﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96203</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16572d57-691f-4655-887a-790ea56e9699.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyütücü Mercek - Proust Üstüne Yeni Yazılar</image:title>
            <image:caption>“Büyütücü Mercek: Marcel Proust 1871’in 10 Temmuz’undan doğmuş, 18 Kasım 1922’de 51 yaşındayken ölmüştü. Doğumunun 150. yılında kitap-lık dergisinde bir dosyayla (Temmuz-Ağustos 2021) selamlamıştık kendisini; 2022’de bu kez ölümünün 100. yılında elinizdeki bu kitapla anıyoruz onu. Esinlenerek ama öykünmeden ve alçakgönüllülükle söylüyorum: Proust ve yapıtı hakkında burada yazdıklarım bir ‘gözlükçünün müşterilerine sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey’ olsun, okurlara bir kez daha Proust’u iyice yakından tanıma olanağı versin!” 
* * * 
Marcel Proust’un Alımlanması / Proust Sisteminin Bir Minyatürü / Gerçek Konteslerden Kurmaca Guermantes Düşesi’ne / Bir Ressam Yaratmak / Proust’un Yapıtlarında Baudelaire’in Dizeleri Dolaşıyor / Kalem Sürçmesi ve Eleştirinin Yorumu / Kayıp Zamanın İzinde’de Sözü Edilen Yazarlar, Şairler, Eleştirmenler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96204</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4901d91-6807-4c77-9265-b4920cb3ef84.jpg</image:loc>
            <image:title>Koca Gökyüzü</image:title>
            <image:caption>Nikola çok meraklı bir çocuk ve dedesiyle çok iyi anlaşıyor. Dedesi torununun bütün sorularını yanıtlıyor, ona hikâyeler anlatıyor. Derken bir gün Nikola annesine dedesinin nerede olduğunu soruyor. Annesi dedesinin göğe uçtuğunu söyleyince küçük çocuk gökyüzünü gözlemeye başlıyor. Ama gökyüzü o kadar kocaman, o kadar büyük ki, dedesini bir türlü göremiyor. 
 
Sebastiano Ruiz Mignone büyüklerin belki de yanıtlamakta en çok zorlandığı soruları sımsıcak bir dede torun hikâyesine dönüştürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96205</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a7278d3-7bd3-4986-8286-d6abf53ba653.jpg</image:loc>
            <image:title>Annemin Çantası</image:title>
            <image:caption>Güzel bir yaz günü. İki kardeş anneleriyle parka gidiyor. Çocuklar neye ihtiyaç duysalar çantadan çıkıveriyor. Acaba bu çanta süper güçlere mi sahip? 
 
Sara Şahinkanat’ın yazdığı, Ayşe İnan’ın muhteşem resimlerle hayat kazandırdığı “Annemin Çantası”, her zaman alay ya da merak konusu olan bir konuya açıklık getiriyor. Kadınların çantasında neler var neler? Böyle bir kitap, iki duyarlı kadının ortak ürünü olunca, ortaya müthiş bir sonuç çıkıyor. Aslolan çanta değil, çantalarında taşıdıkları “hayat”la kadınlar çünkü…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96206</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12282342-dab4-4978-bd2c-db17197194df.jpg</image:loc>
            <image:title>Marslı Prenses</image:title>
            <image:caption>Marslı Prenses’le başlayan bilimkurgu kitaplarının Mars’ın keşfine ilham vermede oynadıkları rol nedeniyle, ölümünden sonra Mars’taki bir kratere Burroughs’un adı verilmiştir. 
İlham verdiği bilim adamlarından biri de ünlü gökbilimci Carl Sagan’dır. The New York Times’da yazdığı “Bilim Kurguyla Yetişmek” adlı yazısında Carl Sagan yaşamında bilim kurgunun etkisini anlatırken “bilim kurgu beni bilime götürdü” der. Böylelikle bilime olan ilgisinin ve tutkusunun bir kısmını bilimkurgu deneyimine bağlayan Carl Sagan’ın bu yazıda sözünü ettiği ilk yazar Edgar Rice Burroughs, ilk kitap da Marslı Prenses’tir. 
Muhtemelen dünya tarihindeki en etkili yazarlardan biri olan Burroughs, Mars Üçlemesi’nin ilk kitabı olan Marslı Prenses (diğer ikisi Mars’ın Tanrıları ve Mars’ın Kumandanı’dır) John Carter’ın kızıl gezegen Mars’taki maceralarının ilkidir. Ayrıntılı bir biçimde anlatılmış nefes kesici başka bir dünya, kadim deniz tabanları, Mars su yolları; dört kollu Yeşil “insanlar”, sekiz ayaklı hayvanlar gibi sıra dışı varlıklar… Dünyalı John Carter’la Marslı bir Kırmızı kadının, Dejah Thoris’in dillere destan aşkı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96207</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2727592-b591-4799-b9f2-0beb6660e946.jpg</image:loc>
            <image:title>Mars&apos;ın Tanrıları</image:title>
            <image:caption>“Mezara girdi. Koca kapı yavaşça sarsıldı. Hantal sürgüler yerlerine oturdu. Kilidin sesi duyuldu. Virginialı Yüzbaşı John Carter’ı o günden sonra bir daha görmedim. 
Ama işte elinizde onun başka bir vesileyle Mars’a dönüşünün hikayesi var; bunu benim için, Richmond’daki otel odasındaki masaya bıraktığı bir yığın nottan derledim. 
Dışarda bıraktığım pek çok şey var; söylemeye cesaret edemediğim pek çok şey var. Ancak kısa bir süre önce, inanılmaz bir dünyayı aktardığım ve burada, savaşçı Virginialıyı Mars’ın ayları altındaki ölü deniz tabanı boyunca izlediğimiz ilk elyazmasından daha da dikkat çekici olan şeyi, Helium Prensesi Dejah Thoris’i ikinci kez arayışının hikayesini bulacaksınız.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96208</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05ef3899-386f-42ed-b963-f6413d4dbd20.jpg</image:loc>
            <image:title>Mars&apos;ın Kumandanı</image:title>
            <image:caption>Burroughs Mars Üçlemesi’nin son kitabı olan Mars’ın Kumandanı’nda John Carter on iki yıllık ayrılıktan sonra, neredeyse Mars’ı baştan başa geçip serüven dolu arayışlardan sonra karısı Dejah Thoris’e kavuşur. 
John Carter artık Mars’ın Kırmızı, Yeşil, Kara, Beyaz ve Sarı halkını bir araya getirmiş, Mars’a barış getirmiştir. 
“Yargıçlar,” dedi, “sadece tek bir hüküm olabilir. Artık John Carter Helium Prensi olarak kalamaz” –durdu– “onun yerine Jeddakların Jeddakı, bütün Barsoom’un Kumandanı olsun!” Otuz bir yargıç hükmü oybirliğiyle kabul ettiğini göstermek için ayağa fırlayıp kılıçlarını çekerek havaya kaldırdıklarında, görkemli binanın dört bir yanında sanki bir fırtına koptu, 
öyle ki delice bağrış çağrış arasında tavan çökecek sandım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96209</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb2ade9b-740a-4fe6-90c8-3c39428acdd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Ne Zaman Gelecek</image:title>
            <image:caption>Dostluğun ışığı korkuları yener. 
 
Küçük tavşan bir geceyarısı uyandı. Karnı çok acıkmıştı ama karanlık ormanda yiyecek aramaktan biraz korkuyordu. Pembe burnunu oynatarak çaresizce havayı koklarken bir çıtırdı duydu, ardından parlak bir ışık gördü. Gecenin kocaman lambası Ay mıydı bu? Yoksa onun da mı uykusu kaçmıştı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96210</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6897239-2725-42a0-986d-e2ee392bf094.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı</image:title>
            <image:caption>Küçük Ayı artık büyüdüğünü düşünür. Öyle ya! Artık kendi başına pek çok şey yapabilir… Annesi yine de onu kollamaya devam eder. Annesinin sözünü dinlemeyen Küçük Ayı hızla koşarken düşer ve yuvarlanarak gidip ahlat ağacına çarpar. Derdi bu kadarla biter mi ayıcığın? Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı, Yalvaç Ural’dan yine çok sevilecek bir kitap…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96211</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b933ac8e-430b-42d8-a006-eea827c3954b.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Geceler Bozi</image:title>
            <image:caption>Çocukların Yalvaç Abi’sinden yeni bir küçük ayı macerası: İyi Geceler Bozi 
Havalar soğumuş, inden dışarı çıkamayan Bozi’nin canı sıkılmaya başlamıştır. Yağmur dinince annesi ayıcığa dışarı çıkması için izin verir. Ormanda gezinirken, kış hazırlıkları içindeki hayvanlara rastlayan Bozi, çok üzüleceği bir şey öğrenir: Annesiyle birlikte kış uykusuna yatacaktır. Kimi arkadaşlarının yaşadığı kış eğlencelerinden uzak kalacağını öğrenen Bozi’nin iyice neşesi kaçar. 
Ne yapmalı, ne etmeli de kış uykusuna yatmaktan kurtulmalı? 
Annesini uyutup inden kaçmayı başaran Bozi, hayal ettiği eğlencelere kavuşur mu acaba?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96213</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91cbd2ca-8366-4f66-9a34-6c3442163468.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedemin Hayal Defteri</image:title>
            <image:caption>Dedemin Hayal Defteri 
“Dedemin Hayal Defteri” minik okurların renk renk boyalarıyla katkıda bulunabilecekleri, yaratıcılıklarını pekiştirebilecekleri gerçek bir hayal defteri… 
Bu kitabın içindeki boş sayfalara siz de sevdiğiniz, hayal ettiğiniz şeylerin resmini yapabilirsiniz. İsterseniz eskizlerin içini doldurabilir, rengârenk boyalarla renklendirebilirsiniz. 
Resimlerinize Feridun Oral’ın kaleminden çok hoş bir hikâye eşlik edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96214</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1fd0320c-0d62-4d16-b991-c9ed95bed398.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşkla Çalışmanın Politikası</image:title>
            <image:caption>Video oyun sektöründe kimler oyun oynayabiliyor ve kimler çalışmak zorunda? 
 
Video oyun yapmak, hiç kuşkusuz oynamak kadar eğlenceli ve büyüleyici. Hayalleri süsleyen bir iş. Uluslarötesi bağlantılarıyla ve ağ üzerinden gerçek anlamda bağlantı kuran işgücüyle, bu endüstri sahiden de enerji dolu bir çalışma ortamı sunuyor. Aynı zamanda ekonomik gerilemenin olumsuz etkilerine rağmen canlı bir endüstri olarak konumlandırılıyor. 
 
Ergin Bulut ise, Aşkla Çalışmanın Politikası&apos;nda, işlerin biraz daha karmaşık olduğunu ileri sürüyor... Aslında bütün endüstrinin çeşitli eşitsizlik biçimleri üzerine kurulduğunu ve insanın sevdiği şeyi yapmasının ne anlama geldiğine ilişkin illüzyonlarla kuşatıldığını iddia ediyor. Bunu da, yaklaşık üç yıl boyunca ABD’deki bir oyun stüdyosunda çalışan video oyun geliştiricileri ile yaptığı saha çalışmasına dayandırıyor. 
 
Aşkla Çalışmanın Politikası, eğlenceli bir geleceğe karşı oyunbozanlık etmeye yönelik derinlikli ve provokatif bir çağrı! 
 
&quot;Hayal etmemize izin verilen tek gelecek, bize kurumsallaştırılmış, güvencesiz ve sömürücü aşk ve eğlence biçimlerinden başka bir şey vaat etmiyorsa o zaman biz oyunbozanlık yapalım ve oyun endüstrisindeki ve genel anlamda işyerlerindeki duygusal toksikliğe direnelim. Bu geleceğe karşı çıkalım çünkü o sözümona bir ve tek gelecek, yine eşitsiz eğlence-politika rejimince biçimlendirilecek ve sayısız eşitsizlikten başka bir şey üretmeyecektir. Ve oyun emekçileri, oyuncular ve biz vatandaşlar daha iyisini hak ediyoruz.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96215</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/54dcf84a-c21a-4b15-b020-e7bc4aaf6257.jpg</image:loc>
            <image:title>Günlerden Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Giusi Quarenghi’nin eğlenceli metni ve Simona Mulazzani’nin harika çizimleri bizi esnemelerin bulutlara dönüşebildiği, trenlerin denize girip yunuslara ıslık çalmayı öğrettiği gerçeküstü bir dünyaya davet ediyor. 
 
Günlerden Bir Gün, hayal gücünü yansıtan, belki de ancak bir çocuğun bakış açısıyla kavranabilecek düşsel ve şiirsel bir anlatım... 
 
Giusi Quarenghi 
1951’de Val Taleggio’da doğdu, küçük bir dağ köyünde büyüdü. Eğitiminin ardından sinema, çizgi film ve televizyon alanlarında çalıştı; senaryolar yazdı. 1982 yılında yayımlanan Ahi, che male (Ah İşte Bu Acıttı!) adlı ilk kitabının ardından, çocuklar ve gençler için yazmaya başladı. 2006’da, İtalya’nın en önemli çocuk kitapları ödüllerinden Andersen En İyi Yazar Ödülü’nü kazandı. 
 
Simona Mulazzani 
Milano’da doğdu ve İtalya’nın Pesaro kentinde yaşıyor. 100’den fazla yetişkin ve çocuk kitabı resimledi. 2005’te New York Society of Illustration tarafından gümüş madalya ile ödüllendirildi. 2016’da, İtalya’nın en önemli çocuk kitapları ödüllerinden Andersen En İyi İllüstratör Ödülü’nü kazandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96216</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0d993e9-e78e-4091-ad1b-d96bdc707a3e.jpg</image:loc>
            <image:title>İsrail&apos;in Arkasındaki Süper Güç</image:title>
            <image:caption>Yahudiler; tarihte benzeri görülmemiş şekilde, bütün dünyada bu kadar dağınık olarak yaşamalarına rağmen, yaklaşık 3500-4000 yıldan beri dillerini, dinlerini ve kimliklerini korumuşlarsa bunun bazı sebepleri olmalıdır. Yahudiliğin ilk ortaya çıktığı zamanlarda ve hatta ondan çok zaman sonra mevcut olan bir kısım halklar, devletler, diller, dinler ve kültürler yok olduğu hâlde onların hâlâ var olması dikkate değer bir konudur. Yalnızca bu gerçek bile Yahudilik-Tevrat ilişkisinin ciddi şekilde ele alınması için yeterli bir sebeptir. Bu nedenle, aleyhteki şartlar her ne olursa olsun, Yahudilerin kimliklerinin oluşmasında ve korunmasında kutsal kitaplardaki buyrukların, tavsiyelerin, hikâyelerin ve sembollerin rolünü araştırmayı ciddi bir entelektüel mesele olarak gören bilim erbapları bu meseleyi irdelemelidir. Elbette sosyal meseleleri bir tek sebebe irca etmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Yahudi tarihi için de bu böyledir. Fakat Sanayi Devrimi ve hatta Birinci Dünya Savaşı’na kadar dünya meselelerinin çoğunda dinin en belirleyici faktörlerden olduğu düşünülürse, Yahudiler için de -diğer faktörleri gözardı etmeden- dini en etken unsur olarak görmek yanlış sayılmayacaktır.

Elinizde bulunan bu kitap, böyle bir düşüncenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kitap, Yahudi tarihinin ve kutsal kitaplarının özet hâlinde verilmesinden sonra, İshak’ın çocuklarına yani İsrailoğullarına kimlik kazandırdığı düşünülen etkenleri maddeler hâlinde ele almaktadır. Yirmi üç başlık altında incelenen her bir konu, Tevrat’ın ışığı altında özetlenmiş, değerlendirilmiş ve ilgili metinler kitap adı, bab ve ayet numarası ile takdim edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96217</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dfaa7b3d-dd2a-46bd-8840-636875294d7a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Vatan Kurtuldu</image:title>
            <image:caption>Bilge Ercilasun, Rumeli’nin kaybına odaklanan romanları incelediği  Bir Vatan Kaybettiler’den sonra, Bir Vatan Kurtuldu’da, nicelik ve nitelik itibarıyla artış gözlemlediği için bir terminus olarak belirlediği 2000’li yıllardan itibaren kaleme alınmış 86 romandan yola çıkarak tematik başlıklar altında Atatürk’ü kişisel özellikleri, askerî faaliyetleri, tarih yapıcı olaylar içindeki  yeri ve devlet adamlığı bağlamında edebiyatın çağdaş verimleri içinden ele alıyor. Böylece acı dolu kayıplarla geçen senelerin ardından, 1919-1922 arasında kurtuluş ve tam bağımsızlık düsturuyla ayağa kalkan Türk milletinin Atatürk’ün rehberliğinde giriştiği mücadelenin, aradan geçen bir koca yüzyıla rağmen hayatımızda ne derece tesiri olduğunu ve taşıdığı güncel değeri gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96218</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77754fc3-366e-415f-ae35-2eaa6d4f4d62.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Modernleşmesinde İlk Adımlar</image:title>
            <image:caption>Osmanoğluları, on dördüncü asrın başında Anadolu’nun kuzeybatısındaki Bitinya’da kurdukları beyliklerini tarihleri boyunca cihan devletine (imparatorluğa), topraklarını da üç kıtaya at sırtında genişletir. Bunu Osmanlı öncesi Türk-İslam medeniyet birikimi üzerine inşa ederken kendilerinde olmayan ve muhtaç oldukları bilgileri ve teknolojileri alma hususunda tereddüt etmemişlerdir. Zaman içerisinde Osmanlılar ile Avrupalılar arasında dengelerin ekonomik, siyasi ve teknolojik açıdan aleyhlerine dönmeye başlamasıyla yeni arayışlara girişmişler ve muhtaç oldukları unsurları seçici bir şekilde aktarmayı başarmışlardır.

Bu kitapta, Osmanlıların, Batı teknolojisi, bilimi ve modern eğitim konularında attıkları ilk adımların hikâyesi anlatılmaktadır.
Osmanlılar, klasik dönemden yani on beşinci ve on altıncı asırlardan itibaren ihtiyaç duydukları özellikle harp teknolojisi, madencilik, haritacılık ve pusula ile mekanik saatçilik konularında Batı’daki bu gelişmeleri değişik vasıta ve yollarla fakat seçici bir tavırla takip ederek başarılı bir şekilde transferini gerçekleştirmiştir.  

On sekiz ve on dokuzuncu yüzyıllarda hem teknoloji transferi teşebbüslerini hem de mevcut ekonomik altyapılarını sanayileşmeye yönlendirme gayretleri olmuştur. II. Mahmut’tan itibaren eğitim müesseselerinin kurulması ve burada modern bilimin ve teknik eğitimin yerleşmesi hususunda önemli adımlar atmışlardır. Mühendishanelerin ve tıbbiyelerin kurulmasıyla yetişen pek çok askerî ve sivil uzman kendi sahalarında eserler vermiş ve ileri adımlar atmışlardır. Buna paralel olarak, Türkçenin bilim dili olması konusunda önemli gelişmeler sağlanmıştır.

Modernleşme yolunda bir başka önemli adım ise Türk hukukunda var olmayan tüzel kişilik kavramının yerleşmesi ve buna bağlı olarak ilmî ve mesleki cemiyetlerin kurulmasıdır.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı ve yirminci yüzyılın başında haberleşme ve ulaştırma teknolojilerinde hızlı aktarmaların ve adaptasyonların olduğunu görüyoruz. Öyle ki, Osmanlılar, Birinci Dünya Savaşı’nda devletlerinin müdafaasını altı yüz sene önceki ecdadı gibi at sırtında değil bu sefer uçak kokpitinde yapmışlardır.  

Bu kitap, 1980’den bu yana kırk yıllık bir süre zarfında resmî arşivlere ve Osmanlı aydınları ile devlet adamlarının eserlerine; Türkiye’de ve yurtdışında bu sahalarda yapılan öncü çalışmalara dayanarak hazırlanmıştır.  
İhsanoğlu, bu kitapta, uzun yıllar Osmanlı tarihinin modernleşme gayretlerini karalayan önyargıları yıkarak yeni bilgiler ve yorumlarını okuyucunun bilgisine sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96219</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3575f2d0-ecbe-4d0d-8863-542c2732f68a.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Hunları</image:title>
            <image:caption>Erken dönem “Doğu Avrupa Tarihi” alanında Avrupa Hunları ya da Batı Hunları gibi isimlerle bilinen ve en görkemli dönemlerini Attila’nın egemenlik günlerinde yaşamış olan Hunlarla ilgili çalışmalar dünya tarihçiliğinin uzun yıllar boyunca ilgisine mazhar olmuş ve konuya dair pek çok bilimsel üretim ortaya konulmuştur.
Yakın bir zaman dilimine göz atıldığında ise Avrupa Hunları’na dair kaleme alınan Türkçe çalışmalarla birlikte, tercüme eserlerin sayısında da bir artış olduğu gözlemlense de bu konunun Türk tarihinin diğer alanlarına göre daha az rağbet gördüğünü ifade edebiliriz. Avrupa Hunları’na dair temel kaynaklarda yer alan dağınık bilgiler sınırlı bir siyasî tarih inşasını mümkün kılmakla birlikte, kültürel unsurlara dair daha fazla argüman içerir niteliktedir. Hun egemenliğinin tesis edildiği bölgelerde yapılan arkeolojik çalışmalar da kültür tarihine yönelik bilgileri kuvvetlendirir tarzdadır. Avrupa Hunları’nın bilinen, sınırlı sayıdaki kelime varlığı filolojik çalışmaları da zorlaştırmaktadır. Bunlarla birlikte, kavim hareketlerinin takibinin son derece zor olduğu bir zaman diliminde, dönemin müelliflerinin eserlerindeki karmaşık bilgiler, özellikle Avrupa Hunları’nın erken tarihleri üzerinde bir sis perdesi oluşturmaktadır. Bunun gibi birtakım zorluklar Avrupa Hun tarihi konusundaki üretimi sınırlandıran nedenler arasında görülebilir.
 
Bu çalışmada; ülkemizde sınırlı sayıdaki Avrupa Hun tarihi araştırmalarına edebî unsurları dahil ederek bir nebze de olsa katkıda bulunma gayreti vardır. Bu fikirden hareketle, kitabın ilk bölümünü Hun siyasî tarihine yönelik hadiseler oluştururken ikinci bölümde destan ve efsanelerde Hunların izi sürülmeye çalışılmıştır.
İkinci bölümünün sonunda tercümesi yapılan ‘Buda’nın Ölümü’ adlı yapay destan, Macarlar arasındaki ‘Hunluk’ düşüncesinin en güzel örneklerinden birisidir. Avrupa Hunları -Tarih ve Destan- isimli bu eserin yazarı Umut Üren, János Arany tarafından kaleme alınan ve Hun-Macar akrabalığını işleyen bu destanı Türkçeye tercüme ederken gayesinin yalnızca, bu ozan ve destanı Türk okuruna tanıtmak olduğunun altını çizmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96220</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e88f77d5-c5e9-43e1-896e-189e49d33d30.jpg</image:loc>
            <image:title>Benliğin İnşası</image:title>
            <image:caption>Din eğitiminin araştırma konularından biri de İslâm eğitim klasikleridir. Bunlar doğrudan eğitimle ilgili klâsik eserler olduğu gibi, dolaylı olarak eğitimi konu edinen eserler de olabilir. Bu ikinci kategoride yer alanlardan önemli bir kısmı İslâm ahlâk felsefesi ile ilgilidir. Bu ve benzeri eserler, İslâm ahlâk eğitiminin teorisini anlamak, ayrıca bu teorinin aktüel değerini belirlemek bakımından üzerinde düşünebileceğimiz somut yaklaşımlar sunmaktadır. Söz konusu eserlerden biri de Nasîrüddin Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî adlı kitabıdır. Bu çalışmada, felsefî ahlâk geleneği içerisinde yer alan Ahlâk-ı Nâsırî adlı eserin, eğitim bakımından içerik analizi yapılmaya çalışılmıştır.  
 
Çalışmanın temel mevzuu, Tûsî’nin kitabının yazılış amacı olarak belirlediği “insanları terbiye süsüyle süslemek (tehzîbü’l-ahlâk)” ile alakalıdır. Tûsî, bu amacını gerçekleştirmek için kitabında nasıl bir içerik oluşturmuştur? İnsanların terbiye süsünden mahrum kalmalarını engellemek için eserinde nasıl bir yol izlemiştir? İşte bu eser, yukarıdaki suallere cevap aramaktadır. Bu arayışta insanın nötr bir pozisyonda doğduğu, onun iyiliğe olduğu kadar kötülüğe de temayülünün bulunduğu ve eğitimle ondaki iyiliğe olan temayülün mükemmelleştirilebileceği anlayışı hakim bir tema olarak görülmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96221</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c05c357-9c26-489f-ae71-f45f3d25c17e.jpg</image:loc>
            <image:title>Görklü Suyun Kurumasın</image:title>
            <image:caption>Gönül Yonar, mitoloji çalışmalarının bu yeni veriminde, kadın arketiplerinin Türk destanları ve halk anlatılarındaki anahtar vazifesi gören temel karakterleri üzerinden bir tasnife girişiyor ve tarihsel maceramız boyunca değişmeyen bir söylen çekirdeği etrafında, kültürel etkileşimlerin ağında dönüşerek hayatımıza sürgün veren mitsel kökleri irdeliyor. Geniş Türk coğrafyasının yaygın anlatılarından süzülerek gelen alp, bilge, anne, eş, aşık, savaşçı ve yıkıcı kadın imajlarının mitsel devirlerin gölgelerinden sıyrılarak &quot;Ebedi Dişi&quot;nin vahdeti içinde bizi nasıl kuşattığının hikayesini okumak için elverişli bir başlangıç, Görklü Suyun Kurumasın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96222</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb92da06-23dd-4034-b3e0-98740c6550d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşlar Arasında</image:title>
            <image:caption>O eski mahallelerin yamacında, koşulsuz sevginin kucağındaydık...

Fatih Debbağ&apos;ın Tudem Edebiyat Ödülleri Üçüncülük Ödülüne değer görülen Arkadaşlar Arasında adlı romanı, çocuğa ve çocukluğa övgüde bulunurken yitip giden mahalle kültürünü günümüz çocuklarına duyumsatan sevgi yüklü bir anlatı. 

Ötekileştirilen, ayrıştırılan ve akran zorbalığına uğrayan çocukları kalplere dokunan bir dayanışma mücadelesinde buluşturan yazar, koşulsuz sevgiyle perçinlenen gerçek arkadaşlığın her türlü önyargı ve görüş ayrılığının üstesinden gelebileceğini savunuyor.  

Mahalleye sığınan bir köpek aracılığıyla çocukların dünyasında bir şeylere değer vermenin, onu sahiplenmenin ve korumanın önemine vurgu yapan kitap; hayvan hakları ve özgürlüğüne yönelik duyarlılığı da artırıyor. 

Sarı sıcaklarla boğuşan bir sahil kentinin kıyıda köşede kalmış küçük bir mahallesi... Her biri kendi duygu ve düşünce dünyalarıyla var olmaya çalışan bir grup çocuk... 

Bir gün mahalleye bir köpek çıkagelir. Kovboyların, Apaçilerin ve İtalyanların cirit attığı mahalledeki düzen, Kızım&apos;ın gelişiyle bir anda değişir. Yardıma muhtaç bu sevimli köpek, geçmişte yaşadıkları bir anlaşmazlık yüzünden birbirleriyle bozuşan ve zıt kutuplara çekilen mahalle çocuklarını sevgi ve dayanışma yolunda birleştirir. Artık her birinin tek dileği Kızım&apos;a bir yuva sağlamak ve onu korumaktır.

Yetişkinlerin doğrularını ve değer yargılarını anlamaya çalışırken kendi doğrularının peşinden gitmeyi tercih eden çocukların dünyasına açılan Arkadaşlar Arasında, merak uyandırıcı hikâyesinin arka planında kentlerdeki kontrolsüz yapılaşma, sığınmacı ve göçmenlere karşı duyulan önyargı, engelliler için engelsiz şehir tasarımı gibi güncel konulara temas etmeyi de unutmuyor.

“Kızım&apos;ın, yazımızı serinletip aklımızı kaçırtacağını, bize dünyanın en güzel ve en muhteşem yazını yaşatacağını bilemezdik.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96223</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a394235-72e1-424a-86e3-9d9172945ac9.jpg</image:loc>
            <image:title>Pratik Tarım Uygulamaları</image:title>
            <image:caption>Tarımsal üretim insanlık tarihiyle beraber yaşamın bir parçası olmuş ve sevginin kaynağını oluşturmuştur. Bu kitap hem üreticilere, hem tarım öğrencilerine ve asıl amaç olan tarımsal üretime başlayacaklara pratik yararlar sağlaması için ha­zırlanmıştır. 

Pratik Tarım Uygulamaları ile ilgili detaylı bilgiler hem üreticilere hem yeni başlayacaklara temel kaynak olacak şekilde bu kitapta yer bulmuştur. Sebze ve meyve üretimi, süs bitkileri yetiştiriciliği, budama, sulama, gübreleme, bitki bes­leme bozuklukları, bitki hastalık ve zararlıları ile yabancı otları, hobi bahçelerinin oluşturma konularında pratik uygulama bilgileri verilerek üretim yapılabilme teş­vik edilmiştir. Tüm pratik bilgileri vermeye çalışan bu kitabın teknik elamanlara, eğitimcilere, tarım öğrencilerine, üreticilere ve meraklılarına yeterli kaynak oluş­turabilmesi ümit edilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96224</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49691056-518e-4b24-980e-d01338f85487.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimdeki Duygular</image:title>
            <image:caption>İçimdeki ses konuşur, ben yazarım dilersen sen de okursun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96225</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cec3800d-4558-4314-9291-e679bcf665b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sebzeler - Çıkartma Kitabı</image:title>
            <image:caption>Eğlenirken dikkatinizi güçlendireceğiniz, içindeki çıkartmalarla görsel algı becerinizi geliştireceğiniz bu kitabı çok seveceksiniz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96226</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca4efa5c-8da5-4b46-9d9d-ac265edca62a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarsar Apartmanı</image:title>
            <image:caption>Bizler hikâye, roman, deneme ve şiir alanlarında yazan, okuyan; okuyup yazdıklarını tartışan edebiyat sevdalıları olarak bir araya geldik. Edebiyatın; insanı düşündüren ve geliştiren gücünün sarsıcı etkisine inanıyoruz. Bu inancımızı yansıtan bir isimle anılmak istedik, grubumuza “Edebiyat Sarsar” adını verdik. Türkiye’nin her bölgesinden ve her yaştan üyelerimizle yaptığımız okuma ve yazma atölyeleri sırasında ortak bir çalışma yapma fikriyle heyecanlandık, heveslendik. 
 
Bu kitapta, kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen bir apartmandaki hayatlara ayna tuttuk. Hikâyelerimizde bazı karakterler kendi yazarının kurgusunda yol alırken diğer hikâyelerde de geziyor ve yaşıyor. Her hikâye tek başına bağımsız bir kurguya sahip olsa da “uzun hikâye” niteliğindeki bu kitabın bütünlüğünü sağlayan parçası oluyor aynı zamanda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96227</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/395790d8-eb6f-4d99-8841-0d10d9f9671a.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun Yalnızlığı</image:title>
            <image:caption>Kimi zaman iki sözcük, kimi zaman bir cümle, kimi zaman bir şiir... Az sayıda söz, uzun ve derin düşüncelere davet ediyor okuru. Okurun kitabı bir kerede okuyup bitirmesinden ziyade, baş ucuna koyup tekrar ve tekrar okuyabileceği bir eser... Üstelik aynı cümle her okunduğunda başka bir fikir ya da düşünceye götürüyor... 
Ruhumun Yalnızlığı yalın, sade, derin... İlham verici... 
“Aşk muhteşem bir felakettir…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96228</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ffb8b9e-0343-4abb-afee-4ee1dc1ea1df.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Sayfa</image:title>
            <image:caption>Düşünün, sihirli bir sayfaya sahipsiniz. 
Ona yazabileceğiniz sınırlı dilek hakkınız var. 
Peki, dilekleriniz gerçekleştiğinde ne olur? 
Her dilek bizi mutlu sona mı götürür? 

Sera; annesi, babası, ablası ve büyükannesiyle yaşayan küçük bir kız çocuğu. Sera’nın yolu bir gün sihirli sayfayla kesişir fakat Sera’nın sihirli sayfaya yazdıkları diğer çocuklarınkinden biraz farklıdır. Her satırı duygu yüklü olan bu kitabı okurken siz de sihirli bir sayfaya sahip olduğunuzu hayal edin. Sayfa tekrar yola çıktı; kim bilir belki bu sefer yolu size düşer. 

Bu kitap, Psikolog Arzu ASLAN tarafından okunmuştur. Sorunlarla başa çıkmada, fırsatları değerlendirmede kişilerin bireysel çaba ve sorumluluğunun önemli olduğunun; açgözlülük ve sürekli mucizeyle karşılaşma beklentisinin hayal kırıklığı ile sonuçlanacağının vurgulanması açısından tavsiye edilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96229</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98184433-8ed1-46ea-b112-dbdc2562a858.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Babanın Hamileliği</image:title>
            <image:caption>“Bu kitabı, ‘Baba olunca anlarsın,’ ve ‘Siz erkekler ne anlayacaksınız?’ arasında sıkışıp kalınca yazmak istedim. Hissettiğim, az biraz ötekileştirilme ama bir o kadar da tahrikti. Kitapçılarda bir heves gezerken, babalıkla ilgili ne kadar az yazı, kitap, eser olduğunu fark etmemle beraber başladım aklımdan, gözümden geçenleri yazmaya. Tek isteğim babalık görevini icra ederken yapacağım yanlışlarda erkek olduğum için değil, ebeveyn olduğum için eleştirilmek ya da tersi durumlarda erkek olduğum için değil baba olduğum için takdir görmek. 
Bu kitap herkese hitap etmez, özellikle bir gruba da hitap etmez. Ama düşünen her erkek ve kadın için, kendisine ya da etrafından en az birkaç kişiye ‘Yaa bak gördün mü?’ diyeceği konular barındırır. 

Bu kitabı çocuk isteyen erkekler, çocuk istemeyen erkekler, zaten baba olmuş erkekler ya da yakında olacak erkekler okumalıdır. Bu kitabı saydığım erkek modellerinden en az birini tanıyan her kadın okumalıdır.” 
 
Hüseyin Mercan, çocuğunu kucağına aldığı vakte kadar geçen süreçte kendisinde ve çevresinde gözlemlediği, eksik veya yanlış bulduğu konuları, tutumları titizlikle mercek altına alıyor. Eserindeki eleştirel ve mizahi üslubuyla okuyucuyu düşündürmeye sevk ederek kişisel tecrübelerini okurla buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96230</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5dd3093-1cea-4f5e-ac68-0926b30dd104.jpg</image:loc>
            <image:title>Bi Büyük Al Seneye de Giyersin</image:title>
            <image:caption>Kitabın arka kapağına süslenmiş cümleler tasarlamak üzere aslında uğraşmıştım. Ancak içeriğin ruhuna aykırı hareket edeceğimi fark ettiğim için bundan vazgeçtim. Kitabı bitirip kapağını kapattığınız zaman, düşündüklerinizi, hissettiklerinizi özgürce sürdürebilmeniz adına bu alanı sizin zihninize ve yüreğinize hediye ediyorum. Zira özgürce dolaşılan bir alana hepimizin ihtiyacı var. 
İçeride ne var peki? 
Çocukluğumuzda kıyafet alırken arkadan ebeveynler seslenir: 
Bi’ Büyük Al Seneye de Giyersin! 
İşte o dönemin his zenginliğini, bugünün bilgileriyle harmanladım. 
İletişim ve kişisel gelişimi böyle anlatan kitap mı olur? 
Güzel olduk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96231</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67691862-a004-4aae-ab0c-cb83dd75a14f.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Bulut</image:title>
            <image:caption>Bulutların üstünde uykuya dalmak isteyen var mı? &quot;Arkadaşım Bulut&quot; güzel bir uykuya dalmadan önce çocuklara yol arkadaşlığı yapmaya geliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96232</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/475e0365-656c-472a-b7bc-f71a1d75d7a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Görme Engelli Bir Bebek, Ebeveynlerine Sesleniyor</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta görme engelli bir bebeğin dünyaya geliş anından itibaren anne babasından neler beklediğini, onun ağzından dile getirmek istiyorum. Bebeğin doğuşu,  anne baba ve diğer aile bireyleri tarafından karşılanışı, büyüme evreleri ve gelişim alanlarının desteklenmesi için anne babaların dikkate almaları gereken önemli noktalar gibi konuları kaleme aldım. 
Kitabın size iyi bir kılavuz olması temennimle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96233</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c5198e9-b671-4986-9c8e-18889a9f0c2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Akran Zorbalığı</image:title>
            <image:caption>AKRAN ZORBALIĞI 

Çocuğunuz okulda arkadaşlarıyla sorun yaşıyor mu? Özellikle zorbalıkla, şiddetle, tehditle, dışlanmakla, aşağılanmakla veya başka türden bir kötü muameleyle karşılaşıyor mu? Belki farkında değilsiniz, belki çocuğunuz size anlatmaktan kaçınıyor ama pek çok çocuk okulda veya akranlarıyla birlikte olduğu çeşitli sosyal ortamlarda “akran zorbalığı” diye tanımlanan davranışlarla karşılaşmaktadır. Çocuğun psikolojik sorunlar yaşamasına, içe kapanmasına, özsaygısının ve özgüveninin sarsılmasına, sosyal becerilerinin gelişmemesine yol açan bu zorbalığın engellenmesi şarttır. Çocuğunuz bu zorbalığın kurbanı da faili de olsa yardıma ihtiyacı vardır. 

Deneyimli üç eğitim ve çocuk psikologu tarafından hazırlanan bu kitap hem çocuk hem de ailesi için çok stresli ve kritik olan bu süreci yönetmek için bir rehber niteliğini taşıyor. Çocuklara yardımcı olmak için bilimsel değeri kanıtlanmış yol ve yöntemler sunarken ebeveynleri ve ilgili herkesi aydınlatıyor. 

Artık daha iyi biliniyor ki, çocuklukta yaşanan psikolojik sorunlar yetişkinlikte de çeşitli sıkıntılara, ciddi sağlık sorunlarına kaynaklık etmektedir. Dolayısıyla ebeveynler, öğretmenler ve ilgili herkes bu konuda üzerine düşeni yaparak daha sağlıklı, özsaygısı ve özgüveni yüksek kuşakların yetişmesi için çabalamalıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96234</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51d8aa2a-ca77-447e-b424-db06b4607eee.jpg</image:loc>
            <image:title>Kışı Beklerken</image:title>
            <image:caption>Beyaz, ıslak, soğuk ve yumuşak . . . Keçi karı böyle tarif etmişti! Sincap, bu kış ilk kar tanesi gökyüzünden düşmeden uyumamaya kararlı. Dostları Kirpi ile Ayı da… Ancak kış geciktikçe gecikiyor, uyanık kalmak gittikçe zorlaşıyor… Peki, ömründe hiç kaç görmemiş bu üç arkadaş karın yağmaya başladığını fark edebilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96235</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/105e1be0-bf90-412c-92fc-3aed7026a44a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hermeneutik ve Tin Bilimleri</image:title>
            <image:caption>İnsan tini, bir nevi tarihin kumaşıdır, insanın duygu ve düşüncesinden çıkmış ve tarihsellik kazanmış olan her şeydir.  Ancak bu tin kendisini öylece açığa vurmaz; taşlarda, jestlerde, sözcüklerde ve eylemlerde, açımlanmayı yani yorumlanmayı beklemektedir. Bu nedenledir ki Dilthey hermeneutiği veya yorumbilimi, ‘filolojik virtüözlük’ olarak tanımlar. 
Anlama ve açımlama daima bizzat yaşamdan etkilenir ve yaşamı etkiler. Örneğin sanat, yaşam deneyimine dayanır; hem cenneti hem cehennemi, yaşam gerçekliğinin renkleriyle resmeder. 

Bu kitap Alman filozof Wilhelm Dilthey’ın tin bilimleri, yorumbilim ve sanat anlayışına giriş olarak yazmış olduğu temel metinlerinden oluşmaktadır. Tin bilimlerinin konusu ve yöntemi; hermenuetiğin doğuşu; sanatta tekilliğin anlamı kitapta ele alınan temel konulardandır. Yine bu kitap, Schleiermacher, Schiller ve Schlegel değinileriyle kısa bir hermenuetik tarihi de sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96236</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7177fad9-9d91-4844-8211-896dea9d8531.jpg</image:loc>
            <image:title>Dağların Ezgisi</image:title>
            <image:caption>Sevgi ve cesaret, en büyük yaraları bile sarmaya yeter mi? 
 
1920’li yıllarda dünyaya gelen Trần Diệu Lan, ayrıcalıklı bir ailenin tüm imkânlarına sahip olarak eğitimli ve güçlü bir kadın olarak yetişmiştir. Büyük fikirleri, idealleri, hayalleri ve tüm bunları hayata geçirebilecek sarsılmaz bir iradesi vardır. Günün birinde sadece gözlerine bakarak bile aklını okuyabilen, yüreğinin derinliklerine yavaşça sızıp orada kendine taht kuran Hùng ile yolları kesiştiğinde ise, hayatı daha da masalsı bir hâl alır. Artık kesinlikle çok şanslı olduğuna, hayatın ona hep güzel yüzünü göstereceğine emindir, ta ki Vietnam’ın üzerine ilk karabulutlar çökene kadar. 
 
Vatanı, Japon istilası sırasında yabancı askerlerin ayakları altında bin parçaya bölünürken, Diệu Lan da paramparça olan ailesinin ve hayallerinin külleriyle kendine yepyeni bir kader yazmaya çalışır. 
Öte yandan hayat da en az Diệu Lan kadar inatçıdır. Her seferinde çiçek açan umutları acımasız bir kasırgayla yeniden kırılırken, yıllar sonra aynı yazgı çocuklarının ve torunlarının da yakasına yapışır. Çocukları, bir anda patlak veren Vietnam Savaşı’na katılmak üzere evden ayrılınca, yaşlı bir kadın olarak bu kez torunu Hương’la tek başına hayatta kalmak ve hayatta tutmak için var gücüyle mücadele edecek ve âdeta umudun, cesaretin sarsılmaz kalesi hâline gelecektir. 
 
Gerçek hayatlardan ilham alınarak kurgulanan Dağların Ezgisi, okurken sizi duygudan duyguya sürükleyecek gerçek bir başyapıt. 
 
“Dağların Ezgisi, daima hafızamda kalacak muhteşem bir kitap.” 
Elif Şafak</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96237</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dfc31e5b-292d-485e-82e0-a949d03b3cd4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Ufukların Peşinde</image:title>
            <image:caption>14 Temmuz 2015’te muhteşem bir şey oldu. 
Dünya’dan 4,5 milyar kilometre uzakta New Horizons isimli küçük bir NASA uzay aracı, saatte 50.000 kilometreden fazla hızla Plüton’un yanından geçti. 
New Horizons’ın Dünya’ya gönderdiği fotoğraflar yedi kıtadaki gazetelerin baş sayfasını süsledi ve NASA’nın internet sitesi 2 milyardan fazla kişi tarafından ziyaret edildi. 
Anlayacağınız, bu küçük gezegen tüm dünyayı heyecana boğdu. Peki, tüm bunlar nasıl gerçekleşti? 
Yeni Ufukların Peşinde: Plüton’a Yapılan Destansı İlk Yolculuğun Öyküsü on yıllar süren çabanın, NASA’nın içinde ve dışındaki siyasi tartışmaların, New Horizons’ı hayata geçirmek ve uçurmak için gereken becerinin hikâyesi. Projenin başındaki bilim insanı Alan Stern’ün olağanüstü hikâyesini okurken, insanlığın gidebileceği sınırları tekrar keşfedeceksiniz. 
 
“Sonunu bilmenize rağmen okurken yerinizde duramayacaksınız. Başından sonuna kadar projenin içinde olan iki yazar güçlüklerle dolu süreci muhteşem bir anlatıyla aktarmayı başarmış.”    
– Marcia Bartusiak, Wall Street Journal 
“Teknik jargonda kaybolmanızı engelleyen bir üslupla kaleme alınmış muhteşem bir kitap. Stern ve Grinspoon, heyecan verici ve sürükleyici bir yolculuğa çıkmanızı sağlıyor.” 
– Scott Stantis, Chicago Tribune 
“Popüler bilimde bir klasik olmaya aday. Sürükleyici.” 
– Publishers Weekly 
 
“Bir gerilim öyküsü niteliğinde uzay ve bilim kitabı.” 
 
– Andrew Dansby, Houston Chronicle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96239</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db2deb50-e46d-4b77-8dbe-b82775fb16f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvanların Yaşam Döngüsü</image:title>
            <image:caption>Kır kırlangıçları yuvalarını nasıl yapar? Bir ahtapot yumurtalarını nereye bırakır? Şişe burunlu yunuslar yavrularını büyütürken onlara neler öğretir? Bir boz ayının yavruları ne zaman doğar? Hangi hayvanlar başkalaşım geçirir? Bir yeşil deniz kaplumbağası kaç yıl yaşar? Her hayvanın yaşam döngüsü aynı mıdır? Hepsi bu kitapta...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96240</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f2d9b5bc-a685-46e4-84fd-ffcae10f8de7.jpg</image:loc>
            <image:title>Parvana’nın Mücadelesi</image:title>
            <image:caption>Parvana’nın Mücadelesi serisi dünya çapında iki milyondan fazla satmıştır.
 
 
Parvana adamı görmeden kendisiyle güneş arasına giren gölgesini hissetmişti. Başını çevirince Taliban üniforması içindeki koyu renkli türbanı gördü. Babasının omuzçantasını astığı gibi o da göğsüne tüfek asmıştı.
 
On bir yaşındaki Parvana, Afganistan’ın başkenti Kâbil’de bombalardan hasar görmüş bir apartmanda bulunan tek odada ailesiyle yaşıyordu. Parvana’nın babası, okul bombalanıp sağlığı bozulana kadar tarih öğretmeniydi, pazar yerindeki bir battaniye üstünde çalışıyor, okuma yazma bilmeyen insanlara mektuplarını okuyordu. Bir gün yabancı ülkede eğitim aldığı için tutuklandı ve ailesi para kazanacak ve yiyecek için alışveriş yapacak kimsesi olmadan kalakaldı.
Aile için durum gittikçe çaresiz bir hâl alırken tek bir çözüm akıllarına geldi. Kız olduğu için sokağa çıkıp para kazanamayan Parvana oğlan kılığına girip mücadele etmek zorundaydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96241</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ad9bb37-9f33-4b6e-8b0a-bf8ae00c6d7b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bin Bela Bir Karanfil</image:title>
            <image:caption>İnadım, merakım ve birtakım tasvip edilmeyen huylarım yüzünden şu fani dünyada başıma gelmeyen yalnızca birkaç şey kaldığını size kıvançla bildirmek isterim sevgili pencere önü çiçeklerim. Başıma ne işler açtığımı size tek tek anlatacağım fakat aramızda kalacağına dair bana söz vermek zorundasınız. Çünkü babam, peşime bir avuç tarihi eser kaçakçısını taktığımı ve onlardan köşe bucak saklanırken Ateş Arıkan’ı da bu işe dâhil ettiğimi öğrenirse beni bir kuleye kapatır. Hem de bir prenses olduğum ve korunmaya ihtiyaç duyduğum için değil, aksine etrafımdaki zavallı insanları benden ve benim belalı başımdan korumak için. 
 
Ben Nehar Erarslan. Tarihe ve Ateş’e ezelden beridir sevdalı, her iki sevdası yüzünden de olmadık işlere bulaşan, insanlara tuhaf isimlerle seslenen ve her nasılsa kendini sürekli akıl almaz olayların ortasında bulan Nehar Erarslan.  Bu da benim tarihi eserlerle, kovalamacalarla ve içimdeki yanardağdan taşan aşkla dolu hikâyem. Eğer sırrımı tutacaksan ve bütün bu karmaşaya hazırsan, başlayalım mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96243</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/544f63e5-1e1d-4250-88bf-79f78878d23b.jpg</image:loc>
            <image:title>Parvana’nın Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>Parvana molozların arasında dikkatle yürüyerek küçük yerleşim yerine girdi. Tek odalı evlerden geriye kalanlara baktı. Şilteler, kilimler, tencereler, çay bardakları her yere saçılmıştı.
 
Bu manzarayı tanıyordu. Bu, yaşamak için kaçmak demekti. Ailesi birkaç eşya alıp bombalardan kaçarken aynı manzarayı kendi evlerinde de görmüştü. Bu evlerdeki insanların nereye gittiklerini merak etti...
 
Batı kuvvetleri koalisyonunun ülkeyi bombalayarak Taliban’dan kurtulmaya çalıştığı bir savaş sürüyordu. Parvana’nın babası ölmüştü. Annesiyse erkek kardeşi ve kız kardeşleriyle birlikte babasına ne olduğundan habersiz uzaklara gitmişti. Parvana nerede olduklarını bilmiyordu. Tek bildiği onları bulması gerektiğiydi.
 
Tek başına kalmıştı, oğlan çocuğu gibi davranıyordu ve düşmeye başlayan bombalarla yolculuğu daha da tehlikeli bir hâl alıyordu. Issız Afgan kırsalında ilerlerken savaştan kaçan başka çocuklarla karşılaştı. Çocuklar birlikte yolculuk yapıyorlardı çünkü böylesi yalnız olmaktan daha kolaydı. Savaş alanına dönen Afganistan’da kendi ailelerini şekillendirmeye çalışırlarken dirençli yapıları, hayal güçleri ve şansları sayesinde hayatta kaldılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96244</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0162a4e-b3d4-4c00-be2d-ef7dfb5d30a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadın Psikolojisini Anlamak</image:title>
            <image:caption>Olgun kadınlığa giden yol nedir? 
Kadınlar nasıl olgunlaşırlar? 
Kendi kimliklerini geliştirmeye nasıl geçiş yaparlar? 
Kadın olmak ne demektir? 
Peki bir kadının eril bileşenleri nelerdir? 
 
Pek çok yazar ve düşünür tarafından Eros ve Psykhe antik mitinin, bir kadının bireyselleşmesinin hikayesi olduğu düşünülmüştür ancak Robert A. Johnson bu eski hikayeye dair farklı bir bakış açısı geliştiriyor. 
Çığır açan çalışması Gölgene Sahip Çık ile sizi kişiliğinizin derinlerine götüren, karanlık yönlerinizi keşfettiren, kendinize objektif bir gözle bakmanızı sağlayan ve belki de hayatınızın anlamını bulmanız için önayak olan Robert A. Johnson, Kadın Psikolojisi Anlamak ile Eros ve Psykhe mitini derinlemesine inceliyor ve hikayenin satır aralarını aydınlatarak kadın olmanın ne anlama geldiğine dair çarpıcı bir keşfe imza atıyor. 
Karşılıklı olarak birbirinizi anlayabilmeyi umuyor; kadınlardaki eril, erkeklerdeki dişil bileşenleri merak ediyor; kendinizle, karşı cinsinizle ve aranızdaki ilişkiyle ilgili farklı bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız bu seri tam size göre!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96245</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44edcef9-4675-4f93-9101-6f4051cedb46.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşkın Psikolojisini Anlamak</image:title>
            <image:caption>Aşk nedir? 
Romantik aşkın kökenleri nelerdir? 
Hem kadın hem de erkeğin bilinçdışında yer alan aşka dair düşünceler nasıl ortaya çıkar? 
Aşk nasıl olmalıdır? 
Aşkın psikolojisi ne anlama gelir? 
 
Tüm toplumların yüzyıllardır anlamını aradığı ve hakkında aydınlatıcı bir açıklamaya ihtiyaç duyduğu aşk ve aşkın psikolojisi, Jung felsefesinden yola çıkan Robert A. Johnson’ın kalemiyle ve eski mit Tristan ve Isolde aracılığıyla ete kemiğe bürünüyor. 
Çığır açan çalışması Gölgene Sahip Çık ile sizi kişiliğinizin derinlerine götüren, karanlık yönlerinizi keşfettiren, kendinize objektif bir gözle bakmanızı sağlayan ve belki de hayatınızın anlamını bulmanız için önayak olan Robert A. Johnson, Aşkın Psikolojisini Anlamak ile romantik aşkın varoluşunu ve anlamını sorguluyor; aşkla ilgili mitlere dair çoğu kez içine düştüğümüz yanılsamaları kırarak, aşkın psikolojisi üzerine titiz bir çalışmaya imza atıyor. 
Karşılıklı olarak birbirinizi anlayabilmeyi umuyor; kadınlardaki eril, erkeklerdeki dişil bileşenleri merak ediyor; kendinizle, karşı cinsinizle ve aranızdaki ilişkiyle ilgili farklı bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız bu seri tam size göre!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96246</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28fce3cc-c966-4165-b3db-e9b8cd7185f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Erkek Psikolojisini Anlamak</image:title>
            <image:caption>Olgun erkekliğe giden yoldaki önemli noktalar nelerdir? 
Erkekler nasıl olgunlaşırlar? 
Kendi kimliklerini geliştirmeye nasıl geçiş yaparlar? 
Erkek olmak ne demektir? 
Peki bir erkeğin dişil bileşenleri nelerdir? 
 
Çocukluktan gerçek erkekliğe geçişin çetin bir mücadele olduğu ve yüzyıllar boyunca ataerkinin erkekler üzerindeki baskısı tartışıladursun; Robert A. Johnson Parsifal’in Kutsal Kase miti aracılığıyla erkek kimliğine dair büyüleyici bir bakış açısı sunuyor. 
Çığır açan çalışması Gölgene Sahip Çık ile sizi kişiliğinizin derinlerine götüren, karanlık yönlerinizi keşfettiren, kendinize objektif bir gözle bakmanızı sağlayan ve belki de hayatınızın anlamını bulmanız için önayak olan Robert A. Johnson, Erkek Psikolojisini Anlamak ile kadın dinamiklerinin erkekleri nasıl etkilediğini çarpıcı bir keşifle gözler önüne seriyor. 

Karşılıklı olarak birbirinizi anlayabilmeyi umuyor; kadınlardaki eril, erkeklerdeki dişil bileşenleri merak ediyor; kendinizle, karşı cinsinizle ve aranızdaki ilişkiyle ilgili farklı bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız bu seri tam size göre!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96247</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fdce0969-6795-4dfd-9648-e6f361d77d2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Altın Girdap</image:title>
            <image:caption>Yazarımız gazeteci İbrahim Gündüz, bir önceki kitabı “Altın Ölüm”ün devamı niteliğinde olan  “Altın Girdap” kitabının yazılma amacını şu şekilde açıklıyor; 
 
“…Türkiye’de adına madencilik denilen bir yağma-talan düzeni yıkıcı etkisini artırarak devam ediyor… 
Türkiye çok tehlikeli bir yol ayrımında. Birileri ülkenin dağlarını, ormanlarını, yaylalarını, meralarını, köylerini, su kaynaklarını “meta” olarak görüp satılığa çıkarmış durumda. Bunu da millete, “iş, istihdam, ekonomi” diye pazarlıyorlar. Onların “iş” dediği milletin köyünün yıkılması; onların “istihdam” dediği yüz binlerce ağacın bir çırpıda içindeki trilyonlarca canlıyla birlikte yok edilmesi; onların “ekonomi” dediği bu ülkenin can damarları olan yaylaların-meraların ve su kaynaklarının acımasızca zehirlenmesi. Bu bir ekonomi değil olsa olsa “ekokırım” olabilir… 
Altın Girdap, Altın Ölüm’ün eksiklerini tamamlamayı, canı yanan vatandaşlarımıza yol göstermeyi; bu alanda çalışma yürüten gazetecilere, akademisyenlere ışık tutmayı amaçladı. Söylenen kuyruklu yalanlara, anlatılan masallara karşı insanlarımızın gerçekleri öğrenmesi ve neyle karşı karşıya olduklarını anlamaları için yazıldı…” 
         Neler var kitap da; 
·         Siyanür lobisi için ricacı olan AKP’li üst düzey aktif siyasetçi kim? Kimin okul arkadaşı? 
·         14 maddede Türkiye’nin talan edilme hikâyesi… 
·         Çevre ve Şehircilik Bakanını “çevresiz hale sokan” akıllara durgunluk veren açıklamaları ve çevre politikalarımız… 
·         Ekokırım nedir? Ekokırım yasa önerisi neleri ihtiva ediyor? Türkiye’nin son 15 yılda zirve yapan ekokırım karnesinde neler var? Ekokırımın insanlığa karşı işlenen beşinci suç olarak kabul edilmesi durumunda hangi siyasetçilerin Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması muhtemeldir? 
·         Türkiye’nin yeşil kuşağı Artvin’in, Ordu’nun, Muğla’nın, Kazdağları’nın yüzde kaçı madencilik adı altında yağma talana açıldı? Son üç yılda yeni kaç madene ruhsat verildi? Ne kadar dönüm orman yok edildi? Türkiye çölleşiyor mu? 
·         Bölge halkını ikna için köprü inşa ettiren, yetkili-etkili milletvekilleri, bürokratlar ve yerel yöneticiler için ABD’ye turistik gezi düzenleyen, dava açmamak kaydıyla 100 köylüye 130 bin lira dağıtan Kanadalı şirket ve Türk ortağı kim? 
·         Şirket logosunda eski Yunan ve Bizans sembolleri olup Erzincan dağlarındaki maden ocaklarında bu logo ile flamalarını dalgalandıran yabancı şirket ve Türk ortağı kim? Bu şirketler Erzincanlı üç vatandaşımıza niçin dava açtılar? 
·         Leziz meşhur Erzincan Tulum peynirini, Ordu’nun Giresun’un fındığını, Balıkesir’in, Çanakkale’nin zeytinini bekleyen büyük tehlike nedir? UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ndeki Kapadokya niçin tehdit altında? 
·         Hangi köyler madencilik ve termik santraller adına haritadan silindi? 
·   Ve daha birçok can alıcı konu… İyi okumalar diliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96248</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5470201-47d2-441f-bd23-8dba6c59918c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalıntı 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Karanlığın kanlı kalbi, bir elmas gibi parlamaktadır sonsuz döngünün içinde. 
 
Haris&apos;in lanetinden kurtulmasıyla birlikte dünyaya emsalsiz bir sis çökmüştür. Özgürlüğüne kavuşan Haris,daha da güçlenmiş ve kötülüğünü evrene yaymaya çoktan başlamıştır. Gerçekliğine asla inanmayacağı busavaşta Ezel de yerini almıştır. Yaşadığı vahşetlerin içine şimdi biraz daha imkânsızlık eklenmiştir. 
 
Ezel artık sadece Karmen&apos;e olan aşkı için değil,insanlık için de savaşacaktır. Haris her geçen gün dipsizkaranlığa daha da sahip olurken Ezel&apos;in tek amacı onu kendi karanlığında boğmaktır.Ancak Ezel bu amaç uğruna neleri kaybedeceğinin farkında bile değildir. Karanlığın kanlı kalbine ulaştığında kendi ellerinin de temiz kalamayacağını henüz bilmiyordur. Öğrendiğinde ise o kalbi çoktan ellerinde tutuyor olacaktır. 
 
Kalıntılar, karanlığı tamamen ele geçirmeye başlamıştır. 
 
“Ya ben kazanacaktım ya evren ama her ikisinin sonunda da kaybeden ben olacaktım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96249</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5aedebed-e702-4072-affc-2b14066ed9dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet&apos;in Yıkımında Numaracı Cumhuriyetçiler</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet aydınlanmasının bayraktarlarından, ölümsüz Atatürkçü Prof. Dr. ahmet Taner Kışlalı&apos;nın, Türk siyasal yaşamına ve yazınına armağanı olan &quot;Numaracı Cumhuriyetçi&quot; deyimi, Cumhuriyet ilkelerinin ve kurucu felsefenin en ağır yaraları aldığı günümüzde, bu gerilemede payı olan &quot;sözde aydın&quot;ları tanımlamak için kullanılmaktadır. 

Bu kitap, olan biteri bildikleri halde bilmezden gelerek gerici iktidara &quot;bilgelik&quot; pizmeti sunarak payanda olanlar için yazılmıştır. &quot;Numaracı Cumhuriyetçi&quot;lerin yalanlarını, utanma duygularını yitirişlerini, tarihi gerçekleri nasıl çar;ıttıklarını ibretle, ihanetlerini anımsayarak ve Atatürk Türkiyesi&apos;ne sahip çıkma bilinciyle okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96250</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9a8caaa-2e24-4929-ab40-179db9477ba2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kış Gecesi Masalı 3 - Cadının Kışı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>New York Times çoksatanı Bir Kış Gecesi Masalı serisinin akıllara kazınacak finalinde Vasya ve Morozko, Moskova halkını kurtarmak için büyük bir savaşın içine giriyor. Bu seferki düşmanları çok daha karanlık, çok daha tehlikeli… 
 
Yaşanan büyük felaket sonrası kafalarındaki soru işaretleriyle boğuşan Moskova halkı suçlayacak birini aramaktadır. Vasya, hiç olmadığı kadar yalnız ve çaresizdir. Düşmanlarına savaş açma kararı alan Büyük Prens ise kendisine destek olacak müttefiklerin arayışı içindedir. Tüm bunlar yaşanırken, kaos yaratmaya kararlı kötücül bir iblis her zamankinden daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar. İki dünyanın çatışmaları arasında sıkışıp kalan Vasya, kendisi ve ailesi hakkında bazı şaşırtıcı gerçekler keşfeder. Rusya’yı, Morozko’yu ve değer verdiği o büyülü dünyayı kurtarabilmek için bu sefer çok daha zorlu bir mücadele vermesi gerekecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96251</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7fdcf0d3-b0c8-44e8-bf94-50e0d73aad82.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Aşağılama Aracı Olarak Çöp</image:title>
            <image:caption>Ömer Faruk yine “hamle” yapıyor! İçerisinde yaşadığımız, sürekli kriz üreten “yanlış toplum”un nasıl bu noktaya evrildiğini anlamaya, bugünün patinaj yapan gerekçelerinde oyalanmak yerine “Tanrı Devleti” ve “Dünya Devleti”nin arasındaki hem gerilime ve hem de iş birliğine dikkat çekiyor. Bu “düşman kardeşler”in görünürde çatışmalarına rağmen, aslında, “öngörülemez ve ele geçirilemez olan”dan söz aldıklarına, hiçbir yasaya bağlı olmadıklarına ama her söylediklerinin yasa olarak kabul edilmesini dayattıklarına, bunu sağlamak için de sürekli yeni aşağılama mekanizmaları kurup, çöp ürettiklerine de dikkat çekiyor. 
 
Hayata İkiz Kuleler’den, tapınaklardan, saraylardan, parlamentolardan, üniversitelerden ya da kışlalardan değil de; başlangıç ve sona, üretim ve tüketime, temiz ve kirliye, severek dokunmaya ve iğrenerek atılmaya yakından tanıklık eden vajina, penis ve anüs arasından, perineden bakmayı öneriyor. Böylece, “aşağılama” ve “çöp”ün bize ait olduğu gerçeğini kabul edeceğimizi, içerisinde yaşadığımız için bahane de üretemeyeceğimizi belirtiyor. 
Çünkü şimdiye kadar kulak verdiğimiz üretim, büyüme, tapınak, duvar, gökdelen, düzenli ordu içerisinden biçimlenen perspektif bizi “sonsuz kötülük”e ve “son”a taşıyor. Artık aşağıladıklarımız, tükettiklerimiz ve çöp olarak yaftaladıklarımızı dikkate alarak, öngörülemeyenden söz ederek, ele geçirilemez bir “sır” edinmeye dikkat ederek düşünce ve pratik üretmemiz gerektiğinin altını çiziyor.  
 
Kulak verilmesi gereken bir hamle metni… 
 
“Ömer Faruk Bir Aşağılama Aracı Olarak Çöp’te birçok şeyi ifşa ediyor. Açığa çıkarıyor. Görünür kılıyor. Başka bir öncelikler listesi öneriyor. Kendimize ve dünyaya daha farklı bir bakış geliştirmeye çalışıyor. Yani ifşa ederken aynı zamanda inşa ediyor. Zemini, çerçeveyi değiştirmeyi deniyor. Elbette her ifşa bir inşa olmayabilir. Ama özellikle bazı toplumlarda ifşa etmeden inşa da edemezsiniz.” 
Besim. F. Dellaloğlu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96252</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c9f2184-be32-4674-8b7c-9d1574916554.jpg</image:loc>
            <image:title>Kesin Döneceksiniz</image:title>
            <image:caption>Kesin Döneceksiniz kısa ve yoğun, dramatik ve olağanüstü bir hikâye. Bu hikâyede eski bir edebiyat doçenti Refik Çavuş’un işsiz geçen seksen yılına ve bir gününe şahitlik ediyoruz. Novellalarda çoğu kez rastladığımız gibi burada da tecrit edilmiş, dışlanmış ve iletişimsizlik nedeniyle acı çeken yalnız bir kahramanımız var. Refik Çavuş’un hayatındaki belirsizlik ve öngörülemezlik o kadar had safhada ki okur giderek artan bir gerilimin girdabı içine çekiliyor. Nitekim öyle bir an geliyor ki hiçbir şey artık eskisi gibi olmuyor. 
 
Yıllardır kendi hayatını bir pencereden izleyen Refik Çavuş, tamı tamına seksen yıl ve bir gün süren bir bekleyişten sonra nihayet özgürleşiyor. Kesin Döneceksiniz bu anlamda bilinmezliğin prangalarından kurtulan bir adamın özgürleşme hikâyesi. 
 
Gökhan Yavuz Demir, trajik ve sarsıcı bir anlatımı mizahla birleştirirken, zamanın rölativitesiyle oynamaktan da kaçınmıyor. 
 
“Don Quijote Türk edebiyatında, belki dünya edebiyatında da, daha önce hiç bu kadar doğru işlevle kullanılmadı.” 
 
Selahattin Özpalabıyıklar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96253</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/597a833a-80a5-4f90-89cc-ac9a8dd33c98.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimse Gerçek Değil</image:title>
            <image:caption>“Derler ki en iyi şifacı, yaralı şifacıdır. Ve bütün şifacılar günün birinde yaralanmaya mahkûmdur…”
Kim olduğunu sorguladıkça dünyasının sahtelikten ibaret olduğunu anlamaya başlayan Işıl Özsoydan, öğrendiği gerçeklerle ne yapacağını bilemez ve her geçen gün biraz daha yalnızlaşarak yabancılaşır.
İnsanları “Yaralılar” ve “Şifacılar” olarak iki kategoriye ayıran bir sosyal medya platformundan tanıştığı Oflaz Kantemiz’in, kendisini bu durumdan kurtaracak kahraman olduğunu düşünmektedir. Ancak geçmişi belirsiz, davranışları tutarsız olan bu gizemli adamın, kendi dünyasının yıkılışına şahitlik etmiş yaralı bir şifacı olduğundan bihaberdir.
Işıl yıllardır inkâr ettiği gerçeklerle Oflaz sayesinde bir bir yüzleşirken Oflaz’ın yaralarının kanamaya başlamasıyla dünyaları altüst olur. Artık ikisinin de akıllarında tek bir soru vardır:
Işıl’ın parıltısı, Oflaz’ın büyülü ruhunu kurtarmaya yetecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96254</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/facf419d-e974-45dc-ba85-870a31c578dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Kazanırsak Kaybederiz - Çevrimiçi</image:title>
            <image:caption>“Bir ev, seni popülerlik merdiveninde bir üst basamağa taşıyacak bir yarışma ve birbirinden zorlu görevler!”
Fame Evi, sosyal medya fenomenlerinin büyük ödülü kazanmak için katıldığı bir yarışma programıdır. Frame adlı sosyal medya platformunda popüler olan yarışmacılara her hafta bir görev verilir ve kameralar kayda geçer. Her yarışmacı her an izleniyor olabilir! Katılımcıların kulaklarına nasıl davranmaları gerektiğini fısıldayan yapımcıların asıl istediği ise en çok etkileşimin toplanmasıdır.
Hayallerine bu yarışmaya katılarak ulaşacağını düşünen Eva Durusoy, eve girdiği andan itibaren hiçbir şeyin düşlediği gibi olmayacağını anlar. Fame Evi, sandığından çok daha akıl almaz bir yerdir. Kamera önünde ve arkasında başka kimliklere bürünen yarışmacılar, kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Üstelik yıllardır hayranlıkla takip ettiği fenomen de bu yarışmacılardan biridir.
Peki ya Eva, girdiği bu popülerlik yarışını kazanmak için savaşırken hem kendini hem de aşkını koruyabilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96255</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/477965c0-2849-40fc-ad32-68cdb0deeb1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Doktora Giden Aslan</image:title>
            <image:caption>Öğrenen Yavrular dizisinde yer alan kitaplar, uyku saatini huzur dolu ve keyif içinde paylaşılacak bir zaman hâline getirecek. 
İlgi çekici resimlerle süslenen hayvan hikâyeleri sayesinde, çocuklar rahatlamak için basit ve oyun biçiminde egzersizler keşfedecek ve bu egzersizleri kullanmaya yönelecek. 
Çocuklarınızla birlikte okuyacağınız Öğrenen Yavrular dizisindeki kitaplar sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96256</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4947fac7-2b0a-4692-a2ae-8442ac1b7225.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Ayıcığa Beklenmedik Misafir - Altın Saçlı Kız ve Üç Ayı</image:title>
            <image:caption>Öğrenen Yavrular dizisinde yer alan kitaplar, uyku saatini huzur dolu ve keyif içinde paylaşılacak bir zaman hâline getirecek. 
İlgi çekici resimlerle süslenen hayvan hikâyeleri sayesinde, çocuklar rahatlamak için basit ve oyun biçiminde egzersizler keşfedecek ve bu egzersizleri kullanmaya yönelecek. 
Çocuklarınızla birlikte okuyacağınız Öğrenen Yavrular dizisindeki kitaplar sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96257</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae3f49fd-4a8d-45db-89a6-68ad558d1a3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kardeşiyle Mutlu Olabilen Fare</image:title>
            <image:caption>Öğrenen Yavrular dizisinde yer alan kitaplar, uyku saatini huzur dolu ve keyif içinde paylaşılacak bir zaman hâline getirecek. 
İlgi çekici resimlerle süslenen hayvan hikâyeleri sayesinde, çocuklar rahatlamak için basit ve oyun biçiminde egzersizler keşfedecek ve bu egzersizleri kullanmaya yönelecek. 
Çocuklarınızla birlikte okuyacağınız Öğrenen Yavrular dizisindeki kitaplar sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96258</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/602ba6e2-8e53-46e0-9620-8bc4b763b1ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Dostluk Ormanı 11 - Tarçın Zarifpati&apos;nin Sırrı</image:title>
            <image:caption>Sır tutabilir misin? 
Lale ile Ceren, iki iyi arkadaş. İkisi de hayvanları çok seviyor. Dostluk Ormanı&apos;nı keşfettikleri zaman hayalleri gerçek oluyor. Çünkü bu gizli dünyada yaşayan hayvanlar konuşabiliyor! 
 
Kötü cadı Grizelda bu kez büyü gücünü Tarçın Zarifpati üzerinde kullandı. Zavallı Tarçın etrafı dağıtmaya ve Dostluk Ormanı&apos;ndaki parlak eşyaları alıp bir yere yığmaya başladı. Lale ve Ceren, Tarçın&apos;ın sırrını öğrenip bu büyüyü bozabilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96259</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79eafb21-2b71-475c-a06c-ce7eb5afc3ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar Peşinde 64 - Krallığın Kaderi / Alev Kapanı Flaymar</image:title>
            <image:caption>Yepyeni Canavar Peşinde macerasına hoş geldiniz: 
KRALLIĞIN KADERİ- ALEV KAPANI FLAYMAR 
Tom ve Elenna bu kez Büyücü Kensa&apos;nın yarattığı Alev Kapanı Flaymar ile mücadele ediyorlar. Alev hâlindeki bu devle başa çıkamayacağını anlayan Tom, yüzyıllardır hareketsiz duran taştan bir heykelle, Gardiyan&apos;la birlikte Flaymar&apos;a saldırıyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96260</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2977f6ea-b80a-4373-a915-9a13eacb5d0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Dostluk Ormanı 12 - Pufi Yünyumağı&apos;nın Gizemli Şarkısı</image:title>
            <image:caption>Sır tutabilir misin? 
Lale ile Ceren, iki iyi arkadaş. İkisi de hayvanları çok seviyor. Dostluk Ormanı&apos;nı keşfettikleri zaman hayalleri gerçek oluyor. Çünkü bu gizli dünyada yaşayan hayvanlar konuşabiliyor! 
 
Pufi Yünyumağı, Ahenk Gösteri Salonu&apos;nda gerçekleştirilecek konser için gizlice hazırlık yapıyor. Fakat Grizelda&apos;nın büyüsüyle değişiyor. 
Ceren ve Lale, konserden önce Pufi&apos;nin eski hâline dönmesini sağlayabilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96262</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a9e70e2-0b3d-498c-be52-d53f026d8a62.jpg</image:loc>
            <image:title>Atasözleri Sözlüğü - İlköğretim ve Ortaöğretim</image:title>
            <image:caption>Ömer Asım Aksoy tarafından derlenen Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, bu alanda yarım asrı aşkın bir süredir temel başvuru kaynakları arasında yerini almış bir eserdir. İlk basımı 1965 yılında Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yapılmış olan bu klasikleşmiş dilbilim çalışması, uzun yıllardır yayınevimiz tarafından yeni baskılarıyla okurlara sunulmaktadır. Yazarın veciz nitelemesiyle, “Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş özsözler” olan atasözleri ile “bir kavramı, bir durumu, ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce”lerden ibaret olan deyimleri, ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki öğrenciler için anlaşılabilir kılmak amacı elinizdeki derlemenin ortaya çıkmasına vesile oldu. Ömer Asım Aksoy’un klasikleşmiş eseri Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nden derlenerek genç okurun ilgisine sunulan bu çalışma, eğitmenlerin ve ebeveynlerin öğrenciler için rahatlıkla tercih edebilmeleri adına sadeleştirilerek hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96263</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0ce708b-3a38-4d3f-8f58-79f857f06d89.jpg</image:loc>
            <image:title>Deyimler Sözlüğü - İlköğretim ve Ortaöğretim</image:title>
            <image:caption>Ömer Asım Aksoy tarafından derlenen Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, bu alanda yarım asrı aşkın bir süredir temel başvuru kaynakları arasında yerini almış bir eserdir. İlk basımı 1965 yılında Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yapılmış olan bu klasikleşmiş dilbilim çalışması, uzun yıllardır yayınevimiz tarafından yeni baskılarıyla okurlara sunulmaktadır.

Yazarın veciz nitelemesiyle, “Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş özsözler” olan atasözleri ile “bir kavramı, bir durumu, ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce”lerden ibaret olan deyimleri, ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki öğrenciler için anlaşılabilir kılmak amacı elinizdeki derlemenin ortaya çıkmasına vesile oldu.

Ömer Asım Aksoy’un klasikleşmiş eseri Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nden derlenerek genç okurun ilgisine sunulan bu çalışma, eğitmenlerin ve ebeveynlerin öğrenciler için rahatlıkla tercih edebilmeleri adına sadeleştirilerek hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96264</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2aca370e-af7b-46ef-97e3-5d2f1aa018fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Çılgın Ren Geyikleri Dükkanı</image:title>
            <image:caption>Kar, eğlence ve macera mı arıyorsunuz? 
Alaska’ya hoş geldiniz. 
Her an her yerden kahverengi Alaska ayıları çıkabilir. Kunduzlar, piknik sofranıza otururken dağ keçileri üstünüzden atlayabilir. Dikkâtli olun. Şaşırdınız mı yoksa? Durun! Daha, Şakacı, Dişlek, Koca Kafa ve Benekli ile tanışmadınız. 
Konuşan, şarkı söyleyen, kitap okuyan ren geyikleri ile sihirli bir maceraya çıkmaya hazır olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96265</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6983d414-afce-410d-bd99-0f6ed3cbfc26.jpg</image:loc>
            <image:title>The Little Prince</image:title>
            <image:caption>A pilot stranded in the desert awakes one morning to see, standing before him, the most extraordinary little fellow. &quot;Please,&quot; asks the stranger, &quot;draw me a sheep.&quot; And the pilot realizes that when life&apos;s events are too difficult to understand, there is no choice but to succumb to their mysteries. He pulls out pencil and paper... And thus begins this wise and enchanting fable that, in teaching the secret of what is really important in life, has changed forever the world for its readers.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96266</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/383617c6-5d3a-4992-a75c-8f418782b13a.jpg</image:loc>
            <image:title>Adorno</image:title>
            <image:caption>Theodor W. Adorno, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin önde gelen filozof ve toplum kuramcılarından biridir. Eleştirel Kuramın gelişmesinde önemli rolü olan, özgün ve de genellikle zor olan yazıları sadece temel felsefi sorular ileri sürmekle kalmayıp aynı zamanda edebiyat, sanat, müzik, sosyoloji ve siyaset kuramına ilişkin derin analizler de sunar. 
Bu kapsamlı kitapta Brian O’Connor, Adorno’nun felsefesini, onun eserleriyle ilk kez karşılaşanlara açıklamaktadır. O’Connor, bu amaçla, yaşamı ve entelektüel çevresinin bağlamını oluşturan ana felsefi görüşleri aracılığıyla Adorno felsefesinin merkezi unsurlarını değerlendiriyor. Bu bağlamda Aydınlanmanın diyalektiği, şeyleşme, bütünsellik, dolayımlama, özdeşlik, özdeşsizlik, deneyim, negatif diyalektik, içkinlik, özgürlük, özerklik ve sanatta taklit gibi kavramları, felsefesinin temel alanları üzerinden tartışıyor. Kronoloji ve terimler sözlüğünün yanı sıra ek okuma önerileri de içeren Adorno, felsefe, edebiyat, sosyoloji ve kültürel çalışmalarla ilgilenenler için ideal bir giriş kitabı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96267</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d1d67d0-a911-4db1-825a-c0838581716e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dün Gece Nerede Öldün?</image:title>
            <image:caption>“İnsanoğlunun süratle çok farklı bir yere gideceğini 
fark ediyor o dakika. Bildiği, yaşadığı şekliyle dünyanın sonunun geldiğini anlıyor. Yeni bir tür insan çıkıyor 
yerin dibinden. Ölmeyen. Ölümsüz. Açlığının vahşiliği 
durdurulamaz bir boyuta ulaşmış, utanmaz bir yaratık yükseliyor. Bir çiçek görmek için yerleri tarıyor yürüdüğü patika boyunca. Hiçbir şey göremiyor. Nefes alamıyor.” 
 
 
Ölümü yok sayan insan, ölümsüzlükle karşılaşınca 
bir şey değişir mi doğasında? Yoksa insan hep aynı insan olarak mı kalır? Günümüz İstanbul’unda, birbirinden 
çok farklı karakterler, bu ve benzer soruların yüküyle, zamanın kollarında ölümsüzlükle dans etmeye çalışıyor. 
Ölümsüzlük denilen akılalmaz değişikliğe ve birbirlerine direnirken; sevgiyi, bağlılığı, aileyi ve alışkanlıkları sorguluyorlar kendi yöntemleriyle. Belki de dertleri 
ölüp ölmemek değil, yaşayamamak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96268</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff6fdf3a-63fb-493b-869d-c88bb5ce848a.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Teşkilatı</image:title>
            <image:caption>New York Times çoksatan yazarı Kate Quinn bu büyüleyici
romanında iki kadını; savaş sırasında istihbarat teşkilatında
görev almış bir casusla, kuzenini arayan sıradışı bir Amerikalı
genç kızı buluşturuyor.
 
Savaşın darmadağın ettiği dünyanın bir köşesinde, üniversitede
okuyan Charlie St. Clair hamiledir, evli değildir ve itibarlı ailesinin baskısı altındadır. Hayatta sahip olduğu tek şey, savaşta ortadan kaybolan sevgili kuzeni Rose’un hâlâ hayatta olabileceğine dair umududur. Annesi, Charlie’nin hamileliğini sonlandırmak üzere onu Avrupa’ya getirdiğinde Charlie kaçmaya karar verir ve Londra’ya doğru yola çıkar. Rose neredesin?
 
Eve Gardiner Almanlara karşı savaşa katılmak için yanıp tutuşurken, casus olarak işgal altındaki Fransa’ya gönderilir.
Geniş bir istihbarat teşkilatını yöneten “Casuslar Kraliçesi” Alice (Lili) tarafından eğitilir... Savaş boyunca yaşadıkları, Eve’in zihninde otuz yıl sonra bile ilk günkü kadar canlıdır. Savaştan sonraki günlerini, kendini kaybedene kadar içerek geçirir. Ta ki genç bir Amerikalı kapısına dayanıp yıllardır duymadığı bir adı söyleyerek onu gerçeğin peşine düşmeye ikna edene kadar...
 
Gerçek nereden göz kırparsa Eve ve Charlie oradadır artık.
Geliyor musun?
 
Kötülük Çiçekleri tomurcuklanır, açar, büyür ama asla solmaz.
Onların sadece adları değişir. Tarihin pek de yazmadığı adları...
Cesur, inatçı, tutkulu ve yaşadığı zamanın ötesindeki bütün
kadınların adları... Bu roman, onlarındır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96269</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/695f63f4-6bbf-4743-813f-a3af3a91e807.jpg</image:loc>
            <image:title>Jean Paul Sartre - İnsan Özgürlüğe Mahkumdur</image:title>
            <image:caption>“Kelimeler dolu tabancalardır.” 
 
Geçtiğimiz yüzyılın en etkin filozoflarından Jean-Paul Sartre, on dokuzuncu yüzyılın başından itibaren işaretleri görülen varoluşçu eğilimin de kuramsal öncüsü kabul edilir. Sartre bu öncü felsefi konumunun yanında, aktivist tavrı, özel yaşamı, çocukluk hatıraları, tuhaf korkuları ve meraklarıyla da ilgiye değerdir. İki dünya savaşının tam ortasında, entelektüel bir merkez olan Paris’te kendi varlığını mükemmelen inşa eden bu filozof; bizim kendilik inşamıza, özgürleşme hareketimize ve kendi kendimizi seçmemize dair de çarpıcı bir öneri sunmuştur. İnsan, kendi kendisini belirlemeye mecbur bir varlıktır ve bu da demektir ki insan özgürlüğe mahkûmdur. Bu derleme, Sartre’ı tanımak, onun felsefesine doğru bir adım atmak ve varoluşçu felsefeye bir giriş yapmak amacını taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96270</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/559e01c5-47fe-4981-9ba1-56d411289ccf.jpg</image:loc>
            <image:title>Deizm</image:title>
            <image:caption>“İnsanın sahip olması gereken tek din, iyi bir insan olmaktır.” 
– Voltaire 
Musa, tarihi bir figür değildi... Baskılara, itilmiş kakılmışlığa karşı, gerçek olmayana dayanan sembolik bir direnç simgesiydi. 
MÖ 1250’lerde yaşandığı ileri sürülen “Göç”, gerçekler dünyasında değil, bu tarihten yaklaşık 1000 yıl kadar sonra, hayaller âleminde yaşanmıştı. İsrail kavmi, Mısır’ı değil, kozmopolit çoktanrılı antik tanrılar dünyasını terk etmiş, bunların yerine de kendi halkı için Yehova’yı yerleştirmişti. 
Nasıra diye bir yerleşim yeri bile mevcut değildi. Tarihçi Josephus, Celile’de tamı tamına 63 yerleşim yeri sayıyordu. Nasıra hariç!... 
İncil, misyoner motivasyonlu ellerden çıkmaydı. 
Tiberias, tek satır bile işitmemişti bu balıkçıdan. Yahudi teolog Philon da haberdar değildi böyle bir kişiden. Josephus, notlarında İsa adını taşıyan tam 20 kişiden söz ediyordu. Ne var ki hiçbiri kastedilen İsa değildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96271</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3721b8bb-d982-4178-a922-6f807faad8e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiyeroglif Masallar</image:title>
            <image:caption>Walpole’un ilk kopyalarını kendi matbaasında bastığı, tuhaf bulurken bir yandan aşinalık duyacağınız bu altı masallık derleme, yazarın en bilinen olmasa da en merak uyandıran eseri. Uzaklardaki krallıklar, prensesler, büyücüler gibi bilindik öğelerle okuru büyülü evrenine çağıran kısa ve gizemli masallar birbirini izleyen kopuk imgelerden oluşan bir rüya izlenimi yaratıyor. Hiyeroglif Masallar’daki ustalıklı mizahi dokundurmalar, Walpole’un bu masalların karakterlerini gerçek yaşamdan seçme ihtimalini sorgulatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96272</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99ad90a9-a883-4efb-bd2d-eac3d5099718.jpg</image:loc>
            <image:title>O Topraklar Bizimdi</image:title>
            <image:caption>Cengiz Dağcı, O Topraklar Bizimdi romanında bizleri yine mahzun Türk ülkesi Kırım&apos;a götürüyor. Bu kez başkent Akmescit&apos;in Çukurca köyüne… Onlar da İnsandı romanından tanıdığımız Çilingir&apos;in oğlu Selim, Kızıltaş sürgününden kurtulduktan sonra Akmescit&apos;te Rus eğitimi almış ve Çukurca köyüne Kolhoz reisi olarak dönmüştür. Toprağına can-ı gönülden bağlı Kırımlı köylüler Rus devletinin baskısından ve Kolhoz teşkilâtından öyle bezmişlerdir ki artık vatanlarından sürgün edilmemek ve hayatta kalabilmek adına sadece günü geçirme gayretindedirler… Fakat İkinci Dünya Savaşı&apos;nın patlak vermesiyle her şey bir anda değişir; Kırım için yeni bir ümit ışığı doğar. Savaş sırasında, Kırım&apos;ın her yerinde olduğu gibi Çukurca&apos;da da halk tekrar eski hayatına döner. Camiler yeniden dolup taşar, kolhozlar kaldırılır… Herkes kendi toprağını işlemeye ve inancını bildiği gibi yaşamaya başlar. Ama Ruslar&apos;ın savaştan galip çıkması, bütün ümitlerin sonu olur. Büyük bir katliâm başlar... Bu katliâmdan kurtulabilenler de, yediden yetmişe yine sürgüne mahkûm olurlar... Romanın kahramanı Selim&apos;le birlikle kendi vatanında fikren ve bedenen mahkûm olmanın trajedisine; kendi insanına yabancılaşmanın ve yaşanan büyük hayal kırıklıklarıyla birlikte yine onların kucağına dönmenin dramına şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96273</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f709b580-e093-4f50-bd4a-f4b5dd79c1ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Claude Gueux</image:title>
            <image:caption>İlk kez 1834 yılında La Revue de Paris’de yayımlanan Claude Gueux ilhamını 1832’de cinayetten idam cezasına mahkûm edilen bir insanın gerçek hikâyesinden alır. 19. yüzyılda Paris’te yaşayan otuz altı yaşında dürüst bir işçinin önce cezaevine girmesini, ardından idama mahkûm edilmesini konu alan bu kısa roman Victor Hugo’nun toplumsal adaletsizliği gözler önüne serdiği felsefi bir anlatı olma özelliği taşır. Adaletin kendisi de en az işlenen suç kadar ilkelse sorunu nerede aramak gerekir? 
 
Cezanın gerçek nedenlerini, cezaevi koşullarını, toplumun ikiyüzlülüğünü, derin yoksulluğun sebeplerini, vatandaşlarına yaşama olanağı tanımayan kötü niyetli siyasi sistemi sorgulayan Victor Hugo bu eserde özgürlüğü ve eğitimin önemini savunur; yalnızca idam cezasına değil, yasaların ve toplumun kurtarmak için kılını kıpırdatmadığı insanlar adına bütün bir sisteme savaş açar. 
 
Konusu itibarıyla Bir İdam Mahkûmunun Son Günü’yle benzerlikler taşıyan bu kitapta Claude Gueux üzerinden Sefiller’in kahramanı Jean Valjean’ın da oluşumuna tanıklık ederiz. 
 
#kısaklasikler #fransızklasikleri #ölümcezası #toplumsaladaletsizlik #suç #ceza</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96274</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38cdfaf1-2891-406f-95aa-0bb6b49e2600.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın Durumu Üzerine 50 Yanlış Bilgi</image:title>
            <image:caption>Yanlış bilgilerin bir virüs gibi yayıldığı bu çağda, birçoğumuz farkında olmadan gerçeği bulandıranların etkisi altında kalıyoruz. Uluslararası Stratejik İlişkiler Enstitüsü’nün (IRIS) kurucusu, jeopolitik uzmanı Pascal Boniface, Dünyanın Durumu Üzerine 50 Yanlış Bilgi’de çağdaş dünyanın gerçeklerini eleştirel bir bakışla okura sunuyor. 
 
Küreselleşmeden terörizme, 11 Eylül’den Covid-19 krizine birçok konuda yanlış bilinenleri yapıbozuma uğratan Boniface, kamuoyunda tartışma yaratan güncel meseleleri ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96275</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20eac5de-11c3-4a2c-8944-40d3b3b0a392.jpg</image:loc>
            <image:title>Auschwitz&apos;in Külleri</image:title>
            <image:caption>Charlotte Delbo, 1943&apos;te meşhur 24 Ocak konvoyuyla Auschwitz toplama kampına gönderilen 230 kadından biriydi. Yahudi değildi; Fransız direniş hareketi içinde yer aldığı için tutuklanmıştı. 
 
Delbo&apos;nun üç kitaptan oluşan ve burada tek cilt halinde sunulan tanıklığı, çekilen ıstırapların ortasında çok ustaca çizilmiş insan portrelerini gün yüzüne çıkarıyor: Aşk ve ölüm, umut ve hayal kırıklığı, dostluk ve çaresizlik gibi izlekler ete kemiğe bürünerek, ölüm kamplarının bir deri bir kemik kalmış tutuklularının gözlerinden okuyucuya yansıyor.

Holokost edebiyatının klasiği Auschwitz’in Külleri, 20. yüzyılın ve belki de tüm insanlık tarihinin en karanlık, yaşamayanların hayal etmekte bile zorlanacakları sayfasını, Nazi toplama kamplarını hem içeriden bir bakışla hem de yaşanmış acıyı da aşan, ölümü ve sevgiyi şiirselleştiren bir dille anlatıyor. 
 
Belki de Delbo’nun, “yaşamaya hak kazanmak için en azından dans etmeyi öğrenmemiz gerektiğini” söylediği dizelerine kulak vermenin tam zamanıdır. 
 
Yalvarırım 
Bir şeyler yapın 
Bir dans öğrenin 
Bir adım 
Varlığınızı hak ettirecek 
Derinizi ve tüylerinizi giyme hakkı verecek 
Yürümeyi ve gülmeyi öğrenin 
Çünkü çok aptalca olur yoksa 
Sonunda 
Bu kadar insan ölmüşken 
Siz yaşıyorsanız eğer 
Hayatta hiçbir şey öğrenmeden</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96276</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e65de0aa-9e92-4654-93a1-0f268e5ad846.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadraj Hataları</image:title>
            <image:caption>insanı
anlamakla
meşgulüz,
üstelik
görünürde
hiç
ipucu
da yok</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96277</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6907d04-fb75-4b45-b86f-f971063dc944.jpg</image:loc>
            <image:title>Pratik</image:title>
            <image:caption>Dip ve Mor İnek kitaplarının yazarından sanatçılara, yazarlara ve girişimcilere kendilerini dünyaya ellerinden gelenin en iyisini armağan etmeye adamaları için ilham kaynağı olacak çok hoş, küçük bir kitap.

Yaratıcı işler, beraberinde bir garantiyle doğmaz. Fakat kimin başarılı olacağı ya da olamayacağı bir kalıba bağlıdır. Bunu tutarlı bir şekilde tatbik etme arayışı ise ilerlemenin en iyi yoludur.

Efsanevi yazar Seth Godin’in öncülüğünü yaptığı çığır açan Akimbo atölyesine dayanan Pratik, takılıp kaldığınız yerden kurtulmanıza ve yaratıcı çalışmalar meydana getirip bunları paylaşma cesaretini bulmanıza yardımcı olacaktır. Godin yazar tıkanmasının bir efsane olduğu, tutarlılığın özgünlükten çok daha önemli olduğu ve imposter/sahtekârlık sendromunu yaşamanın uyumlu bir insan olduğunuzun işareti sayılacağı konusunda ısrar ediyor. Her şeyden önemlisi tutkunuzu, sizi meşgul eden dikkat dağınıklığından uzaklaştırıp en başından beri paylaşma arayışında olduğunuz üretken bir katkıya nasıl kanalize edeceğinizi gösteriyor.

Bu kitabın kılavuzluğunda korkularınızla dans etmeyi öğreneceksiniz. Alınmaya değer riskleri göze almayı ve katkı sağlayacak çalışmaları gerçekleştirmek için gereken empatiyi keyifle ve samimiyetle benimsemeyi… 
 
Pratik sıra dışı ve heyecan verici bir eylem çağrısı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96278</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bf2d8e3-290c-4263-be46-352eac384a75.jpg</image:loc>
            <image:title>Gören Gözler</image:title>
            <image:caption>“Engellenecek bir hayat amacı kimseye seçtirilmez.” “Bu gördüklerim bana gösterildi. Harekete geçmem gerek. İçinde ne zamandır yatmakta olduğumu bilmediğim su dolu havuzdan yavaşça çıkıyorum. Gördüğüm her şey aynı anda su tarafından bilindi. Şimdi suyu toprağa aktarmalı ve tüm gördüklerimin toprak tarafından da bilinmesini sağlamalıyım. Dünya kurtarılabilir. Umutların yeniden yeşerme zamanı.”

Zamanlar, mekânlar ve rüyalar arasında ilk ne vakit hep bildiklerini ama hatırlayamadıklarını fark etti Esin? İlk yangınından son tufanına dek Ani’nin, Solis’in, Ayasofya’dan başlayıp Nemrut’a, Mevlana’nın bilgisinden Yazılıkaya’nın sırlarına dek izlerini sürdü. Onun yolculuğu kendine olduğu kadar tüm planlarda hakikatin, bereketin, refahın ve dünyanın uyanışına doğruydu…

Tüm işaretleri birleştirdiğinde ortaya çıkan mükemmellik, aklını başından almaya yetiyordu. Sinem Demirdöven, ilk romanı Gören Gözler ile görünenin ötesine geçme cesaretini okurla paylaşıyor. Tüm zamanların evvelinden gelen bilginin, sembollerin, kadim topraklarımızdan aktarılan bilgeliğin, hem varlığımızın hem dünyamızın binlerce kez düşüşüyle beraber yine de ayaklanışının hikâyesi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96279</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14b569de-2eca-4d20-86ac-247609119001.jpg</image:loc>
            <image:title>Kutup Yıldızı 4 - Yaz Rüzgarı</image:title>
            <image:caption>KUTUP YILDIZI SERÜVENİ YAZ RÜZGÂRI’YLADEVAM EDİYOR…

Yaşadığı tüm sorunları arkasında bırakan Nisa, Senem ile dostluğunu daha da sağlamlaştırmıştır. Mersin’de harika bir yaz tatili geçiren ikili için artık aile ve aşk kavramları eskisinden çok daha önemlidir. Gerçek bir aile sıcaklığının varlığıyla ikisi de artık çok daha mutludur. Nisa ve Demir de birbirine her zamankinden daha çok âşıktır. Ancak Demir’in sürpriziyle daha da renklenen yazlarının sonunda onları zorlu bir mücadele bekliyordur. Artık son sınıf olmuşlardır. Bunun getirdiği sorumluluğun altından kalkmaya çalışan Nisa, Demir ve Senem’i bambaşka sorunlar beklemektedir.  Gün geçtikçe bildiği sırların altında ezilen Nisa’yı bu kez geçmişten bir sürpriz karşılayacak ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

“Hissediyordum ki bu yazdan kalma ılık rüzgâr basit bir esintiden ibaret değildi. Çok daha fazlasıydı. Yaklaşan fırtınanın sessiz habercisiydi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96280</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28d92ed8-808e-4434-b4c4-f4baf2abf0f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Medarı Maişet Motoru</image:title>
            <image:caption>Medarı Maişet Motoru Sait Faik’in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik’in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi’nden 1944’te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna kavuşur. İş Bankası Kültür Yayınları olarak Medarı Maişet Motoru üzerinde yıllardır süren sansürü kaldırıyor ve “tehlikeli” bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek yapıtı eksiksiz bir şekilde sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96281</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0080afa9-6dbc-4f72-b3be-0624dc14ef16.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınlar Ülkesi</image:title>
            <image:caption>Dünyayı keşfetme hevesiyle yanıp tutuşan Van, Terry ve Jeff, varlığından tesadüfen haberdar oldukları Kadınlar Ülkesi’ne bir keşif gezisine çıkarlar. Sadece kadınlardan oluşan bir toplumun yapısıyla ilgili yürüttükleri tahminler ve halihazırda kafalarında bulunan eril kalıplar gördükleri manzara karşısında yerle bir olur. Jeff kadınları hizmet edilmesi ve korunması gereken varlıklar olarak görürken, Terry onların fethedilmesi ve kazanılması gerektiğini düşünmektedir. Ama mantık, eşitlik ve sevgi üstüne kurulu bu ülkede onların bu klişe beklentileri karşılık bulmaz. Kadınlar Ülkesi 1915’te, yani Thomas More’un 1516’da yayımlanan Utopia adlı yapıtından neredeyse 400 yıl sonra tefrika edildi; kitap olarak yayımlanması ise 1979 yılını buldu. Ataerkil dünyaların ağırlıkta olduğu ütopya yazını, Charlotte Perkins Gilman’ın bu feminist ütopyasıyla birlikte yeni bir bakış açısı kazandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96283</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f87ef95-3724-43eb-ae69-8f7d78ce47a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Sefalet</image:title>
            <image:caption>Varlıklı bir ailenin kızı olan Sabite, akrabalarının çevirdiği miras entrikalarıyla sefaletin pençesine düşer. Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen ilkelerinden ödün vermeyen genç kadın, dostlarıyla beraber uzun ve zorlu bir hak arama mücadelesi başlatır. Yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandıran Sefalet, çaresizliğin olduğu kadar sağlam bir kadın dayanışmasının da romanıdır. Sırpçaya da çevrilen roman Saint Sava ödülüne layık görülmüştür. 

Emine Semiye (1868-1944) Emine Semiye tarihçi, devlet adamı ve hukukçu Ahmet Cevdet Paşa ile Adviye Hanım’ın üçüncü çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geldi. İlköğrenimini, ablası Fatma Aliye ile birlikte, babasından ve özel hocalardan aldığı derslerle tamamladı. Daha sonra Avrupa’ya giderek İsviçre ve Fransa’da psikoloji ve sosyoloji üzerine eğitim gördü. Ülkeye döndüğünde maarif hayatına atıldı, öğretmenlik ve müfettişlik yaptı. Politikayla da aktif olarak ilgilendi, bir ara İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne, daha sonra Osmanlı Demokrat Fırkası’na katıldı. Hayatı kadınların örgütlenmesi, bilinçlenmesi, iş ve meslek sahibi olması ve kadın-erkek eşitliği için mücadeleyle geçen Emine Semiye, “Şefkat-i Nisvan” ve “Hizmet-i Nisvan” adlı kadın derneklerini kurmuştur. Yazı hayatına Hanımlara Mahsus Gazete’de başlar, daha sonra Selanik’te yayımlanan Mütalaa gazetesinde başyazarlık yaparak devam eder. Bahçe, Asır, Yeni Asır, Şûrâ-yı Ümmet, Resimli Kitap, İnkılâp, Yeni Gazete, Saadet, İnci, İzler gibi pek çok gazete ve dergiye de yazılar yazar. Roman ve hikâye türündeki eserlerinin yanı sıra çocuk terbiyesi, eğitim, kadın hakları gibi konularda kaleme aldığı çok sayıda makalesi de vardır. Osmanlı kadın hareketinin öncülerinden ve edebiyatımızın ilk kadın yazarlarından Emine Semiye’nin eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96284</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c936b126-89e9-47b6-8c6f-c3787eaac980.jpg</image:loc>
            <image:title>Pastoral Senfoni</image:title>
            <image:caption>André Gide’in en şiirsel ve en dokunaklı anlatılarından biri olarak dikkat çeken Pastoral Senfoni, yazarın insan ilişkilerindeki sorunlara eğilirken kendi evliliğinde de bir ahenk bulma çabasını yansıtır. Başlığını Beethoven’ın Pastoral Senfoni olarak da bilinen 6. Senfoni’sinden alan yapıt, Gide’in psikolojik sorunları ele alış biçiminin yanı sıra kurgu ve üslup açılarından da gelişiminde önemli bir aşamaya işaret eder. Protestan bir papaz ile himayesine aldığı kör ve yetim kızın hikâyesinde, yazarın kendi çocukluk anılarının ve Katoliklik ile Protestanlık arasındaki ikileminin izleri sürülebilir. İnsanın kendisine söylediği yalanlar; “körlük” ve “günah” kavramları metinde önemli bir yer tutar. Gide, kendi hayatında dinsel ikilemini bir türlü çözememiş, en sonunda kendi ahlak anlayışını kurmayı başarmıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96285</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71a93ae6-9926-4694-ad8e-e0379be92eaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Cinsiyet ve Psikanaliz</image:title>
            <image:caption>20. yüzyıla tek başına tesir eden, bütün dünyada eşsiz bir etki yaratan isimlerin başında gelir Sigmund Freud. Tedavi metotları kadar yazdığı kitaplar, verdiği dersler ve konferanslarda dile getirdikleriyle de büyük sarsıntılara imza atmıştır. Cinsiyet Teorisi Üzerine Üç Deneme adlı kitabına ilave olarak yazarın, “Yaratıcı Yazarlar ve Hayal Kurma”, “Uygar Cinsel Ahlak ve Çağımızın Sinir Hastalıkları”, “Savaş ve Ölüm Üzerine Düşünceler” ve “Psikanalizin Tarihçesi” adlı konuşma ve yazılarının toplandığı bu kitapta, Freud’un cinsiyet hakkındaki incelemelerinden en önemlileri bir araya geliyor. Selahattin Hilav’ın derleyip çevirdiği Cinsiyet ve Psikanaliz, psikanaliz hakkında sağlam ve etraflı bilgiler verirken genel okuru ve özellikle edebiyatseverleri ilgilendiren konular üzerinde Freud’un düşüncelerini ortaya koyuyor. 

“Önce iki terim ortaya atmakla işe başlayalım. Bu terimlerden birincisi “cinsel nesne”dir. Bu terim, cinsel çekimi (cazibeyi) sağlayan varlığı gösterir. İkinci terim de “cinsel amaç”tır. Bu da, içgüdünün yönelmiş olduğu amacı gösterir. Bu ayırmayı yaptıktan sonra, deneylerimize başvuracak olursak, hem cinsel nesne hem de cinsel amaç bakımından çeşitli uzaklaşmaların var olduğunu ve bunların enine boyuna incelenmesi gerektiğini görürüz.“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96286</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/acf61354-4ffb-485c-b637-11a00a4b0574.jpg</image:loc>
            <image:title>Aylak Köpek</image:title>
            <image:caption>Kör Baykuş adlı romanıyla tüm dünyada haklı bir üne sahip olan İranlı yazar Sâdık Hidâyet’in hem genel anlamıyla edebiyattaki tutumunu hem de dönem itibariyle içinde bulunduğu “karamsar” ruh halini en iyi yansıtan kitabıdır Aylak Köpek. 1942’de yani İkinci Dünya Savaşı’nın en sert ve insanlar üzerinde en yoğun etkiyi bıraktığı döneminde yayımlanmıştır. Dolayısıyla kitapta yer alan sekiz öykü de dünyada artık mutluluğun olmadığına ve onu bulmanın imkânsızlığına dair sahnelerden oluşmaktadır. 

Kitaba adını veren öyküden başlayarak bir araya getirdiği öykülerin tümünde geçmiş güzel günlerin özlemi, yalnızlık, içinde bulunduğu toplumla uyuşamayan bireylerin yaşadıkları trajik olayları ele alıyor yazar. Belki de Sâdık Hidâyet en başından itibaren Aylak Köpek’te kendini ve yıllar sonra aynı karamsarlık içindeki bizleri anlatıyor. 

“Ani bir kararla bir daha dönmemek üzere evden çıkmıştı. Evhamlı bir dünyada yaşadığını, geçmiş ve şimdiye dair ne varsa hiçbiriyle en ufak bir bağlantısının olmadığını hissediyordu. Tüm bu olup bitenlerin uzağındaydı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96287</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2069b166-82f1-4958-8c92-5b6260d087a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Felatun Bey ile Rakım Efendi</image:title>
            <image:caption>Türk edebiyatının “hâce-i evvel”i Ahmet Midhat Efendi’nin 1875 yılında yayımladığı Felâtun Bey ile Râkım Efendi, edebiyat tarihimizde yanlış Batılılaşma teması üzerine eğilen ilk romanlardandır. Yazar bu romanında, kitaba adını veren iki karakter aracılığıyla Doğu ve Batı kültürlerini çarpıştırır. Bu bağlamda Felâtun Bey, daha sonra sıkça karşımıza çıkacak Bihruz Bey, Şöhret Bey, Efruz Bey gibi alafranga tiplerin de öncülüdür. Yazar kitabında kahramanlarının ruh hallerini ortaya koymak için yer yer mizahla harmanlanan ironik bir dil de kullanır. Dönemin en sevilen eserlerinden biri olan Felâtun Bey ile Râkım Efendi edebiyatımızın kilometre taşlarındandır. 

“Felâtun Bey’i tanır mısınız? Hani ya şu Mustafa Merakî Efendizade Felâtun Bey! Galiba tanıyamadınız. Fakat tanınacak bir çocuktur. 
(...) 
Râkım Efendi dediğimiz çocuk, eski Tophane kavaslarından birisinin oğlu olup bundan yirmi dört sene evvel pederi vefat eyledikte validesi elinde bir yaşında yetim olarak kalmıştı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96288</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2322eb6-6b75-4b07-a26d-aa268673b99a.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu’nun Şahları Vezirleri Piyonları</image:title>
            <image:caption>·         Ortadoğu satrancında hangi liderler şah, hangileri vezir, hangileri piyondu? 
·         Erdoğan’ın Ortadoğu satrancındaki rolü neydi? 
·         Beyaz Saray’daki çok önemli Erdoğan raporu… 
·         Siyasi İslam, Türkiye’den önce ilk kez hangi ülkede denendi? 
·         Nur Batur’un Saddam Hüseyin’den Yaser Arafat’a, Benazir Butto’dan Beşar Esad’a, Şimon Peres’den Muhammed Mursi’ye, Tarık Aziz’den Mahmud Abbas’a kadar Ortadoğu’nun kaderini çizen liderlerle yaptığı görüşmelerin perde arkası ve ilk kez yayımlanan bölümleri… 
·         Gladio lideri Cossiga ünlü söyleşisinde Türk ordusu ve Erdoğan için ne dedi? 
·         Nur Batur’un 30 yıl sonra ilk kez açıkladığı Genelkurmay görüşmeleri… 
·         Özal-Dışişleri-TSK arasındaki Kürt satrancı: Petrol karşılığı Kürt federe devletini tanıma stratejisinde kim neyi savundu, kim neye karşı çıktı? 30 yıldır açıklanmayan o tartışmalar, konuşmalar, MGK görüşmeleri… 
·         Hem Dışişleri hem TSK Kürt sorununda nasıl bölündü? 
·         Sağ kolu, Erdoğan’ın Davos’ta Şimon Peres’i bilerek hedef aldığını söyledi. Peki neden? Erdoğan’ın planı neydi? 
·         Erdoğan Mısır’da Müslüman Kardeşler’in içişlerine neden ve nasıl karıştı? 
Usta gazeteci Nur Batur, Ortadoğu’nun kanlı satrancını ve bölgenin şahlarını, vezirlerini, piyonlarını yazdı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96289</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb55438f-2364-4139-8f68-53b5254565aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Rəngbərəng Şeirlər (Rengarenk Şiirler)</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı yazarkən şeirlərin də rəngləri olduğunun fərqinə vardım. “Madam ki şeirlərin rəngi var, onda bu şeirləri mütləq rənglərdən şeir yazan kimlərəsə göstərməliyəm” deyə düşündüm. Hər yaşdan, Azərbaycanın fərqli bölgələrindən həvəskar və gənc rəssam dostlarımızla əlaqə saxladım. Nəhayət əlbirliyi ilə sizə bu kitabı hazırladıq. Kitabın içərisində birbirindən tamamilə fərqli şeirlər və rəsimlər mövcuddur. 
Bunu da qeyd etməliyəm ki, kitabdakı şeirləri oxumaq üçün ya uşaq olmalı ya da uşaq qalmalısınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96290</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ecee1006-e6b1-4809-91a2-a2844740dfd8.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Başlı Ejderha (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Leylâ Erbil acıyı, sevgiyi, inancı, ölümü ‘estetize’ etmekten kaçınır. Kişilerini trajik kahramanlara dönüştürmemeye özen gösterir. Onlar ‘Bizhalk’ın üyesidirler: Hatalı, yalancı, duyarsız, çıkarcı, zayıftırlar. Zaaflarını hoş görmez kişilerinin. Tam tersine onlara vurgu yapar. Erbil’de düzenin yandaşları gibi düzenin karşıtları da aynı acımasız ‘eleştirel bilinç’ önündedirler. Olumlu kişileri bile kurtulamaz eleştirilmekten. 
(...)‘Siyasal’ bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdir...” 
                                                                                                                                                                             Ahmet Oktay 
*Üç Başlı Ejderha *Bir Kötülük Denemesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96291</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7fb146d2-1733-4343-8a8f-f5de403a4719.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarnıç (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Önümüzde hayat... Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk.” 
 
                                                                                                                              “Sarnıç” adlı öyküden. 
 
*Sarnıç *Kalorifer ve Bahar *Beyaz Altın *Bir Karpuz Sergisi *Mavnalar *Gece İşi *Hancının Karısı *Loğusa *Ormanda Uyku *Kim Kime *Park *Gaz Sobası *Plaj İnsanları *Davut’un Anası *Grenoble’da İtalyan Mahallesi *Marsilya Limanı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96292</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ffc57d1-2bd2-4c0a-ae17-ae4f97abb52e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kan Damlası (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Mehmet Rauf’un Define’nin devamı olarak yazdığı Kan Damlası romanında Şakir Feyzi, Tarabya’da İngiliz Köşkü’nde ailesiyle sakin, huzurlu ve müreffeh bir hayat yaşamaktadır. Ancak bir gün art arda işlenen cinayetler hayatlarını altüst eder. İngiliz Köşkü’nde yaşlı bir kadın, Anadoluhisarı’ndaki Zincirli Köşk’te ise bir erkek, aynı günde, birbirine benzer derin yaralarla yataklarında ölü bulunur. Polis, maktullerin ellerinde “Numara Bir!” ve “Numara İki!” yazılı notlar bulur.  

Merak ve gerilim unsurunun baştan sona korunduğu eserde, etrafındakileri hayrete düşüren Müfettiş Hayret’in karşısında katillerin hiç şansı yoktur, çünkü “Hayret’in sözü gayretin sözüdür!” 

Mehmet Rauf (1875-1931) İstanbul’da doğan Mehmet Rauf, Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Bahriye Mektebi’nde okudu. Staj için bir buçuk yıl Girit’te kaldı, daha sonra görevli olarak Almanya’ya gönderildi. İstanbul’a dönünce Tarabya’daki elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra askerlikten ayrıldı ve geçimini yazarlıkla sağlamaya çalıştı; hikâye, roman, tiyatro gibi türlerde pek çok eser verdi. Mehasin ve Süs adlı kadın dergilerini çıkardı. Bir süre ticaretle uğraştıysa da son yılları maddi sıkıntılar içinde geçti. Henüz on altı yaşındayken yazdığı ve Halit Ziya Uşaklıgil’e Hizmet gazetesinde yayımlaması için gönderdiği “Düşmüş” adlı hikâyeyle edebiyat dünyasına girdi. Daha sonra Mektep dergisinde yazdı. Servet-i Fünun dergisinde hikâye, roman, makale ve mensur şiirler yayımladı. Mehmet Rauf asıl şöhretini Eylül adlı romanıyla kazandı. Türk edebiyatında psikolojik romanın ilk başarılı örneği kabul edilen Eylül’de Fransız romanında çok yaygın olan aşk üçgeni ele alınmıştır. Eserlerinde aşk, ıstırap, arayış, ihtiras gibi daha çok bireysel duygulara eğilen Servet-i Fünun topluluğunun meşhur yazarı Mehmet Rauf’un eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96293</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e329fcb-b16e-4aff-b2a7-777836e883a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kerem İle Minik Canavarlar - Canavarlar Yeşili Koruyor</image:title>
            <image:caption>KEREM GEZEGENİMİZE NASIL İYİ BAKILABİLECEĞİNİ ÖĞRENİYOR, MİNİK CANAVARLARI DA ONA YARDIM ETMEK İSTİYOR… 
…Böylece okul gezisine katılarak bir geri dönüşüm merkezine giderler; ama canavarlar geri dönüşüm makinelerinden birinin İÇİNE düşer. Kerem ve en yakın arkadaşı Ozan, MİNİK CANAVARLARI zamanında kurtarabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96294</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30a2b25a-2b65-406d-9df3-543492f65acd.jpg</image:loc>
            <image:title>Böğürtlen Adında Bir Porsuk</image:title>
            <image:caption>Lewis yol kenarında gördüğü tüy yumağının yaralı bir porsuk yavrusu olduğunu anladığında ne yapacağını bilemedi!.. 
Minik porsuğun bir bacağı yaralıydı ve hareket edemiyor gibi görünüyordu. Lewis yavru porsuğa ne olduğunu anlamak için yaklaşınca, hayvan çok korktu ve sürünerek park etmiş bir minibüsün altına kaçtı. Lewis arabanın altına girip, Böğürtlen adını verdiği porsuğu dışarı çıkarmak için kararlıydı; ama babası ona engel oldu ve hayvanları koruma derneğini yardıma çağırdı. Ancak minibüsün tekerleğinin üstüne gizlenen minik porsuğu dışarı çıkarmak mümkün görünmüyordu. Uzun uğraşıların sonunda itfaiyeyi yardıma çağırmaktan başka çare kalmamıştı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96295</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3774bbf-e49e-419f-9f3e-6f3e4a5b69c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kirpi Kekik İle Kaybolan Penguen</image:title>
            <image:caption>Kirpi Kekik keyifle kitabını okurken kapıda büyük bir patırtı duydu. Kapıyı açtığında karşısında kocaman bir yumurta buldu. Yumurta çatır çutur çatladı ve içinden yavru bir penguen çıktı. Kekik, yavru pengueni ailesine kavuşturmak için hemen yola çıktı. Yolda tanıştığı hayvanlarla birlikte yavru penguenin ailesini aramaya başladı... 
Beş büyük labirentin ve çözümlerinin yer aldığı eğlenceli bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96296</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6811c72e-6434-490e-bd21-64abaeb47a7d.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik</image:title>
            <image:caption>Minik, kardeşleriyle birlikte dünyayı keşfederken maceradan maceraya atılıyordu. İsmi gibi minik olduğu için kardeşleri onu her şeyden koruyordu. Beklenmedik bir olay Minik’in aslında ne kadar cesur olduğunu gösterecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96297</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7db4d460-51f7-430b-bb56-c2000ac7a933.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıvrık Kuyruk İle Cesur Yele - Ara Bul Keşfet Kitabım</image:title>
            <image:caption>Kıvrık Kuyruk İle Cesur Yele iki yakın arkadaş. Birlikte oyun oynuyorlar, yemek yapıyorlar, alışverişe gidiyorlar. Bu iki arkadaşın maceralarına sen de katılmak ister misin? 
Ara-Bul-Keşfet Kitabım 
Çocuğunuza kitabı okurken birlikte eğlenceli detaylar keşfedebilir, kelime hazinesini geliştirmek için resimler üzerine konuşabilir ve sayfaların altındaki küçük resimleri sayfalarda arayıp bulabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96298</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72186cf3-e8f2-4438-9dce-ee603fc0ce83.jpg</image:loc>
            <image:title>Çiftlikte Renkleri Öğrenelim Boyama Kitabım</image:title>
            <image:caption>Renkleri öğrenmek hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı. Bu harika boyama kitabının ilk 20 sayfasında, aynı resmin boyanmış ve boyanmamış hali yer almaktadır. Bu şekilde çocuğunuz resimleri hangi renklere boyayabileceğini, renkleri nasıl kullanabileceğini öğrenir. Kitabın devamında yer alan resimlerde de hangi renkleri kullanacağına kendi karar verebilir. Çocuğunuz birbirinden eğlenceli çiftlik sahnelerini boyarken renkleri öğrenmenin yanı sıra el göz koordinasyonunu da geliştirecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96299</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/774f1d12-eb01-4663-8263-47aaf955c67d.jpg</image:loc>
            <image:title>İz Sürücü</image:title>
            <image:caption>Amerikalı emekli polis Cal Hooper, İrlanda’da bir köye yerleşir. 
 
Satın aldığı evin tamiratıyla ilgilenmek, dağlarda gezinmek, dedektiflik içgüdülerini bir kenara bırakmak niyetindedir. Derken on üç yaşındaki Trey’le karşılaşır. Yoksul ve sorunlu bir aileden gelen çocuğun abisi kayıptır ama bu durum ne polisin ne de köydekilerin umurundadır. Ondan yardım isteyen Trey’i reddedemeyen Cal bir kere daha iz peşine düşmesini söyleyen içgüdüyü dinlemeye başlar. Burada, bu köyde bir gariplik vardır ve başına ne kadar bela açarsa açsın bu gizemi çözmek zorundadır.


Çoksatan pek çok eseri televizyona uyarlanan, günümüz polisiyesinin en ilgi çekici kalemlerinden, ödüllü yazar Tana French, İrlanda’nın puslu atmosferinde geçen hüzünlü ve sarsıcı romanı İz Sürücü’de hakikat ve adalet arayışında ödenen bedelleri sorguluyor.


“Harika bir roman: dehşet verici, şaşırtıcı. Üslubu ise göz kamaştırıcı.” –Stephen King 
 
“Tana French bir şair sanki. Öyle güzel bir üslubu var ki... Henüz fırsatınız olmadıysa eserlerini okumanızı samimiyetle tavsiye ediyorum.” –Harlan Coben


“French’in kurtuluşa dair sönen hayalleri anlattığı bu dingin ve gerilimli roman, yazdığı en iyi şey olabilir... Bambaşka bir başyapıt.” –The Washington Post 
 
“İncelikle düşünülen her bir karakteri ve kahredici sonuyla nadide bir eser. Polisiye okurlarının kaçırmaması lazım.” 
–Publishers Weekly</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96300</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1261fdf-5adf-44a6-a8b9-8e13646469c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor</image:title>
            <image:caption>Herkesin aklındaki büyük soru: Almanlar neden daha iyi yapıyor? 
 
Önceki yüzyılı iki büyük yenilgi ve hatta bölünmeyle kapatmasına karşın tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir hız ve sağlamlıkla kendini yeniden var eden bu “gizemli” ülkenin sırrı ne olabilir? Omuzlarında geçmişin büyük yükleriyle bu yaralı toplum tüm dünyada yükselen salgın, iklim krizi ve savaş gibi muazzam tehlikeler karşısında ne hissediyor ve çözümü nerede arıyor? 
 
Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor çokkültürlü yapısı, umut vadeden startupları, şaşkınlık yaratan iş etiği ve kendine has çözümler üretme kapasitesiyle yirminci yüzyılın en çalkantılı ülkelerinden Almanya’yı objektif, samimi ve adil bir değerlendirmeden geçiriyor. 
 
İngiliz gazeteci ve araştırmacı John Kampfner Avrupa’nın kalbindeki bu başarılı ülkede herkesin merak ettiği cevapların peşine düşüyor. Yaşamakta olduğumuz bu milliyetçilik, aydınlanma karşıtlığı ve korku çağında Almanya’nın dünyaya kazandırabileceği daha neler olabileceğini öğrenmeye çalışıyor. 
 
“Düşünceli, derinlemesine ve kusursuz bir tarafsızlıkla hazırlanmış bir kitap.” –The Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96301</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e894128-f53b-47e6-be75-e9efb968ee54.jpg</image:loc>
            <image:title>Hagakure - Saklı Yapraklar</image:title>
            <image:caption>“Savaşçının yolu deli cesaretiyle ölüme atılmaktır. Yaşamı ciddiye alanlar büyük başarılara ulaşamazlar. En doğrusu çılgınca ve deli cesaretiyle ölüme atılmaktır.”


Üç yüz sene önce samuray Tsunetomo Yamamoto tarafından kaleme alınan Hagakure: Saklı Yapraklar, samuray felsefesini anlatan en önemli metinlerden biri. “Savaş Yolu” anlamına gelen buşido öğretisine dair detaylar içeren kitap, yazıldığı beylik haricinde gizlenen bir metinken gün yüzüne çıktığı 1930’lar ve 1940’ların militarist atmosferinde azımsanmayacak bir ilgiyle karşılandı. O dönemden itibaren yasaklamaların gölgesinde günümüze ulaşan metin, tartışmaları beraberinde getirse de samuraylık üzerine yazılmış temel kaynaklardan biri olma özelliğini koruyor.


Döneminin önde gelen beyleri ve keşişlerinin anekdotlarıyla bezeli metinde, bir savaşçının zorluklarla nasıl baş edeceğinden seppukunun önemine kadar düşünsel ve pratik talimatlar bir araya geliyor. Günümüz bakışıyla eleştiriye çokça açık olan ancak Yukio Mişima tarafından Japon kültürünün “en güzel” yönlerini yansıttığı söylenen Hagakure, Japonya’nın on sekizinci yüzyıldan beri gösterdiği değişimleri ve gelişmeleri anlamak adına benzersiz bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96302</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/07a4f770-e0ee-48cb-a2b4-ee92c0aace14.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Dünya Dert - Kıyamet Polisi 3</image:title>
            <image:caption>“Bunun bir rüya olduğunu, gözlerimi sıkıca kapatıp açarsam her şeyin eskisi gibi olacağını düşünmeye çalışıyorum.”


Kıyamete on dört gün kaldı. Uzaydaki küçük mavi noktaya, yeryüzüne, dünyamıza, 2011GV1 isimli bir asteroit çarpacak, yaşam sona erecek. Amerika’ya tam bir kaos hâkim. İnsanlar bodrum katlarına, sığınaklara kapatmış kendini, marketler yağmalanmış. Paranın hiçbir anlamı yok artık; içme suyu paha biçilemeyecek kadar değerli. 
 
Fakat Dedektif Hank Palace’ın çözmesi gereken son bir gizem daha var. Kız kardeşi Nico, göktaşını durdurabileceklerini düşünen bir grubun arasındaydı en son. Kıyameti engellemenin mümkün olmadığına inanan Hank ise bu dünyadaki tek yakını olan kardeşiyle beraber karşılamak istiyor her şeyin sonunu. Fakat zaman azalıyor ve kardeşini arayan Hank terk edilmiş hayvanat bahçelerinden, fast food restoranlarından geçiyor, en sonunda ulaştığı ıssız karakoldaysa korkunç bir suç mahalliyle karşılaşıyor. 
 
Kıyamet Polisi üçlemesinin son romanı Bir Dünya Dert her şeyin aniden nasıl bitebileceğiyle yüzleşiyor ve Hank “katil kim” sorusunun ötesinde bir gizemle son defa karşı karşıya kalıyor: Sevdiklerinizi korumak için neleri göze alırsınız? Ve Dünya’daki son günlerinizi nasıl geçirmeyi tercih edersiniz? 
 
“Sürükleyici ve merhametli bir kitap; aceleci değil, gergin ve bunaltıcı değil, dokunaklı.” –Tor.com


“Winters, Cormac McCarthy’den sonra yok oluşun eşiğindeki bir dünyanın en gerçekçi tasvirini sunuyor bize.” –Sci Fi Magazine 
 
“Winters’ın kıyamet polisiyesinde öyle sarsıcı bir bilimkurgu niteliği var ki klasik bir dedektif hikâyesi olmaktan çıkarıyor onu.” –New York Times Book Review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96303</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c9a49fc-40f2-485b-9626-581518eefdf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla, Mektubum Eline Ulaştı Mı?</image:title>
            <image:caption>Bulup yitiren bir şey olarak kalp, arıyor, deneyip yanılıyor ama yine de devam ediyor oyununu oynamaya. Hep özleyip beklediği bir yer var. Bir ev, bir insan, bir hayal... 
 
Leylâ, Hayriye, Yılmaz, Özlem, Neriman ve isimli isimsiz daha birçok insan, bularak ve yitirerek, hayatın damarlarında dinliyorlar kalplerinin oyununu. Sonra kanat çırpıp yitirdiklerinin uzaklaşmasını seyrediyorlar ömür boyu. 
İlay Bilgili, ikinci öykü kitabı Leylâ, Mektubum Eline Ulaştı mı? ile yeniden merhaba diyor okurlarına. Birbirinden farklı hayatların içine çekip bir ayna veriyor okurunun eline. 
 
&quot;‘Ben,’ dedim, ‘cehennemi büyük bir hasret sanıyordum hep. Bir hapishane, hiç yaşlanamadan ve ölmeden, sonsuza kadar kalmak. Bitmeyen bir bekleyiş… Bir umut ediş ama inatla hiçbir şeyin olmaması…’ 
Titreyen, kanla kaplı metronoma baktım. 
‘Yine de yaşamak istedim,’ dedim. 
Tanrı, bir kadınmış gibi, bir kadınınki gibi gülümsedi Leylâ.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96304</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1900e504-5636-4380-a607-2128c8e9ef77.jpg</image:loc>
            <image:title>Dudaklarımdaki Rüzgar</image:title>
            <image:caption>Eylüldür şimdi 
Adresler de dostlar da kayıptır 
Üstümüzdeki postal izleri 
Bir mektuptur 
Görülmüştür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96305</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6ff1812-92d6-4d9f-aab7-90a551d83f37.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşmüş Varis</image:title>
            <image:caption>Bu ailenin tasarım hatası benim. 
 
Easton Royal, görünüşte her türlü avantaja sahipti: Yakışıklıydı, zengindi ve çok zekiydi. Ama onun tek hedefi sonuna kadar eğlenmekti. Sonuçlarını hiç düşünmek zorunda kalmadan aklına eseni yapmak tam da ona göreydi. Bu oyunu bozacak kişi ise Astor Park’a yeni gelen Hartley Wright’tan başkası değildi. 
 
İlk kez bir kız ona hayır diyordu, hem de ondan hoşlanmasına rağmen. Easton onu bir türlü çözemiyor ve bu da durumu daha çekici kılıyordu. Fakat bir yetişkin gibi davranmazsa Hartley’yi tamamen kaybedeceği kesindi. 
 
Royal isminin geçmediği tek savaşta Easton kuralları kabul etmek, rakiplerini anlamak ve hayatında ilk kez pişman olmayı öğrenmek zorunda kalacaktı. 
 
“Erin Watt ikilisinin kalemi her kitapta daha da güçleniyor.” —The Romance Bibliophile 
 
“Düşmüş Vâris bu harika serinin bir başka muhteşem kitabı.” —BJ’s Book Blog 
 
“Karakterler o kadar gerçek, hikâye ve kurgu o kadar çarpıcı ki sizi kitabın içine çekip son sayfasında bile bırakmayacak.” —FMA Book Reviews 
 
“Kitabı bitirdiğimden beri Easton’ın hikâyesinin ikinci bölümünü okumak için sabırsızlanıyorum.” —Hypable 
 
“Kesinlikle beş yıldızı hak ediyor. Ne işiniz varsa bırakın ve hemen okumaya başlayın.” —Book Starlets</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96306</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4021bef-b94a-4bc8-9f17-c61289bdc278.jpg</image:loc>
            <image:title>Ters Yüz Şatosu</image:title>
            <image:caption>“Yedi yaş ve üstü çocukları mutluluktan uçuracağı kesin.” –The Times 
 
Okul için bir ödev yazması gereken küçük Lorina, siyah bir tavşanın yardımıyla, ormanın içinden sihirli bir dünyaya gider. Oraya vardığında, yakındaki bir şatodan çıkan zehirli dumanlara maruz kalan aç ve sefil haldeki yeşil insan ırkıyla karşılaşır. Lorina şatoya girip onlar için yardım istemeye karar verir. Fakat şatonun içindekilerin bütün yemekleri kendilerine saklayan ve dışarıdakileri köle olarak gören bencil kişiler olduğunu anlar. Lorina’nın macerası onu bürokrat sıçan, denetlemeci yılan, çiftçi armadillo ve en sonunda da Başkan Domuz’la tanıştıracaktır. 
 
Chris Riddell’ın harika resimleriyle bezediği Ters Yüz Şatosu sizi, cesur ve merhametli bir kızın açgözlülükle usanmadan savaştığı bir dünyada, unutulmaz ve eğlenceli bir maceraya çağırıyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96307</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00ac4018-a6c2-48cd-bcb4-c47fb4d19233.jpg</image:loc>
            <image:title>Kancaya Takılınca</image:title>
            <image:caption>Başarılı şirketler insanların ellerinden bırakamadığı ürünleri nasıl yaratıyor? Neden bazı ürünler dikkatimizi çekerken diğerleri başarısız oluyor? Sırf alışkanlıktan dolayı belirli şeylerle meşgul olmamızı sağlayan nedir? 
 
Nir Eyal bu soruları (ve daha fazlasını) “Kanca Modeli” adını verdiği, ürünlere uygulandığında müşteri davranışını ustaca teşvik eden dört adımlı bir süreç ile açıklıyor. Ardışık &quot;bağlantı döngüleri&quot; sayesinde bu ürünler, maliyetli reklamlara veya agresif mesajlara bağlı kalmadan insanların tekrar tekrar geri gelmelerini sağlıyor. 
 
Kancaya Takılınca: Alışkanlık Yaratan Ürünler Nasıl Geliştirilir? ürün yöneticileri, tasarımcılar, pazarlamacılar, girişimciler ve ürünlerin davranışlarımızı nasıl etkilediğini anlamaya çalışan herkes için yazılmış, kalıcı kullanıcı alışkanlıkları yaratmak ve insanların sevdiği ürünler geliştirmek için uygulanabilir adımların yer aldığı bir kılavuz. 
 
“Akıllı telefon sahiplerinin yüzde 79’u her sabah uyandıktan sonra 15 dakika içinde mutlaka cihazlarını kontrol ediyor. Amerikalıların tam olarak üçte biri cep telefonlarını kaybetmektense seksten vazgeçebileceklerini söylüyor. İnsanlar telefonlarına günde 34 kez göz atıyor, ancak sektör çalışanları bu alışkanlığın günde 150 kez gibi insanı hayrete düşürecek kadar yüksek bir rakama ulaşabileceğine inanıyor… 
Kabul edin: hepimiz KANCAYA TAKILDIK.” 
 
“Müşteri bağlılığını artırmayı önemseyen herkesin okuması gereken bir kitap.” 
—Eric Ries, Yalın Startup kitabının yazarı 
 
“Kancaya Takılınca size yeni nesil ürünler için bir yol haritası çiziyor. Bu kitabı okuyun ya da kancaya takılan kişi olmaya devam edin.” 
—Matt Mullenweg, Wordpress’in Kurucusu 
 
&quot;Ürün geliştirme konusunda somut tavsiyeler ve hikâyelerle Kancaya Takılınca, kullanıcıların onsuz yaşayamayacaklarından henüz haberdar olmadığı bir şeyin nasıl yaratılacağına dair dikkate değer bir anlatı.&quot; 
—Publisher&apos;s Weekly</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96308</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8054e052-7ea6-4c6d-9fdf-ff6e7810b5d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşilin Kızı Anne Okula Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Avonlea’ye sonbahar geldi. Doğa göz kamaştıran renklere büründü. Ve en güzeli de Anne Shirley okula başladı! Okula en yakın arkadaşı Diana ile gidip gelen, onunla aynı sırayı paylaşan ve yeni yeni arkadaşlar edinen Anne’in mutluluğuna diyecek yok. Üstelik daha şimdiden sınıfının birincisi. Derken bir gün Gilbert Blythe’ın okula gelmesiyle her şey değişiyor. Hele bir de Anne’in saçını çekip onunla alay etmesi bardağı taşıyor. Acaba Anne, Gilbert’ı affedecek mi? Yoksa çok sevdiği okuluna onun yüzünden veda mı edecek?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96309</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b99888a-da4a-497b-af61-54e0ac469a8c.jpg</image:loc>
            <image:title>İzafiyet Teorisi - 100 Yıl Basımı</image:title>
            <image:caption>Albert Einstein genel görelilik kuramı üzerindeki çalışmasını 1915 yılında tamamladıktan sonra İzafiyet Teorisi adlı kitabını kaleme aldı. Sıradan okura hitap eden İzafiyet Teorisi özel ve genel görelilik kuramları üzerine şimdiye dek yazılmış en açıklayıcı kitap olma unvanını koruyor. Ünlü kitabın elinizdeki basımı ise Einstein’ın düşüncesinin ve eserinin evrimini günümüz bağlamında değerlendiren yorumlar içeriyor. 100. Yıldönümü Basımı, Einstein’ın eserine en son bilimsel gelişmelerin ışığı altında göz atmak isteyen okur için ideal bir tercih. 
 
“Einstein’ın özel ve genel görelilikle ilgili kitabının bu yeni basımını okumak büyük bir zevk. Görelilik yüz yıldır kitaplara, köşe yazılarına, makalelere konu oldu, ama en iyi açıklamayı yine usta bizzat yapıyor.” 
− BRIAN GREENE, Columbia Üniversitesi 
 
“Bu kitap önemli bir tarihsel belge olmakla kalmıyor, aynı zamanda Einstein’ın düşünce üslubunu ve berraklığını geniş bir okur kitlesine tanıtıyor.” 
− MARTIN REES, Cambridge Üniversitesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96310</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27662943-9598-4835-bc93-0d281e32eec6.jpg</image:loc>
            <image:title>Para Yönetimi 101</image:title>
            <image:caption>Tek derste kişisel finans yönetimi! 
 
Ne kadar harcadığınız da en az ne kadar kazandığınız kadar önemlidir. Paranızı yönetirken yapmanız gereken şey, cebinize giren ile cebinizden çıkan para miktarı arasındaki farkı artı yönde olabildiğince büyütüp tasarruf ve yatırıma yönlendirmek. Başarılı para yönetiminin özü işte bu. “Onu biliyoruz, ama nasıl yapacağımızı bilmiyoruz,” diyorsanız işte Para Yönetimi 101 size bunu anlatıyor. 
Para Yönetimi 101 kredi kartlarınızı yönetmek ya da emekliliğinizi planlamaktan tutun, tasarruflarınızı en üst düzeye çıkarmak için bilmeniz gereken çok sayıda finansal taktik, ipucu, tüyo, plan-programlar içeriyor. 
Bu kitapta pek çok sorunuza pek çok yanıt bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96311</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75b569f9-c512-494d-9b8c-e473e889e16d.jpg</image:loc>
            <image:title>Zygmunt Bauman</image:title>
            <image:caption>Bauman gündelik yaşamın ritmini, kendisini sosyolojik tahayyüllere kazıyan bilge ve eleştirel bir pratiğe dönüştürür. Çoğumuz belki de Bauman’ın sosyolojisinde ele aldığı temaların çoğunu ayırt edebiliriz ama Bauman onları gerçek insanlar ve onların yaşamlarıyla ilgili anlatılara dönüştürme üstadıdır.

Bu kitap, yazarının tabiriyle “dünyayı değiştirmek için sosyoloj olan” bir kuramcı hakkında. Bauman’ın sosyolojisi yaşadığımız dünyanın karmaşıklığını tek bir modelle açıklamaya çalışmayan, insani deneyimlerin tümünü kucaklama iddiasında bulunmayan bir modernite eleştirisi. İnsanların toplumsal ilişkilerini hem mikro hem de makro ölçekte eleştiren, aralardaki geçişleri neredeyse pürüzsüz ve ilmek ilmek dokuyan bir sosyolog Bauman. Bu eser çalışmalarını daha iyi anlamaya, fikirlerine yeni merceklerle bakmaya, dünyamızı ve toplumumuzu eleştirel bir gözle değerlendirmeye meraklı okurlar için başucunda tutulması gereken bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96312</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2ce499b-86a0-4025-91d2-7d870425e260.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelecek Siyaseti</image:title>
            <image:caption>Bu kitap küreselleşmenin, dev­letin, kentlerin, kolektif kimliklerin ve yaşadığımız dünyanın geleceğine bakıyor. Sosyal bilimin sadece bugünü açıklamak değil, aynı zamanda geleceğe doğru hayal gücünü harekete geçiren bir işleve sahip olması gerektiğinin altını çiziyor. Salgını bir kritik dönemeç olarak görüp, bugün alacağımız kararların, seçeceğimiz patikaların geleceğimizi belirlemede önemli bir rol oynayacağını göstermeye çalışıyor. Gelecek siyaseti ne geçmişe yönelik bir nostalji ne de gelmekte olan krizin araçsallaştırılması anlamına geliyor. Gelecek siyaseti yaşanabilir demokratik bir gelecek için yaşanabilir ve demokratik bir şimdiyi inşa etmek demek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96313</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f05f6b5e-7942-4d8b-afa9-7cfc577b00e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Einstein Ansiklopedisi</image:title>
            <image:caption>Bu eser Albert Einstein’ın kişisel, bilimsel, manevi, etik, düşünsel ve sosyopolitik yönünü gözler önüne seren bir kaynak kitap niteliğindedir, yalnızca bilim insanlarını değil, kamuoyunu da ilgilendirecek konuları da kapsamaktadır. Einstein’ın yaşamının ve önemli başarılarının kronolojisiyle başlayan kitap, dâhi bilim insanının felsefi ve politik görüşlerinin özetiyle devam ediyor. Kişisel ve ailevi yaşantısından bilimsel başarılarına kadar Einstein hakkında bilinmesi gereken hemen her şeyi kapsayan bu temel eser aynı zamanda tarihsel ortamı da yansıtmaktadır. Bir bilim insanı, siyasal figür ya da hümanist olarak Einstein’la ilgilenen herkes için büyüleyici ve olağanüstü okunabilir bir referans kitabı olan bu eserde yazarlar, Albert Einstein hakkında bildiklerimizi nasıl öğrendiğimizi de açıkça ortaya koyuyorlar. 
 
“Einstein Ansiklopedisi ciddi Einstein araştırmacısı için temel eserdir.” 
–Cosmos Magazine 
 
“Onu en iyi tanıyan insanlardan, makalelerini düzenleyen harika bilim insanlarından Einstein gerçekleri ve bilgilerinin bir özeti burada. Bu cilt hazineler hazinesidir. 
Hem bilgilendirici hem de tadına varması çok eğlenceli.” 
–Walter Isaacson, Einstein: Yaşamı ve Evreni kitabının yazarı 
 
“Yazarlar büyük fizikçinin hayatı ve çalışmaları hakkında derin bilgiye sahip, tanınmış Einstein bilginleri. Hem meslekten olmayanlar hem de uzmanlar için çok hoş bir ansiklopedik referans çalışmasını bir araya getirmişler.” 
–Tilman Sauer, Bern Üniversitesi 
 
“Üç Einstein akademisyeni Einstein’ın bilimsel, kamusal ve özel hayatlarını en ince ayrıntısına kadar ele alıyor. Erişilebilirlik ve ayrıntı, Einstein Ansiklopedisi’ni herhangi bir Einstein koleksiyonuna önemli bir giriş haline getiriyor.” 
–Symmetry Magazine</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96314</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/18928f21-b3cb-4248-b007-aeedb3cb30e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ubik</image:title>
            <image:caption>Ben Ubik’im. Evrenden önce ben vardım. Güneşleri ben yarattım. Dünyaları ben yarattım. Varlıkları ve onların yaşadıkları yerleri ben yarattım; onları buraya getirip oraya koydum.” 
 
Psişik güçlerin, parasız çalışmayan dırdırcı daire kapılarının, tuhaf giysilerin, kış uykusunda yatan ölülerin hayatın sıradan bir parçası haline geldiği 1992 yılında, psişik güçleri olan bireyleri engellemekle görevli bir anti-psi şirketi Ay’da çok karlı bir iş teklifi alır. Ama işler umdukları gibi gitmez. Ay’a giden grubu birisi ya da bir güç teker teker avlamaya başlar. Şirketin telepatlarına yeni katılan Pat Conley adındaki yeni yetenek doğal olarak şüpheleri üzerine çeker. Tüm gizemi çözmek ise şirket elemanlarından sıradan insan Joe Chip’e düşer.
 
Ubik, ölüm ve hayata, rüyalar ve gerçeğe, aşk, felsefe ve
metafiziğe dair kafa karışıklıklarının 1 numaralı ilacı.
Talimatlara göre kullanıldığında güvenlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96315</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a81d01b3-719e-471b-a580-24e5fdd13efb.jpg</image:loc>
            <image:title>Marlene</image:title>
            <image:caption>Eski asker ve çocukluk arkadaşı olan Dan ve Richard, savaşın ardından aynı şehirde sivil yaşamlarına dönme mücadelesi verirler. Savaşın yorgunluğunu hâlâ üzerlerinde taşısalar da kendilerine normal bir yaşam kurmaya çalışırken farklı yollar seçerler: Dan dikkat çekmemek ve uyum sağlamak için çabalar. İçgüdülerine karşı koyamayan Richard ise kavgacı, yasaları hiçe sayan bir tutum edinir. Richard’ın eşi Nath ve kızı Mona’dan mürekkep ama kendi yokluğunda dağılan ailesine bir de eşinin kız kardeşi Marlène eklenir.
“Kaybedecek ne kadar çok şeyimiz varsa o kadar güçlü oluruz...”
Önüne gelenle yatmasıyla ve gittiği her yere beraberinde uğursuzluk götürmesiyle nam salan baldızı Marlène’in gelişi, Richard’ın hem dostu Dan hem karısı Nath hem de kızı Mona’yla ilişkilerini güçlendirip iyileştirecek midir, yoksa bu dörtlünün huzurunu mu kaçıracaktır?
“Dan onu hem bu yüzden hem de bu ters karakteri, hoşgörüsüzlüğü için seviyordu ama bu sefer işler fazla kızışmıştı. Bu atışın gelişini kimse görmemişti. Bomba etkisiyle tüm lobutları deviren bir atıştı. Her şey paramparça olmuştu.”
Philippe Dijan’ın psikolojik gerilim romanı Marlène, okurları sivil yaşamlarına alışmaya çalışan iki askerin testten geçen dostluklarına ortak ederken evlilik, arkadaşlık, kız kardeşlik, ebeveynlik üzerine düşündürtüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96316</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27738988-9794-4bc7-be88-38340d0186fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Balkan Dağlarından Dersaadet’e</image:title>
            <image:caption>Resneli Niyazi… 
Vaktiyle bir Balkan kasabası olan Resne, onun ismiyle simgeleşti. İsyan, özgürlük, dağa çıkma, Meşrûtiyet, İstanbul, II. Abdülhamid, Payitaht gibi kelimelerle iç içe geçince de tarihsel bir hüviyet kazandı. 
Gün geldi “Hürriyet Kahramanı” olarak nam saldı. 
Devir, Sultan II. Abdülhamid zamanı… 
Resneli Niyazi, 1908 yılının Temmuz ayı başında beraberinde 150 kadar gönüllü ve askerle Ohri civarındaki dağa çıktı, bir isyanın fitilini ateşledi. Onun bu hamlesinin varabileceği noktayı gören Sultan II. Abdülhamid, 
üç hafta gibi kısa bir sürede Meşrûtiyet sistemini ilan etmek zorunda kaldı. 
Bir roman karakteri kadar renkli kişiliğe sahip Resneli Niyazi, dağda bularak evcilleştirdiği geyikle birlikte yeniden şehre indi, Selânik’te “Hürriyet kahramanı” olarak büyük bir coşkuyla karşılandı. Geyik, Meşrûtiyet ilanının sembolü hâline geldi ve “gazal-ı hürriyet” olarak tanındı. 
Balkan Savaşı döneminde İstanbul’a doğru yola çıkmak üzereyken, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kendisine tahsis ettiği bir muhafız tarafından öldürüldü ve bu cinayet üzerindeki sis perdesi hâlen kalkmış değil… 
Elinizdeki kitap onun 1910 yılında “Hâtırât-ı Niyazi” adıyla kaleme aldığı, Meşrûtiyet ilanına giden sürecin hikâyesidir. Günümüz Türkçesi ve zenginleştirilmiş notlarla. 
Balkan Dağlarından Dersaadet’e baş döndüren 
bir yolculuk sizi bekliyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96317</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b4cc6e4-d45b-4aab-97d2-30d23c4ad674.jpg</image:loc>
            <image:title>Çiğiltepe</image:title>
            <image:caption>Ordu Kumandanı Sakallı Nurettin Paşa: 
“Miralay Reşat Bey! Yarın 12.00’ye kadar 
tepe alınacak. Alamazsanız, ben sizin 
yerinizde olsam yaşamam!” 
Tümen Kumandanı Reşat Bey: 
“Benim yerimde olmanıza lüzum yok, 
ben zaten yaşamam!” 
 
Balkanlar’dan Çanakkale’ye, Doğu Cephesi’nden 
Filistin’e ve esarete kadar giden 27 yıllık askerlik yaşamı 
hep savaşarak geçen bir kumandan Miralay Reşat Bey. Aldığı ölümcül yaralara rağmen muharebe meydanlarından ayrılmayıp her defasında Mehmetçiklerinin yanında olmayı seçer.  Son durağındaysa çetin bir tepeyle karşı karşıya kalır: “Çiğiltepe.” 
Çiğiltepe romanı savaş edebiyatının usta kalemi Dr. Cihangir Akşit tarafından adeta kuyumcu sabrıyla, titizlikle araştırılıp 26 yılı bulan uzun bir sürede emekle kaleme alınmış, olayların son tanıkları hayattayken yüz yüze görüşülüp derlenen konuşmalarla, yurt içi ve yurt dışından taranan çok sayıda kaynaktan toplanan bilgilerle, şahsi dosyası da dahil çok sayıda devlet arşiv belgelerinin dikkate alınmasıyla, “Miralay Reşat Çiğiltepe’nin yeniden kan ve can bulduğu”, duygu dolu anlarıyla bir çırpıda okunacak, gelecek nesillere de “Bu günlere nasıl gelindiğini haykıran” ve çok yönlü dersler aktaracak bilgi yüklü bir &quot;Cumhuriyet Tarihi Romanı&quot;...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96318</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbed5bb6-1197-4da0-ba8e-ea5e5534b6b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme</image:title>
            <image:caption>Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme yirminci yüzyılın en önemli konularından biri olan özne meselesi ve felsefi yöntemin neliği üzerine bir tartışma yürütüyor ve felsefenin neden doğa bilimlerinden ayrı bir araştırma alanı olması gerektiğine dair bir soruşturmayı içeriyor. Doğa Tasarımı, Tarih Tasarımı ve Metafizik Üzerine Bir Deneme gibi eserlerinden tanıdığımız Collingwood bu denemesinde metafelsefeye katkılarını sunuyor ve felsefenin konusunu doğanın konusu haline getirmeye çalışan yirminci yüzyılın temel bir eğiliminin karşısına felsefenin özerkliği argümanını yerleştiriyor; filozofların yaptığı, sözgelimi ahlaktaki ödev ile fayda ayrımı gibi ayrımların empirik sınıflandırmalar değil de semantik ayrımlar olduğunu öne sürüyor.

Felsefi ayrımların semantik ayrımlarla bu şekilde tanımlanması felsefenin konusunun doğal konulara indirgenmesine karşı bir argüman oluşturuyor ve tüm kavramların empirik kavramlar, tüm sınıflandırmaların da empirik sınıflandırmalar olmadığı belirtiliyor. Dolayısıyla Collingwood’un felsefenin neden kendine özgü bir konuya ve içeriğe sahip olduğu yönündeki açıklaması da radikal empirizme karşı açık bir meydan okuma teşkil ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96319</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3fc8540-03df-458a-b627-5788a567124c.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahi İkizlerin Serüvenleri - Cengiz Han&apos;ın Mezar Soyguncuları</image:title>
            <image:caption>Yakın zamanda kadim bir cin soyundan geldiklerini ve büyülü güçleri olduğunu keşfeden ikizlerimiz John ve Philippa Gaunt, sıra dışı maceralarına serinin son kitabı olan 
Cengiz Han’ın Mezar Soyguncuları’nda 
devam ediyorlar. 
 
John ve Philippa Gaunt, dünyanın dört bir yanındaki volkanlar altın lavlar saçarak patlamaya başlayınca Cengiz Han’ın mezarını soyanların peşine düşmek zorunda kalırlar. 
 
İkizler, Nimrod ve Groanin’in de desteğiyle şimdiye dek karşılaştıkları en büyük tehlikeyi atlatıp dünya yok olmadan türlü felaketlerin önüne geçebilecekler mi yoksa hiç hesaba katmadıkları bir gerçekle mi yüzleşecekler? Cevapları yine hep birlikte keşfedeceğiz...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96320</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55907371-004e-46eb-8a61-f24e2f3a9a06.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Boru Hattı Nasıl Patlatılır</image:title>
            <image:caption>Ünlü iklim araştırmacısı (ve SUV lastiklerini söndüren ve kömür madenlerindeki sabotajları gerçekleştiren aktivistlerden biri olan) Andreas Malm, karşı karşıya kaldığımız ekolojik çöküş sürecinde, iklim hareketinin kullandığı yöntemlerin daha da keskinleşmesi için ateşli bir çağrı yapıyor.

Diktatörleri alaşağı eden halk devrimlerinden, apartheid karşıtı harekete ve kadınların oy hakkı için süfrajetlerin sabotajlarıyla gerçekleşen kitlesel değişimin nasıl gerçekleştiğine değin bir karşı tarih anlatımı da sunan Malm, mülkiyet yıkımının ve hayatlara zarar vermeden gerçekleştirilecek bir şiddet biçiminin stratejik olarak kabul edilmesinin devrimci değişim için tek yol olduğunu savunuyor.

Almanya ormanlarından Londra sokaklarına, İran’dan Irak çöllerine kadar yaşanan farklı eylem döngülerini kendine özgü bir anlatımla sunan Malm, pasifizm ve şiddet, demokrasi ve sosyal değişim, strateji ve taktikler ve son olarak da iklim hareketinin siyasi tavrı ve etik anlayışı üzerine hem yüreklerimize hitap ediyor hem de zihinlerimizi kurcalayan çarpıcı bir tartışma sunuyor: Sivil direniş mi, yoksa sabotaj mı? Alevler içinde bir dünyada nasıl mücadele etmeliyiz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96321</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e16c989-6aea-4530-ab6a-7a4cbfb5f529.jpg</image:loc>
            <image:title>Evrendeki En Küçük Işıklar</image:title>
            <image:caption>“Her gezegenin yıldızı yoktur. Bazıları herhangi bir güneş sisteminde yer almaz. Tek başınadır onlar. Başıboş gezegen denir adlarına.” 

Kocasının ölümünün ardından, bir yandan galaksimizin ötesinde yaşam bulmaya çalışırken bir yandan da kendi yaşamını baştan inşa etmek zorunda kalan ve bu süreçte yeryüzünde kurulan bağların gücünü keşfeden bir kadının, ünlü astrofizikçi Sara Seager’ın gerçek ve büyülü hikâyesi.  
Sayısız yıldız ve sayısız olasılıkla dolu gökyüzüne on yaşında vurulmuştu Sara Seager. Yıllarını ötegezegenlere, yaşam barındıran ve erişilmesi hayal gibi görünen uzak dünyaları bulmaya adadı ve gezegen biliminin parlayan yıldızlarından biri oldu. Ama kocasının ani ölümüyle her şey değişti. Kırk yaşında, iki küçük oğlan ve elinde kocasının manav alışverişi gibi gündelik –ama o güne kadar kendisi MIT’nin astrofizik laboratuvarını yönetirken kocasının üstlendiği– işler için yazıp bıraktığı notlarla kalakalmıştı. Hayatında ilk kez kendini evrende yapayalnız hissetti. 

Sara Seager bu delicesine dürüst anı kitabında, yaşamına yeniden yön verişinin tökezlemelerle dolu hikâyesini paylaşıyor bizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96322</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85576796-0f42-44f7-a3f6-0fd27476a50a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgiyi Sürdürme Sanatı</image:title>
            <image:caption>Her çift kendi ilişkisinin uzmanıdır. 
Hayat yolunu tek başımıza adımlamayız, bu yolda bize sevdiğimiz insan da eşlik eder. Peki hayatımızın temelini oluşturan ilişkimiz için ne kadar emek veririz? Sevdiğimiz insanın duygularını, ilişkimizin gereksinim duyduğu ihtiyaçları fark edebilir miyiz? 
Her şeyde olduğu gibi ilişkilerde de yeni çağ yeni çözümler gerektirir. Şimdiye dek sevgiye dair öğrendiklerinizi yeniden gözden geçirmeye, yeni önerileri hayatınıza katarken eskilerin değerini hatırlamaya hazır mısınız? 
Prof. Dr. Alfons Vansteenwegen ve Psikolog-Psikoterapist Emel İşci, SEVGİYİ SÜRDÜRME SANATI kitabında ilişki yolunda tökezleyen binlerce çifte yardımcı olmuş kullanışlı ve mucizevi öneriler sunuyor. İlişkinizde ihtiyaç duyduğunuz değişimi gerçekleştirmek için gerçek hayattan örneklerle dolu bu kitap ilişkinizi derin ve alışık olmadığınız bir boyutta değerlendirme şansı yaratıyor. Elinizdeki kılavuz sevgiyi her gün yaşamak için değerli bir yatırım, siz yeter ki sevgi için hak ettiği emeği vermek isteyin. 
 
• İlişkide yaşanan olumlu ve olumsuz duyguları nasıl ifade etmek gerekir? 
• İlişkide cinselliğin önemi nedir? 
• Uzun zamandır devam eden bir ilişkide değişim mümkün müdür? Mümkünse bu nasıl gerçekleşir? 
• Çatışmaları ve fikir ayrılıklarını en verimli şekilde ele alma kuralları nelerdir? Çok işe yarayan yapıcı pazarlık yöntemleri nasıl uygulanır? Hangi iletişim tarzı, ne zaman ters etki gösterir? 
• Ayrılmak hangi durumlarda iyi bir çözümdür? 
• İlişkinin büyüleyici ve eşdeğer kalması için gerekenler nelerdir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96323</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90628199-a5ce-4eb8-b8ad-83ded0546cfc.jpg</image:loc>
            <image:title>Nelson Mandela - Seçimleriniz Korkularınızı Değil Umutlarınızı Yansıtsın</image:title>
            <image:caption>“Galip asla vazgeçmeyen bir hayalperesttir.” 
 
Kimi hayatlar kolay yaşanmaz. Nelson Mandela’nın hayatı da böyleydi. En çok saygı duyulan liderlerden biri olarak dünya tarihine geçen Nelson Mandela, Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı oldu. Irk ayrımcılığına dayalı rejimi (Apartheid) ömrü boyunca mücadele ederek yıktı. Ülkesine demokrasiyi getirmek için hayatı pahasına savaşmaktan asla çekinmedi. Mücadelesiyle milyonların umudu oldu. 
Onun mücadelesi, dünyada, mücadele motivasyonunu yitiren her toplum ve her birey için 
dönüp dönüp incelenmesi gereken bir kişisel gelişim dersidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96324</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4634888a-cee2-4b26-99e6-aeddaac0af8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Karşı Kaldırımdaki Adam</image:title>
            <image:caption>En büyük hayalini gurura, vicdanını aşka yenik düşürme! 
 
Gidemezsin! 
Aşkın seni elleri ceplerinde, karşı kaldırımda beklerken, sen binlerce kilometre öteye uçamazsın. Seni ona sarılmaktan alıkoyan çok daha başka, büyük bir şey yoksa eğer... 
 
Vazgeçemezsin! Hayatının en büyük hayaline kavuşma ümidin varsa, o yoldan geri dönemezsin. Gururun seni ele geçirmediyse eğer... 
 
O hatayı yapamazsın! 
Karşı Penceredeki Kadın’san, sadece başkasının hayatını yaşamaz, gönüllü köleliğe evet demez, seni sen olmaktan alıkoyan şeylere izin vermezsin. Bu senin kaçışın değilse eğer... 
 
O riski göze alamazsın! 
Çok istesen de otoriteye karşı duramazsın. Delirmemişsen eğer... 
 
Bu romanda Meyra, “Yapılamaz!” denen her şeyi yapar ve kendi doğrularının peşinden gider. Ancak ayağına kadar gelmiş en büyük hayalinin yanından geçip gitmesine izin verecek midir acaba?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96325</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f48e07dc-06b6-43b0-8cae-a627cba6f8c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Meşhurların Son Anları</image:title>
            <image:caption>“Ölüm, bize ne uzak bize ne yakın ölüm. Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm?” (Erdem Bayazıt) 

İnsan, doğdu ölecek. Bütün diğer varlıklar gibi. Ölüm var ancak ölümsüzlüğü arıyoruz. Bu duygu ve istek verilmiş bize. Çünkü bu mümkün. Mümkün ama öldükten sonra. Ve o mümkün, cennet ve cehennem olarak tecelli edecek; bir de aradakiler için araf var. Hangimiz cennette talip olmaz ki? Hangimiz cehennemden korkmaz ki? Oradaki sonsuz hayat için burada bir hayat kurmak, bir ömür yaşamak gerekiyor. 

Elinizdeki kitap bir katalog. Biraz soğuk gibi ama bir ölüm kataloğu. En meşhurların, en iyilerin veya en kötülerin ömründen ve ölümünden sahici, asıl renkler. Burada yaşananlar, beklenen sonlar ve asıl sonrasındaki sonsuzluk için bir ışık, bir işaret. Bu kadar örnekten kendimize bir ibret, bir bakış çıkarabiliriz. Nihayet bizi de bekleyen akıbet, gelip çatacak. Hazır mıyız, hazırlıklı mıyız? Ölüme ve ölümsüzlüğe.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96326</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0320a17-311f-4fe7-8032-724d75c95949.jpg</image:loc>
            <image:title>Tek ve Tenha Akif Emre</image:title>
            <image:caption>Âkif Emre modern düşünceye eklemlenmeye çalışılan İslâmcılığı geleneğe, tarihî tecrübeye yasladı. Modern şehir ve mekân telakkisine karşı İslâm şehirlerinin altını çizdi. İslâm tarihinin ve Müslümanların ortaya koyduklarının bir kurgu değil, gerçeklik olduğunu ısrarla belirtti. Tarihimizdeki âlim, velî, üstad ve yazarların “ruhbanlar” olmadığını hatırlattı. Batı’nın ve Modernite’nin evrensel olmadığını ısrarla belirtti. İslâm düşüncesinin ve medeniyetinin ölü olmadığını, durdurulduğunu ve bundan dolayı da hâlâ bugün modern dünya ve insana en önemli imkân olduğunu söyledi. Modernleşen, selefîleşen, hâricîleşen, muhafazakârlaşan bir dünyada bütün imkansızlıklara rağmen Müslümanca durmanın, yaşamanın, ahlaklı ve ilkeli bir insan olarak kalmanın örnek ahlakını ve karakterini gösterdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96327</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cec4cae4-29ff-4de0-8620-0dbf66f89856.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuş Evi</image:title>
            <image:caption>Karlı bir günde küçük kız ve anneannesi yolda yürürken yaralı bir kuş bulurlar. Onu alıp eve getirirler ve iyileşmesi için bakım verirler. Her büyüleyici deneyimin aynı zamanda acı tatlı olması gibi, evde geçen keyifli günler de kuşun iyileşmesi ve yeniden doğaya salınmasıyla son bulur. Mevsimler geçer ve bahar aylarında kuş onları ziyarete gelir. Bu kavuşma sayesinde, ayrılmanın hüznü ve yeniden buluşmanın heyecanını deneyimleyen küçük kız, anneannesinin bulduğu etkileyici çözüm sayesinde ise kuşun özgürlüğünü koruyarak onunla bağda kalmanın yolunu keşfeder. 
 
Yazar Blanca Goméz’in kendi çocukluk anılarından esinlenerek yazdığı Kuş Evi, bizleri kendi çocukluğumuzun anılarında iç ısıtan bir yolculuğa çıkarıyor. Merak, iyileştirme, bakım verme, doğaya ve hayvanların özgür yaşamlarına saygı gibi temaları işleyen bu hikaye, ayrılıkla nasıl baş edilebileceğine dair de önemli bir yaşam dersi veriyor: Sevdiğimiz şeyler ve kişileri fiziksel olarak hep yakınımızda tutmaya uğraşmak yerine, herkesin kendi bireyselliğini koruyabildiği ortak buluşma alanlarını paylaşarak da bağları sürdürebiliriz. Nitekim hikayenin sonunda anneannenin kendi elleriyle yaptığı ve balkona koyduğu kuş evi, kız ve küçük dostunun yeni buluşma noktası ve özlemlerini giderdikleri bir alana dönüşüyor. 
 
Petek Halman Kara’nın önsözü ve Hayriye Selen İyicil’in duru çevirisiyle Kuş Evi, farklı bir dünya anlayışı içselleştirmiş eski kuşağın gözünden güncel olaylara bakabilme, hem çocuklara hem de biz yetişkinlere nostaljiyle modern yaşamın meselelerini harmanlama şansı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96328</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2663dec1-f602-4dd2-a102-5bab27de3314.jpg</image:loc>
            <image:title>Merope</image:title>
            <image:caption>Gökyüzündeki sayısız yıldızdan biri, Merope. Biraz titrek, biraz ürkek! Peki ama niye? Çünkü korkuyor ışığını saçamazsa diye... Buz gibi soğukta, çok üşüdüğü bir gece, tutunup rüzgâra, iniveriyor yeryüzüne. Hem de sıcacık koyun yünlerinin üzerine! 
 
Göknur Birincioğlu’nun yazdığı bu şiirsel öyküde, Ülker yıldız kümesinin en sönük yıldızı Merope yeryüzüne iniyor ve ışıl ışıl tozlarının etrafa saçılmasıyla içindeki gücü keşfediyor. Koyunların yünlerinde, çobanın ellerinde parıldıyor ve böylece bizi önce gökyüzünde, sonra ormanda izini süreceğimiz bir keşif serüvenine davet ediyor. Merve Atılgan’ın göz alıcı resimleriyle Merope, okurlarına benzersiz bir ışıltı saçıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96329</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/021c5883-ecd9-4aaa-a17b-59d1d1ee7c8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Huckleberry Finn&apos;in Maceraları</image:title>
            <image:caption>Tom Sawyer ve Huckleberry Finn yeniden bir araya geliyor ve işler iyice karışıyor. Onlarla bir kez daha maceralara atılmaya var mısınız? 
 
Sevgili arkadaşı Tom’un aksine toplumun geneline uygun yaşamayı reddeden Huckleberry Finn, Dul Douglas’ın evindeki rahat yaşamından kaçarak sokaklara sığınır. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte başını türlü belalara sokar. 
 
Twain’in neşeli, zeki ve iğneleyici diliyle kaleme aldığı, ilk defa 1884 yılında yayımlanan Huckleberry Finn’in Maceraları’nda Huck’ın özgürlüğünü ilan edişine tanık olurken, aynı zamanda başkalarını da düşünmenin önemini keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96330</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7914092-58f6-4e45-b4a3-2816e5daa5f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne Okulumu Seviyorum (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yusuf biraz heyecanlı. 
İlk defa okula gidiyor. 
Neler düşünüyor? 
Neler hissediyor? 
Neler oluyor? 
Ve okuluna alışabiliyor mu? 
Merak ettiysen, haydi sana bu kitabı okuyanı dikkatlice dinle. 
Güzel okumalar! 
Ben, Kumru.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96331</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7eb76e48-1896-4f3c-901a-30fe9e416d11.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Uykular Baba (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Zeynep bugün de diğer günler gibi babasını kapıda karşılayıp kucağına atladı. Baba kız bütün günün hasretiyle sarılıp gülüştüler. Akşam yemeği yenip oyunlar oynandı. Zeynep hiç istemese de artık yatma vakti gelip çatmıştı. Türlü türlü bahaneler uydurup uyumak istemiyordu. Her zaman böyle yapardı zaten. Babasının aklına tam da bu anda bir fikir geldi. Rolleri değiştirme oyunu oynamaya karar verdiler. 
Acaba Zeynep babasını uyutabilecek mi?  Bunu ancak hikâyeyi okuduğunda öğrenebileceksin. 
 
*** 
 
Bu kitap, çocukların uyku konusunda endişelerini ve dirençlerini gidermeye yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Çocuklar bir konunun mantığını kavradıkları zaman, çok daha kolay uyum sağlarlar. Bunun için en iyi yol oyun ve kitaplardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96332</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b38e3e5-710e-48bd-a3be-421cc314cc85.jpg</image:loc>
            <image:title>Adem Ademoğlu’nun Boşluğu</image:title>
            <image:caption>Âdem Ademoğlu kitaplarla ve kitaplarda yaşayan, ismiyle müsemma bir avare. Okuyor, yazıyor, ara ara kitaplarla ilgili işlerde çalışıyor, oradan oraya savruluyor – bir “âdem”den ötekine, bir “adem”den diğerine bürünüyor... Bir başına kalınca boşluk muammasına uyanıyor. Ama acaba hep orada mıydı boşluk? Bu sorunun peşinde, kendisiyle ve başkalarıyla boşluğa dair her telden muhabbetlere koyuluyor. Hikâyesinde yol aldıkça çoğalan boşluklar onu umulmadık bir keşfe götürüyor. Ve bu arada neler neler oluyor... İşte onları okur ile yazarın, kahraman ile anlatıcının iç içe geçtiği bu metnin dolambaçlı satırlarında bulacaksınız. 
 
Âdem Ademoğlu’nun Boşluğu çokyazarlı olduğu kadar yokyazarlı, çoközneli olduğu kadar yoközneli, roman olmaya yaklaşıp uzaklaşan, denemeye meyledip kurmacada eğleşen, çoküsluplu, türlerarası bir metin. İlk kitabı Anakronik’te yekpare bir dil ve anlatı kuran Oğuz Tecimen yeni kitabında parçalı ve oyuncu bir anlatı yaratıyor. 
 
&quot;Herhalde üç beş gün önce –artık her biri birbirinin nüshası olan günleri sayamaz olmuştum– gecenin geç vakitlerinin sessizliğinde, bilmem kaçıncı defadır oturduğum ve içimdeki soledad sonora’ya gark olduğum boşluk tefekküründen sonra, bitkinlikten uyuyakaldığım kısa sürede gördüğüm bir rüyada Boşluk adlı bir romanın anakarakteriydim. Fakat sert zemine uzanıp durduğum ölü postüründe yarı trans hâlinde uyuklarken, kedim Djemo’nun tramplene basar gibi üstümden sekmesi üzerine can havliyle uyandığımda, vücudumda oluşmuş sanki ötedünyaya gidip gelmenin yarattığı tekinsiz kamaşma rüyaya dair bütün imgeleri silmişti ve geriye sadece bu isimde bir kitabın anakarakteri olduğum bir anafor hissiyatı kalmıştı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96333</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bdd913dd-5b79-4830-9995-155a3d3eec5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne Tabletimi Verir Misin? (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yusuf, tabletiyle oynuyor. 
Oynarken annesiyle bazı sorunlar yaşıyor. 
Haydi, Yusuf’un maceralarını okumaya başlayalım! 
Bakalım neler oluyor? 
Beni ve sana bu kitabı okuyanı dikkatle dinle. 
Güzel okumalar! 
Ben, Kumru.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96335</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/182fd1e6-5458-4a36-9670-7d4a76739332.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Başı Ne Yapalım?</image:title>
            <image:caption>“Orada Fafa... Sarı çantada ve kanlar içerisinde, orada...” 
“Kan içerisinde mi? Neler söylüyorsun Fatoş?” 
“Aralık gözleri insana bakıyor Fafa, kızıl kıvırcık saçları ve aralık gözleriyle…” 
“Kim? Allah aşkına kimden bahsediyorsun?” 
“Kesik baştan Fafa... Çantanın içerisindeki kesik kafadan.” 
 
İkisinin de adı Fatma’ydı. Birbirlerine “Fafa” ve “Fatoş” diyorlardı. Bu iki genç kız, Berlin Konservatuvarı’nda eğitim almak üzere Almanya’ya gitmişti. Ancak trenden inip otele vardıklarında bagajlarının arasına karışmış sarı bir çanta dikkatlerini çekti. Açıp baktıklarında, çantanın içinde bir kesik baş olduğunu gördüler. Akıllarında tek bir soru vardı artık. 
Bu başı ne yapacaklardı? 
 
Berlin’de bir seri katil, birbirinin eşi, elden ele gezen, karışan çantalar, Türk rakkasesi Şehrazat, ödül peşinde bir Beyaz Rus: İvan Rabakoviç, Macar asıllı ajanlar, kendisine “Teddy” denilen Tevfik Mahmut, Amerikalı boksör Jems Rowling… Suat Derviş, bu soluksuz polisiye romanında sizi birkaç günlüğüne Berlin sokaklarında gezdiriyor. Daha sonra İstanbul’un Bir Gecesi romanında da yapacağı gibi, size şehri gezdirirken en lüks otellerden en ucuz pansiyonlara, en zengin Almanlardan en yoksul mültecilere kadar farklı millet ve sınıflardan karakterin maceralarını iç içe geçirerek, bir şehrin ruhunu âdeta ete kemiğe büründürüyor. 
 
Barbaros Altuğ da “Berlin’in Değiştirdiği Bir Yazar, Suat Derviş” başlıklı yazısıyla Suat Derviş’in Berlin’le ilişkisine, bu şehrin yazarın hayatındaki ve kariyerindeki önemine değiniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96336</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc0cf44c-09b9-49ce-bc5d-e094150a8546.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Bahçeleri - Malazan Yitikler Kitabı 1 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“EN GÜZEL HAYAT, TANRILARIN GÖZÜNE BATMAYANDIR. HÜR KALMAK İSTİYORSAN, SESSİZ SEDASIZ YAŞAMALISIN.”


Şehirlerin baş tacı, bir rivayet üstüne inşa edilen şehir Darujhistan… Gaz lambalarının mavi ışığında geceleri bir inci gibi parlayan bu şehir, Genabackis kıtasının ev sahipliği yaptığı Özgür Kentler arasında, Malazan İmparatorluğu tarafından ele geçirilmemiş son yerdi. Ve İmparatorluk doymak bilmez bir iştahla gözünü Darujhistan’a çevirmişti. İmparatoriçe Laseen mutlak hâkimiyet için her şeyi göze almıştı. 
 
Ancak Darujhistan dışarıdan göründüğü kadar savunmasız değildi. Şehrin dolambaçlı sokaklarında Yılanbalığı ismindeki casuslar efendisi, şehrini korumak için gizemli güçlerle bir çatışmaya girmişti. Şehrin çatılarında geceleri bir suikastçı savaşı veriliyordu. Şehrin tepesindeyse, yönetimi elinde tutan efsuncular cemiyetiyle ittifaka girmiş olan büyücüsuikastçı Tiste Andii ırkının lideri Anomander Rake, uçan kalesi Ay Tohumu’nda harekete geçme vaktinin gelmesini bekliyordu. 
 
Tanrıların da oyuna katılmasıyla, Darujhistan üzerinden yapılan tüm planlar suya düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. İnsanların gelip geçici hırsları, tanrıların ebedi çatışmalarının altında ezilecekti. Ve tanrıların unuttuğu bir gerçek gün yüzüne çıkacaktı: Faniler de bir tanrıyı öldürebilirdi. 
 
“Size verebileceğim tek tavsiye, vakit kaybetmeden Ay Bahçeleri’ni okumaya başlamanız.” –Stephen R. Donaldson 
 
“Bu eser, epik fantastiğin zirve noktası olabilir.” –Glen Cook</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96337</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cceca2e-b861-431e-8a92-8a92a650927f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kabus Sokağı</image:title>
            <image:caption>“Amerikan rüyasını tersine çeviren bu çılgın ve durdurulamaz romanın adındaki ‘Kâbus’ boşuna değil. İnsanın asla kaçamayacağı bir tuzakta mahkûm kaldığı bu hikâye, yazarın yüreğinden ve zihninden geliyor. Noir hiç bu kadar otobiyografik olmamıştı.” –Los Angeles Times 
 
Gezici bir karnavalın yozlaşmış cennetinde, içindeki dehşetin yönlendirdiği Stanton Carlisle zengin olmak ve istediklerini kazanmak için insanları suistimal ve manipüle eden, gerekirse öldürmekten çekinmeyen biriydi. Her türlü numarayı öğrenip spiritüalizm kisvesi altında zenginlerin parasını cebe indirmeyi planlarken, zekâsına ve hırsına yaraşır bir dengi karşısına çıktığında ise işler hiç de düşündüğü gibi gitmeyecekti. 
 
Çağdaş gizem edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan Kâbus Sokağı, bizi karanlık karnavalların, tuhaf gösterilerin dünyasına götürüp insanların içinde saklanan canavarlıkları ortaya döküyor. 
 
William Lindsay Gresham: İşkence gören bir zihinle eziyetli bir hayat yaşadı, içindeki şeytanları kovmak istiyordu. Marksizm’den psikanalize, Hıristiyanlıktan Adsız Alkoliklere ve hatta Rinzai Zen Budizmi’ne kadar, çıkmaz sokak olduğu kanıtlanan bir labirentte kendini kaybetti durdu. Bu şeytanlardan, Amerikan edebiyatının yeraltı klasiklerinden biri sayılan Kâbus Sokağı (1946) adlı roman doğdu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96338</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ade282ba-f44a-462c-9d10-82c196b97949.jpg</image:loc>
            <image:title>Çürük Ayvalar</image:title>
            <image:caption>Mezar ziyaretleri, cinai itiraflar, kökten ve kanlı çözümler, muallakta kalanlar, hesabını kendi kapayanlar, yarım kalan şiirler, ruha yapışan günahlar, kasaba karası, taşra noir… 
 
Uğur Kılınç, Çürük Ayvalar’da bir araya gelen öykülerinde aile içi ilişkilerin, nesiller arasındaki köprülerin perde arkasındaki karanlığı gün yüzüne çıkarırken taşra insanının iç dünyasında tekinsiz bir yolculuk yapıyor. Babaoğulların, dedetorunların, annekızların paylaştığı masumiyetin altında yatan kötülüğün, öfkenin, intikam arzularının, ölümcül hesaplaşmaların, insanın içindeki çürümüşlüğün verdiği bunalımın hikâyesini anlatıyor. 
 
“Beni toprağın altında beklerken üşüdün mü? Dur, şu duvarın dibindeki otları koparıp üzerine örteyim. Buralar biraz çamurlu, umarım aşağısı bu kadar ıslak değildir. Çünkü ıslak ıslak yerlere basılmaz, yoksa üşütürsün. Değil mi babaanne? Bunu bana sen öğretmiştin, ıslak ıslak yerlere basılmazdı. Bu yüzden her banyodan çıktığımda önüme küçük havlular atardın sobanın yandığı odaya ulaşana kadar. Annem, çamaşır israfı olduğu için söylenip dursa da sen ayaklarım üşümesin diye havluları önüme koymaya devam ettin. Şimdi sıra bende. Yağmurlu günlerde üşütmemen için bu otları üzerine koyacağım. İri yapraklarla saçlarını kurulayacağım. Dikenli dallarla saçlarını tarayacağım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96339</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7eb78938-4ecd-4d2c-b9e8-f2f7dc8238be.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Yaptığını Biliyorum</image:title>
            <image:caption>Karımı Üç Kelimeyle Anlatabilirim: 
GÜZEL. HIRSLI. MERHAMETSİZ. 
 
Kocamı Tanımlamak İçin Tek Kelime Yeter: 
YALANCI. 
 
Tipik bir İngiliz kasabası olan Blackdown’da bir kadın öldürüldüğünde, BBC spikeri Anna Andrews bu haberi yapmak istemiyordu. Dedektif Jack Harper’sa onun bu vakayla bir alakası olduğundan şüpheleniyordu. Ta ki başında bulunduğu cinayet soruşturmasında kendi de şüpheli durumuna düşene kadar. 
 
Bazı sırlar, uğruna öldürmeye değerdi. 
 
 
“Hızlı akan bir macera… Hikâye yalnızca katili ortaya çıkaran değil, anlatıcıların güvenilirliğini de sorgulatan bir doruk noktasına doğru ilerliyor.” —New York Times Book Review 
 
“Zekice kurgulanmış bir psikolojik gerilim… Nefes kesici finalinin okurları hazırlıksız yakalayacağı kesin.” —Publishers Weekly, starred review 
 
“Muazzam bir kedi fare oyunu.” —Booklist 
 
“Bu yılın en heyecanlı kitabını buldunuz.” —Woman &amp; Home 
 
“Kimse bir hikâyeyi Alice Feeney gibi kurgulayamaz. Ne Yaptığını Biliyorum insana kime güvenebileceğini sorgulatan, çarpıcı, elinizden bırakamayacağınız bir roman.” —Samantha Downing 
 
“Ne Yaptığını Biliyorum’da Alice Feeney, okurların sayfaları hızla çevirmesine neden olacak karanlık ve sarsıcı bir hikâyeyi ustalıkla dokuyor. İnsanın tüylerini ürperten bu cinayet romanında gerçek suçluyu tahmin etmeye çalışıp her seferinde yanılacaksınız.” —Mary Kubica 
 
“Feeney yine yapacağını yapmış! İnsana bundan sonra birine güvenip güvenemeyeceğini sorgulatıyor. Elimden bırakamadım.” —Christina Dalcher 
 
“Ne Yaptığını Biliyorum’u bir çırpıda okudum. Ustaca kurgulanmış anlatıcıları ve karanlık sırların gün yüzüne çıktığı tipik İngiliz kasabasıyla film gibi bir atmosferi olan sürükleyici bir roman.” —Helen Monks Takhar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96340</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2705c12-474f-4cc2-9aa6-03491d0b4b11.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençler İçin İkigai</image:title>
            <image:caption>Var olma nedenini keşfet! 
 
Japonların günlük yaşamda mutluluğu bulma felsefesine dayanan dünyaca ünlü motivasyon kitabı, şimdi genç okurlar için! 
 
Uluslararası çoksatan Ikigai’nin yazarları Héctor García ve Francesc Miralles, bu kitaplarında rotalarını genç okurlarına çeviriyor. Gençlerin hayat amaçlarını bulup keyif alacakları bir hayat kurmaları için onlara harika bir rehber sunuyor. 
 
Mutlu bir hayat sürme fırsatını elde etmek aslında şansa bağlı değil, Japonların ikigai felsefesini kullanarak bu yolda adımlar atabilecek herkesin elinde. Ikigaini keşfettiğinde zorluklarla karşılaşsan bile başarısızlıklardan korkmayacak, reddedilmeyi olumsuz karşılamayacak, sana inanacak kişiler bulacak ve karşına çıkan fırsatlardan yararlanacaksın.  
 
Bu kitapta hayat amaçlarının peşinden gitmiş dünyaca ünlü kişilerin de deneyimleri eşliğinde ikigaini bulma yolundaki tüm araçları edineceksin! Gençler İçin Ikigai’yi okuduğunda kendinin en iyi versiyonuna dönüşecek ve hayatına farklı bir perspektifle devam edeceksin…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96341</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/218f5d34-0a1e-4bc6-9a53-5a3fc74fda01.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimdeki Katil</image:title>
            <image:caption>“Muhtemelen şimdiye kadar denk geldiğim, suçlu bir zihnin ağzından anlatılan en ürpertici ve inandırıcı hikâye.” 
–Stanley Kubrick 
 
Teksas’ın küçük bir kasabasında şerif yardımcısı olan Lou Ford herkesin sevdiği biridir. Ancak basmakalıp sözlerinin ve insanı rahatlatan tavırlarının arkasında, benzerini pek az kişinin gördüğü bir canavar pusuya yatmıştır. Lou, sözde bir kazaya kurban giden kardeşi Mike’ın intikamını almaya kararlıdır ve bu süreçte masum insanlar ölse bile umurunda olmayacaktır.   
 
Thompson, İçimdeki Katil’de pek az yazarın gitmeye cesaret edebileceği bir karanlığa gidiyor. Charles Manson’dan ve Amerikan Sapığı’ndan seneler önce seri katillerin zihnine bir bakış sunuyor. 
 
Jim Thompson: 27 Eylül 1906’da, Anadarko, Oklahoma’da doğdu. Hayatı boyunca yirmi dokuz roman yazdı, ayrıca Stanley Kubrick’in Son Darbe ve Zafer Yolları filmlerinin senaryolarında çalıştı. Kitaplarında yozlaşmış polislerden, kurnaz dolandırıcılardan ve psikopat katillerden oluşan uğursuz bir ordu yarattı. Hayatı boyunca büyük bir okur kitlesine ulaşamadı, alkolizmin şiddetlendirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle 7 Nisan 1970’te hayatını kaybetti. 
 
Stephen King’in önsözüyle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96342</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a932640a-81dc-4a20-bdb1-15fd3c8a203a.jpg</image:loc>
            <image:title>Warren Buffett - Para Kurdunun Zihninde</image:title>
            <image:caption>Warren Buffett: Para Kurdunun Zihninde’de Hagstrom, Buffett’ın bilgeliğini derin bir analize tabi tutarak geniş kapsamlı fikir ve kavramlardan oluşan karmaşık bir mozaiği, bizzat Buffett’ın “Para Kurdu Zihniyeti” dediği düşünce yapısını gözler önüne seriyor. 
 
Peki ama “Para Kurdu Zihniyeti” tam olarak ne demek? Bu ifade aslında bir açıdan sermaye tahsisi gibi büyük finansal meseleler hakkında düşünmenin bir yoluna işaret ederken, diğer bir açıdan da günümüzün hızlı kararlar vermeyi gerektiren borsalarında başarılı yatırımlar yapmayı sağlayan genel bir düşünce yapısını özetler. Bu düşünce yapısı ise, öğrenmeyi, kendini yeni durumlara uyarlama becerisini ve işe yaramaz gürültülere kulak tıkamayı gerektirir. 
 
İşte elinizdeki kitap özgüven, stoacılık, rasyonalizm ve pragmatizm felsefeleri ile bu felsefelerin akıllı yatırım kararları almaya olan katkılarını açıklamasının yanı sıra hem değer yatırımının evrimini anlatıyor, hem nasıl “İş Odaklı Yatırım” zihniyeti geliştirebileceğinizin yöntemlerine işaret ediyor hem de başarılı ve aktif bir yönetim tarzının olmazsa olmaz özelliklerini betimliyor.

Kısacası Warren Buffett: Para Kurdunun Zihninde’de Hagstrom, okurların Para Kurdu Zihniyeti’nin yapıtaşlarını kavramasına yardımcı olarak onlara bu ilkeleri kendi yaşamlarının değerini artıracak şekilde kullanmanın yollarını gösteriyor. 
 
“Bilgelik dolu bir başyapıt. Robert Hagstrom nadir bulunan bir kişi: Derin bir düşünür ve net bir yazar. Becerileri, çağımızın en zeki yatırımcısı Warren Buffett&apos;ın felsefesini ve düşüncesini bağlama oturtmak için ideal. Hissedarların katabilecekleri özel değerle ilgili bölüm başlı başına yetenek gösterisi.” 
—LAWRENCE A. CUNNINGHAM, Hayat Denen Kartopu kitabının derleyicisi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96343</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/561f4532-b0a6-42c0-9201-de60e7b88228.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Zamanlar Bir Yağmur Damlası</image:title>
            <image:caption>Ay neden bu kadar kuru 
ve dünyamız neden bu kadar ıslak 
biliyor musunuz? 
Kendinizi suyun harika dünyasına bırakın 
Ardından bu büyüleyici ve şiirsel yolculukta H2O’nun hikâyesini keşfedin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96344</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/090d93d1-d91f-497d-83cd-cc11fd69ee9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Medeniyet Tasavvuru</image:title>
            <image:caption>Hikmeti yitiren hayat, bayatlar, solar. Hakikati yitiren ha­yatsa, insanı yalnızca ağlarına bağlar, soldurur. 
İlim, hakikatin ‘söz’ hâlidir. İrfan, hakikatin ‘göz’ (kalp gözü) hâlidir. Hikmetse hakikatin öz hâli. 
İlim, ‘çağrı’dır: İlâhî çağrı. İrfan, ‘çağ’dır: Nebevî çağ. Hikmet’se, çağlayandır: İlâhî ‘çağrı’yla buluşan, nebevî ‘çağ’la olu­şan insanın, hakikati çağlayana dönüştürme çabası. 
İlim, ‘söz’ü zenginleştirir. İrfan, ‘göz’ü derinleştirir. Hikmet’se, ‘öz’ü gürleştirir. 
İlim, ‘ribat’tır: Hakikate bağlanma. İrfan, ‘irtibat’tır: Haki­katin bağlarını birbirine bağlama. Hikmet’se, ‘râbıta’dır: Bağ kurma, çağ kurma, ‘çağrı’yı gürül gürül akan, insanı yıkayıp arındıran bir ‘çağlayan’a kavuşturma. 
İlim, ‘bakış’tır. İrfan, ‘akış’tır. Hikmet’se varış. 
Hâsıl-ı kelâm, ilim, hakikatin toprağa düşürülen tohumu­dur. İrfan, hakikat ağacının tomurcuklanmasıdır. Hikmetse, filizlenen, yeşeren, tomurcuklanan hakikat ağacının meyveye durması.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96345</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51643fb6-a9c6-466f-bf43-2ac8e97824c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayata Yön Veren Öyküler</image:title>
            <image:caption>Hayata Yön Veren Öyküler kitabında bilinen bilinmeyen pek çok kişi hayatın bambaşka yönlerini anlatıyor. 
 
İnanmanın gücünü Hezarfen Ahmet Çelebi, çalışmanın değerini Isaac Newton, zorlukların etkisini Thomas Edison gözler önüne seriyor. Antoine de Saint-Exupéry sevginin sıcaklığıyla, Emily Dickinson iyiliğin dokunuşuyla, Epiktetos mutluluğun giziyle sarıp sarmalıyor. Bilginin gereğini Sokrates, tecrübenin söylediklerini Benjamin Franklin, başarının sırlarını Mustafa Kemal Atatürk kulaklara fısıldıyor. 
 
Hayat yolculuğunda iyi bir rehber arayanlara bu öyküler yol ve yöntem göstererek ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96346</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/998819e7-7197-4b70-abdc-8e8d6f1ceac4.jpg</image:loc>
            <image:title>Hastalığın İyileştirici Gücü</image:title>
            <image:caption>Hastalığı kabullenmek, üzerine çalışmak ve onu tamamen saf dışı bırakmak elinizde! 
Bu kitap, hastalıkla ilgili kabul edilen fikirlere, onun savaşılacak bir düşman olmadığını öne sürerek meydan okuyor. Belirtilerinizi psikolojik veya ruhsal çatışmaların bedensel ifadeleri olarak gördüğünüzde, bunları içsel çalışma için kılavuz olarak kullanabilirsiniz. Enfeksiyon, alerji, solunum, sindirim, cilt, sinir sistemi, kalp ve dolaşım, cinsellik ve hamilelik, hatta kazalarla ilgili sıkıntılara bile kalbi ve zihni iyileştiren pratik eylemlerle cevap verebilirsiniz. 
Hastalığın bizi iyileştirebileceğini hiç düşündünüz mü? 
Işık ve karanlık birbirinin karşıtıdır. Yine de biri diğerine bağlıdır. Tıpkı sol ayağın basmasının sağ ayağa bağlı olduğu gibi. Kulak verdiğiniz belirtiler aslında sizlere hastalığın çözümünü söylüyor. Yazarlar, biri ruhsal geleneklerde, diğeri doğal şifa ve psikoterapide eğitilmiş psikologlardır. Onların arketipsel veya yorumlayıcı tıbbının amacı, her hastalık kalıbının belirli bir içeriği ifade etmesi gibi, vücudun her organının ve her bölgesinin özel bir önemi olduğunu görmemize yardımcı olmaktır. Bir ‘bulaşıcı sağlık’ alanı oluşturabilmemiz ve kendi yaşam misyonumuzu ve gelişim yolumuzu bulmada kontrolü ele alabilmemiz için Hastalığın İyileştirici Gücü’nü keşfetmek zorundayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96347</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f146af2f-8cd5-4005-a760-4034a36c972f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sahte Kupon</image:title>
            <image:caption>Sahteciliğin art arda yol açtığı insan dramları... 

Tolstoy, Sahte Kupon adlı bu uzun öyküsünde iki genç öğrencinin üzerindeki rakamlarla oynayarak değiştirdiği bono kuponunun elden ele dolaşarak ne tür kötülüklerin oluşmasına yol açtığını anlatırken aynı zamanda dönemin Rusya’sındaki toplumsal yaşamı ve insan ilişkilerini gözler önüne seriyor. 

İyilikle kötülüğün çatışmasını, sonunda iyiliğin baskın çıkmasını ve kırsal yaşam dramlarını kendine özgü üslubuyla dile getiren Tolstoy, kötülüğe iyilikle karşılık verilirse, en azılı caninin bile yola gelip bambaşka bir insana dönüşebileceğini vurguluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96348</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b8f28f3-73ec-491f-bf7d-91ecc853fb2e.jpg</image:loc>
            <image:title>John Cheever - Toplu Öyküler</image:title>
            <image:caption>Edebiyatın farklı türlerindeki eserleriyle tanınan dünyaca ünlü  Amerikalı yazar John Cheever 
özellikle kısa öyküde 20. yüzyılın ustalarından sayılır. Öykülerinde Amerikan yaşam tarzına ironiyle yaklaşan Cheever, karakterlerini çoğunlukla refah toplumunun çelişkileri içinde bocalayan orta sınıf mensuplarından seçer. 1947 ile 1964 arasında The New Yorker’da yayımlanmış olan, “Yüzücü” ve “Dev Radyo” gibi klasikleri de içeren bu öyküler 1978’de bir araya getirildi ve bir yıl sonra da Pulitzer Ödülüne layık görüldü. John Cheever’ın öyküleri Tomris Uyar ve Roza Hakmen’in çevirileriyle Türkçede ilk kez tek ciltte yayımlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96349</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d647972-3b0b-4742-8430-96f1aba648a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendine Dön</image:title>
            <image:caption>Bir gün elinde kahven ve yüzündeki sessiz gülümsemeyle, kendini kimsenin yarım, eksik sevgisine muhtaç etmediğin için, doğana uymayana uymadığın için, seni sen yapan taraflarını kabul edemeyenleri hayatından uğurladığın için kendine teşekkür edeceksin. 
 
Bir gün arkana yaslanacaksın ve sevmeye yeteneksiz insanlara rağmen içindeki sevgiyi büyüttüğün için, en sıkıntılı zamanlarda dahi neşenin kaybolmasına müsaade etmediğin için, en büyük sadakati kendi ruhuna gösterdiğin için, hayatındaki boşlukları önce kendin kapatmayı seçtiğin için, bütün modunu, gelecek planlarını bir kişinin keyfine, vicdanına, tercihine bırakmadığın için, kendine kocaman bir teşekkür edeceksin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96350</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe6654a8-4fd2-487b-a284-e7df3227fecb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Hizmet İçin Sosyal Adalet</image:title>
            <image:caption>Bu kitabın amacı iki yönlüdür. İlk olarak, kitap sosyal hizmet alanındaki öğrencilere ve eğitimcilere yöneliktir. Kitap sosyal hizmet disiplininden, sosyal bilimlerden, siyaset ve ahlak felsefesi alanlarından bilgi alan sosyal adalet hakkındaki tartışmaları başlatmak ve desteklemek için kaynak sağlar. İkinci olarak kitap, uygulayıcıların çalışmalarını destekleyecek ve sosyal hizmet içindeki farklı uygulama alanlarını dikkate almak için teorik kaynaklar sağlayacaktır. Bu bağlamda kitabın, sosyal hizmette sosyal adalet uygulaması hakkındaki tartışmayı genişletmeye katkıda bulunacağı umulmaktadır.

Hak temelli bir yaklaşımı benimseyen sosyal hizmet disiplini, alanına özgü bilgi-beceri ve değeri temel alarak, müracaatçısının hakkını “savunan” bir rol üstlenmektedir. Bir yardım ve değişim aracı olan sosyal hizmet mesleği, sosyal adaletsizlik sorunlarına odaklanarak tüm insanlar için geçerli olan sosyal politikalar geliştirmeyi hedef alır. İşte bu bilgilerden yola çıkıldığında, “sosyal adalet” kavramının sosyal hizmet literatüründe oldukça büyük bir öneme sahip olduğu düşünülebilir. Ancak Türkçe literatür incelendiğinde, sosyal adaleti ele alan kaynakların yeterli sayıda olmadığı görülmüştür. Alandaki bu boşluğu doldurma motivasyonuyla gerçekleşen bu tercüme kitap çalışmasının, sosyal hizmet eğitimine katkı sunması beklenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96351</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf51cb7b-4747-4139-9f99-c7a8e558e787.jpg</image:loc>
            <image:title>Eleştirel Uluslararası Politik Ekonomi 2</image:title>
            <image:caption>Soğuk Savaş’ın sona erdiği 1989 yılından 2007-2008 finansal krizine kadar ABD tek kutuplu bir dünyanın hegemonik gücü oldu. Bu tarihten sonra ABD hegemonyasını sorgulayan yeni güçler çıktı ve tek kutuplu sistem sona erdi.  Dünya sisteminde  yükselen güçler adı verilen ve Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika gibi ülkelerden oluşan (BRICS) yeni gruplaşmalar ortaya çıktı. Hegemonik sistemin zayıflamasıyla sesleri yükselen bu ülkeler artan ekonomik güçlerine paralel olarak dünya sisteminde yerlerini yeniden tanımlama çabasına girdiler. Bu gelişmelere paralel olarak bölge ve bölgesel güçlere gittikçe artan bir kuramsal ilgi gelişti.  Bölge nedir, bölgesel güçler nasıl tanımlanmalıdır, bölgesel hegemonya nasıl oluşur gibi sorular gündeme geldi. Bu kitap dünya sisteminin bu bölgesel dinamiklerini Eleştirel Uluslararası Politik Ekonomi açısından değerlendiriyor ve bölge olgusuna yönelik, ana akım Uluslararası İlişkiler yaklaşımlarından çok daha farklı bir bakış içeriyor. Bölgeler statik ve durağan birimler olarak değil, dinamik, sınırları sürekli olarak değişen tarihsel oluşumlar olarak ele alınıyor. Bölgeleri kapitalist dünya ekonomisinin dinamikleri çerçevesinde değerlendirerek sosyolojik bir bölge ve bölge çalışmaları anlayışına öncülük ediyor.


Bölgesel Politik Ekonomi ve Eleştirel Bölge Çalışmaları FARUK YALVAÇ • ABD Dış Politikasının Eleştirel Politik Ekonomisi: ABD Hegemonyasının Toplumsal Kaynakları KLEVIS KOLASI • Avrupa Entegrasyonu, Eleştirel Politik Ekonomi Yazını ve Literatüre Katkıları Elif UZGÖREN - SEVGİ ÇİLİNGİR • Avrupa’nın  Diğer Periferisi JOACHIM BECKER • Neoliberalizm, Azgelişmişliğin Gelişmesi ve Letonya Hastalığı JANIS BERZINS • Avrasya Birliği ve BRICS Saldırı Altında KEES VAN DER PIJL • Tayvan ve Uzakdoğu’da Hegemonik Liderlik Mücadelesi FARUK YALVAÇ • Çin’in Neoliberal Dönüşümü ve Kapitalist Dünya-Ekonomi’ye Eklemlenmesi EMRE DEMİR • Altyapı Yatırımlarının Ekonomi-Politiği: Çin Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Kuşak ve Yol Projesindeki Rolü ve Önemi NİLGÜN ELİKÜÇÜK YILDIRIM • Ortadoğu’da Sosyo-Ekolojik Çatışma, İşbirliği ve Kıtlığın Politik Ekonomisi YELDA ERÇANDIRLI • Körfez İşbirliği Konseyi’nde Geçici Göçmen Emeği ve Sınıfın Mekansal Yapılanması ADAM HANIEH • Türkiye Sermayesi Genişlerken: Türkiye’nin Sahra-altı Afrika Politikasını Yeniden Tartışmak GÖNENÇ UYSAL • Suriye’nin Sosyo-politik Dönüşümünün Eşitsiz ve Birleşik Gelişmeci Bir Değerlendirmesi: “Askeri-Ticari Kompleksin” Politik Ekonomisi HİKMET MENGÜASLAN • Brezilya’da Sermayenin Ulusaşırı Birikim Süreçleri ve Alt-Emperyalist Gelişme ESRA AKGEMCİ • Altemperyalizm ve Meksika Dış Politikasında Değişimin Politik Ekonomisi ERTAN EROL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96352</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a56a233-9945-4f58-aadc-357a1be81df8.jpg</image:loc>
            <image:title>Edebi Çeviride Temel Kurallar</image:title>
            <image:caption>Bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal vb. alanlarda görülen hızlı gelişmelere koşut olarak ülkeler, insanlar ve toplumlar arası ilişkiler, iletişim, etkileşim ve bilgi alışverişi de artmış ve yoğunluk kazanmıştır. Çeviri etkinliği ile küçülen dünyamızda gelişmeleri çok yakından izleyebilme,  hızla gelişen teknolojiye ayak uydurabilme, bilgi çağını yakalayabilme, farklı toplumları ve onların kültürlerini tanıma, değişik bir bakış açısı edinerek onları ve dünyayı yeni bir anlayışla değerlendirebilme olanağı elde edilmiştir. Kısaca, çeviri günümüzde değeri gittikçe artan, ülkeleri, toplumları ve bireyleri birbirine yaklaştıran, birbirini tanımalarını ve aralarında iletişimin kurulmasını sağlayan önemli bir etkinlik olmuştur.  
 
Ülkemizde son zamanlarda çeviri alanında çok olumlu gelişmeler görülmüştür. İlgili bölümler açılmış, çeşitli yayınlar ve bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Ancak bütün bunlara rağmen, bu alan hak ettiği ilgiyi henüz görememiştir. Diğer alanlarda olduğu gibi, özellikle edebi çeviri alanında da birçok çalışmanın yapılması gerekir. Edebi çeviri alanında çeşitli çeviriler yapılmaktadır, ancak edebi çevirinin nasıl yapılması gerektiğine dair bir kitap bulmak ne yazık ki çok zor. Örneğin edebi çeviri nasıl yapılmalı, nelere dikkat edilmeli, edebi çeviriyi etkileyen faktörler nelerdir, hangi hususları göz önüne almak gerekir, çeviride önemli kavramlar, yöntemler, teknik ve stratejiler nelerdir, çeviri eleştirisi nasıl yapılır gibi sorulara da yanıt bulabileceğimiz kaynaklar sınırlı. Bütün bunlar göz önüne alınarak çeviri ve özellikle de edebi çeviri alanına küçük de olsa belli bir katkı sağlamak amacıyla bu kitap hazırlanmıştır. Dolayısıyla bu kitabın ana konusunu edebi çeviri oluşturmaktadır. Kitabın, başta Mütercim Tercümanlık bölümlerindeki öğretim üyeleri ve öğrenciler olmak üzere, çeviri ile ilgilenen herkes için yararlı bir kaynak olması beklenmektedir. Çalışmanın bir diğer önemli özelliği ise, alanla ilgili çok geniş bir kaynakçanın verilmiş olmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96353</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dca397c8-81b3-4a96-9f3e-d0bab0fae957.jpg</image:loc>
            <image:title>Yükseliş</image:title>
            <image:caption>Çağımızın en büyük hikâye anlatıcılarından Stephen King’in anlatı evrenine aşina olanların yakından bildiği Castle Rock, hiçbir sırrın uzun süre saklı kalamadığı küçük bir kasabadır. Kasaba sakinlerinden Scott Carey ‘tuhaf’ durumunu dostu Doktor Bob Ellis’ten başka herkesten gizlemeye kararlıdır yine de: Scott devamlı kilo kaybetse de zayıflamış görünmemektedir. Üstelik üzerine giydiği ya da kavradığı her şey ağırlığını kaybetmektedir adeta. 
 
Yükseliş, uzlaşmaz görünen tüm farklılıklara rağmen ortak zeminler bulmanın ve tüm zorluklara karşın yaşam karşısında duyulan müşterek neşenin ustaca işlendiği eşsiz bir roman. Her satırında Stephen King’in güçlü ve sürükleyici hikâye anlatıcılığının kendine özgü örneklerine şahit olacaksınız. 
 
“Bu şaşılacak derecede tatlı ve epey melankolik romanında King, tuhaf koşulların insanları nasıl bir araya getirebileceğine dair esrarengiz ve büyüleyici bir masal kaleme alıyor... King’in bu dokunaklı anlatısı küçük kasabalara, büyüye, doğru şeyi yapmanın neşe ve zorluklarına dair hikâyeleri sevenler için kusursuz bir yapıt.” 
—       Publishers Weekly 
“Stephen King’in, eserleriyle okuyucusunun zihnini, bedenini ve ruhunu etkileme yeteneği öylesine güçlü ki her seferinde bunun kolay olduğunu düşünüyorsunuz.” 
— USA Today 
 
“King’in eserleri iyimserlikle, kederle ve yaşamın yanıtsız sorularına dair yanıt arayışlarıyla dolu.” 
—       Pittsburgh Post-Gazette 
 
“King’in yeni romanı önyargıları aşmaya ve hıncı iyileştirmeye dair kuvvetli bir alegori.” 
— Washington Post 
 
“King’in bir yazar olarak benzersizliği, küçük bir Amerikan kasabası atmosferini yaratmadaki ustalığında, karakterlerine bir ses kazandırmak ve çok yönlü yapıları işler kılmak konusundaki olağanüstü yeteneğinde yatıyor.” 
—       Guardian 
 
“Stephen King hâlâ sevgili ‘müdavim okurlarını’ şaşırtma gücüne sahip... King, hikâye anlatıcılığının doruğunda.” 
— Associated Press 
 
“Yükseliş, çağımızın öfkeli retoriğine karşı incelikli bir panzehir.” 
— The San Francisco Chronicle 
 
 
“Çok değerli ve felsefi olarak derinlikli bir eser; hem bir toplumsal eleştiri hem de farklı deneyimlerimizin zihinlerimizi nasıl şekillendirdiği üzerine bir tefekkür deneyimi.” 
— The New Republic</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96354</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f81f53d6-c40a-473c-b76c-18c710d807d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Charles Darwin Kaya Midyesi ve David Bowie Örümceği</image:title>
            <image:caption>Bitki ve hayvanların bilimsel isimleri çoğumuza anlaşılmaz gelir; bu Latince terimlerin ancak, tozlu odalarda büyüteçlerle acayip numuneleri inceleyen taksonomistler için ilgi çekici olabileceğini düşünürüz genelde. Evrimsel ekolog Stephen B. Heard ise bize bu önyargının ne kadar yanlış olduğunu, bilimsel isimlerin ardında ne kadar ilginç hikâyelerin yatabildiğini gösteriyor. 
 
İsveçli botanikçi Carl Linnaeus’ın icadı olan isimlendirme sistemi sayesinde, bilimsel isimlerin (özellikle de belli kişilere gönderme yapan “eponim” isimlerin) biliminsanlarının kişiliklerine açılan bir pencere haline geldiğini belirten Heard şöyle diyor: “Eponim isimlerin açtığı pencereden baktığımızda, insanlığın en iyi ve en kötü yanlarını görürüz. Bilimin, içinde çokça kişilik ve tarih barındıran bütünüyle insani bir faaliyet olduğunu ve isimlendirilen tür, ona ismini veren kişi ve isimlendirmeyi yapan biliminsanı arasındaki şaşırtıcı bağlantılarla şekillendirildiğini anlarız.” 
 
Bu isimlerin gönderme yaptığı kişiler arasında kimler yok ki: Charles Darwin ve Alexander von Humboldt gibi meşhur biliminsanları; Maria Sibylla Merian gibi, daha az bilinen ama bitki ve hayvan bilimine büyük katkısı olmuş insanlar; David Bowie, Beyoncé ve Frank Zappa gibi müzisyenler; Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi fantastik romanların ve diğer edebi türlerden eserlerin kahramanları; hatta (ne yazık ki) Hitler gibi diktatörler – ve daha niceleri.  
 
Aşktan nefrete, hayranlık ve minnetten horgörü ve intikama birçok insani duyguyu barındıran hikâyelerle örülü olan ve bilim pratiğinin güzel yanlarına olduğu kadar kimi eksiklerine de dikkat çeken bu kitabı bütün bilimseverlere tavsiye ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96355</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8948272-3aad-4079-a67b-5d155a91396a.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisadi Düşünce Tarihi</image:title>
            <image:caption>İktisat düşüncesinin önde gelen fikirleri sadece iktisatçılar ya da tarihçiler için değil, toplumun geniş bir kısmı için heyecan verici bir merak ve araştırma sahası olmuştur. Modern dünyada hızla değişen iktisadi dengeler, toplumsal ve siyasi sonuçları derin olan krizlerle beraber bu heyecan ve merakı canlı tutuyor. 21. yüzyılda, toplum ve siyasetin yapısı, üretim ve tüketimin tarzları ve araçları değişmiş olsa da iktisat tarihinin büyük isimlerinin kuram, ilke ve yaklaşımları hâlâ sorulara cevap, sorunlara çözüm bulmak için rehber olabilme niteliğini taşıyor. Adam Smith, T. R. Malthus, David Ricardo, J. S. Mill, Karl Marx, Alfred Marshall ve J. M. Keynes gibi büyük isimlerin iktisadı anlama ve anlamlandırma yöntemleri elinizdeki kitabın temel gayesini teşkil etmekte. Kalkınma iktisadı alanında uzmanlaşmış bir tarihçi olan William J. Barber Batı’nın meşhur iktisatçılarının fikirlerini kendi tarihsel bağlamında tahlil ettikten sonra, bu isimlerin günümüz meselelerine nasıl cevaplar verebileceklerini tartışıyor. İktisadi Düşünce Tarihi’nde Klasik, Marxgil, Neo-Klasik ve Keynesyen olmak üzere dört ana iktisadi düşünce ekolünün meselelerine yoğunlaşan Barber’ın bu başvuru eseri merak ve dikkatle bir solukta okunacaktır…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96356</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc4adba5-a338-41fc-9e92-834498c148c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Şef - Bürokratik Tutuculuk ve Liderlik</image:title>
            <image:caption>“Yönetici değişikliği idari rutinde heyecan verici ve nadir görülen olaylardan biridir. Seçim sonuçları belli olduğunda ve yeni bir rejim ihtimali söz konusu olduğunda bakanlıkların koridorlarındaki gerginliği hissedebilirsiniz. Akabinde işler neredeyse tamamen durur. Zira kimse ne bekleyeceğini bilemez ve bir süre, âdeta dedikodularda teselli arar hâle gelinir. Bir bölüm yöneticisinin işten ayrılmasının etkisiyse nispeten daha azdır. Fakat bu da ilgi çekici, özel bir durumun ortaya çıkmasına sebep olur: Halef-selef meselesi, idari bir organizasyonun en alt kademelerine kadar popüler bir sohbet konusudur.” 

İş dünyasındaki sosyal ilişkiler, sosyologların önde gelen araştırma konularından biri olduğu gibi çalışanların ve idarecilerin de en çok merak ettiği konulardan biridir. Yeni Şef: Bürokratik Tutuculuk ve Liderlik modern dünyada, irili ufaklı çeşitli kamu ve özel işletmelerin, çalışanları ve şefleri arasındaki insani ilişkilerin nasıl düzenlendiğini ve bu ilişkinin dinamiklerini çözümlemeye çalışıyor. Niklas Luhmann’ın Yeni Şef’i, çalışanlar ve şefleri arasındaki ilişkilere yeni bir pencereden bakıyor. Yazılı ve yazılı olmayan kurallar, çalışanlar arasındaki gruplaşmalar ve rekabet gibi meselelere değinen eserin sorusu basit: İdareye yeni bir şef geldi, neler olacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96357</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fc45185-0925-46dd-bb0a-02d9d99474b5.jpg</image:loc>
            <image:title>Mavi Gökyüzü</image:title>
            <image:caption>“Gerçekten hayatımda yeterince zor zamanlar geçirdim. Yine de hayatımın farklı dönemlerinde ve değişik iş kollarında kendimi mutlu ve huzurlu hissettim, çünkü bana bahşedilmiş hayat hem uzun hem de verimli oldu. Uzun diyorum çünkü tek bir bedende ve tek bir ömürde insanlığın şimdiki durumuna yükselmek için geçmek zorunda olduğu neredeyse her aşamayı deneyimleme ayrıcalığına sahip oldum. Avcı toplayıcılık ve çobanlık yaptım; okula gittim, üniversite öğrencisi ve sonra profesör oldum; sendikada gazetecilik yaptım, gölge politikacı ve daha pek çok şey oldum. Bugün ise bir kabilenin reisi, şifacı, yazar, baba ve aynı zamanda büyükbabayım.” Otobiyografik bir üçlemenin ilki olan Mavi Gökyüzü, Galsan (Tschinag) Çınak’ın kendi okul öncesi dönemini aktardığı iç burkan bir hikâyedir. Moğol Altay Dağları’nın yüksek platolarında varlığını sürdüren Tuva halkının geleneğini tevazu ile aktaran hikâyedeki hüzün, sadece bozkırdaki göçer çobanların ıssız yaşamında ve zorlu iklim şartlarındaki hayat mücadelesinde değil, Galsan Çınak’ın farklı dünyalara ait kimlikleri arasındaki gidiş gelişlerinde de hissettirir kendini. Tuva geleneğine özgü masal ve destan motifleriyle incelikli şekilde örülmüş hikâyede yaşam mücadelesinin ve ölümün çeşitli yüzleri, Tuva kültürüne özgü dünya görüşüyle okuyucuya aktarılmıştır. Elinizdeki bu eser, her ne kadar kontrol edilebilir gibi görünse de, aslında kontrolün dışında olan doğa şartlarının karşısında çaresiz olan insanın büyüklenmesinin ne kadar büyük bir hata olduğunu yüreğimize dokunan yalın hikâyelerle bize anlatmaya çalışıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96358</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e956f295-4599-4c20-8098-53fe53ccc866.jpg</image:loc>
            <image:title>Asya</image:title>
            <image:caption>“Asya –asıl adı Anna’ydı ama Gagin ona Asya diyordu, müsaadenizle ben de öyle diyeceğim– eve girdi ve çok geçmeden ev sahibesiyle birlikte geri döndüler.” 
Turgenyev’in 1858’de kaleme aldığı Asya, Almanya’da karşılaşan iki Rus gencin birbirine âşık olmasıyla başlar: Bay N.N ve Asya. On yedi yaşındaki Asya’nın babası aristokrat, annesiyse köylü bir kadındır. Asya, birbirinden oldukça farklı bu iki sosyal tabakanın içinde büyür ancak hiçbirine ait olamaz ve hiçbirinde kabul görmez. Rus aristokrasisi içinde bir yer edinmesi mümkün görünmeyen genç kız, bu yüzden abisi Gagin’le Ren Nehri kıyısında bir şehre yerleşir. Avrupa, Asya’nın kendi hayatına bir yön verebilmesi için tek şansı olarak görülmektedir. Ancak geç kızın Bay N.N. ile karşılaşması Gagin’in planlarını değiştirmesine neden olacaktır. 
Asya farklı bir ülkede karşılaşan ve farklı sosyal sınıflardan gelen birbirine âşık iki gencin hikâyesiyle modernleşme sürecindeki Rus toplumunun kimlik meselesi ve aidiyet sorununu, sınıflar arası çatışma, değişim ve kadının toplumdaki yeri gibi çarpıcı meseleler üzerinden anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96359</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a9d9a8b-714a-4cce-9503-eb6a8eff6012.jpg</image:loc>
            <image:title>Hukuk Devleti</image:title>
            <image:caption>Arzu ettiğimiz güçlü bir geleceği sağlayabilmek için toplumsal yapımızın çok iyi bir şekilde analiz edilip içinde bulunulan sosyal ve psikolojik açmazların tespit edilmesi ve buna göre davranılması gerekir. Bu çalışma da bu fikirden yola çıkarak sorunlar ve ezberlerden oluşan problemlerin neler olduğunun tespiti, düşünce tarihimize ilişkin yanlış yaklaşımların ve özgün bir metodoloji ile gerçekliği hedeflemeyen tutumlarımızın değerlendirmesini içerirken, aynı zamanda hukuk devleti merkezli bir çözüm önerisi sunmaktır. Başkasını eleştirme kolaycılığının terkini salık veren, kendi aynamıza bakmanın zamanının gelip geçtiğine dikkat çekmeyi amaçlayan bir gayretin ürünüdür. 
 
Prof. Dr. Hanifi Macit, eserini, hukuk devleti düşüncesi üzerine oluşturulmakla birlikte, hukuk devletinin sadece şeklî olarak benimsenmesinin yeterli olmadığını, içerik olarak tam tesisinin zorunlu bulunduğunu ortaya koymaya çalışmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96360</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cae7140-e118-49cc-ad32-635f47e77ede.jpg</image:loc>
            <image:title>2 Arada Kaçamak - Karakomik Filmler 1</image:title>
            <image:caption>Türkiye’yi güldüren adam, karakomik türündeki filmlerle izleyiciyle buluştu. Karakomik filmlerin ilk serisi “2 Arada” ve “Kaçamak”ın senaryosu ve Cem Yılmaz’ın notları elinizde tuttuğunuz kitapta yer alıyor. “Bazı filmlerim komiktir, bazıları değildir” diyen Cem Yılmaz’ın “2 Arada”, “Kaçamak”, “Emanet” ve “Deli” filmleri, “karakomik”; hayat gibi… “2 Arada” filminin başkarakteri Ayzek de kusurunu ortadan kaldırmak istiyor; hepimiz gibi… Ayzek’le ayna tutuyor Cem Yılmaz, kusurlarıyla yüzleşememiş oluşumuza. Kusurlarımızı sevemezsek benliğimizde açılan derin yaranın kapanmadığını görüyoruz. Dişleri olmayan bir karakterin dişlerini tedavi ettirdikten sonra gülümsemesini yitirmesidir Ayzek’in hikâyesi. Cem Yılmaz, bu kez hayatın “karakomik” yanını gösteriyor bizlere…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96361</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ccfdc1d-3c51-4dac-a5f9-5fca7820e175.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Emanet - Karakomik Filmler 2</image:title>
            <image:caption>Cem Yılmaz’ın Karakomik filmleri sinemada ayrı bir kulvar açıyor. Türkiye’nin en komik adamı bizi kara kara düşündürüyor. İnsanlığın gelecekte kurgusal evrene hapsolacağı tartışılırken, Cem Yılmaz “Emanet” filmiyle gerçekle aramıza adeta kalın duvarlar ören internet ve televizyonun büyüsündeki insancıkları anlatıyor. Televizyondaki evlenme programında görüp âşık olduğu kızla yuva kurmayı hayal eden Birol’un boşluğuna indirilen bıçak darbesi her gün toplumun daha derinine saplanmaktadır. Yığınlar ise tıpkı Birol karakteri gibi yattıkları yerde dansına devam ediyor. Bu acı gerçek, büyülü duvarların üzerinde yanan ışıkları tek tek söndürse de filmin sonunda Zombiler’in dansına katılmadan edemiyoruz… Elinizdeki kitap Karakomik Filmler serisinin “Deli” ve “Emanet” filmlerinin senaryosunu, Cem Yılmaz’ın sahnelerle ilgili notlarını içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96362</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2318834c-1689-42cf-85ac-d3b6c9337b0f.jpg</image:loc>
            <image:title>Birinci Dünya Savaşı&apos;nda Makedonya Müslümanları</image:title>
            <image:caption>Birinci Dünya Savaşı’nın bütün yıkıcılığıyla sürdüğü 1916’da Bulgar Genelkurmayı, ülkenin önde gelen bilim insanlarını saha araştırmaları yapmak üzere Makedonya’ya gönderdi. Bulgaristan’da Türkolojinin bilimsel temellerini atan ve uzun yıllar Sofya Üniversitesi’nde Türkçe dersleri okutan Dimitır Gacanov da Türkler, Arnavutlar ve Pomaklardan oluşan Makedonya Müslüman topluluğunu araştırmakla görevlendirildi. 

İki ay boyunca Makedonya topraklarını enine boyuna dolaşan bilim insanının demografik yapıyı gösteren tablolar eşliğinde hazırladığı rapor önemli bir kaynak belge niteliği kazanmıştır. Bulgar Türkoloğun raporu, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Makedonya özelinde ve Balkanlar genelinde gelişen tarihî hadiselerin ve demografik süreçlerin daha iyi anlaşılmasına ve çözümlenmesine önemli katkı sağlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96363</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ece8623f-8ffd-47ce-b8ca-7c3c385a2066.jpg</image:loc>
            <image:title>Tutsak (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Zara ve arkadaşları, peri sorununu çözdüklerini düşünürler. Perileri, krallarıyla birlikte ormanın derinliklerinde kilit altında tutmayı başarmışlardır. Ancak kralın ihtiyacı büyümekte, halkı üzerindeki kontrolü zayıflamakta ve başka bir tehlike adım adım yaklaşmaktadır. Üstelik kasaba şimdi farklı peri krallarının hedefindedir. Kasabaya yeni gelen peri kralı Astley, farklı olduğunu iddia etmektedir: Barıştan yana olduğunu, herkesin iyiliğini istediğini…  Zara, tüm bunlara inanmak ister. Ta ki Astley, Zara ile kaderlerinin birlikte yazıldığını söyleyene kadar. 
 
Zara bu kaderi kabul edecek mi, yoksa kendi kaderini kendisi mi belirleyecek?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96364</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/625806ed-b92a-490c-95d0-f154bf7f6ae0.jpg</image:loc>
            <image:title>İkna (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Zara ve Nick. Gerçek aşkı bulmuş, sonsuza dek mutlu yaşamaları gereken ruh eşleridir. Ama ikisi de gerçek hayatın masallara benzemediğini öğrenecektir. 
İyilerle kötülerin savaşı artık kapıdadır. Zara ve arkadaşlarının her bir müttefike, yanlarında yer alacak her bir savaşçıya ihtiyaçları vardır ve Zara, bu savaşı Nick olmadan kazanamayacaklarını biliyordur. Zara, ellerinden kayıp giden Nick’i geri getirmek için her şeyi göze almaya hazırdır; Astley’i öpüp onun kraliçesi olmaya bile. 
 
Zara, Nick’i bulduğunda Nick onunla dönmeyi kabul edecek mi? Yoksa Zara, kendi ayaklarıyla yıkımına mı yürüyor?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96365</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab112884-44e2-4c84-bc00-048d7eb73577.jpg</image:loc>
            <image:title>Sabır (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kötü periler kasabayı işgal etmektedirler ve büyük savaş yaklaşmaktadır. Zara artık rolünün ne olduğundan emin değildir, kendisini kıyametin merkezinde bulur. Nick’i kurtarmıştır fakat artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Zara artık Nick’in bir zamanlar âşık olduğu barışçıl kız değil, bir savaşçıdır. Üstelik peri kralına olan duyguları gün geçtikçe büyümektedir. Zara’nın vereceği en büyük savaş sevdiği insanlarla perilerden oluşan halkını bir araya getirmek olacaktır. 
 
Zara, kalbi ve mantığı arasındaki bu savaşı kazanabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96366</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c39e751c-7a9d-4a90-9eac-ce66c9c4305d.jpg</image:loc>
            <image:title>İhtiyaç</image:title>
            <image:caption>On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde kendisini izlediğini düşünen Zara, çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara, çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır. 
 
Zara, kendini bekleyen tehlikeye göğüs gerebilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96367</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7558a642-1f05-400b-a0ad-7dfd6e74a931.jpg</image:loc>
            <image:title>Tutsak</image:title>
            <image:caption>Zara ve arkadaşları, peri sorununu çözdüklerini düşünürler. Perileri, krallarıyla birlikte ormanın derinliklerinde kilit altında tutmayı başarmışlardır. Ancak kralın ihtiyacı büyümekte, halkı üzerindeki kontrolü zayıflamakta ve başka bir tehlike adım adım yaklaşmaktadır. Üstelik kasaba şimdi farklı peri krallarının hedefindedir. Kasabaya yeni gelen peri kralı Astley, farklı olduğunu iddia etmektedir: Barıştan yana olduğunu, herkesin iyiliğini istediğini…  Zara, tüm bunlara inanmak ister. Ta ki Astley, Zara ile kaderlerinin birlikte yazıldığını söyleyene kadar. 
 
Zara bu kaderi kabul edecek mi, yoksa kendi kaderini kendisi mi belirleyecek?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96368</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e0aabca-d9b4-4ad8-9dfa-bc913428b3a4.jpg</image:loc>
            <image:title>İkna</image:title>
            <image:caption>Zara ve Nick. Gerçek aşkı bulmuş, sonsuza dek mutlu yaşamaları gereken ruh eşleridir. Ama ikisi de gerçek hayatın masallara benzemediğini öğrenecektir. 
İyilerle kötülerin savaşı artık kapıdadır. Zara ve arkadaşlarının her bir müttefike, yanlarında yer alacak her bir savaşçıya ihtiyaçları vardır ve Zara, bu savaşı Nick olmadan kazanamayacaklarını biliyordur. Zara, ellerinden kayıp giden Nick’i geri getirmek için her şeyi göze almaya hazırdır; Astley’i öpüp onun kraliçesi olmaya bile. 
 
Zara, Nick’i bulduğunda Nick onunla dönmeyi kabul edecek mi? Yoksa Zara, kendi ayaklarıyla yıkımına mı yürüyor?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96369</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05ce7165-fee9-4675-9653-4a59cc9219b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sabır</image:title>
            <image:caption>Kötü periler kasabayı işgal etmektedirler ve büyük savaş yaklaşmaktadır. Zara artık rolünün ne olduğundan emin değildir, kendisini kıyametin merkezinde bulur. Nick’i kurtarmıştır fakat artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Zara artık Nick’in bir zamanlar âşık olduğu barışçıl kız değil, bir savaşçıdır. Üstelik peri kralına olan duyguları gün geçtikçe büyümektedir. Zara’nın vereceği en büyük savaş sevdiği insanlarla perilerden oluşan halkını bir araya getirmek olacaktır. 

Zara, kalbi ve mantığı arasındaki bu savaşı kazanabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96370</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93274925-10c1-4e4f-b34a-98658b2870f9.jpg</image:loc>
            <image:title>Çizmeye Değer</image:title>
            <image:caption>“Çizmeye değer” konulara temas eden incelikli karikatürler...
 
Çalışmalarıyla yüzü aşkın ulusal ve uluslararası ödüle değer görülen Hicabi Demirci&apos;nin Çizmeye Değer isimli albümünde, sekiz ana başlık altında toplam yüz karikatür yer alıyor.

Sanatçı, bilimden iklim krizine, insan hakları ve savaştan eğitime kadar pek çok farklı temayı odağına alan karikatürlerinde toplumun nabzını tutuyor, yeni dünya düzenine dair çizgilerini konuşturuyor.
 
Hayata ayna tutarken sanatseverleri çarpıcı gerçeklerle de yüzleştiren Demirci, insan eliyle gelen felaketlere karşı farkındalık yaratmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Çölleşme tehdidi, robotlaşma, engelliler için engelsiz yaşam, hayvan hakları, değişen aile yapısı, afetler, adalet, ekonomik kriz, çocuk işçiler, küresel salgının “yerel” etkileri üzerine... elbette ki çizmeye değerdi!

Hicabi Demirci, çizgilerin gücüyle insana dair incelikli hikâyeler resmettiği bu albümüyle, karikatürseverleri yine can evinden vuruyor. Sanatçı, dijital dönüşümün önlenemez etkilerine rağmen, insan kalabilmenin yüceliğini vurguluyor. 
 
“Dijital çağın parolası olan hız, karikatürün giderek etkili ve vazgeçilmez bir sanat olduğu bilgisini kulağımıza fısıldar...” - Hicabi Demirci</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96371</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34c22169-954d-46b4-996b-3cca64afd1b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu</image:title>
            <image:caption>Osmanlı tarihçileri Tanzimat’ı uzun süre yukarıdan aşağı bir bakış açısıyla çalıştı; buna göre imparatorluk başkenti İstanbul’da planlanan politikalar, vilayetlere ve merkezden uzaktaki nüfusa dayatılıyordu. Bu bakış açısı son yıllarda, tarihçilerin farklı toplumsal aktörlerin devletin reformlarına nasıl karşılık verdiğini çalışmak için vilayetlere yoğunlaşmasıyla değişti. 
 
Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat reformlarının eyalet/vilayet yönetimi üzerindeki etkilerini araştırarak vilayetler arasındaki çeşitliliği ve elbette âyan, aşiret reisleri, tüccarlar ve zaman zaman devletin iktidarını zayıflatan, fakat başka zamanlarda da devletle el ele çalışan tüm diğer yerel aracıların önemli rolünü inceliyor. 
 
Derin bir arşiv araştırmasına dayanan Tanzimat Döneminde Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat reformlarını hem tarihe hem de sosyal bilimlere katkıda bulunmak üzere değerlendiriyor; her ikisi de Osmanlı devletinin merkezi bölgeleri olan Ankara ve Edirne&apos;den bakışla... 
 
“Aynı Tanzimat politikaları iki bölgede de uygulanmış, fakat reformlar farklı sonuçlar vermişti. (...) Bu iki Osmanlı vilayetinde Tanzimat uygulamalarını karşılaştırmak bazı sorular doğurur: Tanzimat süresince devletle toplumsal aktörler arasında ne tür etkileşimler vardı? Bu etkileşimler reformların sonucunu nasıl etkiledi? Bu ilişkiler ve reformlar üzerindeki etkileri bize devletlerin dönüşümü hakkında ne söylüyordu? Söz konusu soruların cevapları sadece Edirne ve Ankara vilayetlerindeki toplumsal ve ekonomik değişiklikleri anlatmakla kalmaz, aynı zamanda merkeziyetçilik/ademimerkeziyetçilik, devlet kontrolü ve imparatorluğun çöküşü gibi kanıksanmış kavramları yeniden düşünmemize neden olurlar.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96372</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93a6702a-c16f-469a-b27b-dddea86fb545.jpg</image:loc>
            <image:title>Oryantalizmin Zihin Dünyası</image:title>
            <image:caption>Arap Ortadoğu’su ile sınırlı Doğu tasavvuruna sahip pek çok metinden farklı olarak oryantalizmin Osmanlı’ya bakışını, bu bakışın arka planını, içerdiği problemler ile sonuçlarını içeren bir özgünlüğe sahip olan elinizdeki eser, oryantalizmi bilimsel-akademik bir çalışma alanı olarak sınırlayan bakış açılarına karşı kavramın modern Batı toplumuna egemen bir bilgi sistemi olduğu ve oryantalizmin tarihsel açıdan özellikle Osmanlı realitesinin göz önünde bulundurulduğu bir çerçevede ele alınması gerektiği fikirlerini ileri sürmektedir.

Bu kitap, bilgi sosyolojisi perspektifinden oryantalizmin eleştirel bir arka plan okumasını içermekte ve bu yolla E. Said’in oryantalizm tezine katkı sunmayı amaçlamaktadır. Metin boyunca bir taraftan oryantalizm tezinin geçerliliği üzerine bir savunu gerçekleştirilirken, diğer taraftan ilgili tezin teorik temeli ile içeriğine dair birtakım problemlere dikkat çekilerek oryantalizmi eleştirel bir düzeyde ele almanın imkânları geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede kitap, oryantalizmin teorik, toplumsal, siyasal ve tarihsel temellerine referansta bulunan eleştirel bir arka plan okumasına tabi tutulduğunda neye karşılık gelebileceği sorusuna yanıt aramaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96373</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a0979c4-7dc4-4d29-8c57-83acc9bd90a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Osman Ağa&apos;nın Evkafı</image:title>
            <image:caption>Bir saray mensubunun XVI. yüzyıl sonları ile XVII. yüzyıl başlarına ait olan evkafını konu alan bu çalışmanın kahramanı Osman Ağa&apos;dır. Enderun&apos;da yetişen ve yaşamının büyük kısmını Topkapı Sarayı&apos;nda geçiren ağa, III. Murad, III. Mehmed ve I. Ahmed dönemlerinde devlet hizmetinde bulunmuştur. Arşiv kayıtlarına yansıyan bilgilerden Enderun Hazinesi Kethüdası, Hazinedarbaşı ve Bâbüssaâde ağası olarak hizmet ettiği anlaşılan ağanın ayrıca toplumsal ihtiyaçları gidermek üzere iki vakıf kurduğu saptanmıştır.

İpsala&apos;da susuzluğu gidermek amacıyla su hayratını, Kadıköy&apos;de de harap olmuş mescidi yenileyerek bir mabedi, toplumun kullanımına sunmuştur. Bu eserlerin dışında Enderun&apos;da ve dış saraylarda yetiştirilen iç oğlanların yararına hizmetlerde bulunmuş, evkafının Haremeyn vakıflarından biri olarak anılmasını sağlayacak bir organizasyona dahil olmuştur.

Hizmetlerin yerine getirilebilmesi için İnebahtı Sancağı&apos;ndaki bazı köyleri, İstanbul&apos;da sur içinde, Galata&apos;da, Kadıköy&apos;de, Kuzguncuk&apos;ta, Eyüp&apos;te ve İpsala&apos;da bulunan çok sayıdaki gayrimenkulü bağışlamış, bu şekilde hayata geçirdiği vakıfların sonsuza dek devamını amaçlamıştır. Ancak kendi adıyla anılan Kadıköy&apos;deki camii dışında diğer eserleri ve hizmetleri günümüze ulaşamamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96374</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/224eaff6-0405-4fe2-a79e-6beaac7b456e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Bağ</image:title>
            <image:caption>Yaşımız ya da cinsiyetimiz ne olursa olsun, bedenlenme yolculuğunun başladığı anne karnı, bilgilerin yoğun şekilde işlendiği mucizevi bir alan olarak varlığını sürdürür. Öyle ki bu alanda, annelerine sihirli bağ ile bağlanan her ruh, ilerleyen yaşlarında bu bağdan edindiği bilgiler ile hayatını şekillendirmeye devam eder. 
Bilgi işleme şekli ve kapasitesi; mutluluğu, başarıyı, huzuru, kısacası hayatın içinde aradığımız duygu durumlarının karşılığını işleme sürecidir. 
Sihri farkına vardığımızda, geçmiş nesillerden almış olduğumuz limitleyici kayıtlarımız dönüşür. Geçmiş duygularımız bütünlendiğinde geleceğimiz anda yeniden oluşur. 
 
Zekanın ve aklın ötesindeki bu süreç, anneniz ve büyük büyük anneleriniz ile olan bağın, sihrini ortaya çıkaracak, bu sayede hayatınız yeniden şekillenecek ve sizden sonraki nesle bırakacağınız en büyük miras olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96375</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33479884-d65f-4b56-9f12-ef4b42158637.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalnızlık Tanımları</image:title>
            <image:caption>Egemen Berköz (1941) Karadeniz Ereğli doğumlu. 1959’dan başlayarak dönemin önde gelen dergilerinde şiirleri yayımlanan Berköz, ilk şiir kitabı olan Çin Askeri Ah Devran’ı 1966 yılında yayımladı. Bunu Yalnızlıklar! Yalnızlıklar! (1977) ve Bu Kitapta Sen Nerdesin? (1981) izledi. Özellikle, üçüncü kitabında yer alan “Son Üç Günün Hikâyesi” adlı düzyazı şiir; “hem korkunç bir umuda hem acılı bir öfkeye” açılan “rüzgârlı” içeriği, hüznü ve yalnızlığı imleyen vurgusuyla şairin poetikasının kilit taşı olarak nitelendi. 2016 yılında Behçet Necatigil 100. Yıl Şiir Emek Ödülü’ne, 2017 yılında ise PEN Türkiye Şiir Ödülü’ne değer görülen Berköz’ün Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Salvatore Quasimodo’dan yaptığı çevirilerden oluşan Ve Birden Akşam, 2019 yılında Ayrıntı şiir dizisinden yayımlandı.

Egemen Berköz, “Unutma!” çağrısını, kırk yıl sonra yayımladığımız yeni kitabı Yalnızlık Tanımları’nda da sürdürüyor. Doğan Hızlan’ın deyişiyle, Berköz’ün “inadına unutmamak” üzerine kurulu zamanı algılama, yaşama ve yazma tavrı, yaşamdan izdüşümler, gün dökümleri ve anımsayışlar olarak kitap bütününde izlenebiliyor. Berköz; 1968’den, bir zamanların Ereğli’sinden kalanları, artık olmayanları, Doğduğu Ev’i, Dönme Melek Hanım Teyze’yi, Gülüç Çayırı’nı konuk ediyor şiirine; lodosla poyrazla savrulup durulmuş bir ömrün hikâyesine gönderiyor bizi. Yalnızlık Tanımları, güney kokan kış günlerine, uçup giden Kasımpatı kokusuna, bırakılmışlığın o kalın çizgili hüznüne ve nice hatırlanası şeylere şiirle, şiirli bir yolculuk...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96376</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/796937cb-41cb-4722-93a2-742f59037b7c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaderimiz Kalbimizden Dökülsün</image:title>
            <image:caption>“İnsan istediği her şeyin çaresini, istemediklerinin ise mazeretini üretir. Ulaşılmaz ve zor hedef yoktur, erişilmez olduğunu sandığımız yanılsamalar vardır.” 
 
Duygu ve düşünceler aracılığıyla kendimizi keşfedip iyileşmemiz mümkün mü? Hayattaki rotamızı belirlerken duygularımızın rehberliğine güvenebilir miyiz?

Bu kitabın her satırı size iyi gelecek.

Uzm. Psikolog Cevher Sönmez en iyi yol arkadaşımızın duygular olduğu gerçeğiyle yüzleşmemizi sağlıyor. Duygusal acıdan duygusal uyanışa, düşüncelerle hayatı yönetmekten duygusal akort ayarlarına kadar birçok konuyu okurlarıyla paylaşıyor.

Varlığı başlı başına mucize olan insanın duyguları da varoluşu gibi bir mucize…

Kaderimiz Kalbimizden Dökülsün her duygunun özel olduğunu, yaşamın dengesiyle düzeninin, karar ve tercihlerimiz sayesinde şekillendiğini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96377</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf0664ff-c77f-4746-91a6-8240fbb40207.jpg</image:loc>
            <image:title>Salinger’ın Mektupları</image:title>
            <image:caption>“Onun yazdıklarının tonu kitaplarındakini yansıtıyordu; kişisel ve dostaneydi; satırların arasında yatan mizahı ve bariz çaresizliği hissedebiliyordun.”

Dan Moller, diş hekimi karısıyla yaşayan başarısız bir yazardır. Kendisi de bir diş hekimi olan Moller’ın aklında edebiyat dünyasında kabul görmek dışında hiçbir şeye yer yoktur.

Bir gün iki Amerikalı, gizemli yazar J. D. Salinger ile Dan Moller arasında geçen filozof Kierkegaard üzerine yaptıkları yazışmaları satın almak için başarısız yazarın kapısına gelir. Amerikalılar yüklü bir meblağ ödemek ve bu hazine değerindeki mektupları satın almak isterler.

Dan Moller bu eşsiz yazışmaları satmak mı isteyecek yoksa eşiyle birlikte Salinger’ı ziyaret edip hayranı olduğu yazarın fikrine mi başvuracaktır? 
 
Okura Not: 
Nils Schou’nun Salinger’la mektuplaşmaları gerçektir.
Salinger’ın Mektupları’nın temelleri bu yazışmalar üzerine kurulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96378</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa8ada9f-1671-4afd-a850-819b75fc7369.jpg</image:loc>
            <image:title>İtiraz</image:title>
            <image:caption>Avukat Stanton Shaw güneyli çekiciliği, unutulmaz gülümsemesi ve büyüleyici yeşil gözleriyle hayır denmesi zor bir adamdır. Stanton için lise aşkı, yani çok sevdiği kızının annesi bir başkasıyla evleneceğini söyleyene kadar her şey yolundadır. Düğün davetiyesini alan genç adamın tek hedefi vardır: Düğünü iptal ettirmek.

Sofia Santos ise ülkedeki en saygın ceza savunma avukatı olmayı planlayan zeki bir kadındır ve ilişkilere ayıracak zamanı da yoktur. Meslektaşı ve arkadaşı Stanton yardımını istediğinde onu reddedemez hatta planına ortak olmayı kabul eder. Fakat Stanton’a karşı hisler besleyen kalbi tam tersini söyler.

Belki de düğüne sayılı günler kala, yapılan planlar arzulara yenik düşecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96379</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/934d224e-9761-4285-8218-45cca7a91190.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın Merkezine Seyahat</image:title>
            <image:caption>Jules Verne&apos;in çığır açan klasiği Dünyanın Merkezine Seyahat, çevirileriyle tanıdığımız Ümit Mutlu&apos;nun sözcüklerinde yeniden hayat buluyor; özenli bir edisyonla “SEN de OKU Klasikler” koleksiyonundaki yerini alıyor.

Fantezi ve bilimkurgu edebiyatının kilometre taşlarından sayılan eser, dâhice kurgusu ve parmak ısırtan betimlemeleriyle bir buçuk asırdır her yaştan okura “sinemasal” düşler yaşatmayı sürdürüyor. 

Geçmiş efsaneleri bir pusulanın ucuna takıp insanlığın en büyük hayallerinden birini gerçek kılan bu sürükleyici anlatı; sönmüş bir yanardağın kraterinden okyanus tabanına ve hatta gizemli dehlizlere uzanan serüveniyle, yer bilimlerini ve mühendisliği tekrardan tanımlıyor. 
Çekingen bir genç, bilim âşığı bir jeoloji profesörü, parçalanmış bir el yazması kitap ve Runik harflerle şifrelenmiş bir mesaj...   

Axel, eksantrik amcası Otto Lidenbrock&apos;un bir türlü üstesinden gelemediği şifreyi çözdüğünde, birkaç gün sonra çıkacakları seyahatin, hayatlarının seyrini nasıl değiştireceğini hayal bile edemezdi. On altıncı yüzyılda yaşamış simyacı Arne Saknussemm&apos;den geriye kalan bir mesaj, dünyanın merkezine nasıl ulaşılacağına dair tüm ayrıntıları tarif ediyordu. Bahsi geçen seyahati bu İzlandalı simyacı da yapabildiğine göre yazılanlar gerçekti ve Profesör Otto&apos;yu artık kimse durduramazdı! İlk durakları Reykavik oldu. Orada, kendilerine rehberlik edecek Hans&apos;la yolları kesişti. Üç maceraperest, İzlanda&apos;dan dünyanın merkezine doğru yol alırken, başlarından geçen talihsiz olaylar ve karşılarına çıkan doğaüstü canlılar bile onları hedeflerinden alıkoymaya yetmeyecekti. Her şeyi göze almışlardı çünkü; hem de eve geri dönememe pahasına...

Dünyanın Merkezine Seyahat&apos;in bu yeniden anlatımı; yer kabuğunun altında, kaya katmanlarının derinlerinde akıp giden bir serüvenin parçası olmak isteyen çocukların ve bilimkurgu klasiklerine tutkun yetişkin okurların hafızlarında yer edecek, nefes kesici bir kitap!

“Gelecek, bizim için hâlâ meçhuldü. İnsanlık içinse tam bir muamma...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96380</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea6de1ca-d7f0-49e2-92e4-94342f1f2a0f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevdaya mı Tutuldum?</image:title>
            <image:caption>Sevdaya mı Tutuldum? Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a verdiği bir çift şiir defterinden oluşuyor. Bu iki deftere baktığımızda, şairin 1942 yılına kadar yazdığı şiirleri, muhtemelen askere giderken, başına bir şey gelirse saklasın ve yayımlasın diye, Nahit Hanım’a verdiğini anlıyoruz. 

Orhan Veli’nin elyazısıyla 112 şiiri Raşit Çavaş ile Güzin Değişmez yayına hazırladı. Şiirlerin çeviri yazısı yapıldı, dergilerdeki ilk yayımlarıyla kitaplarının farklı yayınevlerindeki baskıları karşılaştırıldı ve R. Çavaş tarafından notlandı. Böylece, eski yazı meraklısı okurlara, Orhan Veli tutkunlarına ve bütün şiirseverlere özel bir yayın ortaya çıktı. 

Sevdaya mı Tutuldum? Orhan Veli’nin sevdiği kadına emanet ettiği defterlerdeki şiirlerin bir kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96381</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f2f6e24-59bc-46d7-86ae-62571e878939.jpg</image:loc>
            <image:title>Geleceği Konuşmak İstiyorum</image:title>
            <image:caption>Bu kitap; günümüzde sıkça konuşulmaya başlanan ve gelecekte daha fazla konuşulacak olan yapay zekâ, sanal ve artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti, otonom araçlar, üç boyutlu yazıcılar, siber teknolojiler, blokzincir teknolojilerinden bahsetmekte; eğitim, girişimcilik, start-up, AR-GE, inovasyon, patent ve markalaşmanın önemine değinmektedir. 
Kitap, aşağıdaki konular gibi pek çok konuya açıklık getirmekte ve sorulara cevaplar vermektedir: 
·        Dijital değişim ve dönüşüm için neler yapılmalı? 
·        Gelecekte ameliyatları robotik cerrahlar mı yapacak? 
·        Yapay zekânın hastalıkları teşhisteki başarıları 
·        Gelecekte yapay zekâ pastası nasıl paylaşılacak? 
·        Ölüm saçan yapay zekâlar engellenebilir mi? 
·        Çin yeni nesil yapay zekâ silahlar için yeni nesil öğrenciler yetiştiriyor 
·        Yapay zekânın yol açacağı muhtemel sıkıntı ve zararlar 
·        Yapay zekâ bazı meslekleri ele geçirecek mi? 
·        Üç boyutlu yazıcılarla insan yedek parçaları mı üretilecek? 
·        Savunma sanayisi kuruluşlarımızla neler yapıyoruz? 
·        Çin’in dünyayı kontrolü insanları köleleştirir mi?
·        Beyaz şapkalı siber savaşçılar yetiştirmeliyiz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96382</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db3966f0-4a15-4865-8466-9d7cc953bf01.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalnız Değilim Tek Başımayım</image:title>
            <image:caption>“İnsanlar yalnız oldukları için değil, 
yanlış kalpte misafir oldukları için mutsuzdurlar.” 
 
Denize salınan şişe ve içindeki notlar merhametli bir polis tarafından bulunmuş ve hayatını değiştirdiğini söylediği yazara teslim edilmişti. Yazar, yazılanları kaleme alırken yasak bir aşk ihtimalinin bile aileleri nasıl bir çıkmaza sürüklediğine bir kez daha tanık oldu. Burada tek fark, yürekte harlananların dilde figana dönüşmemiş olmasıydı. Herkesin beklediği, hayatın en değerli duygusu olan sevginin, insanların üzerine yıldız gibi yağmasıydı elbette ama kimin için kandil olunacağının kararını kim verecekti? 
Günümüzün iyice çivisi çıkmış aşk coğrafyasında çoğu kişi yönünü kaybediyor, tekinsiz ummanlara yelkensiz açılıyor, geride kalanları akıllarına bile getirmiyorlardı. Oysa hayatta en büyük mutsuzluk yalnız kalmak değil yanlış kalpte misafir olmaktı. 
Bu roman size çok tanıdık gelecek…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96383</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8f0a9f5-d4bb-4d52-a51b-0f6e4b894f79.jpg</image:loc>
            <image:title>Macera Geçidi 19 - Çalınan Tablo</image:title>
            <image:caption>Bu macerada ünlü bir gazetecisiniz. 
Müzeden çalınan Osman Hamdi Bey’in ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun peşindesiniz. 
Doğru kararlar verirseniz, hırsızları bulup çalınan tablonun Türkiye’de kalmasını sağlayabileceksiniz. Üstelik bu sizin için bol ödüllü bir başarı olacak. Yılın Gazetecisi Ödülü’nü kazanarak ününüze ün katabileceksiniz. Müzenin ve sigorta şirketinin koyduğu beşer milyonluk ödüller de cabası tabii. 
Fakat bu kitapta tam on dört farklı son var... Amacınıza ulaşmak için mücadele etmeli, doğru kararlar vermelisiniz. Yanlış seçimler yaparsanız, ne yazık ki hoşlanmayacağınız sonlarla karşılaşacaksınız. O zaman bu yanlış kararınızı düzeltecek ve yeniden başarıya yöneleceksiniz. Çünkü bu sizin, yalnız sizin maceranız. Her şey sizin vereceğiniz kararlara, yapacağınız seçimlere bağlı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96384</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c222f6b-2f55-4cdc-a585-6c4eaa6e690c.jpg</image:loc>
            <image:title>Daha Karpuz Kesecektik! - Teğmen Nabirag’ın Dünya Raporları 2</image:title>
            <image:caption>Sizce gerçekten uzaylılar var mı? Varsa bizi ziyaret ediyorlar mı? Ediyorlarsa niye hiç bize de buyurmuyorlar? 
İşte bu zamana kadar incelenen raporlardan elde edilen bilgiler: 
• Raporları gönderen, Nabirag adında teğmen rütbesinde bir subay. 
• Ne zamandır Türkiye’de olduğu bilinmemekle birlikte en az birkaç yıl olduğu tahmin ediliyor. 
• Teğmen Nabirag, aramızda büyük ihtimalle kendi ismi ve görüntüsü ile bulunmuyor. Fark edilmeyecek şekilde ismini ve görüntüsünü gizlemiş durumda. 
• Raporların içeriğine bakılırsa, yapılan gözlemler tamamen kültürü ve bizleri tanıma amaçlı. Herhangi bir askerî ya da stratejik bilgiye hiç rastlanmadı. Buradan da barışçıl bir uzaylı ırkı ile karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. 
Bu kitapta okuyacaklarınız, bir süredir yetkililer tarafından izlenen ve şifresi yeni çözülebilmiş birtakım gizli raporlar... Yıllardır bizimle yaşayan bir uzaylının gözünden nasıl görünüyoruz merak ediyor musunuz? İsterseniz dostumuz Teğmen Nabirag’ın raporlarına bir göz atın, dost mu düşman mı kendiniz karar verin...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96385</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f92311e7-2162-47ac-b3f7-e39c5eaabd5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldızların Söndürüldüğü Gün</image:title>
            <image:caption>“Karanlığın içinde, o lanetli, ak renkte uzun dişleri seçebiliyorum. Artık zihnimi ve yaşamımı kaplayan acı beni hiç bırakmayacak, yakamdan hiç düşmeyecek, gırtlağımı o uzun parmaklarıyla sıkacak da sıkacak. Başım… Başım çok ağrıyor! Kendimi ve tüm dünyayı, var olan her şeyi yok etmek istiyorum. Ben dünyanın sonuyum. O halde bu şeyler de ne?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96386</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3554969-f3e6-4fa5-be2b-a3a1f32404df.jpg</image:loc>
            <image:title>Stratejik Yönetim Dersleri</image:title>
            <image:caption>Stratejik Yönetim Dersleri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96387</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2f297e5-afc9-4d56-aa61-0c5bfd4f4845.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökçe Şiirler</image:title>
            <image:caption>Hem sosyal hayatın hem de inanç dünyasının çok önemli bir gerçeği olan dini hususlarda kaleme alınmış bir şiir kitabı sunuyoruz. İslami kültürün derin izlerini taşıyan Gökçe Şiirler’de yüce dinimiz, Allah CC ve Hz. Peygamber (S.A.V.) sevgisinin işlendiği epik, didaktik, genellikle de lirik şiirlerle tanışacak; duygulanacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96388</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a9df170-8b1e-49bb-a05b-c3580c1283ab.jpg</image:loc>
            <image:title>On Yıl Savaş ve Sonrası</image:title>
            <image:caption>Türk askeri tarihinin son yüzyıldaki en önemli figürlerinden biridir Fahrettin Altay. Harbiye’deki öğrencilik günlerinden itibaren imparatorluğun son yıllarında, Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin erken döneminde yaşananların kimi zaman tanığı kimi zaman aktörlerinden biri olmuştur. 

II. Meşrutiyet öncesi Doğu Anadolu’daki görevinde, 1908 Devrimi ve 31 Mart Vakası döneminde, Balkan Savaşları’nda, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Romanya ve Filistin cephelerinde aktif hizmet verdi. İstiklal Harbinde süvari kuvvetlerinin başında İnönü Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’a katıldı ve zaferin komutanları arasında yer aldı. Mersin milletvekili olarak Büyük Millet Meclisi’nde görev yaptı. Ulusal kurtuluş hareketinin her aşamasında Gazi Mustafa Kemal’in yanındaydı. Cumhuriyet döneminde ise hem ordu komutanı hem de devrimlerin savunucuları arasındaydı. 

Ölümünden kısa bir süre önce kaleme aldığı hatıraları, askeri ve diplomatik açıdan çarpıcı tanıklıklar içeriyor. On Yıl Savaş ve Sonrası adını verdiği anılarının giriş bölümünde şöyle diyor Fahrettin Altay: “Yüz yıla yaklaşan ömrümde geriye doğru baktığım vakit yaşadığım her saat beni vicdanen müsterih kılmış, en yüce idealim ancak vatan olmuştur. Sayfalar dolusu bu kitaptaki yüzlerce sözümden eğer bir teki dahi milli tarihimiz için faydalı oluyorsa kendimi çok daha fazla mutlu sayacağım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96389</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2781b245-a527-412e-b994-2301662ec70f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kan Damlası</image:title>
            <image:caption>Mehmet Rauf’un Define’nin devamı olarak yazdığı Kan Damlası romanında Şakir Feyzi, Tarabya’da İngiliz Köşkü’nde ailesiyle sakin, huzurlu ve müreffeh bir hayat yaşamaktadır. Ancak bir gün art arda işlenen cinayetler hayatlarını altüst eder. İngiliz Köşkü’nde yaşlı bir kadın, Anadoluhisarı’ndaki Zincirli Köşk’te ise bir erkek, aynı günde, birbirine benzer derin yaralarla yataklarında ölü bulunur. Polis, maktullerin ellerinde “Numara Bir!” ve “Numara İki!” yazılı notlar bulur.  

Merak ve gerilim unsurunun baştan sona korunduğu eserde, etrafındakileri hayrete düşüren Müfettiş Hayret’in karşısında katillerin hiç şansı yoktur, çünkü “Hayret’in sözü gayretin sözüdür!” 

Mehmet Rauf (1875-1931) İstanbul’da doğan Mehmet Rauf, Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Bahriye Mektebi’nde okudu. Staj için bir buçuk yıl Girit’te kaldı, daha sonra görevli olarak Almanya’ya gönderildi. İstanbul’a dönünce Tarabya’daki elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra askerlikten ayrıldı ve geçimini yazarlıkla sağlamaya çalıştı; hikâye, roman, tiyatro gibi türlerde pek çok eser verdi. Mehasin ve Süs adlı kadın dergilerini çıkardı. Bir süre ticaretle uğraştıysa da son yılları maddi sıkıntılar içinde geçti. Henüz on altı yaşındayken yazdığı ve Halit Ziya Uşaklıgil’e Hizmet gazetesinde yayımlaması için gönderdiği “Düşmüş” adlı hikâyeyle edebiyat dünyasına girdi. Daha sonra Mektep dergisinde yazdı. Servet-i Fünun dergisinde hikâye, roman, makale ve mensur şiirler yayımladı. Mehmet Rauf asıl şöhretini Eylül adlı romanıyla kazandı. Türk edebiyatında psikolojik romanın ilk başarılı örneği kabul edilen Eylül’de Fransız romanında çok yaygın olan aşk üçgeni ele alınmıştır. Eserlerinde aşk, ıstırap, arayış, ihtiras gibi daha çok bireysel duygulara eğilen Servet-i Fünun topluluğunun meşhur yazarı Mehmet Rauf’un eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96391</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85d038d2-8995-4545-b3cd-7e27ef10f5f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Durmayalım Düşeriz</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de çocuk sağlığı denilince ilk akla gelen isimlerden Prof. Dr. Olcay Neyzi, İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından itibaren kendini özellikle çocuk hastalıkları konusunda ülkenin her tarafında dünya standartlarında hizmet verilmesi için çalışmaya adadı. İstanbul Tıp Fakültesi’nde Kadın ve Çocuk Sağlığı Araştırma ve Eğitim Birimi’nin kurulmasını sağladı. 1979-94 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptı. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü bünyesinde Aile Sağlığı Anabilim Dalı’nın kurulmasında rol oynadı. 
Olcay Neyzi çocukluk yıllarından başlayarak kaleme aldığı hatıralarında hem kendi hem de eşi Ali Neyzi’nin ailesinin hikâyesini, Arnavutköy Kız Koleji’nde geçen eğitim yıllarında, daha sonra her biri kendi alanında önemli görevler üstlenecek sınıf arkadaşlarıyla ilişkilerini, İstanbul, Michigan ve Boston’daki yükseköğrenim dönemini, doktor olarak görev yapmaya başladıktan sonra karşısına çıkan zorlukları, bir hekim ve hoca olarak meslek yıllarında yaşadıklarını sade ve samimi bir dille aktarıyor okurlarına.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96392</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac43544b-8884-4c75-b8d4-d1f947220441.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Başlı Ejderha</image:title>
            <image:caption>“Leylâ Erbil acıyı, sevgiyi, inancı, ölümü ‘estetize’ etmekten kaçınır. Kişilerini trajik kahramanlara dönüştürmemeye özen gösterir. Onlar ‘Bizhalk’ın üyesidirler: Hatalı, yalancı, duyarsız, çıkarcı, zayıftırlar. Zaaflarını hoş görmez kişilerinin. Tam tersine onlara vurgu yapar. Erbil’de düzenin yandaşları gibi düzenin karşıtları da aynı acımasız ‘eleştirel bilinç’ önündedirler. Olumlu kişileri bile kurtulamaz eleştirilmekten. 
(...)‘Siyasal’ bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdir...” 
                                                                                                                                                                             Ahmet Oktay 
*Üç Başlı Ejderha *Bir Kötülük Denemesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96394</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d2f52de-2731-4422-8c42-406c1c4d64c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyum</image:title>
            <image:caption>Derin Soylu, tüm olağanüstü yeteneklerine rağmen normal bir yaşam sürmeyi başarır.
Ta ki o güne kadar...
Ölüm, onun hanesine sızdığında bildiği her şey tersine döner ve kayıplarının ardından yüzleştiği gerçekler onu büyük bir savaşın içine doğru çeker. Aile bağları, dostluklar, aşklar ve acılar Uyum’un birer parçasıdır ve her parça tek bir kişide toplanır:
Derin Soylu.
Yaralayan ve yaralanan küçük kızın büyüyüşüne şahitlik edeceksiniz.
Zaptı zordur ateşin, bir kıvılcım bin orman yakar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96396</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1b440cd-36b7-4393-90c6-22248d8f3546.jpg</image:loc>
            <image:title>Modern Japon Edebiyatının Doğuşu ve Shiga Naoya</image:title>
            <image:caption>Kapılarını yüzyıllarca dünyaya kapalı tutan Japonya’nın ticari ilişkiler yoluyla dışa açılması toplumun genelini, kültürünü ve dilini de etkiledi. Eşzamanlı yaşanan dil devrimi ve çeviri faaliyeti sayesinde Batı edebiyatıyla tanışan Japon yazarlar farklı akımların etkilerini eserlerinde yansıttılar.

Bu geçiş döneminde dünyaya gelen Shiga Naoya’nın öyküleri de yaşanan değişimin birer aynasıdır. Sade fakat eşsiz şiirsel anlatımı ve üstün gerçekçiliğiyle kısa zamanda ün kazanan Shiga, edebiyat çevrelerince “Japon dilinin ilahı” ve “Japon öykü sanatının piri” ilan edilmiştir. Öyküyü yürekte biriken korku, üzüntü, kızgınlık, pişmanlık gibi yoğun duygulardan çıkış olarak gören Shiga için yazmak, ruhsal arınma anlamına gelir. Parlak yeteneğine karşın Shiga’nın amacı öyküyü bir araç olarak kullanarak ruhsal olgunluğu tamamlamak, evrensel aydınlanmaya ulaşabilmekti. Belki de bu ayrıksılığı nedeniyle “Japon edebiyatının anavatanı” olarak anılır. 

Şimdiye kadar Türkçeye çevrilmemiş fakat Japonya’da son derece saygın bir isim olan Shiga Naoya’yı tanıtmak için öykülerinden bir derleme yapan Oğuz Baykara, hem yazarın yaşamı hem de onu inşa eden kültürel geçmiş ve modern Japon edebiyatının doğuşu hakkında doyurucu bir çalışmaya imza atıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96397</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15db46b4-9f00-4e19-9e8e-9e1253c5d470.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Politika ve Çalışma İlişkilerinde Güncel Sorunlar III</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM : BAŞARILI BİR SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ OLARAK ALMAN SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM : MESLEKİ PROFESYONELLEŞMENİN İNCELENMESİ İÇİN KAVRAMSAL BİR ÇERÇEVE 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : GEBE VE YENİ DOĞUM YAPAN ÇALIŞAN KADINLARIN YASAL HAKLARI 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : EVDE BAKIM HİZMETLERİ VE EVDE BAKIM HİZMETİ SUNANLARA İLİŞKİN KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM : KADINLARIN EKONOMİDEKİ YERİ, EĞİTİM-İSTİHDAM BAĞLANTISINDA BEŞERİ SERMAYE TEORİSİ 
ALTINCI BÖLÜM : GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ VE KENTSEL GÖRÜNÜMLER 
 
YEDİNCİ BÖLÜM : YAŞLILIK VE POZİTİF PERSPEKTİFTEN YAŞLANMA 
 
SEKİZİNCİ BÖLÜM : COVİD-19 SÜRECİNDE MEVSİMLİK TURİZM İŞÇİLERİ ve İŞ SÖZLEŞMELERİNİN DURUMU 
 
DOKUZUNCU BÖLÜM : KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İNSAN KAYNAKLARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96398</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c386aaf-eda3-4b42-8d19-546d81611272.jpg</image:loc>
            <image:title>Bağımsız Denetimde Uzman Çalışmaları</image:title>
            <image:caption>1.       BAĞIMSIZ DENETİM 
 
2.       MUHASEBE TAHMİNLERİNİN VE İLGİLİ AÇIKLAMALARIN BAĞIMSIZ DENETİMİ 
 
3.       UZMAN ÇALIŞMALARININ KULLANILMASI 
 
4.       GERÇEĞE UYGUN DEĞER ÖLÇÜMLERİNİN DENETİMİNDE UZMAN ÇALIŞMALARININ KULLANILMASI ÜZERİNE</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96399</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c1acfc7-3ed0-44ca-a465-5749d2c9d97c.jpg</image:loc>
            <image:title>Turizm Coğrafya - Atatürk Üniversitesi Coğrafya Araştırmaları Serisi 2021</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM : Dağlık Bölgelerde Turizme Güncel Bir Bakış: Turizm Türleri, Turist Motivasyonları ve Etkiler 
 
İKİNCİ BÖLÜM : Türkiye’nin Doğal Turizm Değerlerinin Havza Tabanlı Planlama ve Yönetim Kapsamında Korunması 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Küresel İklim Değişikliği ile Turizm İlişkilerini İrdeleyen Bilimsel Çalışmaların Bibliyometrik Analizi 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Konya İli’nde Av ve Yaban Hayatı Turizm 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM : Ilıkaynak (Olur-Erzurum) Sıcak Su Kaynaklarının Özellikleri ve Yörenin Jeoturizm Potansiyeli Bakımından Önemi 
ALTINCI BÖLÜM : Terör Saldırılarının Turistlerin Coğrafik Profili Üzerindeki Değişim ve Etkisi: İstanbul İli Örneği 
 
YEDİNCİ BÖLÜM : Jeoturizmde Bir Artı Değer: Tortum Gölü Cam Seyir Terası (Uzundere-Erzurum) 
 
SEKİZİNCİ BÖLÜM : Kaş (Antalya) İlçesinde Antik Şehirlerin Turizm Potansiyeli 
 
DOKUZUNCU BÖLÜM : Aşağı Meriç Havzası’nın Turizm Potansiyeli ve Sürdürülebilir Yönetim 
 
ONUNCU BÖLÜM : Kırsal Kalkınma Odaklı Turizm Rotalarının Belirlenmesi: Çilekli, Hüseyinli, Kemaliye Köyleri Örneği (Pamukova, Sakarya) 
 
ONBİRİNCİ BÖLÜM : Belh İlinin (Afganistan) Tarihi Turistik Çekicilikleri 
 
ONİKİNCİ BÖLÜM : Coğrafya ve Turizm İlişkisine Bir Örnek: Tekirdağ Lavanta Günleri 
 
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Van Gölü Kıyısında Yer Alan Turizm Kaynakları ve Rotaları 
 
ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Ardahan İli’nin Kültürel Turizm Potansiyeli 
 
ONBEŞİNCİ BÖLÜM : Coğrafi Açıdan Bir Tanıtım: Kop Dağı Kış Sporları ve Kayak Merkezi 
 
ONALTINCI BÖLÜM : Tirebolu İlçesi’nin Turizm Potansiyeli 
 
ONYEDİNCİ BÖLÜM : Afganistan’ın Turizm Potansiyel Kaynakları ve Turizmin Gelişmesini Etkileyen Sorunlar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96400</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a90ac51-afde-483f-964f-019766de5c51.jpg</image:loc>
            <image:title>Beşeri Coğrafya - Atatürk Üniversitesi Coğrafya Araştırmaları Serisi 2021</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM : Yerleşme Coğrafyası ve İdari Coğrafya Bakımından Meskûn Mahal Tabelaları Üzerine Düşünceler: Karabük ve Ankara İlinden Örnekler 
 
İKİNCİ BÖLÜM : Ortadoğu’da Medeniyetler Çatışması ile Vekâlet Savaşlarının Siyasi Coğrafya Açısından Analizi 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Nahçıvan Horadiz Bakü Demiryolu Hattının Bölge Turizmi Açısından Önemi 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Bingöl İlinde Arıcılığın Coğrafi Esasları ve Ekonomik Önemi 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM : Erzincan Şehrinin Doğal Çevre Özelliklerine Dayanan Günübirlik Rekreasyon Sahalarına Örnekler: Ekşisu, Pahnik Mesireleri ve Gürlevik Çağlayanı 
ALTINCI BÖLÜM : Değişen Kamu Yönetim Sistematiğinin İdari Coğrafya Bağlamında Değerlendirilmesi 
 
YEDİNCİ BÖLÜM : Dinler Coğrafyası Perspektifinden Sihizm 
 
SEKİZİNCİ BÖLÜM : Giresun İlinde Coğrafi İşaretli Ürünler ve Özellikleri 
 
DOKUZUNCU BÖLÜM : Yavuzeli İlçesinde (Gaziantep) Yer Adları 
 
ONUNCU BÖLÜM : Alternatif Turizm Potansiyeli Açısından Doğa İle Tarihin Buluştuğu Bir Yer İncelemesi: Arapgir (Malatya) 
 
ONBİRİNCİ BÖLÜM :  Geleneksel Karadeniz Taş Mısır Fırını 
 
ONİKİNCİ BÖLÜM : Alternatif Alışveriş Mekânlarına Bir Örnek; Edirne Ulus Pazarı 
 
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Yayladere İlçesinde (Bingöl) Yaylacılık Faaliyetleri 
 
ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve Eylem Planı’nda Gümüşhane: Hedefler, Mevcut Durum ve Öneriler 
 
ONBEŞİNCİ BÖLÜM : Geçmişten Günümüze Toponimi Kullanımı: Gerze İlçe Örneği 
 
ONALTINCI BÖLÜM : Erzincan’da Cinsiyete Göre Öğrenim Süreleri ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin Coğrafi Dağılımı 
 
ONYEDİNCİ BÖLÜM : Şanlıurfa İlinde Gastronomi Turizmi Açısından Değerlendirilebilecek Yemekler: Lolık ve Panık 
 
ONSEKİZİNCİ BÖLÜM : Odunpazarı Kentsel Sit Alanında Kültürel Mirasın Korunması ve Turizmle İlişkisine Yönelik Ziyaretçilerin Tutumlarının Belirlenmesi 
 
ONDOKUZUNCU BÖLÜM : 2018-2019 Yılları Arasında Beyoğlu İlçesi’nde (İstanbul) Meydana Gelen Trafik Kazalarının CBS ile Analizi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96401</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/028bc0f1-8bd8-4a9c-98f2-127fefc02801.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Yaşamında Kadın</image:title>
            <image:caption>1.      BÖLÜM : TÜRKİYE’DE KADIN İSTİHDAMI VE EKONOMİK BÜYÜME ARASINDAKİ İLİŞKİ: VAR ANALİZİ (1988-2019) 
 
2.      BÖLÜM : ETİK VE KADIN GİRİŞİMCİLİK 
 
 
3.      BÖLÜM : KADIN MUHASEBE MESLEK MENSUPLARININ SORUNLARI VE MESLEĞE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ: AĞRI İLİ ÖRNEĞİ 
 
4.      BÖLÜM : KADIN GİRİŞİMCİLERDE İŞ YAŞAM DENGESİ 
 
 
5.      BÖLÜM : ÇALIŞANLARIN OLUMSUZ DUYGUYU İFADE EDEBİLME 
YETENEĞİNİN FİRMANIN FİNANSAL PERFORMANSINA ETKİSİ: KADIN LİDERLERİN MODERATÖR ROLÜ 
 
6.      BÖLÜM : KADIN GİRİŞİMCİLERİN FİNANSAL OKURYAZARLIK HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ 
 
 
7.      BÖLÜM : ÇALIŞAN KADINLARIN ONLİNE ALIŞVERİŞ DAVRANIŞLARI ÜZERİNE BİR İNCELEME 
 
8.      BÖLÜM : İTEN VE ÇEKEN FAKTÖRLER BAĞLAMINDA KADIN GİRİŞİMCİLİK 
 
 
9.      BÖLÜM : YÖNETİM KURULUNDAKİ KADINLAR VE FİNANSAL PERFORMANS 
 
10.  BÖLÜM : PROFESYONEL KOÇLUK EĞİTİMİNE KATILAN KADINLARIN GİRİŞİMCİLİKLE İLGİLİ TUTUMU</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96402</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8d7c0a7-d95e-4e57-9a72-7068d5461e0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhasebe Standartlarına Göre Şerefiye Değer Değişimi Üzerinde Etki Gücüne Sahip Faktörlerin İncelenmesi</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM : TMS 36 VARLIKLARDA DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ STANDARDI 
 
İKİNCİ BÖLÜM : ŞEREFİYE 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : ŞEREFİYE DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ İLE İLGİLİ LİTERATÜR TARAMASI 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : ŞEREFİYE DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜNÜN BİST 100 ENDEKSİNDE TEST EDİLMESİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96403</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b718828-ce2d-4b91-bd5d-4e5d88145152.jpg</image:loc>
            <image:title>Metin Madenciliği Kelime Muhasebesi ve Denetimi</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM : METİN VE VERİ MADENCİLİĞİNİN KAVRAMSAL ÇERÇEVESİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM : MUHASEBEDE METİN MADENCİLİĞİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : BAĞIMSIZ DENETİMDE METİN MADENCİLİĞİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : MUHASEBE VE DENETİMDE METİN ÇALIŞMALARI 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM : VERGİSEL METİN MADENCİLİĞİ 
 
ALTINCI BÖLÜM : DENETİM METİN MADENCİLİĞİ UYGULAMASI 
 
YEDİNCİ BÖLÜM : DENETİM VE MUHASEBE KELİME ÇANTASI ÖNERİLERİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96404</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd35afde-98b2-4f41-b719-50b30d460481.jpg</image:loc>
            <image:title>Baştan Sona Yönetişim</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM: AFET YÖNETİŞİMİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM: AĞ YÖNETİŞİMİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DİJİTAL YÖNETİŞİMİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: GÖÇ YÖNETİŞİMİ 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM: GÜVENLİK YÖNETİŞİMİ 
 
ALTINCI BÖLÜM: İYİ YÖNETİŞİM 
 
YEDİNCİ BÖLÜM: KAMU DEĞERİ YÖNETİŞİMİ 
 
SEKİZİNCİ BÖLÜM: KAMU YÖNETİŞİMİ 
DOKUZUNCU BÖLÜM: KENTSEL YÖNETİŞİM 
 
ONUNCU BÖLÜM: KRİZ YÖNETİŞİMİ 
 
ONBİRİNCİ BÖLÜM: KURUMSAL YÖNETİŞİM 
 
ONİKİNCİ BÖLÜM: KÜRESEL ÇEVRE YÖNETİŞİMİ 
 
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM: KÜRESEL YÖNETİŞİM 
 
ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM: RİSK YÖNETİŞİMİ 
 
ONBEŞİNCİ BÖLÜM: SAĞLIK YÖNETİŞİMİ 
 
ONALTINCI BÖLÜM: SPOR YÖNETİŞİMİ 
 
ONYEDİNCİ BÖLÜM: STRATEJİK YÖNETİŞİM 
 
ONSEKİZİNCİ BÖLÜM: SU YÖNETİŞİMİ 
 
ONDOKUZUNCU BÖLÜM: YENİ KAMU YÖNETİŞİMİ YİRMİNCİ BÖLÜM: YEREL VE BÖLGESEL YÖNETİŞİM 
 
YİRMİNCİ BÖLÜM: YEREL VE BÖLGESEL YÖNETİŞİM</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96405</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cac9aad7-c8b8-45cb-baa4-b23757d3a1bc.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Kaynakları Yönetiminde Yeni Yönelimler</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM: PERSONEL YÖNETİMİNDEN İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNE GEÇİŞ 
 
İKİNCİ BÖLÜM: ADALET, LİYAKAT VE RASYONEL İNSAN KAYNAKLARI 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: BÜYÜK VERİ VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DİJİTALLEŞME VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM: ENDÜSTRİ 4.0, TOPLUM 5.0 VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ALTINCI BÖLÜM: FARKLILIKLARIN YÖNETİMİ VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
YEDİNCİ BÖLÜM: KARİYER YÖNETİMİ VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
SEKİZİNCİ BÖLÜM: KIYASLAMA, GÜÇLENDİRME VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
DOKUZUNCU BÖLÜM: KÜRESEL İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONUNCU BÖLÜM: ÖRGÜTSEL BİLGİ YÖNETİMİ, BLOK ZİNCİR VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONBİRİNCİ BÖLÜM: STRATEJİK PLANLAMA VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 
 
ONİKİNCİ BÖLÜM: YAPAY ZEKA, DUYGUSAL ZEKA VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM: YENİ LİDERLİK ANLAYIŞI VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM: YENİ ÖRGÜT YAPILARI VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 
 
ONBEŞİNCİ BÖLÜM: YENİLİK YÖNETİMİ VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONALTINCI BÖLÜM: YEŞİL YÖNETİM VE İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 
 
ONYEDİNCİ BÖLÜM: YETENEK YÖNETİMİ VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONSEKİZİNCİ BÖLÜM: YÖNETİM SENDROMLARI VE İNSAN KAYNAKLARI 
 
ONDOKUZUNCU BÖLÜM: Z KUŞAĞI ETKİSİ VE İNSAN KAYNAKLARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96406</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1575344-f189-49b2-9d8a-d80786fc31d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Küreselleşme</image:title>
            <image:caption>1.      Küreselleşme ve Çok Uluslu Şirketler 
2.      Küreselleşme ve Refah Devleti Krizi 
3.      Küreselleşme ve Mali Sorunlar 
4.      Küreselleşme ve Kamu Harcamaları- Eğitim, Sağlık ve Çevre Koruma Harcamaları Üzerine Bir Değerlendirme 
5.      Küreselleşme ve Kamu Yönetimi 
6.      Küreselleşme ve Kültür 
7.      Küreselleşme ve Kentsel Mekân 
8.      Küreselleşme ve Yerel Katılım 
9.      Küreselleşme ve Ekolojik Kriz Yönetimi 
10.  Küreselleşme ve Uluslararası Hukuk 
11.  Küreselleşme ve Demokrasi 
12.  Küreselleşme ve Sendikal Hareketler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96407</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ad5e4be-069d-42bd-8e66-48a5a5380b52.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyüyemeyenler</image:title>
            <image:caption>Bu bir “kişisel gelişememe” kitabı. 
 
Melis Danişmend, bizi tanıdık bir hikâyeye kaçırıyor Büyüyemeyenler’de. Aşkta şansının baş aşağı gittiğini görenler, ailesiyle çatışırken artık barışma vaktinin geldiğini fark edenler, “kariyer seçimi”ni gözden geçirenler, yani kendi iç dünyasına dönerek hesaplaşmaya cesaret eden, ama bunu gülerek, kendiyle dalga geçerek, etrafını da zekice iğneleyerek yapabilenlerin kitabı bu. 
 
Boşandıktan sonra evini kapatıp bu kez bir yetişkin olarak ailesinin yanına dönmek zorunda kalan, plazalar dünyası yerine müzik ve basın sektöründe inişli çıkışlı bir mücadele veren Melis Danişmend’in hikâyesi, pandemi sonrasında belki de birçoğumuza her zamankinden daha yakın gelecek. Ama Büyüyemeyenler bundan da fazlası... 
 
“Kaybedenlerin, tekrar tekrar kaybetme seçimine/kaderine tutulanların, şanssız hissedenlerin, kafası hep doluların, her zaman soru soranların, bir sesin peşinden giden ama onun hangi yönden geldiğini ve ne söylendiğini tam olarak bilmediği halde yürümeye devam edenlerin... Ama en çok da, asla hiçbir şekilde büyüyemeyenlerin, bunu istemeyenlerin öyküsü. 
 
Çünkü bazen kaybetmek de normal. Kaybetmek de çok sıradan. Hatta kaybetmek güzel. 
 
Eğer öyleyse, merhaba. 
  Sen de bir ‘büyüyemeyen’sin...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96408</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80cc192e-f571-4c55-a000-ddf2a01503ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Denizin Uzun Taçyaprağı</image:title>
            <image:caption>Benim hayatım bir dizi deniz yolculuğuyla geçti, bu dünyada oradan oraya dolaştım. Derin köklerim olduğunu bilmeden hep bir yabancı oldum… Ruhum da denizlerde yolculuk etti. Ama bunların üzerine düşünüp taşınmanın yararı yok gibi geliyor bana; bunu çok önce yapmalıydım. 
 
İspanya İçsavaşı sırasında genç doktor Víctor Dalmau ile piyanist Roser Bruguera, Barselona’dan kaçarak Şili’nin yolunu tutarlar. Avrupa savaşların pençesinde kıvranırken Víctor ile Roser ülkelerinde bir türlü kavuşamadıkları huzur ve barışı şair Pablo Neruda’nın “uzun taçyaprağı” diye tanımladığı Şili’de bulurlar. Ta ki 1973’te Salvador Allende’yi deviren askerî darbeye kadar… 
 
Denizin Uzun Taçyaprağı’nda Isabel Allende 20. yüzyılda Avrupa ve Latin Amerika’yı şekillendiren tarihî olayların insani yansımalarını unutulmaz karakterler üzerinden aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96409</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/546aa584-a271-41f9-a0ea-3f08f6ae1e5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Fragmanlar</image:title>
            <image:caption>Ksenophanes şair ve filozof kimliğiyle 21. yüzyılın insanını sadece evrenin ve insanın varoluşunu düşünmeye ve sorgulamaya değil, aynı zamanda bizzat toplumun içinde yanlış bildiğimizi yüksek sesle eleştirmeye de çağırıyor. Hiç kuşku yok ki bu, bugünün yanlış inanç ve âdetlerinden sıyrılacak olan yarınki kuşaklarda da yankı bulacak bir çağrıdır. 
 
Bu çalışma MÖ 6. yüzyılda yaşayan Ksenophanes’in hayatı ve düşünceleriyle ilgili antik literatürdeki en eski kaynaklar olan fragmanlarının Eski Yunanca ve Latinceden yapılmış çevirisini ve analizini içermektedir. Bu fragmanlar, eserleri günümüze ulaşmayan Ksenophanes’i anlamanın en güvenilir araçlarıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96410</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/648fafd9-5a04-454e-a3da-86e00442ddc4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Çığlık</image:title>
            <image:caption>İnkâr ve kaçışın, kefaret ve deliliğe uzanan hikâyesi… 
 
Çocuğunu bakımevine teslim etmek zorunda kalan Mitsu ile ABD’deki hayatından kaçan kardeşi Takaşi, Tokyo’da buluşup çocukluklarını geçirdikleri köye dönerler. Hem bir süreliğine şehir hayatının etkisinden kurtulma hem de aile evlerini satma niyetindedirler. Ancak bu süreçte kendilerini aile geçmişleriyle yüzleşirken bulur ve yıllar içinde birbirlerine ne denli yabancılaştıklarını anlarlar. 
 
 Oe’nin bu başyapıtı insanlık durumunu, aile psikolojisi ve kardeş rekabetini şiirsel bir dille derinlemesine inceliyor. Yaşam ile mitin bir araya geldiği huzursuz edici bir evren yaratıyor. 
 
“Oe tam bir Japon olsa da umut ve umutsuzluk konusunu ele alışında Dostoyevski’den bir şeyler var sanki.” 
 
Henry Miller 
 
“Savaş sonrası Japon edebiyatında yeni bir zirve.” 
 
Yukio Mişima</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96411</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4433dc03-88c3-43e7-8cfc-88a73e373c47.jpg</image:loc>
            <image:title>Pandemi Sonrası Pazarlama Stratejileri</image:title>
            <image:caption>BÖLÜM 1: Pandemi Sonrası Dönemde Firmaların Değişen Marka İletişimi Uygulamaları 
 
BÖLÜM 2: Pandemi Sonrası Dönemde Pazarlama İletişimi 
 
BÖLÜM 3: Pandemi Sonrası Dönemde Firmaların Duygusal Pazarlama Uygulamaları 
 
BÖLÜM 4: Pandemi Sonrası Dönemde Değişen Reklamlar 
 
BÖLÜM 5: Pandemi Sonrası Dönemde Etkinlik Pazarlaması 
 
BÖLÜM 6: Pandemi Sonrası Dönemde Otellerin Pazarlama Yenilik Stratejileri 
 
BÖLÜM 7: Pandemi Sonrası Dönemde Turizm Sektöründe Uygulamalar 
 
BÖLÜM 8: Pandemi Sonrası Dönemde Dünyada ve Türkiye’de ETicaretin Dönüşümü 
 
BÖLÜM 9: Pandemiyle Değişen E-Ticaret Eğilimleri: Google Arama Hacmi Verilerine Dayalı Bir Araştırma 
 
BÖLÜM 10: Covıd-19 Salgınına Yönelik Algıların Tespiti: Salgın Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlara Sosyal Pazarlama Bağlamında Çözüm 
 
BÖLÜM 11: Pandemi Sonrası Dönemde Yapay Zeka</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96412</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a720c2c8-cd32-4b29-aa19-6687e89eca36.jpg</image:loc>
            <image:title>Pandemi Sonrası Tüketim Araştırmaları</image:title>
            <image:caption>BÖLÜM 1: PANDEMİ SONRASI TÜKETİCİLERİN TEKNOLOJİ KULLANIMI 
 
BÖLÜM 2: PANDEMİ SONRASI ONLINE MARKET ALIŞVERİŞİNE YÖNELİK DEĞİŞİMLER 
 
BÖLÜM 3: TÜKETİCİLERİN UZAKTAN ALINAN HİZMETLERE BAKIŞI: EĞİTİM SEKTÖRÜNE YÖNELİK DEĞERLENDİRME 
 
BÖLÜM 4: PANDEMİ SONRASI DÖNEMDE TÜKETİCİLERİN DEĞİŞEN YAŞAM TARZLARI 
 
BÖLÜM 5: PANDEMİ SONRASI DÖNEMDE TÜKETİCİLERİN SAĞLIK DAVRANIŞLARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER 
 
BÖLÜM 6: TÜKETİCİLERİN PANDEMİ SONRASI GİYİM ALIŞVERİŞİ TERCİHLER 
 
BÖLÜM 7: PANDEMİ SONRASI DÖNEMDE TÜKETİCİLERİN ULAŞTIRMA SİSTEMİ TERCİHLERİ 
 
BÖLÜM 8: TÜKETİCİLERİN PANDEMİ SONRASI BESLENME ALIŞKANLIKLARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER 
 
BÖLÜM 9: TÜKETİCİLERİN PANDEMİ SONRASI SOSYAL MEDYA PAZARLAMASINDAN BEKLENTİLERİ 
 
BÖLÜM 10: PANDEMİ SONRASI DÖNEMDE TÜKETİCİLERİN SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI 
 
BÖLÜM 11: MOBİL MARKET UYGULAMALARINDA MÜŞTERİ TATMİNİNE ETKİ EDEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96413</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/232da188-fc7f-466a-a01d-74e0ccde88e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Politika Ekseninde Yoksulluk Güncel Sorunlar ve Tartışmalar</image:title>
            <image:caption>·         Avrupa Refah Rejimlerinde Çalışan Yoksulluğu: Birleşik Krallık, Almanya, İspanya ve İsveç Örnekleri 
·         Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma İlişkisi Üzerine Nitel Bir Çalışma 
·         Türkiye’de Eğitim ve Yoksulluk İlişkisi 
·         Kent Yoksulluğu Olgusunun Türkiye Üzerindeki İzdüşümü 
·         Yoksulluk-Evsizlik İlişkisi ve Türkiye’de Evsizlere Yönelik Sosyal Politikalar Üzerine Bir Değerlendirme 
·         Dijital Bölünme ve Dijital Yoksulluk 
·         Kayıtdışı Ekonomi-İstihdam İlişkisi ve Yoksulluk 
·         Yoksulluk ve Hukuk: Türk İş Hukuku’nda Kadınlar 
·         Çocuk Yoksulluğu ve Covid-19 Salgınının Etkileri 
·         Yaşlı Yoksulluğu ve Yansımaları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96414</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0bda86c-9750-41b8-8dc1-81c9520c96a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Scarlet ve Ivy 6 -Son Sır</image:title>
            <image:caption>Son Sır Scarlet and Ivy serisinin altıncı ve son kitabı. Scarlet ve Ivy tatilden sonra okula döndüklerinde okulun tehlikede olduğunu çabucak anlarlar. İkizlerin hayatta kalma şansları varsa, geçmiş ve şimdiki düşmanlarıyla yüzleşmeleri gerekecek. Rookwood’daki son sır, onu alt eden sır olabilir mi? Yoksa Scarlet ve Ivy onu kurtarmak için ipuçlarının ve kırmızı ringaların izlerini zamanında çözebilecekler mi? Scarlet ve Ivy serisininheyecan verici finalini okumaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96415</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4754a71c-24cd-4add-ad2a-5153bc12598b.jpg</image:loc>
            <image:title>Şair Evlenmesi</image:title>
            <image:caption>Türk edebiyatında birçok ilke imza atan Şinasi’nin Türk tiyatrosunun “ilk basılı” metni olarak ayrı bir yere sahip tek perdelik oyunu Şair Evlenmesi, şair Müştak Bey’in evlenmesi sırasında yaşananları anlatır. Şinasi, Fransa’da tanık olduğu “çağdaş” tiyatro eserlerinin bir benzerini kaleme alıp önemli bir sıçramaya kapı açarken, aydın kimliğinin de etkisiyle, görücü usulüyle evlilik geleneği ve her yere sirayet etmiş rüşvet sorunu gibi dönemin sosyal yaşantısında yer bulan toplumsal konulara dair önemli eleştirilerde bulunur. İbrahim Necmi Dilmen’in Şair Evlenmesi hakkında bir yazısının eşlik ettiği eski harfli özgün metniyle birlikte hazırladığımız eser, dile getirdiği konular itibariyle bugün dahi karşılığı olan klasiklerimizden… 
“Şinasi’nin şu küçük mudhikeciğinde zati olan ehemmiyetten daha büyük bir izafi bir kıymet vardır. Bu mini mini esercik, Hayri Paşayı Tartüf tercümesine Ahmet Vefik Paşa’yı ‘Molyer’ tercüme ve adaptelerine, hatta Namık Kemal’i ve ahlafını tiyatro nev’ini edebi mekteplerinin en mühim unsuru makamında tutmaya
sevk eden ilk ilham vasıtası olmuştur.” 
İbrahim Necmi Dilmen</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96416</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0aecd06-efd4-40c4-8001-f5fd397bac03.jpg</image:loc>
            <image:title>8. Cadde</image:title>
            <image:caption>Selçuk Özyurt 8.Cadde romanında bilinçakımı tekniğinin imkanlarıyla okuyucusunu yakalıyor. 8.Cadde’de mektup, günlük ve anlatı teknikleri iç içe uygulanıyor… Roman kahramanı Arda, mektup tarzıyla geleceğe hatıralar bırakıyor. 

Arda uyuşturucu mafyası tarafından vurularak hastaneye düşüyor. Arda’nın hastane süreciyle eşi Deniz günlük tutmaya başlıyor.

Çoğumuzun akşam haberlerinde sadece haber olarak dinlediği bir olayın öteki yüzü aşk, kavuşma, suikast, hastalık, ölüm, doğum ve yaşama tutunma süreçleriyle karşımıza çıkıyor…

Selçuk Özyurt okurları 8.Cadde romanında, insanı en yalın haliyle bir kez daha tanıma imkanı buluyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96417</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d443b25b-9121-4fee-a1f9-9a245fbbe4cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Hüseyin Rahmi Gürpınar</image:title>
            <image:caption>Ayrıntılı hayat ve edebiyat serüvenini yazmaya koyulduğum Hüseyin Rahmi Bey, ‘Gürpınar’ soyadını bilinçli olarak almıştır… 
 
Çünkü o sahiden edebiyat ve bilhassa roman vadisinde gür bir pınar gibi akıp durmuş, hatta bazen de çağlayan gibi coşup taşmıştır. 

Buyurun edebiyatımızın gür pınarı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı birlikte tanıyalım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96418</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f0f2712-96cf-4959-9608-452f5fb027c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yunan İç Savaşı&apos;nda Batı Trakya Türk Azınlığı</image:title>
            <image:caption>Bu eser, Batı Trakya Türk Azınlığının (1946-1949) yılları arasında Yunanistan&apos;da yaşadığı iç savaşı ele almaktadır. 
 
Karanlık bir döneme ışık tutan bu kitabın hazırlanması, uzun bir araştırma gerektirmiştir. 
 
Daha önce de pek çok çalışmalarını okuduğumuz değerli yazarlar Rahmi Ali ve Tevfik Hüseyinoğlu’na böyle bir eser kazandırdıkları için teşekkür borçluyuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96419</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6790ea0e-cbe0-4a85-957f-14d53d908f7e.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşağİstanbul</image:title>
            <image:caption>Bir “başka” İstanbul macerası! Genç yazar Melis Sena Yılmaz, ilk çocuk romanında okurunu, gerçeküstü bir başka İstanbul’a davet ediyor. Galata semtinden ulaşılan Aşağİstanbul’un gizemli sokaklarında unutulmayacak bir yolculuğa çıkarıyor. Babasının izini süren, bilinmezi kovalayan bir çocuğun gözünden, duru bir dille akan roman, sürpriz karakterlerle ve şaşırtıcı mekânlarla renkleniyor. Çocukluğun sınırsız hayal gücüne övgü niteliğindeki fantastik macera, “Başka bir İstanbul olsaydı, nasıl olurdu?” sorusunu düşündürüyor. Sahip çıkmamız ve yaşatmamız gereken farklılıkların değerini duyumsatıyor. Zeynep’in dedektif olan babası ansızın ortadan kaybolmuştur. Onun izini süren Zeynep, kaygısız babaannesiyle birlikte gizemli başka bir İstanbul’un, Aşağİstanbul’un sıradışı sokaklarında bulur kendini. Tuhaf martıları, Galata boynuzlu atları, vahşi lambaları ve satirleriyle tekin görünmeyen bu esrarengiz dünyada arkadaşlar edinmeyi başarır. Ancak, kötüler bu dünyanın sırlarını ele vermek için büyük plan yapmışken Zeynep; Orkun, Noel Baba ve Süslü’nün yardımlarıyla babasını bulabilecek, Aşağİstanbul’u ve sakinlerini kurtarabilecek midir?..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96420</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37613915-bdfa-4f3f-85d7-e005d174cc07.jpg</image:loc>
            <image:title>Batıdaki Doğu</image:title>
            <image:caption>Batıdaki Doğu, Batının Avrupadışı uygarlıklara dair önyargılı görüşlerini irdeliyor. Jack Goody Batı rasyonalitesi kavramı ve ticari faaliyetlerdeki farklılıklar da dahil olmak üzere Avrupa temelli varsayımlara meydan okuyor. Goody eserinde Doğudaki aile kavramı gibi bölgenin gelişimini engellediği düşünülen unsurların ne denli abartıldığını ve hem Doğu hem de Batı tarih ve toplumlarının yanlış değerlendirilmesine nasıl katkıda bulunduğunu gözler önüne seriyor. Bu geniş kapsamlı kitap, Batı ile Doğu arasındaki dengeyi yeniden inşa ediyor. 

“Bu kitap, modern Asyalı biliminsanları tarafından takdir edilecek. ... Goody’nin sunumu kısa ama bilgilendirici, kışkırtıcı ve aynı zamanda zarif. Yazar eski bir tartışmaya yenilik getiriyor.” 
–Arun Das Gupta, International History Review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96421</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d36b9491-a00c-413e-8506-0d9009345f9c.jpg</image:loc>
            <image:title>Zeka Tuzağı</image:title>
            <image:caption>“Birçok insan düşündüğünü sanır; aslında yaptıkları, sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir.” 
WILLIAM JAMES 



Yüksek zekâlı insanların sonuca varmadan önce eldeki verileri bizlerden daha donanımlı bir şekilde değerlendirdiğini varsayarız. Muhakeme yeteneklerine güvenir, önyargılardan uzak olduklarını düşünürüz. Ama durum pek de öyle değil. 
• 
Çok zeki insanlar çok mantıksız kararlar alabiliyor. Nobelli bir fizikçi Arjantin sınırından iki kilo eroin geçirmek üzere kandırılabiliyor, Sherlock gibi bir zihni yaratan Arthur Conan Doyle iki ergen tarafından oyuna getirilebiliyor. Bilgi ve uzmanlık, insanları önyargılarına hapsederek yanlış düşüncelerin kök salmasına neden olabiliyor. David Robson’ın sözünü ettiği “Zekâ Tuzağı” tam da bu. Thomas Edison’dan NASA’ya, Nokia’dan İngiltere milli futbol takımına kadar zekâsına güvendiğimiz pek çok isim ve kurum bu tuzağa düşmüş, düşmeye de devam ediyor. 
Peki bu kadar zeki olduğunu düşündüğümüz insanlar böyle yanlışlara düşebiliyorsa bizim de düşmemiz kaçınılmaz değil mi? Pek değil. David Robson, zekâ ve deneyim konusunda yakın dönemlerde ortaya atılmış stratejik cehalet, meta-unutkanlık ya da işlevsel aptallık gibi yaklaşımlardan yola çıkarak, bir yandan zekâsına çok güvendiğimiz insanların nasıl ve neden mantıksız kararlar alabildiklerini irdeliyor, bir yandan da bizlere de benzer tuzaklardan kaçınmak için basit ve uygulanabilir yöntemler sunuyor. İster zekilerden olun ister biz diğer fanilerden, soru bombardımanının kesilmediği bu karmaşık yüzyılda, Zekâ Tuzağı bilişsel potansiyelinizi tümüyle kullanabilmeniz ve daha doğru kararlar alabilmeniz için yepyeni bir alet çantası.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96422</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11b9820a-abe7-4ff8-8c5a-c4d420357179.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihi Tüketmek</image:title>
            <image:caption>Uzun yıllar tarih; çivi yazılı tabletlerde, el yazmalarında, mezar taşlarında veya sikkelerde var oldu. Şimdilerde müzeler, sosyal mecralar, bilgisayar oyunları ve TV dizileri tarihsel imge ve nesnelerde dolu. 
 
Nasıl oldu da bütün bir geçmişin hikâyesi olan tarih; bu denli yaygın, harcanabilir ve erişilebilir hâle büründü?  Jerome de Groot, popüler çağda tarihin tüketim unsuru olarak seyrini bütün detaylarıyla inceliyor. 
 
Tarihi Tüketmek, geleneksel tarih yazımından farklı biçimde kaleme alınmış bir tarih anlatısı. Yazar, tarihi anlamlandırmaya çalışırken teknolojik gelişmeleri, çağdaş kültür varlıklarını ve toplum davranışlarını dikkate alıyor. Onun çalışması, gelecekteki tarih çalışmalarına emsal olacak türden. 
 
Bu kitabı bitirdikten sonra aklınızdaki sorulara yanıt bulamayabilirsiniz. Fakat mutlaka konu üzerine düşünecek, daha çok merak edecek ve okumaya devam etmeyi isteyeceksiniz. 
 
&quot;Bugün Birleşik Krallık&apos;ta tarih ve popüler kültür arasındaki ilişkiyi ciddi bir şekilde ele alan, bunu ilgi çekici, düşünceli ve erişilebilir bir şekilde yapan tek kitap...&quot; 
 
Catherine Fletcher, Sheffield Üniversitesi, Birleşik Krallık</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96423</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8afc4965-94dc-43c9-93c2-0a0d2f1f37a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Uzay Masalı</image:title>
            <image:caption>Mars’ta yaşayan Maylo, Dünya’ya doğru bir keşif yolculuğuna çıkar. Orada kendisi gibi uzaya merak duyan bir çocuk olan Alya ile karşılaşır. Derken birlikte rengârenk gezegenler ve ışıl ışıl Güneş’le tanışıp sohbet edebilecekleri bir uzay yolculuğu yapmaya karar verirler. Evren tüm misafirperverliğiyle onları ağırlayacaktır. 
*** 
Bu heyecan verici evrendeki yerimizi anlamamız için uzaklarda bir yerlerde, milyarlarca dünya keşfedilmeyi bekliyor. Uzaydaki tüm komşularımıza Dünya gezegenindeki çocuklardan selamlar! Bir gün buluşmak dileğiyle… 

KİTAPTAN 
Bir varmış, bir yokmuş… Tüm gezegenlerin etrafında döndüğü, ateşten bir topa benzeyen kocaman bir yıldız varmış. Güneş’miş adı. Bu gezegenlerin içinde, evimiz dediğimiz bir de Dünya varmış. Dünya ve onun yedi muhteşem arkadaşı! 
İşte Alya, Dünya’da yaşayan çok meraklı bir çocukmuş. Araştırmak, öğrenmek en büyük tutkusuymuş. En sevdiği kitaplar, içinde uzay olanlarmış. Eeee, konu uzay olunca cevabını bekleyen onlarca soru varmış. 
— Nasıl bu kadar güzel, böyle parlaksınız? 
— Hey, oradaki çocuklar! Benimle saklambaç oynar mısınız? 
Uzaydaki tek çocuk Alya değilmiş tabii. Sevimli mi sevimli Maylo varmış bir de. Dünya’nın komşusu, kızıl gezegen Mars’ın meraklı çocuğuymuş o. 

*** 

Önce muhteşem yıldız Güneş’ten başlamak istemiş Maylo. 
— Selam Güneş! 
— Selam çocuklar! 
— Haydi, anlat bize, bu kocaman sisteme adını verdin, niye? 
— Güneş Sistemi’ndeki en büyük yıldızım ben 
    Kapkaranlık uzayda bir ışık topuyum ben 
    Hep doğudan doğar, hep batıdan batarım 
   Gündüzleri geceyi, mevsimleri ben yaparım 
— Teşekkürler Güneş! İyi ki varsın. O sımsıcak gülüşünle yazı getir, Dünyamız hemen ısınsın. 

*** 

— Sonraki dört gezegen hep gazlardan oluşur. Üzerinde yürünecek hiç kara parçası yoktur, demiş Maylo. 
 — Merhaba çocuklar! 
— Merhaba Jüpiter! 
— Haydi, bize anlatsana. Seni tanımak isteyen meraklı biri var burada. 
— Güneş Sistemi’ndeki en büyük gezegenim 
     İçime üç tane Dünya alabilirim 
     Beyaz, turuncu, kahverengi bantlarımla 
     Üç renkli bir örüntü gibiyim 
— Hoşça kalın çocuklar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96424</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5832e963-0a66-44c1-89f3-d5f90e99bdb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Ayna Dört Kadın</image:title>
            <image:caption>Dünyadan uzakta olmak ve yine de onun sokaklarında yürümektir yalnız olmak. Kaynak sularıyla eriyen karlarla dolu, gürültülü bir derenin yanında, patikada yalnız başına yürümek, o yalnız ağacın güzelliğinde yalnız olduğunun farkında olmaktır. İnsanın sokaktaki yalnızlığı hayatın acısıdır; yalnız, uzakta, dokunulmamış ve savunmasız değildir. Hayal kırıklıkları acılarıyla ifade edilmemiş yalnızlık, sokaklarda yürüyen o adamdır, o kadındır, o çocuktur. Hüzün, o yalnızlığın hareketidir. 
 
İnsanlar aynaya baktıklarında camın arkasında kendi görüntülerini görürler. Bu görüntü, parlak yüzeyle karşılaşan ve geri sıçrayan veya yansıyan ışınları yansıtır. Peki ya aynada gördüğümüz biz değilsek! 
 
Murathan Mungan’ın da dediği gibi; 
Aynana baktım. 
Kenarında resminin durduğu. 
Senin yüzünü kendi yüzüme yakıştırdım. 
 
Edebiyatta yalnızlık öyküleri, hem bir toplumun hem de bu toplumun eleştirisinin bir fotoğrafıdır. Ötekilerin resmini kendi yüzüne yapıştıran dört kadın; yalnızlığı, çıkmazı, hezeyanları “öteki” nin görüntüsünde, on iki farklı öykü ile bizlere yansıttılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96425</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c7550ec-f08f-4e80-be0d-6e7d8ae7310d.jpg</image:loc>
            <image:title>O Gemi Gelene Kadar Ben Uçmayı Öğrendim</image:title>
            <image:caption>“Zaman, sıradan olmayan insanlar için ıstıraptır.” 
 
İnsan gülü koparırken çiçeğin çektiği acıyı değil, dikenin verdiği sızıyı düşünür. Önce yaralar bırakıp sonra deliliği eleştirmek, bencil insanın lanetidir.  
 
Seyahatimiz bilinmeyenedir; toplumun dışına ve  
özgürlüğe aşina kıyılaradır. Vakit, bizi yoran, endişe veren, anlayamadığımız ve anlatamadığımız ama yine de takılıp kaldığımız tüm kafeslerden kaçmanın vaktidir.  
 
Cancağızım, 
Hadi elini kitaba uzat, gidiyoruz. 
 
“Her cümlesi ayrı bir kitap... Bu kitap can yoldaşınız olabilir.” 
Özgür Bacaksız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96426</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b782b4b-b1bd-4c27-b0e7-a1c7e4cb831f.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Ki</image:title>
            <image:caption>“İstedim ki o çok sevdiğim gönlünün, her gün saygı, sevgi ve şükürle izlediğim göründüğü gibi olan güzelliği yaşamına ilk elden tanıklık edenlerin anılarında kalmasın… Paylaşılsın ve ilham olsun… Yarama merhem olsun… Sevgi ölümü yensin…”
Yıldız Hacıevliyagil Cüceloğlu 
 
Zamanın ruhu “Kendini mümkün olduğu kadar parlat,” derken Doğan Cüceloğlu kendini hedef tahtasının tam ortasına yerleştirme cesareti gösterdi. “İyi insanlar da kötü şeyler yapabilirler”di. Yaşadığı acı veren deneyimler onu niyetinin saflığına ulaştırdı ve niyetinin saflığına ulaşmış bir insan olarak gönlünün muradını belirledi; “Hedefim, bu ülkede doğan her bir çocuğun çocukluğunu doya doya yaşamasına ve olabileceği en iyi insan olmasına yardımcı olmak.” 
Bu murada hizmet için ülkesini bir ucundan öbür ucuna kadar dolaştı, farkına vardıklarını paylaştı. Zamanın sonlu olduğunun her an bilincinde olarak yazabildiği kadar yazdı. Şikâyet etmeyi değil; anlamaya çalışmayı ve emek vermeyi seçti. Bir çocuk kadar meraklı, neşeli ve niyetinin saflığı içinde… Bir bilim insanının sorumluluk bilinciyle… Sevgi ve umutla… Yalnız “göz önündeyken” değil, her an…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96427</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c2a3a0e-0371-4f63-ba5e-66880e867b80.jpg</image:loc>
            <image:title>En Güzel Öğrenci Fıkraları</image:title>
            <image:caption>Öğrenciler ve çocuklar için En Güzel ÖĞRENCİ FIKRALARI bu kitapta toplanmıştır. Okulda, evde ve tatilde birbirinden güzel bu fıkraları severek okuyacaksınız.
Sizin için kitaptan bir fıkra seçtik:
YENİ ÖĞRENCİ
Öğretmen, ilkokula yeni gelen Metin’e:
“Alfabeyi biliyor musun yavrum” diye sordu.
“Evet, biliyorum.”
“Peki öyleyse, ‘A’ harfinden sonra hangi harf gelir?”
“Bütün harfler.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96428</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb7c474a-1d78-4f3b-8d81-8af1b666ea4a.jpg</image:loc>
            <image:title>En Güzel Bilmeceler</image:title>
            <image:caption>Çocuklar için En Güzel BİLMECELER bu kitapta toplandı. Her bir bilmece, çocuklar arasında zihinsel bir oyun şeklinde güzel vakit geçirmelerine yardımcı olacaktır.
Sizin için birkaç bilmece seçtik:
- İki delikten bakar, dünya içine akar. (Gözler)
- On ay yatar, iki ay kalkar. Feneri yakar, etrafa bakar. (Ateşböceği)
- Teneke içinde beyaz kız. (Peynir)
- Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi. (Limon)
- Şekere benzer tadı yok. Gökte uçar kanadı yok. (Kar)
- Cansızdır kaçar, havada uçar. (Uçak)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96429</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76a5a16e-096e-43d4-a3af-d92f53088311.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilişsel Psikoloji</image:title>
            <image:caption>İlk cümleyi okumaya başladığınız andan itibaren pek çok farklı bilişsel sürecin içine girmiş olacaksınız. Herhangi bir ekstra çaba harcamadan, dikkatiniz başka yönlere, örneğin, açlığınıza ya da yarınki sınavınıza yönelse de ilk cümlenin anlamını kavramaya başladınız. Bilişsel süreçlerin bu kadar kolaylıkla devreye girmesi, sizi işin karmaşıklığı konusunda aldatmasın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96430</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55f07fbb-cacc-45fb-977f-064be3f1f015.jpg</image:loc>
            <image:title>Kişiler Arası İletişim</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı okuyacak olan sizlerin çoğu iletişimle ilgili herhangi bir ders görmemiş olabilir. Ancak hepiniz, yaşının kadar iletişim deneyimine sahipsiniz. Usta ve etik birer iletişimci olmak için, bu deneyimler iyi bir temel olabilir. Bu temel üzerine kurulacak iletişim yeterliği, kesinlikle ilişkilerinizi daha sağlıklı, yaşamınızı daha zengin ve anlamlı kılacaktır. 
Çünkü yaşamak iletişimde bulunmaktır. 
İletişim alanında yazılmış kitapların bir benzerini yazmak; gereksiz olmasa da alana fazlaca katkısının olmayacağı açıktır. Buna karşılık kişilerarası iletişim sürecinin psikolojik boyutunu öne çıkaracak bir kitabın daha yararlı olacağı kuşkusuzdur. 
Çünkü bu kitap, etkileşimde bulunan bireylerin neden öyle düşündüğü, hissettiği ya da davrandığı; o davranışları biçimlendiren içsel faktörlerle ilişkilendirerek açıklamaya çalışmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96431</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/260d6fb1-52e8-4660-bc39-2944ceebad21.jpg</image:loc>
            <image:title>Karpatlar Şatosu</image:title>
            <image:caption>Transilvanya bölgesinde yaşayan bazı köylüler, doğaüstü varlıklar tarafından kuşatıldığı düşünülen ve bu sebepten uzak durulan şatonun gizemini çözmeye gönüllü olur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96432</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/056c5c11-55d8-4646-80db-be8374d806b5.jpg</image:loc>
            <image:title>Balonla Beş Hafta</image:title>
            <image:caption>Cesur kaşif Doktor Samuel Fergusson, Afrika´yı balonla geçebileceğini düşünüyordu. Bu inanılması güç bir olaydı ama Fergusson´a göre imkansız da değildi.
Jules Verne´in ilk romanı olan bu eser, ilk kez 1863 yılında yayınlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96433</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81a32043-90b4-4811-8e60-d5a9e2da922d.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihten Günümüze Alevilik ve Kızılbaşlık</image:title>
            <image:caption>Aleviliği anlamak ve tanımlamak, Alevi tarihini doğru kavramaktan ve bugüne kadar yapılan yanlışlardan arındırmakla mümkündür. Alevilik üzerine yapılan bu çalışma, klasik çalışmalardan çok uzak ve farklı bir tarzda Aleviliği ele alarak tarih içinde yerli yerine koymuş, Aleviliğin gerçeklerinin görülmesine olanak sağlamıştır. Yazar, içinden geldiği toplumun inançlarını, gerçeklerini sorgulamakla kalmıyor; kimi yanlış kanılara, bilinmeyenlere de doğru ve sağlıklı yanıtlar arıyor. Zerdüşt inancından günümüze, Alevilerin muhalifliğine, ilericiliğine, laikliğine, köylü isyanlarından, Baba İshak`a; dedelik kurumundan, Bektaşilik, Kızılbaşlık, Alevilik ve Kadın konusuna; Alevilikle ilgili yazılmayanlar, konuşulmayanlar tüm yönleri ile tarihi içinde yerli yerine konarak anlatılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96434</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95ec1d21-184f-4bf3-82ac-609dbdc7f564.jpg</image:loc>
            <image:title>Kürtlere Dair Notlar</image:title>
            <image:caption>Tarihsel bilincin oluşması; tarihsel hafıza, ruhsal yapı ve sosyolojik biçimlenmenin ürünü olsa da olup bitenleri aktaranların da bu bilincin oluşmasında katkıları yok sayılamaz.
Onun için, tarih yazıcıları ve aydınlar öncelikle üzerine konuştuğu ve nesne edindiği kültürlerin yapısını, ´´anlamak´´ zorundadır. Çünkü tarihçi nesnesini tanımadan onu tüketemez. Tarih yazıcısı nesnesini tüketirken de değer yargılarına başvurmadan ve karşılaştırmalar yaparak kültürleri anlamaya çalışmalıdır.
Sayın Mustafa Güneş de kendi çağının aydını olarak üzerine düşenleri, içinde yaşadığı toprakları ve kültürleri anlayıp yazıya dökmeye çalışmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96435</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da3bcc9e-455f-4e4a-b6f2-2638f80f0958.jpg</image:loc>
            <image:title>İşsizliğin Tarihi</image:title>
            <image:caption>Kapitalizmin tarihi işsizliğin tarihidir. Bunun tersi de doğrudur; işsizliğin tarihi aynı zamanda kapitalizmin de tarihidir. 
Bu anlamda her iki tarih özdeştir, birlikte vardır ve birlikte yok olur. Bu, kendiliğinden bir yok olma değildir; kapitalizm ve işsizlik ancak yok edilebilir. Onu yok edecek sınıf, geleceği; sosyalizmi kuracak olan sınıftır, işçi sınıfıdır. 
Bu mücadelede iki kutup var: Bir taraftan burjuvazi ve diğer taraftan da işçi sınıfı. Toplumsal ve ekonomik yaşamda bu iki temel sınıf sürekli karşı karşıyadır. Aralarındaki çelişki antagonisttir; uzlaşmazdır. Her iki sınıf arasındaki mücadele nihayetinde sistem mücadelesidir. 
Bu nedenle işsizliğe karşı mücadele esas itibariyle kapitalizmi yıkma ve sosyalizmi kurma mücadelesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96436</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9bc3cd1-7b45-4efd-ba90-c37312d2db51.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Avuç Cennet - Maxmur</image:title>
            <image:caption>Bu dramı yaşamak ve yazmak gerekiyordu. Onların durumunu daha iyi anlamak, hissetmek, onların acısını paylaşmak, acılarını bir nebze de olsa azaltacaktı. 
Yaşamak kolay olmadığı gibi yazmak da kolay değildi. Sevinçler belki paylaşılır ve yazılırdı ama kederi, dramı, ölümü, kıyımı yazmak kolay değildi. Yani acılara ancak yaşarsa anlam verebilirdi insan. Gerçeğe o an yakınsın, sen de o acıyı hissediyorsun, senin de başına gelebilir demekti. Ve gerçek yaşadığın anda sana kendini gösterir ve hissettirirdi. 
Savaşla başlayan Maxmur’un çilesi bugün halen devam ediyor. 21. yüzyılda insanları uzaya taşıyan uygarlık, Maxmur ve onun gibi dünyada var olan binlerce mülteci kampını açlık, yoksulluk ve kimliksizlikle baş başa bırakıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96437</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11316055-ea17-4ce8-a01a-bb8fcdd6d165.jpg</image:loc>
            <image:title>Gümüş Kapısında Asma Kilit Dersim</image:title>
            <image:caption>Her ağacın bir adı bir öyküsü vardı. Her kaya, her yükselen dağ, akan nehir hikâyesinden aldı. Adı olmayan bir kuş, hikâyesi olmayan bir yılan, çıyan yok. Her çocuğa konan adın bir hikâyesi, her ergen kızın yazılmamış, yazılmayı bekleyen bir sevdası var. Şifalı otların bir hikâyesi var, rengin renk açan çiçeklere yazılmış türküleri var. Çocuk yaşta gelinlerin yaşadığının bir adı var. Yollara düşmüş gidenlere yazılmış, yol öyküleri; o öykülerde hasretin ve hüznün bir adı var. Dağların yeşiline, mor yalnızlığına yazılmış masallar... Dilden dile dolaşan aşk ve sevda türküleri susarsa, susar hayat. Hayat yaşanmış hikâyelerimizle anlamlı, hikâyelerimizle sıcak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96438</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffb6a73f-09bd-415a-ab67-cec9cc25071c.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Anarşistir</image:title>
            <image:caption>Dün gitmişse, yarın yoksa bize kalan sadece bu günse eğer, arzuladığımız dünyada ister kaplumbağa hızıyla., ister ışık hızıyla değerlerimizi tüketmeden, sadece insana özgü olan aşka tutunarak gönlümüzce yaşamaktır aslolan. 
Hayatta en güzel şeyler yüreğe çarparmış. 
Aşk için çarpacaksa yüreğiniz, acıya, kadere hazır olun…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96439</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f829e85-99b3-464e-ada8-a63cb05e8dd3.jpg</image:loc>
            <image:title>Aile İçi İlişkiler</image:title>
            <image:caption>Çocuklar daha doğar doğmaz, gelişimleri için çok önemli olan ilişki ağlarını oluştururlar. Büyük oranda, ilk yıllarında, korunma ve beslenme için bir ya da daha fazla bakıcıya bağımlı kalırlar. Daha da önemlisi, çocukların duygusal ve bilişsel gelişim süreci, içinde bulundukları ilişki ağlarından oldukça etkilenir. ´´Ağ´´ kelimesi ile de vurgulanmak istendiği üzere, bu ilişkiler aynı zamanda karşılıklı olarak birbirlerini de etkiler. Bu tip etkiler, çocuğun ilişkilerine ve dolayısıyla çocuğun gelişen kişiliğine de yansıyabilir. Kişilik üzerindeki etkiler, yetişkinliğe kadar devam edebileceği için, yaşanan ilk ilişkiler, anne ve babaların ebeveynlik tarzlarını da etkileyebilir. Böylesi bir durum, dolayısıyla gelecek nesillerin kişilik gelişimlerini de etkileyebilir.
Kitabın genel teması, bu konu üzerinedir. Günümüzde, kendi kültürümüzdeki çoğu çocuğun aile tipi bir yapılanma içerisinde büyümekte olduklarını kabul edersek, yaşanan ilişkilerin, aile içerisindeki ilişkileri nasıl etkilediği ve çocuklar adına nasıl sonuçlar ortaya çıktığını sorgulamak istiyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96440</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d0a800d-e720-47dd-a387-9557bb3abe45.jpg</image:loc>
            <image:title>Nazım Hikmet ve Pablo Neruda&apos;nın İspanya İç Savaşına Değinmeleri</image:title>
            <image:caption>&quot;Nazım Hikmet ve Pablo Neruda´nın İspanya İç Savaşına Değinmeleri&quot; adlı bu çalışmaya, esas olarak dünyada Türk Şair olarak anılan Nazım Hikmet´in de en az yakın dostu olan Şilili büyük şair Pablo Neruda kadar, İspanya´da yaşanan modern dünya tarihini tanık olduğu en kanlı iç savaşa, İspanya İç Savaşına ilişkin eserler kaleme aldığını ortaya koymak amacıyla karar verdik.

İspanya İç Savaşı hakkında sayısız araştırma yapılmış, birçok kitap yazılmıştır. Bu araştırmalara Pablo Neruda´nın &quot;Espana en el corazon&quot; adlı eseri ve Neruda´nın İç Savaş esnasında yaptıkları da konu edilmiştir. Ancak Nazım Hikmet´in İspanya İç Savaşı´nı konu olan yaratılarına ilişkin herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada amacımız bu eksikliği gidermek ve Nazım Hikmet´in de yakın dostu Pablo Neruda kadar İç Savaşa ilişkin yaratılar ortaya koyduğunu belgelendirmektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96441</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6378fdd-93ac-42de-9237-6a309b8801c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kapitalizmin Tarihi</image:title>
            <image:caption>Kapitalizm sürekli biçim değişimine tabidir; birikim tarzı, birtakım düzenlemeleri değişir (Serbest rekabetçi kapitalizm, tekelci kapitalizm emperyalizm-). Marks´ın dediği gibi kapitalizmin; bugünkü toplumun, kaskatı bir kristal olmayıp, değişebilen ve sürekli olarak değişen bir organizma olduğu kavranılmaksızın ne kapitalist üretim biçimi ne de onu aşma, sosyalizmi kurma mücadelesi kavranmış olur.
Bu çalışmada kapitalizmin ve krizlerin tarihi değişken bir organizmanın tarihi olarak ele alınıyor ve 1600-1990 arasında bu değişken organizmada nicel ve nitel değişimler özellikle çevrimli krizler (fazla üretim krizleri) temelinde inceleniyor.
Her bir ekonomik formasyonun; üretim biçiminin kendine özgü yasaları vardır. Bu yasalar nesneldir, insanlar tarafından değiştirilemez, ancak, koşulları varsa deforme edilebilir. Kapitalizmin tarihinde böylesi gelişmelerin olup olmadığı da bu çalışmanın bir konusudur.
Marks´ın ?Kapitali nasıl okunmalıdır diye bir soru bu çalışmada yok. Ama Kapital´in her dönem güncel okunabileceği; yönteminin ve teorik içeriğinin, bunun ötesinde ideolojik bütünselliğinin kapitalizm var olduğu müddetçe hep güncel kalacağı; önemli olanın o ?değişken organizmada nicel ve nitel değişimi görebilmek olduğu, bu çalışmanın adı konmamış başlıkları olarak görülmelidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96442</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4e7cf87-c52a-4886-a00a-9ac9c179ef12.jpg</image:loc>
            <image:title>Ademden Önce</image:title>
            <image:caption>Rüyasında yüksek bir yerden düşerken uyanan bir insan,gördüğü bu rüyayı binlerce yıl öncesinde henüz insanlaşma sürecini tamamlayamamış atalarının ağaçtan düşme korkusuyla bağdaştırır.
Jack London,evrim teorisinin etkisiyle  yazdığı bu romanda,insanın insn olma sürecinden bir kesiti kendine has üslubuyla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96443</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97950a12-f81f-4a1d-a885-2a2826f0617e.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Mülkiyeli öğretmen Selahattin Keser, Deli Kadınlar&apos;ın deyişiyle Selocan, ikinci kitabında genç kadınların hikayesini anlatıyor.
KitapKurdu Kafe&apos;yi okul belleyen Deli Kadınlar&apos;ın yıllara yayılan değişimini, hayat maceralarını ve Selocan&apos;la kurdukları ilişkiyi özel bir anlatımla öyküleştiren Keser, herkesin birbirine benzemeye başladığı bir dönemde, 500 yıl öncesinde &quot;Gerçek bilgelik, deliliktir&quot; diyerek &quot;Deliliğe Övgü&quot; adlı eserini ayzan Erasmus&apos;u, 21.Yüzyılda bir kez daha canlandırıyor.
Selocan&apos;ın Deli Kadınları&apos;ı, belki de hepimizin yaşadığı ortamda, hepimiz gibi doğup büyüyen insanlar. Ama inatçılar ama hedefleri var ama gözü karalar ama yapmak istediklerini önlerine çıkan türlü engellere rağmen yapıyorlar.
Deli Kadınlar, sıradanlığa, boyun eğmişliğe, &quot;uslu&quot; olmaya bir yanıt aynı zamanda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96444</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f183acb7-6a74-4dec-81aa-06a8845f6b96.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikkatli Zeka Eğitim Seti 1. Kitap (4 Yaş)</image:title>
            <image:caption>DİKKATLİ ZEKÂ EĞİTİM SETİ- 1. KİTAP (4 YAŞ) 
Görsel Algı, Eksik Tamamlama, Örüntü, Duygular, Eşleştirme, Mevsimler, Yarım-Tam, 
Kirli-Temiz, Başında-Sonunda, Az-Çok, Genç-Yaşlı, Renk Kavramı, Farklı-Aynı, 
El Göz Koordinasyonu, Düz-Eğri, Taze-Bayat 
Dikkatli Zekâ Eğitim Seti, erken dönemde çocukların dikkat sürelerini uzatmak 
ve çevreleri ile olan etkileşimi artırmak amacıyla hazırlanmıştır. 
Anaokulu Öğretmeni Neşe Duran tarafından, 4 yaşa uygun olarak hazırlanan, Klinik Psikolog ve Oyun Terapisti Nurhan Ünder tarafından değerlendirilen bu set, üç kitap ve üç seviye hâlinde düzenlenmiştir. İlk kitapta dikkat süresinin artırılmasına yönelik çalışmalar vardır. 
İkinci kitapta bunların yanı sıra öğrenme ve dikkat alanı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. 
Üçüncü kitapta ise aynı anda birçok alan yer almaktadır. 
Bu kitaplardaki çalışmaları tamamlayan çocuğun dikkat süresi artırılmış 
ve algı seviyesi yükseltilmiş olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96445</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2605a60-37db-4d05-99ac-62724d4699a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikkatli Zeka Eğitim Seti 3. Kitap (4 Yaş)</image:title>
            <image:caption>Dikey-Yatay, Şekil Kavramı, Eski-Yeni, Geniş-Dar, Sayılar, İleri-Geri, Eşitlik Kavramı, 
Önünde-Arkasında, Duygular, Sesli-Sessiz, Hayvanlar, Eğri-Düz, Sıralama, 
Duyular, İçeride-Dışarıda, Mevsimler 
Dikkatli Zekâ Eğitim Seti kitapları, erken dönemde çocukların dikkat sürelerini uzatmak 
ve çevreleri ile olan etkileşimi artırmak amacıyla hazırlanmıştır. 
Anaokulu Öğretmeni Neşe Duran tarafından, 4 yaşa uygun olarak hazırlanan, Klinik Psikolog ve Oyun Terapisti Nurhan Ünder tarafından değerlendirilen bu set, üç kitap ve üç seviye hâlinde düzenlenmiştir. İlk kitapta dikkat süresinin artırılmasına yönelik çalışmalar vardır. 
İkinci kitapta bunların yanı sıra öğrenme ve dikkat alanı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. 
Üçüncü kitapta ise aynı anda birçok alan yer almaktadır. 
Bu kitaplardaki çalışmaları tamamlayan çocuğun dikkat süresi artırılmış 
ve algı seviyesi yükseltilmiş olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96446</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/811fdf49-d866-4f7b-a8e4-f434d242207f.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikkatli Zeka Eğitim Seti 2. Kitap (4 Yaş)</image:title>
            <image:caption>Dolu-Boş, Hızlı-Yavaş, Eksik Tamamlama, Görsel Algı, Eşleştirme, Ağır-Hafif, 
Renk-Şekil Kavramı, Sayı Kavramı, El Göz Koordinasyonu, Başlangıç-Bitiş, 
Renk-Sayı-Adet, Uzay Algısı, Örüntü, Kalabalık-Tenha, Önünde-Arkasında, Hayvanlar 
Dikkatli Zekâ Eğitim Seti, erken dönemde çocukların dikkat sürelerini uzatmak 
ve çevreleri ile olan etkileşimi artırmak amacıyla hazırlanmıştır. 
Anaokulu Öğretmeni Neşe Duran tarafından, 4 yaşa uygun olarak hazırlanan, Klinik Psikolog ve Oyun Terapisti Nurhan Ünder tarafından değerlendirilen bu set, üç kitap ve üç seviye hâlinde düzenlenmiştir. İlk kitapta dikkat süresinin artırılmasına yönelik çalışmalar vardır. 
İkinci kitapta bunların yanı sıra öğrenme ve dikkat alanı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. 
Üçüncü kitapta ise aynı anda birçok alan yer almaktadır. 
Bu kitaplardaki çalışmaları tamamlayan çocuğun dikkat süresi artırılmış 
ve algı seviyesi yükseltilmiş olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96447</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef84a524-a40b-4cdc-8427-a4352c292d18.jpg</image:loc>
            <image:title>Sonsuzluk Hükümdarlıkları</image:title>
            <image:caption>Ödüllü yazar Akemi Dawn Bowman&apos;ın kaleminden insanlığı yok etmek isteyen bir yapay zekânın varlığıyla mücadele eden ve öbür dünyada gezinen genç bir kız hakkında, son derece baş döndürücü bir biçimde zekice yazılmış olan bu bilimkurguda Westworld, Warcross ile buluşuyor. 
 
On sekiz yaşındaki Nami Miyamoto, hayatının daha yeni başladığından emindi. Harika bir ailesi vardı, liseden yeni mezun olmuştu ve en önemlisi, yıllardır âşık olduğu çocuk da dahil olmak üzere tüm sınıfının onu beklediği bir partiye gidiyordu. 
 
Peki sorun ne miydi? Oraya varmadan önce öldürülmüştü. 
 
Nami uyandığında, fiziksel bedenler öldüğünde insan bilincinin gittiği Sonsuzluk denen bir yerde olduğunu öğrenir. Oraya vardıktan hemen sonra, dünyadaki insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan, sanal bir asistan olan Ophelia&apos;nın öbür dünyayı ele geçirdiğini ve şimdi bir kraliçe olarak insanların gerçek dünyada ona hizmet etmek zorunda kalacağı bir biçimde onları köleliğe zorladığını keşfeder. Daha da kötüsü Ophelia, insan varlığını tek seferde ve herkes için yok etme konusundaki büyük planlarını gerçekleştirmeye daha da yaklaşmaktadır. 
 
Nami, Ophelia&apos;yı yenmek ve insanları tutsaklıktan kurtarmak için isyancı bir ekiple çalışırken geçmişini, geleceğini ve bizi gerçekten insan yapan şeyin ne olduğunu hesaba katmak zorunda kalır. 
 
Ödüllü yazar Akemi Dawn Bowman&apos;dan teknoloji, keder, sevgi ve insanlık hakkındaki büyük soruları araştıran keskin, aksiyon dolu bir hikâye sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96448</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/428886f1-2116-43ac-b65c-3f91e91e783f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk</image:title>
            <image:caption>Başkalarını eleştirip yadırgayan insanların mükemmellikten uzak olduğunu fark ettiğimde, başkaları ne düşünür diye yaşamaktan vazgeçtim. 
 
Kendini bile anlamayan birinin bir başkasını anlayabilmesi imkansızdı nasılsa. 
 
Kendini bile sevmeyen birinden bir başkasını sevmesini beklemek budalalıktı. 
 
Herkesin kendince haklı olabileceğini keşfettiğimde de tartışmaktan vazgeçtim. 
  Artık galibi olmayan savaşlarda kılıç sallamıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96449</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/994da75b-1a96-4733-b33e-7e64c516a6c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Göl</image:title>
            <image:caption>Jean Echenoz, Fransızların « Yaşayan Flaubert » dediği dünyaca ünlü bir yazar. Pek çok itibarlı ödülü var. Göl romanında polisiye bir macera üzerinden, kendine has üslubuyla sahici mi alaycı mı belirsiz, çok katmanlı bir hikâye anlatıyor. Hikâyede ince bir mizah da seziliyor. Grand Prix ödüllü roman aynı zamanda polisiye türünün bir parodisi olarak da okunabilir. 
 
Arka kapak yazısı : Esrarengiz bir dünyanın sırrını çözmeye çalışan Franck Chopin, hem böcekbilimci hem casus. Banliyölerinin çıkmaz sokaklarından ünlü meydanlarına Paris. “İhanet” teması çerçevesine yerleştirilmiş aşk ve serüven. Eşsiz geometrisiyle katman katman açılan, birbirine doğru tutulmuş aynaların görüntüsü gibi sürekli çoğalan sıradışı bir anlatı. Sahici mi alaylı mı belirsiz, kimi zaman anlamlı kimi zaman yersiz, ama illaki ironik bir macera. Hem polisiye hem polisiye parodisi, hatta belki de polisiyenin “yapısökümü”. Karşınızda Jean Echenoz’nun Grand Prix ödüllü romanı Göl.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96450</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6917aa04-fd12-42d8-b34b-72927fdc46f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Alkolü Şimdi Bırakın</image:title>
            <image:caption>Allen Carr’ın Easy Way (Kolay Yol) yöntemi, tüm zamanların en başarılı sigarayı bırakma yöntemi olmuştur. Dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca sigara içicisi, bu yöntemle sigaradan tamamen kurtulmuştur. Allen Carr’ın Easy Way yöntemi, tam da bize zarar veren şeyi arzu etmemize neden olan beyin yıkamayı çözerek işe yarıyor. Bu kitapta (Alkolü Şimdi Bırakın), Allen Carr’ın Kolay Yol yöntemi, içme problemine uygulanıyor. Allen, neden içme ihtiyacı hissettiğinizi açıklayarak ve sizi özgürleştirecek basit talimatları adım adım açıklayarak alkol tuzağından nasıl kurtulacağınızı gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96451</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d1882eb-a1ee-4594-b9e4-3cbbec2de666.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Şeker, Kötü Şeker</image:title>
            <image:caption>Allen Carr’ın Easyway (Kolay Yol) yöntemi, tüm zamanların en başarılı sigarayı bırakma yöntemi olmuştur. Dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca sigara tiryakisi, sigaradan bu yöntemle kurtulmuştur. Allen Carr’ın Kolay Yol yöntemi, tam da bize zarar veren şeyi arzu etmemize neden olan beyin yıkamaları çözerek çalışır. 

Bu kitap (İyi Şeker Kötü Şeker), modern dünyanın beslenmeye yönelik en büyük tehdidini ele alıyor: tüm dünyada obezite ve Tip 2 diyabet salgınlara neden olan rafine şeker ve işlenmiş karbonhidrat bağımlılığı. Şeker ve karbonhidrat tüketimi doğumla başlayan bir bağımlılıktır, ancak Kolay Yol yöntemini kullanarak kendinizi özgürleştirdiğinizde daha iyi bir sağlığın, daha yüksek enerji seviyelerinin, önemli ölçüde düzelmiş bir vücut şeklinin ve daha mutlu/sağlıklı bir yaşam tarzının keyfini çıkaracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96452</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a4a941a-7bc4-48d7-a41c-b5f7ce554975.jpg</image:loc>
            <image:title>Özlemini Duyduğunuz Aşkı Yaşamak</image:title>
            <image:caption>Özlemini Duyduğunuz Aşkı Yaşamak milyonlarca insanın daha tatmin edici ilişkiler yaşamasına yardımcı oldu ve her gün dünyanın dört bir tarafındaki işin uzmanı terapistler ve mutlu çiftler tarafından tavsiye ediliyor. Dr. Harville Hendrix ve Dr. Helen LaKelly Hunt, romantizmin nasıl canlandırılacağını ve günlük etkileşimlerin olumsuzluktan nasıl arındırılacağını açıklayarak size şu konularda yardım ediyor: 
·        Eşinizi seçme sebebinizi keşfetmeniz, 
·        Daha yakın olmanızı engelleyen güç mücadelesini çözmeniz, 
·        Partnerinizi dinlemeyi -gerçekten dinlemeyi- öğrenmeniz, 
·        İlişkinizde eğlenceyi ve kahkahayı çoğaltmanız, 
·        Yeni davranışlara yumuşak bir geçiş yaparak erken çocukluk deneyimlerinizi 
           iyileştirmeye başlamanız, 
·        Partnerinizle tutkulu hale gelmeniz, 
·        Hayallerinizdeki ilişki konusunda ortak bir vizyona kavuşmanız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96453</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd0f5601-edca-46c4-a849-8b98c4d99f7b.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku Ve Titreme</image:title>
            <image:caption>Dünyaca ünlü Danimarkalı filozof Soren Kierkegaard bu kitapta İbrahim Peygamber’in oğlunu kurban etme girişimi üzerinden imanı inceliyor. Kierkegaard’a göre iman akla sığan bir şey değil. Lirik bir dille yazılan kitapta Kierkegaard felsefesinin meşhur etik, estetik ve dini « varoluş aşamaları » da açıklanıyor. 
 
Arka kapak : 
 
Kierkegaard yazın hayatı boyunca pek çok kez başvurduğu üzere bir takma ismin, bu kez Johannes de Silentio’nun suskunluğunun ardına saklanıp iman kavramı üzerinde bir düşünme denemesinde bulunuyor. “Diyalektik Lirik” alt başlığını verdiği Korku ve Titreme’de Hegelci sistemin imanı rasyonel bir zemine taşıma girişiminin nafile olduğunu, imanın İbrahim Peygamber’in oğlunu kurban etmesindeki gibi üzerinde konuşulamayan, paradoksal bir yapı arz ettiğini lirik bir edayla okura sunuyor. 
 
Korku ve Titreme, Kierkegaard’ın felsefi programının da bir numunesidir aynı zamanda. İnsanın kendi hayatında da diyalektik bir süreçle etik, estetik ve dinî varoluş aşamalarından geçmesini kurban kıssasını üç ayrı problem olarak ele alarak göstermeye çalışır. 
  “Şimdi ben İbrahim’in öyküsündeki diyalektik elementi problemler biçiminde ayırıp böylece imanın ne korkunç bir paradoks olduğunu göstermek istiyorum: Bir cinayeti Tanrı’yı son derece memnun eden kutsal bir eyleme çevirme yeteneğine sahip bir paradoksu. Hiçbir akıl yürütmenin kavrayamayacağı şekilde İbrahim’e oğlunu geri veren paradoksu… Çünkü iman aklın bittiği yerde başlar.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96454</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bd5d133-d782-4c56-976d-af1e5da5c69b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arthur Rimbaud - Ateşi Çalan Şair</image:title>
            <image:caption>“Ölümsüz ruhum verdiğin sözü tut, unut yalnız geceyi ve yanan günü unut.”
– Arthur Rimbaud

19. yüzyılın yoksul ve isyankâr sokaklarında, zengin ve tutkulu sözcüklerle sembol yüklü
bir karabulut gibi dolaşan büyük şair Arthur Rimbaud’nun tekinsiz ayak izlerinin
anekdotudur bu kitap.

Topluma ve entelektüel camiaya ısınamayan bir uyumsuz, yersiz yurtsuz bir
yürüyüşçüdür o. Şiiri çok genç yaşlarda şehirde bırakıp sokaklardan çöllere geçse de
yazdıkları edebiyat tarihinin akışını değiştirecek kadar özgün ve ateşliydi.
Bir hayalperestin sınırları zorlayan yaşamına tanıklık etmek; özgürlük, tutku, aşk, acı,
uyumsuzluk, delilik, dâhilik ve birçok şeyi derinden hissetmenizi sağlayacak.
Arthur Rimbaud çağdaşlarının gözünde hep şöyle tarif edilmişti:
O ŞİİRSEL BİR İSYANDIR!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96455</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ec7d302-db7e-44f8-962c-35dd2670e548.jpg</image:loc>
            <image:title>Beni Yarım Bıraktın</image:title>
            <image:caption>Şimdi yalnızlık en iyi arkadaşım…
İçimde sürekli bana seslenen bir ses var, en zor anlarımda bile konuşmaktan vazgeçmiyor: “Bu hayatta çok şey gördük, geçirdik; hiçbir şey bizi yenip yıkamadı! Bunlar mı yıkacak? Zor yıkarlar!”
Ben vazgeçmiyorum gülüşlerimden. Hayatta yaşayacağım güzelliklere inanmaktan asla vazgeçmiyorum.
Önemli olan sevmek, sevilmek, çabalamak.
Gerisi boş bir balon.
Ne kadar yukarı çıkarsa çıksın, elbet patlayacak, elbet sönecek...
Ben gerçek duyguları aramaktan ve onların bir gün mutlaka yaşanacağına inanmaktan asla vazgeçmeyeceğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96456</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d67bd68a-3936-43c7-8513-42ff6473722e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ünsüz Youtuber&apos;ın Günlüğü - Cesaret Oyunu</image:title>
            <image:caption>Ezgi ve ekibi bu kez lisede. Okullarının adı Mermerciler Lisesi olsa da mermer ocağında dinamit patlatmaya niyetleri yok. Ama telefonlarına gelen mesajlara kafa patlatacakları çok açık. Bu mesajları yollayan kim? Cesaretlerini kim yokluyor? Onları aptalca şakalara yönlendiren bir telefon uygulamasının kime ne faydası var? Eğer bu bir tuzaksa kimler tuzağa düşecek? Hadi hep birlikte “play” tuşuna basalım, Mermerciler Lisesindeki şamatayı kaçırmayalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96457</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76bcb2f5-64c8-4a5e-bdc4-a7a2a2403dfc.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Yıl Okul Tatili</image:title>
            <image:caption>Chairman Yatılı Okulu’nun öğrencileri eğlenceli bir gemi yolculuğuna çıkacaklardı. Aileleri olmadan seyahat etme ve Yeni Zelanda’nın kıyılarını keşfetme fikri hepsini heyecanlandırıyordu. Gemileri Sloughi yolculuk için hazırdı, ertesi gün yola çıkacaklardı. Öğrenciler gemide, mürettebat ise şehirde geçirecekti karadaki son gecelerini. Fakat sabaha karşı ne olduysa geminin halatları şüpheli bir biçimde çözüldü. Şiddetli rüzgârın ve aniden bastıran fırtınanın da etkisiyle Pasifik Okyanusu’nun uzak bir köşesine savruldu Sloughi. Gemideki on beş çocuk için inanılmaz bir yaşam savaşı da böylece başlamış oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96458</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78cfa985-84bd-45dc-b412-8ad44e142d7d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancı Dil Perisi</image:title>
            <image:caption>Elif, başta annesi olmak üzere yetişkinlerin dil öğrenme konusunda ona yaptıkları baskıdan hoşlanmıyordu. İngilizceyi sevmiyor, arkadaşlarının sürekli kelimelerin son hecelerini uzatmalarına da sinir oluyordu. Keşke ingilizce öğrenmek zorunda olmasaydı! Siz de hiç böyle hissettiniz mi? “İngilizce çalış, oğlum.” “Kızım bizim zamanımızda bu imkânlar olsaydı neler neler yapardık.” diyenlere neler söylemek isterdiniz? Elif’in bu konuda sizinle paylaşacakları var. Belki Yabancı Dil Perisi’yle tanıştığınızda o da size bazı şeyler söyleyecektir. Ne dersiniz? Hazır mısınız? Macera başlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96459</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/541f5a66-1808-4464-b218-797af3e96f6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hakikat Şaraptadır</image:title>
            <image:caption>In Vino Veritas’ta, olayları bize aktaran William Afham’dır. Afham, Kierkegaard’un diğer metinlerinde rastladığımız aşina takma adlara karşılık ilk defa bu metinde tanıştığımız bir karakterdir. Kendisi bir davet düzenler, davette sınırsız şarap olacağını ve davetlilerden her birinin ancak şarap etkisini o kişide gösterdikten sonra, başka bir deyişle normalde kişinin söylemeyeceği şeyleri söyler duruma gelmesinden sonra konuşmaya başlayacağını bize söyler. Bu bağlamda konuşmalar olacaktır, sohbetler değil. Tartışmanın konusu Eros’tur ve konuşmalar erotik aşk üzerine dönecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96460</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8032d1c-7191-4c20-83fd-aa01b53d74df.jpg</image:loc>
            <image:title>Yen</image:title>
            <image:caption>Bir gaip cinayet romanı. 
 
Hepimizin kalp atışı eşsiz, biliyor musun sevgili okur? Ve hepimizin bedeninin gizli anatomisine açılıyor. Senin de anımsama vaktin geldi. Bu roman sihir içeriyor. Sen de çoklu algını hatırlayacak, duyusal olacaksın. Aslen iki sen varsın, iki ayrı evren sürümünde. Neden en iyi versiyonuna ulaşmak yerine, öğrencende sıkışıp ciltlendiğin yazgındaki tecrübenle yetinesin. Sıçrama zamanın geldi. Ruhun dürtüsünü yolladı benliğine, bu kitap eline geçti, bırak esrarengizleştirsin seni. Şimdi niyetini et, dikkatini ver ve sihir işlemeye başlasın yaşamında. 
 
Esra Oflaz, kozmik anlatıcı kimliğiyle insanın yeryüzündeki varoluş öyküsünü sorguluyor, sorgulatıyor. İnsan ruhunun değişkenliğini anlatan roman, benlik sorgusuna bizi taşıyan ruhumuzun dip dalgasının yarattığı anaforu da dile getirir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96461</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2996a4a7-a4c4-4fe9-9e48-1ae1587ae6b2.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Görür Düşler</image:title>
            <image:caption>Duyarlıklara sarsıcı bir bakış... 

Yaşamın yavanlığına ya da acımasızlığına karşı kendilerine özgü bir düş dünyası kuran yalnız, yabancılaşmış insanların hikâyeleri var bu kitapta. Gerçek dünyanın paslı gıcırdamalarının karşısına rüyaların işlek kurgusunu koyan insanların hikâyeleri…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96462</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81dec71b-d7d7-4060-a67a-c58ad2593144.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Bayan Aceleci</image:title>
            <image:caption>Küçük Bayan Aceleci</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96464</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0822197-2673-4b02-8955-e4d390952b82.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Ben Hepimiz Yaşasın Bedenimiz</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, kafiyeli eğlenceli anlatımıyla BEDEN OLUMLAMA gelişimini destekliyor. Farklı fiziksel özelliklere sahip olsak da BEDENİMİZİ SEVMEYİ teşvik ediyor. Hem metin hem de resimlerle beden çeşitliliğini örneklendirerek BİREYSELLİĞİ yüceltiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96465</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/591d54a8-6643-4a37-b16b-5ee9d7e7dd61.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Geçmiş Tükendi Ne Yarınlar</image:title>
            <image:caption>“Bütün solcu gençler gizli gizli aşk acısı çekiyordu, hepsi efkârlıydı. Solculukla aşk acısı akrabaydı sanki, her hallerine bir derinlik, efkâr, isyan sinmişti; göğse vurulan yumruk, koparılan düğmelerle hatırlarım onları. Aşklarını da devrim gibi kendi kapalı dünyalarında birbirleriyle paylaşıyorlar ama halleri, tavırları çekici bir haleyle kuşatıyordu onları. Biz çocuklar onların ‘ne olduklarını’ tam anlayamıyorduk ama onlar gibi olmak istiyorduk.” Türkiye’de sol hareket içinde ’68’liler ve ’78’liler üzerine çok konuşuldu. Nabi Kımran ise ’87’lileri hatırlatıyor; yani siyasi sosyalleşmesini 12 Eylül rejiminden çıkış döneminde, 1980’lerin ikinci yarısında yaşayan kuşağı... Kitap, gri bir ara dönemin bahse değmez “nesnesi” gibi görülen, daha doğrusu genellikle pek görülmeyen bu kuşağın yaşam, eylem ve duygu dünyasını anlatıyor. Onların özlemleri ve cesaretleriyle, büyük kayıplar vererek yürüttükleri mücadeleleri hatırlıyor ve hatırlatıyor. Bu “kayıp” görülen kuşağın temsilcilerinin 1990’lardaki ve 2000’lerdeki macerasının da izini sürüyor. Başta öğrenci hareketi olmak üzere, 12 Eylül darbesini izleyen on yılın atmosferi hakkında canlı bir tanıklık, Ne Geçmiş Tükendi Ne de Yarınlar... Öncesinde de, bu kuşağın 12 Eylül arifesindeki sosyalleşme ve siyasileşme (veya “solculaşma”) tecrübesine ilişkin, capcanlı bir tanıklık.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96466</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d15e8d0-b0a2-4914-a1b3-8fa36fff9eb7.jpg</image:loc>
            <image:title>Güle Güle - Seslerin Sessizliği Ciltli</image:title>
            <image:caption>Yeşilin içindeki yeşilleri göreceksin /Mavinin içindeki mavileri /Seslerin içindeki sessizliği /Artık beyninin gerisinden konuşacaksın /Soğancığından o sağır ama konuşkan /Beethoven’in kulaklarından /O sadelikte bir kallâvi kahve /Her yerin ağrıyacak sen ağaracaksın /Denizin ortasından yükselen bulutlarla Bir dolunayleyin /Bir ayağın gökte /Bir ayağın dal uçlarında /Yeni bir meyva olgunlaşıyor olgunlaşmış Düşecek dalından ölümsüz ölüm 
*Güle Güle *Övgü *İmana Geldim *Sadece Gerçeği Söyleyeceğim *Giderayak *Gelegiz von Marienbad *Masret *Negocu *Üç Nal Lokantasından *İkinci Salkım Söğüt *II.Perde *Şekvâ *Âşık Ölmez *Kaanuna Karşı *Burhan İçin *Baharat Yolu *W.B. Yeats’dan Bizans’a Yelken…*Yolda *Persona *Bir Daha Sefere *Tuhaflık *Mezmur *Rahmaninof Çalarken *Yılmaz Güney Doğuya *Kontıra Reklâm *Salihli’nin Kurşunlu’sunda Sabaha Karşı *Şimdii!..*Aslın Astarı *İlahiyât *Damga *Yazma-Okuma *Kokusal *Bay-Kay *İtiraf *Dörtlük *Nedenle Sonuç *Doğaçlamalar (Erdal Alova ile) *Atak *Heyheyli *Baştan Kara *Rubaî *Emil Galip Sandalcı’ya Saygı *Bahariye *Mehmet Akif Üzre *Gusman’ın Kabahati Nefes Almasıdır *Fikret’ten Tevkif *Yavuzer’in Cenazesine Giderken *Alem *İlâhi Komedi-II *Haykay *Prova *Musa Beğ için *Kurtuluş Savaşı *Sosyalist Uçurtma *Yunus’a İlahi *Ormancasına *Caz Şarkısı *İtiraf *Şarkı *Sır *Bir Çeviri Denemesi *Folklor Şiire Yarardır *Seslerin Sessizliği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96467</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf613d4d-772a-4a40-a361-20d80ccf356c.jpg</image:loc>
            <image:title>Meyhanede Hanımlar Ciltli</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar Meyhanede Hanımlar’da Cumhuriyet sayesinde kadınların kazandığı özgürlüğün sosyal hayata yansımasını, çerçevesini kimsenin tam olarak bilmediği içki yasaklarını, sanatta taklitçiliği mizahi bir dille hikâye eder.    
Mazhar Osman, Turşucu Cemal, Şehir Tiyatroları gibi dönemin popüler kişi ve konularına da değinilen Meyhanede Hanımlar’ı, Son Telgraf gazetesinde yayımlanmadan hemen önce yazarıyla yapılan röportajla sunuyoruz. 
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96468</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe75e646-13b0-4c06-9229-03ca15569857.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert - Kostümlü Doğum Günü Partisi</image:title>
            <image:caption>Mert, bir kostümlü doğum günü partisine davet edildi. Kendine harika bir uzaylı robot kostümü hazırladı. Ama tam partiye gitmek üzere çıkacakken, endişeye kapıldı. Ya diğer çocuklar kostümü beğenmezse? Ya komik olduğunu düşünürlerse? Bakalım kostümlü doğum günü partisi nasıl geçecek! 
Üretken ve yaratıcı olmanın, kendine güvenmenin ve zorluklar karşısında pes etmemenin önemini anlatan, çok eğlenceli bir hikâye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96469</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4a8ecb1-415e-4b40-a847-309cbc7fd231.jpg</image:loc>
            <image:title>İletişim - Eğlenceli Etkinlikler</image:title>
            <image:caption>İletişim yetenekleri STEM’in vazgeçilmez bir parçasıdır. Geleceğin STEM yıldızları, bu kitapta yer alan, harika resimlerin eşlik ettiği eğlenceli etkinlikleri yaparak, ifade araçlarını geliştirecekler. Böylece yaptıkları buluşları daha iyi açıklayabilecek, yaptıkları araştırmaların sonuçlarını daha sağlıklı çözümleyebilecek, yeni malzemeler bulup okurlarını daha iyi ikna edebilecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96470</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1114c6f2-e92f-4720-961c-05763200c590.jpg</image:loc>
            <image:title>Tonya’nın Fındıkkıran Balesi</image:title>
            <image:caption>Ben, Tonya! Seni dedemin fındık bahçesinde, muhteşem bir yıla davet ediyorum. Fındık nasıl yetişir, hiç merak ettin mi? Fındık deyip geçme! Her fındık tanesinde koca bir senenin emeği var. Dedem çok çalıştı, ben de ona yardım ettim. Sabırla bekledik, zorluklar karşısında hiç pes etmedik. Doğanın muhteşem döngüsünü beraber seyrettik, ona eşlik ettik. Sonunda, bu çabamızın karşılığında, birbirinden güzel fındıklarımız oldu.
Sen de bize katıl, doğanın eşsiz dansını Fındıkkıran Balesi’yle taçlandıralım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96471</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad09f06d-ed06-47da-98d9-eaec41c75d09.jpg</image:loc>
            <image:title>Harikalar Diyarı</image:title>
            <image:caption>Dünya güzelliklerle doludur, değerini bilirsen. Yapacak ne çok harika şey var, biraz düşünürsen. Hiç çekinme yeni şeyler denemekten. Keşfet dünyayı, öğren, eğlen!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96472</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf9f4d8b-4b18-4d6a-8915-b0edc43b2ffa.jpg</image:loc>
            <image:title>Sincap’ın Sırrı</image:title>
            <image:caption>Sincap çok ama çok heyecanlı. Tüm arkadaşlarını davet edeceği harika bir parti düzenliyor. Onlara sürpriz yapmak için, partisinin bir sır olarak kalması lazım. Ama Sincap dayanamıyor. Arkadaşına sırrını verse ne olur ki?
Minikler bu kitapta doğru ve etkili iletişim kurmanın önemini keşfedecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96473</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b9e5e68-db7b-48d6-8076-7010f2683930.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinolar Saymayı Öğreniyor</image:title>
            <image:caption>Dünyada yaşayan en zeki dinolar Birbirlerini buldular Beşli bir takım kurdular. “Biz saymayı seviyoruz” dediler, “Bu doğru! Madem biz sayabiliyoruz, sen de yapabilirsin bunu!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96474</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f102eb1-887e-4b5b-9477-a80f96367096.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk-ı Vefa</image:title>
            <image:caption>Çocukluk ve gençlik yıllarım ayrılık, üzüntü ve acılarla doluydu. Haksızlık karşısında asla baş eğmeyen bir insandım. Bütün zorluklara karşı kendi başıma mücadele ediyordum ve her zorluğun altından bir şekilde kalkıyordum. İhanetler, kirli tuzaklar, karanlık planlar beni yıldıramadı… Hayatım tıpkı bir harp meydanı gibiydi. Mücadelenin biri biterken bir diğeri başlıyordu… Ben karanlıklarla boğuşurken, hiç beklemediğim bir anda gönül dünyama aydınlık bir sevda doğmuştu… En zorlu imtihanlar da işte o sevdayla birlikte başlamıştı… Bundan sonrasını anlatmaya kelimeler yetmiyor… Tıpkı bir kasırga gibi yaşanmış sarsıcı hikayenin kahramanı olmak ister misiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96475</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/133d0d64-f07b-465c-ab80-e71e940ddc20.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Tavşanı, Dedem ve Ben</image:title>
            <image:caption>Dedem yalnızca boyumu ölçmeyi, sütü ve Ay Tavşanı’nı değil, oyun oynamayı da çok severdi. Bilmediğim pek çok oyunu bilirdi. İsim-şehir, üçtaş oyunlarını hep ondan öğrendim ben. Bir gün dedem yepyeni bir oyuna başladı. “Kimsin sen?” diye sordu bana. Nasıl oynanırdı ki bu oyun? “Ben peri padişahının oğluyum,” dedim. Kaf Dağı’nın ardında yaşıyorum…” 

Koray Avcı Çakman bu öykülerinde hayatı çocuklarla algılıyor, onların deneyimleriyle gözlemliyor, heyecanları ve beklentileriyle hissedip anlamlandırıyor. An geliyor, Kız Kulesi&apos;nin gizemine Pi&apos;nin müziği eşlik ediyor. Hindistancevizinin sabrı denizleri aşarken, Küçük Prens çat kapı beliriveriyor. Okurlar, Çağla Yiğit&apos;in desenleri eşliğinde öykülerin kahramanlarıyla birlikte çabalıyor, merak ediyor, seviniyor, bazen yitirilenlere üzülüyor, ama daima sahip olunan zenginliklerin, bellekte biriken hazinelerin farkına varıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96476</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b176c479-7045-44fb-b421-3259d0ebdc11.jpg</image:loc>
            <image:title>Kakadya ve Paylaşmayı Unutan Ardıç Kuşları</image:title>
            <image:caption>Yemyeşil, harika bir adanın en yaşlı kuşu olan Kakadya, bir kakadu papağanıydı. Hayat tecrübesinden dolayı, adadaki diğer kuşlar bir sorun yaşadıklarında sıklıkla ona danışırlardı. Bir gün, güzel ötüşleriyle dikkat çeken beş ardıç kuşuna denk geldi Kakadya. Dört tane ardıç ağacının yanında tartışıyorlardı. Kakadya çok geçmeden anlamıştı, bu kuşlar ardıç ağaçlarını paylaşamıyor, her biri bir ağaçtaki meyveleri tek başına yemek istiyordu. Bilge Kakadya, bu soruna da bir çözüm bulabilir miydi? Değerler Eğitimi Serisi’nin ikinci kitabı Kakadya ve Paylaşmayı Unutan Ardıç Kuşları, tatlı bir hikâyeyle paylaşmanın önemini hatırlatırken bazı kuş türleri hakkında da ilginç bilgiler içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96477</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea369c9f-56da-49c3-9644-0d149f259d89.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 4- Mantık ve Akıl Yürütme</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin dördüncü kitabı Mantık ve Akıl Yürütme, öğrencilerin temel bilişsel becerilerinin gelişimini eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, mantık ve akıl yürütme gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Mantık ve Akıl Yürütme kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Planlama ve Stratejik Düşünme kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Görsel ve İşitsel Algı, Dikkat ve Odaklanma, Planlama ve Stratejik Düşünme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96478</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fd2870e-d167-4fbf-942d-78dce9dc3d32.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Fare ve Orman Sakinleri</image:title>
            <image:caption>Uzaklardaki bir ormanda, en uzun ağacın altında, hem konuşkan hem arkadaş canlısı, çok sevecen bir fare yaşardı. Minik fare bir gün, birkaç hayvanla karşılaştı. Bu hayvanlar, şaka yapmaya bayılırdı. Bakalım minik fareye de şaka yapacaklar mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96479</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e2c5e91-dd70-4b9a-9fae-aa1e8383c56c.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 3- Planlama ve Stratejik Düşünme</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin üçüncü kitabı Planlama ve Stratejik Düşünme, öğrencilerin temel bilişsel becerilerinin gelişimini eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, planlama ve stratejik düşünme gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Planlama ve Stratejik Düşünme kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Planlama ve Stratejik Düşünme kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Görsel ve İşitsel Algı, Dikkat ve Odaklanma, Mantık ve Akıl Yürütme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96480</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94193f7e-5c67-4318-bc56-af2d50c24658.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 2- Dikkat ve Odaklanma</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin ikinci kitabı Dikkat ve Odaklanma, öğrencilerin temel bilişsel becerilerini geliştirmeyi eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, dikkat ve odaklanma gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Dikkat ve Odaklanma kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Dikkat ve Odaklanma kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Görsel ve İşitsel Algı, Planlama ve Stratejik Düşünme, Mantık ve Akıl Yürütme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96481</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60e29fbb-d410-4591-ac97-e97521246772.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 1- Görsel ve İşitsel Algı</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin ilk kitabı Görsel ve İşitsel Algı, öğrencilerin temel bilişsel becerilerini geliştirmeyi eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, görsel ve işitsel algı gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Görsel ve İşitsel Algı kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Görsel ve İşitsel Algı kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Dikkat ve Odaklanma, Planlama ve Stratejik Düşünme, Mantık ve Akıl Yürütme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96482</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb83e46b-4524-4adb-bd3e-f480e962c5c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Etkinlik Kitabı</image:title>
            <image:caption>Sanat nedir?  
Çizgilerin duyguları var mıdır? 
Renkler birbirine karışınca neler olur? 
Müziğin resmi yapılabilir mi? 
Sanat Etkinlik Kitabı, çocukların sanat konusunda merak ettiği konuları eğlenceli etkinliklerle okura sunuyor. Çocuklar, sanatçıların başlıca eserlerini, sanat dünyasındaki yerlerini, kullandıkları yöntemleri öğrenirken kesme-yapıştırma ve boyama gibi etkinliklerle sanat dünyasına ilk adımlarını Sanat Etkinlik Kitabı ile atabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96484</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7aada1f-7f08-40aa-8448-95e3282f62d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Ritmi - Fırtınaışığı (1.Cilt)</image:title>
            <image:caption>Çok uzun zamandır sakladığımız sırlar var. İzleyerek. Uyumadan. Sonsuzca. Çok yakında, artık bize ait olmayacaklar. 
 
Üç Olan Bir yakalanmış ruhu arıyor ama bunun farkında değil. Hapsedilmiş spreni, o kadar uzun zaman önce unutulmuş olanı… Bilgiyi, Roshar&apos;ın bütün halklarını lanetleyecek olan bilgiyi bulmak için kendi ruhunu zamanında özgür bırakabilecek mi? 
 
Yenik Asker mızrağı seviyor, kendi etine saplanmış olduğu halde. Yürüyor, her zaman, ışık olmadan karanlığın içine doğru. Yanında kendi kendine tutuşturabileceğinin dışında hiçbir ışık olmadan. 
 
Arızalı Kız Kardeş hatalarını görüyor, kendisinin hata olduğunu düşünüyor. Atalarından çok uzakta sanki ama onu omuzlarında zafere ve o en önemli sessizliğe doğru taşıdıklarının farkında değil. 
 
Ve en önemli olanı, Makinelerin Anası büyük bir baloda yalancılarla dans ediyor. Onların maskelerini düşürmek, gizli sırlarını bulmak ve dünyaya açık etmek zorunda. En kötü yalanların kendi kendine söyledikleri olduğunu kabul etmeye mecbur. 
 
Eğer bunu yaparsa, sırlarımız en sonunda gerçekler haline gelecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96485</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a957d76-2b09-4cf7-acd8-f276d72210ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Ritmi 2.Cilt</image:title>
            <image:caption>İnsanların düşman işgaline karşı koymak için bir ittifak kurmalarının ardından, Dalinar Kholin ve Parlayan Şövalyeler bir yıl boyunca devam eden, amansız bir savaşın içinde buldular kendilerini. İki taraf birbirine üstünlük sağlamayı başaramamış durumda ve Dalinar’ın kurnaz müttefiki Taravangian’ın ihanet etme ihtimali de stratejik kararlar almayı zorlaştırıyor. 
 
Tam da Navani Kholin’in âlimlerinin yaptığı teknolojik keşifler savaşın gidişatını değiştirmeye başlamışken, düşman cüretkâr ve tehlikeli bir harekata hazırlanıyor. Bu harekatın ardından yaşananlar Parlayan ideallerinin ciddi şekilde sınanması anlamına gelecek ve bir zamanlar gücünün zirvesinde olan kadim kulenin sırları da ifşa olabilir. 
 
Bütün bunlar olup biterken Kaladin Parlayan Şövalyeler arasındaki değişen rolünü kabullenmek durumunda ve Kaladin’in Rüzgârkoşucuları da kendi problemleriyle yüzleşiyorlar: Ölümcül düşman Kaynaşıkların sayısı artıyor ancak şerefsprenleri, Parlayanların sayısını artırmak için insanlarla bağ kurmayı artık istemiyorlar. Adolin ve Shallan, şerefsprenlerinin kalesi Payidar Fazilet’e ulaştırmak için yola koyuluyor. Sprenleri kötü tanrı Garaz’a karşı verilen mücadeleye katılmaya ikna etmeleri gerekecek, aksi takdirde başarısızlığın sonuçlarıyla bizzat yüzleşecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96486</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/257b5a9d-d94e-4d75-afa8-268dcd294d51.jpg</image:loc>
            <image:title>Hangi Diyet</image:title>
            <image:caption>Fatma Yavuz’u esas olarak “insanlığı” ile tanıdık aslında. Daha önce “uzak” olduğu hayatlar ile tanışıyor; onların acılarına, yasına, yaşadıklarına ortak olmaya çalışıyor; öteki seslere ses verirken geleceğe de umut taşıyordu. Kısmaya çalıştılar o sesi... Önce çalıştığı kurumdan ihraç ettiler, sonra linç korosu ile sindirmek istediler. Elbet susmadı Yavuz, susmayacak da... 
Bu kitap o sesin derli toplu bir hikâyesi ve direngen duruşudur. Aynı zamanda tarihe düşülen ibretlik bir not, geleceğe bırakılan anlamlı bir mirastır. Bu yanıyla “Hangi Diyanet? / Bir Aforozun Öyküsü” bir kitaptan çok daha fazla bir anlam taşıyor. Tarih ve yaşananlar şahit buna. 
Aydın Tonga 
 
Fatma Yavuz büyük, çok büyük cesaretle sorguluyor yüzlerce yıllık öğretiyi. Bir insan, bir kadın olarak adaleti, eşitliği savunmak üzere yorucu, hırpalayıcı bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta, akıl ve düşünceyi kalın duvarlarının arasında tutmaya çalışan kurumsal ve bireysel iktidarların, topyekûn aynı dili konuşarak nasıl da karşısına dikildiklerini anlatıyor. 
Fatma Yavuz’un cesur hikâyesi akıl, vicdan ve dogmayı yeniden sorgulayacağımız bir ibret vesikasıdır. 
Sabâ Altınsay 
 
Bu kitap sadece bir kuruma değil, resmî ideoloji tarafından tanzim edilmiş bir İslam&apos;a da karşı, bir Müslüman&apos;ın inancın özünü arayış hikâyesi. Okurken hayalimde ara ara, bir yandan engizisyon mahkemeleri, bir yandan Sokrates’in savunması canlanıyordu. 
Fakat Fatma Yavuz’un Diyanet’teki işini kaybetmesiyle sonuçlanan trajikomik yargılanışını izlerken beni asıl büyüleyen, örtmezse “görünen her saç teli için seksen bin sene yanacağına” inanarak büyümüş bu merak dolu, pırıl pırıl zekâlı kızın, sorgulayarak kazandığı çeşitli iç görüler ve farkındalıklar üzerinden, hak ve adalet savunuculuğuna geçiş yolculuğu idi. Bu yolculuğu olanca şeffaflığıyla samimi, doğrudan ve dürüst bir sohbet diliyle anlatıyor “Fatma Hoca”; olaylar gözünüzün önünde akarken baskılar karşısındaki cesaretine, inanç ve kararlılığına hayran kalıyorsunuz. 
Gülayşe Koçak</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96487</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/643a5870-076d-4324-bc57-d6aefd94ed5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Beden Çalanlar</image:title>
            <image:caption>PAN’IN LABİRENTİ yönetmeninden fantastik bir gerilim romanı... FBI’ın kadın ajanlarından Odessa Hardwicke’ın yaşamı, azgın bir katilin peşindeyken başına gelen akıl almaz bir olayla tamamen değişir. Saha görevinden alınan Odessa, emekli ajan Earl Solomon’la şans eseri tanışınca, yaşadıklarına açıklama getirecek kişinin avukat Hugo Blackwood olduğunu öğrenir. Manhattan’ın finans merkezindeki garip bir posta kutusu aracılığıyla ulaşılabilen bu gizemli avukat, ya tamamen delidir ya da insanlığı tehdit eden şeytani bir gücü durdurabilecek tek kişidir. Duydukları ve gördükleri karşısında şaşkına dönen Odessa, hiçbir FBI eğitiminin onu hazırlayamayacağı bir dünyaya dalmak zorunda kalacaktır. BEDEN ÇALANLAR, Akademi Ödüllü yönetmen Guillermo del Toro ve çok satan yazar Chuck Hogan’dan nefes kesici, fantastik bir roman. Yepyeni bir evrenin kapılarını açan sürükleyici bir gerilim romanı... Hugo Blackwood ve Odessa Hardwicke modern bir Sherlockvari ikili oluşturuyor. –BRAD MELTZER</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96488</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1c1dd0e-385e-4fe3-8b2a-156acffa7fb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecenin Gözleri</image:title>
            <image:caption>Bir kadın Somerset kıyısında bulunan gözlerden uzak bir sahil kasabasına gider. Kamera kayıt sisteminde kadının aracıyla park alanına girdiği ancak oradan hiç ayrılmadığı tespit edilir. LyndaKorin bir anda ortadan kaybolmuş görünmektedir. 
 
Kız kardeşi, kayıp insanları bulma konusunda uzman olan Dedektif David Raker’dan yardım ister. 
Raker ise kadının nereye gittiğini, tüm hayatını ardında bırakmayı tercih edecek kadar ne yaşamış olabileceğinin gizemini çözmeye çalışır. Ancak şoke edici gerçekleri bilen tek kişi LyndaKorin’in kendisidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96489</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9bfd8e0-d1f0-4edb-8fd5-25467b07badd.jpg</image:loc>
            <image:title>Jean-Jacques Rousseau - İnsan Özgür Doğmuştur Ama Her Yerde Zincire Vurulmuştur</image:title>
            <image:caption>“Diğerlerinin efendisi olduğunu düşünenler, aslında onlardan daha büyük bir esaret
içindedir.”

Jean-Jacques Rousseau gerçek bir Aydınlanmacı hümanisttir. Ömrünü insanın
özgürlüğüne ve eşitliğine adamış sıra dışı bir kişiliktir. İnsan haklarından bahseden ilk
Aydınlanmacı düşünürdür. Onun düşünceleri günümüzün sorunlarına, özgürlük, eşitlik,
insan hakları, ekoloji ve çocuk merkezli eğitim konularına yüzlerce yıl ötesinden ışık
tutar.

Fransız Devrimi’nin ilkeleri onun düşüncelerinden esinlendi. Düzeni, eşitsizliği ve
adaletsizliği cesur bir şekilde eleştirdi. Bununla da yetinmedi, yeni ve insancıl bir
toplumsal düzenin inşası üzerine yazdı. Geleneklere karşı çıktı. Monarşiyi ve Kilise’yi
karşısına aldı. Rasyonel aklın gözden kaçırdığı, hatta bilerek hesaba katmadığı duyguları
önümüze serdi. Vicdan ve merhameti...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96490</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/937e4212-9fc9-4de8-814b-5431a89fe8c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilimkurgu Okuryazarlığı</image:title>
            <image:caption>“BİLİMKURGU, LAZER TABANCALI DELİKANLILARIN METAL SUTYENLİ KIZLARI
KURTARDIKLARI ‘UCUZ’ UZAY FİLMLERİNDEN İBARET DEĞİLDİR.”
– PHILIP K. DICK.
Bilimkurgu nedir?
Bilimkurgunun temeli “novum” nedir?
Novuma göre bilimkurgu alttürleri nelerdir?
Bilimdışı kurgu nedir?
Bilimkurguyu gerçekten anlıyor muyuz?
Yapılan göndermelerin ve üzerine kurulduğu teorilerin farkına vardığımız bir okuma
gerçekleştirebiliyor muyuz?
Bilimkurgu hikâyeleri nasıl yazılır?
Bilimkurgu üzerine daha yüzlerce sorunun dünyanın en önemli eserlerinden örneklemelerle ele
alındığı bu kitap sadece bilimkurgu tarihini değil, felsefesini de açıklıyor.
Bu türe gönül vermiş, okumaya ve seyretmeye meraklı herkese hitap eden bu kitabı okuduktan sonra bilimkurguya bakışınız tamamen değişecek. Yıllardır bilimkurguyla ilgilenen editör Zümrüt Bıyıklıoğlu geek gözüyle bilimkurguyu groklamanız amacıyla yazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96491</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b1d35ba-b5c9-451b-ab39-3e1fba888847.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Sabrı</image:title>
            <image:caption>ZAMANIN SİHRİ SABIR, LANETİ İSE TEKERRÜRDÜR. 
 
Bizi biz yapan, aldığımız kararları etkileyen en temel şey hatırladıklarımız ve unuttuklarımızdır. Ancak her seçiş bir vazgeçişi ve ödenmesi gereken bir bedeli beraberinde getiriyor. 90’ların bitmesiyle birlikte unutmayı seçtiklerimiz, yüzleşmediğimiz, hesabını sormadığımız her şeyin bedelini; şimdi kırılgan bir demokraside, güvercin tedirginliğinde yaşayarak ödüyoruz. 
Sedat Peker ile kapısı kırılan 90’lar odasına giriyoruz birlikte. Bu kitap, içinde yaşarken göremediklerimizi üzerinden geçen 30 yıllık yaşanmışlığın olgunluğu ile hatırlayalım diye yazıldı. O dönem fark etmediğimiz örüntülerin, bugüne etkilerini görmeyi, aklıselim şekilde “Biz nerede hata yaptık?” diye sormayı amaçladı. 40 yaş altındaysanız, duyduğunuz isimlerin, okuduğunuz olayların aslında ne olduğunu sizin için özetledi. 
Bir anlamda 90’lar odasının kabaca tozunu aldı. Her şeyi raflarına dizdi, kutularına koydu. Kutuların üzerine etiketler yapıştırdı. 
Zamanın sabrı kapıyı açtı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96492</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a096a14d-6279-43ff-aaa1-830e74274fa7.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice In Wonderland</image:title>
            <image:caption>“Who In the world am I? Ah, that&apos;s the great puzzle!” 
 
ALICE IN WONDERLAND is a novel written by British author Lewis Carroll in 1865. It tells the story of a young girl named Alice who falls down in a rabbit hole into an underground fantasy world inhabited by strange creatures. It is considered one of the best examples of the genre of literary nonsense. The tale merges with logic and gives the story lasting popularity among adults as well as children. 
One of the best-known and most popular works of English fiction, its narrative, structure, characters, and imagery have been immensely influential in popular culture and literature, particularly the fantasy genre. It&apos;s been 150 years since Lewis Carroll introduced Alice in Wonderland, which has become a favorite with children and adults worldwide. Now it&apos;s your turn to read the timless adventures of Alice, perhaps the most popular heroine of English literature.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96493</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb0426b2-bfc1-4e8f-89c1-e3effc35030f.jpg</image:loc>
            <image:title>Şamanın Yaşam Çemberi</image:title>
            <image:caption>Sadece kim olduğunu unuttuğunda, gölgen seni baştan çıkarabilir. 
 
Şamanizm ve Kabala öğretilerinde ya da Jung’un çalışmalarında gölgeyle tanışmadan söz edilir. Gölge hep bizimledir ve hayatta kavga ettiğimiz, inatlaştığımız, sevmediğimiz ne varsa gölgemizde de o vardır. Çeşitli sorular ve çalışmalarla gölge ışığa çağrılmaya çalışılır ancak ışık büyüdükçe gölge de büyür. 
Bir bozukluğun tedavisi her zaman bir kahramanın yolculuğu potansiyeline sahiptir. “Pas”ın “altın”a çevrilmesi simyasal bir süreçtir. Böylelikle şartlanmalar, yaralanmalar, travmaya bağlı olan güçlerini serbest bırakır ve yeni potansiyellere dönüşebilir. Ancak böyle bir yolculukla ruhun kaybolmuş ışık parçaları yuvasına geri dönebilir. Herkes için gerekli olan bu süreç tüm masallarda, mitlerde ve efsanelerde anlatılır. Büyüleyicidirler çünkü zayıf insanlar karanlıklarıyla, zayıflıklarıyla ve şeytanlarıyla yüzleşerek asıl tohumlarına ulaşırlar. 

Yazar Felis Kohen, ŞAMANIN YAŞAM ÇEMBERİ kitabıyla sizleri iki kadim bilgeliğin harmanlandığı bir deneyime davet ediyor. Yaşamınızı gözden geçirmenize, yeniden kendinize odaklanmanıza ve kendinizi görmenize yardımcı olacak uygulamalar ve yol haritalarıyla gölgenin ışığa dönüşmesine yardımcı oluyor. Herkesi ruhuyla karşılaşacağı ve bir kahraman olarak yola devam edeceği çemberdeki o noktaya, mucizevi değişimin başlayacağı yere çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96494</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dce04ba-ad25-4893-932e-1013f1faa258.jpg</image:loc>
            <image:title>Kütleçekimi Dalgaları</image:title>
            <image:caption>50 yıl süren araştırmalar 14 Eylül 2015’te meyvesini verdi, kütleçekimi dalgaları keşfedildi ve astronomide bir devrim gerçekleşti. 
O güne dek, evrenin araştırılması elektromanyetik radyasyona (ışık, radyo dalgaları, X-ışınları…) bağlıydı. Ama elektromanyetik radyasyonu durduran hiçbir engel, uzay-zamanın dokusunda yol alan kütleçekimi dalgalarını durduramıyor. Bu nedenle optik ve radyo teleskoplardan sonra kütleçekimsel dalga teleskopları evrenin sırlarını keşfetmek için yürütülen çalışmalara büyük katkı yapacak. İlk hedefler evrenin evrimi, kara delikler ve karanlık madde olacak. 
20. yüzyılın ilk yarısında kuantum mekaniği araştırılırken bunun ne işe yarayacağını hiç kimse bilmiyordu. Fakat bugün, gelişmiş ülkeler, gelirlerinin yaklaşık üçte birini kuantum mekaniğine dayalı teknolojiler sayesinde elde ediyor. Kütleçekimsel dalga araştırmalarının ileride bilim, teknoloji ve ekonomiye neler katabileceğini şimdiden kim bilebilir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96495</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff0a8ae0-4ceb-4ad6-a3fa-e6c3bc3f6af6.jpg</image:loc>
            <image:title>Gel Bana Masal Anlat Set (4 Kitap)</image:title>
            <image:caption>4 Kitaptan oluşan bu seri sayesinde çocuklarımız çok sevdikleri masal kahramanlarını kullanarak kendi masallarını anlatacaklar!
Çocukların hayal kurma, kendilerini ifade edebilme ve problem çözebilme becerilerini destekleyen Gel Bana Masal Anlat kitapları, karıştır eşleştir oyun kitapları mantığıyla hazırlanmıştır.
Çocuklar bu kitaplarla eğlenceli bir oyuna dahil olarak konuşma becerilerini artıracaklar, beden dillerini daha etkili bir şekilde kullanmayı öğrenecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96496</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1065e0c-3fd9-4fa3-acb1-757e94bdb288.jpg</image:loc>
            <image:title>Eski Dostum Kertenkele</image:title>
            <image:caption>Uzakları merak eden, dünyada başka neler olduğunu sorgulayan Kuzgun, bir sabah yola çıkmaya karar verir. Yolculuk, tehlikelerle doludur fakat Kuzgun asla pes etmez. Hayalini kurduğu okyanusa kavuşmak için fırtınalara direnir. Hiç görmediği suya duyduğu özlem sayesinde kırık bir kanatla denize ulaşır. Hayatta bildiği pek çok şeyi ona susarak öğreten balıkçıyla karşılaşır ve kendisi gibi yalnız martıyla tanışır.

Kuzgun, dönüş yolunda dinlenmek üzere bir yuva yapar kendine. Fakat bu dikenli çalılarla dolu yer, aslında bir Kertenkele&apos;nin uzun zamandır yuvasıdır. İlk karşılaşma tatsız olsa da, bir süre sonra yalnızlıklarını paylaştıkları, yaşadıklarını anlattıkları iki iyi arkadaş olurlar. Kuzgun, yaptığı yolculukta gördüklerini anlatırken Kertenkele ise yıllardır saklandığı yuvasından çıkmak için cesaretini toplar.
Cesaret, özgürlük, merak ve dünyayı keşfetmek hakkında etkileyici bir modern fabl.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96497</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5083c3bd-ee8e-46b0-8ab9-741c9b03e148.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Tür Kıvılcım</image:title>
            <image:caption>11 yaşındaki Addie, yaşadıkları kasabada bir zamanlar büyücülükle suçlanan ve ‘cadı’ olarak adlandırılan ama aslında nöroçeşitliliğe sahip çok sayıda kadının öldürüldüğünü öğrendiğinde, bu &apos;cadıların&apos; hikâyesinde daha fazlası olduğunu bilir. Tıpkı kendi hikâyesinde olduğu gibi. Sahip olduğu keskin empati yeteneği sayesinde onların anısına sahip çıkmaya kararlıdır. Sadece kendisi gibi otistik ablası, Addie’nin hissettiklerini ve yaşadıklarını gerçekten anlar. Peki Addie, kasabasındaki insanların ona karşı bakışına meydan okuyup geçmişte öldürülen kadınların itibarının iade edilmesi için verdiği mücadeleden galip çıkabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96498</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f53b8b9-9edf-4dc0-a314-1fb7fba1bb2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Aceleci Ayıcık Babu - Asla Geç Değil</image:title>
            <image:caption>Ayı Babu, çok meşguldür. O kadar meşguldür ki ne arkadaşlarına selam verecek ne birine çarptığında özür dileyecek ne de kendi kendi kalbinin sesini dinleyecek vakti yoktur. Ta ki çok kıymet verdiği saatini kaybedene dek... Saatini bulmak için arkadaşlarından yardım isteyen Babu&apos;nun öğrenmesi gerekenler vardır. Arkadaşları, Ayı Babu’ya arkadaşlığın hayata kattığı güzellikleri hatırlatır.
Aceleci Ayıcık Babu, zaman kavramına başka bir gözle bakabilmeyi, sevdiklerimize zaman ayırabilmeyi ve kalbimizin sesini dinlemeyi lirik bir dille anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96499</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de045b6d-e2da-461a-9adc-750861c4a667.jpg</image:loc>
            <image:title>Bulurum Seni Okyanusta</image:title>
            <image:caption>Okyanusta Bulurum Seni!Bu hiç kolay değil ki!Karanlıkta gizlenen birileri var!Sincap Simsim’i takip et, okyanusu keşfet! Feneri iç bırakma! İpuçları yardım edecek sana.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96500</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1880dda0-02d0-4d49-b2f0-098a8fdd33c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Benimle Oynar Mısın Baba?</image:title>
            <image:caption>“Oyun, çocuk için sadece bir oyalanma ve eğlence aracı değildir; fiziksel, zihinsel, dilsel, motor, sosyal-duygusal gelişim alanlarını destekleyici bir role sahiptir. Oyun çocuğun en ciddi işidir” diyerek yola çıkan Ali Çankırılı Benimle Oynar mısın Anne’den sonra Benimle Oynar mısın Baba ile çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmek isteyen anne ve babalara bir destek eli uzatıyor.

Bilgisayar ve internet odaklı oyunların çocuklarımızı adeta işgal ettiği şu dönemde evdeki basit materyallerle bazen de hiçbir malzemeye ihtiyaç duymadan uygulanabilecek oyun ve etkinlikler giderek daha da önem kazanıyor. Çünkü çocuğun duygusal, bedensel, zihinsel olarak aktif biçimde katılacağı oyun ve etkinlikler dikkat, algı, duyusal gelişim ve farkındalık üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor.

Bu ihtiyacın farkında olan ama çocuklarıyla basitçe ve gelişimlerine destek olacak içerikte farklı oyunlar ve etkinlikler oluşturmakta zorlanan anne babalar Benimle Oynar mısın Baba’da yaş gruplarına, uygulanacakları mekâna ve kazanımlarına göre gruplandırılmış etkinliklerle çocuklarıyla dolu dolu vakit geçirecek, zaman zaman da geçmişin sokak oyunlarının bugüne taşınan versiyonlarıyla kendi çocukluklarına doğru keyifli bir yolculuğa çıkacaklar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96501</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6af0fff-bad5-4c8d-9b97-85bfff6709a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Dolunayın Özgür Kadınları</image:title>
            <image:caption>Zihin-beden, insan-doğa ayrışmalarının olmadığı kültürlerde, özünün bilincindeki kadınlara göre ay hali kutlanmaya değer bir doğuş, bir yenilenmeydi. Peki ne oldu da bu durum değişti? Kadının doğasına ait menstrual döngü nasıl “hastalık” olarak algılanmaya başladı. Dolunayın Özgür Kadınları, bu soruların cevaplarını bulmak için sizi 28 günlük bir yolculuğa çıkarıyor.
Op. Dr. Ayşe Duman, kitap boyunca çok önemli bir sorunun peşine düşüyor: Hiçbir organın fonksiyonu ağrılı değilken menstruasyon neden ağrılı olsun?
Siz de bu soruyu sormaya başladıktan sonra kitapta yer alan her günde katman katman açılan “nedenler silsilesi” ile karşılaşacaksınız. Silsilenin içinde menstrual döngü esnasında değişen hormonlar ve duygular da var; tarihsel süreçte ve günümüzde kadının ritmini bozan tutum, tavır ve inanışlar da… Tüm bunların dolunay ile ne gibi bir ilişkisi olduğu ise kitabın en keyifli sürprizi…
Dolunayın Özgür Kadınları, kadının kendini, gücünü, bedenini ve varoluşunu, ruh-zihin-beden bütünlüğünde anlamasını sağlayacak yolun taşlarını döşeyen, başvuru niteliğinde önemli bir kaynak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96502</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8511949-06f5-4c25-b7c3-1b40aee89fb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Cehalet Tutkusu</image:title>
            <image:caption>Bilginin ve bilgiye ulaşma yollarının yeniden tanımlandığı günümüzün hakikat sonrası, post-endüstriyel dünyasında gerçekle yalanı ayırt etmek zaman zaman imkânsız hale geliyor, bu da kasıtlı olarak bilmemeyi seçen insanların sayısının gitgide artmasına neden oluyor.
Filozof, sosyolog ve hukuk teorisyeni Renata Salecl Cehalet Tutkusu’nda, insanlık durumunun daima bir parçası olduğunu savunduğu “cehalet”i ve bağlantılı olarak “inkâr” kavramını masaya yatırıyor; hem travmatik bilgiye ulaşmaktan kaçınan insan doğasını hem de ideolojik mekanizmaları sekteye uğratacak bilgiyi inkâr yollarını insanlık durumu üzerinden açıklıyor. Kasıtlı cehaletin bilhassa kriz anlarında olumlu bir yanının da olabileceği fikrini dile getiriyor; cehaletin güce nasıl dönüşebileceğini disiplinlerarası örneklerle aktarıyor.
Felsefeden, psikanalitik ve sosyal teoriden, popüler kültürden ve kendi deneyimlerinden yola çıkıp Lacan, Foucault, Claude Lévi-Strauss gibi isimlerin argümanlarına referanslarda bulunarak cehaletin sosyal ve psikolojik nedenlerini inceliyor; cehalet tutkusunun aşktan hastalığa, travmadan genetiğe, adli tıptan büyük veriye kadar hayatımızın pek çok alanını nasıl etkilediğine dikkat çekiyor.
“Cehalet veya inkârın sosyal ve psikolojik motivasyonlarıyla sonuçlarının kapsamlı bir incelemesi... Sahte haberlerin, propagandaların, siyasi söylemlerin ve düello uzmanlarının medyaya hâkim olduğu bir zamanda, Salecl’ın analizi her birimize ‘cehaleti ve inkârı benimsemek’ için aldığımız kararlar hakkında düşünmenin yeni bir yolunu sunuyor.” –Kirkus Reviews
“Yeni yeni filizlenen cehalet araştırmaları alanına değerli bir katkı... İncelikli ve zorlayıcı.” –Linsey McGoey, The Philosopher
“Renata Salecl bu az ve öz, incelikli kitapta günümüzün yaygın cehalet tutkusunu ve bunun toplumun pek çok farklı düzeyinde nasıl işlediğini araştırıp belgeliyor. Son derece anlaşılır ve taze bir üslupla kaleme alınan kitap, pek çok insanın hayatına dokunan örnekler üzerinden bilmeme çabamızı analiz ediyor.” –Darian Leader</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96503</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b592a8e-c287-4e7c-97ec-7bfb378fdab1.jpg</image:loc>
            <image:title>Derviş</image:title>
            <image:caption>Fatih Sultan Mehmed, Midilli’yi fethedeli uzun yıllar olmamıştı. Türkleri kendilerine en büyük tehdit olarak gören Rodos Şövalyeleri mazlumlara zulmetmeye devam ediyordu.
İşte bu şövalyelerin önderliğinde, zenginliğin ve gücün merkezi Akdeniz’i ele geçirmeye ant içmiş yeni bir Haçlı ittifakı Türk varlığını mavi sulardan silmeye kararlıydı.
Fatih’in yiğit askerlerinden Yakup Ağa’nın ele avuca sığmayan yaman oğlu Hızır, bu ittifaka karşı vatanını müdafaa etmek istiyordu, ama nasıl?
İşlenmeyi bekleyen cevher misali, Hızır’ın ona yol gösterecek bir rehbere ihtiyacı vardı.
Bu cevheri işleyecek olansa kim olduğu ve nereden geldiği bilinmeyen gizemli Derviş’ti.
Ulvi bir amaç peşinde, tarihi değiştirecek bir sırra vakıftı...
Ve bu sırrı sahibine aktaracağı günü beklemekteydi.
Peki...
Hızır ile Derviş’in yolları nasıl kesişecek?
Hızır, sırrın sahibi olmaya mahir olduğunu gösterebilecek mi?
Derviş gerçekte kim?
Cem Sultan’ın mirası Hızır’ın ve Derviş’in kaderinde nasıl bir rol oynayacak?
Kitapları ve oyunculuğuyla Türkiye’de ve dünyada büyük ilgiyle takip edilen Bahadır Yenişehirlioğlu, Derviş’te ustalıklı bir kurgu ve etkileyici bir üslupla bambaşka bir tarih anlatısı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96504</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04eec2e9-69e8-42d4-8320-ecc81401562f.jpg</image:loc>
            <image:title>Derviş Pusulası</image:title>
            <image:caption>Derviş Pusulası başlığıyla neşredilen bu güzide eser, tasavvuf semasının “bâzu’l-eşheb”i yani “beyaz şahini” yüce veli Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin el-Gunye li-tâlib-i tarîk-ı hakk adlı eserinin son kısmı olan Tasavvuf Kitabı’dır. Bu önemli eserde Geylânî hazretleri, tasavvufun bir takım temel ıstılahlarına, kavramlarına açıklık getiriyor. Daha sonra sufilerin hem kendi içlerinde hem de sosyal hayatta takınması gerekli olan tavırlarını öyle detaylı bir surette anlatıyor ki bu eser tasavvuf yoluna sülük eden dervişlerin en temel rehberi haline geliyor. 
Sünnet-i seniyyeye ittiba eden insan kemal vasıflar kazanır; gerçek kulluğa giden yollar da esasen sünnet-i seniyyeden geçer.

İşte tarikat adabı haddi zatında müntesiplerine en baştan itibaren sünnet yörüngeli bir hayatı talim ve terbiye eder. Elinizdeki kitap bu anlamda tam da toplum içerisinde kılavuzluk görevi ifa eden hakiki mürşitlerin ve hakiki dervişlerin hem Allah’ın hem de Allah’ın kullarının haklarını ne şekilde gözetmesi gerektiğini gösteriyor. Yemek yeme adabı, arkadaşlık adabı, zikir ve sema adabı gibi gündelik edepleri izah ederken tasavvuf yolunda ilerlemek isteyenler için gerekli olan mücahede, tevekkül, güzel ahlak, şükür, sabır, rıza ve sıdk gibi kavramları da şerh ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96505</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e3ce830-f9c0-45b6-9d87-3929743b2e8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüzgara Fısıldayan Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Arkeolojik bir kazıda bulunan esrarengiz bir el motifinin Anadolu Ortaçağı&apos;na uzanan hikâyesi... 
 
Yıllarca Saltuklu Beyliği&apos;ne hükümdarlık yapmış olan Mama Hatun&apos;u zindandan kurtarabilmek için Mahsima Cihan Hatun, şifa arayışıyla Işık Ülkesi&apos;ne doğru at üstünde uzun bir yolculuğa çıkar. Bu zorlu yolculuktaki durakları olan karanlık manastırlarda, hanlarda, kervansaraylarda esen rüzgârlar, kulağına tarihin güçlü ve cesur kadınlarının hikâyelerini üfler. Kuvvetini duyduklarından alan Mahsima, nesillerdir yalnızca kadınlar arasında süregelen sırrı aydınlatarak, hükümdarı kurtaracak iksire ulaşabilecek, Mama Hatun&apos;u ve de kendi hayatını kurtarabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96506</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc6864eb-df82-492e-b626-9cf95ea175e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayaldi Roman Oldu</image:title>
            <image:caption>Upuzun bir yolculuktu bu. Hiç bitmeyecek izlenimi veriyordu. Yorucuydu. Nihayet özgün olaylarla örülü bir metin çıktı ortaya.
Hayaldi, roman oldu.
Kitabı bu gece bitirdim. Tan vakti girdi. Üsküdar gökleri kızıla boyandı. Birazdan sabah olacak, sonucu merakla bekleyen yayıncım metni almaya gelecek.
Kitap yayınlandıktan sonra bir nüshasını sana kendi elimle vermek isterim. Kim bilir, belki yine gelirsin. Günbatımına yakın sahilde oluyorum. Gelemezsen, sonsuzluk sahilinde bekle beni. Yoldayım, geliyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96507</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60afc407-547b-4646-85a6-ec838dc51f24.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Ayı</image:title>
            <image:caption>“Ufukta, güneşte bir siluet, bir şey hareket etmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar olmuştu. O kadar hızlıydı ki April az daha gözden kaçıracaktı. Büyük, uzun adımlarla yürüyen ve çok beklenmedik bir şeydi. Yeniden gözlerini kırptı. Her ne ise gitmişti.
Ancak April bir kutup ayısı gördüğüne yemin edebilirdi.”
 
Ayı Adası’nda hiç kutup ayısı kalmadı.
 
Araştırması onları altı aylığına Kuzey Kutbu’na götürdüğünde April’ın babası ona böyle söyler. Ancak bir gece April, ufukta belirgin bir ayı siluetinin hareket ettiğini görür. Orada olmaması gereken, aç, yalnız ve evinden çok uzakta olan bir kutup ayısı. Bir şeylerden mahrum kalmış bir ayı, tıpkı April gibi.
 
Aralarındaki beklenmedik bağ büyürken April yeni en iyi arkadaşını kurtarmaya kararlıdır ve böylece hayatının en büyük ve en önemli yolculuğu başlar.
 
Ayıyı kurtarmak için bir yolculuk... Ve belki bu, April’ın kendini de kurtarması için bir şanstır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96508</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b58cd85-fe01-4037-9589-542532cb4f39.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Ayı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Ufukta, güneşte bir siluet, bir şey hareket etmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar olmuştu. O kadar hızlıydı ki April az daha gözden kaçıracaktı. Büyük, uzun adımlarla yürüyen ve çok beklenmedik bir şeydi. Yeniden gözlerini kırptı. Her ne ise gitmişti.
Ancak April bir kutup ayısı gördüğüne yemin edebilirdi.”
Ayı Adası’nda hiç kutup ayısı kalmadı.
Araştırması onları altı aylığına Kuzey Kutbu’na götürdüğünde April’ın babası ona böyle söyler. Ancak bir gece April, ufukta belirgin bir ayı siluetinin hareket ettiğini görür. Orada olmaması gereken, aç, yalnız ve evinden çok uzakta olan bir kutup ayısı. Bir şeylerden mahrum kalmış bir ayı, tıpkı April gibi.
Aralarındaki beklenmedik bağ büyürken April yeni en iyi arkadaşını kurtarmaya kararlıdır ve böylece hayatının en büyük ve en önemli yolculuğu başlar.
Ayıyı kurtarmak için bir yolculuk... Ve belki bu, April’ın kendini de kurtarması için bir şanstır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96509</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/907d6c5d-7f1f-4e8d-a719-99f1d02176d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Harf Bir Medeniyet - Mim Kitabı</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. İlhami Yurdakul’dan, kültür ve medeniyetimizin “mim” süzgecinden geçirildiği yepyeni bir kültür tarihi çalışması: Bir Harf Bir Medeniyet: Mim Kitabı. Yurdakul, yazının tarihinden başlayarak genelde medeniyetleri özelde ise Türk-İslam medeniyetini “mim” harfi sembolizmi üzerinden adeta resmediyor. Sanattan edebiyata, siyasetten tasavvufa, sözlü kültürden bürokrasiye, mistisizmden rüya tabirlerine, medreseden mektebe, ebced hesabından musikiye ve gizli teşkilatlara kadar hemen her alanda kullanılan “mim” harfi sembolizmi, ilk defa bir harf monografisi olarak bir arada.
Orduda, maliyede, yargıda, İslam hukukunda ve merkez bürokrasisinde “mim” rumuzu hangi anlamlarda kullanılmıştır?
Sultan II. Abdülhamid, sadrazamın mühür ve mim rumuzu kullanmasını neden yasaklamıştır?
Matbaada “mim başı” ve “mim uzatmak” deyimi ne anlama gelmektedir?
Hat sanatında “mim” harfi hangi usulle yazılmıştır?
Edebiyatta sevgilinin ağzı neden “mim”e benzetilmiştir?
Tasavvufta “mim perdesi” ifadesi ve “yedi mim duası” nasıl izah edilmiştir?
Rüya tabirlerinde “mim” rumuzu hangi anlamlara gelmektedir?
İstiklâl Savaşı’nda kurulan “Mim Mim Grubu” nasıl çalışmıştır?
İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin şifreli kelimesi ve “mim” rumuzunun anlamı nedir?
Türk-İslam kültür ve medeniyetinin maddi kültür varlıkları ve düşüncesinin izahında “mim” harfinin daha nice gizemli bir sembol olarak yeri tek kitapta…
Prof. Dr. İlhami Yurdakul, tek bir harfin bile araştırma konusu olabileceğini, hakkında zengin malzemelerin bulunabileceğini ve alana özgün katkı sunabileceğini gösteriyor. Kültür tarihini “mim” perspektifinden, belgeler ve görseller eşliğinde okumak isteyenler için vazgeçilmez bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96510</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec52aa9f-8f97-4f2e-a87a-c7844c3cf03e.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi Set (4 Kitap)</image:title>
            <image:caption>BEBEK ÜNİVERSİTESİ- Hikâyeli İlk Kavramlarım
 
İlk kavramları tatlı hikâyelerle keşfetme zamanı!
 
Küçük-Büyük kavramları için mini mini bir bebek masalı!
Bir çocuğun “Nasılsın? “sorusuyla başlayıp dünyayı dolaşan bir iletişim hikâyesi!
Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller, şaşırtıcı bir masalda bir arada!
Renklerin en tatlı hali, tatlı bir hikâyede saklı şimdi!
 
Bebeğiniz hayatı keşfetmek için sabırsız.
En iyi keşif aracı kitaplar, minik kaşiflere eşlik etmek için hazır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96511</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16fd18a3-f0de-4fcf-946c-429f88311fcc.jpg</image:loc>
            <image:title>Felaketler Çağı</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. İlyas Gökhan; Felaketler Çağı: Orta Doğu’da Kıtlık, Kara Veba ve Salgın Hastalıklar (1200-1405) isimli bu çalışmasıyla, Türk etkisinin bin yıl sürdüğü Orta Doğu’yu, özellikle, 13. ve 14. yüzyıllarda Mısır ve Suriye’yi merkeze almakla birlikte bu coğrafyanın geniş hinterlandında görülen kıtlık, Kara Veba ve salgın hastalıkları, bunların çıkış sebeplerini, yayılmalarını, etkilerini ve sonuçlarını anlatıyor. Bilhassa bir pandemi haline gelen Kara Veba’nın Asya’da çıkışı ile Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılışını ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra söz konusu dönemlerde hüküm süren Eyyûbî ve Memlûk devletlerinin yönetici unsurlarıyla halkın yaşanan bu felaketler karşısındaki tutumlarını da gözler önüne seriyor.
Kıtlık ve salgın hastalıkların kent, kasaba ve köylerin demografik yapısını nasıl etkilediğine değinen İlyas Gökhan; ölümler ve göçler nedeniyle Mısır’da tarım alanlarının, çiftliklerin ve köylerin terk edildiğini, kentlerde ise pek çok mal, mülk ve servetin sahipsiz kaldığı için devlet hazinesine aktarıldığını belirtiyor. Kıtlık nedeniyle gıda maddelerinin fiyatlarının aşırı arttığını, bazı ürünlerinin ise yüz kat pahalandığını ifade eden Gökhan, kıtlığın açlığa dönüştüğü dönemlerde insanların hayatta kalabilmek için kedi, köpek ve hatta insan eti yemek zorunda kaldığına dikkat çekiyor.
Asırlar önce milyonlarca insanın ölümüne neden olan Kara Veba ile günümüzde dünyayı kasıp kavuran koronavirüs (Covid19) arasındaki benzerliklere değinen İlyas Gökhan, her iki salgın arasında yüzlerce yıl olmasına rağmen ortak siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçlar doğurduğunun altını çiziyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96512</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24d40f0f-9562-4793-b9e5-1635f03add02.jpg</image:loc>
            <image:title>Akraba</image:title>
            <image:caption>“Nerden gidiiim abi?&quot;
“Samanyolu&apos;na çık, Küçük Ayı&apos;nın solundan git!”
Taksi şoförü, yanında oturan Sinan&apos;a, ardından da dikiz aynasından çocuğa baktı.
&quot;Ufaklık çok şirin. Adı ne?&quot;
&quot;Ne bileyim ben!&quot;
Şoför bu kez ciddi bir hayretle baktı tuhaf müşterisine.
&quot;Adın neydi lan senin harbiden?&quot; diye sordu Sinan.
&quot;Söylemicem,&quot; dedi Ali somurtarak. Sinan tekrar önüne döndü.
&quot;Söylemezsen söyleme!&quot;
Durumdan hayli işkillenmiş olan taksiciye değil, yola bakarak konuştu;
&quot;Zaten gidecek yarın. Bilmesek de olur!&quot;
Akrabalık bağı nedir?
Kanların birbirine benzemesi…
Genlerin komşuluğu, tanışıklığı ve aynı soydan geliyor olmanın sorumluluğu
ve değiştirilemez ortaklığı?
Bu mudur esas olan?
Seçemez miyiz ailemizi? Seçemez miyiz kardeşimizi?
Gerçekten mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96513</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8aea7cf6-a43f-4d00-9d6a-493c457ad7da.jpg</image:loc>
            <image:title>Çakırkeyif Şiirler</image:title>
            <image:caption>sarhoşken yaptıklarımda
ayıklığımı arıyorum
ayıkken yaptıklarımda
sarhoşluğumu
belki de bu yüzden hep
çakırkeyif yaşıyorum</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96514</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71e93d4b-90e3-4248-ab83-5568d9a54a24.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Bisküvi Arası Lokum</image:title>
            <image:caption>“Elindeki paketten bisküvilerin ve gül kokulu lokumların kokusu geliyordu Edip&apos;in burnuna, aynı seneler öncesinde olduğu gibi.
Bir an önce iki bisküvinin arasına koyacağı gül kokulu lokumu şerbetle yemek için sabırsızlanıyordu, heyecanlıydı, seneler öncesinde olduğu gibi.”
Yazamamanın sancılarını yaşayan Edip, elli yıl önce yaşadığı köyünü ziyaret etmeye karar vermişti. Otuz beş yıl önce Türkiye&apos;den Almanya&apos;ya giden uçağa bindiği gibi bu sefer de Almanya&apos;dan çocukluğuna giden bir uçağa binmişti. Otuz beş yıl önce, tanımadığı insanlar ve bilmediği bir kültür için kilometrelerce yol katetmişti. Şimdi ise çocukluğunun geçtiği köye gitmesine rağmen durum farklı değildi. Elli yıl önce köyünden, otuz beş yıl önce ise İstanbul&apos;dan ayrılmıştı. Çocukluğunu, gençliğini, doğduğu köyünü ve büyüdüğü İstanbul&apos;u geride bırakmıştı. Şimdi, elli yıl sonra köyüne dönen Edip, eski tatlar, kokular ve tanıdıklar ile geçmişten gelen, unutulmuş ve yarım kalmış anıları su yüzüne çıkarıyor.
“Edip, derin bir nefes alarak başladı anlatmaya.
Tıpkı elli sene öncesinde olduğu gibi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96515</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2f834b1-d0f4-483f-9c0a-4c8627a2f68c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanada&apos;ya İlk Adım</image:title>
            <image:caption>“Yeşillik o kadar çok ki burada, binalar arasında yeşillikler değil de yeşilliklerin içinde binalar kaybolmuş sanki. Yeni binaların tamamının dış cephesi cam. Akşam olunca şahane bir görüntü var. Evlerin ışıkları yanmaya başlayınca sanki binalar simden elbise giymiş gibi görünüyorlar uzaktan.”
Ellili yaşlardan sonra ikinci evliliğini yaparak Kanada’ya yerleşen yazarın, her şeyi ile yabancı bir ülkede yaşama sıfırdan başlaması içinizde umut yeşertecek. Gözlemleri ufkunuzu aşacak, hayata ve insanlara bakış açınızı genişletecek.
Yazar hem Kanada’yı hem yaşadıklarını anlatırken kaleminden dökülen her cümle sizi Kanada’ya götürecek, orada gezdirecek ve hatta size orada yaşadığınız hissini verecek. Yeşillikler içinde nefes alacak, bin bir türlü insan tanıyacak, aile, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinin önemini anlayacaksınız.
Sağlıktan eğitime, trafikten yeşilliğe, özgürlükten yalnızlığa, aileden evsizliğe kadar merak ettiğiniz her sorunun cevabını samimi, yalın ve dürüst bir anlatımla bu kitapta bulacak ve bitirdiğinizde, hayata yeniden başlamanın yaşı olmadığını kabul edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96516</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a957d9bd-58e2-4614-b0d8-60906f416c28.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimse Masum Değil</image:title>
            <image:caption>“Hayat, biz başka planlar yaparken başımıza gelenlerdir.”
İnsan, hayatında en fazla kaç kez “Daha kötü ne olabilir ki?” diyebilir? Bazen beklemediğimiz durumlarla karşılaşırız ve bu aşamada bir yol ayrımı çıkar karşımıza; ya geçmişe takılıp kalacağız ya da yaşadığımızın en kötüsüne inat, unutup devam edeceğiz. Fatmanur üniversiteye başlarken, cebinde son kalan üç beş parça kırılmışlık ile devam etmeyi seçti. “Daha kötü ne olabilir ki?” dedi, daha kötüsü oldu. Bir anda tüm hayatı altüst oldu Fatmanur&apos;un. Gözlerini açtığında bir hastane odasındaydı, babasının son sözleri çınladı kulağında. Her şey bir anda olmuştu. Komodinin üzerindeki mektubu okumaktan vazgeçmeseydi, belki bir şeyleri değiştirebilirdi… Sığınabileceği bir tek kişi kalmıştı artık ama eline geçen, o son mektup ile kötünün daha da kötüsü olabileceği gerçeğini çok acı bir şekilde kabul etmek zorunda kaldı… Kalan son umut parçasını da alıp götüren mektuptan sonra artık yapayalnızdı. Yine o yol ayrımına gelmişti işte, aynı yolu seçti ve veda mektuplarını yazıp sabaha karşı ayrıldı evinden tüm kalp kırıklıklarını da yanına alarak…
Okurken Fatmanur&apos;un yolculuğunda ona eşlik edecek, yol ayrımlarına şahit olacak ve kendinizden izler bulacaksınız.
Unutmayın; “En kötüsü bu!” dediğiniz her yol ayrımına belki de bir gün teşekkür edeceksiniz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96517</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84811b10-4513-4233-bd60-5c1d7b6df75b.jpg</image:loc>
            <image:title>Olyapole</image:title>
            <image:caption>Şiir idrak edilenin sınır dışına vurulan kanattır. İnsan şuurunun anlam havzasından taşan ve anlaşılmaktan ziyade duyumsanmaya ayarlı bir cihet taşır. Şiir; örülmüş saçlarını yazıdan çok müziğe kenetler. Bu kenetlenen çentik bir doru tay ve kızgın nal kadar ebedîdir. Şiir potansiyel olarak bir nükleer başlık kadar güçlüdür. Aklımıza gelebilecek her endüstriden daha güçlü bir potansiyeldir bu bahsettiğim.
Size bir sır: Büyük şairleri okumak fazla sıkıcıdır. Şiirin hayata temas edenine az rastlanır. Bir tebessüm bile yaratmaz çoğu... Bana üniversite yıllarımda şiir getirenler olmuştur. Sorarlar “Şiiri nasıl buldun?” Ne yazık ki zor buldum derim onlara. Bu benim harika, şair olduğum manasına gelmez. Ben çok iyi değilim ama onlar fazlasıyla kötü. Onlara şunu söylerim: “Bir pire karşıdan karşıya geçer.” Hadi bundan bir şiir yaratın derim. Bundan şiir olmaz derler genelde. Basit bir şeyi dâhiyane bir şekilde anlatmaktır aslolan sakat mısralar yazmak değil oysa... Örneğin kendi şiir tanımını yapamayan şairler var çevremde. Gülerim onlara arada da gülüşüm sızlamaz değil hani. Şiir hapşıracağı yere çığlık atmak gibidir. Örneğin büyük şairler… Onları okurum sonra “Bunca adamı özel yapan şey nedir?” derim. Bazen çarpık gramerle dans edenler de vardır ama yeterince özel değil. Biz hala o büyük adamı bekliyoruz. Bir Antichrist (Deccal) edasında bu saçma inançları özel yapan şeyi putsavar dizelerle yıkacak adamı. Bukowski&apos;nin dediği sözü evrensel edebiyata uyarlarsak: Ölü bir Yunan tanrısından daha fazla önemsenmesi gereken şeyin, yaşayan dünya ayyaşları olduğunu ispat edecek birisi hala beklenmektedir.
Hayata temas eden ve umursamaz. Kendini ciddiye almayan fakat gerçekleri anlatmak için yalan söyleyen bir şiir. Şiir kendimizi güncelleme vasıtası ve en baştan varoluşumuzu tanımlama şansına neden olmazsa; bir hiçtir.
Öyleyse:
Orada bir gölgesine yaslanan mı var?
Orada cennetten seslenen mi var?
Orada; tam senin gözlerinde
Cehennemden alev gözleri ıslanan mı var?
Gözlerin esrarlı anın mabedi
Gözlerin, ısrarlı, şanın ebedi
Gözlerin, fasih Farsça&apos;dan bedi
Gözlerin ve ruhun bana söyledi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96518</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e23293a-6e5c-4423-b2ff-b9674b069917.jpg</image:loc>
            <image:title>Soğuk Hikaye</image:title>
            <image:caption>-Günün sonunda genç kız not defterine su cümleyi yazmıştı, &quot;İnsanoğlu varken görmeyip, yokken aramaktan ibarettir.&quot;
- &quot;Müziği Müzik Yapan Ses Değil Sessizliktir. Hayatta Aynı Şekilde Yaşananlardan Değil Yaşanamayanlardan İbarettir.&apos;&apos;
- &quot;Her ses bir nota, sessizlik müziğin kendisidir, her ışık bir aydınlık, karanlık ise güneştir. Var olanlar yok olduğundan emin olduklarımızın fedakarlıklarıdır.&quot;
-. Haksız olduğunu biliyordu, pişmanlığının acısını çekerken çektiği acıların pişmanlığını duyuyordu.
- &quot;insanın istekleri bencil içgüdülerinin yobaz artıklarıdır. İnsanlar yönetilebilir. İsteklerini karşılayabileceğin sahte bir oyun fazlasıyla yeterli olacaktır. Bu başarılırsa insanlık, senin istediğin yöne doğru kendi amacı uğruna koşar.&quot;
- &quot;İnandım ki bugün cesaret edilemeyen fedakârlık, birçok umutsuz ruhu cesaretlendiriyor. En umutsuz zamanım, bana en çok güç veren kararı aldırdı. Evet, hâlâ korkuyorum, bir nebzem hâlâ üzülüyor. Biraz da umutsuzluğum var, ama bunlar da olmalı insanda. Ben bir insanım. Bunları yok etmem, kendimi parçalamaktan farksız. Anlıyorum ki insan, bunların yarattıklarıyla da güçlenebiliyor. Ve sen vicdanım, beni terk etmediğin için minnettarım. Düşündüm, kendim için bir bencillik mi yapıyordum? Kendimde olanı, bırakmamak için miydi tüm bunlar? Eğer insanın kendisine iyiliği olmazsa, kendine merhamet duymazsa başkalarına ne faydası olurdu ki?&apos;&apos;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96519</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dae980ee-a0d6-4ec7-ad6d-b1ea1a0f4030.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Kilitli Sanduka</image:title>
            <image:caption>Her insanın bir öyküsü, her öykünün koca bir dünyası vardır. Kısa ama öz, karmaşık ama alabildiğine yalın bu öykülerde belki kendinizden bir parça bulacak, belki okudukça kaybolacaksınız. Sonra bir an gerçekliğin ötesinde bir yerde gözlerinizi açacaksınız hafif bir gülümseme ile…
Ustaca kurgulanmış masalsı öyküler Üç Kilitli Sanduka’nın içinde sizi bekliyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96520</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d960a463-bf60-4619-9b20-f18649591d4e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakup ya da Babasız Oğulsuz</image:title>
            <image:caption>Yaşamımıza yön veren dönüm noktaları, çoğu zaman kurgusu tamamlanmış hikâyelerin ürünü olmanın ötesinde değildir. Bu hikâyelerin değişmeyen en belirgin özelliklerinden biri de giriş kısmının genellikle en tatlı yemişlerin sunulduğu süslü bir alandan oluşmasıdır. Toplumca kutsanan ve törenler ile şenlikler ile kutlanarak aralanan kapılar, insanı genellikle hatalara sürükleyen, payına pişmanlıklar düşüren serüvenin ilk adımlarıdır. Gerçeklerin ağır yükünü sırtlayarak ilk adımlar aşılıp bir hayli yol kat edildikten sonra geriye dönüp bakıldığında birçok şeyin yitip gittiğini görmek kaçınılmazdır. Bir esaret, bir kıstırılmışlık hali…

Bir araya gelen aynı dertten muzdarip iki babanın henüz yolun başında ya uzak durmayı ya da fazlasıyla sorgulayıcı olmayı gerektiren sınırlı zamanı es geçtiği ve sonrasında kendini rüzgârın estiği yöne bırakarak yol kat ettiği süreçte birikmiş deneyimleri onları farklı düşüncelere, yargılara sürüklemekte. Bazen keyifle, bazen hüzünle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96521</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2b195de-abe1-4f57-8767-97d12f201e3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedektifler İz Peşinde</image:title>
            <image:caption>Renkler bir bir ortadan kaybolurken insanlar, şaşkınlık ile olan durumları izliyorlardı. Doğa, ona verilen zararın acısını renkleri saklayarak çıkartıyordu. Çözüm yolu ise sadece çocukların elindeydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96522</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd0ffa76-c161-4bfe-b4a6-6fecde0978b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadın Politikacının Anıları</image:title>
            <image:caption>“Matematik amfisinde dersteydim, arka kapıdan Esin dendiğini duydum. Bugün hatırlamıyorum ama yine yakın arkadaşlarımızdan ya Selami ya da Eftal&apos;di; tutuklandıkları haberini verdi. İkinci tutukluluğu üç hafta kadar sürdü. Yine Nail Atlı&apos;nın aracılığı ile Mustafa&apos;yı ziyarete gittim. Mustafa geldi, biz onunla konuşurken, açılan kapıdan içeriye Deniz Gezmiş girdi. Arkasında Hüseyin ve Yusuf vardı. Deniz bana dikkatlice baktı, &quot;Lan Bozoğlu seni kafesleyen kız bu mu?&quot; dedi. Sonra kalın bir kahkaha atarak, &quot;Bacım sen bu herife nasıl güveniyorsun? Bunun okulda gezmediği kız kalmadı.&quot; dedi.
Ben heyecandan kilitlenmiştim. Şaşkınlıkla, &quot;İstediğiniz bir şey var mı?&quot; diye sordum. Yine bir kahkaha attı; &quot;Yarın duruşmamız var. Silahlarımla birlikte tahliyemi isteyeceğim.&quot; dedi ve çıkıp gittiler. Birkaç gün sonra Deniz&apos;lere görüş yasağı kondu. Kısa bir süre sonra da 6 Mayıs 1972&apos;de idam edildiler. Ben o tarihten beridir onlarla ilgili kitapları okuyamam ve resimlere bakamam.”
“Sayın Esin Bozoğlu SHP&apos;de her kademede başarılı çalışmalar yapmış bir arkadaşımdır. Kadın ve gençlik örgütlenmesine önemli katkılar sağlamış, onurlu ilkeli duruşu ile tanıdığımız Esin Bozoğlu&apos;nun deneyimlerini ve anılarını aktardığı kitabının yeni kuşaklar için yol gösterici olmasını diliyorum.”
Şişli Belediye Başkanı
Muammer Keskin
“Sayın Esin Bozoğlu siyasette tabandan gelip bileğinin hakkıyla Genel Sekreter Yardımcılığına kadar yükselmiş bir arkadaşımdır. Mücadeleci kimliği ile parti içind e ve sivil toplum örgütlerinde ilerici çalışmaları ile tanıdım. Özellikle kadın ve Gençlik örgütlenmelerine tükenmez çalışkanlığına, bir kadın ve bir anne olarak siyasette neler başarılabileceğine örnek oluşunun tanığı oldum. Şimdi bu çalışmalarının ürünü olan birikimlerini kitaplaştırarak bizimle paylaşıyor. Yeni kuşaklara ilham vereceği inancı ile başarılar diliyorum.”
İç İşleri Eski Bakanı
Hasan Fehmi Güneş</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96523</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a55bc4fd-e9f8-4892-a2a6-2ac191c37e50.jpg</image:loc>
            <image:title>Asmina - Uyanış 1. Kitap</image:title>
            <image:caption>İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğunuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar.
Franz Kafka

Tasavvuf öğretisinin amacı, bizlere tüm evreni çalıştıran gücün kapısını açabilecek anahtarı vermektir. Bunu yapabilme gücümüz, biz onu uyandırana kadar uyku halindedir. Bu kadar müthiş bir gücü uyandırmanın anahtarı, kendimizi dünyadan ayrı değil onun parçası olarak görmektir. Çünkü insan bütün evrenle bağlantılıdır. Bu bağlantıyı sağlayan da bilincimizdir. Her birimizin içinde saf, titreşim halinde bir bilinç okyanusu var. Bu bilinç okyanusu düşüncenin kaynağı ve tüm maddelerin kaynağıdır. Gerçekte gördüğümüz şekilde bir madde yoktur. Tüm madde, kaynağını atomun parçacıklarını bir arada tutan kuvvetten alır. Bu gücün arkasında Tanrı tarafından yaratılmış bilinçli ve akıllı bir zihin vardır. Yaratılan her şeyin hakikati bu zihindedir. Bu zihin de Levh-i Mahfuz&apos;dur. İnsanoğlu Levh-i Mahfuz&apos;la iletişim kurma ve her şeyin hakikatini öğrenme gücüne sahiptir. Fakat sahip olduğu bu potansiyel gücü nasıl kullanacağını bilememektedir. İşte elinizdeki kitabın yol gösterici konusu budur. Derviş Usta, Asmina&apos;ya tasavvuf ile modern fiziğin kesişme noktalarını göstererek sahip olduğu potansiyel gücü nasıl kullanacağını, tasavvuf öğretisiyle mürşit, mürit ilişkisi içinde anlatmaktadır.

Dünyanın ihtişamına rağmen gerçeklerin peşinden gitmek isteyen bir kadın ve ona bu yolculukta rehberlik edecek bir adam... Bu ikilinin çıktığı yolculukta sabrı, vefayı, sevgiyi ve daha nice güzel duyguları bulacak, kendinizi hakikatin şefkatli kollarına bırakacaksınız.
Sema Öztürk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96524</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ff2af3a-ba2f-4542-85fe-6a2ba2174217.jpg</image:loc>
            <image:title>Algea ve Bruce&apos;un Varoluş Dayanışması</image:title>
            <image:caption>“Hakkında bir şey bildiğimi her zaman söylediğim tek şey aşktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96525</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3124de47-1809-4899-9e49-6de479b43929.jpg</image:loc>
            <image:title>Labirent - İhanet Sarmalı</image:title>
            <image:caption>Bir cinayet masum olabilir mi? Sonu gelmeyeceği düşünülen haksızlıkların çözümü kaynağı ortadan kaldırmak mıdır? Şiddetin ne olursa olsun açıklaması olmadığını savunurken şiddet uygulayanın ölmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

Başkomiser Tayfun bir dizi cinayetleri çözmek için ekibiyle gece gündüz çalışmaya devam ediyor. Hırsın, kıskançlığın, kontrolsüz öfkenin neden olduğu üzücü sonuçlarla boğuşuyorlar. Terazinin neresinde dururlarsa dursunlar adaletin tam olarak sağlandığından emin olamıyorlar. Şiddete uğrayan kadınlar, sömürülen sevgiler, yıkılan güven, taciz, tecavüz ve daha nice dinamiği içinde barındıran tüm bu vakalar çalışma ortamlarını adeta bir labirente çeviriyor. Bu labirentin içinde çıkış yolunu ararken onlara eşlik etmek ister misiniz?

Evinde ölü bulunanünlü biyokimya uzmanı Prof. Dr. Fehmi Karadağ&apos;ın katili kim? Paksoy Holding&apos;in Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Paksoy&apos;un trafik kazası dosyası neden Cinayet Büro masasında? Yoksa Tayfun Başkomiser&apos;in eşi Sabiha ölecek mi? Mert Mutlu&apos;nun katili bulunamayacak mı? Tayfun ve ekibini bekleyen büyük sıkıntı ne? Edilgen Kuyumculuk&apos;un sahibi Baran Edilgen&apos;in eski eşi Neslihan Kaya Atakan&apos;ın hikâyesinde kime hak vereceksiniz?

Vuslat Çatırlar&apos;ın ilmek ilmek işlediği her bir hikayede adalet anlayışınızı yeniden gözden geçirecek ve hassas durumlarda sınır çizgilerinin silinikliği karşısında şaşıracaksınız. Toplumu sarsan olayların yeniden ele alındığı bu dizide insan yaşamında kimin söz hakkı olması gerektiğini sorgulayacaksınız. Kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verecek o yüce kişi olduğunu düşünenleri destekleyecek misiniz, yoksa karşı mı çıkacaksınız? Peki, ya her ikisi birden olduysanız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96526</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f37ba4d0-5ee1-44a1-9a34-e8a4d5f56774.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadın Olmak Zor Zanaat</image:title>
            <image:caption>Sus sus nereye kadar, duvarla konuşmak varken.
O duvar ki duvar gibi sana bakmaktayken.
Nasıl çıkar boğazından dem haykırışlar?
Ancak çığlık yaraşır bu susmalara, durma!
Dök zehir zemberek katran yüreğindeki acıları bir bir.
Haykır duvardaki olmayan surete tek tek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96527</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77c8cf5e-77ed-4302-a81c-65c78ba97270.jpg</image:loc>
            <image:title>Farelerin Günlüğü</image:title>
            <image:caption>Olamaz!
Safran, Kömürcük, Fındık, Fıstık ve Pofuduk’un başı dertte.
Fare kardeşler, karınlarını doyurmak için yer altındaki sıcacık yuvalarından çıkmalı.
Fakat Baykuş Efendi, Yaban Domuzu ve Tilki Hanım ormanda onları bekliyor.
Kardeşler ormanda yiyecek ararken, siz de her şeyin birlikte yapılınca daha güzel olduğunu keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96528</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abb4e625-4ab2-440c-ac5c-f0dbdaa3f39e.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz’in Rüyaları - Dağınık Bonbon</image:title>
            <image:caption>Tüm maceralarda başarılı olmanın sırrı bu kitapta gizli!
Elinde en sevdiği kitabıyla uyuyakalan Deniz, gözlerini açtığında karşısında Kartalo’yu görüyor ve kendini yeni bir maceranın içinde buluyor. Hadi gelin birlikte sayfaları çevirelim ve Kartalo’nun Deniz’e verdiği önemli görevi öğrenelim. Bakalım Deniz başarılı olabilmiş mi ve bu maceranın sonunda neler öğrenmiş?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96529</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b4bac77-a722-4b2e-bbc4-302d04206c16.jpg</image:loc>
            <image:title>Lamekan</image:title>
            <image:caption>Çekirdek ailesi ile birlikte mutlu bir yaşam süren Minel&apos;in hayatı, en mutlu günü sandığı 16 Mayıs&apos;ta yani doğum gününde birdenbire değişir ve kendini bir çıkmazın içinde terk edilmiş hâlde bulur.
“Bir çocuk incindiği vakit, tüm dünya darağacında sallanmaya mahkûmdur.”
Annesinin ve kardeşinin başına gelenlerden dolayı Minel&apos;i sorumlu tutan ve onu uğursuz addeden babası, sonraki hayatında nasıl bir yol çizecektir?
Öksüzlüğünün yanında bir de yetim bırakılan Minel&apos;in çocuk kalbi, tuttuğu yas ve baba sevgisiyle adeta yanıp kavrulurken yine bir kaza neticesinde öğrendiği gerçekler, ona hayatı yeniden sorgulatıp kendini affedememesine yol açarken siz okurlara da bir insanı yargılamanın ne denli onulmaz yaralar açtığını derinden hissettirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96530</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9cf081c-305b-4e5d-994f-64faa51de5e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Namus Namına Tutuklusun</image:title>
            <image:caption>“Sanırım aileler çocuklarına namuslu, aklı başında, bacaklarını kapalı tutmayı bilen, ahlaklı, elinden her iş gelen ya da gelmese bile başa iş açma-yan, maaşlı, okumuş ya da okumasa bile görgülü, bilgili bir gelin ya da da-mat aramak yerine, ONLARI VAR ETMELİ.”
Avukat Sebahattin.
Kızları tarafından suçlanan babalar…
Kız kardeşleri tarafından suçlanan abiler…
Öğrencileri tarafından suçlanan öğretmenler…
Komşuları tarafından suçlanan amcalar, dedeler…
Çalışanı tarafından suçlanan patronlar ve hatta tanımadığı kadınlar tarafından suçlanan erkekler.
Hem de tecavüzle.
Avukat Sebahattin, her geçen gün bir yenisini çiğnediği kanunlarla, suçsuz olduğuna inandığı sanıkları kurtarmak için adalet sistemine savaş açıyor. Yaşadığı sapkın hayatla batağa biraz daha saplanırken tek amacı; içinde kalan son adalet kırıntısıyla, iftiradan tecavüzlerin gerçek mağdurlarını bataktan çıkarmak.
İnsanların içindeki seksüel dürtüleri tüm çıplaklığıyla anlatan yazarın akıcı üslubu, bol kahkaha attıran mizahı, ışık tuttuğu gerçekler, fahişeler ve seksle dolu hayatına rağmen tüm kalbiyle sevdiği platonik aşkı Suna’yı, bir solukta okuyacak ve devam kitabın gelmesini sabırsızlıkla bekleyeceksiniz.Namus Namına Tutuklusun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96531</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8331f7ac-8fd2-4711-a4fe-acd0d90f2651.jpg</image:loc>
            <image:title>Mucize</image:title>
            <image:caption>Yaşlı çınarın yaprakları bir kuşun tüyünden daha parlak ve yeşilin tüm tonlarıyla süslenmişti. İhtişamıyla diğer ağaçlara meydan okurcasına dallarını salıyordu her yana. Güzelliğini yıllardır koruyordu. Tüm nezaketiyle hayvanlara kucak açıyordu. Dallarında kuşlar ince sesleriyle şarkı söyler, sincaplar kovalamaca oynar, örümcekler ise sanat eserlerini sergilerdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96532</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5169f4a-36b0-4ad7-822c-6f2f02650dfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Mistik Konağın Koruyucaları</image:title>
            <image:caption>“Bunlar şu ana kadarki sorumluluklarındı. Koca kurdu tekrar hapsetmek, ejderha devrinde iyinin yanında saf tutmak, üç başlı köpeği alt etmek… Sorumlulukların daha yeni başlayacak. Her zaman iç sesini dinle. Sana yol gösterir. Fani yaşamlar, okyanuslardaki birer gemidir. Kâhinler konuşur rüzgâr gibi. Rüzgâr onları nereye götürürse gider. Faniler ne kadar çabalarsa çabalasın. Kâhinler o çabalara bakıp güler.” demişti kâhin.

Kâhinin dedikleri fazlası ile gerçekleşmeye başlamıştı. Enke ise hem yeni sorumluluklarına alışmaya hem de kaldığı ikilemden kurtulmaya çalışıyordu. Diğer yanda ise kötülük artıyor, karanlık yaklaşıyordu…
Serinin ikinci kitabında yine heyecan bir an bile sizi yalnız bırakmayacak. Bir yandan mitolojik öyküler okurken bir yandan da Enke&apos;nin kötülükle savaşında Enke&apos;ye yoldaş olacaksınız.
“Bu yüzden kötülük en beklenmeyen zamanda ortaya çıkar. Sinsice ve kalleşçe bekler onun için doğru anı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96533</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a29f5f5-71f9-4946-95d4-0e087a974702.jpg</image:loc>
            <image:title>Laya 3 - Mükemmeller Akademisi</image:title>
            <image:caption>“Deblos sarayının gizemli bölümünde siyah kapının ardındaki karanlıkta kayıplara karışan Laya ve Leon&apos;a ne mi oldu? ”
O kapıdan girip kayıplara karışan Laya ve Leon için artık hiçbir şey eskisi gibi değildi… Onlar şimdi öğrencilerini dünyaya gelmiş en mükemmel gençlerden seçen Yörünge Şirketi&apos;ne bağlı bir akademide öğrenciydiler. Daha akademiye başlar başlamaz birbirlerine olan aşklarını yok saydılar ve yeni arkadaşlar edindiler.
Karşılaştıkları çok üst düzey bir teknolojiye sahip bu akademide, “Tek Dünya, Tek Millet, Tek Din, Tek Cinsiyet, Herkes İçin Eşitlik, Herkes İçin Adalet” prensipleri doğrultusunda eğitim almaya başladılar. Yörünge Şirketi&apos;nin amacı akademide sıkı bir eğitimden geçirdiği mükemmelleri, eğitim sonrası kitleleri etkileyecek birer dünya starı olarak sanat, spor ve eğlence dünyasına servis ederek yukarıda sayılan prensiplerinin tüm dünyada kabul görmesini sağlamaktı. Böylelikle dünyada sadece haz almak için yaşayan tek tip birey modeli oluşturarak büyük patronun ahdini yerine getirmeyi amaçlıyorlardı. Yörünge Şirketi&apos;nin büyük patronu kimdi? Özellikle cinsiyet kavramını reddeden; modern çağın kişisini kadın ya da erkek değil birey olarak gören, dünya bireylerinin hayatını haz merkezli hale getirmeye çalışan Yörünge Şirketi mi haklıydı yoksa onlara karşı çıkan muhafazakârlar mı? Laya, Leon ve dostları akademinin büyüsüne kapılıp, kendilerine verilen görevleri kabul edip şirketin yanında mı yer alacaklar yoksa karşısında mı?
Günümüz insanlarına hayat tarzı seçimlerini sorgulatan bu kitapta, herkesin gitmek isteyeceği bir okul ortamını, sınanan aşkları, ağlatan dostlukları, uğruna ölünecek değerleri, unutmayı bilmeyen kalpleri ve güçlü ile güçsüzün mücadelesini okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96534</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23aca6ef-cec5-4e76-ad05-d5bfc8f0e9a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Olimpos’a Dönüş</image:title>
            <image:caption>Olimpos tanrıları aramızda. Buhara&apos;da, Pretorya&apos;da, Hong Kong&apos;da, Granada&apos;da, Banff&apos;ta, São Paulo&apos;da ve İstanbul&apos;da!
Sıradan bir günde, sıradan bir kız, sıra dışı rüyaları yüzünden Olimposlular ile karşılaştı. Artık ne o ne de onun günleri sıradan olabilir. Artık o dünyanın ruhunu keşfetmeli, kim olduğunu öğrenmeli ve Hades&apos;in planlarını suya düşürmeli. Bütün bunları yaparken her an ölümle yüzleşecek, rüyalarına teslim olmamak için mücadele edecek ve korumak istediklerini keşfedecek.

Gözlerini kırpıp benim dikkatimi dağıttıktan sonra kendini geriye çekti. Yeniden mavi bakıyor ve beni izliyordu. Az önce ne olmuştu? Gözlerinin rengi neden maviye geri dönmüştü? Hayal görmediğime emindim! Aklımda koşuşturan onca düşünceye rağmen hiçbirini dile getiremiyordum.

“Biz evrenin bir parçasıyız,” dedi.
“Evrimin ilk ve son halkasıyız.”
Hades&apos;i yenmek için,
Olimpos&apos;a dönmek için,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96535</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ff14f1c-c901-4f47-95c0-447613789156.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun - Uyan</image:title>
            <image:caption>“Hayatınızın ne kadarına sahipsiniz? Yüzde on, yirmi, elli, seksen? Ben söyleyeyim: Sıfır. Size ait olduğunu düşündüğünüz şeylerin hiçbiri size ait değil. Hatta düşünceleriniz bile…”
Distopya türünde yazılmış, soluksuz okuyacağınız bu romanın mekânı da zamanı da kaostan ibaret. Hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunun ayırdına varılamayan iki dünya arasında sıkışıp kalmış insanlar, teknolojinin gidebileceği son noktada kendilerine sunulanı mı seçecekler yoksa uyanıp gerçeklerle mi yüzleşecekler? Hayatlarının tüm şifreleri, hatta varlıkları bile sadece rakamların oluşturduğu kodlardan ibaret olan bu insanlar kodları mı benimseyecek yoksa gerçekliği mi?
Geleceğin bilmediğimiz bir zamanında ama çok farklı ve ürkütücü bir boyutunda geçen bu anlatıda, geçmişi de günümüzü de sorgulayacak adeta uyanmayı arzulayacaksınız…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96536</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/508d4da7-aa09-4b69-aefc-510e2be886bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarayın Gözyaşları</image:title>
            <image:caption>15. yüzyıl, Joseon Hükûmeti.

Kral Taejong mutlak monarşiyi sağlamak için çevresi tarafından kasaplıkla suçlanırken ardından gelecek veliaht prensler bir önceki krallarının yolundan mu gidecekti? Yoksa kendi yollarını kendileri mi inşa edecekti? Kimi vârisler tahta geçmek için kardeşlerinin katlini bile göze alacakken kimileri de kral vasfına sahip olmadıklarını dile getirecek kadar alçak gönüllü ve duygusaldı.

Joseon&apos;u ayakta tutabilmenin tek yolu, güçleri elde tutmaktan geçiyordu. Gücün bölünmesi demek, hükûmetin bekasından ziyade başta bulunan kralın bekasına indirilecek bir darbe demekti.

“Güç, aslında bir zehir… Onu içen herkesi önünde sonunda felakete sürükleyecek bir zehir. Bazı zehirlerin tadı cazip, kokusu güzeldir. Baş döndürücü etkisinden kaçınmak zordur. Sonunda seni öldüreceğini bile bilsen tadına bakmak istersin.”

Tüm bu ayakta durma çabalarının içinde tahta geçen Kral Sejong, ülkede adeta yıldız gibi parlar ve kartlar hükûmette yeniden dağıtılır. Young Sil&apos;in Zeki İnsanlar Salonu&apos;na katılmasıyla yapacağı türlü icatlar Joseon&apos;u geliştirirken Ming İmparatorluğu&apos;nun canını sıkar. Bunun yanı sıra kralın hayali olan yeni yazı sisteminin tanıtılıp kullanıma başlanması, Joseon&apos;da yeni bir çağ açarken halk bu olayı coşkuyla karşılar, soylulardan ise tepki görür.

Kore&apos;nin bir dönemine tanıklık edeceğiniz bu kitapta, uzaktan gören herkesin imrenerek bakıp içinde olma hayali kurduğu sarayda işler hiç de göründüğü kadar güzel ve ihtişamlı değil; aksine acılarla, pişmanlıklarla, kıskançlıklarla ve gözyaşlarıyla doludur.

“Joseon için kral, güneşle eşdeğerdir. Bir kral başkasından aldığı ışığı yansıtan aya dönüşürse elbette ona kendi ışığını kabul ettirecek bir güneş çıkacaktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96537</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bff49cea-a94e-45e2-8982-5cb62b369b87.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgi Yıldızları ve Barış Güvercinleri</image:title>
            <image:caption>Hayatımız da bu sınıf gibi çocuklar dedi. Yaptığımız her iyilik, tartışmadan sonra gelen her barış, her hoşgörü hareketi bizim hayatımızı aydınlatıyor. İşte bu yüzden çocuklar kendimizi ve diğer herkesi sevmeli, herkese sevgiyle hoşgörüyle yaklaşmalıyız. Herkesin hayatına ışık verebilmeliyiz. Senin için yazdığım bu kitapta sevginin ve hoşgörünün iyileştirici gücünü görecek, kendini sınıfımın bir yıldızı gibi hissedeceksin. Bizimle Parlamaya var mısın? Öyleyse bizimle tanışmalısın..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96538</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c871148-bbe2-45b7-85c9-0e7c3173690c.jpg</image:loc>
            <image:title>Olimpos’a Dönüş - Yalan Düşler ve Gerçekler</image:title>
            <image:caption>Saldırganın hançerle zemine bir işaret kazıdığını görmemişti. Tıpkı onu kurtarmaya gelen kurtarıcısını göremediği gibi… Kurtarıcı geç kalmıştı. Yaşadığı hayattan acımasızca koparılan Sade, artık Hades&apos;e aitti.
Olimpos&apos;a Dönüş serisinin ikinci kitabı ile Sade, öteki gerçeklik ile yüzleşiyor. O artık Olimposluların bir parçası değil. Bu yeni gerçeklik içinde Sade, bambaşka biri hâline gelecek. Sıradan hayatı olan, sıradan kız artık Cehennemin Kraliçesi!
İstanbul&apos;dan Nekropolis&apos;e ve Tartaros&apos;a, Özbekistan&apos;dan Hasankeyf&apos;e sürükleyici macera devam ediyor.
Savaşlar, mücadeleler, sürgünler ve aşk. Sade, cehenneme adım atıyor.
“Hayır,” dedi Sade tek nefeste, “mümkün değil!”
“Üzme kendini boşuna, göreceksin az sonra endişenin ne kadar yersiz, korkunun ne kadar temelsiz olduğunu.”
Dehşetti hissettiği Sade&apos;nin, iç organlarını kemiren can acıtan bir dehşet. “Az sonra?”
“Hükümdarımızla evleneceksin az sonra.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96539</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91d0784e-d79c-431f-8b36-7c8efff201de.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimden Akan Damlalar</image:title>
            <image:caption>Sabretmek öylece durup beklemek değil, İleri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah âşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir. Şemsi Tebrizi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96540</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b565c8e-294b-4d7c-9335-eec72467e089.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Kodlama</image:title>
            <image:caption>&quot;Çocuklar İçin Kodlama&quot; içerdiği renkli karikatürler, ilham veren oyunlar sayesinde çocuğunuzun bilgisayar kullanmadan kodlamanın temel kavramlarını keşfetmesini sağlar. Sayfalarındaki zihin kurcalayan bulmacaları ve sayfanın dışına taşan eğlenceli etkinlikleriyle çocuklara farklı şekillerde pratik yapma şansı verir. Bu kitapla bir yazılımcının kodlama yaparken kullandığı analitik düşünme ve problem çözme gibi becerileri günlük hayattaki basit nesne ve eylemlerden faydalanarak geliştirmenin yollarını bulacaksınız. 

Minik yazılımcılar bu kitabın kapağını açtıkları an, onları bir dizi karakter karşılayacak. Yardımcı Al, yaratıcı uzman Piksel, problem çözücü Man, hata ve örüntü belirleyici Bug ve robot köpekleri Bot Spot&apos;un bulunduğu şahane bir ekip öğrenme yolculuklarında onlara eşlik edecek. Birlikte algoritmalar, döngüler, koşullar, optimizasyon, hata ayıklama ve değişkenler üzerinde çalışacaklar. Bir yazılımcı gibi düşünmelerine yardımcı olan aktivitelerle dolu her bölümün sonunda öğrendiklerini uygulayabilir hale gelip kendi algoritma fikirlerini de tasarlayabilecekler. Kodlama öğrenmeye yeni başlayan çocuğunuzun kendi algoritmalarını yazabildiğini gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96541</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf83f9e2-f3a2-419f-b616-9289a8fa9478.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyansana Çocuk</image:title>
            <image:caption>Bir varmış iki yokmuş. 
İki varmış üç yokmuş. 
Çok uzaklarda değil. 
Çok yakınlarda da değil. 
Hemen yanı başımızda bir çocuk yaşarmış. 
Bu çocuk, biraz şaşkınmış. 
Bu çocuk, biraz tatlıymış. 
Bu çocuk, çok ama çok uykucuymuş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96542</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d242b3a-eb30-4c5d-9698-834dae914493.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Histeri Vakası Analizi</image:title>
            <image:caption>·         Sigmund Freud... 
·         Bir Histeri Vakası Analizi, Freud’un vaka analizlerinde hastalarla nasıl iletişim kurduğu ve hastaların anlattıklarını nasıl yorumladığı hakkında fikir veren özel bir çalışmadır. 
·         Bazı durumlarda fiziksel semptomların aslında ruhsal hastalıkların tezahürü olduğunu ve rüyaların da hastalıkların belirtileri arasında yer alabileceğini ileri süren Freud, histeri üzerine yaptığı çalışmaları ve yeni rüya yorumlama teorisini, cinsellik gelişimine ilişkin erken dönem anlayışla birleştirerek teorilerinin evriminde önemli bir metin haline getirmiştir. 
·         Birçok esere ilham kaynağı olmuş Bir Histeri Vakası Analizi’ni okuduğumuzda kendimizi, yakınlarımızı, özellikle de çocuklarımızı daha iyi anladığımızı fark ederiz. 
·         İnsanların gördükleri rüyaları rahatlıkla analitik incelemeye tabi tutabileceğini ve rüyaları yorumlamayı da verdiği talimat ve örneklerden kolaylıkla öğrenebileceğini belirten Freud, rüyalar sorunu üzerinde yapılacak eksiksiz bir incelemenin, histeride ve diğer psikonevrozlarda yaşanan zihinsel süreçlerin anlaşılmasının vazgeçilmez bir önkoşulu olduğunu belirtir. 
·         Psikanalizde evrensel olan kitap, sosyolojik açıdan da kayda değer bilgi içerir. 
·         Medeni bir toplumun oluşabilmesi bakımından baskılanan kadın cinselliğinin özgürlüğü ve kadın-erkek eşitliğine çağrı niteliğindeki bu yüz yıllık esere hak edilen değerin verileceğini düşünüyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96543</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8f88f3b-0ce9-4c3e-81fb-f515f5288fe8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanrı ve Düş - Gradiva</image:title>
            <image:caption>·         W. Jensen - Sigmund Freud... 
·         Düşlerin gelecekle ilgili olmadığını, insan ruhunun bilinçdışı yanına dair ipuçları içerdiğini söyleyen ve psikanalizin babası olarak kabul edilen Freud’un yardımıyla okur, Gradiva’daki ayrıntıları derinlemesine fark eder. 
·         Wilhelm Jensen’in Gradiva adlı romanı, Freud’un bir edebiyat eserini psikanalitik yöntemle ele almasının basılı ilk ve en kapsamlı örneğini oluşturuyor. 
·         Freud’a göre, fark ederek ya da etmeyerek reddettiğimiz duygular, bilinç düzeyinden daha derinlere hapsolarak oldukları yerden bizlere rahatsızlık vermektedirler. 
·         Yazar, Gradiva’daki aşk öyküsünden yola çıkarak düşten sanrıya giden yolu ve sanrının iyileştirilmesinin yöntemini irdelerken insan ruhunun derinliklerine de ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96544</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f669581-17af-4335-84ee-7722a584cdd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Hilda 4 - Hilda ve Zaman Solucanı</image:title>
            <image:caption>Mavi saçlı maceraperestimiz Hilda, Serçe İzcileri tezgâhında çorba dağıtıyor. Tek istediği topladığı bahşişlerle annesine bir kar küresi almak! Ama trollere karşı savaş açan yeni bir çan sisteminin Trolberg’e yerleştirileceğini öğrenince planlar değişiyor. Korkusuz ve engel tanımaz Hilda, evde cezalıyken bile peşine zaman solucanını da takıp bütün zamanların altından girip üstünden çıkıyor. Bu da yetmezmiş gibi Trolberg’in çocuklarının hayatını kurtarmak için de planlar hazırlıyor. Hilda her zamanki gibi hız kesmeden maceralarına dördüncü kitabında da devam ediyor. 
 
Hilda ve Zaman Solucanı, maceradan uzak kalamayan tatlı mı tatlı mavi saçlı kahramanımızın fantastik canlılarla çevrili eğlenceli ve serüven dolu öyküsü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96545</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f99b9e36-c428-4d35-aa42-03a3928b9ec3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşamın Kısa Tarihi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yaşamın nasıl başladığına dair minik bir anlatı... 

Bu Kitabı Yalama ve İçinde Bir İskelet Var! kitaplarının yaratıcısı Idan Ben-Barak&apos;tan, tek bir hücrenin tüm dünyanın kaderini nasıl değiştirdiğine ilişkin “minik” bir anlatı: Yaşamın Kısa Tarihi

Çocukları, canlılığın kökeni üzerine bilimsel bir zaman yolculuğuna çıkaran bu ilginç öykü; insanların yüzyıllardır açıklığa kavuşturmaya çalıştığı “Yaşam nedir?” ve “Nasıl ortaya çıkmıştır?” sorularına da yanıt arıyor. 

Philip Bunting&apos;in ele avuca sığmaz görselleriyle renklenen kitap, kolay anlaşılır ve ikna edici açıklamalar eşliğinde yaşamın kaynağını merak uyandırıcı bir anlatıya dönüştürüyor.

Yaşam, harekettir! Enerjidir! Güçtür! Bilgidir! Sonsuz varyasyonla üreyen bir inşadır...
Yaşamın ortaya çıkışı nasıl mı oldu peki? Bir başka deyişle, her şey nasıl mı başladı?

Çok, çok eskiden, nedenini ve nasılını kimselerin bilmediği tuhaf bir baloncuk çıktı ortaya. Özel bir baloncuktu bu. Öncelikle, yaşayan bir hücreydi ve birazcık farklıydı. Bu akıllı baloncuk aslında hepimizin atasıydı ve yaşamın gizemli hikâyesi de işte tam olarak böyle başladı...

Yaşamın Kısa Tarihi, minik okurların gezegenimize çok daha yakından bakmalarına fırsat tanıyor ve herkesi, renkli bilgiler ışığında, geçmişi milyarlarca yıl öncesine dayanan bir öyküyü yeniden keşfetmeye çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96546</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a5404bc-7dde-418d-968b-e15dc998faba.jpg</image:loc>
            <image:title>Travmayı İyileştirmek</image:title>
            <image:caption>Hayatınızı yeniden kazanmak için duygusal özgürleşme rehberi 
 
“Geçmişinde travma yaşamış bireyler veya travma üzerine çalışan uzmanlar için harika bir rehber olan bu kitapta Cori, travmanın ne olduğuna, travmanın farklı türlerine ve tedavi yöntemlerine dair çok faydalı somut bilgiler veriyor.” İpek Aykol, Evlilik ve Aile Terapisti 
 
Travmadan kurtulmaya yönelik birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan çok azı yeni bir bakış açısı ve seçenek yelpazesi sunmaktadır. Travmayla ilişkili zorluklara yenilikçi bir anlayış getiren Jasmin Lee Cori şunları yapmanıza yardımcı oluyor: 
·         travmayı ve yıkıcı etkilerini anlamak 
·         travma semptomlarını (disosiyasyon, uyuşma, vs.) ve travmadan kaynaklanan yaygın ruhsal sorunları belirlemek 
·         travmatik tepkilerle ve anılarla başa çıkmak 
·         iyileşmenizi destekleyen daha dengeli bir hayat yaratmak 
·         uygun müdahaleleri seçmek (terapiler, kişisel yardım grupları, ilaçlar ve alternatifler) 
·         iyileşme sürecinizde ne kadar yol katettiğinizi ve gelişmeye devam etmek için nelere ihtiyacınız olduğunu görmek 
Alıştırmalarla, iyileşmeyle ilgili öykülerle, unutulmaması gereken noktalarla ve kaynaklarla dolu olan bu kitap, hayatını travmanın yıkıcı etkilerinden geri almak isteyen herkes için kusursuz bir arkadaş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96547</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5b05bfe-62c8-49d7-aea0-701c68f27da5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölüm Gece Gelir</image:title>
            <image:caption>Özel dedektif Cal bir gece eve dönerken, yağmurdan sırılsıklam olmuş genç bir kız arabasının camına vurup onu gideceği yere bırakmasını istediğinde başına neler geleceğini asla tahmin edemezdi. Genç oğullarının trajik ölümünden sonra karısıyla düzelmeyen ilişkisi ve dinmek bilmeyen yası onu derin bir kedere boğmuştur ancak arabasına aldığı ve oğlunun arkadaşı olabileceğini tahmin ettiği bu tuhaf kız, ona ailesini paramparça eden ölümü aydınlatacak tehlikeli ama çok önemli bir ipucu verir. 
 
New York’un küçük taşra kasabasında sırlar, yalanlar ve örtbaslarla dolu bir kâbusun içine çekilen Cal, onu kurtarabilecek tek şeyin gerçek olduğunu biliyordur. Ve eğer yeterince uzun yaşarsa kasabanın sırlarını birer birer ortaya çıkarmak üzeredir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96548</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c96ed58-2115-4c03-9889-c913b865f710.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklarda Sınırlar</image:title>
            <image:caption>Çocuklar kendilerini güvende hissetmek için sınırlara ve kurallara ihtiyaç duyarlar. Ama bunları oluşturmak ve uygulamaya geçirmek ustalık ve dikkat gerektiren bir konudur; özellikle de zorlama, tehdit ya da kandırmaca gibi yöntemlere başvurmaktan kaçınıyorsanız.
Dr. Henry Cloud ve Dr. John Townsend; çocuğunuzla aranızdaki güvenli ilişkiye zarar vermeden ona tehlikelere karşı önsezi geliştirebileceği, doğru ile yanlışı ve iyi ile daha iyiyi ayırt edebileceği güvenli bir ortam sağlayabilmenize yardımcı olacak pratik bir rehber sunuyor.
Çocuklarda Sınırlar kitabında:
- Aynı anda hem sınırlar koyup hem de sevecen bir anne-baba olmanın yollarını
- Kontrolden çıkmış bir aile hayatına kontrolü getirmeyi
- Ebeveynlikte sınırların on yasasını
- Çocuklarınız için uygun hale getirebileceğini sınırları ve sonuçlarını tanımlamayı ve çok daha fazlasını öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96549</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71c8277e-44ef-4b55-98b8-552798a6509d.jpg</image:loc>
            <image:title>Afrika Türküsü</image:title>
            <image:caption>Mustafa Ruhi Şirin 

1955 yılında Trabzon’da doğdu. Çocukluğunu doğduğu bir dağ köyünde ve Karadeniz’in kıyısında geçirdi. Yedi yaşındayken vefat eden ve hiç unutamadığı babasının çıkıp geleceği günü beklemekten yorulmadı. Uzak yol gemilerine kaptan olma hayaliyle büyüdü. Radyo ve televizyon programcılığı alanında yükseköğrenim gördü. Üniversitelerde iletişim ve çocuk edebiyatı alanlarında ders ve konferanslar verdi. 1990 yılında otuz beş yaşındayken Çocuk Vakfı’nı kurdu. Türkiye’de çocuk hakları savunucusu ve çocuk yazarı olarak tanınıyor.

Çocuklar üzerinden, henüz gelmemiş  zamanlara tutulmuş bir fener gibi bu şiirler. Şiirlerin arkasında ömrünü, içtenliğini çocuklara adamış bir şair var, gizli bir masumiyet örgütü gibi tek başına çalışan Mustafa Ruhi Şirin. Bu şiirlerde kardeşlik ve adalet duygusunun altı derin biçimde çiziliyor. Çocukların çalınan, işgal edilen haklarının yeniden kazanılması için cümlemizi harflerin arasına davet ediyor. Barış için umudun ve kardeşliğin diri kalması gerektiğine inanıyor şair. Hesapsız, çıkarsız, bencillikten uzak bir bakışı koyultup çocuklar üzerinden dünya halklarına ortak bir selam gönderiyor. Bu selamın içinde, kalbinin odalarını iyiliğe açmış bir şairin çocuklar için çırpınışı var. Ülkelerin, çocuklara devredilmiş tarihlerine de dokunuyor şiirler.  Sadece sevincin değil acıların, ağrıların da düştüğü yeri işaret ediyor Afrika Türküsü. Dilden dile, kulaktan kulağa yayılsın bu duygular. 
Dünyaya çocuklardan gidilsin. 
Şeref Bilsel</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96550</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7cdda30f-8bc0-4bf3-b5a3-a7b16ae806ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Biz Almanlar</image:title>
            <image:caption>Üniversiteyi bitirip bir bilim insanı olmayı hayal eden 
genç Meissner, İkinci Dünya Savaşı patlak verince 
birden kendini savaşın ortasında bulur. Gönderildiği 
Doğu Cephesi’nde savaşın tüm şiddetine tanık olur, çatışmalara girer, defalarca ölümden döner. 
Savaş bittikten sonraysa yıllar boyu esir kamplarında hayatta kalma mücadelesi verir. 
 
Yine de, yaşadığı onca şeye rağmen uzun bir ömrü olur. 
Hayatı boyunca bir Nazi olmanın suçluluğu, 
ne için savaştığının belirsizliği ve her şeye rağmen hayatta kalma içgüdüsü iç içe geçerek zihnini sürekli bulandırır. Meissner yaşlanınca, savaştan duyduğu suçluluğu ve utancı anlatan bir mektup, güçlü savaş sahneleriyle dolu bir çeşit itirafname bırakır torununa... 
 
Dayton Edebiyat Barış Ödüllü Biz Almanlar, 
savaşta işlenen suçun –ve hatta bizzat savaşın kendisinin– “kolektif ben”e mi yoksa katıksız şekilde “biz”e mi 
ait olduğunu sorgulayan ve her halükârda savaşın ahlaki çelişkilerini didik didik eden çarpıcı bir roman. 
 
“Starritt’in yazımı sürükleyici. Günümüzün 
kutuplaşmış dünyasına baktıkça, Biz Almanlar’ın şimdiyi anlattığı bile söylenebilir.” 
Georgia Hunter, New York Times Book Review 
 
“Çarpıcı. Biz Almanlar, hem kolektif hem bireysel 
suçluluğu masaya yatırıyor.” Andrew Holgate, Sunday Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96551</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8982eca-197a-4ada-8c25-4bb3c317b2ba.jpg</image:loc>
            <image:title>En Tatlı Elma</image:title>
            <image:caption>Kırmızı yanaklı çocuk daldaki elmaları sayıyordu: 
“1, 2, 3…” 
Babası bir ağacın altına uzanmış dinleniyordu.  
Gökyüzü elmalardan görünmüyordu. 
“Bu yıl öyle çok elma var ki tüm çocuklara yeter!” diye neşeyle seslendi oğluna. 
Çocuk, saymayı bırakıp elmalardan birini kopardı. 
“Hepsini ben yesem, sadece elma yiyerek büyüsem…” 
“Olur mu öyle şey?” dedi babası gülerek. Olmaz mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96552</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d4839e9-3e41-41df-a43f-2e4cfbdef0df.jpg</image:loc>
            <image:title>Patatesspor 3 - Patatesspor Çin’de</image:title>
            <image:caption>Hey, çocuklar! Çin’e gittiniz mi hiç? Ya İngiltere’ye, Afrika’ya, Almanya’ya, Brezilya’ya…
Patatesspor’la dünyayı gezmeye ne dersiniz?
Dünyanın en iyi kalpli kalecisi Köfteci ve arkadaşları Cumali, Ferhat, Aydın ve Mehmet’le beraber Çocuklar Dünya Kupası’na katılacak, ülkemizi dünya çapında gururla temsil edeceksiniz.
Çin seddi ne zaman, kimler için yapıldı? Ming Hanedanı’nın 1420’de kurduğu Yasak şehir’e girmek neden yasak? Kimler girebilirdi, bilmek istemez misin?
Daha neler neler… Haydi çocuklar, Patatesspor’la dünyayı yeniden keşfe başlayın!
EFSANE GERİ DÖNDÜ
MACERA HEYECAN, BOL GÜLMECE VE DEĞERLER EĞİTİMİ…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96553</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66d23ea9-5f5b-4f28-aeca-728c905e8455.jpg</image:loc>
            <image:title>Geri Sayım</image:title>
            <image:caption>Yapılan araştırmalar, 20 yıl içinde yüz milyonlarca insanın yaşadığı batı ülkelerindeki erkeklerin sperm ortancasının sıfıra düşeceğini gösteriyor. Bu, o ülkelerde yaşayan erkeklerin yarısının spermi olmayacağı anlamına geliyor. 
 
Tüm dünyada doğurganlık son 40 yılda yüzde 50’den fazla azaldı. Günümüzdeki erkeklerin, babalarının ve büyükbabalarının yarısı kadar spermi var. Dünyanın birçok bölgesinde şu an yirmili yaşlarında olan kadınlar, anne ve büyükannelerinin 35 yaşlarındaki hâllerinden daha düşük doğurganlığa sahip. 
 
1970’lerden bu yana sperm sayılarında ve kadın doğurganlığında yaşanan sistemli ve düzenli bu düşüş, insan ırkını yok etmekle tehdit ediyor. ABD Balık ve Vahşi Hayat Hizmetlerinin (FWS) standartlarında belirtilen beş kriterden sadece birinin karşılanması, o türü soyu tükenmek üzere olan tür yapar. Sıkı durun; insanlar bu kriterlerden en az üçünü karşılıyor. 
 
İYİ HABER İSE ŞU; Geri Sayım kitabı insan ırkını yok etme riski taşıyan bu büyük tehdidi bize bilimsel verilerle açıklamakla kalmıyor. Aynı zamanda günlük yaşam ve tüketim pratiklerimizde yapacağımız küçük değişikliklerle üreme sağlığımızı nasıl tekrar kazanacağımızı da anlatıyor. Kendimiz, eşimiz, çocuklarımız, torunlarımız ve herkes için… 
 
“Geri Sayım o nadir kitaplardan biri: Sadece yangın alarmını çalmakla kalmayıp aynı zamanda yangının nasıl söndürüleceğine dair de ikna edici bir görüş sunuyor. Ailenizin sağlığını korumak istiyorsanız bu kitabı okuyun.” 
—Rick Smith, Slow Death by Rubber Duck kitabının yazarı 
 
“Modern dünyamızın kendi varlığımızı nasıl tehdit ettiğini açıklıyor. Hemen bugün başlamak isteyeceğiniz bireysel ve toplumsal değişimler için gözünüzü açan bir kitap.” 
—Dr. Nicole Avena, What to Eat When You Want to Get Pregnant (Hamile Kalmak İstiyorsanız Ne Yemelisiniz?) kitabının yazarı 
 
“Dokunaklı... İnsanların, soyu hızla tükenmek üzere olan bir tür olduğunu ortaya çıkarıyor... Dr. Swan azalan doğurganlığımız için önemli öneriler sunuyor. Hepimiz bu önerilere uysak iyi olur.” 
—Dr. Bruce Blumberg, California Üniversitesi’nde Profesör, Obesogen Effect kitabının yazarı 
 
“Tekrar tekrar okunabilir... azalan doğurganlığın sağlığımıza, ekonomimize ve hatta insan ırkının geleceğine dair tehlikelerine karşı bir eylem çağrısı.” 
—Jeremy Grantham, GMO Yatırım Yönetim Şirketi ve Grantham Çevre Koruma Vakfı kurucu ortağı 
 
“Birçok araştırmanın alarm çanlarını çalan bir özeti... kitap, yaygın kimyasalların neden olduğu zararın nasıl azaltılacağına dair ayrıntılı, net açıklamalar ve önerilerle birlikte gözlemlere ve deneylere dayalı bilimsel çalışmalarla dolu.” 
—New York Review of Books 
 
“Bu kitap; konuşamadığımız, üstü örtülü şeyleri ortaya çıkarıyor. Hayatımızın her alanında plastik ve FDA tarafından onaylanmamış kimyasalları -ki bu da kimyasalların çoğu demek- giderek daha fazla kullanarak sadece kendi üreme sağlığımızı değil çocuklarımızınkini de tehlikeye atıyoruz. Swan, güçlü ve sürükleyici Geri Sayım kitabında bu trajik durumu açık biçimde ortaya koyuyor. Okuyun.” 
—Dr. Richard J. Jackson, Onursal Direktör, CDC Ulusal Çevresel Sağlık Merkezi 
 
 
 
“Olağanüstü... Swan, endokrin bozucu adı verilen üretilmiş kimyasalların ciddi tehlikelerini açıklıyor, bu kimyasallar her yıl milyonlarca ton üretiliyor ve sayısız ürününün içinde var. Çok geç olmadan karar alıcılara ve halka taşınması gereken güçlü bir kitap.” 
—Dr. Philip J. Landrigan, Boston Üniversitesi Küresel Halk Sağlığı Programı kurucu yöneticisi 
 
“Üreme hormonlarının cinsel meselelerdeki geniş kontrolü ve endokrin bozucu kimyasalların bunları sabote etmedeki rolü üzerine son derece aydınlatıcı bir kitap. Bu kitap, okuyanları EDC testinde ve kimyasal üretimini kabul edilebilir bir şekle sokacak olan düzenlemelerde ısrarcı olmasını sağlayacaktır.” —Terrence J. Collins, Carnegie Mellon Üniversitesi Yeşil Kimya’da Teresa Heinz Profesörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96554</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed94afff-b140-4836-b61c-de155c13e9db.jpg</image:loc>
            <image:title>Griden Beyaza</image:title>
            <image:caption>Gri rahat bir renktir. Gözü yormaz. Beyaz gibi aydınlık değilse de siyah gibi karanlık da değildir. Orta karar bir hali vardır, zahmet vermez, konforludur. Tehlikesi de tam buradadır. Kolay alışırsınız ona, durağandır; sizi herhangi bir eylem için teşvik etmez, bir alana sabitler. 
Gri alanınız kimi zaman sizi alıkoyan çekingenliğiniz, fanatizminiz veya arkadaş ortamınız kimi zaman ise saatlerinizi harcadığınız uyku veya sosyal medya olabilir. Yani kim nerede gereğinden fazla zaman ve enerji kaybediyorsa onun gri alanı orasıdır ve orada hayallere, hedeflere yer yoktur. Peki onlar nerededir? Beyaz alanda… 
Ancak Griden Beyaza bir yolculuk yaptığınız takdirde kalbinizin derinliklerinde bir hazine gibi sakladığınız hayallerinizi ortaya çıkarabilir, kabiliyetinizi keşfedip onu bir cevher gibi işleyebilirsiniz. Geleceğinizi tayin etmek, önünüzdeki tüm sınavları verebilmek için korksanız, zorlansanız dahi yola çıkıp mücadele etmeniz, hayallerinizin gerçekleşeceği anı düşleyerek adım adım ilerlemeniz gerekir. 
Yolunuza çiçekler serileceğini vadetmiyorum aksine yol tuzaklarla dolu... Ama merak etmeyin, yolculuğunuzun rotasını doğru bir şekilde tespit edebilmeniz için bu kitap size rehberlik edecek. Hayallerinize ulaşma yolunda ihtiyaç duyduğunuz içeriği -motivasyon, hedef belirleme, planlama, verimli çalışma, irade ve zaman yönetimi konularını- bu kitapta bulabileceksiniz. 
Haydi, direksiyonun başına geç tayfam, artık kaptan olma vakti! 
Gri yolları terk edip beyaz hayallerin için sonuna kadar mücadele et.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96555</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1fa01fd-d345-48db-bbe1-6482b87bc6f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman İçinde Bir Yerde</image:title>
            <image:caption>Gün doğmak üzereydi; dünyanın sesi ile daldığı o karanlıktan çıkarken, ıslıklar, hışırtılar, cıvıltıları andıran bu sesi her duyduğunda irkilirdi, kalbi atmasa da var olduğunu duyumsardı. Dünyanın şarkısı bitmek üzereyken Güneş göründü ve gökyüzü milyonlarca kanat çırpışı ile doldu. Yüzyıllardır şahit olmasına rağmen bu uyanışa hep hayranlık duyardı. Hassas, hiç şaşmayan ilahi bir tiyatroydu seyrettiği. Çok alçak frekanstaki dünyanın sesini bir tek insanlar duyamazdı bu koca evrende.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96556</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37372f53-fc23-49ae-a662-298338dd8eed.jpg</image:loc>
            <image:title>Anatolien Günceleri</image:title>
            <image:caption>Basat; gözlerini kaldırıp aynadaki yansımasına baktı, o anda zihninin ona oynadığı oyunlar ile kendi yansıması bir anlığına Uruz Bey’in çehresine büründü ve kulaklarında onun sözleri yankılandı.
“Ölen biri artık bu dünyaya ait değildir evlat. Onu geri getirsen bile artık o, o olmayacak.”
Korkut Ata veya günümüzdeki adıyla Dede Korkut, Oğuz Türkleri zamanında yaşamış efsanevi özelliklere sahip bir kişi olarak anılmaktadır. Dede Korkut Hikayeleri’nde can bulan kahramanlar ailesine veya halka kötülük yapanlara karşı olağanüstü yetenekleri ile karşı koyar ve zafer kazanır.

Mitolojik polisiye türünde yazılmış olan Anatolien Günceleri’nde ise Dede Korkut’un efsanevi karakteri Basat’ı köpeği Barak ile birlikte yanı başınızda hissedeceksiniz. 16 ayrı mitolojik yaratığın yer aldığı hikayelerden oluşan kitapta Basat, bilinmeyen çağlarda değil tam olarak içinde yaşadığımız zaman diliminde hocası Uruz Bey’in öğretileri ile gerçeküstü polisiye olaylara ışık tutmaktadır.

Bir solukta okuyacağınız Anadolu Günceleri’nde farklı bir tarz deneyen yazarımızın kitabın sonuna ulaşmayı başaran okurlara bir de sürprizi olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96557</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/360da5c3-86a4-40da-9347-cff8c90653ba.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden George Orwell&apos;ın, ülkemizde kuşkusuz en çok bilinen romanı “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” olmuştur. Yazarın İskoçya&apos;da veremle boğuştuğu sırada (1947-1948) kaleme aldığı bu eser, totaliter merkezli tek bir partinin propaganda, manipülasyon, beyin yıkama ve korku ile yönettiği -olası- geleceğe ilişkin distopik bir kâbus senaryosu olarak işlenmiştir.
Eser için ilk düşünülen isim “Avrupa&apos;daki Son Adam” olmasına rağmen daha sonra değiştirilerek bugünkü halini almıştır. Birçokları tarafından sosyalizm karşıtı olarak nitelendirilse de yazara göre bu roman sosyalizme veya (o dönem destekçisi olduğu) Britanya İşçi Partisi&apos;ne bir saldırı kastıyla yazılmamış, bununla birlikte komünizm ve faşizmde kısmen gerçekleşmiş olan ve merkezileştirilmiş ekonomilerin yol açabileceği bozukluklara değinilmektedir.
Eser, bireyselliğin ve özel hayatın olmadığı, insanların manipüle edilerek zihinlerinin kontrol altına alındığı ve makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü, ne yazık ki geçmişte ve günümüzdeki durumlar göz önüne alındığında her an yaşanması muhtemel bir dönemi en ince ayrıntısına kadar detaylandırması özelliği ile de ütopik olduğu kadar gerçekçi bir roman sayılabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96558</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68ddd9c2-1553-45b0-8169-499e0132a413.jpg</image:loc>
            <image:title>365 Gün</image:title>
            <image:caption>Gişe rekorları kıran aynı isimli Netflix filmine ilham veren, uluslararası düzeyde en çok satan, son derece seksi ve romantik roman.

Laura Biel, sevgilisi ve iki arkadaşı ile büyüleyici Sicilya&apos;da rüya gibi bir tatile çıkar. Gezilerinin ikinci gününde, yirmi dokuzuncu doğum gününde kaçırılır. Onu kaçıran, Sicilyalı güçlü bir suç ailesinin başı, son derecede yakışıklı genç mafya babası Massimo Torricelli, her ne pahasına olursa olsun Laura’ya sahip olmaya karar vermiştir.

Massimo&apos;nun kendine göre nedenleri vardır. Hayatına yapılan bir suikast girişiminde ölümle burun buruna gelmiş ve neredeyse ölmek üzereyken, gözlerinin önünde bir görüntü belirmiştir: Laura’ya çok benzeyen güzel bir kadın. Ölümün eşiğindeyken gördüğü bu kadını bulacağına ve her ne olursa olsun, bu kadının onun olacağına dair kendi kendine söz verir.

Massimo, 365 gün boyunca Laura&apos;yı görkemli mülkünde tutsak edecek ve kalbini kazanmaya çalışacaktır. Eğer Laura, herhangi bir noktada kaçmaya çalışırsa, Massimo onun tüm ailesini bulup öldürecektir.

Kısa bir süre sonra Laura, onu esir alan, bu yakışıklı ve güçlü adamın büyüsüne kapılır. Fakat aralarındaki bu istikrarsız, tehlikeli ilişkiyi, kontrolleri dışında gelişen güçler, parçalamakla tehdit etmektedir...

Blanka Lipińska
Blanka Lipinska, Polonya&apos;nın en popüler kadın yazar ve fenomenlerinden biridir. Zorunluluktan çok istediği için, para kazanmaktan çok eğlenmek için yazmaktadır. Dövmeleri sever, dürüstlüğe ve fedakarlığa değer verir. İnsanların seks konusunda yeterince açık olmamalarından rahatsız olmaktadır. Aşkın birçok farklı yönü olduğuna dair konuşmayı kendine görev edinmiştir. Onun için seks hakkında konuşmanın, akşam yemeği hazırlamak kadar kolay olduğunu söyler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96559</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d698ee4e-590b-4e5d-b736-0b7ff7337cb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Abraham - Geçmiş Değişir</image:title>
            <image:caption>2020 yılında tesadüfen zamanda yolculuk yaparak kendini
1933 Hitler Döneminde bulan Olivia’nın tek kurtuluş yolu o yıllarda hayatta olan ünlü fizikçi Abraham Salwatowski’yi bulmaktır.
Cep telefonu en büyük kanıtı olacaktır.
Peki Olivia kendi zaman dilimine dönebilecek mi?
Ünlü fizikçiyi bulabilecek mi?
1900’lerdeki yaşama alışabilecek mi?
Hitler Almanya’sından kaçabilecek mi?
Zamanda yolculuğun heyecan verici dünyasına hazırlanın…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96560</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d86d8856-9f0c-4a56-a4db-c3950733c02a.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka</image:title>
            <image:caption>“Onu koruyun lütfen… Soyadını değiştirin, ona yeni bir hayat verin, kimse varlığını bilmesin.”
Küçük bir kızın yeni hayatının başlangıcıydı bu cümleler. Peki içine bırakıldığı bu hayat, annesinin kollarından daha güvenli olacak mıydı yoksa önünde sonunda babasının günahlarının cezasını çekmek zorunda mı bırakılacaktı?
Her şeyi yoluna koyduğunu zannederken tepetaklak olan bir hayat… Kader ortağı üç arkadaşından başka kimsesi olmayan bir kadın, intikamla doldurduğu taşlaşmış kalbine söz geçiremeyen karanlık bir adam…
Serinin ilk kitabı, size dostlarınız için ne kadar ileri gidebileceğinizi sorgulatacak.
“Hiçbir yenilgi böylesine görkemli, hiçbir zafer böylesine acınası olmamıştır!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96561</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/320d4d7b-c24e-4b34-b6d5-489b2dc952f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 2. Kitap</image:title>
            <image:caption>Anka aylardır gergindi. Beklenen felaketin her an kapısını çalacağı korkusuyla beklemek ve geldiğini bilmek, son senelerde yaşadığı rehavetin de sonuna geldiğinin işaretiydi.
Derim Akhan başarmıştı… 2 ay önce Konsey’e kabul edilmişti ve şimdi o da dünyayı kendi emelleri için rahatlıkla kullanan o birkaç adamdan biri olmuştu. Bir zamanlar bu düşünce ütopik gelse de adam bunu başarmıştı sonunda.
Anka ve Derim… İki uç nokta, iki uç karakter… Onları ortada buluşturan küçük yürek Aşil… Aşil, Anka’nın kalbine kabul ettiremediği çekimin akışına kendini bırakmasını sağlayabilecek mi? Derim, yakıp yıktığı köprüleri tekrar inşa edip Anka’nın kalbini kazanabilecek mi? Kartlar yeniden dağıtılıyor. Hesapta yokken ortaya çıkan minik Aşil iki düşmanı bir noktada tekrar bir araya getiriyor. Serinin ikinci kitabını okurken sayfalar elinizde hızla akacak, kitabı bir çırpıda bitireceksiniz.
Hayat, gerçekten de insanlar plan yaparken kaderin kıs kıs güldüğü bir muammaydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96562</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68969e0e-5e14-4c46-8c8d-aa2cfeb5191b.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 3. Kitap</image:title>
            <image:caption>Derim, şiddetle şekil bulmuş bir adamdı. Ona vurulan her darbe, tıpkı keskin bir kılıca şekil veren demirci ustasının çekicinden inen o ağır, hiddetli vuruştu ve bugün keskin bir kılıca dönüşmüş olan adam, bunun dışında bir şey görmemişti. Her defasında kora dönüşen bedeni o darbelerle sarsılmış sonra buz gibi suya sokularak katılaştırılmış ve ardından yeniden ateşle buluşarak kora dönüşmüş ve yine yeniden bu döngü aynı hiddetli vuruşlarla devam ederek bugünkü şeklini almıştı.
Şimdi bu keskin kılıç artık iki kişi için kınından çıkıyordu. Sevdiği kadın, Anka ve hayatının merkezine oturttuğu oğlu, Aşil.
“Bizim pusulamaz oğlumuz. Ne sen ne de ben yolumuzu kaybetmeyiz. Bizim Kuzeyimiz oğlumuz. Tek yapmamız gereken yüzümüzü hep ona dönmek olacak.”
“Benim yüzüm hep size dönük mon Phénix. Yoksa çoktan yolumu kaybederdim ben.”
Hayatlarına giren küçük Aşil ile Derim, Anka&apos;ya kendini affettirmek için elinden gelen tüm çabayla savaşıyor, Anka da Derim&apos;in çocukluğunun derin sırlarına ulaşıp gerçekleri öğrenmeye çalışıyordu. Birbirlerini daha yakından tanımaya çalışan ikili, Aşil&apos;in de katkısıyla paylaştıkları anları çoğaltıyorlardı. Tüm bunlar yaşanırken çevrelerindeki kötü güçler de boş durmayacaktı. Derim ve Anka&apos;ya zarar vermek isteyenlerin ibresi yeniden Aşil&apos;e dönecekti.
“Hedef Aşil!” diye bağırdı Ozan.
“Oğlumu koruyun!” diye bağırdı Derim haykırır gibi. “Aşil&apos;i koruyun!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96563</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d53fcb2a-76c7-4a3a-b6ce-a6a00b0aba6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 4. Kitap</image:title>
            <image:caption>Bir zamanlar, babası tarafından eli hiç tutulmamış, sırtı hiç sıvazlanmamış, sadece karanlığa hapsedilmiş bir evlattı o; fakat bugün, gölgesiyle bile her an, her saniye oğlunu korumaya çalışan muazzam bir babaydı…
Bundan seneler evvel, sürüklenerek götürüldüğü ve Derim&apos;in yanında katıldığı bir başka partide yine birçok göz, merakla onun üzerine dikilmişti ve Anka, o bakışlarının nedenini öğrendiğinde yaşadığı sarsıntıyı, bugün gibi hatırlıyordu. Hayatı boyunca o kadar aşağılanmamıştı.
Derim&apos;in acı geçmişi telafi edebilmek için gösterdiği çaba, elbette takdire şayandı ve Anka onun samimi çabasının, kalbindeki kırıkları onardığını da kabulleniyordu. Fakat biraz evvel yaptığı şey; kimseye boyun eğmeyen adamın cesaret ettiği jest, bir başka kadının göğsünü kabartabilecek olsa da Anka bunu hissetmiyordu. Aksine, yüreğinde geçmişte yaşadığı aşağılanmanın sızısı ve Derim&apos;in bu kadar gözü kara olmasının yaşattığı tedirginlik vardı.
Bu adeta Derim&apos;in kendi kendine verdiği cezanın sınırsızlığını kanıtlıyordu. Öylesi düşünmeksizin, öylesi fütursuz ve öylesi boyun eğilmiş bir teslimiyetti yaptığı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96564</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ba4a811-06fe-4b46-8ae5-075aa0774626.jpg</image:loc>
            <image:title>Arthur ile Zamanın İzinde Evrenin Merkezine Doğru Bir Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Düşüncelerimiz, bizi var eden tek gerçekliktir.
3 Nisan 2022&apos;de Peter&apos;ın, Arthur isimli çalar saati ile Wagner&apos;in Antika dükkânına adım atmasının ardından, geçmişten geleceğe, dünyanın kayıp uygarlıklarından evrenin galaktik uygarlıklarına uzanan bir maceranın kapıları aralanıyor.
“Ay&apos;ın yüzeyinde yer alan kraterlerin üzerinde boylu boyunca yuvarlanarak ilerleyen Arthur&apos;un Amerikan bayrağının yanına gelişiyle birlikte John F. Kennedy&apos;nin ulusa seslenişi (We choose to go to the moon), Apollo 11&apos;in yeryüzünden ayrılışı, insanlığın Ay&apos;a ilk ayak basışı, Neil Armstrong&apos;un sözleri (That&apos;s one small step for a man, one giant leap for mankind) ve hemen yanı başında duyumsadığı Buzz Aldrin&apos;in karşı konulamaz heyecanı ve kalp atışlarıyla Dünya üzerinde görüntüleri izleyen milyonların gurur ve coşkulu manzarası eşliğinde insanlık tarihinde iz bırakan anlar, gözlerinin önünden bir film şeridi gibi akmaya başlamıştı.”
“Peki, gerçekten de her uygarlık bir noktada kendini yok etmeye programlı olabilir miydi?”
Serinin bu ilk kitabında; Atlantis ile Mu kıtalarının yükselişi ve batışının gerçekleri açığa çıkıyor. Diğer galaksilerde yaşayan bilinçli ve üst türlerin maceraları, Dünya&apos;yı da etkisi altına alacak gizemli bir serüvene hayat veriyor. Gelecek, geçmiş, var olma amacımız ve de tüm evreni içine alan kaosu ve savaşı anlatan bu uzay yolculuğunu merakla okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96565</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1acfa69-1726-423c-841c-c891fb69944c.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Ders Almayacaklar</image:title>
            <image:caption>Usa Today’den Wendy Walker’ın deyimiyle, “Sert, ustaca ve tamamen korkusuz.” Asla Ders Almayacaklar, tacizci adamlara tam da hak ettiklerini veren iki kadın hakkında psikolojik bir gerilim romanı.
Layne Fargo’nun “tahrik edici yazım tarzı” ve “gerilimin tekinsiz çekiciliğini” ön plana çıkaran, Asla Ders Almayacaklar romanı, özellikle Killing Eve ve Chelsea Cain hayranlarının bayılacağı bir feminist seri katil hikâyesi.
Chicago Review of Books -Kirkus Review
Scarlett clark İstisnai bir İngiliz edebiyatı profesörüdür. Ama Cinayetlerini Örtbas Etmede Çok Daha Olağanüstü İşler Çıkarır.
Her yıl Gorman Üniversitesi’nin en kötü adamını seçer ve onun kaderini en küçük ayrıntısına kadar planlar. Muhteşem planlama zekâsı sayesinde, yıllardır dikkatleri üzerine çekmeden cinayet işlemeye devam etmektedir. Tam da en büyük avına hazırlanırken, okul kampüsündeki ölümlerin peşine düşmeye karar verir. Düşmanlarını kendine yakın tutmaya kararlı olan Scarlett, araştırma birimine katılır ve birimin başındaki Dr. Mina Pierce’ı baştan çıkarır. Her şey büyük planıyla uyumlu ilerlemektedir. Ta ki son kurbanında kontrolünü kaybedip yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalana kadar.
Bu sırada Gorman Üniversitesi öğrencisi Carly Schiller, okuldaki ilk yılını kazasız belasız atlatma derdindedir. Babasının psikolojik tacizlerinden nihayet kurtulmuş olan Carly, derslerine odaklanıp gözlerden uzak bir okul hayatı sürdürmek istemektedir. Ama yurttaki oda arkadaşının başka fikirleri vardır. Allison Hadley havalı ve kendine güvenli bir kızdır, tam da Carly’nin olmak istediği gibi. İkisi kendilerini çok yoğun bir arkadaşlığın içinde bulurlar. Allison bir partide cinsel saldırıya maruz kalınca, Carly saldırgana cezasını vermeye ve intikam fantezilerini gerçeğe dönüştürmeye takıntılı hale gelir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96566</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47a595d2-5e01-417a-a91b-ca0a00a2ef89.jpg</image:loc>
            <image:title>Axomghot - Ara Devir</image:title>
            <image:caption>Gurur… Berd’in gözlerinin derinliklerinden haykırdı kuvvetli varlığını. Şanlı bir zafer bile bu sahne kadar anlamlı olamazdı. Yolunun önünde diz çöktü eli kanlı savaşçıları. Ağır ağır yürüdü yarattığı mabede sonra. Bir elinde Axomghot’un mukaddes sancağı, diğerinde Tyekajin’in üçlü kılıcı… Ayaklarını geçirdi kimi ölü başın ağzına, kiminin burnuna bastı. Her birinden üstünde bir iz kaldı.
Sadece bedeni değil, ruhu da yükseliyordu ölülerin üstünde. Zirveye ulaştığında, garip bir heyecan dalgalandı yüreğinde. Galibiyetten daha ulvi bir tat… Başarıdan daha kuvvetli bir haz hissetti. Sancağı dikti en tepeye. Sağ eliyle sapasağlam tuttu demirinden. Sol elindeki kılıçla selam verdi onu izleyenlere. “Yesssaaaaaah!” diye kükredi tüm Yeriyaako’ya. Güneş bile korkmuştu sanki ondan. Ürkekçe saklanıyordu mor bulutların ardına, kaçar gibi batıyordu Kahir Denizin ufkundan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96567</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f371b2e4-4425-46ee-b2ef-e960cef8e2e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadın Gibi Bırak</image:title>
            <image:caption>Alkolle kafayı bozmuş bir dünyada yaşıyoruz. İş etkinliklerinde, kahvaltılarda, kitap kulüplerinde, mezuniyetlerde, cenazelerde içiyoruz. Yine de alkolün her yerde bulunmasını sorgulayan kimse yok; aslında, sorguladığımız tek şey, içki içmeyen birinin bunu neden yaptığı. Holly Whitaker birçok içki aleminin ardından yardım almaya karar verdiği zaman, egemen tedavi sistemlerinin ilkel, ataerkil ve kadınlar ile tarihteki diğer bastırılmış grupların kendilerine özgü gereksinimleri için yetersiz olduğunu fark etti. Dahası, tıpkı nesiller önce tütün şirketlerinin başarılı bir şekilde yaptığı gibi, alkol şirketlerinin kadınları hedef alışını görmezden gelemedi.

Holly kendi bağımlılığından yola çıkarak alternatif bir yöntem geliştirdiği zaman, alkolle arasındaki ilişkiyi sorgulayanların katılabileceği bir ayık yaşam topluluğu yaratmaya gerek duydu. Böylece herkes kendi yolunu keşfedebilecekti. Bu kitap her şeyden önce içki içme kültüründe deprem etkisi yaratacak bir bakış açısıdır. Aynı zamanda da, tüm zehirlerden arınmış, en kusursuz, en güzel hayatlarımızı yaşamamıza yardımcı olacak bir yol haritasıdır. Bir Kadın Gibi Bırak, içki içmekle ilgili düşüncelerinizde bir devrim yaratacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96568</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59b6b4a1-0c7a-489a-bbf3-41bbe5821a71.jpg</image:loc>
            <image:title>Bugün</image:title>
            <image:caption>#1 Uluslararası Çok Satan
Laura Bıel Ve Massımo Torrıcellı, Karşı Konulamaz Derecede Tehlikeli Bir Tutku.
Netflix’in izlenme rekorları kıran, uluslararası çapta en çok satan 365 Gün’ün bu sürükleyici ikinci kitabında Laura ve Massimo’nun şehvetli ve heyecan verici hikayesi devam ediyor.
Laura&apos;nın Sicilya&apos;daki yeni yaşamı masal gibidir: İhtişamlı bir düğün, her isteğini yerine getiren bir eş, deniz kenarında harika bir villa ve Laura&apos;nın daha önce hiç tatmadığı lüks. Laura&apos;nın eşi, güçlü bir mafya örgütünün lideri olan Don Massimo Torricelli olmasaydı her şey mükemmel olabilirdi. Laura&apos;nın da kısa sürede fark edeceği gibi Sicilya&apos;nın en tehlikeli adamının eşi olmanın sonuçları vardır. Çünkü Massimo&apos;nun gözü pek düşmanları vardır ve en zayıf noktası Laura&apos;dır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96569</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abf0ba84-c0c6-4ea8-a405-4a1080b69617.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Alaz</image:title>
            <image:caption>Sevdikleri bir zalim tarafından elinden alındı. On üç yıl boyunca kabuslara mahkûm edilirken, adı da karanlığa gömüldü. Alaz… Yeminle çıktığı intikam yolunda şimdi zalim olma sırası O’nda.
Yaman… Yirmi üç yıl önce en kıymetlisini, yıllar sonra ise annesini elinden alan aynı zalimi; cehenneme göndermeyi hayatının amacı edindi.
İntikam ateşi ile yanan Alaz ve Yaman’ın hikayesi, serinin bu ikinci kitabında da sizleri sürükleyerek, onların duygularına ortak edecek.
Bukalemun Alaz, tüm bu intikam ateşinin içinde; aynı hedefe ayrı yollardan giden Alaz ve Yaman’ın sürekli kesişen yollarının tesadüf olmadığını, ilahi planın onları bir araya getirmek için yaptığı cilvelerle, temeli yirmi üç yıl önce atılan aşkı canlandırdığını heyecanla fark edeceksiniz.
Serinin bu kitabı, tesadüf diye bir şey olmadığına inanmanızı sağlayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96570</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8e7a15d-b101-4009-9ef8-8e632595ba25.jpg</image:loc>
            <image:title>Merhaba Su!</image:title>
            <image:caption>Su her yerde ve pek çok farklı formda. 
İşte suyun, nehirden okyanusa, kutuptan çöle uzanan öyküsü… 
 
Delikli kitaplar serimizin yeni kitabı Merhaba Su!’yu Giovanna Mantegazza yazdı ve Simona Mulazzani resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96571</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c327d33-1257-4828-b15c-e6adfec310bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikeniko</image:title>
            <image:caption>Kara kara kapkara bir ormanda, her yanı dikenlerle kaplı bir yaratık yaşıyordu: Dikeniko! 
Sırtı dikenliydi. Karnı dikenliydi. Başı dikenliydi. Poposu dikenliydi. Hatta kollarında ve dizlerinde bile dikenler vardı. 
Günlerden bir gün, hiç beklenmedik bir şey oldu: Dikeniko’nun dikenleri dökülüverdi. O kapkara, dikenli yaratığın yerini lokum gibi pembe, yumuşak bir yaratık aldı. 
Artık kimseyi korkutamayacaksa, nasıl yaşayacaktı ki? 
 
Ilaria Guarducci’nin yazdığı ve resimlediği Dikeniko’yu, Eren Cendey İtalyanca aslından çevirerek dilimize kazandırdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96572</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd256ccc-ab96-47af-9690-0a2163e4ca00.jpg</image:loc>
            <image:title>Mila ve Sarp&apos;ın Matematik Öyküleri 5 - Fidanlar Büyüyor</image:title>
            <image:caption>Mila ve Sarp 6 yaşında çok iyi anlaşan iki arkadaş. Aynı okula gidiyorlar, aynı sokakta oturuyorlar ve okul sonrası zamanlarının çoğunu birlikte geçiriyorlar. 
Bu öykümüzde, Mila ve Sarp Orman Haftası etkinliklerine katılıyor. Yapacakları projede fidanlarının bıyunu ölçerken sorun yaşıyorlar. 
Serinin 5.kitabında Mila ve Sarp, farklı yöntemlerle uzunluk ölçmeyi öğreniyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96573</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/345a2c1a-f393-49ce-bc51-e2d026d8e988.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülün Dikeni</image:title>
            <image:caption>O, bu kitabı kendi deyimiyle “yaşama devam etmek için” yazmış, “intikam almak için değil 
O, bu kitabı kendi deyimiyle yaşama devam etmek için yazmış, intikam almak için değil. Almanya&apos;nın adalet mekanizması ve cezaevlerini, hayatında bugüne kadar yaşanmasına ihtimal vermediğimiz olayları anlatıyor. Günümüz Türkiye&apos;sinde kadın hakları kadına şiddet kimi yerlerde 2. Hatta 3. Sınıf vatandaş olarak TV haberlerinde, gazetelerde görüyoruz. Avrupa&apos;nın beşiği Almanya&apos;da bile kadınlar eşit değil mi? Acaba! Bu kitap Almanya&apos;da önce yasaklandı, sonra sansüre uğradı. Ama 1 milyon satmasına engel olunamadı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96574</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/644cdf24-1e22-4439-8abf-6e4ecb59640b.jpg</image:loc>
            <image:title>Okullarda Ruh Sağlığı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, okullarda sunulan ruh sağlığı hizmetlerine yönelik rehber niteliğinde destekleyici bir kaynaktır. Pandemi dönemi ve sonrası okullarda ruh sağlığı hizmetlerine duyulan ihtiyaçlar dikkate alındığında sunulan hizmetin kapsamı ve niteliği daha da öne çıkmaktadır. Bu ihtiyaç da göz önünde bulundurularak okullarda ruh sağlığını etkileyen faktörler ve sorumluluklara, okullarda sunulan ruh sağlığı yaklaşımlarına, okullarda çocuk ve ergenlerle psikolojik danışmaya, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, yükseköğretim dönemlerinde ruh sağlığı hizmetlerine, özel eğitime ihtiyaç duyan ve dezavantajlı bireylerde ruh sağlığı hizmetine, okul ve aile ikliminde riskli durumlara ve kriz durumlarında ruh sağlığı hizmetine, okullarda kültüre duyarlı ruh sağlığı hizmetine, pandemi ve sonrası okullarda ruh sağlığı hizmetine, okullarda sunulan ruh sağlığı hizmeti bağlamında etik ve hukuk konularına yer verilmiştir. Her bir bölümde bölümün doğasına da bağlı olarak öğrenme hedeflerine, yer yer vaka örneklerine, gelişim dönemi bilgilerine, öğrenme sürecini aktif kılabilecek paylaşımlara yer verilmiştir. Okullarda çalışan meslek profesyonellerine, okullarda çalışmayı hedefleyen ruh sağlığı hizmeti sunmaya aday bireylere ve ruh sağlığına ilgi duyan tüm bireylere temel bir başvuru kaynağı oluşturması dileğiyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96575</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1acebae-4aad-481c-ad64-752b95bd380a.jpg</image:loc>
            <image:title>Totem ve Tabu</image:title>
            <image:caption>Yayımlandığı günden bu yana en çok konuşulan ve Sigmund Freud’un en büyük eserlerinden biri kabul edilen Totem ve Tabu, ilk kez 1913’te yayımlandığında büyük tepkilere yol açmıştı. Dört bölümden oluşan kitabında Freud aile, toplum, din, cinsellik, çocukluk kavramlarını irdeliyor. Kapsamlı ve düşündürücü bir kitap olan Totem ve Tabu, Freud’un en ünlü temalarının en kapsamlı keşfi olmaya devam ediyor. Teorileri, sinema ve edebiyattan tıbba ve sanata kadar yaşamı tüm yönleriyle etkilemiş olan Freud’un bu önemli metnini Niyazi Berkes’in çevirisiyle sunuyoruz. 

“(...) Etnografyanın bize öğrettiği “ilkel insan psikolojisi” ile psikanaliz araştırmalarının bize öğrettiği “nevrozluların psikolojisi” arasında yapılacak bir karşılaştırma birçok benzerlik noktasını ortaya çıkaracak ve az çok bildiğimiz konuları aydınlatacaktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96576</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5af8ec36-291c-4f2d-a20a-15075ae35fa2.jpg</image:loc>
            <image:title>Almanya Çıldırdı</image:title>
            <image:caption>1941 yılında, II. Dünya Savaşı sürerken ve Hitler henüz büyük katliamlarını yapmamışken yayınlanan bu çalışmanın amacı, mevcut çatışmanın psikolojik dinamiklerini belirlemek ve anlamaktır. Yazar, Alman zihniyetini incelemek için sıra dışı fırsatlara sahip olmuş tıp doktoru bir psikologdur. Almanya’nın durumunu şeytani bir delirme durumu olarak görür; Hitler ise medyum rolü oynayarak Alman bilinçdışına sızma becerisi gösteren ilkel bir büyücüdür. Kolektif Alman psikolojisinin temel istikrarsızlığı analiz edilir ve bu şeytani patlamayla ilişkilendirilir. 

Almanya Çıldırdı, Avrupa’nın başına gelen bu büyük felaketin görünmez sebeplerini tasvir etmeye yönelik ilk ciddi girişimdir. Mevcut kaosun akıl ve mantık dışı unsurlarını aydınlatma amacı taşır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96577</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1b990eb-3e89-4d94-9386-86f4171e16d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlamak İçin Yaşamak</image:title>
            <image:caption>Anlamak tercüme etmektir. Tercüme birçok şekilde söylenmesi mümkün olan bir ifadenin taşıdığı dolaylı anlamı deşifre etme sanatıdır. Ve bereket versin ki insanoğlu, Cennetten kovulduğu günden beri bu dolaylı anlamı yorumlama ve tercüme etme sanatının ustasıdır: başka hayatları kendi hayatına, başka tecrübeleri kendi tecrübesine, başka hikâyeleri kendi hikâyesine, başka okumaları kendi okumalarına, başka yorumları kendi yorumlarına mal eder. Bu sayede sürekli yeniden ürettiği bir geçmişi ve tahayyül edebildiği bir geleceği vardır. Anlamaya dair edilmiş bütün fiyakalı büyük lafların altında yatan basit hakikat aslında budur: Anladığımız kadar varız... 

İnsanı insan kılan bu temellük yeteneği, okuduğunuz kitapta altı üst başlıkta ele alınıyor: Kültür, kültürün trajedisi, suçluluk meselesi, aptallık, adalet ve öteki. Her biri bağımsız bir kitap olmayı hak edecek kadar büyük problemlere bir çözüm veya nihai ve kuşatıcı bir bakış açısı getirdiğimi iddia etmiyorum. Ama kendimi, içinde yaşadığım çağı ve toplumu anlamaya çalışırken çokça yolumun kesiştiği problemler ve düşünürlerle olan ilişkimi gözler önüne sermekten de çekinmedim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96578</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5fba02a-74f7-47f1-a97a-3a16257b8f79.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Halk Şiirinde Şekil ve Türler</image:title>
            <image:caption>Ahmet Talât Onay&apos;ın ününü sağlayan eserlerinin başında Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev&apos;i gelir. Yazar bu eserinde, örneklerden hareketle halk şiirimizin bazı kurallarını tespit etmeyi denemiştir. Fuat Köprülü, Veled Çelebi, Necip Âsım, Ahmet Kemal, Nurullah Ataç, Brockelman ve Kowalski gibi yerli ve yabancı ilim adamı ve edebiyatçılar bu eserlerin önemini gösteren tenkit ve tanıtma yazıları yazmışlardır. 

Ahmet Talât, Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev&apos;i&apos;ni 1924&apos;te yazmış, 1928 yılında Maarif Vekâleti tarafından yayınlanmıştır. Yazar, 1940’ta eserini ilavelerle genişletmiş ise de, sağlığında ikinci baskısı yapılamamıştır. 

      Ahmet Talât, eseri yeni baskıya hazırlarken, eski baskıda bulunan birçok konuyu bazen yeniden yazacak kadar değiştirmiş ve genişletmiş, bazen de yeni konular ilave etmiştir. Bu ilaveler sonucunda ilk baskısı 166 sayfa olan eser, 400 sayfaya ulaşmıştır 

     Türk Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev&apos;i, kendi konusunda ilk kapsamlı çalışmadır. Çok ve çeşitli örnek ihtiva etmektedir. Yazarın ifadesiyle, halk edebiyatı tarihi yazacaklar için zengin malzeme vermektedir. Önerdiği bazı terimler bugün için yadırgansa ve hatta bazı fikirleri eskimiş, eksik ve yanlış olsa dahi, halk edebiyatı alanında çalışacakların başvurmadan geçemeyecekleri klasik kaynaklar arasında yerini almıştır. Yazarın sağlığında büyük ölçüde genişlettiği bu yeni baskıya, günümüz okuyucusuna hitap etmek amacıyla Halk Şiirinde Şekil ve Türler demeyi uygun gördük. Eserin, halk edebiyatı araştırmacıları için yararlı olmasını dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96579</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90fcd387-f207-4f30-bc53-292f41667e3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşatma</image:title>
            <image:caption>Size sahnede alkışlatılan sahte kahramanların değil, 
Kanlarıyla vatan toprağını sulayan unutulmazların hikâyesi. 
Soluksuz, sarsılarak okuyacaksınız. 
 
Hikmet Erdoğdu, Kuşatma’da vatanı için kendinden vazgeçip yurdun her karış toprağını evi belleyenlerin hikâyesini anlatıyor. Güneydoğu’da terörle mücadele eden Mehmetçiğin en yalın hâllerini, dün ile bugün arasında sıkışmış, eksik bırakılmış yaşamların perde arkasını gözler önüne seriyor. 
Erdoğdu’nun gerçeklerden damıtarak tüm zorluğa, yoksunluğa, mücadeleye rağmen dostluk ve adanmışlıkla kurduğu dünyasına tanık olurken vatan sevgisini en derinlerinizde hissedeceksiniz. 
 
“Yine vatanı kurtarmaya mı gidiyorsun Kürşad? Bu sefer arkandan ağlayacak biri var mı?” diye sormuştu. 
Kürşad kapıdan çıkarken, yılların kızgınlığını iki cümleye sığdıran Nagehan’a bakıp cevap vermişti: 
“Sevdikleri için kendini feda etmeyenlerin, sevdikleri için ağlamaya hakkı yoktur.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96580</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef8cc7b9-66a3-4a5c-83b4-90fa74fbe8a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Halk Şiiri ve Divan Şiirinin Müşterekleri</image:title>
            <image:caption>Ben Türk şiirini gül-i ra&apos;nâya benzetiyorum; yarı sarı yarı kırmızı... Halk ve divan geleneğinden beslendiği için iki renkli. Rengini, kokusunu bizim havamız, suyumuz ve toprağımızdan alan, bizim besleyip büyüttüğümüz bir gül. 
       Edebiyatımızı doğru anlayabilmek için önce zihnimizdeki ikiliği kaldırmamız gerektiğine inanıyorum. Türk kültürü, tarihi ve sanatı gibi edebiyatı da bir bütün. Şiir de bu bütünlük içinde gelişimini sürdürüyor. Farklı estetik çizgilere sahip olmakla birlikte, ortak bir kültür birikimine yaslanan halk ve divan edebiyatlarımızın müşterekleri tahmin ettiğimizden çok daha fazla. Şimdiye kadar ısrarla farklı taraflarına dikkat çekildiğinden bu ikisinin birbirine zıt ve tamamıyla farklı edebiyatlar olduğu sanılmış, arada uçurumlar yaratılmıştır. Ben bunun böyle olmadığını örnekleriyle ortaya koymaya çalıştım. 
        Eski şehirlerimizin kendilerine özgü bir mimarisi vardı. Safranbolu ve başka şehirlerde gördüğümüz gibi. Bu şehirlerin, aynı zamanda şiirde, musikide, giyim kuşamda belli bir üslûbu vardı. Tanpınar bu örneklere mahallî klasik diyor. Bunlar, halk şiirini divan şiirine bağlayan zincirin halkaları gibi ara örneklerdir. 
        Ben Türk Edebiyatını bir şehre benzetiyorum. Edebiyatın dönemleri ve farklı üslûpları, şehrin sokakları, caddeleri, meydanları gibidir. Aynı anda hem bunları hem de şehrin tamamını göz önünde bulundurmak gerekir. 
        Türk Edebiyatı kendi içinde bölümlenmeler içerse de, yabancı bir edebiyatla karşılaştığında bu farklılıklar ortadan kalkar ve bir bütün olarak görünür. Onu değerlendirirken farklılıklarını ve ortak yönlerini bir arada değerlendirmelidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96581</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24727722-69cc-4d6e-ac86-beaba3046739.jpg</image:loc>
            <image:title>Demokrasi Felsefesi</image:title>
            <image:caption>«Demokrasi, insani varoluşa içkin olanakları hem pozitif hem de negatif özgürlükler bağlamında hayata geçirme ve her tekil insanın kendisini ne ise o olarak algılama arzusuna eşlik edecek “ontolojik haysiyet eşitliği” talebinin sesidir. Dile getirdiğim eşitliğe dayalı demokrasi talebi, aynı zamanda, egemenlik ilişkilerinin hiyerarşik yapılanmasına karşı bir direnişi de temsil eder. Bu kitaptaki her bir bölüm bu direnişe açılan yeni bir pencere olarak okunursa kitap amacına ulaşmış olacaktır». 
 (editör) Eray Yağanak 
 
Ülkemizin çeşitli üniversitelerinden on bir yazarın kaleme aldığı bu kitapta, çağdaş felsefenin Mill, Nietzsche, Popper, Rawls, Habermas, Dworkin, Laclau, Mouffe, Badiou, Rancière ve Pettit gibi önemli figürlerinin demokrasi anlayışları incelenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96582</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76416b68-9791-47ee-bfef-a9b01cf15541.jpg</image:loc>
            <image:title>Ultra Çocuk ile Harika Köpek</image:title>
            <image:caption>Ultra Çocuk ile Harika Köpek&apos;in İNANILMAZ Maceraları...

İngiliz yazar Ben Davis&apos;in, insanlar ve köpekler arasındaki koşulsuz sevgiyi hem hüzünlü hem de eğlenceli bir anlatıya dönüştürdüğü Ultra Çocuk ile Harika Köpek, belleklerden uzun süre silinmeyecek bir dostluk romanı.

Doğdukları günden beri hiç ayrılmayan ultra çocuk George ile harika köpeği Gizmo&apos;nun büyüme ve olgunlaşma hikâyesini sayfalarına taşıyan bu bol ödüllü kitap, olumsuz durumlara karşı tek yürek olmanın ve cesur davranmanın gerekliliğini hatırlatıyor.

Muzip dili, sağlam kurgusu ve Julia Christians&apos;ın resimleri eşliğinde, okurlara “inanılmaz” maceralar yaşatan eser aynı zamanda; ebeveyn ayrılığı, sevdiklerini kaybetme, anksiyete, akran zorbalığı, yalnızlık gibi çocukların duygu dünyalarını altüst edebilecek hassas konulara da dikkat çekiyor. 

14 yaşındaki Gizmo, bir köpeğin umabileceği her şeyi yaşadı şu hayatta! Can dostu George sayesinde sevgi dolu, muhteşem bir ömür sürdü. Galaksilerarası Güç Takımı&apos;na katıldı. Herkesin arkadaşı, suç savaşçısı, sincap kovalayıcısı ve reçelli bisküvi sevdalısı oldu. Ama hepsinden önemlisi, köpek yaşıyla aşağı yukarı 78 yıl boyunca (!) hep çok iyi bir çocuk olarak kalmayı başardı o. Fakat artık işler iyiye gitmiyor. Gizmo bir hayli yaşlandı ve... bu duruma çok üzülen George, onunla son kez DELİCESİNE eğlenebilmek ve güzel anılar biriktirebilmek için bir “Gizmo ile Yapılacaklar Listesi” hazırladı. Kampa gitmek, dondurma yemek, şehrin öteki tarafındaki yüksek tepeye tırmanmak, on beş dakikalığına ünlü olmak... Peki, George&apos;un yerli yersiz “fıttırışları” ve Gizmo&apos;nun aşırı tembelliği işin içine girince, bu listedekilerin ne kadarı gerçeğe dönüşebilecek dersiniz?

Ben Davis&apos;in, “Ne olursa olsun, hayat devam ediyor; eksik, yarım, özlemle. Hem de hiç dinmeyecek bir özlemle...” görüşü üstüne temellendirdiği Ultra Çocuk ile Harika Köpek, kahkaha attırırken gözleri nemlendirmeyi başaran kitaplardan!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96583</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8eee46b1-81d7-4390-a0a9-68a12741dda7.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat ve Toplum Dergisi 136. Sayı - Sagalassos Toplantıları</image:title>
            <image:caption>SAGALASSOS TOPLANTISI 
Konuk Editörden: Öner Günçavdı 
 
Fiyat İstikrarı ve Para-Maliye Politikası Etkileşimi 
Hakan Kara 
 
Mega Projelerdeki Olası Riskler: Türkiye Örneği 
Uğur Emek 
 
Pandemi ve Sonrasında Gelir Dağılımı Eşitsizliği 
Ceyhun Elgin 
 
Kalkınmanın Muhasebesi 
Bilin Neyaptı 
 
İş Gücü Piyasasında Kadının Yeri 
Ayşe Aylin Bayar 
 
Covid Sonrası Dünyada İktisat Politikalarındaki Değişim Üzerine Tartışmalar 
İbrahim Turhan 
 
Sagalassos Uzlaşısı 
M. Murat Kubilay 
 
Yuvarlak Masa: 
Ömer Faruk Çolak, Murat Üçer, Serdar Sayan 
 
Türkiye Ekonomisinde Kâr Oranlarının Seyri ve Etkilediğini Düşündüğümüz Konular 
A.Erinç Yeldan 
 
Doğru Politika ve Yanlış Zaman, Bünyede İki Kat Belirsizlik Yaratır 
Cem Mehmet Baydur 
 
Sosyal Bilimciler Konuşuyor: 
Kamil Yılmaz 
 
Türkiye’de Ekonomi Politikaları: Anaakım İktisat, Kısa-Dönem ve Uzun-Dönem Arasındaki Ayrımlar ve Modellerimiz Üzerine 
M. Aykut Attar 
 
Finansal Okuryazarlık Üzerine Notlar Devrim Dumludağ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96584</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae309050-9580-4603-8b93-e075516bfaea.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversiteler</image:title>
            <image:caption>Binlerce yıldır farklı pek çok coğrafyada ve tarihte yükseköğrenim verildiğini biliyoruz. Bu tür eğitim kurumları, ilk kez Avrupa’da üniversite olarak adlandırıldığı için “üniversite” bir Batı kurumudur, ancak kitapta da görüleceği üzere, yükseköğrenim veren pek çok kurum Batı’dan daha önce, örneğin Çin’de veya Mısır’da vardı; İslam medreseleri de yükseköğrenim veren okullardı. 

Kitapta, dünya üniversitelerinin binlerce yıllık öyküsünü okuyacaksınız. İlk üniversitenin ne zaman ve nerede kurulduğundan başlayarak yükseköğrenimin geçmişine ve gelişimine tanık olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96585</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff7ca165-15c7-4405-9927-adfee2e99ef3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuhaf Bir Kuş’un Görüldüğü Gece</image:title>
            <image:caption>TÜRKÇEDE İLK KEZ!
Kafka Kitap’ın yeni dizisi Babil Ekspres,
H. G. Wells’in en önemli yapıtlarından birini ilk kez Türkçeleştirerek başlıyor!
 
“Bu kitap, H. G. Wells’in sınırsız ve parlak hayal gücünün bir kanıtıdır.”
–Joseph Conrad
 
Siddermorton papazı Rahip Hilyer, bir gece önce alevler eşliğinde gökyüzünde görülen garip nesneyi konuşan halkın fısıldaşmalarını henüz işitmemiştir… Sıcak bir öğleden sonra kilise önünde uzanan yeşil düzlüklerde avlanırken bu kez gökte süzülenin tuhaf, oldukça büyük bir kuş olduğunu anlar. Tek bir atışla kanadından vurulan kuş, yeryüzüne düşer düşmez bir melek olduğunu söyler. Bilinmeyen bir sebeple “Harikalar Diyarı”ndan ayrı düşüp “Rüyalar Diyarı” olarak adlandırdığı dünyanın atmosferine girmiş, kısa süre sonra da bir insan tarafından vurularak uçma kabiliyetini de yitirmiştir. Göz alıcı renkleri ve görenler tarafından nahoş bulunan giysileriyle bu, dini anlatılar ve masallarda tasvir edilenden çok, Rönesans dönemi tasvirlerini andıran bir melektir. Yaşananlar karşısında şoke olan ve bildiği tüm dini metinleri gözden geçirmeye başlayan rahip, parçalanan kanadı iyileştirme çabasına girişir ancak bunun zaman alacağı bellidir. Yeryüzünde geçirdiği her gün biraz daha insansılaşan Bay Melek ise insan gibi yaşamanın ne demek olduğunu öğrenirken hiç de adil olmayan adalet sistemi ve toplumsal kodlarımızı sorgulaması nedeniyle bir sosyalist olmakla suçlanır ki içine düştüğü dönem icabı bu, yüz kızartıcı olmaktan çok öte bir suçtur. Bugüne dek okuduğumuz H. G. Wells yapıtlarından bariz bir biçimde ayrılan Tuhaf Kuş’un Görüldüğü Gece, yazarının olanca dehâsı, mizahı ve dikte edilmiş doğruları sorgulama cesaretiyle ilk kez Türkçede!
 
“H. G. Wells, Kurt Vonnegut mizahının öncüsü olan yazımını bu kitapta sergiliyor.”
–Michael Sherbourne</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96586</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7aa69638-3375-447a-a604-0cb7e3b5e14d.jpg</image:loc>
            <image:title>Rusya&apos;nın Ruhu</image:title>
            <image:caption>Rusya tarihi, başlangıçtan itibaren aynı zamanda Türk-Rus münasebetleri tarihi olsa da ülkemizde yeterince çalışılan konulardan değildir. Yalnızca Rus arşivlerinin değil, ülkenin kendisinin de uzun yıllar boyunca “kapalı” kalmasının ve Soğuk Savaş döneminde Türkiye’de olumsuz bir Rusya imajının hâkim olmasının da bunda etkisi büyük. Hâlbuki Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kuzey Komşumuz” olarak adlandırdığı Rusya, hangi rejim ve ne kadar zor şartlarda olursa olsun Türkiye ve Türk Dünyası ile ilgili araştırmalarına hiçbir zaman ara vermedi.   
 
Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra Türkiye’de bu kuzey komşusuna ilgi, -tarih araştırmaları da dâhil olmak üzere- her alanda arttı. Ancak yine de Rusya tarihi daha çok Türk-Rus münasebetleri çerçevesinde ele alınmaya devam edilmektedir.
Turhan Dilmaç’ın elinizdeki çalışması, bu bağlamda bir istisnayı ve kendi alanında bir ilki teşkil etmektedir. Zira kitap, Rusya’nın ruhunu ortaya koymaktadır.
 
Rusya’nın Ruhu, başlangıçtan günümüze kadar kesintisiz bir Rusya tarihi değildir. Tek bir çalışma çerçevesinde bunu ortaya koymak da imkânsız. Ancak Rusya’nın Ruhu, Rus tarihinin en önemli olaylarını, en önemli hükümdarlarını ve en önemli savaşlarını kültürel gelişmeler çerçevesinde ele alarak bütün bunların Rus Devleti ve en önemlisi de Rus halkı üzerindeki etkisini ortaya koymakta, okuyucunun Rusların davranış ve alışkanlıklarını anlamasını sağlamaktadır.   
 
19. yüzyıl Rus yazarı Födor Tütçev, Rusya’nın kilometrelerle ölçülemeyeceğini, mantıkla anlaşılamayacağını dile getirse de Rusya’nın Ruhu, Rus tarihinin birçok meselesini kendi içerisinde kronolojik bir anlatımla ortaya koyarak Türk okuyucusunu gerçek bir tarihe sürükleyecek ve bu tarihin süreç içerisinde nasıl algılandığına ve ne şekilde yeniden üretildiğine dair düşündürecektir.
 
İlyas Kemaloğlu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96587</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4cf9806-9dd7-4e1c-bf84-465ac4c0fa54.jpg</image:loc>
            <image:title>Moğolların Tarihi</image:title>
            <image:caption>1241–1242 yılında Polonya’dan başlayıp Almanya hudutlarına uzanan, buradan da Avusturya’ya ilerleyip Macaristan’ın batı kesimlerine doğru sokularak Dalmaçya sahillerine inen hat âdeta bir yangın sınırıydı. Bu sınır, Moğol saldırısına uğrayan bölgelerle güvende kalan toprakları birbirinden ayırıyordu ayırmasına ancak korkunun bir hududu yoktu ve tedirginlik kıtanın neredeyse tamamında hüküm sürüyordu. Nitekim o karanlık günleri yansıtan Latince belgeler, sadece saldırıya uğrayan insanların değil, çok uzakta yaşayanların bile korkunun esiri olduklarını gösteriyor. Ve bu, tüm konumları birbirine eşitleyen bir korkuydu. Fransa Kralı IX. Louis’nin, annesi Kastilyalı Blanca’ya âdeta vedalaşırcasına gönderdiği mektup bu günlerin ruhunu yansıtan belgelerden sadece biridir. Bununla birlikte Moğollar 1242 baharında beklenmedik şekilde geri çekilmeye başladılar. Avrupa’da hemen herkes derin bir nefes almıştı. Ancak yine de bazı kimseler daha farklı düşünüyordu. Ya tekrar gelirlerse? Hem de bir daha gitmemek üzere. Bu kötü senaryoyu düşünenlerden biri de Papa IV. Innocentius’tu.     
 
IV. Innocentius’un korkusu Johannes adlı bir Fransisken din adamının 1245 Nisan ayında Moğolistan’a gönderilmesine kadar vardı. Din adamının görevi, Moğolların Avrupa’ya bir sefer düzenleyip düzenlemeyeceklerini öğrenmek, böyle bir niyetleri varsa onlarla etkili bir mücadeleye girişmek için düşmanlarını yakından tanımak üzere dinlerini, geleneklerini, mutfak kültürlerini, aralarındaki ilişkileri ve daha da önemlisi taktikleri ile savaş kültürlerine varıncaya kadar her şeyi, ama her şeyi öğrenmekti. Moğolistan’dan dönüşünün ardından 1247’de kaleme aldığı eserinde seyahatinin yanı sıra tüm bu hususlarda tanımlayıcı bilgiler vermesi de vazifesinin, omuzlarına yüklediği bilinçle ilgiliydi. Sorumlulukları ile bütünleşen Plano Carpinili Johannes için seyahati sadece bir yolculuk değildi. Bir keşifti aynı zamanda.     
 
Johannes, Moğol egemenliğindeki topraklarda bir buçuk seneden fazla bir süre geçirdi. Bu zaman zarfında Moğollarla yakın temas içerisinde bulundu. Başlangıçta, birkaç sene önce Avrupa’nın bir kısmının altını üstüne getirmiş bir halkın topraklarına gitmek onu ürkütüyordu. Ancak deneyimlediği şeyler onu bambaşka bir hissiyata sürükleyecekti. Seyahati sırasında kimi olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldıysa da çoğu zaman Moğolların misafirperverliklerinden istifade etti, onlar tarafından korundu, iyiliklerini gördü, onlarla aynı sofraya oturdu ve aynı suyu içti. Hatta eserinde Moğolların iyi huylarına temas ettiği birkaç başlık bile kaleme aldı. Johannes Moğollar hakkında bilgi veren ilk Batılı olmasa da onları keşfeden ilk kişi olmuştu. Ayrıca Asya’yı da… Daha önce mitolojik bir dünya gibi görünen Asya onun aktardıkları sayesinde artık daha iyi biliniyordu. Bunun, Johannes’i takip edecek kimseleri Asya seyahati için daha da cesaretlendirdiği ve onları Asya’nın farklı noktalarına adım atmaya teşvik ettiği bir gerçek. Bu, Johannes’i elbette denizci kâşifler seviyesine çıkarmıyor. Ancak başardığı şey buna uzak da değildi aslında.     
 
Johannes’in kâşifliğini bir tarafa bırakacak olursak onun asıl önemi, Moğol tarihi ile ilgili en önemli kaynaklardan birisini kaleme almış olmasından ileri gelir. Bir Moğol kurultayında ilk kez bulunmakla kalmayarak bunu detaylı bir şekilde aktaran kişi de Johannes’ti, Moğolların geleneklerini ve göreneklerini üstün bir gözlemle aktaran da. Moğolların askerî geleneklerini çözümleyen de, Moğol tarihi konusunda ilk defa gerçekçi aktarımları yapan da oydu. Ve tüm bunları sadece bu işi ilk defa başaran bir kişi olarak değil, bunu mükemmel bir şekilde ortaya koyan bir kişi olarak yapıyordu. Bu, Moğolistan’da bulunarak onları yaşadıkları bölgede gözlemlemesi ile tüm bunları üstün bir kavrayışla analiz etmesinin bir neticesiydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96588</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6998610-cfab-4e23-8a17-1461e5b788f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Ailenizi Uzaylılara Nasıl Satarsınız</image:title>
            <image:caption>Happy Conklin’in kötü biri olduğuna karar vermeden önce bilmeniz gereken birkaç şey var:
 
·         Baba Happy Conklin dâhi bir mucit ve icatlarını ilk önce kendi çocukları üzerinde test ediyor.
·         Happy Conklin&apos;in kendiyle aynı adı taşıyan oğlu Happy Conklin Junior’sa Sakallı Çocuk olarak da biliniyor çünkü henüz on yaşında olmasına rağmen günde üç kez tıraş oluyor.
·         Happy Conklin Junior’ın beş kız kardeşi var. Kız kardeşleri öylesine tuhaf ki Happy’nin sakallı bir çocuk olması resmen normal kalıyor.
·         Tabii, büyükanneden de bahsetmeden olmaz. Büyükanne derken torunlarına sevgiyle kurabiye yapan birini hayal etmeyin. Ailenin babası olan Happy Conklin’in icatlardan kazandığı paraya el koyup kendine krallık kuran bir büyükanneden bahsediyoruz.
 
Bu zorlu şartlar altında yaşayan Hap aslında ailesini uzaylılara satmayı istemiyordu. Acımasız büyükannesinden kurtulmanın bir yolunu bulduğu için denemek istemişti sadece. Ama bunun bedelini tüm ailesi ödeyince galaksiler arası bir maceranın ortasında bulur kendini.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96589</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a56d238e-45f0-4d94-be09-418d6dc6ac2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Öteki Kadın</image:title>
            <image:caption>“O nasıl biri?” diye sordum.
Sakalını ovuşturarak bir süre düşündü. “Sanırım her anne gibi. Ev
hanımı, uzlaştırıcı, son derece sadık ve çocuklarına karşı korumacı.
Umarım karşılığında aynı sadakati sunabilirim. Onun hakkında tek bir kötü söz duymadım. O iyi bir kadın.”
 
Benden hoşlanmasını istememin baskısını yeterince hissetmiyormuşum gibi, sözleri bunu iyice şiddetlendirdi. Ve Tanrı korusun, eğer ondan hoşlanmazsam, şimdiden tek başıma olduğumu biliyordum. İkimizin hatırına bunun iyi gitmesi için çaba göstermeliydim.
 
Emily, kalbinin kapılarını yıllar sonra aralayan, ona sonsuz güveni
tattıran Adam’la kısa sürede masal gibi bir ilişki yaşamaya başlamıştı. Onunla bir ömür geçirmeye çoktan hazır hissediyordu. Fakat iş annesiyle tanışmaya geldiğinde...
 
Sık sık değişen ruh hâlleri, muhtaç görünümünün ardına gizlenmiş
şeytani suretiyle Pammie, bu ilişkinin en zor sınavı olmaya yemin etmiş gibiydi. Şartları gittikçe ağırlaşan bu oyunda öteki kadın olan Emily, aşkı için savaşmayı mı yoksa kaçmayı mı seçecek?
 
“Okuduğum en şaşırtıcı ve eğlenceli entrikalardan biri.”
–Reese Witherspoon
 
“Kesinlikle son derece şaşırtıcı bir son.”
–New York Times Book Review
 
“Jones gerilimi kırılma noktasına taşıyor ve okuyucuların başını döndüren bir ters köşe yapıyor. Beklenmedik sonuyla oldukça eğlenceli.”
–Kirkus Reviews
 
“Bağımlılık yaratan bu çıkış romanında her genç kadının kâbusu olan,
şişirilmiş bir kötü kalpli kayınvalide imajı var. Okuyucular Pammie’nin
bir sonraki hamlesini tahmin etmeye çalışırken nabızları hızlanacak ve
şoke eden sonu karşısında sarsılacaklar.”
–Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96590</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/647e25ef-46c7-4583-a50b-2c258263cd28.jpg</image:loc>
            <image:title>Küle Dönen Bedenler (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>ATEŞİ CANLI TUT. SENİ KURTARAN ATEŞTİR, HEP BÖYLE DERDİ. BANA BUNU ANLATIP DURMUŞTU. BU SEFER, NİHAYET DİNLİYORDUM.
 
New York Times çoksatan romanı Vahşi Kızlar&apos;ın yazarından yüksek tansiyonlu, şaşırtıcı bir roman: Küle Dönen Bedenler.
 
Tüm yaşamını annesiyle, onun soğuk ve çarpık sevgisiyle geçiren on yedi yaşındaki Margot, ailesi hakkında hiçbir şey bilmemekten rahatsızdır. Annesinin onu uzak tutmakta ısrar ettiği geçmişinin peşine düştüğündeyse ilk durağı bir telefon numarası olur. Bu numarayla sadece geçmişin kapısını aralamakla kalmaz, ailesinin ve çevresindekilerin kaderinde bizzat başrol oynamaya başlar.
 
Tekerrür eden tarihin ve jenerasyonlar arası travmanın içinde sıkışan Margot, ailesinin ve aidiyet duygusunun bir lanetten ibaret olduğunu keşfeder. Cevaplanması gereken onlarca sorudan biri, Margot&apos;nun zihninde yankılanır durur: En sevilenin en zehirli olduğu yere nasıl &quot;ev&quot; denir?
 
 
&quot;Çılgınca, tüyler ürperten bir hikâye. Kâbuslarınızı tüm gece canlı tutacak cinsten.&quot;
-Melissa Albert, New York Times çoksatan yazarı
 
&quot;Harikaydı. Rory Power yine yapacağını yapmış! Küle Dönen Bedenler bir başyapıt, inanılmaz. Tıpkı hikâyedeki ürkütücü mısır tarlaları gibi, dolambaçlı ve labirentlerle dolu bu gizem sizi sessizce saracak.&quot;
-Holly Jackson, New York Times çoksatan yazarı
 
&quot;Tarım, ileri derece genetik ve karakterler arası karmaşa gibi konuların kan dondurucu karışımıyla Rory Power, hayatta birbirinden alakasız şeylerin korkunç şekilde bir araya gelebileceğini hatırlatıyor bizlere.&quot;
-Nic Stone, New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96591</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb19d53a-f50a-4acd-95ce-e7df99722e8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Londra&apos;dan Sevgilerle</image:title>
            <image:caption>“Nasıl ki nergisler her bahar donmuş topraktan kendilerini gösterebiliyorsa ben de acıma dayanabilirdim.”
 
 
Zorlu bir boşanma sürecini atlatmaya çalışan Valentina, yıllardır görüşmediği annesinin öldüğünü ve ona Londra’da Kitap Bahçesi isimli bir kitabevini miras bıraktığını öğrenince Amerika’dan İngiltere’ye uzanan bir yolculuğa çıkar.
 
Çocukluğundan beri gerçek bir kitapsever olan Valentina Londra’nın en güzel semtlerinden birindeki kitabevini görür görmez bu masalsı yere âşık olur. Her girenin neşe ve huzur bulduğu Kitap Bahçesi, Valentina henüz bilmese de annesinin onun için hazırladığı sürprizlerle doludur. Ne var ki kitabevinin yüklü bir vergi borcu vardır ve Valentina annesinin mirasını yaşatmakla onu satmak arasında bir karar vermek zorundadır.
 
Londra’dan Sevgilerle, Londra’nın pastel renkli sokaklarında Valentina’nın kalbini yepyeni bir şehre açıp kayıplarını, kırgınlıklarını ve bitmiş evliliğini temize çekmesinin umut dolu hikâyesi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96592</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c387f9b7-7bf2-4e19-b8b9-ccca36c042d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Tiamat</image:title>
            <image:caption>“Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı. Kutsal Rüzgâr sular üzerinde okşar gibi anaforlarla esiyor, güneş ve ayın, burçlar ve yıldızların henüz yaratılmadığı zifirî gecede, gözleri mucizevî bir dokunuşla açılmış halde bizzat kendini, yani 
karanlığın yine ta kendisini gören kör tabiatı sanki teselli ediyordu. 
Onun uyanıp cisimleşmiş hâli olan diğer çelik canavarın belirsiz silueti ise satıhtaki zayıf aydınlığın hemen altında âdeta kımıltısızdı.” 
 
İhsan Oktay Anar’ın derin denizlerde kurduğu âlemde, o belirsiz, kımıltısız siluetin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikâyede, hikâyeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96593</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a87e265-0baa-4a32-9a25-9339ec8c749a.jpg</image:loc>
            <image:title>O Geniş Boşlukta</image:title>
            <image:caption>Bir Başka Coğrafyadan (2020) kitabıyla 2021 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü alan 
Cevat Çapan 90. yaşını O Geniş Boşlukta adlı yeni şiir kitabıyla selamlıyor. 
 
O bin pınarlı dağlarının eteklerinde 
yıkık bir ören yerinde rastlarsan 
başı, kolları koparılmış bir tanrıçaya, 
oturup bir zeytin ağacının altına 
ona kurban edilen başka canlıları 
ve o görkemli törenleri düşün. 
Her zaman yağmalanıyordur Troya 
ve yanıyordur bir Kartaca, uzakta. 
 
(“Her Mevsim Bir Cehennem” şiirinden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96594</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfb44cb0-6512-4188-9814-65e7f379a322.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgilerde - Bütün Şiirlerinden Seçmeler</image:title>
            <image:caption>Behçet Necatigil’in bütün şiirlerinden seçmeler kitabı Sevgilerde YKY’de 
Behçet Necatigil’in bütün şiirlerinden seçmeler kitabı Sevgilerde Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. 
Behçet Necatigil’in 1935-1972 yılları arasında yayımladığı şiirlerinden hazırladığı bir ‘seçme şiirler’ kitabı Sevgilerde. Şairin 1935-39 yılları arasında dergilerde kalmış ilk şiirleriyle Kapalı Çarşı, Çevre, Evler, Eski Toprak, Arada, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe, İki Başına Yürümek, En/Cam ve Zebra kitaplarından seçilmiş şiirleri kapsıyor. 
İlk baskısı, şair hayattayken, 1976’da yapılan kitap, Doğan Hızlan’ın “Türk Şiirinin ‘Saklı Su’yu: Behçet Necatigil” yazısıyla  açılıyor. 
Sevgilerde yıllar sonra, şairin elinden çıkan baskıya uygun biçimde, yeni bir düzenlemeyle ve yine Necatigil’in arşivinden hazırladığı bibliyografyayla birlikte okuruyla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96595</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dcd907b9-4a47-43f1-a888-944cf1620ace.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Adam Yok Oluyor</image:title>
            <image:caption>Psikanalist ve yazar J.-B. Pontalis’ten anlara ve anılara, kimliklerin iç içe geçişine dair zarif ve çarpıcı bir anlatı. 
 
“Bir Adam Yok Oluyor ‘başlangıçlar’ için de hayli yazmış olan Pontalis’in bu kez ‘bitişe’ değindiği bir kitap. Yaşamının son on yılının başlarında kaleme aldığı bu yapıtta, başlangıç gibi bitişin de uzun bir süreç olduğunu vurguluyor. Onun yetkin kaleminin ürünü olan satırlarından, yaklaşan ölümün bir gerçeklik olarak yadsınamayacağını ama yok oluşun olsa olsa bir yorum olduğunu anlıyoruz, uzun bir yaşamdan onda kalanların capcanlı anlatımını okuyarak.” -Talat Parman</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96596</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98171cd7-ae95-49aa-983b-eb63d2d371f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kepçeyle Bilgi Çorbası</image:title>
            <image:caption>Kahve ve tuz bizim için çok mu kötü? Menülerde kalori sayımı faydalı mı? Yediğiniz her öğünün kalori miktarını biliyor olsaydınız yine de dikkat eder miydiniz? Vücudunuzun ihtiyacından fazla kaloriyi tüketir miydiniz? 
 
“İyi beslenmenin en iyi yolu, bize şimdiye kadar söylenenlerin çoğunu görmezden gelmektir.” 
 
Kalorinin ortalama tüketiciler için bir felaket olduğunu savunan Tim Spector, yeni kitabı Kepçeyle Bilgi Çorbası’nda yemekler hakkında insanlara söylenen çoğu şeyin neden yanlış olduğunu açıklıyor. 
 
Hepimiz nasıl beslenmemiz gerektiği konusunda tavsiye bombardımanına tutuluyoruz. Her gün yeni bilimsel keşifler duyuyoruz fakat sanki bize beslenme hakkında ne kadar çok şey anlatılırsa, o kadar az anlıyor gibi görünüyoruz. 
 
Tim Spector, gıdalara ilişkin derinlere kök salmış inançların çoğunun ne kadar temelsiz olduğunu fark etmemizi sağlayacak benzeri görülmemiş bir araştırmayı gözler önüne seriyor. Her bölümde, bize gıdalar hakkında söylenen hemen hemen her şeyin neden doğru olmadığını açıklıyor. Böylelikle beslenme tercihlerimiz hakkında yeniden düşünebilmemizi ve gıdalarımız ile daha sağlıklı bir ilişki kurabilmemizi öğretiyor. Gıdalarımızdan sadece kendi sağlığımız için değil, gezegenimizin geleceği için de en iyi şekilde nasıl faydalanabileceğimizi gösteriyor. 
 
Kepçeyle Bilgi Çorbası zihnimizin derinlerine aşılanan ve bizi giderek hem daha sağlıksız hem de daha endişeli hale getiren beslenme masallarına karşı âdeta bir panzehir özelliğinde. Okuduklarınız dünyadaki popüler diyetlere, doktorlardan aldığınız bir takım resmî ve bilimsel tavsiyelere, tüm sözde mucizevi gıdalar ile her derde deva takviyelere ve yanıltıcı beyanlara şüpheyle bakarak, bunları bilimsel bir süzgeçten geçirmenizi sağlayacak. 
 
&quot;Bir sonraki market listenize ne ekleyeceğinizde yardımcı olacak...Okuduğum en net beslenme kitaplarından biri: açık fikirli, derinlemesine bilgilendirici ve moda olan diyet kurallarından uzak.&quot; 
Guardian 
 
“Reçeteyle satılması gereken bir kitap.” 
Literary Review 
 
“Onlarca yıllık yanlış bilgiyi yerle bir etmek... Kepçeyle Bilgi Çorbası büyüleyici bir kitap.” 
The Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96597</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f79cd094-cbbd-411f-91bf-4128beebdc6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Bozkır Yeli</image:title>
            <image:caption>Tuncer Erdem’den yeni bir resimli öykü kitabı Ben, Bozkır Yeli 

Yazar ve çizer Tuncer Erdem’in doğanın diliyle anlatılmış öykülerden oluşan yeni öykü kitabı Ben, Bozkır Yeli Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. 

İnsanın doğadaki durumlarını, duyuş ve düşünüş biçimlerini öyküleştiren Tuncer Erdem hayvanların, bitkilerin, mevsimlerim, hava durumlarının türlü çeşidini mevsimlere ayrılmış öykülerle dile getiriyor. Doğada yalnız gezen kişinin gözünden yazılmış öykülere yazarın çizerliğinin ustalık dolu verimleri eşlik ediyor. 

Seninle karşılaştık, ama tanışmadık daha önce. 
Hani sen trenle, otobüsle şehirden çıkıp uzaklara yolculuk ederken, aralık camdan yüzüne çarpan bir serinlik üfler ya bozkır, ben oyum işte. 
Ya da mola yerlerinde, benzin istasyonlarında, taşranın demiryolu peronlarında, sen uyuşmuş ayaklarını açmak için yürürken, yaklaştığın binanın köşesinden ani bir esinti gelir hani; şaşırırsın, şehirde dolaşırken sokak başlarında hissettiğin rüzgârlara benzemeyen, kuru, yabanıl, yakıcı, ama içinde ruhu olan bir yel duyarsın, seninle konuşmak istermiş, kulağına bir şeyler fısıldarmış gibidir, beraberinde dağ kekiklerinin kokusu, bozkır çalılarının bitimsiz uğultusu; umursamazsın, yürür gidersin... O da benimdir işte... 

Ben sırf esip geçmem. Sırf yaprakları savurup şapkaları uçurmam. Hikâyeler anlatırım, çizgiler çizerim. Duyan kulaklara, gören gözlere…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96598</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e699596a-4778-47eb-9946-30005d9b2480.jpg</image:loc>
            <image:title>Bütün Ateşler Söndüğünde</image:title>
            <image:caption>“Geçsin diye beklediklerimizin toplamıyız aslında. Beyhude bir iç çekiş.” 
 
Yalnızlıkla sınanan bir hayat ezberinin farklı köşelerinde, farklı sebeplerden dolayı kaybolmuş bir adamın ve bir kadının romanı Bütün Ateşler Söndüğünde; karanlığı koyultan büyük bir yasın ve köksüzlükle birleşince en az o yas kadar yaralayıcı olan karşılıksız bir aşkın gölgesinde, tam da söz bitti derken kurulmaya başlanan yepyeni bir cümlenin, tesellinin ve telafinin, kaderde açılan o gediğin hikâyesi... Beklemek bittiğinde beliren o yolun başına bakıyor Filiz Özdem; dağlara küsenlerin sessizliğini dağlara veriyor. 
 
Ne de olsa bütün ateşler söndüğünde yaralar da çoktan dağlanmış demektir. Burnun dünyayı daha farklı koklar artık. Gözlerin daha içe içe bakar ya da belki tam tersi... gözlerini dış dünyada gördüklerinde bırakırsın. Kertenkelenin kopan kuyruğunun yeniden çıkması gibi, yeni kuyruk gözlerin oluşmaya başlar. Kuyruk gözlerinle aynalara baktığında başka bir sen görürsün. Yansımanın görüntüsü bazen ürkütür seni, bir yabancı gibi elini uzatıp tokalaşmak, o kendine dokunmak, onu kendin olduğuna inandırmak istersin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96599</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a60f11b-061e-45b7-b41a-63871236e8ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Yol Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>Mekân, kendisi ve doğduğu topraklar arasında döne döne dans edercesine kaçarken, zamana özgü sanılan güçten çok daha fazla gücü olduğunu kanıtlıyor; saatler geçtikçe mekân, zamanın oluşturduklarına çok benzeyen ama bazı açılardan onları da aşan değişimlere neden oluyordu. 
 
“Turizmin altın çağı” olarak kabul edilen modern yüzyılda diğer sanatlar gibi edebiyat da dünyayla yeni bir bağ kurmaya başlamıştı. Thomas Mann da birçok çağdaşı gibi hayatı boyunca seyahat eden, defterlerinde ve mektuplarında bu seyahatlerin kaydını tutan, onları romanlarına ve hikâyelerine taşıyan bir yazardı. Venedik’te Bir Ölüm’ün Tadzio’su ve Büyülü Dağ’ın şifa arayan Hans Castorp’u gibi karakterler de onun gezilerinden ve uluslararası duyarlılığından koparılamayacak karakterlerdi. 
 
Yol Hikâyeleri, Thomas Mann’ın gezgin kimliğine ışık tutan bir derleme; yok olmuş bir dünyaya ait resimsel izlenimlerle dolu bir albüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96600</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2a144b1-08f1-4f79-bbe3-df1a8ccbd4c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Tüneliyle Sümer&apos;e Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Muazzez İlmiye Çiğ İle Sumer Uygarlığı’na Doğru Bir Yolculuğa Çıkmaya Ne Dersiniz?
Sizleri Sumer’de İki Yaşıtınız Karşılayacak. Adları Ludingirra Ve Dada.
Bizlerden Tam 4000 Yıl Önce Yaşamışlar.
Ama Yaşadıkları Sorunlardan Duygularına,
Düşüncelerine Kadar Bize Öylesine Benziyorlar Ki…
Gelin Onlarla Birlikte Bizden Binlerce Yıl Önce Yaşamış
Bu Büyük Uygarlığı Tanıyalım.
“Sumerlilerin Asya Topraklarindan Göç Etmeleri Nedeniyle
Türklerle İlişkileri Olabileceğini Düşünen Büyük Atatürk,
Sumer Dili Ve Kültürünün Ülkemizde Taninmasini İstiyordu.
Bu Nedenle Sumeroloji Eğitimini Başlatti. Bu Küçük Kitap,
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çiviyazili Belgeler Arşivi’nde
On Binlerce Sumer Tableti Üzerinde Uzun Yillar Yaptiğim Çalişmalarin
Çocuklarimiza Ve Halkimiza Sunduğum Birer Küçük Ürünüdür.”
 
Muazzez İlmiye Çiğ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96602</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ef53a32-3b45-492d-b15b-1587047b45db.jpg</image:loc>
            <image:title>Keder Üzerine</image:title>
            <image:caption>Keder zalim bir eğitim türü. Yas tutmanın ne kadar kaba, ne kadar öfke dolu olabileceğini öğreniyorsunuz kederliyken. Düşünmeden söylenen başsağlığı dileklerinin nasıl hissettirebileceğini öğreniyorsunuz. 
 
Babasının ölümünün ardından yazan Chimamanda Ngozi Adichie, kayıpla derin bir hesaplaşmaya giriyor. Babasının ölüm haberini izleyen günleri “Yarından ve daha sonraki bütün yarınlardan korkuyorum” diye tanımlayan yazar, şok, yalnızlık ve hayal kırıklığını çarpıcı bir dille anlatıyor. 
 
Keder Üzerine, tüm kayıplar için kişisel bir ağıt.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96603</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7cb53f4-d4b2-40de-b3c4-ac26eca60826.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Başlayanlar İçin Shakespeare</image:title>
            <image:caption>William Shakespeare, 350 yıldan fazladır, dünyanın en popüler oyun yazarı. Oyunları her yerde ilgiyle seyredilir ve büyük bir zevkle tekrar tekrar okunur. Ama birçoğumuzun gözünü de korkutmuştur. Yeni Başlayanlar İçin Shakespeare işte tam bu sebeple ortaya çıktı. Onu hiç okumadıysanız ya da deneyip anlamakta sıkıntı çektiyseniz bu kitap her şeyi anlaşılır ve eğlenceli hale getirecek. 
 
Yeni Başlayanlar için Shakespeare, onun tüm oyunlarını kapsayan tek “giriş seviyesi” kitabıdır. İçinde neler mi var? Her bir oyunun özeti, anahtar temaların listesi, metindeki ana düşünceler ve kavramlar, önemli pasajlardan alıntılar, bazı eleştiriler ve ilginç ayrıntılar… 
 
Haydi, Shakespeare’e merhaba deyin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96604</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e567c490-4082-4a92-9855-1584c45473b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kafacanlar - Ben De Oynayabilir Miyim?</image:title>
            <image:caption>İşte karşınızda KAFACANLAR! 
 
Kalabalık bir mahallede, türlü maceralar yaşıyorlar. Bazen konuşup bazen dinliyor, bazen düşünüp bazen kaşınıyorlar; sonuçta hep eğleniyorlar. Birbirlerinden çok farklı olsalar da uzlaşmanın bir yolunu mutlaka buluyorlar. Bu kitapta Efecan, futbol oynamak istiyor. Ama takıma girmek isteyen herkese bir bahane buluyor. Neyse ki mahallenin köpeği Fincan sahaya çıkınca, sorun şıp diye çözülüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96605</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40733568-3a03-4273-88b0-b43a6ff2ef7c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Başlayanlar İçin Postmodernizm</image:title>
            <image:caption>Çoğu insan, postmodernizmin ne olduğundan emin değil. Hatta kitaplardan bilgi sahibi olmak bile pek mümkün olmuyor. Çünkü postmodern dili anlamak oldukça zor ve postmodernizm üzerine yazılan çoğu kitap da bu anlaşılmaz dili kullanıyor. 
 
Keşif yolculuklarından yeni haritalarla dönen kâşifler gibi, postmodernizmin de kendi harita yapıcıları ve kâşifleri vardır. Bu kitapta onların, yani bazı postmodern entelektüellerin ve sanatçıların fikirleri yer alıyor. 
 
Jameson, Baudrillard, Foucault, Derrida gibi isimler; modernizm, postmodernizm, postmodern mimari ve sanat, postyapısalcılık gibi konular; Blade Runner, Siberpunk, MTV, Madonna gibi postmodern eserler ve dahası bu sayfalarda... 
 
Yeni Başlayanlar için POSTMODERNİZM, şimdiye kadar karmaşık gelen bu konuyu basit bir dille anlatıyor, hem de çizimli!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96606</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffd40e4f-216f-4877-9b87-391c019aea7e.jpg</image:loc>
            <image:title>Lady L.</image:title>
            <image:caption>İngiliz aristokrasisinin pek muhterem üyelerinden Lady L., sekseninci yaş gününde şehvete, hırsa ve tutkunun tüketici karanlığına dair bir hikâye anlatmaya karar verir. Mezara götürülmesi gereken büyük sırlar ortaya saçılır; mücevher kutuları, kilitli kasalar ve mühürlü kalplerde unutulmaya yüz tutan ihtimaller bir bir su yüzüne çıkar.


Soylu unvanlardan, şatafatlı giysilerden deri değiştiren bir yılan misali soyunan bu geçmişte, Paris sokaklarını yarı aç yarı tok, yalınayak arşınlayan âşık bir genç kadın tüm cüretkârlığıyla belirir. Aşkın durmaksızın körüklenen bir intikam ateşiyle harlandığı bu dönemeçte, patlayan bombaların, havaya uçurulan binaların, ateşlenen tabancaların ve paramparça olmuş isyankâr bir sevdanın ortasında anarşinin, şiddetin, yalanın ve ihanetin buruk tadı duyumsanır.


Boyunduruklarımızdan kurtulup özgürleşmek için kendi şeytanlarımıza isyan etmenin, zorbalarımızla yüzleşmenin şart olduğunu bilenler; hep sonuna kadar gitmek gerektiğine yürekten inananlar için Romain Gary&apos;den ihtiraslı bir kurmaca.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96607</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36aa45c0-1f8e-466e-b252-5f515ef0db60.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanlı Oda</image:title>
            <image:caption>Halk hikâyelerinde ve masallarda karartılıp görmezden gelinen arzular, lanetlenmiş dişil enerji ve kadın cinselliği; Kanlı Oda&apos;da Angela Carter&apos;ın fantastik, gotik ve büyülü gerçekçi dokunuşlarıyla tıpkı bir prizmadan yansırcasına ışıyor.

Mitlerdeki feminist eleştiriye tabi tutulan toplumsal cinsiyet kalıpları yalnızca içerikçe değil, biçem ve karakterler bağlamında da tersyüz ediliyor: Kırmızı Başlıklı Kız, Çizmeli Kedi, Mavi Sakal, Güzel ve Çirkin, Pamuk Prenses, Kont Drakula... Carter, her birini yapısöküme uğratarak Brontë Kardeşler&apos;den ve Poe&apos;dan aldığı ilhamla, kadın yazınında çığır açan Jeanette Winterson, Margaret Atwood ve Clarissa Pinkola Estés&apos;e uzanan sonsuz bir köprünün temellerini atıyor.

Beyaz atlı prensler eyerlerinden çoktan düştü; ve sözü kadınlar aldı..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96608</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0656750b-80f5-4540-bfd3-6082042c551b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatta Kalma Alıştırmaları</image:title>
            <image:caption>Geçmişin hayaletlerinden kurtulabilmek... Ya da bir gün yeniden dirilmeleri umuduyla toprağı kazıp en derine gömebilmek onları. Yaşananları, bir daha geriye bakmamak üzere unutabilmek... Ta ki anılar belleği zorlayana, eller kaleme kendiliğinden uzanana dek.
Jorge Semprun, Buchenwald Toplama Kampı&apos;nın bacalarından tüten yoğun gri dumanın gölgesinde, yirmi yaşındaki gözüpek militan Semprun&apos;a bakıyor. Zaman, mekân ve acının büründüğü farklı şekiller arasında derin yarıklar açarak ilerliyor; orada bir yerlerde bedenle bilinç arasındaki ayrışmayı zorunlu kılan bir gerçekle yüz yüze geliyor: işkence. Utanç, gurur, kin ve öfkenin ötesini; işkenceciye suskunlukla direnme cüretini, kardeşliği, dayanışmanın sağaltıcılığını ve var oluşun ta kendisini görüyor bu deneyimde.
Hayatta Kalma Alıştırmaları, Régis Debray önsözüyle, ölüme rağmen açık edilmemiş sırlar ve dimdik, mutlak bir suskunlukla biçareliği tersyüz edebilmenin ismiyle müsemma anlatısı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96609</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38738f9b-27b0-4817-bca6-0528ba08bd43.jpg</image:loc>
            <image:title>Anti-Kapitalist Günlükler</image:title>
            <image:caption>Bugün, evet, tüm dünyada neoliberal devletin ve onun ideolojik dayanaklarının meşruiyeti iyiden iyiye sorgulanıyor. Ancak bu, neoliberalizmin sonunun geldiği anlamına da gelmiyor. Tam tersine, bu siyasal proje, kendi iç dinamikleri içinde pek çok ülkede yükselen yeni faşizm dalgasının desteğiyle hâlâ canlı ve zinde. Aslına bakılırsa bu ittifak hiç şaşırtıcı değil, zira sermaye sınıfının yine bir ekonomik çöküş ve beraberinde gelişen toplumsal çalkantılar ile giderek radikalleşen muhalefet karşısında varlığının tehdit altına girdiğini hissetmesiyle sarıldığı, geçmişi oldukça kanlı bir &quot;çözüm&quot; neoliberalizm.


Bugün neoliberalizmin şafağındakine benzer bir küresel krizin ortasındayız. Karantina günlerinde de sürdürdüğü podcast ve çevrimiçi video dizisindeki derslerinden oluşan Anti-Kapitalist Günlükler&apos;de David Harvey, dünyanın dört bir yanında neoliberallerin neo-faşistlerle kurduğu ittifaktan örnekler vererek günümüz sınıf mücadelesinin güncel meselelerine parmak basıyor ve yabancılaşma, özgürlük ve sermaye birikimi gibi temel başlıklar üzerinden Marx&apos;ın Kapital&apos;ini yeniden okuyarak ufuk açıcı bir kılavuz sunuyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96610</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19f15162-d424-4b71-95fa-9f1cb98314fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrı&apos;nın Karalama Defteri</image:title>
            <image:caption>“Evet, bir de şu “garip” kelimesi vardı. Daha önce kırk yılda bir bile kullanmazdı bu kelimeyi. Öğretmenlik yaptığı yıllarda bir şiir akımının adı olduğu için mecburen telaffuz ederdi ama emekliliğinden sonra yüzüne bile bakmamıştı.  “Kimsesiz” manasına gelen “garip” yerine “zavallı” kelimesini tercih ederdi, öteki manadaki “garip” gerçek hayatta işe yaramayan fuzuli bir kelimeydi. Şimdi ise sanki kaybolan yıllarının acısını çıkarmak istercesine her taşın altından çıkıp duruyordu.” 

Tanrı’nın Karalama Defteri gerçeküstü, absürt öğelerle bezeli, tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, sürükleyici bir roman. Ziyadesiyle komik ve bir o kadar da hüzünlü. Heyecan verici temposu ve ustaca kurgusuyla hayreti mucip bir hikâye…  

Emekli öğretmen Zübeyir Bey’in kapısına bırakılan sarı bir zarf, hayatını altüst eder. Çok sıradan görünen bu “garip” hadise sonucu sarı zarfın gizemini anlamaya çalışan Zübeyir Bey, maceralarla dolu bir bulmacanın içine düşer, onu çözmeye çalıştıkça da kendi girdaplarıyla yüzleşir.  

Gündelik hayatta sık sık karşılaştığımız ancak sıradanlaşan “gariplik”leri inceden bir eleştiriyle anlatan Hürer Ebeoğlu sizleri de girdaplarınızla yüzleşmeye çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96611</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97a48788-86cf-4570-aed7-215b11ea5e47.jpg</image:loc>
            <image:title>Llama Llama ve Şanslı Pijama</image:title>
            <image:caption>Bugün Llama Llama’nın şanslı günü! Oyunları kazanıyor, attığı şutlar basket oluyor ve hatta tostunu bile her zamanki gibi yakmıyor. Tüm bunların şanslı pijaması sayesinde olduğunu düşünüyor. Peki ya işler yine ters giderse? Sizce Llama işleri tekrar yoluna koymayı başarabilecek mi? 
 
Bu kitapta neler var? 
Aile ve Sevgi 
Hayal Gücü ve Yaratıcılık 
Arkadaslık ve Dayanısma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96612</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efe3bac1-22c9-435b-86a0-bda91310a0ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Llama Llama ve Arkadaşları</image:title>
            <image:caption>Güneş parlıyor ve Llama Llama yüzünde kocaman bir gülümsemeyle kalkıyor yatagından. Bugün çok önemli işleri var. Annesi upuzun alışveriş listesini Llama’ya veriyor ve Llama çarşının yolunu tutuyor. Ama bir bakıyor ki tüm arkadaşları kasabaya inmiş ve onunla oynamak istiyor. Sizce Llama arkadaşlarıyla mı vakit geçirmeli yoksa annesine yardım mı etmeli? 
 
Bu kitapta neler var? 
Aile ve Sevgi 
Evdeki Sorumluluklarımız 
Günlük Yasam Rutinleri 
Arkadaslık ve Dayanısma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96613</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1c961c8-ecfa-4773-80b7-41eb4888db75.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanal Para Sentetik İnsan Lego Din ve Mahşerin Dört Atlısı</image:title>
            <image:caption>Ekonomik kölelik, zihni esaret ve biyolojik kontrol!” 
 
“Şimdi, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bütün dünya para tarihinin üçüncü nesil mutasyon dönemine giriyor: Elektronik para ve sanal ekonomi çağı. Elektronik/dijital, sanal, siber, kripto paranın tedavüle girmesi… Kendinden önceki para sistemi devrimlerinde olduğu gibi insanlık âleminde kültürel-sosyal, ekonomik, siyasi, radikal ve küresel çapta değişikliklere, dönüşümlere sebep olacak.” 
 
“Artık yeni bir çağ başlıyor. Bir noktanın binde biri kadar nano boyutta ölü bir proteinin arkasındaki akıl, koskoca dünyayı, yaklaşık 8 milyar insanı hizaya getirirken ‘Sanal Para-Sentetik İnsan-Lego Din’ üzerinden yeni bir dünya düzeninin kapılarını aralıyor.” 
 
 Ramazan Kurtoğlu, paranın bugüne kadar geçirdiği tarihsel değişimi, nakit paranın ortaya çıkışını ve neden ortadan kaldırılmak istendiğini aktarırken geçmişin ışığında bugünü ve gelecekte yaşanacak gelişmeleri analiz ediyor. Yeni dünya düzeninin nasıl kurgulandığını ve adım adım nasıl hayata geçirildiğini açıklıyor. Ekonomik eşitsizliğin biyolojik eşitsizliğe evrilişinin ve bu eşitsizliğin gelecekte hangi boyuta varacağının bilgisini veriyor. 
 
 Verinin para yerine geçtiği bir dünya düzeni kurgulanıyor. Bu düzen sadece ekonominin değil topyekûn insanlığın akıbetini nasıl etkileyecek? Tüm bu soruları ve daha fazlasını bulacağınız sarsıcı bir metin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96614</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f9df2f8-77a1-4912-a822-09e2a0c3aade.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Mevsim Bahar</image:title>
            <image:caption>Gülün yaprağı yere serilmez
Erişmeden yar koynundan derilmez
İzin yoksa her yarene verilmez
Koparılan gülün sefası olmaz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96615</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c153629b-12dc-4590-a186-e0e402bc60b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahirane Söylemler</image:title>
            <image:caption>Ey oğul!
Anneler - babalar vardır, kendisi için çocuklarını feda ederler. Anneler - babalar vardır, çocukları için kendini feda ederler. Kendini feda eden anne - babaların kadrini, kıymetini bir kat daha fazla bilmeye çalış oğul.

Ey oğul!
Çevrendeki arkadaş kıtlığı, sosyal paylaşım sitelerinde arkadaş çokluğuna sebep olur. Onun için çevrende iyi arkadaşlar edinmeye çalış ki, sanal arkadaş çokluğuna ihtiyaç olmasın oğul.

Ey oğul!
Bir makama geldiğinde, önemli değildir gelecek çiçekler, lakin çok önemlidir giderken güle güle diyecekler. Onun için daha makamda iken, ayrılma vakti geldiğinde güle güle diyecekleri biriktirmeye çalış oğul.

Ey oğul!
Eskiden okullarda öğrenciler hizmetlilere, öğretmenlere gösterdiği kadar saygı gösterirdi. Şimdi artık öğretmenlere bile saygı gösterilmez oldu. Sen herkese daima saygı göstermeye çalış oğul.

Ey oğul!
Yolda giderken tanımasan da kötü bir hareketini gördüğün insana gıyaben dua et; ‘Allah’ım ıslah et’ de. İyi bir davranışını görürsen de ‘Allah’ım daim et, Cennetine de dâhil et’ deyiver. Unutma ki Allah rızası için yapılan gıyabi dualar kabul olur. Sen gıyabi dua edersen sana da dua edenler çıkar oğul.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96616</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df7e634c-7f7d-4299-913e-e104585eeb08.jpg</image:loc>
            <image:title>Güle Güle - Seslerin Sessizliği</image:title>
            <image:caption>Yeşilin içindeki yeşilleri göreceksin /Mavinin içindeki mavileri /Seslerin içindeki sessizliği /Artık beyninin gerisinden konuşacaksın /Soğancığından o sağır ama konuşkan /Beethoven’in kulaklarından /O sadelikte bir kallâvi kahve /Her yerin ağrıyacak sen ağaracaksın /Denizin ortasından yükselen bulutlarla Bir dolunayleyin /Bir ayağın gökte /Bir ayağın dal uçlarında /Yeni bir meyva olgunlaşıyor olgunlaşmış Düşecek dalından ölümsüz ölüm
Güle Güle *Övgü *İmana Geldim *Sadece Gerçeği Söyleyeceğim *Giderayak *Gelegiz von Marienbad *Masret *Negocu *Üç Nal Lokantasından *İkinci Salkım Söğüt *II.Perde *Şekvâ *Âşık Ölmez *Kaanuna Karşı *Burhan İçin *Baharat Yolu *W.B. Yeats’dan Bizans’a Yelken…*Yolda *Persona *Bir Daha Sefere *Tuhaflık *Mezmur *Rahmaninof Çalarken *Yılmaz Güney Doğuya *Kontıra Reklâm *Salihli’nin Kurşunlu’sunda Sabaha Karşı *Şimdii!..*Aslın Astarı *İlahiyât *Damga *Yazma-Okuma *Kokusal *Bay-Kay *İtiraf *Dörtlük *Nedenle Sonuç *Doğaçlamalar (Erdal Alova ile) *Atak *Heyheyli *Baştan Kara *Rubaî *Emil Galip Sandalcı’ya Saygı *Bahariye *Mehmet Akif Üzre *Gusman’ın Kabahati Nefes Almasıdır *Fikret’ten Tevkif *Yavuzer’in Cenazesine Giderken *Alem *İlâhi Komedi-II *Haykay *Prova *Musa Beğ için *Kurtuluş Savaşı *Sosyalist Uçurtma *Yunus’a İlahi *Ormancasına *Caz Şarkısı *İtiraf *Şarkı *Sır *Bir Çeviri Denemesi *Folklor Şiire Yarardır *Seslerin Sessizliği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96617</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1979f885-6d41-43da-8148-91e2384ea1a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Meyhanede Hanımlar</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar Meyhanede Hanımlar’da Cumhuriyet sayesinde kadınların kazandığı özgürlüğün sosyal hayata yansımasını, çerçevesini kimsenin tam olarak bilmediği içki yasaklarını, sanatta taklitçiliği mizahi bir dille hikâye eder.    
Mazhar Osman, Turşucu Cemal, Şehir Tiyatroları gibi dönemin popüler kişi ve konularına da değinilen Meyhanede Hanımlar’ı, Son Telgraf gazetesinde yayımlanmadan hemen önce yazarıyla yapılan röportajla sunuyoruz. 
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96618</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81c492b5-abdf-4524-88ff-adc020dac2d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tıbbın Öyküsü</image:title>
            <image:caption>“İnsanlığın nispeten sahip olduğu bugünkü refah düzeyine ve sağlık koşullarına kavuşmak için binlerce yıl geçmesi gerekmiştir. Bize düşen bunu korumak ve daha ileriye götürmek olmalıdır. Tüm dünya vatandaşları olarak, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın ne kadar değerli olduğunu çocuklarımıza ancak bu şekilde anlatmış oluruz.”
Tarih boyunca insanlık türlü hastalıklarla mücadele etmiş, bu hastalıklara çareler aramıştır. İlkel komünal toplumlardan bu yana sürekli değişim gösteren uygulamalar, inanışlar ve bilgiler insanlığın yanı sıra tıp tarihini de şekillendirmiştir. Farklı coğrafyalarda kimi zaman benzeşen kimi zaman ayrı yollar takip eden bu tarihçeyi Cumhur Ertekin, Mezopotamya’dan antik Akdeniz medeniyetlerine ve İslam dünyasına, ortaçağdan Rönesans’a ve modern döneme uzanan bir perspektifle Tıbbın Öyküsü’nde bir araya getiriyor. Kitabın sayfalarını çevirdikçe tıbbın zamanda ve mekânda izlediği yolculuğa şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96619</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85af9610-52cc-41a1-b31d-764e3612690c.jpg</image:loc>
            <image:title>Deyimler Sözlüğü - İlkokul ve Ortaokullar İçin</image:title>
            <image:caption>İlkokul ve Ortaokullar için Deyimler Sözlüğü, özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanmıştır. Bu sözlükte yer alan seçme deyimler yalın ve anlaşılır bir dille tanımlanmış, ayrıca örnek cümleler eklenmiştir.
Deyimler Sözlüğü hazırlanırken, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uyulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96620</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93e750f3-bc08-4e88-8449-0f1b44de022c.jpg</image:loc>
            <image:title>Atasözleri Sözlüğü – İlkokul ve Ortaokullar İçin</image:title>
            <image:caption>İlkokul ve Ortaokullar için Atasözleri Sözlüğü, özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanmıştır. Bu sözlükte yer alan seçme atasözleri yalın ve anlaşılır bir dille açıklanmıştır.
Atasözleri Sözlüğü hazırlanırken, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uyulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96621</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67ab5ecc-b767-4510-85b6-dfa201c9f030.jpg</image:loc>
            <image:title>Mercimek Çocuk ve Parmak Çocuk</image:title>
            <image:caption>“Eğer kabuğunda kalmaya devam etseydin beni göremezdin. Beni göremeseydin derdini söyleyemezdin. Derdini söyledin bana, şimdi çıkacağız yola! Hem şöyle bir düşünsen, anlarsın dünyanın hâlinden… Kim farklı değil ki birbirinden? Unutma ki farklılıklardır bizi güzelleştiren.” 
 
Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a, Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e ya da Tulpar’ın Pegasus’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu kahramanları hiç duymadınız mı? Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte bu kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA NOHUT OĞLAN DA NEREDEN ÇIKT I? 
Hadi gel, anlatayım. Geçen gün biriyle tanıştım. Adı, Mercimek Çocuk. Kendisi mercimekten, gelmiş bir masal tenceresinden. Tencerenin içinde gözlerini açtığı an, dünyalar onun olmuş mutluluktan. Öğrenmiş her şeyi yaşlı bir kadından ve hep şanslı hissetmiş onun çocuğu olmaktan. Sonra duymuş bir masal daha var: Adı “Parmak Çocuk” olan. Masallar şaşırmış, birbirine karışmış. Sonra mı? Sonra bir masal daha duyulmuş dağların ardından. Bir de… Bir de garip bir eşek varmış çocukları kulağında taşıyan. Bu arada, Nohut Oğlan’ı görecek olursan… Neyse neyse… En iyisi ben sana duyduğum her şeyi baştan anlatayım kafan karışmadan… 
*** 
Yolda ortadan ikiye ayrılmış bir ceviz kabuğu görmüş. Bu ceviz kabuğunun içinde bir çocuk yatıyormuş. Ama çocuğun arkası dönük, yüzü görünmüyormuş. Bu, Parmak Çocuk’un ta kendisi olmalıymış. 



Mercimek Çocuk onunla tanışmak istemiş ama Parmak Çocuk’tan hiç yanıt gelmemiş. Mercimek Çocuk düşünmüş, “Belki de ona bir masal anlatmalıyım” demiş. 
İlk gün, ona bir masal anlatmış. Masal bittiğinde Parmak Çocuk, “Kimsin sen?” diye sormuş. Mercimek Çocuk, “Ben Mercimek Çocuk’um. Sen de Parmak Çocuk olmalısın ” demiş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96622</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b9edce8-2313-4f05-9111-720d30fbad47.jpg</image:loc>
            <image:title>Nardaniye Hanım ve Pamuk Prenses</image:title>
            <image:caption>“Kurtarılmak için prens mi beklemeli? Bu bekleyişe bir son vermeli! Benim aklıma çok güzel bir fikir geldi. Madem Pamuk Prenses’in yediği elma zehirli, bu zehri boğazından çıkarmak gerekli. Şimdi hep beraber düşünmeli, bir çözüm üretmeli. Vakit, birlik olma vakti.” 
 
Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e, Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a ya da Tulpar’ın Pegasus’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu benzetilen kahramanları hiç duymadınız mı? 
 
Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA DÜRDANE DE NEREDEN ÇIKTI? Hadi gel, anlatayım. 
Geçen gün biriyle tanıştım. Adı Nardaniye Hanım. Cadı ona kötülük yapınca şişti her bir yanı. Börekten midir nedir, ağzı da çok yandı. Düşündü taşındı, en iyisi yola çıkmaktı. Yol gitmekle biter mi? Bitmeyeceğini o da anladı. Dağın ortasına gelince biraz yavaşladı. İleride bir kulübe, içinde de yaşayanlar vardı. Adına “Kırk Haramiler” diyorlardı. Ama masal bununla kalmadı, Yedi Cüceler de aralarına katıldı. Pamuk Prenses’i de görünce Nardaniye gözlerine inanamadı. Anlayacağın dostum, bu masallar iyice birbirine karıştı. Bir ip gibi, birbirine dolandı! Hadi, tut şu masalın ucundan! Şimdi anlatmanın tam zamanı… 



Nardaniye büyüdükçe öyle güzel olmuş ki… Saçları simsiyah, gece gibi; gözleri iri iri, kömür gibi; gülüşü kıymetli, bal gibi… Bu güzelliği kıskanınca cadı, kötülük yapmak istemiş bir gece vakti. Almış eline bir börek, içine zehir katmış gülerek. Koymuş masanın üzerine, bir de not düşmüş Nardaniye’ye: “Nardaniye, Nardaniye, beni merak etme. Biraz işim var, akşama dönerim eve. Sen karnını aç bırakma, ye şu börekleri afiyetle.” 


Bunun üzerine masallar birbirine karışmış, herkes Pamuk Prenses’in yanına yaklaşmış. Biri ayağından tutmuş, biri kolundan. Yüz üstü döndürüp, sırtını sıvazlamışlar. Bir denemişler olmamış, iki denemişler olmamış, pes etmek yakışır mıymış? Derken üçüncü kez denemişler… O da ne! İyi ki de vazgeçmemişler! Sonunda, boğazında kalan elma kırıntıları çıkmış, prensesin gözleri açılmış. Nardaniye sevinip ayaklanmış, Pamuk Prenses’e kocaman sarılmış. Başlarına gelenler, meğer hemen hemen aynıymış. Sanki, sanki kardeş olmalılarmış!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96623</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03df6e1f-6f4f-4c19-a30a-d70a26eb9183.jpg</image:loc>
            <image:title>Tulpar ve Pegasus</image:title>
            <image:caption>“Biz kardeşiz! Bu yüzden birbirimize çok benzeriz. Ben geldim diye unutuldun sanma, ikimizin yeri de bambaşka. Masalı yazanla anlaştık, kuyruğuma siyah tüy taktık. Böylece aramızda bir fark olacak ama kardeşliğimiz bozulmayacak!” 
 
Tulpar’ın Pegasus’a, Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e ya da Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu benzetilen kahramanları hiç duymadınız mı? 
 
Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA TEKBOYNUZ DA NEREDEN ÇIKT I? Geçen gün uçan bir atla tanıştım. Adı Tulpar. Gökyüzünde yaşar. Bulutların tepesinde sevimli bir ailesi ve rengârenk bir evi var. Sırtındaki kanatlarla dere tepe düz uçar. Çoğu masalda iyilik yapar, sevinir tüm kahramanlar. Ama ne yazık ki büyük bir sorunu var. Yeryüzündeki insanlar, Tulpar’ı başka bir atla karıştırmaya başladılar. Tıpkı onun gibi uçabilen bu ata ise Pegasus diyorlar. Böyle olunca, isimler karıştıkça küsüp gitmiş Tulpar. Dahası da var: bilmeceler, bulutlar ve mavi renkli tombul kuşlar… Tekboynuzu soracak olursan, masalın o bölümünü henüz bilmiyorlar. Kafan karıştı değil mi? Peki, sen de hazırsan eğer… Başlasın karışık kuruşuk masallar! 
*** 
Ardından ikinci bilmece kuşu ona şu bilmeceyi sormuş: Anlamak gerek, istemek gerek. Tek yapman gereken, kalbini dinlemek. Pegasus düşünmüş taşınmış, kişnemiş. Padişah durumu anlattığında ona yardım etmesi, içinden gelen bir şeymiş. “Evet! Buldum!” demiş. “Bu bilmecenin cevabı, yardım etmek.” Bilmece kuşları yine gülümsemiş veee “Cik cik doğru, cik doğru!” demişler. 
 
Sonra üçüncü bilmece kuşu ona şu bilmeceyi sormuş: Ailenin bir parçasıdır, seninle her şeyini paylaşır. Pegasus düşünmüş taşınmış, kişnemiş. Tulpar’a söyleyeceği büyük sırrı düşünmüş. “Evet! Buldum!” demiş. “Bu bilmecenin cevabı, kardeş.” Bilmece kuşları son kez gülümsemiş ve “Cik cik doğru, cik doğruuu!” demişler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96624</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79fc6726-3071-4b46-883e-611160cc214e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tehlikeli Zamanlar İçin Lüzumlu Hayat Dersleri</image:title>
            <image:caption>Rönesans İspanyasının önde gelen kalemlerinden biri kabul edilmesi gereken BaltasarGracián’a (1601-1658) yaşadığımız günlerde dünya ölçeğinde geniş bir ilginin uyandığı gözlenmektedir. İlk bakışta sebebi kolayca anlaşılamayan bu ilgi neticesinde Bilgelik Kılavuzu (Oraculomanual) başta olmak üzere eserleri başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de baskı üzerine baskılar yapmaktadır. Gerçi bu Gracián’ın ilk keşfi değil: daha önce Alman düşünür Schopenhauer, ardından Nietzsche o zamana kadar İspanya dışında pek tanınmayan müellifi Avrupa fikir kamuoyuna tanıtarak geniş kesimlerce okunmasını sağlamışlardı. Fakat bu defaki başka… 
Bundan yaklaşık dört asır önce Gracián yaşı elliye yanaştığı halde görüp geçirdiklerinin, belleyip öğrendiklerinin yaşadığı hayatı o zamana kadar yaşamayı itiyat edindiği haliyle sürdürmeye fakat daha kötüsü anlamaya da yetmediğini şaşkınlıkla ve inkisarla gördü. Tıpkı yaşadıklarını olabildiğince gözlerini açarak dikkatle ve güç yetirebildiğince bir merkez etrafında birbirine ulayarak ibretle yaşamış olanların şu son dört beş yıl içerisinde vukua gelenler neticesinde bugünlerde olmakta olanları anlamakta güçlük çektikleri gibi. 
Toplu olarak bakıldığında Bilgelik Kılavuzu’nda yer alan Oraculolar vaktiyle orada yaşananlar ile bugün burada yaşadıklarımızın aynı doğrultuda ilerlediğini gösterdiği gibi bugün yaşadıklarımızın karanlığı içinden geriye doğru baktığımızda nazarımıza takılan benzerliklerin bu Oraculoları ileri doğru olacak olanları haber veren bir tür ‘Kehanet Kitapçığı’na dönüştürdüğü görülecektir. Fakat yaşadıklarımızın bir ‘Kehanet Kitapçığı’na olan ihtiyacı o ‘Kehanet Kitapçığı’nın bir ‘Kılavuz Kitap’a duyduğu ihtiyaçtan daha az değil… Tabii eğer bu Oraculolar yaşadığımız günlerin karanlığı içerisinde hissettiğimiz ‘özlü söz’ ihtiyacını karşılayacak sıradan ‘kestirmeler’ düzeyine indirgenip gitmeyecek, tarih içerisindeki yerine oturtulup kendi şartları ve kaleme alınmasına yol açan saikler ile birlikte yerli yerince anlaşılacaksa… Böyle bir anlama çabası için Hazırlık olarak kaleme alınan Tehlikeli Zamanlar bir kılavuz kitaba dönüştü. 
Yaşadığımız günlerin kasvetini pazarlamacıların safsataları, gazetecilerin çenebazlığıyla değil de daha derin ve esaslı kavrayış ile anlama cehdi içerisindeki bir düşünce çabasıyla dağıtmak için kitap raflarına bakınanlara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96625</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86dddea6-d28e-4e32-bbe5-bca3e691e7be.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Ateş</image:title>
            <image:caption>“Hayat akıl almaz bir oyunun sahnelendiği bir tiyatro sahnesiydi belki de. Hem seyirci hem oyuncusuydu insanlar. Bazen o herkesin pür dikkat izlediği aydınlık sahnede, bazen de karanlıklar içindeki koltuklardaydılar.”
Birlikte çok badireler atlattılar, yeri geldi canlarını toprağa koydular. Kaybedilen ve yeri dolmayan bir kol gibi sızıları hep içlerinde kaldı toprağa verdiklerinin. Fakat hayat devam ediyordu. Onlar da toprağa verdikleri canları için hayata devam ettiler. Her bitiş yeni bir başlangıç... Her ölüm bir doğum… Çıktıkları bu yolda kaderleri birbirine bağlanan Yaman ve Alaz… Serinin son kitabında sizlerle…
“Hayat çetrefilli bir savaştır her zaman. Bazen taktiksel soğuk bir savaştır, bazen kan gölü içinde geçen dehşet dolu bir kavga. Bazen barış anlarında olduğu gibi süt limandır her şey, bazense ha başladı ha başlayacak gerginlik anlarıdır. Savaşların sonu ya yenilgidir ya zafer. Kimi yenilirken, kimi zafere ulaşır. Bir taraf yenilginin hüsranıyla heder olurken, bir taraf zaferin sarhoşluğu ile saadet içindedir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96626</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cc3282b-589e-4697-bb55-7abfae1f4e16.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Yaman</image:title>
            <image:caption>Geçmişin hesabını kapayan Yaman, en değerlisi ile artık mutlu olacaklarına inandıkları gelecek günlere hazırlanıyordu.
Ta ki gelen o uğursuz habere kadar.
Her şeyin yolunda gittiğini düşündükleri anda, adeta bir bomba gibi ortaya düşen bu haber, hem Alazların hem de Bozdumanların nazarında kıyametle eş değerdi.
“Abi, Sansar’ı Alaz’ı öldürmesi için tutmuşlar!” demişti Kürşat.
Alaz’ın peşine düşen kiralık katil, herkesi şok etmişti fakat en çok da Yaman’ı. Alaz için kalbine giden tüm yolları ardına kadar açmış olan Yaman, sanki zelzele olmuş da, tüm şehrin altı üstüne geçmiş, tüm yollar tarumar edilmiş gibi hissetmişti. Sanki Alaz’a giden tüm yollar tıkanmış gibi… Duydukları onun için deprem haberinden daha kötüydü.
Kimsenin tanımadığı fakat şehirde oldukça iyi bilinen ve kendini gizlemeyi çok iyi başaran kiralık katil Sansar; öldüğüne inandığı yıllar boyunca yasını tuttuğu, ömrünü adadığı, uğruna dünyaları yakabileceği mucizesi Alaz’ı öldürmesi için tutulmuştu. Bu kiralık katili kim tutmuştu? Nasıl ele geçirilecekti? Onlar müdahale edemeden bir hedefini daha yok edebilecek miydi? Tüm bu soruların cevabını bulabilmek için Yaman kendi hayatı da dahil her şeyi göze almış, yeni bir sürek avı başlamıştı. Ne olursa olsun, hangi deliğe girerse girsin, kiralık katili ele geçirmek zorundalardı. Hem onu hem de onu azmedeni.
Onun olanı, mucizesini, kimse ondan alamazdı. Ya birlikte yaşayacak ya da birlikte öleceklerdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96627</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/668f63cf-8a53-44d7-8cc9-340a92985d83.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar</image:title>
            <image:caption>Michael L. Printz Ödüllü
New York Times’ın en çok satan kitaplarından
Aynı isimli Netflix filminin kitabı

Genç, siyahi.
On altı yaşındaki Steve Harmon cinayetten yargılanıyor.
Harlem’deki bir dükkân sahibi, dükkânının soygunu sırasında vurularak öldürülür. Bir söylentiye göre, Steve, bu soygunda gözcü olarak görev yapmıştır. Adalet sisteminde, suçlu ya da masum olduğu ispatlanmadan Steve, sistemde bir piyon haline gelir. En kötüsü de ona canavar denilir.
Steve, kendisini saran bu korkunç olaylarla başa çıkmanın bir yolu olarak, duruşmasını bir film senaryosuna dönüştürmeye karar verir. Ancak tüm çabalarına rağmen, artık kim olduğunu ya da gerçeğin ne olduğunu algılamakta zorlanmaya başlamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96628</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28fe906a-9af1-4288-82f8-3e7db698eb3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun</image:title>
            <image:caption>Uyuyamıyordu… Hep aynı kâbus, ciğerlerinin nefessiz kalışı ve çığlıklar… Kimsenin çare olamadığı bu duruma; aşkına takıntılı, senelerdir çektiği acılarla güçlenmiş Yaman çare olacağını söylüyordu. Koruyacağına söz veriyordu Alaz’ı kâbusları da dahil olmak üzere tüm sıkıntılardan. Aklı bunu kabul etmiyordu Alaz’ın ama yüreği biliyordu doğruluğunu…
Kapattı gözlerini kadın ve deliksiz uyudu…
Bir insanın, sevdikleri zarar gördüğünde hissettiği çaresizlikle neler yapabileceğini, intikam uğruna neye dönüşebileceğini anlatan Bukalemun Çakal Avı ve Bukalemun Alaz’dan sonra, Bukalemun serisinin üçüncü kitabı olan Yamandağlı, size aşkın sıcaklığını ve aynı zamanda korkutuculuğunu, birine güvenmenin yürekte başladığını, korkuların nedeniyle kendini tutabilme sabrını, yapılan tüm kötü şeylere rağmen nasıl gittikçe artan bir aşkla sahiplendiğini, aşkla bütünleşmenin ne olduğunu ve aslında sahip olduğumuzun farkında olmadan yaşadığımız mucizeleri anlatıyor. Kimliğinde anne ve babanın adının yazması gibi, uyuyabilmek gibi, sevişebilmek gibi…
Birini sadece o olduğu için sevmek… Kim böylesi bir aşk istemez ki? Birini olduğu kişi olarak sevebilmek… Kim bu kadar cesur davranabilir ki?
Yaman ve Alaz’ın aşkını anlayacak, onlar birbirlerine adanmışlıklarının verdiği tutkuyla zirveye tırmanırken siz tam da doruk noktasından onları izleyeceksiniz.
Bu kitap okuyan herkese, “Her şeye rağmen seni seviyorum” cümlesinin anlamını öğretecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96629</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad9bc75b-8619-4063-a836-906a12dfb96e.jpg</image:loc>
            <image:title>Daha İyi Bir Sen Olabilirim</image:title>
            <image:caption>Daha İyi Bir Sen Olabilirim - Sarsıcı Bir Psikolojik Gerilim
“Rahatsız edici, ama tadı damağınızda kalacak!
New York Times
Sizi, koltuğunuzun kenarına çivileyecek ve sessiz bırakacak.”
USA Today
Eğer otuz yaşındaysanız, neredeyse her gün çok kötü bir gündür. Göğüsleriniz sarkmaya başlamış, gözlerinizin etrafındaki çizgiler derinleşmiştir. Gerçekte kim olduğunuzu bilseler kimsenin sizi sevmeyeceğini öğrenmişsinizdir. Fig Coxbury hayatından bıkmıştır: Onu aldatan eski kocası, belinin etrafında birikmiş fazla yağları ve en önemlisi de yalnızlığı.
Fig, şimdiye kadar olmak istediği her şeyin somut bir hali olan Jolene Avery&apos;ye rastladığında, önce sadece merakından onunla arkadaş olur.
Fig, Jolene&apos;in hayatını tüm ayrıntılarıyla taklit etmeye başlar, çünkü tam olarak kim olduğunu bilen birini bulduğunuzda, sadece onlar gibi olmak istersiniz ve bu dürtünüzü engelleyemezsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96630</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10bb248b-8a5a-4331-b97a-07d45e6dadf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Yarım Yamalaklar Adası</image:title>
            <image:caption>Dişsiz bir kurt, çizgileri olmayan bir zebra, kısa hortumlu bir fil, gözleri görmeyen bir bizon, uçmaktan korkan bir kuş ve sürekli yüzlerine vurulan kusurlarıyla kendini dışlanmış hisseden daha pek çok hayvandı onlar. Ellerine geçen bir mektupla, yaşadıkları yerden ayrılıp umut dolu yeni bir hayat için yola çıktılar. Yolculuğun sonunda ulaştıkları yer, Yarım Yamalaklar Adası’ydı. Onlara daha adil ve özgür, kimsenin kimseyi hor görmediği bir yaşam vadeden adanın yönetiminde, Horatio Durane adında bir adam vardı. 
 
Her şey tam da umut ettikleri gibi başlamıştı. Kendilerini diğerlerinden üstün görmeyen hayvanların arasında, hep birlikte mutlu mesut yaşayacakları için çok heyecanlıydılar. Horatio’nun bütün emirlerini uygulamak, çok çalışıp az dinlenmek, çok üretip az beslenmek, ellerinden gelen her fedakârlığı yapmak; sürekli dışlanmaktan ve dalga geçilmekten daha zor olamazdı ya… 
 
Ama acaba gerçekten öyle miydi? 
 
Dayanışmanın ve birlik olmanın en içten örneğini sunan, farklı sebeplerle kendini eksik hissedenlerin bu acı-tatlı hikâyesi; uzun süre aklınızda yer edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96631</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64131dd1-911a-4398-a046-a7fe47dd5279.jpg</image:loc>
            <image:title>555 Eğlenceli Çıkartma - Araçlar</image:title>
            <image:caption>Kalabalık tren istasyonlarından yelkenlilere, sıcak hava balonlarından bisiklet yarışlarına çeşit çeşit çıkartma 555 Eğlenceli Çıkartma /Araçlar kitabında bir arada! 

Her sayfayı birbirinden renkli ve farklı çıkartmalarla süsleyerek eğlenceli saatler geçirebilirsiniz! 

555 Eğlenceli Çıkartma ile birbirinden hızlı araçları yarıştırın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96632</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bfb08db-1fe8-4b1e-b55b-b5ae4a8875fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık</image:title>
            <image:caption>Son dönem Osmanlı toplumunda “Batı terbiyesiyle yetişmiş aydın” tiplemesinin en güzel örneklerinden olan Rabiha Rifat Hanım tarafından kaleme alınmış Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık pastalardan kurabiyelere, bisküvilerden simite kadar geniş bir yelpazede 41 tarif içeriyor. Gerek kullanılan malzemeler gerek yapılış şekilleri dikkate alındığında Avrupa’dan “uyarlama” diyebileceğimiz de bir kitap bu. Ancak her durumda hem ardında yatan sosyal tarih, hem yazarının kimliği, hem de içerdiği tarifler açısından önemli bir kitap. Sadece Rabiha Rifat Hanım’ın tariflerinden de oluşmuyor üstelik: Güzin Yalın, genel olarak pastacılık ve Osmanlı mutfağının özellikleri üzerine bir çerçeve çizerken; Sula Bozis, Osmanlı’da pastacılık ve pastaneler hakkında bir değerlendirme sunuyor. Emin Nedret İşli’nin kaleme aldığı kısa Rabiha Rifat Hanım biyografisiyse yazarı biraz daha yakından tanımamızı sağlıyor. Şef Özgün Ünver de tarifler hakkındaki yorumları ve açıklayıcı notlarıyla, ilginç noktalara işaret ediyor. 1 Kasım 1928’de “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun”un yayımlanmasının ardından, 1 Ocak 1929 tarihi itibariyle başlanan Latin harfli kitap neşriyatının yemek konulu ilk kitabını (Alafranga ve Alaturka Nefis Yemekler) kaleme alan Rabiha Rifat Hanım’ın Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık kitabı dönemin mutfak kültürünün bir boyutu açısından zengin bir kaynak. “(...) bugün tükettiğimiz haliyle pastalar Osmanlı mutfağında 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar mevcut değildi; Osmanlı sofralarında ne kremalı pastalar ne de çikolatalı yiyecekler vardı. Bu tatlar mutfağımıza Batı mutfağından ithal edilmiş oldukları için Osmanlı Batı’dan toplumsal olarak etkilenmeye başladıktan sonra sofralarımıza ulaştılar.” GÜZİN YALIN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96633</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28788cd7-1ced-49a4-828a-9284fe1e2502.jpg</image:loc>
            <image:title>Ah Struga</image:title>
            <image:caption>“İnsan hayatı aslına bakarsanız aldığı cesaretli kararların bir toplamı değil midir? Sonunda hayat da verilen kararlar doğrultusunda akıp gider ve insan verdiği kararların sonucuna göre yaşar.” Balkan kenti Struga’da kendi halinde, gündelik olanın sıradanlığında geçen hayatlar, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle bozulur. Havası, suyu ve doğası mutluluk saçan bu kentte artık düşman postallarının sesleri duyulmaktadır. Yunus ve ailesinin hayatı da yaşananlara paralel olarak bozulmaya başlar. En sonunda Yunus, yaşanan tüm bu zorbalığa dayanamayacağını hisseder ve özgürlük mücadelesi veren Partizanlara katılır. Böylece bu zamana kadar sadece aşk ve huzurla dolu olan hayatı birdenbire bir mücadeleye, var olma savaşına dönüşür. Sırrı Özbek, Ah Struga!’da, zorbalığa karşı kendi olmanın, savaşa karşı barışın, güce karşı dayanışmanın önemini gösteren bir hikâye anlatırken, acıyla yoğrulmuş bir coğrafyanın da sesi oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96634</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19c28a7b-53de-4003-bd96-bf1d868437f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınca Bilmeyişlerin Sonu</image:title>
            <image:caption>“Edebiyata kulak vermeden, feminizmin sesinin tam duyulamayacağına, sözünün tam anlaşılamayacağına ve feminizme ilişkin bir incelemenin eksik kalacağına inanıyorum. Bu metinlerin her biri, 1960’ların ve 1970’lerin sokağa taşamamış, içte kalmış sesidir. Hatta 1960’ların öncesinin de birikimi, birikmiş isyanıdır. Bu metinlerde yol alarak o dönemin siyasi atmosferini, toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde yaşanan çıkmazları/tıkanmaları ve elbette bu açmazlara karşı isyanı görmek mümkündür.” Duygu Çayırcıoğlu, Türkiye’de feminizmin henüz adının anılmadığı, anılsa da olumsuz şekilde anıldığı bir dönemde, feminist duyarlılığın edebiyatta yol alan güçlü dip dalgasına dikkat çekiyor bu kitapla. Kadınların siyasal ve toplumsal hareketliliğinin, görünürlüğünün arttığı fakat özerk seslerinin henüz gür çıkmadığı 1960-1980 döneminde, edebiyat evreninde bir önfeminizmin geliştiğini gösteriyor. Nezihe Meriç, Sevim Burak, Sevgi Soysal, Leylâ Erbil, Adalet Ağaoğlu, Füruzan ve Tezer Özlü’nün eserlerinde, erkek egemenliğinin ve ataerkil aile kurumunun nasıl sorgulandığını görüyoruz. Özel olanın gerçekten politik olduğunu ve kadınların hayatının nasıl daraltıldığını “canhıraş” tasvir eden bu eserler, aynı zamanda kadınların bu baskıya –bazen de “delilikle”- nasıl direndiklerini hikâye ediyorlar. Sevgi Soysal, Tante Rosa’yı “bütün kadınca bilmeyişlerin tek adı” diye tanımlamıştı. Kadınca Bilmeyişlerin Sonu, adı üstünde, kadınca bilinçlenmenin hikâyesini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96635</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/346ac635-2456-48ad-8f94-33db321995dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Ekoloji</image:title>
            <image:caption>Günümüzde dinamik bir toplumsal-politik hareket olarak ekolojinin sanatçılar, küratörler, kurumlar ve eleştirmenler açısından bir cazibesi var; konunun acilliği ve vahameti, bu alandaki sanat üretimlerine de bir dokunulmazlık halesi kazandırıyor. Oysa söz konusu sergilerin ve diğer sanat pratiklerinin kimi zaman tam da kendisi, ya yaklaşımı ya da icrası gereği ekoloji karşıtı bir yerde konumlanabiliyor. Bu kitap, sanat ile ekoloji ilişkisinin gündeme getirdiği sorulara, ortaya çıkardığı çelişki ve açmazlara politik ekoloji ekseninden bakmayı amaçlıyor. Ancak politik ekoloji alanında, kimi zaman birbiriyle çelişen yaklaşımları da barındıran farklı perspektifleri göz ardı etmeden...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96636</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5669a48-e6cc-4234-9264-ccf626125518.jpg</image:loc>
            <image:title>Mucize Kedi Koket</image:title>
            <image:caption>(…) Nankörlüğün, insandan başka hiçbir canlıya yakışmadığını bir kez daha anlamıştım. Çünkü insanlığın halk oluşunda nankörlük vardı. Ve bizler, kendimize yakıştıramadığımız tüm vasıf ve sıfatları, diğer canlılara yüklemiştik. Oysa hepsi bizdik. Yılandan daha fazla zehir var dilimizde ve tilkiden daha fazla kurnazız. Bir kediden daha çok nankör bir martıdan daha fazla doyumsuz. Ne köpekten kadar sadakat var içimizde ne de kumru kadar bağlılık. Angut kadar sonsuz değil hiçbir insanın sevgisi! Hiçliğin piçliğinde kaybolmuş ruhlarımıza kılıf aramaktan başka hiçbir marifet sergileyemeyen biz, aciz insanlar(!) gerek bilinç düzeyinde tasarlanmış gerekse bilinçaltında saklı kalmış tüm kötülüklerimize veya bu bağlamdaki niyetlerimize kendimizce gerekçeler bulup, vicdanımızı yastığa rahat koyduğumuzu varsaymıştık. Eşref-i mahlûkat olmanın kibri ile diğer tüm canlılar üzerinde tahakküm kurma gayretimiz, yüreğimizi kör etti. Gözlerimiz açıktı ama kördük. Kulaklarımız duyuyordu ama işitmiyorduk. Tükettiğimiz her şey ama her şey bizden uzakta olan diğer şeylermiş gibi gelse de aslında en derinimizde kendimizi tüketiyorduk. Yaratılışı sorguya çektiğim o an, varlığımızın zerreliğine bir kez daha tanık oldum. 
Düşündüm… 
Düşündükçe, 
Utandım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96637</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7fa3e0b-002b-49ab-9434-9ad51cf01dce.jpg</image:loc>
            <image:title>İran - Bir Ülkenin Akademik Anatomisi</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca İran coğrafyası radikal değişiklikler ve gelişmelere evsahipliği yapmış bir havza olmuştur. Kadim ve derin bir medeniyete sahip olan İran günümüzde de ilgi çekici özelliğini korumaktadır. 1979 yılında gerçekleşen İran Devrimi, 20. asrın en mühim olaylarından biri olarak karşımıza çıkmış, İran’ın adını “İran İslam Cumhuriyeti”ne dönüştüren İran Devrimi, İslam dünyasının yanı sıra uluslararası politikada ciddi ses getirmiştir. İran, sosyal bilimlerin birçok alanında dünyada ve ülkemizde farklı perspektiflerden anlaşılmaya çalışılan ve halen de çalışılmaya devam edilen bir ülke olmuştur. İslam bize önce bilip sonra inanmamızı tavsiye eder. İran’ı bilmek, tanımak ve doğru anlamak sadece ülkemiz ve Ortadoğu açısından değil, İslam dünyası ve insanlık tarihi bakımından da oldukça mühimdir. Bu çalışma İran’ı her yönüyle akademik olarak ve disiplinler arası bakış açısıyla ele alan ve anlama çabası içine girmiş temel bir kaynak niteliği taşımaktadır. 
Prof. Dr. Hasan Onat

İran’da 1980 başlarında devrimin gerçekleştiği dönemde klasik uluslararası ilişkiler bilgileriyle ne olup bittiğini anlamamız epeyi zaman almıştı. Geçmişte büyük bir imparatorluğun sahibi olarak, Ortadoğu ve Asya ekseninde büyük bir medeniyet yaratan ve bölgenin tarihine katkısı bulunan bir ülke olan İran’ın yapısı, Türkiye’nin değişik üniversitelerinden katkı yapan akademisyenlerin ve İran uzmanlarının çabasıyla, ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

İran; tarihi, siyaseti, toplumsal ve dinsel yapısı, kültür, sanat ve medyası ile ilk defa bir bütün olarak gözler önüne seriliyor. Sosyal bilimlerin çeşitli dallarındaki öğrenciler, araştırmacılar, diplomatlar ve uluslararası ilişkiler akademisyenleri için bir başucu kitabı olacağı görülüyor. Bu eser için harcanan çabayı göz önünde tutarak, eseri yaratanları ve oluşmasına katkı yapanları tebrik ediyorum.
Prof. Dr. Hasan Köni

İran, bir bölgesel güçtür. Tarihi, Ortadoğu ve dünya politikalarındaki önemi bu ülkeyi ilgi çekici kılmıştır. Türkiye, komşusu İran’ın önemini dış politika değerlendirmelerinde daima göz önünde bulundurmuştur. Türk diplomasisi de bu ülke ile ilişkilerinde gereken dikkati göstermeyi hiçbir zaman ihmal etmemiş, hem komşumuz olması ve hem de tarihsel ilişkilerimiz nedeniyle çıkarlarımız açısından dikkatle izlenmesi gereken bir ülke olmuştur. Bu nedenle İran’ın her yönüyle anlaşılması için elinizdeki eser hiç şüphesiz önemli bir kaynak niteliğindedir. Konularının uzmanları tarafından kaleme alınmış, İran’daki din-mezhep, iç ve dış politikalar ve kültür ile ekonomi yanında tarihsel geçmiş ve kurumların tahlilini gerçekleştiren çeşitli yetkin makalelerden oluşan bu eser, Türkiye’de İran çalışmalarına katkıda bulunabilecek bir nitelik taşımaktadır. Bu eserin dikkatle okunması halinde İran ile ilgili konular açıklık kazanacaktır. Bu suretle, İran daha iyi anlaşılabilecek, Türk dış politikası bakımından İran’la ilgili değerlendirmelerimiz daha sağlam esaslar üzerinden gerçekleşebilecektir. Böylelikle bu esere katkıda bulunanlar bu önemli ülkeyi aydınlatmaya çalışırken, Türk-İran ilişkilerini daha sağlam bir temele dayandırmaları da mümkün olacaktır. 
Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin Oba</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96638</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39aebe73-5a7e-4123-803c-01a69409ac45.jpg</image:loc>
            <image:title>Artık Sır Yok</image:title>
            <image:caption>2011 Libya İç savaşı arifesi. Albay Muammer Kaddafi, batılı şeytanların, ülkesi için planladıklarını sezer ve servetinin 100 milyon dolarlık küçük bir bölümünü aklanması için Kıbrıs’a gönderir. Hasan Nasır parayı aklayacak kişidir ancak trafik kazası geçirir ve sonrasında by-pass ameliyatının etkisiyle belleğini yitirir. Paranın akıbeti anlaşılamaz. O artık her türden yozlaşmanın ve kirli işlerin döndüğü “Patronlar Dünyası”nın odak noktası haline gelmiştir. Ölmesini isteyenler olduğu kadar parayı ele geçirmek için belleğinin yerine gelmesini bekleyenler de vardır. Trodos köylerinden Çakistra ise onun doğduğu, ilk gençlik yıllarını geçirdiği ve anılarını biriktirdiği bir yer olmanın ötesinde, belleğine kelepçe vuran unsurlarla da bağlı olan bir köydür. O bağı yeniden kurabilirse belleği özgürleşecektir. Ancak onun ölümle de arasında bir bağ vardır. Köyde veya başka yerde olmasının hiçbir önemi yoktur. Hasan Nasır Çakistra’ya gider…. 
 
Paranın peşine düşenlerin kirli hesaplaşmalarına, yozlaşan siyasetle ortaya çıkan çıkar ilişkilerine, sakin ve doğal güzelliğiyle huzur veren Trodos’un Çakistra köyüne, aşkın ve dostluğun gücüne Hasan Nasır’ın bilinmezliklerle dolu yolculuğunda tanık olmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96639</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a4c09ed-cc8b-4b48-b7fc-5e9e444829be.jpg</image:loc>
            <image:title>ABD Dış Politikasında Kıbrıs Açmazı</image:title>
            <image:caption>ABD, Kıbrıs sorunu uluslararası hale gelene, yani 1950’li yılların ortasına kadar, ada ile ilgili bir düşünce geliştirmemişti. Yunanistan tarafından Bir­leşmiş Milletler’e taşınana kadar, ABD sorunun Londra ile Atina ara­sında çözümlenmesini öngörmüştü. Bu süreçte Türkiye de işin içine girince, ABD sorunun yine NATO üyesi üç ülkenin ortak girişimiyle halledilmesini beklemişti. 
ABD açısından Kıbrıs Doğu Akdeniz’de stratejik önemi olan ve Sovyet Sos­yalist Cumhuriyetler Birliği’nin uzak tutulması gereken bir yerdi. Bu nedenle ada mutlaka Batılı güçlerin kontrolünde olmalıydı. Kıbrıs, Bir­leşik Krallık’ın bir parçası olmaya devam ettiği sürece Washington açısından bir sorun yoktu. Eğer ada “Ulusların Kaderini Tayin Hakkı” ilkesine uygun olarak bağımsız olacaksa müttefik güçlerin kontrolünde olmalıydı. 
ABD, Kıbrıs konusunda farklı yaklaşımlara sahip taraflar arasında arabu­lucu olmayı istemedi. Çünkü ABD bir tarafın görüşünü desteklerse diğerleri tarafından adil davranmamakla suçlanabilirdi. Ancak ABD, sorunun çözümü için Kıbrıs’taki konsolosunu Birleşik Krallık’ın Sömürge hükümetiyle ortak çalışmaya yöneltti ve “Taksim ve Enosis arasında bir çözüm” olarak görüle­bilecek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına önemli katkıda bulundu. Bu gayrete rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı için birlikte çalışması gere­ken iki toplumun elitleri kendi ulusal davalarının peşinde koşunca 1963 yılı sonunda taraflar arasında silahlı çatışma başladı ve Devlet’in iki toplumlu yapısı çöktü. Bu gelişme sonrasında ABD, adadaki çatışmanın Türkiye ve Yunanistan arasında bir savaşa dönüşmesini engellemeye çalıştı. Bu iki müt­tefik üye arasında Kıbrıs’tan kaynaklanan bir savaşın çıkması komünizme karşı mücadele için kurulan NATO’nun büyük sıkıntı yaşamasına neden olurdu. ABD sorunun Türkiye ve Yunanistan ilişkilerini etkilemediği sürece zaman içinde tarafların bir çözüme ulaşabileceklerini öngörüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96640</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03cf4821-9462-4e1a-b61b-1ad579317882.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlayan Sözler : Fırtınaışığı Arşivi İkinci Roman - 1. Cilt</image:title>
            <image:caption>Düşmanlarının bir ordu kölesinin sefil sonuyla ölmesini bekledikleri Kaladin sağ kalarak kraliyet muhafızlarının komutasına getirildi. Şimdi kralı ve Dalinar&apos;ı, Suikastçı tehlikesine karşı korumak zorunda ve bir yandan da yeni güçlerinde ustalaşması gerekiyor. 
 
Suikastçı tekrar harekete geçti. Roshar&apos;ın dört bir yanında hükümdarları katlediyor ve hedeflerinden biri de Yüceprens Dalinar. Savaştaki önder rolü bunun yeterli bir sebepmiş gibi görünüyor ama Suikastçı&apos;nın efendisinin çok daha derin amaçları var. 
 
Shallan korkunç bir yükü sırtlanmış durumda ve hem efsanevi Yokelçilerin geri dönüşünü hem de dünyanın yıkımını engellemek için çabalıyor. Ancak görünüşe bakılırsa, ihtiyacı olan sırlara ulaşmak bile onun tahmin edebileceğinden çok daha zor olacak. 
 
Parshendiler çığır açacak bir karar verdiler. Alethi saldırılarıyla geçen yılların ve sürekli azalan sayılarının baskısıyla, bir zamanlar kaçtıkları doğaüstü güçleri kullanmaya ve pek çok şeyi riske atan bir kumar oynamaya ikna oldular. Bu kararın muhtemel sonuçları ise hem Parshendiler hem insanlar hem de Roshar için büyük tehlikeler barındırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96641</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44ec9763-f354-4f4f-bd7e-5fe1ecb62895.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlayan Sözler Fırtınaışığı Arşivi İkinci Roman – 2. Cilt</image:title>
            <image:caption>Parlayan Şövalyeler bir kez daha ayağa kalkmak zorunda. Kadim yeminler en sonunda dillendirildi, sprenler geri döndü. Kayıp olanları arıyor herkes; korkarım ki bu arayış sonları olacak. 
 
Ama büyünün doğasında var bu. Ne de olsa hasarlı ruhların, içine başka şeylerin yer edebileceği defoları oluyor. Bizzat yaradılışın gücü olan Dalgabağlamalar, hasar görmüş bir ruhu tamir edebilecekleri gibi içlerine işleyip yaralarını daha da genişletebilirler. 
 
Rüzgârkoşucu, intikam ve onur arasındaki çizgide; harap bir diyarda kayıp. Yavaş yavaş kendi geçmişi tarafından yok edilmekte olan Işıkören, hangi yalana dönüşeceğini aramakla meşgul. Kan ve ölümle doğmuş Bağdökümcü, yok olmuş şeyleri yeniden var etmeye çabalıyor. İki farklı kader arasında sıkışmış kâşif ise yavaş bir ölüm ile tüm inançlarına korkunç bir şekilde ihanet etmek arasında bir seçim yapmak zorunda. 
 
Hepsi için zaman çoktan doldu çünkü Dinmezfırtına üzerlerine çökmek üzere.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96642</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cc148e6-f04c-48b3-a232-69647617fbaa.jpg</image:loc>
            <image:title>Fiziğin Gizemi</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Mehmet Sağbaş ile fiziğin gizemli dünyasını keşfetmeye hazır mısınız? 
Mert&apos;in yolu, gizli amaçları olan, yaşlı bir adamla kesişir. Onun sayesinde zaman yolculuğuna çıkan Mert&apos;e, 1196 yılında yaşayan Melike eşlik eder. Farklı kültürlere sahip bu iki genç, anlaşmakta zorluk çekse de ekip olmak zorunda kalırlar. Ünlü bilim insanlarının yaşadıkları zamanlara gitmeli ve onların çok özel, gizli icatlarını günümüze taşımalıdırlar. 
Mert ve Melike&apos;nin maceralarına eşlik ederken zaman yolculuğu paradokslarını, Büyük Patlama teorisini, enerjiyi, elektriği, ses dalgalarının özelliklerini, görelilik kuramını, solucan deliğini, karanlık maddeyi, kısaca fiziğin gizemli yönlerini keşfedeceksiniz. 
Bilim ve macera dolu bir hikâye sizi bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96643</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2a06156-7b81-4e5d-9fb8-637988781351.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderin Mührü</image:title>
            <image:caption>Ilık rüzgâr bir tapınağın karşısındaki evin bahçesindeki huş ağacının yapraklarını yalarken baharın çamuruna bulanmış çizmeler çoktan ezilmiş, çimlerin üstünde ilerliyordu. Bir kirpi ezilmemek için fıtı fıtı tapınağa doğru kaçtı. Sonra aklına oranın bir Şinto tapınağı olduğu ve bir beyaz yılana ev sahipliği yaptığı gelmiş olacak ki yolunu değiştirdi. Çizmelerin sahibi, kirpiye bir bakış attı ve ne kadar sevimli olduğunu düşünüp yoluna devam etti. Aklının bir köşesine bir kirpi sahiplenmeyi yazdı ve adımlarını sıklaştırdı. İşte bu, o kirpinin hikâyesi değil. Bu, o çizmelerin ve kirpi sahiplenme fikrinin sahibinin hikâyesi. Bu bir kahramanlık destanı veya bir efsane değil. Bu, zayıf bir adamın ve farklı bir yerin öyküsü. Bu bir kıyamet senfonisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96644</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91c8623e-f977-49c9-a3af-9da87e0b554a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Başka Sev</image:title>
            <image:caption>Tanrılar, ruhlar ve insanlar arasında köprü kuran şamanlar geçmişten bugüne iyileştirmenin bir eşiği, aracı olmayı başarmışlar. İlkel yöntemlerden sıyrılıp toplum içinde var oldukça yepyeni yöntemlerle misyonlarını sürdürmüşlerdir. Bugün dahi aramızda bulunan şamanlar, kökeninde bir şaman olduğu için bu kutsal konuma erişebilmişlerdir. Ancak bildiklerini başkalarıyla paylaşma ve ihtiyacı olana yetişme konusunda oldukça bonkör davranmışlardır. Dolayısıyla bir şaman gibi yaşamak için şaman soyundan gelmek zorunda değilsiniz. Bu elinizde tuttuğunuz kitap da Bir Başka Sev adıyla size bir iyileşme vadediyor. Serinin ilk kitabı olan Şamanın Şarkısı şiirin iyileştirici etkisinden faydalanarak yolunuzu bulmanız konusunda bir rehber olarak sunuluyor. Bir kez bitirdiğinizde aşk kavramına çok daha geniş bir pencereden bakıyor olduğunuzu fark edeceksiniz. Dr. Bhakti kendinizi keşfetme, tanıma, dünyaya yeniden bakma ve toplumları, doğayı iyileştirme konusunda elini uzatıyor. Tutacak mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96645</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a446d86a-4f4c-4f3f-ac2d-8813ff9f6a38.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarla Kuşu</image:title>
            <image:caption>“Okuduğum en iyi grafik romanlardan biri. Muhteşem çizimlere sahip bu baba-oğul hikâyesi, acımasız bir şiddet ve sürekli artan duygusal bir yoğunluk barındırıyor. Cormac McCarthy’nin en iyi eserlerini çağrıştıran ve insanın elini ayağını titreten yıkıcı bir deneyim.” -SCOTT DERRICKSON, Dr. Strange filminin yönetmeni 
“Erkekliğin ve ergenliğin yarattığı panik havası bile yeterli olurmuş; görsellerdeki hareket ve şiddetin atmosferik etkisi de. Ama ikisinin birleşimi, Tarla Kuşu’nu efsanevi bir seviyeye yükseltmiş.” -JASON BLUM, Yapımcı 

“İnanılmaz dokunaklı, adeta mideye bir yumruk gibi inen tam bir güç gösterisi. Tarla Kuşu, klasik olmaya aday. Türün kalıplarının dışına çıkıp, grafik roman kavramını genişletiyor. Size on yıllar boyunca bir şeyler katmaya devam edip yazar/çizerlere ilham kaynağı olacak sanatsal bir lütuf.” -BILL SIENKIEWICZ, Stray Toasters kitabının yazarı ve çizeri. 


OSCAR ADAYI AKTÖR VE YAZAR ETHAN HAWKE VE NEW YORK TIMES ÇOK SATANLAR LİSTESİNE GİRMİŞ YAZAR VE ÇİZER GREG RUTH İMZALI, BÜYÜLEYİCİ BİR GRAFİK ROMAN 
Teksas’ın sessiz ve mütevazı Huntsville kasabasında yaşayan Jack “Tarla Kuşu” Johnson ve ergenlik çağındaki oğlu Cooper’ın epik yolculuğu. Bu heyecan dolu grafik roman, babasının korkunç hataları doğrultusunda Cooper’ın cehenneme dönen bir gününü ve hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Art arda gelen şiddet tehdidine maruz kalan Cooper ve babası, aynı zamanda aralarındaki hırçın, işlevsiz ama sevgi dolu ilişkiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Yazar ve çizerin Teksas’ta geçen çocukluk anılarına ve kendi oğullarıyla olan ilişkilerine dayanan bu sıra dışı suç öyküsü, çocukluktan erkekliğe geçiş sürecindeki bir ergenin kırılganlığıyla pekiştiriliyor. Hem baba, hem de oğul dünyaya ve birbirlerine karşı olmaları gereken yeri sorgularken, aralarındaki gerilim ve öfke giderek artıyor. Duygusal çağrışımlar yapan bu görsel şaheser, her daim geçerli olan baba-oğul macerasını da gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96646</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1494816-0a87-4c28-99dd-f476cf427cfa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Dedi Ayşe Hanım</image:title>
            <image:caption>… 
Yazı getiren renklere bezenmiş 
İçimde fırtına koparan desenlerinde 
Öyle aniden esiyor ya deli rüzgârlar, 
Nazın da bana nasip oldu diye 
Şükrederken buluyorum kendimi. …</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96647</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/282b3ca9-6e49-4f21-9579-22d7717e2cae.jpg</image:loc>
            <image:title>Beden Benim Karar Benim</image:title>
            <image:caption>“Bu filmin başrolü sensin. Ve unutma, sen rakamlardan çok daha ötesin!” 
Madde manadan ayrılmaz! Ruh bedenden ayrı tutulamaz... 
Sağlık; ruh, zihin ve bedenin birlikte iyi olma halidir. Bedenin sağlıksızsa ruhunu, ruhun sağlıksızsa bedenini eninde sonunda hasta edecektir. Bu kitapta ikisini de daha iyi hale getirebilmen ve hayata karşı motivasyonunu yükseltebilmen için tüyolar bulacaksın. 
Kaç beden olursan ol, kilon kaç olursa olsun kendini sevmeye, olduğun gibi tam şu halinle sevilmeye layık ve çok güçlü olduğunu hatırlatmaya geldim. Unutma, bu masalın kahramanı sensin. Kim ne derse desin, bedeninin şekli ya da kilon hakkında senden başka kimsenin söz hakkı yok! 
Kendini değersiz hissettiğinde, kayboldum ya da bedenimi sevmiyorum dediğinde bu kitabı açıp birkaç sayfa oku. Biliyorum, insanlar genelde kitapları uyumak için okur fakat bu sefer bir değişiklik yap ve bu kitabı “hayata uyanmak” için oku.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96648</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e10eb23-9bc2-46ad-ab12-95a623ca6254.jpg</image:loc>
            <image:title>Gün Yüzüne Dökülenler</image:title>
            <image:caption>“Mahallemizde solun bütün renkleri vardı. Karşı mahallede ise sağın tek rengi hâkimdi. Havanın kurşun gibi ağır olduğu günlerdi. Hepsi yirmili yaşlarda, kendi düşüncesinde; ilkeli, idealist ve dürüsttü. Renkli mahalle daha eşit, daha özgür, daha mutlu bir ülke istiyordu. Karşı mahallede şu düşünce hâkimdi: ‘Komünizm bu bahar geldi gelecek, bu renkli mahallenin gençleri var ya onlar getirecek. Ölürüz de buna izin vermeyiz’ diyorlardı. Yıllar geçti ne komünizm geldi ne de başka bir şey. 12 Eylül 1980’de, sokağımızda Evren’in hışmına uğramayan kalmamıştı. Buna rağmen bu toprakları çok seven insanların içinde yaşıyorduk.” 
Umut Özkan’ın 2019-2021 yılları arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazılarından derlenen Gün Yüzüne Dökülenler, Köy Enstitüleri’nden türkülere, halk edebiyatının izlerinden yazar anılarına kadar güncel-politik pek çok konuya değiniyor. Umut Özkan’ın önsözde de dediği gibi: 
“Sözler gün yüzüne döküldüğünde dilimden kelimeler dökülüverir. Söz uçar yazı kalır…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96649</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be8c8a6f-4bb2-4a24-a120-ab386db91081.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyku Ülkesi</image:title>
            <image:caption>“Bir toplumda rüyada görülenlerle yaşananlar arasında bir fark yoksa oranın adı Uyku Ülkesi’dir.” 
 
 
Uyku Ülkesi tüm zamanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı rüyaların zamansız olması gibi. Yazar bu romanda Doktor Sevda Kül’ün rüyalarıyla karışan ve bir kâbustan farksız görünen yaşamını anlatıyor. 
 
Orhan Kemal Roman Ödülü, Ankara Üniversitesi Roman Ödülü ve Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü sahibi Gürsel Korat, Uyku Ülkesi’nde gerçek ile düşü harmanlayarak yirmi birinci yüzyılın distopyasını ortaya koyuyor. 
  Rüya bu ya, Eski İstanbul suyun altında yaşamayı sürdürüyordu. Sayısız otomobil Sirkeci Garı yönünde ilerliyor, araba vapuruyla Harem’e gidecek olanlar ise iskelede sıraya giriyordu. Tramvaylar farlarını yakmış boğuk boğuk tınlıyor, kâğıt toplayıcıları, seyyar tatlıcılar ve turşucular arabalarını itiyordu. Mısır Çarşısı’nın ışıl ışıl olduğunu, altın dolu vitrinler önünde balıkların yüzdüğünü hissedebiliyordum. Yeni Cami önündeki güvercinler, vatoz balığını andırarak kanat çırpıyor, motorların bacasından çıkan dumanlar, denizin içinden yukarılara doğru bir suluboya izi gibi yükseliyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96651</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c3d1834-8f31-4b43-80c0-9261282f1bf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Horimiya Horisan ile Miyamurakun 1. Cilt</image:title>
            <image:caption>Okulda zeki, başarılı ve popüler bir kız olmasıyla tanınan Kyouko Hori, aslına bakarsınız okul dışında arkadaşlarının onu tanıdığından çok farklı biri. İşkolik anne ve babasının yokluğunda erkek kardeşine bakmak, alışveriş ve ev işlerini yapmak zorunda olan Hori’nin, arkadaşları gibi gezip eğlenmeye ayıracak hiç zamanı yok. 
 
Bir gün sessiz, sıkıcı sınıf arkadaşı beklenmedik bir şekilde ve okuldakinden bambaşka bir görünümle karşısında belirdiğinde, Hori her insanın başkalarından gizlediği bir yanı ve her hikâyenin birden fazla tarafı olduğunu keşfeder! Böylece Hori’nin hayatında yeni bir sayfa açılır! 
 
Okul hayatı, arkadaşlıklar ve kendini keşfetme hakkında ilham verici hikâyesiyle Horimiya sizi etkisi altına alacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96652</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7775e2df-177b-42a7-bbec-a1a71fe56df1.jpg</image:loc>
            <image:title>Küreselleşmenin İlk Adımları 1000 Yılı</image:title>
            <image:caption>“Denizciler, tüccarlar, göçmenler, kadınlar ve erkekler eşliğinde yaklaşık bin yıl öncesinin dünyasına destansı bir yolculuk. Cüretkâr ve eğlenceli bir hikâye; alışılmadık olanın farklılıkları için bir kutlama.” 
-Arezou Azad 
Oxford Üniversitesi’nde araştırmacı 
 
Valerie Hansen, İpek Yolu ile başladığı tarih yolculuğuna bu kez 1000 yılını anlattığı eşsiz bir eserle devam ediyor. Küreselleşmenin başlangıcı da kabul edilen 1000 yılı malların, teknolojilerin, dinlerin dönüştüğü ve etkilendiği bir dönem. İnsanların yurdundan ayrılıp yeni yerlere gitmesine olanak tanıyan, dünya çapındaki ticaret yollarının şekillendiği önemli bir zaman dilimi. Bunun sonucunda ortaya çıkan değişimler o kadar köklü ki medeniyetleri ve insanları da kapsayan etkilere sahip. 
Çığır açıcı bir tarih kitabı olan Küreselleşmenin İlk Adımları 1000 Yılı modern dünyanın nasıl oluştuğuna dair bildiğiniz her şeyi gözden geçirmenizi sağlayacak. Aynı zamanda günümüzde insanlık tarafından deneyimlenen umut ve korkulara ayna tutacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96653</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01ebb218-b722-4d37-93a2-8da48cf94e21.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalp Ne İsterse O Olur 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yağız ile yaptığı dünya turundan sonra hayata bakışı değişen Şeyda, kendini istemediği bir yaşam tarzının içinde bulur.Kalbi hâlâ Yağız için atarken onun yolundan giderekyardıma ihtiyacı olan gençlere el uzatır ve hayatlarındatemiz bir sayfa açmalarını sağlar.Ancak bir süre sonra bunu yaparken çevresindeki insanlara yardım etmek yerine aslında onların hayatlarını mahvetmekte olduğunu fark eder. Çünkü kurtarılmasıgereken asıl kişionlar değil, kendisidir. 
 
Peki Şeyda, her şeye sıfırdan başlamak için çok mu geç kalmıştır? 
 
Kalbin isteklerini yerine getirmekmutlulukla doğru orantılı mıdır? 
 
Kalp Ne İsterse O Olur serinin ikinci kitabı ileokurlarıyla buluşuyor. Meryem Nart ikinci kitapta da 
okurlara aynı heyecan ve serüven duygusunusunmaya devam ediyor. 
 
“Hayat bana o kadar karmaşık geliyordu ki bu karmaşıklıklar arasında boğulup gidecek gibiydim. 
Kendime bir çıkış yolu arıyordum. Tam çıkışa yaklaştım derken bir adama çarptım. Tünelin sonunda benibekleyenbir başka tünel yarattım.İşte bu da benim sonum oldu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96654</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba4ad969-c558-48d5-85ad-51bebc4a9904.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın Sesi</image:title>
            <image:caption>Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır. 
 
Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız. 
 
Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar… 
 
Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96655</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9552bb99-4479-4a23-bd84-59835d8a7f3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatı Sessize Alma Vakti</image:title>
            <image:caption>HER YERE YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN HİÇBİR YERE ZAMANINDA VARAMADIK. EN KÖTÜSÜ DE KENDİMİZE GEÇ KALDIK. 
 
Bazen kısa bir mola, çok daha uzun yollar yürümeye hazırlar insanı... Durmamak, ara vermemek ve hiç hız kesmemek daha çok şey kaybettirir. 
Sadece birkaç dakika bile olsa hayatı sessize almayı başarabilirsen, şikâyet ettiğin her şey değişecek. Çözümsüz gürültüler sustuğunda ilham dolu fısıltılar başlayacak. 
Yaşamak başlı başına bir gizemdir, sessizliğin de arkasında büyük bir gizem saklı... 
Kendine rehberlik et ve biraz inzivaya çekilip sessizlikten güç al. Sırtındaki yüklerden, zihnini bulandıran düşüncelerden, seni sana gurbette bırakan her şeyden uzaklaş. Her şeye format atma şansı ver. 
Kendinle baş başa kalmak korkutucu olduğu kadar heyecan vericidir de... Belki hiç hoşuna gitmeyecek şeyler de çıkacak karşına ama emin ol seni sana hayran bırakacak şeyler de bulacaksın. 
HAYATI SESSİZE ALMANIN TAM VAKTİ. 
Yol Senin İçinde ve Pes Etme Mucizeler Yolda adlı çok satan kişisel gelişim kitaplarının yazarı Kinsun, bu kez sessizliğin yaratıcı gücüyle buluşturuyor okurunu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96656</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a71099db-1355-4a89-9c9b-b70bb8fbdb2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Filozoflar, Mutasavvıflar, Halifeler</image:title>
            <image:caption>İslam dünyasının Kurtuba’da Endülüs Emevi, Kahire’de Fatımi ve Bağdat’ta Abbasi hükümdarları arasında siyaseten üçe bölündüğü bir çağda, ilmi tartışmalar da bu siyasi rekabetin dönüştürücü etkisi altında şekillenmekteydi. Bir yanda halifeler siyasi otoritelerini tanımlamak ve sağlamlaştırmak için ulema ve mutasavvıfların kavramsallaştırmalarına başvururken, fakihler, filozoflar, mütekellim ve mutasavvıflar da ilmi otorite ve toplumsal rehberlik tartışmalarını bu iktidar mücadelesi altında sürdürmekteydi. Bates College öğretim üyesi Dr. Ali Humayun Akhtar, 10. yüzyıldan 12. yüzyıla dek bu siyasi rekabetin ve endişelerin hâkim olduğu bir toplumsal ortamda felsefe, kelam ve tasavvufun nasıl hem bir mücadele hem de karşılıklı etkileşim içinde olduğunu ortaya koyuyor. Filozoflar, Mutasavvıflar ve Halifeler İslam entelektüel tarihinin en çetrefilli metafizik meselelerini tarihi ve siyasal bağlamını ve çerçevesini ihmal etmeden ele almayı başarıyor. İbn Meserre, İbn Hazm, İbn Berrecan, İbn Kasi ve İbn Tufeyl başta olmak üzere, alim ve sufilerin eserlerini derinlikli ve titiz bir incelemeye tabi tutarak bilhassa Endülüs entelektüel tarihine ışık tutuyor ve İslam düşünce tarihine esaslı bir katkı sağlıyor. 

Yazar Hakkında: 
New York Üniversitesinden doktora derecesini alan yazar, İslam dünyasında siyaset, din ve iktisat alanlarında uzmanlaşmıştır. Geniş bir sahada araştırmalarını yürütmekte olup küresel ipek ticaretinin tarihi üzerinde yeni çalışmalarını yürütmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96657</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c7e26cf-21da-4ff1-983d-5b26aa3c0cae.jpg</image:loc>
            <image:title>İslam&apos;ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivayet</image:title>
            <image:caption>Başlangıçta, [Hz.] Muhammed’in ashabından okuma yazma bilenlerin, onun sözlerinden bazılarını herhangi bir endişe duymadan yazmayı alışkanlık hâline getirdikleri görülürken, hadis âlimleri 8. yüzyıl boyunca ve sonrasında bu tür hadisleri yazmanın caiz olup olmadığını tartıştı. Birçok kişi bunun yasak olduğunu düşünüyordu. Çünkü Kur’an’ın, İslam’ın tek kitabı olarak kalması gerekiyordu… 
İslam’ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivâyet, İslam tarihi ve İslami ilimlerin teşekkül süreciyle ilgili çağdaş İslamiyat araştırmalarının en ihtilaflı meselesi hakkındadır: Hadislerin ve hadis ilminin bu süreçteki yeri tartışmaların odağını oluşturur. Doğrudan Kur’an-ı Kerim’in yazılı bir Kitap hâline gelmesi ile bağlantılı olan bu konu hakkında Batılı araştırmacılar, süreci farklı şekillerde yorumlamıştır. Elinizdeki kitapta Gregor Schoeler, İslami ilimlerin oluşumunda sözlü olanın yazıya aktarımı sürecini, Arap edebiyatının 7. ve 8. yüzyıllarındaki alışkanlıklarından koparmadan değerlendiriyor. Shoeler, Goldziher ve Schact’ın, hadislerin kanıtlanamaz oluşuna dayalı klasik oryantalist ezberi, rivâyet sürecine ilişkin tespitleriyle farklı bir noktaya taşıyor. Farklı başlıklar altında Câhiliye döneminde neşir; Kur’an ve Kurrâ; Mekke ve Medine ekolünde Siyer, Hadis ve Tefsir; saray çevrelerinin bu süreçteki yeri; tasnîf ve dil bilgisi gibi konularını ele alıyor. İngilizce ve Arapça tercümelerinden sonra İslam’ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivâyet adıyla Türkçeye kazandırdığımız eser, araştırmacının Fransızca verdiği bir dizi konferanstan oluşuyor ve dikkat çektiği noktalarla saha ile ilgili tartışmaları ileriye taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96658</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c340ce34-7a86-4866-8074-1efb7b5c8c93.jpg</image:loc>
            <image:title>Presokratik Felsefeye Giriş</image:title>
            <image:caption>“Presokratikler etrafında dönen tartışmaları anlamak için, genel kabule uyarak fakat (küçük
harfle ve tireyle) “pre-sokratikler” denmesini önerdiğim ve böylece şekillenmesine katkıda
bulundukları ama kendilerini bütünüyle kapsamayan tarihyazımı kategorisinden ayırt edilebilen,
antik presokratiklere kadar gitmek kaçınılmazdır. Antik “pre-sokratikler”in su götürmez
benzerlikleri onları modern Presokratiklerimizin doğal selefleri yapmışsa da özellikle birbiri
ardına giriştikleri meselelerin doğası göz önüne alındığında, aralarındaki ayrımlar da bir o kadar önemlidir.” Antik Yunan Felsefesi’nin önemli uzmanlarından Andre Laks, bu kitabında, felsefe tarihi okumalarında yaygın kabul gören “Presokratik felsefe” dönemlendirmesini önde gelen figürlerinin felsefi yaklaşımları üzerinden tartışmaya açıyor. “Presokratik felsefe”ye ve bu alanda üretilmiş düşünce birikimine dair ayrıntılı bir resim veren yazar ilgili literatüre dönüştürücü bir katkıda bulunuyor. Yalnızca Presokratiklerden kalan metinlerden hareketle söz konusu dönem üzerine bir değerlendirmeyle kalmayıp aynı zamanda J. P. Vernant’ın tezlerinin Weberci bir eleştirisini ve Cassirer ile Gadamer’in felsefe tarihi görüşlerinin karşılaştırmalı bir okumasını sunan Presokratik Felsefeye Giriş didaktik, kolaylaştırıcı bir giriş kitabının çok ötesinde, ufuk açıcı bir Erken Dönem Yunan Felsefesi okuması…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96659</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/697c6549-0b9a-43c9-a626-a397c15932a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kozmik Gezgin</image:title>
            <image:caption>Yaşamın anlamı nedir? Ruh arkadaşımı ne zaman bulacağım? Öldükten sonra bana ne olacak? Astrolojik kaderime bağımlı mıyım, onu değiştirebilir miyim? Tüm bunları bu kitapta bulacaksınız. Kitapta, sizi zodyakın on iki burcunun her birinin arketip gücüne bağlayacak özel İbranice harfleri bulacaksınız. Bu güçlü simgeleri, göklerin enerjisine erişmek için anahtar olarak kullanarak hayallerinizi açığa çıkarabilecek ve astrolojik kaderinizin kısıtlamalarını aşabileceksiniz. Bu büyü sizi bir gizemciye dönüştürecek. Hiç kimse Tanrı’nın varlığını kesin olarak kanıtlamamıştır; yine de yeryüzü nüfusunun büyük bir kısmı güçlü bir şekilde Tanrı’ya inanmaktadır. Benim astrolojinin geçerliliği doğrultusundaki tutumumu, Alexander Graham Bell’in şu sözleri çok güzel özetlemektedir: &quot;Bu gücün ne olduğunu söyleyemeyeceğim. Bütün bildiğim, onun var olduğudur.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96660</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88c89ec1-7034-4992-a614-b41565857b59.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Çocuğun Gözünden Travma</image:title>
            <image:caption>Travma sadece istismar, şiddet ve sevilen bir kişinin kaybı gibi bir felaketten değil, doğal afetlerden ve trafik kazası, tıbbi müdahaleler ve hatta bisikletten düşmek gibi son derece basit bir şeyden kaynaklanabilir. Bu kitabın anafikri travmanın bedene, beyne ve ruha nasıl işlendiği hakkındadır ve bu genellikle kaygı, kâbuslar, depresyon, fiziksel hastalıklar, bağımlılıklar, hiperaktivite ve agresyon şeklinde kendini gösterir. Vaka çalışmaları ve kolay, uygulanabilen aktiviteler yönünden zengin bu kitap, size bir çocuğun, kendisine gerekli destek verilirse nasıl travmadan kurtulabileceğini açıklar ve çocuklarla ilgilenen herkese travmadan kurtulabilmenin ve onu engellemenin araçlarını sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96661</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9319617e-bdf3-4b38-a0ec-e750d0ed133a.jpg</image:loc>
            <image:title>Denizi Bulan Balık</image:title>
            <image:caption>Yeni nesil için keşfedilmiş bir hazine: Alan Watts tarafından çocuklar için yazılmış ilk ve tek hikaye.
Alan Watts, çocuksu bir aşkınlığı spritüel yolculuğa taşıyarak çocuklar için bir öykü yazdı. Denizi Bulan Balık, bu hoş ve bilge öğreti masalını yeni bir nesil için hayata geçiriyor. Ödüllü ressam Khoa Le’nin yenilikçi sanatıyla zamana meydan okuyan eğlenceli bir hikâye elinizin altında – yaşamın akışıyla uyum içinde olma mesajını sizinle paylaşıyor. Bu kuyruk hikâyesinde, çocuklar tuhaf bir şekilde tanıdık bir sorunu olan bir balıkla karşılaşacaklar – aklı o kadar karışmıştır ki tüm zamanını çemberler halinde kendini kovalayarak harcar! Sadece Büyük Deniz zavallı balığımızın kendi dizginsiz düşünceleriyle yarattığı karmaşadan çıkmasına izin verir. Zamana direnen ve hiçbir zaman modası geçmeyecek Alan Watts’ın bilgeliğini ve nüktesini kusursuz bir biçimde yakalayan bir masal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96662</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10b95b00-041d-46f6-acc4-a9525d7e5137.jpg</image:loc>
            <image:title>Boş Kayık</image:title>
            <image:caption>Tapınaklara, kiliselere, rahiplere gidersin ama orada da öteki dünyada önemli biri olmanın yolunu, bir şeye ulaşmanın yolunu, başarılı olmanın yolunu ararsın. Başarı düşüncesi seni gölge gibi takip eder. Nereye gidersen git hep kâr, başarı, kazanç, hüner düşüncesiyle gidersin. Eğer birisi buraya bu fikirle gelmişse, burayı ilk fırsatta terk etmesi ve benden olabildiğince
uzağa kaçması gerekir, çünkü ben senin birisi olmana yardım edemem.Ben senin düşmanın değilim. Sadece birisi olmana yardım edemem. Seni ancak dipsiz uçuruma itebilirim. Asla hiçbir yere varamayacaksın, sadece dağılıp yok olacaksın. Düşecek, düşecek ve düşecek ve yok olacaksın; sen
yok olduğun anda bütün varoluş vecde gelir. Bütün varoluş bu olayı kutlar.
Osho, kendimize ilişkin daha derin bir anlayışa kavuşmamız için Çinli mistik Chuang Tzu&apos;nun hikâyelerinden yola çıkarak Taoculuğun kendini gerçekleştirmeye yönelik 3000 yıllık mesajını açıklıyor. Bu kitabın adı, nehri geçen ve kendi sandalı
boş bir kayıkla çarpışan bir insanı anlatan sade bir hikâyeden alınmıştır. Hikâye ilerledikçe, anlaşılması kolay bir biçimde duygular konusunda -burada öfke- bir öğretiye dönüşür ve uyanıklık tekniğini kullanan herkeste derin bir etki ve mucizevi
değişimler yaratabilir. Boş kayık egosuz boş zihindir -hiç kimse olmak- ve Osho, Chuang Tzu&apos;yu az bulunur bir olgunluk olarak anlatır; çünkü hiç kimse olmak dünyadaki en zor, en imkânsız, en sıradışı şeydir. Bu, insan zihni, insan egosu ve yaşamın derin sırlarına açılan bir kapı olarak büyüleyici bir kitaptır.
Beraberindeki DVD Osho&apos;nun bir konuşmasını içermektedir ve çağdaş bir mistiğe yönelik başka bir canlı deneyimdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96663</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2355d8a2-4be6-4883-8aa1-db3edbbce5af.jpg</image:loc>
            <image:title>Cesur Minik Rakun</image:title>
            <image:caption>Bu yeni Audrey Penn kitabında, Minik Rakun cesur olmanın anlamını ve korkularını yenmede kendisine yardımcı olacak bir yöntem öğrenir. Arkadaşlarıyla birlikte uçma dersleri almaktan çekinen küçük bir serçenin hikâyesini anlatan Anne Rakun, cesur olmanın korkusuz olmak anlamına gelmediğini söyler. Cesur olmak korkunun seni engellemesine izin vermemektir. Anne Rakun oğluna önemli bir strateji öğretir: Düşün Söyle Yap. Minik Rakun’un avucundaki öpücük de ona azıcık yardım etmektedir elbette. Bu basit strateji çocuklara birçok zor durumu aşmalarında yardım edecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96664</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b33fe6d-0985-42b2-a234-b070a8972f2a.jpg</image:loc>
            <image:title>Şeytanın Fısıldadıkları</image:title>
            <image:caption>Kadınlar ancak kendilerinden daha zeki ve daha üstün bir erkeğe aşık olabilirler. İnsanlık işte bu yüzden ilerliyor. Kadınlar, özgürlük ve bağımsızlıklarını her şeyin üstünde tutan erkeklere gerçekten âşık olurlar. Kadın erkeğinin kendisine bağlanmasını isterken bilinçaltında hiçbir kadına asla bağlanmayacak yaradılıştaki erkekleri &quot;gerçek erkek&quot; diye kabul eder. Kadını aşkta perişan eden de içine düştüğü bu paradokstur. Erkekler de bir gariptir. Mesela ben, beni aldatmayacağından emin olduğum hiçbir kadına âşık olamam. Buyurun bakalım! . . . Kadın kıskanıldığı zaman sevildiğini sanır. Halbuki erkekler kadınlarını kıskanmaz; birbirlerini kıskanır. Kahpece seven kahpece aldatılır. Ya mertçe seven? - O enayi de mertçe aldatılır. Sekste dürüstlük, açıklık ve samimiyet çalışmaz. Kandırmadan kandırır gibi yapana kanmadan kanarmış gibi yapmak gerekir. · · · &quot;Eşim&quot; sözü, ilişkileri hadım eden en tehlikeli sözdür. Dünyada kimse eşitine âşık olmaz. Ya kölesine âşık olur ya efendisine. · · · Seksin gerçek efendisi kadındır. Aşkın gerçek efendisi erkektir. İşte bu yüzden kadınlar orgazm taklidi yaparlar. Erkekler aşk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96665</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/965e8198-187e-460e-9cdb-3840cfe69eb5.jpg</image:loc>
            <image:title>Devrim</image:title>
            <image:caption>Osho bütün sistemleri yerle bir eden bir devrimden söz eder. içsel masumiyetimizi, içimizdeki programlanmamış varlığı hatırlamamızı sağlayan bu devrimdir. Bu, içsel bir devrimdir: bir kez daha dünyayı oraya dışarıdan konmuş bütün yargı ve koşullanmalardan bağımsız gözlerle gören ve hayatımıza tam bir dönüşüm getirebilecek tek devrim. ..Devrim bir sürprizdir, devrim bir mucizedir. Gizemlidir. İnsandan bir Buda&apos;ya, insandan bir İsa&apos;ya, insandan bir Mevlana&apos;ya; bu devrimdir. Ben buna devrim derim, tek devrim. Bilinçli olmadıkça, bunun gerçekleşmesi için zemin hazırlamadıkça, bir Buda olamazsın. Bunu seçmek zorunda kalacaksın, bunun için çalışmak zorunda kalacaksın, bunu aramak zorunda kalacaksın. Senin tarafında planlı, bilinçli bir çaba gerekecektir, ancak o zaman bir ihtimal vardır. Devrimin mantığı yoktur. Devrim şiirsel bir sıçramadır; sıçrama bir boyuttan öbür boyutadır. Devrim dikeydir; varoluşun başka âlemlerine nüfuz eder. Kişi kendi varlığına bilinçli olarak sahip çıkmadıkça, devrim gerçekleşmeyecektir. Büyümeye devam edeceksin fakat büyümen yatay olacaktır. İnsan süpermen bile olabilir-daha güçlü, teknik olarak daha donanımlı, bilimsel yönden daha kuvvetli- fakat bu yeni bir şey olmayacaktır. Bu bir mesih bilinci olmayacak, insan aynı düzlemde kalacaktır. ..Sev, tadını çıkar, kutla, o zaman cenneti yaratıyor olacaksın; çünkü sen her ne olursan ol, mutluysan, keyifliysen, mutluluğunu ve keyfini paylaşırsın. Ancak olduğun şeyi paylaşabilirsin ve paylaştığında, o sana geri döner. Kural budur. Yaşam ona fırlattığın her şeyi yansıtır ve taklit eder: Geri döner; bin katı olarak geri döner. Gülümse; bütün varoluş sana gülümser. Bağır ve kötü davran; bütün varoluş sana bağırır ve kötü davranır. Esas neden sensin; bütün süreci sen yaratırsın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96666</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41ad5d44-b210-472e-bc8b-bed1d9448b37.jpg</image:loc>
            <image:title>Duygusal Sağlık</image:title>
            <image:caption>Duygularımızı ifade etme ihtiyacımızla başkalarını kırmama arzumuzu nasıl uzlaştırabiliriz?Kendimizi sıklıkla bu ifade etme-bastırma ikilemiyle karşı karşıya buluruz. Hakiki duygularımızı ifade edersek yakınlarımızı kırmak ve uzaklaştırmaktan çekiniriz. Ama duygularımızı -iyi niyetli kendini kontrol etme kılığında bile- bastırırsak, sadece kendimize zarar veririz.
Zamanımızın en ilham veren spiritüel ustalarından olan Osho, bu çatışmayla etkili biçimde mücadele etmek için yeni ve daha önce yayınlanmamış metinleri aracılığıyla pratik ve anlaşılır bir yaklaşım sunuyor. Duygusal Sağlık bize duygularımızın köklerini anlamakta rehberlik ediyor, olaylara kendimiz ve başkaları hakkında daha çok şey anlayacağımız bir şekilde tepki göstermeyi ve hayatın kaçınılmaz iniş-çıkışlarıyla daha güvenli ve dengeli mücadele etmeyi öğretiyor.
Korku, öfke ve kıskançlığın yaşamlarımız üzerindeki etkisi.
Suçluluk, güvensizlik ve korku gibi duygular bizi manipüle etmekte nasıl kullanılır?
Güçlü duygulara sağlıksız yanıtlar vermekten nasıl kurtulabiliriz?
Yıkıcı duyguları nasıl yaratıcı enerjiye dönüştürebiliriz?
Osho’nun insan zihni ve kalbi konusundaki eşsiz içgörüsü geleneksel psikolojinin çok ötesine uzanır. Bize duygularımızı tam anlamıyla deneyimlemeyi ve daha zengin, tatminkâr bir hayata kavuşmak için yapmamız gerekenleri öğretir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96667</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a458240d-66d1-417e-89d9-842d963d6ca4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldız Işığıyla Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Yıldız Işığıyla Yolculuk, zor anlaşılır fikirleri basitçe ve çizgi roman formatında anlatıyor.
Einstein’ın rehberliğinde, kuantum mekaniği, kara delikler, beynin çalışma sistemi, görecelilik, yerçekimi, gezegenler, uzaylılar, iklim değişikliği, evrim, evrenin kökeni, DNA vb. bir çok konuda bilgiler veren, keyifli, eğlenceli müthiş bir yolculuk.
“Yıldız Işığıyla Yolculuk, Cern Fizik Laboratuvarları’ndaki bir toplantıda verdiğim seminerde bahsettiğim konuyla başlıyor ve kozmosu açıklık, espri ve ustalıklı öngörülerle merakla irdeliyor. Umuyorum bu kitap yeni bir nesle, keşfetme ve düşünme konusunda ilham verecektir.“
Dr. Andrew Pinsent, Oxford Üniversitesi, Ian Ramsey Bilim ve Din Merkezi-
Okurlardan Gelen Övgüler
“Albert’ın yolculuğundan alacağınız bilgiyi, 400 yıl Discovery Channel izleseniz alamazsınız.“
“Bu, her fizik ve kimya dersinin zorunlu kitabı olmalı.“
“6. Sınıfta olmama rağmen bunu okuyup anlayabilmem harika“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96668</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ce3dabb-1243-44f4-a21c-fffd6526b346.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıl</image:title>
            <image:caption>Akıl: Şimdiye Verilen Yaratıcı Yanıt adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından biri olan Osho, beyin gücümüzü ele almaya dair farklı bir yaklaşım sunuyor.
Bu kitapta Osho, aklı geliştirmenin en iyi yolunun zihni eğitmek olduğu şeklindeki ortak anlayışa meydan okuyor. “Zekâ mantıklıdır, akıl ise paradoksaldır,” diyor. “Zekâ, nasıl çalıştıklarını görmek için bir şeyleri parçalara ayırır; akıl ise bütünün işleyişini görmek için onları bir araya getirir.” Osho, mevcut eğitim sistemimizin zihni geliştirmeye çok fazla önem verdiğini, böylece bir dengesizlik yaratıldığını ve hem bireyin hem de toplumun bu yüzden acı çektiğini öne sürüyor. Değişen dünyanın zorluklarına yaratıcı bir şekilde yanıt verebilmemiz sadece akıl yoluyla mümkündür.
Zekâ ve akıl arasındaki ayrımı araştıran bu kitap, okuyucuları sorunlara -mantıklı, duygusal ve nesnel- nasıl yaklaştıkları ve bunları nasıl çözdükleri konusunda daha bilinçli olmaya teşvik ediyor.
Osho, bizleri hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerinden ve önyargılardan kurtulmaya davet ediyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20. Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96669</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87ed45ad-d173-4fe5-8523-7be659c16464.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuvvetle Ayağa Kalkmak</image:title>
            <image:caption>Hikayelerimizi reddettiğimizde onlar bizi tanımlar.
Hikayelerimizi sahiplendiğimizde sonu yazmak bizim elimizde olur.
Brene Brown, cesaret, kırılganlık, utanç ve değerlilik üzerine küresel bir söyleşi başlattı. Öncü çalışmaları derin bir gerçeği ortaya çıkardı: Kırılganlık sonuç garantili değilken ortaya çıkıp görülmeye istekli olmak daha fazla sevgiye, aidiyete, yaratıcılığa ve mutluluğa giden tek yoldur. Ama cesurca yaşamak her zaman kolay değildir: Tökezlememiz ve düşmemiz kaçınılmazdır.
Brown, Kuvvetle Ayağa Kalkmak’ta düştükten sonra ayağa kalkma konusunu ele alıyor. Temellendirilmiş kuram araştırmacısı olan Brown, Fortune 500 şirketlerinin liderlerinden ve ordu üyelerinden tutun sanatçılara, uzun zamandır beraber olan çiftlere, öğretmenlere ve ebeveynlere kadar birçok kişiyi dinledi ve onların cesaret, düşüş ve tekrar ayağa kalkış hikayelerini paylaştı. Brown kendisine şunu sordu: Güçlü ve sevgi dolu ilişkileri olan bu insanların, yaratıcılığı besleyen bu liderlerin, yeniliklere öncü olan bu sanatçıların ve insanlara inanç ve gizem yolunda eşlik eden bu adamların ortak noktası nedir? Cevap netti: Bu insanlar duyguların gücünün farkındalar ve kendilerini rahatsızlığın kucağına bırakmaktan korkmuyorlar.
İncinme hikayelerimizin içine girmek bize tehlikeli gelebilir. Ama mücadelenin ortasında ayaklarımızı yere yeniden sağlam basma süreci, cesaretimizin sınandığı, değerlerimizin pekiştiği alandır. Mücadele hikâyelerimiz işimizi kaybetmek ya da ilişkimizin bitmesi gibi büyük hikayeler olabildiği gibi bir arkadaşımızla ya da meslektaşımızla yaşadığımız uyuşmazlık gibi daha küçük hikayeler de olabilir. Olayın büyüklüğü ya da şartları ne olursa olsun kuvvetle ayağa kalkma süreci aynıdır: Duygularımızla hesaplama yapar, hislerimiz konusunda meraka kapılırız; gerçeğe ulaşana kadar hikâyelerimizle boğuşuruz ve bu süreci pratiğe dönüşene, hayatlarımızda adeta bir devrim yaratana dek her gün yaşarız. Düştükten sonra kuvvetle ayağa kalkmak, içtenliği besleme yolumuzdur.
Brown, bunun bize kim olduğumuzla ilgili en çok şeyi öğreten süreç olduğunu yaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96670</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dae4380-2ca1-4c9b-8324-49c37c9daf5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Sevgi Kahkaha</image:title>
            <image:caption>Yaşam kendi içinde anlamlı değildir.Boş bir tuval gibidir.Anlamın yaşamın içinde yaratılması gerekir; anlam önceden verilmez. Sana özgürlük verilir, sana yaratıcılık verilir, sana yaşam verilir. Anlam yaratmak için gerekli olan her şey verilir. Anlamı oluşturan temel unsurların hepsi verilir, ama anlam verilmez, anlamı sen yaratmak zorundasın.Üzerine bir resim yap!
Sevginin en üstün hali asla bir ilişki değil, sadece senin var olma halindir.

İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi,kronik şüpheciler olmayı öğrenir. Ve bu o kadar yavaş, o kadar küçük dozlarda olur ki, başına gelene karşı asla uyanık değilsindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96671</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81097482-cd06-475c-95c9-fef47be78325.jpg</image:loc>
            <image:title>Farkındalık</image:title>
            <image:caption>Farkındalık: Dengeli Yaşamanın Anahtarı adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından birinden, burada ve şimdide nasıl yaşayacağımızı öğreniyoruz.
Tüm meditasyon tekniklerinin -ve aslında dövüş sanatları da dahil olmak üzere tüm büyük atletik performansların- temelinde bir tür uyanıklık ya da ânın içinde olabilme niteliği vardır; Bu, Osho’nun farkındalık dediği bir niteliktir. Bu farkındalık niteliğinin tam olarak ne olduğunu belirleyip anladığımızda, hayatımızın neredeyse her alanında kendi kendine hâkim olmanın anahtarına sahip olabiliriz.
Lao Tzu veya Buda gibi büyük ustalara göre çoğumuz hayatımızı birer uyurgezer gibi sürdürüyoruz. Yaptığımız hiçbir eylemde gerçekten mevcut değiliz; çevremize karşı asla tetikte olamıyoruz; yaptığımız ve söylediğimiz şeylerde bizi tam olarak neyin motive ettiğini bilmiyoruz.
Bununla birlikte, hepimiz olağanüstü koşullarda farkındalık -ya da uyanış da denebilir- anları yaşamışızdır. Yolda giderken ani ve beklenmedik bir kazada zaman adeta durur ve insan aniden her hareketin, her sesin ve her düşüncenin farkına varır. Ya da bizi derinden etkileyen anlarda da aynı farkındalığı yaşarız: dünyaya yeni gelen bir bebeği ilk kez karşılarken veya ölüm ânında birinin yanı başındayken.
Osho’ya göre farkındalık, hayatımızın her alanında kendi kendini yönetmenin, merkezlenmenin ve sonuçta özgür olmanın anahtarıdır. Bu kitapta Osho, sevgi, şefkat ve bilinçlilikle beraber hayatı nasıl daha tetikte ve meditasyon halinde yaşayacağımızı öğretiyor.
Osho, hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerini ve önyargıları incelememiz ve onlardan özgürleşmemiz için bizi zorluyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20’nci Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96673</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb20df0b-de71-4c30-b216-36d12555370f.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun Arkadaşında Yatıya Kalıyor</image:title>
            <image:caption>“Artık varıyor muyuz?” diye sordu Minik Rakun annesine. İlk kez bir arkadaşında yatıya kalacağı için heyecanlıydı. Annesi avucunun içine bir öpücük kondurup onu Küçük Fare Biber’in evine bıraktıktan sonra, Minik Rakun ve arkadaşları oyunlar oynayıp lezzetli atıştırmalıklar yiyerek uzun bir gün geçirdiler. Ama uyumaya gittiklerinde Minik Rakun’u bir türlü uyku tutmadı. Avucundaki öpücük korkmamasına yardım etse de, kendi yatak odasında değildi ve ailesini özlüyordu. Minik Rakun evine dönünce, annesi oğlunu karşıladı ve ihtiyacı olduğu zaman evini her zaman yerinde bulacağı konusunda güvence verdi. Minik Rakun Arkadaşında Yatıya Kalıyor adlı kitabımızda, Anne Rakun bu sık rastlanılan durumda bize biraz destek sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96674</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5345d30-f41e-4b63-9674-efea3b64b33f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sır</image:title>
            <image:caption>Sır. Ssssss...
..Bu aslında bir kitap değil. Daha çok bir dans bu.
Sıradan bir dans ta değil. Kalpten esen bir sufi kasırgası bu.
Bu kitap bir şarki, bir anımsama, bir kucaklama, o gizli ana duyulan bir özlem, bir zikirdir..
..Ben sürekli tekrar tekrar, Zen ve Tasavvuftan bahsediyorum ki her insan bunlardan faydalansın. Seçim yapman gerekiyor. Kendini, enerjini izleyip, ona göre seçmen gerekiyor. İkisi de geçerli yollardır, ikisi de ayni hedefe gider. Her iki yol da hedefe ulaşmanın farklı biçimleridir çünkü hedef tam ortadadır. Pozitifle negatifin ortasında bir nokta vardır, tam ortadadır ve dönüşümün gerçekleştiği, kişinin dünyanın ve her şeyin ötesine geçtiği, Tanrı&apos;ya adim attığı yerdir burası.
Pasif tipte biri olduğunu hissediyorsan Zen&apos;i takip edip, pasifliğin derinliklerine doğru ilerlemeye baslarsan bir gün gelir, orta noktaya varırsın. Aktif, enerjik, pozitif biri olduğunu hissediyorsan ve sessizce oturmak sana zor, gereksiz yere bir işkence geliyorsa, o zaman tasavvuf yolunu takip et.
Mevlana Ey dost! Bu ateşten şarabı, ateşin iğnelerini iç de öyle sarhoş ol ki, mahşer günü uyanmayasın der. Tasavvuf yolu dansıyla neredeyse sarhoş olan, başka bir aleme taşınan dansçının yoludur. Mest olmuştur o; dansı sarhoş edici bir danstır.
Sufizm yoğun aşkın, tutkulu askın yoludur..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96675</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/793a6f67-fb02-4740-9df9-cd23658712ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Güven</image:title>
            <image:caption>İnsan bilincinde güvenmeye ve güvenilmeye yönelik içsel bir nitelik vardır. Herkes güvenilmekten haz alır. Diğer kişiden gelen bir saygıdır bu ve bir yabancıya güvendiğinde daha da artar.
Güven, şüpheyle aynı yüksek enerjiyi taşır; şüphe, merdivenin en alt basamağıdır, Güven ise aynı merdivenin en yüksek basamağı.
Güvendiğinde rahatlarsın. Ama içinde herhangi bir şüpheye izin verdiğinde ise gerginleşirsin, çünkü kalp güvenle gevşer ve şüpheyle kasılır.
Şüphe içinde yaşamaktansa güven içinde ölmek daha iyidir.
Bu kitapta Osho, okuyucuları her bireyde doğuştan var olan güveni yeniden keşfetmeye ve onu geri kazanmaya teşvik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96676</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eac9d52e-119d-47b8-9508-34de56927375.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarım Üzerine</image:title>
            <image:caption>Cato bu eserinde Roma tarihine ışık tutacak tarım bilgilerinin yanında sağlık bilgileri, hukuk ve kanun bilgileri, ev ekonomisine dair öğütler, basit ilaç tarifleri, yemek tarifleri, dinî bilgiler gibi konulara değinmiştir. Kitabın sade, edebî olmaya özenmeyen, söylemek istediğini doğrudan doğruya, kısaca söyleyen sert de olsa kendine göre olgun bir üslubu vardır. Cato bu eseri Campania’da arazileri olan bir arkadaşı için yazmıştır. Bu eser zaman zaman Vergilius’un aynı konuda büyük bir özenle yazılmış Georgica’sı ile karşılaştırılmıştır. 
 
Tarım Üzerine, üzüm bağlarının oluşturulması ve bakımı hakkında, onları korumaya yardım eden köleler hakkında bilgiler de dâhil olmak üzere birçok bilgi içerir. Roma’da çok sayıda toprak sahibi bu süre zarfında Cato’nun eserini okuduktan sonra, Roma büyük çapta şarap üretmeye başladı. 
 
Eserin farklı bölümlerinde ise Akdeniz coğrafyasında yetişen çeşitli bitki ve sebzelerin insanlar ve hayvanlar üzerindeki iyileştirici etkileri detayları ile aktarılmıştır. Örneğin, lahananın faydaları uzun bir şekilde anlatılmıştır. Söz konusu bitkilerin farklı tarifler ile insanlar üzerindeki uygulamaları, o dönemde kullanılan alternatif tıp hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96677</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dfa8d9b-3009-49d9-9ff7-040e61bf5f10.jpg</image:loc>
            <image:title>Human Design (İnsan Tasarımı)</image:title>
            <image:caption>İdeal hayat eşinize dair net bir açıklama ister misiniz? Daha iyi kararlar almak, ideal kariyerinizi bulmak ve yüksek potansiyelinize ulaşmak ister misiniz? Gerçekten kim olduğunuzu bilmek ister misiniz? Astrolojiden çok daha detaylı olan Human Design (İnsan Tasarımı), tüm dünyada insanların yaşamlarını değiştiren devrimsel bir sistemdir. Doğum tarihinizi, saatinizi ve yerinizi kullanarak, olmak üzere doğdunuz insanı ve sürmeniz gereken hayatı ortaya çıkarıyor.
Chetan Parkyn, size parmak izleriniz kadar eşsiz olan kişisel tasarımınızı, kendi yaşam tablonuzu haritalandırmanıza yardımcı olacak tüm araçları sağlayan ücretsiz bir yazılım ile Human Design&apos;a dair dünyadaki tek kapsamlı rehberi sunuyor.
Kullanımı kolay olan bu kitap eşliğinde, kendi içsel öykünüzü keşfederken arkadaşlarınızın, aile üyelerinizin ve dünya çapında isim yapmış bazı insanların gerçek özelliklerini keşfedebilirsiniz.
Bu sistem;
Sizi harekete geçiren içsel doğanızı işaret ediyor.
Uyum yakaladığınız insanları ve içinizdeki cevheri ortaya çıkarabildiğiniz ortam türlerini anlatıyor.
Gerçek benliğinizin altında yatan doğayı, tercihleri, kişilik özelliklerini, güçlü yanlarınızı, zaaflarınızı, becerilerinizi, dinamiklerinizi ve kimyanızı ortaya çıkarıyor.
Kucak açtığınız veya direndiğiniz ihtiyaç ve duygularınızı hatırlatıyor.
Mutluluk ve tatmin getirecek kararlar almanın yollarını açıklıyor.
Hayatınızda daha önce böyle bir sey görmediginize emin olabilirsiniz.
Kendinizle tanışmaya hazır olun. Gerçek sizle tanışmaya hazır olun.
Bu sistem hayatınızı değiştirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96678</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26a05037-963d-4d8b-b94d-5669dda5f164.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Cep Dolusu Öpücük</image:title>
            <image:caption>New York Times&apos;ın çok satanlar listesinde yer alan çocuk klasiği Avucundaki Öpücük dizisinin bu kitabında, Audrey Penn velilere çocuklarıyla paylaşacakları bir başka sevgi ve güven öyküsü sunmaktadır.
Minik Rakun&apos;un erkek kardeşi olur ve bu kardeş onun alanını işgal etmektedir.
Minik Rakun annesinin kardeşinin avucuna bir öpücük -onun öpücüğünü- verdiğini görünce çok üzülür, ama Anne Rakun Minik Rakun&apos;un ne kadar çok sevildiğini anlamasının en doğru yöntemini bularak bilgeliğiyle onun korkularını yok eder.
Barbara Leonard Gibson&apos;ın sıcak çizimleriyle hayat bulan bu öykü aralarına yeni üyelerin katılmasıyla değişim geçiren ve bu değişime uyum sağlamaya çalışan tüm ailelere uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96679</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6184ffa4-785a-4c0d-a986-06f14a1f6c15.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun ve Anılarla Dolu Meşe Palamudu</image:title>
            <image:caption>Minik Rakun üzgündü. Arkadaşı Zıpzıp Sincap bir kaza geçirmişti ve bir daha geri dönmeyecekti. Anne Rakun oğluna ve arkadaşlarına Zıpzıp için anma töreni düzenlemelerini önerdi, böylece arkadaşlarını özledikleri zaman hatırlayacak iyi anıları olacaktı. Minik Rakun ve arkadaşları göletin yanında buluştular ve arkadaşlarının yaşamı için dokunaklı bir anma töreni düzenlediler.
Bir sürü çocuk sevdiklerini yitirir ya da cenaze törenlerine katılmaları gerekir. Bu yumuşak öykü çocuklara anma törenlerinin pozitif amacını anlamalarında yardımcı olurken artık dönmeyecek olan sevdiklerini özlediklerinde, anma töreninin ve anıların nasıl huzur sağlayacağını ve morallerini düzelteceğini de öğretiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96680</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50780c3d-823f-4274-a230-80892315a073.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgürlük</image:title>
            <image:caption>Özgürlük: Kendin Olma Cesareti adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından birinin felsefesiyle kendinizi nasıl özgür kılacağınızı öğreneceksiniz.

Bu eserde Osho, özgürlüğün üç aşamasının anahatlarını çiziyor. Birincisi, ebeveynler, toplum veya din gibi dış güçler tarafından dayatılan “psikolojik köleliğin” dışına çıkmanın getirdiği bir özgürlük olan “bir şeyden özgürlük” aşamasıdır. Bir sonraki aşama “bir şey için özgürlük” aşamasıdır ve bu, bir şeyi kucaklamaktan ve yaratmaktan gelen olumlu bir özgürlüktür; tatmin edici bir ilişki ya da sanatsal veya yardımsever bir vizyon olabilir. Ve son olarak “mutlak özgürlük” vardır ve bu da en yüksek ve nihai özgürlüktür. Bu son özgürlük, bir şeyden kaçmanın veya bir şeye yönelmenin özgürlüğünden çok daha fazlasıdır; o sadece kendin olmanın ve her âna doğru yanıt vermenin özgürlüğüdür.

Bu kitap, okuyuculara özgürlüklerinin önündeki tesadüfi ve isteyerek oluşan tüm engelleri belirlemelerinde, savaşlarını akıllıca seçmelerinde ve kendilerine karşı dürüst olma cesaretini bulmalarında yardımcı oluyor.

Osho, bizleri hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerinden ve önyargılardan kurtulmaya davet ediyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20’nci Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96681</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6b42794-5e79-44ff-a54d-9558b361e744.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Anatomisi - Gücün Ve Şifanın Yedi Aşaması</image:title>
            <image:caption>Ruhun Anatomisi, enerji tıbbının bu güne kadar yapılmış en cesur sunumu; üstelik ilk uygulayıcılarından biri olan uluslararası takdir gören medikal sezgici ve alternatif sağlık/spiritüellik sahnesinin en ateşli seslerinden biri Caroline Myss tarafından. (Publishers Weekly)
Enerji tıbbı üzerinde yapmış olduğu on beş yıllık araştırmaları temel alan Dr. Myss&apos;in bu çalışması her bir hastalığın duygusal ve psikolojik stres ve inanç kalıplarına nasıl karşılık geldiğini ve insan bedeninin ilgili alanlarına denk gelen tutumların nasıl etkili olduğunu anlatıyor. Ruhun Anatomisi&apos;nde Dr. Myss ayrıca, bedenin yedi ruhsal ve fiziksel güç merkezine dair çığır açan buluşunu da okuyucuya sunarak her birimizin daha yüksek bir bilinç haline ve ruhsal olgunluğa ulaşmak için geçmemiz gereken yedi aşamayı anlatırken antik bilgeliklerin -Hindu çakraları ve Kabala&apos;nın Hayat ağacı olmak üzere- sentezini yapmakta. Dr. Myss okuyucuya sunmakta olduğu bu modelle, bir yandan kişisel gücümüzü ve ruhsal büyümemizi gerçekleştirirken bir yandan da örtük kalmış sezgi gücümüzü nasıl geliştirebileceğimizi gösteriyor. Ruhun Anatomisi bize bedenimizi ve ruhumuzu yeni bir gözle görmeyi öğreterek hayatımızı değiştirecek bazı ruhsal olgunluk ve fiziksel bütünlük araçları elde etmemi- zi de sağlıyor.
Hayret verici Caroline Myss&apos;in &apos;ruhumuzun sonsuz gücünün&apos; tüm varlıklarda bulunduğuna ilişkin mesajların antik ve çeşitli kaynaklarla paralellik gösterdiğine dair keşfinin yarattığı keyfi paylaşıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96682</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37ebf5c1-d861-498f-906c-9ddc90eb3707.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatçının Yolu</image:title>
            <image:caption>İçinizde bilmediğiniz bir sanatçı vardır... Eğer biliyorsanız, evrenin başlangıcından beri biliyorsanız hemen evet deyin. -Mevlana Celaleddin Rumi- Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdükten sonra da sanatçı olarak kalabilmektir. -Pablo Picasso- Sanatın süreç olduğunu anımsayın. Süreç eğlenceli olmalıdır. &quot;Tek varış vardır, o da yolculuğun kendisidir&quot; sözü bizim için &quot;Yaratıcı çalışmamız aslında zaman içinde kendini göstermekte olan yaratıcılığımızın kendisidir&quot; şeklinde algılanmalıdır. Eğer yazarak, resim yaparak, şarkı söyleyerek, oyunculuk yaparak, yöneterek daha mutlu oluyorsanız Allah aşkına bunu yapın. Yaratan bizi yaratıcı yaptı. Yaratıcılığımız Tanrı’dan gelen bir hediyedir. Onu kullanarak biz de Tanrı’ya hediyemizi göndeririz. Yaratıcılığın merkezinde gizem vardır. Ve aynı zamanda şaşırtıcı şeyler. Yaratıcı olmak istiyorum dediğimiz zaman sıklıkla, üretken olabilmeyi istiyorum demeye çalışıyoruz. Yaratıcı olmak zaten üretici olmak demektir ama yaratıcı süreç ile işbirliği yaparak, onu zorlayarak değil. Fikir oluşturmak ekmek pişirmeye benzer. Bir fikrin kabarmaya ihtiyacı vardır. Eğer başta onu aşırı kurcalarsanız, sürekli kontrol ederseniz kabarmaz. Pişmekte olan bir ekmek veya bir kek, fırının karanlığında ve güvenli ortamında uzun süre kalmak durumundadır. Fırını zamanından önce açın, ekmek çöker veya kekin ortasında, tüm buhar kaçıp gittiği için bir delik oluşur. Yaratıcılığın saygın bir suskunluğa ihtiyacı vardır. En iyi fikirlerin bu şekilde çıktığı bir gerçektir. Bırakın onlar karanlık ve gizem içinde gelişsinler. Bilincimizin çatısında oluşsunlar. Sayfaya damlacık halinde düşsünler. Bu yavaş ve görünürde gelişigüzel damlamaya güvendiğimizde bir gün aniden &quot;İşte, demek bu imiş!&quot; diye şaşırabiliriz. Yaptığımız tüm sanat çıraklıktır. Sanatın büyüğü, yaşamdır. -M. C. Richards</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96683</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca89204f-1e01-46d4-b3fb-40f98186f1aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Çiçeğinin Unutulmuş Sırrı 2</image:title>
            <image:caption>Tüm fiziksel formun en önemli geometrik yaratıcısı Kutsal Yaşam Çiçeği deseni, bu kitapta, ünlü Yaşam Çiçeği Çalışma Grupları´nın ikinci yarısı olarakdaha derinlemesine incelenmektedir. İnsan bedenini orantıları, insan bilincinin ayrıntıları, yıldızların boyut ve uzaklıkları, gezegenler ve aylar, hatta insanlığın yaradılışı bu güzel ve ilahi desende kaynaklarını yansıtmak üzere göstermektedir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96684</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a857929a-9df4-4051-9423-a2a5105e1a59.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakalar İskitler Gizlenen Kök Atalarımız</image:title>
            <image:caption>Hiç düşündünüz mü? 
Neden Atatürk’ün ilk araştırdığı konu Sakalar/İskitlerdir? 
Neden İskitlerin Anadolu’daki varlığı şimdiye kadar gizlenmiştir? 
 
İskitler kökenleri itibarıyla geçmişten günümüze en çok tartışılan kavimlerden biri. İskitlerin Türk, İranî, Slav kökenli bir kavim olduğuna dair araştırmacılar tarafından farklı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. 

Sibirya’dan Çin Denizi’ne, Moğolistan’dan Tuna Nehri’ne, Afganistan’dan Hindistan’a, Azerbaycan’dan, İran’dan Anadolu’ya, Trakya’ya, Mısır’a, Filistin’e kadar uzanan, tarihin gördüğü en büyük konfederasyondu ve bünyesinde çeşitli kavimleri barındırıyordu Sakalar ya da İskitler. 
Atlı Çoban Kültürü’ne mensup olan İskitler  “Pazırık Halısı” ve “Altın Elbiseli Adam” gibi üstün nitelikli sanat ürünleri üretmişlerdi. 
 
Bahtiyar Aydın bu çalışmasında antik Batı ve antik Doğu kaynaklarından yararlanarak İskitleri konargöçer yaşam tarzı, yazısı, beslenme kültürleri, töreleri, inançları açısından inceliyor ve Türklerin ve İskitlerin aynı topluluğa mensup Turani bir halk olduğu sonucuna varıyor. 
 
“Türk Devlet Teorisi Ön Türklerin Atlı Çoban Kültürü’yle başlar. ‘Atlı Çoban Kültürü’nden devlet mi olur?’ diyen Batılılar, yıllardır coğrafyalarındaki arkeolojik kazılarda kendi atalarına ait bir at kemiği aramaktadır. 
Bu çalışmada, İskitlerin dili, yazısı, parası, inancı, töresi, beslenmesi, yaşam tarzı, sanatı, kadınların konumu ve coğrafyası ortaya konularak, İskit-Oğuz aynılığı da karşılaştırılmıştır.” 
(Bahtiyar Aydın)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96686</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/830eb2e4-244a-4786-a943-b8a8a9b81aca.jpg</image:loc>
            <image:title>Harikalar Çıkmazı - Alis</image:title>
            <image:caption>Gerçek ile oyunun birbirine karıştığı, en masum masal karakterlerinin ihaneti yönlendirdiği yeni düzende herkes ihanet ödülü için birbiriyle yarışıyor.
“İnsanı geçmişe götüren sadece fotoğraflar değildir. Bazen havayla size ulaşan ve nereden geldiğini bile bilmediğiniz bir koku götürür çocukluğunuza, bazen uzun zamandır yemediğiniz bir yemek ya da birkaç nota. Bazen de hiçbiri olmadan tesadüfen yan yana gelen birkaç kelime yeterli olur.”
Bazı insanlara mal mülk miras kalırken bazılarına da bedeller miras kalır...
Trajik bir trafik kazası yüzünden evini terk etmek zorunda kalan Alis, ardında geçmişiyle birlikte adını da bırakacaktır. Altı yıl sonra kayıp annesinden gelen ufak bir notla Alis, hem sırlarla dolu karanlık geçmişine hem de ardında bırakmak zorunda olduğu masallarla oyunların büyülü ve bir o kadar tehlikeli dünyasına yeniden dönmek zorunda kalacaktır.
Alis kayıp annesini bulmak istiyorsa yıllardır saklandığı geçmişine gömülmüş insanlarla yüzleşmeli.
“Hiçbir şey tesadüf değildir…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96687</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c96bfabc-6bdd-4922-975b-877861529e81.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasat - Katil Doğan</image:title>
            <image:caption>Seri cinayetler işleyen profesyonel bir katil, kullandığı vahşi ve korkunç işkencelerle gelinleri öldürmektedir. Medya ardı arkası kesilmeyen gelin cinayetleri ile çalkalanmaktadır. Bir gün, bu gelin cinayetlerine bir yenisi daha eklenir. Düğün günü kaçırılan gelin, Gülcan Soydere öldürülmüştür. Ve olayda ilk şüpheli düğün gecesi gözaltına alınan gelinin kız kardeşi Özge Soydere’dir. Bir anda hedef haline gelen Özge’nin bir gece de bütün hayatı alt üst olur. Sorgulamalar sonucu masum olduğu anlaşılan kadının katil ile akıl almaz bir bağlantısı olduğu ortaya çıkar. Herkes korkuyla bu cinayet olaylarını takip ederken Özge’nin ise tek amacı vardır: Kız kardeşinin intikamını almak.
 “Aydınlanmaya çalışan seri cinayetler…
Şeytanın aklına gelmeyecek yöntemler kullanan psikopat bir katil…
Tek amacı intikam olan bir kadın…
Sevdiği kadını korumak için fedakârlık yapan âşık bir adam…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96688</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/219a2961-6be6-44ee-8a95-512a6ff279c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvan Çiftliği</image:title>
            <image:caption>20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden olan George Orwell, ülkemizde en çok “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” romanı ve elinizde tutmuş olduğunuz, çağdaş klasikler arsındaki bu “Hayvan Çiftliği” adlı eseri ile tanınmaktadır.
Hayvan Çiftliği, fabl türünde yazılmış bir masal anlatımı olmasına karşın, devrim ve iktidarı oldukça sert bir biçimde eleştiren politik bir alegoridir.
Bu kitap, bir çiftlikte yaşayan hayvanların, kendilerini sömüren insanlara başkaldırışını anlatır. Daha eşitlikçi bir toplum yaratma amacı ile başlattıkları devrim, bir süre sonra insanların düzenine kıyasla eskiyi aratacak kadar daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük haline gelir. Çünkü George Orwell&apos;a göre, komplocu bir grubun önderliğindeki herhangi bir devrim yalnızca acımasız ve baskıcı bir rejime dönüşebilir.
Eser, açıkça tarihsel bir gerçeği eleştirir ve her bir karakter, Rus Devrimi&apos;nden bir ismi temsil eder: Çiftliğin asıl sahibi Bay Jones, dönemin etkisiz çarı olan Çar 2. Nikolas&apos;ı; önder domuz olarak karşımıza çıkan Napoleon karakteri, Stalin&apos;i; hayvanlara mutluluk ve barış dolu bir dünya vadederek insanların çiftlikten kovulmasını söyleyen Koca Reis ise Karl Marx&apos;ı simgelemektedir. Eserdeki sembolizm sadece kişilerle de sınırlı kalmayıp viski kullanımı, yel değirmeni ve yedi emir gibi işlediği bazı konularla da detaylandırılmıştır. Bu bağlamda, küçükleri eğlendirecek bir peri masalı olmaktan çıkıp büyüklere ders, uyarı ve yer yer tokat niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96689</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0a83638-ce45-47b4-94ed-2d3283d10f5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Lupin</image:title>
            <image:caption>İzlenme rekorları kıran aynı isimli Netflix dizisine ilham veren Lupin, savunduğu idealleri ve imajının zarar görmemesi için akılalmaz bir mücadeleye başlayacaktır.
Gerek alaycı kişiliği, gerek dâhiliği, gerekse kurnazlığı ile kahramanımız Lupin, hayal gücünüzü çok zorlayacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96690</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c998d5e-a5d2-4299-b6b7-b538645640bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Kent</image:title>
            <image:caption>Ben Efnan Zahredar.
Kendimi ailemin biricik kızı, okulumun örnek öğrencisi, dostlarımın sığınağı sanırken yaşadığım her şeyin gittikçe çirkinleşen bir yalan olduğunu anladığımda artık çok geçti…
Atıldığım karanlık kuyuda uzattığım ellerimi tutan adamın ellerine tutsak kaldım. Onun cehenneminde yanarken günahlarla kutsandım. Cennet beni kabul etmeyi bırakalı çok oldu. Cehennem ise efendisine sunabileceği en büyük hediye olarak beni kutsadı.
Ölü Kent benim cehennemim oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96691</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73e8b63a-4a61-4ab5-a001-a9664cc04a1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - Çatışma</image:title>
            <image:caption>“Ben kızımı terk etmiyorum.” Fidan’ın sesi, öyle yumuşak, öyle huşu içindeydi ki, Sina kalbinin boğazında attığını hissediyordu artık. “Aksine, onun yaşaması için sana emanet ediyorum. Beni bulduklarında bebeğimi öğrenirlerse; onu da yaşatmazlar. Bir anne, evladı için kendisini feda eder, öyle değil mi? Ben, onun yaşamasını istiyorum. Tıpkı adı gibi özgür olarak. Asla peşimizi bırakmayacaklar ve asla benim kızım özgür olamayacak. Ama bir şansı var ve ben, ona o şansı vereceğim.”

Fidan, Sina’ya bakarken yalnızca gülümsedi. Bakışları yine kızına eğildi. Yumuşak bir gülümseme yüzüne yayıldı. Kızının alnındaki saçları geri itti yumuşak dokunuşlarla; parmağının tersiyle yanağını okşadı.

“O adamın, neden senin peşine düştüğünü anlıyorum ben. Sen, senin farkında değilsin abla. Sen sevdiğin için hem ondan hem kendinden vazgeçtin. Herkes sevmenin sahiplenmek olduğunu sanıyor. Oysa sevmek, vazgeçmektir. Sevdiğin için vazgeçmektir. Ona bir şans vermek için vazgeçmektir. Sen, kalbin parçalana parçalana vazgeçtin ondan. Bir şansı olsun diye. Ben de kızımın bir şansı olsun diye vazgeçeceğim ondan.”
Gittiğin yerden geldim yanına
Kuş misali ömrümün baharına
Bir fidan azat ettim özgür ruhuma...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96692</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9e86c71-35d0-4585-be3c-39629071d129.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecekondu</image:title>
            <image:caption>Kemal H. Karpat bu çalışmasında; Türkiye&apos;nin kentleşme problematiğini göç literatürü çerçevesinde çok boyutlu bir şekilde değerlendirmektedir. Türkiye&apos;de özellikle 1950&apos;lerden sonra ortaya çıkan kırdan kente göç Türk modernleşmesinin en büyük tartışma alanlarından biridir. Bu durum bütünüyle Türkiye&apos;nin sosyal, siyasal, iktisadi ve kültürel yapısını değiştirmiş ve değiştirmeye de devam etmektedir.
 
İşte bu çalışmada bu değişimlerin nasıl meydana geldiği, Türkiye&apos;de kırdan kente göçün hangi amaçlarla başladığı, kentin yapısını nasıl değiştirdiği, gecekondulaşma kavramı, Türk siyasi partilerinin bu bölgelere yönelik bakışları, kentte yaşayanlar ve gecekonduda yaşayan arasındaki çatışmalar, bunun yanında kentin mi kırsalı yoksa kırsaldan yapılan göçün mü kenti etkilediği gibi günümüzdeki kentlileşme, kentsel dönüşüm çalışmalarını da etkileyen sorulara Kemal H. Karpat’ın çok uzun araştırmalar sonucunda yaptığı değerlendirmeler ışığında cevaplar bulunabilir.
 
Gecekondu, “gecekondulaşma”yı, derin bir tarihsel kavrayış içinde, evrensel ve kuramsal boyutunu ihmal etmeden, özgün bir üslupla inceleyen ender çalışmalardan biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96693</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb86e3db-7865-4f5b-8168-45381087097a.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Dokun Hisset Kitabım - Çöle Dokun</image:title>
            <image:caption>Sıcağı çok seven uzun kuyruklu bir kertenkele,arkadaş canlısı bir mirket,hızlı koşan bir deve kuşu ve çöldeki diğer dostlarımız bu kitapta hayat buluyor.
Çölde pofuduk bir gezinti seni bekliyor! Minik parmaklar bu çöle tekrar tekrar dokunmak isteyecek!

Merak,keşif ve dokunsal deneyim içerir!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96694</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1839dbc2-b270-4adc-8acf-bbbaeec7221b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - Ebediyet</image:title>
            <image:caption>Tecrübe, sert ve zorlu bir öğretmendir; önce testi, sonrasında dersi verir.
Hayatın şifresi oldukça basittir aslında. İnsan yaşamı boyunca hayatın kırılamaz denen şifrelerini çözen, en ümitsiz anlarda sizi yeniden ayağa kaldıran tek şifre; yalnızca beş harflik bir kelimedir.
SEVGİ
Koşulsuz ve şartsız sevgidir her kapıyı açan, tüm kötülüklerin üstesinden gelen ve sizi hayata bağlayan.
“Sen farkında değilsin ama yüreğinde öyle yüce büyüklükte bir sevgi var ki; senden olacak çocukların buna sahip olma haklarını ellerinden almak istemedim. Öyle mükemmel bir baba olacaktın ki, o şanslı çocuklar doğsun istedim.”
“O çocuklar zaten doğdular... Doğurmak mı anne olmak? Döl vermek mi baba olmak? O şanslı çocukların ne senden ne de benden doğması gerekmiyor. Yalnızca doğmuş olmaları bile yeterli. Ve onlar çoktan doğdular. İkisi de bizim çocuklarımız ve biz onları çok iyi yetiştireceğiz. Asla yalnız bırakmayacağız. Asla kalplerini kırmayacağız. Asla terk edilmiş ve güvensiz hissetmeyecekler ve ne olursa olsun, bizim hep onların arkalarında olduğumuzu bilecekler.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96695</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a201ead0-5b09-4877-b6c5-971fc9e80fd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - İsyan</image:title>
            <image:caption>Hayat insanı bazen tek bir soruyla sınar.
Bazen ise, onlarca soruyla...
Kadere kafa tutabilir misin?
Çocuk sahibi olamayacağını öğrenen genç bir kadın, kaderine isyan ederse ne olur?
Hayatı uçlarda yaşayan, yaşamı boyunca hiç sevilmemiş, kuralsız bir adam; güvensizliğin aşılmaz duvarlarla ördüğü hayatına ve kurallara hapsolmuş bir kadına, koşulsuz ve sonsuz sevgiyi öğretebilir mi?
Hayatın Yorduğu Ruhlar Bir Araya Gelebilir Mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96696</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/627243fe-43a1-40ad-ace0-154faa036675.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Reset</image:title>
            <image:caption>“Bazen her şey göründüğü gibidir. Biz hep daha derin anlamlar arar dururuz.”
Şu yaşadığımız çağın ve şimdiki zamanların Nuh Tufanı’nı yaşatan durumlardan hiçbir farkı yok. Kötülük her yerde ve evren büyük resetlenme için hazırlanıyor…
Dünya yok olmanın kıyısında…
Kahramanımız Sem’e bu durumu aksine çevirmesi için bir görev veriliyor. Göbeklitepe’den başlayıp Mu Kıtası’na, Atlantis’e ve Mısır’a uzanan var olma savaşı… Bu kaosu ve mücadeleyi soluksuz okuyacak, içinde bulunduğunuz andan; uzayın, mitolojinin ve tarihin harmanlandığı evrenlere sürükleneceksiniz..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96697</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1daca481-e73a-4306-9990-47e43805eb91.jpg</image:loc>
            <image:title>Tilki</image:title>
            <image:caption>Bir sigara almak için ayağının dibinde duran küçük siyah çantayı kaldırdığında zincirlerinin şıkırtısıyla irkildi. Zincirler, demir parmaklıklar, büyük bir demir halkaya geçirilmiş koğuş anahtarlarının şıngırtıları... İçi ürperdi ve gözlerine yaşlar hücum etti. Sigarasını yakıp derin bir nefes çekti, ciğerleri yanana kadar dumanı içinde tuttu.

“Hayatım bitti,” diye düşündü, “Mary öldü ve benim de hayatım karardı.”

Kaza mı yoksa cinayet mi? Katil mi yoksa kurban mı? Gerçek mi yoksa hayal mi? Rimini’den Londra’ya, oradan da Milano’ya uzanan bir sır perdesi ve bu sır perdesini aralaması için görevlendirilen bir özel dedektif… İş ilişkilerinin aşka, aşkların düşmanlığa dönüştüğü, işin içine hayaletlerin karıştığı, akıl oyunlarıyla tilki kurnazlığının yarıştığı amansız ve tehlikeli bir mücadele… Akıcı bir dil ve samimi bir üslupla yazılmış olan bu kitabın sayfalarını çevirdikçe soluk soluğa bir maceranın parçasıymış gibi hissedecek, yalanlarla örülmüş bir gizem ağının ilmek ilmek çözüldüğünü göreceksiniz. Şaşırtıcı bir sonla karşılaşmaya şimdiden hazırlanın…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96698</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd621280-2cfc-4154-a534-c289c7dda091.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahiler Sınıfı - William Shakespeare</image:title>
            <image:caption>Eşsiz kalemi ve gözlem yeteneği sayesinde hükümdarların, sevgililerin, savaşçıların ve sıradan insanların yaşantılarına sahnede hayat vermiş bir dâhi. O, William Shakespeare; ölümsüz eserleriyle hâlâ tiyatronun efendisi. 
Büyük ilgi gören Dâhiler Sınıfı serisi William Shakespeare - Tiyatronun Efendisi ile devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96699</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de3d54d0-ff38-4eec-978a-6cc5d92eac9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Babamı Beklerken</image:title>
            <image:caption>Sahil kasabasında yaşayan çocukların hayatlarının tam ortasında yer alır deniz. Parkta oyun oynarken ya da bakkala giderken hep denizi görürler. Peki, babası kömür madeninde çalışan bir çocuk, pırıl pırıl denize bakınca ne düşünür? 
Joanne Schwartz, yalın ve dokunaklı hikâyesiyle bir madenci kasabasına ışık tutuyor. Şehirdeki Küçük ve Nehir Gibi Konuşurum’un ödüllü illüstratörü Sydney Smith’in etkileyici çizimleri de ışıl ışıl bir sahil günü ve madencilerin çalıştığı yeraltının karanlığı arasındaki çarpıcı zıtlığı gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96700</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00b4bab7-7939-4373-afbb-e58633a5e076.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Kere İyi Geceler</image:title>
            <image:caption>En yakın arkadaşından ayrılmayı kim ister, Yankı da istemiyor. Ama babasının işi nedeniyle taşınmak zorundalar. Sevdiği her şeyi geride bırakacak olması yetmezmiş gibi bir de geceleri geziyor, hem de uyurken! Uyumak için yatağına yatıyor, gözlerini mutfakta açıyor. Yankı’ya göre her şeyin sorumlusu zorla içtiği sebze çorbası! 
 
Çağdaş çocuk edebiyatımızın sevilen yazarı Nazlı Deniz Güler, şehir değiştirmenin yarattığı fırtınaları mizahi bir üslupla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96701</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/838c398a-569f-4d7b-8638-0d4f76ac4677.jpg</image:loc>
            <image:title>Üzüldüğümüz Her Şey Gerçek Değildir</image:title>
            <image:caption>2021 Michael L. Printz Ödülü
En Çok Satan Ulusal Bağımsız Kitap
NPR- Yılın En İyi Kitabı
New York Times- Yılın En İyi Kitabı
Amazon- Yılın En İyi Kitabı
Bir Kitap Listesi Editörünün Seçimi
BookPage- Yılın En İyi Kitabı
NECBA- Pencere ve Ayna Seçimi
Publisher Weekly- Yılın En İyi Kitabı
Wall Street Journal- Yılın En İyi Kitabı
Today.com- Yılın En İyisi
ÖVGÜLER
“Modern bir başyapıt.” (The New York Times Book Review).
“Akıcı, ışıltılı ve orijinal.” (Wall Street Journal).
“Büyüleyici.” (Today.com).
“Bu kitap dünyayı değiştirebilir.” (BookPage).
“Okuduğunuz ya da okuyacağınız hiçbir şeye benzemiyor.” (Linda Sue Park).
“Başlangıç cümlesinden itibaren sizi kendine bağlıyor.” (NPR).
YEDİ YILDIZLI YORUMLAR
“Modern bir destan.” (Kirkus Reviews).
“Nadir bir kitap hazinesi.” (Publishers Weekly).
“Yükseklerden uçuran bir hikâye.” (The Bulletin).
“Aynı anda hem güzel hem de acı verici.” (School Library Journal).
“Dokunaklı ve güçlü.” (Foreword Reviews).
“Yılın en sırda dışı kitaplarından biri.” (BookPage).

Genç, İranlı bir mültecinin unutulmaz ve eğlenceli sesiyle anlatılan, yayılan, çağrışım yapan ve çığır açan bir otobiyografik roman. “Gerçeğin sahibi kim?” “Kim konuşuyor?” “Kim inanır?” gibi soruları ortaya koyan güçlü ve çok katmanlı bir roman.

“Yamalı bir hikâye, bir mültecinin utancıdır.” diyor Nayeri romanın başlarında. Oklahoma’da bir ortaokulda herkesin Daniel dediği Khosrou, sınıf arkadaşlarından oluşan şüpheli bir izleyici kitlesinin önünde durarak aile geçmişinin, yıllar, on yıllar ve yüzyıllar öncesine dayanan hikâyelerini anlatır. İşin özünde, din değiştirmeyi ölümcül bir suç olarak gören bir ülkede Daniel’in annesinin Hristiyanlığı açık bir şekilde kucaklaması ile başlayan, gizli polisten gece yarısına kadar süren kaçışlarıyla devam eden ve herhangi bir yere giden bir uçağa rüşvet vererek binip nasıl mülteci olduklarını anlatan bir hikâye var. Her yer, İtalya’nın hüzünlü beton, mülteci kampları haline gelir ve sonunda insanlar, ABD’ye sığınırlar. Farklı bir edebi üslup uygulayarak batılı anlatı yapılarına meydan okuyan Nayeri, ailesinin İran’daki uzun ve güzel tarihinin hikâyelerini adeta usta titizliğiyle duvar gibi örüp, eski masallara ve İran folkloruna zenginlik katıyor.

Düşmanca tavır sergileyen bir sınıfta Binbir Gece Masalları’ndaki Şehrazat gibi, Daniel de kendi hayatını kurtarmak için bir masal uydurur ve gerçeğe olan iddiasını ortaya koyar. ÜZÜLDÜĞÜMÜZ HER ŞEY GERÇEK DEĞİLDİR; bir kalp kırıklığı ve dayanıklılık hikâyesidir; okuyucuları kendi gerçeklerini konuşmaya, duyurmaya teşvik eder.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96702</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/912dcd8d-0410-4529-a34b-f8c64b98f4f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Polisi 1: Hapis Günleri</image:title>
            <image:caption>Dünya çapında popüler İngiliz yazar Jodi Taylor’un yeni dizisi Zaman Polisi karşınızda.
Doctor Who, Terry Pratchett ve Jasper Fforde hayranlarının kaçırmaması gereken, esprili ve duygusal maceraya ortak olun.
Bugün Zaman Polisine katılın!
Zaman çizgisinde yolculuk yapın… Yasal olarak!
Heyecan ve macera.
Yeterli ücretler.
Hizmet sırasında cömert ölüm avantajları – siz gittikten sonra sevdiklerinizin acı çekmeyeceğini garanti ediyoruz.
İki, yedi ve hayatta kalanlar için on yıllık sözleşmeler.
Zaman Polisi, sizleri zamanda yolculuğuna davet ediyor. Zaman çizgisini -yolu her ne olursa olsun- korumaya yemin etmiş, güçlü ve uluslararası organizasyon Zaman Polisine katılın. Zaman Polisi tarihinin gördüğü en garip çaylaklar; Jane, Luke ve Matthew ile zamanda seyahat edin.
Geleceğinizi garanti altına almak için geçmişi korumak...
Hiç bu dünyada bir fark yaratabilmiş olmayı dilediniz mi?
Günlük sıradan yaşamdan sıkıldınız mı?
Daha farklı bir şeyin özlemini çekiyor musunuz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96703</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea707bac-e736-4866-b124-d91021609a49.jpg</image:loc>
            <image:title>Döngü</image:title>
            <image:caption>Ölüm hücreleriyle dolu Döngü’nün içindeki yaşam, tekrarlanan ve bitmek bilmez bir araftır. Mahkumlar çarptırıldıkları ölüm cezalarını, seçkinlerin yararına bilimsel ve tıbbi deneylere katılmayı seçerlerse altı aylığına geciktirebiliyorlar. Ancak dış dünyadaki kaos haberleri mahkumlara bulaşıp kargaşa baş gösterdiğinde, Döngü, mahkumların endişelerinin en küçüğü haline gelir. 
Luka Kane, iki yılı aşkın süredir Döngü’de mahkumdur. Yayılan savaş söylentileriyle ailesine dair duyduğu endişeler git gide artar. Onları kurtarabilmesi ve dünyanın başına gelen kaosun sorumlusunu keşfedebilmesinin yolu ise hayli zordur. Kendisini öldürmeye kararlı canavarlara dönmüş mahkumlardan, aklını yitirmiş bir gardiyandan ve kuduz farelerden kurtulmalı, Döngü’den kaçmalıdır. 
 
 
“Açlık Oyunları ve Labirent serisi hayranları başka yere bakmayın…Heyacan verici ve ürkütücü.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96704</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/708a9a95-566d-4bda-a8d6-ed8df7eb1dce.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanda Yolculuk</image:title>
            <image:caption>“Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez. Sonsuz bir döngü halinde birbirlerine bağlıdırlar. Her şey birbirine bağlıdır... Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ama tek yol vardır, o da daha derine götürür. Merkezine varana kadar bunu anlayamazsın.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96705</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d696673c-10b8-40b2-bd54-94144943d68d.jpg</image:loc>
            <image:title>Zugzwang</image:title>
            <image:caption>Çok Satan ‘Zamanda Yolculuk’ kitabının yazarından.
İnsanın bu hayatta üç evresi vardı:
Doğum, yaşam ve ölüm.
Giray için ise bu hayatta üç evre vardı:
Açılış, Oyun Ortası ve Oyun Sonu.

Giray, satranç ile tanıştığında açılışı gerçekleştirmişti; başına geleceklerden habersiz.
Bu uzun bir oyun ortası olacaktı, 64 kareden ibaret olan bir dünya...
Oyun sonu ise hiç beklemediği hamleler ile gerçekleşecekti.
Tüm oyunlarında hamleleri önceden tahmin edebilen Giray, kendi hayatı ile ilgili tahminde bile bulunamayacağı şeyler yaşayacaktı.
Savaşacağı tek şeyin karşısındaki rakibi olmadığını fark ettiğinde Giray Kasapoğlu, asıl büyük savaşı kendisiyle verecekti.
Lakin bunun sebebi satrancın zihninde yarattığı oyun olacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96706</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5d9adb7-d686-4ec3-b6a4-a829a678c1e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyaset Sanatı</image:title>
            <image:caption>Marcus Cicero Roma Cumhuriyeti’nin en büyük hukukçusu, politikacısı ve hatibiydi. Keskin zekâsı, sivri dili ve hitabet ustalığı sayesinde güç takıntılı rakiplerin, ekonomik sıkıntıların, dış tehditlerin ve çekişip duran siyasi grupların yarattığı hengâmenin arasından sıyrılıp Roma devletinin en yüksek makamı olan konsüllüğe seçilebilmişti. Marcus Cicero aristokrat bir aileden gelmediği için bu başarısı elbette çok daha ilgi çekici bir hal alıyordu. Peki Cicero dişli rakiplerini geride bırakıp seçilebilmeyi nasıl başarmıştı? 
MÖ 64 yılı seçimlerine idealist düşüncelerle katılan Marcus Cicero’nun başarılı bir seçim kampanyası yürütmesi için bazı tavsiyelere ihtiyacı olduğunu düşünen Quintus Tullius Cicero ağabeyine bir mektup yazmaya karar verir. Bu uzunca mektubunda Quintus, bir siyasi danışman gibi, ağabeyinin nasıl bir siyasi rekabet ortamı içerisinde bulunduğunu, kitlesinin niteliklerini çok iyi gözlemleyip çözümleyerek, kampanya dönemi sonunda başarıya ulaşabilmesi için uygulaması gereken pratik önerileri sıralar. 
Machiavelli’nin siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair 16. yüzyılda kalem aldığı Hükümdar’ının özünü yansıtan Siyaset Sanatı siyasetin aslında 2000 senedir neredeyse değişmeyen bir uğraş olduğunu gözler önüne seriyor. Samet Özgüler’in Latince aslından notlandırarak çevirdiği Siyaset Sanatı, bugünün siyasetçilerine olduğu kadar seçmenlerine de bir seçim kampanyasının nasıl yürütüleceğini ve seçimden nasıl galip çıkılacağını kısa, öz, yalın ve açık bir şekilde anlatıyor. Quintus’un tasvir ettiği MÖ 64 yılının siyasi iklimi ve verdiği tavsiyeler size hiç de yabancı gelmeyecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96707</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b056d05-2a10-4ce5-9d6a-390def43b227.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğruluk Perisi Okula Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Kendin olmak varken, 
Normal olmaya çalışmak neden? 
 
Olmadığın birine dönüşmeye çalışma 
Kendin olmak en iyisi, hiç boşuna yorulma. 
Doğruluk Perisi bu yeni macerada Aada’yla beraber okula gidiyor. 
Doğrular yüzünden okul karışıyor, üstelik bu kez karşılarına bir zorba çıkıyor. 
Peri ile Aada arkadaşlığın ve kendi olmanın önemini keşfediyor. 
Bildiğiniz gibi Doğruluk Perisi doğruları söylemekten asla vazgeçmez, karşısına bir trol çıksa bile fark etmez. 
Kitapları çok sevilen Matt Haig’in yeni hikâyesini Chris Mould resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96708</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d8c3155-4240-4fd9-b367-261d3bcd92e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Spartaküs</image:title>
            <image:caption>“Antik dünyanın askeri tarihini Barry Strauss kadar derin ve canlı biçimde anlatan hiç kimse yok. Spartaküs üslubu kıvrak ve çok ilgi çekici bir kitap” Publishers Weekly 
“Uçsuz bucaksız bilgisi, meseleleri derinden kavrayışı ve hikâye anlatma kabiliyetiyle Barry Strauss, Roma’ya meydan okuyan Spartaküs ve liderlik ettiği isyanın bilinmezlerini anlayabilmemiz adına muazzam bir imkân sunuyor.” Adrian Goldsworthy, Roma Nasıl Çöktü? ve Augustus kitaplarının yazarı 
 
Sadece 74 adamla başlayan Spartaküs isyanı kısa süre içerisinde Roma’yı tehdit eden ciddi bir askerî harekete dönüştü. Gladyatör dostlarıyla birlikte Spartaküs 60.000 askerden oluşan bir ordu kurdu ve Güney İtalya kırsalını kontrolü altına aldı. Karizmatik bir liderdi. Kendisine destekçi çekebilmek adına dini dahi kullandı. Eski bir Roma askeri olarak savaş becerileri benzersizdi. İki yıl boyunca Roma ordularına büyük bir başarıyla karşı koydular. Ancak Spartaküs ve adamları nihayetinde yenildiler. 
Yenilgi sadece generalin başarısından değil aynı zamanda âsilerin de başarısızlığı dolayısıyla gelmişti: Sayıları çoktu, düzensizlerdi; içlerinde birçok etnik grup vardı ve bunlar liderlik konusunda sürekli tartışıyorlardı. Spartaküs dahil hiçbir lider onları disipline sokabilecek gibi değildi. İki yıllık mücadelelerinin sonunda bir noktada seçim yapmak zorunda kaldılar: Özgürlüklerine kaçmak mı yoksa yağma yapmak mı? Roma’nın en güçlü askeri birlikleriyle karşılaşma pahasına serveti hürriyete tercih ettiler ve General Crassus’a mağlup oldular. Ancak mücadeleleri 2000 yıl boyunca yazarlara, film yapımcılarına ve devrimcilere ilham verdi 
Yıllar süren araştırmalar sonucunda ortaya çıkan Spartaküs: Roma’yı Sarsan Köle Savaşı sadece yazılı kaynaklara değil aynı zamanda arkeolojik buluntulara, tarihsel yeniden inşalara ve yazarın bir zamanlar Spartaküs’ün hakimiyetindeki İtalya kırsalına yaptığı birçok seyahate dayanıyor. Barry Strauss sürükleyici üslubuyla yüzyıllar içerisinde bir efsane halini almış Spartaküs ve başlattığı köle isyanına dair dramatik ve gerçekçi bir anlatı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96709</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f89145bd-9a7f-4fda-bd24-d2784017aeff.jpg</image:loc>
            <image:title>Ankara Araştırmaları Dergisi C9.S2</image:title>
            <image:caption>İlk makale, Ankara’nın Ulus ve Kızılay kent merkezleri ve yakın çevresinde meydana gelen dönüşümün,  sokak ve cadde görünümlerinin görsel estetik kalitesine etkisini ele almaktadır. Derginin ikinci makalesi,  Ankara’nın tarihî semtlerinden Ankara Kalesi ve çevresini hedonik fiyat modeliyle incelemekte; bu semte yakınlığın konut fiyatlarına etkisini ölçerek kentsel tasarım ve planlama çalışmalarına farklı bir bakış açısıyla katkıda bulunmaktadır. 
 
Sayıda yer alan diğer bir makalede atık emekçilerinin gündelik yaşamda karşılaştıkları zorlukların neler olduğu, kente dair deneyim ve aidiyetlerine ilişkin ne tür yansımalar ve psikososyal etkilerin geliştiği;   Altındağ, Çankaya ve Keçiören gibi 3 metropol ilçe örneğinde incelemektedir.  
 
Altındağ ilçesinde yaşayan Suriyelilerle yapılan mülakatlar aracılığıyla, mültecilerin karşılaştıkları sosyal dışlanma mekanizmalarının neler olduğunu araştıran ve bunlara yönelik geliştirdikleri direnme biçimi olan “taktikler” analiz eden makalenin ardından derginin bir diğer makalesi ise Romanlar ve Iraklıların yanı sıra yerel halkın da yoğunlukla bulunduğu Demirlibahçe Mahallesi’ndeki dört farklı sokağa odaklanmakta. Çalışma ilk olarak bu sokaklarda gerçekleşen mekân üretimi pratiklerinin sosyal uyumu yerel ölçekte nasıl sekteye uğrattığını; ikinci olarak göçmenlerin mekânsal pratiklerinin, aidiyet oluşumuna etkisini ve göçmenlerle yerel halk arasındaki sosyal uyuma katkısını tartışmaktadır. 
 
Akyurt Kalaba Tümülüsü&apos;nde gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan insan kalıntılarını inceleyen ve arkeolojik unsurlar ile birlikte tüm bulguların ölüm uygulamaları bağlamında değerlendirmesini yapan bir diğer araştırma ise biyoarkeolojik ve arkeolojik bulguların birlikte ele alarak bu alandaki çalışmalara öncü olmaktadır. 
 
Kızılay bölgesinde konumlanmış 1960 öncesi üç konut yapısının, geçmişteki ve günümüzdeki hallerine yönelik değişimlerin neler olduğunu ortaya koyan ve bu yapıların mimari değerlerinin sürdürülebilmesi için öneriler getiren diğer bir çalışmanın da kent yönetimi bağlamında alınabilecek kararlara referans olacağı ümit edilmektedir.  
 
 Mekânsal bağlantısallık, çeşitli kentsel çevresel zorluklar ve kentsel yayılma bağlamlarında 19. yüzyılda Ankara’nın kapsamlı bir kentsel çevre tarihini ortaya koyan bir çalışmanın ardından dergide yer alan son makalede kentin otobüs sisteminin hizmet kalitesi ele alınmakta ve bu kalitenin artırılması için öneriler getirilmektedir.  
 
 Görüş yazıları bölümünde yer verilen yazıda ise varlığını çok az kişinin bildiği Kırkgöz Kaptajı’na ilişkin bulunabilen tarihî belgeler ile kaptaj sahasında yapılan güncel gözlemler sunulmakta; Ankara tarihinde önemli bir yeri olduğu düşünülen bu yeraltı suyunun yeniden şehre kazandırılması gündeme getirilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96710</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c57813ff-d10d-465c-b4b1-64f68cf27fc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Marcus Aurelius</image:title>
            <image:caption>Hem filozof hem devlet adamı, hem en iyiyi hem de en kötüyü yapmaya muktedir İmparator Marcus Aurelius, Roma imparatorlarının arasında her zaman en merak uyandıran yöneticilerden olmuştur. Yazgısında Roma’ya imparator olmak bulunmayan, Stoacı felsefeye tutkuyla bağlı ve Yunan dilinde yazılar kaleme alan kendi halindeki bu adam nasıl o zamanlar en parlak günlerini yaşayan bir imparatorluğun zirvesine ulaştı?  

“Beş İyi İmparatorun Sonuncusu” olan Marcus Aurelius 121 yılında Roma’da doğar. Erkek evladı bulunmayan İmparator Hadrianus vâris bulmaya çalışırken Marcus Aurelius, yaşına göre çok erken gelişmiş zekasıyla onun dikkatini çeker. Hadrianus onu halefi yapmak ister ancak iktidar için henüz çok genç ve deneyimsizdir. Yaşlı imparator vefatından önce Marcus’un tahta geçebilmesini garanti altına alacak önlemler alır. Böylece genç adamın felsefeye, edebiyata ve sanata odaklı yaşamı imparatorluğa göre yeniden şekillenir.  

161 yılında 40 yaşındayken altın çağını yaşayan Roma İmparatorluğu’nun tahtına oturduğunda imparatorluk dış saldırılarla uğraşmaktadır. Marcus Aurelius 19 yıllık saltanatının 17 yılını at sırtında, Fırat kıyılarında Parthlarla ve Tuna sınırında Cermen kabileleriyle mücadeleyle geçirir. 180’de Tuna’da savaştayken hastalandığında, imparatorluk hekimi Galenos’un elinden bir şey gelmez ve filozof imparator beraberinde Roma İmparatorluğu’nun aydınlık zamanlarını da götürerek bu dünyadan ayrılır. 

Véronique Boudon-Millot kitabında, Aurelius’un Kendime Düşünceler’inden, mektuplarından ve hakkında yazılan imparator biyografilerinden yararlanarak bu ilgi çekici kişiliğin hayatını aktarıyor. Hangi yetenekleri ona Hadrianus’un korumasını kazandırdı? İmparator olduğunda döneminin büyük zorluklarıyla yüzleşirken nasıl hareket etti? Sınırlardaki barbarların tehditleri ve Parthların istila çabaları, Hıristiyanlığın yükselişi ve yıkıcı Antoninus Vebası’nın ortaya çıkışı... Tüm bu hengâme içerisinde Kendime Düşünceler gibi zamansız bir eseri yazabilecek ruh halini nasıl koruyabildi?  Marcus Aurelius’un etkileyici ve hayranlık uyandırıcı hayat öyküsü, içeride ve dışarıda çetin krizlerle boğuşan Roma İmparatorluğu’nun başında, yaşamını felsefi ideallerinin rehberliğinde sürdüren bir yenilikçinin kişiliğine, kendi içindeki çatışmalara ve edindiği tecrübelere ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96711</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e97389a-3478-4c9e-89dd-d32e54fa6edf.jpg</image:loc>
            <image:title>Blacksad 3.Cilt - Kızıl Ruh</image:title>
            <image:caption>Blacksad dünyada ilk kez yayımlandığı 2000 yılından beri pek çok dilde yayımlandı ve ülkemizde de ilgi gördü. YKY tarafından ciltli baskıları ilk kez 2011 yılında yayımlanan bu kült polisiye dizi karton kapaklı yeni baskılarıyla yeniden raflarda yerini alıyor. 
 
John Blacksad sonradan görme bir adamın özel koruması olmaktan sıkılmıştı. Neyse ki kader Blacksad’i eski tanıdıklarıyla bir araya getirdi ve sıkıcı günlük hayatı çok geçmeden hareketlendi. Bu tatsız soğuk savaş döneminde bazılarının gözünü kan bürümüştü ve ortalığı kötü kokular sarmaya başlamıştı. 
 
Juan Díaz Canales ve Juanjo Guarnido’nun yarattığı bu müthiş çizgi roman serisi 2013’te iki dalda Eisner Ödülü kazandı ve Angoulême En İyi İllüstrasyon Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödül aldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96712</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab9c967a-f874-4df4-9e74-b33e25b83fca.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabanın Çağrısı</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın en önemli eserlerinden biri kabul edilen ve ilk yayımlandığı 1903 yılında yazarına uluslararası çapta ün kazandıran Yabanın Çağrısı tazeliğini bugün de koruyan bir klasik, soluk soluğa okunan bir macera romanı. 
 
Babası bir St. Bernard, annesiyse bir İskoç çoban köpeği olan Buck’ın California’da, sahibinin geniş arazisindeki mutlu hayatı “Altına Hücum” adı verilen dönemin başlamasıyla son bulur. Alaska’nın zorlu doğa şartlarında altın peşine düşmüş adamların, kızaklarını çekecek köpeklere ihtiyaçları vardır. Sahibinden çalınıp kızak köpeği olmaya mecbur bırakılan Buck, medeniyetten uzak topraklarda hayatta kalmayı öğrenirken kendi vahşi doğasını da keşfedecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96713</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f013976-8f05-4d73-a42b-2a26e75825f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Aslan Yürekli Kedim</image:title>
            <image:caption>Emirgan Mahallesi’nin biricik kedisi Toti Noti bir gün birdenbire ortadan kayboluverir. Düğün telaşından dalgınlaşan sahipleri önce buna bir anlam veremezler. Eve gelen azman köpeğin bu işte bir rolü var mıdır? Yoksa başına bir iş mi gelmiştir? Yedi mahalleye haberler salınır, adına ödüller konur. Ama Toti yoktur. Acaba bulut olup gökyüzüne mi gizlenmiştir? Yahut da buharlaşıp hayalet bir kediye mi dönüşmüştür? Kim bilir, belki de bu işin sırrını Adile Teyze ve Münir Amca çözecektir. MA-KUT Arama Kurtarma Timi zaten bunun için vardır. Öyleyse ümitsiz olmamak gerekir… 
Ayda Çayır’ın nahif kaleminden sürprizlerle dolu, yepyeni bir kedi macerası sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96714</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7a2894a-cad5-46f4-b166-615cf16b731b.jpg</image:loc>
            <image:title>Erich Von Manstein</image:title>
            <image:caption>Tarihin en büyük komutanlarının yaşam öyküleri, muharebe tecrübeleri, uyguladıkları taktikler ve stratejiler… 
Dünya tarihinin en büyük komutanlarını tüm yönleriyle inceleyen OSPREY Büyük Komutanlar Serisi, Erich von Manstein ile devam ediyor… 
İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı Alman komutanlarından biri, manevra savaşının (Bewegungskrieg) modern zamanlardaki en önemli uygulayıcılarından olan Erich von Manstein’dı. Öyle ki, İngiliz askeri tarihçi Basil Liddell Hart, “Alman generaller arasında en kabiliyetlisi muhtemelen Feldmareşal Erich von Manstein’dı. Kendisinin, mekanize silahlara dair kavrayışı, tank sınıfından olmayan generallerden hiçbirinin sahip olmadığı seviyedeydi ve bunu harikulade bir stratejik zekâyla birleştiriyordu,” yazarak Manstein’a övgüler yağdırmıştı. 
Korgeneral Eduard von Lewinski ve Helene von Sperling’in onuncu çocuğu olarak dünyaya gelen Erich, teyzesi Hedwig ve kocası Albay Georg von Manstein’a evlatlık verildi. Soyu Prusyalı subaylarla dolu olan Manstein’ın kendisi de askeri eğitim gördü ve Birinci Dünya Savaşı’nda Polonya, Sırbistan ve Fransa’da karargâh subayı olarak görev yaptı. Bu savaşta zeki ve hünerli bir subay olarak rüştünü ispat etmesi, Versay Antlaşması gereğince küçültülen Alman ordusunda göreve devam edecek 4.000 subaydan biri olmasını sağladı. İki savaş arasındaki dönemde bir müddet Harekât Daire Başkanlığı ve Genelkurmay İkinci Başkanlığı gibi görevler yürüten Manstein, Alman ordusunun hem teşkilat yapısı hem de doktrin temelinde yeniden organize edilmesinde önemli bir rol oynadı. 
Manstein, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Polonya’da Güney Ordu Grubu Komutanı Gerd von Rundstedt’in kurmay başkanlığını yaptı. Polonya’nın hızla mağlup edilmesinin ardından Fransa’yı istila hazırlıklarının sürdüğü dönemde, 1914’teki Schlieffen Planı’nı bir nebze değiştirerek yeniden uygulamak isteyen Alman genelkurmayınınkine alternatif bir harekât planı hazırladı. Taarruzun ağırlık merkezinin Belçika yerine zırhlı birlik harekâtına uygun olmadığı düşünülen Ardenler Ormanı’na alınmasını öngören Orak Darbesi isimli bu tasarının Hitler tarafından kabul edilmesiyle, Manstein Fransa’nın altı haftada mağlup edilmesinin belki de en büyük mimarı oldu. Barbarossa Harekâtı’nda Leningrad’a ilerleyen kolordulardan birine komuta eden Manstein, akabinde Kırım’daki On Birinci Ordu’nun başına getirildi. Müşterek birlik taktikleri ve kuvvet çarpanlarından azami ölçüde istifade ettiği başarılı bir planlama ile Akyar’ı (Sivastopol) zapt etmesinin ardından mareşalliğe terfi etti. Stalingrad’daki Altıncı Ordu’yu kurtarmaya yönelik, başarısızlıkla sonuçlanan Kış Fırtınası Harekâtı’nda Don Ordu Grubu’na komuta etti ve “ters vuruş” olarak nam salan karşı taarruzuyla Üçüncü Harkov Muharebesi’nde Kızıl Ordu’ya büyük bir darbe indirerek kariyerinin belki de en büyük başarısını kazandı. Tarihin en büyük tank muharebesi olan Kursk’un güney mıntıkasındaki Alman kuvvetlerine komuta eden Manstein’ın Hitler’le süregelen anlaşmazlıkları, mareşalin 1944 başında görevden alınmasıyla sonuçlandı. Robert Forczyk’in harita, fotoğraf ve resimlerle desteklenen bu çalışması, Manstein’ın muharebelerini, taktiklerini, kararlarını ve kişiliğini titizlikle irdeleyip akıcı bir dille okuyucuya sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96715</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3e869780-eb6b-44c7-b953-6a60840d0fb4.jpg</image:loc>
            <image:title>İmparatorluğun Son Asrında Osmanlılar</image:title>
            <image:caption>Pek çok dil, mezhep ve kökene mensup toplulukları bünyesinde barındıran Osmanlı İmparatorluğu’nun idari, askeri ve toplumsal yapısı zamanın getirdiği ihtiyaçlara paralel değişiklikler gösterdi. 19. yüzyıl ise imparatorluk tarihindeki en derin değişim ve dönüşümlerin kaydedildiği, Osmanlı tarihini ikiye ayıran bir evre oldu. II. Mahmud’un hükümdarlık yıllarında merkezî otoritenin güçlendirilmesine yönelik uygulamalar ve reform çabaları, takip eden dönemde Tanzimat düzenlemeleri, yüzyıl boyunca süregiden kurumsal yenilikler Osmanlıların yaşantısını kökten etkilerken, geleneksel hayat tarzı değişmekteydi. Alaturka-alafranga kavramları, Osmanlı toplumsal yaşamının birçok alanında geleneksel ile yeniyi ayırt etmek üzere gündelik dile yerleşiyordu. 

Yaşanan yoğun gelişmeler dolayısıyla bu asır, toplumsal hayatın tekrar biçimlendiği, batıya öykünen zümrelerin doğduğu, kurumların şekil değiştirdiği, teknolojik devrimlerin yaşandığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu girift serüvende imparatorluğun, ihtiyaçlarına uygun kurum ve uygulamaları üretme, dönüşümleri gerçekleştirmedeki mahareti ise dikkate değerdir. 

Kitapta yer alan farklı konulardaki makaleler gerek önceki asırlara vurgu yaparak gerekse 19. yüzyılı betimleyerek, Osmanlılara dair genel bir manzara sunmakta, tecrübe edilen süreklilik ve değişimleri resmetmektedir. Eserde; ilmiye kurumlarındaki dönüşümlerden süreli yayınların toplum hayatına girişine, kadınların kamusal görünürlük kazanmasından dönemin meselelerini irdeleyen insanlara ve kaynaklara değin sizleri Osmanlı tarihinin farklı sahalarına götürecek yazıları bulacaksınız. 
Değişim çağında Osmanlılara odaklanan kitabın bölümleri sırasıyla “İmparatorluğun Son Asrında Osmanlı Uleması”, “Osmanlı Dünyasında Matbuat, Kadın ve Sağlık”, “Osmanlılardan Portreler ve Kaynak Eserler” başlıklarını taşımaktadır. 19. yüzyılın çalkantılı iklimine kapı aralayan kitap, Osmanlıların son asırdaki tecrübelerini keşfetmek isteyenler için önemli bir eser hüviyetindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96716</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73994186-f30d-4f21-8a27-4344f93ebbb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Dakikalar İçinde Felsefe</image:title>
            <image:caption>YAŞADIĞIMIZ DÜNYAYI
ANLAMLANDIRMA ÇABAMIZ 
Doğu felsefesinden Alman idealizmine, varoluşçuluktan estetiğe, Aristoteles’ten Marx’a, yirminci birinci yüzyılda felsefenin yerinden uygulamalı felsefe dallarına uzanan insanlığı anlama ve anlamlandırma yolculuğu… Görseller eşliğinde en çok bilinen 200 felsefi fikir üzerinden kapsayıcı bir okuma... 
Uygarlıklar yerleşip geliştikçe düşünürler evrenin ve toplumun işleyişi için geleneksel açıklamaları sorgulamaya başladılar. Eşyalar neden oldukları biçimdeler? Hayatlarımızı en iyi şekilde nasıl yaşamamız gerekir? Bildiklerimizden nasıl emin olabiliriz? Varlığımızın, bir anlamı varsa, o anlam nedir? 
Dakikalar İçinde serisinden Felsefe, okuru “Dünya neden yapılmıştır?” ile başlayıp bildiklerimizden ve varlığımızın doğasından nasıl emin olacağımıza; ahlak felsefesinden siyaset felsefesine; felsefenin bilim ve dindeki rolünden önemli düşünürlerin fikirlerine kadar geniş bir alanda bilgelik dolu bir serüvene davet ediyor. 
İster varoluşçuluk sizi şaşırtıyor ister özgür irade kavramı üzerinde kafa yoruyor olun; bu kitap felsefe meraklısı her okurun bu alanın temellerini çabucak kavramasına yardımcı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96717</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:42+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91cc0420-2d02-4025-b8b5-45aa2391ab3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahfuz</image:title>
            <image:caption>Ey Âdemoğlu! O elma zehirli, hâlâ anlamadın mı? 
 
Bunca kaos ortamı, yangınlar, hastalıklar, iflaslar, ölümler, depremler, seller, afetler ve açlık seni neye hazırlamak için? 
 
Bizlerden neyi saklıyorlar? Aklının kontrolünü kaybeden herkes “neye inanacağımızı şaşırdık” diyerek denize düştü ve yılana sarıldı. Oysa zehir şifaydı, plan ise yılan. 
 
Yalan da yılandı ve o da şeytana aitti. 
 
Bir şeyi anlamayıp inkâr ettiğinizde o şeyin esaretinden de kurtulamazsınız. O yüzden başımıza gelen her şeyin olanlara bir bahane olabileceğini önce bir anla ve başla. 
 
Oku! 
 
Susma, durma, hakkını ara, inan, niyet et, dua et, çalış, irade göster, harekete geç, anla ve uyan! 
 
***

Artık ismimi değiştirmek için çok geç. Geri dönmek için de öyle. 
Nerede ne ne yapıyorum, neciyim… 
Hiçbir şey için geriye dönüş yok. Senin için de öyle! Bizi yok etmek için her şeyi yapacaklar. Madem bu dünya ve bu vatan bizim, o zaman onlara nasıl savaşılacağını gösterelim! 
 
*** 
 
Gül, dalga geç, alaya al, inanma ama silkelen! 
 
Sen uyursan savunmasız insanlar mahsun olur, aileler yıkılır, tabiat bozulur, ölümler artar, hastalıklar boyut değiştirir. Yangınlar çoğalır, iklimler bozulur, deprem ve tsunamiler her şeyi alır götürür. İnsanlık susuz kalır, aç kalır, köle olur ve şeytanın elinde yok olur gider! 
 
Sen uyursan, her şey mahfuz kalır!</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>