﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100922</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e540be0-9436-47cb-9ca1-2eb7a6c81955.jpg</image:loc>
            <image:title>Pragmatik Bakış Açısından Antropoloji</image:title>
            <image:caption>Felsefe tarihine yön vermiş en önemli düşünürlerden Immanuel Kant, üç büyük eleştiri kaleme aldı: Saf Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi ve Yargıgücünün Eleştirisi. Bilgi felsefesi, etik ve estetik anlayışımızda devrim yaratan bu eserler genellikle üç soru ile ilişkilendirildi: “Ne bilebilirim?”, “Ne yapmalıyım?” ve “Ne umabilirim?” Ancak Kant felsefesinin sürekli atlanan ve görmezden gelinen dördüncü bir sorusu daha vardı: “İnsan nedir?” 
Kant’ın yaklaşık yirmi beş yıl boyunca verdiği Antropoloji dersinin notlarından oluşan ve hayattayken yayına hazırladığı son yapıtı olan bu kitap, “İnsan nedir?” sorusunu merkezine alıyor. Antropolojinin görevi olarak insanı, tarih boyu oynadığı roller ve taktığı maskelerle ele alan empirik antropolojiden farklı olarak, insanın neliği ve ne olması gerektiğini araştırıyor; insanın kendi potansiyelini gerçekleştirme sorumluluğunu vurguluyor. 
Felsefi antropoloji denilen insana bu yeni bakış, çağdaş felsefenin önemli isimleri Max Scheler, Ernst Cassirer, Martin Heidegger ve Michel Foucault tarafından farklı şekillerle de olsa alımlanarak büyük bir etkide bulunmuştur. Bu anlamda Antropoloji çağdaş felsefenin köklerine de ışık tutuyor. 
Delilik ve dehâ, yatkınlık ve eğilim, haz ve tatmin ile birlikte bilişsel yetilerin ilişkisinin ele alındığı bu kitap, felsefi bir sistem olarak Kant felsefesini bütünlüklü bir bakışla anlama imkânı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100923</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3169add8-f08d-4f50-9a7b-7ec837e945c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Limit</image:title>
            <image:caption>Soluk kesen bu son ciltte, Konno ve arkadaşları, yeni ve çok daha ciddi bir tehditle karşı karşıya kalınca kişisel çıkmazlarını bir kenara bırakmış görünüyorlar. Grup üyeleri atlattıkları onca badireden sonra, güvenli bir şekilde eve dönebilecek mi? Yoksa bu yeni tehditler ve önlerine çıkan engeller, bireysel zayıflıklarından yararlanarak onları alt mı edecek? 
 
Limit, bir grup gencin yaşadığı zorlu hayatta kalma mücadelesinin hikâyesi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100924</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f6ea273-774a-491e-812d-905bcd1d1b80.jpg</image:loc>
            <image:title>Blade Runner 2019</image:title>
            <image:caption>“...KESİNLİKLE KUSURSUZ! BLADE RUNNER
VE CYBERPUNK FANLARI İÇİN
OLMAZSA OLMAZ BİR ESER.”
– BIG COMIC PAGE
 
“10 üzerinden 10.
Kesinlikle okunması
gereken bir kitap.”
– BLEEDING COOL
 
“Son derece merak
uyandırıcı bir ana
karakter ve Blade
Runner efsanesinin
ruhunu yansıtan yeni
bir hikâye.”
– NEWSARAMA
 
 
AAHNA “ASH” ASHINA adıyla bilinen BLADE RUNNER, 2019 yılında
ALEXANDER SELWYN isimli ünlü iş insanının kızı CLEO SELWYN’i
genetik deneyler için TYRELL ŞİRKETİ’ne verilmekten kurtardı.
 
Ash ve Cleo, Los Angeles’tan kaçıp sırra kadem bastılar.
 
O günden beri sahte kimliklerle yaşayan Ash ve Cleo şimdi, yani aradan yedi
yıl geçtikten sonra Dünya Dışı maden kolonilerinden birinde tekrar ortaya
çıktılar. Fakat Cleo’nun babası onları aramaktan hiç vazgeçmedi ve Ash’i
öldürüp kızını eve geri getirmeleri için peşlerinden düzinelerce ödül avcısıyla
arama ekibi gönderdi. Ne var ki kanın gövdeyi götürdüğü bir REPLİKA
isyanının ardından Ash ve Cleo ayrı düşüyor ve HYTHE adındaki yeni,
acımasız bir Blade Runner, Ash’i öldürmeyi kafasına koyuyor.
 
ELEŞTİRMENLERCE ÖVÜLEN POPÜLER ESERİN #5 – 8 ARASI SAYILARI BİR ARADA.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100925</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f81d7e0c-f684-4b01-845e-2ddcc04e1984.jpg</image:loc>
            <image:title>Bahriyeli</image:title>
            <image:caption>1940’larda “Şanlı Yavuz” gemisinde askerlik yapan, Kastamonu Çatalzeytinli Terzi Hasan, terhis oldu ama gönlü çok sevdiği Bahriye’de kaldı. Oraya bir evlat gönderme dileği ile yaşadı on yıllarca… Yaşayan tek çocuğu kız olunca bu kez erkek torun bekledi. Torun Hasan nihayet 1960’larda geldi. Böylece Terzi Hasan, tek erkek torununu beşikten itibaren deniz, Bahriye ve Bahriyeli hikâyeleri ile büyüttü. 
Kitap, dede ve torunun 1970’lerde Bahriyeli olabilmek için birlikte verdikleri çetin mücadeleyi ve sonrasını anlatıyor. Başa gelebilecek iyi ve kötü pek çok şeyle birlikte…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100926</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99e170fe-41ca-42d5-ae73-07933ec9c4f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Senin Kakan Nasıl?</image:title>
            <image:caption>Sevimli hayvan kahramanların yer aldığı bu hareketli kitap, çocukların tuvalet eğitiminde anne babalara yol gösterici olabilmek üzere hazırlanmıştır. 
 
Çocuklar içinse, hem eğlendirici hem de fillerin, zürafaların, farelerin, tilkilerin ve penguenlerin tuvalet alışkanlarını anlatan öğretici bir oyun-kitaptır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100927</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f2bf40f-8237-4d40-8162-91174fd9c64a.jpg</image:loc>
            <image:title>Katedral&apos;de Sohbet</image:title>
            <image:caption>Acaba Peru tam olarak ne zaman çuvallamıştı? 
 
“Bu koşturmaca beni susattı,” diyor Santiago. “Gel hadi bir şey içelim. Buralarda bildiğin bir yer var mı?” “Yemek yediğim bir yer var,” diyor Ambrosio. “İsmi Katedral, garibanların mekânı, bilmem beğenir misiniz?” “Eğer soğuk biraları varsa beğenirim,” diyor Santiago. “Gidelim, Ambrosio.” 
 
1950’ler Lima’sı, General Odría diktatörlüğü dönemi. Farklı sınıflara mensup Zavalita ile Ambrosio yıllar sonra tesadüfen karşılaşıp Katedral adlı barda sohbete dalınca özgürlük ve özgürlüğün yitirilmesi etrafında gelişen bir anlatı ortaya çıkar. 
 
Mario Vargas Llosa’nın, “Hiçbir romanım bana onun kadar emeğe mal olmadı, eğer yazdıklarım arasında yangından sadece bir romanımı kurtarmak zorunda kalsaydım onu kurtarırdım,” diye tanımladığı Katedral’de Sohbet Peru tarihini kişisel yaşanmışlıklarla kesiştiren bir başyapıt.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100928</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bca43d11-c91d-490f-9b01-2bd5fbf55734.jpg</image:loc>
            <image:title>Pergamon&apos;un Kayıp Hazinesi</image:title>
            <image:caption>Roma’ya bağlı Pergamon kentine yeni bir vali atanmıştır. Valinin karısı Crispina kendisine boş bir ev seçmek yerine, kentin en eski evlerinden birinde oturmayı istemiş, Arete’nin ve atalarının yüzyıllardır yaşadığı evi ellerinden alıp oraya yerleşmiştir. Arete’nin evini geri kazanmak için başlattığı mücadele, onu yeni tanıştığı Plin’le birlikte şehrin kadim gizemlerine ve atalarından kalma sırlara sürükler. Pergamon’un krallık hazinesi tehlikede midir? 
 
 
  2014 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine aldığı Pergamon’un tarihi ve eşsiz güzellikleri, arkeolog, akademisyen Nesibe Çakır’ın bu romanında yeniden canlanıyor. Okurları dönemin gündelik yaşamına, pazar yerlerine, kütüphanelerine, aile sofralarına davet eden romanın sonunda, kentin tarihsel bağlamına; siyasi, kültürel, sanatsal özelliklerine değinen bölümler yer alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100929</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58ddde2d-743b-4e99-80fd-b1dd08da4d2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ormanda Tek Başına</image:title>
            <image:caption>Kırmızı bereli kız büyükannesini ziyaret edecek. Bunun için de, ormanda uzun bir yürüyüşe çıkacak. Tıpkı “Kırmızı Başlıklı Kız” gibi. Ancak, tam da öyle değil sanki... Sözgelimi, ona beklediği öğütlerde bulunmuyor annesi. Olan biten her şey, bildiğimiz masaldan biraz farklı. Acaba büyükannesinin 
evinde nasıl bir sürpriz bekliyor kırmızı bereli kızı? 
  İlk kez 2011 yılında yayımlanan Masallar ve Toplumsal Cinsiyet adlı ödüllü çalışmasındaki bakış açısından yola çıkan
Melek Özlem Sezer, yeni dizisi “Sayfayı Çevir”de, klasik masalları çocuklar için yeni bir kurguyla, toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan bir yaklaşımla yeniden anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100930</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1b4a433-52e3-4738-a946-71efa6f7d9b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Karar</image:title>
            <image:caption>Başarılı avukat Brent Mason, yıllar önce geçirdiği kazada bir bacağını kaybetmiştir. Ancak bu talihsizliğin, tatmin edici bir yaşam sürme yeteneğini etkilemesine asla izin vermez. Yüksek hedefler belirler ve onlara ulaşmak için çabalar. Brent bir davada çocukluk arkadaşı Kennedy’le karşılaşır ve yan evde büyüyen tatlı kızın çok değiştiğini fark eder. Karşısında kendinden emin, çarpıcı ve tek isteği onu topuklu ayakkabılarının altında ezmek olan bir kadın bulur. Savcı ve avukat olarak karşı karşıya gelen Brent ile Kennedy için işler bekledikleri gibi gitmez. Her tartışma ve itiraz, birbirlerini daha çok istemelerine neden olur. İlk aşklar, ikinci bir şansı hak eder mi? Peki, kalbin son kararı ne olacaktır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100931</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e50671f8-e821-4c81-8150-dbddcae92afc.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Ve Teknik</image:title>
            <image:caption>Spengler teknolojinin insanlık tarihinin hiçbir döneminde zamanındaki kadar etkili olmadığını belirtir. Bu dönemde toplum hemen her yanıyla teknoloji tarafından dönüştürülmüştür. İnsanın duyguları, düşünceleri, hatta davranışları teknoloji tarafından belirlenmektedir. Makine gibi işleyen bir insan yaşamı ve dünya görüşü giderek baskın hale gelmektedir. Teknoloji sosyal ve toplumsal yapıyı da derinden etkilemekle kalmamış bizim bu dünyadaki varlığımızı da tehdit eder hale gelmiştir. Teknoloji insanın dünyaya ilişkin kavrayışını da olumsuz etkilemektedir. 
İmdi, filozofların bir konuya işaret etmeleri orada ciddi bir etik, epistemolojik ve ontolojik sorun olduğu anlamına gelmektedir. Felsefecilerin bugünlerde işaret ettikleri can alıcı sorunlardan biri de teknolojinin hayatımızda çok önemli bir rol oynadığı ama göz ardı edilemez sorunları da beraberinde getirdiğidir. Üstelik bu sorunların insani, tıbbi, siyasi, iktisadi, içtimai, askeri gibi boyutları da vardır. İşte teknolojinin son zamanlarda bir felsefe problemi haline gelmesi, teknolojinin insan doğasına ilişkin kaygı verici boyutta ve üstü örtülemez birtakım sorunlara neden olmasından ötürüdür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100932</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/481a8ccf-36ee-42f4-b53a-564cf20b0bf8.jpg</image:loc>
            <image:title>Abaza Hasan Paşa İsyanı</image:title>
            <image:caption>Abaza Hasan Paşa İsyanı Kitap Açıklaması
Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren zaman zaman çalkantılı dönemler yaşamıştır. Bu dönemlerde Anadolu halkı zor yıllar geçirmiş, merkezî idarede görülen zaaflar devleti olumsuz yönde etkilemiştir. 17. yüzyılın ilk yarısı da iktisadî ve toplumsal sorunların ciddi oranda arttığı, idareden memnun olmayan, mağdur edilmiş idarecilerin kalabalık maiyetleri ve eşkıya gruplarıyla isyan ettiği bir dönemdir. Bu durumdan en çok zarar gören ise korumadan ve otoriteden yoksun Anadolu halkı olmuştur. Celâlî ve eşkıya toplulukları reaya üzerinde baskı kurmuş, yol güvenliği tehlikeye girmiş, ticarî hayat zarar görmüştür. Celâlîler katl-i nüfus ve gâret-i emvâl ile reayaya dehşet saçmıştır. Köyünü savunamayan reaya perişan bir şekilde şehirlere can atmış, İstanbul’a şikâyet mektupları göndermiş fakat çoğu zaman sonuç alamamıştır. Devleti yıllarca uğraştıran bu isyanlar arasında Abaza Hasan, ülkeyi bölme niyetine varan tehlikeli bir isyanın liderliğini yapmıştır. Elinizdeki çalışma, Osmanlı tarihinin en büyük isyanı olarak kabul edilen ve kaynaklarda “Hurûc ale’s-Sultân” olarak anılan Abaza Hasan Paşa İsyanını, neden ve sonuçlarıyla en ince ayrıntısına kadar ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100933</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7a5c52c-0812-47d8-8455-19dfd7b396aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Şiiri Üzerine Notlar</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Şiiri Üzerine Notlar Kitap Açıklaması
Türkçenin ses ve söz hazineleri olan ve zamanın tozları ardında kalan bazı kelime, kavram ve tabirleri aydınlığa kavuşturma amacıyla hazırlanan bu kitap, Osmanlı şiirinin derin anlamlarla örülü, ince hayallerle süslü dünyasına açılan bir pencere. Metinleri anlama yolunda yürüyenlerin, yer yer küçük işaretler bulacakları bir kılavuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100934</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/faec8b68-c79d-44de-ad82-11e2b900ff3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Kulaklı Çello Miçello</image:title>
            <image:caption>“Bizi sesler, melodiler, besteler buluşturacak Miçello.” Miçello, anne babası ve dostlarıyla birlikte mutlu mesut yaşadıkları müzik dükkânından bir gün ayrılmak zorunda kalır. Zihnindeki müthiş müziğin sesini arayan Lidya’nın evinde yaşayacaktır artık. Minik çello, küçük kızı tanıdığına ve onunla arkadaş olduğuna mutludur ama kendini yalnız hissetmekte, ailesini ve müzik dükkânındaki yaşamını özlemektedir. Öte yandan, Lidya da zihnindeki sorunun yanıtının peşindedir: Acaba aradığı müziğin sesi gerçekten Miçello’da mı? 
Yazar Yasemin Eğinlioğlu, okurlarını akıcı bir anlatım ve müziğin evrensel sesi eşliğinde duygu dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Aile, yetenek ve kendini bulma üzerine eşsiz bir öykü…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100935</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c9778d1b-6220-45cf-959b-e9a07031835a.jpg</image:loc>
            <image:title>Ekonominin Pusulası</image:title>
            <image:caption>“Ekonominin pusulası şaştığında toplumun geleceği hakkında sorular, sorgulamalar ve tartışmalar daha da artar. Öyle ki, bu tartışmalar sokağın her alanına, kahvehane köşelerine, yüksek binalardaki çalışma alanlarına ve sosyal medyadaki mecralara kadar taşınır ve zamanla derinleşerek bazen de faydalı teorilere dönüşür.” 
 
Kamuoyuna açıkladığı gerçek ekonomik ve toplumsal verilerle gündem yaratan ENAG’ın kurucularından olan Prof. Dr. Veysel  
Ulusoy, enflasyon, ekonomik büyüme, işgücü piyasası ve verimlilik gibi ekonomik değerlere farklı açılardan baktığı; bunları makro ve mikroekonomik düzeyde ayrıntılarıyla ve uluslararası karşılaştırmalı  
analizlerle tartıştığı bu kitapta ekonominin şaşan pusulasına yeni bir yön öneriyor. 
 
― Fiyatların oluşumu, ev halkı ve üreticilerin davranışlarıyla nasıl değişir? 
― Fakirleştiren büyüme ve kırılgan beşli: Türkiye’nin konumu. 
― Kalkınma ve büyümenin dayanılmaz hafifliği. Ne kadar kalkınıyor ve büyüyoruz? 
― Neden durmadan borçlanıyoruz, bu durumdan çıkmanın yolları nedir? 
― Dövizle yatırım yapılır mı? 
― Gençlik ve gençlerin istihdamı: Kalkınmanın temel anahtarı. 
― Ekonomide temel göstergelerin açığa çıkardığı gerçekler? 
 
Yazar Hakkında:   
Prof. Dr. Veysel Ulusoy, Kahramanmaraş Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü’nde eğitim aldı. Milli Eğitim Bakanlığı Bursu kapsamında hem yabancı dil hem de yüksek lisans ve doktora eğitimi için ABD’ye gitti. Ekonomi-İstatistik alanında yaptığı eğitimleri süresince uluslararası ticaret ve finans ile ekonomik büyüme konusunda çalışmalar yaptı. Ekonomilerdeki gelişmenin teknoloji ve insan sermayesi yanında dış ticaretin yapısıyla da ilişkili olduğunu ekonometrik modellerle test eden çalışmalara imza attı. Ulusoy, Galatasaray Üniversitesi’nde başlayan öğretim hayatına Bahçeşehir ve Yeditepe üniveristelerinde devam etti. Ulusoy halen Yeditepe Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Müdürü ve Finansal İktisat Anabilim Dalı Başkanlığını yürütmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100936</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e239128-6543-4924-a5ed-b4842ddd8e0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kartal Kanadını Açtığında</image:title>
            <image:caption>Mavrato köyünün hayalperest çocuğu Süleyman’ın en çok istediği şey küçüklüğünden beri sevdiği Melek’le evlenmektir. Geç olur, güç olur ve sonunda muradına erer. Süleyman gündüz tarlasında çalışacak, geceleri Melek’i sevecek ve kocaman bir aile kuracaktır.  
Hiç hesapta yokken askerlik kapıyı çalar. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte köylünün alıştığı, bildiği düzen değişmektedir. “Üç yıl geçer” deyip askere gider ve Balkan Harbi’nin tam göbeğine düşer. Neye uğradığını şaşıran Süleyman, mucize kabilinden hayatta kalır ama sırada Cihan Harbi vardır.  
Kahramanımız milyonlarca Osmanlı askeri gibi cepheden cepheye gezer. Önce Çanakkale, ardından Kafkas ve en son Filistin cepheleri… Düşman süngüsü, kurşunu, bombası ve açlıkla, hastalıklarla cebelleşen Süleyman için gerçek, elindeki mavzerden bellidir. Rüyalar ise başka söyler: Kâh göklerin yücesindeki kartal olur, kâh yerin dibindeki yılan! 
Kartal Kanadını Açtığında yoğun araştırmaya dayalı, destansı bir roman… Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini ve savaşın gerçek yüzünü bir Anadolu köylüsünün gözünden anlatan güçlü ve etkileyici bir roman. 
 
Yazar Hakkında:   
Ömer Uçar, 1962 Pınarhisar doğumlu, aslen Pütürgeli, sonradan İstanbullu. Karabük Cumhuriyet İlkokulu, İstanbul Oruçgazi Ortaokulu, Pertevniyal Lisesi ve Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu. Çocukluğundan itibaren çip lehimi, kapı kolu dökümü ile başlayıp, ofisboyluk, muhasebecilik, tahsildarlık, düzeltmenlik, barmenlik, gazetecilik ve başka birçok işe girip çıktı ve turist rehberliğinde karar kıldı. Emekli. İngilizce ve Japonca biliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100937</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f13dfc3-5d45-410f-8fc4-d3a95e5fed71.jpg</image:loc>
            <image:title>En Parlak Gece</image:title>
            <image:caption>Bir yıl önce Evelyn’in sıradan bir hayatı vardı… 
 
Şimdiyse hayatının kocaman bir yalan olduğunu öğrendi. Tehlikeli yeteneklerinin kontrolünü kaybederse, sadece bölgedeki herkesi değil ölümcül çekiciliğiyle yürek yakan Luc’u da riske atacağını biliyor. Bu yüzden her şeyi yapmaya hazır; yalan, takas, dilenmek, öldürmek… Luc bir fırtınaya tutuldu. Ve o fırtınanın adı Evie. 
 
Kan ve Kül, Melez Sözleşmeleri, Lux, Karanlık Elementler, Lanetli, Gamble Kardeşler ve Titan gibi serilerin usta yazarı Jennifer L. Armentrout, Köken serisinin En Karanlık Yıldız ve En Aydınlık Gölge’den sonraki üçüncü kitabıyla, Lux evrenini özleyenlere şok edici ve ateşli bir hikâye daha armağan ediyor. 
 
Yazar Hakkında: 
Jennifer L. Armentrout ilk serisi Melez ile Amerika’da satış rekorları kırmış ve ardından Lux serisi ile ünü, tüm dünyaya yayılmıştır. Fantastik, paranormal ve bilimkurgu türündeki romanlarındaki aşk hikayelerinin ön plana çıktığı Jennifer L. Armentrout, Melez Sözleşmeleri serisinin kitapları Melez, Safkan, Tanrı, Apollyon ve Avcı’nın evreninde geçen devam serisi Titan ile de büyük başarı kazanmıştır. Titan’ın Geri Dönüş, Güç, Mücadele ve Kehanet başlıklarındaki kitapları Yunan mitolojisine farklı bir bakış açısıyla yazılmıştır. Lanetli, Paramparça, Cesur romanlarından oluşan Lanetli serisi de yine mitolojik kahramanların günümüzdeki maceralarını içerir. 
Obsidiyen, Oniks, Opal, Köken, Direniş, Unutuluş’tan oluşan Lux serisinin ek serisi Köken ise En Karanlık Yıldız ve En Aydınlık Gölge romanlarıdır. Lux serisinin film hakları alınmıştır ve yapım aşamasındadır. 
1980, West Virginia doğumlu olan Jennifer L. Armentrout, fantastik bilimkurgu romanların dışında, Hep Seni Bekledim, Saplantı, Kış Güneşi, Gamble Kardeşler ve Karanlık Elementler serisi gibi pek çok romantik kitabın yazarıdır. 
Jennifer L. Armentrout, yazdığı 60’ın üzerinde kitabının The New York Times en çok satanlar listesinde yer almasıyla, kırılması güç bir rekorun sahibidir. 
Pek çok ödüle layık görülen Jennifer L. Armentrout yazarlık kariyerine, matematik dersinde kısa öyküler yazarak başlamış ve yayınevlerinden pek çok kez reddedildiği için ilk kitaplarını kendi bastırmıştır, şu an tüm dünyada kitapları milyonlarca kopyaya ulaşan Jennifer L. Armentrout, hâlâ her gün sekiz saat yazmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100938</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cad46d23-a041-4837-966b-082db4b758aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Ateşten Adamlar</image:title>
            <image:caption>Onlar “Cumhuriyet’e katkı verenler.” 
Onlar “Cumhuriyet’in Akıncıları.” 
Onlar “Türk Devrimi’nin Öncü Savaşımcıları.” 
Onlar olmadan, onların öyküleri, yaptıkları bilinmeden ne Atatürk doğru anlaşılabilir, ne Cumhuriyet ne de Türk Devrimi. İstedim ki en başta Atatürk’ün olmak üzere bu Ateşten Adamların aydınlığı yolumuzu yeniden aydınlatsın. 
Deneyimli siyasetçi, yazar Namık Kemal Zeybek Ateşten Adamlar’da bağımsızlık yolunda Atatürk’ün yanında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti’ne türlü alanlarda katkılarda bulunarak topluma çağdaş uygarlık yolunda öncülük eden ancak bugün adı da yaptıkları da unutulan değerleri anlatıyor. 
 
Namık Kemal Zeybek, yaşı ilerlemiş olanların anımsayacağı, gençlerin örnek alacağı, topluma iyimserlik aşılayacak birbirinden değerli isimleri yeniden hafızalarımıza kazandırıyor. 
 
Yazar Hakkında:   
Namık Kemal Zeybek, 1944 yılında Bayburt’un Kitre köyünde doğdu. 1966 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Türkiye’nin çeşitli ilçelerinde on yıl kaymakamlık, 1977’de Gümrük-Tekel Bakanlığı’nda müsteşarlık görevlerinde bulundu. 1987’de İstanbul milletvekili seçildi. 1989-1991 arasında Özal Hükümeti döneminde kurulan Kültür Bakanlığı’nın ilk bakanı oldu. 1992-1994 yılları arasında büyükelçi unvanıyla Başbakan Süleyman Demirel’in başbakanlık başdanışmanlığını yaptı. Türkiye ile Türk dünyasının koordinasyonunu gerçekleştirdi. 1995’te İstanbul milletvekili olarak tekrar Meclis’e girdi ve 1997’ye kadar devlet bakanlığı yaptı. Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nde 14 yıl mütevelli heyet başkanlığı yaptı. Halen kurucusu olduğu Ahmet Yesevi Vakfı ve Ata Derneği’nde yönetim kurulu başkanlığı görevlerini yürüten Namık Kemal Zeybek’in Türk Dünyası Deyince, Siyaset Yolu, Bilgi Çağında Türkçülüğün Esasları ve Türk’ün İnancı adlı kitapları da Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Namık Kemal Zeybek’in yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Türk’ün Töresi, Kutlu Söylev, Kızıl Elma, Alpagutlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100939</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7435236a-72a9-4a25-b809-5f49652d3652.jpg</image:loc>
            <image:title>Çok Çalışıyoruz</image:title>
            <image:caption>Çalışıyoruz. Yarınlar yokmuş gibi. Ki aslında pek de yok, çünkü yarın bugünle aynı, dünle de. Çalışma hayatının vaat ettiği yarın, yine çalışmak. Daha çok çalışmak. Hatalarımızdan ders çıkara çıkara, gelişe gelişe, düşe kalka; daha doğrusu düşmeye izin olmadan, hep ayakta kalarak çalışmak. Çünkü hep çok iş vardır. 
 
Kızarız çalışırız, haksızlığa uğrarız çalışırız, ağlarız çalışırız. Biz çalışırız. 7/24 çalışırız. Uykularımızı feda ederiz. Zamanımızı, mekânımızı, hayatımızı armağan ederiz sorgusuz sualsiz. Hele ki lehimize bir kolaylık olursa daha da çok çalışırız. Zam alırsak iki kat, takdir görürsek üç kat fazla çalışırız. Az çalışmayı beceremeyiz, biz eğitimimizle emeğimizle geldiğimiz işin hakkını verme derdindeyiz; minnetle, tutkuyla, hırsla çalışırız. 
 
Biz bu çağın hayalsiz büyüyen çocukları olduk. O yüzden de kaybolduk, hapsolduk bu labirentte. Artık çıkış yolunu arama, bu yolculukta kendimizi bulma vakti. 
 
 
Yazar Hakkında:   
Erdem Aksakal, İzmir Bornova Anadolu Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında yazma alışkanlığı kazandı. Mühendislik eğitimi gördü, yüksek lisansını işletme, doktorasını pazarlama alanlarında yaptı. Yirmi yıldır kurumsal dünyanın içinde. Farklı şirketlerde çeşitli görevlerde bulundu ve şu anda kariyerini Amaç ve Sürdürülebilirlik Pazarlaması alanında sürdürmektedir. Beyaz yakalıların hayatını anlattığı ve sahiciliğin peşine düştüğü Mezeleri Güzel adlı kitabı 2016’da yayınlandı. Kısa sürede 8 baskı yaptı. Beyaz yakalı bir anlatıcı olarak seminerler verdi, podcast yayıncılığı yaptı. İki ülkeye yayılan yaşamını; iş hayatında eşitlik, adalet ve anlam arayışı konularında yazılı ve sözlü üretimler yaparak devam ettirmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100940</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f208551e-3657-44bb-acf9-67aab1fcfc3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgür</image:title>
            <image:caption>Özgürlüğün Elli Tonu’nun şehvetini, romantizmini ve dramını Christian Grey’in derin düşünceleri, duyguları ve hayalleriyle yeniden yaşayın. E L James, dünya çapında milyonlarca okuru büyüleyen aşk hikâyesine, Elli Ton’un dünyasını yeniden ziyaret ederek daha derin ve daha karanlık bir bakış açısı getiriyor. 
 
Christian Grey’in Anastasia Steele ile evleneceği on yılın düğününe davetlisiniz. Ama Christian gerçekten koca olmak için doğru kişi mi? Babasının bu konuda şüpheleri varken erkek kardeşi bekârlığa veda partisi düzenlemek istiyor ve nişanlısı Ana ise itaat yemini etmek istemiyor… Ve evlilik birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Aşkları her zamankinden daha güçlü ve daha derin, ancak Ana’nın meydan okuyan ruhu, Christian’ın en karanlık korkularını uyandırmaya ve kontrol ihtiyacını test etmeye devam ediyor. Geçmişte yaşanmış rekabetler ve kırgınlıklar ikisini de tehlikeye atarken, yanlış bir karar onları ayrılma noktasına getiriyor. Christian, çocukluğuna ait kâbusların ve gençlik acılarının üstesinden gelerek kendini kurtarabilecek mi? Ve kökleri hakkındaki gerçeği keşfettikten sonra affetmeyi öğrenip Ana’nın koşulsuz sevgisini kucaklayabilecek mi? Christian nihayet özgür kalabilecek mi? 
 
Yazar Hakkında:   
E L James, iflah olmaz bir romantik ve kendi itirafı üzerine bir “fangirl”dür.*Yirmi beş yıl televizyon için çalıştıktan sonra çocukluk hayalinin peşinden gitmeye karar verdi ve okurların âşık olacağı hikâyeler yazmaya başladı. Sonuç, çok tartışılan erotik, aşk hikâyesi Grinin Elli Tonu ve devam kitapları olan Karanlığın Elli Tonu ile Özgürlüğün Elli Tonu oldu. 2015’te Grinin Elli Tonu’nu Christian Grey’in gözünden anlatan ve bir numaralı çok satan kitabı Grey’i yayımladı. Ardından Elli Ton hikâyesinin ikinci yarısını yine Christian Grey’in gözünden anlatan ve liste başı olan 
Karanlık geldi. Yazar 2019’da, The New York Times 1 numaralı çok satan kitabı Beyefendi ile devam etti. Kitapları elli dile çevrildi ve dünya genelinde 165 milyondan fazla sattı. E L James’i, Times dergisi “Dünyanın En Etkili İnsanları” arasında gösterdi ve Publisher’s Weekly tarafından “Yılın İnsanı” seçildi. Grinin Elli Tonu birbiri ardına 133 hafta boyunca New York Times çok satanlar listesinde kaldı. Özgürlüğün Elli Tonu 2012’de “Goodreads Choice Ödülü”nü kazandı. Grinin Elli Tonu okurlar tarafından oylanarak PBS’nin “The Great American Read” seçkisinde “100 Büyük Kitap” arasına girdi (2018). Karanlık, 2019 Uluslararası DUBLIN Edebiyat Ödülleri’nde uzun listeye girdi. Yazar, gişede bir milyar doların üstünde hasılat yapan Elli Ton filmlerinin üçünün de yapımcılığını üstlendi. Üçüncü film Özgürlüğün Elli Tonu, 2018’de Drama’nın “Halkın Seçimi Ödülü”nü kazandı. E L James’in iki harika oğlu var ve Batı Londra’nın yeşil banliyölerinde roman yazarı ve senarist kocası Niall Leonard ve Wesh Highland terrieri cinsi köpekleriyle birlikte yaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100941</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3ad9027-b7d0-4e68-90b3-b0021fd04287.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Yaralı Şifacısı</image:title>
            <image:caption>Ruhun Yaralı Şifacısı, psikoloji tarihine damga vuran, psikolojiyi şekillendirerek doğu ile batıyı birleştiren, mitleri deşifre eden, tüm zamanların en büyük ruhsal devrimcisi Carl Gustav Jung’un ruhsal yolculuğunun hikâyesi. 
 
&quot;Sadece yaralı olan hekim iyileştirebilir&quot; diyerek şifa kavramına noktayı koyan ve kendisine sormadığı hiçbir soruyu başkasına sormayan olağanüstü bir kişilik. Analitik psikolojinin kurucusu, gölge, kompleks, bilinçdışı, arketip kolektif bilinçdışı, anima animus kavramlarını dünya psikolojik mirasına kazandıran, insan ruhunu anlamaya niyet etmiş bir hekim ve şifacı. 
 
Claire Dunne’ın kaleme aldığı bu eşsiz biyografide Kırmızı Kitap’tan parçaları, Freud’la dostluklarını, baba oğul ilişkilerini ve kopuşlarını, çocukluğunu, evliliğini, aşkını, eşzamanlılık kavramını ve kolektif bilinçdışını keşfini, İkinci Dünya Savaşı başlamadan gördüğü rüyaları, doğuya yaptığı yolculuklarda edindiği kadim bilgileri batıdaki bilimle birleştirmesini okuyacaksınız. Jung’un biyografisi tıp, psikoloji, sanat, edebiyat, din, bilime meraklı, insan ruhunun DNA’sına erişmek isteyen herkes için bir başucu kitabı. 
 
Claire Dunne, dünyanın çeşitli yerlerinde Carl Jung ve başka konularda konferanslar veren bir yazar ve televizyon ile radyo programı yapımcısıdır. İrlanda’da doğmuş, uzun yıllar boyunca Avustralya’da yaşamıştır. Avustralya’da çokkültürlü iki radyo kanalı kurmuş ve çokkültürlülüğe, Kelt kültürüne ve etnik yayınlara katkılarından dolayı Avustralya Şövalye Nişanı’na layık görülmüştür. Bu onun üçüncü kitabıdır. 
 
Yazar Hakkında:   
Claire Dunne, dünyanın çeşitli yerlerinde Carl Jung ve başka konularda konferanslar veren bir yazar ve televizyon ile radyo programı yapımcısıdır. İrlanda’da doğmuş, uzun yıllar boyunca Avustralya’da yaşamıştır. Avustralya’da çokkültürlü iki radyo kanalı kurmuş ve çokkültürlülüğe, Kelt kültürüne ve etnik yayınlara katkılarından dolayı Avustralya Şövalye Nişanı’na layık görülmüştür. Bu onun üçüncü kitabıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100942</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/894b6886-7188-4a61-93da-92383af0a5b6.jpg</image:loc>
            <image:title>Terapist</image:title>
            <image:caption>Bana sırlarını anlat… 
 
Alice ile Leo, Londra’da nezih bir eve taşındıklarında her şey rüya gibidir. Ancak Alice komşularını tanıdıkça yeni evi hakkında korkunç bir bilgiye ulaşır ve bu evde daha önce yaşayan terapist Nina’yla aralarında güçlü bir bağ olduğunu hissetmeye başlar. Takıntılı bir şekilde, iki yıl önce neler olduğunu öğrenmeye çalışır ama kimse bu konu hakkında konuşmak istemez. Mükemmel görünen komşularının sakladığı sırlar vardır… 
 
 
 
Yazar Hakkında:   
B. A. Paris Fransa ve İrlanda kökenlidir. İngiltere’de büyüdü. Birkaç yıl boyunca uluslararası bir bankada borsa simsarı olarak çalıştığı Fransa’ya taşındı. Daha sonra öğretmenlik eğitimi alarak eşiyle birlikte bir dil okulu açtı. Yazar, eşi ve beş kızıyla uzun yıllar Fransa’da yaşadıktan sonra yakınlarda Birleşik Krallık’a döndü. B. A. Paris’in Kapalı Kapılar Ardında ve Şüphe adlı romanları Doğan Kitap tarafından yayımlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100943</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16f312d0-f05f-49e8-b080-493875f9c5d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Vajinismus Ve Disparoni</image:title>
            <image:caption>VAJİNİSMUS KÂBUSUNUZ OLMASIN! 
Vajinismus ve Disparoni (Genito-Pelvik Ağrı ve Penetrasyon Bozukluğu) çok sayıda kadının cinselliği yaşamasını engeller ve çiftlerin ilişkilerini altüst eder. Ancak çoğu kadın ne yaşadığını, bundan nasıl kurtulacağını ya da nereden başlayacağını bilmeden kendini çaresizliğe mahkûm eder. Gerçek bir vajinismus vakasının, uzun yıllardır biriktirdiğim bilgi ve deneyimlerim sonucunda geliştirdiğim “MetaSeks Cinsel Terapi Yaklaşımı” ile iyileşme sürecini her ayrıntısıyla anlattığımız bu kitap, cinsel yaşamları kâbusa dönen çiftlere ve onlara yardımcı olacak cinsel terapistlere, hekimlere ve ruh sağlığı profesyonellerine adım adım yardım edecek bir rehberdir. 
Psikoterapist &amp; Yazar &amp; Eğitmen Cem KEÇE 
www.cemkece.com.tr 
 
VAJİNİSMUS SORUNUNA KANITA DAYALI KESİN ÇÖZÜMLER… 
Kadınlarda çok yaygın olan cinsel işlev bozukluklarının başında gelen vajinismus ve disparoninin tanı, değerlendirme ve iyileşme sürecinin anlatıldığı, cinsel terapi eğitimlerimizde de ders kitabı olarak kullandığımız bu önemli kaynak, hem danışanlara sağlıklı bir cinsel yaşam için rehberlik edecek hem de danışanlarının cinsel sorunlarına etkili ve kalıcı çözümler sağlamak için bu alanda çalışan uzmanların vazgeçemeyeceği bir el kitabı olacaktır. 
Uluslararası Entegratif Kognitif Psikoterapi Enstitüsü (IICPI) 
www.iicpi.org 
 
METASEKS CİNSEL TERAPİ YAKLAŞIMI VAJİNİSMUSA SON VERİYOR! 
Çöp kutusuna bir arada atılmış çeşitli hastalıklardan oluşan vajinismus, tıpkı deprem gibidir, onu anlamalı ve felsefesine saygı duyulmalıdır. Kişinin kendisinin umutsuz olduğuna yürekten inanması durumu olan vajinismus tıpkı aşk gibidir, tam olarak tanımlanamasa da çaresizlikle yaşanır. Vajinismusu olanlar iki yönden talihsizdir. Sadece fiziksel bir hastalığa sahip olmakla kalmayıp bu konuda aşırı kaygı, saplantı ve kötümserlik içine gömülmüşlerdir. Vajinismus kadınların korkulu rüyasıdır. Bu korkulu rüyadan kadınları uyandırmaya kendini adamış olan Psikoterapist Cem Keçe’nin kendine özgü “MetaSeks Cinsel Terapi Yaklaşımı” ile vajinismusa hızlı ve kalıcı çözümler getiren cinsel terapi sürecini gerçek bir vaka üzerinden adım adım anlatan bu kitap danışanlar ve cinsel terapistler için güvenilir bir uygulama kılavuzu olacaktır. 
Cinsel Sağlık Dernekleri Federasyonu (CİSEF) 
www.cisef.org.tr</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100944</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2f89b30-22fb-4009-bef2-306422675ec3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ginza Hayaleti ve Diğer Gizem Öyküleri</image:title>
            <image:caption>“Ginza Hayaleti yeni bir şey değil, hep buralardaydı diyebiliriz.” 
 
Gerçek ismi Fukutaro Suzuki olan Keikiçi Osaka, Şiro Hamao ve Edogawa Rampo gibi isimlerle İkinci Dünya Savaşı öncesi Japon polisiyesinin ilk örneklerini kaleme aldı ve türün popüler olduğunu göremeden genç yaşta hayatını kaybetti. İmkânsız ve doğaüstü gibi görünen vakaları gerçekçi bir yaklaşımla açıklamaya çalıştığı dedektif öyküleri Japonya’da 1980’den sonra yeniden keşfedildi ve Osaka geç gelmiş bir şöhrete kavuştu. 
 
Ginza Hayaleti ve Diğer Gizem Öyküleri’nde Osaka’nın en iyi Japon dedektif öykülerinden biri kabul edilen “Cenaze Lokomotifi” ve çokça eleştirilen “Üç Akıl Hastası” da dahil Ginza’daki bir tütüncüde bir hayaletin işlediği sanılan cinayet, giriş ve çıkışları kapalı bir mağazada boğularak öldürülmüş bir adam ve deniz fenerindeki bir bekçiye musallat olan bir canavarın anlatıldığı birbirinden tuhaf sekiz öyküsü yer alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100945</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df2e7832-f278-433d-9fc4-5b79665bf84a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler ve İncelemeler</image:title>
            <image:caption>“Bu gece ben gider gitmez verandada oturup beklemelisin. Seni çağıracaklardır. Ama ne olursa olsun cevap verme ve hareket etme. Hiçbir şey söyleme, kıpırdamadan otur… Kıpırdanır ya da en ufak bir ses çıkarırsan seni parçalara bölerler.”  
 
Yunanistan’da doğan ve daha sonra Japonya’ya yerleşip bir samurayın kızıyla evlenen Lafcadio Hearn orada Yakumo Koizumi adını alarak Japon vatandaşı oldu. Japon tarihindeki eski yazıları ve halk hikâyelerini inceleyerek bunları Japonya hakkında sınırlı bilgiye sahip Batı toplumlarına tanıtmayı amaç edindi ve eserleriyle ülkede büyük saygı kazandı. 
 
1964’te ünlü Japon yönetmen Masaki Kobayaşi’nin Oscar adayı filmi Kaidan’a da esin veren Kvaidan: Tuhaf Şeylere Dair Öyküler ve İncelemeler’de ölülere müzik yapmaya zorlanan kör bir müzisyen, gezginlere musallat olan cinler, yüzü olmayan hayaletler, ölümden dönen samuraylar, insan yiyen goblinler ve diğer birçok Japon efsanesi, miti ve halk hikâyesini Hearn kendine has üslubuyla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100946</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e36c654d-13f0-4be7-8092-a7a2eb1d4aef.jpg</image:loc>
            <image:title>Avucumda Soğuk Elin</image:title>
            <image:caption>“Aickman’ı okumak bir sihirbazı izlemek gibi. Genellikle numarasının sırrı hakkında pek bir fikrim bile olmuyor ama o kadar güzel yapıyor ki.” –Neil Gaiman


Çağdaş korku edebiyatının tuhaf kurgu alanında öne çıkan isimlerden biri olan, kendi tercih ettiği tabirle “garip öyküler” kaleme alan Robert Aickman, doğrudan dehşet verici eserler yazmak yerine satır arasına gizlediği tekinsizliklerle kendine has bir korku öyküsü türü oluşturmuş ve günümüzün birçok yazarına da ilham vermiş bir yazar. 1975’te yayımlanan Avucumda Soğuk Elin ise Aickman’ın bu yönünü en çok yansıttığı kitaplarından biri. 
 
Sekiz garip öykünün bir araya geldiği bu kitapta, hayaletli mekânlar, aristokrat kahramanlar gibi birçok alışıldık korku unsurunun Aickman’ın ikircikli üslubuyla nasıl dönüşüme uğradığını ve klasik bir vampir hikâyesi anlatırken kendi üslubunda da değişiklik yapan Aickman’ın ustalığının farklı veçhelerini görmek mümkün. 
 
Çoğumuz iki insanızdır. Sadece tek bir kişi olan kimsede bir eksiklik vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100947</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/edb02d28-cdb5-4258-b148-b249a19846a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yoko</image:title>
            <image:caption>Bir gün yolunuz tatil için Greyfurt kasabasına düşerse yapmanız gereken şeyler vardır: güneşin altında sere serpe uzanmak, denizin tadını çıkarmak, sörf yapmak, panayıra gitmek… tabii bir de Meşepalamudu Sokak, 22 numaradaki Uskumru Müzik’e uğramak. Burada sizi dükkânın sahibi Uskumru karşılayacaktır, bir de muhtemelen The Beatles şarkıları. 
 
Müziğin keyfini çıkaran müzisyenler, kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bir plak dükkânı, siyah lotuslar, insana dönüşen kediler, idealleri peşinde koşanlar, hayal kırıklığına uğrayanlar… Bunların hepsi Zeynep Alpaslan’ın gençlik romanı Yoko’da okurları bekliyor.


“‘Nedir bu?’ diye sordu Uskumru, ellerinin arasındaki siyah çiçeğe bakarak. Çiçek bir greyfurt kadar iriydi, gece kadar parlaktı ve çok güzel kokuyordu. Bir çiçekten çok, dünya dışı bir yaratığa benziyordu. 



‘Siyah lotus,’ dedi Madam Mistik. ‘Dertlerinin dermanı. Bu gece dolunay var, bu senin şansın. Onu gece yatmadan önce yastığının altına koy. Sabah uyandığında bütün sorunların çözülmüş olacak!’”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100948</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0df26e5-560b-4284-9f15-708a49376147.jpg</image:loc>
            <image:title>Başka Kardeşi Var mı?</image:title>
            <image:caption>Bir soru hayatı değiştirebilir mi? Değiştirir. 
“Başka kardeşi var mı?” 
 
Hayatını spora adamış, basketbol kariyeri planlayan bir çocuğun bacağına konulan osteosarkom kemik tümörü teşhisinde karşılaşılan bu soru ile başlamıştı bir ailenin hayatındaki değişim. Bir yanda biyopsiler, ameliyatlar, kemoterapiler, fizik tedaviler diğer yanda inişler, çıkışlar, karamsarlık, kararlılık, inanç, mücadele, ilahi tesadüfler ve basketbola dönüş azmi… 
 
Başka Kardeşi Var mı? kitabı, doktorun teşhisteki ilk sorusuyla hayallerini, neşeyi, gelecek planlarını, oğullarının sağlıklı günlerini ortopedi servisinde bırakan bir ailenin kötü huylu tümörle savaşını ve zaferini babanın kaleminden anlatıyor. Bir soruyla hayatı alt üst olan baba, iki yıllık zor tedavi sürecini, ailenin değişen hayatını ve bu sürecin değiştirdiği bakış açılarını kalbinden satırlara dökülen bir samimiyet ve sıcaklıkla aktarıyor bizlere. 
 
Sözünü tutup hastalığı yenen azimli ve güçlü bir çocuk, inanmış bir anne ve baba… 
 
Sürükleyici hikâye anlatımı, rehberlik eden aktarımlarıyla yarına dair umutları çoğaltan gerçek bir yaşam öyküsü.  
 
&quot;Babalar çocuklarının kahramanı olsa da bu kitapta oğlum, benim kahramanım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100949</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0ddf332-f19a-4795-8065-925c3e5c66fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Huzursuz Ölüler</image:title>
            <image:caption>David Hunter, bilirkişi sıfatıyla dahil olduğu son vakada yaşanan skandalların ardından bir süredir davalara çağırılmıyordu. Ancak Londra’ya çok da uzak olmayan küçük bir sahil kasabasında bulunan feci hâlde çürümüş cesedin kimliğine dair bilgi edinmek için yerel polis birimlerinin tek çaresi oydu. Üst makamlar, dosyanın bir an önce kapanması için baskı yapsa da bu vakada kirli sırlara set çekmek hiç de kolay olmayacaktı. 
 
Bulunan cesedin bölgenin ileri gelen ailelerinden birinin haftalardır haber alınamayan oğlu Leo Villiers’a ait olduğu tahmin ediliyordu. Üstelik Leo, yine aynı dönemde ortadan kaybolan ve yasak ilişkileri olduğu iddia edilen bir kadının bir numaralı katil zanlısıydı. Ancak uzuvları kayıp, yüzü tanınmayacak hâldeki bu cesedin kimliği hakkında Hunter’ın başka şüpheleri vardı. Sürpriz kalıntıların da ortaya çıkmasıyla Hunter kendini ağır ama kararlı adımlarla toksik aile sırları, küskünlükler ve yalanlar bataklığına doğru ilerlerken bulacaktı. 
 
 “Karanlığa keskin bir dalış. Simon Beckett’ın ustalıklı anlatımı ve dehşet verici adli tıp detayları, yazarın romanlarını tam anlamıyla tüyler ürpertici bir deneyime dönüştürüyor.” —Tess Gerritsen 
 
“Beckett ülkenin en iyi suç yazarlarından biri… Kitaplarından zekâ fışkırıyor, anlatımı şahane ve insanı hemen sarıyor.” —Sunday Express 
 
“Okuru kendi atmosferine çeken, gerilim dolu, insanı avucunun içine alan bir kitap.” —Sunday Times 
 
“Adli tıp detayları çok orijinal ve insanın tüylerini diken diken ediyor; anlatım diliyse hem gerilimi hem de atmosferi okura müthiş geçiriyor.” —Ann Cleeves 
 
“Kesinlikle insanı içine çeken bir gizem. Son sayfaya kadar elinizden bırakamayacaksınız. Milyonlarca okurun Simon Beckett’ın kitaplarını yalayıp yutması şaşırtıcı değil – müthiş bir yazar o.” —Antonia Hodgson</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100950</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9dc27a2-84ae-4aff-802e-18614fa1984d.jpg</image:loc>
            <image:title>Daisy Jones ve The Six</image:title>
            <image:caption>GOODREADS OKURLARINA GÖRE 2019’UN EN İYİ TARİHİ ROMANI 
 
Kimileri rüyalarının peşine düşer, kimileri de kâbuslarının. 
 
60’lı yılların sonunda henüz genç bir kızken en popüler kulüplerin aranan ismi, en ünlü rock yıldızlarının sevgilisi, partilerin neşesi hâline gelen Daisy Jones’un dünyaya haykırmak istediği şeyler vardı. Listelerin zirvesine oynayan The Six ise, üstündeki sorumlulukların ve aniden gelen başarının yüküne dayanamayan solistleri Billy Dunne’ın turnede çıldırmasıyla taze kan arayışındaydı. Bu ikilinin birleşmesiyle bir efsanenin doğması kaçınılmazdı. 
 
Daisy çıplak ayaklarıyla sahneye çıktığı an yer yerinden oynadı. Müzikleri çağa damga vurdu. Albümleri her yerde çalıyordu. Turnede nereye gitseler biletleri yok satıyordu. Ta ki o son konsere kadar. 
 
Ayrılıklarının ardındaki sır neydi? 
 
•  Washington Post   • Esquire   • Glamour   • Real Simple   • Good Housekeeping 
• Marie Claire   • Parade   • Paste   • Shelf Awareness   • BookRiot’a göre 
YILIN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİ 
 
2020 Glass Bell Ödülü Kazananı, SUNDAY TIMES ve NEW YORK TIMES Çoksatanı, 
Daily Mirror’a göre  2019’un En İyi Kurgusu, Daily Express’e göre  2019’un En İyi Kitabı 
 
“Daisy Jones ve The Six’i bir oturuşta okudum. 70’lerin müzik dünyasına doğru unutulmaz bir yolculuktu.” —REESE WITHERSPOON 
 
“Taylor Jenkins Reid, unutulmaz karakterleri ve duygusal hikâyeleriyle muhteşem bir yazar.” —EMILY GRIFFIN 
 
“Daisy Jones ve The Six bir marş, bir balad ve bir mucize.” —ELIN HILDERBRAND 
 
“Sanki çok ünlü bir grubun biyografisini okuyormuş gibi hissedeceksiniz.” —Publishers Weekly (starred review) 
 
“Çok katmanlı karakterlerin yaşadığı duygusal geçişleri bu denli yakından okumak aklınızı başınızdan alacak.” —Booklist (starred review) 
 
“Daisy Jones ve The Six o kadar gerçekçi ki kendime sürekli bunun bir kurgu olduğunu hatırlatmam gerekti.” —JILL SANTOPOLO 
 
“Daha ilk sayfadan bu kitabın ne kadar özel olduğunu anlayacaksınız.” —KATHERINE CENTER 
 
“70’lerin müzik piyasasına doğrudan bir bakış.” —ALI LAND 
 
“Bir hafta sonumu bu kitabın sayfaları arasında kaybettim.” —ERIN KELLY 
 
“İyi bir gözlem ve hassas bir anlatım sayesinde mükemmel bir okuma keyfi.” —WILL GOMPERTZ 
 
“Hem aşk hikâyesi, hem bir rock grubunun işleyişine gerçekçi bir bakış hem de bir dönemin müzik piyasasına dair nokta atışı sahneler sunan çok katmanlı bir roman.” —CECILIA AHERN 
 
“Kırk yılda bir elinize öyle bir kitap geçer ki çevrenizdeki herkese okumaları için ısrar edersiniz. Bu kitabın her bir kelimesine bayıldım.” —PAUL REES 
 
“Seks, uyuşturucu ve rock’n’roll mu? Tabii ki var. Fakat asıl hikâye, başkasının ilham perisi olmayı reddeden Daisy’nin gücünde yatıyor.” —HEPHZIBAH ANDERSON 
 
“Bağımlılık yaratan bir Netflix belgeseli izlemek gibi… tamamen kurgusal oluşunu bir kenara bırakırsak tabii.” —Emerald Street 
 
“Karakterler sayfalardan size uzanıp hikâyeleriyle başınızı döndürecek ve kendinizi gerçek olmalarını dilerken bulacaksınız.” —Heat 
 
“Keşke albümleri dinleyebilsem, konser videolarını izleyebilsem ve en vahşi anlarının fotoğraflarını görebilsem diye internetin altını üstüne getireceksiniz.” —HelloGiggles 
 
“70’lerin ikonik rock gruplarına ait tüm gerçeklerin kâğıda döküldüğünü düşünün.” —New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100951</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5eebb1e-a6e9-4963-b1d4-52c93ae69b84.jpg</image:loc>
            <image:title>Kofi’nin Gözlükleri</image:title>
            <image:caption>Baykuş Kofi, başarılı bir yazar olmanın hayalini kuruyordu ancak artık gözleri iyi görmediği için bir gözlüğe ihtiyacı vardı. Onu rahatsız eden gürültücü kargadan kendisine bir gözlük bulmasını rica etse de karganın ona getirdiği gözlük pek işine yaramayınca iş başa düştü. İşte o zaman yolu, gözlerden uzak bir mağaranın içindeki gizemli kristal kayalarla kesişti. Bu kristallerden yaptığı gözlükleri sadece kendi kullanmakla kalmayıp komşularına, arkadaşlarına da dağıtınca orman sakinlerinin tavırlarında bazı değişiklikler ortaya çıkmaya başladı! 
Baykuş Kofi bu tuhaf durumu çözmenin yollarını ararken hiç beklenmedik arkadaşlıklar ve merak dolu bir macera onu bekliyordu. Peki ya yazarlık hayali? O konuda da aklına dâhiyane bir fikir gelmek üzereydi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100952</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0431f48a-65cb-4c47-9ec5-9e8470e2b9ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Simidin Ortası</image:title>
            <image:caption>Tan, yaz aylarında arkadaşları Zeynep, Nil ve Berk’le denize girmeyi, kumsalda oynamayı çok seviyor, evinin balkonunda resim yapmaktan hoşlanıyordu. Fakat, o yaz kasabayı eğlenceli yapan bir durum daha yaşandı. O da Leyla Teyze’nin karavanının önünde yapılan “tartışmalardı”.   Leyla Teyze’nin hep anlatacak bir hikâyesi, soracak çok acayip soruları oluyordu. Bu yazın en kafa karıştırıcı konusu ise simitti. Dört arkadaş için hem sohbet edip hem de fikirlerini söyleyecekleri muhteşem yaz tatili başlamıştı.   “Düşünce Deneyleri”serisi çok soran, çok düşünen, hep merak edenler için.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100953</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3f844bc-c169-468d-b3ac-4ee485a933bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Eyvah Dünyalılar!</image:title>
            <image:caption>Şaşırtıcı,
komik ve
                        heyecan verici.
 
Parla ve ailesinin hayata, Dünya’ya ve hatta uzaya
bakış açısı öyle farklı ki, kimin uzaylı kimin dünyalı olduğu
tam bir muamma. Gök bilimci bir baba, pul koleksiyoneri bir
dede ve emekli balerin bir babaanne ile yaşam ne kadar
sıkıcı olabilir? Üstelik bu eğlenceli atmosfere
ender rastlanan bir köpek türü de dahil:
 
Astro ve Orbit.
 
Eyvah Dünyalılar pes etmemeyi, hayal kurmanın
eşsiz güzelliğini, sevmenin iyileştirici gücünü, anıların kıymetini
ve ayrılıkların hayatın bir parçası olduğunu anlatıyor.
Bol ödüllü yazar Koray Avcı Çakman’ın bu enfes eserini,
kimi zaman duygulanarak bazen de gülerek ve en önemlisi,
“Hayatın sürprizlerine hazırım!” diyerek okuyacaksınız.
Sıkı durun, Eyvah Dünyalılar bir köpeği Şomşupulus
gezegenine göndermek üzere. Ama sıradan bir köpeği
 
değil Parla’nın köpeğini...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100954</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/57faed7c-2448-45c4-ab33-1085133756e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Sizin Mükemmel Meksikalı Kızınız Değilim</image:title>
            <image:caption>“Mükemmel Meksikalı kızlar üniversiteye gitmezler!” “Liseden mezun olduktan sonra evlerinden ayrılmazlar!” “Ailelerini asla terk etmezler!” Olga mükemmeldi… Ama kardeşi Julia onların “mükemmel” Meksikalı kızı değildi. Trajik bir kazada ablası Olga’yı kaybeden Julia, yıkılmış ailesinin ve kendi üzüntüsünün enkazını tek başına üstlenmek zorunda kalır. Annesi, örnek bir evlat olarak gördüğü büyük kızını, Julia’da yaşatmak ister. Fakat Julia, Olga&apos;nın herkesin düşündüğü kadar mükemmel olmadığını keşfetmiştir. En yakın arkadaşı Lorena&apos;nın ve erkek arkadaşı Connor&apos;ın yardımıyla bambaşka bir Olga’yla tanışır. Bu arada kendi ideallerine uzanan zorlu bir yola çıkar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100955</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dcd176e5-1283-46d3-bf8a-c2db8e789465.jpg</image:loc>
            <image:title>Miras</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı : (Arka Kapak) 
“Şarkısını hafifçe mırıldanmaya başladı, müziğin ritmini iliklerinde hissetti. Bu heyecanlı dinginliği beynine ve kalbine kazımak istiyordu. İlerde zorlandığı, kendinden emin olmadığı, yetersizlik veya çaresizlik duygularıyla boğuştuğu zamanlarda gözlerini kapayıp bu anı hatırlamak isterdi. 
Engin&apos;le arasında müthiş bir bağ vardı. Hiç tanımasa da sanki Engin&apos;in hislerini anlıyordu ama Engin&apos;den çok önemli bir farkı vardı: O yalnız değildi.” 
 
İlk Türk Netflix Orijinal dizisi Hakan Muhafız&apos;ın Yaratıcı Yapımcılığını ve Senaristliğini üstlenen, uluslararası pek çok dizi projesinde yer alan ve uluslararası festivallerden pek çok ödül ile dönen, Yönetmen, Senarist ve Yapımcı Binnur Karaevli&apos;den bir miras romanı… 
  MİRAS genç bir müzisyenin kendini, geçmişini ve yeteneklerini keşfetme yolculuğunu anlatıyor. Günümüz ile 1978-1981 dönemi arasında geçen hikâye, nesiller arası çatışma, toplumun gençler üzerindeki baskısı, ailelerin yarattığı duygusal kısır döngülerin kırılması gibi temaları işlerken aşk ve müzik ön plana çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100956</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8c152bc-1add-4390-84e6-f242e326bf65.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşkın Teorisi</image:title>
            <image:caption>“O olmazsa eksik olduğunu düşünmek, o kişinin hiçbir şey yapmadan sadece yanında olmasının bile her şeye yeteceğini düşünmek, o kişiyi kendisi kadar kimsenin sevemeyeceğini düşünmek, her an kaybetme korkusu ile yaşamak ya o ya hiç demek vb. İşte bunlar, sevgiden çok bir takıntının var ettiği şeyler. Oysaki seven insanlar, sevdiği kadar sevilmek de isterler. Ben seviyorum ya o yeter gibi dar bir yola girmezler. Sürekli kendilerinden ödün vermezler. Kendilerinin yok sayılmasına izin vermezler. Seven insanlar da sevdiklerini kaybetmekten korkarlar. Ama kaybetme korkusu ile hareket etmezler. Seven insanlar, sevgilerinin sevdikleri insana zarar verdiğini gördüklerinde, gerektiğinde sevgilerinden olmasa da ilişkilerinden vazgeçerler. Âşıklar için ise vazgeçmek gibi bir seçenek yoktur. Çünkü onlar, o kişi olmadan olamayacaklarına inanmış; bunu takıntı hâline getirmişlerdir. Bence aşk, sevginin takıntıya dönüşmüş hâlinden başka bir şey değil.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100957</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f09a51a-13b3-4118-9e37-5e36e1fef371.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Söz Bir Tohum</image:title>
            <image:caption>Düşündüğünüz ve söylediğiniz her sözün hayatınızın 
belirleyicisi olduğunun farkında mısınız? 
• 
Söylediğiniz her söz bir tohum niteliğinde. 
Siz hayatınıza hangi tohumları atıyorsunuz? 
• 
Bu kitabı okurken içinde olan her alıştırmayı yaparken, 
düşünce dünyanızı yeniden oluşturacaksınız. 
• 
Hayatınızda çözümsüz olduğunu düşündüğünüz her sorun ve 
acı dolu anılarınız için şifalanmanın ve iyi olma haline 
geçiş yapmanın mümkün olduğunu göreceksiniz. 
• 
Sözün ve düşüncenin gücüyle kendinize yeni bir 
gerçeklik oluşturmaya hazır mısınız? 
Bu yeni yol haritası sizin için hazırlandı. 
• 
İçinizdeki o muhteşem potansiyeli görüp kabul edin. 
• 
Bu kitapla Yaratıcı&apos;nın o sonsuz sevgisini ve esenliğini hayatınıza kabul edin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100958</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4f30f42-600f-40ed-85ce-1e37a34f527f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hüsran</image:title>
            <image:caption>Gök gürlemeleri kesildi, yağmur şiddetini kaybetti, rüzgâr kulak kabartmak istercesine yavaşladı. İstilacı kara bulutlar hafifçe aralandı. Altın sarısı, keskin ince bir ışık huzmesi gökyüzünden aşağı sızdı, hemen üstlerinde belirdi. Şemsiyenin içinden süzülerek inen bu ışıkla aydınlandı yüzleri. Tüm şehir, sokaklarda akan sular bile duruldu; dünya sustu. Canlı cansız her şey, herkes, koskoca ihtişamlı evren o an dikkat kesildi; günahkârlar kendilerine yeni şans, bağışlanma için umut beklerken Baba çocuklarına yine bir fırsat verdi.       
 
“Bazen bakışların çepeçevre sarıyor beni. O koyu gözbebeklerin uzayın derinliklerine bir yolculuğa çıkmış gibi hissettiriyor kendimi. Bu yolculuğun sonu yok. Uzayın muazzam boşluğunda kaybolmak da ürkütür insanı, ihtişamlı karanlığın içindeki yıldızlar ve galaksiler de fakat bu muhteşem görüntünün ışıltısından ve büyüsünden kurtulamıyorum. Farkındayım gözlerin sonum olacak. Olsun, en çok gözlerini seviyorum. Ama ne ben sana bunu söyleyeceğim ne sen bileceksin.” 
 
Herkesin dostlarından, en yakınlarından bile sakladığı arzuları, umutları olabilir.  Evet, bazen insan sadece kendisine ait hayalleri olsun ister, bazen de öyle sırlar vardır ki kimseye anlatılmaz, kimseyle paylaşılmaz. Bu sırların açılıp saçılması tam aksine daha fazla acı verir, üstüne bir de utanç eklenir. En yakın dostumuz da olsa bunları bir başkasının bilmesine yürek dayanmaz. 
  Bazı yükler vardır ki çok ağırdır yine de bu yükü yalnız sahibi taşımalıdır ve insan o yükle yaşamaya alışmalıdır. edin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100959</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0aeae76-7faa-4e05-b4a6-beb3b03d3098.jpg</image:loc>
            <image:title>Hüsran</image:title>
            <image:caption>“Bir zamanlar mutlu bir kızdım ben. Çilekli bir sakız, toprak kokan ellerimle ektiğim çiçek fideleri ve denizin tatlı esintisinin okşadığı yemenim yeterdi beni gülümsetmeye. Bir gün o geldi. Hayatıma düşürdüğü korkunç yıldırım, beni onun isli, karanlık dünyasına mahkûm etti. Artık zihnimin direksiyonunda ben yoktum; o vardı. Küllere boğduğu geleceğimi kirli avuçlarından kurtarmak için her şeyi yapardım. Savaş daha yeni başlamıştı ve sarsıcı düellomuzu sonuna kadar götürmeye kararlıydım.” 
 
“Mervan altı harf, iki hece… İçimdeki yakıcı celladım. Bu sözcük varlığını ve zulmünü ifade etmeye yeter mahiyette miydi, bilmiyordum. Yaşadıklarım yaşayacaklarımın fragmanı bile değildi. Biliyordum, ben ucuz kurtuluşların kadını değildim.” 
 
Okyanus mavisi gözleri ve altın sarısı saçlarıyla Karadeniz&apos;in hırçınlığında demlenmiş Nazar Ateş… 
 
Bey olmak için büyütülmüş, merhamet ve sevgiden habersiz Mervan Hanzade… 
Kader bu iki zıt karakteri hiç hesap edemedikleri sınavlarda sınayacak. Yeri geldiğinde kor ateşlerde yakacak yeri geldiğinde iç hesaplaşmalarında boğacak. Ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 
  Genç bir kadının intiharıyla başlayan ve her dakika tırmanan heyecan dalgasıyla soluksuz okunabilecek bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100960</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/572b6754-bb17-4ca5-b86f-8f3f6a0e7340.jpg</image:loc>
            <image:title>Melal</image:title>
            <image:caption>Zeki Çelik&apos;in bir cümlesini çok severim; 
 
“Şiir insana mesaj falan vermez, gelir yanına sarılır sana ve dost olur.” 
 
 
Şiir çocuğuyum henüz, dili olgunluk evresinde ama elleri çocuk ve düş çerçevesinde büyüyen biriyim. Övgüye ihtiyaç duymayan, düşlere aç olan… Ben o düşleri siz sevgili okurum için süsleyip dizayn ettim. Şimdi şiirin hüzünlü mistik atmosferine kapılıp, kelime oyunlarından haz alma zamanı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100961</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/82568402-9fcd-470d-a988-bb57e5a3ad29.jpg</image:loc>
            <image:title>Sonsuza Dek Mutsuz Vanessa</image:title>
            <image:caption>Bildiğiniz masalları unutun, Disney’in aşk hikayelerinde yeni dünyalar keşfedin! 
 
Deniz halkının kendisine sırt çevirmesiyle hayal kırıklığına uğrayan deniz cadısı Ursula, dünyada atıldığı bir macerayla onlara gücünü kanıtlamak ister. 
O artık Vanessa’dır ve deniz halkından biri değil, karada yaşayan bir insandır! 
Ama genç kadının kaderi onu bambaşka bir yöne sürükleyip aşkla tanışmaya götürür; basit bir insan olan Andre Baros çıkar karşısına. Hayatta her şeye; hem aşka hem güce sahip olabilir miyiz? Yoksa Vanessa’nın bir seçim yapması gerekecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100962</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3426dffc-2d7a-4a0a-b76b-da71413359eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Andromeda Evrimi</image:title>
            <image:caption>Amazon Ormanları’nda “insan eliyle inşa edilmemiş” korkunç bir oluşum tespit edilir. Bu ölümcül oluşum, kendi kendini kopyalayan mikro parçacık yapısıyla katlanarak büyüyüp, ormanı ve kabile sakinlerini yok etmektedir. Yıllar önce gerçekleşmiş Andromeda Olayı’na benzer bulgular elde edilmesiyle, alanında uzman dört biliminsanından oluşan Wildfire ekibi, açıklanamayan bu anomaliyi engellemek üzere bölgeye gönderilir. Ekibin beşinci üyesi, olanları Dünya yörüngesindeki Uluslararası Uzay İstasyonu&apos;ndan izleyen, belden aşağısı felç olan ve beyin implantları sayesinde bir robotla bağlantılı çalışan astronot Sophie Kline’dır. Ekip, elli yıl önce de yaşanan potansiyel kıyamet tehdidini araştırmak için yola çıkar. Ancak mikrop büyüyüp gelişmiştir. Karantina bölgesine ulaşıp anomaliyi durdurmanın yolunu bulamazlarsa bu evrim, bildiğimiz dünyada yaşamı yok edecektir.           Michael Crichton’ın Jurassic Park, Sphere, Next’i de kapsayan kitapları dünya çapında 200 milyondan fazla satmış, kırk dile çevrilmiş ve on beş filme konu olmuştur. Westworld, The Great Train Robbery, Runaway, Looker ve Coma gibi filmleri yazıp yönetmiş ve çok izlenen ER dizisini yaratmıştır. Sinema tarihine yön veren Michael Crichton, ortak bir konuya dair bir kitabı, filmi ve diziyi aynı yıl içinde hayata geçiren tek yazar olma unvanına sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100963</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/086903ae-76b3-4593-85da-43273015c597.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatçının Gördükleri - Faith Ringgold</image:title>
            <image:caption>Dünyayı Faith Ringgold’un gözlerinden görün! 
En sevdiğiniz sanatçıların heykellerini, dikişlerini veya resimlerini yaparken nelerden etkilendiklerini hiç merak ettiniz mi? Metropolitan Sanat Müzesi iş birliğiyle hazırlanan bu kitapta Amerikalı sanatçı ve aktivist Faith Ringgold’la tanışacaksınız. Faith nasıl bir hayat yaşadı? Farklı malzemeleri birlikte kullanmaya, kumaşlara hikâyeler işlemeye onu yönelten neydi? Bu sorulara cevap ararken Faith’i etkileyen yerlere seyahat edecek, onun hangi haklar için mücadele ettiğini de göreceğiz. Sonra sıra sizde. Siz hangi malzemelerle sanat yapıtı üretmek, nelerin resmini çizmek istersiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100964</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be84527c-87a3-4423-b918-7b6057bf0b09.jpg</image:loc>
            <image:title>Bildiğin Gibi Değil</image:title>
            <image:caption>“ÂŞIK OLMAKTAN MI KAÇIYORDU, YOKSA KAYBETME KORKUSUNDAN MI?” 
 
Başarılı şirketlerin ardında yatan pek bilinmeyen hikâyeleri yazmak için yola çıkan genç gazeteci kadın, röportaj yapmak için gittiği binanın kapısından girdiğinde yaşayacaklarının, onu karmaşık bir ömürler yığınının tam ortasına atacağından habersizdi. Yangınlar, darbeler ve kaybedişler arasında geçen hayatlara tanıklık ederken, bir yandan da kaderin belirsiz ağlarının onu da sarmalayarak yaşamını biçimlendirdiğini hissedemiyordu bile... 
 
Geçmiş ile bugünün iç içe yaşandığı bu anlatıda Fatma Çelenk, kahramanlarının görünüşteki sıradan yaşamlarını okura sunmasının yanı sıra ülkemizin ekonomik ve siyasal mücadelelerle biçimlenen son elli yılını da sade ve akıcı bir dille aktarıyor. 
  Hiçbir şeyin göründüğü̈ gibi olmadığını gözler önüne seren bu romanı okurken, kendinizi de sorguladığınız anlardan geçeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100965</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de617a72-5838-461e-8f6b-dd9cc0d038a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kullanışlı Yanılgılar</image:title>
            <image:caption>Kendimizi aldatmak başarılarımıza katkıda bulunabilir, daha iyi hissetmemize neden olabilir ya da arkadaşlarımızla, ailemizle, sevdiklerimizle, patronlarımızla günlük etkileşimlerimizi doğru bir şekilde sürdürmemizde işe yarayabilir mi? Shankar Vedantam ve Bill Mesler, Kullanışlı Yanılgılar: Kendini Kandıran Beynin Gücü ve Çelişkisi ile neden bazı insanların daha uzun yaşadıklarını, bazı çiftlerin sonsuza dek birbirlerine aşık olduklarını, bazı ulusların dağılırken diğerlerinin ayakta kaldığını güçlü hikayelerle anlatıyor ve psikoloji, sinirbilim ve felsefeden yararlanarak insan olmanın gerçekten ne anlama geldiğine dair büyüleyici bir anlatım sunuyor. 
 
Tanıştığıma hiç de memnun olmadığım kişilere hep, “Tanıştığıma memnun oldum” derim. Gerçi hayatta kalmak istiyorsanız, bu saçmalıkları söylemek zorundasınız. —J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar 
 
İyi ya da kötü diye bir şey yoktur, onu öyle yapan düşüncelerdir. —William Shakespeare, Hamlet 
 
Sevgi bir ağaç gibidir: Kendi kendine büyür, varlığımızın derinliklerine kök salar ve harap olmuş bir kalbin üzerinde gelişmeye devam eder. Açıklanamayan gerçek ise, sevginin ne kadar körse o denli inançlı olduğudur. En güçlü olduğu zaman, tamamen mantıksız olduğu zamandır. —Victor Hugo, Notre Dame’ın Kamburu 
 
Hepimiz deliyiz, ancak yanılgılarını analiz edebilenlerimize filozof denir. —Ambrose Bierce 
 
Evrende tanrılar yoktur, milletler yoktur, para yoktur, insan hakları yoktur, kanunlar yoktur, insanların ortak hayal gücünün dışında adalet de yoktur. —Yuval Noah Harari, Sapiens 
 
Günlük olarak yaşamak insana yetmez; aşmamız, taşımamız, kaçmamız gerekir; anlam, anlayış ve açıklamaya ihtiyacımız vardır. Hayatımızdaki tüm kalıpları görmemiz gereklidir. Umuda, bir gelecek duygusuna ihtiyacımız vardır. —Oliver Sacks, “Değişen Durumlar” The New Yorker</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100966</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8535e12-4d11-4bd0-b558-ee9ba535bde7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadın Hisseder Erkek Fark Etmez</image:title>
            <image:caption>‘’Kendi ilişkinizin ustası olun.’’
 
 
 
“Aranızdaki farklılıkların bilincine vardığınızda, birbirinizden daha fazla keyif alacaksınız… 25 yıllık mesleki gözlemlerime dayanarak bir rehber niteliğinde oluşturduğum bu kitapla kalıplaşmış, karmaşık bilgilerden uzak bir şekilde ‘kadın-erkek’ ilişkilerindeki süreçleri, yaşanan sorunları, anlaşmazlıkları, sonları, hatta başlangıçları tek tek çözüm ve yöntemleriyle anlattım. Aklınızdaki soru işaretlerini, kafa karışıklığınızı giderecek ve ilişkinize farklı bir gözle bakmanızı sağlayacak tüm bilgiler bu kitapta…”

Ramazan Saygın Şimşek
 
 
Bir ilişkiye başlarken heyecan, erotizm, aşk, fantezi, macera, hatta bir çılgınlık yaşama isteğinde olabilirsiniz. Bir yandan da karşılıklı derin bir güvenin, bağlanmanın ve anlaşılmanın olduğu bir ilişkide saatlerce keyifle sohbet edebilmenin, dokunmanın ve cinselliğin verdiği hazzı hayatta hiçbir şeyin veremeyeceğini de düşünüyor olabilirsiniz. Kadın Hisseder Erkek Fark Etmez, yaşanmış olaylardan kesitler sunarak ikinci seçeneği gerçekleştirmenize yardım etme çabası taşımaktadır.

Günümüzde bir ilişkiyi yürütebilmek için duyguları anlama, davranışları yönetebilme, empati kurma, etkili iletişim becerisi geliştirebilme ve cinsellik konularında daha fazla donanıma, beceriye, bilgiye ihtiyaç var. “İki göz oda, bir de çocuk” dönemi artık bitti. “Parayla saadet olmaz” sözünün ise çok uzağındayız. Çözülemeyen sorunlar ve döngüler ilişkinin üzerinde bazen kara bulut gibi geziyor. Oysa onları dağıtacak formül belli: Denge, iletişim ve anlamlı bir bağ kurabilmek…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100967</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fe32342-319e-4055-8edc-b28d781039c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Sor Evren Cevaplasın</image:title>
            <image:caption>EN DOĞRU ZAMANDA EN DOĞRU YERDESINIZ. BU KITAPLA BULUŞMANIZIN BIR NEDENI VAR. 
 
Mevlânâ’ya bir gün sormuşlar, “Bakmakla görmek arasındaki fark nedir?” diye. Mevlânâ cevaplamış: “Senin baktığına herkes bakıyor; ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Aralarındaki tek fark sensin.” 
 
Biz de sahip olduğunuz fakat kapalı olduğu için kullanamadığınız üçüncü̈ gözünüzü̈ açmanıza yardımcı olması için bu kitabı tasarladık. Baktığınızda artık görebilesiniz diye. Çünkü̈ insanlar öteden beri gelecekle ilgili olayları tahmin etmeye, gerçekleşecek olumlu ya da olumsuz durumları öngörmeye çalışmıştır. Kimileri bu işle uğraşanları kâhin kimileri falcı olarak isimlendirmiş ve kendi bilinmez gelecekleri için onlara danışıp kehanetlerine değer vermişlerdir. 
  Kadim kültürlerin hepsinde önemli bir yer tutan kehanet türleri birçok çeşide sahiptir. Kristal bir küreye veya aynaya bakılarak yapılan görü̈ yöntemleriyle hayvanların uçuş düzenlerinin gözlemlenmesiyle yapılan kuş kehanetleri bunlardan sadece birkaçıdır. Yakın zamanda akademik eğitimlerle saygınlığı iyice artan astroloji ve tarot ise gelecekle ilgili cevap arayan günümüz insanlarının en çok başvurdukları yöntemlerden ikisidir. Üçüncü̈ yöntem ise şu an elinizde tuttuğunuz kitap...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100968</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e6f206a-0fcd-4c3e-b61d-646f1c0478ef.jpg</image:loc>
            <image:title>Mete</image:title>
            <image:caption>68 kuşağının dünyayı sarsan devrimci, hayalperest, tutkulu gençleri, kendilerinden sonraki kuşaklara; 78’lere, 80’lere, 90’lara ve sonra Gezi’ye kadar kişilikleri ve duruşları ile hep örnek oldular, ilham verdiler. Bu kitap, masalsı, gerçek kahramanı “Mete” üzerinden 68 kuşağının efsanevi genç kahramanlarını; dostlukları, devrimci tutkuları, yurtseverlikleri, cesaretleri ve adanmışlıkları ile okurun gözünde yeniden canlandıracaktır. 
Prof. Dr. Semih Çelenk 
 
 
Ölüme giderken “Hadi Eyvallah!” diyebilmek için tarih bilinci, toplumsal mücadele içinde olmak, onur, cesaret, direnme, mücadele, dürüstlük, sevgi, ahlak gerekir. 68 kuşağında bunların hepsi vardı. “Tam Bağımsız Türkiye!” dediler, “Emperyalizme Hayır!” dediler ve bu uğurda yaşamlarını çekinmeden ödünsüz verdiler. Kitap, “Hadi Eyvallah!” diyebilen devrimci gençleri ve yaşadıkları dönemi tanıklarıyla anlatıyor. 
Turhan Feyizoğlu 
 
 
2013 yılında Bayraklı Belediyesi için çalıştığım “Üç Fidan” anıtının finalinde portrelere son dokunuşları, Deniz’i, Yusuf’u ve Hüseyin’i yakından tanıyan, yüz çizgilerine, ifadelerine, bakışlarına şahitlik eden sevgili Mete Ertekin’in yardımlarıyla gerçekleştirdim. Onun müdahalesi heykelime ses oldu. Ben de bu satırlara ses olarak kızıma en güzel miraslardan birini bırakıyorum. Direnmeyi, adanmayı, onurla yaşamayı bu kitapta bulacaksınız. Okuru bol olsun. 
Ekin Erman 
Aslı Esma Karaca 
  1975 yılında Sivas’ta doğdu. Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde lisans ve Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde yüksek lisans eğitimlerini tamamladı. Üniversite yıllarında Ankara Sanat Tiyatrosu kadrolarından tiyatro tarihi, sahne ve oyunculuk dersleri aldı. Eczacılık mesleğini yürütürken devam ettiği Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi-Tiyatro Bölümünden 2009 yılında mezun oldu. Aynı bölümde “Tiyatro Kuramları, Eleştiri ve Dramaturgi” alanında yüksek lisans derslerine devam etti. Yapımcılığını üstlendiği ve Kültür Bakanlığı desteğiyle çekilen Firak 21. Adana Altın Koza Uluslararası Film Festivali ve 26. Ankara Uluslararası Film Festivalinde “Ulusal Uzun Metraj” kategorisinde yarıştı. 2018 yılından bu yana Devrimin Beyaz Küheylanı-Motosiklet Hikâyesi belgesel projesi üzerinde çalışmakta; bağımsız belgesel çalışmaları yürütmektedir. Kaleme aldığı Hasan Temmuz 2020’de Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından yayımlandı. Dr. Cihan Karaca ile evli; Arda Çağan ve Delfin Berrak’ın annesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100969</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41334a32-44c2-4a09-a57f-f7ade436c648.jpg</image:loc>
            <image:title>Zeo Kio ve Mehpare</image:title>
            <image:caption>“Gökyüzünden yeryüzüne inmek, 
toprağa dönmek gibi bir şey miydi yaşam... 
Büyük bir kalabalıkla beraber yürümek... 
El ele tutuşacağın insanları bulmak... 
Hep beraber hep bir arada olmak... 
Sonra sıyrılıp etrafını saran seslerden yalnızlaşmak... 
Derin bir iç çekişle beraber sevmek... Yalnız sevmek... 
 
O, şehrin ışıkları sönse de odasındaki ışığa dönüp yüzünü... Kabaran dalgaların sakladığı aydınlıklara dokunmak için... 
Göz gözü görmez bir boşlukta olduğunu bilip yine de yürüdü... 
Sesin geldiği açık kapıya doğru... 
 
Kim bilir Mehpare nereye kadar kovalayacaktı kendini... 
Nerede son bulacaktı kaçışları... Sesler nerede başlamış nerede bitecekti... Dünya sesleri... Yaşam boyunca onu bırakmayan... Var eden o tek heceli sesi daha kaç defa duyacak daha kaç defa söyleyecekti? Ol! Ol! Ol!” 
 
 
 
Şen Sevgi Erişen 
 
1958 İstanbul doğumlu. Güzel bir çocukluk ve gençlik yaşadı. Uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Bu ilk kitabının yanı sıra yayıma hazır bir kitabı daha var. Bütün bilgi ve enerjisiyle yazma uğraşını sürdürüyor. Halen bir e-dergide yazıları yayımlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100970</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b2594d9-e759-4b67-9534-34be3d09da9b.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Arada Öyküler</image:title>
            <image:caption>Hayat, dedi kitabın içinden bir ses, bizim neyi istediğimizle ya da neye sahip olup olmadığımızla ilgilenmiyor. Kendi gönlünden kopanı âdeta eksik kalan yanlarımızın üzerine serpiştiriyor. İçinden “yetinmeyi bil, yoksa sen de kaybedenlerden olursun” gibi bir şeyler mırıldanıyor. Utanmasa verdiği üç beş kuruşun, birkaç umut kırıntısının hesabını soracak! Neyse, bu gidişle aynı yerde sayacağız, ne uzayacağız ne kısalacağız. Bu duruma alışsan iyi edersin. Çünkü sen de artık arada kalanlardansın. 
 
Hayatta kimse yoktur ki arafta kalmamış, kendi kabına sığmayıp taşmamış, büyük umutlarla çıktığı yolda hüsrana uğramamış; aşk ile nefretin, gerçek ile hayalin, doğru ile yanlışın, kısaca tüm zıtlıkların birbirini çekmesi ile aralarında sıkışıp kalmamış… 
 
Nitekim iki arada kalanlar, tüm seslere kulak tıkayıp yola devam edenlerin, maziyi rehber alıp geleceğe yelken açanların, hayatın absürtlüklerine aynı şekilde cevap verenlerin, çivisi çıkmış dünyaya çivi çakmaya çalışanların, kendi semasının yıldızı olmak isteyenlerin öyküsü. 
 
Gülüş Türkmen 
  Çocukluğunda Doğan Kardeş Dergisi ile başlayan yazarlık kariyeri bugüne dek müzik eleştirmenliğinden iletişim uzmanlığına, felsefeden sanata uzanarak geldiyse de, “İki Arada Öyküler” Gülüş Türkmen’in yetişkin edebiyatı adına okurlarına sunduğu ilk eserdir
Antik Diller, Fransız Edebiyatı ve İletişim eğitimlerini Belçika’da tamamladıktan sonra Türkiye’de dönen Türkmen reklamcı, grafik tasarımcı ve yayın yönetmeni olarak çalışmış, Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik adı altında modern bir çocuk yetiştirme felsefesi kurgulamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100971</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/188c2ee0-9c35-40c6-b4ee-e8e29705a20a.jpg</image:loc>
            <image:title>Elçin Oflaz&apos;la Raw Food Mucizesi</image:title>
            <image:caption>“Yedikleriniz ilacınız, ilacınız yedikleriniz olsun.” 
Hipokrat 
 
Raw food, kısa zamanda alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi, küresel fast food krizine karşı değiştirebilen sağlıklı ve pratik bir mutfak devrimidir. Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye&apos;de de bu doğal lezzetlerin okurlarla buluşması, hücrede yaşlanmayı ve bozulmayı geciktirmesi açısından da oldukça önemlidir. Aksi taktirde bu durum çocukluktan başlayan bir obezitenin ve kronik hastalıkların nedeni olabilmektedir. Günümüzde bütün dünyada ivme kazanan gurme raw food, yani çiğ beslenme enzim, vitamin ve minerallerini öldürmeden alkali yiyeceklerle beslenmeyi temel alan bir yaşam tarzıdır. 
 
Bu kitap, gurme tariflerin ötesinde alışkanlıklarımızı ve beslenme şeklimizi yeniden gözden geçirmemizi sağlıyor. Yüksek yaşam enerjisine nasıl sahip olabileceğimizi ve her daim yaşamın olumlu tarafında kalabilme fırsatını sunuyor. İşte bunlardan bazıları: 
 
l  Yüzde 65-70 çiğ yiyeceklerle beslenerek gelişen yaşam kalitesi 
l  Vücutta asitlenme ve zamanından önce yaşlanmanın önüne geçiş 
l  Şeker bağımlılığından kurtulma ve kilo kontrolü 
l  Ruh, beden, zihin sağlığı ve dengesi 
l  Duygusal ve bedensel farkındalık 
l  Daha dengeli ve huzurlu yaşam 
l  Kaliteli bir uyku düzeni  
l  Çevreyle pozitif ilişkiler 
ve tüm bunları sağlayacak alkali, gurme yemek tarifleri… 
 
Elçin Oflaz 
 
2000 yılında “Hunter College Of The City University Of New York”ta psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra, Lenox Hill Hastanesi, psikiyatri servisinde iki yıl kadar çalıştı. 
 
New York’ta, Integral Yoga Enstitüsü’nde, “Hatha Yoga” eğitmenlik programı ve hamile yogası alanlarında diplomalarını alan Oflaz, psikoloji eğitimini yoga öğretileriyle harmanlayarak yoga terapisti olarak sekiz yıl çalıştı. 
 
Yaşadığı Haşimoto rahatsızlığına çözüm ararken, Donna Karan&apos;ın Amerika&apos;daki kendine ait binasında başlattığı doğu ve batı tedavi kültürleri arasında bir köprü oluşturan &quot;Urban Zen Vakfı”nın kuruluşuna tanık oldu. Burada, dünyaca ünlülerin katılmış olduğu on günlük bütünsel tıp ve “raw food” hareketinin içinde yer aldı. 
 
Amerika’da ve Kanada’da bir çok şeften aldığı eğitimlerin yanı sıra, dünyaca ünlü, Matthew Kenney Culinary Academy’den de sertifikası bulunmaktadır. 
 
2009 yılında Amerika’da bir TV kanalı için hazırladığı reçeteleri sunmak adına 13 bölümlük bir programda yer aldı. Vermont ve New York ve Moskova gibi farklı şehirlerde çeşitli radyo programlarına konuk oldu. 
 
2010’da, Amerika’daki Hippocrates Health Institute de, Sağlıklı Beslenme eğitmenliğini tamamladı. 
 
2012’de Türkiye’ye dönüşüyle birlikte, çeşitli restoranlarda ve otellerde raw food menü danışmanlığı yaptı. İlk restoran deneyimini ise; 2013 başında Nişantaşı City’s Mahalle’de, tanınmış bir markanın içinde, Organik Raw Mutfağı’nın öncülerinden biri olarak gerçekleştirdi. Amacı sağlıklı yemek isteyen, glüten alerjisi olan ya da insülin direnci olup yoğun tempoda yaşayanlara organik, canlı, pratik ve lezzetli yemekler yiyebilecekleri bir mekân sunmaktı. Kendi karışımı olan “Sexy Green Juice” bu restoranda tercih edilenlerin başında geldi. 
 
Eğitimleri, detoks ve raw food atölye çalışmalarını içermekle kalmayıp, aynı zamanda sağlıklı yaşam, yoga ve super foods gibi anti-aging programlarını da içermektedir. 
 
Kanser, tip2 diyabet, yüksek tansiyon ve obezite gibi günümüzde sayıları gittikçe artan kronik, ancak önlenebilir hastalıklardan, canlı yüksek enzimli yiyecekler tüketerek ve egzersiz yaparak nasıl korunabileceğimize, kendimizi olumlu düşünce ve hayat biçimiyle nasıl iyileştirebileceğimize dair eğitimler vermektedir. 
 
Halen otel ve restoranlara sağlıklı yaşam eğitimi ve menü danışmanlığının yanı sıra, sağlıklı beslenmeuzmanlığına ağırlık vererek kurumsal çalışmalarını sürdürmektedir. Bunların arasında William Sonoma, Kıbrıs Rocks Hotel &amp; Casino, SIEC Binicilik Kulübü, The LifeCo Well-Being Detox Center, Sosa Restaurant Gıda Sanayi, Grey Ajans ve Grohe gibi birçok marka yer almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100972</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f7bf0eb-2bc7-4a2c-ad58-063460f92e50.jpg</image:loc>
            <image:title>Bütüncül Eğitim</image:title>
            <image:caption>Çocuklar ve yetişkinler, kendi içlerinde çoğu zaman kullanmadıkları, muazzam bir potansiyele sahiptir. Fırsatlar ve krizlerle dolu bu yüzyılda, çocuklara eğitim hayatlarında eşlik etmek için onların fiziksel, duyusal, bilişsel, sosyal ve içsel gelişimini etkileyen tüm faktörleri, tutarlı ve incelikli bir şekilde düşünmemiz gerekir. 
 
Bütüncül eğitim, çocuğun tüm bu yönlerini birleştiren bir yaklaşımdır. Evrenseldir, tüm kültürlere uygulanabilir. Dahası çocukların kişiliklerine ve ihtiyaçlarına göre ayarlanabilir. 
 
Bütüncül eğitimin amaçları; sağlıklı, güçlü, esnek, çevik ve dayanıklı bir beden ile keskin duyular geliştirmektir. Samimiyet, cesaret, merhamet, ölçülülük, iş birliği ve bilgelik gibi temel insani değerleri yeşertmektir. Her çocuğu, benzersiz niteliklere sahip, eşsiz bir insan yapan şeyleri keşfetmektir. Dürüstlük ve ahlakın yanı sıra, estetik bir algı edinmektir. 
 
Fabrice Dini uzun yıllar bütüncül eğitim, yoga ve bilinçli farkındalık üzerine çalıştı. İsviçre&apos;de ve Hindistan&apos;da çeşitli okullar kurdu. Bu okullarda dersler vermeye devam ediyor. Ayrıca pek çok okulun açılmasına fikirleriyle ilham veriyor. 
  Eğer öğretmenseniz bu kitap size ideal bir arkadaş olacak. Eğer ebeveynseniz bu kitapta, ailenize neşe ve derin tatmin kaynağı katacak yeni yaklaşım ve araçlar bulacaksınız. Pedagog ya da psikolog iseniz 500&apos;den fazla uygulama bulacaksınız. Eğer öğrenciyseniz kendi kendine bilgi edinmek için kendi hızınıza ve yeteneklerinize göre öğrenme araçlarını keşfetme fırsatını yakalayacaksınız.  
 
Bütüncül eğitim ile geleceği şekillendiren bir kaynağa erişip bulunduğunuz çevreyi olumlu yönde dönüştüreceksiniz.  
 
Fabrice Dini 
 
İsviçre’de Alplerin kalbinde küçük bir köyde dünyaya gelen Fabrice Dini, 17 yıl Hindistan’da yaşadı. Orada, bugün uzman olduğu alanlarda eğitim aldı: Bütüncül eğitim, yoga ve bilinçli farkındalık. Bu kadim topraklarda yaptığı yolculuk sırasında, bütüncül eğitim alanında çeşitli liderlerle iş birliği yapma ayrıcalığına sahip oldu. 
 
Bu iş birliği, birkaç kitabın yazımına katılması, bütüncül eğitime adanmış DVD’lerin üretilmesi ve Fransızca öğretmek için üretilen bir CD ile pedagojik bir yöntemin geliştirilmesi gibi birçok meyve verdi. 
 
Fabrice Dini, Auroville’de, amacı bütüncül eğitim ilkelerini uygulamak olan bir okulun kurucu ortağıdır ve Hindistan’daki birçok yenilikçi okulda öğretmenlik yapmıştır. 
İsviçre’de sınıf dışı eğitime dayalı öncü bir okulun kurucuları arasında yer aldı. Kendisi çocuklar ve ergenler için bilinçli farkındalık alanında sertifikalı bir eğitmenidir. Massachusetts Üniversitesindeki “Farkındalık Merkezi”nde Jon Kabat-Zinn ve Saki Santorelli ile tamamladığı eğitimin ardından yetişkinler için Farkındalığa Dayalı Stres Azaltma (Mindfulness-Based Stress Reduction/MBSR) Programı kapsamında eğitim vermektedir. 
 
İsviçre’deki Öğretmen Eğitimi Üniversitesinde ve pek çok diğer okulda bütüncül eğitim öğretmektedir. Öğretim görevlisi olmanın yanı sıra çocuklara, öğretmenlere ve ebeveynlere yönelik konferanslar, atölyeler ve dersler düzenlemektedir. 
 
Surya Eylem Eyigürbüz 
 
1978 İstanbul doğumlu Surya Eylem, 14 yaşında ailesi ile beraber Londra’ya yerleşmiş ve 16 yıl orada ikamet ettikten sonra  2008 yılında Türkiye’ye geri dönmüştür. Middlesex Üniversitesi İngilizce Dil Öğretmenliği ve İngilizce İletişim mezunu olan Surya Eylem, Londra’da 14 dilde tercümanlık ve çevirmenlik hizmeti veren Article’ın kurucu üyeliğini ve yöneticiliğini yapmış, Londra’daki  Konut Birliklerine ve kâr amacı gütmeyen toplum kuruluşlarına  tercümanlık, çeviri ve danışmanlık hizmeti vermiştir. 2000 yılında sağlık sorunları nedeni ile yoga ile tanışan Surya Eylem, Türkiye ve Hindistan’da eğitmenlik eğitimlerini tamamlamış şu an yoga, meditasyon, enerji tıbbı ve alternatif şifa teknikleri ile ilgilenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100973</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5d3e921-b62f-4c63-af8c-431cdf24818f.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşlık Denizi</image:title>
            <image:caption>“Arkadaşlık Denizi”nde tüm canlılar dostça yaşar, birçok farklı eşyayı ortak kullanırlarmış. 
 
Dayanışma bu canlıların doğasında varmış. 
 
Bir gün nereden geldiği belli olmayan bir sandalye denize düşmüş. İşler o zaman karışmaya başlamış. 
 
Acaba, Arkadaşlık Denizi’ndeki canlılar ortak bir karara varıp yeni gelen eşyalarını paylaşabilecekler mi? 
  Eğlenceli bir macera yaşamak için rengarenk deniz minik yüzücülerini bekliyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100974</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30131578-6848-4654-ba41-d49cfa604ff8.jpg</image:loc>
            <image:title>Neoliberal İktisat Teori ve Uygulama</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM NEOLİBERALİZM ÖNCESİ DÖNEM 
İKİNCİ BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSATIN ORTAYA ÇIKIŞI 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSAT POLİTİKASI; TEORİ 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSAT POLİTİKASI; DÜNYA‟DA UYGULAMA 
BEŞİNCİ BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSAT POLİTİKASI; TÜRKİYE UYGULAMASI 
ALTINCI BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSAT POLİTİKASI ve KRİZLER 
YEDİNCİ BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSAT POLİTİKASI VE ULUSLARARASI FİNANSAL KURULUŞLAR 
SEKİZİNCİ BÖLÜM NEOLİBERAL İKTİSAT POLİTİKASININ ELEŞTİRİSİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100975</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de4ddbed-1434-4f38-8aa5-55c432b7696a.jpg</image:loc>
            <image:title>Multidisipliner Yaklaşımla Ekonomi</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
1.      BÖLÜM Endüstri 4.0 ve Döngüsel Ekonomi: Akıllı Döngüsel Sistemler 
2.      BÖLÜM Türkiye Ekonomisinde Covid-19 Sonrası Değişen Piyasa Alışkanlıkları Çerçevesinde Serbest ve Uzaktan İçerik Yazarlarının İş Hayatı Dengesi Üzerine Bir Araştırma 
3.      BÖLÜM Nörobilimin Davranışsal Finans Çalışmalarındaki Yeri Ve Önemi 
4.      BÖLÜM Rusya’nın Enerji Politikası ve Arktik Bölgesinde Güç Dengeleri 
5.      BÖLÜM Nepotizmin Örgütsel Bağlılık ve Ekonomik Gelişme Üzerindeki Etkileri 
6.      BÖLÜM Tersine Lojistik ve Atık Lojistiğin Türkiye Ekonomisindeki Yeri 
7.      BÖLÜM Covıd-19 ve Tersine Lojistik: Kavramsal İnceleme 
8.      BÖLÜM Türk Kargo Sektörü Genel Durumu 
9.      BÖLÜM Yeşil Tedarik Zincirinin Ekonomik Etkileri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100976</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e06c9980-b396-4d2e-ae93-c7b6b03e6612.jpg</image:loc>
            <image:title>Pazarlama Kültürü-İhracat Pazarlaması İlişkisi: Stratejik Bir Yaklaşım</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
1. PAZARLAMA KÜLTÜRÜ VE İHRACAT PAZARLAMASI STRATEJİLERİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
2. İHRACAT PERFORMANSI İLE PAZARLAMA KÜLTÜRÜ VE İHRACAT PAZARLAMASI STRATEJİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
3. PAZARLAMA KÜLTÜRÜ, İHRACAT PAZARLAMASI STRATEJİLERİ VE İHRACAT PERFORMANSI İLİŞKİSİNE YÖNELİK ELAZIĞ MERMER VE İNŞAAT FİRMALARI ÜZERİNE BİR UYGULAMA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100977</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c48207df-d733-428f-8c93-58680b2b6589.jpg</image:loc>
            <image:title>O Telefonu İstiyorum!</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz için resimli bir öykü, sizin içinse bir rehber: Büyürken karşılaşacağı zorlukları aşmada çocuğunuza nasıl yardımcı olacaksınız? 
Ekran ile mücadele için her şey hazırdır ancak ondan ayrı kalmak zordur. Öyleyse ne yapmalı? Ne Zormuş Büyümek serisinin her kitabı gibi O Telefonu İstiyorum! da çocuklar için resimli bir kitap, ebeveynler için ise bir rehber. Bu kitap, gelişimsel zorlukların dünyasında uygun sözcükleri arayan yetişkinlerin ve çocukların buluştuğu ikili bir görev üstleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100978</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7998527-c98d-412d-b922-bb5534060f19.jpg</image:loc>
            <image:title>A Takımı Geri Dönüşüm</image:title>
            <image:caption>ARKA KAPAK 
 
Kullanılmış kutulardan masa, plastik deterjan kutularından salıncak, meyve kabuklarından gübre… Geri dönüşüm, çevre sorunlarıyla mücadele eden Dünyamız için oldukça önemli.  
Atıkları ayrı ayrı toplayan ve geri dönüşüm merkezlerine gönderilmek üzere renkli kutular hazırlayan Ayşe, Ahmet ve robot Ayyıldız’ın macerası, hepimize örnek olacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100979</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea1ecf47-ca6e-41de-b0f5-76368b597a74.jpg</image:loc>
            <image:title>A Takımı Plastik</image:title>
            <image:caption>Oyuncak araba, bardak, çatal, sandalye, kalem… 
Plastik ne kadar da çok yerde kullanılıyor! Peki, plastik üretildiği gibi doğada kolayca yok olabiliyor mu dersiniz?  
Kahramanlarımız Ayşe, Ahmet ve robot Ayyıldız da bu sorunun cevabını arıyor. Daha yeşil ve yaşanabilir bir Dünya için yepyeni kararlar alıyorlar. Karşılaştıkları atık plastik dağları için çözümler üreten üç kafadarın macerası, hepimize örnek olacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100980</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c206e9c-78e8-4ab1-b2d6-62e59e3bf012.jpg</image:loc>
            <image:title>A Takımı Su Tasarrufu</image:title>
            <image:caption>Dünyamızın yüzde 75’i sularla kaplı ama temiz su oranı oldukça az. Temizlik, yemek, sulama… Her şey için suya ihtiyaç duyuyoruz. 
Su olmadan hayatın devam etmesi neredeyse imkânsız!  
Ayşe, Ahmet ve robot Ayyıldız da sular kesilince telaşlanıyor. Kovalar ortaya çıkıyor, sıra sıra diziliyor. Susuzlukla mücadele eden üç kafadarın yeni projeleri ve unutulmaz macerası hepimize örnek olacak…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100981</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1fd4ee22-cc79-47a1-a252-65e7629da66f.jpg</image:loc>
            <image:title>Rosario + Vampire</image:title>
            <image:caption>Yeni dönem başladı. Okula yeni bir öğrenci geldi, Japonya’nın en büyük mafya ailelerinin birinin varisi olan Fanfan Won. Fanfan Tsukune&apos;nin sahip olduğu güçten etkilenir ve ailesine katılması için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Tam da o sıralarda okulda spor bayramı hazırlıkları son hız devam ederken Fanfan, Tsukune ve arkadaşlarıyla bir iddiaya girer. Kaybederlerse, sonuç Tsukune için büyük bir felakete sebep olabilir. Neyse ki Mizore, Yukari ve Kurumu&apos;nun anneleri imdada yetişiyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100982</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15208a4a-67cb-4005-ae43-71aa6de8ec81.jpg</image:loc>
            <image:title>Vahşi Hayat</image:title>
            <image:caption>Sarf etmek istemeyeceğiniz bazı sözcükler vardır, mühim sözcükler, parçalanmış hayatların sorumlusu tutulabilecek sözcükler, mahvolmaması gereken ve mahvolmasını kimsenin istemediği ama mahvolmuş bir şeyi onarmaya çalışan ve yine de onaramayan sözcükler. Tüm gördüklerimi babama anlatmak ya da tek kelime etmeyeceğime dair bana güvenebileceğini anneme söylemek bu türden sözcükleri gerektiriyordu; büyük resimde hiçbir işe yaramayacağı için hiç söylenmemesi daha iyi olan sözcükleri. 
 
On altı yaşındaki Joe Brinson anne babasıyla Montana’nın Great Falls şehrine taşınır. Babası Jerry, iş adamlarının rağbet ettiği bir golf kulübünde, annesi Jeanette ise bir yüzme okulunda eğitmen olarak iş bulurlar. Fakat Jerry golf kulübündeki işini kaybeder. Bu sırada Kanada sınırına yakın dağlık bölgedeki ormanlarda, yerleşim yerlerini tehdit eden bir yangın başlar. Jerry Brinson, Great Falls’taki makûs talihlerini döndürmek için gönüllü olarak yangın söndürme ekibine katılır, fakat işler istediği gibi gitmeyecektir; zira başka bir yangın da evlerine doğru çoktan ilerlemeye başlamıştır. 
Amerikan edebiyatının yaşayan en büyük isimlerinden biri olan Richard Ford’un yazarlık yaşamındaki kilit eserlerden Vahşi Hayat, İpek Şoran’ın çevirisiyle… 
 
“Ford, Hemingway’in ilk dönemlerini anımsatır. Çoğu yazar bu mukayeseden sağ çıkamaz; Ford hariç. Vahşi Hayat bu açıdan daimî bir yere sahiptir.” 
-Peter S. Prescot</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100983</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49105c9f-ca5b-4971-847c-99dee3b67a81.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan 3 - Yegane</image:title>
            <image:caption>Bir yanım küçük bir kız çocuğuyken bir yanım koca bir kadındı şimdi. İçimde dinmek bilmeyen o fırtınalar durulmuştu. Kadındım ben. İçimde herkese yetecek kadar sevgi vardı. Onun tüm yaralarını sarabilecek güçteydim. Küçük bir gözyaşına teslim olabilecek kadar da acizdim aslında. Kırılgandım, binbir parçaya bölünebilirdim ama tekrar ayağa kalkabilirdim. Çocuktum ben üstelik. Hatalarımla büyüyüp, olgunlaştım. Öncem yoktu, önceliklerim vardı. Başlı başına bir dünyaydım ben artık. 
  “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş,” dediğinde sustum. O konuşsun, o anlatsın istedim. Konuşurken öyle güzeldi ki. “O kelimeyi ilk gördüğümde sen geldin benim aklıma. Her şey kadere bağlı. Kuşlar uçar ama hepsinin bir yuvası vardır. Ama yerde, ama gökte, mutlaka vardır. O yuva aşiyandır,” dedi. Vücudum yandı, kalbim alev aldı. “Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Benim hikâyemin Aşiyan’ı sevgilim…” Gözlerini kapadı, elimin üzerinde iç çekti ve gözlerime bakarak, “Sensin,” dedi.
Yayınlanan Diğer Kitapları ; 
·        AŞİYAN 1 - VİRANE 
·        AŞİYAN 2 - DİVANE</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100984</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93d1101a-fec2-467e-9e1b-116a280f9fc0.jpg</image:loc>
            <image:title>İkizalev – İs Serisi 4</image:title>
            <image:caption>Birbirilerini geride bırakmak zorunda olduklarına inanan İs, Korhan ile aralarındaki bağın kopmasının imkânsız olduğunu fark ettiğinde bir şansları daha olabileceğine inanır. İs, yeniden deneyebilmeleri için bir şart koşmuştur, zamanı geldiğinde Korhan’a bir soru soracaktır ve alacağı cevap, ikisinin kaderini belirleyecektir. Korhan, aşk ve geçmiş arasındaki o saç teli kadar ince çizgide İs’i kaybetmemek için 
savaşırken, ikisi de kapıda onları bekleyen daha büyük bir fırtına olduğundan bihaberdirler. 
Serinin dördüncü kitabında düğümler alevlere dönüşüyor ve ruhların çıra gibi yanacağı büyük bir yangın başlıyor. 
Ağlıyordum. Çünkü onsuz kalacaktım, artık bunu biliyordum. Onsuz kalmaktan korkuyordum, belki de bunun için ağlıyordum. Onu bu kadar çok sevdiğim için ağlıyordum. 
Üzerimde bir tabut kapağı gibi duruyordu; sanki o benim mezarımdı, ölümümdü; ama o benim var oluşumdu. 
Bakışlarının ağırlığını hissettiğim anda gözlerim aralandı. Karanlığın hüküm sürdüğü odanın içinde parlayan bir çift lezâ yeşili göz ruhuma sızdığında, gözyaşlarım şiddetlendi. 
Gözyaşlarımın şiddetlenmesi onu daha da büyük bir acının kollarına itmiş gibi beni tuttu. Kollarının arasında, o bir tabut kapağı gibi üzerime kapanmışken altında öylece uzandım ve sadece ağladım. Bana dokundu, tuttu, sarıldı, üzerime gök gibi gerildi 
ve o da benimle birlikte ağladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100985</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e0b911b-11ee-4bbb-a5e5-e32a7c568bb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehrin En Alt Katı</image:title>
            <image:caption>Edebiyatta yoksulluk güncelliğini yitirmeyen, kimi zaman sözlük anlamıyla kimi zaman
metafor olarak kullanılan bir tema. Birçok yazar alegorik olarak da yalnızlık temasına
kurgusal metinlerinde yer verdiler.
Öyküler var olan gerçekliklere ışık tutarlar. Öykü gören gözdür. En iyi gördüğü ise
karanlıklardır. Burası karanlık der sana. Bak, burası karanlık. Aydınlatman gereken yerleri
gösterir. Ama nasıl aydınlatacağına karışmaz. İnsan içindir öykü. Özü insandır. İnsana insanı
anlatır.
Zeynep Eşin; can acıtan, aydınlatılması gereken bu konunun bir an önce güncelden
uzaklaşması hem günlük hayatta hem edebiyatta artık kendine yer bulmaması dileğiyle on iki
yazarın öyküsünü bir araya getirdi ve bu on iki yazar, yoksulluk temasından yola çıkarak
kendi biçemi ve diliyle öykülerini kurguladılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100986</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/584f3ffb-4577-4e0b-9eac-0642a774f59a.jpg</image:loc>
            <image:title>Mindfulness – Dikkat ve Farkındalık Stratejileri</image:title>
            <image:caption>Farkındalık (mindfulness) tohumu 2500 yıl kadar önce yeryüzüne ekildi. 1970’li yıllara kadar uykuda kaldı, 1970’lerde bilim alanına düştü. 
 
Hakkında 1980’lerde yılda birkaç bilimsel makale yazılırken ve dünyada hemen hemen hiç bilinmezken, şimdi yılda binlerce makale yayınlanmakta. Eğitimleri üniversitelere, eğitim kurumlarına, sağlık kurumlarına, firmalara verilmekte ve giderek daha geniş bir kitleye yayılmakta. Yayılmaya da devam ediyor. 
 
Yeryüzünde hiçbir kavram böyle bir ilgi görmemiş, böyle bir macera yaşamamış, böyle ilgi ve heyecan da yaratmamıştır. Peki, nedir bu mindfulness? Ne işe yarar? Çıkardığı gürültü kadar gerçekten işe yarıyor mu? Bu kitap, farkındalık (mindfulness) için yıllarını veren dev bilim adamlarının yüksek özverili çalışmalarından elde edilmiş bir özdür. Tüm sorularınıza kısa ve net yanıtlar vererek sizi bilgilendiren, aynı zamanda eyleme geçmeniz için uygulamalar sunan bir kaynaktır. 
Beklemeyelim, bu özü yudumlayalım. Huzur ve barış, bu bilgilerin bütün dünyaya yayılmasıyla mümkündür. Birkaç saatinizi ayırırsanız kendinizi ve dünyayı yeni, farklı bir bakış açısıyla göreceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100987</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30647324-8a85-44d5-8645-6a7ec8e22179.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Senin Ellerinde</image:title>
            <image:caption>Öyle bir dönemdeyiz ki sürdürülebilir yaşama her zamankinden çok ihtiyacımız var. Nüfusu gün geçtikçe artan dünyamız yeni felaketlere gebe. Salgın, savaşlar, göçler, yoksulluk, biyoçeşitliliğin yok olması ve iklim krizi bize gelecekte neler yaşayabileceğimizin haberini veriyor. 
 
Dünya Senin Ellerinde yazarları, ekolojik farkındalığı artırıp insanları harekete geçirmek için bir araya geldiler. Mevcut durumu değerlendirip geleceği tasarlamayı da görev bildiler. 
Müberra Mızıkacı’nın editörlüğünde yaşam savunucuları, sürdürülebilirliğin çeşitli konularına dair fikir ve öngörülerini paylaşıyor. Küresel salgının hayatımızdaki yeri, gıda hakkı, toplumsal beslenme sistemleri ve mikroplastik gibi başlıklar “sürdürülebilirlik” odağında ele alınıyor. 
 
Geleceği nasıl tasarlarız? Bu sorunun yanıtını birlikte arayacağız. Dünya her şeye rağmen bizimle ve bizden sonra var olacak. Daha azını isteyerek ve dünyaya verdiğimiz zararı azaltarak daha adil bir geleceği mümkün kılabiliriz. 
 
Ekolojik yaşamın bir parçası olmak bizim ellerimizde, ve tabii “dünya” da öyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100988</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c909bc55-81e3-4212-b125-b2d1546541c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Yılanın Ağzındaki Kuş Gibi</image:title>
            <image:caption>Yılanın ağzındaki kuşun çığlığı, aslında yaşamın çığlığıdır. 
 
Ülkenin dört bir yanından çığlıklar yükseliyor. Maden uğruna talan edilen köylerin, Çal Dağı’nda kardeşçe yaşayan ağaçların, Madra’da yok olmasına göz yumulan börtü böceğin çığlığı… 
 
Kuş yılanın ağzında olsa bile teslim olmuş değil; direnmeye ve savaşmaya devam ediyor. Memleketin insanları da öyle. Şirketlere, patronlara ve rant sistemine karşı var güçle direniyorlar. Dün Büyüknohutçular, bugün Sebahat Abla, yarın başka yaşam savunucuları… 
 
Yazar ekoloji mücadelesinin içinden birisi. Kaleme aldığı yaşam öykülerine bizzat tanıklık ediyor. Hoyratça dalları kırılan Sedir ağaçlarının, kayyımın elinde tarihe gömülen Diyarbakır surlarının, Çine ve Gökbel dağlarında yaşamını yitiren madencilerin, silikozis hastası olup mum gibi sevdiklerinin önünde eriyip bitenlerin ve yarası merhem tutmayan işçilerin hikâyesini anlatıyor Özer Akdemir. 
 
Anlıyoruz ki doğa bize muhtaç değil, biz doğaya muhtacız. Biz yalnızca kendimizi yok ederiz. Yaşam, ardıç kuşu yavrularının gösterdiği gibi, ölümün kıyısında bile mutlaka yolunu bulur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100991</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1075ad4e-913c-4017-9581-baa4953fa8ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Cesur Kız</image:title>
            <image:caption>Kedilerin ne düşündüğünü hiç merak ettiniz mi? 
Sevildiklerinde, mutlu olduklarında 
ya da bir kutunun içinde dışarıya bırakıldıklarında… 
*** 
Cesur’un hikâyesini okurken başka kedilerin de anılarına ortak olacak, 
onlar hakkında birçok şey öğreneceksiniz. 
Derya Murat’ın karakterler arasında 
yaptığı geçişlerle 
olayları hem insanların hem de kedilerin gözünden görme fırsatı yakalayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100992</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a801af7a-4566-4b07-831e-85f1196709c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Badem Veteriner Kliniği</image:title>
            <image:caption>Asya ve dayısı Haktan, 
sahilde bir kedi yavrusuyla karşılaşırlar. 
Bu karşılaşma, kedilerden “birazcık” korkan Asya için bir dönüm noktası olacaktır. 
Belki de hayvanlardan korkan tüm çocuklar için… 
*** 
Ayşegül Yalız Çapak, sevginin korkuların üstesinden 
nasıl gelebileceğini 
yalın bir üslupla okuyucularına aktarıyor. 
Korkunun sevgiye, sevginin hayale 
ve 
hayalin gerçeğe 
dönüştüğü sıcacık bir hikâye sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100993</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5fb571f-32bc-4311-a19e-e325509c9205.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihyazımında İdeoloji ve Pratikleri</image:title>
            <image:caption>Geçmişin kalıntılarını, küçük ayrıntılarını ya da tümden izlerini konu edinen, tüm bunları kendisine nesne olarak atayan tarihin kendisi de artık bir nesne hüviyetindedir. Geçmişin tüm olaylarını belirli bir anlatı dizgesinin unsuru hâline getiren, bu olayları tarihselleştirip, belirli bir erekselliğin güdümüne bırakan tarihin kendisi de artık bir “olay”dır. Bu, tarihin tarih olduğu, kendi erekselliğini kendisinde bulduğu, tarihselleşip belirli bir gündemin parçası olduğu tarihin tarihi, yani tarihyazımıdır. 
  Hiç kuşku yok ki ister şimdiyle geçmiş arasında bir diyalog ister tarihçinin seçimlerinin doğrudan bir sonucu olsun tarih; her daim belirli bir hakikat gündemiyle hareket eder, kendi ufkuna hakikati koyar, hakikatin peşine düşer. Fakat buna karşılık olarak tarihçi geçmişin sahip olduğu tüm kalıntılarını, ayrıntılarını veya izlerini kendi bağlamında yeniden kurar, kurgular ve düzenler. Tarihin ufku hakikatle belirlenirken, tarihçinin heybesinde hakikatten fazlası vardır. Öznel niyetler, sınıfsal konumlar, ideolojik pratikler ve siyasi çıkarlar tarihçinin heybesinde olan bazı fazlalıklardır. Bu fazlalıkları hesaba katmaksızın tarih boş ve yararsız, tarihsel hakikat ise kendisine kördür. Yalnız kendisine kör olan bu hakikat, sadece kör olarak da kalmaz, aynı zamanda da zararlıdır. Zira belirli iktidar odakları namına insanları sürüleştirmek, onları belirli bir kimliğin parçası hâline getirmek için tarih bulunmaz bir nimettir. Bu açıdan önemli olan şey, insanlara tarih okutmak, fakat ne okuduklarından onları haberdar etmemektir. Belki tarihyazımının bir disiplin, bir zanaat ya da bir varoluş kipi olarak tarihin tarihsel bir dökümü olarak işlevi de buradadır: Okutulanın neden okutulduğunu okutmak… 
Tarihin tarihi içerisinde Türk tarihçiliğine yönelik bir dönemlendirme denemesi ve çağdaş dönem bağlamında tarihin düşünsel arkaplanı, yöntem problemi ve tarihçilik pratikleri gibi meseleleri incelemeye girişen bu eser, Türkiye’de tarihçiliğin, tarihçi ve tarihçinin sahip olduğu siyasi ideoloji arasındaki güçlü bağlantıdan nasıl etkilendiğini gözler önüne serer.  Eser, tarihçinin niyeti ile tarihin ve tarihsel hakikatin nasıl bir dolayımla bir araya geldiğini, saf, değişmez ve mutlak bir hakikate ermenin bir şekilde birileri için hakikate ermek olduğunu gösterir. Aslında en temelde söz konusu olan, tarihçinin heybesinde taşıdığı fazlalıklardır. Dolayısıyla tarihçinin heybesindeki fazlalıkları konu edinen bu eser, Edward Hallett Carr’ın “tarih metninden önce tarihçiye bakın uyarısı”na kulak kesilmekte ve tarihin neyin tarihi olduğunun yanında kimin tarihi olduğu bahsine de güçlü bir şekilde vurgu yapmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100994</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2df4840-f0ef-4e06-974f-879b0c47baf5.jpg</image:loc>
            <image:title>Son İlkbahar</image:title>
            <image:caption>Sen çekip gidince ilkbahara girerken damarlarımın 
kaç katı uzak bir adrese 
Nereden bilirdim ki geçen sene, son ilkbaharımızmış seninle 
Biliyorsun kıştan ve üşümekten nefret ederdim normalde 
Şimdi ayaz, yağmur, karanlık verse de 
Bembeyaz bulutları is değmiş gibi kirletse de 
Âlem “Depresyon, intihar, kasvet,” dese de 
Giyinip kat kat elbise 
İki büklüm cenin gibi yorgan altında nefes nefese 
Uyuyup bol bol rüyalar âleminde 
Kavuşmayı diliyorum seninle 
Ve ölsem aklıma gelmezdi, mutlu olacağım kış mevsiminde 
Böyle daha huzurluydum çünkü yanmıyordu canım 
Sokaklar boş ve uzun gecesi 
Evsizlerin katili 
Kuşların göçüp gittiği 
Çiçekler solmuş, yeşiller olmuş kahverengi 
Havasında binlerce mikrop ve virüs gizli 
Hastanelerin dolup taştığı kış mevsiminde 
Mutlu olup rahat edeceğim, ölsem aklıma gelmezdi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100995</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da4ee36c-a4b5-4942-b874-dd519bb336ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Sonsuzluğun Melodisi 1</image:title>
            <image:caption>2102 yılında dünya bir savaşa sürüklenir. Bu savaşın sonucunda dünya yok olmanın eşiğine gelir. Yggdrasil adlı bir örgüt, yok olmanın kıyısından dönen dünyayı eski zamanlarda olduğu gibi tanrılara inanmaya yönlendirir. Tanrılar artık eskisinden de güçlüdür. Ancak bu, yeni sorunları doğurur. İnsanların kralı olan Nido, tanrıları bir arada tutmayı başarsa da tanrılar, birçok farklı kültürden ve inançtan geldiği için anlaşmaları çok zordur. Bu yüzden aralarında yapacakları savaş Valhalla’nın geleceğini belirleyecek ve kazanan, yüz yıl boyunca tanrıların hükümdarı olacaktır. Savaşa Hristiyanlığın yedi ölümcül günahından birisi olarak katılan yedi tanrı, aslında bu dünyada bir yabancıdır... 
“Savaşın sonunda geriye kalan kişi II. Çağ’da tanrıların hükümdarı olacak ve yüz yıl boyunca görevini yerine getirecek. Yüz yıl tamamlanmadan önce yeniden yedi tanrı seçilecek ve yeni bir savaş gerçekleşecek. Savaşı başta ben olmak üzere diğer bütün tanrılar, tanrıçalar, insanlar ve belki de en önemlisi insanların kralı Nido gözlemleyecek. Bu yüzden savaş boyunca bırakacağın izlenime dikkat etmeni öneririm.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100996</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a465e4e-6ae9-41e7-8adc-74bcd2bb06cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne Beni İyileştir</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı yazmasam olmazdı! 
İtiraf edeyim beş sene önce bana böyle bir kitap yazacaksın deseler pek de inanmazdım.  

Neden mi? Çünkü gayet batı tarzı bir eğitim almış, dünyada materyalizmin merkezi kabul edilebilecek Amerika’da liseyi ve üniversiteyi bitirmiş, iflah olmaz bir pozitivist olarak bu kitapta size benim de evrenle ilgili algımı, hayata bakış perspektifimi tamamen değiştiren yepyeni bir bilgiden söz ediyorum. 
Doğrusu ben NeuroFormat sisteminin çocuklar ve çok küçük yaşlarda çıkan sorunlar üzerinde katkısının sınırlı olacağını düşünmüştüm. Çünkü sistem, birçok rahatsızlıkta bu rahatsızlıkların sebebi olan kaynak travmaların bulunup temizlenmesine dayanmakta. Tabii ki bahsettiğim şekilde çocuklar ve erken yaştaki sorunlar için bu zordu. 
Ama öyle şeyler oldu ki gördüklerim benim bile beklentimin onlarca hatta yüzlerce kat üzerine çıktı. Alerjilerden cilt sorunlarına, özgüven eksikliğinden hiperaktiviteye ve öğrenme güçlüğüne hatta otizme kadar, yüzlerce çocukta muazzam sonuçlara şahit olduk. 
Sevgili anneler, size mesajım şu: Çocuğunuz hastaysa tek çare sizde olabilir. Hayır, bahsettiğim bir sevgi klişesi değil. Elbette sevgi çok önemli ama ben küçük iyileşmelerden değil gerçek ve kalıcı bir çözümden bahsediyorum. 
Detayları öğrenmeye, çocuğunuzu iyileştirmeye, hayata bakış açınızı değiştirecek yepyeni bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? 

Ön Okuma Linki: 
 
Yazar Hakkında: 
M. Barış Muslu 1975’te doğdu. Tarsus Amerikan Koleji’nde lise eğitimini sürdürürken gittiği ABD’de iki senede liseyi, üç senede Michigan Tech Üniversitesi’ni bitirdi. 20 yaşında genç bir mühendis olarak Türkiye’ye döndü. Koç Üniversitesi’nde işletme mastırını tamamladı. 2001 yılında kendi şirketini kurarak Türkiye’de yüz binlerce insanın kullandığı teknoloji servislerinin yaratıcısı oldu. 1994 yılından başlayarak beynin işleyişi, ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki etkisi üzerine araştırmalar yapan Muslu, birçok metodun beraber çok daha etkili bir şekilde kullanımını sağlayan NeuroFormat Sistemi’ni geliştirdi. Çok satan listelerinden aylarca inmeyen Yıka Beynini, Beynine Format At, Sağlığına Format At, NeuroAşk ve Gecikmeli Teslimiyet kitaplarının yazarıdır. Uzman psikologlardan oluşan NeuroFormat ekibini yönetmeye ve seminerler vermeye devam etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100997</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62ad8141-a1eb-4e0e-a719-f03e426b2e4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Epictetus - No Man is Free Who is Not Master of Himself</image:title>
            <image:caption>“BEHOLDING THE SUN, MOON AND STARS, ENJOYING EARTH AND SEA, A MAN IS NEITHER HELPLESS NOR ALONE!” 
 
Born a slave in Phrygia, Epictetus completed his life as a Stoic philosopher. Based on simplicity, intellect, trust, freedom of choice, seizing the moment and cultivating a peaceful mind, his philosophy keeps lighting the way to a more meaningful life from two thousand years ago.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100998</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc73daeb-f0f2-4fd3-a5dd-93341a140d4c.jpg</image:loc>
            <image:title>Adaklı Saçlar</image:title>
            <image:caption>Adaklı Saçlar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100999</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/423f2e0f-2053-431c-9d7e-92e2fbbcbc24.jpg</image:loc>
            <image:title>Shaman King – Şaman Kral 5. Cilt</image:title>
            <image:caption>Şaman Dövüşünde Yoh, ilk maçına çıkıyor. Rakibi, Aynu kabilesinden, snowboardu ile buzlara istediği gibi hükmeden şaman Horohoro. Zorlu bir mücadelenin sonunda yeni bir arkadaşlık mı doğacak yoksa?  
 
Yoh’un sonraki rakibi, korkunç ruh çağırma büyüleriyle ölüleri dirilten çılgın büyücü VIII. Nesil Dr. Faust. Daha önce savaştığı hiç kimseye benzemeyen, kendine has ve durdurulması neredeyse imkansız bir güce ve tekniğe sahip olan bu zorlu rakibi karşısında Yoh bakalım ne yapacak? 
 
Yazar ve çizer Hiroyuki Takei’nin yarattığı Shaman King, heyecanlı ve bir an bile düşmeyen temposuyla sizi esir alacak bir macera!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101000</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac226598-13a7-4988-8438-f4a4a2ab64ec.jpg</image:loc>
            <image:title>Ömrümü Yedi Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Kendine has üslubuyla yeni bir yazar ve öyküleri okuyucuyla buluşuyor… 
“Üşümeyi sevenler var bu metinde, piyonlar, filler ve şahlar… Naomi Campbell hakkında konuşulmasına izin vermeyen bir karga da geziyor satırlar arasında, Jung’un tanımadığı bir sersem arketipi de. Masal okuyanların, sevgiden yalnızlaşanların da sesleri işitiliyor, bir bardak suya konuşanların da. Uçmak için ölü salyangoz kabukları toplamaktan da bahsediliyor, taşranın sessizliğinden de. Ama en çok sevmekten bahsediliyor. Geçmişin tortusuyla geleceğin yükü arasında sıkışan aşk dolu bir kadından. O kadının kalıplara alınamayan inceliklerinden. Ömrümü Yedi Kadınlar, yabancılaşmanın anlatısı. Çoğunluğun çizdiği çemberi zorluyor. Bazen öfkeyle. Ama hep büyük bir zarafetle. Yudum İşbecer, güçlü üslubunu kendi illüstrasyonlarıyla bir edebiyat şölenine dönüştürüyor eserin ardında bir soru bırakarak: Kişi aradıklarını kaçtıklarında bulabilir mi?” 
Hakan Akdoğan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101001</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/331f7676-c7a3-48e1-b4e8-39e0f3076548.jpg</image:loc>
            <image:title>7 Zeytin 1 İncir Mucizesi</image:title>
            <image:caption>“Tüm meyve ve sebzelerin içine saklanmış çekirdeklerde bir hayat, o hayatın içinde saklanmış sırlar ve
şifreler gizlidir. İşte biz o şifreleri çözdük.”
Derler ki, cennette iki ağaç vardır; “İncir ve zeytin.” İncir “Gerçek Ağacı”, zeytin ise “Hayat Ağacı”dır.
Ölümsüzlüğü köklerinde gizleyen zeytin ve yapraklarının diriliğiyle yaşamı sembolize eden incir…
Meyvesinden çekirdeğine, kökünden yaprağına kadar pek çok sırrı içinde gizleyen bu iki ağacın insan
biyolojisine etkileri, hem kutsal kitaplara hem de mitolojiye konu olmuştur. Tin Suresi’nde yaşam ve
ölümü temsil eden bu iki besin üzerine yemin verilmiş ve Kur’an-ı Kerim’de yedi adet zeytin ve bir adet
incir ifadesi yer almıştır. Modern dünyanın sağlık dalındaki bilimsel çalışmaları, incir ve zeytin
birleşiminden doğan mucizeye şahit olmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101002</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4c2dc9e-724a-48a3-b40f-f281ed4f6387.jpg</image:loc>
            <image:title>Otoportre</image:title>
            <image:caption>Otoportre 
“Tarih boyunca kadınlar çoğunlukla sanatçıdan ziyade sanatın konusu olarak görülmüşler. Kadınların kendilerini yaşadıkları tecrübeye adamaya doğal eğilimleri, sessiz sakin kalma yetenekleriyle de birleşince pek çok kadın büyük erkek sanatçılara büyük ilham perileri olmuşlar. Kadın sanatçı olarak bir strateji belirlemek gerekiyor: Ben kendi başıma buyrukluğumu korumak için sınırlar koymaya gerek duydum. Virginia Woolf’la aynı fikirdeyim; kadın sanatçının ‘kendine ait bir oda’sı olması temel, hayati bir ihtiyaç.” 
 
Celia Paul Otoportre’de ressam Lucian Freud’la ilişkisine, gençliğine ve sanatını kurduğu günlere dönüp bakıyor. Bu samimi anlatıda kendi kendisini konu eden bir ressamın cesareti, nazik, güçlü bir sanatçı portresi ortaya koyuyor. 
 
“Büyük sanat eserleri yapabilmek için gereken ürpertici adanmışlığa ve neden en tepelere çıkabilmiş bu kadar az kadın sanatçı olduğuna dair içeriden bir bakış… Tamamı gerçeklerle dolu, şaşırtıcı derecede dürüst, etkileyici ve dikkat çekici bir kitap.” 
 
Esther Freud 
 
“Otoportre, bir ressamın dil üzerindeki şaşırtıcı hâkimiyetini, dünyayı apaçık ve öznellikten uzak bir bakışla görebilmekten aldığı ahlaki gücünü ortaya koyuyor. Celia Paul’ün üzerinden genç kadın sanatçıların kendilerini ifade etmekte yaşadıkları zorlukların anlatılması kültürümüzün ruhunda açılmış en derin yaraları açığa çıkarıyor: Erkek sanatçıların nereden kaynaklandığı belli olmayan gücü, yaratmaya meyleden kadınların kırılganlığı ve dışlanmaları, kimin kadının ve bedeninin sahibi olduğu ve neye yaradığı... Kızgınlıkla değil, güzellik ve samimiyetle yazılmış olsa da Otoportre, sanatçı statüsünün kötüye kullanımının nelere mal olduğunu açık ederek okurlarında öfke uyandırıyor.” 
 
Rachel Cusk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101004</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e68f8488-48a7-4bf7-80db-d44c80e2aeb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Einstein&apos;ın Buzdolabı</image:title>
            <image:caption>Tarihin tozlu sayfalarındaki en tuhaf hikâyeleri duymaya hazır olun!
Kafasız tavuk Mike’tan, tarihin en tuhaf cinayet planına; Amerika’nın ilk ve tek imparatorundan,
Boston’daki pekmez seline kadar birçok hikâye tuhaflıkta birbirleriyle yarışıyor.
Yazar Steve Silverman’ın kurucusu olduğu “Lüzumsuz Bilgi” adlı bloğunda yıllardır okuyucularla
buluşturduğu ilginç öyküleri, ilk kez bir kitap hâlinde toplanıyor.
Kemerleri bağlayın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101005</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0c13a95-239a-443c-96bf-611afddb9126.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocukluk</image:title>
            <image:caption>“Hayatımın ilk yıllarında beni yönlendiren şey: korku, dehşet. Narin ellerin, kaba ellerden ayrı şeyler olduğunu tanımlamaya başladığımda, yavaş yavaş benim için itaat ve saygı çağrıştıran nesnelere dönüşüyorlar. Bu ellere alıştım ve hatta onları sevdim. Bana asla sevgi dolu davranmadılar ama bazen gözyaşlarımla ıslandılar ve korkularımı dindirdiler. Kaba eller çok haşindiler ama onların da arada yumuşadığı olurdu. Onları yöneten o gümbür gümbür ses acılığını yitirirdi. İçi boş bir kahkaha duyulurdu; o zaman her köşede saklanan korkular kaybolurdu. Ve biraz huzura kavuşurduk biz, zavallı yaratıklar: köpekler, bir çift afacan zenci, iki kız kardeşim ve tabii ben.” 
Çocukluk edebiyatta “bölgeselcilik” akımının temsilcilerinden olan Graciliana Ramos’un 1945’te yayımlanan biyografik romanıdır. Yazar, Brezilyalı edebiyat eleştirmenleri tarafından kuzeydoğu bölgeselciliğinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilir. Ramos eserini Brezilya Eğitim Bakanlığı’nda çalıştığı dönemde kaleme alır; hafızasının derinliklerine, çocukluk anılarına ulaşmaya çalışmasıyla başlayan Çocukluk giderek belirginleşen kişiler, yerler ve detaylarla dikkatimizi, Ramos’un iç dünyasından hikâyedeki olaylara çeker. Eser, okumayı sökmeye çalışan bir çocuğun yaşadığı güçlüğü ve bunun sebeplerini ortaya koyar; anlatımdaki sadelik, çocuğun kendi dünyasını ortaya koyma şekli olarak sunulsa da eserin tamamına hâkimdir. Elinizdeki kitap Brezilya kırsalında yoksulluk, eğitimsizlik ve güven duygusundan uzak geçen bir çocukluğu ve bu koşullarda gençliğe adım atan Ramos’un şahit olduğu dünyayı yansıtmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101006</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c57a7c0a-1ef2-40a0-bcc6-84a77ca82bd5.jpg</image:loc>
            <image:title>İktidar ve Sanat : Damat İbrahim Paşa’nın Hamiliği (1718-1730)</image:title>
            <image:caption>1730’da kanlı bir isyanla sona eren Damat İbrahim Paşa’nın 12 yıllık iktidarı birçok tarihçi tarafından Osmanlı tarihinde önemli siyasi ve kültürel değişikliklerin meydana geldiği bir dönem olarak kabul edilir. 20. yüzyılın önde gelen tarihçilerinden Ahmed Refik’in tabiri ile “Lale Devri” safahatın, şaşaanın, kültürel ve askerî anlamda Batı etkisinin başlangıcı olmuştu. Bu romantik tabir son yıllardaki çalışmalarda sorgulandı ve Osmanlı tarihinin on iki yıllık bu dönemindeki (1718-1730) kültür ve siyaset çeşitli açılardan tekrar değerlendirildi. Bu dönemde, sanat ve siyasetin, şair ve haminin, mimar ve baninin bir arada değerlendirildiği elinizdeki bu eser Osmanlı kültür tarihinin kapsamlı rehberlerinden biri olmayı vaat ediyor: Sadabad kasırlarında, Kağıthane mesirelerinde şiirlerini takdim eden şairler, yüksek kültürde kitabın ve kütüphanenin değişen rolleri, Arapça, Farsça ve Batı dillerinden yaptırılan tercümeler, İstanbul’un dört bir yanında yeni mimari üsluplarla yükselen külliyeler, çeşmeler ve su yolları… Tebriz’den Nevşehir’e, Üsküdar’dan Rumeli’ye yayılan geniş Osmanlı coğrafyasında, şairlerin sundukları kasidelerde, yenilenen binaların kitabelerinde Damat İbrahim Paşa’nın adı sadece bir sadrazam olarak değil, âbâd edilen çevrenin bir hamisi olarak karşımıza çıkar. Onun kamusal temsili, siyasi gücünün bir dayanağı, hatta bu siyasi gücün varlık sebeplerinden biri olarak düşünülebilir. Hacettepe Üniversitesi, Sanat Tarihi bölümü öğretim üyelerinden Ünal Araç’ın İktidar ve Sanat: Damat İbrahim Paşa’nın Hamiliği (1718-1730) tarihin bu renkli devrinde okurlarını uzun ve zevkli bir seyahate çıkaracak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101007</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41761226-8ba9-4f79-9a1a-0d8bc3173aeb.jpg</image:loc>
            <image:title>Aksaray Güzelyurt Manastır ve Kilise Binaları</image:title>
            <image:caption>Anadolu’daki Bizans kentlerinin ortak kaderi zamanın ve insanın yıpratıcı etkisine maruz kalmaları sebebiyle özgün karakterlerini koruyamamalarıdır. Siyasi gelişmelere bağlı olarak önemini yitirebilen veya süreç içerisinde metruk vaziyetiyle harabe topluluğuna dönüşen yerleşim birimlerinin üzerine yeni binaların inşası, geçmişin kültürünü ve sanatını idrak etmemizi zorlaştıran faktörler arasında ilk akla gelenlerdendir. Bu sebeple aslî halini nispeten iyi koruyabilmiş yerleşkelerin özenle korunmasının önemi daha da iyi anlaşılmalıdır. 
Kapadokya bölgesinde yer alan Aksaray’ın Güzelyurt İlçesi de bu çerçevede Ortaçağ’ait özgün dokusunu oldukça iyi muhafaza eden bir yerleşimdir. Ortodoks inancının temellerini atan kilise babalarından biri olan Kapadokya’lı Hagios Gregorios Theologos Nazianzos’un da bu havalide yetişmesi sebebiyle Güzelyurt’un dini bakımdan önemi artmış, Bizans dönemi sanatı ve mimarisini yansıtan önemli eserler inşa edilmiştir. 
Türk hâkimiyetinde büyük çoğunluğu hristiyan olan kent popülâsyonunun değişikliğe uğramaması, ayrıca daha geç devirde gelen Türk nüfusun Yukarı Mahalle’yi kurarak özgün dokuya müdahale etmemesi, mübadeleye kadar buradaki eserlerin bir şekilde devam eden işlevi Bizans dönemi eserlerinin muhafazasında etkili olmuştur. Bu bakımdan Bizans sanatının Orta Anadolu’ya has mahallî karakterini, manastır hayatını ve yapı repertuarının bir kısmını bütüncül bir bakış açısıyla tek bir ilçedeki kültürel miras üzerinden okuyabilmek oldukça özel ve heyecan vericidir. Türk idaresinde eserlerin işlevini kaybetmemesi sebebiyle söz konusu mimari dokunun sürdürülebilir aktarımı, hoşgörü çerçevesinde sanatsal ve kültürel birlikteliğin fizîki bir kanıtı halinde yorumlanmalıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101008</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12c92826-9621-4c5d-be1c-9b2f85a8ae6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’nin Siyasal Gelişmeleri (1876-1923)</image:title>
            <image:caption>“Türkiye, 19. yüzyılın son çeyreğine bir imparatorluk yapısı ve meşrutiyet rejimiyle girdi. Yeni yönetim anlayışı tökezlemelere rağmen Mütareke’ye kadar yaşamaya devam etti. Bu idarenin en büyük mirası, Meclis-i Mebusan’ın TBMM’ye evrilişi olmuştur. Bu birikim Anadolu İhtilali ve TBMM rejimine geçişin yolunu açmıştır. Bugünkü Türkiye, hâkimiyetin millette olduğunu ilan eden Birinci Meclis ve 1921 Anayasası’nın mirasçısıdır.” Prof. Dr. Rıdvan Akın   Türkiye’nin Siyasal Gelişmeleri’nde Prof. Dr. Rıdvan Akın, 1876’dan 2018’e kadar süren yaklaşık yüz elli yıllık siyasal gelişmeleri yüzlerce kaynak ışığında titiz bir çalışmayla iki cilt halinde okura sunuyor. Çalışmanın ilk cildinde, I. Meşrutiyet’in ilanından Lozan Barış Antlaşması’na kadar olan (1876-1923) siyasal gelişmeler, savaşlar, krizler ve atılan adımlar kronolojik olarak belgeleriyle birlikte ele alınıyor. Anadolu İhtilali ve Birinci Meclis’in hangi koşullar altında doğduğu ve modern Türkiye’nin temellerinin nasıl atıldığı ayrıntılarıyla inceleniyor. Osmanlı Devleti’nin yaşadığı iç ve dış sorunlara çözüm bulmak amacıyla giriştiği reform süreciyle birlikte, I. ve II. Meşrutiyet dönemlerinde yaşanan genel siyasi durum, parlamento-hükümet ilişkilerinin geçirdiği evrim ile Birinci Meclis döneminde inşa edilen siyasal rejim ve halkın içinde bulunduğu sosyoekonomik duruma kadar pek çok konu derinlemesine yorumlanıyor.     Türkiye’nin Siyasal Gelişmeleri, Türkiye’nin yakın tarihine ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101009</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b3e9630-6edb-4948-a4a3-cc73aa36933e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gayrinizami Harp Tarihi</image:title>
            <image:caption>Gerilla harbi, küçük savaş, ayaklanma, düşük yoğunluklu çatışma ve özel harp gibi farklı adlandırmalarla anılagelen gayrinizami harp, ta­rihsel süreçte antik çağlara kadar uzanır. Temelinde uzun soluk­lu yıpratma taktiğini esas alan bu yaklaşım; sızma, sıyrılma, baskın ve sabotaj gibi düzenli harp dışı harekât türleri yoluyla düşmanı hedef alırken halk desteğine de büyük önem verir. Devasa orduların ve devletlerarası savaşların ana temayı oluşturduğu son iki yüzyılın siyasi tarih anlatısı içerisinde dahi kendine önemli bir yer bulabilen gayrinizami harp, düzenli ordular tarafından da politik hedefler doğrultusunda kullanılmaktadır. 
Antik Çağ’da göçebe halkların mücadelelerini, Roma İmparatorluğu’nun idaresi altındaki bölgelerde karşılaştığı ayaklanmaları, İslam’ın yayılma sürecinde uygulanan stratejileri, karşılaşılan yerel mukavemetleri ve Haçlı Seferlerine karşı Anadolu’da görülen Selçuklu direnişini bu savaş anlayışı dahilinde incelemek mümkündür. Modern dönemde ise gayrinizami harp Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında hem partizan hareketler gibi direniş grupları hem de düzenli ordularca kurulan özel birlikler vasıtasıyla kullanılmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra ise Latin Amerika, Afrika, Vietnam, Afganistan ve Irak gibi farklı coğrafyalardaki tecrübeler üzerinden literatürde belirgin bir olgu haline gelmiştir. Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Dekanlığı öğretim üyeleri Emrah Özdemir ve Ahmet Özcan gayrinizami harp kavramının teorik zeminine ve köklerine inerek bu savaş tarzının gelişiminin izlerini sürüyor. Gerek kavramın tarihsel süreç içerisinde gelişimini gerekse pratikte ne gibi değişim ve dönüşümlerin yaşandığını göstererek tarihöncesi dönemden 21. yüzyılda Irak ve Afganistan işgalleri sırasındaki direnişlerin ve bunlara karşı koyma mekanizmalarının anatomisini çıkarıyorlar. Elinizdeki kitap gayrinizami harbin teorik ve pratik tarihini sunması bakımından Türkçe literatürde ilk olma özelliğini de taşıyor. 
Gayrinizami Harp Tarihi: Direniş, Ayaklanma, Çatışma düzenli muharebeden farklı taktik ve teknikleri barındıran bu yoğun politik mücadelenin kavramsal ve teorik gelişimini ele alan, dünya tarihinde yaşanmış farklı tecrübeleri aktararak zenginleştiren bir başvuru kaynağı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101010</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14b3de23-47d1-4fb0-a32f-8bc6d38c486c.jpg</image:loc>
            <image:title>Leonardo Da Vinci</image:title>
            <image:caption>Rönesans’ın büyük ismi Leonardo da Vinci bugün daha çok Mona Lisa, Son Akşam Yemeği veya Kayalıklar Madonnası gibi resimleriyle ön planda olsa da aslında bir ressamdan daha fazlasıdır. Kuşların uçuşlarını gözlemleyip aerodinamik yapılarını inceleyerek uçan bir makine üreten bir mucit; savaşlarda düşmana karşı üstünlük sağlayacak çok çeşitli yıkım silahları ve ulaşım araçları tasarlayan bir mühendis; binalar, yollar, köprüler ve kale savunma sistemleri tasarlayan bir mimar; gizlice morga girerek kadavralar üzerinde anatomi çalışan bir meraklı… 
Her konu ilgi alanına giriyordu. Cebir, geometri, perspektif, hidrolik, botanik, inşaat bilimi, optik, askerlik sanatı, mekanik bilimi, tıp… Doymak bilmez bilgi açlığı onu sürekli okumaya ve yazmaya sevk ediyordu. Tek hocası ve yol göstericisi merakıydı. Daha gençliğinde dehası keşfedildi, takdir edildi. Ömrünün son demlerine kadar sanatının ve ustalığının kıymetini bilen isimlerin lütfunu gördü. Hatta 1516 Fransa Kralı I. François bizzat gelerek kendisini Fransa’ya davet etti, onu hizmetine aldı. Bu şöhretine rağmen Leonardo hep şatafattan uzak yaşadı, konforun merakını köreltmesine, çalışmalarına ket vurmasına izin vermedi. Peki ama Leonardo da Vinci’nin yaşamı nasıldı? Bruno Nardini elinizdeki kitapta büyük ustanın yaşamını okunması rahat, zevkli bir üslupla sunuyor. Ailevi arka planından eserlerini hazırlama süreçlerine, çevresindeki insanlarla ilişkilerinden merakını tutkulu bir şekilde rehber edinmesine kadar Nardini, Leonardo’nun 67 yıllık ömrünü, her biri ustanın farklı bir yönünü açığa çıkaran anekdotlarla aktarıyor. 
Kemal Atakay’ın Türkçeye yetkin çevirisiyle Leonardo da Vinci: Bir Ustanın Portresi siyasi kargaşanın, iktidar çekişmelerinin, dinî yapılar ile halkın arasında etrafındaki dünyayı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan Leonardo da Vinci’nin canlı bir portresini çiziyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101011</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c471edf-c578-4ae3-83b5-73185454fc22.jpg</image:loc>
            <image:title>Mirza Şahruh</image:title>
            <image:caption>Mirza Şahruh; Timurlular devrinin üçüncü hükümdarıdır. Timur’un oğlu olarak sağlığında merkez Herat olmak üzere Horasan bölgesini idare etmiştir. Ankara Savaşı’na sol cenah komutanı olarak katılmıştır. Timur seferdeyken Semerkand’ın yönetimi ona bırakılmıştır. Babasının ölümünden sonra sahneye çıkan öteki mirzaların dirayetsizliği ile saygın beglerin bile Timur’un vasiyetine uymayarak kendisini desteklemeleri sayesinde hakimiyet mücadelesi başarıyla sonuçlanmış, uzun yıllar saltanat makamında kalmıştır. 
Girdiği bütün savaşlardan galip çıkan ve iç mücadeleleri sonlandıran Şahruh, Timurlular devletinin 40 yıl daha devam etmesini sağlamıştır. Uzun süren hükümdarlığında ülkenin pek çok merkezinde kültür, sanat ve bilim alanında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Tarihçiler tarafından dindar ve barış yanlısı bir hükümdar olarak gösterilen Şahruh; Buhara ve Semerkand’daki önemli din adamlarıyla olan ilişkisini daima kuvvetli tutarak hükümdarlığını sağlamlaştırmıştır. Sefere çıkarken ya da avlanma maksadıyla Herat’tan ayrıldığında mukaddes yerleri daima ziyaret etmiş ve oralarda yaşayan insanlar tarafından büyük hürmet görmüştür.
İslam dünyasında tek bilgin-hükümdar olarak şöhret kazanan Şahruh’un oğlu Uluğ Bey de bu döneme renk katan simalardan birisidir. Bu dönemde minyatür ve hat sanatında Tebrizli Cafer, Gıyaseddin Nakkaş, Halil Musavvir; mimaride Kıvamüddin, musikide Abdülkadir-i Meragî, Endicanlı Yusuf, tarih yazımında Hâfız-ı Ebrû, Şerefeddin Ali Yezdî ve tezkirelerde sayısı yüzleri aşan şairleri ile Herat; ayrıca Uluğ Bey’in başkanlığında Kadızade-i Rumî, Gıyaseddin Cemşid ve Ali Kuşçu’nun astronomi ve matematik alanında yürüttüğü çalışmalarla Semerkand; Doğu dünyasını her anlamda zenginleştirmiştir. Bu zenginlik bilim dünyasında “Timurlu Rönesansı” olarak yorumlanmıştır.
Duayen tarihçi Prof. Dr. İsmail Aka’nın Farsça ve Arapça kaynakları karşılaştırarak son derece akıcı bir üslupla kaleme aldığı Mirza Şahruh; Türk tarihinin her yönden çok zengin bir dönemi olan 15. yüzyıla dair rehber kitap niteliği taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101012</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1363fba-2c5c-44e8-9208-5df198e5c403.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutluluk Bilgisi -Türkçenin Muhafızları 3</image:title>
            <image:caption>Türkçemizin günümüze kadar ulaşmasında muhafızlık eden pek çok kişi oldu. Türkçenin Muhafızları’yla bu kişileri yakından tanımaya ne dersiniz?
Adil, Zahit, Mehmet ve Yusuf aynı okula giden dört arkadaştır. Yaşadıkları şehir Balasagun’u düşmanlardan korumak için bir gece Burana Kulesi’ne çıkarlar. Kuleye çıkma maceraları istedikleri gibi sonuçlanmaz ama Yusuf’un bir karar almasına vesile olur: Bir yıldız gibi insanlığı aydınlatmak... Yusuf, gerçek mutluluğun ve ilmin yolunu insanlara göstermek için çok çalışması gerektiğinin farkındadır.
Bu kitapta, hayallerinin peşinde koşan, yazdığı Kutadgu Bilig adlı eseriyle aradan 1000 yıl geçmesine rağmen hâlâ bilinen ve hâlâ bir yıldız gibi insanlara ışık vermeye devam eden Yusuf Has Hacib’in öyküsünü okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101013</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c11e38a5-0711-451b-96d1-bd060d8dfe02.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimdeki Müzik (Fleksi Kapak)</image:title>
            <image:caption>11 yaşındaki Melody&apos;nin fotografik hafızası vardır. Kafası bir kamera gibi gördüğü her şeyi kaydeder. Ve &quot;stop&quot; düğmesi yoktur. Okulun en zeki çocuğudur ama bunu kimse bilmez... Çünkü Melody konuşamaz, yürüyemez ve yazamaz... Ama bir gün bir mucize olur! Melody kafasının içindeki sesi keşfeder... Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız? İngiltere&apos;nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper&apos;dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. &quot;Cesur, sürükleyici ve samimi bir hikâye.&quot; School Library Journal &quot;Gözükara ve gerçekçi...&quot; Kirkus Review &quot;İlham verici! Bu hikâye hepimizi birer aktivist haline getirebilir.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101014</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cda17a6-692a-41e6-9002-7226b743332a.jpg</image:loc>
            <image:title>Fragmanlar</image:title>
            <image:caption>Sokrates öncesi filozoflardan Herakleitos Antik Çağ’dan günümüze dek şöhretini korumuş, felsefi anlayışı ve düşüncesi Platon, Aristoteles, Stoacılar, Sextus Empiricus, Porphyrios, Hegel, Kierkegaard, Nietzsche, Bergson ve Heidegger gibi birçok düşünür üzerinde büyük etkiler bırakmıştır. Hıristiyanlığın ilk savunucuları dahi onun düşüncelerine bigâne kalamamış, Sokrates ile birlikte onu, İsa gelmeden önceki Hıristiyanlar olarak kabul etmişlerdir. 
Herakleitos’un yaşamına dair bilgiler ne yazık ki günümüze bazı zayıf, kanıtlanması imkânsız rivayetlerle ulaşmıştır. Felsefi düşünüşüne dair derli toplu bir eserinin bugüne kalmaması hiç şüphesiz büyük bir eksiklik olsa da bu büyük ismin düşüncesine ve yaşantısına dair bazı parçalar etrafındakilerin aktarımıyla günümüze kalmıştır. 
Düşüncelerinin muğlak ifadelerle dolu, bölük pörçük ve kimi zaman da anlaşılmaz bir üslupla aktarılmış olması, Herakleitos’un Antik Çağ’dan beri anlaşılması zor bir düşünür olarak nitelendirilmesine yol açmış, hatta kendisine bu üslubu nedeniyle “Karanlık” lakabı verilmiştir. Kimilerince, sıradan insanların düşüncelerine kolayca ulaşmasını istemediği için kasıtlı olarak böyle bir üslup kullanmıştır. Tüm bu eksik parçalara, elde olanların karanlığına rağmen elinizdeki eser Herakleitos’un usta bir düşünür olduğunu gösteriyor. 
Herakleitos’a ait olduğu düşünülen Fragmanlar ile onun hayatı ve öğretisi üzerine kaynakların derlenip toparlandığı Tanıklıklar, Okan Demir’in çevirisi ve eklediği açıklayıcı notları, Eski Yunanca ve Latince asıllarıyla düşünce tarihinin en büyük isimlerinden Herakleitos’un dünyasına bir yolculuk imkânı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101016</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d323171-38bd-4074-9947-217be1448c3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıra Dışı Ebeveynlik</image:title>
            <image:caption>Belirsizlik, kriz ve değişim dönemlerinde ebeveynlik yapmak zordur. Çocuklarımız hastalık, ailevi sorunlar ya da beklenmedik bir kriz nedeniyle bir anda okula devam edemeyecek durumda kaldıysa neler kaçırabilecekleri konusunda endişeleniriz. Beynimiz tamamıyla düşüncelerle, endişelerle, listelerle, işlerle dolar. 
Global hastalıkları iyileştirmeyi ya da iklim değişikliğini bir anda sona erdirmeyi başaramayabiliriz ama elimizin altında dünyamızı değiştirmemizi sağlayabilecek son derece güçlü bir araç var: Ebeveynlik. 
İster evde eğitime kalıcı bir geçiş yapmayı planlayın, ister sıra dışı zamanlarda geçici olarak bu süreci evde yönetmek durumunda kalın; Sıra Dışı Ebeveynlik, çocuğunuzun potansiyelini ortaya çıkarmak için büyük bir eve, sonsuz boş zamana veya bir dizi pahalı oyuncağa ya da materyale ihtiyacınız olmadığını ortaya koyuyor. Deneyimli ev okulu öğrencileri, beklenmedik bir şekilde evde eğitime başlayanlar, okulda eğitim gören çocuklarıyla ilişkilerini geliştirmek isteyenler... Bu kitap bir müfredat değil. Deneyimli ebeveynlik koçu Eloise Rickman doğal ve keyifli öğrenmenin gelişeceği bir ev ortamı yaratmanıza yardımcı olacak yapı taşlarını sunuyor. 
İnce dokunuşlarla aile ilişkilerinizi sağlamlaştırıp günlük hayatınızı kolaylaştıracak tavsiyeler… Birlikte öğrenmenin ve geleneksel öğretim materyallerini yaratıcı şekilde kullanmanın eğlenceli yolları… Ritimler, hazırlanmış ev ortamı, çocuğunuzun yaratıcılığını ve doğal öğrenme merakını teşvik yöntemleri ve ebeveyn olarak sizin ihtiyaçlarınız… Evde eğitim uzmanı tarafından yazılan bu kitap, koşullarda ani bir değişiklikle karşı karşıya kalan her aile için -hatta sadece ev ve ebeveynlik yapılarını yeniden düşünmek isteyen aileler için- ilham verici bir çalışma...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101017</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2797c206-3d13-4ca8-b391-9876b572156b.jpg</image:loc>
            <image:title>Alfabetik Şiir Kitabı</image:title>
            <image:caption>OKURLARA HİTABIMDIR 

Ey okuyucu, Recep size hitap ediyor 
Bu şiirlerle mesaj veriyorum diyor 
Kitabımdaki şiirler size ziyafet olsun 
Gönlünüze sevgi ve muhabbet dolsun. 
 
Alfabeyi öğrenmek okuma serüveninin başıdır 
Harfler, kelimelerin ve cümlelerin yapıtaşıdır 
Şiir ise duyguları ifadenin ahenkli yoludur 
Kitabımı yazarken yegâne ilhamım budur. 
 
İnsanlar yüce idealler uğruna çalışmalı 
Dünyada kalıcı eser bırakmak için yarışmalı 
Bunların başında kitap yazmak gelir 
Bu uğurda yazar ne çok emek verir. 
 
Şiirlerimi bana yazdıran yumuşak yüreğimdir 
Bunları sizlerle paylaşmak samimi dileğimdir 
İnsan sevgisi, yurt sevgisine çağrıdır şiirlerim 
Hayatınızda derin mutluluğa erin isterim. 
 
Recep Karagöl</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101018</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26341ded-67e1-49e7-8cfe-2a7898fdd8f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Harezmşahlar</image:title>
            <image:caption>Hârezmşâhlar, 1128-1156 yılları arasında hüküm süren Hârezmşâh Atsız’ın birkaç isyanı dışında Sultan Sencer’in ölümüne kadar Büyük Selçuklulara tabi olarak varlığını sürdürdüler. Sencer’in ölümü üzerine bağımsız hareket etmeye başlayan İl Arslan ve Tekiş dönemlerinde gerçekleşen fetih hareketleriyle sınırlarını genişleten Hârezmşâhlar, Selçukluların yıkılmasından sonra ortaya çıkan boşluğu doldurmaya başladılar. Sultan Alaeddin Muhammed döneminde (1200-1220) ise altın çağlarını yaşadılar. Bu dönemde devletin sınırları; merkez Hârezm olmak üzere Aral Gölü’nün kuzeyinden Umman Denizi’ne, Sirderya’dan Irak-ı Arap ve Azerbaycan’a kadar uzanmıştı. Ancak aynı yıllarda ortaya çıkan Moğol kasırgasının Hârezmşâhları vurmasıyla devlet hızlı bir çöküşe geçti. Moğollara karşı uzun yıllar mücadele eden son Hârezmşâh, Celaleddin Mengüberti’nin ölümüyle de 1231’de Hârezmşâhlar tarihe karıştı.
Elinizdeki kitap, Timurlular dönemi müelliflerinden Muhammed bin Hâvendşâh bin Mahmud Mîrhând tarafından kaleme alınan Ravzatu’s-Safâ’nın Hârezmşâhlar bahsinin tercümesidir. Mîrhând, Ravzatu’s-Safâ’yı İslam dünyasında kendi zamanına kadar yazılmış olan tarih kitaplarının birçoğunu inceleyerek ve bunlardan istifade ederek kaleme almıştır. Sayısı elliyi bulan bu eserlerin bir kısmı günümüze ulaşmamıştır ki bu durum Ravzatu’s-Safâ’yı sıradan bir eser olmaktan çıkarmakta ve Türk tarihinin en önemli kaynaklarından biri hâline getirmektedir. Ortaçağ Türk tarihinin Farsça kaleme alınmış birçok ana kaynağını dilimize kazandıran Erkan Göksu’nun nefis Türkçesi ve notlarıyla hazırlanan Hârezmşâhlar, hem tarihçiler hem de konuyla ilgilenenler için oldukça önemli olan bir çalışma. Eser, Hârezmşâhların ortaya çıkışını, Selçuklular ve diğer devletlerle olan ilişkilerini, neredeyse kuruluşlarından itibaren kesintisiz süren siyasi hareketliliği, savaşları, askerî manevraları ve stratejileri, evlilikleri, eğlenceleri, hükümdarların niteliklerini ve bölgenin kendine has özelliklerini, nihayet devletin sonunu tüm detaylarıyla ve eşsiz bir üslupla ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101019</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76ed9632-4c1c-4b68-9a6d-be67f837da13.jpg</image:loc>
            <image:title>Aynadaki Güneş</image:title>
            <image:caption>Platon’un Theaetetus diyaloğunda, Sokrates ile bilginin ne olduğu konusunda konuşurlarken bir noktaya varırlar. Sokrates ne diyeceğini bilemez ve bir “THAUMA durumundayım” der. Yani MERAK. 
Felsefe ve bilim yapmaya başlatan itici güç. 
Merakımız gerçekten çok güçlüyse bizi hemen harekete geçirir. Merak ederek, kavramları bir araya getirip bilinmeyen bir şeyi zihnimizde temsil etme gücüne sahip oluruz, oysa her sorduğumuz soru ile zihinsel bir yenilik yaşarız. 
İnsanın doğası nedir? 
İnsan davranışlarında serbest midir? 
Biz kimiz? 
Ben kimim? 
Berfin kendini bulmaya çalışırken, Caroline kendini niçin kaybeder? 
3D(Düşünce-Duygu-Davranış)  bütünlüğünü sağlamadan kendimizi bulmamız mümkün mü? 
Kadının tarihsel süreç içinde kabulü ve yaşadıkları bugün hâlâ devam mı ediyor? 
Berfin’in Aynadaki Güneşte gördükleri neler? 
Bütün bunları merak ediyorsunuz, biliyorum. 
O hâlde neden hâlâ arka kapağı inceliyorsunuz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101020</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be1e5798-f6bd-4ebd-a327-1cc99ff87e4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Elden Gelen</image:title>
            <image:caption>Bu satırları okumaya ihtiyacın yok. Hesaplaması ve bilmesi beni aşan yollarla, bir şekilde, bu kitap sana kadar ulaşmış. Tahmin edilemez tecrübelerin ardından, bu kitap bir şekilde yazılmış. Nasıl olduğunu anlaması zordur, ama o tecrübeler de bir şekilde yaşanmış. Bütün süreç böyle, bilinmezlerle gelişmişken; ihtiyacın olmadığı hâlde, bu kitabı neden okumak isteyeceğini, ben nereden bilebilirim? O sır sana saklı.
Bu kitabın hiçbir özelliği yok, hiçbir önemi yok, bir insan hayatına kıyasla. Senin aklın, bilincin, içindekiler, sığamaz hiçbir kitaba, aşar gider, tüm sayfalara sığan bütün cümleleri.
O yüzden, hadi yaşayıp görelim bakalım ne olacak içeride? Sevecek miyim, sevilecek miyim? Peki sen okuyacak mısın, hiç sevecek misin, bakalım görelim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101021</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24591e49-6732-4607-a680-80210e23e501.jpg</image:loc>
            <image:title>Korona Anılarım</image:title>
            <image:caption>Yeter ki sevgiyle çıkılsın yola, 
“Benim gönlümde ne var ki de insanlara ne katabileceğim?” 
Dememeyi öğrenmiştim. 
Ölümü beklerken ölmemek, 
Hayata geri dönmek, 
Ne güzel bir duyguymuş. 
Yaşama yeniden sarılabilmek, 
İnsanın sevdiklerine, 
Hatta sevmediklerine bile 
Geri dönebilmesi, 
Meğer ne güzel bir hazineymiş. 
Aslında hepimiz yaşarken ölümü bekliyoruz. 
Ama 
Bu beklemenin o beklemek olmadığını söylemek istiyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101022</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83113de5-5148-4be9-964c-39d99990a03b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ömer Yağız’ın Gözünden ODTÜ</image:title>
            <image:caption>Ömer Yağız’ın ODTÜ ile ilişkisi, 1958’de, iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümü’nde öğrenci olarak başladı. 
1965-2019 aralığında ise bu ilişki, gerek aynı bölümde öğretim üyesi olarak gerekse bir ODTÜ emeklisi olarak, çeşitli kurumlarında hizmet şeklinde devam etti. 
Bu kitap, anılan süre içinde Ömer Yağız’ın çekmiş olduğu ODTÜ Kampüsü ve Eymir Gölü’ne ait fotoğraflardan oluşan bir şeçkiyi paylaşmak üzere hazırlanmış ve sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101023</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/305dcbb8-da9b-4e1a-aef4-01b7f47caf41.jpg</image:loc>
            <image:title>Şikayetler</image:title>
            <image:caption>Şikâyetler Şubesini kimse sevmez, çünkü onlar diğer polisleri soruşturan polislerdir. Karanlık Taraf olarak bilinir ve Malcolm Fox da burada çalışmaktadır. Fox, huzurevinde bir babası ve kötü bir ilişkiyi sürdürmekte ısrar eden bir kız kardeşi olan ciddi bir adamdır. Ailevi problemlerine çözüm bulamıyor olsa da işinde başarıyı yakalamıştır. 
Fox’a yeni bir dava verilir. Jamie Breck adında bir polis vardır ve iddiaya göre kirlidir. Ama asıl sorun kimsenin bunu ispat edememesidir. Fox bu davayı alır ve çok geçmeden işin içinde tahmininden çok daha fazlası olduğunu öğrenir. Özellikle bir tanıdığının cinayete kurban gitmesiyle durum zannettiğinden çok daha tehlikeli bir hal alır. 
“Rankin’in karakterleri o kadar güçlü ki sayfaların arasından fırlayacak gibiler.” –Philadelphia Inquirer 
“Heyecan dolu, güzel diyaloglar, iyi tasarlanmış karakterler ve özgün bir arka plana sahip 
 
mükemmel bir polisiye roman.” –The Times 
“Şikâyetler gösteriyor ki Fox da Rebus gibi usta bir şehir rehberi olacak.” –Daily Express</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101024</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc691625-7113-4acc-98f3-220c230b97cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Kısa Mısır Tarihi</image:title>
            <image:caption>KISA MISIR TARİHİ 
 
Kısa Mısır Tarihi 5000 yıl önce Nil Nehri Vadisi’ndeki insan yerleşimlerinden günümüze dek Mısır’ın kapsamlı ve özlü bir tarihini gözler önüne seriyor. 
Yaşamının yaklaşık 50 yılını Mısır’da geçiren Robert Tignor firavunların büyük çağından Yunan ve Roma egemenliğine, Hristiyanlığın yükselişinden Arap fetihlerine, Osmanlı egemenliğinden Fransız ve İngiliz dönemlerine ve Nasır, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek yıllarındaki Modern Mısır’a uzanan çalkantılı tarihin zengin bir açıklamasını sunuyor. 
 
“Mısır tarihine kısa bir bakış, hem Mısır’ın ortaya çıkışını hem de tamamlanmamış devrimi olarak adlandırılan şeyin arkasındaki nedenleri anlamanıza yardımcı olabilir.” 
— Lisa Kaaki, Arab News</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101025</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00eaf7ab-cad2-4402-984e-02e73b13cc0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Astrobiyoloji</image:title>
            <image:caption>ASTROBİYOLOJİ 
Dünya dışı yaşam, bilim kurguda olağan bir tema, peki gerçek dünyada ciddi bir beklenti mi? Astrobiyoloji, bilimin tam da bu soruya cevap arayan yeni dalı. 
Kozmosun bir yerlerindeki yaşam olasılığı, insanoğlunun kafa yorabileceği en derin konulardan biri. Astrofizikçi Andrew May, Yerkürede yaşamın nasıl başladığını, bunun uyarı “göstergelerini” ve bu göstergelerin Güneş Sisteminin başka yerlerinde ya da şimdilerde Kepler ve TESS görevleriyle keşfedilmekte olan “ötegezegenlerde” nasıl tespit edilebileceğini gözden geçirerek, bugünkü bilgi durumumuzu uzman bakış açısıyla sunuyor.  
Kitap, yol boyunca, Fermi paradoksu ile DNA’nın ve suyun kritik rolü gibi en önemli sorunlara değiniyor. DNA ve su “bildiğimiz şekliyle yaşam” için zorunlu, peki uzaylı yaşam için de böyle mi? Ve büyük soru: sonuçta dünya dışı varlıkları bulduğumuzda, bize dost mu olacaklar, yoksa düşman mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101026</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f8a070c-a07e-45dd-8ce9-9619d93169b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihten ve Günümüzden Klasik Müzik Yazıları -III</image:title>
            <image:caption>Yaşamını Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde sürdüren Prof. Dr. Ömer Eǧecioǧlu, müzik tarihinin tozlu yaprakları arasında unutulmuş birbirinden ilginç olayları, kişileri ve gezip gördüğü yerleri belgeler ve fotoğraflar ışığında müzikseverlerle / araştırmacılarla paylaşıyor. Serinin birinci ve ikinci kitaplarının ardından bu kitapta yer alan başlıklar ise aşağıdaki gibidir. 
III. Kitaptan Başlıklar: 
Cécile Chaminade Yıldız Sarayı’nda     
Mozart’ı Bir Kez de Tenor Michele Ochelli’den Dinleyin  
J. S. Bach’ın Cezaevinde Geçirdiği Ay   
Camille Saint-Saëns’ın Operaları          
Riga Wagner Salonu     
Heifetz’in 1928’de İstanbul’da Bitirdiǧi Rameau Rigaudon Uyarlaması    
Mozart’ın Librettisti, New York’un Bakkalı          
Donizetti’nin Tudor Kraliçeleri ve Leyla Gencer  
Reykjavik’in Işıltılı Konser Salonu Harpa            
Frederick Tarihsel Piyanolar Koleksiyonu 
Lizbon Şehrinin Ulusal Tiyatrosu Teatro Nacional de São Carlos            
Mermerden Ama Nefes Alan Bir Handel            
Beethoven’ın Senfonilerine bir Bakış</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101027</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/13f484b3-ca9f-41bd-a298-2e6c789d4e0c.jpg</image:loc>
            <image:title>TRX Antrenmanlarının Kadın Voleybolcularda Bazı Fiziksel ve Fizyolojik Özellikleri Üzerine Etkileri</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
1. GİRİŞ 
2. GENEL BİLGİLER 
3. GEREÇ VE YÖNTEM 
4. BULGULAR 
5. TARTIŞMA 
6. SONUÇ VE ÖNERİLER</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101028</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a505993-0e45-4950-8f20-3a67dc3a975a.jpg</image:loc>
            <image:title>İşletmelerde Finansal İstikrar</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM 
1.      GENEL OLARAK İŞLETME VE FİNANSAL İSTİKRAR 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
2.      İŞLETMELERDE FİNANSAL İSTİKRAR 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
3.      İŞLETMELERDE FİNANSAL İSTİKRARI ETKİLEYEN FAKTÖRLER 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
4.      GERÇEĞE UYGUN DEĞER MUHASEBESİ, ÖZ SERMAYE, HİLE, MANİPLASYONLAR VE İŞLETMELERDE FİNANSAL İSTİKRAR</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101029</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1852ae3b-0fbb-42e1-84ce-31bb81afe31c.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Toplumunda Tüketici Değer ve Yaşam Tarzı</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
I. BÖLÜM 
TÜKETİMİN BİR BELİRLEYİCİSİ OLARAK DEĞER 
 
II. BÖLÜM 
TÜKETİMİN BİR BELİRLEYİCİSİ OLARAK YAŞAM TARZI 
 
III. BÖLÜM 
TÜKETİCİ DEĞER VE YAŞAM TARZI 
 
IV. BÖLÜM 
YÖNTEM</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101030</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d692ab03-01cc-4b45-b11d-f2519b15e064.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Eğlenceli Dünya Tarihi</image:title>
            <image:caption>Tarihte heyecan verici bir gezintiye çıkmak için kemerleri bağlayın! Okumak üzere olduğunuz şeylerin bir kısmına inanamayacaksınız. Bizler bazen tarihin önemli olaylar ve bir zaman listesinden ibaret olmadığını unutuyoruz. Halbuki tarih; akıl almaz hikâyeler, ilginç insanlar ve harika gerçeklerle dolu. Şimdi onun tarih kitaplarınızda yer almayan yanlarını keşfetmek üzeresiniz. Elbette okulda Portekizli kâşif Ferdinand Macellan hakkında bir şeyler öğrenmişsinizdir. Peki ya onun ve tayfasının dünya turları sırasında yemekleri tükenince fare ve talaş yemek zorunda kaldıklarından haberiniz var mıydı?Zamanın içinde bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Her bir bölümde yepyeni ve heyecan verici bir macera sizleri bekliyor olacak. Binlerce yıl öncesine gidecek, dünyayı gezip dolaşacak ve yolda pek çok muhteşem insanla karşılaşacaksınız. Maceranın tadını çıkarın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101031</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0eb762c5-f430-4558-91ba-8569dfcf3c22.jpg</image:loc>
            <image:title>Alternatif Eğitim Dergisi Sayı 15</image:title>
            <image:caption>Alternatif Eğitim Dergisi 15. Sayı: Sosyal ve Duygusal Öğrenme Kısa Özet
Çocuklar yapılandırılmış öğretim programları doğrultusunda birçok akademik bilgi ve beceriyi kazanmak üzere okulda eğitim alıyor. Okul başarısı dendiğinde akla ilk gelen, derslerden alınan sınav notları oluyor. Hatta okul başarısı, YKS, LGS gibi sıralama ve yerleştirme sınavları başarısı ve oradan da hayat başarısı algısına dönüşerek karşımıza dikiliyor.
Bireysel farklar, ihtiyaçlar ve ilgiler asgari düzeyde dahi dikkat çekemiyor, hayaller ve tutkular koca bir dişlide ezilip un ufak oluyor. Uzun zamandır hem çocukların hem yetişkinlerin şikâyet noktalarından biri, okulda verilen eğitimin durağan, basmakalıp, didaktik, mekanik ve hem öğretmeni hem de öğrenciyi pasif konumda tutmaya programlanmış olması.
Oysa birçoğumuzun farkında olduğu bir gerçek var. Okul sosyal ilişkilerin kurulduğu, karakterin yapılandığı, öğrenmenin gerçekleştiği, özgür düşünce ve ifadenin yer aldığı ölçüde faydalı bir kurum, araç, yapı. Bunun dışında her okul endoktirinasyon merci olmanın ötesine gidemez, hak ve özgürlüklerinin bilincinde olmayan sıradan insan ve makbul vatandaş yetiştirir.
Okulların misyonu bu değil, bu olmamalı! Bu sayımızda özgür düşünen ve düşüncelerini özgürce ifade eden çocuk ve gençlerin öğrenme ve gelişimine azami ölçüde katkısı olan sosyal ve duygusal öğrenme konusunu ele aldık.
Bu sayımızda;
• Sağlıklı kimlikler oluşturma
• Kendini tanıma
• İhtiyaç ve becerilerinin farkında olma
• Duygularını anlama, ifade etme ve düzenleme
• Dürtü kontrolü
• Öfke, stres, kaygı gibi baş etmesi zor ve yıkıcı duyguları yönetebilme
• İlişki başlatma ve sürdürme
• Etkin ve etkili iletişim kurma
• Irk, etnik, dil, din, cinsiyet, cinsel yönelim, beceri gibi farklılıkları anlama ve saygı duyma
• Kendisinden farklı olan ve farklı kültürel/ailesel değerlerle yetişmiş birey ve gruplara karşı duygudaşlık geliştirme
• Sorumlu karar alarak kendisini, başkalarını ve çevresini koruma
• Hak temelli ve etik davranışları benimseme
olarak sıralanan sosyal duygusal öğrenme yetkinlik ve becerilerinin, okullarda bu yetkinliklere sahip öğretmenler tarafından planlı sınıf/okul uygulamaları ve öğretmenlerin model olmaları yoluyla çocuk ve gençlerin gelişim ve öğrenmelerini desteklemesi için rehberlik oluşturacak kuramsal ve uygulamalı bilgilere yer verdik. Sosyal ve duygusal öğrenmeye; çocuk, genç, yetişkin, ebeveyn, öğretmen… hepimize iyi gelecek bir içeriğe sizleri davet ediyoruz. Biz var oldukça, umut var! 
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101032</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/422aeeec-edf7-4dd7-ac09-c6fe740a9192.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzaktaki Boşluk</image:title>
            <image:caption>Elazığ’da başlayan ve Harput’a uzanan bir halk hikâyesi… 
 
Alper Ünlü, yaşam boyunca gözden kaçırdığımız detayları yakalıyor. Bir şehri bütünüyle tanımanın, sıradan fakat bir o kadar da kendine özgü insanların peşine düşüyor. 
 
Uzaktaki Boşluk yapay politikaların, çaresiz imparatorluğun, misyonerlik  faaliyetlerinin “milliyetçilik” adına yeşerttiği acıların, çaresizliklerin ve anıların romanı. 
 
Yazar, bu sarmal hâline gelmiş karşıtlıklar ve beraberlikler yumağının üstünde “yeryüzü kardeşliğini” evrensel kılıyor. 
 
“Harput benim anılarım, benim gerçeklerim, benim rüyalarım, benim cesaretim, benim yalnızlığım, işte karşımda. Elim, ayağım boşalıyor, orada kalmak istiyorum. Gelip, buradan beni alsınlar sonra, “Kuzey Rüzgârları”, belki taşırlar beni aşağıya.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101033</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c00bfee-8d03-481b-a15e-8d89d38ea218.jpg</image:loc>
            <image:title>Bitki Eskizleri</image:title>
            <image:caption>Atalarımızın doğayı anlama ve adlandırma çabasının sonucu olarak resim sanatı doğmuştur. İnsanların çevresindekileri çizerek aktarması, soyut duygularının dışavurumudur; bilgiyi en yalın kat hâliyle paylaşmalarıdır. 
 
Doğanın mihenk taşı olan bitkiler de yüzyıllardır bu anlamlı çabaya ilham olmuşlardır. 
“Bitki Eskizleri” bu yönüyle, bitkinin yaşam öyküsünü bize peyzaj çalışmalarında farklı teknik ve tasarımlarla aktarır. 
 
Güzelduyu (estetik) eksenindeki peyzaj çalışmaları bitkiye, görsel ve tamamlayıcı bir öge olarak işlevsellik katar. Bitki de peyzajın doğru bir perspektifle şekillenmesinde, karakter kazanmasında büyük bir rol oynar. 
 
Bu etkileşimle birlikte, Peyzaj Mimarlığı öğrencilerinin serbest el çizimleri ve eskiz çalışmalarını barındıran kitap, bitkilerin karmaşık ve morfolojik yapısını görsel bir şölenle/görsel bir zenginlikle bizlere sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101034</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a312455-afcd-40a4-b5e9-7b5f5b36d57d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yitiksiz - Kitaplarına Girmemiş Şiirleri</image:title>
            <image:caption>Turgut Uyar (1927-1985) Ankara’da doğdu. İstanbul’daki ilköğre - niminden sonra, Konya Askeri Okulu, Bursa Işıklar Askeri Lisesi ve Askeri Memurlar Okulu’nu bitirip Posof, Terme ve Ankara’da personel subayı olarak görev yaptı. 1958’de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kâğıt Sanayii’nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. Emekliliğinden sonra İstanbul’a yerleşti. İkinci Yeni’nin, Edip Cansever ve Cemal Süreya ile birlikte öncü şa - irlerinden olan Turgut Uyar, hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabından (Arz-ı Hal, 1959; Türkiyem, 1952) sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanı’yla (1959) bireyin iç dünyası, yalnızlığı ve açmazını eksen tutan bir yaklaşımla, dilde ve duyar - lıkta yeni imkânları zorlayan bir şiirin peşinde oldu. Tütünler Is - lak (1962) ve Her Pazartesi’de (1968) koruduğu bu çizgiyi, Divan’la (1970) geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen İncir’le (1982) söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal müca - delenin yansımalarına açtı. Abdülhak Hamit Tarhan ve Yahya Ke - mal Beyatlı’dan Oktay Rifat ve Metin Eloğlu’na, tek şiirden yola çı - karak bir dizi şairi incelediği Bir Şiirden (1983) adlı bir de inceleme kitabı bulunan Turgut Uyar’ın, Tütünler Islak ile 1963 Yeditepe Şiir Armağanı; Kayayı Delen İncir ile 1982 Behçet Necatigil Şiir Ödülü ve Büyük Saat (1994) ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101035</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/877855b1-03c8-4cca-90df-5516c43aeeaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Jesus Love</image:title>
            <image:caption>İnsanın kendi eliyle yarattığı tanrılar… Zaman ve dönemlere göre değişiklik yaşansa da kişisel olarak bu kitabı okurken inkâr edeceksiniz; fakat para hepimiz için Tanrı gibi görülüyor. Gücü inkâr edilmez, ne istiyorsun söyle lütfen! Tanrı&apos;nın vermediği her şeyi alabiliyorsun; çoğunlukla eğlenceli bir hayat, birçok sevgili, patlayıncaya kadar yemek istediğin her şey, itibar, saygı ve etrafında dalkavuklar olduğu sürece kendini herkesten üstün görme durumları, paranın gücüne inanmayan ve sadece kağıt parçası olarak gören İsa, elbette sorun yaşayacak. Parası olan tüm halkı köle görmüş, herkesten üstün, akıllı ve soylu dünyaya aynı şartlarda gelmiş insanoğlu, nasıl da birbirine böyle değerler yükler? Kimsenin kimseden farklı olmadığı, üstünlük anca takva iledir. Hz. Muhammed kişilik ve sosyal yaşamdaki davranışların ile alakalıdır. Peki, bunu kim yapıyor? Yine insanlar… Binlerce kilometre yürüyen, gittiği her yerde taşlarla sopalarla kovalanan İsa, sessizce kimsenin düzenine karışmadan yaşayamaz mıydı? Yaşardı tabii ki; ama bir halkı tutsaklıktan kurtarmak; çok daha kutsal bir işti o.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101036</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/087f9a64-5519-43c8-9147-a16f5ce24cac.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim adım Elisa</image:title>
            <image:caption>Elisa 16 yaşındadır ve kafası biraz karışıktır. Çok sevdiği iki erkek, iki kız kardeşi, Linda adında yakın bir arkadaşı vardır. Kendini tanımak, kim olduğunu bulmak amacıyla günlük tutmaya karar verir. Yazdıklarını bir daha okuyunca kendi hakkında bilmediği bir şeyler keşfedeceğini düşünür. Günlüğüne yazın başından geçenleri yazacaktır. Her yeni şeyi büyük bir hevesle dener, zor durumlardan ustaca manevralarla kurtulur ve bu arada başına birkaç da hoş şey gelir. Mesela Londra’da yeni bir arkadaş edinir, bir teknede acılı spagetti yer, dağda geçirdiği hafta sonunda helikoptere biner ve sonradan çok farklı bir şeye dönüşecek olan sahte bir randevuya çıkar. Yaz sona ererken çok şey değişmiştir. Elisa günlük tutmayı bırakır ve hayatın karşısına çıkaracağı her yeni deneyimi heyecanla karşılamaya karar verir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101037</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bff2c66-ebe2-489d-8f4e-324756268c94.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefe İlkelerinden Seçimler</image:title>
            <image:caption>René Descartes (d. 31 Mart 1596 – ö. 11 Şubat 1650), bir Fransız filozof, matematikçi ve bilim in­sanıydı. Daha önce birbirinden ayrı olan geometri ve cebir alanlarını birleştirerek analitik geomet­riyi icat etti. İlk olarak Nassaulu Maurice’in Hol­landa Devlet Ordusu’nda ve bir Stadhouder olarak Birleşik Hollanda Cumhuriyeti’nde hizmet veren Descartes, çalışma hayatının büyük bir bölümü­nü Hollanda Cumhuriyeti’nde geçirdi. Hollanda Altın Çağı’nın en dikkate değer entelektüel şahsi­yetlerinden biri olan Descartes ayrıca modern fel­sefenin kurucularından biri olarak kabul edilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101038</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/719e3cd5-b9ae-4e3a-935d-af6886a3bce6.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Tohum Bir Fidan</image:title>
            <image:caption>Necdet ALP, çalıştığı yıllarda elde edemediği fırsatları emekli olunca bir an önce yakalayıp uygulamaya sokmak ister. 
Bunlardan en önemlisi kendisine ait bir yerde hobi bahçesi oluşturmaktır. Bu bahçede meyve olacak, sebze olacak, ağaç olacak, orman olacak. Özet olarak üzerinde yeşilin her türlüsü var olacak tek istisnası araziler üzerinde mantar gibi türeyen prefabrik yapı olmayacak 
Dışarıdan hoş görünen bu alanın içine girince bakalım nelerle karşılaşacak. 
Tüm gücüyle gözünü karartıp bu işe girer. 
Yokluklar ve Corona onu yolundan geri döndüremez, bilakis Corona yapmak istediklerine katkı sağlamış olur. Yürüdüğü yolun doğruluğu konusunda kararlıdır, vaz geçmek istemez. 
Alıçlı tarladaki alıç meyvesiyle içten sohbetler, geçmişte arkadaşlarıyla Kanola ve Gündöndüler arasında çektirdikleri fotoğraflar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101039</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85369244-b6b4-4fe5-bb23-277c43cfc007.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırlangıcın Ahı</image:title>
            <image:caption>Bir Mum Kaç Yatsı Yanar? 
“Darıldın mı bana?” 
“Benim ne haddime Küçükhanım.” 
“Bana küçükhanım deme! Kaç kez kuşları yakalamayın dedim” 
“Ama sana getiriyoruz. Senin adın Kuşluk değil mi?” 
“Ne olmuş yani?” 
“İşte, bütün kuşların yuvası sensin. Boşuna mı adını Kuşluk koydu baban?” 
Huzurlu bir kasaba.. 
Ketum bir Rençber çocuğu.. 
Öfkeli bir Bey kızı.. 
Tam inancından vurulmuş bir evlat.. 
Evladıyla, aşkıyla, itibarıyla sınanmış bir Bey.. 
Ve her şeye rağmen büyüsünü kaybetmeyen bir aşk... Kırlangıcın Ahı babalar ve çocuklarını yüreğinden vuran ağır bir hikâye..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101040</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1ad2419-fbf9-4e38-8897-7f29cacf15c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Seyyid Nesimi ve Gaziantep</image:title>
            <image:caption>&quot;Nesimi’yi ortadan kaldırmaya karar verenler, bir gün kendisinden habersiz olarak, çarığının içine Kur´an´dan koparılmış bir yaprak koyarlar. Sonra bir toplulukta: “Bir kimse Kur´an-ı Kerîm´i çiğnerse buna ne yapılmak gerekir?” diye sorarlar. Bir şeyden haberi olmayan Nesimî: “Kur´an´ı çiğneyenin elbette katli gerekir” yanıtını verir. Bunu fırsat bilendüşmanları: “Tamam, kendi hükmünü kendin verdin!..” diyerek- onu cellâda teslim ederler..... 
  Nesimî o can acısıyla şimşek gibi yerinden fırlar ve Gaziantep´e doğru koşmaya başlar.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101041</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3574b1d3-8c15-4d29-bfce-cb10650f2f28.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Sandığımız Saplantılar</image:title>
            <image:caption>Kitabın ismi sizce de biraz ürkütücü değil mi? Ben saplantılı mıyım korkusu sizi sarmadan söyleyelim ki hepimiz bir şeylere az da olsa saplantılıyız. Saplantı, anlamına bakıldığında; “bilincin takılıp kaldığı, kurtulamadığı, düzeltemediği yanlış bir tasarım” olarak tanımlanıyor. Peki bu ‘error’ veren tasarım, aşk ile nasıl bir hal alabiliyor? 
Bu eser öncelikle aşkı anlamaya, kendi aşk anlayışını tanımaya yardımcı oluyor, sonra ise aşk zannedilen ve çıkmazlara giden duygular, bozukluklar ve rahatsızlıkları işaret ediyor. Aşk Sandığımız Saplantılar, insanın aşka giden yolunu yaban otlarından temizlemek ve gül bahçelerine varmak için bir rehber niteliğinde. 
“Çözümsüz hiçbir şey yok, sadece çözümü aramaya niyete ihtiyaç var.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101042</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/596b0215-6569-4995-935b-2ae81fef2ae8.jpg</image:loc>
            <image:title>Köksüzler</image:title>
            <image:caption>Vaat edilen uzun ve kutlu yolculuklar, bayramdan bayrama yapılan sevap ziyaretleri, vicdanın dürtüklediği anlık üzüntüler, bir gün açılıp bir gün dağılan sosyetik dernekler, ertesi gün aynı coşkuya ulaşmayacak “onlar için bir şey yapmalı” krizleri; mahallenin çocuklarının gündelik kaygılarına çare olmuyordu. Cam fanus içindeki maket evlerden kendilerine yeni bir yaşam merkezi seçen insanların, başkalarının geleceğini de uzaktan belirleyebileceklerini sanmaları ne tuhaftı. Sinan, Hakan, Vedat… Hayallerini, asla kök salmayı başaramadıkları kaypak bir toprağın derinliklerinde define arayarak kazanmaya çalışan üç kardeş. Geçmişin acı hikâyelerinin, gizemli haritalarının izinde, gammazcılarla dolu tekinsiz bir yolda yürüyor fakat bir sonraki adımın belirsizliğinin verdiği cazibeyle koşmaktan da çekinmiyorlar. Ve bir gün bu yol uzaklardan gelen “belleksiz” bir kadınla kesişiyor. Umudu kilometrelerce ötedeki topraklarda arayıp Almanya’ya göçmüş, ama kendini “kurtaramamış” Nihan sayesinde ilk kez zafere bu kadar yakın hissediyorlar. Köksüzler mavi ile yeşilin arkasına saklanmış masumiyetiyle ışıldayan İzmir’in gecekondu mahallelerinde kendilerine verilmemiş bir şansın peşinde kürek sallayan definecilerin hikâyesi. Barış İnce, dört yıl aradan sonra yepyeni bir dille ve ustalıkla okurlarının karşısına çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101043</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/423a068f-fa9f-4686-b519-0f968febf274.jpg</image:loc>
            <image:title>Arka Bahçe</image:title>
            <image:caption>“Başı omuzlarının arasına çöktü. Metin’in duvarında asılı “en dip noktamız” dediği fotoğraf düştü aklına. O fotoğraftaki esir Türk subayı gibi hissediyordu kendini. “Ben de en dip noktadayım,” dedi kendi kendine. Bakışlarını sapladığı yere, rüzgâr bir çınar yaprağını sürükledi. Gözü kaydı yaprağa. Rüzgâr bir kez daha esince, nazlı nazlı ayaklarının dibine savruldu. Çınar yaprağını yerden alıp baktı. Allah’ın sanatına hayran olmamak mümkün mü?.. Yaprağın üstünde her mevsimden bir iz var. Yaprağın bir kanadı canlı bir yeşildi. Ortalara doğru ilerledikçe yeşil soluyor, sarıya dönüyordu. Diğer kanada vardığında sararmalar artıyor ve tel tel dökülmeler başlıyordu. Bir yaprakta dört mevsim yaşanıyordu. Başka zaman olsa farkına bile varmayacağı, belki de çiğneyip geçeceği bu yaprağı kendine benzetti. Bir yanı Mustafa’lar, Şeyma’lar; bir yanı Abbas’lar, Cemil’ler; bir yanı Metinler, Ahmet’ler, Hikmet’ler; bir yanında ise Eflin’ler, Hatija’lar, Beşir’ler... Birden zihninde yankılandı o şiirin son kısmı: 
“Her geçen gün, dünü aratıyorken bana, yarınlara umut bağlamak ne acı...” 
Sanki bu anına yazılmıştı...” 
Bu eser, giriş ve gelişmesi henüz yazılmayan bir hikâyenin sonucudur. Enkaza dönüşmek üzere olan muhafazakâr mahalleye içsel bir eleştiridir. 
Biraz hayat, biraz ölüm. 
Her yanıyla insan. 
Bir yaprakta dört mevsim yaşayan. 
Biraz Suriye, fazlaca Balat... 
Kim bilir, belki de umut...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101044</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9103f5bf-8ff7-4732-85e9-fbb7f32ee980.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökyüzüne Uzanan Merdiven</image:title>
            <image:caption>Yazar, bir hikâyenin peşine düştüğünde ne kadar ileriye gidebilir?  Çizgili Pijamalı Çocuk&apos;tan tanıdığımız John Boyne&apos;un kalemini zirve noktasına tırmandıran Gökyüzüne Uzanan Merdiven, başkalarının hikâyelerini avlayarak kendine mâl eden saplantılı bir yazarın portresini çiziyor. Başarıya ulaşmak için her yolu mubah gören zeki ve acımasız bir yazarın edebiyat çevrelerinde tutunabilmek için neleri göze alabileceğini gösteren bu ustaca tasarlanmış roman, fikir ve sanat eserlerindeki intihal sorununa da dikkat çekiyor. Yayıncılık dünyasının dinamiklerini anlamak adına çok değerli paylaşımlarda bulunan kitap; hırsları, zaafları ve bastırılmış arzuları uğruna yıldızı bir anda parlayan veya ışık hızında sönen yazarların çalkantılı hayatlarından, ışıltılı ama bir o kadar da samimiyetsiz manzaralar sunuyor.
Bir hikâye bulduğunda ya da duyduğunda onu sahiplen; sonra dünya ayaklarına gelecektir.  Edebiyat tutkusu yüzünden evinden, ailesinden koparak bir otelde garsonluk yapmaya başlayan Maurice Swift&apos;in en büyük ideali ileride başarılı bir yazar olmaktır. Bu yolda kendince adımlar atsa da en büyük eksikliği hayal gücüdür. Fakat böylesine küçük bir ayrıntı yüzünden idealinden vazgeçmek niyetinde değildir. Çünkü aslında, bir yazar için gereken en önemli şey hikâyelerdir ve hikâyeler tek bir zihnin ürünü olmaksızın her yerde bulunabilir.  Genç adam, 1988 yılında, Batı Berlin&apos;deki Savoy Oteli&apos;nde, ünlü romancı Erich Ackermann&apos;la yaşadığı tesadüfi karşılaşma sonrasında hedefine bir adım daha yaklaşır. Kısa sürede ilişkileri tarifi zor bir usta-çırak ilişkisine dönüşür. Uzun süredir yaratıcı ateşini yakabilecek bir kıvılcımın izini süren Maurice nihayet aradığını bulmuştur: Erich&apos;in yarım asırdır yükünü sırtladığı büyük sırrı, ilk romanı için bulunmaz bir kaynak olacaktır... Zamanla &apos;&apos;neslinin en becerikli İngiliz yazarı&apos;&apos; olarak anılmaya başlanacak bir adamın seksenlerin sonundan iki binli yıllara uzanan yazarlık kariyerini odağına alan Gökyüzüne Uzanan Merdiven, şöhret ve başarı hırsının insanın gözünü ne denli karartabileceğini gösteriyor. &apos;&apos;Herkesin bir sırrı vardır,&apos;&apos; düşüncesiyle okurun içinde pusuda yatan merak arzusunu uyandıran John Boyne, kusursuz bir psikolojik romana imza atıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101045</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/204accb5-cf28-4462-b69c-175ac19739e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Uçuk Kaçık</image:title>
            <image:caption>“Sen büyüyünce ne olmak istiyorsun?”
 
“Ben mi? Şey...”
 
“Hadi söyle bakalım: Doktor mu? Avukat mı?
 
Yoksa ressam mı?”
 
“Ben şey olmaya karar verdim...”
 
“Eveeet! Ne olacaksın?”
 
“Ben büyüyünce, manyak olacağım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101046</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea10b056-0f91-4b0d-9a96-fec92da86316.jpg</image:loc>
            <image:title>Superman Klan’ı Dağıtıyor</image:title>
            <image:caption>1946 yılı. Genç yaştaki Roberta ve Tommy Lee, aileleriyle birlikte Çin  Mahallesi’nden ünlü kahraman Superman’in şehri Metropolis’in merkezine taşınıyor. Roberta evde kalmayı tercih ederken Tommy dışarıda hızla arkadaş ediniyor. Daha sonraysa aile, bir gece uyandığında Yanan Haç Klanı’nın evlerini kuşattığını görüyor! Superman duruma müdahale ediyor ancak gizemli bir yeşil taşa maruz kaldığı için zayıf durumda. Roberta ve Tommy, Superman’in Klan’ı dağıtmasına yardım edebilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101047</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6832c9d9-22ff-447a-913a-a2d95475762a.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi</image:title>
            <image:caption>“Baş döndüren bir macera.” – Natasha Preston
New York Times çoksatan yazarı
 
 
 
                        Kapanmış bir davayı asla yeniden açma…
 
Kasabadaki lisenin güzel ve popüler kızı Andie Bell
bir cinayete kurban gider. Polisin araştırmaları
sonucunda olay hızla çözülür. Andie’yi, erkek arkadaşı
Sal öldürmüştür. Sal tutuklanamaz çünkü Andie’yi
öldürdükten bir süre sonra intihar etmiştir. Polis
kayıtlarına göre olay bu kadardır işte. Dava kapanır.
Sal’ın ailesi kasabalılar tarafından dışlanır. Andie
ilahlaşır. Sal lanetlenir.
 
 
Küçükken Sal’ı tanıyan ve onun birine zarar
verebileceğine asla inanmayan Pip artık büyümüş,
lise çağına gelmiştir. Cinayet ve intiharın üzerinden
geçen beş yıla rağmen, Sal’ın suçsuz olduğuna dair
taşıdığı his hiç değişmez. Bu hissin peşinden
gitmenin bir yolunu bulmaya kararlıdır Pip. Bir lise
öğrencisi olarak yapabilecekleri sınırlıdır ama neyse
ki, okulda proje ödevi için bu cinayeti konu
etmeye karar verdiğinde öğretmeni kabul eder.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101048</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c31e2c46-cfd6-41fd-aa3f-9ce21bfd41ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Benimle Yan 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Bana Benimle Yan demiştin ya. Bir şey demeden sarılmıştım.
Ayaz, ben başından beri yanıyorum. Seninle olmasa bile senin için.
Ve artık bu yangını hissetmediğim zaman rahatlayacağıma, aksine canım
acıyor. Başta canımı yakan şeyin yokluğunda canım acıyor şimdi.”
 
“Ben de en başından beri yanıyorum.”
 
Aşkı, dostluğu, komediyi bir arada barındıran Benimle Yan, hikâyesine kaldığı yerden devam ediyor. Yaşadıkları zorluklarla baş etmelerini merakla okurken birbirlerinden hiç vazgeçememelerine yeniden şahit olacaksınız. Ayaz’la Masal’ın romantik komedi tadındaki ilişkilerini, dostluğuyla bilinen Anıl’ın aşka yelken açışını, Hande’nin yaratacağı kalp kırıklarını, Atalay’ın ise yaşayacağı hayal kırıklıklarını derinden hissedeceksiniz.
 
Benimle Yan 2 ve karakterlerinin hayat hikâyeleri okumanız için sizleri bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101049</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f875c79-e3cd-47ef-ad46-1a068f5fa173.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölümcül 7’li</image:title>
            <image:caption>On bir yaşındaki Nelson&apos;ın biricik ablası ve aynı zamanda
tek arkadaşı Celeste kayboldu. Annesiyle babası da
onu aramaya gidince Nelson&apos;ın, dayısı Pogo ile baş
 başa kalmaktan başka çaresi yoktu.
Pogo bir katedralin tesisat işlerini yapıyordu ve Nelson,
buranın karanlık dehlizlerindeki mahzende
 eski bir makineye rastladı. Yedi ölümcül günahın
 yanlışlıkla ruhundan çıkıp canavarlaşmasına sebep olan
tam da buydu. Böylece küçük, çirkin mi çirkin ve huysuz
yedi canavar, nereye giderse gitsin
Nelson&apos;ı takip etmeye başladı.
 Ancak aslında hikâye bundan çok daha fazlasıydı.
 Nelson, kendi canavarları sayesinde akıl almaz
 maceralara atılacak, sihrin gücüyle tanışacak,
bir yandan ablasını bulmaya çalışırken bir yandan da
daha önce hiç alışık olmadığı türden bir
 arkadaşlık deneyimi yaşayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101050</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2f3d326-332a-47ea-b2a7-f54c424c8201.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocukluğum</image:title>
            <image:caption>Kırgız halkının siyasi ve toplumsal kırılma anlarını ve büyük değişimlerin yarattığı derin sancıları anlattığı eserleri 176 dile çevrilen büyük usta Cengiz Aytmatov’un dilinden; çocukluk ve ilk gençlik yıllarına dair hem okuma lezzeti vadeden hem de kaynak niteliğinde eşsiz bir eser! 
Halkının yaşadığı zorluklara kayıtsız kalamayan yüksek bir ruhun tüm dünyada yüz binlerce okura ulaşan eserlerine esin kaynağı olan, onu sadece Kırgız edebiyatının değil dünyanın en önemli yazarlarından biri yapan yazın serüvenin ilk sıçrayış noktasından hatıralara yer veren Çocukluğum, Aytmatov’un uzun soluklu yürüyüşünün ilk adımlarına odaklanıyor. 
Cengiz Aytmatov’un aile ve eğitim hayatından arşiv görüntüleri ve geniş bir koleksiyondan özenle seçilen fotoğrafları ile de süslenen Çocukluğum’un bu özel edisyonu; kutulu benzersiz tasarımı, özel baskı, cilt ve kâğıt kalitesi ile koleksiyonluk bir eser. 
“Sanatçı ve halk iki birleşik değerdir. Halk yetenekli insanlar olan sanatçıları yaratır ve yine halk kendi sanatçılarının yarattığı en iyi eserlerin değerini bilir ve korur. Burada bağlantı çift taraflıdır: Sanatçı halkın manevi temelini, halk da aynı şekilde sanatçının manevi temelini oluşturur.” Cengiz AYTMATOV</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101051</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25ee64cb-a7a5-43f9-be7b-3887e513268b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşlı Aslan ve Genç Aslan</image:title>
            <image:caption>Kocaman ağaçların ve çok büyük yaprakların olduğu yemyeşil bir ormanda Yaşlı Aslan ve Genç Aslan yaşıyordu. Birçok canlının evi olan bu ormana bir gün, kötü kalpli Cadı geldi. Cadı, ormandaki ağaçları kesmek istiyordu. Cadı&apos;yı durdurmak isteyen hayvanlar, güçlü birinden yardım istemeye karar verdi.
Peki, kötü kalpli Cadı&apos;yla Genç Aslan mı başa çıkabilecekti yoksa Yaşlı Aslan mı?

(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101052</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e2fe821-974a-4407-9c91-134ca79e055a.jpg</image:loc>
            <image:title>Rekorlar Kitabı</image:title>
            <image:caption>REKOR KIRMAYI HİÇ DÜŞÜNDÜN MÜ?   
En uzun süre konuşma   
En çok kaşınma   
En çok aşık olma   
En hızlı hızlı konuşma   
En çok gülme   
En hızlı yemek yeme   
En hızlı sorunu çözme</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101053</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03bce930-4536-4b7c-8a06-acd21ed647fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Nereden Çıktı Bu Korona</image:title>
            <image:caption>Emre, bütün dünyayı etkisi altına alan Korona salgını sebebiyle evde kapalıdır. Fazlasıyla sıkıldığı bir gün gizemli bir paket alır ve içinden çıkan zihin anahtarıyla kendisini aniden Sinan Amca’nın laboratuvarında bulur!
Sen de Emre’yi zamanda bir yolculuğa çıkaran Sinan Amca ile birlikte insanlık tarihinde hepimizin hayatını değiştiren salgın hastalıklara dair pek çok şey öğrenmeye hazır mısın? Hem de Gökçe Akgül’ün çok keyifli çizgi roman tadındaki çizimleriyle!

Çocuklar bilim insanları gibi meraklıdır. Çok küçük yaşlarda sorular sormaya, yeni şeyler keşfetmeye, araştırmaya başlarlar. Biz de sevgili çocuklarımızın bilimle ilgilenmesi, bilimi sevmesi ve hayatına yerleştirmesi için bir Bilim Maceraları dizisi hazırladık. Sinan Canan bu dizide çocuklar için ilk defa yazıyor!
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101054</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f36f087-cc76-4701-91f5-aa325a649f74.jpg</image:loc>
            <image:title>Dönüşüm Tarotu</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar boyunca mistikler ve bilgeler hayatın en derin sırlarını daha kolay hatırlamamıza ve düşünmemize yardım etmenin bir yolu olarak hikayeleri kullandılar. Osho bizim çağımızın, eski çağ hikayelerinin zamandışı bilgeliğini, bize çağdaş yaşamın gerçekliklerine dair anlık ve pratik içgörüler verecek şekilde 21. yüzyıla uyarlama konusunda sıra dışı hünere sahip usta bir hikaye anlatıcısıdır. 60 kartlık destenin amacı kehanet ya da geleceği tahmin etmek değildir; bu deste bizi günlük yaşamımızın her alanında dönüşüm ve yenilenmenin gizli potansiyeline yönlendirir. Her gün bir kart seçin ve üzerine düşünmek için bir konu olarak ona karşılık gelen hikayeyi okuyun. Bir ilişkinin dinamiklerini keşfetmek ya da belirli bir soruya dair içgörü kazanmak için basit bir kart dizilimi de kullanabilirsiniz.


Osho Dönüşüm Tarotu, Zen, Budizm, Sufizm, Tantra, Tao, Hıristiyanlık ve Yahudi mistisizmi gibi dünyanın en büyük bilgelik geleneklerinden hikâyeler ve kıssalar içerir. Bu kitap ve hikâyeleri simgeleyen 60 güzel kart, okurun anlamlarını daha iyi kavramasına yardımcı olmaktadır.
Örneklerden bazıları:

Merhamet - İsa tapınaktaki tüccarların tezgâhlarını devirir ve bize gerçek merhametin niteliklerini öğretir.
Asla Ölmeyen Şey - Buda&apos;nın hayatından az bilinen bir hikâye ve yaslı bir annenin ölen çocuğunu hayata geri döndürme ricasına verdiği yanıt.
Taklit - kendi eşsiz bireyselliğimizi geliştirmenin önemine dair uzlaşmacı olmayan bir Zen kıssası.
Yapmak - Bir Sufi hikâyesi şöyle tavsiye eder: &quot;Tanrı&apos;ya güven... Ama önce deveni bağla.&quot;
Bu kitap bir dizi basit kart okuması için öneriler verirken Osho&apos;nun içgörüleri okura anlayış ve dönüşümün yeni boyutlarını sunar. (Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101055</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6b90ad6-951f-4131-8ecc-ceeb5fda8b3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Enerji Kehanet Kartları</image:title>
            <image:caption>53 Kartlık Deste ve Açıklama Kitapçığı Bu rehber kitap size, bu kart destesini, sizi kuşatan ve her daim etrafınızda olan enerji akışına erişim kazanarak yaşamınızdaki olası gelecek yönleri keşfetmek için nasıl kullanabileceğinizi göstermektedir. Bu kitapla kendiniz ve başkaları için okumalara nasıl hazırlanacağınız ve okumaları nasıl yürüteceğiniz konusunda adım adım talimatlar bulacak, Yüce Ruh&apos;un her zaman yanınızda olan enerji ve bilgeliğinden rehberlik alacak, kendi sezgisel bilgilerinize nasıl erişebileceğinizi de öğreneceksiniz. 53 kartın her biri için hem düz hem de ters açıldıkları takdirde başvurabileceğiniz ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır. Her kart için ilham verici bir olumlama, günlük yaşamınızın enerjisini yeniden kodlamanıza yardımcı olarak ilk okumanın ötesindeki enerji mesajının gücünü size getirecektir! Sandra Anne Taylor, Quantum Success, The Hidden Power of Your Past Lives; Truth, Triumph and Transformation ve Hay House ile yayınladığı daha pek çok kitabıyla bir New York Times çok-satanlar yazarıdır. Psikoloji alanında danışman olarak geçen 25 yıllık kariyerinden sonra şimdi sezgisel koçluk, geçmiş yaşam anlayışlarıyla enerji okumalarını entegre etmeye odaklanır. Kitapları tüm dünyada 26 dilde yayınlanmıştır. Enerji Kehanet Kartları, hem yönlendirdiğiniz mevcut enerjiyi hem de kendinize çekmeniz muhtemel olan sonuçları ortaya çıkarmak üzere tasarlanmıştır. Kendi bilincinizin sonsuz gücü Evren&apos;de ilerleyen ve kaderinizin tohumlarını dört bir yana eken yaşamsal bir kuvvettir. Bu kullanımı kolay kartlar, bilincinizin ne yarattığını anlamanıza ve ilerleyişinizi sekteye uğratıyor olabilecek her türlü gizli engeli ortaya çıkarmanıza yardımcı olacaktır. Bu kartların size sunacağı bilgiler sizi güçlendirecek ve size ilham verecektir, çünkü bu bilgiler kutsal elçilerden, manevi âlemlerdeki dostlardan ve kendi yüce benliğinizden gelmektedir. İhtiyacınız olan her şey parmaklarınızın ucundadır, bu yüzden sezgilerinizin yücelmesine izin verin. Onların getirdiği mesajları dinleyin ve hayatınızı muazzam zirvelere taşıyın! (Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101056</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba6bcf0c-f0b5-4675-a15e-49b30c995229.jpg</image:loc>
            <image:title>Melek Tarot Kartları</image:title>
            <image:caption>Pozitif, Sevgi Dolu ve Hassas… Tarot&apos;a, uzun yıllardır detaylı ve doğru tahminler yapmaya yardımcı olduğu için saygı duyulmuştur. Doreen Virtue ve Radleigh Valentine, %100 hassas, kesin ve gu?venilir ilk Tarot kartı destesini yarattılar! Bu destedeki tu?m kelimeler ve Steve A. Roberts&apos;in çizimleri, geleneksel tarotun sihirli geçerliliğini korumakla beraber pozitif ve gu?zeldir. Desteye eşlik eden rehber kitapçık, kendiniz ve başkaları için doğru bir yorumlama yapmanın adımlarını size anlatır ve her bir kartın genel anlamını açıklar. Sembolizm ve melekleri, başmelekleri, tekboynuzlu atları, perileri ve deniz kızlarını içeren görsellerle zenginleştirilmiş Melek Tarot Kartları, hayat yolculuğunuzda ilham verici bir rehberlik sağlayacaktır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101057</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3af709f3-5365-4083-b964-430d730d6a55.jpg</image:loc>
            <image:title>Melek Terapisi</image:title>
            <image:caption>44 Kartlık Deste ve Açıklama Kitapçığı Bu kullanımı kolay kart destesi yeni başlayanlar kadar deneyimli olanlar için de uygundur. Melek Terapisi, koruyucu melekleriniz ve başmeleklerle çalışmayı içeren (özellikle Mikail ve İsrafil) güçlü bir şifa ve rehberlik sürecidir. Bu kartlar ve beraberindeki kılavuz size şifayı başlatacak adımları verir, korkulardan ve duygusal tıkanıklıklardan kurtulmanıza yardım eder ve size yaşam amacınız, ilişkiler, tezahürler ve daha fazlası için mesajlar verir. Kartların üzerinde muhteşem peri resimleri ve sizin için bir mesaj ya da cevap bulacaksınız. Resim ve mesajların hepsi yetişkinler kadar çocuklar için de uygundur. Kılavuz, kendinize ve başkalarına kart okuması yaparken izleyeceğiniz adımları gösterir ve her kartın genişletilmiş anlamını verir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101058</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/46ed97fa-3ea5-48d8-90df-64b7eeeffc26.jpg</image:loc>
            <image:title>Meleklerden Mesajlar</image:title>
            <image:caption>44 Kartlık Deste ve Açıklama Kitapçığı Bu kart destesi, kendiniz ve başkaları için şaşırtıcı doğrulukta bir melek okuması yapmanızı hiç olmadığı kadar kolay hale getiriyor. Her kartın üzerinde muhteşem bir melek resmiyle birlikte bir iki cümlelik mesajlar var. Bu kartlar başkalarının ve sizin doğru yaşam amacınızın ne olduğunu, bir insanın ruh eşiniz olup olmadığını, işiniz ve yaşam koşullarınız ve hayata dair diğer önemli sorularla ilgili ne yapılması gerektiğini bilmenize yardım edecek. Doreen, kendi gerçek melek okumalarından yola çıkarak hazırladığı kartlarda, hem yeni başlayanlar hem de deneyimli kişiler için en iyi desteyi oluşturmak amacıyla en çok sorulan soruları ve meleklerin cevaplarını kullandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101059</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/18d80d4f-9ce9-4fff-a2c1-5e0ae43e3b63.jpg</image:loc>
            <image:title>Meleklerin Cevabı Kehanet Kartları</image:title>
            <image:caption>Bazen sorularınıza “evet” veya “hayır” gibi basit ve net bir cevap almaya ihtiyaç duyarsınız. “Ne zaman bu işi alacağım, ruh eşimle karşılaşacağım, daha iyi bir yere taşınacağım?” vb. Meleklerin Cevabı Kehanet Kartları rehber kitabı kısa ve tatlı bir cevap almak istediğiniz zamanlarda size güvenilir bir şekilde yol gösteren ayrıntılı talimatlar içeriyor. Çok güzel resmedilmiş bu 44 kart koruyucu meleklerinizin anlaşılır ve sevgi dolu mesajlarını net bir şekilde alabilmeniz için size dolambaçsız cevaplar veriyor.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101060</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a25d208a-eace-4a3b-8584-a31e502fe0d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Buddha&apos;yı Keşfet</image:title>
            <image:caption>Buddha sözcüğü &quot;uyanmış olan&quot; anlamına gelir. Buddha&apos;nın benliğinin merkezinde var olan tek nitelik onun izleyiciliği, tanıklığıdır. Tanıklık, tek bir sözcüğe sıkıştırılmış spirituellik bütünüdür. Senin beden olmadığına, senin zihin olmadığına ve senin yalnızca bir tanık olduğuna tanık ol.
Buddha, şu ana dek insanlığın gördüğü en büyük atılımdır ve onun insan bilincine olan katkısı muazzam bir önem taşır. Buddha&apos;dan önce dini araştırmalar içeriyi değil, dışarıyı ele alıyordu. Dışa dönük din Tanrı&apos;ya dua eder; içe dönük dindarlık meditasyon yapar. Meditasyonun kökeninde korkusuzluk vardır. Meditasyon,kimseden bir şey dilenmez ve kimseye hitap etmez. Meditasyon, bir içsel sessizlik evresidir. Bu eğlenceli kartlar ve kitap, günlük bir meditasyon aracı olarak kullanılabilir.
Her kartta Buddha&apos;nın orijinal bir sutrası ve Osho&apos;nun o sutranın telegrafik mesajını günümüzde anlaşılması kolay bir dilde açıklayan iç görülü ve çağdaş yorumu yer almaktadır.
Buddha&apos;yı Keşfet, günlük yaşamda zihnin, duyguların ve fiziksel aktivitelerin dikkatli farkındalığını destekleyecek bir araçtır. Bunlar &quot;kehanet kartları&quot; değildir; bu, geleceği okumak ve hatta mevcut zamanda olan şeyleri yorumlamak için kullanılmadıkları anlamına gelir. Bunlar, her birimizin kendi içimizde uyanma, kendi içimizde buddhalar olma potansiyeli taşıdığımıza ve hayatlarımıza anlam ve önem katan şeyin bu uyanma süreci olduğuna dair anımsatıcılardır.
Destede toplamda 53 kart vardır; yılın her haftası için bir karta ek olarak, en nihayetinde görevin kendimize ışık olmak, içimizdeki buddhanın vaadini gerçekleştirmek olduğuna dair bir anımsatıcı olarak görev yapan numarasız &quot;hatırlatma&quot; kartı  Sammasati yer alır. Her kart zerinde bir Buddha heykelinin fotoğrafını, Gautam Buddha&apos;nın Dhammapada adıyla bilinen eserinden kısa bir söz (sutra) ve sutra zerine kısa bir Osho yorumu taşır. Kitap desteye karşılık gelir ve her kart için ayrıntılı açıklama sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101061</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2b48e3f-63a0-4426-b044-a029a6e3577b.jpg</image:loc>
            <image:title>Meleklerinizden Her Gün Rehberlik Kartları</image:title>
            <image:caption>Doreen Virtue’nun bu kartları (beraberindeki kitapçıkla birlikte) koruyucu meleklerinizden mesajlar verir, onların güvenilir ve sevgi dolu varlığını hatırlatır. Melekleriniz size her gün sorularınızı cevaplamak, olumlu niyetler ekmek, iyileştirmenize ve arzu ettiğiniz şeyi tezahür ettirmenize yardımcı olmak için mükemmel kartı verecektir. Size meleklerinizin rehberliğini hatırlatması için çektiğiniz bir kartı yakınınızda tutmak isteyebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101062</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa7c3bfa-f7a5-48a0-b892-907353d0904c.jpg</image:loc>
            <image:title>14-14</image:title>
            <image:caption>Sihirli bir posta kutusunun eşsiz bir dostluğa yol açtığını düşünün… Hadrien ve Adrien, birbirlerinden yirmi kilometre uzakta yaşayan on üç yaşında iki çocuk. O yaştaki pek çok çocuk gibi, okulda, evde ve aşk hayatlarında zorluklarla, sıkıntılarla karşı karşıyadırlar. Kaderleri gizemli bir şekilde kesişir ve uzak bir kuzenlerine yazdıklarını düşünürken birbirleriyle mektuplaşmaya başlarlar; dertleşir, duygularını, düşüncelerini paylaşıp yakınlaşırlar. Çok geçmeden aralarında sadece birkaç kilometre değil koskoca bir asır olduğunu fark ederler: Hadrien 1914’te, Adrien ise 2014’te yaşamaktadır. Adrien’ın artık tek bir amacı vardır: Birinci Dünya Savaşı’nın çok yakında çıkacağına Hadrien’ı ikna etmek ve ona güvenli bir sığınak bulmak. Hadrien arkadaşına inanacak mı? Adrien aralarındaki asırlık mesafeye rağmen sağlam bir dostluk kurduğu Hadrien’ın hayatını kurtarabilecek mi? Silène Edgar ve Paul Beorn’un bu özgün hikâyesini, yarattıkları büyüleyici olay örgüsü ve canlı atmosfer sayesinde büyük bir merak ve keyifle okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101063</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83b52105-2466-4dd8-a02c-e070a4555f59.jpg</image:loc>
            <image:title>Thuvia Marslı Kız</image:title>
            <image:caption>Edgar Rice Burroughs’un ünlü Mars dizisinin bu dördüncü kitabında, John Carter’ın Kutsal Thernler’in elinden kurtardığı Ptarth Prensesi Thuvia ile John Carter’ın oğlu Prens Carthoris’in başından geçenler anlatılmaktadır. 
Thuvia Marslı Kız’da asıl kişiler, dizinin ilk üç kitabının kahramanları olan Mars’ın Kumandanı Dünyalı John Carter ve Helium Prensesi Dejah Thoris değil de oğulları Helium Prensi Carthoris ve Ptarth Prensesi Thuvia’dır. 
Thuvia ile evlenmek isteyen Dusar Prensi Astok, kendisine aşık olan Carthoris ve Prenses Thuvia’nın sözlüsü olduğu Kaol Jeddakı Kulan Tith… Thuvia’nın kaçırılması, imgelem gücüyle yaratılan hayalet savaşçılar, hayalet savaşçılarla zalim yeşil savaşçıların korkunç savaşı, beyaz maymunlar… Sonunda Thuvia ile Carthoris’in kavuşması… 
Bütün bunlar gerçek ile fantastiğin iç içe geçmiş kurgusunda anlatılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101064</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4731944f-37a6-40c2-a586-ab6ea889ea20.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet ve Bağımsızlık</image:title>
            <image:caption>Yurt savunmasından düşünceye, yaşama bakıştan siyasaya her alanda bağımsızlık bilincinin ışımasının temeli Türk devrimidir.  
Türk devrimi, insanlığın yüzyıllardır gerçekleştirdiği evrensel eylemlerin içerdiği çağdaş gelişme ve ilerlemeleri içinde barındırmasının ötesinde, bağımsızlığı önceleyerek kendisine özgü ve tüm sömürülen halklara örnek, insancı, toplumcu bir atılım olarak uygarlık tarihine geçmiştir.  
“Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen bir halk önderinin güneşlendirdiği bir toplumun yeni Ortaçağlara savrulmak, yasaklı, ezinçli ortamlara sürüklenmek istenmesi karşısında bağımsızlık duyunç ile istencinin silinip gitmeyeceği, yeniden yeniden uyanacağı yakın geçmişimizde sınanmış ve doğrulanmıştır.  
Elinizdeki kitap, işte bu uyanış ve direncin, 1923 devrimini yaratan anaç toprağın hep bağımsızlık yağmurlarıyla beslendiğinin ve besleneceğinin düşünsel kanıtıdır.  
Işık Kansu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101065</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6eb38f5-ec5a-4507-9137-8a3eb6ea6f8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizler Büyüyünce</image:title>
            <image:caption>Türkçenin ustalarından Emin Özdemir&apos;in Türkiye&apos;nin güzel çocukları için yazdığı bu romanda, ülkenin farklı yerlerinde oturan Özgür ile Yeter adlı iki çocuğun mektuplarını okuyacaksınız.
İkisi de ilkokul beşinci sınıf öğrencisi, farklı kültürlere sahipler ancak zamanla bu iki çocuk arasında sıcak bir dostluk kuruluyor. Yeter&apos;in yazdıkları zaman zaman Özgür&apos;ü üzüyor, birtakım sorular uyandırıyor onun kafasında. Bunları annesine, babasına yöneltiyor, çoğu kez açık seçik yanıt alamıyor. Yeter ise Özgür&apos;ün yazdıklarına şaşırıyor, onları kendince yorumluyor. Onun da kafasında sorular çiçekleniyor.
Onların gerçek yaşamlarını kendi anlatımlarından tanırken duygulanacak, 1970&apos;lerin son dönemindeki Türkiye&apos;nin kültürel ve toplumsal yapısını daha iyi anlayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101066</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/745f4dcf-49a1-40eb-aaac-723051ac61c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Toprağa Basınca</image:title>
            <image:caption>On yaşındaki Erdal ile ablası, köy öğretmeni İnci&apos;nin Anadolu&apos;nun uzak bir köyünde geçirdikleri bir yıllık yaşantıyı anlatan, 1964 Doğan Kardeş Çocuk Romanı yarışmasında üçüncülük ödülü kazanan Toprağa Basınca, Talip Apaydın&apos;ın yalın kalemini ve ne denli usta bir yazar olduğunu genç okurlara duyumsatacak.
 &quot;Köy sevgisi benliğimi doldurdu. Yurt sevgisi, bayrak sevgisi halini aldı.
Köyü sevmeden, köy için çalışmadan Türkiye&apos;nin kurtulamayacağı gerçeğine
vardım. Bunun için toprağa basmak, köyü tanımak gerekiyordu. Benim bilgim
ve inancım topraktan gelir. Çünkü ben ömrümün en güzel bir yılını köyde
geçirdim, köylülerin hayatına karıştım. Toprağa bastım. O toprak öyle bir
varlık ki ona değdiniz mi onu bir daha unutamazsınız...&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101067</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c301a497-0cd3-4cfa-86f8-23e162a4b67f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aymazlığın İbretlik Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Emre Kongar’ın toplumu uyaran eşsiz kaleminden çıkan bu kitap, tarihe “toplumsal bir aymazlığın ibret verici örneği” olarak geçecek önemli bir sürecin öyküsüdür. Deneyimli bir toplumbilimcinin ve aydının 2000-2021 arasında Türkiye’de yaşananları yıllar öncesinden görerek toplumu uyarmaya çalıştığını belgeleyen, felakete doğru göz göre göre gidişimizi önleyememiş olan uyarılarının, değerli gazeteci-yazar Ümit Aslanbay tarafından seçilmiş ve düzenlenmiş olan derlemesidir.

Bu kitabı okurken, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin adım adım, hangi tarihsel duraklardan geçerek “Şahsım Devleti”ne taşındığını görecek, hem Kongar’ın gözlemlerine hayret edecek ve üzülecek, hem de gelecek için umutlanacaksınız. 
Ülkemizi saran karabasanın sonuna yaklaştığımız bir dönemde, aynı hatalara bir kez daha düşülmemesini sağlamak açısından önemli bir belgesel kitap…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101068</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4d961ff-8c5d-4e04-81a7-24913b40797d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevreci Uç Uç Böceği</image:title>
            <image:caption>Çocuk edebiyatının yetkin ismi Şahsene Camız’dan, doğanın şiirselliğinde yaşarken bir canlı olmanın sorumluluklarını da yerine getiren, çevre duyarlılığına sahip bir uğurböceğinin öyküsü… 
Küçücük cüssesi ve koca yüreğiyle Kaçkarlar’daki doğa kıyımını önleyen uç uç böceğimiz, hem çocukların hem de içindeki çocukla yaşayan, ondan beslenen büyüklerin yüreklerini ısıtacak. 
Ağaçlar olmasa, olmaz ki bahar!
Çiçekler, böcekler, kuşlar, tüm canlılar
Ve şırıl şırıl akan ırmaklar
Doğa ana, tümümüzü sevgiyle kucaklar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101069</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/648a3794-c538-420d-8c31-037908faee4e.jpg</image:loc>
            <image:title>Şölen</image:title>
            <image:caption>Ksenophon’un Şölen’i, Eski Hellen yaşantısının sosyokültürel bir kurumu olan symposionu bize anlatan iki önemli kaynaktan biridir. Şölenler, genç erkeğin aristokratik topluma takdim edilmesi vesilesiyle düzenlendiği gibi, Ksenophon’un eserinde olduğu gibi, bir yarışmada kazanılan zaferin kutlaması olarak da gerçekleştirilirdi. 
 
Ksenophon’un Şölen’i iki ana konuyu işlemektedir. Katılımcıların neleri ile övündüklerini anlattıkları ilk kısımda, zenginliği, yoksulluğu, güzelliği ile övünenlerin yanında, Sokrates ise nüktedanlığını ortaya koyup diyaloğa rahat ve eğlenceli bir hava katar. Dansçı kız ile oğlana, kithara ile flüt çalanlara, soytarının gülünç sözlerine ve hareketlerine ayrılan sayfalar da şölenin eğlenceli yanını öne çıkarır ve şölenlerin sadece ciddi felsefi tartışmalardan oluşmadığını ortaya koyar. Diyalogların sık sık kesilmesi, konuşanların birbirleriyle şakalaşmaları zaman zaman gayriciddi bir atmosfer yaratır. Ksenophon yarattığı bu atmosferde, Platon’un aynı adı taşıyan diyaloğundan farklı olarak, hem Sokrates figürünü hem de şölen etkinliğini idealleştirmeden, daha gerçekçi bir şekilde bizlere sunar. Şölen’in ikinci konusuysa Eros’tur. Bu tema, bir bakıma eserin tamamında az ya da çok karşımıza çıkar. Sokrates, konuşmasında bedenin güzelliğine duyulan aşka karşı ruh güzelliğine duyulan aşkı öne çıkartır. Ancak ikincisinin insanı soylu ve iyi yapacağını belirterek şöleni felsefi bir tartışma ile taçlandırır. Bu yönüyle ele alındığında, Ksenophon’un anlatımında şölenin eğlenceli havasının yanında felsefi ve ciddi tartışmaları da eksik etmediği görülür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101070</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6ec5ee9-cded-4939-a13a-5c754da6a9c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Yaşlı Plinius’un (MS 23-79) bu eseri, antik dünyadaki sağlıkla ilgili bilgilere yer veren çalışmalardan biridir. O dönemde, tedaviler için geliştirilen farklı yöntemlerle, şifanın, doğanın nimetlerinde nasıl arandığına, bulunan devaları kaydedip sistemleştirme çabalarına tanıklık ederiz. Yaşlı Plinius doğaya bakışında daima olağanüstü bir merak içindedir, birbirinden ilginç gözlemlerini aktarır. Yazar, bu kitaplarında bizlere sağlık konusunda Antik Yunan, İtalya, Trakya, Anadolu, İran ve Mısır’daki önceki çağlara ait uygulamaları ve şifaları ayrıntılarıyla betimler. Ayrıca MS 1. yüzyıl itibarıyla Roma’da, bugünkü tıp ve eczacılık dünyasını doğrudan ilgilendiren verilerin ansiklopedik olarak kayda geçirilmesiyle birlikte insanlığın farmakololojik düzeyde nasıl bir birikim sağladığını ve nerelerden gelindiğini göstermesi açısından da eşsiz bir eserdir. 
 
Büyü, şifa ve şifacılar üzerine bilgilerin aktarıldığı bu eserde büyülü söz, tükürme, dokunma gibi unsurlarla insanın insana sunduğu şifaların ardından sayısız hayvan türünün sütü, idrarı, kanı, bağırsağı, beyni, ciğeri, içyağı, safrası, başı, ayağı vb. unsurlarının; dereotu, un, rezene, nane, kekik, zambak, ökse otu, semizotu, geven otu vb. gibi bitkilerle birlikte çeşitli usullerde sirke, bal, şarap, balmumu, arpa suyu, reçine, türlü yağlara, suya ve zifte katılarak nerede ve ne şekilde kullanılacağı üzerine bilgiler verilmektedir. Böylece her türden ağrılar, cilt, göz hastalıkları, yaralar, irinler, menenjit, epilepsi, yanıklar, kadın, çocuk hastalıkları, gut, varis vb. gibi birçok rahatsızlığa karşı uygulanan tedavi yöntemleri gösterilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101071</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1da64b06-e785-4f6d-91c8-9a5456bb5b23.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Gibi Oldum mu?</image:title>
            <image:caption>‘En Güzel Örneğin İzinden’
Sevimli üç kız kardeşin en sevdikleri insanlara benzeme operasyonuna hazır mısınız?
En sevilen insan,peygamberimiz Hz.Muhammed’in (s.a.v) örnek davranışlarını taklit eden büyüklere kim benzemek istemez ki!
Haydi güzel davranışların öğrenildiği eğlenceli maceraya var mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101072</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9128e760-d02f-497e-a786-8cde29f13f5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Güne Bak</image:title>
            <image:caption>Her yeni günün içinde keşfedilmeyi bekleyen küçük sürprizler vardır, bulup çıkarabilene. 
Ve bu küçük sürprizleri bulabilenler bakanlar değil görenler, duyanlar değil dinleyenler, günün içinde günden önde koşanlar değil, günebakanlar gibi günle beraber ilerleyenlerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101073</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d72abd14-ae62-4105-aaca-b0701e2ca002.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzaklar Ağacının Tepesinde</image:title>
            <image:caption>Robin ve Joy, Sihirli Uzaklar Ağacı adında bir kitap bulurlar. Kitap sayesinde Joe, Beth ve Frannie ile buluşup soluğu Sihirli Uzaklar Ağacı’nda alır ve ağacın tepesine gelen ülkelerde maceradan maceraya atılırlar. Şatolar Ülkesi, Dilekler Ülkesi derken, iki arkadaş hiç ummadıkları bir tehlikeyle karşı karşıya kalırlar. Acaba ülkelerden zamanında çıkıp evlerine dönebilecekler midir? 
 
Sihirli Uzaklar Ağacı hem içinde yaşayan sakinleriyle hem de tepesine gelip bir süre orada duran ülkeleriyle çok renkli bir dünya. Her ülkenin başka bir gizem, başka bir düzeni var; elbette kahramanlarımızın her ülkeden öğrenecekleri de var. Kısa çizgi romanların yanı sıra uzunca bir öykü de içeren Uzaklar Ağacı’nın Tepesinde, yeni keşifleri ve macerayı seven her yaştan okura hitap ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101074</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9fd2ed9-6fb8-4a80-b844-6cffce2d468f.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekiç ve Gül</image:title>
            <image:caption>Biz mi bombaladık lan Emniyet’i darbe gecesi? Biz mi yıktık buraları? Bizi darbeden önce Köpek Eğitim Merkezi’ne sürmüşlerdi. Köpek mamalarının tadına bakıyorduk amirimle, köpekler ishal olmuştu, nedenini anlamaya çalışıyorduk.
Bir baktık havada jetler uçuyor, Gölbaşı’na, dibimize bomba yağdırıyorlar.”
Ankara Emniyeti’nin Cinayet Bürosu’nun aykırı başkomiseri Behzat Ç., öfkesinden yorgun düşmüş, yine hayalet gibi dolanıyor ortalıkta. Tabii Hayalet’le ve Akbaba ve Harun’la beraber... Bazen de Cinayet’in kızı Seher’le, Cinayet’in kedisi Gaspi’yle beraber...
Sıvasız duvarlı gecekonduda, pavyonda, işkembecide, oto tamirhanesinde, dükkânda, şık bir ofiste, tekkede, Millet Bahçesi’nde, adliyede, hastanede, nezarethanede, mezarlıkta ve tabii sokaklarda, cinayetlerin ve nice cürümlerin izini sürüyor Behzat Ç..
Umutsuz, serkeş, pejmürde... Bazen de olanca dehşetine tezat, “basit, tatlı ve hüzünlü” insan hikâyelerinin içinde geziyor. Emrah Serbes’in bir fenomen olan Behzat Ç.’si, Çekiç ve Gül’de bu defa öyküleriyle “ortamlarda” kol geziyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101075</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74bc7a63-a977-41f8-83a3-41208db76073.jpg</image:loc>
            <image:title>Uçan Köpek Macerası</image:title>
            <image:caption>Sihir ve macera dolu bir yolculuğa hazır olun! 
 
Periler Ülkesi’nden Prenses Fenella, Mary ve Peter, oyun oynarken Büyük Sinsi’nin tuzağına düşerler. Prenses Fenella ortadan kaybolur. Mary ve Peter ise onu bulmaya kararlıdır. Sihirli Uzaklar Ağacı’na tırmanıp arkadaşlarının izinde ülke ülke gezerler. Sonunda yolları uçan bir köpeğin mağarasına düşer. 
 
Uçan Köpek Macerası bizi Sihirli Uzaklar Ağacı&apos;nın Periler Ülkesi’ne götürüyor. Tılsımlı Orman’a bir de oradan bakmamızı sağlayan ve bizi efsanevi masal canlılarıyla tanıştıran bu kitap, dünyanın en sevilen çocuk kitabı yazarlarından biri olan Enid Blyton’un sihirli dünyasına bir giriş niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101077</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78359462-ddd2-43ca-ad0b-986a2a011aec.jpg</image:loc>
            <image:title>Hekate&apos;nin Kızları</image:title>
            <image:caption>Erin büyüye olan ilgisini ve son zamanlarda edindiği gotik tarzını çevresindeki herkes gibi bir ergenlik evresi sanmaktadır. Benzemeye çalıstığı o cadılardan biri olabileceğine ihtimal vermez. Fakat bir gün, kendini Vhartlox Cadı Akademisinde bulur. Her şey bundan ibaret değildir. Karanlık doğası ve sınırları zorlayan gücüyle Erin; tehlikeyi kendine çeken kişi değil, tehlikenin bizzat kendisidir. Bu durum, akademinin altına hapsolmuş kadim bir varlığın dikkatini çeker ve basına geleceklere kimse engel olamaz. Tanrıların hüküm sürdüğü zamanlardan kalan bir dava yeniden su yüzüne çıkmak üzeredir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101078</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ef9871f-040d-4b7e-9b17-6aaf6dae14e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sesini Duyur 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Maya Erez her şarkı söylediğinde, sesi gökyüzü ve yeryüzü arasında ahenk oluşturuyor, insanların ruhlarında gizli kapıları aralıyor ve derilerinin altına umut aşılıyordu. 
 
Gitarımla onun sesine eşlik ederken dönüp bana doğru baktı. Kristal mavisi gözleri sahne ışıkları gibi parlıyor, mikrofonu tuttuğunda enerjisi en çok beni kuşatıyordu. Bu, benim için en baştan beri tehlikeliydi. 
 
Bir duvardan hayatıma düştüğünden beri zihnimde bir başkaldırı sezmiş, ikiz kardeşlerimle yürümeyi planladığım müzikle çevrili bu yolda onu asla istememiştim. 
 
Fakat artık grubumdaydı ve bununla da kalmayıp kanıma bile karışmaktaydı. 
 
Ben Bora Ateş. 
Ateş grubunun lideri… 
Sizi grupta olmasını asla istemediğim Maya Erez’le olan savaşıma tekrar davet ediyorum. Fakat dikkatli olun, bu sefer ortalık fena karışacak. 
 
Sesini Duyur serisinin ikinci ve son kitabında Maya Erez ve Ateş kardeşlerin yüksek sesli yolculuğu hız kesmeden devam ediyor. M. Rise okurları yine adrenalinin sınırlara dayandığı, aşk vehüznün iç içe geçtiği bir maceraya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101079</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/382b1cc7-024b-4f17-859d-2097089aebcd.jpg</image:loc>
            <image:title>Silivri’de Firavun Töreni</image:title>
            <image:caption>Yıl 2007, Yer: ABD. Türk General, üst düzey ABD’li yetkililere üç film izletti. Filmlerde ABD askerleriyle PKK’lıların açık işbirliği görülüyordu. Türk General, bu ilişkinin kabul edilemeyeceğini ve Irak’ın kuzeyinde bir devletin kurulmasına verdikleri desteğin Türkiye’nin çıkarlarıyla çeliştiğini söyledi. General, bunun sonlandırılması gerektiğini net bir dille ifade etti. ABD’li yetkililer şaşırmıştı. Türk Generalin konuşmasından sonra ABD’li bir Senatör yanına yaklaştı ve şunları söyledi: “Bu tutumunuzla çok çetin bir yola girdiniz General. İşinizin çok zor olduğunu söyleyebilirim.” Sonra mı? Bakın o Generalin başına üç yıl sonra neler geldi... Yıl 2011. Tutuklanan Albay cezaevine giderken şöyle haykırıyordu: “Ülkemizde pusuya düşürüldük. Sakarya Savaşı’nda ordunun yüzde 40’ı kaçtı. Diğerleri ise savaştı. Ben kaçmayıp savaşan bir dedenin torunuyum! Bu pusuyu kuranlar, Sakarya’da kaçanların torunlarıdır. Onlarla savaş şimdi başlıyor!” Mustafa Önsel, “Silivri’de Firavun Töreni” kitabıyla Milli Ordunun tasfiye sürecine çarpıcı yaşanmışlıklarla ışık tutuyor ve ekliyor: “Sakarya Savaşı devam ediyor...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101080</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/439941fc-70f7-4969-bd77-c801b860d9e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Pandora’nın Kutusu</image:title>
            <image:caption>“Canlılığını günümüze dek korumuş ve zamanla adını İngiliz kraliçelerinden Fransız polis memurlarına, felsefe taşından Philadelphia’da on beş yaşındaki katillerden oluşan bir çeteye kadar farklı şeylere vermiş mitolojik bir kişilikle ilgili garip bir merak söz konusudur” diyor Dora ve Erwin Panofsky ve bu tükenmeyen merakın kaynağındaki kişiliğin hikâyesini sanat tarihindeki temsillerinin izlerinden giderek analiz ediyorlar. Pandora’nın gerçekten bir kutusu var mıydı? Kapağın açılması iyiliklerin mi yoksa kötülüklerin mi dışarı çıkmasına sebep oldu? Havva ile Pandora arasındaki bağlantı neydi? Rotterdamlı Erasmus’un bütün bu hikâyedeki yanlış anlaşılmaya nasıl bir katkısı oldu? Zaman içinde Pandora’nın algılanışı ve anlatıları nasıl değişti? Goethe eserlerinde Pandora’yı nasıl ele aldı? Dora ve Erwin Panofsky, bu kitapta, Rönesans sanatçılarının gravürlerinden Paul Klee’nin resimlerine çok sayıda tasviri geniş bir çerçevede değerlendirerek ilginç sonuçlara ulaşıyorlar. “Hiçbir mit Pandora mitinden daha tanıdık ve muhtemelen o denli tamamıyla yanlış anlaşılmış değildir. Pandora ilk kadın ve güzel yaramazdır; yasaklı bir kutuyu açar ve insan teninin varisi olduğu ne kadar kötülük varsa işte o kutudan çıkar; yalnızca umut kalır. Pandora’nın kutusu herkesçe bilinir ve bu durum, Pandora’nın aslında bir kutusunun olmadığı düşünüldüğünde daha da dikkate değer bir hal alır.” (J. E. Harrison)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101081</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a781aa3b-4776-4bbd-88ba-46d519d96528.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaplanın Sırtında</image:title>
            <image:caption>“Kaplanın Sırtında Livaneli’nin edebiyat hayatında ilginç bir çıkış. Sultan II. Abdülhamid devrine aynanın öbür tarafından bir bakış… Sürgün Padişah’ın perspektifinden sürükleyici bir anlatım… Dikkat çekici bir üslup…” İlber Ortaylı “Kaplanın Sırtında, Abdülhamid rejimini alışılmış klişelerden kurtaran sürükleyici bir roman.” Taner Timur “Geçmişin ve geleceğin, devrimin ve çöküşün, büyük hayallerin ve hayal kırıklıklarının beraber yaşandığı yüklü ve zor bir dönemin anlatıldığı önyargısız bir roman...” Ali Yaycıoğlu Otuz üç yıl süren bir saltanat, ardından bir gece yarısı gelen Selanik sürgünü… Tahttan indirilişinin üzerinden bir asırdan uzun bir zaman geçmiş olan II. Abdülhamid’in yaşamının en ilginç evresi Livaneli’nin çağdaş anlatısıyla gün yüzüne çıkıyor. Devrik padişahın, ihtilalci fikirlerin filizlendiği Selanik şehrindeki günleri hem bir vicdan muhasebesi hem de yoğun bir psikolojik gelgit dalgası. Türk edebiyatının kuşak bağı Zülfü Livaneli, II. Abdülhamid’in tahtını kaybettikten sonra yaşadıklarına odaklanırken, bireyi, toplumu, devleti ve iktidarı sorguluyor. Selanik sürgünü boyunca Sultan’ın ve maiyetinin hususi doktoru olan Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey’in hatıratından hareketle vücut bulan bu tarihi romanda, iktidar kavramına çarpıcı bir bakış açısı sunuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101082</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14fb5c30-f1b8-4f1b-98d0-855d6a8fdff9.jpg</image:loc>
            <image:title>Major Socio-Economic Issues And Solutions</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı : 
 
İçindekiler 
 
1-      Analysis of the Integration of Qatar&apos;s Economy into World Trade with the Gravity Model 
 
2-      Strategic Planning In Public Administration: The Case Of Ministry Of Family And Social Services 
 
3-      Measuring the Effectiveness of Gender Responsive Budgeting in Municipalities: The Case of Province Eskişehir 
 
4-      The Effect Of Cultural Shock International Students Experienced On Their Academic Success: Sakarya University Example 
 
5-      The Individual Dynamics of Wage Income in Turkey: 2014 and 2020 Years 
 
6-      From Seashells to Central Bank Digital Currency: Central Banking in a Digital Age 
7-      Governance With A New Perspective 
 
8-      The Role And Importance Of Flow Experience In Management Science 
 
9-      Investigation Of The Status Of Social Media Usage And Marketing Before The Covid-19 Pandemic And During The Pandemic Period 
 
10-  A Content Analysis Of The Studies On Determining The Quality Of Services in Municipalities In Turkey 
 
11-  Examination Of Leisure Participation According To Demographıc Variables 
 
12-  An Evaluation Of Digital Detox Approaches In Gastronomy 
 
13-  Financial Inclusion in Turkey: A Comparative Analysis</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101083</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed6e07bd-ac10-4684-aef9-1fd80777aa62.jpg</image:loc>
            <image:title>Dijital Çağda İşletme Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı : 
 
İçindekiler 
 
BÖLÜM 1 
İşletme Yönetiminde İnsan-Bilgisayar Etkileşimi Uygulamaları 
BÖLÜM 2 
İşletme Yönetiminde Yapay Zekâ Uygulamaları 
BÖLÜM 3 
İşletme Yönetiminde Makine Öğrenmesi Uygulamaları 
BÖLÜM 4 
İşletme Yönetiminde Görüntü İşleme Uygulamaları 
BÖLÜM 5 
İşletme Yönetiminde Veri Madenciliği Uygulamaları 
BÖLÜM 6 
İşletme Yönetiminde Artırılmış Gerçeklik ve Sanal Gerçeklik 
Uygulamaları 
BÖLÜM 7 
İşletme Yönetiminde Oyunlaştırma Uygulamaları 
 
BÖLÜM 8 
İşletme Yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri Uygulamaları 
BÖLÜM 9 
İşletme Yönetiminde Mobil Uygulamalar 
BÖLÜM 10 
İşletme Yönetiminde Endüstri 4.0 Uygulamaları 
BÖLÜM 11 
İşletme Yönetiminde Blokzincir Uygulamaları 
BÖLÜM 12 
İşletme Yönetiminde Bilgi Güvenliği Uygulamaları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101084</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78adc60d-e54d-488e-89e6-c4357c3ac7b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Buda&apos;da Bir Boşanma</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşı öncesi Budapeşte. Hukukçu bir aileden gelen Yargıç Kömives elindeki boşanma dosyalarını incelerken içlerinden biri dikkatini çeker: Okuldan tanıdığı Doktor Greiner ve karısının boşanma davasıdır bu. Kömives, doktorun karısıyla da daha önce birkaç kez karşılaşmıştır. Ne var ki daha boşanma davası görülemeden o akşam evine döndüğünde davetsiz bir misafir onu beklemektedir... Bir yanda çalışkan, inançlı ve sorumluluk sahibi Kömives’in temsil ettiği değerler... Öte yanda bu görünüşün altındaki, yüzeye çıkmayı bekleyen karanlığı kurcalamaktan geri durmayan, saplantılı ve ihtiraslı kişiliğiyle Greiner... Tutkuyla sevdiği ama ilişkilerindeki yabancılaşmanın önüne bir türlü geçemediği karısı Anna... 
 
Buda’da Bir Boşanma, iki Dünya Savaşı arasındaki dönemde toplumsal ve insani değerlerin sorgulanışının ve giderek çözülüşünün romanı. 
 
“Bu gece çok uzun bir seyahate çıkmıştı. İnsan kibirli olmamalıydı! Çünkü uykuyla bu dünya arasında gidip gelirken kendi kaderine bile sahip olamayabilirdi. Bilmediği bir şey, tanımadığı bir amaç insanın ruhuna yön verebiliyordu. O bu dünyaya, bu önünde duran gördüğü ve bildiği dünyaya inanmak istiyordu. Ama kibirli olmamalıydı, öteki, yani bilmediği dünya da orada duruyordu işte!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101085</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/333e7819-0220-40c6-9187-cfda59602545.jpg</image:loc>
            <image:title>Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu &apos;&apos;NOTLAR&apos;&apos;</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
·         GİRİŞ 
 
·         TELİF HAKLARI ALANINDA DÜNYADA YAŞANAN GELİŞMELER 
 
·         AMERİKA KITASINDAKİ GELİŞMELER 
 
·         TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER 
 
·         FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU 
 
·         SONUÇ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101086</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38601e88-866f-4b79-b7c8-1a04231c31be.jpg</image:loc>
            <image:title>Senfoniler</image:title>
            <image:caption>Vladimir Nabokov&apos;un değerlendirmesiyle 20. yüzyılın en büyük dört romanından biri olan Petersburg&apos;un yazarı, ikinci kuşak Rus simgeciliğinin önde gelen temsilcilerinden ünlü Rus şair, kuramcı, romancı ve edebiyat eleştirmeni Andrey Belıy&apos;ın Senfoniler&apos;i, müzik kurallarına göre yazılmış şiirsel bir düzyazıdır. Konuları birbirinden farklı dört senfoninin ana motifi, hayatın sona ermesi ve ölüm sonrası yeni bir hayatın başlangıcına ilişkin apokaliptik ve eskatolojik mitlerdir. Zaman-zamansızlık, dünya-dünyasızlık, ışık-karanlık, Doğu-Batı, gece-gündüz, yukarı-aşağı, iyilik-kötülük gibi karşıtlıkların sıkça kullanıldığı Senfoniler, gerçek dünyadan fantastik dünyaya, ölümden dirilmeye, dünyevi aşktan ilahi aşka çok çeşitli temalarıyla, kral, kraliçe ve şövalyeleriyle, Pan, kurtadam, gnom gibi mitik yaratıklarıyla, insanüstü kahramanlarıyla, Belıy&apos;ın canlı ve çokrenkli anlatım diliyle yoğurduğu, keyifli, aynı zamanda düşündürücü, sıradışı bir yapıt.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101087</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e61853c-649c-4504-94f6-b5883eda7424.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Deniz Mecmuası 25. Sayı</image:title>
            <image:caption>Egemenlik olgusunun sadece karasal değil yeryüzü üzerinde uluslararası sözleşmelerle kabul edilen dünya sınırları kapsamında ele alınmasının bir sonucu olarak, denize kıyısı olan ülkelerin kendi karasularında ticaret ve seyrüsefer yapabilme/yaptırabilme ayrıcalığı olan kabotaj hakkını elde edişimizin 96’ncı yılında Ulu Önder Atatürk ve Cumhuriyetimizi bizlere armağan eden dava arkadaşlarını bir kez daha minnetle anıyor, şükranlarımızı sunuyoruz. 
Günümüzde ulusal denizciliğimizin ulaştığı konuma baktığımızda; 8.333 km’lik sahil şeridi ve üç yanının denizlerle çevrili olması açısından ülkemiz, en ucuz ve en çevre dostu taşımacılık türü olan deniz taşımacılığını geliştirmek için her türlü avantaja sahipken, bu konuda (her şeye rağmen) yerimizde sayıyor olmamız içler acısı. 
Yine de, bir ‘denizci ülkenin’ ne yazık ki henüz tüm niteliklerini kazanamamış ‘denizci ulusu’nun bireyleri olarak, Mavi Vatan’ın yılmaz savunucuları gözüyle geleceğe umutla bakmayı sürdüreceğiz. 
Bir deniz tutkunu Emre Baysoy’un güzel bir şiiriyle açılışını yaptığımız bu sayımızda da yine birbirinden ilginç ve yazarların, sizleri derin düşüncelere sevk edecek biçimde kaleme aldıkları konularla karşınızdayız. 
Cem Gürdeniz kabotaj konusunu, ulusal deniz kültürümüz bağlamında ele almış. Levent Akson’un ön yazısıyla sunduğumuz Kabotaj konulu gazete makalesi de çok yakında yitirdiğimiz ama kendisini her zaman saygıyla anacağımız Prof. Dr. Rona Aybay’ın kaleminden. İTÜ doktora öğrencisi Bilal Ersin Elikoğlu, deniz iletişim hatları konusundaki stratejinin ilginç detaylarını açıklıyor. Amiral Hakan Ercan, günümüz denizcilik teknolojisinde ulaşılan düzeyi merak uyandıracak bir üslupla sunuyor. Değerli akademisyen Levent Yurga, son günlerde yeniden gündem olan deniz salyasıyla ilgili bilinmeyenlerin yanı sıra yanlış bilinenleri de gözler önüne sermiş. Kaptan Sedat Tenker’in 1915 Çanakkale Köprüsü ile ilgili uyarıları dikkat çekici. Saim Oğuzülgen, Kanal İstanbul ile ilgili yaşadığı bir mahkeme safahatının ayrıntılarını çarpıcı biçimde paylaşmış. Erdal Yazıcı, korsan saldırısına uğrayan M/V Mozart’ta, Başmühendisin yaşadıklarını ilk ağızdan duyuruyor. Mehmet Ali Sökmen, eski adıyla Yüksek Denizcilik Okuluna olan özlemini anılarıyla süslemiş, farklı bir sunum olmuş. Talip Özcengiz, bu sayıdaki yazısında ticaret denizciliği uygulamalarına yönelik deneyimlerini, önerileriyle birlikte yeni kuşaklara aktarıyor. Uzak denizlerde yaşananlar ve bir denizci üzerindeki etkileri Sitem Ateş’in farklı yaklaşımıyla ne güzel betimlenmiş. İstanbul rıhtımlarının tarihini, görsel belgesellerle ve Ali Bozoğlu’nun kendine özgü anlatımıyla okuyacaksınız. Selim Özen, her zamanki ilginç deniz tarihi konusu seçimini bu kez Osmanlı bahriyesinden yapmış. Dr. Ali Cömert, denizcilik/gemicilik bilgilerini artık bizimle paylaşmaya başlıyor. Amiral Cem Gürdeniz’in kaleme aldığı “Kültürü ve Görgüsüyle Denizcilik” eserinin tanıtımını Derya Şerif Yarkın, Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın derlediği deniz dili sözlüğü “Denizlük”ün tanıtımını da Ömer Bozkurt yapıyor. Tuğrul Küçükşahin ve Derya Şerif Yarkın’ın dalış tepkimesiyle ilgili yazısını ilgiyle okuduktan sonra, Alptuğ Güney’in kaleme aldığı yazıda ise Orta Çağ’da Baltık Denizi’ne açılacaksınız. Ali Karakul’un, bir kaptanın limana dönüşünü betimleyen şiiri de okunmaya değer güzellikte. 
Ulusumuzun en yakın zamanda deniz kültürünü benimsemiş ve her yeni günü deniz sevgisiyle karşıladığı mutlu günlere ulaşması dileklerimizle, sizlereiyi okumalar dileriz. Rüzgârınız kolayına ve pruvanız her zaman neta olsun…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101088</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/714dbadd-8e7f-4418-b918-4e92a900ad23.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaderin Darbeleri</image:title>
            <image:caption>Sayın okurlarım, 
Birinci kitabım olan “Doğu Rodoplar’da Bir Köy: Taşlı” da sizi köyümüzün ve bölgemizin tarihi, sosyo-politik, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel durumu ile tanıştırmıştım. Şu an elinizde bulundurduğunuz bu kitap ise sizi Türklerin buralara yerleşmesinden sonra hiç değişime uğramamış, toplumun en küçük hücresi olan aile ortamı ve aralarında yaratmış oldukları mükemmel komşuluk ilişkilerine dayanarak, şartlar ne olursa olsun var olmayı başardıklarını gösterecektir. Bunun için örnek olarak yüzlerce aileden bir aile seçtik ama maalesef geçmişin karanlık yıllarına fazla giremedik. On beşinci asrın sonlarında buralara sürüleriyle yerleşen dedelerimizin hayatında beş asır boyunca belli-başlı değişiklikler olmaz. Olan başlıca değişikler ise: 
1. Göçebe /yürük/ hayattan, oturak hayata geçmişlerdir. 
2. Otağ’ /Yürük çadırından ahşap eve geçmişler. 
3. Ahşap evden, taş evlere geçmişler. 
4. Tarımla ilgilenmeye başlamışlar. 
Bunların haricinde başka değişiklikler göze çarpmamaktadır. Okul yok, okuma-yazma bilen yok. Değişiklik nasıl olsun?  Buralara yerleştiklerinden sonra asırlar boyu ne dilinden, ne de örf ve adetlerinden hiçbir ödün vermemişlerdir. Bugün hala o günkü Türkçenin şiveleri konuşulur ve iki komşu köyün konuşmalarında bile biraz farklılıklar görülür. 
Asıl değişiklikler İkinci Dünya Savaşının sona ermesinden birkaç yıl sonra başlar. Her köye okul açılır ve on beş yaşına kadar bütün çocuklar mecburi ilkokula tabii tutulurlar. Büyüklerle okuma-yazma kursları organize edilir. İlkokulu bitiren bazı çocuklar kasabaya gidip ortaokula devam ederler. Daha sonra büyük köylere ortaokullar açılır; köylere gazeteler, kitaplar, radyo daha sonraları da televizyonlar insanların hayatının ayrılmaz birer parçaları olur. Bunlar da insanların kültür seviyesini yükseltir ve insanların dünya görüşünü değiştirir. 
Tarım kooperatiflerinin kurulması ve makinelerin tarıma katılması, suni gübreleme, köylerin elektriğe kavuşması, suya kavuşması, çağdaş ve modern evlerin yapılması köylülerin hayatını da kökten değiştirir. 
Bütün bu toplumsal değişimlere nasıl gelindiğini bir ailenin birkaç nesil hayatını takip ederek “Kaderin Darbeleri” kitabından öğreneceksiniz. 
En İçten Saygı ve Selamlarımla… 
Raif Güven</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101089</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fd8533e-95ad-4697-8e8d-ad095b4545b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Beşi Her Yerde-1 “Seksen Dokuz Buçuk Günde Fevr-î Âlem”</image:title>
            <image:caption>..... 
“PETTER bizi olmeye gelmeden evvölce evin yonnindeki çeyden ELPİNGO GORBEGESSİ doplemiş. Gorbegeller tonnidik çıhtı senirsem. Yolniz hampisini bi seppete goymiş. 
 
Gorbegelerin orrasinde şeyle bir diyyalog geççir: 
VIRRAK...VIRRAK ULEN... vırrakmiyciym... 
VIRRAK ULEN... vırrakmiyciym... 
VIRRAKECEKSİN ULEN... vırrak o jaman... 
YALLAN SÖYLÜYORSUUNNNN... 
ŞILLAAAPPPP... 
 
Mene sorirsen bu gorbegeler gecceleyin çeyden kaçiyy  Hoydi’nin pönceresine dizzilip perdenin orkesinden  çektirmeden Yöşşilçom seyrediy. Erelerinde möttemodiyyen bir Gaddir İnnanır’len Sörpil Çöhmehli diyyalogu geçiyr.” 
 
.....</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101090</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03591b28-91be-4d34-97e8-b6355b62c201.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzik Sözlüğü</image:title>
            <image:caption>“Değerli müzikolog Ahmet Say’ın Müzik Sözlüğü’nün gözden geçirilmiş yeni baskısı, artık elimizde. Müzik Sözlüğü, hem müzik eğitimi alanlar, hem müzikle uğraşanlar kadar, iyi bir müzik dinleyicisinin de temel bir başvuru kaynağı niteliğinde.” (Doğan HIZLAN) 

 
Güncel kaynaklar sayesinde geliştirilen Müzik Sözlüğü, ilk baskısından itibaren müzik alanında çalışanların, ilgililerin bilgi ihtiyacını karşılamak üzere hazırlandı. Bir başvuru kitabı niteliğindeki sözlük, uluslararası örneklerine ek olarak, yayımlandığı ülkenin folklor ve edebiyat alanına uzanacak kadar müziğe dair geniş çerçeveye sahip oldu. Müzik yayıncısı ve yazarı olarak Ahmet Say’ın oluşturduğu, sonrasında yayımladığı ve bizzat ülkenin en ücra köşesindeki bilgi ihtiyacı olanlara ulaştırdığı sözlük, “müzik kitaplığı oluşturma gereği”ne de vesile oldu. 
 
Müzik Sözlüğü’nün ilk yayımlandığı zamanın toplumsal ve sosyokültürel şartları, akademik ve eğitime bağlı olan uygulamaları ile birçok şeyin anlamı farklıydı. Kitap, okuyucusuna ulaşır ve ona ait olur, çoğunlukla ilk sayfasında okuyanın adıyla sahip olduğu tarihi taşırdı. Elinize ulaşan bu baskının sunulduğu dönemde ise internet, “yanlış” olanı “doğru” ile ayırt edilemeyecek şekilde harmanlayarak kolayca sunuyor. Kısa süreli ilgiyle sunulan sosyal medya ortamında ise “bilgi yerine” geçen kavramların çokluğuyla değişen “algı, karşılaştırma, değerlendirme, karar” süreci sonundaki “anlam”, bilgiyle donanma ihtiyacını zora sokuyor. 
  Okuyucunun ister bir kütüphanede veya yakınının kitaplığında, ister kendi arşivinde, bilgiye ulaşma ihtiyacı ve süreci, Müzik Sözlüğü’nün bu baskısında da dikkate alınıyor. Rahatça yönlenebileceği kaynakça bilgileri, müzik araştırmasını derinleştireceği tarih, felsefe, estetik, folklor vb. gibi geniş çerçevede edineceği bulgular; -kültüre değer katacak- başka çalışmalara esin ve aracı olması ümidiyle sunuluyor. Ahmet Say’ın Anadolu’nun her karışında elini sürdüğü ve tanıdığı toprağa uygun “ekin”i, emanet ettiği şekilde gelişiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101091</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7143ae77-3e7b-4c5a-bdae-118753268bd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Virüs</image:title>
            <image:caption>VİRÜS’ün ilk on bir sayısını ilgiyle karşılayan, sesimize ses veren herkese teşekkür ediyoruz… “VİRÜS”ün 12. sayısı aşağıdaki dostlarımızla birlikte elinizde… 
            Doğan Paksoy Rıfat Ilgaz Doğan Hızlan Ahmet Telli Akif Kurtuluş Fazıl Say Cemil Kavukçu Bianca Tarozzi Cevat Çapan Emirhan Oğuz Haydar Ergülen Ali Cengizkan Oğuz Demiralp Turgay Fişekçi Gustavo Adolfo Bécquer Tozan Alkan Özge Cengiz Mehmet Yaşın Paul Eluard Kenan Sarıalioğlu Semiramis Yağcıoğlu Mahmut Temizyürek Dulce Maria Loynaz Ayşe Nihal Akbulut Alexis Panselinos Fulya Aktüre Hüseyin Ferhad Aykar Sönmez Ümit Yıldırım İsmail Cem Doğru Cihan Oğuz Şeref Bilsel Ayça Erkol Türkan Elçi Mehmet Kanar Hilmi Tezgör Soner Demirbaş Emel İrtem Elias Petropulos Sinan Fişek Reha Yünlüel Oya Baydar Gülce Başer Gülümser Çankaya Ozan Öztepe Hüseyin Köse Emel Çarkçı Adnan Caymaz Sergey Arno Uğur Büke Hicran Aslan Süreyyya Evren Abdullah Ezik Ayşe Nâlân Esat Şenyuva Solmaz Şerif Tamer Gülbek Emin Gürdamar Gizem Pınar Karaboğa Sibel Ateş Yengin Erkan Karakiraz Göktuğ Canbaba Faina Grimberg Erdem Erinç Semih Çelenk Tamer Levent</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101092</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74ad3961-b5c9-4a6c-bd4d-db9836b03224.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk İşçiliği ve Psikolojik Yansımaları</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
1. ÇOCUK İŞÇİ KAVRAMI 
2. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN TARİHİ 
3. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN NEDENLERİ 
4. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 
5. ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE AİT İSTATİSTİKSEL VERİLER 
6. ÖZ-BELİRLEME KURAMI 
7. BENLİK SAYGISI 
8. DUYGUSAL İSTİSMAR VE DUYGUSAL İHMAL 
9. YAŞAM DOYUMU 
10. KONU İLE İLGİLİ YAPILMIŞ ARAŞTIRMALAR 
11. ÇOCUK İŞÇİLİK VE PSİKOLOJİK YANSIMALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101093</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/160dfbf3-b6ed-4895-b0ad-6dafe27311bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Cogito Sayı:105-106 Yoksulluk</image:title>
            <image:caption>Bulunamadı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101094</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5063df77-0845-45d4-a55a-3f7edbe136bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Vahşiler ve Duygusallar</image:title>
            <image:caption>Edebiyatçılar ile futbol arasındaki ilişki yeni değil. Camus ve Nabokov delikanlılıklarında kaleciydiler. Öyle ki Camus insan ahlakına ilişkin bildiği her şeyi futboldan öğrendiğini söyler. Marías da futbola düşkünlüğünü asla inkâr etmeyen edebiyatçılardan. Hem de çocukken sol açık oynayan bir topçu. Futbol, çocuk Javier’in gözünde, kahramanların ve kötü adamların geçit töreni, hayatın temel değerlerini öğrenmesine yardım eden bir destandır. Yetişkin Javier’in gözünde ise bir mizaç, kişilik, fedakârlık ve dayanışma gösterisidir; duygu, hatıra ve nostalji, özellikle de nostalji gösterisi. 
 
“Hafızası olanların bildiği […] gibi, solcular ve cumhuriyetçiler, yani İç Savaş’ın kaybedenleri, ‘Real’ sıfatının kuşkusuz çelişkisine rağmen Madrid’i Atlético’ya tercih ediyorlardı. Real Madrid kuşatılmış ve bombalanmış şehrin ismini taşıyordu, Atlético Aviación ise (Atléti’nin başlangıçtaki ismi buydu) Francocu pilotların, tam da zalimce başkenti bombalamaya kendini adayanların takımıydı. Oyuncularımız arasında az ‘kızılcık’ olmadı, Del Bosque, kaleci Miguel Ángel, […] Breitner […], ve sadece ellili ve altmışlı yılların Avrupa zaferleri, diktatörlük rejiminin tüm fırsatçılığıyla takıma yanaşmasına neden oldu, takımın rejime değil.” 
 
“Marías bu kitapta sözü uzatmıyor; hızlı, dâhiyane olduğu kadar mücadeleci; kişiliğini, çocukluğunu tüm çıplaklığıyla sergiliyor ve ele aldığı bu konuyu tutkuyla, cesaretle işliyor.” 
Neue Zürcher Zeitung</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101095</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2be962d2-d52b-44d3-a323-c12e17259143.jpg</image:loc>
            <image:title>Hendek</image:title>
            <image:caption>Amsterdam Belediye Başkanı Robert Walter yeni yıl resepsiyonunda karısının, belediye encümenlerinden biriyle konuşurken kahkahalarla başını arkaya attığını görünce kendisini aldattığından şüphelenir. 
 
Kısa süre sonra bir gazeteci, Vietnam Savaşı’nı protesto eden üç eylemcinin bir toplum polisini dövdüğünü gösteren bir fotoğrafla belediye başkanının karşısına çıkar ve bu eylemcilerden birinin kendisi olduğunu iddia eder. Tam da o sıralarda, Robert’in 94 yaşındaki babası oğluna, kendisinin ve annesinin kötüleşen sağlık durumlarıyla onu uğraştırmak istemediklerini, bu nedenle hayatlarına onurlu bir biçimde son vereceklerini söyler. 
 
Bir zamanlar dengeli ve başarılı biri olan Robert, korkularının ve şüphelerinin esiri olur, kıskançlık ve paranoya içini kemirmeye başlar. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, ya da yoksa Robert en sonunda ilk kez dünyayı –ve karısını– gerçekten oldukları gibi mi görmeye başlamıştır? 
 
“Belki de olmayan şeyleri insanın nasıl görebileceğini muhteşem bir şekilde gösteriyor H. Koch. Hendek, hayal gücüne bir övgüdür.” 
Het Parool 
 
“Kıskançlık ve güvensizlik sağlam bir ilişkiye neler yapabilir? İşte, usta bir üslupçunun merak uyandıran keşfi.” 
Booklist 
 
“Herman Koch beklentileri boşa çıkarıp beklenmedik kaçış çizgileri çiziyor.” 
Le Canard enchaîné</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101096</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1feb108-c556-4db5-946b-d3aefb439e9c.jpg</image:loc>
            <image:title>Superman - Gizli Kimlik</image:title>
            <image:caption>Satış rekorları kıran, olumlu eleştiriler alan mini seri tek ciltte bir araya geliyor. Hikâyeye ek olarak bu kitapta Kurt Busiek tarafından yazılan bir önsöz de yer alıyor. 
 
“Bu hikâyeyi başarılı kılan anlatımı. Busiek her zaman yaptığını yapmış ve olağandışı bir duruma inanılırlık katmış. Olay örgüsü bir yere kadar bunu başarıyor ama hikâyenin gerçekçiliğini öne çıkaran şey Clark’ın sesi. Clark’ın karakteri iyi tanımlanmış, “sesindeki” hüznü, öfkeyi ve yalnızlığı duyabiliyorsunuz.” 
 
Fourth Rail.com 
 
“Burada öne çıkan şey, Immonen&apos;in farklı karakterlerin yüzlerindeki duyguları ifade etme ve ifadelerindeki detayları resmetme yeteneği. Immonen ayrıca renklendirme görevini de üstlenmiş, bunu yaparak her sayfanın görünüşünün kontrolünü ele almış ve böylelikle kitap için hayal ettiği her şeyi gerçekleştirmiş. Bu düzen, şimdiye kadarki en iyi eserlerinden birini ortaya çıkarmasını sağlamış.” 
 
Broken Frontier</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101097</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d60c1fb1-c718-4d75-ac7b-b846ed7c376d.jpg</image:loc>
            <image:title>Siri’nin Maceraları 2 - Mimer’in Gizemi</image:title>
            <image:caption>Siri’nin maceraları devam ediyor. Cesur Viking kızı Siri ve arkadaşı Zack’in eline, saklı bir hazineyi işaret eden bir ipucu geçer. Bir Viking şehri olan Birka’da, çalınan kitaplarını arayan keşiş Ansgar da onlara katılınca heyecanlı bir macera başlar. İpuçları Mimer’in Kuyusu’nu işaret etmektedir. Ama o sırada hazineyi ele geçirmeye çalışan birileri daha vardır: Haydut İvar ve onun beceriksiz suç ortağı Grym. Siri bir kez daha bilmeceleri çözmek ve tuzakları aşabilmek için tüm yaratıcılığını kullanmak zorundadır. 
 
“Siri’nin maceraları aksiyon, sevgi, mizah ve elbette gerçeklerle dolu çok hoş bir dizi. Ara sıra insan gerçekten Asteriks ve Obeliks’in İsveç versiyonunu okuyormuş gibi oluyor.” 
Anton Amlé, Viking Şehri Birka’da Arkeolog ve Rehber Sorumlusu 
 
“İşin uzmanlarınca hazırlanmış bir seri.” 
Toppraffel, Pidde Andersson</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101098</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f2cdd90d-55cb-4c18-98a2-159ea9af6946.jpg</image:loc>
            <image:title>Biyografik Shakespeare</image:title>
            <image:caption>William Shakespeare; yaygın olarak bilindiği üzere tüm zamanların en ünlü tiyatro oyunlarından Hamlet, Macbeth ve Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi eserleri kaleme almıştır. Ancak bu kitapla bildiklerinizin ötesine geçecek, eserinde ölümlerin çoğunun bıçaklama yoluyla gerçekleştiği, bağlantılı olduğu tiyatro toplulukları ve vasiyetinde eşi Anne Hathaway’e sadece birkaç parça mobilya bıraktığı gibi birçok detaylı konu hakkında bilgi sahibi olacaksınız.  
 
Biyografik serisi farklı alanlardan dünyanın en önemli yaratıcı isimlerinin biyografilerini tamamen yeni bir yaklaşımla okurlara sunuyor. Aynı zamanda bu kişilere dair birbirinden ilginç, ayrıntılı bilgileri resimlerle ve kolay anlaşılır kategoriler eşliğinde aktararak zevkli bir öğrenme yolculuğu vaat ediyor. Özel hayatlarıyla ilgili detaylar, yaşadıkları dönemde dünyada olup bitenler, kendilerini etkileyen olaylar, çalışmalarıyla ilgili ilginç istatistikler ve düşünsel miraslarının bıraktığı izler eşliğinde serinin kahramanları hakkında derinlemesine bilgiler edinmeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101099</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/882a90d7-5ac2-4748-b2ed-df4e64c92610.jpg</image:loc>
            <image:title>Evini Arayan Yıldız</image:title>
            <image:caption>Bir arayış hikâyesi 
 
Minik Yıldız koskoca evrende kendine bir ev bulamamıştı. 
Ama bu arayışı sırasında, belki de baktığı yeri değiştirmeliydi! 
Gizem Darendelioğlu’nun yazıp resimlediği Evini Arayan Yıldız meraklı, şaşkın, sevimli ve telaşlı bir arayış hikâyesi… 
 
Minik Yıldız hızla düşüyordu. 
Tahmin edersiniz ki epey de üzgündü. 
 
“Böyle zamanlarda her şey üst üste gelir” derler. 
Yıldızın başına gelenleri bir görseler gülerler! 
 
İşte şimdi de bir şeyle çarpıştı! 
Kafasını ve gövdesini kontrol etti. 
“Oh be!” Beş köşesi de yerli yerindeydi! 
Peki ya çarptığı şey, o da neydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101100</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/edf6eb48-40ac-4f62-b9f7-63a95b076816.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanal İstanbul Ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi</image:title>
            <image:caption>Kanal İstanbul Ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101101</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1a3068b-77da-49c4-8503-f763c292d6b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Havacılığı Kullanalım</image:title>
            <image:caption>Havacılığı Kullanalım
Tarımsal Havacılık (İlaçlama &amp; Gübreleme), Orman Yangınlarını Söndürme,Deprem, Su Baskını ve Diğer Doğal Afetlerde Arama Kurtarm</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101102</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/befd157d-97db-44d7-a530-de86eaff5cb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıraat-Tefsir İlişkisi Açısından Nîsâbûrî’nin Tefsir Yönteminde Kıraat Olgusu</image:title>
            <image:caption>Kıraat-Tefsir İlişkisi Açısından Nîsâbûrî’nin Tefsir Yönteminde Kıraat Olgusu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101103</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de196c3b-d391-4a9e-88ca-9f2914e933f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Evrenin Koruyucu Balıkları</image:title>
            <image:caption>Balıkların yanında müthiş bir maceraya hazır mısınız?
Denizler içinde barındırdıkları binbir çeşit canlıyla benzersiz bir evren, uçsuz bucaksız bir diyar ve masmavi bir düşler ülkesi gibi uzanıyor. Bu sessiz iletişimin altında bambaşka bir dünya yattığını biliyor musunuz?
Çocuklar için hayal gücü; her gün pekiştirmeleri gereken, onları mutlu ve huzurlu hissettiren harikalar dünyasıdır. Onların hayal güçlerine gem vurmak yerine özgür bırakmak, yarın kuracakları dünyada çocuklara kılavuz olacak, ilham verecek ve başarılı kılacaktır.
Sekiz ayağına sekiz ayakkabı giyen ahtapot, neler başaracağını gayet iyi bilen dikenli balık, bir araya gelerek güçlenen küçük balıklar ve her şeyi bilen akıllı kurdele balığı. Kitabın enfes çizimleri arasında sizinle maceraya atılmak için heyecanla bekliyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101104</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3790d5b-6ecf-438b-9236-72c4aebb9ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Goril</image:title>
            <image:caption>Küçük goril Miedo ile tanışın. Onun evi yemyeşil yapraklı ağaçların, rengârenk cıvıl cıvıl kuşların, minik böceklerin, ıtır kokulu çiçeklerin olduğu huzurlu bir ormandır.
Minik bir bebekken annesinden ayrı düşen Miedo, kocaman bir ağacın en tepesinde yaşar. Gözünü Güneş&apos;le açıp Ay&apos;la kapatan minik goril, dertleşecek kimsesi olmadığı için çok sıkılır. Şimdi, cesaret edip korkularını yenmenin tam sırasıdır.
Haydi Miedo, dünyayı biraz da gökyüzünden değil de yumuşacık toprağın üstünde gezinirken keşfet. Güven bana, çok eğleneceksin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101105</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b4d80e9-a47d-4a23-b1f7-fb7e7fd07df3.jpg</image:loc>
            <image:title>Köstebek Kardeşler</image:title>
            <image:caption>Köstebekler, ormandaki en ilginç hayvanlardandır. Toprağın altına yuva kazarlar. Olur olmaz yerlerden başlarını çıkarıp bizi şaşırtırlar. Sevimli ve oyuncu olan köstebekler, havucu çok severler. Yer elması ve patatesin kokusunu uzaktan alıp, bir anda tarlada biterler.
 
Bizim iki köstebeğimiz Sevgi ve Nefret, adları gibi huyları da birbirinden farklı iki oyuncu kardeş. İkisi de kör doğmalarına rağmen Nefret sürekli etrafında olan nesnelere, kişilere zarar verir, Sevgi ise başkalarına yardım eder. Köstebek Sevgi yeni şeyler öğrenmeye çok meraklıdır. Kardeşi gibi kendisinin neden iyi şeyler yapamadığını anlamayan Nefret ise, içindeki öfke ve hınçla aslında kendisini yok eder. Ta ki bir gün Sevgi, kardeşinin de isterse iyi şeyler yapabileceğine onu ikna edene kadar. Böylece Nefret de bir şeyleri yok etmektense var etmenin daha güzel olduğunu kardeşinin çabasıyla anlar.
 
Sonuçta kardeş demek, biraz da farklı yönleriyle bir bütün olmak değil mi?
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101106</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4d16b34-92e8-4b44-9c88-d3f68ed1b20b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sadece Beş Dakika Daha</image:title>
            <image:caption>Dünyayı bir çocuğun gözünden görmek, yazarlığın ulaşacağı en tepe noktalardandır. Patricija Peršolja, bunu başarıyor.
Yetişkinlerin dünyası, çocukların zihinlerine dayatılır. Çocuklar, onların aldığı kararların sonuçlarını yaşarlar. Duygu dünyaları biçimlenirken, bu zor yaşam deneyimini de göğüslemeleri beklenir.
Sadece Beş Dakika Daha; bir çocuğun yakarışı, ebevenlerine içten bir seslenişi ve duygularını ifade ediş biçimi. Yetişkinler için çok önemsiz bu süre, bazen bir çocuğun gözünde dünyaya bedel.
Kitaplar bir göl gibi bütün hayatı yansıtırlar. Belki de insanlık tarihinde ilk defa bu nesil, yetişkinlerden farklı bir öğrenme ve dil içine doğup büyüyorlar ve elbette kitapların bu yeni nesile, onlara özgü bir dinamikle eşlik etmesi gerekiyor.
Sadece Beş Dakika Daha, bu özlemle kaleme alındı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101107</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66e9a7e2-1288-43ce-b494-e0234f310764.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendinden Kendine Yolculukta Olan</image:title>
            <image:caption>Ne SEN gerçeksin. Ne de BEN oysaki. Bizler nicedir Yuvaya Yolculuk yapanlarız. çokluk içinde kaybolan ve her daim arayışta olan EZELIcirc; olanlarız. Öyleyse ne vakit ayrı düştük bu dünya yolculuğunda BİZ.
Zaman dÖngüsü hızla ilerlerken SEN!
Bir an evvel UYAN!
Ve bir daha DüŞüN!
Kimsin SEN?
Ve yolculuğun NEREYE?
Yeter ki UYAN
Ve FARKINDA OL! hellip;
Kendimizden kendimizedir yolculuğumuz ebedi İnsan Önce kendine dost olabilmeli. Kendi karanlığınla yüzleşmeden bulamazsın ışığı.
Kendindeki sırları aramadan, erişemezsin alemlerin sırrına. Ruhunun akitlerini hatırlamadan, kendinden kendine olan yolu gÖremezsin. Kendine samimi olamazsan, gayrısında samimiyete erişemezsin. Kalbinle, dilinle ve zihninle birliğe ulaşamazsan, ayrılıkların illüzyonunu gÖremezsin. Sen seninle dostluğu yakalayamazsan, nicesiyle dostluğun tadına varamazsın.
Ruhunun dilini tanıyamazsan, yüksek benliğinin sesini duyabilir misin?
Dinle sezgilerin sana ne sÖyler. Sen bu yaşam sahnesinde kendinden kendine yolculukta olansın. Kendinde ara hakikatini. Emin ol sana nice sırlar sÖyler.
İnsan eşsiz varlığıyla, yolu her daim aydınlık olan bir yolcudur. Ruhsal olgunluğuyla yücelttiği varlığıyla, yeter ki anlam katsın yaşama. Ruhsal gücünün farkında olan ve kendini tanıyan her insan, yaşamın sonsuzluğunda aslını bulur. Yaşam sahnesi nicedir gelip geçtiğimiz ruhsal gelişim yoludur.
İnsan varlığıyla yaşam sahnesine anlam katan kadim bir yolcudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101108</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94dd7b35-f1a6-46b0-ae2f-5fe28f0eebc1.jpg</image:loc>
            <image:title>TAROT Klasik Deste,78 Kart ve Anahtar Kitap</image:title>
            <image:caption>Karton kutu içerisinde geleneksel Tarot’un 78 kartı ve bu kartları yorumlamakta yardımcı olacak Anahtar Kitabı mevcuttur. 
Gizemli havasıyla dikkat çeken Tarot Kartları, Orta Çağ’ın sonlarına doğru ortaya çıkmıştır. “Tarot” sözcüğünün kökeninin, Eski Mısır’da “Kral Yolu” anlamına gelen “Ta-rosh” kelimesine dayandığı varsayılır. Yine başka bir varsayıma göre Latincede “Çark” anlamını taşıyan ve yaşamın doğumdan ölüme kadar dönen bir çark olduğunu simgeleyen “Rota” kelimesinden türetilmiştir. 22’si majör arkana, 56’sı minör arkanadan oluşan kartlar toplamda 78 adettir. Büyük Arkana Kartları yaşamımızdaki dönüm noktalarından bahseder. Küçük Arkana ise gündelik yaşamımızda başımıza gelen durumları tasvir eder. Her Tarot kartının sembolik bir anlamı vardır fakat okuma sırasında karta yoğunlaşarak sezgilerinize de kulak verirseniz daha güçlü bir okuma gerçekleştirebilirsiniz. Çoğu zaman fal ile karıştırılan bu kartlar, aslında kehanetten ziyade kişiye karar verme mekanizmasında seçenekler sunar. Bu seçeneklerin sonunda ise bazı sonuçlar gerçekleşir. İşte tamda bu noktada Tarot, vermiş olduğu rehberlik ile sonuçları değiştirip değiştiremeyeceğimizi bize gösterir. Bizler bazı zamanlar o kadar büyük bir karanlığın içine kendimizi hapsederiz ki önümüzü göremez hâle geliriz. Tarot tam da burada önümüzü aydınlatarak bize rehberlik eder. Bu kitabın yolunuza ışık olmasını ve kartlarınızın size en doğru rehberliği vermesini dilerim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101109</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee734404-33df-40d6-9a7e-7685a24419f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kediler Şehri</image:title>
            <image:caption>Limandaki eski mahallelerden birinde Dil Balığı Caddesi 3 numarada içinde gürültücü mü gürültücü, sevimli mi sevimli kedilerin yaşadığı kocaman pembe bir apartman varmış. 
Kedilerin yolu bir gün kendi gibi mini minnacık çatı katında oturan ve zamanla kedilerin can dostu olan farecik Filippo ile kesişmiş. 
 
NICOLETTA COSTA 
İçindeki çocuğu korumayı bildiğinden ve dünyaya bir çocuğun gözleriyle bakmayı başarabildiğinden çocuk dünyasının en büyük yazarlarından biri olarak bilinir. 1980’den beri onlarca hikâyede kelimeleriyle ve çizimleriyle o dünyayı anlatmaya devam ediyor. Yayımladığı 300’den fazla kitap aracılığıyla çocukların düşüncelerini, davranışlarını ve tutumlarını keşfetmemizi sağlıyor. Kitapları Rusya, Yunanistan, İspanya, Çin de dahil pek çok ülkede yayımlandı. Yıllar içerisinde önemli ödüller kazandı. Nicoletta Costa eserlerini hem yazar hem de resimler. 
“Kediler” adlı seri Nicoletta Costa’nın en sevdiği hayvan olan kedilere adanmıştır ve Dil Balığı Caddesi’ndeki 3 numaralı büyük binanın sakinlerinin maceralarını anlatmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101110</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8cf052d6-c630-412a-a930-f072aa83c3df.jpg</image:loc>
            <image:title>Modern Dünyanın Yeniden İnşası</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM Modern Dünyanın Yeniden İnşası, İngiliz tarihçi Christopher Alan Bayly’nin modern tarih yazımında çığır açan Modern Dünyanın Doğuşu adlı geniş kapsamlı ve incelikle işlenmiş çalışmasının devamı ve tamamlayıcı cildidir. 
“Göz kamaştırıcı bilgi derinliğiyle uzaklık tanımayan çözümleme gücünün başyapıtı” olarak tanımlanan ilk ciltte olduğu gibi Bayly bu ciltte de iktisadi, siyasal ve toplumsal gelişmeleri, görünür görünmez karmaşıklıkları içinde, kendine özgü bağlantılı ve karşılaştırmalı bakış yöntemiyle küresel ölçekte çözümlemeyi sürdürüyor. Devlet, sermaye, üretim, savaş, iletişim, kültürel yaşam, küresellik, yerellik temalarını yüzyılın başından beri ortaya çıkan değişimlere bağlı olarak somut biçimde irdeleyen Bayly, okura, her bir aşamada çarpıcı örneklerle donatılmış, zengin ve izlenebilir bir tarih anlatısı sunuyor. 
Modern Dünyanın Yeniden İnşası, olağanüstü derinlikteki yapıtlarıyla olduğu kadar seçkin bir eğitmen olarak da yaşamının son anına dek katkılarını devam ettirdiği akademi çevrelerince “benzersiz entelektüel yelpazeye sahip bir virtüöz” olarak anılan Bayly’nin modern tarih yazımına miras bıraktığı bir “son dokunuş” olarak kabul edilmektedir. 
“Yirminci yüzyılın küresel tarihini tüm klişelerden arınmış biçimde yalnızca Chris Bayly yazabilirdi. Engin bilgi birikimi ve aynı biçimde derin düşünce yetisi üzerinde yükselen, geçmişe ışık düşürdüğü kadar günümüzün çalkantılı dünyasını da aydınlatan, ilham verici bir eser.” 
(Ruth Harris, Modern Tarih Profesörü, Oxford Üniversitesi) 
“Modern Dünyanın Yeniden İnşası, ilk bakışta yerel çatışmalar ve küçük savaşları dünya tarihinin merkezine yerleştirir görünürken temelde küresel kapitalizmin eşitsizliklerini derinliğine sorgulamakta ve değişen birey ve toplum kavrayışlarına dikkat çekmektedir. Çağımızın en önemli tarihçilerinden birinin en parıltılı eseri” 
(Lauren Benton, Hukuk ve Tarih Profesörü, Vanderbilt Üniversitesi) 
 
CHRISTOPHER ALAN BAYLY: 1945, Tunbridge Wells, Kent doğumlu İngiliz tarihçi. Doktorasını 1970 yılında Oxford Üniversitesi’nde tamamladı. 1990 yılında British Academy’e kabul edildi. Britanya İmparatorluğu ve Hindistan tarihi alanındaki yapıtlarıyla öne çıkan Bayly, dünya tarihi üzerine çalışmalardaki öncülüğü dolayısıyla aralarında 2004 “Wolfson History Oeuvre” ve 2007 “Queen’s Birthday Honours List” gibi unvanın da yer aldığı çok sayıda ödüle değer görüldü ve “Sir” unvanıyla onurlandırıldı. 1970’de St. Catharine’s College’da öğretim görevlisi olarak başlayan akademik kariyerini 1992’den 2013’e kadar imparatorluk ve denizaşırı ülkeler tarihi profesörü olduğu Cambridge Üniversitesi’nde sürdürdü. İktisadi, toplumsal, siyasal, kültürel tarih, görsel sanatlar ve doğa bilimleri tarihi alanındaki olağanüstü derinlikteki yapıtlarıyla “benzersiz entelektüel yelpazeye sahip virtüöz bir tarihçi” olarak anılan Bayly 2015 Nisan’ında yaşama veda ettiğinde Chicago, Kopenhag ve Londra Queen Mary Üniversitesi’nde ders vermeyi sürdürmekteydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101111</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d48dbf3-3a3b-4038-8fac-d0ccb275a25c.jpg</image:loc>
            <image:title>Steampunk</image:title>
            <image:caption>Bilimkurgu sinemasının en popüler alt türlerinden biri olan Steampunk’ı ele alan bu çalışma, öncelikle edebiyattan sinemaya, çizgi romandan video oyunlarına kadar geniş bir alanda kendine yer bulan ve bir akım haline dönüşen Steampunk’ı tanıtmayı amaçlıyor. Görselliğiyle dikkat çeken bu akım, özellikle popüler bilimkurgu sineması için de oldukça kullanışlı. Bu kitapta, Steampunk’ın doğuşu, gelişimi ve farklı alanlardaki etkisi araştırılırken bilimkurgu sineması içindeki serüvenine ağırlık veriliyor ve incelenen filmlerle Steampunk’ın sinemadaki yansımasına ışık tutuluyor.  
 
GİZEM CENGİZ: 1990 yılında İzmir’de doğdu. Lisans derecesini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema bölümünden aldı. Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Anabilim dalında tamamladı. 2015 yılından beri Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema bölümünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta ve aynı bölümde doktora çalışmasına devam etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101112</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e0df601-27b9-4091-8c61-59d1b8e87059.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıradan Kadınlar Düşü</image:title>
            <image:caption>20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri kabul edilen Beckett’in ilk romanı Sıradan Kadınlar Düşü, yazarın iç dünyasını sergileyen otobiyografik bir eser niteliğindedir. St. Petersburg Times tarafından “edebi bir dönüm noktası” olarak tanımlanan roman için Beckett “bütün çılgınca düşüncelerimi içine tıktığım bir sandık” demiştir. Eser yayıncılar tarafından fazla edebi ve riskli bulunduğundan yazarın yaşamı boyunca hiç yayımlanmamış; ancak ölümünden sonra basılmıştır. 
Hikâyenin başlangıcında; sevgisi, Smeraldina-Rima ve Alba adındaki iki kadın arasında ikiye bölünmüş olan Belacqua “son kez ‘Dublin’e düşmeden’ önce şehvet duygusuyla ve kelime dağarcığının yarattıklarıyla cebelleşmektedir” (The New Yorker). Gençliğe özgü duygulardan ve gözle görülür bir şekilde James Joyce’tan etkilenmiş olan Sıradan Kadınlar Düşü, olağanüstü bir ustalık eseridir. Beckett, sonraki çalışmalarına da damgasını vuran kelime oyunları ve dilinin saflığıyla okuru keyiflendirmenin yanı sıra, edebiyat ve sanat tarihindeki önemli yazarlara ve eserlere, mitolojiye ve daha pek çok kültürel öğeye atıfta bulunmaktadır. 
 
SAMUEL BECKETT: İrlandalı romancı, oyun ve senaryo yazarı, öykücü, şair, denemeci ve çevirmen (1906-1989). Protestan bir aileden gelen Beckett, Dublin’in bir banliyösünde doğmuştur. 1927’de Dublin’deki Trinity College’ın Roman Dilleri Bölümü’nden mezun olur. 1928’de Paris’teki École Normalé Supérieure’de İngilizce okutmanı olarak çalışmaya başlar. Burada James Joyce’la tanışır. Joyce’un ileride Finnegan’s Wake adıyla yayımlanacak romanının bir bölümünün Fransızcaya çevrilmesine yardım eder. 1930’da Whoroscope adlı bir şiiri yayımlanır. 1932-1937 yılları arasında Londra’da yaşar. Bu dönemde yazdığı öykülerden oluşan ve Joyce’un etkisini yansıtan More Pricks Than Kicks’de (1934; Aşksız İlişkiler) akıl hastanesinde bakıcı olmasını konu alan Murphy 1938’de Londra’da yayımlanır. 1937’de Paris’e yerleşir. 
İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Direniş’ine katılır. 1942’de Gestapo’dan kurtulmak için Fransa’nın güneyine, Vaucluse’e kaçar. Burada kaldığı iki yıl içinde gündüzleri tarım işçiliği yaparken, geceleri Watt’ı yazar. Savaş sona erdikten sonra Paris’e döner. Bundan sonra yapıtlarını daha yalın yazabildiğini düşündüğü Fransızcada kaleme almaya başlar ve 1946-1950 yılları arasında Molloy (1951), Malone Meurt (1951; Malone Ölüyor) ve L’innomable (1953; Adlandırılamayan) adlı romanlardan oluşan Üçleme’yi tamamlar. Beckett’ın en önemli yapıtları olarak görülen her üç roman da tek bir kişinin çeşitlemeleri denebilecek bir dizi karakter tarafından anlatılır. Anlatıcılar hızlı bir fiziksel çöküş içindedir ve var olduklarının tek kanıtı zihinleridir. Adlandırılamayan’da bu çöküş, anlatıcının bir ağız ve zihne indirgenmesiyle doruğa ulaşır. Beckett’ın pek çok yapıtında olduğu gibi burada da anlatıcı sessizliğe ve hiçliğe tahammül edebilmek için hikâyeler uydurur ve uzun, karmaşık monologlara girer.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101113</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b84c11c0-e3bb-4e75-8159-c1d9e6d1da11.jpg</image:loc>
            <image:title>Sağlığın ve Hastalığın Toplumsal Nedenleri</image:title>
            <image:caption>Uzun yıllar boyunca sosyolojinin bir alt dalı olarak varlığını sürdüren sağlık sosyolojisi, günümüzde çok önemli bir konuma sahiptir. Sağlık sosyolojisi alanında konumlanan ve William C. Cockerham tarafından yazılan bu kitap, insan hayatında belki de en önemli şey olan sağlığın korunmasında ya da yerini hastalığa bırakmasında toplumsal faktörlerin oynadığı nedensel rolü, bilimsel kanıtlarla gözler önüne sermektedir. Toplumsal yapının ve bu yapının mekanizmalarının insanın sağlıklı ya da hasta olmasında oynadığı rolü detaylı bir şekilde açıklayan bu kitap, başlıca sınıfsal konum, yaş, toplumsal cinsiyet, ırk ve etnik köken gibi biyolojik ve toplumsal olarak inşa edilmiş etkenlere odaklanmaktadır. Bu etkenler aracılığıyla meydana gelen yaşam koşulları, yaşam tarzları ve sosyal sermayenin de kişinin sağlıklı ya da hasta olmasında belirleyici bir rol oynadığı ortaya konulmaktadır. Sağlık sosyolojisi başta olmak üzere sosyoloji alanında yapılmış birçok kuramsal araştırmaya ve yazılmış birçok makaleye atıfta bulunan kitabın ana fikri, toplumsal faktörlerin arka planda yer almaktan ziyade insan sağlığına direkt olarak etki ettiğidir. 
 
WILLIAM C. COCKERHAM: Doktorasını California Üniversitesi’nden (Berkeley) alan Dr. William Cockerham, 1994-2000 ve 2011-2017 yılları arasında Birmingham Alabama Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölüm Başkanlığı yapmıştır. Şu anda Cockerham, Birmingham Alabama Üniversitesi’nde Ordinaryüs Profesörlük ve William ve Mary Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde araştırmacılık yapmaktadır. 
Cockerham ayrıca Birmingham Alabama Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki Obezite Sağlık Eşitsizlikleri Araştırma Merkezi’nin bir üyesidir. 2006-2010 yılları arasında Uluslararası Sosyoloji Derneği’nin Sağlık Sosyolojisi Araştırma Komitesi’nde başkanlık ve the American Sociological Review, the Journal of Health and Social Behavior, Society and Mental Health, Social Currents, Current Sociology Monographs ve Social Science Quarterly gibi dergilerde çeşitli editoryal görevler yapmıştır. 
Cockerham’ın yakın tarihli diğer kitapları şöyledir: Sociological Theories of Health and Illness [Sağlığın ve Hastalığın Sosyolojik Teorileri] (Routledge, 2021), The COVID-19 Reader: The Science and What It Says About the Social [COVID-19 Okuyucusu: Bilim ve Toplumsal Olan Hakkında Söyledikleri] (Routledge, 2021), Sociology of Mental Disorder, 11th ed. [Akıl Hastalığının Sosyolojisi, 11. baskı] (Routledge, 2021), the Wiley Blackwell Companion to Medical Sociology [Wiley Blackwell Sağlık Sosyolojisi El Kitabı] (Wiley Blackwell 2021) ve Medical Sociology, 15th ed. [Sağlık Sosyolojisi, 15. baskı] (Routledge, 2021).</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101114</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/173139fc-94f9-41a2-a444-0cf0099c0d32.jpg</image:loc>
            <image:title>Seleucia Sayı XII-2022</image:title>
            <image:caption>SELEUCİA SAYI XII-2022</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101115</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/431356f5-cbf7-4166-bb36-6693ee3b0284.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Sabah, Dün, Bu Akşam</image:title>
            <image:caption>Yatağıma geçip uzandım. Tavana baktım dakikalarca. Sonra gözlerimi birkaç dakika kapadığımda gözümün önüne gelen görüntü beni sarstı. Günler öncesine savruldum. Tüm bunları gözlükçüdeki kız için yazarken biraz önce gözümün önüne gelen kişiyi düşündüğümü ve bilinçaltımda yatan o sevgi sırlarının yeniden parça parça bana geri geldiğini anladım. Tıpkı yapbozun parçaları gibi... Şüphelerdeyim, kararsızım, isteksizim. Tüm bu duygulara neden olan kabuğuma çektiğim, ‘Ona sevgimi göstermem,’ dediğim kişiydi. Ruhum, ıslanan bir köpeğin kurulanmak için silkelendiği gibi silkelendi. Attım tüm ıslak düşünceleri üzerimden. Bilinçaltımın derinlerine, zaman zaman uğrayan rüyama ve çekildiğim kabuğumun iç kısmına sürükledim onu, Meriç’i… 
Nuri Bülent Aytemiz, Çim Adam&apos;ın devam kitabı olan Bu Sabah, Dün, Bu Akşam&apos;da genç bir adamın yolculuğunu anlatmaya devam ediyor. Üstelik her zamankinden daha çarpıcı, daha duygusal ve daha gerçek acılarla...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101116</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf9735a7-f9ba-455d-831b-3f69768a6621.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendime Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Yaşam yolculuğunda ilerlerken bir insanın başına gelebilecek en kötü şey nedir? 
Henüz küçücük bir çocukken başkalarına verilmek mi? 
Yoksunluk, yoksulluk mu? 
Yetim kalmak mı? 
En sevdiklerini kaybetmek mi? 
Dört çocukla ortada kalmak mı? 
Sefalet mi? 
İflas mı? Birçok kez ölümden dönmek mi? 
Bedeninin parçalanması mı? 
Kolunun işlevini kaybetmesi mi? 
Yetişkin bir sığıntı olmak mı? 
Sizce en can yakıcı olanı hangisi? 
Hepsini yaşadım ben, hepsini... 
Bunların arasında aşkı da tattım ayrılığı da… 
Güldüm, ağladım, coştum, sevindim, kahroldum, hüzünlere boğuldum. 
Her türlü duyguyu ağırladı yüreğim. 
Çok yenildim, çok yanıldım. 
Pes etmedim yine de. Hep yoldaydım. 
Çıktığım her yolculuk, kendimle bir yüzleşmeydi aynı zamanda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101117</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ac672a7-2945-4d04-9db6-3227bb7412a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Can Sıkıntısı</image:title>
            <image:caption>İNSAN 
     . 
     . 
     . 
Muhtel hâletiruhiye ile 
Muhtelit hisler 
Muhtelif yaşamlar...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101118</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ce5bfb5-8c76-471b-832f-22dc958005a3.jpg</image:loc>
            <image:title>4&apos;üncü Koğuş</image:title>
            <image:caption>Gök kubbenin altında, tırnaklarla kazılarak verilen çetin bir mücadele kaç kez sınanabilir? Müteşekkir olunulması istenilen bir savaşta, bir insan kaç kez yitip her mevzide biraz daha eksilebilir? Kanla sulanmış topraklarında uygarlıkların kurulup yıkıldığı aziz Mezopotamya&apos;nın hüznünü ve yalnızlığını surlarının ardında saklayan kadim şehri Diyarbakır&apos;da tekdüze bir yaşam süren Bahtiyar, Destina&apos;nın hayatına girmesiyle bir anlam edinmiş; böylece onun içinde bulunduğu bir gelecek arzusunu gerçekleştirmek için karmaşık yollara girmiştir. Seçimleri ona canhıraş acılar yaşatmış; maruz kaldığı işkencenin ruhunda yarattığı travmatik etkilerin sonucu olarak insan olmaktan çıkıp bir kara leke gibi ömür boyu benliğinde taşıyacağı günahlara bulanmıştır. Bu süreçten sonra Destina&apos;ya, onun bir değer olduğu algısını yitirip sadece kendi hegemonyasında yaşamasına müsaade ederek psikolojik şiddet uygulamaya başlamış, geçmiş hesaplaşmalara kapılıp karanlık işlere bulaşmıştır. Uzun bir süre zihnindeki iki farklı karakterin çatışmasıyla yaşayan Bahtiyar, günahlarının bedelini ise hayatının merkezindeki anlam ve ışık olarak benimsediği Destina&apos;yı yitirerek ödemiştir. Yollarının bir bıçak gibi kesilip ayrılmasıyla farklı yönlere savrulan bu ikiliyi hayat, farklı minvallerde şekillendirip çaresiz ve elim bir durumdan ötürü yine bir araya getirecektir. Çünkü aziz Mezopotomya&apos;nın aziz çocukları için aşk, sevdiğini kaybettikten sonra başlayan bir olgudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101119</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab1b2674-d9fb-42b7-87a9-e152ac9f2e9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gel De Söyleme</image:title>
            <image:caption>Yıllarca dertleri içime attım 
Yüreğim köz oldu gel de söyleme 
Neşeyi hüzünü beraber tattım 
Her acı iz oldu gel de söyleme 
 
Açılan her yara tutmuyor yama 
Dönüyor kedere dönüyor gama 
Benim derdim doksan dokuzudu ama 
Bu sıra yüz oldu gel de söyleme 
 
Dost bildiğim dostlar lafı yutuyor 
Buyur diye yanlış safa atıyor 
Gördüm ki horoza kafa tutuyor 
Tavuklar kaz olmuş gel de söyleme 
 
Çile hançer olmuş yürek deşmeye 
Hasret kaldık bir çağlayan çeşmeye 
Nazar değdi şu içtiğim eşmeye 
Dört mevsim yaz oldu gel de söyleme 
…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101120</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98ffd98f-18a2-440b-8632-de3b6362b262.jpg</image:loc>
            <image:title>Tükenen Bir / Sen Değilsin</image:title>
            <image:caption>bir pamuk şekeri gibiydi aşkın 
eridi tükendi bitti kalmadı 
duruldu gönlümde biriken taşkın 
eridi tükendi bitti kalmadı 
 
aslı kerem idik dert bucağında 
beraber yanmıştık aşk ocağında 
aşkımız hicranın zor sıcağında 
eridi tükendi bitti kalmadı 
 
sevenler kadere boynunu eğer 
şerrin züleyha’dan betermiş meğer 
yar sana yürekten verdiğim değer 
eridi tükendi bitti kalmadı 
 
her gece yarısı saran uykular 
bir ömre sığmayan mutlu arzular 
sarsılmaz sandığım güzel duygular 
eridi tükendi bitti kalmadı 
 
yara alan yürek tutar mı yama 
belenir efkara belenir gama 
ozan muradiyim yaşıyor ama 
eridi tükendi bitti kalmadı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101121</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d77b2ef4-b644-4183-a75b-1d9a4fa40bc1.jpg</image:loc>
            <image:title>Rapsodi</image:title>
            <image:caption>Pazarlığa  Var  mısın? 
Doğaüstü varlıkların dünyasında herkesin bildiği bir gerçek vardı: İyiliğe ihtiyacınız varsa Pazarlıkçı’ya giderdiniz. O, bir bedel karşılığında istediğiniz her şeyi size verebilirdi; fakat Pazarlıkçı’nın yaptığı bu iyiliklerin bedelini er ya da geç talep edeceğini de göze almanız gerekirdi. Ancak bir müşterisinden asla geri ödeme talep etmedi. Ta ki bugüne kadar… 
Callypso Lillis, geçmişe uzanan büyük sorunlara sahip bir sirendi. Son yedi yılını, Pazarlıkçı’dan satın aldığı iyiliklerin bedeli olan, siyah boncuklardan yapılmış bir bileziğin ağırlığını taşıyarak geçirmişti ve bu iyiliklerin karşılığını ödemek hiç kolay olmayacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101122</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3aa6372-d6ee-46a8-89ef-1758645f3861.jpg</image:loc>
            <image:title>Rapsodi -(Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Pazarlığa  Var  mısın? 
Doğaüstü varlıkların dünyasında herkesin bildiği bir gerçek vardı: İyiliğe ihtiyacınız varsa Pazarlıkçı’ya giderdiniz. O, bir bedel karşılığında istediğiniz her şeyi size verebilirdi; fakat Pazarlıkçı’nın yaptığı bu iyiliklerin bedelini er ya da geç talep edeceğini de göze almanız gerekirdi. Ancak bir müşterisinden asla geri ödeme talep etmedi. Ta ki bugüne kadar… 
Callypso Lillis, geçmişe uzanan büyük sorunlara sahip bir sirendi. Son yedi yılını, Pazarlıkçı’dan satın aldığı iyiliklerin bedeli olan, siyah boncuklardan yapılmış bir bileziğin ağırlığını taşıyarak geçirmişti ve bu iyiliklerin karşılığını ödemek hiç kolay olmayacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101123</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4d704e9-9d49-4699-9585-0a611011d42a.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Kütüphaneye Gidelim!</image:title>
            <image:caption>Sally çok heyecanlı çünkü bugünkütüphaneye üye olacak! İlk kitabını ödünç almak için sabırsızlanıyor. Ne şanslı ki Charlie Brown, Linus vediğer arkadaşları da yanında olacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101125</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5704c3a6-1c8b-447f-ba10-4b4297af821c.jpg</image:loc>
            <image:title>Patika</image:title>
            <image:caption>Birden her şeyi sana yazabileceğimi düşündüm. Evet, sana! Çekmeceleri hızla açıp kapadım, inanmayacaksın ama kâğıt arıyorum. Yok. Eskiden masamın üzerinde not almak, bir şeyler karalamak için bir yüzü kullanılmış kâğıtlar ve çeşit kalemler olurdu. Ama hiçbiri yok. Karşımdaymışsın gibi, konuşuyormuşuz gibi sana yazacağım. Uzun bir mektup olacak. Uçurum  mektubu; başı sonu belirsiz. Koyu duman rengi bir boşluk, dibini göremiyorum. İçimi sana dökeceğim. 
 
1987 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü kazanan Patika Cemil Kavukçu’nun ikinci kitabı. Kimi kısa kimi neredeyse bir novella uzunluğundaki bu öykülerinde Kavukçu sıradan insanların günlük yaşamı kadar iç dünyalarına da odaklanıyor; tekdüze akıp giden olaylar karşısında yaşadıkları sıkıntıları, çözümsüzlükleri, özlemleri ve katı gerçekler karşısındaki tepkileri gözler önüne seriyor. Usta öykücü yazarlık kariyerinin daha başlarında gözlem gücü ve yaratıcılığını, insan psikolojisini kavrayışındaki derinliği ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101126</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45004ca5-13e1-4532-904d-272efc7a74af.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay&apos;a Giden İlk Köpek</image:title>
            <image:caption>Snoopy’nin olağanüstü bir fikri var. Ay’a gidecek! Ama acaba akşam yemeği için zamanında eve dönebilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101128</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9066d577-03fb-414d-8de8-8e6f81e4319f.jpg</image:loc>
            <image:title>Okul Zamanı Charlie Brown</image:title>
            <image:caption>Charlie Brown sürekli okul hakkında kaygılanıyor.
Bu senenin, hayatındaki tekdüzelikten kurtulup gerçekten sıradışı bir şey yaptığı sene olmasını istiyor… ama ya öyle olmazsa? 
Charlie Brown kaygılanmayı bırakabilir mi? Sonuçta okul eğlencelidir. Değil mi? 
Kaygılanmayı bırak Charlie Brown!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101129</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95eb48ed-08ae-4855-88a2-46bdd1ff6e4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Odamdaki Yabancı: Bilgisayar</image:title>
            <image:caption>Bu kitap çocuğunuzun hayatında önemli bir yer kaplayan bilgisayar başta olmak üzere elektronik aletlerin olumlu özellikleri olduğu gibi, kendisine zarar verebilecek, gelişimini olumsuz etkileyecek özelliklerini anlatmaktadır. Bu bilgilerle çocuğunuzun; sizlerle tartışmadan, yaşına uygun seçimler yapan, bilinçli bir bilgisayar kullanıcısı olması amaçlanmıştır. Sevgili Anne babalar, bu kitapları çocuklarınızla birlikte okuyun. Onları dinleyin, duygularını anlamaya çalışın. Onlarla kendi duygularınızı paylaşın. Bu kitap serisini hazırlarken sizlerin ve çocuklarınızın bu paylaşımlarını kolaylaştırmayı amaçladık. Bazen zorluklarla baş etmek kolay olmayabilir. Ama baş etme yollarını çocuklarınızla birlikte bulabilir, gerekli durumlarda uzmanlardan yardım alabilirsiniz. (Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101130</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f89685b-1b23-4bde-828f-b0165fefd927.jpg</image:loc>
            <image:title>Hırsızların Yemini</image:title>
            <image:caption>“Hırsızların Dansı serisinin nefes kesen ikinci kitabı verdiği sözü tutuyor.” – BooklIst
Gözlerim bir türlü odaklanmıyordu. Başım dönüyordu; ya da belki de Tigone hâlâ korkudan daireler çiziyordu. Kazi dövüşürken onu hayal meyal gördüm. Dünya etrafımda dönerken dörtnala koşan Mije’yi, uzaktaki kale duvarını, ormandaki ağaçları gördüm. Sonra hiçbir şey göremez oldum.
Bu mu yani?
Her şey böyle mi bitecekti?
New York Times Çoksatan Yazarı Mary E. Pearson’ın Hırsızların Dansı Eseri İçin Övgüler
“Pearson yetenekli bir hikâye anlatıcısı ve aşk ile fantastiği ustaca birleştirebiliyor. Hayranlar bu yeni serinin kahramanlarına, özellikle de gücü ellerinde tutan kadın savaşçılara bayılacak.”
- Publishers Weekly
“Aşk, savaş, tehlike ve mizah… Bu romanda her şey var.”
- School Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101131</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10d3cb7a-96a5-4421-acbf-9240b8103115.jpg</image:loc>
            <image:title>Hırsızların Yemini -Ciltli</image:title>
            <image:caption>“Hırsızların Dansı serisinin nefes kesen ikinci kitabı verdiği sözü tutuyor.” – BooklIst
Gözlerim bir türlü odaklanmıyordu. Başım dönüyordu; ya da belki de Tigone hâlâ korkudan daireler çiziyordu. Kazi dövüşürken onu hayal meyal gördüm. Dünya etrafımda dönerken dörtnala koşan Mije’yi, uzaktaki kale duvarını, ormandaki ağaçları gördüm. Sonra hiçbir şey göremez oldum.
Bu mu yani?
Her şey böyle mi bitecekti?
NEW YORK TIMES ÇOKSATAN YAZARI MARY E. PEARSON’IN HIRSIZLARIN DANSI ESERİ İÇİN ÖVGÜLER
“Pearson yetenekli bir hikâye anlatıcısı ve aşk ile fantastiği ustaca birleştirebiliyor. Hayranlar bu yeni serinin kahramanlarına, özellikle de gücü ellerinde tutan kadın savaşçılara bayılacak.”
- Publishers Weekly
 
“Aşk, savaş, tehlike ve mizah… Bu romanda her şey var.”

 
- School Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101132</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23e9304f-133d-4ef1-abe4-eeff223582d0.jpg</image:loc>
            <image:title>İyinin ve Kötünün Ötesinde</image:title>
            <image:caption>Nietzsche’nin 1886 yılında yazdığı İyinin ve Kötünün Ötesinde adlı eseri, zamanın çok ötesine geçebilmiş, yeni bir bakış açısının ürünüdür. Çeşitli sembollerle ve edebî bir üslupla, bir dağın tepesinde, -Böyle Buyurdu Zerdüşt-, birbirleriyle örülen konular, bu sefer tamamlayıcı nitelikteki bu başyapıtta yeryüzüne iner; daha açık, ayrıntılı ve eleştirel bir üsluba kavuşur. 
Nietzsche daima gelecekte kendisini keşfedecek okurlar için yazdığını söyler. Bu yüzden “uyarıcı” çağrısıyla modernitenin ilk kapsamlı eleştirisi ona aittir. Nietzsche geleneksel Batı düşüncesindeki Tanrı, hakikat, iyi ve kötü gibi kavramları tersine çevirirken uygarlığın altında yatan karanlık tortuları, habis ruhları ve kendine güvenli limanlar bulmaya çalışan filozofları deyim yerindeyse yerden yere vurur. Nietzsche, kendisinden önceki ve çağdaşı olan filozofları ahlâk felsefesi çerçevesinde dogmatik ön kabullerle fikir yürüttüklerini ve dolayısıyla eleştirel bir bakış açısından yoksun olduklarını belirtir. Ahlâk düşüncesi diye benimsediğimiz şey esasen bir “köle ahlâkı”dır. O, iyi ve kötü kavramlarını metafiziksel bir yaklaşımla tanımlamaz, aksine ironi ve neşesiyle, içtenliği ve felsefi derinliğiyle içinde bulunduğumuz gerçeklere ve insan doğasına odaklanır. 
Nietzsche bu eserinde geleneksel kalıpların tümüyle karşısında konumunu alırken zamanı aşan yönüyle yeni bir tür filozof neslinin ortaya çıkması için vaktin artık tamam olduğunu haykırır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101133</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/61aee9bd-7a75-49fe-b291-6973a3bb2cc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Şafakparesi</image:title>
            <image:caption>New York Times Çok Satanlar Listesi’nin gediklisi Brandon Sanderson’dan! 
 
Mürettebatı olmayan bir hayalet geminin keşfedilmesiyle gözler fırtınaların koruması altındaki Akinah’ya çevrilir. Adanın düşman eline geçmediğinden emin olmak isteyen Navani Kholin, Akinah’ya bir keşif ekibi göndermek zorundadır. Fırtınaya yakın uçan Parlayan Şövalyeler, fırtına ışıklarının bir anda tükendiğini görürler… Akinah’ya ulaşmanın yegâne yolu denizden gitmektir. 
 
Rysn Ftori bacaklarını kullanma yetisini kaybetmiş ancak bir zamanlar soyu tükendiği düşünülen bir larkinin dostluğunu kazanmış bir gemi sahibidir. Son zamanlarda larkin hastalanmıştır ve iyileşmesini sağlayacak yegâne şeyin türün anavatanı Akinah’da olması muhtemeldir. Bu koşullar altında, Rysn Navani’nin teklifini kabul edip o güne kadar kimsenin canlı dönemediği fırtınaya doğru yelken açmaya karar verir. 
 
Rysn ve ekibi, saklı ada şehrinin gizemini şehrin kadim muhafızlarının gazabı üzerlerine çökmeden önce gün yüzüne çıkarmak zorunda. Roshar ve tüm Kozmer’in kaderi buna bağlı olabilir! 
 
Şafakparesi, her sayfası heyecanla dolu bir Fırtınaışığı Arşivi romanı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101135</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38dce32e-0012-4613-95a4-c4f1c2775f91.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkü Tadında Şiirler</image:title>
            <image:caption>Şiir dünyayı gönül gözüyle görmek, gördüklerini en canlı renklerle resmetmektir. Her detayında manaların
aşkla kucaklaştığı duygular kilimini dokuyan nakkaştır şair. Sevinci, tasayı, hasreti, vuslatı, dostluğu,
düşmanlığı, nefreti, sevdayı, gurbeti ve de vatanı gönül kazanında hislerin ve duyguların kor ateşiyle pişirmek
ve canlara bu eşsiz lezzeti sunmaktır şairin mahareti.
Bu kitabın tınısı; Dede Korkut’un kopuzu, Âşık Veysel’in bağlaması, Neşet Ertaş’ın meydan sazıdır. Bu
kitabın kokusu dağ sümbülünün, yayla kekiğinin, bol dikenli ve mis kokulu yaban gülünün rehasıdır. Bu
kitabın manzarası Torosların zirvelerinden Beşparmak Dağlarını seyretmektir.
Yaşanmışlıkları, özlemleri, acıları, hayalleri ve ülküleri dizelere ilmek ilmek dokuyan bir Yörük çocuğunun
yüreğini ellerinizde tutuyorsunuz. Duygu dünyasında aheste ve keyifli bir yolculuğa çıkmak üzeresiniz. Gönül
durağında buluşmak ümidiyle …. Türkü Tadında Şiirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101136</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70fd801c-fd3d-46c7-9afe-ce50c38d27c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Onu Anlatabilmek Adına Bir Deneme - 2</image:title>
            <image:caption>İnsanın kendi eliyle yarattığı tanrılar… Zaman ve dönemlere göre değişiklik yaşansa da kişisel olarak bu kitabı okurken inkâr edeceksiniz; fakat para hepimiz için Tanrı gibi görülüyor. Gücü inkâr edilmez, ne istiyorsun söyle lütfen! Tanrı&apos;nın vermediği her şeyi alabiliyorsun; çoğunlukla eğlenceli bir hayat, birçok sevgili, patlayıncaya kadar yemek istediğin her şey, itibar, saygı ve etrafında dalkavuklar olduğu sürece kendini herkesten üstün görme durumları, paranın gücüne inanmayan ve sadece kağıt parçası olarak gören İsa, elbette sorun yaşayacak. Parası olan tüm halkı köle görmüş, herkesten üstün, akıllı ve soylu dünyaya aynı şartlarda gelmiş insanoğlu, nasıl da birbirine böyle değerler yükler? Kimsenin kimseden farklı olmadığı, üstünlük anca takva iledir. Hz. Muhammed kişilik ve sosyal yaşamdaki davranışların ile alakalıdır. Peki, bunu kim yapıyor? Yine insanlar… Binlerce kilometre yürüyen, gittiği her yerde taşlarla sopalarla kovalanan İsa, sessizce kimsenin düzenine karışmadan yaşayamaz mıydı? Yaşardı tabii ki; ama bir halkı tutsaklıktan kurtarmak; çok daha kutsal bir işti o.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101137</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b47d854-9e6f-462b-aa6b-a7431b41bb1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Buğday Yolculuğu - 2</image:title>
            <image:caption>Akçadağ ilçesi Kajikli köyünden Elbistan’a yolculuk, gerçek bir yaşamdan alınmıştır, 1936-1944 yılları arasında Akçadağ ve köylerinde ekmek yapmak için Arpa ve gilgil denilen bitki ekilmekteydi. Elbistan ilçesinde ise tarım daha ileri olduğu için buğday ekilmekteydi. Akçadağ’ın köylüleri, Akçadağ’dan, Elbistan’a buğday getirmeye giderlerdi. Elbistan’a giden kafilelerden Kajikli (Yaylımlı) köylülerinin başından geçen bu olayları hiçbir abartı olmadan dinledim ve yıllar sonra kaleme aldım. O dönemde nasıl zorlu bir mücadele verdiklerini herkes bilsin istedim saygılarımla…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101138</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/208ff883-310d-4a55-bec3-aed2267e5682.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölüm ve Korku Günleri</image:title>
            <image:caption>Polonya, İkinci Dünya Savaşı&apos;nda Alman işgali altındadır. Ancak Ruslar da, diğer taraftan Polonya içlerine doğru ilerleyerek Almanları buradan çıkarmak niyetindedirler. Polonyalı millî direnişçiler Varşova&apos;da Ruslar yaklaşırken, Almanlara karşı bir ayaklanma tertiplerler. Cengiz Dağcı kendisinin de şahit olduğu bu kanlı ayaklanma günlerini, babasını Birinci Dünya Savaşı&apos;nda kaybetmiş, yirmi altı yaşındaki Teresa Zaromb&apos;un gözünden aktarır. Teresa, ölüm ve korkunun hüküm sürdüğü bu günlerde bütün sevdiklerini kaybeder. Ancak talih onu, Asya adında, Almanlara hiç benzemeyen, Polonyalılara esir düşmüş bir Alman askeriyle karşılaştırır. Savaşın yol açtığı yıkımlar, sefaletler, açlıklar ve sevilenlerin bir bir kaybedilmesi... Böyle bir ortamda yaşama umudunu diri tutacak olan nedir? Vatan sevgisi mi? Aşk mı? Yoksa günden güne örselenen insanlık mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101139</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/958d2489-b378-4133-8d14-7de10c8e04c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Badem Dalına Asılı Bebekler</image:title>
            <image:caption>İçime bir eziklik çöktü badem dallarına bakarken. Kasımın sonu yaklaşıyor. Yarın gökyüzü kararır, doğu yeli eser soğuk. Toprak donar. Eski kuyunun çevresindeki sular buz kesilir. Sonra kar yağar yeryüzüne lapa lapa. Karlara gömülür üzüm bağı ve yöresi. Biz, evlerimizde uyuruz. Ama evlerimiz tapınak içerisinde. Bilinmez. Yeşil üniformalılar tekme ve dipçikle kapılarımızı açarlar; gece demez, kış demez; bizi kamyonlara doldurup şehrin bir ucunda bekleyen, demirden sürgün trenlerimize götürürler. Kalır badem ağaçlarımız karlar altında. Kasımlar geçer, yeni Hıdrellezler gelir. Bademler çiçek açar. Yeni filizler fışkırır gövdeden. Ama kimse bakmaz, kimse anımsamaz badem ağaçlarını. Ben unutmayacağım ama sizi badem ağaçları! Ben usumda badem filizleriyle örülü bir çevre çizeceğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101140</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d7d74a7-3e29-4112-8b19-f4fc53946ba4.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Zaman Mutlu Olacağım</image:title>
            <image:caption>“Olumsuz duygularımız ve güvensizlik örtüleri, kaybetmeye mahkûm oyunlardır. Bunlar hayatımız boyunca taşımak zorunda olduğumuz yükler değildir; ve bunları sürdürmemiz gerekmiyor. Hepsine son vermek mümkün. Bu kitabı yazarken en büyük ümidim, sadece okumanız olumsuz duygusal alışkanlığınızın sona ereceği anlamına gelmese de, sonun başlangıcına işaret etmesiydi. Umarım bu sayfalarda kötü duygusal alışkanlıklarınızı kırmanın bir yolunu bulacak ve daha mutlu yaşamayı öğrenebileceksiniz.” 
Dr. Penelope Russianoff 
 
Bu kitapta, olumsuz duygularımızın neler olduğu ve bunları nasıl edindiğimiz açıklanıyor. Fakat bundan daha önemlisi, kitap, alışkanlık halini almış bu olumsuz davranışlardan nasıl kurtulabileceğimizin cevaplarını veriyor. Yüzlerce hasta ve üniversite psikoloji bölümü öğrencileriyle denenen tekniklerle tanışacak ve onların sizi de zincirleyen aynı türden olumsuz duygulardan nasıl kurtulmayı başardıklarına tanıklık edeceksiniz. 
  Daha mutlu bir yaşam sürmek hepimizin elinde ve bizler buna layığız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101141</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52f3b3b4-8b0b-4aad-bc2c-761b2727d4ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Boyun Eğmeyen Kadın</image:title>
            <image:caption>Claire Fontaine ve Sloane Wilson, bu psikolojik gerilim kitabında, yasanın karşıt taraflarındaki iki kadın… Yolları kesiştiğinde farklı taraflarda olmalarına rağmen gelecekte işlenecek bir suçu durdurmak için yıllarca süren bir karanlığın kalbine giriyorlar. 
 
Claire, daha önce durduramadığı suçu şimdi durdurması gerektiğini hissediyor ve her türlü tehdide rağmen asla pes etmiyor. Sloane ise bir şeyi kesin olarak biliyor: Bazen bir suçu önlemenin tek yolu suç işlemektir… 
 
“Güzel, güzel yazılmış… Ürpertici başlangıçtan sonuna kadar rahatsız edici.” 
James Patterson – New York Times’ın en çok satan yazarı 
 
“Bağımlılık yaratan, sürükleyici, elden bırakılamayacak kadar ilginç.” 
Lisa Unger – New York Times’ın çok satan yazarı 
 
“Her fırsatta beklenmedik dönüşlerle karanlık ve heyecan verici bir gerilim romanı. Hikâyenin merkezindeki iki kadını sevdim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101142</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eda9808a-b741-47ee-bf36-ba9e97ff6101.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Markus Burton’un Köpeği</image:title>
            <image:caption>Cengiz Dağcı, İkinci Dünya Savaşı&apos;ndan sonra vatanı Kırım&apos;dan çok uzaklarda, İngiltere&apos;de yaşamak zorunda kalmıştır. İngiltere&apos;de uzun yıllar yaşamasına rağmen bütün romanları hep Kırım hakkında olmuş ve ana karakterlerini de tabiatıyla hep Türklerden seçmiştir. Ancak 1998 yılında kaleme aldığı Bay Markus Burton&apos;un Köpeği başlıklı uzun soluklu hikâyesiyle kendi yazarlığı için bir ilki gerçekleştirmiş ve içinde yaşadığı İngiliz toplumundan karakterler seçerek onları anlatmıştır. Hikâyede, Benci adlı köpeği ve en yakın dostu John Marple&apos;la kurduğu ilişki üzerinden dul ve yaşlı bir adam olan Markus Burton&apos;un iç dünyası anlatılıyor. Cengiz Dağcı’nın bu kitabında da, tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi kaleminin ve hikâyelerinin ruha tesirdeki kuvveti açıkça görülüyor. Dağcı, duygularımızdaki iniş çıkışlarımızı, zaaflarımızı, hoyrat yanlarımızı, sevgimizi ve nefretimizi, sükûnetimizi ve öfkemizi, yani insana dair olan müspet ve menfî bütün özelliklerimizi hikâyeleştirir bir nevi. Bay Markus Burton’un Köpeği adlı bu kitabında da, bütün bunları görmek mümkün. Cengiz Dağcı’nın hikayesindeki Burton sadece bir köpek değildir. Dağcı, Burton ile vefayı, hüznü, yası, dostluğu ve naiflikle iç içe geçmiş merhametli yanımızı anlatır aslında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101143</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb12d404-5432-4187-b1e2-8d4727d3d0ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalnızlığımın Çinisi</image:title>
            <image:caption>“bana gelirseniz şayet
  hiçistanın ardındayım!
  hiçistanın ardında bir yer var
  hiçistanın ardında havanın damarları
  toprağın en uzak yığınında açan çiçeklerden
  haber getiren habercilerle doludur.
 
  kumlar üzerinde,
  şakayık miracı tepelerine yol alan
  zarif atlıların toynaklarının izi var.
 
  hiçistanın ardında istek şemsiyesi açıktır
  susamışlık meltemi bir yaprağın dibine koşsun diye
  yağmurun çanları çalınır
 
  insan burada yalnızdır
  ve bu yalnızlıkta
  bir karaağacın gölgesi sonsuza dek akmakta.
 
  bana gelirseniz şayet
  yavaş ve yeğni gelin
  yalnızlığımın ince çinisi 
çatlamasın »</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101144</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6dd1dfc2-476b-4d2c-8630-e4c4b377f142.jpg</image:loc>
            <image:title>Psikanalizde Yeni Yollar</image:title>
            <image:caption>Horney bu çalışmasında Freud psikolojisinin bazı temel önermelerini eleştirel bir gözle inceleyerek, Oedipus kompleksi, ölüm içgüdüsü, libido teorisi, tekrarlama zorlanımı teorilerini sorguluyor ve Freud`un o dönemde gözden kaçırdığı kültürel etkenlerle nevrozlar arasındaki ilişikileri gözler önüne seriyor. 
Bütün bunların ışığı altında eski teorik önyargılarından arındırıldığı takdirde psikanalizin Freud`un ortaya koyduğu bulgu ve ilkelerin gerçek derinliğini yeniden kazanacağını ve psikanalizin kavrayış ve etki alanının genişleyeceğini savunuyor. 
Elinizdeki kitap, Freud`un hakkını da teslim ederek yapılan en net, en açık eleştiri çalışmalarından birisidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101145</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5bbe7a04-136d-4e70-8e0b-407b7e545467.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaralarım Aşktandır</image:title>
            <image:caption>&quot;Furuğ’un şiirini, günümüz Farsça şiirinin ve Nima’nın basit bir devamı olarak görmek kanımca eksik olduğu kadar hatalıdır ve büyük ölçüde Furuğ’u tanıyamamanın ötesinde ona yapılan büyük bir haksızlıktır. Haksızlıktır; çünkü o, oturduğu pencereden görülenleri, nasıl görmemiz gerektiğini bize anlatmak için çok acılar çekmiştir. Onun acısı tüm İran kadının asırlar boyu çektiği acıların tümüdür...&quot; 
- Haşim Hüsrevşahi 
İranlı şair Furuğ Ferruhzad`ın şiirlerinden yapılan birçok seçki içerisinde en sevileni *Yaralarım Aşktandır* oldu. Özenli çevirisinin yanı sıra seçilen şiirler de şairi en yalın şekliyle okura ulaştırıyor. 
Sen ışıklarınla gelirdin sokağımıza
Sen ışıklarınla gelirdin
Çocuklar gidince
Ve akasya başakları uyuyunca
Ve ben aynada yalnız kalınca
Sen ışıklarınla gelirdin... 
Sen yanaklarını yaslardın
Memelerimin acısına
Ve ben
Söylemeye başka bir şey bulamadığımda
Sen yanaklarını yaslardın
Memelerimin acısına
Ve dinlerdin
Ağlayarak akan kanımı
Ve ağlayarak ölen aşkımı
 
Sen dinlerdin
Görmezdin beni ancak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101146</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ef249d6-a34c-42fd-97a1-623a50bc4be1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bakan Hoca</image:title>
            <image:caption>Devlet sistemi bir bütündür. Devletin her birimi ve bütün bakanlıklar devlet sisteminin parçalarıdırlar. Sistemi oluşturan parçalardan birinin eksik ya da yanlış çalışması bütüne zarar verir. Devletin her parçası uyum içerisinde çalışırsa devlet güçlenebilir. Aksi halde israf, kargaşa ve gecikme kaçınılmazdır. Devleti batışa sürükleyen sadece kötü niyet değildir, şuursuz çaba da aynı sonuca hizmet eder. Mete Gündoğan’ın kaleme aldığı bu bolca göndermeli hiciv roman onlarca yıldır kahramanları değişse de düzeni değişmeyen siyaset sahnesinde cereyan eden güç mücadelesine, politik entrikalara, çıkar çatışmalarına, ekonomik kayıplara, ihanetlere, cehalete, güç zehirlenmesine ve bütün bunların nasıl yaşandığına odaklansa da çare arayışına çok daha geniş ve güçlü biçimde yer veriyor. Sadece olanın değil, olması gerekenin de izini sürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101147</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91af6819-271a-4d54-8d73-b3a82b2962c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Masalları</image:title>
            <image:caption>“Türk Dünyası’nın ortak masal metinleri ve motifleri Osmanlı Türk sahasında hem sözlü hem de yazılı eserlerde canlı bir şekilde yer almıştır. Hamamlardaki cinler, evlatlarına bir şeyler vasiyet eden babalar, derviş elinden yenilen elmayla sahip olunan çocuklar derken hem evrensel hem de yerel zeminde karşılık bulan motifler, hayal âleminden bir fikir ve cümleler oyunu gibi süzülüp gelmiştir. Süleyman Tevfik tüm bu hayal oyunlarıyla sözden süzülüp gelen masalları kaleme alarak masal külliyatımıza katkı sağlamış, Merve Köken de bu masalları aktararak masal birikimimize kazandırmıştır.” 
Dr. Seçkin Sarpkaya 
 
“Masallar insanlığın ortak mirası, kolektif bilinçdışının ürünüdür. Masalları unutsak da bir yerlerde canlanıp gelir ve bizi mutlu ederler. İşte Süleyman Tevfik’in kaleminden çıkan ve Merve Köken’in Osmanlı Türkçesi aslından aktardığı bu kitap da unutulan masalların dirilip, karşımıza dikildiği bir eser.” 
Emrah Ece</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101148</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f577bf70-6edc-4d5b-af84-9d3d24118464.jpg</image:loc>
            <image:title>Beni Seç</image:title>
            <image:caption>Tess Gerritsen ve Gray Braver’dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman. 
The Wall Street Journal 
Büyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver’ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda.  
Karin Slaughter 
Üniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore’un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis’in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler. 
Dedektif Loomis’in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian’a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn’in ölümüyle Jack’in ilgisi var mıdır? 
Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack’in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101149</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bd68b88a-cbf6-4f7d-9361-6438f9f763c5.jpg</image:loc>
            <image:title>40 Günde Yeni Sen</image:title>
            <image:caption>Sevgili okurlarım; 
Sizi bu kitabımla 40 günlük bir yenilenme yolculuğuna davet ediyorum. 
 
Bu 40 günün sonunda hem fazla kilolarınızdan kurtulacak hem de daha sağlıklı bir bedene kavuşacaksınız. Kendinizi zinde, hafif, mutlu hissedeceksiniz…  
Siz de bilirsiniz kerameti vardır “40”ın… İnancımızda, geleneğimizde, bütün kadim öğretilerde 40 sayısı önemlidir.  
Masallarda 40 gün 40 gece sürer düğünler. Bir anne bebeğini 40 hafta karnında taşır. Malının 40’ta birini zekât verenin bereketi artar. Bir şeyi 40 kere söylersen gerçek olur…  
40 günlük bir yenilenme yolculuğu dedim…  
Kitabımın ilk yarısında sağlıklı beslenme bilincini bir davranışa, hayat biçimine dönüştürmeniz için 40 maddeden oluşan bir bölüm var.  
Bu bölümde sağlıklı kilonun sadece yemeklerle ilgili olmadığını, vitaminlerden sağlıklı uyumaya, yeterince su içmeye pek çok faktöre bağlı olduğunu göreceksiniz. 
Kitabın ikinci yarısında ise sizin için “40 Günde Yeni Sen” beslenme programını yazdım. Bu bölümde sizin için gün gün, alışveriş listeleri, tarifleri ve menüleriyle uygulayabileceğiniz bir beslenme planı sunuyorum.  
Kolayca uygulayacak, 40 günün sonunda hem kilo vermiş hem bedeniniz ve ruhunuz için bir arınma programı uygulamış olacaksınız.  
Ve daha sağlıklı, daha zinde, daha mutlu hissedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101150</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/deb289b5-0b4b-4be3-a21e-4f0dba1f7e36.jpg</image:loc>
            <image:title>Değerler Prensibi</image:title>
            <image:caption>Hayatınızda neyin yoksunluğunu hissediyorsanız değer verdiklerinizi o belirler. 
 
Hep hayalini kurduğunuz hayatı elde etmek için atabileceğiniz en önemli adım nedir? Muhtemelen bu sorunun para biriktirmeye başlamak, daha iyi bir işe girmek, ruh eşimi bulmak ya da evliliğimi düzeltmek gibi bir cevabı olduğunu düşünebilirsiniz. Bu tür çözümler, geçici bir memnuniyet sağlayabilir ancak hiçbiri gerçek ve kalıcı bir doyum sağlayamaz ya da hayattaki eşsiz amacınıza ulaşmanıza yardımcı olamaz. 
DEĞERLER PRENSİBİ, size her anının ilham verici ve tatmin edici olduğu bir hayatı nasıl yaratabileceğinizi gösteriyor. İlk adım ise öncelikle en anlamlı gördüğünüz şeyleri, size göre hayattaki en önemli değerleri belirlemektir. Kendi eşsiz değerlerinizi anladığınızda ve hayatınızı bu değerlere göre düzenlediğinizde, yaşamınızın her alanında doyuma ulaşabilir, sevgi dolu ilişkilerinizi derinleştirebilir, ilham verici bir kariyer yaratabilir, finansal bağımsızlık elde edebilir ve zengin bir manevi yaşama erişebilirsiniz. Dünyaca ünlü motivasyon konuşmacısı Dr. John Demartini, DEĞERLER PRENSİBİ kitabında bu kez sizi şaşırtıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Dr. Demartini on üç bölümlük anketiyle en değer verdiğiniz şeyleri belirlemenizi sağlıyor ve sizi şaşırtacak cevaplarla baş başa bırakıyor. Bu kitabın her bölümü, hayatınızın her alanını gerçek değerlerinizle nasıl ilişkilendirebileceğinizi açıklıyor. Böylece baştan beri muktedir olduğunuz başarıya ulaşabilmenin sizin için biricik olan kişisel manifestosunu yazdırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101151</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b327df5-dcc5-44b8-a2f9-7da20f193129.jpg</image:loc>
            <image:title>Agape</image:title>
            <image:caption>GENÇ BİR İŞADAMINA KİTABININ YAZARI 
EMRE YILMAZ’DAN AGAPE 
 
Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. 
Kadına yakışan sadece aşktır. 
~ 
Seksin gerçek efendisi kadındır. 
Aşkın gerçek efendisi erkektir. 
İşte bu yüzden kadınlar orgazm taklidi yaparlar. 
Erkekler aşk. 
~ 
Kadınların gözünde üstün olmayan hiçbir erkek gerçekten üstün değildir. Erkeklerin çoğu bu kuralı bildikleri için ezilirler; kadınların çoğu bilmedikleri için. 
~ 
Kadın kıskanıldığı zaman sevildiğini sanır. 
Halbuki erkekler kadınlarını kıskanmaz; birbirlerini kıskanır. 
~ 
Aşksız seks 
Sekssiz aşktan 
daha aşktır 
~ 
Mutlu evlilikler mutluların evliliğidir. 
Mutsuzla evlenen asla mutlu olmaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101152</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af4191bb-6227-4b62-9da6-83581ecd0f7a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldız Adayının Yol Haritası</image:title>
            <image:caption>Açıklama yok</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101153</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7704dac1-6dc2-4663-8fae-53e27d337ed8.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökyüzü Yeter Sana</image:title>
            <image:caption>Açıklama yok</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101154</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14987596-b1e7-4b9c-a780-3122e8dc41aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençler İçin Dijital Dünya Rehberi</image:title>
            <image:caption>Sosyal Medya • İnternet • Akıllı Telefonlar • Gizlilik • Siber Zorbalık • Bağımlılık • Sahte Bilgiler • Ekran Kullanımı ve daha fazlası…
İnternet günlük hayatımızın bir parçası oldu. Her ne kadar birçoğumuz itiraf etmek istemese de telefonlarımızı daha sık kontrol eder olduk. Ancak dijital dünyada gereğinden fazla zaman geçirmek strese, aşırı paylaşım yapmaya, öz güvenin azalmasına ve konsantrasyon kaybına neden olmasıyla beraber siber zorbalığa maruz kalmamıza da yol açabilir.
Ödüllü yazar Nicola Morgan, ekranlarımızda fazla vakit geçirdiğimiz takdirde, genç ya da yaşlı fark etmeksizin, başımıza gelebilecekleri hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle birlikte dengeli ve iyi araştırılmış bir bakış açısıyla bizlere sunuyor. Gençler İçin Dijital Dünya Rehberi, sanal ortamda geçirdiğiniz zamanın kontrolünü elinize almanızı sağlayacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101155</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f44fcd4-d8d7-4463-9e09-de4aaab4d178.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Dünyaya Gelmeden Yapmanız Gerekenler</image:title>
            <image:caption>Bugüne kadar hep anne babalarla çocukları arasında bir tercüman olmaya çalıştım. Ağladığında ne der, göz teması kurmadığında ne der, ne ister, nasıl düşünür… 
 
Anne babalar her zaman çocukları için en iyisini ister. En iyi eğitim, en iyi okullar, oyuncaklarla dolu bir oda, gıdanın en iyisi, en temizi… Ancak tüm anne babaların göz ardı ettiği bir şey var. Bebek için tüm bunlardan önemlisi aileden sağlıklı bir genetik mirasla doğmuş olmak… Dünyaya sağlıklı bir bedenle gelebilmek… 
 
Bunun için anne babanın yapabileceği çok şey var. Bebek doğmadan önce, daha doğrusu, bebek daha ana rahmine düşmeden önce kendi sağlığınıza çeki düzen vermeniz. Rahimde annenin yumurtasıyla babanın tohumu buluşmadan önce. Ben, bu çeki düzen verme döneminin en az 6 ay olmasını tavsiye ediyorum. 
 
Biz “modern” dünyada unuttuk böyle şeyleri ama Afrika’da kabileler evlenecek gençleri 6 ay öncesinden ellerindeki en iyi, en kuvvetli gıdalarla beslermiş. Yeter ki bebekleri sağlıklı doğsun… 
 
İşte bu kitapta anne baba olmayı düşünen çiftlerimize bir rehber olması maksadıyla beslenmeden uykuya, egzersizden gıda takviyelerine pek çok konuda tavsiyeler bulacaksınız. 
 
Sağlıklı yaşam bilinci, gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli mirastır... 
 
Dr. Emin Mindan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101156</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49aa58ae-67e5-4115-a1e3-adda6df4cdc2.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençler İçin Stresle Baş Etme Rehberi</image:title>
            <image:caption>-Sınavlar
-İlişkiler
-Sosyal Medya ve Siber Zorbalık
-Depresyon
-Yeme Bozuklukları
-Bağımlılıklar ve daha fazlası...

Gençlik dönemi son derece stresli olabilir.
Sınavların baskısı, değişmeye başlayan bedenler, sosyal medya, zorbalıklar ve ilişkiler kendinize olan güvenin azalmasına, depresyona, kaygı bozukluklarına ve diğer hastalıklara yol açabilir. Gençler İçin Stresle Baş Etme Rehberi tüm bu sorunları ve daha fazlasını onlarla başa çıkabilecek stratejilerle birlikte ele alıyor.
Gençler İçin Stresle Baş Etme Rehberi ile birlikte:
• Gençlerin belli başlı endişelerini ve korkularını inceleyecek,
• Sağlıklı zihinler ve bedenler için olumlu stratejiler öğrenecek,
• Yardımcı olacak internet sitelerine ve kaynaklara ulaşacaksınız.
Nicola Morgan tarafından kaleme alınan bu detaylı kitap, gençlere ve onlara değer veren yetişkinlere yalnız olmadıklarının güvenini veriyor.
Ve elbette stresle Baş edebileceklerinin de!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101158</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5459889c-4cb6-44fe-84fe-9f3a49123e8e.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Bulma Sanatı</image:title>
            <image:caption>Hâlâ okumaya devam eden ya da mezun olmuş birisi olabilirsiniz. Belki de bir çalışan ya da işsizsiniz. Ya da var olan işinizi değiştirmek veya geliştirmek istiyorsunuz.
Hangi yaşta ve durumda olursanız olun, yeni bir başlangıç yapmak için ihtiyacınız olan rehber artık elinizde.
Bundan sonra yapmanız gerek tek şey kararlı olmak ve uygulamaya dökmek.
Kişiliğinize ve isteklerinize uygun bir iş bulabilme yolculuğunuzda aklınıza takılan tüm soruların cevapları, tavsiyeler, uygulamalar, stratejiler ve çok daha fazlası bu kapağın altında!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101159</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b474dc2c-4055-4b7a-a817-69e23ab84977.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Asiler</image:title>
            <image:caption>Genç, Asi, Kararlı
Dünya Nasıl Değiştirilebilir?
Daha fazla özgürlük, daha fazla adalet, daha fazla çeşitlilik istiyorlar. İklim krizine, ırkçılığa, silahlı şiddete, yoksulluğa ve kıtlığa karşı savaşıyorlar. Dünyanın dört bir yanından gençler, sosyal ve politik bağlamda hem büyük hem de küçük değişikliklere öncülük ediyorlar.
Greta Thunberg, düzenlediği okul greviyle birlikte küresel iklim protestolarını alevlendirdiğinde henüz on altı yaşındaydı. On dört yaşındaki Netiwit Chotiphatphaisal, Tayland&apos;da demokrasi, konuşma özgürlüğü ve eğitim reformu için kampanya yürütecek bir gazete kurdu. Malala Yousafzai, on bir yaşındayken Pakistan&apos;da kadınlara uygulanan baskı üzerine bir blog başlattı. Dördüncü sınıftaki Felix Finkbeiner, her ülkedeki çocukların bir milyon ağaç dikmesi gerektiği fikrini ortaya attı. Ve daha birçoğu… Cesaretleri ve inançları hepimize ilham veriyor. İşte o gençlerin hikâyeleri!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101160</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9900f79c-19d3-44f2-b63d-091dcea678ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Doya Doya Boya</image:title>
            <image:caption>Sevgili anne ve babalar bu boyama kitabı ile çocuğunuzun motor ve el becerileri gelişecektir. Sizin de katılımlarınız ile çocuğunuz ile güzel vakit geçirecek ve iletişimizi artıracaksınız. Keyifli boyamalar dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101161</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a6090d98-5c54-418a-b85d-96d71dbf3fcf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ebeveynliğin Yol Haritası</image:title>
            <image:caption>Biliyoruz ki anneler babalar, çocukları üzerinde bilmeden hata yapmaya devam ettikleri sürece o çocukların duygu dünyaları, sosyal ilişkileri, seçtikleri hedefler sorunlarla dolu olur. Çocukların psikolojileri hayata, dünyaya ve topluma uyum sağlamaya hiç uygun olmaz.

Diğer taraftan çocuklara tesir edebilecek, onları olumlu etkileyebilecek, onların yaşamlarını kolaylaştırabilecek en önemli kaynak ebeveynleri ve içinde bulundukları yuvalarıdır. Her konuda olması gerektiği gibi çocuk ve aile konularında da başarılı olmanın temel şartı, ilgili konularla muhatap olanların gerekli ve yeterli bilince ulaşmasıdır.

Yüz civarında konu ile dopdolu Ebeveynliğin Yol Haritası, ufkunuzu açmaya, sorunlarınızı hafifletmeye ve gelecekteki hatalardan sizleri korumaya adaydır. Bu şekilde sorunlarınızı minimuma indirgeyerek ve baş etmesi kolay bir hâle getirecek ve çocuklarınızla beraber bir ebeveyn olarak hayattan haz alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101162</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/413c582e-21f5-4fb9-a0a0-5ec3f99669e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yoluna Muz Kabuğu Koyanlar İle Baş Etme Rehberi</image:title>
            <image:caption>Sizi beceriksizlikleriyle, yanlışlarıyla ve davranışlarıyla çılgına çeviren bir iş arkadaşınızdan, çalışanınızdan ya da patronunuzdan bıkıp usandıysanız artık sızlanmayı bırakın ve bir şeyler yapın!
Kendinizi özgür kılmak sandığınızdan daha kolaydır, bunun için işten ayrılmanız ya da birini işten çıkarmanız gerekmez. Çözüm gayet basittir: Tepkilerinizi kontrol altına alacaksınız. Psikoterapist Katherine Crowley ve ünlü İş Danışmanı Kathi Elster, eğitici ve içinizdekileri yansıtan bu rehberde, size üzücü durumların kancasından nasıl kurtulacağınızı anlatıyor.
Kendinizi ve içinde bulunduğunuz durumu daha iyi anlamanıza yarayacak testler, yaşanmış örnek olaylar ve stratejiler sayesinde iş yerinizde sizi sınırlayan ilişkilerle nasıl başa çıkılacağını öğreneceksiniz. Yeni keşfettiğiniz duygusal becerilerinizle:
• Hırçın patronunuzun patlamasına fırsat vermeden onu çekip çevirebileceksiniz.
• Rahatsız edici tavırları ve davranışlarıyla gününüzü berbat eden iş arkadaşlarınızdan kurtulabileceksiniz.
• Fikir hırsızı rakiplerinize karşı kendinizi savunabileceksiniz.
• Kendinizi zehirli ilişkilerin pençesinden kurtarabileceksiniz.
• Sizi içine hapseden sınırlayıcı rollerden kurtulabileceksiniz.
• İstediğiniz sonuca ulaşmak için sizi zorlayan çalışanlarınıza ebeveynlik yapabileceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101163</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e8a5aba-df5c-4976-8dc6-c8efeefb2fa3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek Öncülüğünde Beslenme</image:title>
            <image:caption>Etkili ve güvenilir bebek öncülüğünde beslenme (BLW) yöntemi ile bebeğinizi katı gıdalarla tanıştırın. Bebek öncülüğünde beslenme sayesinde bebeğiniz kendi kendini beslemeyi öğrenirken aynı zamanda motor kasları ve damak zevki de gelişecektir. Elinizdeki bu rehber size BLW yöntemine ne zaman başlamanız gerektiğini ve bu yolculukta sizi nelerin beklediğini göstermesinin yanı sıra, bebeğiniz de dâhil olmak üzere tüm aile için doğru ve dengeli bir beslenme düzeninin nasıl sağlanacağını öğretecek
.• Yolculuk Başlasın: Bebek öncülüğünde beslenmenin nasıl çalıştığına dair temel bir anlayış geliştirin ve bu yöntemin bebeğiniz için ne zaman uygun olduğunu öğrenin.
• Güvende Kalın: Yasaklanmış yiyecekler ve akıllı mutfak alışkanlıkları hakkında bilgiler içeren güvenlik yönergeleri sayesinde rahat bir nefes alın.
• Alerjileri Belirleyin: Bebeğiniz yeni yiyecekleri ilk kez denerken yaşayabileceği alerjileri ve hassasiyetleri nasıl önleyebileceğinizi anlayın.
Bebek öncülüğünde beslenmeye yönelik anlaşılması kolay bu rehber ile bebeğinizin katı gıdaları keşfetme macerasında ona yardımcı olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101164</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09397cbe-7321-42a6-b8c9-f65eb2bff387.jpg</image:loc>
            <image:title>Hatıralarda</image:title>
            <image:caption>Yazarın kendi kaleminden hatıraları... 
Bir bakıma roman kahramanlarıyla kendisi arasında kurulan ilişkiye açıklık getirir. 
Çocukluğunu, savaşa gidişini, esir düşüşünü, iltica edişini ve yazarlığının merhalelerini anlatır. 
Elli yıl boyunca gönlünü sevindiren, yüreğini acıtan, elinde kalem masa başında otururken onu ağlatan Kırım... 
Karısıyla tanışması ve karısının vedası... Türk okuyucusuyla kurduğu ilişki...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101166</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efaebc68-246f-492d-9e93-1de8539be4e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Harikalar Diyarında</image:title>
            <image:caption>Sıradan bir yaz gününde, Alice merakına yeni düşerek tavşan deliğinden aşağıya atlar ve Harikalar Diyarındaki sıra dışı macerası başlar. İlginç karakterlerle dolu bu olağanüstü dünyada Alice; sırıtan bir kediyle cep saati taşıyan beyaz bir tavşan ile tanışır, çılgın bir çay partisine katılır, Kraliçe ile kroket oynar. Bu fantastik dünyada kaybolan Alice’in merakı her dakika katlanarak artar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101167</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6bb802f-b6be-4955-b28c-080bdee7eef1.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Masallar</image:title>
            <image:caption>Masal, etkinlik, eğlence… Hepsi bir arada!
Çocuk gelişimi uzmanı Nurşen Şirin tarafından &quot;Çoklu Zekâ Kuramı&quot; esas alınarak hazırlanmış 52 masal, 104 etkinlik...
Çoklu Zekâ Kuramı&apos;na göre zekâ çok yönlüdür; geliştirilebilir, değiştirilebilir ve öğrenilebilir.
Çocuklar bu kitaptaki birbirinden keyifli masalları okuduktan/dinledikten sonra o masalla ilintilendirilmiş etkinlikleri yapacaklar. Böylece 8 ayrı zekâ alanı içinden yatkın oldukları alanları keşfedecek, zayıf oldukları alanlarda da kendilerini geliştirecekler...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101168</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d69dd07-ec35-42a0-8462-3d969a4d413f.jpg</image:loc>
            <image:title>Andersen Masalları</image:title>
            <image:caption>Hans Christian Andersen’in en sevilen ve klasikleşmiş masalları Prenses ile Bezelye Tanesi, Parmak Kız, Küçük Deniz Kızı, Yiğit Kurşun Asker, Çirkin Ördek Yavrusu ve Kibritçi Kız bu kitapta sizlerle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101169</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ce75df6-9f24-49b1-8dde-e4c45cc74bb6.jpg</image:loc>
            <image:title>Grimm Masalları</image:title>
            <image:caption>Wilhelm Grimm ve Jacob Grimm kardeşlerin en sevilen ve klasikleşmiş masalları Bremen Çalgıcıları, Kurbağa Prens, Rapunzel, Hansel ve Gretel, Kırmızı Başlıklı Kız, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Kurt ve Yedi Küçük Oğlak, Uyuyan Güzel, Çizmeli Kedi, Külkedisi ile Tavşan ve Kirpi bu kitapta sizlerle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101170</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2014a16-75f0-4ed7-9b2d-83f6f5ea4c24.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens</image:title>
            <image:caption>Çölde mahsur kalan bir pilot, bir sabah uyanır ve karşısında olağanüstü, küçük bir adam görür. “Lütfen…” der küçük adam, “Bana bir koyun çiz.”
Pilot kalem ve kâğıdını çıkarır ve böylelikle başlar Küçük Prens’in hikâyesi. Gezegenden gezene yaptığı yolculuğunu ve hayattaki en önemli şeyi arayışını pilotun gözünden anlatır bize…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101171</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9866b690-d786-441f-80f6-e13417c1c1d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Mercan Adası</image:title>
            <image:caption>On beş yaşındaki Ralph, yaramaz genç Peterkin ve cesur Jack, mercan resiflerinde bir gemi kazası geçirir. Ada, bol yiyecekleri ve doğa harikalarıyla ile ilk bakışta bir cennet gibi görünmektedir. Kendi düzenlerini kurmuş olan bu üç gencin esas macerası, adaya bir korsan gemisinin gelmesiyle başlar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101173</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a836604a-5ecc-4e13-95d8-c25a0addb35b.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar ve Canavarları</image:title>
            <image:caption>“Onu gördüğüm anda ne hissedeceğimi merak ediyordum. Öfkem, nefretim, utancım, her ne olacaksa hissettiğim, bunu ölçecektim. Şu anda aşamayacakmışım gibi gelse de aşıp aşamayacağımı ölçecektim. İntikam isteğimi ya da. Şu anda içimde günbegün büyüyen. Bu adama, hayatımda hiç olmaması gereken bu adama karşı bu kadar kuvvetli bir şeyler hissetmek beni felç edebilirdi, hayatım değişebilirdi. (...) Onu acilen affetmeliydim. Acilen bir hikâye, bir roman yazmalıydım. Çünkü ben düşmanlarımı hep edebiyatta affettim.” Ahmet Tulgar, Çocuklar ve Canavarları’nda cinayet şubede görevli bir komiserle, bir “mafya müsveddesini” öldüren ünlü yazar Sarp Kaya’nın sorgu masasında kesişen ve gün geçtikçe iç içe geçen hikâyelerini anlatıyor. Hikâyeler iç içe geçtikçe roller de değişiyor. Sorgulayan sorgulanan oluyor, hayata bakışı, adımları, cümleleri dizişi farklılaşıyor. Merhametle hiddet, affetmekle kin gütmek, sevgiyle nefret arasındaki çizgiyi şeffaflaştıran; yazmak ve yazmanın dönüştürücü gücü üzerine düşündüren, sarsıcı bir roman…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101174</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed1ccc5e-63d7-4a3b-af9c-e9c0cbe1f333.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah İnci</image:title>
            <image:caption>Siyah İnci; güçlü bir ruha sahip, yakışıklı, iyi huylu bir taydır. Genç bir tay olarak, sevgili annesi Düşes ve nazik efendileri ile taze yeşil çayırlarda yaşamakta özgürdür. Ancak sahipleri onu satmak zorunda kaldığında Siyah İnci, rahat bir hayattan zulüm ve ağır işlerle dolu bir yaşama sürüklenir. Fakat Siyah İnci, dayanıklı ruhu ve sağlam iradesisayesinde hayatta kalmaya kararlıdır…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101175</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25ed420f-9c29-4ab3-b83d-b64f3749eddc.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri / Amazon Ormanları&apos;nda</image:title>
            <image:caption>Metin Keskin&apos;in oldukça gizli bir yeteneği var: Eğer dinozor yumurtalarına dokunursa tarih öncesi dünyaya ait görüntüler tecrübe edebiliyor! Bu, onun için bir şans çünkü o da tıpkı babası gibi bir paleontolog olmak istiyor. Ve şimdi on iki yaşındaki Metin, babasının liderliğini yaptığı oldukça heyecanlı dinozor yumurtaları bulma macerasına katılıyor. Ancak ne büyük şanssızlık ki on bir yaşındaki kuzeni Jale de onlarla birlikte geliyor. Daha da kötüsü görünüşe göre babasının rakibi de onları takip ediyor! Bu yarışı kim kazanacak ve fosilleri ilk kim bulacak? Metin, Jale ve babasının Amazon Yağmur Ormanları&apos;ndaki macerasına katılın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101176</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/707a9a93-22a1-49ec-812d-4c6d70283fbc.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri / Donmuş Çöl</image:title>
            <image:caption>Metin, Jale ve Altan Bey; yeni bir görev için Cassell Antarktika Araştırma Üssü&apos;ne geldiklerinde bu donmuş arazide fosillerini huzur içinde arayabileceklerini düşünürler. Ancak değerli bulguları kaybolmaya başlayınca, Metin bu işin içinde Fırat Açıkgöz&apos;ün olduğundan şüphelenir... Buzullar, tehlikelerle dolu bir yer olabilir! Üçlümüz ise çok geçmeden dünyanın en ıssız ve en soğuk yerinde onları bekleyen sürprizlerle karşı karşıya kalırlar. Metin ve ailesinin Antarktika&apos;daki yeni ve riskli görevine katılın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101177</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/529e969c-e7c5-4c2b-ad05-bfef39f9bb54.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri - Söylentiler</image:title>
            <image:caption>Metin ve ailesi Florida&apos;ya tatile gidiyor! Amazon Yağmur Ormanları&apos;ndaki riskli maceralarından sonra dinlenme vakti gelmişti. Ancak okyanusun derinliklerinde yatan yumurtalara ait söylentileri duyduklarında kendilerini bu konuyu araştırırken buluveriyorlar. Başta kolaylıkla üstesinden gelebileceklerini düşündükleri bu görev, hırçın bir fırtınanın ve başlarına gelen aksiliklerin de etkisiyle onlar için tam bir mücadeleye dönüşüyor... Metin ve ailesinin heyecanlı yumurta keşfi macerasına katılın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101178</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/297bbe85-9b98-4cbd-89f5-93f6f550cbf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri - Horus&apos;un Gözü</image:title>
            <image:caption>Metin, Jale ve Bay Keskin piramitleri görmeye gidiyor! Ancak bu tabii ki çalışmayacakları anlamına gelmiyor. Metin, Jale ve Mısırlı arkadaşları Ekrem, fosilleşmiş yumurtaların bulunduğu kazı alanında eski bir lahit keşfeder. Herkes içerisinde ne gibi sırlar sakladığını merak etmektedir. Ancak Bay Keskin aniden tutuklanınca ve Metin daha önce hiç tecrübe etmediği görüntülere şahit olunca üçlümüz korkunç bir laneti açığa çıkardıklarından şüphelenir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101179</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/005fcf25-e4b8-4cf2-99ed-17cb86c4aab9.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri - Jurassic Sahili</image:title>
            <image:caption>Metin ve ailesi bir süreliğine dinozorlara ara veriyorlar! Bu tatilde, uzaktan amcasının evini toplamak için Dorset&apos;e gidiyorlar. Ancak bodrum katında Mary Anning&apos;e ait eski bir harita bulunca Metin ve Jale araştırma yapma içgüdülerine karşı koyamıyorlar. Jurassic Sahili&apos;nde fosillerle karşılaşmama ihtimali çok düşük fakat Lyme Regis falezlerinde saklanan tek şey dinozorlar değil...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101180</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1da4a3b3-84cb-42db-bdaf-9d3889383682.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri - Drakula, Ejderhalar ve Dinozorlar</image:title>
            <image:caption>Romanya&apos;daki kazı alanından paha biçilemez değerdeki fosilleşmiş yumurtaları çalan sahtekâr Fırat Açıkgöz&apos;ün nerede saklandığını en iyi sadece Bay Keskin bilebilirdi. Metin ve Jale de ürkütücü Transilvanya&apos;daki bu kaçakçılık olayını ortaya çıkarmak için Bay Keskin&apos;e babasına yardım ediyor. Ama Açıkgöz&apos;ü çok geç olmadan yakalayabilecekler mi? Ve penceredeki o gizemli gölge de ne? Amazon Yağmur Ormanları&apos;ndaki macerasına katılın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101181</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d7df1be-4d37-417d-8b48-92ceada1e1e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Dedektifleri - Gökkuşağı Yılanı</image:title>
            <image:caption>Metin, Jale ve Altan Bey yepyeni bir macera için yola koyuluyor ve bu sefer Avustralya&apos;nın opal taşı madenlerinde fosil aramaya gidiyorlar! Ancak görünüşe göre yerli madenciler onlardan pek hoşnut değiller. Bu sefer kahramanlarımız güvenli olmayan dar tünellere inmek zorunda kalıyorlar. Üçlünün maden maceraları ters gitmeye başlayınca, olanların ardında kötü birilerinin varlığından şüpheleniyorlar...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101182</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/092a5918-4230-4942-84cc-93322774ab4b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ergenlik</image:title>
            <image:caption>• Duygular ve Düşünceler • Vücut Değişimleri • Hormonlar • Aile ve Arkadaşlar • Uyku • Spor • Sağlık • Beslenme • Sosyal Medya • Ve Çok Daha Fazlası! Bir çocuk olarak hayatını sürdürürken ergenlik sürpriz bir şekilde karşına çıkıverir! Yavaş yavaş gençliğe geçiş yaparken vücudunda neler olup bittiğini merak ediyorsan hiç endişelenme, bu kitapta sana yol gösterecek ve aklındaki soruları yanıtlayacak her şey var. Ergenlik: Erkek Çocukların Gençliğe İlk Adım Rehberi, bedenine ve değişimlerine saygı göstererek ergenlik dönemini güvenle atlatmana yardımcı olacak harika bir arkadaş. Fiziksel ve zihinsel değişimlerle nasıl başa çıkacağını anlatan bu kitap, daima senin arkanı kollayacak, bu sayede sen de önündeki güzel günlere odaklanabileceksin. • BİLGİ, GÜÇTÜR: Büyüme serüveninde meydana gelen değişimleri anlamak ve kucaklamak için her türlü bilgiyi öğren. • HER DUYGUYU YAŞA: Yaratıcılığını konuşturarak, egzersizlerden faydalanarak ve farkındalık üzerine çalışarak güçlü duygularla nasıl başa çıkacağını anla. • GERÇEK KONULAR: Sosyal medya, yaşıt baskısı ve günümüzdeki daha pek çok zorluğun nasıl üstesinden gelebileceğinle ilgili tavsiyeler edin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101183</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea026fed-e58c-427b-9b05-cd8423fd9918.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Sudoku 4. Seviye</image:title>
            <image:caption>Çocuklar İçin Sudoku 4. Seviye, 7x7’ye göre hazırlanmış belirli temalardaki 7 görselin 49 kareye sudoku mantığına uygun olarak yerleştirilmesini amaçlar. Her bir görsel, tek bir satır ve tek bir sütunda sadece bir defa kullanılabilmektedir. Sudoku çocuklarda hem yaratıcılık hem de stratejik düşünebilme yetisini aşılamaktadır. Küçük yaşlardaki çocukların beyinsel gelişimi için sudoku önerilmektedir. Sudoku konsantrasyon ve dikkat toplama becerisini geliştirmektedir. Aynı zamanda karar verme becerisini arttırmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101184</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/493abb08-f9a4-4909-8e8f-b2f019feaed9.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Sudoku 3. Seviye</image:title>
            <image:caption>Çocuklar İçin Sudoku 3 Seviye, 6x6’ya göre hazırlanmış belirli temalardaki 6 görselin 36 kareye sudoku mantığına uygun olarak yerleştirilmesini amaçlar. Her bir görsel, tek bir satır ve tek bir sütunda sadece bir defa kullanılabilmektedir. Sudoku çocuklarda hem yaratıcılık hem de stratejik düşünebilme yetisini aşılamaktadır. Küçük yaşlardaki çocukların beyinsel gelişimi için sudoku önerilmektedir. Sudoku konsantrasyon ve dikkat toplama becerisini geliştirmektedir. Aynı zamanda karar verme becerisini arttırmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101185</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d2268dd-8219-40d1-9ae6-d31e52f5e40a.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet ve Hissiyat</image:title>
            <image:caption>“Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi hayatı neşe ve zevkle karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir.” Mustafa Kemal Atatürk Ulus-devletlerin inşasının, milliyetçi ideolojilerin oluşumunun ve modernleşme sürecinin uzun süre ihmal edilen bir cephesi, duygu rejimidir. Bu kapsamlı toplumsal inşa ve dönüşüm projeleri, hangi duygulara hitap eder, hangilerini “coşturur” - ve bunu nasıl yaparlar? Çağrı Yardımcı, Cumhuriyet ve Hisssiyat’ta, Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluş döneminde duygu siyasetinin nasıl tasavvur edildiğine bakıyor. Bunun için, yeni duygu rejiminin etkili ve gözde bir taşıyıcısı olarak Falih Rıfkı Atay’a odaklanıyor. Osmanlı-Türk Batılılaşmasında duygu rejimi, kibirden aşağılık duygusuna ve o duygudan kurtulma gayretine doğru, nasıl bir seyir izledi? Yeni bir şeref anlayışının (“milli şerefin”) ve yeni bir duygular cemaatinin inşası, nasıl tahayyül edildi? Garp medeniyetinin mutluluğunun “sırrını” arayan Falih Rıfkı ve diğer Cumhuriyetçi öncüler, o mutluluğun peşinde nasıl bir “saadet terbiyesi”ne giriştiler? Erken Cumhuriyet döneminin düşünce dünyasına ve ruh haline tutulan bu mercek, Cumhuriyet tarihi boyunca duygu siyasetlerini analiz edebilmenin de anahtarıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101186</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f8c91a8-d4c3-47d3-9981-e8cc36064a39.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Sudoku 1. Seviye</image:title>
            <image:caption>Çocuklar İçin Sudoku 1 Seviye, 4x4’e göre hazırlanmış belirli temalardaki 4 görselin 16 kareye sudoku mantığına uygun olarak yerleştirilmesini amaçlar. Her bir görsel, tek bir satır ve tek bir sütunda sadece bir defa kullanılabilmektedir. Sudoku çocuklarda hem yaratıcılık hem de stratejik düşünebilme yetisini aşılamaktadır. Küçük yaşlardaki çocukların beyinsel gelişimi için sudoku önerilmektedir. Sudoku konsantrasyon ve dikkat toplama becerisini geliştirmektedir. Aynı zamanda karar verme becerisini arttırmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101187</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7f2ca61-878c-4b1e-b33c-4e22ae1af7cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Sudoku 2. Seviye</image:title>
            <image:caption>Çocuklar İçin Sudoku 2 Seviye, 4x4’e göre hazırlanmış belirli temalardaki 4 görselin 16 kareye sudoku mantığına uygun olarak yerleştirilmesini amaçlar. Her bir görsel, tek bir satır ve tek bir sütunda sadece bir defa kullanılabilmektedir. Sudoku çocuklarda hem yaratıcılık hem de stratejik düşünebilme yetisini aşılamaktadır. Küçük yaşlardaki çocukların beyinsel gelişimi için sudoku önerilmektedir. Sudoku konsantrasyon ve dikkat toplama becerisini geliştirmektedir. Aynı zamanda karar verme becerisini arttırmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101189</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a080eb1b-b925-48aa-8357-98d0d51c8f21.jpg</image:loc>
            <image:title>Post-Post-Kemalizm Türkiye Çalışmalarında Yeni Arayışlar</image:title>
            <image:caption>Post-Kemalizm kavramı, modern Türkiye analizinde tek parti dönemini ülkenin bütün temel problemlerinin “anası” olarak gören eleştirel yaklaşımı özetliyor. “Kemalizm”le tanımlanan bu deneyimi sorgulayarak aşmayı, demokratikleşmenin anahtarı olarak gören yönelimleri tanımlıyor. Post-post-Kemalist paradigma ise, “tek parti döneminin büyüsünün bozulmasını” sağlayan bu eleştirel birikimin, 2000’lerin seyri içinde “bir ortodoksinin yerine başka bir ortodoksiyi koyma” eğilimini doğurduğu tespitinden yola çıkıyor. Bu nedenle, eleştirinin eleştirisini yaparak bir adım daha atmayı öneriyor. 1908-1945 arası dönemine sıkışmadan, sonraki dönemlerin alt üst edici siyasal ve toplumsal gelişmelerinin hakkını veren; demokratikleşmenin ve otoriterliğin salt Kemalizm’e indirgenen sorunlarının başka kaynaklarına da mercek tutan bir analizin yolunu açmaya çalışıyor. Post-Post-Kemalizm, konuyu hem siyaset bilimi, kadın çalışmaları, dış politika ve tek parti dönemi çalışmaları bağlamında sosyal bilim disiplinleri açısından; hem liberal söylem, kültür politikası, laiklik, vesayet eleştirisi, İslâm ve siyasal partiler bağlamında tematik olarak ele alan makalelerden oluşuyor. İlker Aytürk ve Berk Esen’in derlediği kitaba Sencer Ayata, Tanıl Bora, Zana Çitak, Ersin Kalaycıoğlu, Berrin Koyuncu Lorasdağı, Yüksel Taşkın, İlhan Uzgel, Şebnem Yardımcı Geyikçi makaleleriyle katkıda bulundular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101190</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c52ad4b-f317-4ef1-9dbc-f442e72cc4be.jpg</image:loc>
            <image:title>Zayıflamada Hareket</image:title>
            <image:caption>Öncelikle bedenimizi tanımamızı, kalıcı bir barış yapmamızı ve bedenimizi sevmemizi hedefliyor. Bedenimiz ile daha fazla vakit geçirmek, zaman ayırmak, yatırım yapmak ile devam ediyor.Şişmanlık ve ideal bedenin karşılaştırması, günlük yaşamımızda hareket ve hareketsizliğin sebep ve sonuçları ile davranışlarımızı, hayat kalitemizi nasıl etkilediğini ve almamız gereken önlemleri tüm çıplaklığı ile anlatıyor.Deniz Egece metodu telkinler, yüzleşmeler ve doğru bilgileri bilinçaltına kabul etmesi ile kalıcı ideal bedene sahip olmak gibi kavramlardan oluşmakta.Zayıflamada Hareket Kitabını Kimler Okumalı?• Herhangi yaş, cinsiyet, sağlık sınırlandırması olmadan her kesime hitap eden bir eser!• Yaşlılık, hamilelik, hayat şartları, çevre faktörü gibi bahaneler ile hareket etmemek için bahaneler üretenler.• Birçok defa diyet ve ağır spor programları ile kaybettiği kilonun fazlasını alan ve hayal kırıklığına uğrayanlar.• Şişmanlığın mutluluk olduğunu kendisine kabul ettirmiş olanlar.• Şişmanlığın bir sağlık sorunu değil, eğitim sorunu olduğunu bilenler. Ve onlarcası.“Zayıflamada Hareket” kitabında herkes kendisinden bir parça bulacaktır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101191</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c124c29-d901-4c9d-a5b7-02274c8491a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Nina ile Milo Balık Tutuyor</image:title>
            <image:caption>Nina ile Milo inanılmaz bir macera yaşıyorlar. Balık tutmaya gittikleri gün sert bir rüzgâr Milo’yu uzaklara savuruyor, Nina da onu bulmaya çalışıyor. Haydi, biz de Nina’nın Milo’yu bulmasına yardım edelim! Maceranın nasıl gelişeceğine kendimiz karar verelim! 
 
Ayrıntılarla bezediği illüstrasyonları ve öyküleriyle çok sevilen Marianne Dubuc, bu kez çocukları maceralı bir oyuna davet ediyor. Okurlar, yazarın sunduğu seçeneklerden birini seçerek kitabın nasıl gelişeceğine kendileri karar veriyor ama verdikleri hiçbir karar sonunda onları üzmüyor: Mutlu sona çıkan bir yol muhakkak bulunuyor! 
Nina ile Milo Balık Tutuyor, hem oyunlu öyküsü hem de betimleyici resimleriyle, okuma yolculuğunun başındaki çocukları da okumaya heveslendirecek, cesaretlendirecek nitelikte bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101192</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f385c5b6-2e45-4e69-abbd-4803477c5781.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Çağları</image:title>
            <image:caption>“Bizden bağımsız” Gerçek ile tek “temas” ondan ayrılmamız ya da Heidegger’in “felaket” adını verdiği radikal yerinden oynamadır. Paradoks şudur ki, bizi “kendi içinde” Gerçek ile bağlayan şey, tam da ondan ayrı olduğumuzu deneyimlediğimiz boşluktur. 
Schelling’in Dünya Çağları işte bu nedenle çok önemlidir: Bizzat mutlağın kendisindeki “yerinden oynama”nın nihai açıklamasını bize sunar. 
Slavoj Zizek 
Dünya Çağları (Weltalter) taslakları, Schelling’in “özgürlük felsefesi” olarak adlandırılan ve en vurucu metinlerini ürettiği döneme aittir. Bu dönemin ilk doruğu olan 1809 tarihli İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine’yi ve eşinin ölümünden sonra kaleme aldığı 1810 tarihli Clara’yı daha önce yayımlamıştık. 1811 tarihli Dünya Çağları ile, “özgürlük felsefesi” döneminin ikinci doruğuna tırmanıyoruz. 
F.W.J. von Schelling: Alman İdealizminin Fichte ve Hegel’le birlikte en önemli filozoflarından biridir. Württemberg, Leonberg’de aydın bir Lutherci papazın oğlu olarak dünyaya geldi. Çok küçük yaşlarda zekâsıyla ayırt ediliyordu ve 15 yaşında Tübingen Teoloji Vakfı’na kabul edildi. Her ikisi de kendisinden beş yaş büyük olan Hölderlin ve Hegel’le orada tanıştı ve yakın arkadaş oldular. Erken döneminde Fichte’nin düşüncelerinin izleri olsa da kısa sürede kendine özgü bir düşünce yolu izlemiştir. Özellikle doğa felsefesi üzerine çalışmalarla özgünlüğünü kanıtlamıştır. 1797 yılında Bir Doğa Felsefesi İçin Düşünceler, 1798 yılında Dünya-Ruhu Üzerine, 1799 yılındaysa Bir Doğa Felsefesi Sistemi Üzerine İlk Taslak ve Bir Doğa Felsefesi Sisteminin Taslağına Giriş ya da Spekülatif Fizik Kavramı başlıklı çalışmalarını yayımladı. 1800 yılında yayımladığı Transendental İdealizm Sistemi en önemli eserlerinden biridir ve Fichte’nin Bilim Öğretisi’nin izlerini taşır. Bu eseri 1801 yılındaki Felsefi Sistemimin Sunuluşu izler. 1798 yılında akademik ve yazınsal yaşamın büyük çekim merkezi olan Jena Üniversitesi’nde bir kürsüye atandı ve burada 1802-1803 yılları arasında eski yakın arkadaşı Hegel’le birlikte Eleştirel Felsefe Dergisi’ni yayımladı. Schlegel kardeşler ve Novalis gibi devrin büyük romantik düşünürleriyle yakın ilişkiler kurdu. 1802 yılında Bruno ya da Şeylerin Tanrısal ve Doğal İlkesi Üzerine ve Akademik Çalışmanın Yöntemi Üzerine Dersler başlıklı iki çalışma yayımladı. Jena’daki son döneminde sanat felsefesi üzerine yoğunlaştı; bunu Würzburg’da din felsefesi izledi, 1804 yılında Felsefe ve Din’i yayımladı. İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine başlıklı çalışması Münih’te, 1809 yılında yayımlanırken, bu eserde insan özgürlüğü ile Mutlak arasındaki ilişki konusunu ele aldı. Erlangen ve tekrar Münih’te dersler veren Schelling, Tinin Fenomenolojisi’nde (1807) kendisini eleştiren Hegel’in 1831’deki ölümüyle birlikte, onun etkisini dağıtmak için Berlin’de felsefe profesörlüğüne atandı ama beklenen etkiyi yaratamadı. Derslerini dinleyenler arasında Friedrich Engels, Bakunin, Kierkegaard ve Jakob Burckhardt da vardı. 1854’te İsviçre’de, Riga’da öldü. Ölümünden sonra Vahiy Felsefesi ve Mitoloji Felsefesi başlıklı eserleri yayımlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101193</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8efb1ad9-1f19-44d6-89ea-a069445e009e.jpg</image:loc>
            <image:title>Seneca’nın Doğa Felsefesi</image:title>
            <image:caption>Seneca felsefe konulu eserlerinde bir ahlak filozofu olarak karşımıza çıkar, insanın ve toplumun açmazlarını gözler önüne serip çözüm önerileri sunduğu için, onun aynı zamanda bir yaşam rehberi olduğunu da söyleyebiliriz. Öz ifadeyle mutlu yaşamın nasıl gerçekleşebileceğini gösteren Seneca Doğa Araştırmaları (Naturales Quaestiones) adlı eserinde de, doğa olaylarını mutlu, huzurlu ve erdemli yaşamı hedefleyen ahlak duyuşuyla irdeler.
Seneca Naturales Quaestiones’te insanları doğayı bilmeye çağırır, ona göre, doğa ilk bakışta görülmeyecek olan kutsallığını, sadece araştırmayla ve tefekkürle varılabilecek olan bağrına saklamıştır, o hâlde insan zihnen doğanın kalbine vardığında Tanrı’yı bilmeye başlar, bu, insanı insanlığının da üzerine çıkararak değerli kılan, yani ruhunu yücelten bir çabadır.
Daha önce Cicero’dan Devlet Üzerine çevirisini ve Roma’da Siyaset ve Felsefe (Cumhuriyet Dönemi) isimli kitabını yayımladığımız C. Cengiz Çevik’in bu yeni çalışmasını, felsefe, Roma felsefesi, ahlak felsefesi ve doğa bilimleri konularını takip eden okurların ilgisine sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101194</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1bf535d-feb9-4b04-9bb8-c326a6ec56f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Küpeli</image:title>
            <image:caption>sakin ol, delirmeye yakın bile değilsin
o dinginlikten uzak ve
ışığını ayarlayamadığı tüm heba fotoğraflar
sakin olun, aklının en kavisli yeri size ayrıldı
bir gün sokağa, deliyim ve küpeliyim, oh ne olsun daha
diyerek çıkmanın hayali şimdilerde yalnızca beyaz sabunun
gözünü yakmasıyla geliyor aklına</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101195</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/590bdcfa-5134-435a-822a-d70468422958.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert ! - Güzel Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Mert, doğum gününde harika bir parti düzenliyor. Bütün sınıf arkadaşları partiye davetli. Ama Mert’in en iyi arkadaşı Beren, hastalandığı için partiye katılamayacak. Acaba Beren’siz parti nasıl geçecek? 
Düşünceli olmanın, arkadaşlarımızı ihmal etmemenin önemini anlatan harika bir hikâye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101196</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1316570-fdb6-4caa-bc15-aa35dd28feeb.jpg</image:loc>
            <image:title>İkinci Kuşak (Ortak Değerler)</image:title>
            <image:caption>Düşler vardır, hayal edilen... İnsanın arzuları vardır içten gelen; kuvvetli esen rüzgâr gibi… 
Çocukluk, gençlik çağından çıkan insanoğlu yaşanası bir dünya arzular ve bütün özellik ve güzelliklerin kendi ülkesinde, çevresinde, bir güneş gibi doğmasını ya da bir gül gibi açmasını bekler. 
Bir devletin kalkınması ve bekası, insana verilen değer ve onların eğitimi ile gerçekleşmektedir. İnsanımıza; eğitilirken ülkesinde ve dünyada olup bitene dair farkındalık kazandırabilmek, bir bakıma temel eğitimimizi zenginleştirmek, bugünkü çağdaş yaşamımızın bir gerekliliğidir. Ama bunları çok küçük yaşlarda başlayacak öğretim ve eğitimle başarabilmektir işin asıl amacı. Küresel yaklaşımın ve anlayışın varoluşu yanında ülkemizin değerlerine, kültürüne, birlik ve berberliğine sahip çıkmak amacıyla Atatürk&apos;ün söylediği “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” vecizesiyle geride bıraktığı ülküyü sürdürmek gereğini hepimiz sık sık hissederiz. 
Ülkemizde, toplumumuzu kucaklayan, huzurlu, gelişmiş ve çağdaş yaşamı yaygınlaştırmak temel doğrultumuzu oluşturduğuna göre; ifadesine çalıştıklarımız, hedef kitle tarafında bir nebze anlaşılır ve uygulamaya geçilirse gerçek amaca ulaşmış olur, huzur dolarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101197</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19e13050-e753-4979-85ba-3060d405c4b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Şişkin Gagalı Martının İlk Uçuşu</image:title>
            <image:caption>Şişkin gagalı martı, yazın ilk günlerinde kabuğundan çıktı. 
Anne ve babası, tam altı hafta boyunca onu besledi, büyümesini izledi. Şişkin gagalı martı yavrusu ilk adımlarını attı, tüylerinin uzayıp kanatlarının gelişmesini sabırla bekledi. Nihayet, ilk uçuş denemesini yapma zamanı geldi… 
Minik kâşifler bu kitapta şişkin gagalı martılara dair ilginç bilgiler edinecek ve bu sevimli canlıların yaşamlarının en heyecanlı anlarına eşlik edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101198</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d407c14-749c-4737-852c-7700035b046f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimin Sınırı</image:title>
            <image:caption>Sevgili okuyucum, 
Hasan’ın hikâyesi işte böyle... Filmlerdeki gibi değil mi? Onu ilk gördüğümde beni iliklerime kadar etkilemesinin ve tüm ruhumu ele geçirmesinin arkasında, böyle bir öykünün olduğunu hissetmiştim. Bu hikâyeyi bir ben biliyordum, bir de o! Artık sen de biliyorsun. İstersen başkalarına da anlat. Herkes öğrensin! Gerçek sevginin ette, kemikte, saçta, sürmeli gözlerde, dolgun dudaklarda, kavisli burunda, ince belde değil; yürekte olduğunu herkes görsün. Bakışlardaki sevdanın gözlerden değil kalpten geldiğini herkes bilsin...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101199</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/695c1381-cef4-45bd-b3eb-c855eb75eb48.jpg</image:loc>
            <image:title>Flamingo Foli&apos;nin Hediyesi</image:title>
            <image:caption>Flamingo Foli’ye, arkadaşı Boncuk’tan bir mektup geldi. Boncuk, ona doğum gününde bir hediye verecekti. Kocaman, kuvvetli ve kıpır kıpır bir şey. 
Doğum günü yaklaştıkça Foli’nin heyecanı arttı. Acaba neydi bu hediye?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101200</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c5a5a96-89b8-4075-8f7c-1d113abae517.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendinden Uzakta</image:title>
            <image:caption>İnsan kendini, kendinden kaçarken mi bulur yoksa kendini ararken mi? Tek kişilik ve sadece gidiş olarak alınan bir biletle başlayan bu hikâye, birbirlerini kendilerinin hiç bilmedikleri yönleri ile tanıştıran üç insanın dostluğu ile bir muammaya doğru ilerler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101201</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9964b123-f27a-43f1-bfb9-d3de76599120.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeniden Mü’min Olmak</image:title>
            <image:caption>“Ah sözde Müslümanlar, İslam dininin sadece ibadetlerden, zikirlerden, dualardan, tören ve merasimlerden, hayır-hasenat işlerinden ibaret olmadığını; aynı zamanda İslam’ın bir hayat modeli, yaşam biçimi, bir sistem-nizam olduğunu bir anlayabilseler...” diyen Nuri Bereket, dini vecibeleri yerine getirmenin yalnızca ibadet etmekle değil; İslam dinine uygun bir yaşayışla mümkün olabileceğini belirtiyor kitabında. Müslümanlığın, esasında doğru yaşamak ve doğru olmak ile gerçekleşeceğini ve Müslümanlık adı altında dine taban tabana zıt işler içinde olanlara kanmamak gerektiğini gerek iğneleyici gerek aydınlatıcı bir üslupla ele alıyor. 
Dünya malına itimadı olanın ahiretini yakacağını; ahireti yakmamak için ise iyi insan, doğru insan olmakla birlikte insanları Müslümanlığın gerektirdiği yaşama nail olmaya teşvik etmek gerektiğini belirten Nuri Bereket, dünya ve ahiret mutluluğunun beratını almanın yollarını anlatıyor. İnsanın, attığı her adımı ahiretini hayırlı kılmak için atması gerektiğini ve bunun hangi yollardan geçtiğini kaleme alan Bereket, “Can denen gönül kuşu, ten denen kafesten uçmamışken, nefeslerimiz henüz tükenmemişken, dünya ve ahiret mutluluğunun beratını almamız gerekiyor. Bunun başka yolu yok, ama bu iş nasıl olacak, nasıl başaracağız, söyler misiniz a dostlar?” diyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101202</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cdfda71b-3ec4-4494-a612-078b27618c65.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevimli Hayvanlarla Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Kanguru, orangutan, keklik, ornitorenk… Bu hayvanları tanıyor musun? Minik kâşifler bu kitapta hayvanları tanırken soru-cevap etkinlikleriyle de çok eğlenecekler!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101203</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a56029a4-f11a-4d27-b2c9-4800a87133e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Uykudan Önce Masallar</image:title>
            <image:caption>Eğlenceli masallardan oluşan bu derleme kitabıyla okuma saatlerinize sihir 
dolacak. Küçük okurlar, kitapta yer alan on heyecanlı masalda bir dinozor 
periyle, çekingen bir devle, kahraman bir tek boynuzlu atla ve daha birçok masal kahramanıyla tanışma fırsatı bulacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101204</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dc3949a-67f3-4ed2-b375-dfb2353b9eb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Neşeli Hayvanlar</image:title>
            <image:caption>Birbirinden sevimli hayvanlarla eğlence vakti!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101205</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9cbfd99a-407a-4511-a94c-c24f3390db04.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devleti&apos;nin Dağılma Devri (18. ve 19. Asırlarda)</image:title>
            <image:caption>Türk Devrimi&apos;nin önde gelen düşünür ve eylemcilerinden Yusuf Akçura&apos;nın 1934&apos;te kaleme aldığı bu eserde Osmanlı Devleti&apos;nin dağılma devri incelenmektedir. 
Osmanlı Devleti&apos;nin dağılmasındaki başlıca etkenler; 
Osmanlı Devleti&apos;nin 19. asır başında dağılması; 
Vaziyetin ıslahı için aranan çareler; 
Fransa İhtilali&apos;nin Osmanlı memleketlerine tesiri; 
Osmanlı Sultanlığı ile Fransa Cumhuriyeti arasında 
Mısır ve Suriye harbi ve neticeleri; 
Avrupa siyasetindeki değişimler; 
Osmanlı Devleti&apos;nde esaslı ilk askerî ıslahat tesebbüsünün başarısızlığa uğraması; 
Edirne Vakası ve Kabakçı Mustafa ayaklanması ve 
III. Selim&apos;in tahttan indirilmesi… 
Kitabın bu basımı eserin 1940 basımı esas alınarak ve sadeleştirilerek yayıma hazırlandı. Sonraki basımlarda yer alan sadeleştirme ve yazım hataları giderildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101206</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbab7566-5a32-4309-8d78-ce0b6a545631.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Vakti</image:title>
            <image:caption>Hayat oyunlarla güzel! Eğlenceli oyuncakları birlikte boyayalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101207</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e9e80b6-e62b-4adb-9d7d-355acd165090.jpg</image:loc>
            <image:title>Şark Meselesi</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, Türk Devrimi&apos;nin önde gelen düşünür ve eylemcilerinden Yusuf Akçura&apos;nın Eski &quot;Şûrâ-yı Ümmet&quot;te Çıkan Makalelerimden (1913) ve Şark Meselesine Dair (1920) adlı eserleri bir araya getirildi. 
Akçura&apos;ya göre, emperyalistlerin &quot;Doğu Meselesi&quot; adını verdikleri mesele, mazlumlar dünyasından bakıldığı zaman &quot;Batı Meselesi&quot;dir. O, Avrupamerkezci tarihçiliği şöyle eleştirmektedir: 
&quot;Dünya tarihine, biz Fransız tarihçilerinin gözlüğüyle bakıyoruz. Dünya tarihini Fransız tarihçilerinin gözüyle görüyoruz: İşte bu, hatalı bir görüştür. 
Bu hatalı görüş neticesi olarak, hâlâ Fransa&apos;yı dünya vakalarının merkezi olarak görmekteyiz. Hele Avrupa kavimlerinin Doğu kavimleriyle, Müslümanlarla, Türklerle münasebetlerini öğrenirken görüş hatası artıyor ve bize zararlı bir mahiyet alıyor. Mesela tarih kitaplarımızda, gazete sayfalarımızda, devamlı &apos;Doğu Meselesi&apos;nden bahsolunur. Doğu için, bir Doğu Meselesi tasavvur olunabilir mi? Eğer olgulara Batı&apos;dan bakılırsa, bir &apos;Doğu Meselesi&apos; mevcut olabilir; fakat olgulara bizim taraftan, Doğu&apos;dan bakılırsa, bir &apos;Doğu Meselesi&apos; değil, bir &apos;Batı Meselesi&apos; vardır. Ve bu meselenin o suretle görülmesi ve incelenmesi icap eder. 
Doğu&apos;dan veya Batı&apos;dan bakıldığına göre meselenin mahiyeti değişir ve değişiklik çözüm tarzına dair fikirlere tesir icra eder.&quot; (27 Ocak 1925) 
Kitabın bu basımında 1913 yılında basılan eski yazı kitapçık ile Şûrâ-yı Ümmet&apos;teki makaleler karşılaştırıldı. İki basım arasındaki farklar dipnotlarla gösterildi. İki kitapçığın sonraki basımlarında yer alan okuma, sadeleştirme ve yazım hataları giderildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101208</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc0ccc33-3d2b-4cd9-b27e-793b9c24191c.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Tarz-ı Siyaset</image:title>
            <image:caption>Türk Devrimi&apos;nin önde gelen düşünür ve eylemcilerinden Yusuf Akçura&apos;nın 1904&apos;te kaleme aldığı bu eserde ilk defa siyasî sahada Türkçülük meselesi tam bir açıklıkla söz konusu ediliyor ve yine ilk defa, Osmanlı saltanatının takip ettiği veya takip edebileceği &quot;üç siyaset tarzı&quot;, yani &quot;Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük&quot;  açık bir şekilde tespit ve beyan olunuyor; &quot;bu üç siyasetten hangisinin faydalı ve uygulanabilir olduğu&quot; araştırılıyor ve ardından &quot;kime ve neye faydalı?&quot; olduğu sorgulanıyor. 
Türk milliyetçiliğinin siyasette sahip olabileceği kıymet ve öneme dair &quot;Üç Tarz-ı Siyaset&quot;ten önce bu derece açıklık ve katiyetle fikir beyan eden bir eser yazılmış değildir. Akçura, bu eseriyle Batı yazınında da Türkçülük hareketinin öncü, kurucu ve yayıcılarından olarak gösterilmiştir. 
Kitabın bu basımı 1904, 1907 ve 1911 yıllarındaki eski yazı basımlarından çevriyazı ve sadeleştirme yoluyla hazırlandı. İstanbul (1911) basımı esas alınmakla beraber, Kahire&apos;de yayımlanan Türk gazetesindeki tefrika (1904) ve Kahire (1907) basımları arasındaki farklar dipnotlarla gösterildi. Sonraki basımlarda yer alan okuma, sadeleştirme ve yazım hataları giderildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101210</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86adc44c-1023-45c8-a53a-eb1c94c9d235.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Kelâm: Erken Dönem Mâtüridîliğinde Kelâmî Yaklaşımlar</image:title>
            <image:caption>Angelika Brodersen, Bilinmeyen Kelam’da İslami gelenek perspektifinden Mâturîdî anlayışının önde gelen kelamcılarını ve onların eserlerini incelemektedir. Brodersen, kapsamlı bu çalışmasıyla, “bilinmeyen” olarak nitelendirdiği Mâturîdîliğin daha yakından tanınmasını ve bilinmesini amaçlamaktadır. Öncelikle Mâturîdî yazarların biyografileri ve metinleri hakkında tafsilatlı bilgiler veren Brodersen, ardından bu bilgilerden çeşitli çıkarımlar yaparak Mâturîdî inanç ilkelerinin dayandığı esasları ortaya koymaktadır.  
Bilinmeyen Kelam, Mâturîdî anlayış özelinde geniş bir bilgi sunmanın ötesinde, kelam araştırmaları açısından da oldukça değerlidir. Nitekim kitapta, Mâturîdîliğin bağımsız bir kelam ekolü olmasında etkin olan nedenler incelenmekle birlikte, kelam ekolleri arasında erken dönemdeki zât-sıfat ile alakalı tartışmalar hakkında da ayrıntılı bilgiler yer almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101211</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b7b8c17-c518-4728-be55-ab2618a70ea4.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğal Yetiler Üzerine</image:title>
            <image:caption>Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış olan Bergamalı Galenos, antik çağın tıp âlimleri arasında tartışmasız en ünlüsüdür. Felsefe ve mantığın yanı sıra anatomi, fizyoloji, patoloji, farmakoloji ve nöroloji de dâhil olmak üzere, çeşitli bilimsel disiplinlerin gelişimini büyük ölçüde etkilemiş olan Galenos’un Doğal Yetiler Üzerine isimli eserinde, insanın doğal yetilerinin birçok yönünü gözler önüne serdiği örneklerle karşılaşırız. Doğal Yetiler Üzerine bu nedenle Galenos’un daha hacimli eserlerinin incelenmesi için mükemmel bir başlangıç teşkil eder. Galenos’un organizmanın birliğini [bütünlüğünü], çeşitli “yetilere” yani güçlere sahip bir Fizik veya Doğa tarafından yönetildiği fikriyle açıklamaya çalıştığı bu eseri, antik tıp tarihiyle ilgilenenler için eşsiz bir kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101212</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1521a380-aa40-40e1-a5b2-a024fcfac778.jpg</image:loc>
            <image:title>Galenos ve Platon’un Timaios’unun İslam Düşüncesindeki Alımlanışı</image:title>
            <image:caption>Galenos ve Platon’un Timaios’unun İslam Düşüncesindeki Alımlanışı Galenos’un (ö. 200) Timaios şerhini ve bu şerhin Orta Çağ İslam düşüncesi üzerindeki etkisini incelemeyi öneren metinlerin başında gelmektedir. 
Yazara göre Galenos, Timaios metninde, tıp disiplinini yeniden kurgulayabilmenin imkânlarını soruşturur. 
Orta Çağ’da tıpla ilişkin olarak Arapça kaleme alınmış metinler göz önünde bulundurulduğunda Galenos’un bu konudaki etkisi çok daha bariz hâle gelir. Zira yazarın kitapta gösterdiği üzere, Galenos’un Timaios şerhi, kitapta ayrı başlıklar altında incelenen İslam düşüncesinin dört önemli ismi, Huneyn b. İshâk (ö. 260/873), Ebû Bekir er-Râzî (ö. 313/925), İbn Sînâ (ö. 428/1037) ve İbn Meymûn (Maimonides) (ö. 601/1204) tarafından hem eleştirilecek hem de geliştirilecektir. 
Galenos’un, İslam düşüncesinin bu önemli isimlerinin düşünce dünyalarında oynadığı rolü belirgin kılmaya çalışan kitabın bu vesileyle literatüre yaptığı katkı eşsizdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101213</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4c9ff5f-7792-4267-aa7f-3c28a2e30ca7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kelâm Kozmolojik Argümanı: Yeni Bir Değerlendirme</image:title>
            <image:caption>Kozmolojik argüman türlerinden biri olan “kelam kozmolojik argümanı”, evrenin varlığını bir yaratıcıya dayandırmakta ve bunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Elinizdeki kitap, bu argümanın dayandığı esasları teolojik ve tarihsel bir perspektiften incelemekle birlikte, bir savunusunu da sunmaktadır.  
Jacobus Erasmus, ortaya koyduğu kelam kozmolojik argümanının tam manasıyla anlaşılabilmesi için öncelikle konuyla alakalı düşünürlerin sundukları benzer fikirlerin öğrenilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu doğrultuda kitapta, Philoponus, Gazzâlî ve William Lane Craig gibi düşünürlerin fikirlerine de yer verilmekte ve bunlardan yapılan çıkarımlar ile çağdaş bir kelam kozmolojik argümanı sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101214</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59b1c460-48d4-4281-b785-92fd1a13d24d.jpg</image:loc>
            <image:title>Platon’un Epistemolojisi</image:title>
            <image:caption>Klasik dönem uzmanı Francis Macdonald Cornford tarafından tercüme edilen ve Platon’un iki diyalogunun yer aldığı Platon’un Epistemolojisi okuyucuya, Platon&apos;un epistemolojisiyle ilgili yararlı birtakım arka plan bilgilere ek olarak metnin anlaşılmasında eşsiz içgörüler de sağlayan kapsamlı yorumlar sunmaktadır. Bu yönüyle eser (ve eser içinde yer alan diyaloglar) yalnızca felsefe öğrencileri için değil, aynı zamanda her okurun daima gündeminde tutabileceği türden soruları ele almaktadır.   
Bu çerçevede, Theaitetos diyalogu, “Bilgi nedir?” sorusunun sistematik bir incelemesini sunar. Diyalogun büyük kısmı Sokrates ile öğrenci Theaitetos arasında geçer ve diyalog boyunca araştırdıkları cevaplar –algı olarak bilgi; doğru inanç olarak bilgi; doğru inanç ve bir açıklama (yani gerekçelendirilmiş doğru inanç) olarak bilgi– ele alınır. Çoğu Sokratik diyalog gibi, Theaitetos da nihai bir yanıt vermeden biter, yani diyalog, okurun bu mesele üzerine düşünebilmesi için bir sonuca bağlanmaz. İlgili ve diğer bir diyalog olan Sofist’te ise Platon “sofist” terimini yeniden tanımlar. Platon bu terimi değersizleştirmekle beraber, felsefede safsatalara yani dilsel muğlaklıklara dayanan aldatıcı görüşleri ele alır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101215</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33a3b835-5cd4-4017-85a1-a234ebe6c60d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Sanatçı</image:title>
            <image:caption>Otto Rank, Sanat ve Sanatçı adlı kitabında sanatın birey ve toplumla olan ilişkisine yoğunlaşmakta ve sanatçının, sanat eseri ortaya koyma güdüsünü ele almaktadır. Freud’un sanat ve nevroza dair fikirlerini kültürel bir bağlamda işleyen bu kitap, Henry Miller ve Anais Nin başta olmak üzere 20. yüzyılın birçok yazar ve düşünürü üzerinde etkili olmuştur.  
Sanat ve Sanatçı, sanatçıyı bireysel güdülerinin de ötesinde din, mitoloji ve sosyal perspektiflerden değerlendirmektedir. Rank’ın psikoloji ve psikanaliz alanlarında sahip olduğu geniş bilgi birikimi; antropoloji ve kültürel tarih gibi disiplinleri de kapsayarak insan doğasına ilişkin geniş bir anlayışa ulaşmaktadır.   
Kitap ayrıca, sanatçı ve eserini disiplinler arası bir bağlamda inceleyerek okuruna, genel manada sanat teorisine dair bir perspektif sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101216</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29e77f6e-9afc-4da9-a1f8-76a21a332741.jpg</image:loc>
            <image:title>Yönetim Düşüncesinin Tarihi</image:title>
            <image:caption>Yönetim, medeniyetin asli unsurlarındandır; bireylerin toplumsal alan içerisindeki etkileşimleri neticesinde ortaya çıkmış sosyal bir disiplindir. Bu disiplini mercek altına almak, teorik bilgiyle beraber tarihsel ve sosyal bilgi birikimi de gerekli kılar. 
Yönetim düşüncesini tarihsel bir perspektiften incelemek, yönetime dair yeni fikirleri ortaya çıkaran saikleri anlamamıza yardımcı olur. Yönetimin dününü anlamak, geleceği hakkında da bazı ipuçları verir. Nitekim yönetim, sosyal ihtiyaçlar neticesinde ortaya çıkarak farklı mekânlara ve dönemlere göre şekillenir. Morgen Witzel, yönetim düşüncesine yön veren olayları, mekân-zaman bağlamında inceleyerek kronolojik ve tematik bir şema sunuyor. Orta Doğu, Mısır, Hindistan, Çin, Yunanistan ve Roma gibi farklı coğrafyalara ait medeniyetleri inşa eden liderlerin yönetim hakkındaki düşüncelerini aktarmakla beraber yönetim düşüncesinin geçmişten günümüze olan serüvenini de ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101217</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d820d4cf-290c-4d0c-a23c-da713f329962.jpg</image:loc>
            <image:title>Yazan Yazdıran Adam</image:title>
            <image:caption>BİZE DEDİ Kİ… 
“…Hayallerimi gelgeç bırakmadım. Gerçekleştirirken kalıcı, sürdürülebilir, geliştirilebilir, yıkılamaz ve tutuklanamaz kılmak istedim. Hedeflere, yapılacaklara inanan ve güvenen yüzlerce dostun desteği ve katkısı ile el ele yürürken; buzdağı benzeri yapımızı görmezden gelenleri, gerçekleştirilenleri karalayanları, bizimle kavga yaratmak isteyenleri 
sürekli ardımızda bıraktık…” 
“…Yazı Dükkanı ve bileşenlerine gönüllü katkı koyan, görünmekten çok anlaşılır olmayı yeğleyen yoldaşlarla, istenirse tartışılır, varsa karşıt görüş belirtilir ortamlar hazırladık. Yaptıklarımız için ödül beklemek yerine, hak eden yapılmışlara ödül verdik…” 
“…Birlikte Dünya’nın edebiyatına, kültür ve sanatına hizmeti, sorumluluk olarak algıladık. Yaşadığımız farklı yerlerden de örgütlülük, gönüllülük ve önkoşulsuz katılım 
temelinde, görevimizi yerine getirdik. Çalışmalarımızı, kurulan yapıyı hiç bozmadan, 
yeni katlar yaratarak sürdürüyoruz…” 
“…Vasiyetimdir: Hiçbir genç, beslenme, barınma yetersizliği, inanç ve düşüncesine baskı istismarı nedeniyle eğitimini yarıda bırakmasın. 
Bu amaçla, Yazı Dükkanı ve bileşenlerine gönül veren, katkı koyan yoldaşlar; kişisel 
ödemeler, akılcı yaratımlar, kollektif üretimlerle, yüksek eğitim merkezleri olan kentlerde, (başlangıçta kiralık olarak 15 öğrenci ve 5 yetişkin toplam 20 kişinin konuk edilebileceği) Yazı Dükkanı Akademi Eğitim Evleri kurmalı. Bu evlerde gereksinimi olan öğrenciler barınabilmeli, birlikte beslenebilmeli, eğitim çalışmalarımız, sergilerimiz, imza 
günlerimiz yapılabilmeli, öğrencilere ve ailelerine rehberlik hizmeti verilmeli, sınav ve 
kayıt zamanlarında, gereksinimi olan öğrenci yakınları buralarda konuk edilmeli.. .”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101218</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4f6b1df-ec19-4af5-9944-4239531a1290.jpg</image:loc>
            <image:title>Almanya 2021</image:title>
            <image:caption>Dünyamız, özgürlük, adalet ve farklılıklara saygı gibi değerlerin geri çekildiği, güvenlikçi perspektifin, yapısal adaletsizliğin ve dışlayıcı tutumların ön plana çıktığı bir dönemden geçiyor. Batı demokrasileri de bu olumsuzluktan payını alıyor. Bu olumsuzluk son yıllarda kendisini en fazla islamofobik önyargı ve Müslüman karşıtı ırkçılık şeklinde görünür kılıyor. 
Müslümanlara karşı artan önyargı, ırkçılığın, ayrımcılığın, anti-liberal ve anti-demokratik fikirlerin en kolay çıkış yolu bulduğu yeni bir meşruiyet alanına işaret ediyor. Bu bakımdan Müslümanlarla ilgili insan hakları sorununu mercek altına almak, bütün bir ülke ve sosyo-politik sistemin karşı karşıya bulunduğu tehdidin boyutlarını somutlaştırmak bakımından önemli bir göstergeyi ifade ediyor. 
Almanya’da 2021 yılında insan hakları ve temel özgürlükler açısından mevcut durumu, bir yıl içinde sosyal, siyasi ve hukuki alanlarda yaşanan olumlu ve olumsuz değişimleri ve bu kapsamda Müslümanların durumunu mercek altına alan bu çalışmanın insan haklarına ve barışa katkı yapmasını umarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101219</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/866b276e-0cc2-4193-be96-2e654777cef8.jpg</image:loc>
            <image:title>Biçimsel Anlambilim Temel Kavramlar</image:title>
            <image:caption>Biçimsel anlambilim, dilin ve dilbilgisinin üreticiliğini belirgin bir mantıksal-matematiksel dizge olarak kabul edip, dilsel anlamı bu dizgenin ürettiği bir şey olarak görür. Bir başka deyişle üretici dilbilgisel yapı, mantık ve matematiğin yasalarına koşut bir işleyişle anlam üreten bir mekanizmadır. “Dil, mantık ve matematik”, bir araya geldiklerinde anlamı oluşturan, pek çok açıdan yasaları örtüşen bir dizgeler bütünüdür. Mantık ve matematiğin bir dili olduğu kadar, dilin bir mantık ve matematiği vardır. Bunlar aslında aynı olgunun farklı görünümleridir. Buradaki dil, “doğal insan dili” anlamındadır. İnsana özgü bir yetinin, dilyetisinin ürünü olan doğal dillerin mantık ve matematik dizgeleriyle açıklanamayacak pek çok görünümü olabilir; ancak mantık ve matematik, bu dilyetisinin ilkesel ve evrensel bileşenleridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101220</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83cada6d-6ecd-4129-a19b-322138b4cba3.jpg</image:loc>
            <image:title>Varım! Ama Neden?</image:title>
            <image:caption>Evrenin sonsuzluktan gelmesi, her şeyi sonsuz kılar. Sonsuzluksa tüm olasılıkları içeren tek bir noktadır. 
 
Neden buradayız? 
Nasıl var olduk ve nasıl hâlâ varız? 
Tanrı gerçekten var mı? Eğer öyleyse Tanrı nasıl var oldu? 
Her şey tanrısal bir bilinçle mi yaratıldı yoksa hepsi bir kaza mı? 
Dinleri, vahiyleri hakikaten Tanrı mı yolladı? Peki ama neden? 
Bizleri Tanrı yarattıysa amacı ne? 
Evrenin işleyiş biçimi nasıl? 
Tanrı bu işleyişin hangi aşamasında? 
Bilinç nedir? 
Tanrı, bilinç ve gerçeklik kavramları arasındaki bağ ne? 
Zaman ve mekânın farklı boyutları var mı? 
  Kuran-ı Kerim başta olmak üzere, İncil ve Tevrat’tan ayetler ile; bilimsel tarafta Kuantum Teorisi, Sicim Teorisi, Görelilik Teorisi ve astronomi arasında dâhiyane bağlantılar bulacağınız bu kitap, varoluşunuzu anlamlandırmanın kapılarını aralıyor. İlahi kaynakların bilimsel kaynaklarla ustaca harmanlandığı bu kitapta, evrene, yaratıcıya ve kendinize dair varoluşsal sorularınıza tatmin edici cevaplar alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101222</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0a722fce-6213-49f9-814c-ab932d297bd9.jpg</image:loc>
            <image:title>Gözyaşındayım</image:title>
            <image:caption>Eylül! Adı gibi bir sonbahar ezgisi. Yağmurun yeri dövdüğü bir gecede kundağıyla terk edilen öksüz. Can yoldaşı Ayşe ile kimsesiz çocukların meskûn bellediği, birbirlerine kol kanat gerdikleri yetimhanede büyümek zorunda kalan, sayısız yetimden sadece biri. Tam anlamıyla yurt, sıla nedir bilmeyen, yuvasız bir kuş. En umulmadık anda, yürekten dökülen şarkıların gizeminde, gözlerine nakşeden bir renk. Deniz Mavisi! Eylül; kimsesizliğin sunduğu sevgi yitikliği ve sıcak bir yuvanın hasretiyle yaklaşır Ezrak&apos;a. Mavinin uçsuz bucaksız ufkunu, haşin dalgalarını veyahut dibi görünmez enginlerini tahayyül edemez. Mavi Adam&apos;ım dediği, meftun aşkı Ezrak&apos;ın; kalbinin derinliklerindeki nasır tutmuş, ah işlemeyen güvensizliklerini hesaba katmaz. Sıcak avuçlarında, kanatlarının kırılma korkusu olmadan bir ömür geçirebileceğine inanır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101223</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4299e9a4-d849-49bb-b5f3-555b30860899.jpg</image:loc>
            <image:title>Denize Düşen Yalana Sarılır</image:title>
            <image:caption>DÜNYA DÖNDÜKÇE YALANLAR DA İNSANLAR ARASINDA DÖNMEYE DEVAM
EDECEKTİR AMA UNUTMA Kİ KARŞILAŞTIĞIN YALANLAR KADERİN DEĞİLDİR.
Gerçekliğin giderek bir ütopyaya dönüştüğü çağımızda, hakikat artık en kıymetli kazanım
sayılıyor. Ne var ki hangisi gerçek, hangisi yalan hepsi birbirine karışmış durumda. Yalanlarla
gerçekler arasında ayrım yapmak giderek zorlaştı artık. Sayısız yalanla çevrili hayatlarımızda
neredeyse doğruyu söyleyenin ya da gösterenin kırk yıl kölesi olmaya hazır durumdayız. Yaşam
içinde savrulup giderken birçok yalanla karşı karşıya kalırız. Bazen deliler gibi âşık olduğumuz
partnerimizden duyarız bu yalanları, bazen de en yakın aile bireylerimizden. Kimi zaman dost
sandığımız kişilerden, kimi zaman da arkadaşlarımızdan... Bazen de kendi kendimize
söylediğimiz yalanlara takılıp kalırız. İşte bu yalanlara takılıp kalmamamız için yazıldı bu kitap.
Hayatımızın parçasına dönüşmüş olan yalanlardan kaçamayız ama onları fark edebilir ve karşılık
olarak bir savunma geliştirebilir, böylece kendimizi koruyabiliriz. Günümüzde yaşanan
ilişkilerde en çok söylenen yalanların psikolojik analizlerine yakından bakan bu kitap,
kurduğunuz ilişkilerde ve hayatınızın pek çok alanında size rehberlik edecektir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101224</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55991849-7fc8-4e3f-a4de-d43f08fbd8c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yolun Sonu</image:title>
            <image:caption>Tiyatro ışıktır, umuttur, inceliktir, insan kalabilmenin en naif ifadesidir. Gerçeğin aynası değil ta kendisidir. Bir tutkudur, yaşama biçimidir. Heves değil yaşamaya heveslendirendir. 
Tıpkı gençler gibi. Birbirleriyle bu kadar benzer bu kadar iç içeyken,  gençlik oyunu yazılmamasına hep içerlemişimdir. Yıllar önce denemiş denemek yetmez diyerek epeyce emek vermiştim. Oynandığı zamanlarda sahnede görmek çok onurlandırmıştı. 
Ne şartlar altında olursa olsun, dostluğun, yardımlaşmanın ve gençliğin o güzel zamanlarını birlikte ve dolu dolu yaşamanın konu edildiği bir oyunu kitaptan çok sahnede görmek en güzeli. Ne kadar zor şartlarda okusak da yanımızda dostlarımız, can arkadaşlarımızın olması hayatı kolaylaştıran ve yaşamaya değer kılan en önemli varlığımız. Yaşamın kendisi gibi bizler de dönüşüp duruyoruz. Aslında yolun sonu yok. Olursa da dostluklar, paydaşlıklar olsun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101225</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3097ed1-4f0c-471b-87bd-69918ab7b1c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece</image:title>
            <image:caption>GECE 
Mutlu dünyası bir günde ismi gibi kararmış bir kadın. Canı pahasına sevdiği iki kişi elinden alınmış, tutunduğu hiçbir dalı kalmamıştı Gece&apos;nin. 
Bir anlık zevk uğruna iki canın kanına girdin sen! 
Mezara evladınla bir de beni defnettin. 
En karanlık GECE&apos; ye adımı kazıdın; Ömrüm yettiğince affedilmeyeceksin mahşerimde. 
Şimdi söyle sen kimi aldattın, söyle en çok kimin canını acıttın? 
Hadi söyle durma; en fazla kimi öldürdün? 
Beni mi… Bebeğimizi mi? 
SİNAN 
Nasıl olduğunu anlayamadan yapılan bir anlık hata. Sinan’ın hayatında ki en değerli şeyleri kaybettiği, büyük bir hata... Kaybettiklerini geri alabilir miydi, hakkı olmamasına rağmen? 
Yapamam! 
Göz göre göre beni öldürmene izin veremem. 
Canım yanıyor. 
Biliyorum hakkım yok, ama seni bırakmaya da gücüm yok. 
Bana bak! Karşında eski beni görebiliyor musun? 
Ben uzun zamandır göremiyorum. 
Yaşayıp yaşamadığımı bile bilmiyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101226</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9052a6de-60ff-40b7-aae1-305649255be6.jpg</image:loc>
            <image:title>Salavat Kokan Güller Tekbir Kokan Laleler</image:title>
            <image:caption>Edebiyat dünyamızın tecrübeli kalemi Muhammet GÖKÇE, bu kez yine bir şiir demetiyle, İlâhî sevgiler penceresinden gönüllere hitap ediyor. 
Gül ve Lâle motifleriyle sembolize ettiği Hz. Peygamber SAV ve Allah CC sevgisinin işlendiği şiirleri sizlerle paylaşıyoruz. 
Şiirin büyüleyici dünyasında bambaşka bir üslûpla tanışacak; lirik şiirlerle duygulanacak, epik ve didaktik şiirlerle keyif alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101227</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7e35907-c3aa-43b8-befb-61212eb2b21b.jpg</image:loc>
            <image:title>Umutlardan Öte Düşlerim Vardı</image:title>
            <image:caption>Kar beyazı bir dünya üzre sevdim seni 
Doruklara meskenliğim bundan 
Sevgiyse aslolan işte bu 
Sert rüzgârlara alışkanlığım benim. 
Gayrı sevda üzre ölebilirim...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101228</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a86e67e2-b67b-4294-a3fa-d70f83b7f049.jpg</image:loc>
            <image:title>Kün (Ol)</image:title>
            <image:caption>Âşık Divane 1946  yılında Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Karakaya köyünde doğdu. İlkokulu bitirdi. Saz çalmaya 10 yaşında iken başladı. Saz çalmayı ustadan değil, kendi kendine öğrendi. 
Asıl adı Mehmet İnal, yargı kararıyla Divane İnal’a dönüştürdü. Babası çiftçi Mustafa Efendi, annesi Gülbeyaz Hanımdır. 
Karakaya köyünün bulunduğu yöre Galmuat olarak bilinmektedir. Bu yörede gerçekleştirilen cemlerde zakirleri ve de ceme gelen konuk âşıkları dinleyerek sanatını geliştirdi. İlk konserine 1969 yılında Tokat’ta çıktı. 
1971-1973 yılları arasında yaşam zorunluluğu nedeniyle İsviçre’de işçi olarak çalıştı. Türkiye’ye döndüğünde yurt içinde pek çok konserlere katıldı, turnelerde bulundu. 
1975’li yıllarda müzik ve âşıklık geleneği alanında çalışmalarını artırdı. Kasetler çıkardı, TRT’de klibi yayımlandı . 12 Eylül 1980 darbesinden önce Avrupa’ya gitti. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde âşıklık sanatını sürdürdü, pek çok konserler verdi. 
2018 yılı içinde 16 türküsünün yer aldığı CD’si yayımlandı. Bu CD’deki türküler 15 farklı sanatçı tarafından seslendirildi. 
Fransa’nın Lyon kentinde bir döküm fabrikasında 14 yıl işçi olarak çalıştı. 
Fransa’yı mekan tutu. Bugün yaşamının bir bölümünü Fransa’da, bir bölümünü de Türkiye’de geçirmektedir. 
Bu kitap Âşık Divane’nin ikinci kitabıdır. Bundan önce basılan “Bell’olmaz” adlı kitabında 550 adet şiiri yer almıştı. “Kün (Ol)” adını taşıyan bu kitabında ise 750 şiiri bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101229</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b4f7252-8316-46a4-a898-5239b71caeb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Komünist Manifesto</image:title>
            <image:caption>Karl Marx ve Friedrich Engels’in dünyayı sarsan eseri “Komünist Manifesto” Martin Rowson’ın çizgileriyle canlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101230</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a420ee93-d06d-49f0-a602-ccd5fd3405f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Mehtap Havuzu</image:title>
            <image:caption>“Fantazi, aşk, macera; biraz gizem, biraz doğaüstü; iç içe geçen kadim efsaneler ve yazıldığı dönemin bilimsel verileri… Hepsi parlak bir hayal gücünün eseri olarak bir araya geliyor.” NEW YORK TIMES “Dünyanın kalbine doğru bir şimşek hızıyla iniyorduk! Acaba ne gibi mucizeler gizlenmişti oraya?” Kadim uygarlıkların kalıntılarıyla dolu sıradışı bir coğrafyada, hayret ve dehşet verici bir varlığın pençesine doğru yola koyulan Walter Goodwin önderliğindeki ekip, doğaüstü gizemlerin dünyasında akıllara durgunluk verici maceralara atılır. Lovecraft’ın Cthulhu mitosundan Zindanlar ve Ejderhalar’a ve hatta bir dönemin unutulmaz dizisi Lost’a kadar uzanan geniş bir etki ağına sahip bu eserde fantastik kurgu, korku ve bilimkurgu iç içe geçiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101231</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db78da94-04ec-48cf-88fb-468eb086b2c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Foto-Grafiti 114 Gözdikme</image:title>
            <image:caption>Fasulye sıçramaya devam ediyor. Bazen bir resim / fotoğraf yazdırıyor yazıyı, bazen bir yazının mütemmim cüzü oluyor resimler veya fotoğraflar. Anılar, okumalar, izlenen filmler, bakılanlar, uzun uzun seyredilenler ve anlık göze takılanlar. Enis Batur Foto-Grafiti 114 Gözdikme’de okuyor, yazıyor, bakıyor, baktırıyor, görüyor ve her zamanki gibi göstermeye devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101232</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be6f2994-3826-45ac-92b5-35c1f4c02cbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Zamanlar Yazdıklarım ve Yazılanlar</image:title>
            <image:caption>Neredeyse Cumhuriyetle yaşıt bir ömrü, devletin çeşitli kademelerinde bulunduğum görevlerde Türk milletine, Türk Devletine hizmetle yaşadım. Kaymakam, vali yardımcısı, vali, emniyet genel müdürü, müsteşar ve bakan olduğum geçmiş yıllarda ülkemizin, insanlarımızın refahı, mutluluğu için çalıştım. Emeklilik günlerimde tecrübelerimi gençlerle paylaşabilmek, bildiklerimi gördüklerimi geleceğe aktarabilmek adına, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın anılarına değindiğim “Memleketim İncesu”, mesleki anılarıma yer verdiğim “Kaymakamlığımda, Valiliğim Yıllarında Yaşadıklarım”, konuşmalarımı topladığım “Dünde Kalan Sözler” başlıklı üç kitap yazdım. Değerli okuyucular, bu kitabımda ise bir zamanlar yazdığım makalelere, gazete ve dergilerde benim için yazılan yazıların, haberlerin bazılarına yer veriyorum. Yazdıklarımın da yazılanların da Cumhuriyetimizin bir dönemine ışık tutabilecek, bilgi verecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Bu yazılarda yönetici ya da siyasetçi olarak aslında devlet adamı ya da milletin adamı olarak geçmişte yaşanılan olaylar, yapılanlar, halkla ilişkiler, iletişimde kullanılan dil ve üsluplarla bir zamanların Türkiye’si anlatılmaktadır. Bu kitabı bağlı olduğum Türk milletine ebediyete ulaşmasını istediğim Türkiye Cumhuriyeti Devleti için armağan ediyorum...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101233</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7b44d2a-3426-4a3e-9038-f865ca1ac4a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet’in Öncü Gücü</image:title>
            <image:caption>Bilimsel ve çağdaş eğitim kurumlarımızdan biri olan Karşıyaka Kız Muallim Mektebi’nin hikâyesi Türkiye tarihine ışık tutuyor. Aralık 1914’den 7 Ekim 1949 tarihine kadar birçok öğretmeni yetiştirerek eğitim sistemimize kazandıran Karşıyaka Kız Muallim Mektebi’nde, eğitim tarihimizin idealist yöneticileri ve öğretmenleri görev yapmıştı. Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği Karşıyaka Kız Muallim Mektebi; Mustafa Necati, Hakkı Baha Pars, Vedide Baha Pars, İsmail Zühtü Kuşçuoğlu, Sabiha Gökçül, Resmiye Boysan, Mustafa Rahmi Balaban, Ahmet Talat Onay, Akif Bibioğlu, Ziya Somar gibi eğitim tarihimizde iz bırakan daha birçok değerli eğitimcinin görev yaptığı ve çağın gereklerine uygun nitelikli eğitim sistemiyle Cumhuriyet Dönemi’nin ilk öğretmenlerini yetiştirmiş, tarihsel kimliği ve manevi değeri olan bir kurumdu. Yücel İzmirli, Cumhuriyet’in Öncü Gücü: “Karşıyaka Kız Muallim Mektebi”nde bilimsel ve çağdaş eğitim kurumlarımızdan biri olan bu okulun tarihini, sınırlı sayıdaki kaynaklardan yararlanarak titiz bir çalışmayla okurla buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101234</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/446793d8-bdfb-4b68-9ac8-ff043fd6286b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşevi’nin Efendisi</image:title>
            <image:caption>“Bir insanı nereye kadar tanıyabiliriz?” İbrahim Yıldırım’ın “Eylülden Sonra” üçlemesinin ilk kitabı Kuşevi’nin Efendisi bu soruyla başlıyor. Sonra bambaşka sorular ve cevaplarla seyrediyor yolculuk. Yazdıkları ve yaşamı bir muammaya evrilen Asaf Cemil, Asaf Cemil’in hayatının ve metninin peşinde bir yazar Yusuf Bünyamin ve onun bu macerasında konuya dahil olan Bedrettin Melek, Belkıs hatta İbrahim Yıldırım’ın da yer aldığı çok sesli bir roman Kuşevi’nin Efendisi. Her yazarın, her metnin, her kısmın kendi sesiyle varolduğu bir oda müziği… Görülen düşler, kaleme alınan düş tutanakları ve bir yolculuğun gizemli durakları. İbrahim Yıldırım’ın klasikleşmiş eserlerinden Kuşevi’nin Efendisi’nde bizzat söylediği gibi: “İyi ki yaşadın, iyi ki öldün Asaf Cemil!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101235</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c44ca258-1596-4309-8faa-b20a4cc9d191.jpg</image:loc>
            <image:title>Yas-na: Yas&apos;ın Öteki Yüzü</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, Yas Şiirleri’nin Seda Zengin’in okuma deneyimine içkin olarak cisimleşen “aks-i seda’sı”; eş deyişle şiirlerin öteki ben’in varlığında, oluş halinde yankı bulması. Çünkü şiir, vurguladığım üzere, sahiden şiirse ruha dokunacaktır ve bu temasın, iç’te tinsel bir karşılığı olacak ve bu karşılık onto-poetik imge’nin özünü oluşturacaktır. Şiirleri okuyan öznenin, yani etkin olan öteki ben’in şaire meydan okuması, ondan, tine dokunan bu dizeleri yazmasının hesabını sormasıdır belki de vukuu bulan. 
Çünkü bu kitap, yazılan şiirin, şiirle yaratılan onto-poetik imgenin öteki ben’in ruhuna dokunuşunun, gerçekleşen tinsel temasın bir kefareti. Hem yazan ben, hem de öteki ben için etkin ve işlevsel olan bir itiraf, yakarı, arınma ve ortaklaşan varoluş ediminin, oldukça geniş bir kültürel bağlamla ilişkilendirilmiş sonucu… Çünkü bu kitap yazmaya, okumaya cüret edenlerin ödediği kefaretin iç’te oluşan ve betimlenerek dış’a aktarılan somut karşılığı. Yas ne ise, Yas-na da Yas’ın Öteki Yüzü, anlamı, betimi, aks-i Seda’sı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101236</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95cd6fbb-658c-422e-b8fe-4de58ae3db71.jpg</image:loc>
            <image:title>Destan Sayılır</image:title>
            <image:caption>Geceleri ışıkla dolu ıslak ağlar Aydan dönüyorum parlak renklerden İzmirli yaslı terzi Aigassos’ta Alkışlar İstanbul’a diye bağıran Fırıncı kadının çiçekten yüz çizgileri Sırlı çömlekler pazaryerinde, kimsesiz Arıların delirdiği vakitte Bir plak dönüyor gökte durmadan Ağaçlar da güdük, keçiler de ve tuz Burada avdan dönüyorum Ey Afrodit, güzelliğin âşığı sonsuz Hiçbir şey yok heybemde Yarat bizi yeniden o ilk öpüşle Acı hepimize!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101237</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cb167e7-3dec-4771-8cab-f6d77cfa5045.jpg</image:loc>
            <image:title>Geçici</image:title>
            <image:caption>Sürekli birbirinden farklı işlerde çalışan, kalıcılık peşinde bir “Geçici”nin hikâyesi bu. Kalıcılığa giden yolda, mütemadiyen yeni bir işe yerleştirilen, sorumluluğu neyse onu yerine getirip sıradaki “yerleştirme”yi bekleyen bir Geçici… İşi ise her şey olabilir; büyük bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanı’nın yerine bakmak, bir korsan gemisinde çalışmak, bir evin kapılarını açıp kapamak, hatta bir katilin yardımcısı olmak…
PEN/Hemingway İlk Roman Ödülü adaylarından Geçici, sürrealist bir mizah anlayışı ile kapitalizm eleştirisinin iç içe geçtiği, iş dünyasındaki görünmez tehlikeleri sergileyen, sıradan yaşamın tuhaflığına dikkat çeken, kimliğimizi nasıl inşa ettiğimizi irdeleyen, günümüzün laneti “esnek ekonomi” sorununa eğilen, hem ciddi hem alaycı bir manifesto.
“Bir Salvador Dali tablosu çağdaş bir roman olarak yeniden tasarlansaydı bu kitap ortaya çıkardı.”
—Parade
“Leichter, sorduğu şu soruya dengeli bir cevap sunuyor: Her şey iş olarak kabul edildiğinde, onun dışında kalmak nasıl mümkün olabilir?”
—Vulture</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101238</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fca95abc-ebb2-4d61-8bff-a21e115ea665.jpg</image:loc>
            <image:title>Sohrab Konuşmaları</image:title>
            <image:caption>bu kitap, sohrâb sepehri’nin, henüz yolcuyum (özyaşam öyküsü, anılar) kitabını okurken alınan okuma notları ve kendi yaşam notlarımın beni içine çeken algıları özelinde, o metinlerin gün yüzüne çıkarttığı bilinç akışı ya da sohrâb’la ortaklık hissettiğim çocukluğumun, daha önce de defter’le ilk halini alan başka öykülerimin, anılarımın devam ve vucud bulma şeklidir. 
çok yapraklı, uzun, ince dalları olan bir ağaçtı henüz yolcuyum benim için. ona benzemek istedim; ona benzeyen başka bir ağacın dalları olsun istedim yazdıklarım da. bir yazarı, şairi, eğer yazdıkları kıymet bulursa, tarih an be an sorgular, buna güvendim ben de. 
sonuç olarak bu kitap, yazarken, bazı metinler birebir içimde olmasa da, sonradan “içinde” yer aldığım ve içinde olduğum sohrâb’a ve onun bilinç akışıma bıraktığı etkiye aitttir ve ona ithaf edilmiştir; karıştık bir kere!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101239</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/763d945b-16a8-4812-a0d4-4281d5c207f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Üçü Çeyrek Geçe</image:title>
            <image:caption>Sırlarını saklamak için savaşanlar, dilsiz bir şahide yenildiler…
Asla ortaya çıkmayacağını düşündüğü sırları, kör kuyulardan çıkıp gelen birinin ziline basmasıyla hayatını karıştıran, ölümsüzlüğü arayan Feridun,
Elindeki kibrit çöpüyle dünyayı yakmak için her şeyi göze almış Müzehher,
Unutmak için seven ve susmanın sırları saklamaktan daha ağır bir yük olduğunu deneyimleyen Faruk,
Ve yaşananlara, haksızlığa, yalanlara başkaldırır gibi her gece üçü çeyrek geçe, kendiliğinden doğruları yazmaya başlayan, herkesin sırlarını ortaya çıkaran eski bir daktilo…
Mehmet Emin Altan “Üçü Çeyrek Geçe” romanında, İkinci Dünya Savaşı yıllarından günümüze uzanan gizem ve gerilim yüklü unutamayacağınız bir hikâyeyi ustalıkla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101240</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80954f2e-fe8a-4e19-85c5-09a1c63eba81.jpg</image:loc>
            <image:title>Zordur Kadın Olmak Anadolu’da 2</image:title>
            <image:caption>BAĞIMDA KALAN EN SON ÜZÜMSÜN 
 
Son baharda gazel olsa da bağım 
Akşam güneşine dönse de çağım 
Kaderle bir olup ördüğün ağım 
Gece gündüz yolu çeken gözümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün. 
 
Sıralansın derdim demli aktine 
Biriksin ömrümün en son vaktine 
Güç mü yeter şu feleğin kastına 
Sevdaya söylenmiş derin sözümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün. 
 
Sımsıcak gülüşün hayat tadımdır 
Unuttum kendimi ismin adımdır 
Şiirim uzaktan gönül yâdımdır 
Hayalinle derdime tek çözümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün. 
 
Hasretime hasret eklersin neden 
Özleminle solar dayanmaz beden 
Nedendir dönmüyor bırakıp giden 
Gel artık bekletme canım özümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101241</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/714de212-70f2-4ef5-b007-dc33d65a1104.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Bizimken</image:title>
            <image:caption>2016 Gençlik Edebiyatı Dalında Ulusal Kitap Ödülleri Kazananı
2016 Tiptree Ödülü Kazananı
2017 Stonewall Onur Ödülü Kazananı
Kasabalıların Bal ve Ay lakabını taktıkları Miel ile Sam, tüm tuhaflıklarıyla birbirlerine kenetlenmişlerdi. Miel’in bileğinde güller büyüyordu ve dedikodulara göre, beş yaşındayken kasabanın eski su kulesinden dökülüvermişti. Sam ise boyayıp ağaçlara astığı aylar ve annesiyle birlikte kasabaya taşınmadan önceki hayatının gizemli oluşu nedeniyle dikkat çekiyordu.
Tüm garipliklerine rağmen onlar bile, cadı oldukları rivayet edilen Bonner kızlarından uzak duruyordu. Fakat güzellikleriyle nam salmış dört kız kardeşin bir gün Miel’in bileğinde büyüyen gülleri istemesiyle bu durum kökten değişecekti. Bu güllerin herkesi kendilerine âşık edebileceğine inanıyorlardı ve onlar istediklerini alana kadar, Miel’in canı pahasına sakındığı hiçbir sır güvende değildi.
“Klasik olduğu kadar modern, fantastik olduğu kadar da gerçek bir aşk hikâyesi...” —School Library Journal
“Latin efsaneleri ve büyülü gerçekliğe sarılı görkemli üslubuyla, Ay Bizimken peri masalı unsurlarını bir aşk hikâyesinin zarafetiyle birleştiriyor. Hikâyenin özü gerçekten derin bir hümanizmde yatıyor. Sevimli, gerekli ve gerçek.” —Booklist (starred review)
“McLemore adanmışlık, aile ve kimlik konularının kıyısına kurduğu zengin anlatımıyla bir kez daha büyülüyor… Okurlar hiç farkına varmadan bu ölümsüz anlatıya kapılacaklar.” —Kirkus (starred review)
“Sırların, onları anlatmanın, kendi gerçeğini cesurca yaşamanın ve söylemenin gücüne dair bir hikâye bu.” —Lambda Literary
“McLemore çarpıcı ve modern bir peri masalı yaratmak için büyülü öğeleri ve etnik karakterleri bir araya getiriyor… Zengin ve saygı dolu anlatımı McLemore’un alameti farikası… Cinsel kimlik, aile ve tarihin kişi üzerindeki baskısıyla ilgilenen okurlar, Ay Bizimken’de bunlara ve başka güçlü temalara değinen sürükleyici bir hikâye bulacaklar.” —Publishers Weekly
“Daha önce böyle bir kitap okumadınız… Sıcak ve büyülü bu hikâye son derece modern bir peri masalında tutsak kalmışsınız gibi hissettirecek.” —Bustle
“En sıradışı genç yetişkin fantastik romanlardan. Kara büyü, dostluk ve kuir aşk, usta bir anlatımla birbirine örülmüş.” —Tor.com
“Enfes yazılmış ve şaşırtıcı biçimde gerilimli bu büyülü kitap sadece bir aşk hikâyesini değil, sakladığımız sırları ve söylediğimiz yalanları, birbirimize ve dünyaya özgün kimliklerimizi açıklamanın ne kadar cesaret gerektirdiğini anlatıyor.” —Laura Ruby
“McLemore’un leziz üslubu, cinsiyet, cinsellik ve ırk konularına uzanarak aşk ve gerçeklik üzerine anlatılması gereken bir hikâyeyi ortaya koyuyor. Tabii içine bir parça büyü eklemekten de geri durmuyor.” —Entertainment Weekly
“McLemore türler arasında ustalıkla dans ediyor; kültür, efsane, rüya, aşk ve cinsiyet kimliğinin parıldayan ağlarını birbirine öyle eşsiz bir şekilde örmüş ki Ay Bizimken’i yüreğimin derinlerinde hissettim. Keyfine vararak, mükemmel cümlelerinin tadını çıkararak yavaş yavaş okumak isteyeceğiniz o özel kitaplardan biri. Bu kitaba hayran kaldım.” —Laura Resau</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101242</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e3b316a-3ea8-467e-9a43-6a32c0b23ab0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölühane Kapıları</image:title>
            <image:caption>“BIRAKIN ÖLÜMÜM ŞAN GETİRMESİN. BIRAKIN UNUTULUP GİDEYİM. BIRAKIN CANLILARI SUÇLAYAN ÖLÜLERİN ARASINDA YER ALMAYAYIM.”
Zamanın ve kumların ölü uygarlıkların üzerini örttüğü, bir zamanlar denizken artık ölümcül güneşin kavurduğu Kutsal Raraku Çölü… Malazan İmparatorluğu hâkimiyeti altındaki Yedi Kent kıtasında esen sıcak çöl rüzgârlarında bir isyanın fısıltıları taşınmaktaydı. Raraku Çölü’ndeki saklı bir vahada, Sha’ik ismindeki peygamber, Dryjhna Kıyamet Kitabı’nın eline teslim edilmesini bekliyordu. Kehanete göre, Sha’ik kitabı açtığında, intikam tanrıçası uyanacak ve Yedi Kent hürriyetini geri almak için ayaklanacaktı.
Yedi Kent kıtasında gerçekleşmeyi bekleyen tek kehanet bundan ibaret değildi. Hayvan cismine bürünebilen şekildeğiştirenler, verilmiş kadim bir sözün peşinden Yedi Kent’e akın ediyor, hem çölde hem de büyülü kovanlarda birbirleriyle çatışıyorlardı. Kana susamış çöl kumlarını besleyen bu çatışmalar, Yedi Kent’i hiç olmadığı kadar tehlikeli ve korkunç bir yer hâline getiriyordu.
Tanrıların faniler üzerindeki acı oyunları devam ediyor, kumlara gömülü sırlar keşfedildikçe fanilerin entrikalarının ne kadar önemsiz olduğu açığa çıkıyordu. Ancak ne tanrıların ne de fanilerin hesaba kattığı bir gerçek vardı: Tanrılar da entrikalara kurban gidebilirlerdi.
“Steven Erikson beni kendine hayran bırakıyor. Eserleri sadece bir avuç kitabın başarabildiğini gerçekleştiriyor: Okurun gerçeklik algısını değiştiriyor.” —Stephen R. Donaldson
“Erikson öyle gerçekçi, öyle efsunlu dünyalar yaratıyor ki oradan ayrılmak istediğinden emin olamıyor insan.” —Michael A. Stackpole
“Elinizden düşüremeyeceğiniz, soluk soluğa, George R. R. Martin&apos;in eserlerindeki vahşiliğe sahip bir kitap.” —Elizabeth Haydon
“Yılın en iyi fantastik eserlerinden biri.” —SF Site</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101243</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41abc67e-0d7a-42b6-9886-758088400ecb.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalet Tofu ve Cadı Çiya - 1. Kitap</image:title>
            <image:caption>Tofu resim yapmaya âşık, ressam olmayı hayal eden bir hayalet; Çiya ise kasvetli şiirler okumaya bayılan küçük bir cadıydı. Yıldıztozu Kasabası’nda karşılaşmalarıyla başlayan dostlukları, tamamen farklı karakterlere sahip ikilinin hayatında yepyeni bir sayfa açmıştı.
Bir gün kasabanın müzesinde Tofu’nun hep kaçındığı insanlardan biri, küçük bir kız cesurca yanına gelip onunla konuşmaya başladı. Çiya’dan başka kimseyle konuşmayan Tofu için son derece şaşırtıcı bir andı bu. Bu küçük kızın çıkagelmesiyle Tofu ve Çiya, zor da olsa insan-çocuklara yeni bir gözle bakmaya başlayacaklardı.
Zeynep Alpaslan bu kitabında dostluk, fedakârlık, çoğunluktan farklı hissetme gibi konuları irdelerken okurunu yer yer karanlık ama ışıltılı ve umut dolu bir hikâyeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101244</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b480fa30-689f-4021-ad35-e4d3b8516de5.jpg</image:loc>
            <image:title>İlker Hepyaşar (5 Kitap Set)</image:title>
            <image:caption>İlker iyi çocuk… Hem esprili hem de eğlenceli bir arkadaş. Laf aramızda macerayı da seviyor. Başına hep komik şeyler geliyor. Ablası da durur mu, yazıyor  tabii bütün bu olanları. 
 
Merak ettin değil mi, “Kimdir bu çocuk?” diye. Eminim tanıyınca sen de seveceksin.  Hadi o zaman, sayfaları çevir sen de İlker’in maceralarına ortak ol!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101246</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e856fad-c283-43b4-8128-9fbf3d218d0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Masa, Bayrak, Sandalye</image:title>
            <image:caption>2009’da Renkzaman, 2012’de Pencere, 2016’da Karlar Altında Körler Ülkesi adlı kitapları yayımlanan Serhat Çelikel, ikinci romanıyla okur karşısında.
Masa, Bayrak, Sandalye bir dostluk hikâyesi. Romanın başkişisi ve anlatıcısı konumundaki Burak’ın, ev arkadaşları Ece, Cemil ve hem evlerine hem aralarına sonradan dahil olan Yasemin’le yaşadıkları, onlarla birlikte kendini yeniden ve durmadan keşfetme hâli ve dünya üzerindeki her şeyin geçip gidiyor oluşu, bu hikâyenin temel taşlarını oluşturuyor. Roman boyunca paylaşılanların “uçuculuğunu” ise Burak’ın aralıklarla yinelediği cümle temsil ediyor: “Kimseye zararım yok, galiba bu dünyada bir amacım da yok.”
Çelikel, kendi hâlinde dört üniversite öğrencisinin hayatında olan biten ufak tefek şeyleri mevsim mevsim anlatırken, önce bu olağan akışı bozan olağandışı olaylara, sonra da romanın var olma sürecine dahil ediyor okuru. Bu duraklar, romanın bir dostluk hikâyesinden fazlası olduğunun kanıtı.
&quot;Burak kendisini de taklit etmelerini bekledi fakat henüz aralarına katılmış Yasemin’in bile saçlarını tepesinde topladığı zamanlarda yaptığı bir hareketle dalga geçildikten ve buna gülündükten sonra başka gülünçlüklere geçildi. Kendisini taklit edecek olsa bunun nasıl bir hareket olacağını düşündü, aklına bir şey gelmiyordu. Sürekli kullandığı bir hareket, bir kelime, bir yüz ifadesi düşündü ama böyle bir şey de bulamadı. Bazen karşıdaki nasıl konuşursa, nasıl davranırsa kendisinin de buna hemen uyduğunu, karşısındaki gibi şeyler söyleyip, karşısındakine benzer hareketler yaptığını düşünür ama buna canını sıkmazdı. Burak’ı diğerlerinden ayıran bir şey muhakkak olmalıydı, bir ilginç yan, yalnızca ona has bir şey olmalıydı. ‘Yok,’ diye düşündü. ‘Bu hayatta hiçbir amacım da yok.’&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101247</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fedac3d2-3f50-435a-9635-b93a6182504e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahlakın Metafiziği Hukuk Öğretisi</image:title>
            <image:caption>Kant’ın Ahlakın Metafiziği (Die Metaphysik der Sitten) adlı eserinin ilk kısmı olan bu kitap, yazarın ‘hukuk öğretisi’nin ve ‘devlet kuramı’nın temel ilkelerini ortaya koymaktadır. Kant denince akla her ne kadar ilk bakışta ahlak felsefesi gelse de onun hukuk felsefesi ve devlet felsefesi, başlı başına felsefi bir tasarıdır. 
Kant, hukuk felsefesini bilinçli ve planlı bir şekilde Saf Aklın Eleştirisi’nde yeni bir temelde inşa ettikten sonra geliştirmiştir. Hukuk ve devlet felsefesi düşüncelerini bu kitapta kaleme almadan önce Yeniçağ felsefesini incelemiş; Hobbes’tan Locke’a ve Rousseau’ya kadar temel hukuk ve devlet öğretileri ve hukukun devlet içerisindeki konumu Kant’ın yoğun ilgisini çekmiştir. Kant’ta üç büyük düşünürün, Rousseau’nun cumhuriyetçilik, Locke’un temel insan hak ve özgürlükleri ve Montesquieu’nün güçler ayrılığı bağlamında derin izlerini görmek mümkündür. 
Kategorik imperatif devlet kuramına uygulanabilir mi? Kant, iktisadi veya siyasi liberalizme, müdahaleci hukuk devletine nasıl bakmaktadır? ‘Dünya vatandaşlığı’ kavramı sömürgeciliğe bir alternatif midir? Evrensel bir hukuk ve devlet etiği yaratılabilir mi? İnsan hakları ilkesi ve mülkiyet kurumu nasıl temellendirilebilir?  
Devletlerarası hukuk düzeni, ceza hukuku, direnme hakkı, yoksullar için kamusal sorumluluk gibi maddi hukukla ilgili özsel konularla birlikte bu kitap, hukuk öğretisinde metafiziğin vazgeçilmezliğine dikkat çekmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101248</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4d54452-d436-4be9-a147-b43e27b4ee66.jpg</image:loc>
            <image:title>Şairsel Mevzular</image:title>
            <image:caption>Şairsel Mevzular, İsmail Biçer’in 2007-2022 arasında çeşitli dergiler, gazeteler ve gazetelerin
kitap eklerinde yayımlanan inceleme-deneme türündeki yazılarından oluşmaktadır. Şairler,
yazarlar, aydınlar, edebiyat ve şiir dünyasını çok yakından ilgilendiren konular, kendi
alanlarında ilgi gören yapıtlar üzerine yalın, çarpıcı bir dilin kendini rahatlıkla gösterdiği bu
eser, bilgelik taslamadan, okuru içtenlikli ve sorgulayıcı bir yolculuğa çıkarıyor.
İsmail Biçer
17 Şubat 1970 Erzincan doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Şiir, yazı, söyleşi ve öyküleri
1992’den başlayarak birçok dergi, gazete ve gazetelerin kitap eklerinde yayımlandı. Şiirleri
bazı antoloji ve yıllıklarda yer aldı; ulusal ve uluslararası şiir/edebiyat etkinliklerine imza
attı. Kartal Belediyesi tarafından yayımlanan edebiyat, sanat ve kültür dergisi KE’nin yayın
kurulu üyesi. Sessizlik Kuyusu (Şiir, 2009), Töz (Şiir, 2010), Yere Dökülen Ağaç
(Şiir,2013), Sus Alfabesi (Şiir, 2016), Şair Sokağı Söyleşileri (Röportaj, 2016), Gelmek
Gazeli (Şiir, 2017), Şer Zaman Mezmurları (Şiir, 2019), Topoğrafyalar ve Aryalar (Şiir,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101249</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aaa63edd-23f8-4b30-a901-4940f6db0755.jpg</image:loc>
            <image:title>Vadideki Zambak</image:title>
            <image:caption>“gerçek aşk sonsuzdur, sınırsızdır, daima olduğu gibidir, eşittir ve saftır, aşırı
gösterilere gerek duymaz”
Fransız edebiyatının kült eserlerinden biri olan Vadideki Zambak,
Balzac’ın, İnsanlık Komedyası eserinin “Kır Hayatından Sahneler” bölümündeki
romanlarından biridir. Felix de Vandenesse’yle Henriette de Mortsauf
arasındaki aşkı anlatan roman, arka planında 19. yüzyıl Fransa’sının toplumsal
yapısını da irdeliyor. Bu eserinde Balzac, muazzam betimlemeleri ve şiirsel
üslubuyla bizleri edebi lezzetin doruklarına çıkarıyor.
Vadideki Zambak’ı Şirin Erkan Leitao’nun onlarca dipnotla zenginleştirdiği
özenli çevirisi, detaylı önsözü ve Balzac Müzesi’nin özel izniyle yer verdiğimiz
gravürler ve fotoğraflarla sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101250</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c336c9bd-0983-4cbd-982d-f287ee4024a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalıntı -2</image:title>
            <image:caption>Karanlığın kanlı kalbi, bir elmas gibi parlamaktadır sonsuz döngünün içinde.
Haris&apos;in lanetinden kurtulmasıyla birlikte dünyayaemsalsiz bir sis çökmüştür. Özgürlüğüne kavuşan Haris,daha da güçlenmiş ve kötülüğünü evreneyaymaya çoktan başlamıştır. Gerçekliğine aslainanmayacağı bu savaşta Ezel de yerini almıştır. Yaşadığı vahşetlerin içine şimdi biraz dahaimkânsızlık eklenmiştir.
Ezel artık sadece Karmen&apos;e olan aşkı için değil,insanlık için de savaşacaktır. Haris her geçen gün dipsiz karanlığa daha da sahip olurken Ezel&apos;in tek amacı onu kendi karanlığında boğmaktır.Ancak Ezel bu amaç uğruna neleri kaybedeceğinin farkında bile değildir. Karanlığın kanlı kalbine ulaştığında kendi ellerinin de temiz kalamayacağını henüz bilmiyordur. Öğrendiğinde ise o kalbi çoktan ellerinde tutuyor olacaktır.
Kalıntılar, karanlığı tamamen ele geçirmeye başlamıştır.
“Ya ben kazanacaktım ya evren ama her ikisinin sonunda da kaybeden ben olacaktım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101251</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/969af3b4-cafc-4cf2-b6b6-868f9fcbb0be.jpg</image:loc>
            <image:title>Bana Kim Sarılır?</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, en büyük hayali birine sarılmak olan küçük kaktüs Dikenli’nin 
hikâyesini anlatıyor. 
Bakalım Dikenli sonunda birine sarılmayı başarabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101252</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64fa07fb-0516-4291-a6b8-5bce60368eaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Kızı Ağladığında</image:title>
            <image:caption>Erin serbest bıraktığı gücün büyüklüğünden bihaberdir. Aslına bakılırsa tüm cadılar neyle karşı karşıyaolduklarını gerçekte bilmiyordur. Oysa baksalar ilahi varlıkların tir tir titreyişine, kıyametin kopacağını anlayabilirler. İkiTitaniçe, aralarındaki savaşı taraflarına başka Tanrıları çekerek büyütecektir. Bu artık sadececadıların değil, tüm dünyaların kaderini belirleyecek büyüklükte bir mücadeledir.Deniz kızı ağladığında gök karşılık verir O’na. Yırtılır cennet, cam kırıkları gibi yağarinsanlığın üstüne. Tanrılar haykırır öfkesini. Ve dillendirir Titaniçeşarkısını, boğazındaki tüm şelalelerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101253</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a69ff9a1-a093-4fab-943c-489eb59e5e61.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizans ve Müslüman Türk Anadolu’nun Doğuşu (1040-1130)</image:title>
            <image:caption>Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya gelişi, modern Türk ulusal kimlik söyleminin vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Diğer yandan, Batı’da Avrupalı ulusların oluşumu ve Yakın Doğu’nun dönüşümü ile ilgili tartışmalara Anadolu Türkleri nadiren dahil edilir. Türklerin Küçük Asya’ya nüfuzu, bir tarafta yerleşik gruplar ve göçebe gruplar, diğer tarafta farklı dinsel ve etnik topluluklar arasındaki bir çatışmanın sonucu olarak değerlendirilir. 
Bu kitapta iki temel argümanın yer aldığı alternatif bir anlatı öne sürülüyor. İlk olarak, Konstantinopolis ve Kahire, Anadolu topraklarının büyük bir kısmıyla Bizans-Müslüman sınır bölgeleri üzerindeki etkilerini kaybettiler; ikincisi, doğmakta olan Selçuklu Sultanlığı bölgesel bir güç olarak bunların yerini almada başarısız oldu. Bu dönemde hem Bizans Anadolu’sunda hem de İslam’ın kalbinin attığı bölgelerde yerel seçkinlerle bölgesel güçler siyasal otoriteyi ellerine geçirdikleri gibi, bitip tükenmeyen bir iktidar mücadelesine giriştiler. 
Söz konusu süreç içinde Türk savaşçı grupları; yaptıkları akınlar ve fetihler nedeniyle değil, önceden var olan toplumsal ağlara eklemlenmeleri sayesinde hızla önemli bir rol üstlendiler. İdari araçlarla yerel kaynaklardan faydalanarak yerel hükümdarların ve tebalarının rızasını elde ettiler. Böylelikle, daha büyük bölgesel birimlere evrilecek olan beyliklerin nüvelerini oluşturdular. 
Dolayısıyla, değişimin itici gücünü Bizanslıların gerilemesi veya Türklerin zaferinde değil, bu iki âlem arasındaki başarılı etkileşimde aramak gerekir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101254</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72599cce-75de-4eee-9607-05fe8d2ca076.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Şans:Neden Yeni Bir Dünya Düzenine İhtiyacımız Var?</image:title>
            <image:caption>Yeni bir dünya düzeni yaratmak gerçekten insanlığın &quot;son şansı&quot; mı?   Türkiye&apos;nin konumu ve durumu yeni dünya düzeninde ne derece kritik?   Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder ve ünlü tarihçi Gregor Schöllgen&apos;in kaleme aldığı Son Şans tüm bu sorulara yanıt arıyor.     “Karşımızda hiç de iç açıcı bir görüntü yok. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana, dünya üzerindeki krizlerin sayısı hiç bu kadar yüksek olmamıştı.”     Batı egemenliğindeki eski dünya düzeni çöktü. Yeni güçler ise kendine bu düzende yer bulmaya çalışıyor. Bunlarla birlikte dünya; iklim değişikliği, kaynak kıtlığı, salgın hastalıklar ve terörizm gibi birçok sorun ve krizle uğraşıyor. Bu toplumsal ve küresel krizlerin sonuçları ise dikkat çekmekte. NATO’nun ve Avrupa Birliği’nin akıbeti, ülke başkanlarının diplomatik hamleleri, ülkeler arasındaki dostluk ve rekabet ilişkileriyle her şeyin seyrini değiştirebilen anlaşmalar gelecek için hem zaruri hem de tehlikeli. Türkiye’nin de tüm bu meseleler içindeki pozisyonu azımsanmayacak derecede önemli.   Usta bir tarihçi ve eski bir politikacının dünyanın durumunu birlikte analiz ettiği Son Şans, Schröder’in politik deneyimiyle Schöllgen’in tarih bilgisini bir araya getiriyor. Baştan sona akıcı bir şekilde okunan bu kitap, insanlığın günümüzdeki durumunu anlamak isteyen okurlar için temeli sağlam bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101255</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab6a6113-e769-40e5-8e9c-a36a2b9a6a64.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Şaman Mitolojisinin Teonimleri</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Fuzuli Bayat’ın dört kitabının devamı ve tamamlayıcısı niteliğinde olan bu kitapta, şaman teonimleri, bir başka deyişle şaman ilah adları bağlamında mitin ve mitologemlerin rolü, mitik ideolojideki dönüşümler, “düzeltmeler” vb. konular incelenmeye çalışılmıştır. Yazar, şaman teonimleri ve tanrısal kahramanlar hakkındaki bu çalışmayı; unutulan, değişim ve dönüşüm sonucunda deforme olan Türk şamanlığının ve şaman mitolojisinin son kırıntılarını kayıt altına alarak gelecek nesillere aktarmak maksadıyla hazırlamıştır. Zira şamanlığın ana vatanı olan Sayan-Altay ve Yakut Türklerinde 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlayan sayısız dinî grup ve inanç merkezinin arasında zengin şaman mitolojisini öğrenen/öğreten herhangi bir kurum yer almamaktadır. Hâl böyle olunca şaman mitolojisi, sözlü geleneği ve şaman ilah adları olarak adlandırdığımız bağımlı tanrılar, yüksek dereceli ruhlar, tanrısallaşmış ecdatlar ve kahramanlar hakkındaki hikâyeler artık tarihe karışmaktadır. Hatta bugün neo-şamanların da, pratikte isimlerini zikretmedikleri onlarca belki de yüzlerce ilah ismi, onların işlevleri, kültürel rolleri hakkındaki bilgiler yok olup gitmektedir. Küresel dünya ölçeğinde yeri olmayan bir dizi inanç, gelenek, örf ve âdetler, folklorik ve etnografik veriler korunmaya muhtaçtır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101256</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6973601-1684-4e90-ac66-a7daaa0d2a28.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Çabuk Geçer Akıl Geç Kalır</image:title>
            <image:caption>ZAMAN ÇABUK GEÇER, AKIL GEÇ KALIR Savaşa katıldıktan sonra savaş karşıtı olan, bir yıl içinde iki evlat acısı yaşayan bir askeri psikiyatrdan bilgelik ve sağduyuyla yoğrulmuş hayat dersleri... En büyük kayıpların, en ağır yenilgilerin üstesinden gelmek ve hayata yeniden sarılmak, yeniden gülmek, mutlu olmak mümkün... Hayatın inişli-çıkışlı, dolambaçlı bir yol olduğu malûm. Evet, bu yolda hep iyi, güzel şeyler olmaz ama hep kötü, çirkin şeyler de olmaz. İyiliklerin, güzelliklerin keyfini çıkarırken, kötülüklerin, çirkinliklerin üstesinden gelmek için belirli bir hayat tecrübesinin yanı sıra bazı gerçekleri bilmek, hayatın hangi dersleri verdiğini, bize ne söylemeye çalıştığını anlamak gerekir. “Harita zeminle uyuşmuyorsa yanlış olan zemin değil haritadır.” &quot;Kendine yalan söylemek kötü bir fikirdir.&quot; “En güçlü yönlerimiz aynı zamanda en büyük zayıflığımızdır.” “Sadece kötü şeyler hızlıca meydana gelir...” Bunlar gibi 30 hayat gerçeğini ele alan Dr. Gordon Livingston kendi hayat derslerini psikiyatri biliminin süzgecinden geçirerek aktarırken herkese umut aşılıyor. Zaman hızla akarken genellikle geç kalan akılla ne kadar erken buluşursak o kadar iyi; Livingston bu randevuyu erkene almanın yolunu gösteriyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101257</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f745800c-8bb1-4653-b7fe-98f5129db2c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Eflatun Parmaklı Adam</image:title>
            <image:caption>Muhammed Akif Bayraktar, Nazende’den sonraki ikinci şiir kitabı Eflatun Parmaklı Adam’da, okurunun kalbindeki yerini sağlamlaştıracak şiirlere yer veriyor. 
Ömür, beklemektir bir treni garda 
Bak, sırlar gömülü her mezarda 
İnsan, gönlünü hileli bir zarda 
Şansın eline bırakacağını mı sanır? 
Âşık bakar, Maşuk ardından 
Maşuk, umursuz ardında kalandan 
İnsan, sevdayı bir an yadından 
Saklayıp mesut olacağını mı sanır? 
Gökteki su, bulur insanı yerde 
Toprak, arif olanı düşürür derde 
İnsan, çamurdan imtina eder de 
Özünü, imtinasından gayrı mı sanır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101258</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a020dd3f-0c18-4c69-9427-eb988dd90376.jpg</image:loc>
            <image:title>Sandığın Kişi Değilsin</image:title>
            <image:caption>SANDIĞIN KİŞİ DEĞİLSİN. 
 
“Adı Sammy Went. Bu fotoğraf ikinci yaş gününde çekildi. Üç gün sonra küçük kız kayıplara karıştı.” 
 
Kimberly Leamy, Melbourne’de fotoğrafçılık dersleri veriyor. 
Bir gün teneffüs sırasında yanına daha önce hiç görmediği bir adam yaklaşıyor. 
26 yıl önce kayıplara karışan bir kızdan söz ediyor. 
Sammy’den. 
 
Kimberly başta anlamıyor, anlayınca öfkeleniyor, zerre inanmıyor. 
Ancak iddia o kadar korkunç ki yokmuş gibi davranamaz, havada asılı bırakamaz. 
Kimberly şimdi yola çıkmak, Amerika’ya gitmek zorunda. 
Karşısında fanatik bir topluluk, yakınlaşmak zorunda olduğu tekinsiz bir aile ve temeli sırlarla atılmış bir kasaba var. 
 
Uluslararası çoksatan Sandığın Kişi Değilsin, 
travmaya, kökene ve hafızaya dair unutulmaz bir roman. 
 
Avustralya’nın gelmiş geçmiş en çok satan ilk romanları arasında. 
Victorian Premier’s Edebiyat Ödülü&apos;nü kazandı. 
Australian Book Industry Awards Yılın Romanı, 
Indie Book Awards Yılın Çıkış Romanı finalisti oldu. 
Çeviri hakları 17 dile satıldı. 
 
&quot;Olağanüstü bir ilk roman. Gerilim hayranları her işaretin tadını çıkarmaya, her ipucunu yakalamaya hazır olsun. White kesinlikle takip edilmesi gereken bir yazar.&quot; 
Publisher’s Weekly 
 
&quot;Sandığın Kişi Değilsin kusursuz suç romanlarının tüm özelliklerine sahip. Heyecan dozu yüksek, duygusal, sürprizlerle dolu. Hikâye derinleştikçe ürkütücülüğü artıyor, gerilim tırmanıyor, bulmacanın nasıl çözüleceğini görmek için gece yarısına kadar okutuyor. Olasılıklar birer gölge gibi olay örgüsünün köşelerinde pusuda bekliyor. Christian White, seni alkışlıyoruz.” 
Better Reading 
 
“Heyecanlı, duygusal, şaşırtıcı bir gerilim; okuduktan sonra günler boyunca omzunuzun üzerinden arkanızı yoklamanıza neden olacak bir roman.” 
A.J. Finn 
 
&quot;Sandığın Kişi Değilsin, geçmiş ile şimdiki zaman arasında ustalıkla gidip gelerek yapbozun parça parça tamamlandığı dolambaçlı bir labirent gibi… Heyecan verici bir yolculuk, muhteşem bir ilk roman.&quot; 
Books + Publishing</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101259</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbae18e2-8724-4980-aa70-4c15010c39a5.jpg</image:loc>
            <image:title>İklim Krizi ve Türkiye</image:title>
            <image:caption>İklim değişikliği üzerine uluslararası alanda tartışmalar 1970&apos;lerin sonunda başladı. 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin kabul edilmesiyle ile de yasal bir zemine kavuştu. Tartışmaların başında iklim değişikliğini dünyanın doğal iklim döngüsü içinde normal bir durum gibi görenler ve bunu sadece bilim insanlarının uğraşması gereken bir konu olarak değerlendirenler bile vardı. İnsanlar raporlardan, bilim insanlarının söylediklerinden çok günlük yaşantılarında iklim değişikliğinin etkilerini görmeye başladığında bu gerçeği kabul ettiler. 
 
Bir yanda tarihsel sorumluluğa sahip gelişmiş ülkeler, bir yanda iklim değişikliğinden en fazla etkilenen gelişmekte olan ülkeler… Kimsenin kalkınma süreçlerinden ve yaşama biçimlerinden ödün vermediği uzun yıllar, iklim değişikliğiyle mücadelede mavi gezegene çok şey kaybettirdi. Öyle ki, bilimsel raporlar ekosistemler üzerindeki bazı insan etkilerinin artık geri döndürülemez olduğunu söylüyor. 
Mehmet Emin Birpınar 9 Nisan 2015’te resmi olarak Türkiye adına iklim değişikliği müzakerelerini yürütmek üzere Başmüzakereci olarak görevlendirilmesinden sonra yüzlerce toplantıya, zirveye katıldı, ikili görüşmelerde bulundu. Kapılar kapandığında Türkiye’nin öncelikleri, dünü, bugünü ve geleceği için müzakere değil mücadele etti. 
 
İklim Krizi ve Türkiye, İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Birpınar’ın şahit olduğu süreçlerin ve bizzat yürüttüğü zorlu iklim değişikliği müzakerelerinin yansımalarının bir derlemesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101260</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/499a650c-186b-4ad7-ad28-02f4da5d9d29.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Hayatında Başarılı Olmak İçin İş Hayatının Kuralları</image:title>
            <image:caption>Bazı insanlar, iş hayatında mükemmelliği yakalarlar. Her seferinde doğru kararları verir, performanslarıyla takdir toplarlar. Her konuşmada isimleri dillendirilir. Herkes sever onları; terfi ederler, maaşları hızlıca artar. Yöneticileri ve patronlarıyla araları hep iyidir. Ve bir şekilde, bütün bunları itici olmadan, çok çaba göstermeden ya da çok fazla çabalıyor gibi görünmeden yapmayı başarırlar. Kurumsal basamaklarda bir adım daha yükselmeleri teklif edildiğinde ya da herkesin istediği bir pozisyon onlara önerildiğinde kimse şaşırmaz. Ne de olsa her türlü “potansiyele” sahiptirler. Peki bütün bunları nasıl başarırlar? Bizim bilmediğimiz bir sırra mı vakıflar? Evet, onlar iş hayatının kurallarını bilirler. 
 
Bu kitapta anlatılacak kurallar işinizi nasıl yapmanız gerektiğiyle alakalı değil. Elinizdeki kitap, işinizi yaparken sizden yukarıda ve aşağıda bulunan çalışma arkadaşlarınızda nasıl bir izlenim bırakacağınız ve başarınızı nasıl artıracağınızla alakalı. 
  İş Hayatında Başarılı Olmak, hak ettiğiniz başarıyı elde etmenizi mümkün kılacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101261</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e34d14de-4acc-4228-ac7a-9f294aa03d90.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuhaf Dost Lama</image:title>
            <image:caption>Ah şu haylaz civcivler yok mu! Işıklar sönüp de yatağa girme zamanı geldiğinde, evde kopuyor bir tantana ve başlıyorlar hep bir ağızdan itiraz etmeye. Ama tüm bu sevimli itirazların bir anda sonunu getirecek bir şey var… 
Uykudan önce okunacak kısa bir hikâye. 
  Uykudan Önce Kısa Hikâyeler dizisini oluşturan kitaplarda, civcivlerimin itirazsız yatağa girmesini sağlayan en özel hikâyelerimi paylaşıyorum sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101262</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6af6160-0a41-48cd-a5c1-6234d60b3966.jpg</image:loc>
            <image:title>Komple Muamele: Sinemada Erotizm ve Pornografi</image:title>
            <image:caption>Betsy (Cybill Shepherd):  “O pis filmlerden değil mi bu?”
Travis (Robert De Niro):  “Hiç olur mu öyle şey, bir sürü çift geliyor bu filmleri seyretmeye.”
            Taxi Driver, 1976 
Sinema çalışmaları evreninde 1970’li yıllarda, özellikle Amerikan sinemasında, nevi şahsına münhasır bir “Rönesans” yaşandığı kabul edilmektedir. Sonrasında kendilerine neredeyse efsanevi bir yer edinecek birçok isim -yönetmen, oyuncu
ya da senaryo yazarı- bu zaman diliminde ortaya çıkmış ve zirveye doğru yolculuklarına başlamışlardır. Ama bu “yeniden doğuş” sadece Amerikan sinemasının “açıkta olan” kısmında değil “açıkta ama görmezden gelinen” kısmında da kendini göstermiştir denilebilir. Uzun süre yeraltında varlığını sürdüren porno filmler bu dönemde yeryüzüne çıkmış ve varlıklarını ilan etmişlerdir. 70’li yılları, hardcore/komple muamele pornografisinin -ABD özelinde- Altın Çağı olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Deep Throat’ın açtığı yoldan giden çok sayıda film, video kaset oynatıcılarının pazara girip yayılmasına kadar geçen sürede sinema salonlarının -deyim yerindeyse- altını üstüne getirmiş, yine özellikle ABD’de ciddi tartışmalara, eleştirilere ve kültürel depremlere yol açmışlardır. Sinema salonlarına girmeleri ile ana akım sinemanın da bir parçası haline gelen bu filmlerden özellikle 5 tanesi özel bir ilgiyi hak etmektedir: Deep Throat (1972), Behind the Green Door (1972) The Devil in Miss Jones (1973), The Opening of Misty Beethoven (1976) ve Debbie Does Dallas (1978). Bu ‘kurucu’ filmlerin yapım öyküleri ve analizleri erotik literatürün hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığını bize gösterecektir.

Bu yaklaşımın ülkemizdeki yansıması 1974-1980 yılları arasında hüküm sürmüş, neredeyse üzerinde hiç konuşulmayan/görmezden gelinmeye çalışılan “erotik/seks filmleri furyası” ile karşımıza çıkmaktadır. Hardcore pornografinin en sıkıntılı alanını oluşturan, genellikle şehir efsanesi etiketi ile değerlendirilen snuff/gerçek öldürme filmleri konusunda Hollywood sisteminden çıkan en ilginç filmlerden birisi de -8mm (1999)- bu seçkide yer almakta. Konusu ve içerdiği çok sert cinsellik sahneleri ile gösterime çıktığı günden beri tartışma konusu olan, tecavüz/çıplaklık/istismar/intikam temalarını bir araya getirerek seyircisine oldukça sıkıntılı bir seyir deneyimi sunan I Spit on Your Grave (Mezarına Tüküreceğim-1978) bu derlemenin ele aldığı son film.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101263</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b2d8bad-9f14-4a8a-b871-58fd25f651aa.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Kâbe Kitabım</image:title>
            <image:caption>“Kâbe’nin olduğu yerde tatlı tatlı hurmalar, mis gibi zemzem suyu, güzel gözlü develer ve dünyanın her yerinden gelmiş pek çok kardeşimiz olurmuş.”  
Kıyafetleri rengârenk ve hepsi çok mutlu... 
Kâbe maketi ortaya yerleştiriliyor. Hacılar çevresine diziliyor. Zeynep için neşeli bir oyun başlıyor… Minik Zeynep, Kâbe’yle tanışıyor. Merve Gülcemal’in kaleminden küçükleri sarıp sarmalayacak bir Kâbe hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101264</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a4213e8-a41d-4502-8596-ca63f12cf889.jpg</image:loc>
            <image:title>Gıdanın Ekolojisi: Türkiye’de Gıda Sistemlerinin Dönüşümü</image:title>
            <image:caption>Gıda sektörü bir taraftan kullanılan girdiler yoluyla doğal kaynakları ciddi düzeylerde etkileme gücüne sahipken diğer taraftan, etkilediği doğal kaynaklarda meydana gelen değişimlerden nihai olarak kendisi etkilenmekte, buna bağlı olarak da gıda güvensizliği sorunu yaşanmakta. Dolayısıyla gıda sistemleri faaliyetleri ve doğal kaynaklar arasındaki etkileşimin bütünsel bir yaklaşımla ele alınması ve gıdanın üretilmesinden tüketilmesine kadar geçen tüm sürecin gezegenin ekolojik sınırlarını da gözeterek planlanması ve yürütülmesi gerekmektedir.

Bu kitabın temel iddiası tam da bu noktada önem kazanmakta. Kitapta gıda sektöründen kaynaklı ekolojik sorunların gıda üretiminin ötesinde gıda işleme, depolama, ambalajlama, taşıma ve tüketim aşamalarını da içerecek şekilde incelenmesinin daha uygun olacağı belirtilmektedir. Yaklaşık 100 yıllık Türkiye tarımının yaşadığı kapitalist dönüşüm sürecinin farklı boyutlarda etkileri olmuştur. Özellikle tarımsal faaliyetlerin dayandığı doğal kaynaklar bakımından bu sürecin etkileri dikkat çekici düzeylere ulaşmıştır. Türkiye tarımının yarattığı ekolojik etkileri değerlendirmek amacıyla yazılmış olan bu kitapta, hem üretim ve tüketim ilişkilerini doğrudan ilgilendiren temel bileşenler hem de bu ilişkileri yönlendiren çeşitli aktörler ekonomi-politik bir bağlam içerisinde ele alınmakta ve benimsenen endüstriyel tarım uygulamaları sonucunda ortaya çıkan ekolojik etkiler tartışılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101265</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6905822-0d44-4926-9fb6-6530e80da162.jpg</image:loc>
            <image:title>Kabe’yi Seviyorum</image:title>
            <image:caption>Ben Kâbe’ye gidiyoruuum 
“Allah tüm dünyayı sever tabii ama 
Kâbe bir başka! Kâbe, dünyadaki bütün 
Müslümanların buluşma yeri.”  
 
Yol hazırlığı, zemzem matarası, fotoğraf makinesi, hurma kutusu, boya kalemleri... Küçük kahramanımız, ailesiyle birlikte Kâbe’ye gideceği için çok heyecanlı. 
 
Merve Gülcemal’in kaleminden hepimize iyi gelecek sıcacık bir Umre macerası.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101266</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9974c7ec-fe72-421a-8a19-99a75b9c8a5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalıntı -1</image:title>
            <image:caption>Genç psikiyatrist Ezel Asral bir gün tümhayatını değiştirecek bir iş teklifi alır.Ünlü iş adamı Barbaros Özekli, Ezel’den şizofren hastası kızını tedavi etmesini istemektedir. Ezel bu küçük kıza yani Karmen’e yardım etmeyikabul eder ancak bilmediği bazı şeyler vardır. Karmen’in yaşadığı ürkütücü kaleye taşınan Ezel,günler geçtikçe evde farklı bir gücünhüküm sürmekte olduğunu fark eder.Kanlı bir labirentin girdabının içine çekilirkenhayatında gerçek sandığı her şeyinaslındagerçek olmadığını öğrenir.Ezel, artık aşk ve korku dolu birçıkmazın içindedir. 
 
Karanlığın içindeki kalıntılar,kendini yeniden inşa etmeye başlamıştır. 
 
“Bu bir peri masalı değildi,mutlu bir roman hiç değildi; bu sadecebir lanete kurban gitmiş tutkulu bedenlerinesaretini anlatan bir dramaydı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101267</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/806e0df8-10a3-4c2d-a948-48fd7f09ffd1.jpg</image:loc>
            <image:title>Ütopya ve Masalbilim - Binbir Gece Masalları</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar önce anlatılmış masalları bugün hâlâ sevmemizin, aynı şevkle okumamızın sebebi nedir?
 
Çünkü onlar bize, unutulmaya yüz tutan eski “demokratik” geleneklerimizi hatırlatır. Çünkü gerçek hayatta adil ve dürüst olanın zalim ve dürüst olmayanı yere çalmasından hoşlanırız. Çünkü masallar dünyasının insan-doğa uyumuna hasretiz.
 
Ne diyordu Yunus Emre:
Bir sinek bir kartalı
Salladı vurdu yere
Yalan değil, gerçektir
Ben de gördüm tozunu.
 
 
Dünya çapında pek çok büyük yazara ilham olmuş, anlatıldığı günden bu yana etkileyici tonunu yitirmemiş Binbir Gece Masalları, Türkiye’nin en sevilen düşünürü Sadık Usta’nın dimağında damıtılarak bambaşka bir forma bürünüyor bu kitapta... Masalları ve ütopyaları yan yana getirip Batı’nın Doğu yaratıcılığına duyduğu ilginin temellerini öğrendikten sonra,
Sadık Usta çevirisiyle ikinci bölümdeki yerlerini alan masalları yeni bir merakla okumamak mümkün değil.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101268</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccf689d0-59a2-41f6-a04f-335a48c24c9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sana Vadettiğim Her Şey</image:title>
            <image:caption>Dolores Redondo, 2014’te tamamladığı Baztán üçlemesinin ardından yazdığı Sana Vadettiğim Her Şey ile en prestijli roman ödüllerinden Premio Planeta’yı kazanarak popülerliğinin zirvesine ulaştı. Karakterlerine yaşattığı psikolojik travmaların gerilimini psikanalitik çözümlemelerle ustaca kurgulayarak polisiye türüne taptaze bir soluk getiren Redondo, Sana Vadettiğim Her Şey romanında, her şeyden ve herkesten şüphe ederek erişilen gerçeğin, acı olduğu kadar görkemli de olan yüzünü görmesi için okuru kışkırtıyor.   Manuel Ortigosa, bir sabah sakin sakin oturmuş kitabını yazarken kapı ısrarla çalınmaya başlar. Küfrederek kalkıp kapıyı açtığında tüm hayatını alt üst edecek bir haber alır. Bu haberle Manuel, edebiyat, sükûnet ve aşkla ışıldayan hayatından, kötülüğün ve zenginliğin kirli karanlığının sindiği bambaşka bir hayata adım atar. Karanlığın içinde çaresizce yol almaya çalışırken beyaz gardenyaların masumiyeti ve gerçeğin izinde bir polisin dostluğu dışında sığınacağı hiçbir şey yoktur.   Bu iki sığınak ona yeter, Manuel kararlıdır: “Gerçek orada bir yerde ve izi sürüldüğü müddetçe üzerindeki kan kurumayacak.” Romanın gerilimli atmosferi içinde İspanya’nın enfes doğasına dair tasvirler, kötülüğün izini masumiyetle sürerken okura derin nefesler aldırıyor. Sana Vadettiğim Her Şey, sinematografik niteliği, zekice kurgusu ve karakterlerinin psikolojik derinliğiyle polisiye türünün yüz aklarından.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101269</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d4bc2bc-ea40-4f32-b8bd-8f6ed811aa53.jpg</image:loc>
            <image:title>Morfin İle Vitamin 2</image:title>
            <image:caption>Dostlarım, Peşimde bir tefeci, bir mezarlık bekçisi, beyin yaratmakla kafayı bozmuş bir bilim insanı ve ana karakterlerinin hayatını tehdit eden bir yazar bozuntusu varken size yeniden ulaşmayı başardım. Bence bu bir mucize. Morfin mucizelere inanmadığını söylese de kafasının içinde bir mucizeyle yaşarken ona inanmak zor. Ve evet, rahat olabilirsiniz, Hikâyenin sonunda ölmüyorum. Sevgiler, Sizi ömrünün sonuna kadar sadakatle sevecek olan dostunuz, Vi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101270</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/359939b5-ffea-463b-a2be-0587b26fa9fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Dillere Destandır Dilim</image:title>
            <image:caption>Necdet Özkaya, Roman Hayattır ve Edebiyat Başka Türlü Anlatmaktır adlı kitaplarıyla dile, edebiyata, okumaya ve yazmaya sevdalı kişilere yol gösteriyor; bunu yaparken de ahkâm kesmiyor, edebiyata incelikle yaklaşıyor. Bu kitaplar, Dillere Destandır Dilim’le bir üçlemeye dönüşüyor. 
* 
İnsan dilinin en eski tarihini bilmek, yedi milyon yıl öncesinin çığlıklarından Shakespeare efsanesine nasıl taşındığımızı kavramamızı sağlayabilirdi. 
Türkçe’yi tanımak içi nde Türkçe’nin yazılı ilk yapıtlarını bilmek önemliydi. 
 
Orhun Yazıtları olarak tanıdığımız Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk Yazıtı, ad olarak herkesçe bilindiği halde bu yazıtların neleri, nasıl anlattıkları pek de bilinmiyordu, bunları anlatmalıydık. 
 
Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi), Dîvânu Lûgati’t-Turk (Türk Dilleri Derlemesi) ve Atabetü’l-Hakâyık’ı (Gerçeklerin Eşiği) bilmek önemliydi, anlattık elbette. 
 
Hâkaniye’den başlayıp, Ali Şîr Nevâî ve Muhâkemetü’l Lugateyn’e, Çağatayca’ya, Oğuzca’ya, Batı Türkçesine, Âşık Paşa ve Türkçe Mesnevisi Garibnâme’ye; Oğuzca’dan, Yunus Emre’ye, Dede Korkut Hikâyelerine, Osmanlıcaya ve Dil Devrimi’ne varıncaya dek anlatmalıydık. 
* 
Kitabı okumayı bitirdiğinizde, keyifli ve maceralı bir yolculuğu tamamlamış gibi hissedeceksiniz kendinizi ve biz, Yaşadığımız tüm anları başka türlü nasıl anlatacağımızı planlarken durmaksızın yineleyeceğimiz o sözler, bu kitabın adı olsun, diyeceğiz, evet: 
 
Dillere Destandır Dilim…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101271</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70be5f9d-80c5-4f08-8875-2e4a6aa1db26.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuzeyde Bir Yaz</image:title>
            <image:caption>Sürprizlerle dolu, gizemli
bir tatil macerası...
 
Alman edebiyatının çağdaş ustalarından, çok ödüllü yazar Kirsten Boie, kentli üç kardeşin, yabancısı oldukları kırsalda, anneannelerinin bir kıyı köyündeki çiftlik evinde geçirdikleri zorunlu tatili hikâye ediyor. Çocukların doğal yaşama uyum sağlama becerilerini sürükleyici bir kurguda anlatan ödüllü roman, kolay para kazanmak uğruna doğanın ve insanın hiçe sayılmasına dikkat çekiyor. 2018 Zürih Çocuk Kitabı Ödülü&apos;nü alan kitap, çarpıcı karakterleri ve evrensel temalarıyla okuru kişisel keşiflerle dolu, duygu yüklü, gizemli bir hikâyeye davet ediyor.
 
Üç kardeş hiç tanımadıkları anneannelerinin kırsaldaki evine gitmek zorunda kaldıklarında, yaşamlarının en sıkıcı yaz mevsimini geçireceklerini düşünüyorlardı. Telefon yoktu, internet yoktu, televizyon yoktu. Dahası, evin yolu bile yoktu! Ebeveynlerinin korunaklı düzeni içinde kentte yaşamaya alışmış kardeşler, aksi anneanneye ve çiftlik yaşamına uyum sağlamaya çalışırken, tuhaf şeyler olmaya başladı. Esrarengiz biri onları izlemekteydi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101272</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/31fef078-c674-41f8-99b8-b94e68710557.jpg</image:loc>
            <image:title>İletişim Dehası</image:title>
            <image:caption>Profesyonel başarınızın, kişisel ilişkilerinizin, liderlik potansiyelinizin ve gelirinizin iletişim ve ikna becerinize bağlı olduğunun farkında mısınız?
Henrik Fexeus şimdiye dek yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığa özgüymüş gibi görünen bir sosyal beceri türünü ve iletişim dehası olabilmeniz adına bu özelliğinizi nasıl güçlendireceğinizi açıklıyor.
Bu kitapta yazarın enteresan ama başarılı stratejilerini okurken, hemen her sayfada geleneksel akla meydan okuyan fikirler bulacak; karşınıza engeller çıktığında, fikirleriniz reddedildiğinde ya da öfke ve muhalefetle karşılaştığınızda, durumu kolayca lehinize çevirebileceksiniz. Bu stratejilerin nasıl hızlı bir şekilde işe yaradığına şahit olurken, aynı zamanda ne kadar gerekli olduğunu da fark edeceksiniz.
 
Felsefe alanında akademik eğitiminden sonra, Henrik Fexeus iletişim uzmanı olarak basamakları hızla tırmandı. Fexeus şimdilerde “eğlendirerek eğitim” alanında saygın bir uzman. Akıl okuma kavramına yepyeni bir anlam katmanın yanı sıra sözsüz iletişim, beden dili, psikolojik manipülasyon ve psikolojik etki konularındaki becerilerini sergiliyor. Bir yandan da akıl okuma şovuyla turlar düzenleyip, İsveç’in en büyük yayın kuruluşunda kendi televizyon programını yapıyor. İlk kitabı olan AKIL OKUMA SANATI yirmi beş ülkede yayınlanarak uluslararası düzeyde büyük bir başarı elde etti.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101273</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cceaeef-e52f-49d2-8be7-f73a7319e883.jpg</image:loc>
            <image:title>Pazarlama Şifreleri (Girişimciler ve Girişimci Adayları için 5 Adımda)</image:title>
            <image:caption>Holding patronu musunuz, CEO musunuz ya da küçük bir işletmeniz mi var? E-ticaret mi yapıyorsunuz? Öyleyse sizin de şifrelere ihtiyacınız var… 
  Bir eğitim kurumu veya temizlik şirketi de işletiyor olabilirsiniz… Hiç fark etmez; sonuçta pazarlamayla ilgilisiniz. 
  Peki, ürün ya da hizmetlerinizi profesyonelce nasıl pazarlamanız gerektiğini biliyor musunuz? 
  Gelin, hep birlikte modern pazarlamanın şifrelerini 5 adımda çözelim. 
 
     SMMM Dr. Adem İRİÇ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101275</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0216da13-8cf2-41bd-b474-15cd7c81e4e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzikli Beyin</image:title>
            <image:caption>Latin Amerika’nın usta kalemi César Aira, kısacık romanlarının yanı sıra öyküleriyle de tecrübeli edebiyat okurunun radarına takılıyor. Sıradan olayların, hatta kendi hayatına dair bazı unsurların üzerine kurguladığı, bağlamından sapan gerçeküstü metinleriyle Aira okurunu, zihninin karmaşık ve soyut patikalarında beraber çıkacakları kısa yürüyüşlere davet ediyor. 
 
Tanrı’nın doğum gününü kutlayan maymunlar, varoluşunu sorgulayan çömleçikuşu, Mona Lisa’nın dünyaya yayılıp kendilerine yeni hayatlar kuran boya partikülleri, yolunu kaybetmiş çizgi roman serserileri, gezici sirklerin doğaüstü yaratıkları… Aira’nın hikâyelerinde tüm bu tuhaf karakterler, gündelik hayatın sıradanlığı içinde ete kemiğe bürünüyor. 
 
 
“Aira’yı okumaya başladığınızda, durmak istemeyeceksiniz.” 
-          Roberto Bolano 
 
&quot;Arjantinli yazar César Aira, avangard tekniklerle uğraşan seçkin bir minyatürcü. Çalışmalarındaki neşeli edebi oyunculuğu ve hikâye-içinde-hikâyeleriyle, Vladimir Nabokov ve Italo Calvino&apos;yu andırıyor.&quot; 
-          The Wall Street Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101276</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34bbc244-a9b0-4e1a-ab0c-936078942dd3.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Kişisel Kıyametim</image:title>
            <image:caption>Pişmanlığın limanından bakıyorum, geçmişin sisli perdesine, 
kendimi buldum diyorum her seferinde ama yine yanılıyorum. 
Çünkü beni yine yanıltıyor, değişti dediğim hiçbir şeyin değişmemesi, 
değişenin her seferinde sefil ruhum olduğunu, 
Kul yapısının bu kadar çabuk kirlenip yozlaştığını, 
İnancının kale gibi seni koruması gerekirken 
zedelene zedelene tuzla buz olduğunu, 
maskelerinin ardına saklanan ikiyüzlülerin acımasızlıklarını, 
vicdansızlıklarını, kahpeliklerini unutuyorum 
ve her seferinde Tanrı’ya sığınıyorum, 
onun var ettiği dünyayı bu hâle getirdiğimiz için duyduğum vicdan azabıyla. 
Kaybolduğum bu karanlıktan beni çekip çıkaracak tek bir şey olabilirdi, 
Sevgi kurtaracaktı, altında kaldığım enkazın sorumlusu ben olduğum hâlde. Yeniden niyet ediyorum, bu sefer pişmanlığın limanından değil umudun limanından 
geleceğin perdesine bakacağım, diye. 
Jan Devrim; var olan toplumsal adaletsizlikleri, kıyımları, insanın birbiriyle örtüşmeyen, uyuşmayan eylemlerini, “din” olgusu etrafında her şeyi mübah görenleri, plazaların görkemli camlarından hayatın sadece en üst katını görenleri, en çok da o bunu “yapmaz” dediklerimizi put kırar gibi kırıyor. Kelimelerin bile hazmederken zorladığı bu gerçekleri okuyucunun zihninde süzerek âdeta damıtıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101277</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49ed0842-7ffd-4bd6-a363-a6fcac25ab2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gazalî ile Ateş ve Pamuk Arasında</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta okuyacaklarınız, Büyük Gazalî’nin hayatını özetlemeye çalışan kısa bir biyografi değildir. Onun pek çok kıymetli eseri arasında sarsıcı ve çok tartışılan eseri TEHAFÜT’ÜL FELASİFE’nin (Felsefenin Tutarsızlığı), bin yıldır üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan bölümü, “ON YEDİNCİ MESELE”ye dair, hayalî bir düşünce yolculuğudur... 
 
Özkan Öze’nin kaleme aldığı Çocuklar İçin Düşünce Yolculukları serisi Gazalî ile devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101278</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a46e999-b14c-4037-b9b1-289af50564b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi</image:title>
            <image:caption>Çok istediğin o şeyi yapmayı düşündükçe, bekler durursun düş kapısının önünde. Mükemmel an hemen kapının ötesinde… 
 
Kevser Yılmaz’ın yazdığı ve Julian Ariza’nın resimlediği “Şimdi” çocukları anı yaşamaya davet ediyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101279</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae4804e3-ce5b-4ecf-a3ce-38bfdaa93c44.jpg</image:loc>
            <image:title>Gantz 12</image:title>
            <image:caption>Şincuku’daki katliamın ardından, İzumi Kocima’yı rehin aldı ve Kurono da Tokyo Devlet Dairesindeki gözlemevine gidip onunla karşılaşmaya karar verdi. Bu karşılaşmada birbirlerine üstünlük sağlayamadılar ama Kurono’nun ölmesine az kala ikisi de apartmana nakledildiler. Bu seferki görevde rakipleri dinozorlar. Elbise giymeyen Kurono 15 puan toplamak zorunda ve işi hiç de kolay değil. Diğer taraftan, gitmeyi çok istediği Gantz dünyasına geri dönen İzumi, uzaylılara tek başına meydan okuyup, hepsini ezip geçecek! 
 
Hikâye akışı ve ana kahramanlarının yaşadıklarıyla diğer tüm mangalardan ayrılan yetişkin mangası Gantz, yüksek temposuyla şaşırtmaya devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101280</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03a9c0a5-8135-4c2d-a84b-35ac472c3457.jpg</image:loc>
            <image:title>İbrahim&apos;in Kaybettiğini Bulmasıdır</image:title>
            <image:caption>İbrahim hayatını kaybettiği gün evinden çıkmak istedi. Hayatını kaybetti de öyle çıkmak istemedi, kaybettiğini evden çıktı da öyle öğrendi. Belki o günden de önce kaybetmişti. Evinden çıktıkça türlü duvarlara vurdu kendini. Bunu kendi mi istedi, başkası mı istedi, yahut kendi istedi de İbrahim mi bilmedi, bilinmez. Nihayetinde İbrahim neyi kaybettiğini bildi. Önce hiç kimse yoktu, sonra bazı insanlar gördü, sordu, hayatı Kayıp Hayatlar Bahçesi’ndeydi. Devam etti sormaya, tâ buluncaya dek. “Ben bir gün kendimle karşılaştım, ıstırabım böyle başladı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101281</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26d35b48-2011-41c5-b61c-122d674c842d.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Yuvarlaktır</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı: 
NE OLACAĞINI MERAK ETMEKTEN KENDİNİ ALAMAYAN BÜYÜK VE KÜÇÜK OKURLAR İÇİN. İSVİÇRELİ YAZAR PETER BICHSEL, GERÇEĞİ DEĞİL GERÇEĞİN FARKLI VARYASYONLARINI KONU EDİNDİĞİ BU KİTABINDA 7 TUHAF KARAKTERLE TANIŞACAKSINIZ. ÖRNEĞİN; DÜNYA’NIN YUVARLAK OLDUĞUNU BİLDİĞİ HÂLDE ONU KANITLAMAYA ÇALIŞAN İHTİYAR BİR ADAMLA YA DA ZATEN İCAT EDİLMİŞ OLAN ŞEYLERİ İCAT EDEN BİR MUCİTLE VEYA HERKESİN BİLDİĞİ ŞEYLERİ BİLMENİN ANLAMSIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN BİR YAŞLIYLA... BU KARAKTERLERLE TANIŞINCA, ÖYKÜLER BİTTİKTEN SONRA DA ONLAR HAKKINDA DÜŞÜNMEYE DEVAM EDECEKSİNİZ.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101282</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa042cb6-f373-4336-8c39-e165c9f27b37.jpg</image:loc>
            <image:title>Poe&apos;nun Marginalia&apos;sından Bazı Fragmanlar</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı: 
EDGAR ALLAN POE, OKUDUĞU KİTAPLARIN KENARINA NOTLAR TUTMAYI SEVERDİ. BİR DÜŞÜNME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI OLARAK GÖRÜRDÜ BUNU. BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİNİ MARGINALIA ADLI MÜNFERİT BIR METİNDE TOPLADI. 
PAUL VALÉRY’YSE POE’NUN KENAR NOTLARI ÜSTÜNE KENDİ KENAR NOTLARINI TUTTU. İŞTE POE’NUN MARGINALIA’SINDAN BAZI FRAGMANLAR BÖYLE OLUŞTU. BÖYLECE BİZ OKURLARI İÇİN İKİ BÜYÜK SANATÇIYI BİRLİKTE OKUMA İMKÂNI DOĞDU. ELİNİZDEKİ KİTABIN SAYFA KENARLARI YÜZ YILLIK BİR ZAMAN DİLİMİNE YAYILAN BİR SOHBETE ORTAK OLMANIZ İÇİN SİZLERİ BEKLİYOR.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101283</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb45280c-ba80-4110-ab8e-029d6e69c49c.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuşların Kardeşliği</image:title>
            <image:caption>Modern anlamda belki daktilonun icadından beri tanışıyoruz onlarla, ama hayatlarımızdaki yerleri aslında müziğin klavyeleri denli eski. (Zaten bu ilk aşinalık da gösteriyor ki, görmenin çok ötesinde onlarla bağlarımız, denebilirse, dokunmaya dayalı birer ezgi.) 
Bugün de, cep telefonumuzdan ses ve görüntü kumandalarına, bilgisayarımızın klavyesinden hesap ve güvenlik tuşlarına, onlarla “temas edip” durmadan gün geçirenimiz aslında yok gibi. 
Dolayısıyla, iş bu kitap da, rakamlardan harflere, yazı düzenleyicilerden öteki imlere, klavyeli dünyamızın o en temel, en atomcul “karakter”leri olan tuşlar için toplu bir güzelleme. 
Ya da; d’okundukça bizi dile getirenler için alçakgönüllü birer portre-deneme...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101284</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab6c0393-42db-4403-aff3-d38a9e5d9c60.jpg</image:loc>
            <image:title>Az Kalan Gölge</image:title>
            <image:caption>Az Kalan Gölge’nin Osman’ı önce doğduğu yerde düşe kalka, sonra dünya üzerinde düşe kalka yaşadı durdu. Durdu ama öyle durmak değil. Yaşamaya yemin etmiş gibi debelendi durdu. Okullar okudu, askere gitti, darbeler gördü ve rüyalar, dünyaya baktı; hayatın yüzüne. Okyanuslar aştı, parklarda yattı, yürüdü hem de çok, biz de onunla beraber. Görmedi, etrafında pervaneler vardı. Sonra bir gün oturup kendine laf anlatmaya başladı Osman oğlu Osman; kendine laf dinletmeye. “Gönlün genişti senin, uçmak istedin, açmak istedin, kaçmak istedin.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101285</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a651f924-f096-4163-8bdb-e1aa5d0d12d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Buyruk Nedir?</image:title>
            <image:caption>Buyruk Nedir?, arkeolojinin şimdiye erişmenin tek yolu olduğu düşüncesiyle buyurma ediminin, buyuran ve buyurulan bağlamında bir arkeolojisini yapıyor. Giorgio Agamben, “komuta etme”nin, “emretmenin”, “buyurma”nın hem insan-insan hem Tanrı-insan arasındaki bağdaşmalarını ve ayrışmalarını analiz ediyor. Yazar, “komutan”ın kökeninden yola çıkarak bir doktrinden daha fazlasını, bir kavram sorununu ortaya koyuyor. 
Buyruk Nedir?, Kitab-ı Mukaddes bölümleri ile Aristoteles, de la Boétie, Kojève, Benveniste ve Kelsen gibi filozofların, dil bilimcilerin ve hukukçuların metinleri eşliğinde bir irade, komuta ve buyruk piramidi oluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101286</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6bee833a-f708-4d8d-a73e-f37873289533.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağdaş Azerbaycan Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Türk Dünyası edebiyatı içinde Azerbaycan nesrinin kendine özgü bir yeri vardır. 19. asrın ortalarından itibaren Rusya üzerinden Kuzey Azerbaycan’a doğru esen Avrupa’nın kültür rüzgârları, Kuzey Azerbaycan edebi coğrafyasının büyük bir hızla genişlemesine vesile olmuştur. Yakın Doğu ve Orta Doğu’da ilk tiyatro ve nesir eserlerinin Azerbaycan’da yazılması ve yayımlanması asla tesadüf değildir. Daha o yıllarda, Avrupa’da yazılmaya ve yayılmaya başlayan tüm edebi türler, Azerbaycan edebi muhitinde de kendine yer bulabilmiştir. Bu nedenle Azerbaycan nesrinin köklü bir geleneğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Türk okuyucuları, kendilerine sunulan bu antolojide, Azerbaycan edebî kuşakları arasındaki geçişlerin; Azerbaycan nesrindeki basitlikten mükemmelliğe doğru gidişin bütün renklerini izleme imkânı bulacaklardır. Daha doğrusu bu antolojiyi okuyan edebiyatseverlerin, Azerbaycan nesrinin bedii estetik açıdan ilerlemesini de bütün yönleriyle izlemeleri mümkün olacaktır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101287</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1681e513-534c-4ef2-bbc6-d1545a9894dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Chiquenaude (Fiske)</image:title>
            <image:caption>CHIQUENAUDE METNİNİN ADINI, KIZIL PENÇE FORBAN’IN VAFTİZ ANNESİ BÜYÜCÜ KADIN VERİR. BU AD; PARMAKLA HAFİFÇE VURMAK, UCUYLA HAFİFÇE DÜRTME, YANİ “FİSKE” ANLAMINA GELİR. 
MICHEL FOUCAULT’NUN “İÇİNDEN ÇIKILMAZ İKİYE BÖLÜNMELER, TEKRARLAR VE KUSURLAR OYUNU” OLARAK ADLANDIRDIĞI CHIQUENAUDE METNİ; PARÇALARIN, BÖLÜNMELERİN, MECAZ VE TEKRARLARIN YARDIMIYLA VAROLUR. HİKÂYE İSE YARALANMAYACAĞINA KESİNKES İNANÇ DUYAN MEFISTO’NUN KIZIL PENÇE FORBAN’LA KARŞILAŞMASINDAN DOĞAR, FİLİZLENİR VE KUVVETLENİR. VAFTİZ ANNE CHIQUENAUDE, BÜYÜSÜNÜ KIZIL KUMAŞA MIRILDANIRKEN AY IŞIĞI DA BİR ÖLÜYÜ BOYDAN BOYA AYDINLATMIŞ OLACAKTIR.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101288</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab4cedc4-4d2e-4bba-8783-85a36c8c73bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Senin Kitabın</image:title>
            <image:caption>İnsan, var oluşundan itibaren uzun yıllar hayvanlarla birlikte aynı yaşam koşullarında; onların yediklerini yemiş, onlar gibi barınmış ve onlar gibi yaşamıştır. Ancak, bir süre sonra zekâsı sayesinde onlardan ayrışmıştır. Aklını kullanarak, daha iyi beslenme-barınma yollarını bulmuş, yaşam koşullarını hep iyileştirmiş ve geliştirmiştir. Bugünün insanı artık her şeye hükmeder duruma gelmiş ve her şeyi değiştirecek güce ulaşmıştır. Bu nasıl olmuştur? Sahip olduğu mükemmel beyni sayesinde gücünü ve neler yapabileceklerini keşfetmesi ile olmuştur. Sen de kendini tanımalı ve keşfetmelisin. Senin de gücünün ve yapabileceklerinin sınırı yok…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101289</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d3dd760-2695-45f3-9389-3e75960a3cb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Naifliğin Eleştirel Pedagojisi</image:title>
            <image:caption>“Naiflik, profesyonelliğe karşı bir tür acemiliğin felsefesi, toyluğun ifadesi, nezaketin dışavurumu, inceliğin belirişi, temiz düşünceliliğin göstergesi, kırılganlığın somutlanması olarak bizi reelpolitik içindeki her türlü yabancılaştırıcı, aptallaştırıcı ve çıkarcı politikanın dışında tutabilir. Bunlar öğrenilmez demeyeceğim; barış eğitimi ile pekâlâ öğrenilebilir, sosyal dayanışmacı gruplar içinde pedagojik olarak deneyimlenebilir, öğretim müfredatlarında bir konu olarak işlenebilir. 
Naiflik sadece bir karakter meselesi değildir; hatta karakter olarak kaldığında pek de bir işe yaramaz. Bu naiflik, aslında Marx’ın geleceğin eşitlikçi toplumu için çizdiği çok yönlü birey modelinde kendini var edecek olan her türlü insani potansiyelin kullanımına işaret eder. 
Doğaya da saygıdır bu; her türlü ince değeri sahiplenmeyi, ayrıntılarda takılmayı, küçük şeylerde büyümeyi, arada kalmış güzellikleri keşfetmeyi içerir naiflik. Klavye başında savaş görüntülerine bakarak kederlenmek de naifliktir, savaş karşıtı paylaşım yapmak da, masumlara yardım göndermek de, damlalar içinde bir damla olmak da. Bu nedenle, artan sömürü, savaşlar, eşitsiz ve adil olmayan düzenler, çeşitli haksızlıklar, açlık ve sefalet, küresel ısınma, bazı hayvan türlerinin nesillerinin tükenişi, tarihsel eserlerin korunması, ormansızlaştırma, bilumum her global sorunda naif olmanın tam da sırasıdır şimdi. Ve bu naiflik acilen de öğretilmelidir.” 
Kemal İnal, hemen her türlü sorunun eleştirel pedagojisinin yapılabileceğini özgür eğitim adına çizdiği bir çerçevede ele alarak okurlara başka türlü bir eğitimin peşinden gidilebileceğini göstermeye çalışmaktadır. 
Bu dosyanın eğitim okurlarında yeni perspektifler açacağını umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101290</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1922e9a-6574-4685-97d9-4604ce37be3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgür Eğitim</image:title>
            <image:caption>Okullarımızda var olan krizin yansımalarından biri de medyadaki yarışma programlarında çıkan en basit soruyu bile bilememektir. Ancak eğitim dünyası sadece bilgi düzeyinde değil; öğretmenlik, dil, din dersi, uzaktan eğitim gibi pek çok noktada tekliyor, çözüm üretemiyor, giderek kendisi devasa sorunun bir parçası haline geliyor. Çünkü eğitime özgürlükçü yaklaşmıyoruz; teknik rasyonalitenin, bilhassa dijital teknolojinin, gelişmiş paket programların, teknisyenleştirilmiş öğretmenliğin, gözetime dayalı eğitim yönetiminin, piyasalaştırılmış pedagojik kavramların, endoktrine eden ideolojilerin, velhasıl bir dolu gizli müfredatın sorunlarımızı çözeceğini düşünüyoruz. Onca imkân, araç, koşul, donanım, ortam ve aktiviteye rağmen eğitim sistemimizde olmayan şey, özgürlük yani eğitim bileşenlerinin kendi varoluşlarını ileri demokratik değerler içinde gerçekleştirmelerini sağlayacak otonomi ve bağımsızlıktır. Aşırı denetim, yakından gözetim, planlı oryantasyon, otoriter katılımın sorunları çözmek bir yana, daha da artırdığı açık. O yüzden hala eğitimde erişim, nitelik, katılım, verim gibi pek çok sorunu konuşup duruyoruz. Freire’nin dediği gibi eğitim özgürleştirmez; özgürlük politik örgütlenmenin konusu ancak eğitim, özgürleşme mücadelesi için gereken bilinci verebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101291</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f05ae5b0-1c3a-4990-8190-84af0c3822ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan 3- Yegane/Ciltli</image:title>
            <image:caption>Bir yanım küçük bir kız çocuğuyken bir yanım koca bir kadındı şimdi. İçimde dinmek bilmeyen o fırtınalar durulmuştu. Kadındım ben. İçimde herkese yetecek kadar sevgi vardı. Onun tüm yaralarını sarabilecek güçteydim. Küçük bir gözyaşına teslim olabilecek kadar da acizdim aslında. Kırılgandım, binbir parçaya bölünebilirdim ama tekrar ayağa kalkabilirdim. Çocuktum ben üstelik. Hatalarımla büyüyüp, olgunlaştım. Öncem yoktu, önceliklerim vardı. Başlı başına bir dünyaydım ben artık. 
  “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş,” dediğinde sustum. O konuşsun, o anlatsın istedim. Konuşurken öyle güzeldi ki. “O kelimeyi ilk gördüğümde sen geldin benim aklıma. Her şey kadere bağlı. Kuşlar uçar ama hepsinin bir yuvası vardır. Ama yerde, ama gökte, mutlaka vardır. O yuva aşiyandır,” dedi. Vücudum yandı, kalbim alev aldı. “Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Benim hikâyemin Aşiyan’ı sevgilim…” Gözlerini kapadı, elimin üzerinde iç çekti ve gözlerime bakarak, “Sensin,” dedi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101292</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bbf239c-c2e9-4424-a558-1c448a9e1dc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan Serisi (3 Kitap Takım - Ciltli)</image:title>
            <image:caption>AŞİYAN 1 – VİRANE 
İnsan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düşüyormuş.  Bir ateş ancak başka bir ateşle bütünleşince büyüyormuşBir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken sardı yangını. Şafak söktü, gün aydı, yabancısı olduğum barut kokusu ruhuma bulaştı. 
 
“Sen benim evimsin Gülfem,” dedi bir yemin gibi. 
“Şu tenin, her karışını ezbere bildiğim, başkasının el sürmesine dahi izin vermeyeceğim vatanım. Benim tüm savaşlarım sana, senin uğruna. 
Sen buraya girdiğinden beri...” dedi elimi kalbinin üzerine koyarak. 
Avuçlarımın altında güçlü şekilde atan kalbini oldukça net hissettim. “Başkasına böyle attıysa namerdim!” dedi erkeksi gür sesiyle. 
“Bu can ki bu canana böylesine teslimken, buralar hep senin...” 
Sıcacık elini buz gibi elimin üstüne biraz daha bastırdı. 
“Sen benim.” 
 
AŞİYAN 2 – DİVANE 
Göğsümün hemen ortasında bir yangın vardı, alevler sardı ve biz içinde kaldık.  Yandım, yanarken yaktım.  
Onun o güne yüklediği anlamla benim yüklediğim anlam birbirini katletti. Her şeyin başladığı o yerde ikimizin kıyameti koptu. 
 
Şimdi aramızda yanan ateşin bir tarafında ben, diğer tarafında o vardı. Alevler yükseldiğinde avucumdaki yüzükleri attım o ateşe. Bu bizim kesin olarak bitişimizin en büyük göstergesiydi. Biz bitmiştik. 
Ona ev olan kırık, yıkık, dökük kalbim artık bir yangın yeriydi ve o yangın sönene kadar sessizce bekledik. Geçmişimiz, hayallerimiz yandı ama kül olan biz olduk. 
 
“Keşke,” dedi içtenlikle. “Keşke bu kadar güçlü bir kadın olmasaydın diyorum bazen.” O konuştukça duygularım birbirine karıştı. “Kimseye kaldıramayacağı dert yüklenmezmiş, insanlar gücü kadar sınanırmış.” Titrek, ızdırap dolu bir soluk aldı. “Senin derdin, senin sınavın ben olmak istemezdim.” 
 
AŞİYAN 3 - YEGÂNE 
Bir yanım küçük bir kız çocuğuyken bir yanım koca bir kadındı şimdi. İçimde dinmek bilmeyen o fırtınalar durulmuştu. Kadındım ben. İçimde herkese yetecek kadar sevgi vardı. Onun tüm yaralarını sarabilecek güçteydim. Küçük bir gözyaşına teslim olabilecek kadar da acizdim aslında. Kırılgandım, binbir parçaya bölünebilirdim ama tekrar ayağa kalkabilirdim. Çocuktum ben üstelik. Hatalarımla büyüyüp, olgunlaştım. Öncem yoktu, önceliklerim vardı. Başlı başına bir dünyaydım ben artık. 
  “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş,” dediğinde sustum. O konuşsun, o anlatsın istedim. Konuşurken öyle güzeldi ki. “O kelimeyi ilk gördüğümde sen geldin benim aklıma. Her şey kadere bağlı. Kuşlar uçar ama hepsinin bir yuvası vardır. Ama yerde, ama gökte, mutlaka vardır. O yuva aşiyandır,” dedi. Vücudum yandı, kalbim alev aldı. “Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Benim hikâyemin Aşiyan’ı sevgilim…” Gözlerini kapadı, elimin üzerinde iç çekti ve gözlerime bakarak, “Sensin,” dedi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101293</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62ef99af-be67-4257-a604-1f11e4a89215.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan 1-Virane/Ciltli</image:title>
            <image:caption>İnsan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düşüyormuş. 
 Bir ateş ancak başka bir ateşle bütünleşince büyüyormuş. 
 
Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken 
sardı yangını. Şafak söktü, gün aydı, yabancısı olduğum barut kokusu ruhuma bulaştı“Sen benim evimsin Gülfem,” dedi bir yemin gibi. 
“Şu tenin, her karışını ezbere bildiğim, 
başkasının el sürmesine dahi izin vermeyeceğim vatanım. Benim tüm savaşlarım sana, senin uğruna. 
Sen buraya girdiğinden beri...” dedi 
elimi kalbinin üzerine koyarak. 
Avuçlarımın altında güçlü şekilde atan kalbini oldukça 
net hissettim. “Başkasına böyle attıysa namerdim!” dedi erkeksi gür sesiyle. 
“Bu can ki bu canana böylesine teslimken, 
buralar hep senin...” 
Sıcacık elini buz gibi elimin üstüne biraz daha bastırdı. “Sen benim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101294</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/385013cc-0151-4cff-bd92-69bc21698cdc.jpg</image:loc>
            <image:title>Sindi - Gorilla</image:title>
            <image:caption>Popüler bir peri masalına, asi  bir dokunuş! 
 
“Cesur Kalpler için Peri Masalları Serisi”nin ikinci kitabı olan Sindi-Gorilla, tıpkı Rabunzel gibi   oldukça klasikleşmiş bir peri masalına yepyeni bir soluk getiriyor. Peri masallarının kalıplaşmış cinsiyet rollerine ve öğretilerine karşı çıkarak; modern çağın özgürlükçü söylemine uygun bir karakter ortaya koyuyor. 
 
Sindi- Gorilla’nın günleri, kendisine kötü davranan teyzesi ve iki kuzeni Ella ile Bella’yla geçerdi. Her gün onlardan gelen; muz kabuklarını toplama, saç şekillendirme, bulaşıkları yıkama gibi emirleri yerine getirmekle uğraşıp dururdu. Tüm bu baskı Sindi’yi mutsuz etse de, ona tüm üzüntülerini unutturacak çok sevdiği bir şey vardı… Sindi, DANS etmeye bayılırdı. Etrafı toparlarken, bulaşık yıkarken ve tüm diğer işleri yaparken sergilediği hareketler günlük dans koreografisinin vazgeçilmez parçalarıydı… 
 
Sindi’nin en büyük hayali orman diskosunda diğer hayvan dostlarıyla dans etmekti. Ama teyzesinden izin alabilmek ise sadece bir hayaldi… Ella ile Bella cumartesi diskosunun prensi TEO’nun dans partneri olma düşleri kurarken, Sindi’nin dans tutkusunu fark edebilecek dikkat hiç kimsede kalmamış gibiydi… Evdekilerin tek önemsediği şey, Teo’nun gözüne girebilmekti. Teyze ve kuzenlerinin gösterişli standartlarına göre ise Sindi’nin temizlik yapmaktan kirlenmiş görünümü bu parti için hiç uygun değildi… 
 
Neyse ki tüm peri masallarında olduğu gibi, Tüylü İyilik Perisi, Sindi’nin yardımına koştuğunda artık onun da muz kabuklarından yapılmış harika dans ayakkabıları vardı ve Sindi partiye gidip, eğlencenin tadını çıkarmaya hazırdı. Disko prensi TEO kendisi için “harika” bir dans partneri ararken, tüm gözler onun üzerindeydi. Sindi’nin tek bir arzusu vardı: Dostlarıyla doyasıya dans etmek… Ancak saat sınırlaması, sihrin geçiciliği gibi birtakım zorluklar bu eğlencenin kısa sürede bitmesiyle sonuçlandı. Ama Sindi’nin bazı maceraların ardından yeniden partiye dönmesi ve dostlarıyla özgürce dans etmesi hiç de uzak bir zaman da değildi… 
 
Sindi-Gorilla’nın mizahi anlatımı ve rengarenk çizimleri peri masallarına bol parıltı, kucak dolusu neşe, az biraz da coşku getiriyor… Hayatta değiştiremediğimiz durumların yarattığı zorlayıcı duygularla eğlenerek, Sindi’nin yöntemiyle dans ederek baş edilebileceğini tüm çocuklara, hatta yetişkinlere işaret ediyor. Havalı disko prensi Teo gibi bir partnerin gölgesinde dans etmektense, kendi özgür ve özgün dansını keşfetmenin önemini vurgulayan bu hikaye; arkadaşlık, yardımlaşma ve birlikte dans etmenin yaşamı nasıl zenginleştirdiğinin de altını çiziyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101295</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09122423-2c8f-4025-8bc3-15212bf0814f.jpg</image:loc>
            <image:title>Günebakan İs Serisi 3/Ciltli</image:title>
            <image:caption>Her şeyin açıklığa kavuşmasıyla beraber İs, duygusal olarak toparlanmanın yolunun uzaklaşmaktan geçtiğini düşünür. Artık yeni bir şehre, ciğerlerini yakacak yeni bir nefese ihtiyaç duymaktadır. Fakat bilmediği bir şey vardır, nereye giderse gitsin, geçmiş geçmeyecektir ve onu bir hayalet gibi takip etmeye devam edecektir. Korhan bir gölge gibi İs’i izleyip onu geri isterken, İs aşk ve gurur arasındaki o çizgide arafta kalmıştır. Serinin üçüncü kitabında çözülen tüm düğümler bir kez daha bir araya geliyor ve aşk, yalanlar ile gerçeklerin sarmaşığına takılıp kördüğüm oluyor. 
  Sustuğum her kelime kurşun olup zihnimden kalbime yağarken aynadaki yansımama gülümsedim. Yalanları kusan bir adamın gerçekleri saklayan küçük kızı olarak bitirdiğim bir gecenin sabahına, yine o adamın kilitli kafesinden ayağına bağladığı bir yalanla anahtarı bile olmadan çıkan kekliği olarak uyanmıştım  
       Onu seviyordum, onu sevdiğim için kalbimi affedemiyordum. Devam edecektim. Yel değirmenlerinin boş arazilerde dönmeye devam ettiği gibi devam edecektim; başım dönecekti ama devam edecektim. Devam edecektim. Bir çocuğun attığı ilk adımdan sonra düşüp yine de tekrar koltuğun kenarlarına tutunarak kalkıp adım atmaya devam ettiği gibi devam edecektim; ayaklarım beni taşımayacak, dizlerimin üzerine düşecektim ama devam edecektim. O kadar devam edecektim ki, kimse benim kadar devam edemeyecekti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101296</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00671742-4fb5-45d6-bbd2-1c0414a2ec37.jpg</image:loc>
            <image:title>Nehir-İs Serisi 2/Ciltli</image:title>
            <image:caption>İs, oynadığı piyesteki kendini bir türlü göstermeyen 
Mantus karakterinin kim olduğunu merak etmektedir. Mantus’un yakında oyuna katılacağını öğrenen İs, Mantus’u beklerken yaşayacaklarından bihaberdir. 
Sırların yavaş yavaş açığa çıkmaya başlaması ve yeni insanların hayatına ayak basmasıyla birlikte İs artık çok farklı bir insana dönüştüğünü fark eder. Korhan’ın ondan sakladığı büyük bir şey vardır, fakat bu nedir? 
Şüphenin, güven denizine dökülmesiyle suyun rengini bulandırması üzerine, İs kendini bir çıkmazda bulacaktır. Aşk ise tüm bu bulanıklığa rağmen onun için hâlâ en berrak olandır. 
Serinin ikinci kitabında, düğümler çözülmeye, yalanların gölgesi silinmeye başlıyor. 
Bu bana bıraktığı kaçıncı yara iziydi? Buz gibi olmuş ellerime rağmen avuçlarımda şeytanın kanatlarından akan ateşi taşıyormuşum gibi hissediyordum. Ateşin kavurduğu avuçlarımın ikisini de soğuğun bıçak gibi dikildiği demir parmaklıktan yapılma büyük kapıya bastırdım, kapıyı ittim, sanki göğsümün altındaki kalbi de boğazıma doğru itiyordum aynı yanan avuçlarımla. Suyun kalp atışlarını duyuyordum. Suyun nefesini hissediyordum. Suyun beni takip ettiğini biliyordum. Sağlam bastığım adımlarımın taşıdığı o titreyen ruhumun elleri şimdi kalbimdeydi; kalbimin atışları ilk defa bu kadar sessizdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101297</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc81d99f-dc41-4f0f-851b-c507891c0844.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitluk</image:title>
            <image:caption>Bu roman, gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkılarak yazılmıştır. 
 
Bir zamanlar bu topraklarda kıtlık vardı. Çetin şartlar altında çalışan insanlar bitap düştü, zayıfladı ve hastalandı. Açlığın ve yoksulluğun altında ezilen nice aile, gıda darlığı sebebiyle göç etmek zorunda kaldı. 
 
Kitluk, 1940’lı yıllarda yaşayan Ardeşenli Mehmet’le Fatma’nın dramatik yaşam öyküsü. Beş çocuklarıyla birlikte hayatlarını idame ettirmeye çalışan bir ailenin verdikleri mücadele…  Bu mücadele bizim için tanıdık aslında. Yoksulla varsılın, ezenle ezilenin çatışması bu. 
 
Laz romancı ve öykücü Murğulişi Muradi, yakından tanık olduğu hayatları ustalıkla resmediyor. Karadeniz insanının dilini ve o döneme ait detayları dikkate almayı da ihmal etmiyor. 
 
Tarih boyunca aşırı yağmur ve taşkınlar, mevsimsiz soğuklar ve bitki hastalıkları gibi nedenler gıda kaynaklarının yok olmasına sebep oldu. Yakın gelecekte, iklim krizine bağlı olarak memleketimizde ve dünyada tekrar kıtlık günleri yaşanacak. 
  Ekokurgu, doğayla olan ilişkimizi edebiyatın gücüyle yeniden inşa ediyor. Unutmayalım,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101298</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/766f8c0f-cf09-4065-b503-5d6c8cc4cb28.jpg</image:loc>
            <image:title>Tünel- İs Serisi 1/Ciltli</image:title>
            <image:caption>İs Tanyel başarılı bir konservatuvar öğrencisidir. Sahnedeki başarısının devamlılığını sağlayabilmek uğruna adının önüne yerleştirilen birçok kötü sıfatı umursamaz. 
            Henüz daha lise yıllarındayken, adının karıştığı kötü dedikodular geçmişine ait bir canavar gibi onu bugününe kadar takip etse de dimdik durarak, aşk olarak gördüğü tiyatro için her türlü dedikodu ve iftiraya kulak tıkar. 
            İs&apos;i diğerlerinden ayıran yaşadıkları, onun kendini kötü bir insan olarak kabul edip, kötü bir insan olarak yaşadığına ikna ettirir. Aslında İs, annesi tarafından ilgiden yoksun büyümüş, babası tarafından çok küçük yaşlarda bir çocuk parkında terk edilmiş, yine küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmiş ruhu kanayan küçük bir kız çocuğudur. 
Peki aslında çok küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmesinin asıl sebebi nedir? 
 
Bir gün bir yabancının hayatına yaptığı ani girişle, zaten ağır kan kaybetmiş hayatında hiç beklenmedik değişiklikler oluşmaya başlar. Peki bu yabancı kimdir? Ve her şeyden önemlisi İs neden bu yabancıyı hiç sorgulamadan hayatına kabul etmiştir? 
 
Şeytan kanadımın arasındaydı. Şeytan kanadımın altındaydı. Ben ağlıyordum. 
            Şeytan da benimle birlikte ağlıyordu. 
            İçimdeki bu yangına rağmen nasıl oluyordu da kemiklerim hâlâ küle dönmüyordu?        Yer yerinden oynuyordu, tüneller dağların kalbine çöküyordu, Otobüsün içinde evlerine gidenler de vardı, bir bilinmezliğe doğru yol alanlar da… Hepsi aynı tünelin içinde ölüyordu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101299</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be73f625-df5e-431b-98a4-fae8c2400d2b.jpg</image:loc>
            <image:title>İkizalev-İs Serisi 4/Ciltli</image:title>
            <image:caption>Birbirilerini geride bırakmak zorunda olduklarına inanan İs, Korhan ile aralarındaki bağın kopmasının imkânsız olduğunu fark ettiğinde bir şansları daha olabileceğine inanır. İs, yeniden deneyebilmeleri için bir şart koşmuştur, zamanı geldiğinde Korhan’a bir soru soracaktır ve alacağı cevap, ikisinin kaderini belirleyecektir. Korhan, aşk ve geçmiş arasındaki o saç teli kadar ince çizgide İs’i kaybetmemek için 
savaşırken, ikisi de kapıda onları bekleyen daha büyük bir fırtına olduğundan bihaberdirler. 
Serinin dördüncü kitabında düğümler alevlere dönüşüyor ve ruhların çıra gibi yanacağı büyük bir yangın başlıyor. 
Ağlıyordum. Çünkü onsuz kalacaktım, artık bunu biliyordum. Onsuz kalmaktan korkuyordum, belki de bunun için ağlıyordum. Onu bu kadar çok sevdiğim için ağlıyordum. 
Üzerimde bir tabut kapağı gibi duruyordu; sanki o benim mezarımdı, ölümümdü; ama o benim var oluşumdu. 
Bakışlarının ağırlığını hissettiğim anda gözlerim aralandı. Karanlığın hüküm sürdüğü odanın içinde parlayan bir çift lezâ yeşili göz ruhuma sızdığında, gözyaşlarım şiddetlendi. 
Gözyaşlarımın şiddetlenmesi onu daha da büyük bir acının kollarına itmiş gibi beni tuttu. Kollarının arasında, o bir tabut kapağı gibi üzerime kapanmışken altında öylece uzandım ve sadece ağladım. Bana dokundu, tuttu, sarıldı, üzerime gök gibi gerildi 
ve o da benimle birlikte ağladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101300</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5711ac6d-795a-4fd1-b465-a1c39c7e35a1.jpg</image:loc>
            <image:title>T İstasyonu</image:title>
            <image:caption>-İstasyonu adını T-Puzzle’dan aldı. Puzzle bir bütünü oluşturmak. Birbirinden çok farklı gibi görünen parçalarda bütünü görebilmek, soyut, somut ortak bir amaca hizmet eden ilk harfi T olan birçok kelime olarak tasarlanmıştır. 
Çocuğumuz, onun gelişimi, eğitimi, geleceği derken, toplumsal fayda getiren, çevreye, doğaya, ekolojik dengeye de katkısı olan bakış açısıyla tarihten günümüze oyuncaklar, oyun ve aktiviteleri tanıtıyoruz. Kullandığımız “T”li sözcükleri oyuna katıyoruz, ucu açık bir T- İstasyonu aktiviteleri oluşturuyoruz, takılıyoruz T’lere. 
Bunun ilk adımı “touch” dokun, hisset, tanı ve tabii ki oyna. T-akıl haydi tek başına veya topluca. Birlikteyiz, yan yanayız T-İstasyonunda… 
T-İstasyonu da sadece bir başlangıç, ilk adım, bir dokunma. İlk adımlarını gösteriyorum diyorum, ucu açık öğrenilenin de, istasyonların da; çocuklara renk katsın, ses katsın istiyorum. “T” bir tesadüf, biraz da oyun denen aynı zamanda çok ciddi bir işi daha neşeli hâle getirmek, türetilmesini, üretilmesini sağlamak için bir araç… 
Hadi bizler de topaç çevirelim. Çocuk, yetişkin çevirelim tüm maharetimizle eskiyi, yeniyi… Döndürelim… Dönüştürelim… 
Hadi gel oynayalım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101301</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba13f505-e0bc-4515-be17-2b765f112a3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Arap Dili ve Edebiyatı Araştırmaları</image:title>
            <image:caption>Arap Dili ve Edebiyatı Araştırmaları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101303</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ba264cd-413d-487a-a9cc-4d159102e703.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şeye Rağmen Sevmek</image:title>
            <image:caption>Çoğu ergen kız yoğun duygusal baskı altında kalır ve bu durumları farklı şekilde gösterir. Bu yoğun duygularla doğru şekilde temasa geçilmediğinde geri dönüşü olmayan sonuçlar oluşabilir. 
İyi bir ebeveyn olma çabanızın duygusal yoğunluğunu kaldıramıyor musunuz? Kızınızla doğru iletişimi kurmak için elinizden gelenden çok daha fazlasına mı ihtiyacınız var? Peki ya bir sabah kızınızın geceyi hiç bilmediğiniz bir yerde geçirdiğini öğrenirseniz ya da intihar girişiminde bulunursa neler hissedersiniz? Nasıl davranırsınız? Hiçbir ebeveyn bunun olabileceğini hayal etmez. Canınız sonuna kadar yandığı halde onunla nasıl iletişim kurardınız? 
Ebeveynlik; çocuğunuzu koşulsuz sevmek, onu güvende tutmak, hayattan ders almasını sağlamak değil midir? 
Allison Garner, kızının duygusal, zihinsel ve davranışsal mücadeleleriyle yüzleşirken kendi yolculuğuna sizi de dahil ediyor. Cesaret veren dürüstlüğüyle kızının sarsıcı intihar girişimlerinden okuldan kaçmasına, arkadaşlarından uzaklaşmasına kadar sizlere yaşadıklarını anlatıyor. Kızının günlüğünden alıntılar içeren Her Şeye Rağmen Sevmek, çekinmeden ve güçlü bir cesaretle bizlere iyi gelecek umudunun büyüleyici resmini çiziyor. Ebeveynlere kendilerinde ve çocuklarında bir sorun olmadığına dair güvence veren bu kitapta kendinizi ve çocuğunuzu yargılamadan nasıl bir yol izleyeceğinizi bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101304</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1f17915-a3c7-4898-bc5a-86104e16cb2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocukluk Sırrı</image:title>
            <image:caption>Her çocuğun özünde, onun nasıl bir yetişkin olacağının şifrelerini barındıran ‘çocukluk sırrı’ vardır.
Bu sır, ‘buyurucu bir iç kılavuz’ olarak, mütevazı bir sabırla, adım adım o çocuğun kişilik ve karakterini oluşturma mücadelesi verir.
Çocuk yetiştirmek, ‘çocukluk sırrı’nın ortaya çıkmasına yardımcı olmaktan başka bir şey değildir.
Yetişkinler çocuğun özünde gerçekleşen bu ince yapılanmayı hesaba katmadan, kendi arzu ettikleri kişiliği oluşturma gayreti içine girerlerse çocuk eğitiminde sorunlar yaşanır.
Bu kitapta, çocuğa benliğini zarara uğratmadan, kişilik ve karakterini bozmadan nasıl rehberlik yapılacağını bulacaksınız...
Adem Güneş’in Mevlana’ların, Hacı Bektaş’ların, Yunus’ların, Fatih’lerin yetişme sırrı olan Anadolu Pedagojisi çerçevesinde bir model ileri sürdüğü kült kitabı Çocukluk Sırrı yeni baskısıyla yeniden sizlerle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101305</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9daedfb7-1283-48e2-b965-b1ba9ea47647.jpg</image:loc>
            <image:title>Mektuplar</image:title>
            <image:caption>Antoine de Saint-Exupéry ve müstakbel eşi Consuelo Suncín Sandoval 1930&apos;da Buenos Aires&apos;te tanıştılar. Hemen birbirlerine âşık oldular ve kısa süre sonra evlendiler. Ancak evlilik hayatları, onları bir araya getiren her şeye rağmen, nihayetinde kaotik bir yolculuktu. Hem öngörülemez hem de talepkâr olan maceracı “Tonio”, karısının bütün ilgisini kendisine vermesini ve ona istikrar sağlamasını bekliyordu; oysa bunlar Consuelo’nun özgür ruhlu, huysuz tabiatının engel olacağı şeylerdi. Bununla birlikte, araya giren birkaç ayrılığa rağmen birbirlerini asla bırakmadılar ve bu karşılıklı koşulsuz sevgi vaadi, Antoine&apos;ın askerî görevinin getirdiği yükler ikisi için de kaçınılmaz hale geldiğinde, mesafelere ve endişelere dayanmalarını sağladı. Savaş zamanında, Antoine Saint-Exupéry, Consuelo&apos;yla birlikte hayatlarını aydınlatan bir masal olan Küçük Prens&apos;i yazdığında mektuplar da bu döneme yakından şahitlik etti.
160 mektuptan oluşan ve renkli çizim, fotoğraf ve belgelerle desteklenen bu yazışmalar, tutkulu fırtınalarla şüpheli durgunluklar arasında gözyaşları, hayal kırıklıkları ve aşkın coşkularla zenginleşen ilişkilerinin ruhunu ortaya koyuyor. Bunun yanında dönemin sanatçıları, yazarları, düşünürleri II. Dünya Savaşı’yla birlikte bu tutkulu ilişkide boy gösteriyor.
Genç bir gezgin prens, bir gül ve onun cam fanusu: İşte bu ilişkinin hikâyesi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101306</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb7c4e9a-bc00-401b-96db-5efc1050d124.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Tanzimat Paşazadesi Avrupada</image:title>
            <image:caption>Paris şehri İstanbul büyüklüğündedir ve etrafı bir müddet önce yeniden inşa olunmuş çok sağlam bir kale ile çevrilidir. Kalenin dışında bulvar dedikleri gayet büyük ormanların aralarından geçen intizamlı dizilmiş ağaçlı uzun yollar vardır. Şehrin binaları yedi sekiz katlı oldukça büyüktür ve sık ve bitişik nizamdır. Eğer böyle yüksek olmayıp da diğer yerlerdeki gibi daha mutedil şekilde yapılmış olsalardı şehrin büyüklüğü bir kat daha geniş olurdu.
 
Rıfat Paşazade Mehmed Rauf
 
Mehmed Rauf, çok genç yaşta devlet hizmetine girmiş üst düzey bir Osmanlı bürokratıdır. Devletin pek çok ülkeyle mücadele ettiği 19. yüzyılın ikinci yarısında uluslararası görüşmelerde Osmanlı Devleti’ni temsil eden ekibin içinde yer almış; başta Kırım Savaşı’yla ilgili müzakereler olmak üzere İngiliz ve Rus temsilcileriyle yapılan diplomasi trafiğinin en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Ünlü devlet adamlarından Sadık Rıfat Paşa’nın oğlu olan Mehmed Rauf, kaynaklarda çoğunlukla Rıfat Paşazade Mehmed Rauf Bey olarak geçer. Bugün Cağaloğlu’nda Babıali Caddesi üzerinde bulunan ve bir zamanlar İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası olarak kullanılan Rauf Paşa Konağı’nda yaşamıştır.
Prof. Dr. Fikret Turan, 19. yüzyılın ortalarında yayımlandığı hâlde sadece eksik bir tek nüshasına ulaşılabilen Seyahatname-i Avrupa ile yayımlanmamış Avrupa Lâyihası’nı eksiksiz tam metinler olarak yayına hazırladı. Mehmed Rauf yaklaşık 4 ayda 50 şehir, bölge ve mekân gezmiş; Malta’dan Roma’ya, Venedik’ten İsviçre’ye, Londra’dan Paris’e, Viyana’dan Berlin’e Avrupa’nın farklı ülkelerini satırlara nakşetmiştir. Eser, kendinden önceki seyahatnamelerde anlatılanlardan çok daha fazla sayıda bölgeyi içermesi bakımından Türk seyahat-hatıra tarihinde özgün bir yer teşkil etmektedir.
Genç Tanzimat Paşazadesi Avrupa’da, seyahatname/hatırat okumayı seven, Osmanlı modernleşme tarihine ve Türk kültürüne ilgi duyan meraklı tarih okuyucusunun zevkle okuyacağı ve aynı zamanda dönemin Avrupa’sına dair birçok bilgiye ulaşacağı özgün bir eserdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101307</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f04c440-37b1-48cd-bec3-bf183adde41d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırkyama</image:title>
            <image:caption>En çok hangi ağacı sevdiğimi sorduklarında, “söğüt” deyip uzun uzun ağlayacak kadar çok hasret biriktirdim. Uçan kuşa, esen yele, bir söğüdün gölgesinde boy veren çocukluğuma...
Ben kendi söğüt ağacımı kalp toprağımda yetiştirdim. Toprağında buğday başakları ve şair yetişen bir memleketin iyi kalpli çocuklarından biriyim. Elim ekmek, elim kalem, elim dost eli tutar.
Ayaklarım, kuru bir hevesi sonsuz bir huzura tercih etmeyecek kadar sağlam basıyor. Çünkü başım bozkıra bağlı. Çünkü coğrafya kader...
Yaz bitip gün dönünce, çiçekler yaprak dökünce, ithal süs ağaçlarının gölgesi bir söğüt etmeyince herkes evine döner.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101308</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e07fbc5f-cf09-402b-8124-be25b23cda9c.jpg</image:loc>
            <image:title>Pandemi ve Türkiye Ekonomisi</image:title>
            <image:caption>COVID-19 pandemisi hemen hemen tüm ülke ve sektörleri etkilemiş ve halen etkilemeye devam etmektedir. Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme pandeminin hızlı yayılmasında önemli rol oynamıştır. Pandeminin uzun dönemde ne tür kalıcı etkiler bırakacağını öngörmek güç görünmektedir.

Bu kitap, COVID-19 Pandemisinin Türkiye ekonomisi bağlamında tüm sektörlere etkilerini bir eserde kaleme almak mümkün olmadığından, pandeminin bazı sektör etkilerine uygulanabilir çözüm önerileri ortaya koyan saygın akademisyenleri bir araya getirmektedir. Kitapta pandeminin; göç ilişkilerine, kadına yönelik ekonomik şiddete etkilerini azaltmak için alınan ekonomik tedbirlere, hazır giyim ihracatına, dış ticarete, sigortacılık sektörüne, varlık balonlarına, para-kur krizlerine etkileri ele alınmaktadır.
Kitapta yer alan çalışmalar, okuyucuların ayıracağı emek ve zamana değecektir. 
“Dünya yepyeni bir şok dalgasından geçiyor. Pandeminin etkileri ekonomiden sosyal yaşamın her alanına yayılmakta. Böylesi bir dönemeçte Türkiye ve küresel ekonomini geçirdiği ve uzun dönemli etkilerinin ayrıntılı örneklerle tartışıldığı önemli bir seçki.”
Prof. Dr. A. Erinç Yeldan, Kadir Has Üniversitesi 
“Pandemi döneminin Türkiye ekonomisine etkilerini uzman akademisyenlerin katkısıyla birçok farklı boyutta inceleyen bu kitap alanında önemli bir boşluğu dolduruyor.”
Prof. Dr. Hakan Kara, Bilkent Üniversitesi 
“Pandemi ile beraber ortaya çıkan gelişmelerin ve alışkanlıkların ne kadarını muhafaza edip ne kadarını geride bırakacağımıza dair bir çok iddia, çalışma ve analiz yapılmaktadır. Çok net fark ettiğim ayrıntı şudur: Pandemi zaten var olan bazı olumsuzlukları görünür kıldığı gibi, bazı olumlu özelliklerimizi gün ışığına çıkardı, bazı gelişmeleri de hızlandırdı. Sadece ticaretteki alışkanlıklarımız değil, toplumsal yaşamdaki alışkanlıklarımız da değişime uğradı diyebilirim. Artık Tedarikten Lojistiğe, Ayrımcılıktan Adalete, Spordan Sanata kadar bir dizi yeni sorunsal ile karşı karşıyayız. İyi günlerde başıboş bıraktığımız meseleler, bugün büyüyerek karşımıza çıktı, küçümsediğimiz gelişmeler ise ilerlemenin önünde büyük engeller yaratıyor. Bu çalışmanın yazarları, bilim insanı olmanın verdiği sorumluluk çerçevesinde çözüm önerilerini ilgilenenlerin dikkatlerine sunuyor. Bizzat istifade ettiğim ve aklımdaki birçok soruya cevap bulduğum bu çalışmaya emeği geçenlere teşekkür ediyor, değerli yazarlara bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.”
Prof. Dr. Emre Alkin, Topkapı Üniversitesi Rektörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101309</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3b1b7db-1ad0-439c-af9a-1c97cbd7c6ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Uçsuz Bucaksız Çöller</image:title>
            <image:caption>Coğrafya sizi gıcık mı ediyor? Haritalardan, kaya katmanlarından ve ilginizi çekmeyen bilgilerden sıkıldınız mı? Artık sıkıcı coğrafya dersleriyle vedalaşın ve Uçsuz Bucaksız Çöller&apos;in kızgın kumlarına adım atın... Hayatta kalmak için deve idrarı içen insanları, tüm köyü gömebilen hareketli kum tepelerini, Timbuktu Çölü&apos;nü geçen maceracı kâşifi bu kitapta okuyun.Eğer çöller sizin için yeterli değilse, deve sütünden puding yapanın yollarını, kaktüs suyunun neden ölümcül bir içecek olduğunu öğrenin. Uçsuz Bucaksız Çöller&apos;de dolaşmaya var mısınız? Coğrafya hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101310</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbd31e2c-55af-46ca-8a50-e7356869e5b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Merkez Sağda Liberalizm</image:title>
            <image:caption>Modern ideolojilerden ilki ve bu yönden de en köklü düşünce geleneği olan liberalizmin Batı’da ortaya çıkıp gelişmesinden bu yana üç yüz yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Bu açıdan sağlam bir felsefî temel ile birlikte yoğun bir külliyata sahiptir. Fakat Türkiye’de bu gelenekten yeterince istifade edildiğini söylemek imkânsızdır.
Liberalizm, Türkiye’de gerek fikrî gerekse siyasî arenada nispeten dar bir alan bulabilmiştir. Siyasî arenada tek başına etkili bir hareket olamayan liberalizm dönem dönem farklı siyasî hareketler içerisinde kendisine alan açmıştır. Bu siyasî hareketlerden en önemlisi de merkez sağ gelenektir.
Kitap, bu düşünce doğrultusunda, Türkiye’de, bir anlamda, siyasetin rotasını belirleyen merkez sağ gelenek içerisinde ideolojik bir unsur olarak liberalizmin de yer aldığını somut bir şekilde ortaya koymaya çalışmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101311</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/966588d3-2f65-4451-874e-3e87db1b3d51.jpg</image:loc>
            <image:title>101 Büyük Liberal Düşünür</image:title>
            <image:caption>101 Büyük Liberal Düşünür, antik çağlardan günümüze kadar önde gelen düşünürlerin bazılarının yaşamlarını ve bireysel özgürlük konusundaki fikirlerini anlatıyor.
Ödüllü yazar Eamonn Butler, liberal düşüncenin temel unsurlarını özetliyor ve bu geleneği yüzyıllar boyunca şekillendiren isimleri kronolojik olarak ele alıyor.
Düşünürlerin ortak hedeflerini belirlemesi ile birlikte hükümetin günlük yaşamlarımıza ne ölçüde dahil olduğu gibi farklı görüşlerine de vurgu yapıyor.
101 Büyük Liberal Düşünür politika, devlet, sosyal kurumlar, kapitalizm, haklar, özgürlük ve ahlâk ile ilgilenen herkes için bir dizi radikal fikre ve bunların arkasındaki düşünürlere açık ve özlü bir giriş sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101312</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4642e143-8277-4909-aa79-fc5ecdfd7856.jpg</image:loc>
            <image:title>Elişi Kentinden Jules Verne Adasına</image:title>
            <image:caption>İplikler diyarı Elişi Kenti, her zaman sakin ve her şeyin yolunda gittiği bir yerdi. Ta ki Mucit Fetit’in özel tarifiyle kurabiye yaptığı güne kadar! O günden sonra Elişi Kenti’nde hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Ortalık karışır ve kentte her şey tersine işlemeye başlar. Bu terslik kent sakinleri adına oldukça büyük dertlere ve aynı zamanda romanlardan fırlamış gizemli bir ada serüvenine kapı açar.
Haydi, Elişi Kenti sakinleriyle tanış, bu gizemli ve bir o kadar da eğlenceli maceraya ortak ol!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101313</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/675d1846-deb7-423f-b994-f1cb677fe1ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Oklar Çetesi-Avustralya Macerası -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Kara Oklar Çetesi üyelerinin Avustralya’ya kadar uzanan yolculuklarında yerini almaya hazır mısın? 
Kıbrıs’tan yeni dönen ekip üyelerine Mustafa Kemal Paşa bir görev daha verir; Türkiye Cumhuriyeti’ni 
tanıtmak. Karadeniz Vapuru ile Sidney’e doğru yola çıkan kahramanlarımız, daha yolculuklarının 
başındayken bir terslik olduğunu fark eder. Geminin güvertesinde bulunan yasak bölgede üstü örtülü 
şeyler vardır. Bu sırrın peşine düşen Erim, Nisan ve Zafer yeni arkadaşlarıyla birlikte kendilerini hiç 
ummadıkları bir maceranın daha içinde bulurlar. 
**** 
Tema: Yer ve zaman olarak nerede olduğumuz 
Kavramlar ve Anahtar Sözcükler: İLETİŞİM, aile, arkadaşlık, toplumsal cinsiyet, kültürler arası iletişim, MİLLÎ MÜCADELE VE ATATÜRK, MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZ, tarihî şahsiyetler, arkeoloji, seyahat, keşif, ülkeler, konukseverlik 
Tutum ve Değerler: Merak, hoşgörü, bağımsızlık, barış, dostluk, özgürlük, saygı, sevgi, vatanseverlik                                                                                                                                                                                                                                                                                                         
Profil Öğeleri: Sorgulayan, bilgili, iletişim kuran 
 
KİTAPTAN 
Nisan ve Erim kollarına girip onu kaldırdılar ayağa. Temizlenmiş bahçe yolunda aşağı yukarı yürüdü Bönbön. Koltuk değneksiz, oldukça hızlı ve dengeli hareket ediyordu. Kendisi de şaşkındı. 
*** 
Karaköy Rıhtımı’na girdiklerinde uğurlama­ya gelen büyük kalabalık hızla limana yaklaşan at arabasına doğru döndü. Bir anda kalabalıktaki ses­ler, konuşmalar kesildi. Herkes hayretle arabadan atlayan iki çocuğa bakıyordu. 
 
*** 
Bu gazeteci esmer, biraz büyük burunlu, ciddi bakışlı biriydi. Gür saçları vardı ve alnı biraz açık­tı. Nisan’la göz göze geldiler. Nisan hafif bir irkildi, içinden “Nedense ondan hiç hoşlanmadım ama söylesem Bönbön gibi olurum şimdi” diye dü­şündü. 
*** 
Beybaba konusundaysa hâlâ endişeliydiler. Ge­minin arka tarafında olduğunu biliyorlar, yanın­daki esrarengiz kadını, küçük çocuğu ve devasa adamı çok merak ediyorlar, Arap Orhan’ın herkesi niye tanımazlıktan geldiğini bir türlü anlamlandıra­mıyorlardı. 
*** 
İkisi Zafer’in olduğu yöne doğru kenarlara çar­pa çarpa koşmaya başladılar. O taraftaki güverteye döndüklerinde Zafer’i yerde yatarken gördüler. Ba­şında tüfekli bir asker vardı ve üzüntüyle titriyordu. 
*** 
Karadeniz Vapuru yaklaşırken köprünün iki tarafında toplanmış büyük bir kalabalık gördüler, ellerinde bayraklar vardı. Kaptan ve çocuklar, yüz­lerine yerleşmiş gülümseme ile birbirlerine baktılar. Kaptan gururla geminin düdüğüne üç defa asıldı. 
*** 
Nisan sabaha doğru bazı gürültüler duydu. Uyandı, sonra bir uçak sesi duyar gibi oldu geminin dibinde. “Olamaz bu saatte hem de geminin dibin­de, civarda uçakların bulunduğu bir yer falan olsa tamam ama imkânsız” diye düşündü. Tam uykuya dalarken kamaranın kapısı güm güm diye çaldı. 
*** 
Çete üyeleri beraberce sürünerek eve doğru ilerlemeye başladı. Ortalarda bir yerde evden bir silah sesi geldi. Hepsi dönüp birbirine baktı, hız­landılar. Eve yaklaşırken Erim motosikletlerin sak­landığı yerde bir hareketlilik fark etti. Durup biraz gözledi ama bir şey göremedi. 
*** 
Herkes ortamın enerjisiyle zıplarken, gülüşür­ken Nisan büyük bir dikkatle düşünüyor ve bir şey­ler tekrarlıyordu. “Tabii ya, tabii ya. Sanırım çöz­düm gizemi” dedi bir anda kendi kendine. 
*** 
Herkes kalktı, örtünün başına gittiler. Brandayı çektiklerinde deniz uçağının altında iki büyük ve uzunlamasına yatan sandık daha vardı. Sandıkları dikkatle açtılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101314</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/709c1cad-ffc3-40f5-b8ef-5b4f8a40a40a.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Üniversitesi Fizik Set (3 Kitap)</image:title>
            <image:caption>Fizik, işte bu kadar basit!
Çekim Yasası, Işık ve Enerji Kaynakları!
Ünlü fizikçi İsaac Newton ile tanışmaya hazır mısın?
Peki, Güneş olmasaydı neler olurdu? Fotoğrafçı, pilot ve cerrah! Bu mesleklerin çalışırken ışığa ihtiyacı var!
Çevreyi kirletmeyen ve asla tükenmeyen enerji kaynakları olduğunu biliyor muydun?
Bu konuda bir şeyler yapabilecek en önemli kişi sensin! Unutma!
Bilimin En Kolay Hali, Çocuk Üniversitesi Seti!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101315</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/557dc23f-0cad-43d4-9189-93df377d895e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tesis</image:title>
            <image:caption>Hepimiz hayat sarmalının bir ucundan geçmişe bir ucuyla geleceğe bağlıyız. Çoğumuz, geçmişin karabasan gibi üstümüze sinen o karanlık tarafı altında ezilir; kurtulamadığı, yakasına yapışan korkularının ve pişmanlıklarının tutsağı olur. 
 
Yaşam dediğimiz bitmek bilmeyen sorunlar silsilesinin üstesinden gelemeyişimiz, içimizde âdeta taşa dönüşüp bizi her seferinde en başa sürükleyen o bilinmezlik batağındaki çırpınışımız, bizi istemediğimiz bir girdaba yönlendirir. Sisifos gibi her seferinde başa döneriz. Üzerimizden atıp kurtulduğumuzu sandığımız her bir yükü tekrardan geri taşır, kaldığımız yerden devam etmek yerine omzumuza yük olan her şeyi üşenmeden kaldırırız. 
 
Tesis; insanın yaşam karşısındaki anlamsızlığını, üstündeki tüm baskılarına rağmen direnmek zorunda olduğunu, insanın hayatta “nelere sahip olup nelere olmadığını”, her seferinde üstündeki yükleri attığını sandığı ama aslında iç dünyasında bu yüklerden kurtulamadığını, insanın varoluşsal sıkıntılarını, pişmanlıklarını iki kadının gözünden bize anlatır. 
 
İçinde barındırdığı müzikler ve melodilerle kendine has bir dokusu olan kitapta; birbirine kenetlenen karakterlerin hayat yolculuğundaki kayboluşlarını, Lal Jamila heykelinin dibindeki bir toprakta, radyo kanalında çalan hareketli bir Latin ezgisinde ya da bir sapakta konuşlanan ıssız bir evin verandasından esen ılık bir rüzgârda hissediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101316</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e71d0a72-6fbb-47fd-bb5c-1d71d2340030.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebeğimin Bir Günü - Cırt Cırtlı Etkinlik Kitabım (18-24 Ay)</image:title>
            <image:caption>Bebeğimle yeni bir güne &quot;Merhaba!&quot; diyelim.
Haydi kahvaltımızı yapalım, hazırlanıp parka çıkalım!
Sen ne dersin?
Parkta güzelce oynayalım, eğlenelim, çevremizi öğrenelim. Evimize dönüp iyice temizlenelim.
Akşam babaya kocamaaaannn bir hoş geldin deyip biraz da onunla oynayalım. 
Bak gece oldu, seninle güzel bir günü uykuya dalarak bitirelim!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101317</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/866b270f-7873-4dd6-bc73-d0e192ff7c80.jpg</image:loc>
            <image:title>Nibelung Yüzüğü 1 Ren Altını</image:title>
            <image:caption>Nasıl ki bir lanetle bana geldiyse, Aynı şekilde lanet olsun yüzüğe! Onun altını verdi bana ölçüsüz bir kudret, Şimdi onun sihri onu taşıyana ölüm getirsin! Hiçbir kısmetli ona sahip oldu diye sevinmesin Onun parıltısı, hiç kimseye mutluluk vermeyecektir, Kim ki onun sahibi, onun sorunu çok olacak Ve ona sahip olamayanı ise kıskançlık kemirecektir! Alman besteci Richard Wagner tarafından bir opera olarak değil müzikli bir dram olarak kurgulanan Nibelung Yüzüğü (Der Ring Des Nibelungen), konusu itibariyle J.R.R Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) romanına da ilham kaynağı olmuş eserler arasındadır. Nibelung Yüzüğü, kaynağını Yunan ve İskandinav mitolojilerinden alsa da Wagner’in felsefi eğilimlerinin yanı sıra müzik, şiir, dram ve dekorla birleşince ortaya yıllarca sahnelenecek bir opera klasiği çıkar. Yunan tragedyalarındaki baht dönüşünün, değişmez yasanın hükmünün yeniden kurgulandığı eserde kullanılan leitmotifler ve Wagner’deki Schopenhauer etkisinin sıklıkla görülebileceği alanlar bu eseri biricik kılan özellikler arasında yer alıyor. Şüphesiz ki Nibelung Yüzüğü I: Ren Altını, konusu ve biçimsel yeniliğiyle dikkat çeken, yüzlerce yıldır sahnelenen ve sahnelenmeye devam edecek olan bir klasik olma vasfını koruyor. 
Yazar Hakkında: 
Esas olarak operalarıyla tanınan Alman besteci, tiyatro yönetmeni, polemikçi ve orkestra şefi. Başlangıçta Carl Maria von Weber ve Giacomo Meyerbeer&apos;in Romantik tarzında eserlerin bestecisi olarak üne kavuşan Wagner, şiirsel, görsel, müzikal ve dramatik sanatları sentezlemeye çalıştığı Gesamtkunstwerk (Bütünsel Sanat Eseri) kavramıyla operada devrim yarattı. Başlıca opera eserleri şunlardır: Uçan Hollandalı, Lohengrin, Tannhäuser, Nibelung Yüzüğü, Tristan ve Isolde, Nürnbergli Usta Şarkıcılar, Parsifal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101318</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55a888e6-cc66-4667-8930-66bbee78aa3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’de Eğitimi Yeniden Düşünmek</image:title>
            <image:caption>“Türkiye’de eğitimde son yirmi yılda devrim niteliğinde ilerlemeler sağlanmıştır. Temel eğitim ve ortaöğretimde okullaşma oranları 2000’li yılların başına göre oldukça artmış ve eğitimde evrenselleşme büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir. Derslik başına ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı da yine 2000’li yıllara göre çok daha iyi bir seviyeye ulaştırılarak ilk kez OECD ortalamasına yaklaşmıştır. Her iki boyutta iyileşmeyi sağlayabilmek, bu dönemde eğitimde yaşanan büyümenin kalite odaklı olduğunun en önemli kanıtıdır. Zaten bu kanıt, PISA ve TIMSS gibi uluslararası öğrenci başarı araştırmalarının her döngüsünde tekrar tekrar ortaya konmaktadır.” 
Türkiye’de eğitim, güncelliğini daima koruyan ve yeniden düşünülmesi gereken bir alanı işaret eder. 2000’li yıllar, Türkiye’nin okul öncesinden yükseköğretime kadar eğitimin tüm kademelerinde pek çok dönüşüme tanık olduğu yıllardır. Bu kitap, okurları beşeri sermayeden eğitimde fırsat eşitliğine, kız çocuklarının okullaşma oranından eğitimde kaliteli bir büyümenin imkânlarına, yükseköğretime girişte karşılaşılan problemlerden okullar arası başarı farklarına, güvenli bir okul ikliminden öğretmenlerin yaşadıkları zorlu süreçlere, Covid-19 döneminde uzaktan eğitimin sistemde sebep olduğu sorunlara kadar pek çok güncel başlıkla Türkiye’de eğitim sisteminin açmazlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. Bunları yaparken sistemin içinde kronikleşmiş biçimde tekrarlanan retorikleri sorgulayarak iyileşmesine ihtimal verilmeyen sorunların, iyi bir planlamayla nasıl çözülebileceğine dikkat çekiyor ve toplumun eğitim konusundaki tüm paydaşlarına “başka bir eğitim mümkün” mesajını veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101319</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81e14ffe-3a0b-419d-a134-f6772cebc102.jpg</image:loc>
            <image:title>İmam Şâfiî</image:title>
            <image:caption>İslam düşüncesinin kurucu düşünürlerinden İmam Şâfiî müslüman toplumu en çok etkileyen isimler arasında yer alır. Buna rağmen hayatı hakkında çok az şey biliyoruz. Kecia Ali, elinizdeki kitapta büyük fakihin biyografisini erken dönem kaynakları ve çağdaş çalışmaları ustaca kullanarak resmediyor; İmam Mâlik ve Muhammed eş-Şeybânî gibi âlimler başta olmak üzere döneminin şahsiyetleriyle olan ilişkileri ve entelektüel, sosyal bağlamdaki hayatına odaklanıyor. Ayrıca Şâfiî düşüncesinin ana hatlarını teşekkül döneminin canlı tartışmaları üzerinden, düşünürün kendi eserleri ve muhataplarının çalışmalarını kullanarak ortaya çıkarıyor; fıkhi yönteminin geliştirilmesini, inceltilmesini ve öğrencileri tarafından yaygınlaştırılmasını araştırıyor. Ve bir “âlim” olarak vefatının ardından zaman içerisinde nasıl müslüman toplum tarafından bir “veli olarak kabul gördüğünü anlatıyor. İmam Şâfiî: Âlim ve Veli düşünürün hayatı ve fikriyatını güvenilir kaynaklara dayanan bir kurgu ve akıcı bir üslupla ele alıyor. 

Yazar Hakkında: 
1972 yılında Boston’da doğdu. İlk gençlik döneminde İslam’ı seçti. Stanford Üniversitesi’nde Tarih ve Feminizm Çalışmaları alanlarında eğitim gördükten sonra Duke Üniversitesi’nde Din alanında doktora yaptı. Çalışma alanları İslam, cinsiyet ve etik olan Ali, 2006’dan bu yana Boston Üniversitesi Din Bölümü’nde öğretim üyesidir. Brandeis ve Harvard Üniversitelerinde araştırmalarda bulunmuştur. İslami gelenek ile ilgili çalışmaları modern öncesi fıkıh, toplumsal cinsiyet, cinsellik ve biyografi alanlarına odaklanır. Imam Shafi‘i: Scholar and Saint’in (İmam Şâfiî: Âlim ve Veli) yanısıra Sexual Ethics and Islam (Cinsel Ahlak ve İslam) kitabı Türkçe’ye çevrilen yazarın başlıca eserleri şunlardır: Marriage and Slavery in Early Islam, The Lives of Muhammad, Human in Death: Morality and Mortality in J.D. Robb’s Novels.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101320</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/024d9755-6262-4d0f-bcd2-e263abe984c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı ve Hurma Ağacı</image:title>
            <image:caption>Bir kirpi...
Bir tavşan...
Bir ayı...
Ve ağaçtaki hurmalar...
 
 
 
SESSİZ KİTAP NASIL OKUNMALI?
Sessiz ya da yazısız olarak nitelendirilen kitaplar çocukların dünyasında en az yazılı olanlar kadar etkili.
Yaş ve dil sınırı olmayan bu kitaplarda yer alan kurgu, çocukların kendi hikâyesini oluşturması açısından son
derece kıymetli. Bu tür kitaplar çocukların hayaliyle şekilleniyor, canlanıyor ve evrensel bir hikâye oluşuyor.
Okuma bilmeyen çocuklarla, “Bak, bu bir ayı! Bunlar hurma...” gibi sadece söz edilen nesne üzerinden
okuma devam ettirilebilir. Görsellerde olup biteni bir kenara bırakıp tek bir nesneye odaklanmak ve
hikâyeyi onun üzerine kurmak 3 yaş altı çocuklar için de sessiz kitapların tercih nedeni olabilir. Böylece
yarattığınız basit hikâyeyi çocuğunuz kolaylıkla takip edebilir.
Daha büyük çocuklar içinse her seferinde yeni bir hikâye üretmek yaratıcılığın en güzel yönü.
Bir ayının, bir tavşanın ve bir kirpinin ağaçtaki lezzetli hurmalara ulaşma çabasını anlatan bu sessiz kitap,
yalın çizimleriyle hepimizi büyülüyor...
Bu kitabı beğendiyseniz Ayı ve Balon kitabını da okuyabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101321</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98654abc-6d07-4106-a6b6-6b4d4e6a6431.jpg</image:loc>
            <image:title>Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi?</image:title>
            <image:caption>Borges sayesinde artık hepimiz Don Quijote’nin gerçek yazarının Pierre Ménard olduğunu biliyoruz. Peki Kafka’nın Yabancı’yı, Tolstoy’un ise Rüzgâr Gibi Geçti’yi yazdığını ya da Hitchcock’un Potemkin Zırhlısı filmini çektiğini biliyor muydunuz? 
Edebiyat profesörü ve denemeci Pierre Bayard’a göre, eserlerin müelliflerini değiştirmek ve onları başka bir bakış açısıyla incelemeye çalışmak hem algımızı zenginleştiren hem de bizi daha çok hayal kurmaya teşvik eden bir yöntem. Bayard, Don Quijote’yi bir 20. yüzyıl bilimkurgu yazarına atfeden Borges’in ve 1968’de “müellifin ölümü”nü ilan eden Roland Barthes’ın yolundan ilerliyor; Nietzsche’yi Karamazov Kardeşler’i yazmaya iten sebepleri sorguluyor, Balzac’ın Parma Manastırı’ndaki üslubunu inceliyor. 
Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi? tarihe ters köşe yaparak alışılmadık bir okuma biçimi öneriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101322</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e26fff5-35e2-4f8a-b9c6-a5b7e8c3c4a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçilmiş cadı</image:title>
            <image:caption>“Kitaplar unutulmayan hatıraların berrak kalan kısımları gibidir.“ 
 
Sera üç yüz otuz yaşında, büyüden uzak, kitapçı dükkânıyla ve bir üniversitede yaptığı öğretmenlikle bugüne kadar huzurla yaşamış bir cadıydı. Bir gün kitapçı dükkânına gelerek Kehanetler Kitabı&apos;nı aradığını söyleyen ve bir vampir olan Lucas ile Sera&apos;nın o huzurlu hayatı son bulacaktı. Çünkü akabinde çalıştığı üniversiteden bir kız da vampir saldırısına uğrayarak öldürülmüştü. 
 
Sera bu olaylar gelişirken &apos;Seçilmiş Kişi&apos; olduğunu ve Kehanetler Kitabı&apos;nı da canı pahasına koruması gerektiğini öğrenecekti. Sera kitapla açılacak olan Cehennem Kapısı&apos;nı kapatmalıydı. Fakat bir yandan düşman ırktan olan vampir Lucas&apos;a karşı hissettiği duygularla da savaşacaktı. 
  “Gerçek aşk bazen bir soluk misali, yakın bir ateş kadar yakıcıdır. Bulduğunu sandığında değil, yaşadığında çözülür hakikati.“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101323</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69823465-bdc3-426b-8321-02e083038e9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Palandöken</image:title>
            <image:caption>Heybetli, soylu, mağrur Palandöken’in eteklerinden, dirençli Erzurum’dan doğan bir hikâye... Büyük dede Karanfilli Hasan’dan doğma Ömer ile eşi Mahbube’nin 1900’lerde Erzurum’dan İstanbul’a taşınan yaşamı onlarca efsane ve merak uyandıran karakterler eşliğinde karşımıza çıkıyor. Yazarın anneannesi Zehra, Ömer ile Mahbube’nin kızıdır. Bir Ak Arap olan ve ilk gençliğine kadar Yıldız Sarayı’nda, haremde çalışan Vasfi ile evlenir Zehra. Vasfi ile Zehra’nın tek çocuğu Sabahat’ı da tanıyacağız... Ve Salih’i: Babası, daha o doğmadan Rus işgalinde şehit düşmüş, Erzurumlu Salih...   Yukarıdaki isimlerin öykülerinden başlayarak daha yakından tanışacağımız yazarımızı hepimiz tanıyoruz: Psikolojinin yanı sıra roman, şiir ve tiyatro dalında da çok sayıda esere imza atan, sayısız konuşmasıyla topluma seslenen Prof. Dr. Üstün Dökmen...   Türkiye’de psikoloji biliminin en büyük isimlerinden, hem yüz yüze hem de ekran ve yazdıkları aracılığıyla farklı kesimlere temas etmeyi başarmış olan Prof. Dr. Üstün Dökmen’in köklerine bir yolculuk Palandöken. Üstün Dökmen’in biyografik roman türündeki bu son eserinde aile, aşk, ilişkiler, toplumsal meselelere bakış, çocukluk çağı kaygıları, gençliğin belirsizlikleri, tarihin kuytularından anlatılar, kişiselden çıkıp toplumsal olana uzanan analizler iç içe geçiyor.   Palandöken’de Üstün Dökmen’i önce kendi köklerinin peşinde bir yetişkin, meraklı, sevgi dolu bir çocuk, sonra tutkulu bir genç, bir sanat ve tarih sevdalısı, bir âşık, özgürlükçü bir baba, bir aydın, bir eğitimci ve topluma incelikle yaklaşan bir düşünür olarak daha yakından tanıyoruz.   Palandöken hem bir aile öyküsü hem de psikolojik analizlerle örülü bir Türkiye romanı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101324</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e17df5cd-8027-4de8-95eb-d03f30585213.jpg</image:loc>
            <image:title>Van Gogh Yüz Yıl Sonra</image:title>
            <image:caption>Vincent van Gogh (1853 - 1890) 
 
Van Gogh, 1890&apos;da tabancayı şakağına dayadığında yalnızca 37 yaşındaydı. 
Ferit Edgü, resim tarihinin en dramatik sanatçısının bu kısa yaşamının içindeki gerçeği, Van Gogh gerçeğinin 
izini sürüyor bu kitapta. 
 
Ölümünün 100. Yıldönümünde anısına saygıyla</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101325</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f821439-1fe9-4efb-b4de-05538ad8b0ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 5. Kitap</image:title>
            <image:caption>Ah o mavi gözler… 
 
Kurşun gibi saplanan kıyamet bakışlı gözler… 
 
Uğruna şimdi ölümü göze aldığım gözler… 
 
Bir gün öğrenebilecek mi acaba? Kalbine saplamayı başaramadığı kurşunu aslında çoktan benim kalbime sapladığını bir gün öğrenebilecek mi? Kalbimi paramparça ettiğini, ateşle kavurup küle dönüştürdüğünü ve o küllerden başka bir ben yarattığını öğrenebilecek mi? 
 
Onun sevdikleri için verdiği savaşı şimdi anlayabiliyorum. Çünkü daha doğmamış bir çocuğu sevdim ben. Onun için savaşa gidiyorum. 
 
Sadakatini şimdi anlayabiliyorum. Çünkü sadakat adanmak demek bir anlamda. Beni görmek istemeyen bir kadına adandım ben. Elimin bir daha asla başka bir ele değmemesine yemin ediyorum.   
Ülkesi uğruna canını verebilecek olmasını şimdi anlıyorum. Çünkü ilk kez kendimi birine ait hissediyorum. Bir ülke uğruna canımı vermeye gidiyorum. 
 
Sabrını şimdi anlıyorum. Bilinmezliğe doğru yol alırken elimdeki tek şey umut ve şimdi yalnızca umuduma tutunuyorum. 
 
Bir gün yeniden o mavi gözleri ve onunla birlikte dünyaya getirdiğimiz bebeğimizi görebilme umudu ile yürüyorum. 
 
Ne kadar sürerse sürsün… 
  Bir gün muhakkak geri döneceğim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101326</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d04799f8-b0fb-47a3-9a57-74360903c716.jpg</image:loc>
            <image:title>Devlet Danışmanı</image:title>
            <image:caption>Erast Fandorin’in yeni durağı 19. yüzyıl sonlarının Moskova’sı… Artık Devlet Danışmanı unvanına sahiptir. Bu kez düşmanları, izini sürdüğü suikastçılar ve kendi yozlaşmış üstleridir. Moskova’nın rakip polis departmanlarının ve muhbirlerinin dolambaçlı yollarında sadece bir haini değil, Çarlık rejimini yok etmeye ve devrimi başlatmaya kararlı bir grup teröristi de arar. 
 
Devlet Danışmanı, yalnızca terörizmi ve buna karşılık olarak polis eylemlerinin etkinliğini incelemekle kalmıyor, aynı zamanda iki uç arasında sıkışmış bir kişinin ahlaki açmazını da ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101327</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/230ddc1c-178d-429d-a655-5b49ff963c38.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Ağaç Evi -Çizgi Roman- 2: Gizemli Şövalye</image:title>
            <image:caption>HER ŞATONUN BİR GİZLİ GEÇİDİ VARDIR... 
 
Yeni serüvenimizde Sihirli Ağaç Evi, Tim ve Lea’yı Orta Çağ’a uçuruyor. Şövalyeler, şatolar, şenlikler ve büyülü bir asa burada onları bekliyor. 
Ama casus sanılıp yakalandıklarında, eğlenceleri gerçek bir maceraya dönüşecek. Kaçış için çok iyi bir plana ihtiyaçları var! 
 
Sihirli Ağaç Evi serisi hakkında: 
Küçük okurları hem okuma keyfi hem de tarihteki farklı kültürler ile tanıştıran Sihirli Ağaç Evi serisi, bu yönüyle sadece dünyanın dört bir yanındaki çocukların değil, anne babalar ve eğitimcilerin de gözdesi oldu.  
New York Times çoksatanlar listesinde bir numaraya kadar çıkıp beş yıldan uzun bir süre bu listede kalmayı başaran, 33 dilde 130 milyondan fazla satan bu ödüllü seri şimdi rengarenk ve soluksuz okutan çizimleriyle çizgi roman formatında okurunun karşısında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101328</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f0e8f05-188b-4deb-aae0-ca3ab1929b60.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı ve Balon</image:title>
            <image:caption>Bir kirpi...
Bir tavşan...
Bir ayı...
Uçan bir balon...
 
SESSİZ KİTAP NASIL OKUNMALI?
Sessiz ya da yazısız olarak nitelendirilen kitaplar çocukların dünyasında en az yazılı olanlar kadar etkili.
Yaş ve dil sınırı olmayan bu kitaplarda yer alan kurgu, çocukların kendi hikâyesini oluşturması açısından son
derece kıymetli. Çocukların hayaliyle şekilleniyor, canlanıyor ve evrensel bir hikâye oluşuyor.
Okuma bilmeyen çocuklarla, “Bak, bu bir ayı! Bu bir balon.” gibi sadece söz edilen nesne üzerinden okuma
devam ettirilebilir. Görsellerde olup biteni bir kenara bırakıp tek bir nesneye odaklanmak ve hikâyeyi onun
üzerine kurmak 3 yaş altı çocuklar için de sessiz kitapların tercih nedeni olabilir. Böylece yarattığınız basit
hikâyeyi çocuğunuz kolaylıkla takip edebilir.
Daha büyük çocuklar içinse her seferinde yeni bir hikâye yaratıcılığın en güzel yönü.
Bir ayının, bir tavşanın ve bir kirpinin kırmızı balona ulaşma çabasını anlatan bu sessiz kitap, yalın
çizimleriyle hepimizi büyülüyor...
Bu kitabı beğendiyseniz Ayı ve Hurma Ağacı kitabını da okuyabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101330</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17a9a6d7-defd-4806-9f65-cc13d3478601.jpg</image:loc>
            <image:title>15 Soru Serisi – Beyin Nasıl Çalışır?</image:title>
            <image:caption>15 SORU SERİSİ 
15 soru, 15 cevap, 15 Kitap 
Yeni nesil çocuklara yönelik muhteşem bir ansiklopedi serisi 
En önemli konuları ve sorunları açık, basit ve eğlenceli bir dille anlatan bu serimiz sayesinde çocuklar, çevrelerindeki dünyaya ilişkin farkındalık kazanacak ve ekonomiden tarihe, teknolojiden iklime kadar çeşitli konularda uzmanlaşacaklar. 
10 yaş ve üzeri için uygun olan bu serimiz sayesinde çocuklar, neredeyse farkında olmadan kendilerine sunulan temaların her birinin uzmanları haline gelecekler. 
Ünlü yazar Pierdomenico Baccalario ve Federica Taddia’nın yanı sıra Torino Üniversitesinde akademisyen olan ve 25 yıldır beyin üzerine çalışmalar yapan Luca Bonfanti tarafından yazılmış 15 soru serisinin ikinci kitabı “BEYİN NASIL ÇALIŞIR?” sayesinde çocuklar, süper bir beyin uzmanı olacaklar! 
Düşünmeyi nasıl beceriyorum? Beş duyu nasıl çalışır? Beyni aldatmak mümkün mü? Neden uyumak zorundayım? Başkalarının düşüncelerini nasıl anlarım? Gelecekte beyinlerimiz nasıl olacak? 
Bu ve bunun gibi sorulara çocukların anlayabileceği dilden cevap veren 15 soru serisinin bu cildi ile çocuklar, beynin nasıl çalıştığını, biyolojik yapısını, kimsenin bilmediği dört duyuyu, uyuduğumuzda beynimizde neler olduğunu açık ve anlaşılır kelimeler, somut örnekler, birbirinden güzel çizimler, karikatürler ve bolca ironi ile öğrenecekler! 
Kitapta aynı zamanda çocukların ilgisini çekecek ekstra sorular, cevaplar, bilgiler ve düşünme antrenmanları da bulmanız mümkün! 
Alanında uzman kişilerin yardımlarıyla yazılan bu kitaplar sayesinde çocuklar, hem farklı konulara ilişkin derinlemesine bilgiye sahip olacak hem de bu sayede kendi ilgi alanlarını keşfedecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101331</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1448f0ef-1659-4cbf-8bf5-8d77cd106296.jpg</image:loc>
            <image:title>Silgi Ruhu</image:title>
            <image:caption>Hiçbir silgi bu kadar geveze olmamıştı!
 
 
 
 
Eğlenceli ve ufuk açan kitaplarıyla her yaştan okura hitap eden
eğitimci yazar Şöhret Doğruyol Sağbaş’ın kaleminden
fantastik bir polisiye roman...
 
Evcil bir hayvan sahiplenmek için annenize günlerce dil
döktüğünüz oldu mu? Tam da tüm ümitlerini yitirdiğin bir anda
nurtopu gibi bir silgi ruhu omzuna atlayıverse ne yapardın?
Yaprak ne mi yaptı? Oooo neler yapmadı ki...
 
Kâğıt üzerindeki hatalara alerjisi olan bir silgi, sıra dışı bir
enişte, çekingen bir abla, aniden yükselişe geçen ünsüz ressam
Selim Kelim ve tatlılar tatlısı Yaprak.
Her şey bir tesadüf olabilir mi? Yoksa...
 
İnsandışı bir varlıkla sıra dışı bir maceraya atılmaya hazır mısın?
Fakat okurken dikkat et!
Silgi ruhu her an senin de omzuna sıçrayabilir!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101332</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b3fedec-32f2-44b2-ad3e-0eaae2a2c579.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens</image:title>
            <image:caption>“Yalnızca çocuklar ne aradıklarını biliyorlar.” 
 
Büyükler sayılara bayılırlar. Onlara yeni tanıştığınız bir arkadaşınızdan bahsettiğinizde asla ana konularla ilgilenmezler: “Ses tonu nasıl?”, “En sevdiği oyun ne?”, “Kelebek koleksiyonu var mı?” diye sormazlar. Bunların yerine, “Kaç yaşında?”, “Kaç tane kardeşi var?”, “Kaç kilo?”, “Babası ne kadar kazanıyor?” diye sorarlar. Ancak bu sayılarla tanıyabileceklerini sanırlar arkadaşınızı. Eğer büyüklere, “Kırmızı kiremitleri olan bir ev gördüm; pencerelerinde sardunyalar,  çatısında kumrular vardı…” diye anlatsanız da bir türlü hayal edemezler bu evi. Ne zaman ki onlara, “Yüz bin franklık bir ev gördüm!” dersiniz, işte o zaman size, “Aa, ne kadar da güzel bir ev,” derler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101333</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03da9c04-780c-476d-94e0-673ae7c57f94.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Tod&apos;un Masalı</image:title>
            <image:caption>Beatrix Potter’ın en sevilen kahramanları Tavşan Peter ve Tavşan Benjamin bu kez yavru tavşanları kurtarma görevinde. Kurnaz Bay Tod, evine izinsiz giren Porsuk Tommy’nin keskin pençelerinden uzak durarak onu alt etmeye kararlıyken yavruları çalan porsuk, herkesin keyfini kaçırıyor. Neyse ki birbirinden hoşlanmayan iki aksi hayvanın arasındaki mücadele tavşancıkların kurtuluşuyla sonuçlanıyor. Beatrix Potter’ın olağanüstü çizimleriyle süslü kitap, nesillerdir çocukların hayal gücünü zenginleştiren zamansız bir klasik. “Terbiyeli kişilerle ilgili pek çok kitap yazdım. Şimdi değişiklik olarak, adları Porsuk Tommy ve Bay Tod olan iki huysuzla ilgili bir hikâye anlatacağım sizlere.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101334</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0182b6d5-381d-47ed-b211-9c0aef8837fa.jpg</image:loc>
            <image:title>İlişkim Bitmeli mi Bitmemeli mi?</image:title>
            <image:caption>Çoğumuz âşık olmak ve ilişkiye başlamak konusunda akışta olsak da ilişkimiz yara aldığında veya bir şeyler istediğimiz gibi gitmediğinde ayrılık kararı almakla ilişkiyi kurtarmak arasında kararsızlığa düşeriz. Bu kitap bu kararsızlığınızı en verimli şekilde net bir karara dönüştürme yolculuğunuzda rehberlik ederken hayatınıza ve kendinize dair doğru hareketin tam olarak ne olduğunu bulmanız için gereken araçları sağlıyor. Karen Lin ileriye dönük basit ve nazik yol için size bir artı eksi listesi sunmuyor. Daha detaylı bir şekilde bir yol haritası çizmenizi sağlayacak planını paylaşıyor. 
-Suçluluk veya korku duymadan bir karar verin, 
-Şüphe ve belirsizlikle kendinize işkence etmeyi bırakın, 
-İlişkiden ihtiyaç duyduğunuz şeyi elde edip etmeyeceğinizi değerlendirin, 
-Ne yapacağınıza karar vermenin duygusal yükünün üstesinden gelin, 
-Sonuca güvenmek için koşulları yaratın. Sizin için karar zamanı. Karen Lin ile ilişkinizin bir sonraki adımını keşfedin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101335</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b80cda04-0df6-4d0f-aced-152c36bb7a20.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Subayın 28 Şubat Hatıratı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap; ülkemizde yaşanan darbeler zincirinin bir halkası olan 28 Şubat postmodern darbesini bir asker olarak yaşamış ve sine-i millete ihraç edilmiş bir yüzbaşı tarafından kaleme alındı. 
Kitap, sadece 28 Şubat’ı değil, bütün darbeleri, bu darbelerin arka planındaki gerçek aktörlerin kim olduğunu, bu aktörlerin “bizim çocuklar başardı” cümlesi ile tanımladığı ordumuzda milli iradeye karşı suç işleyen ve demokratik süreçleri kesintiye uğratan darbeci zihniyetin ideolojik olarak nasıl kodlandığını, darbelere nasıl ortam hazırlandığını deşifre ediyor. 
12 Eylül Darbesi yapıldığında henüz bir askeri lise öğrencisi olan yazar, bir Peygamber Ocağı olan ordumuzun hiyerarşik yapısına musallat olan 28 Şubat zihniyetinin, mensubu olduğumuz bu aziz milletin milli, tarihi ve manevi tüm inanç ve değerlerine bağlı olanlara nasıl bir fatura ödettiklerini kendi yaşadıklarından kesitler sunarak ortaya koyuyor. 
Bu kitap geçmişe bir ayna, geleceğe bir ışık tutan tarihi bir vesikadır. 
“Genel askeri tutum ve davranışlarınızın, aldığınız emirlere reaksiyon sürati ve görevi başarmadaki gayretiniz, meslek sevginiz, emirlere bağlılığınız ve sadakatiniz, mazbut aile yaşantınız, sosyal faaliyetlere katkınız bütün astlarınıza örnek olacak seviyededir” şeklinde ve benzeri 21 adet takdirname ile ödüllendirilen disiplinli bir subayın, neden “disiplinsizlik”ten ihraç edildiğini, ordudan çıkarılan bu gerçek vatan evlatları harcanarak, gerçekte kimlere yol açıldığını ibretle ve hayretle okuyacaksınız. 28 Şubat askeri darbesi ile 15 Temmuz başarısız darbe girişimine nasıl zemin hazırlandığına bizzat şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101336</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f368a8f-038c-4c2f-b051-7a18a5a2d430.jpg</image:loc>
            <image:title>Thesmophorıa-Kutlayan Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Aristophanes (MÖ 450?-MÖ 388?): Yaşamına dair pek kesin bilgiler yoktur. Yazdığı kırk kadar oyundan sadece on biri günümüze ulaşmıştır. Kıvrak ve keskin diliyle ünlü olan Aristophanes, komedya sanatının bütün inceliklerini çağının tanıklığıyla kaynaştırmış büyük bir tiyatro ustasıdır. Thesmophoria Kutlayan Kadınlar komedyasında da Lysistrata ve Kadın Mebuslar’daki gibi yine kadınlar merkezdedir. Kadınlar Thesmophoria şenliklerinde bir mahkeme kurup kendilerine yönelik asılsız iddialarından ötürü Euripides’in idamını görüşürler. Euripides de kendisini kurtarmak için “kadınsı” bir hinlik düşünür. Aristophanes’in “cinsiyet kimliklerini ve rollerini” ele alarak ustalığını gösterdiği oyunda bir karakter de olan Euripides’in dört tragedyasının parodisi yapılır. Tarihin ilk meta-tiyatro örneklerinden biri olan Thesmophoria Kutlayan Kadınlar, Türkçeye ilk kez Eski Yunanca aslından çevriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101337</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd08e6f2-7d1b-46f6-a7f0-357f06350d2d.jpg</image:loc>
            <image:title>One Punch Man 19- Tek Yumruk 19</image:title>
            <image:caption>Karşına çıkan herkesin işini tek bir yumrukla bitiriyorsan hayat son derece sıkıcı bir şey haline gelebilir. 
 
Canavarlar Birliği, Garou&apos;ya hayran olan Tareo&apos;yu kaçırması üzerine Garou, kendini Canavarlar Birliği&apos;nin gizli sığınağının tam kalbine kafa üstü ve tek başına dalarken buldu. Bu arada, Kahramanlar Birliği Vaganma&apos;yı kurtarma operasyonunu ilerletirken, Genos ve diğerleri Saitama&apos;nın evinde güveç keyfinde!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101338</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60f6d73b-4a97-4bac-b17d-fe331fb06220.jpg</image:loc>
            <image:title>Thesmophorıa- Kutlayan Kadınlar - Ciltli</image:title>
            <image:caption>Aristophanes (MÖ 450?-MÖ 388?): Yaşamına dair pek kesin bilgiler yoktur. Yazdığı kırk kadar oyundan sadece on biri günümüze ulaşmıştır. Kıvrak ve keskin diliyle ünlü olan Aristophanes, komedya sanatının bütün inceliklerini çağının tanıklığıyla kaynaştırmış büyük bir tiyatro ustasıdır. Thesmophoria Kutlayan Kadınlar komedyasında da Lysistrata ve Kadın Mebuslar’daki gibi yine kadınlar merkezdedir. Kadınlar Thesmophoria şenliklerinde bir mahkeme kurup kendilerine yönelik asılsız iddialarından ötürü Euripides’in idamını görüşürler. Euripides de kendisini kurtarmak için “kadınsı” bir hinlik düşünür. Aristophanes’in “cinsiyet kimliklerini ve rollerini” ele alarak ustalığını gösterdiği oyunda bir karakter de olan Euripides’in dört tragedyasının parodisi yapılır. Tarihin ilk meta-tiyatro örneklerinden biri olan Thesmophoria Kutlayan Kadınlar, Türkçeye ilk kez Eski Yunanca aslından çevriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101339</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da94331e-506e-423f-8f96-987cb83f29d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları</image:title>
            <image:caption>Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları ’nda Sabuncuoğlu Şerefeddin’in meşhur tiryakından Darüşşifaların botanikçileri Saydalân ve Aşşâblar’a, Arslanhaneler’den Bursa korvetinin mühendisi Faik Bey’in pantanal kedisine, Çırağan Sarayı’nın Londra’da unutulan limonluğundan bankacı Pierre-JulienRene du Parquet’nin Eyüp’te Mısır akbabası avına, Mehmet Tahir Münif Paşa’nın doldurulmuş ayısından Namık Kemal’in baykuşlarına, Hamamizade İhsan Bey’in Hamsinamesi ’nden Sait Faik Abasıyanık’ın dülgerbalığına, Karl Eduard Hammerschmidt’in trilobitlerinden Walther Penck ve Hamit Nafiz Pamir’in Darülfünûn’da ilk jeoloji ve paleontoloji derslerine, Reichstag yangınından 1933 Üniversite Reformu’na, Süleymaniye Biyoloji ve Yüksek Ziraat enstitülerinden Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’ne Türkiye’de botanik, zooloji, jeoloji ve paleontolojinin tarihsel gelişimi, insanlar, mekânlar ve anılar penceresinden anlatılıyor. Kitaptaki Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi bilim insanlarının ortak noktasının “sistematik yaratıcı düşünme” olduğu görülüyor. Öğreticiler olarak adlandırılabilecek bu insanlar, doğada meydana gelen olayları merak etme ve sorgulama niteliklerini taşıyor. Öğreticiler –muallim, müderris, öğretmen ve üniversite öğretim elemanı– için “doğru bilgi” ön plandadır ve doğa bilimleri eğitimi ve öğretiminde “yenilenme ve yaratıcılık” temel hedefleri arasındadır. Başta Kıta Avrupası olmak üzere dünya üzerindeki doğa tarihi müzeleri ile hayvanat ve botanik bahçelerindeki izlenimlerini, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi okuryazar kitlesi ve öğrencilerine seyahat notlarıyla aktaran elçi, aydın, yazar ve gazeteciler de unutulmuyor. Jeoloji ve paleontolojinin Çekiç’i, botanik ve zoolojinin Mercek ’i, doğa bilimcilerin Yelkovankuşları ile tarihte bir bilimsel yolculuk sizleri bekliyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101340</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e423554-1a3d-4b00-b14d-e78981778528.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Köpekler Kötü Köpekler ve Kuzey Toprakları</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın köpeklere ilgisi, dünya klasikleri içinde yer etmiş Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi romanlarından ibaret kalmadı. Çocukluğu çiftliklerde geçen Jack London neredeyse köpeklerle büyümüş, çiftlikten ayrıldıktan sonra bağı zayıflasa da onlara olan ilgisini asla yitirmemişti. Yazarlık yaşamı boyunca çeşitli vesilelerle onlara ilişkin gözlemlerini zenginleştirdi ve öykülerine yansıttı. Elinizdeki kitapta yazarın farklı yıllarda yazdığı üç köpek öyküsü bir araya getiriliyor. “Kahverengi Kurt” (1906), “Ah O Benekli” (1907) ve “Batard” (1902) öyküleri insana yalnızca sadakatiyle değil, cesareti, dirayeti, zorbalığı, kibri, hıncıyla eşlik eden üç ayrı köpeği işleyerek insanın hayvanlarla kader ve duygu ortaklığını çarpıcı biçimde sergiliyor.      
 
*Kahverengi Kurt *Ah O Benekli *Batard</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101341</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b1749ed-5c01-429e-87dc-7088f75d6216.jpg</image:loc>
            <image:title>Utangaçlık</image:title>
            <image:caption>Amerikalı psikiyatrlardan oluşan küçük bir grup 1980’li yıllarda geniş kapsamlı bir konsensusa vardı: Utangaçlık ve ona benzer pek çok kişilik özelliği aslında kaygı ve kişilik bozukluğuydu; psikolojik çatışmalardan ya da toplumsal gerilimlerden değil, beyindeki kimyasal bir dengesizlikten ya da sinirsel ileticilerdeki işlev bozukluğundan kaynaklanıyordu. Psikiyatristlerin temel başvuru kitabı sayılan Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders’ın (DSM) [Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı] üçüncü (1980 ve 1987) ve dördüncü (1994) basımları onlarca yeni ruhsal bozuklukla beraber yayımlandı. Ve bu başvuru kitabı ilaç endüstrisinin ve yönlendirilen sağlık hizmetlerinin yardımıyla, dünyanın ruhsal bozukluklara bakışını dönüştürmeye başladı. Christopher Lane Amerikan Psikiyatri Kongresi’nin yayımlanmamış ve son yıllara kadar erişime kapalı durumda kalmış geniş arşivinden yararlanarak yazdığı bu kitabında, DSM’nin üçüncü ve dördüncü basımlarının hazırlanmasında önemli rol oynamış kişilerin mektuplaşmalarını ve bu kişilerle bizzat yaptığı röportajları da kullanarak bu yetersiz tanımlanmış, esrarengiz kaygı bozukluğunun, sosyal fobinin nasıl çağımızın bir numaralı psikososyal sorunu haline geldiğini açıklıyor. “Nüfuzlu psikiyatrlar, ilaç firmalarıyla ortaklık kurarak (ya da onların sponsorluğunda) her ülkede insanların sadece küçük bir yüzdesine acı veren bir sorunu abarttılar mı? Neden utangaçlık gibi, zorlayıcı da olsa sıradan bir duygu durumunu, ilaçla tedaviyi gerektiren bir beyin kimyası bozukluğu olarak tarif ettiler?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101342</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f67263e8-d597-4d5b-afba-781f5c2f4eb7.jpg</image:loc>
            <image:title>Birinci Çoğul Şarkı-İkinci ve Üçüncü Kitap</image:title>
            <image:caption>Şiir severlerce geniş ilgi gören Birinci Çoğul Şarkı epik şiirinin Birinci Kitabı’ndan sonra, şairin yine Anadolu uygarlıklarının gizli tarihini resmi tarih karşısında deşifre ederek yazdığı İkinci ve Üçüncü Kitaplarını bir arada yayımlamaktan kıvanç duyuyoruz. 
Alova İkinci Kitap’ta, Büyük Kudüs Katliamı’ndan sonra kuzeye göç ederek Antakya’ya yerleşen ilk Hıristiyanları ve ana mekân seçtiği bu kentin kültür tarihini konu edinirken Tarsuslu Paulus ve öteki azizlerin Hıristiyanlığı yayma çabalarını, Kapadokya’nın entelektüel ermişlerini, Geç Antik Çağ’da İzmir çevresinde gelişen İkinci Sofistike Hareketi; coğrafyayı Kuzey Afrika’ya kadar genişleterek Çöl Babalarının olağanüstü yaşantılarını, sütun çekilgenlerini lirik-dramatik plandan ayrılmadan şiir sanatının zengin araçlarını kullanarak yansıtıyor. 
Üçüncü Kitap’ta ise Alova, Konstantinopolis’i mekân seçerek bu kentin II. Roma olarak yeniden kuruluşunu, bitmek bilmeyen Bizans ayaklanmalarını, ünlü yarışlarını, hizip çatışmalarını kentin Fatih Mehmet’çe fethedilmesine kadar tarihsel kaynaklardan esinlenerek şiir severlerin düş gücüne sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101343</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/43819cb7-d35f-4ca3-8162-31072b60372a.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Köpekler Kötü Köpekler ve Kuzey Toprakları - Ciltli</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın köpeklere ilgisi, dünya klasikleri içinde yer etmiş Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi romanlarından ibaret kalmadı. Çocukluğu çiftliklerde geçen Jack London neredeyse köpeklerle büyümüş, çiftlikten ayrıldıktan sonra bağı zayıflasa da onlara olan ilgisini asla yitirmemişti. Yazarlık yaşamı boyunca çeşitli vesilelerle onlara ilişkin gözlemlerini zenginleştirdi ve öykülerine yansıttı. Elinizdeki kitapta yazarın farklı yıllarda yazdığı üç köpek öyküsü bir araya getiriliyor. “Kahverengi Kurt” (1906), “Ah O Benekli” (1907) ve “Batard” (1902) öyküleri insana yalnızca sadakatiyle değil, cesareti, dirayeti, zorbalığı, kibri, hıncıyla eşlik eden üç ayrı köpeği işleyerek insanın hayvanlarla kader ve duygu ortaklığını çarpıcı biçimde sergiliyor.      
 
*Kahverengi Kurt *Ah O Benekli *Batard</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101345</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf3c5f43-d768-45aa-9f2a-2dcbb82860db.jpg</image:loc>
            <image:title>Uğur Mumcu&apos;dan Sonra Rabıta</image:title>
            <image:caption>“HEPİMİZ İŞE WAMY’DE BAŞLADIK.”
“Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!”
– Nutuk
Recep Tayyip Erdoğan, 1970’li yıllarda Suudi Arabistan tarafından finanse edilen Dünya Müslüman Gençlik Teşkilatı’nın (WAMY) üyesiydi. Bu örgütün Suudi Arabistan’daki zirvesine katılarak burada sonraları değişik ülkelerde İslamcı hareketlerin liderliğine soyunacak isimlerle dostluk ilişkisi kurdu. Bu toplantıya çağrılanlar zaten muhtemel lider adaylarıydı.
Müslüman Kardeşler üyesi olan ve 1990’lı yıllarda örgütün sözcülüğünü yapan Kemal Helbavi, Erdoğan’la bu zirvede tanışan isimler arasında. Helbavi, burada yalnızca Erdoğan’la değil, Afganistan’ın eski cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani ve Malezya’nın eski başbakan yardımcısı Enver İbrahim’le de tanıştıklarını anlatıyor. Ve ekliyor: “Hepimiz işe WAMY’de başladık.” Helbavi’nin itirafları devam ediyor. Müslüman Kardeşler’in Türkiye’deki İslamcı hareketle ilişkisinin çok eskiye dayandığını belirtirken, “Türkiye’deki milliyetçi ve İslamcı arka plana dayanan hareketlerle ya da siyasi partilerle, AKP’nin kuruluşundan da önce, ilk ortaya çıktıklarından beri bağlantımız oldu. Erbakan’ın daha sonra Milli Selamet Partisi’ne (MSP) dönüşen Milli Nizam Partisi’nin (MNP) kuruluşundan itibaren, Türkiye’deki İslamcı hareketle bağlantılarımız bulunuyordu” diyor.
Erdoğan’ın, geleceğin İslamcı liderleriyle tanıştığı Suudi Arabistan’daki zirveden döndükten kısa süre sonra, MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı yapılması ve bugüne gelinmesi tesadüf değil, planlıdır.
Rabıta örgütü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmiş ve esir almıştır. Türk milleti Müslümanlığı kabul etmiştir etmesine ama halen Hz. Muhammed’in getirdiği İslam dini yerine Emevi inancına ve töresine göre inandığının farkında değildir. Yüz yıl önce İngiliz İslam’ına karşı savaşan Mustafa Kemal Atatürk öldürüldükten sonra ikame edilen din maalesef gerçek İslam yerine İngiliz-Emevi İslam’ı yahut da Vehhabi inancı ile birleşik Yahudiliğin Torah kitabında yer alan şeriat ikilemidir.
Yaradan’a yakın ve kul olabilmek için aracılara ihtiyaç yoktur. Yüce Yaradan insanoğluna şahdamarından daha yakındır; dua edenlerin duasına en güzel şekilde karşılık vereceğini kendisi ifade etmektedir.
Halkımız, kendisini cennete havale edeceği inancıyla, İslam dininin yayılmaya başladığı günden bugüne kendisini hep aracılara teslim etmiş ve ayete ve emre aykırı olan bu hareketin kaynağını ve amacını ne görebilmiş ne de bilebilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101346</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d7b2cf7-04ad-4893-8de6-d51e83321ebc.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Yüzleşme</image:title>
            <image:caption>“Yüzleşmek, acının çemberinden tüm ihtişamınla geçebilmektir.” 
 
Akıl hastanesinde bir oda... Her yer gri, her yerde taştan duvarlar... Burada kalmak sonun başlangıcı mı? Yoksa başlangıcın tam da kendisi mi? 
Başarılı bir yazar olan İpek’i akıl hastanesine taşıyan, yüzleşmeyi reddettiği acılar, kaybedişler ve ertelediği affedişlerdi. En üzücü deneyiminin aslında mucizesinin yolu olduğu gerçeğiyle yaşadığı yüzleşme, Ege’nin küçük bir kasabasındaki yaşlı balıkçı, bir türlü gidemediği tepedeki ev ve diğerleri, İpek’in paramparça olmuş kalbine ve kendine olan küskünlüğüne şifa olabilecek mi? 
SON YÜZLEŞME sizi derinden etkilerken farklı yaşamların kıyılarına sürükleyecek. Sırlarla dolu satır aralarını heyecanla takip edecek ve sonunda yüzleşmeyi ertelediğiniz ne varsa karşılaşmak isteyeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101347</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a6a8b484-fda9-417a-b2cd-0b61a1b8f5a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufi&apos;nin Yolu</image:title>
            <image:caption>Sufi, Gerektiğinde Başkalarının Yaptığını Yapandır. Gerektiğinde İse Başkalarının Yapamadığını Da Yapandır.”
O, yeryüzünü çeşitli kılıklarda, sizin bilmediğiniz vasıtalarla dolaşan Hızır gibidir. Eğer böyleyse, onu bir gün koyun otlatırken görürsünüz, ertesi gün altın bir kadehten yudumlarken.
O senin rehberinse, parlaklığından seni de yararlandırır; sen bunu o sırada fark etsen de etmesen de.
Onunla karşılaştığında, bilsen de bilmesen de seni etkileyecektir. Söyledikleri veya yaptıkları sana tutarsız hatta anlaşılmaz görünebilir. Fakat anlamlıdır. 
Seni şaşırtabilir veya sinirlendirebilir. Bu kasıtlı ve gereklidir. İyiliğe kötülükle, kötülüğe iyilikle karşılık veriyor gözükebilir. Fakat ne yaptığını yalnızca az sayıda kişi bilir. 
O Sufi’dir ve Sufi “Aşk” demektir.
Kitapları yirmi dile çevrilen ve dünyada on beş milyondan fazla satan Sufi düşünür İdris Şah, Sufi geleneğinin derin ve zengin dünyasını modern bir anlatımla ele alıyor. İdris Şah, Sufizm’i çeşitli yönleriyle incelerken, günümüz felsefi inanış ve öğretilerine etkilerini gözler önüne seriyor. Mevlana, Ömer Hayyam, Bayezid Bistami ve daha pek çok büyük Sufi’nin ilkeleriyle ördüğü bu kitapla arayışınızı aydınlatacak bir mum yakıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101348</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/456d8576-61aa-4f72-b464-dd361d81ae0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Mehmet Ali Aybar</image:title>
            <image:caption>Türkiye’deki az sayıdaki özgün ve yerli sol/sosyalist düşünce
insanından biri olan Mehmet Ali Aybar önderi olduğu Türkiye İşçi
Partisi ile bir döneme -kelimenin tam anlamıyla- damga vurmuştu:
TİP, Türkiye sol tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir başarıyla 1965
seçimlerinde meclise 15 milletvekili sokmuş; Aybar’ın kullandığı
“güler yüzlü sosyalizm”, “Türkiye’ye özgü sosyalizm”, “özgürlükçü
sosyalizm” kavramları hem önemli tartışmalara hem bölünmelere
yol açmıştı.
Barış Ünlü bu kapsamlı incelemesinde sadece akademisyenliğinden
hukukçuluğuna, gazeteciliğinden siyasetçiliğine detaylı bir Mehmet
Ali Aybar biyografisi sunmakla kalmıyor, esas olarak onun bir
“siyasal düşünür” olarak portresini çiziyor. Böylece Aybar üzerinden
aslında Türkiye’nin ve solun geçirdiği çeşitli dönemlerin tasvirini
izlemek de mümkün hale geliyor.
Türkiye sol siyasetinin seyri her söz konusu olduğunda mutlaka
dönüp bakılması gereken biri olan Mehmet Ali Aybar’ın siyasi ve
düşünsel çizgisini anlamak için çok önemli bir kaynak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101349</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9a8b3f6-bca2-47b1-baa4-e94884a37e45.jpg</image:loc>
            <image:title>A’dan Z’ye Aromaterapi Karışımları-1</image:title>
            <image:caption>Tamamlayıcı Tıpta Özgün ve Güvenli Kullanımlarıyla 
 
A’dan Z’ye Aromaterapi Karışımları - 1 
Saç, Cilt ve Vücut Bakımı 
 
Dört profesörden saç, cilt ve vücut sağlığını iyileştirmede kullanılabilecek 
328 özgün karışımı 
 
Saç dökülmesinden kepeklenmeye, saç derisi problemlerinden saç uzamasına yardımcı formüllere kadar farklı ve kolay karışımlarla saç sorunlarına özgün çözümler… 
 
Leke gidericiden güneş kremine, kaş kirpik güçlendiriciden cilt gençleştiriciye, kırışıklık sorunlarından elastikiyet kaybına kadar her türlü cilt sorununa farklı ve kolay karışımlarla özgün bakım formülleri... 
 
Diz dirsek kuruluklarından topuk çatlaklarına, selülit sorunlarından tırnak kırılmasına, el ve ayak nemlendiricisinden doğal deodoranta kadar vücut bakımı için farklı ve kolay karışımlarla özgün formüller… 
 
Tıbbi bitkiler, binlerce yıldır halk sağlığı için önemli bir kaynak olarak değerlendirilir. Tıbbi bitkilerden elde edilen uçucu yağlar ve özellikle aromaterapi uygulamaları tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalar, uçucu yağların birçok farklı tıbbi etkiye sahip olduklarını ortaya koymuştur. 
 
Aromaterapi, uçucu yağlar kullanılarak yapılan, geleneksel ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Hem bedensel hem de ruhsal sağlığı iyileştirdiği ve enerji düzeyini güçlendirdiği kabul edilir. Günümüzde aromaterapi uygulamalarından hastalıkların tedavisinde, sağlığın sürdürülmesinde ve hastalıklardan korunmada yararlanılır. 
 
Aromaterapi uygulamalarında kullanılmak üzere hazırlanan karışımlarda uçucu yağların yanı sıra aromatik sular, balsamlar, absolüler, maseratlar ve sabit yağlar gibi çeşitli doğal ürünler de yer almaktadır. 
 
Bu kitap, aralarında Avrupa Farmokopesi (European Directorate for the Ouality of Medicine-EDQM) 13/B (Herbal Drugs and Herbal Drug Preparations) uzmanlar grubu üyesi bir profesör ile Avrupa Bilimsel Fitoterapi Birliği (European Scientific Cooperative on Phytotherapy-ESCOP) bilimsel komitesi danışman editörler kurulu üyesi bir profesörün de bulunduğu, yurtiçinde ve yurt dışında birçok bilimsel dergide makaleleri yayınlanan, 4 profesörden oluşan bir grup tarafından hazırlanmıştır. Çeşitli bilimsel kaynaklar ve konuya ilişkin web siteleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda derlenen bilgilerin, yazarların uzun yıllara dayanan bilgi birikimleri ve deneyimlerinin süzgecinden geçirilmesi ile kaleme alınarak okuyucuya sunulmuştur. 
  Aynı zamanda Türkiye’de çok satan, Tamamlayıcı Tıp Onayı ve Güvenli Kullanım Önerileriyle bir ilk olan ‘A’dan Z’ye Tıbbi Bitkiler’ ve ‘A’dan Z’ye Tıbbi Yağlar ve Aromatik Sular’ kitaplarının yazarlarından da olan dört profesör, 6 ciltten oluşan ‘A’dan Z’ye Aromaterapi Karışımları’ serisinin bu ilk kitabında tıbbi etkinlikleri bilimsel olarak kanıtlanmış uçucu yağlardan ve diğer doğal ürünlerden hareketle hazırlanan saç, cilt ve vücut bakımlarında ve sağlığını iyileştirmede kullanılabilecek 328 özgün karışımı bizlere sunmaktadır. 
 
Bu reçetelerin okurlarımızın vücut, zihin ve ruh sağlığına iyi gelmesini dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101350</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86793242-0da0-4076-b63a-157daa5e5106.jpg</image:loc>
            <image:title>Medeniyet Dili Olarak Türkçe - 2</image:title>
            <image:caption>Bu kitap “Medeniyet Dili Olarak Türkçe” serisinin ikinci kitabıdır. İlk eser “Medeniyet Dili Olarak Türkçe-Dilci Felsefe ile Başlangıç ve Yöntem Arayışı” kitabıdır. Bu eser de ortaya koyulan dil ile toplum arasındaki ilişkiyi netleştiren meseleler ve Türkçenin kendini koruma prensiplerini keşfidir. Göçer Sosyoloji mensuplarının fiillere yönelimini yasa sorgulamasıyla araştıran bu eser, bunun nedenleri arasına kültür ve medeniyet tartışmalarını da yerleştirerek, paradigmatik bilimin ne derece Batı merkezli bir kutsama eylemine yöneldiğini gösterirken, buna karşı çıkanların da Türkçenin kendisi yerine başka kaynaklara yöneldiğini tüm çıplaklığıyla ele almaktadır. Aslında Türkcenin epistemolojik yeterliliğini gözler önüne sererken hafızanın devamlılığında nasıl rol oynadığını da açıklıyor. Eser Batıcı ve veya gelenekçi ekollere karşı put kırıyor. Baltayı da en büyük ideolojik putların boynuna asıyor. Özellikle söylenmesi gereken şudur ki, Bu eser aynı ilk kitap gibi dil bilim kitabı değildir. Dilbilim verilerine felsefe usulünce yaklaşım sergileyen antropoloji girişimidir. Eser, yeni bir dil kuramını dilbilim çerçevesinden ziyade kültür bilimleri sahasından hareketle denemektedir ve dil bilimin sonuçlarını sadece veri olarak ele alıp onları kültür-bilim sınamaktadır. Ayrıca yepyeni bir tarih tezi sayılabilir. Çünkü paradigmatik bilimin getirdiği yerleşik sosyolojinin şehir referanslı medeniyet algısına karşı göçer sosyolojinin bakir ve göz önüne alınmamış kendi devinimini işaret etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101351</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c201ff51-ed8e-4651-a552-ead42c3c0a90.jpg</image:loc>
            <image:title>Dervişin Teselli Koleksiyonu 2</image:title>
            <image:caption>DERVİŞİN TESELLİ KOLEKSİYONU 2 
 
Klasik Metinlerle İyileşme 
 
Her insanda “destekleyici bir iç ses” vardır. Bu sesi bulmak, kısılmışsa sesini açmak, durmuşsa harekete geçirmek gerekir. 
 
Destekleyici iç sesi açığa çıkarabilmek büyük bir kazanımdır. O ses susmuşsa ya da kısıklığı sebebiyle artık işitilmiyorsa insan, yaşadığı hadiselerin en olumsuz yanlarına odaklanmaya başlar. Bu da sonu gelmez bir mutsuzluğun başlangıcı olur. 
 
“Destekleyici iç ses” işitilmeye başlanınca insan ne yalnızdır ne de çaresiz. Ondan insana daima teselliler de akar. 
 
Kendini onarma yeteneğini kaybeden, ruhundan iyileştirici sinyallerin artık doğmadığını fark eden birinin birtakım tedbirler alması gerekir. 
 
Kendi kendine, harici bir etkiye muhtaç olmadan da mutlu olabilen… Hadiselerin olumlu taraflarını görüp onları hayra yorabilen… Başka bir meşguliyete veya insana mecbur kalmaksızın zihnini huzurlu ve dingin hâle getirebilen… Kendi mutluluğunu her an, gereken her yerde yeniden üretebilen biri olabilmek, esasında her insan için mümkündür. Ruhtan doğan iç teselliyi işitebilmek, kazanılabilir bir yetenektir. 
 
Bu sesi elde etmenin kestirme yollarından biri de ruhundan onu başarıyla keşfedip çıkarabilmiş insanların oradan getirdiği mesajlara kulak kesilmektir. 
 
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 – Klasik Metinlerle İyileşme kitabı Doğu’nun ve Batı’nın kadim öğretilerini kullanarak içimizdeki teselli sesini uyandırıp canlandırmayı hedefliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101352</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99f43588-46d4-4253-9538-b93d44da8be9.jpg</image:loc>
            <image:title>Milli Eğitim&apos;de Üç-Beş Nöbeti -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, kronolojik bir hatırat kitabı değildir. Çok partili siyasi hayata
geçildiğinden beri en uzun süre Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bir eğitimci
ve siyasetçinin, belli bir zaman aralığında, eğitim ağırlıklı olmak üzere
memleket meselelerine bakışıdır.
Bu kitapta, aynı zamanda, 28 Şubat Postmodern Darbesi’nden kısa bir
süre sonra iktidara gelen bir siyasi partinin vesayetçi geçlerle
yüzleşmesinin hikâyesini bulacaksınız. 1950’de Demokrat Parti’nin millet
iradesiyle iktidara gelmesiyle birlikte kendilerine “devlet iktidarı” diyen
güçler halkın iktidarına ya tahammül edemeyerek askeri darbe yapmışlar
ya da iktidara talip siyasi partileri yargı darbesiyle kapatma yoluna
gitmişlerdir.
İster “müesses nizam”, ister “statüko” ister “Kemalist rejim” ne derseniz
deyin, “devlet iktidarı” daima kendi doğrularını millet iradesinin üzerinde
görmüş, ayakta durmaya çalışan demokrasiye ise kerhen katlanmıştır.
Prof. Dr. Hüseyin Çelik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101353</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b565d3e2-0f0e-442d-9864-e98d791a71df.jpg</image:loc>
            <image:title>Balyanaklar İçin Mahremiyet Kitabı</image:title>
            <image:caption>“Gel de bir öpücük ver.” 
“Yerim o yanakları, yerim!” 
“Aman da bu ne tatlı göbüş!” 
“Şu eller nasıl da pofuduk!” 
“O burun var ya, tam ısırmalık!” 
 
Bu cümleler sana tanıdık geldi mi? Sevecen büyüklerle başın dertteyse müjde! Balyanak’ın hepimiz için tavsiyeleri var. 
 
*** 
Çocuk gelişimi alanındaki çalışmalarıyla adından söz ettiren, Akademisyen Anne olarak da yakından tanıdığımız bilim insanı Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, bu kez erken çocukluk dönemindeki okurlarına mahremiyet eğitimi kazandırmak için kaleme aldığı resimli öykü kitabıyla karşımızda. Balyanak isimli karakter aracılığıyla bir öpücüğün kabulünden özel bölgelere uzanan konulara neşeyle eğilen ve özenle hazırlanan bu çalışma, sevilen illüstratör Cansu Erkan’ın albenili, eğlenceli çizimleriyle buluştu, okurlarını bekliyor. 

 
KİTAPTAN 
Tombul yanaklarınız varsa 
Hayat bazen zor olabiliyor. 
“Ayy, ne güzel, elma gibi yanakların” diye 
Eller yanaklarıma uzanıyor. 
 
İzin vermiyorum 
Yanaklarıma uzanan yabancı ellere. 
Hemen söylüyorum birkaç cümle. 
“Hayır! Bu yanaklar benim, 
İzinsiz dokunamazsınız. 
Çok tatlı bulsanız bile, 
Bana ait olana yaklaşamazsınız.” 
 
*** 
Eğer annem babam yanımdan yoksa 
Yabancılara karşı cümlem hazırda: 
“Hayır! Sizi tanımıyorum. 
Yabancılarla hiçbir yere gitmiyorum!” 
 
İşte böyle rahatsız olursam 
Bir bakıştan, dokunuştan, 
Hemen “Hayır!” der, 
Uzaklaşırım o noktadan. 
Anneme, babama, öğretmenime anlatırım, 
Beni rahatsız eden durumu 
Saklamadan açıklarım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101354</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24370a7e-91c1-4baf-955d-2802030cf67d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöküşten Zafere Lozan</image:title>
            <image:caption>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e 200 Yıllık Mücadele 
 
Bu kitapta, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemeden çöküşüne kadar geçen süre içinde iç sorunlar ve yönetim zaafları nedeniyle nasıl çağının gerisinde kaldığı, aynı dönemde büyük devletlerin hangi baskılara, entrikalara ve tertiplere giriştikleri, devletin iç işlerini nasıl yönlendirmek istedikleri örnekleriyle anlatılıyor. 
  Emperyalizme karşı yürütülen Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandıran Atatürk, İnönü ve arkadaşlarının Lozan’da Dünya Savaşı’nın galiplerine karşı Türkiye’nin egemenliğini ve eşitliğini kabul ettirmek ve Misak-ı Milli’de çizilen hedeflere ulaşmak için ne büyük bir mücadele verdikleri ve Lozan Barış Antlaşması’yla nasıl başarıya ulaştıkları belgelerle gözler önüne seriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101355</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/369aab13-9fbc-4447-8650-f4c29283c7df.jpg</image:loc>
            <image:title>Söylemedim Yazdım</image:title>
            <image:caption>Gürkan Daşkıran, kalbinden taşanları yazıya döktüğü eseri Söylemedim Yazdım’da, her okurun kendinden bir parça bulacağı şiirlere imza atıyor. 
 
Kalemim var. 
Kâğıdım var. 
Eksik bir şey var. 
Yazamıyorum. 
Yüklemsiz kalıyor cümleler. 
Özneler sözde, 
Nesneler belirsiz, 
Kelimeler kifayetsiz, 
Eksik bir şey var, yazamıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101356</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fb46890-28fc-4642-9238-503c9ea75fee.jpg</image:loc>
            <image:title>Hemhal</image:title>
            <image:caption>“Pasaport kontrolünde bir sorun çıksa da geri döndürseler...” diye içinden geçirdiğini kendine itiraf etmek istemiyor. Polisin uyarısıyla kontrol kamerasına bakması istenince objektife yansıyan, diğer yolculukların aksine heyecanla karışık tatlı bir gerginlik değil, ne istediğinden emin olamayan bir mutsuzluk hali. Kalın kaşlarının bir yanılsaması olarak sert duran ama aslında ifadesiz bakan memurun apoletlerine, pürüzsüz tıraşına, özenli kesilmiş tırnaklarına göz gezdirdi amaçsızca. Güçlü bir hamleyle vurulan damga sonrasında son umudunu da birkaç saniye önce kaybetmiş gibi memnuniyetsiz bir şekilde yutkundu. “Geçici bir yalnızlık hüznü yahut verilmiş kararın alternatifinin yanıltıcı bir akıl çelmesi...” diye düşündü. Aynı zamanda onu uğurlamak üzere gelebilecekleri son kontrol noktasına kadar gelen ailesine, yüzüne özenle yerleştirdiği tebessümle birlikte son kez el salladı. “Bu yükü son kez taşımış olayım, lütfen...” 
Hemhâl, kendini bulan ve bunu artık saklamak istemeyenlerin romanı. 
İlk gençlik yılları sorgulamayla geçmiş, sonunda bulduğu benliğiyle özgürleşmeye doğru emin adımlarla yürüyen Yağız, kendi hayatının peşinden koşarken karşılaştığı engelleri aşmaya çalışıyor. 
Duygu Sancar, derinlikli karakterleri ve kendine has üslubuyla Türk edebiyatına güçlü bir giriş yapıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101357</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fbab684-a308-4849-9161-be4a7abde2cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Cam Kalp</image:title>
            <image:caption>Başka sessizliklere benzemez bir insanın sessizliği 
Kim bilir ne manalar saklıdır o sükûtun içinde 
Zira konuşması anlamlı olanın sessizliği de anlamlıdır 
Onun adı da sessizlik değildir zaten 
Suskunluktur anlamlı sessizliğin adı 
Mesela ben, suskunluğun gevezesiyim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101358</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29426c59-c509-488c-bca9-30e3568a3664.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneşi Bekleyen Deniz</image:title>
            <image:caption>“Evden çıkmış, kendimi trenin önüne atmak için Sirkeci Garı’na gelmiştim. Çok soğuk bir gündü, kuru ayaz bıçak kesiği gibi dokunuyordu insanın suratına. Babam kondüktör olduğu için trenlere bedava biniyorduk. Ailede herkesin kartı vardı. Öyle aklıma geldi işte, bir tren duruyordu orada, girdim içine, bomboştu. Oturdum bir koltuğa… Öylece uyuyakalmışım. Aradan kaç saat ya da ne kadar zaman geçti bilmiyorum, büyük bir şehirde durmuştu tren. Zagreb şehrinde olduğumu sonradan anladım. Daha on beş yaşındayım, her şeyimi geride bırakmıştım, bana lazım değildi bıraktıklarım, olamazdı da artık. Sadece ismim yanımda kalsın diye tersinden söyledim, her yerde öyle yazdırdım; RUNNEZ.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101359</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/54f92caa-b0cf-4033-8965-3bfe97377d4f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sabiha</image:title>
            <image:caption>İlk defa kendime ait odam olmuştu. Odadan içeri girince hemen kenarda bir yatak, üzerinde mavi bir örtüsü vardı. Oldum olası çok severim maviyi; gökyüzünü, denizi bulurum mavide… Bir koltuk, iki sandalye, masa ve bir şömine vardı, duvara uyularak yerleştirilmiş. Odun kömür pisliği olmayan, gaz sobası. Bu ocağın üstündeki rafta dans eden iki biblo İspanyol kızlar vardı. Bakışları gülüşleriyle sanki mutluluğun zirvesindeydiler. Çok kumaşlı uzun kırmızı beyaz benekli etekleri savruluyordu. Acaba onlar gibi mutlu olacak mıydım? Dini, dili, töreleri ayrı, apayrı kişilerle, o kişilerin vatanında yerim ne olacaktı? Şimdiden özlemiştim anacığımı. İltica isteği kabul olmayacak, belki geri gideceğim, belki de kalıp ev hasretiyle, gurbet baskısıyla özlemlerle eskiyip gideceğim. Bir şey bilmiyor, bilemiyor sakin korkak bekliyordum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101360</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5eada42d-653a-47b1-a5b7-b6bffae310bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Robot İmparatorluğu</image:title>
            <image:caption>ROBOT İMPARATORLUĞU 
 
Çoğumuz Robot Çağı&apos;nı uzak bir geleceğe ötelemenin zihnî konforunu tercih ediyoruz. 
 
Oysa bambaşka bir paradigmanın işlediği, tuhaf ve tanımsız bir dünyayı 2020&apos;ler itibariyle yavaş yavaş idrak etmeye başladık. 
 
Ama denizdeki balıklar misali, içinde yüzdüğümüz suyun farkında değiliz. 
 
Robot İmparatorluğu&apos;nun görkemli kapısından içeriye bir kez adımımızı attığımızda kapı kilitlenecek. 
 
İnsanlık için &quot;normal dünya&quot;ya geri dönüş bir daha asla mümkün olmayacak. 
 
Kitabımızda hangi konular mı var? 
 
Yapay zekânın sınırları, 
Robot teknolojilerinin ufku, 
Elektronik kıyamet senaryoları, 
Siborg organizmaların gelişim evreleri, 
Turing testinin kendi içindeki çelişkileri, 
İnsansı androidlerin temel hak ve özgürlükleri, 
Bilişim algoritmalarının sanatsal üretimlere yansıması, 
Nanorobot tedavi yöntemlerinin muhtemel handikapları. 
 
Polat Onat bu girift temaları kimi zaman trajik kimi zaman da ironik bir anlayışla heyecanlı senaryolar dâhilinde öyküleştirdi. 
 
&quot;Robot İmparatorluğu&quot; kurgu ile bilimin müthiş uyumuyla, okuyanların zihin atmosferini zenginleştiren bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101361</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4e96f84-f8a1-4ed3-8e5e-7750db82774c.jpg</image:loc>
            <image:title>Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Görmeye Gitmek</image:title>
            <image:caption>2003 senesinde Fazıl Hüsnü Dağlarca doksan yaşında, birbirinden değerli yüzden fazla şiir kitabı yayımlanmış, Kadıköy&apos;deki evinde sessiz, sakin, bilgece şiirler yazmaya devam eden, tartışmasız &quot;Yaşayan En Büyük Türk Şairi&quot;ydi. 
 
2003&apos;de Polat Onat yirmi üç yaşında, Batman&apos;da ilkokul öğretmenliği yapan, sadece birkaç şiiri dergilerde yayımlanmış, yeni yetme, hayaller peşinde koşan, Dağlarca&apos;nın birçok kitabını okuyup ona büyük hayranlık duyan, acemi bir şiir heveslisiydi. 
 
Kurtalan Ekspresi&apos;nin köhne kompartımanlarından birinde, defterine sürekli notlar alarak Batman&apos;dan Haydarpaşa Garı&apos;na uzanan otuz iki saati aşkın maceralı tren yolculuğu vasıtasıyla, şaşkın bir şair adayı, büyük ustayı görmeye gidiyordu. 
 
Trendeki birbirinden ilginç tipler, gittikçe tuhaflaşan olaylar... Dağlarca ile hayranının birlikte geçirdiği iki günün tüm ayrıntıları... Yer yer komik, kısmen hüzünlü, çoğunlukla şaşırtıcı... 
 
Fakat kesinlikle unutulmaz bir otobiyografik roman: &quot;Fazıl Hüsnü Dağlarca&apos;yı Görmeye Gitmek&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101362</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a0337f4-b804-439e-8cec-0bbe3bced250.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaralı Gibisin</image:title>
            <image:caption>“Dayanamam!” deme, dayanırsın. 
Sakın “Yapamam!” Deme. Çünkü yaparsın. 
“Ben bilirim.” deme, yanılırsın. 
&quot;Kimsem yok.&quot; deme, çünkü bir duaya sarılırsın. 
Dua eden hangi kul yalnız kalmıştır sultanım? 
Acizliğini bilen sahipsiz kalır mı hiç? 
En çaresiz bir bebeğin rızkını doğmadan hazırlayan Allah, seni bırakır mı kimsesiz? 
Bir sonbahar değil midir, ilkbaharın habercisi… 
Güneşin doğuşunu beklemiyor mu? Gecenin en karanlık yeri... 
Yeniden yeşermesi için kuruması lazım bütün yaprakların. 
Aciz kalmak, duaya sarılmak ve tevekkül etmektir bir umudun habercisi. 
Geleceğini bildiğin bir şey uzak değildir! 
Ve Allah, Rahman&apos;dır. 
Rahmeti yakındır… 
Sabret...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101363</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ab9050d-667a-4572-a381-6fc087d46bbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun İlacı Kelime-i Şehadet</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, duygusal öğrenme çağındaki çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak ve çocukların temel dinî bilgileri kolayca ve severek öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuklara bu dönemde öğretebileceğimiz temel dinî bilgiler, onların günlük yaşamda yaşadıkları olaylar ve hikâyeler ile desteklenmiştir. 
“Ruhumun İlacı” serisinin ilk kitabında, Allah’a ve Peygamberimize iman konusuna değinilmiştir. Kelime-i şehâdetin anlamı ve hikmetlerinin anlatıldığı “Ruhumun İlacı Kelime-i Şehâdet”, çocuklarınızın elinden bırakmak istemeyeceği başucu kitabı olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101364</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1e4903e-926e-475d-8ddb-e99ed8dfbd50.jpg</image:loc>
            <image:title>Tatilde Tanıştığımız İnsanlar</image:title>
            <image:caption>Tatilde Tanıştığımız İnsanlar
Emily Henry
Çoksatan Kış Yaza Kavuşunca Kitabının Yazarından
 
 
 
“Mükemmel bir yaz kaçamağı!” – JODI PICOULT
 
 
New York Times Çoksatan Listesi’nin bir numarası Emily Henry’den kalplerinizi ısıtacak bir tatil romanı!
 
Poppy ve Alex, neredeyse hiçbir ortak noktası olmayan iki yakın arkadaş. Poppy çalıştığı derginin karşıladığı tatillerde dünyayı gezmekten, yeni insanlar tanımaktan büyük keyif alıyor, Alex ise evde oturup kitap okurken yeterince mutlu. Poppy ele avuca sığmaz bir gezi yazarı, Alex ise içedönük ve yardımsever bir öğretmen.
 
Ne kadar uyumsuz olsalar da on yıldır her yaz birlikte muhteşem tatillere gidiyorlar ve çok eğleniyorlar. Ancak iki yıl önce Hırvatistan tatilinde her şeyi berbat ettiklerinde arkadaşlıklarını sürdürmeleri neredeyse imkânsız oldu. O günden beri hiç konuşmadılar.
 
Şimdi önlerinde yepyeni bir tatil fırsatı var. Bu tatile çıkmayı  başarırlarsa ikisi de hayatları boyunca kaçtıkları şeyle yüzleşecek: Aşkla!
 
Goodreads’te romantik kurgu kategorisinde en iyi kitap ödülünü alan Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, insanın gerçek evini aramasına ve onu bulduğunda da iki kişilik muhteşem bir dünya yapmasına dair samimi, eğlenceli, yaz tatili tadında, unutulmaz bir aşk ve arkadaşlık hikâyesi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101365</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c33d89f-e6ce-4cb9-afb6-d2f91864884b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun İlacı Oruç</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, duygusal öğrenme çağındaki çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak ve çocukların temel dinî bilgileri kolayca ve severek öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuklara bu dönemde öğretebileceğimiz temel dinî bilgiler, onların günlük yaşamda yaşadıkları olaylar ve hikâyeler ile desteklenmiştir. 
“Ruhumun İlacı” serisinin üçüncü kitabında, nefsimizi terbiye eden ve irademizi güçlendiren bir ibadet olan oruç konusu işlenmiştir. Oruç ve Ramazan ayı hakkında çeşitli bilgilerin aktarıldığı, eğlenceli sorularla öğrenmelerin pekiştirildiği ve konunun hikâyelerle desteklendiği “Ruhumun İlacı Oruç”u keyifle okumanızı umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101366</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e951c35f-8c78-4e1a-868a-b58c1a7723cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun İlacı Namaz</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, duygusal öğrenme çağındaki çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak ve çocukların temel dinî bilgileri kolayca ve severek öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuklara bu dönemde öğretebileceğimiz temel dinî bilgiler, onların günlük yaşamda yaşadıkları olaylar ve hikâyeler ile desteklenmiştir. 
“Ruhumun İlacı” serisinin ikinci kitabında, dinimizin farz ibadetlerinden biri olan namaz konusu işlenmiştir. Çocuklara namaz sevgisini kazandırmak amacıyla çeşitli hikâyelere ve Yüce Allah’ın güzel isimlerinden (Esma-ül Hüsna) bazılarına yer verilen “Ruhumun İlacı Namaz”ı çok seveceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101367</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3b398d3-c6d6-42d8-bea7-a33db0225a9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Annemin Bilmediği Her Şey</image:title>
            <image:caption>Toplumsal normlara ince bir başkaldırı...
Bir sabah uyandığınızda hafızanızı kaybetmiş olsaydınız ne yapardınız? Nasıl bulurdunuz benliğinizi? İnsan, başkalarından
dinleyerek ne kadar tanıyabilir kendini? Herkes her şeyi anlatır mı yoksa işine geldiği kadarını mı söyler? Kendini, ailesini,
yaşadığı ülkeyi unutan biri için her şeyin eskisi gibi olması mümkün müdür?
Zihninde gezinen bir kurt gibi onu yiyip bitiren soruların ortasında kendini arıyordu Altan. Hiçbir şey hatırlamıyordu ve
herkes farklı bir şey söylerken daha beter kaybolduğunu hissediyordu. Kime inanacağını ve doğrunun ne olduğunu
sorgularken, ona gerçeği kim anlatacaktı?
Arda Erel, Annemin Bilmediği Her Şey ile bir adamın kendini bulmaya çalışmasının izinde kolektif ve bireysel hafızayı,
toplumsal sorunları, aile olmayı, sosyal statüleri, baskıları, ötekileştirilmeyi, yok sayılmayı, yalnızlaştırılmayı, kendine
yabancılaşmayı derinlemesine sorguluyor. Şimdi ezberlerinizi unutun; bu kitap, tüm bildiklerinizi yeni baştan yazmaya
geliyor...
 
“Arda Erel, Annemin Bilmediği Her Şey ile bu kez ‘çekirdek aile’ kavramını cesur bir edebi dille kabuğundan ayırıp okurun
önüne sermiş. Dokunulmayana dokunmuş ve görmezden gelinene çevirmiş bakışlarını. Roman, aileye ve topluma bakış açısıyla
çoksesli bir koro, sarsıcı üslubu ve çıplaklığıyla hüzünlü ama unutulmayacak bir senfoni niteliğinde.”
Jale Demirdöğen
 
“Kimlik ve toplumsal hafıza hakkında güçlü ve isyankâr bir roman. Edebiyat dünyamızda bir zafer işareti...”
Emre Kalcı

(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101368</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29aecd86-e691-47b9-a851-7d43f19ad858.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyalist Düşüncenin Gelişmesi</image:title>
            <image:caption>Sosyalist Düşüncenin Gelişmesi, bilimsel sosyalizmin Karl Marx ile beraber en önemli adlarından Friedrich Engels’in çeşitli yazılarından oluşuyor. Selahattin Hilav’ın sosyalist düşüncenin tarihi gelişmesi ve metodu hakkında okura derli toplu bir “giriş” düsturuyla derleyip çevirdiği yazılar, hayal gücüne dayanan bir sosyalist toplum tasvirini değil, sosyalizmin tarihi kaynaklarını, sosyalist düşüncenin hangi şartlarla ve nasıl gelişip bilimsel bir nitelik kazandığını ortaya koyuyor. Sosyal problemlerin her geçen gün daha büyük bir yarılma halini aldığı günümüz dünyasında, olayları daha doğru değerlendirebilmek, konulara tarihi ve bilimsel açıdan bakabilmek için önemli bir kaynak kitap. “Bölüşümdeki eşitsizlikle birlikte sınıf farkları da ortaya çıkar. Böylece toplum, imtiyazlı sınıflarla zarara uğrayan sınıflar; sömüren ve sömürülen ya da egemen olan ve egemenlik altına alınan sınıflar halinde bölünür.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101369</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba871cd8-fbef-4227-abfb-c6fa763a5688.jpg</image:loc>
            <image:title>Çulluk</image:title>
            <image:caption>Mahmut Yesari’nin 1927 yılında yayımladığı romanı Çulluk, yazarının adını duyuran bir eser olmasının yanı sıra edebiyat tarihimizde “işçi sınıfı”nı anlatan ilk roman olarak da öne çıkar. Yazar, bu romanını yazmak için Cibali’deki reji (tütün) fabrikasında bir hafta işçi olarak çalışmıştır. Romanın ön planında Münevver ile Murat Çavuş arasındaki aşk anlatılır. Ancak satır aralarında erken Cumhuriyet döneminde kadının konumu, işçilerin zorlu çalışma şartları ve dönemin sosyal hayatı gibi konulara dair önemli ayrıntılar içerir. Çulluk, Orhan Kemal’den çok daha önce fabrika işçilerinin yaşam koşullarını gözler önüne sermesiyle edebiyatımızda ayrı bir yerde durmaktadır. 
“Münevver’in gayreti, Bekir’e çok dokunmuştu. Onun, hastalığına, yorgunluğuna rağmen neden çalışmak istediğini anlıyordu. Bu, açlık denilen öyle bir ihtiyaç, öyle bir mecburiyetti ki, insana ancak, ölüm “Dur!” diyebilirdi... Son gayretini, son nefesine kadar sarf edecekti... İşleyen elleri, kalbiyle birlikte durabilirdi... Huzur, istirahat tavsiyelerini, nasihatlerini, mideden uzanan hain, insafsız bir pençe, lahzada boğar, öldürürdü...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101370</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/289a3bd5-ee85-4348-8780-e5687d6822a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Şık</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yayımlanan ilk eseri Şık, “alafranga züppe” tipinin en ünlü örneklerinden Şatırzade Şöhret’in trajikomik hikâyesini anlatır. Dönemin yaygın anlayışı Batılılaşmayı sadece moda, zevk ve eğlence kısmıyla “taklit” eden Şöhret’in Madam Potiş adında bir kadının peşinde düştüğü komik halleri ve nihayet karakolda biten hikâyesiyle Şık, sadece Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazarlığı için değil, edebiyatımız için de önemli bir kilometre taşıdır. Yazarın, Şöhret üzerinden irdelediği aşağılık duygusu ve sonuçları bugün bile okurunu kahkahalarla güldürmeye devam ediyor… 
“Mesela, bu sene dar elbise giymek modadır, değil mi? Bizim Şatırzade kostümü o kadar darlaştırır ki diğer şıklarınki hakikaten onun yanında bol kalır. Yakalıkların enlileştiğini görünce, ertesi günü kulaklarının uçlarıyla temas edecek derecede enli bir yakalık diktirip takınır! İşte her süsü böyle benzetmeye veyahut benzetmeyi de aşırarak moda olan şey her neyse onun ifratını yapıp âleme gülünç olmaktan ibarettir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101371</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc489532-a44e-4e7f-a4e2-0c2fa382c02c.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehirlerin Tarihi</image:title>
            <image:caption>“İlk şehirler, MÖ 4. binyılın ortalarından başlayarak, dünyanın çeşitli yerlerinde çoğunlukla birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktı ve bazı aksiliklere rağmen, büyümeleri günümüze kadar devam etti. Şehirler, kırsal kesimden, sakinleri öncekilerden ve kırsal çağdaşlarından oldukça farklı koşullar altında yaşayan yeni insan yerleşimleri biçimleri olarak ortaya çıktı. Uzun zamandır dünya nüfusunun sadece küçük bir azınlığını barındırdıkları gerçeğine rağmen, doğdukları toplumlar üzerinde derin etkileri oldu.” Şehirlerin Tarihi, antik çağlardan 21. yüzyıla kadar kentsel merkezlerin yükselişi ve gelişiminin hikayesini anlatıyor. MÖ 4. binyılda Yakın Doğu’daki ilk şehirlerin kurulmasıyla başlar ve Hindistan’daki İndus Nehri Vadisi’ndeki kentsel büyümenin yanı sıra Mısır ve Akdeniz’i çevreleyen bölgeleri incelemeye devam eder. Atina, İskenderiye ve Roma hem siyasi hem de kültürel olarak öne çıkar. Batıda Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte Avrupa şehirleri uzun bir zayıflama ve gerileme dönemine girmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101372</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be1eb700-b1ec-4312-b163-7613e3bfa972.jpg</image:loc>
            <image:title>Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri</image:title>
            <image:caption>Sosi Antikacıoğlu’nun titiz bir araştırma sonucu kaleme aldığı Zabel Yesayan’ın (1878-1943?) sıra dışı yaşamını konu edinen ve tüm önemli eserlerinin incelemesini de içeren bu kitap, yazar hakkında yayımlanan ilk kapsamlı monografi olma özelliğini taşıyor. Batı Ermeni edebiyatının önemli isimlerinden Yesayan hayatı boyunca sınıfsal ayrılıkları olmayan bir topluma özlem duymuş, büyük idealler peşinde, kalemini adaletsizliklere karşı bir silah gibi kullanmış, inandığı eşitlikçi ütopyaları ve bireysel özgürlükleri gerçekleştirmek için çoğu kez kendi güvenliğini hiçe saymıştır. Yesayan, eserlerinde kurguladığı kadınların psikolojik durumlarını irdelerken kişisel özgürlükle geleneksel beklentiler arasındaki ikilemi dile getirmiş, toplumun her kesiminde eşitlik sağlanmadıkça kadın erkek eşitliğinin de mümkün olamayacağını özellikle vurgulamıştır. Çağının ötesindeki fikirleriyle bir devrim yaratan bu olağanüstü kadının hayatı Antikacıoğlu’nun satırlarıyla bir destana dönüşüyor ve okurlarına mücadele içinde geçmiş onurlu bir hayatın portresini sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101373</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/242ccfca-1018-46d2-b1e9-512967667591.jpg</image:loc>
            <image:title>Kokunun İzi</image:title>
            <image:caption>“Bütün ilişkilerde bir gün yalnız kalındı. Hayır, ayrılığı kastetmiyorum. Belki yabancılaşma, belki tükeniş, belki kanıksama… Bir gün geldi, her evde boş gözlerle uzaklara dalındı. Ya aşktan kalan yetmedi ya aşksızlık hali fazla geldi. Mesafeler açıldı günün birinde her evde. Düpedüz çoklu bir yalnızlığı anlatıyorum. Kimsenin kimseye derman olamadığı, varlığın ancak kendine yettiği bir yalnızlıktan bahsediyorum. Bu da sevgiye dahildi belki ya da biz sevmeyi hep yanlış anlamıştık. Bilmiyorum.” Gökhan Dağıstanlı’dan aşka dair, yalın ama sözün duygu yüküyle dopdolu mektuplar, hikâyeler. “Bu mektuplar; hayatın içindeki olumsuzlukları gördükçe zaman zaman küçümsese de aşktan vazgeçemeyenlere; onlarca kez acı çekse de suçu aşkta aramayanlara; mutluluğu, kaybetme korkusuna kurban etmeyenlere; yaşamın gizinin ancak aşktan ibaret olabileceğine inananlara adanmıştır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101374</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b37aa05c-3388-482b-997f-299ba029dc91.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşka Özür Diletmem</image:title>
            <image:caption>“Sevgi; hayatı da ölümü de aşar.” Geçmişiyle hesaplaşmak için yola çıkan bir kadın; Ada. Geleceğinin her anını planlamış bir adam; Toprak. Tesadüflerin bir araya getirdiği iki kalbin birbirine kavuşması herkesin hayatını altüst edecektir. Yalanlar, günahlar, sırlar arasında filizlenen bir aşk ne kadar serpilebilir? Ada’nın acı dolu geçmişi geleceğini kurmasının önünde engel olarak dururken, Toprak ilk kez yarınlar için endişelenmeden bırakıyor kendini aşkın kollarına. Her şeyin karşısına dikilip aşkına sahip çıkan Toprak, ölüme de meydan okuyor. Sadakatin, dostluğun, aile ilişkilerinin, hüzünlü çocukluk anılarının sorgulandığı Aşka Özür Diletmem birbirini seven iki insanın önündeki engelleri aşma hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101375</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a35982f-fd94-4064-8506-27456f0414bf.jpg</image:loc>
            <image:title>İade-i İtibar</image:title>
            <image:caption>“Haklar, sadece sesini duyuranlar tarafından kazanılır.” Kimi kadın hakları için mücadele etti, kimi köleliğe karşı harekete geçti; kimi bağımsızlık derdindeydi, kimi düşünce özgürlüğü, kimi de eşitlik... Ama her zaman bunun bir bedeli vardı. Yıllar sonra aslında haklı oldukları anlaşılıp heykelleri dikildi, itibarlarının arkasında durulmaya çalışıldı. Arkalarından dilenen özürler, verilen unvanlar, yapılan büstler onları geri getirmedi ama nihayetinde anlaşıldıkları gün gelmişti! İade-i İtibar; yaşadıkları dönemde düşündükleri, yaptıkları, cesaretleri ve savundukları yüzünden cezalandırılmış, haksızlığa uğramış, sürülmüş ve hatta öldürülmüş kişilerin hikâyesini anlatıyor. Ezgi Cankurtaran’ın yayın dünyasına attığı ilk adım olan, derin araştırma ve çalışmaların ürünü bu kitapta yazarın etkileyici kalemi, okuyucusunu yıllar öncesinin sosyal ve siyasi çalkantılı atmosferine sürüklüyor; benliği, varlığı, anıları, tutkuları, coşkuları, aşkları, çöküşleri ve mücadeleleriyle hakkı teslim edilmesi gerekenleri hatırlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101376</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9283506a-7167-4e22-aee5-1103149ffe74.jpg</image:loc>
            <image:title>Peygamberliğin İspatı</image:title>
            <image:caption>Hz. Muhammed (s.a.v.) bir haberle geldi: “Cebrail benimle görüşüyor ve Allah’tan vahiy getiriyor.” dedi. Bu kitap bu “haber”in değerlendirmesini yapmaktadır. Kendine ait bir metodu olan bu eserde sadece deliller ortaya atıp bırakılmamaktadır. Bir gayrımüslimden gelebilecek muhtemel itirazlar kitap boyunca yazar tarafından kendisine yöneltilmiş ve cevaplandırılmıştır. Deyim yerindeyse “kapalı devre” bir nübüvvet ispatı yöntemi aktarılmıştır. Bu “haber kurgusu” dışında daha önce işaret edilmeyen bazı mucize iddiaları temellendirilmiştir. Yazar haber kaynağı olarak kullanacağı Kur’an’ın tahrif edilmediğini ispat etmektedir. Ayrıca İslam tarihi verilerinin güvenilirliğinin gayrımüslim bir okuyucuya anlatılmasının zor olması sebebiyle tarihî arka plan Müslüman olmayan yazarlardan nakillerle tasvir edilmiştir. Bu sayede gayrımüslimlerin sözleri ile Hz. Muhammed’in peygamberliği ispat edilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101377</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b49b7874-d8fa-4b84-934d-7428e56ad7d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Dağlarına Sahip Çık</image:title>
            <image:caption>Rüstem Bey’in sözü önemli;
- Dağlarına sahip çık!

Bu söz, beni çok etkiledi. 
Küçük bir cümle değil bu. 

Ambulansın ardından Çapa’ya gidişim, Rüstem Bey’in pe-şinden son gidişim oldu… 
Ansızın gelen bir kalp krizi, 
Rüstem Bey’le arama son perdeyi çekti. 

Eşi ve çocukları kendini yerlere atıyordu. 
Hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. 

Büyük bir heyecanla Rüstem Bey’e koşarak gitmiştim.
Dağlarına Sahip Çık kitabıyla sürpriz yapacaktım. Ben sürpriz yapacakken, o bana hayatımın en büyük sürpri-zini yaptı. 

Bu hayatta iki dosta bağlanmıştım, biri Samet diğeri Rüstem Abi…
Artık ikisini de kaybettim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101378</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9871b74-3149-4d65-b374-1bb21e6ac220.jpg</image:loc>
            <image:title>Kenar Mahalle Çocukları</image:title>
            <image:caption>Hissedilen ne lodos sıcağıydı ne de kavurucu bir sıcak; yalnızca sıcaktı. Sanki esintiye, kenar mahallelerin sararmış duvarlarına, çimenlere, el arabalarına, kapılarında yolcuların üzüm taneleri gibi üst üste yığıldığı otobüslere bir kat boya sürülmüştü: Şimdiki ve geçmişteki tüm yaz gecelerinin neşesi ve sefaletini taşıyan bir kat boya. 
Ebedî şehir Roma’nın tozlu ve yıkık kenar mahallelerinde yetişen, kimsesizlik ve yoklukla sınanan, öfkeyle büyüyen ve beslenen Caciotta, Lenzetta, Begalone, Alduccio gibi çocuklar. Riccetto da onlardan yalnızca biri; onun şehirdeki ilk Komünyon’uyla başlayan ve 1950’lere uzanan hikâyesinde aileleri dünya ve Tanrı tarafından başıboş bırakılan bu çocukların ne pahasına olursa olsun hayatta kalma mücadelesine tanık oluruz. 
 Kenar Mahalle Çocukları, filmleriyle İtalyan ve dünya sinemasında ölümsüz bir iz bırakmış Pier Paolo Pasolini’nin en ünlü eseri, onun sınırları sürekli zorlayan aykırı zihninden faydalanan bir neorealist başyapıt. Sanatın, kurumların ve toplumun arkasını döndüğü bir sınıfa adanmış sarsıcı bir kült roman. 
“Pasolini 20. yüzyıl İtalya’sının en önemli ozanıdır.” 
Alberto Moravia 
 
“Pasolini çelişkilerini uzlaştırmayı değil, dolu dolu yaşamayı seçen bir sanatçı ve düşünürdü.” 
The New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101379</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a780ac8d-26fb-4d99-abe5-c1c3792211cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kırlangıcın Daha Var</image:title>
            <image:caption>Lokman şair senin hayatın 
Yedi kırlangıcın hayatı kadar 
Altısını ardı ardına yaşadın 
Bir kırlangıcın daha var. 
 
 
 
İkinci Yeni’nin öncüsü olan Cemal Süreya’nın kafeslere kapatılamayan son kırlangıcı hâlâ aramızda dolaşıyor. Bir Kırlangıcın Daha Var, şairle “uzun yıllar geçirmiş bir insan ve oğlunun annesi” olan Elif Sorgun’dan tanıdıklığın, tanıklığın ve ortaklığın cıvıltılı özünü barındıran, ümitle ve yaşam sevinciyle dolu bir Cemal Süreya seçkisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101380</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dee39d2-4615-4817-a63f-471e9269548c.jpg</image:loc>
            <image:title>1984 -Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>Soğuk Savaş sonrası Okyanusya. Kameralar, casuslar, komşular ve düşünce polisleri tarafından sürekli izlenen Winston Smith, bildiği dünyada bir şeylerin yolunda gitmediğini, gerçeğin kasten çarpıtıldığını hissetmeye başlar. Zihnindeki sesler dinmek bilmez bir hal alınca kendini bir anlam arayışının içinde bulur. İşte o sırada Julia’yla tanışır... 
 
Xavier Coste’un etkileyici ve çağdaş çizgileriyle hayat bulan Orwell’in kült distopyası şimdi her zamankinden çok daha ürpertici. 
 
“Xavier Coste, bu distopya klasiğini muhteşem bir şekilde çizgi romana uyarlayarak imkânsızı başarmış.” 
 
CANAL BD</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101381</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2fbe512-ebaa-4613-a2ac-80f78417699c.jpg</image:loc>
            <image:title>Benjamin ve Ben</image:title>
            <image:caption>Ukala İngiliz gencine karşı, başına buyruk Türk kızı… 
Sence kim kazanır? 
 
İpek, Erasmus değişim programını kazandığına pek sevinememişti; hem biricik dostundan ayrı düşecek hem de tek başına, bilmediği bir ülkeye gidecekti. Ama talihsizlikler bununla kalmadı; çünkü önce, Slovenya’da tuhaf ilişkilerin içine düştü. Ardından, saflığı onu kötü niyetli kişilerin hedefi haline getirdi.Ve en sonunda, okulun asi çapkını Benjamin’in tutarsız davranışlarına ragmen kalbine söz geçiremedi. Kimse göründüğü gibi değildi, rüyalar belki de gerçeklerin ipuçlarını saklıyordu. 
 
Çöl Rüyası serisinin yazarı Ayşe Ebru Tezcan’dan ateşli ve bir o kadar da karanlık, unutamayacağınız bir aşk hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101382</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee35c099-cf70-4449-9fe9-b698c4eb28c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Iron Karı’nın Maceraları</image:title>
            <image:caption>Çağdaş Latin Amerika edebiyatının önde gelen isimlerinden olan, feminist aktivist yönüyle de dikkat çeken Arjantinli yazar Gabriela Cabezón Cámara, eserlerinde yerleşik, egemen fikirleri bozup gölgede kalan temalara ve muktedir kahramanlar yerine mağdurlara ses vermesiyle tanınıyor. Iron Karı’nın Maceraları da bu sesin en çok yükseldiği romanlarından biri.
1872’de şair José Hernández tarafından kaleme alınan, Arjantin edebiyatının kurucu eserlerinden biri sayılan, ülke tarihinde önemli bir yer kaplayan “gaucho”ların, yani sığır çobanlarının hayatına odaklanan Martín Fierro adlı destanın altüst edilerek yeniden anlatıldığı bu romanda, özgün destandaki isimsiz, sadece “karı” olarak hitap edilen bir kadın, kimliğine kavuşurken toplumsal, duygusal ve hatta cinsel bağlamda da kendini yeniden keşfediyor.
Iron Karı’nın Maceraları, bir ülkenin kimliği ile bir insanın kimliğinin nasıl yakınlaşıp uzaklaştığını anlatan, hem tarihsel hem de bireysel bir uyanışa sahne olan derinlikli bir yapıt.
“Heyecanlı, gizemli, minyatür bir destan.” –THE GUARDIAN
“Arjantin tarihine yakılmış düşsel bir zafer türküsü.” –TLS</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101383</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ce0c29b-c707-47a6-bb1b-46293333ee3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Baraka: Son “ Köle Kargosunun” Gerçek Hikâyesi</image:title>
            <image:caption>Afrika’dan Amerika’ya Bir Kölenin Hayatının Birinci Ağızdan Anlatılan Hikâyesi
Ateizmiyle, siyah-beyaz toplumsal bütünleşmesine dair görüşleriyle ayrıksı bir isim olan Zora Neale Hurston’ın genç bir antropologken Alabama’da görüştüğü, Atlantik Köle Ticareti’nin hayatta kalan son kurbanlarından seksen altı yaşındaki Cudjo “Kossola” Lewis köleliğin kaldırılışından elli yıl sonra, o dönem maruz kaldığı zulmü sakin sakin anlattı. Hurston, tüm dinlediklerini, Cudjo’nun aksanına bile dokunmadan bire bir kaydetti, böylece İç Savaş’ın sonuna kadar boyunduruk altında geçen bir hayata ve siyahların son köle gemisi Clotilda ile okyanusu aşmadan önce Afrika’daki yaşamlarına dair yeri ikame edilemeyecek bir eser çıkardı ortaya.
Hayattayken Harlem Rönesansı’nın kilit yazarlarından olsa da yapıtları görmezden gelinen, ancak Alice Walker’ın 70’lerdeki bir makalesinden sonra değeri bilinmeye başlanan Zora Neale Hurston’ın yenen şeftaliler ve karpuz eşliğinde Cudjo Lewis’ten dinlediği Afrika’da geçen çocukluk anıları ve folklorik hikâyelerin, köle ticaretinin kan dondurucu gerçeklerinin, emansipasyon sonrası özgürlüğün ne anlama geldiğinin tarihten silinmemesini sağladığı eseri Baraka: Son “Köle Kargosunun” Gerçek Hikâyesi zincirlerinden yıllar sonra kurtulan, sarsıcı bir hayatın anlatısı.
“Çağımızın en muhteşem yazarlarından biri.” –Toni Morrison</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101384</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89e24c76-9828-4da0-823d-faa8605910ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Otranto Şatosu</image:title>
            <image:caption>“Kalıcı bir tür olarak korku öyküsünün edebiyattaki kurucusu.” –H. P. Lovecraft
Hem yazdıklarıyla edebi bağlamda hem de malikânesiyle mimari anlamda âdeta gotik kavramının vücut bulmuş hâli sayabileceğimiz Horace Walpole, 1764’ten günümüze uzanan bir kültürün öncüsü. Walpole’un ilk gotik roman olarak kabul edilen eseri Otranto Şatosu, aile, mülkiyet, soy gibi konulara getirdiği yaklaşımla, korku edebiyatının temelindeki unsurların nasıl oluştuğunu yansıtıyor.
Otranto Prensi Manfred, oğlu Conrad’ı evlendirecektir. Manfred’in evlilik töreni konusundaki sabırsızlığı yakınlarının dikkatini çeker. Bu acele evliliği, Prens’in eski bir kehanetin gerçekleşmesinden korkmasına bağlarlar. Kehanete göre Otranto Şatosu, asıl sahibi oraya sığamayacak kadar büyüdüğünde mevcut ailenin elinden çıkacaktır. Bu kehanetin ne anlama geldiğini çözmek zordur. Tören başlamak üzereyken herkes dehşet içinde bir manzaraya bakakalır. Conrad, dev bir miğferin altında ezilmiştir.
Ah! Miğfer! Miğfer!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101385</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d6ba1b5-0e14-4d7a-ad71-a6907a42bd8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Evet, Dedikten Sonra</image:title>
            <image:caption>Lauren ve Ryan’ın evliliği kırılma noktasındaydı. Aşklarının ateşi sönmüş, bir zamanlar coşkuyla yaptıkları şeyler canlarını sıkan zorunluluklara dönüşmüştü. Aralarındaki ateşi yeniden harlamak ve kaybettikleri tutkuyu tekrar bulmak umuduyla sıradışı bir yola başvurmaya karar verdiler: Bir yıllık bir mola. Bu zaman zarfında diledikleri ne varsa yapabilirlerdi. Birbirleriyle görüşmek hariç.
Hayatının Ryan’sız dönemlerini neredeyse hiç hatırlamayan Lauren için bu bir yıl, zorlu bir kendini keşfetme yolculuğuna dönüşecekti. Bir yandan da onsuz bir yaşamın güçlükleriyle baş etmek zorundaydı. Bu arada arkadaşlarının ve ailesinin evliliğe, aşka, bağlılığa ve aileye dair düşüncelerini öğrendikçe kendi fikirleri de hızla değişmeye başlayacaktı. Evlilikte asıl değerli olanın ne olduğunu ve ne uğruna mücadele etmesi gerektiğini sorgulayan Lauren, bu bir yılın sonunda acaba hâlâ aynı şeyi mi istiyor olacaktı?
“Lauren’ın kendini keşfetme yolculuğunu konu alan Evet, Dedikten Sonra, Jane Green ve Elin Hilderbrand okurlarının aşina olduğu akıcı ve esprili bir dille yazılmış. Duygusal ve ilham verici hikâye, ilgi çekici bir fikir ve iyi kurgulanmış karakterlerle beslenmiş.” —Booklist
“Dokunaklı, muhteşem ve zaman zaman yürek burkan bir hikâye. Taylor Jenkins Reid, herkesin hissedebileceği duyguları kıvrak bir zekâyla kaleme alan bir yazar. Okuyun, tadını çıkarın ve paylaşmayı unutmayın.” —Sarah Jio
“Taylor Jenkins Reid, mutlu sonların ardından neler olabileceğine dair yepyeni ve farklı bir bakış açısı sunuyor. Beni daha ilk sayfada tavlayan anlatıcısı ve arkadaşlarım gibi gördüğüm karakterleriyle Evet, Dedikten Sonra, aşkın başlangıcına ve bitişine dair nazik ve duygusal bir hikâye. Bu kitabı okunacaklar listenizin en başına koyun derim!” —Jen Lancester
“Eğlenceli olduğu kadar acımasızca dürüst bir roman. Muhakkak okunmalı.” —Kirkus
“Evliliğin gerçeklerini, aşkın narin doğasını ve ailenin verdiği dayanma gücünü cesurca anlatan bir hikâye. Reid, kaybedilen ve yeniden bulunan bir aşka dair yürek burkan ama umutlu, güncel ama zamansız bir kurguyu ilmek ilmek işlemiş.” —Katja Millay</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101386</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74ccf1fd-c78f-4df0-a7e5-b82c3e00f964.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalet Kalp</image:title>
            <image:caption>Kendinizi en yalnız hissettiğiniz anda, evren tüm mucizelerini gözlerinizin önüne serer…
Suzy kendini her şeye yabancı hissediyordu. Çünkü tek yakın arkadaşı Franny’yi bir kazada kaybetmişti. Franny boğulmuştu ve Suzy’nin kötü biten arkadaşlıklarını telafi etmek için başka bir şansı olmayacaktı. Suzy, bu trajedinin sebebinin nadir gerçekleşen bir denizanası sokması vakası olduğuna ve bazı şeylerin durup dururken gerçekleşmeyeceğine ikna olmuştu. Bunun üzerine hayal dünyasında sessiz bir inzivaya çekilerek teorisini kanıtlamak için bir plan hazırlamıştı.
Bu plan Suzy’nin o güne kadar beslediği tüm korkularından sıyrılmasını ve önüne çıkan tüm engellere karşı koymasını sağlayacaktı. Denizanalarıyla, evrene dair mucizelerle, yeni arkadaşlıklarla ve umutla dolu, kalpleri sızlatacak kadar içten bir yolculuk onu bekliyordu.
Hayatı, ölümü ve evrenin hayret verici harikalarını... ve hemen yanı başınızdaki sevgi ve umut olasılıklarını fark etmek sandığımız kadar kolay olmayabilir miydi?
★ “Gençliğin erken yaşlarında yaşanan inişleri ve çıkışları harikulade şekilde anlatan bir roman.” —Publishers Weekly, starred review
★ “Zekice anlatılmış dokunaklı bir hikâye; Ali Benjamin’in çıkış romanı gençlerden çok daha fazlasına hitap ediyor.” —Kirkus, starred review
★ “Bu romanda hepsi var: akıcı bir hikâye, özgün sesler ve karakterler, başarılı bir kurgu ve harikulade bir yazım tekniği. Okurlar, bu kitabı bitirdikten sonra bile etkisinden kurtulamayacaklar.” —VOYA, starred review
★ “Benjamin’in temiz ve akıcı bir dille yazdığı romanı, her yaştan okura hitap ettiği gibi tartışmaya açık noktalarla da zenginleştirilmiş. Beklenmedik şekilde fevkalade iyi bir çıkış romanı.” —Booklist, starred review
★ “Bu şahane romanda kendinizi bulacaksınız.” —School Library Journal, starred review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101387</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52574a2d-e7b9-403e-8b3b-0264d890fdce.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Bizim Hikayemiz</image:title>
            <image:caption>O SİLAHI HEPİMİZ KULLANDIK. O SİLAHI HEPİMİZ ATEŞLEDİK.
O sabah River Burnu’nda ne olduğunu kimse bilmiyordu. Beş oğlan avlanmaya çıkmıştı. Sadece dördü geri dönmüştü. Oğlanlar arkadaşlarını öldüren kurşunun kimin silahından çıktığını söylemiyor, kanıtlar ise dördünün de suçlu olabileceğini gösteriyordu.
Kate Marino’nun bölge savcısının yanındaki stajı çok havalı bir iş değildi. Daha ziyade okuldan erken çıkmasını sağlayacak ve üniversite başvurularında faydalı olacak bir mazeretti. Fakat bir gün patronu Bay Stone’a önemli bir dava verildi: Küçük bir kasaba olan Belle Terre’in gördüğü en büyük dava. River Burnu Oğlanları herkesin dilindeydi. Kazanın gerçekleştiği sabah yapılan kan testleri onları kötü gösterse de, bölge başsavcısı davayı olaysız bir şekilde bitirmek istiyordu. Sonuçta rütbesini onlardan birinin ailesine borçluydu.
Kate davanın üstünün kapatılmasına izin vermeyecekti. Kendi sırlarından önce başkalarınınkileri ortaya çıkarmak zordu ama Grant için adaletin sağlanmasını istiyordu. Fakat Kate, olayı araştırırken hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenecekti. Gerçeğe tehlikeli bir şekilde yaklaştıkça şüpheleri baş göstermişti: Yaşananlar gerçekten kaza mıydı? Gerçekler bir an önce ortaya çıkmazsa birden fazla hayat tehlikeye girecekti. Kate’inki de dahil.
“Ürpertici, gergin ve tam kıvamında sürprizlerle dolu.” —Kirkus
“Nefesinizi kesecek, yavaş yavaş artan bir gerilim.” —Colleen Houck, Kaplan Laneti romanının New York Times çoksatan yazarı
“Kurgu zekice örülmüş. Araya eklenen mesajlaşmalar, yanlış anlaşılmalar ve kimliği belirsiz ama gerçekleri bilen birinin bakış açısı kitabı inanılmaz sürükleyici yapıyor.” —Booklist
“Kurgu gerçeklerden esinlenilmiş gibi. Dört oğlanı da suçlu gibi gösterebilen bir günümüz hikâyesi. Kate’in gerçekleri bulmaya çalışması, insan ruhunun iki yönünü, teknolojinin gerçekleri nasıl çarpıtabildiğini ve güvenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.” —Publishers Weekly
“Merak ve gerilim, partiler, gençlik aşkları ve birbiri üstüne eklenen ipuçları, kötüyü ve iyiyi simgeleyen karakterler bu romanı elinizden bırakmanızı imkânsız kılacak. İnanılmaz bir yaz kitabı veya kitap kulübü seçkisi olabilir… Bu roman bütün okur kitlelerine hitap ediyor.” —VOYA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101388</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70aae77d-1853-4c9a-8200-a8001ba22fe8.jpg</image:loc>
            <image:title>On Dört Yaş Öncesi On Dört Konuşma</image:title>
            <image:caption>Hangi ifadeler veya sözler bağlantı kurmaya davet ediyor ve hangileri çocukları rahatsız ediyor veya korkutuyor? Çocukların ilgili, açık ve konuşmaya dahil olmasını nasıl sağlarsınız?
Ergenlik çağındaki birini sizi dinlemeye ikna etmeye çalışmak sinir bozucu olabilir. Ama çocukları güvende tutmak –ve onları koruyamayacağımız zamanlar için hazırlıklı olmak– doğru zamanda doğru konuşmaları yapmakla ilgilidir. Beyin gelişimi ve duygusal anlamda hazır olma açısından bakıldığında bunun için çocukluktan çıkmaya başladıkları ve lise yıllarından önceki 9-13 yaş aralığı en iyi vakittir.
Michelle Icard, arkadaşlık, dürtüsellik ve teknoloji gibi zorlu konuların yanı sıra yaratıcılık, hijyen, ayrımcılık ve aileye katkıda bulunma konularına odaklanarak çocuklarınızla konuşmanın en yaygın engellerini aşmanıza yardımcı oluyor.
On Dört Yaş Öncesi On Dört Konuşma, çocuğunuza ilerideki duygusal, fiziksel ve sosyal zorluklarda ve nihayetinde ergenliği başarılı bir şekilde atlatmasında yardımcı olmak için önemli bir iletişim rehberi.
“Icard, gençlerimizle yapmak istediğimiz kritik konuşmaları nasıl başlatacağımızı, bu önemli tartışmaları nasıl sürdüreceğimizi ve genellikle iletişim hatlarını kapatan yaygın yanlış adımlardan nasıl kaçınacağımızı tam olarak ortaya koyuyor.”
—Lisa Damour, Güçlü Kızlar ve Baskı Altında kitaplarının New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101389</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4466bffb-c957-49ea-834d-1d26034437eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıradan Hisseler Sıradışı Karlar</image:title>
            <image:caption>“Phil ne yazsa gözüm kapalı okurum ve size de aynısını tavsiye ederim.” —Warren Buffett
Modern yatırım teorisinin öncülerinden biri olan Philip Fisher, tüm zamanların da en etkili yatırımcılarından biri. Elli yıldan uzun bir süre önce ortaya koyduğu yatırım felsefeleri, sadece günümüz finansörleri ve yatırımcıları tarafından çalışılıp uygulanmıyor, aynı zamanda birçokları tarafından yatırımın temel taşı olarak kabul ediliyor. Sıradan Hisseler Sıradışı Kârlar, ilk yayımlandığı tarihten bugüne kadar hâlâ yatırım başarısı için paha biçilmez bir referans olmaya devam ediyor. Şimdi, bu zamansız klasikte Fisher’ın beğenilen diğer yazıları Muhafazakâr Yatırımcılar İyi Uyur ve Bir Yatırım Felsefesi Geliştirmek de bir arada okurla buluşuyor.
“Sıradan Hisseler Sıradışı Kârlar kitabını okuduktan sonra Phil Fisher’a ulaştım… Onunla tanıştığımda, fikirlerinden olduğu kadar kendisinden de etkilendim. Phil’in tekniklerini kullanarak işi kapsamlı bir şekilde anlamak, kişinin akıllı yatırımlar yapmasını sağlar.”
—Warren Buffett
“Kamuoyunda pek az tanınan, nadiren ropörtaj veren ve çok az sayıda müşteri kabul eden Philip Fisher, yine de en dikkatli yatırım profesyonelleri tarafından okunuyor ve takip ediliyor… Warren Buffett’ın yaptığı gibi, Fisher’ın benimsediği yatırım ilkeleri üzerinde düşünen herkes kazançlı çıkar.”
—James W. Michaels, Forbes</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101390</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e950718-62f7-4a78-a6d5-12c696be82b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Tonti Firarda</image:title>
            <image:caption>TONTİ, bir uçan tombul midilli. Onun her şeyi var. Yediği bisküviler önünde, yemedikleri arkasında. En yakın arkadaşı Mert de yanı başında. 
BUSE BUĞULU ünlü bir pop yıldızı. Onun da her şeyi var. Sadece ilginç ve eşi benzeri olmayan bir evcil hayvanı yok. Uçan tombul midilli türünden bir evcil hayvan… 
Tonti kaçırılınca Mert ve kız kardeşi Defne, Tonti’nin yardımına koşuyor. İki kardeş Tonti’den vazgeçmemekte kararlı. 
TONTİ SERBEST KALMALI!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101391</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e7f6fd4-c54e-4a5c-9b7c-11184efcf082.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert- Kamp Macerası</image:title>
            <image:caption>KAZANIMLAR SERİSİ 
 
Mert, ailesiyle kampa gidiyor. Çadırda uyumayı, kamp ateşinin başında oturmayı ve doğayı keşfetmeyi çok seviyor. Bu kamp macerasında da harika bir şey keşfetti. Ama iyi bir doğa kâşifinin bazı kurallara uyması, büyüklerin söylediklerine kulak vermesi çok önemlidir. Bakalım Mert, bu seyahatte ne öğrenecek? 
Dikkatli ve tedbirli olmanın, kurallara uymanın önemini anlatan, heyecan dolu bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101392</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64b96a61-6959-49e3-a762-5e83e801ff8f.jpg</image:loc>
            <image:title>Biz Her Sorunu Çözeriz-Çocuklar İçin 21. Yüzyıl Becerileri-Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme</image:title>
            <image:caption>Ozan ve Nilay, okulda düzenlenen film yarışmasına katılacaktı. Ama filmi yarışmaya gönderme tarihinin hatırladıklarından çok daha erken olduğunu öğrendiler. Üstelik, henüz filmin konusunu bile belirlememişlerdi… İki arkadaşın, filmi yetiştirmek için kısıtlı vakitlerini en verimli biçimde kullanması gerekiyordu. Bunun için tüm olanakları ve zorlayıcı koşulları saptamaları, fikir alış verişi yapmaları, en uygun senaryoyu seçmeleri ve doğru iş bölümü yapmaları şarttı. Acaba bu film macerası nasıl sonuçlanacak? 
21. Yüzyıl becerileri, çocuklar ve gençlerin dijital çağda başarılı ve üretken olmaları için ihtiyaç duyacağı yaşam becerileridir. Bilgi akışının ve iletişimin son derece hızlanarak çoğaldığı bir dünyada, çocuklar ve gençlerin bilgiyi doğru kaynaklardan edinmeyi bilmesi, doğru anlaması, kullanması ve paylaşması büyük önem taşıyor. 
Çocuklar için 21. Yüzyıl Becerileri serisi, eleştirel düşünme ve problem çözme, bilgi okur yazarlığı, doğru iletişim kurma, bilimsel araştırma gibi becerilerin kazandırılmasına destek olma amacıyla hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101393</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8051886a-ac6d-4a04-bac7-bc1297242ff4.jpg</image:loc>
            <image:title>Herkese Dondurma</image:title>
            <image:caption>Dünyada sadece tek tür dondurma, tek tür oyuncak ve tek renk boya olduğunu düşün! Ne kadar sıkıcı olurdu, değil mi? Renkli ve eğlenceli bir macera!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101394</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b53e24d1-d961-4861-a250-af9d62570c09.jpg</image:loc>
            <image:title>Müge&apos;nin Muhteşem Planı</image:title>
            <image:caption>Merhaba! Ben, Müge. Bir köpek sahiplenmek istiyorum ama önce ne kadar kararlı, sabırlı ve çalışkan olduğumu göstermeliyim. 
3 adımlı bir planım var. Sence başarılı olacak mıyım?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101395</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91a64ad5-7e12-4022-9f22-d57252674d1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Pimbu Tatilde</image:title>
            <image:caption>Pimbu ailesiyle birlikte tatile gideceği için çok heyecanlı! Hadi maceradan maceraya koşan Pimbu ve ailesine sen de eşlik et…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101396</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fce698b-0aa5-455b-8635-ee2dd61fa749.jpg</image:loc>
            <image:title>Benimle Oynamak İster misin ?</image:title>
            <image:caption>Küçük kurt arkadaşlarıyla oynamak istiyordu. Ne var ki kiminin vakti yoktu kimi istemiyordu. Neyse ki minik arı kurtla oynamak istediğini söyledi. Peki ya diğerleri ne yaptı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101397</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd3598ab-a95a-4dfe-999c-9bfc855cfcea.jpg</image:loc>
            <image:title>Melisa İle Oyun Zamanı</image:title>
            <image:caption>Açık havada vakit geçirmek, uçurtma uçurmak, ev yapımı limonata içmek, arkadaşlarla kostümlü partiye katılmak gibisi var mı? 
Şimdi, Melisa ile oyun ve eğlence zamanı! Minikler, Melisa’nın mini hikâyelerini okurken nesneleri ayırt etme, renkleri tanıma ve sayma becerilerini geliştirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101398</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/364e44c8-b6a4-4e1b-b096-113bdac3c63e.jpg</image:loc>
            <image:title>Rengarenk Dünyamız</image:title>
            <image:caption>Dünyamız renklerle ve güzelliklerle dolu. Canlıları ve nesneleri tanıyalım, hepsini boyayalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101399</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/630e60d8-ec2c-4e8e-a8bc-05b45e544ce5.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Taşıtlar</image:title>
            <image:caption>Yaşamımızı kolaylaştıran taşıtlarla renkli bir yolculuğa çıkalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101400</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/074b80d4-0869-4291-a4a7-edeb17b38980.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhteşem Bitkiler</image:title>
            <image:caption>Rengârenk bitkilerle doğayı tanıma zamanı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101401</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4941f12a-a0ae-445e-98f2-1e39277d7908.jpg</image:loc>
            <image:title>Minnetle</image:title>
            <image:caption>“Hiçbir koşulda, hiç kimse kansere karşı verdiğim savaşı kaybettiğimi söylemeyecek. Veya cesurca dayandığımı. Savaşmıyorum, kaybetmiyorum, kazanmıyorum ya da dayanmıyorum.”
 
Minnetle, bunalımlar ve uyuşturucuların gölgesindeki ergenlikten Doris Lessing’in onu “kurtarması”yla sıyrılan ve edebiyat çevresine adım atan Jenny Diski’nin hayatı boyunca minnet ve minnetsizlik duyduğu şeylerin bir güncesi. Kitap, 2014 yılının ortalarında akciğer kanserine yakalanan ve yaşamak için yalnızca birkaç yılının kaldığını öğrenen yazarın London Review of Books dergisi için kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Yalnızca bir hastalık güncesi değil, Diski’nin geçmişinden izlerin de anbean gün yüzüne çıktığı, her şeye ve herkese meydan okuyan cesur bir anlatı.
 
 
“İleri görüşlü, cüretkâr ve Diski’nin alışageldik öfkeli zarafetiyle yazılmış, yaşamak ve sevmek için –neredeyse kendine rağmen– hayatta kalabilmiş bir yazarın dikkate değer son sözleri.”
-Daily Mail</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101402</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c68a3926-63ce-49cc-81f9-1eb8cc115f12.jpg</image:loc>
            <image:title>Transandantal İdealizm Sistemi</image:title>
            <image:caption>Felsefe tarihi anlatılarında uzunca bir dönem Fichte ve Hegel arasındaki bir geçiş filozofu olarak anılan, buna bağlı olarak felsefesi de çoğunlukla Fichte’ninkine benzerliği ya da Hegel’inkinden eksikliği üzerinden değerlendirilip yorumlanmış olan Schelling, son yıllarda özellikle tüm dünyada iklim krizi ve ekoloji politikaları tartışmalarının yoğunluk kazanmasının yanısıra yeni materyalizm ve yeni realizm akımlarının da kayda değer yankı uyandırmasıyla birlikte dikkatleri üzerine çekmiş, kıyaslamaya dayanan okumanın manipüle edici etkisinden arındırılıp kendi başına ele alındığında felsefesinin çağdaş dünya gündemi için yeni bir düşünsel imkânı saklı tuttuğu fark edilmiştir. İnsan ile doğa, düşünce ile madde, logos ile mitos, kavram ile sezgi arasındaki ilişkileri tekrar gözden geçirmek kaçınılmaz bir hal aldığında, düşünürler kendilerini ister istemez Schelling felsefesinde bulmuşlardır. Schelling’i bu anlamda çağının önüne taşıyan, Kant’la birlikte kemikleşmeye başlamış olan rasyonalizm, kendinin zemini olan akıl veya kavramsal düşünmede tamamlanabilecek akıl sistemi fikrinde en başından açtığı çatlaktır. İşte bilinçsizi, sezgiyi ve sanatı felsefenin çıkmazına anahtar olarak sunan Schelling’in, Doğa Felsefesi’nin ardından kronolojik anlamda ikinci büyük eseri olan 1800 tarihli Transandantal İdealizm Sistemi, ben’im diyebilmesiyle tam kendini bulmuşken, bu kez de doğasından ayrı düşmüş olan benin, sonu sanat deneyimine çıkan tamamlanma, kendiyle bir ve bütün olma sürecidir; özbilincin tarihidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101403</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2341198-7929-402b-be64-78a8655f0796.jpg</image:loc>
            <image:title>İlkel İnsanın Zihni</image:title>
            <image:caption>Sanayileşme ve kentleşme sonucunda 19. yüzyılda ortaya çıkan sosyoloji, toplumu anlama ve açıklama konusunda bugün de önemli bir bilim dalı olma özelliğini sürdürmektedir. Öte yandan insanı ve kültürünü, farklı ırk ve çevre koşullarında inceleyen antropoloji; günümüzde sosyal bilimlerin önemli çalışma alanlarından biri olma özelliğini kazanmıştır. Antropoloji alanında ilkel ile modern, köylü ile kentli, azgelişmiş ile gelişmiş ayırımı çok kapsamlı ve farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu alandaki ilk çalışmalar; modern antropolojinin öncüsü, Alman kökenli Amerikalı antropolog Franz Boas (1858-1942) tarafından, İlkel İnsanın Zihni adlı eser ile ortaya konulmuştur. Irk ve çevre ilişkisinin ilk kez ele alındığı bu eser, sosyal bilimlerin en önemli klasiklerinden biri olarak kabul edilir. 
 
Franz Boas, ilkel insan ile modern insanın düşünme biçimini belirlemeye çalışır, bunların çok da farklı olmadığı anlayışına ulaşır. İlkel İnsanın Zihni; antropoloji, tarih, sosyoloji, insan hakları, psikoloji gibi alanlar başta olmak üzere hemen her alandaki araştırmacıya hitap eder. Bu niteliğiyle antropolojinin alanını, kapsamını ve yaklaşımını anlamak, insanı ve toplumu açıklamak, günümüzde de üstün ırk, üstün ulus, üstün insan ve benzeri söylemlerle varlığını farklı biçimlerde sürdüren ırkçılığa karşı, tarafsız ve ciddi bir itiraz geliştirilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101404</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/575ad2bd-6bb7-4712-9dd7-2016d2a2708a.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Seyahatnamesi</image:title>
            <image:caption>Anadolu’nun doğusundan yüzler, sesler, tatlar, tanıklıklar… Ankara’dan ötesi çok ama çok güzel; gidin mutlaka. Öyle üstünkörü değil; tanışarak, yüzleşerek, sindirerek gezin. Esnafa selam verin, çocukların oyunlarına katılın, yer sofralarına oturun, boz tepelerin ardındaki hayatlara kulak verin. Ben öyle yaptım ve Doğu’ya doyamadım. Kaç yüz kere çaya davet edildiğimi, bana kaç kez “Başım gözüm üstüne, yemeğe de buyur,” dendiğini hatırlamıyorum. Hem gözlüğüm hem de insanlara eğitimli olduğumu düşündürten yüzüm nedeniyle bana kaç kez “Hocam” dendiğini de sayamadım. Adres sorduğumda işini gücünü bırakıp beni aradığım yere kadar götüren insanlar tanıdım. Gérard de Nerval’den ilham aldım; Nuh’un, Ahmedi Hani’nin, Veysel Karani’nin, Ali Emiri’nin, Ahmed Arif’in, Yaşar Kemal’in izini sürdüm. Kazancı Bedih’in ezgilerinde Mem’in Zin’e, Siyabend’in Heco’ya, İbrahim’in Allah’a aşkını düşledim ve ben bu toprak sarısı coğrafyayı çok sevdim. Unutmayın! Anadolu’nun doğusunu görmeden Türkiye’yi tanımış olamazsınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101405</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aac935c9-16fa-4483-962c-367999b61695.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul Ağlayan Şehir</image:title>
            <image:caption>İstanbul! Büyülü, masalsı bir şehir. Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih camileri. Semtlerden semtlere değişen iklim güzelliği. Galata Kulesi, Kız Kulesi, Üsküdar, Çengelköy, İstinye, Kanlıca, Kalamış… Şiirlerde, şarkılarda, kitaplarda, hatıralarda kalmış, eski İstanbul.
Şimdi kaotik bir metropol. Gittikçe kendi dengesini yitiren bir dev.
Bu kitapta eski İstanbul’a ait pek çok renkle, ahenkle, sesle, motifle, desenle, dekorla karşılaşacaksınız.
İstanbul’un bir tarafı gülerken, diğer tarafı hep içli gözyaşları döker.
Bitmez tükenmez İstanbul’a bir mersiye olduğu kadar bir gözyaşı kasidesi.
Haldun Hürel içtenliğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101408</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/651351f0-ea18-4c98-a9b5-35481421d3d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşlar ve Deliler</image:title>
            <image:caption>Ölüm haberi veren bir köpek var. 
Güvercin yüzlü adamlar... 
Öyle bir gün ki, rakının yanında balık da gitmiş gibi. 
Kan kokusu duyuluyor. 
Bir de üstüne kilometrelerce yol yürüyen mevtalar... 
 
Ulaş Ay, yepyeni bir dille çıkıyor karşımıza. İnsan ruhunun çukurlarına giriyor tek tek. 
 
Kuşlar ve Deliler, iz bırakan bir grup hikâye. 
Kuşlar gibi özgür, deliler gibi gönlünce....</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101409</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f8e913e-2be8-4cd1-9425-4b61b79e7c6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanzen</image:title>
            <image:caption>Başlangıçta her şey normaldi. 
&quot;Bu, hiç yaşanmaması gereken bir mucize 
ya da soğuk terler dökerek uyanılması gereken bir kâbustu.&quot; 
Sıradan bir çocuktu oysa Ant. 
Saatin ilerleyişinde bir sorun yoktu. 
Hem yavaş yavaş hem de bir anda başladı her şey. 
Zamanın çarkı, gidişatı bozdu. 
&quot;Bu, yarı yoldan dönülmesi gereken bir macera, 
belki de hiç çıkılmaması gereken bir yolculuktu.&quot; 
Zamanzen, usul adımlarla 
ve efsaneye çok benzeyen bir gerçeklikle geldi dünyamıza. 
Okuma serüvenine bambaşka bir boyut kattı. 
Gözle bile görülmeyen ışıkları 
avuçlarına almaya cesareti olanları, serüvenine çağırdı. 
Büyük bir efsane bu kitapla başladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101411</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c445c547-11f4-4477-9072-cf3eca632ca0.jpg</image:loc>
            <image:title>Schopenhauer&apos;ın Yeni Felsefesi</image:title>
            <image:caption>Doğunun hikmetine karşı felsefe doğmuş batı topraklarında. 
Eski Yunan mitolojisi yenileşerek boy atmış Avrupa&apos;da. 
Osmanlı insanı yorgun, Osmanlı aydını batıya hayran. 
 
Ahmet Mithat Efendi, 19.yüzyılı kasıp kavuran bir filozofu tanıtıyor kendi insanına. 
Eleştiri oklarını sadağından eksik etmiyor. 
 
Schopenhauer&apos;ın Yeni Felsefesi, savunma hatları yıkılmamış bir Osmanlı&apos;nın zihin mücadelesi. 
Günümüz Türkçesiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101412</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48fea724-e846-49ae-949c-81ebdd76d1af.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne ve Babanın Çocuk Üzerindeki Hak ve Görevleri</image:title>
            <image:caption>Pedagoji, yeni bir bilim dalı o yıllarda. 
Avrupa&apos;da büyümeye çalışıyor, Osmanlı topraklarında henüz çok taze. 
Modern insanın doğuşu, çocukluk döneminden başlıyor. 
Çocuk içinse en önemlisi anne ile baba. 
 
Her alana kalemini uzatan Ahmet Mithat, bu alandan da uzak durmuyor. 
Osmanlılara pedagojinin giriş anahtarını sunuyor. 
Geliştirmek, gelecektekilerin işi. 
 
Anne ve Babanın Çocuk Üzerindeki Hak ve Görevleri, günümüz Türkçesiyle geleceğe değer verenlere sesleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101413</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47289be5-be5a-4ed8-9e01-4b2bf1a12ba3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Av Seyahati</image:title>
            <image:caption>Adı Keyfim olan bir kotaya biniyor bir avuç Osmanlı. 
Maksat av gezisi yapmak. 
Marmara Denizini cevelan ediyorlar birlikte. 
Ve modern dönemlerin ilk yurtiçi seyahatnamesi çıkıyor ortaya. 
Bir Av Seyahati, günümüz Türkçesiyle okuyucuyu keyifli bir deniz yolculuğuna davet ediyor. 
Yelkenler fora!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101415</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73b9f6b1-061c-4ced-b3a7-02e4970887cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Çifte Ejderhanın Diyarında-1</image:title>
            <image:caption>Çin’in klasik düşünürleri, beylikler döneminde, beylikler arasındaki şiddetin sıradanlaştığı, tek bir birleştirici lidere yönelik özlemle nitelenen bir dönemde ortaya çıkıyorlar. Kimilerine göre, onlar kendi görüşlerini geliştirmekten çok, dönemlerinin toplumsal eğilimlerini yansıtıyorlar. Dolayısıyla, soyutlamayı düşünce sistematiklerinin merkezine yerleştiren klasik Yunan düşünürlerinin tersine, klasik Çinli düşünürler, günlük yaşamla daha çok iç içeler. 
Klasik Çin felsefecilerinden Mencius’a (Meng Usta, Üstad Meng) göre insan, özünde iyidir. O, insandaki iyilik eğilimini yukarıdan aşağıya akan bir ırmağa benzetir. İnsan da akan su gibi doğal olarak iyiliğe yönelmektedir. Ancak onu toplumsal koşullar bozar. Bu nedenle devlete büyük bir görev düşmektedir. İnsanı kötülüğe sürükleyenler, ekonomik sorunlardır. Demek ki o zaman, devletin önceliği eğitim değil istihdam olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101416</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7f737b1-ca73-4585-97b1-18750710279e.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitime Sol&apos;dan Bakmak</image:title>
            <image:caption>Kemal İnal, eğitimin çeşitli sorunlarının çözümünde önerdiği sol bakışı farklı alanlarda ele alarak geniş bir bakış açısı oluşturmaya çalışmış. Bu bakış açısı, eleştirmeden önce anlamaya, yorumlamaya ve çözüm önermeye yönelerek eğitimin politik, ideolojik ve ekonomik serimlenişini ortaya sermeye yönelmektedir. Yazara göre eğitimle ve eğitimde çözüm, ancak yapısal bir eleştirel analizle mümkün olabilir. Bunun için de eğitime sol ile soldan bakmak, o bakışla da özgürlük bilincinin pedagojik ortamlarda nasıl kazanılabileceğinin üzerine düşünmek oldukça önemlidir. Eğitim şart ancak eleştirel pedagojik perspektifin sol ile kaynaştığı bir perspektifte olması asıl şarttır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101417</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/880029ba-9257-4856-9299-2870c838ae95.jpg</image:loc>
            <image:title>Caressing Whispers</image:title>
            <image:caption>A magical book that describes the deep and hidden side of poetry in a pure language that integrates with nature. A mood immersed in the ocean of colors like watercolor and caught in a storm of emotions. A silent love like a fish in water hidden in the depths of the ocean. All the secrets are hidden in your loneliness. It&apos;s like a magical riddle that has written the name of the poem in water, fitting everything in the universe into nothingness. Fish in water, Berivan on the mountain, a falcon in the air, a timid gazelle on land.
Assist. Prof. Dr. Hasan Sebuktekin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101418</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36117def-1341-4ee7-a308-2a517132dbf7.jpg</image:loc>
            <image:title>Pavitra</image:title>
            <image:caption>Yolculuk… 
 
Bir insanın hayatında kaç çeşit, kaç farklı yolculuk olabilir? Yüzlerce belki de binlerce… Ama hangi yolculuk, eğilip içine baktığımız o derin ve dipsiz bir kuyunun içindeki su gibi bize yansımamızı gösterir? 
 
Varoluşumuza anlam aradığımız her bir sorgulayış bizi biraz daha iter o dipsiz kuyuya. Bir çıkış yolu, tutacak bir el aradığımızda kuyu gittikçe daha çok çeker kendine bizi. Ama kendimizden başka tutunacak kimsemiz yoktur. Bu yüzden sudaki aksimizi gördüğümüz her an daha çok alışırız içimizdeki “ben”e, tek olanın aslında kendimiz olduğuna. “Ben”in içinde gitgide sarmal oluruz, sarmaşığın etrafını kuşattığı gibi biz de içimizde biriktirdiğimiz acıları, sevgileri, üzüntüleri, pişmanlıkları bedenimizde hapseder, içten içe eririz. Ta ki içimizdeki ışığı, Pavitra’yı bulana kadar… O zaman uçup kanatlanırız, hikâyemizin ilhamına doğru… 
 
Şebnem Akbulut; zamanla mekânın, geçmişle geleceğin, karanlıkla aydınlığın ötesinde bir “ben”in varlığını, içsel yolculuğumuzun sonunda aslında hepimizin ortak bir hikâyenin kahramanları olduğumuzu, bu yolculukta bize eşlik edecek nice pavitraların nice gezgin ruhların özgürleştiğini, ilhamın aslında bir ateş gibi içimizde yandığına dikkat çekerek, kendini keşfetme yolunda yüreğinin sesini dinleyenleri, içinde yanıp tutuşan yaşam arzusuyla bir olmak isteyenleri, ahenkli bir dille yazdığı kitabıyla buluşturup onlara eşlik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101419</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33da63ad-1a7b-4245-b1e8-7c4ec30f8144.jpg</image:loc>
            <image:title>Boris İçin Bir Şölen, Av Meclisi, Minetti - Oyunlar 1</image:title>
            <image:caption>İlk kez 1970’te sahnelendiğinde, bazı eleştirmenler tarafından “absürd tiyatro” örneği olarak etiketlenip “hiciv boyutu ve burjuvazi eleştirisi” görmezden gelinmek istenen Boris İçin Bir Şölen’in ilk yazımı 1965’e kadar geri gider. Oyun aynı yılın yaz aylarında Salzburg Tiyatro Festivali için “fazla karanlık” bulunarak kabul görmemiştir. Bu oyunda, tıpkı kendisi gibi bacaklarını kaybetmiş İyi Kadın’ın yıllar önce evlenip Kötürümler Bakımevi’nden çıkardığı Boris’in doğum günü için düzenlenecek şölen konu edilir; şölene Bakımevi’nden on üç kötürüm konuk olacaktır. 
 
Bernhard’ın pek çok kez en başarılı eseri olarak adlandırdığı Av Meclisi’nde General ve eşinin av köşkünde bir oyun yazarı konuktur. –Bu Yazar karakteri Bernhard’ın yapıtında ilk kez bir tür yazınsal ayna karakter olarak belirir.– Av köşkünü çevreleyen ormanı bütünüyle kabuk böceği sarmıştır ve Stalingrad muharebesinde tek kolunu kaybetmiş General ölümcül bir hastalığın pençesindedir. 
 
Bernhard’ın ünlü Alman tiyatro oyuncusu Bernhard Minetti’ye ithafen kaleme aldığı Minetti’de, yalnız ve yaşlı bir oyuncu olan Minetti karakteri, bir yılbaşı gecesi, Flensburg Tiyatrosu’nun başyönetmeniyle buluşmak için Atlantik Okyanusu kıyısındaki karlı Oostende’de üçüncü sınıf bir otele gelir. Kendisini ilk kez üne kavuşturan Kral Lear’i otuz yıl sonra yeniden oynayıp sahnelere dönüşünü taçlandırmak niyetindedir fakat yolunu dört gözle beklediği başyönetmen bir türlü ortalıkta görünmez. 
 
Bernhard’da drama fikri, romanları, anlatıları, öyküleriyle kurduğu bütünlük bağlamında “felsefi güldürü izlencesi”nin yazınsal esaslarından biridir. Bernhard’ın tiyatro oyunları, ülkesi Avusturya’nın acı gerçeklerini seslendirirken evrensele uzanan yapıtı içerisinde dünya yaşamını aynı anda bir güldürü ve tragedya olarak betimleyen, ciddiyetle gülünçlük arasında gerçekliğin birbiriyle çelişen çift yüzünü resmeden güçlü bir repertuvar oluşturur: Sesi sönmeyen bir sözcük senfonisi, susmayan bir acı kahkaha. 
“İnsanlar tiyatroya gelirler / büyük bir oyuncuyu seyretmek için / ama gelir gelmez de onun tekinsizliğini itici bulurlar / Tekinsizlik sergilediğinde sanatçı / ki sergilemelidir / seyirci bunu itici bulur / Oyuncu göstermelidir onu / Tekinsizliği başka hiçbir şeyi değil” 
 
“Onda beni her zaman  büyüleyen, dilinin ritim ve ton açısından taşıdığı müzikalitedir. Oyunları da adeta senfonik cümleler halinde bestelenmiştir. Beni en çok etkileyen oyunu Strindbergvari bir oda oyununun yoğunluğuna eriştiği Av Meclisi’dir.” 
Carl Zuckmayer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101420</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f153aab7-0051-4690-8b5c-c340d090bb3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Dünyamız 189 / Temmuz - Ağustos 2022</image:title>
            <image:caption>Sanat Dünyamız’da Bienaller Mevsimi 
 
Sanat Dünyamız dergisi okuyucularıyla güncel sanat alanındaki son gelişmelere dair eleştiriler, denemeler ve söyleşilerle dolu 189. sayısını buluşturuyor. Derginin kapağında bu yıl Kader Attia’nın küratörlüğünde 12.’si düzenlenen Berlin Bienali’nden Calida Garcia Rawles’ın High Tide, Heavy Armor adlı eseri yer alıyor. 12. Berlin Bienali, Özgün Eylül İşcen’in kapsamlı bir yazısıyla değerlendiriliyor. İlker Hepkaner ise New York’tan Whitney Bienali’nin bu yılki edisyonuna dair notlarını paylaşıyor. Misal Adnan Yıldız ise 15. Documenta’nın açılışından hemen sonra ortaya çıkan tartışmaları kaleme alıyor. 
 
Pera Müzesi’nde açılan “Ve Şimdi İyi Haberler” sergisini küratörü Christoph Doswald sergiyi ve medyayla sanat ilişkisini anlatıyor. Eda Gecikmez ise Ankara’da açılan “Kuş Görülmez Fakat Sesi Ağaçtadır” sergisini ve hazırlık sürecini aktarıyor. Koli Art Space ise çalışmalarını ve gelecek planlarını bir söyleşiyle paylaşıyor. 
 
Arter’de açılan “Koyun Koyuna” sergisini Erman Ata Uncu değerlendiriyor. Süreyyya Evren “Sanat İç Sessiz” adlı yeni serisinde eleştirinin olanaklarına bakıyor. Huo Rf ise bu sayıda başladığı “Başlı Başına Bir İş” adlı serisinde sanat kitaplarını ele alıyor. Hülya Bilgi ve Turgut Saner Sadberk Hanım Müzesi’ndeki “Motif Projesi” üzerine bir yazı paylaşıyor. 
 
Dergide ayrıca Ankara’daki Sığınak’ta açılan “Belki Sonra” sergisi, Bursa’da Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Yukarı Bak” sergisi ve 5. Mardin Bienali’nin değerlendirmeleri yer alıyor. 
 
Temmuz Ağustos sayısının ajandası ise bu sayı geçtiğimiz ay Galeri Bosfor’da “İşsiz Nesneler, Canlılığın İzleri” adlı sergisi yer alan sanatçı Ilgın Seymen tarafından hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101421</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7fb43bf-ebd1-4ee1-847c-f345122e25f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürel Alanda Küyerelleşme</image:title>
            <image:caption>Toplumbilimci Roland Robertson’un  küresel ve yerelin iç içe geçmesi veya birbiri içinde erimesiyle oluşan karışım veya yerel küreselleşme olarak tanımladığı Küyerelleşme konusu hem dünyada hem de ülkümüzde ekonomi,pazarlama uluslararası ilişkiler,siyaset bilimi,kitle iletişim teknolojileri gibi alanlarda sıkça ele alınmış ve bu konuda pek çok kitap yayımlanmıştır. Ancak kültürel Alanda Küyerelleşme,küyerelleşme olgusunu eğitin,dil ve edebiyat,tiyatro,müzik,resim meslek kuruluşları, gastronomi ve marka yaratma gibi kültürü oluşturan diğer alanlar içinde ele alan,salt bu alanların küresel ile karşılaştıklarında nasıl bir tepkimeye girerek küyerelleşme örnekleri oluşturduklarını ve bu süreçte çevirinin işlevini inceleyen ilk kitap olma özelliği taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101422</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7244b54-7b4c-4281-8872-c4163269a525.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük İstanbul Kolerası</image:title>
            <image:caption>Efrem Karanov’un tarihe not düşme dürtüsüyle kaleme aldığı mütevazı hayat hikâyesi değerli bir dönem tanıklığı özelliği taşımaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı’nın Rumeli coğrafyasında yer alan bir kasabadaki toplumsal hayatın akışını göstermesi açısından önem arz etmektedir. Kratova’dan Selanik’e kara ve Selanik’ten Kavala ve Çanakkale üzerinden İstanbul’a yapılan deniz yolculuğunun tasviri ilgi uyandırmaktadır. Fener’de faaliyet gösteren Bulgar Mektebi kapsamında aktarılan bilgiler Osmanlı unsuru Bulgarların 19. yüzyılda gündemini meşgul eden meseleleri anlamakta yardımcı olmaktadır. Hatıratın en çarpıcı kısmını, 1865 yılının haziran – eylül ayları arasında payitahtı kasıp kavuran ve on binlerce kişinin ölümüne neden olmasıyla literatüre Büyük İstanbul Kolerası diye geçen salgın hastalıkla ilgili kısa, ama öz sayfalar teşkil etmektedir. Kolera, ailesinden uzakta ve yadırgadığı bir ortamda sıkışıp kalan 12-13 yaşındaki çocuğun saf ve hassas algısı üzerinden aktarılmaktadır. Anılan koleranın İstanbul tablosunu biraz daha genişletmek uğruna, hatırata ek olarak, payitahttaki salgının seyrine birebir tanıklık etmiş üç Bulgar hekimin gözlemleri de sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101423</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6505620-73ec-423f-9568-35b849e56005.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarayda</image:title>
            <image:caption>1932 yılında “Orman Cücelerinin Sergüzeşti” Naime Hassan takma adıyla Sûhulet Kütüphanesi tarafından yayımlanır. Bu sırada Nâzım, Bursa Cezaevi’ndedir. Sonradan yazarın adıyla yayımlanan bu eserdeki maceralardan biri, “Sarayda” şimdi yeni bir dokunuşla küçük kitapseverlerle buluşuyor. 
 
Filiz Özdem’in yayına hazırladığı, Ayşe İnan Alican’ın resimlediği “Sarayda”, 4-7 yaş arası okurlar için kurgulanan çok resimli, özel bir baskıyla, Nâzım Hikmet’i 115. yaşında ilk kez bu kadar küçük okurlarla buluşturuyor. 
 
Orman cüceleri ormanın derinliklerinde yaşar. Uzaktan ağustosböceği ya da çekirge sanılabilir. Ancak zaman zaman ormandan çıkıp dünyayı dolaşırlar… İyi insanlara yardım etmeye, gülüp eğlenmeye, bazen de fenalıkların cezasını vermeye giderler küçücük boylarına bakmadan… 
 
Yusufçuk, orman cücelerinin içinde kendisinin en çevik, en akıllı, en cesur, en şık olduğunu düşünür. Orman cüceleri onunla alay eder, onun cakacının teki olduğunu düşünürler. Yusufçuk nasıl cesur biri olduğunu göstermek için bir hatıra defteri tutmaya başlar. Orman cücelerinin bütün maceraları Yusufçuk’un gözünden anlatılır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101424</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fcb593f8-85c8-4c6e-acbe-95d2be99ccf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezegenimizi Yiyip Bitirdiğimizde</image:title>
            <image:caption>Alain Serres’in bir Kızılderili deyişinden ilham alarak yazdığı bu kısacık hikâye, çocuklarda gezegenimiz Dünya’nın sağlığına az da olsa katkıda bulunma hevesi uyandıracak; ayrıca büyük küçük demeden herkesi Dünyamızın gidişatı hakkında meraklandıracak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101425</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89c00a7e-8de2-40d2-9823-faf437cfdc43.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Tavşan’ın Bir Fikri Var</image:title>
            <image:caption>Bay Tavşan’ın tek istediği, biraz otları kemirmek, çayırda koşup oynamak, rahatsız edilmeden güzel havanın keyfini çıkarmaktır. Ama o da ne? Kocaman bir köpek peşine düşmüştür bile. Hem de görünürde hiçbir neden yokken… Bay Tavşan çok korksa bile bu haksızlığa bir çözüm bulmaya kararlıdır. Olup biteni öteki tavşanlara anlatır ve birlik olup köpeğe öyle bir sürpriz hazırlarlar ki…
Birlikten her zaman kuvvet doğar. Bay Tavşan bunu sizlere anlatacak, hem de çok eğlenceli bir biçimde…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101426</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b11cb18e-7f87-4991-b37c-411f5a0114b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Öyküde Koca Kötü Kurt Yok</image:title>
            <image:caption>Koca Kötü Kurt geç kaldı. YİNE! Üç Küçük Domuz’un da yüzü asık, Büyükanne kızgın. Peki Kurt aynı anda nasıl iki öyküde birden olabilir ki? Kurt’un sabrı TAŞTI. Bundan böyle bu öyküde KOCA KÖTÜ KURT OLMAYACAK! Masal karakterleri onsuz yapabilecekler mi? Yoksa Koca Kötü Kurt’a ihtiyaçları olduğunu anlayacaklar mı? Bu Öyküde Ejderha Yok’un yaratıcılarından karşı konulamaz bir masal macerası</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101427</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec8abe34-b596-4b79-8926-3ff87cf02ae4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Öyküde Ejderha Yok</image:title>
            <image:caption>Bu öyküde EJDERHA YOK. Hem de hiç. 
Ne? Var mı? Aslında o BU öyküde değil, 
hele kahraman HİÇ değil.  I-ıh. Asla değil.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101428</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f11006ae-c3b6-466f-9802-402a56a50132.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezegen Fabrikası</image:title>
            <image:caption>Yirmi yıl önce güneş sistemi dışındaki gezegenlerin araştırılması sadece bilimkurgu yazarlarının ilgi alanına giriyordu. Oysa bugün astronominin en hızlı genişleyen alanlarından biri haline geldi. Bugüne dek binlerce “ötegezegen” keşfedildi ve sayıları hızla artıyor. 
Yeni keşfedilen bu dünyalar en fantastik bilimkurgu kitaplarında hayal edilenlerden çok daha yabansı. Aralarında bir yılı Dünya zamanıyla birkaç hafta süren, Jüpiter’den büyük gaz devleri de var, iki güneşli karasal gezegenler de. Hatta bazılarının güneşi bile yok! 
Katran okyanuslarıyla kaplı elmas mantolu gezegenler mi ararsınız, yoksa bir yarımküresi sürekli kış, diğer yarımküresi sürekli yaz olanlar mı. Tüm yüzeyi okyanuslarla örtülü su dünyaları mı, yoksa tamamen magma deniziyle örtülü volkanik dünyalar mı. Böylesi bir çeşitliliğin keyfi daha başlangıç. 
Gezegen Fabrikası bu gezegenlerin öyküsünü anlatıyor. Bilinen sayısız komşu yıldız var ve bunların her birinin çevresinde ötegezegenler dönüyor. Bu olasılıklar arasında bizim gezegenimize benzeyen bir dünya, ikinci bir Dünya bulunması mümkün mü? Ne dersiniz? 
“Bu kitabı okuma listenizin ilk sırasına koyacaksınız.” 
Sky&amp;Telescope</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101429</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f01c5a15-dd49-4acf-8a62-9c453132a1de.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiçbir Şeye İnanmadan Nasıl Yaşanır</image:title>
            <image:caption>HİÇBİRŞEYE İNANMADAN NASIL YAŞANIR? 
Varoluşla ilgili birçok eser ortaya konmasına rağmen Hiçbir Şeye İnanmadan Nasıl Yaşanır? etkileyiciliği ve sürükleyiciliğiyle ayrı bir yere sahip. Varlığa uzanan bu yolculukta; şüphecilikten dogmatizme kadar birçok akım ince detayları ile açıklanıyor.Hayatın anlamına veya anlamsızlığına bambaşka bir gözle bakmaya yarayacak olan Hiçbir Şeye İnanmadan Nasıl Yaşanır? Her kütüphanede bulunması gereken nadir bir eser. 
*** 
Samimiyetle itiraf etmeliyiz ki Dünya üzerindeki varoluş nedenimizi bilmiyoruz. Evrenin ve yaşamın bilmecesinin çözümü insan bilmecesinin çözümünden daha gizemli. Peki bu, umutsuzluğa düşmek için bir sebep mi? Aksine, bu belirsizliğe güvenebiliriz. “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir,” diyen Sokrates, “Ne biliyorum?” diye soran Montaigne bize yol gösterici oldular. Ben de antikçağ şüphecilerinin, haksızlık yapılarak değeri bilinmeyen bu filozofların öğretilerini takip ederek zamanımıza uyarlanmış bir ahlak felsefesi geliştirmeye çalıştım. Eserin tamamında eksiksiz şekilde açıklanan bu felsefenin dört kuralı var: Hayali bir hedef peşinde koşarak hayatını boşa harcama; asla seçim yapma; her zaman en büyük arzuna itaat et; bu dünyanın görünüşlerine elinden geldiğince hayran ol.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101430</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0582dbc5-13f9-460b-878a-bf51777ecf9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Nar -Ciltsiz</image:title>
            <image:caption>Çınar Duman’ın, dört yıldır aynı evi paylaştığı Balın İmge ile olan dostluğu bir yaz tatili projesiyle bir şehirden diğerine uzanacaktır. Proje için seçilen öğrencilerden kimisi ikiliyle samimi dostluklar içerisine girer kimisi de gizli kimlikler ardında çeşitli oyunlar oynamaktan geri kalmaz. İkili, hemen her gün bir şekilde kendilerine ulaşan ve hayatlarını tepetaklak eden mesajcıyı bulmak için çabalar. 
  Kimden geldiği belli olmayan mesajlarla tehlikeli bir oyunun içine sürüklenen Çınar ve Balın her şeye rağmen dostluklarına sıkıca tutunmaktan vazgeçmez.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101431</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64a81e17-e9e8-4ba3-82ca-92b01736ad48.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Bal</image:title>
            <image:caption>Bir mesajla hayatı tümüyle değişen Çınar Duman, öfkeyle aldığı kararların ağırlığı altında her gün biraz daha fazla ezilir. Eski hayatına yeniden döndüğünde ise hiçbir şey bıraktığı gibi değildir artık.
Yaz projesiyle birlikte dostluklarına düşen gölgenin karanlığından kurtulmak için çabalayan ikili, ilişkilerindeki çatlakları onarmaya çalışırken olaylar yine hiç tahmin etmedikleri bir yönde gelişmeye devam eder.
Mesajları atan kişi, artık onların çok daha yakınındadır ve amacına ulaşmak için var gücüyle saldırmaktan geri kalmaz.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101432</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7b56498-b8a0-4b83-8fc9-29f42b7cb87e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe Divan</image:title>
            <image:caption>. Tāli’í; Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve I. Selim dönemlerinde yaşamış, yüzyılın önde gelen
şairlerdendir. XV. yy.’ın kudretli şairi Necâtî’nin yakın arkadaşı olarak onunla birlikte II. Bayezid’in şehzadelerinden
Mahmud’un maiyetinde bulunmuştur. Dönemin kaynaklarının verdiği bilgilerden hareketle Necâtî takipçisi olan şair,
şiirlerini onun gibi sade Türkçe ile kaleme almıştır.
Kaynaklarda Tāli’í’nin Türkçe Dívān sahibi bir şair olduğu belirtilmesine rağmen bugüne kadar eserinin bir
nüshası ele geçmemişti. Fakat yapılan kütüphane taramaları sonucunda şairin Dívān nüshasına ulaşılmış olup
elinizdeki bu kitap da şairin şiirlerini gün yüzüne çıkarmayı amaçlamaktadır. Tespit edilen Dívān nüshası üzerine bina
edilen edisyon kritikli bu çalışmada başta XV. ve XVI. yy. mecmuaları olmak üzere pek çok şiir mecmuası ve kaynak
da taranmıştır. Bu taramalar sonucunda şairin 80 adet gazelinin yer aldığı farklı bir mecmua da tespit edilmiş ve
böylece diğer mecmualarla birlikte, şairin şiirlerinin tenkitli metni oluşturulmuş ve bu şiirler çeşitli yönlerden de
incelenmiştir. Şairin şiir dili ve üslubunun da ayrıca ele alındığı bu çalışmada olan Tāli’í’nin şiir dilinde yer alan
deyim, atasözü, ıstılah ve bazı ibareler de ayrıca açıklanıp notlandırılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101433</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e0044f4-2bc4-4e52-a2fe-791015dd486f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Bal -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Bir mesajla hayatı tümüyle değişen Çınar Duman, öfkeyle aldığı kararların ağırlığı altında her gün biraz daha fazla ezilir. Eski hayatına yeniden döndüğünde ise hiçbir şey bıraktığı gibi değildir artık.
Yaz projesiyle birlikte dostluklarına düşen gölgenin karanlığından kurtulmak için çabalayan ikili, ilişkilerindeki çatlakları onarmaya çalışırken olaylar yine hiç tahmin etmedikleri bir yönde gelişmeye devam eder.
Mesajları atan kişi, artık onların çok daha yakınındadır ve amacına ulaşmak için var gücüyle saldırmaktan geri kalmaz.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101434</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abc34676-8acb-4558-817d-8a9b7e6c25a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Nar -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Çınar Duman’ın, dört yıldır aynı evi paylaştığı Balın İmge ile olan dostluğu bir yaz tatili projesiyle bir şehirden diğerine uzanacaktır. Proje için seçilen öğrencilerden kimisi ikiliyle samimi dostluklar içerisine girer kimisi de gizli kimlikler ardında çeşitli oyunlar oynamaktan geri kalmaz. İkili, hemen her gün bir şekilde kendilerine ulaşan ve hayatlarını tepetaklak eden mesajcıyı bulmak için çabalar. 
  Kimden geldiği belli olmayan mesajlarla tehlikeli bir oyunun içine sürüklenen Çınar ve Balın her şeye rağmen dostluklarına sıkıca tutunmaktan vazgeçmez.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101435</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1be3678c-8676-4ca0-8639-934a7cc3d90a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalancı Aşklar Sokağı /Ciltli</image:title>
            <image:caption>Dramatik bir havaya bürünmek için Yeşilçam filmlerini getiriyorum gözümün önüne, Kadir Abi’nin, “Yalan söylüyorsun!” diyen sesi kulağımda çınlıyor. Ellerimi masanın üzerine koyuyorum, gözlerimi kapatıyorum ve “Yapamayacağım,” diyorum sessizce. Kerem huzursuzca kıpırdanıyor, davetliler gelecek skandalın heyecanıyla fısır fısır, aç kurtlar gibi bekliyorlar. “Ne dediniz?” diye soruyor nikâh memuru. Gözlerim hâlâ kapalıyken ayağa kalkıp bağırıyorum. “Hayır!” O salondan çıktıktan sonra, hayatımın normale döneceğine emindim aslında. Yalanların, aşk oyunlarının ve hesaplaşmaların olmadığı o sıradan, zor ama huzurlu hayatıma… Eh, yanılmış olmalıyım çünkü Kerem Tunalı bir sabah karşıma dikilip benden küçük bir iyilik daha istediğinde kendimi yabancı duyguların, o güne dek farkında olmadığım ama özlemini çektiğim şeylerin eksikliğini hissederken ve onlar uğruna savaşırken buldum. 
  Mısra’nın bazen güldüren, bazen de içinizi burkan hikâyesini okurken aşka, sevginin iyileştirici gücüne, kardeşliğe ve bitmeyen umuda tanıklık edeceksiniz!.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101436</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4398a339-2964-4cf4-8a2a-e4f20359ad98.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalancı Aşklar Sokağı</image:title>
            <image:caption>Dramatik bir havaya bürünmek için Yeşilçam filmlerini getiriyorum gözümün önüne, Kadir Abi’nin, “Yalan söylüyorsun!” diyen sesi kulağımda çınlıyor. Ellerimi masanın üzerine koyuyorum, gözlerimi kapatıyorum ve “Yapamayacağım,” diyorum sessizce. Kerem huzursuzca kıpırdanıyor, davetliler gelecek skandalın heyecanıyla fısır fısır, aç kurtlar gibi bekliyorlar. “Ne dediniz?” diye soruyor nikâh memuru. Gözlerim hâlâ kapalıyken ayağa kalkıp bağırıyorum. “Hayır!” O salondan çıktıktan sonra, hayatımın normale döneceğine emindim aslında. Yalanların, aşk oyunlarının ve hesaplaşmaların olmadığı o sıradan, zor ama huzurlu hayatıma… Eh, yanılmış olmalıyım çünkü Kerem Tunalı bir sabah karşıma dikilip benden küçük bir iyilik daha istediğinde kendimi yabancı duyguların, o güne dek farkında olmadığım ama özlemini çektiğim şeylerin eksikliğini hissederken ve onlar uğruna savaşırken buldum. 
  Mısra’nın bazen güldüren, bazen de içinizi burkan hikâyesini okurken aşka, sevginin iyileştirici gücüne, kardeşliğe ve bitmeyen umuda tanıklık edeceksiniz!.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101437</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27eeb512-cd15-4cad-ab32-240ecdd161f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Kar</image:title>
            <image:caption>Hedefine ulaşmak adına karşısına çıkan tüm engelleri ortadan kaldırmak için gözünü iyice karartan mesajcı, akıl almaz oyunlarıyla istediğini elde edene kadar sınırları zorlamaya hazırdır. Kusursuz işleyen oyunlarıyla bir labirent misali ikilinin etrafını kuşatmıştır. 
 
Çınar ve Balın’ın her şeye rağmen çareyi yine birbirlerine sığınmakta bulmaları mesajcının hiç hoşuna gitmeyecektir. 
 
İkili, hayatlarını bambaşka bir noktaya taşıyan mesajların ardındaki kişiyi öğrendiğinde ne yapacaktır? 
  Mesajcıyla tanışmak onlar için hiç kolay olmayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101438</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20304bfa-cc54-4cc6-9856-de20346a3c62.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Kar / Ciltli</image:title>
            <image:caption>Hedefine ulaşmak adına karşısına çıkan tüm engelleri ortadan kaldırmak için gözünü iyice karartan mesajcı, akıl almaz oyunlarıyla istediğini elde edene kadar sınırları zorlamaya hazırdır. Kusursuz işleyen oyunlarıyla bir labirent misali ikilinin etrafını kuşatmıştır. 
 
Çınar ve Balın’ın her şeye rağmen çareyi yine birbirlerine sığınmakta bulmaları mesajcının hiç hoşuna gitmeyecektir. 
 
İkili, hayatlarını bambaşka bir noktaya taşıyan mesajların ardındaki kişiyi öğrendiğinde ne yapacaktır? 
  Mesajcıyla tanışmak onlar için hiç kolay olmayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101439</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15c884b4-568c-4edb-912e-140228ba6c9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Love Pie</image:title>
            <image:caption>“This is the story of a butterfly who is afraid to fly into the fire…” 
 
Ahmet was the one who taught Sahra to walk, ride a bike, and fight like a man. But most of all, he was the one who taught her that love could hurt, without even realizing it... 
 
Sahra could not bear the weight of her unrequited love for Ahmet and walked away from their neighborhood, Çıkmaz. While turning the page to a new life, Sahra had her mooncake necklace around her neck, the taste of cinnamon on her lips, and the mysterious Happy Butterfly’s letters in her bag. 
 
However, the spoiled Romeo, who tragically came into her life at the school party she attended, would change something. 
Maybe many things... 
 
 
“He jests at scars that never felt a wound…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101440</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ededaa4b-0975-4cce-baba-0cb04015c2d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Araf</image:title>
            <image:caption>İlk emir “Oku!” olduğuna göre yazmak da bu emrin içerisinde… Okumak ile yazmak aynı kaderi paylaşan denizler gibi… Tatlı suyun tuzlu suya karışmadığı o ince çizgi üzerinde önce okuyup sonra da yazmanın keyfi yaşam döngüsü içerisinde başka hiçbir yerde bulamadığım bir zevktir. Yazmak kesinlikle bir hedefe, topluluğa, millete, ideolojiye veya o her ne ise yöneltilemez. Yazmak varlığı ve var olanı çevrelemektir. Kalemini birilerinin, bir düşüncenin, bir topluluğun, bir ideolojinin satıcısı yapan kişiler yazar veya şair değildirler! Siz böyle kişilere ne isim verirseniz verin! Eğer okuyucu okuduğu kitap içerisinde kendisine ait bir değer bulabiliyorsa, işte o yazar başarılı bir yazardır. Bu durumda yazı amacına ulaşmıştır. Toplumun her kesiminden insana seslenmek kolay bir iş değil, ancak yapılması gereken bir eylemdir. Aynı kitabı okuyan okuyuculardan kitap içerisinde kimi çocukluğunu, kimi gizli kalmış duygularını, kimi korkularını, kimi sevinçlerini, kimi üzüntülerini veya yoksunluk çektiği, özlediği, umursadığı, çekindiği herhangi bir duyguyu bulabiliyorsa kitap başarıya ulaşmış demektir… Umarım silinmez kurşun kalemimden çıkan bu kitabı okuyan herkes anlatımlarda kendisi için bir değer bulabilir… İyi okumalar… 
 
Konur Alp Demir’in kurşundan ağır kaleminden… “Araf”… 
 
Konur Alp Demir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101441</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ebda19e-a15b-4938-ac01-555ec33f6c1f.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak Ninja&apos;nın Günlüğü III-Kızıl Ninjaların Yükselişi</image:title>
            <image:caption>“Artık çok geç. Seninkinden çok daha güçlü yeni bir Ninja klanı kurdum. Kızıl Ninjalar çoktan yükselişe geçti bile. Düşündüğünüzden çok daha büyüğüz ve sandığınızdan çok daha fazla kontrol gücüne sahibiz.”       Ben Chase Cooper. Altıncı sınıf bir ninjayim. Okula geleli sadece bir ay oldu. Ama bu kadar çılgın bir okulda bir ay, bir ömür gibidir. Geçenlerde okuldaki herkesin korsan gibi konuştuğu bir gün yaşadık. Ama o günle sınırlı kalmadı. Bir hafta geçtikten sonra daha da kötüleşti. Ve çok geçmeden ortalıkta büyük bir korsan istilası dedikoduları dolaşmaya başladı. Uyarıları dikkate almadım, çünkü şaka olduğunu sandım. Galiba... Yanılmışım. Şimdi tüm okul tehlikede ve onu kurtarabilecek tek kişi var; o da benim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101442</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2ad18a2-38e9-4543-ab74-6c66e482f701.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak Ninjanın Günlüğü IV-Chase’ın Oyunu</image:title>
            <image:caption>“Zafer sarhoşluğu içinde yumruğumu havaya kaldırdım ve öyle bir çığlık attım ki güneş patladı ve milyonlarca ışık parçasına bölünerek... Bir dakika, bir dakika... Ne?”       Ben Chase Cooper. Altıncı sınıf bir ninjayim. Son yazdıklarım üstünden birkaç hafta geçti. Ama okulumuz uzun süre sakin kalamıyor. Bilim fuarı yaklaşiyor. Herkes projesini bitirmek için çıldırmış gibi çalışıyor. Derken hafta başında projeler ortadan kaybolmaya başladı ve sonra tamamen yok edildiler. Kaybolan projeleri aramak için beni berbat iz sürme macerasına sürükleyen isimsiz davetiyeden bahsetmiş miydim? Evet. Bu da oldu. Şimdi hayatımın bu en tuhaf haftasında, suçludan bir adım önde olmaya çalışıyorum ve bilim fuarının tüm kaderi benim ellerimde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101443</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/355423b4-3347-4a50-9f42-cc8db14e98d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kim Korkar Ek Gıdadan?</image:title>
            <image:caption>Ebeveynler olarak en büyük önceliğimiz bebeklerimizin sağlıklı ve mutlu bir şekilde gelişim göstermesidir. Fakat kimi zaman bebeğimiz için neyin sağlıklı veya sağlıksız olduğu konusunda kararsızlık ya da tereddüt yaşayabilir, kendimizi endişeli ve kafamız karışmış bir halde bulabiliriz. 
 
Bebeğimiz sağlıklı bir şekilde büyürken kaygı duyduğumuz konulardan biri de ek gıdaya geçiş sürecidir. Ek gıdaya geçiş sürecinde ebeveynler olarak nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda kafamızda birçok soru belirebilir:  
 
- Ek gıdaya ne zaman geçmeliyim? 
- Bebeğime ilk hangi sebze ve meyveleri verebilirim? 
- Her öğünde ne kadar vermeyelim? 
- Ek gıdaya geçişte 3 gün kuralının önemi nedir? 
- Parmak gıdalara ne zaman başlamalıyım? 
 
Dr. Melis Bayram Şirinoğlu’nun Kim Korkar Ek Gıdadan? adlı kitabıyla bebeğinizin sağlıklı bir şekilde beslenmesine dair aklınızdaki tüm sorulara cevap bulacaksınız. Ayrıca kitapta yer alan birbirinden lezzetli ve sağlıklı tarifler sayesinde hem yeni tatlarla tanıştıracağınız bebeğinize sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazandıracak hem de stressiz bir şekilde bu dönemin bebeğinizle birlikte keyfini çıkaracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101444</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:22+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59482ebf-d88f-4bf8-bd10-bc8cbf1c830e.jpg</image:loc>
            <image:title>Hırsızların Dansı -Seti (Karton Kapak)</image:title>
            <image:caption>Hırsızların Dansı -Seti (Karton Kapak)</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>