﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96441</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6378fdd-93ac-42de-9237-6a309b8801c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kapitalizmin Tarihi</image:title>
            <image:caption>Kapitalizm sürekli biçim değişimine tabidir; birikim tarzı, birtakım düzenlemeleri değişir (Serbest rekabetçi kapitalizm, tekelci kapitalizm emperyalizm-). Marks´ın dediği gibi kapitalizmin; bugünkü toplumun, kaskatı bir kristal olmayıp, değişebilen ve sürekli olarak değişen bir organizma olduğu kavranılmaksızın ne kapitalist üretim biçimi ne de onu aşma, sosyalizmi kurma mücadelesi kavranmış olur.
Bu çalışmada kapitalizmin ve krizlerin tarihi değişken bir organizmanın tarihi olarak ele alınıyor ve 1600-1990 arasında bu değişken organizmada nicel ve nitel değişimler özellikle çevrimli krizler (fazla üretim krizleri) temelinde inceleniyor.
Her bir ekonomik formasyonun; üretim biçiminin kendine özgü yasaları vardır. Bu yasalar nesneldir, insanlar tarafından değiştirilemez, ancak, koşulları varsa deforme edilebilir. Kapitalizmin tarihinde böylesi gelişmelerin olup olmadığı da bu çalışmanın bir konusudur.
Marks´ın ?Kapitali nasıl okunmalıdır diye bir soru bu çalışmada yok. Ama Kapital´in her dönem güncel okunabileceği; yönteminin ve teorik içeriğinin, bunun ötesinde ideolojik bütünselliğinin kapitalizm var olduğu müddetçe hep güncel kalacağı; önemli olanın o ?değişken organizmada nicel ve nitel değişimi görebilmek olduğu, bu çalışmanın adı konmamış başlıkları olarak görülmelidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96442</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4e7cf87-c52a-4886-a00a-9ac9c179ef12.jpg</image:loc>
            <image:title>Ademden Önce</image:title>
            <image:caption>Rüyasında yüksek bir yerden düşerken uyanan bir insan,gördüğü bu rüyayı binlerce yıl öncesinde henüz insanlaşma sürecini tamamlayamamış atalarının ağaçtan düşme korkusuyla bağdaştırır.
Jack London,evrim teorisinin etkisiyle  yazdığı bu romanda,insanın insn olma sürecinden bir kesiti kendine has üslubuyla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96443</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97950a12-f81f-4a1d-a885-2a2826f0617e.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Mülkiyeli öğretmen Selahattin Keser, Deli Kadınlar&apos;ın deyişiyle Selocan, ikinci kitabında genç kadınların hikayesini anlatıyor.
KitapKurdu Kafe&apos;yi okul belleyen Deli Kadınlar&apos;ın yıllara yayılan değişimini, hayat maceralarını ve Selocan&apos;la kurdukları ilişkiyi özel bir anlatımla öyküleştiren Keser, herkesin birbirine benzemeye başladığı bir dönemde, 500 yıl öncesinde &quot;Gerçek bilgelik, deliliktir&quot; diyerek &quot;Deliliğe Övgü&quot; adlı eserini ayzan Erasmus&apos;u, 21.Yüzyılda bir kez daha canlandırıyor.
Selocan&apos;ın Deli Kadınları&apos;ı, belki de hepimizin yaşadığı ortamda, hepimiz gibi doğup büyüyen insanlar. Ama inatçılar ama hedefleri var ama gözü karalar ama yapmak istediklerini önlerine çıkan türlü engellere rağmen yapıyorlar.
Deli Kadınlar, sıradanlığa, boyun eğmişliğe, &quot;uslu&quot; olmaya bir yanıt aynı zamanda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96444</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f183acb7-6a74-4dec-81aa-06a8845f6b96.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikkatli Zeka Eğitim Seti 1. Kitap (4 Yaş)</image:title>
            <image:caption>DİKKATLİ ZEKÂ EĞİTİM SETİ- 1. KİTAP (4 YAŞ) 
Görsel Algı, Eksik Tamamlama, Örüntü, Duygular, Eşleştirme, Mevsimler, Yarım-Tam, 
Kirli-Temiz, Başında-Sonunda, Az-Çok, Genç-Yaşlı, Renk Kavramı, Farklı-Aynı, 
El Göz Koordinasyonu, Düz-Eğri, Taze-Bayat 
Dikkatli Zekâ Eğitim Seti, erken dönemde çocukların dikkat sürelerini uzatmak 
ve çevreleri ile olan etkileşimi artırmak amacıyla hazırlanmıştır. 
Anaokulu Öğretmeni Neşe Duran tarafından, 4 yaşa uygun olarak hazırlanan, Klinik Psikolog ve Oyun Terapisti Nurhan Ünder tarafından değerlendirilen bu set, üç kitap ve üç seviye hâlinde düzenlenmiştir. İlk kitapta dikkat süresinin artırılmasına yönelik çalışmalar vardır. 
İkinci kitapta bunların yanı sıra öğrenme ve dikkat alanı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. 
Üçüncü kitapta ise aynı anda birçok alan yer almaktadır. 
Bu kitaplardaki çalışmaları tamamlayan çocuğun dikkat süresi artırılmış 
ve algı seviyesi yükseltilmiş olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96445</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2605a60-37db-4d05-99ac-62724d4699a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikkatli Zeka Eğitim Seti 3. Kitap (4 Yaş)</image:title>
            <image:caption>Dikey-Yatay, Şekil Kavramı, Eski-Yeni, Geniş-Dar, Sayılar, İleri-Geri, Eşitlik Kavramı, 
Önünde-Arkasında, Duygular, Sesli-Sessiz, Hayvanlar, Eğri-Düz, Sıralama, 
Duyular, İçeride-Dışarıda, Mevsimler 
Dikkatli Zekâ Eğitim Seti kitapları, erken dönemde çocukların dikkat sürelerini uzatmak 
ve çevreleri ile olan etkileşimi artırmak amacıyla hazırlanmıştır. 
Anaokulu Öğretmeni Neşe Duran tarafından, 4 yaşa uygun olarak hazırlanan, Klinik Psikolog ve Oyun Terapisti Nurhan Ünder tarafından değerlendirilen bu set, üç kitap ve üç seviye hâlinde düzenlenmiştir. İlk kitapta dikkat süresinin artırılmasına yönelik çalışmalar vardır. 
İkinci kitapta bunların yanı sıra öğrenme ve dikkat alanı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. 
Üçüncü kitapta ise aynı anda birçok alan yer almaktadır. 
Bu kitaplardaki çalışmaları tamamlayan çocuğun dikkat süresi artırılmış 
ve algı seviyesi yükseltilmiş olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96446</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/811fdf49-d866-4f7b-a8e4-f434d242207f.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikkatli Zeka Eğitim Seti 2. Kitap (4 Yaş)</image:title>
            <image:caption>Dolu-Boş, Hızlı-Yavaş, Eksik Tamamlama, Görsel Algı, Eşleştirme, Ağır-Hafif, 
Renk-Şekil Kavramı, Sayı Kavramı, El Göz Koordinasyonu, Başlangıç-Bitiş, 
Renk-Sayı-Adet, Uzay Algısı, Örüntü, Kalabalık-Tenha, Önünde-Arkasında, Hayvanlar 
Dikkatli Zekâ Eğitim Seti, erken dönemde çocukların dikkat sürelerini uzatmak 
ve çevreleri ile olan etkileşimi artırmak amacıyla hazırlanmıştır. 
Anaokulu Öğretmeni Neşe Duran tarafından, 4 yaşa uygun olarak hazırlanan, Klinik Psikolog ve Oyun Terapisti Nurhan Ünder tarafından değerlendirilen bu set, üç kitap ve üç seviye hâlinde düzenlenmiştir. İlk kitapta dikkat süresinin artırılmasına yönelik çalışmalar vardır. 
İkinci kitapta bunların yanı sıra öğrenme ve dikkat alanı ile ilgili çalışmalara yer verilmiştir. 
Üçüncü kitapta ise aynı anda birçok alan yer almaktadır. 
Bu kitaplardaki çalışmaları tamamlayan çocuğun dikkat süresi artırılmış 
ve algı seviyesi yükseltilmiş olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96447</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef84a524-a40b-4cdc-8427-a4352c292d18.jpg</image:loc>
            <image:title>Sonsuzluk Hükümdarlıkları</image:title>
            <image:caption>Ödüllü yazar Akemi Dawn Bowman&apos;ın kaleminden insanlığı yok etmek isteyen bir yapay zekânın varlığıyla mücadele eden ve öbür dünyada gezinen genç bir kız hakkında, son derece baş döndürücü bir biçimde zekice yazılmış olan bu bilimkurguda Westworld, Warcross ile buluşuyor. 
 
On sekiz yaşındaki Nami Miyamoto, hayatının daha yeni başladığından emindi. Harika bir ailesi vardı, liseden yeni mezun olmuştu ve en önemlisi, yıllardır âşık olduğu çocuk da dahil olmak üzere tüm sınıfının onu beklediği bir partiye gidiyordu. 
 
Peki sorun ne miydi? Oraya varmadan önce öldürülmüştü. 
 
Nami uyandığında, fiziksel bedenler öldüğünde insan bilincinin gittiği Sonsuzluk denen bir yerde olduğunu öğrenir. Oraya vardıktan hemen sonra, dünyadaki insanlar tarafından yaygın olarak kullanılan, sanal bir asistan olan Ophelia&apos;nın öbür dünyayı ele geçirdiğini ve şimdi bir kraliçe olarak insanların gerçek dünyada ona hizmet etmek zorunda kalacağı bir biçimde onları köleliğe zorladığını keşfeder. Daha da kötüsü Ophelia, insan varlığını tek seferde ve herkes için yok etme konusundaki büyük planlarını gerçekleştirmeye daha da yaklaşmaktadır. 
 
Nami, Ophelia&apos;yı yenmek ve insanları tutsaklıktan kurtarmak için isyancı bir ekiple çalışırken geçmişini, geleceğini ve bizi gerçekten insan yapan şeyin ne olduğunu hesaba katmak zorunda kalır. 
 
Ödüllü yazar Akemi Dawn Bowman&apos;dan teknoloji, keder, sevgi ve insanlık hakkındaki büyük soruları araştıran keskin, aksiyon dolu bir hikâye sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96448</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/428886f1-2116-43ac-b65c-3f91e91e783f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk</image:title>
            <image:caption>Başkalarını eleştirip yadırgayan insanların mükemmellikten uzak olduğunu fark ettiğimde, başkaları ne düşünür diye yaşamaktan vazgeçtim. 
 
Kendini bile anlamayan birinin bir başkasını anlayabilmesi imkansızdı nasılsa. 
 
Kendini bile sevmeyen birinden bir başkasını sevmesini beklemek budalalıktı. 
 
Herkesin kendince haklı olabileceğini keşfettiğimde de tartışmaktan vazgeçtim. 
  Artık galibi olmayan savaşlarda kılıç sallamıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96449</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/994da75b-1a96-4733-b33e-7e64c516a6c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Göl</image:title>
            <image:caption>Jean Echenoz, Fransızların « Yaşayan Flaubert » dediği dünyaca ünlü bir yazar. Pek çok itibarlı ödülü var. Göl romanında polisiye bir macera üzerinden, kendine has üslubuyla sahici mi alaycı mı belirsiz, çok katmanlı bir hikâye anlatıyor. Hikâyede ince bir mizah da seziliyor. Grand Prix ödüllü roman aynı zamanda polisiye türünün bir parodisi olarak da okunabilir. 
 
Arka kapak yazısı : Esrarengiz bir dünyanın sırrını çözmeye çalışan Franck Chopin, hem böcekbilimci hem casus. Banliyölerinin çıkmaz sokaklarından ünlü meydanlarına Paris. “İhanet” teması çerçevesine yerleştirilmiş aşk ve serüven. Eşsiz geometrisiyle katman katman açılan, birbirine doğru tutulmuş aynaların görüntüsü gibi sürekli çoğalan sıradışı bir anlatı. Sahici mi alaylı mı belirsiz, kimi zaman anlamlı kimi zaman yersiz, ama illaki ironik bir macera. Hem polisiye hem polisiye parodisi, hatta belki de polisiyenin “yapısökümü”. Karşınızda Jean Echenoz’nun Grand Prix ödüllü romanı Göl.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96451</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d1882eb-a1ee-4594-b9e4-3cbbec2de666.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Şeker, Kötü Şeker</image:title>
            <image:caption>Allen Carr’ın Easyway (Kolay Yol) yöntemi, tüm zamanların en başarılı sigarayı bırakma yöntemi olmuştur. Dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca sigara tiryakisi, sigaradan bu yöntemle kurtulmuştur. Allen Carr’ın Kolay Yol yöntemi, tam da bize zarar veren şeyi arzu etmemize neden olan beyin yıkamaları çözerek çalışır. 

Bu kitap (İyi Şeker Kötü Şeker), modern dünyanın beslenmeye yönelik en büyük tehdidini ele alıyor: tüm dünyada obezite ve Tip 2 diyabet salgınlara neden olan rafine şeker ve işlenmiş karbonhidrat bağımlılığı. Şeker ve karbonhidrat tüketimi doğumla başlayan bir bağımlılıktır, ancak Kolay Yol yöntemini kullanarak kendinizi özgürleştirdiğinizde daha iyi bir sağlığın, daha yüksek enerji seviyelerinin, önemli ölçüde düzelmiş bir vücut şeklinin ve daha mutlu/sağlıklı bir yaşam tarzının keyfini çıkaracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96452</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a4a941a-7bc4-48d7-a41c-b5f7ce554975.jpg</image:loc>
            <image:title>Özlemini Duyduğunuz Aşkı Yaşamak</image:title>
            <image:caption>Özlemini Duyduğunuz Aşkı Yaşamak milyonlarca insanın daha tatmin edici ilişkiler yaşamasına yardımcı oldu ve her gün dünyanın dört bir tarafındaki işin uzmanı terapistler ve mutlu çiftler tarafından tavsiye ediliyor. Dr. Harville Hendrix ve Dr. Helen LaKelly Hunt, romantizmin nasıl canlandırılacağını ve günlük etkileşimlerin olumsuzluktan nasıl arındırılacağını açıklayarak size şu konularda yardım ediyor: 
·        Eşinizi seçme sebebinizi keşfetmeniz, 
·        Daha yakın olmanızı engelleyen güç mücadelesini çözmeniz, 
·        Partnerinizi dinlemeyi -gerçekten dinlemeyi- öğrenmeniz, 
·        İlişkinizde eğlenceyi ve kahkahayı çoğaltmanız, 
·        Yeni davranışlara yumuşak bir geçiş yaparak erken çocukluk deneyimlerinizi 
           iyileştirmeye başlamanız, 
·        Partnerinizle tutkulu hale gelmeniz, 
·        Hayallerinizdeki ilişki konusunda ortak bir vizyona kavuşmanız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96453</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd0f5601-edca-46c4-a849-8b98c4d99f7b.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku Ve Titreme</image:title>
            <image:caption>Dünyaca ünlü Danimarkalı filozof Soren Kierkegaard bu kitapta İbrahim Peygamber’in oğlunu kurban etme girişimi üzerinden imanı inceliyor. Kierkegaard’a göre iman akla sığan bir şey değil. Lirik bir dille yazılan kitapta Kierkegaard felsefesinin meşhur etik, estetik ve dini « varoluş aşamaları » da açıklanıyor. 
 
Arka kapak : 
 
Kierkegaard yazın hayatı boyunca pek çok kez başvurduğu üzere bir takma ismin, bu kez Johannes de Silentio’nun suskunluğunun ardına saklanıp iman kavramı üzerinde bir düşünme denemesinde bulunuyor. “Diyalektik Lirik” alt başlığını verdiği Korku ve Titreme’de Hegelci sistemin imanı rasyonel bir zemine taşıma girişiminin nafile olduğunu, imanın İbrahim Peygamber’in oğlunu kurban etmesindeki gibi üzerinde konuşulamayan, paradoksal bir yapı arz ettiğini lirik bir edayla okura sunuyor. 
 
Korku ve Titreme, Kierkegaard’ın felsefi programının da bir numunesidir aynı zamanda. İnsanın kendi hayatında da diyalektik bir süreçle etik, estetik ve dinî varoluş aşamalarından geçmesini kurban kıssasını üç ayrı problem olarak ele alarak göstermeye çalışır. 
  “Şimdi ben İbrahim’in öyküsündeki diyalektik elementi problemler biçiminde ayırıp böylece imanın ne korkunç bir paradoks olduğunu göstermek istiyorum: Bir cinayeti Tanrı’yı son derece memnun eden kutsal bir eyleme çevirme yeteneğine sahip bir paradoksu. Hiçbir akıl yürütmenin kavrayamayacağı şekilde İbrahim’e oğlunu geri veren paradoksu… Çünkü iman aklın bittiği yerde başlar.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96454</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bd5d133-d782-4c56-976d-af1e5da5c69b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arthur Rimbaud - Ateşi Çalan Şair</image:title>
            <image:caption>“Ölümsüz ruhum verdiğin sözü tut, unut yalnız geceyi ve yanan günü unut.”
– Arthur Rimbaud

19. yüzyılın yoksul ve isyankâr sokaklarında, zengin ve tutkulu sözcüklerle sembol yüklü
bir karabulut gibi dolaşan büyük şair Arthur Rimbaud’nun tekinsiz ayak izlerinin
anekdotudur bu kitap.

Topluma ve entelektüel camiaya ısınamayan bir uyumsuz, yersiz yurtsuz bir
yürüyüşçüdür o. Şiiri çok genç yaşlarda şehirde bırakıp sokaklardan çöllere geçse de
yazdıkları edebiyat tarihinin akışını değiştirecek kadar özgün ve ateşliydi.
Bir hayalperestin sınırları zorlayan yaşamına tanıklık etmek; özgürlük, tutku, aşk, acı,
uyumsuzluk, delilik, dâhilik ve birçok şeyi derinden hissetmenizi sağlayacak.
Arthur Rimbaud çağdaşlarının gözünde hep şöyle tarif edilmişti:
O ŞİİRSEL BİR İSYANDIR!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96455</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ec7d302-db7e-44f8-962c-35dd2670e548.jpg</image:loc>
            <image:title>Beni Yarım Bıraktın</image:title>
            <image:caption>Şimdi yalnızlık en iyi arkadaşım…
İçimde sürekli bana seslenen bir ses var, en zor anlarımda bile konuşmaktan vazgeçmiyor: “Bu hayatta çok şey gördük, geçirdik; hiçbir şey bizi yenip yıkamadı! Bunlar mı yıkacak? Zor yıkarlar!”
Ben vazgeçmiyorum gülüşlerimden. Hayatta yaşayacağım güzelliklere inanmaktan asla vazgeçmiyorum.
Önemli olan sevmek, sevilmek, çabalamak.
Gerisi boş bir balon.
Ne kadar yukarı çıkarsa çıksın, elbet patlayacak, elbet sönecek...
Ben gerçek duyguları aramaktan ve onların bir gün mutlaka yaşanacağına inanmaktan asla vazgeçmeyeceğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96456</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d67bd68a-3936-43c7-8513-42ff6473722e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ünsüz Youtuber&apos;ın Günlüğü - Cesaret Oyunu</image:title>
            <image:caption>Ezgi ve ekibi bu kez lisede. Okullarının adı Mermerciler Lisesi olsa da mermer ocağında dinamit patlatmaya niyetleri yok. Ama telefonlarına gelen mesajlara kafa patlatacakları çok açık. Bu mesajları yollayan kim? Cesaretlerini kim yokluyor? Onları aptalca şakalara yönlendiren bir telefon uygulamasının kime ne faydası var? Eğer bu bir tuzaksa kimler tuzağa düşecek? Hadi hep birlikte “play” tuşuna basalım, Mermerciler Lisesindeki şamatayı kaçırmayalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96457</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76bcb2f5-64c8-4a5e-bdc4-a7a2a2403dfc.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Yıl Okul Tatili</image:title>
            <image:caption>Chairman Yatılı Okulu’nun öğrencileri eğlenceli bir gemi yolculuğuna çıkacaklardı. Aileleri olmadan seyahat etme ve Yeni Zelanda’nın kıyılarını keşfetme fikri hepsini heyecanlandırıyordu. Gemileri Sloughi yolculuk için hazırdı, ertesi gün yola çıkacaklardı. Öğrenciler gemide, mürettebat ise şehirde geçirecekti karadaki son gecelerini. Fakat sabaha karşı ne olduysa geminin halatları şüpheli bir biçimde çözüldü. Şiddetli rüzgârın ve aniden bastıran fırtınanın da etkisiyle Pasifik Okyanusu’nun uzak bir köşesine savruldu Sloughi. Gemideki on beş çocuk için inanılmaz bir yaşam savaşı da böylece başlamış oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96458</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78cfa985-84bd-45dc-b412-8ad44e142d7d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancı Dil Perisi</image:title>
            <image:caption>Elif, başta annesi olmak üzere yetişkinlerin dil öğrenme konusunda ona yaptıkları baskıdan hoşlanmıyordu. İngilizceyi sevmiyor, arkadaşlarının sürekli kelimelerin son hecelerini uzatmalarına da sinir oluyordu. Keşke ingilizce öğrenmek zorunda olmasaydı! Siz de hiç böyle hissettiniz mi? “İngilizce çalış, oğlum.” “Kızım bizim zamanımızda bu imkânlar olsaydı neler neler yapardık.” diyenlere neler söylemek isterdiniz? Elif’in bu konuda sizinle paylaşacakları var. Belki Yabancı Dil Perisi’yle tanıştığınızda o da size bazı şeyler söyleyecektir. Ne dersiniz? Hazır mısınız? Macera başlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96459</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/541f5a66-1808-4464-b218-797af3e96f6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hakikat Şaraptadır</image:title>
            <image:caption>In Vino Veritas’ta, olayları bize aktaran William Afham’dır. Afham, Kierkegaard’un diğer metinlerinde rastladığımız aşina takma adlara karşılık ilk defa bu metinde tanıştığımız bir karakterdir. Kendisi bir davet düzenler, davette sınırsız şarap olacağını ve davetlilerden her birinin ancak şarap etkisini o kişide gösterdikten sonra, başka bir deyişle normalde kişinin söylemeyeceği şeyleri söyler duruma gelmesinden sonra konuşmaya başlayacağını bize söyler. Bu bağlamda konuşmalar olacaktır, sohbetler değil. Tartışmanın konusu Eros’tur ve konuşmalar erotik aşk üzerine dönecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96460</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8032d1c-7191-4c20-83fd-aa01b53d74df.jpg</image:loc>
            <image:title>Yen</image:title>
            <image:caption>Bir gaip cinayet romanı. 
 
Hepimizin kalp atışı eşsiz, biliyor musun sevgili okur? Ve hepimizin bedeninin gizli anatomisine açılıyor. Senin de anımsama vaktin geldi. Bu roman sihir içeriyor. Sen de çoklu algını hatırlayacak, duyusal olacaksın. Aslen iki sen varsın, iki ayrı evren sürümünde. Neden en iyi versiyonuna ulaşmak yerine, öğrencende sıkışıp ciltlendiğin yazgındaki tecrübenle yetinesin. Sıçrama zamanın geldi. Ruhun dürtüsünü yolladı benliğine, bu kitap eline geçti, bırak esrarengizleştirsin seni. Şimdi niyetini et, dikkatini ver ve sihir işlemeye başlasın yaşamında. 
 
Esra Oflaz, kozmik anlatıcı kimliğiyle insanın yeryüzündeki varoluş öyküsünü sorguluyor, sorgulatıyor. İnsan ruhunun değişkenliğini anlatan roman, benlik sorgusuna bizi taşıyan ruhumuzun dip dalgasının yarattığı anaforu da dile getirir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96461</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2996a4a7-a4c4-4fe9-9e48-1ae1587ae6b2.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Görür Düşler</image:title>
            <image:caption>Duyarlıklara sarsıcı bir bakış... 

Yaşamın yavanlığına ya da acımasızlığına karşı kendilerine özgü bir düş dünyası kuran yalnız, yabancılaşmış insanların hikâyeleri var bu kitapta. Gerçek dünyanın paslı gıcırdamalarının karşısına rüyaların işlek kurgusunu koyan insanların hikâyeleri…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96462</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81dec71b-d7d7-4060-a67a-c58ad2593144.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Bayan Aceleci</image:title>
            <image:caption>Küçük Bayan Aceleci</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96465</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/591d54a8-6643-4a37-b16b-5ee9d7e7dd61.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Geçmiş Tükendi Ne Yarınlar</image:title>
            <image:caption>“Bütün solcu gençler gizli gizli aşk acısı çekiyordu, hepsi efkârlıydı. Solculukla aşk acısı akrabaydı sanki, her hallerine bir derinlik, efkâr, isyan sinmişti; göğse vurulan yumruk, koparılan düğmelerle hatırlarım onları. Aşklarını da devrim gibi kendi kapalı dünyalarında birbirleriyle paylaşıyorlar ama halleri, tavırları çekici bir haleyle kuşatıyordu onları. Biz çocuklar onların ‘ne olduklarını’ tam anlayamıyorduk ama onlar gibi olmak istiyorduk.” Türkiye’de sol hareket içinde ’68’liler ve ’78’liler üzerine çok konuşuldu. Nabi Kımran ise ’87’lileri hatırlatıyor; yani siyasi sosyalleşmesini 12 Eylül rejiminden çıkış döneminde, 1980’lerin ikinci yarısında yaşayan kuşağı... Kitap, gri bir ara dönemin bahse değmez “nesnesi” gibi görülen, daha doğrusu genellikle pek görülmeyen bu kuşağın yaşam, eylem ve duygu dünyasını anlatıyor. Onların özlemleri ve cesaretleriyle, büyük kayıplar vererek yürüttükleri mücadeleleri hatırlıyor ve hatırlatıyor. Bu “kayıp” görülen kuşağın temsilcilerinin 1990’lardaki ve 2000’lerdeki macerasının da izini sürüyor. Başta öğrenci hareketi olmak üzere, 12 Eylül darbesini izleyen on yılın atmosferi hakkında canlı bir tanıklık, Ne Geçmiş Tükendi Ne de Yarınlar... Öncesinde de, bu kuşağın 12 Eylül arifesindeki sosyalleşme ve siyasileşme (veya “solculaşma”) tecrübesine ilişkin, capcanlı bir tanıklık.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96466</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d15e8d0-b0a2-4914-a1b3-8fa36fff9eb7.jpg</image:loc>
            <image:title>Güle Güle - Seslerin Sessizliği Ciltli</image:title>
            <image:caption>Yeşilin içindeki yeşilleri göreceksin /Mavinin içindeki mavileri /Seslerin içindeki sessizliği /Artık beyninin gerisinden konuşacaksın /Soğancığından o sağır ama konuşkan /Beethoven’in kulaklarından /O sadelikte bir kallâvi kahve /Her yerin ağrıyacak sen ağaracaksın /Denizin ortasından yükselen bulutlarla Bir dolunayleyin /Bir ayağın gökte /Bir ayağın dal uçlarında /Yeni bir meyva olgunlaşıyor olgunlaşmış Düşecek dalından ölümsüz ölüm 
*Güle Güle *Övgü *İmana Geldim *Sadece Gerçeği Söyleyeceğim *Giderayak *Gelegiz von Marienbad *Masret *Negocu *Üç Nal Lokantasından *İkinci Salkım Söğüt *II.Perde *Şekvâ *Âşık Ölmez *Kaanuna Karşı *Burhan İçin *Baharat Yolu *W.B. Yeats’dan Bizans’a Yelken…*Yolda *Persona *Bir Daha Sefere *Tuhaflık *Mezmur *Rahmaninof Çalarken *Yılmaz Güney Doğuya *Kontıra Reklâm *Salihli’nin Kurşunlu’sunda Sabaha Karşı *Şimdii!..*Aslın Astarı *İlahiyât *Damga *Yazma-Okuma *Kokusal *Bay-Kay *İtiraf *Dörtlük *Nedenle Sonuç *Doğaçlamalar (Erdal Alova ile) *Atak *Heyheyli *Baştan Kara *Rubaî *Emil Galip Sandalcı’ya Saygı *Bahariye *Mehmet Akif Üzre *Gusman’ın Kabahati Nefes Almasıdır *Fikret’ten Tevkif *Yavuzer’in Cenazesine Giderken *Alem *İlâhi Komedi-II *Haykay *Prova *Musa Beğ için *Kurtuluş Savaşı *Sosyalist Uçurtma *Yunus’a İlahi *Ormancasına *Caz Şarkısı *İtiraf *Şarkı *Sır *Bir Çeviri Denemesi *Folklor Şiire Yarardır *Seslerin Sessizliği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96467</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf613d4d-772a-4a40-a361-20d80ccf356c.jpg</image:loc>
            <image:title>Meyhanede Hanımlar Ciltli</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar Meyhanede Hanımlar’da Cumhuriyet sayesinde kadınların kazandığı özgürlüğün sosyal hayata yansımasını, çerçevesini kimsenin tam olarak bilmediği içki yasaklarını, sanatta taklitçiliği mizahi bir dille hikâye eder.    
Mazhar Osman, Turşucu Cemal, Şehir Tiyatroları gibi dönemin popüler kişi ve konularına da değinilen Meyhanede Hanımlar’ı, Son Telgraf gazetesinde yayımlanmadan hemen önce yazarıyla yapılan röportajla sunuyoruz. 
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96468</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe75e646-13b0-4c06-9229-03ca15569857.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert - Kostümlü Doğum Günü Partisi</image:title>
            <image:caption>Mert, bir kostümlü doğum günü partisine davet edildi. Kendine harika bir uzaylı robot kostümü hazırladı. Ama tam partiye gitmek üzere çıkacakken, endişeye kapıldı. Ya diğer çocuklar kostümü beğenmezse? Ya komik olduğunu düşünürlerse? Bakalım kostümlü doğum günü partisi nasıl geçecek! 
Üretken ve yaratıcı olmanın, kendine güvenmenin ve zorluklar karşısında pes etmemenin önemini anlatan, çok eğlenceli bir hikâye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96469</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4a8ecb1-415e-4b40-a847-309cbc7fd231.jpg</image:loc>
            <image:title>İletişim - Eğlenceli Etkinlikler</image:title>
            <image:caption>İletişim yetenekleri STEM’in vazgeçilmez bir parçasıdır. Geleceğin STEM yıldızları, bu kitapta yer alan, harika resimlerin eşlik ettiği eğlenceli etkinlikleri yaparak, ifade araçlarını geliştirecekler. Böylece yaptıkları buluşları daha iyi açıklayabilecek, yaptıkları araştırmaların sonuçlarını daha sağlıklı çözümleyebilecek, yeni malzemeler bulup okurlarını daha iyi ikna edebilecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96470</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1114c6f2-e92f-4720-961c-05763200c590.jpg</image:loc>
            <image:title>Tonya’nın Fındıkkıran Balesi</image:title>
            <image:caption>Ben, Tonya! Seni dedemin fındık bahçesinde, muhteşem bir yıla davet ediyorum. Fındık nasıl yetişir, hiç merak ettin mi? Fındık deyip geçme! Her fındık tanesinde koca bir senenin emeği var. Dedem çok çalıştı, ben de ona yardım ettim. Sabırla bekledik, zorluklar karşısında hiç pes etmedik. Doğanın muhteşem döngüsünü beraber seyrettik, ona eşlik ettik. Sonunda, bu çabamızın karşılığında, birbirinden güzel fındıklarımız oldu.
Sen de bize katıl, doğanın eşsiz dansını Fındıkkıran Balesi’yle taçlandıralım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96471</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad09f06d-ed06-47da-98d9-eaec41c75d09.jpg</image:loc>
            <image:title>Harikalar Diyarı</image:title>
            <image:caption>Dünya güzelliklerle doludur, değerini bilirsen. Yapacak ne çok harika şey var, biraz düşünürsen. Hiç çekinme yeni şeyler denemekten. Keşfet dünyayı, öğren, eğlen!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96472</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf9f4d8b-4b18-4d6a-8915-b0edc43b2ffa.jpg</image:loc>
            <image:title>Sincap’ın Sırrı</image:title>
            <image:caption>Sincap çok ama çok heyecanlı. Tüm arkadaşlarını davet edeceği harika bir parti düzenliyor. Onlara sürpriz yapmak için, partisinin bir sır olarak kalması lazım. Ama Sincap dayanamıyor. Arkadaşına sırrını verse ne olur ki?
Minikler bu kitapta doğru ve etkili iletişim kurmanın önemini keşfedecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96473</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b9e5e68-db7b-48d6-8076-7010f2683930.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinolar Saymayı Öğreniyor</image:title>
            <image:caption>Dünyada yaşayan en zeki dinolar Birbirlerini buldular Beşli bir takım kurdular. “Biz saymayı seviyoruz” dediler, “Bu doğru! Madem biz sayabiliyoruz, sen de yapabilirsin bunu!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96474</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f102eb1-887e-4b5b-9477-a80f96367096.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk-ı Vefa</image:title>
            <image:caption>Çocukluk ve gençlik yıllarım ayrılık, üzüntü ve acılarla doluydu. Haksızlık karşısında asla baş eğmeyen bir insandım. Bütün zorluklara karşı kendi başıma mücadele ediyordum ve her zorluğun altından bir şekilde kalkıyordum. İhanetler, kirli tuzaklar, karanlık planlar beni yıldıramadı… Hayatım tıpkı bir harp meydanı gibiydi. Mücadelenin biri biterken bir diğeri başlıyordu… Ben karanlıklarla boğuşurken, hiç beklemediğim bir anda gönül dünyama aydınlık bir sevda doğmuştu… En zorlu imtihanlar da işte o sevdayla birlikte başlamıştı… Bundan sonrasını anlatmaya kelimeler yetmiyor… Tıpkı bir kasırga gibi yaşanmış sarsıcı hikayenin kahramanı olmak ister misiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96475</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/133d0d64-f07b-465c-ab80-e71e940ddc20.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Tavşanı, Dedem ve Ben</image:title>
            <image:caption>Dedem yalnızca boyumu ölçmeyi, sütü ve Ay Tavşanı’nı değil, oyun oynamayı da çok severdi. Bilmediğim pek çok oyunu bilirdi. İsim-şehir, üçtaş oyunlarını hep ondan öğrendim ben. Bir gün dedem yepyeni bir oyuna başladı. “Kimsin sen?” diye sordu bana. Nasıl oynanırdı ki bu oyun? “Ben peri padişahının oğluyum,” dedim. Kaf Dağı’nın ardında yaşıyorum…” 

Koray Avcı Çakman bu öykülerinde hayatı çocuklarla algılıyor, onların deneyimleriyle gözlemliyor, heyecanları ve beklentileriyle hissedip anlamlandırıyor. An geliyor, Kız Kulesi&apos;nin gizemine Pi&apos;nin müziği eşlik ediyor. Hindistancevizinin sabrı denizleri aşarken, Küçük Prens çat kapı beliriveriyor. Okurlar, Çağla Yiğit&apos;in desenleri eşliğinde öykülerin kahramanlarıyla birlikte çabalıyor, merak ediyor, seviniyor, bazen yitirilenlere üzülüyor, ama daima sahip olunan zenginliklerin, bellekte biriken hazinelerin farkına varıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96476</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b176c479-7045-44fb-b421-3259d0ebdc11.jpg</image:loc>
            <image:title>Kakadya ve Paylaşmayı Unutan Ardıç Kuşları</image:title>
            <image:caption>Yemyeşil, harika bir adanın en yaşlı kuşu olan Kakadya, bir kakadu papağanıydı. Hayat tecrübesinden dolayı, adadaki diğer kuşlar bir sorun yaşadıklarında sıklıkla ona danışırlardı. Bir gün, güzel ötüşleriyle dikkat çeken beş ardıç kuşuna denk geldi Kakadya. Dört tane ardıç ağacının yanında tartışıyorlardı. Kakadya çok geçmeden anlamıştı, bu kuşlar ardıç ağaçlarını paylaşamıyor, her biri bir ağaçtaki meyveleri tek başına yemek istiyordu. Bilge Kakadya, bu soruna da bir çözüm bulabilir miydi? Değerler Eğitimi Serisi’nin ikinci kitabı Kakadya ve Paylaşmayı Unutan Ardıç Kuşları, tatlı bir hikâyeyle paylaşmanın önemini hatırlatırken bazı kuş türleri hakkında da ilginç bilgiler içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96477</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea369c9f-56da-49c3-9644-0d149f259d89.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 4- Mantık ve Akıl Yürütme</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin dördüncü kitabı Mantık ve Akıl Yürütme, öğrencilerin temel bilişsel becerilerinin gelişimini eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, mantık ve akıl yürütme gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Mantık ve Akıl Yürütme kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Planlama ve Stratejik Düşünme kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Görsel ve İşitsel Algı, Dikkat ve Odaklanma, Planlama ve Stratejik Düşünme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96478</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fd2870e-d167-4fbf-942d-78dce9dc3d32.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Fare ve Orman Sakinleri</image:title>
            <image:caption>Uzaklardaki bir ormanda, en uzun ağacın altında, hem konuşkan hem arkadaş canlısı, çok sevecen bir fare yaşardı. Minik fare bir gün, birkaç hayvanla karşılaştı. Bu hayvanlar, şaka yapmaya bayılırdı. Bakalım minik fareye de şaka yapacaklar mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96479</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e2c5e91-dd70-4b9a-9fae-aa1e8383c56c.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 3- Planlama ve Stratejik Düşünme</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin üçüncü kitabı Planlama ve Stratejik Düşünme, öğrencilerin temel bilişsel becerilerinin gelişimini eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, planlama ve stratejik düşünme gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Planlama ve Stratejik Düşünme kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Planlama ve Stratejik Düşünme kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Görsel ve İşitsel Algı, Dikkat ve Odaklanma, Mantık ve Akıl Yürütme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96480</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94193f7e-5c67-4318-bc56-af2d50c24658.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 2- Dikkat ve Odaklanma</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin ikinci kitabı Dikkat ve Odaklanma, öğrencilerin temel bilişsel becerilerini geliştirmeyi eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, dikkat ve odaklanma gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Dikkat ve Odaklanma kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Dikkat ve Odaklanma kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Görsel ve İşitsel Algı, Planlama ve Stratejik Düşünme, Mantık ve Akıl Yürütme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96481</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60e29fbb-d410-4591-ac97-e97521246772.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri 1- Görsel ve İşitsel Algı</image:title>
            <image:caption>1. Sınıf öğrencileri için hazırlanan Düşünme Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri serisinin ilk kitabı Görsel ve İşitsel Algı, öğrencilerin temel bilişsel becerilerini geliştirmeyi eğlenceli ve renkli etkinliklerle destekliyor, görsel ve işitsel algı gelişimine katkıda bulunuyor. 
 
Görsel ve İşitsel Algı kitabının dahil olduğu kitap serisi, 1.sınıfın gelişim aşamalarını dört döneme ayırıp her bir dönemin gerekliliklerine uygun etkinliklerle hazırlanmıştır. Görsel ve İşitsel Algı kitabındaki çalışmalar, serinin diğer kitapları olan Dikkat ve Odaklanma, Planlama ve Stratejik Düşünme, Mantık ve Akıl Yürütme içerikleriyle pekiştirilerek öğrencinin bilişsel gelişimi desteklenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96482</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb83e46b-4524-4adb-bd3e-f480e962c5c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Etkinlik Kitabı</image:title>
            <image:caption>Sanat nedir?  
Çizgilerin duyguları var mıdır? 
Renkler birbirine karışınca neler olur? 
Müziğin resmi yapılabilir mi? 
Sanat Etkinlik Kitabı, çocukların sanat konusunda merak ettiği konuları eğlenceli etkinliklerle okura sunuyor. Çocuklar, sanatçıların başlıca eserlerini, sanat dünyasındaki yerlerini, kullandıkları yöntemleri öğrenirken kesme-yapıştırma ve boyama gibi etkinliklerle sanat dünyasına ilk adımlarını Sanat Etkinlik Kitabı ile atabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96484</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7aada1f-7f08-40aa-8448-95e3282f62d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Ritmi - Fırtınaışığı (1.Cilt)</image:title>
            <image:caption>Çok uzun zamandır sakladığımız sırlar var. İzleyerek. Uyumadan. Sonsuzca. Çok yakında, artık bize ait olmayacaklar. 
 
Üç Olan Bir yakalanmış ruhu arıyor ama bunun farkında değil. Hapsedilmiş spreni, o kadar uzun zaman önce unutulmuş olanı… Bilgiyi, Roshar&apos;ın bütün halklarını lanetleyecek olan bilgiyi bulmak için kendi ruhunu zamanında özgür bırakabilecek mi? 
 
Yenik Asker mızrağı seviyor, kendi etine saplanmış olduğu halde. Yürüyor, her zaman, ışık olmadan karanlığın içine doğru. Yanında kendi kendine tutuşturabileceğinin dışında hiçbir ışık olmadan. 
 
Arızalı Kız Kardeş hatalarını görüyor, kendisinin hata olduğunu düşünüyor. Atalarından çok uzakta sanki ama onu omuzlarında zafere ve o en önemli sessizliğe doğru taşıdıklarının farkında değil. 
 
Ve en önemli olanı, Makinelerin Anası büyük bir baloda yalancılarla dans ediyor. Onların maskelerini düşürmek, gizli sırlarını bulmak ve dünyaya açık etmek zorunda. En kötü yalanların kendi kendine söyledikleri olduğunu kabul etmeye mecbur. 
 
Eğer bunu yaparsa, sırlarımız en sonunda gerçekler haline gelecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96485</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a957d76-2b09-4cf7-acd8-f276d72210ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Ritmi 2.Cilt</image:title>
            <image:caption>İnsanların düşman işgaline karşı koymak için bir ittifak kurmalarının ardından, Dalinar Kholin ve Parlayan Şövalyeler bir yıl boyunca devam eden, amansız bir savaşın içinde buldular kendilerini. İki taraf birbirine üstünlük sağlamayı başaramamış durumda ve Dalinar’ın kurnaz müttefiki Taravangian’ın ihanet etme ihtimali de stratejik kararlar almayı zorlaştırıyor. 
 
Tam da Navani Kholin’in âlimlerinin yaptığı teknolojik keşifler savaşın gidişatını değiştirmeye başlamışken, düşman cüretkâr ve tehlikeli bir harekata hazırlanıyor. Bu harekatın ardından yaşananlar Parlayan ideallerinin ciddi şekilde sınanması anlamına gelecek ve bir zamanlar gücünün zirvesinde olan kadim kulenin sırları da ifşa olabilir. 
 
Bütün bunlar olup biterken Kaladin Parlayan Şövalyeler arasındaki değişen rolünü kabullenmek durumunda ve Kaladin’in Rüzgârkoşucuları da kendi problemleriyle yüzleşiyorlar: Ölümcül düşman Kaynaşıkların sayısı artıyor ancak şerefsprenleri, Parlayanların sayısını artırmak için insanlarla bağ kurmayı artık istemiyorlar. Adolin ve Shallan, şerefsprenlerinin kalesi Payidar Fazilet’e ulaştırmak için yola koyuluyor. Sprenleri kötü tanrı Garaz’a karşı verilen mücadeleye katılmaya ikna etmeleri gerekecek, aksi takdirde başarısızlığın sonuçlarıyla bizzat yüzleşecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96486</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/257b5a9d-d94e-4d75-afa8-268dcd294d51.jpg</image:loc>
            <image:title>Hangi Diyet</image:title>
            <image:caption>Fatma Yavuz’u esas olarak “insanlığı” ile tanıdık aslında. Daha önce “uzak” olduğu hayatlar ile tanışıyor; onların acılarına, yasına, yaşadıklarına ortak olmaya çalışıyor; öteki seslere ses verirken geleceğe de umut taşıyordu. Kısmaya çalıştılar o sesi... Önce çalıştığı kurumdan ihraç ettiler, sonra linç korosu ile sindirmek istediler. Elbet susmadı Yavuz, susmayacak da... 
Bu kitap o sesin derli toplu bir hikâyesi ve direngen duruşudur. Aynı zamanda tarihe düşülen ibretlik bir not, geleceğe bırakılan anlamlı bir mirastır. Bu yanıyla “Hangi Diyanet? / Bir Aforozun Öyküsü” bir kitaptan çok daha fazla bir anlam taşıyor. Tarih ve yaşananlar şahit buna. 
Aydın Tonga 
 
Fatma Yavuz büyük, çok büyük cesaretle sorguluyor yüzlerce yıllık öğretiyi. Bir insan, bir kadın olarak adaleti, eşitliği savunmak üzere yorucu, hırpalayıcı bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta, akıl ve düşünceyi kalın duvarlarının arasında tutmaya çalışan kurumsal ve bireysel iktidarların, topyekûn aynı dili konuşarak nasıl da karşısına dikildiklerini anlatıyor. 
Fatma Yavuz’un cesur hikâyesi akıl, vicdan ve dogmayı yeniden sorgulayacağımız bir ibret vesikasıdır. 
Sabâ Altınsay 
 
Bu kitap sadece bir kuruma değil, resmî ideoloji tarafından tanzim edilmiş bir İslam&apos;a da karşı, bir Müslüman&apos;ın inancın özünü arayış hikâyesi. Okurken hayalimde ara ara, bir yandan engizisyon mahkemeleri, bir yandan Sokrates’in savunması canlanıyordu. 
Fakat Fatma Yavuz’un Diyanet’teki işini kaybetmesiyle sonuçlanan trajikomik yargılanışını izlerken beni asıl büyüleyen, örtmezse “görünen her saç teli için seksen bin sene yanacağına” inanarak büyümüş bu merak dolu, pırıl pırıl zekâlı kızın, sorgulayarak kazandığı çeşitli iç görüler ve farkındalıklar üzerinden, hak ve adalet savunuculuğuna geçiş yolculuğu idi. Bu yolculuğu olanca şeffaflığıyla samimi, doğrudan ve dürüst bir sohbet diliyle anlatıyor “Fatma Hoca”; olaylar gözünüzün önünde akarken baskılar karşısındaki cesaretine, inanç ve kararlılığına hayran kalıyorsunuz. 
Gülayşe Koçak</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96487</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/643a5870-076d-4324-bc57-d6aefd94ed5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Beden Çalanlar</image:title>
            <image:caption>PAN’IN LABİRENTİ yönetmeninden fantastik bir gerilim romanı... FBI’ın kadın ajanlarından Odessa Hardwicke’ın yaşamı, azgın bir katilin peşindeyken başına gelen akıl almaz bir olayla tamamen değişir. Saha görevinden alınan Odessa, emekli ajan Earl Solomon’la şans eseri tanışınca, yaşadıklarına açıklama getirecek kişinin avukat Hugo Blackwood olduğunu öğrenir. Manhattan’ın finans merkezindeki garip bir posta kutusu aracılığıyla ulaşılabilen bu gizemli avukat, ya tamamen delidir ya da insanlığı tehdit eden şeytani bir gücü durdurabilecek tek kişidir. Duydukları ve gördükleri karşısında şaşkına dönen Odessa, hiçbir FBI eğitiminin onu hazırlayamayacağı bir dünyaya dalmak zorunda kalacaktır. BEDEN ÇALANLAR, Akademi Ödüllü yönetmen Guillermo del Toro ve çok satan yazar Chuck Hogan’dan nefes kesici, fantastik bir roman. Yepyeni bir evrenin kapılarını açan sürükleyici bir gerilim romanı... Hugo Blackwood ve Odessa Hardwicke modern bir Sherlockvari ikili oluşturuyor. –BRAD MELTZER</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96488</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1c1dd0e-385e-4fe3-8b2a-156acffa7fb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecenin Gözleri</image:title>
            <image:caption>Bir kadın Somerset kıyısında bulunan gözlerden uzak bir sahil kasabasına gider. Kamera kayıt sisteminde kadının aracıyla park alanına girdiği ancak oradan hiç ayrılmadığı tespit edilir. LyndaKorin bir anda ortadan kaybolmuş görünmektedir. 
 
Kız kardeşi, kayıp insanları bulma konusunda uzman olan Dedektif David Raker’dan yardım ister. 
Raker ise kadının nereye gittiğini, tüm hayatını ardında bırakmayı tercih edecek kadar ne yaşamış olabileceğinin gizemini çözmeye çalışır. Ancak şoke edici gerçekleri bilen tek kişi LyndaKorin’in kendisidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96489</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9bfd8e0-d1f0-4edb-8fd5-25467b07badd.jpg</image:loc>
            <image:title>Jean-Jacques Rousseau - İnsan Özgür Doğmuştur Ama Her Yerde Zincire Vurulmuştur</image:title>
            <image:caption>“Diğerlerinin efendisi olduğunu düşünenler, aslında onlardan daha büyük bir esaret
içindedir.”

Jean-Jacques Rousseau gerçek bir Aydınlanmacı hümanisttir. Ömrünü insanın
özgürlüğüne ve eşitliğine adamış sıra dışı bir kişiliktir. İnsan haklarından bahseden ilk
Aydınlanmacı düşünürdür. Onun düşünceleri günümüzün sorunlarına, özgürlük, eşitlik,
insan hakları, ekoloji ve çocuk merkezli eğitim konularına yüzlerce yıl ötesinden ışık
tutar.

Fransız Devrimi’nin ilkeleri onun düşüncelerinden esinlendi. Düzeni, eşitsizliği ve
adaletsizliği cesur bir şekilde eleştirdi. Bununla da yetinmedi, yeni ve insancıl bir
toplumsal düzenin inşası üzerine yazdı. Geleneklere karşı çıktı. Monarşiyi ve Kilise’yi
karşısına aldı. Rasyonel aklın gözden kaçırdığı, hatta bilerek hesaba katmadığı duyguları
önümüze serdi. Vicdan ve merhameti...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96490</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/937e4212-9fc9-4de8-814b-5431a89fe8c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilimkurgu Okuryazarlığı</image:title>
            <image:caption>“BİLİMKURGU, LAZER TABANCALI DELİKANLILARIN METAL SUTYENLİ KIZLARI
KURTARDIKLARI ‘UCUZ’ UZAY FİLMLERİNDEN İBARET DEĞİLDİR.”
– PHILIP K. DICK.
Bilimkurgu nedir?
Bilimkurgunun temeli “novum” nedir?
Novuma göre bilimkurgu alttürleri nelerdir?
Bilimdışı kurgu nedir?
Bilimkurguyu gerçekten anlıyor muyuz?
Yapılan göndermelerin ve üzerine kurulduğu teorilerin farkına vardığımız bir okuma
gerçekleştirebiliyor muyuz?
Bilimkurgu hikâyeleri nasıl yazılır?
Bilimkurgu üzerine daha yüzlerce sorunun dünyanın en önemli eserlerinden örneklemelerle ele
alındığı bu kitap sadece bilimkurgu tarihini değil, felsefesini de açıklıyor.
Bu türe gönül vermiş, okumaya ve seyretmeye meraklı herkese hitap eden bu kitabı okuduktan sonra bilimkurguya bakışınız tamamen değişecek. Yıllardır bilimkurguyla ilgilenen editör Zümrüt Bıyıklıoğlu geek gözüyle bilimkurguyu groklamanız amacıyla yazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96491</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b1d35ba-b5c9-451b-ab39-3e1fba888847.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Sabrı</image:title>
            <image:caption>ZAMANIN SİHRİ SABIR, LANETİ İSE TEKERRÜRDÜR. 
 
Bizi biz yapan, aldığımız kararları etkileyen en temel şey hatırladıklarımız ve unuttuklarımızdır. Ancak her seçiş bir vazgeçişi ve ödenmesi gereken bir bedeli beraberinde getiriyor. 90’ların bitmesiyle birlikte unutmayı seçtiklerimiz, yüzleşmediğimiz, hesabını sormadığımız her şeyin bedelini; şimdi kırılgan bir demokraside, güvercin tedirginliğinde yaşayarak ödüyoruz. 
Sedat Peker ile kapısı kırılan 90’lar odasına giriyoruz birlikte. Bu kitap, içinde yaşarken göremediklerimizi üzerinden geçen 30 yıllık yaşanmışlığın olgunluğu ile hatırlayalım diye yazıldı. O dönem fark etmediğimiz örüntülerin, bugüne etkilerini görmeyi, aklıselim şekilde “Biz nerede hata yaptık?” diye sormayı amaçladı. 40 yaş altındaysanız, duyduğunuz isimlerin, okuduğunuz olayların aslında ne olduğunu sizin için özetledi. 
Bir anlamda 90’lar odasının kabaca tozunu aldı. Her şeyi raflarına dizdi, kutularına koydu. Kutuların üzerine etiketler yapıştırdı. 
Zamanın sabrı kapıyı açtı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96492</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a096a14d-6279-43ff-aaa1-830e74274fa7.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice In Wonderland</image:title>
            <image:caption>“Who In the world am I? Ah, that&apos;s the great puzzle!” 
 
ALICE IN WONDERLAND is a novel written by British author Lewis Carroll in 1865. It tells the story of a young girl named Alice who falls down in a rabbit hole into an underground fantasy world inhabited by strange creatures. It is considered one of the best examples of the genre of literary nonsense. The tale merges with logic and gives the story lasting popularity among adults as well as children. 
One of the best-known and most popular works of English fiction, its narrative, structure, characters, and imagery have been immensely influential in popular culture and literature, particularly the fantasy genre. It&apos;s been 150 years since Lewis Carroll introduced Alice in Wonderland, which has become a favorite with children and adults worldwide. Now it&apos;s your turn to read the timless adventures of Alice, perhaps the most popular heroine of English literature.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96493</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb0426b2-bfc1-4e8f-89c1-e3effc35030f.jpg</image:loc>
            <image:title>Şamanın Yaşam Çemberi</image:title>
            <image:caption>Sadece kim olduğunu unuttuğunda, gölgen seni baştan çıkarabilir. 
 
Şamanizm ve Kabala öğretilerinde ya da Jung’un çalışmalarında gölgeyle tanışmadan söz edilir. Gölge hep bizimledir ve hayatta kavga ettiğimiz, inatlaştığımız, sevmediğimiz ne varsa gölgemizde de o vardır. Çeşitli sorular ve çalışmalarla gölge ışığa çağrılmaya çalışılır ancak ışık büyüdükçe gölge de büyür. 
Bir bozukluğun tedavisi her zaman bir kahramanın yolculuğu potansiyeline sahiptir. “Pas”ın “altın”a çevrilmesi simyasal bir süreçtir. Böylelikle şartlanmalar, yaralanmalar, travmaya bağlı olan güçlerini serbest bırakır ve yeni potansiyellere dönüşebilir. Ancak böyle bir yolculukla ruhun kaybolmuş ışık parçaları yuvasına geri dönebilir. Herkes için gerekli olan bu süreç tüm masallarda, mitlerde ve efsanelerde anlatılır. Büyüleyicidirler çünkü zayıf insanlar karanlıklarıyla, zayıflıklarıyla ve şeytanlarıyla yüzleşerek asıl tohumlarına ulaşırlar. 

Yazar Felis Kohen, ŞAMANIN YAŞAM ÇEMBERİ kitabıyla sizleri iki kadim bilgeliğin harmanlandığı bir deneyime davet ediyor. Yaşamınızı gözden geçirmenize, yeniden kendinize odaklanmanıza ve kendinizi görmenize yardımcı olacak uygulamalar ve yol haritalarıyla gölgenin ışığa dönüşmesine yardımcı oluyor. Herkesi ruhuyla karşılaşacağı ve bir kahraman olarak yola devam edeceği çemberdeki o noktaya, mucizevi değişimin başlayacağı yere çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96494</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dce04ba-ad25-4893-932e-1013f1faa258.jpg</image:loc>
            <image:title>Kütleçekimi Dalgaları</image:title>
            <image:caption>50 yıl süren araştırmalar 14 Eylül 2015’te meyvesini verdi, kütleçekimi dalgaları keşfedildi ve astronomide bir devrim gerçekleşti. 
O güne dek, evrenin araştırılması elektromanyetik radyasyona (ışık, radyo dalgaları, X-ışınları…) bağlıydı. Ama elektromanyetik radyasyonu durduran hiçbir engel, uzay-zamanın dokusunda yol alan kütleçekimi dalgalarını durduramıyor. Bu nedenle optik ve radyo teleskoplardan sonra kütleçekimsel dalga teleskopları evrenin sırlarını keşfetmek için yürütülen çalışmalara büyük katkı yapacak. İlk hedefler evrenin evrimi, kara delikler ve karanlık madde olacak. 
20. yüzyılın ilk yarısında kuantum mekaniği araştırılırken bunun ne işe yarayacağını hiç kimse bilmiyordu. Fakat bugün, gelişmiş ülkeler, gelirlerinin yaklaşık üçte birini kuantum mekaniğine dayalı teknolojiler sayesinde elde ediyor. Kütleçekimsel dalga araştırmalarının ileride bilim, teknoloji ve ekonomiye neler katabileceğini şimdiden kim bilebilir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96495</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff0a8ae0-4ceb-4ad6-a3fa-e6c3bc3f6af6.jpg</image:loc>
            <image:title>Gel Bana Masal Anlat Set (4 Kitap)</image:title>
            <image:caption>4 Kitaptan oluşan bu seri sayesinde çocuklarımız çok sevdikleri masal kahramanlarını kullanarak kendi masallarını anlatacaklar!
Çocukların hayal kurma, kendilerini ifade edebilme ve problem çözebilme becerilerini destekleyen Gel Bana Masal Anlat kitapları, karıştır eşleştir oyun kitapları mantığıyla hazırlanmıştır.
Çocuklar bu kitaplarla eğlenceli bir oyuna dahil olarak konuşma becerilerini artıracaklar, beden dillerini daha etkili bir şekilde kullanmayı öğrenecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96496</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1065e0c-3fd9-4fa3-acb1-757e94bdb288.jpg</image:loc>
            <image:title>Eski Dostum Kertenkele</image:title>
            <image:caption>Uzakları merak eden, dünyada başka neler olduğunu sorgulayan Kuzgun, bir sabah yola çıkmaya karar verir. Yolculuk, tehlikelerle doludur fakat Kuzgun asla pes etmez. Hayalini kurduğu okyanusa kavuşmak için fırtınalara direnir. Hiç görmediği suya duyduğu özlem sayesinde kırık bir kanatla denize ulaşır. Hayatta bildiği pek çok şeyi ona susarak öğreten balıkçıyla karşılaşır ve kendisi gibi yalnız martıyla tanışır.

Kuzgun, dönüş yolunda dinlenmek üzere bir yuva yapar kendine. Fakat bu dikenli çalılarla dolu yer, aslında bir Kertenkele&apos;nin uzun zamandır yuvasıdır. İlk karşılaşma tatsız olsa da, bir süre sonra yalnızlıklarını paylaştıkları, yaşadıklarını anlattıkları iki iyi arkadaş olurlar. Kuzgun, yaptığı yolculukta gördüklerini anlatırken Kertenkele ise yıllardır saklandığı yuvasından çıkmak için cesaretini toplar.
Cesaret, özgürlük, merak ve dünyayı keşfetmek hakkında etkileyici bir modern fabl.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96497</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5083c3bd-ee8e-46b0-8ab9-741c9b03e148.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Tür Kıvılcım</image:title>
            <image:caption>11 yaşındaki Addie, yaşadıkları kasabada bir zamanlar büyücülükle suçlanan ve ‘cadı’ olarak adlandırılan ama aslında nöroçeşitliliğe sahip çok sayıda kadının öldürüldüğünü öğrendiğinde, bu &apos;cadıların&apos; hikâyesinde daha fazlası olduğunu bilir. Tıpkı kendi hikâyesinde olduğu gibi. Sahip olduğu keskin empati yeteneği sayesinde onların anısına sahip çıkmaya kararlıdır. Sadece kendisi gibi otistik ablası, Addie’nin hissettiklerini ve yaşadıklarını gerçekten anlar. Peki Addie, kasabasındaki insanların ona karşı bakışına meydan okuyup geçmişte öldürülen kadınların itibarının iade edilmesi için verdiği mücadeleden galip çıkabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96498</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f53b8b9-9edf-4dc0-a314-1fb7fba1bb2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Aceleci Ayıcık Babu - Asla Geç Değil</image:title>
            <image:caption>Ayı Babu, çok meşguldür. O kadar meşguldür ki ne arkadaşlarına selam verecek ne birine çarptığında özür dileyecek ne de kendi kendi kalbinin sesini dinleyecek vakti yoktur. Ta ki çok kıymet verdiği saatini kaybedene dek... Saatini bulmak için arkadaşlarından yardım isteyen Babu&apos;nun öğrenmesi gerekenler vardır. Arkadaşları, Ayı Babu’ya arkadaşlığın hayata kattığı güzellikleri hatırlatır.
Aceleci Ayıcık Babu, zaman kavramına başka bir gözle bakabilmeyi, sevdiklerimize zaman ayırabilmeyi ve kalbimizin sesini dinlemeyi lirik bir dille anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96499</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de045b6d-e2da-461a-9adc-750861c4a667.jpg</image:loc>
            <image:title>Bulurum Seni Okyanusta</image:title>
            <image:caption>Okyanusta Bulurum Seni!Bu hiç kolay değil ki!Karanlıkta gizlenen birileri var!Sincap Simsim’i takip et, okyanusu keşfet! Feneri iç bırakma! İpuçları yardım edecek sana.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96500</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1880dda0-02d0-4d49-b2f0-098a8fdd33c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Benimle Oynar Mısın Baba?</image:title>
            <image:caption>“Oyun, çocuk için sadece bir oyalanma ve eğlence aracı değildir; fiziksel, zihinsel, dilsel, motor, sosyal-duygusal gelişim alanlarını destekleyici bir role sahiptir. Oyun çocuğun en ciddi işidir” diyerek yola çıkan Ali Çankırılı Benimle Oynar mısın Anne’den sonra Benimle Oynar mısın Baba ile çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmek isteyen anne ve babalara bir destek eli uzatıyor.

Bilgisayar ve internet odaklı oyunların çocuklarımızı adeta işgal ettiği şu dönemde evdeki basit materyallerle bazen de hiçbir malzemeye ihtiyaç duymadan uygulanabilecek oyun ve etkinlikler giderek daha da önem kazanıyor. Çünkü çocuğun duygusal, bedensel, zihinsel olarak aktif biçimde katılacağı oyun ve etkinlikler dikkat, algı, duyusal gelişim ve farkındalık üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor.

Bu ihtiyacın farkında olan ama çocuklarıyla basitçe ve gelişimlerine destek olacak içerikte farklı oyunlar ve etkinlikler oluşturmakta zorlanan anne babalar Benimle Oynar mısın Baba’da yaş gruplarına, uygulanacakları mekâna ve kazanımlarına göre gruplandırılmış etkinliklerle çocuklarıyla dolu dolu vakit geçirecek, zaman zaman da geçmişin sokak oyunlarının bugüne taşınan versiyonlarıyla kendi çocukluklarına doğru keyifli bir yolculuğa çıkacaklar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96501</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6af0fff-bad5-4c8d-9b97-85bfff6709a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Dolunayın Özgür Kadınları</image:title>
            <image:caption>Zihin-beden, insan-doğa ayrışmalarının olmadığı kültürlerde, özünün bilincindeki kadınlara göre ay hali kutlanmaya değer bir doğuş, bir yenilenmeydi. Peki ne oldu da bu durum değişti? Kadının doğasına ait menstrual döngü nasıl “hastalık” olarak algılanmaya başladı. Dolunayın Özgür Kadınları, bu soruların cevaplarını bulmak için sizi 28 günlük bir yolculuğa çıkarıyor.
Op. Dr. Ayşe Duman, kitap boyunca çok önemli bir sorunun peşine düşüyor: Hiçbir organın fonksiyonu ağrılı değilken menstruasyon neden ağrılı olsun?
Siz de bu soruyu sormaya başladıktan sonra kitapta yer alan her günde katman katman açılan “nedenler silsilesi” ile karşılaşacaksınız. Silsilenin içinde menstrual döngü esnasında değişen hormonlar ve duygular da var; tarihsel süreçte ve günümüzde kadının ritmini bozan tutum, tavır ve inanışlar da… Tüm bunların dolunay ile ne gibi bir ilişkisi olduğu ise kitabın en keyifli sürprizi…
Dolunayın Özgür Kadınları, kadının kendini, gücünü, bedenini ve varoluşunu, ruh-zihin-beden bütünlüğünde anlamasını sağlayacak yolun taşlarını döşeyen, başvuru niteliğinde önemli bir kaynak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96502</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8511949-06f5-4c25-b7c3-1b40aee89fb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Cehalet Tutkusu</image:title>
            <image:caption>Bilginin ve bilgiye ulaşma yollarının yeniden tanımlandığı günümüzün hakikat sonrası, post-endüstriyel dünyasında gerçekle yalanı ayırt etmek zaman zaman imkânsız hale geliyor, bu da kasıtlı olarak bilmemeyi seçen insanların sayısının gitgide artmasına neden oluyor.
Filozof, sosyolog ve hukuk teorisyeni Renata Salecl Cehalet Tutkusu’nda, insanlık durumunun daima bir parçası olduğunu savunduğu “cehalet”i ve bağlantılı olarak “inkâr” kavramını masaya yatırıyor; hem travmatik bilgiye ulaşmaktan kaçınan insan doğasını hem de ideolojik mekanizmaları sekteye uğratacak bilgiyi inkâr yollarını insanlık durumu üzerinden açıklıyor. Kasıtlı cehaletin bilhassa kriz anlarında olumlu bir yanının da olabileceği fikrini dile getiriyor; cehaletin güce nasıl dönüşebileceğini disiplinlerarası örneklerle aktarıyor.
Felsefeden, psikanalitik ve sosyal teoriden, popüler kültürden ve kendi deneyimlerinden yola çıkıp Lacan, Foucault, Claude Lévi-Strauss gibi isimlerin argümanlarına referanslarda bulunarak cehaletin sosyal ve psikolojik nedenlerini inceliyor; cehalet tutkusunun aşktan hastalığa, travmadan genetiğe, adli tıptan büyük veriye kadar hayatımızın pek çok alanını nasıl etkilediğine dikkat çekiyor.
“Cehalet veya inkârın sosyal ve psikolojik motivasyonlarıyla sonuçlarının kapsamlı bir incelemesi... Sahte haberlerin, propagandaların, siyasi söylemlerin ve düello uzmanlarının medyaya hâkim olduğu bir zamanda, Salecl’ın analizi her birimize ‘cehaleti ve inkârı benimsemek’ için aldığımız kararlar hakkında düşünmenin yeni bir yolunu sunuyor.” –Kirkus Reviews
“Yeni yeni filizlenen cehalet araştırmaları alanına değerli bir katkı... İncelikli ve zorlayıcı.” –Linsey McGoey, The Philosopher
“Renata Salecl bu az ve öz, incelikli kitapta günümüzün yaygın cehalet tutkusunu ve bunun toplumun pek çok farklı düzeyinde nasıl işlediğini araştırıp belgeliyor. Son derece anlaşılır ve taze bir üslupla kaleme alınan kitap, pek çok insanın hayatına dokunan örnekler üzerinden bilmeme çabamızı analiz ediyor.” –Darian Leader</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96503</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b592a8e-c287-4e7c-97ec-7bfb378fdab1.jpg</image:loc>
            <image:title>Derviş</image:title>
            <image:caption>Fatih Sultan Mehmed, Midilli’yi fethedeli uzun yıllar olmamıştı. Türkleri kendilerine en büyük tehdit olarak gören Rodos Şövalyeleri mazlumlara zulmetmeye devam ediyordu.
İşte bu şövalyelerin önderliğinde, zenginliğin ve gücün merkezi Akdeniz’i ele geçirmeye ant içmiş yeni bir Haçlı ittifakı Türk varlığını mavi sulardan silmeye kararlıydı.
Fatih’in yiğit askerlerinden Yakup Ağa’nın ele avuca sığmayan yaman oğlu Hızır, bu ittifaka karşı vatanını müdafaa etmek istiyordu, ama nasıl?
İşlenmeyi bekleyen cevher misali, Hızır’ın ona yol gösterecek bir rehbere ihtiyacı vardı.
Bu cevheri işleyecek olansa kim olduğu ve nereden geldiği bilinmeyen gizemli Derviş’ti.
Ulvi bir amaç peşinde, tarihi değiştirecek bir sırra vakıftı...
Ve bu sırrı sahibine aktaracağı günü beklemekteydi.
Peki...
Hızır ile Derviş’in yolları nasıl kesişecek?
Hızır, sırrın sahibi olmaya mahir olduğunu gösterebilecek mi?
Derviş gerçekte kim?
Cem Sultan’ın mirası Hızır’ın ve Derviş’in kaderinde nasıl bir rol oynayacak?
Kitapları ve oyunculuğuyla Türkiye’de ve dünyada büyük ilgiyle takip edilen Bahadır Yenişehirlioğlu, Derviş’te ustalıklı bir kurgu ve etkileyici bir üslupla bambaşka bir tarih anlatısı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96504</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04eec2e9-69e8-42d4-8320-ecc81401562f.jpg</image:loc>
            <image:title>Derviş Pusulası</image:title>
            <image:caption>Derviş Pusulası başlığıyla neşredilen bu güzide eser, tasavvuf semasının “bâzu’l-eşheb”i yani “beyaz şahini” yüce veli Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin el-Gunye li-tâlib-i tarîk-ı hakk adlı eserinin son kısmı olan Tasavvuf Kitabı’dır. Bu önemli eserde Geylânî hazretleri, tasavvufun bir takım temel ıstılahlarına, kavramlarına açıklık getiriyor. Daha sonra sufilerin hem kendi içlerinde hem de sosyal hayatta takınması gerekli olan tavırlarını öyle detaylı bir surette anlatıyor ki bu eser tasavvuf yoluna sülük eden dervişlerin en temel rehberi haline geliyor. 
Sünnet-i seniyyeye ittiba eden insan kemal vasıflar kazanır; gerçek kulluğa giden yollar da esasen sünnet-i seniyyeden geçer.

İşte tarikat adabı haddi zatında müntesiplerine en baştan itibaren sünnet yörüngeli bir hayatı talim ve terbiye eder. Elinizdeki kitap bu anlamda tam da toplum içerisinde kılavuzluk görevi ifa eden hakiki mürşitlerin ve hakiki dervişlerin hem Allah’ın hem de Allah’ın kullarının haklarını ne şekilde gözetmesi gerektiğini gösteriyor. Yemek yeme adabı, arkadaşlık adabı, zikir ve sema adabı gibi gündelik edepleri izah ederken tasavvuf yolunda ilerlemek isteyenler için gerekli olan mücahede, tevekkül, güzel ahlak, şükür, sabır, rıza ve sıdk gibi kavramları da şerh ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96505</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e3ce830-f9c0-45b6-9d87-3929743b2e8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüzgara Fısıldayan Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Arkeolojik bir kazıda bulunan esrarengiz bir el motifinin Anadolu Ortaçağı&apos;na uzanan hikâyesi... 
 
Yıllarca Saltuklu Beyliği&apos;ne hükümdarlık yapmış olan Mama Hatun&apos;u zindandan kurtarabilmek için Mahsima Cihan Hatun, şifa arayışıyla Işık Ülkesi&apos;ne doğru at üstünde uzun bir yolculuğa çıkar. Bu zorlu yolculuktaki durakları olan karanlık manastırlarda, hanlarda, kervansaraylarda esen rüzgârlar, kulağına tarihin güçlü ve cesur kadınlarının hikâyelerini üfler. Kuvvetini duyduklarından alan Mahsima, nesillerdir yalnızca kadınlar arasında süregelen sırrı aydınlatarak, hükümdarı kurtaracak iksire ulaşabilecek, Mama Hatun&apos;u ve de kendi hayatını kurtarabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96506</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc6864eb-df82-492e-b626-9cf95ea175e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayaldi Roman Oldu</image:title>
            <image:caption>Upuzun bir yolculuktu bu. Hiç bitmeyecek izlenimi veriyordu. Yorucuydu. Nihayet özgün olaylarla örülü bir metin çıktı ortaya.
Hayaldi, roman oldu.
Kitabı bu gece bitirdim. Tan vakti girdi. Üsküdar gökleri kızıla boyandı. Birazdan sabah olacak, sonucu merakla bekleyen yayıncım metni almaya gelecek.
Kitap yayınlandıktan sonra bir nüshasını sana kendi elimle vermek isterim. Kim bilir, belki yine gelirsin. Günbatımına yakın sahilde oluyorum. Gelemezsen, sonsuzluk sahilinde bekle beni. Yoldayım, geliyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96507</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60afc407-547b-4646-85a6-ec838dc51f24.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Ayı</image:title>
            <image:caption>“Ufukta, güneşte bir siluet, bir şey hareket etmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar olmuştu. O kadar hızlıydı ki April az daha gözden kaçıracaktı. Büyük, uzun adımlarla yürüyen ve çok beklenmedik bir şeydi. Yeniden gözlerini kırptı. Her ne ise gitmişti.
Ancak April bir kutup ayısı gördüğüne yemin edebilirdi.”
 
Ayı Adası’nda hiç kutup ayısı kalmadı.
 
Araştırması onları altı aylığına Kuzey Kutbu’na götürdüğünde April’ın babası ona böyle söyler. Ancak bir gece April, ufukta belirgin bir ayı siluetinin hareket ettiğini görür. Orada olmaması gereken, aç, yalnız ve evinden çok uzakta olan bir kutup ayısı. Bir şeylerden mahrum kalmış bir ayı, tıpkı April gibi.
 
Aralarındaki beklenmedik bağ büyürken April yeni en iyi arkadaşını kurtarmaya kararlıdır ve böylece hayatının en büyük ve en önemli yolculuğu başlar.
 
Ayıyı kurtarmak için bir yolculuk... Ve belki bu, April’ın kendini de kurtarması için bir şanstır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96508</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b58cd85-fe01-4037-9589-542532cb4f39.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Ayı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Ufukta, güneşte bir siluet, bir şey hareket etmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar olmuştu. O kadar hızlıydı ki April az daha gözden kaçıracaktı. Büyük, uzun adımlarla yürüyen ve çok beklenmedik bir şeydi. Yeniden gözlerini kırptı. Her ne ise gitmişti.
Ancak April bir kutup ayısı gördüğüne yemin edebilirdi.”
Ayı Adası’nda hiç kutup ayısı kalmadı.
Araştırması onları altı aylığına Kuzey Kutbu’na götürdüğünde April’ın babası ona böyle söyler. Ancak bir gece April, ufukta belirgin bir ayı siluetinin hareket ettiğini görür. Orada olmaması gereken, aç, yalnız ve evinden çok uzakta olan bir kutup ayısı. Bir şeylerden mahrum kalmış bir ayı, tıpkı April gibi.
Aralarındaki beklenmedik bağ büyürken April yeni en iyi arkadaşını kurtarmaya kararlıdır ve böylece hayatının en büyük ve en önemli yolculuğu başlar.
Ayıyı kurtarmak için bir yolculuk... Ve belki bu, April’ın kendini de kurtarması için bir şanstır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96509</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/907d6c5d-7f1f-4e8d-a719-99f1d02176d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Harf Bir Medeniyet - Mim Kitabı</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. İlhami Yurdakul’dan, kültür ve medeniyetimizin “mim” süzgecinden geçirildiği yepyeni bir kültür tarihi çalışması: Bir Harf Bir Medeniyet: Mim Kitabı. Yurdakul, yazının tarihinden başlayarak genelde medeniyetleri özelde ise Türk-İslam medeniyetini “mim” harfi sembolizmi üzerinden adeta resmediyor. Sanattan edebiyata, siyasetten tasavvufa, sözlü kültürden bürokrasiye, mistisizmden rüya tabirlerine, medreseden mektebe, ebced hesabından musikiye ve gizli teşkilatlara kadar hemen her alanda kullanılan “mim” harfi sembolizmi, ilk defa bir harf monografisi olarak bir arada.
Orduda, maliyede, yargıda, İslam hukukunda ve merkez bürokrasisinde “mim” rumuzu hangi anlamlarda kullanılmıştır?
Sultan II. Abdülhamid, sadrazamın mühür ve mim rumuzu kullanmasını neden yasaklamıştır?
Matbaada “mim başı” ve “mim uzatmak” deyimi ne anlama gelmektedir?
Hat sanatında “mim” harfi hangi usulle yazılmıştır?
Edebiyatta sevgilinin ağzı neden “mim”e benzetilmiştir?
Tasavvufta “mim perdesi” ifadesi ve “yedi mim duası” nasıl izah edilmiştir?
Rüya tabirlerinde “mim” rumuzu hangi anlamlara gelmektedir?
İstiklâl Savaşı’nda kurulan “Mim Mim Grubu” nasıl çalışmıştır?
İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin şifreli kelimesi ve “mim” rumuzunun anlamı nedir?
Türk-İslam kültür ve medeniyetinin maddi kültür varlıkları ve düşüncesinin izahında “mim” harfinin daha nice gizemli bir sembol olarak yeri tek kitapta…
Prof. Dr. İlhami Yurdakul, tek bir harfin bile araştırma konusu olabileceğini, hakkında zengin malzemelerin bulunabileceğini ve alana özgün katkı sunabileceğini gösteriyor. Kültür tarihini “mim” perspektifinden, belgeler ve görseller eşliğinde okumak isteyenler için vazgeçilmez bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96510</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec52aa9f-8f97-4f2e-a87a-c7844c3cf03e.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi Set (4 Kitap)</image:title>
            <image:caption>BEBEK ÜNİVERSİTESİ- Hikâyeli İlk Kavramlarım
 
İlk kavramları tatlı hikâyelerle keşfetme zamanı!
 
Küçük-Büyük kavramları için mini mini bir bebek masalı!
Bir çocuğun “Nasılsın? “sorusuyla başlayıp dünyayı dolaşan bir iletişim hikâyesi!
Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller, şaşırtıcı bir masalda bir arada!
Renklerin en tatlı hali, tatlı bir hikâyede saklı şimdi!
 
Bebeğiniz hayatı keşfetmek için sabırsız.
En iyi keşif aracı kitaplar, minik kaşiflere eşlik etmek için hazır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96511</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16fd18a3-f0de-4fcf-946c-429f88311fcc.jpg</image:loc>
            <image:title>Felaketler Çağı</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. İlyas Gökhan; Felaketler Çağı: Orta Doğu’da Kıtlık, Kara Veba ve Salgın Hastalıklar (1200-1405) isimli bu çalışmasıyla, Türk etkisinin bin yıl sürdüğü Orta Doğu’yu, özellikle, 13. ve 14. yüzyıllarda Mısır ve Suriye’yi merkeze almakla birlikte bu coğrafyanın geniş hinterlandında görülen kıtlık, Kara Veba ve salgın hastalıkları, bunların çıkış sebeplerini, yayılmalarını, etkilerini ve sonuçlarını anlatıyor. Bilhassa bir pandemi haline gelen Kara Veba’nın Asya’da çıkışı ile Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılışını ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra söz konusu dönemlerde hüküm süren Eyyûbî ve Memlûk devletlerinin yönetici unsurlarıyla halkın yaşanan bu felaketler karşısındaki tutumlarını da gözler önüne seriyor.
Kıtlık ve salgın hastalıkların kent, kasaba ve köylerin demografik yapısını nasıl etkilediğine değinen İlyas Gökhan; ölümler ve göçler nedeniyle Mısır’da tarım alanlarının, çiftliklerin ve köylerin terk edildiğini, kentlerde ise pek çok mal, mülk ve servetin sahipsiz kaldığı için devlet hazinesine aktarıldığını belirtiyor. Kıtlık nedeniyle gıda maddelerinin fiyatlarının aşırı arttığını, bazı ürünlerinin ise yüz kat pahalandığını ifade eden Gökhan, kıtlığın açlığa dönüştüğü dönemlerde insanların hayatta kalabilmek için kedi, köpek ve hatta insan eti yemek zorunda kaldığına dikkat çekiyor.
Asırlar önce milyonlarca insanın ölümüne neden olan Kara Veba ile günümüzde dünyayı kasıp kavuran koronavirüs (Covid19) arasındaki benzerliklere değinen İlyas Gökhan, her iki salgın arasında yüzlerce yıl olmasına rağmen ortak siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçlar doğurduğunun altını çiziyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96512</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24d40f0f-9562-4793-b9e5-1635f03add02.jpg</image:loc>
            <image:title>Akraba</image:title>
            <image:caption>“Nerden gidiiim abi?&quot;
“Samanyolu&apos;na çık, Küçük Ayı&apos;nın solundan git!”
Taksi şoförü, yanında oturan Sinan&apos;a, ardından da dikiz aynasından çocuğa baktı.
&quot;Ufaklık çok şirin. Adı ne?&quot;
&quot;Ne bileyim ben!&quot;
Şoför bu kez ciddi bir hayretle baktı tuhaf müşterisine.
&quot;Adın neydi lan senin harbiden?&quot; diye sordu Sinan.
&quot;Söylemicem,&quot; dedi Ali somurtarak. Sinan tekrar önüne döndü.
&quot;Söylemezsen söyleme!&quot;
Durumdan hayli işkillenmiş olan taksiciye değil, yola bakarak konuştu;
&quot;Zaten gidecek yarın. Bilmesek de olur!&quot;
Akrabalık bağı nedir?
Kanların birbirine benzemesi…
Genlerin komşuluğu, tanışıklığı ve aynı soydan geliyor olmanın sorumluluğu
ve değiştirilemez ortaklığı?
Bu mudur esas olan?
Seçemez miyiz ailemizi? Seçemez miyiz kardeşimizi?
Gerçekten mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96513</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8aea7cf6-a43f-4d00-9d6a-493c457ad7da.jpg</image:loc>
            <image:title>Çakırkeyif Şiirler</image:title>
            <image:caption>sarhoşken yaptıklarımda
ayıklığımı arıyorum
ayıkken yaptıklarımda
sarhoşluğumu
belki de bu yüzden hep
çakırkeyif yaşıyorum</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96514</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71e93d4b-90e3-4248-ab83-5568d9a54a24.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Bisküvi Arası Lokum</image:title>
            <image:caption>“Elindeki paketten bisküvilerin ve gül kokulu lokumların kokusu geliyordu Edip&apos;in burnuna, aynı seneler öncesinde olduğu gibi.
Bir an önce iki bisküvinin arasına koyacağı gül kokulu lokumu şerbetle yemek için sabırsızlanıyordu, heyecanlıydı, seneler öncesinde olduğu gibi.”
Yazamamanın sancılarını yaşayan Edip, elli yıl önce yaşadığı köyünü ziyaret etmeye karar vermişti. Otuz beş yıl önce Türkiye&apos;den Almanya&apos;ya giden uçağa bindiği gibi bu sefer de Almanya&apos;dan çocukluğuna giden bir uçağa binmişti. Otuz beş yıl önce, tanımadığı insanlar ve bilmediği bir kültür için kilometrelerce yol katetmişti. Şimdi ise çocukluğunun geçtiği köye gitmesine rağmen durum farklı değildi. Elli yıl önce köyünden, otuz beş yıl önce ise İstanbul&apos;dan ayrılmıştı. Çocukluğunu, gençliğini, doğduğu köyünü ve büyüdüğü İstanbul&apos;u geride bırakmıştı. Şimdi, elli yıl sonra köyüne dönen Edip, eski tatlar, kokular ve tanıdıklar ile geçmişten gelen, unutulmuş ve yarım kalmış anıları su yüzüne çıkarıyor.
“Edip, derin bir nefes alarak başladı anlatmaya.
Tıpkı elli sene öncesinde olduğu gibi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96515</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2f834b1-d0f4-483f-9c0a-4c8627a2f68c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanada&apos;ya İlk Adım</image:title>
            <image:caption>“Yeşillik o kadar çok ki burada, binalar arasında yeşillikler değil de yeşilliklerin içinde binalar kaybolmuş sanki. Yeni binaların tamamının dış cephesi cam. Akşam olunca şahane bir görüntü var. Evlerin ışıkları yanmaya başlayınca sanki binalar simden elbise giymiş gibi görünüyorlar uzaktan.”
Ellili yaşlardan sonra ikinci evliliğini yaparak Kanada’ya yerleşen yazarın, her şeyi ile yabancı bir ülkede yaşama sıfırdan başlaması içinizde umut yeşertecek. Gözlemleri ufkunuzu aşacak, hayata ve insanlara bakış açınızı genişletecek.
Yazar hem Kanada’yı hem yaşadıklarını anlatırken kaleminden dökülen her cümle sizi Kanada’ya götürecek, orada gezdirecek ve hatta size orada yaşadığınız hissini verecek. Yeşillikler içinde nefes alacak, bin bir türlü insan tanıyacak, aile, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinin önemini anlayacaksınız.
Sağlıktan eğitime, trafikten yeşilliğe, özgürlükten yalnızlığa, aileden evsizliğe kadar merak ettiğiniz her sorunun cevabını samimi, yalın ve dürüst bir anlatımla bu kitapta bulacak ve bitirdiğinizde, hayata yeniden başlamanın yaşı olmadığını kabul edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96516</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a957d9bd-58e2-4614-b0d8-60906f416c28.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimse Masum Değil</image:title>
            <image:caption>“Hayat, biz başka planlar yaparken başımıza gelenlerdir.”
İnsan, hayatında en fazla kaç kez “Daha kötü ne olabilir ki?” diyebilir? Bazen beklemediğimiz durumlarla karşılaşırız ve bu aşamada bir yol ayrımı çıkar karşımıza; ya geçmişe takılıp kalacağız ya da yaşadığımızın en kötüsüne inat, unutup devam edeceğiz. Fatmanur üniversiteye başlarken, cebinde son kalan üç beş parça kırılmışlık ile devam etmeyi seçti. “Daha kötü ne olabilir ki?” dedi, daha kötüsü oldu. Bir anda tüm hayatı altüst oldu Fatmanur&apos;un. Gözlerini açtığında bir hastane odasındaydı, babasının son sözleri çınladı kulağında. Her şey bir anda olmuştu. Komodinin üzerindeki mektubu okumaktan vazgeçmeseydi, belki bir şeyleri değiştirebilirdi… Sığınabileceği bir tek kişi kalmıştı artık ama eline geçen, o son mektup ile kötünün daha da kötüsü olabileceği gerçeğini çok acı bir şekilde kabul etmek zorunda kaldı… Kalan son umut parçasını da alıp götüren mektuptan sonra artık yapayalnızdı. Yine o yol ayrımına gelmişti işte, aynı yolu seçti ve veda mektuplarını yazıp sabaha karşı ayrıldı evinden tüm kalp kırıklıklarını da yanına alarak…
Okurken Fatmanur&apos;un yolculuğunda ona eşlik edecek, yol ayrımlarına şahit olacak ve kendinizden izler bulacaksınız.
Unutmayın; “En kötüsü bu!” dediğiniz her yol ayrımına belki de bir gün teşekkür edeceksiniz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96517</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84811b10-4513-4233-bd60-5c1d7b6df75b.jpg</image:loc>
            <image:title>Olyapole</image:title>
            <image:caption>Şiir idrak edilenin sınır dışına vurulan kanattır. İnsan şuurunun anlam havzasından taşan ve anlaşılmaktan ziyade duyumsanmaya ayarlı bir cihet taşır. Şiir; örülmüş saçlarını yazıdan çok müziğe kenetler. Bu kenetlenen çentik bir doru tay ve kızgın nal kadar ebedîdir. Şiir potansiyel olarak bir nükleer başlık kadar güçlüdür. Aklımıza gelebilecek her endüstriden daha güçlü bir potansiyeldir bu bahsettiğim.
Size bir sır: Büyük şairleri okumak fazla sıkıcıdır. Şiirin hayata temas edenine az rastlanır. Bir tebessüm bile yaratmaz çoğu... Bana üniversite yıllarımda şiir getirenler olmuştur. Sorarlar “Şiiri nasıl buldun?” Ne yazık ki zor buldum derim onlara. Bu benim harika, şair olduğum manasına gelmez. Ben çok iyi değilim ama onlar fazlasıyla kötü. Onlara şunu söylerim: “Bir pire karşıdan karşıya geçer.” Hadi bundan bir şiir yaratın derim. Bundan şiir olmaz derler genelde. Basit bir şeyi dâhiyane bir şekilde anlatmaktır aslolan sakat mısralar yazmak değil oysa... Örneğin kendi şiir tanımını yapamayan şairler var çevremde. Gülerim onlara arada da gülüşüm sızlamaz değil hani. Şiir hapşıracağı yere çığlık atmak gibidir. Örneğin büyük şairler… Onları okurum sonra “Bunca adamı özel yapan şey nedir?” derim. Bazen çarpık gramerle dans edenler de vardır ama yeterince özel değil. Biz hala o büyük adamı bekliyoruz. Bir Antichrist (Deccal) edasında bu saçma inançları özel yapan şeyi putsavar dizelerle yıkacak adamı. Bukowski&apos;nin dediği sözü evrensel edebiyata uyarlarsak: Ölü bir Yunan tanrısından daha fazla önemsenmesi gereken şeyin, yaşayan dünya ayyaşları olduğunu ispat edecek birisi hala beklenmektedir.
Hayata temas eden ve umursamaz. Kendini ciddiye almayan fakat gerçekleri anlatmak için yalan söyleyen bir şiir. Şiir kendimizi güncelleme vasıtası ve en baştan varoluşumuzu tanımlama şansına neden olmazsa; bir hiçtir.
Öyleyse:
Orada bir gölgesine yaslanan mı var?
Orada cennetten seslenen mi var?
Orada; tam senin gözlerinde
Cehennemden alev gözleri ıslanan mı var?
Gözlerin esrarlı anın mabedi
Gözlerin, ısrarlı, şanın ebedi
Gözlerin, fasih Farsça&apos;dan bedi
Gözlerin ve ruhun bana söyledi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96518</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e23293a-6e5c-4423-b2ff-b9674b069917.jpg</image:loc>
            <image:title>Soğuk Hikaye</image:title>
            <image:caption>-Günün sonunda genç kız not defterine su cümleyi yazmıştı, &quot;İnsanoğlu varken görmeyip, yokken aramaktan ibarettir.&quot;
- &quot;Müziği Müzik Yapan Ses Değil Sessizliktir. Hayatta Aynı Şekilde Yaşananlardan Değil Yaşanamayanlardan İbarettir.&apos;&apos;
- &quot;Her ses bir nota, sessizlik müziğin kendisidir, her ışık bir aydınlık, karanlık ise güneştir. Var olanlar yok olduğundan emin olduklarımızın fedakarlıklarıdır.&quot;
-. Haksız olduğunu biliyordu, pişmanlığının acısını çekerken çektiği acıların pişmanlığını duyuyordu.
- &quot;insanın istekleri bencil içgüdülerinin yobaz artıklarıdır. İnsanlar yönetilebilir. İsteklerini karşılayabileceğin sahte bir oyun fazlasıyla yeterli olacaktır. Bu başarılırsa insanlık, senin istediğin yöne doğru kendi amacı uğruna koşar.&quot;
- &quot;İnandım ki bugün cesaret edilemeyen fedakârlık, birçok umutsuz ruhu cesaretlendiriyor. En umutsuz zamanım, bana en çok güç veren kararı aldırdı. Evet, hâlâ korkuyorum, bir nebzem hâlâ üzülüyor. Biraz da umutsuzluğum var, ama bunlar da olmalı insanda. Ben bir insanım. Bunları yok etmem, kendimi parçalamaktan farksız. Anlıyorum ki insan, bunların yarattıklarıyla da güçlenebiliyor. Ve sen vicdanım, beni terk etmediğin için minnettarım. Düşündüm, kendim için bir bencillik mi yapıyordum? Kendimde olanı, bırakmamak için miydi tüm bunlar? Eğer insanın kendisine iyiliği olmazsa, kendine merhamet duymazsa başkalarına ne faydası olurdu ki?&apos;&apos;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96519</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dae980ee-a0d6-4ec7-ad6d-b1ea1a0f4030.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Kilitli Sanduka</image:title>
            <image:caption>Her insanın bir öyküsü, her öykünün koca bir dünyası vardır. Kısa ama öz, karmaşık ama alabildiğine yalın bu öykülerde belki kendinizden bir parça bulacak, belki okudukça kaybolacaksınız. Sonra bir an gerçekliğin ötesinde bir yerde gözlerinizi açacaksınız hafif bir gülümseme ile…
Ustaca kurgulanmış masalsı öyküler Üç Kilitli Sanduka’nın içinde sizi bekliyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96520</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d960a463-bf60-4619-9b20-f18649591d4e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakup ya da Babasız Oğulsuz</image:title>
            <image:caption>Yaşamımıza yön veren dönüm noktaları, çoğu zaman kurgusu tamamlanmış hikâyelerin ürünü olmanın ötesinde değildir. Bu hikâyelerin değişmeyen en belirgin özelliklerinden biri de giriş kısmının genellikle en tatlı yemişlerin sunulduğu süslü bir alandan oluşmasıdır. Toplumca kutsanan ve törenler ile şenlikler ile kutlanarak aralanan kapılar, insanı genellikle hatalara sürükleyen, payına pişmanlıklar düşüren serüvenin ilk adımlarıdır. Gerçeklerin ağır yükünü sırtlayarak ilk adımlar aşılıp bir hayli yol kat edildikten sonra geriye dönüp bakıldığında birçok şeyin yitip gittiğini görmek kaçınılmazdır. Bir esaret, bir kıstırılmışlık hali…

Bir araya gelen aynı dertten muzdarip iki babanın henüz yolun başında ya uzak durmayı ya da fazlasıyla sorgulayıcı olmayı gerektiren sınırlı zamanı es geçtiği ve sonrasında kendini rüzgârın estiği yöne bırakarak yol kat ettiği süreçte birikmiş deneyimleri onları farklı düşüncelere, yargılara sürüklemekte. Bazen keyifle, bazen hüzünle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96521</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2b195de-abe1-4f57-8767-97d12f201e3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedektifler İz Peşinde</image:title>
            <image:caption>Renkler bir bir ortadan kaybolurken insanlar, şaşkınlık ile olan durumları izliyorlardı. Doğa, ona verilen zararın acısını renkleri saklayarak çıkartıyordu. Çözüm yolu ise sadece çocukların elindeydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96522</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd0ffa76-c161-4bfe-b4a6-6fecde0978b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadın Politikacının Anıları</image:title>
            <image:caption>“Matematik amfisinde dersteydim, arka kapıdan Esin dendiğini duydum. Bugün hatırlamıyorum ama yine yakın arkadaşlarımızdan ya Selami ya da Eftal&apos;di; tutuklandıkları haberini verdi. İkinci tutukluluğu üç hafta kadar sürdü. Yine Nail Atlı&apos;nın aracılığı ile Mustafa&apos;yı ziyarete gittim. Mustafa geldi, biz onunla konuşurken, açılan kapıdan içeriye Deniz Gezmiş girdi. Arkasında Hüseyin ve Yusuf vardı. Deniz bana dikkatlice baktı, &quot;Lan Bozoğlu seni kafesleyen kız bu mu?&quot; dedi. Sonra kalın bir kahkaha atarak, &quot;Bacım sen bu herife nasıl güveniyorsun? Bunun okulda gezmediği kız kalmadı.&quot; dedi.
Ben heyecandan kilitlenmiştim. Şaşkınlıkla, &quot;İstediğiniz bir şey var mı?&quot; diye sordum. Yine bir kahkaha attı; &quot;Yarın duruşmamız var. Silahlarımla birlikte tahliyemi isteyeceğim.&quot; dedi ve çıkıp gittiler. Birkaç gün sonra Deniz&apos;lere görüş yasağı kondu. Kısa bir süre sonra da 6 Mayıs 1972&apos;de idam edildiler. Ben o tarihten beridir onlarla ilgili kitapları okuyamam ve resimlere bakamam.”
“Sayın Esin Bozoğlu SHP&apos;de her kademede başarılı çalışmalar yapmış bir arkadaşımdır. Kadın ve gençlik örgütlenmesine önemli katkılar sağlamış, onurlu ilkeli duruşu ile tanıdığımız Esin Bozoğlu&apos;nun deneyimlerini ve anılarını aktardığı kitabının yeni kuşaklar için yol gösterici olmasını diliyorum.”
Şişli Belediye Başkanı
Muammer Keskin
“Sayın Esin Bozoğlu siyasette tabandan gelip bileğinin hakkıyla Genel Sekreter Yardımcılığına kadar yükselmiş bir arkadaşımdır. Mücadeleci kimliği ile parti içind e ve sivil toplum örgütlerinde ilerici çalışmaları ile tanıdım. Özellikle kadın ve Gençlik örgütlenmelerine tükenmez çalışkanlığına, bir kadın ve bir anne olarak siyasette neler başarılabileceğine örnek oluşunun tanığı oldum. Şimdi bu çalışmalarının ürünü olan birikimlerini kitaplaştırarak bizimle paylaşıyor. Yeni kuşaklara ilham vereceği inancı ile başarılar diliyorum.”
İç İşleri Eski Bakanı
Hasan Fehmi Güneş</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96523</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a55bc4fd-e9f8-4892-a2a6-2ac191c37e50.jpg</image:loc>
            <image:title>Asmina - Uyanış 1. Kitap</image:title>
            <image:caption>İnsanı ısıran ve sokan kitaplar okumalıyız. Okuduğunuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar.
Franz Kafka

Tasavvuf öğretisinin amacı, bizlere tüm evreni çalıştıran gücün kapısını açabilecek anahtarı vermektir. Bunu yapabilme gücümüz, biz onu uyandırana kadar uyku halindedir. Bu kadar müthiş bir gücü uyandırmanın anahtarı, kendimizi dünyadan ayrı değil onun parçası olarak görmektir. Çünkü insan bütün evrenle bağlantılıdır. Bu bağlantıyı sağlayan da bilincimizdir. Her birimizin içinde saf, titreşim halinde bir bilinç okyanusu var. Bu bilinç okyanusu düşüncenin kaynağı ve tüm maddelerin kaynağıdır. Gerçekte gördüğümüz şekilde bir madde yoktur. Tüm madde, kaynağını atomun parçacıklarını bir arada tutan kuvvetten alır. Bu gücün arkasında Tanrı tarafından yaratılmış bilinçli ve akıllı bir zihin vardır. Yaratılan her şeyin hakikati bu zihindedir. Bu zihin de Levh-i Mahfuz&apos;dur. İnsanoğlu Levh-i Mahfuz&apos;la iletişim kurma ve her şeyin hakikatini öğrenme gücüne sahiptir. Fakat sahip olduğu bu potansiyel gücü nasıl kullanacağını bilememektedir. İşte elinizdeki kitabın yol gösterici konusu budur. Derviş Usta, Asmina&apos;ya tasavvuf ile modern fiziğin kesişme noktalarını göstererek sahip olduğu potansiyel gücü nasıl kullanacağını, tasavvuf öğretisiyle mürşit, mürit ilişkisi içinde anlatmaktadır.

Dünyanın ihtişamına rağmen gerçeklerin peşinden gitmek isteyen bir kadın ve ona bu yolculukta rehberlik edecek bir adam... Bu ikilinin çıktığı yolculukta sabrı, vefayı, sevgiyi ve daha nice güzel duyguları bulacak, kendinizi hakikatin şefkatli kollarına bırakacaksınız.
Sema Öztürk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96524</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ff2af3a-ba2f-4542-85fe-6a2ba2174217.jpg</image:loc>
            <image:title>Algea ve Bruce&apos;un Varoluş Dayanışması</image:title>
            <image:caption>“Hakkında bir şey bildiğimi her zaman söylediğim tek şey aşktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96525</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3124de47-1809-4899-9e49-6de479b43929.jpg</image:loc>
            <image:title>Labirent - İhanet Sarmalı</image:title>
            <image:caption>Bir cinayet masum olabilir mi? Sonu gelmeyeceği düşünülen haksızlıkların çözümü kaynağı ortadan kaldırmak mıdır? Şiddetin ne olursa olsun açıklaması olmadığını savunurken şiddet uygulayanın ölmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

Başkomiser Tayfun bir dizi cinayetleri çözmek için ekibiyle gece gündüz çalışmaya devam ediyor. Hırsın, kıskançlığın, kontrolsüz öfkenin neden olduğu üzücü sonuçlarla boğuşuyorlar. Terazinin neresinde dururlarsa dursunlar adaletin tam olarak sağlandığından emin olamıyorlar. Şiddete uğrayan kadınlar, sömürülen sevgiler, yıkılan güven, taciz, tecavüz ve daha nice dinamiği içinde barındıran tüm bu vakalar çalışma ortamlarını adeta bir labirente çeviriyor. Bu labirentin içinde çıkış yolunu ararken onlara eşlik etmek ister misiniz?

Evinde ölü bulunanünlü biyokimya uzmanı Prof. Dr. Fehmi Karadağ&apos;ın katili kim? Paksoy Holding&apos;in Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Paksoy&apos;un trafik kazası dosyası neden Cinayet Büro masasında? Yoksa Tayfun Başkomiser&apos;in eşi Sabiha ölecek mi? Mert Mutlu&apos;nun katili bulunamayacak mı? Tayfun ve ekibini bekleyen büyük sıkıntı ne? Edilgen Kuyumculuk&apos;un sahibi Baran Edilgen&apos;in eski eşi Neslihan Kaya Atakan&apos;ın hikâyesinde kime hak vereceksiniz?

Vuslat Çatırlar&apos;ın ilmek ilmek işlediği her bir hikayede adalet anlayışınızı yeniden gözden geçirecek ve hassas durumlarda sınır çizgilerinin silinikliği karşısında şaşıracaksınız. Toplumu sarsan olayların yeniden ele alındığı bu dizide insan yaşamında kimin söz hakkı olması gerektiğini sorgulayacaksınız. Kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verecek o yüce kişi olduğunu düşünenleri destekleyecek misiniz, yoksa karşı mı çıkacaksınız? Peki, ya her ikisi birden olduysanız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96526</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f37ba4d0-5ee1-44a1-9a34-e8a4d5f56774.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadın Olmak Zor Zanaat</image:title>
            <image:caption>Sus sus nereye kadar, duvarla konuşmak varken.
O duvar ki duvar gibi sana bakmaktayken.
Nasıl çıkar boğazından dem haykırışlar?
Ancak çığlık yaraşır bu susmalara, durma!
Dök zehir zemberek katran yüreğindeki acıları bir bir.
Haykır duvardaki olmayan surete tek tek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96527</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77c8cf5e-77ed-4302-a81c-65c78ba97270.jpg</image:loc>
            <image:title>Farelerin Günlüğü</image:title>
            <image:caption>Olamaz!
Safran, Kömürcük, Fındık, Fıstık ve Pofuduk’un başı dertte.
Fare kardeşler, karınlarını doyurmak için yer altındaki sıcacık yuvalarından çıkmalı.
Fakat Baykuş Efendi, Yaban Domuzu ve Tilki Hanım ormanda onları bekliyor.
Kardeşler ormanda yiyecek ararken, siz de her şeyin birlikte yapılınca daha güzel olduğunu keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96528</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abb4e625-4ab2-440c-ac5c-f0dbdaa3f39e.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz’in Rüyaları - Dağınık Bonbon</image:title>
            <image:caption>Tüm maceralarda başarılı olmanın sırrı bu kitapta gizli!
Elinde en sevdiği kitabıyla uyuyakalan Deniz, gözlerini açtığında karşısında Kartalo’yu görüyor ve kendini yeni bir maceranın içinde buluyor. Hadi gelin birlikte sayfaları çevirelim ve Kartalo’nun Deniz’e verdiği önemli görevi öğrenelim. Bakalım Deniz başarılı olabilmiş mi ve bu maceranın sonunda neler öğrenmiş?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96529</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b4bac77-a722-4b2e-bbc4-302d04206c16.jpg</image:loc>
            <image:title>Lamekan</image:title>
            <image:caption>Çekirdek ailesi ile birlikte mutlu bir yaşam süren Minel&apos;in hayatı, en mutlu günü sandığı 16 Mayıs&apos;ta yani doğum gününde birdenbire değişir ve kendini bir çıkmazın içinde terk edilmiş hâlde bulur.
“Bir çocuk incindiği vakit, tüm dünya darağacında sallanmaya mahkûmdur.”
Annesinin ve kardeşinin başına gelenlerden dolayı Minel&apos;i sorumlu tutan ve onu uğursuz addeden babası, sonraki hayatında nasıl bir yol çizecektir?
Öksüzlüğünün yanında bir de yetim bırakılan Minel&apos;in çocuk kalbi, tuttuğu yas ve baba sevgisiyle adeta yanıp kavrulurken yine bir kaza neticesinde öğrendiği gerçekler, ona hayatı yeniden sorgulatıp kendini affedememesine yol açarken siz okurlara da bir insanı yargılamanın ne denli onulmaz yaralar açtığını derinden hissettirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96530</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9cf081c-305b-4e5d-994f-64faa51de5e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Namus Namına Tutuklusun</image:title>
            <image:caption>“Sanırım aileler çocuklarına namuslu, aklı başında, bacaklarını kapalı tutmayı bilen, ahlaklı, elinden her iş gelen ya da gelmese bile başa iş açma-yan, maaşlı, okumuş ya da okumasa bile görgülü, bilgili bir gelin ya da da-mat aramak yerine, ONLARI VAR ETMELİ.”
Avukat Sebahattin.
Kızları tarafından suçlanan babalar…
Kız kardeşleri tarafından suçlanan abiler…
Öğrencileri tarafından suçlanan öğretmenler…
Komşuları tarafından suçlanan amcalar, dedeler…
Çalışanı tarafından suçlanan patronlar ve hatta tanımadığı kadınlar tarafından suçlanan erkekler.
Hem de tecavüzle.
Avukat Sebahattin, her geçen gün bir yenisini çiğnediği kanunlarla, suçsuz olduğuna inandığı sanıkları kurtarmak için adalet sistemine savaş açıyor. Yaşadığı sapkın hayatla batağa biraz daha saplanırken tek amacı; içinde kalan son adalet kırıntısıyla, iftiradan tecavüzlerin gerçek mağdurlarını bataktan çıkarmak.
İnsanların içindeki seksüel dürtüleri tüm çıplaklığıyla anlatan yazarın akıcı üslubu, bol kahkaha attıran mizahı, ışık tuttuğu gerçekler, fahişeler ve seksle dolu hayatına rağmen tüm kalbiyle sevdiği platonik aşkı Suna’yı, bir solukta okuyacak ve devam kitabın gelmesini sabırsızlıkla bekleyeceksiniz.Namus Namına Tutuklusun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96531</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8331f7ac-8fd2-4711-a4fe-acd0d90f2651.jpg</image:loc>
            <image:title>Mucize</image:title>
            <image:caption>Yaşlı çınarın yaprakları bir kuşun tüyünden daha parlak ve yeşilin tüm tonlarıyla süslenmişti. İhtişamıyla diğer ağaçlara meydan okurcasına dallarını salıyordu her yana. Güzelliğini yıllardır koruyordu. Tüm nezaketiyle hayvanlara kucak açıyordu. Dallarında kuşlar ince sesleriyle şarkı söyler, sincaplar kovalamaca oynar, örümcekler ise sanat eserlerini sergilerdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96532</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5169f4a-36b0-4ad7-822c-6f2f02650dfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Mistik Konağın Koruyucaları</image:title>
            <image:caption>“Bunlar şu ana kadarki sorumluluklarındı. Koca kurdu tekrar hapsetmek, ejderha devrinde iyinin yanında saf tutmak, üç başlı köpeği alt etmek… Sorumlulukların daha yeni başlayacak. Her zaman iç sesini dinle. Sana yol gösterir. Fani yaşamlar, okyanuslardaki birer gemidir. Kâhinler konuşur rüzgâr gibi. Rüzgâr onları nereye götürürse gider. Faniler ne kadar çabalarsa çabalasın. Kâhinler o çabalara bakıp güler.” demişti kâhin.

Kâhinin dedikleri fazlası ile gerçekleşmeye başlamıştı. Enke ise hem yeni sorumluluklarına alışmaya hem de kaldığı ikilemden kurtulmaya çalışıyordu. Diğer yanda ise kötülük artıyor, karanlık yaklaşıyordu…
Serinin ikinci kitabında yine heyecan bir an bile sizi yalnız bırakmayacak. Bir yandan mitolojik öyküler okurken bir yandan da Enke&apos;nin kötülükle savaşında Enke&apos;ye yoldaş olacaksınız.
“Bu yüzden kötülük en beklenmeyen zamanda ortaya çıkar. Sinsice ve kalleşçe bekler onun için doğru anı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96533</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a29f5f5-71f9-4946-95d4-0e087a974702.jpg</image:loc>
            <image:title>Laya 3 - Mükemmeller Akademisi</image:title>
            <image:caption>“Deblos sarayının gizemli bölümünde siyah kapının ardındaki karanlıkta kayıplara karışan Laya ve Leon&apos;a ne mi oldu? ”
O kapıdan girip kayıplara karışan Laya ve Leon için artık hiçbir şey eskisi gibi değildi… Onlar şimdi öğrencilerini dünyaya gelmiş en mükemmel gençlerden seçen Yörünge Şirketi&apos;ne bağlı bir akademide öğrenciydiler. Daha akademiye başlar başlamaz birbirlerine olan aşklarını yok saydılar ve yeni arkadaşlar edindiler.
Karşılaştıkları çok üst düzey bir teknolojiye sahip bu akademide, “Tek Dünya, Tek Millet, Tek Din, Tek Cinsiyet, Herkes İçin Eşitlik, Herkes İçin Adalet” prensipleri doğrultusunda eğitim almaya başladılar. Yörünge Şirketi&apos;nin amacı akademide sıkı bir eğitimden geçirdiği mükemmelleri, eğitim sonrası kitleleri etkileyecek birer dünya starı olarak sanat, spor ve eğlence dünyasına servis ederek yukarıda sayılan prensiplerinin tüm dünyada kabul görmesini sağlamaktı. Böylelikle dünyada sadece haz almak için yaşayan tek tip birey modeli oluşturarak büyük patronun ahdini yerine getirmeyi amaçlıyorlardı. Yörünge Şirketi&apos;nin büyük patronu kimdi? Özellikle cinsiyet kavramını reddeden; modern çağın kişisini kadın ya da erkek değil birey olarak gören, dünya bireylerinin hayatını haz merkezli hale getirmeye çalışan Yörünge Şirketi mi haklıydı yoksa onlara karşı çıkan muhafazakârlar mı? Laya, Leon ve dostları akademinin büyüsüne kapılıp, kendilerine verilen görevleri kabul edip şirketin yanında mı yer alacaklar yoksa karşısında mı?
Günümüz insanlarına hayat tarzı seçimlerini sorgulatan bu kitapta, herkesin gitmek isteyeceği bir okul ortamını, sınanan aşkları, ağlatan dostlukları, uğruna ölünecek değerleri, unutmayı bilmeyen kalpleri ve güçlü ile güçsüzün mücadelesini okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96534</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23aca6ef-cec5-4e76-ad05-d5bfc8f0e9a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Olimpos’a Dönüş</image:title>
            <image:caption>Olimpos tanrıları aramızda. Buhara&apos;da, Pretorya&apos;da, Hong Kong&apos;da, Granada&apos;da, Banff&apos;ta, São Paulo&apos;da ve İstanbul&apos;da!
Sıradan bir günde, sıradan bir kız, sıra dışı rüyaları yüzünden Olimposlular ile karşılaştı. Artık ne o ne de onun günleri sıradan olabilir. Artık o dünyanın ruhunu keşfetmeli, kim olduğunu öğrenmeli ve Hades&apos;in planlarını suya düşürmeli. Bütün bunları yaparken her an ölümle yüzleşecek, rüyalarına teslim olmamak için mücadele edecek ve korumak istediklerini keşfedecek.

Gözlerini kırpıp benim dikkatimi dağıttıktan sonra kendini geriye çekti. Yeniden mavi bakıyor ve beni izliyordu. Az önce ne olmuştu? Gözlerinin rengi neden maviye geri dönmüştü? Hayal görmediğime emindim! Aklımda koşuşturan onca düşünceye rağmen hiçbirini dile getiremiyordum.

“Biz evrenin bir parçasıyız,” dedi.
“Evrimin ilk ve son halkasıyız.”
Hades&apos;i yenmek için,
Olimpos&apos;a dönmek için,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96535</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ff14f1c-c901-4f47-95c0-447613789156.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun - Uyan</image:title>
            <image:caption>“Hayatınızın ne kadarına sahipsiniz? Yüzde on, yirmi, elli, seksen? Ben söyleyeyim: Sıfır. Size ait olduğunu düşündüğünüz şeylerin hiçbiri size ait değil. Hatta düşünceleriniz bile…”
Distopya türünde yazılmış, soluksuz okuyacağınız bu romanın mekânı da zamanı da kaostan ibaret. Hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunun ayırdına varılamayan iki dünya arasında sıkışıp kalmış insanlar, teknolojinin gidebileceği son noktada kendilerine sunulanı mı seçecekler yoksa uyanıp gerçeklerle mi yüzleşecekler? Hayatlarının tüm şifreleri, hatta varlıkları bile sadece rakamların oluşturduğu kodlardan ibaret olan bu insanlar kodları mı benimseyecek yoksa gerçekliği mi?
Geleceğin bilmediğimiz bir zamanında ama çok farklı ve ürkütücü bir boyutunda geçen bu anlatıda, geçmişi de günümüzü de sorgulayacak adeta uyanmayı arzulayacaksınız…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96536</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/508d4da7-aa09-4b69-aefc-510e2be886bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarayın Gözyaşları</image:title>
            <image:caption>15. yüzyıl, Joseon Hükûmeti.

Kral Taejong mutlak monarşiyi sağlamak için çevresi tarafından kasaplıkla suçlanırken ardından gelecek veliaht prensler bir önceki krallarının yolundan mu gidecekti? Yoksa kendi yollarını kendileri mi inşa edecekti? Kimi vârisler tahta geçmek için kardeşlerinin katlini bile göze alacakken kimileri de kral vasfına sahip olmadıklarını dile getirecek kadar alçak gönüllü ve duygusaldı.

Joseon&apos;u ayakta tutabilmenin tek yolu, güçleri elde tutmaktan geçiyordu. Gücün bölünmesi demek, hükûmetin bekasından ziyade başta bulunan kralın bekasına indirilecek bir darbe demekti.

“Güç, aslında bir zehir… Onu içen herkesi önünde sonunda felakete sürükleyecek bir zehir. Bazı zehirlerin tadı cazip, kokusu güzeldir. Baş döndürücü etkisinden kaçınmak zordur. Sonunda seni öldüreceğini bile bilsen tadına bakmak istersin.”

Tüm bu ayakta durma çabalarının içinde tahta geçen Kral Sejong, ülkede adeta yıldız gibi parlar ve kartlar hükûmette yeniden dağıtılır. Young Sil&apos;in Zeki İnsanlar Salonu&apos;na katılmasıyla yapacağı türlü icatlar Joseon&apos;u geliştirirken Ming İmparatorluğu&apos;nun canını sıkar. Bunun yanı sıra kralın hayali olan yeni yazı sisteminin tanıtılıp kullanıma başlanması, Joseon&apos;da yeni bir çağ açarken halk bu olayı coşkuyla karşılar, soylulardan ise tepki görür.

Kore&apos;nin bir dönemine tanıklık edeceğiniz bu kitapta, uzaktan gören herkesin imrenerek bakıp içinde olma hayali kurduğu sarayda işler hiç de göründüğü kadar güzel ve ihtişamlı değil; aksine acılarla, pişmanlıklarla, kıskançlıklarla ve gözyaşlarıyla doludur.

“Joseon için kral, güneşle eşdeğerdir. Bir kral başkasından aldığı ışığı yansıtan aya dönüşürse elbette ona kendi ışığını kabul ettirecek bir güneş çıkacaktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96537</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bff49cea-a94e-45e2-8982-5cb62b369b87.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgi Yıldızları ve Barış Güvercinleri</image:title>
            <image:caption>Hayatımız da bu sınıf gibi çocuklar dedi. Yaptığımız her iyilik, tartışmadan sonra gelen her barış, her hoşgörü hareketi bizim hayatımızı aydınlatıyor. İşte bu yüzden çocuklar kendimizi ve diğer herkesi sevmeli, herkese sevgiyle hoşgörüyle yaklaşmalıyız. Herkesin hayatına ışık verebilmeliyiz. Senin için yazdığım bu kitapta sevginin ve hoşgörünün iyileştirici gücünü görecek, kendini sınıfımın bir yıldızı gibi hissedeceksin. Bizimle Parlamaya var mısın? Öyleyse bizimle tanışmalısın..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96538</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c871148-bbe2-45b7-85c9-0e7c3173690c.jpg</image:loc>
            <image:title>Olimpos’a Dönüş - Yalan Düşler ve Gerçekler</image:title>
            <image:caption>Saldırganın hançerle zemine bir işaret kazıdığını görmemişti. Tıpkı onu kurtarmaya gelen kurtarıcısını göremediği gibi… Kurtarıcı geç kalmıştı. Yaşadığı hayattan acımasızca koparılan Sade, artık Hades&apos;e aitti.
Olimpos&apos;a Dönüş serisinin ikinci kitabı ile Sade, öteki gerçeklik ile yüzleşiyor. O artık Olimposluların bir parçası değil. Bu yeni gerçeklik içinde Sade, bambaşka biri hâline gelecek. Sıradan hayatı olan, sıradan kız artık Cehennemin Kraliçesi!
İstanbul&apos;dan Nekropolis&apos;e ve Tartaros&apos;a, Özbekistan&apos;dan Hasankeyf&apos;e sürükleyici macera devam ediyor.
Savaşlar, mücadeleler, sürgünler ve aşk. Sade, cehenneme adım atıyor.
“Hayır,” dedi Sade tek nefeste, “mümkün değil!”
“Üzme kendini boşuna, göreceksin az sonra endişenin ne kadar yersiz, korkunun ne kadar temelsiz olduğunu.”
Dehşetti hissettiği Sade&apos;nin, iç organlarını kemiren can acıtan bir dehşet. “Az sonra?”
“Hükümdarımızla evleneceksin az sonra.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96539</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91d0784e-d79c-431f-8b36-7c8efff201de.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimden Akan Damlalar</image:title>
            <image:caption>Sabretmek öylece durup beklemek değil, İleri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah âşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir. Şemsi Tebrizi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96540</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b565c8e-294b-4d7c-9335-eec72467e089.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Kodlama</image:title>
            <image:caption>&quot;Çocuklar İçin Kodlama&quot; içerdiği renkli karikatürler, ilham veren oyunlar sayesinde çocuğunuzun bilgisayar kullanmadan kodlamanın temel kavramlarını keşfetmesini sağlar. Sayfalarındaki zihin kurcalayan bulmacaları ve sayfanın dışına taşan eğlenceli etkinlikleriyle çocuklara farklı şekillerde pratik yapma şansı verir. Bu kitapla bir yazılımcının kodlama yaparken kullandığı analitik düşünme ve problem çözme gibi becerileri günlük hayattaki basit nesne ve eylemlerden faydalanarak geliştirmenin yollarını bulacaksınız. 

Minik yazılımcılar bu kitabın kapağını açtıkları an, onları bir dizi karakter karşılayacak. Yardımcı Al, yaratıcı uzman Piksel, problem çözücü Man, hata ve örüntü belirleyici Bug ve robot köpekleri Bot Spot&apos;un bulunduğu şahane bir ekip öğrenme yolculuklarında onlara eşlik edecek. Birlikte algoritmalar, döngüler, koşullar, optimizasyon, hata ayıklama ve değişkenler üzerinde çalışacaklar. Bir yazılımcı gibi düşünmelerine yardımcı olan aktivitelerle dolu her bölümün sonunda öğrendiklerini uygulayabilir hale gelip kendi algoritma fikirlerini de tasarlayabilecekler. Kodlama öğrenmeye yeni başlayan çocuğunuzun kendi algoritmalarını yazabildiğini gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96541</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf83f9e2-f3a2-419f-b616-9289a8fa9478.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyansana Çocuk</image:title>
            <image:caption>Bir varmış iki yokmuş. 
İki varmış üç yokmuş. 
Çok uzaklarda değil. 
Çok yakınlarda da değil. 
Hemen yanı başımızda bir çocuk yaşarmış. 
Bu çocuk, biraz şaşkınmış. 
Bu çocuk, biraz tatlıymış. 
Bu çocuk, çok ama çok uykucuymuş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96542</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d242b3a-eb30-4c5d-9698-834dae914493.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Histeri Vakası Analizi</image:title>
            <image:caption>·         Sigmund Freud... 
·         Bir Histeri Vakası Analizi, Freud’un vaka analizlerinde hastalarla nasıl iletişim kurduğu ve hastaların anlattıklarını nasıl yorumladığı hakkında fikir veren özel bir çalışmadır. 
·         Bazı durumlarda fiziksel semptomların aslında ruhsal hastalıkların tezahürü olduğunu ve rüyaların da hastalıkların belirtileri arasında yer alabileceğini ileri süren Freud, histeri üzerine yaptığı çalışmaları ve yeni rüya yorumlama teorisini, cinsellik gelişimine ilişkin erken dönem anlayışla birleştirerek teorilerinin evriminde önemli bir metin haline getirmiştir. 
·         Birçok esere ilham kaynağı olmuş Bir Histeri Vakası Analizi’ni okuduğumuzda kendimizi, yakınlarımızı, özellikle de çocuklarımızı daha iyi anladığımızı fark ederiz. 
·         İnsanların gördükleri rüyaları rahatlıkla analitik incelemeye tabi tutabileceğini ve rüyaları yorumlamayı da verdiği talimat ve örneklerden kolaylıkla öğrenebileceğini belirten Freud, rüyalar sorunu üzerinde yapılacak eksiksiz bir incelemenin, histeride ve diğer psikonevrozlarda yaşanan zihinsel süreçlerin anlaşılmasının vazgeçilmez bir önkoşulu olduğunu belirtir. 
·         Psikanalizde evrensel olan kitap, sosyolojik açıdan da kayda değer bilgi içerir. 
·         Medeni bir toplumun oluşabilmesi bakımından baskılanan kadın cinselliğinin özgürlüğü ve kadın-erkek eşitliğine çağrı niteliğindeki bu yüz yıllık esere hak edilen değerin verileceğini düşünüyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96543</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8f88f3b-0ce9-4c3e-81fb-f515f5288fe8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanrı ve Düş - Gradiva</image:title>
            <image:caption>·         W. Jensen - Sigmund Freud... 
·         Düşlerin gelecekle ilgili olmadığını, insan ruhunun bilinçdışı yanına dair ipuçları içerdiğini söyleyen ve psikanalizin babası olarak kabul edilen Freud’un yardımıyla okur, Gradiva’daki ayrıntıları derinlemesine fark eder. 
·         Wilhelm Jensen’in Gradiva adlı romanı, Freud’un bir edebiyat eserini psikanalitik yöntemle ele almasının basılı ilk ve en kapsamlı örneğini oluşturuyor. 
·         Freud’a göre, fark ederek ya da etmeyerek reddettiğimiz duygular, bilinç düzeyinden daha derinlere hapsolarak oldukları yerden bizlere rahatsızlık vermektedirler. 
·         Yazar, Gradiva’daki aşk öyküsünden yola çıkarak düşten sanrıya giden yolu ve sanrının iyileştirilmesinin yöntemini irdelerken insan ruhunun derinliklerine de ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96544</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f669581-17af-4335-84ee-7722a584cdd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Hilda 4 - Hilda ve Zaman Solucanı</image:title>
            <image:caption>Mavi saçlı maceraperestimiz Hilda, Serçe İzcileri tezgâhında çorba dağıtıyor. Tek istediği topladığı bahşişlerle annesine bir kar küresi almak! Ama trollere karşı savaş açan yeni bir çan sisteminin Trolberg’e yerleştirileceğini öğrenince planlar değişiyor. Korkusuz ve engel tanımaz Hilda, evde cezalıyken bile peşine zaman solucanını da takıp bütün zamanların altından girip üstünden çıkıyor. Bu da yetmezmiş gibi Trolberg’in çocuklarının hayatını kurtarmak için de planlar hazırlıyor. Hilda her zamanki gibi hız kesmeden maceralarına dördüncü kitabında da devam ediyor. 
 
Hilda ve Zaman Solucanı, maceradan uzak kalamayan tatlı mı tatlı mavi saçlı kahramanımızın fantastik canlılarla çevrili eğlenceli ve serüven dolu öyküsü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96545</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f99b9e36-c428-4d35-aa42-03a3928b9ec3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşamın Kısa Tarihi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yaşamın nasıl başladığına dair minik bir anlatı... 

Bu Kitabı Yalama ve İçinde Bir İskelet Var! kitaplarının yaratıcısı Idan Ben-Barak&apos;tan, tek bir hücrenin tüm dünyanın kaderini nasıl değiştirdiğine ilişkin “minik” bir anlatı: Yaşamın Kısa Tarihi

Çocukları, canlılığın kökeni üzerine bilimsel bir zaman yolculuğuna çıkaran bu ilginç öykü; insanların yüzyıllardır açıklığa kavuşturmaya çalıştığı “Yaşam nedir?” ve “Nasıl ortaya çıkmıştır?” sorularına da yanıt arıyor. 

Philip Bunting&apos;in ele avuca sığmaz görselleriyle renklenen kitap, kolay anlaşılır ve ikna edici açıklamalar eşliğinde yaşamın kaynağını merak uyandırıcı bir anlatıya dönüştürüyor.

Yaşam, harekettir! Enerjidir! Güçtür! Bilgidir! Sonsuz varyasyonla üreyen bir inşadır...
Yaşamın ortaya çıkışı nasıl mı oldu peki? Bir başka deyişle, her şey nasıl mı başladı?

Çok, çok eskiden, nedenini ve nasılını kimselerin bilmediği tuhaf bir baloncuk çıktı ortaya. Özel bir baloncuktu bu. Öncelikle, yaşayan bir hücreydi ve birazcık farklıydı. Bu akıllı baloncuk aslında hepimizin atasıydı ve yaşamın gizemli hikâyesi de işte tam olarak böyle başladı...

Yaşamın Kısa Tarihi, minik okurların gezegenimize çok daha yakından bakmalarına fırsat tanıyor ve herkesi, renkli bilgiler ışığında, geçmişi milyarlarca yıl öncesine dayanan bir öyküyü yeniden keşfetmeye çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96546</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a5404bc-7dde-418d-968b-e15dc998faba.jpg</image:loc>
            <image:title>Travmayı İyileştirmek</image:title>
            <image:caption>Hayatınızı yeniden kazanmak için duygusal özgürleşme rehberi 
 
“Geçmişinde travma yaşamış bireyler veya travma üzerine çalışan uzmanlar için harika bir rehber olan bu kitapta Cori, travmanın ne olduğuna, travmanın farklı türlerine ve tedavi yöntemlerine dair çok faydalı somut bilgiler veriyor.” İpek Aykol, Evlilik ve Aile Terapisti 
 
Travmadan kurtulmaya yönelik birçok yaklaşım olmasına rağmen bunlardan çok azı yeni bir bakış açısı ve seçenek yelpazesi sunmaktadır. Travmayla ilişkili zorluklara yenilikçi bir anlayış getiren Jasmin Lee Cori şunları yapmanıza yardımcı oluyor: 
·         travmayı ve yıkıcı etkilerini anlamak 
·         travma semptomlarını (disosiyasyon, uyuşma, vs.) ve travmadan kaynaklanan yaygın ruhsal sorunları belirlemek 
·         travmatik tepkilerle ve anılarla başa çıkmak 
·         iyileşmenizi destekleyen daha dengeli bir hayat yaratmak 
·         uygun müdahaleleri seçmek (terapiler, kişisel yardım grupları, ilaçlar ve alternatifler) 
·         iyileşme sürecinizde ne kadar yol katettiğinizi ve gelişmeye devam etmek için nelere ihtiyacınız olduğunu görmek 
Alıştırmalarla, iyileşmeyle ilgili öykülerle, unutulmaması gereken noktalarla ve kaynaklarla dolu olan bu kitap, hayatını travmanın yıkıcı etkilerinden geri almak isteyen herkes için kusursuz bir arkadaş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96547</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5b05bfe-62c8-49d7-aea0-701c68f27da5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölüm Gece Gelir</image:title>
            <image:caption>Özel dedektif Cal bir gece eve dönerken, yağmurdan sırılsıklam olmuş genç bir kız arabasının camına vurup onu gideceği yere bırakmasını istediğinde başına neler geleceğini asla tahmin edemezdi. Genç oğullarının trajik ölümünden sonra karısıyla düzelmeyen ilişkisi ve dinmek bilmeyen yası onu derin bir kedere boğmuştur ancak arabasına aldığı ve oğlunun arkadaşı olabileceğini tahmin ettiği bu tuhaf kız, ona ailesini paramparça eden ölümü aydınlatacak tehlikeli ama çok önemli bir ipucu verir. 
 
New York’un küçük taşra kasabasında sırlar, yalanlar ve örtbaslarla dolu bir kâbusun içine çekilen Cal, onu kurtarabilecek tek şeyin gerçek olduğunu biliyordur. Ve eğer yeterince uzun yaşarsa kasabanın sırlarını birer birer ortaya çıkarmak üzeredir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96548</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c96ed58-2115-4c03-9889-c913b865f710.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklarda Sınırlar</image:title>
            <image:caption>Çocuklar kendilerini güvende hissetmek için sınırlara ve kurallara ihtiyaç duyarlar. Ama bunları oluşturmak ve uygulamaya geçirmek ustalık ve dikkat gerektiren bir konudur; özellikle de zorlama, tehdit ya da kandırmaca gibi yöntemlere başvurmaktan kaçınıyorsanız.
Dr. Henry Cloud ve Dr. John Townsend; çocuğunuzla aranızdaki güvenli ilişkiye zarar vermeden ona tehlikelere karşı önsezi geliştirebileceği, doğru ile yanlışı ve iyi ile daha iyiyi ayırt edebileceği güvenli bir ortam sağlayabilmenize yardımcı olacak pratik bir rehber sunuyor.
Çocuklarda Sınırlar kitabında:
- Aynı anda hem sınırlar koyup hem de sevecen bir anne-baba olmanın yollarını
- Kontrolden çıkmış bir aile hayatına kontrolü getirmeyi
- Ebeveynlikte sınırların on yasasını
- Çocuklarınız için uygun hale getirebileceğini sınırları ve sonuçlarını tanımlamayı ve çok daha fazlasını öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96549</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71c8277e-44ef-4b55-98b8-552798a6509d.jpg</image:loc>
            <image:title>Afrika Türküsü</image:title>
            <image:caption>Mustafa Ruhi Şirin 

1955 yılında Trabzon’da doğdu. Çocukluğunu doğduğu bir dağ köyünde ve Karadeniz’in kıyısında geçirdi. Yedi yaşındayken vefat eden ve hiç unutamadığı babasının çıkıp geleceği günü beklemekten yorulmadı. Uzak yol gemilerine kaptan olma hayaliyle büyüdü. Radyo ve televizyon programcılığı alanında yükseköğrenim gördü. Üniversitelerde iletişim ve çocuk edebiyatı alanlarında ders ve konferanslar verdi. 1990 yılında otuz beş yaşındayken Çocuk Vakfı’nı kurdu. Türkiye’de çocuk hakları savunucusu ve çocuk yazarı olarak tanınıyor.

Çocuklar üzerinden, henüz gelmemiş  zamanlara tutulmuş bir fener gibi bu şiirler. Şiirlerin arkasında ömrünü, içtenliğini çocuklara adamış bir şair var, gizli bir masumiyet örgütü gibi tek başına çalışan Mustafa Ruhi Şirin. Bu şiirlerde kardeşlik ve adalet duygusunun altı derin biçimde çiziliyor. Çocukların çalınan, işgal edilen haklarının yeniden kazanılması için cümlemizi harflerin arasına davet ediyor. Barış için umudun ve kardeşliğin diri kalması gerektiğine inanıyor şair. Hesapsız, çıkarsız, bencillikten uzak bir bakışı koyultup çocuklar üzerinden dünya halklarına ortak bir selam gönderiyor. Bu selamın içinde, kalbinin odalarını iyiliğe açmış bir şairin çocuklar için çırpınışı var. Ülkelerin, çocuklara devredilmiş tarihlerine de dokunuyor şiirler.  Sadece sevincin değil acıların, ağrıların da düştüğü yeri işaret ediyor Afrika Türküsü. Dilden dile, kulaktan kulağa yayılsın bu duygular. 
Dünyaya çocuklardan gidilsin. 
Şeref Bilsel</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96550</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7cdda30f-8bc0-4bf3-b5a3-a7b16ae806ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Biz Almanlar</image:title>
            <image:caption>Üniversiteyi bitirip bir bilim insanı olmayı hayal eden 
genç Meissner, İkinci Dünya Savaşı patlak verince 
birden kendini savaşın ortasında bulur. Gönderildiği 
Doğu Cephesi’nde savaşın tüm şiddetine tanık olur, çatışmalara girer, defalarca ölümden döner. 
Savaş bittikten sonraysa yıllar boyu esir kamplarında hayatta kalma mücadelesi verir. 
 
Yine de, yaşadığı onca şeye rağmen uzun bir ömrü olur. 
Hayatı boyunca bir Nazi olmanın suçluluğu, 
ne için savaştığının belirsizliği ve her şeye rağmen hayatta kalma içgüdüsü iç içe geçerek zihnini sürekli bulandırır. Meissner yaşlanınca, savaştan duyduğu suçluluğu ve utancı anlatan bir mektup, güçlü savaş sahneleriyle dolu bir çeşit itirafname bırakır torununa... 
 
Dayton Edebiyat Barış Ödüllü Biz Almanlar, 
savaşta işlenen suçun –ve hatta bizzat savaşın kendisinin– “kolektif ben”e mi yoksa katıksız şekilde “biz”e mi 
ait olduğunu sorgulayan ve her halükârda savaşın ahlaki çelişkilerini didik didik eden çarpıcı bir roman. 
 
“Starritt’in yazımı sürükleyici. Günümüzün 
kutuplaşmış dünyasına baktıkça, Biz Almanlar’ın şimdiyi anlattığı bile söylenebilir.” 
Georgia Hunter, New York Times Book Review 
 
“Çarpıcı. Biz Almanlar, hem kolektif hem bireysel 
suçluluğu masaya yatırıyor.” Andrew Holgate, Sunday Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96551</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8982eca-197a-4ada-8c25-4bb3c317b2ba.jpg</image:loc>
            <image:title>En Tatlı Elma</image:title>
            <image:caption>Kırmızı yanaklı çocuk daldaki elmaları sayıyordu: 
“1, 2, 3…” 
Babası bir ağacın altına uzanmış dinleniyordu.  
Gökyüzü elmalardan görünmüyordu. 
“Bu yıl öyle çok elma var ki tüm çocuklara yeter!” diye neşeyle seslendi oğluna. 
Çocuk, saymayı bırakıp elmalardan birini kopardı. 
“Hepsini ben yesem, sadece elma yiyerek büyüsem…” 
“Olur mu öyle şey?” dedi babası gülerek. Olmaz mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96552</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d4839e9-3e41-41df-a43f-2e4cfbdef0df.jpg</image:loc>
            <image:title>Patatesspor 3 - Patatesspor Çin’de</image:title>
            <image:caption>Hey, çocuklar! Çin’e gittiniz mi hiç? Ya İngiltere’ye, Afrika’ya, Almanya’ya, Brezilya’ya…
Patatesspor’la dünyayı gezmeye ne dersiniz?
Dünyanın en iyi kalpli kalecisi Köfteci ve arkadaşları Cumali, Ferhat, Aydın ve Mehmet’le beraber Çocuklar Dünya Kupası’na katılacak, ülkemizi dünya çapında gururla temsil edeceksiniz.
Çin seddi ne zaman, kimler için yapıldı? Ming Hanedanı’nın 1420’de kurduğu Yasak şehir’e girmek neden yasak? Kimler girebilirdi, bilmek istemez misin?
Daha neler neler… Haydi çocuklar, Patatesspor’la dünyayı yeniden keşfe başlayın!
EFSANE GERİ DÖNDÜ
MACERA HEYECAN, BOL GÜLMECE VE DEĞERLER EĞİTİMİ…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96553</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66d23ea9-5f5b-4f28-aeca-728c905e8455.jpg</image:loc>
            <image:title>Geri Sayım</image:title>
            <image:caption>Yapılan araştırmalar, 20 yıl içinde yüz milyonlarca insanın yaşadığı batı ülkelerindeki erkeklerin sperm ortancasının sıfıra düşeceğini gösteriyor. Bu, o ülkelerde yaşayan erkeklerin yarısının spermi olmayacağı anlamına geliyor. 
 
Tüm dünyada doğurganlık son 40 yılda yüzde 50’den fazla azaldı. Günümüzdeki erkeklerin, babalarının ve büyükbabalarının yarısı kadar spermi var. Dünyanın birçok bölgesinde şu an yirmili yaşlarında olan kadınlar, anne ve büyükannelerinin 35 yaşlarındaki hâllerinden daha düşük doğurganlığa sahip. 
 
1970’lerden bu yana sperm sayılarında ve kadın doğurganlığında yaşanan sistemli ve düzenli bu düşüş, insan ırkını yok etmekle tehdit ediyor. ABD Balık ve Vahşi Hayat Hizmetlerinin (FWS) standartlarında belirtilen beş kriterden sadece birinin karşılanması, o türü soyu tükenmek üzere olan tür yapar. Sıkı durun; insanlar bu kriterlerden en az üçünü karşılıyor. 
 
İYİ HABER İSE ŞU; Geri Sayım kitabı insan ırkını yok etme riski taşıyan bu büyük tehdidi bize bilimsel verilerle açıklamakla kalmıyor. Aynı zamanda günlük yaşam ve tüketim pratiklerimizde yapacağımız küçük değişikliklerle üreme sağlığımızı nasıl tekrar kazanacağımızı da anlatıyor. Kendimiz, eşimiz, çocuklarımız, torunlarımız ve herkes için… 
 
“Geri Sayım o nadir kitaplardan biri: Sadece yangın alarmını çalmakla kalmayıp aynı zamanda yangının nasıl söndürüleceğine dair de ikna edici bir görüş sunuyor. Ailenizin sağlığını korumak istiyorsanız bu kitabı okuyun.” 
—Rick Smith, Slow Death by Rubber Duck kitabının yazarı 
 
“Modern dünyamızın kendi varlığımızı nasıl tehdit ettiğini açıklıyor. Hemen bugün başlamak isteyeceğiniz bireysel ve toplumsal değişimler için gözünüzü açan bir kitap.” 
—Dr. Nicole Avena, What to Eat When You Want to Get Pregnant (Hamile Kalmak İstiyorsanız Ne Yemelisiniz?) kitabının yazarı 
 
“Dokunaklı... İnsanların, soyu hızla tükenmek üzere olan bir tür olduğunu ortaya çıkarıyor... Dr. Swan azalan doğurganlığımız için önemli öneriler sunuyor. Hepimiz bu önerilere uysak iyi olur.” 
—Dr. Bruce Blumberg, California Üniversitesi’nde Profesör, Obesogen Effect kitabının yazarı 
 
“Tekrar tekrar okunabilir... azalan doğurganlığın sağlığımıza, ekonomimize ve hatta insan ırkının geleceğine dair tehlikelerine karşı bir eylem çağrısı.” 
—Jeremy Grantham, GMO Yatırım Yönetim Şirketi ve Grantham Çevre Koruma Vakfı kurucu ortağı 
 
“Birçok araştırmanın alarm çanlarını çalan bir özeti... kitap, yaygın kimyasalların neden olduğu zararın nasıl azaltılacağına dair ayrıntılı, net açıklamalar ve önerilerle birlikte gözlemlere ve deneylere dayalı bilimsel çalışmalarla dolu.” 
—New York Review of Books 
 
“Bu kitap; konuşamadığımız, üstü örtülü şeyleri ortaya çıkarıyor. Hayatımızın her alanında plastik ve FDA tarafından onaylanmamış kimyasalları -ki bu da kimyasalların çoğu demek- giderek daha fazla kullanarak sadece kendi üreme sağlığımızı değil çocuklarımızınkini de tehlikeye atıyoruz. Swan, güçlü ve sürükleyici Geri Sayım kitabında bu trajik durumu açık biçimde ortaya koyuyor. Okuyun.” 
—Dr. Richard J. Jackson, Onursal Direktör, CDC Ulusal Çevresel Sağlık Merkezi 
 
 
 
“Olağanüstü... Swan, endokrin bozucu adı verilen üretilmiş kimyasalların ciddi tehlikelerini açıklıyor, bu kimyasallar her yıl milyonlarca ton üretiliyor ve sayısız ürününün içinde var. Çok geç olmadan karar alıcılara ve halka taşınması gereken güçlü bir kitap.” 
—Dr. Philip J. Landrigan, Boston Üniversitesi Küresel Halk Sağlığı Programı kurucu yöneticisi 
 
“Üreme hormonlarının cinsel meselelerdeki geniş kontrolü ve endokrin bozucu kimyasalların bunları sabote etmedeki rolü üzerine son derece aydınlatıcı bir kitap. Bu kitap, okuyanları EDC testinde ve kimyasal üretimini kabul edilebilir bir şekle sokacak olan düzenlemelerde ısrarcı olmasını sağlayacaktır.” —Terrence J. Collins, Carnegie Mellon Üniversitesi Yeşil Kimya’da Teresa Heinz Profesörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96554</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed94afff-b140-4836-b61c-de155c13e9db.jpg</image:loc>
            <image:title>Griden Beyaza</image:title>
            <image:caption>Gri rahat bir renktir. Gözü yormaz. Beyaz gibi aydınlık değilse de siyah gibi karanlık da değildir. Orta karar bir hali vardır, zahmet vermez, konforludur. Tehlikesi de tam buradadır. Kolay alışırsınız ona, durağandır; sizi herhangi bir eylem için teşvik etmez, bir alana sabitler. 
Gri alanınız kimi zaman sizi alıkoyan çekingenliğiniz, fanatizminiz veya arkadaş ortamınız kimi zaman ise saatlerinizi harcadığınız uyku veya sosyal medya olabilir. Yani kim nerede gereğinden fazla zaman ve enerji kaybediyorsa onun gri alanı orasıdır ve orada hayallere, hedeflere yer yoktur. Peki onlar nerededir? Beyaz alanda… 
Ancak Griden Beyaza bir yolculuk yaptığınız takdirde kalbinizin derinliklerinde bir hazine gibi sakladığınız hayallerinizi ortaya çıkarabilir, kabiliyetinizi keşfedip onu bir cevher gibi işleyebilirsiniz. Geleceğinizi tayin etmek, önünüzdeki tüm sınavları verebilmek için korksanız, zorlansanız dahi yola çıkıp mücadele etmeniz, hayallerinizin gerçekleşeceği anı düşleyerek adım adım ilerlemeniz gerekir. 
Yolunuza çiçekler serileceğini vadetmiyorum aksine yol tuzaklarla dolu... Ama merak etmeyin, yolculuğunuzun rotasını doğru bir şekilde tespit edebilmeniz için bu kitap size rehberlik edecek. Hayallerinize ulaşma yolunda ihtiyaç duyduğunuz içeriği -motivasyon, hedef belirleme, planlama, verimli çalışma, irade ve zaman yönetimi konularını- bu kitapta bulabileceksiniz. 
Haydi, direksiyonun başına geç tayfam, artık kaptan olma vakti! 
Gri yolları terk edip beyaz hayallerin için sonuna kadar mücadele et.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96555</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1fa01fd-d345-48db-bbe1-6482b87bc6f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman İçinde Bir Yerde</image:title>
            <image:caption>Gün doğmak üzereydi; dünyanın sesi ile daldığı o karanlıktan çıkarken, ıslıklar, hışırtılar, cıvıltıları andıran bu sesi her duyduğunda irkilirdi, kalbi atmasa da var olduğunu duyumsardı. Dünyanın şarkısı bitmek üzereyken Güneş göründü ve gökyüzü milyonlarca kanat çırpışı ile doldu. Yüzyıllardır şahit olmasına rağmen bu uyanışa hep hayranlık duyardı. Hassas, hiç şaşmayan ilahi bir tiyatroydu seyrettiği. Çok alçak frekanstaki dünyanın sesini bir tek insanlar duyamazdı bu koca evrende.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96556</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37372f53-fc23-49ae-a662-298338dd8eed.jpg</image:loc>
            <image:title>Anatolien Günceleri</image:title>
            <image:caption>Basat; gözlerini kaldırıp aynadaki yansımasına baktı, o anda zihninin ona oynadığı oyunlar ile kendi yansıması bir anlığına Uruz Bey’in çehresine büründü ve kulaklarında onun sözleri yankılandı.
“Ölen biri artık bu dünyaya ait değildir evlat. Onu geri getirsen bile artık o, o olmayacak.”
Korkut Ata veya günümüzdeki adıyla Dede Korkut, Oğuz Türkleri zamanında yaşamış efsanevi özelliklere sahip bir kişi olarak anılmaktadır. Dede Korkut Hikayeleri’nde can bulan kahramanlar ailesine veya halka kötülük yapanlara karşı olağanüstü yetenekleri ile karşı koyar ve zafer kazanır.

Mitolojik polisiye türünde yazılmış olan Anatolien Günceleri’nde ise Dede Korkut’un efsanevi karakteri Basat’ı köpeği Barak ile birlikte yanı başınızda hissedeceksiniz. 16 ayrı mitolojik yaratığın yer aldığı hikayelerden oluşan kitapta Basat, bilinmeyen çağlarda değil tam olarak içinde yaşadığımız zaman diliminde hocası Uruz Bey’in öğretileri ile gerçeküstü polisiye olaylara ışık tutmaktadır.

Bir solukta okuyacağınız Anadolu Günceleri’nde farklı bir tarz deneyen yazarımızın kitabın sonuna ulaşmayı başaran okurlara bir de sürprizi olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96557</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/360da5c3-86a4-40da-9347-cff8c90653ba.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden George Orwell&apos;ın, ülkemizde kuşkusuz en çok bilinen romanı “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” olmuştur. Yazarın İskoçya&apos;da veremle boğuştuğu sırada (1947-1948) kaleme aldığı bu eser, totaliter merkezli tek bir partinin propaganda, manipülasyon, beyin yıkama ve korku ile yönettiği -olası- geleceğe ilişkin distopik bir kâbus senaryosu olarak işlenmiştir.
Eser için ilk düşünülen isim “Avrupa&apos;daki Son Adam” olmasına rağmen daha sonra değiştirilerek bugünkü halini almıştır. Birçokları tarafından sosyalizm karşıtı olarak nitelendirilse de yazara göre bu roman sosyalizme veya (o dönem destekçisi olduğu) Britanya İşçi Partisi&apos;ne bir saldırı kastıyla yazılmamış, bununla birlikte komünizm ve faşizmde kısmen gerçekleşmiş olan ve merkezileştirilmiş ekonomilerin yol açabileceği bozukluklara değinilmektedir.
Eser, bireyselliğin ve özel hayatın olmadığı, insanların manipüle edilerek zihinlerinin kontrol altına alındığı ve makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü, ne yazık ki geçmişte ve günümüzdeki durumlar göz önüne alındığında her an yaşanması muhtemel bir dönemi en ince ayrıntısına kadar detaylandırması özelliği ile de ütopik olduğu kadar gerçekçi bir roman sayılabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96558</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68ddd9c2-1553-45b0-8169-499e0132a413.jpg</image:loc>
            <image:title>365 Gün</image:title>
            <image:caption>Gişe rekorları kıran aynı isimli Netflix filmine ilham veren, uluslararası düzeyde en çok satan, son derece seksi ve romantik roman.

Laura Biel, sevgilisi ve iki arkadaşı ile büyüleyici Sicilya&apos;da rüya gibi bir tatile çıkar. Gezilerinin ikinci gününde, yirmi dokuzuncu doğum gününde kaçırılır. Onu kaçıran, Sicilyalı güçlü bir suç ailesinin başı, son derecede yakışıklı genç mafya babası Massimo Torricelli, her ne pahasına olursa olsun Laura’ya sahip olmaya karar vermiştir.

Massimo&apos;nun kendine göre nedenleri vardır. Hayatına yapılan bir suikast girişiminde ölümle burun buruna gelmiş ve neredeyse ölmek üzereyken, gözlerinin önünde bir görüntü belirmiştir: Laura’ya çok benzeyen güzel bir kadın. Ölümün eşiğindeyken gördüğü bu kadını bulacağına ve her ne olursa olsun, bu kadının onun olacağına dair kendi kendine söz verir.

Massimo, 365 gün boyunca Laura&apos;yı görkemli mülkünde tutsak edecek ve kalbini kazanmaya çalışacaktır. Eğer Laura, herhangi bir noktada kaçmaya çalışırsa, Massimo onun tüm ailesini bulup öldürecektir.

Kısa bir süre sonra Laura, onu esir alan, bu yakışıklı ve güçlü adamın büyüsüne kapılır. Fakat aralarındaki bu istikrarsız, tehlikeli ilişkiyi, kontrolleri dışında gelişen güçler, parçalamakla tehdit etmektedir...

Blanka Lipińska
Blanka Lipinska, Polonya&apos;nın en popüler kadın yazar ve fenomenlerinden biridir. Zorunluluktan çok istediği için, para kazanmaktan çok eğlenmek için yazmaktadır. Dövmeleri sever, dürüstlüğe ve fedakarlığa değer verir. İnsanların seks konusunda yeterince açık olmamalarından rahatsız olmaktadır. Aşkın birçok farklı yönü olduğuna dair konuşmayı kendine görev edinmiştir. Onun için seks hakkında konuşmanın, akşam yemeği hazırlamak kadar kolay olduğunu söyler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96559</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d698ee4e-590b-4e5d-b736-0b7ff7337cb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Abraham - Geçmiş Değişir</image:title>
            <image:caption>2020 yılında tesadüfen zamanda yolculuk yaparak kendini
1933 Hitler Döneminde bulan Olivia’nın tek kurtuluş yolu o yıllarda hayatta olan ünlü fizikçi Abraham Salwatowski’yi bulmaktır.
Cep telefonu en büyük kanıtı olacaktır.
Peki Olivia kendi zaman dilimine dönebilecek mi?
Ünlü fizikçiyi bulabilecek mi?
1900’lerdeki yaşama alışabilecek mi?
Hitler Almanya’sından kaçabilecek mi?
Zamanda yolculuğun heyecan verici dünyasına hazırlanın…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96560</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d86d8856-9f0c-4a56-a4db-c3950733c02a.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka</image:title>
            <image:caption>“Onu koruyun lütfen… Soyadını değiştirin, ona yeni bir hayat verin, kimse varlığını bilmesin.”
Küçük bir kızın yeni hayatının başlangıcıydı bu cümleler. Peki içine bırakıldığı bu hayat, annesinin kollarından daha güvenli olacak mıydı yoksa önünde sonunda babasının günahlarının cezasını çekmek zorunda mı bırakılacaktı?
Her şeyi yoluna koyduğunu zannederken tepetaklak olan bir hayat… Kader ortağı üç arkadaşından başka kimsesi olmayan bir kadın, intikamla doldurduğu taşlaşmış kalbine söz geçiremeyen karanlık bir adam…
Serinin ilk kitabı, size dostlarınız için ne kadar ileri gidebileceğinizi sorgulatacak.
“Hiçbir yenilgi böylesine görkemli, hiçbir zafer böylesine acınası olmamıştır!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96561</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/320d4d7b-c24e-4b34-b6d5-489b2dc952f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 2. Kitap</image:title>
            <image:caption>Anka aylardır gergindi. Beklenen felaketin her an kapısını çalacağı korkusuyla beklemek ve geldiğini bilmek, son senelerde yaşadığı rehavetin de sonuna geldiğinin işaretiydi.
Derim Akhan başarmıştı… 2 ay önce Konsey’e kabul edilmişti ve şimdi o da dünyayı kendi emelleri için rahatlıkla kullanan o birkaç adamdan biri olmuştu. Bir zamanlar bu düşünce ütopik gelse de adam bunu başarmıştı sonunda.
Anka ve Derim… İki uç nokta, iki uç karakter… Onları ortada buluşturan küçük yürek Aşil… Aşil, Anka’nın kalbine kabul ettiremediği çekimin akışına kendini bırakmasını sağlayabilecek mi? Derim, yakıp yıktığı köprüleri tekrar inşa edip Anka’nın kalbini kazanabilecek mi? Kartlar yeniden dağıtılıyor. Hesapta yokken ortaya çıkan minik Aşil iki düşmanı bir noktada tekrar bir araya getiriyor. Serinin ikinci kitabını okurken sayfalar elinizde hızla akacak, kitabı bir çırpıda bitireceksiniz.
Hayat, gerçekten de insanlar plan yaparken kaderin kıs kıs güldüğü bir muammaydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96562</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68969e0e-5e14-4c46-8c8d-aa2cfeb5191b.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 3. Kitap</image:title>
            <image:caption>Derim, şiddetle şekil bulmuş bir adamdı. Ona vurulan her darbe, tıpkı keskin bir kılıca şekil veren demirci ustasının çekicinden inen o ağır, hiddetli vuruştu ve bugün keskin bir kılıca dönüşmüş olan adam, bunun dışında bir şey görmemişti. Her defasında kora dönüşen bedeni o darbelerle sarsılmış sonra buz gibi suya sokularak katılaştırılmış ve ardından yeniden ateşle buluşarak kora dönüşmüş ve yine yeniden bu döngü aynı hiddetli vuruşlarla devam ederek bugünkü şeklini almıştı.
Şimdi bu keskin kılıç artık iki kişi için kınından çıkıyordu. Sevdiği kadın, Anka ve hayatının merkezine oturttuğu oğlu, Aşil.
“Bizim pusulamaz oğlumuz. Ne sen ne de ben yolumuzu kaybetmeyiz. Bizim Kuzeyimiz oğlumuz. Tek yapmamız gereken yüzümüzü hep ona dönmek olacak.”
“Benim yüzüm hep size dönük mon Phénix. Yoksa çoktan yolumu kaybederdim ben.”
Hayatlarına giren küçük Aşil ile Derim, Anka&apos;ya kendini affettirmek için elinden gelen tüm çabayla savaşıyor, Anka da Derim&apos;in çocukluğunun derin sırlarına ulaşıp gerçekleri öğrenmeye çalışıyordu. Birbirlerini daha yakından tanımaya çalışan ikili, Aşil&apos;in de katkısıyla paylaştıkları anları çoğaltıyorlardı. Tüm bunlar yaşanırken çevrelerindeki kötü güçler de boş durmayacaktı. Derim ve Anka&apos;ya zarar vermek isteyenlerin ibresi yeniden Aşil&apos;e dönecekti.
“Hedef Aşil!” diye bağırdı Ozan.
“Oğlumu koruyun!” diye bağırdı Derim haykırır gibi. “Aşil&apos;i koruyun!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96563</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d53fcb2a-76c7-4a3a-b6ce-a6a00b0aba6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 4. Kitap</image:title>
            <image:caption>Bir zamanlar, babası tarafından eli hiç tutulmamış, sırtı hiç sıvazlanmamış, sadece karanlığa hapsedilmiş bir evlattı o; fakat bugün, gölgesiyle bile her an, her saniye oğlunu korumaya çalışan muazzam bir babaydı…
Bundan seneler evvel, sürüklenerek götürüldüğü ve Derim&apos;in yanında katıldığı bir başka partide yine birçok göz, merakla onun üzerine dikilmişti ve Anka, o bakışlarının nedenini öğrendiğinde yaşadığı sarsıntıyı, bugün gibi hatırlıyordu. Hayatı boyunca o kadar aşağılanmamıştı.
Derim&apos;in acı geçmişi telafi edebilmek için gösterdiği çaba, elbette takdire şayandı ve Anka onun samimi çabasının, kalbindeki kırıkları onardığını da kabulleniyordu. Fakat biraz evvel yaptığı şey; kimseye boyun eğmeyen adamın cesaret ettiği jest, bir başka kadının göğsünü kabartabilecek olsa da Anka bunu hissetmiyordu. Aksine, yüreğinde geçmişte yaşadığı aşağılanmanın sızısı ve Derim&apos;in bu kadar gözü kara olmasının yaşattığı tedirginlik vardı.
Bu adeta Derim&apos;in kendi kendine verdiği cezanın sınırsızlığını kanıtlıyordu. Öylesi düşünmeksizin, öylesi fütursuz ve öylesi boyun eğilmiş bir teslimiyetti yaptığı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96564</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ba4a811-06fe-4b46-8ae5-075aa0774626.jpg</image:loc>
            <image:title>Arthur ile Zamanın İzinde Evrenin Merkezine Doğru Bir Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Düşüncelerimiz, bizi var eden tek gerçekliktir.
3 Nisan 2022&apos;de Peter&apos;ın, Arthur isimli çalar saati ile Wagner&apos;in Antika dükkânına adım atmasının ardından, geçmişten geleceğe, dünyanın kayıp uygarlıklarından evrenin galaktik uygarlıklarına uzanan bir maceranın kapıları aralanıyor.
“Ay&apos;ın yüzeyinde yer alan kraterlerin üzerinde boylu boyunca yuvarlanarak ilerleyen Arthur&apos;un Amerikan bayrağının yanına gelişiyle birlikte John F. Kennedy&apos;nin ulusa seslenişi (We choose to go to the moon), Apollo 11&apos;in yeryüzünden ayrılışı, insanlığın Ay&apos;a ilk ayak basışı, Neil Armstrong&apos;un sözleri (That&apos;s one small step for a man, one giant leap for mankind) ve hemen yanı başında duyumsadığı Buzz Aldrin&apos;in karşı konulamaz heyecanı ve kalp atışlarıyla Dünya üzerinde görüntüleri izleyen milyonların gurur ve coşkulu manzarası eşliğinde insanlık tarihinde iz bırakan anlar, gözlerinin önünden bir film şeridi gibi akmaya başlamıştı.”
“Peki, gerçekten de her uygarlık bir noktada kendini yok etmeye programlı olabilir miydi?”
Serinin bu ilk kitabında; Atlantis ile Mu kıtalarının yükselişi ve batışının gerçekleri açığa çıkıyor. Diğer galaksilerde yaşayan bilinçli ve üst türlerin maceraları, Dünya&apos;yı da etkisi altına alacak gizemli bir serüvene hayat veriyor. Gelecek, geçmiş, var olma amacımız ve de tüm evreni içine alan kaosu ve savaşı anlatan bu uzay yolculuğunu merakla okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96565</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1acfa69-1726-423c-841c-c891fb69944c.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Ders Almayacaklar</image:title>
            <image:caption>Usa Today’den Wendy Walker’ın deyimiyle, “Sert, ustaca ve tamamen korkusuz.” Asla Ders Almayacaklar, tacizci adamlara tam da hak ettiklerini veren iki kadın hakkında psikolojik bir gerilim romanı.
Layne Fargo’nun “tahrik edici yazım tarzı” ve “gerilimin tekinsiz çekiciliğini” ön plana çıkaran, Asla Ders Almayacaklar romanı, özellikle Killing Eve ve Chelsea Cain hayranlarının bayılacağı bir feminist seri katil hikâyesi.
Chicago Review of Books -Kirkus Review
Scarlett clark İstisnai bir İngiliz edebiyatı profesörüdür. Ama Cinayetlerini Örtbas Etmede Çok Daha Olağanüstü İşler Çıkarır.
Her yıl Gorman Üniversitesi’nin en kötü adamını seçer ve onun kaderini en küçük ayrıntısına kadar planlar. Muhteşem planlama zekâsı sayesinde, yıllardır dikkatleri üzerine çekmeden cinayet işlemeye devam etmektedir. Tam da en büyük avına hazırlanırken, okul kampüsündeki ölümlerin peşine düşmeye karar verir. Düşmanlarını kendine yakın tutmaya kararlı olan Scarlett, araştırma birimine katılır ve birimin başındaki Dr. Mina Pierce’ı baştan çıkarır. Her şey büyük planıyla uyumlu ilerlemektedir. Ta ki son kurbanında kontrolünü kaybedip yakalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalana kadar.
Bu sırada Gorman Üniversitesi öğrencisi Carly Schiller, okuldaki ilk yılını kazasız belasız atlatma derdindedir. Babasının psikolojik tacizlerinden nihayet kurtulmuş olan Carly, derslerine odaklanıp gözlerden uzak bir okul hayatı sürdürmek istemektedir. Ama yurttaki oda arkadaşının başka fikirleri vardır. Allison Hadley havalı ve kendine güvenli bir kızdır, tam da Carly’nin olmak istediği gibi. İkisi kendilerini çok yoğun bir arkadaşlığın içinde bulurlar. Allison bir partide cinsel saldırıya maruz kalınca, Carly saldırgana cezasını vermeye ve intikam fantezilerini gerçeğe dönüştürmeye takıntılı hale gelir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96566</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47a595d2-5e01-417a-a91b-ca0a00a2ef89.jpg</image:loc>
            <image:title>Axomghot - Ara Devir</image:title>
            <image:caption>Gurur… Berd’in gözlerinin derinliklerinden haykırdı kuvvetli varlığını. Şanlı bir zafer bile bu sahne kadar anlamlı olamazdı. Yolunun önünde diz çöktü eli kanlı savaşçıları. Ağır ağır yürüdü yarattığı mabede sonra. Bir elinde Axomghot’un mukaddes sancağı, diğerinde Tyekajin’in üçlü kılıcı… Ayaklarını geçirdi kimi ölü başın ağzına, kiminin burnuna bastı. Her birinden üstünde bir iz kaldı.
Sadece bedeni değil, ruhu da yükseliyordu ölülerin üstünde. Zirveye ulaştığında, garip bir heyecan dalgalandı yüreğinde. Galibiyetten daha ulvi bir tat… Başarıdan daha kuvvetli bir haz hissetti. Sancağı dikti en tepeye. Sağ eliyle sapasağlam tuttu demirinden. Sol elindeki kılıçla selam verdi onu izleyenlere. “Yesssaaaaaah!” diye kükredi tüm Yeriyaako’ya. Güneş bile korkmuştu sanki ondan. Ürkekçe saklanıyordu mor bulutların ardına, kaçar gibi batıyordu Kahir Denizin ufkundan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96567</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f371b2e4-4425-46ee-b2ef-e960cef8e2e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadın Gibi Bırak</image:title>
            <image:caption>Alkolle kafayı bozmuş bir dünyada yaşıyoruz. İş etkinliklerinde, kahvaltılarda, kitap kulüplerinde, mezuniyetlerde, cenazelerde içiyoruz. Yine de alkolün her yerde bulunmasını sorgulayan kimse yok; aslında, sorguladığımız tek şey, içki içmeyen birinin bunu neden yaptığı. Holly Whitaker birçok içki aleminin ardından yardım almaya karar verdiği zaman, egemen tedavi sistemlerinin ilkel, ataerkil ve kadınlar ile tarihteki diğer bastırılmış grupların kendilerine özgü gereksinimleri için yetersiz olduğunu fark etti. Dahası, tıpkı nesiller önce tütün şirketlerinin başarılı bir şekilde yaptığı gibi, alkol şirketlerinin kadınları hedef alışını görmezden gelemedi.

Holly kendi bağımlılığından yola çıkarak alternatif bir yöntem geliştirdiği zaman, alkolle arasındaki ilişkiyi sorgulayanların katılabileceği bir ayık yaşam topluluğu yaratmaya gerek duydu. Böylece herkes kendi yolunu keşfedebilecekti. Bu kitap her şeyden önce içki içme kültüründe deprem etkisi yaratacak bir bakış açısıdır. Aynı zamanda da, tüm zehirlerden arınmış, en kusursuz, en güzel hayatlarımızı yaşamamıza yardımcı olacak bir yol haritasıdır. Bir Kadın Gibi Bırak, içki içmekle ilgili düşüncelerinizde bir devrim yaratacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96568</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59b6b4a1-0c7a-489a-bbf3-41bbe5821a71.jpg</image:loc>
            <image:title>Bugün</image:title>
            <image:caption>#1 Uluslararası Çok Satan
Laura Bıel Ve Massımo Torrıcellı, Karşı Konulamaz Derecede Tehlikeli Bir Tutku.
Netflix’in izlenme rekorları kıran, uluslararası çapta en çok satan 365 Gün’ün bu sürükleyici ikinci kitabında Laura ve Massimo’nun şehvetli ve heyecan verici hikayesi devam ediyor.
Laura&apos;nın Sicilya&apos;daki yeni yaşamı masal gibidir: İhtişamlı bir düğün, her isteğini yerine getiren bir eş, deniz kenarında harika bir villa ve Laura&apos;nın daha önce hiç tatmadığı lüks. Laura&apos;nın eşi, güçlü bir mafya örgütünün lideri olan Don Massimo Torricelli olmasaydı her şey mükemmel olabilirdi. Laura&apos;nın da kısa sürede fark edeceği gibi Sicilya&apos;nın en tehlikeli adamının eşi olmanın sonuçları vardır. Çünkü Massimo&apos;nun gözü pek düşmanları vardır ve en zayıf noktası Laura&apos;dır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96569</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abf0ba84-c0c6-4ea8-a405-4a1080b69617.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Alaz</image:title>
            <image:caption>Sevdikleri bir zalim tarafından elinden alındı. On üç yıl boyunca kabuslara mahkûm edilirken, adı da karanlığa gömüldü. Alaz… Yeminle çıktığı intikam yolunda şimdi zalim olma sırası O’nda.
Yaman… Yirmi üç yıl önce en kıymetlisini, yıllar sonra ise annesini elinden alan aynı zalimi; cehenneme göndermeyi hayatının amacı edindi.
İntikam ateşi ile yanan Alaz ve Yaman’ın hikayesi, serinin bu ikinci kitabında da sizleri sürükleyerek, onların duygularına ortak edecek.
Bukalemun Alaz, tüm bu intikam ateşinin içinde; aynı hedefe ayrı yollardan giden Alaz ve Yaman’ın sürekli kesişen yollarının tesadüf olmadığını, ilahi planın onları bir araya getirmek için yaptığı cilvelerle, temeli yirmi üç yıl önce atılan aşkı canlandırdığını heyecanla fark edeceksiniz.
Serinin bu kitabı, tesadüf diye bir şey olmadığına inanmanızı sağlayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96570</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8e7a15d-b101-4009-9ef8-8e632595ba25.jpg</image:loc>
            <image:title>Merhaba Su!</image:title>
            <image:caption>Su her yerde ve pek çok farklı formda. 
İşte suyun, nehirden okyanusa, kutuptan çöle uzanan öyküsü… 
 
Delikli kitaplar serimizin yeni kitabı Merhaba Su!’yu Giovanna Mantegazza yazdı ve Simona Mulazzani resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96571</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c327d33-1257-4828-b15c-e6adfec310bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Dikeniko</image:title>
            <image:caption>Kara kara kapkara bir ormanda, her yanı dikenlerle kaplı bir yaratık yaşıyordu: Dikeniko! 
Sırtı dikenliydi. Karnı dikenliydi. Başı dikenliydi. Poposu dikenliydi. Hatta kollarında ve dizlerinde bile dikenler vardı. 
Günlerden bir gün, hiç beklenmedik bir şey oldu: Dikeniko’nun dikenleri dökülüverdi. O kapkara, dikenli yaratığın yerini lokum gibi pembe, yumuşak bir yaratık aldı. 
Artık kimseyi korkutamayacaksa, nasıl yaşayacaktı ki? 
 
Ilaria Guarducci’nin yazdığı ve resimlediği Dikeniko’yu, Eren Cendey İtalyanca aslından çevirerek dilimize kazandırdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96572</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd256ccc-ab96-47af-9690-0a2163e4ca00.jpg</image:loc>
            <image:title>Mila ve Sarp&apos;ın Matematik Öyküleri 5 - Fidanlar Büyüyor</image:title>
            <image:caption>Mila ve Sarp 6 yaşında çok iyi anlaşan iki arkadaş. Aynı okula gidiyorlar, aynı sokakta oturuyorlar ve okul sonrası zamanlarının çoğunu birlikte geçiriyorlar. 
Bu öykümüzde, Mila ve Sarp Orman Haftası etkinliklerine katılıyor. Yapacakları projede fidanlarının bıyunu ölçerken sorun yaşıyorlar. 
Serinin 5.kitabında Mila ve Sarp, farklı yöntemlerle uzunluk ölçmeyi öğreniyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96573</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/345a2c1a-f393-49ce-bc51-e2d026d8e988.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülün Dikeni</image:title>
            <image:caption>O, bu kitabı kendi deyimiyle “yaşama devam etmek için” yazmış, “intikam almak için değil 
O, bu kitabı kendi deyimiyle yaşama devam etmek için yazmış, intikam almak için değil. Almanya&apos;nın adalet mekanizması ve cezaevlerini, hayatında bugüne kadar yaşanmasına ihtimal vermediğimiz olayları anlatıyor. Günümüz Türkiye&apos;sinde kadın hakları kadına şiddet kimi yerlerde 2. Hatta 3. Sınıf vatandaş olarak TV haberlerinde, gazetelerde görüyoruz. Avrupa&apos;nın beşiği Almanya&apos;da bile kadınlar eşit değil mi? Acaba! Bu kitap Almanya&apos;da önce yasaklandı, sonra sansüre uğradı. Ama 1 milyon satmasına engel olunamadı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96574</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/644cdf24-1e22-4439-8abf-6e4ecb59640b.jpg</image:loc>
            <image:title>Okullarda Ruh Sağlığı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, okullarda sunulan ruh sağlığı hizmetlerine yönelik rehber niteliğinde destekleyici bir kaynaktır. Pandemi dönemi ve sonrası okullarda ruh sağlığı hizmetlerine duyulan ihtiyaçlar dikkate alındığında sunulan hizmetin kapsamı ve niteliği daha da öne çıkmaktadır. Bu ihtiyaç da göz önünde bulundurularak okullarda ruh sağlığını etkileyen faktörler ve sorumluluklara, okullarda sunulan ruh sağlığı yaklaşımlarına, okullarda çocuk ve ergenlerle psikolojik danışmaya, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, yükseköğretim dönemlerinde ruh sağlığı hizmetlerine, özel eğitime ihtiyaç duyan ve dezavantajlı bireylerde ruh sağlığı hizmetine, okul ve aile ikliminde riskli durumlara ve kriz durumlarında ruh sağlığı hizmetine, okullarda kültüre duyarlı ruh sağlığı hizmetine, pandemi ve sonrası okullarda ruh sağlığı hizmetine, okullarda sunulan ruh sağlığı hizmeti bağlamında etik ve hukuk konularına yer verilmiştir. Her bir bölümde bölümün doğasına da bağlı olarak öğrenme hedeflerine, yer yer vaka örneklerine, gelişim dönemi bilgilerine, öğrenme sürecini aktif kılabilecek paylaşımlara yer verilmiştir. Okullarda çalışan meslek profesyonellerine, okullarda çalışmayı hedefleyen ruh sağlığı hizmeti sunmaya aday bireylere ve ruh sağlığına ilgi duyan tüm bireylere temel bir başvuru kaynağı oluşturması dileğiyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96575</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1acebae-4aad-481c-ad64-752b95bd380a.jpg</image:loc>
            <image:title>Totem ve Tabu</image:title>
            <image:caption>Yayımlandığı günden bu yana en çok konuşulan ve Sigmund Freud’un en büyük eserlerinden biri kabul edilen Totem ve Tabu, ilk kez 1913’te yayımlandığında büyük tepkilere yol açmıştı. Dört bölümden oluşan kitabında Freud aile, toplum, din, cinsellik, çocukluk kavramlarını irdeliyor. Kapsamlı ve düşündürücü bir kitap olan Totem ve Tabu, Freud’un en ünlü temalarının en kapsamlı keşfi olmaya devam ediyor. Teorileri, sinema ve edebiyattan tıbba ve sanata kadar yaşamı tüm yönleriyle etkilemiş olan Freud’un bu önemli metnini Niyazi Berkes’in çevirisiyle sunuyoruz. 

“(...) Etnografyanın bize öğrettiği “ilkel insan psikolojisi” ile psikanaliz araştırmalarının bize öğrettiği “nevrozluların psikolojisi” arasında yapılacak bir karşılaştırma birçok benzerlik noktasını ortaya çıkaracak ve az çok bildiğimiz konuları aydınlatacaktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96576</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5af8ec36-291c-4f2d-a20a-15075ae35fa2.jpg</image:loc>
            <image:title>Almanya Çıldırdı</image:title>
            <image:caption>1941 yılında, II. Dünya Savaşı sürerken ve Hitler henüz büyük katliamlarını yapmamışken yayınlanan bu çalışmanın amacı, mevcut çatışmanın psikolojik dinamiklerini belirlemek ve anlamaktır. Yazar, Alman zihniyetini incelemek için sıra dışı fırsatlara sahip olmuş tıp doktoru bir psikologdur. Almanya’nın durumunu şeytani bir delirme durumu olarak görür; Hitler ise medyum rolü oynayarak Alman bilinçdışına sızma becerisi gösteren ilkel bir büyücüdür. Kolektif Alman psikolojisinin temel istikrarsızlığı analiz edilir ve bu şeytani patlamayla ilişkilendirilir. 

Almanya Çıldırdı, Avrupa’nın başına gelen bu büyük felaketin görünmez sebeplerini tasvir etmeye yönelik ilk ciddi girişimdir. Mevcut kaosun akıl ve mantık dışı unsurlarını aydınlatma amacı taşır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96577</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1b990eb-3e89-4d94-9386-86f4171e16d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlamak İçin Yaşamak</image:title>
            <image:caption>Anlamak tercüme etmektir. Tercüme birçok şekilde söylenmesi mümkün olan bir ifadenin taşıdığı dolaylı anlamı deşifre etme sanatıdır. Ve bereket versin ki insanoğlu, Cennetten kovulduğu günden beri bu dolaylı anlamı yorumlama ve tercüme etme sanatının ustasıdır: başka hayatları kendi hayatına, başka tecrübeleri kendi tecrübesine, başka hikâyeleri kendi hikâyesine, başka okumaları kendi okumalarına, başka yorumları kendi yorumlarına mal eder. Bu sayede sürekli yeniden ürettiği bir geçmişi ve tahayyül edebildiği bir geleceği vardır. Anlamaya dair edilmiş bütün fiyakalı büyük lafların altında yatan basit hakikat aslında budur: Anladığımız kadar varız... 

İnsanı insan kılan bu temellük yeteneği, okuduğunuz kitapta altı üst başlıkta ele alınıyor: Kültür, kültürün trajedisi, suçluluk meselesi, aptallık, adalet ve öteki. Her biri bağımsız bir kitap olmayı hak edecek kadar büyük problemlere bir çözüm veya nihai ve kuşatıcı bir bakış açısı getirdiğimi iddia etmiyorum. Ama kendimi, içinde yaşadığım çağı ve toplumu anlamaya çalışırken çokça yolumun kesiştiği problemler ve düşünürlerle olan ilişkimi gözler önüne sermekten de çekinmedim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96578</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5fba02a-74f7-47f1-a97a-3a16257b8f79.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Halk Şiirinde Şekil ve Türler</image:title>
            <image:caption>Ahmet Talât Onay&apos;ın ününü sağlayan eserlerinin başında Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev&apos;i gelir. Yazar bu eserinde, örneklerden hareketle halk şiirimizin bazı kurallarını tespit etmeyi denemiştir. Fuat Köprülü, Veled Çelebi, Necip Âsım, Ahmet Kemal, Nurullah Ataç, Brockelman ve Kowalski gibi yerli ve yabancı ilim adamı ve edebiyatçılar bu eserlerin önemini gösteren tenkit ve tanıtma yazıları yazmışlardır. 

Ahmet Talât, Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev&apos;i&apos;ni 1924&apos;te yazmış, 1928 yılında Maarif Vekâleti tarafından yayınlanmıştır. Yazar, 1940’ta eserini ilavelerle genişletmiş ise de, sağlığında ikinci baskısı yapılamamıştır. 

      Ahmet Talât, eseri yeni baskıya hazırlarken, eski baskıda bulunan birçok konuyu bazen yeniden yazacak kadar değiştirmiş ve genişletmiş, bazen de yeni konular ilave etmiştir. Bu ilaveler sonucunda ilk baskısı 166 sayfa olan eser, 400 sayfaya ulaşmıştır 

     Türk Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev&apos;i, kendi konusunda ilk kapsamlı çalışmadır. Çok ve çeşitli örnek ihtiva etmektedir. Yazarın ifadesiyle, halk edebiyatı tarihi yazacaklar için zengin malzeme vermektedir. Önerdiği bazı terimler bugün için yadırgansa ve hatta bazı fikirleri eskimiş, eksik ve yanlış olsa dahi, halk edebiyatı alanında çalışacakların başvurmadan geçemeyecekleri klasik kaynaklar arasında yerini almıştır. Yazarın sağlığında büyük ölçüde genişlettiği bu yeni baskıya, günümüz okuyucusuna hitap etmek amacıyla Halk Şiirinde Şekil ve Türler demeyi uygun gördük. Eserin, halk edebiyatı araştırmacıları için yararlı olmasını dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96579</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90fcd387-f207-4f30-bc53-292f41667e3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşatma</image:title>
            <image:caption>Size sahnede alkışlatılan sahte kahramanların değil, 
Kanlarıyla vatan toprağını sulayan unutulmazların hikâyesi. 
Soluksuz, sarsılarak okuyacaksınız. 
 
Hikmet Erdoğdu, Kuşatma’da vatanı için kendinden vazgeçip yurdun her karış toprağını evi belleyenlerin hikâyesini anlatıyor. Güneydoğu’da terörle mücadele eden Mehmetçiğin en yalın hâllerini, dün ile bugün arasında sıkışmış, eksik bırakılmış yaşamların perde arkasını gözler önüne seriyor. 
Erdoğdu’nun gerçeklerden damıtarak tüm zorluğa, yoksunluğa, mücadeleye rağmen dostluk ve adanmışlıkla kurduğu dünyasına tanık olurken vatan sevgisini en derinlerinizde hissedeceksiniz. 
 
“Yine vatanı kurtarmaya mı gidiyorsun Kürşad? Bu sefer arkandan ağlayacak biri var mı?” diye sormuştu. 
Kürşad kapıdan çıkarken, yılların kızgınlığını iki cümleye sığdıran Nagehan’a bakıp cevap vermişti: 
“Sevdikleri için kendini feda etmeyenlerin, sevdikleri için ağlamaya hakkı yoktur.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96580</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef8cc7b9-66a3-4a5c-83b4-90fa74fbe8a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Halk Şiiri ve Divan Şiirinin Müşterekleri</image:title>
            <image:caption>Ben Türk şiirini gül-i ra&apos;nâya benzetiyorum; yarı sarı yarı kırmızı... Halk ve divan geleneğinden beslendiği için iki renkli. Rengini, kokusunu bizim havamız, suyumuz ve toprağımızdan alan, bizim besleyip büyüttüğümüz bir gül. 
       Edebiyatımızı doğru anlayabilmek için önce zihnimizdeki ikiliği kaldırmamız gerektiğine inanıyorum. Türk kültürü, tarihi ve sanatı gibi edebiyatı da bir bütün. Şiir de bu bütünlük içinde gelişimini sürdürüyor. Farklı estetik çizgilere sahip olmakla birlikte, ortak bir kültür birikimine yaslanan halk ve divan edebiyatlarımızın müşterekleri tahmin ettiğimizden çok daha fazla. Şimdiye kadar ısrarla farklı taraflarına dikkat çekildiğinden bu ikisinin birbirine zıt ve tamamıyla farklı edebiyatlar olduğu sanılmış, arada uçurumlar yaratılmıştır. Ben bunun böyle olmadığını örnekleriyle ortaya koymaya çalıştım. 
        Eski şehirlerimizin kendilerine özgü bir mimarisi vardı. Safranbolu ve başka şehirlerde gördüğümüz gibi. Bu şehirlerin, aynı zamanda şiirde, musikide, giyim kuşamda belli bir üslûbu vardı. Tanpınar bu örneklere mahallî klasik diyor. Bunlar, halk şiirini divan şiirine bağlayan zincirin halkaları gibi ara örneklerdir. 
        Ben Türk Edebiyatını bir şehre benzetiyorum. Edebiyatın dönemleri ve farklı üslûpları, şehrin sokakları, caddeleri, meydanları gibidir. Aynı anda hem bunları hem de şehrin tamamını göz önünde bulundurmak gerekir. 
        Türk Edebiyatı kendi içinde bölümlenmeler içerse de, yabancı bir edebiyatla karşılaştığında bu farklılıklar ortadan kalkar ve bir bütün olarak görünür. Onu değerlendirirken farklılıklarını ve ortak yönlerini bir arada değerlendirmelidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96581</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24727722-69cc-4d6e-ac86-beaba3046739.jpg</image:loc>
            <image:title>Demokrasi Felsefesi</image:title>
            <image:caption>«Demokrasi, insani varoluşa içkin olanakları hem pozitif hem de negatif özgürlükler bağlamında hayata geçirme ve her tekil insanın kendisini ne ise o olarak algılama arzusuna eşlik edecek “ontolojik haysiyet eşitliği” talebinin sesidir. Dile getirdiğim eşitliğe dayalı demokrasi talebi, aynı zamanda, egemenlik ilişkilerinin hiyerarşik yapılanmasına karşı bir direnişi de temsil eder. Bu kitaptaki her bir bölüm bu direnişe açılan yeni bir pencere olarak okunursa kitap amacına ulaşmış olacaktır». 
 (editör) Eray Yağanak 
 
Ülkemizin çeşitli üniversitelerinden on bir yazarın kaleme aldığı bu kitapta, çağdaş felsefenin Mill, Nietzsche, Popper, Rawls, Habermas, Dworkin, Laclau, Mouffe, Badiou, Rancière ve Pettit gibi önemli figürlerinin demokrasi anlayışları incelenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96582</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76416b68-9791-47ee-bfef-a9b01cf15541.jpg</image:loc>
            <image:title>Ultra Çocuk ile Harika Köpek</image:title>
            <image:caption>Ultra Çocuk ile Harika Köpek&apos;in İNANILMAZ Maceraları...

İngiliz yazar Ben Davis&apos;in, insanlar ve köpekler arasındaki koşulsuz sevgiyi hem hüzünlü hem de eğlenceli bir anlatıya dönüştürdüğü Ultra Çocuk ile Harika Köpek, belleklerden uzun süre silinmeyecek bir dostluk romanı.

Doğdukları günden beri hiç ayrılmayan ultra çocuk George ile harika köpeği Gizmo&apos;nun büyüme ve olgunlaşma hikâyesini sayfalarına taşıyan bu bol ödüllü kitap, olumsuz durumlara karşı tek yürek olmanın ve cesur davranmanın gerekliliğini hatırlatıyor.

Muzip dili, sağlam kurgusu ve Julia Christians&apos;ın resimleri eşliğinde, okurlara “inanılmaz” maceralar yaşatan eser aynı zamanda; ebeveyn ayrılığı, sevdiklerini kaybetme, anksiyete, akran zorbalığı, yalnızlık gibi çocukların duygu dünyalarını altüst edebilecek hassas konulara da dikkat çekiyor. 

14 yaşındaki Gizmo, bir köpeğin umabileceği her şeyi yaşadı şu hayatta! Can dostu George sayesinde sevgi dolu, muhteşem bir ömür sürdü. Galaksilerarası Güç Takımı&apos;na katıldı. Herkesin arkadaşı, suç savaşçısı, sincap kovalayıcısı ve reçelli bisküvi sevdalısı oldu. Ama hepsinden önemlisi, köpek yaşıyla aşağı yukarı 78 yıl boyunca (!) hep çok iyi bir çocuk olarak kalmayı başardı o. Fakat artık işler iyiye gitmiyor. Gizmo bir hayli yaşlandı ve... bu duruma çok üzülen George, onunla son kez DELİCESİNE eğlenebilmek ve güzel anılar biriktirebilmek için bir “Gizmo ile Yapılacaklar Listesi” hazırladı. Kampa gitmek, dondurma yemek, şehrin öteki tarafındaki yüksek tepeye tırmanmak, on beş dakikalığına ünlü olmak... Peki, George&apos;un yerli yersiz “fıttırışları” ve Gizmo&apos;nun aşırı tembelliği işin içine girince, bu listedekilerin ne kadarı gerçeğe dönüşebilecek dersiniz?

Ben Davis&apos;in, “Ne olursa olsun, hayat devam ediyor; eksik, yarım, özlemle. Hem de hiç dinmeyecek bir özlemle...” görüşü üstüne temellendirdiği Ultra Çocuk ile Harika Köpek, kahkaha attırırken gözleri nemlendirmeyi başaran kitaplardan!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96583</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8eee46b1-81d7-4390-a0a9-68a12741dda7.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat ve Toplum Dergisi 136. Sayı - Sagalassos Toplantıları</image:title>
            <image:caption>SAGALASSOS TOPLANTISI 
Konuk Editörden: Öner Günçavdı 
 
Fiyat İstikrarı ve Para-Maliye Politikası Etkileşimi 
Hakan Kara 
 
Mega Projelerdeki Olası Riskler: Türkiye Örneği 
Uğur Emek 
 
Pandemi ve Sonrasında Gelir Dağılımı Eşitsizliği 
Ceyhun Elgin 
 
Kalkınmanın Muhasebesi 
Bilin Neyaptı 
 
İş Gücü Piyasasında Kadının Yeri 
Ayşe Aylin Bayar 
 
Covid Sonrası Dünyada İktisat Politikalarındaki Değişim Üzerine Tartışmalar 
İbrahim Turhan 
 
Sagalassos Uzlaşısı 
M. Murat Kubilay 
 
Yuvarlak Masa: 
Ömer Faruk Çolak, Murat Üçer, Serdar Sayan 
 
Türkiye Ekonomisinde Kâr Oranlarının Seyri ve Etkilediğini Düşündüğümüz Konular 
A.Erinç Yeldan 
 
Doğru Politika ve Yanlış Zaman, Bünyede İki Kat Belirsizlik Yaratır 
Cem Mehmet Baydur 
 
Sosyal Bilimciler Konuşuyor: 
Kamil Yılmaz 
 
Türkiye’de Ekonomi Politikaları: Anaakım İktisat, Kısa-Dönem ve Uzun-Dönem Arasındaki Ayrımlar ve Modellerimiz Üzerine 
M. Aykut Attar 
 
Finansal Okuryazarlık Üzerine Notlar Devrim Dumludağ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96584</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae309050-9580-4603-8b93-e075516bfaea.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversiteler</image:title>
            <image:caption>Binlerce yıldır farklı pek çok coğrafyada ve tarihte yükseköğrenim verildiğini biliyoruz. Bu tür eğitim kurumları, ilk kez Avrupa’da üniversite olarak adlandırıldığı için “üniversite” bir Batı kurumudur, ancak kitapta da görüleceği üzere, yükseköğrenim veren pek çok kurum Batı’dan daha önce, örneğin Çin’de veya Mısır’da vardı; İslam medreseleri de yükseköğrenim veren okullardı. 

Kitapta, dünya üniversitelerinin binlerce yıllık öyküsünü okuyacaksınız. İlk üniversitenin ne zaman ve nerede kurulduğundan başlayarak yükseköğrenimin geçmişine ve gelişimine tanık olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96585</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff7ca165-15c7-4405-9927-adfee2e99ef3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuhaf Bir Kuş’un Görüldüğü Gece</image:title>
            <image:caption>TÜRKÇEDE İLK KEZ!
Kafka Kitap’ın yeni dizisi Babil Ekspres,
H. G. Wells’in en önemli yapıtlarından birini ilk kez Türkçeleştirerek başlıyor!
 
“Bu kitap, H. G. Wells’in sınırsız ve parlak hayal gücünün bir kanıtıdır.”
–Joseph Conrad
 
Siddermorton papazı Rahip Hilyer, bir gece önce alevler eşliğinde gökyüzünde görülen garip nesneyi konuşan halkın fısıldaşmalarını henüz işitmemiştir… Sıcak bir öğleden sonra kilise önünde uzanan yeşil düzlüklerde avlanırken bu kez gökte süzülenin tuhaf, oldukça büyük bir kuş olduğunu anlar. Tek bir atışla kanadından vurulan kuş, yeryüzüne düşer düşmez bir melek olduğunu söyler. Bilinmeyen bir sebeple “Harikalar Diyarı”ndan ayrı düşüp “Rüyalar Diyarı” olarak adlandırdığı dünyanın atmosferine girmiş, kısa süre sonra da bir insan tarafından vurularak uçma kabiliyetini de yitirmiştir. Göz alıcı renkleri ve görenler tarafından nahoş bulunan giysileriyle bu, dini anlatılar ve masallarda tasvir edilenden çok, Rönesans dönemi tasvirlerini andıran bir melektir. Yaşananlar karşısında şoke olan ve bildiği tüm dini metinleri gözden geçirmeye başlayan rahip, parçalanan kanadı iyileştirme çabasına girişir ancak bunun zaman alacağı bellidir. Yeryüzünde geçirdiği her gün biraz daha insansılaşan Bay Melek ise insan gibi yaşamanın ne demek olduğunu öğrenirken hiç de adil olmayan adalet sistemi ve toplumsal kodlarımızı sorgulaması nedeniyle bir sosyalist olmakla suçlanır ki içine düştüğü dönem icabı bu, yüz kızartıcı olmaktan çok öte bir suçtur. Bugüne dek okuduğumuz H. G. Wells yapıtlarından bariz bir biçimde ayrılan Tuhaf Kuş’un Görüldüğü Gece, yazarının olanca dehâsı, mizahı ve dikte edilmiş doğruları sorgulama cesaretiyle ilk kez Türkçede!
 
“H. G. Wells, Kurt Vonnegut mizahının öncüsü olan yazımını bu kitapta sergiliyor.”
–Michael Sherbourne</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96586</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7aa69638-3375-447a-a604-0cb7e3b5e14d.jpg</image:loc>
            <image:title>Rusya&apos;nın Ruhu</image:title>
            <image:caption>Rusya tarihi, başlangıçtan itibaren aynı zamanda Türk-Rus münasebetleri tarihi olsa da ülkemizde yeterince çalışılan konulardan değildir. Yalnızca Rus arşivlerinin değil, ülkenin kendisinin de uzun yıllar boyunca “kapalı” kalmasının ve Soğuk Savaş döneminde Türkiye’de olumsuz bir Rusya imajının hâkim olmasının da bunda etkisi büyük. Hâlbuki Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kuzey Komşumuz” olarak adlandırdığı Rusya, hangi rejim ve ne kadar zor şartlarda olursa olsun Türkiye ve Türk Dünyası ile ilgili araştırmalarına hiçbir zaman ara vermedi.   
 
Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra Türkiye’de bu kuzey komşusuna ilgi, -tarih araştırmaları da dâhil olmak üzere- her alanda arttı. Ancak yine de Rusya tarihi daha çok Türk-Rus münasebetleri çerçevesinde ele alınmaya devam edilmektedir.
Turhan Dilmaç’ın elinizdeki çalışması, bu bağlamda bir istisnayı ve kendi alanında bir ilki teşkil etmektedir. Zira kitap, Rusya’nın ruhunu ortaya koymaktadır.
 
Rusya’nın Ruhu, başlangıçtan günümüze kadar kesintisiz bir Rusya tarihi değildir. Tek bir çalışma çerçevesinde bunu ortaya koymak da imkânsız. Ancak Rusya’nın Ruhu, Rus tarihinin en önemli olaylarını, en önemli hükümdarlarını ve en önemli savaşlarını kültürel gelişmeler çerçevesinde ele alarak bütün bunların Rus Devleti ve en önemlisi de Rus halkı üzerindeki etkisini ortaya koymakta, okuyucunun Rusların davranış ve alışkanlıklarını anlamasını sağlamaktadır.   
 
19. yüzyıl Rus yazarı Födor Tütçev, Rusya’nın kilometrelerle ölçülemeyeceğini, mantıkla anlaşılamayacağını dile getirse de Rusya’nın Ruhu, Rus tarihinin birçok meselesini kendi içerisinde kronolojik bir anlatımla ortaya koyarak Türk okuyucusunu gerçek bir tarihe sürükleyecek ve bu tarihin süreç içerisinde nasıl algılandığına ve ne şekilde yeniden üretildiğine dair düşündürecektir.
 
İlyas Kemaloğlu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96587</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4cf9806-9dd7-4e1c-bf84-465ac4c0fa54.jpg</image:loc>
            <image:title>Moğolların Tarihi</image:title>
            <image:caption>1241–1242 yılında Polonya’dan başlayıp Almanya hudutlarına uzanan, buradan da Avusturya’ya ilerleyip Macaristan’ın batı kesimlerine doğru sokularak Dalmaçya sahillerine inen hat âdeta bir yangın sınırıydı. Bu sınır, Moğol saldırısına uğrayan bölgelerle güvende kalan toprakları birbirinden ayırıyordu ayırmasına ancak korkunun bir hududu yoktu ve tedirginlik kıtanın neredeyse tamamında hüküm sürüyordu. Nitekim o karanlık günleri yansıtan Latince belgeler, sadece saldırıya uğrayan insanların değil, çok uzakta yaşayanların bile korkunun esiri olduklarını gösteriyor. Ve bu, tüm konumları birbirine eşitleyen bir korkuydu. Fransa Kralı IX. Louis’nin, annesi Kastilyalı Blanca’ya âdeta vedalaşırcasına gönderdiği mektup bu günlerin ruhunu yansıtan belgelerden sadece biridir. Bununla birlikte Moğollar 1242 baharında beklenmedik şekilde geri çekilmeye başladılar. Avrupa’da hemen herkes derin bir nefes almıştı. Ancak yine de bazı kimseler daha farklı düşünüyordu. Ya tekrar gelirlerse? Hem de bir daha gitmemek üzere. Bu kötü senaryoyu düşünenlerden biri de Papa IV. Innocentius’tu.     
 
IV. Innocentius’un korkusu Johannes adlı bir Fransisken din adamının 1245 Nisan ayında Moğolistan’a gönderilmesine kadar vardı. Din adamının görevi, Moğolların Avrupa’ya bir sefer düzenleyip düzenlemeyeceklerini öğrenmek, böyle bir niyetleri varsa onlarla etkili bir mücadeleye girişmek için düşmanlarını yakından tanımak üzere dinlerini, geleneklerini, mutfak kültürlerini, aralarındaki ilişkileri ve daha da önemlisi taktikleri ile savaş kültürlerine varıncaya kadar her şeyi, ama her şeyi öğrenmekti. Moğolistan’dan dönüşünün ardından 1247’de kaleme aldığı eserinde seyahatinin yanı sıra tüm bu hususlarda tanımlayıcı bilgiler vermesi de vazifesinin, omuzlarına yüklediği bilinçle ilgiliydi. Sorumlulukları ile bütünleşen Plano Carpinili Johannes için seyahati sadece bir yolculuk değildi. Bir keşifti aynı zamanda.     
 
Johannes, Moğol egemenliğindeki topraklarda bir buçuk seneden fazla bir süre geçirdi. Bu zaman zarfında Moğollarla yakın temas içerisinde bulundu. Başlangıçta, birkaç sene önce Avrupa’nın bir kısmının altını üstüne getirmiş bir halkın topraklarına gitmek onu ürkütüyordu. Ancak deneyimlediği şeyler onu bambaşka bir hissiyata sürükleyecekti. Seyahati sırasında kimi olumsuz durumlarla karşı karşıya kaldıysa da çoğu zaman Moğolların misafirperverliklerinden istifade etti, onlar tarafından korundu, iyiliklerini gördü, onlarla aynı sofraya oturdu ve aynı suyu içti. Hatta eserinde Moğolların iyi huylarına temas ettiği birkaç başlık bile kaleme aldı. Johannes Moğollar hakkında bilgi veren ilk Batılı olmasa da onları keşfeden ilk kişi olmuştu. Ayrıca Asya’yı da… Daha önce mitolojik bir dünya gibi görünen Asya onun aktardıkları sayesinde artık daha iyi biliniyordu. Bunun, Johannes’i takip edecek kimseleri Asya seyahati için daha da cesaretlendirdiği ve onları Asya’nın farklı noktalarına adım atmaya teşvik ettiği bir gerçek. Bu, Johannes’i elbette denizci kâşifler seviyesine çıkarmıyor. Ancak başardığı şey buna uzak da değildi aslında.     
 
Johannes’in kâşifliğini bir tarafa bırakacak olursak onun asıl önemi, Moğol tarihi ile ilgili en önemli kaynaklardan birisini kaleme almış olmasından ileri gelir. Bir Moğol kurultayında ilk kez bulunmakla kalmayarak bunu detaylı bir şekilde aktaran kişi de Johannes’ti, Moğolların geleneklerini ve göreneklerini üstün bir gözlemle aktaran da. Moğolların askerî geleneklerini çözümleyen de, Moğol tarihi konusunda ilk defa gerçekçi aktarımları yapan da oydu. Ve tüm bunları sadece bu işi ilk defa başaran bir kişi olarak değil, bunu mükemmel bir şekilde ortaya koyan bir kişi olarak yapıyordu. Bu, Moğolistan’da bulunarak onları yaşadıkları bölgede gözlemlemesi ile tüm bunları üstün bir kavrayışla analiz etmesinin bir neticesiydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96588</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6998610-cfab-4e23-8a17-1461e5b788f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Ailenizi Uzaylılara Nasıl Satarsınız</image:title>
            <image:caption>Happy Conklin’in kötü biri olduğuna karar vermeden önce bilmeniz gereken birkaç şey var:
 
·         Baba Happy Conklin dâhi bir mucit ve icatlarını ilk önce kendi çocukları üzerinde test ediyor.
·         Happy Conklin&apos;in kendiyle aynı adı taşıyan oğlu Happy Conklin Junior’sa Sakallı Çocuk olarak da biliniyor çünkü henüz on yaşında olmasına rağmen günde üç kez tıraş oluyor.
·         Happy Conklin Junior’ın beş kız kardeşi var. Kız kardeşleri öylesine tuhaf ki Happy’nin sakallı bir çocuk olması resmen normal kalıyor.
·         Tabii, büyükanneden de bahsetmeden olmaz. Büyükanne derken torunlarına sevgiyle kurabiye yapan birini hayal etmeyin. Ailenin babası olan Happy Conklin’in icatlardan kazandığı paraya el koyup kendine krallık kuran bir büyükanneden bahsediyoruz.
 
Bu zorlu şartlar altında yaşayan Hap aslında ailesini uzaylılara satmayı istemiyordu. Acımasız büyükannesinden kurtulmanın bir yolunu bulduğu için denemek istemişti sadece. Ama bunun bedelini tüm ailesi ödeyince galaksiler arası bir maceranın ortasında bulur kendini.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96589</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a56d238e-45f0-4d94-be09-418d6dc6ac2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Öteki Kadın</image:title>
            <image:caption>“O nasıl biri?” diye sordum.
Sakalını ovuşturarak bir süre düşündü. “Sanırım her anne gibi. Ev
hanımı, uzlaştırıcı, son derece sadık ve çocuklarına karşı korumacı.
Umarım karşılığında aynı sadakati sunabilirim. Onun hakkında tek bir kötü söz duymadım. O iyi bir kadın.”
 
Benden hoşlanmasını istememin baskısını yeterince hissetmiyormuşum gibi, sözleri bunu iyice şiddetlendirdi. Ve Tanrı korusun, eğer ondan hoşlanmazsam, şimdiden tek başıma olduğumu biliyordum. İkimizin hatırına bunun iyi gitmesi için çaba göstermeliydim.
 
Emily, kalbinin kapılarını yıllar sonra aralayan, ona sonsuz güveni
tattıran Adam’la kısa sürede masal gibi bir ilişki yaşamaya başlamıştı. Onunla bir ömür geçirmeye çoktan hazır hissediyordu. Fakat iş annesiyle tanışmaya geldiğinde...
 
Sık sık değişen ruh hâlleri, muhtaç görünümünün ardına gizlenmiş
şeytani suretiyle Pammie, bu ilişkinin en zor sınavı olmaya yemin etmiş gibiydi. Şartları gittikçe ağırlaşan bu oyunda öteki kadın olan Emily, aşkı için savaşmayı mı yoksa kaçmayı mı seçecek?
 
“Okuduğum en şaşırtıcı ve eğlenceli entrikalardan biri.”
–Reese Witherspoon
 
“Kesinlikle son derece şaşırtıcı bir son.”
–New York Times Book Review
 
“Jones gerilimi kırılma noktasına taşıyor ve okuyucuların başını döndüren bir ters köşe yapıyor. Beklenmedik sonuyla oldukça eğlenceli.”
–Kirkus Reviews
 
“Bağımlılık yaratan bu çıkış romanında her genç kadının kâbusu olan,
şişirilmiş bir kötü kalpli kayınvalide imajı var. Okuyucular Pammie’nin
bir sonraki hamlesini tahmin etmeye çalışırken nabızları hızlanacak ve
şoke eden sonu karşısında sarsılacaklar.”
–Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96590</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/647e25ef-46c7-4583-a50b-2c258263cd28.jpg</image:loc>
            <image:title>Küle Dönen Bedenler (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>ATEŞİ CANLI TUT. SENİ KURTARAN ATEŞTİR, HEP BÖYLE DERDİ. BANA BUNU ANLATIP DURMUŞTU. BU SEFER, NİHAYET DİNLİYORDUM.
 
New York Times çoksatan romanı Vahşi Kızlar&apos;ın yazarından yüksek tansiyonlu, şaşırtıcı bir roman: Küle Dönen Bedenler.
 
Tüm yaşamını annesiyle, onun soğuk ve çarpık sevgisiyle geçiren on yedi yaşındaki Margot, ailesi hakkında hiçbir şey bilmemekten rahatsızdır. Annesinin onu uzak tutmakta ısrar ettiği geçmişinin peşine düştüğündeyse ilk durağı bir telefon numarası olur. Bu numarayla sadece geçmişin kapısını aralamakla kalmaz, ailesinin ve çevresindekilerin kaderinde bizzat başrol oynamaya başlar.
 
Tekerrür eden tarihin ve jenerasyonlar arası travmanın içinde sıkışan Margot, ailesinin ve aidiyet duygusunun bir lanetten ibaret olduğunu keşfeder. Cevaplanması gereken onlarca sorudan biri, Margot&apos;nun zihninde yankılanır durur: En sevilenin en zehirli olduğu yere nasıl &quot;ev&quot; denir?
 
 
&quot;Çılgınca, tüyler ürperten bir hikâye. Kâbuslarınızı tüm gece canlı tutacak cinsten.&quot;
-Melissa Albert, New York Times çoksatan yazarı
 
&quot;Harikaydı. Rory Power yine yapacağını yapmış! Küle Dönen Bedenler bir başyapıt, inanılmaz. Tıpkı hikâyedeki ürkütücü mısır tarlaları gibi, dolambaçlı ve labirentlerle dolu bu gizem sizi sessizce saracak.&quot;
-Holly Jackson, New York Times çoksatan yazarı
 
&quot;Tarım, ileri derece genetik ve karakterler arası karmaşa gibi konuların kan dondurucu karışımıyla Rory Power, hayatta birbirinden alakasız şeylerin korkunç şekilde bir araya gelebileceğini hatırlatıyor bizlere.&quot;
-Nic Stone, New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96591</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb19d53a-f50a-4acd-95ce-e7df99722e8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Londra&apos;dan Sevgilerle</image:title>
            <image:caption>“Nasıl ki nergisler her bahar donmuş topraktan kendilerini gösterebiliyorsa ben de acıma dayanabilirdim.”
 
 
Zorlu bir boşanma sürecini atlatmaya çalışan Valentina, yıllardır görüşmediği annesinin öldüğünü ve ona Londra’da Kitap Bahçesi isimli bir kitabevini miras bıraktığını öğrenince Amerika’dan İngiltere’ye uzanan bir yolculuğa çıkar.
 
Çocukluğundan beri gerçek bir kitapsever olan Valentina Londra’nın en güzel semtlerinden birindeki kitabevini görür görmez bu masalsı yere âşık olur. Her girenin neşe ve huzur bulduğu Kitap Bahçesi, Valentina henüz bilmese de annesinin onun için hazırladığı sürprizlerle doludur. Ne var ki kitabevinin yüklü bir vergi borcu vardır ve Valentina annesinin mirasını yaşatmakla onu satmak arasında bir karar vermek zorundadır.
 
Londra’dan Sevgilerle, Londra’nın pastel renkli sokaklarında Valentina’nın kalbini yepyeni bir şehre açıp kayıplarını, kırgınlıklarını ve bitmiş evliliğini temize çekmesinin umut dolu hikâyesi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96593</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a87e265-0baa-4a32-9a25-9339ec8c749a.jpg</image:loc>
            <image:title>O Geniş Boşlukta</image:title>
            <image:caption>Bir Başka Coğrafyadan (2020) kitabıyla 2021 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü alan 
Cevat Çapan 90. yaşını O Geniş Boşlukta adlı yeni şiir kitabıyla selamlıyor. 
 
O bin pınarlı dağlarının eteklerinde 
yıkık bir ören yerinde rastlarsan 
başı, kolları koparılmış bir tanrıçaya, 
oturup bir zeytin ağacının altına 
ona kurban edilen başka canlıları 
ve o görkemli törenleri düşün. 
Her zaman yağmalanıyordur Troya 
ve yanıyordur bir Kartaca, uzakta. 
 
(“Her Mevsim Bir Cehennem” şiirinden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96594</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfb44cb0-6512-4188-9814-65e7f379a322.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgilerde - Bütün Şiirlerinden Seçmeler</image:title>
            <image:caption>Behçet Necatigil’in bütün şiirlerinden seçmeler kitabı Sevgilerde YKY’de 
Behçet Necatigil’in bütün şiirlerinden seçmeler kitabı Sevgilerde Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. 
Behçet Necatigil’in 1935-1972 yılları arasında yayımladığı şiirlerinden hazırladığı bir ‘seçme şiirler’ kitabı Sevgilerde. Şairin 1935-39 yılları arasında dergilerde kalmış ilk şiirleriyle Kapalı Çarşı, Çevre, Evler, Eski Toprak, Arada, Dar Çağ, Yaz Dönemi, Divançe, İki Başına Yürümek, En/Cam ve Zebra kitaplarından seçilmiş şiirleri kapsıyor. 
İlk baskısı, şair hayattayken, 1976’da yapılan kitap, Doğan Hızlan’ın “Türk Şiirinin ‘Saklı Su’yu: Behçet Necatigil” yazısıyla  açılıyor. 
Sevgilerde yıllar sonra, şairin elinden çıkan baskıya uygun biçimde, yeni bir düzenlemeyle ve yine Necatigil’in arşivinden hazırladığı bibliyografyayla birlikte okuruyla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96595</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dcd907b9-4a47-43f1-a888-944cf1620ace.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Adam Yok Oluyor</image:title>
            <image:caption>Psikanalist ve yazar J.-B. Pontalis’ten anlara ve anılara, kimliklerin iç içe geçişine dair zarif ve çarpıcı bir anlatı. 
 
“Bir Adam Yok Oluyor ‘başlangıçlar’ için de hayli yazmış olan Pontalis’in bu kez ‘bitişe’ değindiği bir kitap. Yaşamının son on yılının başlarında kaleme aldığı bu yapıtta, başlangıç gibi bitişin de uzun bir süreç olduğunu vurguluyor. Onun yetkin kaleminin ürünü olan satırlarından, yaklaşan ölümün bir gerçeklik olarak yadsınamayacağını ama yok oluşun olsa olsa bir yorum olduğunu anlıyoruz, uzun bir yaşamdan onda kalanların capcanlı anlatımını okuyarak.” -Talat Parman</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96596</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98171cd7-ae95-49aa-983b-eb63d2d371f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kepçeyle Bilgi Çorbası</image:title>
            <image:caption>Kahve ve tuz bizim için çok mu kötü? Menülerde kalori sayımı faydalı mı? Yediğiniz her öğünün kalori miktarını biliyor olsaydınız yine de dikkat eder miydiniz? Vücudunuzun ihtiyacından fazla kaloriyi tüketir miydiniz? 
 
“İyi beslenmenin en iyi yolu, bize şimdiye kadar söylenenlerin çoğunu görmezden gelmektir.” 
 
Kalorinin ortalama tüketiciler için bir felaket olduğunu savunan Tim Spector, yeni kitabı Kepçeyle Bilgi Çorbası’nda yemekler hakkında insanlara söylenen çoğu şeyin neden yanlış olduğunu açıklıyor. 
 
Hepimiz nasıl beslenmemiz gerektiği konusunda tavsiye bombardımanına tutuluyoruz. Her gün yeni bilimsel keşifler duyuyoruz fakat sanki bize beslenme hakkında ne kadar çok şey anlatılırsa, o kadar az anlıyor gibi görünüyoruz. 
 
Tim Spector, gıdalara ilişkin derinlere kök salmış inançların çoğunun ne kadar temelsiz olduğunu fark etmemizi sağlayacak benzeri görülmemiş bir araştırmayı gözler önüne seriyor. Her bölümde, bize gıdalar hakkında söylenen hemen hemen her şeyin neden doğru olmadığını açıklıyor. Böylelikle beslenme tercihlerimiz hakkında yeniden düşünebilmemizi ve gıdalarımız ile daha sağlıklı bir ilişki kurabilmemizi öğretiyor. Gıdalarımızdan sadece kendi sağlığımız için değil, gezegenimizin geleceği için de en iyi şekilde nasıl faydalanabileceğimizi gösteriyor. 
 
Kepçeyle Bilgi Çorbası zihnimizin derinlerine aşılanan ve bizi giderek hem daha sağlıksız hem de daha endişeli hale getiren beslenme masallarına karşı âdeta bir panzehir özelliğinde. Okuduklarınız dünyadaki popüler diyetlere, doktorlardan aldığınız bir takım resmî ve bilimsel tavsiyelere, tüm sözde mucizevi gıdalar ile her derde deva takviyelere ve yanıltıcı beyanlara şüpheyle bakarak, bunları bilimsel bir süzgeçten geçirmenizi sağlayacak. 
 
&quot;Bir sonraki market listenize ne ekleyeceğinizde yardımcı olacak...Okuduğum en net beslenme kitaplarından biri: açık fikirli, derinlemesine bilgilendirici ve moda olan diyet kurallarından uzak.&quot; 
Guardian 
 
“Reçeteyle satılması gereken bir kitap.” 
Literary Review 
 
“Onlarca yıllık yanlış bilgiyi yerle bir etmek... Kepçeyle Bilgi Çorbası büyüleyici bir kitap.” 
The Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96597</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f79cd094-cbbd-411f-91bf-4128beebdc6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Bozkır Yeli</image:title>
            <image:caption>Tuncer Erdem’den yeni bir resimli öykü kitabı Ben, Bozkır Yeli 

Yazar ve çizer Tuncer Erdem’in doğanın diliyle anlatılmış öykülerden oluşan yeni öykü kitabı Ben, Bozkır Yeli Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. 

İnsanın doğadaki durumlarını, duyuş ve düşünüş biçimlerini öyküleştiren Tuncer Erdem hayvanların, bitkilerin, mevsimlerim, hava durumlarının türlü çeşidini mevsimlere ayrılmış öykülerle dile getiriyor. Doğada yalnız gezen kişinin gözünden yazılmış öykülere yazarın çizerliğinin ustalık dolu verimleri eşlik ediyor. 

Seninle karşılaştık, ama tanışmadık daha önce. 
Hani sen trenle, otobüsle şehirden çıkıp uzaklara yolculuk ederken, aralık camdan yüzüne çarpan bir serinlik üfler ya bozkır, ben oyum işte. 
Ya da mola yerlerinde, benzin istasyonlarında, taşranın demiryolu peronlarında, sen uyuşmuş ayaklarını açmak için yürürken, yaklaştığın binanın köşesinden ani bir esinti gelir hani; şaşırırsın, şehirde dolaşırken sokak başlarında hissettiğin rüzgârlara benzemeyen, kuru, yabanıl, yakıcı, ama içinde ruhu olan bir yel duyarsın, seninle konuşmak istermiş, kulağına bir şeyler fısıldarmış gibidir, beraberinde dağ kekiklerinin kokusu, bozkır çalılarının bitimsiz uğultusu; umursamazsın, yürür gidersin... O da benimdir işte... 

Ben sırf esip geçmem. Sırf yaprakları savurup şapkaları uçurmam. Hikâyeler anlatırım, çizgiler çizerim. Duyan kulaklara, gören gözlere…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96598</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e699596a-4778-47eb-9946-30005d9b2480.jpg</image:loc>
            <image:title>Bütün Ateşler Söndüğünde</image:title>
            <image:caption>“Geçsin diye beklediklerimizin toplamıyız aslında. Beyhude bir iç çekiş.” 
 
Yalnızlıkla sınanan bir hayat ezberinin farklı köşelerinde, farklı sebeplerden dolayı kaybolmuş bir adamın ve bir kadının romanı Bütün Ateşler Söndüğünde; karanlığı koyultan büyük bir yasın ve köksüzlükle birleşince en az o yas kadar yaralayıcı olan karşılıksız bir aşkın gölgesinde, tam da söz bitti derken kurulmaya başlanan yepyeni bir cümlenin, tesellinin ve telafinin, kaderde açılan o gediğin hikâyesi... Beklemek bittiğinde beliren o yolun başına bakıyor Filiz Özdem; dağlara küsenlerin sessizliğini dağlara veriyor. 
 
Ne de olsa bütün ateşler söndüğünde yaralar da çoktan dağlanmış demektir. Burnun dünyayı daha farklı koklar artık. Gözlerin daha içe içe bakar ya da belki tam tersi... gözlerini dış dünyada gördüklerinde bırakırsın. Kertenkelenin kopan kuyruğunun yeniden çıkması gibi, yeni kuyruk gözlerin oluşmaya başlar. Kuyruk gözlerinle aynalara baktığında başka bir sen görürsün. Yansımanın görüntüsü bazen ürkütür seni, bir yabancı gibi elini uzatıp tokalaşmak, o kendine dokunmak, onu kendin olduğuna inandırmak istersin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96599</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a60f11b-061e-45b7-b41a-63871236e8ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Yol Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>Mekân, kendisi ve doğduğu topraklar arasında döne döne dans edercesine kaçarken, zamana özgü sanılan güçten çok daha fazla gücü olduğunu kanıtlıyor; saatler geçtikçe mekân, zamanın oluşturduklarına çok benzeyen ama bazı açılardan onları da aşan değişimlere neden oluyordu. 
 
“Turizmin altın çağı” olarak kabul edilen modern yüzyılda diğer sanatlar gibi edebiyat da dünyayla yeni bir bağ kurmaya başlamıştı. Thomas Mann da birçok çağdaşı gibi hayatı boyunca seyahat eden, defterlerinde ve mektuplarında bu seyahatlerin kaydını tutan, onları romanlarına ve hikâyelerine taşıyan bir yazardı. Venedik’te Bir Ölüm’ün Tadzio’su ve Büyülü Dağ’ın şifa arayan Hans Castorp’u gibi karakterler de onun gezilerinden ve uluslararası duyarlılığından koparılamayacak karakterlerdi. 
 
Yol Hikâyeleri, Thomas Mann’ın gezgin kimliğine ışık tutan bir derleme; yok olmuş bir dünyaya ait resimsel izlenimlerle dolu bir albüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96600</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2a144b1-08f1-4f79-bbe3-df1a8ccbd4c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Tüneliyle Sümer&apos;e Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Muazzez İlmiye Çiğ İle Sumer Uygarlığı’na Doğru Bir Yolculuğa Çıkmaya Ne Dersiniz?
Sizleri Sumer’de İki Yaşıtınız Karşılayacak. Adları Ludingirra Ve Dada.
Bizlerden Tam 4000 Yıl Önce Yaşamışlar.
Ama Yaşadıkları Sorunlardan Duygularına,
Düşüncelerine Kadar Bize Öylesine Benziyorlar Ki…
Gelin Onlarla Birlikte Bizden Binlerce Yıl Önce Yaşamış
Bu Büyük Uygarlığı Tanıyalım.
“Sumerlilerin Asya Topraklarindan Göç Etmeleri Nedeniyle
Türklerle İlişkileri Olabileceğini Düşünen Büyük Atatürk,
Sumer Dili Ve Kültürünün Ülkemizde Taninmasini İstiyordu.
Bu Nedenle Sumeroloji Eğitimini Başlatti. Bu Küçük Kitap,
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çiviyazili Belgeler Arşivi’nde
On Binlerce Sumer Tableti Üzerinde Uzun Yillar Yaptiğim Çalişmalarin
Çocuklarimiza Ve Halkimiza Sunduğum Birer Küçük Ürünüdür.”
 
Muazzez İlmiye Çiğ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96602</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ef53a32-3b45-492d-b15b-1587047b45db.jpg</image:loc>
            <image:title>Keder Üzerine</image:title>
            <image:caption>Keder zalim bir eğitim türü. Yas tutmanın ne kadar kaba, ne kadar öfke dolu olabileceğini öğreniyorsunuz kederliyken. Düşünmeden söylenen başsağlığı dileklerinin nasıl hissettirebileceğini öğreniyorsunuz. 
 
Babasının ölümünün ardından yazan Chimamanda Ngozi Adichie, kayıpla derin bir hesaplaşmaya giriyor. Babasının ölüm haberini izleyen günleri “Yarından ve daha sonraki bütün yarınlardan korkuyorum” diye tanımlayan yazar, şok, yalnızlık ve hayal kırıklığını çarpıcı bir dille anlatıyor. 
 
Keder Üzerine, tüm kayıplar için kişisel bir ağıt.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96603</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7cb53f4-d4b2-40de-b3c4-ac26eca60826.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Başlayanlar İçin Shakespeare</image:title>
            <image:caption>William Shakespeare, 350 yıldan fazladır, dünyanın en popüler oyun yazarı. Oyunları her yerde ilgiyle seyredilir ve büyük bir zevkle tekrar tekrar okunur. Ama birçoğumuzun gözünü de korkutmuştur. Yeni Başlayanlar İçin Shakespeare işte tam bu sebeple ortaya çıktı. Onu hiç okumadıysanız ya da deneyip anlamakta sıkıntı çektiyseniz bu kitap her şeyi anlaşılır ve eğlenceli hale getirecek. 
 
Yeni Başlayanlar için Shakespeare, onun tüm oyunlarını kapsayan tek “giriş seviyesi” kitabıdır. İçinde neler mi var? Her bir oyunun özeti, anahtar temaların listesi, metindeki ana düşünceler ve kavramlar, önemli pasajlardan alıntılar, bazı eleştiriler ve ilginç ayrıntılar… 
 
Haydi, Shakespeare’e merhaba deyin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96605</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40733568-3a03-4273-88b0-b43a6ff2ef7c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Başlayanlar İçin Postmodernizm</image:title>
            <image:caption>Çoğu insan, postmodernizmin ne olduğundan emin değil. Hatta kitaplardan bilgi sahibi olmak bile pek mümkün olmuyor. Çünkü postmodern dili anlamak oldukça zor ve postmodernizm üzerine yazılan çoğu kitap da bu anlaşılmaz dili kullanıyor. 
 
Keşif yolculuklarından yeni haritalarla dönen kâşifler gibi, postmodernizmin de kendi harita yapıcıları ve kâşifleri vardır. Bu kitapta onların, yani bazı postmodern entelektüellerin ve sanatçıların fikirleri yer alıyor. 
 
Jameson, Baudrillard, Foucault, Derrida gibi isimler; modernizm, postmodernizm, postmodern mimari ve sanat, postyapısalcılık gibi konular; Blade Runner, Siberpunk, MTV, Madonna gibi postmodern eserler ve dahası bu sayfalarda... 
 
Yeni Başlayanlar için POSTMODERNİZM, şimdiye kadar karmaşık gelen bu konuyu basit bir dille anlatıyor, hem de çizimli!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96606</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffd40e4f-216f-4877-9b87-391c019aea7e.jpg</image:loc>
            <image:title>Lady L.</image:title>
            <image:caption>İngiliz aristokrasisinin pek muhterem üyelerinden Lady L., sekseninci yaş gününde şehvete, hırsa ve tutkunun tüketici karanlığına dair bir hikâye anlatmaya karar verir. Mezara götürülmesi gereken büyük sırlar ortaya saçılır; mücevher kutuları, kilitli kasalar ve mühürlü kalplerde unutulmaya yüz tutan ihtimaller bir bir su yüzüne çıkar.


Soylu unvanlardan, şatafatlı giysilerden deri değiştiren bir yılan misali soyunan bu geçmişte, Paris sokaklarını yarı aç yarı tok, yalınayak arşınlayan âşık bir genç kadın tüm cüretkârlığıyla belirir. Aşkın durmaksızın körüklenen bir intikam ateşiyle harlandığı bu dönemeçte, patlayan bombaların, havaya uçurulan binaların, ateşlenen tabancaların ve paramparça olmuş isyankâr bir sevdanın ortasında anarşinin, şiddetin, yalanın ve ihanetin buruk tadı duyumsanır.


Boyunduruklarımızdan kurtulup özgürleşmek için kendi şeytanlarımıza isyan etmenin, zorbalarımızla yüzleşmenin şart olduğunu bilenler; hep sonuna kadar gitmek gerektiğine yürekten inananlar için Romain Gary&apos;den ihtiraslı bir kurmaca.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96607</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36aa45c0-1f8e-466e-b252-5f515ef0db60.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanlı Oda</image:title>
            <image:caption>Halk hikâyelerinde ve masallarda karartılıp görmezden gelinen arzular, lanetlenmiş dişil enerji ve kadın cinselliği; Kanlı Oda&apos;da Angela Carter&apos;ın fantastik, gotik ve büyülü gerçekçi dokunuşlarıyla tıpkı bir prizmadan yansırcasına ışıyor.

Mitlerdeki feminist eleştiriye tabi tutulan toplumsal cinsiyet kalıpları yalnızca içerikçe değil, biçem ve karakterler bağlamında da tersyüz ediliyor: Kırmızı Başlıklı Kız, Çizmeli Kedi, Mavi Sakal, Güzel ve Çirkin, Pamuk Prenses, Kont Drakula... Carter, her birini yapısöküme uğratarak Brontë Kardeşler&apos;den ve Poe&apos;dan aldığı ilhamla, kadın yazınında çığır açan Jeanette Winterson, Margaret Atwood ve Clarissa Pinkola Estés&apos;e uzanan sonsuz bir köprünün temellerini atıyor.

Beyaz atlı prensler eyerlerinden çoktan düştü; ve sözü kadınlar aldı..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96608</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0656750b-80f5-4540-bfd3-6082042c551b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatta Kalma Alıştırmaları</image:title>
            <image:caption>Geçmişin hayaletlerinden kurtulabilmek... Ya da bir gün yeniden dirilmeleri umuduyla toprağı kazıp en derine gömebilmek onları. Yaşananları, bir daha geriye bakmamak üzere unutabilmek... Ta ki anılar belleği zorlayana, eller kaleme kendiliğinden uzanana dek.
Jorge Semprun, Buchenwald Toplama Kampı&apos;nın bacalarından tüten yoğun gri dumanın gölgesinde, yirmi yaşındaki gözüpek militan Semprun&apos;a bakıyor. Zaman, mekân ve acının büründüğü farklı şekiller arasında derin yarıklar açarak ilerliyor; orada bir yerlerde bedenle bilinç arasındaki ayrışmayı zorunlu kılan bir gerçekle yüz yüze geliyor: işkence. Utanç, gurur, kin ve öfkenin ötesini; işkenceciye suskunlukla direnme cüretini, kardeşliği, dayanışmanın sağaltıcılığını ve var oluşun ta kendisini görüyor bu deneyimde.
Hayatta Kalma Alıştırmaları, Régis Debray önsözüyle, ölüme rağmen açık edilmemiş sırlar ve dimdik, mutlak bir suskunlukla biçareliği tersyüz edebilmenin ismiyle müsemma anlatısı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96609</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38738f9b-27b0-4817-bca6-0528ba08bd43.jpg</image:loc>
            <image:title>Anti-Kapitalist Günlükler</image:title>
            <image:caption>Bugün, evet, tüm dünyada neoliberal devletin ve onun ideolojik dayanaklarının meşruiyeti iyiden iyiye sorgulanıyor. Ancak bu, neoliberalizmin sonunun geldiği anlamına da gelmiyor. Tam tersine, bu siyasal proje, kendi iç dinamikleri içinde pek çok ülkede yükselen yeni faşizm dalgasının desteğiyle hâlâ canlı ve zinde. Aslına bakılırsa bu ittifak hiç şaşırtıcı değil, zira sermaye sınıfının yine bir ekonomik çöküş ve beraberinde gelişen toplumsal çalkantılar ile giderek radikalleşen muhalefet karşısında varlığının tehdit altına girdiğini hissetmesiyle sarıldığı, geçmişi oldukça kanlı bir &quot;çözüm&quot; neoliberalizm.


Bugün neoliberalizmin şafağındakine benzer bir küresel krizin ortasındayız. Karantina günlerinde de sürdürdüğü podcast ve çevrimiçi video dizisindeki derslerinden oluşan Anti-Kapitalist Günlükler&apos;de David Harvey, dünyanın dört bir yanında neoliberallerin neo-faşistlerle kurduğu ittifaktan örnekler vererek günümüz sınıf mücadelesinin güncel meselelerine parmak basıyor ve yabancılaşma, özgürlük ve sermaye birikimi gibi temel başlıklar üzerinden Marx&apos;ın Kapital&apos;ini yeniden okuyarak ufuk açıcı bir kılavuz sunuyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96610</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19f15162-d424-4b71-95fa-9f1cb98314fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrı&apos;nın Karalama Defteri</image:title>
            <image:caption>“Evet, bir de şu “garip” kelimesi vardı. Daha önce kırk yılda bir bile kullanmazdı bu kelimeyi. Öğretmenlik yaptığı yıllarda bir şiir akımının adı olduğu için mecburen telaffuz ederdi ama emekliliğinden sonra yüzüne bile bakmamıştı.  “Kimsesiz” manasına gelen “garip” yerine “zavallı” kelimesini tercih ederdi, öteki manadaki “garip” gerçek hayatta işe yaramayan fuzuli bir kelimeydi. Şimdi ise sanki kaybolan yıllarının acısını çıkarmak istercesine her taşın altından çıkıp duruyordu.” 

Tanrı’nın Karalama Defteri gerçeküstü, absürt öğelerle bezeli, tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, sürükleyici bir roman. Ziyadesiyle komik ve bir o kadar da hüzünlü. Heyecan verici temposu ve ustaca kurgusuyla hayreti mucip bir hikâye…  

Emekli öğretmen Zübeyir Bey’in kapısına bırakılan sarı bir zarf, hayatını altüst eder. Çok sıradan görünen bu “garip” hadise sonucu sarı zarfın gizemini anlamaya çalışan Zübeyir Bey, maceralarla dolu bir bulmacanın içine düşer, onu çözmeye çalıştıkça da kendi girdaplarıyla yüzleşir.  

Gündelik hayatta sık sık karşılaştığımız ancak sıradanlaşan “gariplik”leri inceden bir eleştiriyle anlatan Hürer Ebeoğlu sizleri de girdaplarınızla yüzleşmeye çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96611</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97a48788-86cf-4570-aed7-215b11ea5e47.jpg</image:loc>
            <image:title>Llama Llama ve Şanslı Pijama</image:title>
            <image:caption>Bugün Llama Llama’nın şanslı günü! Oyunları kazanıyor, attığı şutlar basket oluyor ve hatta tostunu bile her zamanki gibi yakmıyor. Tüm bunların şanslı pijaması sayesinde olduğunu düşünüyor. Peki ya işler yine ters giderse? Sizce Llama işleri tekrar yoluna koymayı başarabilecek mi? 
 
Bu kitapta neler var? 
Aile ve Sevgi 
Hayal Gücü ve Yaratıcılık 
Arkadaslık ve Dayanısma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96612</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efe3bac1-22c9-435b-86a0-bda91310a0ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Llama Llama ve Arkadaşları</image:title>
            <image:caption>Güneş parlıyor ve Llama Llama yüzünde kocaman bir gülümsemeyle kalkıyor yatagından. Bugün çok önemli işleri var. Annesi upuzun alışveriş listesini Llama’ya veriyor ve Llama çarşının yolunu tutuyor. Ama bir bakıyor ki tüm arkadaşları kasabaya inmiş ve onunla oynamak istiyor. Sizce Llama arkadaşlarıyla mı vakit geçirmeli yoksa annesine yardım mı etmeli? 
 
Bu kitapta neler var? 
Aile ve Sevgi 
Evdeki Sorumluluklarımız 
Günlük Yasam Rutinleri 
Arkadaslık ve Dayanısma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96613</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1c961c8-ecfa-4773-80b7-41eb4888db75.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanal Para Sentetik İnsan Lego Din ve Mahşerin Dört Atlısı</image:title>
            <image:caption>Ekonomik kölelik, zihni esaret ve biyolojik kontrol!” 
 
“Şimdi, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bütün dünya para tarihinin üçüncü nesil mutasyon dönemine giriyor: Elektronik para ve sanal ekonomi çağı. Elektronik/dijital, sanal, siber, kripto paranın tedavüle girmesi… Kendinden önceki para sistemi devrimlerinde olduğu gibi insanlık âleminde kültürel-sosyal, ekonomik, siyasi, radikal ve küresel çapta değişikliklere, dönüşümlere sebep olacak.” 
 
“Artık yeni bir çağ başlıyor. Bir noktanın binde biri kadar nano boyutta ölü bir proteinin arkasındaki akıl, koskoca dünyayı, yaklaşık 8 milyar insanı hizaya getirirken ‘Sanal Para-Sentetik İnsan-Lego Din’ üzerinden yeni bir dünya düzeninin kapılarını aralıyor.” 
 
 Ramazan Kurtoğlu, paranın bugüne kadar geçirdiği tarihsel değişimi, nakit paranın ortaya çıkışını ve neden ortadan kaldırılmak istendiğini aktarırken geçmişin ışığında bugünü ve gelecekte yaşanacak gelişmeleri analiz ediyor. Yeni dünya düzeninin nasıl kurgulandığını ve adım adım nasıl hayata geçirildiğini açıklıyor. Ekonomik eşitsizliğin biyolojik eşitsizliğe evrilişinin ve bu eşitsizliğin gelecekte hangi boyuta varacağının bilgisini veriyor. 
 
 Verinin para yerine geçtiği bir dünya düzeni kurgulanıyor. Bu düzen sadece ekonominin değil topyekûn insanlığın akıbetini nasıl etkileyecek? Tüm bu soruları ve daha fazlasını bulacağınız sarsıcı bir metin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96614</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f9df2f8-77a1-4912-a822-09e2a0c3aade.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Mevsim Bahar</image:title>
            <image:caption>Gülün yaprağı yere serilmez
Erişmeden yar koynundan derilmez
İzin yoksa her yarene verilmez
Koparılan gülün sefası olmaz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96615</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c153629b-12dc-4590-a186-e0e402bc60b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahirane Söylemler</image:title>
            <image:caption>Ey oğul!
Anneler - babalar vardır, kendisi için çocuklarını feda ederler. Anneler - babalar vardır, çocukları için kendini feda ederler. Kendini feda eden anne - babaların kadrini, kıymetini bir kat daha fazla bilmeye çalış oğul.

Ey oğul!
Çevrendeki arkadaş kıtlığı, sosyal paylaşım sitelerinde arkadaş çokluğuna sebep olur. Onun için çevrende iyi arkadaşlar edinmeye çalış ki, sanal arkadaş çokluğuna ihtiyaç olmasın oğul.

Ey oğul!
Bir makama geldiğinde, önemli değildir gelecek çiçekler, lakin çok önemlidir giderken güle güle diyecekler. Onun için daha makamda iken, ayrılma vakti geldiğinde güle güle diyecekleri biriktirmeye çalış oğul.

Ey oğul!
Eskiden okullarda öğrenciler hizmetlilere, öğretmenlere gösterdiği kadar saygı gösterirdi. Şimdi artık öğretmenlere bile saygı gösterilmez oldu. Sen herkese daima saygı göstermeye çalış oğul.

Ey oğul!
Yolda giderken tanımasan da kötü bir hareketini gördüğün insana gıyaben dua et; ‘Allah’ım ıslah et’ de. İyi bir davranışını görürsen de ‘Allah’ım daim et, Cennetine de dâhil et’ deyiver. Unutma ki Allah rızası için yapılan gıyabi dualar kabul olur. Sen gıyabi dua edersen sana da dua edenler çıkar oğul.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96616</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df7e634c-7f7d-4299-913e-e104585eeb08.jpg</image:loc>
            <image:title>Güle Güle - Seslerin Sessizliği</image:title>
            <image:caption>Yeşilin içindeki yeşilleri göreceksin /Mavinin içindeki mavileri /Seslerin içindeki sessizliği /Artık beyninin gerisinden konuşacaksın /Soğancığından o sağır ama konuşkan /Beethoven’in kulaklarından /O sadelikte bir kallâvi kahve /Her yerin ağrıyacak sen ağaracaksın /Denizin ortasından yükselen bulutlarla Bir dolunayleyin /Bir ayağın gökte /Bir ayağın dal uçlarında /Yeni bir meyva olgunlaşıyor olgunlaşmış Düşecek dalından ölümsüz ölüm
Güle Güle *Övgü *İmana Geldim *Sadece Gerçeği Söyleyeceğim *Giderayak *Gelegiz von Marienbad *Masret *Negocu *Üç Nal Lokantasından *İkinci Salkım Söğüt *II.Perde *Şekvâ *Âşık Ölmez *Kaanuna Karşı *Burhan İçin *Baharat Yolu *W.B. Yeats’dan Bizans’a Yelken…*Yolda *Persona *Bir Daha Sefere *Tuhaflık *Mezmur *Rahmaninof Çalarken *Yılmaz Güney Doğuya *Kontıra Reklâm *Salihli’nin Kurşunlu’sunda Sabaha Karşı *Şimdii!..*Aslın Astarı *İlahiyât *Damga *Yazma-Okuma *Kokusal *Bay-Kay *İtiraf *Dörtlük *Nedenle Sonuç *Doğaçlamalar (Erdal Alova ile) *Atak *Heyheyli *Baştan Kara *Rubaî *Emil Galip Sandalcı’ya Saygı *Bahariye *Mehmet Akif Üzre *Gusman’ın Kabahati Nefes Almasıdır *Fikret’ten Tevkif *Yavuzer’in Cenazesine Giderken *Alem *İlâhi Komedi-II *Haykay *Prova *Musa Beğ için *Kurtuluş Savaşı *Sosyalist Uçurtma *Yunus’a İlahi *Ormancasına *Caz Şarkısı *İtiraf *Şarkı *Sır *Bir Çeviri Denemesi *Folklor Şiire Yarardır *Seslerin Sessizliği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96617</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1979f885-6d41-43da-8148-91e2384ea1a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Meyhanede Hanımlar</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar Meyhanede Hanımlar’da Cumhuriyet sayesinde kadınların kazandığı özgürlüğün sosyal hayata yansımasını, çerçevesini kimsenin tam olarak bilmediği içki yasaklarını, sanatta taklitçiliği mizahi bir dille hikâye eder.    
Mazhar Osman, Turşucu Cemal, Şehir Tiyatroları gibi dönemin popüler kişi ve konularına da değinilen Meyhanede Hanımlar’ı, Son Telgraf gazetesinde yayımlanmadan hemen önce yazarıyla yapılan röportajla sunuyoruz. 
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96618</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81c492b5-abdf-4524-88ff-adc020dac2d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tıbbın Öyküsü</image:title>
            <image:caption>“İnsanlığın nispeten sahip olduğu bugünkü refah düzeyine ve sağlık koşullarına kavuşmak için binlerce yıl geçmesi gerekmiştir. Bize düşen bunu korumak ve daha ileriye götürmek olmalıdır. Tüm dünya vatandaşları olarak, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın ne kadar değerli olduğunu çocuklarımıza ancak bu şekilde anlatmış oluruz.”
Tarih boyunca insanlık türlü hastalıklarla mücadele etmiş, bu hastalıklara çareler aramıştır. İlkel komünal toplumlardan bu yana sürekli değişim gösteren uygulamalar, inanışlar ve bilgiler insanlığın yanı sıra tıp tarihini de şekillendirmiştir. Farklı coğrafyalarda kimi zaman benzeşen kimi zaman ayrı yollar takip eden bu tarihçeyi Cumhur Ertekin, Mezopotamya’dan antik Akdeniz medeniyetlerine ve İslam dünyasına, ortaçağdan Rönesans’a ve modern döneme uzanan bir perspektifle Tıbbın Öyküsü’nde bir araya getiriyor. Kitabın sayfalarını çevirdikçe tıbbın zamanda ve mekânda izlediği yolculuğa şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96619</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85af9610-52cc-41a1-b31d-764e3612690c.jpg</image:loc>
            <image:title>Deyimler Sözlüğü - İlkokul ve Ortaokullar İçin</image:title>
            <image:caption>İlkokul ve Ortaokullar için Deyimler Sözlüğü, özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanmıştır. Bu sözlükte yer alan seçme deyimler yalın ve anlaşılır bir dille tanımlanmış, ayrıca örnek cümleler eklenmiştir.
Deyimler Sözlüğü hazırlanırken, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uyulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96620</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93e750f3-bc08-4e88-8449-0f1b44de022c.jpg</image:loc>
            <image:title>Atasözleri Sözlüğü – İlkokul ve Ortaokullar İçin</image:title>
            <image:caption>İlkokul ve Ortaokullar için Atasözleri Sözlüğü, özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanmıştır. Bu sözlükte yer alan seçme atasözleri yalın ve anlaşılır bir dille açıklanmıştır.
Atasözleri Sözlüğü hazırlanırken, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uyulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96621</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67ab5ecc-b767-4510-85b6-dfa201c9f030.jpg</image:loc>
            <image:title>Mercimek Çocuk ve Parmak Çocuk</image:title>
            <image:caption>“Eğer kabuğunda kalmaya devam etseydin beni göremezdin. Beni göremeseydin derdini söyleyemezdin. Derdini söyledin bana, şimdi çıkacağız yola! Hem şöyle bir düşünsen, anlarsın dünyanın hâlinden… Kim farklı değil ki birbirinden? Unutma ki farklılıklardır bizi güzelleştiren.” 
 
Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a, Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e ya da Tulpar’ın Pegasus’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu kahramanları hiç duymadınız mı? Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte bu kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA NOHUT OĞLAN DA NEREDEN ÇIKT I? 
Hadi gel, anlatayım. Geçen gün biriyle tanıştım. Adı, Mercimek Çocuk. Kendisi mercimekten, gelmiş bir masal tenceresinden. Tencerenin içinde gözlerini açtığı an, dünyalar onun olmuş mutluluktan. Öğrenmiş her şeyi yaşlı bir kadından ve hep şanslı hissetmiş onun çocuğu olmaktan. Sonra duymuş bir masal daha var: Adı “Parmak Çocuk” olan. Masallar şaşırmış, birbirine karışmış. Sonra mı? Sonra bir masal daha duyulmuş dağların ardından. Bir de… Bir de garip bir eşek varmış çocukları kulağında taşıyan. Bu arada, Nohut Oğlan’ı görecek olursan… Neyse neyse… En iyisi ben sana duyduğum her şeyi baştan anlatayım kafan karışmadan… 
*** 
Yolda ortadan ikiye ayrılmış bir ceviz kabuğu görmüş. Bu ceviz kabuğunun içinde bir çocuk yatıyormuş. Ama çocuğun arkası dönük, yüzü görünmüyormuş. Bu, Parmak Çocuk’un ta kendisi olmalıymış. 



Mercimek Çocuk onunla tanışmak istemiş ama Parmak Çocuk’tan hiç yanıt gelmemiş. Mercimek Çocuk düşünmüş, “Belki de ona bir masal anlatmalıyım” demiş. 
İlk gün, ona bir masal anlatmış. Masal bittiğinde Parmak Çocuk, “Kimsin sen?” diye sormuş. Mercimek Çocuk, “Ben Mercimek Çocuk’um. Sen de Parmak Çocuk olmalısın ” demiş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96622</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b9edce8-2313-4f05-9111-720d30fbad47.jpg</image:loc>
            <image:title>Nardaniye Hanım ve Pamuk Prenses</image:title>
            <image:caption>“Kurtarılmak için prens mi beklemeli? Bu bekleyişe bir son vermeli! Benim aklıma çok güzel bir fikir geldi. Madem Pamuk Prenses’in yediği elma zehirli, bu zehri boğazından çıkarmak gerekli. Şimdi hep beraber düşünmeli, bir çözüm üretmeli. Vakit, birlik olma vakti.” 
 
Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e, Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a ya da Tulpar’ın Pegasus’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu benzetilen kahramanları hiç duymadınız mı? 
 
Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA DÜRDANE DE NEREDEN ÇIKTI? Hadi gel, anlatayım. 
Geçen gün biriyle tanıştım. Adı Nardaniye Hanım. Cadı ona kötülük yapınca şişti her bir yanı. Börekten midir nedir, ağzı da çok yandı. Düşündü taşındı, en iyisi yola çıkmaktı. Yol gitmekle biter mi? Bitmeyeceğini o da anladı. Dağın ortasına gelince biraz yavaşladı. İleride bir kulübe, içinde de yaşayanlar vardı. Adına “Kırk Haramiler” diyorlardı. Ama masal bununla kalmadı, Yedi Cüceler de aralarına katıldı. Pamuk Prenses’i de görünce Nardaniye gözlerine inanamadı. Anlayacağın dostum, bu masallar iyice birbirine karıştı. Bir ip gibi, birbirine dolandı! Hadi, tut şu masalın ucundan! Şimdi anlatmanın tam zamanı… 



Nardaniye büyüdükçe öyle güzel olmuş ki… Saçları simsiyah, gece gibi; gözleri iri iri, kömür gibi; gülüşü kıymetli, bal gibi… Bu güzelliği kıskanınca cadı, kötülük yapmak istemiş bir gece vakti. Almış eline bir börek, içine zehir katmış gülerek. Koymuş masanın üzerine, bir de not düşmüş Nardaniye’ye: “Nardaniye, Nardaniye, beni merak etme. Biraz işim var, akşama dönerim eve. Sen karnını aç bırakma, ye şu börekleri afiyetle.” 


Bunun üzerine masallar birbirine karışmış, herkes Pamuk Prenses’in yanına yaklaşmış. Biri ayağından tutmuş, biri kolundan. Yüz üstü döndürüp, sırtını sıvazlamışlar. Bir denemişler olmamış, iki denemişler olmamış, pes etmek yakışır mıymış? Derken üçüncü kez denemişler… O da ne! İyi ki de vazgeçmemişler! Sonunda, boğazında kalan elma kırıntıları çıkmış, prensesin gözleri açılmış. Nardaniye sevinip ayaklanmış, Pamuk Prenses’e kocaman sarılmış. Başlarına gelenler, meğer hemen hemen aynıymış. Sanki, sanki kardeş olmalılarmış!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96623</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03df6e1f-6f4f-4c19-a30a-d70a26eb9183.jpg</image:loc>
            <image:title>Tulpar ve Pegasus</image:title>
            <image:caption>“Biz kardeşiz! Bu yüzden birbirimize çok benzeriz. Ben geldim diye unutuldun sanma, ikimizin yeri de bambaşka. Masalı yazanla anlaştık, kuyruğuma siyah tüy taktık. Böylece aramızda bir fark olacak ama kardeşliğimiz bozulmayacak!” 
 
Tulpar’ın Pegasus’a, Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e ya da Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu benzetilen kahramanları hiç duymadınız mı? 
 
Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA TEKBOYNUZ DA NEREDEN ÇIKT I? Geçen gün uçan bir atla tanıştım. Adı Tulpar. Gökyüzünde yaşar. Bulutların tepesinde sevimli bir ailesi ve rengârenk bir evi var. Sırtındaki kanatlarla dere tepe düz uçar. Çoğu masalda iyilik yapar, sevinir tüm kahramanlar. Ama ne yazık ki büyük bir sorunu var. Yeryüzündeki insanlar, Tulpar’ı başka bir atla karıştırmaya başladılar. Tıpkı onun gibi uçabilen bu ata ise Pegasus diyorlar. Böyle olunca, isimler karıştıkça küsüp gitmiş Tulpar. Dahası da var: bilmeceler, bulutlar ve mavi renkli tombul kuşlar… Tekboynuzu soracak olursan, masalın o bölümünü henüz bilmiyorlar. Kafan karıştı değil mi? Peki, sen de hazırsan eğer… Başlasın karışık kuruşuk masallar! 
*** 
Ardından ikinci bilmece kuşu ona şu bilmeceyi sormuş: Anlamak gerek, istemek gerek. Tek yapman gereken, kalbini dinlemek. Pegasus düşünmüş taşınmış, kişnemiş. Padişah durumu anlattığında ona yardım etmesi, içinden gelen bir şeymiş. “Evet! Buldum!” demiş. “Bu bilmecenin cevabı, yardım etmek.” Bilmece kuşları yine gülümsemiş veee “Cik cik doğru, cik doğru!” demişler. 
 
Sonra üçüncü bilmece kuşu ona şu bilmeceyi sormuş: Ailenin bir parçasıdır, seninle her şeyini paylaşır. Pegasus düşünmüş taşınmış, kişnemiş. Tulpar’a söyleyeceği büyük sırrı düşünmüş. “Evet! Buldum!” demiş. “Bu bilmecenin cevabı, kardeş.” Bilmece kuşları son kez gülümsemiş ve “Cik cik doğru, cik doğruuu!” demişler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96624</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79fc6726-3071-4b46-883e-611160cc214e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tehlikeli Zamanlar İçin Lüzumlu Hayat Dersleri</image:title>
            <image:caption>Rönesans İspanyasının önde gelen kalemlerinden biri kabul edilmesi gereken BaltasarGracián’a (1601-1658) yaşadığımız günlerde dünya ölçeğinde geniş bir ilginin uyandığı gözlenmektedir. İlk bakışta sebebi kolayca anlaşılamayan bu ilgi neticesinde Bilgelik Kılavuzu (Oraculomanual) başta olmak üzere eserleri başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de baskı üzerine baskılar yapmaktadır. Gerçi bu Gracián’ın ilk keşfi değil: daha önce Alman düşünür Schopenhauer, ardından Nietzsche o zamana kadar İspanya dışında pek tanınmayan müellifi Avrupa fikir kamuoyuna tanıtarak geniş kesimlerce okunmasını sağlamışlardı. Fakat bu defaki başka… 
Bundan yaklaşık dört asır önce Gracián yaşı elliye yanaştığı halde görüp geçirdiklerinin, belleyip öğrendiklerinin yaşadığı hayatı o zamana kadar yaşamayı itiyat edindiği haliyle sürdürmeye fakat daha kötüsü anlamaya da yetmediğini şaşkınlıkla ve inkisarla gördü. Tıpkı yaşadıklarını olabildiğince gözlerini açarak dikkatle ve güç yetirebildiğince bir merkez etrafında birbirine ulayarak ibretle yaşamış olanların şu son dört beş yıl içerisinde vukua gelenler neticesinde bugünlerde olmakta olanları anlamakta güçlük çektikleri gibi. 
Toplu olarak bakıldığında Bilgelik Kılavuzu’nda yer alan Oraculolar vaktiyle orada yaşananlar ile bugün burada yaşadıklarımızın aynı doğrultuda ilerlediğini gösterdiği gibi bugün yaşadıklarımızın karanlığı içinden geriye doğru baktığımızda nazarımıza takılan benzerliklerin bu Oraculoları ileri doğru olacak olanları haber veren bir tür ‘Kehanet Kitapçığı’na dönüştürdüğü görülecektir. Fakat yaşadıklarımızın bir ‘Kehanet Kitapçığı’na olan ihtiyacı o ‘Kehanet Kitapçığı’nın bir ‘Kılavuz Kitap’a duyduğu ihtiyaçtan daha az değil… Tabii eğer bu Oraculolar yaşadığımız günlerin karanlığı içerisinde hissettiğimiz ‘özlü söz’ ihtiyacını karşılayacak sıradan ‘kestirmeler’ düzeyine indirgenip gitmeyecek, tarih içerisindeki yerine oturtulup kendi şartları ve kaleme alınmasına yol açan saikler ile birlikte yerli yerince anlaşılacaksa… Böyle bir anlama çabası için Hazırlık olarak kaleme alınan Tehlikeli Zamanlar bir kılavuz kitaba dönüştü. 
Yaşadığımız günlerin kasvetini pazarlamacıların safsataları, gazetecilerin çenebazlığıyla değil de daha derin ve esaslı kavrayış ile anlama cehdi içerisindeki bir düşünce çabasıyla dağıtmak için kitap raflarına bakınanlara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96625</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86dddea6-d28e-4e32-bbe5-bca3e691e7be.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Ateş</image:title>
            <image:caption>“Hayat akıl almaz bir oyunun sahnelendiği bir tiyatro sahnesiydi belki de. Hem seyirci hem oyuncusuydu insanlar. Bazen o herkesin pür dikkat izlediği aydınlık sahnede, bazen de karanlıklar içindeki koltuklardaydılar.”
Birlikte çok badireler atlattılar, yeri geldi canlarını toprağa koydular. Kaybedilen ve yeri dolmayan bir kol gibi sızıları hep içlerinde kaldı toprağa verdiklerinin. Fakat hayat devam ediyordu. Onlar da toprağa verdikleri canları için hayata devam ettiler. Her bitiş yeni bir başlangıç... Her ölüm bir doğum… Çıktıkları bu yolda kaderleri birbirine bağlanan Yaman ve Alaz… Serinin son kitabında sizlerle…
“Hayat çetrefilli bir savaştır her zaman. Bazen taktiksel soğuk bir savaştır, bazen kan gölü içinde geçen dehşet dolu bir kavga. Bazen barış anlarında olduğu gibi süt limandır her şey, bazense ha başladı ha başlayacak gerginlik anlarıdır. Savaşların sonu ya yenilgidir ya zafer. Kimi yenilirken, kimi zafere ulaşır. Bir taraf yenilginin hüsranıyla heder olurken, bir taraf zaferin sarhoşluğu ile saadet içindedir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96626</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cc3282b-589e-4697-bb55-7abfae1f4e16.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Yaman</image:title>
            <image:caption>Geçmişin hesabını kapayan Yaman, en değerlisi ile artık mutlu olacaklarına inandıkları gelecek günlere hazırlanıyordu.
Ta ki gelen o uğursuz habere kadar.
Her şeyin yolunda gittiğini düşündükleri anda, adeta bir bomba gibi ortaya düşen bu haber, hem Alazların hem de Bozdumanların nazarında kıyametle eş değerdi.
“Abi, Sansar’ı Alaz’ı öldürmesi için tutmuşlar!” demişti Kürşat.
Alaz’ın peşine düşen kiralık katil, herkesi şok etmişti fakat en çok da Yaman’ı. Alaz için kalbine giden tüm yolları ardına kadar açmış olan Yaman, sanki zelzele olmuş da, tüm şehrin altı üstüne geçmiş, tüm yollar tarumar edilmiş gibi hissetmişti. Sanki Alaz’a giden tüm yollar tıkanmış gibi… Duydukları onun için deprem haberinden daha kötüydü.
Kimsenin tanımadığı fakat şehirde oldukça iyi bilinen ve kendini gizlemeyi çok iyi başaran kiralık katil Sansar; öldüğüne inandığı yıllar boyunca yasını tuttuğu, ömrünü adadığı, uğruna dünyaları yakabileceği mucizesi Alaz’ı öldürmesi için tutulmuştu. Bu kiralık katili kim tutmuştu? Nasıl ele geçirilecekti? Onlar müdahale edemeden bir hedefini daha yok edebilecek miydi? Tüm bu soruların cevabını bulabilmek için Yaman kendi hayatı da dahil her şeyi göze almış, yeni bir sürek avı başlamıştı. Ne olursa olsun, hangi deliğe girerse girsin, kiralık katili ele geçirmek zorundalardı. Hem onu hem de onu azmedeni.
Onun olanı, mucizesini, kimse ondan alamazdı. Ya birlikte yaşayacak ya da birlikte öleceklerdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96627</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/668f63cf-8a53-44d7-8cc9-340a92985d83.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar</image:title>
            <image:caption>Michael L. Printz Ödüllü
New York Times’ın en çok satan kitaplarından
Aynı isimli Netflix filminin kitabı

Genç, siyahi.
On altı yaşındaki Steve Harmon cinayetten yargılanıyor.
Harlem’deki bir dükkân sahibi, dükkânının soygunu sırasında vurularak öldürülür. Bir söylentiye göre, Steve, bu soygunda gözcü olarak görev yapmıştır. Adalet sisteminde, suçlu ya da masum olduğu ispatlanmadan Steve, sistemde bir piyon haline gelir. En kötüsü de ona canavar denilir.
Steve, kendisini saran bu korkunç olaylarla başa çıkmanın bir yolu olarak, duruşmasını bir film senaryosuna dönüştürmeye karar verir. Ancak tüm çabalarına rağmen, artık kim olduğunu ya da gerçeğin ne olduğunu algılamakta zorlanmaya başlamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96628</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28fe906a-9af1-4288-82f8-3e7db698eb3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun</image:title>
            <image:caption>Uyuyamıyordu… Hep aynı kâbus, ciğerlerinin nefessiz kalışı ve çığlıklar… Kimsenin çare olamadığı bu duruma; aşkına takıntılı, senelerdir çektiği acılarla güçlenmiş Yaman çare olacağını söylüyordu. Koruyacağına söz veriyordu Alaz’ı kâbusları da dahil olmak üzere tüm sıkıntılardan. Aklı bunu kabul etmiyordu Alaz’ın ama yüreği biliyordu doğruluğunu…
Kapattı gözlerini kadın ve deliksiz uyudu…
Bir insanın, sevdikleri zarar gördüğünde hissettiği çaresizlikle neler yapabileceğini, intikam uğruna neye dönüşebileceğini anlatan Bukalemun Çakal Avı ve Bukalemun Alaz’dan sonra, Bukalemun serisinin üçüncü kitabı olan Yamandağlı, size aşkın sıcaklığını ve aynı zamanda korkutuculuğunu, birine güvenmenin yürekte başladığını, korkuların nedeniyle kendini tutabilme sabrını, yapılan tüm kötü şeylere rağmen nasıl gittikçe artan bir aşkla sahiplendiğini, aşkla bütünleşmenin ne olduğunu ve aslında sahip olduğumuzun farkında olmadan yaşadığımız mucizeleri anlatıyor. Kimliğinde anne ve babanın adının yazması gibi, uyuyabilmek gibi, sevişebilmek gibi…
Birini sadece o olduğu için sevmek… Kim böylesi bir aşk istemez ki? Birini olduğu kişi olarak sevebilmek… Kim bu kadar cesur davranabilir ki?
Yaman ve Alaz’ın aşkını anlayacak, onlar birbirlerine adanmışlıklarının verdiği tutkuyla zirveye tırmanırken siz tam da doruk noktasından onları izleyeceksiniz.
Bu kitap okuyan herkese, “Her şeye rağmen seni seviyorum” cümlesinin anlamını öğretecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96629</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad9bc75b-8619-4063-a836-906a12dfb96e.jpg</image:loc>
            <image:title>Daha İyi Bir Sen Olabilirim</image:title>
            <image:caption>Daha İyi Bir Sen Olabilirim - Sarsıcı Bir Psikolojik Gerilim
“Rahatsız edici, ama tadı damağınızda kalacak!
New York Times
Sizi, koltuğunuzun kenarına çivileyecek ve sessiz bırakacak.”
USA Today
Eğer otuz yaşındaysanız, neredeyse her gün çok kötü bir gündür. Göğüsleriniz sarkmaya başlamış, gözlerinizin etrafındaki çizgiler derinleşmiştir. Gerçekte kim olduğunuzu bilseler kimsenin sizi sevmeyeceğini öğrenmişsinizdir. Fig Coxbury hayatından bıkmıştır: Onu aldatan eski kocası, belinin etrafında birikmiş fazla yağları ve en önemlisi de yalnızlığı.
Fig, şimdiye kadar olmak istediği her şeyin somut bir hali olan Jolene Avery&apos;ye rastladığında, önce sadece merakından onunla arkadaş olur.
Fig, Jolene&apos;in hayatını tüm ayrıntılarıyla taklit etmeye başlar, çünkü tam olarak kim olduğunu bilen birini bulduğunuzda, sadece onlar gibi olmak istersiniz ve bu dürtünüzü engelleyemezsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96630</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10bb248b-8a5a-4331-b97a-07d45e6dadf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Yarım Yamalaklar Adası</image:title>
            <image:caption>Dişsiz bir kurt, çizgileri olmayan bir zebra, kısa hortumlu bir fil, gözleri görmeyen bir bizon, uçmaktan korkan bir kuş ve sürekli yüzlerine vurulan kusurlarıyla kendini dışlanmış hisseden daha pek çok hayvandı onlar. Ellerine geçen bir mektupla, yaşadıkları yerden ayrılıp umut dolu yeni bir hayat için yola çıktılar. Yolculuğun sonunda ulaştıkları yer, Yarım Yamalaklar Adası’ydı. Onlara daha adil ve özgür, kimsenin kimseyi hor görmediği bir yaşam vadeden adanın yönetiminde, Horatio Durane adında bir adam vardı. 
 
Her şey tam da umut ettikleri gibi başlamıştı. Kendilerini diğerlerinden üstün görmeyen hayvanların arasında, hep birlikte mutlu mesut yaşayacakları için çok heyecanlıydılar. Horatio’nun bütün emirlerini uygulamak, çok çalışıp az dinlenmek, çok üretip az beslenmek, ellerinden gelen her fedakârlığı yapmak; sürekli dışlanmaktan ve dalga geçilmekten daha zor olamazdı ya… 
 
Ama acaba gerçekten öyle miydi? 
 
Dayanışmanın ve birlik olmanın en içten örneğini sunan, farklı sebeplerle kendini eksik hissedenlerin bu acı-tatlı hikâyesi; uzun süre aklınızda yer edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96631</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64131dd1-911a-4398-a046-a7fe47dd5279.jpg</image:loc>
            <image:title>555 Eğlenceli Çıkartma - Araçlar</image:title>
            <image:caption>Kalabalık tren istasyonlarından yelkenlilere, sıcak hava balonlarından bisiklet yarışlarına çeşit çeşit çıkartma 555 Eğlenceli Çıkartma /Araçlar kitabında bir arada! 

Her sayfayı birbirinden renkli ve farklı çıkartmalarla süsleyerek eğlenceli saatler geçirebilirsiniz! 

555 Eğlenceli Çıkartma ile birbirinden hızlı araçları yarıştırın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96632</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bfb08db-1fe8-4b1e-b55b-b5ae4a8875fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık</image:title>
            <image:caption>Son dönem Osmanlı toplumunda “Batı terbiyesiyle yetişmiş aydın” tiplemesinin en güzel örneklerinden olan Rabiha Rifat Hanım tarafından kaleme alınmış Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık pastalardan kurabiyelere, bisküvilerden simite kadar geniş bir yelpazede 41 tarif içeriyor. Gerek kullanılan malzemeler gerek yapılış şekilleri dikkate alındığında Avrupa’dan “uyarlama” diyebileceğimiz de bir kitap bu. Ancak her durumda hem ardında yatan sosyal tarih, hem yazarının kimliği, hem de içerdiği tarifler açısından önemli bir kitap. Sadece Rabiha Rifat Hanım’ın tariflerinden de oluşmuyor üstelik: Güzin Yalın, genel olarak pastacılık ve Osmanlı mutfağının özellikleri üzerine bir çerçeve çizerken; Sula Bozis, Osmanlı’da pastacılık ve pastaneler hakkında bir değerlendirme sunuyor. Emin Nedret İşli’nin kaleme aldığı kısa Rabiha Rifat Hanım biyografisiyse yazarı biraz daha yakından tanımamızı sağlıyor. Şef Özgün Ünver de tarifler hakkındaki yorumları ve açıklayıcı notlarıyla, ilginç noktalara işaret ediyor. 1 Kasım 1928’de “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun”un yayımlanmasının ardından, 1 Ocak 1929 tarihi itibariyle başlanan Latin harfli kitap neşriyatının yemek konulu ilk kitabını (Alafranga ve Alaturka Nefis Yemekler) kaleme alan Rabiha Rifat Hanım’ın Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık kitabı dönemin mutfak kültürünün bir boyutu açısından zengin bir kaynak. “(...) bugün tükettiğimiz haliyle pastalar Osmanlı mutfağında 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar mevcut değildi; Osmanlı sofralarında ne kremalı pastalar ne de çikolatalı yiyecekler vardı. Bu tatlar mutfağımıza Batı mutfağından ithal edilmiş oldukları için Osmanlı Batı’dan toplumsal olarak etkilenmeye başladıktan sonra sofralarımıza ulaştılar.” GÜZİN YALIN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96633</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28788cd7-1ced-49a4-828a-9284fe1e2502.jpg</image:loc>
            <image:title>Ah Struga</image:title>
            <image:caption>“İnsan hayatı aslına bakarsanız aldığı cesaretli kararların bir toplamı değil midir? Sonunda hayat da verilen kararlar doğrultusunda akıp gider ve insan verdiği kararların sonucuna göre yaşar.” Balkan kenti Struga’da kendi halinde, gündelik olanın sıradanlığında geçen hayatlar, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle bozulur. Havası, suyu ve doğası mutluluk saçan bu kentte artık düşman postallarının sesleri duyulmaktadır. Yunus ve ailesinin hayatı da yaşananlara paralel olarak bozulmaya başlar. En sonunda Yunus, yaşanan tüm bu zorbalığa dayanamayacağını hisseder ve özgürlük mücadelesi veren Partizanlara katılır. Böylece bu zamana kadar sadece aşk ve huzurla dolu olan hayatı birdenbire bir mücadeleye, var olma savaşına dönüşür. Sırrı Özbek, Ah Struga!’da, zorbalığa karşı kendi olmanın, savaşa karşı barışın, güce karşı dayanışmanın önemini gösteren bir hikâye anlatırken, acıyla yoğrulmuş bir coğrafyanın da sesi oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96634</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19c28a7b-53de-4003-bd96-bf1d868437f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınca Bilmeyişlerin Sonu</image:title>
            <image:caption>“Edebiyata kulak vermeden, feminizmin sesinin tam duyulamayacağına, sözünün tam anlaşılamayacağına ve feminizme ilişkin bir incelemenin eksik kalacağına inanıyorum. Bu metinlerin her biri, 1960’ların ve 1970’lerin sokağa taşamamış, içte kalmış sesidir. Hatta 1960’ların öncesinin de birikimi, birikmiş isyanıdır. Bu metinlerde yol alarak o dönemin siyasi atmosferini, toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde yaşanan çıkmazları/tıkanmaları ve elbette bu açmazlara karşı isyanı görmek mümkündür.” Duygu Çayırcıoğlu, Türkiye’de feminizmin henüz adının anılmadığı, anılsa da olumsuz şekilde anıldığı bir dönemde, feminist duyarlılığın edebiyatta yol alan güçlü dip dalgasına dikkat çekiyor bu kitapla. Kadınların siyasal ve toplumsal hareketliliğinin, görünürlüğünün arttığı fakat özerk seslerinin henüz gür çıkmadığı 1960-1980 döneminde, edebiyat evreninde bir önfeminizmin geliştiğini gösteriyor. Nezihe Meriç, Sevim Burak, Sevgi Soysal, Leylâ Erbil, Adalet Ağaoğlu, Füruzan ve Tezer Özlü’nün eserlerinde, erkek egemenliğinin ve ataerkil aile kurumunun nasıl sorgulandığını görüyoruz. Özel olanın gerçekten politik olduğunu ve kadınların hayatının nasıl daraltıldığını “canhıraş” tasvir eden bu eserler, aynı zamanda kadınların bu baskıya –bazen de “delilikle”- nasıl direndiklerini hikâye ediyorlar. Sevgi Soysal, Tante Rosa’yı “bütün kadınca bilmeyişlerin tek adı” diye tanımlamıştı. Kadınca Bilmeyişlerin Sonu, adı üstünde, kadınca bilinçlenmenin hikâyesini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96636</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5669a48-e6cc-4234-9264-ccf626125518.jpg</image:loc>
            <image:title>Mucize Kedi Koket</image:title>
            <image:caption>(…) Nankörlüğün, insandan başka hiçbir canlıya yakışmadığını bir kez daha anlamıştım. Çünkü insanlığın halk oluşunda nankörlük vardı. Ve bizler, kendimize yakıştıramadığımız tüm vasıf ve sıfatları, diğer canlılara yüklemiştik. Oysa hepsi bizdik. Yılandan daha fazla zehir var dilimizde ve tilkiden daha fazla kurnazız. Bir kediden daha çok nankör bir martıdan daha fazla doyumsuz. Ne köpekten kadar sadakat var içimizde ne de kumru kadar bağlılık. Angut kadar sonsuz değil hiçbir insanın sevgisi! Hiçliğin piçliğinde kaybolmuş ruhlarımıza kılıf aramaktan başka hiçbir marifet sergileyemeyen biz, aciz insanlar(!) gerek bilinç düzeyinde tasarlanmış gerekse bilinçaltında saklı kalmış tüm kötülüklerimize veya bu bağlamdaki niyetlerimize kendimizce gerekçeler bulup, vicdanımızı yastığa rahat koyduğumuzu varsaymıştık. Eşref-i mahlûkat olmanın kibri ile diğer tüm canlılar üzerinde tahakküm kurma gayretimiz, yüreğimizi kör etti. Gözlerimiz açıktı ama kördük. Kulaklarımız duyuyordu ama işitmiyorduk. Tükettiğimiz her şey ama her şey bizden uzakta olan diğer şeylermiş gibi gelse de aslında en derinimizde kendimizi tüketiyorduk. Yaratılışı sorguya çektiğim o an, varlığımızın zerreliğine bir kez daha tanık oldum. 
Düşündüm… 
Düşündükçe, 
Utandım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96637</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7fa3e0b-002b-49ab-9434-9ad51cf01dce.jpg</image:loc>
            <image:title>İran - Bir Ülkenin Akademik Anatomisi</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca İran coğrafyası radikal değişiklikler ve gelişmelere evsahipliği yapmış bir havza olmuştur. Kadim ve derin bir medeniyete sahip olan İran günümüzde de ilgi çekici özelliğini korumaktadır. 1979 yılında gerçekleşen İran Devrimi, 20. asrın en mühim olaylarından biri olarak karşımıza çıkmış, İran’ın adını “İran İslam Cumhuriyeti”ne dönüştüren İran Devrimi, İslam dünyasının yanı sıra uluslararası politikada ciddi ses getirmiştir. İran, sosyal bilimlerin birçok alanında dünyada ve ülkemizde farklı perspektiflerden anlaşılmaya çalışılan ve halen de çalışılmaya devam edilen bir ülke olmuştur. İslam bize önce bilip sonra inanmamızı tavsiye eder. İran’ı bilmek, tanımak ve doğru anlamak sadece ülkemiz ve Ortadoğu açısından değil, İslam dünyası ve insanlık tarihi bakımından da oldukça mühimdir. Bu çalışma İran’ı her yönüyle akademik olarak ve disiplinler arası bakış açısıyla ele alan ve anlama çabası içine girmiş temel bir kaynak niteliği taşımaktadır. 
Prof. Dr. Hasan Onat

İran’da 1980 başlarında devrimin gerçekleştiği dönemde klasik uluslararası ilişkiler bilgileriyle ne olup bittiğini anlamamız epeyi zaman almıştı. Geçmişte büyük bir imparatorluğun sahibi olarak, Ortadoğu ve Asya ekseninde büyük bir medeniyet yaratan ve bölgenin tarihine katkısı bulunan bir ülke olan İran’ın yapısı, Türkiye’nin değişik üniversitelerinden katkı yapan akademisyenlerin ve İran uzmanlarının çabasıyla, ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

İran; tarihi, siyaseti, toplumsal ve dinsel yapısı, kültür, sanat ve medyası ile ilk defa bir bütün olarak gözler önüne seriliyor. Sosyal bilimlerin çeşitli dallarındaki öğrenciler, araştırmacılar, diplomatlar ve uluslararası ilişkiler akademisyenleri için bir başucu kitabı olacağı görülüyor. Bu eser için harcanan çabayı göz önünde tutarak, eseri yaratanları ve oluşmasına katkı yapanları tebrik ediyorum.
Prof. Dr. Hasan Köni

İran, bir bölgesel güçtür. Tarihi, Ortadoğu ve dünya politikalarındaki önemi bu ülkeyi ilgi çekici kılmıştır. Türkiye, komşusu İran’ın önemini dış politika değerlendirmelerinde daima göz önünde bulundurmuştur. Türk diplomasisi de bu ülke ile ilişkilerinde gereken dikkati göstermeyi hiçbir zaman ihmal etmemiş, hem komşumuz olması ve hem de tarihsel ilişkilerimiz nedeniyle çıkarlarımız açısından dikkatle izlenmesi gereken bir ülke olmuştur. Bu nedenle İran’ın her yönüyle anlaşılması için elinizdeki eser hiç şüphesiz önemli bir kaynak niteliğindedir. Konularının uzmanları tarafından kaleme alınmış, İran’daki din-mezhep, iç ve dış politikalar ve kültür ile ekonomi yanında tarihsel geçmiş ve kurumların tahlilini gerçekleştiren çeşitli yetkin makalelerden oluşan bu eser, Türkiye’de İran çalışmalarına katkıda bulunabilecek bir nitelik taşımaktadır. Bu eserin dikkatle okunması halinde İran ile ilgili konular açıklık kazanacaktır. Bu suretle, İran daha iyi anlaşılabilecek, Türk dış politikası bakımından İran’la ilgili değerlendirmelerimiz daha sağlam esaslar üzerinden gerçekleşebilecektir. Böylelikle bu esere katkıda bulunanlar bu önemli ülkeyi aydınlatmaya çalışırken, Türk-İran ilişkilerini daha sağlam bir temele dayandırmaları da mümkün olacaktır. 
Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin Oba</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96638</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39aebe73-5a7e-4123-803c-01a69409ac45.jpg</image:loc>
            <image:title>Artık Sır Yok</image:title>
            <image:caption>2011 Libya İç savaşı arifesi. Albay Muammer Kaddafi, batılı şeytanların, ülkesi için planladıklarını sezer ve servetinin 100 milyon dolarlık küçük bir bölümünü aklanması için Kıbrıs’a gönderir. Hasan Nasır parayı aklayacak kişidir ancak trafik kazası geçirir ve sonrasında by-pass ameliyatının etkisiyle belleğini yitirir. Paranın akıbeti anlaşılamaz. O artık her türden yozlaşmanın ve kirli işlerin döndüğü “Patronlar Dünyası”nın odak noktası haline gelmiştir. Ölmesini isteyenler olduğu kadar parayı ele geçirmek için belleğinin yerine gelmesini bekleyenler de vardır. Trodos köylerinden Çakistra ise onun doğduğu, ilk gençlik yıllarını geçirdiği ve anılarını biriktirdiği bir yer olmanın ötesinde, belleğine kelepçe vuran unsurlarla da bağlı olan bir köydür. O bağı yeniden kurabilirse belleği özgürleşecektir. Ancak onun ölümle de arasında bir bağ vardır. Köyde veya başka yerde olmasının hiçbir önemi yoktur. Hasan Nasır Çakistra’ya gider…. 
 
Paranın peşine düşenlerin kirli hesaplaşmalarına, yozlaşan siyasetle ortaya çıkan çıkar ilişkilerine, sakin ve doğal güzelliğiyle huzur veren Trodos’un Çakistra köyüne, aşkın ve dostluğun gücüne Hasan Nasır’ın bilinmezliklerle dolu yolculuğunda tanık olmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96639</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a4c09ed-cc8b-4b48-b7fc-5e9e444829be.jpg</image:loc>
            <image:title>ABD Dış Politikasında Kıbrıs Açmazı</image:title>
            <image:caption>ABD, Kıbrıs sorunu uluslararası hale gelene, yani 1950’li yılların ortasına kadar, ada ile ilgili bir düşünce geliştirmemişti. Yunanistan tarafından Bir­leşmiş Milletler’e taşınana kadar, ABD sorunun Londra ile Atina ara­sında çözümlenmesini öngörmüştü. Bu süreçte Türkiye de işin içine girince, ABD sorunun yine NATO üyesi üç ülkenin ortak girişimiyle halledilmesini beklemişti. 
ABD açısından Kıbrıs Doğu Akdeniz’de stratejik önemi olan ve Sovyet Sos­yalist Cumhuriyetler Birliği’nin uzak tutulması gereken bir yerdi. Bu nedenle ada mutlaka Batılı güçlerin kontrolünde olmalıydı. Kıbrıs, Bir­leşik Krallık’ın bir parçası olmaya devam ettiği sürece Washington açısından bir sorun yoktu. Eğer ada “Ulusların Kaderini Tayin Hakkı” ilkesine uygun olarak bağımsız olacaksa müttefik güçlerin kontrolünde olmalıydı. 
ABD, Kıbrıs konusunda farklı yaklaşımlara sahip taraflar arasında arabu­lucu olmayı istemedi. Çünkü ABD bir tarafın görüşünü desteklerse diğerleri tarafından adil davranmamakla suçlanabilirdi. Ancak ABD, sorunun çözümü için Kıbrıs’taki konsolosunu Birleşik Krallık’ın Sömürge hükümetiyle ortak çalışmaya yöneltti ve “Taksim ve Enosis arasında bir çözüm” olarak görüle­bilecek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına önemli katkıda bulundu. Bu gayrete rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı için birlikte çalışması gere­ken iki toplumun elitleri kendi ulusal davalarının peşinde koşunca 1963 yılı sonunda taraflar arasında silahlı çatışma başladı ve Devlet’in iki toplumlu yapısı çöktü. Bu gelişme sonrasında ABD, adadaki çatışmanın Türkiye ve Yunanistan arasında bir savaşa dönüşmesini engellemeye çalıştı. Bu iki müt­tefik üye arasında Kıbrıs’tan kaynaklanan bir savaşın çıkması komünizme karşı mücadele için kurulan NATO’nun büyük sıkıntı yaşamasına neden olurdu. ABD sorunun Türkiye ve Yunanistan ilişkilerini etkilemediği sürece zaman içinde tarafların bir çözüme ulaşabileceklerini öngörüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96640</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03cf4821-9462-4e1a-b61b-1ad579317882.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlayan Sözler : Fırtınaışığı Arşivi İkinci Roman - 1. Cilt</image:title>
            <image:caption>Düşmanlarının bir ordu kölesinin sefil sonuyla ölmesini bekledikleri Kaladin sağ kalarak kraliyet muhafızlarının komutasına getirildi. Şimdi kralı ve Dalinar&apos;ı, Suikastçı tehlikesine karşı korumak zorunda ve bir yandan da yeni güçlerinde ustalaşması gerekiyor. 
 
Suikastçı tekrar harekete geçti. Roshar&apos;ın dört bir yanında hükümdarları katlediyor ve hedeflerinden biri de Yüceprens Dalinar. Savaştaki önder rolü bunun yeterli bir sebepmiş gibi görünüyor ama Suikastçı&apos;nın efendisinin çok daha derin amaçları var. 
 
Shallan korkunç bir yükü sırtlanmış durumda ve hem efsanevi Yokelçilerin geri dönüşünü hem de dünyanın yıkımını engellemek için çabalıyor. Ancak görünüşe bakılırsa, ihtiyacı olan sırlara ulaşmak bile onun tahmin edebileceğinden çok daha zor olacak. 
 
Parshendiler çığır açacak bir karar verdiler. Alethi saldırılarıyla geçen yılların ve sürekli azalan sayılarının baskısıyla, bir zamanlar kaçtıkları doğaüstü güçleri kullanmaya ve pek çok şeyi riske atan bir kumar oynamaya ikna oldular. Bu kararın muhtemel sonuçları ise hem Parshendiler hem insanlar hem de Roshar için büyük tehlikeler barındırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96641</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44ec9763-f354-4f4f-bd7e-5fe1ecb62895.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlayan Sözler Fırtınaışığı Arşivi İkinci Roman – 2. Cilt</image:title>
            <image:caption>Parlayan Şövalyeler bir kez daha ayağa kalkmak zorunda. Kadim yeminler en sonunda dillendirildi, sprenler geri döndü. Kayıp olanları arıyor herkes; korkarım ki bu arayış sonları olacak. 
 
Ama büyünün doğasında var bu. Ne de olsa hasarlı ruhların, içine başka şeylerin yer edebileceği defoları oluyor. Bizzat yaradılışın gücü olan Dalgabağlamalar, hasar görmüş bir ruhu tamir edebilecekleri gibi içlerine işleyip yaralarını daha da genişletebilirler. 
 
Rüzgârkoşucu, intikam ve onur arasındaki çizgide; harap bir diyarda kayıp. Yavaş yavaş kendi geçmişi tarafından yok edilmekte olan Işıkören, hangi yalana dönüşeceğini aramakla meşgul. Kan ve ölümle doğmuş Bağdökümcü, yok olmuş şeyleri yeniden var etmeye çabalıyor. İki farklı kader arasında sıkışmış kâşif ise yavaş bir ölüm ile tüm inançlarına korkunç bir şekilde ihanet etmek arasında bir seçim yapmak zorunda. 
 
Hepsi için zaman çoktan doldu çünkü Dinmezfırtına üzerlerine çökmek üzere.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96642</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cc148e6-f04c-48b3-a232-69647617fbaa.jpg</image:loc>
            <image:title>Fiziğin Gizemi</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Mehmet Sağbaş ile fiziğin gizemli dünyasını keşfetmeye hazır mısınız? 
Mert&apos;in yolu, gizli amaçları olan, yaşlı bir adamla kesişir. Onun sayesinde zaman yolculuğuna çıkan Mert&apos;e, 1196 yılında yaşayan Melike eşlik eder. Farklı kültürlere sahip bu iki genç, anlaşmakta zorluk çekse de ekip olmak zorunda kalırlar. Ünlü bilim insanlarının yaşadıkları zamanlara gitmeli ve onların çok özel, gizli icatlarını günümüze taşımalıdırlar. 
Mert ve Melike&apos;nin maceralarına eşlik ederken zaman yolculuğu paradokslarını, Büyük Patlama teorisini, enerjiyi, elektriği, ses dalgalarının özelliklerini, görelilik kuramını, solucan deliğini, karanlık maddeyi, kısaca fiziğin gizemli yönlerini keşfedeceksiniz. 
Bilim ve macera dolu bir hikâye sizi bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96643</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2a06156-7b81-4e5d-9fb8-637988781351.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderin Mührü</image:title>
            <image:caption>Ilık rüzgâr bir tapınağın karşısındaki evin bahçesindeki huş ağacının yapraklarını yalarken baharın çamuruna bulanmış çizmeler çoktan ezilmiş, çimlerin üstünde ilerliyordu. Bir kirpi ezilmemek için fıtı fıtı tapınağa doğru kaçtı. Sonra aklına oranın bir Şinto tapınağı olduğu ve bir beyaz yılana ev sahipliği yaptığı gelmiş olacak ki yolunu değiştirdi. Çizmelerin sahibi, kirpiye bir bakış attı ve ne kadar sevimli olduğunu düşünüp yoluna devam etti. Aklının bir köşesine bir kirpi sahiplenmeyi yazdı ve adımlarını sıklaştırdı. İşte bu, o kirpinin hikâyesi değil. Bu, o çizmelerin ve kirpi sahiplenme fikrinin sahibinin hikâyesi. Bu bir kahramanlık destanı veya bir efsane değil. Bu, zayıf bir adamın ve farklı bir yerin öyküsü. Bu bir kıyamet senfonisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96644</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91c8623e-f977-49c9-a3af-9da87e0b554a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Başka Sev</image:title>
            <image:caption>Tanrılar, ruhlar ve insanlar arasında köprü kuran şamanlar geçmişten bugüne iyileştirmenin bir eşiği, aracı olmayı başarmışlar. İlkel yöntemlerden sıyrılıp toplum içinde var oldukça yepyeni yöntemlerle misyonlarını sürdürmüşlerdir. Bugün dahi aramızda bulunan şamanlar, kökeninde bir şaman olduğu için bu kutsal konuma erişebilmişlerdir. Ancak bildiklerini başkalarıyla paylaşma ve ihtiyacı olana yetişme konusunda oldukça bonkör davranmışlardır. Dolayısıyla bir şaman gibi yaşamak için şaman soyundan gelmek zorunda değilsiniz. Bu elinizde tuttuğunuz kitap da Bir Başka Sev adıyla size bir iyileşme vadediyor. Serinin ilk kitabı olan Şamanın Şarkısı şiirin iyileştirici etkisinden faydalanarak yolunuzu bulmanız konusunda bir rehber olarak sunuluyor. Bir kez bitirdiğinizde aşk kavramına çok daha geniş bir pencereden bakıyor olduğunuzu fark edeceksiniz. Dr. Bhakti kendinizi keşfetme, tanıma, dünyaya yeniden bakma ve toplumları, doğayı iyileştirme konusunda elini uzatıyor. Tutacak mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96645</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a446d86a-4f4c-4f3f-ac2d-8813ff9f6a38.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarla Kuşu</image:title>
            <image:caption>“Okuduğum en iyi grafik romanlardan biri. Muhteşem çizimlere sahip bu baba-oğul hikâyesi, acımasız bir şiddet ve sürekli artan duygusal bir yoğunluk barındırıyor. Cormac McCarthy’nin en iyi eserlerini çağrıştıran ve insanın elini ayağını titreten yıkıcı bir deneyim.” -SCOTT DERRICKSON, Dr. Strange filminin yönetmeni 
“Erkekliğin ve ergenliğin yarattığı panik havası bile yeterli olurmuş; görsellerdeki hareket ve şiddetin atmosferik etkisi de. Ama ikisinin birleşimi, Tarla Kuşu’nu efsanevi bir seviyeye yükseltmiş.” -JASON BLUM, Yapımcı 

“İnanılmaz dokunaklı, adeta mideye bir yumruk gibi inen tam bir güç gösterisi. Tarla Kuşu, klasik olmaya aday. Türün kalıplarının dışına çıkıp, grafik roman kavramını genişletiyor. Size on yıllar boyunca bir şeyler katmaya devam edip yazar/çizerlere ilham kaynağı olacak sanatsal bir lütuf.” -BILL SIENKIEWICZ, Stray Toasters kitabının yazarı ve çizeri. 


OSCAR ADAYI AKTÖR VE YAZAR ETHAN HAWKE VE NEW YORK TIMES ÇOK SATANLAR LİSTESİNE GİRMİŞ YAZAR VE ÇİZER GREG RUTH İMZALI, BÜYÜLEYİCİ BİR GRAFİK ROMAN 
Teksas’ın sessiz ve mütevazı Huntsville kasabasında yaşayan Jack “Tarla Kuşu” Johnson ve ergenlik çağındaki oğlu Cooper’ın epik yolculuğu. Bu heyecan dolu grafik roman, babasının korkunç hataları doğrultusunda Cooper’ın cehenneme dönen bir gününü ve hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Art arda gelen şiddet tehdidine maruz kalan Cooper ve babası, aynı zamanda aralarındaki hırçın, işlevsiz ama sevgi dolu ilişkiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Yazar ve çizerin Teksas’ta geçen çocukluk anılarına ve kendi oğullarıyla olan ilişkilerine dayanan bu sıra dışı suç öyküsü, çocukluktan erkekliğe geçiş sürecindeki bir ergenin kırılganlığıyla pekiştiriliyor. Hem baba, hem de oğul dünyaya ve birbirlerine karşı olmaları gereken yeri sorgularken, aralarındaki gerilim ve öfke giderek artıyor. Duygusal çağrışımlar yapan bu görsel şaheser, her daim geçerli olan baba-oğul macerasını da gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96646</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1494816-0a87-4c28-99dd-f476cf427cfa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Dedi Ayşe Hanım</image:title>
            <image:caption>… 
Yazı getiren renklere bezenmiş 
İçimde fırtına koparan desenlerinde 
Öyle aniden esiyor ya deli rüzgârlar, 
Nazın da bana nasip oldu diye 
Şükrederken buluyorum kendimi. …</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96647</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/282b3ca9-6e49-4f21-9579-22d7717e2cae.jpg</image:loc>
            <image:title>Beden Benim Karar Benim</image:title>
            <image:caption>“Bu filmin başrolü sensin. Ve unutma, sen rakamlardan çok daha ötesin!” 
Madde manadan ayrılmaz! Ruh bedenden ayrı tutulamaz... 
Sağlık; ruh, zihin ve bedenin birlikte iyi olma halidir. Bedenin sağlıksızsa ruhunu, ruhun sağlıksızsa bedenini eninde sonunda hasta edecektir. Bu kitapta ikisini de daha iyi hale getirebilmen ve hayata karşı motivasyonunu yükseltebilmen için tüyolar bulacaksın. 
Kaç beden olursan ol, kilon kaç olursa olsun kendini sevmeye, olduğun gibi tam şu halinle sevilmeye layık ve çok güçlü olduğunu hatırlatmaya geldim. Unutma, bu masalın kahramanı sensin. Kim ne derse desin, bedeninin şekli ya da kilon hakkında senden başka kimsenin söz hakkı yok! 
Kendini değersiz hissettiğinde, kayboldum ya da bedenimi sevmiyorum dediğinde bu kitabı açıp birkaç sayfa oku. Biliyorum, insanlar genelde kitapları uyumak için okur fakat bu sefer bir değişiklik yap ve bu kitabı “hayata uyanmak” için oku.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96648</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e10eb23-9bc2-46ad-ab12-95a623ca6254.jpg</image:loc>
            <image:title>Gün Yüzüne Dökülenler</image:title>
            <image:caption>“Mahallemizde solun bütün renkleri vardı. Karşı mahallede ise sağın tek rengi hâkimdi. Havanın kurşun gibi ağır olduğu günlerdi. Hepsi yirmili yaşlarda, kendi düşüncesinde; ilkeli, idealist ve dürüsttü. Renkli mahalle daha eşit, daha özgür, daha mutlu bir ülke istiyordu. Karşı mahallede şu düşünce hâkimdi: ‘Komünizm bu bahar geldi gelecek, bu renkli mahallenin gençleri var ya onlar getirecek. Ölürüz de buna izin vermeyiz’ diyorlardı. Yıllar geçti ne komünizm geldi ne de başka bir şey. 12 Eylül 1980’de, sokağımızda Evren’in hışmına uğramayan kalmamıştı. Buna rağmen bu toprakları çok seven insanların içinde yaşıyorduk.” 
Umut Özkan’ın 2019-2021 yılları arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazılarından derlenen Gün Yüzüne Dökülenler, Köy Enstitüleri’nden türkülere, halk edebiyatının izlerinden yazar anılarına kadar güncel-politik pek çok konuya değiniyor. Umut Özkan’ın önsözde de dediği gibi: 
“Sözler gün yüzüne döküldüğünde dilimden kelimeler dökülüverir. Söz uçar yazı kalır…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96649</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be8c8a6f-4bb2-4a24-a120-ab386db91081.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyku Ülkesi</image:title>
            <image:caption>“Bir toplumda rüyada görülenlerle yaşananlar arasında bir fark yoksa oranın adı Uyku Ülkesi’dir.” 
 
 
Uyku Ülkesi tüm zamanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı rüyaların zamansız olması gibi. Yazar bu romanda Doktor Sevda Kül’ün rüyalarıyla karışan ve bir kâbustan farksız görünen yaşamını anlatıyor. 
 
Orhan Kemal Roman Ödülü, Ankara Üniversitesi Roman Ödülü ve Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü sahibi Gürsel Korat, Uyku Ülkesi’nde gerçek ile düşü harmanlayarak yirmi birinci yüzyılın distopyasını ortaya koyuyor. 
  Rüya bu ya, Eski İstanbul suyun altında yaşamayı sürdürüyordu. Sayısız otomobil Sirkeci Garı yönünde ilerliyor, araba vapuruyla Harem’e gidecek olanlar ise iskelede sıraya giriyordu. Tramvaylar farlarını yakmış boğuk boğuk tınlıyor, kâğıt toplayıcıları, seyyar tatlıcılar ve turşucular arabalarını itiyordu. Mısır Çarşısı’nın ışıl ışıl olduğunu, altın dolu vitrinler önünde balıkların yüzdüğünü hissedebiliyordum. Yeni Cami önündeki güvercinler, vatoz balığını andırarak kanat çırpıyor, motorların bacasından çıkan dumanlar, denizin içinden yukarılara doğru bir suluboya izi gibi yükseliyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96650</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96c269c3-ff6f-44f5-801b-c0db58e4c127.jpg</image:loc>
            <image:title>Limit 4. Cilt</image:title>
            <image:caption>Beklenmedik bir ölümle sarsılan grupta herkes zan altında… Aralarında gerçekten bir katil olabilir mi? İçine düştükleri bu zor durum, kazadan önceki okul hayatlarında birbirlerine karşı takındıkları tutum ve davranışlarını sorgulamalarına, karşılıklı suçlamalara yol açıyor. Grubun karşısında artık iki seçenek var; birbirlerine güvenip birlik mi olacaklar yoksa nihai olarak ortak korkularına yenik mi düşecekler? 
 
Limit, bir grup gencin yaşadığı zorlu hayatta kalma mücadelesinin hikâyesi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96651</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c3d1834-8f31-4b43-80c0-9261282f1bf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Horimiya Horisan ile Miyamurakun 1. Cilt</image:title>
            <image:caption>Okulda zeki, başarılı ve popüler bir kız olmasıyla tanınan Kyouko Hori, aslına bakarsınız okul dışında arkadaşlarının onu tanıdığından çok farklı biri. İşkolik anne ve babasının yokluğunda erkek kardeşine bakmak, alışveriş ve ev işlerini yapmak zorunda olan Hori’nin, arkadaşları gibi gezip eğlenmeye ayıracak hiç zamanı yok. 
 
Bir gün sessiz, sıkıcı sınıf arkadaşı beklenmedik bir şekilde ve okuldakinden bambaşka bir görünümle karşısında belirdiğinde, Hori her insanın başkalarından gizlediği bir yanı ve her hikâyenin birden fazla tarafı olduğunu keşfeder! Böylece Hori’nin hayatında yeni bir sayfa açılır! 
 
Okul hayatı, arkadaşlıklar ve kendini keşfetme hakkında ilham verici hikâyesiyle Horimiya sizi etkisi altına alacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96652</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7775e2df-177b-42a7-bbec-a1a71fe56df1.jpg</image:loc>
            <image:title>Küreselleşmenin İlk Adımları 1000 Yılı</image:title>
            <image:caption>“Denizciler, tüccarlar, göçmenler, kadınlar ve erkekler eşliğinde yaklaşık bin yıl öncesinin dünyasına destansı bir yolculuk. Cüretkâr ve eğlenceli bir hikâye; alışılmadık olanın farklılıkları için bir kutlama.” 
-Arezou Azad 
Oxford Üniversitesi’nde araştırmacı 
 
Valerie Hansen, İpek Yolu ile başladığı tarih yolculuğuna bu kez 1000 yılını anlattığı eşsiz bir eserle devam ediyor. Küreselleşmenin başlangıcı da kabul edilen 1000 yılı malların, teknolojilerin, dinlerin dönüştüğü ve etkilendiği bir dönem. İnsanların yurdundan ayrılıp yeni yerlere gitmesine olanak tanıyan, dünya çapındaki ticaret yollarının şekillendiği önemli bir zaman dilimi. Bunun sonucunda ortaya çıkan değişimler o kadar köklü ki medeniyetleri ve insanları da kapsayan etkilere sahip. 
Çığır açıcı bir tarih kitabı olan Küreselleşmenin İlk Adımları 1000 Yılı modern dünyanın nasıl oluştuğuna dair bildiğiniz her şeyi gözden geçirmenizi sağlayacak. Aynı zamanda günümüzde insanlık tarafından deneyimlenen umut ve korkulara ayna tutacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96653</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01ebb218-b722-4d37-93a2-8da48cf94e21.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalp Ne İsterse O Olur 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yağız ile yaptığı dünya turundan sonra hayata bakışı değişen Şeyda, kendini istemediği bir yaşam tarzının içinde bulur.Kalbi hâlâ Yağız için atarken onun yolundan giderekyardıma ihtiyacı olan gençlere el uzatır ve hayatlarındatemiz bir sayfa açmalarını sağlar.Ancak bir süre sonra bunu yaparken çevresindeki insanlara yardım etmek yerine aslında onların hayatlarını mahvetmekte olduğunu fark eder. Çünkü kurtarılmasıgereken asıl kişionlar değil, kendisidir. 
 
Peki Şeyda, her şeye sıfırdan başlamak için çok mu geç kalmıştır? 
 
Kalbin isteklerini yerine getirmekmutlulukla doğru orantılı mıdır? 
 
Kalp Ne İsterse O Olur serinin ikinci kitabı ileokurlarıyla buluşuyor. Meryem Nart ikinci kitapta da 
okurlara aynı heyecan ve serüven duygusunusunmaya devam ediyor. 
 
“Hayat bana o kadar karmaşık geliyordu ki bu karmaşıklıklar arasında boğulup gidecek gibiydim. 
Kendime bir çıkış yolu arıyordum. Tam çıkışa yaklaştım derken bir adama çarptım. Tünelin sonunda benibekleyenbir başka tünel yarattım.İşte bu da benim sonum oldu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96654</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba4ad969-c558-48d5-85ad-51bebc4a9904.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın Sesi</image:title>
            <image:caption>Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır. 
 
Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız. 
 
Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar… 
 
Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96655</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9552bb99-4479-4a23-bd84-59835d8a7f3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatı Sessize Alma Vakti</image:title>
            <image:caption>HER YERE YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN HİÇBİR YERE ZAMANINDA VARAMADIK. EN KÖTÜSÜ DE KENDİMİZE GEÇ KALDIK. 
 
Bazen kısa bir mola, çok daha uzun yollar yürümeye hazırlar insanı... Durmamak, ara vermemek ve hiç hız kesmemek daha çok şey kaybettirir. 
Sadece birkaç dakika bile olsa hayatı sessize almayı başarabilirsen, şikâyet ettiğin her şey değişecek. Çözümsüz gürültüler sustuğunda ilham dolu fısıltılar başlayacak. 
Yaşamak başlı başına bir gizemdir, sessizliğin de arkasında büyük bir gizem saklı... 
Kendine rehberlik et ve biraz inzivaya çekilip sessizlikten güç al. Sırtındaki yüklerden, zihnini bulandıran düşüncelerden, seni sana gurbette bırakan her şeyden uzaklaş. Her şeye format atma şansı ver. 
Kendinle baş başa kalmak korkutucu olduğu kadar heyecan vericidir de... Belki hiç hoşuna gitmeyecek şeyler de çıkacak karşına ama emin ol seni sana hayran bırakacak şeyler de bulacaksın. 
HAYATI SESSİZE ALMANIN TAM VAKTİ. 
Yol Senin İçinde ve Pes Etme Mucizeler Yolda adlı çok satan kişisel gelişim kitaplarının yazarı Kinsun, bu kez sessizliğin yaratıcı gücüyle buluşturuyor okurunu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96656</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a71099db-1355-4a89-9c9b-b70bb8fbdb2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Filozoflar, Mutasavvıflar, Halifeler</image:title>
            <image:caption>İslam dünyasının Kurtuba’da Endülüs Emevi, Kahire’de Fatımi ve Bağdat’ta Abbasi hükümdarları arasında siyaseten üçe bölündüğü bir çağda, ilmi tartışmalar da bu siyasi rekabetin dönüştürücü etkisi altında şekillenmekteydi. Bir yanda halifeler siyasi otoritelerini tanımlamak ve sağlamlaştırmak için ulema ve mutasavvıfların kavramsallaştırmalarına başvururken, fakihler, filozoflar, mütekellim ve mutasavvıflar da ilmi otorite ve toplumsal rehberlik tartışmalarını bu iktidar mücadelesi altında sürdürmekteydi. Bates College öğretim üyesi Dr. Ali Humayun Akhtar, 10. yüzyıldan 12. yüzyıla dek bu siyasi rekabetin ve endişelerin hâkim olduğu bir toplumsal ortamda felsefe, kelam ve tasavvufun nasıl hem bir mücadele hem de karşılıklı etkileşim içinde olduğunu ortaya koyuyor. Filozoflar, Mutasavvıflar ve Halifeler İslam entelektüel tarihinin en çetrefilli metafizik meselelerini tarihi ve siyasal bağlamını ve çerçevesini ihmal etmeden ele almayı başarıyor. İbn Meserre, İbn Hazm, İbn Berrecan, İbn Kasi ve İbn Tufeyl başta olmak üzere, alim ve sufilerin eserlerini derinlikli ve titiz bir incelemeye tabi tutarak bilhassa Endülüs entelektüel tarihine ışık tutuyor ve İslam düşünce tarihine esaslı bir katkı sağlıyor. 

Yazar Hakkında: 
New York Üniversitesinden doktora derecesini alan yazar, İslam dünyasında siyaset, din ve iktisat alanlarında uzmanlaşmıştır. Geniş bir sahada araştırmalarını yürütmekte olup küresel ipek ticaretinin tarihi üzerinde yeni çalışmalarını yürütmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96657</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c7e26cf-21da-4ff1-983d-5b26aa3c0cae.jpg</image:loc>
            <image:title>İslam&apos;ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivayet</image:title>
            <image:caption>Başlangıçta, [Hz.] Muhammed’in ashabından okuma yazma bilenlerin, onun sözlerinden bazılarını herhangi bir endişe duymadan yazmayı alışkanlık hâline getirdikleri görülürken, hadis âlimleri 8. yüzyıl boyunca ve sonrasında bu tür hadisleri yazmanın caiz olup olmadığını tartıştı. Birçok kişi bunun yasak olduğunu düşünüyordu. Çünkü Kur’an’ın, İslam’ın tek kitabı olarak kalması gerekiyordu… 
İslam’ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivâyet, İslam tarihi ve İslami ilimlerin teşekkül süreciyle ilgili çağdaş İslamiyat araştırmalarının en ihtilaflı meselesi hakkındadır: Hadislerin ve hadis ilminin bu süreçteki yeri tartışmaların odağını oluşturur. Doğrudan Kur’an-ı Kerim’in yazılı bir Kitap hâline gelmesi ile bağlantılı olan bu konu hakkında Batılı araştırmacılar, süreci farklı şekillerde yorumlamıştır. Elinizdeki kitapta Gregor Schoeler, İslami ilimlerin oluşumunda sözlü olanın yazıya aktarımı sürecini, Arap edebiyatının 7. ve 8. yüzyıllarındaki alışkanlıklarından koparmadan değerlendiriyor. Shoeler, Goldziher ve Schact’ın, hadislerin kanıtlanamaz oluşuna dayalı klasik oryantalist ezberi, rivâyet sürecine ilişkin tespitleriyle farklı bir noktaya taşıyor. Farklı başlıklar altında Câhiliye döneminde neşir; Kur’an ve Kurrâ; Mekke ve Medine ekolünde Siyer, Hadis ve Tefsir; saray çevrelerinin bu süreçteki yeri; tasnîf ve dil bilgisi gibi konularını ele alıyor. İngilizce ve Arapça tercümelerinden sonra İslam’ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivâyet adıyla Türkçeye kazandırdığımız eser, araştırmacının Fransızca verdiği bir dizi konferanstan oluşuyor ve dikkat çektiği noktalarla saha ile ilgili tartışmaları ileriye taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96658</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c340ce34-7a86-4866-8074-1efb7b5c8c93.jpg</image:loc>
            <image:title>Presokratik Felsefeye Giriş</image:title>
            <image:caption>“Presokratikler etrafında dönen tartışmaları anlamak için, genel kabule uyarak fakat (küçük
harfle ve tireyle) “pre-sokratikler” denmesini önerdiğim ve böylece şekillenmesine katkıda
bulundukları ama kendilerini bütünüyle kapsamayan tarihyazımı kategorisinden ayırt edilebilen,
antik presokratiklere kadar gitmek kaçınılmazdır. Antik “pre-sokratikler”in su götürmez
benzerlikleri onları modern Presokratiklerimizin doğal selefleri yapmışsa da özellikle birbiri
ardına giriştikleri meselelerin doğası göz önüne alındığında, aralarındaki ayrımlar da bir o kadar önemlidir.” Antik Yunan Felsefesi’nin önemli uzmanlarından Andre Laks, bu kitabında, felsefe tarihi okumalarında yaygın kabul gören “Presokratik felsefe” dönemlendirmesini önde gelen figürlerinin felsefi yaklaşımları üzerinden tartışmaya açıyor. “Presokratik felsefe”ye ve bu alanda üretilmiş düşünce birikimine dair ayrıntılı bir resim veren yazar ilgili literatüre dönüştürücü bir katkıda bulunuyor. Yalnızca Presokratiklerden kalan metinlerden hareketle söz konusu dönem üzerine bir değerlendirmeyle kalmayıp aynı zamanda J. P. Vernant’ın tezlerinin Weberci bir eleştirisini ve Cassirer ile Gadamer’in felsefe tarihi görüşlerinin karşılaştırmalı bir okumasını sunan Presokratik Felsefeye Giriş didaktik, kolaylaştırıcı bir giriş kitabının çok ötesinde, ufuk açıcı bir Erken Dönem Yunan Felsefesi okuması…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96659</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/697c6549-0b9a-43c9-a626-a397c15932a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kozmik Gezgin</image:title>
            <image:caption>Yaşamın anlamı nedir? Ruh arkadaşımı ne zaman bulacağım? Öldükten sonra bana ne olacak? Astrolojik kaderime bağımlı mıyım, onu değiştirebilir miyim? Tüm bunları bu kitapta bulacaksınız. Kitapta, sizi zodyakın on iki burcunun her birinin arketip gücüne bağlayacak özel İbranice harfleri bulacaksınız. Bu güçlü simgeleri, göklerin enerjisine erişmek için anahtar olarak kullanarak hayallerinizi açığa çıkarabilecek ve astrolojik kaderinizin kısıtlamalarını aşabileceksiniz. Bu büyü sizi bir gizemciye dönüştürecek. Hiç kimse Tanrı’nın varlığını kesin olarak kanıtlamamıştır; yine de yeryüzü nüfusunun büyük bir kısmı güçlü bir şekilde Tanrı’ya inanmaktadır. Benim astrolojinin geçerliliği doğrultusundaki tutumumu, Alexander Graham Bell’in şu sözleri çok güzel özetlemektedir: &quot;Bu gücün ne olduğunu söyleyemeyeceğim. Bütün bildiğim, onun var olduğudur.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96660</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88c89ec1-7034-4992-a614-b41565857b59.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Çocuğun Gözünden Travma</image:title>
            <image:caption>Travma sadece istismar, şiddet ve sevilen bir kişinin kaybı gibi bir felaketten değil, doğal afetlerden ve trafik kazası, tıbbi müdahaleler ve hatta bisikletten düşmek gibi son derece basit bir şeyden kaynaklanabilir. Bu kitabın anafikri travmanın bedene, beyne ve ruha nasıl işlendiği hakkındadır ve bu genellikle kaygı, kâbuslar, depresyon, fiziksel hastalıklar, bağımlılıklar, hiperaktivite ve agresyon şeklinde kendini gösterir. Vaka çalışmaları ve kolay, uygulanabilen aktiviteler yönünden zengin bu kitap, size bir çocuğun, kendisine gerekli destek verilirse nasıl travmadan kurtulabileceğini açıklar ve çocuklarla ilgilenen herkese travmadan kurtulabilmenin ve onu engellemenin araçlarını sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96661</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9319617e-bdf3-4b38-a0ec-e750d0ed133a.jpg</image:loc>
            <image:title>Denizi Bulan Balık</image:title>
            <image:caption>Yeni nesil için keşfedilmiş bir hazine: Alan Watts tarafından çocuklar için yazılmış ilk ve tek hikaye.
Alan Watts, çocuksu bir aşkınlığı spritüel yolculuğa taşıyarak çocuklar için bir öykü yazdı. Denizi Bulan Balık, bu hoş ve bilge öğreti masalını yeni bir nesil için hayata geçiriyor. Ödüllü ressam Khoa Le’nin yenilikçi sanatıyla zamana meydan okuyan eğlenceli bir hikâye elinizin altında – yaşamın akışıyla uyum içinde olma mesajını sizinle paylaşıyor. Bu kuyruk hikâyesinde, çocuklar tuhaf bir şekilde tanıdık bir sorunu olan bir balıkla karşılaşacaklar – aklı o kadar karışmıştır ki tüm zamanını çemberler halinde kendini kovalayarak harcar! Sadece Büyük Deniz zavallı balığımızın kendi dizginsiz düşünceleriyle yarattığı karmaşadan çıkmasına izin verir. Zamana direnen ve hiçbir zaman modası geçmeyecek Alan Watts’ın bilgeliğini ve nüktesini kusursuz bir biçimde yakalayan bir masal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96662</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10b95b00-041d-46f6-acc4-a9525d7e5137.jpg</image:loc>
            <image:title>Boş Kayık</image:title>
            <image:caption>Tapınaklara, kiliselere, rahiplere gidersin ama orada da öteki dünyada önemli biri olmanın yolunu, bir şeye ulaşmanın yolunu, başarılı olmanın yolunu ararsın. Başarı düşüncesi seni gölge gibi takip eder. Nereye gidersen git hep kâr, başarı, kazanç, hüner düşüncesiyle gidersin. Eğer birisi buraya bu fikirle gelmişse, burayı ilk fırsatta terk etmesi ve benden olabildiğince
uzağa kaçması gerekir, çünkü ben senin birisi olmana yardım edemem.Ben senin düşmanın değilim. Sadece birisi olmana yardım edemem. Seni ancak dipsiz uçuruma itebilirim. Asla hiçbir yere varamayacaksın, sadece dağılıp yok olacaksın. Düşecek, düşecek ve düşecek ve yok olacaksın; sen
yok olduğun anda bütün varoluş vecde gelir. Bütün varoluş bu olayı kutlar.
Osho, kendimize ilişkin daha derin bir anlayışa kavuşmamız için Çinli mistik Chuang Tzu&apos;nun hikâyelerinden yola çıkarak Taoculuğun kendini gerçekleştirmeye yönelik 3000 yıllık mesajını açıklıyor. Bu kitabın adı, nehri geçen ve kendi sandalı
boş bir kayıkla çarpışan bir insanı anlatan sade bir hikâyeden alınmıştır. Hikâye ilerledikçe, anlaşılması kolay bir biçimde duygular konusunda -burada öfke- bir öğretiye dönüşür ve uyanıklık tekniğini kullanan herkeste derin bir etki ve mucizevi
değişimler yaratabilir. Boş kayık egosuz boş zihindir -hiç kimse olmak- ve Osho, Chuang Tzu&apos;yu az bulunur bir olgunluk olarak anlatır; çünkü hiç kimse olmak dünyadaki en zor, en imkânsız, en sıradışı şeydir. Bu, insan zihni, insan egosu ve yaşamın derin sırlarına açılan bir kapı olarak büyüleyici bir kitaptır.
Beraberindeki DVD Osho&apos;nun bir konuşmasını içermektedir ve çağdaş bir mistiğe yönelik başka bir canlı deneyimdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96663</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2355d8a2-4be6-4883-8aa1-db3edbbce5af.jpg</image:loc>
            <image:title>Cesur Minik Rakun</image:title>
            <image:caption>Bu yeni Audrey Penn kitabında, Minik Rakun cesur olmanın anlamını ve korkularını yenmede kendisine yardımcı olacak bir yöntem öğrenir. Arkadaşlarıyla birlikte uçma dersleri almaktan çekinen küçük bir serçenin hikâyesini anlatan Anne Rakun, cesur olmanın korkusuz olmak anlamına gelmediğini söyler. Cesur olmak korkunun seni engellemesine izin vermemektir. Anne Rakun oğluna önemli bir strateji öğretir: Düşün Söyle Yap. Minik Rakun’un avucundaki öpücük de ona azıcık yardım etmektedir elbette. Bu basit strateji çocuklara birçok zor durumu aşmalarında yardım edecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96665</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/965e8198-187e-460e-9cdb-3840cfe69eb5.jpg</image:loc>
            <image:title>Devrim</image:title>
            <image:caption>Osho bütün sistemleri yerle bir eden bir devrimden söz eder. içsel masumiyetimizi, içimizdeki programlanmamış varlığı hatırlamamızı sağlayan bu devrimdir. Bu, içsel bir devrimdir: bir kez daha dünyayı oraya dışarıdan konmuş bütün yargı ve koşullanmalardan bağımsız gözlerle gören ve hayatımıza tam bir dönüşüm getirebilecek tek devrim. ..Devrim bir sürprizdir, devrim bir mucizedir. Gizemlidir. İnsandan bir Buda&apos;ya, insandan bir İsa&apos;ya, insandan bir Mevlana&apos;ya; bu devrimdir. Ben buna devrim derim, tek devrim. Bilinçli olmadıkça, bunun gerçekleşmesi için zemin hazırlamadıkça, bir Buda olamazsın. Bunu seçmek zorunda kalacaksın, bunun için çalışmak zorunda kalacaksın, bunu aramak zorunda kalacaksın. Senin tarafında planlı, bilinçli bir çaba gerekecektir, ancak o zaman bir ihtimal vardır. Devrimin mantığı yoktur. Devrim şiirsel bir sıçramadır; sıçrama bir boyuttan öbür boyutadır. Devrim dikeydir; varoluşun başka âlemlerine nüfuz eder. Kişi kendi varlığına bilinçli olarak sahip çıkmadıkça, devrim gerçekleşmeyecektir. Büyümeye devam edeceksin fakat büyümen yatay olacaktır. İnsan süpermen bile olabilir-daha güçlü, teknik olarak daha donanımlı, bilimsel yönden daha kuvvetli- fakat bu yeni bir şey olmayacaktır. Bu bir mesih bilinci olmayacak, insan aynı düzlemde kalacaktır. ..Sev, tadını çıkar, kutla, o zaman cenneti yaratıyor olacaksın; çünkü sen her ne olursan ol, mutluysan, keyifliysen, mutluluğunu ve keyfini paylaşırsın. Ancak olduğun şeyi paylaşabilirsin ve paylaştığında, o sana geri döner. Kural budur. Yaşam ona fırlattığın her şeyi yansıtır ve taklit eder: Geri döner; bin katı olarak geri döner. Gülümse; bütün varoluş sana gülümser. Bağır ve kötü davran; bütün varoluş sana bağırır ve kötü davranır. Esas neden sensin; bütün süreci sen yaratırsın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96666</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41ad5d44-b210-472e-bc8b-bed1d9448b37.jpg</image:loc>
            <image:title>Duygusal Sağlık</image:title>
            <image:caption>Duygularımızı ifade etme ihtiyacımızla başkalarını kırmama arzumuzu nasıl uzlaştırabiliriz?Kendimizi sıklıkla bu ifade etme-bastırma ikilemiyle karşı karşıya buluruz. Hakiki duygularımızı ifade edersek yakınlarımızı kırmak ve uzaklaştırmaktan çekiniriz. Ama duygularımızı -iyi niyetli kendini kontrol etme kılığında bile- bastırırsak, sadece kendimize zarar veririz.
Zamanımızın en ilham veren spiritüel ustalarından olan Osho, bu çatışmayla etkili biçimde mücadele etmek için yeni ve daha önce yayınlanmamış metinleri aracılığıyla pratik ve anlaşılır bir yaklaşım sunuyor. Duygusal Sağlık bize duygularımızın köklerini anlamakta rehberlik ediyor, olaylara kendimiz ve başkaları hakkında daha çok şey anlayacağımız bir şekilde tepki göstermeyi ve hayatın kaçınılmaz iniş-çıkışlarıyla daha güvenli ve dengeli mücadele etmeyi öğretiyor.
Korku, öfke ve kıskançlığın yaşamlarımız üzerindeki etkisi.
Suçluluk, güvensizlik ve korku gibi duygular bizi manipüle etmekte nasıl kullanılır?
Güçlü duygulara sağlıksız yanıtlar vermekten nasıl kurtulabiliriz?
Yıkıcı duyguları nasıl yaratıcı enerjiye dönüştürebiliriz?
Osho’nun insan zihni ve kalbi konusundaki eşsiz içgörüsü geleneksel psikolojinin çok ötesine uzanır. Bize duygularımızı tam anlamıyla deneyimlemeyi ve daha zengin, tatminkâr bir hayata kavuşmak için yapmamız gerekenleri öğretir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96667</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a458240d-66d1-417e-89d9-842d963d6ca4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldız Işığıyla Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Yıldız Işığıyla Yolculuk, zor anlaşılır fikirleri basitçe ve çizgi roman formatında anlatıyor.
Einstein’ın rehberliğinde, kuantum mekaniği, kara delikler, beynin çalışma sistemi, görecelilik, yerçekimi, gezegenler, uzaylılar, iklim değişikliği, evrim, evrenin kökeni, DNA vb. bir çok konuda bilgiler veren, keyifli, eğlenceli müthiş bir yolculuk.
“Yıldız Işığıyla Yolculuk, Cern Fizik Laboratuvarları’ndaki bir toplantıda verdiğim seminerde bahsettiğim konuyla başlıyor ve kozmosu açıklık, espri ve ustalıklı öngörülerle merakla irdeliyor. Umuyorum bu kitap yeni bir nesle, keşfetme ve düşünme konusunda ilham verecektir.“
Dr. Andrew Pinsent, Oxford Üniversitesi, Ian Ramsey Bilim ve Din Merkezi-
Okurlardan Gelen Övgüler
“Albert’ın yolculuğundan alacağınız bilgiyi, 400 yıl Discovery Channel izleseniz alamazsınız.“
“Bu, her fizik ve kimya dersinin zorunlu kitabı olmalı.“
“6. Sınıfta olmama rağmen bunu okuyup anlayabilmem harika“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96668</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ce3dabb-1243-44f4-a21c-fffd6526b346.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıl</image:title>
            <image:caption>Akıl: Şimdiye Verilen Yaratıcı Yanıt adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından biri olan Osho, beyin gücümüzü ele almaya dair farklı bir yaklaşım sunuyor.
Bu kitapta Osho, aklı geliştirmenin en iyi yolunun zihni eğitmek olduğu şeklindeki ortak anlayışa meydan okuyor. “Zekâ mantıklıdır, akıl ise paradoksaldır,” diyor. “Zekâ, nasıl çalıştıklarını görmek için bir şeyleri parçalara ayırır; akıl ise bütünün işleyişini görmek için onları bir araya getirir.” Osho, mevcut eğitim sistemimizin zihni geliştirmeye çok fazla önem verdiğini, böylece bir dengesizlik yaratıldığını ve hem bireyin hem de toplumun bu yüzden acı çektiğini öne sürüyor. Değişen dünyanın zorluklarına yaratıcı bir şekilde yanıt verebilmemiz sadece akıl yoluyla mümkündür.
Zekâ ve akıl arasındaki ayrımı araştıran bu kitap, okuyucuları sorunlara -mantıklı, duygusal ve nesnel- nasıl yaklaştıkları ve bunları nasıl çözdükleri konusunda daha bilinçli olmaya teşvik ediyor.
Osho, bizleri hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerinden ve önyargılardan kurtulmaya davet ediyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20. Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96669</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87ed45ad-d173-4fe5-8523-7be659c16464.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuvvetle Ayağa Kalkmak</image:title>
            <image:caption>Hikayelerimizi reddettiğimizde onlar bizi tanımlar.
Hikayelerimizi sahiplendiğimizde sonu yazmak bizim elimizde olur.
Brene Brown, cesaret, kırılganlık, utanç ve değerlilik üzerine küresel bir söyleşi başlattı. Öncü çalışmaları derin bir gerçeği ortaya çıkardı: Kırılganlık sonuç garantili değilken ortaya çıkıp görülmeye istekli olmak daha fazla sevgiye, aidiyete, yaratıcılığa ve mutluluğa giden tek yoldur. Ama cesurca yaşamak her zaman kolay değildir: Tökezlememiz ve düşmemiz kaçınılmazdır.
Brown, Kuvvetle Ayağa Kalkmak’ta düştükten sonra ayağa kalkma konusunu ele alıyor. Temellendirilmiş kuram araştırmacısı olan Brown, Fortune 500 şirketlerinin liderlerinden ve ordu üyelerinden tutun sanatçılara, uzun zamandır beraber olan çiftlere, öğretmenlere ve ebeveynlere kadar birçok kişiyi dinledi ve onların cesaret, düşüş ve tekrar ayağa kalkış hikayelerini paylaştı. Brown kendisine şunu sordu: Güçlü ve sevgi dolu ilişkileri olan bu insanların, yaratıcılığı besleyen bu liderlerin, yeniliklere öncü olan bu sanatçıların ve insanlara inanç ve gizem yolunda eşlik eden bu adamların ortak noktası nedir? Cevap netti: Bu insanlar duyguların gücünün farkındalar ve kendilerini rahatsızlığın kucağına bırakmaktan korkmuyorlar.
İncinme hikayelerimizin içine girmek bize tehlikeli gelebilir. Ama mücadelenin ortasında ayaklarımızı yere yeniden sağlam basma süreci, cesaretimizin sınandığı, değerlerimizin pekiştiği alandır. Mücadele hikâyelerimiz işimizi kaybetmek ya da ilişkimizin bitmesi gibi büyük hikayeler olabildiği gibi bir arkadaşımızla ya da meslektaşımızla yaşadığımız uyuşmazlık gibi daha küçük hikayeler de olabilir. Olayın büyüklüğü ya da şartları ne olursa olsun kuvvetle ayağa kalkma süreci aynıdır: Duygularımızla hesaplama yapar, hislerimiz konusunda meraka kapılırız; gerçeğe ulaşana kadar hikâyelerimizle boğuşuruz ve bu süreci pratiğe dönüşene, hayatlarımızda adeta bir devrim yaratana dek her gün yaşarız. Düştükten sonra kuvvetle ayağa kalkmak, içtenliği besleme yolumuzdur.
Brown, bunun bize kim olduğumuzla ilgili en çok şeyi öğreten süreç olduğunu yaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96670</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dae4380-2ca1-4c9b-8324-49c37c9daf5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Sevgi Kahkaha</image:title>
            <image:caption>Yaşam kendi içinde anlamlı değildir.Boş bir tuval gibidir.Anlamın yaşamın içinde yaratılması gerekir; anlam önceden verilmez. Sana özgürlük verilir, sana yaratıcılık verilir, sana yaşam verilir. Anlam yaratmak için gerekli olan her şey verilir. Anlamı oluşturan temel unsurların hepsi verilir, ama anlam verilmez, anlamı sen yaratmak zorundasın.Üzerine bir resim yap!
Sevginin en üstün hali asla bir ilişki değil, sadece senin var olma halindir.

İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi,kronik şüpheciler olmayı öğrenir. Ve bu o kadar yavaş, o kadar küçük dozlarda olur ki, başına gelene karşı asla uyanık değilsindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96671</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81097482-cd06-475c-95c9-fef47be78325.jpg</image:loc>
            <image:title>Farkındalık</image:title>
            <image:caption>Farkındalık: Dengeli Yaşamanın Anahtarı adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından birinden, burada ve şimdide nasıl yaşayacağımızı öğreniyoruz.
Tüm meditasyon tekniklerinin -ve aslında dövüş sanatları da dahil olmak üzere tüm büyük atletik performansların- temelinde bir tür uyanıklık ya da ânın içinde olabilme niteliği vardır; Bu, Osho’nun farkındalık dediği bir niteliktir. Bu farkındalık niteliğinin tam olarak ne olduğunu belirleyip anladığımızda, hayatımızın neredeyse her alanında kendi kendine hâkim olmanın anahtarına sahip olabiliriz.
Lao Tzu veya Buda gibi büyük ustalara göre çoğumuz hayatımızı birer uyurgezer gibi sürdürüyoruz. Yaptığımız hiçbir eylemde gerçekten mevcut değiliz; çevremize karşı asla tetikte olamıyoruz; yaptığımız ve söylediğimiz şeylerde bizi tam olarak neyin motive ettiğini bilmiyoruz.
Bununla birlikte, hepimiz olağanüstü koşullarda farkındalık -ya da uyanış da denebilir- anları yaşamışızdır. Yolda giderken ani ve beklenmedik bir kazada zaman adeta durur ve insan aniden her hareketin, her sesin ve her düşüncenin farkına varır. Ya da bizi derinden etkileyen anlarda da aynı farkındalığı yaşarız: dünyaya yeni gelen bir bebeği ilk kez karşılarken veya ölüm ânında birinin yanı başındayken.
Osho’ya göre farkındalık, hayatımızın her alanında kendi kendini yönetmenin, merkezlenmenin ve sonuçta özgür olmanın anahtarıdır. Bu kitapta Osho, sevgi, şefkat ve bilinçlilikle beraber hayatı nasıl daha tetikte ve meditasyon halinde yaşayacağımızı öğretiyor.
Osho, hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerini ve önyargıları incelememiz ve onlardan özgürleşmemiz için bizi zorluyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20’nci Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96672</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9735f4c2-8639-4e41-8b53-68cf38571d12.jpg</image:loc>
            <image:title>Öz Işık Şifası</image:title>
            <image:caption>Öz Işık Şifası hep hayalini kurduğunuz hayatı yaratmak üzere bir yolculuğa çıkma fırsatını sunuyor.
Barbara Ann Brennan Şifa Okulları’nın kurucusu, dünyaca ünlü Işığın Elleri ve Işığın Doğuşu kitaplarının yazarı Barbara Ann Brennan, yirmi birinci yüzyılın en etkili şifacılarından ve spiritüel liderlerinden biridir. Şimdi ise, son kitabı Öz Işık Şifası’ndaki yaratıcı süreç ve dördüncü seviye üzerinde çalışmakla ilgili devrim niteliğinde bilgiler eşliğinde çalışmaları devam ediyor. Dördüncü seviye veya astral dünya, daha yüksek seviyelere geçişini sağlıyor. Öz Işık Şifası aynı zamanda Barbara Ann Brennan’ın yaşam yolculuğunu ve kişisel deneyimlerini de anlatıyor.
Öz Işık Şifası’nda;
• İnsan Enerjisi Bilinci açısından yaratıcı sürecin doğasını
• Hepimizin kendi enerji alanlarımızda nasıl tıkanıklık yarattığımızı; bu tıkanıklıkların neye benzediğini, birbiriyle etkileşimini ve kaçınılmaz olarak yaşamımızda işlev bozukluğu yarattıklarını; tıkanıklıkların açılması ve yaratıcı potansiyelinizin serbest bırakılması için uygulanan süreci
• Yüksek Duyu Algılama’nın (YDA) nasıl geliştirileceği ve onunla nasıl çalışılacağı, YDA’nın enerji alanlarımızdaki tıkanıklıkların açılmasını sağlamaktaki rolünü
• Dördüncü seviye gerçekliğin doğasını ve yaratıcı süreçteki hayati rolünü
• İlişkileri ve o ilişkilerin altında yatan kordon bağlantılarını iyileştirmekle ilgili olan dördüncü seviyeyi
Ve çok daha fazlasını keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96673</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb20df0b-de71-4c30-b216-36d12555370f.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun Arkadaşında Yatıya Kalıyor</image:title>
            <image:caption>“Artık varıyor muyuz?” diye sordu Minik Rakun annesine. İlk kez bir arkadaşında yatıya kalacağı için heyecanlıydı. Annesi avucunun içine bir öpücük kondurup onu Küçük Fare Biber’in evine bıraktıktan sonra, Minik Rakun ve arkadaşları oyunlar oynayıp lezzetli atıştırmalıklar yiyerek uzun bir gün geçirdiler. Ama uyumaya gittiklerinde Minik Rakun’u bir türlü uyku tutmadı. Avucundaki öpücük korkmamasına yardım etse de, kendi yatak odasında değildi ve ailesini özlüyordu. Minik Rakun evine dönünce, annesi oğlunu karşıladı ve ihtiyacı olduğu zaman evini her zaman yerinde bulacağı konusunda güvence verdi. Minik Rakun Arkadaşında Yatıya Kalıyor adlı kitabımızda, Anne Rakun bu sık rastlanılan durumda bize biraz destek sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96674</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5345d30-f41e-4b63-9674-efea3b64b33f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sır</image:title>
            <image:caption>Sır. Ssssss...
..Bu aslında bir kitap değil. Daha çok bir dans bu.
Sıradan bir dans ta değil. Kalpten esen bir sufi kasırgası bu.
Bu kitap bir şarki, bir anımsama, bir kucaklama, o gizli ana duyulan bir özlem, bir zikirdir..
..Ben sürekli tekrar tekrar, Zen ve Tasavvuftan bahsediyorum ki her insan bunlardan faydalansın. Seçim yapman gerekiyor. Kendini, enerjini izleyip, ona göre seçmen gerekiyor. İkisi de geçerli yollardır, ikisi de ayni hedefe gider. Her iki yol da hedefe ulaşmanın farklı biçimleridir çünkü hedef tam ortadadır. Pozitifle negatifin ortasında bir nokta vardır, tam ortadadır ve dönüşümün gerçekleştiği, kişinin dünyanın ve her şeyin ötesine geçtiği, Tanrı&apos;ya adim attığı yerdir burası.
Pasif tipte biri olduğunu hissediyorsan Zen&apos;i takip edip, pasifliğin derinliklerine doğru ilerlemeye baslarsan bir gün gelir, orta noktaya varırsın. Aktif, enerjik, pozitif biri olduğunu hissediyorsan ve sessizce oturmak sana zor, gereksiz yere bir işkence geliyorsa, o zaman tasavvuf yolunu takip et.
Mevlana Ey dost! Bu ateşten şarabı, ateşin iğnelerini iç de öyle sarhoş ol ki, mahşer günü uyanmayasın der. Tasavvuf yolu dansıyla neredeyse sarhoş olan, başka bir aleme taşınan dansçının yoludur. Mest olmuştur o; dansı sarhoş edici bir danstır.
Sufizm yoğun aşkın, tutkulu askın yoludur..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96675</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/793a6f67-fb02-4740-9df9-cd23658712ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Güven</image:title>
            <image:caption>İnsan bilincinde güvenmeye ve güvenilmeye yönelik içsel bir nitelik vardır. Herkes güvenilmekten haz alır. Diğer kişiden gelen bir saygıdır bu ve bir yabancıya güvendiğinde daha da artar.
Güven, şüpheyle aynı yüksek enerjiyi taşır; şüphe, merdivenin en alt basamağıdır, Güven ise aynı merdivenin en yüksek basamağı.
Güvendiğinde rahatlarsın. Ama içinde herhangi bir şüpheye izin verdiğinde ise gerginleşirsin, çünkü kalp güvenle gevşer ve şüpheyle kasılır.
Şüphe içinde yaşamaktansa güven içinde ölmek daha iyidir.
Bu kitapta Osho, okuyucuları her bireyde doğuştan var olan güveni yeniden keşfetmeye ve onu geri kazanmaya teşvik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96676</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eac9d52e-119d-47b8-9508-34de56927375.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarım Üzerine</image:title>
            <image:caption>Cato bu eserinde Roma tarihine ışık tutacak tarım bilgilerinin yanında sağlık bilgileri, hukuk ve kanun bilgileri, ev ekonomisine dair öğütler, basit ilaç tarifleri, yemek tarifleri, dinî bilgiler gibi konulara değinmiştir. Kitabın sade, edebî olmaya özenmeyen, söylemek istediğini doğrudan doğruya, kısaca söyleyen sert de olsa kendine göre olgun bir üslubu vardır. Cato bu eseri Campania’da arazileri olan bir arkadaşı için yazmıştır. Bu eser zaman zaman Vergilius’un aynı konuda büyük bir özenle yazılmış Georgica’sı ile karşılaştırılmıştır. 
 
Tarım Üzerine, üzüm bağlarının oluşturulması ve bakımı hakkında, onları korumaya yardım eden köleler hakkında bilgiler de dâhil olmak üzere birçok bilgi içerir. Roma’da çok sayıda toprak sahibi bu süre zarfında Cato’nun eserini okuduktan sonra, Roma büyük çapta şarap üretmeye başladı. 
 
Eserin farklı bölümlerinde ise Akdeniz coğrafyasında yetişen çeşitli bitki ve sebzelerin insanlar ve hayvanlar üzerindeki iyileştirici etkileri detayları ile aktarılmıştır. Örneğin, lahananın faydaları uzun bir şekilde anlatılmıştır. Söz konusu bitkilerin farklı tarifler ile insanlar üzerindeki uygulamaları, o dönemde kullanılan alternatif tıp hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96677</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dfa8d9b-3009-49d9-9ff7-040e61bf5f10.jpg</image:loc>
            <image:title>Human Design (İnsan Tasarımı)</image:title>
            <image:caption>İdeal hayat eşinize dair net bir açıklama ister misiniz? Daha iyi kararlar almak, ideal kariyerinizi bulmak ve yüksek potansiyelinize ulaşmak ister misiniz? Gerçekten kim olduğunuzu bilmek ister misiniz? Astrolojiden çok daha detaylı olan Human Design (İnsan Tasarımı), tüm dünyada insanların yaşamlarını değiştiren devrimsel bir sistemdir. Doğum tarihinizi, saatinizi ve yerinizi kullanarak, olmak üzere doğdunuz insanı ve sürmeniz gereken hayatı ortaya çıkarıyor.
Chetan Parkyn, size parmak izleriniz kadar eşsiz olan kişisel tasarımınızı, kendi yaşam tablonuzu haritalandırmanıza yardımcı olacak tüm araçları sağlayan ücretsiz bir yazılım ile Human Design&apos;a dair dünyadaki tek kapsamlı rehberi sunuyor.
Kullanımı kolay olan bu kitap eşliğinde, kendi içsel öykünüzü keşfederken arkadaşlarınızın, aile üyelerinizin ve dünya çapında isim yapmış bazı insanların gerçek özelliklerini keşfedebilirsiniz.
Bu sistem;
Sizi harekete geçiren içsel doğanızı işaret ediyor.
Uyum yakaladığınız insanları ve içinizdeki cevheri ortaya çıkarabildiğiniz ortam türlerini anlatıyor.
Gerçek benliğinizin altında yatan doğayı, tercihleri, kişilik özelliklerini, güçlü yanlarınızı, zaaflarınızı, becerilerinizi, dinamiklerinizi ve kimyanızı ortaya çıkarıyor.
Kucak açtığınız veya direndiğiniz ihtiyaç ve duygularınızı hatırlatıyor.
Mutluluk ve tatmin getirecek kararlar almanın yollarını açıklıyor.
Hayatınızda daha önce böyle bir sey görmediginize emin olabilirsiniz.
Kendinizle tanışmaya hazır olun. Gerçek sizle tanışmaya hazır olun.
Bu sistem hayatınızı değiştirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96678</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26a05037-963d-4d8b-b94d-5669dda5f164.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Cep Dolusu Öpücük</image:title>
            <image:caption>New York Times&apos;ın çok satanlar listesinde yer alan çocuk klasiği Avucundaki Öpücük dizisinin bu kitabında, Audrey Penn velilere çocuklarıyla paylaşacakları bir başka sevgi ve güven öyküsü sunmaktadır.
Minik Rakun&apos;un erkek kardeşi olur ve bu kardeş onun alanını işgal etmektedir.
Minik Rakun annesinin kardeşinin avucuna bir öpücük -onun öpücüğünü- verdiğini görünce çok üzülür, ama Anne Rakun Minik Rakun&apos;un ne kadar çok sevildiğini anlamasının en doğru yöntemini bularak bilgeliğiyle onun korkularını yok eder.
Barbara Leonard Gibson&apos;ın sıcak çizimleriyle hayat bulan bu öykü aralarına yeni üyelerin katılmasıyla değişim geçiren ve bu değişime uyum sağlamaya çalışan tüm ailelere uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96679</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6184ffa4-785a-4c0d-a986-06f14a1f6c15.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun ve Anılarla Dolu Meşe Palamudu</image:title>
            <image:caption>Minik Rakun üzgündü. Arkadaşı Zıpzıp Sincap bir kaza geçirmişti ve bir daha geri dönmeyecekti. Anne Rakun oğluna ve arkadaşlarına Zıpzıp için anma töreni düzenlemelerini önerdi, böylece arkadaşlarını özledikleri zaman hatırlayacak iyi anıları olacaktı. Minik Rakun ve arkadaşları göletin yanında buluştular ve arkadaşlarının yaşamı için dokunaklı bir anma töreni düzenlediler.
Bir sürü çocuk sevdiklerini yitirir ya da cenaze törenlerine katılmaları gerekir. Bu yumuşak öykü çocuklara anma törenlerinin pozitif amacını anlamalarında yardımcı olurken artık dönmeyecek olan sevdiklerini özlediklerinde, anma töreninin ve anıların nasıl huzur sağlayacağını ve morallerini düzelteceğini de öğretiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96680</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50780c3d-823f-4274-a230-80892315a073.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgürlük</image:title>
            <image:caption>Özgürlük: Kendin Olma Cesareti adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından birinin felsefesiyle kendinizi nasıl özgür kılacağınızı öğreneceksiniz.

Bu eserde Osho, özgürlüğün üç aşamasının anahatlarını çiziyor. Birincisi, ebeveynler, toplum veya din gibi dış güçler tarafından dayatılan “psikolojik köleliğin” dışına çıkmanın getirdiği bir özgürlük olan “bir şeyden özgürlük” aşamasıdır. Bir sonraki aşama “bir şey için özgürlük” aşamasıdır ve bu, bir şeyi kucaklamaktan ve yaratmaktan gelen olumlu bir özgürlüktür; tatmin edici bir ilişki ya da sanatsal veya yardımsever bir vizyon olabilir. Ve son olarak “mutlak özgürlük” vardır ve bu da en yüksek ve nihai özgürlüktür. Bu son özgürlük, bir şeyden kaçmanın veya bir şeye yönelmenin özgürlüğünden çok daha fazlasıdır; o sadece kendin olmanın ve her âna doğru yanıt vermenin özgürlüğüdür.

Bu kitap, okuyuculara özgürlüklerinin önündeki tesadüfi ve isteyerek oluşan tüm engelleri belirlemelerinde, savaşlarını akıllıca seçmelerinde ve kendilerine karşı dürüst olma cesaretini bulmalarında yardımcı oluyor.

Osho, bizleri hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerinden ve önyargılardan kurtulmaya davet ediyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20’nci Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96681</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6b42794-5e79-44ff-a54d-9558b361e744.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Anatomisi - Gücün Ve Şifanın Yedi Aşaması</image:title>
            <image:caption>Ruhun Anatomisi, enerji tıbbının bu güne kadar yapılmış en cesur sunumu; üstelik ilk uygulayıcılarından biri olan uluslararası takdir gören medikal sezgici ve alternatif sağlık/spiritüellik sahnesinin en ateşli seslerinden biri Caroline Myss tarafından. (Publishers Weekly)
Enerji tıbbı üzerinde yapmış olduğu on beş yıllık araştırmaları temel alan Dr. Myss&apos;in bu çalışması her bir hastalığın duygusal ve psikolojik stres ve inanç kalıplarına nasıl karşılık geldiğini ve insan bedeninin ilgili alanlarına denk gelen tutumların nasıl etkili olduğunu anlatıyor. Ruhun Anatomisi&apos;nde Dr. Myss ayrıca, bedenin yedi ruhsal ve fiziksel güç merkezine dair çığır açan buluşunu da okuyucuya sunarak her birimizin daha yüksek bir bilinç haline ve ruhsal olgunluğa ulaşmak için geçmemiz gereken yedi aşamayı anlatırken antik bilgeliklerin -Hindu çakraları ve Kabala&apos;nın Hayat ağacı olmak üzere- sentezini yapmakta. Dr. Myss okuyucuya sunmakta olduğu bu modelle, bir yandan kişisel gücümüzü ve ruhsal büyümemizi gerçekleştirirken bir yandan da örtük kalmış sezgi gücümüzü nasıl geliştirebileceğimizi gösteriyor. Ruhun Anatomisi bize bedenimizi ve ruhumuzu yeni bir gözle görmeyi öğreterek hayatımızı değiştirecek bazı ruhsal olgunluk ve fiziksel bütünlük araçları elde etmemi- zi de sağlıyor.
Hayret verici Caroline Myss&apos;in &apos;ruhumuzun sonsuz gücünün&apos; tüm varlıklarda bulunduğuna ilişkin mesajların antik ve çeşitli kaynaklarla paralellik gösterdiğine dair keşfinin yarattığı keyfi paylaşıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96682</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37ebf5c1-d861-498f-906c-9ddc90eb3707.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatçının Yolu</image:title>
            <image:caption>İçinizde bilmediğiniz bir sanatçı vardır... Eğer biliyorsanız, evrenin başlangıcından beri biliyorsanız hemen evet deyin. -Mevlana Celaleddin Rumi- Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdükten sonra da sanatçı olarak kalabilmektir. -Pablo Picasso- Sanatın süreç olduğunu anımsayın. Süreç eğlenceli olmalıdır. &quot;Tek varış vardır, o da yolculuğun kendisidir&quot; sözü bizim için &quot;Yaratıcı çalışmamız aslında zaman içinde kendini göstermekte olan yaratıcılığımızın kendisidir&quot; şeklinde algılanmalıdır. Eğer yazarak, resim yaparak, şarkı söyleyerek, oyunculuk yaparak, yöneterek daha mutlu oluyorsanız Allah aşkına bunu yapın. Yaratan bizi yaratıcı yaptı. Yaratıcılığımız Tanrı’dan gelen bir hediyedir. Onu kullanarak biz de Tanrı’ya hediyemizi göndeririz. Yaratıcılığın merkezinde gizem vardır. Ve aynı zamanda şaşırtıcı şeyler. Yaratıcı olmak istiyorum dediğimiz zaman sıklıkla, üretken olabilmeyi istiyorum demeye çalışıyoruz. Yaratıcı olmak zaten üretici olmak demektir ama yaratıcı süreç ile işbirliği yaparak, onu zorlayarak değil. Fikir oluşturmak ekmek pişirmeye benzer. Bir fikrin kabarmaya ihtiyacı vardır. Eğer başta onu aşırı kurcalarsanız, sürekli kontrol ederseniz kabarmaz. Pişmekte olan bir ekmek veya bir kek, fırının karanlığında ve güvenli ortamında uzun süre kalmak durumundadır. Fırını zamanından önce açın, ekmek çöker veya kekin ortasında, tüm buhar kaçıp gittiği için bir delik oluşur. Yaratıcılığın saygın bir suskunluğa ihtiyacı vardır. En iyi fikirlerin bu şekilde çıktığı bir gerçektir. Bırakın onlar karanlık ve gizem içinde gelişsinler. Bilincimizin çatısında oluşsunlar. Sayfaya damlacık halinde düşsünler. Bu yavaş ve görünürde gelişigüzel damlamaya güvendiğimizde bir gün aniden &quot;İşte, demek bu imiş!&quot; diye şaşırabiliriz. Yaptığımız tüm sanat çıraklıktır. Sanatın büyüğü, yaşamdır. -M. C. Richards</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96683</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca89204f-1e01-46d4-b3fb-40f98186f1aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Çiçeğinin Unutulmuş Sırrı 2</image:title>
            <image:caption>Tüm fiziksel formun en önemli geometrik yaratıcısı Kutsal Yaşam Çiçeği deseni, bu kitapta, ünlü Yaşam Çiçeği Çalışma Grupları´nın ikinci yarısı olarakdaha derinlemesine incelenmektedir. İnsan bedenini orantıları, insan bilincinin ayrıntıları, yıldızların boyut ve uzaklıkları, gezegenler ve aylar, hatta insanlığın yaradılışı bu güzel ve ilahi desende kaynaklarını yansıtmak üzere göstermektedir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96684</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a857929a-9df4-4051-9423-a2a5105e1a59.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakalar İskitler Gizlenen Kök Atalarımız</image:title>
            <image:caption>Hiç düşündünüz mü? 
Neden Atatürk’ün ilk araştırdığı konu Sakalar/İskitlerdir? 
Neden İskitlerin Anadolu’daki varlığı şimdiye kadar gizlenmiştir? 
 
İskitler kökenleri itibarıyla geçmişten günümüze en çok tartışılan kavimlerden biri. İskitlerin Türk, İranî, Slav kökenli bir kavim olduğuna dair araştırmacılar tarafından farklı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. 

Sibirya’dan Çin Denizi’ne, Moğolistan’dan Tuna Nehri’ne, Afganistan’dan Hindistan’a, Azerbaycan’dan, İran’dan Anadolu’ya, Trakya’ya, Mısır’a, Filistin’e kadar uzanan, tarihin gördüğü en büyük konfederasyondu ve bünyesinde çeşitli kavimleri barındırıyordu Sakalar ya da İskitler. 
Atlı Çoban Kültürü’ne mensup olan İskitler  “Pazırık Halısı” ve “Altın Elbiseli Adam” gibi üstün nitelikli sanat ürünleri üretmişlerdi. 
 
Bahtiyar Aydın bu çalışmasında antik Batı ve antik Doğu kaynaklarından yararlanarak İskitleri konargöçer yaşam tarzı, yazısı, beslenme kültürleri, töreleri, inançları açısından inceliyor ve Türklerin ve İskitlerin aynı topluluğa mensup Turani bir halk olduğu sonucuna varıyor. 
 
“Türk Devlet Teorisi Ön Türklerin Atlı Çoban Kültürü’yle başlar. ‘Atlı Çoban Kültürü’nden devlet mi olur?’ diyen Batılılar, yıllardır coğrafyalarındaki arkeolojik kazılarda kendi atalarına ait bir at kemiği aramaktadır. 
Bu çalışmada, İskitlerin dili, yazısı, parası, inancı, töresi, beslenmesi, yaşam tarzı, sanatı, kadınların konumu ve coğrafyası ortaya konularak, İskit-Oğuz aynılığı da karşılaştırılmıştır.” 
(Bahtiyar Aydın)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96686</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/830eb2e4-244a-4786-a943-b8a8a9b81aca.jpg</image:loc>
            <image:title>Harikalar Çıkmazı - Alis</image:title>
            <image:caption>Gerçek ile oyunun birbirine karıştığı, en masum masal karakterlerinin ihaneti yönlendirdiği yeni düzende herkes ihanet ödülü için birbiriyle yarışıyor.
“İnsanı geçmişe götüren sadece fotoğraflar değildir. Bazen havayla size ulaşan ve nereden geldiğini bile bilmediğiniz bir koku götürür çocukluğunuza, bazen uzun zamandır yemediğiniz bir yemek ya da birkaç nota. Bazen de hiçbiri olmadan tesadüfen yan yana gelen birkaç kelime yeterli olur.”
Bazı insanlara mal mülk miras kalırken bazılarına da bedeller miras kalır...
Trajik bir trafik kazası yüzünden evini terk etmek zorunda kalan Alis, ardında geçmişiyle birlikte adını da bırakacaktır. Altı yıl sonra kayıp annesinden gelen ufak bir notla Alis, hem sırlarla dolu karanlık geçmişine hem de ardında bırakmak zorunda olduğu masallarla oyunların büyülü ve bir o kadar tehlikeli dünyasına yeniden dönmek zorunda kalacaktır.
Alis kayıp annesini bulmak istiyorsa yıllardır saklandığı geçmişine gömülmüş insanlarla yüzleşmeli.
“Hiçbir şey tesadüf değildir…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96687</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c96bfabc-6bdd-4922-975b-877861529e81.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasat - Katil Doğan</image:title>
            <image:caption>Seri cinayetler işleyen profesyonel bir katil, kullandığı vahşi ve korkunç işkencelerle gelinleri öldürmektedir. Medya ardı arkası kesilmeyen gelin cinayetleri ile çalkalanmaktadır. Bir gün, bu gelin cinayetlerine bir yenisi daha eklenir. Düğün günü kaçırılan gelin, Gülcan Soydere öldürülmüştür. Ve olayda ilk şüpheli düğün gecesi gözaltına alınan gelinin kız kardeşi Özge Soydere’dir. Bir anda hedef haline gelen Özge’nin bir gece de bütün hayatı alt üst olur. Sorgulamalar sonucu masum olduğu anlaşılan kadının katil ile akıl almaz bir bağlantısı olduğu ortaya çıkar. Herkes korkuyla bu cinayet olaylarını takip ederken Özge’nin ise tek amacı vardır: Kız kardeşinin intikamını almak.
 “Aydınlanmaya çalışan seri cinayetler…
Şeytanın aklına gelmeyecek yöntemler kullanan psikopat bir katil…
Tek amacı intikam olan bir kadın…
Sevdiği kadını korumak için fedakârlık yapan âşık bir adam…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96688</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/219a2961-6be6-44ee-8a95-512a6ff279c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvan Çiftliği</image:title>
            <image:caption>20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden olan George Orwell, ülkemizde en çok “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” romanı ve elinizde tutmuş olduğunuz, çağdaş klasikler arsındaki bu “Hayvan Çiftliği” adlı eseri ile tanınmaktadır.
Hayvan Çiftliği, fabl türünde yazılmış bir masal anlatımı olmasına karşın, devrim ve iktidarı oldukça sert bir biçimde eleştiren politik bir alegoridir.
Bu kitap, bir çiftlikte yaşayan hayvanların, kendilerini sömüren insanlara başkaldırışını anlatır. Daha eşitlikçi bir toplum yaratma amacı ile başlattıkları devrim, bir süre sonra insanların düzenine kıyasla eskiyi aratacak kadar daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük haline gelir. Çünkü George Orwell&apos;a göre, komplocu bir grubun önderliğindeki herhangi bir devrim yalnızca acımasız ve baskıcı bir rejime dönüşebilir.
Eser, açıkça tarihsel bir gerçeği eleştirir ve her bir karakter, Rus Devrimi&apos;nden bir ismi temsil eder: Çiftliğin asıl sahibi Bay Jones, dönemin etkisiz çarı olan Çar 2. Nikolas&apos;ı; önder domuz olarak karşımıza çıkan Napoleon karakteri, Stalin&apos;i; hayvanlara mutluluk ve barış dolu bir dünya vadederek insanların çiftlikten kovulmasını söyleyen Koca Reis ise Karl Marx&apos;ı simgelemektedir. Eserdeki sembolizm sadece kişilerle de sınırlı kalmayıp viski kullanımı, yel değirmeni ve yedi emir gibi işlediği bazı konularla da detaylandırılmıştır. Bu bağlamda, küçükleri eğlendirecek bir peri masalı olmaktan çıkıp büyüklere ders, uyarı ve yer yer tokat niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96689</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0a83638-ce45-47b4-94ed-2d3283d10f5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Lupin</image:title>
            <image:caption>İzlenme rekorları kıran aynı isimli Netflix dizisine ilham veren Lupin, savunduğu idealleri ve imajının zarar görmemesi için akılalmaz bir mücadeleye başlayacaktır.
Gerek alaycı kişiliği, gerek dâhiliği, gerekse kurnazlığı ile kahramanımız Lupin, hayal gücünüzü çok zorlayacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96690</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c998d5e-a5d2-4299-b6b7-b538645640bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Kent</image:title>
            <image:caption>Ben Efnan Zahredar.
Kendimi ailemin biricik kızı, okulumun örnek öğrencisi, dostlarımın sığınağı sanırken yaşadığım her şeyin gittikçe çirkinleşen bir yalan olduğunu anladığımda artık çok geçti…
Atıldığım karanlık kuyuda uzattığım ellerimi tutan adamın ellerine tutsak kaldım. Onun cehenneminde yanarken günahlarla kutsandım. Cennet beni kabul etmeyi bırakalı çok oldu. Cehennem ise efendisine sunabileceği en büyük hediye olarak beni kutsadı.
Ölü Kent benim cehennemim oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96691</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73e8b63a-4a61-4ab5-a001-a9664cc04a1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - Çatışma</image:title>
            <image:caption>“Ben kızımı terk etmiyorum.” Fidan’ın sesi, öyle yumuşak, öyle huşu içindeydi ki, Sina kalbinin boğazında attığını hissediyordu artık. “Aksine, onun yaşaması için sana emanet ediyorum. Beni bulduklarında bebeğimi öğrenirlerse; onu da yaşatmazlar. Bir anne, evladı için kendisini feda eder, öyle değil mi? Ben, onun yaşamasını istiyorum. Tıpkı adı gibi özgür olarak. Asla peşimizi bırakmayacaklar ve asla benim kızım özgür olamayacak. Ama bir şansı var ve ben, ona o şansı vereceğim.”

Fidan, Sina’ya bakarken yalnızca gülümsedi. Bakışları yine kızına eğildi. Yumuşak bir gülümseme yüzüne yayıldı. Kızının alnındaki saçları geri itti yumuşak dokunuşlarla; parmağının tersiyle yanağını okşadı.

“O adamın, neden senin peşine düştüğünü anlıyorum ben. Sen, senin farkında değilsin abla. Sen sevdiğin için hem ondan hem kendinden vazgeçtin. Herkes sevmenin sahiplenmek olduğunu sanıyor. Oysa sevmek, vazgeçmektir. Sevdiğin için vazgeçmektir. Ona bir şans vermek için vazgeçmektir. Sen, kalbin parçalana parçalana vazgeçtin ondan. Bir şansı olsun diye. Ben de kızımın bir şansı olsun diye vazgeçeceğim ondan.”
Gittiğin yerden geldim yanına
Kuş misali ömrümün baharına
Bir fidan azat ettim özgür ruhuma...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96692</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9e86c71-35d0-4585-be3c-39629071d129.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecekondu</image:title>
            <image:caption>Kemal H. Karpat bu çalışmasında; Türkiye&apos;nin kentleşme problematiğini göç literatürü çerçevesinde çok boyutlu bir şekilde değerlendirmektedir. Türkiye&apos;de özellikle 1950&apos;lerden sonra ortaya çıkan kırdan kente göç Türk modernleşmesinin en büyük tartışma alanlarından biridir. Bu durum bütünüyle Türkiye&apos;nin sosyal, siyasal, iktisadi ve kültürel yapısını değiştirmiş ve değiştirmeye de devam etmektedir.
 
İşte bu çalışmada bu değişimlerin nasıl meydana geldiği, Türkiye&apos;de kırdan kente göçün hangi amaçlarla başladığı, kentin yapısını nasıl değiştirdiği, gecekondulaşma kavramı, Türk siyasi partilerinin bu bölgelere yönelik bakışları, kentte yaşayanlar ve gecekonduda yaşayan arasındaki çatışmalar, bunun yanında kentin mi kırsalı yoksa kırsaldan yapılan göçün mü kenti etkilediği gibi günümüzdeki kentlileşme, kentsel dönüşüm çalışmalarını da etkileyen sorulara Kemal H. Karpat’ın çok uzun araştırmalar sonucunda yaptığı değerlendirmeler ışığında cevaplar bulunabilir.
 
Gecekondu, “gecekondulaşma”yı, derin bir tarihsel kavrayış içinde, evrensel ve kuramsal boyutunu ihmal etmeden, özgün bir üslupla inceleyen ender çalışmalardan biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96693</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb86e3db-7865-4f5b-8168-45381087097a.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Dokun Hisset Kitabım - Çöle Dokun</image:title>
            <image:caption>Sıcağı çok seven uzun kuyruklu bir kertenkele,arkadaş canlısı bir mirket,hızlı koşan bir deve kuşu ve çöldeki diğer dostlarımız bu kitapta hayat buluyor.
Çölde pofuduk bir gezinti seni bekliyor! Minik parmaklar bu çöle tekrar tekrar dokunmak isteyecek!

Merak,keşif ve dokunsal deneyim içerir!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96694</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1839dbc2-b270-4adc-8acf-bbbaeec7221b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - Ebediyet</image:title>
            <image:caption>Tecrübe, sert ve zorlu bir öğretmendir; önce testi, sonrasında dersi verir.
Hayatın şifresi oldukça basittir aslında. İnsan yaşamı boyunca hayatın kırılamaz denen şifrelerini çözen, en ümitsiz anlarda sizi yeniden ayağa kaldıran tek şifre; yalnızca beş harflik bir kelimedir.
SEVGİ
Koşulsuz ve şartsız sevgidir her kapıyı açan, tüm kötülüklerin üstesinden gelen ve sizi hayata bağlayan.
“Sen farkında değilsin ama yüreğinde öyle yüce büyüklükte bir sevgi var ki; senden olacak çocukların buna sahip olma haklarını ellerinden almak istemedim. Öyle mükemmel bir baba olacaktın ki, o şanslı çocuklar doğsun istedim.”
“O çocuklar zaten doğdular... Doğurmak mı anne olmak? Döl vermek mi baba olmak? O şanslı çocukların ne senden ne de benden doğması gerekmiyor. Yalnızca doğmuş olmaları bile yeterli. Ve onlar çoktan doğdular. İkisi de bizim çocuklarımız ve biz onları çok iyi yetiştireceğiz. Asla yalnız bırakmayacağız. Asla kalplerini kırmayacağız. Asla terk edilmiş ve güvensiz hissetmeyecekler ve ne olursa olsun, bizim hep onların arkalarında olduğumuzu bilecekler.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96695</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a201ead0-5b09-4877-b6c5-971fc9e80fd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - İsyan</image:title>
            <image:caption>Hayat insanı bazen tek bir soruyla sınar.
Bazen ise, onlarca soruyla...
Kadere kafa tutabilir misin?
Çocuk sahibi olamayacağını öğrenen genç bir kadın, kaderine isyan ederse ne olur?
Hayatı uçlarda yaşayan, yaşamı boyunca hiç sevilmemiş, kuralsız bir adam; güvensizliğin aşılmaz duvarlarla ördüğü hayatına ve kurallara hapsolmuş bir kadına, koşulsuz ve sonsuz sevgiyi öğretebilir mi?
Hayatın Yorduğu Ruhlar Bir Araya Gelebilir Mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96696</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/627243fe-43a1-40ad-ace0-154faa036675.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Reset</image:title>
            <image:caption>“Bazen her şey göründüğü gibidir. Biz hep daha derin anlamlar arar dururuz.”
Şu yaşadığımız çağın ve şimdiki zamanların Nuh Tufanı’nı yaşatan durumlardan hiçbir farkı yok. Kötülük her yerde ve evren büyük resetlenme için hazırlanıyor…
Dünya yok olmanın kıyısında…
Kahramanımız Sem’e bu durumu aksine çevirmesi için bir görev veriliyor. Göbeklitepe’den başlayıp Mu Kıtası’na, Atlantis’e ve Mısır’a uzanan var olma savaşı… Bu kaosu ve mücadeleyi soluksuz okuyacak, içinde bulunduğunuz andan; uzayın, mitolojinin ve tarihin harmanlandığı evrenlere sürükleneceksiniz..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96697</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1daca481-e73a-4306-9990-47e43805eb91.jpg</image:loc>
            <image:title>Tilki</image:title>
            <image:caption>Bir sigara almak için ayağının dibinde duran küçük siyah çantayı kaldırdığında zincirlerinin şıkırtısıyla irkildi. Zincirler, demir parmaklıklar, büyük bir demir halkaya geçirilmiş koğuş anahtarlarının şıngırtıları... İçi ürperdi ve gözlerine yaşlar hücum etti. Sigarasını yakıp derin bir nefes çekti, ciğerleri yanana kadar dumanı içinde tuttu.

“Hayatım bitti,” diye düşündü, “Mary öldü ve benim de hayatım karardı.”

Kaza mı yoksa cinayet mi? Katil mi yoksa kurban mı? Gerçek mi yoksa hayal mi? Rimini’den Londra’ya, oradan da Milano’ya uzanan bir sır perdesi ve bu sır perdesini aralaması için görevlendirilen bir özel dedektif… İş ilişkilerinin aşka, aşkların düşmanlığa dönüştüğü, işin içine hayaletlerin karıştığı, akıl oyunlarıyla tilki kurnazlığının yarıştığı amansız ve tehlikeli bir mücadele… Akıcı bir dil ve samimi bir üslupla yazılmış olan bu kitabın sayfalarını çevirdikçe soluk soluğa bir maceranın parçasıymış gibi hissedecek, yalanlarla örülmüş bir gizem ağının ilmek ilmek çözüldüğünü göreceksiniz. Şaşırtıcı bir sonla karşılaşmaya şimdiden hazırlanın…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96698</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd621280-2cfc-4154-a534-c289c7dda091.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahiler Sınıfı - William Shakespeare</image:title>
            <image:caption>Eşsiz kalemi ve gözlem yeteneği sayesinde hükümdarların, sevgililerin, savaşçıların ve sıradan insanların yaşantılarına sahnede hayat vermiş bir dâhi. O, William Shakespeare; ölümsüz eserleriyle hâlâ tiyatronun efendisi. 
Büyük ilgi gören Dâhiler Sınıfı serisi William Shakespeare - Tiyatronun Efendisi ile devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96699</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de3d54d0-ff38-4eec-978a-6cc5d92eac9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Babamı Beklerken</image:title>
            <image:caption>Sahil kasabasında yaşayan çocukların hayatlarının tam ortasında yer alır deniz. Parkta oyun oynarken ya da bakkala giderken hep denizi görürler. Peki, babası kömür madeninde çalışan bir çocuk, pırıl pırıl denize bakınca ne düşünür? 
Joanne Schwartz, yalın ve dokunaklı hikâyesiyle bir madenci kasabasına ışık tutuyor. Şehirdeki Küçük ve Nehir Gibi Konuşurum’un ödüllü illüstratörü Sydney Smith’in etkileyici çizimleri de ışıl ışıl bir sahil günü ve madencilerin çalıştığı yeraltının karanlığı arasındaki çarpıcı zıtlığı gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96700</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00b4bab7-7939-4373-afbb-e58633a5e076.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Kere İyi Geceler</image:title>
            <image:caption>En yakın arkadaşından ayrılmayı kim ister, Yankı da istemiyor. Ama babasının işi nedeniyle taşınmak zorundalar. Sevdiği her şeyi geride bırakacak olması yetmezmiş gibi bir de geceleri geziyor, hem de uyurken! Uyumak için yatağına yatıyor, gözlerini mutfakta açıyor. Yankı’ya göre her şeyin sorumlusu zorla içtiği sebze çorbası! 
 
Çağdaş çocuk edebiyatımızın sevilen yazarı Nazlı Deniz Güler, şehir değiştirmenin yarattığı fırtınaları mizahi bir üslupla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96701</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/838c398a-569f-4d7b-8638-0d4f76ac4677.jpg</image:loc>
            <image:title>Üzüldüğümüz Her Şey Gerçek Değildir</image:title>
            <image:caption>2021 Michael L. Printz Ödülü
En Çok Satan Ulusal Bağımsız Kitap
NPR- Yılın En İyi Kitabı
New York Times- Yılın En İyi Kitabı
Amazon- Yılın En İyi Kitabı
Bir Kitap Listesi Editörünün Seçimi
BookPage- Yılın En İyi Kitabı
NECBA- Pencere ve Ayna Seçimi
Publisher Weekly- Yılın En İyi Kitabı
Wall Street Journal- Yılın En İyi Kitabı
Today.com- Yılın En İyisi
ÖVGÜLER
“Modern bir başyapıt.” (The New York Times Book Review).
“Akıcı, ışıltılı ve orijinal.” (Wall Street Journal).
“Büyüleyici.” (Today.com).
“Bu kitap dünyayı değiştirebilir.” (BookPage).
“Okuduğunuz ya da okuyacağınız hiçbir şeye benzemiyor.” (Linda Sue Park).
“Başlangıç cümlesinden itibaren sizi kendine bağlıyor.” (NPR).
YEDİ YILDIZLI YORUMLAR
“Modern bir destan.” (Kirkus Reviews).
“Nadir bir kitap hazinesi.” (Publishers Weekly).
“Yükseklerden uçuran bir hikâye.” (The Bulletin).
“Aynı anda hem güzel hem de acı verici.” (School Library Journal).
“Dokunaklı ve güçlü.” (Foreword Reviews).
“Yılın en sırda dışı kitaplarından biri.” (BookPage).

Genç, İranlı bir mültecinin unutulmaz ve eğlenceli sesiyle anlatılan, yayılan, çağrışım yapan ve çığır açan bir otobiyografik roman. “Gerçeğin sahibi kim?” “Kim konuşuyor?” “Kim inanır?” gibi soruları ortaya koyan güçlü ve çok katmanlı bir roman.

“Yamalı bir hikâye, bir mültecinin utancıdır.” diyor Nayeri romanın başlarında. Oklahoma’da bir ortaokulda herkesin Daniel dediği Khosrou, sınıf arkadaşlarından oluşan şüpheli bir izleyici kitlesinin önünde durarak aile geçmişinin, yıllar, on yıllar ve yüzyıllar öncesine dayanan hikâyelerini anlatır. İşin özünde, din değiştirmeyi ölümcül bir suç olarak gören bir ülkede Daniel’in annesinin Hristiyanlığı açık bir şekilde kucaklaması ile başlayan, gizli polisten gece yarısına kadar süren kaçışlarıyla devam eden ve herhangi bir yere giden bir uçağa rüşvet vererek binip nasıl mülteci olduklarını anlatan bir hikâye var. Her yer, İtalya’nın hüzünlü beton, mülteci kampları haline gelir ve sonunda insanlar, ABD’ye sığınırlar. Farklı bir edebi üslup uygulayarak batılı anlatı yapılarına meydan okuyan Nayeri, ailesinin İran’daki uzun ve güzel tarihinin hikâyelerini adeta usta titizliğiyle duvar gibi örüp, eski masallara ve İran folkloruna zenginlik katıyor.

Düşmanca tavır sergileyen bir sınıfta Binbir Gece Masalları’ndaki Şehrazat gibi, Daniel de kendi hayatını kurtarmak için bir masal uydurur ve gerçeğe olan iddiasını ortaya koyar. ÜZÜLDÜĞÜMÜZ HER ŞEY GERÇEK DEĞİLDİR; bir kalp kırıklığı ve dayanıklılık hikâyesidir; okuyucuları kendi gerçeklerini konuşmaya, duyurmaya teşvik eder.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96702</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/912dcd8d-0410-4529-a34b-f8c64b98f4f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Polisi 1: Hapis Günleri</image:title>
            <image:caption>Dünya çapında popüler İngiliz yazar Jodi Taylor’un yeni dizisi Zaman Polisi karşınızda.
Doctor Who, Terry Pratchett ve Jasper Fforde hayranlarının kaçırmaması gereken, esprili ve duygusal maceraya ortak olun.
Bugün Zaman Polisine katılın!
Zaman çizgisinde yolculuk yapın… Yasal olarak!
Heyecan ve macera.
Yeterli ücretler.
Hizmet sırasında cömert ölüm avantajları – siz gittikten sonra sevdiklerinizin acı çekmeyeceğini garanti ediyoruz.
İki, yedi ve hayatta kalanlar için on yıllık sözleşmeler.
Zaman Polisi, sizleri zamanda yolculuğuna davet ediyor. Zaman çizgisini -yolu her ne olursa olsun- korumaya yemin etmiş, güçlü ve uluslararası organizasyon Zaman Polisine katılın. Zaman Polisi tarihinin gördüğü en garip çaylaklar; Jane, Luke ve Matthew ile zamanda seyahat edin.
Geleceğinizi garanti altına almak için geçmişi korumak...
Hiç bu dünyada bir fark yaratabilmiş olmayı dilediniz mi?
Günlük sıradan yaşamdan sıkıldınız mı?
Daha farklı bir şeyin özlemini çekiyor musunuz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96703</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea707bac-e736-4866-b124-d91021609a49.jpg</image:loc>
            <image:title>Döngü</image:title>
            <image:caption>Ölüm hücreleriyle dolu Döngü’nün içindeki yaşam, tekrarlanan ve bitmek bilmez bir araftır. Mahkumlar çarptırıldıkları ölüm cezalarını, seçkinlerin yararına bilimsel ve tıbbi deneylere katılmayı seçerlerse altı aylığına geciktirebiliyorlar. Ancak dış dünyadaki kaos haberleri mahkumlara bulaşıp kargaşa baş gösterdiğinde, Döngü, mahkumların endişelerinin en küçüğü haline gelir. 
Luka Kane, iki yılı aşkın süredir Döngü’de mahkumdur. Yayılan savaş söylentileriyle ailesine dair duyduğu endişeler git gide artar. Onları kurtarabilmesi ve dünyanın başına gelen kaosun sorumlusunu keşfedebilmesinin yolu ise hayli zordur. Kendisini öldürmeye kararlı canavarlara dönmüş mahkumlardan, aklını yitirmiş bir gardiyandan ve kuduz farelerden kurtulmalı, Döngü’den kaçmalıdır. 
 
 
“Açlık Oyunları ve Labirent serisi hayranları başka yere bakmayın…Heyacan verici ve ürkütücü.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96704</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/708a9a95-566d-4bda-a8d6-ed8df7eb1dce.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanda Yolculuk</image:title>
            <image:caption>“Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez. Sonsuz bir döngü halinde birbirlerine bağlıdırlar. Her şey birbirine bağlıdır... Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ama tek yol vardır, o da daha derine götürür. Merkezine varana kadar bunu anlayamazsın.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96705</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d696673c-10b8-40b2-bd54-94144943d68d.jpg</image:loc>
            <image:title>Zugzwang</image:title>
            <image:caption>Çok Satan ‘Zamanda Yolculuk’ kitabının yazarından.
İnsanın bu hayatta üç evresi vardı:
Doğum, yaşam ve ölüm.
Giray için ise bu hayatta üç evre vardı:
Açılış, Oyun Ortası ve Oyun Sonu.

Giray, satranç ile tanıştığında açılışı gerçekleştirmişti; başına geleceklerden habersiz.
Bu uzun bir oyun ortası olacaktı, 64 kareden ibaret olan bir dünya...
Oyun sonu ise hiç beklemediği hamleler ile gerçekleşecekti.
Tüm oyunlarında hamleleri önceden tahmin edebilen Giray, kendi hayatı ile ilgili tahminde bile bulunamayacağı şeyler yaşayacaktı.
Savaşacağı tek şeyin karşısındaki rakibi olmadığını fark ettiğinde Giray Kasapoğlu, asıl büyük savaşı kendisiyle verecekti.
Lakin bunun sebebi satrancın zihninde yarattığı oyun olacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96706</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5d9adb7-d686-4ec3-b6a4-a829a678c1e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyaset Sanatı</image:title>
            <image:caption>Marcus Cicero Roma Cumhuriyeti’nin en büyük hukukçusu, politikacısı ve hatibiydi. Keskin zekâsı, sivri dili ve hitabet ustalığı sayesinde güç takıntılı rakiplerin, ekonomik sıkıntıların, dış tehditlerin ve çekişip duran siyasi grupların yarattığı hengâmenin arasından sıyrılıp Roma devletinin en yüksek makamı olan konsüllüğe seçilebilmişti. Marcus Cicero aristokrat bir aileden gelmediği için bu başarısı elbette çok daha ilgi çekici bir hal alıyordu. Peki Cicero dişli rakiplerini geride bırakıp seçilebilmeyi nasıl başarmıştı? 
MÖ 64 yılı seçimlerine idealist düşüncelerle katılan Marcus Cicero’nun başarılı bir seçim kampanyası yürütmesi için bazı tavsiyelere ihtiyacı olduğunu düşünen Quintus Tullius Cicero ağabeyine bir mektup yazmaya karar verir. Bu uzunca mektubunda Quintus, bir siyasi danışman gibi, ağabeyinin nasıl bir siyasi rekabet ortamı içerisinde bulunduğunu, kitlesinin niteliklerini çok iyi gözlemleyip çözümleyerek, kampanya dönemi sonunda başarıya ulaşabilmesi için uygulaması gereken pratik önerileri sıralar. 
Machiavelli’nin siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair 16. yüzyılda kalem aldığı Hükümdar’ının özünü yansıtan Siyaset Sanatı siyasetin aslında 2000 senedir neredeyse değişmeyen bir uğraş olduğunu gözler önüne seriyor. Samet Özgüler’in Latince aslından notlandırarak çevirdiği Siyaset Sanatı, bugünün siyasetçilerine olduğu kadar seçmenlerine de bir seçim kampanyasının nasıl yürütüleceğini ve seçimden nasıl galip çıkılacağını kısa, öz, yalın ve açık bir şekilde anlatıyor. Quintus’un tasvir ettiği MÖ 64 yılının siyasi iklimi ve verdiği tavsiyeler size hiç de yabancı gelmeyecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96707</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b056d05-2a10-4ce5-9d6a-390def43b227.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğruluk Perisi Okula Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Kendin olmak varken, 
Normal olmaya çalışmak neden? 
 
Olmadığın birine dönüşmeye çalışma 
Kendin olmak en iyisi, hiç boşuna yorulma. 
Doğruluk Perisi bu yeni macerada Aada’yla beraber okula gidiyor. 
Doğrular yüzünden okul karışıyor, üstelik bu kez karşılarına bir zorba çıkıyor. 
Peri ile Aada arkadaşlığın ve kendi olmanın önemini keşfediyor. 
Bildiğiniz gibi Doğruluk Perisi doğruları söylemekten asla vazgeçmez, karşısına bir trol çıksa bile fark etmez. 
Kitapları çok sevilen Matt Haig’in yeni hikâyesini Chris Mould resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96708</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d8c3155-4240-4fd9-b367-261d3bcd92e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Spartaküs</image:title>
            <image:caption>“Antik dünyanın askeri tarihini Barry Strauss kadar derin ve canlı biçimde anlatan hiç kimse yok. Spartaküs üslubu kıvrak ve çok ilgi çekici bir kitap” Publishers Weekly 
“Uçsuz bucaksız bilgisi, meseleleri derinden kavrayışı ve hikâye anlatma kabiliyetiyle Barry Strauss, Roma’ya meydan okuyan Spartaküs ve liderlik ettiği isyanın bilinmezlerini anlayabilmemiz adına muazzam bir imkân sunuyor.” Adrian Goldsworthy, Roma Nasıl Çöktü? ve Augustus kitaplarının yazarı 
 
Sadece 74 adamla başlayan Spartaküs isyanı kısa süre içerisinde Roma’yı tehdit eden ciddi bir askerî harekete dönüştü. Gladyatör dostlarıyla birlikte Spartaküs 60.000 askerden oluşan bir ordu kurdu ve Güney İtalya kırsalını kontrolü altına aldı. Karizmatik bir liderdi. Kendisine destekçi çekebilmek adına dini dahi kullandı. Eski bir Roma askeri olarak savaş becerileri benzersizdi. İki yıl boyunca Roma ordularına büyük bir başarıyla karşı koydular. Ancak Spartaküs ve adamları nihayetinde yenildiler. 
Yenilgi sadece generalin başarısından değil aynı zamanda âsilerin de başarısızlığı dolayısıyla gelmişti: Sayıları çoktu, düzensizlerdi; içlerinde birçok etnik grup vardı ve bunlar liderlik konusunda sürekli tartışıyorlardı. Spartaküs dahil hiçbir lider onları disipline sokabilecek gibi değildi. İki yıllık mücadelelerinin sonunda bir noktada seçim yapmak zorunda kaldılar: Özgürlüklerine kaçmak mı yoksa yağma yapmak mı? Roma’nın en güçlü askeri birlikleriyle karşılaşma pahasına serveti hürriyete tercih ettiler ve General Crassus’a mağlup oldular. Ancak mücadeleleri 2000 yıl boyunca yazarlara, film yapımcılarına ve devrimcilere ilham verdi 
Yıllar süren araştırmalar sonucunda ortaya çıkan Spartaküs: Roma’yı Sarsan Köle Savaşı sadece yazılı kaynaklara değil aynı zamanda arkeolojik buluntulara, tarihsel yeniden inşalara ve yazarın bir zamanlar Spartaküs’ün hakimiyetindeki İtalya kırsalına yaptığı birçok seyahate dayanıyor. Barry Strauss sürükleyici üslubuyla yüzyıllar içerisinde bir efsane halini almış Spartaküs ve başlattığı köle isyanına dair dramatik ve gerçekçi bir anlatı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96709</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f89145bd-9a7f-4fda-bd24-d2784017aeff.jpg</image:loc>
            <image:title>Ankara Araştırmaları Dergisi C9.S2</image:title>
            <image:caption>İlk makale, Ankara’nın Ulus ve Kızılay kent merkezleri ve yakın çevresinde meydana gelen dönüşümün,  sokak ve cadde görünümlerinin görsel estetik kalitesine etkisini ele almaktadır. Derginin ikinci makalesi,  Ankara’nın tarihî semtlerinden Ankara Kalesi ve çevresini hedonik fiyat modeliyle incelemekte; bu semte yakınlığın konut fiyatlarına etkisini ölçerek kentsel tasarım ve planlama çalışmalarına farklı bir bakış açısıyla katkıda bulunmaktadır. 
 
Sayıda yer alan diğer bir makalede atık emekçilerinin gündelik yaşamda karşılaştıkları zorlukların neler olduğu, kente dair deneyim ve aidiyetlerine ilişkin ne tür yansımalar ve psikososyal etkilerin geliştiği;   Altındağ, Çankaya ve Keçiören gibi 3 metropol ilçe örneğinde incelemektedir.  
 
Altındağ ilçesinde yaşayan Suriyelilerle yapılan mülakatlar aracılığıyla, mültecilerin karşılaştıkları sosyal dışlanma mekanizmalarının neler olduğunu araştıran ve bunlara yönelik geliştirdikleri direnme biçimi olan “taktikler” analiz eden makalenin ardından derginin bir diğer makalesi ise Romanlar ve Iraklıların yanı sıra yerel halkın da yoğunlukla bulunduğu Demirlibahçe Mahallesi’ndeki dört farklı sokağa odaklanmakta. Çalışma ilk olarak bu sokaklarda gerçekleşen mekân üretimi pratiklerinin sosyal uyumu yerel ölçekte nasıl sekteye uğrattığını; ikinci olarak göçmenlerin mekânsal pratiklerinin, aidiyet oluşumuna etkisini ve göçmenlerle yerel halk arasındaki sosyal uyuma katkısını tartışmaktadır. 
 
Akyurt Kalaba Tümülüsü&apos;nde gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan insan kalıntılarını inceleyen ve arkeolojik unsurlar ile birlikte tüm bulguların ölüm uygulamaları bağlamında değerlendirmesini yapan bir diğer araştırma ise biyoarkeolojik ve arkeolojik bulguların birlikte ele alarak bu alandaki çalışmalara öncü olmaktadır. 
 
Kızılay bölgesinde konumlanmış 1960 öncesi üç konut yapısının, geçmişteki ve günümüzdeki hallerine yönelik değişimlerin neler olduğunu ortaya koyan ve bu yapıların mimari değerlerinin sürdürülebilmesi için öneriler getiren diğer bir çalışmanın da kent yönetimi bağlamında alınabilecek kararlara referans olacağı ümit edilmektedir.  
 
 Mekânsal bağlantısallık, çeşitli kentsel çevresel zorluklar ve kentsel yayılma bağlamlarında 19. yüzyılda Ankara’nın kapsamlı bir kentsel çevre tarihini ortaya koyan bir çalışmanın ardından dergide yer alan son makalede kentin otobüs sisteminin hizmet kalitesi ele alınmakta ve bu kalitenin artırılması için öneriler getirilmektedir.  
 
 Görüş yazıları bölümünde yer verilen yazıda ise varlığını çok az kişinin bildiği Kırkgöz Kaptajı’na ilişkin bulunabilen tarihî belgeler ile kaptaj sahasında yapılan güncel gözlemler sunulmakta; Ankara tarihinde önemli bir yeri olduğu düşünülen bu yeraltı suyunun yeniden şehre kazandırılması gündeme getirilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96710</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c57813ff-d10d-465c-b4b1-64f68cf27fc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Marcus Aurelius</image:title>
            <image:caption>Hem filozof hem devlet adamı, hem en iyiyi hem de en kötüyü yapmaya muktedir İmparator Marcus Aurelius, Roma imparatorlarının arasında her zaman en merak uyandıran yöneticilerden olmuştur. Yazgısında Roma’ya imparator olmak bulunmayan, Stoacı felsefeye tutkuyla bağlı ve Yunan dilinde yazılar kaleme alan kendi halindeki bu adam nasıl o zamanlar en parlak günlerini yaşayan bir imparatorluğun zirvesine ulaştı?  

“Beş İyi İmparatorun Sonuncusu” olan Marcus Aurelius 121 yılında Roma’da doğar. Erkek evladı bulunmayan İmparator Hadrianus vâris bulmaya çalışırken Marcus Aurelius, yaşına göre çok erken gelişmiş zekasıyla onun dikkatini çeker. Hadrianus onu halefi yapmak ister ancak iktidar için henüz çok genç ve deneyimsizdir. Yaşlı imparator vefatından önce Marcus’un tahta geçebilmesini garanti altına alacak önlemler alır. Böylece genç adamın felsefeye, edebiyata ve sanata odaklı yaşamı imparatorluğa göre yeniden şekillenir.  

161 yılında 40 yaşındayken altın çağını yaşayan Roma İmparatorluğu’nun tahtına oturduğunda imparatorluk dış saldırılarla uğraşmaktadır. Marcus Aurelius 19 yıllık saltanatının 17 yılını at sırtında, Fırat kıyılarında Parthlarla ve Tuna sınırında Cermen kabileleriyle mücadeleyle geçirir. 180’de Tuna’da savaştayken hastalandığında, imparatorluk hekimi Galenos’un elinden bir şey gelmez ve filozof imparator beraberinde Roma İmparatorluğu’nun aydınlık zamanlarını da götürerek bu dünyadan ayrılır. 

Véronique Boudon-Millot kitabında, Aurelius’un Kendime Düşünceler’inden, mektuplarından ve hakkında yazılan imparator biyografilerinden yararlanarak bu ilgi çekici kişiliğin hayatını aktarıyor. Hangi yetenekleri ona Hadrianus’un korumasını kazandırdı? İmparator olduğunda döneminin büyük zorluklarıyla yüzleşirken nasıl hareket etti? Sınırlardaki barbarların tehditleri ve Parthların istila çabaları, Hıristiyanlığın yükselişi ve yıkıcı Antoninus Vebası’nın ortaya çıkışı... Tüm bu hengâme içerisinde Kendime Düşünceler gibi zamansız bir eseri yazabilecek ruh halini nasıl koruyabildi?  Marcus Aurelius’un etkileyici ve hayranlık uyandırıcı hayat öyküsü, içeride ve dışarıda çetin krizlerle boğuşan Roma İmparatorluğu’nun başında, yaşamını felsefi ideallerinin rehberliğinde sürdüren bir yenilikçinin kişiliğine, kendi içindeki çatışmalara ve edindiği tecrübelere ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96711</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e97389a-3478-4c9e-89dd-d32e54fa6edf.jpg</image:loc>
            <image:title>Blacksad 3.Cilt - Kızıl Ruh</image:title>
            <image:caption>Blacksad dünyada ilk kez yayımlandığı 2000 yılından beri pek çok dilde yayımlandı ve ülkemizde de ilgi gördü. YKY tarafından ciltli baskıları ilk kez 2011 yılında yayımlanan bu kült polisiye dizi karton kapaklı yeni baskılarıyla yeniden raflarda yerini alıyor. 
 
John Blacksad sonradan görme bir adamın özel koruması olmaktan sıkılmıştı. Neyse ki kader Blacksad’i eski tanıdıklarıyla bir araya getirdi ve sıkıcı günlük hayatı çok geçmeden hareketlendi. Bu tatsız soğuk savaş döneminde bazılarının gözünü kan bürümüştü ve ortalığı kötü kokular sarmaya başlamıştı. 
 
Juan Díaz Canales ve Juanjo Guarnido’nun yarattığı bu müthiş çizgi roman serisi 2013’te iki dalda Eisner Ödülü kazandı ve Angoulême En İyi İllüstrasyon Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödül aldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96712</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab9c967a-f874-4df4-9e74-b33e25b83fca.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabanın Çağrısı</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın en önemli eserlerinden biri kabul edilen ve ilk yayımlandığı 1903 yılında yazarına uluslararası çapta ün kazandıran Yabanın Çağrısı tazeliğini bugün de koruyan bir klasik, soluk soluğa okunan bir macera romanı. 
 
Babası bir St. Bernard, annesiyse bir İskoç çoban köpeği olan Buck’ın California’da, sahibinin geniş arazisindeki mutlu hayatı “Altına Hücum” adı verilen dönemin başlamasıyla son bulur. Alaska’nın zorlu doğa şartlarında altın peşine düşmüş adamların, kızaklarını çekecek köpeklere ihtiyaçları vardır. Sahibinden çalınıp kızak köpeği olmaya mecbur bırakılan Buck, medeniyetten uzak topraklarda hayatta kalmayı öğrenirken kendi vahşi doğasını da keşfedecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96713</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f013976-8f05-4d73-a42b-2a26e75825f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Aslan Yürekli Kedim</image:title>
            <image:caption>Emirgan Mahallesi’nin biricik kedisi Toti Noti bir gün birdenbire ortadan kayboluverir. Düğün telaşından dalgınlaşan sahipleri önce buna bir anlam veremezler. Eve gelen azman köpeğin bu işte bir rolü var mıdır? Yoksa başına bir iş mi gelmiştir? Yedi mahalleye haberler salınır, adına ödüller konur. Ama Toti yoktur. Acaba bulut olup gökyüzüne mi gizlenmiştir? Yahut da buharlaşıp hayalet bir kediye mi dönüşmüştür? Kim bilir, belki de bu işin sırrını Adile Teyze ve Münir Amca çözecektir. MA-KUT Arama Kurtarma Timi zaten bunun için vardır. Öyleyse ümitsiz olmamak gerekir… 
Ayda Çayır’ın nahif kaleminden sürprizlerle dolu, yepyeni bir kedi macerası sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96714</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7a2894a-cad5-46f4-b166-615cf16b731b.jpg</image:loc>
            <image:title>Erich Von Manstein</image:title>
            <image:caption>Tarihin en büyük komutanlarının yaşam öyküleri, muharebe tecrübeleri, uyguladıkları taktikler ve stratejiler… 
Dünya tarihinin en büyük komutanlarını tüm yönleriyle inceleyen OSPREY Büyük Komutanlar Serisi, Erich von Manstein ile devam ediyor… 
İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı Alman komutanlarından biri, manevra savaşının (Bewegungskrieg) modern zamanlardaki en önemli uygulayıcılarından olan Erich von Manstein’dı. Öyle ki, İngiliz askeri tarihçi Basil Liddell Hart, “Alman generaller arasında en kabiliyetlisi muhtemelen Feldmareşal Erich von Manstein’dı. Kendisinin, mekanize silahlara dair kavrayışı, tank sınıfından olmayan generallerden hiçbirinin sahip olmadığı seviyedeydi ve bunu harikulade bir stratejik zekâyla birleştiriyordu,” yazarak Manstein’a övgüler yağdırmıştı. 
Korgeneral Eduard von Lewinski ve Helene von Sperling’in onuncu çocuğu olarak dünyaya gelen Erich, teyzesi Hedwig ve kocası Albay Georg von Manstein’a evlatlık verildi. Soyu Prusyalı subaylarla dolu olan Manstein’ın kendisi de askeri eğitim gördü ve Birinci Dünya Savaşı’nda Polonya, Sırbistan ve Fransa’da karargâh subayı olarak görev yaptı. Bu savaşta zeki ve hünerli bir subay olarak rüştünü ispat etmesi, Versay Antlaşması gereğince küçültülen Alman ordusunda göreve devam edecek 4.000 subaydan biri olmasını sağladı. İki savaş arasındaki dönemde bir müddet Harekât Daire Başkanlığı ve Genelkurmay İkinci Başkanlığı gibi görevler yürüten Manstein, Alman ordusunun hem teşkilat yapısı hem de doktrin temelinde yeniden organize edilmesinde önemli bir rol oynadı. 
Manstein, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Polonya’da Güney Ordu Grubu Komutanı Gerd von Rundstedt’in kurmay başkanlığını yaptı. Polonya’nın hızla mağlup edilmesinin ardından Fransa’yı istila hazırlıklarının sürdüğü dönemde, 1914’teki Schlieffen Planı’nı bir nebze değiştirerek yeniden uygulamak isteyen Alman genelkurmayınınkine alternatif bir harekât planı hazırladı. Taarruzun ağırlık merkezinin Belçika yerine zırhlı birlik harekâtına uygun olmadığı düşünülen Ardenler Ormanı’na alınmasını öngören Orak Darbesi isimli bu tasarının Hitler tarafından kabul edilmesiyle, Manstein Fransa’nın altı haftada mağlup edilmesinin belki de en büyük mimarı oldu. Barbarossa Harekâtı’nda Leningrad’a ilerleyen kolordulardan birine komuta eden Manstein, akabinde Kırım’daki On Birinci Ordu’nun başına getirildi. Müşterek birlik taktikleri ve kuvvet çarpanlarından azami ölçüde istifade ettiği başarılı bir planlama ile Akyar’ı (Sivastopol) zapt etmesinin ardından mareşalliğe terfi etti. Stalingrad’daki Altıncı Ordu’yu kurtarmaya yönelik, başarısızlıkla sonuçlanan Kış Fırtınası Harekâtı’nda Don Ordu Grubu’na komuta etti ve “ters vuruş” olarak nam salan karşı taarruzuyla Üçüncü Harkov Muharebesi’nde Kızıl Ordu’ya büyük bir darbe indirerek kariyerinin belki de en büyük başarısını kazandı. Tarihin en büyük tank muharebesi olan Kursk’un güney mıntıkasındaki Alman kuvvetlerine komuta eden Manstein’ın Hitler’le süregelen anlaşmazlıkları, mareşalin 1944 başında görevden alınmasıyla sonuçlandı. Robert Forczyk’in harita, fotoğraf ve resimlerle desteklenen bu çalışması, Manstein’ın muharebelerini, taktiklerini, kararlarını ve kişiliğini titizlikle irdeleyip akıcı bir dille okuyucuya sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96715</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3e869780-eb6b-44c7-b953-6a60840d0fb4.jpg</image:loc>
            <image:title>İmparatorluğun Son Asrında Osmanlılar</image:title>
            <image:caption>Pek çok dil, mezhep ve kökene mensup toplulukları bünyesinde barındıran Osmanlı İmparatorluğu’nun idari, askeri ve toplumsal yapısı zamanın getirdiği ihtiyaçlara paralel değişiklikler gösterdi. 19. yüzyıl ise imparatorluk tarihindeki en derin değişim ve dönüşümlerin kaydedildiği, Osmanlı tarihini ikiye ayıran bir evre oldu. II. Mahmud’un hükümdarlık yıllarında merkezî otoritenin güçlendirilmesine yönelik uygulamalar ve reform çabaları, takip eden dönemde Tanzimat düzenlemeleri, yüzyıl boyunca süregiden kurumsal yenilikler Osmanlıların yaşantısını kökten etkilerken, geleneksel hayat tarzı değişmekteydi. Alaturka-alafranga kavramları, Osmanlı toplumsal yaşamının birçok alanında geleneksel ile yeniyi ayırt etmek üzere gündelik dile yerleşiyordu. 

Yaşanan yoğun gelişmeler dolayısıyla bu asır, toplumsal hayatın tekrar biçimlendiği, batıya öykünen zümrelerin doğduğu, kurumların şekil değiştirdiği, teknolojik devrimlerin yaşandığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu girift serüvende imparatorluğun, ihtiyaçlarına uygun kurum ve uygulamaları üretme, dönüşümleri gerçekleştirmedeki mahareti ise dikkate değerdir. 

Kitapta yer alan farklı konulardaki makaleler gerek önceki asırlara vurgu yaparak gerekse 19. yüzyılı betimleyerek, Osmanlılara dair genel bir manzara sunmakta, tecrübe edilen süreklilik ve değişimleri resmetmektedir. Eserde; ilmiye kurumlarındaki dönüşümlerden süreli yayınların toplum hayatına girişine, kadınların kamusal görünürlük kazanmasından dönemin meselelerini irdeleyen insanlara ve kaynaklara değin sizleri Osmanlı tarihinin farklı sahalarına götürecek yazıları bulacaksınız. 
Değişim çağında Osmanlılara odaklanan kitabın bölümleri sırasıyla “İmparatorluğun Son Asrında Osmanlı Uleması”, “Osmanlı Dünyasında Matbuat, Kadın ve Sağlık”, “Osmanlılardan Portreler ve Kaynak Eserler” başlıklarını taşımaktadır. 19. yüzyılın çalkantılı iklimine kapı aralayan kitap, Osmanlıların son asırdaki tecrübelerini keşfetmek isteyenler için önemli bir eser hüviyetindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96716</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73994186-f30d-4f21-8a27-4344f93ebbb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Dakikalar İçinde Felsefe</image:title>
            <image:caption>YAŞADIĞIMIZ DÜNYAYI
ANLAMLANDIRMA ÇABAMIZ 
Doğu felsefesinden Alman idealizmine, varoluşçuluktan estetiğe, Aristoteles’ten Marx’a, yirminci birinci yüzyılda felsefenin yerinden uygulamalı felsefe dallarına uzanan insanlığı anlama ve anlamlandırma yolculuğu… Görseller eşliğinde en çok bilinen 200 felsefi fikir üzerinden kapsayıcı bir okuma... 
Uygarlıklar yerleşip geliştikçe düşünürler evrenin ve toplumun işleyişi için geleneksel açıklamaları sorgulamaya başladılar. Eşyalar neden oldukları biçimdeler? Hayatlarımızı en iyi şekilde nasıl yaşamamız gerekir? Bildiklerimizden nasıl emin olabiliriz? Varlığımızın, bir anlamı varsa, o anlam nedir? 
Dakikalar İçinde serisinden Felsefe, okuru “Dünya neden yapılmıştır?” ile başlayıp bildiklerimizden ve varlığımızın doğasından nasıl emin olacağımıza; ahlak felsefesinden siyaset felsefesine; felsefenin bilim ve dindeki rolünden önemli düşünürlerin fikirlerine kadar geniş bir alanda bilgelik dolu bir serüvene davet ediyor. 
İster varoluşçuluk sizi şaşırtıyor ister özgür irade kavramı üzerinde kafa yoruyor olun; bu kitap felsefe meraklısı her okurun bu alanın temellerini çabucak kavramasına yardımcı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96717</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91cc0420-2d02-4025-b8b5-45aa2391ab3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahfuz</image:title>
            <image:caption>Ey Âdemoğlu! O elma zehirli, hâlâ anlamadın mı? 
 
Bunca kaos ortamı, yangınlar, hastalıklar, iflaslar, ölümler, depremler, seller, afetler ve açlık seni neye hazırlamak için? 
 
Bizlerden neyi saklıyorlar? Aklının kontrolünü kaybeden herkes “neye inanacağımızı şaşırdık” diyerek denize düştü ve yılana sarıldı. Oysa zehir şifaydı, plan ise yılan. 
 
Yalan da yılandı ve o da şeytana aitti. 
 
Bir şeyi anlamayıp inkâr ettiğinizde o şeyin esaretinden de kurtulamazsınız. O yüzden başımıza gelen her şeyin olanlara bir bahane olabileceğini önce bir anla ve başla. 
 
Oku! 
 
Susma, durma, hakkını ara, inan, niyet et, dua et, çalış, irade göster, harekete geç, anla ve uyan! 
 
***

Artık ismimi değiştirmek için çok geç. Geri dönmek için de öyle. 
Nerede ne ne yapıyorum, neciyim… 
Hiçbir şey için geriye dönüş yok. Senin için de öyle! Bizi yok etmek için her şeyi yapacaklar. Madem bu dünya ve bu vatan bizim, o zaman onlara nasıl savaşılacağını gösterelim! 
 
*** 
 
Gül, dalga geç, alaya al, inanma ama silkelen! 
 
Sen uyursan savunmasız insanlar mahsun olur, aileler yıkılır, tabiat bozulur, ölümler artar, hastalıklar boyut değiştirir. Yangınlar çoğalır, iklimler bozulur, deprem ve tsunamiler her şeyi alır götürür. İnsanlık susuz kalır, aç kalır, köle olur ve şeytanın elinde yok olur gider! 
 
Sen uyursan, her şey mahfuz kalır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96718</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26f98f30-8ee8-4e85-8312-44f0a9840bdb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilsem 4. Sınıf Soru Bankası</image:title>
            <image:caption>Sevgili Öğretmenler, Sayın Veliler ! 
Her çocuğun farklı özellikte ve algı düzeyinin her çocukta farklı olduğunu biliyoruz. 
. 
Bu nedenle hazırladığımız bu kitap, bu amaca hizmet etmeyi amaçlamaktadır. 
Hazırladığımız bu kitapla öğrencilerimizin görsel ve zihinsel zekaları harekete geçirilmek istenmektedir. 
 
Bilim ve Sanat Merkezi sınav kapsamına uygun bu kitapla algı ve dikkat ile 
beraber bilgi değerlenilmektedir. Her test belli sayıda sorudan oluşmakta ve 
belli süre verilmektedir. Bu sebeple öğrencimizi sınava bire bir hazırlamayı 
amaçladık. 
 
Her test biriminde cevaplar cevap anahtarlarından kontrol edilebilir. 
Başarı ‘‘başaracağım’’ diyenlerindir. Bu unutulmamalıdır. 
Şimdiden tüm öğrencilerimize, siz velilerimize, öğretmenlerimize sağlık ve 
başarı dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96719</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b2c1f31-8a9e-4ea7-8582-f1f1aa6d61d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilsem 2. Sınıf Soru Bankası</image:title>
            <image:caption>Sevgili Öğretmenler, Sayın Veliler ! 
Her çocuğun farklı özellikte ve algı düzeyinin her çocukta farklı olduğunu biliyoruz. 
 
Bu nedenle hazırladığımız bu kitap, bu amaca hizmet etmeyi amaçlamaktadır. 
Hazırladığımız bu kitapla öğrencilerimizin görsel ve zihinsel zekaları harekete geçirilmek istenmektedir. 
 
Bilim ve Sanat Merkezi sınav kapsamına uygun bu kitapla algı ve dikkat ile 
beraber bilgi değerlenilmektedir. Her test belli sayıda sorudan oluşmakta ve 
belli süre verilmektedir. Bu sebeple öğrencimizi sınava bire bir hazırlamayı 
amaçladık. 
 
Her test biriminde cevaplar cevap anahtarlarından kontrol edilebilir. 
Başarı ‘‘başaracağım’’ diyenlerindir. Bu unutulmamalıdır. 
Şimdiden tüm öğrencilerimize, siz velilerimize, öğretmenlerimize sağlık ve 
başarı dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96720</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68bd3722-83da-4d24-8384-dcbea42bd006.jpg</image:loc>
            <image:title>Deliliğin Büyüsü</image:title>
            <image:caption>Bugün benim gibi sevdalı var mı
Bugün benim gibi deli
Yerlere serilmiş YÜREĞİ KAN İÇİNDE.
Ben değilsem kim şu adam
BİR ZAMANLAR VARDIM, ben bendim.
BUGÜN VAR OLAN neyin nesi
Hayyam
Hepimizin inançları, hayalleri ve tutkuları var. Onlarsız hayata bağlanamazdık. Bu inançlardan belki de en güçlüsü yeniden hayata gelmektir. Tekrar tekrar doğmak, hayata burada veya başka bir yerde devam etmek, daima yarım kalan bir macerayı sürdürmek... Aşk ve Müzik Sonsuza Dek’in kahramanı Sunguralp de böyle tutkulu, yeniden doğduğu inancıyla dolu bir roman karakteri. Sunguralp inançlarımızı aşk olmadan sürdüremeyeceğimizi, tutkularımızın peşinde koşmadan inanç sahibi olamayacağımızı öğretiyor bize. İnanç ise kaynağını aşktan alır. Aşk gerçeklikle ilişkimizi, dünyayı algılayışımızı değiştirir; müzik gibi, sanat gibi. Aşk bize sıradan biri olmadığımız hissini yaşatır, özgürleştirir, bizi sınırlayan bağları bir süreliğine de olsa çözer. Dışarıdan bakabilseydik kendimize bu deli de kim diye sorardık herhalde.
Ergun Kocabıyık</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96721</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34b6971b-800a-42b5-884a-645e48433337.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın En Meşhur Yazarları</image:title>
            <image:caption>Dante’nin sosyal medya hesabı olsaydı ne olurdu? Sadece onun da değil, Boccaccio’nun,
Christie’nin, Kafka’nın ya da Ginsberg’in de olsaydı. Mizaç sorunlarını meslektaşlarının
tavsiyelerini dört gözle bekleyerek herkese açık bir şekilde söyleselerdi birbirlerine. Ama
aynı zamanda kendi zayıf yönlerini de ifşa etseler ve edepsizce konuşup birbirlerini
kışkırtsalardı. Dünyanın En Meşhur Yazarları, yaşam ve ölüm sınırlarının ve zamanın
ötesinde süren edebi diyaloğa ilişkin bir hayali gerçekleştiriyor.

Arkadiusz Jakubik: Broda’nın yeni yüzü. Muzipçe resmedebildiğini biliyordum. Ama uzun
zamandır böyle aşırı komik bir metin okumamıştım. Bir çeşitleme mi bu? Bu bir ifşa.
Anita Wincencjusz-Patyna: Tomasz Broda’nın sanatsal yönden muhteşem ve edebi yönden
esprili idraki, yazarların öz geçmişlerini üstünkörü bilen aydınlardan tutun da her yeniliği
yalayıp yutan kitap kurtlarına ve tercihen sosyal medyadaki iletilerin kendileri için zorunlu
bir yönelim olduğu, kitap okumaktan bunalmış öğrencilere kadar herkes için bir şölen.


Agnieszka Wolny-Hamkało: Aşırılıklar da, Lucifer ile crossfit de, operadaki balo da, flow
da, caz da var. Ah, DJ Broda alelade bir çekmeceye kilitleyemez ki bunları. Broda basit
türlere yönelmiyor, bitkin tarzlarla uğraşmıyor. Bunun için de yüzüne polonyumla
zehirlenmiş araştırmacının tebessümünü takınmış bizim için. Bu bir anarşi mi, bilgelik mi?
Edebi bir illüstrasyon mu bu yoksa yazar ifşaları arşivinden devşirilmiş metnin illüstrasyona
nezareti mi? Tarihsel bir kayıt mı yoksa Faust’a atılmış postmodernist bir kahkaha mı?
Bunların her biri olması korkutucu. Böyle oyunlar daima hürmete layıktır.

Janusz Rudnicki: Zamanda hicivsel ve fütursuz bir yolculuk gibi bir şey bu. Balonla
yapılan bir yolculuk ama çuvallarda kum yerine kitabın yazarının kendileri için havai
konuşma balonları çizdiği o yazarların külleri var.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96722</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f24538d5-6404-4543-a59d-ae739252d474.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilsem 3. Sınıf Soru Bankası</image:title>
            <image:caption>Sevgili Öğretmenler, Sayın Veliler ! 
Her çocuğun farklı özellikte ve algı düzeyinin her çocukta farklı olduğunu biliyoruz. 
 
Bu nedenle hazırladığımız bu kitap, bu amaca hizmet etmeyi amaçlamaktadır. 
Hazırladığımız bu kitapla öğrencilerimizin görsel ve zihinsel zekaları harekete geçirilmek istenmektedir. 
 
Bilim ve Sanat Merkezi sınav kapsamına uygun bu kitapla algı ve dikkat ile 
beraber bilgi değerlenilmektedir. Her test belli sayıda sorudan oluşmakta ve 
belli süre verilmektedir. Bu sebeple öğrencimizi sınava bire bir hazırlamayı 
amaçladık. 
 
Her test biriminde cevaplar cevap anahtarlarından kontrol edilebilir. 
Başarı ‘‘başaracağım’’ diyenlerindir. Bu unutulmamalıdır. 
Şimdiden tüm öğrencilerimize, siz velilerimize, öğretmenlerimize sağlık ve 
başarı dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96723</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19b25dcc-5ad7-41bd-8af4-b0786d71a624.jpg</image:loc>
            <image:title>Şamlı Alim İbn Belban&apos;ın Pratik Tecvid Notları</image:title>
            <image:caption>Şamlı Alim İbn Belban’ın Pratik Tecvid Notları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96724</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35a85a55-09d7-4079-865c-adc642d3d18a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kutsal Orman&apos;ın Renkleri</image:title>
            <image:caption>“Penceresinin etrafını saran beyaz yaprakların arasından, alacalı Kutsal Orman ağaçlarından oluşan Anthyr kentini, belki de ilk kez tüm dikkatini vererek inceledi. Anthyr kentinin dokusu; yedi uçlu, dalgalı kenarlı yeşil yaprakları ve açıklı koyulu kahverengi tonlarda, rengârenk damarlı kabuklarıyla ünlü Tela ağaçlarından oluşuyordu. Geniş, çentikli yaprakların birbirine nazikçe dokunuşlarının fısıltısı kuş cıvıltılarının neşeli şarkılarına ritim tutuyor, toprağın taze kokusu çiçeklerin burun kaşındıran keskin kokularına karışıyordu. Laeriel gülümsedi. Anthyr’den her zaman olduğu gibi huzur yayılıyordu.” 
 
Kuara Dünyası’nda, Kutsal Orman’ın derinliklerinde Laeriel ve elf arkadaşlarının Üstat Okul’da başlayan macerasında yaşanacakları duyduğunuzda “sivrintilerinize” inanamayacaksınız. Kovucular, Toplayıcılar,  elfler, Kutsal Orman, Tela ağaçları… Bu büyülü dünyada Laeriel’in serüvenine siz de ortak olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96725</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/726f8e47-a492-48f9-a67e-8f2faea36f1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Müfettiş Numeroni</image:title>
            <image:caption>1 hırsızlık olayı, 6 şüpheli ve tek suçlu! 
İlkokul öğrencilerinin sayısal zekâ becerilerini geliştirmek için hazırlanmış etkinlikli ve çıkartmalı dedektiflik çizgi romanı. 
Müfettiş Numeroni ile yardımcıları Kenar Mahalle Fareleri, Roma’nın merkezinde kurulan bir film setine gidiyor ve ortadan kaybolan kameraların peşine düşüyorlar. Onlarla birlikte ipuçlarını ortaya çıkarmaya ve suçluyu bulmaya hazır mısın? 
Müfettiş Numeroni’ye yardım etmek için önce merak uyandıran mantık oyunlarını çözmemiz gerek. Bunu yaparken aşağıdaki bilgi ve becerileri kullanacağız: 
• 1’den 20’ye kadar sayılar
• Zihinden toplama ve çıkarma
• Geometri: görseluzamsal beceriler, şekiller, çeviryerleştir
• Veri toplama, örüntü bulma ve olasılık
• Ölçüler: ağırlık 
Bulmacalardan ve oyun temelli öğrenmeden ilham alan Müfettiş Numeroni serisi, merak uyandırıcı bir hikâye aracılığıyla, ilkokul 2. ve 3. sınıf öğrencilerinin matematik öğrenimine yardımcı olacak zihinsel süreçleri harekete geçirmeyi; ıraksak ve yaratıcı düşünme biçimini geliştirmeyi amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96726</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fe920a6-b9f3-4c94-b7e1-040b73113bf1.jpg</image:loc>
            <image:title>Meraklı Çocuklar İçin 100 Akıl Ve Mantık Oyunu</image:title>
            <image:caption>MERAKLI ÇOCUKLAR İÇİN 
100 AKIL VE MANTIK OYUNU 
Düşünme becerilerinizi oyunlarla geliştirebilirsiniz. 
Meraklı Çocuklar İçin 100 Akıl ve Mantık Oyunu kitabında; Resfebe, Kayıp Harfler, 
Sayı Avcısı, Kelime Piramidi gibi birçok oyun var. 
Tüm Üstün Zekâlı Çocuklar ve Aileleri Dayanışma Derneği (TÜZAD) Başkanı Hasan Topdemir tarafından hazırlanan bu kitaptaki oyunlarla çözüm üretme, çok yönlü ve sistemli düşünme, mantık yürütme yeteneklerinizi ve farkındalığınızı geliştirecek, eğlenerek öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96727</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b0f551e-d08c-4566-8b5d-ebd5d7acc577.jpg</image:loc>
            <image:title>Merakli Çocuklar İçin 100 Matematik Oyunu</image:title>
            <image:caption>MERAKLI ÇOCUKLAR İÇİN 
100 MATEMATİK OYUNU 
Bu oyunlarla matematiği çok seveceksiniz. 
 
Meraklı Çocuklar İçin 100 Matematik Oyunu kitabında; Resimli Denklem, İşlem Karesi, 
Sayı Kartları, Toplama Bağları, Çarpan Kareler, Patlayan Balonlar, 
Sayıların Yolculuğu gibi birçok oyun var. 
Tüm Üstün Zekâlı Çocuklar ve Aileleri Dayanışma Derneği (TÜZAD) Başkanı Hasan Topdemir tarafından hazırlanan bu kitaptaki oyunlar, eğlendirerek öğretiyor, matematik kavramlarını görselleştiriyor ve bilgileri kalıcı hâle getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96728</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81c5d249-37ea-4d2b-92b9-1df10494dfb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Merakli Çocuklar İçin 100 Zeka Oyunu</image:title>
            <image:caption>MERAKLI ÇOCUKLAR İÇİN 
100 ZEKÂ OYUNU 
Zekâ oyunlarının eğlenceli dünyasına hoş geldiniz! 
Meraklı Çocuklar İçin 100 Zekâ Oyunu kitabında; Sihirli Piramit, Harf Sudoku, A B C Bağlama, Kelime Yerleştirme, Takuzu, Anagram, Sayı Kartları, Kakuro, Amiral Battı gibi birçok oyun var. 
Tüm Üstün Zekâlı Çocuklar ve Aileleri Dayanışma Derneği (TÜZAD) Başkanı Hasan Topdemir tarafından hazırlanan bu kitaptaki oyunlarla problem çözme; hızlı düşünme; şekilsel, sözel ve sayısal algılama yeteneklerinizi geliştirecek, eğlenerek öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96730</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d11913d6-cb49-4d7d-b697-f40590b6ae89.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Oğlanın Yaşamı</image:title>
            <image:caption>Bram Stoker ve Dünya Fantazi En İyi Roman Ödülü
“Stephen King ve Bradbury’nin çocukluğa yaktıkları ağıtların güçlü bir yankısı.” –Kirkus Reviews
1980’li yıllarda Amerikan korku edebiyatına damga vuran Robert McCammon’ın ustalık eseri olarak kabul edilen 1991 tarihli romanı Bir Oğlanın Yaşamı, bir süreliğine kitap yayımlamayı bırakan ve edebiyata dönüşünün ardından farklı türlere yönelen yazarın korku edebiyatı kariyerinin zirvesini temsil ediyor.
Yıl 1964. Soğuk bir bahar sabahında Cory Mackenson, süt dağıtan babasına eşlik ederken o günün hayatını değiştirecek gün olduğundan habersizdir. Önlerine aniden çıkan bir araba dipsiz göle daldığında sürücüyü kurtarmak isteyen Cory’nin babası umutsuzca uğraşır fakat ne çare... Babasının gördüğü manzara uzun süre ona işkence edecektir: Direksiyona kelepçelenmiş, vahşice dövülmüş, boynuna dolanmış bir telle boğulmuş bir adam. O andan itibaren Cory ile babası gerçeğin peşine düşerken katil de onların peşine düşecektir.
Karanlıktan geliriz ve karanlığa dönmek zorundayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96731</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b917c87d-e520-4e28-a827-e87a981b21db.jpg</image:loc>
            <image:title>Çatlak İsyanı</image:title>
            <image:caption>Çatlak İsyanı 
Amy. S. Foster 
 
KUSURSUZ,  YENİ BİR DÜNYA İNŞASI 
 
On yedi yaşındaki kızlar normalde ne yapar? Okula gider, arkadaş gruplarında eğlenceli vakit geçirir, sevdiği dizileri takip eder… Ama Ryn Whitaker için hiçbir şey bu kadar sıradan değildir…  
 
Ryn bir korumadır. Bir asker. Bir yalancı… Yalancı çünkü ailesinden habersiz gizli bir amaç için özel olarak seçilip olağanüstü yetenekler kazandırılan gizemli yapının önemli bir parçasıdır… Evrenler arası zaman ve mekân kırılmalarının yaşandığı çatlaklarda görev alan Ryn’ın kutsal görevi ise alternatif dünyalara açılan bu geçitlerden yanlış evrenlere geçişi engellemektir. 
 
Bununla beraber bir gün karşısına çatlakta Ezra’nın çıkmasıyla her şey değişir ve Ryn kendini büyük bir aşkın çıkmazında bulur. Bu görevden kaçmanın ve esaretten kurtulmanın bir yolunu bulmaları gerekmektedir artık. Sistemi yıkmak, çatlaktan sızıp kendi özgürlüklerine koşmak isterler ama aşkın gücünden başka tutunacak hiçbir şeyleri yoktur…  
 
“Heyecanı yüksek, hayli duygusal bir ilk kitap. Foster’ın üçlemesinin ilk kitabı, Pierce Brown’un Kızıl Yükseliş veya Veronica Roth’un Uyumsuz serilerini sevenler için yepyeni bir üçleme.” 
Library Journal 
 
“Çatlak İsyanı kesinlikle bağımlılık yapıyor, çok sevdim. Kelimeleri sizi kitaba perçinliyor ve sayfaları çevirirken nelerle karşılaşacağınız sizi inanılmaz heyecanlandırıyor. İyi karakterlere de  
kötülere de âşık oldum.Tamamen gerçekler. Şiddetle tavsiye ediyorum ve devam kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96732</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9df51c52-c7c7-474f-9925-57276ce38288.jpg</image:loc>
            <image:title>Aramızdaki Fikret</image:title>
            <image:caption>“Yaşamalısın!” haykırışıyla açılan ve “Yaşamak o denli güzel ki!” avuntusuyla kapanan bir kitap Aramızdaki Fikret. Yazarın tabiriyle: her şeye rağmen. Bir kayıplar silsilesinin halkaları olan bu on öyküdeki her unsur zıddıyla birlikte var oluyor. Niyetin iyisi kötüsüyle birlikte, insanın güzeli çirkiniyle. Ama en çok yaşam ölümle birlikte. Siyah bir şemsiyeden adı olan bir sopaya, nesnelere yüklenen anlamlarla var oluyor Yurtçu’nun öyküleri.
Kendinizi kandırın, diyor yazar; değişen kaldırım taşlarına, kapanan dükkânlara, yeni komşulara, ölüm kalımlara alışmak zorunda değilsiniz; bırakın, sizin aynanız da kırık kalsın; muhakkak eksilir insan.
Aramızdaki Fikret,  Kadıköy sokaklarına bir kapı aralıyor. Orada, “varlığını kendine kanıtlamak için” okurlarını bekliyor.
“Yarıkkaya rüzgârını arkama alıp denize açılıyorum, güneş düşüyor yüzüme, içim ısınıyor. Ayaklarımı suyun içine daldırıyorum bir ahtapot bütün kollarıyla çekiyor beni dibe, boğuluyorum. Rüyalarımdan hep kâbusla uyanıyorum. Bir defterim var, unutmamak için her gün bir şeyler yazıyorum. Vakit gelir de bir gün yaşlılığa yenik düşersem yarısı silinmiş hafızam beni yarı yolda bırakmasın diye yazıyorum. Öldükten sonra hatırlanmak için değil, varlığımı kendime kanıtlamak için yazıyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96733</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7d0d2f5-be66-4bc3-8b0c-44bd2d6dbdc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Vatansız</image:title>
            <image:caption>Vatansız, İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde geçen buruk bir aşk ve ölüm hikâyesi... Hitler’i ve Avrupa’yı unutmak için karısı Lotte’yle birlikte Brezilya’ya kaçan Stefan Zweig, bu “geleceğin ülkesi”nde yeni bir hayata başlayabilecek midir gerçekten; yoksa “dünün dünyası”ndan hatıralar, birer birer hayata veda sebebine mi dönüşecektir?
Hacı Orman, geniş çaplı bir okuma ve ayrıntılı bir arşiv çalışmasına yaslanarak kaleme aldığı Vatansız’da, odağına Stefan ile Lotte arasında adım adım gelişen duygusal gerilimleri yerleştiriyor. Bunu yaparken de Stefan Zweig’ı farklı bir ışık altında göstermekle kalmıyor, bugüne kadarki Zweig anlatılarında hep ikinci planda bırakılan Lotte’yi bir karakter olarak yeniden yaratıyor.
“‘Çok gaddarsın Stefan! O kadar gaddarsın ki’, dedi Lotte, çakılıp kaldığı yerden milim kıpırdamadan, ‘bazen o bıyığını kırpıp…’ Parmaklarını üst dudağına götürerek Hitler bıyığı işareti yaptı, ‘şu kadar küçültesim geliyor!’ Stefan’ın bağırmasını, şiddetli bir tartışmaya tutuşmasını bekledi. Fakat hiçbir şey olmuyordu. Odada sadece tavanda ağır ağır dönen vantilatörün sesi işitiliyordu. Lotte, kocasıyla arasındaki romantik perdenin tamamen yırtıldığını ancak o zaman anladı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96734</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/faae8dcb-31be-44b2-8d62-9ee1ff97a6be.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınır</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar boyunca Anka Kuşu’nun oğulları olduğuna inanılan ölümsüz ruhlar Anka ve Enka Crictus tahtı için savaşmıştır.  Savaş sona yaklaşırken... Anka Carmen, Dünya’da kapana kısıldıktan sonra geri dönmenin ve Enka Jaryan tarafından zorla ele geçirilen Crictus tahtını geri almanın yollarını arar. Cesur ama delice bir planı vardır: Enka’yı yenmek için sınırı geçmek, iki dünyanın ötesi Se Uirvan’da Anka Kuşu’yla buluşmak... Carmen bu sefer geri adım atmamaya ve Enka’yı sonsuza kadar deliğine tıkmaya kararlıdır. Fakat rakibini yenmek için sınırı geçmeyi göze alan sadece Carmen değildir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96735</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5592f973-35d2-43ed-ac7e-ecc718f5ceb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Mükemmel Yabancı</image:title>
            <image:caption>Mükemmel Yabancı 
Megan Miranda 
 
 
BU KASABADAKİ HERKESİN GİZLEYECEK BİR ŞEYİ VAR 
 
En yakın arkadaşın, en korkunç kâbusuna dönüşürse… 
 
Leah Stevens bir zamanlar çok meşhur bir muhabirken, gazetedeki işini ve mesleki itibarını sonsuza dek kaybettikten sonra çaresizce hayata yeniden başlamak zorunda kalır. Beklemediği 
bir anda eski ev arkadaşı Emmy Grey’le bir araya geldiğindeyse aradığı kurtuluş fırsatını bulduğunu düşünür. 
 
Leah ve Emmy temiz bir sayfa açma umuduyla küçük bir kasabaya yerleşirler. Ancak bir hafta içinde, tıpkı Leah’ya benzeyen bir kadın yakınlarda bir yerde ölüme terk edilmiş halde bulunur ve Emmy de bu esnada sırra kadem basar. Leah paylaştıkları evde cevaplar ararken Emmy Grey hakkında ne kadar az şey bildiğini fark eder; bununla beraber yerel polis, Emmy’nin izini bulmaya çalışırken Leah’nın güvenilirliğini ve işlenen suçtaki muhtemel rolünü sorgulamaya başlar. Leah adını temize çıkarmak için tek bir yol olduğunu bilmektedir: Emmy Grey’i bulmak. Peki ya Emmy Grey adında biri hiçbir zaman var olmamışsa?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96736</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9bec6a1f-e389-4bf0-9f4e-67f45bc701b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Fable (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Hırsızlarla Dolu Bir Ada
Gizemli Bir Mürettebat
Yazgısı Tenine Kazınmış Bir Kız
Dar Boğaz’daki en güçlü tüccarın kızı olan Fable’ın bildiği tek yuva denizdi. Ta ki amansız bir fırtına her şeyini ondan alana kadar. Hırsızlarla dolu bir adaya terk edildiği ve hayatta kalmak için her şeyi yaptığı dört yıl boyunca, onu adada kaderiyle baş başa bırakan babasının kuralları ve annesinden aldığı eşsiz yeteneğinden başka güvenebileceği bir şey yoktu.
Denizin derinliklerine dalıp çıkardığı her mücevher onu hayatının en önemli yolculuğuna hazırlıyordu. Yıllardır tanıdığını sandığı West’in gemisine atlayıp hakkı olana ulaşmaya çalışırken, kendini sırlarla örülmüş ticaret ağının tam ortasında bulacaktı.
Güvenmek, denizin kendisinden bile tehlikeliydi ancak bu yolculuktan hep beraber canlı çıkacaklarsa, mürettebatın fırtınalardan daha fazlasını atlatması gerekecekti.
“Fable vahşi bir dünyada direnciyle parlıyor ama kırılganlığını göstermekten de hiç çekinmiyor. Hayatta kalmak için gerekeni yapmaktan hiç korkmayan biri o. Bu hikâye yakama yapıştı ve bırakmayı reddetti!” —Shelby Mahurin, Yılan ve Güvercin’in New York Times çoksatan yazarı

“Merak uyandırıcı, sürükleyici ve kesinlikle ustalıkla yazılmış. Fable sizi güzellik vaadiyle cezbedecek ve Young’ın alameti farikası olan cesaretle avucunun içine alacak.” —Adalyn Grace
“Deniz ve derinliklerinde saklı olan şeylerin vaadi, bu kitabı akılalmaz bir hızla okumamı sağladı. Fable’ı sadece okumuyorsunuz, kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz.” —Shea Ernshaw
“Karanlık bir denizcilik hikâyesi… Sürükleyici ve tüm duyulara hitap ediyor. Güçlü kadın karakterlere doyamayan okurlar için birebir.” —Kirkus
“Adrienne Young, her köşe başında bir tehlikenin beklediği bir dünya kurmuş.” —Publishers Weekly
“Kayıp hazineler, aşk ve hayatta kalmak üzerine heyecan verici bir hikâye.” —School Library Journal
“Yazar olarak Adrienne Young’ın gücü, hem güçlü kadın karakterleri hem de capcanlı ve ayrıntılı dünyaları aynı beceriyle yazabilmesinde saklı.” —Culturess</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96737</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b84a98b0-1476-43e3-acbc-2c636f7a24e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaşif</image:title>
            <image:caption>2017 COSTA KİTAP ÖDÜLÜ 

CILIP Carnegie Madalyası finalisti 
 
İnsan yapımı bir sihirli dilek gibi gökyüzüne yükseldi uçak.
Ama orada uzun süre kalmayacak. 
Fred küçücük uçağın penceresinden, altından gelip geçen gizemli Amazon ormanlarını izliyordu. En büyük hayali kâşif olup tarihe geçmek olan bir çocuk için âdeta hayallerinin üstünde uçmak gibi bir şeydi bu. Birazdan olacakları nereden bilebilirdi? O ve diğer üç çocuk ağaçların arasına çakılan uçaktan sağ çıkmayı başardı ama orman fazlasıyla büyük ve vahşi. Kurtarılma umudu yok, eve dönebilmek artık neredeyse imkânsız. Ama sanki birileri onlardan evvel bu yollardan geçmiş gibi... Sanki birileri daha önce buradaymış... 
 
&quot;Rundell, artık tartışmasız bir şekilde birinci sınıf.&quot; Philip Pullman

&quot;Rundell, yağmur ormanlarını öyle güzel betimliyor ki Maya heykellerinin bile başını döndürebilir. Uyku saatinizi erteleyin: Ne olacağını çokça merak ettiren bölümleri güneşin doğmasını beklemeyecek. Ne güzel bir keşif.&quot; Times

&quot;Rundell genç okurları, nehir yunuslarıyla birlikte yüzebilecekleri, tarantula yiyecekleri ve terk edilmiş bir şehir keşfedecekleri büyüleyici bir dünyaya taşıyor.&quot; Observer, Haftanın Çocuk-Gençlik Kitabı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96738</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94f7570b-81c6-49ae-9553-01507c6aa16e.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Kodlama Kolay</image:title>
            <image:caption>Dünya değişiyor. Çocuklar da, masallar da... Birçok masala baktığımızda aslında temelde yanlış bir şeylerin olduğunu fark ederiz. Karganın ağzındaki peyniri onu kandırarak elde eden tilki gibi. Ama sonuçta masal diyerek gülüp geçeriz. Belki de öyle yapmamalıyız! 

Bu kitaplarda, masalları olması gerektiği gibi yeniden düzenledik. Yukarıdaki karga örneğindeki olumsuzlukları, erdemlerle değiştirdik. Karınca, artık kapısını çalan ağustos böceğini kapıdan çevirmiyor. Onu içeri davet edip hatasını anlatıyor, kavramasını sağlıyor.

Birçok temel davranış biçimi, çocukken yeşerir, gelişir ve karakter haline gelir. Eğer çocuklarımıza henüz gelişme çağındayken doğru, olması gereken bilgileri kodlarsak, yetişkin olduklarında dürüst, erdem ve değerlerden haberi olan, onları umursayan bireyler olmalarına katkımız olur. Bu kitabın başlıca amacı çocuklarımıza basit kodlama eğitimi ile analitik düşünceyi anlatmak, bunun yanı sıra kodlamaları işlerken birtakım değerleri de öğretmek.

Eğlenceli ve birbirinden değişik masalları kendi kültürümüzle yoğurduk, olması gereken hâle getirdik. Böylece aklımızda, acaba tilkinin kargayı kandırması çocuğumun öğrenmesi gereken bir şey mi, diye bir soru işareti kalmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96739</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cd56e04-ac59-4717-9659-e5d685b2b3b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Dokuzuncu Gideon / Kilitli Kabir 1</image:title>
            <image:caption>Locus En İyi İlk Roman Ödülü Kazananı
Nebula En İyi Roman Adayı , Hugo En İyi Roman Adayı, Dünya Fantazi En İyi Roman Adayı
İmparator’un ölümbüyücülerine ihtiyacı var. Dokuzuncu Hane’nin ölümbüyücüsü Harrowhark Nonagesimus’un da bir kavalyeye…
Düşmanlık dolu ve kemik erimesinden mustarip rahibelerin, antika hizmetlilerin ve sayısız iskeletin yetiştirdiği Gideon’ın ise bir kılıcı ve açık saçık dergileri dışında hiçbir şeyi yok. Dokuzuncu Hane’deki saçmalıklara ayıracak zamanı da... 
Kölelikten hâllice hayatını geride bırakmaya hazır artık.
Ancak cüretkâr kaçış planını uygulamaya koyduğunda çocukluk düşmanı tarafından enselenen Gideon, haneye son bir hizmet karşılığında özgürlüğüne kavuşabileceğini öğrenir. Anlaşılan Dokuzuncu Hane’nin Muhterem Kızı ve olağanüstü kemik cadısı Harrowhark Nonagesimus, İmparator’un her sadık hanesindeki vârisleri davet ettiği ölümcül bir zekâ ve beceri sınavına katılacaktır ve kavalyesi olarak da Gideon’ı yanına almak zorundadır. Bu sınavda başarısız olduğu takdirde ise Dokuzuncu Hane ölecek ve tarihin tozlu sayfalarında kaybolacaktır.
Gerçi bazı şeylerin ölü bırakılması iyidir.
“Okuduğum hiçbir şeye benzemiyor. Muir’in üslubu kırık bir diş kadar keskin ve bir o kadar da rahatsız edici.” –V.E. Schwab
“En son ne zaman bir kitabın beni bu kadar şaşırttığını hatırlamıyorum. Hayret uyandıran, türe meydan okuyan, komik-şiddetli-trajik-korkutucu-heyecan verici bir roman harikası.” –Kiersten White</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96742</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a3617cc-87ad-43a9-bff3-73602594176c.jpg</image:loc>
            <image:title>Fable</image:title>
            <image:caption>Hırsızlarla Dolu Bir Ada
Gizemli Bir Mürettebat
Yazgısı Tenine Kazınmış Bir Kız
Dar Boğaz’daki en güçlü tüccarın kızı olan Fable’ın bildiği tek yuva denizdi. Ta ki amansız bir fırtına her şeyini ondan alana kadar. Hırsızlarla dolu bir adaya terk edildiği ve hayatta kalmak için her şeyi yaptığı dört yıl boyunca, onu adada kaderiyle baş başa bırakan babasının kuralları ve annesinden aldığı eşsiz yeteneğinden başka güvenebileceği bir şey yoktu.
Denizin derinliklerine dalıp çıkardığı her mücevher onu hayatının en önemli yolculuğuna hazırlıyordu. Yıllardır tanıdığını sandığı West’in gemisine atlayıp hakkı olana ulaşmaya çalışırken, kendini sırlarla örülmüş ticaret ağının tam ortasında bulacaktı.
Güvenmek, denizin kendisinden bile tehlikeliydi ancak bu yolculuktan hep beraber canlı çıkacaklarsa, mürettebatın fırtınalardan daha fazlasını atlatması gerekecekti.
“Fable vahşi bir dünyada direnciyle parlıyor ama kırılganlığını göstermekten de hiç çekinmiyor. Hayatta kalmak için gerekeni yapmaktan hiç korkmayan biri o. Bu hikâye yakama yapıştı ve bırakmayı reddetti!” —Shelby Mahurin, Yılan ve Güvercin’in New York Times çoksatan yazarı

“Merak uyandırıcı, sürükleyici ve kesinlikle ustalıkla yazılmış. Fable sizi güzellik vaadiyle cezbedecek ve Young’ın alameti farikası olan cesaretle avucunun içine alacak.” —Adalyn Grace
“Deniz ve derinliklerinde saklı olan şeylerin vaadi, bu kitabı akılalmaz bir hızla okumamı sağladı. Fable’ı sadece okumuyorsunuz, kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz.” —Shea Ernshaw
“Karanlık bir denizcilik hikâyesi… Sürükleyici ve tüm duyulara hitap ediyor. Güçlü kadın karakterlere doyamayan okurlar için birebir.” —Kirkus
“Adrienne Young, her köşe başında bir tehlikenin beklediği bir dünya kurmuş.” —Publishers Weekly
“Kayıp hazineler, aşk ve hayatta kalmak üzerine heyecan verici bir hikâye.” —School Library Journal
“Yazar olarak Adrienne Young’ın gücü, hem güçlü kadın karakterleri hem de capcanlı ve ayrıntılı dünyaları aynı beceriyle yazabilmesinde saklı.” —Culturess</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96743</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a507a20-31c9-4c4a-a82b-15c56229a83f.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Kodlama Orta</image:title>
            <image:caption>Dünya değişiyor. Çocuklar da, masallar da... Birçok masala baktığımızda aslında temelde yanlış bir şeylerin olduğunu fark ederiz. Karganın ağzındaki peyniri onu kandırarak elde eden tilki gibi. Ama sonuçta masal diyerek gülüp geçeriz. Belki de öyle yapmamalıyız! 

Bu kitaplarda, masalları olması gerektiği gibi yeniden düzenledik. Yukarıdaki karga örneğindeki olumsuzlukları, erdemlerle değiştirdik. Karınca, artık kapısını çalan ağustos böceğini kapıdan çevirmiyor. Onu içeri davet edip hatasını anlatıyor, kavramasını sağlıyor.

Birçok temel davranış biçimi, çocukken yeşerir, gelişir ve karakter haline gelir. Eğer çocuklarımıza henüz gelişme çağındayken doğru, olması gereken bilgileri kodlarsak, yetişkin olduklarında dürüst, erdem ve değerlerden haberi olan, onları umursayan bireyler olmalarına katkımız olur. Bu kitabın başlıca amacı çocuklarımıza basit kodlama eğitimi ile analitik düşünceyi anlatmak, bunun yanı sıra kodlamaları işlerken birtakım değerleri de öğretmek.

Eğlenceli ve birbirinden değişik masalları kendi kültürümüzle yoğurduk, olması gereken hâle getirdik. Böylece aklımızda, acaba tilkinin kargayı kandırması çocuğumun öğrenmesi gereken bir şey mi, diye bir soru işareti kalmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96744</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/46fefd44-4386-43e6-ad8c-28aa05767978.jpg</image:loc>
            <image:title>Mercimek Çorbası Anlatıyor</image:title>
            <image:caption>&quot;Öyle tenceresinde kaynayıp buzdolabının bir köşesinde saklanan çorbalardan değilim ben. Yüzlerce yıldır, yüz binlerce çocukla arkadaş olan mercimek çorbasıyım. Arkadaşlık kurduğum hiçbir çocuğu da unutmadım bugüne kadar.&quot; 
 
İşte karşınızda büyük küçük herkesin sevgilisi, her sofranın biriciği mercimek çorbası! Üstelik çok da konuşkan, anlatıyor da anlatıyor… Dostluk yaptığı çocuklar, konuk olduğu evler, lokantalar, şenlendirdiği yolculuklar, okullar… Hazırsak şimdi hepimize bol kepçe neşe dağıtacak. Bizi yepyeni dünyalarla tanıştıracak, birleştiğimiz yolları bize hatırlatacak. 
 
KİTAPTAN 
Kış günü. Akşam yemeğindeyiz. Annem mutfaktan makarnayı almaya gitti. Ablamın kulağına eğildim ve büyük sırrımı söyledim. Neden yaptım bilmiyorum. Aklımda yoktu ona söylemek, ağzımdan kaçıverdi. Şimdi yetiştirir bizimkilere. Al işte: 
“Baba, biliyor musun, Baran mercimek çorbasıyla arkadaş olmuş!” 
Babam anlamadı neyse ki. Gözü televizyonda. Ama annem elindeki servis kaşığıyla donakaldı. Sadece kirpikleri kırpışıyordu, 
“Nasıl yani? Konuşuyorlar mı?” 
“Benim Küçük Kartalım yapmaz öyle şeyler” diye mırıldandı babam. Tek kelime anlamadığı halde, geldi kuruldu konuşmanın orta yerine. Annemin şaşkınlığı geçince ablama çıkıştı, 
“Ne var bunda büyütecek kızım? Sen de kardeşinin yaşındayken oyuncak pandanla konuşurdun, unuttun mu? Kocaman, yumuşacık bir pandaydı. Adı gelmedi şimdi aklıma.” 
Ablam çattı kaşlarını,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96745</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a653ab7-4fdf-4cc7-bce4-d813e23f7f15.jpg</image:loc>
            <image:title>En Güzel Japon Masalları</image:title>
            <image:caption>En Güzel Japon Masalları 
Masallar hem herşeyin mümkün olduğu hayal dünyasına açılan kapılardır, hem de gerçeğin ve bilgeliğin en saf haline giden yollar. Dünya hem çok büyüktür, hem de her köşesinde kendimizden bir parça bulacak kadar dar.
Serimizin altıncı kitabında hem çok uzak hem de çok yakın saydığımız Japonya&apos;ya konuk oluyoruz. Ülkenin dil ve kültürünü yakından tanıyan Ali Volkan Erdemir&apos;in seçip Türkçeleştirdiği bu dokuz masalı, Japonyalı bir çizer olan Hiroko Fujiwara resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96746</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85877efc-4645-4164-bdd3-d6d4736c7c41.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakuranın Sesi</image:title>
            <image:caption>ELİF YELİS 
 
1991 yılında İstanbul’da doğdu. Eğitimini Çocuk Gelişimi alanında tamamladıktan sonra özel eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptı. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir. Eş zamanlı olarak geleneksel sanatlarla ilgilendi. Hat ve Ebru sanatları üzerine eğitimler alıp çocuklar için atölyeler düzenledi. Yazma serüvenine başlamasına oğlu ve kızı ile olan anılarını derlemesi, geleneksel sanatlar üzerine çalışmaları ve Üsküdar’ın o tatlı sesi vesile oldu. Çocuklar için çalışmaları  devam etmektedir. 
 
 
Benim adım, Sakura. Kiraz ağacının pembe çiçeği. 
Şimdi öğreneceksin, hakkımdaki birçok şeyi… 
 
Kiraz ağacının çiçeği sakura, bizlere kendi hikâyesini anlatıyor: 
Yaşamı boyunca gördüklerini ve sınırsız duygularını 
şiirsel bir anlatımla kelimelere döküyor… 
 
Çocuklarımızla geleneksel sanatları buluşturmayı da amaçlayan, 
ebru sanatının özgün tarzıyla resimlenmiş Sakuranın Sesi 
sizi eşsiz bir yolculuğa davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96747</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96a0d5ea-e72f-491b-9555-b414024fb8de.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz ve Felaket Üçüzler - Okula Geç Kalıyor!</image:title>
            <image:caption>Deniz ve Felaket Üçüzler&apos;in maceralarını çocuklar çok sevecek!  “Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı” koleksiyonuna eklenen “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi, 1. sınıfa yeni başlayan bir çocuğun üçüz abileriyle yaşadığı bol koşturmacalı ve bazen de yürek hoplatmalı maceraları konu ediniyor.   Okuma yolculuğunun henüz başındaki çocukları, küçük Deniz&apos;in büyük dünyası ile buluşturan seri; okula uyum, kardeş sevgisi, arkadaşlık, dayanışma, sorumluluklar, hayvan sevgisi gibi temalar üzerine değerli mesajlar paylaşıyor.   Aile birliğini yücelten satırlarıyla dikkat çeken bu renkli öyküler, kardeşler arası ilişkilerde ebeveyn tutumunun önemine değinmeyi de ihmal etmiyor.  Okulun ilk gününden daha heyecanlı bir şey var mı? Ama Deniz&apos;in okuldaki ilk günü kadar maceralısı zor bulunur! Çünkü Deniz, herkes uyuyakalınca okula pijamalarıyla gitmek zorunda kalıyor! Üstelik, peşinde koşan hırçın bir köpek ve üçüz abilerinin bitmek bilmez atışmaları yüzünden, okulun ilk günü tam bir keşmekeşe dönüşüyor. Ah, keşke o köpek şeker külahını ısırmasaydı da onca şekerleme ziyan olmasaydı... Fakat sonra, koşuşturmayla geçen ilk günlerin ardından bambaşka bir telaş sarıyor bizimkileri: Felaket üçüzler çok kararlı; evcil hayvan almanın tam zamanı! Anne babalarını ikna etmeleri ise an meselesi. Ancak Deniz&apos;in kumbarasındaki para, sadece bir kerevite yetiyor. Bizim ufaklığa göre kerevit acayip havalı bir evcil hayvan gibi görünse de üçüzler tam tersini düşünüyor! Acaba kerevit Edi&apos;yi azıcık hava alması için akvaryumdan dışarı mı çıkarsalar? Mesela sokağa? Ama kerevit sokağa çıkar mı hiç? Eyvah, yoksa Edi&apos;nin başına bir şey mi gelecek?   Her biri ortalama 700-750 kelimeden oluşan öyküleriyle “Okuma Seviyesi 1” olarak sınıflandırılan “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi; okumaya yeni başlayan 1. sınıf öğrencilerini, hem eğlenceli hem de öğretici bir okuma serüvenine çıkarıyor. Kitapların son bölümünde yer alan 16 sayfalık “Bulmaca Diyarı” ise çocuklara, okuduklarını oyun yoluyla daha iyi anlama ve pekiştirme imkânı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96748</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88c89acd-1379-476d-b2b6-9c75c2d6ca58.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Kodlama Zor</image:title>
            <image:caption>Dünya değişiyor. Çocuklar da, masallar da... Birçok masala baktığımızda aslında temelde yanlış bir şeylerin olduğunu fark ederiz. Karganın ağzındaki peyniri onu kandırarak elde eden tilki gibi. Ama sonuçta masal diyerek gülüp geçeriz. Belki de öyle yapmamalıyız!

Bu kitaplarda, masalları olması gerektiği gibi yeniden düzenledik. Yukarıdaki karga örneğindeki olumsuzlukları, erdemlerle değiştirdik. Karınca, artık kapısını çalan ağustos böceğini kapıdan çevirmiyor. Onu içeri davet edip hatasını anlatıyor, kavramasını sağlıyor.
Birçok temel davranış biçimi, çocukken yeşerir, gelişir ve karakter haline gelir. Eğer çocuklarımıza henüz gelişme çağındayken doğru, olması gereken bilgileri kodlarsak, yetişkin olduklarında dürüst, erdem ve değerlerden haberi olan, onları umursayan bireyler olmalarına katkımız olur. Bu kitabın başlıca amacı çocuklarımıza basit kodlama eğitimi ile analitik düşünceyi anlatmak, bunun yanı sıra kodlamaları işlerken birtakım değerleri de öğretmek.

Eğlenceli ve birbirinden değişik masalları kendi kültürümüzle yoğurduk, olması gereken hâle getirdik. Böylece aklımızda, acaba tilkinin kargayı kandırması çocuğumun öğrenmesi gereken bir şey mi, diye bir soru işareti kalmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96749</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d094da2b-6692-4092-88d4-360d7a76473a.jpg</image:loc>
            <image:title>500 Aktivite</image:title>
            <image:caption>Okul öncesi ve erken okul dönemi yardımcı aktivite kitabı .</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96750</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9393dea7-a493-4c16-a32a-dafd07a501ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Fuzuli’de Güzellik Tasavvuru</image:title>
            <image:caption>Fuzuli’de Güzellik Tasavvuru</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96751</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3d286e1-9f05-4ae0-91b5-d7f0ded471d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaşta Yavuz Şiirde Selim</image:title>
            <image:caption>Savaşta Yavuz Şiirde Selim 
 
Pek çok padişah gibi Yavuz Sultan Selim de şairdir. Bir yandan cenkler edip ülkeler fethederken diğer yandan da gözleri ahuya bağlanmış, onun aşkından aciz kalmış bir âşıktır. Sultan Selim, şiirlerini hem Türkçe hem de Farsça yazmıştır. Onun şiirleri incelenince karşımıza üç kişilik tarzı çıkar: Âşık, derviş ve padişah. 
Sultan Selim’in Türkçe şiirlerinin dikkat çeken bazı özellikleri vardır. Kaynaklarda Tatar dilinde şiir yazdığı söylenir; Tatar dili dedikleri Ali Şir Nevayi’nin dilidir. Dilde, gönülde, devlette geçmişle bir ahenk ve irtibat vardır. 
Revani ve Halimi, padişahın çok sevdiği şairlerdi. Trabzon’daki sancak beyliğinden beri yanında bulundurduğu Halimi’yi İstanbul’a çağırmış, geldiğinde onu sarayın kapısına çıkarak karşılamış ve ona, “Saltanata nail olduk ama dostlar hâlinden gafil olduk. Böyle saltanattan ne zevk olur?” diyerek ömür boyu yanından ayırmayacağı şaire verdiği değeri ortaya koymuştur. 
Hem kendi şair hem de şairleri ve sanatı himaye eden kudretli bir sultan. Onun gönlünde; Edirne, Tuna, İstanbul, Semerkant, Horasan, Şiraz, Bağdat, Tebriz, Çin ve Maçin birer sevgili. 
Elinizdeki kitap âşık, sufi ve şair bir padişahın hayatını, sanatını ve şiirlerini bütün derinliğiyle gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96752</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd18fb14-a7db-41b3-8d96-fe3a83d28969.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultanı Kul Eder Aşk</image:title>
            <image:caption>SULTANI KUL EDER AŞK 
Sultan İkinci Bayezit ve Şiirleri 
 
Son yıllarda tarih çalışmaları toplumun yakından ilgilendiği bir alan. Bu ilgi yepyeni konuları, özellikle de kültür tarihi alanındaki çalışmaları gündemimize taşıyor. Bu çerçevede padişahların, siyasi faaliyetleri yanında kültüre de yönelerek hem sanatı desteklemelerine hem de bizzat üretmelerine dair yayınlar gündemimizde yer almaya başladı. 
İkinci Bayezit; Osmanlı’nın zirveye doğru yürüdüğü bir dönemde doğdu, böyle bir devleti yönetecek misyonla ve özenle yetiştirildi, imparatorluğa yürüyen devletin kurumsallaşması gerektiğini fark ederek her alanda tam bir sistem kurucu oldu. Bu konumu, kültür ve sanatın gelişimi açısından da önemlidir. Padişah olarak sadece bir hami sultan rolüyle yetinmedi, yönetimindeki sanatçıların kapasite ve kabiliyetlerini fark ederek bunların gelişimini teşvik etti. Dahası hat sanatıyla ve musikiyle ilgilendi; şiirler yazıp bunları bir divanda topladı. Bu özellikleriyle de yeniden keşfedilmeyi fazlasıyla hak ediyor. 
Elinizdeki kitap; iki yetkin akademisyen tarafından kaleme alındı. Devleti, sanatı, siyaseti, çağı, dünü ve aslında bugünü bir sultanı merkeze alarak anlatıyor. Tarihle edebiyat; sanatla siyaset; ülke yönetimiyle gönül ve aşk iç içe.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96753</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/420730f2-2757-4be2-a260-52f933e0b259.jpg</image:loc>
            <image:title>Piyano için 12 Türkü Düzenlemesi</image:title>
            <image:caption>Piyano için 12 Türkü Düzenlemesi 
Pınar Şahin 
Bu kitap Türk halk türkülerinin piyano için düzenlenmesiyle oluşturulmuş yeni ve özgün bir çalışmadır. Eserler hem piyano öğrencilerinin teknik ve müzikal gelişimlerine katkı sağlayacak; hem de makamsal tonların en belirgin özelliklerini duyuracak şekildedir. Bu bakımdan türkülerin çoğu dörtlü armoni kullanılarak düzenlenmiştir. 
Kitapta farklı yörelerden seçilen 12 türkü yer almaktadır. Bu türkülerin isimleri şöyledir: Konya yöresinden Konya Divan Ayağı, Sivas yöresinden Temir Ağa ve Ötme Bülbül Ötme, Kars yöresinden Iğdır’ın Al Alması, Muğla yöresinden Kerimoğlu,  Tamburi Cemil Beyin Hüseyni Oyun Havası, İzmir yöresinden Ah Bir Ataş Ver, Kırşehir yöresinden Zülüf Dökülmüş Yüze ve Hasret Düştü Gönlüme, Kırklareli yöresinden Uzun Kavak Ne Gidersin Engine, Âşık Veysel’den Uzun İnce Bir Yoldayım, Erzincan yöresinden Erzincan Ağır Halayı. 
Türkülerin canlı çalınarak kaydedilen video kayıtlarına, her eserin ilk sayfasındaki QR kodlarından ulaşabilirsiniz. Kitabın hem amatör hem de mesleki piyano eğitimine katkı sağlaması ve bütün piyano eğitimcileri ile öğrencileri tarafından sevilerek seslendirilmesi dileğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96754</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f51d685b-7ed4-4976-9a4f-4240df44209c.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuğunuz Hastalandığında Ne Yapmalısınız?</image:title>
            <image:caption>ÇOCUĞUNUZ HASTALANDIĞINDA NE YAPMALISINIZ? Ebeveynlik ve çocuk bakımı konusunda pek çok kitap bulabilirsiniz ama çocuğunuz hastalandığında nelere dikkat edeceğinize, ne yapacağınıza ilişkin kitap bulmanız biraz zordur. 

• Hastalıkla birlikte ortaya çıkan yeni sorunları çözmek, sıkıntıları aşmak için nasıl duygusal destek verebilirsiniz? 
• Hastane kaygısını hafifletmek veya beslenme sorunlarına yön vermek için neler yapabilirsiniz? 
• Çocuğunuza hastalıkları hakkında ne söyleyeceğiniz ve ne zaman söyleyeceğiniz konusunda nasıl karar vermelisiniz? 
• Kendinizi ve ailenizin geri kalanını ihmal etmemeyi nasıl başarırsınız? 

Deneyimli iki klinik psikolog, bu gibi sorulara yanıt verirken, çok özel ama bir o kadar da önemli ve hassas olan bu konuda ebeveynleri ve tüm aile bireylerini bilgilendiriyor. 2 yaşındaki çocuktan18 yaşındaki gence kadar tüm çocukların ve ergenlerin karşılaşabileceği sağlık sorunlarıyla nasıl başa çıkılacağını ele alırken kolayca uygulanabilecek pratik önerilerde bulunuyorlar. 

Çocukla birlikte tüm aileyi sıkıntıya, endişeye sürükleyen bu süreci bir tür sağlık rehberi olan bu kitapla yönetmek daha kolay olacaktır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96755</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0d036ed-cbc2-43da-825f-2c61ba59c172.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Prim’in Uyanışı</image:title>
            <image:caption>Prudencia Prim oldukça zeki, eğitimli ve başarılı bir genç kadındır. Bireylerini hız, hırs ve daima “mevcuttan fazlası olmaya” zorlayan şehir hayatından bıktığına kanaat getirdiğinde gazetede ilginç bir ilanla karşılaşır: San Ireneo adlı uzak bir köyde yer alan malikâne bir kütüphaneci aramaktadır. Müstakbel çalışanı belirleyecek en önemli
kıstas da “az eğitim almış biri” olması gerekliliğidir. En temel şartı yerine getiremese de kendini kabul ettirmeyi başaran Prim, yaşanacak birçok şeye hazırlıksız yakalanacaktır.
 
Tıpkı genç kadın gibi entelektüel ve zeki biri olan işvereni “Koltuktaki Adam”, atılgan ama aykırı, Bayan Prim’in çok sevdiği yazarlar Jane Austen ve Louisa May Alcott&apos;u eleştirmeye daima hazır biridir. Köy sakinleriyse en az dini ritüelleri yöneten ve öğretmenlerinden çok daha bilgili olan çocuklar kadar şaşırtıcıdır; bu köy, şehrin birkaç kilometre
uzağındayken çok başka bir zamanda ve sıradışı bir sosyal disiplinle yaşamaktadır.
 
Yayımlanışının ardından uzun süre gündemden düşmeyen ve birçok farklı dilden yüzbinlerce okura ulaşan Bayan Prim’in Uyanışı, edebiyat, felsefe ve mutluluk arayışı başlıklarını kendine has üslubuyla yan yana getiren ayrıksı bir öykü...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96756</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/546e1a9c-4c8d-433a-a80f-e45e026b2203.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölümcül Hastalık Umutsuzluk</image:title>
            <image:caption>“Sözgelimi ‘Ya Sezar olurum ya da hiç’ diyen hırslı biri Sezar olamaz, umudunu keser Sezar olmaktan. Ama başka bir anlamı vardır bunun: Kesinlikle Sezar olamayınca artık kendisi olmaya da tahammül edememek. Dolayısıyla aslında umutsuz olmasına neden olan şey kesinlikle Sezar olmamış olması değildir, hiç olamadığı ben’den umudu kesmiştir o. Ona gene de umutsuz olan bütün mutluluğunu veren bu ben, birdenbire her şeyden daha katlanılmaz olur. Daha yakından bakıldığında onun için katlanılmaz olan kesinlikle Sezar olamamış olmak değil, Sezar olamamış olan ben’dir; ya da daha doğrusu onun kesinlikle katlanamadığı şey kendi ben’inden kurtulamamasıdır. Sezar olsaydı başarabilirdi bunu; ama olamadı ve bizim umutsuzumuz artık kurtulamaz bundan.” 
 
Varoluşçuluğun öncü filozoflarından biri olarak Kabul edilen Søren Kierkegaard, Ölümcül Hastalık Umutsuzluk adlı eserinde, insanın ezelden beri savaşım içinde olduğu, varoluşunun öncül kıstaslarından biri olan umutsuzluğu masaya yatırır. Yaşam yolu üzerindeki her köşe başında karşısına çıkacak bu elim hastalığın kıskacına yakalanma tehlikesi altındaki bireyi; bu bireyin umutsuzlukla olan etkileşimini ve mücadelesini; ve özgürlüğüne, kendiliğine giden yolda saklı bütün tuzakları irdeleyen filozof, bize insan denen bu çaresiz varlığın bir panoramasını sunar. Temeli insanın kendisi olan bu eserinde Kierkegaard, bireyi hem kendisinin hem de Tanrı’nın karşısında değerlendirirken insana, belki de kurtuluşuna açılacak kapıyı aralıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96757</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19960a73-8e45-4bd2-8cb2-9e6465312f70.jpg</image:loc>
            <image:title>Teorinin Uygulamayla Birleştirildiği Aktif Öğrenme Ortamlari</image:title>
            <image:caption>Aktif öğrenme,insanların çevrelerinde sıklıkla duyduğu bir kavram olmasına ve eğitim bilimleri alanında birçok kurum ve teori tarafından desteklenmesine rağmen uygulama aşamasında ciddi belirliksizlerin olduğu bir konudur. Be nedenle, bu kitabın aktif öğrenmeyi teoriden çıkartıp pratik anlamda uygulama konusunda bir başlangıç olduğu söylenebilir. 

Bu kitabı incelerken, bilimsel verilerde uygulama alanındaki gerçeklerin birbirlerini nasıl tanımlandığını fark edeceksiniz. Sınıfında öğrenme sorunu yaşayan her çocuğun, kendini değiştirmeden kendi potansiyelini kullanma fırsatı verilmesiyle nasıl kazanıldığını göreceksiniz. Öğrencilerin aldığı emirleri yerine getiren ve öğretim programındaki her kavramı ezberleyen robotlar olmamaları gerektiğinin önemini fark edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96758</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78500d29-aaf8-493c-839d-794a7e58b001.jpg</image:loc>
            <image:title>Ateşböcekleri</image:title>
            <image:caption>Gülce anneannesinin masallarına bayılır. Atlarla, kuşlarla, ateşböcekleriyle doludur onun masalları. Karlı kışlı, fırtınalı maceralara götürür. Ah bir de her dinleyişinde kuşkulanır Gülce, acaba anneannesinin anlattıkları gerçekten masal mıdır yoksa çocukluğundan birer anı mı? 
 
Yaratıcı düşünme üzerine çalışan ve yazdığı kitaplarıyla çok sevilen yazar Eda Albayrak, okul dönemindeki çocuklar için kaleme aldığı Ateşböcekleri’nde bu kez öyküyle iç içe geçen masallar anlatıyor. Gülce’nin anneannesinden dinlediği üç masalı da içeren bu öykü kitabı, nesiller arası iletişimin güzel bir örneği olma özelliği taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96760</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12e337bf-e83a-468c-a21d-d4ee0570a0fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Sosyolojisi</image:title>
            <image:caption>Günümüzde çocuk ve çocukluk kavramı farklı disiplinlerde çeşitli boyutlarda tartışılarak ele alınmaktadır. Toplumun en
değerli varlıkları olan çocuklar sağlıklı, çağdaş ve demokratik bir toplum içerisinde yaşamını sürdürme hakkına sahiptir.
Yetişkinlere nazaran çocukların farklı ilgi, ihtiyaç, beklenti ve değerlerinin olması çocukların toplum ile doğrudan
ilişkilendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.
Ülkeler kendi politikaları çerçevesinde çocukların sağlıklı gelişimi, eğitimi, desteklenmesi ve korunması için her türlü
düzenlemeleri yapmaktadırlar. Çocuk bu süreçte toplumun kontrolü altına alınmaktadır. Çocuk sosyalleşme sürecinde
yoksulluk, istismara uğrama, suça sürüklenme, ihmal edilme gibi zor yaşam şartları ile yaşamını sürdürmek durumunda
kalabilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96761</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e9d89d4-62cd-4232-a7d9-47422beecd9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Depresyona Klinik Bir Bakış</image:title>
            <image:caption>Farklı klinik alt tipleri ile toplumda yaygın görülen ve diğer tıbbi rahatsızlıklara sıklıkla eşlik eden depresyon toplumsal, mesleki, sosyal işlevsellik kaybına yol açması, özkıyım riskinin olması nedeniyle dikkatli sorgulanması, uygun tedavinin planlanması ve hastaların bilgilendirilmesi gereken önemli bir ruhsal hastalıktır. 
  Depresyona Klinik Bir Bakış farklı psikoterapi yaklaşımlarının depresyon tedavisine yaklaşımlarını bütüncül bir şekilde sunmaktadır. Depresyon tedavisinde etkili psikoterapilerin bir kitapta bir araya getirilmesi hem alanda çalışan uzmanlar hem de lisans ve lisansüstü öğrencileri için faydalı olacağı kanaatindeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96762</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6499dc9e-a36d-4ff7-b7ba-e569ea099dbb.jpg</image:loc>
            <image:title>Elt Book Series</image:title>
            <image:caption>English Language Teaching has been in a continuous development as the language itself. The political, sociological and technological changes in the global scale impact the field of language teaching as well. As a result of these changes, the roles of policy makers, teacher educators, prospective teachers and in-service language teachers are changing in a similar sense. The aim of this book series is to keep all these parties up to date regarding both content and pedagogical knowledge and inform them about the new trends in the field of English language teaching. To meet these purposes, the books included in the series are designed to help readers to better internalize the content by presenting academic and practical tasks and activities. We would like to thank to the editors and authors of each book for their valuable time, knowledge and attention devoted to this series.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96763</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06e706c7-3506-44ba-908c-23682c78127b.jpg</image:loc>
            <image:title>Elt Book Series</image:title>
            <image:caption>English Language Teaching has been in a continuous development as the language itself. The political, sociological and technological changes in the global scale impact the field of language teaching as well. As a result of these changes, the roles of policy makers, teacher educators, prospective teachers and in-service language teachers are changing in a similar sense. The aim of this book series is to keep all these parties up to date regarding both content and pedagogical knowledge and inform them about the new trends in the field of English language teaching. To meet these purposes, the books included in the series are designed to help readers to better internalize the content by presenting academic and practical tasks and activities. We would like to thank to the editors and authors of each book for their valuable time, knowledge and attention devoted to this series.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96764</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2ea80b8-f1cc-4a2d-9d58-a28e92ea97ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Drama Ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>Dramanın çocuklar adına yaratıcı olma, yeni bir şeyler üretme, düşünme becerilerini destekleme, grupla çalışarak iş birliği ve iletişimi güçlendirme, farklı konuları kalıcı olarak öğrenme gibi kazanımları, onu her erken çocukluk eğitimcisinin haberdar olması gereken, sınıflarında düzenli ve doğru bir şekilde uygulamalarını zorunlu hâle getiren bir konuma yerleştirmektedir. Yapılan bazı araştırmalar erken çocukluk eğitimcilerinin dramanın değerinin ve öneminin farkında olduklarını ancak uygulama konusunda yeterli bilgiye ve deneyime sahip olmadıklarını göstermektedir. 
  Bu bağlamda “Drama ve Çocuk” kitabında erken çocukluk eğitimcilerinin belirttikleri bu bilgi eksiklerini bilimsel bir bakış açısıyla desteklemek, etkinlik örnekleriyle de uygulamaya ilişkin yeterlilik düzeylerine katkı sağlamak hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96765</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5980d47f-a3c7-45a3-91b2-20b86369f30a.jpg</image:loc>
            <image:title>Özel Gereksinimli Çocuğu Olan Anne – Baba El Kitabı Serisi - Çoklu Yetersizlik</image:title>
            <image:caption>Çoklu yetersizlik durumu bireylerin ve ailelerinin yaşantılarını yoğun bir şekilde etkilemektedir. Aileler çocuklarında birden fazla yetersizlik olduğunu öğrendiklerinde ve ilerleyen süreçlerde deneyim ve gözlemleri yok ise ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, haklarını, çocuklarına nasıl davranacaklarını, eğitim-öğretim faaliyetlerini nasıl destekleyeceklerini bilememekte ve uzman bir yol göstericiye ihtiyaç duymaktadırlar. 
  Bu bağlamda bu kitap ailelere ve öğretmen yardımcılarına yol gösterecek pratik ve güncel bilgileri içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96766</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e77bc150-e084-46d8-be39-2b9729c23ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Liyakat</image:title>
            <image:caption>Cümleten başımız sağ olsun... Liyakat öldü! 
Candaş Tolga Işık, cenaze namazı kılınan liyakatin nasıl öldürüldüğünü kaleme alıyor. Liyakat ilkesinin terk edildiği ülkemizde kurumların, kavramların, değerlerin özetle her şeyin içinin nasıl boşaldığını örneklerle aktarıyor. 
“Bir kurumun içinin boşaltılması denince hem medyanın hem de vatandaşın aklına ilk gelen ve dolayısıyla ilgisini esas cezbeden konu, o kurumun kasasının boşaltılması. Yolsuzluk, hortumculuk ya da vurgunculuk, adına ne derseniz deyin, bunların hepsi hukuken cezalandırılması gereken suçlar. Ancak en az onlar kadar önemli olan bir başka içini boşaltma yöntemi de, ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız gibi eğitimden yargıya, bürokrasiden sanata, sağlık sisteminden sivil toplum örgütlenmelerine kadar tüm kurumların liyakatten mahrum ellere terk edilip, iradesinin siyasi yönlendirmelere teslim edilerek değersizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96767</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3776591-66dd-4f6c-a988-7a5ddb12af56.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Eğitimi Politikaları</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de Özellikle Son Otuz Yılda Öğretmen Yetiştirme, Hizmet İçi Eğitimler, Kurumların Sayısı Ve Çeşitliliği, Meb Okul Öncesi Eğitim Programları Ve Yayınlar Başta Olmak Üzere Farklı Alanlardaki Çalışmalar Ve Gelişmeler Dikkat Çekmektedir. Çeşitli Araştırmalar Doğrultusunda, Yaşamın İlk Yıllarındaki Eğitiminin Önemi Ortaya Konmuştur. Artık Biliyoruz Ki Okul Öncesi Eğitim, İlkokula Hazırlığın Çok Ötesinde, Çocukların Yaşam Boyu İyi Oluşunu Etkileyerek Tüm Toplum İçin Katma Değer Yaratmaktadır. Bu Nedenle Politikaların Oluşturulmasına Ve Sürekliliğinin Sağlanması Kritik Bir Önem Taşımaktadır. Kamu Ve Özel Sektöre Bağlı Kurum Ve Kuruluşlar, Stk’lar, Belediyeler Ve Üniversiteler Başta Olmak Üzere Küçük Çocukların Eğitimine Yönelik Çalışmalarda, Girişimlerde Bulunan Tüm Birimler, İş Birliği İçinde Çalışarak Okul Öncesine İlişkin Politikaların Oluşturulmasına Katkı Sunmaktadır. Erken Çocukluk Eğitimi Politikaları Kitabı Kapsamında Erken Çocukluk Eğitimi, Okul Öncesi Eğitim Kavramları, Erken Müdahale, Çocuk Hakları, Türkiye’de Okul Öncesi Eğitim, Çocuk Bakım Hizmetleri, Eğitimciler, Aileler, Risk Altındaki Çocuklar, Özel Eğitim, Farklı Ülkelerdeki Erken Çocukluk Eğitimi Politikaları, Erken Çocukluk Eğitimi Politikalarında Öncü Kuruluşlar, Çok Kültürlülük, Kalite, Uzaktan Eğitim Konuları Ele Alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96768</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5827e06b-b920-4c8b-abcd-66407ff8cd82.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitim Psikolojisi - Psikoloji Seti</image:title>
            <image:caption>Psikoloji setinde yer alan kitaplar; temel ve genel alanlar olarak belirlenmiş, lisans eğitiminde gereksinim duyulan bilimsel ve entelektüel birikimi kazandırmayı hedeflemektedir. 
 
  Diğer yandan ortalama ve ilgili okuyucuya da hitap edebilecek şekilde; didaktik, basitten zora, somuttan soya, kolaydan zora doğru kurgulanmasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96769</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e856feb5-3a11-4fb0-8402-e6796298dbdb.jpg</image:loc>
            <image:title>Beşli Çete</image:title>
            <image:caption>AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi, “Beşli Çete” aracılığıyla ülkemiz birikimlerinin büyük bir bölümüne yolsuzluk yoluyla el koymuş durumda. Örnek olması açısından kitapta detaylarıyla yer bulan temel bir veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Beşli Çete’nin 2021 yılı sonuna kadar kamudan aldıkları kamu ihale bedellerinin toplamı yaklaşık 150 milyar dolar civarında…” 
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, “Beşli Çete” kitabıyla, bu el koyma pratiğinin tarihsel bir dökümünü yapıyor. Türkiye ekonomi tarihi açısından da referans olacak içerikteki bu çalışma sunuyor. 
Kemal Kılıçdaroğlu 
CHP Genel Başkanı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96770</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b189937c-2f38-4e7b-890c-e813be7b4450.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Döneminde Eğitim Yaklaşımları</image:title>
            <image:caption>Erken Çocukluk Döneminde Eğitim Yaklaşımları isimli kitabımızda dünyanın farklı ülkelerinde geliştirilmiş ve tüm dünyada ses getirmiş olan yaklaşımların on sekizine yer verilmektedir. Kitabımızın bölümleri, güncel ve zengin alanya-zına hâkim, alanlarında uzman bilim insanları tarafından yazılmıştır. 
  Kitapta yer alan her bir eğitim yaklaşımı; tarihçe, kuramsal temeller, eğitim anlayışı, öğretmenin rolü, öğretim ortamının düzenlenmesi, değerlendirme boyutu ve önerilen kaynaklar başlıkları altında düzenlenmiştir. Bu sayede, ki-tabımızın okuyucu kitlesi olan öğretmen adayları, öğretmenler, araştırmacılar ve ebeveynlerin, erken çocukluk dönemi öğrenme ortamlarında uygulanabi-lecek, dünya çapında tanınmış eğitim yaklaşımları ile ilgili güncel ve çağdaş bilgiye ulaşmaları hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96771</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/467838ce-a4b7-40e2-88f8-9fbefd3c15dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Otizm Spektrum Bozukluğu Ve Sosyal Beceri Öğretimi</image:title>
            <image:caption>Doğumdan itibaren sosyal bir çevre içine giren bireyler bulunduğu bu çevrede kendilerini hayata hazırlayacak ve yaşamını devam ettirmesini sağlayacak uygun davranış ve becerileri edinirler. Bu davranış ve bece­rileri edinmeye çalışırken içinde bulundukları ve yaşamları süresince de içinde yer alacakları her sosyal ortamın kendine has olan özellikleri ve kurallarını da öğrenmeleri gerekir. Bireyler de bu kurallara uyarak aslın­da toplumsal uyumu sağlamaktadırlar. Kabul edilebilir bir sosyal davranış ortaya koymak, bulunduğu sosyal ortama uyum sağlamak, olumlu sos­yal ilişkiler kurmak bu ilişkiyi sürdürebilmek için; bireyin değişen sosyal çevreyi gözlemleyerek uygun davranışlarda bulunması gerekmektedir. Bireylerin uygun davranışlarda bulunması öğreneceği birçok beceri ve davranışla mümkündür. 
  Sosyal beceriler bireyin hayatının her alanında diğer bireylerle olumlu etkileşim ve iletişim kurması için gerekli beceriler­dir. Bireyin aynı zamanda sahip olduğu sosyal becerileri uygun yer, zaman ve uygun durumlarda kullanabilme yeteneğini de edinmiş olması gerek­mektedir. Bu anlamda sosyal becerilerin öğrenilmesi oldukça önemli ve bir o kadar da gerekli görünmektedir. Sosyal becerilerdeki yetersizlikler, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) ayırt edici bir özelliğidir. Bu bilgi­ler ışığında kitabımızda OSB ile ilgili en son gelişmeleri de dikkate alarak, OSB, sosyal yeterlik, sosyal beceriler ve sosyal becerilerin öğretilmesin­de kullanılabilecek kanıta dayalı müdahalelere ilişkin derinlemesine bilgi vermeyi amaçladık.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96772</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8eb6cba-54dd-4603-9e73-41a4a9ce7878.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul İstanbul (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İstanbul İstanbul ’da Orhan Kemal’in sekiz öykü kitabından 
seçilmiş, İstanbul temalı otuz dört öykü yer alıyor. Küçük insanların yaşam mücadelesi, ekmek kavgası öykülerin odak noktası. Orhan Kemal’in gözünden bir İstanbul panoraması… 
 
“İstanbul birtakım suluboya resimlerden ibaret değildir. İstanbul, 
İstanbul’un sadece adaları, denizi, göğü, Beyoğlu’su, içkisi, motoru, sandalı olamaz. İstanbul’u derinlemesine, fakir semtleri, çalışan irili ufaklı insanlarıyla, onların geçim şartları, ıstıraplarıyla bilmek, tanımak demektir…” 
Orhan Kemal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96773</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04db4134-bb32-4e15-9d21-c88250a760a3.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Uykular Alya</image:title>
            <image:caption>“Alya’nın bir gözü uyuyor, diğeri bakıyor; Alya’nın bir kulağı uyuyor, diğeri dinliyor...” Rus yazar Mamin-Sibiryak, doğanın dilinden rengârenk, capcanlı bir üslupla sesleniyor. Her öyküde birbirinden ilginç karakterler sahne alıp, arkadaşlık, doğa sevgisi, cesaret ve dayanışma gibi pek çok konuda düşünmeye, hayal kurmaya davet ediyor.

İyi Uykular Alya, Anastasia Kurtuluş’un desenleriyle çocuk dünyasının büyülü sularında unutulmaz bir gezintiye çıkarıyor bizleri. “Bahar güneşi nasıl bereketli toprakları uyandırıp üzerine atılan tohumu büyütürse, çocuk kitapları da çocuğun içinde uyuyan gücü uyandırır.”

Mamin-Sibiryak</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96774</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/601fc19b-6edf-4f57-828e-42a82982dbaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlam</image:title>
            <image:caption>YOLCULUK 
Kimseye kulak asmaz bir gururla adımlarken hayatı 
Fark edersin ki insan insan içindir 
Adımladığın her yol 
Yine kendinden geçen 
Başka yollar içindir. 
HER OKUDUĞUN ŞİİR; HAYATINA ANLAM KATAN,KENDİNE 
ULAŞMANI SAĞLAYAN BİRER YOL OLSUN!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96775</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b41d9df-a2ca-4c1e-8e56-971e54c11b90.jpg</image:loc>
            <image:title>Çiçek Kurtarma Operasyonu</image:title>
            <image:caption>Dünyaca ünlü sanatçı Peter H. Reynolds, bu kez ikiz kardeşi Paul H. Reynolds’la birlikte eğlenceli bir diziye imza atıyor. Bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiği disiplinler arası çalışma yöntemiyle ele alan kitaplar, özetle şunu söylüyor: Hayat, yaratıcı olma fırsatlarıyla doludur. Bu ilk kitapta, sıkışıp kalan pencerelerinin ardındaki çiçeklerini kurtarma planları yapan ikizler Sidney ve Simon, yeni icatlar peşinde koşuyor; çiçeklerini sulayıp, kasabalarındaki çiçek festivaline zamanında katılmanın yollarını arıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96776</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e345abf9-d6f3-43b0-a964-74218a421531.jpg</image:loc>
            <image:title>Deneyin Böylesi</image:title>
            <image:caption>Sınavın Böylesi kitabıyla çok sevilen, İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının üretken yazarı Jordi Sierra i Fabra, bu kez fen bilimlerini masaya yatırıyor. Elementlerin büyülü dünyasından yola çıkarak kahramanlarını ve okurlarını bir kez daha soluk soluğa bir maceranın orta yerine bırakıyor.

Jorge, Petra ve Max, okulun fen laboratuvarını yerle bir eden bir kazaya yol açmışlardır. Oysa laboratuvar, fen bilgisi öğretmenlerinin her şeyidir. Fernanda Öğretmen, çok geçmeden sakar öğrencilerine unutamayacakları bir ders vermek için kolları sıvar. Elementlerin yardımıyla kusursuz bir plan hazırlar. Çocukların sebep olduğu bu talihsiz kaza kesinlikle yanlarına kâr kalmayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96777</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d61ce19-906f-4ce5-a255-348972d374bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Simone Artık Arkadaşlarını Sevmiyor!</image:title>
            <image:caption>Arkadaş kime denir? Bütün zamanımızı arkadaşlarımızla birlikte mi geçirmeliyiz? Arkadaşlarımıza emir verebilir miyiz? Ya da onların isteklerine boyun eğmek zorundamıyız? Arkadaş bulmak için ne yapmalıyız? 
Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir.
Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın bir aracıdır. Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim. 
Simone’yle arkadaşlarının arası mı açıldı? Bundan söz edelim. Arkadaş kime denir? Gerçek bir arkadaşlık kurulmasını sağlayan şey nedir?
Duygu Okulu; duyguları ve birlikte yaşama kurallarını daha iyi anlamak için ailecek paylaşılacak resimli kitaplar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96778</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42b4b022-9bfd-422a-8a8c-bd03e006f037.jpg</image:loc>
            <image:title>Leon Kaba Konuşuyor!</image:title>
            <image:caption>Küfür nedir? Niçin kaba konuşmamak gerekir? Küfür etmemek için ne yapmalı?
Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir.
Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın bir aracıdır.Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim.
Leon küfür mü ediyor? Küfür neye denir? Herkes bu tür kelimelerin yasak olduğunu söylüyor, peki niçin?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96779</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a85642c0-7e76-4492-96e1-994382702b77.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyükannenin İnterneti Bozduğu Gün</image:title>
            <image:caption>Alman edebiyatının genç yazarlarından Marc-Uwe Kling, internet bağımlılığını mizahi bir bakış açısı ve capcanlı karakterlerle ele alıyor. Sadece çocukların değil yetişkinlerin yaşamlarında da büyük yer kaplayan teknolojiye farklı noktalardan yaklaşıyor. Yazar, sorumluluk kavramını ve nesiller arası iletişimi sıcak bir dille anlatırken, yüz yüze iletişimin önemine vurgu yapıyor.
Tiffany’nin büyükannesine göz kulak olması gerekir. Terslik bu ya, tam da o gün büyükannenin interneti bozacağı tutar. Hem de bütün dünyada! Hayat bir anda alt üst olur. Pizzacılar, siparişleri yanlış evlere götürür. Anne babalar internet olmadan çalışamazlar. İnternetsiz nasıl oyun oynayabilir ya da müzik dinleyebilirler? İnternet kesik olmasına rağmen Tiffany ve ailesini güzel bir gün bekliyor. Belki de internet bozulduğu için.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96780</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b11ae93a-f644-4423-afa0-479b47ec5cff.jpg</image:loc>
            <image:title>Edgar Kavga Ediyor</image:title>
            <image:caption>Şiddet nedir? Vurmadan şiddet olur mu? İnsan başkalarına niçin vurur? Birisinin şiddeti karşısında ne yapmak gerekir? Başkalarına şiddet uygulamamak için ne yapmalıyız?

Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir. Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın
bir aracıdır. Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim. Edgar kavga mı arıyor? Bunu tartışalım. Niçin kavga edilir? Ve müthiş bir öfkeye kapılmak üzere olan bir insan, bunun üstesinden nasıl gelebilir? Duygu Okulu; duyguları ve birlikte yaşama kurallarını daha iyi anlamak için ailecek paylaşılacak resimli kitaplar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96781</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0650dd31-b7cc-4a53-a3a1-34e1de7c10e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Ordusunda Alman Ruhu</image:title>
            <image:caption>TÜRK ORDUSUNDA ALMAN RUHU 
 
1908 Jön Türk Devrimi ile 1938 yılında Atatürk’ün ölümü arasındaki 30 yıllık zaman diliminde Alman ve Osmanlı/Türk ordusu arasındaki askeri bilgi aktarımına odaklanan bu çalışma, arşiv, yayınlanmış kaynaklar ve anılar aracılığıyla sürecin analizini yapmakta ve aynı zamanda bu bilgi alışverişinin iki ülkenin orduları ve Türk sivil toplumu üzerindeki etkisine dair kanıtlar sunmaktadır. Gerçekten de iki ülkedeki subaylar küçük ama ülkelerinin gelişimi üzerinde etkili olmuş birer toplumsal gruptu. 
 
Etnik açıdan heterojen bir toplum olan genç Cumhuriyet Türkiye’sinin silahlı kuvvetlerden beklentileriyle, siyasi açıdan bölünmüş olan Weimar Cumhuriyeti’nin kendi silahlı kuvvetlerinden beklentileri farklıydı. Ancak Dünya Savaşından kaynaklanan “çelik fırtınası” iki ordunun da düşünce tarzında önemli bir etki yaratmıştır. Bu etki sonucunda ortaya çıkan yeni liderlik monarşinin itibarını kaybetmesinden doğan boşluğu doldurmayı amaçladığını iddia ediyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96782</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f304034-8fe8-468d-b130-0652c0c352ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Emma Kıskançlık Yapıyor</image:title>
            <image:caption>Kıskançlık nedir? Kimleri kıskanırız? Kıskançlık insanı niçin öfkelendirir ya da üzer? Herkes birbirinin aynısı olsaydı, hayat güzel olur muydu? Eğer herkes farklıysa, başkalarını kıskanmaknasıl mümkün oluyor?

Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir.

Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın bir aracıdır.Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim. Emma, Lea’yı mı kıskanıyor? Bundan söz edelim. Aslında kıskançlık nedir? Kıskançlık bizi niçin mutsuz eder?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96783</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/620b67b8-3a30-451f-9701-4d7e9c849564.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Tilki&apos;nin Sınıfı Çevreci Oluyor</image:title>
            <image:caption>Bayan Tilki çevreci olmaya karar verir. Ve tüm sınıf onu takip eder! Peki okulun geri kalanı?Bayan Tilki ve onun çevre dostu sınıfı
Dünya’mızın geleceği için kolları sıvıyor. Tasarruf, geridönüşüm, oyuncak takası... Daha fazla çevreci kampanya, daha yeşil bir dünya.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96784</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ffca082-5231-4a2d-bc3d-966b7822b219.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Tilki&apos;nin Sınıfı Sağlıklı Oluyor</image:title>
            <image:caption>Bayan Tilki’nin öğrencileri formsuz ve hep yorgun... Oysa sağlıklı olmanın eğlenceli yolları da var. Bayan Tilki’nin sınıfında işler yolunda gitmiyor. Derslerde uyuyanlar, sağlıksız beslenenler, merdivende ayaklarını sürüyenler... Bayan Tilki, öğrencileri için kaygılanıyor ve zaman kaybetmeden harekete geçiyor. Bütün sınıf daha sağlıklı beslenip, daha zinde olmaya kararlı. Üstelik önlerinde
Spor Bayramı var... Sporu keyfe dönüştürmeye ve takım olmanın değerini bilmeye davetlisiniz...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96785</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5be143c2-986e-425b-bebc-faeaa1ab136d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hep Senin Yüzünden</image:title>
            <image:caption>Edebiyatımızın sevilen kalemlerinden Çiğdem Sezer, hayal kırıklıklarını, çocuk olmanın zorluklarını ve gerçek dostluğu eğlenceli bir dille ele alıyor. Yazar, başkalarıyla kıyaslanmanın yarattığı kırgınlığı, öfkenin ve anlaşılamamanın hayatı nasıl zorlaştırdığını ve büyüklerin her zaman haklı olmadığını hatırlatıyor.

Erdi, her şeyi mükemmel yapan kuzeni İrem’in bir süreliğine kendilerinde kalacağını öğrenir. Başlangıçta işler yolunda giderken zamanla kuzeninin yaptıkları Erdi’nin gözüne batmaya başlar. İrem’in, karıncasıyla dalga geçmesi bardağı taşıran son damla olur. Erdi’nin öfkesini yenmek için bulduğu tekerlemeli çözümler işe yarayacak mıdır?
Edebiyatımızın sevilen kalemlerinden Çiğdem Sezer, hayal kırıklıklarını, çocuk olmanın zorluklarını ve gerçek dostluğu eğlenceli bir dille ele alıyor. Yazar, başkalarıyla kıyaslanmanın yarattığı kırgınlığı, öfkenin ve anlaşılamamanın hayatı nasıl zorlaştırdığını ve büyüklerin her zaman haklı olmadığını hatırlatıyor.

Erdi, her şeyi mükemmel yapan kuzeni İrem’in bir süreliğine kendilerinde kalacağını öğrenir. Başlangıçta işler yolunda giderken zamanla kuzeninin yaptıkları Erdi’nin gözüne batmaya başlar. İrem’in, karıncasıyla dalga geçmesi bardağı taşıran son damla olur. Erdi’nin öfkesini yenmek için bulduğu tekerlemeli çözümler işe yarayacak mıdır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96787</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60480660-a7d8-4a89-a574-aba5ba9a5d8f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sığınak</image:title>
            <image:caption>Külüstür kitabıyla büyük beğeni toplayan Yeni Zelanda çocuk edebiyatının sevilen yazarı Joy Cowley’den savaş karşıtı, çok katmanlı, duygu dolu bir roman. Cowley; savaşın çocuklar üzerindeki etkileri, kardeşlik, güven ve aile bağları üzerine bizi yeniden düşünmeye davet ediyor. Her şey Bert’ün, İkinci Dünya Savaşı sırasında terk edilmiş bir fırını ailesini korumak amacıyla sığınağa dönüştürmek istemesiyle başlar.

Ablası Betty de onu destekler ve işe koyulurlar. Çok geçmeden hayatlarının seyrini değiştirecek bir olaylar zincirinin içinde bulurlar kendilerini. Çocuklar savaşın ağır yükünü taşıyabilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96788</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd59134f-dfb4-43ff-aef1-1147947872f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöp Dedektifleri</image:title>
            <image:caption>Dünyaca ünlü sanatçı Peter H. Reynolds, bu kez ikiz kardeşi Paul H. Reynolds’la birlikte eğlenceli bir diziye imza atıyor. Bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiği disiplinler arası çalışma yöntemiyle ele alan kitaplar, özetle şunu söylüyor: Hayat, yaratıcı olma fırsatlarıyla doludur. Çevre bilincini öne çıkaran bu ikinci kitapta, ikizler Sidney ve Simon, bir kampanya başlatır. Amaçları ailelerinin, mahallelerinin ve okullarının çıkardığı çöpü azaltmak, atılan malzemeleri geridönüşümle yeniden kullanabilmektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96789</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/569a4281-853f-413a-8d9e-6723c45503e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Kanatlı Vampir 11 – Üç Gece</image:title>
            <image:caption>Beyaz Kanatlı Vampir serisi ilk kitabıyla yüz binlerce çocuğun gönlünü fethetmeyi başardı. Diğer kitapları ile de tutkulu bir hayran kitlesine sahip oldu. Kitap okumaktan nefret eden çocuklar dahi bu seriye kayıtsız kalamadı. Tam bitti derken bambaşka bir macerayla yeniden başladı. Ve şimdi Beyaz Kanatlı Vampir 11 Üç Gece sizlerle. Her sayfasında heyecan, macera ve eğlence…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96790</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30891947-c615-4cd0-9252-b908fa992da3.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklı Karışık</image:title>
            <image:caption>Can sıkıntısından mı şikayetçisin?
Yaşamında artık seni hayrete düşüren pek bir şey kalmadıysa,
Çoğu zaman kendini keyifsiz, şevksiz, enerjisiz hissediyorsan,
Bazen göğsün sıkıntıdan çatlayacakmış gibi hissediyorsan
Anla ki aslında kalbin sana sesleniyor!
Ona kulak ver ki en sıradan gördüğün şeyler bile seni hayretten hayrete düşürsün.
Sıra dışı ancak makul deneyimlere açıl, alışkanlıklarına meydan oku:
Birkaç gün köyde köy koşullarına uyarak yaşa,
Sanatla ilgilen, sanatçıların atölyesine misafir ol,
Muhtaçlara yardım et, hastaları ziyaret et, çocukları sevindir,
Rüyalarını önemse, belgesel izle, fiziksel egzersiz yap,
Mevlevi seması gibi sûfî programlarına katıl.
Bazen gözlerini kapayıp kendi iç dünyanı seyret;
Bazen al eline teleskopu, gece vakti gökyüzünü seyret.
Göreceksin can sıkıntısının yerini yaşam coşkusu alacak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96791</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4107438b-462f-4cfe-bd8c-bdcae59731eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Muhafızı</image:title>
            <image:caption>Kimse kaderi değiştiremez... Evren buna izin vermez. Ve Allah&apos;tan başka hiçbir güç, kıyamet saatini ne ileri ne de geri kaydırabilir. Bir şeyler buna neden olacak olur ise Zamanın Muhafızı müdahale etmek zorunda kalır. Çünkü o, kıyamet saatine kadar zamanı korumakla görevlidir. Korkunç bir uçak kazası, kazadan mucize eseri kurtulan bir doktoru ve evrenin sırlarını çözmeye çalışan bir kuantum fizikçisini birbirine bağlar. Fakat bu, evreni tehlikeye sokar ve Zamanın Muhafızı beklenmedik bir anda ortaya çıkar. Ankara&apos;dan Peru&apos;nun yağmur ormanlarına, İstanbul&apos;dan İngiltere&apos;ye uzanan bilinmezlerle dolu, sürükleyici bir yolculuk sizi bekliyor. Etkileyici hikâyesi, muhteşem kurgusu ve akıcı diliyle bu romanın her sayfasını merakla çevireceksiniz! Ve hiç tahmin etmediğiniz bir sona ulaşırken Zamanın Muhafızı gerçeklik kavramınızı altüst edecek. Neyin gerçek, neyin rüya olduğunu kim bilebilir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96792</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/441a39c3-4261-4438-9cc0-cc4eb298ee61.jpg</image:loc>
            <image:title>Allah Seven Kalplerdedir</image:title>
            <image:caption>1975 doğumlu olan Paşayeva Afganistan, Irak, Filistin, Afrika ve Amerika başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sayısız program ve belgesel hazırlamıştır. Azerbaycan Millet Meclisi’nde bağımsız milletvekili olan Paşayeva; uluslararası alanda çok sayıda ödül, madalya ve diploma sahibi olduğu gibi, birçok ilmi kitap, roman ve yüzlerce makalenin de yazarıdır.
12. İnternet Medyası Yılın En İyileri ödül töreninde de “Ulusal Dostluk ve Barış Ödülü” ne layık görülen Paşayeva “Allah Seven Kalplerdedir” kitabında bir yandan modern insanın yalnızlığa mahkûm çıkmazlarını, bir yandan da bu çıkmazın sevgiyle nasıl aşılabileceğini akıcı bir dille anlatmaya çalışıyor.
Allah aşkının var olan bütün sevgilerin kaynağı olduğu, sevgisiz hiçbir kalpte Allah’ın var olamayacağı tezine dayanan Allah Seven Kalplerdedir kitabı bu anlamda okurun kalbine dokunmayı, yüzünde bir tutam ümit yeşertmeyi amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96793</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f177675-ee48-41d5-919d-a1034f9338a1.jpg</image:loc>
            <image:title>A&apos;mak-ı Hayal - Birinci Kitap</image:title>
            <image:caption>İyi yetiştirilmiş ve inançlı bir genç olan Raci; maddi ve manevi ilimleri öğrenir, ardından pek çok kitap okur. Fakat öğrendiği bilgi yığını arasında kendini huzursuz ve şüphe içinde hissetmeye başlar. Derken bir gün, şehrin mezarlığında yaşayan Aynalı Dede’yle karşılaşır… Ve onun rehberliğinde dokuz gün boyunca hayalin derinliklerine dalan Raci, yavaş yavaş hakikate yaklaşırken dokuz farklı merhaleden geçer…
Yıllar önce kaleme alındığı halde çağımızda hâlâ ilgi gören A’mak-ı Hayal, modern yaşama rağmen ruhundaki boşluğu dolduramayan günümüz insanı için adeta bir baş ucu kitabıdır…
Tuti Kitap ise bir ilke imza atarak zamanın ve mekanın ötesinde geçen bu manevi yolculuğu, Türkiye’de ilk defa çizgi roman olarak okurlara sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96794</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d56591a-c929-4866-86b6-441215c098d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Astronomi</image:title>
            <image:caption>Astronomi bilimini hiç merak ettiniz mi?
Uzayın derinliklerinde şaşırtıcı ve olağanüstü olaylar oluyor. Hatta gökyüzünde asırlardır süren bir danstan söz edebiliriz. Güneş sistemi, yıldızlar, meteor ve tutulmalar, hepsi bu büyük koreografinin içinde harekette!
Uzaydaki bu hareketli mucizeleri bilmek içinse hiç de astronot olmaya gerek yok. Tek yapmanız gereken, bu kitabın sayfalarını aralamak…
Büyük patlama, güneş sistemi, gezegenler, Ay, Güneş, yıldızlar, burçlar, gün dönümleri, göktaşı yağmurları… Bu kitap, gökyüzüyle ilgili aklınıza gelebilecek bütün soruları cevaplayarak sizi uzayın sonsuzluğunda bir tura çıkaracak.
Eğlenceli bir dansa siz de var mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96795</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b29351d2-af42-4519-8605-ecd626390867.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Amerika - Dış Politika İçeride Başlar</image:title>
            <image:caption>&quot;YENİ AMERİKA - Dış Politika İçeride Başlar&quot; -Richard N. Haass- &quot;ABD&apos;nin küresel liderliğini sarsan en önemli tehditler ülke sınırları dışından değil, içeriden gelmektedir.&quot; ABD&apos;nin Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Başkanı Richard N. Haass bu kitapta &apos;Küresel Güç&apos;ün tek ülkenin hâkimiyetinden çıkıp yayıldığı yeni 21. yüzyılı tanımlıyor ve ABD üstünlüğüne dayanan bu &apos;kutupsuz&apos; dünyadan net bir Amerikan egemenliğinin çıkmadığını söylüyor. ABD, uzun bir süredir bu stratejik hatasına ne zaman ve ne şekilde bir son vereceğini tartışıyor. İşte tam burada Richard N. Haass, Amerikan Dış Politikası&apos;na yönelik yeni bir reçete devreye sokuyor: &quot;Restorasyon - Evini düzene sokarsa!&quot; Haass, Yeni Amerika - Dış Politika İçeride Başlar kitabında ABD&apos;nin içeride uygulamasını gerekli gördüğü düzeni, yurtdışında uyguladığı sömürü düzeni üzerinden tartışıyor ve ABD&apos;nin dünyaya tekrar liderlik edebilmesi için gücünü, etkisini ve kabiliyetini tekrar devreye sokabilecek -zamanının ötesinde- bir vizyon ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96796</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89e450a6-6b22-46fa-8e4c-74068cd7900f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Yolunda Masallar</image:title>
            <image:caption>Aşk! Yaratıcı’nın üflediği ilk nefesle başlayan yolculuk! Aşk ki bütün masalların başlangıcı ve sonu... Ve yaşam, tüm masalların anası ve en muhteşemi... Her an şaşırtan büyüsüyle binbir kapı düşletip binbir başka kapıdan geçirir yolcusunu. Aranan bulunduğunda, gizli bilinir olduğunda geriye tek kalacak olan o, Aşk!
Aşk çağırır masalcıyı. O çağrıyı duyup onun yoluna düşmemek ne mümkün! Neyle karşılaşacağını bilmeden teslimiyetle çıkar bu yolculuğa masalcı... Yoldaşı melekle birlikte kâh bir deniz kenarında kâh bir balıkçı teknesinde kâh kalabalık bir şehirde insandan insana, masaldan masala dolaşırlar. İlk emir: “Oku!” Masalcı yolları boyunca geçtikleri her masalda biraz daha kavrar okunması gereken anlamı.
Aşk Yolunda Masallar, yetişkinler için yazılmış olsa da yediden yetmişe herkesin ilgisini çekecek içeriğiyle, masaldan masala renkli bir yolculuğa davet ediyor okuyucusunu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96797</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/979be079-48ff-4087-8e5a-f87aef2da2e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk&apos;el Yakın</image:title>
            <image:caption>Kimi tutkudur
Kimi Leyla
Kimi vaveyla...
Hepsi de ben buldum sanır
Oysa aşka varan deli oldum sanır
Aşk bu;
Ne lafa gelir ne söze
Anlatılmaz yaşanır...
Sen ey okuyucu!
İçinde benlikten bir parça varsa
Bari seviyorum diyerek incitme seni bekleyeni...
Çünkü aşk &quot;yakın&quot; olmaktır &quot;Canana&quot;
Kadîm hakikat ise şu;
Kalbe kimse en yakın,
Aşka da o en &quot;yakındir&quot;
Bu kitap tam da bu aşkın izini sürüyor;  aşkı tenden geçmek bilip,  Canan&apos;da arayanların izini...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96798</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/57dcfa83-adb4-4f2b-afac-780272700f57.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı</image:title>
            <image:caption>“(…) Her şeyi olduğu gibi hatırlıyordum. Soğutucunun içindeyken duyduğum ayı kokusunu, metal kısımlara pençe atışını, babamın parçalanmış ayağını, ayakkabısını, annemin gözünü dolduran kırmızı damarları. (…)”
Siyah ayı diğer vahşi ayılardan farklı olarak nadir durumlarda insanların peşine düşer. Whyte ailesi yanlış zamanda yanlış yerde mi kamp kurmuşlardı? Yoksa siyah ayı sadece acıkmış mıydı?
Gerçek bir olaydan esinlenilerek yazılan ve bir çocuğun gözünden anlatılan bu kitap, Whyte ailesinin tatil için gittikleri kampta yaşadıklarını konu alıyor. Keyifle başlayan yolculuk, bir anda hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96799</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a7e5360-9370-4b87-baa6-b5fea358fe1a.jpg</image:loc>
            <image:title>24 Soruda Dijital Dönüşüm</image:title>
            <image:caption>“Mustafa Acungil, dijital dönüşümü sadece teknik bir konu olarak değil, bir anda yaşlısı ve genciyle hepimizin işini, hayat tarzını, düşünce biçimini değiştirebilecek bir olgu olarak önümüze koyuyor.”
-Dr. Ahmet Albayrak, Genel Müdür Yardımcısı - Kuveyt Türk Katılım Bankası
“Yazarımız ‘Bir dalgaya binmek pek de kolay bir şey değil. Ama altında kalmaktan çok daha iyi olduğu kesin.’ diyor. Bu kitap, içinden geçtiğimiz dalgayla başa çıkmak için birebir.”
-Esra Beyzadeoğlu, Bilgi Teknolojileri - Üst Düzey Yönetici
“Dijital dönüşüm, sadece teknolojik bir konu olmanın çok ötesinde insan hayatını derinden etkiliyor. Kendinizi dijital bir gelecekte daha iyi nasıl konumlayacağınıza ilişkin önemli ipuçlarını bu kitaptan edinebilirsiniz.”
-Hakan Çevik, Yönetim Kurulu Başkanı &amp; CEO, Bilge Adam Bilişim Grubu
“Sevgili Acungil, son yıllarda hep beraber peşinden koşmaya başladığımız dijitalleşme, dijital dönüşüm kavramlarını oldukça yalın ve güzel bir dille anlatmış. Hem kurumsal şirketlerde hem de bireysel hayatta okunmasının son derece değer yaratacağını düşündüğüm bir eser olmuş.”
-Hüseyin Çağlar, Enerjisa Perakende Satış Şirketleri Genel Müdürü
“İçinde bulunduğumuz dijital dönüşümde arkada kalmak istemeyen ve teknolojinin biçimlendireceği geleceğin dünyasında başarıyla var olmayı hedefleyen herkesin bir solukta okuyacağı bir kitap.”
-Kürşat Alparslan, Tradesoft - Strateji Danışmanı
“Mustafa Acungil, bu kitapla, günümüzün ve geleceğin dijital dünyasına hepimiz için ışık tutuyor. Gelecekte ‘insan’ olarak neye dönüşeceğimizi, nasıl bir geleceğe doğru ilerlediğimizi sağlıklı bir biçimde öngörebilmek için bu bilgilerle donanmamızın temel bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”
-Prof. Dr. Sinan Canan, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi &amp; Yazar
“Geleceğe hazırlanırken geleceğin gerekliliklerini esas almalıyız. Dijital oyuncakların pırıltılarıyla gözünüzün kamaşması yerine, yarının dünyasının sizin için ne anlama geleceğini kavramak üzere bu kitabı okuyun.”
-Ufuk Şamlıoğlu, İstanbul Bilgi Üniversitesi - Bilgi Eğitim Program Koordinatörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96800</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c588a02-c7d8-4a16-9eea-19811960c3e2.jpg</image:loc>
            <image:title>44 Türk Masalı</image:title>
            <image:caption>Masallar umut kaynağıdır...
Kötülüklerden kurtulmanın mümkün olduğunu gösterirler ve hepsinde iyiler ödüllendirilir, kötüler ise cezalandırılır. Nihayet mutlu sona ulaşılır.
Bu alem mucizelerle doludur...
Masallardaki sultanlar, şehzadeler, cesur köylüler, büyücüler, cadılar, ejderhalar ve devler gibi kahramanlar da gerçek dünyadakine benzer korkularla, felaketlerle karşı karşıyadır ama burada arzular gerçek olur. Bazen dervişler, bazen periler, bazen de konuşan hayvanlar kahramanların imdadına yetişir.
Ignacz Kúnos&apos;un, Osmanlı Türkiyesi&apos;ne yaptığı gezilerde derlediği masallardan oluşan ve 1913 yılı orijinal kopyasına sadece Northwestern Üniversitesi&apos;nden ulaşılabilen &quot;44 Türk Masalı&quot; ülkemizde ilk defa yayımlanmaktadır. Ve bu kitaptaki hayal dünyasının kapıları sadece çocuklara değil, herkese açıktır...
Şimdiye kadar hiç dinlemediğiniz ve okumadığınız bu masalları keşfetmeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96801</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23fb66ec-d549-4423-9e3f-08c21dde93ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Y Kuşağı Anneyim Ben</image:title>
            <image:caption>Ben bu kitabı &apos;doğal doğum&apos;la dünyaya getirdim. Sadece &apos;anne sütü&apos;yle besledim. &apos;Düşe kalka büyüttüm.&apos; Yaralarını &apos;öptüm, geçti&apos;. İnceli kalınlı motor kasları yanı sıra &apos;kalp kası&apos; da gelişsin diye &apos;AŞK&apos;a düşürdüm sık sık. Sonra &apos;göz yakmayan&apos; şampuanla yıkadım, temizledim. Mis gibi koksun diye &apos;içimin yağı&apos;ndan sürdüm. &apos;Organik&apos; kıyafetler bulamadığımda ten elbiseme sardım, sarmaladım. Hormonsuz, GDO&apos;suz coğrafyalarda büyütemesem de kalp iklimimde filizlensin diye &apos;gönül bağı&apos;, süper kahraman giysimden seralar kurdum. Paketli gıdalardan uzak tuttuğum kadar paketli insanlardan da uzak tutmaya çalıştım. Tinime, tenime, kalbime iyi gelsin diye bin yaşadıysam bir yazdım, gerisini &apos;imtihan kâğıdım&apos;a sakladım. Tüm &apos;o&apos;ndan önceki hayatımın yükünü sırtımdan indirip bu kitaba yükledim. Oku bakalım, &apos;çocukluğun&apos; kokacak mı? Bana olduğu gibi sana da &apos;ilaç&apos; olacak mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96802</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2673d97c-d234-4d90-be2b-30d44915f2db.jpg</image:loc>
            <image:title>5 Gün Kala</image:title>
            <image:caption>5 Gün Kala 15 Ülkede Aynı Anda Satışta!
Vedalaşmak için sadece beş günleri var Hayatı geriye doğru sayarak yaşayan ve sevdiklerinden ayrılmaya hazırlanan iki karakterin dramatik hikayelerini okumaya hazır mısınız? Bir yanda ölümüne beş gün kaldığını bilen bir anne, Mara Diğer yanda ise koruyucu ebeveyn olarak kalplerini açtıkları küçük Curtis’i beş gün sonra gerçek annesine geri vermek zorunda olan bir baba, Scott İnternette yolları kesişen Mara ile Scott bu beş güne neleri sığdırabilir?
Duygularımızın ...
Son dediği öleceğimiz veya ayrılacağımız an’ı bilerek ve bekleyerek nasıl yaşarız? Vedalaşmak Için Sizin Kaç Gününüz Kaldı? Julie Lawson Timmer’ın kaleme aldığı 5 Gün Kala, ayrılığın ve ölümün yudum yudum yaşanmasına dair okuru tam kalbinden vuran bir hikâye Tüm dünyada takip edilen ve çok satan romancı Jojo Moyes&apos;in dilinde bir kitap arıyorsanız, 5 Gün Kala tam size göre...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96803</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b10ca1b1-a2c5-4e08-b221-63b475b9182d.jpg</image:loc>
            <image:title>24 Kariyer Tuzağı</image:title>
            <image:caption>İşlerimiz için çok çeşitli konuları inceliyor, yönetiyor ve yürütüyoruz. Derin analizler, risk yönetimleri ve benzeri çalışmalar yapıyoruz. Peki, kendi kariyerimizi böyle bir ciddiyetle ele alıyor muyuz?

Ele almalıyız, çünkü kariyerde çok sık gözlenen ortak birtakım tuzaklar vardır. Bunları fark edersek kariyerimizi hem çok daha hızlı hem de istediğimiz yönde ilerletebiliriz. Fakat fark edemezsek bazen tek bir tuzakta yıllarımızı kaybedebilir, hatta tüm kariyerimizi heba edebiliriz. Üstelik kariyerimiz o kadar çok zaman alıyor ki… Onu hayatımızdan çıkardığımızda geriye sadece kırpıntılar kalıyor.
Uzun yıllardır iş hayatında olan ve bu alanda derin araştırmalar yapan Mustafa Acungil, hem kendi kariyerini hem de temas ettiği insanların kariyerlerini gözlemleyerek 24 Kariyer Tuzağı’nı sizler için kaleme aldı.

Artık kariyerinizi ve hayatınızı daha iyi yönetmenin vakti gelmedi mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96804</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e46b1b5-dae7-424c-a411-1a66f65819ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilen Kalp</image:title>
            <image:caption>Ruhlar âleminden bu dünyaya sefer etmiş olan insanoğlunun hikâyesi uzundur. Bir tarafta mânâ âlemlerinin hakikati, diğer tarafta ise beşerî hâllerin sancısı ile can çekişen insan, sanki çölde uçuşan bir tüy misalidir. Bu hengâme içinde kurtuluş yolu arayan bir sufi ise ebedî huzurun, kalplere inen ilâhî vahyin nuru ile aydınlanmak olduğunu bilir. “Bilmek” elbette tek başına bir çare değildir fakat tam bir iman ile ahlâk güzelliğinin en yüce mertebesine erişenler ancak bilenlerdir. Bilmekten maksat ise kendini bilmektir. Bu sebeple de yüce Peygamber Efendimiz, “Nefsini bilen kendini bilir.” diyerek bizlere yol göstermiştir.
Amerikalı araştırmacı, yazar, eğitmen, Sufizm ve Mevlevî geleneğinin Batı’daki önde gelen simalarından Kabir Helminski’nin “The Knowing Heart: A Sufi Path of Transformation” isimli orijinal kitabından Türkçeye tercüme edilmiş olan “Bilen Kalp: Dönüşümün Sufi Yolu” adlı eser, bizlere gerçekten de “bizim hikâyemizi” anlatıyor. Kendimizi bilmenin çeşitli katmanlarını gözler önüne seriyor.
Eser, çeşitli başlıklar altında yedi bölümden oluşuyor. Postmodern durumun getirdikleri, mâneviyat arayışları, aşkın gücü, sufi eğitimi, nefsin yapısı, kalp temizliği, zikir, alçakgönüllülük, teslimiyet, mürşid-mürid ilişkisi, dervişlik yolu, sohbet, âdap, Kur’an, ruh, vecd, semâ, insanın hakikati, nefsin kınanması ve kalbin eğitimi gibi daha pek çok konunun içerisinden geçirilerek sufi hayatın bu uzun macerasına tanıklık ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96805</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/699d66ce-56c2-45ed-8f2b-0c28728b3f57.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufilerin Tarihine Farklı Bir Bakış Denemesi</image:title>
            <image:caption>&quot;Bu çığır açan eser, yalnızca tasavvuf gibi çok yönlü bir olguyu anlamak için değil, aynı zamanda modern tarihin en önemli metodolojik meselelerine ilişkin fikir edinmek için de kritiktir.&quot;
Kamal Gasimov, Voices on Central Asia
&quot;Tasavvufun çok yönlülüğüne giriş arayan herkes, Alexander Knysh&apos;in bu kitabını okumalıdır.&quot;
History Today
&quot;Yazar, mevcut teorik yapılara meydan okuyarak tasavvufa dair üst söylemlerin yeniden düşünülmesini sağlıyor.&quot;
Ayesha Khan, Muslim World Book Review
&quot;Tasavvufun farklı perspektiflerine ve boyutlarına çağdaş bir bakışla yaklaşan bu eser, yeni fikir denemeleri sunuyor ve bu bakımdan tasavvufun çeşitli karmaşık açılarının anlaşılmasına katkıda bulunuyor.&quot;
ShahRokh Raei, Die Welt des Islams
&quot;İslâm&apos;ın temel geleneklerinden birinin baştan sona yeniden düşünülmesi ve yeniden çerçevelenmesi konusunda, ne hakkında konuştuğunu gerçekten bilen bir akademisyen tarafından yazılmış, önemli ve oldukça orijinal bir kitap.&quot;
Mark Sedgwick, Aarhus Üniversitesi, Danimarka
&quot;Bu, tasavvufun içinden ve dışından gelen grupların tasavvufu modern zamanlara kadar nasıl kavramsallaştırdıkları ve yorumladıkları konusunda bugüne kadar yapılmış en iyi çalışmadır.&quot;
William Chittick, Stony Brook Üniversitesi
&quot;Alexander Knysh, tasavvuf hareketlerinin tarihi ve tasavvuf üzerine araştırmalar hakkında eşi görülmemiş bir eser ortaya koyuyor. Batılı akademisyenleri ve Müslümanları, seçkinleri ve diğer kitleleri, tasavvufun dışından ve içinden gelenlerin tümünü bir araya getiren yazar; tasavvuf söylemine, kurumlarına ve liderliğine dair değişik bakış açıları sunuyor.&quot;
Bruce B. Lawrence, The &quot;Koran&quot; in English: A Biography kitabının yazarı
&quot;İslâmî araştırmalar alanında yükselen bir akademisyen tarafından yazılan bu çığır açan eser detaylı ve ikna edicidir. İslâm gibi bir dünya dinine içeriden ve dışarıdan nasıl yaklaşılacağına yönelik bu model, önümüzdeki yıllarda tasavvufa referans olarak literatürde yerini alacaktır.&quot;
Bilal Orfali, Beyrut Amerikan Üniversitesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96806</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d5b2084-8fa5-4d4c-9b30-43ac6ac7986c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Kez Çok İleri Gittik</image:title>
            <image:caption>Orada bizden bir parça var! Çocukların ölmek için doğduğu... Mavi gökyüzünü dumanın ve ateşin kapladığı... Çığlıkların bomba ve kurşun seslerine karıştığı... Ne evlerinde ne de sokaklarında insanların yaşayamadığı, kanın gözyaşlarıyla sulandığı... Burası dünyanın en büyük açık hava hapishanesi! Burada sevgi, umut ya da ışık yok. İlaç ve gıda yok... Masum insanların kendilerini koruyabilecekleri bir ordusu bile yok. Bu yaşananlar bir savaş değil... Bir soykırım!
İsrail&apos;in yayılmacılık politikasına ve Siyonizm&apos;e karşı duruşuyla tüm dünyada ilgi gören Norman G. Finkelstein &apos;Bu Kez Çok İleri Gittik&apos; adlı bu sıra dışı ve cesur kitabında &apos;İsrail&apos;in geleceği ve ekonomik çıkarları adına Yahudilerin II. Dünya Savaşı sırasında yaşadığı trajedinin ve hatırasının birileri tarafından sömürüldüğünü&apos;, &apos;masum bir halk üzerinde katliamın bir silah olarak kullanıldığını ve bunun da kendisini kurban olarak sunan İsrail Devleti&apos;nin dünya üzerindeki en korkunç askeri güce sahip olabilmesi için tasarlandığını&apos; akıcı bir dille anlatılıyor.
Bu kitap bir matem değil, umut da aynı zamanda... Çünkü Gazze&apos;de yıllardır bitmek bilmeyen bu kabus, dünyanın vicdanını harekete geçiriyor(mu?). Eğer hakikat ve adaleti nasıl etkili bir şekilde kuşanacağımızı öğrenirsek güçlü silahlara sahip oluruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96807</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ecd00118-4367-451c-aae3-a9ed4dfe67d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bugünün Yorumuyla Mesnevi Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>Teorik bilgiler sıkıcı olur ama bu bilgiler bir olaya yahut bir hikâyeye bağlı olarak sunulunca daha kolay anlaşılır. İşte Hz. Mevlânâ da Mesnevî-i Şerif’te çeşitli hikâyelere yer vererek bu pedagojik usûlü kullanmıştır.
Mesnevî’de eski kültürlerden süzülüp gelen çok sayıda hikâye bulunmaktadır. Elinizdeki kitapta da bunlardan uzunlu kısalı 40 hikâye yer alıyor. Hikâyelerde geçen isimler, mekânlar, kavramlar ve târihî olaylar hakkında kısa bilgiler veriliyor.
Asıl önemlisi, hikâyelerin tasavvufî tarafı genişçe ve sade bir şekilde anlatılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96808</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0af2199-502b-4abf-9a1c-9178b53703c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufi Geleneğinde Dostluk ve Ahlak</image:title>
            <image:caption>İlim ehline göre dostluk kurmak vâciptir. Allah &quot;Ey iman edenler! Allah&apos;tan korkun ve doğrularla beraber olun.&quot; (Tevbe, 119) buyurur. Bu bakımdan İslâm&apos;da dostluğun ayrı bir yeri vardır.
Dostluk; nefsi kötülüklerden arındırmaya yardımcı olan, sâlihlerin ahlâkıyla ahlâklanmaya vesile olan ilişkiler tesis etmenin adıdır. Sağlam dostluklar sayesinde inananların kalbi güç kazanır, Allah&apos;a imanları artar. &quot;İmanı en kâmil müminler, ahlâkı en güzel olanlardır. O kimseler ki dostlukları incitmez; severler, sevilirler. Sevmeyen, sevilmeyen kimsede hayır yoktur.&quot; (Taberânî, 1/362)
Üç bölümden oluşan bu kitapta İmam Şa‘rânî, Allah için dostluklar kurmaya dair hadislere ve hikmetli sözlere yer vermiş, sûfîlerin dostluk anlayışından ve sergiledikleri üstün ahlâktan söz etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96809</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10db1249-f5c8-4ad0-a798-bfa91ecc000c.jpg</image:loc>
            <image:title>Cennette İki Yıl</image:title>
            <image:caption>Ne birine aşık olmak için zamana ihtiyacımız var ne de aşkın beklemeye tahammülü.
İşkence dolu bir mahkûmiyet hayatı yerine onurlu bir ölüm ihtimalini seçerek firar eden iyi kalpli bir anarşistin ayakları bir yeryüzü cennetinin topraklarına değdiğinde, merhametli Tanrı’nın suçluları da sevebileceğini anlayacaktı.
Onu, tutkulu bir faninin dünyada görebileceklerinden çok daha fazlası bekliyordu: Tek kişilik bir krallık, gizemli bir bilge, aşkın zindanı, düşler evreni, güler yüzlü bir azap ve nihayet bütün güzelliğiyle şeb-i arus.
Yeryüzünde, sadece aşkın ve adaletin olmadığı yerler karanlıktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96810</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62c1694b-d79e-46b4-a078-3cbc69e5a018.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedektif DNA</image:title>
            <image:caption>“Hiçbir kurgu gerçekler kadar okurun dikkatini çekmez. Hele konu adli bilimlerle ilgili olursa. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencilerimden Tıbbi Genetik uzmanı Doç. Dr. Kadir Demircan da bizi dünyanın bir ucundan diğerine, on yıllar öncesinden bugüne kadar süren bir tarih yolculuğuna çıkartıyor ve kimi çözülmüş kimi hâlâ yanıt bekleyen sırlarla tanıştırıyor. Bu yolculuk sırasında bilimin ışığı yolunuzu aydınlatacak. Parktaki kral, adadaki imparator, ormandaki prenses sizi karşılayacak ve tablodaki güzelin, soğuk sulardaki küçüklerin kimler olduğunu öğreneceksiniz. Kimi zaman kemikler kimi zaman saçlar konuşacak ve bilimin, tarihi yeniden nasıl yazdığına tanık olacaksınız.”
- Sevil Atasoy, Prof. Dr. (Kusursuz Cinayet Yoktur’un Yazarı)
Doç. Dr. Kadir Demircan, kendi kişisel akademik kariyerinin yanı sıra, bilgilerini herkesin anlayabileceği bir şekilde insanlara ulaştırmayı dert edinen az sayıda akademisyenimizden birisi. Verdiği konferanslar ve yazdığı yazılarla özellikle gençlerin bilimi anlaması ve hayatına uygulaması konusunda büyük katkılar yapmaya devam ediyor. Detektif DNA da bu güzel birikimin ilk ürünlerinden. Bilimin dünyayı anlamada nasıl kullanılabileceğini merak ediyor ve şaşırtıcı öykülerden hoşlanıyorsanız sayfaları çevirmeye başlayın. Şaşıracaksınız!
- Sinan Canan, Prof. Dr.(Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler’in Yazarı)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96811</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d6fe8f0-3baa-47b8-b11a-d75ce609961a.jpg</image:loc>
            <image:title>Dört Kapı</image:title>
            <image:caption>Dört kapı; şeriat, tarikat, hakikat ve marifet kapısıdır. Şeriat “bilmek”, tarikat “uygulamak”, hakikat “olmak” yeridir.
 
Bilmek; okumakla, dinlemekle mümkün olur, bu şeriatın kapısıdır. Uygulamak; ancak müdahil olmak, ihlaslı ve gayrette daim olmakla mümkün olur, bu tarikatın kapısıdır. Neticeye ulaşmak ise birde bir olmak, sâlih amel ile yakîni yaşamakla mümkün olur, bu da hakikat kapısıdır. Bu kapılardan geçebilmek ise marifet kapısıdır.
 
Şeriat “ilim”, tarikat “amel”, hakikat ise “neticeye’’ ulaşmaktır. Şeriat deniz, tarikat gemi, hakikat ise denizin içindeki inci mercandır. Marifet ise şeriat denizinde tarikat gemisiyle hakikat deryasına ulaşıp oradaki inci mercanı çıkartmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96812</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe6e46ec-de1b-4e4c-9d01-0b1b9e013dee.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıradan İnsana Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Bilen bir kimseye Tao&apos;nun anlamını sorsanız &quot;yol&quot; der. Zen&apos;in neden bahsettiğini sorsanız &quot;hiç&quot; der. Ancak hiçbir cevap aslında tatmin edici olmaz. Çin ve Japon kültürüne, inanç sistemine, geleneklerine büyük etkisi olan bu basit sözcüklerin ardında aslında kavranması zor manalar yer almaktadır. Sûfî hikâyelerinde gördüğümüz gibi, bu gelenekler de bazı gerçekleri kısa hikâyeler ve menkıbeler aracılığıyla iletme gereği duymuştur. Yine tasavvufta olduğu gibi, bu geleneklerin öğretisi de katı ve belirli prensiplerden ziyade sıradan şeylerden ibret almaya, ders çıkarmaya ve bu dersi insanın iç dünyasına yöneltmeye dayalıdır. Okumaktan keyif alacağınız kısa Tao-Çin-Zen hikâyelerinden oluşan Sıradan İnsana Hikâyeler, iç dünyanızı keşfetme yolculuğunuzda size çok şey söyleyecek ve bakış açınızı değiştirecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96813</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05df32dd-a864-4554-8598-5261b6528a41.jpg</image:loc>
            <image:title>En Kısa Dünya Tarihi</image:title>
            <image:caption>En eski zamanlardan modern zamana dünyanın hikayesi bir kitapta özetlenebilir mi?
En Kısa Dünya Tarihi, kilit olaylar hakkında aydınlatıcı, kısa ve yeterli bilgiler sunarak bunu başarıyor ve şimdiye kadar önünüzde yığılı duran tarih yığınını ortadan kaldırıyor.
Tarihsel olayların, aslında birbirine bağlı ve benzer olduğunu fark etmenizi sağlayarak dünya üzerindeki serüvene ışık tutuyor. Verdiği haritalarla da olayların yaşandığı coğrafyaları gözünüzde canlandırıyor.
Dünyanın Keşfi, Haçlı Seferleri, En Kanlı Yüzyıl, Dijital Devrim, Büyük İskender, Cengiz Han, 1. Elizabeth gibi anahtar olayları ve kişileri merak ediyorsanız daha fazlasını bu kitapta bulacaksınız.
En Kısa Dünya Tarihi, tarih tutkunlarının raflarında yer alması gereken rehber kitaplardan…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96814</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e4d932a-b6ad-41a4-b9fe-9f89beadd72b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgenin Hakikati</image:title>
            <image:caption>&quot;Hürriyet yazarı, Sufi Musa Dede&apos;nin kaleminden &apos;Gölgenin Hakikati&apos;; kalbinizi ısıtacak, zihninizi açacak seçme yazı, şiir, desen, özlü sözler…&quot;
&quot;Efendim, hangi kitapları okumamı tavsiye edersiniz?&quot;
&quot;Evladım, ne zaman ki ustanın dizi dibinde kendi kitabını okursun, okumaya başlamış olursun!&quot;
Mürşidim Derviş Baba&apos;nın bu sembolik cevabı, insanın adeta evrenin bir özeti olarak okunabilecek en yüce kitap olduğuna gönderme yapıyordu. Tüm bu derinliğin yanında, &quot;kendi kitabını okuma&quot;nın fizikî boyutta da gerçekleşeceğini o an bilemezdim.
Derken kendimi yazar olarak buldum…
Bugün anlıyorum ki yazdığım, meğer kendi kitabımın sayfalarıymış. İşte elinizde tuttuğunuz Gölgenin Hakikati de böyle bir kitabın ilk fasikülüdür.
&quot;Bu eser, Erenlerin yoluna ilmen yakîn olmak isteyenlere, insan denen âlemi, bir nebze de olsa tanıtma çabasında olan bir vesiledir.&quot;
- Derviş Baba</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96815</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52eb3bae-0fca-47e2-a928-956805392b58.jpg</image:loc>
            <image:title>Bakara 4- Putların Kırılması</image:title>
            <image:caption>Bu eser, Bakara Sûresi 40-66 ayetlerini kapsamaktadır. Cemâlnur Sargut tarafından büyük mutasavvıfların bu ayetlerle ilgili yorumlarından derlenmiştir.
 
Bakara Sûresi, Allah’ın kullarına nefsi ve vücûdu terbiye etmenin yollarını öğrettiği çok büyük lütuf olan bir sûredir. Bütün insanlığın ortak sorusu olan “Ben bu nefsi, egoyu nasıl adam edeceğim?” sorusunun cevaplarını Bakara Sûresi’nde bulabiliriz.
 
Bu bölümde hakla bâtılı ayırmayı, ibâdetin hakîkatini, sabrın önemini, nefsi terbiye etmedeki yolları, Allah’ın verdiğinden memnun olmayı, acılara ve sıkıntılara katlanmayı öğreten bir sürü reçete var. Bakara’yı okumak insanın ruhunu yeniler, vücûdunu tamamlar ve insan birçok sorusunun cevabını alır.
 
Bu bölüm, gerçekten putları kırmak ve egomuzu yenmek için neler yapmamız gerektiğini öğreten bir bölüm olarak bizi terbiye ediyor.
 
Allah anlamayı nasip etsin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96816</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79a4d6b4-e55a-4bf0-9c11-89e1d79d1f88.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Bayram-ı Veli</image:title>
            <image:caption>Eserleri çok satanlar listesinde yer alan , ‘Somuncu Baba: Aşkın Sırrı’ sinema filminin senaristi Mahmut Ulu’ nun biyografik roman niteliğinde olan eseri Hacı Bayram-ı Velî Aşkın Nefesi…
“Yitik derviş, yokluk yolcusu, demişti davet mektubunda Şeyh Hamid. Şimdi ben, yokluk yoluna düşecektim. Yolun sonunda aşkın sırlı hikâyesini kayda geçirecek ve kıyamete dek yaşatacaktım.”
Gecenin orta yerine döküldü cümle. Kimden geldiği bulunamadı sözlerin. Söyleyeni belirsiz, manası dipsiz yanık sözler kaldı geriye: “Kelimeler ağıt olur, gecenin karasını akıtır harflerinde. Karanlığı kadar yalnızdır gece, yazıldığı kadar hüzünlü her bir hece. Bulutlar göğün göğsüne sığınıyor. Ve hicret ediyor zaman. Sahipsiz kelimeler düşer yitik dervişin nasibine. Binbir kor da harfler ekler cümlesine. Hüzün yağmurları dolar gözlerine. Hiç söylenmemiş besteyi duyumsar hiç anlatılmamış sevda hikayesinde. Hiçliğe fısıldar! Hiçliğe kederini... Ve dilinde yâr, yüreğinde kor olanlar üfler aşkın nefesini...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96817</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80327bfd-6308-4d03-85a6-75cb161897c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Lakapları</image:title>
            <image:caption>Ah şu lakaplar! İnsanı rezil de eder, vezir de… Kimi zaman över ve hoşnut eder kimi zaman da kötüler ve sinirlendirir… Fiziksel özelliklerden de yakıştırılabilir, karakteristik özelliklerden de… Ve çoğu lakabın, öğrenmesi oldukça keyifli bir hikâyesi vardır. İşte Osmanlı Lakapları da sizi geçmişe götürerek o dönemdeki devlet adamlarının hiç duymadığınız lakaplarının hikâyelerini anlatıyor. Üstelik bu isimleri neden aldıklarını anlatırken onların kısa hayat hikâyelerine de yer veriyor. Kaltakçızâde Halil Efendi, Matrakçı Nasuh, Ayıcı Arif Bey, Cenaze Hasan Paşa, Pırasa Ahmet Paşa, Öküz Kara Mehmet Paşa… Buyurun, tanışmak için sizi bekliyorlar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96818</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12afc3f9-7a76-4775-bb7b-fc7d450ffa6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevlana ve Hünkar</image:title>
            <image:caption>Mevlana ve Hünkar, Hz. Mevlana&apos;yı mutasavvıf kişiliğinin yanında Selçuklu Hünkarları ile olan ilişkisi bağlamında da incelemekte ve kendisine yapılan Moğol casusu tezlerini çürütmektedir. Konuyu hem tarih perspektifiyle hem de akademik bir disiplinle ele alan bu eser, Hz. Mevlana&apos;nın mesajını ve kişiliğini anlamada da önemli katkı sağlayacaktır. Ayrıca 15 Temmuz sonrası yaşanan sürecin anlaşılması için de önemli bir eserdir... Casus, her yere gizlice sızabilen kişidir. Mevlana da hiç şüphesiz bir casustur. Ancak o, insanın en gizli yönüne sızıp oraya girmiştir. Evet o, gönüllerin casusudur. O, gönüllere girip, insanın şifresini kırıp ondaki değerli hazineyi ortaya çıkarmıştır. Kısaca gönül casusudur o. -Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu- Konya&apos;yı kuşatan Moğolların lideri Baycu ve adamları, Mevlana&apos;nın sohbetine katılırlar. Çıkışta Baycu &quot;Her şehirde böyle bir adam olsaydı halkları asla bize mağlup olmazdı.&quot; der ve Konya&apos;yı yakıp yıkmaktan vazgeçer. Mevlana &quot;Sen Tatarlardan korkuyorsan Allah&apos;ı tanımıyor demeksin; ben ise onlara iki yüz iman sancag?ıyla hücum ediyorum.&quot; beytiyle, yaptığının bir strateji olduğunu ifade eder. Bu yüksek stratejiyi anlamayan ve tasavvufa her fırsatta saldırmak için bahane arayan kimileri buradan dedikodular üretir. Bu indi mülahazalara gerekli cevapları değerli kardeşim Prof. Dr. Osman Nuri Küçük elinizde tuttuğunuz bu güzel çalışmada vermektedir. -Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç- Soyadlarımızın aynılığından &quot;biyolojik&quot; kardeşim zannedilen, dinde ve ilimde kardeşim Prof. Dr. Osman Nuri Küçük&apos;ün yazdıklarını okuduk ve kaynakları nasıl bir ustalıkla kullandığını gördük. Hem tasavvuf usûlüne hem de tarih usûlüne vâkıf bir şekilde menâkıbnâmelerden aktardığı herhangi bir olayın &quot;tasavvuf kaynaklarının hemen hepsinde rastlanabilecek olan bir kerâmet&quot; mi, yoksa &quot;tarihî bir vak&apos;a&quot; mı olduğunu belirtmiş ve anlatılanla ilgili gerekli analizleri yapmıştır. Eser, tasavvuf tarihi metodolojisi bakımından dikkatlice okunması gereken değerlendirmeler içermektedir. Kendilerini tebrik ediyoruz. -Prof. Dr. Hülya Küçük- Kur&apos;ân-ı Kerim&apos;in dikkatimizi çektiği hususlardan biri de tarihtir. Fakat tarihi okumak, anlamak, yorumlamak kolay değildir. Çünkü bu; doğru bilgiye, tarafsız bir zihne, soğukkanlı bir bakışa ve iyi niyete ihtiyaç duyar. Aksi halde hakikat ortadan kaybolur, tarihten ibret alma da gerçekleşmez. İnsanların davranışlarını peşin hükümle göklere çıkarmak veya yerin dibine batırmak bize fazla bir şey kazandırmaz. -Prof. Dr. Mustafa Kara-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96819</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00bfbc0c-634e-4b7c-b7a4-db1f70f482f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şey Böyle Başladı</image:title>
            <image:caption>Bu eserde Allah aşkı hakkında konuşması yasaklanan bir sufinin aşk yolundaki arayışına, bu arayışında manevi âlemden gelen rüya ve ilhamlarla kendisine uzatılan ele ve ilim yolunda yaptığı seyahatlere kendi ağzından anlatımıyla tanık olacaksınız.
Tasavvufi düşüncenin kurucu isimlerinden olan Hakîm Tirmizî, hemen hemen tüm İslami ilimleri tasavvufi bakış açısıyla ele alan çok üretken bir yazardır. Eserleri ve fikirleriyle İslam düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan Tirmizî’nin hayatı hakkındaki bilgiler ise oldukça sınırlıdır. Bu eserinde Tirmizî, hayatına ve manevi gelişimine dair önemli bilgiler vermektedir. Birçok yönüyle türünün ilk örneklerinden olan bu eseri, içerdiği rüyalar ve bu rüyaların bir anlatım metodu olarak kullanılması açısından da dikkate değerdir.
Elinizdeki çalışmada bu önemli eserin çevirisi; açıklayıcı notlar ve ek bölümlerle desteklenmiştir.
Bu durum, okurun -Büdüvvü Şe’n özelinde- Tirmizî ile ilgili tartışma ve çıkarımlardan kısmen haberdar olması açısından faydalı olacaktır.
“İlim sahibi olduğunu iddia edenler tarafından birtakım şeylere maruz bırakıldım. Onlar bana eziyet ediyor, beni hevâya uyma ve bidat çıkarma ile suçluyor ve bana iftira atıyorlardı. Ben ise gece gündüz azimle kendi yolumda devam ediyordum.” (Büdüvvü Şe’n’den)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96820</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33a4a580-c228-406c-b1d4-41fe9b55a9ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Hicranname</image:title>
            <image:caption>Ey ötelere uçup gitmek isteyen yolcu! Ayrılık, aşk kuşuna kanatlar takar. Ve bilesin ki yüzlerce kanadın varsa Yar diyarı sana uzak değildir. Ey aşk ateşine düşmüş kimse! Aşk’ın tek başına anlatıldığını gördün mü hiç? Bu yüzden Sevgili’ye giden yolu anlatmak için ayrılık var bu satırlarda. Çünkü aşk, ayrılığın kerametidir. Senin kahır olarak bildiğin ayrılık, lütuftur aslında. Yoksa gönül kandili nasıl tutuşurdu ayrılık ateşi olmasaydı? Bil ki kim ne kadar çok ayrılık çekmişse aşılık istidadı onda çoktur. Aşkın da tek bir kerameti vardır! Aşığı Kulluk Makamı’na hazırlamak Bu ayrılığın kerametini heba etme ey talip! Ayrılık öyle bir ateş yakmıştır ki gönülde, bu sözler oradan taşanlardır. Ve hepsi, Sevgili’nin sana kulum demesi içindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96821</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e973ba9a-1f9a-4c32-93ad-3e81b36b0e49.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrıların Savaşı</image:title>
            <image:caption>Çok satan yazar ve Antik Uzaylı teorisinin babası Erich von Däniken, antik insanları yeraltında şehir büyüklüğünde yaşam alanları inşa etmeye iten şeyi ve bunun gökyüzündeki çatışmalarla bağlantısını araştırıyor. 
Tanrıların Savaşı, gizli kalmış yıldızlar savaşı hakkında bilgi edinmek için Hindistan, Sibirya, Tahiti ve dünyanın diğer birçok bölgesinden eski kutsal yazıları inceliyor. Savaşta hayal edilemez güçte yıkıcı silahlar kullanıldı. Bu silahlardan birinin kullanılması bir gezegeni tamamen yok etti.  Dünyanın her yerinden gelenekler, uzaydaki savaşın korkunç etkilerini tasvir ediyor. Birçok eski hikâye, yıllarca gökten ateş yağdığından bahsediyor. Zamanın insanları kendilerini bundan korumaya çalıştılar ve böylece yıldız savaşını ve diğer gezegenlerden varlıklarla teması kanıtlayan izler yarattılar.  Von Däniken yıkıcı kayalardan güvenli limanlar olarak yeraltına kazılmış sayısız şehirden bazılarını gösteriyor ve şok edici olarak tanımlanabilecek bir olayla ilgili en yeni keşiflerini sunuyor: 2017 yılında yazara Peru’nun Nazca köyü yakınlarında mumyalanmış garip yaratıkların bulunduğu bilgisi verildi. Birkaç bin yıl yaşadılar, üç parmakları ve üç ayak parmakları ve son derece uzun kafaları vardı. Bilim insanları hemfikir: Bu yaratıklar Dünya’dan değil!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96822</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59756a39-a4b0-4c78-8400-a90c510024c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz. Lut 13. Fas</image:title>
            <image:caption>“Ey sebeplere güvenenler! Size fayda ve zarar verecek olan tektir. Melikiniz tektir. Sultanınız tektir. İlâhınız tektir. Yaratıcınız tektir. Yaptığınız şeyleri sizin elinizle yapan O’dur. Sizi O yarattı. Size O rızık verdi. Size zararı da, faydayı da veren O’dur. Sizi hidâyete erdiren O’dur. Niçin kendiniz gibi bir mahlûka dayanıyorsunuz? Kendisine ne bir fayda ne de bir zarar verecek olana niçin tapıyorsunuz? Allahu Teâlâ’nın ‘Rabb’i ile güzel bir sûrette karşılaşmayı umanlar sâlih amel işlesinler ve ibâdetlerinde O’na hiçbir şeyi ortak koşmasınlar.’ (Kehf, 110) buyurduğunu işitmediniz mi?” (Abdülkâdir Geylânî, Cilâu’l-Hâtır Yolun Esasları ve İncelikleri, 41. Meclis, s. 123.)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96823</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/caa82be2-934f-48c7-b761-0f11101f3f9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevlana Okyanusundan</image:title>
            <image:caption>Yaradan’ın ‘Dön’ (İrciî) emriyle bir gün
Ruhum vuslata erip Allah’a kavuşunca,
Bedenim de toprak olunca,
Canlı cansız bütün zerrelerimle, sonsuzluğa kadar
Yine de Hz. Muhammed’in
Ayağının tozu kalacağım ben!
Celâleddin Bâkır Çelebi
Babam Celâleddin Bâkır Çelebi ömrünü soyuna, milletine, dinine hizmetle geçirmiştir. Bir başka deyişle; Mevlevî, Türk ve Müslüman olmayı Allah’ın kendisine verdiği paha biçilemez bir hediye saymış ve bu hediyeyi dil, din, ırk gözetmeksizin herkesle paylaşmaya çalışmıştır. Babamın şiirinde bahsettiği, Çelebi ailesinin canlı zerrelerini taşımakta olan bizlerin ve bizden sonra gelecek neslimizin bu yolda hizmet ederek mükâfatlandırılmasını Allah’tan niyaz ederim.
Esin Çelebi Bayru</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96824</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aa48afa5-00c8-4f5b-8bb6-6d65ec42cc37.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz. Salih 11. Fas</image:title>
            <image:caption>“Fütûhiyye hikmeti”nin Sâlih kelimesine tahsis edilmesindeki sebep şudur: Hiç beklenmeyen bir şekilde, dağ açılıp Sâlih’in (a.s.) dişi devesi çıktı. Bu, onun mucizesi idi. Ve “feth”in çoğulu olan “fütûh” ise hiç beklenmeyen bir şeyden bir şeyin açığa çıkmasıdır.
Sâlih de (a.s.) Fettâh isminin görünme yeridir. Bu sebeple Hak Teâlâ, ona dişi devenin çıkması için dağın yarılması mucizesiyle gayb kapısını “feth” etti, yani açtı. Böylece onun kavminden bazılarının îmânı fethedilmiş, yani açılmış oldu. Mucize olan dişi deveye îmân ve ona emir olundukları yön ile hürmette bulundular. Bazılarının da küfrü fethedilmiş, yani açılmış oldu. Bu nimete kâfir oldular ve deveyi kestiler. İşte bu süreçteki hâdiseler üçlü fetihler idi.
Bundan dolayı Sâlih’in (a.s.) seyri bu isim üzerine oldu ve ilâhi isimlerin hepsi gaybın anahtarları olduğu için cenâb-ı Şeyh (r.a.), “fütûhiyye hikmeti”ne ilişkilendirilmiş olan bu fassta “îcâd”ı ve onun “ferdiyyet” üzerine dayalı oluşunu anlatmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96825</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1dd389a9-0946-4fb0-acfa-3db45a86fb49.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz. Şuayb 12. Fas</image:title>
            <image:caption>Kalp vücutta sadece bir et parçası değil, Allah’ın hakîkatinin görünme yeridir. Hadîs-i kudsîde “Yere göğe sığmayan Allah, mümin kulunun kalbinde tecellî etti.” buyurulur. Kalbin aydınlanması bedenin dengesine, nefsin adâletine sebep olur. Kalbin bütün organlara yayılan ana damarların toplanma yeri olduğu düşünülürse, bu aydınlık bütün âzâlara eşit olarak dağılır ve vücut -yani olmayan varlığımız- devamlılık arz eden bir diri haline gelir. Vücut içinde kalp, berzahtır ve Peygamberlik makamını temsil eder.
Şuayb, İbnü’l-Arabî Hazretleri’ne göre “kalbiyye” hikmetinin açıklanmasıdır. Allah, Sâlih makamında vücudun fethinden sonra kalp makamından tecellî edip kulunu diri kılar. Âyet-i kerîmede “Kalbin yok mu ki idrak edemiyorsun?” sözü, hakîkî idrak mahallinin kalp olduğunu açıklar. Bu durumda kalp; keşif ve ilham mahalli, hakîkî bilme vâsıtası, gaybın anlamlarının yansıdığı ve hikmetlerinin indiği bir aynadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96826</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/799ab237-844e-4fc7-bd43-47b8c07a8f4c.jpg</image:loc>
            <image:title>İçim Dışım Bir</image:title>
            <image:caption>Ne kadar açarsan kalbini, kelimelerim o denli sarmalayacak bütün olmana engel gördüğün yaralarını…
Her ne koşula sahip olursan ol, beni dinle, duy, yargı, etiket ve sınıflamalara tâbi tutmadan oku… Yanına yaklaştır, kalbine yakın tut. İnan, buna izin verip kulak ve kalp veren canların hayatındaki değişime, dönüşüme ve farkındalığa her geçen gün daha da heyecanla temas ediyor, birlikte gelişip büyüyorum… Aynı çocukluğunda huzurlu bir uykuya geçmeni kolaylaştıran MASAL tadında… Ancak işlevim bu kez farklı; seni uyandırmak, “kendi bütünlüğüne uzanan yola çıkman için” uyandırmak…
“İçten, yürekle yazılmış, kimliği olan bir kitap… Yolu açık olsun.”
-Prof. Mehmet Sungur-
“Toplum için yapmakta olduğun yararlı hizmetten dolayı seni çıkmış olduğun bu yolda gönülden tebrik ediyor ve sana olan inancımla desteğimin her zaman yanında olacağını bilmeni isterim. Sevgi ve aşk ile yolun açık olsun.”
-Yogi Adnan Çabuk-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96827</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8cfcf104-b0f5-404a-947a-bad0e023db2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Arap Gramerinde Zarüret Olgusu</image:title>
            <image:caption>Arap Gramerinde Zarüret Olgusu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96828</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b5321f9-afd8-4f7d-b7f3-91a79f54f41b.jpg</image:loc>
            <image:title>Merhametin Zaferi</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, meşhur İslâm felsefecisi Molla Sadrâ’nın (ö. 1050/1641) düşüncesi ışığında felsefenin, dinî metin yorumunun ve mistisizmin ortak bir noktada kesişmesini inceliyor. Mohammed Rustom, Molla Sadrâ’nın Kur’an tefsirinin teorik ve pratik boyutlarının titiz bir tanıtımını yaparak Müslümanların günlük hayatında merkezî önem taşıyan Fâtiha sûresinin şerhinde kullandığı içe işleyen metafizik üsluba dikkat çekiyor. Molla Sadrâ’nın Fâtiha şerhi, bir taraftan Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) ve İbnü’l-Arabî (ö. 638/1240) gibi Ortaçağ entelektüel devleriyle bağlantı kurarken diğer taraftan da felsefe, ilâhiyat, tasavvuf ve Kur’an tefsiri gibi büyük bilim dallarıyla da irtibata geçiyor ve kendisine dinî metin temelli çerçeve içinde birçok felsefî görüşünü değiştirmek ve yeniden şekillendirmek fırsatını sunuyor. Böylece başka şeylerle birlikte, Sadrâ’nın öbür âlemde insanoğlunun selâmetini savunan derin bir dinî düşünür oluşu kendisini belli ediyor.
 
“Molla Sadrâ’nın Kur’an tefsiriyle ilgili kitap uzunluğundaki bu ilk çalışması, bu 17. yüzyıl Müslüman düşünürünün eserine ve İslâmiyet’teki felsefî tefsir ilmine çok büyük katkı sağlıyor. Mohammed Rustom, Sadrâ’nın “aklî” ve “naklî” bilimlerin birlikteliği görüşünü ortaya koyuyor ve Kur’an üzerine tefekkür eden birinci sınıf bir düşünürün mükemmel tasvirini yapıyor. Rustom, Kur’an tefsiri ilmini Sadrâ’nın “Tenzih İrfanı” çerçevesinde bir bağlama yerleştirme hususunda mükemmel bir vazife yaparak dinî metne dayalı muhakeme yönteminin felsefî vizyonla nasıl tamamlandığını gösteriyor. Sadrâ’nın Kur’an tefsiri ilmi üzerine anahtar metinlerinin derinlemesine bir okumasını ve tercümesini temel alan bu kitap, Sadrâ’nın uzun zamandır ihmal edilmiş görüşlerini değerlendiriyor ve entelektüel İslâmî geleneğin zengin felsefî nakışlarıyla okuyucuyu tanıştırıyor.”
-PROF. DR. İBRAHİM KALIN-
 
“Mohammed Rustom, 17. yüzyılın öne çıkan İranlı düşünürü Molla Sadrâ’nın öncü nitelikte olan eserindeki harikulade Kur’an tefsirine bir kapı açıyor. Rustom, Molla Sadrâ’nın eserindeki felsefe, tasavvuf ve İslâm teolojisi arasındaki derin bağlantıları açıklığa kavuşturuyor. Bu sürükleyici eser, aklın vahiyle nasıl bir etkileşimde olduğunu sorgulayan herkes tarafından ilgiyle karşılanacak.”
-PROF. DR. CARL W. ERNST-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96829</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db5b580c-9295-4b5c-9ba7-2c66fe00c8b6.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Müslümanlar</image:title>
            <image:caption>&quot;En hayırlı nesil benim dönemimde yaşayanlardır. Sonra onları izleyenler, sonra onların ardından gelenlerdir.&quot;
-Bizim için en iyi örnek İlk Müslümanlar… Peki biz onları ne kadar tanıyoruz?
-Neden erken dönem kaynaklarıyla geç dönem kaynaklarında farklı resmediliyorlar?
-Bu farklılık incelendiğinde modernist Müslümanlar mı daha güvenilir, yoksa katı İslamcılar mı?
- İlk Müslümanlar&apos;ın mirasına hangisi ihanet etti?
-Erken dönem İslam tarihinde gerçekleşmiş kilit olaylar, fikirler, eğilimler nelerdi ve İslam&apos;ın biçimlendiği dönemde bunlar nasıl bir araya geldi?
İslam&apos;a bir inanç ve iman geleneği olarak bakanların önemli bir kalemi olan Asma Afsaruddin &quot;İlk Müslümanlar: Tarih ve Bellek&quot; kitabı ile, geçmiş ve günümüz arasında hem bir köprü kuruyor hem de kendimizi ve dünyayı doğru anlayarak duruşumuzu sağlamlaştırabilmek için Selef-i Salihin&apos;in mirasını hakkıyla bilmemiz gerektiğine dikkat çekiyor.Çünkü İlk Müslümanlar&apos;ın karşılaştığı zorluklar ve onlara olan karşı duruş günümüzde halen yaşanmakta…
Ülkemizde de 2013 yılında &quot;Dost&quot; İslam&apos;a Hizmet Ödülleri çerçevesinde &quot;Yılın En İyi Yabancı Eseri&quot; ödülüne layık görülen bu eser, Türk okurunu din-velayet ümmet-ahlak ekseninde kendisini tekrar tekrar sorgulamaya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96830</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02b6d0d7-b5f8-4449-91d0-35f1a6acb982.jpg</image:loc>
            <image:title>İlm-i Siyaset</image:title>
            <image:caption>Osmanlı’nın modernleşme sürecinin Batı’daki süreçten farkı nedir?

I. Dünya Savaşı sonrasında yapılandırılan dünya düzeni nasıldı?

Türkiye’de darbeler hangi amaçla devreye sokuluyor?

“Denge politikası” derken ne kastedilmektedir?

Sykes-Picot ile Kürtlere bir devlet verilmemişti, planlanan neydi?

Arap Baharı’nın Suriye’deki yansıması ne oldu ve Suriye’de bugünlere nasıl geldik?

Devletimizin eğitim anlayışındaki eksikleri neler?

Dijital çağda Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?
Haftalarca süren mülakatlar sonucunda meydana gelen ve soru-cevaptan oluşan İlm-i Siyaset; Türkiye’nin son 150 yılına dair siyasal-iktisadî-kültürel değişim güzergâhını ve bu güzergâh üzerinde oluşan fay hatlarını, çatlaklıkları ve kutuplaşmaları ele almaktadır.
Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mithat Baydur eserde; Osmanlı’nın modernleşme süreci, Türkiye’deki darbelerin iç yüzü, anayasal süreçler, denge politikasının önemi, siyasi kadroların profili, ‘derin devlet’ kavramı, Arap Baharı ve Suriye, Kürt meselesi, tarihî yanılgılarımız ve Türkiye’nin bugünü gibi pek çok konuyu analiz etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96831</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/043a4b14-177f-4d3f-99f0-bb187cfcd658.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahalle</image:title>
            <image:caption>Mahalleyi mahalle yapanın ne olduğu sorgulandığında, temsilinin bir huzur mekânı olduğu söylenebilir pekâlâ veya bir yerde olma ya da ortak değerler. Oysa mahalle bugünlerde biraz yılgın, geleceği muğlak gibi, sorular çok…
 
Derin bir dünya görüşüne yaslanan zihniyetin ürettiği, ortak değerlerin yansıma bulduğu mahalleyi nasıl bir gelecek bekliyor?
 
Değişen mekân, zaman ve uzam içinde ‘bir yerde/mahallede olmak’ hâlâ önemli mi?
 
Toplumsal bellekte kodlanmış mahalleden yakın gelecekte bahsedilebilecek mi, bahsedilecekse hangi bağlamda?
ve Eğer bir paradigma değişiminden bahsedilecekse “Mahalle için yeni bir kuram mümkün mü?”
 
Kitap, ‘evet’ diyor, çünkü bir yerde olmak hâlâ önemli.
 
Bugün başka bir dünya görüşü, başka bir toplumsallık, başka bir mekân deneyimi, başka bir zaman algısı var. Mahalleye dair kırık bir aynada izlenen pek çok yansıma var sanki… Zamana, insana, değerlere bağlı bir yer olarak mahalleyi parçalarına ayırıp o parçalardan tekrar anlamlı bir bütün kurmak imkânsız. Çünkü mahalle, tarihinde hiçbir zaman nesne olmadı; üstelik insanın ontolojik değerleri de hiç değişmedi.
 
‘Hesaplaşma’ henüz sona ermemiş olmalı ki tartışmalar sürmekte… Ve ancak ‘bugün ve insan’ bağlamında yapılacak bir ‘okuma’yla insanların içinde mutlu olacağı hakiki toplumsallıklar, mekân olasılıkları, ‘yer’ler söz konusu olabilir. Kitabın tartışması bu eksende; mahallenin bir yönüyle zamana zorunlu bağlı, öte taraftan yarına bağlı; hepsinden ötede de insana bağlı olduğu gerçeğine ve bir arayışa odaklanmakta.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96832</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3575c4c-f31c-433c-b2a5-2d9395992d6e.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Odaklı Liderlik</image:title>
            <image:caption>Bir çırpıda, hatta ışık hızında okudum ve güneşin yanına gitmiş kadar aydınlandım! Biz liderlerin kurumsal dijitalleşme, teknoloji, yeni yöntemler, hızla değişebilmek sularında da yüzmeye çalışırken esas girmemiz gereken okyanusun “insan” tabiatında olduğunu hatırladım.
Kurumsal hayat, ruhsallık, psikoloji, kadim kültürümüz ve bu gibi unsurların hepsinin en son bilimsel gelişmeler ışığında aynı potada eritildiği harika bir lezzet, müthiş faydalı bir kitap…
Özlem Denizmen
Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi, girişimci iş kadını, sivil toplum lideri.
Cebinde Mucize Yarat kitabının yazarı.
Hayatımızda aktif zamanımızın çoğunu çalışarak geçiriyoruz. Yaratılışımızın belki de tek gayesi önce kendimizle tanışıp değerlerimiz için yaşamakken, yani “insan” olabilmeye çalışmakken, materyal önceliklerimizle hayatımızın çoğunu işimizde harcıyoruz maalesef. Farkında olmadan en zor yolu deniyoruz sürekli. Bu kitap; öncelediğimiz şey değerlerimiz ve insan olabilmek olduğunda her şeyin ne kadar kolaylaşacağını anlatan, çok farklı bir kitap. Kütüphanemde en ulaşılabilir yerde duracak ve her takıldığımda danışmanım olacak.
Erden Timur
NEF İcra Kurulu Başkanı, avukat ve iş insanı.
En iyi liderlerin hem aklı hem kalbi harekete geçirenler olduğu artık kabul edilmekte. Bilimsel veriler bu çalışma şeklinin verimliliği ve katma değeri arttırdığını, kaliteli iş gücünü elde tutma oranını yükselttiğini ve daha da önemlisi mutlu çalışanlar yarattığını göstermekte. Pir ve Canan, bu güçlü ve zihin açan kitapta insan odaklı liderliğin gücünü etkileyici bir biçimde ortaya koyuyor. Ziyadesiyle tavsiye ederim.
James R. Doty, M.D.
Kurucu ve Direktör, Şefkat ve Hayırseverlik Araştırma ve Eğitim Merkezi, Stanford Üniversitesi.
Nöroşirurji Profesörü, Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi.
New York Times - Çok satanlar listesinden Sihir Dükkânı: Bir Beyin Cerrahının Beynin
Gizemlerini ve Kalbin Sırlarını Keşfetme Arayışı adlı kitabın yazarı.
Bireyler, organizasyonlar ve topluluklar açısından çalışmanın büyük öneme sahip olması geleceğin çalışma anlayışının insan odaklı olmasını gerektiriyor. Bu kitap insan odaklı liderliğin önemini ortaya koyan ve organizasyonların bu çok ihtiyaç duyulan değere kucak açacak bir vizyon çizmesini sağlayan paha biçilemez bir kaynak.
John W. Budd
Profesör, Endüstri İlişkileri LandGrant Vakfı Başkanı, Minnesota Üniversitesi.
Çalışma Düşüncesi (The Thought of Work) kitabının yazarı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96833</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2263e39-0f97-4a73-a736-cfbb36d3c9c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın Mucizeleri (Bez Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Savaş mağduru genç bir Yahudi kız, Meryem Ana tablosuna modellik yaparken kucağına verilen bebekle kurduğu bağ sonucu bir değişim yaşar (“Hayatın Mucizeleri”); yaşlı ve hasta bir tüccar karısının ve kızının ihanetine uğradığını düşünür, onlara yabancılaşıp kendini ve hayatı sorgular (“Bir Yüreğin Çöküşü”); iki âşık yıllar sonra karşılaşır, duygusal gelgitler içindedirler (“Unutulmuş Hayaller”) ve hırs insana akla hayale gelmeyecek şeyler yaptırabilir (“BenzerBenzemez Kız Kardeşler”)… Zweig bu öykülerinde bizi insan psikolojisinin derinliklerine götürmekle kalmıyor aynı zamanda kendi gölgelerimizle de yüzleşmemizi sağlıyor. 
İnsanın zayıflıklarını, bastırılan duygularını ve gizli korkularını çarpıcı bir biçimde yansıtan, bakış açısı değiştiğinde gerçeğin de değişebileceğini gözler önüne seren bu öykü seçkisini Çağlar Tanyeri’nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96834</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/284c6991-7a3d-44d7-b589-0871b7c07c38.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanın Yükselişi</image:title>
            <image:caption>“Ne mutlu Allah’a dost olana ve ne mutlu seçimi Allah olana…
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmüyor.”
Cemâlnur Sargut
Elinizdeki eserde Meşkûre Sargut’un tasavvufî terbiye hakkındaki görüşleri incelenmektedir. Bu bağlamda kendisinin eserleri, talebelerine yazdığı mektuplar, gazete yazıları, sözlü kaynak olarak talebeleriyle yapılan röportajlar, talebelerinin aldıkları özel notlar ve de çeşitli yıllarda yapmış olduğu sohbetleri birincil kaynaklardır. İkincil kaynaklar ise tasavvufî eserler ve makalelerdir.
İki ana bölümden oluşan araştırmanın birinci bölümünde insanın yaratılışı, yaratılış mertebeleri ve yaratılışla ilgili kavramlar ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise insanın aslına nasıl yükseleceği sorusuna Meşkûre Sargut’un çerçevesinden cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, kimlerin mânevî terbiye görebileceği, nefs terbiyesi, Rifâî dervişinde bulunması gereken ibâdet ve ahlâkla ilgili hasletler gibi konular incelenmektedir. Bu konular incelenirken görüşlerinden yararlanılan sûfîler İbnü’l-Arabî, Hz. Mevlânâ ve Ahmed er-Rifâî’dir. Ayrıca Meşkûre Sargut’un mürşidleri olması hasebiyle, Ken’an Rifâî ve Sâmiha Ayverdi’nin görüşlerine de yer verilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96835</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e33a5247-62eb-4010-9264-449f8ad26740.jpg</image:loc>
            <image:title>İrfan Sofraları 1</image:title>
            <image:caption>İrfan, nefsini ıslah ettikten sonra sabır ve şükretmek, Hakk’a teslim ve ondan gelene râzı olmak demektir.O kimse ki her mevcûdun Cenâb-ı Hakk’ın bir mazharı olduğunu görürse ondan Hak görünür. İşte ilim ve irfan budur.Büyük mutasavvıf Niyâzî-i Mısrî’nin yetmiş bir sofradan oluşan muazzam eseri İrfan Sofraları’nın dokuz sofrasının şerh edildiği bu kitap, okuyucuyu irfânın mânâsına davet etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96836</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/549af0d8-e9c3-4bc7-89e8-fdc475ef2350.jpg</image:loc>
            <image:title>İrfan Sofraları 2</image:title>
            <image:caption>Hz. Niyâzî-i Mısrî diyor ki: “Hikmet sahibi Allah, kuluna hikmet nasip ederse o kul soru sormaktan vazgeçer. Her şeyi yerli yerinde görür. Bir kusurun, bir eksiğin, fakirliğin, zararın, cehlin ve küfrün kaldırılmasını doğru bulmaz. Anlar ki zulüm diye bir şey yok, olanların hepsi Allah’ın adâletinin bir neticesidir. Her şer hayırla biter, her zararda fayda vardır. Sıkıntı huzura, rahatlık sıkıntıya kapı açar. Bütün bunları anlayan kul soru sormaya edep eder.”
Bu hakikatlerin üst seviyede idrakini ise şöyle yorumluyor: “İnsanlara Allah’ın nuruyla bakarsan insanların şerlileri ile hayırlıları bir olur. Her ikisiyle de karışıp konuşman eşittir. Hatta şerlileri arasına katılırsın ki sana eziyet etsinler de onların eziyetlerine tahammül edesin, bunun yanında onlara iyilik edesin. Çünkü Sevgili’nin âşıka celâl ile muamelesi, cemâl ile muamelesinden daha tatlıdır. İşte bu bakış sırasında melâikenin bakışı, utancından mahvolur.”
Niyâzî-i Mısrî’nin yetmiş bir sofradan oluşan İrfan Sofraları adlı eserinin onuncu ve on beşinci sofralar arasındaki sohbetlerinin şerh edildiği bu kitap, okuyucuyu irfânın mânâsına davet etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96837</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8f6be65-16d8-4846-98be-82ad3cf0220d.jpg</image:loc>
            <image:title>İt Dalaşı</image:title>
            <image:caption>Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar
&quot;Kim? Biz mi? Biz yalnızca dünyayı değiştirmek isteyen bir avuç bilgisayar meraklısıyız!&quot;
Kitap, kamera, televizyon, cep telefonu, ses kayıt cihazı, kişisel bilgisayar ve daha fazlası… Hepsi bir cihazda toplanıp cebinize giriyor!
Bu devrimi gerçekleştiren Apple ile Google&apos;ın ayrıntılarla, ihanetlerle ve tutulmayan sözlerle dolu gerçek hikâyesini okumaya hazır mısınız?
Silikon Vadisi&apos;ndeki bu rekabet teknolojiyi ve hayatımızı nasıl şekillendiriyor? 
80&apos;lerde bilgisayar, 90&apos;larda internet tarayıcısı, şimdilerde de smartphone (akıllı telefon)! Peki, şu an neyi hayal ediyoruz, neye ulaşacağız? Ondan daha devrimsel bir nesne mi kapımızda? 
Dünyamızı hayallerimizin ötesinde değiştirmeye devam eden Apple ve Google bize gelecekte daha da fazlasını vadediyor! İyi ama dünyayı değiştirirken bir anda &quot;yeni dünya&quot;ya hâkim oldular! Bizi nereye götürüyorlar?
&quot;İt Dalaşı: Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar&quot; ile Fred Vogelstein, bu soruları ve daha fazlasını sizin için cevaplıyor. 
Okuduğunuza pişman olmayacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96838</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4505c3e1-f9b4-40aa-89f9-476c0ad584fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Kariyerine Ruh Kat</image:title>
            <image:caption>Allah Kullarından Kariyer İster mi?
Daha çocukken başlar kariyer maratonumuz… Hayatımız boyunca sınavdan sınava koşarız. Üniversiteyi bitirmek de yetmez. Bu maraton, iş hayatında da tüm hızıyla devam eder. Bu kez de statü, derece gibi beklentiler çıkar karşımıza…
İşte bu çarkın içinde mücadele ederken bir süre sonra mutsuz insanlar olup hayatın anlamını sorgulamaya başlarız. Çünkü kariyerin ve başarının peşinden koşarken ruhumuzun da bir gelişim ve dönüşüm geçirmesi gerektiğini unuturuz.
“Kariyerine Ruh Kat”; ruhumuzun da bir kariyeri olduğunu hatırlatarak hayatın anlamı, ruhunu kaybeden dünya, başarının formülü ve altın kuralları, motivasyon, zihin yönetme sanatı, yetenek kutusu, tembellik ve erteleme sanatı gibi pek çok konuyu ele alarak ruh kariyerini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96839</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b5652a6-3752-4a5c-83ca-b66662db3263.jpg</image:loc>
            <image:title>Kenan Rifai ile Aşka Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Mânevî yaşamı bugün âdeta bir çöle dönüşmüş günümüz Türkiye’sinde, bir modern zamanlar Râbia’sı olan Cemâlnur Sargut Hanımefendi, tasavvuf irfânına olan derin vukûfiyeti, tükenmez aşkı ve bilgisiyle karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki kitap; tasavvufî geleneğin, Ahmed Rifâî, Kenan Rifâî, Meşkûre Sargut ve Sâmiha Ayverdi tezgâhlarından geçerek, zikir ve sohbetle kemâle ermiş bir Allah âşıkı, bir Resul sevdalısı ve dört büyük yolun sadık bir izleyicisi olan bu bilge hanımefendiyle yapılan ve saatler süren bir söyleşinin meyvesidir.
Cemâlnur Sargut’la gerçekleştirilen bu sohbetlerde, Efendimiz’den, tevhîdin sırlarından, semânın hakîkatinden, Ahmed Rifâî Hazretleri’nin o muazzam dünyasından, Rifâîlik, Kadirîlik, Şâzelîlik ve Mevlevîliğin gürül gürül çağlayan inisiyatik ırmaklarından, Kenan Rifâî ve sadık izleyicilerinden, yolun esaslarından, kavram ve olgulardan bahsedildi...
- Sadık Yalsızuçanlar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96840</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e2c7c0b-00f6-4505-8f52-e2eb312a8c02.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşilin Kızı Anne Rilla (Bez Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yıllar yılları kovalamış ve bir zamanlar Avonlea Kasabası’na ele avuca sığmaz, küçücük bir kız olarak gelen Anne’in çocukları büyümüş, neredeyse birer yetişkin olmuşlardır. Tıpkı annesi gibi özgür ruhlu, güzeller güzeli Rilla hariç… Başında hâlâ kavak yelleri esmekte olan Rilla, henüz deniz fenerinde düzenlenecek dans partisinden ve yakışıklı Kenneth Ford’dan bir öpücük alabilmekten başka hiçbir şeyi düşünecek olgunlukta değildir.
Öte yandan günlerce sabırsızlıkla beklediği parti, ona umduğu neşe ve eğlence yerine çok daha başka bir şey getirir: Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerini… Herkes bu büyük savaşa hazırlanırken Rilla’nın küçük dünyası da hayalleriyle birlikte yıkılmanın eşiğindedir. Biricik ağabeylerinin savaşa katılma ihtimali ve büyükçe bir çorba kâsesinin içinde Ingleside’a getirmek zorunda kaldığı yetim bebek, onun yeterince büyüyüp olgunlaşmasını sağlayacak mıdır?
L. M. Montgomery’nin ölümsüz kaleminde hayat bulan ve Anne with an E isimli Netflix dizisine de ilham olan Yeşilin Kızı Anne, bizlere serinin son kitabı Yeşilin Kızı Anne Rilla ile veda ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96841</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2272c7d-6e15-4881-bea1-e833a60f5a56.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens ve Küçük Prens&apos;i Okuma Rehberi</image:title>
            <image:caption>Dünyanın en çok satanlar listesinde ilk sıralarda yer alan &quot;Küçük Prens&quot;, Tuti Kitap farkıyla, uzman bir psikoloğun gözünden okurların beğenisine sunuluyor. Biri hikâyenin orijinal metni, diğeri de hikâyenin psikolojik ve pedagojik tahlili olmak üzere iki ayrı yüzle okuyucuya sunulan Küçük Prens, farklı ve özgün içeriğiyle önemli bir boşluğu doldurma amacını taşıyor. Kitabın başarılı kurgusunun olaylara karşı yeni bakış açıları kazanmada, çarpıcı betimlemelerinin hemen her ülkeyi içine alan özgünlüğünü tahlil etmede nasıl bir boşluğu dolduracağını, değerlendirme kısmına bakarak anlamak mümkün... Antoine de Saint-Exupéry, eserinde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını anlatıyor. Merve Otçeken ise Küçük Prensi Okuma Rehberi&apos;nde yetişkinleri kendi özlerini sorgulamaya teşvik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96842</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed7408a0-345e-4a4a-849c-b44256fb3ef2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ken&apos;an Rifai - Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı</image:title>
            <image:caption>Ken’ân Rifâî Hazretleri, Rifâîliğin Türkiye’deki temsilcilerinden olup aynı zamanda Kenâniyye kolunun da kurucusudur. Ken’ân Rifâî, Rifâîliğin asıl gayesi olan “hiçlik” ve acz mefhumlarını kendi tasavvuf anlayışının merkezine koymuş çok büyük bir öğretmendir. Ken’ân Rifâî aslında bir profesörden çok daha bilgili olmasına rağmen, öğrenci yetiştirmeyi tercih etmiş, akademik kariyer talep etmemiş ve kitap yazmak yerine kitap yazacak kalemleri yetiştirmiştir. Bugün dünya çapında sayısı milyonları aşan öğrencileri, onun ortaya koyduğu tasavvuf anlayışını öğrenip benimsemek suretiyle Allah’la olan irtibatlarını sağlamlaştırmaktadır. Ken’ân Rifâî bize hakîkî anlamda ihlâs sahibi bir Müslüman olmanın yollarını öğreten, kalıplarımızı kırarak, her şeyin niyet ve gaye üzerinde temellendiğini ve esasen Allah’ın da bu niyete nazar kıldığını gösteren çok büyük bir mânâ sultanıdır. Her vesile ile hocası Ken’ân Rifâî’nin büyüklüğünü anlatan Sâmiha Ayverdi de, kendisinin sözlerini derleyerek çok büyük bir külliyat ortaya koymuş; böylelikle O’nun daha iyi tanınmasına vesile olmuştur. Eylül ile birlikte yaptığımız yirmi senelik bir çalışmanın neticesi olan bu kitabın gayesi; dünyaya İslâm tasavvufunun hakîkî yüzünü anlatmak ve göstermektir. Başarılarının devamını diliyor daha pek çok eser vermesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Cemâlnur Sargut
Kenan Rifâî Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Türkiyesi’ne geçiş döneminin temsilcilerindendir. Devrinin en iyi öğretim kurumlarından olan Galatasaray Sultânîsi (Lisesi) mezûnudur. Mezuniyetinden sonra en değerli birikimimiz olan tasavvuf ve irfan dünyasına adım atmış, tekkeler kapanıncaya kadar on yedi yıl bilfiil şeyhlik yapmıştır. O, iyi bir Osmanlı olduğu kadar, sâdık bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı idi. Tasavvufî-manevî alana ait bildiklerini, inandıklarını, eğip bükmeden, içinde bulunduğu şartların imkânına göre anlatmaktan, öğretmekten geri kalmadı. Böyle önemli bir şahsiyeti, Türkiye’de ilk defa doktora konusu olarak seçen Arzu Eylül Yalçınkaya’yı tebrik ederim.
Prof. Dr. Mehmet Demirci
Kısacası İstanbul’da 1908’de kurulan dergâhının son dergâh olduğu bildirilen Ken’ân Rifâî, tam anlamıyla bir derviş yaşantısı ortaya koymuştur. İstanbul&apos;da 1908&apos;de kurulan son dergâhta da gerçek bir derviş hayatı yaşamıştır. Bir ayağı ilâhî aşkın götürdüğü zenginliklerle dolu kadim yolda sabit olmak üzere, diğer ayağıyla hızla değişmeyi sürdüren evrene uyum içinde dünyanın çevresinde dolaşmıştır. 20. yüzyılın en önemli sûfîleri arasında yer alan Ken’ân Rifâî’nin bıraktığı değerli miras, yapılan akademik çalışmalarla 21. yüzyıla taşınmaya devam etmektedir.
Prof. Dr. Omid Safı
Elinizdeki kitap Osmanlı ile Cumhuriyet dönemini idrak eden şeyhlerden Ken’ân Rifâî hakkında yapılmış doktora seviyesinde ilk akademik çalışmadır. Belgelere dayalı ciddi ve uzun soluklu bir araştırmanın ürünü olan bu çalışmada, “gelenek ile modern arasındaki köprü şahsiyet” şeklinde nitelenen Ken’ân Rifâî, geleneği değişen şartlara uygun formlarla aktardığı için tasavvufu fikir ve sanat planında yeni döneme taşımayı başarmış en önemli isimlerdendir. “Dem bu demdir” diyerek yaşadığı ânı değerlendirmeyi esas alan tasavvuf ehli için ne geçmişe hayıflanmak ne de gelecek için endişe duymak söz konusudur. Bu tavrı benimseyen birçok şeyh gibi Ken’ân Rifâî de Cumhuriyet ile birlikte din ve gelenek açısından radikal dönüşümün yaşandığı bir zaman diliminde eserleri ve etkili sohbetleriyle tasavvufu gönüllere âdeta bir gergef gibi dokumuştur. Zor dönemlerde meşâyihin denge ve istikrar unsuru olarak ne büyük işler başardığını gözler önüne sermesi bakımından bu kitap, araştırmacılar için önemli bir referans kaynağı olmaya aday durumundadır.
Prof. Dr. Reşat Öngören</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96843</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8911ff05-42b6-4886-bc12-f176672a2335.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıyamete Son 99 Gün</image:title>
            <image:caption>2 Aralık 2029 akşamında şok bir haber bütün dünyaya yayılır: &quot;Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!&quot; Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır… Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!
Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı ne? Cinayet yahut intihar olup olmadığı belirsiz beş kanlı olayın ardında kim var? Ve hayatını &quot;Esmaü&apos;l-Hüsna&quot; hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair, bu gizemli savaşın neresinde Hepsi ve daha fazlası bu romanda! Kıyamete Son 99 Gün, karanlık vizyoner William Blake ile en önemli mutasavvıflardan İbn-i Arabî&apos;nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan, son derece heyecanlı bir kitap…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96844</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7b08a07-fe04-4da9-a92c-f16aad539b18.jpg</image:loc>
            <image:title>Kime Kulsun?</image:title>
            <image:caption>Küresel hayat, insanla ilgili ve insana ait tüm değerleri birer birer yok ediyor. İnsan olmak, yaşamaktan daha zor şimdi! Gittikçe yalnızlaşıyor insan, kendinden uzaklaştıkça. Halbuki kendisini değerli kılan ve yalnızca kendine özgü olan bir farkı vardır insanın: “Kul’dur insan!” Bu nedenle yeryüzünün en şerefli varlığıdır.
Çözümüyse basit; yalnız olmadığını anlamak için “kul” olduğunu hatırlamak zorunda.
Çünkü “kul” olmak, insanı kendi gibi dünyadaki milyarlarca insandan farklı kılan yegâne özelliktir.
Kul olanların doğaya, eşyaya ve hayata dair tüm iyi ve güzel şeyleri korumaları için kendilerini, akıl ve zihinlerini her türlü kötülük ve yanlışlardan uzak tutması gerekiyor.
İşte “Kime Kulsun” da insana bu kavramı hatırlatan, onunla yüzleştiren sohbet tadında nadide bir kitap.
Emin Işık’ın 3 yıllık bir çabasının ürünü olan bu kitabı okudukça, “kendinizle yüzleşmeniz” için ne kadar da çok nedenin olduğunu fark edeceksiniz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96845</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6851e678-f989-4646-8c9a-a777c11007a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kozmoloji ve Mimari</image:title>
            <image:caption>Literatüre yeni çeviriler, basılmamış kaynaklardan alıntılar ve pek çok görsel unsur ekleyen bu kitapta Samer Akkach, İslâm sanatı içinde mîmârî mekân anlayışının aşkın olanı ve kutsalı nasıl yansıttığını bize gösteriyor.
Oldukça geniş bir tasavvufî metin taraması içeren Kozmoloji ve Mîmârî’de, büyük sûfî İbnü’l-Arabî’nin çalışmalarına ayrı bir ihtimam ile eğilen Akkach bizi, teolojik kavrayış içinde ele alınan zaman ve mekân kavramlarının, mîmârî ürünü nasıl şekillendirdiğine dair bir seyre davet eder. Orta Çağ merkeziyetçiliği içinde süreklilik gösteren bu mekânsal hassasiyet; teolojinin, kozmoloji, kutsal coğrafî alanlar, insanın cismi ve yapılı formlar açısından kavrayışı ile de desteklenmiştir. Geometrik olarak tanımlanmış ve düzenlenmiş bu âlemde, hiçbir şey tecrit edilmiş olarak veya belirsizlik içinde durmaz; her şey birbiriyle ilişkili ve hassas bir hiyerarşi içinde konumlandırılmıştır. Bu hiyerarşik düzeni detaylandıran Kozmoloji ve Mîmârî, İslâmî gelenek içinde yaşayanların bu bağlar çerçevesinde dünyayı tanımlamalarının önemini gösterirken kozmoloji anlayışının, yapılar ve gündelik yaşam içindeki tezâhürüne dikkat çekiyor. İslâm kültürü ve estetiği, mîmarlık târihi, sanat-din ve yaratıcılık-mâneviyat ilişkisi üzerine önemli bilgiler içeren son derece özgün içeriğe sahip bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96846</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/082fdff2-1eab-476a-a131-48688db1c1d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kriptonun Sırları</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı elinizde tuttuğunuza göre Bitcoin’i duydunuz, herkesin kazandığını fark ettiniz ve kripto paralara yatırım yapmak istiyorsunuz. Ya da halihazırda kripto yatırımınızı yaptınız, süreç umduğunuz gibi gitmedi ve “zengin olmak için” ne kadar bekleyeceğinizi anlamaya çalışıyorsunuz. Bir diğer seçenek de şu: Her şeyi denediniz, kaybettiniz ve bu kitap size bilmediğiniz neleri öğretecek diye almaya hazırlanıyorsunuz.
Uzun lafın kısası, hedefiniz ne olursa olsun doğru yerdesiniz.
Kriptoya yatırım yapmak; bir yatırım serüveninden çok, psikolojik bir süreç… Ve takdir edersiniz ki zorlu zamanlar ancak ve ancak bilgi ve sabırla atlatılır.
Bu kitapta size kripto dünyasını yeniden inşa etmenin yolu verilmeyecek belki ama süreçleri kendi lehinize çevirmenin sırları verilecek…
Kripto bir hayat felsefesidir…
Haydi başlayalım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96847</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/758d0434-f124-43af-889d-ff0e0545eee1.jpg</image:loc>
            <image:title>Döngüsel Ekonomi ve Kentsel Atık</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM: KAVRAMSALARKA PLAN 
 
İKİNCİ BÖLÜM: DÖNGÜSEL EKONOMİK YAKLAŞIM İÇİN KURAMSAL TARTIŞMA 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DÖNGÜSEL EKONOMİ, KENT VE KAMUSAL HİZMET 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DÖNGÜSEL EKONOMİYE ANTALYA ÜZERİNDEN BAKIŞ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96848</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8ba01d9-646f-461c-89ba-dc909c7d3258.jpg</image:loc>
            <image:title>Küresel Sistemde Yeşil Yönetim</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
1.       BÖLÜM : YENİLENEBİLİR ENERJİ SEKTÖRÜNÜN FİRMA VE YATIRIMCILAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ 
2.       BÖLÜM : YEŞİL AKLAMA 
3.       BÖLÜM : YEŞİL İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 
4.       BÖLÜM : YENİLENEBİLİR ENERJİ SEKTÖRÜNDE FİNANSAL PERFORMANS İNCELEMESİ: S&amp;P TEMİZ ENERJİ ENDEKSİNDE BİR UYGULAMA 
5.       BÖLÜM : SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YEŞİL FİNANS 
6.       BÖLÜM : YEŞİL ÜRETİM 
7.       BÖLÜM : YEŞİL TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ 
8.       BÖLÜM : YEŞİL BANKACILIK 
9.       BÖLÜM : YEŞİL İŞ SÜREÇLERİ YÖNETİMİ 
10.   BÖLÜM : YEŞİL MUHASEBE VE DENETİM 
11.   BÖLÜM : YEŞİL GİRİŞİMCİLİK</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96849</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62c093b3-0445-4624-b439-088a8a79cc61.jpg</image:loc>
            <image:title>Tedarik Zinciri Entegrasyonu ve Yeni Ürün Geliştirme</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM: TEDARİK ZİNCİRİ ENTEGRASYONU 
 
İKİNCİ BÖLÜM: YENİ ÜRÜN GELİŞTİRME 
  ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: TEDARİK ZİNCİRİ ENTEGRASYONUN YENİ ÜRÜN GELİŞTİRME ÜZERİNE ETKİSİNİ DEĞERLENDİREN BİR ARAŞTIRMA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96850</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5ac9ef4-24ab-41fe-bd7d-956462001b4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz.Muhammed’in Bi’seti Ve Sorumluluklarımız</image:title>
            <image:caption>Hz.Muhammed’in Bi’seti Ve Sorumluluklarımız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96851</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8eb44e8-b111-4efd-a8c2-55d79ee7047d.jpg</image:loc>
            <image:title>Okumamak</image:title>
            <image:caption>“Haftalık edebiyat eleştirilerini bıraktığımda pek çok kez bazı kitapları okumamaktan ötürü haz duydum. Bu kitabın bir yazımdan ödünç alınan başlığının sebebi de kısmen bu. Aslında başlık bu seçkide bulunan birkaç konuya atıfta bulunuyor; edebiyat dünyasındaki sahtekârlıklara, yeniliklerin zulmüne, iç karartıcı zorunlu okuma listelerine, olağandışı ama artık kök salmış bir alışkanlık olarak kitapları hiç okumadan üzerine konuşmaya ve bir bakıma da başlık bulmanın zorluğuna. Fakat bu kitabın hepsinden öte okumaya bir övgü olduğu açık.”
 
Çağdaş Şili edebiyatının en parlak yazarlarından Alejandro Zambra edebiyat üstüne yazılarını Okumamak’ta bir araya getiriyor. Kendi edebiyat yolculuğuna da yer verdiği bu içten, bir o kadar da derinlikli yazılarında Bolaño’dan Tanizaki’ye, Cortázar’dan Kafka’ya, Buzzati’den Borges’e, Madam Bovary’den Yastıkname’ye birçok yazar ve eser hakkında tespitlerde bulunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96852</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/949e95f1-8115-41c1-a7f3-0788c965e07b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizim Memleket Güdül</image:title>
            <image:caption>Bizim memleket Güdül’ü bir vefa borcu olarak, satırlara dökmeye basladıgımda, çocuklugumda yasadıklarımı, hatırladıgım kadarıyla yazdım. O günleri güzel anmamı saglayan en basta Ballisinlerin Ümmühan Ebemi anmak isterim. Ebem en acımasız olumsuzlukları, güzele indirerek sunardı. 
Onun duygusuz gibi görünen tavrını, imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. 
Okumanızı isterim, özellikle benim yas grubundakiler ve geçmisini öğrenmek isteyenler, kendinizi anılar içinde bulacaksınız. 
Güdül, bir sekilde hepimizin hayatında dokunmus. Kahırlı bir bakısı var. Hep ayrılırken burukluk hissetmemiz bundan… 
Güdül yanardag küllerinden beslenen bir gül, karanlık viranelerde öten bülbül… Günün birinde, belki de sırça köskler gibi degerini bulur. 
Güdül benim için, yalnızlık, hasret, kahır, vefa demek. Her seye ragmen, masumiyetini ve kararlılıgını yitirmemistir. 
Yesil Güdül’e hos geldiniz. 
Bu kitabı Ballisinlerin Ümmühan Ebeme naçizane armagan ediyorum. 
Aziz hatırasına saygıyla…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96854</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/093edf60-ee68-4662-a4c0-c78391c5b41d.jpg</image:loc>
            <image:title>Mesafeyi Aramak</image:title>
            <image:caption>Bazı durumlarda eleştirmen ile metin arasındaki ideal mesafenin belirlenmesi için, öncelikle okuma sürecinin bir deneyime dönüşmesine, metinle özdeşleşmeye izin verilmesi gerekir. Fazla yaklaşmak ile fazla uzaklaşmak arasındaki skalada, risk, metnin toplumsal bağlamdaki anlamını ıskalamak ile metni toplumsala gömmek arasında değişen yoğunluklarda kendisini gösterir. Romanlar üzerine yazmanın zorluğu çoğu zaman bundan kaynaklanır. Kendi dilini arzulamak, metni kendi diline boğmak, onu görünmez kılmak değildir elbette. Tersine, belli bir etki alanı oluşturmuş edebi eleştirilerin çoğu, edebi metni daha da görünür kılmak üzere onun kendine özgü biçim-içerik formülasyonlarını araştırmışlardır. Metni çok yakından tanıyacak kadar içerden okuyarak ve yapıtın dilinden (dünyasından) çıkıp toplumsal bağlamdaki yerini tespit edebilecek kadar dışardan değerlendirerek. 
Bu derlemede on beş roman üzerine farklı kuramsal yaklaşımlarla, farklı bakış açıları ve mesafelenme tercihleriyle yazılmış on beş yazı yer alıyor. Yayımlanmalarından itibaren eleştirmenlerin dikkatini çeken bu romanların büyük kısmının önemli bir ortak noktası var: Anımsama ve travmatik bir geçmişle hesaplaşma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96856</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/addd776d-71b4-43cf-b992-31998bb18a89.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutluluk Büyüsü</image:title>
            <image:caption>Bir soruna bir çözüm önermekten veya bir durumun yeni bir yorumunu yapmaktan, bir şakayı anlamak veya bir bulmacayı çözmek gibi daha basit becerilere kadar çeşitli durumlarda ortaya çıkan kilit bir fenomen “Aha Anı” veya diğer bir deyişle “Eureka Etkisi”. İşte “Mutluluk Büyüsü”nde yer verdiğim 71 küçük hikâyenin/paylaşımın sizlerde 71 ayrı “Aha Anı’na” yol açması en büyük dileğim. Çünkü böylece elde edeceğiniz içgörürlerle 71 ayrı mutluluk büyüsü yapabilecek ve sonunda gerçek bir “mutluluk büyücüsüne” 
dönüşeceksiniz. 
 
“Okurlarım bilir, şimdiye kadar ne kendi roman ve kitaplarıma ne de editörlüğünü yaptığım yavrularıma ön söz, arka kapak yazma âdetim yoktur. Bu defa kendimi mecbur hissettim, çünkü biliyorum ki bu kitap yaşam yolunuza büyük bir ışık olacak. ‘Benim bir sorunum yok ki, niye okuyayım?’ demeyin, okuyun. Sıradaki demeyi öğrenin, ben çok eğleniyorum, sizin neyiniz eksik? Işığınız bol olsun.” 
Hürriyet Turnalı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96857</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8798b7ab-8558-422e-8c57-b99bc75a97d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Haberin Ortaya Çıkışı</image:title>
            <image:caption>Haber alma ve bilgi edinme içgüdüsü, insanlık tarihinde oldukça eskiye; hatta bırakın süreli yayını, matbaanın icadından çok daha önceye dayanmaktadır. Sanayi öncesi Avrupa&apos;nın haber dünyası, on sekizinci yüzyılın sonuna kadar tam olarak çok ortamlı bir bilgi alışverişine sahipti: sohbetler, dedikodu, sivil törenler, kutlamalar, vaazlar, resmî bildiriler ve daha sonra baskı çağında broşürler, fermanlar, baladlar, dergiler ve ilk haber sayfaları. 1800&apos;e kadar dört yüzyıl boyunca Avrupa ve dünya çapındaki haber topluluğu, ayrıcalıklı Orta Çağ pazarlarının çok ötesine geçti. Ancak haber dağıtımının temel ilkeleri büyük ölçüde aynı kaldı: 

     Haber, güncel ve güvenilir olmalıdır. 
    “Bazı insanlar, gazetelerin ölümü hakkında tahminlerde bulunuyor ve zannımca bu tahminler yanlış. Andrew Pettegree ise bu çığır açan çalışmasında gazetelerin doğumunu araştırıyor. Usta tarihçi, on ülkedeki basının ilk yüzyılları hakkında merak uyandıran kapsamlı bir çalışma kaleme aldı. Gazeteciler ve bu meslekle ilgilenen herkes tarafından okunmayı hak ediyor.” Lord Patten 

    “Haber medyasındaki bu hızlı değişim anında, Andrew Pettegree&apos;nin yüzyıllara ve üç kıtaya ilişkin bilgi yüklü, geniş kapsamlı araştırması, büyük bir tarih çalışması için çağdaş bir yankı uyandırıyor. Anlattıkları oldukça iç açıcı: insan merakı, özgürlükle yakından ilişkilidir ve kendi yolunu bulmaya meyillidir.” Diarmaid MacCulloch 

    “Andrew Pettegree, bize Orta Çağ&apos;ın sonundan 18. yüzyıla kadar Avrupa&apos;daki bilgi ve düşünce akışının muhteşem bir yeni anlatısını sundu. Pettegree; posta sistemlerinden taverna sohbetlerine, el yazması ticaret mektuplarına ve periyodik basının ortaya çıkışına kadar her şeyi zengin ve eğlenceli örneklerle ve Avrupa&apos;nın siyasi ve dinî tarihine ışık tutan referanslarla aktarıyor. Zamanımızın iletişim devrimleriyle karşı karşıya kalırken, Haberin Ortaya Çıkışı, bu aç bilgi arayışımızda hakikat ve güven konularında temel bir rehber olma özelliği taşıyor.” Natalie Zemon Davis</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96858</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d967645-1b0c-45dd-bb09-093f82a6cddf.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimsesizler Matemi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kimsesizler Matemi - Ciltli 
Emine Tavuz 
 
“Gece Yarısı Güneşi, bu dağın üzerindeki tüm karı eritiyorsun.” 
 
Safir Mila Safkan, henüz çok küçükken hayatının taşlarını yerinden oynatan bir olay yaşar ve kendini ansızın bir yetimhanenin soğuk duvarları arasında kimsesiz bulur. Sahip olduğu şeyler, her ne yaşarsa yaşasın iyi kalan kalbi ve tutkuyla bağlı olduğu dansıdır.  
 
Kalbi yalnızca bir tek şey için, bale için çarpar.  
Ta ki ikincisini bulana kadar: Hazer Han&apos;ı. 
 
Katılacağı müzikali kazanma hedefiyle, kendisini seçen bu adamın gözetimi altında dans etmeye, bir kelebek gibi kanat çırpmaya başlar. Fakat elde ettiği tüm bu başarıların yanında ona başka bir hediye kılınmıştır: aşk. Kendi kalbi kadar hassas ve nazik bir kalp Mila&apos;ya 
yaklaştığında, bu zamana kadarki tüm önyargıları yavaşça yerle bir olur ve tüy kadar nahif bir aşk bedeninde dans eder. 
 
Kışın soğuğunda yüreğinizi sıcacık kılacak, 
romantik bir aşk hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96859</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4d9e921-f6e2-4307-ae22-597b1e9d5c5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe Fiillerdeki Fosil İsimler</image:title>
            <image:caption>Her gün yürüdüğünüz yolda bir fosil taşına rastlamak gibi, gündelik dilde sıklıkla kullandığınız bazı fiillerin tabanında da fosil isimler bulabilirsiniz. 
   Bu fosil isimler geçmişte bağımsız bir birim olarak kullanıldıkları halde bugün onlardan türeyen fiillerin tabanında kalmış, tek başlarına kullanımları oldukça azalmış ya da tamamen ortadan kalkmıştır. 
    Beze-, esirge-, okşa-, utan- fiillerinin tabanındaki fosil isimler nelerdir? 
    Bile- bocala-, böbürlen- fiillerindeki fosil isimler olan bi, boca, böbür hangi dillerden alıntıdır? 
    Dinlen-, iğren-, kıskan- fiillerinde fosilleşen tın, ig, kız Eski Türkçe dönemindeki hangi metinlerde kullanılmıştır? 
   Bekle-, kavur-, sakla- fiillerinin tabanındaki bek, kak, sak standart Türkçede fosilleşmişken Anadolu ağızlarında hangi anlamlarda kullanılmaya devam etmiştir? 
   Fosil isimleri araştırırken sözcüklerin kökenine dair bilgilere ve yazılı kaynaklardaki serüvenine de değinen elinizdeki çalışma, standart Türkçedeki 80 fiilin tabanında fosilleşmiş 72 ismi ele almaktadır. öğrencilerimize yararlı olması dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96860</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05721bc8-c326-4193-9967-bce9599da3df.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimsesizler Matemi</image:title>
            <image:caption>“Gece Yarısı Güneşi, bu dağın üzerindeki tüm karı eritiyorsun.” 
 
Safir Mila Safkan, henüz çok küçükken hayatının taşlarını yerinden oynatan bir olay yaşar ve kendini ansızın bir yetimhanenin soğuk duvarları arasında kimsesiz bulur. Sahip olduğu şeyler, her ne yaşarsa yaşasın iyi kalan kalbi ve tutkuyla bağlı olduğu dansıdır.  
 
Kalbi yalnızca bir tek şey için, bale için çarpar.  
Ta ki ikincisini bulana kadar: Hazer Han&apos;ı. 
 
Katılacağı müzikali kazanma hedefiyle, kendisini seçen bu adamın gözetimi altında dans etmeye, bir kelebek gibi kanat çırpmaya başlar. Fakat elde ettiği tüm bu başarıların yanında ona başka bir hediye kılınmıştır: aşk. Kendi kalbi kadar hassas ve nazik bir kalp Mila&apos;ya 
yaklaştığında, bu zamana kadarki tüm önyargıları yavaşça yerle bir olur ve tüy kadar nahif bir aşk bedeninde dans eder. 
 
 
Kışın soğuğunda yüreğinizi sıcacık kılacak, 
romantik bir aşk hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96861</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bad3fa32-5675-4505-8284-154eaa8f3621.jpg</image:loc>
            <image:title>Kontrpiye</image:title>
            <image:caption>Kontrpiye, küçükken hep dünyanın en iyi forveti olarak tanınmayı ve ailesini mahcup etmeyen bir evlat olmayı hayal eden Giray’in hikâyesidir. Yaşı 26’ya geldiğinde arkasına şöyle bir dönüp baktığında hayallerinin büyük bir kısmına ulaştığını görür. Yani en azından amatörün dibinde yer alan bir kulübün forvetidir ve babası hâlâ onu evlatlıktan reddetmemiştir. Fakat arkadaşları İshal ve Toner’le birlikte bir elektrik direğinin dibinde çekirdek çitleyerek geçirdiği günlerin birinde Sara’ya rastlayınca, sadece hayalleri değil, bütün hayatı değişir. İşte, Giray’ın asıl hikâyesi de bundan sonra başlar. Platonik bir sevda mıdır onunkisi? Yoksa sonu, aynı elektrik faturasına bakarak “Oha! Bu evde Pikachu mu yaşıyor?” diye serzenişte bulunacakları bir evlilik mi? Giray ile Sara’nın hikâyesi; Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Ciguli ile Binnaz’ı solda sıfır bırakacak bir aşk hikâyesidir. Yanı sıra macera, aşk, futbol, komedi ve daha pek çok konu bu kitapta... Kontrpiyede kalmamak için Kontrpiye’ye başlamanın tam zamanı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96862</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b35b3f2-2bf8-49d6-b734-2a65b9c056d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Sevda</image:title>
            <image:caption>Öğretmen; En hayırlı varisini kendi elleriyle yetiştiren kişidir. Bir insanın hayatına dokunur ve o hayatın geri kalanını tamamen değiştirir. Bir tohum eker ve yıllar sonra o tohumun meyvesini gıptayla seyreder. Bu yönüyle öğretmenlik, nasibi en bol meslek... Meslekten öte, BİR SEVDA... Mesleğine sevdalı öğretmen her dersi verimli ve kalıcı hale getirmenin yollarını iyi bilir. Haşarı ya da çekingen öğrencilerde saklı potansiyelleri ortaya çıkarır. Eğitimin önünde büyük engelmiş gibi görünen bazı konuları küçük dokunuşlarla büyük iyiliklere dönüştürür. Peki bütün bunlar nasıl mümkün olur?.. Eğitimci yazar Vehbi Vakkasoğlu, yarım asra dayanan şahsi tecrübelerini, eğitimine katkıda bulunmuş çarpıcı örneklerle harmanladı. Böylece, öğretmenliği BİR SEVDA gibi yaşamanın yol haritasını evrensel gerçekler ışığında ortaya koydu. Umuyoruz ki okuyanlar, “İşte öğretmen budur!” diyeceklerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96863</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/555461b6-bcf3-4b4d-b1b3-a8766c8e08e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi Onlar Düşünsün</image:title>
            <image:caption>Ruhun şarkı söylerse hayat seni mutlaka dansa kaldırır.* 
 
Bundan böyle kartlar yeniden dağıtılacak. 
Oyunun kuralı değişti. 
Sevebildiğin için sevileceksin, kaybetmekten korkmadığın için vazgeçilmez olacaksın. Savaşmadığın için kazanacaksın, çünkü savaşların galibi olmaz. 
Mücadele etmediğin için kolayca elde edeceksin. Koparıp almayacaksın, uzanıp alacaksın.
Baskıyla ve kaybetme korkusuyla elinde tutmaya çalışmayacaksın, avuçların açık halde şefkatle ve güvenle seveceksin. 
Çok para peşinde koşmak zorunda kalmayacaksın çünkü neye ihtiyacın varsa zaten karşılayabiliyor olacaksın. 
Yaralarını iyileştirebileceksin. Kimsenin üzerine yaftaladığı rollerin kahramanlığına soyunmak zorunda kalmayacaksın, olmak istemediğin bir insanın yaşamını sürmeyeceksin. 
Hayalindeki seni yaşayacaksın. Hayallerini mümkün kılacaksın. 
Cehennemin içinde kendine bir cennet yaratabileceksin. 
Bu yüzden elinde tutuyorsun bu kitabı. 
Çünkü hepsine hazırsın. Yapabileceğini sen de biliyorsun. 
Sen de biliyorsun ki bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 
Şimdi onlar düşünsün... 
Sen hayalindeki sana hoş geldin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96864</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf30fdd8-02cc-4d05-bc10-7504a3bdaa5f.jpg</image:loc>
            <image:title>Anılarım</image:title>
            <image:caption>“1951 yılı sonbaharında Elazığ’ın küçük, ancak şirin ve il merkezine yakın bir köyünde dünyaya gözlerimi açmışım. O yıllarda ülkenin içerisinde bulunduğu tüm sıkıntılara rağmen insanların daha mutlu olduğu, elektriğin, teknolojinin olmadığı yıllarda ilk, orta ve lise tahsilimi gerçekleştirdim ve daha sonra devletin burs desteği ile Ankara’da üniversite, Fransa’da lisansüstü eğitim hayatıma devam ettim.” diye başlıyor anılarını anlatmaya Bingöl. 20. yüzyılın son yarısı ile 21. yüzyılın ilk çeyreğine tanıklık eden bir kalem, Fırat Üniversitesi’nin kuruluşunu ve dünden bugüne geldiği yeri ve nitelikli bir üniversitenin kuruluş ve yükseliş aşamalarını da bizlerle paylaşıyor. Türlü zorluklara rağmen o küçük, ancak şirin köyden çıkıp profesör olmayı başarmış ve üniversitenin en yüksek idari makamı olan rektörlüğe kadar gelmiş bir bilim insanının hayat hikâyesini okuyacağınız bu kitap, azmin ve doğrunun önünde hiçbir duvarın duramayacağının canlı bir örneği niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96865</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/851b1073-b92f-4b9d-9401-f60b2692530e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Dünya Düzeni Emperyalizmin Üst Aşamasıdır</image:title>
            <image:caption>Dünyada insanlar kendi sınıf savaşlarını öyle bir aşamaya getirdi ki örgütlü mücadelelerin de günümüzde olduğu kadar hiçbir aşamasında bugünkü kadar sınıf uzlaşmacısı bir döneme rastlanmamıştır. Yeryüzünde toplumların savaşları tarihinde, proletaryanın kendi sınıf savaşında öndersiz, öncüsüz ve örgütsüz olduğu böyle bir dönem hiç görülmediği gibi hiçbir aşamasında bu kadar ihanete de rastlanmamıştır. 
İhanet kendi boyutunda bazen oportünizm bazen küçük burjuva önderliğinde bazen anarşizm ya da terörizm boyutunda bu gelişmeler bazen kuyrukçuluk bazen çürümüşlük bazen de asalaklık biçiminde boy göstermektedir. Yapılan bu tür mücadelenin de sınıf mücadelesi adına yapıldığını söylemekte idiler. 
Aslında bu tür mücadelelerin hiçbiri, hiçbir şekilde sınıf mücadelesi olmadığı gibi, bu tür savaşlar aksine sınıf savaşlarını da ortadan kaldırmıştır ve aynı zamanda sınıf savaşlarına da çok büyük boyutlarda zarar vermiştir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96866</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4581bb65-8c39-492a-86df-1ae585905808.jpg</image:loc>
            <image:title>Küreselleşme ve Avrupa Birliği Ekseninde Türkiye&apos;deki Spor Politikalarının Değişimi</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
1.       BÖLÜM : KURAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR 
2.       BÖLÜM : MATERYAL VE YÖNTEM 
3.       BÖLÜM : ARAŞTIRMA BULGULARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96867</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a0c6948-f18f-4246-b141-f29e07e7e43f.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhasebe Bilgi Sisteminde Başarının Ölçümü - Tarihsel Süreç ve Ölçüm Modelleri</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BÖLÜM 1 :  BİLGİ SİSTEMLERİ 
 
BÖLÜM 2 :  MUHASEBE BİLGİ SİSTEMİ 
 
BÖLÜM 3 :  BİLGİ SİSTEMLERİNDE BAŞARI ÖLÇÜMÜ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96868</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd50022a-092a-49e5-92ac-d4cfc71c5e7a.jpg</image:loc>
            <image:title>Faaliyet Giderleri ve Finansal Performans Teori ve Uygulama</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM : GELİR VE GİDER KAVRAMLARI VE FAALİYET GİDERLERİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM : FİNANSAL PERFORMANS VE ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : FAALİYET GİDERLERİ İLE FİNANSAL PERFORMANS İLİŞKİSİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : FAALİYET GİDERLERİNİN FİNANSAL PERFORMANSA ETKİSİ: BORSA İSTANBUL ÖRNEĞİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96869</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f134170f-2b0c-404b-8c0d-84f55d3a0d14.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayat ve Sanat</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
DEDE KORKUT HİKÂYELERİNDEN KANGLI KOCA OĞLU KAN TURALI HİKÂYESİNDEKİ MİTOLOJİK ÖGELERİN GÖSTERGEBİLİMSEL ANALİZİ 
KİTAB-DEDE KORKUT DESTANINDA İNSAN HÜZNÜNÜN ŞİİRSEL YANSIMASI 
GÜLŞEHRÎ‘NİN MANTIKU‟T-TAYR MESNEVİSİNDE FORMÜLİSTİK SAYILAR 
OLGUNLAŞMA ENSTİTÜLERİNİN ULUSAL KALIT KOLEKSİYONLARINA AİT BAZI ÖRNEKLERİN KÜLTÜREL KORUMA BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ 
EDEBİYAT ESERİNDE YAZAR/ŞAİR KİŞİLİĞİNE ULAŞMANIN İPUÇLARI 
PSYCHOANALYTIC APPROACH TO JOSEPH ANDREWS BY HENRY FIELDING 
OSMANLI‘DA GECİKMİŞ MODERNLEŞME: TANZİMAT‘IN DOĞUŞU 
FRANZ KAFKA‘NIN DÖNÜŞÜM‘ÜNDE VARLIĞIN YOK OLUŞ ESTETİĞİ 
MEDYALARARASILIK BAĞLAMINDA KİTAPTAN EKRANA BİR EDEBİYAT UYARLAMASI ÖRNEĞİ: HAVADA BULUT 
EZİZE CEFERZADE SANATINDA CEFER CABBARLI ETKİSİ 
DİLİMİZİN GELİŞMESİNDE ATATÜRK‘ÜN ROLÜ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96870</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60e6db24-8e1d-4e9c-be33-f822f9ae89f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahtapot İle Sessiz Balina</image:title>
            <image:caption>Bazen kendimizi yalnız hissederiz. Sesimizin duyulmadığını, şarkılarımızı kimsenin söylemediğini, söylediklerimizin anlaşılmadığını düşünürüz. Ama belki de bir yerlerde bir dost, kalbimizi ona açmamızı bekliyor ve şarkılarımızı bizimle birlikte söylemek için sabırsızlanıyordur. 
Gerçek bir olaydan alınan ilhamla yazılan bu hikâyede, ahtapot ile sessiz balinanın beklenmedik dostluğuna tanık oluyoruz. Çünkü hayat her yerde; karada, havada ve denizde, 
her zaman sürprizlerle doludur! 
 
1992’de, Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde, daha önce hiç kaydedilmeyen, başka balinaların seslerine benzemeyen bir ses duyuldu. Araştırmacılar, bu sesin 52 Hertz frekansında olduğunu ve diğer balinaların çıkardığı ses frekansına uymadığını fark ettiler. Bu durumda, diğer balinalar bu sesi duyamaz ve sürülerine bu balinayı alamazlardı. 
Bilim insanları balinanın adını 52 Hertz koydular ve yıllarca onu takip ettiler. Gerçekten de 52 Hertz Balina, hiçbir sürüye dahil olamıyor ve okyanusta yapayalnız dolaşıyordu. Bu süre boyunca çıkardığı seslere, belki de söylediği şarkılara hiçbir balinadan karşılık gelmedi. 
Bu hüzünlü gerçeklik, yazar Gökçe Gökçeer’e ilham verdi ve ortaya Ahtapot ile Sessiz Balina’nın eşsiz dostluğunu anlatan bu hikâye çıktı. Uluslararası yarışmalarda aday gösterilerek ülkemizi temsil eden, birçok ödülün sahibi çizer Uğur Altun’un sanatıyla birleşen bu hikâye, bizlere bambaşka bir dünyanın kapısını aralıyor…  
 
Gökçe Gökçeer 
Ankara’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldı. Yayıncılık hayatı boyunca birçok yayınevi ve dergi grubunda redaktör ve editör olarak çalıştı. Bir gün gerçek bir barınak köpeği ona ilham verdi ve ortaya çocukların çok severek okuduğu “Pöti” serisi çıktı. Böylelikle kendi hikâyelerini yazmaya başladı. Halen çocuk edebiyatının birçok alanında emek veriyor; kendi hikâyelerini paylaşmaya devam ediyor, çocuk kitaplarıyla ilgili tanıtım ve değerlendirme yazıları yazıyor, editörlük yapıyor. Kızı ve iki kedisiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor. 
 
Uğur Altun 
1987&apos;de Rize&apos;de doğdu. 2012 yılında Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü&apos;nden burslu mezun oldu. 2013&apos;ten beri ürettiği işlerle hem ulusal hem de uluslararası yarışmalarda birçok ödül aldı. 2021&apos;de IBBY Türkiye tarafından ALMA&apos;ya (Astrid Lindgren Memorial Ödülü) aday gösterildi. Halen Yaşar Üniversitesi&apos;nde illüstrasyon dersleri veriyor ve serbest tasarımcı olarak çalışmalarına devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96871</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a75abe93-2257-4c6b-abd9-a5c52f7fb692.jpg</image:loc>
            <image:title>Kiki’nin Cadı Kargosu 1</image:title>
            <image:caption>Hayao Miyazaki’nin en sevilen filmlerinden birinin uyarlandığı seride küçük cadı Kiki, her on üç yaşına gelen cadı gibi evden ayrılıp tek başına bir sene geçirmek zorundadır. Büyü yapmak konusunda acemi olsa da Kiki’nin çok iyi olduğu bir özelliği vardır: Uçmak. 
 
Kedisi ve en yakın arkadaşı Jiji ile birlikte süpürgesine atlayıp kendine yeni bir yuva olabilecek şehri aramaya koyulur. Yüksek saat kulesiyle denizin kıyısında duran Koriko tam da Kiki’nin hayalindeki gibi bir yerdir. Kendine güvenen Kiki, Koriko’ya uçar ve güçlerinin kasaba halkına kolaylık ve neşe getireceğini umar. Ancak halkın güvenini kazanmak, yabancı bir şehirle tanışmak pek de kolay değildir. Bir cadı için bile. 
 
Akiko Hayaşi’nin çizimleriyle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96872</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d2a6c26-7ff1-40da-a125-356f794a665f.jpg</image:loc>
            <image:title>Okuma Odası</image:title>
            <image:caption>Tekinsizliğin caddelerinde dolaşan kentli öyküler yer alıyor Onat Bahadır’ın yeni kitabı Okuma Odası’nda. 
 
Yer altı ile yer üstünün bir sarmaşık gibi birbirine girdiği, zaman katmanlarının üst üste bindiği; kimi zaman soğuk bir mart akşamında, kimi zaman garip bir sinema salonunda geçen; sabah vakti otobüste ya da iş çıkışı serviste “arka koltukta oturan adam”ı uyandırmadan okunması gereken öyküler... 
 
&quot;Sessizlik ya da hadi bir ot, yaprak hışırtısı yahut kuş cıvıltısı... Sabah bunları duyması gerekir insanın. Sonbaharsa rüzgârın olgun sesi... Kışsa soğuk eli... Yazın serin bir sabah meltemi belki... Baharın neyi olsa olur. Bunların hiçbiri, şehrin beton dikitleri arasından geçemiyor. Şehrin değişmeyen bir sesi var. Her mevsim, her ay, hafta ve gün... Ne kadar dikkatle dinlerseniz dinleyin ne dediğini anlamanız mümkün değil. Çünkü bir şey demiyor. Çünkü söyleyecek bir sözü yok bu uğultunun.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96874</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/545bd806-d546-4f5d-84d0-1b2338d9fa47.jpg</image:loc>
            <image:title>Anadolu&apos;nun Kadim Sesleri</image:title>
            <image:caption>Anadolu’nun Kadim Sesleri, Âşık Veysel’den Bekçi Bakır’a, Kazancı Bedih’ten Tenekeci Mahmut’a, Sümmani Baba’dan Şerif Akbağ’a Anadolu’dan yükselen ve bu coğrafyanın rikkat sahibi kulaklarında yankısı dinmeyen karşılıklar bularak duyarlılıklarımızı, kimi zaman içleniş ve dert kimi zaman sevinç ve coşkuyla dile gelen duygularımızı, kısaca varoluşumuzu şekillendiren seslerin sahiplerine, koruyucularına, aktarıcılarına dair incelikli kalem işlerinden oluşuyor. “Özlemin, hasretin narıyla yanmış haberlerin olmadığı, beklemenin sancısıyla doğmuş kelamın kalmadığı, sevgilinin kulaklarına fısıldanacak sözlerin kaybolduğu” zamanlardan kadim zamanların seslerine tazimle dokunan kalem işlerinden…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96875</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa9c8a62-d266-4ab5-bc77-17c5ba497f0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gazi Sultanlar ve İslamın Sınırları</image:title>
            <image:caption>Gazi Sultanlar, İslâm tarihinin geç Orta Çağ ve erken modern döneminin uclardaki kutsal savaşçı hükümdarları idi. Elinizdeki kitap, mezkûr dönemlerde İslâm dünyasında temayüz etmiş üç gazi (Gazneli Mahmud, Bâbür, II. Murad) hakkında karşılaştırmalı ilk incelemedir. Kitap, bahsi geçen şahsiyetlerin strateji oluşturmasında ve kendilerini ifade etme biçimlerinde seleflerinin eylemlerinden ve eserlerinden nasıl ve ne ölçüde etkilendiklerini göstermektedir. 
  Pek çok Farsça, Arapça ve Türkçe metinden faydalanan yazar, tarihî ve edebî eserlere, metinlerarası yaklaşımın önemini örneklerle göstererek “bellek” ve “özbiçimlendirme”nin tarihi hakkında yeni bulgular sunmaktadır. Eserde incelenen üç ana tema, on birinci yüzyılda gazi sultan mefkûresinin teşekkülü, bu mefkûrenin on beşinci ve on altıncı yüzyılın başlarında Anadolu ve Hindistan’da taklidi ve konuyla ilgili metinlerin yayılması sürecini içermektedir. Anooshahr, “oluş” ve “örnekleme” ile ilgili felsefi meselelere yoğunlaşarak, mezkûr eserlerde yalnızca vakıaları, ideolojiyi ve meşrulaştırmayı arayan tarihî yaklaşımlara alternatifler bulmaya çalışmaktadır. Elinizdeki kitap, Orta Çağ ve erken modern İslâm tarihi, İslâm edebiyatı ve din tarihi konusunda uzman bilim insanlarının ilgisini çekecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96876</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01db4844-ed1d-49eb-b98d-2908c4bb4589.jpg</image:loc>
            <image:title>Kafkas Yollarında</image:title>
            <image:caption>“Türk ve Ermeni, asırlardan beri birlikte yaşayan iki millet, artık dostluklarına nihayet vereceklerdi. Osmanlı ordusunun bozukluğu iki millet arasında geniş bir uçurum açmıştı. Halk üzerinde zâlimâne ve gaddarâne bir nüfuz icra eden hükûmet Türkleri bîzar ettiği gibi Ermenilerde de hürriyet ve istihlâs arzuları uyandırmıştı. Bu arzuları en ziyade takviye eden Ermeni komiteleriydi. Komiteler, Ermenilerin saadetini bombadan ve kıtalden ziyade sulhen de temin edebilirlerdi; fakat onlar hırslarının tatmini için, halkın kanını kendilerine mübâh görüyorlardı. Türk bombayı bilmezdi, Türkiye’ye bombayı sokan, hattâ padişahlarının vücudunu ve sarayını bomba ile ortadan kaldırmaya çalışan, Ermeni komiteleriydi. Yıldız bombası patladığı zaman, ne kadar Türk ölmüştü! Müthiş bir infilak ortalığı sarsmış, havada etten, bacaktan, koldan mürekkep bir kasırga peyda etmişti. Yıldız Sarayının yanında, ciğerleri parçalanmış çocuklar, arslan gibi babayiğitler, başları kopmuş, kolları uçmuş cesetler, beygir naaşları arasında karmakarışık, yerlere serilmişlerdi. Parmaklıklarda kıyma halinde yapışmış insan etleri görülüyordu. Bu ölen insanlar, bu parçalanan cesetler, hep zavallı Türklerdi. Şimdi bu bombalar Anadolu’da patlayacak, aç ve talihsiz halk, zalim bir hükûmetin teseyyübü yüzünden Ermeni çetelerinin kan tufanına boğulacaktı…” 
Ahmet Refik 

Ahmet Refik Altınay’ın 1. Dünya Savaşı sonunda Ermenilerin elinden kurtarılan Doğu’daki şehirlerin vaziyetini incelemek için yabancı gazete muhabirlerinden müteşekkil heyetin başkanlığını ifa etmekteyken aldığı notlardan oluşan Kafkas Yollarında, tarihçinin savaş sonrası Anadolu’daki vaziyeti bizzat ilk elden anlatması bakımından önemlidir.  Ahmet Refik, Ermenilerin Trabzon, Batum, Erzurum, Erzincan, Kars, Ardahan ve Artvin şehirlerindeki şenaatlerini de not ettiği bu eserde, adı geçen şehirlerin savaş sonrası harap ve bitap hâllerini de kaydederek tarihe not düşmüştür. Bu notların ehemmiyetli bir başka yönü de Refik’in yazdıklarının Avrupa basının da haber kaynağı olmasıdır. Savaşın en ağır şartlarını yoğun olarak yaşayan Anadolu’nun içler acısı vaziyetinin Avrupa’ya kulaktan dolma bilgiler ve iftira dolu hezeyanlar yerine birinci elden sağlıklı bir kaynaktan yansıtılmış olması şüphesiz ki dönem Avrupa’sının neşriyatında bir nebze de olsa Türkler aleyhindeki kanaatlerin yumuşamasına sebep olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96877</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65507e85-d3b7-4773-a84d-d840f3332a81.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Gönen&apos;de Doğdum</image:title>
            <image:caption>Bu roman, Ömer Seyfettin’in kısa ömrünün uzun hikâyesidir. Onun hikâyesi bir mart sabahı Gönen’de başladı. Haydarpaşa Hastanesi’nin deniz gören küçük ve soğuk odasında ömrünü tamamlandığında, yine bir mart sabahıydı. Otuz altı yıllık bu hikâye; büyük savaşlar, esaret, acılar, geçim sıkıntıları ve yalnızlıklarla doluydu. O, koskoca bir imparatorluğun çöküşünün, genç cumhuriyetin doğuşunun tanığıydı. Etrafında olup bitenlere duyarlı bir aydın ve büyük eserini arayan sanatçıydı. 
 
Türklük ülküsüyle yoğrulmuş bir dava adamıydı Ömer Seyfettin. Selanik’te Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” makalesiyle millî dile dönüşü başlatarak Türkçenin Kristof Kolomb’u oldu. Gökalp’ın ‘Yeni Hayat’ felsefesine inandı. Millî dil ile millî edebiyatın, millî edebiyatla milletin doğuşunu hazırladı. Yazdıklarıyla Türk milletini eleştirdi, uyardı, besledi, en önemlisi ışığı çağlar ötesine uzanan bir ufuk oldu. 
 
Muzipti. Dostlarına ‘cancağızım’ derdi. Ata binmeyi, mızıka çalmayı, kitap arasında çiçek kurutmayı severdi. Kapalı havalardan hoşlanmazdı. Köpeği Koton’u yanından hiç ayırmazdı. Güreşe, jimnastiğe düşkündü. Hırs yüzünden kavgaları, dövüşleri oldu. Sevdaya tutuldu. 
 
Okumayı ve yazmayı severdi. Atina’da esaret günlerinde, Yunan komutandan tek isteği bir daktiloydu. En büyük hayali ‘büyük eserini yazmak’tı. Bunun için kalabalıklardan uzak durdu, sakin ve düzenli bir hayatı özledi. İstanbul’u sevmedi ve Anadolu’da bir yere yerleşmeyi düşledi. Evliliği bile büyük eserine ulaşma yolunda atılmış bir adımdı. 

Calibe’yle evlilik ona büyük eserini yazdırmadı, ama Fahire Güner’i getirdi. İçgüveysi olarak gittiği konak ruhuna kasvet verdi, on yedi odasına rağmen yazamadı. Kısa süren fırtınalı evliliği boşanmayla sonlandı. Hayatının son yıllarında sığınağı, Kalamış’taki ‘Münferit Yalı’ oldu. Bu evde yaralarını sardı, dostlarıyla buluştu ve sadece yazdı. Çünkü onun için ‘ümit ölmez’di.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96878</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12bdabaf-55a1-4970-9034-efffb975f388.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehrin Sesi</image:title>
            <image:caption>Her şehrin bir sesi-tınısı, kokusu, tadı, ruhu ve mimarisi vardır duyularımıza hitap eden. Şehirlerin gönül kapıları vardır girmesini bilene. Şehrin pencereleri vardır seyretmek isteyene. Kadim şehirlerin sesi, insanın sesidir. Şehir gönül kapısından girenlere kendini anlatır. Penceresinden bakanlara içerisinde barındırdığı hikâyesini, edebiyatını, tarihini ve kültürü derinden geleni fısıldar. İşte o fısıltı şehrin sesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96879</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc8cc435-9513-452b-bb83-3221e42ee862.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşadıklarımız Okuduklarımızın Efendisidir</image:title>
            <image:caption>Rahmetli dedemin hatırlıyorum. Vefatından birkaç gün önce bir bayram sabahıydı.Amansız bir hastalığın pençesinde zor nefes alıp veriyordu. Kesilen kurbandan tatsın diye ağzına nohut kadar bir et parçası koyduk. Bir gayretle yutmaya çalıştı ama vücut kabul etmedi. Ağzından eti geri almak için eğilen kızının yanaklarına inmiş iki damla yaşı fark edince zoraki gülümsedi. &apos;80 yıl doya doya et yedik kızım&apos; dedi usulca, &apos; bir kere yiyemedik diye üzülmek olur mu?&apos; Bir cümlede bin mana... Bir nefese sığdırılmış yüzlerce seminer... Klimalı seminer salonlarında hayata olumlu bakmak kolay! Ezberlersin rolünü, çıkar oynarsın. Ama ölüm döşeğinde ezberlediğini değil, yaşadığını oynayabilirsin ancak. Birinde rol biter perde kapanır. Diğerinde rol biter perde açılır. Ve gerçek, yaşadığın dakikaları okuduğun kelimelerin efendisi kılar. Okuduklarınla yaşadıkların uyuşmuyorsa, ancak bir su birikintisindeki gökyüzü kadar derin olabilirsin. Bana ne kadar çok şey bildiğini anlatma sakın! En nihayetinde sen, aldığın son nefes ve kurduğun son cümlesin! (Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96880</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca8d0807-ee61-408a-8242-c66b0d5eeca1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bediuzzaman: The Conscience of The Age (Çağın Vicdanı Bediüzzaman)</image:title>
            <image:caption>Bediuzzaman: The Conscience of The Age (Çağın Vicdanı Bediüzzaman)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96881</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d55dc94c-9b7e-43a9-b954-b19a82d01464.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz ve Felaket Üçüzler - Evcil Hayvan Alıyor!</image:title>
            <image:caption>Deniz ve Felaket Üçüzler&apos;in maceralarını çocuklar çok sevecek!  “Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı” koleksiyonuna eklenen “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi, 1. sınıfa yeni başlayan bir çocuğun üçüz abileriyle yaşadığı bol koşturmacalı ve bazen de yürek hoplatmalı maceraları konu ediniyor.   

Okuma yolculuğunun henüz başındaki çocukları, küçük Deniz&apos;in büyük dünyası ile buluşturan seri; okula uyum, kardeş sevgisi, arkadaşlık, dayanışma, sorumluluklar, hayvan sevgisi gibi temalar üzerine değerli mesajlar paylaşıyor.   

Aile birliğini yücelten satırlarıyla dikkat çeken bu renkli öyküler, kardeşler arası ilişkilerde ebeveyn tutumunun önemine değinmeyi de ihmal etmiyor. 

Okulun ilk gününden daha heyecanlı bir şey var mı? Ama Deniz&apos;in okuldaki ilk günü kadar maceralısı zor bulunur! Çünkü Deniz, herkes uyuyakalınca okula pijamalarıyla gitmek zorunda kalıyor! Üstelik, peşinde koşan hırçın bir köpek ve üçüz abilerinin bitmek bilmez atışmaları yüzünden, okulun ilk günü tam bir keşmekeşe dönüşüyor. Ah, keşke o köpek şeker külahını ısırmasaydı da onca şekerleme ziyan olmasaydı... Fakat sonra, koşuşturmayla geçen ilk günlerin ardından bambaşka bir telaş sarıyor bizimkileri: Felaket üçüzler çok kararlı; evcil hayvan almanın tam zamanı! Anne babalarını ikna etmeleri ise an meselesi. Ancak Deniz&apos;in kumbarasındaki para, sadece bir kerevite yetiyor. Bizim ufaklığa göre kerevit acayip havalı bir evcil hayvan gibi görünse de üçüzler tam tersini düşünüyor! Acaba kerevit Edi&apos;yi azıcık hava alması için akvaryumdan dışarı mı çıkarsalar? Mesela sokağa? Ama kerevit sokağa çıkar mı hiç? Eyvah, yoksa Edi&apos;nin başına bir şey mi gelecek?   

Her biri ortalama 700-750 kelimeden oluşan öyküleriyle “Okuma Seviyesi 1” olarak sınıflandırılan “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi; okumaya yeni başlayan 1. sınıf öğrencilerini, hem eğlenceli hem de öğretici bir okuma serüvenine çıkarıyor. Kitapların son bölümünde yer alan 16 sayfalık “Bulmaca Diyarı” ise çocuklara, okuduklarını oyun yoluyla daha iyi anlama ve pekiştirme imkânı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96882</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51c514a0-efa0-435f-8402-5190242b7035.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihte ve Günümüzde Mehdilik</image:title>
            <image:caption>Mehdîliğin bir inanç olarak kabul edilmesi ve aksinin düşünülmemesi için, Kur&apos;ân ya da Mütevâtir Sünnette, yoruma yer bırakmayacak derecede açık bir ifadenin bulunması gerkmektedir. Mehdîlik hakkında ileri sürülen delillerin bu şartları taşımadığından kuşku yoktur. Söz konusu delillerin delâleti zaten problemli olduğu gibi, sübûtu da kesin değildir. Bu nedenle Mehdîliğin bir inanç olarak dayatılması, hiçbir şekilde doğru değildir. Birbirlerini ilzâm etmemek kaydıyla müminlerden dileyen inanır, dileyen inanmaz; her ikisinin itikâdî açıdan durumu eşittir. 
 
Bu kadar önemli ve belirgin bir beklenti olarak ortaya konulan bir hususun, Kur&apos;ân ve Sünnette hiçbir tevil ve tefsire yer bırakmayacak derecede açık bir şekilde yer almamış olması manidardır. Sadece bu husus mehdîlik hakkında ileri sürülecek şüpheleri haklı çıkarmak için yeterlidir. Ancak her şeye rağmen mehdîlik ve benzeri bir kurtarıcı fikrine dair inançlar, insanlık tarihi boyunca hep var olmuş, bundan sonra da var olacaktır. İnsanlarda iyilik duygusu ve bu duygunun beslediği iyiliğe erme ideali, bunu sürekli canlı tutacaktır. Bu bir problem olmadığı gibi, bunda şaşılacak bir durum da yoktur. 
 
Mehdi inancının, bu inanca sahip olanları kısmen de olsa rahatlatarak hayata bağladığı doğru olmakla beraber, bu inancın bir takım sakıncalı sonuçları meydana getirdiği de bir gerçektir. Bu sonuçlardan biri de ilahî birtakım güçlerle desteklenen bir lider olmaksızın İslâm&apos;ın tam olarak uygulanamayacağı ve beşerî gayretlerin adâlet ve hakkaniyetin ikamesi için yetersiz olduğu düşüncesidir. Buna göre Müslümanlar ne kadar gayret ederlerse etsinler, onların zulüm ve fesadı yeryüzünden silmeleri, mazlumları zalimlerin zulmünden kurtarmaları mümkün görülmemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96883</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eeb70aad-062a-4373-b9cd-b325494dcb13.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarikat Adabı</image:title>
            <image:caption>Tarikatlar, ortaya çıkışlarından bu yana İslam kültür birikiminin temel unsurlarından birini teşkil etmiş, inanç, düşünce, ahlak ve sanat alanında büyük hizmetler ortaya koymuşlardır. Bunun bir sonucu olarak da zaman içerisinde hizmet tarzları ve eğitim şekilleri farklı olan birçok tarikat ortaya çıkmıştır. Bu tarikatlar bir taraftan İslam dininin yayılmasına ve fetih hareketlerinin devam etmesine katkı sağlamışlar, diğer taraftan, insanların ruh ve mana dünyalarını beslemiş ve onları olgun birer mü&apos;min haline getirerek toplumda huzur, birlik ve beraberliğe katkı sağlamışlardır. Bu müesseseler, insanları manevi yönden eğiten, ruh ve gönül dünyasını tamir eden, ona gerçek huzur yolunu gösteren bir anlayışla hareket etmişlerdir. Bu terbiyeyi almış bireyler yaşadıkları cemiyete maddi-manevi katkı sağlamış, toplumun huzurunu bozacak, insanlara zarar verecek, kamu düzenini bozacak her türlü işten uzak durmuşlardır. Bu tür bir terbiye almamış bireyler, kendisi, ailesi, çevresi ve yaşadığı toplumla sorunlu hale gelip, kendisine, ailesine, çevresine ve memlekete zararlı bir duruma gelebilmektedir. Kanaatimizce, bunun önüne geçmenin yollarından bir tanesi de modern eğitim ile beraber, insanımızın kalbine Allah korkusu yerleştirip, ona gerekli olan manevi terbiyeyi vermekten geçmektedir. Elinizdeki bu çalışma, almış olduğu ahlaki ve manevî terbiyenin de etkisiyle, topluma milli ve manevi değerlerine bağlı sağlam ruhlu insanlar yetiştiren bu müesseselerin, ahlakî ve manevî terbiye metotlarını yeniden hatırlatarak, insanların birbirlerine güvendiği, rahat ve huzur içinde yaşadığı daha güzel bir gelecek kurma adına küçük bir çaba ve gayret sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96884</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b91088a4-9626-4624-b22e-36c57c000e3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Müderris ve Virtüöz</image:title>
            <image:caption>“Şimdilik gördüğü iki Doğu’yu da içine sindirememişti. Biri, sarayları bile ahşap barakalar gibi kuruveren, kanaatkâr olmaktan çok, aceleci bir Doğu’ydu; bir diğeri, aynı acelecilikle kayıp tarihi yakalama telaşına düşmüş, müsrif ve gösterişçi bir Doğu.”
“Hiç açığa çıkmamış duyguların kentiydi İstanbul Liszt’in gözünde; hiçbir aralıktan sızmayacak, uluorta konuşulamayacak düşlerin ambarıydı. 
En azından, yorgun hamalların umutsuzlukla kendilerini seyrettiği tozlu sokaklara –o gün için– katlanabilmesinin yolu böyle bir olasılığı kabullenmesiydi.”
1847’nin haziran ayında dünyaca ünlü piyano virtüözü Franz Liszt bir dizi konser vermek üzere İstanbul’a gelir. Sarayda, konsolosluklarda ve seçkin konaklarda çalar. Gittiği her yerde el üstündedir. Ancak ünlü piyanist, yolculuğun başında gemide tanıştığı ve “Erlkönig” adını taktığı tuhaf bir yabancının oyunlarına kapılıp kendini bir komplonun ortasında bulacaktır.
Aynı günlerde genç bir müderris, Ahmet Cevdet, velinimeti saydığı Reşit Paşa’nın, görünüşte önemsiz bir meseleden ötürü kendisine darıldığını öğrenir. Paşa’nın gönlünü kazanmak için kayıp bir müsveddenin peşine düşer. Arayışı Ahmet Cevdet’i siyasetin kanlı sokaklarına sürükleyecektir.
Müderris ve Virtüöz, 19. yüzyılın ortasından iki hikâyeyi, romantizmle gerçekçiliği birleştirerek iç içe sunuyor. Doğu ile Batı’nın ezeli ayrılığı, Avrupa’yı sarsan ilk devrimler, finans-kapital çekişmeleri, aşkın anlamı, geçmişle geleceğin savaşı, iktidarın çürüyen yüzü, kölelik ve gizli örgütler gibi katmanlarda bugüne seslenen bir tarih kurgusuyla, 19. yüzyıl romanı tadında bir dönem anlatısı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96885</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/410e2356-8a66-4867-b183-53096c7991a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöldeki Bozkurt</image:title>
            <image:caption>Akdeniz’in kaçınılmaz kaderine boyun eğmeyen kararlı bir irade, Mustafa Kemal… 
 
Kutsal bir varlık gibi gördüğü, çöl kadar derin ve gökyüzü kadar yumuşak bakışlı adama karşı kalbi sevda ile dopdolu küçük bir kız çocuğu, Fatma... 
 
Rüyasında gördüğü Peygamberimizin sağ elini Mustafa Kemal’e verdiğini söyleyerek cihat ilan eden Arap coğrafyasının en güçlü lideri Ahmet Şerif Senusi... 
 
Çölün kumları arasında kaybolacak, kurbanların kahraman olduğu en kadim destanları andıran gerçek bir 
hikâyeye şahit olacaksınız... 
 
Çöldeki Bozkurt, yaşamak için ölmenin gerekli olduğunu bilen ruhların; Mustafa Kemal’in romanı. 
 
“…Tobruk dışındaki Osmanlı Ordugâhı’na ulaştıklarında bir heyecan dalgası koptu; tatlı, fısıltılı uğultular halinde yayıldı. Bu gamlı yalnızlığın ortasında Mustafa Kemal, coşkun bir haykırış gibi yükseldi. Akdeniz’in yüzüne serilen köpüklü dalgaların coşkusu düştü yüreklere. Korkulu gözlerin pusu, taş basılı bağırların yası gitti. Çölün masmavi aydınlatan ışığıydı Anadolu’dan gelen Bozkurt. Dünyadaki bütün denizlerin güzelliği ve o denizlerin üstünde yansıyan bütün güneşlerin sıcaklığı vardı gözlerinde…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96886</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c1c6804-3ffc-4290-9a50-1009ebcec0c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Kedi - The Whıte Cat</image:title>
            <image:caption>Korkak bir kedinin komik hikâyesi. Neden mi komik? 
Çünkü o herkesten korkarken, herkes de ondan korkuyor. 
Ancak cesur bir kedi, korkmadığını ispat etmek isteyecek. 
Peki aradığını bulabilecek mi? 
Beyaz Kedi, korkularının yersiz olduğunu anlayabilecek mi? 
Tüm cevaplar, karlı dağların, ıssız mağaraların arasında yapılan yolculuğun sonunda ortaya çıkacak. 
* 
Türkçe-İngilizce iki dilli olarak hazırlanan bu resimli öykü kitabı, aynı zamanda çocukların İngilizce eğitimine de yardımcı olacak. 6 yaş ve üzeri için uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96887</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b446ce6f-a14a-4530-87e9-d9601830aaf3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Kedi - The Black Cat</image:title>
            <image:caption>Kara bir kedi. 
Renginden dolayı utanıyor ve karanlığın arkasına saklanıyor. 
Yalnız olduğu için üzülüyor ve ağlıyor, ağladığında ise tüyleri beyazlıyor. 
Bu sefer de karanlıkta saklanamayacağı için üzülüyor ve tüylerini boyamaya başlıyor. 
Renklerin önemsiz olduğunu, herkesin özel olduğunu ona kim hatırlatıyor dersiniz? 
* 
Türkçe-İngilizce iki dilli olarak hazırlanan bu resimli öykü kitabı, aynı zamanda çocukların İngilizce eğitimine de yardımcı olacak. 6 yaş ve üzeri için uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96888</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3faf1e20-bf76-4857-9894-7fbac83c253e.jpg</image:loc>
            <image:title>Rit Lügati</image:title>
            <image:caption>Benzeri olmayan “RİT (Resmî İkāmeli Türkçe) Lügati” Türkiye&apos;de 1932&apos;den beri dilden düşmeyen “Dil İnkılabı, Dil Devrimi” hareketiyle dilimize sokulan sözlerin lügatidir. Bunları bilmeden “Dil Devrimi”nin lehinde veya aleyhinde konuşmak da boştur. 
 Bu kitapta neler bulacaksınız? 
1. Devletin kararı ve gücüyle değiştirilen kelimeler (Türkçeden hangi kelimelerin atılacağı, yerlerine hangilerinin katılacağı hususunda resmî 
teşebbüslerde bulunulduğu), 
2. RİT kelimelerinin ilk ikame edildiği yıllar ve ilk kullanıldığı kaynaklar, 
3. RİT ikamelerinde 1935, 1941, 1942, 1945 yılları başta olmak üzere sonradan yapılan değişiklikler (önce ileri sürülen, sonra terk edilen; ilk 
ikame edildiği yerden kaldırılıp başka yere oturtulan ve sonra üçüncü, dördüncü... karşılıklar verilip yeri değiştirilen ikame sözler), 
4. Türkçede mevcut kelimelere -önceki manaları pek dikkate alınmadan-RİT uğruna birdenbire yüklenen ve eklenen karşılıklar), 
5. İkame kelimelerin -TDK tarafından verilen karşılıklardan farklı olarak sonradan kazandığı manalar, 
6. Her RİT kelimesi hakkında -hangi kelime yerine kullanıldığına şahit olmak üzere- meşhur eserlerin “sadeleştirilmiş metin”lerinden alınan 
örnek cümleler, 
7. Herhangi bir müessese veya teşkilatın ismi RİT ile değiştirildiyse önceki adları, 
8. RİT başladıktan sonra ortaya çıkan yeni mefhumlara ad olmak üzere “normal Türkçe” ile bulunan karşılıklar (RİT diye bir müdahale olmasaydı bu mefhumları hangi kelimelerle ifade ederdik? Mesela “algı operasyonu, insansız hava aracı, kapsama alanı, özerkleşme, sivil savunma, sivil toplum kuruluşu, taşınır bellek, uçaksavar, yatılı bölge okulu, yoğuşmalı” yerine Türkçenin tabii seyri içinde ortaya çıkacak muhtemel karşılıklar)... 
  Bütün bunlar bir bütün olarak düşünüldüğünde, RİT Lügati büyük bir boşluğu dolduracaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96889</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ae3eaca-ae87-43fa-85b1-c5c27f6e2cba.jpg</image:loc>
            <image:title>Disk Dünya 26- Zaman Hırsızı</image:title>
            <image:caption>Diskdünya&apos;da zaman durursa, yaşayanları kim kurtarır?

Efsane yazar Sör Terry Pratchett&apos;ın benzersiz yaratımı “Diskdünya” serisinin ilk kez Türkçeye çevrilen yeni kitabı Zaman Hırsızı, hem eski dostları tekrardan bir araya getiren hem de nefes kesici heyecanlara kürek çeken bir macera!

Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan külliyatın yirmi altıncı halkası olan kitap, “Ölüm” alt serisinin de beşinci ve son serüveni.

Zamanın doğasını, kıvrak bir üslup ve dahiyane bir kurgu eşliğinde sözcüklere döken Pratchett; insanlığı yok etmek pahasına zamanı durdurmaya ant içen “fani” ölümsüzlerin Ölüm&apos;le imtihanını, su gibi akıp giden bir anlatıya dönüştürüyor. 
“Birkaç dakikadan ne olur?” dedi Lobsang. “Fazla bir zaman değil ki!”

Zamandan ne çalabilirsiniz? Hayatı? Ölümü? Ya da bizzat zamanın ta kendisini? Diskdünya&apos;nın kırılgan zaman yapısını dikkatle izleyen Tarih Keşişleri&apos;nin çömezlerinden Lobsang bir işler çeviriyor. Bunun ayırdına varan keşişleri ise acayip bir telaş sarıyor. Tam da bu sırada evrenin başkuralcıları olan Denetçiler, zamanı kontrol altına alabilmek için Ankh-Morpark&apos;un dâhi saatçisinin kapısını tıngırdatıyor. Üstelik bu ziyaretin ucunda emsalsiz bir cam saat var. Peh, hem de ne saat! İşler karışmış olmalı ki Zaman Saklayıcıları telaşla dönmeye başlıyor. Bir şeylerin ters gittiği çok belli. Ve eğer Diskdünya&apos;da bir şeyler dönüyorsa, bunu ilk önce Ölüm fark ediyor...

Ölüm&apos;ün karanlığından doğan apaydınlık satırlarıyla, Diskdünya&apos;yı daha önce hiç ziyaret etmemiş okurları bile kıskıvrak yakalamayı başaran Terry Pratchett, zamanın felsefesini yaptığı bu derinlikli romanında, zaman denen şeyin gerçekte ne denli yalan ve hatta uçucu olduğundan dem vuruyor. 

“Koskoca yüzyıllar bile, tek bir kusursuz âna boyun eğer, acı içinde.”

Ve yine de zamanın içinde yitip gider o en kusursuz anlar da, boyunlarını büke büke...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96890</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27559629-d5dd-45bb-89d5-1a654d0c92bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi - Şekiller</image:title>
            <image:caption>Bebek Üniversitesi Bilimin En Kolay Hali Hikayeliİlk Kavramlarım İlk kavramları tatlı hikayelerle keşfetme zamanı! Büyük- küçük kavramları için mini mini bir bebek masalı! Bir çocuğun &quot;Nasılsın?&quot; sorusuyla başlayan ve dünyayı dolaşan bir iletişim hikayesi Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller bir arada! Renkleri en tatlı hali, tatlı bir hikayede saklı şimdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96891</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b27e699-e42d-46fc-9ef8-32f5069a6141.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi - Renkler</image:title>
            <image:caption>Bebek Üiversitesi
Bilimin En Kolay Hali
Hikayeli İlk Kavramlar

İlk kavramları tatlı hikayelerle keşfetme zamanı!
Büyük-küçük kavramları için mini mini bir bebek masalı!
Bir çocuğun &quot;Nasılsın?&quot; sorusuyla başlayan, dünyayı dolaşan bir iletişim hikayesi!
Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller bir arada!
Renklerin en tatlı hali, tatlı bir hikayede saklı şimdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96892</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6934d77-2220-4f33-bea6-1271a893b438.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanku Badi - Yansıma</image:title>
            <image:caption>Lila, koruyucu yetiştirmek için kurulan Piramit’i sancılı aile hayatından kaçış için bir fırsat olarak görmektedir fakat Piramit, barındırdığı gizemler ile Lila’nın hayatını akıl almaz bir yöne çekecektir. Mücadele edeceği zorluklar ve psikolojik savaşların gölgesinde, Piramit’in sırlarının peşine düşecek ve gizem perdelerini aralayacaktır. Piramit’in ona hazırladığı en büyük sürpriz ise buradaki koruyuculuk görevinin tanımıdır: Onlar, dünyanın varlığından haberdar olmadığı ve insanlığı tehdit eden yaratıklara karşı mücadele edecektir. Lila, bedenindeki işaret sayesinde bu koruyucular arasında özel bir yere sahip olduğunu anlar. Ancak bu işaret ona bahşettiği özelliklerin yanında, tehditler de sunacaktır.
 
Kanku Badi, sizi fantastik bir dünyayı keşfetmeye davet ediyor.
 
“Sen devam edecek olan kişisin. Artık yansıma olmadan da onları görebileceksin.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96893</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b475839-fecf-4fcf-901f-2b909ca0355f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi - İletişim</image:title>
            <image:caption>Bebek Üniversitesi Bilimin En Kolay Hali Hikayel İlk Kavramlarım İlk kavramları tatlı hikayelerle keşfetme zamanı! Küçük- büyük kavramları için mini mini bir bebek masalı! Bir çocuğun &quot;Nasılsın?&quot; sorusuyla başlayan dünyayı dolaşan bir iletişim hikayesi Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller bir arada! Renkleri en tatlı hali, tatlı bir hikayede saklı şimdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96894</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e023bb0-e4a4-4a4f-89ec-73b05526c367.jpg</image:loc>
            <image:title>Levent Dünya Harikalarının Peşinde</image:title>
            <image:caption>Komik, saf, deli dolu Levent ve tayfası, bir gün Osman’ın çözmeye çalıştığı bir bilmecenin peşine düşüyor. Hem de ne bilmece!
Onları Türkiye’den Çin’e, yok yok, İtalya’ya, durun daha bitmedi, Mısır’a, hatta Hindistan’a sürüklüyor bilmeceler… Birlikte neredeyse tüm Türkiye’yi gezen tayfa, bu sefer dünyaya açılıyor. Tabii yine başlarını türlü belalara sokuyorlar, bir suçlunun peşinden koşuyorlar...
Her şey dünyanın harikalarını korumak için!
Kendilerini eğlenceli olduğu kadar heyecanlı, tehlikeli mi tehlikeli bir maceranın içinde buluyorlar. Dünya mirasını korumak, onlar için her şeyden önemli. Dünya harikalarının tarihini öğrenirken onları korumaya hazır mısın?
Bambaşka bir Levent macerası seni bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96895</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab150598-9f33-4b04-941b-f93200349b1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Koko Korkunç Komik</image:title>
            <image:caption>Korkular anlatıldıkça komikleşir.
 
KORKULARIMIZDAN NASIL KURTULURUZ?
“Saklanarak.”
“Düşünmeyerek.”
“Antibiyotik kullanarak.”
“Bol bol su içerek.”
“Konuşarak.”
“Kurtulamayız.”
“Herkese anlatarak.”
“Resmini çizerek.”
“Korkularımızla yüzleşerek.”
 
“Yalnızken, kendimizi eğlendirmek yerine korkutmayı tercih ediyoruz. Hayal gücümüz bizi korkutmak için elinden gelen çabayı sarf ediyor. Böyle zamanlarda bizi korkutan şeyin kendimiz olduğunun farkına varırsak korkuyla mücadele etmek daha basit olur.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96896</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cedaab46-f508-4f27-8113-3f68f9097612.jpg</image:loc>
            <image:title>Zindandan Göklere Açılan Kapı Mevlana</image:title>
            <image:caption>Kitap sanki nefes alıp veriyordu. Sanki diyecekti ama sanki değildi gerçekti. Kitabın kalışlarını işitiyor, soluklarının esintisini yüzünde hissediyordu. Zindan Medrese 
Yusufiye Hocası Mevlana dersin aşk imtihanı ise ateşte pişmekti. Ateş, ateş, ateş…    Ey âşıkların Piri ateş deyip durmadasın bunun başka bir yolu yok mu? İlla ateşe mi girmem lazım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96897</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/574ebc47-62dd-4acb-bffe-d5cf0b4e3b5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaderle Savaşılmaz</image:title>
            <image:caption>Kaderle savaşmak mı? Bu da neyin nesi böyle Ömer? Böyle bir şeyi hiç düşünmedim. 
Ama savaşıyorsun. 
Devlet, adamı bir yıl sonra serbest bıraktı. Adalet bu mu? Devlet bu mu? 
Selim’in isyanı Ömer’i tedirgin etmişti. Her ne kadar başına gelen bu olaydan sonra inancında sarsılmalar olmuşsa da onu teselli etmenin başka yolunu bulamadı. 
Merak etme gerçek adalet mahşerde görülecek. 
O kızımı öldürdü. Bir can aldı. 
Ahirete kadar bekleyemem. 
Kaderle savaşmaksa….</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96898</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a722106-6758-4589-abf5-95ca9aa07f59.jpg</image:loc>
            <image:title>Seraph of the End - Kıyamet Meleği 18</image:title>
            <image:caption>Gizemli bir virüs dünyaya yayıldı ve 13 yaşın üzerindeki herkesin ölümüne neden oldu. Vampirler karanlık köşelerinden çıktılar ve hayatta kalan çocukları yer altının karanlığına mahkûm ettiler. Bu çocuklardan biri olan Yuiçiro vampirlerin elinden kurtulmayı başardı. Şimdi istediği tek bir şey var: Tüm vampirlerden intikamını almak. Yuiçiro ve arkadaşları, son savaşa hazırlanmak için Şeytan Ordusu’na döndüler. Karargâhta, Kureto Dört Oraklı Çocuk’un vücuduna sahip olmasını engellemek için büyük çaba gösteriyor. Ancak Dört Oraklı Çocuk, Şinoa ve Yuiçiro’yu da ele geçirmeye karar verince her şey hızla değişecek. Acaba Kureto, Şinoa ve Yuiçiro ona engel olabilecekler mi yoksa vücutlarını ilk ataya teslim etmek zorunda mı kalacaklar?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96899</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c679181-276d-41f7-8ba4-744fe8fffd90.jpg</image:loc>
            <image:title>Akılsız Sokrates</image:title>
            <image:caption>Hayat sürekli bir çizik daha atarak geçmesini bekliyor insanın. Gülerek, yenilerek, bir daha başlayarak, başlamaya fırsat bile bulamayarak geçip gidiyoruz ondan. Biri ötekine benzeye benzeye, öteki berikine inatla benzemeyerek yaşıyor hikâyesini. Ama ne yaparsak yapalım, hepimizin üzerinde hayattan bir çizik izi. 
 
Mehmet Fırat Pürselim, 2017 Orhan Kemal Öykü Ödülü ve 2017 Türkan Saylan Sanat Ödülü alan Akılsız Sokrates kitabındaki öykülerde kurguyla gerçeği incelikle harmanlıyor. Akılsız Sokrates, tekrar tekrar okunması gereken, kalıcı bir eser olarak yolculuğuna devam ediyor. 
 
“‘Bir çocuğumuzun olacağını bilmek, seni mutlu eder, beni gene eskisi gibi seversin sanmıştım. Yanılmışım… Çocuğumuzun fotoğrafının üzerinde sigara söndürecek kadar benden nefret ettiğini bilmiyordum. Öğrendim. Merak etme, başına dert olmayacağız. Önce doktora sonra avukata gidiyorum. Not: Kendine kötü bak. Allah belanı versin.’ 
Çöpün içinde, ultrason fotoğrafını buldum. Parçaları birleştirerek hastanenin adını öğrendim. Evden fırlayarak çıktım, ‘Koş Sokrates koş!’ diye Kordon’da bağırarak fuleli bir koşu tutturdum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96900</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2da84e5-7086-457b-bf8e-c13d8fcf86f9.jpg</image:loc>
            <image:title>Robotlar ve İmparatorluk - Robot Serisi 4. Kitap</image:title>
            <image:caption>Bir Dünyalı olan Elijah Baley’ye karşı aldığı küçük düşürücü yenilginin üstünden 200 yıl geçmişti ama Keldon Amadiro hâlâ intikam arzusuyla doluydu. Ve nihayet, yerleşimcileri galaksinin dört bir yanına dağılmaya başlayan Dünya gezegenini tümden mahvedebilecek planı için harekete geçmeye hazırdı. Fakat ölümünden uzun yıllar sonra bile Dedektif Elijah Baley onun planları için engel teşkil ediyordu. Baley’nin robot ortağı Daneel ve robot Giskard, Dünya’yı kurtarabilecek yegâne varlıklardı. Amadiro bu ikiliye karşı Üç Robot Kanunu’na güveniyordu ama bu konuda onu bir sürpriz bekliyordu...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96901</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f552d15-3ae3-45d5-950a-34c459bb6792.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavhane Çocukları</image:title>
            <image:caption>Herkes silip atmak istiyor dünyadan diğerini. Diğeri olmanın herkesleşmekle kesiştiği nokta bu işte. En mutlu günler, beklenmedik anlar, umulmadık insanlar, köyler, şehirler ve geri kalan her şey bizi çiğneyip tükürmek için sanki. Hayat, çözüldükçe mükâfat vereceğine cezalandıran bir bulmaca olmaya devam ediyor. 
 
2010 Yunus Nadi Roman Ödülü ve Dil Derneği Onur Ödülü başta olmak üzere birçok ödül alan Adnan Gerger, Tavhane Çocukları romanıyla görmezden gelinen bir dünyaya çağırıyor okuru. Romanını yazmaya çalışan bir gazeteci, karşısına çıkan gizemli bir adam, katliamlar, muhbirler ve elbette masumlar. Merak uyandırıcı konusu, usta işi kurgusu ve özenli diliyle Tavhane Çocukları, mutlaka okunması, üzerine düşünülmesi gereken bir roman. 
 
“Her ikisi de mürekkep hokkalarından çıkan hokkabaz hikâyelerinden çok uzaktı aslında. Henüz söylenmemiş bir dilin aslı astarını öğrenmek istemişlerdi. Ama sanıldığı kadar kolay olmadığına da tanıklık etmişlerdi. Birbirlerini tanıdıkları günden bu yana isimlerinin nezarethane, mahpushane, tevkifhane, ıslahhane gibi sözcüklerle anıldığı çok oldu. Çok ezber, çok oyun bozdular. Ağrıları vardı ağrıları; ağrıları göğe ağdı, ağrıları çok ağırdı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96902</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b06572e-70ac-42ec-adb2-4787406a93ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Üsttekiler - Irk Biliminin Geri Dönüşü</image:title>
            <image:caption>Financial Times Yılın Kitabı
Guardian Yılın Kitabı
New Statesman Yılın Kitabı 
 
Binlerce yıldır, egemen toplumların içten içe kendilerinin en iyisi olduğuna inanmak gibi bir alışkanlığı var; güçleri arttıkça da bu gücü yalnızca kültürel değil, aynı zamanda doğal bir unsurmuş gibi sunuyorlar. İktidarın ırk fikrini nasıl şekillendirdiğini gördüğünüzde onun anlamını da kavramaya başlıyorsunuz.

Yirmi birinci yüzyılda, bilimsel ırkçılığı geride bıraktığımıza, çoğu insanın ırkın biyolojik bir durumdan ziyade toplumsal bir inşa olduğunu kabullendiğine inanma eğilimindeyiz. Gelgelelim bilimin belirli siyasi çevrelerce istismar edilmesiyle ırk bilimi yeniden aramıza döndü. 
 
İyi niyetli biliminsanları dahi genetik ve tıbbi araştırmalarda ırk kategorilerini kullanarak ırkın bir çeşit biyolojik temeli olabileceği kuşkularını açığa vuruyor. Oysa bu şüpheleri, muktedirlerin icat ettiği ırk hiyerarşilerinin hüküm sürdüğü yüz yıl öncesinden daha gerçek değil bugün de. 
 
Ödüllü yazar Angela Saini dünyanın dört bir yanından genetikçiler, antropologlar, tarihçiler ve sosyal bilimcilerle görüşerek ilk zamanlarından günümüze ırk kavramının izini sürüyor. Üsttekiler ırkın gerçek, bazı insanların da diğerlerinden üstün olduğuna dair sinsi ve yıkıcı inancın doğasını irdeleyen güçlü ve titiz bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96903</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d41d2f85-ac89-46e4-a409-a45b7c91e443.jpg</image:loc>
            <image:title>Meksika Gotiği</image:title>
            <image:caption>Locus En İyi Korku Romanı Ödülü / Britanya Fantazi En İyi Korku Romanı Ödülü 
 
The New Yorker, Vanity Fair, NPR, The Washington Post, Tor.com, Marie Claire, Vox ve Book Riot’a Göre Yayımlandığı Yılın En İyi Kitaplarından 
 
1950’lerin Meksika’sında sosyetenin genç gözdelerinden Noemí Taboada gönlünün istediği gibi yaşıyor, eğleniyordu. Ancak yeni evlenen kuzeninden gelen mektupta okudukları onu afallatacaktı. Eşinin onu zehirlediğini düşünen ve birinin ona yardım etmesi için yalvaran kuzeni Catalina’yı görmeye, kentten uzakta bir malikâne olan Doruk Mevki’ye doğru yola çıkan Noemí oraya vardığında ne bulacağından emin değildi. Kuzeninin eşini ve adamın varlıklı ailesini tanımıyordu, gideceği bölge hakkında da çok az bilgisi vardı. 
 
Şık kıyafetleri ve kırmızı rujuyla kokteyl partilerine katılmaya daha çok alışkın olsa da önüne çıkan hiçbir zorluktan çekinmeyen Noemí, kuzenini kurtarmak için elinden geleni yapacak, Catalina’nın hem yakışıklı hem de korkutucu eşi Virgil de, ona fazlasıyla ilgi gösteren ailenin ihtiyar reisi Howard Doyle da gözünü korkutamayacaktı. Fakat duvarların ardında pek çok sır saklayan evin kendisinin, Doruk Mevki’nin Noemí’ye oynayacağı oyunlar yeni başlıyordu. Kan ile şiddet, rüya ve gerçek, delilik ve aklıselim birbirine girecek, yeraltına gömülü mazi öyle ya da böyle intikam için tekrar yüzeye çıkacaktı. 
 
Yeşimin ve Gölgenin Tanrıları’nın ödüllü yazarı Silvia MorenoGarcia’dan Meksika Gotiği, türün alışıldık yapısına çağdaş bir bakış açısı sunan, kâbus tekinsizliğine sahip bir roman. 
 
“Bir ustalık eseri... kasveti görkemli bir macera, korkutucu, akıllı ve alaycı. Noemí Taboada gizem, skandal ve hayaletlerle dolu bu dünyada muhteşem bir kılavuz.” –Victor LaValle 
 
“Meksika Gotiği hem ödümü kopardı hem de aklımı aldı. Silvia MorenoGarcia bir kere daha türden türe atlayabilen bir büyücü olduğunu kanıtlıyor, günümüzün en heyecan verici yazarlarından.” –Charlie Jane Anders</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96904</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ae1e5c0-160f-4186-b2c7-f21545813139.jpg</image:loc>
            <image:title>Dil Mühendisliği ve Türkiye’de Uluslaşma</image:title>
            <image:caption>Modern zamanlarda dil, bir iletişim aracı olmanın ötesinde, siyasetin de konusudur. Ulus devlet oluşum süreçlerinde, kendi haline bırakılmayıp, siyasi hedeflerle planlı biçimde reforme edilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarıda, bu istikametteki &quot;mühendislik&quot; faaliyetlerinin karakteristik bir örneği olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96906</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3402cae-f1bb-4c4b-8be4-b73d7155f12a.jpg</image:loc>
            <image:title>Marsık ve Ben</image:title>
            <image:caption>Joey’nin evinin yakınlarında bir tepe vardır. Kimsenin gitmediği, bakımsız, üzeri toprakla kaplı, eski bir çöplükten ibarettir burası. Yine de Joey burayı sever, burası onun tepesidir. Düşünmek ve hayal kurmak için gittiği yerdir. Bir konuda herkesten iyi olmak, gelecekte ünlü bir astronot ya da dağcı olmak için can atar Joey. 
 
Bir gün, tepede bir ağaç ev keşfettiğinde, birinin onun özel yerini işgal etmiş olmasına çok öfkelenir. Gelgelelim bu davetsiz misafirin kim olabileceğini de merak eder. Ama onunla temas kurmak kolay olmayacaktır. Ağaç evdeki kız vahşi, sırlarla dolu biridir ve Joey’ye hiç dostane davranmaz. Joey onunla geçinmenin bir yolunu bulmalıdır. Bu yolu ararken kendisiyle ilgili de yeni keşiflerde bulunacaktır. Marsık ve Ben dostluk, güven, kendimize inanmayı öğrenmek ve bizi özel kılan şeyin ne olduğunu keşfetmek üzerine unutulmaz bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96907</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6e28f0b-863f-41c2-84ad-6bb8da88cd74.jpg</image:loc>
            <image:title>İsa&apos;nın Okul Günleri</image:title>
            <image:caption>David devamlı soru soran bir çocuktur. Simón ve Inés ise onu okula göndermez, Estrella’daki yeni evlerinde yetiştirirler. David oranın dilini öğrenir, arkadaş edinmeye başlar. Onu koruyan büyük köpekleri Bolívar da yanındadır. 
 
Fakat David yedi yaşına geldiğinde okula yazılması gerekir. Böylece Dans Akademisi’ne kaydolur. İşte tam da burada, altın dans ayakkabılarının içinde gökten sayıları nasıl indireceğini öğrenir. Yetişkinlerin ne kadar korkunç şeylere muktedir olduğunu da yine burada öğrenecektir. 
 
Çağımızın en büyük yazarlarından J.M. Coetzee, İsa Üçlemesi’nin ikinci kitabı olan bu büyüleyici alegorik romanında büyümek, ebeveyn olmak, zekâ ile duygu arasındaki daimi ikilemler gibi hayati konuları irdeliyor. 
 
 
“İsa’nın Okul Günleri, canlı felsefi konuşmalar, mizah dolu baba-oğul diyalogları, duygusal aile romansı ve son olarak da tekinsiz alegorik imaların da dahil edildiği bir çeşit türler alaşımı. Sonuç zengin, yoğun, yer yer de eğlenceli, ama hepsinden öte içsel bir gerilimle yüklü.” 
The New York Times Book Review 
#ilkgençlik #aile #gerçekler  #yüzleşme #dans #sanat #adalet #babaoğulilişkisi #aşk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96908</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b42e8ad-83ce-49e4-accc-f6e50a75e9c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevcut Düzene Hayır - Jacques Prevert</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir. Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var. İşte, Hayır Serisi bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor. 
Yasaklamayı yasaklayan, düzensizliği emreden, savaşı değil aşkı şart koşan Jacques Prévert hayatının sonuna dek boğucu toplumun prangalarını kırarak kaldırım taşlarının altındaki kumsalı aradı. Şiir, mizah, şarkı ve sinema aracılığıyla özgürlükçü anarşizmini, burjuvaziye, dine, üniformalara ve genel olarak konformizme karşı savundu. 
Serinin bu kitabında “Mevcut Düzene Hayır!” diyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96909</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/360b293b-7543-45dc-870b-435838320bfb.jpg</image:loc>
            <image:title>Korkuya Hayır - Anna Politkovskaya</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir. Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var. İşte, Hayır Serisi bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor. 

Genç bir kadınken gazeteci olmaya karar verdiğinde Anna Politkovskaya, kariyerini bu denli çalkantılı bir dönemde şekillendireceğinin farkında değildi. Sovyetlerin dağılması ve onu izleyen süreçte uygulanan yıldırma politikaları Anna’yı durduramadı. O, savaş muhabiri olmasa da en sıcak bölgelerde, zulme uğrayanların sesi oldu daima. Karşı duruşunun bedelini hayatıyla ödeyebileceğini bilse de korkuya asla teslim olmadı. 
Serinin bu kitabında “Korkuya Hayır!” diyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96910</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39af7cd3-acc3-42c1-9c7b-1073fdb42cee.jpg</image:loc>
            <image:title>Kritimu</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM (Arka Kapak) 
Mübadil bir ailenin üçüncü nesli olan Sabâ Altınsay’ın ilk romanı 
Kritimu, Girit’im Benim, yakışıklı kuyumcu İbrahim Yarmakamakis’in ve eşi kuyumcinanın hikâyeleri üzerinden okuru, mübadelenin yirmi beş sene öncesine götürürken Giritli Müslüman ve Hıristiyan halkların bu kopuşa uzanan mücadelesine de ortak ediyor. 
Kritimu, Girit’im Benim, insanların adadan kopuş sürecini, iki bavula sığdırmaya çalıştıkları hayatlarını, geride bıraktıkları ölülerini, vedalaşamadıkları evlerini, güzeller güzeli Hanya’dan ayrılışlarını anlatırken, kelimelerinin taşıdığı hüzünle yüreklerimizi burkuyor: 
“Tıpkı insanlar gibi toplumların da kaderleri vardır. 
Bu kader, bazen çok acı yazılır.” 
Bin dokuz yüz yirmi üç yılının yirmi üç kasım sabahı, Hanya Limanı’na çökmüş ayrılık acısının dili olan Sabâ Altınsay, bizi adeta İbrahim ve ailesinin bindiği gemiye bindiriyor ve kıyıdan uzaklaştıkça Girit’e doğru akan o acı dolu feryadı kulaklarımıza fısıldıyor: 
“Kritimu! Benim güzel adam!” 
Girit’i ve orada yaşananları ele alması açısından mübadele romanları arasında önemli bir yeri olan Kritimu, Girit’im Benim, bütün Giritlilerin hikâyesini anlatsa da benzersiz doğası ve insanın ruhunu çalan kokusuyla Girit Adası’nı romanın asıl kahramanı yapıyor. 
“Göç sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu”, diyor Sabâ Altınsay, 
“insanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı toprak olmayacaksa, ne kalır ki geriye, ölürken, yaşamdan? Bu soruya yanıt bulma çabası bu roman.”      Oruç Aruoba 
“Artık bizim de bir Dido Sotiriyu’muz var,” diyebiliriz gönül rahatlığıyla... 
Benden Selam Söyle Anadolu’yayı severek okuyanların kaçırmaması gereken 
bir roman Kritimu, Girit’im Benim...”       Vatan Gazetesi, Yiğiter Uluğ 
 
 
sabâ altınsay: 1961 yılında Çanakkale’de doğdu. Ortaöğrenimini TED Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi mezunu olan Altınsay’ın ilk romanı Kritimu, Girit’im Benim ilk olarak 2004 yılında Can Yayınları tarafından yayımlandı ve Türkiye’den sonra Yunanistan, Bulgaristan, Hırvatistan ve Suriye’de okurlarıyla buluştu. Yazarın ikinci romanı Benim Hiç Suçum Yok, 2011 yılında yayımlandı ve aynı yıl, Saint Joseph Lisesi Yılın En İyi Romanı ödülünü aldı. Altınsay, Kadın Öykülerinde İstanbul adlı antolojide “Kedi” başlıklı öyküsüyle yer aldı. “Kimsecik” ise Unser Istanbul, Junge turkishe Literatur adlı antolojide Almanca olarak yayımlandı. Yazarın üçüncü romanı Faili Malum ilk kez Düşbaz Kitaplar tarafından Mart 2022 tarihinde yayımlandı. 
 
Kullanılan Reklam Mecraları: Sosyal Medya ve Gazete/Dergiler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96912</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/251db93a-3c33-4bbe-84a2-18703958213e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldızlardan Gelen Haber</image:title>
            <image:caption>Yıldızlardan Gelen Haber, bilimsel yöntemin gelişimine devrim niteliğinde katkılarda bulunmuş İtalyan doğa felsefecisi, gökbilimci ve matematikçi Galileo Galilei’nin 13 Mart 1610 tarihinde Venedik’te basılmış Sidereus Nuncius eserinin Latinceden Türkçeye yapılmış ilk çevirisidir. Bilim Devrimi’nin zeminini hazırlaması bakımından bilim tarihinin en önemli klasik kaynaklarından sayılan Sidereus Nuncius, Galileo’nun Ay, Jüpiter (uydularıyla birlikte) ve çıplak gözle görülemeyen diğer gökcisimleri üzerine yaptığı gözlemleri kapsar. İyi bir gözlem için gerekli teleskobun nasıl yapılacağına dair bilgileri de içerir. 
 “… profesörün dediğine göre Ay, Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarıyla aydınlanıyormuş. Böylece eski astronomi çökmüş oldu, artık yenisine ihtiyacımız var. [...] Yazarı ya çok meşhur olacağı ya da rezil olacağı bir talih bekliyor...”  – İngiltere Krallığı Venedik Büyükelçisi 
Sir Henry Wotton’ın
Salisbury Earl’üne 13 Mart 1610 tarihli mektubundan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96913</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba64643a-c3a1-4f9b-8f00-0ec410671593.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaban Çilekleri - Aynadaki Gibi</image:title>
            <image:caption>Elinizde tuttuğunuz derlemede, modern sinemaya mührünü vurmuş yönetmenlerden Ingmar Bergman’ın en kalıcı eserlerinden ikisinin, 1957 yapımı Yaban Çilekleri ile 1961 yapımı Aynadaki Gibi’nin senaryo metinlerini bir araya getiriyoruz. Her ikisi de kabaca yirmi dört saat gibi kısa bir zaman dilimi içinde geçen, ilkinde ölümün kıyısında arayış içindeki bir profesörün, ikincisindeyse bir ailenin trajik serüvenini tüm girdaplarıyla sergileyen bu filmler, bizleri diyalogları ve yönetmenin notlarıyla bir okuma serüvenine davet ediyor. 
 
 Üstelik, Tezer Özlü’nün kıymetli çevirisiyle. 
 
“Düşler bir cins delilik, delilik de bir cins düştür ‒ 
ve yaşam da bir düş olmalı.”.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96914</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c0b18be-af0b-42b6-86ba-fa9fd7b1d8aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Yolculuğun Hikayesi- Yusuf U Züleyha Mesnevisinde Kemalat</image:title>
            <image:caption>Bir Yolculuğun Hikayesi:
Yusuf U Züleyha Mesnevisinde Kemalat</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96915</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de88ec55-0e5a-4dbb-ba78-9dca2760226c.jpg</image:loc>
            <image:title>Taaşşuk’ı Talat ve Fitnat</image:title>
            <image:caption>1872-73 yılları arasında Hadika gazetesinde tefrika edilen, daha sonra 1875’te kitap olarak basılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, edebiyat tarihimizin “ilk yerli roman”ı olarak kabul edilir. Trajik bir aşk hikâyesi çerçevesinde gelişen romanda, aynı zamanda dönemin toplumsal yaşamının panoramasını çizer Şemsettin Sami. Talat ve Fitnat’ın aşkları dönemin “âdetleri” yüzünden vuslatla sonuçlanmayacak, ayrılık acısı ölüme sebep olacaktır. Romanda kadın-erkek ilişkileri aşk, evlilik gelenekleri, eğitim gibi kavramlar etrafında derinlemesine ele alınır. Hüzünlü bir aşk hikâyesi ekseninde gelişen ve realist bir tutumla kaleme alınan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, edebiyatımızın kilometre taşlarından biri olarak öne çıkmaktadır. “Fitnat Hanım sözünü bu raddeye getirdiği gibi Talat’ın boynuna sarılır. Talat balmumu gibi kesilip titremeye başlar. Söyleyeceği söz bulamaz. Ne türlü hareket edeceğini bilemez. Fitnat Hanım’ın bu muamelesi, kendine böyle bir aşk u muhabbet göstermesi zavallı Talat’ın bütün bütün idrak ve ihtiyarını elinden kaçırır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96916</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/849894ab-d04d-40ce-a671-3eccbb8f925e.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefe Tarihi</image:title>
            <image:caption>Üniversite öğrencileri, aydınlar ve felsefe meraklıları için felsefe tarihleri her zaman ilgi çekicidir. Bunlar içinde, hem en ciddilerinden biri ve hem de Türkçeye ilk çevrilenler arasında olması bakımından Karl Vorländer’in Felsefe Tarihi önemli bir kaynaktır. 
Vorländer, eserine başlarken felsefeye çeşitli tarihî dönemlerde verilen anlamları kısaca açıkladıktan sonra, bir felsefe tarihi yazarının taşıması gereken özelliklerden söz eder. Buna göre tarihçinin, eleştirel tarih metodunun ilkelerine uyarak olguları inceden inceye araştırması ve derinlemesine öğrenmesi gerekir. Olguların bu metoda uygun olarak özenle tespit edilmesinden sonra, artık onları tarihî bir tasvir meydana getirebilecek tarzda birleştirmek söz konusudur. Bu konuda yazarın, felsefe tarihini bütünüyle kendi bakış açısına göre inşa etme havasına kapılmadan belirli oranda subjektif davranması, eseri renkli bir hâle getirir. 
Vorländer bu subjektiflik dozunu çok iyi ayarlayarak eserini bütünüyle belirli bir görüş açısından ele alınan tekyanlılıktan veya hiçbir bakış açısı olmayan kuru bir bilgi yığını olmaktan kurtarıyor, ona ruh ve canlılık katan bir 
özellik veriyor. 
Uzunca bir süredir başvuru eser niteliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan bu eserin, Türkçede yayınlanan ilk tercümesi sadeleştirilerek günümüz diline uyarlanmıştır…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96917</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83cb7e6c-a8b6-4723-af10-84a205ee11ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Yaban</image:title>
            <image:caption>Çok uzak olmayan, fazlasıyla tanıdık bir gelecek, nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı bir metropol: Mevcut bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarını tüketen, kalan birkaç ağacın koruma altına alındığı Şehir’de Agnes, hava kirliliği yüzünden sağlığını kaybeden birçok çocuktan biridir. Görünürdeki tek çözüm, yeni başlayan bir araştırma kapsamında son el değmemiş doğa parçasına, Yeni Yaban Eyaleti’ne yerleşecek ilk insan topluluğuna katılmaktır. Ancak aralarında Agnes ve annesi Bea’nın da bulunduğu bu yeni avcı-toplayıcılar Yaban’da beklediklerinden çok daha çetin şartlarla karşı karşıya kalır, kendi zayıflıkları ve iktidar hırslarıyla yüzleşirler. Agnes medeniyetten uzakta, daha önce tanımadığı bir özgürlüğün tadını çıkarıp sağlığına ve yeni bir kimliğe kavuşurken, anne kızın kopmaz sandıkları bağlar da öngörülmez biçimlerde sınanacaktır. 
Bilimkurgudan masala, büyüme hikâyesinden macera romanına çeşitli türler arasında ustalıkla salınan Yeni Yaban, iklim krizi, annelik ve günümüzde insan olmanın anlamı gibi birçok temel meseleyi ele alan, nefes nefese okunan bir hayatta kalma öyküsü. 
 
“Güncelden de çok, unutulup daha yeni keşfedilmiş bir klasik gibi zamanın ötesinde, esaslı bir roman bu; insanlığa dair vahşi, büyüleyici bir peri masalı. Ama Yeni Yaban’ın çekirdeğinde annelik ve çocuklarımız için nasıl bir dünya hazırladığımız (veya yok ettiğimiz) konusu var.” Washington Post 
 
“Zamanımıza dair bu parlak sayfalarda ele alınan pek çok konu var: Kabilecilik, cesaret, tüketim, hikâye anlatma sanatı; Cook bunlardan sonuncusunu kamp ateşinin başındaki kökenlerine geri götürüyor. Okurların bu kitaptan en çok hatırlayacağı şeyse, dünyamızdaki insan olmayan bütün canlılara yönelik saf hayret duygusu olacak.” Observer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96918</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/882d2f12-d872-4b80-9325-164aa1dcefce.jpg</image:loc>
            <image:title>İncelikler Tarihi – Gülten Akın Şiiri</image:title>
            <image:caption>Gülten Akın şiiri üstüne incelemeler İncelikler Tarihi 
21 yazarın katkısıyla ortaya çıkan İncelikler Tarihi, ortak bir Gülten Akın kitabı. Kitabı hazırlayan şairler Asuman Susam’la Duygu Kankaytsın’ın üç bölümde topladığı yazılarda Gülten Akın şiiri tüm yönleriyle ele alınıyor. 
“Gülten Akın’da Şair Oluş” başlıklı ilk bölümde Necmiye Alpay, Saliha Paker, Mahmut Temizyürek, Sevilay Çelenk, Olcay Akyıldız ve Metin Celâl kişiliği ve şiirimizdeki yeri çerçevesinde şaire yaklaşıyorlar. “Gülten Akın’ı Okumak” başlıklı ikinci bölümde Cevat Çapan, Haydar Ergülen, Roman Karavadi, Ömer Erdem, Semih Çelenk, Pelin Özer ve İnanç Avadit şairle etkileşimlerini anlatıyorlar. “Gülten Akın Şiirinin Yüzleri” başlıklı üçüncü bölümdeyse Betül Mutlu, Hüseyin Köse, Yusuf Alper, Emel Kaya, Hayri K. Yetik, Ali Özgür Özkarcı, Didem Gülçin Erdem ve Ruken Alp estetiğin ve eleştirinin kavramsal, yöntemsel bilgisinin işletildiği bir yerden Gülten Akın şiirine bakıyorlar. 
İncelikler Tarihi - Gülten Akın Şiiri modern şiir tarihimizde kadının bireysel-toplumsal duruşunu gösterme ve özellikle “şair oluş” ve “kadın oluş” imgelerinin katmanlarını birlikte açma amacını da taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96919</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4af251aa-bcb9-4a24-ba95-3270c905ccd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Buranın Kışındasın – Günlükler (1964-1967)</image:title>
            <image:caption>Hulki Aktunç’un delikanlı günleri 
Sen Buranın Kışındasın – Günlükler (1964-1967) 
Hulki Aktunç’un 1964-1967 yılları arasında tuttuğu günlükler Sen Buranın Kışındasın 
Doğan Yarıcı’nın hazırladığı kitapta 15-18 yaşlarındaki Hulki Aktunç’un ilgileri, okumaları, gözlemleri, amaçları, tasaları, görüşleri, sevinç ve üzüntüleri; kısacası, kalem-defterle yatıp kalkan bir delikanlının ilk verimleri var. Şiirle, öyküyle, resimle, sinemayla, ülke sorunlarıyla dolu günlerin izleri, edebiyat çevrelerinin simaları var bu kitapta. Anılar, öyküler, şiirler ve desenlerle yüklü kitabın dizinine bile göz atıldığında yaşının çok üstünde genç bir entelektüelin kendini yetiştirme biçimi ortaya çıkıyor. 
Günlükleri hazırlayan Doğan Yarıcı önsözünde, “iyi ki yazmaktan geri durmamış,” diyor, “dönemin gündelik yaşamını, gazete manşetlerini, o yıl yayımlanan bütün edebiyat dergilerini, okuduğu bütün kitapları, kafaya taktığı şair ve yazarları, izlediği filmleri, dinlediği müzikleri, toplumsal ve siyasi olayları, kişisel sorunlarını, dostluklarını, hayal kırıklıklarını, açmazlarını, mutluluklarını, titizlikle ve ayrıntılarıyla. Gün gün nasıl aydınlandığına hayranlıkla tanık oluyorsunuz bu gencin, yaşadığı dünyanın, çok sevdiği ülkesinin nasıl değiştiğine, insanlarının, edebiyatının, sanatının, müziğinin, havasının suyunun nereden nereye geldiğine.” 
“Gerçi, ben şimdiye dek hiç bir dergi ve gazete yazısı yayımlamamış, kitap çıkarmamış biriyim ama, içten içe yazarak, ilerde yayımlayarak –olanaklarım sınırında–, katılmak istiyorum bu savaşa.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96920</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1031a84c-3768-4dfe-a17f-b8798aee07e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına - The Tortoise Arrived Alone One Day</image:title>
            <image:caption>Sanatçılar Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in günümüzde Isparta, Burdur ve Antalya&apos;nın bir kısmını kapsayan tarihi Pisidya bölgesi ve çevresinde çektikleri fotoğraflardan oluşan Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına / The Tortoise Arrived Alone One Day kitabı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) de kitaptan yola çıkarak bir sergi hazırladı. “Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi, 27 Şubat – 17 Ekim 2022 tarihleri arasında ANAMED’de ziyaret edilebilir.
Sanatçılar Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in “tarihi değiştirilmiş manzara” kavramına odaklanan fotoğraflarından oluşan Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına / The Tortoise Arrived Alone One Day adlı fotoğraf kitabına Sagalassos Arkeolojik Araştırmaları Projesi Direktörü Jeroen Poblome’un metinleri eşlik ediyor.
Kitap, Poblome’un yazılarıyla birlikte, Judith Desmyttere’in kitaba da adını veren şiirini, Meşher Direktörü Bahattin Öztuncay’ın baskı tekniklerine dair yazısını ve Jan Baetens’in “Retorik Olarak Fotoğraf” başlıklı metnini İngilizce ve Türkçe olarak okurla buluşturuyor.
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED)’in kitaptan yola çıkarak hazırladığı “Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi de kitapla eşzamanlı olarak izleyiciyle buluşuyor.
Vehbi Koç Vakfı, Yapı Kredi Yayınları, KU Leuven, LUCA School of Arts ve Sagalassos Arkeolojik Araştırmaları Projesi katkılarıyla 27 Şubat-17 Ekim 2022 tarihleri arasında düzenlenen sergide Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in geniş format analog fotoğraf makinesiyle siyah-beyaz film üzerine oluşturduğu fotoğrafların yanı sıra Ömer M. Koç Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıl fotoğraf ve albümleri de yer alıyor.
Sanatçılar Hakkında:
Bruno Vandermeulen (1972) Görsel sanatlar, fotoğrafçılık alanında yüksek lisans derecesi sahibi (LUCA School of Arts, Campus Sint-Lukas Brüksel, Belçika, 1995). 2002 Yılında KU Leuven’e katıldı ve halen KU Leuven Kütüphanelerinde Dijitalleştirme ve Dokümantasyon çalışmalarını yönetiyor.
Danny Veys (1970) Görsel sanatlar, fotoğrafçılık alanında yüksek lisans derecesi sahibi (LUCA School of Arts, Campus Sint-Lukas Brüksel, Belçika, 1995). 2003 yılından bu yana LUCA Sanat Okulu’nda film temelli fotoğrafçılık dersleri veriyor.
Bruno Vandermeulen ve Danny Veys 2003 yılından beri Sagalassos Arkeolojik Araştırmalar Projesi’ne bağlı olarak çalışıyor. 2008 yılından bu yana Sagalassos ve çevresinde tarih ile manzara ilişkisi üzerinde çalışıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96921</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c5a6116-bcdc-49aa-92bb-b620cb3d2a88.jpg</image:loc>
            <image:title>Meydan ve Modernleşme</image:title>
            <image:caption>Meydanlar, şehirlerin tarih, kültür ve kimliğini en iyi yansıtan kamusal açık alanlardır. Meydanların şehir içindeki konumu, fiziki görünüm ve işlevleri kültür çevrelerine göre farklılık gösterir. Batı şehirlerinin meydanları, çevreleri dönemin mimarlık ve sanat anlayışını yansıtan eserlerle belirlenmiş kentsel mekânlardır. 
 
Geleneksel Türk şehirlerinde, Pazar yeri, çarşı önü, çeşme başı, cami ve medrese avlusu gibi açık alanlar meydan işlevi görüyordu. Şehir dışında ‘’meydan’’ adı verilen alanlarda ise, at yarışı, spor gösterisi, askeri talim, bayram şenliği gibi etkinlikler yapılıyordu. Batılılaşma döneminde, Avrupa başkentleri örnek alınarak düzenlenen Türk şehirlerinin merkezlerinde, kamusal açık alan olarak meydanlar planlanmaya başlandı. 
 
Şükrü Karatepe bu kitapta farklı kültürlerin meydan anlayışlarını ve Türkiye’deki şehir meydanlarının mekânsal dönüşümünü Kayseri örneği üzerinden incelemektedir. İncelenen konuların bol miktarda görsel kaynakla belgelenmesi, alanında ilk olan kitabı daha da ilgi çekici hale getirmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96922</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1d1d20e-107c-465c-8883-5200ea1f49ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitaplık 220 / Mart - Nisan 2022</image:title>
            <image:caption>Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmakta olan kitap-lık dergisinin 220. sayısında dosya konusu Füruzan’ın Gecenin Öteki Yüzü kitabı. 1982’de çıkan kitabın 40. yılı dolayısıyla hazırlanan dosyada Ülker İnce, Haydar Ergülen, Semiramis Yağcıoğlu, Aydın Afacan, Ayşe Sarısayın, Ulaş Bager Aldemir yazıları ve kitabın televizyon dizisinin oyuncularından Zuhal Olcay ile bir söyleşi yer alıyor. 
İsmail Uyaroğlu, Hüseyin Ferhad, İsmail Karakurt, Elif Sofya, Levent Karataş, Ersun Çıplak, Eyüp Yaşar, Yalçın Tosun ve Janset Karavin şiirleri; Nuray Tekin, Haydar Ergülen, B. Nihan Eren, Enis Akın, Eylem Ata Güleç, Elif Erdoğan ve Hatice Sabah öyküleri; Mehmet Ergüven, Abdullah Uçman ve Ege Berensel yazılarıyla; Gültekin Emre (A. Ezik), Sine Ergün (M. Atalay), Hüseyin Peker (B. Çelik) söyleşileriyle kitap-lık dergisinin 220. sayısında. 
kitap-lık 29 yıldır iyi edebiyatın adresi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96923</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/13d972d0-51b7-40d8-9825-b591344137b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Dünyamız 187 / Mart - Nisan 2022</image:title>
            <image:caption>Sanat Dünyamız’dan Müze dosyası 
 
Sanat Dünyamız dergisi 187. sayısında okurlarla Müzeler/Hafızalar başlıklı bir dosyayı okurlarıyla buluşturuyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin “Serginin Sergisi II” ile açılması vesilesiyle dergide kapsamlı bir dosyada hem Türkiye’deki hem de dünyadaki müzeler değerlendiriliyor. Dergide akademisyen Ayşe H. Köksal müzelerin gerekliliği ve vazgeçilmezliğini sorguladığı yazısında İstanbul ve Ankara’daki müzelerin kuruluşunu ve bugün geldikleri durumu değerlendiriyor. Elif Kamışlı “Serginin Sergisi II”den yola çıktığı yazısında tekrarlar ve müzelere bakıyor. Derya Sayın “Guerilla Girls’ten Bu Yana...” başlıklı yazısında müzelerdeki kadın ve kuir temsilleri inceliyor. Rana Kelleci ise dünya müzelerinin sorgulanışlarının ve bugünkü hesap verebilir hale nasıl geldiklerinin tarihini değerlendiriyor. İlker Hepkaner, müzelerdeki temsiliyetleri kendi kişisel öyküsü üzerinden ele alırken, Hatice Utkan Özden müzeciliğin bitmeyen yenilenme sürecini anlatıyor. 
 
Sanatçı Esra Oskay ise, dergide “Ayvazovski ve Diğerleri: Resmi Makamların Resimli Bir İncelemesi” adlı foto-makalesinde görünmez olan eserlerin varlığını inceliyor. 
 
Süreyyya Evren Sarmal Senaryolar V’te bu kez senaryoları Çatlak filminden Burak Delier’in Karşı Sanat Çalışmaları’ndaki sergisine doğru bir yola çıkarıyor. 
 
Derginin eleştiri ve değerlendirme yazılarına yer verdiği +İz bölümünde Seçil Epik sanatçı İpek Duben’in sanat pratiğine yer veren “Ten, Beden, Ben” sergisini yazıyor. Şükran Çakmak ise bu bölümdeki yazısında Auido Koreografi: Müze Gazhane adlı performatif eserin deneyimlerini anlatıyor. Eser Selen Bora Başkan’ın kişisel sergisini değerlendirdiği yazısında soyut resim üzerine bir deneme sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96925</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51cef3e8-7f45-4ac0-bf29-3f25c1790c23.jpg</image:loc>
            <image:title>Babamın Battaniyesi</image:title>
            <image:caption>Sara Şahinkanat’ın kıpır kıpır kaleminden tekrar tekrar okunacak bir hikâye daha 
“Babamın Battaniyesi”.
Evde canınız çok mu sıkıldı?
Zaman geçmek bilmiyor mu? Olsun.
İki kardeş babalarının battaniyesiyle öyle eğleniyorlar ki, zaman neşeyle akıp gidiyor, şiş göbekler iniyor. Bu battaniye başka battaniyelere benzemiyor, türlü türlü maceraya götürüyor. Babanın müthiş hayal gücüyle canlanan battaniye çocukların rengârenk hayalleriyle bir araya geliyor. Babalar çocuklarıyla böyle vakit geçirirse, maceralar bitmez tükenmez.
Çocuklarla hep anneler ilgilenecek değil ya?
Babayla yaşanan maceralar bir harika.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96926</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0072a0c-7485-4bbb-9d7b-99f1576d4431.jpg</image:loc>
            <image:title>Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, Koç Üniversitesi VEKAM tarafından 9 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen “Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü” adlı sempozyumda sunulan bildirilerin bir derlemesidir. 
 
Anadolu, Mezopotamya, Mısır’da MÖ 3. binyıldan beri yaşanan kentleşme sürecinde seçilen yerleşim alanları, iskân özellikleri ile verimli topraklar, su kaynakları ve doğal kaynakların kullanımı yayında bir araya getirilmiştir. Ayrıca askeri seferler sırasında bahçe bitkilerinin farklı bölgelerden getirilip dikilmesi ile kültürlerin yönetim propagandasındaki rolü tartışılmış; Roma kültüründe yaşam ve üretimi birlikte barındıran evin (domus), çoklu değere sahip bir yapı bütünü olarak yönetimi, sınıfı belgelemesi ve sanata katkısı incelenmiştir. 
 
Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti yapılmasının ardından  artan nüfus doğrultusunda tarım alanlarının yönetimi, meyve, sebze yetiştiriciliği; 20. yüzyılın başlarına kadar bağ olarak kullanılmış teras ekim alanına sahip Mavrucandere ve Ürgüp yakınlarındaki Karlık köyünde yeni keşfedilen şarap işlikleri; Ortaçağ’da kilisenin yönetiminde olan ilaç yapımı için özel bitki ekimleri ve tıbbi bitki bahçeleri yayında işlenen diğer konulardır. 
 
Yayında ayrıca Osmanlı dönemi bahçe kültürü; yabancı gezginlerin aktarımları, vakıf kayıtları ve edebi kaynaklarla incelenmiş, 18. yüzyıldan sonra saray köşkler ve kentsoylu evlerinde yer alan yağlıboya peyzaj ve natürmortlardan örneklerle sunulmuştur. Lale Devri’nde saray mimarisindeki değişimin bahçeye nasıl yansıdığı ve 19. yüzyılda Osmanlı saray bahçelerinin tasarımında peyzaj öğeleri ile yeni egzotik, yaprak dökmeyen çiçekli bitkilerin iklime alıştırılarak bahçelere dikilmesi konuları ele alınmıştır. 
 
Yayında son olarak Cumhuriyet döneminde Ankara’daki imar faaliyetlerinde ve kültürel peyzajın biçimlenmesinde peyzajın rolü, 1940’lardan 1960’lara bu dönüşüm sürecini yaşamış kent halkının zihin haritasından izlenmiştir. 
  Kitabın, kent peyzajı üzerine çalışmalar yürüten araştırmacılar için önemli bir başvuru kaynağı olması hedeflenmektedir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96927</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bedaa56-4c82-433c-a8be-cc8ebb47ea1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’yi Ziyaret Eden Yabancı Devlet Adamlarının Ankara Günleri</image:title>
            <image:caption>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra birçok devlet başkanıyla temasa geçen Atatürk, onları Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da konuk etmeye başlamıştır. Bu bağlamda Atatürk döneminde Ankara’yı Afganistan, Japonya, Irak, Hicaz, İran, İsveç ve Ürdün devlet başkanları ziyaret etmiştir. Yine bu dönemde, Irak, Yunanistan, Macaristan, Bulgaristan, Yugoslavya, Suriye ve Romanya olmak üzere yedi ülke başbakanı başkente gelmiştir. Atatürk tarafından çoğunlukla Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve Ankara Palas’ta ağırlanan bu ziyaretçiler Ankara’da bulundukları süre zarfında, Gazi Orman Çiftliği’ni, Numune Hastanesi’ni, İmalat-ı Harbiye Fabrikalarını, Çocuk Esirgeme Kurumunu, Ankara Etnografya Müzesini, Çubuk Barajı’nı, Zafer Abidesi’ni, Yenişehir’deki heykeli ve daha birçok yeri gezip incelemelerde bulunmuştur. Yabancı konuklar için akşamları balo ve suareler yapılmış ve Türk devlet adamları tarafından konuklar şerefine ziyafetler düzenlenmiştir. 
 
Ziyaretler, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlıkları döneminde de devam etmiştir. Ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında yalnızlık politikasının da etkisiyle Türkiye’ye olan ilgi azalmıştır. Bu nedenle İnönü döneminde Ankara’ya sadece Bulgaristan, Ürdün, Irak ve Lübnan devlet başkanları ve başbakanları gelmiştir. Bu dönemde Ankara Üniversitesine ait fakülte ve enstitüler ile Hasanoğlan Köy Enstitüsü yabancı konukların uğrak yerleri olmuştur. Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığında ise 16 farklı ülkeden devlet başkanı ve başbakan düzeyinde toplam 27 ziyaret gerçekleştirilmiştir. Ankara’da bulunan askerî ve sivil havaalanlarında veya Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve uğurlanan konuk devlet adamları ilk iş olarak Anıtkabir’i ziyaret etmiş ve Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmiştir. 
 
Bu araştırma kapsamında Ankara’ya 1923 yılından 1960 yılına değin gelen devlet başkanı ve başbakan düzeyindeki yabancı ziyaretçiler tespit edilmiş ve değerlendirilmiş, yazılı panoraması çıkarılmıştır. Ayrıca bazı analitik bilgiler elde edilmiş ve ziyaretlere ait çok sayıda Ankara temaları taşıyan görsellere ulaşılmıştır. Araştırma ile bilimsel ve yenilikçi bir bakış açısıyla Ankara’nın yakın tarihini yeniden ele almak; özgün yöntem, teknik ve kaynaklar kullanarak Ankara tarihi çalışmalarına dikkat çekmek; çevremizdeki önemsenmeyen mekânların ve merak edilmeyen nesnelerin de tarihin bir parçası olduğunun fark edilmesini sağlamak; tarih ve kültür bilincine sahip bir toplum oluşmasına ve şehir tarihlerinin sadece ülke bazında değil dış dünyada da irdelenmesine katkıda bulunmak amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96928</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b63cbc63-4ddd-4c3f-b373-28efc897315c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sivil Toplum - Bir Fikrin Eleştirel Tarihi</image:title>
            <image:caption>Toplulukların çözüldüğü, siyasete yönelik ilgisizliğin her geçen gün arttığı bir ortamda kamusal yaşamı yeniden canlandırmak mümkün mü? 
 
Sivil Toplum kitabında, sivil toplumun hem yararlarını hem de sınırlarını inceleyen John Ehrenberg, kavramın siyasal ve kuramsal evrimini özetlerken, akademik ve kamusal söylemdeki yerini de tanımlıyor. Aristoteles&apos;ten ve Aydınlanma fliozoflarından Black Lives Matter ve Occupy hareketlerine kadar her dönemde önemli yansımaları olan sivil toplum kavramının çağdaş siyasal meselelere dair neler sunabileceğini araştıran Ehrenberg, 11 Eylül, küresel finans krizi, ekonomik eşitsizlik ve hızla gelişen teknolojiler gibi olayların çağdaş sivil toplumla ilişkimizi nasıl şekillendirdiğini çarpıcı bir dille ortaya koyuyor. Giderek artan eşitsizliklere karşı harekete geçme çağrısında bulunan Sivil Toplum, siyasal yaşamın temel bir öğesine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. 
 
John Ehrenberg&apos;in Sivil Toplum&apos;u, Koç Üniversitesi Yayınları’nın, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) ve Koç Üniversitesi Sivil Toplum ve Hayırseverlik Araştırmaları Merkezi’nin (KUSİTHAM) iş birliğiyle başlattığı “Sivil Toplum Serisi”nin de ilk kitabı aynı zamanda. Bu seri kapsamında, sivil toplum alanında yabancı dillerde yazılmış değerli kaynak kitapların ve temel eserlerin Türkçede yayımlanmasıyla, sivil toplum tartışmalarına yeniden bir canlılık getirmek amaçlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96929</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ddfe2387-4688-46c7-b12c-b8e74d87641e.jpg</image:loc>
            <image:title>İntihar Ve Bilimkurgu</image:title>
            <image:caption>Carlos Gutiérrez-Jones, çağdaş bilimkurgu yapıtlarından oluşan malzemesinde, psikolojinin karanlık tarafındaki intihar krizlerinin nasıl yorumlandığını inceliyor. 
 
Sadece kriz anlarındaki intihar eğilimleri değil, dibe vurmalar, kendine zarar verme örüntüleri, yeniden başlatma imkânları gibi geniş çaplı olasılıkları bilimkurgu edebiyatının bazı başyapıtları ve yakın dönem sinemanın ses getirmiş iki filmi üzerinden ele alıyor. Böylece Viktorya döneminde Darwin’in yarattığı kaygılardan uzay çağındaki nükleer imha tehdidine, yapay zekânın gelişiminden bilinçaltının sibernetik istilasına ve oyunlaşan dünyada şirketlerin egemenliğinden ufuktaki ekolojik felakete ve biyoterörizmin yükselişine çok farklı kriz halleri hakkında düşünme imkânı veriyor. 
 
“İlk Bölümün odaklandığı Dr. Moreau’nun Adası’nda, H.G. Wells Darwin’in evrim kuramının doğurduğu krize ve insan özgücülüğe meydan okumasına yanıt veriyor. 
 
Stanislaw Lem’in Solaris’ine ayrılan İkinci Bölüm yazarın bilimin gelişmesine dair, kaçınılmaz gibi görünen ve yabancı yaşamla teması son derece sorunlu bir hale getirebilecek bir önyargı, bir insanbiçimcilik olarak ifadesini bulan, derin kuşkuculuğunu ele alıyor. 
 
Üçüncü Bölüm yapay zekâlarla paylaşılan bir dünyada insanlığın statüsüne dair kaygıları işleyen bir romanı, William Gibson’ın Neuromancer’ını inceliyor; burada Gibson özellikle bu tür zekâların yaratıcılarından ne tür düşünce alışkanlıklarını almış olabileceklerini soruyor. 
 
Dördüncü Bölüm yakın tarihli iki filmi, Christopher Nolan’ın Başlangıç’ını (Inception) ve Rian Johnson’un Tetikçiler’ini (Looper) analize tabi tutuyor. 
 
Margaret Atwood’un DelliÂddem üçlemesini inceleyen Beşinci Bölüm, yazarın kıyamet sonrası tahayyülünün modern çevreci hareketin gelişmesinde önemli bir rol oynayan Malthusçu dinamiklerin kapsamlı bir eleştirisini ortaya koyduğunu savunuyor.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96930</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19e89aaa-bfb2-40a8-9627-afcf0b8e0eff.jpg</image:loc>
            <image:title>Travma Terapi</image:title>
            <image:caption>Enderemiroğlu, yirmi yıla yakın bir süre sonra yayımladığımız yeni kitabı travma terapi’de hayata “kana kesmiş bir kırık cam” içinden bakmaya devam ediyor. Orhan Kahyaoğlu’nun yorumuyla şiirsel dil, biçim ve teknik arayışlarını dize yapısı içinde zorlayarak, sözcük çeşitliliği içinde geliştirdiği iç ses örgüsü aracılığıyla dikkat çekici bir imge dünyası oluşturuyor. travma terapi, “dibe doğru, karanlığa doğru gittikçe çatallaşan insan ruhunun çare ile çaresizlik arasında gidip gelen varlığını sorgulayan”, şairin kendi deyişiyle “hayatı anlamaktan çok anlama hayat katmak için” yazılan bir “şahsî” yakın tarih. Kara bir denizden kara bir dağa çıkılan noktada “kim hatırlar kardeşliğimizi kim bilir şimdi o günlere kim gidebilir” sorusunu sormayı sürdürenler için...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96931</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b43db8a-981c-4850-8378-5f695ec4376d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırık Beyaz</image:title>
            <image:caption>“ben insanın alınyazısı kadar karayken sen Tanrı’nın el yazısı kadar beyazsın nasıl olsa zamanımız bir, bırak, vücutlarımız iki kalsın” 
Can Gürses, En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın’ın ardından kaleme aldığı ikinci romanı Kırık Beyaz’da Kuzgun’un masalını anlatır. Can alıcı bir karar almak üzere olan Kuzgun, karşısına çıkıveren gökkuşağının her bir renginde hayatının bir dönümünü görür. Okur da Kuzgun’la beraber kendisini gerçekçi bir masal diyarında bulur. Bu diyar okuru en çok da “son Beyoğlu”na çıkarır. Anlatılan tarih 1990’lar olsa da Beyoğlu’nun son güzel demlerinde geçen roman, uzak bir hayal hissi yaratır. Can Gürses’in bütün romanlarında olduğu gibi Kırık Beyaz’da da üslup en az hikâyenin kendisi kadar hayatidir; cesur, bambaşka ve çokseslidir.Renklerden geçtikçe siyaha sürüklendiğimiz bu dünyada beyaz kalmanın, iyiliğin, saflığın mümkün olup olmadığını sorgulayan Kırık Beyaz’a Ekin Urcan, metinlerle ruhdaş tondaki çizimleriyle yoldaşlık ediyor. 
 
CAN GÜRSES: 6 Temmuz 1989’da İstanbul’da doğdu. Yatılı okuduğu VKV Koç Özel Lisesi’nden Cervantes’in Don Kişot’u, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı ve Bulgakov’un Usta ile Margarita’sı üzerinden ironi-yazar-toplum ilişkisini tartıştığı tezinden tam not alarak, International Baccalaureate (Uluslararası Diploma) ile 2007’de mezun oldu.  İngiltere’de The University of Kent’te Karşılaştırmalı Edebiyat ve Film bölümlerini Krzysztof Kieslowski’nin Aşk Üzerine Kısa Bir Film, Mavi ve Veroniqué’in İkili Yaşamı filmleri üzerinden gerçekliğin kurmacalığını tartıştığı tezi ile en yüksek ikinci dereceyle 2010’da bitirdi. İskoçya’da The University of Edinburgh’ta Karşılaştırmalı Edebiyat dalındaki yüksek lisans eğitimini, Orhan Pamuk’un Beyaz Kale ve Amin Maalouf’un Afrikalı Leo romanları üzerinden kimliğin Doğu-Batı ve ben-öteki parçalanmasını çözümlediği teziyle 2011’de tamamladı. Üniversite yıllarında ilk romanı En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın ile küçük ve büyük çocuklar için kaleme aldığı İnce ile Uzun adlı serinin üç kitabını yazdı. Bilgi Üniversitesi’nde “Eleştirel Düşünce” ile “İngiliz Dili ve Edebiyatı” derslerini verdiği, Bir+Bir dergisindeki “Edebiyat Gardırobu” adlı köşesinde yazdığı 2012-13 yıllarında ikinci romanı Kırık Beyaz’ı tamamladı. 2013-2017 yılları arasında Ölüyordum, Geçerken Uğradım adlı üçüncü romanını kaleme aldı. Ölüyordum, Geçerken Uğradım, Fikir Kulüpleri Federasyonu tarafından 2019’da roman ödülüne lâyık görüldü.10 Ekim 2015 anısına yayınlanan Barış Portreleri kitabında Veysel Atılgan’ı “Kendime Kanat Yapsam Uçabilir miyim Anne?” hikâyesiyle anlattı. 2017’de Ursula K. Le Guin’in şiir kitabı Late in The Day’i Günün Geç Vakitleri ismiyle Türkçeleştiren Can Gürses, 2018-2019 yılları arasında James Joyce’un A Portrait of the Artist as a Young Man romanını Sanatçının Yeniyetme Halleri ismiyle dilimize çevirdi.2019’da “Zamanın Ötesindeki Diyar” adını verdiği sinema senaryosunu yazdı. Temmuz 2019-Ocak 2022 yılları arasında Bir Ömrün Takvimi adlı dördüncü romanını yazdı. Aralık 2020-Mayıs 2021 arasında Andre Gide&apos;in romanı Pastoral Senfoni&apos;yi aynı isimle sinemaya uyarladı.Romanları: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın (2014), Kırık Beyaz (2105), Ölüyordum, Geçerken Uğradım (2017)Küçük ve Büyük Çocuk Romanları: İnce ile Uzun I- Acıbadem Kurabiyesi, İnce ile Uzun II- Büyümüş de Küçülmüş Deniz Kızı, İnce ile Uzun III- Kazablanka (2015) Çevirileri: Günün Geç Vakitleri -Ursula K. Le Guin (2019), Sanatçının Yeniyetme Halleri- James Joyce (2020).</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96932</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c28303e-44f6-401d-873b-adda42c2aa93.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Dev</image:title>
            <image:caption>Sincap ve baykuş, ormanda kalbine ok saplanmış bir devle karşılaşırlar. Dev, kendisiyle ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu büyük adamın kim olduğunu ve nereden geldiğini bulmak için gizemli bir yolculuğa çıkarlar. Üç arkadaş bu tehlikeli yolculukta kötülüklere karşı yanlarında yalnızca iyilik, dostluk, yardımlaşma ve birbirlerine duydukları güveni taşırlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96933</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8713b353-ed69-435e-accd-ceeef2ccfec6.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyalar Kadar</image:title>
            <image:caption>“Aslında her şeyin haritasını çizebilirsin. 
Yıldızlardan baktığımızda dünyamız bile bir nokta kadar.” 
Çınar penceresinin önündeki ağacı kendisi gibi yalnız bulmaktadır. 
Dünyayı gezmeyi ve keşfetmeyi çok seven Çınar, ağacın olduğu yerde çakılı kalmasından dolayı çok üzgündür. 
“Ama aslında Ağaç hiç de Çınar’ın pencereden baktığı gibi yalnız değildi. 
Türlü böcek sakinleri, kuş yuvaları ve kedi ziyaretçileri vardı. 
Bu ağaç gerçekten tek başına bir dünyaydı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96934</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/841c40b7-81fe-4247-af0f-881abd081de3.jpg</image:loc>
            <image:title>Faili Malum</image:title>
            <image:caption>“İnsanı, bütün ömrüyle beraber bir çukura koyuyorlar. Güldüğün, ağladığın, mutlu olduğun, beklediğin, durduğun, ümit ettiğin, kızdığın, neşelendiğin, yaşadığın bütün zamanlarınla birlikte. Bu dünyanın toprağı, binlerce yıldır ölüp ölüp gömülenlerin hatıralarıyla çatlayacak bir gün.”

Saba Altınsay’ın romanı Faili Malum, Türkiye’nin 1998 ile 2021 yılları arasına işaret ediyor ve sıradan bir cinayet üzerinden gelişirken bizi, hepimizinkine benzeyen bir aile ve yakın çevresiyle buluşturuyor. Ailenin büyük kızı Nihan’ın merkezde olduğu roman, kısa değinmelerle 12 Eylül öncesine ve sonrasına uzanırken bu coğrafyada yaşayan herkesi hikâyeye konuk ederek adalet ve suç kavramlarını sorguluyor.
Faili Malum’da sadece aileyi saran acının failiyle değil, İstanbul’dan Dersim’e, bu coğrafyadaki bütün malum faillerle yüzleşiyor, halı altına süpürülmüş toplumsal travmaların hayatımıza yansımalarını eş zamanlı olarak izliyoruz.

Bizi, bir kadının cinnetten cinayete, cinayetten cinnete sürüklenen hikâyesine ortak eden Sabâ Altınsay, karakterlerle beraber üslubunu da derinleştirerek dile yeni formlar katıyor, kelimelerle ustaca oynayarak hayal gücümüzü genişletiyor ve en nihayet sürpriz bir sonla, bizi de anlatıya dahil ediveriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96935</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58bd35f8-7794-4eb2-a812-0ae1887b2e2c.jpg</image:loc>
            <image:title>MeToo</image:title>
            <image:caption>Küresel yükselişinin yoğunluğu çarpıcı bir toplumsal değişime işaret eden MeToo hareketinin kapsamı ve yaygınlığı daha önce cinsel şiddet etrafında çevrimiçi örgütlenen herhangi bir girişiminkini aşmış durumda. MeToo hareketinin ortaya çıkışı ve #MeToo etiketiyle yayılan artçı aktivizmin ardından, cinsel saldırı ve taciz ifşaları dünya genelinde yayılmaya; etiketle süregiden bu aktivizm sosyal medya kullanımını aşarak gerçek dünya aktivizmine dönüşen feminist bir direnişi yaygınlaştırmaya; araştırmacı gazeteciler, hayatta kalanlara ataerkil iktidara karşı hakikati konuşabilmeleri için platform sunarak cinsel şiddet hikâyelerini yayımlamaya devam ediyor. 
Meenakshi Gigi Durham de MeToo: Medyadaki Tecavüz Kültürünün Etkisi adını verdiği bu kitabında, bir yandan tecavüz kültürünün medyada nasıl yaygınlaştığını; tecavüz kültürünün kol gezdiği ancak kasıtlı olarak gözlerden saklamak ve hayatta kalanları sessizleştirmek amacıyla kemikleşmiş stratejilerin uygulandığı medya kurumlarının varlığını; tecavüz kültürünün medya üretimi, kullanılan görseller, verilen mesajlar, medya sosyal ağları, pornografi ve tecavüz pornosu gibi siber cinsel suçlardan haber muhabirliğine kadar temsiller yoluyla sistematik olarak nasıl cisimlendirildiğini anlatıyor. Bunu yaparken de medyanın cinsel şiddet karşıtı hareketi güçlendiren ve tecavüz kültürüne meydan okuyan rolünden bahsetmeyi ihmal etmiyor. 
MeToo: Medyadaki Tecavüz Kültürünün Etkisi sadece medya, iletişim, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve sosyoloji öğrencilerinin ve akademisyenlerin değil, cinsel politikanın mevcut durumuyla ilgilenen her bireyin ilgisini çekecek güncel ve ufuk açıcı bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96936</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ac5a8b4-6d26-477e-8654-d24306e5049a.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Tanrı’nın Öptüğü Yüreklerde Büyür</image:title>
            <image:caption>Şiiri çok imgelere de boğmamak gerekir. İmgeler, anlamın çoğulluğunu yok etmemelidir. O nispette şiirde kullanmaya özen gösterilmelidir. Bir düşünür, daha doğrusu bir şiir eleştirmeni St. John Perse “Şiir insanın görünmez yüzüdür.” diyor. Wolfgang Van Goethe “Dünyada öyle şeyler vardır ki şairin onları ortaya çıkarmasından çok, örtmesi iyidir” diyerek bir karşı duruş gösteriyor. Nevzat Taşkıran öyle değil! O şiirlerin ne görünmez yüzünü sergiliyor, ne de hiçbir şeyin üstünü örten bir gayretin içinde. O tertemiz duygularını bütün gerçekliğiyle şiirlerine yansıtıyor. 
Sen gözyaşlarıma vurulmuş 
Bir şarkı bir şiir gibisin 
 … 
Sen uğruna her şeyi göze alıp 
Savaşacağım varlık nedeni, 
Canımın nabzı kadınımsın. 
… 
Ey! Duygularımın narin dili 
Şiirlerimde devleşen gönül sesim 
Artık kader bütün yaşamım boyunca 
Seninle yaşanacak olan 
Büyük bir aşk istiyor benden, 
Tıpkı sevda masallarındaki gibi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96937</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d9374c0-8b61-473c-80ae-695106a516f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar için Nutuk</image:title>
            <image:caption>GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
 
Çocuklar için NUTUK 
 
Ulu önder, büyük kurtarıcı Atatürk’ün 1927 yılında okuduğu Nutuk, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın ayrıntılı bir panoramasıdır. Cumhuriyetimizin kuruluş yılları ile Atatürk ilke ve inkılaplarının yerleşme dönemini de kapsayan Nutuk’u, en önemli konuları vurgulayacak biçimde kısaltıp, günümüz Türkçesiyle sadeleştirerek hazırladık. 
 
Kolayca izlenebilecek biçimde, bölüm başlıklarıyla hazırlanan bu çalışma, çocukların başvuru kitabı olarak yararlanabilecekleri bir eserdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96938</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/327ccc87-7aa2-4a78-acfd-d5abe9c2814d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yol</image:title>
            <image:caption>1955 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Ortaköy’ünde dünyaya gelmişim. 1964 de  Ankara&apos;ya yerleştik. Çok istememe rağmen  olumsuz şartlar nedeniyle tahsil yapamadım. Ama kendi kendime çok az yardım alarak okuma yazmayı öğrendim ve kendimi geliştirmeye çalıştım. On dört yaşlarındayken bir terzi yanında çıraklık yapmaya başladım ve zamanla usta terzi olup bu işe uzun yıllar devam ettim. Daha sonra bir kamu kurumuna başlayıp oradan da emekli oldum. 
 
       Rahmetli Babamın ( Süleyman ERDOĞMUŞ ) şiir yazıyor olması zamanla beni de şiir yazmaya yöneltti. Babam yanlışlarımı görüp düzeltmek yerine bana fikirler verip şiir alanında gelişmemi sağladı. Öğrenmenin sonu yok deyip hiç bir zaman şair oldum demedim. Yazdığım şiirler  Bir’iz Edebiyat&apos;ın çıkardığı  Antolojilerde ve bir çok farklı antolojilerde - sitelerde yayımlandı. 
 
Şiir de incisin türkü de usta. 
Erenler badeyi sundular tasta. 
Sâfiri adını verdik mahlasta. 
Bil ki ozanlıkta Pirsin SÂFİRİ. 
Şiirlerimde kullandığım SÂFİRİ mahlası bana Âşık Korhani tarafından verilmiştir. 
 
Şiir insanın tüm duygularının dışa vurumudur. Bazen  dile getiremediğimiz sözleri şiirle anlatmaya çalışmak, bazen de sevgiyi, hasreti, acıları ve daha bir çok duyguyu dışa vurmak, kısacası yaşamaktır şiir..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96939</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/372f690e-6caf-4c72-90e6-e17d7865f211.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu&apos;da Sosyal Adalet ve Siyasal İktidarın Tarihi</image:title>
            <image:caption>Adalet, tıpkı kadim dönemlerde olduğu gibi, Ortadoğu siyasetinde halen hayati bir öneme sahiptir. Antik Mezopotamya uygarlıklarından yirminci yüzyıl cumhuriyetlerine dek, adalet bu siyasi coğrafyanın başat belirleyicisi olagelmiştir. Ortadoğu siyasi yapısının pederşahi özelliği, yönetenleri adaletin tesisinden yegane sorumlu aktörler kılmıştır. Bu meyanda, çoğunlukla bir daire içine yazılarak ve veciz bir şekilde ifade edilen adalet, kimi zaman tahta çıkacak müstakbel prensler ve şehzadeler için bir rehber, kimi zaman iktidara talip muhaliflerin ideolojisi ve parti programı olarak vücut bulmuştur. Linda Darling, bu kavramın çağlar boyunca devamlılığını ve dönüşümünü mercek altına alarak uzun Ortadoğu siyasi tarihine alternatif bir perspektif sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96940</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cf117a8-eed1-4995-8537-48eec7a99c9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Nesneler</image:title>
            <image:caption>“Nesne Yönelimli Ontoloji (NYO diye kısaltılır), biçimciliğin aşikâr enkazındaki hazineleri kurtarmak için iyi bir konumdadır, çünkü kurtarmak zorundadır. Nesnelerin çeşitli ilişkilerinden özerk varoluşuna adanmış bir felsefe olarak NYO, münferit nesneye dair temel biçimci ilkeyi onaylarken, iki özgür türdeki varlığın –insan özne ve insan olmayan nesnenin– birbirine bulaşmasına asla izin vermemek gerektiğine dair daha ileri varsayımı açıkça reddeder. ... Elinizdeki kitabın ... hem Kantçılık sonrası felsefeye hem de biçimcilik sonrası sanata bir meydan okuma olması istenmiştir.” Harman, Sanat ve Nesneler kitabında, 1990’larda Martin Heiddeger’in Varlık ve Zaman eserindeki “alet analizi”nin sunduğu perspektif üzerine çalışmalarıyla başlayan “ilişkilerinden ve bileşenlerinden özerk nesne” kavrayışını bu sefer sanat alanına, ilk kez bir kitap boyutunda taşıyor. NYO’da “nesne” kavramı, insan veya insan olmayan, cisimsel veya cisimsiz, hakiki veya hayali her tür varlık için aynı şekilde kullanılır. Yeter ki bir varlık ne ilişkilerince ne de bileşenlerince bütünüyle açıklanabilsin. Bu ontolojik gerçekçilik, eserin, bağlamının bütün ilişkilerince tümüyle açıklanabileceğini reddediyor. Bir sanat eserinin ortaya çıkması için onda, bu ilişkilere indirgenemez, özerk bir yanın olması gerektiğini iddia ediyor. Harman, sanat alanında bilhassa sanat eserinin özerkliğini ortadan kaldırmaya çalışan çağdaş veya klasik “ilişkiselcilik” biçimleriyle mücadelesinde bu nesne kavramını devreye alırken estetiğin konusu olarak yeni bir nesne tanımlıyor. Harman’a göre çoğu nesne gibi sanat eseri de bileşik bir nesnedir ve ister insan ister başka türde bir zeki varlık olsun seyirci olmaksızın tam anlamıyla bir sanat eseri olamaz. Dolayısıyla bir nesne olarak sanat eseri, iki bileşenden, yani eserden ve seyirciden müteşekkildir. Fakat bu fikir, ön kapıdan kovulan ilişkiselciliğin arka kapıdan kabulü anlamına gelmez. Sanat eseri metaforik bir varoluşa sahiptir, yani duyulur nesne, erişimden çektiği gerçek bir nesnenin özelliklerini üstlenir. Harman’a göre seyirci, işte bu yüzden bu gerçek nesnenin işlevini devralıp, onu teatral bir şekilde performe ederek sanat eserinin işlemesini sağlar. Postmodernizmin bir eleştirisini de içeren bu kitapta Harman, biçimciliği yeniden yaşama getirirken, sanat ontolojisi alanında yeni bir gerçekçiliği, seyirci ve eserin kaynaşmasıyla oluşan yepyeni bir nesneyi takdim ederek yürürlüğe koyuyor ve buna “tuhaf biçimcilik” diyor. Sanatta gerçekçiliğin ve özerkliğin yeni ufuklarını keşfetmek isteyenler için...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96941</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60e113a9-e483-48c7-b4eb-ee11ae6093a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Alman İdealizminde Aşkınlık Ve Tarihsellik</image:title>
            <image:caption>Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’yle başlayan transendental felsefe, kendinden önceki metafiziği tarihe gömerken onun en temel iki kabulünü de geçersiz hale getirmişti: İnsanın mutlağı bilmeye muktedir –hatta mecbur– oluşu ve o mutlağı deneyimleyebilir oluşu. Deneyimin ve onun bilgisinin sınırlarının dışına atılan aşkınlığın Kant’ın pratik felsefesine geri dönüşüyse ahlaki bir Tanrı’nın postülat olarak alınması biçiminde gerçekleşti. Kant’ın yol açtığı düşünce okullarının içinde en merkezî önem taşıyanlardan biri olan Alman İdealizmi, Kant’ın çizdiği sınırların hepsini çiğneyerek ve onun düşüncesini kendilerince varabileceği en uç noktalara götürerek farklı sistemler ortaya koydu. Bu hareketleriyle, Kant’a karşı yine Kant’ı kullanarak aşkınlığı ve sonsuzluğu yeniden felsefi düşüncenin içine geri getirdiler ve aşkınlığın modern insanın varoluşu açısından hâlâ anlamlı ve önemli olduğunu göstermeye çalıştılar. İdealist felsefenin hareketini izleyip Hegel’e geldiğimizde bunun, aşkınlığın ve mutlağın tarihselleştirilmesi pahasına başarıldığını görüyoruz. 
Elinizdeki kitap, aşkınlığın Alman İdealizminde nasıl tarihselleştirildiğini ve bunun günümüz açısından neden önemli olduğunu tartışmaya açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96942</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce2e084b-c93c-4107-8a02-895ab4d3d456.jpg</image:loc>
            <image:title>Askerin Günü</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM (Arka Kapak) 
“Kan akıyor,” dedi, “ve daha da akacak. Geçen gün Unamuno’dan bir mektup aldım. Bütün ülkeler aynı şekilde ve aynı şeyler yüzünden kan kaybederek ölür. Ve şimdi Unamuno Paris’te kaleme sarılmış, öfkeyle mektup yazıyor... neye yarayacak ki? Mektuplar, el ilanları, gazete makaleleri. Hiçbir şey çıkmaz o mürekkep akıtmalardan. Kalem kılıçtan güçlüdür. Öyle bir şey. Elbette kalem daha güçlüdür. Onunla yalanlar söyleyebilirsin. Kılıçla yapamazsın bunu. Karna sokulan bir süngünün yalanı yoktur. (...) O da diğer cesetler gibi bir ölü. Yaşlı da değildi sanırım bulduklarında. Ben olsam, midemde iyi bir yemek ve güzel bir şarapla ölmek isterdim, ve kafamda bir şiir sönüp giderken. Benim İspanya’m siyasetçilerin ihtirası değil, generallerin hırsı değil, yazdığı şeyler dişler arasında tebeşir tozuna benzeyen iktisatçıların teorisi değildir. Granada’da bir portakal bahçesidir o, bir zamanlar papaz okuluna girmeden bir yıl önce Valencia’da tanıdığım, alacakaranlık vakti sokakta yürüyen bir kızdır, ve o denize tepeden bakan kayalıklarda kahvaltıdır”. 
 
Andrew Jolly bu kitabında, Amerikan güneybatısında hayatı savaşla geçen üç kuşak erkeğin hikâyesini anlatıyor. Yaşam seline karşı tutunmaya çalışırken kendi doğasını ve varoluşumuzun anlamını bulmaya çalışan insanların en duygusal aşk yaşantılarında ve çılgınca sevişmelerinde bile hissedilen benzersiz hüznüyle insanı çok derinlerden sarıp sarsan, unutulmayacak bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96944</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47f0cd9e-39ea-4774-905d-75da960853b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Açlık</image:title>
            <image:caption>Bir yandan yazar olma aşkıyla yanıp tutuşurken, öbür yandan açlık ve sefaletle boğuşan bir adamın duygulandırıcı öyküsü. 
Dünya edebiyatının en kıymetli isimlerinden Norveçli yazar Knut Hamsun’un bu romanında, kendini keşfetme yolunda ilerleyen genç bir adamın verdiği mücadelelere tanık oluyoruz. 
Varoluşsal savaşlar, içsel çelişkiler, yaratıcı ifade arzusu, hırs ve gurur, kitabın derinden ele aldığı konulardan yalnızca birkaçı. 
“İçime sığdıramadığım öfkem tetiklemişti bu yorgunluk nöbetini.” 
“Batıyor, yalnızca batıyordum; belim, omuzlarım, dizlerim, her tarafımla beraber, kendi rezilliğimin içine doğru, bir daha yükselmemek üzere batıyordum.” 
Açlık, bizleri insan psikolojisinin en derinlerine taşıyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96948</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/22c6a283-865c-4ef0-948b-7b7a1df44bee.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağsızım</image:title>
            <image:caption>Çağsızım ben. 
Ne bir gün öncesine ne on yıl sonrasına 
Sığmış, sığacak ve sığmak üzereyim. 
Belki bin yıl öncesine, 
Çok ötesinde kalmamış, 
Kalacak ve kalmak üzereyim. 
Ne gözyaşları kurutmak için 
Tutturulan mandalın ucunda yağmış, yağacak 
Ve yağmak üzere olan damla 
Ne de bir tutam kahkahayı tohum yapıp, 
Anılara katmış, katacak ve katmak üzereyim. 
Çağsızım ben. 
Yeni nesil hızlı duygularla, 
Yüzyıllardan gelen derin bir tutkuyla, 
Uykuya geçmemiş, geçmeyecek 
Ve geçmek üzere olmayanım. 
Serçin Çelik, düzyazılarıyla da harmanladığı şiir kitabında derinlemesine incelediği duygularının yanı sıra, çeşitli toplumsal olay ve durumlarla ilgili düşüncelerine de yer vererek her satırında okuyucuyu bambaşka hislere sürüklemeyi büyük bir ustalıkla başarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96949</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce06fcc6-9ee2-43c5-a1ab-2c7e336c9036.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Kalem</image:title>
            <image:caption>Damla T. her bir satırı yaşanmışlık kokan, duygu yüklü şiirlerini derlediği Son Kalem’le, okurun kalbine ulaşarak unutulması zor eserler arasına girmeyi zahmetsizce başarıyor. 
Bana bir kalem hediye etmişti. 
Son Kalem... 
Bir tek onu yazdım o kalemle, 
Yalnız onu... 
Zaten yazacak başka hiçbir şeyim yoktu. 
O’ndan başka ne yazılırdı bilmiyordum...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96950</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6ae0969-f9f7-4837-9ce0-0a4428b1661b.jpg</image:loc>
            <image:title>İbn Hallikan&apos;ın Selçuklu Biyografileri Ve Çağdaş Simalar</image:title>
            <image:caption>Kitapta incelenen ve tahlil edilen kayıtlar iki bölüm halinde düzenlenmiştir. İlk bölümde Selçuklu hanedan mensupları, ikinci bölümde ise hanedan üyesi olmayan fakat devrin ileri gelen şahsiyetlerinden bazılarına ait hal tercümeleri yer almaktadır. Hanedan mensuplarının sıralamasında sultanlar açısından tahta geçiş sırası esas alınmıştır. Çağdaş Simalar olarak kitapta yer verilen ve Selçuklu döneminde tarihi izler bırakmış kişilerden oluşan ikinci grubun sıralamasında ise ölüm tarihleri esas alınmıştır. İbn Hallikân, kayıtlarında hicri tarihleri sıklıkla vermiştir. Tercüme kısmında bunlar dikkate alınmış, bununla birlikte yanlarına miladi karşılıkları eklenmiştir. Arapça isimlerin Latinize edilmesi sırasında transkripsiyon işaretleri yerine Türkçe imlâ düzeni tercih edilmiştir. Bununla birlikte spesifik isimlerde transkripsiyon işaretlerinden yararlanılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96951</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c73a5de-1f82-4ac1-bcf3-c36043325c2a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tutamak</image:title>
            <image:caption>Cumali Aslan bu kitapta başlıca ‘tutamak’larına düşürdüğü renklerini, özdeyiş (aforizma) tarzında ve özlediğimiz sıra dışı bir üslupla kaleme alıyor.  Kitabı okurken bahsettiği ‘tutamak’lara kendi rengimizi düşürmemizi özellikle vurguluyor... Çünkü ancak farkına vardığımız ve üzerine düşündüğümüz bir yaşamda diğer renkler (herkes ve söylenen-yazılan her şey) anlam kazanabilir ve yaşamımıza berrak bir gökkuşağı sunabilir, diye de ekliyor... Elinizdeki kitap; yaşam, eğitim ve iletişim konusunda yeni bir geleneğin başlangıcını oluşturuyor. Bu bakış açısı ve üslup sizi önce kendi derinliğinize sonra da evrenin derinliğine doğru bir yolculuğa çıkaracak. Her yolculuktan elinizde; birey olma, eğitim, çocuk yetiştirme, sanat, spor, ekonomi, başarı, inanç, devlet, kişisel gelişim, kişisel bakım, hayvanlar, doğa, mutluluk, değerli kılınma, dinlenilme, güzelleştirme, güzelleştirilme, savaş-barış, gökyüzü gibi sayısız kavrama düşürdüğünüz renklerinizle ve aydınlığın bir parçası olarak döneceksiniz... Her ‘tutamak’ tuvale bir fırçanın dokunuşudur ve ortaya çıkan resim bilincinizin görkemiyle kuşanmış olan yaşamınızdır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96952</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e5d5b50-0751-4e9c-ab7b-75a92db13b76.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Rivierası’nı seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar” tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96953</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c3c334d-37fe-4c04-a08d-a161aaf0d297.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Harikalar Diyarında (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Alice Harikalar Diyarında, yazıldığı tarihten bu yana geçen yüz elli yılı aşkın süre boyunca, edebiyatın eşsiz eserlerinden biri olma özelliğini hep korudu. Hem çocuk hem de yetişkin edebiyatında önemli bir yere sahip olan bu kitap, hayal gücü zenginliğiyle küçük okurlara büyülü bir dünya sunarken, yetişkinler için bu büyüsünü içerdiği sembollerin anlam derinliğiyle gösterdi. Adının edebiyat tarihine altın harflerle yazılmasına yol açan eserleri kadar, matematikçi ve mantıkçı kimliğiyle de tanınan Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında kurgusu, metne serpiştirilmiş bilmecelerle okuru da kitabın bir kahramanı kılar. Alice Harikalar Diyarında hem çocuklar hem de macera dolu naif çocukluğunu özleyen ve yıllara meydan okuyan bir mantık labirentinde kendine sorular sormaktan çekinmeyecek okurlar için Modern Klasikler Dizisi’nde yerini alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96954</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbfa573c-ee7a-4e2f-9360-b9c4ac14356c.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 1. Perde</image:title>
            <image:caption>Dışarıda devam eden bir hayat, içimde kalbi 
duran bir kız çocuğu vardı. 
 
Asi Merve Karakuyu, ailesi ve kendisiyle devamlı olarak savaş veren genç bir üniversite öğrencisidir. Ansızın bastıran yağmurun kelebeğin kanatlarını ıslatması gibi hayatına birdenbire giren esrarengiz bir adam, Asi’nin hayatını kökten değiştirmeye başlar. Asi ne kadar kaçmaya çalışsa da kader ağlarını her seferinde karşılaşmaları için örecektir. 
“Kelebeğin kanatları ıslanırsa parçalanır,” dedi bana yavaşça. “Ama sen zaten paramparçasın küçücüğüm.” “O zaman bırak,” dedim. “Islanayım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96955</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f65e8ae-7cc1-4a82-b5cc-2958fe703c84.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 1. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Dışarıda devam eden bir hayat, içimde kalbi 
duran bir kız çocuğu vardı. 
  Asi Merve Karakuyu, ailesi ve kendisiyle devamlı olarak savaş veren genç bir üniversite öğrencisidir. Ansızın bastıran yağmurun kelebeğin kanatlarını ıslatması gibi hayatına birdenbire giren esrarengiz bir adam, Asi’nin hayatını kökten değiştirmeye başlar. Asi ne kadar kaçmaya çalışsa da kader ağlarını her seferinde karşılaşmaları için örecektir.
“Kelebeğin kanatları ıslanırsa parçalanır,” dedi bana yavaşça. “Ama sen zaten paramparçasın küçücüğüm.” “O zaman bırak,” dedim. “Islanayım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96956</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8341c1f-a6ec-4987-96e5-9608e9217f03.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 2. Perde</image:title>
            <image:caption>Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. 
 
Babasıyla ipleri tamamen koparan Asi, artık iyileşemeyeceğini hissettiği bir noktadan kırılır. Bu kırgınlık, beraberinde büyük bir değişimi ve atılacak yeni bir adımı tetikler. Artık Asi, parçalanmış kanatlarıyla da uçabileceğine inanıyordur. Karan ile aralarındaki bağ gitgide güçlenirken, Karan’ın kanatları her zamankinden daha büyük, daha güvenli bir şekilde Asi için açılır. Kelebek ve sığınağı, yeni bir yola girmek üzeredirler. 
“Kelebek yağmurun kollarında,” diye fısıldadım. 
“Yağmur korkuyor,” diye fısıldadığında tenime düşmeye başlayan yağmur damlalarının ruhuma bıraktığı siyah izleri hissettim. Yağmur başlamıştı. 
“Kelebek korkusuz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96957</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4347a02-c91a-4338-80b9-d779bab45740.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 2. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. 
 
Babasıyla ipleri tamamen koparan Asi, artık iyileşemeyeceğini hissettiği bir noktadan kırılır. Bu kırgınlık, beraberinde büyük bir değişimi ve atılacak yeni bir adımı tetikler. Artık Asi, parçalanmış kanatlarıyla da uçabileceğine inanıyordur. Karan ile aralarındaki bağ gitgide güçlenirken, Karan’ın kanatları her zamankinden daha büyük, daha güvenli bir şekilde Asi için açılır. Kelebek ve sığınağı, yeni bir yola girmek üzeredirler. 
“Kelebek yağmurun kollarında,” diye fısıldadım. 
“Yağmur korkuyor,” diye fısıldadığında tenime düşmeye başlayan yağmur damlalarının ruhuma bıraktığı siyah izleri hissettim. Yağmur başlamıştı. 
“Kelebek korkusuz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96958</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48e43ccf-af01-4091-85ff-a9c6784dbda4.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 3. Perde</image:title>
            <image:caption>Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu. 
  Karan, Asi’nin yaralarını yavaş yavaş iyileştirirken, Asi artık hayatını usulca yoluna koymaya başladığını hisseder. Kelebeğin parçalanan kanatları yavaşça birleşiyordur ve karşısındaki adama gitgide daha da bağlanarak kördüğüm olan Asi, hislerinin bu denli büyük bir şiddetle büyüyerek onu ele geçirmesinden korkmaya başlar. Durdurulamaz bir şekilde birbirlerine karışan kelebek ve sığınağı için aşağı sarkan idam ipi, ucunda yeni acıları taşımaktadır. Asi, ruhunun bel kemiğini kıran bir olayla karşılaşır ve artık her şey daha karanlıktır. 
 
“Şimdi sana nasıl dokunsam zamanı delerim ben?” Durdu, anlayamamıştım, zaman da bizimle birlikte durdu. “Şimdi sana nasıl dokunsam,” dedi tekrardan, sesi artık daha kısıktı, sanki bana bir sırrını fısıldıyordu. “Zaman dokunmaz bize?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96959</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a91b57b2-9414-4428-8acc-b3d2bace2f2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 4. Perde</image:title>
            <image:caption>İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. 
 
Asi Merve için artık her şey sandığından daha zordur. Verdiği büyük kaybın ruhuna bıraktığı emareler onu günbegün değiştirmeye başlarken, Karan bu değişim boyunca her zaman yanında olduğu Asi’yi tüm kötü ihtimallerden korumak için uğraşıyordur. Kaybı yüzünden en çok kendini ve akabinde en büyük yarası olan babasını suçlayan Asi, dönüşü sancı verecek korkunç bir yola girerken, nefesi ve tüm hücreleriyle ona bağlanan Karan da bu yola onunla beraber sürüklenir. 
“Nefes boşluğumsun,” diye fısıldadı Karan dumanlı bir sesle. 
Yutkundum. “Soluk boşluğumsun,” diyebildim, sesim titriyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96960</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cefa4122-eadc-41fb-b11e-98afad07c3c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 4. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. 
 
Asi Merve için artık her şey sandığından daha zordur. Verdiği büyük kaybın ruhuna bıraktığı emareler onu günbegün değiştirmeye başlarken, Karan bu değişim boyunca her zaman yanında olduğu Asi’yi tüm kötü ihtimallerden korumak için uğraşıyordur. Kaybı yüzünden en çok kendini ve akabinde en büyük yarası olan babasını suçlayan Asi, dönüşü sancı verecek korkunç bir yola girerken, nefesi ve tüm hücreleriyle ona bağlanan Karan da bu yola onunla beraber sürüklenir. 
 
“Nefes boşluğumsun,” diye fısıldadı Karan dumanlı bir sesle. Yutkundum. “Soluk boşluğumsun,” diyebildim, sesim titriyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96961</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ed4b38e-1254-4da9-ad2f-4c67e3c3a745.jpg</image:loc>
            <image:title>Ulvi Cemal Erkin Duyuşlar&apos;dan Köçekçe&apos;ye</image:title>
            <image:caption>Türk Beşleri’nin en duygulusu… Yapıtlarında hep duygusallık egemen oldu. Cumhuriyet dönemi ilk kuşak bestecilerimizin en lirik olanıydı, kuşkusuz… Halk müzikleri ve eski makamsal müziğimizden esintileri, duygusallığıyla bütünleştirince ortaya kolay unutulmayacak yapıtlar çıktı. Dans rapsodisi “Köçekçe” adeta çoksesli ulusal müziğimizin öncelikli simgesi haline geldi. 
 
1991’de Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirildi. 
Bu kitapta öğrencilerinden, viyola sanatçısı, orkestra şefi Prof. Koral Çalgan’ın kaleminden Erkin’in yaşam öyküsünü, hakkında yazılanlar ve eserleriyle ilgili ayrıntıları bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96962</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49ff4990-baf8-45c9-88d5-fcc8c41ac980.jpg</image:loc>
            <image:title>Cevat Memduh Altar</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet döneminin unutulmaz müzik tarihçesi, eğitimcisi ve yazarı... Dört ciltlik &quot;Opera Tarihi&quot; kitabı, konusunda halen ülkemizin en önemli kaynağı. Pek çok kurumda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı, müzik tekniklerini öğreten yabancı kaynakları dilimize çevirdi... Cumhuriyet dönemi müzik kültürümüzü yabancı ülkelerde tanıtan sayısız bildiri hazırladı, konferanslar verdi. Kısaca Altar, Atatürk&apos;ün müzik devriminin yerleşip kökleşmesi için, bu yapının temellerine harç koyan bir nefer, her türlü engele karşı cesaretle karşı koyan bir şövalyeydi. Hizmetleri nedeniyle 1989&apos;da Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirildi. Bu kitapta Dr. Erdoğan Okyay tarafından derlenen Cevat Memduh Altar&apos;dan seçme yazıları bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96963</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65115198-773e-4e60-8ec2-e6e710953799.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 5. Perde</image:title>
            <image:caption>Beklediği kişi gelmediğinden ölemeyen o insandım; 
ölüm döşeği yaşadıklarımdı. 
 
Asi Merve ile Karan Ali, verdikleri büyük bir kayıp ile birlikte birbirlerinden başka kimseleri olmadığını hissetmeye başladıkları acı bir dönemde, Asi bu dünyada hâlâ yaşamak için savaşan küçük bir kız çocuğuyla karşılaşır ve ondan hayat ile ilgili yeni dersler almaya başlar. Küçük kız çocuğu, Asi’nin hayatındaki birçok yanlışı temele inerek değiştirecek, Asi ve Karan üçüncü bir kayıp daha vermemek için savaşmaya başlayacaklardır. Tüm bunlar olurken geçmişten bir dost, Karan’ın kapısını çalar. 
Tanrı, ölen çocuklar için cennette bir oyun parkı inşa etmiş, duydun mu? Parkın içine kar yağıyormuş ama hiç soğuk olmuyormuş; güneş yanarak parlıyormuş ama asla yakmıyormuş. Ölü çocuklar terlemiyor, düşse bile canları yanmıyor, asla hastalanmıyor, hiç yorulmuyormuş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96964</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2bc6dd5-99bc-4c46-97de-22596e519cd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ulusal Müzik Ve Musorgski</image:title>
            <image:caption>Yoksul toprak köleleri, dilenciler, sakatlar ve budalalar müzik tarihinde ilk kez Musorgski’ de ( 1839 – 1881 ) sanat şarkısına konu olmuş ve halk kitleleri operanın gerçek baş aktörü konumuna girmiştir.

Musorgski, ezgilerini günlük konuşmaların dibinde gizli müziksel öğelerden çıkarak söz ve tını uyumunu en ideal düzeye ulaştırır. Her somut insanın kendi değer ölçütünü yalnız kendisi içinde taşıdığına inandığı içindir ki – bütün genellemelerden uzaklaşarak – her özü, o öze özgü yepyeni bir biçimle sunar. Yapıtların en belirgin niteliği, biçimsel zenginlik ve armoni diline getirdiği yeniliklerde yatar. Musorgski’nin evrensel değeri, ulusal duygularındaki yoğunlukla doğru orantılıdır. 
 
O bütün yöresel dereleri ve ırmak kollarını içinde toplayıp Hazar Denizi’ne dökülen Volga gibidir. Yapıtları Rusya’nın müziksel bir tarihçesi ve bütün toplum katmanlarının ses yankılarıdır. Bir yaşam gözlemcisidir Musorgski. Yaratıcı kişiliğinde gözlerindeki keskin bakış ile kulaklarındaki ince duyarlılık birbiri ile kaynaşmıştır. 
 
İnsan ruhunun derinliklerine dalışıyla Dostoyevski’ye, satir ve güldürü yeteneğiyle Gogol’e, ezilen yoksul kitlelere yaklaşımı ile de Gorki’ye benzer. 
 
Estetiğin araştırma konusu olan güzellik kavramının değerini, yaşam insan gerçeğine uygun olup olmamasıyla ölçer.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96965</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:43+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1584905-1d8b-4b11-9e08-c6538a7c1d55.jpg</image:loc>
            <image:title>6 Damla</image:title>
            <image:caption>AHMET SAMİM BİLGEN
1910 İstanbul doğumludur. Haydarpaşa Alman Okulu ile Kabataş Lisesi’nden sonra İstanbul ve Harvard (ABD) Üniversitelerinde hukuk öğrenimi gördü. Küçük yaşında annesinden piyano öğrenimine de başlayan Bilgen daha sonra kendi kendine piyano, armoni, kontrapunt ve füg çalışmalarına devam etmekle beraber İstanbul Belediye Konservatuvarında viyolonist Seyfettin Asal’dan keman dersleri aldı. İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devam ederken İnkılap Lisesi’nde müzik öğretmenliği, 1932-1935 yılları arasında Cemal Reşit Rey ve Ferit Alnar’ın yönettikleri konservatuvar Orkestrası ile (Darülbedayi) Şehir Opereti orkestrasında keman üyeliği, Kadıköy Halkevi’nde Müzik kolu başkanlığı ve piyano öğretmenliği yaptı.1936’dan1985 yılına kadar Danıştay Raportörlüğü, Bayındırlık, Maliye Bakanlıkları, Hukuk ve Baş Hukuk Müşavirlikleri, Muhakemat Genel Müdürlüğü gibi kamu görevleri ve serbest avukatlık yanında müzik çalışmalarını sürdüren Bilgen kompozisyon alanındaki ilk eserlerini 1937-1940 yılları arasında yayınlamış, Eski Okul ve Gençlik Müzikallerinden ’’ANILAR’’ albümlerinde yer verilen altı müzikli oyun 1931-1935 yılları arasında bir çok İstanbul ve Ankara okullar ile İstanbul’da Fransız tiyatrosunda temsil edilmiştir. Otello komedisinin 1933 yılında Ankara Ziraat Enstitüsü öğrencileri tarafından halkevinde verilen temsilini Atatürk’de şereflendirerek temsilden sonra oynayanları kutlamış ve komedi Ankara</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>