﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136848</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35254747-5602-4cbd-806b-9820f5e14825.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaizen;Japon Felsefesiyle Küçük Adımlarla Hayatınızı Değiştiren</image:title>
            <image:caption>Milyonların Hayatını Değiştiren Japon Felsefesi Kaizen“Birçok küçük vuruşla büyük bir ağaç devrilebilir.” -  Japon AtasözüDünya çapında ses getiren, çok satanlar listesine giren bu ilham verici kitap, Japonların asırlık Kaizen felsefesini herkesin anlayabileceği ve uygulayabileceği bir rehber olarak sunuyor.Kaizen, “sürekli iyileşme” anlamına gelir ve bu iyileşme, devrimsel kararlarla değil, küçük ama istikrarlı adımlarla gerçekleşir. Sarah Harvey, kendi hayatındaki köklü değişimi anlatırken sizi de rutininizi sorgulamaya, alışkanlıklarınızı yeniden şekillendirmeye ve daha tatmin edici bir yaşama davet ediyor.• Yeni bir alışkanlık mı edinmek istiyorsunuz?• Hayatınızda bir şeylerin eksik olduğunu mu hissediyorsunuz?• Daha dengeli, daha huzurlu bir yaşamın hayalini mi kuruyorsunuz?O zaman bu kitap tam size göre. Bilimsel araştırmalar, psikolojik içgörüler ve Japon kültüründen alınan ilhamla dolu bu kitap, sadece okudukça değil, uyguladıkça da değiştiriyor. Değişim cesaret ister sanıyorduk. Oysa ihtiyacımız olan tek şey, sadece küçük bir adım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136849</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/290cd2f7-9f54-47bf-a941-410e7a57a3fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Yürekten Konuşanlar</image:title>
            <image:caption>EDEBIYATLA SİNEMAYI BULUŞTURAN ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATININ ÖNEMLİ İSMİ: ROZA’NIN YAPIMCISI VE YAZARI HAMİT İZOL’DAN“Onlar, sesle konuşamadılar ama hep yürekten konuştular. Dille bir şeyler anlatmak çok kolay, yürekten konuşmak çok zor. İşte yürekten konuşan bir anne babanın çocuğu olmak böyle bir lütuf.” Çocuklar birbirlerinin kusurlarıyla dalga geçmeyi, birbirlerine lakap takmayı sevip eğlenceli bulsa da dalga geçilen açısından durum hiç de eğlenceli değildir. Birçok insan, ailesindeki engelliler nedeniyle hayatın zorluklarının yanında, insanların yarattığı sorunlarla da uğraşmak zorunda kalır. Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından Hamit İzol, Yürekten Konuşanlar’da, duyma ve konuşma engelli bir anne ile babanın çocuğu Ahmet’in, kendi yüreğinin sesini duyarak ilerlediği bir macerayı anlatıyor. Bir yanda engeli nedeniyle yürekten konuşanlar, diğer yanda gururu nedeniyle yüreğinin sesini duymazdan gelenler... Yürekten Konuşanlar aile ilişkileri, akrabalıklar, aşk, ayrılık ve kavuşma adına destansı bir roman... Kullanılan Reklam Mecraları:Instagram, Facebook, X sayfalarında ücretli reklam çalışmaları...Kalem Kahve Klavye, Edebiyat Haber, Litera Edebiyat banner alanları...Gazete ve dergilerde reklam, haber ve yorum...Metro duraklarında panolar, Modyo dijital ekranları, sokak afişleri...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136850</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c0646ca-e68b-4863-9dc5-d08a4d98b375.jpg</image:loc>
            <image:title>Yutkunamadıklarım;“Haksızlık” Temalı Öyküler…</image:title>
            <image:caption>HAKSIZLIĞA SUSULMAZ, FISILDANMAZ! YA BAĞIR BAĞIRABİLDİĞİN KADAR YA DA KATLAN BOĞAZINA OTURACAK OLAN O YUMRUYA...Haksızlıklar, insanoğlunun var oluşundan bu yana kaçamadığı, önünü kesemediği en zehirli tecrübelerdir. Hele ki haksızlığa karşı susmak... Bir yumru gibi oturur insanın boğazına. Yutkunamaz, hatta yutkunmayı kendinize hak görmezsiniz. Yutkunamadıklarım da işte böyle çıktı ortaya; bir haksızlığa suskun kalmanın, onu görmezden gelmenin dönüp dolaşıp bizi tehditetmesi gerçeğinin idrakiyle...Bu kitapta “haksızlık” temasıyla yazılmış on hikâye okuyacaksınız. On adet boğaza takılan yumru...Kullanılan Reklam Mecraları:Instagram, Facebook, X sayfalarında ücretli reklam çalışmaları...Kalem Kahve Klavye, Edebiyat Haber, Litera Edebiyat banner alanları...Gazete ve dergilerde reklam, haber ve yorum...Metro duraklarında panolar, Modyo dijital ekranları, sokak afişleri...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136854</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1c243d0-d463-4d2b-84b6-64506bd285b9.jpg</image:loc>
            <image:title>“Büyük Madenci Yürüyüşü” Sonrası Zonguldak;Geleneksel Bir Sanayi Kentinin Neoliberal Kapitalizme İmtihanı</image:title>
            <image:caption>Bu derleme kitap, Türkiye’nin neoliberal kapitalizmle daha yoğun biçimlerde bütünleştiği son 20-30 yıllık süreçte, taşkömürü üretimiyle özdeşleşmiş Zonguldak’ta yaşanan değişimi ve dönüşüm arayışlarını ele alıyor. Zonguldak 1980’lerin neoliberal yeniden yapılanma politikalarına itiraz ettiği Büyük Madenci Yürüyüşü (1991) sonrasında ne bütünüyle “kömür/madenci kenti” özelliklerini koruyabildi ne de “madencilik-sonrası” için yeni bir gelişme dinamiği yakalayabildi. Sanayisizleşme ve ekonomik gerileme süreci içerisinde bir taraftan kömür üretimi saçaklanan biçimlerde sürdürüldü diğer taraftan kömüre alternatif gelişme ihtiyacı sürekli olarak dile getirildi. Bir başka deyişle 2000’li yılların neoliberal kapitalizmle bütünleşmiş Türkiye’sinde, geleneksel bir sanayi kenti olan Zonguldak adeta arafta kalmış bir kent/bölge halini aldı.Kitap boyunca yazarlar, neoliberal kapitalizmin artan hegemonyası altında Zonguldak’ın sözkonusu arafta kalma halini ve çıkış arayışlarını inceliyorlar. Eleştirel perspektife sahip teorik öncüllerden hareket eden incelemeler Zonguldak’ın yakın dönemine dair geniş bir açıklama repertuarı sunarken, aynı zamanda neoliberal kapitalizmin farklı coğrafyalarda, çelişkili ilişkiler ve çatışmalı süreçlerde, çeşitlenen/alacalı biçimlere büründüğünü ortaya koyuyorlar.Mobilizasyonun İmkânları ve Sınırları: Büyük Grev Bir Dönüm Noktası mıydı? SADIK KILIÇ*Kömürün Merkezinde, Çelişkiler Arasında: Zonguldak ve TTK ZEYNEP BAŞAK*Neoliberalizmin Zonguldak’taki Alacalı Biçimleri: TTK’nın Gölgesinde Kaçak Madencilik CANER ÖZDEMİR ve SADIK KILIÇ*Zonguldak’ta Değişen İşçi Sınıfı Kimliği ve Maden İşçisi Erkek(lik)ler ATİLLA BARUTÇU ve FİGEN UZAR ÖZDEMİR*Büyüyen Kentten Büzülen Kente: Zonguldak’ta Doğurganlık ve Nüfusun Dönüşümü CANER ÖZDEMİR*Ne İktidarın Hegemonyası Ne Muhalefetin Kalesi: Emeğin Başkentinde Siyasal Dinamikler ve Seçmen Davranışları İSA DEMİR*Sanayisizleşme, Geride Bırakılmışlık ve Popülist Tepkiler: Avrupa Örnekleriyle Zonguldak’ın Karşılaştırmalı Okuması FATİH CÜRE*Kültür, Turizm ve Sermaye: Zonguldak Turizm Projelerinin Politik Ekonomisi MEHMET EROĞLU*Filyos Vadisi Projesi: “Megaproje Kalkınmacılığı”, Bölgesel Gelişme Sorunu ve “Zonguldak’ın Kaderi” İBRAHİM GÜNDOĞDU</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136855</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7614d4cf-3193-4011-a6ef-9a025b47756b.jpg</image:loc>
            <image:title>Dün Gece Nerede Öldün?</image:title>
            <image:caption>“İnsanoğlunun süratle çok farklı bir yere gideceğini fark ediyor o dakika. Bildiği, yaşadığı şekliyle dünyanın sonunun geldiğini anlıyor. Yeni bir tür insan çıkıyor yerin dibinden. Ölmeyen. Ölümsüz. Açlığının vahşiliği durdurulamaz bir boyuta ulaşmış, utanmaz bir yaratık yükseliyor. Bir çiçek görmek için yerleri tarıyor yürüdüğü patika boyunca. Hiçbir şey göremiyor. Nefes alamıyor.” Ölümü yok sayan insan ölümsüzlükle karşılaşınca, bir şey değişir mi doğasında? Yoksa insan hep aynı insan olarak mı kalır? Günümüz İstanbul’unda, birbirinden çok farklı karakterler, bu ve benzer soruların yüküyle, zamanın kollarında ölümsüzlükle dans etmeye çalışıyor.Ölümsüzlük denilen akılalmaz değişikliğe ve birbirlerine direnirken; sevgiyi, bağlılığı, aileyi ve alışkanlıkları sorguluyorlar kendi yön­temleriyle. Belki de dertleri ölüp ölmemek değil, yaşayamamak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136856</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7794af4f-72c5-427f-8bbd-f2f176925093.jpg</image:loc>
            <image:title>Üstün Yetenekliler Sınıfı 3</image:title>
            <image:caption>Final sınavlarının ardından gelen yaz tatilinde öğrencileri, okulun hazırladığı lüks yolcu gemisinde iki haftalık bir cruise yolculuğu beklemektedir. Ancak tamamen yetenek odaklı olan bu okulun sıradan bir gezi düzenlemeyeceği bellidir ve gemi ıssız bir adaya varır. Burada yılın ilk özel sınavı olan ıssız adada hayatta kalma başlar.Gerekli malzemeler puanla alınabilir ve sınav bitimine kadar korunabilen puanlar, ikinci dönemde avantaj sağlayacaktır.D sınıfı üst sınıfla aralarındaki farkı kapatmak için hiç puan kullanmamayı planlar ve fakat hayatta kalma sınavı hiç de kolay olmayacaktır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136857</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/064b0679-27b2-4ca3-a5f3-8e557b3c0940.jpg</image:loc>
            <image:title>Wuthering Heights</image:title>
            <image:caption>On the windswept moors of Wuthering Heights, Catherine Earnshaw and Heathcliff share a passion too intense to be gentle. Separated by pride, class, and cruel choices, love turns into obsession and revenge. In her only novel, Wuthering Heights, Emily Brontë exposes love at its most destructive. This is not a love story. It’s what happens when love refuses to die.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136858</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e31f7bb-fd9a-4440-8b36-6189c31a2aac.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyunlar ve Etkinliklerle Masallardan Öğrendiklerimiz</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta en sevilen masallar, çocuklar için yeniden anlatılıyor. Üstelik neşeli, anlaşılır ve samimi bir dille! Her hikâye, içinde gizli bir ders barındırıyor ve çocukların iyi davranışları, sabrı, yardımlaşmayı ya da dürüstlüğü anlamasına yardımcı oluyor. Ama hepsi bu kadar değil! Her masalın sonunda eğlenceli etkinlikler, oyunlar ve etkinlik fikirleriyle çocuklar öğrendiklerini pekiştiriyor, yaratıcılıklarını konuşturuyor. Okumak, düşünmek ve birlikte üretmek için harika bir kitap!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136859</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f2c3c90d-2ca7-4c9a-98bb-bd7ec36da484.jpg</image:loc>
            <image:title>Okulda Eleştirel Pedagoji Uygulama Kılavuzu</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, eleştirel pedagoji üzerine yapılan bir bilimsel kongrenin ürünüdür. 2024’te Ankara’da düzenlenen uluslararası katılımlı Birinci Eleştirel Pedagoji Kongresi’nde çok sayıda sunum yapıldı, atölye düzenlendi ve panel gerçekleştirildi. Canlı tartışmaların yapıldığı kongreden izlenimler, başta okuldaki öğretmenler olmak üzere eleştirel pedagojiyi eğitimlerinde kullanacak olan uzmanlar için bir “kılavuz” hazırlamanın faydalı olacağını düşündürttü. 
Kılavuzu hazırlamamızın asıl gerekçesi, günümüzde hayatın birçok yönünü tahakküm altına alan kapitalizmin yarattığı krizlere, olumsuz biçimde en çok etkilediği eğitim içinden ve üzerinden, biz eleştirel eğitimciler tarafından bir cevap vermekti. İnsanlık için değil, iktidar ve sermayenin çıkarları doğrultusunda ve mevcut etkili mecralarda (internet, dijital teknoloji, robotik, kodlama, yapay zekâ vd.) üretilen bilginin asıl olarak eleştirel pedagoji mecrasında ve demokrasi adına üretilebilmesi için yeni bir yaklaşımın kullanılması gerektiği görülmektedir. 
Kongremizin bireyci değil, kolektif eksende üretime yönelecek bir eğitim anlayışı için eleştirel pedagojiyi merkezine almasının ardında, bu demokratik eğitim motivasyonu ve imkânı yer almaktaydı. Kılavuz, eğitim çalışmaları ve derslerde diyalojik olarak, demokratik katılımlı, öznelliğe meydan veren ve “ezilenler”in seslerini duyuracak bir yöntemin nasıl kullanılabileceğini göstermektedir. Kılavuz bir bakıma, eleştirel pedagojinin kuruluş ve gelişmesinin arka planını oluşturan temellerinin üzerine oturacak bir pratiğin ne ve nasıl olması gerektiğini göstermektedir.  Eğitilenlerin bilinçlenerek özgürleşmeleri yolunda bu kılavuzun tüm eğitimcilere ve öğretmenlere yol gösterici olmasını umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136860</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95af2f58-6542-4fe8-813d-85ce94f3e0cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuram,Deneyim ve Müdahale</image:title>
            <image:caption>Kuram, Deneyim ve Müdahale, 1. Eleştirel Pedagoji Kongresi’nde buluşan eğitim bileşenlerinin, eğitimi yalnızca bir aktarım alanı olarak değil; iktidar ilişkileriyle örülü, politik ve dönüştürücü bir pratik olarak yeniden düşünme çabasının ürünüdür. Bu derleme, neoliberal-otoriter baskıların yoğunlaştığı bir tarihsel bağlamda, üniversiteyi ve öğrenme süreçlerini sorgulayan eleştirel bir ortak aklı görünür kılar.
Kitapta yer alan metinler; eleştirel ve feminist pedagojilerden mimarlık eğitimine, yaratıcı drama ve performatif öğrenmeden bakım etiği ve konumlu bilgi tartışmalarına uzanan geniş bir yelpazede, eğitimin bedensel, duygulanımsal ve ilişkisel boyutlarını merkeze alır. Öğrenmenin yalnızca bilişsel değil; deneyim, duygu ve kolektif karşılaşmalarla kurulan bir süreç olduğunu hatırlatır. Akademide sessizleştirme, güvencesizlik ve performans baskısı karşısında, dayanışma ve birlikte düşünmenin imkânlarını araştırır. Kuram, Deneyim ve Müdahale, eleştirel pedagojiyi kapalı bir teori değil; farklı disiplinlerde sınanan, çoğalan ve dönüştürücü bir müdahale alanı olarak ele alır. Okuru, kendi pedagojik konumunu, alışkanlıklarını ve direniş olanaklarını yeniden düşünmeye davet eder. Eğitimle umudu yeniden kurmanın, bilgiyi kamusal ve özgürleştirici bir güç olarak sahiplenmenin çağrısını yapar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136861</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cdeefe7-24bf-47ce-b033-d58e443920de.jpg</image:loc>
            <image:title>Celladın Gözyaşı</image:title>
            <image:caption>Padişah ferman buyurmaz ise 
Celladın kimseye zevali olmaz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136862</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73549c6e-d2f5-44da-8041-a39b1aa0057f.jpg</image:loc>
            <image:title>Okyanus Kıyısında Uyku</image:title>
            <image:caption>Tulû Ülgen&apos;in &quot;Okyanus Kıyısında Uyku&quot;su felsefeyle iç içe geçen bir aşk ve dönüşüm hikayesi. Pandemi zamanı kedilerin de korona salgınından geçtiği sırada yaşanmış olaylardan esinlenerek kaleme alınmış bir hikaye. Bedenin dili, hayvani dil, maddenin dili, rüyaların dili, mesleki diller, yakınlığın uzaklığın dilleri, farklı janrlar, farklı lisanlarda konuşulan diller arasında gezinirken tüm canlılara hitap eden bir arayış...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136863</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dda5ad50-aafd-4137-bc08-3d07f609468b.jpg</image:loc>
            <image:title>Benden Bana Ne</image:title>
            <image:caption>NE OLMADIĞINI FARK ETTİĞİNDE KİM OLDUĞUNU HATIRLARSIN! Bazı insanlar dünyaya bir şey anlatmak için değil, insanı kendine hatırlatmak için yazar Eddi Anter’in kelimeleri, aklın ötesine seslenir; zihni susturur, kalbi konuşturur. Onun kitapları bir öğreti değil, bir hatırlayıştır. Okudukça değil, hissettikçe anlaşılır. Her cümlesinde bir çağrı gizlidir: Maskelerini bırak, sus, bak, hatırla! Çünkü aradığın cevap hiçbir zaman dışarıda değil... Eddi Anter, kelimeleriyle değil, o kelimelerin arasındaki boşlukta yankılanan sessizlikle konuşur. Benden Bana Ne, insanın kendini arayıp bulması ve kendi olmasını sade bir dille sorguluyor. Hayat yolculuğunda gideceği yolu seçen kişi yönlendirilir. Sadece olması gereken olur. Buna karar verecek olan kişinin kendisidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136864</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0daa5be8-38ef-41ae-beb9-9b36a6999b6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Panik Ataklının Günlüğü</image:title>
            <image:caption>PANİK ATAK, KALBİN DEĞİL HAYATIN SIKIŞMASIDIR.Bir gün beden “Dur!” der. Ne zaman, nerede ve neden olduğunu sormaz.Kalp hızlanır.Nefes daralır.Dünya bir anda küçülür...Panik atak böyle başlar. Sessiz, ani ve hayatın tam ortasında.Ayşegül Günsür, bu kitapta yıllarca süren panik atak mücadelesini tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Hastane koridorları, yanlış teşhisler, ilaçlar, korkular, evlilik, iş hayatı ve “her şey yolundayken” gelen krizler...Bir Panik Ataklının Günlüğü, panik atağı uzaktan anlatan bir rehber değil; onu yaşayan bir kadının içeriden, filtresiz tanıklığı.Bu kitapta, panik atağın bedende ve zihinde nasıl başladığını, insanları nasıl yalnızlaştırdığını, hayatı nasıl parça parça daralttığını ve bir insanın kendini bu karanlığın içinde nasıl aramaya başladığını okuyacaksınız.Eğer siz de “Kalbim duracak gibi oluyor!” “Bayılacağım!” “Kimse beni anlamıyor!” diyenlerdenseniz bu kitap size şunu fısıldıyor:Yalnız değilsin. Ve bu bir kader değil.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136865</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccb160b8-ab62-4f5a-8395-aa0388ca869a.jpg</image:loc>
            <image:title>A Tale of Two Cities</image:title>
            <image:caption>A Tale of Two Cities by Charles Dickens is a historical novel published in 1859. 
Set in London and Paris during the tumultuous French Revolution, it follows Dr. Alexandre Manette after his mysterious 18-year imprisonment in the Bastille and his reunion with his daughter Lucie. Their lives become entangled with a French aristocrat fleeing his heritage and a dissolute English lawyer who harbors secret devotion. 
Against the backdrop of revolutionary violence, personal sacrifices and hidden connections shape their intertwined fates.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136866</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a57ddd61-a653-4e5d-947a-784e17c268e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Dilin Dört Atlısı;Vüs’at O.Bener, Bilge Karasu, Leyla Erbil, Oğuz Atay’dan Türkçeye Armağanlar</image:title>
            <image:caption>“Dilin Dört Atlısı” diye adlandırdığımız Vüs’at O. Bener, Bilge Karasu, Leyla Erbil ve Oğuz Atay’ın dil çabalarını, dil oyunculukları, bir bozma oyunu olduğu kadar bir yeniden yaratma, dağıtarak direnirken yeni tohumlar saçma uğraşı olarak da tanımlayabiliriz... Dilin Dört Atlısı, resmi iktidar zorlamalarının tekil bir görünüm vermeye çalıştığı, kutsallaştırıp yüceleştirdiği, tanrısallaştırıp tartışılamaz kıldığı dil öğelerine karşı ortak bir savaş açmış gibidir. Onlar, kendi dillerine ve insanlık tarihine ait bilinen ezberleri bozarak, kurulmuş hiyerarşileri yıkarak uygunsuz buluşturmalar kurarlar, tarih ve kültürle karnavalcı, sıcak bir diyaloji sağlarlar, yalınkılıç yürürler resmiyetin, ciddiyetin üstüne...İsyankâr bir oyun içinde dili ve hayatı yeniden okumaya, okutmaya çağırırlar.Kybele Ana’dan, Umay Tanrı’dan, Dedem Korkut’tan bu yana birçok büyük insanlık kültürüne ev sahipliği yapmış Anadolu’nun güçlü edebiyat kaynağında kategorileştirmeler ve çatışmalar çıkararak, “Biçimci”,  “İçerikçi” kayıkçı kavgaları içinde kendilerine yer açmak isteyenlere, kültürümüzü yavanlaştırma çabası içinde olanlara karşı yakılmış bir ışıktır “Dilin Dört Atlısı”...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136867</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb7a738d-ce7e-4461-8655-3e77a3fefb92.jpg</image:loc>
            <image:title>İrade Terbiyesi</image:title>
            <image:caption>“Payot, iradeyi belirsiz bir metafizik kavram olmaktan çıkarıp, rasyonel bir eğitim sistemine dönüştürmüştür.”—ÉMILE DURKHEIMFransız eğitimci ve felsefeci Jules Payot, 19. yüzyılın sonunda kaleme aldığı bu kült eserle, modern insanın zihinsel disiplin arayışına yön veren en önemli figürlerden biri hâline geldi. Aix-Marseille Üniversitesi’nde rektörlük görevini yürüttüğü yıllarda, insan iradesinin doğuştan gelen bir yetenekten ziyade, titizlikle işlenmesi gereken bir zanaat olduğunu savundu. Hayatı boyunca psikolojinin pratik uygulama alanlarına odaklanan Payot, rasyonel düşüncenin duygular üzerindeki hâkimiyetini bilimsel bir disiplinle ele aldı ve bireyin kendi potansiyeline ulaşmasını engelleyen içsel engelleri aşmanın yollarını aradı.İrade Terbiyesi, yayımlandığı günden itibaren bir rehber kitabın ötesine geçerek dünya edebiyatının ve düşünce tarihinin sarsılmaz köşe taşlarından biri oldu. Payot, zihni bulandıran tembelliği, dikkati dağıtan boş uğraşları ve kararsızlığın getirdiği ruhsal çöküntüyü bir cerrah titizliğiyle çözümledi; ardından okuru kendi iç dünyasında bir egemenlik kurmaya davet etti. Cemil Meriç’ten Ali Fuat Başgil’e kadar pek çok entelektüelin düşünce dünyasını şekillendiren eserde disiplin, bir kısıtlamadan ziyade gerçek özgürlüğe açılan yegâne kapı olarak tanımlandı. Jules Payot insanın en büyük zaferinin yine kendi üzerinde kurduğu hâkimiyet olduğunu, zamana meydan okuyan bir anlatımla ortaya koydu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136868</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29c902cc-5c72-489b-9d6a-f077252ce38a.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Yıl Okul Tatili</image:title>
            <image:caption>“Onlar artık okul sıralarındaki o gamsız öğrenciler değildi. Kitapların yerini tecrübe, oyunların yerini ise amansız bir hayatta kalma mücadelesi almıştı.”Fırtına dindiğinde geriye sadece on beş çocuk ve onları kuşatan uçsuz bucaksız bir okyanus kaldı. Yeni Zelanda’daki Chairman Yatılı Okulu öğrencilerinin hayali, altı haftalık keyifli bir gemi yolculuğuydu. Ancak yolculuktan önceki gece, tüm mürettebat kıyıda eğlencenin tadını çıkarırken geminin halatları esrarengiz bir şekilde koptu. Kamaralarında uyuyan çocuklarla birlikte okyanusa sürüklenen gemi, çok geçmeden şiddetli bir fırtınanın ortasında kaldı.Sonunda gemi karaya oturdu, çocuklarsa kendilerini haritalarda bile yer almayan, ıssız ve gizemli bir adanın kucağında buldu. Yanlarında ne bir kaptan vardı ne de onlara yol gösterecek bir yetişkin. Hayatta kalmak için avlanmayı, barınak yapmayı ve doğanın acımasız koşullarıyla baş etmeyi öğrenmeleri gerekiyordu.Günler haftalara, haftalar yıllara dönüşürken; liderlik hırsları, gruplaşmalar ve zorlu doğa koşulları, adadaki bu küçük medeniyeti büyük bir sınavdan geçirecekti.İki Yıl Okul Tatili, dayanışma ve büyüme üzerine zamansız bir Jules Verne klasiği.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136869</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5470e9c7-d3cd-4b62-9529-9028227cd0ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevmek Sevilmek Cinselik</image:title>
            <image:caption>Sevmek, Sevilmek, Cinsellik, Nihan Kaya’nın 2021-2025 yılları arasında İngiltere, UCL’de Beyin Bilimleri Fakültesi (Faculty of Brain Sciences), Psikoloji ve Dil Bilimleri Bölümü (Division of Psychology and Language Sciences), Klinik, Eğitim ve Sağlık Psikolojisi Anabilim Dalı (Department of Clinical, Educational and Health Psychology), Psikanaliz (Araştırma) Birimi’nde (Psychoanalysis Unit) yaptığı araştırmalara dayanıyor. Psikanaliz, nörobilim ve gelişim psikolojisini harmanlayan bu kitap, yetişkinlikteki sevme biçimlerimizin çocukluktaki temellerini irdeliyor. Anne karnından başlayarak benliğin ortaya çıkma süreci, “öteki”nin varlığının “ben”in oluşmasında etkisi, yeme tercihlerimiz, sindirme ya da sindirememe biçimlerimiz, romantik eğilimlerimiz gibi birçok konu, bu kitapta ilk ilişkilerimiz çerçevesinde açıklanmakta. Sevmek, Sevilmek, Cinsellik, nesne ilişkileri kuramının temel unsurlarını herkesin anlayacağı şekilde yeniden yorumlayarak aktaran bir eser. Psikanalizin en karmaşık teorilerini okura Nihan Kaya’nın hem akademik hem edebi yorumuyla ve basitleştirilmiş bir dille ulaştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136870</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e6b241d-10a0-440f-a760-e0e84200f852.jpg</image:loc>
            <image:title>My Thoughts</image:title>
            <image:caption>One of the most distinctive elements that our profession affords us, and that sets it apart from others, is the master–apprentice relationship. If,
along this journey, one has the good fortune to encounter true masters, one may indeed consider oneself lucky. Although the composer trained in various branches of music and learned the guitar through his own
efforts, has made important contributions to the formation of distinguished figures in the field of music and, modestly, to my own artistic development. Thus, when he remarked, “I am composing something for the guitar,” my excitement was beyond description.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136871</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/088ea2f7-6227-4daf-989c-f5657cb5b135.jpg</image:loc>
            <image:title>Prelude &amp; Fugue</image:title>
            <image:caption>The friendship between Mexican composer Manuel
Ponce and Spanish guitarist Andrés Segovia
contributed significantly to the development of the
guitar repertoire.
In addition, several of the composer’s works that
were not originally written for the guitar—such as
Scherzino Mexicano, Intermezzo, and Estrellita—
have been arranged and incorporated into the
guitar repertoire.
Building upon this approach, Mr. Dorukhan Ersin
conducted research into additional works suitable
for performance on the guitar and ultimately
identified Manuel Ponce’s “Prelude &amp; Fugue”,
originally composed for left-hand piano, as a work
adaptable to the guitar. He subsequently arranged
the piece for solo guitar.
I hope that these highly valuable works, which
I consider to be a significant contribution to the
guitar repertoire, will be performed with
appreciation by guitarists.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136872</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ee6c291-60f8-403b-b6cf-756767ab1ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Minuet From HWV 434</image:title>
            <image:caption>During a music history class at the conservatory, our instructor encouraged us to listen in particular to a Minuet by Handel, as performed by İdil Biret. Although the class was focus on Romantic period of the music, I initially struggled to understand why a work by a Baroque composer had been singled out. Yet, upon listening to the piece, I came to understand my instructor’s intention and was reminded of Vladimir Horowitz’s oft-quoted remark: “Every composer is a Romantic.” Biret’s performance deeply moved me and sparked a desire to perform the piece on guitar. I found the score, but the version she played in her concerts was based on her teacher Wilhelm Kempff’s version. Although the score I had was the original version; to remain faithful to the composer’s notation, I have preferred to arrange the piece for two guitars instead of solo guitar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136873</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0869663d-f6dc-4839-b64a-ecc5a8a9a47d.jpg</image:loc>
            <image:title>Önce Cumhuriyet</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet gazetesi kurulduğu ilk günden bu yana patronsuz, bağımsız ve tarafsız yayıncılığı etik ve ilkesel olarak özümsemiş, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve aydınlanması yolunda değeri tartışılmaz yazılı bir medya organı olmuştur. Bu nedenle her dönem hedefe konulmuştur. Darbelerden sansüre, baskılardan suikastlara kadar pek çok zorluğu göğüsleyen gazete, bu özelliğiyle hem Türkiye hem de dünya basın tarihine damgasını vurmuş ve vurmaya devam etmektedir. 

Önce Cumhuriyet kitabı, Ankara Cumhuriyet Okurları’nın gönüllülüğüyle ve kitaplarıyla gazeteciliğinden tanıdığımız; başta Yunus Nadi Roman Ödülü olmak üzere hem edebiyatta hem de gazetecilikte sayısız ödülün sahibi gazeteci-yazar Adnan Gerger’in emeğiyle yayımlandı. Gerger, aylarca süren yoğun bir çalışmadan sonra bu kitabı oluşturdu.

Dünyada bir benzerinin olmadığı böylesine okurların belleğini, sesini ve sorumluluğunu belgeleyen bu eser, Cumhuriyet okuru olmanın ayrıcalığını, okurların bireysel çaba ve özverileriyle gazeteye nasıl sahip çıktıklarını tarihe not düşüyor. Evet, Uğur Mumcu’nun sözüyle: “Her gün bir ekmek, bir Cumhuriyet.”

Sonsuza kadar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136874</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c6083a3-842c-48e6-a14f-46c69381f0cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Nigahdar</image:title>
            <image:caption>GÖRDÜĞÜN, DUYDUĞUN, DENEYİMLEDİĞİN HER ŞEY BİR İLLÜZYON. TEK GERÇEK SENİN İÇİNDE.

TANRI VE BİLİM BİRBİRİNE HİÇ BU KADAR YAKIN OLMAMIŞTI.

“Git bana bir niyagrodha ağacının meyvesini getir.”

“Getirdim efendim.”

“Şimdi onu ortasından ikiye böl.”

“Böldüm.”

“Ne görüyorsun?”

“Çekirdekleri efendim. Minicikler.”

“Şimdi o çekirdeklerden birinin içini aç.”

“Açtım efendim.”

“Ne görüyorsun?”

“Hiç.’’

“Bak evladım, o göremediğin özden bir niyagrodha ağacı meydana gelir. Çekirdeğin içindeki boşluk o öz ile doludur. Onu göremesen bile o her yerdedir. Tıpkı senin bedenin gibi. İçindeki özü göremezsin ama o oradadır. Tanrı da böyledir. Onu göremesen bile her şeyin içindedir. Her şey varoluşunu ona borçludur. İşte en büyük hakikat budur. Ve sen… Sen O’sun işte.”



Columbia Üniversitesi’nde atom fiziği dersleri veren ve ateşli bir ateist olan Şirin Özdemir, tüm hayatının büyük bir yalan olduğunu öğrenmesiyle birlik­te olayları çözmek amacıyla New York’tan İstanbul’a gelir ve şehre adım atar atmaz kendisini bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulur.

Bu mücadelede ona; yollarının trajik bir biçimde kesiştiği tanınmış bir yazar ve felsefeci olan karizmatik genç profesör Algan Ataman yardım eder.

İkili hayatta kalmaya ve gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışırken geçmişten gü­nümüze gelen ve tüm dinleri derinden etkileyecek büyük sırrın ne olduğunu bulmak zorundadırlar. Ve elbette büyük bir küresel gücün türlü oyunlarıyla baş etmeleri gerekir.

Başak Sayan Nigâhdar ile okuru Hallâcı Mansûr’un kayıp risaleleri eksenin­de tarihin derinliklerine sürüklüyor; tasavvuf, din, Tanrı kavramlarının atom fiziği ve kuantum evreniyle iç içe geçtiği heyecan dozu yüksek bir dünyaya götürüyor.

Maddenin içi dolu gözüktüğü kadar boştur…

İmâmı Rabbânî  İslam âlimi ve tasavvuf önderi.

Atomun büyük kısmı boşluktur.

Ernest Rutherford  Deneysel fizikçi ve nükleer fizik araştırmalarının öncüsü.

Atom modelini bulmuştur. 1908 Nobel Kimya Ödülü sahibi.

“Hakikati bulmak için marifet kapısından geç!”

“Unutma, insan neyi ararsa onu bulur! İnsan neye hazırsa o da onun için hazırdır. Allah’ı arayan onu bulur. O’na dön, son nokta O’dur.”

“Hayatında çelişki barındırmayan, iyilik timsali insanlara karşı hep temkinli olmak gerekirdi. Ya da sadece kötü günlerde yanında görünenlere karşı. Zira bu günler onların kendilerini iyi hissetmeleri için biçilmiş kaftandı. Ne kadar şanslı olduklarını kendilerine hatırlatmalarını sağlamak için. Önemli olan iyi günleri, başarıları ve sevinçleri paylaşabilmekti. İnsanoğlu çelişkilerle dolu bir varlıktı işte böyle.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136875</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a889dadf-3cf2-450e-9590-d2083b4be0f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülün Açtığı Gece</image:title>
            <image:caption>ÖLÜM YALNIZCA FANİLER İÇİNDİR. HAKİKATE ERENLER İÇİN NE DOĞUM OLUR NE DE ÖLÜM!

YAŞAMIN EN BÜYÜK SIRRI KÂİNATIN HER ZERRESİNDE GİZLİ.

“Şu toprak kabı al getir bana.”

“İçi boş ama.”

“Kabın içinde hava yok mu?”

“Var.”

“Şu an soluduğun hava ile kabın içindeki hava birbirinden ayrı mı?”

“Hayır, ikisi de aynı hava.”

“Doğru. Zahirde ayrı gibi görünse de özde aynılar. Biz de böyleyiz işte. Ruhlarımız bedenlerimizin içinde tıpkı bu toprak kabın içindeki hava gibi hapistir. Her şeyin özü ile ruhlarımız ayrı gibi görünse de birdir. Aynıdır. Nasıl ki varolan hava kabı kendiliğinden dolduruyorsa, İlahi Olan, Yüce Yaradan da bu yaşamda kullandığımız, beden dediğimiz kapları doldurur böyle. Bu nedenle varolan her şey O’dur. Her şey O’nun tecelli etmiş bir formudur.”

Tüm dünyayı sarsacak bilimsel bir keşfin arifesinde olan Şirin Özdemir, çalıştığı laboratuvar saldırıya uğrayınca ağır bir suçlamayla karşı karşıya kalır. Hem kendini temize çıkarmak hem de peşindekilerin elinden kurtulup Hallâc-ı Mansûr’un kayıp elyazmalarının izini sürmek için Profesör Algan Ataman’a ulaşmak zorundadır. Bu eser, tüm inanç sistemlerinin egemenliğini derinden sarsacak bir sırrı barındırmaktadır. Peşlerindeki istihbarat servisleri ve acımasız katille nefes kesen bir ölüm kalım mücadelesine girişen ikili, öte yandan gizlenen bir tarihe şahitlik edecektir.

Başak Sayan, dördüncü romanı Nigâhdar’ın ardından bu kez Gülün Açtığı Gece ile okurlarını; Şems-i Tebrizi’nin gizlenen kimliğinin, Alamut ve efendilerinin az bilinen tarihinin derinliklerine sürüklüyor. Bir kez daha bilim, felsefe, din ve mistisizmin sınırlarında gezdi­rerek tüm disiplinlerin birbiriyle olan ilişkisini gözler önüne seriyor.

“Ya aslında evren dediğimiz şey Tanrı’nın ta kendisi ise?”

“Bir insanın çıkacağı en zorlu yolculuk kendi içine doğru olandır.”

“Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerekir.”

“Altın olsam değerimi herkes bilirdi. Ben basit bir demirim, değerimi sadece anlayan bilir.”

“Dil sınırlıdır, hakikat ise sınırsız. Sınırsız bir hakikati sınırlı bir araçla nasıl anlatabilirsin?”

“Yeryüzünde şu âna kadar yazılmamış üç kitap vardır: Biri hakikatin aynası, biri aşkın ateşi, biri ise gömülüdür.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136876</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64de23a6-eb6e-46ac-9e62-1b65fccbafd8.jpg</image:loc>
            <image:title>Dostum, Denemeye Bak!</image:title>
            <image:caption>Eğer kanatlarımız varsa, onları çırpmak zorunda mıyız? Hanzade Servi’nin imzasını taşıyan Dostum, Denemeye Bak!, günlük hayatın küçük ayrıntıları üstüne düşündüren sohbet tadındaki denemelerden oluşuyor. Günümüz gençliğinin yaşamını şekillendiren trend konuları eleştirel bir süzgeçten geçirerek kaleminin ucuna takan yazar, okurları tartışmaya ve sorgulamaya itiyor. Sadece gençlerin değil yetişkinlerin de üzerine kafa yoracağı derin meselelere değinen kitap, sıradan gibi görünen olayların ardında yatan gerçeklere bambaşka gözlerle bakmamızı sağlıyor. En eşsiz markanın insanın kendisi olduğu görüşü, özgüven eksikliğinin yetenekleri baskılama hızı, zorbalığa karşı hangi taktiklerin işe yaradığı, kitapların travma yaratabileceği endişesi, sosyal medya düşkünlüğünün sonuçları, öğretmen öğrenci iletişimi, yapay zekânın hayatımızdaki rolü ve çok daha fazlası... Gençlerin ortak sorunlarını kendine has mizahından ödün vermeden mercek altına alan Hanzade Servi, okurları yormadan uzun uzun düşünmeye ve sohbet etmeye davet ediyor. Hayatın getirdiklerine ve götürdüklerine eleştirel düşünme perspektifiyle yaklaşan Dostum, Denemeye Bak!, satır aralarında “Yalnız değilsin,” diye fısıldıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136877</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d39229ae-98ee-443e-a1bf-27a78548f4ef.jpg</image:loc>
            <image:title>Abazalar : Köken, Tarih ve Etnisite Üzerine Yazılı Kaynaklar</image:title>
            <image:caption>Kafkasya’nın kadim halklarından Abazalar kimdir? Kuzeybatı Kafkasya’nın sosyokültürel coğrafyasında nasıl bir tarihsel rol oynamış, Abhaz–Çerkes dünyası içinde nasıl bir yer edinmişlerdir?

Abazalar: Köken, Tarih ve Etnisite Üzerine Yazılı Kaynaklar, bu sorulara yazılı tanıklıkların izinden giderek cevap arayan kapsamlı bir çalışmadır. Kitapta 14. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan arşiv belgeleri, seyahatnameler ve askeri raporlar aracılığıyla Abaza tarihinin izi sürülmekte; köken anlatıları, siyasal yapılanmalar ve etnik kimliğe ilişkin tartışmalar, dönemin kayıtlarıyla birlikte ele alınmaktadır.

Samir Hotko’nun Giriş bölümündeki geniş değerlendirmesi, yalnızca tarihsel yorum sunmakla kalmıyor; farklı dönemlere ait anlatı ve belgeleri bir araya getirerek okuyucuya birincil kaynaklara dayalı güçlü bir başvuru kaynağı sağlıyor. Abazaların tarih sahnesindeki görünürlüğü, yerleşik kabullerin ve mitlerin ötesine taşınarak belgeler ışığında yeniden değerlendiriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136878</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffc2fb8f-a946-4e0b-a01e-5877e7dc673b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuantum İstihbarat 2071</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihinin en kritik eşiklerinden birindeyiz. Bir yanda atom altı dünyanın derinliklerinde yükselen kuantum fiziği, diğer yanda insan zekâsını aşma eşiğine yaklaşan yapay zekâ sistemleri. Peki, bu iki sarsıcı güç aynı anda devreye girdiğinde nasıl bir dünya ortaya çıkacak?Kuantum İstihbarat 2071, Pentagon’un kapalı operasyon alanlarından CERN’de yalnızca sınırlı çevrelerin ayrıntılarına hâkim olduğu çalışmalara; parapsikolojik operasyonlardan “bilinçli yapay zekâ” araştırmalarına kadar uzanan geniş bir çerçevede, geleceğin güvenlik altyapısının arka planını analiz ediyor.Eser; kuantum bilinç araştırmalarını ve parapsikolojik fenomenlerin stratejisini, geleceği şekillendirmek adına küresel istikrarsızlıkta rol oynayan IŞİD/DAİŞ ve benzeri yapıların ideolojik, bilişsel ve algısal savaş yöntemleriyle birlikte ele alıyor. Bu bağlamda, evrenin “kayıp hafızası” olarak tanımlanan levhimahfuz kavramının modern istihbarat dünyasındaki olası stratejik karşılıklarını sorguluyor.Bu çalışma, metafizik ve modern bilim ile istihbaratın iç içe geçtiği bir alanda, geleceği şekillendiren temel sorulara odaklanıyor;• Kuantum temelli bilinç modelleri, istihbarat alanında etkin bir araca dönüşebilir mi?• Yapay zekâ, salt algoritmik işlem sınırlarını aşarak insan benzeri bilişsel yapılara evrilebilir mi?• İnsanlık, kozmik hafıza olan levhimahfuz kayıtlarına erişim sağlayabilir mi?Bu derin soruların izini süren kitap; Stuart Hameroff, Elon Musk’ın “yapay zekânın babası” ve “her şeyi icat etti” olarak tanımladığı Jürgen Schmidhuber, Yoshua Bengio ve David Passig gibi dünya çapında kabul görmüş isimlerin görüşleri, değerlendirmeleri ve vizyoner katkılarıyla zenginleşiyor.Farklı disiplinlerden beslenen bu özgün çalışma, okuru kaçınılmaz bir sorgulamayla baş başa bırakıyor: “Teknolojiyi biz mi yönlendiriyoruz, yoksa teknolojiyle yeni bir insan mı inşa ediliyor?”Yakın gelecekte üstünlük; sezgisel karar verme süreçlerini ileri teknolojik sistemlerle, disiplinler arası bilgi birikimini ise kuantum temelli yöntemlerle bütünleştirebilen stratejik yapıların elinde biçimlenecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136879</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc0d5fbb-4add-4d93-a5c4-e70cc2c00294.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyasi Parti Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Siyasi partiler, anayasal kurumlar olsalar da devletin herhangi bir yönetim organı değillerdir. Siyasi partilerin ülkenin yasama ve yürütme organlarında görev yapabilmeleri, yani kamusal alanda görev almaya hak kazanabilmeleri, ancak ülke genelinde ve yerel yönetimlerde yapılan seçimlerde dereceye girmeleriyle mümkündür. 

Siyasi partilerin varlık nedeni, onurlu ve hür yaşamını sürdürmek isteyen yurttaşların devletin devasa gücüne karşı savunmasız kalmasını ve devleti yönettiğini iddia eden aktörlerin toplumu istedikleri gibi şekillendirebileceği bir &quot;nesne&quot; olarak görmeye başlamasını önlemektir.  Bu nedenle ‘’demokrasinin vazgeçilmez unsurları’’ olarak görülürler.   

Siyasi partilerin özünde bir sivil toplum kuruluşları olmaları, seçimlerde başarılı oldukları takdirde de toplumsal yaşamın en asil eylemlerinden biri sayılan devlet yönetiminin önemli bir paydaşı olmaya hak kazanmaları, onları ülke yönetiminde eşsiz bir konuma getirir. 

Siyasi partiler, yüzlerce farklı lokasyonda örgütü bulunan, yönetici sayısı bini, aktif üye sayısı milyonu aşabilen, özel kişilere ait herhangi bir ortaklar kuruluna tâbi olmayan, bünyesinde birden fazla güç merkezi olan ve kâr amacı gütmeyen büyük, karmaşık siyasi tüzel kişiliklerdir. Hem sosyo-demografik hem de beklenti çeşitliliği bakımından birbirinden farklı üyeleri (kitleleri) bünyelerinde barındırmaları nedeniyle de kendi içlerinde bireysel, grupsal ve sınıfsal çıkar gerilimini en üst seviyede yaşayan kurumlardır. Siyasi partiler aynı zamanda, bir ulusun demokratik yaşama uygunluk derecesinin sürekli test edildiği, tüm yurttaşlara açık sivil toplum laboratuvarlarıdır. 

Bu derece yoğun ve karmaşık faktörün ve çeşitli aktörün bir arada bulunduğu organizasyonlarda “meşru” şekilde bir siyasi partinin yönetimine gelebilmek, daha sonra da seçimleri kazanarak siyasi partiyi yasama ve yürütmede etkili bir yönetim pozisyonuna taşıyabilmek veya muhalefette kalarak yönetime meydan okuyabilmek hiç de kolay değildir. Yüksek derecede nitelik ve erdem gerektiren bu zorlu görevlerin yerine getirilmesi, siyasi parti lider ve yöneticilerinin ancak “çoğunlukçuluk”, “çoğulculuk”, “kapsayıcılık” ve ‘’etkililik’’ ilkelerinin hepsine eş zamanlı riayet etmesiyle mümkündür. 

Siyasi Parti Yönetimi başlıklı elinizdeki kitap bu doğrultuda hazırlanan somut bir yönetişim önerisini tartışmaya açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136880</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/975b4183-4628-46fa-a8aa-e22258584c3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasreddin Hoca</image:title>
            <image:caption>Nasreddin Hoca öyle bir kişiliktir ki hiçbir zaman tamamlanıp bitmiş denemez, yüzlerce kez yeni baştan tasarlanmakta ve yalnızca kendisini yaratanlara benzemektedir. O, bu fıkralarında, hoyrat iktidar tutkusu karşısında güleryüzlü yürekliliğin, serinkanlı bir güç ve mertliğin, ağırbaşlılığın ve özenli olmanın neler yapabileceğini gösteren ulusal bir simgedir... Bu kitapta, Hoca’nın inanışlarla, sosyal hayatla ve Temür’le ilgili fıkraları ile diğer fıkralarından 295’i yer alıyor.
Abdülbâki Gölpınarlı, 1900 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Erkek Muallim Mektebinde, yükseköğrenimini İstanbul Edebiyat Fakültesinde tamamladı. Birçok lisede edebiyat öğretmenliğiyle, Ankara Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesinde Türk Edebiyat Tarihi ve Metinler Şerhi derslerini vermiş ve değişik gazetelerde çalışmıştır. 25 Ağustos 1982’de İstanbul’da yitirdiğimiz yazarın, elinizdeki Nasreddin Hoca dışında Yunus Emre, Fuzuli, Mevlânâ ve Mesnevi üzerine de kitapları bulunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136881</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88443477-5ff0-4daa-9a8e-3a4370b8fdb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ingram</image:title>
            <image:caption>BİR NEW YORK TIMES ÇOKSATANIGazap Üzümleri, Forrest Gump ile buluşursa...‘’Louis C.K. büyük Amerikan romanlarına selam çakıyor.”Book and Film GlobeBaşrolde toprağın kıraç olduğu, yolun hiçbir yere çıkmadığııssız bir çiftlikte büyüyen Ingram var.Büyük Buhran zamanları.Yoksulluğun içinde tükenmişliğin ağırlığı ve kaçınılmaz gerçek:Ingram evini terk etmek zorunda, bu soğuk cehennemi geride bırakacak.Arkasında yaralı bir çocukluk, önünde ise kimsenin kimseyi umursamadığı koca Amerika var.Ne aile ne para.Hayatta kalma içgüdüsü ve bir gün kendi kamyonetine sahip olma hayalinden başka hiçbir şeyi yok.Teksas’ın işçi sınıfı coğrafyasında mısır tarlaları, petrol sahaları, nehirler ve bitmeyen yollar arasında Ingram, Amerikan rüyası denen garabetle tanışıyor.Yol üstü lokantaları, yırtmaya çalışan garsonlar, göçmen işçiler, suçlular, kaybolmuş ruhlar…Her biri ona hayata dair bir şey öğretecek: Bazısı merhameti, bazısı şiddeti, bazısı da sadece “şans” denen yalanın acımasızlığını.Dünya Ingram’a karşı kayıtsız ama Ingram kayıtsızlığa bile direniyor.Yol uzadıkça, talihin de felaketin de onu kovalamadığını, asıl meselenin kendi seçimlerini yapmayı öğrenmek olduğunu kavrayacak.Peki ya kaçmaya çalıştığı geçmişi, geleceğinin ta kendisiyse?Dünyaca ünlü komedyen Louis C.K.’den şaşırtıcı derecede güçlü bir ilk roman:Tehlikeli ama umutlu, tekinsiz ama büyüleyici bir yol hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136882</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7043422-6791-4c88-b271-55ae83f8d020.jpg</image:loc>
            <image:title>Auschwitz&apos;te Açan Çiçek</image:title>
            <image:caption>Yaşa ve sev. Şimdi bir kez daha, iki elle sarılması gereken bir görevdi bu. Bir çocuğun aldığı ilk nefes, insanı dünyaya bağlayan bir umut demekti. Auschwitz’teki ebe bunu çok iyi biliyordu. 

Yaşatmakla ölmek arasında gidip geliyordu bu hikâye. Bir tarafta yaşamın kıymetini bir ebenin hayatı üzerinden anlarken, diğer taraftan adını soykırım ile tarihe yazdıran bir sürünün yaşattığı vahşetin acıtan öyküsü… 

Auschwitz’te Açan Çiçek, her şeyin zıddı ile kaim olduğu bu dünyada yaşatmanın mucizesini haykırırken faşizmin gerçek yüzünü gözler önüne sermeyi de ihmal etmiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136883</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c45e17d6-35ed-4546-88f3-c7df030b8d79.jpg</image:loc>
            <image:title>Bahar Bahçesi</image:title>
            <image:caption>“Rüzgârın taşıdığı, dalgaların sürüklediği o incecik öğütülmüş küller kısa sürede kaybolup gitmişti. Şimdi havanın içinde sıkışıp kalan toz da aynı kemiklerin zerreleriydi. Peki bunlar babamın hangi parçaları, diye düşündü Taro.”

Eşinden boşandıktan sonra Tokyo’da yeni bir hayata başlayan Taro, yakında yıkılması planlanan bir apartman dairesinde yalnız yaşamaktadır. Bu sırada üst kat komşusu Nishi ile aralarında alışılmışın dışında bir arkadaşlık başlar. Nishi’nin apartmanlarının yanındaki gök mavisi eve duyduğu tuhaf saplantı, Taro’ya yeni bir dünyanın kapılarını aralar. Nishi’nin Bahar Bahçesi adlı bir fotoğraf kitabında keşfettiği bu gizemli ev, kısa süre içinde ikisinin de hayatlarının odak noktası haline gelir. Kitabın sayfalarındaki o huzurlu hayatın, misket limonu yeşili fayansların ve oya ağaçlarının peşine düşen Nishi, zamanın ötesindeki bir ana dokunmak için her şeyi göze alacak, Taro’yu da beraberinde bu maceraya sürükleyecektir.

Akutagawa Ödüllü yazar Tomoka Shibasaki, modern kentin yalnızlığını, kaybolan mekânları ve insanların birbirlerinin hayatlarında bıraktığı silik izleri eşsiz bir zarafetle anlatıyor.

Bahar Bahçesi, her şeyin hızla değiştiği bir dünyada, durup bir anlığına gökyüzündeki bulutlara ve yan komşunun bahçesine bakmanın, geçmişi bir havanın içinde toz haline getirip saklamanın hikâyesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136884</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8a35cc3-c01a-4d7b-ae21-609e909bca38.jpg</image:loc>
            <image:title>Evreni Yutan Kara Bir Deliğin Hikayesi</image:title>
            <image:caption>ÇOOOK ÇOK UZUN ZAMAN ÖNCE EVRENİ YUTAN BİR KARA DELİK VARDI. EVRENİ NEDEN YUTTUĞUNU BİLMİYORUM. NEYSE, DAHA KÖTÜSÜ DE OLABİLİRDİ. YOKSA OLAMAZ MIYDI?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136885</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df1056ab-9add-4ee7-9cee-71bc040178db.jpg</image:loc>
            <image:title>Kar Kalpli Kız</image:title>
            <image:caption>Karların içinde ince, zar zor görünen bir silüet vardı. Oduncu gözlerini ovuşturdu. Gördüğü silüet gerçekti: Solgun ve ince yapılı genç bir kadın, o beyaz girdabın ortasında duruyordu. Odayı aniden saran ve beraberinde bir sürü beyaz kar tanesi getiren rüzgârla mücadele ederek kapıya koştu ve bütün hikâyeyi içeri aldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136886</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3f5541b-d20d-43d8-aaf0-d2cbb6483136.jpg</image:loc>
            <image:title>Tv ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü</image:title>
            <image:caption>Kemal Sunal’ın yüksek lisans tezi olan “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü”, yalnızca bir sanatçının kendi serüvenini anlattığı bir kitap değil; Türkiye’nin toplumsal değişimini, Yeşilçam’ın dönüşümünü ve güldürünün aydınlatıcı gücünü derinlemesine inceleyen akademik bir çalışma.

Sunal, sinemaya adadığı yirmi beş yılın birikimini bu tezde güldürü türlerinin tarihsel gelişiminden, Türk toplumunun 1970’lerden 1990’lara uzanan sosyo-ekonomik dönüşümüne; kendi filmlerinin ortaya çıkış koşullarından, televizyon çağında şekillenen komedi anlayışına kadar geniş bir alanı titizlikle ele alıyor.

Sanatçı filmlerini; eleştirmenler, akademisyenler, gazeteciler ve meslektaşlarının görüşleriyle birlikte inceleyerek, güldürünün toplumsal işlevi üzerine çok yönlü bir perspektif sunuyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca Kemal Sunal sinemasına değil, Türkiye’de güldürünün toplumsal hafızadaki yerine dair kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136887</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1def6d48-3216-4b2d-898f-37185f54080b.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhteşem Binyıl</image:title>
            <image:caption>“Ölüme en yakın hissettiği an, ölümsüzlüğe sahip olduğu ilk andı. İşkencelere karşı kırılmayacak bir güce sahip olmakla lanetlenmişti. Ömrünün geri kalanı boyunca acı içinde yaşayacak, bu karanlık ve rutubetli hücrede tekrar tekrar ölecekti.”

Vazifesini her şeyden ve herkesten üstün tutan bir yeniçeri, sevdiği kadını ardında bırakarak geri dönülmesi zor bir yolculuğa çıkar ve karanlığın hüküm sürdüğü bir dünyaya sürüklenir. Ölümsüzlükle lanetlendiği bu yerde intikam hırsıyla kavrulurken pişmanlıklar da peşini bırakmaz. Yüzyıllar boyunca kalbinde tek bir isim yankılanır: “Angela.”

Peki ya telafisi mümkünse? Ya kendisinden çalınan zamanı geri alabilirse? Hayatının aşkına kavuşmak için dünyayı baştan yaratmaya karar veren Alp Er Tunga, zamana meydan okuyup hak ettiği mutluluğa ulaşabilecek mi? 

Hazan Mengü’nün kaleme aldığı bu fantastik roman, okura hayatın asıl sırrının peşinden koştuğumuz düşlerde mi, yoksa görmezden geldiğimiz anların içinde mi gizli olduğunu sorgulatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136888</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5d139b4-b032-4c88-8783-ca271970baf7.jpg</image:loc>
            <image:title>Şinasi ve Susmayan Zihin Makinesi</image:title>
            <image:caption>Şinasi’nin zihni durmadan çalışan bir makine gibi…

Hiçbir zaman da güzel şeyler söylemiyor: 

“Sakın eşyalarını evde unutma, öğretmen kızar. Çizdiğin resim hiç güzel olmadı. Yine saçma konuştun, komik duruma düştün.”

Bu zihin makinesi Şinasi’nin içini hep endişeyle doldurup duruyor.

Çocuk ve ergen psikiyatristi Doç. Dr. Hesna Gül’ün mesleki uzmanlığıyla kendi kaleminden dökülen bu hikâyede çocuklara; zihnimizin düşünce üreten bir makine gibi çalıştığı, düşüncelerimizin hepsinin doğru olmadığı ve kendimizi sakinleştirebileceğimiz öğretiliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136889</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6217bbc-f417-42bf-a116-43f84374b302.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’de Askeri Mübadele Dönemlerinde Atatürk ve Atatürkçülük</image:title>
            <image:caption>Türk demokrasisinin tank sesleriyle sarsıldığı karanlık sabahlarda, her müdahalenin ardındaki sarsılmaz “meşruiyet” kalkanının izini süren bu çalışma; 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a uzanan sancılı süreçleri mercek altına alıyor. Eser, Atatürk imgesinin ve Atatürkçülüğün bu dönemlerde nasıl bir toplum mühendisliği aparatına dönüştürüldüğünü derinlemesine sorguluyor. Kitap, sadece askeri bildirilerin satır aralarındaki ideolojik dili deşifre etmekle kalmıyor; şehir meydanlarını kuşatan “fabrikasyon” heykel fetişizminden, istatistiksel bir yarışa dönen okul isimlerine ve ders kitaplarındaki kavramsal kırılmalara kadar “resmi” Atatürkçülüğün nasıl inşa edildiğini nesnel verilerle ortaya koyuyor. Özellikle 12 Eylül’ün boğucu ikliminde, kutsal bir mirasın nasıl pragmatik bir metaya ve baskı aracına evrildiğini gözler önüne seren bu araştırma; bu süreçte en büyük zararı bizzat Atatürk’ün düşünsel mirasının gördüğünü çarpıcı bir dille ifşa ediyor. Müdahalelerin gölgesinde bir meşruiyet aparatına dönüştürülen ve asıl bağlamından koparılan “Atatürkçülüğün/Kemalizm’in” gerçek hikâyesi, okuru tarihin soğuk ama gerçek yüzüyle yüzleşmeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136890</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/13b0eeb8-0d98-4fd6-bfea-6774c7ad19d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Para Gürültüsü</image:title>
            <image:caption>“Yoksulların kasırgası zamanı tarumar edecek! Bu konuda aynı fikirdeyiz.”

Para Gürültüsü, paranın bir ses değil, bir baskı rejimi olduğu çağımıza yazılmış yakıcı bir roman. Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Latife Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor.

Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor. Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü’nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar.

Para Gürültüsü, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatan, sert, öfkeli ve şiirsel bir Latife Tekin romanı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136891</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27bf4234-ae4a-43bd-ab92-69468cfd2a0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Nöroiktisat; Ekonomik Kararların Nörolojik Temelleri</image:title>
            <image:caption>Nöroiktisat özellikle 1970’li yıllarda neoklasik iktisada yöneltilen eleştirilerin ardından ortaya çıkan yeni araştırma alanlarından biridir. Bu bağlamda, davranışsal iktisat ve deneysel iktisat ile yakın ilişki içindedir ve çoğu zaman bu iki ekolün bir uzantısı olarak değerlendirilir. Söz konusu üç yaklaşımın ortak noktası, neoklasik iktisadın öne sürdüğü “rasyonel insan” varsayımını sorgulamalarında yatmaktadır. Ancak nöroiktisadın ayırt edici yönü, bireylerin karar süreçlerini incelerken beyin görüntüleme tekniklerinden yararlanmasıdır. Böylece insan davranışını yalnızca sonuçları üzerinden değil, bu davranışı doğuran nörolojik süreçler aracılığıyla anlamaya çalışır.Bu doğrultuda, neoklasik iktisada bilhassa rasyonalite ve homo-æconomicus varsayımları çerçevesinde eleştiri sunma amacında olan nöroiktisat neoklasik iktisatta “kara kutu” olarak tahayyül edilen insan zihnini/beynini açtığını ileri sürmektedir. Nöroiktisatçılar yaptıkları çalışmalar neticesinde neoklasik iktisadın seçim modelinde varsayıldığı gibi insanların çoğunlukla mülahaza temelinde karar vermedikleri sonucuna ulaşmışlardır: İnsanlar mülahaza temelinde kararlar verseler de genellikle otomatik biçimde karar verirler. Diğer bir ifadeyle, insan davranışı neoklasik iktisadın varsaydığı gibi tek bir sürecin yani bilinçli mülahazanın neticesi değildir; daha ziyade kontrollü ve otomatik süreçler ile bilişsel ve duygusal sistemler arasındaki karşılıklı ilişkinin bir ürünüdür.Sonuç olarak insanın seçim davranışını bütünlüklü bir bakış açısıyla anlamak ve açıklamak amacıyla beyin ile ilgili yapılan çalışma ve araştırmalar son derece ufuk açıcı ve etkileyicidir. Bu kitabın amacı Türkçe literatürde nispeten yeterince incelenmeyen nöroiktisadı yalnızca bir uygulama alanı olarak değil, iktisadi düşünce içindeki metodolojik ve epistemolojik bir dönüşüm olarak ele almayı ve okuyucular açısından yeni bakış açılarına kapı aralamayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136892</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ab16ea6-21c0-4475-a37d-2ff6d301045d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölüler</image:title>
            <image:caption>Ölüler romanı okuru, Weimar Cumhuriyeti’nin son günlerine, Almanya’da belirsizliğin hâkim olduğu bir döneme götürüyor. İsviçreli yönetmen Emil Nägeli, çağının ruhunu bütünüyle yakalayacak bir film çekmek ister. Birlikte iş yaptıkları Japon yapımcı Amakasu ise bu film sayesinde büyük bir Alman-Japon ortaklığının kurulacağına ve Hollywood’un tekelinin kırılacağına inanır.   Gizemli üslubuyla bu roman, her şeyi görmüş olduğunu düşünen iki insanın hikâyesini anlatır. Yaşadıkları sarsıcı tecrübeler bu iki insanı adeta hayalete dönüştürmüştür; güzelliğe duydukları özlem ve şiddetin gizemine besledikleri tiksintiyle hayatın içinde sürüklenirler.   Christian Kracht, zayıfların ve kararsızların Nazi rejimi tarafından amansızca ezilip geçildiği bir zamanı anlatıyor. Aşk ve yasın iç içe geçtiği bu eserinde yer yer kamera kayıtlarını andıran anlatımıyla okuru etkisi altına alan bir dünya canlandırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136893</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bd31b50-bc33-4010-9bde-8d1db6e412fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Ağaca Dönüşen Kız</image:title>
            <image:caption>Natsuko İmamura bu öykü kitabında, toplumun kenarında duran kadınları; sessiz kalanları, görmezden gelinenleri, dönüşerek var olmaya çalışanları anlatıyor. Gerçek ile fantezinin sınırlarının silikleştiği bu hikâyelerde, kadınlık deneyimi bir bedene değil, bazen bir ağaca, bazen bir ruha, bazen de bir kediye sığınıyor.   Asa, herkese bir şeyler sunmak isteyen ama hep reddedilen bir kız; sonunda kendini bir yemek çubuğuna dönüştürerek kabul edilme arzusunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Nami, ona fırlatılan hiçbir nesnenin isabet etmediği bir bedende yaşarken, ruhuna dokunan şiddeti sessizlikle karşılıyor. Bir kedi gibi yaşamayı seçen Mayumi ise, kendini inkâr etse bile boyun eğmekten kurtulamıyor.   Kadınlar dönüşüyor ama dünyaları da sarsılıyor.   Kadınlar dönüşüyor ama özgürleşemiyor.   Şintoist çağrışımlar, fablvari anlatımlar ve toplumsal eleştirilerle örülü üç öyküden oluşan Ağaca Dönüşen Kız, nesnelerin bile ruh taşıyabildiği bir evrende, kadın olmanın ne anlama geldiğini sarsıcı bir dille sorguluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136894</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27a45e2f-bd22-4226-ab53-27ca449add96.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;dan Cumhuriyet&apos;e Öykü Antolojisi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Öykü Antolojisi, geç dönem Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide Türk edebiyatının karşılaştığı yeni edebî formları, bu formları işlek hale getiren yazarları ve onların öykülerini merkeze alan bir çalışma olarak gün yüzüne çıktı. Ahmet Mithat Efendi, Samipaşazade Sezai, Fatma Aliye Hanım gibi isimlerle başlayan ve zaman içerisinde farklı yönlerde gelişen bu anlayış, büyük bir edebî mirası da beraberinde getirmiş, Cumhuriyet’le birlikte kendisine bambaşka bir gelişim çizgisi kazandırmıştır.   Tanzimat’la birlikte Türk edebiyatının öykü türü bağlamında nasıl geliştiğini merkezine alan bu antolojide okurlar devrin önde gelen yazarlarının metinlerini bulabilirler. Yazarlara dair açıklayıcı notlarla birlikte hazırlanan kitapta yer alan öyküler günümüz Türkçesiyle okurların karşısına çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136895</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1951cd03-6c42-494b-bccf-f3c3e1f54cf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;dan Cumhuriyet&apos;e Şiir Antolojisi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Şiir Antolojisi, geç dönem Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide Türk edebiyatının nasıl dönüştüğünü, hangi isimler ve odaklar etrafında şekillendiğini merkeze alan bir çalışma olarak gün yüzüne çıktı. Âkif Paşa, Şinasi, Namık Kemal’le başlayan çizgide giderek şekillenen ve yeni bir şiir anlayışını beraberinde getiren bu süreç, nihayetinde 20. yüzyılda bambaşka bir istikamet almış, gerek toplumsal gerekse kültürel olarak yeni düşünceleri beraberinde getirmiştir.   Tanzimat’la başlayan süreçte yeni Türk şiirinin izini süren bu antolojide okurlar devrin önde gelen şairlerini ve artık onlarla özdeşleşmiş şiirleri bulabilirler. Şairlere dair açıklayıcı notlar, orijinal ve günümüz Türkçesi şiirlerle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136896</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed79bb14-292c-4671-b277-55770a3ec82d.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Seven Çocuk</image:title>
            <image:caption>Adem bir &quot;olası çocuk&quot;tur. Anne babası eski bir Doğu Avrupa şehrinde karşılaştıklarında bir kıvılcım sıçrar ve Adem canlanır. Sayısız olası çocuk vardır ve çoğu hiçbir zaman gün ışığını göremeyecektir. Ancak Adem&apos;e dair özel bir durum söz konusudur: Anne babası, ilk tanışmalarının ardından birbirleriyle temaslarını kaybetme tehlikesiyle karşılaştıklarında, Adem hayatı için avans alır. Anne babasını yeniden bir araya getirip kendi hayatını güvence altına almak için çok az zamanı vardır. Tüm saflığıyla yola koyulur; emin olduğu bir şey varsa o da Adem&apos;in dünyayı sevdiği ve yaşamak istediğidir.

Tjibbe Veldkamp&apos;ın büyülü gerçekçi hikâyesi Dünyayı Seven Çocuk yayımlandığı yıl büyük yankı uyandırıp Nienke van Hichtum Ödülü, Zilveren Griffel Ödülü ve Woutertje Pieterse Ödülü&apos;ne değer görüldü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136897</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2904afe3-af7c-4f62-8387-30d09a90544d.jpg</image:loc>
            <image:title>Destan Gece</image:title>
            <image:caption>Bir gün, bir gece, daha sonraları büyük bir olayın içindeydik. Vural Vahit Suiçmez’le 28 Nisan olaylarını baştan sona kadar birlikte yaşadık demek istiyorum. İkimiz de bu büyük olayın seline kapılmış gidiyorduk. Gözümüzün önünde delikanlılar döğüşüyorlar, inançlarını haykırıyorlardı. Bence bu büyük olay tarihimizin en önemli olaylarından biridir. Ve bu olay destanlara lâyıktır. Şuna inanıyorum ki bu olay uzun yıllar sanatımıza kaynaklık edecektir. Etmelidir. Küçük iş değil, delikanlılarımız göz göre göre ölümün üstüne yürüyorlardı. Ve ölüme gitmek zor iştir.

Vural Vahit’le bu olayları baştan sona kadar birlikte yaşadık, dedim. Adım adım, dakika dakika. Olayların etkisi altındaydık. Bütün derinliğine, sıcaklığına bu olayları yazmak gerekti. Vural, genç, şiirli, destana yakışır kalemi ile bu büyük destan konusuna, bütünüyle eğiliyor. Bence Vural bu işin üstesinden geldi. Genç arkadaşımı, başarısından dolayı kutluyorum.

Yaşar Kemal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136898</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b84fe1b2-0282-4bd1-ae72-65a98cfb09b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kibirli Sözcükler Kasabası</image:title>
            <image:caption>Uzun yıllar önce bilgisizliğin, kavgaların, kötülüklerin ve savaşların hüküm sürdüğü, Karanlıklar Ülkesi adında, karanlıklar içinde bir ülke varmış. Ülkenin kralı, halkını korkuyla yönetirmiş. Bir gün bu ülkede yaşayan birkaç kişi, gördüklerini ve yaşadıklarını çizimlerle kaydetmeye başlamış. Zaman içinde çizimleri sembollere dönüştürüp yazıyı bulmuşlar ve kitaplar yazmışlar. Kitapları okudukça zihinleri gibi çevreleri de aydınlanmış ve Karanlıklar Ülkesi’nde yaşamaya daha fazla dayanamamışlar… 
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, yazar Mehmet Solmaz bu hikâye ile genç okurların, Türkçe’nin sihirli dünyasını keşfetmelerini sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136899</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bdc0c3c-f77f-4b1c-a4cd-d22d386a3115.jpg</image:loc>
            <image:title>Algernon’a Çiçekler</image:title>
            <image:caption>Algernon’a Çiçekler, bugüne dek 27 dilde 30 ülkede yayınlandı, 5 milyon adetten fazla sattı. Prestijli Hugo ve Nebula ödüllerini kazandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136900</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a99614d0-7c4a-4c95-9bf0-0f47395f3248.jpg</image:loc>
            <image:title>Telefon Melefon Yok!</image:title>
            <image:caption>Şermin Yaşar’dan hem çocukları hem de yetişkinleri güldürürken düşündüren yepyeni bir hikâye! 
Berk, telefonunu bir an bile elinden bırakmak istemeyen bir çocuk. Annesi, babası, dedesi, babaannesi, halaları, amcaları, enişteleri… herkes ama herkes ondan aynı şeyi istiyor: “Artık bırak şu telefonu!” Derken, büyük bir doğum günü partisinde, tam da Koca Dede’nin 98. yaş gününde, olanlar oluyor: Telefonlar, Berk ve kuzenlerinin ellerine gerçekten yapışıyor! 
Tornavidalar, yağlar, hastane yolları işe yaramıyor. Çünkü mesele sadece bir telefon değil.
Berk ve kuzenleri bu tuhaf durumdan kurtulmaya çalışırken, teknolojiyle kurdukları bağı, kendi alışkanlıklarını ve sorumluluklarını sorgulamak zorunda kalıyorlar. 
Mizahın, absürtlüğün ve içtenliğin bir araya geldiği bu hikâyede Şermin Yaşar, çağımızın çocuklarını çok iyi tanıyan gözlem gücüyle yine harika bir iş çıkarıyor. 
“Telefon mu bizim elimizde, yoksa biz mi onun elindeyiz?”
Bu sorunun cevabını birlikte aramaya ne dersiniz? 
 
 
***
 
Herkes Berk’e “Bırak artık şu telefonu elinden!” diyordu.  
Herkes ama herkes… Annesi, babası, dedesi, babaannesi, büyük amcası, küçük halası, büyük eniştesi, küçük eniştesi, yengesi… O kadar çok “Hay yapışsın o telefon eline!” dediler ki sonunda olanlar oldu! Koca dedenin 98. yaş gününde, Berk ve kuzenlerinin eline telefon yapışıverdi! Evet, evet, bildiğin yapıştı çocukların eline telefon! 
Berk’in elinden artık telefon gerçekten düşmüyor… Ama garibim ne saçını yapabiliyor ne yemek yiyebiliyor. Kalecilik hayalleri de suya düştü.  
Berk’in de kuzenlerinin de aklında aynı soru: 
Acaba telefon mu bizim elimizde yoksa biz mi telefonun elindeyiz? 
Çocuk edebiyatımızın üretken ve sevilen yazarlarından Şermin Yaşar, Telefon Melefon Yok’ta teknoloji bağımlılığına, aile ilişkilerine ve kendini fark etmeye dair hem çok komik hem de düşündürücü bir hikâye anlatıyor.  
 
Müfredat temaları:  
TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE DİJİTAL ALIŞKANLIKLAR, AİLE İÇİ İLETİŞİM, NESİLLER ARASI FARKLILIKLAR, ÖZ FARKINDALIK VE SORUMLULUK ALMA, MİZAH, ELEŞTİREL DÜŞÜNME</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136901</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/205391ed-8525-4a82-856e-913137df56eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Çocuk – Bilgisayar Bağımlısı Efe</image:title>
            <image:caption>Bilgisayar bağımlılığı ne kadar kötü olabilir? 
Ya da bilgisayar oyunlarında tanımadığımız kişilerle iletişim kurmak... 
Efe ile Ege kardeşlerin öyküsünü okuyunca ne kadar kötü olabileceğini daha net anlayacaksınız. 
Efe, bir türlü kendini alamadığı bilgisayar oyunlarından ötürü başını türlü belalara sokup, türlü maceraların içine giriyor. 
Siz de Efe&apos;nin maceralarına ortak olmak istiyor hatta ve hatta ona yardımcı olmaya niyetleniyorsanız size keyifli okumalar dilerim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136902</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d959d53-c72f-4ae4-8112-d2eeaf413f7b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşamak</image:title>
            <image:caption>Aile servetini yiyip tükettiği gençlik günlerinde, uzun bir hayatın ona neler sunacağından habersizdir elbette Fugui. 
Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başladığında, şımarık bir gencin başına gelenlerden fazlasını sayıp dökecektir bu yüzden: Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatır. Onun dilinden -daha doğru bir ifadeyle Yu Hua’nın kaleminden- dökülenler, insanlık durumlarına dair epik bir romana dönüşür böylece. Basit bir anlatım, güçlü bir anlatı doğurur: Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kâğıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...
Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir “modern klasik”e dönüşen Yaşamak’ı Bahar Kılıç, Çince aslından çevirdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136903</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c253a47-942c-4730-8b83-2f38ed73115e.jpg</image:loc>
            <image:title>Klasik Gitar İçin Popüler Dağarcık</image:title>
            <image:caption>&quot;Deli La Bu Örtmen&quot; ve &quot;Sevgiler Olsun: Eşlik CD’li Çocuk Şarkıları&quot; kitaplarının yazarı ve deneyimli müzik eğitimcisi Yakup Kıvrak, 1976 yılından başlayarak köy öğretmenliği yaptığı 2,5 yıllık süreçte kendi kendine öğrenmeye çalıştığı klasik gitarla bağını bugüne dek hiç koparmadı. 70’li yılların değerli eğitim müziği bestecisi ve ülkemizi klasik gitarla tanıştıran gitar eğitimcisi Ziya Aydıntan’dan mektupla moral ve teknik destek gören Kıvrak, aradan geçen 35 yıllık süre içinde yaptığı besteleri, türkü/şarkı düzenlemeleri ile birlikte evrensel klasik gitar dağarcığının en popüler ve kolay eserlerini bu kitapta topladı. Eserleri kolaydan zora doğru sıralayıp, harmanladı ve bazılarını resimledi. Sonunda 100’den fazla başlangıç ve orta düzey klasik gitar eserinin yer aldığı bu kitap, bütün klasik gitar severlerin çalmak istediği parçalardan oluşan güzel bir dağarcık halini aldı. İlk kez 2009 yılında yayınlandı ve büyük beğeniyle karşılandı, kısa sürede tükendi. Kitabın daha kolay açılabilen; spiral ciltli, alfabetik eser dizini bulunan geliştirilmiş bu basımını sizlere sunmaktan gurur duyarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136904</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/278f1972-c3b8-460a-9b63-0fb92d4614bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Efendisi</image:title>
            <image:caption>Kitap bütün yönleriyle araştırma konusudur. Bir gecede yazılmasında tutunda çok kısa bir süreyi anlatan çok güçlü bir romanlar, bir ülkenin ve insanlarının, tüm dünyanın nasıl çırılçıplak soyularak önünüze koyulduğuna kadar; dil, üslup, işleyiş, biçim, kuram ve yeni bir oman tarzı yönleriyle unutlmaz tatlar veriyor. ￼</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136905</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38a0e716-afd0-4357-a1fb-2dfcbfed918e.jpg</image:loc>
            <image:title>İçinizdeki Öküze Oha Deyin</image:title>
            <image:caption>Modern insan evden çıkınca gördüğü her şeye sahip olmak istiyor.Kadın , para , araba , kariyer , güç… Kişisel Gelişim kandırmacasıyla insanlar yırtıcı hayvanlara dönüştü. Kişisel Gelişim Dini’nin papazları bütün dünyaya kin ve başarı hırsı aşılıyor.Helalinden huzur içinde bir tas çorba içmenin yeni adı;beceriksizlik, aptallık , tembellik oldu…Oysa güne ‘Kazanmak’ ya da ‘Kaybetmek’ yerine ‘Helal veya haram’ diye başlayabilsek daha güzel bir dünyada yaşamış olmaz mıyız? 
Benzersiz üslubu; yaşayışı , cesareti ve bağımsız kalemiyle attığı her adımda ses getiren , her kitabıyla gündemi belirleyen ve konuşmalarıyla ezberleri bozan Bülent Akyürek bu kitabında modern zaman ucubelerine ve içimizde ÖKÜZ gibi büyüyen nefislerimize ‘OHA’ diyor… Çok satan , çok okunan ve tartışılan yazarın bu eseri ‘NEOTASAVVUF’ olma özelliğiyle de bir ilk...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136906</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34962998-d3f3-41ae-a376-507d7a7ce7d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Ötesinde Neandertal &amp; Sapiens</image:title>
            <image:caption>Bir kitabın sizi değiştirmesini beklemezsiniz. Ya da size sorduğu bir sorunun. Ama bazıları vardır ki, okuduktan sonra kelebek olmaması mümkün değildir artık tırtılın. Eslem de bunun farkında değildi. Sıradandı. En azından, herkes öyle olduğunu düşünüyordu. Kenarda duran, sesi duyulmayan, varlığı gözden kaçan bir kızdı… Ta ki, eline geçen eski bir kitapla sessizliği yarıp geçen o fısıltıya kulak verene kadar. 
Kitap bir çağrıydı. Zamanın ötesinden gelen, yalnızca bir kişiye hitap eden bir kehanet. Ve Eslem onu duydu. Şimdi, tarihin unuttuğu bir kavşakta duruyor: Neandertallerle Sapienslerin yollarının yeniden kesiştiği, geçmişin geleceği belirlediği, tek bir doğumun bir türü yok edebileceği ya da yeniden başlatabileceği o eşikte. 
Bilimsel gerçeklik ile hayal gücünün kusursuz bir dengeyle buluştuğu bu roman, evrim, hafıza ve kimlik gibi kavramları derinlemesine sorgularken, fantastik bir dünyanın içinde insan olmanın en kırılgan, en büyüleyici yönlerini açığa çıkarıyor. Eslem’in yolculuğu, bir bireyin kendiyle yüzleşmesinden ibaret değil; bu, insanlık tarihinin yazgısını değiştirebilecek bir seçimin hikâyesi. 
Ve artık geri dönüş yok. 
Çünkü bazen bir insan, 
bir çiçeğin sonudur. 
Ya da… 
Yeni bir türün ilk tohumudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136907</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aysel.png</image:loc>
            <image:title>elif</image:title>
            <image:caption>Sahi, kimdim ben?

Eğer çocuk olabilseydim, en çok hangi oyunu severdim? En çok neye gülerdim? Mesela yüzmek nasıl bir duygudur? Ya uçmak? Peki ya mahallenin orta yerindeki yokuştan aşağı koşabilsem, kesilir miydi benim de nefesim?

Sahi, ben kimim?

Annemin yaptığı sıcacık tarhana çorbasına rahatça daldırabilseydim kaşığı, tadı değişir miydi? Ya soylu kadınlar gibi asilce ayak ayak üstüne atıp bir fincan kahveyi rahatça yudumlayabilseydim ben de, asil görünür müydüm?

Sahi, ben kimim?

En büyük hayalim neydi benim? Aşkı en iyi ben bilirim de, biri de bana âşık olsa acaba ne hissederdim? Severken sevilmek, aşkı birlikte yaşamak nasıl bir duyguydu? En çok da bunu merak ettim...

Sahi, ben kimim?

Neden kırmızıya boyuyorum bütün kedileri? Köpekler yeşil, mor... Gökkuşağım neden gri, neden? Turuncu çiziyorum bütün resimlerimde ağaçları, bilemedim...

Sahi, kimdim ben?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136908</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/img/haticekitap.png</image:loc>
            <image:title>Yeni Bir Hayat</image:title>
            <image:caption>Küçük bir kız çocuğu… Kalbinde sakladığı acılar, gözlerinde büyüttüğü umutlar ve değiştirmek istediği bir kader... Kalbinde geçmişinden taşıdıklarıyla geleceğini ilmek ilmek örme gayesiyle, ayakları sağlam basacak bir hayatın peşinde.
Leyla, yatılı okulu kazanarak ve hayalindeki mesleğe kavuşarak hayatının değişeceğine inanıyordu. Fakat bazen insanın en uzun yolculuğu, kendisine doğru yaptığı yolculuktur.
Yeni Bir Hayat; dışlanmışlığın, sessiz çığlıkların, hayatta kalma mücadelesinin ve yeniden doğuşun hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136909</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/img/beni1.png</image:loc>
            <image:title>Beni Nereye Gömecekler ?</image:title>
            <image:caption>İnsan köklerinden kopunca nereye ait olur?
Hangi toprağa düşer gölgesi?
Belki de bu yüzden, bazı insanlar ölmeden önce mezarını değil, ait olduğu toprağı arar.
Ve ben, yıllardır aynı sorunun peşindeyim:
Sahi,
Beni nereye gömecekler?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136910</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/img/cerenk.png</image:loc>
            <image:title>Artistik Cimnastik</image:title>
            <image:caption>Artistik Cimnastik Özel Antrenman Bilgisi ve Öğretim Yöntemleri, kadın ve erkek cimnastiğini birlikte ele alan; branşa başlama sürecinden sporcu seçimine, fiziksel ve motor özelliklerin değerlendirilmesinden teknik becerilerin öğretimine kadar uzanan kapsamlı bir eğitim ve başvuru kitabıdır.
Eserde; cimnastiğe başlama süreci ve uzun dönem sporcu gelişimi, sporcu seçimi, antropometrik özellikler, fiziksel ve motor testler, kuvvet, sürat, dayanıklılık, hareketlilik ve koordinasyon gibi motor özellikler, antrenmanın temel ilkeleri, yüklenme ve toparlanma, antrenman planlaması ile artistik cimnastiğe özgü özel antrenman bilgisi bilimsel ve uygulamalı yönleriyle ele alınmaktadır. Kadın ve erkek artistik cimnastiğinde yer alan tüm aletlere özgü teknik beceriler, ön çalışmalar, öğretim basamakları ve teknik yapımları sistematik bir biçimde sunulmaktadır.
Kitabın önceki baskılarından bugüne uzanan temel yaklaşımı korunurken, artistik cimnastik ve spor bilimlerindeki güncel gelişmeler doğrultusunda içeriği yeniden ele alınmış ve kapsamı önemli ölçüde genişletilmiştir. Böylece yalnızca bir hareketin nasıl yapıldığı ve öğretildiği değil; sporcunun gelişim özellikleri doğrultusunda ne zaman, neden ve hangi antrenman ilkeleriyle çalışılması gerektiği de bütüncül bir yaklaşımla ortaya konulmuştur.
Eserin temelinde, aynı spora gönül vermiş bir ailenin kuşaktan kuşağa aktardığı yarım asrı aşan bilgi ve deneyim yer almaktadır. Milli sporculuktan antrenörlüğe, uluslararası hakemlikten akademisyenliğe uzanan bu birikim, güncel spor bilimi anlayışıyla yeniden değerlendirilerek yeni kuşaklara aktarılmıştır.
Artistik Cimnastik Özel Antrenman Bilgisi ve Öğretim Yöntemleri; antrenörler ve antrenör adayları başta olmak üzere sporcular, hakemler, beden eğitimi öğretmenleri, spor bilimleri öğrencileri, akademisyenler ve artistik cimnastikle ilgilenen herkes için hazırlanmış kapsamlı bir kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=136911</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:05:09+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/img/kkitap.png</image:loc>
            <image:title>İnsana Dair Herşey</image:title>
            <image:caption>Bir ömürden süzülen dizeler…

Bir kalpten başka kalplere uzanan bir yolculuk…**

Aşk…

Bazen bir bakışta başlayan, bazen yıllarca suskunluğunu koruyan bir özlem; bazen kavuşmanın sevinci, bazen ayrılığın yürekte bıraktığı ince bir sızı…

Ve bazen de insanın bütün bir ömrünü anlamlandıran o tarifsiz duygu.



Bu kitapta sen varsın, ben varım, biz varız.

Birbirini arayan iki yürek, gecenin sessizliğinde söylenmiş sözler, unutulmayan bakışlar, yarım kalmış sevdalar, içten içe büyüyen özlemler ve yılların eskitemediği duygular var.

Kimi zaman bir sevgiliye fısıldanan aşk sözüne, kimi zaman geçmişten kalan bir hatıraya, kimi zaman da insanın kendi yüreğiyle yaptığı sessiz bir konuşmaya dönüşüyor dizeler.

Bazen bir sevgiliye sesleniş…

Bazen topluma bırakılmış bir mesaj…

Bazen geçmişe uzanan bir hatıra…

Bazen de yarına tutulan küçük ama güçlü bir umut ışığı…

Her şiirde başka bir duyguya dokunan bu yolculuk, okuyucuyu yalnızca Kemal GÖRE’nin dünyasına değil, kendi yüreğinin derinliklerine de davet ediyor.

Belki bir şiirde yıllar önce sevdiğiniz birini hatırlayacaksınız.

Belki bir dizede söyleyemediğiniz bir sözü bulacaksınız.

Belki de hiç beklemediğiniz bir anda, kendi hikâyenizin bir parçasını bu sayfalarda göreceksiniz.

Kemal GÖRE’nin bu kitabı da böylesi bir yolculuğun izlerini taşıyor:

Aşktan sevgiye, sevgiden insana, insandan hayata…

Ve belki de bütün bu dizelerin ardında tek bir gerçek saklı:

**Sevmek cesaret ister.

Yaşamak mücadele…

Vazgeçmemek ise yürek.**



Bir yüreğin başka yüreklere bıraktığı sessiz bir mektup.

Okuyun…

Belki bir dizede kendinizi,
belki bir şiirde sevdiğinizi,
belki de yıllardır içinizde taşıdığınız o büyük hikâyeyi bulacaksınız.

Kemal GÖRE’nin yüreğinden…
Sizin yüreğinize.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>