﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96611</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97a48788-86cf-4570-aed7-215b11ea5e47.jpg</image:loc>
            <image:title>Llama Llama ve Şanslı Pijama</image:title>
            <image:caption>Bugün Llama Llama’nın şanslı günü! Oyunları kazanıyor, attığı şutlar basket oluyor ve hatta tostunu bile her zamanki gibi yakmıyor. Tüm bunların şanslı pijaması sayesinde olduğunu düşünüyor. Peki ya işler yine ters giderse? Sizce Llama işleri tekrar yoluna koymayı başarabilecek mi? 
 
Bu kitapta neler var? 
Aile ve Sevgi 
Hayal Gücü ve Yaratıcılık 
Arkadaslık ve Dayanısma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96612</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efe3bac1-22c9-435b-86a0-bda91310a0ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Llama Llama ve Arkadaşları</image:title>
            <image:caption>Güneş parlıyor ve Llama Llama yüzünde kocaman bir gülümsemeyle kalkıyor yatagından. Bugün çok önemli işleri var. Annesi upuzun alışveriş listesini Llama’ya veriyor ve Llama çarşının yolunu tutuyor. Ama bir bakıyor ki tüm arkadaşları kasabaya inmiş ve onunla oynamak istiyor. Sizce Llama arkadaşlarıyla mı vakit geçirmeli yoksa annesine yardım mı etmeli? 
 
Bu kitapta neler var? 
Aile ve Sevgi 
Evdeki Sorumluluklarımız 
Günlük Yasam Rutinleri 
Arkadaslık ve Dayanısma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96613</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1c961c8-ecfa-4773-80b7-41eb4888db75.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanal Para Sentetik İnsan Lego Din ve Mahşerin Dört Atlısı</image:title>
            <image:caption>Ekonomik kölelik, zihni esaret ve biyolojik kontrol!” 
 
“Şimdi, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bütün dünya para tarihinin üçüncü nesil mutasyon dönemine giriyor: Elektronik para ve sanal ekonomi çağı. Elektronik/dijital, sanal, siber, kripto paranın tedavüle girmesi… Kendinden önceki para sistemi devrimlerinde olduğu gibi insanlık âleminde kültürel-sosyal, ekonomik, siyasi, radikal ve küresel çapta değişikliklere, dönüşümlere sebep olacak.” 
 
“Artık yeni bir çağ başlıyor. Bir noktanın binde biri kadar nano boyutta ölü bir proteinin arkasındaki akıl, koskoca dünyayı, yaklaşık 8 milyar insanı hizaya getirirken ‘Sanal Para-Sentetik İnsan-Lego Din’ üzerinden yeni bir dünya düzeninin kapılarını aralıyor.” 
 
 Ramazan Kurtoğlu, paranın bugüne kadar geçirdiği tarihsel değişimi, nakit paranın ortaya çıkışını ve neden ortadan kaldırılmak istendiğini aktarırken geçmişin ışığında bugünü ve gelecekte yaşanacak gelişmeleri analiz ediyor. Yeni dünya düzeninin nasıl kurgulandığını ve adım adım nasıl hayata geçirildiğini açıklıyor. Ekonomik eşitsizliğin biyolojik eşitsizliğe evrilişinin ve bu eşitsizliğin gelecekte hangi boyuta varacağının bilgisini veriyor. 
 
 Verinin para yerine geçtiği bir dünya düzeni kurgulanıyor. Bu düzen sadece ekonominin değil topyekûn insanlığın akıbetini nasıl etkileyecek? Tüm bu soruları ve daha fazlasını bulacağınız sarsıcı bir metin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96614</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f9df2f8-77a1-4912-a822-09e2a0c3aade.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Mevsim Bahar</image:title>
            <image:caption>Gülün yaprağı yere serilmez
Erişmeden yar koynundan derilmez
İzin yoksa her yarene verilmez
Koparılan gülün sefası olmaz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96615</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c153629b-12dc-4590-a186-e0e402bc60b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahirane Söylemler</image:title>
            <image:caption>Ey oğul!
Anneler - babalar vardır, kendisi için çocuklarını feda ederler. Anneler - babalar vardır, çocukları için kendini feda ederler. Kendini feda eden anne - babaların kadrini, kıymetini bir kat daha fazla bilmeye çalış oğul.

Ey oğul!
Çevrendeki arkadaş kıtlığı, sosyal paylaşım sitelerinde arkadaş çokluğuna sebep olur. Onun için çevrende iyi arkadaşlar edinmeye çalış ki, sanal arkadaş çokluğuna ihtiyaç olmasın oğul.

Ey oğul!
Bir makama geldiğinde, önemli değildir gelecek çiçekler, lakin çok önemlidir giderken güle güle diyecekler. Onun için daha makamda iken, ayrılma vakti geldiğinde güle güle diyecekleri biriktirmeye çalış oğul.

Ey oğul!
Eskiden okullarda öğrenciler hizmetlilere, öğretmenlere gösterdiği kadar saygı gösterirdi. Şimdi artık öğretmenlere bile saygı gösterilmez oldu. Sen herkese daima saygı göstermeye çalış oğul.

Ey oğul!
Yolda giderken tanımasan da kötü bir hareketini gördüğün insana gıyaben dua et; ‘Allah’ım ıslah et’ de. İyi bir davranışını görürsen de ‘Allah’ım daim et, Cennetine de dâhil et’ deyiver. Unutma ki Allah rızası için yapılan gıyabi dualar kabul olur. Sen gıyabi dua edersen sana da dua edenler çıkar oğul.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96616</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df7e634c-7f7d-4299-913e-e104585eeb08.jpg</image:loc>
            <image:title>Güle Güle - Seslerin Sessizliği</image:title>
            <image:caption>Yeşilin içindeki yeşilleri göreceksin /Mavinin içindeki mavileri /Seslerin içindeki sessizliği /Artık beyninin gerisinden konuşacaksın /Soğancığından o sağır ama konuşkan /Beethoven’in kulaklarından /O sadelikte bir kallâvi kahve /Her yerin ağrıyacak sen ağaracaksın /Denizin ortasından yükselen bulutlarla Bir dolunayleyin /Bir ayağın gökte /Bir ayağın dal uçlarında /Yeni bir meyva olgunlaşıyor olgunlaşmış Düşecek dalından ölümsüz ölüm
Güle Güle *Övgü *İmana Geldim *Sadece Gerçeği Söyleyeceğim *Giderayak *Gelegiz von Marienbad *Masret *Negocu *Üç Nal Lokantasından *İkinci Salkım Söğüt *II.Perde *Şekvâ *Âşık Ölmez *Kaanuna Karşı *Burhan İçin *Baharat Yolu *W.B. Yeats’dan Bizans’a Yelken…*Yolda *Persona *Bir Daha Sefere *Tuhaflık *Mezmur *Rahmaninof Çalarken *Yılmaz Güney Doğuya *Kontıra Reklâm *Salihli’nin Kurşunlu’sunda Sabaha Karşı *Şimdii!..*Aslın Astarı *İlahiyât *Damga *Yazma-Okuma *Kokusal *Bay-Kay *İtiraf *Dörtlük *Nedenle Sonuç *Doğaçlamalar (Erdal Alova ile) *Atak *Heyheyli *Baştan Kara *Rubaî *Emil Galip Sandalcı’ya Saygı *Bahariye *Mehmet Akif Üzre *Gusman’ın Kabahati Nefes Almasıdır *Fikret’ten Tevkif *Yavuzer’in Cenazesine Giderken *Alem *İlâhi Komedi-II *Haykay *Prova *Musa Beğ için *Kurtuluş Savaşı *Sosyalist Uçurtma *Yunus’a İlahi *Ormancasına *Caz Şarkısı *İtiraf *Şarkı *Sır *Bir Çeviri Denemesi *Folklor Şiire Yarardır *Seslerin Sessizliği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96617</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1979f885-6d41-43da-8148-91e2384ea1a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Meyhanede Hanımlar</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar Meyhanede Hanımlar’da Cumhuriyet sayesinde kadınların kazandığı özgürlüğün sosyal hayata yansımasını, çerçevesini kimsenin tam olarak bilmediği içki yasaklarını, sanatta taklitçiliği mizahi bir dille hikâye eder.    
Mazhar Osman, Turşucu Cemal, Şehir Tiyatroları gibi dönemin popüler kişi ve konularına da değinilen Meyhanede Hanımlar’ı, Son Telgraf gazetesinde yayımlanmadan hemen önce yazarıyla yapılan röportajla sunuyoruz. 
Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer. Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96618</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81c492b5-abdf-4524-88ff-adc020dac2d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tıbbın Öyküsü</image:title>
            <image:caption>“İnsanlığın nispeten sahip olduğu bugünkü refah düzeyine ve sağlık koşullarına kavuşmak için binlerce yıl geçmesi gerekmiştir. Bize düşen bunu korumak ve daha ileriye götürmek olmalıdır. Tüm dünya vatandaşları olarak, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın ne kadar değerli olduğunu çocuklarımıza ancak bu şekilde anlatmış oluruz.”
Tarih boyunca insanlık türlü hastalıklarla mücadele etmiş, bu hastalıklara çareler aramıştır. İlkel komünal toplumlardan bu yana sürekli değişim gösteren uygulamalar, inanışlar ve bilgiler insanlığın yanı sıra tıp tarihini de şekillendirmiştir. Farklı coğrafyalarda kimi zaman benzeşen kimi zaman ayrı yollar takip eden bu tarihçeyi Cumhur Ertekin, Mezopotamya’dan antik Akdeniz medeniyetlerine ve İslam dünyasına, ortaçağdan Rönesans’a ve modern döneme uzanan bir perspektifle Tıbbın Öyküsü’nde bir araya getiriyor. Kitabın sayfalarını çevirdikçe tıbbın zamanda ve mekânda izlediği yolculuğa şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96619</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85af9610-52cc-41a1-b31d-764e3612690c.jpg</image:loc>
            <image:title>Deyimler Sözlüğü - İlkokul ve Ortaokullar İçin</image:title>
            <image:caption>İlkokul ve Ortaokullar için Deyimler Sözlüğü, özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanmıştır. Bu sözlükte yer alan seçme deyimler yalın ve anlaşılır bir dille tanımlanmış, ayrıca örnek cümleler eklenmiştir.
Deyimler Sözlüğü hazırlanırken, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uyulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96620</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93e750f3-bc08-4e88-8449-0f1b44de022c.jpg</image:loc>
            <image:title>Atasözleri Sözlüğü – İlkokul ve Ortaokullar İçin</image:title>
            <image:caption>İlkokul ve Ortaokullar için Atasözleri Sözlüğü, özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanmıştır. Bu sözlükte yer alan seçme atasözleri yalın ve anlaşılır bir dille açıklanmıştır.
Atasözleri Sözlüğü hazırlanırken, Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu’na uyulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96621</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67ab5ecc-b767-4510-85b6-dfa201c9f030.jpg</image:loc>
            <image:title>Mercimek Çocuk ve Parmak Çocuk</image:title>
            <image:caption>“Eğer kabuğunda kalmaya devam etseydin beni göremezdin. Beni göremeseydin derdini söyleyemezdin. Derdini söyledin bana, şimdi çıkacağız yola! Hem şöyle bir düşünsen, anlarsın dünyanın hâlinden… Kim farklı değil ki birbirinden? Unutma ki farklılıklardır bizi güzelleştiren.” 
 
Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a, Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e ya da Tulpar’ın Pegasus’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu kahramanları hiç duymadınız mı? Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte bu kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA NOHUT OĞLAN DA NEREDEN ÇIKT I? 
Hadi gel, anlatayım. Geçen gün biriyle tanıştım. Adı, Mercimek Çocuk. Kendisi mercimekten, gelmiş bir masal tenceresinden. Tencerenin içinde gözlerini açtığı an, dünyalar onun olmuş mutluluktan. Öğrenmiş her şeyi yaşlı bir kadından ve hep şanslı hissetmiş onun çocuğu olmaktan. Sonra duymuş bir masal daha var: Adı “Parmak Çocuk” olan. Masallar şaşırmış, birbirine karışmış. Sonra mı? Sonra bir masal daha duyulmuş dağların ardından. Bir de… Bir de garip bir eşek varmış çocukları kulağında taşıyan. Bu arada, Nohut Oğlan’ı görecek olursan… Neyse neyse… En iyisi ben sana duyduğum her şeyi baştan anlatayım kafan karışmadan… 
*** 
Yolda ortadan ikiye ayrılmış bir ceviz kabuğu görmüş. Bu ceviz kabuğunun içinde bir çocuk yatıyormuş. Ama çocuğun arkası dönük, yüzü görünmüyormuş. Bu, Parmak Çocuk’un ta kendisi olmalıymış. 



Mercimek Çocuk onunla tanışmak istemiş ama Parmak Çocuk’tan hiç yanıt gelmemiş. Mercimek Çocuk düşünmüş, “Belki de ona bir masal anlatmalıyım” demiş. 
İlk gün, ona bir masal anlatmış. Masal bittiğinde Parmak Çocuk, “Kimsin sen?” diye sormuş. Mercimek Çocuk, “Ben Mercimek Çocuk’um. Sen de Parmak Çocuk olmalısın ” demiş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96622</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b9edce8-2313-4f05-9111-720d30fbad47.jpg</image:loc>
            <image:title>Nardaniye Hanım ve Pamuk Prenses</image:title>
            <image:caption>“Kurtarılmak için prens mi beklemeli? Bu bekleyişe bir son vermeli! Benim aklıma çok güzel bir fikir geldi. Madem Pamuk Prenses’in yediği elma zehirli, bu zehri boğazından çıkarmak gerekli. Şimdi hep beraber düşünmeli, bir çözüm üretmeli. Vakit, birlik olma vakti.” 
 
Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e, Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a ya da Tulpar’ın Pegasus’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu benzetilen kahramanları hiç duymadınız mı? 
 
Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA DÜRDANE DE NEREDEN ÇIKTI? Hadi gel, anlatayım. 
Geçen gün biriyle tanıştım. Adı Nardaniye Hanım. Cadı ona kötülük yapınca şişti her bir yanı. Börekten midir nedir, ağzı da çok yandı. Düşündü taşındı, en iyisi yola çıkmaktı. Yol gitmekle biter mi? Bitmeyeceğini o da anladı. Dağın ortasına gelince biraz yavaşladı. İleride bir kulübe, içinde de yaşayanlar vardı. Adına “Kırk Haramiler” diyorlardı. Ama masal bununla kalmadı, Yedi Cüceler de aralarına katıldı. Pamuk Prenses’i de görünce Nardaniye gözlerine inanamadı. Anlayacağın dostum, bu masallar iyice birbirine karıştı. Bir ip gibi, birbirine dolandı! Hadi, tut şu masalın ucundan! Şimdi anlatmanın tam zamanı… 



Nardaniye büyüdükçe öyle güzel olmuş ki… Saçları simsiyah, gece gibi; gözleri iri iri, kömür gibi; gülüşü kıymetli, bal gibi… Bu güzelliği kıskanınca cadı, kötülük yapmak istemiş bir gece vakti. Almış eline bir börek, içine zehir katmış gülerek. Koymuş masanın üzerine, bir de not düşmüş Nardaniye’ye: “Nardaniye, Nardaniye, beni merak etme. Biraz işim var, akşama dönerim eve. Sen karnını aç bırakma, ye şu börekleri afiyetle.” 


Bunun üzerine masallar birbirine karışmış, herkes Pamuk Prenses’in yanına yaklaşmış. Biri ayağından tutmuş, biri kolundan. Yüz üstü döndürüp, sırtını sıvazlamışlar. Bir denemişler olmamış, iki denemişler olmamış, pes etmek yakışır mıymış? Derken üçüncü kez denemişler… O da ne! İyi ki de vazgeçmemişler! Sonunda, boğazında kalan elma kırıntıları çıkmış, prensesin gözleri açılmış. Nardaniye sevinip ayaklanmış, Pamuk Prenses’e kocaman sarılmış. Başlarına gelenler, meğer hemen hemen aynıymış. Sanki, sanki kardeş olmalılarmış!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96623</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03df6e1f-6f4f-4c19-a30a-d70a26eb9183.jpg</image:loc>
            <image:title>Tulpar ve Pegasus</image:title>
            <image:caption>“Biz kardeşiz! Bu yüzden birbirimize çok benzeriz. Ben geldim diye unutuldun sanma, ikimizin yeri de bambaşka. Masalı yazanla anlaştık, kuyruğuma siyah tüy taktık. Böylece aramızda bir fark olacak ama kardeşliğimiz bozulmayacak!” 
 
Tulpar’ın Pegasus’a, Nardaniye Hanım’ın Pamuk Prenses’e ya da Mercimek Çocuk’un Parmak Çocuk’a benzediğini biliyor muydunuz? Yoksa bu benzetilen kahramanları hiç duymadınız mı? 
 
Karışık Kuruşuk Masallar, zamanında anlatılan ancak zamanla unutulan kahramanlarla tanıştırıyor sizi. Hep birlikte yeni bir maceraya atılmaya ne dersiniz? İşte karşınızda Doğu ve Batı’nın masal kahramanlarının bir araya geldiği, şarkılı ve eğlenceli masal serisi! Siz anlattıkça çoğalsın onların da sesi… 
 
KİTAPTAN 
Merhaba! İşte kitabın sonundaki BÜYÜK SORU: PEKİ YA TEKBOYNUZ DA NEREDEN ÇIKT I? Geçen gün uçan bir atla tanıştım. Adı Tulpar. Gökyüzünde yaşar. Bulutların tepesinde sevimli bir ailesi ve rengârenk bir evi var. Sırtındaki kanatlarla dere tepe düz uçar. Çoğu masalda iyilik yapar, sevinir tüm kahramanlar. Ama ne yazık ki büyük bir sorunu var. Yeryüzündeki insanlar, Tulpar’ı başka bir atla karıştırmaya başladılar. Tıpkı onun gibi uçabilen bu ata ise Pegasus diyorlar. Böyle olunca, isimler karıştıkça küsüp gitmiş Tulpar. Dahası da var: bilmeceler, bulutlar ve mavi renkli tombul kuşlar… Tekboynuzu soracak olursan, masalın o bölümünü henüz bilmiyorlar. Kafan karıştı değil mi? Peki, sen de hazırsan eğer… Başlasın karışık kuruşuk masallar! 
*** 
Ardından ikinci bilmece kuşu ona şu bilmeceyi sormuş: Anlamak gerek, istemek gerek. Tek yapman gereken, kalbini dinlemek. Pegasus düşünmüş taşınmış, kişnemiş. Padişah durumu anlattığında ona yardım etmesi, içinden gelen bir şeymiş. “Evet! Buldum!” demiş. “Bu bilmecenin cevabı, yardım etmek.” Bilmece kuşları yine gülümsemiş veee “Cik cik doğru, cik doğru!” demişler. 
 
Sonra üçüncü bilmece kuşu ona şu bilmeceyi sormuş: Ailenin bir parçasıdır, seninle her şeyini paylaşır. Pegasus düşünmüş taşınmış, kişnemiş. Tulpar’a söyleyeceği büyük sırrı düşünmüş. “Evet! Buldum!” demiş. “Bu bilmecenin cevabı, kardeş.” Bilmece kuşları son kez gülümsemiş ve “Cik cik doğru, cik doğruuu!” demişler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96624</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79fc6726-3071-4b46-883e-611160cc214e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tehlikeli Zamanlar İçin Lüzumlu Hayat Dersleri</image:title>
            <image:caption>Rönesans İspanyasının önde gelen kalemlerinden biri kabul edilmesi gereken BaltasarGracián’a (1601-1658) yaşadığımız günlerde dünya ölçeğinde geniş bir ilginin uyandığı gözlenmektedir. İlk bakışta sebebi kolayca anlaşılamayan bu ilgi neticesinde Bilgelik Kılavuzu (Oraculomanual) başta olmak üzere eserleri başka ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de baskı üzerine baskılar yapmaktadır. Gerçi bu Gracián’ın ilk keşfi değil: daha önce Alman düşünür Schopenhauer, ardından Nietzsche o zamana kadar İspanya dışında pek tanınmayan müellifi Avrupa fikir kamuoyuna tanıtarak geniş kesimlerce okunmasını sağlamışlardı. Fakat bu defaki başka… 
Bundan yaklaşık dört asır önce Gracián yaşı elliye yanaştığı halde görüp geçirdiklerinin, belleyip öğrendiklerinin yaşadığı hayatı o zamana kadar yaşamayı itiyat edindiği haliyle sürdürmeye fakat daha kötüsü anlamaya da yetmediğini şaşkınlıkla ve inkisarla gördü. Tıpkı yaşadıklarını olabildiğince gözlerini açarak dikkatle ve güç yetirebildiğince bir merkez etrafında birbirine ulayarak ibretle yaşamış olanların şu son dört beş yıl içerisinde vukua gelenler neticesinde bugünlerde olmakta olanları anlamakta güçlük çektikleri gibi. 
Toplu olarak bakıldığında Bilgelik Kılavuzu’nda yer alan Oraculolar vaktiyle orada yaşananlar ile bugün burada yaşadıklarımızın aynı doğrultuda ilerlediğini gösterdiği gibi bugün yaşadıklarımızın karanlığı içinden geriye doğru baktığımızda nazarımıza takılan benzerliklerin bu Oraculoları ileri doğru olacak olanları haber veren bir tür ‘Kehanet Kitapçığı’na dönüştürdüğü görülecektir. Fakat yaşadıklarımızın bir ‘Kehanet Kitapçığı’na olan ihtiyacı o ‘Kehanet Kitapçığı’nın bir ‘Kılavuz Kitap’a duyduğu ihtiyaçtan daha az değil… Tabii eğer bu Oraculolar yaşadığımız günlerin karanlığı içerisinde hissettiğimiz ‘özlü söz’ ihtiyacını karşılayacak sıradan ‘kestirmeler’ düzeyine indirgenip gitmeyecek, tarih içerisindeki yerine oturtulup kendi şartları ve kaleme alınmasına yol açan saikler ile birlikte yerli yerince anlaşılacaksa… Böyle bir anlama çabası için Hazırlık olarak kaleme alınan Tehlikeli Zamanlar bir kılavuz kitaba dönüştü. 
Yaşadığımız günlerin kasvetini pazarlamacıların safsataları, gazetecilerin çenebazlığıyla değil de daha derin ve esaslı kavrayış ile anlama cehdi içerisindeki bir düşünce çabasıyla dağıtmak için kitap raflarına bakınanlara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96625</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86dddea6-d28e-4e32-bbe5-bca3e691e7be.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Ateş</image:title>
            <image:caption>“Hayat akıl almaz bir oyunun sahnelendiği bir tiyatro sahnesiydi belki de. Hem seyirci hem oyuncusuydu insanlar. Bazen o herkesin pür dikkat izlediği aydınlık sahnede, bazen de karanlıklar içindeki koltuklardaydılar.”
Birlikte çok badireler atlattılar, yeri geldi canlarını toprağa koydular. Kaybedilen ve yeri dolmayan bir kol gibi sızıları hep içlerinde kaldı toprağa verdiklerinin. Fakat hayat devam ediyordu. Onlar da toprağa verdikleri canları için hayata devam ettiler. Her bitiş yeni bir başlangıç... Her ölüm bir doğum… Çıktıkları bu yolda kaderleri birbirine bağlanan Yaman ve Alaz… Serinin son kitabında sizlerle…
“Hayat çetrefilli bir savaştır her zaman. Bazen taktiksel soğuk bir savaştır, bazen kan gölü içinde geçen dehşet dolu bir kavga. Bazen barış anlarında olduğu gibi süt limandır her şey, bazense ha başladı ha başlayacak gerginlik anlarıdır. Savaşların sonu ya yenilgidir ya zafer. Kimi yenilirken, kimi zafere ulaşır. Bir taraf yenilginin hüsranıyla heder olurken, bir taraf zaferin sarhoşluğu ile saadet içindedir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96626</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cc3282b-589e-4697-bb55-7abfae1f4e16.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun - Yaman</image:title>
            <image:caption>Geçmişin hesabını kapayan Yaman, en değerlisi ile artık mutlu olacaklarına inandıkları gelecek günlere hazırlanıyordu.
Ta ki gelen o uğursuz habere kadar.
Her şeyin yolunda gittiğini düşündükleri anda, adeta bir bomba gibi ortaya düşen bu haber, hem Alazların hem de Bozdumanların nazarında kıyametle eş değerdi.
“Abi, Sansar’ı Alaz’ı öldürmesi için tutmuşlar!” demişti Kürşat.
Alaz’ın peşine düşen kiralık katil, herkesi şok etmişti fakat en çok da Yaman’ı. Alaz için kalbine giden tüm yolları ardına kadar açmış olan Yaman, sanki zelzele olmuş da, tüm şehrin altı üstüne geçmiş, tüm yollar tarumar edilmiş gibi hissetmişti. Sanki Alaz’a giden tüm yollar tıkanmış gibi… Duydukları onun için deprem haberinden daha kötüydü.
Kimsenin tanımadığı fakat şehirde oldukça iyi bilinen ve kendini gizlemeyi çok iyi başaran kiralık katil Sansar; öldüğüne inandığı yıllar boyunca yasını tuttuğu, ömrünü adadığı, uğruna dünyaları yakabileceği mucizesi Alaz’ı öldürmesi için tutulmuştu. Bu kiralık katili kim tutmuştu? Nasıl ele geçirilecekti? Onlar müdahale edemeden bir hedefini daha yok edebilecek miydi? Tüm bu soruların cevabını bulabilmek için Yaman kendi hayatı da dahil her şeyi göze almış, yeni bir sürek avı başlamıştı. Ne olursa olsun, hangi deliğe girerse girsin, kiralık katili ele geçirmek zorundalardı. Hem onu hem de onu azmedeni.
Onun olanı, mucizesini, kimse ondan alamazdı. Ya birlikte yaşayacak ya da birlikte öleceklerdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96627</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/668f63cf-8a53-44d7-8cc9-340a92985d83.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar</image:title>
            <image:caption>Michael L. Printz Ödüllü
New York Times’ın en çok satan kitaplarından
Aynı isimli Netflix filminin kitabı

Genç, siyahi.
On altı yaşındaki Steve Harmon cinayetten yargılanıyor.
Harlem’deki bir dükkân sahibi, dükkânının soygunu sırasında vurularak öldürülür. Bir söylentiye göre, Steve, bu soygunda gözcü olarak görev yapmıştır. Adalet sisteminde, suçlu ya da masum olduğu ispatlanmadan Steve, sistemde bir piyon haline gelir. En kötüsü de ona canavar denilir.
Steve, kendisini saran bu korkunç olaylarla başa çıkmanın bir yolu olarak, duruşmasını bir film senaryosuna dönüştürmeye karar verir. Ancak tüm çabalarına rağmen, artık kim olduğunu ya da gerçeğin ne olduğunu algılamakta zorlanmaya başlamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96628</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28fe906a-9af1-4288-82f8-3e7db698eb3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bukalemun</image:title>
            <image:caption>Uyuyamıyordu… Hep aynı kâbus, ciğerlerinin nefessiz kalışı ve çığlıklar… Kimsenin çare olamadığı bu duruma; aşkına takıntılı, senelerdir çektiği acılarla güçlenmiş Yaman çare olacağını söylüyordu. Koruyacağına söz veriyordu Alaz’ı kâbusları da dahil olmak üzere tüm sıkıntılardan. Aklı bunu kabul etmiyordu Alaz’ın ama yüreği biliyordu doğruluğunu…
Kapattı gözlerini kadın ve deliksiz uyudu…
Bir insanın, sevdikleri zarar gördüğünde hissettiği çaresizlikle neler yapabileceğini, intikam uğruna neye dönüşebileceğini anlatan Bukalemun Çakal Avı ve Bukalemun Alaz’dan sonra, Bukalemun serisinin üçüncü kitabı olan Yamandağlı, size aşkın sıcaklığını ve aynı zamanda korkutuculuğunu, birine güvenmenin yürekte başladığını, korkuların nedeniyle kendini tutabilme sabrını, yapılan tüm kötü şeylere rağmen nasıl gittikçe artan bir aşkla sahiplendiğini, aşkla bütünleşmenin ne olduğunu ve aslında sahip olduğumuzun farkında olmadan yaşadığımız mucizeleri anlatıyor. Kimliğinde anne ve babanın adının yazması gibi, uyuyabilmek gibi, sevişebilmek gibi…
Birini sadece o olduğu için sevmek… Kim böylesi bir aşk istemez ki? Birini olduğu kişi olarak sevebilmek… Kim bu kadar cesur davranabilir ki?
Yaman ve Alaz’ın aşkını anlayacak, onlar birbirlerine adanmışlıklarının verdiği tutkuyla zirveye tırmanırken siz tam da doruk noktasından onları izleyeceksiniz.
Bu kitap okuyan herkese, “Her şeye rağmen seni seviyorum” cümlesinin anlamını öğretecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96629</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad9bc75b-8619-4063-a836-906a12dfb96e.jpg</image:loc>
            <image:title>Daha İyi Bir Sen Olabilirim</image:title>
            <image:caption>Daha İyi Bir Sen Olabilirim - Sarsıcı Bir Psikolojik Gerilim
“Rahatsız edici, ama tadı damağınızda kalacak!
New York Times
Sizi, koltuğunuzun kenarına çivileyecek ve sessiz bırakacak.”
USA Today
Eğer otuz yaşındaysanız, neredeyse her gün çok kötü bir gündür. Göğüsleriniz sarkmaya başlamış, gözlerinizin etrafındaki çizgiler derinleşmiştir. Gerçekte kim olduğunuzu bilseler kimsenin sizi sevmeyeceğini öğrenmişsinizdir. Fig Coxbury hayatından bıkmıştır: Onu aldatan eski kocası, belinin etrafında birikmiş fazla yağları ve en önemlisi de yalnızlığı.
Fig, şimdiye kadar olmak istediği her şeyin somut bir hali olan Jolene Avery&apos;ye rastladığında, önce sadece merakından onunla arkadaş olur.
Fig, Jolene&apos;in hayatını tüm ayrıntılarıyla taklit etmeye başlar, çünkü tam olarak kim olduğunu bilen birini bulduğunuzda, sadece onlar gibi olmak istersiniz ve bu dürtünüzü engelleyemezsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96630</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10bb248b-8a5a-4331-b97a-07d45e6dadf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Yarım Yamalaklar Adası</image:title>
            <image:caption>Dişsiz bir kurt, çizgileri olmayan bir zebra, kısa hortumlu bir fil, gözleri görmeyen bir bizon, uçmaktan korkan bir kuş ve sürekli yüzlerine vurulan kusurlarıyla kendini dışlanmış hisseden daha pek çok hayvandı onlar. Ellerine geçen bir mektupla, yaşadıkları yerden ayrılıp umut dolu yeni bir hayat için yola çıktılar. Yolculuğun sonunda ulaştıkları yer, Yarım Yamalaklar Adası’ydı. Onlara daha adil ve özgür, kimsenin kimseyi hor görmediği bir yaşam vadeden adanın yönetiminde, Horatio Durane adında bir adam vardı. 
 
Her şey tam da umut ettikleri gibi başlamıştı. Kendilerini diğerlerinden üstün görmeyen hayvanların arasında, hep birlikte mutlu mesut yaşayacakları için çok heyecanlıydılar. Horatio’nun bütün emirlerini uygulamak, çok çalışıp az dinlenmek, çok üretip az beslenmek, ellerinden gelen her fedakârlığı yapmak; sürekli dışlanmaktan ve dalga geçilmekten daha zor olamazdı ya… 
 
Ama acaba gerçekten öyle miydi? 
 
Dayanışmanın ve birlik olmanın en içten örneğini sunan, farklı sebeplerle kendini eksik hissedenlerin bu acı-tatlı hikâyesi; uzun süre aklınızda yer edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96631</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64131dd1-911a-4398-a046-a7fe47dd5279.jpg</image:loc>
            <image:title>555 Eğlenceli Çıkartma - Araçlar</image:title>
            <image:caption>Kalabalık tren istasyonlarından yelkenlilere, sıcak hava balonlarından bisiklet yarışlarına çeşit çeşit çıkartma 555 Eğlenceli Çıkartma /Araçlar kitabında bir arada! 

Her sayfayı birbirinden renkli ve farklı çıkartmalarla süsleyerek eğlenceli saatler geçirebilirsiniz! 

555 Eğlenceli Çıkartma ile birbirinden hızlı araçları yarıştırın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96632</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bfb08db-1fe8-4b1e-b55b-b5ae4a8875fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık</image:title>
            <image:caption>Son dönem Osmanlı toplumunda “Batı terbiyesiyle yetişmiş aydın” tiplemesinin en güzel örneklerinden olan Rabiha Rifat Hanım tarafından kaleme alınmış Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık pastalardan kurabiyelere, bisküvilerden simite kadar geniş bir yelpazede 41 tarif içeriyor. Gerek kullanılan malzemeler gerek yapılış şekilleri dikkate alındığında Avrupa’dan “uyarlama” diyebileceğimiz de bir kitap bu. Ancak her durumda hem ardında yatan sosyal tarih, hem yazarının kimliği, hem de içerdiği tarifler açısından önemli bir kitap. Sadece Rabiha Rifat Hanım’ın tariflerinden de oluşmuyor üstelik: Güzin Yalın, genel olarak pastacılık ve Osmanlı mutfağının özellikleri üzerine bir çerçeve çizerken; Sula Bozis, Osmanlı’da pastacılık ve pastaneler hakkında bir değerlendirme sunuyor. Emin Nedret İşli’nin kaleme aldığı kısa Rabiha Rifat Hanım biyografisiyse yazarı biraz daha yakından tanımamızı sağlıyor. Şef Özgün Ünver de tarifler hakkındaki yorumları ve açıklayıcı notlarıyla, ilginç noktalara işaret ediyor. 1 Kasım 1928’de “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun”un yayımlanmasının ardından, 1 Ocak 1929 tarihi itibariyle başlanan Latin harfli kitap neşriyatının yemek konulu ilk kitabını (Alafranga ve Alaturka Nefis Yemekler) kaleme alan Rabiha Rifat Hanım’ın Ev Hanımlarına Mahsus Alafranga Pastacılık kitabı dönemin mutfak kültürünün bir boyutu açısından zengin bir kaynak. “(...) bugün tükettiğimiz haliyle pastalar Osmanlı mutfağında 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar mevcut değildi; Osmanlı sofralarında ne kremalı pastalar ne de çikolatalı yiyecekler vardı. Bu tatlar mutfağımıza Batı mutfağından ithal edilmiş oldukları için Osmanlı Batı’dan toplumsal olarak etkilenmeye başladıktan sonra sofralarımıza ulaştılar.” GÜZİN YALIN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96633</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28788cd7-1ced-49a4-828a-9284fe1e2502.jpg</image:loc>
            <image:title>Ah Struga</image:title>
            <image:caption>“İnsan hayatı aslına bakarsanız aldığı cesaretli kararların bir toplamı değil midir? Sonunda hayat da verilen kararlar doğrultusunda akıp gider ve insan verdiği kararların sonucuna göre yaşar.” Balkan kenti Struga’da kendi halinde, gündelik olanın sıradanlığında geçen hayatlar, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle bozulur. Havası, suyu ve doğası mutluluk saçan bu kentte artık düşman postallarının sesleri duyulmaktadır. Yunus ve ailesinin hayatı da yaşananlara paralel olarak bozulmaya başlar. En sonunda Yunus, yaşanan tüm bu zorbalığa dayanamayacağını hisseder ve özgürlük mücadelesi veren Partizanlara katılır. Böylece bu zamana kadar sadece aşk ve huzurla dolu olan hayatı birdenbire bir mücadeleye, var olma savaşına dönüşür. Sırrı Özbek, Ah Struga!’da, zorbalığa karşı kendi olmanın, savaşa karşı barışın, güce karşı dayanışmanın önemini gösteren bir hikâye anlatırken, acıyla yoğrulmuş bir coğrafyanın da sesi oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96634</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19c28a7b-53de-4003-bd96-bf1d868437f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınca Bilmeyişlerin Sonu</image:title>
            <image:caption>“Edebiyata kulak vermeden, feminizmin sesinin tam duyulamayacağına, sözünün tam anlaşılamayacağına ve feminizme ilişkin bir incelemenin eksik kalacağına inanıyorum. Bu metinlerin her biri, 1960’ların ve 1970’lerin sokağa taşamamış, içte kalmış sesidir. Hatta 1960’ların öncesinin de birikimi, birikmiş isyanıdır. Bu metinlerde yol alarak o dönemin siyasi atmosferini, toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde yaşanan çıkmazları/tıkanmaları ve elbette bu açmazlara karşı isyanı görmek mümkündür.” Duygu Çayırcıoğlu, Türkiye’de feminizmin henüz adının anılmadığı, anılsa da olumsuz şekilde anıldığı bir dönemde, feminist duyarlılığın edebiyatta yol alan güçlü dip dalgasına dikkat çekiyor bu kitapla. Kadınların siyasal ve toplumsal hareketliliğinin, görünürlüğünün arttığı fakat özerk seslerinin henüz gür çıkmadığı 1960-1980 döneminde, edebiyat evreninde bir önfeminizmin geliştiğini gösteriyor. Nezihe Meriç, Sevim Burak, Sevgi Soysal, Leylâ Erbil, Adalet Ağaoğlu, Füruzan ve Tezer Özlü’nün eserlerinde, erkek egemenliğinin ve ataerkil aile kurumunun nasıl sorgulandığını görüyoruz. Özel olanın gerçekten politik olduğunu ve kadınların hayatının nasıl daraltıldığını “canhıraş” tasvir eden bu eserler, aynı zamanda kadınların bu baskıya –bazen de “delilikle”- nasıl direndiklerini hikâye ediyorlar. Sevgi Soysal, Tante Rosa’yı “bütün kadınca bilmeyişlerin tek adı” diye tanımlamıştı. Kadınca Bilmeyişlerin Sonu, adı üstünde, kadınca bilinçlenmenin hikâyesini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96635</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/346ac635-2456-48ad-8f94-33db321995dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Ekoloji</image:title>
            <image:caption>Günümüzde dinamik bir toplumsal-politik hareket olarak ekolojinin sanatçılar, küratörler, kurumlar ve eleştirmenler açısından bir cazibesi var; konunun acilliği ve vahameti, bu alandaki sanat üretimlerine de bir dokunulmazlık halesi kazandırıyor. Oysa söz konusu sergilerin ve diğer sanat pratiklerinin kimi zaman tam da kendisi, ya yaklaşımı ya da icrası gereği ekoloji karşıtı bir yerde konumlanabiliyor. Bu kitap, sanat ile ekoloji ilişkisinin gündeme getirdiği sorulara, ortaya çıkardığı çelişki ve açmazlara politik ekoloji ekseninden bakmayı amaçlıyor. Ancak politik ekoloji alanında, kimi zaman birbiriyle çelişen yaklaşımları da barındıran farklı perspektifleri göz ardı etmeden...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96636</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5669a48-e6cc-4234-9264-ccf626125518.jpg</image:loc>
            <image:title>Mucize Kedi Koket</image:title>
            <image:caption>(…) Nankörlüğün, insandan başka hiçbir canlıya yakışmadığını bir kez daha anlamıştım. Çünkü insanlığın halk oluşunda nankörlük vardı. Ve bizler, kendimize yakıştıramadığımız tüm vasıf ve sıfatları, diğer canlılara yüklemiştik. Oysa hepsi bizdik. Yılandan daha fazla zehir var dilimizde ve tilkiden daha fazla kurnazız. Bir kediden daha çok nankör bir martıdan daha fazla doyumsuz. Ne köpekten kadar sadakat var içimizde ne de kumru kadar bağlılık. Angut kadar sonsuz değil hiçbir insanın sevgisi! Hiçliğin piçliğinde kaybolmuş ruhlarımıza kılıf aramaktan başka hiçbir marifet sergileyemeyen biz, aciz insanlar(!) gerek bilinç düzeyinde tasarlanmış gerekse bilinçaltında saklı kalmış tüm kötülüklerimize veya bu bağlamdaki niyetlerimize kendimizce gerekçeler bulup, vicdanımızı yastığa rahat koyduğumuzu varsaymıştık. Eşref-i mahlûkat olmanın kibri ile diğer tüm canlılar üzerinde tahakküm kurma gayretimiz, yüreğimizi kör etti. Gözlerimiz açıktı ama kördük. Kulaklarımız duyuyordu ama işitmiyorduk. Tükettiğimiz her şey ama her şey bizden uzakta olan diğer şeylermiş gibi gelse de aslında en derinimizde kendimizi tüketiyorduk. Yaratılışı sorguya çektiğim o an, varlığımızın zerreliğine bir kez daha tanık oldum. 
Düşündüm… 
Düşündükçe, 
Utandım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96637</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7fa3e0b-002b-49ab-9434-9ad51cf01dce.jpg</image:loc>
            <image:title>İran - Bir Ülkenin Akademik Anatomisi</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca İran coğrafyası radikal değişiklikler ve gelişmelere evsahipliği yapmış bir havza olmuştur. Kadim ve derin bir medeniyete sahip olan İran günümüzde de ilgi çekici özelliğini korumaktadır. 1979 yılında gerçekleşen İran Devrimi, 20. asrın en mühim olaylarından biri olarak karşımıza çıkmış, İran’ın adını “İran İslam Cumhuriyeti”ne dönüştüren İran Devrimi, İslam dünyasının yanı sıra uluslararası politikada ciddi ses getirmiştir. İran, sosyal bilimlerin birçok alanında dünyada ve ülkemizde farklı perspektiflerden anlaşılmaya çalışılan ve halen de çalışılmaya devam edilen bir ülke olmuştur. İslam bize önce bilip sonra inanmamızı tavsiye eder. İran’ı bilmek, tanımak ve doğru anlamak sadece ülkemiz ve Ortadoğu açısından değil, İslam dünyası ve insanlık tarihi bakımından da oldukça mühimdir. Bu çalışma İran’ı her yönüyle akademik olarak ve disiplinler arası bakış açısıyla ele alan ve anlama çabası içine girmiş temel bir kaynak niteliği taşımaktadır. 
Prof. Dr. Hasan Onat

İran’da 1980 başlarında devrimin gerçekleştiği dönemde klasik uluslararası ilişkiler bilgileriyle ne olup bittiğini anlamamız epeyi zaman almıştı. Geçmişte büyük bir imparatorluğun sahibi olarak, Ortadoğu ve Asya ekseninde büyük bir medeniyet yaratan ve bölgenin tarihine katkısı bulunan bir ülke olan İran’ın yapısı, Türkiye’nin değişik üniversitelerinden katkı yapan akademisyenlerin ve İran uzmanlarının çabasıyla, ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

İran; tarihi, siyaseti, toplumsal ve dinsel yapısı, kültür, sanat ve medyası ile ilk defa bir bütün olarak gözler önüne seriliyor. Sosyal bilimlerin çeşitli dallarındaki öğrenciler, araştırmacılar, diplomatlar ve uluslararası ilişkiler akademisyenleri için bir başucu kitabı olacağı görülüyor. Bu eser için harcanan çabayı göz önünde tutarak, eseri yaratanları ve oluşmasına katkı yapanları tebrik ediyorum.
Prof. Dr. Hasan Köni

İran, bir bölgesel güçtür. Tarihi, Ortadoğu ve dünya politikalarındaki önemi bu ülkeyi ilgi çekici kılmıştır. Türkiye, komşusu İran’ın önemini dış politika değerlendirmelerinde daima göz önünde bulundurmuştur. Türk diplomasisi de bu ülke ile ilişkilerinde gereken dikkati göstermeyi hiçbir zaman ihmal etmemiş, hem komşumuz olması ve hem de tarihsel ilişkilerimiz nedeniyle çıkarlarımız açısından dikkatle izlenmesi gereken bir ülke olmuştur. Bu nedenle İran’ın her yönüyle anlaşılması için elinizdeki eser hiç şüphesiz önemli bir kaynak niteliğindedir. Konularının uzmanları tarafından kaleme alınmış, İran’daki din-mezhep, iç ve dış politikalar ve kültür ile ekonomi yanında tarihsel geçmiş ve kurumların tahlilini gerçekleştiren çeşitli yetkin makalelerden oluşan bu eser, Türkiye’de İran çalışmalarına katkıda bulunabilecek bir nitelik taşımaktadır. Bu eserin dikkatle okunması halinde İran ile ilgili konular açıklık kazanacaktır. Bu suretle, İran daha iyi anlaşılabilecek, Türk dış politikası bakımından İran’la ilgili değerlendirmelerimiz daha sağlam esaslar üzerinden gerçekleşebilecektir. Böylelikle bu esere katkıda bulunanlar bu önemli ülkeyi aydınlatmaya çalışırken, Türk-İran ilişkilerini daha sağlam bir temele dayandırmaları da mümkün olacaktır. 
Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin Oba</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96638</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39aebe73-5a7e-4123-803c-01a69409ac45.jpg</image:loc>
            <image:title>Artık Sır Yok</image:title>
            <image:caption>2011 Libya İç savaşı arifesi. Albay Muammer Kaddafi, batılı şeytanların, ülkesi için planladıklarını sezer ve servetinin 100 milyon dolarlık küçük bir bölümünü aklanması için Kıbrıs’a gönderir. Hasan Nasır parayı aklayacak kişidir ancak trafik kazası geçirir ve sonrasında by-pass ameliyatının etkisiyle belleğini yitirir. Paranın akıbeti anlaşılamaz. O artık her türden yozlaşmanın ve kirli işlerin döndüğü “Patronlar Dünyası”nın odak noktası haline gelmiştir. Ölmesini isteyenler olduğu kadar parayı ele geçirmek için belleğinin yerine gelmesini bekleyenler de vardır. Trodos köylerinden Çakistra ise onun doğduğu, ilk gençlik yıllarını geçirdiği ve anılarını biriktirdiği bir yer olmanın ötesinde, belleğine kelepçe vuran unsurlarla da bağlı olan bir köydür. O bağı yeniden kurabilirse belleği özgürleşecektir. Ancak onun ölümle de arasında bir bağ vardır. Köyde veya başka yerde olmasının hiçbir önemi yoktur. Hasan Nasır Çakistra’ya gider…. 
 
Paranın peşine düşenlerin kirli hesaplaşmalarına, yozlaşan siyasetle ortaya çıkan çıkar ilişkilerine, sakin ve doğal güzelliğiyle huzur veren Trodos’un Çakistra köyüne, aşkın ve dostluğun gücüne Hasan Nasır’ın bilinmezliklerle dolu yolculuğunda tanık olmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96639</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a4c09ed-cc8b-4b48-b7fc-5e9e444829be.jpg</image:loc>
            <image:title>ABD Dış Politikasında Kıbrıs Açmazı</image:title>
            <image:caption>ABD, Kıbrıs sorunu uluslararası hale gelene, yani 1950’li yılların ortasına kadar, ada ile ilgili bir düşünce geliştirmemişti. Yunanistan tarafından Bir­leşmiş Milletler’e taşınana kadar, ABD sorunun Londra ile Atina ara­sında çözümlenmesini öngörmüştü. Bu süreçte Türkiye de işin içine girince, ABD sorunun yine NATO üyesi üç ülkenin ortak girişimiyle halledilmesini beklemişti. 
ABD açısından Kıbrıs Doğu Akdeniz’de stratejik önemi olan ve Sovyet Sos­yalist Cumhuriyetler Birliği’nin uzak tutulması gereken bir yerdi. Bu nedenle ada mutlaka Batılı güçlerin kontrolünde olmalıydı. Kıbrıs, Bir­leşik Krallık’ın bir parçası olmaya devam ettiği sürece Washington açısından bir sorun yoktu. Eğer ada “Ulusların Kaderini Tayin Hakkı” ilkesine uygun olarak bağımsız olacaksa müttefik güçlerin kontrolünde olmalıydı. 
ABD, Kıbrıs konusunda farklı yaklaşımlara sahip taraflar arasında arabu­lucu olmayı istemedi. Çünkü ABD bir tarafın görüşünü desteklerse diğerleri tarafından adil davranmamakla suçlanabilirdi. Ancak ABD, sorunun çözümü için Kıbrıs’taki konsolosunu Birleşik Krallık’ın Sömürge hükümetiyle ortak çalışmaya yöneltti ve “Taksim ve Enosis arasında bir çözüm” olarak görüle­bilecek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına önemli katkıda bulundu. Bu gayrete rağmen, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı için birlikte çalışması gere­ken iki toplumun elitleri kendi ulusal davalarının peşinde koşunca 1963 yılı sonunda taraflar arasında silahlı çatışma başladı ve Devlet’in iki toplumlu yapısı çöktü. Bu gelişme sonrasında ABD, adadaki çatışmanın Türkiye ve Yunanistan arasında bir savaşa dönüşmesini engellemeye çalıştı. Bu iki müt­tefik üye arasında Kıbrıs’tan kaynaklanan bir savaşın çıkması komünizme karşı mücadele için kurulan NATO’nun büyük sıkıntı yaşamasına neden olurdu. ABD sorunun Türkiye ve Yunanistan ilişkilerini etkilemediği sürece zaman içinde tarafların bir çözüme ulaşabileceklerini öngörüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96640</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03cf4821-9462-4e1a-b61b-1ad579317882.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlayan Sözler : Fırtınaışığı Arşivi İkinci Roman - 1. Cilt</image:title>
            <image:caption>Düşmanlarının bir ordu kölesinin sefil sonuyla ölmesini bekledikleri Kaladin sağ kalarak kraliyet muhafızlarının komutasına getirildi. Şimdi kralı ve Dalinar&apos;ı, Suikastçı tehlikesine karşı korumak zorunda ve bir yandan da yeni güçlerinde ustalaşması gerekiyor. 
 
Suikastçı tekrar harekete geçti. Roshar&apos;ın dört bir yanında hükümdarları katlediyor ve hedeflerinden biri de Yüceprens Dalinar. Savaştaki önder rolü bunun yeterli bir sebepmiş gibi görünüyor ama Suikastçı&apos;nın efendisinin çok daha derin amaçları var. 
 
Shallan korkunç bir yükü sırtlanmış durumda ve hem efsanevi Yokelçilerin geri dönüşünü hem de dünyanın yıkımını engellemek için çabalıyor. Ancak görünüşe bakılırsa, ihtiyacı olan sırlara ulaşmak bile onun tahmin edebileceğinden çok daha zor olacak. 
 
Parshendiler çığır açacak bir karar verdiler. Alethi saldırılarıyla geçen yılların ve sürekli azalan sayılarının baskısıyla, bir zamanlar kaçtıkları doğaüstü güçleri kullanmaya ve pek çok şeyi riske atan bir kumar oynamaya ikna oldular. Bu kararın muhtemel sonuçları ise hem Parshendiler hem insanlar hem de Roshar için büyük tehlikeler barındırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96641</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44ec9763-f354-4f4f-bd7e-5fe1ecb62895.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlayan Sözler Fırtınaışığı Arşivi İkinci Roman – 2. Cilt</image:title>
            <image:caption>Parlayan Şövalyeler bir kez daha ayağa kalkmak zorunda. Kadim yeminler en sonunda dillendirildi, sprenler geri döndü. Kayıp olanları arıyor herkes; korkarım ki bu arayış sonları olacak. 
 
Ama büyünün doğasında var bu. Ne de olsa hasarlı ruhların, içine başka şeylerin yer edebileceği defoları oluyor. Bizzat yaradılışın gücü olan Dalgabağlamalar, hasar görmüş bir ruhu tamir edebilecekleri gibi içlerine işleyip yaralarını daha da genişletebilirler. 
 
Rüzgârkoşucu, intikam ve onur arasındaki çizgide; harap bir diyarda kayıp. Yavaş yavaş kendi geçmişi tarafından yok edilmekte olan Işıkören, hangi yalana dönüşeceğini aramakla meşgul. Kan ve ölümle doğmuş Bağdökümcü, yok olmuş şeyleri yeniden var etmeye çabalıyor. İki farklı kader arasında sıkışmış kâşif ise yavaş bir ölüm ile tüm inançlarına korkunç bir şekilde ihanet etmek arasında bir seçim yapmak zorunda. 
 
Hepsi için zaman çoktan doldu çünkü Dinmezfırtına üzerlerine çökmek üzere.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96642</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cc148e6-f04c-48b3-a232-69647617fbaa.jpg</image:loc>
            <image:title>Fiziğin Gizemi</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Mehmet Sağbaş ile fiziğin gizemli dünyasını keşfetmeye hazır mısınız? 
Mert&apos;in yolu, gizli amaçları olan, yaşlı bir adamla kesişir. Onun sayesinde zaman yolculuğuna çıkan Mert&apos;e, 1196 yılında yaşayan Melike eşlik eder. Farklı kültürlere sahip bu iki genç, anlaşmakta zorluk çekse de ekip olmak zorunda kalırlar. Ünlü bilim insanlarının yaşadıkları zamanlara gitmeli ve onların çok özel, gizli icatlarını günümüze taşımalıdırlar. 
Mert ve Melike&apos;nin maceralarına eşlik ederken zaman yolculuğu paradokslarını, Büyük Patlama teorisini, enerjiyi, elektriği, ses dalgalarının özelliklerini, görelilik kuramını, solucan deliğini, karanlık maddeyi, kısaca fiziğin gizemli yönlerini keşfedeceksiniz. 
Bilim ve macera dolu bir hikâye sizi bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96643</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2a06156-7b81-4e5d-9fb8-637988781351.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderin Mührü</image:title>
            <image:caption>Ilık rüzgâr bir tapınağın karşısındaki evin bahçesindeki huş ağacının yapraklarını yalarken baharın çamuruna bulanmış çizmeler çoktan ezilmiş, çimlerin üstünde ilerliyordu. Bir kirpi ezilmemek için fıtı fıtı tapınağa doğru kaçtı. Sonra aklına oranın bir Şinto tapınağı olduğu ve bir beyaz yılana ev sahipliği yaptığı gelmiş olacak ki yolunu değiştirdi. Çizmelerin sahibi, kirpiye bir bakış attı ve ne kadar sevimli olduğunu düşünüp yoluna devam etti. Aklının bir köşesine bir kirpi sahiplenmeyi yazdı ve adımlarını sıklaştırdı. İşte bu, o kirpinin hikâyesi değil. Bu, o çizmelerin ve kirpi sahiplenme fikrinin sahibinin hikâyesi. Bu bir kahramanlık destanı veya bir efsane değil. Bu, zayıf bir adamın ve farklı bir yerin öyküsü. Bu bir kıyamet senfonisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96644</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91c8623e-f977-49c9-a3af-9da87e0b554a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Başka Sev</image:title>
            <image:caption>Tanrılar, ruhlar ve insanlar arasında köprü kuran şamanlar geçmişten bugüne iyileştirmenin bir eşiği, aracı olmayı başarmışlar. İlkel yöntemlerden sıyrılıp toplum içinde var oldukça yepyeni yöntemlerle misyonlarını sürdürmüşlerdir. Bugün dahi aramızda bulunan şamanlar, kökeninde bir şaman olduğu için bu kutsal konuma erişebilmişlerdir. Ancak bildiklerini başkalarıyla paylaşma ve ihtiyacı olana yetişme konusunda oldukça bonkör davranmışlardır. Dolayısıyla bir şaman gibi yaşamak için şaman soyundan gelmek zorunda değilsiniz. Bu elinizde tuttuğunuz kitap da Bir Başka Sev adıyla size bir iyileşme vadediyor. Serinin ilk kitabı olan Şamanın Şarkısı şiirin iyileştirici etkisinden faydalanarak yolunuzu bulmanız konusunda bir rehber olarak sunuluyor. Bir kez bitirdiğinizde aşk kavramına çok daha geniş bir pencereden bakıyor olduğunuzu fark edeceksiniz. Dr. Bhakti kendinizi keşfetme, tanıma, dünyaya yeniden bakma ve toplumları, doğayı iyileştirme konusunda elini uzatıyor. Tutacak mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96645</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a446d86a-4f4c-4f3f-ac2d-8813ff9f6a38.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarla Kuşu</image:title>
            <image:caption>“Okuduğum en iyi grafik romanlardan biri. Muhteşem çizimlere sahip bu baba-oğul hikâyesi, acımasız bir şiddet ve sürekli artan duygusal bir yoğunluk barındırıyor. Cormac McCarthy’nin en iyi eserlerini çağrıştıran ve insanın elini ayağını titreten yıkıcı bir deneyim.” -SCOTT DERRICKSON, Dr. Strange filminin yönetmeni 
“Erkekliğin ve ergenliğin yarattığı panik havası bile yeterli olurmuş; görsellerdeki hareket ve şiddetin atmosferik etkisi de. Ama ikisinin birleşimi, Tarla Kuşu’nu efsanevi bir seviyeye yükseltmiş.” -JASON BLUM, Yapımcı 

“İnanılmaz dokunaklı, adeta mideye bir yumruk gibi inen tam bir güç gösterisi. Tarla Kuşu, klasik olmaya aday. Türün kalıplarının dışına çıkıp, grafik roman kavramını genişletiyor. Size on yıllar boyunca bir şeyler katmaya devam edip yazar/çizerlere ilham kaynağı olacak sanatsal bir lütuf.” -BILL SIENKIEWICZ, Stray Toasters kitabının yazarı ve çizeri. 


OSCAR ADAYI AKTÖR VE YAZAR ETHAN HAWKE VE NEW YORK TIMES ÇOK SATANLAR LİSTESİNE GİRMİŞ YAZAR VE ÇİZER GREG RUTH İMZALI, BÜYÜLEYİCİ BİR GRAFİK ROMAN 
Teksas’ın sessiz ve mütevazı Huntsville kasabasında yaşayan Jack “Tarla Kuşu” Johnson ve ergenlik çağındaki oğlu Cooper’ın epik yolculuğu. Bu heyecan dolu grafik roman, babasının korkunç hataları doğrultusunda Cooper’ın cehenneme dönen bir gününü ve hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Art arda gelen şiddet tehdidine maruz kalan Cooper ve babası, aynı zamanda aralarındaki hırçın, işlevsiz ama sevgi dolu ilişkiyle de yüzleşmek zorunda kalıyor. Yazar ve çizerin Teksas’ta geçen çocukluk anılarına ve kendi oğullarıyla olan ilişkilerine dayanan bu sıra dışı suç öyküsü, çocukluktan erkekliğe geçiş sürecindeki bir ergenin kırılganlığıyla pekiştiriliyor. Hem baba, hem de oğul dünyaya ve birbirlerine karşı olmaları gereken yeri sorgularken, aralarındaki gerilim ve öfke giderek artıyor. Duygusal çağrışımlar yapan bu görsel şaheser, her daim geçerli olan baba-oğul macerasını da gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96646</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1494816-0a87-4c28-99dd-f476cf427cfa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Dedi Ayşe Hanım</image:title>
            <image:caption>… 
Yazı getiren renklere bezenmiş 
İçimde fırtına koparan desenlerinde 
Öyle aniden esiyor ya deli rüzgârlar, 
Nazın da bana nasip oldu diye 
Şükrederken buluyorum kendimi. …</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96647</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/282b3ca9-6e49-4f21-9579-22d7717e2cae.jpg</image:loc>
            <image:title>Beden Benim Karar Benim</image:title>
            <image:caption>“Bu filmin başrolü sensin. Ve unutma, sen rakamlardan çok daha ötesin!” 
Madde manadan ayrılmaz! Ruh bedenden ayrı tutulamaz... 
Sağlık; ruh, zihin ve bedenin birlikte iyi olma halidir. Bedenin sağlıksızsa ruhunu, ruhun sağlıksızsa bedenini eninde sonunda hasta edecektir. Bu kitapta ikisini de daha iyi hale getirebilmen ve hayata karşı motivasyonunu yükseltebilmen için tüyolar bulacaksın. 
Kaç beden olursan ol, kilon kaç olursa olsun kendini sevmeye, olduğun gibi tam şu halinle sevilmeye layık ve çok güçlü olduğunu hatırlatmaya geldim. Unutma, bu masalın kahramanı sensin. Kim ne derse desin, bedeninin şekli ya da kilon hakkında senden başka kimsenin söz hakkı yok! 
Kendini değersiz hissettiğinde, kayboldum ya da bedenimi sevmiyorum dediğinde bu kitabı açıp birkaç sayfa oku. Biliyorum, insanlar genelde kitapları uyumak için okur fakat bu sefer bir değişiklik yap ve bu kitabı “hayata uyanmak” için oku.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96648</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e10eb23-9bc2-46ad-ab12-95a623ca6254.jpg</image:loc>
            <image:title>Gün Yüzüne Dökülenler</image:title>
            <image:caption>“Mahallemizde solun bütün renkleri vardı. Karşı mahallede ise sağın tek rengi hâkimdi. Havanın kurşun gibi ağır olduğu günlerdi. Hepsi yirmili yaşlarda, kendi düşüncesinde; ilkeli, idealist ve dürüsttü. Renkli mahalle daha eşit, daha özgür, daha mutlu bir ülke istiyordu. Karşı mahallede şu düşünce hâkimdi: ‘Komünizm bu bahar geldi gelecek, bu renkli mahallenin gençleri var ya onlar getirecek. Ölürüz de buna izin vermeyiz’ diyorlardı. Yıllar geçti ne komünizm geldi ne de başka bir şey. 12 Eylül 1980’de, sokağımızda Evren’in hışmına uğramayan kalmamıştı. Buna rağmen bu toprakları çok seven insanların içinde yaşıyorduk.” 
Umut Özkan’ın 2019-2021 yılları arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazılarından derlenen Gün Yüzüne Dökülenler, Köy Enstitüleri’nden türkülere, halk edebiyatının izlerinden yazar anılarına kadar güncel-politik pek çok konuya değiniyor. Umut Özkan’ın önsözde de dediği gibi: 
“Sözler gün yüzüne döküldüğünde dilimden kelimeler dökülüverir. Söz uçar yazı kalır…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96649</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be8c8a6f-4bb2-4a24-a120-ab386db91081.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyku Ülkesi</image:title>
            <image:caption>“Bir toplumda rüyada görülenlerle yaşananlar arasında bir fark yoksa oranın adı Uyku Ülkesi’dir.” 
 
 
Uyku Ülkesi tüm zamanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı rüyaların zamansız olması gibi. Yazar bu romanda Doktor Sevda Kül’ün rüyalarıyla karışan ve bir kâbustan farksız görünen yaşamını anlatıyor. 
 
Orhan Kemal Roman Ödülü, Ankara Üniversitesi Roman Ödülü ve Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü sahibi Gürsel Korat, Uyku Ülkesi’nde gerçek ile düşü harmanlayarak yirmi birinci yüzyılın distopyasını ortaya koyuyor. 
  Rüya bu ya, Eski İstanbul suyun altında yaşamayı sürdürüyordu. Sayısız otomobil Sirkeci Garı yönünde ilerliyor, araba vapuruyla Harem’e gidecek olanlar ise iskelede sıraya giriyordu. Tramvaylar farlarını yakmış boğuk boğuk tınlıyor, kâğıt toplayıcıları, seyyar tatlıcılar ve turşucular arabalarını itiyordu. Mısır Çarşısı’nın ışıl ışıl olduğunu, altın dolu vitrinler önünde balıkların yüzdüğünü hissedebiliyordum. Yeni Cami önündeki güvercinler, vatoz balığını andırarak kanat çırpıyor, motorların bacasından çıkan dumanlar, denizin içinden yukarılara doğru bir suluboya izi gibi yükseliyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96650</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96c269c3-ff6f-44f5-801b-c0db58e4c127.jpg</image:loc>
            <image:title>Limit 4. Cilt</image:title>
            <image:caption>Beklenmedik bir ölümle sarsılan grupta herkes zan altında… Aralarında gerçekten bir katil olabilir mi? İçine düştükleri bu zor durum, kazadan önceki okul hayatlarında birbirlerine karşı takındıkları tutum ve davranışlarını sorgulamalarına, karşılıklı suçlamalara yol açıyor. Grubun karşısında artık iki seçenek var; birbirlerine güvenip birlik mi olacaklar yoksa nihai olarak ortak korkularına yenik mi düşecekler? 
 
Limit, bir grup gencin yaşadığı zorlu hayatta kalma mücadelesinin hikâyesi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96651</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c3d1834-8f31-4b43-80c0-9261282f1bf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Horimiya Horisan ile Miyamurakun 1. Cilt</image:title>
            <image:caption>Okulda zeki, başarılı ve popüler bir kız olmasıyla tanınan Kyouko Hori, aslına bakarsınız okul dışında arkadaşlarının onu tanıdığından çok farklı biri. İşkolik anne ve babasının yokluğunda erkek kardeşine bakmak, alışveriş ve ev işlerini yapmak zorunda olan Hori’nin, arkadaşları gibi gezip eğlenmeye ayıracak hiç zamanı yok. 
 
Bir gün sessiz, sıkıcı sınıf arkadaşı beklenmedik bir şekilde ve okuldakinden bambaşka bir görünümle karşısında belirdiğinde, Hori her insanın başkalarından gizlediği bir yanı ve her hikâyenin birden fazla tarafı olduğunu keşfeder! Böylece Hori’nin hayatında yeni bir sayfa açılır! 
 
Okul hayatı, arkadaşlıklar ve kendini keşfetme hakkında ilham verici hikâyesiyle Horimiya sizi etkisi altına alacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96652</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7775e2df-177b-42a7-bbec-a1a71fe56df1.jpg</image:loc>
            <image:title>Küreselleşmenin İlk Adımları 1000 Yılı</image:title>
            <image:caption>“Denizciler, tüccarlar, göçmenler, kadınlar ve erkekler eşliğinde yaklaşık bin yıl öncesinin dünyasına destansı bir yolculuk. Cüretkâr ve eğlenceli bir hikâye; alışılmadık olanın farklılıkları için bir kutlama.” 
-Arezou Azad 
Oxford Üniversitesi’nde araştırmacı 
 
Valerie Hansen, İpek Yolu ile başladığı tarih yolculuğuna bu kez 1000 yılını anlattığı eşsiz bir eserle devam ediyor. Küreselleşmenin başlangıcı da kabul edilen 1000 yılı malların, teknolojilerin, dinlerin dönüştüğü ve etkilendiği bir dönem. İnsanların yurdundan ayrılıp yeni yerlere gitmesine olanak tanıyan, dünya çapındaki ticaret yollarının şekillendiği önemli bir zaman dilimi. Bunun sonucunda ortaya çıkan değişimler o kadar köklü ki medeniyetleri ve insanları da kapsayan etkilere sahip. 
Çığır açıcı bir tarih kitabı olan Küreselleşmenin İlk Adımları 1000 Yılı modern dünyanın nasıl oluştuğuna dair bildiğiniz her şeyi gözden geçirmenizi sağlayacak. Aynı zamanda günümüzde insanlık tarafından deneyimlenen umut ve korkulara ayna tutacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96653</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01ebb218-b722-4d37-93a2-8da48cf94e21.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalp Ne İsterse O Olur 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yağız ile yaptığı dünya turundan sonra hayata bakışı değişen Şeyda, kendini istemediği bir yaşam tarzının içinde bulur.Kalbi hâlâ Yağız için atarken onun yolundan giderekyardıma ihtiyacı olan gençlere el uzatır ve hayatlarındatemiz bir sayfa açmalarını sağlar.Ancak bir süre sonra bunu yaparken çevresindeki insanlara yardım etmek yerine aslında onların hayatlarını mahvetmekte olduğunu fark eder. Çünkü kurtarılmasıgereken asıl kişionlar değil, kendisidir. 
 
Peki Şeyda, her şeye sıfırdan başlamak için çok mu geç kalmıştır? 
 
Kalbin isteklerini yerine getirmekmutlulukla doğru orantılı mıdır? 
 
Kalp Ne İsterse O Olur serinin ikinci kitabı ileokurlarıyla buluşuyor. Meryem Nart ikinci kitapta da 
okurlara aynı heyecan ve serüven duygusunusunmaya devam ediyor. 
 
“Hayat bana o kadar karmaşık geliyordu ki bu karmaşıklıklar arasında boğulup gidecek gibiydim. 
Kendime bir çıkış yolu arıyordum. Tam çıkışa yaklaştım derken bir adama çarptım. Tünelin sonunda benibekleyenbir başka tünel yarattım.İşte bu da benim sonum oldu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96654</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba4ad969-c558-48d5-85ad-51bebc4a9904.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın Sesi</image:title>
            <image:caption>Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır. 
 
Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız. 
 
Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar… 
 
Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96655</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9552bb99-4479-4a23-bd84-59835d8a7f3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatı Sessize Alma Vakti</image:title>
            <image:caption>HER YERE YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN HİÇBİR YERE ZAMANINDA VARAMADIK. EN KÖTÜSÜ DE KENDİMİZE GEÇ KALDIK. 
 
Bazen kısa bir mola, çok daha uzun yollar yürümeye hazırlar insanı... Durmamak, ara vermemek ve hiç hız kesmemek daha çok şey kaybettirir. 
Sadece birkaç dakika bile olsa hayatı sessize almayı başarabilirsen, şikâyet ettiğin her şey değişecek. Çözümsüz gürültüler sustuğunda ilham dolu fısıltılar başlayacak. 
Yaşamak başlı başına bir gizemdir, sessizliğin de arkasında büyük bir gizem saklı... 
Kendine rehberlik et ve biraz inzivaya çekilip sessizlikten güç al. Sırtındaki yüklerden, zihnini bulandıran düşüncelerden, seni sana gurbette bırakan her şeyden uzaklaş. Her şeye format atma şansı ver. 
Kendinle baş başa kalmak korkutucu olduğu kadar heyecan vericidir de... Belki hiç hoşuna gitmeyecek şeyler de çıkacak karşına ama emin ol seni sana hayran bırakacak şeyler de bulacaksın. 
HAYATI SESSİZE ALMANIN TAM VAKTİ. 
Yol Senin İçinde ve Pes Etme Mucizeler Yolda adlı çok satan kişisel gelişim kitaplarının yazarı Kinsun, bu kez sessizliğin yaratıcı gücüyle buluşturuyor okurunu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96656</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a71099db-1355-4a89-9c9b-b70bb8fbdb2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Filozoflar, Mutasavvıflar, Halifeler</image:title>
            <image:caption>İslam dünyasının Kurtuba’da Endülüs Emevi, Kahire’de Fatımi ve Bağdat’ta Abbasi hükümdarları arasında siyaseten üçe bölündüğü bir çağda, ilmi tartışmalar da bu siyasi rekabetin dönüştürücü etkisi altında şekillenmekteydi. Bir yanda halifeler siyasi otoritelerini tanımlamak ve sağlamlaştırmak için ulema ve mutasavvıfların kavramsallaştırmalarına başvururken, fakihler, filozoflar, mütekellim ve mutasavvıflar da ilmi otorite ve toplumsal rehberlik tartışmalarını bu iktidar mücadelesi altında sürdürmekteydi. Bates College öğretim üyesi Dr. Ali Humayun Akhtar, 10. yüzyıldan 12. yüzyıla dek bu siyasi rekabetin ve endişelerin hâkim olduğu bir toplumsal ortamda felsefe, kelam ve tasavvufun nasıl hem bir mücadele hem de karşılıklı etkileşim içinde olduğunu ortaya koyuyor. Filozoflar, Mutasavvıflar ve Halifeler İslam entelektüel tarihinin en çetrefilli metafizik meselelerini tarihi ve siyasal bağlamını ve çerçevesini ihmal etmeden ele almayı başarıyor. İbn Meserre, İbn Hazm, İbn Berrecan, İbn Kasi ve İbn Tufeyl başta olmak üzere, alim ve sufilerin eserlerini derinlikli ve titiz bir incelemeye tabi tutarak bilhassa Endülüs entelektüel tarihine ışık tutuyor ve İslam düşünce tarihine esaslı bir katkı sağlıyor. 

Yazar Hakkında: 
New York Üniversitesinden doktora derecesini alan yazar, İslam dünyasında siyaset, din ve iktisat alanlarında uzmanlaşmıştır. Geniş bir sahada araştırmalarını yürütmekte olup küresel ipek ticaretinin tarihi üzerinde yeni çalışmalarını yürütmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96657</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c7e26cf-21da-4ff1-983d-5b26aa3c0cae.jpg</image:loc>
            <image:title>İslam&apos;ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivayet</image:title>
            <image:caption>Başlangıçta, [Hz.] Muhammed’in ashabından okuma yazma bilenlerin, onun sözlerinden bazılarını herhangi bir endişe duymadan yazmayı alışkanlık hâline getirdikleri görülürken, hadis âlimleri 8. yüzyıl boyunca ve sonrasında bu tür hadisleri yazmanın caiz olup olmadığını tartıştı. Birçok kişi bunun yasak olduğunu düşünüyordu. Çünkü Kur’an’ın, İslam’ın tek kitabı olarak kalması gerekiyordu… 
İslam’ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivâyet, İslam tarihi ve İslami ilimlerin teşekkül süreciyle ilgili çağdaş İslamiyat araştırmalarının en ihtilaflı meselesi hakkındadır: Hadislerin ve hadis ilminin bu süreçteki yeri tartışmaların odağını oluşturur. Doğrudan Kur’an-ı Kerim’in yazılı bir Kitap hâline gelmesi ile bağlantılı olan bu konu hakkında Batılı araştırmacılar, süreci farklı şekillerde yorumlamıştır. Elinizdeki kitapta Gregor Schoeler, İslami ilimlerin oluşumunda sözlü olanın yazıya aktarımı sürecini, Arap edebiyatının 7. ve 8. yüzyıllarındaki alışkanlıklarından koparmadan değerlendiriyor. Shoeler, Goldziher ve Schact’ın, hadislerin kanıtlanamaz oluşuna dayalı klasik oryantalist ezberi, rivâyet sürecine ilişkin tespitleriyle farklı bir noktaya taşıyor. Farklı başlıklar altında Câhiliye döneminde neşir; Kur’an ve Kurrâ; Mekke ve Medine ekolünde Siyer, Hadis ve Tefsir; saray çevrelerinin bu süreçteki yeri; tasnîf ve dil bilgisi gibi konularını ele alıyor. İngilizce ve Arapça tercümelerinden sonra İslam’ın İlk Dönemlerinde Yazı ve Rivâyet adıyla Türkçeye kazandırdığımız eser, araştırmacının Fransızca verdiği bir dizi konferanstan oluşuyor ve dikkat çektiği noktalarla saha ile ilgili tartışmaları ileriye taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96658</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c340ce34-7a86-4866-8074-1efb7b5c8c93.jpg</image:loc>
            <image:title>Presokratik Felsefeye Giriş</image:title>
            <image:caption>“Presokratikler etrafında dönen tartışmaları anlamak için, genel kabule uyarak fakat (küçük
harfle ve tireyle) “pre-sokratikler” denmesini önerdiğim ve böylece şekillenmesine katkıda
bulundukları ama kendilerini bütünüyle kapsamayan tarihyazımı kategorisinden ayırt edilebilen,
antik presokratiklere kadar gitmek kaçınılmazdır. Antik “pre-sokratikler”in su götürmez
benzerlikleri onları modern Presokratiklerimizin doğal selefleri yapmışsa da özellikle birbiri
ardına giriştikleri meselelerin doğası göz önüne alındığında, aralarındaki ayrımlar da bir o kadar önemlidir.” Antik Yunan Felsefesi’nin önemli uzmanlarından Andre Laks, bu kitabında, felsefe tarihi okumalarında yaygın kabul gören “Presokratik felsefe” dönemlendirmesini önde gelen figürlerinin felsefi yaklaşımları üzerinden tartışmaya açıyor. “Presokratik felsefe”ye ve bu alanda üretilmiş düşünce birikimine dair ayrıntılı bir resim veren yazar ilgili literatüre dönüştürücü bir katkıda bulunuyor. Yalnızca Presokratiklerden kalan metinlerden hareketle söz konusu dönem üzerine bir değerlendirmeyle kalmayıp aynı zamanda J. P. Vernant’ın tezlerinin Weberci bir eleştirisini ve Cassirer ile Gadamer’in felsefe tarihi görüşlerinin karşılaştırmalı bir okumasını sunan Presokratik Felsefeye Giriş didaktik, kolaylaştırıcı bir giriş kitabının çok ötesinde, ufuk açıcı bir Erken Dönem Yunan Felsefesi okuması…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96659</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/697c6549-0b9a-43c9-a626-a397c15932a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kozmik Gezgin</image:title>
            <image:caption>Yaşamın anlamı nedir? Ruh arkadaşımı ne zaman bulacağım? Öldükten sonra bana ne olacak? Astrolojik kaderime bağımlı mıyım, onu değiştirebilir miyim? Tüm bunları bu kitapta bulacaksınız. Kitapta, sizi zodyakın on iki burcunun her birinin arketip gücüne bağlayacak özel İbranice harfleri bulacaksınız. Bu güçlü simgeleri, göklerin enerjisine erişmek için anahtar olarak kullanarak hayallerinizi açığa çıkarabilecek ve astrolojik kaderinizin kısıtlamalarını aşabileceksiniz. Bu büyü sizi bir gizemciye dönüştürecek. Hiç kimse Tanrı’nın varlığını kesin olarak kanıtlamamıştır; yine de yeryüzü nüfusunun büyük bir kısmı güçlü bir şekilde Tanrı’ya inanmaktadır. Benim astrolojinin geçerliliği doğrultusundaki tutumumu, Alexander Graham Bell’in şu sözleri çok güzel özetlemektedir: &quot;Bu gücün ne olduğunu söyleyemeyeceğim. Bütün bildiğim, onun var olduğudur.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96660</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88c89ec1-7034-4992-a614-b41565857b59.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Çocuğun Gözünden Travma</image:title>
            <image:caption>Travma sadece istismar, şiddet ve sevilen bir kişinin kaybı gibi bir felaketten değil, doğal afetlerden ve trafik kazası, tıbbi müdahaleler ve hatta bisikletten düşmek gibi son derece basit bir şeyden kaynaklanabilir. Bu kitabın anafikri travmanın bedene, beyne ve ruha nasıl işlendiği hakkındadır ve bu genellikle kaygı, kâbuslar, depresyon, fiziksel hastalıklar, bağımlılıklar, hiperaktivite ve agresyon şeklinde kendini gösterir. Vaka çalışmaları ve kolay, uygulanabilen aktiviteler yönünden zengin bu kitap, size bir çocuğun, kendisine gerekli destek verilirse nasıl travmadan kurtulabileceğini açıklar ve çocuklarla ilgilenen herkese travmadan kurtulabilmenin ve onu engellemenin araçlarını sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96661</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9319617e-bdf3-4b38-a0ec-e750d0ed133a.jpg</image:loc>
            <image:title>Denizi Bulan Balık</image:title>
            <image:caption>Yeni nesil için keşfedilmiş bir hazine: Alan Watts tarafından çocuklar için yazılmış ilk ve tek hikaye.
Alan Watts, çocuksu bir aşkınlığı spritüel yolculuğa taşıyarak çocuklar için bir öykü yazdı. Denizi Bulan Balık, bu hoş ve bilge öğreti masalını yeni bir nesil için hayata geçiriyor. Ödüllü ressam Khoa Le’nin yenilikçi sanatıyla zamana meydan okuyan eğlenceli bir hikâye elinizin altında – yaşamın akışıyla uyum içinde olma mesajını sizinle paylaşıyor. Bu kuyruk hikâyesinde, çocuklar tuhaf bir şekilde tanıdık bir sorunu olan bir balıkla karşılaşacaklar – aklı o kadar karışmıştır ki tüm zamanını çemberler halinde kendini kovalayarak harcar! Sadece Büyük Deniz zavallı balığımızın kendi dizginsiz düşünceleriyle yarattığı karmaşadan çıkmasına izin verir. Zamana direnen ve hiçbir zaman modası geçmeyecek Alan Watts’ın bilgeliğini ve nüktesini kusursuz bir biçimde yakalayan bir masal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96662</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10b95b00-041d-46f6-acc4-a9525d7e5137.jpg</image:loc>
            <image:title>Boş Kayık</image:title>
            <image:caption>Tapınaklara, kiliselere, rahiplere gidersin ama orada da öteki dünyada önemli biri olmanın yolunu, bir şeye ulaşmanın yolunu, başarılı olmanın yolunu ararsın. Başarı düşüncesi seni gölge gibi takip eder. Nereye gidersen git hep kâr, başarı, kazanç, hüner düşüncesiyle gidersin. Eğer birisi buraya bu fikirle gelmişse, burayı ilk fırsatta terk etmesi ve benden olabildiğince
uzağa kaçması gerekir, çünkü ben senin birisi olmana yardım edemem.Ben senin düşmanın değilim. Sadece birisi olmana yardım edemem. Seni ancak dipsiz uçuruma itebilirim. Asla hiçbir yere varamayacaksın, sadece dağılıp yok olacaksın. Düşecek, düşecek ve düşecek ve yok olacaksın; sen
yok olduğun anda bütün varoluş vecde gelir. Bütün varoluş bu olayı kutlar.
Osho, kendimize ilişkin daha derin bir anlayışa kavuşmamız için Çinli mistik Chuang Tzu&apos;nun hikâyelerinden yola çıkarak Taoculuğun kendini gerçekleştirmeye yönelik 3000 yıllık mesajını açıklıyor. Bu kitabın adı, nehri geçen ve kendi sandalı
boş bir kayıkla çarpışan bir insanı anlatan sade bir hikâyeden alınmıştır. Hikâye ilerledikçe, anlaşılması kolay bir biçimde duygular konusunda -burada öfke- bir öğretiye dönüşür ve uyanıklık tekniğini kullanan herkeste derin bir etki ve mucizevi
değişimler yaratabilir. Boş kayık egosuz boş zihindir -hiç kimse olmak- ve Osho, Chuang Tzu&apos;yu az bulunur bir olgunluk olarak anlatır; çünkü hiç kimse olmak dünyadaki en zor, en imkânsız, en sıradışı şeydir. Bu, insan zihni, insan egosu ve yaşamın derin sırlarına açılan bir kapı olarak büyüleyici bir kitaptır.
Beraberindeki DVD Osho&apos;nun bir konuşmasını içermektedir ve çağdaş bir mistiğe yönelik başka bir canlı deneyimdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96663</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2355d8a2-4be6-4883-8aa1-db3edbbce5af.jpg</image:loc>
            <image:title>Cesur Minik Rakun</image:title>
            <image:caption>Bu yeni Audrey Penn kitabında, Minik Rakun cesur olmanın anlamını ve korkularını yenmede kendisine yardımcı olacak bir yöntem öğrenir. Arkadaşlarıyla birlikte uçma dersleri almaktan çekinen küçük bir serçenin hikâyesini anlatan Anne Rakun, cesur olmanın korkusuz olmak anlamına gelmediğini söyler. Cesur olmak korkunun seni engellemesine izin vermemektir. Anne Rakun oğluna önemli bir strateji öğretir: Düşün Söyle Yap. Minik Rakun’un avucundaki öpücük de ona azıcık yardım etmektedir elbette. Bu basit strateji çocuklara birçok zor durumu aşmalarında yardım edecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96664</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b33fe6d-0985-42b2-a234-b070a8972f2a.jpg</image:loc>
            <image:title>Şeytanın Fısıldadıkları</image:title>
            <image:caption>Kadınlar ancak kendilerinden daha zeki ve daha üstün bir erkeğe aşık olabilirler. İnsanlık işte bu yüzden ilerliyor. Kadınlar, özgürlük ve bağımsızlıklarını her şeyin üstünde tutan erkeklere gerçekten âşık olurlar. Kadın erkeğinin kendisine bağlanmasını isterken bilinçaltında hiçbir kadına asla bağlanmayacak yaradılıştaki erkekleri &quot;gerçek erkek&quot; diye kabul eder. Kadını aşkta perişan eden de içine düştüğü bu paradokstur. Erkekler de bir gariptir. Mesela ben, beni aldatmayacağından emin olduğum hiçbir kadına âşık olamam. Buyurun bakalım! . . . Kadın kıskanıldığı zaman sevildiğini sanır. Halbuki erkekler kadınlarını kıskanmaz; birbirlerini kıskanır. Kahpece seven kahpece aldatılır. Ya mertçe seven? - O enayi de mertçe aldatılır. Sekste dürüstlük, açıklık ve samimiyet çalışmaz. Kandırmadan kandırır gibi yapana kanmadan kanarmış gibi yapmak gerekir. · · · &quot;Eşim&quot; sözü, ilişkileri hadım eden en tehlikeli sözdür. Dünyada kimse eşitine âşık olmaz. Ya kölesine âşık olur ya efendisine. · · · Seksin gerçek efendisi kadındır. Aşkın gerçek efendisi erkektir. İşte bu yüzden kadınlar orgazm taklidi yaparlar. Erkekler aşk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96665</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/965e8198-187e-460e-9cdb-3840cfe69eb5.jpg</image:loc>
            <image:title>Devrim</image:title>
            <image:caption>Osho bütün sistemleri yerle bir eden bir devrimden söz eder. içsel masumiyetimizi, içimizdeki programlanmamış varlığı hatırlamamızı sağlayan bu devrimdir. Bu, içsel bir devrimdir: bir kez daha dünyayı oraya dışarıdan konmuş bütün yargı ve koşullanmalardan bağımsız gözlerle gören ve hayatımıza tam bir dönüşüm getirebilecek tek devrim. ..Devrim bir sürprizdir, devrim bir mucizedir. Gizemlidir. İnsandan bir Buda&apos;ya, insandan bir İsa&apos;ya, insandan bir Mevlana&apos;ya; bu devrimdir. Ben buna devrim derim, tek devrim. Bilinçli olmadıkça, bunun gerçekleşmesi için zemin hazırlamadıkça, bir Buda olamazsın. Bunu seçmek zorunda kalacaksın, bunun için çalışmak zorunda kalacaksın, bunu aramak zorunda kalacaksın. Senin tarafında planlı, bilinçli bir çaba gerekecektir, ancak o zaman bir ihtimal vardır. Devrimin mantığı yoktur. Devrim şiirsel bir sıçramadır; sıçrama bir boyuttan öbür boyutadır. Devrim dikeydir; varoluşun başka âlemlerine nüfuz eder. Kişi kendi varlığına bilinçli olarak sahip çıkmadıkça, devrim gerçekleşmeyecektir. Büyümeye devam edeceksin fakat büyümen yatay olacaktır. İnsan süpermen bile olabilir-daha güçlü, teknik olarak daha donanımlı, bilimsel yönden daha kuvvetli- fakat bu yeni bir şey olmayacaktır. Bu bir mesih bilinci olmayacak, insan aynı düzlemde kalacaktır. ..Sev, tadını çıkar, kutla, o zaman cenneti yaratıyor olacaksın; çünkü sen her ne olursan ol, mutluysan, keyifliysen, mutluluğunu ve keyfini paylaşırsın. Ancak olduğun şeyi paylaşabilirsin ve paylaştığında, o sana geri döner. Kural budur. Yaşam ona fırlattığın her şeyi yansıtır ve taklit eder: Geri döner; bin katı olarak geri döner. Gülümse; bütün varoluş sana gülümser. Bağır ve kötü davran; bütün varoluş sana bağırır ve kötü davranır. Esas neden sensin; bütün süreci sen yaratırsın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96666</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41ad5d44-b210-472e-bc8b-bed1d9448b37.jpg</image:loc>
            <image:title>Duygusal Sağlık</image:title>
            <image:caption>Duygularımızı ifade etme ihtiyacımızla başkalarını kırmama arzumuzu nasıl uzlaştırabiliriz?Kendimizi sıklıkla bu ifade etme-bastırma ikilemiyle karşı karşıya buluruz. Hakiki duygularımızı ifade edersek yakınlarımızı kırmak ve uzaklaştırmaktan çekiniriz. Ama duygularımızı -iyi niyetli kendini kontrol etme kılığında bile- bastırırsak, sadece kendimize zarar veririz.
Zamanımızın en ilham veren spiritüel ustalarından olan Osho, bu çatışmayla etkili biçimde mücadele etmek için yeni ve daha önce yayınlanmamış metinleri aracılığıyla pratik ve anlaşılır bir yaklaşım sunuyor. Duygusal Sağlık bize duygularımızın köklerini anlamakta rehberlik ediyor, olaylara kendimiz ve başkaları hakkında daha çok şey anlayacağımız bir şekilde tepki göstermeyi ve hayatın kaçınılmaz iniş-çıkışlarıyla daha güvenli ve dengeli mücadele etmeyi öğretiyor.
Korku, öfke ve kıskançlığın yaşamlarımız üzerindeki etkisi.
Suçluluk, güvensizlik ve korku gibi duygular bizi manipüle etmekte nasıl kullanılır?
Güçlü duygulara sağlıksız yanıtlar vermekten nasıl kurtulabiliriz?
Yıkıcı duyguları nasıl yaratıcı enerjiye dönüştürebiliriz?
Osho’nun insan zihni ve kalbi konusundaki eşsiz içgörüsü geleneksel psikolojinin çok ötesine uzanır. Bize duygularımızı tam anlamıyla deneyimlemeyi ve daha zengin, tatminkâr bir hayata kavuşmak için yapmamız gerekenleri öğretir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96667</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a458240d-66d1-417e-89d9-842d963d6ca4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldız Işığıyla Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Yıldız Işığıyla Yolculuk, zor anlaşılır fikirleri basitçe ve çizgi roman formatında anlatıyor.
Einstein’ın rehberliğinde, kuantum mekaniği, kara delikler, beynin çalışma sistemi, görecelilik, yerçekimi, gezegenler, uzaylılar, iklim değişikliği, evrim, evrenin kökeni, DNA vb. bir çok konuda bilgiler veren, keyifli, eğlenceli müthiş bir yolculuk.
“Yıldız Işığıyla Yolculuk, Cern Fizik Laboratuvarları’ndaki bir toplantıda verdiğim seminerde bahsettiğim konuyla başlıyor ve kozmosu açıklık, espri ve ustalıklı öngörülerle merakla irdeliyor. Umuyorum bu kitap yeni bir nesle, keşfetme ve düşünme konusunda ilham verecektir.“
Dr. Andrew Pinsent, Oxford Üniversitesi, Ian Ramsey Bilim ve Din Merkezi-
Okurlardan Gelen Övgüler
“Albert’ın yolculuğundan alacağınız bilgiyi, 400 yıl Discovery Channel izleseniz alamazsınız.“
“Bu, her fizik ve kimya dersinin zorunlu kitabı olmalı.“
“6. Sınıfta olmama rağmen bunu okuyup anlayabilmem harika“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96668</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ce3dabb-1243-44f4-a21c-fffd6526b346.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıl</image:title>
            <image:caption>Akıl: Şimdiye Verilen Yaratıcı Yanıt adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından biri olan Osho, beyin gücümüzü ele almaya dair farklı bir yaklaşım sunuyor.
Bu kitapta Osho, aklı geliştirmenin en iyi yolunun zihni eğitmek olduğu şeklindeki ortak anlayışa meydan okuyor. “Zekâ mantıklıdır, akıl ise paradoksaldır,” diyor. “Zekâ, nasıl çalıştıklarını görmek için bir şeyleri parçalara ayırır; akıl ise bütünün işleyişini görmek için onları bir araya getirir.” Osho, mevcut eğitim sistemimizin zihni geliştirmeye çok fazla önem verdiğini, böylece bir dengesizlik yaratıldığını ve hem bireyin hem de toplumun bu yüzden acı çektiğini öne sürüyor. Değişen dünyanın zorluklarına yaratıcı bir şekilde yanıt verebilmemiz sadece akıl yoluyla mümkündür.
Zekâ ve akıl arasındaki ayrımı araştıran bu kitap, okuyucuları sorunlara -mantıklı, duygusal ve nesnel- nasıl yaklaştıkları ve bunları nasıl çözdükleri konusunda daha bilinçli olmaya teşvik ediyor.
Osho, bizleri hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerinden ve önyargılardan kurtulmaya davet ediyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20. Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96669</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87ed45ad-d173-4fe5-8523-7be659c16464.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuvvetle Ayağa Kalkmak</image:title>
            <image:caption>Hikayelerimizi reddettiğimizde onlar bizi tanımlar.
Hikayelerimizi sahiplendiğimizde sonu yazmak bizim elimizde olur.
Brene Brown, cesaret, kırılganlık, utanç ve değerlilik üzerine küresel bir söyleşi başlattı. Öncü çalışmaları derin bir gerçeği ortaya çıkardı: Kırılganlık sonuç garantili değilken ortaya çıkıp görülmeye istekli olmak daha fazla sevgiye, aidiyete, yaratıcılığa ve mutluluğa giden tek yoldur. Ama cesurca yaşamak her zaman kolay değildir: Tökezlememiz ve düşmemiz kaçınılmazdır.
Brown, Kuvvetle Ayağa Kalkmak’ta düştükten sonra ayağa kalkma konusunu ele alıyor. Temellendirilmiş kuram araştırmacısı olan Brown, Fortune 500 şirketlerinin liderlerinden ve ordu üyelerinden tutun sanatçılara, uzun zamandır beraber olan çiftlere, öğretmenlere ve ebeveynlere kadar birçok kişiyi dinledi ve onların cesaret, düşüş ve tekrar ayağa kalkış hikayelerini paylaştı. Brown kendisine şunu sordu: Güçlü ve sevgi dolu ilişkileri olan bu insanların, yaratıcılığı besleyen bu liderlerin, yeniliklere öncü olan bu sanatçıların ve insanlara inanç ve gizem yolunda eşlik eden bu adamların ortak noktası nedir? Cevap netti: Bu insanlar duyguların gücünün farkındalar ve kendilerini rahatsızlığın kucağına bırakmaktan korkmuyorlar.
İncinme hikayelerimizin içine girmek bize tehlikeli gelebilir. Ama mücadelenin ortasında ayaklarımızı yere yeniden sağlam basma süreci, cesaretimizin sınandığı, değerlerimizin pekiştiği alandır. Mücadele hikâyelerimiz işimizi kaybetmek ya da ilişkimizin bitmesi gibi büyük hikayeler olabildiği gibi bir arkadaşımızla ya da meslektaşımızla yaşadığımız uyuşmazlık gibi daha küçük hikayeler de olabilir. Olayın büyüklüğü ya da şartları ne olursa olsun kuvvetle ayağa kalkma süreci aynıdır: Duygularımızla hesaplama yapar, hislerimiz konusunda meraka kapılırız; gerçeğe ulaşana kadar hikâyelerimizle boğuşuruz ve bu süreci pratiğe dönüşene, hayatlarımızda adeta bir devrim yaratana dek her gün yaşarız. Düştükten sonra kuvvetle ayağa kalkmak, içtenliği besleme yolumuzdur.
Brown, bunun bize kim olduğumuzla ilgili en çok şeyi öğreten süreç olduğunu yaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96670</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dae4380-2ca1-4c9b-8324-49c37c9daf5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Sevgi Kahkaha</image:title>
            <image:caption>Yaşam kendi içinde anlamlı değildir.Boş bir tuval gibidir.Anlamın yaşamın içinde yaratılması gerekir; anlam önceden verilmez. Sana özgürlük verilir, sana yaratıcılık verilir, sana yaşam verilir. Anlam yaratmak için gerekli olan her şey verilir. Anlamı oluşturan temel unsurların hepsi verilir, ama anlam verilmez, anlamı sen yaratmak zorundasın.Üzerine bir resim yap!
Sevginin en üstün hali asla bir ilişki değil, sadece senin var olma halindir.

İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi,kronik şüpheciler olmayı öğrenir. Ve bu o kadar yavaş, o kadar küçük dozlarda olur ki, başına gelene karşı asla uyanık değilsindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96671</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81097482-cd06-475c-95c9-fef47be78325.jpg</image:loc>
            <image:title>Farkındalık</image:title>
            <image:caption>Farkındalık: Dengeli Yaşamanın Anahtarı adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından birinden, burada ve şimdide nasıl yaşayacağımızı öğreniyoruz.
Tüm meditasyon tekniklerinin -ve aslında dövüş sanatları da dahil olmak üzere tüm büyük atletik performansların- temelinde bir tür uyanıklık ya da ânın içinde olabilme niteliği vardır; Bu, Osho’nun farkındalık dediği bir niteliktir. Bu farkındalık niteliğinin tam olarak ne olduğunu belirleyip anladığımızda, hayatımızın neredeyse her alanında kendi kendine hâkim olmanın anahtarına sahip olabiliriz.
Lao Tzu veya Buda gibi büyük ustalara göre çoğumuz hayatımızı birer uyurgezer gibi sürdürüyoruz. Yaptığımız hiçbir eylemde gerçekten mevcut değiliz; çevremize karşı asla tetikte olamıyoruz; yaptığımız ve söylediğimiz şeylerde bizi tam olarak neyin motive ettiğini bilmiyoruz.
Bununla birlikte, hepimiz olağanüstü koşullarda farkındalık -ya da uyanış da denebilir- anları yaşamışızdır. Yolda giderken ani ve beklenmedik bir kazada zaman adeta durur ve insan aniden her hareketin, her sesin ve her düşüncenin farkına varır. Ya da bizi derinden etkileyen anlarda da aynı farkındalığı yaşarız: dünyaya yeni gelen bir bebeği ilk kez karşılarken veya ölüm ânında birinin yanı başındayken.
Osho’ya göre farkındalık, hayatımızın her alanında kendi kendini yönetmenin, merkezlenmenin ve sonuçta özgür olmanın anahtarıdır. Bu kitapta Osho, sevgi, şefkat ve bilinçlilikle beraber hayatı nasıl daha tetikte ve meditasyon halinde yaşayacağımızı öğretiyor.
Osho, hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerini ve önyargıları incelememiz ve onlardan özgürleşmemiz için bizi zorluyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20’nci Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96672</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9735f4c2-8639-4e41-8b53-68cf38571d12.jpg</image:loc>
            <image:title>Öz Işık Şifası</image:title>
            <image:caption>Öz Işık Şifası hep hayalini kurduğunuz hayatı yaratmak üzere bir yolculuğa çıkma fırsatını sunuyor.
Barbara Ann Brennan Şifa Okulları’nın kurucusu, dünyaca ünlü Işığın Elleri ve Işığın Doğuşu kitaplarının yazarı Barbara Ann Brennan, yirmi birinci yüzyılın en etkili şifacılarından ve spiritüel liderlerinden biridir. Şimdi ise, son kitabı Öz Işık Şifası’ndaki yaratıcı süreç ve dördüncü seviye üzerinde çalışmakla ilgili devrim niteliğinde bilgiler eşliğinde çalışmaları devam ediyor. Dördüncü seviye veya astral dünya, daha yüksek seviyelere geçişini sağlıyor. Öz Işık Şifası aynı zamanda Barbara Ann Brennan’ın yaşam yolculuğunu ve kişisel deneyimlerini de anlatıyor.
Öz Işık Şifası’nda;
• İnsan Enerjisi Bilinci açısından yaratıcı sürecin doğasını
• Hepimizin kendi enerji alanlarımızda nasıl tıkanıklık yarattığımızı; bu tıkanıklıkların neye benzediğini, birbiriyle etkileşimini ve kaçınılmaz olarak yaşamımızda işlev bozukluğu yarattıklarını; tıkanıklıkların açılması ve yaratıcı potansiyelinizin serbest bırakılması için uygulanan süreci
• Yüksek Duyu Algılama’nın (YDA) nasıl geliştirileceği ve onunla nasıl çalışılacağı, YDA’nın enerji alanlarımızdaki tıkanıklıkların açılmasını sağlamaktaki rolünü
• Dördüncü seviye gerçekliğin doğasını ve yaratıcı süreçteki hayati rolünü
• İlişkileri ve o ilişkilerin altında yatan kordon bağlantılarını iyileştirmekle ilgili olan dördüncü seviyeyi
Ve çok daha fazlasını keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96673</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb20df0b-de71-4c30-b216-36d12555370f.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun Arkadaşında Yatıya Kalıyor</image:title>
            <image:caption>“Artık varıyor muyuz?” diye sordu Minik Rakun annesine. İlk kez bir arkadaşında yatıya kalacağı için heyecanlıydı. Annesi avucunun içine bir öpücük kondurup onu Küçük Fare Biber’in evine bıraktıktan sonra, Minik Rakun ve arkadaşları oyunlar oynayıp lezzetli atıştırmalıklar yiyerek uzun bir gün geçirdiler. Ama uyumaya gittiklerinde Minik Rakun’u bir türlü uyku tutmadı. Avucundaki öpücük korkmamasına yardım etse de, kendi yatak odasında değildi ve ailesini özlüyordu. Minik Rakun evine dönünce, annesi oğlunu karşıladı ve ihtiyacı olduğu zaman evini her zaman yerinde bulacağı konusunda güvence verdi. Minik Rakun Arkadaşında Yatıya Kalıyor adlı kitabımızda, Anne Rakun bu sık rastlanılan durumda bize biraz destek sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96674</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5345d30-f41e-4b63-9674-efea3b64b33f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sır</image:title>
            <image:caption>Sır. Ssssss...
..Bu aslında bir kitap değil. Daha çok bir dans bu.
Sıradan bir dans ta değil. Kalpten esen bir sufi kasırgası bu.
Bu kitap bir şarki, bir anımsama, bir kucaklama, o gizli ana duyulan bir özlem, bir zikirdir..
..Ben sürekli tekrar tekrar, Zen ve Tasavvuftan bahsediyorum ki her insan bunlardan faydalansın. Seçim yapman gerekiyor. Kendini, enerjini izleyip, ona göre seçmen gerekiyor. İkisi de geçerli yollardır, ikisi de ayni hedefe gider. Her iki yol da hedefe ulaşmanın farklı biçimleridir çünkü hedef tam ortadadır. Pozitifle negatifin ortasında bir nokta vardır, tam ortadadır ve dönüşümün gerçekleştiği, kişinin dünyanın ve her şeyin ötesine geçtiği, Tanrı&apos;ya adim attığı yerdir burası.
Pasif tipte biri olduğunu hissediyorsan Zen&apos;i takip edip, pasifliğin derinliklerine doğru ilerlemeye baslarsan bir gün gelir, orta noktaya varırsın. Aktif, enerjik, pozitif biri olduğunu hissediyorsan ve sessizce oturmak sana zor, gereksiz yere bir işkence geliyorsa, o zaman tasavvuf yolunu takip et.
Mevlana Ey dost! Bu ateşten şarabı, ateşin iğnelerini iç de öyle sarhoş ol ki, mahşer günü uyanmayasın der. Tasavvuf yolu dansıyla neredeyse sarhoş olan, başka bir aleme taşınan dansçının yoludur. Mest olmuştur o; dansı sarhoş edici bir danstır.
Sufizm yoğun aşkın, tutkulu askın yoludur..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96675</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/793a6f67-fb02-4740-9df9-cd23658712ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Güven</image:title>
            <image:caption>İnsan bilincinde güvenmeye ve güvenilmeye yönelik içsel bir nitelik vardır. Herkes güvenilmekten haz alır. Diğer kişiden gelen bir saygıdır bu ve bir yabancıya güvendiğinde daha da artar.
Güven, şüpheyle aynı yüksek enerjiyi taşır; şüphe, merdivenin en alt basamağıdır, Güven ise aynı merdivenin en yüksek basamağı.
Güvendiğinde rahatlarsın. Ama içinde herhangi bir şüpheye izin verdiğinde ise gerginleşirsin, çünkü kalp güvenle gevşer ve şüpheyle kasılır.
Şüphe içinde yaşamaktansa güven içinde ölmek daha iyidir.
Bu kitapta Osho, okuyucuları her bireyde doğuştan var olan güveni yeniden keşfetmeye ve onu geri kazanmaya teşvik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96676</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eac9d52e-119d-47b8-9508-34de56927375.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarım Üzerine</image:title>
            <image:caption>Cato bu eserinde Roma tarihine ışık tutacak tarım bilgilerinin yanında sağlık bilgileri, hukuk ve kanun bilgileri, ev ekonomisine dair öğütler, basit ilaç tarifleri, yemek tarifleri, dinî bilgiler gibi konulara değinmiştir. Kitabın sade, edebî olmaya özenmeyen, söylemek istediğini doğrudan doğruya, kısaca söyleyen sert de olsa kendine göre olgun bir üslubu vardır. Cato bu eseri Campania’da arazileri olan bir arkadaşı için yazmıştır. Bu eser zaman zaman Vergilius’un aynı konuda büyük bir özenle yazılmış Georgica’sı ile karşılaştırılmıştır. 
 
Tarım Üzerine, üzüm bağlarının oluşturulması ve bakımı hakkında, onları korumaya yardım eden köleler hakkında bilgiler de dâhil olmak üzere birçok bilgi içerir. Roma’da çok sayıda toprak sahibi bu süre zarfında Cato’nun eserini okuduktan sonra, Roma büyük çapta şarap üretmeye başladı. 
 
Eserin farklı bölümlerinde ise Akdeniz coğrafyasında yetişen çeşitli bitki ve sebzelerin insanlar ve hayvanlar üzerindeki iyileştirici etkileri detayları ile aktarılmıştır. Örneğin, lahananın faydaları uzun bir şekilde anlatılmıştır. Söz konusu bitkilerin farklı tarifler ile insanlar üzerindeki uygulamaları, o dönemde kullanılan alternatif tıp hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96677</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dfa8d9b-3009-49d9-9ff7-040e61bf5f10.jpg</image:loc>
            <image:title>Human Design (İnsan Tasarımı)</image:title>
            <image:caption>İdeal hayat eşinize dair net bir açıklama ister misiniz? Daha iyi kararlar almak, ideal kariyerinizi bulmak ve yüksek potansiyelinize ulaşmak ister misiniz? Gerçekten kim olduğunuzu bilmek ister misiniz? Astrolojiden çok daha detaylı olan Human Design (İnsan Tasarımı), tüm dünyada insanların yaşamlarını değiştiren devrimsel bir sistemdir. Doğum tarihinizi, saatinizi ve yerinizi kullanarak, olmak üzere doğdunuz insanı ve sürmeniz gereken hayatı ortaya çıkarıyor.
Chetan Parkyn, size parmak izleriniz kadar eşsiz olan kişisel tasarımınızı, kendi yaşam tablonuzu haritalandırmanıza yardımcı olacak tüm araçları sağlayan ücretsiz bir yazılım ile Human Design&apos;a dair dünyadaki tek kapsamlı rehberi sunuyor.
Kullanımı kolay olan bu kitap eşliğinde, kendi içsel öykünüzü keşfederken arkadaşlarınızın, aile üyelerinizin ve dünya çapında isim yapmış bazı insanların gerçek özelliklerini keşfedebilirsiniz.
Bu sistem;
Sizi harekete geçiren içsel doğanızı işaret ediyor.
Uyum yakaladığınız insanları ve içinizdeki cevheri ortaya çıkarabildiğiniz ortam türlerini anlatıyor.
Gerçek benliğinizin altında yatan doğayı, tercihleri, kişilik özelliklerini, güçlü yanlarınızı, zaaflarınızı, becerilerinizi, dinamiklerinizi ve kimyanızı ortaya çıkarıyor.
Kucak açtığınız veya direndiğiniz ihtiyaç ve duygularınızı hatırlatıyor.
Mutluluk ve tatmin getirecek kararlar almanın yollarını açıklıyor.
Hayatınızda daha önce böyle bir sey görmediginize emin olabilirsiniz.
Kendinizle tanışmaya hazır olun. Gerçek sizle tanışmaya hazır olun.
Bu sistem hayatınızı değiştirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96678</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26a05037-963d-4d8b-b94d-5669dda5f164.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Cep Dolusu Öpücük</image:title>
            <image:caption>New York Times&apos;ın çok satanlar listesinde yer alan çocuk klasiği Avucundaki Öpücük dizisinin bu kitabında, Audrey Penn velilere çocuklarıyla paylaşacakları bir başka sevgi ve güven öyküsü sunmaktadır.
Minik Rakun&apos;un erkek kardeşi olur ve bu kardeş onun alanını işgal etmektedir.
Minik Rakun annesinin kardeşinin avucuna bir öpücük -onun öpücüğünü- verdiğini görünce çok üzülür, ama Anne Rakun Minik Rakun&apos;un ne kadar çok sevildiğini anlamasının en doğru yöntemini bularak bilgeliğiyle onun korkularını yok eder.
Barbara Leonard Gibson&apos;ın sıcak çizimleriyle hayat bulan bu öykü aralarına yeni üyelerin katılmasıyla değişim geçiren ve bu değişime uyum sağlamaya çalışan tüm ailelere uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96679</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6184ffa4-785a-4c0d-a986-06f14a1f6c15.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun ve Anılarla Dolu Meşe Palamudu</image:title>
            <image:caption>Minik Rakun üzgündü. Arkadaşı Zıpzıp Sincap bir kaza geçirmişti ve bir daha geri dönmeyecekti. Anne Rakun oğluna ve arkadaşlarına Zıpzıp için anma töreni düzenlemelerini önerdi, böylece arkadaşlarını özledikleri zaman hatırlayacak iyi anıları olacaktı. Minik Rakun ve arkadaşları göletin yanında buluştular ve arkadaşlarının yaşamı için dokunaklı bir anma töreni düzenlediler.
Bir sürü çocuk sevdiklerini yitirir ya da cenaze törenlerine katılmaları gerekir. Bu yumuşak öykü çocuklara anma törenlerinin pozitif amacını anlamalarında yardımcı olurken artık dönmeyecek olan sevdiklerini özlediklerinde, anma töreninin ve anıların nasıl huzur sağlayacağını ve morallerini düzelteceğini de öğretiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96680</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50780c3d-823f-4274-a230-80892315a073.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgürlük</image:title>
            <image:caption>Özgürlük: Kendin Olma Cesareti adlı bu kitapta, yirminci yüzyılın en büyük spiritüel ustalarından birinin felsefesiyle kendinizi nasıl özgür kılacağınızı öğreneceksiniz.

Bu eserde Osho, özgürlüğün üç aşamasının anahatlarını çiziyor. Birincisi, ebeveynler, toplum veya din gibi dış güçler tarafından dayatılan “psikolojik köleliğin” dışına çıkmanın getirdiği bir özgürlük olan “bir şeyden özgürlük” aşamasıdır. Bir sonraki aşama “bir şey için özgürlük” aşamasıdır ve bu, bir şeyi kucaklamaktan ve yaratmaktan gelen olumlu bir özgürlüktür; tatmin edici bir ilişki ya da sanatsal veya yardımsever bir vizyon olabilir. Ve son olarak “mutlak özgürlük” vardır ve bu da en yüksek ve nihai özgürlüktür. Bu son özgürlük, bir şeyden kaçmanın veya bir şeye yönelmenin özgürlüğünden çok daha fazlasıdır; o sadece kendin olmanın ve her âna doğru yanıt vermenin özgürlüğüdür.

Bu kitap, okuyuculara özgürlüklerinin önündeki tesadüfi ve isteyerek oluşan tüm engelleri belirlemelerinde, savaşlarını akıllıca seçmelerinde ve kendilerine karşı dürüst olma cesaretini bulmalarında yardımcı oluyor.

Osho, bizleri hayatı tüm zenginlikleriyle yaşama kapasitemizi sınırlayan koşullu inanç sistemlerinden ve önyargılardan kurtulmaya davet ediyor. Kendisi, Sunday Times of London tarafından “20’nci Yüzyılın En Büyük 1000 Kurucusu” listesine dahil edilmiştir. Ve Hindistan’da yayınlanan Sunday Mid-Day, Osho’yu Hindistan’ın tarihini değiştiren 10 insanın arasında olmaya layık görmüş, onu Gandhi, Nehru ve Buda gibi şahsiyetlerin arasına yerleştirmiştir. 1990’daki ölümünden bu yana Osho’nun öğretilerinin etkisi genişlemeye devam ediyor ve dünyanın hemen her ülkesinde her yaştan arayıcıya ulaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96681</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6b42794-5e79-44ff-a54d-9558b361e744.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Anatomisi - Gücün Ve Şifanın Yedi Aşaması</image:title>
            <image:caption>Ruhun Anatomisi, enerji tıbbının bu güne kadar yapılmış en cesur sunumu; üstelik ilk uygulayıcılarından biri olan uluslararası takdir gören medikal sezgici ve alternatif sağlık/spiritüellik sahnesinin en ateşli seslerinden biri Caroline Myss tarafından. (Publishers Weekly)
Enerji tıbbı üzerinde yapmış olduğu on beş yıllık araştırmaları temel alan Dr. Myss&apos;in bu çalışması her bir hastalığın duygusal ve psikolojik stres ve inanç kalıplarına nasıl karşılık geldiğini ve insan bedeninin ilgili alanlarına denk gelen tutumların nasıl etkili olduğunu anlatıyor. Ruhun Anatomisi&apos;nde Dr. Myss ayrıca, bedenin yedi ruhsal ve fiziksel güç merkezine dair çığır açan buluşunu da okuyucuya sunarak her birimizin daha yüksek bir bilinç haline ve ruhsal olgunluğa ulaşmak için geçmemiz gereken yedi aşamayı anlatırken antik bilgeliklerin -Hindu çakraları ve Kabala&apos;nın Hayat ağacı olmak üzere- sentezini yapmakta. Dr. Myss okuyucuya sunmakta olduğu bu modelle, bir yandan kişisel gücümüzü ve ruhsal büyümemizi gerçekleştirirken bir yandan da örtük kalmış sezgi gücümüzü nasıl geliştirebileceğimizi gösteriyor. Ruhun Anatomisi bize bedenimizi ve ruhumuzu yeni bir gözle görmeyi öğreterek hayatımızı değiştirecek bazı ruhsal olgunluk ve fiziksel bütünlük araçları elde etmemi- zi de sağlıyor.
Hayret verici Caroline Myss&apos;in &apos;ruhumuzun sonsuz gücünün&apos; tüm varlıklarda bulunduğuna ilişkin mesajların antik ve çeşitli kaynaklarla paralellik gösterdiğine dair keşfinin yarattığı keyfi paylaşıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96682</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37ebf5c1-d861-498f-906c-9ddc90eb3707.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatçının Yolu</image:title>
            <image:caption>İçinizde bilmediğiniz bir sanatçı vardır... Eğer biliyorsanız, evrenin başlangıcından beri biliyorsanız hemen evet deyin. -Mevlana Celaleddin Rumi- Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdükten sonra da sanatçı olarak kalabilmektir. -Pablo Picasso- Sanatın süreç olduğunu anımsayın. Süreç eğlenceli olmalıdır. &quot;Tek varış vardır, o da yolculuğun kendisidir&quot; sözü bizim için &quot;Yaratıcı çalışmamız aslında zaman içinde kendini göstermekte olan yaratıcılığımızın kendisidir&quot; şeklinde algılanmalıdır. Eğer yazarak, resim yaparak, şarkı söyleyerek, oyunculuk yaparak, yöneterek daha mutlu oluyorsanız Allah aşkına bunu yapın. Yaratan bizi yaratıcı yaptı. Yaratıcılığımız Tanrı’dan gelen bir hediyedir. Onu kullanarak biz de Tanrı’ya hediyemizi göndeririz. Yaratıcılığın merkezinde gizem vardır. Ve aynı zamanda şaşırtıcı şeyler. Yaratıcı olmak istiyorum dediğimiz zaman sıklıkla, üretken olabilmeyi istiyorum demeye çalışıyoruz. Yaratıcı olmak zaten üretici olmak demektir ama yaratıcı süreç ile işbirliği yaparak, onu zorlayarak değil. Fikir oluşturmak ekmek pişirmeye benzer. Bir fikrin kabarmaya ihtiyacı vardır. Eğer başta onu aşırı kurcalarsanız, sürekli kontrol ederseniz kabarmaz. Pişmekte olan bir ekmek veya bir kek, fırının karanlığında ve güvenli ortamında uzun süre kalmak durumundadır. Fırını zamanından önce açın, ekmek çöker veya kekin ortasında, tüm buhar kaçıp gittiği için bir delik oluşur. Yaratıcılığın saygın bir suskunluğa ihtiyacı vardır. En iyi fikirlerin bu şekilde çıktığı bir gerçektir. Bırakın onlar karanlık ve gizem içinde gelişsinler. Bilincimizin çatısında oluşsunlar. Sayfaya damlacık halinde düşsünler. Bu yavaş ve görünürde gelişigüzel damlamaya güvendiğimizde bir gün aniden &quot;İşte, demek bu imiş!&quot; diye şaşırabiliriz. Yaptığımız tüm sanat çıraklıktır. Sanatın büyüğü, yaşamdır. -M. C. Richards</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96683</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca89204f-1e01-46d4-b3fb-40f98186f1aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Çiçeğinin Unutulmuş Sırrı 2</image:title>
            <image:caption>Tüm fiziksel formun en önemli geometrik yaratıcısı Kutsal Yaşam Çiçeği deseni, bu kitapta, ünlü Yaşam Çiçeği Çalışma Grupları´nın ikinci yarısı olarakdaha derinlemesine incelenmektedir. İnsan bedenini orantıları, insan bilincinin ayrıntıları, yıldızların boyut ve uzaklıkları, gezegenler ve aylar, hatta insanlığın yaradılışı bu güzel ve ilahi desende kaynaklarını yansıtmak üzere göstermektedir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96684</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a857929a-9df4-4051-9423-a2a5105e1a59.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakalar İskitler Gizlenen Kök Atalarımız</image:title>
            <image:caption>Hiç düşündünüz mü? 
Neden Atatürk’ün ilk araştırdığı konu Sakalar/İskitlerdir? 
Neden İskitlerin Anadolu’daki varlığı şimdiye kadar gizlenmiştir? 
 
İskitler kökenleri itibarıyla geçmişten günümüze en çok tartışılan kavimlerden biri. İskitlerin Türk, İranî, Slav kökenli bir kavim olduğuna dair araştırmacılar tarafından farklı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. 

Sibirya’dan Çin Denizi’ne, Moğolistan’dan Tuna Nehri’ne, Afganistan’dan Hindistan’a, Azerbaycan’dan, İran’dan Anadolu’ya, Trakya’ya, Mısır’a, Filistin’e kadar uzanan, tarihin gördüğü en büyük konfederasyondu ve bünyesinde çeşitli kavimleri barındırıyordu Sakalar ya da İskitler. 
Atlı Çoban Kültürü’ne mensup olan İskitler  “Pazırık Halısı” ve “Altın Elbiseli Adam” gibi üstün nitelikli sanat ürünleri üretmişlerdi. 
 
Bahtiyar Aydın bu çalışmasında antik Batı ve antik Doğu kaynaklarından yararlanarak İskitleri konargöçer yaşam tarzı, yazısı, beslenme kültürleri, töreleri, inançları açısından inceliyor ve Türklerin ve İskitlerin aynı topluluğa mensup Turani bir halk olduğu sonucuna varıyor. 
 
“Türk Devlet Teorisi Ön Türklerin Atlı Çoban Kültürü’yle başlar. ‘Atlı Çoban Kültürü’nden devlet mi olur?’ diyen Batılılar, yıllardır coğrafyalarındaki arkeolojik kazılarda kendi atalarına ait bir at kemiği aramaktadır. 
Bu çalışmada, İskitlerin dili, yazısı, parası, inancı, töresi, beslenmesi, yaşam tarzı, sanatı, kadınların konumu ve coğrafyası ortaya konularak, İskit-Oğuz aynılığı da karşılaştırılmıştır.” 
(Bahtiyar Aydın)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96685</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3167b707-a831-4e3d-9d22-7b7094a1fb04.jpg</image:loc>
            <image:title>Tenisin İçsel Oyunları</image:title>
            <image:caption>“Nerede yanlış yaptığımı söylemek yerine bana kendimi izlettin. Gerçek gelişim, gözlemlemeye başladığımda ortaya çıktı.” 
İlk olarak 1974 yılında yayınlandıktan sonra performans geliştirme konusunda dünyanın en çok okunan kitaplarından biri olan “Tenisin İçsel Oyunları” milyonlarca insan için bir mihenk taşı hâline geldi. Sadece tenisçiler, sporcular için değil, bu el kitabı, müzik performansından iş hayatında liderliğe kadar herhangi bir aktivitede performansını geliştirmek isteyen herkes için zihinsel bir devrimi ortaya koyuyordu! 
Spor psikolojisinde önde gelen bir yenilikçi olan W. Timothy Gallwey; endişeli olma hâlinin, kendinden şüphe duymanın ve dikkat dağınıklığının üstesinden gelmek için zihninizi nasıl odaklayacağınızı, en iyi şekilde var olmanızı sağlayan ‘rahatlamış konsantrasyon’ seviyesini nasıl bulacağınızı ve akıllı alıştırmalarla becerilerinizi geliştirip bu becerilerin hepsinden oyun esnasında nasıl faydalanacağınızı örneklerle anlatıyor. İster acemi ister profesyonel olun, Gallwey’in ilgi çekici anlatımı, net örnekleri ve aydınlatıcı anekdotları başarılı olmanız için gereken en önemli araçları sağlayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96686</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/830eb2e4-244a-4786-a943-b8a8a9b81aca.jpg</image:loc>
            <image:title>Harikalar Çıkmazı - Alis</image:title>
            <image:caption>Gerçek ile oyunun birbirine karıştığı, en masum masal karakterlerinin ihaneti yönlendirdiği yeni düzende herkes ihanet ödülü için birbiriyle yarışıyor.
“İnsanı geçmişe götüren sadece fotoğraflar değildir. Bazen havayla size ulaşan ve nereden geldiğini bile bilmediğiniz bir koku götürür çocukluğunuza, bazen uzun zamandır yemediğiniz bir yemek ya da birkaç nota. Bazen de hiçbiri olmadan tesadüfen yan yana gelen birkaç kelime yeterli olur.”
Bazı insanlara mal mülk miras kalırken bazılarına da bedeller miras kalır...
Trajik bir trafik kazası yüzünden evini terk etmek zorunda kalan Alis, ardında geçmişiyle birlikte adını da bırakacaktır. Altı yıl sonra kayıp annesinden gelen ufak bir notla Alis, hem sırlarla dolu karanlık geçmişine hem de ardında bırakmak zorunda olduğu masallarla oyunların büyülü ve bir o kadar tehlikeli dünyasına yeniden dönmek zorunda kalacaktır.
Alis kayıp annesini bulmak istiyorsa yıllardır saklandığı geçmişine gömülmüş insanlarla yüzleşmeli.
“Hiçbir şey tesadüf değildir…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96687</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c96bfabc-6bdd-4922-975b-877861529e81.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasat - Katil Doğan</image:title>
            <image:caption>Seri cinayetler işleyen profesyonel bir katil, kullandığı vahşi ve korkunç işkencelerle gelinleri öldürmektedir. Medya ardı arkası kesilmeyen gelin cinayetleri ile çalkalanmaktadır. Bir gün, bu gelin cinayetlerine bir yenisi daha eklenir. Düğün günü kaçırılan gelin, Gülcan Soydere öldürülmüştür. Ve olayda ilk şüpheli düğün gecesi gözaltına alınan gelinin kız kardeşi Özge Soydere’dir. Bir anda hedef haline gelen Özge’nin bir gece de bütün hayatı alt üst olur. Sorgulamalar sonucu masum olduğu anlaşılan kadının katil ile akıl almaz bir bağlantısı olduğu ortaya çıkar. Herkes korkuyla bu cinayet olaylarını takip ederken Özge’nin ise tek amacı vardır: Kız kardeşinin intikamını almak.
 “Aydınlanmaya çalışan seri cinayetler…
Şeytanın aklına gelmeyecek yöntemler kullanan psikopat bir katil…
Tek amacı intikam olan bir kadın…
Sevdiği kadını korumak için fedakârlık yapan âşık bir adam…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96688</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/219a2961-6be6-44ee-8a95-512a6ff279c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvan Çiftliği</image:title>
            <image:caption>20. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden olan George Orwell, ülkemizde en çok “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” romanı ve elinizde tutmuş olduğunuz, çağdaş klasikler arsındaki bu “Hayvan Çiftliği” adlı eseri ile tanınmaktadır.
Hayvan Çiftliği, fabl türünde yazılmış bir masal anlatımı olmasına karşın, devrim ve iktidarı oldukça sert bir biçimde eleştiren politik bir alegoridir.
Bu kitap, bir çiftlikte yaşayan hayvanların, kendilerini sömüren insanlara başkaldırışını anlatır. Daha eşitlikçi bir toplum yaratma amacı ile başlattıkları devrim, bir süre sonra insanların düzenine kıyasla eskiyi aratacak kadar daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük haline gelir. Çünkü George Orwell&apos;a göre, komplocu bir grubun önderliğindeki herhangi bir devrim yalnızca acımasız ve baskıcı bir rejime dönüşebilir.
Eser, açıkça tarihsel bir gerçeği eleştirir ve her bir karakter, Rus Devrimi&apos;nden bir ismi temsil eder: Çiftliğin asıl sahibi Bay Jones, dönemin etkisiz çarı olan Çar 2. Nikolas&apos;ı; önder domuz olarak karşımıza çıkan Napoleon karakteri, Stalin&apos;i; hayvanlara mutluluk ve barış dolu bir dünya vadederek insanların çiftlikten kovulmasını söyleyen Koca Reis ise Karl Marx&apos;ı simgelemektedir. Eserdeki sembolizm sadece kişilerle de sınırlı kalmayıp viski kullanımı, yel değirmeni ve yedi emir gibi işlediği bazı konularla da detaylandırılmıştır. Bu bağlamda, küçükleri eğlendirecek bir peri masalı olmaktan çıkıp büyüklere ders, uyarı ve yer yer tokat niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96689</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0a83638-ce45-47b4-94ed-2d3283d10f5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Lupin</image:title>
            <image:caption>İzlenme rekorları kıran aynı isimli Netflix dizisine ilham veren Lupin, savunduğu idealleri ve imajının zarar görmemesi için akılalmaz bir mücadeleye başlayacaktır.
Gerek alaycı kişiliği, gerek dâhiliği, gerekse kurnazlığı ile kahramanımız Lupin, hayal gücünüzü çok zorlayacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96690</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c998d5e-a5d2-4299-b6b7-b538645640bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Kent</image:title>
            <image:caption>Ben Efnan Zahredar.
Kendimi ailemin biricik kızı, okulumun örnek öğrencisi, dostlarımın sığınağı sanırken yaşadığım her şeyin gittikçe çirkinleşen bir yalan olduğunu anladığımda artık çok geçti…
Atıldığım karanlık kuyuda uzattığım ellerimi tutan adamın ellerine tutsak kaldım. Onun cehenneminde yanarken günahlarla kutsandım. Cennet beni kabul etmeyi bırakalı çok oldu. Cehennem ise efendisine sunabileceği en büyük hediye olarak beni kutsadı.
Ölü Kent benim cehennemim oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96691</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73e8b63a-4a61-4ab5-a001-a9664cc04a1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - Çatışma</image:title>
            <image:caption>“Ben kızımı terk etmiyorum.” Fidan’ın sesi, öyle yumuşak, öyle huşu içindeydi ki, Sina kalbinin boğazında attığını hissediyordu artık. “Aksine, onun yaşaması için sana emanet ediyorum. Beni bulduklarında bebeğimi öğrenirlerse; onu da yaşatmazlar. Bir anne, evladı için kendisini feda eder, öyle değil mi? Ben, onun yaşamasını istiyorum. Tıpkı adı gibi özgür olarak. Asla peşimizi bırakmayacaklar ve asla benim kızım özgür olamayacak. Ama bir şansı var ve ben, ona o şansı vereceğim.”

Fidan, Sina’ya bakarken yalnızca gülümsedi. Bakışları yine kızına eğildi. Yumuşak bir gülümseme yüzüne yayıldı. Kızının alnındaki saçları geri itti yumuşak dokunuşlarla; parmağının tersiyle yanağını okşadı.

“O adamın, neden senin peşine düştüğünü anlıyorum ben. Sen, senin farkında değilsin abla. Sen sevdiğin için hem ondan hem kendinden vazgeçtin. Herkes sevmenin sahiplenmek olduğunu sanıyor. Oysa sevmek, vazgeçmektir. Sevdiğin için vazgeçmektir. Ona bir şans vermek için vazgeçmektir. Sen, kalbin parçalana parçalana vazgeçtin ondan. Bir şansı olsun diye. Ben de kızımın bir şansı olsun diye vazgeçeceğim ondan.”
Gittiğin yerden geldim yanına
Kuş misali ömrümün baharına
Bir fidan azat ettim özgür ruhuma...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96692</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9e86c71-35d0-4585-be3c-39629071d129.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecekondu</image:title>
            <image:caption>Kemal H. Karpat bu çalışmasında; Türkiye&apos;nin kentleşme problematiğini göç literatürü çerçevesinde çok boyutlu bir şekilde değerlendirmektedir. Türkiye&apos;de özellikle 1950&apos;lerden sonra ortaya çıkan kırdan kente göç Türk modernleşmesinin en büyük tartışma alanlarından biridir. Bu durum bütünüyle Türkiye&apos;nin sosyal, siyasal, iktisadi ve kültürel yapısını değiştirmiş ve değiştirmeye de devam etmektedir.
 
İşte bu çalışmada bu değişimlerin nasıl meydana geldiği, Türkiye&apos;de kırdan kente göçün hangi amaçlarla başladığı, kentin yapısını nasıl değiştirdiği, gecekondulaşma kavramı, Türk siyasi partilerinin bu bölgelere yönelik bakışları, kentte yaşayanlar ve gecekonduda yaşayan arasındaki çatışmalar, bunun yanında kentin mi kırsalı yoksa kırsaldan yapılan göçün mü kenti etkilediği gibi günümüzdeki kentlileşme, kentsel dönüşüm çalışmalarını da etkileyen sorulara Kemal H. Karpat’ın çok uzun araştırmalar sonucunda yaptığı değerlendirmeler ışığında cevaplar bulunabilir.
 
Gecekondu, “gecekondulaşma”yı, derin bir tarihsel kavrayış içinde, evrensel ve kuramsal boyutunu ihmal etmeden, özgün bir üslupla inceleyen ender çalışmalardan biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96693</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb86e3db-7865-4f5b-8168-45381087097a.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Dokun Hisset Kitabım - Çöle Dokun</image:title>
            <image:caption>Sıcağı çok seven uzun kuyruklu bir kertenkele,arkadaş canlısı bir mirket,hızlı koşan bir deve kuşu ve çöldeki diğer dostlarımız bu kitapta hayat buluyor.
Çölde pofuduk bir gezinti seni bekliyor! Minik parmaklar bu çöle tekrar tekrar dokunmak isteyecek!

Merak,keşif ve dokunsal deneyim içerir!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96694</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1839dbc2-b270-4adc-8acf-bbbaeec7221b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - Ebediyet</image:title>
            <image:caption>Tecrübe, sert ve zorlu bir öğretmendir; önce testi, sonrasında dersi verir.
Hayatın şifresi oldukça basittir aslında. İnsan yaşamı boyunca hayatın kırılamaz denen şifrelerini çözen, en ümitsiz anlarda sizi yeniden ayağa kaldıran tek şifre; yalnızca beş harflik bir kelimedir.
SEVGİ
Koşulsuz ve şartsız sevgidir her kapıyı açan, tüm kötülüklerin üstesinden gelen ve sizi hayata bağlayan.
“Sen farkında değilsin ama yüreğinde öyle yüce büyüklükte bir sevgi var ki; senden olacak çocukların buna sahip olma haklarını ellerinden almak istemedim. Öyle mükemmel bir baba olacaktın ki, o şanslı çocuklar doğsun istedim.”
“O çocuklar zaten doğdular... Doğurmak mı anne olmak? Döl vermek mi baba olmak? O şanslı çocukların ne senden ne de benden doğması gerekmiyor. Yalnızca doğmuş olmaları bile yeterli. Ve onlar çoktan doğdular. İkisi de bizim çocuklarımız ve biz onları çok iyi yetiştireceğiz. Asla yalnız bırakmayacağız. Asla kalplerini kırmayacağız. Asla terk edilmiş ve güvensiz hissetmeyecekler ve ne olursa olsun, bizim hep onların arkalarında olduğumuzu bilecekler.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96695</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a201ead0-5b09-4877-b6c5-971fc9e80fd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sina - İsyan</image:title>
            <image:caption>Hayat insanı bazen tek bir soruyla sınar.
Bazen ise, onlarca soruyla...
Kadere kafa tutabilir misin?
Çocuk sahibi olamayacağını öğrenen genç bir kadın, kaderine isyan ederse ne olur?
Hayatı uçlarda yaşayan, yaşamı boyunca hiç sevilmemiş, kuralsız bir adam; güvensizliğin aşılmaz duvarlarla ördüğü hayatına ve kurallara hapsolmuş bir kadına, koşulsuz ve sonsuz sevgiyi öğretebilir mi?
Hayatın Yorduğu Ruhlar Bir Araya Gelebilir Mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96696</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/627243fe-43a1-40ad-ace0-154faa036675.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Reset</image:title>
            <image:caption>“Bazen her şey göründüğü gibidir. Biz hep daha derin anlamlar arar dururuz.”
Şu yaşadığımız çağın ve şimdiki zamanların Nuh Tufanı’nı yaşatan durumlardan hiçbir farkı yok. Kötülük her yerde ve evren büyük resetlenme için hazırlanıyor…
Dünya yok olmanın kıyısında…
Kahramanımız Sem’e bu durumu aksine çevirmesi için bir görev veriliyor. Göbeklitepe’den başlayıp Mu Kıtası’na, Atlantis’e ve Mısır’a uzanan var olma savaşı… Bu kaosu ve mücadeleyi soluksuz okuyacak, içinde bulunduğunuz andan; uzayın, mitolojinin ve tarihin harmanlandığı evrenlere sürükleneceksiniz..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96697</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1daca481-e73a-4306-9990-47e43805eb91.jpg</image:loc>
            <image:title>Tilki</image:title>
            <image:caption>Bir sigara almak için ayağının dibinde duran küçük siyah çantayı kaldırdığında zincirlerinin şıkırtısıyla irkildi. Zincirler, demir parmaklıklar, büyük bir demir halkaya geçirilmiş koğuş anahtarlarının şıngırtıları... İçi ürperdi ve gözlerine yaşlar hücum etti. Sigarasını yakıp derin bir nefes çekti, ciğerleri yanana kadar dumanı içinde tuttu.

“Hayatım bitti,” diye düşündü, “Mary öldü ve benim de hayatım karardı.”

Kaza mı yoksa cinayet mi? Katil mi yoksa kurban mı? Gerçek mi yoksa hayal mi? Rimini’den Londra’ya, oradan da Milano’ya uzanan bir sır perdesi ve bu sır perdesini aralaması için görevlendirilen bir özel dedektif… İş ilişkilerinin aşka, aşkların düşmanlığa dönüştüğü, işin içine hayaletlerin karıştığı, akıl oyunlarıyla tilki kurnazlığının yarıştığı amansız ve tehlikeli bir mücadele… Akıcı bir dil ve samimi bir üslupla yazılmış olan bu kitabın sayfalarını çevirdikçe soluk soluğa bir maceranın parçasıymış gibi hissedecek, yalanlarla örülmüş bir gizem ağının ilmek ilmek çözüldüğünü göreceksiniz. Şaşırtıcı bir sonla karşılaşmaya şimdiden hazırlanın…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96698</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd621280-2cfc-4154-a534-c289c7dda091.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahiler Sınıfı - William Shakespeare</image:title>
            <image:caption>Eşsiz kalemi ve gözlem yeteneği sayesinde hükümdarların, sevgililerin, savaşçıların ve sıradan insanların yaşantılarına sahnede hayat vermiş bir dâhi. O, William Shakespeare; ölümsüz eserleriyle hâlâ tiyatronun efendisi. 
Büyük ilgi gören Dâhiler Sınıfı serisi William Shakespeare - Tiyatronun Efendisi ile devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96699</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de3d54d0-ff38-4eec-978a-6cc5d92eac9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Babamı Beklerken</image:title>
            <image:caption>Sahil kasabasında yaşayan çocukların hayatlarının tam ortasında yer alır deniz. Parkta oyun oynarken ya da bakkala giderken hep denizi görürler. Peki, babası kömür madeninde çalışan bir çocuk, pırıl pırıl denize bakınca ne düşünür? 
Joanne Schwartz, yalın ve dokunaklı hikâyesiyle bir madenci kasabasına ışık tutuyor. Şehirdeki Küçük ve Nehir Gibi Konuşurum’un ödüllü illüstratörü Sydney Smith’in etkileyici çizimleri de ışıl ışıl bir sahil günü ve madencilerin çalıştığı yeraltının karanlığı arasındaki çarpıcı zıtlığı gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96700</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00b4bab7-7939-4373-afbb-e58633a5e076.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Kere İyi Geceler</image:title>
            <image:caption>En yakın arkadaşından ayrılmayı kim ister, Yankı da istemiyor. Ama babasının işi nedeniyle taşınmak zorundalar. Sevdiği her şeyi geride bırakacak olması yetmezmiş gibi bir de geceleri geziyor, hem de uyurken! Uyumak için yatağına yatıyor, gözlerini mutfakta açıyor. Yankı’ya göre her şeyin sorumlusu zorla içtiği sebze çorbası! 
 
Çağdaş çocuk edebiyatımızın sevilen yazarı Nazlı Deniz Güler, şehir değiştirmenin yarattığı fırtınaları mizahi bir üslupla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96701</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/838c398a-569f-4d7b-8638-0d4f76ac4677.jpg</image:loc>
            <image:title>Üzüldüğümüz Her Şey Gerçek Değildir</image:title>
            <image:caption>2021 Michael L. Printz Ödülü
En Çok Satan Ulusal Bağımsız Kitap
NPR- Yılın En İyi Kitabı
New York Times- Yılın En İyi Kitabı
Amazon- Yılın En İyi Kitabı
Bir Kitap Listesi Editörünün Seçimi
BookPage- Yılın En İyi Kitabı
NECBA- Pencere ve Ayna Seçimi
Publisher Weekly- Yılın En İyi Kitabı
Wall Street Journal- Yılın En İyi Kitabı
Today.com- Yılın En İyisi
ÖVGÜLER
“Modern bir başyapıt.” (The New York Times Book Review).
“Akıcı, ışıltılı ve orijinal.” (Wall Street Journal).
“Büyüleyici.” (Today.com).
“Bu kitap dünyayı değiştirebilir.” (BookPage).
“Okuduğunuz ya da okuyacağınız hiçbir şeye benzemiyor.” (Linda Sue Park).
“Başlangıç cümlesinden itibaren sizi kendine bağlıyor.” (NPR).
YEDİ YILDIZLI YORUMLAR
“Modern bir destan.” (Kirkus Reviews).
“Nadir bir kitap hazinesi.” (Publishers Weekly).
“Yükseklerden uçuran bir hikâye.” (The Bulletin).
“Aynı anda hem güzel hem de acı verici.” (School Library Journal).
“Dokunaklı ve güçlü.” (Foreword Reviews).
“Yılın en sırda dışı kitaplarından biri.” (BookPage).

Genç, İranlı bir mültecinin unutulmaz ve eğlenceli sesiyle anlatılan, yayılan, çağrışım yapan ve çığır açan bir otobiyografik roman. “Gerçeğin sahibi kim?” “Kim konuşuyor?” “Kim inanır?” gibi soruları ortaya koyan güçlü ve çok katmanlı bir roman.

“Yamalı bir hikâye, bir mültecinin utancıdır.” diyor Nayeri romanın başlarında. Oklahoma’da bir ortaokulda herkesin Daniel dediği Khosrou, sınıf arkadaşlarından oluşan şüpheli bir izleyici kitlesinin önünde durarak aile geçmişinin, yıllar, on yıllar ve yüzyıllar öncesine dayanan hikâyelerini anlatır. İşin özünde, din değiştirmeyi ölümcül bir suç olarak gören bir ülkede Daniel’in annesinin Hristiyanlığı açık bir şekilde kucaklaması ile başlayan, gizli polisten gece yarısına kadar süren kaçışlarıyla devam eden ve herhangi bir yere giden bir uçağa rüşvet vererek binip nasıl mülteci olduklarını anlatan bir hikâye var. Her yer, İtalya’nın hüzünlü beton, mülteci kampları haline gelir ve sonunda insanlar, ABD’ye sığınırlar. Farklı bir edebi üslup uygulayarak batılı anlatı yapılarına meydan okuyan Nayeri, ailesinin İran’daki uzun ve güzel tarihinin hikâyelerini adeta usta titizliğiyle duvar gibi örüp, eski masallara ve İran folkloruna zenginlik katıyor.

Düşmanca tavır sergileyen bir sınıfta Binbir Gece Masalları’ndaki Şehrazat gibi, Daniel de kendi hayatını kurtarmak için bir masal uydurur ve gerçeğe olan iddiasını ortaya koyar. ÜZÜLDÜĞÜMÜZ HER ŞEY GERÇEK DEĞİLDİR; bir kalp kırıklığı ve dayanıklılık hikâyesidir; okuyucuları kendi gerçeklerini konuşmaya, duyurmaya teşvik eder.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96702</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/912dcd8d-0410-4529-a34b-f8c64b98f4f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Polisi 1: Hapis Günleri</image:title>
            <image:caption>Dünya çapında popüler İngiliz yazar Jodi Taylor’un yeni dizisi Zaman Polisi karşınızda.
Doctor Who, Terry Pratchett ve Jasper Fforde hayranlarının kaçırmaması gereken, esprili ve duygusal maceraya ortak olun.
Bugün Zaman Polisine katılın!
Zaman çizgisinde yolculuk yapın… Yasal olarak!
Heyecan ve macera.
Yeterli ücretler.
Hizmet sırasında cömert ölüm avantajları – siz gittikten sonra sevdiklerinizin acı çekmeyeceğini garanti ediyoruz.
İki, yedi ve hayatta kalanlar için on yıllık sözleşmeler.
Zaman Polisi, sizleri zamanda yolculuğuna davet ediyor. Zaman çizgisini -yolu her ne olursa olsun- korumaya yemin etmiş, güçlü ve uluslararası organizasyon Zaman Polisine katılın. Zaman Polisi tarihinin gördüğü en garip çaylaklar; Jane, Luke ve Matthew ile zamanda seyahat edin.
Geleceğinizi garanti altına almak için geçmişi korumak...
Hiç bu dünyada bir fark yaratabilmiş olmayı dilediniz mi?
Günlük sıradan yaşamdan sıkıldınız mı?
Daha farklı bir şeyin özlemini çekiyor musunuz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96703</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea707bac-e736-4866-b124-d91021609a49.jpg</image:loc>
            <image:title>Döngü</image:title>
            <image:caption>Ölüm hücreleriyle dolu Döngü’nün içindeki yaşam, tekrarlanan ve bitmek bilmez bir araftır. Mahkumlar çarptırıldıkları ölüm cezalarını, seçkinlerin yararına bilimsel ve tıbbi deneylere katılmayı seçerlerse altı aylığına geciktirebiliyorlar. Ancak dış dünyadaki kaos haberleri mahkumlara bulaşıp kargaşa baş gösterdiğinde, Döngü, mahkumların endişelerinin en küçüğü haline gelir. 
Luka Kane, iki yılı aşkın süredir Döngü’de mahkumdur. Yayılan savaş söylentileriyle ailesine dair duyduğu endişeler git gide artar. Onları kurtarabilmesi ve dünyanın başına gelen kaosun sorumlusunu keşfedebilmesinin yolu ise hayli zordur. Kendisini öldürmeye kararlı canavarlara dönmüş mahkumlardan, aklını yitirmiş bir gardiyandan ve kuduz farelerden kurtulmalı, Döngü’den kaçmalıdır. 
 
 
“Açlık Oyunları ve Labirent serisi hayranları başka yere bakmayın…Heyacan verici ve ürkütücü.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96704</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/708a9a95-566d-4bda-a8d6-ed8df7eb1dce.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanda Yolculuk</image:title>
            <image:caption>“Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez. Sonsuz bir döngü halinde birbirlerine bağlıdırlar. Her şey birbirine bağlıdır... Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ama tek yol vardır, o da daha derine götürür. Merkezine varana kadar bunu anlayamazsın.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96705</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d696673c-10b8-40b2-bd54-94144943d68d.jpg</image:loc>
            <image:title>Zugzwang</image:title>
            <image:caption>Çok Satan ‘Zamanda Yolculuk’ kitabının yazarından.
İnsanın bu hayatta üç evresi vardı:
Doğum, yaşam ve ölüm.
Giray için ise bu hayatta üç evre vardı:
Açılış, Oyun Ortası ve Oyun Sonu.

Giray, satranç ile tanıştığında açılışı gerçekleştirmişti; başına geleceklerden habersiz.
Bu uzun bir oyun ortası olacaktı, 64 kareden ibaret olan bir dünya...
Oyun sonu ise hiç beklemediği hamleler ile gerçekleşecekti.
Tüm oyunlarında hamleleri önceden tahmin edebilen Giray, kendi hayatı ile ilgili tahminde bile bulunamayacağı şeyler yaşayacaktı.
Savaşacağı tek şeyin karşısındaki rakibi olmadığını fark ettiğinde Giray Kasapoğlu, asıl büyük savaşı kendisiyle verecekti.
Lakin bunun sebebi satrancın zihninde yarattığı oyun olacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96706</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5d9adb7-d686-4ec3-b6a4-a829a678c1e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyaset Sanatı</image:title>
            <image:caption>Marcus Cicero Roma Cumhuriyeti’nin en büyük hukukçusu, politikacısı ve hatibiydi. Keskin zekâsı, sivri dili ve hitabet ustalığı sayesinde güç takıntılı rakiplerin, ekonomik sıkıntıların, dış tehditlerin ve çekişip duran siyasi grupların yarattığı hengâmenin arasından sıyrılıp Roma devletinin en yüksek makamı olan konsüllüğe seçilebilmişti. Marcus Cicero aristokrat bir aileden gelmediği için bu başarısı elbette çok daha ilgi çekici bir hal alıyordu. Peki Cicero dişli rakiplerini geride bırakıp seçilebilmeyi nasıl başarmıştı? 
MÖ 64 yılı seçimlerine idealist düşüncelerle katılan Marcus Cicero’nun başarılı bir seçim kampanyası yürütmesi için bazı tavsiyelere ihtiyacı olduğunu düşünen Quintus Tullius Cicero ağabeyine bir mektup yazmaya karar verir. Bu uzunca mektubunda Quintus, bir siyasi danışman gibi, ağabeyinin nasıl bir siyasi rekabet ortamı içerisinde bulunduğunu, kitlesinin niteliklerini çok iyi gözlemleyip çözümleyerek, kampanya dönemi sonunda başarıya ulaşabilmesi için uygulaması gereken pratik önerileri sıralar. 
Machiavelli’nin siyasetin nasıl yapılması gerektiğine dair 16. yüzyılda kalem aldığı Hükümdar’ının özünü yansıtan Siyaset Sanatı siyasetin aslında 2000 senedir neredeyse değişmeyen bir uğraş olduğunu gözler önüne seriyor. Samet Özgüler’in Latince aslından notlandırarak çevirdiği Siyaset Sanatı, bugünün siyasetçilerine olduğu kadar seçmenlerine de bir seçim kampanyasının nasıl yürütüleceğini ve seçimden nasıl galip çıkılacağını kısa, öz, yalın ve açık bir şekilde anlatıyor. Quintus’un tasvir ettiği MÖ 64 yılının siyasi iklimi ve verdiği tavsiyeler size hiç de yabancı gelmeyecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96707</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b056d05-2a10-4ce5-9d6a-390def43b227.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğruluk Perisi Okula Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Kendin olmak varken, 
Normal olmaya çalışmak neden? 
 
Olmadığın birine dönüşmeye çalışma 
Kendin olmak en iyisi, hiç boşuna yorulma. 
Doğruluk Perisi bu yeni macerada Aada’yla beraber okula gidiyor. 
Doğrular yüzünden okul karışıyor, üstelik bu kez karşılarına bir zorba çıkıyor. 
Peri ile Aada arkadaşlığın ve kendi olmanın önemini keşfediyor. 
Bildiğiniz gibi Doğruluk Perisi doğruları söylemekten asla vazgeçmez, karşısına bir trol çıksa bile fark etmez. 
Kitapları çok sevilen Matt Haig’in yeni hikâyesini Chris Mould resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96708</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d8c3155-4240-4fd9-b367-261d3bcd92e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Spartaküs</image:title>
            <image:caption>“Antik dünyanın askeri tarihini Barry Strauss kadar derin ve canlı biçimde anlatan hiç kimse yok. Spartaküs üslubu kıvrak ve çok ilgi çekici bir kitap” Publishers Weekly 
“Uçsuz bucaksız bilgisi, meseleleri derinden kavrayışı ve hikâye anlatma kabiliyetiyle Barry Strauss, Roma’ya meydan okuyan Spartaküs ve liderlik ettiği isyanın bilinmezlerini anlayabilmemiz adına muazzam bir imkân sunuyor.” Adrian Goldsworthy, Roma Nasıl Çöktü? ve Augustus kitaplarının yazarı 
 
Sadece 74 adamla başlayan Spartaküs isyanı kısa süre içerisinde Roma’yı tehdit eden ciddi bir askerî harekete dönüştü. Gladyatör dostlarıyla birlikte Spartaküs 60.000 askerden oluşan bir ordu kurdu ve Güney İtalya kırsalını kontrolü altına aldı. Karizmatik bir liderdi. Kendisine destekçi çekebilmek adına dini dahi kullandı. Eski bir Roma askeri olarak savaş becerileri benzersizdi. İki yıl boyunca Roma ordularına büyük bir başarıyla karşı koydular. Ancak Spartaküs ve adamları nihayetinde yenildiler. 
Yenilgi sadece generalin başarısından değil aynı zamanda âsilerin de başarısızlığı dolayısıyla gelmişti: Sayıları çoktu, düzensizlerdi; içlerinde birçok etnik grup vardı ve bunlar liderlik konusunda sürekli tartışıyorlardı. Spartaküs dahil hiçbir lider onları disipline sokabilecek gibi değildi. İki yıllık mücadelelerinin sonunda bir noktada seçim yapmak zorunda kaldılar: Özgürlüklerine kaçmak mı yoksa yağma yapmak mı? Roma’nın en güçlü askeri birlikleriyle karşılaşma pahasına serveti hürriyete tercih ettiler ve General Crassus’a mağlup oldular. Ancak mücadeleleri 2000 yıl boyunca yazarlara, film yapımcılarına ve devrimcilere ilham verdi 
Yıllar süren araştırmalar sonucunda ortaya çıkan Spartaküs: Roma’yı Sarsan Köle Savaşı sadece yazılı kaynaklara değil aynı zamanda arkeolojik buluntulara, tarihsel yeniden inşalara ve yazarın bir zamanlar Spartaküs’ün hakimiyetindeki İtalya kırsalına yaptığı birçok seyahate dayanıyor. Barry Strauss sürükleyici üslubuyla yüzyıllar içerisinde bir efsane halini almış Spartaküs ve başlattığı köle isyanına dair dramatik ve gerçekçi bir anlatı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96709</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f89145bd-9a7f-4fda-bd24-d2784017aeff.jpg</image:loc>
            <image:title>Ankara Araştırmaları Dergisi C9.S2</image:title>
            <image:caption>İlk makale, Ankara’nın Ulus ve Kızılay kent merkezleri ve yakın çevresinde meydana gelen dönüşümün,  sokak ve cadde görünümlerinin görsel estetik kalitesine etkisini ele almaktadır. Derginin ikinci makalesi,  Ankara’nın tarihî semtlerinden Ankara Kalesi ve çevresini hedonik fiyat modeliyle incelemekte; bu semte yakınlığın konut fiyatlarına etkisini ölçerek kentsel tasarım ve planlama çalışmalarına farklı bir bakış açısıyla katkıda bulunmaktadır. 
 
Sayıda yer alan diğer bir makalede atık emekçilerinin gündelik yaşamda karşılaştıkları zorlukların neler olduğu, kente dair deneyim ve aidiyetlerine ilişkin ne tür yansımalar ve psikososyal etkilerin geliştiği;   Altındağ, Çankaya ve Keçiören gibi 3 metropol ilçe örneğinde incelemektedir.  
 
Altındağ ilçesinde yaşayan Suriyelilerle yapılan mülakatlar aracılığıyla, mültecilerin karşılaştıkları sosyal dışlanma mekanizmalarının neler olduğunu araştıran ve bunlara yönelik geliştirdikleri direnme biçimi olan “taktikler” analiz eden makalenin ardından derginin bir diğer makalesi ise Romanlar ve Iraklıların yanı sıra yerel halkın da yoğunlukla bulunduğu Demirlibahçe Mahallesi’ndeki dört farklı sokağa odaklanmakta. Çalışma ilk olarak bu sokaklarda gerçekleşen mekân üretimi pratiklerinin sosyal uyumu yerel ölçekte nasıl sekteye uğrattığını; ikinci olarak göçmenlerin mekânsal pratiklerinin, aidiyet oluşumuna etkisini ve göçmenlerle yerel halk arasındaki sosyal uyuma katkısını tartışmaktadır. 
 
Akyurt Kalaba Tümülüsü&apos;nde gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan insan kalıntılarını inceleyen ve arkeolojik unsurlar ile birlikte tüm bulguların ölüm uygulamaları bağlamında değerlendirmesini yapan bir diğer araştırma ise biyoarkeolojik ve arkeolojik bulguların birlikte ele alarak bu alandaki çalışmalara öncü olmaktadır. 
 
Kızılay bölgesinde konumlanmış 1960 öncesi üç konut yapısının, geçmişteki ve günümüzdeki hallerine yönelik değişimlerin neler olduğunu ortaya koyan ve bu yapıların mimari değerlerinin sürdürülebilmesi için öneriler getiren diğer bir çalışmanın da kent yönetimi bağlamında alınabilecek kararlara referans olacağı ümit edilmektedir.  
 
 Mekânsal bağlantısallık, çeşitli kentsel çevresel zorluklar ve kentsel yayılma bağlamlarında 19. yüzyılda Ankara’nın kapsamlı bir kentsel çevre tarihini ortaya koyan bir çalışmanın ardından dergide yer alan son makalede kentin otobüs sisteminin hizmet kalitesi ele alınmakta ve bu kalitenin artırılması için öneriler getirilmektedir.  
 
 Görüş yazıları bölümünde yer verilen yazıda ise varlığını çok az kişinin bildiği Kırkgöz Kaptajı’na ilişkin bulunabilen tarihî belgeler ile kaptaj sahasında yapılan güncel gözlemler sunulmakta; Ankara tarihinde önemli bir yeri olduğu düşünülen bu yeraltı suyunun yeniden şehre kazandırılması gündeme getirilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96710</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c57813ff-d10d-465c-b4b1-64f68cf27fc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Marcus Aurelius</image:title>
            <image:caption>Hem filozof hem devlet adamı, hem en iyiyi hem de en kötüyü yapmaya muktedir İmparator Marcus Aurelius, Roma imparatorlarının arasında her zaman en merak uyandıran yöneticilerden olmuştur. Yazgısında Roma’ya imparator olmak bulunmayan, Stoacı felsefeye tutkuyla bağlı ve Yunan dilinde yazılar kaleme alan kendi halindeki bu adam nasıl o zamanlar en parlak günlerini yaşayan bir imparatorluğun zirvesine ulaştı?  

“Beş İyi İmparatorun Sonuncusu” olan Marcus Aurelius 121 yılında Roma’da doğar. Erkek evladı bulunmayan İmparator Hadrianus vâris bulmaya çalışırken Marcus Aurelius, yaşına göre çok erken gelişmiş zekasıyla onun dikkatini çeker. Hadrianus onu halefi yapmak ister ancak iktidar için henüz çok genç ve deneyimsizdir. Yaşlı imparator vefatından önce Marcus’un tahta geçebilmesini garanti altına alacak önlemler alır. Böylece genç adamın felsefeye, edebiyata ve sanata odaklı yaşamı imparatorluğa göre yeniden şekillenir.  

161 yılında 40 yaşındayken altın çağını yaşayan Roma İmparatorluğu’nun tahtına oturduğunda imparatorluk dış saldırılarla uğraşmaktadır. Marcus Aurelius 19 yıllık saltanatının 17 yılını at sırtında, Fırat kıyılarında Parthlarla ve Tuna sınırında Cermen kabileleriyle mücadeleyle geçirir. 180’de Tuna’da savaştayken hastalandığında, imparatorluk hekimi Galenos’un elinden bir şey gelmez ve filozof imparator beraberinde Roma İmparatorluğu’nun aydınlık zamanlarını da götürerek bu dünyadan ayrılır. 

Véronique Boudon-Millot kitabında, Aurelius’un Kendime Düşünceler’inden, mektuplarından ve hakkında yazılan imparator biyografilerinden yararlanarak bu ilgi çekici kişiliğin hayatını aktarıyor. Hangi yetenekleri ona Hadrianus’un korumasını kazandırdı? İmparator olduğunda döneminin büyük zorluklarıyla yüzleşirken nasıl hareket etti? Sınırlardaki barbarların tehditleri ve Parthların istila çabaları, Hıristiyanlığın yükselişi ve yıkıcı Antoninus Vebası’nın ortaya çıkışı... Tüm bu hengâme içerisinde Kendime Düşünceler gibi zamansız bir eseri yazabilecek ruh halini nasıl koruyabildi?  Marcus Aurelius’un etkileyici ve hayranlık uyandırıcı hayat öyküsü, içeride ve dışarıda çetin krizlerle boğuşan Roma İmparatorluğu’nun başında, yaşamını felsefi ideallerinin rehberliğinde sürdüren bir yenilikçinin kişiliğine, kendi içindeki çatışmalara ve edindiği tecrübelere ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96711</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e97389a-3478-4c9e-89dd-d32e54fa6edf.jpg</image:loc>
            <image:title>Blacksad 3.Cilt - Kızıl Ruh</image:title>
            <image:caption>Blacksad dünyada ilk kez yayımlandığı 2000 yılından beri pek çok dilde yayımlandı ve ülkemizde de ilgi gördü. YKY tarafından ciltli baskıları ilk kez 2011 yılında yayımlanan bu kült polisiye dizi karton kapaklı yeni baskılarıyla yeniden raflarda yerini alıyor. 
 
John Blacksad sonradan görme bir adamın özel koruması olmaktan sıkılmıştı. Neyse ki kader Blacksad’i eski tanıdıklarıyla bir araya getirdi ve sıkıcı günlük hayatı çok geçmeden hareketlendi. Bu tatsız soğuk savaş döneminde bazılarının gözünü kan bürümüştü ve ortalığı kötü kokular sarmaya başlamıştı. 
 
Juan Díaz Canales ve Juanjo Guarnido’nun yarattığı bu müthiş çizgi roman serisi 2013’te iki dalda Eisner Ödülü kazandı ve Angoulême En İyi İllüstrasyon Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödül aldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96712</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab9c967a-f874-4df4-9e74-b33e25b83fca.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabanın Çağrısı</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın en önemli eserlerinden biri kabul edilen ve ilk yayımlandığı 1903 yılında yazarına uluslararası çapta ün kazandıran Yabanın Çağrısı tazeliğini bugün de koruyan bir klasik, soluk soluğa okunan bir macera romanı. 
 
Babası bir St. Bernard, annesiyse bir İskoç çoban köpeği olan Buck’ın California’da, sahibinin geniş arazisindeki mutlu hayatı “Altına Hücum” adı verilen dönemin başlamasıyla son bulur. Alaska’nın zorlu doğa şartlarında altın peşine düşmüş adamların, kızaklarını çekecek köpeklere ihtiyaçları vardır. Sahibinden çalınıp kızak köpeği olmaya mecbur bırakılan Buck, medeniyetten uzak topraklarda hayatta kalmayı öğrenirken kendi vahşi doğasını da keşfedecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96713</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f013976-8f05-4d73-a42b-2a26e75825f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Aslan Yürekli Kedim</image:title>
            <image:caption>Emirgan Mahallesi’nin biricik kedisi Toti Noti bir gün birdenbire ortadan kayboluverir. Düğün telaşından dalgınlaşan sahipleri önce buna bir anlam veremezler. Eve gelen azman köpeğin bu işte bir rolü var mıdır? Yoksa başına bir iş mi gelmiştir? Yedi mahalleye haberler salınır, adına ödüller konur. Ama Toti yoktur. Acaba bulut olup gökyüzüne mi gizlenmiştir? Yahut da buharlaşıp hayalet bir kediye mi dönüşmüştür? Kim bilir, belki de bu işin sırrını Adile Teyze ve Münir Amca çözecektir. MA-KUT Arama Kurtarma Timi zaten bunun için vardır. Öyleyse ümitsiz olmamak gerekir… 
Ayda Çayır’ın nahif kaleminden sürprizlerle dolu, yepyeni bir kedi macerası sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96714</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7a2894a-cad5-46f4-b166-615cf16b731b.jpg</image:loc>
            <image:title>Erich Von Manstein</image:title>
            <image:caption>Tarihin en büyük komutanlarının yaşam öyküleri, muharebe tecrübeleri, uyguladıkları taktikler ve stratejiler… 
Dünya tarihinin en büyük komutanlarını tüm yönleriyle inceleyen OSPREY Büyük Komutanlar Serisi, Erich von Manstein ile devam ediyor… 
İkinci Dünya Savaşı’nın en başarılı Alman komutanlarından biri, manevra savaşının (Bewegungskrieg) modern zamanlardaki en önemli uygulayıcılarından olan Erich von Manstein’dı. Öyle ki, İngiliz askeri tarihçi Basil Liddell Hart, “Alman generaller arasında en kabiliyetlisi muhtemelen Feldmareşal Erich von Manstein’dı. Kendisinin, mekanize silahlara dair kavrayışı, tank sınıfından olmayan generallerden hiçbirinin sahip olmadığı seviyedeydi ve bunu harikulade bir stratejik zekâyla birleştiriyordu,” yazarak Manstein’a övgüler yağdırmıştı. 
Korgeneral Eduard von Lewinski ve Helene von Sperling’in onuncu çocuğu olarak dünyaya gelen Erich, teyzesi Hedwig ve kocası Albay Georg von Manstein’a evlatlık verildi. Soyu Prusyalı subaylarla dolu olan Manstein’ın kendisi de askeri eğitim gördü ve Birinci Dünya Savaşı’nda Polonya, Sırbistan ve Fransa’da karargâh subayı olarak görev yaptı. Bu savaşta zeki ve hünerli bir subay olarak rüştünü ispat etmesi, Versay Antlaşması gereğince küçültülen Alman ordusunda göreve devam edecek 4.000 subaydan biri olmasını sağladı. İki savaş arasındaki dönemde bir müddet Harekât Daire Başkanlığı ve Genelkurmay İkinci Başkanlığı gibi görevler yürüten Manstein, Alman ordusunun hem teşkilat yapısı hem de doktrin temelinde yeniden organize edilmesinde önemli bir rol oynadı. 
Manstein, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Polonya’da Güney Ordu Grubu Komutanı Gerd von Rundstedt’in kurmay başkanlığını yaptı. Polonya’nın hızla mağlup edilmesinin ardından Fransa’yı istila hazırlıklarının sürdüğü dönemde, 1914’teki Schlieffen Planı’nı bir nebze değiştirerek yeniden uygulamak isteyen Alman genelkurmayınınkine alternatif bir harekât planı hazırladı. Taarruzun ağırlık merkezinin Belçika yerine zırhlı birlik harekâtına uygun olmadığı düşünülen Ardenler Ormanı’na alınmasını öngören Orak Darbesi isimli bu tasarının Hitler tarafından kabul edilmesiyle, Manstein Fransa’nın altı haftada mağlup edilmesinin belki de en büyük mimarı oldu. Barbarossa Harekâtı’nda Leningrad’a ilerleyen kolordulardan birine komuta eden Manstein, akabinde Kırım’daki On Birinci Ordu’nun başına getirildi. Müşterek birlik taktikleri ve kuvvet çarpanlarından azami ölçüde istifade ettiği başarılı bir planlama ile Akyar’ı (Sivastopol) zapt etmesinin ardından mareşalliğe terfi etti. Stalingrad’daki Altıncı Ordu’yu kurtarmaya yönelik, başarısızlıkla sonuçlanan Kış Fırtınası Harekâtı’nda Don Ordu Grubu’na komuta etti ve “ters vuruş” olarak nam salan karşı taarruzuyla Üçüncü Harkov Muharebesi’nde Kızıl Ordu’ya büyük bir darbe indirerek kariyerinin belki de en büyük başarısını kazandı. Tarihin en büyük tank muharebesi olan Kursk’un güney mıntıkasındaki Alman kuvvetlerine komuta eden Manstein’ın Hitler’le süregelen anlaşmazlıkları, mareşalin 1944 başında görevden alınmasıyla sonuçlandı. Robert Forczyk’in harita, fotoğraf ve resimlerle desteklenen bu çalışması, Manstein’ın muharebelerini, taktiklerini, kararlarını ve kişiliğini titizlikle irdeleyip akıcı bir dille okuyucuya sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96715</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3e869780-eb6b-44c7-b953-6a60840d0fb4.jpg</image:loc>
            <image:title>İmparatorluğun Son Asrında Osmanlılar</image:title>
            <image:caption>Pek çok dil, mezhep ve kökene mensup toplulukları bünyesinde barındıran Osmanlı İmparatorluğu’nun idari, askeri ve toplumsal yapısı zamanın getirdiği ihtiyaçlara paralel değişiklikler gösterdi. 19. yüzyıl ise imparatorluk tarihindeki en derin değişim ve dönüşümlerin kaydedildiği, Osmanlı tarihini ikiye ayıran bir evre oldu. II. Mahmud’un hükümdarlık yıllarında merkezî otoritenin güçlendirilmesine yönelik uygulamalar ve reform çabaları, takip eden dönemde Tanzimat düzenlemeleri, yüzyıl boyunca süregiden kurumsal yenilikler Osmanlıların yaşantısını kökten etkilerken, geleneksel hayat tarzı değişmekteydi. Alaturka-alafranga kavramları, Osmanlı toplumsal yaşamının birçok alanında geleneksel ile yeniyi ayırt etmek üzere gündelik dile yerleşiyordu. 

Yaşanan yoğun gelişmeler dolayısıyla bu asır, toplumsal hayatın tekrar biçimlendiği, batıya öykünen zümrelerin doğduğu, kurumların şekil değiştirdiği, teknolojik devrimlerin yaşandığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu girift serüvende imparatorluğun, ihtiyaçlarına uygun kurum ve uygulamaları üretme, dönüşümleri gerçekleştirmedeki mahareti ise dikkate değerdir. 

Kitapta yer alan farklı konulardaki makaleler gerek önceki asırlara vurgu yaparak gerekse 19. yüzyılı betimleyerek, Osmanlılara dair genel bir manzara sunmakta, tecrübe edilen süreklilik ve değişimleri resmetmektedir. Eserde; ilmiye kurumlarındaki dönüşümlerden süreli yayınların toplum hayatına girişine, kadınların kamusal görünürlük kazanmasından dönemin meselelerini irdeleyen insanlara ve kaynaklara değin sizleri Osmanlı tarihinin farklı sahalarına götürecek yazıları bulacaksınız. 
Değişim çağında Osmanlılara odaklanan kitabın bölümleri sırasıyla “İmparatorluğun Son Asrında Osmanlı Uleması”, “Osmanlı Dünyasında Matbuat, Kadın ve Sağlık”, “Osmanlılardan Portreler ve Kaynak Eserler” başlıklarını taşımaktadır. 19. yüzyılın çalkantılı iklimine kapı aralayan kitap, Osmanlıların son asırdaki tecrübelerini keşfetmek isteyenler için önemli bir eser hüviyetindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96716</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73994186-f30d-4f21-8a27-4344f93ebbb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Dakikalar İçinde Felsefe</image:title>
            <image:caption>YAŞADIĞIMIZ DÜNYAYI
ANLAMLANDIRMA ÇABAMIZ 
Doğu felsefesinden Alman idealizmine, varoluşçuluktan estetiğe, Aristoteles’ten Marx’a, yirminci birinci yüzyılda felsefenin yerinden uygulamalı felsefe dallarına uzanan insanlığı anlama ve anlamlandırma yolculuğu… Görseller eşliğinde en çok bilinen 200 felsefi fikir üzerinden kapsayıcı bir okuma... 
Uygarlıklar yerleşip geliştikçe düşünürler evrenin ve toplumun işleyişi için geleneksel açıklamaları sorgulamaya başladılar. Eşyalar neden oldukları biçimdeler? Hayatlarımızı en iyi şekilde nasıl yaşamamız gerekir? Bildiklerimizden nasıl emin olabiliriz? Varlığımızın, bir anlamı varsa, o anlam nedir? 
Dakikalar İçinde serisinden Felsefe, okuru “Dünya neden yapılmıştır?” ile başlayıp bildiklerimizden ve varlığımızın doğasından nasıl emin olacağımıza; ahlak felsefesinden siyaset felsefesine; felsefenin bilim ve dindeki rolünden önemli düşünürlerin fikirlerine kadar geniş bir alanda bilgelik dolu bir serüvene davet ediyor. 
İster varoluşçuluk sizi şaşırtıyor ister özgür irade kavramı üzerinde kafa yoruyor olun; bu kitap felsefe meraklısı her okurun bu alanın temellerini çabucak kavramasına yardımcı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96717</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91cc0420-2d02-4025-b8b5-45aa2391ab3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahfuz</image:title>
            <image:caption>Ey Âdemoğlu! O elma zehirli, hâlâ anlamadın mı? 
 
Bunca kaos ortamı, yangınlar, hastalıklar, iflaslar, ölümler, depremler, seller, afetler ve açlık seni neye hazırlamak için? 
 
Bizlerden neyi saklıyorlar? Aklının kontrolünü kaybeden herkes “neye inanacağımızı şaşırdık” diyerek denize düştü ve yılana sarıldı. Oysa zehir şifaydı, plan ise yılan. 
 
Yalan da yılandı ve o da şeytana aitti. 
 
Bir şeyi anlamayıp inkâr ettiğinizde o şeyin esaretinden de kurtulamazsınız. O yüzden başımıza gelen her şeyin olanlara bir bahane olabileceğini önce bir anla ve başla. 
 
Oku! 
 
Susma, durma, hakkını ara, inan, niyet et, dua et, çalış, irade göster, harekete geç, anla ve uyan! 
 
***

Artık ismimi değiştirmek için çok geç. Geri dönmek için de öyle. 
Nerede ne ne yapıyorum, neciyim… 
Hiçbir şey için geriye dönüş yok. Senin için de öyle! Bizi yok etmek için her şeyi yapacaklar. Madem bu dünya ve bu vatan bizim, o zaman onlara nasıl savaşılacağını gösterelim! 
 
*** 
 
Gül, dalga geç, alaya al, inanma ama silkelen! 
 
Sen uyursan savunmasız insanlar mahsun olur, aileler yıkılır, tabiat bozulur, ölümler artar, hastalıklar boyut değiştirir. Yangınlar çoğalır, iklimler bozulur, deprem ve tsunamiler her şeyi alır götürür. İnsanlık susuz kalır, aç kalır, köle olur ve şeytanın elinde yok olur gider! 
 
Sen uyursan, her şey mahfuz kalır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96718</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26f98f30-8ee8-4e85-8312-44f0a9840bdb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilsem 4. Sınıf Soru Bankası</image:title>
            <image:caption>Sevgili Öğretmenler, Sayın Veliler ! 
Her çocuğun farklı özellikte ve algı düzeyinin her çocukta farklı olduğunu biliyoruz. 
. 
Bu nedenle hazırladığımız bu kitap, bu amaca hizmet etmeyi amaçlamaktadır. 
Hazırladığımız bu kitapla öğrencilerimizin görsel ve zihinsel zekaları harekete geçirilmek istenmektedir. 
 
Bilim ve Sanat Merkezi sınav kapsamına uygun bu kitapla algı ve dikkat ile 
beraber bilgi değerlenilmektedir. Her test belli sayıda sorudan oluşmakta ve 
belli süre verilmektedir. Bu sebeple öğrencimizi sınava bire bir hazırlamayı 
amaçladık. 
 
Her test biriminde cevaplar cevap anahtarlarından kontrol edilebilir. 
Başarı ‘‘başaracağım’’ diyenlerindir. Bu unutulmamalıdır. 
Şimdiden tüm öğrencilerimize, siz velilerimize, öğretmenlerimize sağlık ve 
başarı dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96719</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b2c1f31-8a9e-4ea7-8582-f1f1aa6d61d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilsem 2. Sınıf Soru Bankası</image:title>
            <image:caption>Sevgili Öğretmenler, Sayın Veliler ! 
Her çocuğun farklı özellikte ve algı düzeyinin her çocukta farklı olduğunu biliyoruz. 
 
Bu nedenle hazırladığımız bu kitap, bu amaca hizmet etmeyi amaçlamaktadır. 
Hazırladığımız bu kitapla öğrencilerimizin görsel ve zihinsel zekaları harekete geçirilmek istenmektedir. 
 
Bilim ve Sanat Merkezi sınav kapsamına uygun bu kitapla algı ve dikkat ile 
beraber bilgi değerlenilmektedir. Her test belli sayıda sorudan oluşmakta ve 
belli süre verilmektedir. Bu sebeple öğrencimizi sınava bire bir hazırlamayı 
amaçladık. 
 
Her test biriminde cevaplar cevap anahtarlarından kontrol edilebilir. 
Başarı ‘‘başaracağım’’ diyenlerindir. Bu unutulmamalıdır. 
Şimdiden tüm öğrencilerimize, siz velilerimize, öğretmenlerimize sağlık ve 
başarı dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96720</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68bd3722-83da-4d24-8384-dcbea42bd006.jpg</image:loc>
            <image:title>Deliliğin Büyüsü</image:title>
            <image:caption>Bugün benim gibi sevdalı var mı
Bugün benim gibi deli
Yerlere serilmiş YÜREĞİ KAN İÇİNDE.
Ben değilsem kim şu adam
BİR ZAMANLAR VARDIM, ben bendim.
BUGÜN VAR OLAN neyin nesi
Hayyam
Hepimizin inançları, hayalleri ve tutkuları var. Onlarsız hayata bağlanamazdık. Bu inançlardan belki de en güçlüsü yeniden hayata gelmektir. Tekrar tekrar doğmak, hayata burada veya başka bir yerde devam etmek, daima yarım kalan bir macerayı sürdürmek... Aşk ve Müzik Sonsuza Dek’in kahramanı Sunguralp de böyle tutkulu, yeniden doğduğu inancıyla dolu bir roman karakteri. Sunguralp inançlarımızı aşk olmadan sürdüremeyeceğimizi, tutkularımızın peşinde koşmadan inanç sahibi olamayacağımızı öğretiyor bize. İnanç ise kaynağını aşktan alır. Aşk gerçeklikle ilişkimizi, dünyayı algılayışımızı değiştirir; müzik gibi, sanat gibi. Aşk bize sıradan biri olmadığımız hissini yaşatır, özgürleştirir, bizi sınırlayan bağları bir süreliğine de olsa çözer. Dışarıdan bakabilseydik kendimize bu deli de kim diye sorardık herhalde.
Ergun Kocabıyık</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96721</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34b6971b-800a-42b5-884a-645e48433337.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın En Meşhur Yazarları</image:title>
            <image:caption>Dante’nin sosyal medya hesabı olsaydı ne olurdu? Sadece onun da değil, Boccaccio’nun,
Christie’nin, Kafka’nın ya da Ginsberg’in de olsaydı. Mizaç sorunlarını meslektaşlarının
tavsiyelerini dört gözle bekleyerek herkese açık bir şekilde söyleselerdi birbirlerine. Ama
aynı zamanda kendi zayıf yönlerini de ifşa etseler ve edepsizce konuşup birbirlerini
kışkırtsalardı. Dünyanın En Meşhur Yazarları, yaşam ve ölüm sınırlarının ve zamanın
ötesinde süren edebi diyaloğa ilişkin bir hayali gerçekleştiriyor.

Arkadiusz Jakubik: Broda’nın yeni yüzü. Muzipçe resmedebildiğini biliyordum. Ama uzun
zamandır böyle aşırı komik bir metin okumamıştım. Bir çeşitleme mi bu? Bu bir ifşa.
Anita Wincencjusz-Patyna: Tomasz Broda’nın sanatsal yönden muhteşem ve edebi yönden
esprili idraki, yazarların öz geçmişlerini üstünkörü bilen aydınlardan tutun da her yeniliği
yalayıp yutan kitap kurtlarına ve tercihen sosyal medyadaki iletilerin kendileri için zorunlu
bir yönelim olduğu, kitap okumaktan bunalmış öğrencilere kadar herkes için bir şölen.


Agnieszka Wolny-Hamkało: Aşırılıklar da, Lucifer ile crossfit de, operadaki balo da, flow
da, caz da var. Ah, DJ Broda alelade bir çekmeceye kilitleyemez ki bunları. Broda basit
türlere yönelmiyor, bitkin tarzlarla uğraşmıyor. Bunun için de yüzüne polonyumla
zehirlenmiş araştırmacının tebessümünü takınmış bizim için. Bu bir anarşi mi, bilgelik mi?
Edebi bir illüstrasyon mu bu yoksa yazar ifşaları arşivinden devşirilmiş metnin illüstrasyona
nezareti mi? Tarihsel bir kayıt mı yoksa Faust’a atılmış postmodernist bir kahkaha mı?
Bunların her biri olması korkutucu. Böyle oyunlar daima hürmete layıktır.

Janusz Rudnicki: Zamanda hicivsel ve fütursuz bir yolculuk gibi bir şey bu. Balonla
yapılan bir yolculuk ama çuvallarda kum yerine kitabın yazarının kendileri için havai
konuşma balonları çizdiği o yazarların külleri var.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96722</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f24538d5-6404-4543-a59d-ae739252d474.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilsem 3. Sınıf Soru Bankası</image:title>
            <image:caption>Sevgili Öğretmenler, Sayın Veliler ! 
Her çocuğun farklı özellikte ve algı düzeyinin her çocukta farklı olduğunu biliyoruz. 
 
Bu nedenle hazırladığımız bu kitap, bu amaca hizmet etmeyi amaçlamaktadır. 
Hazırladığımız bu kitapla öğrencilerimizin görsel ve zihinsel zekaları harekete geçirilmek istenmektedir. 
 
Bilim ve Sanat Merkezi sınav kapsamına uygun bu kitapla algı ve dikkat ile 
beraber bilgi değerlenilmektedir. Her test belli sayıda sorudan oluşmakta ve 
belli süre verilmektedir. Bu sebeple öğrencimizi sınava bire bir hazırlamayı 
amaçladık. 
 
Her test biriminde cevaplar cevap anahtarlarından kontrol edilebilir. 
Başarı ‘‘başaracağım’’ diyenlerindir. Bu unutulmamalıdır. 
Şimdiden tüm öğrencilerimize, siz velilerimize, öğretmenlerimize sağlık ve 
başarı dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96723</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19b25dcc-5ad7-41bd-8af4-b0786d71a624.jpg</image:loc>
            <image:title>Şamlı Alim İbn Belban&apos;ın Pratik Tecvid Notları</image:title>
            <image:caption>Şamlı Alim İbn Belban’ın Pratik Tecvid Notları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96724</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35a85a55-09d7-4079-865c-adc642d3d18a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kutsal Orman&apos;ın Renkleri</image:title>
            <image:caption>“Penceresinin etrafını saran beyaz yaprakların arasından, alacalı Kutsal Orman ağaçlarından oluşan Anthyr kentini, belki de ilk kez tüm dikkatini vererek inceledi. Anthyr kentinin dokusu; yedi uçlu, dalgalı kenarlı yeşil yaprakları ve açıklı koyulu kahverengi tonlarda, rengârenk damarlı kabuklarıyla ünlü Tela ağaçlarından oluşuyordu. Geniş, çentikli yaprakların birbirine nazikçe dokunuşlarının fısıltısı kuş cıvıltılarının neşeli şarkılarına ritim tutuyor, toprağın taze kokusu çiçeklerin burun kaşındıran keskin kokularına karışıyordu. Laeriel gülümsedi. Anthyr’den her zaman olduğu gibi huzur yayılıyordu.” 
 
Kuara Dünyası’nda, Kutsal Orman’ın derinliklerinde Laeriel ve elf arkadaşlarının Üstat Okul’da başlayan macerasında yaşanacakları duyduğunuzda “sivrintilerinize” inanamayacaksınız. Kovucular, Toplayıcılar,  elfler, Kutsal Orman, Tela ağaçları… Bu büyülü dünyada Laeriel’in serüvenine siz de ortak olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96725</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/726f8e47-a492-48f9-a67e-8f2faea36f1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Müfettiş Numeroni</image:title>
            <image:caption>1 hırsızlık olayı, 6 şüpheli ve tek suçlu! 
İlkokul öğrencilerinin sayısal zekâ becerilerini geliştirmek için hazırlanmış etkinlikli ve çıkartmalı dedektiflik çizgi romanı. 
Müfettiş Numeroni ile yardımcıları Kenar Mahalle Fareleri, Roma’nın merkezinde kurulan bir film setine gidiyor ve ortadan kaybolan kameraların peşine düşüyorlar. Onlarla birlikte ipuçlarını ortaya çıkarmaya ve suçluyu bulmaya hazır mısın? 
Müfettiş Numeroni’ye yardım etmek için önce merak uyandıran mantık oyunlarını çözmemiz gerek. Bunu yaparken aşağıdaki bilgi ve becerileri kullanacağız: 
• 1’den 20’ye kadar sayılar
• Zihinden toplama ve çıkarma
• Geometri: görseluzamsal beceriler, şekiller, çeviryerleştir
• Veri toplama, örüntü bulma ve olasılık
• Ölçüler: ağırlık 
Bulmacalardan ve oyun temelli öğrenmeden ilham alan Müfettiş Numeroni serisi, merak uyandırıcı bir hikâye aracılığıyla, ilkokul 2. ve 3. sınıf öğrencilerinin matematik öğrenimine yardımcı olacak zihinsel süreçleri harekete geçirmeyi; ıraksak ve yaratıcı düşünme biçimini geliştirmeyi amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96726</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fe920a6-b9f3-4c94-b7e1-040b73113bf1.jpg</image:loc>
            <image:title>Meraklı Çocuklar İçin 100 Akıl Ve Mantık Oyunu</image:title>
            <image:caption>MERAKLI ÇOCUKLAR İÇİN 
100 AKIL VE MANTIK OYUNU 
Düşünme becerilerinizi oyunlarla geliştirebilirsiniz. 
Meraklı Çocuklar İçin 100 Akıl ve Mantık Oyunu kitabında; Resfebe, Kayıp Harfler, 
Sayı Avcısı, Kelime Piramidi gibi birçok oyun var. 
Tüm Üstün Zekâlı Çocuklar ve Aileleri Dayanışma Derneği (TÜZAD) Başkanı Hasan Topdemir tarafından hazırlanan bu kitaptaki oyunlarla çözüm üretme, çok yönlü ve sistemli düşünme, mantık yürütme yeteneklerinizi ve farkındalığınızı geliştirecek, eğlenerek öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96727</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b0f551e-d08c-4566-8b5d-ebd5d7acc577.jpg</image:loc>
            <image:title>Merakli Çocuklar İçin 100 Matematik Oyunu</image:title>
            <image:caption>MERAKLI ÇOCUKLAR İÇİN 
100 MATEMATİK OYUNU 
Bu oyunlarla matematiği çok seveceksiniz. 
 
Meraklı Çocuklar İçin 100 Matematik Oyunu kitabında; Resimli Denklem, İşlem Karesi, 
Sayı Kartları, Toplama Bağları, Çarpan Kareler, Patlayan Balonlar, 
Sayıların Yolculuğu gibi birçok oyun var. 
Tüm Üstün Zekâlı Çocuklar ve Aileleri Dayanışma Derneği (TÜZAD) Başkanı Hasan Topdemir tarafından hazırlanan bu kitaptaki oyunlar, eğlendirerek öğretiyor, matematik kavramlarını görselleştiriyor ve bilgileri kalıcı hâle getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96728</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81c5d249-37ea-4d2b-92b9-1df10494dfb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Merakli Çocuklar İçin 100 Zeka Oyunu</image:title>
            <image:caption>MERAKLI ÇOCUKLAR İÇİN 
100 ZEKÂ OYUNU 
Zekâ oyunlarının eğlenceli dünyasına hoş geldiniz! 
Meraklı Çocuklar İçin 100 Zekâ Oyunu kitabında; Sihirli Piramit, Harf Sudoku, A B C Bağlama, Kelime Yerleştirme, Takuzu, Anagram, Sayı Kartları, Kakuro, Amiral Battı gibi birçok oyun var. 
Tüm Üstün Zekâlı Çocuklar ve Aileleri Dayanışma Derneği (TÜZAD) Başkanı Hasan Topdemir tarafından hazırlanan bu kitaptaki oyunlarla problem çözme; hızlı düşünme; şekilsel, sözel ve sayısal algılama yeteneklerinizi geliştirecek, eğlenerek öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96729</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e2d6948-027a-4bae-9cc7-5695253a8f87.jpg</image:loc>
            <image:title>Scott Pilgrim 1: Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı</image:title>
            <image:caption>“Scott Pilgrim görünenden çok daha fazlasını vadeden bir seri. Bilgisayar oyunları ve çizgi romanların sadece kültürel mihenk taşlarına değil, ayrıca egemen görsel dile karşılık geldiği jenerasyon için, büyümenin ne ifade ettiğine dair iddialı bir düşünce ürünü.” –The Globe and Mail   Scott Pilgrim bir liseliyle çıkıyor fakat gelin görün ki Ramona Flowers, Scott’ın beyninden paten kayarak geçmeye başlayınca tüm hayatı değişiyor. Scott, Ramona’nın peşine düştüğü sırada başkaları da Scott’ı gözüne kestiriyor: Ramona’nın yedi kötü eski sevgilisi. Eğer ki Scott bu ilişkiyi yürütmek istiyorsa her birini alt etmek zorunda. Ama bu üstün gayretin bile yeterli olacağının garantisi yok!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96730</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d11913d6-cb49-4d7d-b697-f40590b6ae89.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Oğlanın Yaşamı</image:title>
            <image:caption>Bram Stoker ve Dünya Fantazi En İyi Roman Ödülü
“Stephen King ve Bradbury’nin çocukluğa yaktıkları ağıtların güçlü bir yankısı.” –Kirkus Reviews
1980’li yıllarda Amerikan korku edebiyatına damga vuran Robert McCammon’ın ustalık eseri olarak kabul edilen 1991 tarihli romanı Bir Oğlanın Yaşamı, bir süreliğine kitap yayımlamayı bırakan ve edebiyata dönüşünün ardından farklı türlere yönelen yazarın korku edebiyatı kariyerinin zirvesini temsil ediyor.
Yıl 1964. Soğuk bir bahar sabahında Cory Mackenson, süt dağıtan babasına eşlik ederken o günün hayatını değiştirecek gün olduğundan habersizdir. Önlerine aniden çıkan bir araba dipsiz göle daldığında sürücüyü kurtarmak isteyen Cory’nin babası umutsuzca uğraşır fakat ne çare... Babasının gördüğü manzara uzun süre ona işkence edecektir: Direksiyona kelepçelenmiş, vahşice dövülmüş, boynuna dolanmış bir telle boğulmuş bir adam. O andan itibaren Cory ile babası gerçeğin peşine düşerken katil de onların peşine düşecektir.
Karanlıktan geliriz ve karanlığa dönmek zorundayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96731</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b917c87d-e520-4e28-a827-e87a981b21db.jpg</image:loc>
            <image:title>Çatlak İsyanı</image:title>
            <image:caption>Çatlak İsyanı 
Amy. S. Foster 
 
KUSURSUZ,  YENİ BİR DÜNYA İNŞASI 
 
On yedi yaşındaki kızlar normalde ne yapar? Okula gider, arkadaş gruplarında eğlenceli vakit geçirir, sevdiği dizileri takip eder… Ama Ryn Whitaker için hiçbir şey bu kadar sıradan değildir…  
 
Ryn bir korumadır. Bir asker. Bir yalancı… Yalancı çünkü ailesinden habersiz gizli bir amaç için özel olarak seçilip olağanüstü yetenekler kazandırılan gizemli yapının önemli bir parçasıdır… Evrenler arası zaman ve mekân kırılmalarının yaşandığı çatlaklarda görev alan Ryn’ın kutsal görevi ise alternatif dünyalara açılan bu geçitlerden yanlış evrenlere geçişi engellemektir. 
 
Bununla beraber bir gün karşısına çatlakta Ezra’nın çıkmasıyla her şey değişir ve Ryn kendini büyük bir aşkın çıkmazında bulur. Bu görevden kaçmanın ve esaretten kurtulmanın bir yolunu bulmaları gerekmektedir artık. Sistemi yıkmak, çatlaktan sızıp kendi özgürlüklerine koşmak isterler ama aşkın gücünden başka tutunacak hiçbir şeyleri yoktur…  
 
“Heyecanı yüksek, hayli duygusal bir ilk kitap. Foster’ın üçlemesinin ilk kitabı, Pierce Brown’un Kızıl Yükseliş veya Veronica Roth’un Uyumsuz serilerini sevenler için yepyeni bir üçleme.” 
Library Journal 
 
“Çatlak İsyanı kesinlikle bağımlılık yapıyor, çok sevdim. Kelimeleri sizi kitaba perçinliyor ve sayfaları çevirirken nelerle karşılaşacağınız sizi inanılmaz heyecanlandırıyor. İyi karakterlere de  
kötülere de âşık oldum.Tamamen gerçekler. Şiddetle tavsiye ediyorum ve devam kitabını sabırsızlıkla bekleyeceğim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96732</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9df51c52-c7c7-474f-9925-57276ce38288.jpg</image:loc>
            <image:title>Aramızdaki Fikret</image:title>
            <image:caption>“Yaşamalısın!” haykırışıyla açılan ve “Yaşamak o denli güzel ki!” avuntusuyla kapanan bir kitap Aramızdaki Fikret. Yazarın tabiriyle: her şeye rağmen. Bir kayıplar silsilesinin halkaları olan bu on öyküdeki her unsur zıddıyla birlikte var oluyor. Niyetin iyisi kötüsüyle birlikte, insanın güzeli çirkiniyle. Ama en çok yaşam ölümle birlikte. Siyah bir şemsiyeden adı olan bir sopaya, nesnelere yüklenen anlamlarla var oluyor Yurtçu’nun öyküleri.
Kendinizi kandırın, diyor yazar; değişen kaldırım taşlarına, kapanan dükkânlara, yeni komşulara, ölüm kalımlara alışmak zorunda değilsiniz; bırakın, sizin aynanız da kırık kalsın; muhakkak eksilir insan.
Aramızdaki Fikret,  Kadıköy sokaklarına bir kapı aralıyor. Orada, “varlığını kendine kanıtlamak için” okurlarını bekliyor.
“Yarıkkaya rüzgârını arkama alıp denize açılıyorum, güneş düşüyor yüzüme, içim ısınıyor. Ayaklarımı suyun içine daldırıyorum bir ahtapot bütün kollarıyla çekiyor beni dibe, boğuluyorum. Rüyalarımdan hep kâbusla uyanıyorum. Bir defterim var, unutmamak için her gün bir şeyler yazıyorum. Vakit gelir de bir gün yaşlılığa yenik düşersem yarısı silinmiş hafızam beni yarı yolda bırakmasın diye yazıyorum. Öldükten sonra hatırlanmak için değil, varlığımı kendime kanıtlamak için yazıyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96733</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7d0d2f5-be66-4bc3-8b0c-44bd2d6dbdc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Vatansız</image:title>
            <image:caption>Vatansız, İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde geçen buruk bir aşk ve ölüm hikâyesi... Hitler’i ve Avrupa’yı unutmak için karısı Lotte’yle birlikte Brezilya’ya kaçan Stefan Zweig, bu “geleceğin ülkesi”nde yeni bir hayata başlayabilecek midir gerçekten; yoksa “dünün dünyası”ndan hatıralar, birer birer hayata veda sebebine mi dönüşecektir?
Hacı Orman, geniş çaplı bir okuma ve ayrıntılı bir arşiv çalışmasına yaslanarak kaleme aldığı Vatansız’da, odağına Stefan ile Lotte arasında adım adım gelişen duygusal gerilimleri yerleştiriyor. Bunu yaparken de Stefan Zweig’ı farklı bir ışık altında göstermekle kalmıyor, bugüne kadarki Zweig anlatılarında hep ikinci planda bırakılan Lotte’yi bir karakter olarak yeniden yaratıyor.
“‘Çok gaddarsın Stefan! O kadar gaddarsın ki’, dedi Lotte, çakılıp kaldığı yerden milim kıpırdamadan, ‘bazen o bıyığını kırpıp…’ Parmaklarını üst dudağına götürerek Hitler bıyığı işareti yaptı, ‘şu kadar küçültesim geliyor!’ Stefan’ın bağırmasını, şiddetli bir tartışmaya tutuşmasını bekledi. Fakat hiçbir şey olmuyordu. Odada sadece tavanda ağır ağır dönen vantilatörün sesi işitiliyordu. Lotte, kocasıyla arasındaki romantik perdenin tamamen yırtıldığını ancak o zaman anladı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96734</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/faae8dcb-31be-44b2-8d62-9ee1ff97a6be.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınır</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar boyunca Anka Kuşu’nun oğulları olduğuna inanılan ölümsüz ruhlar Anka ve Enka Crictus tahtı için savaşmıştır.  Savaş sona yaklaşırken... Anka Carmen, Dünya’da kapana kısıldıktan sonra geri dönmenin ve Enka Jaryan tarafından zorla ele geçirilen Crictus tahtını geri almanın yollarını arar. Cesur ama delice bir planı vardır: Enka’yı yenmek için sınırı geçmek, iki dünyanın ötesi Se Uirvan’da Anka Kuşu’yla buluşmak... Carmen bu sefer geri adım atmamaya ve Enka’yı sonsuza kadar deliğine tıkmaya kararlıdır. Fakat rakibini yenmek için sınırı geçmeyi göze alan sadece Carmen değildir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96735</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5592f973-35d2-43ed-ac7e-ecc718f5ceb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Mükemmel Yabancı</image:title>
            <image:caption>Mükemmel Yabancı 
Megan Miranda 
 
 
BU KASABADAKİ HERKESİN GİZLEYECEK BİR ŞEYİ VAR 
 
En yakın arkadaşın, en korkunç kâbusuna dönüşürse… 
 
Leah Stevens bir zamanlar çok meşhur bir muhabirken, gazetedeki işini ve mesleki itibarını sonsuza dek kaybettikten sonra çaresizce hayata yeniden başlamak zorunda kalır. Beklemediği 
bir anda eski ev arkadaşı Emmy Grey’le bir araya geldiğindeyse aradığı kurtuluş fırsatını bulduğunu düşünür. 
 
Leah ve Emmy temiz bir sayfa açma umuduyla küçük bir kasabaya yerleşirler. Ancak bir hafta içinde, tıpkı Leah’ya benzeyen bir kadın yakınlarda bir yerde ölüme terk edilmiş halde bulunur ve Emmy de bu esnada sırra kadem basar. Leah paylaştıkları evde cevaplar ararken Emmy Grey hakkında ne kadar az şey bildiğini fark eder; bununla beraber yerel polis, Emmy’nin izini bulmaya çalışırken Leah’nın güvenilirliğini ve işlenen suçtaki muhtemel rolünü sorgulamaya başlar. Leah adını temize çıkarmak için tek bir yol olduğunu bilmektedir: Emmy Grey’i bulmak. Peki ya Emmy Grey adında biri hiçbir zaman var olmamışsa?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96736</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9bec6a1f-e389-4bf0-9f4e-67f45bc701b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Fable (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Hırsızlarla Dolu Bir Ada
Gizemli Bir Mürettebat
Yazgısı Tenine Kazınmış Bir Kız
Dar Boğaz’daki en güçlü tüccarın kızı olan Fable’ın bildiği tek yuva denizdi. Ta ki amansız bir fırtına her şeyini ondan alana kadar. Hırsızlarla dolu bir adaya terk edildiği ve hayatta kalmak için her şeyi yaptığı dört yıl boyunca, onu adada kaderiyle baş başa bırakan babasının kuralları ve annesinden aldığı eşsiz yeteneğinden başka güvenebileceği bir şey yoktu.
Denizin derinliklerine dalıp çıkardığı her mücevher onu hayatının en önemli yolculuğuna hazırlıyordu. Yıllardır tanıdığını sandığı West’in gemisine atlayıp hakkı olana ulaşmaya çalışırken, kendini sırlarla örülmüş ticaret ağının tam ortasında bulacaktı.
Güvenmek, denizin kendisinden bile tehlikeliydi ancak bu yolculuktan hep beraber canlı çıkacaklarsa, mürettebatın fırtınalardan daha fazlasını atlatması gerekecekti.
“Fable vahşi bir dünyada direnciyle parlıyor ama kırılganlığını göstermekten de hiç çekinmiyor. Hayatta kalmak için gerekeni yapmaktan hiç korkmayan biri o. Bu hikâye yakama yapıştı ve bırakmayı reddetti!” —Shelby Mahurin, Yılan ve Güvercin’in New York Times çoksatan yazarı

“Merak uyandırıcı, sürükleyici ve kesinlikle ustalıkla yazılmış. Fable sizi güzellik vaadiyle cezbedecek ve Young’ın alameti farikası olan cesaretle avucunun içine alacak.” —Adalyn Grace
“Deniz ve derinliklerinde saklı olan şeylerin vaadi, bu kitabı akılalmaz bir hızla okumamı sağladı. Fable’ı sadece okumuyorsunuz, kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz.” —Shea Ernshaw
“Karanlık bir denizcilik hikâyesi… Sürükleyici ve tüm duyulara hitap ediyor. Güçlü kadın karakterlere doyamayan okurlar için birebir.” —Kirkus
“Adrienne Young, her köşe başında bir tehlikenin beklediği bir dünya kurmuş.” —Publishers Weekly
“Kayıp hazineler, aşk ve hayatta kalmak üzerine heyecan verici bir hikâye.” —School Library Journal
“Yazar olarak Adrienne Young’ın gücü, hem güçlü kadın karakterleri hem de capcanlı ve ayrıntılı dünyaları aynı beceriyle yazabilmesinde saklı.” —Culturess</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96737</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b84a98b0-1476-43e3-acbc-2c636f7a24e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaşif</image:title>
            <image:caption>2017 COSTA KİTAP ÖDÜLÜ 

CILIP Carnegie Madalyası finalisti 
 
İnsan yapımı bir sihirli dilek gibi gökyüzüne yükseldi uçak.
Ama orada uzun süre kalmayacak. 
Fred küçücük uçağın penceresinden, altından gelip geçen gizemli Amazon ormanlarını izliyordu. En büyük hayali kâşif olup tarihe geçmek olan bir çocuk için âdeta hayallerinin üstünde uçmak gibi bir şeydi bu. Birazdan olacakları nereden bilebilirdi? O ve diğer üç çocuk ağaçların arasına çakılan uçaktan sağ çıkmayı başardı ama orman fazlasıyla büyük ve vahşi. Kurtarılma umudu yok, eve dönebilmek artık neredeyse imkânsız. Ama sanki birileri onlardan evvel bu yollardan geçmiş gibi... Sanki birileri daha önce buradaymış... 
 
&quot;Rundell, artık tartışmasız bir şekilde birinci sınıf.&quot; Philip Pullman

&quot;Rundell, yağmur ormanlarını öyle güzel betimliyor ki Maya heykellerinin bile başını döndürebilir. Uyku saatinizi erteleyin: Ne olacağını çokça merak ettiren bölümleri güneşin doğmasını beklemeyecek. Ne güzel bir keşif.&quot; Times

&quot;Rundell genç okurları, nehir yunuslarıyla birlikte yüzebilecekleri, tarantula yiyecekleri ve terk edilmiş bir şehir keşfedecekleri büyüleyici bir dünyaya taşıyor.&quot; Observer, Haftanın Çocuk-Gençlik Kitabı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96738</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94f7570b-81c6-49ae-9553-01507c6aa16e.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Kodlama Kolay</image:title>
            <image:caption>Dünya değişiyor. Çocuklar da, masallar da... Birçok masala baktığımızda aslında temelde yanlış bir şeylerin olduğunu fark ederiz. Karganın ağzındaki peyniri onu kandırarak elde eden tilki gibi. Ama sonuçta masal diyerek gülüp geçeriz. Belki de öyle yapmamalıyız! 

Bu kitaplarda, masalları olması gerektiği gibi yeniden düzenledik. Yukarıdaki karga örneğindeki olumsuzlukları, erdemlerle değiştirdik. Karınca, artık kapısını çalan ağustos böceğini kapıdan çevirmiyor. Onu içeri davet edip hatasını anlatıyor, kavramasını sağlıyor.

Birçok temel davranış biçimi, çocukken yeşerir, gelişir ve karakter haline gelir. Eğer çocuklarımıza henüz gelişme çağındayken doğru, olması gereken bilgileri kodlarsak, yetişkin olduklarında dürüst, erdem ve değerlerden haberi olan, onları umursayan bireyler olmalarına katkımız olur. Bu kitabın başlıca amacı çocuklarımıza basit kodlama eğitimi ile analitik düşünceyi anlatmak, bunun yanı sıra kodlamaları işlerken birtakım değerleri de öğretmek.

Eğlenceli ve birbirinden değişik masalları kendi kültürümüzle yoğurduk, olması gereken hâle getirdik. Böylece aklımızda, acaba tilkinin kargayı kandırması çocuğumun öğrenmesi gereken bir şey mi, diye bir soru işareti kalmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96739</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cd56e04-ac59-4717-9659-e5d685b2b3b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Dokuzuncu Gideon / Kilitli Kabir 1</image:title>
            <image:caption>Locus En İyi İlk Roman Ödülü Kazananı
Nebula En İyi Roman Adayı , Hugo En İyi Roman Adayı, Dünya Fantazi En İyi Roman Adayı
İmparator’un ölümbüyücülerine ihtiyacı var. Dokuzuncu Hane’nin ölümbüyücüsü Harrowhark Nonagesimus’un da bir kavalyeye…
Düşmanlık dolu ve kemik erimesinden mustarip rahibelerin, antika hizmetlilerin ve sayısız iskeletin yetiştirdiği Gideon’ın ise bir kılıcı ve açık saçık dergileri dışında hiçbir şeyi yok. Dokuzuncu Hane’deki saçmalıklara ayıracak zamanı da... 
Kölelikten hâllice hayatını geride bırakmaya hazır artık.
Ancak cüretkâr kaçış planını uygulamaya koyduğunda çocukluk düşmanı tarafından enselenen Gideon, haneye son bir hizmet karşılığında özgürlüğüne kavuşabileceğini öğrenir. Anlaşılan Dokuzuncu Hane’nin Muhterem Kızı ve olağanüstü kemik cadısı Harrowhark Nonagesimus, İmparator’un her sadık hanesindeki vârisleri davet ettiği ölümcül bir zekâ ve beceri sınavına katılacaktır ve kavalyesi olarak da Gideon’ı yanına almak zorundadır. Bu sınavda başarısız olduğu takdirde ise Dokuzuncu Hane ölecek ve tarihin tozlu sayfalarında kaybolacaktır.
Gerçi bazı şeylerin ölü bırakılması iyidir.
“Okuduğum hiçbir şeye benzemiyor. Muir’in üslubu kırık bir diş kadar keskin ve bir o kadar da rahatsız edici.” –V.E. Schwab
“En son ne zaman bir kitabın beni bu kadar şaşırttığını hatırlamıyorum. Hayret uyandıran, türe meydan okuyan, komik-şiddetli-trajik-korkutucu-heyecan verici bir roman harikası.” –Kiersten White</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96740</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/21b14ead-dcbb-44bc-9396-12ecf9c7769f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilgenin Güncesi: Naval Ravikant</image:title>
            <image:caption>Ne zengin olmak sadece şansa bağlıdır ne de mutluluk sadece doğuştan sahip olduğumuz bir özelliktir. Bu arzular ulaşılmaz görünebilir ama servet edinmek de mutlu olmak da öğrenebileceğimiz becerilerdir.
Peki nedir bu beceriler ve bunları nasıl öğreniriz? Çabalarımıza yön veren ilkeler nelerdir? İlerleme gerçekte neye benzer?
Naval Ravikant, servet edinme ve uzun vadeli mutluluk yaratma ilkeleriyle dünyayı büyülemiş bir girişimci, filozof ve yatırımcı. Bilgenin Güncesi: Naval Ravikant, Naval’ın son on yıldaki bilgeliğinin ve deneyiminin bir araya getirilmesinden oluşan, en aydınlatıcı röportajlarının ve en etkili düşüncelerinin bir derlemesi. Alışılagelmiş kişisel gelişim kitaplarından ziyade, Naval’ın kendi sözleriyle, daha mutlu, daha zengin bir hayata doğru kendi benzersiz yolunuzda nasıl yürüyeceğinizi anlatan bir rehber.
“Ben Naval’ı Melek Filozof olarak adlandırıyorum ve Bilgenin Güncesi bunun nedenini gösteriyor. Akıldan çıkmayan bir bilgelik ve derin kavrayışlarla dolu, zihinsel dişlileriniz fazla mesai yapacak.”
–Shane Parrish, Farnam Street’in kurucusu
“Naval inanılmaz bir bilgelik kaynağı. Bu kitap ise Naval’ın dehasının bir araya toplandığı tek yer. Şimdiden iki kez okudum ve yılda en az iki kez yeniden okumayı planlıyorum. Bir kitap için daha büyük bir övgü düşünemiyorum.”
–Tucker Max, New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96742</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a3617cc-87ad-43a9-bff3-73602594176c.jpg</image:loc>
            <image:title>Fable</image:title>
            <image:caption>Hırsızlarla Dolu Bir Ada
Gizemli Bir Mürettebat
Yazgısı Tenine Kazınmış Bir Kız
Dar Boğaz’daki en güçlü tüccarın kızı olan Fable’ın bildiği tek yuva denizdi. Ta ki amansız bir fırtına her şeyini ondan alana kadar. Hırsızlarla dolu bir adaya terk edildiği ve hayatta kalmak için her şeyi yaptığı dört yıl boyunca, onu adada kaderiyle baş başa bırakan babasının kuralları ve annesinden aldığı eşsiz yeteneğinden başka güvenebileceği bir şey yoktu.
Denizin derinliklerine dalıp çıkardığı her mücevher onu hayatının en önemli yolculuğuna hazırlıyordu. Yıllardır tanıdığını sandığı West’in gemisine atlayıp hakkı olana ulaşmaya çalışırken, kendini sırlarla örülmüş ticaret ağının tam ortasında bulacaktı.
Güvenmek, denizin kendisinden bile tehlikeliydi ancak bu yolculuktan hep beraber canlı çıkacaklarsa, mürettebatın fırtınalardan daha fazlasını atlatması gerekecekti.
“Fable vahşi bir dünyada direnciyle parlıyor ama kırılganlığını göstermekten de hiç çekinmiyor. Hayatta kalmak için gerekeni yapmaktan hiç korkmayan biri o. Bu hikâye yakama yapıştı ve bırakmayı reddetti!” —Shelby Mahurin, Yılan ve Güvercin’in New York Times çoksatan yazarı

“Merak uyandırıcı, sürükleyici ve kesinlikle ustalıkla yazılmış. Fable sizi güzellik vaadiyle cezbedecek ve Young’ın alameti farikası olan cesaretle avucunun içine alacak.” —Adalyn Grace
“Deniz ve derinliklerinde saklı olan şeylerin vaadi, bu kitabı akılalmaz bir hızla okumamı sağladı. Fable’ı sadece okumuyorsunuz, kendinizi bir anda içinde buluyorsunuz.” —Shea Ernshaw
“Karanlık bir denizcilik hikâyesi… Sürükleyici ve tüm duyulara hitap ediyor. Güçlü kadın karakterlere doyamayan okurlar için birebir.” —Kirkus
“Adrienne Young, her köşe başında bir tehlikenin beklediği bir dünya kurmuş.” —Publishers Weekly
“Kayıp hazineler, aşk ve hayatta kalmak üzerine heyecan verici bir hikâye.” —School Library Journal
“Yazar olarak Adrienne Young’ın gücü, hem güçlü kadın karakterleri hem de capcanlı ve ayrıntılı dünyaları aynı beceriyle yazabilmesinde saklı.” —Culturess</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96743</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a507a20-31c9-4c4a-a82b-15c56229a83f.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Kodlama Orta</image:title>
            <image:caption>Dünya değişiyor. Çocuklar da, masallar da... Birçok masala baktığımızda aslında temelde yanlış bir şeylerin olduğunu fark ederiz. Karganın ağzındaki peyniri onu kandırarak elde eden tilki gibi. Ama sonuçta masal diyerek gülüp geçeriz. Belki de öyle yapmamalıyız! 

Bu kitaplarda, masalları olması gerektiği gibi yeniden düzenledik. Yukarıdaki karga örneğindeki olumsuzlukları, erdemlerle değiştirdik. Karınca, artık kapısını çalan ağustos böceğini kapıdan çevirmiyor. Onu içeri davet edip hatasını anlatıyor, kavramasını sağlıyor.

Birçok temel davranış biçimi, çocukken yeşerir, gelişir ve karakter haline gelir. Eğer çocuklarımıza henüz gelişme çağındayken doğru, olması gereken bilgileri kodlarsak, yetişkin olduklarında dürüst, erdem ve değerlerden haberi olan, onları umursayan bireyler olmalarına katkımız olur. Bu kitabın başlıca amacı çocuklarımıza basit kodlama eğitimi ile analitik düşünceyi anlatmak, bunun yanı sıra kodlamaları işlerken birtakım değerleri de öğretmek.

Eğlenceli ve birbirinden değişik masalları kendi kültürümüzle yoğurduk, olması gereken hâle getirdik. Böylece aklımızda, acaba tilkinin kargayı kandırması çocuğumun öğrenmesi gereken bir şey mi, diye bir soru işareti kalmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96744</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/46fefd44-4386-43e6-ad8c-28aa05767978.jpg</image:loc>
            <image:title>Mercimek Çorbası Anlatıyor</image:title>
            <image:caption>&quot;Öyle tenceresinde kaynayıp buzdolabının bir köşesinde saklanan çorbalardan değilim ben. Yüzlerce yıldır, yüz binlerce çocukla arkadaş olan mercimek çorbasıyım. Arkadaşlık kurduğum hiçbir çocuğu da unutmadım bugüne kadar.&quot; 
 
İşte karşınızda büyük küçük herkesin sevgilisi, her sofranın biriciği mercimek çorbası! Üstelik çok da konuşkan, anlatıyor da anlatıyor… Dostluk yaptığı çocuklar, konuk olduğu evler, lokantalar, şenlendirdiği yolculuklar, okullar… Hazırsak şimdi hepimize bol kepçe neşe dağıtacak. Bizi yepyeni dünyalarla tanıştıracak, birleştiğimiz yolları bize hatırlatacak. 
 
KİTAPTAN 
Kış günü. Akşam yemeğindeyiz. Annem mutfaktan makarnayı almaya gitti. Ablamın kulağına eğildim ve büyük sırrımı söyledim. Neden yaptım bilmiyorum. Aklımda yoktu ona söylemek, ağzımdan kaçıverdi. Şimdi yetiştirir bizimkilere. Al işte: 
“Baba, biliyor musun, Baran mercimek çorbasıyla arkadaş olmuş!” 
Babam anlamadı neyse ki. Gözü televizyonda. Ama annem elindeki servis kaşığıyla donakaldı. Sadece kirpikleri kırpışıyordu, 
“Nasıl yani? Konuşuyorlar mı?” 
“Benim Küçük Kartalım yapmaz öyle şeyler” diye mırıldandı babam. Tek kelime anlamadığı halde, geldi kuruldu konuşmanın orta yerine. Annemin şaşkınlığı geçince ablama çıkıştı, 
“Ne var bunda büyütecek kızım? Sen de kardeşinin yaşındayken oyuncak pandanla konuşurdun, unuttun mu? Kocaman, yumuşacık bir pandaydı. Adı gelmedi şimdi aklıma.” 
Ablam çattı kaşlarını,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96745</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a653ab7-4fdf-4cc7-bce4-d813e23f7f15.jpg</image:loc>
            <image:title>En Güzel Japon Masalları</image:title>
            <image:caption>En Güzel Japon Masalları 
Masallar hem herşeyin mümkün olduğu hayal dünyasına açılan kapılardır, hem de gerçeğin ve bilgeliğin en saf haline giden yollar. Dünya hem çok büyüktür, hem de her köşesinde kendimizden bir parça bulacak kadar dar.
Serimizin altıncı kitabında hem çok uzak hem de çok yakın saydığımız Japonya&apos;ya konuk oluyoruz. Ülkenin dil ve kültürünü yakından tanıyan Ali Volkan Erdemir&apos;in seçip Türkçeleştirdiği bu dokuz masalı, Japonyalı bir çizer olan Hiroko Fujiwara resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96746</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85877efc-4645-4164-bdd3-d6d4736c7c41.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakuranın Sesi</image:title>
            <image:caption>ELİF YELİS 
 
1991 yılında İstanbul’da doğdu. Eğitimini Çocuk Gelişimi alanında tamamladıktan sonra özel eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptı. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde eğitimine devam etmektedir. Eş zamanlı olarak geleneksel sanatlarla ilgilendi. Hat ve Ebru sanatları üzerine eğitimler alıp çocuklar için atölyeler düzenledi. Yazma serüvenine başlamasına oğlu ve kızı ile olan anılarını derlemesi, geleneksel sanatlar üzerine çalışmaları ve Üsküdar’ın o tatlı sesi vesile oldu. Çocuklar için çalışmaları  devam etmektedir. 
 
 
Benim adım, Sakura. Kiraz ağacının pembe çiçeği. 
Şimdi öğreneceksin, hakkımdaki birçok şeyi… 
 
Kiraz ağacının çiçeği sakura, bizlere kendi hikâyesini anlatıyor: 
Yaşamı boyunca gördüklerini ve sınırsız duygularını 
şiirsel bir anlatımla kelimelere döküyor… 
 
Çocuklarımızla geleneksel sanatları buluşturmayı da amaçlayan, 
ebru sanatının özgün tarzıyla resimlenmiş Sakuranın Sesi 
sizi eşsiz bir yolculuğa davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96747</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96a0d5ea-e72f-491b-9555-b414024fb8de.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz ve Felaket Üçüzler - Okula Geç Kalıyor!</image:title>
            <image:caption>Deniz ve Felaket Üçüzler&apos;in maceralarını çocuklar çok sevecek!  “Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı” koleksiyonuna eklenen “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi, 1. sınıfa yeni başlayan bir çocuğun üçüz abileriyle yaşadığı bol koşturmacalı ve bazen de yürek hoplatmalı maceraları konu ediniyor.   Okuma yolculuğunun henüz başındaki çocukları, küçük Deniz&apos;in büyük dünyası ile buluşturan seri; okula uyum, kardeş sevgisi, arkadaşlık, dayanışma, sorumluluklar, hayvan sevgisi gibi temalar üzerine değerli mesajlar paylaşıyor.   Aile birliğini yücelten satırlarıyla dikkat çeken bu renkli öyküler, kardeşler arası ilişkilerde ebeveyn tutumunun önemine değinmeyi de ihmal etmiyor.  Okulun ilk gününden daha heyecanlı bir şey var mı? Ama Deniz&apos;in okuldaki ilk günü kadar maceralısı zor bulunur! Çünkü Deniz, herkes uyuyakalınca okula pijamalarıyla gitmek zorunda kalıyor! Üstelik, peşinde koşan hırçın bir köpek ve üçüz abilerinin bitmek bilmez atışmaları yüzünden, okulun ilk günü tam bir keşmekeşe dönüşüyor. Ah, keşke o köpek şeker külahını ısırmasaydı da onca şekerleme ziyan olmasaydı... Fakat sonra, koşuşturmayla geçen ilk günlerin ardından bambaşka bir telaş sarıyor bizimkileri: Felaket üçüzler çok kararlı; evcil hayvan almanın tam zamanı! Anne babalarını ikna etmeleri ise an meselesi. Ancak Deniz&apos;in kumbarasındaki para, sadece bir kerevite yetiyor. Bizim ufaklığa göre kerevit acayip havalı bir evcil hayvan gibi görünse de üçüzler tam tersini düşünüyor! Acaba kerevit Edi&apos;yi azıcık hava alması için akvaryumdan dışarı mı çıkarsalar? Mesela sokağa? Ama kerevit sokağa çıkar mı hiç? Eyvah, yoksa Edi&apos;nin başına bir şey mi gelecek?   Her biri ortalama 700-750 kelimeden oluşan öyküleriyle “Okuma Seviyesi 1” olarak sınıflandırılan “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi; okumaya yeni başlayan 1. sınıf öğrencilerini, hem eğlenceli hem de öğretici bir okuma serüvenine çıkarıyor. Kitapların son bölümünde yer alan 16 sayfalık “Bulmaca Diyarı” ise çocuklara, okuduklarını oyun yoluyla daha iyi anlama ve pekiştirme imkânı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96748</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88c89acd-1379-476d-b2b6-9c75c2d6ca58.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Kodlama Zor</image:title>
            <image:caption>Dünya değişiyor. Çocuklar da, masallar da... Birçok masala baktığımızda aslında temelde yanlış bir şeylerin olduğunu fark ederiz. Karganın ağzındaki peyniri onu kandırarak elde eden tilki gibi. Ama sonuçta masal diyerek gülüp geçeriz. Belki de öyle yapmamalıyız!

Bu kitaplarda, masalları olması gerektiği gibi yeniden düzenledik. Yukarıdaki karga örneğindeki olumsuzlukları, erdemlerle değiştirdik. Karınca, artık kapısını çalan ağustos böceğini kapıdan çevirmiyor. Onu içeri davet edip hatasını anlatıyor, kavramasını sağlıyor.
Birçok temel davranış biçimi, çocukken yeşerir, gelişir ve karakter haline gelir. Eğer çocuklarımıza henüz gelişme çağındayken doğru, olması gereken bilgileri kodlarsak, yetişkin olduklarında dürüst, erdem ve değerlerden haberi olan, onları umursayan bireyler olmalarına katkımız olur. Bu kitabın başlıca amacı çocuklarımıza basit kodlama eğitimi ile analitik düşünceyi anlatmak, bunun yanı sıra kodlamaları işlerken birtakım değerleri de öğretmek.

Eğlenceli ve birbirinden değişik masalları kendi kültürümüzle yoğurduk, olması gereken hâle getirdik. Böylece aklımızda, acaba tilkinin kargayı kandırması çocuğumun öğrenmesi gereken bir şey mi, diye bir soru işareti kalmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96749</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d094da2b-6692-4092-88d4-360d7a76473a.jpg</image:loc>
            <image:title>500 Aktivite</image:title>
            <image:caption>Okul öncesi ve erken okul dönemi yardımcı aktivite kitabı .</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96750</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9393dea7-a493-4c16-a32a-dafd07a501ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Fuzuli’de Güzellik Tasavvuru</image:title>
            <image:caption>Fuzuli’de Güzellik Tasavvuru</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96751</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3d286e1-9f05-4ae0-91b5-d7f0ded471d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaşta Yavuz Şiirde Selim</image:title>
            <image:caption>Savaşta Yavuz Şiirde Selim 
 
Pek çok padişah gibi Yavuz Sultan Selim de şairdir. Bir yandan cenkler edip ülkeler fethederken diğer yandan da gözleri ahuya bağlanmış, onun aşkından aciz kalmış bir âşıktır. Sultan Selim, şiirlerini hem Türkçe hem de Farsça yazmıştır. Onun şiirleri incelenince karşımıza üç kişilik tarzı çıkar: Âşık, derviş ve padişah. 
Sultan Selim’in Türkçe şiirlerinin dikkat çeken bazı özellikleri vardır. Kaynaklarda Tatar dilinde şiir yazdığı söylenir; Tatar dili dedikleri Ali Şir Nevayi’nin dilidir. Dilde, gönülde, devlette geçmişle bir ahenk ve irtibat vardır. 
Revani ve Halimi, padişahın çok sevdiği şairlerdi. Trabzon’daki sancak beyliğinden beri yanında bulundurduğu Halimi’yi İstanbul’a çağırmış, geldiğinde onu sarayın kapısına çıkarak karşılamış ve ona, “Saltanata nail olduk ama dostlar hâlinden gafil olduk. Böyle saltanattan ne zevk olur?” diyerek ömür boyu yanından ayırmayacağı şaire verdiği değeri ortaya koymuştur. 
Hem kendi şair hem de şairleri ve sanatı himaye eden kudretli bir sultan. Onun gönlünde; Edirne, Tuna, İstanbul, Semerkant, Horasan, Şiraz, Bağdat, Tebriz, Çin ve Maçin birer sevgili. 
Elinizdeki kitap âşık, sufi ve şair bir padişahın hayatını, sanatını ve şiirlerini bütün derinliğiyle gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96752</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd18fb14-a7db-41b3-8d96-fe3a83d28969.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultanı Kul Eder Aşk</image:title>
            <image:caption>SULTANI KUL EDER AŞK 
Sultan İkinci Bayezit ve Şiirleri 
 
Son yıllarda tarih çalışmaları toplumun yakından ilgilendiği bir alan. Bu ilgi yepyeni konuları, özellikle de kültür tarihi alanındaki çalışmaları gündemimize taşıyor. Bu çerçevede padişahların, siyasi faaliyetleri yanında kültüre de yönelerek hem sanatı desteklemelerine hem de bizzat üretmelerine dair yayınlar gündemimizde yer almaya başladı. 
İkinci Bayezit; Osmanlı’nın zirveye doğru yürüdüğü bir dönemde doğdu, böyle bir devleti yönetecek misyonla ve özenle yetiştirildi, imparatorluğa yürüyen devletin kurumsallaşması gerektiğini fark ederek her alanda tam bir sistem kurucu oldu. Bu konumu, kültür ve sanatın gelişimi açısından da önemlidir. Padişah olarak sadece bir hami sultan rolüyle yetinmedi, yönetimindeki sanatçıların kapasite ve kabiliyetlerini fark ederek bunların gelişimini teşvik etti. Dahası hat sanatıyla ve musikiyle ilgilendi; şiirler yazıp bunları bir divanda topladı. Bu özellikleriyle de yeniden keşfedilmeyi fazlasıyla hak ediyor. 
Elinizdeki kitap; iki yetkin akademisyen tarafından kaleme alındı. Devleti, sanatı, siyaseti, çağı, dünü ve aslında bugünü bir sultanı merkeze alarak anlatıyor. Tarihle edebiyat; sanatla siyaset; ülke yönetimiyle gönül ve aşk iç içe.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96753</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/420730f2-2757-4be2-a260-52f933e0b259.jpg</image:loc>
            <image:title>Piyano için 12 Türkü Düzenlemesi</image:title>
            <image:caption>Piyano için 12 Türkü Düzenlemesi 
Pınar Şahin 
Bu kitap Türk halk türkülerinin piyano için düzenlenmesiyle oluşturulmuş yeni ve özgün bir çalışmadır. Eserler hem piyano öğrencilerinin teknik ve müzikal gelişimlerine katkı sağlayacak; hem de makamsal tonların en belirgin özelliklerini duyuracak şekildedir. Bu bakımdan türkülerin çoğu dörtlü armoni kullanılarak düzenlenmiştir. 
Kitapta farklı yörelerden seçilen 12 türkü yer almaktadır. Bu türkülerin isimleri şöyledir: Konya yöresinden Konya Divan Ayağı, Sivas yöresinden Temir Ağa ve Ötme Bülbül Ötme, Kars yöresinden Iğdır’ın Al Alması, Muğla yöresinden Kerimoğlu,  Tamburi Cemil Beyin Hüseyni Oyun Havası, İzmir yöresinden Ah Bir Ataş Ver, Kırşehir yöresinden Zülüf Dökülmüş Yüze ve Hasret Düştü Gönlüme, Kırklareli yöresinden Uzun Kavak Ne Gidersin Engine, Âşık Veysel’den Uzun İnce Bir Yoldayım, Erzincan yöresinden Erzincan Ağır Halayı. 
Türkülerin canlı çalınarak kaydedilen video kayıtlarına, her eserin ilk sayfasındaki QR kodlarından ulaşabilirsiniz. Kitabın hem amatör hem de mesleki piyano eğitimine katkı sağlaması ve bütün piyano eğitimcileri ile öğrencileri tarafından sevilerek seslendirilmesi dileğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96754</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f51d685b-7ed4-4976-9a4f-4240df44209c.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuğunuz Hastalandığında Ne Yapmalısınız?</image:title>
            <image:caption>ÇOCUĞUNUZ HASTALANDIĞINDA NE YAPMALISINIZ? Ebeveynlik ve çocuk bakımı konusunda pek çok kitap bulabilirsiniz ama çocuğunuz hastalandığında nelere dikkat edeceğinize, ne yapacağınıza ilişkin kitap bulmanız biraz zordur. 

• Hastalıkla birlikte ortaya çıkan yeni sorunları çözmek, sıkıntıları aşmak için nasıl duygusal destek verebilirsiniz? 
• Hastane kaygısını hafifletmek veya beslenme sorunlarına yön vermek için neler yapabilirsiniz? 
• Çocuğunuza hastalıkları hakkında ne söyleyeceğiniz ve ne zaman söyleyeceğiniz konusunda nasıl karar vermelisiniz? 
• Kendinizi ve ailenizin geri kalanını ihmal etmemeyi nasıl başarırsınız? 

Deneyimli iki klinik psikolog, bu gibi sorulara yanıt verirken, çok özel ama bir o kadar da önemli ve hassas olan bu konuda ebeveynleri ve tüm aile bireylerini bilgilendiriyor. 2 yaşındaki çocuktan18 yaşındaki gence kadar tüm çocukların ve ergenlerin karşılaşabileceği sağlık sorunlarıyla nasıl başa çıkılacağını ele alırken kolayca uygulanabilecek pratik önerilerde bulunuyorlar. 

Çocukla birlikte tüm aileyi sıkıntıya, endişeye sürükleyen bu süreci bir tür sağlık rehberi olan bu kitapla yönetmek daha kolay olacaktır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96755</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0d036ed-cbc2-43da-825f-2c61ba59c172.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Prim’in Uyanışı</image:title>
            <image:caption>Prudencia Prim oldukça zeki, eğitimli ve başarılı bir genç kadındır. Bireylerini hız, hırs ve daima “mevcuttan fazlası olmaya” zorlayan şehir hayatından bıktığına kanaat getirdiğinde gazetede ilginç bir ilanla karşılaşır: San Ireneo adlı uzak bir köyde yer alan malikâne bir kütüphaneci aramaktadır. Müstakbel çalışanı belirleyecek en önemli
kıstas da “az eğitim almış biri” olması gerekliliğidir. En temel şartı yerine getiremese de kendini kabul ettirmeyi başaran Prim, yaşanacak birçok şeye hazırlıksız yakalanacaktır.
 
Tıpkı genç kadın gibi entelektüel ve zeki biri olan işvereni “Koltuktaki Adam”, atılgan ama aykırı, Bayan Prim’in çok sevdiği yazarlar Jane Austen ve Louisa May Alcott&apos;u eleştirmeye daima hazır biridir. Köy sakinleriyse en az dini ritüelleri yöneten ve öğretmenlerinden çok daha bilgili olan çocuklar kadar şaşırtıcıdır; bu köy, şehrin birkaç kilometre
uzağındayken çok başka bir zamanda ve sıradışı bir sosyal disiplinle yaşamaktadır.
 
Yayımlanışının ardından uzun süre gündemden düşmeyen ve birçok farklı dilden yüzbinlerce okura ulaşan Bayan Prim’in Uyanışı, edebiyat, felsefe ve mutluluk arayışı başlıklarını kendine has üslubuyla yan yana getiren ayrıksı bir öykü...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96756</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/546e1a9c-4c8d-433a-a80f-e45e026b2203.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölümcül Hastalık Umutsuzluk</image:title>
            <image:caption>“Sözgelimi ‘Ya Sezar olurum ya da hiç’ diyen hırslı biri Sezar olamaz, umudunu keser Sezar olmaktan. Ama başka bir anlamı vardır bunun: Kesinlikle Sezar olamayınca artık kendisi olmaya da tahammül edememek. Dolayısıyla aslında umutsuz olmasına neden olan şey kesinlikle Sezar olmamış olması değildir, hiç olamadığı ben’den umudu kesmiştir o. Ona gene de umutsuz olan bütün mutluluğunu veren bu ben, birdenbire her şeyden daha katlanılmaz olur. Daha yakından bakıldığında onun için katlanılmaz olan kesinlikle Sezar olamamış olmak değil, Sezar olamamış olan ben’dir; ya da daha doğrusu onun kesinlikle katlanamadığı şey kendi ben’inden kurtulamamasıdır. Sezar olsaydı başarabilirdi bunu; ama olamadı ve bizim umutsuzumuz artık kurtulamaz bundan.” 
 
Varoluşçuluğun öncü filozoflarından biri olarak Kabul edilen Søren Kierkegaard, Ölümcül Hastalık Umutsuzluk adlı eserinde, insanın ezelden beri savaşım içinde olduğu, varoluşunun öncül kıstaslarından biri olan umutsuzluğu masaya yatırır. Yaşam yolu üzerindeki her köşe başında karşısına çıkacak bu elim hastalığın kıskacına yakalanma tehlikesi altındaki bireyi; bu bireyin umutsuzlukla olan etkileşimini ve mücadelesini; ve özgürlüğüne, kendiliğine giden yolda saklı bütün tuzakları irdeleyen filozof, bize insan denen bu çaresiz varlığın bir panoramasını sunar. Temeli insanın kendisi olan bu eserinde Kierkegaard, bireyi hem kendisinin hem de Tanrı’nın karşısında değerlendirirken insana, belki de kurtuluşuna açılacak kapıyı aralıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96757</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19960a73-8e45-4bd2-8cb2-9e6465312f70.jpg</image:loc>
            <image:title>Teorinin Uygulamayla Birleştirildiği Aktif Öğrenme Ortamlari</image:title>
            <image:caption>Aktif öğrenme,insanların çevrelerinde sıklıkla duyduğu bir kavram olmasına ve eğitim bilimleri alanında birçok kurum ve teori tarafından desteklenmesine rağmen uygulama aşamasında ciddi belirliksizlerin olduğu bir konudur. Be nedenle, bu kitabın aktif öğrenmeyi teoriden çıkartıp pratik anlamda uygulama konusunda bir başlangıç olduğu söylenebilir. 

Bu kitabı incelerken, bilimsel verilerde uygulama alanındaki gerçeklerin birbirlerini nasıl tanımlandığını fark edeceksiniz. Sınıfında öğrenme sorunu yaşayan her çocuğun, kendini değiştirmeden kendi potansiyelini kullanma fırsatı verilmesiyle nasıl kazanıldığını göreceksiniz. Öğrencilerin aldığı emirleri yerine getiren ve öğretim programındaki her kavramı ezberleyen robotlar olmamaları gerektiğinin önemini fark edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96758</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78500d29-aaf8-493c-839d-794a7e58b001.jpg</image:loc>
            <image:title>Ateşböcekleri</image:title>
            <image:caption>Gülce anneannesinin masallarına bayılır. Atlarla, kuşlarla, ateşböcekleriyle doludur onun masalları. Karlı kışlı, fırtınalı maceralara götürür. Ah bir de her dinleyişinde kuşkulanır Gülce, acaba anneannesinin anlattıkları gerçekten masal mıdır yoksa çocukluğundan birer anı mı? 
 
Yaratıcı düşünme üzerine çalışan ve yazdığı kitaplarıyla çok sevilen yazar Eda Albayrak, okul dönemindeki çocuklar için kaleme aldığı Ateşböcekleri’nde bu kez öyküyle iç içe geçen masallar anlatıyor. Gülce’nin anneannesinden dinlediği üç masalı da içeren bu öykü kitabı, nesiller arası iletişimin güzel bir örneği olma özelliği taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96759</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e8a3bab-5bbf-46a1-a0f6-eeca19c30f47.jpg</image:loc>
            <image:title>Anadolu Masallarında Kadın</image:title>
            <image:caption>Çalışmanın çıkış noktası olan masalların tanımları, özellikleri ve masallarda yer alan sembolik tipler hakkında birçok kaynaktan yola çıkılarak genel bilgi verilmiştir. Masallarda tespit edilen kadın tipleri, Türk örfü ve inanç sistemi göz ardı edilmeksizin psikanalitik açıdan tahlil edilmeye çalışılmış, son olarak da masallarda fizik, ahlak ve akıl açısından aranan ideal kadın tipleri hakkında örneklerle bilgi verilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda Anadolu masallarında tespit edilen kadın tiplerinin pasif, her şeye boyun eğen tipler olmadıkları, akılları, becerileri ve cesaretleriyle sorunlarla baş edip kendi ayakları üzerinde durabildikleri tespit edilmiştir. Bu bakımdan Türk kültür ve yaşayışında kadınların oldukça önemli bir konuma sahip olduklarını söyleyebiliriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96760</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12e337bf-e83a-468c-a21d-d4ee0570a0fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Sosyolojisi</image:title>
            <image:caption>Günümüzde çocuk ve çocukluk kavramı farklı disiplinlerde çeşitli boyutlarda tartışılarak ele alınmaktadır. Toplumun en
değerli varlıkları olan çocuklar sağlıklı, çağdaş ve demokratik bir toplum içerisinde yaşamını sürdürme hakkına sahiptir.
Yetişkinlere nazaran çocukların farklı ilgi, ihtiyaç, beklenti ve değerlerinin olması çocukların toplum ile doğrudan
ilişkilendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.
Ülkeler kendi politikaları çerçevesinde çocukların sağlıklı gelişimi, eğitimi, desteklenmesi ve korunması için her türlü
düzenlemeleri yapmaktadırlar. Çocuk bu süreçte toplumun kontrolü altına alınmaktadır. Çocuk sosyalleşme sürecinde
yoksulluk, istismara uğrama, suça sürüklenme, ihmal edilme gibi zor yaşam şartları ile yaşamını sürdürmek durumunda
kalabilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96761</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e9d89d4-62cd-4232-a7d9-47422beecd9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Depresyona Klinik Bir Bakış</image:title>
            <image:caption>Farklı klinik alt tipleri ile toplumda yaygın görülen ve diğer tıbbi rahatsızlıklara sıklıkla eşlik eden depresyon toplumsal, mesleki, sosyal işlevsellik kaybına yol açması, özkıyım riskinin olması nedeniyle dikkatli sorgulanması, uygun tedavinin planlanması ve hastaların bilgilendirilmesi gereken önemli bir ruhsal hastalıktır. 
  Depresyona Klinik Bir Bakış farklı psikoterapi yaklaşımlarının depresyon tedavisine yaklaşımlarını bütüncül bir şekilde sunmaktadır. Depresyon tedavisinde etkili psikoterapilerin bir kitapta bir araya getirilmesi hem alanda çalışan uzmanlar hem de lisans ve lisansüstü öğrencileri için faydalı olacağı kanaatindeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96762</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6499dc9e-a36d-4ff7-b7ba-e569ea099dbb.jpg</image:loc>
            <image:title>Elt Book Series</image:title>
            <image:caption>English Language Teaching has been in a continuous development as the language itself. The political, sociological and technological changes in the global scale impact the field of language teaching as well. As a result of these changes, the roles of policy makers, teacher educators, prospective teachers and in-service language teachers are changing in a similar sense. The aim of this book series is to keep all these parties up to date regarding both content and pedagogical knowledge and inform them about the new trends in the field of English language teaching. To meet these purposes, the books included in the series are designed to help readers to better internalize the content by presenting academic and practical tasks and activities. We would like to thank to the editors and authors of each book for their valuable time, knowledge and attention devoted to this series.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96763</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06e706c7-3506-44ba-908c-23682c78127b.jpg</image:loc>
            <image:title>Elt Book Series</image:title>
            <image:caption>English Language Teaching has been in a continuous development as the language itself. The political, sociological and technological changes in the global scale impact the field of language teaching as well. As a result of these changes, the roles of policy makers, teacher educators, prospective teachers and in-service language teachers are changing in a similar sense. The aim of this book series is to keep all these parties up to date regarding both content and pedagogical knowledge and inform them about the new trends in the field of English language teaching. To meet these purposes, the books included in the series are designed to help readers to better internalize the content by presenting academic and practical tasks and activities. We would like to thank to the editors and authors of each book for their valuable time, knowledge and attention devoted to this series.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96764</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2ea80b8-f1cc-4a2d-9d58-a28e92ea97ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Drama Ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>Dramanın çocuklar adına yaratıcı olma, yeni bir şeyler üretme, düşünme becerilerini destekleme, grupla çalışarak iş birliği ve iletişimi güçlendirme, farklı konuları kalıcı olarak öğrenme gibi kazanımları, onu her erken çocukluk eğitimcisinin haberdar olması gereken, sınıflarında düzenli ve doğru bir şekilde uygulamalarını zorunlu hâle getiren bir konuma yerleştirmektedir. Yapılan bazı araştırmalar erken çocukluk eğitimcilerinin dramanın değerinin ve öneminin farkında olduklarını ancak uygulama konusunda yeterli bilgiye ve deneyime sahip olmadıklarını göstermektedir. 
  Bu bağlamda “Drama ve Çocuk” kitabında erken çocukluk eğitimcilerinin belirttikleri bu bilgi eksiklerini bilimsel bir bakış açısıyla desteklemek, etkinlik örnekleriyle de uygulamaya ilişkin yeterlilik düzeylerine katkı sağlamak hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96765</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5980d47f-a3c7-45a3-91b2-20b86369f30a.jpg</image:loc>
            <image:title>Özel Gereksinimli Çocuğu Olan Anne – Baba El Kitabı Serisi - Çoklu Yetersizlik</image:title>
            <image:caption>Çoklu yetersizlik durumu bireylerin ve ailelerinin yaşantılarını yoğun bir şekilde etkilemektedir. Aileler çocuklarında birden fazla yetersizlik olduğunu öğrendiklerinde ve ilerleyen süreçlerde deneyim ve gözlemleri yok ise ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, haklarını, çocuklarına nasıl davranacaklarını, eğitim-öğretim faaliyetlerini nasıl destekleyeceklerini bilememekte ve uzman bir yol göstericiye ihtiyaç duymaktadırlar. 
  Bu bağlamda bu kitap ailelere ve öğretmen yardımcılarına yol gösterecek pratik ve güncel bilgileri içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96766</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e77bc150-e084-46d8-be39-2b9729c23ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Liyakat</image:title>
            <image:caption>Cümleten başımız sağ olsun... Liyakat öldü! 
Candaş Tolga Işık, cenaze namazı kılınan liyakatin nasıl öldürüldüğünü kaleme alıyor. Liyakat ilkesinin terk edildiği ülkemizde kurumların, kavramların, değerlerin özetle her şeyin içinin nasıl boşaldığını örneklerle aktarıyor. 
“Bir kurumun içinin boşaltılması denince hem medyanın hem de vatandaşın aklına ilk gelen ve dolayısıyla ilgisini esas cezbeden konu, o kurumun kasasının boşaltılması. Yolsuzluk, hortumculuk ya da vurgunculuk, adına ne derseniz deyin, bunların hepsi hukuken cezalandırılması gereken suçlar. Ancak en az onlar kadar önemli olan bir başka içini boşaltma yöntemi de, ülkemizde sıklıkla karşılaştığımız gibi eğitimden yargıya, bürokrasiden sanata, sağlık sisteminden sivil toplum örgütlenmelerine kadar tüm kurumların liyakatten mahrum ellere terk edilip, iradesinin siyasi yönlendirmelere teslim edilerek değersizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96767</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3776591-66dd-4f6c-a988-7a5ddb12af56.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Eğitimi Politikaları</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de Özellikle Son Otuz Yılda Öğretmen Yetiştirme, Hizmet İçi Eğitimler, Kurumların Sayısı Ve Çeşitliliği, Meb Okul Öncesi Eğitim Programları Ve Yayınlar Başta Olmak Üzere Farklı Alanlardaki Çalışmalar Ve Gelişmeler Dikkat Çekmektedir. Çeşitli Araştırmalar Doğrultusunda, Yaşamın İlk Yıllarındaki Eğitiminin Önemi Ortaya Konmuştur. Artık Biliyoruz Ki Okul Öncesi Eğitim, İlkokula Hazırlığın Çok Ötesinde, Çocukların Yaşam Boyu İyi Oluşunu Etkileyerek Tüm Toplum İçin Katma Değer Yaratmaktadır. Bu Nedenle Politikaların Oluşturulmasına Ve Sürekliliğinin Sağlanması Kritik Bir Önem Taşımaktadır. Kamu Ve Özel Sektöre Bağlı Kurum Ve Kuruluşlar, Stk’lar, Belediyeler Ve Üniversiteler Başta Olmak Üzere Küçük Çocukların Eğitimine Yönelik Çalışmalarda, Girişimlerde Bulunan Tüm Birimler, İş Birliği İçinde Çalışarak Okul Öncesine İlişkin Politikaların Oluşturulmasına Katkı Sunmaktadır. Erken Çocukluk Eğitimi Politikaları Kitabı Kapsamında Erken Çocukluk Eğitimi, Okul Öncesi Eğitim Kavramları, Erken Müdahale, Çocuk Hakları, Türkiye’de Okul Öncesi Eğitim, Çocuk Bakım Hizmetleri, Eğitimciler, Aileler, Risk Altındaki Çocuklar, Özel Eğitim, Farklı Ülkelerdeki Erken Çocukluk Eğitimi Politikaları, Erken Çocukluk Eğitimi Politikalarında Öncü Kuruluşlar, Çok Kültürlülük, Kalite, Uzaktan Eğitim Konuları Ele Alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96768</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5827e06b-b920-4c8b-abcd-66407ff8cd82.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitim Psikolojisi - Psikoloji Seti</image:title>
            <image:caption>Psikoloji setinde yer alan kitaplar; temel ve genel alanlar olarak belirlenmiş, lisans eğitiminde gereksinim duyulan bilimsel ve entelektüel birikimi kazandırmayı hedeflemektedir. 
 
  Diğer yandan ortalama ve ilgili okuyucuya da hitap edebilecek şekilde; didaktik, basitten zora, somuttan soya, kolaydan zora doğru kurgulanmasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96769</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e856feb5-3a11-4fb0-8402-e6796298dbdb.jpg</image:loc>
            <image:title>Beşli Çete</image:title>
            <image:caption>AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi, “Beşli Çete” aracılığıyla ülkemiz birikimlerinin büyük bir bölümüne yolsuzluk yoluyla el koymuş durumda. Örnek olması açısından kitapta detaylarıyla yer bulan temel bir veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Beşli Çete’nin 2021 yılı sonuna kadar kamudan aldıkları kamu ihale bedellerinin toplamı yaklaşık 150 milyar dolar civarında…” 
CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, “Beşli Çete” kitabıyla, bu el koyma pratiğinin tarihsel bir dökümünü yapıyor. Türkiye ekonomi tarihi açısından da referans olacak içerikteki bu çalışma sunuyor. 
Kemal Kılıçdaroğlu 
CHP Genel Başkanı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96770</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b189937c-2f38-4e7b-890c-e813be7b4450.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Döneminde Eğitim Yaklaşımları</image:title>
            <image:caption>Erken Çocukluk Döneminde Eğitim Yaklaşımları isimli kitabımızda dünyanın farklı ülkelerinde geliştirilmiş ve tüm dünyada ses getirmiş olan yaklaşımların on sekizine yer verilmektedir. Kitabımızın bölümleri, güncel ve zengin alanya-zına hâkim, alanlarında uzman bilim insanları tarafından yazılmıştır. 
  Kitapta yer alan her bir eğitim yaklaşımı; tarihçe, kuramsal temeller, eğitim anlayışı, öğretmenin rolü, öğretim ortamının düzenlenmesi, değerlendirme boyutu ve önerilen kaynaklar başlıkları altında düzenlenmiştir. Bu sayede, ki-tabımızın okuyucu kitlesi olan öğretmen adayları, öğretmenler, araştırmacılar ve ebeveynlerin, erken çocukluk dönemi öğrenme ortamlarında uygulanabi-lecek, dünya çapında tanınmış eğitim yaklaşımları ile ilgili güncel ve çağdaş bilgiye ulaşmaları hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96771</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/467838ce-a4b7-40e2-88f8-9fbefd3c15dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Otizm Spektrum Bozukluğu Ve Sosyal Beceri Öğretimi</image:title>
            <image:caption>Doğumdan itibaren sosyal bir çevre içine giren bireyler bulunduğu bu çevrede kendilerini hayata hazırlayacak ve yaşamını devam ettirmesini sağlayacak uygun davranış ve becerileri edinirler. Bu davranış ve bece­rileri edinmeye çalışırken içinde bulundukları ve yaşamları süresince de içinde yer alacakları her sosyal ortamın kendine has olan özellikleri ve kurallarını da öğrenmeleri gerekir. Bireyler de bu kurallara uyarak aslın­da toplumsal uyumu sağlamaktadırlar. Kabul edilebilir bir sosyal davranış ortaya koymak, bulunduğu sosyal ortama uyum sağlamak, olumlu sos­yal ilişkiler kurmak bu ilişkiyi sürdürebilmek için; bireyin değişen sosyal çevreyi gözlemleyerek uygun davranışlarda bulunması gerekmektedir. Bireylerin uygun davranışlarda bulunması öğreneceği birçok beceri ve davranışla mümkündür. 
  Sosyal beceriler bireyin hayatının her alanında diğer bireylerle olumlu etkileşim ve iletişim kurması için gerekli beceriler­dir. Bireyin aynı zamanda sahip olduğu sosyal becerileri uygun yer, zaman ve uygun durumlarda kullanabilme yeteneğini de edinmiş olması gerek­mektedir. Bu anlamda sosyal becerilerin öğrenilmesi oldukça önemli ve bir o kadar da gerekli görünmektedir. Sosyal becerilerdeki yetersizlikler, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) ayırt edici bir özelliğidir. Bu bilgi­ler ışığında kitabımızda OSB ile ilgili en son gelişmeleri de dikkate alarak, OSB, sosyal yeterlik, sosyal beceriler ve sosyal becerilerin öğretilmesin­de kullanılabilecek kanıta dayalı müdahalelere ilişkin derinlemesine bilgi vermeyi amaçladık.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96772</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8eb6cba-54dd-4603-9e73-41a4a9ce7878.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul İstanbul (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İstanbul İstanbul ’da Orhan Kemal’in sekiz öykü kitabından 
seçilmiş, İstanbul temalı otuz dört öykü yer alıyor. Küçük insanların yaşam mücadelesi, ekmek kavgası öykülerin odak noktası. Orhan Kemal’in gözünden bir İstanbul panoraması… 
 
“İstanbul birtakım suluboya resimlerden ibaret değildir. İstanbul, 
İstanbul’un sadece adaları, denizi, göğü, Beyoğlu’su, içkisi, motoru, sandalı olamaz. İstanbul’u derinlemesine, fakir semtleri, çalışan irili ufaklı insanlarıyla, onların geçim şartları, ıstıraplarıyla bilmek, tanımak demektir…” 
Orhan Kemal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96773</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04db4134-bb32-4e15-9d21-c88250a760a3.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Uykular Alya</image:title>
            <image:caption>“Alya’nın bir gözü uyuyor, diğeri bakıyor; Alya’nın bir kulağı uyuyor, diğeri dinliyor...” Rus yazar Mamin-Sibiryak, doğanın dilinden rengârenk, capcanlı bir üslupla sesleniyor. Her öyküde birbirinden ilginç karakterler sahne alıp, arkadaşlık, doğa sevgisi, cesaret ve dayanışma gibi pek çok konuda düşünmeye, hayal kurmaya davet ediyor.

İyi Uykular Alya, Anastasia Kurtuluş’un desenleriyle çocuk dünyasının büyülü sularında unutulmaz bir gezintiye çıkarıyor bizleri. “Bahar güneşi nasıl bereketli toprakları uyandırıp üzerine atılan tohumu büyütürse, çocuk kitapları da çocuğun içinde uyuyan gücü uyandırır.”

Mamin-Sibiryak</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96774</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/601fc19b-6edf-4f57-828e-42a82982dbaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlam</image:title>
            <image:caption>YOLCULUK 
Kimseye kulak asmaz bir gururla adımlarken hayatı 
Fark edersin ki insan insan içindir 
Adımladığın her yol 
Yine kendinden geçen 
Başka yollar içindir. 
HER OKUDUĞUN ŞİİR; HAYATINA ANLAM KATAN,KENDİNE 
ULAŞMANI SAĞLAYAN BİRER YOL OLSUN!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96775</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b41d9df-a2ca-4c1e-8e56-971e54c11b90.jpg</image:loc>
            <image:title>Çiçek Kurtarma Operasyonu</image:title>
            <image:caption>Dünyaca ünlü sanatçı Peter H. Reynolds, bu kez ikiz kardeşi Paul H. Reynolds’la birlikte eğlenceli bir diziye imza atıyor. Bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiği disiplinler arası çalışma yöntemiyle ele alan kitaplar, özetle şunu söylüyor: Hayat, yaratıcı olma fırsatlarıyla doludur. Bu ilk kitapta, sıkışıp kalan pencerelerinin ardındaki çiçeklerini kurtarma planları yapan ikizler Sidney ve Simon, yeni icatlar peşinde koşuyor; çiçeklerini sulayıp, kasabalarındaki çiçek festivaline zamanında katılmanın yollarını arıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96776</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e345abf9-d6f3-43b0-a964-74218a421531.jpg</image:loc>
            <image:title>Deneyin Böylesi</image:title>
            <image:caption>Sınavın Böylesi kitabıyla çok sevilen, İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının üretken yazarı Jordi Sierra i Fabra, bu kez fen bilimlerini masaya yatırıyor. Elementlerin büyülü dünyasından yola çıkarak kahramanlarını ve okurlarını bir kez daha soluk soluğa bir maceranın orta yerine bırakıyor.

Jorge, Petra ve Max, okulun fen laboratuvarını yerle bir eden bir kazaya yol açmışlardır. Oysa laboratuvar, fen bilgisi öğretmenlerinin her şeyidir. Fernanda Öğretmen, çok geçmeden sakar öğrencilerine unutamayacakları bir ders vermek için kolları sıvar. Elementlerin yardımıyla kusursuz bir plan hazırlar. Çocukların sebep olduğu bu talihsiz kaza kesinlikle yanlarına kâr kalmayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96777</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d61ce19-906f-4ce5-a255-348972d374bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Simone Artık Arkadaşlarını Sevmiyor!</image:title>
            <image:caption>Arkadaş kime denir? Bütün zamanımızı arkadaşlarımızla birlikte mi geçirmeliyiz? Arkadaşlarımıza emir verebilir miyiz? Ya da onların isteklerine boyun eğmek zorundamıyız? Arkadaş bulmak için ne yapmalıyız? 
Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir.
Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın bir aracıdır. Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim. 
Simone’yle arkadaşlarının arası mı açıldı? Bundan söz edelim. Arkadaş kime denir? Gerçek bir arkadaşlık kurulmasını sağlayan şey nedir?
Duygu Okulu; duyguları ve birlikte yaşama kurallarını daha iyi anlamak için ailecek paylaşılacak resimli kitaplar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96778</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42b4b022-9bfd-422a-8a8c-bd03e006f037.jpg</image:loc>
            <image:title>Leon Kaba Konuşuyor!</image:title>
            <image:caption>Küfür nedir? Niçin kaba konuşmamak gerekir? Küfür etmemek için ne yapmalı?
Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir.
Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın bir aracıdır.Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim.
Leon küfür mü ediyor? Küfür neye denir? Herkes bu tür kelimelerin yasak olduğunu söylüyor, peki niçin?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96779</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a85642c0-7e76-4492-96e1-994382702b77.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyükannenin İnterneti Bozduğu Gün</image:title>
            <image:caption>Alman edebiyatının genç yazarlarından Marc-Uwe Kling, internet bağımlılığını mizahi bir bakış açısı ve capcanlı karakterlerle ele alıyor. Sadece çocukların değil yetişkinlerin yaşamlarında da büyük yer kaplayan teknolojiye farklı noktalardan yaklaşıyor. Yazar, sorumluluk kavramını ve nesiller arası iletişimi sıcak bir dille anlatırken, yüz yüze iletişimin önemine vurgu yapıyor.
Tiffany’nin büyükannesine göz kulak olması gerekir. Terslik bu ya, tam da o gün büyükannenin interneti bozacağı tutar. Hem de bütün dünyada! Hayat bir anda alt üst olur. Pizzacılar, siparişleri yanlış evlere götürür. Anne babalar internet olmadan çalışamazlar. İnternetsiz nasıl oyun oynayabilir ya da müzik dinleyebilirler? İnternet kesik olmasına rağmen Tiffany ve ailesini güzel bir gün bekliyor. Belki de internet bozulduğu için.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96780</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b11ae93a-f644-4423-afa0-479b47ec5cff.jpg</image:loc>
            <image:title>Edgar Kavga Ediyor</image:title>
            <image:caption>Şiddet nedir? Vurmadan şiddet olur mu? İnsan başkalarına niçin vurur? Birisinin şiddeti karşısında ne yapmak gerekir? Başkalarına şiddet uygulamamak için ne yapmalıyız?

Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir. Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın
bir aracıdır. Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim. Edgar kavga mı arıyor? Bunu tartışalım. Niçin kavga edilir? Ve müthiş bir öfkeye kapılmak üzere olan bir insan, bunun üstesinden nasıl gelebilir? Duygu Okulu; duyguları ve birlikte yaşama kurallarını daha iyi anlamak için ailecek paylaşılacak resimli kitaplar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96781</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0650dd31-b7cc-4a53-a3a1-34e1de7c10e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Ordusunda Alman Ruhu</image:title>
            <image:caption>TÜRK ORDUSUNDA ALMAN RUHU 
 
1908 Jön Türk Devrimi ile 1938 yılında Atatürk’ün ölümü arasındaki 30 yıllık zaman diliminde Alman ve Osmanlı/Türk ordusu arasındaki askeri bilgi aktarımına odaklanan bu çalışma, arşiv, yayınlanmış kaynaklar ve anılar aracılığıyla sürecin analizini yapmakta ve aynı zamanda bu bilgi alışverişinin iki ülkenin orduları ve Türk sivil toplumu üzerindeki etkisine dair kanıtlar sunmaktadır. Gerçekten de iki ülkedeki subaylar küçük ama ülkelerinin gelişimi üzerinde etkili olmuş birer toplumsal gruptu. 
 
Etnik açıdan heterojen bir toplum olan genç Cumhuriyet Türkiye’sinin silahlı kuvvetlerden beklentileriyle, siyasi açıdan bölünmüş olan Weimar Cumhuriyeti’nin kendi silahlı kuvvetlerinden beklentileri farklıydı. Ancak Dünya Savaşından kaynaklanan “çelik fırtınası” iki ordunun da düşünce tarzında önemli bir etki yaratmıştır. Bu etki sonucunda ortaya çıkan yeni liderlik monarşinin itibarını kaybetmesinden doğan boşluğu doldurmayı amaçladığını iddia ediyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96782</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f304034-8fe8-468d-b130-0652c0c352ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Emma Kıskançlık Yapıyor</image:title>
            <image:caption>Kıskançlık nedir? Kimleri kıskanırız? Kıskançlık insanı niçin öfkelendirir ya da üzer? Herkes birbirinin aynısı olsaydı, hayat güzel olur muydu? Eğer herkes farklıysa, başkalarını kıskanmaknasıl mümkün oluyor?

Duygu Okulu’nda bir sorun ortaya çıktığında, felsefe ve ahlak dersleriyle değil, birlikte tartışılarak çözülür. Düşünce paylaşımları birçok sesin duyulmasını sağlar ve düşünceyi bir çözüme varana dek yönlendirir.

Birlikte yaşama, kendini daha iyi anlamayı hızlandırmanın bir aracıdır.Başka araçlar da vardır ve hepsi birden tek bir anahtar kelimenin üzerinde temellenir: İletişim. Emma, Lea’yı mı kıskanıyor? Bundan söz edelim. Aslında kıskançlık nedir? Kıskançlık bizi niçin mutsuz eder?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96783</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/620b67b8-3a30-451f-9701-4d7e9c849564.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Tilki&apos;nin Sınıfı Çevreci Oluyor</image:title>
            <image:caption>Bayan Tilki çevreci olmaya karar verir. Ve tüm sınıf onu takip eder! Peki okulun geri kalanı?Bayan Tilki ve onun çevre dostu sınıfı
Dünya’mızın geleceği için kolları sıvıyor. Tasarruf, geridönüşüm, oyuncak takası... Daha fazla çevreci kampanya, daha yeşil bir dünya.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96784</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ffca082-5231-4a2d-bc3d-966b7822b219.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Tilki&apos;nin Sınıfı Sağlıklı Oluyor</image:title>
            <image:caption>Bayan Tilki’nin öğrencileri formsuz ve hep yorgun... Oysa sağlıklı olmanın eğlenceli yolları da var. Bayan Tilki’nin sınıfında işler yolunda gitmiyor. Derslerde uyuyanlar, sağlıksız beslenenler, merdivende ayaklarını sürüyenler... Bayan Tilki, öğrencileri için kaygılanıyor ve zaman kaybetmeden harekete geçiyor. Bütün sınıf daha sağlıklı beslenip, daha zinde olmaya kararlı. Üstelik önlerinde
Spor Bayramı var... Sporu keyfe dönüştürmeye ve takım olmanın değerini bilmeye davetlisiniz...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96785</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5be143c2-986e-425b-bebc-faeaa1ab136d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hep Senin Yüzünden</image:title>
            <image:caption>Edebiyatımızın sevilen kalemlerinden Çiğdem Sezer, hayal kırıklıklarını, çocuk olmanın zorluklarını ve gerçek dostluğu eğlenceli bir dille ele alıyor. Yazar, başkalarıyla kıyaslanmanın yarattığı kırgınlığı, öfkenin ve anlaşılamamanın hayatı nasıl zorlaştırdığını ve büyüklerin her zaman haklı olmadığını hatırlatıyor.

Erdi, her şeyi mükemmel yapan kuzeni İrem’in bir süreliğine kendilerinde kalacağını öğrenir. Başlangıçta işler yolunda giderken zamanla kuzeninin yaptıkları Erdi’nin gözüne batmaya başlar. İrem’in, karıncasıyla dalga geçmesi bardağı taşıran son damla olur. Erdi’nin öfkesini yenmek için bulduğu tekerlemeli çözümler işe yarayacak mıdır?
Edebiyatımızın sevilen kalemlerinden Çiğdem Sezer, hayal kırıklıklarını, çocuk olmanın zorluklarını ve gerçek dostluğu eğlenceli bir dille ele alıyor. Yazar, başkalarıyla kıyaslanmanın yarattığı kırgınlığı, öfkenin ve anlaşılamamanın hayatı nasıl zorlaştırdığını ve büyüklerin her zaman haklı olmadığını hatırlatıyor.

Erdi, her şeyi mükemmel yapan kuzeni İrem’in bir süreliğine kendilerinde kalacağını öğrenir. Başlangıçta işler yolunda giderken zamanla kuzeninin yaptıkları Erdi’nin gözüne batmaya başlar. İrem’in, karıncasıyla dalga geçmesi bardağı taşıran son damla olur. Erdi’nin öfkesini yenmek için bulduğu tekerlemeli çözümler işe yarayacak mıdır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96786</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bdba20ea-abf4-4693-a10f-68938e6a1400.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Konuşabilse!</image:title>
            <image:caption>Guyana doğumlu, Kanadalı yazar Jennifer Mook-Sang, topluluk önünde konuşma konusunda çekingen olan bir çocuğun gülümseten macerasına konuk ediyor bizleri. Kitap, kendini ifade etmenin farklı yolları olduğunu ve sorunların üstesinden yaratıcı fikirlerle gelinebileceğini vurgularken; kararlılık, gerçek dostluk ve akran zorbalığı gibi temaları da mizahi bir üslupla işliyor.
Joe ve arkadaşları okullarında her yıl yapılan konuşma etkinliğine katılmak zorundadır. Bu yıl verilecek göz kamaştırıcı ödül, etkinliği ciddiye almalarına neden olur. Ne var ki Joe, kendini kolay ifade edemeyen bir çocuktur. Buna bir de Victoria&apos;nın rekabetçi tavrı, aksilikler ve yanlış anlamalar eklenince işler iyice zora girer. Joe&apos;nun, güçlüklerle başa çıkmak için ürettiği eğlenceli ve benzersiz çözümler işe yarayacak mıdır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96787</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60480660-a7d8-4a89-a574-aba5ba9a5d8f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sığınak</image:title>
            <image:caption>Külüstür kitabıyla büyük beğeni toplayan Yeni Zelanda çocuk edebiyatının sevilen yazarı Joy Cowley’den savaş karşıtı, çok katmanlı, duygu dolu bir roman. Cowley; savaşın çocuklar üzerindeki etkileri, kardeşlik, güven ve aile bağları üzerine bizi yeniden düşünmeye davet ediyor. Her şey Bert’ün, İkinci Dünya Savaşı sırasında terk edilmiş bir fırını ailesini korumak amacıyla sığınağa dönüştürmek istemesiyle başlar.

Ablası Betty de onu destekler ve işe koyulurlar. Çok geçmeden hayatlarının seyrini değiştirecek bir olaylar zincirinin içinde bulurlar kendilerini. Çocuklar savaşın ağır yükünü taşıyabilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96788</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd59134f-dfb4-43ff-aef1-1147947872f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöp Dedektifleri</image:title>
            <image:caption>Dünyaca ünlü sanatçı Peter H. Reynolds, bu kez ikiz kardeşi Paul H. Reynolds’la birlikte eğlenceli bir diziye imza atıyor. Bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematiği disiplinler arası çalışma yöntemiyle ele alan kitaplar, özetle şunu söylüyor: Hayat, yaratıcı olma fırsatlarıyla doludur. Çevre bilincini öne çıkaran bu ikinci kitapta, ikizler Sidney ve Simon, bir kampanya başlatır. Amaçları ailelerinin, mahallelerinin ve okullarının çıkardığı çöpü azaltmak, atılan malzemeleri geridönüşümle yeniden kullanabilmektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96789</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/569a4281-853f-413a-8d9e-6723c45503e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Kanatlı Vampir 11 – Üç Gece</image:title>
            <image:caption>Beyaz Kanatlı Vampir serisi ilk kitabıyla yüz binlerce çocuğun gönlünü fethetmeyi başardı. Diğer kitapları ile de tutkulu bir hayran kitlesine sahip oldu. Kitap okumaktan nefret eden çocuklar dahi bu seriye kayıtsız kalamadı. Tam bitti derken bambaşka bir macerayla yeniden başladı. Ve şimdi Beyaz Kanatlı Vampir 11 Üç Gece sizlerle. Her sayfasında heyecan, macera ve eğlence…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96790</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30891947-c615-4cd0-9252-b908fa992da3.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklı Karışık</image:title>
            <image:caption>Can sıkıntısından mı şikayetçisin?
Yaşamında artık seni hayrete düşüren pek bir şey kalmadıysa,
Çoğu zaman kendini keyifsiz, şevksiz, enerjisiz hissediyorsan,
Bazen göğsün sıkıntıdan çatlayacakmış gibi hissediyorsan
Anla ki aslında kalbin sana sesleniyor!
Ona kulak ver ki en sıradan gördüğün şeyler bile seni hayretten hayrete düşürsün.
Sıra dışı ancak makul deneyimlere açıl, alışkanlıklarına meydan oku:
Birkaç gün köyde köy koşullarına uyarak yaşa,
Sanatla ilgilen, sanatçıların atölyesine misafir ol,
Muhtaçlara yardım et, hastaları ziyaret et, çocukları sevindir,
Rüyalarını önemse, belgesel izle, fiziksel egzersiz yap,
Mevlevi seması gibi sûfî programlarına katıl.
Bazen gözlerini kapayıp kendi iç dünyanı seyret;
Bazen al eline teleskopu, gece vakti gökyüzünü seyret.
Göreceksin can sıkıntısının yerini yaşam coşkusu alacak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96791</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4107438b-462f-4cfe-bd8c-bdcae59731eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Muhafızı</image:title>
            <image:caption>Kimse kaderi değiştiremez... Evren buna izin vermez. Ve Allah&apos;tan başka hiçbir güç, kıyamet saatini ne ileri ne de geri kaydırabilir. Bir şeyler buna neden olacak olur ise Zamanın Muhafızı müdahale etmek zorunda kalır. Çünkü o, kıyamet saatine kadar zamanı korumakla görevlidir. Korkunç bir uçak kazası, kazadan mucize eseri kurtulan bir doktoru ve evrenin sırlarını çözmeye çalışan bir kuantum fizikçisini birbirine bağlar. Fakat bu, evreni tehlikeye sokar ve Zamanın Muhafızı beklenmedik bir anda ortaya çıkar. Ankara&apos;dan Peru&apos;nun yağmur ormanlarına, İstanbul&apos;dan İngiltere&apos;ye uzanan bilinmezlerle dolu, sürükleyici bir yolculuk sizi bekliyor. Etkileyici hikâyesi, muhteşem kurgusu ve akıcı diliyle bu romanın her sayfasını merakla çevireceksiniz! Ve hiç tahmin etmediğiniz bir sona ulaşırken Zamanın Muhafızı gerçeklik kavramınızı altüst edecek. Neyin gerçek, neyin rüya olduğunu kim bilebilir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96792</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/441a39c3-4261-4438-9cc0-cc4eb298ee61.jpg</image:loc>
            <image:title>Allah Seven Kalplerdedir</image:title>
            <image:caption>1975 doğumlu olan Paşayeva Afganistan, Irak, Filistin, Afrika ve Amerika başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sayısız program ve belgesel hazırlamıştır. Azerbaycan Millet Meclisi’nde bağımsız milletvekili olan Paşayeva; uluslararası alanda çok sayıda ödül, madalya ve diploma sahibi olduğu gibi, birçok ilmi kitap, roman ve yüzlerce makalenin de yazarıdır.
12. İnternet Medyası Yılın En İyileri ödül töreninde de “Ulusal Dostluk ve Barış Ödülü” ne layık görülen Paşayeva “Allah Seven Kalplerdedir” kitabında bir yandan modern insanın yalnızlığa mahkûm çıkmazlarını, bir yandan da bu çıkmazın sevgiyle nasıl aşılabileceğini akıcı bir dille anlatmaya çalışıyor.
Allah aşkının var olan bütün sevgilerin kaynağı olduğu, sevgisiz hiçbir kalpte Allah’ın var olamayacağı tezine dayanan Allah Seven Kalplerdedir kitabı bu anlamda okurun kalbine dokunmayı, yüzünde bir tutam ümit yeşertmeyi amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96793</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f177675-ee48-41d5-919d-a1034f9338a1.jpg</image:loc>
            <image:title>A&apos;mak-ı Hayal - Birinci Kitap</image:title>
            <image:caption>İyi yetiştirilmiş ve inançlı bir genç olan Raci; maddi ve manevi ilimleri öğrenir, ardından pek çok kitap okur. Fakat öğrendiği bilgi yığını arasında kendini huzursuz ve şüphe içinde hissetmeye başlar. Derken bir gün, şehrin mezarlığında yaşayan Aynalı Dede’yle karşılaşır… Ve onun rehberliğinde dokuz gün boyunca hayalin derinliklerine dalan Raci, yavaş yavaş hakikate yaklaşırken dokuz farklı merhaleden geçer…
Yıllar önce kaleme alındığı halde çağımızda hâlâ ilgi gören A’mak-ı Hayal, modern yaşama rağmen ruhundaki boşluğu dolduramayan günümüz insanı için adeta bir baş ucu kitabıdır…
Tuti Kitap ise bir ilke imza atarak zamanın ve mekanın ötesinde geçen bu manevi yolculuğu, Türkiye’de ilk defa çizgi roman olarak okurlara sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96794</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d56591a-c929-4866-86b6-441215c098d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Astronomi</image:title>
            <image:caption>Astronomi bilimini hiç merak ettiniz mi?
Uzayın derinliklerinde şaşırtıcı ve olağanüstü olaylar oluyor. Hatta gökyüzünde asırlardır süren bir danstan söz edebiliriz. Güneş sistemi, yıldızlar, meteor ve tutulmalar, hepsi bu büyük koreografinin içinde harekette!
Uzaydaki bu hareketli mucizeleri bilmek içinse hiç de astronot olmaya gerek yok. Tek yapmanız gereken, bu kitabın sayfalarını aralamak…
Büyük patlama, güneş sistemi, gezegenler, Ay, Güneş, yıldızlar, burçlar, gün dönümleri, göktaşı yağmurları… Bu kitap, gökyüzüyle ilgili aklınıza gelebilecek bütün soruları cevaplayarak sizi uzayın sonsuzluğunda bir tura çıkaracak.
Eğlenceli bir dansa siz de var mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96795</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b29351d2-af42-4519-8605-ecd626390867.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Amerika - Dış Politika İçeride Başlar</image:title>
            <image:caption>&quot;YENİ AMERİKA - Dış Politika İçeride Başlar&quot; -Richard N. Haass- &quot;ABD&apos;nin küresel liderliğini sarsan en önemli tehditler ülke sınırları dışından değil, içeriden gelmektedir.&quot; ABD&apos;nin Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Başkanı Richard N. Haass bu kitapta &apos;Küresel Güç&apos;ün tek ülkenin hâkimiyetinden çıkıp yayıldığı yeni 21. yüzyılı tanımlıyor ve ABD üstünlüğüne dayanan bu &apos;kutupsuz&apos; dünyadan net bir Amerikan egemenliğinin çıkmadığını söylüyor. ABD, uzun bir süredir bu stratejik hatasına ne zaman ve ne şekilde bir son vereceğini tartışıyor. İşte tam burada Richard N. Haass, Amerikan Dış Politikası&apos;na yönelik yeni bir reçete devreye sokuyor: &quot;Restorasyon - Evini düzene sokarsa!&quot; Haass, Yeni Amerika - Dış Politika İçeride Başlar kitabında ABD&apos;nin içeride uygulamasını gerekli gördüğü düzeni, yurtdışında uyguladığı sömürü düzeni üzerinden tartışıyor ve ABD&apos;nin dünyaya tekrar liderlik edebilmesi için gücünü, etkisini ve kabiliyetini tekrar devreye sokabilecek -zamanının ötesinde- bir vizyon ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96796</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89e450a6-6b22-46fa-8e4c-74068cd7900f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Yolunda Masallar</image:title>
            <image:caption>Aşk! Yaratıcı’nın üflediği ilk nefesle başlayan yolculuk! Aşk ki bütün masalların başlangıcı ve sonu... Ve yaşam, tüm masalların anası ve en muhteşemi... Her an şaşırtan büyüsüyle binbir kapı düşletip binbir başka kapıdan geçirir yolcusunu. Aranan bulunduğunda, gizli bilinir olduğunda geriye tek kalacak olan o, Aşk!
Aşk çağırır masalcıyı. O çağrıyı duyup onun yoluna düşmemek ne mümkün! Neyle karşılaşacağını bilmeden teslimiyetle çıkar bu yolculuğa masalcı... Yoldaşı melekle birlikte kâh bir deniz kenarında kâh bir balıkçı teknesinde kâh kalabalık bir şehirde insandan insana, masaldan masala dolaşırlar. İlk emir: “Oku!” Masalcı yolları boyunca geçtikleri her masalda biraz daha kavrar okunması gereken anlamı.
Aşk Yolunda Masallar, yetişkinler için yazılmış olsa da yediden yetmişe herkesin ilgisini çekecek içeriğiyle, masaldan masala renkli bir yolculuğa davet ediyor okuyucusunu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96797</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/979be079-48ff-4087-8e5a-f87aef2da2e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk&apos;el Yakın</image:title>
            <image:caption>Kimi tutkudur
Kimi Leyla
Kimi vaveyla...
Hepsi de ben buldum sanır
Oysa aşka varan deli oldum sanır
Aşk bu;
Ne lafa gelir ne söze
Anlatılmaz yaşanır...
Sen ey okuyucu!
İçinde benlikten bir parça varsa
Bari seviyorum diyerek incitme seni bekleyeni...
Çünkü aşk &quot;yakın&quot; olmaktır &quot;Canana&quot;
Kadîm hakikat ise şu;
Kalbe kimse en yakın,
Aşka da o en &quot;yakındir&quot;
Bu kitap tam da bu aşkın izini sürüyor;  aşkı tenden geçmek bilip,  Canan&apos;da arayanların izini...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96798</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/57dcfa83-adb4-4f2b-afac-780272700f57.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı</image:title>
            <image:caption>“(…) Her şeyi olduğu gibi hatırlıyordum. Soğutucunun içindeyken duyduğum ayı kokusunu, metal kısımlara pençe atışını, babamın parçalanmış ayağını, ayakkabısını, annemin gözünü dolduran kırmızı damarları. (…)”
Siyah ayı diğer vahşi ayılardan farklı olarak nadir durumlarda insanların peşine düşer. Whyte ailesi yanlış zamanda yanlış yerde mi kamp kurmuşlardı? Yoksa siyah ayı sadece acıkmış mıydı?
Gerçek bir olaydan esinlenilerek yazılan ve bir çocuğun gözünden anlatılan bu kitap, Whyte ailesinin tatil için gittikleri kampta yaşadıklarını konu alıyor. Keyifle başlayan yolculuk, bir anda hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96799</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a7e5360-9370-4b87-baa6-b5fea358fe1a.jpg</image:loc>
            <image:title>24 Soruda Dijital Dönüşüm</image:title>
            <image:caption>“Mustafa Acungil, dijital dönüşümü sadece teknik bir konu olarak değil, bir anda yaşlısı ve genciyle hepimizin işini, hayat tarzını, düşünce biçimini değiştirebilecek bir olgu olarak önümüze koyuyor.”
-Dr. Ahmet Albayrak, Genel Müdür Yardımcısı - Kuveyt Türk Katılım Bankası
“Yazarımız ‘Bir dalgaya binmek pek de kolay bir şey değil. Ama altında kalmaktan çok daha iyi olduğu kesin.’ diyor. Bu kitap, içinden geçtiğimiz dalgayla başa çıkmak için birebir.”
-Esra Beyzadeoğlu, Bilgi Teknolojileri - Üst Düzey Yönetici
“Dijital dönüşüm, sadece teknolojik bir konu olmanın çok ötesinde insan hayatını derinden etkiliyor. Kendinizi dijital bir gelecekte daha iyi nasıl konumlayacağınıza ilişkin önemli ipuçlarını bu kitaptan edinebilirsiniz.”
-Hakan Çevik, Yönetim Kurulu Başkanı &amp; CEO, Bilge Adam Bilişim Grubu
“Sevgili Acungil, son yıllarda hep beraber peşinden koşmaya başladığımız dijitalleşme, dijital dönüşüm kavramlarını oldukça yalın ve güzel bir dille anlatmış. Hem kurumsal şirketlerde hem de bireysel hayatta okunmasının son derece değer yaratacağını düşündüğüm bir eser olmuş.”
-Hüseyin Çağlar, Enerjisa Perakende Satış Şirketleri Genel Müdürü
“İçinde bulunduğumuz dijital dönüşümde arkada kalmak istemeyen ve teknolojinin biçimlendireceği geleceğin dünyasında başarıyla var olmayı hedefleyen herkesin bir solukta okuyacağı bir kitap.”
-Kürşat Alparslan, Tradesoft - Strateji Danışmanı
“Mustafa Acungil, bu kitapla, günümüzün ve geleceğin dijital dünyasına hepimiz için ışık tutuyor. Gelecekte ‘insan’ olarak neye dönüşeceğimizi, nasıl bir geleceğe doğru ilerlediğimizi sağlıklı bir biçimde öngörebilmek için bu bilgilerle donanmamızın temel bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”
-Prof. Dr. Sinan Canan, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi &amp; Yazar
“Geleceğe hazırlanırken geleceğin gerekliliklerini esas almalıyız. Dijital oyuncakların pırıltılarıyla gözünüzün kamaşması yerine, yarının dünyasının sizin için ne anlama geleceğini kavramak üzere bu kitabı okuyun.”
-Ufuk Şamlıoğlu, İstanbul Bilgi Üniversitesi - Bilgi Eğitim Program Koordinatörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96800</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c588a02-c7d8-4a16-9eea-19811960c3e2.jpg</image:loc>
            <image:title>44 Türk Masalı</image:title>
            <image:caption>Masallar umut kaynağıdır...
Kötülüklerden kurtulmanın mümkün olduğunu gösterirler ve hepsinde iyiler ödüllendirilir, kötüler ise cezalandırılır. Nihayet mutlu sona ulaşılır.
Bu alem mucizelerle doludur...
Masallardaki sultanlar, şehzadeler, cesur köylüler, büyücüler, cadılar, ejderhalar ve devler gibi kahramanlar da gerçek dünyadakine benzer korkularla, felaketlerle karşı karşıyadır ama burada arzular gerçek olur. Bazen dervişler, bazen periler, bazen de konuşan hayvanlar kahramanların imdadına yetişir.
Ignacz Kúnos&apos;un, Osmanlı Türkiyesi&apos;ne yaptığı gezilerde derlediği masallardan oluşan ve 1913 yılı orijinal kopyasına sadece Northwestern Üniversitesi&apos;nden ulaşılabilen &quot;44 Türk Masalı&quot; ülkemizde ilk defa yayımlanmaktadır. Ve bu kitaptaki hayal dünyasının kapıları sadece çocuklara değil, herkese açıktır...
Şimdiye kadar hiç dinlemediğiniz ve okumadığınız bu masalları keşfetmeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96801</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23fb66ec-d549-4423-9e3f-08c21dde93ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Y Kuşağı Anneyim Ben</image:title>
            <image:caption>Ben bu kitabı &apos;doğal doğum&apos;la dünyaya getirdim. Sadece &apos;anne sütü&apos;yle besledim. &apos;Düşe kalka büyüttüm.&apos; Yaralarını &apos;öptüm, geçti&apos;. İnceli kalınlı motor kasları yanı sıra &apos;kalp kası&apos; da gelişsin diye &apos;AŞK&apos;a düşürdüm sık sık. Sonra &apos;göz yakmayan&apos; şampuanla yıkadım, temizledim. Mis gibi koksun diye &apos;içimin yağı&apos;ndan sürdüm. &apos;Organik&apos; kıyafetler bulamadığımda ten elbiseme sardım, sarmaladım. Hormonsuz, GDO&apos;suz coğrafyalarda büyütemesem de kalp iklimimde filizlensin diye &apos;gönül bağı&apos;, süper kahraman giysimden seralar kurdum. Paketli gıdalardan uzak tuttuğum kadar paketli insanlardan da uzak tutmaya çalıştım. Tinime, tenime, kalbime iyi gelsin diye bin yaşadıysam bir yazdım, gerisini &apos;imtihan kâğıdım&apos;a sakladım. Tüm &apos;o&apos;ndan önceki hayatımın yükünü sırtımdan indirip bu kitaba yükledim. Oku bakalım, &apos;çocukluğun&apos; kokacak mı? Bana olduğu gibi sana da &apos;ilaç&apos; olacak mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96802</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2673d97c-d234-4d90-be2b-30d44915f2db.jpg</image:loc>
            <image:title>5 Gün Kala</image:title>
            <image:caption>5 Gün Kala 15 Ülkede Aynı Anda Satışta!
Vedalaşmak için sadece beş günleri var Hayatı geriye doğru sayarak yaşayan ve sevdiklerinden ayrılmaya hazırlanan iki karakterin dramatik hikayelerini okumaya hazır mısınız? Bir yanda ölümüne beş gün kaldığını bilen bir anne, Mara Diğer yanda ise koruyucu ebeveyn olarak kalplerini açtıkları küçük Curtis’i beş gün sonra gerçek annesine geri vermek zorunda olan bir baba, Scott İnternette yolları kesişen Mara ile Scott bu beş güne neleri sığdırabilir?
Duygularımızın ...
Son dediği öleceğimiz veya ayrılacağımız an’ı bilerek ve bekleyerek nasıl yaşarız? Vedalaşmak Için Sizin Kaç Gününüz Kaldı? Julie Lawson Timmer’ın kaleme aldığı 5 Gün Kala, ayrılığın ve ölümün yudum yudum yaşanmasına dair okuru tam kalbinden vuran bir hikâye Tüm dünyada takip edilen ve çok satan romancı Jojo Moyes&apos;in dilinde bir kitap arıyorsanız, 5 Gün Kala tam size göre...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96803</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b10ca1b1-a2c5-4e08-b221-63b475b9182d.jpg</image:loc>
            <image:title>24 Kariyer Tuzağı</image:title>
            <image:caption>İşlerimiz için çok çeşitli konuları inceliyor, yönetiyor ve yürütüyoruz. Derin analizler, risk yönetimleri ve benzeri çalışmalar yapıyoruz. Peki, kendi kariyerimizi böyle bir ciddiyetle ele alıyor muyuz?

Ele almalıyız, çünkü kariyerde çok sık gözlenen ortak birtakım tuzaklar vardır. Bunları fark edersek kariyerimizi hem çok daha hızlı hem de istediğimiz yönde ilerletebiliriz. Fakat fark edemezsek bazen tek bir tuzakta yıllarımızı kaybedebilir, hatta tüm kariyerimizi heba edebiliriz. Üstelik kariyerimiz o kadar çok zaman alıyor ki… Onu hayatımızdan çıkardığımızda geriye sadece kırpıntılar kalıyor.
Uzun yıllardır iş hayatında olan ve bu alanda derin araştırmalar yapan Mustafa Acungil, hem kendi kariyerini hem de temas ettiği insanların kariyerlerini gözlemleyerek 24 Kariyer Tuzağı’nı sizler için kaleme aldı.

Artık kariyerinizi ve hayatınızı daha iyi yönetmenin vakti gelmedi mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96804</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e46b1b5-dae7-424c-a411-1a66f65819ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilen Kalp</image:title>
            <image:caption>Ruhlar âleminden bu dünyaya sefer etmiş olan insanoğlunun hikâyesi uzundur. Bir tarafta mânâ âlemlerinin hakikati, diğer tarafta ise beşerî hâllerin sancısı ile can çekişen insan, sanki çölde uçuşan bir tüy misalidir. Bu hengâme içinde kurtuluş yolu arayan bir sufi ise ebedî huzurun, kalplere inen ilâhî vahyin nuru ile aydınlanmak olduğunu bilir. “Bilmek” elbette tek başına bir çare değildir fakat tam bir iman ile ahlâk güzelliğinin en yüce mertebesine erişenler ancak bilenlerdir. Bilmekten maksat ise kendini bilmektir. Bu sebeple de yüce Peygamber Efendimiz, “Nefsini bilen kendini bilir.” diyerek bizlere yol göstermiştir.
Amerikalı araştırmacı, yazar, eğitmen, Sufizm ve Mevlevî geleneğinin Batı’daki önde gelen simalarından Kabir Helminski’nin “The Knowing Heart: A Sufi Path of Transformation” isimli orijinal kitabından Türkçeye tercüme edilmiş olan “Bilen Kalp: Dönüşümün Sufi Yolu” adlı eser, bizlere gerçekten de “bizim hikâyemizi” anlatıyor. Kendimizi bilmenin çeşitli katmanlarını gözler önüne seriyor.
Eser, çeşitli başlıklar altında yedi bölümden oluşuyor. Postmodern durumun getirdikleri, mâneviyat arayışları, aşkın gücü, sufi eğitimi, nefsin yapısı, kalp temizliği, zikir, alçakgönüllülük, teslimiyet, mürşid-mürid ilişkisi, dervişlik yolu, sohbet, âdap, Kur’an, ruh, vecd, semâ, insanın hakikati, nefsin kınanması ve kalbin eğitimi gibi daha pek çok konunun içerisinden geçirilerek sufi hayatın bu uzun macerasına tanıklık ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96805</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/699d66ce-56c2-45ed-8f2b-0c28728b3f57.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufilerin Tarihine Farklı Bir Bakış Denemesi</image:title>
            <image:caption>&quot;Bu çığır açan eser, yalnızca tasavvuf gibi çok yönlü bir olguyu anlamak için değil, aynı zamanda modern tarihin en önemli metodolojik meselelerine ilişkin fikir edinmek için de kritiktir.&quot;
Kamal Gasimov, Voices on Central Asia
&quot;Tasavvufun çok yönlülüğüne giriş arayan herkes, Alexander Knysh&apos;in bu kitabını okumalıdır.&quot;
History Today
&quot;Yazar, mevcut teorik yapılara meydan okuyarak tasavvufa dair üst söylemlerin yeniden düşünülmesini sağlıyor.&quot;
Ayesha Khan, Muslim World Book Review
&quot;Tasavvufun farklı perspektiflerine ve boyutlarına çağdaş bir bakışla yaklaşan bu eser, yeni fikir denemeleri sunuyor ve bu bakımdan tasavvufun çeşitli karmaşık açılarının anlaşılmasına katkıda bulunuyor.&quot;
ShahRokh Raei, Die Welt des Islams
&quot;İslâm&apos;ın temel geleneklerinden birinin baştan sona yeniden düşünülmesi ve yeniden çerçevelenmesi konusunda, ne hakkında konuştuğunu gerçekten bilen bir akademisyen tarafından yazılmış, önemli ve oldukça orijinal bir kitap.&quot;
Mark Sedgwick, Aarhus Üniversitesi, Danimarka
&quot;Bu, tasavvufun içinden ve dışından gelen grupların tasavvufu modern zamanlara kadar nasıl kavramsallaştırdıkları ve yorumladıkları konusunda bugüne kadar yapılmış en iyi çalışmadır.&quot;
William Chittick, Stony Brook Üniversitesi
&quot;Alexander Knysh, tasavvuf hareketlerinin tarihi ve tasavvuf üzerine araştırmalar hakkında eşi görülmemiş bir eser ortaya koyuyor. Batılı akademisyenleri ve Müslümanları, seçkinleri ve diğer kitleleri, tasavvufun dışından ve içinden gelenlerin tümünü bir araya getiren yazar; tasavvuf söylemine, kurumlarına ve liderliğine dair değişik bakış açıları sunuyor.&quot;
Bruce B. Lawrence, The &quot;Koran&quot; in English: A Biography kitabının yazarı
&quot;İslâmî araştırmalar alanında yükselen bir akademisyen tarafından yazılan bu çığır açan eser detaylı ve ikna edicidir. İslâm gibi bir dünya dinine içeriden ve dışarıdan nasıl yaklaşılacağına yönelik bu model, önümüzdeki yıllarda tasavvufa referans olarak literatürde yerini alacaktır.&quot;
Bilal Orfali, Beyrut Amerikan Üniversitesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96806</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d5b2084-8fa5-4d4c-9b30-43ac6ac7986c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Kez Çok İleri Gittik</image:title>
            <image:caption>Orada bizden bir parça var! Çocukların ölmek için doğduğu... Mavi gökyüzünü dumanın ve ateşin kapladığı... Çığlıkların bomba ve kurşun seslerine karıştığı... Ne evlerinde ne de sokaklarında insanların yaşayamadığı, kanın gözyaşlarıyla sulandığı... Burası dünyanın en büyük açık hava hapishanesi! Burada sevgi, umut ya da ışık yok. İlaç ve gıda yok... Masum insanların kendilerini koruyabilecekleri bir ordusu bile yok. Bu yaşananlar bir savaş değil... Bir soykırım!
İsrail&apos;in yayılmacılık politikasına ve Siyonizm&apos;e karşı duruşuyla tüm dünyada ilgi gören Norman G. Finkelstein &apos;Bu Kez Çok İleri Gittik&apos; adlı bu sıra dışı ve cesur kitabında &apos;İsrail&apos;in geleceği ve ekonomik çıkarları adına Yahudilerin II. Dünya Savaşı sırasında yaşadığı trajedinin ve hatırasının birileri tarafından sömürüldüğünü&apos;, &apos;masum bir halk üzerinde katliamın bir silah olarak kullanıldığını ve bunun da kendisini kurban olarak sunan İsrail Devleti&apos;nin dünya üzerindeki en korkunç askeri güce sahip olabilmesi için tasarlandığını&apos; akıcı bir dille anlatılıyor.
Bu kitap bir matem değil, umut da aynı zamanda... Çünkü Gazze&apos;de yıllardır bitmek bilmeyen bu kabus, dünyanın vicdanını harekete geçiriyor(mu?). Eğer hakikat ve adaleti nasıl etkili bir şekilde kuşanacağımızı öğrenirsek güçlü silahlara sahip oluruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96807</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ecd00118-4367-451c-aae3-a9ed4dfe67d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bugünün Yorumuyla Mesnevi Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>Teorik bilgiler sıkıcı olur ama bu bilgiler bir olaya yahut bir hikâyeye bağlı olarak sunulunca daha kolay anlaşılır. İşte Hz. Mevlânâ da Mesnevî-i Şerif’te çeşitli hikâyelere yer vererek bu pedagojik usûlü kullanmıştır.
Mesnevî’de eski kültürlerden süzülüp gelen çok sayıda hikâye bulunmaktadır. Elinizdeki kitapta da bunlardan uzunlu kısalı 40 hikâye yer alıyor. Hikâyelerde geçen isimler, mekânlar, kavramlar ve târihî olaylar hakkında kısa bilgiler veriliyor.
Asıl önemlisi, hikâyelerin tasavvufî tarafı genişçe ve sade bir şekilde anlatılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96808</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0af2199-502b-4abf-9a1c-9178b53703c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufi Geleneğinde Dostluk ve Ahlak</image:title>
            <image:caption>İlim ehline göre dostluk kurmak vâciptir. Allah &quot;Ey iman edenler! Allah&apos;tan korkun ve doğrularla beraber olun.&quot; (Tevbe, 119) buyurur. Bu bakımdan İslâm&apos;da dostluğun ayrı bir yeri vardır.
Dostluk; nefsi kötülüklerden arındırmaya yardımcı olan, sâlihlerin ahlâkıyla ahlâklanmaya vesile olan ilişkiler tesis etmenin adıdır. Sağlam dostluklar sayesinde inananların kalbi güç kazanır, Allah&apos;a imanları artar. &quot;İmanı en kâmil müminler, ahlâkı en güzel olanlardır. O kimseler ki dostlukları incitmez; severler, sevilirler. Sevmeyen, sevilmeyen kimsede hayır yoktur.&quot; (Taberânî, 1/362)
Üç bölümden oluşan bu kitapta İmam Şa‘rânî, Allah için dostluklar kurmaya dair hadislere ve hikmetli sözlere yer vermiş, sûfîlerin dostluk anlayışından ve sergiledikleri üstün ahlâktan söz etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96809</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10db1249-f5c8-4ad0-a798-bfa91ecc000c.jpg</image:loc>
            <image:title>Cennette İki Yıl</image:title>
            <image:caption>Ne birine aşık olmak için zamana ihtiyacımız var ne de aşkın beklemeye tahammülü.
İşkence dolu bir mahkûmiyet hayatı yerine onurlu bir ölüm ihtimalini seçerek firar eden iyi kalpli bir anarşistin ayakları bir yeryüzü cennetinin topraklarına değdiğinde, merhametli Tanrı’nın suçluları da sevebileceğini anlayacaktı.
Onu, tutkulu bir faninin dünyada görebileceklerinden çok daha fazlası bekliyordu: Tek kişilik bir krallık, gizemli bir bilge, aşkın zindanı, düşler evreni, güler yüzlü bir azap ve nihayet bütün güzelliğiyle şeb-i arus.
Yeryüzünde, sadece aşkın ve adaletin olmadığı yerler karanlıktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96810</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62c1694b-d79e-46b4-a078-3cbc69e5a018.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedektif DNA</image:title>
            <image:caption>“Hiçbir kurgu gerçekler kadar okurun dikkatini çekmez. Hele konu adli bilimlerle ilgili olursa. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencilerimden Tıbbi Genetik uzmanı Doç. Dr. Kadir Demircan da bizi dünyanın bir ucundan diğerine, on yıllar öncesinden bugüne kadar süren bir tarih yolculuğuna çıkartıyor ve kimi çözülmüş kimi hâlâ yanıt bekleyen sırlarla tanıştırıyor. Bu yolculuk sırasında bilimin ışığı yolunuzu aydınlatacak. Parktaki kral, adadaki imparator, ormandaki prenses sizi karşılayacak ve tablodaki güzelin, soğuk sulardaki küçüklerin kimler olduğunu öğreneceksiniz. Kimi zaman kemikler kimi zaman saçlar konuşacak ve bilimin, tarihi yeniden nasıl yazdığına tanık olacaksınız.”
- Sevil Atasoy, Prof. Dr. (Kusursuz Cinayet Yoktur’un Yazarı)
Doç. Dr. Kadir Demircan, kendi kişisel akademik kariyerinin yanı sıra, bilgilerini herkesin anlayabileceği bir şekilde insanlara ulaştırmayı dert edinen az sayıda akademisyenimizden birisi. Verdiği konferanslar ve yazdığı yazılarla özellikle gençlerin bilimi anlaması ve hayatına uygulaması konusunda büyük katkılar yapmaya devam ediyor. Detektif DNA da bu güzel birikimin ilk ürünlerinden. Bilimin dünyayı anlamada nasıl kullanılabileceğini merak ediyor ve şaşırtıcı öykülerden hoşlanıyorsanız sayfaları çevirmeye başlayın. Şaşıracaksınız!
- Sinan Canan, Prof. Dr.(Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler’in Yazarı)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96811</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d6fe8f0-3baa-47b8-b11a-d75ce609961a.jpg</image:loc>
            <image:title>Dört Kapı</image:title>
            <image:caption>Dört kapı; şeriat, tarikat, hakikat ve marifet kapısıdır. Şeriat “bilmek”, tarikat “uygulamak”, hakikat “olmak” yeridir.
 
Bilmek; okumakla, dinlemekle mümkün olur, bu şeriatın kapısıdır. Uygulamak; ancak müdahil olmak, ihlaslı ve gayrette daim olmakla mümkün olur, bu tarikatın kapısıdır. Neticeye ulaşmak ise birde bir olmak, sâlih amel ile yakîni yaşamakla mümkün olur, bu da hakikat kapısıdır. Bu kapılardan geçebilmek ise marifet kapısıdır.
 
Şeriat “ilim”, tarikat “amel”, hakikat ise “neticeye’’ ulaşmaktır. Şeriat deniz, tarikat gemi, hakikat ise denizin içindeki inci mercandır. Marifet ise şeriat denizinde tarikat gemisiyle hakikat deryasına ulaşıp oradaki inci mercanı çıkartmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96812</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe6e46ec-de1b-4e4c-9d01-0b1b9e013dee.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıradan İnsana Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Bilen bir kimseye Tao&apos;nun anlamını sorsanız &quot;yol&quot; der. Zen&apos;in neden bahsettiğini sorsanız &quot;hiç&quot; der. Ancak hiçbir cevap aslında tatmin edici olmaz. Çin ve Japon kültürüne, inanç sistemine, geleneklerine büyük etkisi olan bu basit sözcüklerin ardında aslında kavranması zor manalar yer almaktadır. Sûfî hikâyelerinde gördüğümüz gibi, bu gelenekler de bazı gerçekleri kısa hikâyeler ve menkıbeler aracılığıyla iletme gereği duymuştur. Yine tasavvufta olduğu gibi, bu geleneklerin öğretisi de katı ve belirli prensiplerden ziyade sıradan şeylerden ibret almaya, ders çıkarmaya ve bu dersi insanın iç dünyasına yöneltmeye dayalıdır. Okumaktan keyif alacağınız kısa Tao-Çin-Zen hikâyelerinden oluşan Sıradan İnsana Hikâyeler, iç dünyanızı keşfetme yolculuğunuzda size çok şey söyleyecek ve bakış açınızı değiştirecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96813</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05df32dd-a864-4554-8598-5261b6528a41.jpg</image:loc>
            <image:title>En Kısa Dünya Tarihi</image:title>
            <image:caption>En eski zamanlardan modern zamana dünyanın hikayesi bir kitapta özetlenebilir mi?
En Kısa Dünya Tarihi, kilit olaylar hakkında aydınlatıcı, kısa ve yeterli bilgiler sunarak bunu başarıyor ve şimdiye kadar önünüzde yığılı duran tarih yığınını ortadan kaldırıyor.
Tarihsel olayların, aslında birbirine bağlı ve benzer olduğunu fark etmenizi sağlayarak dünya üzerindeki serüvene ışık tutuyor. Verdiği haritalarla da olayların yaşandığı coğrafyaları gözünüzde canlandırıyor.
Dünyanın Keşfi, Haçlı Seferleri, En Kanlı Yüzyıl, Dijital Devrim, Büyük İskender, Cengiz Han, 1. Elizabeth gibi anahtar olayları ve kişileri merak ediyorsanız daha fazlasını bu kitapta bulacaksınız.
En Kısa Dünya Tarihi, tarih tutkunlarının raflarında yer alması gereken rehber kitaplardan…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96814</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e4d932a-b6ad-41a4-b9fe-9f89beadd72b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgenin Hakikati</image:title>
            <image:caption>&quot;Hürriyet yazarı, Sufi Musa Dede&apos;nin kaleminden &apos;Gölgenin Hakikati&apos;; kalbinizi ısıtacak, zihninizi açacak seçme yazı, şiir, desen, özlü sözler…&quot;
&quot;Efendim, hangi kitapları okumamı tavsiye edersiniz?&quot;
&quot;Evladım, ne zaman ki ustanın dizi dibinde kendi kitabını okursun, okumaya başlamış olursun!&quot;
Mürşidim Derviş Baba&apos;nın bu sembolik cevabı, insanın adeta evrenin bir özeti olarak okunabilecek en yüce kitap olduğuna gönderme yapıyordu. Tüm bu derinliğin yanında, &quot;kendi kitabını okuma&quot;nın fizikî boyutta da gerçekleşeceğini o an bilemezdim.
Derken kendimi yazar olarak buldum…
Bugün anlıyorum ki yazdığım, meğer kendi kitabımın sayfalarıymış. İşte elinizde tuttuğunuz Gölgenin Hakikati de böyle bir kitabın ilk fasikülüdür.
&quot;Bu eser, Erenlerin yoluna ilmen yakîn olmak isteyenlere, insan denen âlemi, bir nebze de olsa tanıtma çabasında olan bir vesiledir.&quot;
- Derviş Baba</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96815</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52eb3bae-0fca-47e2-a928-956805392b58.jpg</image:loc>
            <image:title>Bakara 4- Putların Kırılması</image:title>
            <image:caption>Bu eser, Bakara Sûresi 40-66 ayetlerini kapsamaktadır. Cemâlnur Sargut tarafından büyük mutasavvıfların bu ayetlerle ilgili yorumlarından derlenmiştir.
 
Bakara Sûresi, Allah’ın kullarına nefsi ve vücûdu terbiye etmenin yollarını öğrettiği çok büyük lütuf olan bir sûredir. Bütün insanlığın ortak sorusu olan “Ben bu nefsi, egoyu nasıl adam edeceğim?” sorusunun cevaplarını Bakara Sûresi’nde bulabiliriz.
 
Bu bölümde hakla bâtılı ayırmayı, ibâdetin hakîkatini, sabrın önemini, nefsi terbiye etmedeki yolları, Allah’ın verdiğinden memnun olmayı, acılara ve sıkıntılara katlanmayı öğreten bir sürü reçete var. Bakara’yı okumak insanın ruhunu yeniler, vücûdunu tamamlar ve insan birçok sorusunun cevabını alır.
 
Bu bölüm, gerçekten putları kırmak ve egomuzu yenmek için neler yapmamız gerektiğini öğreten bir bölüm olarak bizi terbiye ediyor.
 
Allah anlamayı nasip etsin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96816</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79a4d6b4-e55a-4bf0-9c11-89e1d79d1f88.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Bayram-ı Veli</image:title>
            <image:caption>Eserleri çok satanlar listesinde yer alan , ‘Somuncu Baba: Aşkın Sırrı’ sinema filminin senaristi Mahmut Ulu’ nun biyografik roman niteliğinde olan eseri Hacı Bayram-ı Velî Aşkın Nefesi…
“Yitik derviş, yokluk yolcusu, demişti davet mektubunda Şeyh Hamid. Şimdi ben, yokluk yoluna düşecektim. Yolun sonunda aşkın sırlı hikâyesini kayda geçirecek ve kıyamete dek yaşatacaktım.”
Gecenin orta yerine döküldü cümle. Kimden geldiği bulunamadı sözlerin. Söyleyeni belirsiz, manası dipsiz yanık sözler kaldı geriye: “Kelimeler ağıt olur, gecenin karasını akıtır harflerinde. Karanlığı kadar yalnızdır gece, yazıldığı kadar hüzünlü her bir hece. Bulutlar göğün göğsüne sığınıyor. Ve hicret ediyor zaman. Sahipsiz kelimeler düşer yitik dervişin nasibine. Binbir kor da harfler ekler cümlesine. Hüzün yağmurları dolar gözlerine. Hiç söylenmemiş besteyi duyumsar hiç anlatılmamış sevda hikayesinde. Hiçliğe fısıldar! Hiçliğe kederini... Ve dilinde yâr, yüreğinde kor olanlar üfler aşkın nefesini...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96817</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80327bfd-6308-4d03-85a6-75cb161897c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Lakapları</image:title>
            <image:caption>Ah şu lakaplar! İnsanı rezil de eder, vezir de… Kimi zaman över ve hoşnut eder kimi zaman da kötüler ve sinirlendirir… Fiziksel özelliklerden de yakıştırılabilir, karakteristik özelliklerden de… Ve çoğu lakabın, öğrenmesi oldukça keyifli bir hikâyesi vardır. İşte Osmanlı Lakapları da sizi geçmişe götürerek o dönemdeki devlet adamlarının hiç duymadığınız lakaplarının hikâyelerini anlatıyor. Üstelik bu isimleri neden aldıklarını anlatırken onların kısa hayat hikâyelerine de yer veriyor. Kaltakçızâde Halil Efendi, Matrakçı Nasuh, Ayıcı Arif Bey, Cenaze Hasan Paşa, Pırasa Ahmet Paşa, Öküz Kara Mehmet Paşa… Buyurun, tanışmak için sizi bekliyorlar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96818</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12afc3f9-7a76-4775-bb7b-fc7d450ffa6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevlana ve Hünkar</image:title>
            <image:caption>Mevlana ve Hünkar, Hz. Mevlana&apos;yı mutasavvıf kişiliğinin yanında Selçuklu Hünkarları ile olan ilişkisi bağlamında da incelemekte ve kendisine yapılan Moğol casusu tezlerini çürütmektedir. Konuyu hem tarih perspektifiyle hem de akademik bir disiplinle ele alan bu eser, Hz. Mevlana&apos;nın mesajını ve kişiliğini anlamada da önemli katkı sağlayacaktır. Ayrıca 15 Temmuz sonrası yaşanan sürecin anlaşılması için de önemli bir eserdir... Casus, her yere gizlice sızabilen kişidir. Mevlana da hiç şüphesiz bir casustur. Ancak o, insanın en gizli yönüne sızıp oraya girmiştir. Evet o, gönüllerin casusudur. O, gönüllere girip, insanın şifresini kırıp ondaki değerli hazineyi ortaya çıkarmıştır. Kısaca gönül casusudur o. -Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu- Konya&apos;yı kuşatan Moğolların lideri Baycu ve adamları, Mevlana&apos;nın sohbetine katılırlar. Çıkışta Baycu &quot;Her şehirde böyle bir adam olsaydı halkları asla bize mağlup olmazdı.&quot; der ve Konya&apos;yı yakıp yıkmaktan vazgeçer. Mevlana &quot;Sen Tatarlardan korkuyorsan Allah&apos;ı tanımıyor demeksin; ben ise onlara iki yüz iman sancag?ıyla hücum ediyorum.&quot; beytiyle, yaptığının bir strateji olduğunu ifade eder. Bu yüksek stratejiyi anlamayan ve tasavvufa her fırsatta saldırmak için bahane arayan kimileri buradan dedikodular üretir. Bu indi mülahazalara gerekli cevapları değerli kardeşim Prof. Dr. Osman Nuri Küçük elinizde tuttuğunuz bu güzel çalışmada vermektedir. -Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç- Soyadlarımızın aynılığından &quot;biyolojik&quot; kardeşim zannedilen, dinde ve ilimde kardeşim Prof. Dr. Osman Nuri Küçük&apos;ün yazdıklarını okuduk ve kaynakları nasıl bir ustalıkla kullandığını gördük. Hem tasavvuf usûlüne hem de tarih usûlüne vâkıf bir şekilde menâkıbnâmelerden aktardığı herhangi bir olayın &quot;tasavvuf kaynaklarının hemen hepsinde rastlanabilecek olan bir kerâmet&quot; mi, yoksa &quot;tarihî bir vak&apos;a&quot; mı olduğunu belirtmiş ve anlatılanla ilgili gerekli analizleri yapmıştır. Eser, tasavvuf tarihi metodolojisi bakımından dikkatlice okunması gereken değerlendirmeler içermektedir. Kendilerini tebrik ediyoruz. -Prof. Dr. Hülya Küçük- Kur&apos;ân-ı Kerim&apos;in dikkatimizi çektiği hususlardan biri de tarihtir. Fakat tarihi okumak, anlamak, yorumlamak kolay değildir. Çünkü bu; doğru bilgiye, tarafsız bir zihne, soğukkanlı bir bakışa ve iyi niyete ihtiyaç duyar. Aksi halde hakikat ortadan kaybolur, tarihten ibret alma da gerçekleşmez. İnsanların davranışlarını peşin hükümle göklere çıkarmak veya yerin dibine batırmak bize fazla bir şey kazandırmaz. -Prof. Dr. Mustafa Kara-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96819</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00bfbc0c-634e-4b7c-b7a4-db1f70f482f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şey Böyle Başladı</image:title>
            <image:caption>Bu eserde Allah aşkı hakkında konuşması yasaklanan bir sufinin aşk yolundaki arayışına, bu arayışında manevi âlemden gelen rüya ve ilhamlarla kendisine uzatılan ele ve ilim yolunda yaptığı seyahatlere kendi ağzından anlatımıyla tanık olacaksınız.
Tasavvufi düşüncenin kurucu isimlerinden olan Hakîm Tirmizî, hemen hemen tüm İslami ilimleri tasavvufi bakış açısıyla ele alan çok üretken bir yazardır. Eserleri ve fikirleriyle İslam düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan Tirmizî’nin hayatı hakkındaki bilgiler ise oldukça sınırlıdır. Bu eserinde Tirmizî, hayatına ve manevi gelişimine dair önemli bilgiler vermektedir. Birçok yönüyle türünün ilk örneklerinden olan bu eseri, içerdiği rüyalar ve bu rüyaların bir anlatım metodu olarak kullanılması açısından da dikkate değerdir.
Elinizdeki çalışmada bu önemli eserin çevirisi; açıklayıcı notlar ve ek bölümlerle desteklenmiştir.
Bu durum, okurun -Büdüvvü Şe’n özelinde- Tirmizî ile ilgili tartışma ve çıkarımlardan kısmen haberdar olması açısından faydalı olacaktır.
“İlim sahibi olduğunu iddia edenler tarafından birtakım şeylere maruz bırakıldım. Onlar bana eziyet ediyor, beni hevâya uyma ve bidat çıkarma ile suçluyor ve bana iftira atıyorlardı. Ben ise gece gündüz azimle kendi yolumda devam ediyordum.” (Büdüvvü Şe’n’den)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96820</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33a4a580-c228-406c-b1d4-41fe9b55a9ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Hicranname</image:title>
            <image:caption>Ey ötelere uçup gitmek isteyen yolcu! Ayrılık, aşk kuşuna kanatlar takar. Ve bilesin ki yüzlerce kanadın varsa Yar diyarı sana uzak değildir. Ey aşk ateşine düşmüş kimse! Aşk’ın tek başına anlatıldığını gördün mü hiç? Bu yüzden Sevgili’ye giden yolu anlatmak için ayrılık var bu satırlarda. Çünkü aşk, ayrılığın kerametidir. Senin kahır olarak bildiğin ayrılık, lütuftur aslında. Yoksa gönül kandili nasıl tutuşurdu ayrılık ateşi olmasaydı? Bil ki kim ne kadar çok ayrılık çekmişse aşılık istidadı onda çoktur. Aşkın da tek bir kerameti vardır! Aşığı Kulluk Makamı’na hazırlamak Bu ayrılığın kerametini heba etme ey talip! Ayrılık öyle bir ateş yakmıştır ki gönülde, bu sözler oradan taşanlardır. Ve hepsi, Sevgili’nin sana kulum demesi içindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96821</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e973ba9a-1f9a-4c32-93ad-3e81b36b0e49.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrıların Savaşı</image:title>
            <image:caption>Çok satan yazar ve Antik Uzaylı teorisinin babası Erich von Däniken, antik insanları yeraltında şehir büyüklüğünde yaşam alanları inşa etmeye iten şeyi ve bunun gökyüzündeki çatışmalarla bağlantısını araştırıyor. 
Tanrıların Savaşı, gizli kalmış yıldızlar savaşı hakkında bilgi edinmek için Hindistan, Sibirya, Tahiti ve dünyanın diğer birçok bölgesinden eski kutsal yazıları inceliyor. Savaşta hayal edilemez güçte yıkıcı silahlar kullanıldı. Bu silahlardan birinin kullanılması bir gezegeni tamamen yok etti.  Dünyanın her yerinden gelenekler, uzaydaki savaşın korkunç etkilerini tasvir ediyor. Birçok eski hikâye, yıllarca gökten ateş yağdığından bahsediyor. Zamanın insanları kendilerini bundan korumaya çalıştılar ve böylece yıldız savaşını ve diğer gezegenlerden varlıklarla teması kanıtlayan izler yarattılar.  Von Däniken yıkıcı kayalardan güvenli limanlar olarak yeraltına kazılmış sayısız şehirden bazılarını gösteriyor ve şok edici olarak tanımlanabilecek bir olayla ilgili en yeni keşiflerini sunuyor: 2017 yılında yazara Peru’nun Nazca köyü yakınlarında mumyalanmış garip yaratıkların bulunduğu bilgisi verildi. Birkaç bin yıl yaşadılar, üç parmakları ve üç ayak parmakları ve son derece uzun kafaları vardı. Bilim insanları hemfikir: Bu yaratıklar Dünya’dan değil!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96822</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59756a39-a4b0-4c78-8400-a90c510024c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz. Lut 13. Fas</image:title>
            <image:caption>“Ey sebeplere güvenenler! Size fayda ve zarar verecek olan tektir. Melikiniz tektir. Sultanınız tektir. İlâhınız tektir. Yaratıcınız tektir. Yaptığınız şeyleri sizin elinizle yapan O’dur. Sizi O yarattı. Size O rızık verdi. Size zararı da, faydayı da veren O’dur. Sizi hidâyete erdiren O’dur. Niçin kendiniz gibi bir mahlûka dayanıyorsunuz? Kendisine ne bir fayda ne de bir zarar verecek olana niçin tapıyorsunuz? Allahu Teâlâ’nın ‘Rabb’i ile güzel bir sûrette karşılaşmayı umanlar sâlih amel işlesinler ve ibâdetlerinde O’na hiçbir şeyi ortak koşmasınlar.’ (Kehf, 110) buyurduğunu işitmediniz mi?” (Abdülkâdir Geylânî, Cilâu’l-Hâtır Yolun Esasları ve İncelikleri, 41. Meclis, s. 123.)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96823</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/caa82be2-934f-48c7-b761-0f11101f3f9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevlana Okyanusundan</image:title>
            <image:caption>Yaradan’ın ‘Dön’ (İrciî) emriyle bir gün
Ruhum vuslata erip Allah’a kavuşunca,
Bedenim de toprak olunca,
Canlı cansız bütün zerrelerimle, sonsuzluğa kadar
Yine de Hz. Muhammed’in
Ayağının tozu kalacağım ben!
Celâleddin Bâkır Çelebi
Babam Celâleddin Bâkır Çelebi ömrünü soyuna, milletine, dinine hizmetle geçirmiştir. Bir başka deyişle; Mevlevî, Türk ve Müslüman olmayı Allah’ın kendisine verdiği paha biçilemez bir hediye saymış ve bu hediyeyi dil, din, ırk gözetmeksizin herkesle paylaşmaya çalışmıştır. Babamın şiirinde bahsettiği, Çelebi ailesinin canlı zerrelerini taşımakta olan bizlerin ve bizden sonra gelecek neslimizin bu yolda hizmet ederek mükâfatlandırılmasını Allah’tan niyaz ederim.
Esin Çelebi Bayru</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96824</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aa48afa5-00c8-4f5b-8bb6-6d65ec42cc37.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz. Salih 11. Fas</image:title>
            <image:caption>“Fütûhiyye hikmeti”nin Sâlih kelimesine tahsis edilmesindeki sebep şudur: Hiç beklenmeyen bir şekilde, dağ açılıp Sâlih’in (a.s.) dişi devesi çıktı. Bu, onun mucizesi idi. Ve “feth”in çoğulu olan “fütûh” ise hiç beklenmeyen bir şeyden bir şeyin açığa çıkmasıdır.
Sâlih de (a.s.) Fettâh isminin görünme yeridir. Bu sebeple Hak Teâlâ, ona dişi devenin çıkması için dağın yarılması mucizesiyle gayb kapısını “feth” etti, yani açtı. Böylece onun kavminden bazılarının îmânı fethedilmiş, yani açılmış oldu. Mucize olan dişi deveye îmân ve ona emir olundukları yön ile hürmette bulundular. Bazılarının da küfrü fethedilmiş, yani açılmış oldu. Bu nimete kâfir oldular ve deveyi kestiler. İşte bu süreçteki hâdiseler üçlü fetihler idi.
Bundan dolayı Sâlih’in (a.s.) seyri bu isim üzerine oldu ve ilâhi isimlerin hepsi gaybın anahtarları olduğu için cenâb-ı Şeyh (r.a.), “fütûhiyye hikmeti”ne ilişkilendirilmiş olan bu fassta “îcâd”ı ve onun “ferdiyyet” üzerine dayalı oluşunu anlatmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96825</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1dd389a9-0946-4fb0-acfa-3db45a86fb49.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz. Şuayb 12. Fas</image:title>
            <image:caption>Kalp vücutta sadece bir et parçası değil, Allah’ın hakîkatinin görünme yeridir. Hadîs-i kudsîde “Yere göğe sığmayan Allah, mümin kulunun kalbinde tecellî etti.” buyurulur. Kalbin aydınlanması bedenin dengesine, nefsin adâletine sebep olur. Kalbin bütün organlara yayılan ana damarların toplanma yeri olduğu düşünülürse, bu aydınlık bütün âzâlara eşit olarak dağılır ve vücut -yani olmayan varlığımız- devamlılık arz eden bir diri haline gelir. Vücut içinde kalp, berzahtır ve Peygamberlik makamını temsil eder.
Şuayb, İbnü’l-Arabî Hazretleri’ne göre “kalbiyye” hikmetinin açıklanmasıdır. Allah, Sâlih makamında vücudun fethinden sonra kalp makamından tecellî edip kulunu diri kılar. Âyet-i kerîmede “Kalbin yok mu ki idrak edemiyorsun?” sözü, hakîkî idrak mahallinin kalp olduğunu açıklar. Bu durumda kalp; keşif ve ilham mahalli, hakîkî bilme vâsıtası, gaybın anlamlarının yansıdığı ve hikmetlerinin indiği bir aynadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96826</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/799ab237-844e-4fc7-bd43-47b8c07a8f4c.jpg</image:loc>
            <image:title>İçim Dışım Bir</image:title>
            <image:caption>Ne kadar açarsan kalbini, kelimelerim o denli sarmalayacak bütün olmana engel gördüğün yaralarını…
Her ne koşula sahip olursan ol, beni dinle, duy, yargı, etiket ve sınıflamalara tâbi tutmadan oku… Yanına yaklaştır, kalbine yakın tut. İnan, buna izin verip kulak ve kalp veren canların hayatındaki değişime, dönüşüme ve farkındalığa her geçen gün daha da heyecanla temas ediyor, birlikte gelişip büyüyorum… Aynı çocukluğunda huzurlu bir uykuya geçmeni kolaylaştıran MASAL tadında… Ancak işlevim bu kez farklı; seni uyandırmak, “kendi bütünlüğüne uzanan yola çıkman için” uyandırmak…
“İçten, yürekle yazılmış, kimliği olan bir kitap… Yolu açık olsun.”
-Prof. Mehmet Sungur-
“Toplum için yapmakta olduğun yararlı hizmetten dolayı seni çıkmış olduğun bu yolda gönülden tebrik ediyor ve sana olan inancımla desteğimin her zaman yanında olacağını bilmeni isterim. Sevgi ve aşk ile yolun açık olsun.”
-Yogi Adnan Çabuk-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96827</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8cfcf104-b0f5-404a-947a-bad0e023db2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Arap Gramerinde Zarüret Olgusu</image:title>
            <image:caption>Arap Gramerinde Zarüret Olgusu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96828</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b5321f9-afd8-4f7d-b7f3-91a79f54f41b.jpg</image:loc>
            <image:title>Merhametin Zaferi</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, meşhur İslâm felsefecisi Molla Sadrâ’nın (ö. 1050/1641) düşüncesi ışığında felsefenin, dinî metin yorumunun ve mistisizmin ortak bir noktada kesişmesini inceliyor. Mohammed Rustom, Molla Sadrâ’nın Kur’an tefsirinin teorik ve pratik boyutlarının titiz bir tanıtımını yaparak Müslümanların günlük hayatında merkezî önem taşıyan Fâtiha sûresinin şerhinde kullandığı içe işleyen metafizik üsluba dikkat çekiyor. Molla Sadrâ’nın Fâtiha şerhi, bir taraftan Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) ve İbnü’l-Arabî (ö. 638/1240) gibi Ortaçağ entelektüel devleriyle bağlantı kurarken diğer taraftan da felsefe, ilâhiyat, tasavvuf ve Kur’an tefsiri gibi büyük bilim dallarıyla da irtibata geçiyor ve kendisine dinî metin temelli çerçeve içinde birçok felsefî görüşünü değiştirmek ve yeniden şekillendirmek fırsatını sunuyor. Böylece başka şeylerle birlikte, Sadrâ’nın öbür âlemde insanoğlunun selâmetini savunan derin bir dinî düşünür oluşu kendisini belli ediyor.
 
“Molla Sadrâ’nın Kur’an tefsiriyle ilgili kitap uzunluğundaki bu ilk çalışması, bu 17. yüzyıl Müslüman düşünürünün eserine ve İslâmiyet’teki felsefî tefsir ilmine çok büyük katkı sağlıyor. Mohammed Rustom, Sadrâ’nın “aklî” ve “naklî” bilimlerin birlikteliği görüşünü ortaya koyuyor ve Kur’an üzerine tefekkür eden birinci sınıf bir düşünürün mükemmel tasvirini yapıyor. Rustom, Kur’an tefsiri ilmini Sadrâ’nın “Tenzih İrfanı” çerçevesinde bir bağlama yerleştirme hususunda mükemmel bir vazife yaparak dinî metne dayalı muhakeme yönteminin felsefî vizyonla nasıl tamamlandığını gösteriyor. Sadrâ’nın Kur’an tefsiri ilmi üzerine anahtar metinlerinin derinlemesine bir okumasını ve tercümesini temel alan bu kitap, Sadrâ’nın uzun zamandır ihmal edilmiş görüşlerini değerlendiriyor ve entelektüel İslâmî geleneğin zengin felsefî nakışlarıyla okuyucuyu tanıştırıyor.”
-PROF. DR. İBRAHİM KALIN-
 
“Mohammed Rustom, 17. yüzyılın öne çıkan İranlı düşünürü Molla Sadrâ’nın öncü nitelikte olan eserindeki harikulade Kur’an tefsirine bir kapı açıyor. Rustom, Molla Sadrâ’nın eserindeki felsefe, tasavvuf ve İslâm teolojisi arasındaki derin bağlantıları açıklığa kavuşturuyor. Bu sürükleyici eser, aklın vahiyle nasıl bir etkileşimde olduğunu sorgulayan herkes tarafından ilgiyle karşılanacak.”
-PROF. DR. CARL W. ERNST-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96829</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db5b580c-9295-4b5c-9ba7-2c66fe00c8b6.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Müslümanlar</image:title>
            <image:caption>&quot;En hayırlı nesil benim dönemimde yaşayanlardır. Sonra onları izleyenler, sonra onların ardından gelenlerdir.&quot;
-Bizim için en iyi örnek İlk Müslümanlar… Peki biz onları ne kadar tanıyoruz?
-Neden erken dönem kaynaklarıyla geç dönem kaynaklarında farklı resmediliyorlar?
-Bu farklılık incelendiğinde modernist Müslümanlar mı daha güvenilir, yoksa katı İslamcılar mı?
- İlk Müslümanlar&apos;ın mirasına hangisi ihanet etti?
-Erken dönem İslam tarihinde gerçekleşmiş kilit olaylar, fikirler, eğilimler nelerdi ve İslam&apos;ın biçimlendiği dönemde bunlar nasıl bir araya geldi?
İslam&apos;a bir inanç ve iman geleneği olarak bakanların önemli bir kalemi olan Asma Afsaruddin &quot;İlk Müslümanlar: Tarih ve Bellek&quot; kitabı ile, geçmiş ve günümüz arasında hem bir köprü kuruyor hem de kendimizi ve dünyayı doğru anlayarak duruşumuzu sağlamlaştırabilmek için Selef-i Salihin&apos;in mirasını hakkıyla bilmemiz gerektiğine dikkat çekiyor.Çünkü İlk Müslümanlar&apos;ın karşılaştığı zorluklar ve onlara olan karşı duruş günümüzde halen yaşanmakta…
Ülkemizde de 2013 yılında &quot;Dost&quot; İslam&apos;a Hizmet Ödülleri çerçevesinde &quot;Yılın En İyi Yabancı Eseri&quot; ödülüne layık görülen bu eser, Türk okurunu din-velayet ümmet-ahlak ekseninde kendisini tekrar tekrar sorgulamaya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96830</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02b6d0d7-b5f8-4449-91d0-35f1a6acb982.jpg</image:loc>
            <image:title>İlm-i Siyaset</image:title>
            <image:caption>Osmanlı’nın modernleşme sürecinin Batı’daki süreçten farkı nedir?

I. Dünya Savaşı sonrasında yapılandırılan dünya düzeni nasıldı?

Türkiye’de darbeler hangi amaçla devreye sokuluyor?

“Denge politikası” derken ne kastedilmektedir?

Sykes-Picot ile Kürtlere bir devlet verilmemişti, planlanan neydi?

Arap Baharı’nın Suriye’deki yansıması ne oldu ve Suriye’de bugünlere nasıl geldik?

Devletimizin eğitim anlayışındaki eksikleri neler?

Dijital çağda Türkiye’yi nasıl bir gelecek bekliyor?
Haftalarca süren mülakatlar sonucunda meydana gelen ve soru-cevaptan oluşan İlm-i Siyaset; Türkiye’nin son 150 yılına dair siyasal-iktisadî-kültürel değişim güzergâhını ve bu güzergâh üzerinde oluşan fay hatlarını, çatlaklıkları ve kutuplaşmaları ele almaktadır.
Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mithat Baydur eserde; Osmanlı’nın modernleşme süreci, Türkiye’deki darbelerin iç yüzü, anayasal süreçler, denge politikasının önemi, siyasi kadroların profili, ‘derin devlet’ kavramı, Arap Baharı ve Suriye, Kürt meselesi, tarihî yanılgılarımız ve Türkiye’nin bugünü gibi pek çok konuyu analiz etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96831</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/043a4b14-177f-4d3f-99f0-bb187cfcd658.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahalle</image:title>
            <image:caption>Mahalleyi mahalle yapanın ne olduğu sorgulandığında, temsilinin bir huzur mekânı olduğu söylenebilir pekâlâ veya bir yerde olma ya da ortak değerler. Oysa mahalle bugünlerde biraz yılgın, geleceği muğlak gibi, sorular çok…
 
Derin bir dünya görüşüne yaslanan zihniyetin ürettiği, ortak değerlerin yansıma bulduğu mahalleyi nasıl bir gelecek bekliyor?
 
Değişen mekân, zaman ve uzam içinde ‘bir yerde/mahallede olmak’ hâlâ önemli mi?
 
Toplumsal bellekte kodlanmış mahalleden yakın gelecekte bahsedilebilecek mi, bahsedilecekse hangi bağlamda?
ve Eğer bir paradigma değişiminden bahsedilecekse “Mahalle için yeni bir kuram mümkün mü?”
 
Kitap, ‘evet’ diyor, çünkü bir yerde olmak hâlâ önemli.
 
Bugün başka bir dünya görüşü, başka bir toplumsallık, başka bir mekân deneyimi, başka bir zaman algısı var. Mahalleye dair kırık bir aynada izlenen pek çok yansıma var sanki… Zamana, insana, değerlere bağlı bir yer olarak mahalleyi parçalarına ayırıp o parçalardan tekrar anlamlı bir bütün kurmak imkânsız. Çünkü mahalle, tarihinde hiçbir zaman nesne olmadı; üstelik insanın ontolojik değerleri de hiç değişmedi.
 
‘Hesaplaşma’ henüz sona ermemiş olmalı ki tartışmalar sürmekte… Ve ancak ‘bugün ve insan’ bağlamında yapılacak bir ‘okuma’yla insanların içinde mutlu olacağı hakiki toplumsallıklar, mekân olasılıkları, ‘yer’ler söz konusu olabilir. Kitabın tartışması bu eksende; mahallenin bir yönüyle zamana zorunlu bağlı, öte taraftan yarına bağlı; hepsinden ötede de insana bağlı olduğu gerçeğine ve bir arayışa odaklanmakta.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96832</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3575c4c-f31c-433c-b2a5-2d9395992d6e.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Odaklı Liderlik</image:title>
            <image:caption>Bir çırpıda, hatta ışık hızında okudum ve güneşin yanına gitmiş kadar aydınlandım! Biz liderlerin kurumsal dijitalleşme, teknoloji, yeni yöntemler, hızla değişebilmek sularında da yüzmeye çalışırken esas girmemiz gereken okyanusun “insan” tabiatında olduğunu hatırladım.
Kurumsal hayat, ruhsallık, psikoloji, kadim kültürümüz ve bu gibi unsurların hepsinin en son bilimsel gelişmeler ışığında aynı potada eritildiği harika bir lezzet, müthiş faydalı bir kitap…
Özlem Denizmen
Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi, girişimci iş kadını, sivil toplum lideri.
Cebinde Mucize Yarat kitabının yazarı.
Hayatımızda aktif zamanımızın çoğunu çalışarak geçiriyoruz. Yaratılışımızın belki de tek gayesi önce kendimizle tanışıp değerlerimiz için yaşamakken, yani “insan” olabilmeye çalışmakken, materyal önceliklerimizle hayatımızın çoğunu işimizde harcıyoruz maalesef. Farkında olmadan en zor yolu deniyoruz sürekli. Bu kitap; öncelediğimiz şey değerlerimiz ve insan olabilmek olduğunda her şeyin ne kadar kolaylaşacağını anlatan, çok farklı bir kitap. Kütüphanemde en ulaşılabilir yerde duracak ve her takıldığımda danışmanım olacak.
Erden Timur
NEF İcra Kurulu Başkanı, avukat ve iş insanı.
En iyi liderlerin hem aklı hem kalbi harekete geçirenler olduğu artık kabul edilmekte. Bilimsel veriler bu çalışma şeklinin verimliliği ve katma değeri arttırdığını, kaliteli iş gücünü elde tutma oranını yükselttiğini ve daha da önemlisi mutlu çalışanlar yarattığını göstermekte. Pir ve Canan, bu güçlü ve zihin açan kitapta insan odaklı liderliğin gücünü etkileyici bir biçimde ortaya koyuyor. Ziyadesiyle tavsiye ederim.
James R. Doty, M.D.
Kurucu ve Direktör, Şefkat ve Hayırseverlik Araştırma ve Eğitim Merkezi, Stanford Üniversitesi.
Nöroşirurji Profesörü, Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi.
New York Times - Çok satanlar listesinden Sihir Dükkânı: Bir Beyin Cerrahının Beynin
Gizemlerini ve Kalbin Sırlarını Keşfetme Arayışı adlı kitabın yazarı.
Bireyler, organizasyonlar ve topluluklar açısından çalışmanın büyük öneme sahip olması geleceğin çalışma anlayışının insan odaklı olmasını gerektiriyor. Bu kitap insan odaklı liderliğin önemini ortaya koyan ve organizasyonların bu çok ihtiyaç duyulan değere kucak açacak bir vizyon çizmesini sağlayan paha biçilemez bir kaynak.
John W. Budd
Profesör, Endüstri İlişkileri LandGrant Vakfı Başkanı, Minnesota Üniversitesi.
Çalışma Düşüncesi (The Thought of Work) kitabının yazarı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96833</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2263e39-0f97-4a73-a736-cfbb36d3c9c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın Mucizeleri (Bez Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Savaş mağduru genç bir Yahudi kız, Meryem Ana tablosuna modellik yaparken kucağına verilen bebekle kurduğu bağ sonucu bir değişim yaşar (“Hayatın Mucizeleri”); yaşlı ve hasta bir tüccar karısının ve kızının ihanetine uğradığını düşünür, onlara yabancılaşıp kendini ve hayatı sorgular (“Bir Yüreğin Çöküşü”); iki âşık yıllar sonra karşılaşır, duygusal gelgitler içindedirler (“Unutulmuş Hayaller”) ve hırs insana akla hayale gelmeyecek şeyler yaptırabilir (“BenzerBenzemez Kız Kardeşler”)… Zweig bu öykülerinde bizi insan psikolojisinin derinliklerine götürmekle kalmıyor aynı zamanda kendi gölgelerimizle de yüzleşmemizi sağlıyor. 
İnsanın zayıflıklarını, bastırılan duygularını ve gizli korkularını çarpıcı bir biçimde yansıtan, bakış açısı değiştiğinde gerçeğin de değişebileceğini gözler önüne seren bu öykü seçkisini Çağlar Tanyeri’nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96834</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/284c6991-7a3d-44d7-b589-0871b7c07c38.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanın Yükselişi</image:title>
            <image:caption>“Ne mutlu Allah’a dost olana ve ne mutlu seçimi Allah olana…
Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmüyor.”
Cemâlnur Sargut
Elinizdeki eserde Meşkûre Sargut’un tasavvufî terbiye hakkındaki görüşleri incelenmektedir. Bu bağlamda kendisinin eserleri, talebelerine yazdığı mektuplar, gazete yazıları, sözlü kaynak olarak talebeleriyle yapılan röportajlar, talebelerinin aldıkları özel notlar ve de çeşitli yıllarda yapmış olduğu sohbetleri birincil kaynaklardır. İkincil kaynaklar ise tasavvufî eserler ve makalelerdir.
İki ana bölümden oluşan araştırmanın birinci bölümünde insanın yaratılışı, yaratılış mertebeleri ve yaratılışla ilgili kavramlar ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise insanın aslına nasıl yükseleceği sorusuna Meşkûre Sargut’un çerçevesinden cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, kimlerin mânevî terbiye görebileceği, nefs terbiyesi, Rifâî dervişinde bulunması gereken ibâdet ve ahlâkla ilgili hasletler gibi konular incelenmektedir. Bu konular incelenirken görüşlerinden yararlanılan sûfîler İbnü’l-Arabî, Hz. Mevlânâ ve Ahmed er-Rifâî’dir. Ayrıca Meşkûre Sargut’un mürşidleri olması hasebiyle, Ken’an Rifâî ve Sâmiha Ayverdi’nin görüşlerine de yer verilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96835</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e33a5247-62eb-4010-9264-449f8ad26740.jpg</image:loc>
            <image:title>İrfan Sofraları 1</image:title>
            <image:caption>İrfan, nefsini ıslah ettikten sonra sabır ve şükretmek, Hakk’a teslim ve ondan gelene râzı olmak demektir.O kimse ki her mevcûdun Cenâb-ı Hakk’ın bir mazharı olduğunu görürse ondan Hak görünür. İşte ilim ve irfan budur.Büyük mutasavvıf Niyâzî-i Mısrî’nin yetmiş bir sofradan oluşan muazzam eseri İrfan Sofraları’nın dokuz sofrasının şerh edildiği bu kitap, okuyucuyu irfânın mânâsına davet etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96836</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/549af0d8-e9c3-4bc7-89e8-fdc475ef2350.jpg</image:loc>
            <image:title>İrfan Sofraları 2</image:title>
            <image:caption>Hz. Niyâzî-i Mısrî diyor ki: “Hikmet sahibi Allah, kuluna hikmet nasip ederse o kul soru sormaktan vazgeçer. Her şeyi yerli yerinde görür. Bir kusurun, bir eksiğin, fakirliğin, zararın, cehlin ve küfrün kaldırılmasını doğru bulmaz. Anlar ki zulüm diye bir şey yok, olanların hepsi Allah’ın adâletinin bir neticesidir. Her şer hayırla biter, her zararda fayda vardır. Sıkıntı huzura, rahatlık sıkıntıya kapı açar. Bütün bunları anlayan kul soru sormaya edep eder.”
Bu hakikatlerin üst seviyede idrakini ise şöyle yorumluyor: “İnsanlara Allah’ın nuruyla bakarsan insanların şerlileri ile hayırlıları bir olur. Her ikisiyle de karışıp konuşman eşittir. Hatta şerlileri arasına katılırsın ki sana eziyet etsinler de onların eziyetlerine tahammül edesin, bunun yanında onlara iyilik edesin. Çünkü Sevgili’nin âşıka celâl ile muamelesi, cemâl ile muamelesinden daha tatlıdır. İşte bu bakış sırasında melâikenin bakışı, utancından mahvolur.”
Niyâzî-i Mısrî’nin yetmiş bir sofradan oluşan İrfan Sofraları adlı eserinin onuncu ve on beşinci sofralar arasındaki sohbetlerinin şerh edildiği bu kitap, okuyucuyu irfânın mânâsına davet etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96837</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8f6be65-16d8-4846-98be-82ad3cf0220d.jpg</image:loc>
            <image:title>İt Dalaşı</image:title>
            <image:caption>Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar
&quot;Kim? Biz mi? Biz yalnızca dünyayı değiştirmek isteyen bir avuç bilgisayar meraklısıyız!&quot;
Kitap, kamera, televizyon, cep telefonu, ses kayıt cihazı, kişisel bilgisayar ve daha fazlası… Hepsi bir cihazda toplanıp cebinize giriyor!
Bu devrimi gerçekleştiren Apple ile Google&apos;ın ayrıntılarla, ihanetlerle ve tutulmayan sözlerle dolu gerçek hikâyesini okumaya hazır mısınız?
Silikon Vadisi&apos;ndeki bu rekabet teknolojiyi ve hayatımızı nasıl şekillendiriyor? 
80&apos;lerde bilgisayar, 90&apos;larda internet tarayıcısı, şimdilerde de smartphone (akıllı telefon)! Peki, şu an neyi hayal ediyoruz, neye ulaşacağız? Ondan daha devrimsel bir nesne mi kapımızda? 
Dünyamızı hayallerimizin ötesinde değiştirmeye devam eden Apple ve Google bize gelecekte daha da fazlasını vadediyor! İyi ama dünyayı değiştirirken bir anda &quot;yeni dünya&quot;ya hâkim oldular! Bizi nereye götürüyorlar?
&quot;İt Dalaşı: Apple ve Google Nasıl Savaşa Girip Bir Devrim Başlattılar&quot; ile Fred Vogelstein, bu soruları ve daha fazlasını sizin için cevaplıyor. 
Okuduğunuza pişman olmayacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96838</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4505c3e1-f9b4-40aa-89f9-476c0ad584fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Kariyerine Ruh Kat</image:title>
            <image:caption>Allah Kullarından Kariyer İster mi?
Daha çocukken başlar kariyer maratonumuz… Hayatımız boyunca sınavdan sınava koşarız. Üniversiteyi bitirmek de yetmez. Bu maraton, iş hayatında da tüm hızıyla devam eder. Bu kez de statü, derece gibi beklentiler çıkar karşımıza…
İşte bu çarkın içinde mücadele ederken bir süre sonra mutsuz insanlar olup hayatın anlamını sorgulamaya başlarız. Çünkü kariyerin ve başarının peşinden koşarken ruhumuzun da bir gelişim ve dönüşüm geçirmesi gerektiğini unuturuz.
“Kariyerine Ruh Kat”; ruhumuzun da bir kariyeri olduğunu hatırlatarak hayatın anlamı, ruhunu kaybeden dünya, başarının formülü ve altın kuralları, motivasyon, zihin yönetme sanatı, yetenek kutusu, tembellik ve erteleme sanatı gibi pek çok konuyu ele alarak ruh kariyerini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96839</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b5652a6-3752-4a5c-83ca-b66662db3263.jpg</image:loc>
            <image:title>Kenan Rifai ile Aşka Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Mânevî yaşamı bugün âdeta bir çöle dönüşmüş günümüz Türkiye’sinde, bir modern zamanlar Râbia’sı olan Cemâlnur Sargut Hanımefendi, tasavvuf irfânına olan derin vukûfiyeti, tükenmez aşkı ve bilgisiyle karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki kitap; tasavvufî geleneğin, Ahmed Rifâî, Kenan Rifâî, Meşkûre Sargut ve Sâmiha Ayverdi tezgâhlarından geçerek, zikir ve sohbetle kemâle ermiş bir Allah âşıkı, bir Resul sevdalısı ve dört büyük yolun sadık bir izleyicisi olan bu bilge hanımefendiyle yapılan ve saatler süren bir söyleşinin meyvesidir.
Cemâlnur Sargut’la gerçekleştirilen bu sohbetlerde, Efendimiz’den, tevhîdin sırlarından, semânın hakîkatinden, Ahmed Rifâî Hazretleri’nin o muazzam dünyasından, Rifâîlik, Kadirîlik, Şâzelîlik ve Mevlevîliğin gürül gürül çağlayan inisiyatik ırmaklarından, Kenan Rifâî ve sadık izleyicilerinden, yolun esaslarından, kavram ve olgulardan bahsedildi...
- Sadık Yalsızuçanlar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96840</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e2c7c0b-00f6-4505-8f52-e2eb312a8c02.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşilin Kızı Anne Rilla (Bez Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yıllar yılları kovalamış ve bir zamanlar Avonlea Kasabası’na ele avuca sığmaz, küçücük bir kız olarak gelen Anne’in çocukları büyümüş, neredeyse birer yetişkin olmuşlardır. Tıpkı annesi gibi özgür ruhlu, güzeller güzeli Rilla hariç… Başında hâlâ kavak yelleri esmekte olan Rilla, henüz deniz fenerinde düzenlenecek dans partisinden ve yakışıklı Kenneth Ford’dan bir öpücük alabilmekten başka hiçbir şeyi düşünecek olgunlukta değildir.
Öte yandan günlerce sabırsızlıkla beklediği parti, ona umduğu neşe ve eğlence yerine çok daha başka bir şey getirir: Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerini… Herkes bu büyük savaşa hazırlanırken Rilla’nın küçük dünyası da hayalleriyle birlikte yıkılmanın eşiğindedir. Biricik ağabeylerinin savaşa katılma ihtimali ve büyükçe bir çorba kâsesinin içinde Ingleside’a getirmek zorunda kaldığı yetim bebek, onun yeterince büyüyüp olgunlaşmasını sağlayacak mıdır?
L. M. Montgomery’nin ölümsüz kaleminde hayat bulan ve Anne with an E isimli Netflix dizisine de ilham olan Yeşilin Kızı Anne, bizlere serinin son kitabı Yeşilin Kızı Anne Rilla ile veda ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96841</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2272c7d-6e15-4881-bea1-e833a60f5a56.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens ve Küçük Prens&apos;i Okuma Rehberi</image:title>
            <image:caption>Dünyanın en çok satanlar listesinde ilk sıralarda yer alan &quot;Küçük Prens&quot;, Tuti Kitap farkıyla, uzman bir psikoloğun gözünden okurların beğenisine sunuluyor. Biri hikâyenin orijinal metni, diğeri de hikâyenin psikolojik ve pedagojik tahlili olmak üzere iki ayrı yüzle okuyucuya sunulan Küçük Prens, farklı ve özgün içeriğiyle önemli bir boşluğu doldurma amacını taşıyor. Kitabın başarılı kurgusunun olaylara karşı yeni bakış açıları kazanmada, çarpıcı betimlemelerinin hemen her ülkeyi içine alan özgünlüğünü tahlil etmede nasıl bir boşluğu dolduracağını, değerlendirme kısmına bakarak anlamak mümkün... Antoine de Saint-Exupéry, eserinde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını anlatıyor. Merve Otçeken ise Küçük Prensi Okuma Rehberi&apos;nde yetişkinleri kendi özlerini sorgulamaya teşvik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96842</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed7408a0-345e-4a4a-849c-b44256fb3ef2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ken&apos;an Rifai - Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı</image:title>
            <image:caption>Ken’ân Rifâî Hazretleri, Rifâîliğin Türkiye’deki temsilcilerinden olup aynı zamanda Kenâniyye kolunun da kurucusudur. Ken’ân Rifâî, Rifâîliğin asıl gayesi olan “hiçlik” ve acz mefhumlarını kendi tasavvuf anlayışının merkezine koymuş çok büyük bir öğretmendir. Ken’ân Rifâî aslında bir profesörden çok daha bilgili olmasına rağmen, öğrenci yetiştirmeyi tercih etmiş, akademik kariyer talep etmemiş ve kitap yazmak yerine kitap yazacak kalemleri yetiştirmiştir. Bugün dünya çapında sayısı milyonları aşan öğrencileri, onun ortaya koyduğu tasavvuf anlayışını öğrenip benimsemek suretiyle Allah’la olan irtibatlarını sağlamlaştırmaktadır. Ken’ân Rifâî bize hakîkî anlamda ihlâs sahibi bir Müslüman olmanın yollarını öğreten, kalıplarımızı kırarak, her şeyin niyet ve gaye üzerinde temellendiğini ve esasen Allah’ın da bu niyete nazar kıldığını gösteren çok büyük bir mânâ sultanıdır. Her vesile ile hocası Ken’ân Rifâî’nin büyüklüğünü anlatan Sâmiha Ayverdi de, kendisinin sözlerini derleyerek çok büyük bir külliyat ortaya koymuş; böylelikle O’nun daha iyi tanınmasına vesile olmuştur. Eylül ile birlikte yaptığımız yirmi senelik bir çalışmanın neticesi olan bu kitabın gayesi; dünyaya İslâm tasavvufunun hakîkî yüzünü anlatmak ve göstermektir. Başarılarının devamını diliyor daha pek çok eser vermesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Cemâlnur Sargut
Kenan Rifâî Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Türkiyesi’ne geçiş döneminin temsilcilerindendir. Devrinin en iyi öğretim kurumlarından olan Galatasaray Sultânîsi (Lisesi) mezûnudur. Mezuniyetinden sonra en değerli birikimimiz olan tasavvuf ve irfan dünyasına adım atmış, tekkeler kapanıncaya kadar on yedi yıl bilfiil şeyhlik yapmıştır. O, iyi bir Osmanlı olduğu kadar, sâdık bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı idi. Tasavvufî-manevî alana ait bildiklerini, inandıklarını, eğip bükmeden, içinde bulunduğu şartların imkânına göre anlatmaktan, öğretmekten geri kalmadı. Böyle önemli bir şahsiyeti, Türkiye’de ilk defa doktora konusu olarak seçen Arzu Eylül Yalçınkaya’yı tebrik ederim.
Prof. Dr. Mehmet Demirci
Kısacası İstanbul’da 1908’de kurulan dergâhının son dergâh olduğu bildirilen Ken’ân Rifâî, tam anlamıyla bir derviş yaşantısı ortaya koymuştur. İstanbul&apos;da 1908&apos;de kurulan son dergâhta da gerçek bir derviş hayatı yaşamıştır. Bir ayağı ilâhî aşkın götürdüğü zenginliklerle dolu kadim yolda sabit olmak üzere, diğer ayağıyla hızla değişmeyi sürdüren evrene uyum içinde dünyanın çevresinde dolaşmıştır. 20. yüzyılın en önemli sûfîleri arasında yer alan Ken’ân Rifâî’nin bıraktığı değerli miras, yapılan akademik çalışmalarla 21. yüzyıla taşınmaya devam etmektedir.
Prof. Dr. Omid Safı
Elinizdeki kitap Osmanlı ile Cumhuriyet dönemini idrak eden şeyhlerden Ken’ân Rifâî hakkında yapılmış doktora seviyesinde ilk akademik çalışmadır. Belgelere dayalı ciddi ve uzun soluklu bir araştırmanın ürünü olan bu çalışmada, “gelenek ile modern arasındaki köprü şahsiyet” şeklinde nitelenen Ken’ân Rifâî, geleneği değişen şartlara uygun formlarla aktardığı için tasavvufu fikir ve sanat planında yeni döneme taşımayı başarmış en önemli isimlerdendir. “Dem bu demdir” diyerek yaşadığı ânı değerlendirmeyi esas alan tasavvuf ehli için ne geçmişe hayıflanmak ne de gelecek için endişe duymak söz konusudur. Bu tavrı benimseyen birçok şeyh gibi Ken’ân Rifâî de Cumhuriyet ile birlikte din ve gelenek açısından radikal dönüşümün yaşandığı bir zaman diliminde eserleri ve etkili sohbetleriyle tasavvufu gönüllere âdeta bir gergef gibi dokumuştur. Zor dönemlerde meşâyihin denge ve istikrar unsuru olarak ne büyük işler başardığını gözler önüne sermesi bakımından bu kitap, araştırmacılar için önemli bir referans kaynağı olmaya aday durumundadır.
Prof. Dr. Reşat Öngören</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96843</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8911ff05-42b6-4886-bc12-f176672a2335.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıyamete Son 99 Gün</image:title>
            <image:caption>2 Aralık 2029 akşamında şok bir haber bütün dünyaya yayılır: &quot;Kıyametin kopmasına 99 gün kaldığı kesinleşti!&quot; Ardından dünyada akla hayale gelmeyecek bir kaos zinciri oluşur. Ama perde arkasında daha büyük bir savaş vardır… Rahmani ve şeytani güçlerin gizemli savaşına hazır olun!
Kıyamete 99 gün kala ortaya çıkan metafizik varlığın amacı ne? Cinayet yahut intihar olup olmadığı belirsiz beş kanlı olayın ardında kim var? Ve hayatını &quot;Esmaü&apos;l-Hüsna&quot; hakkında şiirler yazmaya adamış münzevi bir şair, bu gizemli savaşın neresinde Hepsi ve daha fazlası bu romanda! Kıyamete Son 99 Gün, karanlık vizyoner William Blake ile en önemli mutasavvıflardan İbn-i Arabî&apos;nin kavramsal kabullerinin çatışması çerçevesinde sırlarla örülü ruhsal bir boyutu yansıtan, son derece heyecanlı bir kitap…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96844</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7b08a07-fe04-4da9-a92c-f16aad539b18.jpg</image:loc>
            <image:title>Kime Kulsun?</image:title>
            <image:caption>Küresel hayat, insanla ilgili ve insana ait tüm değerleri birer birer yok ediyor. İnsan olmak, yaşamaktan daha zor şimdi! Gittikçe yalnızlaşıyor insan, kendinden uzaklaştıkça. Halbuki kendisini değerli kılan ve yalnızca kendine özgü olan bir farkı vardır insanın: “Kul’dur insan!” Bu nedenle yeryüzünün en şerefli varlığıdır.
Çözümüyse basit; yalnız olmadığını anlamak için “kul” olduğunu hatırlamak zorunda.
Çünkü “kul” olmak, insanı kendi gibi dünyadaki milyarlarca insandan farklı kılan yegâne özelliktir.
Kul olanların doğaya, eşyaya ve hayata dair tüm iyi ve güzel şeyleri korumaları için kendilerini, akıl ve zihinlerini her türlü kötülük ve yanlışlardan uzak tutması gerekiyor.
İşte “Kime Kulsun” da insana bu kavramı hatırlatan, onunla yüzleştiren sohbet tadında nadide bir kitap.
Emin Işık’ın 3 yıllık bir çabasının ürünü olan bu kitabı okudukça, “kendinizle yüzleşmeniz” için ne kadar da çok nedenin olduğunu fark edeceksiniz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96845</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6851e678-f989-4646-8c9a-a777c11007a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kozmoloji ve Mimari</image:title>
            <image:caption>Literatüre yeni çeviriler, basılmamış kaynaklardan alıntılar ve pek çok görsel unsur ekleyen bu kitapta Samer Akkach, İslâm sanatı içinde mîmârî mekân anlayışının aşkın olanı ve kutsalı nasıl yansıttığını bize gösteriyor.
Oldukça geniş bir tasavvufî metin taraması içeren Kozmoloji ve Mîmârî’de, büyük sûfî İbnü’l-Arabî’nin çalışmalarına ayrı bir ihtimam ile eğilen Akkach bizi, teolojik kavrayış içinde ele alınan zaman ve mekân kavramlarının, mîmârî ürünü nasıl şekillendirdiğine dair bir seyre davet eder. Orta Çağ merkeziyetçiliği içinde süreklilik gösteren bu mekânsal hassasiyet; teolojinin, kozmoloji, kutsal coğrafî alanlar, insanın cismi ve yapılı formlar açısından kavrayışı ile de desteklenmiştir. Geometrik olarak tanımlanmış ve düzenlenmiş bu âlemde, hiçbir şey tecrit edilmiş olarak veya belirsizlik içinde durmaz; her şey birbiriyle ilişkili ve hassas bir hiyerarşi içinde konumlandırılmıştır. Bu hiyerarşik düzeni detaylandıran Kozmoloji ve Mîmârî, İslâmî gelenek içinde yaşayanların bu bağlar çerçevesinde dünyayı tanımlamalarının önemini gösterirken kozmoloji anlayışının, yapılar ve gündelik yaşam içindeki tezâhürüne dikkat çekiyor. İslâm kültürü ve estetiği, mîmarlık târihi, sanat-din ve yaratıcılık-mâneviyat ilişkisi üzerine önemli bilgiler içeren son derece özgün içeriğe sahip bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96846</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/082fdff2-1eab-476a-a131-48688db1c1d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kriptonun Sırları</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı elinizde tuttuğunuza göre Bitcoin’i duydunuz, herkesin kazandığını fark ettiniz ve kripto paralara yatırım yapmak istiyorsunuz. Ya da halihazırda kripto yatırımınızı yaptınız, süreç umduğunuz gibi gitmedi ve “zengin olmak için” ne kadar bekleyeceğinizi anlamaya çalışıyorsunuz. Bir diğer seçenek de şu: Her şeyi denediniz, kaybettiniz ve bu kitap size bilmediğiniz neleri öğretecek diye almaya hazırlanıyorsunuz.
Uzun lafın kısası, hedefiniz ne olursa olsun doğru yerdesiniz.
Kriptoya yatırım yapmak; bir yatırım serüveninden çok, psikolojik bir süreç… Ve takdir edersiniz ki zorlu zamanlar ancak ve ancak bilgi ve sabırla atlatılır.
Bu kitapta size kripto dünyasını yeniden inşa etmenin yolu verilmeyecek belki ama süreçleri kendi lehinize çevirmenin sırları verilecek…
Kripto bir hayat felsefesidir…
Haydi başlayalım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96847</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/758d0434-f124-43af-889d-ff0e0545eee1.jpg</image:loc>
            <image:title>Döngüsel Ekonomi ve Kentsel Atık</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM: KAVRAMSALARKA PLAN 
 
İKİNCİ BÖLÜM: DÖNGÜSEL EKONOMİK YAKLAŞIM İÇİN KURAMSAL TARTIŞMA 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DÖNGÜSEL EKONOMİ, KENT VE KAMUSAL HİZMET 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: DÖNGÜSEL EKONOMİYE ANTALYA ÜZERİNDEN BAKIŞ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96848</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8ba01d9-646f-461c-89ba-dc909c7d3258.jpg</image:loc>
            <image:title>Küresel Sistemde Yeşil Yönetim</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
1.       BÖLÜM : YENİLENEBİLİR ENERJİ SEKTÖRÜNÜN FİRMA VE YATIRIMCILAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ 
2.       BÖLÜM : YEŞİL AKLAMA 
3.       BÖLÜM : YEŞİL İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ 
4.       BÖLÜM : YENİLENEBİLİR ENERJİ SEKTÖRÜNDE FİNANSAL PERFORMANS İNCELEMESİ: S&amp;P TEMİZ ENERJİ ENDEKSİNDE BİR UYGULAMA 
5.       BÖLÜM : SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YEŞİL FİNANS 
6.       BÖLÜM : YEŞİL ÜRETİM 
7.       BÖLÜM : YEŞİL TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ 
8.       BÖLÜM : YEŞİL BANKACILIK 
9.       BÖLÜM : YEŞİL İŞ SÜREÇLERİ YÖNETİMİ 
10.   BÖLÜM : YEŞİL MUHASEBE VE DENETİM 
11.   BÖLÜM : YEŞİL GİRİŞİMCİLİK</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96849</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62c093b3-0445-4624-b439-088a8a79cc61.jpg</image:loc>
            <image:title>Tedarik Zinciri Entegrasyonu ve Yeni Ürün Geliştirme</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM: TEDARİK ZİNCİRİ ENTEGRASYONU 
 
İKİNCİ BÖLÜM: YENİ ÜRÜN GELİŞTİRME 
  ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: TEDARİK ZİNCİRİ ENTEGRASYONUN YENİ ÜRÜN GELİŞTİRME ÜZERİNE ETKİSİNİ DEĞERLENDİREN BİR ARAŞTIRMA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96850</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5ac9ef4-24ab-41fe-bd7d-956462001b4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hz.Muhammed’in Bi’seti Ve Sorumluluklarımız</image:title>
            <image:caption>Hz.Muhammed’in Bi’seti Ve Sorumluluklarımız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96851</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8eb44e8-b111-4efd-a8c2-55d79ee7047d.jpg</image:loc>
            <image:title>Okumamak</image:title>
            <image:caption>“Haftalık edebiyat eleştirilerini bıraktığımda pek çok kez bazı kitapları okumamaktan ötürü haz duydum. Bu kitabın bir yazımdan ödünç alınan başlığının sebebi de kısmen bu. Aslında başlık bu seçkide bulunan birkaç konuya atıfta bulunuyor; edebiyat dünyasındaki sahtekârlıklara, yeniliklerin zulmüne, iç karartıcı zorunlu okuma listelerine, olağandışı ama artık kök salmış bir alışkanlık olarak kitapları hiç okumadan üzerine konuşmaya ve bir bakıma da başlık bulmanın zorluğuna. Fakat bu kitabın hepsinden öte okumaya bir övgü olduğu açık.”
 
Çağdaş Şili edebiyatının en parlak yazarlarından Alejandro Zambra edebiyat üstüne yazılarını Okumamak’ta bir araya getiriyor. Kendi edebiyat yolculuğuna da yer verdiği bu içten, bir o kadar da derinlikli yazılarında Bolaño’dan Tanizaki’ye, Cortázar’dan Kafka’ya, Buzzati’den Borges’e, Madam Bovary’den Yastıkname’ye birçok yazar ve eser hakkında tespitlerde bulunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96852</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/949e95f1-8115-41c1-a7f3-0788c965e07b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizim Memleket Güdül</image:title>
            <image:caption>Bizim memleket Güdül’ü bir vefa borcu olarak, satırlara dökmeye basladıgımda, çocuklugumda yasadıklarımı, hatırladıgım kadarıyla yazdım. O günleri güzel anmamı saglayan en basta Ballisinlerin Ümmühan Ebemi anmak isterim. Ebem en acımasız olumsuzlukları, güzele indirerek sunardı. 
Onun duygusuz gibi görünen tavrını, imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. 
Okumanızı isterim, özellikle benim yas grubundakiler ve geçmisini öğrenmek isteyenler, kendinizi anılar içinde bulacaksınız. 
Güdül, bir sekilde hepimizin hayatında dokunmus. Kahırlı bir bakısı var. Hep ayrılırken burukluk hissetmemiz bundan… 
Güdül yanardag küllerinden beslenen bir gül, karanlık viranelerde öten bülbül… Günün birinde, belki de sırça köskler gibi degerini bulur. 
Güdül benim için, yalnızlık, hasret, kahır, vefa demek. Her seye ragmen, masumiyetini ve kararlılıgını yitirmemistir. 
Yesil Güdül’e hos geldiniz. 
Bu kitabı Ballisinlerin Ümmühan Ebeme naçizane armagan ediyorum. 
Aziz hatırasına saygıyla…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96854</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/093edf60-ee68-4662-a4c0-c78391c5b41d.jpg</image:loc>
            <image:title>Mesafeyi Aramak</image:title>
            <image:caption>Bazı durumlarda eleştirmen ile metin arasındaki ideal mesafenin belirlenmesi için, öncelikle okuma sürecinin bir deneyime dönüşmesine, metinle özdeşleşmeye izin verilmesi gerekir. Fazla yaklaşmak ile fazla uzaklaşmak arasındaki skalada, risk, metnin toplumsal bağlamdaki anlamını ıskalamak ile metni toplumsala gömmek arasında değişen yoğunluklarda kendisini gösterir. Romanlar üzerine yazmanın zorluğu çoğu zaman bundan kaynaklanır. Kendi dilini arzulamak, metni kendi diline boğmak, onu görünmez kılmak değildir elbette. Tersine, belli bir etki alanı oluşturmuş edebi eleştirilerin çoğu, edebi metni daha da görünür kılmak üzere onun kendine özgü biçim-içerik formülasyonlarını araştırmışlardır. Metni çok yakından tanıyacak kadar içerden okuyarak ve yapıtın dilinden (dünyasından) çıkıp toplumsal bağlamdaki yerini tespit edebilecek kadar dışardan değerlendirerek. 
Bu derlemede on beş roman üzerine farklı kuramsal yaklaşımlarla, farklı bakış açıları ve mesafelenme tercihleriyle yazılmış on beş yazı yer alıyor. Yayımlanmalarından itibaren eleştirmenlerin dikkatini çeken bu romanların büyük kısmının önemli bir ortak noktası var: Anımsama ve travmatik bir geçmişle hesaplaşma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96856</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/addd776d-71b4-43cf-b992-31998bb18a89.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutluluk Büyüsü</image:title>
            <image:caption>Bir soruna bir çözüm önermekten veya bir durumun yeni bir yorumunu yapmaktan, bir şakayı anlamak veya bir bulmacayı çözmek gibi daha basit becerilere kadar çeşitli durumlarda ortaya çıkan kilit bir fenomen “Aha Anı” veya diğer bir deyişle “Eureka Etkisi”. İşte “Mutluluk Büyüsü”nde yer verdiğim 71 küçük hikâyenin/paylaşımın sizlerde 71 ayrı “Aha Anı’na” yol açması en büyük dileğim. Çünkü böylece elde edeceğiniz içgörürlerle 71 ayrı mutluluk büyüsü yapabilecek ve sonunda gerçek bir “mutluluk büyücüsüne” 
dönüşeceksiniz. 
 
“Okurlarım bilir, şimdiye kadar ne kendi roman ve kitaplarıma ne de editörlüğünü yaptığım yavrularıma ön söz, arka kapak yazma âdetim yoktur. Bu defa kendimi mecbur hissettim, çünkü biliyorum ki bu kitap yaşam yolunuza büyük bir ışık olacak. ‘Benim bir sorunum yok ki, niye okuyayım?’ demeyin, okuyun. Sıradaki demeyi öğrenin, ben çok eğleniyorum, sizin neyiniz eksik? Işığınız bol olsun.” 
Hürriyet Turnalı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96857</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8798b7ab-8558-422e-8c57-b99bc75a97d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Haberin Ortaya Çıkışı</image:title>
            <image:caption>Haber alma ve bilgi edinme içgüdüsü, insanlık tarihinde oldukça eskiye; hatta bırakın süreli yayını, matbaanın icadından çok daha önceye dayanmaktadır. Sanayi öncesi Avrupa&apos;nın haber dünyası, on sekizinci yüzyılın sonuna kadar tam olarak çok ortamlı bir bilgi alışverişine sahipti: sohbetler, dedikodu, sivil törenler, kutlamalar, vaazlar, resmî bildiriler ve daha sonra baskı çağında broşürler, fermanlar, baladlar, dergiler ve ilk haber sayfaları. 1800&apos;e kadar dört yüzyıl boyunca Avrupa ve dünya çapındaki haber topluluğu, ayrıcalıklı Orta Çağ pazarlarının çok ötesine geçti. Ancak haber dağıtımının temel ilkeleri büyük ölçüde aynı kaldı: 

     Haber, güncel ve güvenilir olmalıdır. 
    “Bazı insanlar, gazetelerin ölümü hakkında tahminlerde bulunuyor ve zannımca bu tahminler yanlış. Andrew Pettegree ise bu çığır açan çalışmasında gazetelerin doğumunu araştırıyor. Usta tarihçi, on ülkedeki basının ilk yüzyılları hakkında merak uyandıran kapsamlı bir çalışma kaleme aldı. Gazeteciler ve bu meslekle ilgilenen herkes tarafından okunmayı hak ediyor.” Lord Patten 

    “Haber medyasındaki bu hızlı değişim anında, Andrew Pettegree&apos;nin yüzyıllara ve üç kıtaya ilişkin bilgi yüklü, geniş kapsamlı araştırması, büyük bir tarih çalışması için çağdaş bir yankı uyandırıyor. Anlattıkları oldukça iç açıcı: insan merakı, özgürlükle yakından ilişkilidir ve kendi yolunu bulmaya meyillidir.” Diarmaid MacCulloch 

    “Andrew Pettegree, bize Orta Çağ&apos;ın sonundan 18. yüzyıla kadar Avrupa&apos;daki bilgi ve düşünce akışının muhteşem bir yeni anlatısını sundu. Pettegree; posta sistemlerinden taverna sohbetlerine, el yazması ticaret mektuplarına ve periyodik basının ortaya çıkışına kadar her şeyi zengin ve eğlenceli örneklerle ve Avrupa&apos;nın siyasi ve dinî tarihine ışık tutan referanslarla aktarıyor. Zamanımızın iletişim devrimleriyle karşı karşıya kalırken, Haberin Ortaya Çıkışı, bu aç bilgi arayışımızda hakikat ve güven konularında temel bir rehber olma özelliği taşıyor.” Natalie Zemon Davis</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96858</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d967645-1b0c-45dd-bb09-093f82a6cddf.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimsesizler Matemi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kimsesizler Matemi - Ciltli 
Emine Tavuz 
 
“Gece Yarısı Güneşi, bu dağın üzerindeki tüm karı eritiyorsun.” 
 
Safir Mila Safkan, henüz çok küçükken hayatının taşlarını yerinden oynatan bir olay yaşar ve kendini ansızın bir yetimhanenin soğuk duvarları arasında kimsesiz bulur. Sahip olduğu şeyler, her ne yaşarsa yaşasın iyi kalan kalbi ve tutkuyla bağlı olduğu dansıdır.  
 
Kalbi yalnızca bir tek şey için, bale için çarpar.  
Ta ki ikincisini bulana kadar: Hazer Han&apos;ı. 
 
Katılacağı müzikali kazanma hedefiyle, kendisini seçen bu adamın gözetimi altında dans etmeye, bir kelebek gibi kanat çırpmaya başlar. Fakat elde ettiği tüm bu başarıların yanında ona başka bir hediye kılınmıştır: aşk. Kendi kalbi kadar hassas ve nazik bir kalp Mila&apos;ya 
yaklaştığında, bu zamana kadarki tüm önyargıları yavaşça yerle bir olur ve tüy kadar nahif bir aşk bedeninde dans eder. 
 
Kışın soğuğunda yüreğinizi sıcacık kılacak, 
romantik bir aşk hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96859</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4d9e921-f6e2-4307-ae22-597b1e9d5c5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe Fiillerdeki Fosil İsimler</image:title>
            <image:caption>Her gün yürüdüğünüz yolda bir fosil taşına rastlamak gibi, gündelik dilde sıklıkla kullandığınız bazı fiillerin tabanında da fosil isimler bulabilirsiniz. 
   Bu fosil isimler geçmişte bağımsız bir birim olarak kullanıldıkları halde bugün onlardan türeyen fiillerin tabanında kalmış, tek başlarına kullanımları oldukça azalmış ya da tamamen ortadan kalkmıştır. 
    Beze-, esirge-, okşa-, utan- fiillerinin tabanındaki fosil isimler nelerdir? 
    Bile- bocala-, böbürlen- fiillerindeki fosil isimler olan bi, boca, böbür hangi dillerden alıntıdır? 
    Dinlen-, iğren-, kıskan- fiillerinde fosilleşen tın, ig, kız Eski Türkçe dönemindeki hangi metinlerde kullanılmıştır? 
   Bekle-, kavur-, sakla- fiillerinin tabanındaki bek, kak, sak standart Türkçede fosilleşmişken Anadolu ağızlarında hangi anlamlarda kullanılmaya devam etmiştir? 
   Fosil isimleri araştırırken sözcüklerin kökenine dair bilgilere ve yazılı kaynaklardaki serüvenine de değinen elinizdeki çalışma, standart Türkçedeki 80 fiilin tabanında fosilleşmiş 72 ismi ele almaktadır. öğrencilerimize yararlı olması dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96860</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05721bc8-c326-4193-9967-bce9599da3df.jpg</image:loc>
            <image:title>Kimsesizler Matemi</image:title>
            <image:caption>“Gece Yarısı Güneşi, bu dağın üzerindeki tüm karı eritiyorsun.” 
 
Safir Mila Safkan, henüz çok küçükken hayatının taşlarını yerinden oynatan bir olay yaşar ve kendini ansızın bir yetimhanenin soğuk duvarları arasında kimsesiz bulur. Sahip olduğu şeyler, her ne yaşarsa yaşasın iyi kalan kalbi ve tutkuyla bağlı olduğu dansıdır.  
 
Kalbi yalnızca bir tek şey için, bale için çarpar.  
Ta ki ikincisini bulana kadar: Hazer Han&apos;ı. 
 
Katılacağı müzikali kazanma hedefiyle, kendisini seçen bu adamın gözetimi altında dans etmeye, bir kelebek gibi kanat çırpmaya başlar. Fakat elde ettiği tüm bu başarıların yanında ona başka bir hediye kılınmıştır: aşk. Kendi kalbi kadar hassas ve nazik bir kalp Mila&apos;ya 
yaklaştığında, bu zamana kadarki tüm önyargıları yavaşça yerle bir olur ve tüy kadar nahif bir aşk bedeninde dans eder. 
 
 
Kışın soğuğunda yüreğinizi sıcacık kılacak, 
romantik bir aşk hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96861</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bad3fa32-5675-4505-8284-154eaa8f3621.jpg</image:loc>
            <image:title>Kontrpiye</image:title>
            <image:caption>Kontrpiye, küçükken hep dünyanın en iyi forveti olarak tanınmayı ve ailesini mahcup etmeyen bir evlat olmayı hayal eden Giray’in hikâyesidir. Yaşı 26’ya geldiğinde arkasına şöyle bir dönüp baktığında hayallerinin büyük bir kısmına ulaştığını görür. Yani en azından amatörün dibinde yer alan bir kulübün forvetidir ve babası hâlâ onu evlatlıktan reddetmemiştir. Fakat arkadaşları İshal ve Toner’le birlikte bir elektrik direğinin dibinde çekirdek çitleyerek geçirdiği günlerin birinde Sara’ya rastlayınca, sadece hayalleri değil, bütün hayatı değişir. İşte, Giray’ın asıl hikâyesi de bundan sonra başlar. Platonik bir sevda mıdır onunkisi? Yoksa sonu, aynı elektrik faturasına bakarak “Oha! Bu evde Pikachu mu yaşıyor?” diye serzenişte bulunacakları bir evlilik mi? Giray ile Sara’nın hikâyesi; Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Ciguli ile Binnaz’ı solda sıfır bırakacak bir aşk hikâyesidir. Yanı sıra macera, aşk, futbol, komedi ve daha pek çok konu bu kitapta... Kontrpiyede kalmamak için Kontrpiye’ye başlamanın tam zamanı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96862</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b35b3f2-2bf8-49d6-b734-2a65b9c056d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Sevda</image:title>
            <image:caption>Öğretmen; En hayırlı varisini kendi elleriyle yetiştiren kişidir. Bir insanın hayatına dokunur ve o hayatın geri kalanını tamamen değiştirir. Bir tohum eker ve yıllar sonra o tohumun meyvesini gıptayla seyreder. Bu yönüyle öğretmenlik, nasibi en bol meslek... Meslekten öte, BİR SEVDA... Mesleğine sevdalı öğretmen her dersi verimli ve kalıcı hale getirmenin yollarını iyi bilir. Haşarı ya da çekingen öğrencilerde saklı potansiyelleri ortaya çıkarır. Eğitimin önünde büyük engelmiş gibi görünen bazı konuları küçük dokunuşlarla büyük iyiliklere dönüştürür. Peki bütün bunlar nasıl mümkün olur?.. Eğitimci yazar Vehbi Vakkasoğlu, yarım asra dayanan şahsi tecrübelerini, eğitimine katkıda bulunmuş çarpıcı örneklerle harmanladı. Böylece, öğretmenliği BİR SEVDA gibi yaşamanın yol haritasını evrensel gerçekler ışığında ortaya koydu. Umuyoruz ki okuyanlar, “İşte öğretmen budur!” diyeceklerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96863</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/555461b6-bcf3-4b4d-b1b3-a8766c8e08e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi Onlar Düşünsün</image:title>
            <image:caption>Ruhun şarkı söylerse hayat seni mutlaka dansa kaldırır.* 
 
Bundan böyle kartlar yeniden dağıtılacak. 
Oyunun kuralı değişti. 
Sevebildiğin için sevileceksin, kaybetmekten korkmadığın için vazgeçilmez olacaksın. Savaşmadığın için kazanacaksın, çünkü savaşların galibi olmaz. 
Mücadele etmediğin için kolayca elde edeceksin. Koparıp almayacaksın, uzanıp alacaksın.
Baskıyla ve kaybetme korkusuyla elinde tutmaya çalışmayacaksın, avuçların açık halde şefkatle ve güvenle seveceksin. 
Çok para peşinde koşmak zorunda kalmayacaksın çünkü neye ihtiyacın varsa zaten karşılayabiliyor olacaksın. 
Yaralarını iyileştirebileceksin. Kimsenin üzerine yaftaladığı rollerin kahramanlığına soyunmak zorunda kalmayacaksın, olmak istemediğin bir insanın yaşamını sürmeyeceksin. 
Hayalindeki seni yaşayacaksın. Hayallerini mümkün kılacaksın. 
Cehennemin içinde kendine bir cennet yaratabileceksin. 
Bu yüzden elinde tutuyorsun bu kitabı. 
Çünkü hepsine hazırsın. Yapabileceğini sen de biliyorsun. 
Sen de biliyorsun ki bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 
Şimdi onlar düşünsün... 
Sen hayalindeki sana hoş geldin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96864</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf30fdd8-02cc-4d05-bc10-7504a3bdaa5f.jpg</image:loc>
            <image:title>Anılarım</image:title>
            <image:caption>“1951 yılı sonbaharında Elazığ’ın küçük, ancak şirin ve il merkezine yakın bir köyünde dünyaya gözlerimi açmışım. O yıllarda ülkenin içerisinde bulunduğu tüm sıkıntılara rağmen insanların daha mutlu olduğu, elektriğin, teknolojinin olmadığı yıllarda ilk, orta ve lise tahsilimi gerçekleştirdim ve daha sonra devletin burs desteği ile Ankara’da üniversite, Fransa’da lisansüstü eğitim hayatıma devam ettim.” diye başlıyor anılarını anlatmaya Bingöl. 20. yüzyılın son yarısı ile 21. yüzyılın ilk çeyreğine tanıklık eden bir kalem, Fırat Üniversitesi’nin kuruluşunu ve dünden bugüne geldiği yeri ve nitelikli bir üniversitenin kuruluş ve yükseliş aşamalarını da bizlerle paylaşıyor. Türlü zorluklara rağmen o küçük, ancak şirin köyden çıkıp profesör olmayı başarmış ve üniversitenin en yüksek idari makamı olan rektörlüğe kadar gelmiş bir bilim insanının hayat hikâyesini okuyacağınız bu kitap, azmin ve doğrunun önünde hiçbir duvarın duramayacağının canlı bir örneği niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96865</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/851b1073-b92f-4b9d-9401-f60b2692530e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Dünya Düzeni Emperyalizmin Üst Aşamasıdır</image:title>
            <image:caption>Dünyada insanlar kendi sınıf savaşlarını öyle bir aşamaya getirdi ki örgütlü mücadelelerin de günümüzde olduğu kadar hiçbir aşamasında bugünkü kadar sınıf uzlaşmacısı bir döneme rastlanmamıştır. Yeryüzünde toplumların savaşları tarihinde, proletaryanın kendi sınıf savaşında öndersiz, öncüsüz ve örgütsüz olduğu böyle bir dönem hiç görülmediği gibi hiçbir aşamasında bu kadar ihanete de rastlanmamıştır. 
İhanet kendi boyutunda bazen oportünizm bazen küçük burjuva önderliğinde bazen anarşizm ya da terörizm boyutunda bu gelişmeler bazen kuyrukçuluk bazen çürümüşlük bazen de asalaklık biçiminde boy göstermektedir. Yapılan bu tür mücadelenin de sınıf mücadelesi adına yapıldığını söylemekte idiler. 
Aslında bu tür mücadelelerin hiçbiri, hiçbir şekilde sınıf mücadelesi olmadığı gibi, bu tür savaşlar aksine sınıf savaşlarını da ortadan kaldırmıştır ve aynı zamanda sınıf savaşlarına da çok büyük boyutlarda zarar vermiştir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96866</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4581bb65-8c39-492a-86df-1ae585905808.jpg</image:loc>
            <image:title>Küreselleşme ve Avrupa Birliği Ekseninde Türkiye&apos;deki Spor Politikalarının Değişimi</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
1.       BÖLÜM : KURAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR 
2.       BÖLÜM : MATERYAL VE YÖNTEM 
3.       BÖLÜM : ARAŞTIRMA BULGULARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96867</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a0c6948-f18f-4246-b141-f29e07e7e43f.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhasebe Bilgi Sisteminde Başarının Ölçümü - Tarihsel Süreç ve Ölçüm Modelleri</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BÖLÜM 1 :  BİLGİ SİSTEMLERİ 
 
BÖLÜM 2 :  MUHASEBE BİLGİ SİSTEMİ 
 
BÖLÜM 3 :  BİLGİ SİSTEMLERİNDE BAŞARI ÖLÇÜMÜ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96868</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd50022a-092a-49e5-92ac-d4cfc71c5e7a.jpg</image:loc>
            <image:title>Faaliyet Giderleri ve Finansal Performans Teori ve Uygulama</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM : GELİR VE GİDER KAVRAMLARI VE FAALİYET GİDERLERİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM : FİNANSAL PERFORMANS VE ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : FAALİYET GİDERLERİ İLE FİNANSAL PERFORMANS İLİŞKİSİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : FAALİYET GİDERLERİNİN FİNANSAL PERFORMANSA ETKİSİ: BORSA İSTANBUL ÖRNEĞİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96869</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f134170f-2b0c-404b-8c0d-84f55d3a0d14.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayat ve Sanat</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
DEDE KORKUT HİKÂYELERİNDEN KANGLI KOCA OĞLU KAN TURALI HİKÂYESİNDEKİ MİTOLOJİK ÖGELERİN GÖSTERGEBİLİMSEL ANALİZİ 
KİTAB-DEDE KORKUT DESTANINDA İNSAN HÜZNÜNÜN ŞİİRSEL YANSIMASI 
GÜLŞEHRÎ‘NİN MANTIKU‟T-TAYR MESNEVİSİNDE FORMÜLİSTİK SAYILAR 
OLGUNLAŞMA ENSTİTÜLERİNİN ULUSAL KALIT KOLEKSİYONLARINA AİT BAZI ÖRNEKLERİN KÜLTÜREL KORUMA BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ 
EDEBİYAT ESERİNDE YAZAR/ŞAİR KİŞİLİĞİNE ULAŞMANIN İPUÇLARI 
PSYCHOANALYTIC APPROACH TO JOSEPH ANDREWS BY HENRY FIELDING 
OSMANLI‘DA GECİKMİŞ MODERNLEŞME: TANZİMAT‘IN DOĞUŞU 
FRANZ KAFKA‘NIN DÖNÜŞÜM‘ÜNDE VARLIĞIN YOK OLUŞ ESTETİĞİ 
MEDYALARARASILIK BAĞLAMINDA KİTAPTAN EKRANA BİR EDEBİYAT UYARLAMASI ÖRNEĞİ: HAVADA BULUT 
EZİZE CEFERZADE SANATINDA CEFER CABBARLI ETKİSİ 
DİLİMİZİN GELİŞMESİNDE ATATÜRK‘ÜN ROLÜ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96870</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60e6db24-8e1d-4e9c-be33-f822f9ae89f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahtapot İle Sessiz Balina</image:title>
            <image:caption>Bazen kendimizi yalnız hissederiz. Sesimizin duyulmadığını, şarkılarımızı kimsenin söylemediğini, söylediklerimizin anlaşılmadığını düşünürüz. Ama belki de bir yerlerde bir dost, kalbimizi ona açmamızı bekliyor ve şarkılarımızı bizimle birlikte söylemek için sabırsızlanıyordur. 
Gerçek bir olaydan alınan ilhamla yazılan bu hikâyede, ahtapot ile sessiz balinanın beklenmedik dostluğuna tanık oluyoruz. Çünkü hayat her yerde; karada, havada ve denizde, 
her zaman sürprizlerle doludur! 
 
1992’de, Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde, daha önce hiç kaydedilmeyen, başka balinaların seslerine benzemeyen bir ses duyuldu. Araştırmacılar, bu sesin 52 Hertz frekansında olduğunu ve diğer balinaların çıkardığı ses frekansına uymadığını fark ettiler. Bu durumda, diğer balinalar bu sesi duyamaz ve sürülerine bu balinayı alamazlardı. 
Bilim insanları balinanın adını 52 Hertz koydular ve yıllarca onu takip ettiler. Gerçekten de 52 Hertz Balina, hiçbir sürüye dahil olamıyor ve okyanusta yapayalnız dolaşıyordu. Bu süre boyunca çıkardığı seslere, belki de söylediği şarkılara hiçbir balinadan karşılık gelmedi. 
Bu hüzünlü gerçeklik, yazar Gökçe Gökçeer’e ilham verdi ve ortaya Ahtapot ile Sessiz Balina’nın eşsiz dostluğunu anlatan bu hikâye çıktı. Uluslararası yarışmalarda aday gösterilerek ülkemizi temsil eden, birçok ödülün sahibi çizer Uğur Altun’un sanatıyla birleşen bu hikâye, bizlere bambaşka bir dünyanın kapısını aralıyor…  
 
Gökçe Gökçeer 
Ankara’da büyüdü. Hacettepe Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldı. Yayıncılık hayatı boyunca birçok yayınevi ve dergi grubunda redaktör ve editör olarak çalıştı. Bir gün gerçek bir barınak köpeği ona ilham verdi ve ortaya çocukların çok severek okuduğu “Pöti” serisi çıktı. Böylelikle kendi hikâyelerini yazmaya başladı. Halen çocuk edebiyatının birçok alanında emek veriyor; kendi hikâyelerini paylaşmaya devam ediyor, çocuk kitaplarıyla ilgili tanıtım ve değerlendirme yazıları yazıyor, editörlük yapıyor. Kızı ve iki kedisiyle birlikte İstanbul’da yaşıyor. 
 
Uğur Altun 
1987&apos;de Rize&apos;de doğdu. 2012 yılında Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü&apos;nden burslu mezun oldu. 2013&apos;ten beri ürettiği işlerle hem ulusal hem de uluslararası yarışmalarda birçok ödül aldı. 2021&apos;de IBBY Türkiye tarafından ALMA&apos;ya (Astrid Lindgren Memorial Ödülü) aday gösterildi. Halen Yaşar Üniversitesi&apos;nde illüstrasyon dersleri veriyor ve serbest tasarımcı olarak çalışmalarına devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96871</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a75abe93-2257-4c6b-abd9-a5c52f7fb692.jpg</image:loc>
            <image:title>Kiki’nin Cadı Kargosu 1</image:title>
            <image:caption>Hayao Miyazaki’nin en sevilen filmlerinden birinin uyarlandığı seride küçük cadı Kiki, her on üç yaşına gelen cadı gibi evden ayrılıp tek başına bir sene geçirmek zorundadır. Büyü yapmak konusunda acemi olsa da Kiki’nin çok iyi olduğu bir özelliği vardır: Uçmak. 
 
Kedisi ve en yakın arkadaşı Jiji ile birlikte süpürgesine atlayıp kendine yeni bir yuva olabilecek şehri aramaya koyulur. Yüksek saat kulesiyle denizin kıyısında duran Koriko tam da Kiki’nin hayalindeki gibi bir yerdir. Kendine güvenen Kiki, Koriko’ya uçar ve güçlerinin kasaba halkına kolaylık ve neşe getireceğini umar. Ancak halkın güvenini kazanmak, yabancı bir şehirle tanışmak pek de kolay değildir. Bir cadı için bile. 
 
Akiko Hayaşi’nin çizimleriyle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96872</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d2a6c26-7ff1-40da-a125-356f794a665f.jpg</image:loc>
            <image:title>Okuma Odası</image:title>
            <image:caption>Tekinsizliğin caddelerinde dolaşan kentli öyküler yer alıyor Onat Bahadır’ın yeni kitabı Okuma Odası’nda. 
 
Yer altı ile yer üstünün bir sarmaşık gibi birbirine girdiği, zaman katmanlarının üst üste bindiği; kimi zaman soğuk bir mart akşamında, kimi zaman garip bir sinema salonunda geçen; sabah vakti otobüste ya da iş çıkışı serviste “arka koltukta oturan adam”ı uyandırmadan okunması gereken öyküler... 
 
&quot;Sessizlik ya da hadi bir ot, yaprak hışırtısı yahut kuş cıvıltısı... Sabah bunları duyması gerekir insanın. Sonbaharsa rüzgârın olgun sesi... Kışsa soğuk eli... Yazın serin bir sabah meltemi belki... Baharın neyi olsa olur. Bunların hiçbiri, şehrin beton dikitleri arasından geçemiyor. Şehrin değişmeyen bir sesi var. Her mevsim, her ay, hafta ve gün... Ne kadar dikkatle dinlerseniz dinleyin ne dediğini anlamanız mümkün değil. Çünkü bir şey demiyor. Çünkü söyleyecek bir sözü yok bu uğultunun.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96873</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee29c678-6122-4f22-8a11-0c3de9ad8ba5.jpg</image:loc>
            <image:title>Influencer - Sosyal Medya Çağında Marka Yaratmak</image:title>
            <image:caption>Bir kitle oluşturup onları nasıl kendinize bağlarsınız? 
Markanızı nasıl sunar ve hayalinizdeki şirketleri tanıtırsınız? 
Bu işten nasıl ve ne kadar para kazanırsınız? 
 
Instagram akışınızda gezinirken aklınıza, “Ben de güzel kıyafetler giyiyorum, avokadolu tost yiyorum ve günbatımlarını seviyorum, neden biri bana harika yaşamam için para ödeyemiyor?” sorusu geldiyse bu kitap sizin için. En sevdiğiniz influencer’ların her biri sıfır takipçiyle başladı ve bugün oldukları yere gelmek onlar için de kolay değildi. En iyi içerik oluşturucu olmak için “Instagram’a uygun” yaşam tarzının arkasındaki stratejileri anlamalısınız. 
 
Markalı içerik endüstrisinin günümüzde geldiği noktada ister yeni başlıyor olun ister daha büyük kampanyalar için hazır olun, bu kitap temel influencer ilkeleri konusunda size rehberlik edecek. Çok beğenilen içerikler üretmekten keşfedilmek için etiketleri kullanmaya ve işverenle doğru iletişim kurmaya kadar, size profilinizi nasıl büyüteceğinizi, avantajlarınızı nasıl öne çıkaracağınızı ve para kazanacağınızı gösterecek – üstelik bu sırada sevdiğiniz bir işi yapıyor olacaksınız. 
 
Gece hayatı bloğu yazarı, ardından sosyal medya stratejisti ve şimdi Hearst Magazines Digital Media’da influencer stratejileri ve işbirlikleri bölümünde kıdemli yönetici olan Brittany Hennessy, sosyal medya çağında kendi markanızı yaratmanın, influencer dünyasının tüm detaylarını ve püf noktalarını rakipsiz bir anlayışla aktarıyor. 
 
“Sosyal medyanın ticari yönünü keşfetmek ve bunu markanızı yaratmak için kullanmak istiyorsanız, bu kitap bulunmaz bir rehber.”  
—Forbes 
 
“Çevrimiçi yaşama ilgi duyan herkese bu kitabı alıp oturmasını ve not almasını şiddetle tavsiye ediyorum çünkü Brittany’nin söyleyeceklerini duymak isteyeceksiniz.”  
—Iskra Lawrence, Influencer ve Instagram yıldızı (@iskra)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96874</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/545bd806-d546-4f5d-84d0-1b2338d9fa47.jpg</image:loc>
            <image:title>Anadolu&apos;nun Kadim Sesleri</image:title>
            <image:caption>Anadolu’nun Kadim Sesleri, Âşık Veysel’den Bekçi Bakır’a, Kazancı Bedih’ten Tenekeci Mahmut’a, Sümmani Baba’dan Şerif Akbağ’a Anadolu’dan yükselen ve bu coğrafyanın rikkat sahibi kulaklarında yankısı dinmeyen karşılıklar bularak duyarlılıklarımızı, kimi zaman içleniş ve dert kimi zaman sevinç ve coşkuyla dile gelen duygularımızı, kısaca varoluşumuzu şekillendiren seslerin sahiplerine, koruyucularına, aktarıcılarına dair incelikli kalem işlerinden oluşuyor. “Özlemin, hasretin narıyla yanmış haberlerin olmadığı, beklemenin sancısıyla doğmuş kelamın kalmadığı, sevgilinin kulaklarına fısıldanacak sözlerin kaybolduğu” zamanlardan kadim zamanların seslerine tazimle dokunan kalem işlerinden…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96875</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa9c8a62-d266-4ab5-bc77-17c5ba497f0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gazi Sultanlar ve İslamın Sınırları</image:title>
            <image:caption>Gazi Sultanlar, İslâm tarihinin geç Orta Çağ ve erken modern döneminin uclardaki kutsal savaşçı hükümdarları idi. Elinizdeki kitap, mezkûr dönemlerde İslâm dünyasında temayüz etmiş üç gazi (Gazneli Mahmud, Bâbür, II. Murad) hakkında karşılaştırmalı ilk incelemedir. Kitap, bahsi geçen şahsiyetlerin strateji oluşturmasında ve kendilerini ifade etme biçimlerinde seleflerinin eylemlerinden ve eserlerinden nasıl ve ne ölçüde etkilendiklerini göstermektedir. 
  Pek çok Farsça, Arapça ve Türkçe metinden faydalanan yazar, tarihî ve edebî eserlere, metinlerarası yaklaşımın önemini örneklerle göstererek “bellek” ve “özbiçimlendirme”nin tarihi hakkında yeni bulgular sunmaktadır. Eserde incelenen üç ana tema, on birinci yüzyılda gazi sultan mefkûresinin teşekkülü, bu mefkûrenin on beşinci ve on altıncı yüzyılın başlarında Anadolu ve Hindistan’da taklidi ve konuyla ilgili metinlerin yayılması sürecini içermektedir. Anooshahr, “oluş” ve “örnekleme” ile ilgili felsefi meselelere yoğunlaşarak, mezkûr eserlerde yalnızca vakıaları, ideolojiyi ve meşrulaştırmayı arayan tarihî yaklaşımlara alternatifler bulmaya çalışmaktadır. Elinizdeki kitap, Orta Çağ ve erken modern İslâm tarihi, İslâm edebiyatı ve din tarihi konusunda uzman bilim insanlarının ilgisini çekecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96876</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01db4844-ed1d-49eb-b98d-2908c4bb4589.jpg</image:loc>
            <image:title>Kafkas Yollarında</image:title>
            <image:caption>“Türk ve Ermeni, asırlardan beri birlikte yaşayan iki millet, artık dostluklarına nihayet vereceklerdi. Osmanlı ordusunun bozukluğu iki millet arasında geniş bir uçurum açmıştı. Halk üzerinde zâlimâne ve gaddarâne bir nüfuz icra eden hükûmet Türkleri bîzar ettiği gibi Ermenilerde de hürriyet ve istihlâs arzuları uyandırmıştı. Bu arzuları en ziyade takviye eden Ermeni komiteleriydi. Komiteler, Ermenilerin saadetini bombadan ve kıtalden ziyade sulhen de temin edebilirlerdi; fakat onlar hırslarının tatmini için, halkın kanını kendilerine mübâh görüyorlardı. Türk bombayı bilmezdi, Türkiye’ye bombayı sokan, hattâ padişahlarının vücudunu ve sarayını bomba ile ortadan kaldırmaya çalışan, Ermeni komiteleriydi. Yıldız bombası patladığı zaman, ne kadar Türk ölmüştü! Müthiş bir infilak ortalığı sarsmış, havada etten, bacaktan, koldan mürekkep bir kasırga peyda etmişti. Yıldız Sarayının yanında, ciğerleri parçalanmış çocuklar, arslan gibi babayiğitler, başları kopmuş, kolları uçmuş cesetler, beygir naaşları arasında karmakarışık, yerlere serilmişlerdi. Parmaklıklarda kıyma halinde yapışmış insan etleri görülüyordu. Bu ölen insanlar, bu parçalanan cesetler, hep zavallı Türklerdi. Şimdi bu bombalar Anadolu’da patlayacak, aç ve talihsiz halk, zalim bir hükûmetin teseyyübü yüzünden Ermeni çetelerinin kan tufanına boğulacaktı…” 
Ahmet Refik 

Ahmet Refik Altınay’ın 1. Dünya Savaşı sonunda Ermenilerin elinden kurtarılan Doğu’daki şehirlerin vaziyetini incelemek için yabancı gazete muhabirlerinden müteşekkil heyetin başkanlığını ifa etmekteyken aldığı notlardan oluşan Kafkas Yollarında, tarihçinin savaş sonrası Anadolu’daki vaziyeti bizzat ilk elden anlatması bakımından önemlidir.  Ahmet Refik, Ermenilerin Trabzon, Batum, Erzurum, Erzincan, Kars, Ardahan ve Artvin şehirlerindeki şenaatlerini de not ettiği bu eserde, adı geçen şehirlerin savaş sonrası harap ve bitap hâllerini de kaydederek tarihe not düşmüştür. Bu notların ehemmiyetli bir başka yönü de Refik’in yazdıklarının Avrupa basının da haber kaynağı olmasıdır. Savaşın en ağır şartlarını yoğun olarak yaşayan Anadolu’nun içler acısı vaziyetinin Avrupa’ya kulaktan dolma bilgiler ve iftira dolu hezeyanlar yerine birinci elden sağlıklı bir kaynaktan yansıtılmış olması şüphesiz ki dönem Avrupa’sının neşriyatında bir nebze de olsa Türkler aleyhindeki kanaatlerin yumuşamasına sebep olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96877</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65507e85-d3b7-4773-a84d-d840f3332a81.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Gönen&apos;de Doğdum</image:title>
            <image:caption>Bu roman, Ömer Seyfettin’in kısa ömrünün uzun hikâyesidir. Onun hikâyesi bir mart sabahı Gönen’de başladı. Haydarpaşa Hastanesi’nin deniz gören küçük ve soğuk odasında ömrünü tamamlandığında, yine bir mart sabahıydı. Otuz altı yıllık bu hikâye; büyük savaşlar, esaret, acılar, geçim sıkıntıları ve yalnızlıklarla doluydu. O, koskoca bir imparatorluğun çöküşünün, genç cumhuriyetin doğuşunun tanığıydı. Etrafında olup bitenlere duyarlı bir aydın ve büyük eserini arayan sanatçıydı. 
 
Türklük ülküsüyle yoğrulmuş bir dava adamıydı Ömer Seyfettin. Selanik’te Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” makalesiyle millî dile dönüşü başlatarak Türkçenin Kristof Kolomb’u oldu. Gökalp’ın ‘Yeni Hayat’ felsefesine inandı. Millî dil ile millî edebiyatın, millî edebiyatla milletin doğuşunu hazırladı. Yazdıklarıyla Türk milletini eleştirdi, uyardı, besledi, en önemlisi ışığı çağlar ötesine uzanan bir ufuk oldu. 
 
Muzipti. Dostlarına ‘cancağızım’ derdi. Ata binmeyi, mızıka çalmayı, kitap arasında çiçek kurutmayı severdi. Kapalı havalardan hoşlanmazdı. Köpeği Koton’u yanından hiç ayırmazdı. Güreşe, jimnastiğe düşkündü. Hırs yüzünden kavgaları, dövüşleri oldu. Sevdaya tutuldu. 
 
Okumayı ve yazmayı severdi. Atina’da esaret günlerinde, Yunan komutandan tek isteği bir daktiloydu. En büyük hayali ‘büyük eserini yazmak’tı. Bunun için kalabalıklardan uzak durdu, sakin ve düzenli bir hayatı özledi. İstanbul’u sevmedi ve Anadolu’da bir yere yerleşmeyi düşledi. Evliliği bile büyük eserine ulaşma yolunda atılmış bir adımdı. 

Calibe’yle evlilik ona büyük eserini yazdırmadı, ama Fahire Güner’i getirdi. İçgüveysi olarak gittiği konak ruhuna kasvet verdi, on yedi odasına rağmen yazamadı. Kısa süren fırtınalı evliliği boşanmayla sonlandı. Hayatının son yıllarında sığınağı, Kalamış’taki ‘Münferit Yalı’ oldu. Bu evde yaralarını sardı, dostlarıyla buluştu ve sadece yazdı. Çünkü onun için ‘ümit ölmez’di.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96878</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12bdabaf-55a1-4970-9034-efffb975f388.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehrin Sesi</image:title>
            <image:caption>Her şehrin bir sesi-tınısı, kokusu, tadı, ruhu ve mimarisi vardır duyularımıza hitap eden. Şehirlerin gönül kapıları vardır girmesini bilene. Şehrin pencereleri vardır seyretmek isteyene. Kadim şehirlerin sesi, insanın sesidir. Şehir gönül kapısından girenlere kendini anlatır. Penceresinden bakanlara içerisinde barındırdığı hikâyesini, edebiyatını, tarihini ve kültürü derinden geleni fısıldar. İşte o fısıltı şehrin sesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96879</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc8cc435-9513-452b-bb83-3221e42ee862.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşadıklarımız Okuduklarımızın Efendisidir</image:title>
            <image:caption>Rahmetli dedemin hatırlıyorum. Vefatından birkaç gün önce bir bayram sabahıydı.Amansız bir hastalığın pençesinde zor nefes alıp veriyordu. Kesilen kurbandan tatsın diye ağzına nohut kadar bir et parçası koyduk. Bir gayretle yutmaya çalıştı ama vücut kabul etmedi. Ağzından eti geri almak için eğilen kızının yanaklarına inmiş iki damla yaşı fark edince zoraki gülümsedi. &apos;80 yıl doya doya et yedik kızım&apos; dedi usulca, &apos; bir kere yiyemedik diye üzülmek olur mu?&apos; Bir cümlede bin mana... Bir nefese sığdırılmış yüzlerce seminer... Klimalı seminer salonlarında hayata olumlu bakmak kolay! Ezberlersin rolünü, çıkar oynarsın. Ama ölüm döşeğinde ezberlediğini değil, yaşadığını oynayabilirsin ancak. Birinde rol biter perde kapanır. Diğerinde rol biter perde açılır. Ve gerçek, yaşadığın dakikaları okuduğun kelimelerin efendisi kılar. Okuduklarınla yaşadıkların uyuşmuyorsa, ancak bir su birikintisindeki gökyüzü kadar derin olabilirsin. Bana ne kadar çok şey bildiğini anlatma sakın! En nihayetinde sen, aldığın son nefes ve kurduğun son cümlesin! (Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96880</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca8d0807-ee61-408a-8242-c66b0d5eeca1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bediuzzaman: The Conscience of The Age (Çağın Vicdanı Bediüzzaman)</image:title>
            <image:caption>Bediuzzaman: The Conscience of The Age (Çağın Vicdanı Bediüzzaman)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96881</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d55dc94c-9b7e-43a9-b954-b19a82d01464.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz ve Felaket Üçüzler - Evcil Hayvan Alıyor!</image:title>
            <image:caption>Deniz ve Felaket Üçüzler&apos;in maceralarını çocuklar çok sevecek!  “Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı” koleksiyonuna eklenen “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi, 1. sınıfa yeni başlayan bir çocuğun üçüz abileriyle yaşadığı bol koşturmacalı ve bazen de yürek hoplatmalı maceraları konu ediniyor.   

Okuma yolculuğunun henüz başındaki çocukları, küçük Deniz&apos;in büyük dünyası ile buluşturan seri; okula uyum, kardeş sevgisi, arkadaşlık, dayanışma, sorumluluklar, hayvan sevgisi gibi temalar üzerine değerli mesajlar paylaşıyor.   

Aile birliğini yücelten satırlarıyla dikkat çeken bu renkli öyküler, kardeşler arası ilişkilerde ebeveyn tutumunun önemine değinmeyi de ihmal etmiyor. 

Okulun ilk gününden daha heyecanlı bir şey var mı? Ama Deniz&apos;in okuldaki ilk günü kadar maceralısı zor bulunur! Çünkü Deniz, herkes uyuyakalınca okula pijamalarıyla gitmek zorunda kalıyor! Üstelik, peşinde koşan hırçın bir köpek ve üçüz abilerinin bitmek bilmez atışmaları yüzünden, okulun ilk günü tam bir keşmekeşe dönüşüyor. Ah, keşke o köpek şeker külahını ısırmasaydı da onca şekerleme ziyan olmasaydı... Fakat sonra, koşuşturmayla geçen ilk günlerin ardından bambaşka bir telaş sarıyor bizimkileri: Felaket üçüzler çok kararlı; evcil hayvan almanın tam zamanı! Anne babalarını ikna etmeleri ise an meselesi. Ancak Deniz&apos;in kumbarasındaki para, sadece bir kerevite yetiyor. Bizim ufaklığa göre kerevit acayip havalı bir evcil hayvan gibi görünse de üçüzler tam tersini düşünüyor! Acaba kerevit Edi&apos;yi azıcık hava alması için akvaryumdan dışarı mı çıkarsalar? Mesela sokağa? Ama kerevit sokağa çıkar mı hiç? Eyvah, yoksa Edi&apos;nin başına bir şey mi gelecek?   

Her biri ortalama 700-750 kelimeden oluşan öyküleriyle “Okuma Seviyesi 1” olarak sınıflandırılan “Deniz ve Felaket Üçüzler” serisi; okumaya yeni başlayan 1. sınıf öğrencilerini, hem eğlenceli hem de öğretici bir okuma serüvenine çıkarıyor. Kitapların son bölümünde yer alan 16 sayfalık “Bulmaca Diyarı” ise çocuklara, okuduklarını oyun yoluyla daha iyi anlama ve pekiştirme imkânı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96882</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51c514a0-efa0-435f-8402-5190242b7035.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihte ve Günümüzde Mehdilik</image:title>
            <image:caption>Mehdîliğin bir inanç olarak kabul edilmesi ve aksinin düşünülmemesi için, Kur&apos;ân ya da Mütevâtir Sünnette, yoruma yer bırakmayacak derecede açık bir ifadenin bulunması gerkmektedir. Mehdîlik hakkında ileri sürülen delillerin bu şartları taşımadığından kuşku yoktur. Söz konusu delillerin delâleti zaten problemli olduğu gibi, sübûtu da kesin değildir. Bu nedenle Mehdîliğin bir inanç olarak dayatılması, hiçbir şekilde doğru değildir. Birbirlerini ilzâm etmemek kaydıyla müminlerden dileyen inanır, dileyen inanmaz; her ikisinin itikâdî açıdan durumu eşittir. 
 
Bu kadar önemli ve belirgin bir beklenti olarak ortaya konulan bir hususun, Kur&apos;ân ve Sünnette hiçbir tevil ve tefsire yer bırakmayacak derecede açık bir şekilde yer almamış olması manidardır. Sadece bu husus mehdîlik hakkında ileri sürülecek şüpheleri haklı çıkarmak için yeterlidir. Ancak her şeye rağmen mehdîlik ve benzeri bir kurtarıcı fikrine dair inançlar, insanlık tarihi boyunca hep var olmuş, bundan sonra da var olacaktır. İnsanlarda iyilik duygusu ve bu duygunun beslediği iyiliğe erme ideali, bunu sürekli canlı tutacaktır. Bu bir problem olmadığı gibi, bunda şaşılacak bir durum da yoktur. 
 
Mehdi inancının, bu inanca sahip olanları kısmen de olsa rahatlatarak hayata bağladığı doğru olmakla beraber, bu inancın bir takım sakıncalı sonuçları meydana getirdiği de bir gerçektir. Bu sonuçlardan biri de ilahî birtakım güçlerle desteklenen bir lider olmaksızın İslâm&apos;ın tam olarak uygulanamayacağı ve beşerî gayretlerin adâlet ve hakkaniyetin ikamesi için yetersiz olduğu düşüncesidir. Buna göre Müslümanlar ne kadar gayret ederlerse etsinler, onların zulüm ve fesadı yeryüzünden silmeleri, mazlumları zalimlerin zulmünden kurtarmaları mümkün görülmemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96883</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eeb70aad-062a-4373-b9cd-b325494dcb13.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarikat Adabı</image:title>
            <image:caption>Tarikatlar, ortaya çıkışlarından bu yana İslam kültür birikiminin temel unsurlarından birini teşkil etmiş, inanç, düşünce, ahlak ve sanat alanında büyük hizmetler ortaya koymuşlardır. Bunun bir sonucu olarak da zaman içerisinde hizmet tarzları ve eğitim şekilleri farklı olan birçok tarikat ortaya çıkmıştır. Bu tarikatlar bir taraftan İslam dininin yayılmasına ve fetih hareketlerinin devam etmesine katkı sağlamışlar, diğer taraftan, insanların ruh ve mana dünyalarını beslemiş ve onları olgun birer mü&apos;min haline getirerek toplumda huzur, birlik ve beraberliğe katkı sağlamışlardır. Bu müesseseler, insanları manevi yönden eğiten, ruh ve gönül dünyasını tamir eden, ona gerçek huzur yolunu gösteren bir anlayışla hareket etmişlerdir. Bu terbiyeyi almış bireyler yaşadıkları cemiyete maddi-manevi katkı sağlamış, toplumun huzurunu bozacak, insanlara zarar verecek, kamu düzenini bozacak her türlü işten uzak durmuşlardır. Bu tür bir terbiye almamış bireyler, kendisi, ailesi, çevresi ve yaşadığı toplumla sorunlu hale gelip, kendisine, ailesine, çevresine ve memlekete zararlı bir duruma gelebilmektedir. Kanaatimizce, bunun önüne geçmenin yollarından bir tanesi de modern eğitim ile beraber, insanımızın kalbine Allah korkusu yerleştirip, ona gerekli olan manevi terbiyeyi vermekten geçmektedir. Elinizdeki bu çalışma, almış olduğu ahlaki ve manevî terbiyenin de etkisiyle, topluma milli ve manevi değerlerine bağlı sağlam ruhlu insanlar yetiştiren bu müesseselerin, ahlakî ve manevî terbiye metotlarını yeniden hatırlatarak, insanların birbirlerine güvendiği, rahat ve huzur içinde yaşadığı daha güzel bir gelecek kurma adına küçük bir çaba ve gayret sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96884</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b91088a4-9626-4624-b22e-36c57c000e3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Müderris ve Virtüöz</image:title>
            <image:caption>“Şimdilik gördüğü iki Doğu’yu da içine sindirememişti. Biri, sarayları bile ahşap barakalar gibi kuruveren, kanaatkâr olmaktan çok, aceleci bir Doğu’ydu; bir diğeri, aynı acelecilikle kayıp tarihi yakalama telaşına düşmüş, müsrif ve gösterişçi bir Doğu.”
“Hiç açığa çıkmamış duyguların kentiydi İstanbul Liszt’in gözünde; hiçbir aralıktan sızmayacak, uluorta konuşulamayacak düşlerin ambarıydı. 
En azından, yorgun hamalların umutsuzlukla kendilerini seyrettiği tozlu sokaklara –o gün için– katlanabilmesinin yolu böyle bir olasılığı kabullenmesiydi.”
1847’nin haziran ayında dünyaca ünlü piyano virtüözü Franz Liszt bir dizi konser vermek üzere İstanbul’a gelir. Sarayda, konsolosluklarda ve seçkin konaklarda çalar. Gittiği her yerde el üstündedir. Ancak ünlü piyanist, yolculuğun başında gemide tanıştığı ve “Erlkönig” adını taktığı tuhaf bir yabancının oyunlarına kapılıp kendini bir komplonun ortasında bulacaktır.
Aynı günlerde genç bir müderris, Ahmet Cevdet, velinimeti saydığı Reşit Paşa’nın, görünüşte önemsiz bir meseleden ötürü kendisine darıldığını öğrenir. Paşa’nın gönlünü kazanmak için kayıp bir müsveddenin peşine düşer. Arayışı Ahmet Cevdet’i siyasetin kanlı sokaklarına sürükleyecektir.
Müderris ve Virtüöz, 19. yüzyılın ortasından iki hikâyeyi, romantizmle gerçekçiliği birleştirerek iç içe sunuyor. Doğu ile Batı’nın ezeli ayrılığı, Avrupa’yı sarsan ilk devrimler, finans-kapital çekişmeleri, aşkın anlamı, geçmişle geleceğin savaşı, iktidarın çürüyen yüzü, kölelik ve gizli örgütler gibi katmanlarda bugüne seslenen bir tarih kurgusuyla, 19. yüzyıl romanı tadında bir dönem anlatısı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96885</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/410e2356-8a66-4867-b183-53096c7991a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöldeki Bozkurt</image:title>
            <image:caption>Akdeniz’in kaçınılmaz kaderine boyun eğmeyen kararlı bir irade, Mustafa Kemal… 
 
Kutsal bir varlık gibi gördüğü, çöl kadar derin ve gökyüzü kadar yumuşak bakışlı adama karşı kalbi sevda ile dopdolu küçük bir kız çocuğu, Fatma... 
 
Rüyasında gördüğü Peygamberimizin sağ elini Mustafa Kemal’e verdiğini söyleyerek cihat ilan eden Arap coğrafyasının en güçlü lideri Ahmet Şerif Senusi... 
 
Çölün kumları arasında kaybolacak, kurbanların kahraman olduğu en kadim destanları andıran gerçek bir 
hikâyeye şahit olacaksınız... 
 
Çöldeki Bozkurt, yaşamak için ölmenin gerekli olduğunu bilen ruhların; Mustafa Kemal’in romanı. 
 
“…Tobruk dışındaki Osmanlı Ordugâhı’na ulaştıklarında bir heyecan dalgası koptu; tatlı, fısıltılı uğultular halinde yayıldı. Bu gamlı yalnızlığın ortasında Mustafa Kemal, coşkun bir haykırış gibi yükseldi. Akdeniz’in yüzüne serilen köpüklü dalgaların coşkusu düştü yüreklere. Korkulu gözlerin pusu, taş basılı bağırların yası gitti. Çölün masmavi aydınlatan ışığıydı Anadolu’dan gelen Bozkurt. Dünyadaki bütün denizlerin güzelliği ve o denizlerin üstünde yansıyan bütün güneşlerin sıcaklığı vardı gözlerinde…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96886</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c1c6804-3ffc-4290-9a50-1009ebcec0c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Kedi - The Whıte Cat</image:title>
            <image:caption>Korkak bir kedinin komik hikâyesi. Neden mi komik? 
Çünkü o herkesten korkarken, herkes de ondan korkuyor. 
Ancak cesur bir kedi, korkmadığını ispat etmek isteyecek. 
Peki aradığını bulabilecek mi? 
Beyaz Kedi, korkularının yersiz olduğunu anlayabilecek mi? 
Tüm cevaplar, karlı dağların, ıssız mağaraların arasında yapılan yolculuğun sonunda ortaya çıkacak. 
* 
Türkçe-İngilizce iki dilli olarak hazırlanan bu resimli öykü kitabı, aynı zamanda çocukların İngilizce eğitimine de yardımcı olacak. 6 yaş ve üzeri için uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96887</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b446ce6f-a14a-4530-87e9-d9601830aaf3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Kedi - The Black Cat</image:title>
            <image:caption>Kara bir kedi. 
Renginden dolayı utanıyor ve karanlığın arkasına saklanıyor. 
Yalnız olduğu için üzülüyor ve ağlıyor, ağladığında ise tüyleri beyazlıyor. 
Bu sefer de karanlıkta saklanamayacağı için üzülüyor ve tüylerini boyamaya başlıyor. 
Renklerin önemsiz olduğunu, herkesin özel olduğunu ona kim hatırlatıyor dersiniz? 
* 
Türkçe-İngilizce iki dilli olarak hazırlanan bu resimli öykü kitabı, aynı zamanda çocukların İngilizce eğitimine de yardımcı olacak. 6 yaş ve üzeri için uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96888</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3faf1e20-bf76-4857-9894-7fbac83c253e.jpg</image:loc>
            <image:title>Rit Lügati</image:title>
            <image:caption>Benzeri olmayan “RİT (Resmî İkāmeli Türkçe) Lügati” Türkiye&apos;de 1932&apos;den beri dilden düşmeyen “Dil İnkılabı, Dil Devrimi” hareketiyle dilimize sokulan sözlerin lügatidir. Bunları bilmeden “Dil Devrimi”nin lehinde veya aleyhinde konuşmak da boştur. 
 Bu kitapta neler bulacaksınız? 
1. Devletin kararı ve gücüyle değiştirilen kelimeler (Türkçeden hangi kelimelerin atılacağı, yerlerine hangilerinin katılacağı hususunda resmî 
teşebbüslerde bulunulduğu), 
2. RİT kelimelerinin ilk ikame edildiği yıllar ve ilk kullanıldığı kaynaklar, 
3. RİT ikamelerinde 1935, 1941, 1942, 1945 yılları başta olmak üzere sonradan yapılan değişiklikler (önce ileri sürülen, sonra terk edilen; ilk 
ikame edildiği yerden kaldırılıp başka yere oturtulan ve sonra üçüncü, dördüncü... karşılıklar verilip yeri değiştirilen ikame sözler), 
4. Türkçede mevcut kelimelere -önceki manaları pek dikkate alınmadan-RİT uğruna birdenbire yüklenen ve eklenen karşılıklar), 
5. İkame kelimelerin -TDK tarafından verilen karşılıklardan farklı olarak sonradan kazandığı manalar, 
6. Her RİT kelimesi hakkında -hangi kelime yerine kullanıldığına şahit olmak üzere- meşhur eserlerin “sadeleştirilmiş metin”lerinden alınan 
örnek cümleler, 
7. Herhangi bir müessese veya teşkilatın ismi RİT ile değiştirildiyse önceki adları, 
8. RİT başladıktan sonra ortaya çıkan yeni mefhumlara ad olmak üzere “normal Türkçe” ile bulunan karşılıklar (RİT diye bir müdahale olmasaydı bu mefhumları hangi kelimelerle ifade ederdik? Mesela “algı operasyonu, insansız hava aracı, kapsama alanı, özerkleşme, sivil savunma, sivil toplum kuruluşu, taşınır bellek, uçaksavar, yatılı bölge okulu, yoğuşmalı” yerine Türkçenin tabii seyri içinde ortaya çıkacak muhtemel karşılıklar)... 
  Bütün bunlar bir bütün olarak düşünüldüğünde, RİT Lügati büyük bir boşluğu dolduracaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96889</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ae3eaca-ae87-43fa-85b1-c5c27f6e2cba.jpg</image:loc>
            <image:title>Disk Dünya 26- Zaman Hırsızı</image:title>
            <image:caption>Diskdünya&apos;da zaman durursa, yaşayanları kim kurtarır?

Efsane yazar Sör Terry Pratchett&apos;ın benzersiz yaratımı “Diskdünya” serisinin ilk kez Türkçeye çevrilen yeni kitabı Zaman Hırsızı, hem eski dostları tekrardan bir araya getiren hem de nefes kesici heyecanlara kürek çeken bir macera!

Dünya çapında 100 milyonun üzerinde satan külliyatın yirmi altıncı halkası olan kitap, “Ölüm” alt serisinin de beşinci ve son serüveni.

Zamanın doğasını, kıvrak bir üslup ve dahiyane bir kurgu eşliğinde sözcüklere döken Pratchett; insanlığı yok etmek pahasına zamanı durdurmaya ant içen “fani” ölümsüzlerin Ölüm&apos;le imtihanını, su gibi akıp giden bir anlatıya dönüştürüyor. 
“Birkaç dakikadan ne olur?” dedi Lobsang. “Fazla bir zaman değil ki!”

Zamandan ne çalabilirsiniz? Hayatı? Ölümü? Ya da bizzat zamanın ta kendisini? Diskdünya&apos;nın kırılgan zaman yapısını dikkatle izleyen Tarih Keşişleri&apos;nin çömezlerinden Lobsang bir işler çeviriyor. Bunun ayırdına varan keşişleri ise acayip bir telaş sarıyor. Tam da bu sırada evrenin başkuralcıları olan Denetçiler, zamanı kontrol altına alabilmek için Ankh-Morpark&apos;un dâhi saatçisinin kapısını tıngırdatıyor. Üstelik bu ziyaretin ucunda emsalsiz bir cam saat var. Peh, hem de ne saat! İşler karışmış olmalı ki Zaman Saklayıcıları telaşla dönmeye başlıyor. Bir şeylerin ters gittiği çok belli. Ve eğer Diskdünya&apos;da bir şeyler dönüyorsa, bunu ilk önce Ölüm fark ediyor...

Ölüm&apos;ün karanlığından doğan apaydınlık satırlarıyla, Diskdünya&apos;yı daha önce hiç ziyaret etmemiş okurları bile kıskıvrak yakalamayı başaran Terry Pratchett, zamanın felsefesini yaptığı bu derinlikli romanında, zaman denen şeyin gerçekte ne denli yalan ve hatta uçucu olduğundan dem vuruyor. 

“Koskoca yüzyıllar bile, tek bir kusursuz âna boyun eğer, acı içinde.”

Ve yine de zamanın içinde yitip gider o en kusursuz anlar da, boyunlarını büke büke...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96890</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27559629-d5dd-45bb-89d5-1a654d0c92bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi - Şekiller</image:title>
            <image:caption>Bebek Üniversitesi Bilimin En Kolay Hali Hikayeliİlk Kavramlarım İlk kavramları tatlı hikayelerle keşfetme zamanı! Büyük- küçük kavramları için mini mini bir bebek masalı! Bir çocuğun &quot;Nasılsın?&quot; sorusuyla başlayan ve dünyayı dolaşan bir iletişim hikayesi Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller bir arada! Renkleri en tatlı hali, tatlı bir hikayede saklı şimdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96891</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b27e699-e42d-46fc-9ef8-32f5069a6141.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi - Renkler</image:title>
            <image:caption>Bebek Üiversitesi
Bilimin En Kolay Hali
Hikayeli İlk Kavramlar

İlk kavramları tatlı hikayelerle keşfetme zamanı!
Büyük-küçük kavramları için mini mini bir bebek masalı!
Bir çocuğun &quot;Nasılsın?&quot; sorusuyla başlayan, dünyayı dolaşan bir iletişim hikayesi!
Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller bir arada!
Renklerin en tatlı hali, tatlı bir hikayede saklı şimdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96892</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6934d77-2220-4f33-bea6-1271a893b438.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanku Badi - Yansıma</image:title>
            <image:caption>Lila, koruyucu yetiştirmek için kurulan Piramit’i sancılı aile hayatından kaçış için bir fırsat olarak görmektedir fakat Piramit, barındırdığı gizemler ile Lila’nın hayatını akıl almaz bir yöne çekecektir. Mücadele edeceği zorluklar ve psikolojik savaşların gölgesinde, Piramit’in sırlarının peşine düşecek ve gizem perdelerini aralayacaktır. Piramit’in ona hazırladığı en büyük sürpriz ise buradaki koruyuculuk görevinin tanımıdır: Onlar, dünyanın varlığından haberdar olmadığı ve insanlığı tehdit eden yaratıklara karşı mücadele edecektir. Lila, bedenindeki işaret sayesinde bu koruyucular arasında özel bir yere sahip olduğunu anlar. Ancak bu işaret ona bahşettiği özelliklerin yanında, tehditler de sunacaktır.
 
Kanku Badi, sizi fantastik bir dünyayı keşfetmeye davet ediyor.
 
“Sen devam edecek olan kişisin. Artık yansıma olmadan da onları görebileceksin.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96893</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b475839-fecf-4fcf-901f-2b909ca0355f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Üniversitesi - İletişim</image:title>
            <image:caption>Bebek Üniversitesi Bilimin En Kolay Hali Hikayel İlk Kavramlarım İlk kavramları tatlı hikayelerle keşfetme zamanı! Küçük- büyük kavramları için mini mini bir bebek masalı! Bir çocuğun &quot;Nasılsın?&quot; sorusuyla başlayan dünyayı dolaşan bir iletişim hikayesi Bebeğinizin dokunarak keşfedeceği ilk şekiller bir arada! Renkleri en tatlı hali, tatlı bir hikayede saklı şimdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96894</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e023bb0-e4a4-4a4f-89ec-73b05526c367.jpg</image:loc>
            <image:title>Levent Dünya Harikalarının Peşinde</image:title>
            <image:caption>Komik, saf, deli dolu Levent ve tayfası, bir gün Osman’ın çözmeye çalıştığı bir bilmecenin peşine düşüyor. Hem de ne bilmece!
Onları Türkiye’den Çin’e, yok yok, İtalya’ya, durun daha bitmedi, Mısır’a, hatta Hindistan’a sürüklüyor bilmeceler… Birlikte neredeyse tüm Türkiye’yi gezen tayfa, bu sefer dünyaya açılıyor. Tabii yine başlarını türlü belalara sokuyorlar, bir suçlunun peşinden koşuyorlar...
Her şey dünyanın harikalarını korumak için!
Kendilerini eğlenceli olduğu kadar heyecanlı, tehlikeli mi tehlikeli bir maceranın içinde buluyorlar. Dünya mirasını korumak, onlar için her şeyden önemli. Dünya harikalarının tarihini öğrenirken onları korumaya hazır mısın?
Bambaşka bir Levent macerası seni bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96895</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab150598-9f33-4b04-941b-f93200349b1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Koko Korkunç Komik</image:title>
            <image:caption>Korkular anlatıldıkça komikleşir.
 
KORKULARIMIZDAN NASIL KURTULURUZ?
“Saklanarak.”
“Düşünmeyerek.”
“Antibiyotik kullanarak.”
“Bol bol su içerek.”
“Konuşarak.”
“Kurtulamayız.”
“Herkese anlatarak.”
“Resmini çizerek.”
“Korkularımızla yüzleşerek.”
 
“Yalnızken, kendimizi eğlendirmek yerine korkutmayı tercih ediyoruz. Hayal gücümüz bizi korkutmak için elinden gelen çabayı sarf ediyor. Böyle zamanlarda bizi korkutan şeyin kendimiz olduğunun farkına varırsak korkuyla mücadele etmek daha basit olur.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96896</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cedaab46-f508-4f27-8113-3f68f9097612.jpg</image:loc>
            <image:title>Zindandan Göklere Açılan Kapı Mevlana</image:title>
            <image:caption>Kitap sanki nefes alıp veriyordu. Sanki diyecekti ama sanki değildi gerçekti. Kitabın kalışlarını işitiyor, soluklarının esintisini yüzünde hissediyordu. Zindan Medrese 
Yusufiye Hocası Mevlana dersin aşk imtihanı ise ateşte pişmekti. Ateş, ateş, ateş…    Ey âşıkların Piri ateş deyip durmadasın bunun başka bir yolu yok mu? İlla ateşe mi girmem lazım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96897</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/574ebc47-62dd-4acb-bffe-d5cf0b4e3b5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaderle Savaşılmaz</image:title>
            <image:caption>Kaderle savaşmak mı? Bu da neyin nesi böyle Ömer? Böyle bir şeyi hiç düşünmedim. 
Ama savaşıyorsun. 
Devlet, adamı bir yıl sonra serbest bıraktı. Adalet bu mu? Devlet bu mu? 
Selim’in isyanı Ömer’i tedirgin etmişti. Her ne kadar başına gelen bu olaydan sonra inancında sarsılmalar olmuşsa da onu teselli etmenin başka yolunu bulamadı. 
Merak etme gerçek adalet mahşerde görülecek. 
O kızımı öldürdü. Bir can aldı. 
Ahirete kadar bekleyemem. 
Kaderle savaşmaksa….</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96898</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a722106-6758-4589-abf5-95ca9aa07f59.jpg</image:loc>
            <image:title>Seraph of the End - Kıyamet Meleği 18</image:title>
            <image:caption>Gizemli bir virüs dünyaya yayıldı ve 13 yaşın üzerindeki herkesin ölümüne neden oldu. Vampirler karanlık köşelerinden çıktılar ve hayatta kalan çocukları yer altının karanlığına mahkûm ettiler. Bu çocuklardan biri olan Yuiçiro vampirlerin elinden kurtulmayı başardı. Şimdi istediği tek bir şey var: Tüm vampirlerden intikamını almak. Yuiçiro ve arkadaşları, son savaşa hazırlanmak için Şeytan Ordusu’na döndüler. Karargâhta, Kureto Dört Oraklı Çocuk’un vücuduna sahip olmasını engellemek için büyük çaba gösteriyor. Ancak Dört Oraklı Çocuk, Şinoa ve Yuiçiro’yu da ele geçirmeye karar verince her şey hızla değişecek. Acaba Kureto, Şinoa ve Yuiçiro ona engel olabilecekler mi yoksa vücutlarını ilk ataya teslim etmek zorunda mı kalacaklar?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96899</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c679181-276d-41f7-8ba4-744fe8fffd90.jpg</image:loc>
            <image:title>Akılsız Sokrates</image:title>
            <image:caption>Hayat sürekli bir çizik daha atarak geçmesini bekliyor insanın. Gülerek, yenilerek, bir daha başlayarak, başlamaya fırsat bile bulamayarak geçip gidiyoruz ondan. Biri ötekine benzeye benzeye, öteki berikine inatla benzemeyerek yaşıyor hikâyesini. Ama ne yaparsak yapalım, hepimizin üzerinde hayattan bir çizik izi. 
 
Mehmet Fırat Pürselim, 2017 Orhan Kemal Öykü Ödülü ve 2017 Türkan Saylan Sanat Ödülü alan Akılsız Sokrates kitabındaki öykülerde kurguyla gerçeği incelikle harmanlıyor. Akılsız Sokrates, tekrar tekrar okunması gereken, kalıcı bir eser olarak yolculuğuna devam ediyor. 
 
“‘Bir çocuğumuzun olacağını bilmek, seni mutlu eder, beni gene eskisi gibi seversin sanmıştım. Yanılmışım… Çocuğumuzun fotoğrafının üzerinde sigara söndürecek kadar benden nefret ettiğini bilmiyordum. Öğrendim. Merak etme, başına dert olmayacağız. Önce doktora sonra avukata gidiyorum. Not: Kendine kötü bak. Allah belanı versin.’ 
Çöpün içinde, ultrason fotoğrafını buldum. Parçaları birleştirerek hastanenin adını öğrendim. Evden fırlayarak çıktım, ‘Koş Sokrates koş!’ diye Kordon’da bağırarak fuleli bir koşu tutturdum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96900</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2da84e5-7086-457b-bf8e-c13d8fcf86f9.jpg</image:loc>
            <image:title>Robotlar ve İmparatorluk - Robot Serisi 4. Kitap</image:title>
            <image:caption>Bir Dünyalı olan Elijah Baley’ye karşı aldığı küçük düşürücü yenilginin üstünden 200 yıl geçmişti ama Keldon Amadiro hâlâ intikam arzusuyla doluydu. Ve nihayet, yerleşimcileri galaksinin dört bir yanına dağılmaya başlayan Dünya gezegenini tümden mahvedebilecek planı için harekete geçmeye hazırdı. Fakat ölümünden uzun yıllar sonra bile Dedektif Elijah Baley onun planları için engel teşkil ediyordu. Baley’nin robot ortağı Daneel ve robot Giskard, Dünya’yı kurtarabilecek yegâne varlıklardı. Amadiro bu ikiliye karşı Üç Robot Kanunu’na güveniyordu ama bu konuda onu bir sürpriz bekliyordu...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96901</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f552d15-3ae3-45d5-950a-34c459bb6792.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavhane Çocukları</image:title>
            <image:caption>Herkes silip atmak istiyor dünyadan diğerini. Diğeri olmanın herkesleşmekle kesiştiği nokta bu işte. En mutlu günler, beklenmedik anlar, umulmadık insanlar, köyler, şehirler ve geri kalan her şey bizi çiğneyip tükürmek için sanki. Hayat, çözüldükçe mükâfat vereceğine cezalandıran bir bulmaca olmaya devam ediyor. 
 
2010 Yunus Nadi Roman Ödülü ve Dil Derneği Onur Ödülü başta olmak üzere birçok ödül alan Adnan Gerger, Tavhane Çocukları romanıyla görmezden gelinen bir dünyaya çağırıyor okuru. Romanını yazmaya çalışan bir gazeteci, karşısına çıkan gizemli bir adam, katliamlar, muhbirler ve elbette masumlar. Merak uyandırıcı konusu, usta işi kurgusu ve özenli diliyle Tavhane Çocukları, mutlaka okunması, üzerine düşünülmesi gereken bir roman. 
 
“Her ikisi de mürekkep hokkalarından çıkan hokkabaz hikâyelerinden çok uzaktı aslında. Henüz söylenmemiş bir dilin aslı astarını öğrenmek istemişlerdi. Ama sanıldığı kadar kolay olmadığına da tanıklık etmişlerdi. Birbirlerini tanıdıkları günden bu yana isimlerinin nezarethane, mahpushane, tevkifhane, ıslahhane gibi sözcüklerle anıldığı çok oldu. Çok ezber, çok oyun bozdular. Ağrıları vardı ağrıları; ağrıları göğe ağdı, ağrıları çok ağırdı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96902</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b06572e-70ac-42ec-adb2-4787406a93ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Üsttekiler - Irk Biliminin Geri Dönüşü</image:title>
            <image:caption>Financial Times Yılın Kitabı
Guardian Yılın Kitabı
New Statesman Yılın Kitabı 
 
Binlerce yıldır, egemen toplumların içten içe kendilerinin en iyisi olduğuna inanmak gibi bir alışkanlığı var; güçleri arttıkça da bu gücü yalnızca kültürel değil, aynı zamanda doğal bir unsurmuş gibi sunuyorlar. İktidarın ırk fikrini nasıl şekillendirdiğini gördüğünüzde onun anlamını da kavramaya başlıyorsunuz.

Yirmi birinci yüzyılda, bilimsel ırkçılığı geride bıraktığımıza, çoğu insanın ırkın biyolojik bir durumdan ziyade toplumsal bir inşa olduğunu kabullendiğine inanma eğilimindeyiz. Gelgelelim bilimin belirli siyasi çevrelerce istismar edilmesiyle ırk bilimi yeniden aramıza döndü. 
 
İyi niyetli biliminsanları dahi genetik ve tıbbi araştırmalarda ırk kategorilerini kullanarak ırkın bir çeşit biyolojik temeli olabileceği kuşkularını açığa vuruyor. Oysa bu şüpheleri, muktedirlerin icat ettiği ırk hiyerarşilerinin hüküm sürdüğü yüz yıl öncesinden daha gerçek değil bugün de. 
 
Ödüllü yazar Angela Saini dünyanın dört bir yanından genetikçiler, antropologlar, tarihçiler ve sosyal bilimcilerle görüşerek ilk zamanlarından günümüze ırk kavramının izini sürüyor. Üsttekiler ırkın gerçek, bazı insanların da diğerlerinden üstün olduğuna dair sinsi ve yıkıcı inancın doğasını irdeleyen güçlü ve titiz bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96903</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d41d2f85-ac89-46e4-a409-a45b7c91e443.jpg</image:loc>
            <image:title>Meksika Gotiği</image:title>
            <image:caption>Locus En İyi Korku Romanı Ödülü / Britanya Fantazi En İyi Korku Romanı Ödülü 
 
The New Yorker, Vanity Fair, NPR, The Washington Post, Tor.com, Marie Claire, Vox ve Book Riot’a Göre Yayımlandığı Yılın En İyi Kitaplarından 
 
1950’lerin Meksika’sında sosyetenin genç gözdelerinden Noemí Taboada gönlünün istediği gibi yaşıyor, eğleniyordu. Ancak yeni evlenen kuzeninden gelen mektupta okudukları onu afallatacaktı. Eşinin onu zehirlediğini düşünen ve birinin ona yardım etmesi için yalvaran kuzeni Catalina’yı görmeye, kentten uzakta bir malikâne olan Doruk Mevki’ye doğru yola çıkan Noemí oraya vardığında ne bulacağından emin değildi. Kuzeninin eşini ve adamın varlıklı ailesini tanımıyordu, gideceği bölge hakkında da çok az bilgisi vardı. 
 
Şık kıyafetleri ve kırmızı rujuyla kokteyl partilerine katılmaya daha çok alışkın olsa da önüne çıkan hiçbir zorluktan çekinmeyen Noemí, kuzenini kurtarmak için elinden geleni yapacak, Catalina’nın hem yakışıklı hem de korkutucu eşi Virgil de, ona fazlasıyla ilgi gösteren ailenin ihtiyar reisi Howard Doyle da gözünü korkutamayacaktı. Fakat duvarların ardında pek çok sır saklayan evin kendisinin, Doruk Mevki’nin Noemí’ye oynayacağı oyunlar yeni başlıyordu. Kan ile şiddet, rüya ve gerçek, delilik ve aklıselim birbirine girecek, yeraltına gömülü mazi öyle ya da böyle intikam için tekrar yüzeye çıkacaktı. 
 
Yeşimin ve Gölgenin Tanrıları’nın ödüllü yazarı Silvia MorenoGarcia’dan Meksika Gotiği, türün alışıldık yapısına çağdaş bir bakış açısı sunan, kâbus tekinsizliğine sahip bir roman. 
 
“Bir ustalık eseri... kasveti görkemli bir macera, korkutucu, akıllı ve alaycı. Noemí Taboada gizem, skandal ve hayaletlerle dolu bu dünyada muhteşem bir kılavuz.” –Victor LaValle 
 
“Meksika Gotiği hem ödümü kopardı hem de aklımı aldı. Silvia MorenoGarcia bir kere daha türden türe atlayabilen bir büyücü olduğunu kanıtlıyor, günümüzün en heyecan verici yazarlarından.” –Charlie Jane Anders</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96904</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ae1e5c0-160f-4186-b2c7-f21545813139.jpg</image:loc>
            <image:title>Dil Mühendisliği ve Türkiye’de Uluslaşma</image:title>
            <image:caption>Modern zamanlarda dil, bir iletişim aracı olmanın ötesinde, siyasetin de konusudur. Ulus devlet oluşum süreçlerinde, kendi haline bırakılmayıp, siyasi hedeflerle planlı biçimde reforme edilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarıda, bu istikametteki &quot;mühendislik&quot; faaliyetlerinin karakteristik bir örneği olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96906</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3402cae-f1bb-4c4b-8be4-b73d7155f12a.jpg</image:loc>
            <image:title>Marsık ve Ben</image:title>
            <image:caption>Joey’nin evinin yakınlarında bir tepe vardır. Kimsenin gitmediği, bakımsız, üzeri toprakla kaplı, eski bir çöplükten ibarettir burası. Yine de Joey burayı sever, burası onun tepesidir. Düşünmek ve hayal kurmak için gittiği yerdir. Bir konuda herkesten iyi olmak, gelecekte ünlü bir astronot ya da dağcı olmak için can atar Joey. 
 
Bir gün, tepede bir ağaç ev keşfettiğinde, birinin onun özel yerini işgal etmiş olmasına çok öfkelenir. Gelgelelim bu davetsiz misafirin kim olabileceğini de merak eder. Ama onunla temas kurmak kolay olmayacaktır. Ağaç evdeki kız vahşi, sırlarla dolu biridir ve Joey’ye hiç dostane davranmaz. Joey onunla geçinmenin bir yolunu bulmalıdır. Bu yolu ararken kendisiyle ilgili de yeni keşiflerde bulunacaktır. Marsık ve Ben dostluk, güven, kendimize inanmayı öğrenmek ve bizi özel kılan şeyin ne olduğunu keşfetmek üzerine unutulmaz bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96907</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6e28f0b-863f-41c2-84ad-6bb8da88cd74.jpg</image:loc>
            <image:title>İsa&apos;nın Okul Günleri</image:title>
            <image:caption>David devamlı soru soran bir çocuktur. Simón ve Inés ise onu okula göndermez, Estrella’daki yeni evlerinde yetiştirirler. David oranın dilini öğrenir, arkadaş edinmeye başlar. Onu koruyan büyük köpekleri Bolívar da yanındadır. 
 
Fakat David yedi yaşına geldiğinde okula yazılması gerekir. Böylece Dans Akademisi’ne kaydolur. İşte tam da burada, altın dans ayakkabılarının içinde gökten sayıları nasıl indireceğini öğrenir. Yetişkinlerin ne kadar korkunç şeylere muktedir olduğunu da yine burada öğrenecektir. 
 
Çağımızın en büyük yazarlarından J.M. Coetzee, İsa Üçlemesi’nin ikinci kitabı olan bu büyüleyici alegorik romanında büyümek, ebeveyn olmak, zekâ ile duygu arasındaki daimi ikilemler gibi hayati konuları irdeliyor. 
 
 
“İsa’nın Okul Günleri, canlı felsefi konuşmalar, mizah dolu baba-oğul diyalogları, duygusal aile romansı ve son olarak da tekinsiz alegorik imaların da dahil edildiği bir çeşit türler alaşımı. Sonuç zengin, yoğun, yer yer de eğlenceli, ama hepsinden öte içsel bir gerilimle yüklü.” 
The New York Times Book Review 
#ilkgençlik #aile #gerçekler  #yüzleşme #dans #sanat #adalet #babaoğulilişkisi #aşk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96908</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b42e8ad-83ce-49e4-accc-f6e50a75e9c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevcut Düzene Hayır - Jacques Prevert</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir. Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var. İşte, Hayır Serisi bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor. 
Yasaklamayı yasaklayan, düzensizliği emreden, savaşı değil aşkı şart koşan Jacques Prévert hayatının sonuna dek boğucu toplumun prangalarını kırarak kaldırım taşlarının altındaki kumsalı aradı. Şiir, mizah, şarkı ve sinema aracılığıyla özgürlükçü anarşizmini, burjuvaziye, dine, üniformalara ve genel olarak konformizme karşı savundu. 
Serinin bu kitabında “Mevcut Düzene Hayır!” diyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96909</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/360b293b-7543-45dc-870b-435838320bfb.jpg</image:loc>
            <image:title>Korkuya Hayır - Anna Politkovskaya</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir. Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var. İşte, Hayır Serisi bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor. 

Genç bir kadınken gazeteci olmaya karar verdiğinde Anna Politkovskaya, kariyerini bu denli çalkantılı bir dönemde şekillendireceğinin farkında değildi. Sovyetlerin dağılması ve onu izleyen süreçte uygulanan yıldırma politikaları Anna’yı durduramadı. O, savaş muhabiri olmasa da en sıcak bölgelerde, zulme uğrayanların sesi oldu daima. Karşı duruşunun bedelini hayatıyla ödeyebileceğini bilse de korkuya asla teslim olmadı. 
Serinin bu kitabında “Korkuya Hayır!” diyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96910</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39af7cd3-acc3-42c1-9c7b-1073fdb42cee.jpg</image:loc>
            <image:title>Kritimu</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM (Arka Kapak) 
Mübadil bir ailenin üçüncü nesli olan Sabâ Altınsay’ın ilk romanı 
Kritimu, Girit’im Benim, yakışıklı kuyumcu İbrahim Yarmakamakis’in ve eşi kuyumcinanın hikâyeleri üzerinden okuru, mübadelenin yirmi beş sene öncesine götürürken Giritli Müslüman ve Hıristiyan halkların bu kopuşa uzanan mücadelesine de ortak ediyor. 
Kritimu, Girit’im Benim, insanların adadan kopuş sürecini, iki bavula sığdırmaya çalıştıkları hayatlarını, geride bıraktıkları ölülerini, vedalaşamadıkları evlerini, güzeller güzeli Hanya’dan ayrılışlarını anlatırken, kelimelerinin taşıdığı hüzünle yüreklerimizi burkuyor: 
“Tıpkı insanlar gibi toplumların da kaderleri vardır. 
Bu kader, bazen çok acı yazılır.” 
Bin dokuz yüz yirmi üç yılının yirmi üç kasım sabahı, Hanya Limanı’na çökmüş ayrılık acısının dili olan Sabâ Altınsay, bizi adeta İbrahim ve ailesinin bindiği gemiye bindiriyor ve kıyıdan uzaklaştıkça Girit’e doğru akan o acı dolu feryadı kulaklarımıza fısıldıyor: 
“Kritimu! Benim güzel adam!” 
Girit’i ve orada yaşananları ele alması açısından mübadele romanları arasında önemli bir yeri olan Kritimu, Girit’im Benim, bütün Giritlilerin hikâyesini anlatsa da benzersiz doğası ve insanın ruhunu çalan kokusuyla Girit Adası’nı romanın asıl kahramanı yapıyor. 
“Göç sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu”, diyor Sabâ Altınsay, 
“insanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı toprak olmayacaksa, ne kalır ki geriye, ölürken, yaşamdan? Bu soruya yanıt bulma çabası bu roman.”      Oruç Aruoba 
“Artık bizim de bir Dido Sotiriyu’muz var,” diyebiliriz gönül rahatlığıyla... 
Benden Selam Söyle Anadolu’yayı severek okuyanların kaçırmaması gereken 
bir roman Kritimu, Girit’im Benim...”       Vatan Gazetesi, Yiğiter Uluğ 
 
 
sabâ altınsay: 1961 yılında Çanakkale’de doğdu. Ortaöğrenimini TED Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi mezunu olan Altınsay’ın ilk romanı Kritimu, Girit’im Benim ilk olarak 2004 yılında Can Yayınları tarafından yayımlandı ve Türkiye’den sonra Yunanistan, Bulgaristan, Hırvatistan ve Suriye’de okurlarıyla buluştu. Yazarın ikinci romanı Benim Hiç Suçum Yok, 2011 yılında yayımlandı ve aynı yıl, Saint Joseph Lisesi Yılın En İyi Romanı ödülünü aldı. Altınsay, Kadın Öykülerinde İstanbul adlı antolojide “Kedi” başlıklı öyküsüyle yer aldı. “Kimsecik” ise Unser Istanbul, Junge turkishe Literatur adlı antolojide Almanca olarak yayımlandı. Yazarın üçüncü romanı Faili Malum ilk kez Düşbaz Kitaplar tarafından Mart 2022 tarihinde yayımlandı. 
 
Kullanılan Reklam Mecraları: Sosyal Medya ve Gazete/Dergiler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96912</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/251db93a-3c33-4bbe-84a2-18703958213e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldızlardan Gelen Haber</image:title>
            <image:caption>Yıldızlardan Gelen Haber, bilimsel yöntemin gelişimine devrim niteliğinde katkılarda bulunmuş İtalyan doğa felsefecisi, gökbilimci ve matematikçi Galileo Galilei’nin 13 Mart 1610 tarihinde Venedik’te basılmış Sidereus Nuncius eserinin Latinceden Türkçeye yapılmış ilk çevirisidir. Bilim Devrimi’nin zeminini hazırlaması bakımından bilim tarihinin en önemli klasik kaynaklarından sayılan Sidereus Nuncius, Galileo’nun Ay, Jüpiter (uydularıyla birlikte) ve çıplak gözle görülemeyen diğer gökcisimleri üzerine yaptığı gözlemleri kapsar. İyi bir gözlem için gerekli teleskobun nasıl yapılacağına dair bilgileri de içerir. 
 “… profesörün dediğine göre Ay, Dünya’dan yansıyan Güneş ışınlarıyla aydınlanıyormuş. Böylece eski astronomi çökmüş oldu, artık yenisine ihtiyacımız var. [...] Yazarı ya çok meşhur olacağı ya da rezil olacağı bir talih bekliyor...”  – İngiltere Krallığı Venedik Büyükelçisi 
Sir Henry Wotton’ın
Salisbury Earl’üne 13 Mart 1610 tarihli mektubundan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96913</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba64643a-c3a1-4f9b-8f00-0ec410671593.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaban Çilekleri - Aynadaki Gibi</image:title>
            <image:caption>Elinizde tuttuğunuz derlemede, modern sinemaya mührünü vurmuş yönetmenlerden Ingmar Bergman’ın en kalıcı eserlerinden ikisinin, 1957 yapımı Yaban Çilekleri ile 1961 yapımı Aynadaki Gibi’nin senaryo metinlerini bir araya getiriyoruz. Her ikisi de kabaca yirmi dört saat gibi kısa bir zaman dilimi içinde geçen, ilkinde ölümün kıyısında arayış içindeki bir profesörün, ikincisindeyse bir ailenin trajik serüvenini tüm girdaplarıyla sergileyen bu filmler, bizleri diyalogları ve yönetmenin notlarıyla bir okuma serüvenine davet ediyor. 
 
 Üstelik, Tezer Özlü’nün kıymetli çevirisiyle. 
 
“Düşler bir cins delilik, delilik de bir cins düştür ‒ 
ve yaşam da bir düş olmalı.”.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96914</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c0b18be-af0b-42b6-86ba-fa9fd7b1d8aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Yolculuğun Hikayesi- Yusuf U Züleyha Mesnevisinde Kemalat</image:title>
            <image:caption>Bir Yolculuğun Hikayesi:
Yusuf U Züleyha Mesnevisinde Kemalat</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96915</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de88ec55-0e5a-4dbb-ba78-9dca2760226c.jpg</image:loc>
            <image:title>Taaşşuk’ı Talat ve Fitnat</image:title>
            <image:caption>1872-73 yılları arasında Hadika gazetesinde tefrika edilen, daha sonra 1875’te kitap olarak basılan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, edebiyat tarihimizin “ilk yerli roman”ı olarak kabul edilir. Trajik bir aşk hikâyesi çerçevesinde gelişen romanda, aynı zamanda dönemin toplumsal yaşamının panoramasını çizer Şemsettin Sami. Talat ve Fitnat’ın aşkları dönemin “âdetleri” yüzünden vuslatla sonuçlanmayacak, ayrılık acısı ölüme sebep olacaktır. Romanda kadın-erkek ilişkileri aşk, evlilik gelenekleri, eğitim gibi kavramlar etrafında derinlemesine ele alınır. Hüzünlü bir aşk hikâyesi ekseninde gelişen ve realist bir tutumla kaleme alınan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, edebiyatımızın kilometre taşlarından biri olarak öne çıkmaktadır. “Fitnat Hanım sözünü bu raddeye getirdiği gibi Talat’ın boynuna sarılır. Talat balmumu gibi kesilip titremeye başlar. Söyleyeceği söz bulamaz. Ne türlü hareket edeceğini bilemez. Fitnat Hanım’ın bu muamelesi, kendine böyle bir aşk u muhabbet göstermesi zavallı Talat’ın bütün bütün idrak ve ihtiyarını elinden kaçırır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96916</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/849894ab-d04d-40ce-a671-3eccbb8f925e.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefe Tarihi</image:title>
            <image:caption>Üniversite öğrencileri, aydınlar ve felsefe meraklıları için felsefe tarihleri her zaman ilgi çekicidir. Bunlar içinde, hem en ciddilerinden biri ve hem de Türkçeye ilk çevrilenler arasında olması bakımından Karl Vorländer’in Felsefe Tarihi önemli bir kaynaktır. 
Vorländer, eserine başlarken felsefeye çeşitli tarihî dönemlerde verilen anlamları kısaca açıkladıktan sonra, bir felsefe tarihi yazarının taşıması gereken özelliklerden söz eder. Buna göre tarihçinin, eleştirel tarih metodunun ilkelerine uyarak olguları inceden inceye araştırması ve derinlemesine öğrenmesi gerekir. Olguların bu metoda uygun olarak özenle tespit edilmesinden sonra, artık onları tarihî bir tasvir meydana getirebilecek tarzda birleştirmek söz konusudur. Bu konuda yazarın, felsefe tarihini bütünüyle kendi bakış açısına göre inşa etme havasına kapılmadan belirli oranda subjektif davranması, eseri renkli bir hâle getirir. 
Vorländer bu subjektiflik dozunu çok iyi ayarlayarak eserini bütünüyle belirli bir görüş açısından ele alınan tekyanlılıktan veya hiçbir bakış açısı olmayan kuru bir bilgi yığını olmaktan kurtarıyor, ona ruh ve canlılık katan bir 
özellik veriyor. 
Uzunca bir süredir başvuru eser niteliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan bu eserin, Türkçede yayınlanan ilk tercümesi sadeleştirilerek günümüz diline uyarlanmıştır…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96917</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83cb7e6c-a8b6-4723-af10-84a205ee11ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Yaban</image:title>
            <image:caption>Çok uzak olmayan, fazlasıyla tanıdık bir gelecek, nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı bir metropol: Mevcut bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarını tüketen, kalan birkaç ağacın koruma altına alındığı Şehir’de Agnes, hava kirliliği yüzünden sağlığını kaybeden birçok çocuktan biridir. Görünürdeki tek çözüm, yeni başlayan bir araştırma kapsamında son el değmemiş doğa parçasına, Yeni Yaban Eyaleti’ne yerleşecek ilk insan topluluğuna katılmaktır. Ancak aralarında Agnes ve annesi Bea’nın da bulunduğu bu yeni avcı-toplayıcılar Yaban’da beklediklerinden çok daha çetin şartlarla karşı karşıya kalır, kendi zayıflıkları ve iktidar hırslarıyla yüzleşirler. Agnes medeniyetten uzakta, daha önce tanımadığı bir özgürlüğün tadını çıkarıp sağlığına ve yeni bir kimliğe kavuşurken, anne kızın kopmaz sandıkları bağlar da öngörülmez biçimlerde sınanacaktır. 
Bilimkurgudan masala, büyüme hikâyesinden macera romanına çeşitli türler arasında ustalıkla salınan Yeni Yaban, iklim krizi, annelik ve günümüzde insan olmanın anlamı gibi birçok temel meseleyi ele alan, nefes nefese okunan bir hayatta kalma öyküsü. 
 
“Güncelden de çok, unutulup daha yeni keşfedilmiş bir klasik gibi zamanın ötesinde, esaslı bir roman bu; insanlığa dair vahşi, büyüleyici bir peri masalı. Ama Yeni Yaban’ın çekirdeğinde annelik ve çocuklarımız için nasıl bir dünya hazırladığımız (veya yok ettiğimiz) konusu var.” Washington Post 
 
“Zamanımıza dair bu parlak sayfalarda ele alınan pek çok konu var: Kabilecilik, cesaret, tüketim, hikâye anlatma sanatı; Cook bunlardan sonuncusunu kamp ateşinin başındaki kökenlerine geri götürüyor. Okurların bu kitaptan en çok hatırlayacağı şeyse, dünyamızdaki insan olmayan bütün canlılara yönelik saf hayret duygusu olacak.” Observer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96918</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/882d2f12-d872-4b80-9325-164aa1dcefce.jpg</image:loc>
            <image:title>İncelikler Tarihi – Gülten Akın Şiiri</image:title>
            <image:caption>Gülten Akın şiiri üstüne incelemeler İncelikler Tarihi 
21 yazarın katkısıyla ortaya çıkan İncelikler Tarihi, ortak bir Gülten Akın kitabı. Kitabı hazırlayan şairler Asuman Susam’la Duygu Kankaytsın’ın üç bölümde topladığı yazılarda Gülten Akın şiiri tüm yönleriyle ele alınıyor. 
“Gülten Akın’da Şair Oluş” başlıklı ilk bölümde Necmiye Alpay, Saliha Paker, Mahmut Temizyürek, Sevilay Çelenk, Olcay Akyıldız ve Metin Celâl kişiliği ve şiirimizdeki yeri çerçevesinde şaire yaklaşıyorlar. “Gülten Akın’ı Okumak” başlıklı ikinci bölümde Cevat Çapan, Haydar Ergülen, Roman Karavadi, Ömer Erdem, Semih Çelenk, Pelin Özer ve İnanç Avadit şairle etkileşimlerini anlatıyorlar. “Gülten Akın Şiirinin Yüzleri” başlıklı üçüncü bölümdeyse Betül Mutlu, Hüseyin Köse, Yusuf Alper, Emel Kaya, Hayri K. Yetik, Ali Özgür Özkarcı, Didem Gülçin Erdem ve Ruken Alp estetiğin ve eleştirinin kavramsal, yöntemsel bilgisinin işletildiği bir yerden Gülten Akın şiirine bakıyorlar. 
İncelikler Tarihi - Gülten Akın Şiiri modern şiir tarihimizde kadının bireysel-toplumsal duruşunu gösterme ve özellikle “şair oluş” ve “kadın oluş” imgelerinin katmanlarını birlikte açma amacını da taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96919</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4af251aa-bcb9-4a24-ba95-3270c905ccd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Buranın Kışındasın – Günlükler (1964-1967)</image:title>
            <image:caption>Hulki Aktunç’un delikanlı günleri 
Sen Buranın Kışındasın – Günlükler (1964-1967) 
Hulki Aktunç’un 1964-1967 yılları arasında tuttuğu günlükler Sen Buranın Kışındasın 
Doğan Yarıcı’nın hazırladığı kitapta 15-18 yaşlarındaki Hulki Aktunç’un ilgileri, okumaları, gözlemleri, amaçları, tasaları, görüşleri, sevinç ve üzüntüleri; kısacası, kalem-defterle yatıp kalkan bir delikanlının ilk verimleri var. Şiirle, öyküyle, resimle, sinemayla, ülke sorunlarıyla dolu günlerin izleri, edebiyat çevrelerinin simaları var bu kitapta. Anılar, öyküler, şiirler ve desenlerle yüklü kitabın dizinine bile göz atıldığında yaşının çok üstünde genç bir entelektüelin kendini yetiştirme biçimi ortaya çıkıyor. 
Günlükleri hazırlayan Doğan Yarıcı önsözünde, “iyi ki yazmaktan geri durmamış,” diyor, “dönemin gündelik yaşamını, gazete manşetlerini, o yıl yayımlanan bütün edebiyat dergilerini, okuduğu bütün kitapları, kafaya taktığı şair ve yazarları, izlediği filmleri, dinlediği müzikleri, toplumsal ve siyasi olayları, kişisel sorunlarını, dostluklarını, hayal kırıklıklarını, açmazlarını, mutluluklarını, titizlikle ve ayrıntılarıyla. Gün gün nasıl aydınlandığına hayranlıkla tanık oluyorsunuz bu gencin, yaşadığı dünyanın, çok sevdiği ülkesinin nasıl değiştiğine, insanlarının, edebiyatının, sanatının, müziğinin, havasının suyunun nereden nereye geldiğine.” 
“Gerçi, ben şimdiye dek hiç bir dergi ve gazete yazısı yayımlamamış, kitap çıkarmamış biriyim ama, içten içe yazarak, ilerde yayımlayarak –olanaklarım sınırında–, katılmak istiyorum bu savaşa.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96920</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1031a84c-3768-4dfe-a17f-b8798aee07e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına - The Tortoise Arrived Alone One Day</image:title>
            <image:caption>Sanatçılar Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in günümüzde Isparta, Burdur ve Antalya&apos;nın bir kısmını kapsayan tarihi Pisidya bölgesi ve çevresinde çektikleri fotoğraflardan oluşan Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına / The Tortoise Arrived Alone One Day kitabı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) de kitaptan yola çıkarak bir sergi hazırladı. “Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi, 27 Şubat – 17 Ekim 2022 tarihleri arasında ANAMED’de ziyaret edilebilir.
Sanatçılar Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in “tarihi değiştirilmiş manzara” kavramına odaklanan fotoğraflarından oluşan Kaplumbağa Geldi Bir Gün Tek Başına / The Tortoise Arrived Alone One Day adlı fotoğraf kitabına Sagalassos Arkeolojik Araştırmaları Projesi Direktörü Jeroen Poblome’un metinleri eşlik ediyor.
Kitap, Poblome’un yazılarıyla birlikte, Judith Desmyttere’in kitaba da adını veren şiirini, Meşher Direktörü Bahattin Öztuncay’ın baskı tekniklerine dair yazısını ve Jan Baetens’in “Retorik Olarak Fotoğraf” başlıklı metnini İngilizce ve Türkçe olarak okurla buluşturuyor.
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED)’in kitaptan yola çıkarak hazırladığı “Geçmiş ve Şimdinin Buluşması: Fotoğrafik Bir Keşif” sergisi de kitapla eşzamanlı olarak izleyiciyle buluşuyor.
Vehbi Koç Vakfı, Yapı Kredi Yayınları, KU Leuven, LUCA School of Arts ve Sagalassos Arkeolojik Araştırmaları Projesi katkılarıyla 27 Şubat-17 Ekim 2022 tarihleri arasında düzenlenen sergide Bruno Vandermeulen ve Danny Veys’in geniş format analog fotoğraf makinesiyle siyah-beyaz film üzerine oluşturduğu fotoğrafların yanı sıra Ömer M. Koç Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıl fotoğraf ve albümleri de yer alıyor.
Sanatçılar Hakkında:
Bruno Vandermeulen (1972) Görsel sanatlar, fotoğrafçılık alanında yüksek lisans derecesi sahibi (LUCA School of Arts, Campus Sint-Lukas Brüksel, Belçika, 1995). 2002 Yılında KU Leuven’e katıldı ve halen KU Leuven Kütüphanelerinde Dijitalleştirme ve Dokümantasyon çalışmalarını yönetiyor.
Danny Veys (1970) Görsel sanatlar, fotoğrafçılık alanında yüksek lisans derecesi sahibi (LUCA School of Arts, Campus Sint-Lukas Brüksel, Belçika, 1995). 2003 yılından bu yana LUCA Sanat Okulu’nda film temelli fotoğrafçılık dersleri veriyor.
Bruno Vandermeulen ve Danny Veys 2003 yılından beri Sagalassos Arkeolojik Araştırmalar Projesi’ne bağlı olarak çalışıyor. 2008 yılından bu yana Sagalassos ve çevresinde tarih ile manzara ilişkisi üzerinde çalışıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96921</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c5a6116-bcdc-49aa-92bb-b620cb3d2a88.jpg</image:loc>
            <image:title>Meydan ve Modernleşme</image:title>
            <image:caption>Meydanlar, şehirlerin tarih, kültür ve kimliğini en iyi yansıtan kamusal açık alanlardır. Meydanların şehir içindeki konumu, fiziki görünüm ve işlevleri kültür çevrelerine göre farklılık gösterir. Batı şehirlerinin meydanları, çevreleri dönemin mimarlık ve sanat anlayışını yansıtan eserlerle belirlenmiş kentsel mekânlardır. 
 
Geleneksel Türk şehirlerinde, Pazar yeri, çarşı önü, çeşme başı, cami ve medrese avlusu gibi açık alanlar meydan işlevi görüyordu. Şehir dışında ‘’meydan’’ adı verilen alanlarda ise, at yarışı, spor gösterisi, askeri talim, bayram şenliği gibi etkinlikler yapılıyordu. Batılılaşma döneminde, Avrupa başkentleri örnek alınarak düzenlenen Türk şehirlerinin merkezlerinde, kamusal açık alan olarak meydanlar planlanmaya başlandı. 
 
Şükrü Karatepe bu kitapta farklı kültürlerin meydan anlayışlarını ve Türkiye’deki şehir meydanlarının mekânsal dönüşümünü Kayseri örneği üzerinden incelemektedir. İncelenen konuların bol miktarda görsel kaynakla belgelenmesi, alanında ilk olan kitabı daha da ilgi çekici hale getirmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96922</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1d1d20e-107c-465c-8883-5200ea1f49ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitaplık 220 / Mart - Nisan 2022</image:title>
            <image:caption>Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmakta olan kitap-lık dergisinin 220. sayısında dosya konusu Füruzan’ın Gecenin Öteki Yüzü kitabı. 1982’de çıkan kitabın 40. yılı dolayısıyla hazırlanan dosyada Ülker İnce, Haydar Ergülen, Semiramis Yağcıoğlu, Aydın Afacan, Ayşe Sarısayın, Ulaş Bager Aldemir yazıları ve kitabın televizyon dizisinin oyuncularından Zuhal Olcay ile bir söyleşi yer alıyor. 
İsmail Uyaroğlu, Hüseyin Ferhad, İsmail Karakurt, Elif Sofya, Levent Karataş, Ersun Çıplak, Eyüp Yaşar, Yalçın Tosun ve Janset Karavin şiirleri; Nuray Tekin, Haydar Ergülen, B. Nihan Eren, Enis Akın, Eylem Ata Güleç, Elif Erdoğan ve Hatice Sabah öyküleri; Mehmet Ergüven, Abdullah Uçman ve Ege Berensel yazılarıyla; Gültekin Emre (A. Ezik), Sine Ergün (M. Atalay), Hüseyin Peker (B. Çelik) söyleşileriyle kitap-lık dergisinin 220. sayısında. 
kitap-lık 29 yıldır iyi edebiyatın adresi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96923</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/13d972d0-51b7-40d8-9825-b591344137b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Dünyamız 187 / Mart - Nisan 2022</image:title>
            <image:caption>Sanat Dünyamız’dan Müze dosyası 
 
Sanat Dünyamız dergisi 187. sayısında okurlarla Müzeler/Hafızalar başlıklı bir dosyayı okurlarıyla buluşturuyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin “Serginin Sergisi II” ile açılması vesilesiyle dergide kapsamlı bir dosyada hem Türkiye’deki hem de dünyadaki müzeler değerlendiriliyor. Dergide akademisyen Ayşe H. Köksal müzelerin gerekliliği ve vazgeçilmezliğini sorguladığı yazısında İstanbul ve Ankara’daki müzelerin kuruluşunu ve bugün geldikleri durumu değerlendiriyor. Elif Kamışlı “Serginin Sergisi II”den yola çıktığı yazısında tekrarlar ve müzelere bakıyor. Derya Sayın “Guerilla Girls’ten Bu Yana...” başlıklı yazısında müzelerdeki kadın ve kuir temsilleri inceliyor. Rana Kelleci ise dünya müzelerinin sorgulanışlarının ve bugünkü hesap verebilir hale nasıl geldiklerinin tarihini değerlendiriyor. İlker Hepkaner, müzelerdeki temsiliyetleri kendi kişisel öyküsü üzerinden ele alırken, Hatice Utkan Özden müzeciliğin bitmeyen yenilenme sürecini anlatıyor. 
 
Sanatçı Esra Oskay ise, dergide “Ayvazovski ve Diğerleri: Resmi Makamların Resimli Bir İncelemesi” adlı foto-makalesinde görünmez olan eserlerin varlığını inceliyor. 
 
Süreyyya Evren Sarmal Senaryolar V’te bu kez senaryoları Çatlak filminden Burak Delier’in Karşı Sanat Çalışmaları’ndaki sergisine doğru bir yola çıkarıyor. 
 
Derginin eleştiri ve değerlendirme yazılarına yer verdiği +İz bölümünde Seçil Epik sanatçı İpek Duben’in sanat pratiğine yer veren “Ten, Beden, Ben” sergisini yazıyor. Şükran Çakmak ise bu bölümdeki yazısında Auido Koreografi: Müze Gazhane adlı performatif eserin deneyimlerini anlatıyor. Eser Selen Bora Başkan’ın kişisel sergisini değerlendirdiği yazısında soyut resim üzerine bir deneme sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96924</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/976bc87b-9ac0-4338-aa9c-e3e74067eaec.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaptan Kurbağa’yla Deniz Macerası</image:title>
            <image:caption>Büyük Orman’da yaşayan yakın arkadaşlar:
Yıldız Benekli Minik Zürafa, Kirpi Mirpi, Kırkayak Kırmızıayak, Sivri Kulaklı Kara Yarasa ve Küçük Koyu Yeşil Kurbağa yeni maceralarında sizlerle... Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz’ın yazdığı, Ece Zeber’in resimlediği bu sevimli dizinin yeni kitabı: Kaptan Kurbağa’yla Deniz Macerası. 
Kaptan Kurbağa’nin arkadaşlarını nehirde tekne gezisine davet ettiği o gün acaba nasıl geçecek?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96925</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51cef3e8-7f45-4ac0-bf29-3f25c1790c23.jpg</image:loc>
            <image:title>Babamın Battaniyesi</image:title>
            <image:caption>Sara Şahinkanat’ın kıpır kıpır kaleminden tekrar tekrar okunacak bir hikâye daha 
“Babamın Battaniyesi”.
Evde canınız çok mu sıkıldı?
Zaman geçmek bilmiyor mu? Olsun.
İki kardeş babalarının battaniyesiyle öyle eğleniyorlar ki, zaman neşeyle akıp gidiyor, şiş göbekler iniyor. Bu battaniye başka battaniyelere benzemiyor, türlü türlü maceraya götürüyor. Babanın müthiş hayal gücüyle canlanan battaniye çocukların rengârenk hayalleriyle bir araya geliyor. Babalar çocuklarıyla böyle vakit geçirirse, maceralar bitmez tükenmez.
Çocuklarla hep anneler ilgilenecek değil ya?
Babayla yaşanan maceralar bir harika.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96926</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0072a0c-7485-4bbb-9d7b-99f1576d4431.jpg</image:loc>
            <image:title>Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, Koç Üniversitesi VEKAM tarafından 9 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen “Antik Çağlardan Günümüze Kent Alanı ve Peyzaj Kültürü” adlı sempozyumda sunulan bildirilerin bir derlemesidir. 
 
Anadolu, Mezopotamya, Mısır’da MÖ 3. binyıldan beri yaşanan kentleşme sürecinde seçilen yerleşim alanları, iskân özellikleri ile verimli topraklar, su kaynakları ve doğal kaynakların kullanımı yayında bir araya getirilmiştir. Ayrıca askeri seferler sırasında bahçe bitkilerinin farklı bölgelerden getirilip dikilmesi ile kültürlerin yönetim propagandasındaki rolü tartışılmış; Roma kültüründe yaşam ve üretimi birlikte barındıran evin (domus), çoklu değere sahip bir yapı bütünü olarak yönetimi, sınıfı belgelemesi ve sanata katkısı incelenmiştir. 
 
Konstantinopolis’in Doğu Roma’nın başkenti yapılmasının ardından  artan nüfus doğrultusunda tarım alanlarının yönetimi, meyve, sebze yetiştiriciliği; 20. yüzyılın başlarına kadar bağ olarak kullanılmış teras ekim alanına sahip Mavrucandere ve Ürgüp yakınlarındaki Karlık köyünde yeni keşfedilen şarap işlikleri; Ortaçağ’da kilisenin yönetiminde olan ilaç yapımı için özel bitki ekimleri ve tıbbi bitki bahçeleri yayında işlenen diğer konulardır. 
 
Yayında ayrıca Osmanlı dönemi bahçe kültürü; yabancı gezginlerin aktarımları, vakıf kayıtları ve edebi kaynaklarla incelenmiş, 18. yüzyıldan sonra saray köşkler ve kentsoylu evlerinde yer alan yağlıboya peyzaj ve natürmortlardan örneklerle sunulmuştur. Lale Devri’nde saray mimarisindeki değişimin bahçeye nasıl yansıdığı ve 19. yüzyılda Osmanlı saray bahçelerinin tasarımında peyzaj öğeleri ile yeni egzotik, yaprak dökmeyen çiçekli bitkilerin iklime alıştırılarak bahçelere dikilmesi konuları ele alınmıştır. 
 
Yayında son olarak Cumhuriyet döneminde Ankara’daki imar faaliyetlerinde ve kültürel peyzajın biçimlenmesinde peyzajın rolü, 1940’lardan 1960’lara bu dönüşüm sürecini yaşamış kent halkının zihin haritasından izlenmiştir. 
  Kitabın, kent peyzajı üzerine çalışmalar yürüten araştırmacılar için önemli bir başvuru kaynağı olması hedeflenmektedir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96927</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bedaa56-4c82-433c-a8be-cc8ebb47ea1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’yi Ziyaret Eden Yabancı Devlet Adamlarının Ankara Günleri</image:title>
            <image:caption>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra birçok devlet başkanıyla temasa geçen Atatürk, onları Cumhuriyet’in başkenti Ankara’da konuk etmeye başlamıştır. Bu bağlamda Atatürk döneminde Ankara’yı Afganistan, Japonya, Irak, Hicaz, İran, İsveç ve Ürdün devlet başkanları ziyaret etmiştir. Yine bu dönemde, Irak, Yunanistan, Macaristan, Bulgaristan, Yugoslavya, Suriye ve Romanya olmak üzere yedi ülke başbakanı başkente gelmiştir. Atatürk tarafından çoğunlukla Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve Ankara Palas’ta ağırlanan bu ziyaretçiler Ankara’da bulundukları süre zarfında, Gazi Orman Çiftliği’ni, Numune Hastanesi’ni, İmalat-ı Harbiye Fabrikalarını, Çocuk Esirgeme Kurumunu, Ankara Etnografya Müzesini, Çubuk Barajı’nı, Zafer Abidesi’ni, Yenişehir’deki heykeli ve daha birçok yeri gezip incelemelerde bulunmuştur. Yabancı konuklar için akşamları balo ve suareler yapılmış ve Türk devlet adamları tarafından konuklar şerefine ziyafetler düzenlenmiştir. 
 
Ziyaretler, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlıkları döneminde de devam etmiştir. Ancak İkinci Dünya Savaşı yıllarında yalnızlık politikasının da etkisiyle Türkiye’ye olan ilgi azalmıştır. Bu nedenle İnönü döneminde Ankara’ya sadece Bulgaristan, Ürdün, Irak ve Lübnan devlet başkanları ve başbakanları gelmiştir. Bu dönemde Ankara Üniversitesine ait fakülte ve enstitüler ile Hasanoğlan Köy Enstitüsü yabancı konukların uğrak yerleri olmuştur. Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığında ise 16 farklı ülkeden devlet başkanı ve başbakan düzeyinde toplam 27 ziyaret gerçekleştirilmiştir. Ankara’da bulunan askerî ve sivil havaalanlarında veya Ankara Tren Garı’nda karşılanan ve uğurlanan konuk devlet adamları ilk iş olarak Anıtkabir’i ziyaret etmiş ve Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmiştir. 
 
Bu araştırma kapsamında Ankara’ya 1923 yılından 1960 yılına değin gelen devlet başkanı ve başbakan düzeyindeki yabancı ziyaretçiler tespit edilmiş ve değerlendirilmiş, yazılı panoraması çıkarılmıştır. Ayrıca bazı analitik bilgiler elde edilmiş ve ziyaretlere ait çok sayıda Ankara temaları taşıyan görsellere ulaşılmıştır. Araştırma ile bilimsel ve yenilikçi bir bakış açısıyla Ankara’nın yakın tarihini yeniden ele almak; özgün yöntem, teknik ve kaynaklar kullanarak Ankara tarihi çalışmalarına dikkat çekmek; çevremizdeki önemsenmeyen mekânların ve merak edilmeyen nesnelerin de tarihin bir parçası olduğunun fark edilmesini sağlamak; tarih ve kültür bilincine sahip bir toplum oluşmasına ve şehir tarihlerinin sadece ülke bazında değil dış dünyada da irdelenmesine katkıda bulunmak amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96928</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b63cbc63-4ddd-4c3f-b373-28efc897315c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sivil Toplum - Bir Fikrin Eleştirel Tarihi</image:title>
            <image:caption>Toplulukların çözüldüğü, siyasete yönelik ilgisizliğin her geçen gün arttığı bir ortamda kamusal yaşamı yeniden canlandırmak mümkün mü? 
 
Sivil Toplum kitabında, sivil toplumun hem yararlarını hem de sınırlarını inceleyen John Ehrenberg, kavramın siyasal ve kuramsal evrimini özetlerken, akademik ve kamusal söylemdeki yerini de tanımlıyor. Aristoteles&apos;ten ve Aydınlanma fliozoflarından Black Lives Matter ve Occupy hareketlerine kadar her dönemde önemli yansımaları olan sivil toplum kavramının çağdaş siyasal meselelere dair neler sunabileceğini araştıran Ehrenberg, 11 Eylül, küresel finans krizi, ekonomik eşitsizlik ve hızla gelişen teknolojiler gibi olayların çağdaş sivil toplumla ilişkimizi nasıl şekillendirdiğini çarpıcı bir dille ortaya koyuyor. Giderek artan eşitsizliklere karşı harekete geçme çağrısında bulunan Sivil Toplum, siyasal yaşamın temel bir öğesine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. 
 
John Ehrenberg&apos;in Sivil Toplum&apos;u, Koç Üniversitesi Yayınları’nın, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) ve Koç Üniversitesi Sivil Toplum ve Hayırseverlik Araştırmaları Merkezi’nin (KUSİTHAM) iş birliğiyle başlattığı “Sivil Toplum Serisi”nin de ilk kitabı aynı zamanda. Bu seri kapsamında, sivil toplum alanında yabancı dillerde yazılmış değerli kaynak kitapların ve temel eserlerin Türkçede yayımlanmasıyla, sivil toplum tartışmalarına yeniden bir canlılık getirmek amaçlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96929</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ddfe2387-4688-46c7-b12c-b8e74d87641e.jpg</image:loc>
            <image:title>İntihar Ve Bilimkurgu</image:title>
            <image:caption>Carlos Gutiérrez-Jones, çağdaş bilimkurgu yapıtlarından oluşan malzemesinde, psikolojinin karanlık tarafındaki intihar krizlerinin nasıl yorumlandığını inceliyor. 
 
Sadece kriz anlarındaki intihar eğilimleri değil, dibe vurmalar, kendine zarar verme örüntüleri, yeniden başlatma imkânları gibi geniş çaplı olasılıkları bilimkurgu edebiyatının bazı başyapıtları ve yakın dönem sinemanın ses getirmiş iki filmi üzerinden ele alıyor. Böylece Viktorya döneminde Darwin’in yarattığı kaygılardan uzay çağındaki nükleer imha tehdidine, yapay zekânın gelişiminden bilinçaltının sibernetik istilasına ve oyunlaşan dünyada şirketlerin egemenliğinden ufuktaki ekolojik felakete ve biyoterörizmin yükselişine çok farklı kriz halleri hakkında düşünme imkânı veriyor. 
 
“İlk Bölümün odaklandığı Dr. Moreau’nun Adası’nda, H.G. Wells Darwin’in evrim kuramının doğurduğu krize ve insan özgücülüğe meydan okumasına yanıt veriyor. 
 
Stanislaw Lem’in Solaris’ine ayrılan İkinci Bölüm yazarın bilimin gelişmesine dair, kaçınılmaz gibi görünen ve yabancı yaşamla teması son derece sorunlu bir hale getirebilecek bir önyargı, bir insanbiçimcilik olarak ifadesini bulan, derin kuşkuculuğunu ele alıyor. 
 
Üçüncü Bölüm yapay zekâlarla paylaşılan bir dünyada insanlığın statüsüne dair kaygıları işleyen bir romanı, William Gibson’ın Neuromancer’ını inceliyor; burada Gibson özellikle bu tür zekâların yaratıcılarından ne tür düşünce alışkanlıklarını almış olabileceklerini soruyor. 
 
Dördüncü Bölüm yakın tarihli iki filmi, Christopher Nolan’ın Başlangıç’ını (Inception) ve Rian Johnson’un Tetikçiler’ini (Looper) analize tabi tutuyor. 
 
Margaret Atwood’un DelliÂddem üçlemesini inceleyen Beşinci Bölüm, yazarın kıyamet sonrası tahayyülünün modern çevreci hareketin gelişmesinde önemli bir rol oynayan Malthusçu dinamiklerin kapsamlı bir eleştirisini ortaya koyduğunu savunuyor.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96930</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19e89aaa-bfb2-40a8-9627-afcf0b8e0eff.jpg</image:loc>
            <image:title>Travma Terapi</image:title>
            <image:caption>Enderemiroğlu, yirmi yıla yakın bir süre sonra yayımladığımız yeni kitabı travma terapi’de hayata “kana kesmiş bir kırık cam” içinden bakmaya devam ediyor. Orhan Kahyaoğlu’nun yorumuyla şiirsel dil, biçim ve teknik arayışlarını dize yapısı içinde zorlayarak, sözcük çeşitliliği içinde geliştirdiği iç ses örgüsü aracılığıyla dikkat çekici bir imge dünyası oluşturuyor. travma terapi, “dibe doğru, karanlığa doğru gittikçe çatallaşan insan ruhunun çare ile çaresizlik arasında gidip gelen varlığını sorgulayan”, şairin kendi deyişiyle “hayatı anlamaktan çok anlama hayat katmak için” yazılan bir “şahsî” yakın tarih. Kara bir denizden kara bir dağa çıkılan noktada “kim hatırlar kardeşliğimizi kim bilir şimdi o günlere kim gidebilir” sorusunu sormayı sürdürenler için...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96931</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b43db8a-981c-4850-8378-5f695ec4376d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırık Beyaz</image:title>
            <image:caption>“ben insanın alınyazısı kadar karayken sen Tanrı’nın el yazısı kadar beyazsın nasıl olsa zamanımız bir, bırak, vücutlarımız iki kalsın” 
Can Gürses, En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın’ın ardından kaleme aldığı ikinci romanı Kırık Beyaz’da Kuzgun’un masalını anlatır. Can alıcı bir karar almak üzere olan Kuzgun, karşısına çıkıveren gökkuşağının her bir renginde hayatının bir dönümünü görür. Okur da Kuzgun’la beraber kendisini gerçekçi bir masal diyarında bulur. Bu diyar okuru en çok da “son Beyoğlu”na çıkarır. Anlatılan tarih 1990’lar olsa da Beyoğlu’nun son güzel demlerinde geçen roman, uzak bir hayal hissi yaratır. Can Gürses’in bütün romanlarında olduğu gibi Kırık Beyaz’da da üslup en az hikâyenin kendisi kadar hayatidir; cesur, bambaşka ve çokseslidir.Renklerden geçtikçe siyaha sürüklendiğimiz bu dünyada beyaz kalmanın, iyiliğin, saflığın mümkün olup olmadığını sorgulayan Kırık Beyaz’a Ekin Urcan, metinlerle ruhdaş tondaki çizimleriyle yoldaşlık ediyor. 
 
CAN GÜRSES: 6 Temmuz 1989’da İstanbul’da doğdu. Yatılı okuduğu VKV Koç Özel Lisesi’nden Cervantes’in Don Kişot’u, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı ve Bulgakov’un Usta ile Margarita’sı üzerinden ironi-yazar-toplum ilişkisini tartıştığı tezinden tam not alarak, International Baccalaureate (Uluslararası Diploma) ile 2007’de mezun oldu.  İngiltere’de The University of Kent’te Karşılaştırmalı Edebiyat ve Film bölümlerini Krzysztof Kieslowski’nin Aşk Üzerine Kısa Bir Film, Mavi ve Veroniqué’in İkili Yaşamı filmleri üzerinden gerçekliğin kurmacalığını tartıştığı tezi ile en yüksek ikinci dereceyle 2010’da bitirdi. İskoçya’da The University of Edinburgh’ta Karşılaştırmalı Edebiyat dalındaki yüksek lisans eğitimini, Orhan Pamuk’un Beyaz Kale ve Amin Maalouf’un Afrikalı Leo romanları üzerinden kimliğin Doğu-Batı ve ben-öteki parçalanmasını çözümlediği teziyle 2011’de tamamladı. Üniversite yıllarında ilk romanı En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın ile küçük ve büyük çocuklar için kaleme aldığı İnce ile Uzun adlı serinin üç kitabını yazdı. Bilgi Üniversitesi’nde “Eleştirel Düşünce” ile “İngiliz Dili ve Edebiyatı” derslerini verdiği, Bir+Bir dergisindeki “Edebiyat Gardırobu” adlı köşesinde yazdığı 2012-13 yıllarında ikinci romanı Kırık Beyaz’ı tamamladı. 2013-2017 yılları arasında Ölüyordum, Geçerken Uğradım adlı üçüncü romanını kaleme aldı. Ölüyordum, Geçerken Uğradım, Fikir Kulüpleri Federasyonu tarafından 2019’da roman ödülüne lâyık görüldü.10 Ekim 2015 anısına yayınlanan Barış Portreleri kitabında Veysel Atılgan’ı “Kendime Kanat Yapsam Uçabilir miyim Anne?” hikâyesiyle anlattı. 2017’de Ursula K. Le Guin’in şiir kitabı Late in The Day’i Günün Geç Vakitleri ismiyle Türkçeleştiren Can Gürses, 2018-2019 yılları arasında James Joyce’un A Portrait of the Artist as a Young Man romanını Sanatçının Yeniyetme Halleri ismiyle dilimize çevirdi.2019’da “Zamanın Ötesindeki Diyar” adını verdiği sinema senaryosunu yazdı. Temmuz 2019-Ocak 2022 yılları arasında Bir Ömrün Takvimi adlı dördüncü romanını yazdı. Aralık 2020-Mayıs 2021 arasında Andre Gide&apos;in romanı Pastoral Senfoni&apos;yi aynı isimle sinemaya uyarladı.Romanları: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın (2014), Kırık Beyaz (2105), Ölüyordum, Geçerken Uğradım (2017)Küçük ve Büyük Çocuk Romanları: İnce ile Uzun I- Acıbadem Kurabiyesi, İnce ile Uzun II- Büyümüş de Küçülmüş Deniz Kızı, İnce ile Uzun III- Kazablanka (2015) Çevirileri: Günün Geç Vakitleri -Ursula K. Le Guin (2019), Sanatçının Yeniyetme Halleri- James Joyce (2020).</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96932</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c28303e-44f6-401d-873b-adda42c2aa93.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Dev</image:title>
            <image:caption>Sincap ve baykuş, ormanda kalbine ok saplanmış bir devle karşılaşırlar. Dev, kendisiyle ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu büyük adamın kim olduğunu ve nereden geldiğini bulmak için gizemli bir yolculuğa çıkarlar. Üç arkadaş bu tehlikeli yolculukta kötülüklere karşı yanlarında yalnızca iyilik, dostluk, yardımlaşma ve birbirlerine duydukları güveni taşırlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96933</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8713b353-ed69-435e-accd-ceeef2ccfec6.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyalar Kadar</image:title>
            <image:caption>“Aslında her şeyin haritasını çizebilirsin. 
Yıldızlardan baktığımızda dünyamız bile bir nokta kadar.” 
Çınar penceresinin önündeki ağacı kendisi gibi yalnız bulmaktadır. 
Dünyayı gezmeyi ve keşfetmeyi çok seven Çınar, ağacın olduğu yerde çakılı kalmasından dolayı çok üzgündür. 
“Ama aslında Ağaç hiç de Çınar’ın pencereden baktığı gibi yalnız değildi. 
Türlü böcek sakinleri, kuş yuvaları ve kedi ziyaretçileri vardı. 
Bu ağaç gerçekten tek başına bir dünyaydı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96934</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/841c40b7-81fe-4247-af0f-881abd081de3.jpg</image:loc>
            <image:title>Faili Malum</image:title>
            <image:caption>“İnsanı, bütün ömrüyle beraber bir çukura koyuyorlar. Güldüğün, ağladığın, mutlu olduğun, beklediğin, durduğun, ümit ettiğin, kızdığın, neşelendiğin, yaşadığın bütün zamanlarınla birlikte. Bu dünyanın toprağı, binlerce yıldır ölüp ölüp gömülenlerin hatıralarıyla çatlayacak bir gün.”

Saba Altınsay’ın romanı Faili Malum, Türkiye’nin 1998 ile 2021 yılları arasına işaret ediyor ve sıradan bir cinayet üzerinden gelişirken bizi, hepimizinkine benzeyen bir aile ve yakın çevresiyle buluşturuyor. Ailenin büyük kızı Nihan’ın merkezde olduğu roman, kısa değinmelerle 12 Eylül öncesine ve sonrasına uzanırken bu coğrafyada yaşayan herkesi hikâyeye konuk ederek adalet ve suç kavramlarını sorguluyor.
Faili Malum’da sadece aileyi saran acının failiyle değil, İstanbul’dan Dersim’e, bu coğrafyadaki bütün malum faillerle yüzleşiyor, halı altına süpürülmüş toplumsal travmaların hayatımıza yansımalarını eş zamanlı olarak izliyoruz.

Bizi, bir kadının cinnetten cinayete, cinayetten cinnete sürüklenen hikâyesine ortak eden Sabâ Altınsay, karakterlerle beraber üslubunu da derinleştirerek dile yeni formlar katıyor, kelimelerle ustaca oynayarak hayal gücümüzü genişletiyor ve en nihayet sürpriz bir sonla, bizi de anlatıya dahil ediveriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96935</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58bd35f8-7794-4eb2-a812-0ae1887b2e2c.jpg</image:loc>
            <image:title>MeToo</image:title>
            <image:caption>Küresel yükselişinin yoğunluğu çarpıcı bir toplumsal değişime işaret eden MeToo hareketinin kapsamı ve yaygınlığı daha önce cinsel şiddet etrafında çevrimiçi örgütlenen herhangi bir girişiminkini aşmış durumda. MeToo hareketinin ortaya çıkışı ve #MeToo etiketiyle yayılan artçı aktivizmin ardından, cinsel saldırı ve taciz ifşaları dünya genelinde yayılmaya; etiketle süregiden bu aktivizm sosyal medya kullanımını aşarak gerçek dünya aktivizmine dönüşen feminist bir direnişi yaygınlaştırmaya; araştırmacı gazeteciler, hayatta kalanlara ataerkil iktidara karşı hakikati konuşabilmeleri için platform sunarak cinsel şiddet hikâyelerini yayımlamaya devam ediyor. 
Meenakshi Gigi Durham de MeToo: Medyadaki Tecavüz Kültürünün Etkisi adını verdiği bu kitabında, bir yandan tecavüz kültürünün medyada nasıl yaygınlaştığını; tecavüz kültürünün kol gezdiği ancak kasıtlı olarak gözlerden saklamak ve hayatta kalanları sessizleştirmek amacıyla kemikleşmiş stratejilerin uygulandığı medya kurumlarının varlığını; tecavüz kültürünün medya üretimi, kullanılan görseller, verilen mesajlar, medya sosyal ağları, pornografi ve tecavüz pornosu gibi siber cinsel suçlardan haber muhabirliğine kadar temsiller yoluyla sistematik olarak nasıl cisimlendirildiğini anlatıyor. Bunu yaparken de medyanın cinsel şiddet karşıtı hareketi güçlendiren ve tecavüz kültürüne meydan okuyan rolünden bahsetmeyi ihmal etmiyor. 
MeToo: Medyadaki Tecavüz Kültürünün Etkisi sadece medya, iletişim, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve sosyoloji öğrencilerinin ve akademisyenlerin değil, cinsel politikanın mevcut durumuyla ilgilenen her bireyin ilgisini çekecek güncel ve ufuk açıcı bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96936</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ac5a8b4-6d26-477e-8654-d24306e5049a.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Tanrı’nın Öptüğü Yüreklerde Büyür</image:title>
            <image:caption>Şiiri çok imgelere de boğmamak gerekir. İmgeler, anlamın çoğulluğunu yok etmemelidir. O nispette şiirde kullanmaya özen gösterilmelidir. Bir düşünür, daha doğrusu bir şiir eleştirmeni St. John Perse “Şiir insanın görünmez yüzüdür.” diyor. Wolfgang Van Goethe “Dünyada öyle şeyler vardır ki şairin onları ortaya çıkarmasından çok, örtmesi iyidir” diyerek bir karşı duruş gösteriyor. Nevzat Taşkıran öyle değil! O şiirlerin ne görünmez yüzünü sergiliyor, ne de hiçbir şeyin üstünü örten bir gayretin içinde. O tertemiz duygularını bütün gerçekliğiyle şiirlerine yansıtıyor. 
Sen gözyaşlarıma vurulmuş 
Bir şarkı bir şiir gibisin 
 … 
Sen uğruna her şeyi göze alıp 
Savaşacağım varlık nedeni, 
Canımın nabzı kadınımsın. 
… 
Ey! Duygularımın narin dili 
Şiirlerimde devleşen gönül sesim 
Artık kader bütün yaşamım boyunca 
Seninle yaşanacak olan 
Büyük bir aşk istiyor benden, 
Tıpkı sevda masallarındaki gibi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96937</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d9374c0-8b61-473c-80ae-695106a516f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar için Nutuk</image:title>
            <image:caption>GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 
 
Çocuklar için NUTUK 
 
Ulu önder, büyük kurtarıcı Atatürk’ün 1927 yılında okuduğu Nutuk, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın ayrıntılı bir panoramasıdır. Cumhuriyetimizin kuruluş yılları ile Atatürk ilke ve inkılaplarının yerleşme dönemini de kapsayan Nutuk’u, en önemli konuları vurgulayacak biçimde kısaltıp, günümüz Türkçesiyle sadeleştirerek hazırladık. 
 
Kolayca izlenebilecek biçimde, bölüm başlıklarıyla hazırlanan bu çalışma, çocukların başvuru kitabı olarak yararlanabilecekleri bir eserdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96938</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/327ccc87-7aa2-4a78-acfd-d5abe9c2814d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yol</image:title>
            <image:caption>1955 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Ortaköy’ünde dünyaya gelmişim. 1964 de  Ankara&apos;ya yerleştik. Çok istememe rağmen  olumsuz şartlar nedeniyle tahsil yapamadım. Ama kendi kendime çok az yardım alarak okuma yazmayı öğrendim ve kendimi geliştirmeye çalıştım. On dört yaşlarındayken bir terzi yanında çıraklık yapmaya başladım ve zamanla usta terzi olup bu işe uzun yıllar devam ettim. Daha sonra bir kamu kurumuna başlayıp oradan da emekli oldum. 
 
       Rahmetli Babamın ( Süleyman ERDOĞMUŞ ) şiir yazıyor olması zamanla beni de şiir yazmaya yöneltti. Babam yanlışlarımı görüp düzeltmek yerine bana fikirler verip şiir alanında gelişmemi sağladı. Öğrenmenin sonu yok deyip hiç bir zaman şair oldum demedim. Yazdığım şiirler  Bir’iz Edebiyat&apos;ın çıkardığı  Antolojilerde ve bir çok farklı antolojilerde - sitelerde yayımlandı. 
 
Şiir de incisin türkü de usta. 
Erenler badeyi sundular tasta. 
Sâfiri adını verdik mahlasta. 
Bil ki ozanlıkta Pirsin SÂFİRİ. 
Şiirlerimde kullandığım SÂFİRİ mahlası bana Âşık Korhani tarafından verilmiştir. 
 
Şiir insanın tüm duygularının dışa vurumudur. Bazen  dile getiremediğimiz sözleri şiirle anlatmaya çalışmak, bazen de sevgiyi, hasreti, acıları ve daha bir çok duyguyu dışa vurmak, kısacası yaşamaktır şiir..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96939</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/372f690e-6caf-4c72-90e6-e17d7865f211.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu&apos;da Sosyal Adalet ve Siyasal İktidarın Tarihi</image:title>
            <image:caption>Adalet, tıpkı kadim dönemlerde olduğu gibi, Ortadoğu siyasetinde halen hayati bir öneme sahiptir. Antik Mezopotamya uygarlıklarından yirminci yüzyıl cumhuriyetlerine dek, adalet bu siyasi coğrafyanın başat belirleyicisi olagelmiştir. Ortadoğu siyasi yapısının pederşahi özelliği, yönetenleri adaletin tesisinden yegane sorumlu aktörler kılmıştır. Bu meyanda, çoğunlukla bir daire içine yazılarak ve veciz bir şekilde ifade edilen adalet, kimi zaman tahta çıkacak müstakbel prensler ve şehzadeler için bir rehber, kimi zaman iktidara talip muhaliflerin ideolojisi ve parti programı olarak vücut bulmuştur. Linda Darling, bu kavramın çağlar boyunca devamlılığını ve dönüşümünü mercek altına alarak uzun Ortadoğu siyasi tarihine alternatif bir perspektif sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96940</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cf117a8-eed1-4995-8537-48eec7a99c9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Nesneler</image:title>
            <image:caption>“Nesne Yönelimli Ontoloji (NYO diye kısaltılır), biçimciliğin aşikâr enkazındaki hazineleri kurtarmak için iyi bir konumdadır, çünkü kurtarmak zorundadır. Nesnelerin çeşitli ilişkilerinden özerk varoluşuna adanmış bir felsefe olarak NYO, münferit nesneye dair temel biçimci ilkeyi onaylarken, iki özgür türdeki varlığın –insan özne ve insan olmayan nesnenin– birbirine bulaşmasına asla izin vermemek gerektiğine dair daha ileri varsayımı açıkça reddeder. ... Elinizdeki kitabın ... hem Kantçılık sonrası felsefeye hem de biçimcilik sonrası sanata bir meydan okuma olması istenmiştir.” Harman, Sanat ve Nesneler kitabında, 1990’larda Martin Heiddeger’in Varlık ve Zaman eserindeki “alet analizi”nin sunduğu perspektif üzerine çalışmalarıyla başlayan “ilişkilerinden ve bileşenlerinden özerk nesne” kavrayışını bu sefer sanat alanına, ilk kez bir kitap boyutunda taşıyor. NYO’da “nesne” kavramı, insan veya insan olmayan, cisimsel veya cisimsiz, hakiki veya hayali her tür varlık için aynı şekilde kullanılır. Yeter ki bir varlık ne ilişkilerince ne de bileşenlerince bütünüyle açıklanabilsin. Bu ontolojik gerçekçilik, eserin, bağlamının bütün ilişkilerince tümüyle açıklanabileceğini reddediyor. Bir sanat eserinin ortaya çıkması için onda, bu ilişkilere indirgenemez, özerk bir yanın olması gerektiğini iddia ediyor. Harman, sanat alanında bilhassa sanat eserinin özerkliğini ortadan kaldırmaya çalışan çağdaş veya klasik “ilişkiselcilik” biçimleriyle mücadelesinde bu nesne kavramını devreye alırken estetiğin konusu olarak yeni bir nesne tanımlıyor. Harman’a göre çoğu nesne gibi sanat eseri de bileşik bir nesnedir ve ister insan ister başka türde bir zeki varlık olsun seyirci olmaksızın tam anlamıyla bir sanat eseri olamaz. Dolayısıyla bir nesne olarak sanat eseri, iki bileşenden, yani eserden ve seyirciden müteşekkildir. Fakat bu fikir, ön kapıdan kovulan ilişkiselciliğin arka kapıdan kabulü anlamına gelmez. Sanat eseri metaforik bir varoluşa sahiptir, yani duyulur nesne, erişimden çektiği gerçek bir nesnenin özelliklerini üstlenir. Harman’a göre seyirci, işte bu yüzden bu gerçek nesnenin işlevini devralıp, onu teatral bir şekilde performe ederek sanat eserinin işlemesini sağlar. Postmodernizmin bir eleştirisini de içeren bu kitapta Harman, biçimciliği yeniden yaşama getirirken, sanat ontolojisi alanında yeni bir gerçekçiliği, seyirci ve eserin kaynaşmasıyla oluşan yepyeni bir nesneyi takdim ederek yürürlüğe koyuyor ve buna “tuhaf biçimcilik” diyor. Sanatta gerçekçiliğin ve özerkliğin yeni ufuklarını keşfetmek isteyenler için...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96941</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60e113a9-e483-48c7-b4eb-ee11ae6093a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Alman İdealizminde Aşkınlık Ve Tarihsellik</image:title>
            <image:caption>Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’yle başlayan transendental felsefe, kendinden önceki metafiziği tarihe gömerken onun en temel iki kabulünü de geçersiz hale getirmişti: İnsanın mutlağı bilmeye muktedir –hatta mecbur– oluşu ve o mutlağı deneyimleyebilir oluşu. Deneyimin ve onun bilgisinin sınırlarının dışına atılan aşkınlığın Kant’ın pratik felsefesine geri dönüşüyse ahlaki bir Tanrı’nın postülat olarak alınması biçiminde gerçekleşti. Kant’ın yol açtığı düşünce okullarının içinde en merkezî önem taşıyanlardan biri olan Alman İdealizmi, Kant’ın çizdiği sınırların hepsini çiğneyerek ve onun düşüncesini kendilerince varabileceği en uç noktalara götürerek farklı sistemler ortaya koydu. Bu hareketleriyle, Kant’a karşı yine Kant’ı kullanarak aşkınlığı ve sonsuzluğu yeniden felsefi düşüncenin içine geri getirdiler ve aşkınlığın modern insanın varoluşu açısından hâlâ anlamlı ve önemli olduğunu göstermeye çalıştılar. İdealist felsefenin hareketini izleyip Hegel’e geldiğimizde bunun, aşkınlığın ve mutlağın tarihselleştirilmesi pahasına başarıldığını görüyoruz. 
Elinizdeki kitap, aşkınlığın Alman İdealizminde nasıl tarihselleştirildiğini ve bunun günümüz açısından neden önemli olduğunu tartışmaya açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96942</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce2e084b-c93c-4107-8a02-895ab4d3d456.jpg</image:loc>
            <image:title>Askerin Günü</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM (Arka Kapak) 
“Kan akıyor,” dedi, “ve daha da akacak. Geçen gün Unamuno’dan bir mektup aldım. Bütün ülkeler aynı şekilde ve aynı şeyler yüzünden kan kaybederek ölür. Ve şimdi Unamuno Paris’te kaleme sarılmış, öfkeyle mektup yazıyor... neye yarayacak ki? Mektuplar, el ilanları, gazete makaleleri. Hiçbir şey çıkmaz o mürekkep akıtmalardan. Kalem kılıçtan güçlüdür. Öyle bir şey. Elbette kalem daha güçlüdür. Onunla yalanlar söyleyebilirsin. Kılıçla yapamazsın bunu. Karna sokulan bir süngünün yalanı yoktur. (...) O da diğer cesetler gibi bir ölü. Yaşlı da değildi sanırım bulduklarında. Ben olsam, midemde iyi bir yemek ve güzel bir şarapla ölmek isterdim, ve kafamda bir şiir sönüp giderken. Benim İspanya’m siyasetçilerin ihtirası değil, generallerin hırsı değil, yazdığı şeyler dişler arasında tebeşir tozuna benzeyen iktisatçıların teorisi değildir. Granada’da bir portakal bahçesidir o, bir zamanlar papaz okuluna girmeden bir yıl önce Valencia’da tanıdığım, alacakaranlık vakti sokakta yürüyen bir kızdır, ve o denize tepeden bakan kayalıklarda kahvaltıdır”. 
 
Andrew Jolly bu kitabında, Amerikan güneybatısında hayatı savaşla geçen üç kuşak erkeğin hikâyesini anlatıyor. Yaşam seline karşı tutunmaya çalışırken kendi doğasını ve varoluşumuzun anlamını bulmaya çalışan insanların en duygusal aşk yaşantılarında ve çılgınca sevişmelerinde bile hissedilen benzersiz hüznüyle insanı çok derinlerden sarıp sarsan, unutulmayacak bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96944</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47f0cd9e-39ea-4774-905d-75da960853b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Açlık</image:title>
            <image:caption>Bir yandan yazar olma aşkıyla yanıp tutuşurken, öbür yandan açlık ve sefaletle boğuşan bir adamın duygulandırıcı öyküsü. 
Dünya edebiyatının en kıymetli isimlerinden Norveçli yazar Knut Hamsun’un bu romanında, kendini keşfetme yolunda ilerleyen genç bir adamın verdiği mücadelelere tanık oluyoruz. 
Varoluşsal savaşlar, içsel çelişkiler, yaratıcı ifade arzusu, hırs ve gurur, kitabın derinden ele aldığı konulardan yalnızca birkaçı. 
“İçime sığdıramadığım öfkem tetiklemişti bu yorgunluk nöbetini.” 
“Batıyor, yalnızca batıyordum; belim, omuzlarım, dizlerim, her tarafımla beraber, kendi rezilliğimin içine doğru, bir daha yükselmemek üzere batıyordum.” 
Açlık, bizleri insan psikolojisinin en derinlerine taşıyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96948</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/22c6a283-865c-4ef0-948b-7b7a1df44bee.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağsızım</image:title>
            <image:caption>Çağsızım ben. 
Ne bir gün öncesine ne on yıl sonrasına 
Sığmış, sığacak ve sığmak üzereyim. 
Belki bin yıl öncesine, 
Çok ötesinde kalmamış, 
Kalacak ve kalmak üzereyim. 
Ne gözyaşları kurutmak için 
Tutturulan mandalın ucunda yağmış, yağacak 
Ve yağmak üzere olan damla 
Ne de bir tutam kahkahayı tohum yapıp, 
Anılara katmış, katacak ve katmak üzereyim. 
Çağsızım ben. 
Yeni nesil hızlı duygularla, 
Yüzyıllardan gelen derin bir tutkuyla, 
Uykuya geçmemiş, geçmeyecek 
Ve geçmek üzere olmayanım. 
Serçin Çelik, düzyazılarıyla da harmanladığı şiir kitabında derinlemesine incelediği duygularının yanı sıra, çeşitli toplumsal olay ve durumlarla ilgili düşüncelerine de yer vererek her satırında okuyucuyu bambaşka hislere sürüklemeyi büyük bir ustalıkla başarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96949</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce06fcc6-9ee2-43c5-a1ab-2c7e336c9036.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Kalem</image:title>
            <image:caption>Damla T. her bir satırı yaşanmışlık kokan, duygu yüklü şiirlerini derlediği Son Kalem’le, okurun kalbine ulaşarak unutulması zor eserler arasına girmeyi zahmetsizce başarıyor. 
Bana bir kalem hediye etmişti. 
Son Kalem... 
Bir tek onu yazdım o kalemle, 
Yalnız onu... 
Zaten yazacak başka hiçbir şeyim yoktu. 
O’ndan başka ne yazılırdı bilmiyordum...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96950</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6ae0969-f9f7-4837-9ce0-0a4428b1661b.jpg</image:loc>
            <image:title>İbn Hallikan&apos;ın Selçuklu Biyografileri Ve Çağdaş Simalar</image:title>
            <image:caption>Kitapta incelenen ve tahlil edilen kayıtlar iki bölüm halinde düzenlenmiştir. İlk bölümde Selçuklu hanedan mensupları, ikinci bölümde ise hanedan üyesi olmayan fakat devrin ileri gelen şahsiyetlerinden bazılarına ait hal tercümeleri yer almaktadır. Hanedan mensuplarının sıralamasında sultanlar açısından tahta geçiş sırası esas alınmıştır. Çağdaş Simalar olarak kitapta yer verilen ve Selçuklu döneminde tarihi izler bırakmış kişilerden oluşan ikinci grubun sıralamasında ise ölüm tarihleri esas alınmıştır. İbn Hallikân, kayıtlarında hicri tarihleri sıklıkla vermiştir. Tercüme kısmında bunlar dikkate alınmış, bununla birlikte yanlarına miladi karşılıkları eklenmiştir. Arapça isimlerin Latinize edilmesi sırasında transkripsiyon işaretleri yerine Türkçe imlâ düzeni tercih edilmiştir. Bununla birlikte spesifik isimlerde transkripsiyon işaretlerinden yararlanılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96951</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c73a5de-1f82-4ac1-bcf3-c36043325c2a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tutamak</image:title>
            <image:caption>Cumali Aslan bu kitapta başlıca ‘tutamak’larına düşürdüğü renklerini, özdeyiş (aforizma) tarzında ve özlediğimiz sıra dışı bir üslupla kaleme alıyor.  Kitabı okurken bahsettiği ‘tutamak’lara kendi rengimizi düşürmemizi özellikle vurguluyor... Çünkü ancak farkına vardığımız ve üzerine düşündüğümüz bir yaşamda diğer renkler (herkes ve söylenen-yazılan her şey) anlam kazanabilir ve yaşamımıza berrak bir gökkuşağı sunabilir, diye de ekliyor... Elinizdeki kitap; yaşam, eğitim ve iletişim konusunda yeni bir geleneğin başlangıcını oluşturuyor. Bu bakış açısı ve üslup sizi önce kendi derinliğinize sonra da evrenin derinliğine doğru bir yolculuğa çıkaracak. Her yolculuktan elinizde; birey olma, eğitim, çocuk yetiştirme, sanat, spor, ekonomi, başarı, inanç, devlet, kişisel gelişim, kişisel bakım, hayvanlar, doğa, mutluluk, değerli kılınma, dinlenilme, güzelleştirme, güzelleştirilme, savaş-barış, gökyüzü gibi sayısız kavrama düşürdüğünüz renklerinizle ve aydınlığın bir parçası olarak döneceksiniz... Her ‘tutamak’ tuvale bir fırçanın dokunuşudur ve ortaya çıkan resim bilincinizin görkemiyle kuşanmış olan yaşamınızdır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96952</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e5d5b50-0751-4e9c-ab7b-75a92db13b76.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Zweig bu novellasında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Rivierası’nı seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar” tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96953</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c3c334d-37fe-4c04-a08d-a161aaf0d297.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Harikalar Diyarında (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Alice Harikalar Diyarında, yazıldığı tarihten bu yana geçen yüz elli yılı aşkın süre boyunca, edebiyatın eşsiz eserlerinden biri olma özelliğini hep korudu. Hem çocuk hem de yetişkin edebiyatında önemli bir yere sahip olan bu kitap, hayal gücü zenginliğiyle küçük okurlara büyülü bir dünya sunarken, yetişkinler için bu büyüsünü içerdiği sembollerin anlam derinliğiyle gösterdi. Adının edebiyat tarihine altın harflerle yazılmasına yol açan eserleri kadar, matematikçi ve mantıkçı kimliğiyle de tanınan Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında kurgusu, metne serpiştirilmiş bilmecelerle okuru da kitabın bir kahramanı kılar. Alice Harikalar Diyarında hem çocuklar hem de macera dolu naif çocukluğunu özleyen ve yıllara meydan okuyan bir mantık labirentinde kendine sorular sormaktan çekinmeyecek okurlar için Modern Klasikler Dizisi’nde yerini alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96954</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbfa573c-ee7a-4e2f-9360-b9c4ac14356c.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 1. Perde</image:title>
            <image:caption>Dışarıda devam eden bir hayat, içimde kalbi 
duran bir kız çocuğu vardı. 
 
Asi Merve Karakuyu, ailesi ve kendisiyle devamlı olarak savaş veren genç bir üniversite öğrencisidir. Ansızın bastıran yağmurun kelebeğin kanatlarını ıslatması gibi hayatına birdenbire giren esrarengiz bir adam, Asi’nin hayatını kökten değiştirmeye başlar. Asi ne kadar kaçmaya çalışsa da kader ağlarını her seferinde karşılaşmaları için örecektir. 
“Kelebeğin kanatları ıslanırsa parçalanır,” dedi bana yavaşça. “Ama sen zaten paramparçasın küçücüğüm.” “O zaman bırak,” dedim. “Islanayım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96955</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f65e8ae-7cc1-4a82-b5cc-2958fe703c84.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 1. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Dışarıda devam eden bir hayat, içimde kalbi 
duran bir kız çocuğu vardı. 
  Asi Merve Karakuyu, ailesi ve kendisiyle devamlı olarak savaş veren genç bir üniversite öğrencisidir. Ansızın bastıran yağmurun kelebeğin kanatlarını ıslatması gibi hayatına birdenbire giren esrarengiz bir adam, Asi’nin hayatını kökten değiştirmeye başlar. Asi ne kadar kaçmaya çalışsa da kader ağlarını her seferinde karşılaşmaları için örecektir.
“Kelebeğin kanatları ıslanırsa parçalanır,” dedi bana yavaşça. “Ama sen zaten paramparçasın küçücüğüm.” “O zaman bırak,” dedim. “Islanayım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96956</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8341c1f-a6ec-4987-96e5-9608e9217f03.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 2. Perde</image:title>
            <image:caption>Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. 
 
Babasıyla ipleri tamamen koparan Asi, artık iyileşemeyeceğini hissettiği bir noktadan kırılır. Bu kırgınlık, beraberinde büyük bir değişimi ve atılacak yeni bir adımı tetikler. Artık Asi, parçalanmış kanatlarıyla da uçabileceğine inanıyordur. Karan ile aralarındaki bağ gitgide güçlenirken, Karan’ın kanatları her zamankinden daha büyük, daha güvenli bir şekilde Asi için açılır. Kelebek ve sığınağı, yeni bir yola girmek üzeredirler. 
“Kelebek yağmurun kollarında,” diye fısıldadım. 
“Yağmur korkuyor,” diye fısıldadığında tenime düşmeye başlayan yağmur damlalarının ruhuma bıraktığı siyah izleri hissettim. Yağmur başlamıştı. 
“Kelebek korkusuz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96957</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4347a02-c91a-4338-80b9-d779bab45740.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 2. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Saatin anahtardan akrebi beni çocukluğumdan soktu. 
 
Babasıyla ipleri tamamen koparan Asi, artık iyileşemeyeceğini hissettiği bir noktadan kırılır. Bu kırgınlık, beraberinde büyük bir değişimi ve atılacak yeni bir adımı tetikler. Artık Asi, parçalanmış kanatlarıyla da uçabileceğine inanıyordur. Karan ile aralarındaki bağ gitgide güçlenirken, Karan’ın kanatları her zamankinden daha büyük, daha güvenli bir şekilde Asi için açılır. Kelebek ve sığınağı, yeni bir yola girmek üzeredirler. 
“Kelebek yağmurun kollarında,” diye fısıldadım. 
“Yağmur korkuyor,” diye fısıldadığında tenime düşmeye başlayan yağmur damlalarının ruhuma bıraktığı siyah izleri hissettim. Yağmur başlamıştı. 
“Kelebek korkusuz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96958</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48e43ccf-af01-4091-85ff-a9c6784dbda4.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 3. Perde</image:title>
            <image:caption>Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu. 
  Karan, Asi’nin yaralarını yavaş yavaş iyileştirirken, Asi artık hayatını usulca yoluna koymaya başladığını hisseder. Kelebeğin parçalanan kanatları yavaşça birleşiyordur ve karşısındaki adama gitgide daha da bağlanarak kördüğüm olan Asi, hislerinin bu denli büyük bir şiddetle büyüyerek onu ele geçirmesinden korkmaya başlar. Durdurulamaz bir şekilde birbirlerine karışan kelebek ve sığınağı için aşağı sarkan idam ipi, ucunda yeni acıları taşımaktadır. Asi, ruhunun bel kemiğini kıran bir olayla karşılaşır ve artık her şey daha karanlıktır. 
 
“Şimdi sana nasıl dokunsam zamanı delerim ben?” Durdu, anlayamamıştım, zaman da bizimle birlikte durdu. “Şimdi sana nasıl dokunsam,” dedi tekrardan, sesi artık daha kısıktı, sanki bana bir sırrını fısıldıyordu. “Zaman dokunmaz bize?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96959</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a91b57b2-9414-4428-8acc-b3d2bace2f2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 4. Perde</image:title>
            <image:caption>İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. 
 
Asi Merve için artık her şey sandığından daha zordur. Verdiği büyük kaybın ruhuna bıraktığı emareler onu günbegün değiştirmeye başlarken, Karan bu değişim boyunca her zaman yanında olduğu Asi’yi tüm kötü ihtimallerden korumak için uğraşıyordur. Kaybı yüzünden en çok kendini ve akabinde en büyük yarası olan babasını suçlayan Asi, dönüşü sancı verecek korkunç bir yola girerken, nefesi ve tüm hücreleriyle ona bağlanan Karan da bu yola onunla beraber sürüklenir. 
“Nefes boşluğumsun,” diye fısıldadı Karan dumanlı bir sesle. 
Yutkundum. “Soluk boşluğumsun,” diyebildim, sesim titriyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96960</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cefa4122-eadc-41fb-b11e-98afad07c3c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakııtaşı 4. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İçimdeki kız çocuğu kendini nefes boşluğundan vurdu. 
 
Asi Merve için artık her şey sandığından daha zordur. Verdiği büyük kaybın ruhuna bıraktığı emareler onu günbegün değiştirmeye başlarken, Karan bu değişim boyunca her zaman yanında olduğu Asi’yi tüm kötü ihtimallerden korumak için uğraşıyordur. Kaybı yüzünden en çok kendini ve akabinde en büyük yarası olan babasını suçlayan Asi, dönüşü sancı verecek korkunç bir yola girerken, nefesi ve tüm hücreleriyle ona bağlanan Karan da bu yola onunla beraber sürüklenir. 
 
“Nefes boşluğumsun,” diye fısıldadı Karan dumanlı bir sesle. Yutkundum. “Soluk boşluğumsun,” diyebildim, sesim titriyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96961</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ed4b38e-1254-4da9-ad2f-4c67e3c3a745.jpg</image:loc>
            <image:title>Ulvi Cemal Erkin Duyuşlar&apos;dan Köçekçe&apos;ye</image:title>
            <image:caption>Türk Beşleri’nin en duygulusu… Yapıtlarında hep duygusallık egemen oldu. Cumhuriyet dönemi ilk kuşak bestecilerimizin en lirik olanıydı, kuşkusuz… Halk müzikleri ve eski makamsal müziğimizden esintileri, duygusallığıyla bütünleştirince ortaya kolay unutulmayacak yapıtlar çıktı. Dans rapsodisi “Köçekçe” adeta çoksesli ulusal müziğimizin öncelikli simgesi haline geldi. 
 
1991’de Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirildi. 
Bu kitapta öğrencilerinden, viyola sanatçısı, orkestra şefi Prof. Koral Çalgan’ın kaleminden Erkin’in yaşam öyküsünü, hakkında yazılanlar ve eserleriyle ilgili ayrıntıları bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96962</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49ff4990-baf8-45c9-88d5-fcc8c41ac980.jpg</image:loc>
            <image:title>Cevat Memduh Altar</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet döneminin unutulmaz müzik tarihçesi, eğitimcisi ve yazarı... Dört ciltlik &quot;Opera Tarihi&quot; kitabı, konusunda halen ülkemizin en önemli kaynağı. Pek çok kurumda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı, müzik tekniklerini öğreten yabancı kaynakları dilimize çevirdi... Cumhuriyet dönemi müzik kültürümüzü yabancı ülkelerde tanıtan sayısız bildiri hazırladı, konferanslar verdi. Kısaca Altar, Atatürk&apos;ün müzik devriminin yerleşip kökleşmesi için, bu yapının temellerine harç koyan bir nefer, her türlü engele karşı cesaretle karşı koyan bir şövalyeydi. Hizmetleri nedeniyle 1989&apos;da Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirildi. Bu kitapta Dr. Erdoğan Okyay tarafından derlenen Cevat Memduh Altar&apos;dan seçme yazıları bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96963</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65115198-773e-4e60-8ec2-e6e710953799.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 5. Perde</image:title>
            <image:caption>Beklediği kişi gelmediğinden ölemeyen o insandım; 
ölüm döşeği yaşadıklarımdı. 
 
Asi Merve ile Karan Ali, verdikleri büyük bir kayıp ile birlikte birbirlerinden başka kimseleri olmadığını hissetmeye başladıkları acı bir dönemde, Asi bu dünyada hâlâ yaşamak için savaşan küçük bir kız çocuğuyla karşılaşır ve ondan hayat ile ilgili yeni dersler almaya başlar. Küçük kız çocuğu, Asi’nin hayatındaki birçok yanlışı temele inerek değiştirecek, Asi ve Karan üçüncü bir kayıp daha vermemek için savaşmaya başlayacaklardır. Tüm bunlar olurken geçmişten bir dost, Karan’ın kapısını çalar. 
Tanrı, ölen çocuklar için cennette bir oyun parkı inşa etmiş, duydun mu? Parkın içine kar yağıyormuş ama hiç soğuk olmuyormuş; güneş yanarak parlıyormuş ama asla yakmıyormuş. Ölü çocuklar terlemiyor, düşse bile canları yanmıyor, asla hastalanmıyor, hiç yorulmuyormuş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96964</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2bc6dd5-99bc-4c46-97de-22596e519cd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ulusal Müzik Ve Musorgski</image:title>
            <image:caption>Yoksul toprak köleleri, dilenciler, sakatlar ve budalalar müzik tarihinde ilk kez Musorgski’ de ( 1839 – 1881 ) sanat şarkısına konu olmuş ve halk kitleleri operanın gerçek baş aktörü konumuna girmiştir.

Musorgski, ezgilerini günlük konuşmaların dibinde gizli müziksel öğelerden çıkarak söz ve tını uyumunu en ideal düzeye ulaştırır. Her somut insanın kendi değer ölçütünü yalnız kendisi içinde taşıdığına inandığı içindir ki – bütün genellemelerden uzaklaşarak – her özü, o öze özgü yepyeni bir biçimle sunar. Yapıtların en belirgin niteliği, biçimsel zenginlik ve armoni diline getirdiği yeniliklerde yatar. Musorgski’nin evrensel değeri, ulusal duygularındaki yoğunlukla doğru orantılıdır. 
 
O bütün yöresel dereleri ve ırmak kollarını içinde toplayıp Hazar Denizi’ne dökülen Volga gibidir. Yapıtları Rusya’nın müziksel bir tarihçesi ve bütün toplum katmanlarının ses yankılarıdır. Bir yaşam gözlemcisidir Musorgski. Yaratıcı kişiliğinde gözlerindeki keskin bakış ile kulaklarındaki ince duyarlılık birbiri ile kaynaşmıştır. 
 
İnsan ruhunun derinliklerine dalışıyla Dostoyevski’ye, satir ve güldürü yeteneğiyle Gogol’e, ezilen yoksul kitlelere yaklaşımı ile de Gorki’ye benzer. 
 
Estetiğin araştırma konusu olan güzellik kavramının değerini, yaşam insan gerçeğine uygun olup olmamasıyla ölçer.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96965</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1584905-1d8b-4b11-9e08-c6538a7c1d55.jpg</image:loc>
            <image:title>6 Damla</image:title>
            <image:caption>AHMET SAMİM BİLGEN
1910 İstanbul doğumludur. Haydarpaşa Alman Okulu ile Kabataş Lisesi’nden sonra İstanbul ve Harvard (ABD) Üniversitelerinde hukuk öğrenimi gördü. Küçük yaşında annesinden piyano öğrenimine de başlayan Bilgen daha sonra kendi kendine piyano, armoni, kontrapunt ve füg çalışmalarına devam etmekle beraber İstanbul Belediye Konservatuvarında viyolonist Seyfettin Asal’dan keman dersleri aldı. İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devam ederken İnkılap Lisesi’nde müzik öğretmenliği, 1932-1935 yılları arasında Cemal Reşit Rey ve Ferit Alnar’ın yönettikleri konservatuvar Orkestrası ile (Darülbedayi) Şehir Opereti orkestrasında keman üyeliği, Kadıköy Halkevi’nde Müzik kolu başkanlığı ve piyano öğretmenliği yaptı.1936’dan1985 yılına kadar Danıştay Raportörlüğü, Bayındırlık, Maliye Bakanlıkları, Hukuk ve Baş Hukuk Müşavirlikleri, Muhakemat Genel Müdürlüğü gibi kamu görevleri ve serbest avukatlık yanında müzik çalışmalarını sürdüren Bilgen kompozisyon alanındaki ilk eserlerini 1937-1940 yılları arasında yayınlamış, Eski Okul ve Gençlik Müzikallerinden ’’ANILAR’’ albümlerinde yer verilen altı müzikli oyun 1931-1935 yılları arasında bir çok İstanbul ve Ankara okullar ile İstanbul’da Fransız tiyatrosunda temsil edilmiştir. Otello komedisinin 1933 yılında Ankara Ziraat Enstitüsü öğrencileri tarafından halkevinde verilen temsilini Atatürk’de şereflendirerek temsilden sonra oynayanları kutlamış ve komedi Ankara</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96966</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d38eb0f-ca68-4d1e-921e-b4fd74ade298.jpg</image:loc>
            <image:title>Turkish Song</image:title>
            <image:caption>Turkish Song</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96967</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e98ba48-94a8-4dc2-a57c-afe651133581.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 5. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Beklediği kişi gelmediğinden ölemeyen o insandım; 
ölüm döşeği yaşadıklarımdı. 
  Asi Merve ile Karan Ali, verdikleri büyük bir kayıp ile birlikte birbirlerinden başka kimseleri olmadığını hissetmeye başladıkları acı bir dönemde, Asi bu dünyada hâlâ yaşamak için savaşan küçük bir kız çocuğuyla karşılaşır ve ondan hayat ile ilgili yeni dersler almaya başlar. Küçük kız çocuğu, Asi’nin hayatındaki birçok yanlışı temele inerek değiştirecek, Asi ve Karan üçüncü bir kayıp daha vermemek için savaşmaya başlayacaklardır. Tüm bunlar olurken geçmişten bir dost, Karan’ın kapısını çalar. 
 
Tanrı, ölen çocuklar için cennette bir oyun parkı inşa etmiş, duydun mu? Parkın içine kar yağıyormuş ama hiç soğuk olmuyormuş; güneş yanarak parlıyormuş ama asla yakmıyormuş. Ölü çocuklar terlemiyor, düşse bile canları yanmıyor, asla hastalanmıyor, hiç yorulmuyormuş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96968</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69b634a4-9968-48b9-af00-4d8a7bac2568.jpg</image:loc>
            <image:title>Three Anatolian Songs</image:title>
            <image:caption>Three Anatolian Songs</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96969</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ed94003-5f00-4f05-8e9a-3eccfadc9c22.jpg</image:loc>
            <image:title>Anonymous - Popular Turkish Song And Dance</image:title>
            <image:caption>Anonymous - Popular Turkish Song And Dance</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96970</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4eb221c3-f020-4b1c-b396-c7411c7ef13d.jpg</image:loc>
            <image:title>3 Folk Tunes</image:title>
            <image:caption>3 Folk Tunes</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96971</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9309aac6-ec46-4aab-b238-438964877b87.jpg</image:loc>
            <image:title>Anonymous -3 Pieces</image:title>
            <image:caption>Anonymous -3 Pieces</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96972</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58f47232-6049-4a75-b7f1-f5a54548a9b0.jpg</image:loc>
            <image:title>5 Grotesques</image:title>
            <image:caption>5 Grotesques</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96973</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f88de1a-6786-4f12-919e-e2784d609021.jpg</image:loc>
            <image:title>10 Etudes</image:title>
            <image:caption>10 Etudes</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96974</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da63dc05-9286-4b1e-9673-492cebf69afb.jpg</image:loc>
            <image:title>5 Preludes</image:title>
            <image:caption>5 Preludes</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96975</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e29fa0b9-e4a3-4ca1-936f-cb6e19305226.jpg</image:loc>
            <image:title>3 Miniatures</image:title>
            <image:caption>3 Miniatures</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96976</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/92150276-1158-44e2-8e1b-a744ba9ddebd.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 6. Perde</image:title>
            <image:caption>O benim kalbimi taşıyan damardı. 
  Karan’ın tüm hayatını ve inançlarını değiştirecek büyük sır, tam da Asi ile aralarındaki aşkın alevleri her yanı sardığında, Asi’nin birdenbire kaçırılması ile ortaya çıkacaktır. Şimdi Karan’ı koruma ve iyileştirme sırası Asi’dedir ve Asi çıktığı kozanın içinde büyüttüğü güçlü kanatlarını açarak sevdiği adamı kanatlarının içine alır. Birlikte beklemedikleri bir sağanağa tutulurlar. Bu yağmur, şimdiye dek ıslandıkları en kuvvetli yağmur olacaktır. 
 
Karan Ali Çakıl’ın benim için cennetten gönderildiği günü hatırlıyordum. Cehennemdeki cezam işte tam da o gün sona ermişti. “Gece dışarıda kapkaranlık, sen nasıl bu yatakta güneş gibi doğuyorsun?” diye sordu yavaşça, sesini taşıyarak yüzüme akan sıcak nefesini hissettim. Bakışları hızlıca yüzümün her noktasında dolaştı. “Gözlerindeki gamzeler de güneşin bile silemediği yıldızların mı?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96977</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d4fa501-03d7-4b40-aa98-20a69b66a7d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Asi Çakıltaşı 6. Perde (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>O benim kalbimi taşıyan damardı. 
  Karan’ın tüm hayatını ve inançlarını değiştirecek büyük sır, tam da Asi ile aralarındaki aşkın alevleri her yanı sardığında, Asi’nin birdenbire kaçırılması ile ortaya çıkacaktır. Şimdi Karan’ı koruma ve iyileştirme sırası Asi’dedir ve Asi çıktığı kozanın içinde büyüttüğü güçlü kanatlarını açarak sevdiği adamı kanatlarının içine alır. Birlikte beklemedikleri bir sağanağa tutulurlar. Bu yağmur, şimdiye dek ıslandıkları en kuvvetli yağmur olacaktır. 
 
Karan Ali Çakıl’ın benim için cennetten gönderildiği günü hatırlıyordum. Cehennemdeki cezam işte tam da o gün sona ermişti. “Gece dışarıda kapkaranlık, sen nasıl bu yatakta güneş gibi doğuyorsun?” diye sordu yavaşça, sesini taşıyarak yüzüme akan sıcak nefesini hissettim. Bakışları hızlıca yüzümün her noktasında dolaştı. “Gözlerindeki gamzeler de güneşin bile silemediği yıldızların mı?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96978</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2d75475-190d-422f-b519-6f669f345ad8.jpg</image:loc>
            <image:title>3 Pieces</image:title>
            <image:caption>3 Pieces</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96979</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a75a174b-7d60-43d0-b273-d5833868909c.jpg</image:loc>
            <image:title>Loneliness</image:title>
            <image:caption>Loneliness</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96980</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e902a0a-989a-4cc6-a941-f0d0840f7337.jpg</image:loc>
            <image:title>3 Pieces</image:title>
            <image:caption>3 Pieces</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96981</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9c5e9dc-762c-4a70-bca0-8376c8d14c9c.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Bestecileri Eser Kayıt Kaynakçası</image:title>
            <image:caption>Tüm Kaynakça kitaplar gibi elinizde tuttuğunuz bu çalışma da çok uzun araştırmalar sonunda, önünde saygıyla eğileceğimiz bir emekle ortaya çıkmış. Eseri değerli kılan unsurların başında çoksesli müzik geçmişimizi belgeliyor olması gerekiyor. Türk bestecilerin eserlerinin seslendirilmiş kayıtlarını bu kitapta bulmanız mümkün. Bir eser farklı orkestralar tarafından kaydedilmişse ya da hem CD hem makara bant olarak kaydı varsa, bunları da elinizdeki bu kitapta bulmanız olanaklı.

Kaynakçayı değerli kılan pek çok unsurdan biri de radyo kayıtlarına hatta kişisel arşivlerdeki kayıtlara kadar bilgiler içermesi. Kitap incelendiğinde, Türkiye’de çoksesli müziğin gelişimi, besteciler, sanatçılar ve kurumlar hakkında tarihi çıkarımlarda bulunmanın kolaylığı anlaşılacaktır.

Toplam 151 bestecinin eserleri; makara bant, DAT, plak ya da CD kaydı olarak sınıflandırılmış. Araştırmacı; için büyük kolaylıklar sunan sistemi ile kitap ayrıca, Türk müzik tarihi yolculuğunda önemli istatistiki bilgiler çıkarılmasını sağlayacak ayrıntılar sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96982</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bd4753c-da97-410c-983f-582ed09b6302.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Bestecileri Eser Kataloğu</image:title>
            <image:caption>ÇAĞDAŞ TÜRK MÜZİĞİBESTECİLERİNİN YAPITLARINDAN OLUŞTURULMUŞ ESER LİSTESİ 

Ersin Antep Gelibolu’da doğdu. Ortaöğretimin ardından müzik eğitimine lisede Ankara’da başladı. 
 
Taner Yıldırım, Ersin Selçuk, Bülent Civelek (klarnet) ve Ercan Yenal ile çalıştı. Daha sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Genel Müzikoloji ve Müzik Tarihi Bölümünde Prof. Filiz Ali, Prof. Dr. Ahmet Yürür, Prof. İlhan Usmanbaş, Prof. Cenan Akın, Dr. Feza Tansuğ ve Meliha Doğuduyal ile çalıştı. Müzikoloji Derneği Genel Sekreterliği görevinde bulundu. 
 
Makaleleri; Toplumbilim, Orkestra, Hürriyet Gösteri ve Andante gibi dergiler ile Cumhuriyet, Radikal ve Dünya Gazetesi’nde, Müzikoloji Bülteni’nde yayımlandı. Üniversite, kurum ve derneklerde; konferans, panel ve seminerlerde konuşmacı oldu. Müzikbilimsel etkinliklerde Düzenleme Kurulu Üyeliği ile müzikbilim alanındaki kitaplarda editörlük yaptı. “Türk Bestecileri Eser Kayıt Kaynakçası”adlı kitabı Mayıs 2005 tarihinde Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları’ndan çıktı. 
 
Ülkemizde müzik biliminin ve müzikal bilinçlenmenin yaygınlaşması amacıyla sürdürdüğü çalışmalar kapsamında www.muzikoloji.com internet adresini oluşturdu. Halen çeşitli kurumlarda danışmanlık görevini sürdürmekte, bilimsel ve sanatsal etkinlikler gerçekleştirmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96983</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7bf116e-be60-479b-bbc1-154f7164aa19.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzik Sanatımız ve AB Süreci</image:title>
            <image:caption>Müzik Sanatımız Ve Ab Süreci</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96984</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df60246b-a524-40f8-814a-6232ec3958ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Geleceğin Profesyonel Müzikçileri - Yetiştirme Modelleri Ve Programları</image:title>
            <image:caption>Geleceğin Profesyonel Müzikçileri - Yetiştirme Modelleri Ve Programları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96985</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bcc21af6-fad8-4567-ba7b-2ba47c0ac41b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevda - Cenap And Müzik Vakfı 40.Yıl Kitabı</image:title>
            <image:caption>Sevda - Cenap And Müzik Vakfı 40.Yıl Kitabı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96986</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3badb1c-4782-44c8-b916-6c74a5bdd4fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzed Bölge Konferansı</image:title>
            <image:caption>Müzed Kitabı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96987</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f69d440b-3dea-4b71-82b2-fc5957ef33d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahmed Adnan Saygun</image:title>
            <image:caption>Ahmed Adnan Saygun, çoksesli Türk sanat müziğinin ulu çınarıydı. Atatürk&apos;ün müzik devriminin gerçekleşmesi, kökleşmesi, kurumlaşması doğrultusunda, besteci, eğitimci ve müzikbilimci olarak öncülük yaptı, son nefesine kadar hizmet verdi. Çağdaş-evrensel çoksesli Türk sanat müziğine, kişiliği, uğraşları ve ürünleriyle damgasını vuranlardan biri oldu. 1990&apos;da ülkemizin en önemli müzik ödülü sayılan Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü altın Madalyası ile ödüllendirildi. Bu kitapta, Türk Beşleri&apos;nin bu unutulmaz üyesi bestecimizle ilgili olarak yetkin kişilerce yazılmış yazıları bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96988</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/440f8f7b-425c-4217-8100-18d80553d64e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gürer Aykal - Bir Cumhuriyet Çocuğunun Orkestra Şefi Olarak Portresi</image:title>
            <image:caption>Gürer Aykal, Eskişehir’in Çifteler köyünde dünyaya gelmiş, Fırat Nehri’nde yüzmeyi öğrenmiş, Diyarbakır’ın Süryani Kilisesindeki orgu çalmış, Sülüklü Sokak’ta futbol takımı kurmuş; babası, müzik öğretmeni “Tevfik Hoca” sayesinde doğal bir müzik ortamında yetişmiş. Bir gün devletin müfettişleri Anadolu’da tarama yaparken onun absolut kulağını öğrenmişler. Ankara Devlet Konservatuvarina getirildiğinde 11-12 yaşlarındaymış. Ve 26 yaşına denk bu kurumun öğrencisi olmuş. Okuldaki ilk günlerinde küçük çalgı toplulukları kurup, kendine göre besteler yazıp onları yönetmesi hocalarının dikkatini çekmiş. Ahmed Adnan Saygun yaşamı boyunca onun hamisi, Prof.Lessing ise rol modeli olmuş. Londra’da Royal Academy ve Guildhall Music School’da sonra Roma’da Santa Cecilia’nın diplomalarını almış. Yaşamının her döneminde içerik ya da yorum açısından yoz bulduğu müzikle savaşmış. Böylece kimi orkestracının protestosuna uğrarken, kimi orkestracıya da yeni ufuklar açmış. Dünyanın değişik köşelerinde sayısız Türk yapıtı çaldırıp pek çok yabancı sanatçıya da Türk bestecilerini tanıtmış.

1991’den beri Sevda-Cenap And Vakfı’nın Danışma Kurulu Başkanı olan Gürer Aykal bu kitapta yaşam öyküsünü kendi ağzından anlatıyor. Onunla orkestra şefliği üstüne yaptığımız bir söyleşi nice genç müzikçiye ışık tutacaktır. Ben ilk kez bir orkestra şefinin portresini yazdım. Tutkulu ve başarılı bir Cumhuriyet çocuğunun dünyasını sizinle paylaşmanın kıvancını yaşıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96989</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98882c9e-4fc5-482c-9762-d20e8a8695f8.jpg</image:loc>
            <image:title>W. A. Mozart - Oluşumunun Romanı - 1</image:title>
            <image:caption>W.A.MOZART - OLUŞUMUNUN ROMANI - 1.Cilt 

Wolfgang Amadeus Mozart ( Salzburg, 1756 – Viyana, 1791 )
Salzburg’da doğmuş ve bu kent onun hep kaderi olmuş. Ne kadar uzak kalsa da bir gün geri dönmüş. Bir dahi olarak huzur içinde üreteceği, kendini özgürce ifade edeceği, rahat bir yaşam süreceği yeri ve koşulları aramış. Adeta ilahi bir güçle onun dimağına süzülüp eliyle kâğıda dökülen notalar, çok alkışlanmış, çok kıskanılmış.

Sanatçının kabına sığmayan arayışı ve şansızlıklarının sürükleyici bir roman tadında anlatıldığı Mozart kitaplarını okurken, müzik eserlerini hayranlıkla dinlediğimiz bu müzik dehasının yaşamını sürdürmek için çektiği sancılara tanık olacaksınız.
Bu ikiz kitabın yazarı Felix Huch Beethoven gibi Mozart’ın da yaşam öyküsünü belgelere dayanarak bir edebi esere dönüştürmüş. Yine bir benzerlikle iki kitap olarak okurlara sunmuş.

Erdoğan Okyay, duru ve akıcı Türkçesiyle; Mozart’ın yaşamını anlatan bu iki kitabı, Almanca aslından dilimize kazandırdı. Okyay, akademik öğrenimini Almanya’da tamamlamış bir müzik eğitimcisi olup Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda dokuz yıl görev yaptı. Vakfımızın Yönetim Kurulu üyesi olan Okyay’ın Vakıf yayınları arasında çıkmış ikisi çeviri olmak üzere sekiz kitabı bulunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96990</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d8e33ee-cbbc-4ee7-9f0e-5bccb38f25a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Mozart Viyana&apos;da - Olgunlaşmanın Romanı 2</image:title>
            <image:caption>MOZART VİYANA’DA - OLGUNLAŞMANIN ROMANI – 2.Cilt 

Elinizde tuttuğunuz W.A.Mozart’ı anlatan bu ikinci kitapta dahi bestecinin Viyana’da geçirdiği son on yılı ve ölümü romanlaştırılmış; babasının koruyucu eli olmaksızın, sarayda sürekli bir görev arayışı içinde çırpınan, üzüntüler içinde tutulmayan sözler ve kıskançlıklar yüzünden sonunda umutsuzluğa dönüşen ve yoksulluğu tattıran bir yaşam dilimi. Ama diğer yandan, müzik tarihinin o güne kadar görmediği bir dehanın ateşlediği hiç sönmeyen bir yaratma tutkusu ve peşpeşe gelen ölümsüz eserler…

Zamanla yarışan bir yaratma temposu, dingin bir teslimiyetle beklenen ve erken ölüm, kendi Requiem’ini kendisinin bestelemesine yol açan sır dolu bir kader…

Bu ikiz kitapların yazarı Felıx Huch, tıpkı Beethoven’in yaşamını konu alan ikiz romanları gibi Mozart ikilemesini de derin araştırmalara ve belgelere dayanarak bir yazın eserine dönüştürmüş.

Kitabın çevirmeni Dr. Erdoğan Okyay, müzik eğitimini Gazi Eğitim Enstitüsü “Müzik Şubesinde” ve Freburg-Berlin üniversitelerinde tamamladıktan sonra uzun yıllar G.E.E’nde, İzmir Ege Üniversitesinde ve son olarak da Ankara- Başkent Üniversitesinde görev yaptı. Okyay, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve vakıf yayınları arasında çıkan onbir kitabın da yazarı ya da çevirmeni.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96991</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5f4c40d-ff5a-4a3f-b344-193ff6017cc9.jpg</image:loc>
            <image:title>Ankara Devlet Konservatuvarı - Atatürk Müzik Devrimi&apos;nin Simge Kurumu</image:title>
            <image:caption>Dr.Erdoğan Okyay
1933’te Buca’da (İzmir ) doğdu. İlk ve orta okulu Buca’da (1940-48) Öğretmen Okulunu parasız yatılı olarak Bolu Erkek Öğretmen Okulu’nda (1948-51) okudu. Yüksek öğrenimini Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü’nde yaptı. Bu bölümden 1954 yılında mezun oldu. Bir yıl müzik bölümünde asistan olarak kaldıktan sonra 1416 sayılı Devlet Sınavı’m kazanarak” Okul Müzik Eğitimini” yüksek öğrenimini yapmak üzere Almanya’ya gönderildi. 1955 – 1961 yılları arasında Freiburg Yüksek Müzik Okulu” Okul Müzik Eğitimi” bölümünde okuyarak bu okulu bitirdi. Yurda geri dönüşünde
GEE – Müzik Bölümüne” Müzik Pedagojisi” ve” Koro Eğitimi” öğretmeni olarak atandı. 1973 yılında bu kez Alexander von Humboldt Vakfı’nın bursunu kazanarak doktora öğrenimi yapmak üzere Berlin’e gitti. 70’li yılların başında; 3 yıl eşi TRT – Çoksesli Korosu üyesi Rukiye Okyay’ın çalıştırdığı” TV -Çocuk Korosu “nun eğitim programları için 60’tan fazla çocuk şarkısı yazdı, bunları” Dereden Tepeden” adlı şarkı kitabında toplandı. 1975’te “Dr.Phil” ünvanıyla tekrar yurda dönen Okyay, sırasıyla GEE – Müzik Bölümü’nde ( 1975 – 76 ), Ege Üniversitesi ( İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikbilim Bölümü’nde ( 1976 – 78 ), MEB -Talim Terbiye Kurulu Üyesi olarak Bakanlık Merkez Örgütünde( 1978 – 79 ) görev yaptı. 1980 yılında siyasi nedenlerle nakledildiği yeni görevinden ve devlet memurluğundan istifa ederek ayrıldı. Müzik eğitimcisi, müzik etnoloğu olarak Almanya’nın Hür Berlin ve Göttingen üniversitelerinde (1980 – 84) çalıştı. 1985’te Federal Alman Hükümetinin parasal desteği ile” Meslek Eğitimi ve Küçük Sanayi İşletmelerini Destekleme Vakfı” (MEKSA) nın kurucu üyesi olarak vakfın Türkiye çapındaki çıraklık ve meslek eğitimi uygulamalarını yönetti. (1984 – 2002). 2004 – 2011 yılları arasında da Ankara – Başkent Üniversitesi Devlet Koservatuvarı’nda öğretim üyesi olarak görev yaptı. Dr.Okyay 1990 yılından beri SCAMV’nın Yönetim Kurulu Üyesi’dir. Okyay’ın vakıf yayınları arasında 13 telif ve çeviri eseri vardır. Okyay, Vakıftaki görevini ve yazı yazmayı bugün de sürdürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96992</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed6dfb20-a9a8-455b-8501-bc1fbbf3304d.jpg</image:loc>
            <image:title>Klasik Batı Müziği Tarihinde Kırılma Anları</image:title>
            <image:caption>‘‘Kırılma ânı’’ ya da “noktası” son yıllarda değişik aşanlarda çok kullanılan bir kavram. Bir spor karşılaşmasının ya da toplantının kırılma ânından söz edildiğini yaygın medyada sıkça duyuyoruz.

Oytun Eren ise, yaklaşık 500 yıllık klasik Batı Müziği tarihinde, kırılma anlarını eser bağlamında inceleyerek, ortaya düşündürücü ve iknâ edici sonuçlar koyuyor. Eren, “daha önce görülmemiş müziksel anlatım” ile “bu anlatımın kendinden sonrakilere sağlam referans oluşturması”nı esas alıyor.

Bu akademik çalışma, müzik ve müzikoloji alanındakilere ışık tutacak, ufuklarını genişletecek, klasik müzikle ilgilenenleri bilgilendirip dinledikleri eserlerin derinine inmelerini, üzerinde düşünmelerini sağlayıp yeni bakış açısı getirecek türden. Bu ikili nitelik, kitabın anlam, önem ve değerini arttırıyor.

“Kırılma Anları” ilgiyle okunup yararlanılacak, gerektiğinde başvurulacak önemli bir “kaynak kitap”…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96993</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2002a96b-7061-4587-b2b1-2e1d0e7fc1a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Eruğrul Oğuz Fırat - Güzellik Sevincini Yaratmak İsteyen Adam</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, yaşamı boyunca sanata çok emek vermiş gerçek bir çağdaş sanatçının gerçek yaşamıdır.
İşte okuduğun kitap
İşte okuduğum şimdi
Şarabın yavaş yavaş
İkizleştirdiği içim gibi
Eğer sürgit bir gizse
Umutla gizlediğimiz
Soğuk toprak altında Ne sıcaklar bekleriz
Ertuğrul Oğuz Fırat / Ölümsüz Olana Ağıt</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96994</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49a2a580-e243-4132-8f1a-f12d350f37d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruşen Güneş - Viyola Düştü Yola</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, meslektaşları arasında Ruşen, gençler ve öğrenciler için Ruşen ağabey ya da Ruşen hoca olarak bilinen bir müzik işçisinin, dünyanın en tanınmış toplulukları ile bir orkestracı, oda müzikçi ve solist olarak bir lobi ve maddi destek menajerlik şirketi pazarlaması ürünü olmaksızın, hiçbir kendini satma çabası içine girmeksizin, en doğal ve dürüst haliyle yaşamını müzik yapmaya adamış Ruşen Güneş’in elinde viyolası ile yola düşüşünün kısa hikâyesidir. Kuşağının en önemli kemancılarında biri olarak kabul edilen Orhan Ahıskal bugüne kadar bir solist ve oda müzikçi olarak dört kıtada 400’den fazla konser ve resital verdi. Toplumsal bir sorumluluk anlayışı ile başlattığı ve sanatsal/eğitsel bir proje olan “Düştüm Yola” Projesi çerçevesinde Türk bestecilerinin ender çalınan eserlerini seslendiren; yeni eserlerin yazılmasını bunları çalarak teşvik eden Prof.Dr.M. Orhan Ahıskal konser etkinliklerinin yanı sıra her yaştan ve düzeyden öğrencilerle yaptığı atölye/ustalık çalışmaları; ve çok sayıda müzik ve tarih konulu sunumu ile toplumun her kesiminden insanlarımıza ulaşmayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96996</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ef2f317-1abc-47da-94f2-bfc846ec7ad0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalçın Tura - Ezgiselliğim Doruklarında</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet döneminin sadece bestecilikle yaşamını kazanmış ilk bestecisi olan, dostluğundan onur duyduğum Yalçın Tura&apos;nın yaşamını tüm yönleriyle özetlemeye, besteci, müzikolog, düşünür, eğitimci ve insan olarak, bir portresini çizmeye çalıştım bu kitapta. 

Araştırmalarım, ulaşabildiğim yazılı belgeler ve Yalçın Tura’nın çizgisi, müzikçiler arasındaki âdeta bir kayıkçı kavgası gibi yıllarca devam eden Batı-Doğu ve Tekses- Çokses ayrımcılığının ne denli yapay olduğunu, nasıl boşuna zaman yitirildiğini ortaya koyuyor.
Bir bestecinin &quot;taraf’ olmadığı için &quot;bertaraf’ olmadığını, aksine özgün Türk müziğini nasıl ortaya koyduğunu, kitlelere kendini ve müziğini nasıl sevdirdiğini bu kitabı okurken ve ekindeki CD’yi dinlerken görecek duyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96997</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f4fb19d-f426-4212-a02b-5d90eba32a97.jpg</image:loc>
            <image:title>Ersin Onay - Umudun Sesi</image:title>
            <image:caption>“Olağanüstü yetenekli olan bu zeki genç, bugün nadiren karşılaşılan şiirsel ve rafine bir sanatsal doğaya sahip… Ülkenizin sanat kalitesine onur veriyor. Türkiye’de aldığı müzikal formasyonun beni en üst düzeyde etkilediğini söylemek isterim. Onun vasıtasıyla Ankara Devlet Konservatuvarı’nı dünyanın en iyi müzik okullarından biri olarak görüyorum ve sizi hararetle tebrik etmek istiyorum.” Thirerry de Brunhoff, 1971 
“4. Ankara Müzik Festivali başarıyla sürüyor. Bu festivalin çok güzel bir konserini de Ankara Devlet Konservatuvarı (ADK) Öğrenci Orkestrası verdi. Konser salonunda unutulmaz bir gece yaşandı… ADK Müdürü Ersin Onay, o konserin baş solisti bence… Konservatuvarı çağdaş bir düzeye ulaştırmak, öğrencilere iyi bir ortam yaratmak için büyük özverilerle, ama en çok inançla çalışan bir yönetici için bundan güzel ödül düşünülemez…” Müşerref Hekimoğlu, 1987 
“Başkentliler hipodromda bir orkestra konseri düşünebilir miydi acaba? Karşıda Kale’nin ışıkları, genç bir orkestra... Atatürk’ün soluğunu hissediyor müzik severler.” Müşerref Hekimoğlu, 1990 
“Çağdaş müzik hayatımıza hem müzik eğitimine getirdiği ileri hamlelerle, hem kurduğu orkestralarla, son olarak da Anadolu Festivali ile sürekli yeni projeler üreten ve bu projeleri gerçekleştiren Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Dekanı Ersin Onay’a ona destek verenlere ve son derece profesyonel ekibine hayretler içinde hayran olmamak elde değil.” Filiz Ali, 1996 “Bilkent Üniversitesi MSSF Dekanı olan Prof. Ersin Onay, şimdilerde giderek yok olan bir ruh, espri ve duyarlılık tipini temsil ediyor. Son derece iyi bir piyanist olan Onay, sanatçıların alabildiğine egosantrik olduğu bu dünyada adını hiçbir yerde geçirmeyerek, ‘ben’ini aşmış bir hoca olarak yaşar.” Ayça Atikoğlu, 1996 
“Ne olur bu an hiç bitmesin, hiç bitmesin, hiç bitmesin. Konser bitti etkisi bitmedi.                                 
Konserden çok sonra hem şef Rickenbacher hem koro şefi Georgi Robev, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Dekanı Ersin Onay’a teşekkür ediyorlardı. Böyle bir doğal ortamda böyle bir konser olanağını onlara sağladığı için.  … Sahnedeki insanlara bakmam yeterliydi. Her ulustan, her yaştandılar. Yılların deneyimli ustaları, Bilkent Üniversitesi’nin hocaları ile fakültenin ilk mezunları genç öğrenciler bir aradaydı. Onları birleştiren, yaptıkları işe inançları ve yaparken duydukları coşku; evrensel çağdaş değerleri yüceltmeleriydi.” Zeynep Oral, 1996 
“Ersin Onay’la ‘Barış ve Dostluk Treni’ndeyiz… Konserden geliyoruz bir dolu insan. 300’ün üzerinde… [4.] Anadolu Festivali’nin ilkinin sergilendiği Yunus Emre Külliyesi’nde Adnan Saygun’un Yunus Emre Kantatı’nı dinlemişiz. Mihalıççık Köyü’nün çocuğu, genç, yaşlısıyla… TCDD’nin hizmeti büyük… Bu konser için tahsis etmiş treni. Dönüş yolunda ‘halk anlamaz’ diyenlere çatıyoruz. İyi ve güzel olanı anlamayanın kimler olduğunu tartışıyoruz…” Serpil Yılmaz, 1997 
“Ben inanıyorum ki, Şırnak Cumhuriyet Meydanı’nda her gece konser olsa, orası dolar. Halkın sanata, iyi şeylere susuzluğunu giderecek her etkinlik dinleyici, seyirci bulur.” Mesut İktu, 1998 
“Sandılar ki, şehirlerin geri kalması duyguları da geri bırakıyor. Sandılar ki, kurşun sesleri arasında doğup büyümek yetenekleri de öldürüyor. Oysaki ölmüyordu müzik tutkusu. Bunun için bir mucize el, yaban otları arasındaki eşsiz çiçeklere dokundu.” Şule Türker, 1998 
“Atatürk’ün kültür ve sanat evrimi doğrultusunda emek veren Prof. Ersin Onay’ın bu onurlu ve başarılı dekanlık görevinin yanı sıra anımsanması gereken bir özelliği de var: Piyanist olarak uluslararası klasta bir “virtüoz”. Uzun yıllar önce Paris’ten dönüşünde verdiği resitalinde O’nu hayranlıkla dinlemiş, tanışmış ve o zaman Cumhuriyet’teki yazımda belirtmiştim. Sonra Konservatuvar Müdürlüğü yaptı. Ve yıllardan beri üstün sanat değerini Bilkent Üniversitesi’nde Atatürk’ün ‘evrensel, çoksesli ve ileri müzik evrimi’ yolunda uğraş vermeye adamış bir insan…” Selmi Andak, 1998</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96998</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7a7222a-c1d4-4b47-8218-57f70aaa5cc6.jpg</image:loc>
            <image:title>Turgay Erdener - Şosta</image:title>
            <image:caption>Bir sohbette besteci ve eğitimci arkadaşı Burhan Önder&apos;e “İlk mesleğim coğrafyacılık, ikincisi besteciliktir.” demişti. 
 
Çocukluğunda matematiğe ve baba mesleği kartografyaya tutkuyla bağlı Turgay Erdener haritacı ya da seyyah olabilirdi. 
 
Mandolin öğretmeni Rıfat Akalran&apos;ın ısrarcı tutumu hayatını değiştirdi. Müziği tercih etti. Kuşağının verimli bestecilerinden birine dönüştü. Afife bale müziğiyle geniş kitlelere ulaştı. 
Bu kitap Erdener&apos;in yaşamını, kişiliğini, 50 yıla ulaşan müzik serüvenini 55 kişinin tanıklığıyla aktarıyor. 
  Besteciliğini Erdener&apos;le sorguluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=96999</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab469387-ab00-4fdc-a380-1b8418a22023.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayşegül Sarıca - Piyano Çalmak Güzelliklerde Yaşamaktır</image:title>
            <image:caption>1957 yılında Fransa’daki Marguerite Long- Jacques Thibaud Yarışması’nda kazandığı ödül, Türk piyanistlerin önemli uluslararası yarışmalardaki belgelenebilen ilk başarısıydı. 
 
1959’da aynı yarışmada, başarısını bir adım daha ileriye taşıdı. Sonrasında, 2000’li yıllara kadar Paris, Londra, Viyana, Bonn, Moskova, Roma, Tokyo, Pekin gibi müzikle bütünleşen başkentlerde verdiği konserler hep coşkuyla alkışlandı, eleştirmenlerden övgü aldı. 
 
Ayşegül Sarıca, günümüzde de konserlerini sürdürüyor. 
 
Yüksek lisans, doktora düzeyinde öğrenci yetiştiriyor. Gelecek için kayıtlar yapıyor. 
 
Bu kitapta belgeler, kendi anlatımı ve 40 tanığın aktardığı bilgilerin ışığında Sarıca’nın öyküsünü okurken yanı sıra kuşağı ve öncesindeki Türk piyanistlerin dünya sahnelerine çıkış serüvenine de tanık olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97000</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2d5b819-f85f-437b-9642-1fc11f632180.jpg</image:loc>
            <image:title>Kamuran Gündemir - Piyanist Hoca Ve Cumhuriyet Aydını</image:title>
            <image:caption>Günümüz Türkiyesi’nin uluslararası sahnelerde temsil eden Fazıl Say, Muhiddin Dürrüoğlu-Demiriz, Emre Elivar’ın hocası ve yetiştirmekte olduğu Emre Can Yavuz ile önümüzdeki günlere de imza atan bir isim: Kamuran Gündemir. 

Bu renkli ve önemli isimi Erhan Karaesmen araştırdı, inceledi, yazdı. Sevda- Cenap And Müzik Vakfı tarafından 2001 yılı “Onur Ödülü Altın Madalyası” ile ödüllendirilen Kamuran Gündemir’i okuyunca sizde seveceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97001</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/713ed9ca-9e79-41f5-bbe8-f4d443d3ee01.jpg</image:loc>
            <image:title>Hikmet Şimşek - Işığı Taşıyan Adam</image:title>
            <image:caption>Hikmet Şimşek - Işığı Taşıyan Adam</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97002</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8aa301c0-2b10-4ceb-93da-dc444e6578b0.jpg</image:loc>
            <image:title>İdil Biret - Piyanodaki Harika</image:title>
            <image:caption>Daha 4 yaşında bir çocukken Mozart gibi &quot;absolüd&quot; kulağa sahip olduğu belirlenen, Türkiye Cumhuriyeti&apos;nin ilk &quot;Harika Çocuk&quot;u...
Adına çıkarılan özel yasa ile 1948&apos;de yurtdışında eğitime gönderilen, paha biçilmez bir müzik kumaşı... Günümüzde, dünyanın &quot;repertuarı en geniş&quot; piyanisti... Duyarlı bir yorumcu... Bir Chopin uzmanı... Aldığı ödüller, doldurduğu CD&apos;ler, verdiği konserlerle, ülkemizin dünyadaki en önemli sanat elçisi... 1996&apos;da, kemancı Suna Kan&apos;la birlikte, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası ile Ödüllendirildi. Bu kitapta, müzik yazarı Üner Birkan&apos;ın Biret&apos;le yaptığı iki geniş söyleşiyi, sanatçıyla ilgili yabancı basında çıkmış yazıları ve piyanistin diskografisini bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97003</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc7c7dca-ec11-485b-8322-9362864cb007.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayhan Baran - Bel Cantonun Efsane Ustası</image:title>
            <image:caption>Türkiye’den yetişen sayılı uluslararası şan sanatçıları arasında erkek sesi olarak bir numara Ayhan Baran…
Gelmiş geçmiş en önemli bas sesler olarak kabul edilen Şalyapin, Boris Christoff gibi isimlerle karşılaştırılıyor…

Kral Philipp, Mephisto, Sarastro gibi unutulmaz rollerle Avrupa başkentlerinde ve Moskova’da hala anımsanan Ayhan Baran, türkülerin operatik yorumuyla da kitlelerin sevgisini kazanan bir sanatçı… 

Mayasındaki sanat yeteneği sadece müzikle sınırlı değil… Herkesin opera sanatçısı olarak tanıdığı Ayhan Baran, aynı zamanda bir ressam, heykeltraş, fotoğraf sanatçısı, mimari tasarımcı… Müzik kültürü operayla sınırlı değil… 

Gerektiğinde kendi kendine eşliğini en mükemmel biçimde yapacak düzeyde iyi bir piyanist… 2004 Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirilen “Devlet Sanatçısı” Ayhan Baran kimdir? Nasıl yetişti, nasıl ünlendi? Hangi badireleri nasıl atlattı? Aşırı tevazuu, mükemmeliyetçiliği ve tatilinden ödün vermemesi nedeniyle uluslararası alanda hak ettiği zirveye tırmanmasa da adını opera tarihine altın harflerle yazdıran Ayhan Baran’ın ilginç yaşam öyküsü ve başarılarını, gazeteci-yazar Şefik Kahramankaptan’ın kaleminden okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97004</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b0919d9-6256-4558-8609-3950c0aaf8ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla Gencer Ve Opera Dünyası</image:title>
            <image:caption>Sabaha karşı gökyüzünde parlak bir yıldız görürüz.

Tüm gökyüzünün en parlak yıldızıdır ve aslında Venüs gezegenidir.

Bu kitapta, operanın en parlak yıldızlarından Leyla Gencer’i bulacaksınız.

Onun sahnedeki; besteciler, eserler ve roller arasındaki yaşamını bulacaksınız.

Rol aldığı operaların listesini görünce, büyük olasılıkla hayretinizi gizleyemeyeceksiniz.

Ardından konser ve resital repertuvarı eklenecek. 

Bir kez daha gözleriniz kamaşacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97005</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a01d1c4f-e292-4acb-b47a-efed75936da3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tefsir Tarihi</image:title>
            <image:caption>Ahlâkî ve insanî değerlerin tamamen kaybolduğu, beşeriyetin cehalet karanlıkları içinde kıvranıp durduğu bir zamanda hidâyet ufkundan doğan bir güneş, cihâna ilim ve hikmet nurlarını yayarak insanlığı, tarihin karanlıklarından aydınlığa çıkarmıştır. Bu güneş, hiç kuşkusuz Kur ân-ı Kerim dir. Onun sahip olduğu semavî feyizleri ve hayati kuvveti ortaya çıkaran bilim dalı ise Tefsir dir. Tefsir, bilindiği gibi Kur ân ın dil bakımından tahlil edilmesiyle ve metnin anlaşılması için gerekli olan verilerin bir araya getirilmesiyle gerçekleştirilen bir faaliyettir. Hz. Peygamber (s.a.v) ve ashâb ile başlayan bu faaliyet önceleri şifahî bir tarzda, hicrî II. asrın ikinci yarısından itibaren de yazıya geçirilerek günümüze kadar devam edip gelmiştir. Kur ân mesajının anlaşılmasına yönelik bütün bu aktiviteler tarihsel bir süreci oluşturmaktadır ki buna, Tefsir Tarihi denilmektedir. Söz konusu tarihin başlangıçtan bugüne kadar geçirmiş olduğu gelişim sürecinin bilinmesinde elbette ki zaruret vardır. Özellikle İlahiyat öğrencilerinin ve Kur ân üzerine araştırma yapanların bu tarihi süreç içerisindeki Kur ânî yaklaşımları ve bu yaklaşımların sonucunda ortaya çıkan çalışmaların ürünlerini iyi bilmeleri gerekmektedir. İşte tamamen bu espriden hareketle kaleme alınan bu eser, hem Kur ân ı, İslâmî geleneğin hassasiyetlerini göz ardı etmeden tanıtmak ve hem de tarihe bir yoluculuk yaparak tefsirle ilgili çabaları özetlemek suretiyle Kur ân a yönelik hizmetlere bir nebze olsun katkıda bulunmak gibi bir amaç taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97006</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd4c6af5-b229-4239-89a6-398e9a0445c2.jpg</image:loc>
            <image:title>İhsan Doğramacı - Çağdaş Üniversite</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyetimizin üniversite tarihinde fikirleri, eylemleri ve örnek eserleriyle yer almış bir büyük insan, bir “olağanüstü Türk”tür İhsan Doğramacı. Onun, Hacettepe sırtlarında başlayan üniversitede reform projesini adım adım Türk üniversite sistemine nasıl yerleştirdiğini, bu uğurda verdiği sabırlı ve inatçı savaşımı, ortaya çıkardığı örnek eserleri bu kitapta okuyacaksınız. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olan müzik eğitimcisi Erdoğan Okyay, armağan kitabını İhsan Doğramacı hakkında yazılanları harmanlayarak oluşturdu; kendi düşüncelerini de serpiştirerek…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97007</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3f44c53-bc70-4f15-a738-9b3994e3b6df.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Beethoven Ve Beethovenin Yetkinlik Çağı 2 Kitap</image:title>
            <image:caption>Genç Beethoven + Beethoven&apos;in Yetkinlik Çağı ( 2 Kitap )
Ludwing van Beethoven (1770-1827)… 
 
Bonn yıllarını büyük zorluklarla ve zorlamalarla geçirmiş bir çocuk, önce mozart’ın sonra da Haydn’ın öğrencisi olmuş genç bir deha, “Fransız Devrimi”nin getirdiği özgürlük, eşitlik ve kardeşlik idealini özümsemiş ateşli bir devrimci, kaderin beklenmedik acı darbelerini yemiş yalnız bir insan; bu yalnızlığında yüzyılların önemini hiç azaltamayacağı görkemli ve insanlığın mutluluğuna adanmış eserler vermiş ölümsüz bir besteci… 
 
Bütün bunlar; bu iki kitapta bir roman tadında akıcı ve sürükleyici bir üslupla anlatılıyor. Okurken bazen sarsılacaksınız. 
 
Yalnız Beethoven ile değil, çağın başka ünlüleriyle de karşılaşacak, toplumsal olayların ve kişisel acıların, hayal kırıklıklarının, eserlerine nasıl yansıdığına tanık olacaksınız.…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97008</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd6ceb4a-3280-418e-86e6-3dfa14b73314.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası&apos;na Armağan</image:title>
            <image:caption>Çoksesli müziğin Türkiye&apos;deki tarihi kadar eski ama aynı zamanda Atatürk devrimlerinin simgesi bir kurum: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası.

En eski orkestramız, öğrencilik yıllarımızda ayakta dinlemeyi göze aldığımız, gelmeyen müzikseverin boş yerini kolladığımız, Carmina Burana seslendirildiğinde gişesi önünde kuyruklar olduğumuz... 
Hem müzisyenler, hem müzikseverler için bir okul olmuş Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının tarihçesini bu kitapta bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97009</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf387c5b-2f52-4883-9f2c-e80f5d248e69.jpg</image:loc>
            <image:title>İlhan Baran - Müzikte Derin Zirve</image:title>
            <image:caption>Terini son damlasına kadar öğrencileri için akıtmış bir besteci ve teori öğretmendir İlhan Baran…

Devletin Konservatuvar sonrası Paris’te okuması için verdiği bursu, fazlasıyla geri ödemiş, Batı’da Türkiye imgesinin olumlu yüzünü ortaya koyan Muhiddin Dürrüoğlu, Fazıl Say, Toros Can gibi üstün yetenekleri ve daha nicelerini yetiştirmiştir… Günümüz Anlayışıyla tam bir “müzik ve yaşam koçu”dur o… Örnek besteci, önder öğretmendir. Özellikle piyano için yaptığı besteler, günümüzde tüm konservatuvarların değişik sınıflarında müfredatın ayrılmaz birer parçası haline gelmiştir. “Dönüşümler” başlıklı piyanolu triosu, dünyanın ünlü topluluklarının repertuarına girmiş, Amerika’dan Avustralya’ya kadar seslendirilmekte, uluslararası dolaşımda yer almaktadır. Uzun yıllar sürüp giden teksesli, çoksesli müzik tartışmasında kucaklayıcı ve doğru tavrıyla gençlere yol göstermiş, Doğu ile Batı arasındaki köprüyü hem kendi yapıtlarında, hem öğrencilerinin zihinlerinde çoktan oluşturmuştur.
 
Sevda-Cenap And Müzik Vakfı tarafından 2009 yılında Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirilen Baran’ın özellikleri nelerdir, öğreticiliği, besteciliği nasıldır? Hangi çabanın içinde olmuş, hangi sonuçları elde etmiştir? İlhan Baran’ın yaşam öyküsünü, başta değişik kuşaklardan öğrencilerinin tanıklıkları ve çeşitli belgelerle zenginleştirilmiş olarak gazeteci ve sanat yazarı Şefik Kahramankaptan’ın kaleminden okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97010</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24940622-befb-4537-9b64-e19f7e99ac5f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hukuk Ve Toplum</image:title>
            <image:caption>Hukuk ve Toplum El Kitabı, İngilizce konuşulan dünyada “hukuk ve toplum”, Kıta’da ise “hukuk sosyolojisi” olarak anılan disiplinin temel tartışma konularını bir araya getiriyor. Bir hukuk ve toplum kanonu oluşturma iddiasındaki kitap, bir kısmı kanona ait yazarların kaleminden çıkan yazılarla alanın İngilizce konuşulan dünyadaki kuruluşundan yirminci yüzyılın sonuna kadar olan süredeki müktesebatını kayda alıyor. 
 
Altı ana başlık altında toplanmış otuz üç bölüm, hukuk ve toplum araştırmalarının ortaya çıkışını, metodolojik iddialarını, tartışma konularının seçimini ve gelişimini zengin bir kaynakçayla birlikte okurlara sunuyor. Hukuku sosyalin içinde arayan, sosyal içindeki hukuku anlamlı bir araştırma nesnesi olarak tespit eden disiplinin temsilcileri, sosyali tanımlama iddiasındaki hukuku değil, hukuku da yaratan sosyali ve sosyalin hukukla ilişkisini araştırırken, aynı zamanda hukuki kurum ve aktörlerin kendi sosyalliklerine de bakıyor. Kültürel incelemeler, karşılaştırmalı incelemeler ve küresellik gibi sorunlar, hukuk ve toplum çalışmalarının yerellikten nasıl kurtulabileceğini de gösteriyor. Kitapta çokça örnek verilen tekil araştırmalar bir yandan araştırmacılara hukuka ilişkin araştırma soruları hakkında önerilerde bulunurken, diğer yandan hukuka ilgi duyan herkesi hukuk hakkındaki soruşturmanın farklı boyutlarından ve bu soruşturmaların sonuçlarından haberdar ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97011</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dbc91bd5-b839-4a5a-88fa-7adfc0605f2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dindarliğin Siyaseti</image:title>
            <image:caption>Antropolog Saba Mahmood 2013 yılında öğrencisi Esra Albayrak ile maillerinin Wikileaks tarafından sızdırılmasıyla Türkiye’de ilk defa gündeme geldi. Mahmood’un en temel eseri Dindarlığın Siyaseti toplumsal cinsiyet, inanç ve siyasetin kesişimini 90’lı yıllarda Kahire’de yapmış olduğu Kadın Camii Hareketi üzerinden inceliyor. Ülkemizde de bilindiği üzere, bu kesişim etrafında üretilen söylemler, tartışmanın öznesi konumundaki dindar kadınları dışarıda bırakma eyilimindeler. Mahmood çalışmasında sözü dindar kadınlara vererek yepyeni bir çığır açılmasına vesile oluyor. 
 
Etnografik saha çalışmasını bir başlangıç noktası olarak alan araştırma, Mısırlı kadınların içinde yaşadıkları ataerkil toplumla olan ilişkilerini nasıl müzakere ettiklerini, siyasal islam ile nasıl ilişkilendiklerini ve inançları üzerinden nasıl toplumsal faallik alanları yaratıklarını inceliyor. Türkiye de halen son derece kutuplaştırıcı olmaya devam eden başörtüsü tartışmalarına yepyeni bir perspektif katan kitap, toplumsal alanda kısırlaşmış tartışmaları çözümleyebilmek için temel bir metin niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97012</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/962d38a8-4b34-4788-9361-28738aeb4624.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgür Olmak İçin Güzel Bir Gün</image:title>
            <image:caption>En büyük umuttur vazgeçmemek…
Küçükken sahilde oyunlar oynayan masum çocuklardık hepimiz.
Sonra kimimiz iyi, kimimiz kötü roller üstlendik.
Kötüye neden kötüsün, iyiye neden iyisin diye sormak aklımıza gelmedi.
Herkes; herkes kadar iyi, herkes kadar kötüydü.
Bir çember etrafında dönüp durduk.
Kimi birilerini, kimi dünyayı, kimi de kendini kurtarmayı düşündü.
Herkesin yaşama yüklediği anlamlar farklılaştı.
Ama önemli olan bir şey vardı elbet.
Sadece bir gün değil, her gün özgür olmak için güzel bir gündü.
Özkan Sağın, kendine özgü mizah anlayışını, yine kendine özgü akıcı üslubuyla yansıttığı bu ilk romanında, bireyin kendini tanıma, gerçekleştirme ve özgürleşme yolculuğunu, bireysel bir anlatı ekseninde değil, daha geniş kapsamlı, toplumsal bir dönüşüm hikâyesi olarak ele alıyor.
Politikadan felsefeye, psikolojiden tarihe, ayrılığa, aşka, ihanete, yani hayatlarımızın parçası olan her şeye dair bu romanın sayfalarında; evde, işte, okulda, mahallede, sokaklarda olduğu gibi, yine göz göze geleceğiz hepimiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97013</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7e964a7-ce79-4854-aca9-3728be18f6d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Size Yalan Söylediler</image:title>
            <image:caption>• Erbakan 28 Şubat Davası’na neden karşıydı? Atatürkçü askerlerin sanık olduğu kumpas davalarına neden destek vermedi? • 28 Şubatçıların Erbakan’ı istifa ettirdiği iddialarını çürüten resmi belgeler... Erbakan-Çiller protokolü, Erbakan’ın Demirel’e verdiği istifa mektubu ve sürecin tanıklarının açıklamaları… • “28 Şubat sürecinde baskı görmedik” diyen AKP kurucusu… • Çevik Bir’in “demokrasiye balans ayarı yaptık” dediği yalanı nasıl ve nerede imal edildi? • Polisin gözaltına aldığı Aczmendilerin “asker tarafından korunduğu” yalanını söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı… • 28 Şubat’ın FETÖ’yü nasıl “tekmelediği ve yumrukladığının” belgeleri… Güven Erkaya’nın saptadığı ve ihraç ettiği 12 kişilik FETÖ çelik çekirdeği… • 28 Şubat’ta Karadayı’nın Özel Kalem Müdürü olan Hulusi Akar neden suskun? FETÖ davalarında kimler Akar’ın tanıklığını ve dinlenmesini istedi? • Çevik Bir’e mal edilen “post-modern darbe” tanımını aslında hangi gazeteci kullanmıştı? • Sincan’daki tankların komutanı neden mahkemeye çağrılmadı? • FETÖ Mahkemesinin 28 Şubat Davası’na “müşteki” olarak dahil ettiği o isimlerin hikâyeleri… • 28 Şubat Davası’ndaki FETÖ izleri… • SADAT davaya nasıl müdahale etti?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97014</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/548c89d5-b73d-4f29-ad33-f27b92d78db0.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyku Sorunlarına Kolay Çözümler</image:title>
            <image:caption>Çocukları Sağlıklı Uyutma Rehberi

1 Haftadan Daha Kısa Sürede Çözüme Ulaşın!

Yorgun düşmüş anneler ve babalar, not alın: Jill Spivack ve Jennifer Waldburger, bebeğinizi veya çocuğunuzu beş gecede uyutacak, asla başarısız olmayan, aile dostu çözümler paylaşıyor.

Uyku Sorunlarına Kolay Çözümler’in başarılı olmasının en önemli unsuru hem ebeveynlerin hem de bebeklerin ve çocukların duygusal ihtiyaçlarına hitap etmesidir. “En az ağlama” yaklaşımı sayesinde tahmin yürütmeden ve suçluluk hissetmeden sağlıklı uyku alışkanlıkları elde etmeyi garantiliyor.

• Bebeğinize veya çocuğunuza hem gece hem şekerleme uykusu uyumayı öğretin.
• Sabahın erken saatlerinde uyanmaya elveda deyin.
• Konuşabilen çocuklarla uyku saati savaşlarını sonlandırın.
• Diş çıkarma, hastalık, seyahat, beşikten yatağa geçiş, birden fazla kardeşle başa çıkma gibi zorlukları aşın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97015</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84ec76da-95d1-48d1-b23e-87cbe0916f1a.jpg</image:loc>
            <image:title>1700’lerden 2000’lere Çağdaşlaşma Yolunda Türkiye Tarihi</image:title>
            <image:caption>1700’lerden 2000’lere Çağdaşlaşma Yolunda
Türkiye Tarihi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97016</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c35d559f-5784-40ed-84c0-e7b4fe988824.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaplan Adam</image:title>
            <image:caption>Ressam Enver Sedat’ın cesedi bulunduktan kısa süre sonra polis, katilin o olduğundan hiç kuşku duymaksızın Margio’yu tutukladı. Fakat uysal ve saygılı bir delikanlı olarak bilinen Margio’yu bir adamın boğazına dişlerini geçirip onu böyle vahşice katletmeye iten şey, kasaba halkının merakını celbeden bir sır olarak kalacaktı. 
Şairane, küstah üslubu ve politik tavrıyla Kaplan Adam, trajik ve acımasız bir evlilikle bağlanan iki sorunlu ailenin ve o kadere damgasını vuran, bedeninde doğaüstü, dişi bir beyaz kaplanı gizlemek dışında tamamen sıradan bir delikanlının, Margio’nun hikâyesi. Aynı zamanda yakın geçmişindeki şiddet ve istismarın etkileriyle boğuşan, adalete susamış, efsaneler ile gerçek dünyanın birbirine girdiği, kırsal ve yoksul Endonezya&apos;nın cüretkâr portresi. 
“Yılın en heyecan verici keşfi.” 
— Flavorwire 
 
“Parlak ve beklenmedik bir meteor.”  —Benedict Anderson, Hayali Cemaatler’in yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97017</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26a9bae7-742e-4a26-a33e-5adc7d56d344.jpg</image:loc>
            <image:title>Laurus</image:title>
            <image:caption>Laurus, 15. yüzyıl Rusya’sında bir köy şifacısı olan Arseni’nin kefaret arayışıyla geçen dört yaşamının romanıdır; mistik bir seyahatin günlüğüdür. Vebayla savaşan halkının hizmetinde yoksunluk ve zorlukla geçen yolculuğunda çağları ve ülkeleri aşar Arseni. Zamana ve mekâna yayılan yalnızca bu masal değil, onun mucizevi iyileştirme gücüdür. Ortaçağ kışlarından 20. yüzyıl kehanetlerine doğru sürüklenirken, ilkbaharda karlar eridiğinde unuttuğumuz bir eşya gibi eski bir dille karşılaşırız. 
 
Ortaçağ tarihi ve bilimi konusunda uzman olan Yevgeni Vodolazkin, tarihsel bir gerçeği postmodern bir mekânın fantezisiyle birleştiriyor. Aşk uğruna adanışın ve fedakârlığın evrenselliğini sürükleyici enerjisiyle yazıyor. Ortaçağ metinlerinin arkaik sözcüklerini, İncil alıntılarını ve Eski Rus dilini modern kelimelerle olağanüstü biçimde harmanlıyor. 
 
Laurus, yazarına beş ödül kazandırmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97018</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eff63c83-91aa-4e26-b389-c94d9fdaca00.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Muhafız</image:title>
            <image:caption>“Bu âlem perdelenmiştir. 
Sırra ermek istersen perdenin gerisini de görmeyi 
bileceksin! En değerli kitaplar, sırlarını yalnızca 
okumasını değil, bakmasını, görmesini bilene açarlar.” 
Haçlılar, 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ü işgal ettiğinde 70.000 Müslüman ve Yahudi’yi kılıçtan geçirir. Sırrın Muhafızları o gece şehri gizlice terk edip Endülüs’e doğru yola çıkarlar. 
Kitap, yazarı gibi bir Müslüman’a emanet edilmiştir. 
Dürbün, Katolik vâristedir. 
Yüzük ise Hz. Süleyman’ın Yahudilere mirasıdır. 
Tam 400 yıl emanetler asla biraraya getirilmez. Endülüs düşerken çaresiz kalan muhafızlar her üç emaneti de Yahudileri kurtarmaya gelen Piri Reis’e verirler. Şeytan’ın Müridleri yüzüğü bulması için Vasko de Gama’yı görevlendirirler. Kristof Kolomb ise Tapınakçılar için çalıştığının farkında bile değildir. Üç denizcinin yolu defalarca birbiriyle kesişecektir. 
SON MUHAFIZ Piri Reis, dünyanın en vahşi tarikatı peşindeyken koruduğu sırrı çözmek zorundadır. İhanet ise hiç beklemediği 
yerden gelecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97019</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b34a7ca-465d-48d4-9acd-9ff9cd79bb75.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan Hamid Düşerken</image:title>
            <image:caption>Nahid Sırrı Örik, Sultan Hamid Düşerken’de, 20. yüzyıl tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini hikâye eder: Roman 23 Temmuz 1908’de, Manastır’da patlayan isyan karşısında Sultan II. Abdülhamid’in askıya almış olduğu 1876 Anayasası’nı tekrar yürürlüğe koymasıyla başlar, 1909’da, tahttan indirilmesine neden olan 31 Mart Vakası ile biter. Nahid Sırrı Örik bu sarsıcı dönemi, yılların devlet adamı Mehmet Şahabettin Paşa, iktidar hırsıyla dolu kızı Nimet, onun siyasi beklentilerle evlendiği İttihatçı Binbaşı Şefik Bey ve daha pek çok karakterin amansız mücadeleleri ve çıkar ittifaklarıyla resmeder. Büyük çekişmelerle yeni iktidar odaklarının kurulduğu, rüzgârı kollayan ve ona göre yön belirleyen siyasetçilerin kol gezdiği bir zamandır bu. Olağanüstü bir tarihi atmosferin keskin bir gözlem gücü ve sezgiyle bireylerin duygu ve tavırlarına aktarıldığı Sultan Hamid Düşerken, 20. yüzyıl edebiyatının klasiklerinden biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97020</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6cab102-237a-4a62-adc8-bddb8c3caf36.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıskanmak (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Nahid Sırrı Örik’in Kıskanmak romanında olayların ve karakterlerin temel meselesi, en yoğun haliyle yaşanan bir duygudur: Bir kız kardeşin ağabeyine duyduğu kıskançlık. Nahid Sırrı Örik, iki kardeşin İstanbul’da bir konakta başlayan, Zonguldak’ta bambaşka bir yöne sapan yaşamlarını bunun üzerine inşa eder. Kıskanmak 1946’da, kitap halinde ilk basıldığında, basında çıkan bazı değerlendirmelerde hem beğenilmiş hem de karakterleri aykırı bulunarak yadırganmıştı. Aradan geçen zaman, karakterlerin işlenişinin özgün ve büyük bir yeteneğe işaret ettiğini ispatladı. Farklı yapıtlarında “Çünki insan kalbinde çok gizli, çok kirli, çok korkunç köşeler bulunur,” ya da “Fazla normal insanlarla meşgul olmaktan da hazzetmem,” diye yazmış olan Nahid Sırrı Örik, sıradan görünümlerin ardındaki karmaşayı, aykırılığı, çizgidışılığı sezmenin ve bunu roman kişilerinin tavır ve faaliyetlerinde resmedip geliştirmenin ustasıdır. Kıskanmak, Enis Batur’un deyişiyle, “Tutkunun negatif çehresi üzerine kanlı bir divertimento”dur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97021</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4694722b-ec74-4d1b-9d8b-55f0a14baeea.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıskanmak</image:title>
            <image:caption>Nahid Sırrı Örik’in Kıskanmak romanında olayların ve karakterlerin temel meselesi, en yoğun haliyle yaşanan bir duygudur: Bir kız kardeşin ağabeyine duyduğu kıskançlık. Nahid Sırrı Örik, iki kardeşin İstanbul’da bir konakta başlayan, Zonguldak’ta bambaşka bir yöne sapan yaşamlarını bunun üzerine inşa eder. Kıskanmak 1946’da, kitap halinde ilk basıldığında, basında çıkan bazı değerlendirmelerde hem beğenilmiş hem de karakterleri aykırı bulunarak yadırganmıştı. Aradan geçen zaman, karakterlerin işlenişinin özgün ve büyük bir yeteneğe işaret ettiğini ispatladı. Farklı yapıtlarında “Çünki insan kalbinde çok gizli, çok kirli, çok korkunç köşeler bulunur,” ya da “Fazla normal insanlarla meşgul olmaktan da hazzetmem,” diye yazmış olan Nahid Sırrı Örik, sıradan görünümlerin ardındaki karmaşayı, aykırılığı, çizgidışılığı sezmenin ve bunu roman kişilerinin tavır ve faaliyetlerinde resmedip geliştirmenin ustasıdır. Kıskanmak, Enis Batur’un deyişiyle, “Tutkunun negatif çehresi üzerine kanlı bir divertimento”dur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97022</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3e5897b-a9f9-4082-990b-281e1eb539d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Tiraje</image:title>
            <image:caption>Ne o dünyayı duydu ne dünya onu! Yıl 1924. Çatışmalarla sarsılan Karadağ’ın zirvelerinde kaybolmuş, ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeyen bir kız çocuğu… Üstelik ne duyabiliyor ne konuşabiliyor. Katliamlardan kaçan bir Boşnak kadını onun elinden tutar ve küçük kız ölümden kaçanların yolculuğuna katılır. Dağları, tepeleri aşıp genç cumhuriyete, Türkiye’ye sığınırlar. İstanbul adalarından birinde onlara bir paşa kucak açar… Ve gizemli, güzel kızı Tiraje… Genç kadın sessiz kızın önündeki engelleri yıkar, ona adını verir ve yaşamaya doyamayacağı bir dünya sunar. Mutlu bir yuvada gözü pekliği ve güzelliğiyle geleceğe umutla bakan küçük Tiraje yıllar geçtikçe kaderin ona kuracağı tuzaklardan habersiz büyür, herkesi peşinden koşturan, hem çok çekici hem de korkusuz bir genç kadın olur… Dünya, hayatının aşkı Hristo ve doğuracağı bebeklerle önce gülümser Tiraje’ye, açtığı kapıları sonra birer birer kapatır. Siyah beyaz hayatında herkesin Habil olmadığını, Kabil’lerin de yoluna çıkacağını öğrenecektir Kolaşin Vadisi’nin peri kızı Tiraje. Sessiz ve asi bir ruhun öyküsüdür Tiraje’nin öyküsü. Melih Esen Cengiz’den, kendisine kucak açan genç cumhuriyette önüne dikilen bütün duvarları birer kapıya çeviren engelli çok güzel bir kadının tükenmez sevgisine, özlem ve kavgalarına tanık olacağınız bir tutku romanı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97023</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/407fa8ba-fb17-46a7-a383-73b4d4966546.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökteki Yıldızlı Nehir</image:title>
            <image:caption>Berrak Gökyüzü Köyü’nde ay aniden kaybolur ve bunu yalnızca Rendi adındaki bir çocuk fark eder. Evden kaçmış bir çocuk olan Rendi, Berrak Gökyüzü Hanı&apos;nda çalışmaktadır. Köy sakinlerinin tuhaf davranışları ve yaşadıkları sorunlar zamanla dikkatini çeker. Sonunda bir gün, hana gizemli bir kadın gelir ve anlattığı birbirinden güzel hikâyelerle zaman içinde hem Rendi&apos;nin hem de köy halkının değişmesine neden olur. Gizemli kadın hikâye anlatmaya devam ettikçe Rendi aradığı tüm cevapların belki de kendi hikâyesinde gizlendiğini anlamaya başlar... Newbery Onur Ödüllü yazar Grace Lin okurlarını bir kez daha sihirli bir dünyaya götürüyor. Gökteki Yıldızlı Nehir Çin masalları, olağanüstü karakterler ve heyecanlı yeni maceralarla okuru büyüleyecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97024</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9913ebb-5b7c-4acf-b227-d5f47dd392b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Annemin Sesi</image:title>
            <image:caption>Her şey iki yıl önce, tüm Türkiye’nin Hacire Anne olarak tanıdığı acılı bir annenin isyanıyla başladı. Elinde bir çekiçle HDP Diyarbakır İl Binası’nın camlarını tuzla buz etti, ardından, “Çocuğumu almadan buradan hiçbir yere ayrılmıyorum!” diyerek kapı önünde oturma eylemi başlattı. 
 
Bu kitapta kendi iradeleriyle evlenmeleri bile mümkün değilken dağa götürülmüş, küçücük yaşlarda ellerine silah verilmiş çocukların hikâyelerine tanıklık edecek, kızı için ağıtlar yakan Türkân Anne ve içimizi yakan evlat nöbetindeki diğer annelerin acılarına siz de ortak olacak, Ayşegül Anne’nin, “Ben evladımı sizden söke söke alacağım!” diye haykıran sesini duyacaksınız. 
 
Annemin Sesi’nde, “Televizyonda annemi gördüm. Annemin sesini duydum ve kaçtım...” diyen Mustafa’nın ve diğer evlatların yaşadıklarını ve tüm açıklığıyla PKK terör örgütünün yaşattıklarını okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97025</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/963c62d4-e1be-4ef0-b6d5-b3fb70402d8f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yel Değirmenlerine Karşı</image:title>
            <image:caption>Biri renkleriyle, diğeri sözcükleriyle düşlerini sıralayan baba-kızın kitabı: Yel Değirmenlerine Karşı. Her iki anlamda da Yel Değirmenlerine Karşı buluştukları yer. Baba Zahit Büyükişliyen soyut ve renkçi, otoriteye karşı eğitimci, açık fikirli ve dürüst… Kızı Burçak Gönül rafine anlatımı, ayrıntılara hâkimiyeti ve yan öykücükleriyle kurgulayan… Ortaya çıkan, çok heyecanlı, çok umutlu ve bir o kadar da merak (korku mu demeli) dolu yeni/farklı, somut bir Zahit Büyükişliyen resmi… Tabii, su gibi akıcılığıyla Burçak Gönül romanı. Okudukça duygularınızın resmini çizeceksiniz, hayalinizde. 

Antakya’dan Ankara’ya, Almanya’dan İstanbul’a, mahalleden üniversiteye, en tanınmamışından hiç unutulmayana birçok insanın da yer aldığı, polemiğe yer vermeyen ama gerçekleri ortaya çıkmaya çağıran bir anılar demeti, bir yakın dönem sanat tarihi… Okur, kendince yorumlayacak yaşamı da resimleri de… 
Korkut Akın Yönetmen / Sanat Eleştirmeni</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97026</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55c38ea4-9366-4597-a649-2301de4d6101.jpg</image:loc>
            <image:title>Bağ</image:title>
            <image:caption>“Sen o zaman şuna karar vereceksin. Tek başına, hiçbir sorumluluk, bağlılık olmadan mevsimlik çiçek gibi mi yaşayacaksın; yoksa herkesi gölgesinde toplayan, kök salan, güven veren bir çınar mı olacaksın? Evin önündeki bu koca çınar, aile demek, bağ demek, koşulsuz, şartsız sevgi demek. Şimdi düşün bakalım oğlum, sabah uyandığında kararını vermiş olarak kalk çünkü hayat beklemez…” Geçmişinin yükü, kalbinde derin bir yara olarak kalmış başarılı iş insanı Kemal… Yaşadığı savruk hayattan sıkılan, en sonunda uğradığı akıl almaz ihanetle kendi ruhunu keşfeden Mila… İkisinin hayatlarını ortak bir hayalle birleştiren, tarihi değeri ve büyüleyici güzellikleriyle Çınar kasabası... Aşk, ihanet, dostluk, sadakat, aile, pişmanlık, emek gibi kavramların karakterlerin sürükleyici hayat hikâyeleri ile buluştuğu noktada; yazarın sade ve akıcı dili, bir o kadar etkileyici tasvirlerle bezenmiş cümle kurguları sizler için bir nefeslik mola hazırlıyor. Çınar’da vuku bulan hikâyeler okuyucusunu andan koparıp Bağ’ın sayfaları arasına hapsedecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97027</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e979504-78aa-4c43-85f1-8538ac733b27.jpg</image:loc>
            <image:title>One Punch Man Cilt 18 - Tek Yumruk</image:title>
            <image:caption>Karşına çıkan herkesin işini tek bir yumrukla bitiriyorsan hayat son derece sıkıcı bir şey haline gelebilir. 
 
Canavarlar Birliği’nin gizli sığınağından henüz ayrılan Garou’nun yolu, başı birazcık belada olan Saitama ile kesişti. Ne var ki Saitama, Garou’nun Kahraman Avcısı olduğunu hâlâ bilmiyor. 
 
Bu sırada, Garou’yu takip etmekle görevli Deşen Kral da öldürücü dürtülerini daha fazla  dizginleyemeyerek Garou ile bizzat yüzleşiyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97028</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28f719ca-b120-4511-a4e2-296f98dfac92.jpg</image:loc>
            <image:title>Defne ve Diğer Baş Belaları</image:title>
            <image:caption>Bir hayal ustasının gündüz düşleri… Serdar Uslu&apos;nun, Tudem Edebiyat Ödülleri&apos;nde ikinciliğe değer görülen Defne ve Diğer Baş Belaları isimli romanı; sınırsız hayal gücü, ele avuca sığmaz kahramanlar ve katıksız mizah eşliğinde “İp Bükücülük Sanatı”na dair hiç bilinmeyenleri açığa çıkaran, fantastik bir serüven.   İpliklerin ucuna bağladığı sözcüklere havada takla attırma suretiyle kendine has bir edebî üslup yakalayan yazar; düşle gerçek arasında asılı kalan anlatısını, ayakları yere sağlam basan bir felsefi alt metne dayandırıyor. Animasyon filmlerin duyumsattığı heyecanı kitap sayfalarında arayan çocukları ve ruhu her daim çocuk kalanları benzersiz bir okuma hazzıyla baş başa bırakan bu bol köpüklü roman, Emre Karacan&apos;ın karakteristik resimleriyle canlanıyor. Dünyayı çantasına sığdırabilecek kadar çatlak bir kız; ne kadar yüksekten düşerse düşsün başına hiçbir şey gelmeyen miskin bir çocuk; sadece sabun yiyerek beslenen ve köpürdükçe köpüren bir köpek; adını kendi koymaya hevesli, ufak tefek, görünmez bir başka köpek ve tüm bu saydıklarımızdan iş bitirici bir kurtarma ekibi kurmayı kafasına koymuş zekâ küpü bir kedi... Peki yolları nasıl mı kesişti? Aslında her şey, Defne adında küçük bir kızın, oyun parkında rastladığı bir köpeği evine götürüp sabunlamaya kalkmasıyla başladı. Sonrası, köpüklü mü köpüklü, akıllara durgunluk verecek bir koşuşturmaca! Beş kafadar, dünyanın bütün ipliklerini spagetti gibi hüpürdetmeye ant içmiş havuç burunlu bir canavarın üstesinden gelmeyi başarabilecek mi dersiniz? Defne ve arkadaşları, kâh orda kâh burda kâh şurda dünyanın öteki ucuna doğru yuvarlanırken eski köye yeni âdetler getirmeyi, hiç bilmedikleri âlemlere sürüklenmeyi, üstüne bir de “Harita Yürütücülüğü Sanatı”nın inceliklerini hatmetmeyi ihmal etmeyecekler tabii. Amuda kalkmış düşler eşliğinde iplikten deryalar sunan Defne ve Diğer Baş Belaları; okurları eşi benzeri görülmemiş bir dostluk, dayanışma ve mücadele serüvenine ortak ediyor. Hem de en kahkahalısından...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97029</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d17eabe-637a-4bb6-917a-7c8153dfde3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyumaya Gidiyorum Seti - Organik Kitap (3 Kitap Takım)</image:title>
            <image:caption>İyi Uykular Arkadaşlar, Ayı Nerede ?, Yatağımda Denizaygırı Var !
Minikleri uykuya hazırlayacak sımsıcak bir sevgi, şefkat ve dostluk dolu 3 hikaye...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97030</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55fd2eb9-9ebe-4775-88e0-b53de04b06ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Olur Olmaz Öyküler</image:title>
            <image:caption>“İnsan başarmak için doğar, Lamia,” demişti bir keresinde. “Bir işe başlamak için esin gelmesini bekleme. O işe başla, esin o zaman zaten gelecektir. Gününü de kazandığın paraya göre değil, kendin ve başkaları için ektiğin tohumların sayısına göre değerlendir.” Ben de aynen öyle yaptım. Para kazanırken ne hakkımı yedirdim, ne de kimsenin hakkını yedim. Hiçbir harcamamda aşırıya kaçmadım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97031</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca24200c-c50f-48af-8628-137a7d026d92.jpg</image:loc>
            <image:title>Musa Kevser’in Kader’i</image:title>
            <image:caption>Küçük bir Anadolu köyünden İstanbul’a uzanan Kevser’in hikâyesi devam ediyor.
Geçmişin düşündüğümüz kadar uzakta kalmadığına, yolların daha büyük ayrımlara çıktığına, bu yolculukta zamansız karşılaşmaların kaçınılmaz olduğuna ve büyük hesaplaşmaların büyük kavuşmalara varabileceğine şahitlik ediyoruz. Geride bırakılan onca yıldan sonra kardeşliklerin yeniden yazılması, dostlukların sınanması, unutulup yok sayılanların tekrar günyüzüne çıkması ise kaçınılmaz.Musa-Kevser’in Kader’i ile Avukat Burcu Karataş Metin, soluk soluğa bir polisiye kurgusuyla beraber çok katmanlı bir hikâye aktarıyor: Sadece kaderini seçemeyen insanların varoluş mücadelesini değil, bu toprakların çetin koşullarında kimliğimizi yaşamanın, hem birey hem de bir âşık olarak kendimizi özgürce gerçekleştirmenin zorluğunu... Yine de vazgeçmemeyi, büyük dalgalara rağmen devam etmeyi ve koi balıkları misali akıntıya karşı yüzme cesareti gösterebilmeyi anlatmak için söz şimdi Musa-Kevser’in Kader’i romanında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97032</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9004fe69-50e6-490f-ac18-41c8155da04e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölüm Çağıran - Orenda</image:title>
            <image:caption>Bir şeyleri düzeltmek için çabalasak da, kendimize asılsız mutluluk cümleleri sayıklayıp dünyayı değiştirebileceğimizi sansak da günün sonunda başımızı yastığa koyduğumuzda her şeyin aynı olduğu ve benliğimizi bir ütopyaya gereğinden fazla adadığımız gerçeği suratımıza tokat gibi çarpıyordu. Sadece umut beslemeyi seviyorduk. Hedefe giden yolda yürümeyi değil, yolun sonuna ulaşmak istiyorduk. Oysa yolun sonundakini elde ettiğimizde istediğimizin o olmadığını, aslında bir şekilde atlamak istediğimiz hedefe giden yolun kendisini sevdiğimizi fark ettiğimizde, geç kalmış oluyorduk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97033</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64d0ff54-a309-401f-b1c0-52234732e9d1.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun Şarkısı</image:title>
            <image:caption>“Yemyeşil bir orman, arada rengarenk çiçekler ve masmavi bir 
gökyüzü. Ağaçta kurulmuş bir salıncak. Sanki onu 
çağırıyordu. Gerçekten böyle bir yer var mıydı?” 
Tuğba Beyazbaş 
&quot;Ruhu ile bedeni aynı yaşta kalamıyordu ki insanın. 
Yıllar geçiyordu, bedeni yaş alıyordu. Alınan yaşlar bedenine 
ekleniyor, ruhuna ise çok dokunmuyordu.&quot; 
Nüzhet Kılınç</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97034</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f2b49d9-4ce7-4fb5-b95c-200ebfa62d45.jpg</image:loc>
            <image:title>Baba - Kız Ergen Şiirler</image:title>
            <image:caption>“Her kitabın bir hikâyesi vardır. Her kitabın hikâyesinin içinde biraz hüzün vardır. Bu şiir kitabı da öyle... Bir kız çocuğu var. Babası öldükten sonra buluyor onun yazdıklarını. ‘Ben de babam gibi şiir yazacağım,’ deyip bir banka ajandası aşırıyor annesinden. Dokuz yaşından bu yana o şiir defterine yazıyor da yazıyor. 
Aradan yıllar geçiyor. Kız çocuğu yolun yarısına gelmiş. Babasının şiirleri, adı sonsuza kadar yaşasın istiyor. Bir bakıyor en çok şiiri, baba-kız ergenlik yaşlarında yazmışlar. ‘Tamam,’ diyor, ‘buldum.’ Başlıyor şiirleri karıştırmaya, bir babadan bir kızdan… Zaman zaman duygulu, çoğu kez mutlu ama daima heyecanlı, bir kitap çıkarıyor ortaya.” 
 
Ayşegül Er’in kendi şiirleriyle, babası Muzaffer Er’in şiirlerini derlediği bu duygu ve anlam yüklü eserin her bir satırı okurunda iz bırakıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97035</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea0980cd-c68e-4492-a0a0-0edfeced8c8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Marksistler 1</image:title>
            <image:caption>21. yüzyıl başında çoğu insan sosyalizmin denendiğini ve işe yaramadığının görüldüğünü, Marksizmin yanlışlandığını düşünüyor. Sungur Savran, Marksistler kitabında aksini savunuyor. 20. yüzyıl sosyalizm deneyiminin, tam tersine, Marksizmi doğruladığını ileri sürüyor. Çöküşün Marksist teorinin ve programın bir aşamada terk edilmesi dolayısıyla gerçekleştiğini vurguluyor. 
Bu birinci ciltte yazar, Marksizmin 19. yüzyılda teori ile pratiği birleştiren bir yaklaşımla bir devrim kılavuzu olarak geliştiğini gösteriyor. Kapital’in birinci cildi 1867’de yayınlanmıştı. İlk kalıcı işçi devrimi 1917’de, ondan tam 50 yıl sonra gerçekleşti. Bu sembolik aralık teorinin pratikte sınanması ve doğrulanması anlamına geliyordu. Lenin, Marx ve Engels’in öngörüleri temelinde yepyeni bir bina inşa etmişti: Bir işçi devleti, onun altyapısı olarak kapitalizmden sosyalizme geçiş halinde bir ekonomi, dünya devrimine dönüşmeye aday bir proletarya devrimi. 
Savran, kitabın ikinci cildinde, doğuşundan itibaren harcında enternasyonalizm olan bir teori ve programın milliyetçiliğin kayalıklarında parçalandığını anlatmayı hedefliyor. Ama yazara göre bu salt ideolojik bir süreç değildir. Burjuvazi ile proletarya arasındaki mücadelenin karmaşık dehlizlerinde doğan bir işçi bürokrasisinin 20. yüzyıl tarihine getirdiği bir özgün gelişmenin ürünüdür. Yazar doğru yolun ancak 20. yüzyılın derslerini iyi çıkarmak koşuluyla bulunabileceğini öne sürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97036</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c85090b-a65b-4eda-8fe3-b4f4d58a3a15.jpg</image:loc>
            <image:title>Marksistler 2</image:title>
            <image:caption>21. yüzyıl başında çoğu insan sosyalizmin denendiğini ve işe yaramadığının görüldüğünü, Marksizmin yanlışlandığını düşünüyor. Sungur Savran, Marksistler kitabında aksini savunuyor. 20. yüzyıl sosyalizm deneyiminin, tam tersine, Marksizmi doğruladığını ileri sürüyor. Çöküşün Marksist teorinin ve programın bir aşamada terk edilmesi dolayısıyla gerçekleştiğini vurguluyor. 

Yazar, birinci ciltte Marx ile Engels’in Avrupa çapında yaşanan 1848 devrimlerinden başlayarak, Birinci Enternasyonal’den geçerek, ta 1889’da İkinci Enternasyonal’in Marksist bir örgüt olarak oluşumuna kadar ulaşan pratik mücadelesinin nasıl teori ve programın harcını kardığını göstermiştir. Hedef Avrupa devrimidir, araç Enternasyonal’dir, kurulacak devlet Avrupa çapında olmalıdır. 1917 Ekim Devrimi’nin önderi Lenin ise Avrupa devriminden dünya devrimine sıçramıştır çünkü kapitalizm artık bir dünya sistemidir. 
Savran’a göre, Lenin sonrası sosyalizmi, klasik Marksizmin bütün kurucu atalarının enternasyonalizmi ile tek tek devrimlerin milliyetçi bir çerçeveye hapsolması arasındaki çelişkinin ürünüdür. Bu ikisi arasındaki mücadeleden doğan “milli komünizm”, yazara göre Marksizm açısından programın tanınmaz hale gelişi, 20. yüzyılın koşullarından doğan bürokrasi açısından ise bir savunma mevzii olmuştur. Savran, Marksizmin yeniden insanlığın özgürleşme mücadelesinin kılavuzu haline gelebileceğini, ama bunun ancak 20. yüzyılın derslerini çıkarma koşuluyla mümkün olacağını öne sürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97037</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3796d1a3-785f-4062-a42c-1b9befc7bb2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Asil Kan</image:title>
            <image:caption>Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş gayesinin esası, yakın bir gelecekte tüm milletleri “İnsanlık Rotası’nda” birleştirecek yapıyı kurabilmekti. Çünkü, Anadolu insanı, bu “yüksek bilince” ulaşabilecek genetik ve kozmik aktarımlarla donatılmıştır. 

Anadolu’nun, zor dönemlerde Seçilmiş Lider, yani Yaradan tarafından seçilmiş ve insiye edilmiş lider çıkarabilme potansiyelinin yüksek oluşu, tesadüfi olayların değil genetiğe ve bilince işlemiş “kültürel kodların” neticesiyle olmuştur. Asil Kan olarak seçilmiş, vazifeli olan kişiler icazete ihtiyaç duymadan kararlar alırlar. Ayrıca onlar, “devlet yönetme” iradesine ilave olarak yeni bir “devlet kurma” iradesine de sahiptirler. İşte bundan dolayıdır ki tüm “inisiyatifi-sorumluluğu” üzerine alan Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih sahnesine çıkışı tesadüfi bir olay değildir. 

Atatürk’ün yeni bir “Devlet Düzeni” kurmasındaki amacı, gelecekte yetişecek olan seçilmiş liderlerin bir araya gelerek yeni bir “Dünya Düzeni” kurabilmelerini sağlamaktı. 

Bir seçilmiş lider, kendisinden öncekilerin “taşıyıcısı”, kendisinden sonra geleceklerin ise “yol göstericisi” konumunda, geçmişten geleceğe doğru bir “irtibat hattı” oluşturabilecek potansiyele sahiptir. 

Şimdi yeni liderin zamanı, kozmik aktarımların yapıldığı, seçilmiş olanın belirlendiği ve tüm donanımlarının tamamlandığı yeni lider, Asil Kan, Ariana Grande, yarım kalan ikinci 19 sürecini tamamlamak üzere aramızda. Otobüste, uçakta, gemide, çarşıda, pazarda aramızda. Sürecin adı ikinci Ata-Türk sürecidir.

Unutmayalım! Dünyayı yönetme yetkisi Oğuz Ata ve ondan gelen Türk soyuna verilmiştir. Kesintiler olur, sıkıntılar çıkar, dar zaman aralıklarında yine Türk hükmeder. Tıpkı yüz yıl önce zaferle taçlandırıp hükmeden Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’te olduğu gibi. Atatürk’ün gizlenen ve kutsal vasiyetini, kısaca büyük yemin’i bu kitapta bulacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97038</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4762f97-be54-445e-ab25-e60b647c9236.jpg</image:loc>
            <image:title>Masum Cinayetler</image:title>
            <image:caption>İz bırakmayan bir seri katil... 
 
Cinayet... Suçların en büyüğü, günahların en affedilmez olanı. 
En büyük günah ve suç dense de cinayet ilk insandan beri var olmuş. Habil ve Kabil’i düşünün, üstelik ikisi kardeş ama kadın meselesi birinin diğerini öldürmesini engelleyememiş... 
İstanbul’un olağanüstü güzel yalılarında, malikânelerinde vahşi cinayetler işleniyor. Şöyle böyle değil korkunç cinayetler, cinayetlere aşina emniyet mensupları bile “Bu bir kâbus!” sözlerini fısıldıyor geceler boyu. 
En lüks semtlerde, onlarca korumanın arasında bir seri katil dolaşıyor, geride oluk oluk akan kandan başka iz bırakmayarak. 
Ve yaşlı komiser işin içine girdiğinde, cinayetleri işleyen kişiyle burun buruna geldiğinde onu bırakıyor, yoluna gitsin diye... 
Cinayetin masumu olabilir mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97039</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a9faa6f-3687-4bfe-8b25-98ecfbd72f88.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku Toplumu</image:title>
            <image:caption>Türkiye bir zamanların yükselen yıldızıydı. Ancak son 20 yılda hemen her alanda geriledi. Tüm ekonomik göstergeler düşmeye başladı. Eğitimden sağlığa, yargıdan yasamaya her alanda ivme kaybetti. Eskiden yabancılar gelmek isterdi, şimdi yerliler kaçmak istiyor. Ülkenin artık o ayrıcalıklı, demokratik, laik, Müslüman ülke olmadığına dair şüpheler var. Komşularıyla anlaşmazlıkları olan, kavgacı bir imaja sahip. Dünya gözünde, demokrasi liginden düşen koskoca bir “gazeteci hapishanesi”. 
Gazeteci yazar Doğan Satmış bu kitabında “İnsanların konuşmaktan korktuğu noktaya nasıl gelindiği ve ülke her alanda gerilerken ‘korku toplumu’nun nasıl oluştuğu” önermelerini derinlemesine inceliyor. 
Son 20 yılın hatalarından ders çıkarabilecek miyiz? 
Hedef, Atatürk’ün gösterdiği muasır 
medeniyetler seviyesi. 
Her şey bu güzel ülkede yaşayanlar için…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97040</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/412e0ff2-eeb4-4f9e-a962-ce2d92e539ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Rosario &amp; Vampire Sezon 2 - Cilt 5</image:title>
            <image:caption>Tsukune gücünü artırmak için günlerini vampir Moka ile sürekli antrenman yaparak geçirir. Bu antrenmanlarda ne yazık ki hâlâ yeterince güçlü olmadığı ortaya çıkınca, Gazetecilik Kulübü üyeleri Yokai Akademisi Müdürü tarafından insanların dünyasında tatile çıkmaya zorlanır. Ekip orada San adında bir kızla tanışır.  Başı büyük dertte olan San, aslında bir canavardır ve çok önemli bir sırrı vardır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97041</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/069d679f-f884-48b0-81bf-50e58fecd26a.jpg</image:loc>
            <image:title>Demir Ökçe</image:title>
            <image:caption>“İnsanın Kardeşlik Çağı”nın 419. senesinden bir yedi yüz yıl geriye gidip 1900’lerin başında Birleşik Devletler’de ve tüm dünyada yaşanan sınıf çatışmalarına baksak neler görürüz acaba? Halkı ayaklarının altında eze eze Demir Ökçe adını alan Oligarşi ile proletarya, sosyalistler ve “uçurum halkı” arasındaki çatışmalar nasıl görünür gözümüze? Distopya mı, gerçek mi? 
Yirminci yüzyılın yedi yüz yıl ilerisinden bakıldığında bir distopya, yirminci yüzyılın devamı niteliğindeki bugünümüzden bakıldığında sonuna kadar gerçekçi bir yapıtla karşı karşıyayız.   
Ernest Everhard adlı kartal bakışlı genç bir sosyalistin, hayatının aşkı Avis’i de bulduğu üniversite çevrelerindeki, işçileri uyutmaya çalışan din adamları çevresindeki, cüzdanlarına göz dikilince vahşileşen burjuva çevrelerindeki, o günün “makine kırıcıları” olarak konumlanan küçük burjuva çevrelerindeki, sonradan işçi aristokrasisine dönüşen ayrıcalıklı katmanlar çevresindeki ve nihayetinde işçi mahallerinde uçurumun dibinde yaşayan halk çevresindeki gezileriyle bütün bir toplumsal yapının katman katman önümüze serildiği bir anlatı bu. 
Jack London’ın sosyalistlerin mücadelesine adadığı, egemenler dahil toplumdaki bütün sınıfların anatomisine soyunduğu, yeraltı yaşamının zorlu şartlarına ve kalkışma denemelerine dek devrimcilerin yaşamını takip ettiği, “Gerçek bu işte dostum, o inkâr edilemez gerçek bu!” sözlerinin peşinden koştura koştura anlattığı muhteşem bir yapıt. 
Özellikle 1970’li yıllarda Türkiye solu üzerinde büyük etkide bulunmuş, devrimci gençlerin ellerinden düşmemiş, denebilirse efsaneleşmiş bir yapıt. 
Demir Ökçe efsanesi, şimdi yepyeni ve özenli çevirisiyle, bir kez daha devrimcilerin ve bütün okurların huzurunda!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97042</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3b334bd-dfa8-4a74-bf0c-eb4a8514bb46.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç 21 Kuralı</image:title>
            <image:caption>“Sonunu bilmeden sonuna gideceğiz.” 
 
Para blokajlarını kaldırma, bağımlılıklar, kilo, ilişkiler, kendini sevme, bedensel şifa, hedef vizyonu, aile ilişkileri, dış dünyayla iletişim, ruhsal onarım ve başarı hedefleyenler için  Aşkım Kapışmak’tan ritüellerle Üç 21 Kuralı! 
 
Önce duayla başlıyor her şey sonra niyetlerimize varıyor. 
Hayatın dengesi, ruhun dinginliği ve geçmişle yüzleşmek için; 
bolluk, bereket, başarı ve en önemlisi senin için... 
Üç 21 Kuralı Şifa Ritüelleri’ni yapmaya hazır mısın?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97043</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd32c6e1-e53c-4892-9850-e6744e762f0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendinizi Daha İyi Hissedin, Daha İyi Olun, Daha İyi Kalın</image:title>
            <image:caption>“Kendini iyi hissetmek,” der Albert Ellis, “başarılı bir terapinin olmazsa olmazıdır. Daha iyi hissetmek ise çok daha önemlidir.” Meşhur ve saygın bir psikoterapist olan Dr. Ellis duygusal sağlığınızı korumak -veya geri kazanmak- için “üç-çatallı” bir sistem öneriyor. Bu kitap, yazarın psikoterapi konusunda 50 yıllık deneyimini ve bilgisini pratik bir rehber şeklinde paylaşıyor. Sağlıklı düşünme, sağlıklı duygular ve sağlıklı davranış detaylı örneklerle ve duygusal açıdan her daim iyi hissetmek için izlenecek yöntemlerle açıklanıyor. 
 
“...dikkatli okumaya değer... Neredeyse Albert Ellis’le birebir görüşmeye eşdeğer.” 
—Dr. Raymond Corsini 
 
“...kolayca okunabilir, anlaşılabilir ve hatırlanabilir – bunlar bir kişisel gelişim kitabının alamet-i farikaları. Bu inandırıcı tavsiyelerin çağrısına uyan okuyucular hayatı daha yaşanabilir ve daha eğlenceli bulacaklardır.” 
—Dr. Arnold A. Lazarus 
 
“Aslında herkes bir an gelir ve daha iyi hissetmek ister ve Ellis’in samimi yazım stiliyle bu kişisel gelişim rehberi tam da bu işe yarıyor. Bende işe yaradı ve sizde de yarayabilir…” 
—Dr. Cyril M. Franks</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97044</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50f6e31b-43ba-4900-937d-fff27607fe0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasıl Mutlu Olursunuz?</image:title>
            <image:caption>Rahatsızlık veren düşüncelerinizi sağlıklı olanlarla değiştirmek; 
Sıkıntılı durumlarla karşılaştığınızda daha az rahatsız hissetmek; 
Anksiyete, depresyon, öfke, kendinizden nefret etme veya kendinize acıma duygularınızın üstesinden gelmek ister misiniz? 
 
Nasıl Mutlu Olursunuz? size bunları nasıl yapacağınızı gösterecek! Bu okuyucu-dostu rehber zamanımızın en çok saygı duyulan psikologlarından birinden, daha mutlu, daha az sorunlu bir hayat elde etmek için basit, anlaşılır yöntemler ve pratik bir akıl sunuyor. Dr. Ellis gerçek hayatta karşılaşabileceğiniz birçok örnek ve kişisel gelişim adımlarının detaylı bir tasvirini, eğlenceli ve aydınlatıcı bulacağınız zekice ve sarih bir dille veriyor. 
 
Hadi durmayın, kendiniz mutlu edin! 
 
“...okur-dostu rehber gerçek hayat vakalarından basit yöntemler ve pratik bir akıl sunuyor.” 
—Book Browsing 
“Dr. Albert Ellis okuyucuların, yaşadıkları zorlukların temelinde ne olduğu ve onları nasıl aşacakları hakkında düşündüklerini vb. anlaşılabilir bir dil kullanarak açıklıyor.” —Today’s Librarian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97046</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8fd56f0-c396-4350-a822-2345b8b26164.jpg</image:loc>
            <image:title>Marka Deneyimi Yaratmak</image:title>
            <image:caption>Anlamlı, ayırt edici marka deneyimleri istisnasız tüm organizasyonlar açısından başarının olmazsa olmazıdır. Etkin marka yönetiminin kilit noktası, müşterilere yönelik pozitif ve akılda kalıcı marka deneyimleri yaratmaktır. 
Ne var ki başarılı bir marka bir gecede ortaya çıkmaz, adım adım inşa edilmesi gerekir. İşte bu süreçte fikir geliştirme aşamasından şirket kurulumuna, piyasada güçlü performanstan itibar yaratmaya dek tüm boyutlarıyla bunu başarmanın yollarını öğrenmek istiyorsanız, bu kitap tam size göre. Coleman mesajlarını somut deneyimlere dönüştüren vaka çalışmaları eşliğinde, sistematik bir yaklaşımla sunuyor. 
Coleman, Marka Deneyimleri Yaratmak kitabıyla, aydınlatan ve ilham veren, kapsamlı ve çok pratik bir yol haritası sunuyor. Coleman’ın ilkeleri ve rehberliği, şirketlerin uzun vadede başarıyı ve kârlılığı garantileyecek etkili marka deneyimleri tasarlamasına ve sunmasına yardımcı olacak bir elkitabı niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97047</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c6f7fbe-366d-4a54-93c1-53f5f1ccbaef.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?</image:title>
            <image:caption>“Bir hedef bulacaksınız, o uğurda çalışacaksınız, hedefinizi gerçekleştirmek için bir yol arayacaksınız, yol yoksa da o yolu yapacaksınız. Bir defa geçtiğiniz yoldan da bir daha geri dönmeyeceksiniz. Çünkü lüzumsuz geri dönüş başarısızlıktır, tekrara düşmektir, ufku kapatmaktır. Hedef bulmak, yol açmak ve aynı yoldan geri dönmemek… Hayattaki gayemiz budur.”
İLBER ORTAYLI 
Kendi kendinin mimarı olma ve hayata atılma… Yetenek, keşif, merak, potansiyel, heves, ayakta kalma güdüsü… Öğrenmenin, çalışmanın, düşünmenin yolları ve yöntemleri… Çalışacağız, okuyacağız, göreceğiz, planlayacağız, kendimize bir hayat kuracağız, tamam ama bunu hangi ölçüye göre yapacağız? 
İlber Ortaylı bu kitapta kişinin hayattaki gayesini nasıl belirleyeceğini, hedefini nasıl koyacağını, geleceğini nasıl planlayacağını, potansiyelini nasıl değerlendireceğini yüzyılların içinde dolaşarak, tarihin büyük düşünürlerinin binlerce yıla meydan okuyan görüşlerini de yanımıza katarak izah ediyor. Kendimize her gün sorduğumuz ve cevap bulmakta zorlandığımız soruları kendi deneyimleri ve engin bilgisi ışığında yanıtlıyor.  
·         İnsan kendini nasıl inşa eder? 
·         Potansiyelimizi değerlendirebilmek için hangi yeteneklere sahip olmalıyız? 
·         İnsan hedefini nasıl koyar, geleceğe dönük planlarını nasıl yapar?  
·         Yeteneğimizi, merakımızı nasıl keşfederiz ve nasıl geliştiririz? 
·         Kendi talihimizin mimarı olabilir miyiz? 
·         Etrafa bakma sanatı nedir, nasıl öğrenilir? 
·         Mutluluk neden hem hakkımız hem de görevimizdir? 
·         En zor zamanlarda direnme gücünü nerede bulacağız ve ilhamı nelerde arayacağız? 
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar? yaşam tecrübesini paylaşmayı vazife bilen bir entelektüelden, İlber Hoca’dan, okurlar için bir yol açma, yol yapma, kendini inşa etme ve toplumu ayağa kaldırma rehberi. Platon, Seneca, Cicero, Farabi gibi bilgelerin ilhamı eşliğinde ve Yenal Bilgici’nin sorularıyla…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97048</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/063a007f-33c1-4907-b465-04f3f2257397.jpg</image:loc>
            <image:title>Bodrum Katı</image:title>
            <image:caption>İstanbul Boğazı’nın kıyısında, boynunda altın bir kolye ile çarmıha gerilmiş şekilde duran bir kadın cesedi bulunur. Kısa sürede tüm ülke bu gizemli cinayeti konuşmaya başlar. Aradan geçen günlerde ise farklı yerlerde benzer cesetler bulunmaya devam eder.
Kadının boynundaki kolye ise Atlas’ın ikiz kardeşi Talya’nın kolyesinin birebir aynısıdır. Atlas, kardeşi ile cinayetler arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışırken, hayatları babaları Enzel’in çeşitli sanrılar görmeye başlaması ve tuhaf davranışları nedeniyle altüst olur.
Atlas ve arkadaşları araştırmalarına devam ederken yolları tarihi gizemli Beyaz Ev ve evin yeni sahibi ile kesişir. Cinayetler, Beyaz Ev ve Enzel arasındaki bağlantıları çözmek ve olayların perde arkasını deşifre etmek ise hiç kolay olmayacaktır!
Paranormal Hikayeler ve Tünelden Önceki Beyaz Ev kitaplarının başarılı yazarı Işıl Işık’tan, aksiyon dolu ve her bölümü merak uyandırıcı bir polisiye gerilim romanı…
Ürpertici gizemlerle dolu Tünelden Önceki Beyaz Ev’e başka bir gözle bakmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97049</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34392645-cdc7-45af-b247-4727cf88ce02.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Besinler - Yok Daha Neler 2</image:title>
            <image:caption>Yediklerimizi nasıl sindirdiğimizi, vitaminlerin vücudumuza neler kattığını, spor yapmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendikçe; “Yok daha neler!” demekten kendini alamayacaksın...
Sen de bilgi canavarıysan; merak ettiğin sorular, dikkat uyandıran testler ve çılgın karakterler bu kitapta seni bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97050</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04eaf776-a83c-4ebd-95a5-294e56b0e8e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Gökyüzü - Yok Daha Neler 8</image:title>
            <image:caption>Mevsimlerin nasıl ortaya çıktığını, gökyüzünün yardımıyla yön bulmayı, haritaların nasıl çizildiğini öğrendikçe; “Yok daha neler!” demekten kendini alamayacaksın...
Sen de bilgi canavarıysan; merak ettiğin sorular, dikkat uyandıran testler ve çılgın karakterler bu kitapta seni bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97051</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7de862fe-0f6b-4438-80ca-695d8b7698d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Dönüşüm - Yok Daha Neler 10</image:title>
            <image:caption>Gezegenimizin neden çöp krallığına dönüştüğünü, hava kirliliğinin sebeplerini, tasarrufun ne kadar önemli olduğunu öğrendikçe; “Yok daha neler!” demekten kendini alamayacaksın...
Sen de bilgi canavarıysan; merak ettiğin sorular, dikkat uyandıran testler ve çılgın karakterler bu kitapta seni bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97052</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14fa145c-e03a-41bc-b818-ffe4ba187329.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Bitkiler - Yok Daha Neler 5</image:title>
            <image:caption>Kocaman ağaçların küçücük tohumlardan nasıl yeşerdiğini, mevsimlerin canlılar üzerindeki etkisini ve bitkilerin ilginç yönlerini öğrendikçe; “Yok daha neler!” demekten kendini alamayacaksın...
Sen de bilgi canavarıysan; merak ettiğin sorular, dikkat uyandıran testler ve çılgın karakterler bu kitapta seni bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97053</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7628a553-703d-406f-8169-dd03112ae678.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Organlar - Yok Daha Neler 1</image:title>
            <image:caption>Gözlerimizin nasıl gördüğünü, burnumuzun nasıl koku aldığını kulaklarımızın nasıl duyduğunu, dilimizin tatları nasıl algıladığını öğrendikçe; “Yok daha neler!” demekten kendini alamayacaksın...
Sen de bilgi canavarıysan; merak ettiğin sorular, dikkat uyandıran testler ve çılgın karakterler bu kitapta seni bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97054</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d9fe00a-175a-4d41-a3cd-7540616b663b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınırdaki Cumhuriyet</image:title>
            <image:caption>Dağların yüksek, göğün yakın, Ankara’nın uzak olduğu; herkesin, hemen hemen aynı duygularla üzülüp, aynı duygularla sevindiği ve bu duyguları başka yerlerde yaşayanların hiç ama hiç bilmediği, onlar bilmediği için buradakilerin kendilerini yalnız, yalıtılmış, belki terk edilmiş hissettiği bu yerde umudun, umutsuzluğun başka başka nedenlerle oluştuğu, birbirinin ıssızlığına muhtaç bu insanların, kerhen yaşarken yanan iki odun gibi birbirine yaslanması, tuhaf bir dram, tuhaf bir hikaye oluşturuyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97055</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/598571d5-a1de-4f54-9415-d37d2e34ae0e.jpg</image:loc>
            <image:title>Alemin Ezeliliği Üzerine</image:title>
            <image:caption>MS 5. yüzyılda Platon Akademisinin “halefi” unvanını elde etmiş, geç dönem Yeni-Platonculuğun önemli temsilcisi Proklos’un Platon’un eserlerine yazdığı şerhler ve Yeni-Platoncu derlemeler felsefe tarihinde önemli bir konuma sahiptir. Nitekim Proklos, kendisine kadar gelen antik mirası sistemleştirmiş; özgün yorumlarıyla kendisinden sonraki Hıristiyan ve İslam düşüncesini etkilemiştir. Proklos’un Âlemin Ezelîliği Üzerine adlı eseri, hem felsefenin hem de teolojinin temel sorunlarından birini ele alarak âlemin bir başlangıcı ve sonu olmadığı tezini mantıksal açıdan güçlü ve zengin içerikli on sekiz delille ispatlamaya girişmektedir. Bu bakımdan eser, Yeni-Platoncu felsefenin merkezinde olduğu kadar paganlarla Hıristiyanlar arasındaki tartışmanın da merkezinde durur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97056</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16a39cef-a92a-4100-bdb2-ab32e7ad8dda.jpg</image:loc>
            <image:title>Abur Cubur Ülkesi</image:title>
            <image:caption>Abur Cubur Ülkesine giden Damla’nın Abur Cuburlarla mücadelesi… 
Kral Çikolata… 
Cips… 
Kola…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97057</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4cd06a9-59b6-45e3-8f56-a19777edb251.jpg</image:loc>
            <image:title>Arka Sokağın Çocukları</image:title>
            <image:caption>Büyük şehirlerimizin çoğunda görürüz onları. 
Çoğu zaman yağmurlarda, karda arabaların camlarını silerek ekmek parası bulmaya çalışırlar. 
Kimi zaman köşe başlarında mendil satarlar. 
Gören kim olsa, acıyarak bakar yüzlerine. Çoğu dokunamaz bile. 
Üstü başı yırtıktır, kirlidir yüzü, elleri. 
Herkes sıcak arabalarından inip, sıcak evlerine gitmişken, onlar yaktığı ateşin etrafında toplanıp alabildikleri kuru ekmekler yerken, yırtık kazaklarından bedenlerine ok gibi işleyen soğuklarda üşümemeye direnirler. 
Sümükleri akar, iki sözünden birinde öksürür. 
Bir şey sorduğunuzda korkar konuşmaya. Yanına gittiğinizde, her an kaçmaya hazır, ürkek bakar yüzünüze. 
İşte bu kitap o çocukların hayatını anlatıyor. 
Çoğunlukla görmemezlikten geldiğimiz, gördüğümüzde belki de hor gördüğümüz o sokak çocukları. 
Yaşadıklarından çok onların, yeniden hayata dönüşlerini anlatmaya çalıştım. 
Yaşama dönüş için bir şansları olduğunda, nasıl da sımsıkı sarıldıklarını ve başardıklarını. 
Gerçek yaşamlarından esinlenerek yazmış olduğum bu kitapta, ‘aslında böyle de olabilir’ diyebileceğimiz çok hikâye var. 
Bir solukta okuyacağınız, birçok hayat hikâyesi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97058</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d749071-9576-4d7c-bae4-3fb3bb7e9f29.jpg</image:loc>
            <image:title>Bando</image:title>
            <image:caption>Bir heves bu iş değil 
Heveslenme keş değil 
Tiyatro bir sanattır 
Bu ülkede iş değil 
Tiyatro mezunu işsiz bir gencin Resmi Daire’ye girme çabası… 
Borazan Zil Düdük…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97059</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f21c3078-8567-4bd9-9758-9c4ff90a12da.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Rüyaları</image:title>
            <image:caption>Konu edineceğimiz rüyaların tümü, katılımcılar tarafından verilmiştir. Birçok vakada, bu rüyalar yetişkinlerin çocukluklarından hatırladıkları rüyalardır ve bizzat çocuklardan alınmamışlardır. Bu bir zorluk teşkil etmektedir, zira rüyaların hatırlanan rüyalar olmaları durumunda, artık bizzat çocuğa soru soramayız ve rüya materyallerini zenginleştirip rüyayı anlamak adına başka yollara başvurmak zorunda kalırız. Fakat rüyaları çocuklardan doğrudan kayda düştüğümüz zaman da zor bir durum içinde oluruz. Daima hesaba katmamız gerekir ki, çocuğun hiçbir bilgi kaynağı sunmaması veya sözgelimi rüyaya yönelik korku duyduğundan dolayı çağrışımlarda bulunmaması mümkündür. Dahası, kişinin ilintili çağrışımlarda bulunmaması çocukluğun erken dönemlerine ait rüyaların doğasında vardır: Bunlar, bilinçdışının bir parçasının zaman içinde dış bir konuma yerleşmiş bir dışa vurumudurlar. Bu erken dönem rüyaları bilhassa yüksek öneme sahiptir çünkü kişiliğin derinliklerinden gelen rüyalardır ve dolayısıyla sıklıkla geleceğe ait yazgının bir öngörüsü yerine geçerler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97060</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/acf5d4cd-a07d-48de-9e00-c01955b7334c.jpg</image:loc>
            <image:title>Delirme Sanatı</image:title>
            <image:caption>Ben gerçekte kimdim ya da bana neler olmuştu. Ruhumun vücudumdan ayrıldığını hissedebiliyordum. Bunca acıya rağmen hala hayatta kalmaya çalışıyorum. 
“Her şey yoluna girer tabi de” 
“De’si ne ulan?” 
“Benimkinin yolu hep hüzün yolu oluyor ya ona yanıyorum. Hep, kendimi boşlukta hissettiğim zaman; bu da bir yazgı, bunları yaşamam lazımmış demek ki, kaderim böyleymiş diyorum. Dirayetli olmak için yardımcı oluyor. Böyle hissetmek. Sabır etmekle ilgili bir sürü şey anlatırdı Zeyda. Hikâyeye başladığımız zaman ben de sana Zeyda’nın anlattıklarını anlatırım. Bu zamanlar da geçecek diyorum. Ama geçmiyor, geçmiş gibi yapıyorum. Ben Aslında kimdim? Bana neler olmuştu…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97061</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f74ea6c-b441-4e10-bad6-4f78bb16cc7c.jpg</image:loc>
            <image:title>E&amp;K</image:title>
            <image:caption>Kaybolmandan 
Ansızın Çekip Gitmenden 
Yalnızlıktan 
Bağlanmaktan 
Esirin Olmaktan 
Korkuyorum 
Ayrılmayı daha ilk başta kabullenmiş bir çiftin başından geçen olaylar… 
Verilmeye çalışılan sözler… 
Tutulamayacak yeminler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97062</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5798cc1b-789f-454b-8e6c-9630329ea027.jpg</image:loc>
            <image:title>Heykel Bey</image:title>
            <image:caption>İşsizlikle boğuşan bir gencin bir Devlet Bankası önünde umutlarının yitip gitmesi… 
Bir Heykel… 
Kuş düdüğü… 
Sıcak çok sıcak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97063</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8530329-23c4-49d8-ba74-bc399c131832.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınır 2700</image:title>
            <image:caption>Yıl 2700… İnsanlar ışınlanmadan uçmaya, son model robotlardan uzayda yaşamaya kadar her şeyin sırrını çözmüş ama tatmin olmayıp teknolojinin son noktasına geldiklerini ve artık başka yapacak icat kalmadığını düşündükleri için artık insanları robotlaştırmaya ve onların üst modellerini yapmaya başladılar. Tüm baz istasyonları ve nükleer santraller aynı şehre kuruldu. Bu şehirde ve etrafında fakir ve nükleer santrallerden dolayı akli dengesi bozuk insanlar yaşıyordu. Derisinin altına çip yerleştirilip beyinlerine yeteri kadar zekâ enjekte edilerek robotlaştırılacak insanlar bu şehirden alınıyordu yıllardır... “Güneşte vücudu parlayan cam şekline bürünmüş bir insan. Dikkatlice bakınca iç organları görünüyor, üzerindeki kıyafetler esnek bir camdan oluşuyor. Daha yakınımda kâğıt kadar ince iki boyutlu bir insan, biraz arkasında, yerden on beş cm kadar yukarıda, belki de benim göremediğim bir zemin üzerinde yürüyen bir insan, kafasının üzerinde anlamını bilmediğim objeler uçuşan başka bir insan… Etrafa baktıkça daha farklı şeyler görüyordum.” “Bu kadar şaşırmışken gözüme çarpan asıl şey ise tüm vücudu koyu yeşil, gözleri gri, siyah pelerini ve yakaları en az iki katlı bir bina uzunluğunda olan, saçları sanki suyun içindeymiş gibi dalgalanan bir kadının elinde tuttuğu tasmanın ucundaki, süslü kıyafetler giydirilmiş olan erkek bir roboçip oldu. Gördüğüm manzara resmen varlığımı sorgulatmıştı bana. Bu kadarı da fazlaydı. Zekâlarını yok edip köleleştirdikleri yetmiyormuş gibi bir de evcil hayvan muamelesi yapıyorlardı onlara.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97064</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e877c662-5e24-46d7-8fba-ed37c57b5f92.jpg</image:loc>
            <image:title>Tiner</image:title>
            <image:caption>İki Tinerci genç ile bir Belediye Başkanı Adayının başından geçen olaylar… 
Verilen vaatler… 
Güzel kıyafetler… 
Seçim propagandası… 
Yerine getirilmeyen sözler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97065</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29ec30fd-4ff2-44aa-b829-4bbd8712943c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancı</image:title>
            <image:caption>Northam Kasabası´nda kendi halinde yaşayan Mallettone ailesinin hayatı, bir gün ansızın çıkagelen üç yabancının mahzenlerindeki şaraplara dadanmasıyla kanlı bir hesaplaşmaya döner. Matt Mallettone, elindeki imkânlarla şaraplarını korumanın peşindedir. Üç yabancının planı ise, şarapları çalıp, aileyi yok etmek üzerine kuruludur. Bu kanlı hesaplaşmada kazanan taraf Mallettone ailesi mi, yoksa üç yabancı mı olacak?
Gizem dolu bu yolculukta, öldürmek için gelen bir yabancı, size ne kadar yakın olabilir? 
“Kanlı gerilim hikâyelerinde duygusallığa yer yoktur.&quot; algısını kökten değiştirecek, akıcı ve zengin anlatımıyla içinde kaybolacağınız sıra dışı bir kitabı elinizde tutuyorsunuz. 
Nazan Arısoy / Yazar 
Gizem-gerilim türünde senaryolaştırılabilecek, olay örgüsünün içinde geçen her bir karaktere büyük sempati duyabileceğiniz ve heyecanı sonuna kadar hissedeceğiniz muhteşem bir kitap okudum. 
Hakan Gülsevin / Sinema-Tiyatro Oyuncusu 
Şiirsel anlatımla örülü bir gerilim romanı okumak, kelimelerin gizli bahçesinde gece vakti dört yapraklı yonca aramaya benzer. Yabancı, yazarımızın soyadı gibi güzel bir anlatımla kapınızı çalıyor, sizi bu bahçeye davet ediyor. 
Orçun Oğlakcıoğlu/Şair-Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97066</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7372bd48-9422-49f4-b0d9-1288d740acb0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüreğimi Avuçlarına Bıraktım Düşürme E Mi?</image:title>
            <image:caption>YARIMSIN YALNIZKEN 
Bir tohum 
Düşer yüreğe 
Sürüm verir filizler 
Fide olur 
Çoğalır orman olur 
Bulursun diğer yarını 
Yüreği yüreğin olur 
Tamamlanırsın</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97067</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ecb86b48-9cbe-4a07-ba48-028dadfb8a08.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Türkçenin Kapıları-1</image:title>
            <image:caption>Yabancılara Türkçe öğreten “Yeni Türkçenin Kapıları 1” üç kitaplık dizinin birinci kitabıdır. 
Yapısal olarak dosya sistemini korudum. Dosya başındaki bilgileri, dosya içeriğini daha açık yansıtacak bir biçimde düzenledim. Herhangi bir dosyaya bakıldığında Söz Edimleri, Sözvarlığı, Söylem Türü, Dilbilgisi ve Dilsel Görev başlıkları görülecektir. Söz edimi terimi ile öğrenenin iletişim gereksinimleri, sözvarlığı iletişim gereksinimlerini karşılarken gereksinim duyulacak her tür sözcük, söylem türü kavramı ile yazılı veya sözlü her tür dilsel üretim, dilbilgisi ise söz ediminin gerçekleştirilmesi için gereksinim duyulan dilsel kurallar belirtilmektedir. Her dosya birden çok dilsel görevi gerçekleştirebilecek araçlar sunmaktadır. Dizilişte önceliğin iletişime verildiği, dilbilgisinin onun arkasından geldiği ve her tür dil öğretim/öğrenim etkinliğinin son amacının dilsel bir görev yerine getirmek olduğu düşüncesi yönlendirici olmuştur.   
Ayrı iki kitap olmaması ve taşıma kolaylığı sağlaması açısından kitabın arkasında ve ters yüzünde Yeni Türkçenin Kapıları 1 Anahtar Alıştırma Kitabı yer almaktadır. Yanıt Anahtarları numaralandırılmış olarak kitapta bulunmaktadır. 
Dosyaların ilk üçü üçer ders ve birer değerlendirme sayfası içermektedir. Bu bölümün CEFR 2018’de sözü edilen A1 Öncesi düzeyine karşılık geldiği düşüncesindeyim. Fakat okuryazar olmayan yabancı öğrenciler için öncesinde okuma yazma etkinliklerine daha fazla yer verilmesi gerektiğini hatırlatmalıyım. Dördüncü dosyadan başlayarak, her dosya beş ikiz etkinlik ve bir değerlendirme sayfası içermektedir. Sekizinci dosya genel bir değerlendirme gereksinimi nedeniyle daha fazla değerlendirme etkinliği içeriyor olmasıyla diğerlerinden ayrılmaktadır.   
İkiz sayfalarda sol sayfanın sunuş, sağ sayfanın ise kavramlaştırma ve yeniden kullanım etkinliklerine ayrılmış olmasının hem öğrenci hem öğretmen açısından çok yararlı olduğu kanısındayım. Sunuş sayfası, daha çok görsel öğeyle desteklendi; bu yönüyle, öğretmenlerin işini kolaylaştıran bir yaklaşım benimsendi. 
Konuşmaların olabildiğince kısa ve doğal konuşmayı andırmasına özen gösterilmiştir. Söylem türlerinden özellikle ilanların, biletlerin, afişlerin, broşürlerin, katalogların vb. özgün olmasına özen gösterilmiştir. Diğer söylem türlerinde doğala yakın kurmaca metinler üretilmiştir. Yeni Türkçenin Kapıları 1’in seslendirmeleri profesyonel bir ortamda ve kişilerce yapılmıştır. Seslendirmelerde öğrencilerin düzeyi göz önünde bulundurulmuş doğal konuşma hızının yanı sıra yavaşlatılmış hızda da dinleme olanağı sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97068</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95632c95-8403-4c21-bdd4-3f62c966fda3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Türkçenin Kapıları-3</image:title>
            <image:caption>Yabancılara Türkçe öğreten “Yeni Türkçenin Kapıları 3” Türkçenin Kapıları kitap dizisinin B1, kısmen de B2 düzeyine denk gelen üçüncü kitabıdır. 
Dizi boyunca her bir kitabın bir önceki ve bir sonraki düzeylere ilişkin konular da içeriyor olması düzey kavramının kesin çizgilerle ayrılamayacak bir kavram olmasından ileri gelmektedir. Dolayısıyla elinizdeki kitap bu yönüyle kısmen B2’ye de başlangıç yapılmasını sağlayacak içerikler sunmaktadır. 
Dizinin diğer kitapları gibi dosya düzenine göre tasarlanmıştır. Toplam 15 dosya içermektedir. Ayrı iki kitap olmaması ve taşıma kolaylığı sağlaması açısından kitabın arkasında ve ters yüzünde Yeni Türkçenin Kapıları 3 Anahtar Alıştırma Kitabı yer almaktadır. Yanıt Anahtarları numaralandırılmış olarak kitapta bulunmaktadır. Her bir dosya Açıl susam açıl! adlı sunuş bölümü ile başlamaktadır. 
İkiz sayfa tasarımındaki bölümün solunda sunuş metni veya konuşması, sağ tarafında etkinlikler yer almaktadır. Dinleme, okuma, boşluk tamamlama ve soru yanıt gibi etkinliklerin ana amacı dosya hedefine giriş yapılmasını sağlamaktır. Bu bölümün hemen ardından hedef dilbilgisi konusunun tablo şeklinde sunulduğu bölüm gelmektedir. Aynı bölümde de genellikle sol sayfa sunuşa ayrılmış olup sağ sayfada sunuştaki sıraya koşut etkinliklere yer verilmektedir. 
Hu hu! Kimse yok mu? başlıklı bölüm hedef dilbilgisi yapısının dilsel iletişim için nasıl kullanıldığını gösteren bir konuşmanın dinlendiği ve üzerinde çalışıldığı etkinlikler içermektedir. Bu bölümü okuma, yazma ve değerlendirme etkinliklerine yer verilen bölümler izlemekte ve dosya sona ermektedir. 
Günümüz yabancı dil öğrenim yaklaşımları öğrenenin etkin bir eyleyen (aktör), dilin de öğrenilecek bir konu değil, iletişim kurmak için gereksinim duyulan bir araç olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Bu düşüncenin uygulamaya yansıtılması için geliştirilen en önemli kavram “söz edimi” kavramı olup Türkçenin Kapıları dizisi başlangıcından beri bu kavrama dayalı olarak tasarlanmıştır. Her dosya mümkün olduğunca belli söz edimlerinin gerçekleştirilmesine yönelik etkinlikler içermektedir. Fakat Türkçenin Kapıları dizisinde dilbilgisi kesinlikle göz ardı edilmemiş, aksine olabildiğince ayrıntılı biçimde ele alınmaya ve öğrenilmesi için gerektiği kadar alıştırma sunulmaya çalışılmıştır. Öğretmenler elbette ihtiyaçları doğrultusunda bu alıştırmaları azaltabilecek veya artırabileceklerdir. Yeni Türkçenin Kapıları 3’nin seslendirmeleri profesyonel bir ortamda ve kişilerce yapılmıştır. Seslendirmelerde öğrencilerin düzeyi göz önünde bulundurulmuş doğal konuşma hızının yanı sıra yavaşlatılmış hızda da dinleme olanağı sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97069</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74c14eea-2d5f-435d-b81d-0bd740ee1f6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Türkçenin Kapıları-2</image:title>
            <image:caption>Yabancılara Türkçe öğreten “Yeni Türkçenin Kapıları 2” üç kitaplık dizinin ikinci kitabıdır. 
Her biri 5 ders içeren 10 dosyadan oluşmaktadır. Her bir dosyanın sonunda dosya hedeflerine yönelik değerlendirme sayfası yer almaktadır. Ana hatlarıyla Avrupa Diller İçin Ortak Başvuru Çerçeve Belgesi düzeylerine göre A2’ye karşılık gelmektedir. Kitabın yazımı sırasında belgenin kazanımları göz önünde bulundurulmuş olmakla birlikte, tek dayanak olarak bu belge alınmamış, uzun bir zamana yayılan meslekî deneyim de göz önünde bulundurulmuştur. 
Ayrı iki kitap olmaması ve taşıma kolaylığı sağlaması açısından kitabın arkasında ve ters yüzünde Yeni Türkçenin Kapıları 2 Anahtar Alıştırma Kitabı yer almaktadır. Yanıt Anahtarları numaralandırılmış olarak kitapta bulunmaktadır. 
Kitabın tasarımı 1’inci kitapla aynıdır. İkiz sayfa yaklaşımı doğrultusunda sol sayfada sunuş, sağ sayfada uygulama etkinlikleri sunulmuştur. Dinleme, okuma, yazma ve konuşma etkinlikleri dosyaların başından sonuna kadar bütünleşik olarak yer almaktadır. Dosyalarda tek bir temaya veya belli kahramanların eylemlerine bağlı kalınmamış, sınıflardaki öğrenci çeşitliliğine koşut bir konusal çeşitlilik benimsenmiştir.  
Her dosyanın başında öncelikli olarak Söz Edimleri, Dilbilgisi, Sözvarlığı, Söylem Türleri ve Dilsel Görevi hedef olarak ortaya koyan sayfa yer almaktadır. Söz Edimlerinin başta yer alması kitapta benimsenen yaklaşımın ana hedefinin öğrencinin iletişim gereksinimlerini karşılayacak bir araç sunma kaygısından ileri gelmektedir. Dile ilişkin ansiklopedik ve durağan bilgiyi gerektiren diğer bileşenler (dilbilgisi ve sözvarlığı) bu kaygının bir gereği olarak daha sonra sunulmaktadır. 
Yapısal alıştırmalar da içinde olmak üzere mümkün olduğunca ikişerli veya üçerli gruplar halinde konuşularak yapılacak biçimde tasarlanmaya çalışılmıştır. Öğretmenin bu bilinçle hareket etmesi durumunda, genellikle sıkıcı olarak değerlendirilen yapısal alıştırmaların bile eğlenceli ve etkileşimli olarak yapılabildiği deneyimle sabittir. 
Kitapta yer alan konuşmaların, metinlerin ve diğer dilsel ürünlerin özgün dili yansıtmasına olabildiğinde özen gösterilmiştir. Dinleme metinleri kitabın içinde sunulmuştur. Dolayısıyla öğretmenin isterse öğrencilerin metni görmesine izin vererek veya metni kapatarak çalışmasına olanak tanınmıştır. Yeni Türkçenin Kapıları 2’nin seslendirmeleri profesyonel bir ortamda ve kişilerce yapılmıştır. Seslendirmelerde öğrencilerin düzeyi göz önünde bulundurulmuş doğal konuşma hızının yanı sıra yavaşlatılmış hızda da dinleme olanağı sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97071</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a30a617-e78c-4d40-9621-af4efa0c29dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendin Olma Hakkı ve Sınırlarına Hakim Olmak</image:title>
            <image:caption>AŞIRI ÇABA GÖSTERMEKTEN, BEKLENENDEN FAZLASINI YAPMAKTAN, SÜREKLİ BAŞKALARINI MEMNUN ETMEYE ÇALIŞMAKTAN VE KENDİ İHTİYAÇLARINIZI GÖZ ARDI ETMEKTEN KURTULUN VE  SONUNDA HAK ETTİĞİNİZ HAYATI YAŞAYIN! 
Psikoterapist Terri Cole, basit ama çok önemli bir önermeden yola çıkıyor: Sağlıklı sınırlar olmadan, hakiki ve mutlu bir hayat yaşayamazsınız. 
Bu özellikle günümüz kadınları için geçerli; sıklıkla içinde bulundukları kültür tarafından “iyi” olmaya koşullandırılan, başkalarını kırmaktan ya da kötü biri gibi algılanmaktan korkan ve bir yandan da kendi sağlık ve mutluluklarını koruma ihtiyacı hisseden, bu ikisi arasında sıkışıp kalmış kadınlar için. Bu düşünceden hareket edilerek yazılan Kendin Olma Hakkı ve Sınırlarına Hakim Olmak, sağlıklı sınırlar çizme ve bu sınırları koruma konusunda ustalaşmak isteyen kadınlara yönelik kapsamlı bir rehber görevi görüyor. 
Kendin Olma Hakkı ve Sınırlarına Hakim Olmak, suçluluk duymadan veya olay çıkarmadan, başkaları uğruna kendinizden vazgeçmeyi bırakmanıza yardımcı olacak bir dizi beceri kazandırmayı amaçlıyor. Bu kitapta, iş ve özel hayatınızın her yönünü bilinçli bir şekilde kontrol altına alabilmeniz için gerekli olan ve tecrübeye dayalı birtakım uygulamalar bulacaksınız. 
Doğruları kolayca dile getirebildiğinizi hayal edin. İlişkilerinizde kendinizi sakin ve emin bir şekilde ifade edebildiğinizi, hayatınızın her alanında ne isteyip ne istemediğinizi tam olarak bildiğinizi… 
Aşırı vermekten, aşırı yapmaktan ve hatta aşırı hissetmekten yorulduysanız hayatınızı değiştirme vakti. Bu kitap, hak ettiğiniz mutlu ve sağlıklı hayatı yaşayabilmeniz için size tercih, istek ve sınırlarınızı doğru bir şekilde nasıl ifade edebileceğinizi gösterecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97072</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c74e74ad-1380-40cb-b1fd-e3ee291b1080.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutfak Filede Başlar</image:title>
            <image:caption>Yemek, tabakta biter fakat mutfakta başlamaz. Çok önceden başlar aslında öyküsü; bir alışveriş listesinden, bir pazar tezgahından... 
Bazen mutfaklarımızda olan bitenden… 
“Hayda, limon kalmamış, portakalla yapsam ne kadar saçmalamış olurum ki?” 
Gittiğimiz pazar yerlerinde verdiğimiz mücadelelerden… 
“Dört farklı patates çeşidi koyuyorsunuz buraya, ben bilmiyorum ki hangisini alacağımı. Ver üzeri en çamurlu olandan ver, organik gibi duruyor o.” 
Bir soğana yönelttiğimiz basit gibi görünen sorulardan… 
“Sen tarifte kastedilen o orta boy soğanlardan mısın ve seni tam olarak nasıl doğramalıyım? Çünkü ona dair bir müeyyide yok şu an elimde.” 
Bir yemeği yaparken, yerken onunla kurduğumuz ilişkiden… Aslına bakarsanız yemekle beraber kendimiz olma halinden hiç anlamayan şeflerin, aşçıların kitaplarından birinde değilsiniz. Çok şükür. 
Bu defa yanınızda, pazara gittiğinizde de sizinle yürüyüp sebze, meyve seçerken yardım edecek biri var.  Mutfak dolaplarınızda, kilerlerinizde, soğuk balkonlarınızda neler bulunması gerektiğine dair minik ipuçlarını kulağınıza fısıldayacak biri. Yemeği yaparken size kendi bildiğini okumak yerine, sizi oyun oynamaya davet eden biri. 
İster “YEMEK 101” dersini almak için bu işe girişmiş bir acemi olun, isterseniz yılların profesyoneli… Sercan Çam’ın her birinize anlatacakları var bu kitapta. Etrafından dolanmadan, başkaları için ayrıntı gibi görünen detayları atlamadan ve her aşamada yanınızda olarak… 
Yemek, tabakta biter fakat mutfakta başlamaz. Çok önceden başlar aslında öyküsü; bir alışveriş listesinden, bir pazar tezgahından. İşte Sercan Çam’ın öyküsü de tam oralardan başlıyor ve yolculuğu unutulmaz lezzetlere varıyor. 
Bu yolculuğa hazırsanız, şimdiden afiyet olsun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97073</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d00e578d-59da-4f53-a06c-760ccf942eef.jpg</image:loc>
            <image:title>Gidelim Buralardan Muhlis</image:title>
            <image:caption>“Kimse bugüne kadar bana gelip de seni rüyamda gördüm demedi. Yani düşün onca ömür tüketmişim. Onca kişiyle hukukum olmuş ama kimse gelip de demedi. Başkasının rüyasına girmedim hiç. Yalandan bile olsa ona da razıydım ama biri gelip duymak istediğim o cümleyi söylemedi. Allah sanki yalnızlığı herkese pay ettikten sonra kalanını öylece bana bırakmış. İstasyonda herkesi uğurlayan, herkesin arkasından el sallayan adamım ben. Onlar bavul alıp gittiler de özlemlerini taşıyan ben kaldım. Kalakaldım. Yetmedi. Kendi Fatiha’mı okuyup duruyorum gecelerdir. Hep aynı rüyayı görüp duruyorum. Rüyamda mevsimler, gece gündüz değişse de rüya değişmiyor.” Muhlis ve Nurgül iki yapayalnız. “Gidelim buralardan”, dedi Nurgül. Sevdiğini doğrudan söylese anca bu kadar olurdu, nefes almayı unuttu Muhlis. Çay fokurtularından, dedikodulardan, duvardaki Şahmeran tablosundan, işlemeli dantellerden, şerden beladan, kapanmayan veresiye defterinden, tövbesi olmayan veballerden, kara bulutlardan uzaklara gidebilecekler miydi? Köpekler ve yağmurdan başka kimseyi şahit etmeden... Ali İpek, hepimizin aşina olduğu kaçıp gitme isteğini, bırakıp da gidememe ikilemini, yersiz yurtsuzluk hissini otantik üslubuyla anlatıyor. Gidelim Buralardan Muhlis, taşra ruhuyla daralmış bir aşk hikâyesi, yarı masalsı, şaşırtıcı bir kara-novella.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97074</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d95534e2-3b8c-45dd-ada7-f2eb596a5343.jpg</image:loc>
            <image:title>Fabrika Günlükleri</image:title>
            <image:caption>“Babam 30 yıldır bu fabrikada çalıştığından şans melekleri benim yanımda. Her şey iyi gidiyordu, ta ki müdür şunu diyene kadar: ‘Buraya oyun oynamaya gelinmediğini tahmin ediyorsunuzdur?’ 15 gün sonra fabrikadan telefon geldi; işe alınmıştım.” 
Rüzgâr ters yönden estiğinde, kendisini keskin kükürt kokusuyla mutlaka hissettiren, bacalarında dumanı her daim tüten Québec Hamur ve Kâğıt Fabrikası... 
Çok genç bir adam olan Guy, henüz ergenlik yıllarını sürmektedir. Babasının yıllardan beri çalıştığı kâğıt fabrikasında, kendisi de yaz dönemlerinde çalışmaya başlar. Animasyon okuluna gitmek isteyen ve tüm yaşamı “çizim” üzerine kurulu olan Guy için fabrikadaki işçilerin hayatları, sohbetleri, alışkanlıkları, ilgi alanları ve tüm ömürlerini bu yorucu işte geçirmeleri, genç adama bambaşka bir deneyim yaşatırken,  kendi hayatıyla ilgili atacağı adımlarda da etkili olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97075</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4fde7bf4-8aa5-4f00-90a7-e977f59c3a57.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakın Tarih İçin Anahtar</image:title>
            <image:caption>Yakın Tarih İçin Anahtar, Atatürk’ün önderliğindeki Cumhuriyet Devriminin kapısını açıyor. O kapıyı açtığınızda; saltanatın kaldırılmasından 3 Mart Devrim Kanunlarına, laiklikten siyasette din istismarına, 20. yüzyılda Cumhuriyetin akıl-bilim eksenli aydınlanmasından 21. yüzyılda yağmur duasına ve türbelerin kutsanmasına, Osmanlı’nın Darülfünunundan Cumhuriyetin üniversitesine, Cumhuriyetin tamir ettirdiği Ağa Camisi’nden Mimar Sinan Türbesi’ne, harf devriminden mezar taşı okuma kulübüne, dünyadaki kadın hakları mücadelesinden Atatürk’ün kadın devrimine, İslam öncesinden Cumhuriyete Türk müzik tarihine, 1921 ruhundan (!) Andımız’a ve ulus devlete, dünya anayasalarındaki değiştirilemez maddelerden anayasamızdaki değiştirilemez maddelere, demografi ve devlet ilişkisinden Lozan’daki demografi savaşına, ülke kaynaklarını yabancılara teslim eden Abdülhamit modelinden ülke kaynaklarına sahip çıkan Atatürk modeline, Atatürk’ün çözüm önerilerinden ekonomik kurtuluş savaşına, Cumhuriyetin yüzen sergisinden Köy Enstitüleri deneyine, Cumhuriyetin sıtma savaşından Çin’e aşı göndermesine, Cumhuriyetin çay üretiminden kâğıt fabrikalarına, yok edilen Cumhuriyet değeri Sümerbank’tan yok edilen THK’ya, Lozan’dan Montrö’ye bağımsızlık mücadelesine, Afganistan’daki Atatürk etkisinden Taliban karanlığına, Cumhuriyetin anlamından Atatürk’e sahip çıkmanın anlamına ve Atatürk düşmanlığından yaşayan Atatürk’e kadar pek çok tarihi gerçekle karşılaşacaksınız. Yakın tarihten önemli dersler çıkaracaksınız. Türkiye’nin bugünkü durumunu çok daha iyi anlayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97076</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5488022c-d6d1-447b-bb01-4fb83161d1cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Paçayı Kaptırmama Sanatı</image:title>
            <image:caption>“Bu dünyada bize sunulan şeyler bir seyyahın handa bir geceliğine konaklamasına benzer.” 
– Epiktetos 
 
Bir filmde rastlasak amma da klişe deyip kanalı değiştireceğimiz tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Ekolojik felaketler, salgınlar, ekonomik krizlerle birlikte dünya paçamıza yapışmış “Vallahi hayatta bırakmam!” diyor. Güya modern dünyada yaşıyoruz. Atalarımızdan daha iyi durumda falan değiliz, mağarada yaşayan o adam bugün hâlâ aramızda ve aynı tepkileri veriyor. O mağara adamı biziz ve hâlâ çaresiziz. 
Bu kitabın konusu karamsar düşüncelere odaklanmak değil, aksine dünyanın gelip geçiciliğinde, çok da kendimizi hırpalamadan bazı şeylere göz atmak, mucizevi değil daha insani dengede kalma yollarını keşfetmek. Çeşit çeşit insan profili, davranış şekli ve düşünce bulutları arasında gezinmek, bazen gülmek bazen de yüzleşmek. 
Psikolog Eray Efe, PAÇAYI KAPTIRMAMA SANATI’nda insanın trajikomik yazgısının geçmişten bugüne serüvenini özetliyor. Kibirden hasede, mutluluk arayışından depresyona, arzulamadan yıkıcılığa insan duygularının ve davranışlarının doğasına bakıyor. Paçayı kaptırmadan merkezde kalmanın ve hafiflemenin kısa yollarını anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97077</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ea928b9-b606-486c-be76-632d817b699d.jpg</image:loc>
            <image:title>Thales ve Bilgelik Tahtı</image:title>
            <image:caption>Thales ve Bilgelik Tahtı, Metis Küçük Filozoflar dizisinin 27. kitabı olarak yayımlanıyor. 
Demirci tanrı Hefaistos dünyaya barış gelsin diye altın bir taht yapar. Ne var ki yeni savaşlar çıkarmaktan başka bir işe yaramaz eseri. Bu tahta oturmayı ancak insanların en bilgesi hak ediyordur. Filozof Thales’le birlikte işte bu insanın peşine düşüyoruz. Sahi, nedir bilgelik? Kime bilge denebilir? 
Küçük Filozoflar Dizisi, 9 - 14 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97078</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6fac1d5-114f-45a6-b5a0-0ead50178489.jpg</image:loc>
            <image:title>Ecce Monstrum</image:title>
            <image:caption>Bir ölüm yazısı. Kesik söz ve ses. Ne diyordu? Tam olarak ne dedi? Bir anlam, belki. Sadece bir tesadüf. Rassal ifade. In extremis. Ciddi değil, yine de kaşları çatık, gülüyor da. Bir anarşi sahnesi . Terör bütün et ve her şeyden taşıyor. Kargaşa. Adını kendi kendine yedi, bu yüzden bir adı yok. Neyin? Ne dedi? Biz sadece irin boşalttık ve bir uyanma süresi kadar. Tekrar. Bir yıldırım süresi. An. O ne yaptı? O, tam olarak, ne yaptı?
İyi hazmedilebilecek bir Nietzsche düşleyen ahmakların hilafınadır bu!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97079</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e16bbdd3-fa17-415e-b005-5a4f5c42d7c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Freud&apos;un Teorisinde Ve Psikanalizin Tekniğinde Ben</image:title>
            <image:caption>Jacques Lacan bu seminerinde Sigmund Freud’un yorumlanmasına odaklanıyor yine: Özellikle Freud’un en önemli metinlerinden saydığı Haz İlkesinin Ötesinde’nin yanı sıra psikanaliz tarihinde bir dönüm noktası oluşturan “Irma’ya İğne Yapılması Rüyası”ndan yola çıkarak, bir yandan Freud’un geleneksel ben tasavvurundan nasıl koptuğunu gösteriyor, bir yandan da Freud’dan sonra bu tasavvurdan uzaklaşılmasını örnekleriyle eleştiriyor.

Edgar A. Poe’nun ünlü öyküsü “Çalınmış Mektup”tan ve dönemin öncü bilimi sibernetikten yola çıkarak da simgesel düzeni ve öznelerarasılığı tartışıyor. Claude Lévi-Strauss, Alexandre Koyré, Maurice Merleau-Ponty ve Jean Hyppolite gibi düşünürlerin gerek konferansları gerekse eserleriyle girilen diyalog semineri daha bir zenginleştiriyor. Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben, psikanalizin yanı sıra felsefe ve beşeri bilimlere ilgi duyan okurların yararlanacağını umduğumuz bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97080</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17c30e38-23e2-4029-92e8-4fb87ecffe94.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe Dublajlı İtalyan Filmleri Gibiyiz</image:title>
            <image:caption>“Usta bir yönetmen elinde çekilmiş etkileyici bir intihar sahnesiydi sanki. Ağır çekimde ilerliyor, ufak kabarcıklar çıkarıyor, yer yer kımıldanıyor ama her şekilde güzel görünüyordu... Düştü, düştü ve görkemli bir şekilde kondu. Çakılmak değildi bu. Sanki yerini bulmuştu. Ahmet, bütün gücüyle peşindeydi. Bacaklarını çırpıyor, elleriyle kollarıyla kendini ona daha da yaklaştırıyordu. Sadece birkaç kulaç kalmıştı ama yapamadı. Eli varmadı. Bir şey değişmeyecekti. Değil denizyıldızı, bütün Ege Denizi’ni bile götürse bir şey değişmeyecekti.” Giray Kemer, denizi, zeytini, zambakları, harnupların rayihasına karışan eskimiş balata kokusunu ve haksızlıkları, kanunsuzlukları, sınıf atlama merakını anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı hikâyelerini, tankları, kitapları, şiirleri, şarkıları, bazen kederle bazen neşeyle tokuşturulan kadeh seslerini ve memleketin belki de en güzel coğrafyasını kendine fon yapıyor... Türkçe Dublajlı İtalyan Filmleri Gibiyiz, yozlaşmanın ortasındaki büyük dostluğun ve beceriksiz bir aşkın romanı. “Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir” diyor âdeta ve soruyor: “Sen olsan ne yapardın?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97081</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94633dc2-8b98-4951-9419-58c3c96730c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Eros Ve Sanat</image:title>
            <image:caption>Bataille’ın antropolojisinde insan, sadece icat ettiği aletlerle akıllı işler yaparak insan olmuyor. Arzuları ve hayalleriyle de insan oluyor. Erotizmi keşfederek ve sanatı yaratarak insan oluyor. Antik dinler ve mitolojiler bu kaynaklardan türüyor. Antik Yunan kültürüne egemen olan erotizm ile sanatın birliği, Ortaçağ’da gerilerken, Rönesans’la yeniden canlanıyor ve hümanizmi güdülüyor. 18. yüzyılda romantik filozoflarla birlikte estetiğin ve sanatın özerkleşmesi olayının temelini oluşturuyor. Erotizm-sanat birliği, estetik modernizmin ve avangardın örgütlenmesiyle iyice politikleşiyor ve rasyonalist dogmalara karşı, faydaya ve işleve indirgenmiş disiplinlere karşı arzunun, hayal gücünün, büyünün, düşün, oyunun yaratıcılığını seferber ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97082</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e61f49c-ee8c-431e-9384-2ea169589b3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dert Yükü Mekanlar</image:title>
            <image:caption>Adından da anlaşılacağı üzere, kitap kentlerin yeni ve eskimeyen sorunlarını odağına almış. Böyle bir ele alışın pragmatik bir mantığı var, gerisinde de gizil bir strateji olduğu söylenebilir. Kentin yönetiminden sorumlu olanlara, sorunların çözümünde yoğunlaşmalarını söylüyor, salık veriyor denilebilir. Unutulmamalı ki, bu sorunların taşıyıcıları kentin hemşerileridir. Yani bizleriz...Bu sorunlar bireyin öznelliklerine dayandırılarak saptanıyorsa bunlar anlık ve görelidir, bu nedenle bir bilimsel araştırma konusu olamayacaktır. Ama bu sorun özneller arası ortak saptamalara konu oluyorsa, ya da nesnel gözlemlere dayandırılıyorsa bilimsel araştırmalara konu olabilecektir. Nitekim bu kitaptaki çalışmalar bu niteliktedir. 
İlhan Tekeli, Nurşen Adak, Aksu Akçaoğlu, Taner Artan, Ayşe Gönüllü Atakan,
Aslı Çoban, Hasan Hüseyin Aygül, Eylem Beyazıt, Esra Burcu Sağlam, Aykut Çalışkan, Efnan Dervişoğlu, Emine Dündar, Tuğba Elmacı, Çağrı Elmas, Tahire Erman, Ali Ekber Gülersoy, Tule Gültekin, Nevzat Gümüş, Muharrem Güneş, Gazanfer Kaya, Melis Oğuz, Emre Özcan, Salman Özüpekçe, Ayşe Şahin, Nuray Şahin, Aziz Şeker, Levent Taş, Seda Tekeli, Mehmet Devrim Topses, İsmail Tufan, Asuman Türkün, Sinem Burcu Uğur, Nil Uzun, Fikriye Yılmaz, Sezer Yudulmaz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97083</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b4ec11a-18f4-4872-a245-fd9bfc916cee.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeyrek Asır Sonra 28 Şubat</image:title>
            <image:caption>Günümüzde yoğunlaşan siyasal kutuplaşmanın araçlarından biri de 28 Şubat’tır. Kutuplaşmanın kültür kampları üzerinden devam etmesi 28 Şubat&apos;a karşı soğukkanlı bir değerlendirme yapılmasının önüne geçmektedir. Üzerinden çeyrek asır geçmesine karşın bu sürecin sonuçları, kazananları, kaybedenleri ve failleri üzerine tarafgir olmayan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Var olan çalışmalar da tüm bu süreci TSK ve RP arasına sıkıştırmaktadır. Dolayısıyla sürecin diğer partilerinin bu dönemdeki tutumları, tutumlarının yerel ve küresel konjonktürden kaynaklı nedenleri ile 28 Şubat dönemindeki tutumlarının kendileri açısından politik çıktıları gözden kaçmaktadır.
İşte bu çalışma, sürecin birer aktörü olan ANAP, CHP, DSP, DYP, MHP, RP ve TSK üzerinden ve tüm bu aktörlerin birbirleriyle olan ilişkilerine dayanarak Türk siyasal hayatı literatürüne soğukkanlı, analitik ve tarafsız bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, aynı zamanda, günümüzdeki kutuplaşmanın anlaşılması için aktörler üzerinden bir değerlendirme sunmaktadır. 
 
CHP / Emrah Aslan • ANAP / İnanç Özekmekçi ve Kübra Ünal • MHP / Onur Alp Yılmaz  • DSP / Emrah Konuralp ve Onur Alp Yılmaz • TSK / Yunus Barış Ertürk • DYP / Ödül Celep • RP / Selçuk Gürçam</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97084</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2091a301-5805-4bdd-be85-467ad9c862a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedektif Sensin Katil Kim?</image:title>
            <image:caption>Siz hiç dedektif oldunuz mu? 
Peki ya hiç dedektif paltosu giyip ağzınızda pipo ile katil peşinde koştunuz mu? 
Hepsi bir yana dursun! 
Siz hiç, bir polisiye romanının son bölümünü yazdınız mı? 
Bu kitaptaki dedektif sizsiniz. 
Palto giyip pipoyla katil peşinde koşacak olan da… 
Katili bulacak olan sizsiniz. 
Bu romanın son bölümünü yazacak olan da…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97085</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/56209b1d-05b9-4d2d-aded-442fabec912a.jpg</image:loc>
            <image:title>Uluslararasi İşçi Sinifi Hareketi Tarihi (Takım)</image:title>
            <image:caption>Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi’ne bağlı geniş bir uzman ekibi tarafından hazırlanan Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, proletaryanın doğuşunu ve bir sınıf olarak gelişimini inceliyor. Geniş bir bakış açısıyla 15. yüzyıl ile 1917 Ekim Devrimi arasındaki dönemi mercek altına alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97086</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b543dda-e9bf-434f-a84d-d26169173f69.jpg</image:loc>
            <image:title>Farelyaya Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Yeni Zelanda çocuk ve gençlik edebiyatının çınarı, çoksatar Külüstür’ün yazarı Joy Cowley’den unutulmaz bir yol hikâyesi. Cowley; aile bağları, göçmenlik, dayanışma, cesaret, kararlılık ve yolda olma temalarını odağa alarak, modern bir fabl anlatıyor. Düşlerinin ülkesine yolculuk yapan bir fare ailesinin hikâyesi, serüvenli ve soluk soluğa bir okuma vaat ediyor.
Her şey, denizci fareler soyundan gelen Yelkenkanat ve cesur ailesinin, efsane şehir Farelya’ya gitmeye karar vermeleriyle başlar. Buldukları eski bir harita sayesinde yola düşen macerasever ailemiz, yol boyunca fare avlayan peynirler, dipsiz bataklıklar, korkunç uçurumlar ve avcı hayvanlarla karşılaşır. Yelkenkanat ve ailesi, tüm bu tehlikelerin üstesinden gelip hayallerindeki gizemli şehre ulaşabilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97087</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eeaca452-7ff1-496c-9a7b-132c82101f0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Şahmaran&apos;ın Öfkesi - Nathaniel Fludd Fantastik Yaratıklar Uzmanı 2. Kitap</image:title>
            <image:caption>Bir Fantastik Yaratıklar Uzmanı’nın çırağı olmak hiç kolay değil, Nathaniel şimdi de ölümcül bakışları ve nefesi zehirli Şahmaran’ın peşinde. 
Serinin birinci kitabı Fantastik Yaratıklar Uzmanı 1: Anka’nın Uçuşu kitabında Maceracı Fludd ailesinin en küçük üyesi 10 yaşındaki Nathaniel Fluddile tanışmış, kahramanımızın heyecan dolu dünyasına adım atmıştık. Öksüz ve yetim kalan içine kapanık Nate “Yaratık Uzmanı” olarak yetiştirilmek üzere kendini Phil Hala’nın yanında çırak olarak bulmuş ve birbirinden ilginç maceralar yaşamaya başlamıştı. Şimdi kahramanımız Nate’in maceraları Fantastik Yaratıklar Uzmanı 2: Şahmaran’ın Öfkesi kitabı ile kaldığı yerden devam ediyor. 
Nate bu kez Phil Hala ve evcil gremlini Yağıltı ile birlikte, yüzyıllardır ayrılmadığı mağarasından ansızın yok olan Şahmaran’ı bulma göreviyle nefes kesen olayların içine sürükleniyor. Ölümcül bakışları ve zehirli nefesi ile çok tehlikeli bir yaratık olan Şahmaran’ı bulmalı ve bölgede yaşayan Dhugani halkına yardım etmeliler. Bakalım kahramanlarımız neler yaşayacak? 
 Gördüğünüz gibi, çıraklık dönemindeki bir Yaratık Uzmanı için dinlenmeye vakit yok!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97088</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ce6604a-5f76-4e9f-a611-a126a44be574.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Türküm</image:title>
            <image:caption>“Emel Güney isimli bir çocuk var. Bence Türkiye’nin değil, dünyanın en güzel sesi. 
Ben bazen gözlerimi kapatıp, bu çocuğu dinliyorum. Beni alıp başka yerlere götürüyor. Bazen o gittiğim yerde kalıyorum, geri gelemiyorum.” 
                                                                                                                          Zeki Müren</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97089</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a53fb29d-a210-458a-9317-1f89fd56725e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Müziğinin Temeli Olarak Halk Müziği Teorisi Ve Uygulaması - 1</image:title>
            <image:caption>Halk müziği dağarı, kültürel aktarım zemininde, ortak hafıza ve göreneksel uygulamalar ile şekillenmiş olduğundan türkü ve ezgiler, bu müziğe özgü perde, aralık, düzen, nağme, makam, terkip, nakre, darp, vezin, ika ve usûlleri öğrenmek isteyenler için en temel, en doğru, en güvenilir ve en karakteristik örnekleri içerir. 

Bu kitapta Türk Halk Müziği, Anadolu merkezli müziğin temeli olarak değerlendirilmiş ve kuramsal düzlemde bütünlüklü bir Türk müziği anlayışının gelişimine katkı sağlamak amacıyla -alışılagelmişin dışında- yepyeni bir içerik, notasyon ve terminolojiyle ele alınmıştır. 
Perde, makam ve usûllerin öğretimi için burada verilen seçki, solfej çalışmalarında da kullanılabilecek şekilde oluşturulmuştur. Kitapta yer verilen tüm örnekler, halk müziği perdelerini seslendirmeye uygun sazlarla çalınmalıdır.  Uygulama için tanbura, bağlama ve abdal sazı olmak üzere üç ana çalgının tel, perde, parmak ve vuruş örneklerine yer verilmiştir. 

Kitabın halk müziğini tanımak ve öğrenmek isteyen tüm ilgililere, uzmanlara,  müzik öğretmenliği, müzik üniversitesi ve konservatuvar öğrencileri ile müzik kuramcılarına, icracılara, eğitimcilere ve araştırmacılara yararlı olmasını dileğiyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97090</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d41b88b4-2b90-41d6-8c0d-701898d320a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ev Oyunları</image:title>
            <image:caption>Oyun çocuğun gelişim sahasıdır. Çocuklar oyunlar sayesinde kendilerini keşfetme imkanı bulur ve problem çözme fırsatlarını yakalayabilir. Çocuk oyun oynayarak hayata hazırlık ve geleceği prova etme denemeleri yapabilir. 
 
İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde oyunun önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır. COVİD-19 tedbirleri kapsamında uygulanan kısıtlamalar sebebiyle, çocuklarımız daha çok evde vakit geçirmek zorunda kalmıştır. Evde bulunan zamanın artmasına paralel olarak teknoloji bağımlılığı da artış göstermeye başlamıştır. Artık çocuklarımız daha çok sanal oyun oynamaya ve bu oyunlardaki direktif ve kuralları benimseyerek gerçek hayattan ve sosyalleşmeden kopuş noktasına sürüklenmektedir. 
 
İşte tam bu noktada; anne babaları çocukluğuna götürecek, çocuklara çocukluğunu yaşatacak ve onlara güvenli bağlanma ortamı sunarak teknoloji bağımlılığından kurtarıp koruyacak, bağımlılıksavar geleneksel çocuk oyunları imdadımıza yetişmektedir. Bu eserde altısı şahsıma ait 70 adet evde oynanabilecek geleneksel çocuk oyunu derlenmiştir. Eser çocuk oyunları bakımından kılavuz kitap niteliği taşımaktadır. Üniversitelerin çocuk gelişimi, sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler öğretmenliği, okul öncesi öğretmenliği, beden eğitimi öğretmenliği bölümlerinde yardımcı kaynak olarak kullanılmak üzere hazırlanmıştır. 
 
Ailecek evde kaliteli zaman geçirebilmek adına, tüm aile fertlerinin bu çocuk oyunlarını öğrenip öğreterek uygulamaları gerekmektedir. Böylelikle aile içi sosyalleşme artarak aile bağları kuvvetlenecektir. Toplumun temeli ve çocuğun kalesi ailenin psiko-sosyal sağlığına katkıda bulunmak herkesin sosyal sorumluluğudur. Bu bilinçle yola çıkılan bu kitabın çocuklarımıza ve aile fertlerine güzel zamanlar ve tatlı hatıralar yaşatması ümidiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97091</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/654ff8e7-532e-498e-a5bc-2c5595fc8a50.jpg</image:loc>
            <image:title>İttihatçıların Meşhur Polis Müdürü ve Beyrut Valisi Azmi Bey</image:title>
            <image:caption>Bu çalışma, İttihat ve Terakkinin yönetiminde Osmanlı idaresinde yer almış ve daha çok Polis Müdürlüğü ve Beyrut Valiliği görevleriyle ünlenmiş Hüseyin Azmi Bey’i anlatmaktadır. Bu kitapla birlikte Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile birlikte, Cumhuriyet’in ilk döneminde meydana gelen siyasal çatışmaları, ittihatçı kimliği ile ünlenen polis müdürünün gözünden tanıklık edeceksiniz. 
 
Sultan Vahdettin’i şehzadeliği sırasında tutuklattıracak kadar vazifesever olan Azmi Bey, İttihat ve Terakkinin iktidarı sırasında kilit görevlerin aranılan adamı olmuştur. İttihat ve Terakkinin önde gelen isimleri ile devletin kaderine yön veren kararlara imza atmış olan Azmi Bey, sırası ve yeri geldiğinde sahalara da inerek zor ve çetrefilli görevlerin üstesinden gelmiştir. Kendisine verilen hiçbir görev ve sorumluluktan kaçmamıştır. Bu nedenledir ki kendi deyişi ile siyaset adamından daha çok idare adamıdır. 
 
Babası Osman Nesib Bey nasıl ki Sultan II. Abdülhamid’in en yakın hizmetlilerinden olmuşsa kendisi de ittihatçı liderlerin her daim hizmetinde yer almıştır. Bu nedenle ittihatçı liderler, I. Dünya Savaşı sonrasında yurdu terk ederlerken, geride bırakılamayacak kadar değerli bulduklarından dolayı Azmi Bey’i geride bırakmayarak yanlarına almışlardır. 
 
Okuyucular Azmi Bey hakkında birçok ayrıntıyı bu kitapta bulabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97092</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a353e767-518e-47f2-8d30-b396888030eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’a Ayak Basan Subaylar ve Aileleri</image:title>
            <image:caption>Bu çalışma, 19 Mayıs 1919 tarihinde Millî Mücadele yolunda ilk adımı atarak, Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’a ayak basan subayların sosyal yaşantılarının incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Aynı zamanda meslekleri gereğince, askerî ve siyasî yönlerine de değinilmiştir. Ana hedef, subayların askerî vazifeleri ve sonraki süreçte edindikleri meslekleri kadar hayatlarına etki etmiş olan eşleri ve çocuklarını araştırarak, aile kurumunun birey yaşamındaki etkisi üzerine yapılan değerlendirmeleri kamuoyuna sunmaktır. Çalışma, sosyal yaşantının yanında Cumhuriyet Dönemi Türk kadını profilini, tarihin sayfasına kahraman subayların eşlerinin yaşam kalemleriyle çizilmesi amacını da taşımakta, bu sayede bu değerli Türk kadınlarının anılması ve hatıralarının daima yaşaması ümit edilmektedir. 
 
1. 3. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey, 
 
2. Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Kâzım Bey 
 
3. Müfettişlik Sağlık Başkanı Dr. Albay İbrahim Tali Bey, 
 
4. Kurmay Başkanı Yardımcısı Kurmay Yarbay Mehmet Arif Bey, 
 
5. Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey, 
 
6. Müfettişlik Topçu Kumandanı Topçu Binbaşı Kemal Bey, 
 
7. Sağlık Başkanı Yardımcısı Dr. Binbaşı Refik Bey, 
 
8. Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevat Abbas Bey, 
9. Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz Bey,

10. Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey,

11. Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket Bey,

12. Karargâh Kumandanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi Bey,

13. Dr. Yüzbaşı Behçet Adil Bey,

14. Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kalem Amiri Üsteğmen Hayati Bey,

15. Kurmay Mülhakı Üsteğmen Arif Hikmet Bey,

16. İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah,

17. Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer Bey,

18. Şifre Kâtibi Faik Bey,

19. Şifre Kâtibi Yardımcısı Memduh Bey,

20. Adli Müşavir Ali Rıza Bey,

21. Tabur Hesap Memuru Rahmi Efendi,

22. Tabur Hesap Memuru Ahmet Nuri Efendi ve

23. Yedek Subay Tahir Efendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97093</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c26f5c35-ac0c-49ea-a66e-b58f4781da6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Okul Öncesi Eğitimi</image:title>
            <image:caption>Okul öncesi eğitim, çocukların hayatında en önemli zamanlardan biridir. İyi bir erken çocukluk eğitimi alan çocuklar, bu eğitimi almayan akranları karşısında sosyal, duygusal, psikolojik üstünlüğün ve gelişmişliğin yanında öz güven, anlayış, kavrama, yorumlama, analiz etme, el yetenekleri, fiziksel yeteneklerin geliştirilmesi, ince–kaba motorun gelişmesi, bilgi ve beceri geliştirmede, akademik anlamda daha başarılı olacakları görülmektedir.

Bu bağlamda okul öncesi eğitim her ülkede önem arz etmekle beraber ülkemizde çok fazla gelişerek gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmıştır. Yapılan çalışmalar ülkeden ülkeye farklılık gösteren erken çocukluk eğitiminin öneminin anlaşılması dünya ülkelerinin gelişmişlik seviyesinin de yükselmesine yeni ve sağlıklı nesillerin doğmasını sağlaması açısından önem ifade etmektedir.

Sürekli gelişen eğitim sistemi dünyanın her yerinde çeşitli farklılıklar göstermektedir. Uzman eğitimciler, erken çocukluk gelişiminin çocuğa verilen eğitim ve bu eğitimin nasıl olacağı üzerinde sitemler geliştirmekte ve uygulamaktadırlar. Dünyada yaygın olarak verilen okul öncesi eğitimin (4-6 yaş arası) Türkiye’deki, durumu ile Amerika Birleşik Devletleri, karşılaştırmalı analizi ve son güncel gelişmeleri ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97094</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42a2301c-a200-4084-9903-88cca3902a14.jpg</image:loc>
            <image:title>Trablusgarp ve Birinci Balkan Savaşı’nda Esir Polisler</image:title>
            <image:caption>Bu çalışma, 2012 yılında emekli olan Emniyet Genel Müdürlüğü Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi Başkanı Sayın Eyüp Şahin’in, Emniyet Genel Müdürlüğünden almış olduğu resmi araştırma izniyle ortaya çıkarılmıştır. Yazar, ilk olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığında bulunan kütüphanedeki “Üsera Defterlerini” tarayarak Trablusgarp ve 1. Balkan Savaşı’nda esir düşen polislerin listesini hazırladı. Söz konusu listelerle birlikte Emniyet Genel Müdürlüğünden araştırma iznini aldı. İzin sonrası Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı arşivinde bulunan polis özlük dosyalarının üzerinde yapmış olduğu titiz çalışma neticesinde Trablusgarp ve 1.Balkan Savaşı’nda esir düşen polisleri belirledi. Özlük dosyalarında bulunan belgelerin latinizelerini tamamladıktan sonra, bu eser kaleme alınarak yayın aşamasına getirildi. Kitabın ön söz ve giriş kısımlarının tarafımdan yazılması için ricada bulunuldu. Bahse konu yazımın tarafıma tevdi edilmesi üzerine, söz konusu ön söz ortaya çıktı. Esir polisler çalışmasının devamı da yazım aşamasında olup en kısa sürede okuyucu ve araştırmacıların hizmetine sunulması için titiz bir çalışma yürütülmektedir.

Bu çalışmada tespit edilebildiği kadarıyla savaş esiri olarak İtalya ile Bulgaristan ve Yunanistan’a götürülen ve bir süre buralarda esir hayatı yaşayan polislerin aziz hatıralarına saygı amacıyla biyografilerine yer verilmiştir.

Türk Polis Teşkilatının Kahraman Polislerinin aziz hatırası karşısında saygıyla eğilirken. Kendilerini rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97095</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15b039fd-fd1b-41a3-8866-74acf14316a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Yunus Emre&apos;nin Şiirlerinde Halk Edebiyatı Unsurlarının Tahlili</image:title>
            <image:caption>Halk edebiyatı, Anadolu’da sözlü geleneğin bir ürünü olup günümüze değin süregelen sözlü edebiyatın karşılığı olarak bilinmektedir. Muhtevasını gelenek-göreneklerden, yani halk kültüründen karşılamaktadır. Burada halkın yaşayış biçimi, duygu ve düşünceleri dikkate alınır ve tüm bunların yansımaları görülür. Halk edebiyatı unsurları ise işte bu sözlü gelenekten türeyen halk edebiyatının uzantısı ve kolları olarak bilinir.

Bu çalışmada mezkûr unsurlar tespit edilip usta mutasavvıfın şiirlerinde yer alan unsurlar ve metaforların izlerini sürülmüştür. Yunus Emre’nin yaşamış olduğu çağ ve gezmiş olduğu coğrafyaların da tesiriyle şiirlerine aksettirmiş olduğu halk edebiyatına dair unsurları ele alıp muhteva bakımından incelemiştir. İşte bu unsurları kavramsal çerçeve dahilinde sınırlayıp Yunus Emre şiirlerinde hayat bulan unsurların neler olduğuna ve ne şekilde geliştiğine bilimsel açıdan yer verilmiştir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97096</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c0db9ca-35ee-4a73-a208-d396df9cb594.jpg</image:loc>
            <image:title>Anadolu&apos;dan Esintiler</image:title>
            <image:caption>Hayatta en büyük hayalim öğretmen olmaktı. Bu nedenle iki ayrı mühendislik fakültesini ikinci sınıflarından bıraktım. Bir diğer hayalimde şiir kitabı yayımlamaktı. Kırk beş yıl aradan sonra bunu başardığım ve arkamda edebi bir eser bırakacağım için çok mutluyum. Gerek babamın memuriyeti, gerekse benim öğretmenlik hayatım boyunca Anadolu’nun birçok yöresini görme ve oralarda yaşama fırsatım oldu. Bu kitabımda yazdığım şiirlerin tamamına yakını; gerek şahsım, gerekse yaşadığım ve gördüğüm yörelerdeki yaşanmışlıkları ve doğallıkları anlatmaktadır. Tamamen Anadolu’muzdaki yaşanmışlıklardan ve doğallıklardan esinlendiğim için kitabımın adını ‘’Anadolu’dan Esintiler’’ olarak verdim. Bu kitabımda yayımladığım şiirlerimi kronolojik yazım sırasına göre yayımlamayı uygun buldum. 
 
Şiir tadında keyifli okumalar dileğimle saygılarımı sunarım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97097</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9bcd777-3353-4d5c-8e7b-db02918022ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Bağlama Albümü</image:title>
            <image:caption>BAĞLAMA ALBÜMÜ’NDE 
 
Başlangıç aşaması olan “BAĞLAMA METODU” nu eksiksiz ve doğru bir şekilde bitirdiyseniz, artık enstrümanıza daha fazla hâkim olmanın zamanı geldi. “BAĞLAMA ALBÜMÜ” adlı kitap çalışması, içerisinde bulundurduğu “Egzersiz ve Repertuvar” ile sizleri bağlama icrasında daha iyi bir seviyeye gelmenizi sağlayacaktır. Bu aşama da sizleri zorlayacak bir repertuvar olabilir. Yapmanız gereken düzenli ve programlı bir şekilde çalışmak. Kitap içerisindeki eserleri hiç duymamış olabilirsiniz, ama bu eserler bağlamada hem teknik düzey hem de yörelere daha iyi hâkim olmakla beraber, farklı tınıların lezzetini sizlere hissettirecektir. Artık enstrümanınızla bütünleşmeniz gerek, duygu ve düşüncelerinizi enstrümanınıza aktarıp, çıkan tınıları kendinize ve karşıya aktarmalısınız. Unutmayın ki Müzik ve duygular arasındaki ilişki, basmakalıp olacak derecede yaygın şekilde kurulmaktadır. “Müzik duyguların dilidir “. Sizler de duygularınız ile enstrümanınız bağlama arasında bir iletişim bağı kurun. 
 
“BAĞLAMA ALBÜMÜ”nün, enstrümanınızla aranızdaki bağı kuvvetlendirmesi dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97098</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/784ba541-51e8-4878-8ed3-2885b6a76301.jpg</image:loc>
            <image:title>Bana Özlemi Anlat</image:title>
            <image:caption>Aslında basit bir ifade gibi düşünülse de “Bana Özlemi Anlat” cümlesi o kadar derin bir mana içermektedir ki bu ifadeye nereden ve hangi duyguyla baktığınıza göre anlamı değişir. Bu kitapta yazılmış olan şiirlerde anlatılan özlem dolu satırlar, sevgiye değil, sevgiliye duyulan özlemleri anlatan ifadelerdir. 
 
Çoğumuzun gönlünde bir özlem vardır. Allaha, Peygambere, Vatana, Bayrağa, anaya, babaya, kardeşe, bacıya, sevgiliye, dosta, arkadaşa, doğduğu topraklara, geçmişe, geleceğe, yaşanmışlara, yaşanacaklara, çocukken büyümeye, büyüyünce çocukluğa, bazen bir lokma ekmeğe, bazense bir damla suya özlem duyar insan. Velhasıl hayatımızın her anında yaşanan en yoğun duygudur ÖZLEM. 
 
Aslında, her birinin, hayatımızda ayrı ayrı yeri olsa da bizi en çok etkileyen ve hayatımızda en çok yer tutan ise gençlik yıllarında yaşanan, en yoğun duyguların ifadesi, aşkın bir eseri olan, SEVGİLİYE DUYULAN ÖZLEMDİR. 
 
İşte bu kitapta yazılı şiirler, daha 18 yaşında, Aşkı ilk kez tanıyan birinin o yıllarda yaşadığı, yıllar yılı bitmeyen özleminin ve hasretinin, kendisi ile aynı duyguları yaşayanların özlemlerinin farklı şekillerdeki tezahür etmiş, gönülden dile, dilden söze, sözden yazıya dökülmüş ifadeleridir. 
 
Bu şiirler, benim özlemimi ifade etse de sadece benim duygularımı değil, bu duyguları hisseden, her okuyucunun kendinden bir şeyler bulacağı, okuyan herkesin sanki bu benim hislerimi anlatmış diyebileceği manzum eserlerdir. 
Çoğu insanların, içinde sakladığı bir özlemi ve bu özlemini anlatacak, farklı farklı ifadeleri olsa da özlemin tek bir anlamı var. Özlenilen şeyi her şeyden çok fazla istemek, her şeyde özlenileni görmek, her baktığı şeyde onu bulmaktır. Şiir duyguların tercümanı olup, bu duygular, seven, hasret ve özlem çeken, tüm insanların ortak dilidir. Hayat sevinçleri ile olduğu kadar özlemleri ilede güzeldir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97099</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76a766a2-c73e-486e-86fc-96b71f413ac3.jpg</image:loc>
            <image:title>Başucu Şiirleri</image:title>
            <image:caption>Belki de ; 
 
Bu kitap benim için bir ilk ve bir başlangıç. 
 
Yeni bir şey yapmanın heyecanı da denebilir. 
 
Yüreğimin söylediklerini yazıya dökmek, 
 
Kalemle şekillendirerek 
 
Mısralara ve satırlara dizmek. 
 
 
 
Belki de; 
 
Gönlümden geçenleri söyleme şekli 
 
Duygularımı düşüncelerimi 
 
Veya kendimi ifade etme biçimi. 
Yıllar önce başladığım yolculuğun son durağı 
 
Birikimlerimin semeresi 
 
Ya da yetişen bir ağacın son meyvesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97100</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f844beed-3682-404d-a2f8-551caad56b37.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Cennette 4 Mevsim</image:title>
            <image:caption>Her sanat eseri tarih boyunca çoğu zaman acılardan çeşitli heyecanlardan bazen mutluluklardan bazen kafa karışıklıklarından ve bazense baskılanmış duyguların patlamasından ortaya çıkmıştır. 
 
Zaten &apos;&apos;Sanatçı daima acı çeken ve kafası karışık olan kişidir&apos;&apos; der sanatçı tarifi için bir literatür. 
 
Beğeneceğinizi umduğum bu şiir kitabımdaki tüm şiirler hayatımın çeşitli dönemlerinde birtakım anlık yaşamaları ve duyguları, gözyaşlarını ve kahkahaları ve hatta birtakım itirafları edebi bir dille kelimelere dökmeye çalıştığım, hayatta aslında ne kadar yalnız olduğumuzu fakat aslında bu yalnızlığın bizi ne kadar güçlü kıldığı ya da yorduğu ya da tüm duyguların bazen ne kadar karmaşık hale gelebildiği üzerine yazdığım eserlerimdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97101</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cfdb2769-3877-47a3-ad2e-5fdb7208e0e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Ümmü Çoban Vardı</image:title>
            <image:caption>1976-79 yılları arasında Malatya Akçadağ Temel Eğitim Yatılı Bölge Okulunda birlikte görev yaptığım Tarih Öğretmeni İbrahim AKSU’nun “Bir Ümmü Çoban Vardı” isimli kitabını okudukça, halk edebiyatında görülen basit, sade ve duru bir anlatımla karşılaştım. 
 
Oldukça hassas ve bir kuyumcu inceliğiyle işlenmiş bu eseri, kelime örgüsü ve iç musiki zenginliği bakımından mükemmel, estetik ve şematik açıdan başarılı buldum. 
 
Gördüm ki insan, aşkın ve ihtirasın sihirli ufkuna uzanırken bazen çilenin yakıcı iklimine girebiliyor. Bazen de ağustos ayının soluksuz sıcağıyla sonbahar rüzgârı serinliğini ardı ardına ruhunda hissediyor. 
 
Okuyucusunu bir mıknatıs gibi kendine doğru çekeceğine inandığım bu kitabın en kısa zamanda hemen herkese bir demet gül niyetine ulaşması dileğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97102</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d41f168-a529-41ae-b541-c020fb2b5728.jpg</image:loc>
            <image:title>Borç Yiğidin Kamçısı Mı?</image:title>
            <image:caption>Metanın varlığına köle olmamış, en sancılı günlerde yere düşene el atıp kaldıran vefalı dostlarıma teşekkürü borç bilirim. Bu eseri insanlık namına borç veren ve insanlıktan çıkmayan tüm dostlarıma ve iyilikte yarışan, paraya tapmayan, parayı bankada sanal bir sayı olarak gören tüm dostlarıma ithaf ediyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97103</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/909c566f-2d17-4c0b-8386-bb5a22af5b53.jpg</image:loc>
            <image:title>Otorite ile Yorum Arasında - Hukuk Teorisi</image:title>
            <image:caption>Hukuki akıl yürütme nasıl işler? Yorum hukuk pratiğinin neden merkezindedir? Hukuk ve ahlak arasındaki sınırı nereye çizmeliyiz? Yorumun hukuk pratiğindeki önemi nedir? Yorumda otoritenin rolü nedir? 
Çağdaş hukuk felsefesinin en önemli isimlerinden Joseph Raz bu kitapta, otorite, ahlak ve yorum kavramı temelinde hukuk teorisini ortaya koyuyor. Hukuk teorisinin mahiyeti, otoriteye dair hizmet anlayışı, hukuki yorumun anlamı, hukuki akıl yürütmenin işlevi eserde tartışılan temel konulardan. 
“Hukuk nedir?” sorusu, “Hukuk nasıl yorumlanmalı?” sorusuyla iç içe geçmiş hâldedir. Bu açıdan eser, okura hukukun doğasına ilişkin farklı perspektifler sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97104</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69bb7240-7ad5-4487-9bb7-bad4fea7e0c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bölünmüş Parseller Deneme Desenleri</image:title>
            <image:caption>Bilimsel çalışmalarda hangi alanda olursa olsun yapılan araştırma ve deneylerle elde edilen verilerden en iyi şekilde faydalanarak en doğru sonuca ulaşılmak istenir. Bunun içinde gerekli metotlar kullanılarak, uygun deneme deseninin kurallarına uyarak ve evrensel ilkelere bağlı kalarak elde edilen verilerin kullanılması gerekir. Deneme desenlerinin doğru bir şekilde uygulanması ve elde edilen verilerin uygun istatistiksel modeller kullanılarak analiz edilmesi çalışmadan elde edilen verilerin uygulamaya aktarılabilmesi için önemlidir. 
 
Bu çalışmada ilk başta tesadüf parselleri, tesadüf blokları ve latin kare deneme desenleri tanıtılmıştır. Daha sonra bölünmüş parseller ve bölünen bölünmüş parseller deneme desenlerinin açıklanması yapılmıştır. Böylece uygun ve doğru verilerin elde edilmesi ve bu verilerin bilgiye dönüşmesi sürecinde karşımıza çıkabilecek istatistiksel analizlerin, tarımsal araştırmalarda yaygın olarak kullanılan MINTAB, SPSS, SAS ve JMP gibi dört farklı program üzerindeki uygulamaları arazi üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilen orijinal veriler kullanılarak farklı karakterler için analizler yapılmıştır. 
 
Çalışmanın araştırmacılara faydalı olmasını diliyorum…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97105</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/528f6c01-8fda-493e-b730-51fcf1e755f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Otorite ile Yorum Arasında - Hukukun Doğası</image:title>
            <image:caption>Hukukun bir doğası veya asli nitelikleri var mıdır? Hukuk kavramı olmadan hukuk düşünülebilir mi? Hukuk kavramına sahip olmayan bir toplumda hukuk var olabilir mi?  Hukuk teorileri zorunlu olarak yerel midir? Hukuk teorisi hukuk pratiğinin bir parçası mıdır? 
Çağdaş hukuk felsefesinin en önemli isimlerinden Joseph Raz, bu kitapta, hukukun doğasına ilişkin bir soruşturmaya girişiyor. Otorite, ahlakilik ve yorum bağlamında özgün yanıtlar sunmakla beraber, hukuk felsefecileri H.L.A. Hart ve Ronald Dworkin’in öğretilerini de kuşatan bir tartışma yürütüyor. 
En temeline bakılacak olursa hukuk felsefesi, hukukun doğası ile hukuki kurum ve pratiklerin temel özellikleri hakkında bir soruşturmadır. Bu açıdan bu kitap, hukuk felsefesine ve alandaki çağdaş tartışmalara dair özgün bir bakış sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97106</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/22234b9d-b2dc-4a09-ad45-e891aec6cb67.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyümek Çocukça Bir İstekti</image:title>
            <image:caption>Küçük bir umudun aydınlattığı, masum bir hayatın boşluğunda kalakalmış bedenler. 
 
Akıllarda onlarca soru. 
 
Kimim ben? Neredeyim? Niye böyleyim? Beni bu hayattan kim kurtaracak? 
 
Öyle ya; 
 
Hangi insan ister ki çıplak ayakla cam kırıklarına basmayı? 
 
Hangi insan ister ki yüzlerce dönüm umut varken kalemsiz, deftersiz, çaresiz gökyüzüne bakmayı? 
 
Hangi insan ister ki sıcacık gülümsemenin, dostluğun, paylaşmanın yerine kavgayı koymayı? 
 
Cevap mı? Hiç kimse. 
 
Mazisi buğulu olanın geleceği net olamaz. 
 
Gelin el ele verelim. 
 
Hiçbir şey mazide kalmadan buğuyu kaldıralım. Sorumluluklarımızı belirleyelim. Paylaşalım. 
 
Ya cam kırıklarını kaldıralım ya geçmişimizden utanalım. 
Ya defter, kitap olalım ya çaresiz gökyüzüne bakalım. 
 
Ya gülümseyelim dostça ya kavga edelim düşmanca. 
 
İşte böyle insanoğlu, her şey bizim elimizde. 
 
Gelin el ele verelim. Bardaktan boşanırcasına ilim yağdıralım. 
 
Sevelim, sevinelim, sevindirelim. 
 
Aynı gökyüzünü paylaştığımız şu küçücük dünya da barışın, huzurun elçisi olalım. 
 
Masum bir hayatın boşluğundan, küçük umutlarla bakan bu bedenleri kurtaralım. 
 
Gündüz, güneş olup ısıtalım; gece ay olup aydınlatalım. İlim ilim, ilmek ilmek dokuyalım; kozasını yırtan kelebek misali hevesli ama ürkek bu bedenleri. 
 
Son olarak Mevlana’nın şu sözünü ekleyeyim. 
 
‘’Bir mum başka bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.’’</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97107</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28669727-bece-4c7a-afe1-c01694c7d575.jpg</image:loc>
            <image:title>Cansuyum</image:title>
            <image:caption>1 Ağustos 1970 doğumluyum. Bu şiirleri yaklaşık 20 yıldır yazıyorum, çok emeğim var onların üstünde bu yüzden şiirlerim gözümün nurudur. Ortaokuldayken arkadaşlarımla beraber başladım ve o günlerden beri yazmayı hiç bırakmadım. Hep yazdım ancak onları kimseyle paylaşmadın. Kendi kendime dedim ki “Benim bu eserlerimi sevenlere göstermem lazım.” Bu düşüncemi yeğenim İlknur Akgül’e danıştım sağ olsun o da bana yardımcı oldu. Bu vesile ile ona ve kıymetli yeğenim yazar ve ressam Minel Özer‘in desteklerine teşekkürlerimi iletmek isterim. 
 
Uzun yıllarda emekle yazdığım şiirlerimi topladığım “Cansuyum” kitabımı severek okumanızı dilerim. 
 
Sevgi ve Saygılarımla..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97108</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/052aebf2-079a-4a45-8007-217506b7c189.jpg</image:loc>
            <image:title>Gangsterizm</image:title>
            <image:caption>Bu eser; hiçbir gerçek kişi, devlet hükûmet, kurum veya zümre hedef alınarak yazılmamıştır. 
 
Çalışma tamamen gangsterist sistemin tanıtılmasına yöneliktir. 
 
 “Gangsterizm”, neoliberal kapitalizmin ileri aşamasıdır. Neoliberalizmin oluşturduğu aşırı serbestiyetçi ortam, giderek yerini “tekelci sermaye” ve “mafyalar” a terkeder. Böylece hukuksuzluk ortamını, tekelci sermayenin ezici ve sömürücü baskıları ile mafyaların kaba kuvvete dayalı güçleri alır. Gangsterist yapı içinde bireyler, mafyalaşmış tekelci sermayenin veya kaba kuvvete dayalı mafyalardan birinin boyunduruğunu kabul ederek ayakta durmak zorunda kalır. Bu yollardan birini seçmeyenler, gangsterist yapı tarafından ezilip geçilir. Bu durumdaki insanlar, mal, can ve namuslarını koruyamaz, yok olup giderler. 
 
Bu eseri hazırlamamdaki amaç: “gangsterist” sistemi okurlarımıza tanıtmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97109</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40f726b8-cb0d-447e-927a-cbf5cc7a887c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece Gibi</image:title>
            <image:caption>&quot; Hem ellerin renk tutar senin ve ben o rengin peşindeyim. 
 
Bulutların farklı anlamları var artık, unutmanın bambaşka. 
 
İki türlüsü de yokuşları betimlemiyor mu sana? 
 
Alfabeler tükeniyor, sorular zorlaşıyor. 
 
Sana hiç sonsuzluktan bahsettiler mi? 
 
Çok isterdim fakat, 
 
Hayat her şeyin güzel gittiği bir masal değil. 
 
Hem ellerin renk tutar senin, hem de gülücüklerin. 
 
Ben o rengin peşindeyim. 
 
İşte o renk sonsuzluk yeridir. 
 
Sonsuzluk; Gece Gibi&apos;dir.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97110</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0373ee18-b0e6-4bde-b22f-4fe418d288f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Gönül Sesim</image:title>
            <image:caption>Bu eser, başıma gelen şeylerin en güzeli, tatlı mı tatlı, gayet coşkulu aşk tecrübemin, duygu dünyamın, his alemimin ve adeta Gönül Sesi’min elden geldiğince kalemle ifadesidir. Ama tamamı değil; bir nebzesi... aynısı değil; görüntüsü... tümüyle değil; bir yönlüsü... Zira aşk bir okyanus ki içmekle bitmez! Hatta o, kaynağını, aşıkların içmelerinden alır ki böylece içildikçe artar!.. 
 
Hep artar o; azalması yok! 
 
Can yakar o; üzülmesi yok! 
 
“Ben” yıkar o; bozulması yok! 
 
İşte böyle bir okyanustan herkes ancak kendi nasibi kadar alır; ki bu bile anlatılması güç bir miktardır. Zira duygular sonsuz; lafızlar duygusuz!.. Hayaller duraksız; kalemler hayalsiz!.. Gönüller sınırsız; kelimeler yetersiz...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97111</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d847b79c-eb5a-432d-a36b-c5efb9bfbef1.jpg</image:loc>
            <image:title>Günaydın Öğretmenim</image:title>
            <image:caption>‘Öğretmen aydınlık geleceğin teminatıdır.’ diye çok kez duymuşuzdur. Her zaman öğretmenlik görevinin kutsiyetinden ve bir peygamberlik mesleği olmasından söz eden nice eğitimciler ve dostlarımız olmuştur. Şüphesiz bu yönde genel bir kanı vardır. Elbette bir öğretmenin yarınların mimarı olduğu, gelecek kuşakların zihin haritasını bu günden minik zihinlere nakşettiği geçmişten günümüze açıkça bilinen ve tecrübe edilen bir gerçektir. 
Bu kitabımda öğretmenlik görevi hakkında kendimize onlarca soru sormaya neden olacak olayları, öğrencilere sorulması daha uygun olabilecek soruları, araştırmaları ve yaptığım durum tespitlerini sunacağım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97112</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e2abb91-a2c0-45cb-afdb-8b5cbed15cc6.jpg</image:loc>
            <image:title>Hangimiz Sevmedik</image:title>
            <image:caption>PUSLU HAVALAR 
 
Kaçırıyorum artık gözlerinden gözlerimi, 
 
Ardıma bakmaktan göremiyorum önümü, 
 
Rast gitmiyor işim gücüm, 
 
Dar geliyor sensiz sokaklar, 
 
 
Yalnız yürüyorum gölgemi bile göremez oldum, 
 
Işıklar sönük, yollar sessiz, 
 
Ellerim cebimde, sigaram bitti, 
 
Güneş doğmak üzere, 
 
Sadece yürüyorum, 
 
Sen o sırada rüyalarda, 
Ben ise puslu havalarda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97113</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b92a97fb-2945-42b2-9b03-0a0d319a8281.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Bahçesi</image:title>
            <image:caption>Özgürlüğün Melodisi 
 
Kar gibi beyaz tüyleriyle 
 
Kış mevsiminin zalim soğukluğunu andıran 
 
Ormanın derinliklerinde kaybolmuş 
 
Üzerine oklar saplanmış bir baykuşum 
 
 
Ateş böcekleri geceyi aydınlatırken 
 
Ben de zihnimi melodilerle aydınlatıyorum 
 
Piyanonun tuşlarının arasından 
 
Ruhum güneşe doğru süzülüyor adeta 
Özgürlüğün meyvelerini yerken 
 
Bir yandan da ebedi cezasını çekiyorum 
 
Kanatlarım cehalet oklarıyla parçalansa da 
 
Besteler eşliğinde gökyüzünde uçuyorum</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97114</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4bf7fdc7-7aab-42f7-b871-39f5de6915fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Huzura Açılan Kapı Üç Aylar</image:title>
            <image:caption>Bizlere sayısız nimetler lütfeden Rabbimize sonsuz şükürler olsun. O’nun şanına O’nun yüceliğine ve O’nun büyüklüğüne layık Olan HAMD nasılsa işte o HAMD, O’nun üzerine olsun. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem e layık olduğu miktar adedince salât-ü selâm olsun. Bütün Peygamberlerimize Rabbimizin selamı olsun. Sahabe-i kiram, başta Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali Efendilerimiz olmak üzere, Rabbimizin bütün dostlarının Makamları âli olsun. Bütün şehit mertebesine erişen Şehitlerimizin ruhları şad olsun. 
 
İnsanoğlu olarak bizler, hayatımız boyunca çeşitli fırsatlar ile karşı karşıya geliriz. Sırlarını bilemediğimiz yollar ve kapılar, yeri gelir ardına kadar bizim için açılır. İşte elinizdeki eserde, bu fırsatların manevi açıdan belki de en mükemmeli olan, üç aylar diye adlandırdığımız, RECEB, ŞABAN ve RAMAZAN-I ŞERİF aylarından bir tutam bahsetmeye çalıştık. 
 
HUZURA AÇILAN KAPI olarak isimlendirdiğimiz bu eserde, üç ayların önemi, nasıl karşılamalı, nasıl yaşamalı ve hangi ibadetleri yapmalıyız gibi birçok konuda bilgiyi bulacaksınız. Tabiri caizse, artık üç aylar geldiğinde, hazırlıksız yakalanmamış olacaksınız.! 
 
Bu eserin, Ümmeti Muhammed (a.s.m.) için istifade edilmesini, hayır ve bereketler getirmesini ve kıyamete kadar muhafazasını her şeyi gören ve bilen Rabbimden niyaz ederim (AMİN)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97115</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c96d0c00-ae68-468d-8516-80b39b05c138.jpg</image:loc>
            <image:title>Hüznün Dibi</image:title>
            <image:caption>HÜZNÜN DİBİ 
 
Ateşle su gibiyiz artık 
 
Siyahla beyaz, yaşamla ölüm gibi 
 
Aklımızdan geçmezdi ayrılık 
 
Bu son nokta; hüznün dibi 
 
 
 
 
 
Birken iki, ikiyken birdik hani? 
 
Umrumuz değildi gündüz mü gece mi? 
 
Hatırlar mısın sevgilim o güzel günleri? 
 
Şimdi bu son nokta; hüznün dibi! 

Çocukluğuma; o güzel yere, Nallıhan’a selam olsun...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97116</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79d314c5-3032-4d04-9238-d84331978132.jpg</image:loc>
            <image:title>Hukuki Normlar İdare Hukuku Çözümlü Soru Kitabı</image:title>
            <image:caption>İdare hukuku üzerine yazmış olduğumuz çözümlü soru kitabımız idare hukuku ile ilgili tüm alanlarda kolaylıkla kullanabileceğiniz bir kitaptır. Adli ve idari yargı hakim – savcılık, kaymakamlık ve KPSS sınavlarında ayrıca üniversite vize ve final sınavlarında yardımcı kaynak olarak kullanabileceğiniz bu kitabımız 2017 Anayasa değişikliğine göre revize edilmiş soru ve çözümlerinden oluşmaktadır. Hukuki Normlar olarak ÖSYM standartlarını yakalayan bir yayıncılık hizmetini sizlere sunmaktan ve her yıl tutturmuş olduğumuz sorularla sizlerin başarısına ilave katkı sağlamış olmaktan mutluluk duymaktayız. Hukuk kitaplarının pahalı ve az sayıda olmasından dolayı her kesimden insanın bütçesine uygun satışa sunacağımız bu kitap hukuk camiası ve siz kıymetli arkadaşlarımız için hayırlı uğurlu olsun. Unutmadan şunu da belirtmek isteriz ki her çıkan kitabımızda atmış olduğumuz bir sloganımız vardır. Bu kitabımızda ki vizyon ve misyon sloganımız takdir buyurursanız ki “İyi idare hissedilmeyen idaredir.” olacaktır. 
 
Sizlere sağlık, başarı ve esenlikler diliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97117</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2068500-b70b-4fb6-b703-7bdf1cd05f40.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Olmanın Ağırlığı</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de mesleği ile ilgili pek çok ilkleri uygulamaya koyan Prof. Dr. Nurettin Başaran bu kitabında ilkleri gerçekleştirmek için çektiği sıkıntılar, kıskançlıklar, husumetler ve yaşadığı sevinç ve gururları anlatmaktadır. Doğduğu köyün özelliklerinden tutun da okuduğu okulların durumu da bu kitapta anlatılmaktadır. 
 
Okuyucu Tıbbi Genetik bilimi ile ilgili Türkiye durumunu öğrenirken bugün için herkesin bildiği doğumdan önce çocukta kalıtsal hastalık var mı yok mu uygulaması olan prenatal tanı pratiğinin Türkiye gerçeğini öğrenecektir. 
 
Üniversiteler Kanunu’nun ve YÖK uygulamasının iç yüzünü öğrenirken rektörlük seçimlerinin içler acısı durumunu da öğrenecektir. 
 
Girdiği rektörlük seçiminde en yüksek oyu aldığı halde YÖK tarafından elenen ve arkasından insafsız iftira ve kumpaslarla görevine son verilen, aklanıp görevine geri dönmesine karşın oynanan olmadık oyunların neler olduğu görülecektir. 
 
Kendi yetiştirdiği ve belli unvanlara kavuşan mesai arkadaşlarının ihanete varan davranışlarına da tanık olacaktır. Bu kitap bir Türkiye gerçeği olan çalışan ve iş yapanın cezasız kalmayacağının canlı kanıtını oluşturmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97118</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f58995d2-46ca-4e0c-afaa-599600ef7756.jpg</image:loc>
            <image:title>İslam Ekonomisi Bibliyografyası</image:title>
            <image:caption>“İslam Ekonomisi Bibliyografyası”adlı bu çalışmanın hazırlanmasındaki birincil sebep ülkemizdeki bibliyografik eserlerin yok denecek kadar azlığıdır. Söz konusu çalışma, İslam Ekonomisi ve alt disiplininden oluşan konuları içeren kitapların künyelerinin tespit edilmesi suretiyle hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97119</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/841182dc-9a0a-4d57-b16e-159509fa3b5d.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Bizim Masalımız</image:title>
            <image:caption>Adam onu ilk gördüğünde yüreğine koymuştu. O onun için huzurdu, mutluluktu… O geçmişten gelen beklenen sevgiliydi. O öyle algıladı ve onu hiçbir zaman terk etmedi, yokluğunu hiç düşünmedi. O sevgili canında candı, rüyasıydı adamın. Her baktığında tekrar tekrar aşık olduğu kadındı, zafiyetiydi adamın… Peki neden gitti?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97120</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f40bc4c-c93d-40be-b853-65d1d83bc090.jpg</image:loc>
            <image:title>Komşum Bir Suriyeli</image:title>
            <image:caption>Tevekkül, sabır, şükür gördüğüm en göze çarpıcı güzel hasletleriydi. Şikayet, isyan, beddua gibi kötü şeylerden bir o kadar uzaktılar. Bu taraflarını örnek alabiliriz diye düşündüm... 
 
Ve de çok şükredecek şeyimiz olduğunu farkettim onların yaşantılarına girdikçe... 
 
Onlar dünya da itilmişliğe, istenmemeye, yargısız infaza, yanlı davranışlara, iftiralara maruz kalmışlardı. Genel olarak mülteci, sığınmacı göçmen falan diye adlandırılsalar da bu dünyaya garibanlıkları ve mazlumlukları ile damgalarını vurdular... 
 
Bu savaşın kazananı emperyalistler olabilir. Lakin tarih bu vampirleri yargılayacaktır umarım... 
 
Aylan bebeklerin, imran çocukların ahı ve kanı yerde kalmayacaktır... diye düşünüyorum izleyip göreceğiz...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97121</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e52c000-b377-48b3-9fe8-01f856d3df06.jpg</image:loc>
            <image:title>Lokum (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>25 yıllık deneyimimle, özüne özüm kurban mutfağımın birbirinden eşsiz asırlık lezzetlerini, pelmeniden sufleye dünya mutfağından örneklerle harmanlayarak yaptım, fotoğrafladım, yemekten daha lezzetli diye düşünerek tariflerini, tıpkı mutfaklarımızda yaptığımız gibi şarkılarla, Türkülerle, şiirlerle birleştirip, sizlerle paylaştım. Soframda aldığım güzel geri dönüşlerin aynısını alacağınızdan ve daha donanımlı olarak hemen mutfağa koşacağınızdan adım gibi eminim. 
Ellere sağlık, bedenlere afiyet, gönüllere şifa olsun…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=97122</loc>
        <lastmod>2026-04-12T01:29:18+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aff2cb22-9404-4b07-9021-3841bee85832.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik ve Müziğin Tarihsel Serüveni</image:title>
            <image:caption>Matematik ve müzik arasındaki ilişkinin temeli ilk olarak Antik dönemlerde matematikçiler tarafından oluşturulmuştur. Bu nedenle çalışmalarda esas alınan sayılar ve sayı kuramlarından hareketle oluşturulan yapılardır. Müzik kuramcıları tarafından hem müzik, hem de matematik hakkında o döneme ait herhangi bir ifade yer almamaktadır. Buna rağmen bu iki disiplinin birbirinden etkilendiği ve etkilediği görülmektedir. 
 
Matematikçiler tarafından müzik üzerinde yapılan çalışmalar ilk olarak Batı müziğini, ardından Batı müziği olmayan diğer müzikler şekillendirdiğini söyleyebiliriz. Tasarımlar perdeler ve diziler üzerinden olup hem melodilerde, hem de akorlarda duyumsal olarak güzel olanı bulma çabasını taşımaktadır. Aynı zamanda bu çalışmaların her iki disiplin için yeni modellere kaynaklık ettiğini günümüzdeki yapıtlar üzerine yapılan analizlere bakıldığında açık bir şekilde görülmektedir. 
 
Bir müzik kuramcısı ya da icracısının bugünkü matematik kavramlarını anlaması güçtür. Aksi durum, bir matematikçinin de müzik içerisinde kullanılan tüm yapıları anlaması için geçerlidir. Yapıtlar üzerinden bugün yapılan çalışmalarda yeni bir dilin oluştuğu görülmektedir. Fakat bu dilin tercüme edilmeye ihtiyacı olduğunu ve ihtiyacın hem matematik, hem de müzik kuramcıların yapıtları ele alması ile mümkün olabileceği ön görülmektedir. 
 
Akustik temelde yapılan basit aritmetik işlemler Antik dönemlerde perde, aralık ve dizileri tanımlamak için bir araç haline gelmiştir. Bugün ise yapılan çalışmalarda oldukça uzun bir yol kat edilerek yapıtlar içerisindeki yapıların (tema, akor ve biçimlerinin) günümüz matematiği ile tanımlanmaya çalışıldığını görmekteyiz. 
  Müziği Antik dönemden bugüne şekillendiren matematiğin, günümüzde de müziğin içinde yer aldığı görülmektedir. Bugün için matematiğin müzik ile şekillendiğini söylemek güçtür. Fakat Antik dönemde müziğin matematiği kısmi olarak şekillendirdiğini söyleyebiliriz. Kitap bu çalışmaların neler olduğunu ve bugünkü Batı müziği kuramını nasıl şekillendirdiğini dair bir açıklama getirmeye çalışmaktadır. Bu nedenle çalışmada matematikle müzik arasındaki tarihsel ilişkiden hareketle diziler üzerinde yapılan çalışmalarda kullanılan aritmetik işlemler ve ardından yaşanan gelişmeler ele alınmıştır. Konunun geniş kapsamlı olmasından dolayı sınırlandırılmış örnekler ve kavramlar içermektedir. Amaçlanan her iki disipline ilgi duyan bilimcilerin bu dile katkılarına sağlamaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>