﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100162</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/819abb5b-f5f2-49b5-a363-b1b99cb1feec.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderha Cumhuriyeti - Haşhaş Savaşı Üçlemesi 2</image:title>
            <image:caption>Çin’in kanlı yirminci yüzyılından ilham alan, ihanet ve büyü dolu Haşhaş Savaşı serisi, ikinci kitabıyla devam ediyor.
Rin, Anka’nın gücünü kullanarak Mugen Federasyonu’nu yok etmişti. Ancak gerçekleştirdiği katliam yüzünden o artık bir kaçak durumundaydı. Tüm Nikan’da kellesine ödül konmuştu. Bir yandan işgalden kurtardığı ülke ona düşman kesilmişken bir yandan da en zor ânında sığındığı intikam tanrısı Anka onu tamamen ele geçirmeye çalışıyordu. Anka’nın etkisiyle başa çıkmaya çalışan Rin ise afyon bağımlılığının pençesindeydi.
Rin’in artık tek bir amacı vardı: Ülkesini satan İmparatoriçe’den intikam almak. Bu uğurda işbirliği yapmayacağı kimse yoktu. Ve Ejderha Savaş Lordu, İmparatoriçe’yi tahtından indirip Nikan’a demokrasi getirme planını açıkladığında, Rin uğruna savaşacağı yeni bir gaye edinecekti. Ne de olsa, savaşmak Rin’in bildiği tek şeydi.
İşgal Sona Ermişti. Ancak Asıl Savaş Daha Yeni Başlıyordu.
“Fantastik edebiyatın olağanüstü yeni kalemi.” –Peter V. Brett
“Yenileyici, şaşırtıcı bir hikâye. Her şeyi kontrol eden görünmez Anka ateş tanrısı da cabası. Fantazyanın ufku işte böyle genişletilir!” –Wired
“Haşhaş Savaşı’nın bu müthiş devam kitabında intikam, dostluk ve güce dair yolculuk devam ediyor. Kuang’ın yarattığı karakterin macerası unutulmaz.” –Library Journal
“Kuang’ın karakterleri fazlasıyla ilgi çekici ve kitabı bitirdiğimde onları düşünmeye devam ettim. Kesinlikle tavsiye ederim.” –Rick Riordan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100163</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/802c0afe-d728-4bb5-b1d3-f18d9ef60cd0.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevirmenin Yazar ve Kahraman Olarak Portresi</image:title>
            <image:caption>“Ülkemizdeki çeviri kitap tanıtımlarında, eleştirilerinde ve edebiyat çevirisi araştırmalarında da çevirmenin varlığını yadsımayan bu bakış açısının yansımalarını göreceğimizden hiç kuşkum yok.”
Çevirmen ve özellikle edebiyat çevirmeni kimdir? Görev ve sorumlulukları nelerdir? Yabancı dilde üretilmiş metinleri anadiline mekanik bir şekilde aktaran bir teknisyen, bir tür müstensih midir, yoksa kaynak metni eleştirel bir gözle irdeleyen, kendi sözü ve diliyle başka dilde başka bir metin ortaya çıkaran bir yazar mıdır?
İşte Çevirmenin Yazar ve Kahraman Olarak Portresi, geçmişten günümüze çeviribilim ve edebiyat çalışmaları alanında sorulagelmiş buna benzer sorulara tarihsel ve teorik bir çerçevede yanıt veriyor. Edebiyat çevirisinin yazarlığa yakınsayan yanlarını öne çıkarırken çevirmeni “metin üreten özne” olarak ele alan Ayşe Ece, bu tartışmayı çeviri ve edebiyat tarihindeki “sözde çeviriler”, “çevirmen-yazarlar”, “kendi yapıtlarının çevirmenleri” ve “roman kahramanı çevirmenler” gibi olgu ve örneklerle zenginleştiriyor.
Elinizdeki kitabın çeviri ve çeviri tarihine ilgi duyan, edebiyat çevirmenliği üzerine düşünen, bu meseleleri önemseyen okur ve çevirmenlere doyurucu bir panorama sunacağına inanıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100164</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2743995-8a49-4fce-ae2d-a3f02834e97d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancılarla Bir Yaz</image:title>
            <image:caption>“Okuduğum en iyi Japon yazarlardan biri.” –Bret Easton Ellis
Taiçi Yamada kaleme aldığı romanlarla kentsel yabancılaşmayı tekinsizlikle harmanlayan, olaylardan çok düşünsel süreçlere ve karakterin duygu dünyasına eğilen bir yazar. Yabancılarla Bir Yaz romanında da sakinleri neredeyse ruhlarını kaybetmiş bir şehrin sokaklarında gizemli bir yolculuğa çıkarıyor bizi.
Orta yaşlarındaki senarist Harada, geçmişini yâd ettiği bir gün kendisini çocukluğunun geçtiği Asakusa eğlence bölgesinde bulur. Tokyo&apos;nun eski şehir merkezi olan semt, eskisi gibi değildir, değildir ama Harada&apos;nın anılarından silinmeyen ve trajik bir kazada ölen anne babasıyla ilişkilendirdiği bir yerdir hâlâ. Asakusa&apos;da dolaşırken ebeveynine benzeyen sevimli bir çiftle tanışır. Harada onları görünce teselli bulsa da dehşet kendini göstermekte gecikmeyecektir.
Sence ben hayalet miyim?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100165</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f524ef78-be92-483e-83c7-fc5b21bbb18e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaybolma Kılavuzu</image:title>
            <image:caption>Dünyada gezinmeye, kaybolmaya ve bilinmeyenin kullanım alanlarına dair ilham verici bir keşif seferi. Bir dizi otobiyografik deneme yazısı olarak kaleme alınan Kaybolma Kılavuzu, Rebecca Solnit’in hayatındaki sembolik anlar ve ilişkilerden yola çıkarak belirsizlik, güven, kayıp, hafıza ve mekân gibi meselelerin üzerine eğiliyor. Solnit dünyada yolumuzu bulmaya çalışırken başvurduğumuz hikâyelerle ve kendimizi bulmak ya da kaybetmek için üzerinden geçip gittiğimiz yaban yerler veya kentsel mekânlarla ilgileniyor. Anlatılan öyküler bir anlamda son derece kişisel olsa da, bunlar Amerika’ya gelen ilk Avrupalıların tutsaklık anlatılarından Rönesans resminde mavinin kullanımına, kaplumbağalarla karşılaşmalardan Yves Klein’a, keşişlere, punk rockçılara, dağlara, çöllere ve Vertigo filmine kadar uzanan daha büyük hikâyelere bağlanıyor. Ortaya çıkan ise hayli çarpıcı bir keşif gezisi oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100166</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3655b6c-c356-425d-b1df-3b426234c82e.jpg</image:loc>
            <image:title>Diğer Taraf</image:title>
            <image:caption>“Gerçek bir gerilim ve dehşet başyapıtı.” –Jeff VanderMeer
Sembolizm ve Ekspresyonizm akımlarının önemli temsilcilerinden olan Alfred Kubin, karanlık imgelerle yüklü görsel çalışmalarıyla tanınan, Poe ve E. T. A. Hoffmann gibi yazarların eserleri ile tarihteki ilk fantastik korku dergisi Der Orchideengarten için çizimler yapan Avusturyalı bir ressam. Onun tek romanı Diğer Taraf ise tuhaf kurgunun öncülerinden biri.
Claus Patera bilimsel ilerlemeden nefret eder ve çağdaş uygarlığın yarattığı hayal kırıklığına karşı bir rüya ülkesi kurarak yeni bir toplumun temelini atar. Buraya sadece seçilmiş kişiler davet edilir. Patera’nın eski arkadaşlarından olan Münihli bir çizer de eşiyle beraber bu davete icabet edenlerden biridir ve Patera’nın İnci adlı şehirden yönettiği Rüya Ülkesi’ne vardıktan sonra hayat onun için yavaş yavaş bir kâbusa dönüşecektir.
Hayal gücü iktidardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100167</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/388b5681-08d9-4598-9c55-1a9dba9752c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Essex Yılanı</image:title>
            <image:caption>• Britanya Kitap Ödülü Kazananı
• New York Times Yılın En Dikkate Değer Kitabı
• Costa Kitap Ödülü Finalisti
Cora Seaborne baskıcı kocasının ölümünün ardından üzüldüğü kadar rahatlamıştı da: Olağanüstü bir zekâya ve bitmez bir meraka sahip Cora, zoraki uyum sağladığı sosyeteye uygun eş rolünden sonunda kurtulmuştu. Her şeyi arkasında bırakma ümidiyle on bir yaşındaki oğlu Francis ve dadı Martha’yla beraber Londra’dan ayrılıp Essex kıyılarını ziyaret edecekti.
Essex’teyse bir söylenti almış başını gidiyordu: Bataklıklarda insan kanına susamış korkunç bir yaratığın dolaştığına dair dedikodular vardı. Rivayete göre efsanevi Essex Yılanı üç yüz yıl sonra geri gelmiş ve Yılbaşı gecesinde genç bir adamı öldürmüştü. Batıl inançlara tahammülü olmayan amatör doğabilimci Cora, duydukları karşısında büyülenmişti. Yerel halkın doğaüstü bir deniz canavarı olduğunu düşündüğü şeyin, henüz keşfedilmemiş bir tür çıkacağından emindi. Bölgenin papazı William Ransome’la tanıştırılmasının ardından hiçbir konuda anlaşamayan bu iki zıt insan, kısa sürede kendilerini amansızca birbirine çekilmiş bulacaklardı.
Sarah Perry’nin gerçek olaylardan esinlenen ve on dokuzuncu yüzyılın sonunda geçen romanı, Essex ve Londra, mit ve modernite arasında gidip geliyor. Cora Seaborne’un Essex Yılanı’nı coşkulu arayışı, çevresindekileri de bilimsel ilerleme çağında inanca veya akla olan bağlılıklarını sınamaya teşvik etmekle kalmıyor, aşkın, dostluğun ve sadakatin sınırları da tekrar tekrar çiziliyor.
“Keyifli bir roman. Çok yetenekli bir yazarın elinden çıkmış, zekâ dolu ve büyüleyici bir eser.” –Sarah Waters
“Kısmen hayalet hikâyesi, kısmen doğa tarihi dersi, kısmen romantik, kısmen feminist bir masal.” –New York Times
“Karşı konulamaz bir roman… Gurur ve Önyargı’daki Elizabeth Bennet’tan bu yana en keyifli kadın kahraman…” –Washington Post</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100168</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/796ae182-060e-42c3-874e-d6ad1ac55186.jpg</image:loc>
            <image:title>Peynir Tuzağı</image:title>
            <image:caption>Bir New York Times çoksatan yazarı Dr. Neal Barnard, tehlikeli bir bağımlılık yaratan peynirin sağlığınıza nasıl zarar verdiği hakkındaki şoke edici gerçekleri açığa çıkarırken, kilo verebilmenizi ve daha iyi hissetmenizi sağlayan radikal bir plan sunuyor.
Süt ürünlerinin vücudumuz için faydalı olduğunu dinleyerek büyüdük ancak işin aslı peynir fazlasıyla tehlikelidir. Kalori, yağ ve kolesterolle yüklü peynir kilo alımına neden olurken, yüksek tansiyondan eklem rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa da sebep olabilir. Daha kötüsü, beyinde morfin ve eroin gibi ağır uyuşturucular ile aynı reseptörleri etkileyen, bağımlılık yaratan hafif düzeydeki uyuşturucuları da içerir. Peynir Tuzağı’nda Dr. Neal Barnard, kilo verebilmeleri, enerji kazanmaları ve genel sağlıklarını iyileştirebilmeleri için okurlara peynir bağımlılığından kurtulabilmelerinde yardımcı oluyor. Bu kolayca uygulanabilir beslenme planı pizza, lazanya, dondurma ya da cheesecake için duyacağınız en büyük arzuyu bile bastıracak sağlıklı tarifleri de içeriyor.
“Tıbbın on sene sonra nerede olacağını görmek istiyorsanız, bugünden Dr. Neal Barnard’ın kitabını okuyun.”
—Dean Ornish, New York Times çoksatan yazarı
“Peynir Tuzağı, peynirin sağlıklı bir gıda olduğu söylemlerinin sadece efsaneden ibaret olduğunu ve gerçekte nasıl üretildiğini gösterirken ne kadar sağlıksız olduğu konusunda gözlerinizi açıyor.”
—Dr. Joel Kahn, Tıp Profesörü ve The Whole Heart Solution’ın yazarı
“Kalori, kolesterol, tuz ve doymuş yağlar – ABD’de önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan koroner arter plağının peynire benzemesi birçok yönden şaşırtıcı değil.”
—Kim Allan Williams, Sr., American College of Cardiology eski başkanı
“Peyniri seviyor musunuz? Bir daha düşünün! Dr. Barnard canınız pahasına peynirden neden uzak durmanız gerektiğini anlatıyor.”
—Rip Esselstyn, New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100169</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53c89595-fd38-494a-a916-772546a1e88a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tek Kişilik Şirket: Küçük İşletmelerin Pazardaki Devrimi</image:title>
            <image:caption>Ya daha tatmin edici bir kariyerin gerçek anahtarı büyümek değil de başarılı ve sürdürülebilir bir küçük işletme olmaksa?
Tek Kişilik Şirket, yalnızca iş başına ödeme alan bir freelancer olarak ya da en kısa sürede hızla büyümek isteyen bir startup olarak değil, her büyüklükteki işletme için küçük kalmaya ve büyümeden kaçınmaya odaklanan yepyeni bir yaklaşım. Küçük kalarak, hayatta bambaşka deneyimlerin peşinden gitme özgürlüğüne sahip olabilir veya genişleme konusunda endişelenmekten kaynaklanan baş ağrılarından kaçınabilirsiniz.
Paul Jarvis baskı altında, yüksek profilli bir dünyada çalışmanın onun başarı fikri olmadığını fark ettiğinde kurumsal dünyayı terk etti. Artık kendisi için çalışıyor, sürekli daha fazla üretkenlik, daha fazla iş ve daha fazla büyüme talep eden bir ortamla uğraşmak zorunda değil. Tek Kişilik Şirket’te, işinizi nasıl kuracağınızı planlamak, istediğiniz kazancı belirlemek, beklenmedik krizlerle başa çıkmak, önemli müşterilerinizi mutlu etmek ve tüm bunları küçük kalarak nasıl yapabileceğinizi açıklıyor.
“Minimalist bir işletmeyi başarılı bir şekilde yürütmek için ilgi çekici, anlaşılır bir şekilde yazılmış bir kılavuz.”
—Joshua Fields Millburn, Minimalizm’in yazarı
“Siz bir makine değilsiniz, o zaman neden işinizi bir makine gibi yönetesiniz? Tek Kişilik Şirket size başka bir yol gösteriyor.”
—Chris Guillebeau, 100 Dolarlık Başlangıç’ın yazarı
“Dolu dolu bir hayata zenginlikten daha fa</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100170</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/112168c9-0f69-4417-86b7-1c754ca57eeb.jpg</image:loc>
            <image:title>Teneke</image:title>
            <image:caption>Kimsesi olmayan Chirstopher, robot çocuklar yapan mühendis Bay Absolom için çalışıyordu. Adamın ıvır zıvırlarla yaptığı metalden çocuklarının arasında tek “düzgün” insan kendisi olduğu için mutluydu. Ta ki beklenmedik bir kaza, korkunç bir gerçeği açığa çıkarana dek...
Kim olduklarını ve hatta insan olmanın anlamını keşfetme yolculuğunda Christopher ve arkadaşlarını olağanüstü bir macera bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100171</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52d1bd1f-7760-47d7-b0b1-673ff83e5e8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderha Cumhuriyeti - Haşhaş Savaşı Üçlemesi 2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Çin’in kanlı yirminci yüzyılından ilham alan, ihanet ve büyü dolu Haşhaş Savaşı serisi, ikinci kitabıyla devam ediyor.
Rin, Anka’nın gücünü kullanarak Mugen Federasyonu’nu yok etmişti. Ancak gerçekleştirdiği katliam yüzünden o artık bir kaçak durumundaydı. Tüm Nikan’da kellesine ödül konmuştu. Bir yandan işgalden kurtardığı ülke ona düşman kesilmişken bir yandan da en zor ânında sığındığı intikam tanrısı Anka onu tamamen ele geçirmeye çalışıyordu. Anka’nın etkisiyle başa çıkmaya çalışan Rin ise afyon bağımlılığının pençesindeydi.
Rin’in artık tek bir amacı vardı: Ülkesini satan İmparatoriçe’den intikam almak. Bu uğurda işbirliği yapmayacağı kimse yoktu. Ve Ejderha Savaş Lordu, İmparatoriçe’yi tahtından indirip Nikan’a demokrasi getirme planını açıkladığında, Rin uğruna savaşacağı yeni bir gaye edinecekti. Ne de olsa, savaşmak Rin’in bildiği tek şeydi.
İşgal Sona Ermişti. Ancak Asıl Savaş Daha Yeni Başlıyordu.
“Fantastik edebiyatın olağanüstü yeni kalemi.” –Peter V. Brett
“Yenileyici, şaşırtıcı bir hikâye. Her şeyi kontrol eden görünmez Anka ateş tanrısı da cabası. Fantazyanın ufku işte böyle genişletilir!” –Wired
“Haşhaş Savaşı’nın bu müthiş devam kitabında intikam, dostluk ve güce dair yolculuk devam ediyor. Kuang’ın yarattığı karakterin macerası unutulmaz.” –Library Journal
“Kuang’ın karakterleri fazlasıyla ilgi çekici ve kitabı bitirdiğimde onları düşünmeye devam ettim. Kesinlikle tavsiye ederim.” –Rick Riordan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100172</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c179e4b-c90c-4a79-8f2f-0a144e7bc1b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Altı Üstü İstanbul</image:title>
            <image:caption>Sağ gözün açık. Solun karşısında bir inek. — 0. (Belki de inek değildir.) Sol gözün açık. Sağın karşısında bir dev. 0 —. (Yoksa sen misin dev olan?) İki gözün kapalı. — —. Karşında mavi kapı. Hem mukim hem Mukim’in diyarı. (Dad’ın hüznü Ardu dedikleri herhalde.) İki gözün açık. 0 0. Karşında Aydos Ormanı. (Kaymakdonduran Ormanı da olabilir... Ya da İnva, kim bilir.) Her halükârda, ya altı İstanbul’un ya üstü. Biri ağlarken diğerinin soluğu dönüşmez kahkahaya çünkü.
İstanbulensisler ilk burada açar, sen koklarsan. Doğadaki her canlı senin için öter, sen duyarsan. Görmek için sadece gözlerini kullananlardan değilsin. Bundandır geçmez karanlığın hükmü sana, inanırsan. Şimdi kapat gözlerini. Binyılların neresindesin?
Ercan y Yılmaz’ın yeni romanı Altı Üstü İstanbul, alt alta üst üste iki âlemin, iki İstanbul’un hikâyesini anlatıyor. Sen dilinin imkânlarından yararlanılarak ve kendine özgü işaret sistemiyle inşa edilen roman, şehrin son yıllarını gözler önüne sermekle kalmıyor, toplumsal olaylara değinerek kolektif hafızayı da canlı tutuyor. Hem görünen hem görünmeyen İstanbul’dan haber veriyor Yılmaz, kurmacayla gerçeği bir kez daha oyunun merkezine koyuyor – denemekten sakınmayarak.
“İstanbul. Eksilmenin ve de tamamlanmanın, tükenmenin ve de dirilmenin, bitmenin ve de başlamanın şehri. Altında ve üstünde yaşayan varlıklarla, yaşanan hikâyelerle şehre âlem dense olur, acun dense olur, biri tutup evren mi diyecek, o da olur. Tüm ağızlar birden söyler masalını. Üstelik herkes ayrı bir İstanbul anlatır ve hepsi de doğrudur. Bu şehir bir değildir, bir olmayı kendine yakıştırmaz. Sokaklarında gezinenler, içlerinde birçok İstanbul taşır. Biri kaçılan bir şehirken, biri mutlaka kaçınılan bir şehir. Biri korkulan bir şehirken, biri mutlaka yüreklendiren bir şehir. Biri söndürenken, biri mutlaka yakan bir şehir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100173</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d99079f5-d3d1-4c4d-a3e4-f35ddcf3a2f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Ben Lenin: Bir Hikâye, İki Senaryo, Bir Film</image:title>
            <image:caption>SEN BEN LENİN arkasında “bir” filmin yanı sıra aynı hikâyeyi anlatan “iki” senaryo bıraktı: Birincisi koşullar yüzünden çekilememiş, ikincisi koşullara rağmen çekilmiş... Türkiye’de sinema yapmanın zorluklarını bir tarafa bırakacak olursak, bu iki senaryo, bir hikâyeyi iki farklı biçimde anlatma denemesi olarak da görülebilir. Aynı hikâyeden yola çıkan ama karakterleri, mekanları, zamanı ve olay örgüsünü farklı biçimlerde kurmaya çalışan iki farklı senaryo.
Bir
Tek kurtuluş umudu turizm olan bir sahil kasabasına dalgalar günün birinde ülkenin başbakanı yerine ahşap bir Lenin heykeli getirir. Annesiyle birlikte iki kişilik bir dünyada yaşayan fotoğrafçı Fikret, kasabaya yeni atanan idealist öğretmen İdil, dinlediği bir masala inanan Ümit, bir çay bahçesi açmak isteyen balıkçı Aziz ve daha yüksek mevkiler peşinde koşan belediye başkanı Deniz, Lenin heykeli etrafında kendi hikâyelerini yeniden kurmaya girişirler. Acaba Lenin mi kasabayı yoksa kasaba mı Lenin’i değiştirecektir?
İki
Kurtuluşu turizmde arayan bir sahil kasabasına günün birinde dalgalar ahşap bir Lenin heykeli getirir. Heykel, turistlerin ilgisini çeker düşüncesiyle belediye tarafından meydana dikilir, haber ülke gündemine yerleşir. Başbakan ve beraberindeki Rus heyetinin katılımıyla yapılacak açılıştan hemen önce Lenin heykeli çalınır. Lenin’i bulmak için Ankara’dan özel olarak görevlendirilen tecrübeli bıçkın komiser Erol’un ve ayrıntıların titiz dinleyicisi genç komiser Ufuk’un sadece on iki saatleri vardır. Boş bir sandalye, kayıp bir çocuk, rengârenk çaputlar... Heykelin çalındığı geceye dair deliller kasabanın geçmişine uzanan bir yol açarken, polislerin “Neredesin Lenin?” sorusuna kasabalılar beklenmedik bir cevap verir.
Barış Bıçakçı - Tufan Taştan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100174</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ba08258-6e97-4d8a-bead-88bc0a23be20.jpg</image:loc>
            <image:title>Akşamı Çöz – Karton Kapak Yıldızların Kanı Serisi 2. Kitap</image:title>
            <image:caption>LANETLENMİŞ BİR TERZİ
YERLE GÖK ARASINDA SON BİR SAVAŞ
HERKESİ KURTARMAK İÇİN TEK BİR ŞANS
Güneşin, ayın ve yıldızların elbiselerini dikmek Maia Tamarin’e akılalmaz fedakârlıklara mal olmuştu. Son görevi için gittiği Unutulmuş Adalar’ın muhafızı tarafından lanetlenmiş ve hem kendini hem de sevdiği çocuğu tehlikeye atmıştı.
Savaşın eşiğindeki ülkesine geri döndüğündeyse, pamuk ipliğine bağlı barışı korumak için güneşin elbisesini kuşanmak ve Shansen’e karşı tehlikeli bir oyun kurmak zorunda kalacaktı. Her geçen gün karanlığa çekilirken kim olduğunu unutmamak zorlu bir mücadeleydi ve attığı her adımda daha fazla sırla boğuluyordu.
Maia fazla zamanı kalmadığının farkındaydı ancak Edan’ı bulmak, ailesini korumak ve nihayetinde ülkesine barış getirmek için göğü ateşe vermek zorunda kalsa bile pes etmeyecekti.
“Çin kültürüne ait unsurlar nefes kesici hikâyeyi zenginleştiriyor ve yazarın mükemmel kalemi, dikkat çeken bu ikilemeye tatmin edici bir nokta koyuyor.” —Booklist
“Hikâyenin gücü Maia’nın içsel savaşlarında ve yazarın çeşitli Asya mitolojileriyle efsanelerini eserine dokumasının büyüsünde yatıyor… İlk kitaba bayılmış okurlar, Akşamı Çöz’de tüm heyecanın katlandığını görecekler.” —Kirkus Reviews</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100175</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0a824ac-f94f-45ee-a1de-01fc03451bc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Şafağı Ör – Yıldızların Kanı Serisi 1. Kitap</image:title>
            <image:caption>KILIK DEĞİŞTİRMİŞ YETENEKLİ BİR TERZİ
KAZANILMASI İMKÂNSIZ BİR YARIŞMA
EFSANELERLE ÖRÜLMÜŞ ÖLÜMCÜL SIRLAR
Maia Tamarin, bir zamanlar oldukça ünlü bir terzi olan babasının dükkânında dikişçi olarak çalışıyordu. Herkes onun iyi bir evlilik yapmasını bekliyordu ama o, diyarın en büyük terzisi olmayı kafasına koymuştu.
Sarayda yeni bir İmparatorluk Terzisi seçileceği konuşulurken, onlara da bir davet gelmişti. Tamarin soyadını ne hasta babası ne de dikişten anlamayan abisi onurlandırabilirdi. Bu kez ipleri eline alma sırası, abisinin yerine geçip saraya gidecek olan Maia’daydı.
Yalanlar ve entrikalarla dolu bir yarışma başlamak üzereydi. Sırrı keşfedilirse sonunun ölüm olacağını adı gibi bilmesine rağmen, hayalleri uğruna elinden geleni yapmak zorundaydı. Başbüyücü Edan’ın gözleri sürekli üzerindeyken güneş, ay ve yıldızlardan dokuyacağı kaderinde en büyük yardımcısı, ailesinin en gizli mirası olacaktı.
“Bir moda defilesi programının kıyasıya rekabetini ve destansı bir arayış serüveninin heyecanını ustalıkla harmanlıyor.” —The Washington Post
“Şafağı Ör, bakış açısını geniş tutmanın bize raflardaki diğer tüm kitaplardan farklı bir hikâye sunmakla kalmadığının, aynı zamanda daha zengin ve incelikli bir anlatıma olanak sağladığının en büyük kanıtı.” —NPR
“Aynı anda hem İpek Yolu döneminde geçen Project Runway yarışması hem de destansı bir macera.” —Kirkus Reviews</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100176</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc404170-cecd-4884-a5d4-cde5028eb122.jpg</image:loc>
            <image:title>Çingeneler</image:title>
            <image:caption>“Onlar çadırlarında, misafir için yalnız limonata değil, icap ederse kuş sütü bile yaratırlar. Hele Hıdrellezlerde, düğünlerde, başka teferizlerde kuzular, pilavlar, zerdeler, yoğurtlar, dolmalar, börekler, şerbetler, şaraplar, konyaklar gırla gider.”
Osman Cemal Kaygılı’nın 1935 yılında Haber gazetesinde tefrika edilen ve ilk kez 1939 yılında kitap olarak yayımlanan, yazarın “gerçek bir olaydan yola çıkarak” yazdığını belirttiği romanı Çingeneler, okuru erken dönem Cumhuriyet edebiyatında yazarların tek tük uğradığı, İstanbul’un kenar mahallelerindeki hayatlara tanık olmaya çağırıyor.
Yazar Beyoğlu ile Sulukule, Aksaray ve Ayvansaray gibi tarihi yarımadanın semtlerindeki ötekilerin; kabadayıların, tulumbacıların, âlemcilerin ve eğlence yerlerinin hikâyesini musiki meraklısı, babasını genç yaşta kaybeden kemancı İrfan aracılığıyla anlatıyor. İrfan’ın, hayatlarına dair az şey bilinen ama İstanbul’un mühim topluluklarından biri olan çingenelerin arasına dahil olması ve Nazlı adındaki çingeneye âşık olmasıyla tepetaklak giden hayatı üzerinden gerçekçi bir şekilde kaleme alıyor romanını.
Sait Faik’in “Ondan başka romancı tanımıyorum,” dediği Osman Cemal Kaygılı’nın en önemli eseri Çingeneler ile yazarın benzer mekânlarda gezinen öyküsü “Çingene Kavgası” da bu edisyonda kendine yer buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100177</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b94ff58-3490-478b-90e1-d7472294b791.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevresel Açıdan Sürdürülebilir Kalkınma</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
ÇEVRESEL AÇIDAN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA 
 
İKİNCİ BÖLÜM  
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMAYA KATTIKLARI DEĞER BAKIMINDAN GERİ DÖNÜŞÜMDE FAALİYET GÖSTEREN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN VERİ ZARFLAMA ANALİZİ YÖNTEMİ İLE ETKİNLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100178</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ca9994f-8842-43da-ad7a-566f04fc78d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Şık</image:title>
            <image:caption>“Şöhret pek şıktır. Ama nasıl şık? Bu kelimenin kötü anlamı yönünden ne kadar genişletilmesine imkân varsa işte öyle şıktır. Malum ya... Şıklık yalnız kıyafetle olmaz. Yaradılış ve ahlak bakımından da şık olmak gerekir.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar ilk romanı Şık’ı henüz on sekiz yaşındayken yazmaya başlamış, kitap 1888 yılında Ayna adıyla Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edilmişti. Ahmet Mithat Efendi ilk başta bu eserin böyle genç birinin elinden çıktığına inanamamıştı fakat karşısındaki Gürpınar’ın gözyaşlarını görünce ona ikna olmuş, hikâyedeki mizahi üslubu övmüş ve yazarın gelecekteki başarılarını öngörmüştü.
Şatırzâde Şöhret Bey dış görünüşüne fazlasıyla önem veren “züppe” bir insandır. Gerçekte olduğundan daha saygıdeğer birisi sandığı sevgilisi Madam Pötiş’in elinde kukla olan bu saf delikanlı, aşkı için her şeyini feda edip annesinden para çalmayı bile göze alacaktır.
Hüseyin Rahmin Gürpınar’ın daha sonra yazdığı Şıpsevdi’nin temellerini attığını da söylediği Şık, böylesine kıymetli bir kalemi Türk edebiyatına armağan eden o ilk roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100179</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2701a64-cedb-4cfb-9fd3-2e90734e52ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgi ve Aşk Dolu İlişkiler Yaşamanın Nasıl Bir His Olduğunu Bilmek İster misiniz? – Evet Derseniz Olur</image:title>
            <image:caption>“Bu kitap öncelikle kendinizi sevmeniz için yazıldı. Siz değerli hissettikçe ve kendinizi sevdikçe hayatınıza giren herkes size değer verecek ve sizi olduğunuz gibi sevecek.”
Yeşim Kuzu “Evet Derseniz Olur” serisinin üçüncü kitabında bu defa ilişkilere ışık tutuyor. İlişki deyince ilk akla gelen karşı cins oluyor. Ama Yeşim Kuzu kendimizle, ailemizle, çocuklarımızla, arkadaşlarımızla, hayatımıza girmiş tüm insanlarla kurduğumuz ilişkileri irdeliyor. Bunu yaparken de atalardan gelen ya da çevre etkisiyle oluşturduğumuz blokajlarımızı, kök inançlarımızı açığa çıkartmamız, yerine yeni olumlu inançlar ekmemiz, negatif olanı değiştirerek şifalanmamız için bir yol açıyor bizlere.
“Sevgi ve aşk dolu ilişkiler yaşamanın nasıl bir his olduğunu bilmek ister misiniz?” sorusuna cevabınız EVET ise değişimden, değiştirmekten korkmadan yolculuğumuza başlayabiliriz. Unutmayın bu kitap öncelikle kendinizi sevmeniz için yazıldı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100180</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0fc555d-df80-43c7-acfb-3d1d7d8960e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermenek Yörük Ağzı</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
1.      GENEL ÖZELLİKLERİYLE ERMENEK 
2.      DİL İNCELEMESİ 
3.      METİNLER 
4.      SÖZLÜK</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100181</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3d65d61-63d0-48f9-9da3-3f2cbd001065.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversite Gençliğinin Spor Yapma Durumlarına İlişkin Psikolojik Sağlamlık Düzeylerinin ve Stresle Başa Çıkma Tarzlarının İncele</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BÖLÜM -1 
GİRİŞ 
BÖLÜM -2 
SPOR KAVRAMI VE SPORUN YARARLARI 
BÖLÜM -3 
PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK KAVRAMI 
BÖLÜM -4 
STRESLE BAŞA ÇIKMA TARZLARI 
BÖLÜM -5 
KONU İLE İLGİLİ YAPILAN ARAŞTIRMALAR 
BÖLÜM -6 
YÖNTEM</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100183</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b00a691-7b02-4c92-a5b1-5fed3e3659b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Güçler Kitabı</image:title>
            <image:caption>Sizin süper gücünüz nedir?
 
Hayır! Burası Orman Değil!&apos;in yaratıcıları, yazar Susanna Isern ve çizer Rocio Bonilla&apos;dan, minik okurların kendilerini tanımalarını sağlayacak rengârenk, neşeli bir öykü! Farklı karakter özelliklerinin ve yeteneklerin hikâyeleştirildiği kitap, insanın, onu &quot;dünyada tek&quot; kılan özgün güçlerine odaklanıyor. Her çocuğun kendini keşfetmede ipuçları bulabileceği resimli öykü, ortak okumalar için görsel bir şölen niteliğinde. Yalın anlatımı ve evrensel temalarıyla dikkati çeken kitap, yaratıcılıkla, hayal gücüyle harmanlanmış çokrenkli bir dünya kuruyor.

Hikâye anlatmak, iyimserlik, cesaret, müzik, komiklik, dikkat, merak, sabır, okumak, çeviklik, hafıza, düzen, aşçılık, uyum, kararlılık, matematik, dans, yaratıcılık... Bunlardan biri ya da birkaçı. Herkesin kendine özgü bir ya da birden fazla &quot;süper gücü&quot; olabilir. Her çocuğu dünyada biricik kılan o &quot;süper gücü&quot; keşfetmek harika! Duygu, düşünce ve davranışlarımıza bakarak, bizi biz yapan, başkalarından ayıran o özgün yanımızı bulabilir miyiz?..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100184</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ded86789-ab40-4ccb-9818-00160871c05a.jpg</image:loc>
            <image:title>Şeytanla Dans</image:title>
            <image:caption>Her okuyanın kendinden bir parça bulacağı, aşk, gerilim ve duygu yüklü bir kitap. Basit bir hatanın, rüzgârla büyüyen yangın gibi yakıp kül ettiği hayatların hikâyesi. İçimizden bir genç kızın, kardeşimizin, iş arkadaşımızın, dostumuzun olabileceğini düşündüren bir yaşam hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100185</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48379053-71b5-4342-a9c7-ce60544674bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbin İki Yüzü</image:title>
            <image:caption>Gel şimdi seninle bir yolculuğa ve bir mücadeleye çıkalım. Kalbimizin güzel yüzünü kullanalım. Gerçek aşkı bulduğumuzda hassas olan kalbimizin tamamı güzel olsun. Aşka inanmayanları umursama. Onlar bizim aşkımızı ölümlü sanırlar. Vakit kaybetmeden başla okumaya ama sadece kitapları değil kâinatı da içinde yaşayanları da oku. Oku ki senin sen olduğunun farkına var. Kendini bulmadan hakkı bulamaz insan. Dünya amacının farkına var. Ben gönül dilinden söylüyorum bunları, sen gönül kulağından işit. İşitenlere selam olsun..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100186</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8f6db58-267e-4280-aeb7-8c90e2b329dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadere Karşı Koy A. Ş.</image:title>
            <image:caption>Alev Alatlı 
 
1944 İzmir doğumlu Alev Alatlı, liseyi Japonya’da okudu. Ekonomi ve istatistik lisansını ODTÜ’den, ekonomi ve ekonometri yüksek lisansını ise ABD Vanderbilt University’den aldı. Felsefe öğreniminin ardından yine ABD Dartmouth College’da doktora çalışmalarına başladı. Felsefe, düşünce ve medeniyet tarihi ile ilahiyat üzerinde yoğunlaşan yazar, 1974’te Türkiye’ye döndükten sonra, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim görevlisi ve Ankara Devlet Planlama Teşkilatı’nda ekonomist olarak çalıştı. University of California (Berkeley) ile Türkçe üzerine psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Türk Yazarlar Kooperatifi YAZKO’da başkan yardımcısı olarak görev aldı. 
 
1985 ve 86’da Filistin meselesinin duyurulmasına katkıda bulunmak amacıyla Edward Said’in Haberlerin Ağında İslam ve Filistin’in Sorunu isimli kitaplarını çevirdi. O yıllarda Tunus’ta sürgünde olan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı. 1987’de İşkenceci, Türk Yazarlar Birliği’nin “Yılın En İyi Romanı Ödülü”ne layık görüldü. 2006’da Gogol’un İzinde üçlemesi Rusya Federasyonu Yazarlar Birliği’nin Mihail Aleksandroviç Şolohov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 2014’te Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün sahibi oldu.  
  2005’te, hâlen Mütevelli Heyeti Başkanı olarak görev yaptığı Kapadokya Üniversitesi’ni kurdu. 2019 yılında Nasihatname serisinden America the Beautiful: Fesüphanallah ve All-American He-Man: Hafazanallah adlarıyla iki kitap çıkardı. Alev Alatlı, Isparta Üniversitesi ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nden iki fahri doktora sahibidir.   
 
ARKA KAPAK 
 
“Bizim şirketin hikâyesi, özde, o gün o mantı masası başında toplanmış bizlerin Türkiye gerçeğine dühul etme süreci içinde parmağımıza bulaşan bu –ve daha neler neler!– pislikleri nasıl maniple ettiğimizin hikâyesidir. Biz, yıllar yılı tiksintiyle izlediğimiz mekanizmaları bu işte kullandık. Rezillikleri, utanç verici ihanetleri kendimize örnek aldık, oradan yola çıktık. Göreceğiniz gibi fevkalade başarılı olduk. Başarımızın sırrı, hayatımızda ilk kez aklımızı başımıza devşirip egemen sistemi yargılamaktansa, rezillikleri 3K’nın (Kadere Karşı Koy’un ü K’sı) çıkarları doğrultusunda kullanmaya karar vermemiz, üstelik bunu çok iyi becermiş olmamızdadır. Bu bakımdan, kaşarlanma sürecimizi mümkün olduğunca aktarmalıyım ki, sermayemizin büyüklüğü hakkında fikriniz olsun.” 
 
Alev Alatlı külliyatında çok özel yeri olan bir roman. Sadece gerçekle yüzleşmeye cesareti olanların göze alabileceği bir oyun aynı zamanda. 
 
İnsanın kendisini daha doğar doğmaz ölesiye bir yarışın, dur durak bilmeyen bir varoluş mücadelesinin içinde bulduğu şu hayata başka bir pencereden bakmamızı, itiraz etmeden üstlendiğimiz ve büyük bir ciddiyetle sürdürdüğümüz rollerimizin birer karikatürden ibaret olduğunu görmemizi sağlıyor. 
 
Eğlenceli olduğu kadar sarsıcı bir okuma deneyimine hazırsanız Kadere Karşı Koy A.Ş. sizi bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100187</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/168a9777-94a2-404d-87ab-209994ffb1b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Başlayanlar İçin Adım Adım Piyano Metodu</image:title>
            <image:caption>HERKES  PİYANO  ÇALABİLİR 
 
Öğrenme ilgi ile başlar, sevgi ile devam eder. Küçük yaşlardaki öğrenme, büyüklerin yaratacağı ortam ve yönlendirmeyle hız kazanır. 
Adım Adım Piyano Metodu, bünyesinde barındırdığı kuramsal bilgiler ve ev çalışmaları dikkate alınarak hazırlanan notalarla piyano çalmayı zevkli bir süreç haline getiriyor. 
Bu kitapla çocukların piyanoya ilgi duymaları, piyano çalmaya yakın zamanda başlamış olanlarınsa severek çalacakları parça sayısının ve müzik sanatına olan sevgilerinin artırılması amaçlanmıştır. 
Yakından uzağa ve bilinenden bilinmeyene ilkeleri doğrultusunda hazırlanan Adım Adım Piyano Metodu, piyano çalmayı öğrenmek isteyen herkesin fayda sağlayacağı bir kaynak niteliğindedir. 
 
SEZGİN  DİNÇ 
 
1949 yılında  Aydın’ın Nazilli ilçesinde dünyaya geldi. İlkokulu Nazilli’nin üç farklı köyünde ve merkezde okudu. Ortaokulu Ortaklar İlköğretmen Okulu’nda, lise öğrenimini ise Ankara İlköğretmen Okulu’nun Müzik Semineri’nde, 1968 yılında tamamladı. Daha sonra eğitimine Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünde devam etti ve 1971 yılında mezun oldu. 
İlk görev yeri olan Konya’nın Ilgın ilçesinde üç yıl çalıştıktan sonra Nazilli’ye atandı. Eğitimin çeşitli kademelerinde hizmet verdi ve 1996 yılında emekli oldu. 
Özel okullarda müzik öğretmeni olarak görev yaptı ve Adnan Menderes Üniversitesi Nazilli Devlet Konservatuarında yarı zamanlı müzik  çalışması yapan öğrencilere solfej dersleri verdi. 
Halen Nazilli’de yaşamakta ve müzik çalışmalarına devam etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100188</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9157b889-8254-4195-966e-fce701b06df9.jpg</image:loc>
            <image:title>Zavallı Çocuk</image:title>
            <image:caption>1874 yılı başında Gedikpaşa Tiyatrosu’nda izleyiciyle buluşan Zavallı Çocuk piyesinde Namık Kemal, on dokuz yaşında tıp öğrenimi gören ve amcasının yanında kalan Ata ile on dört yaşındaki kuzeni Şefika arasındaki aşkı anlatır. Oyunda bu iki genç arasındaki aşk ve bu iki gencin ailevi 
baskılara boyun eğişi konu edilmektedir. Zavallı Çocuk&apos;ta o dönem Osmanlı toplumunun en küçük 
birimi olan ailede gözlemlenen büyük sorunlar yer almaktadır. Namık Kemal’in “vatan,” “hürriyet” gibi büyük ve önemli kavramlar ile toplumsal konular üzerine kurulu edebî anlayışında, küçük ve bireysel meselelere odaklanan bir istisna sayılabilecek Zavallı Çocuk Osmanlı toplum yapısına ilişkin de bir eleştiri içermektedir. İlk olarak 1873 yılında yayımlanan Zavallı Çocuk oyunu, 
Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili dersleri veren Esra Demirkoparan tarafından yayına hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise aynı üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Eserin bu baskısı, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince 
uygun, fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak hazırlanmıştır..                                                                                                                                                                  (Arka Kapaktan)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100189</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e523a25-ed92-475f-a7ea-068b5989a4c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Harry Potter Ve Felsefe Taşı 20. Yıl Ravenclaw Özel Baskısı</image:title>
            <image:caption>BİNA RENKLERİNİZİ GURURLA TAŞIYIN 
Bu Ravenclaw baskısı Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın ilk kez yayımlanmasının üzerinden 20 yıl geçmesinin onuruna yayımlanmaktadır. 
 
Hogwarts’taki en zeki binaya hoş geldiniz. 
Ravenclaw’ların öncü zihinleri problem çözmekte çok başarılıdır. Dünyanın her yerinde cadıların ve büyücülerin hayatlarını değiştiren yeniliklerin mucitleri olan pek çok saygın dehanın bu binadan çıkmış olması hiç de şaşırtıcı sayılmaz. Ravenclaw binası tarihin önde gelen pek çok cadısına ve büyücüsüne yuva olmuştur. Akıllı, öğrenmeye hevesli ve mantıklı olmalarıyla tanınan Luna Lovegood ve Mızmız Myrtle ünlü Ravenclaw’lar arasında sayılabilir. 
 
Harry Potter ve Felsefe Taşı Ravenclaw özel baskısı binanın köklü tarihine, özelliklerine, öğrencilerine dair ilginç bilgiler, şaşırtıcı detaylar ve Hogwarts Testi’ni içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100190</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29d3b71a-99e1-4561-8c6d-677ffc02a03b.jpg</image:loc>
            <image:title>Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat</image:title>
            <image:caption>Annesi ölen ve üvey babası Hacı Baba ile yaşayan Fitnat hiç dışarı çıkmayan, dikiş ve nakış ile uğraşan bir genç kızdır. Talat ise ailesine, özellikle annesine çok düşkün, edepli genç bir delikanlıdır. Bir gün Talat, Hacı Baba’nın dükkânına uğrayarak tütün alır ve o sırada kafesin arkasındaki Fitnat’ı 
görür. Fitnat’ı görmesiyle aşka tutulan Talat, Fitnat ile görüşmenin çarelerini arar ve aklına tebdil-i kıyafet etmek gelir. Şemsettin Sami’nin kaleme aldığı ve Türk edebiyatında Batı edebiyatı tarzında yazılmış ilk roman olarak kabul edilen Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Osmanlı toplumunda kadının yeri 
ve dönemin evlilikleriyle evlenme biçimlerine yaklaşımı bakımından da önemli bir yere sahiptir. Şemsettin Sami’nin bu romanı, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Türk Dili ve Osmanlı Türkçesi dersleri veren Esra Demirkoparan tarafından yayına hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise yine aynı bölümde öğretim üyesi olan Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Eserin bu baskısı, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak yayına hazırlanmıştır.                                                                                                                                                                  (Arka Kapaktan)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100191</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d22b35d6-dd31-4dee-8889-0dff5096a8a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Harry Potter Ve Felsefe Taşı 20. Yıl Hufflepuff Özel Baskısı</image:title>
            <image:caption>BİNA RENKLERİNİZİ GURURLA TAŞIYIN 
Bu Hufflepuff baskısı Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın ilk kez yayımlanmasının üzerinden 20 yıl geçmesinin onuruna yayımlanmaktadır. 
 
Hogwarts’taki en arkadaş canlısı binaya hoş geldiniz. 
Hufflepuff’lar kendi başarıları ya da meşhur mezunlarının başarılarıyla böbürlenmekten hoşlanmasalar da binaları tarihin önde gelen pek çok cadısına ve büyücüsüne yuva olmuştur. Fedakârlıkları, sabırları ve sadakatleriyle tanınan ünlü Hufflepuff’lar arasında Cedric Diggory, Nymphadora Tonks ve Newt Scamander sayılabilir. 
 
Harry Potter ve Felsefe Taşı Hufflepuff özel baskısı binanın tarihine, özelliklerine, öğrencilerine dair ilginç bilgiler, şaşırtıcı detaylar ve Hogwarts Testi’ni içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100192</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e965beb0-d965-40fd-bf2d-9b92e671259b.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihte İz Birakanlar - Kurucu Lider-Osman Bey</image:title>
            <image:caption>TARİHTE İZ BIRAKANLAR 
KURUCU LİDER- Osman Bey 
 
Onlar sadece Türklerin değil, dünyanın geleceğine yön vermiş liderlerdi. Başarılarıyla tarihe isimlerini altın harflerle yazdırdılar. İşte tüm yönleriyle tarihimizde iz bırakanlar. 
 
Önceleri küçük bir aşiret olan Kayı boyunu hızla büyüten Osman Bey, çevresindeki kaleleri de teker teker bünyesine katarak güçlü bir devlet oluşturdu. 
Anadolu&apos;da devam eden iktidar kavgalarına ve İlhanlı Devleti&apos;nin baskılarına rağmen Osman Bey, &quot;Osmanlı&quot; adıyla anılacak ve yüzyıllar boyunca devam edecek bir imparatorluk kurmayı başardı. 
 
 (Arka kapak yazısı) 
Yazar Hakkında: TUNA DURAN 
1980 yılında İstanbul’da doğan Tuna Duran, ilk ve orta öğrenimini Bakırköy’de tamamladı. Üniversiteden sonra çeşitli yayınevlerinde editör ve yönetici olarak çalıştı. Lise yıllarından bu yana hikâyeler yazan Tuna Duran’ın kitapları, 2006 yılından itibaren yayınlanmaya başladı. Tuna Duran, çocuklar için hikâye, bilim, tarih, eğitim kitapları yazıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100193</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ca66358-2d73-4245-afb4-7f652367727e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tornado</image:title>
            <image:caption>TORNADO 
Batıda uzun, kapkara bir hortum taşıyan huni bulutu belirdi. Bunu gören büyükanne, çocuklar ve anneleri, çiftlik çalışanı Pete ile birlikte sığınağa koştular. Tornado dışarıda bütün şiddetiyle devam ederken Pete, sığınakta anılarını anlatmaya başladı. Korku içindeki çocukları sakinleştirmeye çalışıyordu. 
Çocukken Pete’in hayatına, olağanüstü bir köpek girmişti. Bir tornadoyla savrularak gelen köpek ile Pete arasında zamanla özel bir bağ kurulmuştu. Pete, Tornado adını verdiği köpeğiyle ilgili anılarını anlatırken çocuklar, korkularını unuttular. 
Newbery Ödülü bulunan Betsy Byars’tan şaşırtan, duygulandıran, eğlenceli bir kitap 
(Arka kapak yazısı) 
 
Yazar Hakkında: BETSY BYARS (1928-2020) 
Amerikalı çocuk yazarı Betsy Byars yaşadığı yıllarda, Newbery Madalyası, Genç Halk Edebiyatı Ulusal Kitap Ödülü ve Edgar Ödülü gibi ödüllere layık görüldü. İngiliz edebiyat dergisi Signal’in editörü Nancy Chambers tarafından,«Dünyanın en iyi on çocuk kitabı yazarından biri» olarak nitelendirildi. Kızları Betsy Duffey ve Laurie Myers onun izinden giderek çocuk kitabı yazarı oldular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100194</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17e47d3f-7c45-41aa-bbc9-85c9f7c47054.jpg</image:loc>
            <image:title>Şair Evlenmesi</image:title>
            <image:caption>1860 yılında yayınlanan Şinasi’nin Şair Evlenmesi isimli tiyatro oyununda hileli bir evlilik anlatılmaktadır. Müştak Bey sevdiği Kumru ile evlendiğini sanırken âdetlerden dolayı Kumru’nun ablası Sakine ile evlendirildiğini öğrenir. Batılı anlamda yazılmış ilk tiyatro eseri olan Şair Evlenmesi’nde Şinasi görücü usulü evliliği hicvetmektedir. Şinasi bu eserle yeni insanı, yeni toplumu anlatmak için geleneksel kültürün ürettiği malzeme ile Batı tiyatrosunun birikimi, tekniği, yönteminin bir aradalığıyla yeni bir tiyatro anlayışı oluşturmanın mümkün olduğunu göstermektedir. Şair Evlenmesi oyunu, Boğaziçi Üniversitesi’nde Türk Dili dersleri veren Esra Demirkoparan tarafından yayına hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise aynı üniversitenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Eserin bu baskısı, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun, fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak hazırlanmıştır.. (Arka Kapaktan)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100195</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15ed86ea-2c11-45cc-bf7f-23b50d899c22.jpg</image:loc>
            <image:title>Emily Yeni Ay Çiftliği’nde (I) (Bez Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Sevmek kolaydır, herkes birini sevebilir ama anlamak… işte onu herkes yapamaz.” 
 
Emily Starr on yaşında yetim kalınca akrabalarının yanına Yeni Ay Çiftliği’ne gönderilir. İlk zamanlarda katı yürekli Elizabeth teyzenin kuralları altında yaşamak ve farklı bir çevreye alışmak zor gelse de orada onu hüznün ve neşenin birbirine karıştığı sürprizlerle dolu bir hayat beklemektedir. 
 
Üç ciltlik serinin bu ilk kitabında saf yüreği ve kıvrak zekâsıyla her türlü zorluğa göğüs geren ve hayal gücünün doruklarında gezinen Emily’nin değişen yaşamında yeni umutlarla yeni sayfaların açılışına tanık oluruz. İyi kalpli Laura teyze, evin yardımcısı Perry, hırçın ama sevecen arkadaşı Ilse, muhteşem çizimler yapan merhametli Teddy ve en önemlisi asla vazgeçmediği yazma tutkusu ona bu yolda eşlik edecektir. 
 
Kullanılacak Reklam Mecraları: Bu kitabın hedef kitleye tanıtımını yayınevimize ait sosyal medya hesapları üzerinden yapmayı planlıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100196</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cf8039e-8658-44bb-99dd-c6500bae0fad.jpg</image:loc>
            <image:title>Karabibik</image:title>
            <image:caption>Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beymelek köyünde yaşayan yoksul fakat hırslı ve çalışkan Karabibik’e babasından taşlı ve verimsiz bir tarla miras kalır. Burayı ekip biçmek için köydeki öküzlerin hangisini nasıl satın alabileceğini düşünürken bir yandan da kızı Huri’nin yapacağı evliliğin bu alışverişi kolaylaştırabileceğini ince ince hesaplar. 
Nabizade Nazım, arazi haritası hazırlamak üzere görevli olarak altı ay yaşadığı Kaş yöresinde gözlemde bulunmuş ve realist roman iddiası ile Türkçede ilk köy romanı olarak bilinen Karabibik’i kaleme almıştır. Romanda dillerinden alışkanlıklarına, sevinçlerinden dertlerine kadar Beymelek’te 
yaşayan halkı ve köyün civar coğrafyasını çok gerçekçi bir üslupla yansıtmıştır. 
Nabizade Nazım’ın bu romanı, yazıldığı dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Nur Gürani Arslan tarafından yayına hazırlanmıştır.                                                                                                                                                                           (Arka Kapaktan)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100197</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d49917b-09d6-4f58-bcc5-5032bf35d401.jpg</image:loc>
            <image:title>La Leyl</image:title>
            <image:caption>LA &amp; LEYL 
 
La diyordum illaki her daim 
Yersiz inkardı bu aşkı sevdayı 
Yoktu aşk dünyada, olmazdı hakim 
Rabbim bilirdi kalbimdeki davayı 
 
Bir gün “ la” ile sadece geçiyordum 
Aslında bir kalbe bakıp çıkacaktım 
Bilir miydim ki kadere yürüyordum 
Sanmazdım ki saplanıp kalacaktım 
 
Bilirdim “la” dan sonra gelirdi “Leyl” faslı 
Ve geceye and olsun ki aşkı tasdik de gelirdi 
İşte böylece uykuya veda Leyl e geçişti işin aslı 
Ve bilirdim ki bu aşk derin bir acı da verirdi 
 
Leyla Tunca</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100198</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e085754-6727-4e67-b14d-235d15cf160c.jpg</image:loc>
            <image:title>Emily’nin Arayışı (III)</image:title>
            <image:caption>Arka Kapak: 
“Küçücük şeylerin insanların birbirlerini yanlış anlamalarına yol açması korkunç bir şey.” 
 
Emily liseyi bitirir bitirmez Yeni Ay’a, teyzelerinin yanına döner. Derin bağlar kurduğu çocukluk aşkı Teddy’nin tutkusunu gerçekleştirmek üzere uzaklara gidişiyle içinde dolup taşan sevgiye başka bir yürekte karşılık bulmaya çalışır. Evde yaşadığı talihsiz kaza ve büyük emek verdiği yazılarına yayınevlerinin beklediği kadar hızlı dönüş yapmaması onu çöküşe sürükler. 
 
Serinin bu son kitabında, engeller karşısında asla pes etmeyen Emily’yi kaderine yön verecek kararlar alırken buluruz. Kendi mutluluk yolunu bulabilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100199</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69ea6606-c253-46cd-a309-b01e0a3696c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Emily Tırmanıyor (II)</image:title>
            <image:caption>Arka Kapak: 
&quot;Her şey sonuçta aynı noktaya varıyor, başkalarının doğrularıyla yaşamaya çalışmanın hiçbir yararı yok. İnsan kendi doğrularına göre yaşamalı.&quot; 
 
Çocukluktan genç kızlığa adım atan Emily için Yeni Ay Çiftliği artık hayallerini gerçekleştirmeyi umduğu bir sığınaktır. Bir yandan hayatındaki yeniliklere alışmaya çalışırken diğer yandan da karşılaştığı baskıların ve yenilgilerin altından kendine özgü tarzıyla kalkmanın bir yolunu bulur. 
 
Üç ciltlik serinin bu ikinci kitabında eğitimiyle ilgili önemli bir dönüm noktasına gelen Emily defterlerine gizlice içini dökmekte ve yazar olma hayaline sıkıca sarılmaktadır. Arkadaşları Shrewsbury yakınındaki liseye giderken Elizabeth teyzenin Emily için farklı planları vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100200</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75dd3171-280c-4cd5-b6f9-d613410283b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyku Nerede?</image:title>
            <image:caption>Gece vakti tüm şehir uykudayken...
Bütün sokak lambaları yanmış ve evlerin ışıkları sönmüşken... Yatağında uyuyan Ardıç açmış gözlerini birden. 
Sanki uykusu bir anda kaçıp gitmiş. Etrafına bakınmış ama onu hiçbir yerde bulamamış. En sonunda Ardıç ve babası uykuyu aramaya çıkmışlar. Uyku neredeymiş acaba?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100201</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff67938d-b1f7-4b43-8d11-11c08c6dc4ec.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kurbağa Kuri</image:title>
            <image:caption>Merhaba.
Benim adım Kurbağa Kuri. Yüzmeyi, dinlenmeyi çok severim. 
Ama YIKANMAYI HİÇ SEVMEM. 
Durun bir dakika...tehlikede olan ördekler ve balıklar mı var! O halde hemen suya dalıp onları kurtarmalıyım. Ben Kurbağa Kuri, yıkanmayı hiç sevmem. Ama kahraman olma fırsatını da asla kaçırmam!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100202</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/889509b4-be79-483a-a861-ab7c62c9e710.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayallerimi Boyuyorum</image:title>
            <image:caption>Birbirinden güzel mandala motifleri ile eğlenceli bir boyama yapmayı kim istemez ki? 
Deniz Büyükbalya&apos;nın çizgileriye hayallerinizi boyamaya ne dersiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100203</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63aa6a23-be00-47f0-8152-ef4a86c7c7da.jpg</image:loc>
            <image:title>Yumurta ve Avokado</image:title>
            <image:caption>Deniz Büyükbalya&apos;nın kaleminden ilgi çekici ve etkileyici bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100204</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1f8ec98-9ebf-4e53-84c3-fc672205b82e.jpg</image:loc>
            <image:title>İtalya&apos;da Bir Korona Gördüm Sanki!</image:title>
            <image:caption>Koronavirüsün dünyayı yeni yeni sarmaya başladığı bir zamanda, 
Bora ve ailesi İtalya’yı keşfe çıkmıştır. 
Bu gezi, unutamayacakları bir macera olarak hafızalarına kazınmıştır. 
Bora, seni İtalya sokaklarında gezmeye davet ediyor. 
Üstelik, maskesiz! 
“Kitabın çocuk karakteri Bora, çocukların kitabı okurken özdeşim kurabileceği, örnek alabileceği, macerayı ve gezmeyi seven, çevresine karşı duyarlı ve meraklı bir çocuktur. İtalya’nın farklı şehirlerinde gezerken farklı bilgiler öğrenerek bunları sorgulamakta ve aktarmaktadır. Aile ilişkilerinde de oldukça olumlu davranışlar sergileyen Bora, çocuklar için olumlu bir modeldir. 
Kitapta, İtalya’nın ünlü şehirlerinin tarihi ayrıntılı şekilde anlatılmaktadır. Bunun yanı sıra, İtalya’nın yemekleri ve genel kültürü hakkında da detaylı bilgiler verilmektedir. Bazı bilgiler verilirken devamının çeşitli sorularla okuyucuya bırakılmasının çocuklarda merak uyandıracağı ve onları araştırmaya teşvik edeceği düşünülmektedir. 
Kitabın çocuklara yeni keşifler sunacağı, mekân isimleri ve tarih bilgileri ile merak duygusunu arttırarak araştırmaya teşvik edeceği, çocuğun çevreye duyarlılığını geliştirebileceği, gittiği yeni yerlerde, mekânları tanıma, gözlem yapma ve anlam verme güdüsünü harekete geçirme konusunda faydalı olacağı düşünülmektedir. Anlatım sırasında, koronavirüsün etkilerine de yer verilerek bir çocuğun gözünden virüsün sorgulanması da hikâyeye güncellik katmaktadır. Çocukların psikolojik gelişimine katkı sağlayacak bu eser, okurlara tavsiyemdir.” 
Gökçem Elif KARANFİL 
Psikolojik Danışman-Oyun Terapisti</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100205</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3eb3e244-f60e-40c1-bbac-1c38e57d0ffe.jpg</image:loc>
            <image:title>My Breath is Like a Magic</image:title>
            <image:caption>This book is a book on mindfulness. 
Conscious awareness -known as mindfulness- 
is a rather abstract concept, even for adults. 
Our author has undertaken 
a very difficult task in this sense 
and she took up her pen to introduce 
this concept to children. 
This book, which deals with “breath” as the first step on the path of discovery, 
aims to show children the ways to recognize their breath and to explore themselves 
and their breathing by using their senses. 
It is a bedside book for adults as well as for children. The miracle of the “breath” and the awareness of the “moment” could only be explained so well to children!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100206</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b0e8d31-42bd-4b44-af15-7cbd49593552.jpg</image:loc>
            <image:title>Nefesim Sihir Gibi</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, bir bilinçli farkındalık kitabıdır. 
Bilinçli farkındalık, 
yetişkinler için dahi oldukça soyut bir kavram. 
Yazarımız bu anlamda oldukça zor bir görevi üstlendi ve bu kavramı çocuklarla tanıştırmak üzere kalemine sarıldı. 
Çocukların öncelikle 
nefeslerini fark etme yollarını gösteren, 
duyularını kullanarak kendilerini keşfetmelerini amaçlayan ve bu keşif yolunda ilk adım olarak 
“nefes”i konu alan bu kitap, 
çocuklar için olduğu kadar 
yetişkinler için de bir baş ucu kitabı. 
“Nefes”in mucizesi ve “an”ın farkındalığı, çocuklara ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100207</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/025719a3-41c0-4b89-b3a7-e7b491465c83.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşka Koşmak</image:title>
            <image:caption>Kafamda, benliğimden kopup gelen alaycı kahkahalar ve her sözümü alayla yineleyen tümceler art arda patlıyor. Birbirinin peşinden ok gibi fırlayarak tavandaki ışık çubuğuna çarpıp paramparça oluyorlar. “Ayakların kocaman birer sandal, seni denizde boğulmaktan kurtarıyor!” diye bağıran, kıpkırmızı boyalı bir çift kocaman dudak, o kör edici ışığın altında tıpkı bir kuklanın ağzı gibi açılıp kapanıyor; bir sıra dizilmiş esmer, bıyıklı, ellerindeki kocaman copları öfkeyle havaya kaldırıp sallayan polis topluluğu, karşımda “27 Mayıs ha! Devrim ha! Göreceğiz bakalım, size bunları yedireceğiz! Komünist itler!” diye avaz avaz bağırırken iç sesim de durmadan haykırıyor:“Korkuyorum. Korkuyorum. Korkuyorum!” 
Tarih kitaplarında hep tek yönü anlatılan bir dönemin  genç bir kızın gözünden, sosyal yaşamın da dahil edilerek anlatıldığı bir roman Aşka Koşmak... Aşkla ve toplumsal ikilemlerle aynı anda tanışan bir genç kızın romanı... 
Tansu Bele, büyüleyici diliyle ve tarihsel tanıklığıyla, cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan toplumsal olayları bir tarihçi ağzıyla değil, bu olayların hissettirdikleriyle anlatmış ve sorgulamış: 
“Nazım Hikmet de Batılılara kızıyordu, işgalci oldukları için... Tıpkı Atatürk gibi... O zaman Nazım’ı neden hapse koydular?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100208</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c799e1ad-6aea-4540-8060-bffdb780e7f2.jpg</image:loc>
            <image:title>Türbedar Şahsude (Sır Ol)</image:title>
            <image:caption>“Burası niyet tarlasıdır. Avucunda hangi niyetin tohumları var?” dedi derviş naif bir sesle. Çocuk başını kaldırdı ve dervişe baktı. Derviş ona “Olmamış bir üzüm koruğusun,” demişti. Çocuk utanarak sağ elini göğsüne götürdü. Zayıflıktan kurumuş ellerini açıp gözlerindeki masumiyetle, “Yüreğimde inanç, avuçlarımda ise umut var,” dedi. “Madem yüreğinde inanç, avuçlarında umut tohumları var! O hâlde serp bakalım şu yokluk tarlasına,” dedi derviş. 
 
İlham karanlıktan doğar. Varlık da öyle! 
 
Mehmet Umut Uzun, ilk romanı Mekânsızlar’ın devamı niteliğindeki Şahsude ile okuyucusuna, metafiziğin fantastikle harmanlandığı etkileyici bir Mevlevi hikâyesi hediye ediyor! Yazar, İnlidere köyünde geçen eserinde, Şahsude’nin yolculuğunun yanı sıra şahıs kadrosunun genişliğiyle okuyucuyu farklı hikâyelere de ortak ederek Mekânsızlar’dan sonra keyifle okunacak bir romana daha imza atıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100209</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83028a97-3d14-438f-afb8-379477a11cf7.jpg</image:loc>
            <image:title>Vapurda Şapkasını Düşüren Çocuk</image:title>
            <image:caption>Sıcacık bir yaz günü Adalar’a gitmek için vapura binmişlerdi. 
Başlarına bazı komik olaylar geldi. 
Küçük kızın benekli şapkası rüzgârda uçuverdi.  
Denizin derinliklerinde bambaşka bir yolculuğa çıkıverdi. 
Ahtapot Bayan Minit de bu yolculuğa katılınca yepyeni bir macera başladı. 
*** 
Anne kız birlikte yazılan bu öykü, bir anı kutusunda saklanmaktan fazlasını hak ediyor. 
Sıcacık bir dil, 
İlham veren bir macera… 
Bir sevgi hikâyesi… 
“Su üstünden su altına bir bağ kurulmuştu. Bu bağın adı ise yalnızca sevgiydi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100210</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33cb9e8e-e180-434b-ae38-92c72485c2d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Portakal Ağaçlarımız</image:title>
            <image:caption>Sizce, portakal ağaçlarımızın bu kadar güzel olmalarının nedeni ne olabilir? 
Hadi, bu sorunun cevabını birlikte bulalım! 
Sevgi ve emek üzerine sıcacık bir hikâye...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100211</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f62ffe11-0b10-4359-88fa-95e2d70b6b6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tebai&apos;ye Karşı Yediler - Eski Yunan Tragedyaları 13</image:title>
            <image:caption>Tebai&apos;ye Karşı Yediler - Eski Yunan Tragedyaları 13</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100212</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e8038bf-4484-4d5b-a908-e2238bb84d1a.jpg</image:loc>
            <image:title>Çömlek (Aulularia)</image:title>
            <image:caption>Latin Komedyasının en önemli temsilcisi olan Plautus (İÖ.254-184), Antik Yunan Komedyası ile Roma güldürüsü Atellan farsını birleştirerek Antik Roma halkının yaşamını, yalın sahne dili, dolantı ve kurguyu ustalıkla kullanarak eserlerine aktarmış ve kendinden sonraki Moliere, Shakespeare gibi büyük ustaları etkilemiş bir yazardır. Çömlek, Moliere&apos;nün en ünlü eseri Cimri&apos;ye temellik etmiş bir karakter komedyasıdır. Oyunda kör para tutkusuyla, insanın mutluluğu arasındaki uyumsuzluk, güçlü eleştirel bir bakışla, esprili bir dil ve eğlenceli sahnelerle anlatılıyor. (Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100213</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/809b4195-4f4c-45b8-80cd-a2b903443b1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük Tasarım</image:title>
            <image:caption>Douglas Adams, Otostopçunun Galaksi Rehberi’nde karakterlerine bir bilgisayara, “hayatın evrenin ve her şeyin” nihai yanıtını sordurur. Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow’un Büyük Tasarım’da işaret ettikleri gibi, bilgisayarın verdiği “42” yanıtı yardımcı olmaktan uzaktır. Hawking ile Mlodinow o nihai soruya şu üç soruyu ilave ediyorlar: 
Niçin hiçlik değil de varlık var? 
Niçin varız? 
Niçin başka yasalar değil de bu bildiğimiz yasalar var? 
Hawking ve Mlodinow, Antik Yunan’dan modern kozmolojiye kadar bilimin gelişimindeki dönüm noktalarına işaret edip, kuantum mekaniğine ve göreliliğe ilişkin kuramları bir araya getirerek evrenimizin nasıl yoktan var olduğunu anlamamızı sağlıyorlar. Şu an elimizde bulunan en iyi fizik tanımının “M-kuramı” denilen ve içinde yaşadığımız tek bir evrenin değil, muazzam sayıda evrenin var olduğunu öngören kuram olduğunu açıklıyorlar. Tüm olası evrenler arasından bazıları yaşamın ortaya çıkışına olanak tanıyan yasalara sahip olmalı. Burada olduğumuz gerçeği halihazırda Çoklu Evrenin böyle bir noktasında olduğumuzu doğruluyor. 
“Hawking ve Mlodinow bu kısa ve hareketli kitapta, okuru alıp bir temel fizik ve kozmoloji kasırgasına sürüklüyorlar.” 
–The Wall Street Journal 
“Provokatif bir popüler bilim kitabı, evrenimizin başlangıcına ilişkin en son görüşlere odaklanan bir keşif.” –The New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100214</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6b875dc-49ac-468b-bac9-40fdc949cfc1.jpg</image:loc>
            <image:title>Denemeler</image:title>
            <image:caption>İnsan olarak birey olduğumuz kadar toplumun da bir ferdiyiz yani başka insanlarla bir arada yaşayabilmeyi becermek zorundayız.  Bu kitapta bu amaca yönelik muazzam bir bilgi hazinesi, muazzam bir karşılaştırmalı tarih ve en önemlisi çok özgün bir etik eleştirisi sizleri bekliyor; dünyayı değiştirme iddiası olan bir eleştiri! 
  Kitaplığınızın rafında olsa da size yakın olmak benim ayrıcalığım olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100215</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76b520fb-d54c-4586-b4d6-efb869289bfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Dört Köşe Sancıları</image:title>
            <image:caption>……. 
geri getir melekleri gökyüzünün derinliklerinden 
uzatmış ellerini seni bekliyorlar, 
senin gizemli sesin çağırınca onları, 
cehenneme kurbanlar taşırken, bana da uğruyorlar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100216</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c47f9d5c-add1-47b7-a0de-2e77e7bd76cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Matrix’ten Çıkış Denemeleri</image:title>
            <image:caption>Modern toplumlarda sona ermiş gibi görünen kölelik aslında hiç bitmedi. Şekil değiştirip çok daha güçlü bir şekilde arzuların, isteklerin ve sanal ihtiyaçların köleliğine dönüştü. En temelinde nefsin köleliğiydi hepsi. Nefis gizlendi. Kendisini ortada göstermeden aşama aşama oyunlarını sergiledi ve bağımlılıklar yoluyla esaretimizi kuvvetlendirdi. Tarihin her döneminde, doyumsuzluğuyla, haz eksenli bencil hedefleriyle ve suni acılarla kurguladığı hayali dünyasında, bu acıları dindirmek için uyuşturucu, aldatıcı oyuncakları oldu nefsin. Özgürlüğün, huzurun ve hakikatin peşinde koşan insan, aradığının uzakta olmadığını, nefsin perdeleri kaldırıldığında, kalbiselim, aklıselim ve ruh hâkimiyetinin sağlanacağını anladı. Bu kitap, nefsi tanımak, oyunlarını görmek, onu gizlendiği yerden çıkarmak için yazıldı. Nefsin sürdüğü hâkimiyete son vermek, kalbiselim, aklıselim ve ruh mekanizmalarını yeniden çalıştırmak için bir adım atmak için... Kimi zaman hayatın içinden örneklerle çok ince oyunlarını ortaya çıkararak ve karşısında sağlam durarak, kimi zaman şefkatin, sevginin ve samimiyetin gücüyle hesaplarını, planlarını çökerterek ve hepsinden önce özgürlük adına atılan hiçbir adımı küçük görmeyerek…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100217</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aa74c5e9-c773-44ae-819c-e36a8ddec6aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Serendip</image:title>
            <image:caption>İkimize Bir Dünya
Yaralı vahşi hayvanların kendi inlerine çekilerek iyileştirmek için yaralarını yaladıkları gibi biz de kendi köşemize çekilip birbirimizin yaralarını iyileştirelim. İzin verelim son bir kez daha gözyaşlarımızın akmasına. İlk görüşte kenetlenerek, mesafeleri bir çırpıda aşıp tek bir adımda, tek bir nefeste, tek bir kalp atışında, tek bir bakışta birbirimize ait olduğumuzu bilerek hareket etmeye başladık. Ve bunu yaparken tek bir amacımız vardı, o da birbirimize daha fazla nasıl zuhur edebileceğimizin yolunu bulmak. Bu, gerçekleştiği zaman ki gerçekleşmek üzere olduğunu biliyorum, yaratılışın o mükemmel tecellisini insanlar bizde görebilecek.
Sen ve ben, dünya ve ay gibi o en mükemmel olanın etrafında, ona ulaşmak için semah ediyoruz. Sen ve ben, canım sevgilim, birbirimizin etrafında dönerek birleştiğimizde rıza kapısı geçmemiz için sonuna kadar açılacak. İkinin birde kendini üçe tamamladığı an, o an olacak.
Bu, Ene’l-Haktır…
Bu, Hulul hâlidir…
Bu, Aynel Haktır…
Bu, ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin kapısıdır…
Ben senin mabedin, sen de o mabedin ruhusun…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100218</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/363baf02-a9b9-4626-8ac0-0d0df2ff2c62.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençlik Sanatı</image:title>
            <image:caption>Bu dünyada çok değerli hazineler, çok kıymetli şeyler vardır. Tarihi eserler, mimari yapılar, saraylar, binlerce yıllık antik şehirler... Değerli takılar, mücevherler, lüks arabalar, kıymetli tablolar, heykeller, sanat eserleri... İnsanlar yüksek meblağlar ödeyerek bunlara sahip olmaya çalışırlar. 
Ama dünyada öyle kıymetli bir hazine, parayla satın alınamayacak öyle bir sanat eseri var ki o da gençliktir. Yani senin içinde bulunduğun bu zamanlar... 
Dünyanın en ünlü sanatçılarını araştırıp baksan, çoğunun en büyük ve en güzel eserlerini hep olgunluk çağlarında vermiş olduklarını görürsün. Ürettikleri bu eserlerle tanınmış ve ün kazanmışlardır. Ama emin ol istedikleri tek bir şey vardır; senin yerinde olmak... 
Bu yüzden sahip olunabilecek en büyük yetenek gençliktir. 
En değerli sanatçı da gençtir. Yani sensin... 
Yaş almış olanların sana imrenerek baktığı bir güzelliğe, güce, enerjiye ve motivasyona sahipsin. 
Tabii bütün bu sahip olduğun hazinelerin farkına varabilirsen… 
Unutma! Hayat, an’ların gereklerini yerine getirmekle anlam kazanır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100219</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a6c321b-c451-4c6c-9d79-e1b9cad95a86.jpg</image:loc>
            <image:title>Yollarda Hüzün Bizi Bekler</image:title>
            <image:caption>Sonbaharın hüzün günlerinde bahçede tek tük kalan beyaz güllerle sohbet ediyordum. Bir mısra yakalamaya çalışıyordum. 
“Hazan yollarında savrulan beyaz güller, yollarda hüzün beni bekler.” 
Biliyorum. Ne kadar uzaksan, o kadar yakınım sana. Ne kadar kaçarsan kaç, içinde bana ait olanla kaçıyorsun: Sevgimle! 
Oysa sen ne kadar yakınımdaydın. Sözde değildi hatıraların sıcaklığı. Biliyordum, kendimden kaçtığım zamanlarda bile biliyordum: Bir yürek benimledir... 
“Bir yürek benimledir.” diyebilmeliydin. Diyemedin.  Sesler ve ışıklar ülkesine girişler kapatıldı. Yüreğim sensizliğin ve karanlığın ülkesinde yine sürgün kaldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100220</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bb187c7-db76-4a45-a3cb-d98e31d2f67b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yusuf Ve Lalihan</image:title>
            <image:caption>Halima Kadın, Yusuf Muhammed ve Lalihan... 
Acıyla, özlemle, arayışla geçen tam 32 yıl… 
Ve binlercesi… 
Karar vericiler tarafından bir oyun gibi görülen savaşlar ve bu savaşların en masum parçası olan çocuklar… Savaşın ne kadar acımasız ve gaddar olduğunun en büyük kanıtı onlar.  Atılan bombalar sadece binaları ve bedenleri parçalamıyor, hayatları da yok ediyor. Savaş kararı verenler belki bir süre sonra barışıyor ancak geride ölüm, yoksulluk, sefalet ve izleri hiçbir zaman silinmeyecek kötü hatıralar bırakıyor. 
Ölen ölüyor, kalan ise ya hayatını hasta ve engelli bir şekilde sürdürüyor ya ölen sevdiklerinin ardından ağlamakla ya da kaybolan yakınlarını aramakla… Yani hayatı hep geriden yaşamak zorunda kalıyor. 
Yusuf ve Lalihan; kalbi kırık masum insanların Batman’dan Halepçe’ye uzanan hazin hikâyesini anlatan, akıcı anlatımıyla soluksuz okunacak ve uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100221</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c807cf5-900c-479e-b181-ece3b93d7b81.jpg</image:loc>
            <image:title>Araf</image:title>
            <image:caption>“Ben çok mutsuzum, kendimi huzursuz hissediyorum.” 
“Mutsuz musunuz, huzursuz mu?” 
“Ben merhametsiz biri miyim Doktor Bey?” 
“Evet, merhametsizsiniz. Size ihtiyacı olan birine, merhamet etmiyorsunuz. Onu kendi sorunları içinde boğuyorsunuz, onun ihtiyacı olan şeyi ondan saklıyorsunuz; suçlusunuz!” 
“Peki, tek suçlu ben miyim?” 
***** 
Günümüz insanının açmazları, korkuları, modern dünyadaki koşturmaları arasında kendine dönememesi, kendi içine yolculuk yapamamasının sonuçlarından biri olan hırs, ihtiras ve daha fazla sahiplenme arzusunun insanı getirdiği son noktayı bu romanda bulacaksınız. 
İnsandan kalbi çıkarınca geriye kalanın “hiçbir şey” olduğunu Doktor Salih ile Murtaza’nın sohbetlerinde göreceksiniz. 
Aile, yaşam, insanın ruh ve akılla ilişkisi gibi konuları korku, heyecan, mistisizm ile harmanlayarak kaleme alan Erkan Haras’ın son romanı “Araf”ı okumaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100222</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91d39926-7114-4136-bc81-2268a210409a.jpg</image:loc>
            <image:title>Feda Mevsimi</image:title>
            <image:caption>“İstilaya uğrayan vatan topraklar sulh ile ele geçmez, cenkle alınır.” (Şeyh Şamil) 
Feda Mevsimi; Çarlık Rusyası’nın Kafkaslardaki katliam ve soykırıma varan işgalinin ardından 1864 yılında başlayan sürgün hayatında Çerkeslerin Anadolu’ya yolculukları esnasında yaşadıkları olaylardan, gerçek kahramanların hikayelerinden ve dilden dile, nesilden nesle aktarılarak gelen hatıralardan yola çıkılarak yazılmıştır. 
Bu kitapta; Kafkasya’da yaşanan işgal ve soykırım sürecinde, Şeyh Şamil önderliğinde verilen vatan mücadelesini, Atalar yurdu Kafkasya/Dağıstan’dan yola çıkarak Adana/Ceyhan’a gelen ve burada Atalar yurdu anısına “Dağıstan Köyü”nü kuran 41 ailenin gerçek yaşam hikayesini ve bir milletin var olma adına vermiş olduğu o çetin mücadeleyi bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100223</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c742045f-189d-481f-8f0b-21c43c10e1c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Koşullanma</image:title>
            <image:caption>“Bakın hanımefendi; bu deneyin sonuçları tıp alanında atılmış büyük bir adım olacak. Bize izin verirseniz öncelikle bebeğinizi baştan ayağa muayene edeceğiz. Eğer sağlıklıysa onu gözlemlemeye başlayacağız. Ayrıca ihtiyaçlarınıza destek olmak amacıyla size bir miktar ödeme yapacağız.” 
“Oğluma zarar vermeyeceksiniz değil mi?” 
“Oğlunuza neden zarar verelim hanımefendi? Sadece onu gözlemleyeceğiz, bu konuda bana güvenin; oğlunuza bir şey olmayacak.” 
“Peki, o zaman size güveniyorum. Oğlumu deneyinize dahil edebilirsiniz.” 
***** 
İdealist bir psikoloğun akıl almaz bir deneyi ve o deneyin sonuçları… 
Seçil Kutal’ın akıcı bir üslupla kaleme aldığı “Koşullanma”, sıradan bir hikâye gibi başlayan ve her bölümde okura yeni kapılar açarak hayata dair temel kavramları ve yaklaşımları sorgulamaya teşvik eden bir roman…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100224</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a096377-90c5-4403-86bd-b6de42964c21.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayaller İçinde Floransa</image:title>
            <image:caption>Hannah, Boston’dan yola çıkıp kimseyi tanımadığı ve dilini pek bilmediği Floransa’ya yerleşir. Ancak adeta bir hastalık gibi kimliğini ve sağlığını tehdit eden acı verici bir sır taşımaktadır. İtalya’da hayatını yeniden kurmaya karar verip şehrin kürek kulübüne katılır. Burada karmaşık sosyal ilişkilere, çarpık flörtleşmelere, bölgedeki yemek sevdasına, özetle onu hem çok çeken hem de iten, hayata karşı doymak bilmez bir iştaha şahit olur.
Ama asıl aradığını şehrin kendisinde, tarihinde bulur. Floransa sayısız güzellikle doludur. Hannah arkadaşlığı, hatta aşkı bulduğunda bile şehrin kendisine sunduğu bu kusursuzluğun peşinde koşar. Floransa’da iyileşmeye çalışırken şehrin hayaletleri kendi geçmişinin hayaletleriyle çarpışır. Hayal ler İçinde Floransa, bir kadının istikrarsız bir dünyada anlam arama ve kendini bulma girişimi hakkında çarpıcı ve içten bir roman.
• • •
“Sürükleyici bir hikâye, bir aşk hikâyesi, bir büyüme hikâyesi, şehrin kendisinin, güzelliğinin ve çöküşünün muhteşem bir portresi...”
Alice McDermott
“Chaffee&apos;nin bu muhteşem ilk kitabı, Hannah&apos;nın mücadelelerini, keşiflerini ve tatlı zaferlerini okura hissettiriyor.”
Claire Messudz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100225</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26f911db-1c31-406f-b6c6-8546318d4fba.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Sır Kaç Kilometre?</image:title>
            <image:caption>Büyük bir sırrın üzerine, dostluk inşa edilebilir mi?
Hanzade Servi&apos;nin kaleminden çıkan Bir Sır Kaç Kilometre?, hayalleri ve hayal kırıklıklarıyla aynı şehirde farklı yaşamlar süren altı genci çok özel bir dostluk bağıyla birbirine bağlayan gizem dolu bir roman. 
Dizi filmleri aratmayan katmanlı hikâyesini, kitapta adı geçen gençlerin ağzından anlatan yazar, yeni neslin kırılgan ve duygu yüklü dünyasını gerçekçi bir üslupla yansıtıyor. 
Günümüz gençliğinin sosyal medya çılgınlığına renkli bir parantez açan kitap; İstanbul&apos;un büyülü silüetini arka fonuna yerleştirerek, kentin kalbinde sakladığı sırları birer birer kulağımıza fısıldıyor.  
Şu zamana kadar birbirimizden sakladığımız sırları uç uca eklesek kaç kilometre olur, biliyor musun?
Annesini talihsiz bir kazada yitirmenin acısını tehlikeli sulara açılarak hafifletmeye çalışan Tibet; günlerini, ait olmadığı bir çevreye uyum sağlama çabasıyla geçiren Elçin; anne babasının ayrılması nedeniyle karmakarışık bir aile düzeninin içine çekilen Kağan; sosyal medyanın sınırsız evreninde yalanlarla örülü bir dünya yaşayan Karsu; “mükemmel” hayatı hiç beklenmedik bir utançla sarsıldığı için okulunu değiştirmek zorunda kalan Alya ve yaptıkları yüzünden yapayalnız kalınca, artık gerçekleri açıklama zamanı geldiğine karar veren Buket. On dört yaşındaki altı gencin birbirlerinden sakladığı sırlar, dostluklarının arasına kilometreler mi sokacak, yoksa öğrendikleri gerçeklerle örecekleri yol, ilişkilerini sonsuzluğa mı taşıyacak? 
 
Hanzade Servi, sırlarının ardına saklanmayı seçen Tibet, Elçin, Kağan, Karsu, Alya ve Buket&apos;in acıyla, korkuyla, öfkeyle, özlemle, pişmanlıkla ve kıskançlıkla sınanan dostluklarını zihinlerde uzun süre yer edecek bir anlatıya dönüştürüyor.  
Güncel konulara temas eden hikâyesi, sağlam kurgusu ve hayatın içinden karakterleriyle okuru kıskıvrak yakalayan Bir Sır Kaç Kilometre?, her şeyin çarçabuk unutulduğu hızlı tüketim çağında sır saklamanın nedenleri ve sonuçları üzerine düşündüren, çarpıcı bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100226</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e83e06f-f083-4611-9039-66051bfab8db.jpg</image:loc>
            <image:title>Ah Be Ponçik!</image:title>
            <image:caption>Ponçik uslu durmak istiyor. Uslu olmaya çalışıyor. Ama mutfakta bir pasta gördü… Ponçik ne yapacak acaba? 
Eserleri 25’ten fazla dile çevrilen Chris Haughton’ın kitapları, Türkçe çevirileriyle okurlarıyla buluşuyor. Roald Dahl Mizah Ödülü’nün kısa listesine giren Ah Be Ponçik!, göz alıcı resimleri ve uslu durmak için elinden geleni yapan bir köpeğin tatlı macerasıyla küçük okurların kalbini çalacak. 
“Gülmekten havlayacaksınız…”
The Times Gazetesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100227</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c49fed01-5d5b-4f85-ab91-5b7352040775.jpg</image:loc>
            <image:title>Annem Nerede?</image:title>
            <image:caption>Eyvah, minik baykuş yuvadan düştü ve birazcık kayboldu! Acaba hangi hayvan dostu ona annesinin yerini gösterecek? 
Eserleri 25’ten fazla dile çevrilen Chris Haughton’ın kitapları, Türkçe çevirileriyle okurlarıyla buluşuyor. Etkileyici resimleri ile Annem Nerede? İngiltere İllüstratörler Birliği Çocuk Kitabı Ödülü de dahil olmak üzere, 8 ülkede 10 ödül kazandı.
“Müthiş bir öykü ve görsel başarı…”
Irish Times Gazetesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100228</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ab8ea17-6635-4218-9614-50e0c6b9572c.jpg</image:loc>
            <image:title>Herkese İyi Geceler</image:title>
            <image:caption>Güneş batıyor ve herkesin gözünden uyku akıyor. Aslında biri hariç herkesin. Küçük Ayı’nın gözünde uykudan eser yok… 
Eserleri 25’ten fazla dile çevrilen Chris Haughton’ın kitapları, Türkçe çevirileriyle okurlarıyla buluşuyor. Herkese İyi Geceler, bebeklere ve çocuklara tatlı rüyalara dalmadan önce okuyabileceğiniz, uykuya hazırlanan hayvanlarla birlikte bol esnemeli, sevgi dolu bir hikâye. 
“Uykudan önce okunacak rengârenk, sakin bir ninni; yıldız gibi parlayan bu mükemmel kitabı okurken anne babaların esnemekten çenesi düşecek…”
Guardian Gazetesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100229</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be55f311-574c-4e71-be6a-15dbfe3d2416.jpg</image:loc>
            <image:title>Muaz</image:title>
            <image:caption>İnsanın tüm yaşamını ufacık bir sırt çantasına sığdırmaya çalışıp köklerini, evini ardında bırakarak onu neyin beklediğinden bihaber olduğu bir yolculuğa çıkması kolay şey değildir. Muaz için de hiç kolay olmamıştı. Henüz on dört yaşındaydı, çocukların her şeyi daha kolay unuttuğu söylense de onun için öyle gelişmemişti olaylar. Evlerinin yakınında patlayan bombanın bıraktığı yıkıntılarla, gezmeyi çok sevdikleri Halep’teki o alışveriş merkezinden kalan beton yığınlarıyla, yine o bombaların etkisiyle kana bulanmış insanlarla göz göze gelmiş; anne ve babasının gözlerindeki o endişeyi ise en yakından görmüş, her şeyi hafızasının bir köşesine kaydetmişti ister istemez. İçsavaş yıllardır sürüyordu ve her şey daha da tehlikeli bir hâl almıştı. Artık yaşamak için tek çareleri vardı: Bir şekilde sınırdan geçip Türkiye’ye gitmek. Peki orada her şey yoluna girecek miydi yoksa çok daha karmaşık günler mi bekliyordu onları? Burcu Kapu, aslında hepimizin ucundan kıyısından tanık olduğu yaşamları tam da merkezinden, on dört yaşındaki Muaz’ın gözünden anlatıyor. Tükenen ihtimallerin, iliklere kadar hissedilen korkuların, geride bırakılan tüm yaşanmışlıkların, vazgeçilmek zorunda kalınan hayallerin, dışlanmanın, hor görülmenin enkazında kalmış küçük bir çocuğun, yaralarına merhem arayışının etkileyici hikâyesine en yakından konuk olacaksınız. Muaz: Tüm ümitlerin tükendiği yerde gayret, iyi niyet ve emekle kendine ufacık bir çatlak bulup yeşerecek o tohumların habercisi…

Burcu Kapu 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğrenimini Kadıköy Anadolu Lisesi’nde, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında, yüksek lisansını ise Yeditepe Üniversitesi’nde MBA yaparak tamamladı. Uzun yıllar ilaç sektöründe psikiyatri alanında marka yöneticiliği yaptı. Profesyonel hayatına başladığı andan itibaren hep farklı işleri aynı anda yapan Kapu, kendi ayakkabı markasından spor radyoculuğuna, spor televizyonculuğundan yazarlığına kadar birçok alanda çalıştı. Suriye savaşının patlak vermesiyle birlikte mültecilere dair bir şeyler yapma arzusu onu UNICEF, BM, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve çeşitli STK’lar ile birlikte projeler geliştirip uygulamaya sürükledi. Bu yıllarda aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji alanında lisans eğitimi aldı. Halen BeinSports’ta spor programı hazırlayıp sunan Burcu Kapu Türkiye’de yaşayan mülteci çocuklarla yaşadıklarından yola çıkıp ilk romanını kaleme aldı. Semih Gümüş ile birlikte yazarlık yolculuğuna başlayan Kapu’nun 2017 yılında yayımlanmış Hiç Pas Vermiyorsun isimli bir kitabı daha bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100230</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89d5e755-8a18-4d84-b3af-efe0689c2994.jpg</image:loc>
            <image:title>Günahkarlar Kalesi</image:title>
            <image:caption>Eserleri birçok dünya diline çevrilen, ulusal ve uluslararası pek çok ödüle layık görülen Muharrem Erbey’den, bir kendini arayış ve yol hikâyesi; hem Batı’dan Doğu’ya, medeniyetler arası bir serüven hem de yüreğinde yara ile doğanların iç dünyasına bir yolculuk. “Mezopotamya Üçlemesi”nin ilk kitabı Günahkârlar Kalesi/Amina ile Jacob, aşkın ve kendini bulma cesaretinin peşinden gidenlerin hikâyesini görkemli bir anlatımla sunuyor okuyucuya. Günahkârlar Kalesi; sapkınlar, simyacılar, şifacılar, kanun kaçakları ve günah işleyenlerin, toplumdan dışlananların sığındığı bir yeryüzü âlemi. “Muhkem olmayan hayatı tarafından muhasara altına alınan” Amina’nın Doğu’daki kaleden yükselen çığlığını kaydettiği defter, bir seyyahın sandığıyla Boston’da yaşayan Jacob’a tesadüfen ulaştığında yolun da, yolcunun da, hancının da kaderi yazılmış olacaktır. Düşlerin, hayallerin, sabırla sırlara erenlerin, muammaları çözen adamların, bilinmezi, imkânsızlığı dönüştürenlerin mekânında, Doğu’daki topraklarda, bilinmezlik katmanları içerisinde acılar ve hayal kırıklıkları kadar yeni umutlar da saklıdır. Ve fakat kim kaderine boyun eğecektir, kim yola çıkmayı göze alacaktır? “Bu kaleye gelince dünyada çok az insanın bildiği bir sırrı burada yaşayanların çoğunun bildiğini öğrendim. Bu sırrın ne olduğunu kalede asla soramazsınız. Sorarsanız size, elleriyle gökyüzünü gösterip, ‘Âlemi izle, bak, duy, gör, hisset ve bir parçası ol, ararsan bulursun,’ diyorlar.”

Muharrem Erbey 1969’da, Diyarbakır’da, Sur içinde doğdu. İlk şiiri 1981’de çocuk dergisi Furi’de yayımlandı. Lise yıllarında resim yaptı. 25 Eylül 1997’de annesini kaybettikten sonra kaleme sarıldı. 1998’den itibaren ulusal ve uluslararası alanda çok sayıda kültür sanat dergisinde, gazete ve web sayfasında, makale, öykü, deneme ve röportajları yayımlandı. Öykü, makale ve denemeleri, İngilizce, Almanca, İsveççe, İtalyanca, Norveççe, İspanyolca, Arapça ve Kürtçeye çevrildi. Edebiyat, barış ve insan hakları alanındaki çalışmalarından dolayı, 1999 Ankara Barosu Öykü Ödülü’nü, 2007 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülü’nü, 2012’de Ludovic Trarieux Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Ödülü’nü, 2014’te Norveç PEN Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nü, 2014’te İsveç Pen baskı altındaki yazarlara verilen Tucholksy Ödülü’nü kazandı. 2016’da Yaşar Kemal öykü seçkisi, 2018 Oğuz Atay seçkisi dahil çok sayıda seçkiye öyküleri alındı. 1997’den bu yana Diyarbakır’da serbest avukatlık yapıyor. Burçin ile evli. Robin ve Rober adında iki oğulları var. Daha önce Kayıp Şecere, Babam Aharon Usta ve Tahir Elçi Hikâyesi kitapları yayımlanmış; Barış Hikâyeleri Seçkisi başlıklı eseri yayıma hazırlamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100231</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e801e1e7-cb58-4d3a-bba7-3d3e10a5777c.jpg</image:loc>
            <image:title>Eski Şehir</image:title>
            <image:caption>“Şehirler kadar unutmayı iyi bilen bir canlı türü yoktur!” Harun Özer’in hikâyeleri bizden, içimizden, her gün karşılaştığımız insanların hikâyeleri! Kimi mağrur, kimi mutlu, kimi akıntıya kapılmış… Kimi aşktan, kimi ailesinden, kimi de paradan mustarip insanlar; insancıklar. İçinizi ısıtan mizahıyla kendinizden bir şeyler bulacağınız hikâyeler… 70’lerin Eskişehir’inden, ara sokaklarından taşıp bize ulaşan hayatlar… Ve… Onların “komik, acıklı ve hayret edilesi”hikâyeleri!

Harun Özer 1967 yılında Eskişehir’de doğdu. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Oyunculuğu Bölümü’nden mezun oldu. Diyarbakır ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. Çok sayıda oyunda rol aldı, yönetmenlik yaptı; kaleme aldığı oyunlar sahnelendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100232</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/661d2f46-db8b-4f27-8a2e-9f97861cd5bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Dalgaların Kıyısında 2</image:title>
            <image:caption>Yetmedi mi sahteliklerinden yarattığın 
Dalgaların kıyısında oyalandığın? 
İçinde yüzmeye çalıştığın 
Ama seni hiçbir okyanusun kabul etmediği, 
Bir yarımadadasın şimdi. 
Yarımsın, 
Daha da eksiliyorsun. 
Yüzüne güldüğün sahte cennetler yaratmışsın, 
Kendin gibi 
Başkalarını da musallat ettiğin, 
Anlamsız çabalarına. 
Şimdi söyle: 
Kaç tane “mercan” var avlamaktan çekinmediğin 
Ve kaç tane “can” var 
Bedenini yaraladığın gibi 
İçini de yaraladığın, 
Saygı duymadığın, 
Utanmadan arsızca 
Sana ait olmayana elini uzattığın? 
Söyle! 
Kendi canın da dâhil, 
Kaç “can” var elinde?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100233</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de79c7e5-ab0f-4db9-b99e-1cbcbc083887.jpg</image:loc>
            <image:title>Eyvah! Ayakkabılarım Kaçıyor</image:title>
            <image:caption>Eşyalarını her zaman özensizce sağa sola fırlatan Mert, o sabah erkenden uyandı. Çomar’ın yemeğini vermek üzere kapıyı açtı. Ayakkabılarını ararken gördüklerine inanamadı. Son ayakkabıları da onu terk edip koşarak bahçeden uzaklaşıyordu. Mert, mama kabı elinde öylece arkalarından bakakaldı. Gördükleri bir rüya mıydı, yoksa gerçekten ayakkabıları kaçıyor muydu?   Peki şimdi Mert ayakkabıları olmadan ne yapacaktı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100234</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ef98e82-a5f6-4f75-aef3-a05756981080.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Artı Bir: Küçükler ve Büyükler Birlikte Oynuyor (Çift Dilli)</image:title>
            <image:caption>İster annen ya da babanla, ister teyzen ya da dedenle oynayabileceğin, çift dilli (Türkçe ve İngilizce) aile boyu etkinlik kitabına hoş geldin!  
 
Oyunun kurallarını anlatıyorum: 
1. Birlikte eğlenmek 
2. Çok ama çok gülmek 
 
Devasa sayfaları, harika çizimleri ve birbirinden eğlenceli onlarca etkinliğiyle Bir + Bir seni bekliyor.  
 
 
&quot;Çocuklar için yetişkinlerle temasta olmak ne kadar yararlıysa, yetişkinler için de çocuklarla temasta olmak o kadar yararlıdır.” 
Roland D. Laing</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100235</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e09d1e8b-5be6-461c-9e04-8d21c0560585.jpg</image:loc>
            <image:title>Odaklanmanın Gücü</image:title>
            <image:caption>Odağınıza hâkim olun, hayatınıza hâkim olun. 
Güçlü Odaklanmanın Bilimi ile: 
• Dikkat dağıtıcı şeyleri yenin ve işinizi en verimli şekilde halledin. 
• Disiplin ve iradenin temellerinde ustalaşın. 
• Kaçınılmaz hedefler belirleyin. 
• Enerjiyi, sirkadiyen ritminizi ve doğanın programını yönetin. • Ertelemeyi bırakın ve daha az zamanda daha fazlasını yapın. 
• Etkili bir şekilde &quot;tek bir görev&quot; nasıl yapılır öğrenin. 
• Zihinsel motorunuzu işe hazırlayın. 
 
Odaklanmak bu hayatta sahip olabileceğiniz en değerli yetenektir, çünkü odaklanmak bir şeyi yapabilmek anlamına gelir. O olmazsa alıp alabileceğiniz en büyük ödül gümüş madalyadır, hep ikinci en iyi olursunuz. Başta güzel gelse de istediğiniz şeyin bu olmadığını er ya da geç anlarsınız. Kimse sonsuza dek ikinci olmak istemez. 
Eğer yeterince iyi olmadığınızı, odaklanmanızın yeterli olmadığını düşünüyorsanız bu kitabı okuyun ve hayatınızı odaklanmaya uygun şekilde yeniden tasarlayın. • Yapılacaklar listesi, öncelik listesi, yapılmayacaklar listesi ve sizi sorumlu ve doğru yolda tutmak için ihtiyacınız olan her şey...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100237</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17aab5bb-14d8-469a-bcea-4771aa8e6e6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Güvercinler Havalanırken</image:title>
            <image:caption>Ve savaşta sadece canlıları öldürmek yetmediği için birkaç yıl sonra mezar taşlarının da devrileceğini, granit mezar kapaklarının parçalanacağını, çiçeklerin kafalarının koparılacağını o zamanlar henüz bilmiyorduk, şayet bilseydik muhtemelen ölülerimizin mezarlarının önünde başımızı eğer, usulca mırıldandığımız ilahilerin sihirli bir koruyucu fanusa dönüşmesi ve ölülerimizin, söylendiği gibi ebedi huzurlarının bozulmaması için de dua ederdik… 
 
Yugoslavya’dan İsviçre’ye göç eden bir aile, kültür farkları, ayrımcılık, savaşların yıkımı, yurt özlemi, gurbetle memleket arasında sıkışıp kalmak, göç edilen yeni coğrafyaya aidiyet hissedememek: Kendisinin de benzer tecrübeleri olan Melinda Nadj Abonji Güvercinler Havalanırken’de, sürekli değişen siyasi koşulların bireyler üzerindeki korkunç etkisini, aynı ailenin üç kuşağının yaşantısı üzerinden incelikli bir duyuşla romanlaştırıyor. İsviçre’nin en saygın gazetelerinden Neue Zürcher Zeitung’un tanınmış edebiyat eleştirmeni Sibylle Birrer’in sözleriyle, “Göç, yitip giden vatan ve arada kalmış hayatları mizah, keskin bir hüzün ve ritmik bir tınıyla anlatmanın çağdaş biçemi buymuş meğer.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100238</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f52019df-e6ac-4d99-8c97-f381ec5ea21c.jpg</image:loc>
            <image:title>Serab-ı Ömrüm</image:title>
            <image:caption>Rıza Tevfik Bölükbaşı… 
Şair, kültür ve siyaset adamı. Estetikçi. Feylesof lakabıyla ünlenmiş belki de ilk aktivistlerimizden. Kişiliği kadar zengin bir hayatı oldu. Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını içeriden yaşadı. Şairdi. Lirizmle atbaşı giden coşkulu duyuşları, Halk ve Tekke Şiiri’nin kaynaklarına kadar uzandı. Spora düşkündü ayrıca. Durulmaz bir zihin yapısı vardı. 
Ve, Serâb-ı Ömrüm… 
Rıza Tevfik’in sevilen şiirlerinin toplamı. Yetmedi, hemen hemen yazdığı diğer bütün şiirleri… 
Şiir ve hasret … Bugün ve geçmiş. Öfke ve hiciv. 
Zekânın uzak yoklayışlarıyla örülmüş bir şiir evreni. Varlık ve yokluk arayışlarının kalp çarpıntısıyla dile duruşu. Aşk kadar tabiatın da coştuğu çarpıcı bir dil akışkanlığı. Şiirimizin dünden bugüne geçirdiği merhaleleri izlemek için eşsiz bir kaynak. 
Ömrünü Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın hayat ve eserini anlamaya adamış Abdullah Uçman imzasıyla… 
“Uçun kuşlar uçun! Doğduğum yere; / Şimdi dağlarında mor sünbül vardır. / Ormanlar koynunda, bir serin dere, / Dikenler içinde sarı gül vardır…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100239</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d68432c-089c-4ec5-840f-afe796ba4b67.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasıl Filozof Olunur?</image:title>
            <image:caption>Kimilerince hayatın büyük soruları kabul edilen felsefi sorular kafanızı mı karıştırıyor? İçinden nasıl çıkacağınızı, hangi yöne gitmenin daha doğru bir seçim olacağı konusunda kararsızlık mı yaşıyorsunuz? Nasıl Filozof Olunur filozofların yüzyıllardır sorup yanıtlamaya çalıştığı bu tür sorular için benzersiz bir rehber: bu kitap sizi bir filozof gibi düşünmeye sevk etmekle kalmıyor, bu soruların bazılarına yanıt bulmanızı sağlarken, bazılarının da aslında yanıtları olmadığını fark etmenizi sağlıyor. Bu doğrultuda, mizahi bir dili de bırakmadan, felsefi fikirleri Family Guy, Monty Python’s Flying Circus, The Matrix ve Red Dwarf gibi eserlerden alınan örneklerle açıklıyor. 
Nasıl Filozof Olunur’un en önemli iddiası ise felsefe yapmayı öğrenmenin kendi hayatınız hakkında daha net ve dürüst düşünmenize yardımcı olacağını savunması.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100240</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64dea36b-d4ea-470c-8e0f-ab512504bdf9.jpg</image:loc>
            <image:title>Rusya’nın Batı’dan Kopuşu: Doğu ve Batı Arasında Rusya</image:title>
            <image:caption>Rusya’nın 600 yıllık devlet geleneğindeki imparatorluk algısı, bir yandan Rusya’nın hegemon güç olmasını sağlayan kültürel kodları oluştururken, diğer yandan tarihin kritik dönemlerinde bir matruşka gibi açılarak, Rus devletinin küçülmesine yol açmıştır. Ancak Rusya, küçüldüğü her dönem bu İmparatorluk algısına tutunarak, tekrar ayağa kalkmayı başarabilmiştir. Bunun sırrı 18. ve 19. yüzyıllarda Rusya’da yaşanan kültür, sanat ve siyaset alanındaki gelişmelerde yatmaktadır. Rusya’nın kendisini, Rus/Slav kültürünün, dilinin, Ortodoks Hıristiyanlığının ve Bizans’ın mirasçısı olarak görmesi, yayılmacı politikalarının temel meşruiyet noktası olmuştur.

Rus İmparatorluğunun yayıldığı iki büyük coğrafya bu kültürel kodların oluşmasına ve gelişmesine doğrudan etki etmiştir. Rus tarih yazımının iki kutsal coğrafyası olan Büyük Novgorod Cumhuriyeti ile Moskova Knezliği, Rus İmparatorluk algısının Batı ve Doğu yüzünü oluşturmaktadır. Bu coğrafyalar arasındaki kültürel, ekonomik ve yönetimsel farklılıkları görmezden gelerek ya da Rusya’nın tarihinde mite dönüşmüş Batı-Doğu ikilemini çözmeden Rusya’nın bugününü anlamak mümkün değildir.  

Bu kitap, bir yandan Rusya’nın resmi ve gayriresmi tarihsel anlatısında kültürel kodlardaki farklılıkların neler olduğu ve nasıl şekillendiklerine odaklanırken, bir yandan da Rus tarih yazımında çoğu zaman gizlenmek istenen bir anlatıyı eleştirel bir  bakışla sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100241</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f4c00b3-751d-4736-a0ba-a8f917464e20.jpg</image:loc>
            <image:title>Eylül</image:title>
            <image:caption>Suat ile Süreyya evli ve mutlu bir çifttir. Yaz için Boğaziçi’nde bir yalı kiralayan bu çifti, hem akrabaları hem de yakın dostları olan Necip sık sık ziyaret eder. Necip, Suat’ı diğer kadınlardan farklı görerek ona hayranlık duymaya başlar ve zamanla bu hayranlık artık vazgeçemeyeceği bir aşka dönüşür. Bu aşk, her birinin yaşamında büyük felaketlere neden olacak çıkmazları da beraberinde getirir. 
“İlk psikolojik roman” olarak nitelendirilen Eylül’de Necip ile Suat’ın iç dünyalarına, bunalımlarına, dünya görüşlerine, çelişkilerine, gelgitlerine, çaresizliklerine ve yaşadıkları yasak aşkla toplumun ahlaki değer yargıları arasında kalmalarına geniş bir şekilde yer veren Mehmet Rauf, karakterlerin ruh hâllerini de uzun çözümlemelerle tahlil eder. 
Mehmet Rauf’un bu romanı, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olan Ayşegül Pomakoğlu tarafından yayına hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise yine aynı bölümden öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Yaklaşık yüz yirmi yıl önce kaleme alınmış olan eserin bu baskısı, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak yayına hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100242</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/901cf437-8a9d-4c70-a915-0a1cfcccd8e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Darağacına Mektuplar</image:title>
            <image:caption>Kim, tek cana kıymamış devrimciler için ip talep etmişti? Hangi milletvekili, satır arasında Bizden 3 kişi yan­dı, onlardan da yansın bedduası okunan dilekçelerle İnfazlar durdurulmasın kampanyası açmış, faşizme al­kış tutmuştu? Hangi yazar, Denizler için parka giyen, gözü dönmüş psikopatlar, efsane kılığındaki haydutlar, eli, gözü kanlı mahlûklar, vatanı satan iç düşmanlar diye yazmış, darbeci komutanlara övgüler düzmüştü? 
 
Bunlar gerçek yüzleriyle birer birer tarih huzuruna çağrılıyor kitapta...
- Can Dündar 
Darağacına Mektuplar, Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında bugüne kadar yazılan bütün kitaplardan farklı. Aslında bu kitap tarihe kalacak bir ibret belgesidir. Sosyalistlerin ve aydınların her türlü yönteme başvurarak, avukatların bütün yasal imkanları kullanarak, bazı milletvekili ve senatörlerin Mecliste mücadele ederek üç devrimci genci ipten kurtarmak için nasıl çırpındıklarını okuyacaksınız. Bu arada Türkiye&apos;deki sağcı basının intikam çığlıklarına, acımasızlıklarına ve kayıtsızlıklarına tanık olacaksınız. Ayrıca dış basının Kızıldere katliamı ile infazların öncesinde ve sonrasında yaşanan olayları nasıl yorumladığını da kırk yıl gecikmeyle öğreneceksiniz. 
 
Serpil Çelenk Güvenç, bu kitabı Halit Çelenk&apos;in bıraktığı belgeler üzerine çalışarak yazdı. Böylece babasının vasiyetini de yerine getirmiş oldu.
- Yavuz Alogan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100243</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eec6e3b7-74a8-4488-89f5-8a48f4d7f74b.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş ve Barış - Mustafa Kemal Anlatıyor</image:title>
            <image:caption>Savaş ve Barış - Mustafa Kemal Anlatıyor Kitap Açıklaması
İlker Başbuğ, Mustafa Kemal Anlatıyor: Savaş ve Barış kitabıyla, doğrudan Atatürk’ün gözünden 1. Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı sürecini inceliyor.
Başbuğ, uzun bir film izleme duygusu uyandıran bu çalışmasında, okuru, şu üç nedenle Mustafa Kemal’in düşünce dünyasına girebilmeye yöneltiyor:
Birincisi, Mustafa Kemal’in kabul ettiği, hiç vazgeçmediği ve asla taviz vermediği hayati nitelikteki prensipleri ortaya koymak için.
İkincisi, Mustafa Kemal’in, o günlerin koşullarında karşılaştığı sorunların çözümünde uyguladığı modelleri anlayabilmek için.
Üçüncüsü ise Mustafa Kemal’i kişi olarak güçlü kılan temel nitelikleri ortaya çıkarmak için.
Çünkü…
Başbuğ’a göre Mustafa Kemal’i daha iyi anlamak, prensiplerini, düşünce sistemini ve sahip olduğu kişisel nitelikleri benimsemek durumunda çözülemeyecek sorun yok.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100244</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/22b9d45c-0044-4062-b389-7f0f3348a8e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Anti-Emperyalizm Ve Bağıımsızlık Fikri</image:title>
            <image:caption>“Bugün bir taraftan emperyalizmin aşıldığı ve buna bağlı olarak anti-emperyalizmin arkaik kaldığına yönelik iddialarla, bağımsızlığı savunmanın milliyetçilik olduğuna dair liberal fikirlerle karşılaşmaya başladık. Diğer taraftan da emperyalizmi kapitalizmden kopararak ulusal düzeyde ele alan ve ABD’den sözde “özerk” politikaları olumlayarak AKP’yi anti-emperyalist ilan eden kesimlerin oluşturduğu spekülasyonlar ciddi bir şekilde bu ideolojik tahribatı pekiştirdi. Küresel kapitalizmin iddia edildiği gibi demokrasi ve özgürlük değil, kan, gözyaşı ve gericilik getirdiği, bölgesel eşitsizlikleri derinleştirdiği kısa zamanda ortaya çıktı.” 
  Akıl karışıklığının görünür hale geldiği bu iklimde, dünden bugüne anti-emperyalist mücadelenin önemini anlatan, birbirinden değerli düşünürlerin ve anti-emperyalist mücadelenin etkili bir şekilde verildiği 1960- 70’li yıllara tanıklık etmiş değerli öznelerin katkıları ile açığa çıkan bu eser, gelecek kuşaklar için de kılavuz niteliğinde olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100245</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a667c252-8cd2-44ce-aac6-3a948ca6b2c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Yol Var</image:title>
            <image:caption>“Sosyalizm sadece doğru fikirlerin egemen olduğu bir uzmanlar sistemi değil, iyi kalplilerin nefes aldığı bir dünya olarak tasarlandığı ölçüde, insanlığın kayıp rüyasını yeniden var edebilecektir”. 
Kitabın birinci bölümünde siyasi gelişmeler ve sol hareketin bu süreçler karşısında izlediği politikalara ilişkin değerlendirmelere yer verdik. İkinci bölümde ise solda kafa karışıklığının devam ettiği bazı teorik başlıklardaki ayrım noktalarının ele alındığı yazılar yer alıyor. Kitabın üçüncü bölümü ise ağırlıkla 21. Yüzyılın direniş hareketleri eksenindeki arayışlar ve tartışmalara ilişkin notlardan oluşuyor. Kitapta ayrıca  “12 Eylül ve Sol” başlıklı ara bölüme de yer verdik. YOL Dergisi’nin, 12 Eylül’ün 40. Yılı vesilesiyle hazırladığı bu dosyada Devrimci Yol ve sol hareketin 12 Eylül’ü nasıl değerlendirdiğini okuyabilirsiniz. YOL Dergi Kolektifi’ne ayrıca teşekkür ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100246</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2548aebb-94ba-410e-9130-f1e06adf619f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bezelye Çorbası Dedektiflik Takımı</image:title>
            <image:caption>Öğretmeni tarafından “uyumlu” olarak nitelendirilen Nils, yanına oturan Evi’nin sırasını işgal etmesine de sesini çıkaramaz. Üstelik birlikte takım kurmaktan başka seçeneği de yoktur. Sınıfa yeni gelen Lina’nın aralarına katılmasıyla kurdukları takımın görevi de belli olur: Lina’ya dillerini öğretecek ve entegrasyonu için yardımcı olacaklardır. 
Ama işler planladıkları gibi gitmez. Nils’in dedesiyle büyükannesi son zamanlarda tuhaf şeyler yapmaktadır: 
Lezzetli yemeklerin yerini yanmış patatesler almış ve evin her köşesine bezelye çorbası konserveleri yığılmıştır. Bezelye Çorbası Dedektiflik Takımı’nın yeni görevi Nils’in büyükannesinin sırrını çözmektir. Hem de azılı rakipleri 22 Soru İşareti Takımı’na rağmen! 
Arkadaşlığın koruyucu gücü hakkında zekice kurgulanmış derinlikli bir roman!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100247</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67bb2e29-0192-4af8-be7f-52dfd9ad451e.jpg</image:loc>
            <image:title>Emperyalizm ve Taliban Kıskacında Afganistan</image:title>
            <image:caption>“Afganistan’da yaşananlar, emperyalist barbarlık, dinci gericilik ve aşiretler arasında sıkışan bir kadim ülkenin hazin öyküsüdür. Neresinden tutsanız elinizde kalan, küresel güç merkezleriyle yerel işbirlikçilerin el birliğiyle çökerttiği Güney Asya’nın bu mazlum ülkesinde 15 Ağustos 2021 tarihi itibariyle yeni bir sayfa açıldı. ABD emperyalizminin bir soğuk savaş stratejisi olarak hayata geçirdiği Yeşil Kuşak projesinin yetiştirmesi olan ‘Mücahitler’in günümüzdeki Talebeler’i 20 yıl sonra yeniden ülkenin kontrolünü ele geçirdi. Bütün dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu vaka adeta pandoranın da kutusunu açmış oldu…” 
  Irak, Suriye, Filistin İran, Libya, Yemen, Güney Çin denizi, Hint-Pasifik politikalarıyla birlikte ele alındığında Afganistan’ı nasıl okumalı? Ortaya çıkan büyük tabloda yaşananların kısa, orta ve uzun vadeli sonuçları ne olur? Ve elbette ki bütün bu denklemde siyasal İslamcı AKP’ye biçilen roller, ülkeyi bekleyen tehlikeler neler? Bu çalışmada Afganistan üzerinden bir okuma yapılarak tüm bu sorulara yanıtlar üretilmeye çalışıldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100248</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c335987a-4bd6-47b8-815c-bd4e05f34a75.jpg</image:loc>
            <image:title>Göçmen Kuşlar</image:title>
            <image:caption>Charlotte McConaghy’nin insanı soluksuz bırakan, samimi ve yürek burkan 
Göçmen Kuşlar’ı kaybolan bir dünyaya ve umuda destansı bir övgü. 
Franny Stone’un aşk için yapamayacağı şey yok. Günün birinde hayatındaki her şeyden “kaçmaya” karar verir ve bu “kaçmaya” bir neden bulur: Antarktika’ya son göçleri olacağı düşünülen dünyadaki son kuş türünü takip etmek. Franny bir balıkçı teknesine biner ve mürettebatla birlikte kıyıdan ve güvenli bölgeden çok uzaklara yelken açar.  Ancak Franny’nin öyküsü -tutkulu bir aşk, olmayan bir aile, yıkıcı bir suç- açığa çıkmaya başladığında onun kuşlardan daha fazlasının peşinde olduğu ortaya çıkar.  
Gerilim ve sürprizlerle dolu bir roman 
The Washington Post 
Acı verici ve yürek burkan bir kitap 
The Guardian 
Kaybolan doğamıza muhteşem bir övgü 
Newsweek</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100249</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53960819-dcdb-4b16-9af6-8a5dbca77676.jpg</image:loc>
            <image:title>Drakula’nın Kedisi ve Diğer Şiirler</image:title>
            <image:caption>Zeynep Alpaslan’ın farklılıkları sarıp sarmalayan şiirleri Gözde Başkent’in yaratıcı resimleriyle buluşuyor. Bakış açısının en büyük zenginlik olduğunu anlatan bu eğlenceli şiirlere bayılacaksınız. 
 
KENDİ DÜNYANIN KAHRAMANI 
Dünyanın bütün kitaplarını okuyamazsın
Bütün oyunları kazanamazsın
Herkesi memnun edemezsin
Ve herkesle arkadaş olamazsın 
Her zaman üçlük atamazsın
Herkesin doğum gününü hatırlayamazsın
Sen bir süper kahraman değilsin
Ama kendi dünyanın kahramanısın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100250</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7399da2-52b6-464a-b055-00c1902d0455.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Olsun</image:title>
            <image:caption>&quot;Aşk imiş her ne var âlemde&quot; demiş Fuzûlî, boşuna değil... Öncesiyle sonrasıyla hayatımızı derin biçimde etkisi altına alan durumlardan birisi aşk! İlk karşılaşmadan flörte, kur yapmadan kıskanmaya, aldatmadan ayrılığa her şey aşka dahil. 
Ve Mine G. Kırıkkanat bu kez aşktan söz ediyor Aşk Olsun adlı öyküler toplamında, aşkı ve aşkın insanlara yaptıklarını anlatıyor. 
Türkiye, Fransa (hatta Amerika) hattında yaşanan aşk hikâyelerinin sizin hikâyenizle de denk düştüğünü göreceksiniz. Kurmaca ile gerçeğin bir arada olduğu, İsimsiz Aşklar ve İsimli Aşklar adıyla iki bölümden oluşan kitapta, edebiyat tarihimizin meşhur &quot;aşk&quot; kavgasının aslını da okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100251</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8a48a10-edec-4798-acb2-ef35b22d6c29.jpg</image:loc>
            <image:title>Sözüm Meclisten İçeri Rant Belediyeciliğinden Halk Belediyeciliğine</image:title>
            <image:caption>16 milyon İstanbulluyu bir ve eşit kabul ederek, hak ve hukuk yolundan sapmadan var gücüyle çalışan onurlu bir kadronun, çok büyük ve güçlü bir takımın nasıl hizmet mücadelesi verdiğini bu kitapta detaylarıyla okuyabilirsiniz. 
Sevgili İbrahim Özkan’ın, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gerçeklerini asıl sahiplerine, İstanbullulara anlatmak için kaleme aldım” dediği bu eser çok değerli bir çalışmadır. Yalnızca objektif bir bakış açısıyla tarihe not düştüğü için değil, ardında yatan eşsiz mücadele ve dayanışma dolayısıyla da... 
Yüreği İstanbul ve Türkiye için çarpan herkesin bir adalet ve vicdan belgesi olan bu kitabı okumasını diliyorum. 
Ekrem İMAMOĞLU 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100252</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c9f765d1-8557-4c90-9f7c-625380427e12.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Atı</image:title>
            <image:caption>Dünya; okyanusta yüzen bir tahta parçası mıdır yoksa kelimelerin üzerinde yüzen, harflerin manalara dokunarak ilerlediği bir hazine sandığı mı? Bir göç katarı mı? Bir kirli gemi mi? Biz, bir yüzüşü mü, bir göç katarını mı seyrediyoruz, durduğumuz çağdan? Dengemizi kaybetmemek için bir seyre mi tutunuyoruz böyle?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100253</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76635c0c-a112-43c1-a078-45335490b778.jpg</image:loc>
            <image:title>Metin Akpınar: Sahneye Adanmış Bir Ömür</image:title>
            <image:caption>Aksaray’da kalabalık bir konakta doğan, etrafı gözleyerek büyüyen, her duyduğunu zihnine kaydeden bir çocuk… Daha lisedeyken öğretmenine, “Sen en iyisi tiyatrocu ol oğlum,” dedirtecek kadar mayasını belli eden, gizli cevher bir genç… Eşiyle altmış iki yıl aynı yastığa baş koyacak kadar derin bir âşık… Türkiye’de kabare kültürünü başlatan, yüzlerce temsilde yer alan, Yeşilçam’da da birbirinden unutulmaz karakterlere hayat vermiş bir oyuncu… Karşınızda her yönüyle Metin Akpınar.  Zeynep Miraç, muhatabını nasıl konuşturacağını biliyor, hem ince hem dikkatli sorular sormayı başarıyor ve Metin Akpınar’ı bir zaman tüneline sokarak onun tiyatro tutkusunu, en yakını Zeki Alasya’yla olan dostluklarını, eşi Göksel Akpınar’la olan aşkını, Anadolu’daki turnelerini, Ulvi Uraz’dan Haldun Taner’e “hoca”larını bir bir anlatıyor bize. Üstelik karşımızdaki manzara yalnızca Metin Akpınar’ın hayatı değil, aynı zamanda bir Türkiye tarihi kesiti; muhtıralar, ihtilaller, sansürler, davalarla belki örselenen, ama asla tutkusundan vazgeçmeyen tüm sanat emekçilerinin çok iyi bildiği bir direnme hikâyesi bu anlatılan. Ne de olsa Metin Akpınar’ın hayatı, sahneye adanmış bir ömür…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100254</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48397d87-e5d1-4f59-ae53-bbe9ae235d4b.jpg</image:loc>
            <image:title>Pierre Loti Konstantiniyye’de</image:title>
            <image:caption>Kandilli’deki meşhur Ostrorog yalısının ev sahibesi Kontes Ostrorog, kişiliğine ve eserlerine hayran olduğu dostu Pierre Loti’yi yalısında ağırlamak şerefine erişir (1910). Daha sonraysa, bu kez Kontes Loti’nin Rochefort’daki, Osmanlı’dan uzak Asya’ya bütün Doğu dünyasının izlerini taşıyan büyüleyici evinde misafir olur. Ayrı kaldıkları dönemlerde de düzenli olarak yazışırlar. Loti 1913’teki, devlet erkânı ve halk tarafından coşkuyla karşılandığı son İstanbul ziyaretinde de yalının misafiridir. Kontes, Türklerin Balkan Savaşlarıyla birlikte içine düştüğü acılı sürecin ve Loti’nin neredeyse bütün Batı dünyasını karşısına alarak Türk davasını nasıl cansiperane savunduğunun yakından şahididir. 
Pierre Loti Konstantiniyye’de bu dostluğun ve birlikte geçirilen zamanın hatıralarından doğar. 
Türk dostu ve deniz subayı kimliğiyle bilinen Loti’nin kedi sevgisi, İstanbul’un gizi köşelerindeki mütevazı zevkleri, Kontes’le birlikte yaptıkları İstanbul gezintileri, her kesimden Türklerle kurduğu sıcak ilişkiler, dostlar arasında düzenlediği gösterişli ve eğlenceli geceler mahrem bir tanıklığın kaleminden aktarılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100255</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36b6378a-a20d-458b-8e53-88ede99aaaff.jpg</image:loc>
            <image:title>Reset At: Video Oyun Sektöründeki Çöküş ve Toparlanmalar</image:title>
            <image:caption>“Reset At, sektöre girmek isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak. Kendilerini oyunlara adamış oyuncular içinse ellerinden düşüremeyecekleri bir kitap.” –Wall Street Journal
“Schreier’ın gazeteciliğinin bir eşi benzeri yok.” –Forbes
Çoksatan Kan, Ter ve Pikseller’in yazarından oyun endüstrisini mercek altına alan yepyeni bir kitap. Jason Schreier’ın sektörün içindeki onlarca kişiyle yaptığı röportajlardan derlenen bu kitap, son yılların en ünlü stüdyolarının nasıl kapandığını ve sonrasında yaşananları gözler önüne seriyor.
Bioshock Infinite, Epic Mickey ve Dead Space gibi piyasanın mihenk taşlarından sayılan birçok oyunun geliştirilme sürecini ve onları yapan firmaların şok edici kapanış hikâyelerini ilk ağızdan röportajlarla ele alan Reset At, geliştiricilerin bu olaylardan nasıl etkilendiğini, kendilerini nasıl toparladıklarını, hayatlarına nasıl devam ettiklerini ya da bu endüstriyi nasıl terk ettiklerini anlatıyor.
Oyun endüstrisi hiç olmadığı kadar güçlenmişken oyun tasarlayarak düzgün bir hayat kurmak neden bu kadar zorlaştı? Bu düzeni değiştirmek için çok mu geç kalındı? Bu soruların ve çok daha fazlasının cevabı bu sayfaların arasında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100256</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da7ad4f9-2f7e-459d-966f-84ecb1402462.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölümden Beter Yazgılar</image:title>
            <image:caption>YAŞAMA 
VE ÖLÜME 
TERSTEN BİR BAKIŞ. 
 
Bizi durdurabilecek hiçbir şey yok. Tavşanlar gibi çoğalmaya devam edeceğiz. Öngörülemeyen korkunç yan etkileri olan teknolojik aptallıklarla uğraşmaya devam edeceğiz. Artık yıkılmakta olan kentlerimizde sadece göstermelik tamirler yapacağız. Bizim eserimiz olan zehirli pisliğin çoğunu temizlemeyeceğiz. 
 
Yenilikçi ve muzip yazar Kurt Vonnegut, kendi yaşamından karelerle birleştirdiği bu “kolaj”da kaleminin sivri ucunu bu kez modern topluma ve kültüre dokunduruyor. İntihardan sansüre, dünya barışından depresyona, dünyayı bekleyen olaylardan müziğe, her konuda Vonnegut’un eğlenceli üslubunu ve iyimser nihilizmini bulmak mümkün. 
 
“İyi kalpli bir hiciv ustası, osuruk torbasıyla ahlak dersi veren bir eğitmen.” 
JAY MCINERNEY</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100257</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b03b0ccf-a0bc-4a39-a08c-d78f8a527032.jpg</image:loc>
            <image:title>Furya Makinesi: Sosyal Medya Seçimlerimizi, Ekonomimizi ve Sağlığımızı Nasıl Bozuyor?</image:title>
            <image:caption>Sosyal medya dünyayı birbirine bağladı ama aynı zamanda yalan ve sahte haberlerde büyük bir artışa ve bunun sonucunda pek çok toplumsal soruna yol açtı. Sinan Aral’a göre, günümüzün sosyal teknolojisini kendi büyük vaadine doğru yönlendirmek ve bizi birbirimizden uzaklaştırabilecek yollardan kaçınmak için sosyal medyanın politika, ekonomi, toplum sağlığı, hatta kişisel sağlığımız üzerindeki büyük etkisinin farkına varmamız çok önemli. 
 
Aral, onlarca yıllık araştırma ve deneyiminden yararlanarak en güçlü sosyal ağları inceliyor ve kritik bir soruyu ele alıyor: Sosyal medya aslında seçimlerimizi –iyi ya da kötü yönde– ne kadar şekillendiriyor? Furya Makinesi, bilgisayar korsanlarından marka pazarlamacılarına kadar düşünme ve hareket etme şeklimizi değiştirmeyi uman herkese, sosyal medyanın arkasındaki teknolojinin hep aynı davranış kalıbını nasıl sunduğunu, sonuçlarınınsa seçimlerden iş dünyasına, sağlıktan flörtleşmeye kadar her şeyi nasıl etkilediğini gösteriyor. Kitap ayrıca “ağ etkileri”nin Facebook gibi ağların muazzam büyümesini nasıl beslediği, sosyal medyanın sinirbilimsel açıdan beynimizi ne şekilde etkilediği, sahte haberlerin gerçek sonuçları ve sosyal derecelendirmelerin gücü gibi çeşitli konuları da irdeliyor. 
 
Furya Makinesi, sosyal medyanın daha dikkatli tüketicileri olmak için stratejiler belirleyerek, dünyamızı yeniden tanımlayan teknolojiyi anlamak ve iyi kullanmak için okurlara sağlam bir rehber sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100258</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e5c005d-add0-45a5-9bd1-3f65c30fbdb5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bitmeyen Geçmiş</image:title>
            <image:caption>İsrailli yazar Yaakov Shabtai edebi modernizmin başyapıtlarından biri kabul edilen ve eleştirmenlerce Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’siyle karşılaştırılan Bitmeyen Geçmiş eserinde karakterlerini sonsuza yakınsayan bir şimdide, 1970’lerin dönüşen Tel Aviv’inde geçmiş ve gelecek arasında sıkışıp kalmış bir kuşağın öyküsünü anlatıyor.
Goldman’ın babası 1 Nisan’da öldü; Goldman ise 1 Ocak’ta, bu iki tarih arasında savaş ve sürgün dolu bir ömür süren eski kuşak göçüp giderken evlatları âşık oldular, evlendiler, zenginleştiler. Veya tam tersi, gelişip de atalarının yuvalarını örten şehrin kargaşası arasında, gerçeği tarifte zorlanan dilin belirsizliği altında, temellerinden sarsılmaya başlamış gibi görünen kozmik ve toplumsal düzenin ağır aksak ritminde akıllarından silemedikleri varoluşsal bir kaygının kollarına esir oldular.
Zaman algısına meydan okuyan diliyle Bitmeyen Geçmiş koca bir kentin nabzını tutan, okuru bütün bir tarihiyle geniş ailenin şölen sofrasına sürükleyen bir şaheser.
“İsrail toplumunun bakış açısını başka hiçbir metnin ulaşamayacağı şekilde yansıtan bir başyapıt…” –Publishers Weekly
“Aynı öncüllerle yola çıkan ve beni aynı sebeplerle harekete geçiren üç yazar: Fransa’da Georges Perec, Avusturya’da Thomas Bernhard ve İsrail’de Yaakov Shabtai…” –Gabriel Josipovici</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100259</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb78f6b6-7186-446d-847f-457383bb9e6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Nüfus: 1280</image:title>
            <image:caption>“En sevdiğim polisiye yazarı. Çok taklidi vardır ama eşi benzeri yoktur.” –Stephen King
Nick Corey cevval bir şerif değildir, ahali de bu durumu pek umursamıyordur. Yine de seçim zaferini garantilemek için rakibinin ayağını kaydırmalı, şu genelevi hizaya getirmeli, ayrıca mutsuz eşi ve kayınbiraderiyle ilgilenmelidir. Kocasından şikâyetçi sevgilisi Rose’u da mutlu etmelidir tabii. Bu tatlı dilli çapkın şerif saf görünüyordur belki ama rahatı kaçmasın diye sinsice çalışacak, elinden geleni ardına koymayacaktır.
Jim Thompson, sinemaya da uyarlanan Nüfus: 1280’de ırkçılığı, şehvetin açgözlülüğünü ve demokrasinin hileli bir oyuna nasıl da kolay çevrilebileceğini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100260</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba84f441-af10-45a6-81dd-3ba3506d7a31.jpg</image:loc>
            <image:title>Suat Derviş: Efsane Bir Kadın ve Dönemi</image:title>
            <image:caption>Aristokrat bir Osmanlı ailesinin kızı, Osmanlı Devleti&apos;nin son, Cumhuriyet’in ilk yıllarının en önemli kadın gazetecilerinden biri...
Romanları beğenilip birçok yabancı dile çevrilen bir Türk yazarı ve dillere destan Fosforlu Cevriye’nin yaratıcısı...
Nâzım Hikmet’in ilk aşkı, Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner’in eşi, kendisi de parti içinde faal bir militan, birkaç kere evlenmiş, güzel ve “çapkın” bir kadın…
Aristokrat, romancı, gazeteci, aktivist, militan…
Bunlardan daha çok hangisiydi Suat Derviş?
Yoksa bu kimliklerin hepsini birden benliğinde eritmeyi başarmış mıydı?
Son Osmanlı aydınlarından, hümanist Suat Derviş, Cumhuriyet’ten sonra, ideallerini ancak solda gerçekleştireceğine inanmış bir kadındı. Ancak hiçbir ideolojiye, hiçbir akıma, hiçbir sınıfa tamamıyla hapsolmayı kabul etmeyecek kadar bağımsız ve bunun bedelini sonuna kadar ödemeyi göze alacak kadar da cesurdu.
Bu kitap, onun hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100261</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f411a96c-8acc-4321-8efa-1ed5c696b265.jpg</image:loc>
            <image:title>Plüton’un Düş’üşü</image:title>
            <image:caption>Kafasının içinde başka bir dünya taşıyor insan. Orada başka insanlar, depremler, akarsular var. Dış dünya, bir mengene gibi sıktıkça bizi, o dünyaya kaçıyoruz. Neyin gerçek, neyin sahte olduğu siliniyor bir zaman sonra. Aşk, gelip bambaşka bir insan yaratmaya çalışıyor bizden. Kafamızın içindeki dünyayı ve insanlarımızı yok edip, sadece kendisine hizmet etmemizi emrediyor. Ne doğru ile yanlış ayırt edilebiliyor artık ne de gerçek ile yalan.
Sera Kutlubey, ilk romanı Plüton’un Düş’üşü ile sıradışı bir hayatın izini sürmemizi sağlıyor. Vera’nın yeni bir işe girmesiyle başlayan hikâye, umulmadık yerlere götürüyor okuru. İnsana ve duyguların tekinsizliğine dair bu roman, uzun süre yolculuğunuza eşlik edecek.
“Bazıları hasta doğar ve bunu içten içe bir ayrıcalık sayar. Ruhen hasta. Belki de kalben. Evet, doğrusu bu, kalben hasta… Bu tür hastalıklar tehlikeli ve bulaşıcıdır. Ve unutmamalı ki sadece ilaçlar değil, insanlar da reçeteyle kullanılmalıdır. Çünkü sadece ilaçların değil insanların da doz aşımı ölümle sonuçlanır. İlaçlarla değil, insanlarla da intihar edilir. Ve en önemlisi; doğru ilaç seçimi değil, doğru insan seçimidir. Her şeyin fazlası zarar, sevginin de. Hayatım boyunca tutkularımın peşinden gittim, sırf yaşadım diyebilmek için. Cenneti de cehennemi de kursağımdan geçirdim… Öbür dünyaya gittim gittim geldim ve orayı pek benimseyemedim. Yine en sonunda yaşamayı seçtim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100262</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f760d56-546b-4d9a-963a-b7a687d4a88c.jpg</image:loc>
            <image:title>Odaklan</image:title>
            <image:caption>Beyninizin gerçek gücü odaklanabilme oranınızda gizli!
Odaklanmanız zayıf olduğunda verimsiz olursunuz.
Çok çalışıyor olabilirsiniz ancak çok iş çıkarıyor musunuz? Kararlarınızın ne kadarı doğru?
Odaklanabiliyor musunuz?
İçsel ve dışsal dikkat dağıtıcıların etkisinden sıyrılıp gerçekten önemli olana odaklanmak hepimiz için giderek daha zor hale geliyor. Pek çok şey dikkatimizi çekmek için yarışıyor. E-posta bildirimleri, mesajlar ve sosyal medya bizi sürekli dürtüklüyor. Zihnimizse dikkati kendi üzerinde toplamamızı istiyor.
Solunum konusunda olduğu kadar anda kalmak, zihni sakinleştirmek ve odaklanmak konularında da derin bilgi, deneyim ve iç görüye sahip olan Patrick McKeown, ODAKLAN kitabında başarının gizli bileşenlerini açığa çıkarırken onlara ulaşmakta yararlanacağınızın pratik yollarını gösteriyor.
Zihin tam dikkat gösterecek kadar sakin ve uyanık olduğunda
doğru eylem kendiliğinden gerçekleşir.
Nasıl mı?
Odaklan kitabı cevap olarak bize en pratik, en uygulanabilir ve sürdürülebilir yöntemleri anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100263</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90d6deb3-2074-4093-b199-d0d6e60dbcff.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Sırlar</image:title>
            <image:caption>Marin’in mükemmel bir yaşamı vardı. Üniversite aşkıyla evlenmişti, kendi lüks kuaför zincirini kurmuştu ve eşi Derek de kendi şirketini yönetiyordu. Herkes sevgi dolu aile hayatlarına gıptayla bakıyordu. Ta ki günün birinde oğulları Sebastian’ın kaçırılmasıyla o mutlu tablo paramparça olana kadar.
Oğlunun ortadan kaybolmasının üzerinden bir yıl geçmiş, Marin sanki kendisinin bir hayaletine dönüşmüştü. FBI soruşturması askıya alınmış, ilanlar eskide kalmış, o hariç herkes hayatına devam etmenin yolunu bulmuştu. Polisin bıraktığı yerden araştırmaya devam etmesi için tuttuğu özel dedektifin bulduklarına bakılırsa, genç bir kadınla aylardır yasak aşk yaşayan Derek her şeyi çoktan unutmuştu. Marin’i hayata döndüren de işte bu olmuştu. Oğlunu kaybetmişti; kocasını da kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Kendisinin taban tabana zıddı olan Kenzie Li kanlı canlı bir düşmandı, bu da demekti ki Marin bu sorunu halledebilirdi.
Hem de kalıcı olarak.
• Library Reads • Parade Magazine • Criminal Element • CrimeReads
2020’nin En İyi Kitaplarından Biri
• USA Today • Amazon • Cosmopolitan • Entertainment Weekly • Huffington Post
Ayın En İyi Kitabı
“Cesur ve unutulmaz. Küçük Sırlar’da bir gerilimden bekleyeceğiniz her şey var – karmaşık karakterler, insanın kalbini ağzına getiren bir gizem ve çarpıcı bir son. Jennifer Hillier en sevdiğim yazarlardan biri ve bu da şimdiye kadarki en iyi kitabı.” —Riley Sager
“Ufak Yangınlar’ı sevdiyseniz bunu da okuyun.” —SheKnows
“Şehvete, takıntıya, açgözlülüğe ve ihanete dair müthiş kurgulanmış bir psikolojik gerilim.” —Publishers Weekly
“Kötü amaçlar ve çarpık ittifaklar gün yüzüne çıktıkça gerilim daha da artıyor.” —Kirkus
“Uçurumun kenarındaki bir kadına ve o kadının kendi bağlarından kurtulabilmek için neler yapabileceğine dair üst düzey bir psikolojik gerilim.” —Providence Journal
“Bu kitap okunması gerekenler listenizin en tepesinde yer almalı.” —Suspense Magazine
“Küçük Sırlar’ın kapağını açtım, bir daha da elimden bırakamadım. Merak duygusu çok yüksek, önemsediğim karakterlerle dolu ve şimdiye kadar okuduğum en tatmin edici sonlardan birine sahip.” —Jess Lourey
“Küçük Sırlar tüm anne babaların kâbusuyla başlıyor – kalabalık bir yerde bir çocuğun kaybolmasıyla. İnsanın midesine yumruk indiren açılış sahnesi, travma, keder ve intikamın iç içe geçtiği, olayın bütün taraflarıyla sıradışı bir empati kuracağınız bir hikâyeye dönüşüyor.” —Laura Lippman
“Küçük Sırlar, okurların ağzını açık bırakacak. Bu kitabı sadece okumuyorsunuz, onu içinize çekiyorsunuz.” —Mary Kubica
“Sürükleyici ve merak uyandırıcı – Hillier usta bir hikâye anlatıcısı.” —Chevy Stevens
“Elinizden bırakamayacağınız bu kitaba bayılacaksınız. Keskin bir üslup, inandırıcı karakterler, duygusal derinlik – uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biri. Kesinlikle bayıldım!” —Liv Constantine
“Küçük Sırlar güçlü, insanı içine çeken bir macera. Her gün, akşam olsun da bu çok katmanlı karakterlerle ve Jennifer Hillier’ın sürükleyici anlatımıyla baş başa kalayım diye bekledim. Kendinizi olağanüstü bir kitaba hazırlayın.” —Alafair Burke
“Jennifer Hillier, gerilim türünün dinamosu. Küçük Sırlar sofistike, merak uyandıran, yürek burkan, şaşırtıcı ve kesinlikle muhteşem bir kitap. Bu yıl tek bir kitap okuyabilecekseniz, onun bu olduğundan emin olun.” —Lisa Regan
“Sayfayı her çevirişinizde hararetin arttığı sıradışı bir gerilim. Jennifer Hillier öyle gerçek karakterler yaratmış ki kendinizi onların karanlık, çarpık dünyasının bir parçası gibi hissedeceksiniz. Küçük Sırlar bu sene okuduğum en iyi kitaplardan biri.” —Matthew Farrell</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100264</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e15909cb-897a-41c7-a1f4-3e8ed711aa07.jpg</image:loc>
            <image:title>Lahana Bora</image:title>
            <image:caption>Bora bir çocuk, lahana ise onun takma ismi...
Büyükleri tarafından sürekli kat kat giydirildiği için kendine bu ismi takmış.
Süveterler, kazaklar, montlar, yağmurluklar, atkılar... Bora bu kadar kıyafetin içinde nasıl hissediyor sizce?
Hadi gelin, tüm bu ilgi ve ısrarlara Bora’nın nasıl karşılık verdiğini beraber keşfedelim!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100265</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1e0f97c-e133-46e7-96a1-720ea82ec630.jpg</image:loc>
            <image:title>Meraklısına Klasik Mitoloji</image:title>
            <image:caption>Eski mitler nelerdir ve onları kim icat etmiştir?
Meraklısına Klasik Mitoloji, Antik Yunan mitolojisi hakkındaki güncel fikirleri, mitleri yorumlamanın tarihini ve günümüz dünyasında resimden operaya, felsefeden siyasete, tiyatroya ve dine kadar mitlerin kültürel gelenekteki rolünü araştıran ilgi çekici bir ilk adım.
Binlerce insanın hayatını etkileyen antik mitler incelenirken, bu mitleri kimin icat ettiği, tüm o tanrıların nereden geldiği, modern dünyada mitlerin yeri ve mit çalışmalarına yönelik yaklaşımlara da değiniliyor.
Bu kitap, tarih boyunca Doğu ve Batı kültüründe derin izler bırakan Antik Yunan mitlerini anlamayı isteyen herkes için eşsiz bir kılavuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100266</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86adb668-dc0c-434e-b363-a15228398d5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Meraklısına Psikoloji</image:title>
            <image:caption>Davranışların gündelik açıklamaları psikolojik bir mercek altında…
Meraklısına Psikoloji, zihnin ve davranışın hayranlık uyandırıcı bilimi olan psikolojinin temel ilkeleri hakkında ilgi çekici bir ilk adım.
Günlük hayatta, özellikle kafa karıştırıcı davranışlarla karşılaştığımızda veya bu tip davranışları duyduğumuzda, insanların niçin böyle davrandıklarını sorgularız. Davranışların gündelik açıklamalarını psikolojik bir mercek altına alan bu eser, davranışın temel psikolojik ilkelerle nasıl açıklanabileceğini göstererek bilişsel, gelişimsel ve sosyal psikolojinin temel alanlarının yanı sıra davranışçılığı, insan beynini, duygularımızı, kişiliğimizi, bireysel farklılıklarımızı ele alıyor ve aynı zamanda psikolojik bozukluklara değiniyor.
Bu kitap, insan zihni ve davranışına ilgi duyan herkes için anlaşılması kolay, kusursuz bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100267</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/345cdcf5-3748-4e6b-9907-9f38a06d9af5.jpg</image:loc>
            <image:title>Meraklısına Evrim</image:title>
            <image:caption>Darwin öncesinden, en son araştırma ve tartışmalara kadar…
Meraklısına Evrim, evrim teorisinin tarihine, gelişimine ve bilimsel altyapısına ilişkin ilgi çekici bir ilk adım. Darwin öncesi dönemden başlayıp en yeni araştırma ve tartışmalarla sona eren bu eser, okurları evrim fikrinin temelleri, zaman içinde gelişip uyarlanma biçimleri ve bütün bunların altında yatan bilimle tanıştırıyor.
Evrimle ilgili erken teoriler, Darwin’in Türlerin Kökeni’nin yarattığı etki, genetik biliminin ortaya çıkışı, moleküler evrim ve DNA’nın keşfedilmesi, yaşamın yayılması ve hastalıkların direnç kazanması gibi konular ele alınırken, evrimin güncel tartışmalardaki rolü inceleniyor ve bu alanda gelecekte yaşanması muhtemel gelişmelere değiniliyor.
Bu kitap, evrim teorisinin geniş kapsamlı inceleme alanını anlamayı amaçlayan herkes için paha biçilmez bir metin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100268</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51544450-afc5-4606-a7e1-2678a82840d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Makinesi</image:title>
            <image:caption>Victoria döneminde yaşayan saygın bir bilim insanı uzun yıllar süren çalışmalarının ardından zamanda yolculuk yapabilen bir makine icat eder. Bir gün bu makineye biner ve kendini bir anda Sekiz Yüz İki Bin Yedi Yüz Bir yılında buluverir. Zaman Yolcusu’nun karşılaştığı, hiç beklemediği bir dünyadır. Bilinmezliklerle dolu bu dünyanın insanlarını tanımaya çalışan kahramanımız fantastik bir maceranın içine dalar. Bakalım Zaman Yolcusu yüz yüze kaldığı tehlikelerden kurtulup evine güvenli bir şekilde dönebilecek mi? 
Zamanda yolculuğun ilk ve en etkili anlatımlarından biri olan Zaman Makinesi, ilk kez yayınlandığı 1895’ten bu yana bilimkurgu edebiyatının en önemli eserlerinden biri olmaya devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100269</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4881d3d4-0bff-4048-b4ef-e717b8bef20c.jpg</image:loc>
            <image:title>Altı Olasılıksız Şey</image:title>
            <image:caption>Kuantum fiziği tuhaftır, çünkü dünyanın atomlar ve atomaltı parçacıklar düzeyindeki işleyişini düzenleyen kuantum dünyasının kuralları, aşina olduğumuz ve “sağduyu” adını verdiğimiz kavramın kurallarıyla aynı değildir. Kuantum kuralları bize bir kedinin aynı zamanda hem canlı hem de ölü olabileceğini ve bir parçacığın aynı anda iki yerde bulunabileceğini söylüyor. Hatta o parçacık hem de bir dalgadır ve kuantum dünyasındaki her şey başlı başına dalgalar üzerinden açıklanabilir. Schrödinger dalgaların kuantum dünyasını tarif eden denklemleri, Heisenberg parçacıkların kuantum dünyasını tarif eden denklemleri, Paul Dirac ise o kuantum dünyasını tarif etmeleri bakımından gerçekliğin bu iki versiyonunun birbirine tamı tamına denk olduğunu buldu. Bütün bunlar 1920’lerin sonunda netlik kazanmıştı. Ancak bugüne kadar olup bitenlere hiç kimsenin sağduyuya sığan bir açıklama getirememesi, sıradan faniler şöyle dursun, çoğu fizikçide büyük bir huzursuzluk yaratmakta. Ama kimi fizikçilerse başka yollardan teselli aradılar. Ünlü bilim yazarı ve fizikçi Gribbin bu kitabında belli başlı altı kuantum tesellisini masaya yatırarak, kuantum fiziğinde neyi anlayıp neyi anlamadığımızı ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.
 
“Kuantumla ilgili her şey için erişilebilir bir başlangıç kitabı.”
– Sunday Times
 
“Gribbin bize böylesine geniş bir alan için olağanüstü bir kesinlik ve netlik şöleni sunarak, çok karmaşık fikirleri ulaşılabilir bir şekilde özetlemeyi başarıyor. İngiliz popüler biliminin bu büyük ustasının şimdiye kadar ürettiği en iyi eser olabilir.”
— Popular Science (UK)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100270</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86802d25-050a-487e-abf9-85e459c68a3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ödül</image:title>
            <image:caption>Ödül, Bilge Bener Bölükbaşı’nın aile hikâyesinden beslenen, yayımlanmış ilk romanı. Altmış beş yaşındaki Vedia Hanım, Amerika’da yaşayan oğlunu ziyaret etmek için bindiği uçakla bulutların üstünde yükselirken, bir ülkenin geleceğini, insanların yazgısını derinden etkileyecek 1914 yılına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bilge Bener Bölükbaşı, Vedia Hanım’ın anılarında capcanlı duran savaş yıllarını; bir yanda ağabeyi Fuat’ın Sarıkamış Harekâtı’ndaki mücadelesini, diğer yanda Çanakkale Cephesi’ni, “bir gün toplanıp giden” sınıf arkadaşları Arini ile Hermin’i, dağılan aileleri ve büyük zaferi, Cumhuriyet dönemini, velhasıl mucizeler ile hayal kırıklıklarını özgün üslubuyla aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100272</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e784a3df-0a60-4dd2-80b2-f0d63c57ec98.jpg</image:loc>
            <image:title>Mega Boyama (Maskeli)</image:title>
            <image:caption>Mega Boyama (Maskeli)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100273</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86a2eeda-e56f-4e79-97a5-7c2485d7f161.jpg</image:loc>
            <image:title>Tom Gates - 12 Aile, Arkadaşlar ve Tüylü Yaratıklar</image:title>
            <image:caption>Dikkat et Tom! Casuslar ensende olabilir! İngiliz yazar ve çizer Liz Pichon&apos;ın, 43 ayrı dile çevrilen ve milyonlarca okura ulaşan “Tom Gates” serisi, 12. halkası Aile, Arkadaşlar ve Tüylü Yaratıklar ile yine kahkahayı garantiliyor.  Şaşırtıcı yetenekleriyle her kitabında çocuklara bambaşka bir serüven yaşatan Tom, bu kez bir dedektif titizliğiyle aile ağacının izini sürüyor ve hiç bilmediği sırlar keşfediyor! Başta “Roald Dahl En Komik Kitap Ödülü” olmak üzere pek çok ‘gülücüklü’ ödülle yıldızı devamlı parlayan “Tom Gates” kitapları; kendine has esprileri, matrak tiplemeleri, eğlenceli çizim etkinlikleri ve oyun sayfalarıyla çocukları kitapların dünyasına yaklaştırıyor.  Derek&apos;in haşarı köpeği Gıtgıt, Tom&apos;un eşofmanını tüy içinde bırakınca kahramanımızın aklına parlak bir fikir geliyor: Kendi tüylü yaratıklarını yaratmak! Birkaç parça yapışkanlı bant ve tüyün (aşırı tüy de olabilir...) bu kadar kullanışlı olacağını başka kim düşünebilirdi ki zaten? Meşelik Okulu&apos;nda curcuna devam ederken Tom istemediği şeylerin bir listesini tutmaya karar veriyor. GACIIRRT! Amanın, bu ses de nesi?! Evet, Tom gacırdıyor hem de fena hâlde! Birileri Tom&apos;un ayaklarından yükselen bu utanç verici sese son vermeli, ama nasıl? Bu arada, Bay Bilgili&apos;nin verdiği proje ödevi dostumuzu bir hayli zorlayacağa benziyor. Nitekim 5F sınıfı haldır haldır bebeklik fotoğraflarını toparlayıp aile ağaçlarını hazırlamakla meşgulken, Tom bir türlü ödevine odaklanamıyor. Kim bilir, belki de ailesine dair bazı gerçeklerle yüzleşmeye hazır değildir. Mesela, şu pek tanımadığı casuslarla (tamam, fazla ipucu yok!). Yaratıcı etkinlik sayfalarıyla okurlarını kitapla daha da bütünleştiren Tom Gates, bu serüveninde yine akıllara durgunluk verecek TÜYLÜTEŞEM buluşlar geliştirmekten geri kalmıyor.   Okuma güçlüğü çeken çocukları kitapların renkli dünyasıyla buluşturan “Tom Gates” serisi, hayatı göründüğünden çok daha eğlenceli, okumayı ise tahmin edildiğinden çok daha kolay kılarak önemli bir sorumluluk üstleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100274</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b131b8c9-fdc0-46f6-ba03-61084201a32f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaratıcılığın Simyası</image:title>
            <image:caption>Tüm kör tadım testlerinde sınıfta kalan, tadını kimsenin beğenmediği Red Bull neden bu kadar popüler? 
İş dünyası balarılarından ne dersler çıkarabilir? 
Futboldaki penaltı atışları bize risk hakkında neler öğretebilir? 
Ogilvy reklamcılık efsanelerinden Rory Sutherland sahadaki otuz yıllık deneyimlerine dayanarak insan davranışlarının şifresini çözüyor. Yaratıcılığın Simyası’nda en son bilimsel araştırmaları, derin psikolojik gözlemleri ve mesleki deneyiminden gelen vakaları eğlendirici bir hikâye anlatıcılığıyla harmanlayarak sunuyor. 
Markalama üstadı Sutherland’a göre, daha iyi “markalama” ürün satışlarını artırmanın yanı sıra insanların vergilerini ödemelerini sağlamak, kamusal sağlık sistemlerini iyileştirmek veya kadınları teknoloji sektörlerinde kariyer yapmaya teşvik etmek gibi pek çok toplumsal meselede de bir çözüm sunabilir. 
Sutherland’ın karar verme üzerine bu şaşırtıcı ve etkileyici yolculuğu yaşamın iş de dahil her alanı için çok değerli derslerle dolu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100275</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c9d37af3-c82d-4f7d-95ab-6ef4b51908f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinginliğin Şifresi</image:title>
            <image:caption>Stres, kaygı ve depresyon: Hepimiz dönem dönem bunlarla mücadele ediyoruz. Ancak içinde bulunduğumuz Covid-19 krizi, zihinsel sağlığımızı kitlesel olarak ilk kez bu kadar güçlü bir biçimde tehdit ediyor. Dr. Christophe Morin’e göre bu küresel tehdidin üstesinden gelmenin yolu, beynimizin şifrelerini çözerek hayatlarımıza daha fazla dinginlik kazandırmaktan geçiyor. 
Dinginliğin Şifresi, iç huzuruna ulaştıracak özsevgi alışkanlıklarının anlaşılması ve uygulanması adına devrimci bir formül ve bilimsel bir çerçeve ortaya koyuyor. Kitap boyunca dinginliğe giden yolda, beyninizin devrelerini yeniden düzenlemeyi öğrenecek ve nörobilimin gücünü bilimsel kanıtlar eşliğinde keşfedeceksiniz. 
Dr. Morin’in sözleriyle: “Beyninizi yeniden yapılandırma konusunda ustalaştığınız zaman, istediğiniz geleceği yaratmanın da yolunu bulmuşsunuz demektir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100276</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ac9c00f-da9b-494c-9622-d1f94a3b6864.jpg</image:loc>
            <image:title>Kazanırsak Kaybederi̇z 2 : Yazıyor… (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“BİRER MASKE TAKTIK YÜZÜMÜZE, HİÇ DÜŞMEYECEK SANDIK. ÜN VE PARA UĞRUNA GİDEBİLECEĞİMİZ YERE KADAR GİTTİK.” 
 
Bir mektup, popülerlik merdiveninde son basamağa çıkmanı isteyen gizemli bir kişi ve çözülmeyi bekleyen sırlar! 
Fame Evi, her geçen gün biraz daha acımasızlaşır. Yarışmacılar, kamera önündeki yaşamlarında ekibin söz sahibi olmasına alışmışken Eva’nın eve geri dönmesiyle işler yeniden karışır. 
İkinci şansı Eva’yı başka biri gibi davranmaya iter, oyunu kuralına göre oynaması gerektiğini kabullenmiştir. Artık doğruluğu ve dürüstlüğü savunan Eva yoktur; dostunu da aşkını da Fame kullanıcılarından herhangi biri gibi görmektedir. Ün ve para uğruna ne kadar ileri gidebileceğini kestiremeyecek kadar gözünü karartmış olan Eva Durusoy’un hızla artan takipçi sayısı, kaybettiklerine değecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100277</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc7b98a5-7e1b-4708-8937-81abb34fed36.jpg</image:loc>
            <image:title>Canevim</image:title>
            <image:caption>Yarın için endişelenmek ve dün için pişmanlık duymak yerine; umudu her daim yüreğinde diri tutanların... 
Ve her şeye rağmen insan kalabilmenin dizeleri… 
Güzel yüreğine sağlık. 
Esra YILMAZ GÖKER 
 
“Sevginin ve Dostluğun Şairi” sevgili Turgay Kaçan’ın şiirleri yüreğinizi sarmalar, heyecanlandırır ve tekrar tekrar okumak isteği uyandırır. Hep birlikte bir şeylerin başarılacağına inanan mücadeleci bir yürek. Yazdıklarıyla önce insan, insanlık gelir. Yaşama bakış açısı ile her zaman doğrunun yanında yer alan güzel yürekli bir candır. 
Nebih NAFİLE 
 
Bazı insanlar girer hayatımıza bir anda, bildiğimizi sandığımız tüm duyguları hatırlatır, hatta yeniden anlamlandırır. Satırlarda gizlediği bir sözcük bazen alır götürür bizi bambaşka ama çok da uzak olmayan aşina hayatlara... Bizi bize anlatmak, güftesi aynı olan şarkının bambaşka sözlerle söylenmesi olsa gerek...Turgay KAÇAN’ın şiirleri de tam da böyle; insana, doğaya, aşka ve hayata dair tüm duyguları en saf haliyle sunuyor bizlere. Evrensel değerlerde birleştiriyor yürekleri. Aynı gökyüzünün altında, aynı atmosferi soluyup aynı güneşten ısınan tüm güzel insanları buluşturuyor bu kitap... 
Bunu başaran o derin ruha teşekkürler, kucak dolusu sevgi ve selamlar. 
Sevinç DEMİREL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100278</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1206248-2e37-49dc-848a-2858f439b19c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendine Kalanlara</image:title>
            <image:caption>Kendine kalıyor insan, günün sonunda 
Daha ıssız, daha vazgeçmiş. 
İşte burada başlıyor savaşın. 
Ertesi güne, daha öğrenmiş, 
Daha inatla sarılmak için…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100279</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/230ecb41-db3b-4b63-a970-6c47f750b613.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Şaka Çalışır Mı?</image:title>
            <image:caption>Tüm dünyada izlenme rekorları kıran, sitcom deyince akla ilk gelen ve günümüzde bile hâlâ mizaha yön veren dizi Seinfeld’in yaratıcısı ve sahne tozu yutmaktan usanmamış komedi efsanesi Jerry Seinfeld, ilk kitabı Bu Şaka Çalışır mı? ile sizi kırk beş yıllık yolculuğuna ortak ediyor! 
1970’li yıllardan başlayarak, tıfıl bir üniversiteliyken adım attığı stand-up kariyeri boyunca aklına gelen bütün fikirleri bir kenara yazan Seinfeld, körüklü dosyasında sakladığı şakalarını paylaşıyor. Her sayfasında birbiri ardına zekice sıralanmış gözlemler, absürt anılar, bolca komiklikle süslenmiş kişisel deneyimleri içeren bu kitapla hem bir komedyenin evrimine şahit olacak hem komedi yazma sanatına dair yeni bir anlayış kazanacak hem de kahkahalarla güleceksiniz. 
 
“İnanılmaz bir kitap bu… Alabileceğiniz en iyi şaka kitabı filan.” 
—Jimmy Fallon 
 
“Seinfeld dizisi hiçbir şey hakkındaydı. Jerry Seinfeld’in otuz yılın ardından çıkardığı ilk kitabı olan Bu Şaka Çalışır mı? ise her şey hakkında… Onun usta bir komedyene nasıl dönüştüğüne sayfa sayfa tanıklık ediyor, dünyayı komik bulduğu şeyler üzerinden yıl yıl deneyimliyoruz… Bu Şaka Çalışır mı? gelmiş geçmiş en komik zihinlerden birinin meyvelerini önünüze seriyor.” 
—Washington Post 
 
Seinfeld hayranları bu kitabı bir oturuşta bitirecek, geleceğin komedyenleri ise onun ustalıklı komedisini nasıl oluşturduğunu incelemek isteyecekler.” 
—Kirkus Reviews 
 
“Acayip derecede komik ve bir insanın önemsiz gözüken şeyler hakkında bu denli derin çıkarımlar yaparak bir ömür geçirebileceğini göstermesi açısından oldukça etkileyici bir kitap... Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.” 
—Paul Leslie Hour</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100280</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe4a7f2b-1764-4d83-8a88-1b5936e3df41.jpg</image:loc>
            <image:title>Melankoli</image:title>
            <image:caption>“Uygarlığın bedeli nevrozla ödenir.” 
Sigmund Freud 
 
Toplumsal huzursuzlukların arttığı dönemlerde yaşanan güvensizlik ortamlarında sıklıkla sözü edilmeye başlanan melankoli, bir yaşam tarzı, bir ruhsal durum ve bir kişilik tipi olarak tanımlanırken, toplum düşmanlığı yaptıkları ve tanrıya başkaldırdıkları düşünülen melankolikler “akılsız deliler” olarak parmakla gösterilmişlerdir. Tutuklanan, kliniklere kapatılan, toplama kamplarına gönderilen melankolikler aynı zamanda pek çok trajediye, romana, şiire, sanat eserine imzalarını atmışlardır.  
Kendi deyimiyle “her dem günahkarlığın ve saçmalığın keyfini yaşayan bir melankolik” olan Serol Teber, ilkçağdan günümüze kadar sanatta ve edebiyatta melankoliyi inceliyor; bu kavramın nasıl doğduğunu, geliştiğini, tarih boyunca bu durum içinde olanlara nasıl yaklaşıldığını, yasaklamaları, özgürlüğü, acıyı ve Hiç’liği anlatıyor. Topluma ayak uyduramadığı düşünülen ressam, şair, filozof ve yazarların kişisel tarihlerini ele alarak melankolinin eserlerine nasıl yansıdığını tüm detaylarıyla ortaya koyan ve bu sırada dönemin dinamiklerini titizlikle inceleyen Melankoli: Normal Bir Anomali Albrecht Dürer, Friedrich Hölderlin, Walter Benjamin gibi dahilerin izini sürüyor. 
“Tutunamayanlar”ın Politik Psikolojisi, Bilimsel Bir Peri Masalı: Freud’un “Aile ve Tarihsel Romanı” ve Aşiyan’daki Kahin: Tevfik Fikret’in Melankolik Dünyası kitaplarını Okuyan Us Yayınevi’ne emanet eden Serol Teber, Melankoli: Normal Bir Anomali’nin ardından Politik Psikoloji Notları, Davranışlarımızın Kökeni ve Doğa’nın İnsanlaşması ile çok yakında okurlarıyla yeniden buluşacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100281</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63270656-5bd4-4a86-9f64-f4b0a4e61de5.jpg</image:loc>
            <image:title>Hass*Ktir Ölüyorum Galiba 7 Yılda 371 Panik Atak Geçiren Kadının Hikayesi</image:title>
            <image:caption>“Hatalar, olağanüstü öğretmenler yaratır.” 
Kişisel gelişim kitaplarının içinde bir yerlerde mutlaka sizi iyileştirmeye yönelik bir şeyler vardır, ancak bu kitap o değil; bu bir kişisel gelişim kitabı değil. Paylaşacak bir yöntemi ya da satacak bir çözümü yok ama cesaretinizi kaybetmeyin. 7 yıl boyunca tam 371 panik atak geçiren ve adeta panikle yaşayan Claire Eastham, Hass*ktir Ölüyorum Galiba için paniğin nasıl işlediğini ve nasıl yönetilebileceğini incelemek üzere bilim insanları, profesörler, diyetisyenler, psikologlar, uzmanlar ve panik atakla ilgili herkesle görüştü. Sonunda net bir tedaviye ulaşamadı ama atakların nasıl kontrol altına alınması gerektiğini öğrendi. Bir çuval inciri berbat ettiğini düşündüğü her seferinde yeni şeyler keşfetti ve uzun ve zorlu yollardan geçerek panik atakla iletişim kurdu. 
Denediğiniz her yolun sonunda hüsrana uğradıysanız, artık sizi hiçbir şeyin tedavi edemeyeceğine inanıyorsanız ve engellerle karşılaşmaktan yorulduysanız bu kitap tam size göre. Günün büyük kısmını geçirdiğiniz ofislerinizde tuvalete sığınmayacak, aşık olduğunuz kişiyle ilk buluşmanıza gitmekten son anda vazgeçmeyecek ve sizi gerçekten tatmin edecek bir hayata yelken açacaksınız. 
“Panik ve bununla nasıl başa çıkılacağı ve onunla nasıl yaşanacağı üzerine heyecan verici, sıcak, rahatlatıcı ve eğlenceli bir elkitabı. Erişilebilir, güven verici, pratik ve rahatlatıcı.” —Laura Dockrill 
“Keşke bu kitap on sekiz yaşımdayken ve panik atak geçirirken elimde olsaydı. Zeki, esprili, bilgilendirici ve daha da önemlisi, eğer sizde de panik atak varsa yalnız olmadığınızı bilmenizi sağlıyor.” —Sophie Mort</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100282</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f14854ae-ee00-4910-900c-ef462f0227c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Hastadan Öğrenmek</image:title>
            <image:caption>“Casement psikanalize alışılagelmiş bir yoldan değil; dolanarak, çıkmazlara girerek, tehlikelerin kıyısından geçerek varmıştır. Elinizdeki kitapta Patrick’in kendi hatalarından belki biraz fazla bahsettiğini düşünebilir, hatta terapinin bu kadar kaygan, belirsiz ve hatalarla dolu bir süreç olarak tasvir edilmesinden rahatsız olabilirsiniz. Herhalde bunun nedeni diğer analistlerin çok daha yetenekli olmaları ve çok daha az hata yapmaları değil, Patrick’in çok daha cesur ve açık sözlü olmasıdır. Ondan çok şey öğrendim.” —Prof. Dr. Türkay Demir, Çocuk ve Ergen Psikiyatrı, Psikanalist (IPA) 
Eserleri yirmiden fazla dile çevrilen ve tüm dünyada binlerce ruh sağlığı uzmanının yol göstericisi konumunda bulunan psikanalist ve psikoterapist Patrick Casement, Hastadan Öğrenmek’te terapi süreçlerindeki hiyerarşiyi tersine çevirerek terapistleri alışılmışın dışında bir patikada yürüyüş yapmaya davet ediyor. Terapinin ve psikanalizin birçok yönünü klinik ortamda, gerçek vakalarla test ediyor ve üzerine yeni ama tanıdık konsept ve teknikler öne sürüyor. Merkezinde hastanın izinden gitmek, kendini hastanın gözünden görmek gibi ilkelerin bulunduğu bu yöntemlerle, terapistleri zaman zaman girebildikleri çıkmaz sokaklardan geri tutmaya çabalıyor. 
Mesleğe yıllarını vermiş bir terapist ya da sadece konunun meraklısı olmanız fark etmiyor, kitap boyunca erişilmeye çalışan o kıymetli şeye tanık oluyorsunuz: Her iki taraf için de olabildiğine açık ve sağlıklı ilerleyen bir terapi süreci.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100283</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b77632d-a89f-46db-be5c-4a7801e688b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Aday Sosyolojisi</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
Birinci Bölüm TEORİK ÇERÇEVE, METODOLOJİ VE GAZETE ANALİZLERİ 
 
İkinci Bölüm SEÇİM ANALİZİ, SİYASAL SÖYLEM VE PARTİ TEMSİLİ 
  Üçüncü Bölüm ADAY HUSUSİYETLERİ, TEMSİLİ VE TİPOLOJİLERİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100284</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4fe72994-063a-46b1-910e-d20af4164c7c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yığın Kişiselleştirme Yaklaşımı İle Maliyet Minimizasyonu Ve Örnek Uygulama</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
ÜRETİM, YIĞIN ÜRETİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE GÜCÜNÜ KAYBETMESİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
YIĞIN KİŞİSELLEŞTİRME 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
ÜRÜN MALİYETLEME YÖNTEMLERİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
ÖRNEK UYGULAMA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100285</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53c31f13-0dc9-45f3-8950-4ac49c135d22.jpg</image:loc>
            <image:title>İokaste’nin Çocukları</image:title>
            <image:caption>“Haynes kadim hikâyeye yepyeni bir soluk getiriyor. Sıklıkla göz ardı edilen, muhteşem karakterler İokaste ve İsmene’ye yeni bir ses veriyor. Coşkulu ve sürükleyici.” –Madeline Miller, Ben, Kirke’nin yazarı
LANETLİ EBEVEYNLERİN ÇOCUKLARI OLARAK LANETLİ BİR EVDE BÜYÜDÜK.
İokaste, evlenmesi için hiç tanımadığı yaşlı bir adam olan Thebai Kralı’na ailesi tarafından satıldığında henüz on beş yaşındaydı. Hiçbir zaman kendi hayatının sahibi olmamıştı ve hiç yanında bulunmayan yeni kocasından daha uzun yaşamadığı sürece olmayacaktı da.
Evi olarak gördüğü sarayında saldırıya uğradığında İsmene de İokaste gibi on beş yaşındaydı. On yıl önce ebeveynlerinin trajik ölümünden beri güvende hissetmek dışında hiçbir şey istemiyordu hayattan. Ne var ki bu saldırı onun hayatının tüm gidişatını değiştirecekti.
Bu iki olay, bir trajedinin başlangıcı olacaktı.
Natalie Haynes, İokaste’nin Çocukları’nda Oidipus ve Antigone’nin trajik öykülerini, daha önce kenara itilmiş kadın karakterlerin gözünden yeniden inşa ediyor ve bu öykülerin yepyeni yanlarını ortaya çıkarıyor.
“İki buçuk milenyumluk bir suskunluğun ardından artık İokaste ve İsmene’nin de bir sesi var.” –Guardian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100286</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fb72680-6cd6-4d69-b1c4-321e088b1bea.jpg</image:loc>
            <image:title>Özerkin Hisarı - Yeni Güneş Kitabı 4</image:title>
            <image:caption>“Günümüzün kesinlikle en iyi, en özgün yazarlarından. Eserleri benzersiz, hipnotize edici, hiçbir şeyle kıyaslayamamak korkutucu.” –Harlan Ellison
John W. Campbell En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü / Prix Apollo
“SİZİN İÇİN TÜM VAATLERİMİ YERİNE GETİRDİM Mİ?”
Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fantaziden bilim ve bilimden de fantazi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un dilin ve türün imkânlarını sonuna kadar kullandığı, bilimkurgunun Ulysses’i olarak da anılan Yeni Güneş Kitabı dörtlemesinin son cildi Özerkin Hisarı başladığı yerde bitiriyor yolculuğu.
Günümüzden yüz binlerce yıl sonrası. Ancak öyle bir gelecek ki geçmişten farkı yok. Bugüne ait kültür ve olaylar artık bir anı bile değil. Gezegen, beklenmedik ve gizemli biçimlerde değişimler geçirmiş. Güneş’in ömrünün sonu gelmiş, sönmekte.
Severian bir zamanlar işkenceciydi, ardından liktor görevini üstlendi, şimdiyse yazgısındaki asıl mertebeye erişmek üzere. Ama önce ölü bir askeri diriltmeye çalışacak, ateşler içinde hasta yatacak, daha sonraysa dinleyeceği dört hikâyenin en iyisini seçecek.
Dörtlemenin son kitabında, Severian kadim bir nesneyi asıl sahiplerine teslim edecek, büyük bir savaşın içinde bulacak kendini, Harçâlem’in Özerki ile tanışacak en nihayetinde ve zamanın ötesindeki yeşil adam ile karşılaşacak bir kere daha. İnsanlığın yıldızlara tekrar erişip erişmemesi onun elinde artık. Güneş ise bir gün ölecek elbette. Peki, Yeni Güneş doğacak mı yine?
Özerkin Hisarı, tek bedende birden fazla ömrün kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100287</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a676b30f-20dd-40da-9f25-44b8010146d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgeye Övgü</image:title>
            <image:caption>“… Neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece Doğulularda güçlüdür? Batı da elektriğin, gazın ya da petrolün olmadığı dönemlerden geçti ama bildiğim kadarıyla onlarda gölgelerden keyif alma eğilimi yok. Hayalet tasvirlerinde, eskiden beri Japon hayaletlerin ayakları olmaz ancak Batı’da hayaletlerin ayakları vardır, üstelik vücutları da seçilir. Bu kadar ufak bir farktan bile anlarız ki bizim fantezilerimizi zifiri karanlık süslerken, onlar hayaletleri bile cam gibi berraklaştırır.”
20. yüzyıl Japon edebiyatının devlerinden, büyük eserlerin yaratıcısı Cuniçiro Tanizaki, kariyeri boyunca ülkesinde dönemin en büyük yazarı olarak kabul gördü, daha sonra ise Haruki Murakami, Yasunari Kavabata ve Yukio Mişima’yla birlikte savaş sonrası Japon edebiyatının “büyük dörtlü”sünden biri olarak anıldı.
Gölgeye Övgü’de Tanizaki modernleşen dünyayı karanlık ve ışık üzerinden, Doğu ve Batı toplumlarının ilerleme karşısındaki reflekslerini de mukayese ederek masaya yatırıyor. Yalnızca gölgeye değil, apartman çatıları, tuvaletler, lambalar, kâğıt ve yemek takımı gibi günlük hayatta üzerine pek kafa yormadığımız şeylere, gösterişli olmayana kendine has üslubuyla dikkat çekiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100288</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91865813-410b-4954-89e8-dcdd203b72f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın</image:title>
            <image:caption>“… Lili olmayınca çok yalnız hissediyorum. O kediden başka bana dostluk edecek hiç kimse yok bu dünyada.”
20. yüzyıl Japon edebiyatının devlerinden, büyük eserlerin yaratıcısı Cuniçiro Tanizaki, kariyeri boyunca ülkesinde döneminin en büyük yazarı olarak kabul gördü, daha sonra ise Haruki Murakami, Yasunari Kavabata ve Yukio Mişima’yla birlikte savaş sonrası Japon edebiyatının “büyük dörtlü”sünden biri olarak anıldı. Eserlerinde çoğunlukla aşkın dile getirilmeye korkulan yanlarını cesurca işleyen Tanizaki Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın’da bir aşk üçgeninin ortasında kalan ve oradan oraya savrulan kedi Lili’nin etrafında şekillenen trajikomik bir hikâye anlatıyor.
Şinako, eski kocası Şozo’nun yeni eşi Fukuko’ya yazdığı mektupta sıradışı bir istekte bulunur: Şozo’nun çok sevdiği kedisi Lili. Şozo kediyi eşinin ve annesinin zoruyla Şinako’ya verince evdeki dengeler değişmeye başlar. Aklı fikri Lili’de olan Şozo, yeni eşinden gittikçe uzaklaşır ve sevgili kedisine kavuşmanın türlü yollarını arar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100289</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea9ebf11-6e20-42d2-87e5-bd939485d744.jpg</image:loc>
            <image:title>Gel Eve Dönelim</image:title>
            <image:caption>“Kaç kalantor müşteri ona bu evden ayrılmayı, bu hayattan uzaklaşmayı teklif etmiş, hatta kaç erkek onu, tövbekâr olduğu takdirde nikâhla almaya kalkışmıştı.
Her defasında Gülten reddetmişti.
Bir erkeğin peşine takılıp gitmek ha!
Hayır, o bunu hayatında bir tek defa yapmıştı. Ve bu gidiş, onu işte bir umumhaneye kadar sürüklemişti.”
Fosforlu Cevriye gibi bir seks işçisi Gülten. Eskişehir Genelevi’nin en yaşlı seks işçisi. Suat Derviş, Gülten’in Şevkiye olduğu ilk gençliğine gidiyor ve onu İstanbul sokaklarından Eskişehir’e sürükleyen olayları sırasıyla anlatıyor. Klişe bir “kötü yola düşme” hikâyesi değil bu. Yukarıda da söylediği gibi, Şevkiye kurban değil, Gülten olmayı bir anlamda kendisi seçiyor.
Suat Derviş’in 1950 ve 1964 yıllarında iki defa tefrika edilen bu eşsiz romanı, gariptir ki, yazarı tarafından bile hiç anılmamış. Oysa okuyunca göreceksiniz, Suat Derviş’in en önemli, değerli ve dikkat çekici metinlerinden biri.
Karin Karakaşlı da romanın hemen ardında yer alan “Şevkiye-Gülten’in Üçüncü Doğuşu” başlıklı yazısında, “Hayatın en beklenmedik hamlelerine yer açan Suat Derviş, bize hakiki bir insan hikâyesi bahşetmiş. Şevkiye’yi ve Gülten’i, onun ömrüne sığan bütün bu insanları tanımak, pek çok farklı hayat ihtimaline iliğinden bakma fırsatı bulmak demek. Bu fırsatı değerlendirdiğimizde misliyle çoğalacağız. Bir roman bundan daha fazla ne yapsın zaten?” diyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100290</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06bf0769-aaa5-423c-ba25-38c854a5250d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara</image:title>
            <image:caption>Değişen dünya düzeni; dağlar, ormanlar, mağaralar; hayatta kalıp esir olanlar ve hayatta kalıp hür olanlar... Toprak Aras’tan bir gelecek tasarımı: Kara.
Kara’nın bir kolu halk hikâyelerine, diğer kolu alternatif dünya anlatılarına temas ediyor. Toprak Aras, hem romanına adını veren “Kara”yla bir halk kahramanı yaratıyor hem de bizi bekleyen olası bir gelecekten bahsediyor romanında.
Aras’ın kitabı, “pandeminin doğurduğu” ya da “pandemiden beslenen” bir roman olarak değerlendirilebilir. Romanın finalinde okuru “Eylül 2020” tarihinin beklemesi ve elbette hikâyenin bileşenleri, okurun bu ihtimale yakın durmasına sebep olacaktır; fakat Kara’yı, özellikle politik duruşunu göz önünde bulundurarak, her dönemin distopyası olarak okumanın mümkün olduğu unutulmamalı.
“Dora biraz daha hızlandı, küçük bir tümseği aştı, evler şimdi daha iyi görünüyordu. Birden atın yularını çekti. Dora ansızın durdu. Başını, niye durduk, der gibisinden öfkeyle birkaç kere salladı. Dışarıda kimse yoktu. Bu saatte herkesin eve kapanması olacak şey değildi. Üstelik Kar’la Boz’un, yaylanın diğer köpekleriyle ortalığı gürültüye boğup kendisini karşılaması gerekiyordu. Sonra etrafta ne bir koyun ne bir inek ne de bir tavuk vardı. Tuhaf bir şeylerin olduğunu sezdi. Eve yaklaştıkça korkusu daha da büyüdü. ‘Dora,’ dedi dudakları titreyerek. ‘Bir şeyler olmuş Dora!’”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100291</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02842959-6db2-4b40-ab51-c798422020ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayat İncitir Herkesi</image:title>
            <image:caption>Modern zaman masallarının usta kalemi
Ayşegül Çiçekoğlu’ndan
yüreğinize yer edecek, sarsıcı bir aşk hikâyesi.
Sürprizlerle dolu bir yolda karşılaşılan yakıcı bir aşk…
Ve ortaya çıkmak için bu aşkın doğmasını bekleyen geçmişte saklı kaldığına inanılan sırlar.
Egemen ve Mina, hayatlarını kesiştiren sırlar anlatılmaya başlandığında zorlu bir sınavla karşı karşıya kalırlar. Hayat, zamanın bir bölümünde incitmiştir herkesi. Ancak incindiğimiz yeri kesip atmak da incindiğimiz yerden çiçekler açıp yeniden filizlenmek de elimizde değil midir? Acaba Egemen ve Mina bu durumda hangi yolu, nasıl ve neden seçecekler? Gerçeğin dev dalgalarına teslim mi olacaklar yoksa aşkın iyileştirici gücüne sığınıp ayakta mı kalacaklar…
Sayfaları merakla çevirirken duygudan duyguya sürükleneceksiniz.
Ayşegül Çiçekoğlu’nun, kahramanları sayfalardan çıkarıp artık ailenizden biri gibi hissettiren, onları unutulmaz kılan bir yeteneği var. Kalemden hayatlar yazmakla kalmıyor, onlara birer beden, can ve ruh verip bir de bize arkadaş ediyor.
Hayat İncitir Herkesi romanında da Egemen nasıl hissettiklerine, ne düşündüklerine şahitlik ederken onlara sarılma ihtiyacı duyacaksınız ve kalbiniz sıcacık olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100292</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbc86147-1e5d-43a8-9005-d2f0c8fea5cf.jpg</image:loc>
            <image:title>İspanyol Aşk Aldatmacası</image:title>
            <image:caption>Bir düğün. İspanya’ya bir seyahat. Dünyanın en sinir bozucu adamı..
Ve üç gün boyunca oynanacak bir sevgililik oyunu. Yani kesinlikle işlemeyecek bir plan.
Catalina Martín’in acilen ablasının düğününe birlikte gideceği birine ihtiyacı vardı. Kalbini paramparça eden eski sevgilisinin nişan haberini aldıktan sonra İspanya’ya yalnız dönemezdi. Amerikalı bir erkek arkadaşı olduğuna dair söylediği küçük yalan da kontrolden çıkmaya başlamıştı.
Onunla Atlantik Okyanusu’nu aşıp aldatmacasına ortak olacak birini bulmak için tam dört haftası vardı. Kalabalık, gürültücü ailesini kandırmak ise hiç kolay iş değildi. Ancak insanların ona acıyan bakışlarından kurtulacağı anlamına geliyorsa her şeyi yapardı.
Yani, neredeyse her şeyi… Uzun boylu, yakışıklı, herkese tepeden bakan iş arkadaşı Aaron Blackford’un yardım teklifini kabul etmesi imkânsızdı. Sonuçta Catalina hayatında hiç bu kadar sinir bozucu, küstah ve katlanılmaz bir adamla karşılaşmamıştı.
Ama ailesinin heyecanı onu köşeye sıkıştırmıştı ve Aaron en iyi değilse bile tek seçeneğiydi. Seyahatleri ilişkilerini yeni bir boyuta taşırken, aralarındaki yanlış anlaşılmalar ortaya dökülecek ve Catalina adamın belki de sandığı kadar korkunç biri olmadığını fark edecekti.
NEW YORK TIMES, USA TODAY, SUNDAY TIMES, GLOBE&amp;MAIL VE IRISH TIMES ÇOK SATANI
İLK ROMAN DALINDA 2021 GOODREADS OKUR ÖDÜLLERİ KAZANANI
“Romantik bir hikâyeden isteyebileceğiniz her şey bu kitapta.” —Helen Hoang, New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100293</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19721689-a222-4b00-9fac-ec1f797f7377.jpg</image:loc>
            <image:title>Sende Cenneti Gördüm</image:title>
            <image:caption>O mavi gözlerinizdi beni benden alıp giden çok uzaklara. 
Tıpkı bir deniz gibiydi içimde dinmeyen o hırçın dalgalar. 
Zayi olmuş fırtına batığında , ruhumdaki şu asil kişiliğim. 
Virâne idi gönül tahtım, asıl sende bulundu bu öz benliğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100294</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f2afd5e-309a-44d7-8fce-47c3acc79caa.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral Kızı</image:title>
            <image:caption>Konya yakınlarındaki pancar tarlasında başlayan yaşamı, felsefe profesörlüğüne uzanan KRAL KIZI… 
Yazarlığının en yürekli ama yaşlılığın kapıyı tıklattığı zamandasın. Üzerinde adın yazan kitaplar, çeviriler, bilimsel makaleler var. Ömür boyu yaşayarak birikmiş malzeme hazır. 
Aldatılmayı, gördün. Şiddetin en ayıplısını yaşadın. En yakınım dediğin tarafından sırtından hançerlendin. Yaşamın birkaç yerden büküldü? Düştün, kalktın. Karşılıksız sevgi, çılgın aşk, nefret, yalnızlık… 
Bütün bunları anlatmak yürekliliğini göster. Noktasını virgülünü değiştirmeden yüceltmeden ve cüceltmeden, insanlığını, kadınlığını unutmadan kaleme dökmek zamanı geldi. Annenin başladığı mor kadının öyküleri senin kaleminden çıksın. 
Yazdığının başyapıtımın olup olmayacağını bilemezsin. Sağlık durumumu düşünce son olacağı kesin. 
Gökyüzünde beyaz bir ışık yanıp sönende, uzun kuyruğu metalik yeşil, kanatlarının ve karnının altı bembeyaz, o güzel kuşun gelmesini bekleme. 
İçinde insan olmanın bilinci, karar vermenin gücü. Kadın olmaktan aldığın ivme ile yola çık. Düşlerin, kovanından çıkmaya hazırlanan oğul. Çağır gelsin aceleci harflerini. Heyecanlı hecelerini. Arslan yürekli sözcüklerini. Korkusuz cümlelerini. Seninle birlikte yeni bir serüvene…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100295</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75513514-8b40-4a76-8ae9-5ec6a7e87ecb.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklın Yaşamı</image:title>
            <image:caption>İspanyol filozof George Santaya’nın başyapıtı olan Aklın Yaşamı: İnsan Gelişiminin Evreleri’nden seçki ilk kez Türkçede. Santaya’nın bu kitapta bir araya getirilen denemeleri, şiirden teolojiye, metafizikten materyalizme, estetik algıdan idealizme uzanan kapsamlı meseleleri konu ediniyor. 
Santayana’nın bu denemelerinde aklın yaşamı, evrenin kötü bir kopyası değil, bir başına insanın dışavurumudur. Filozofun düşünceleri aslında tek bir tez etrafında toparlanabilir: İnsanın hakikati keşfetmesi, uzun ve sancılı bir sürecin sonucudur. Çünkü insan aklı, kesinlikle bir sonuçtur ve gerçekte gayet geç oluşmuş, son derece düzenli bir evrimin ürünüdür. Santayana bu gelişimi örneklendirmek için dinde, sanatta, felsefede, ahlakta ve bilimde yaşanan gelişmelere ilgiyle odaklanmaktadır. 
Aklın modern dünyadaki serüveninde ise işler değişmiştir. Artık kesin bir yerlere yerleşmek mümkün değildir. Akıl ve muhakeme sürüncemededir. Üzerine yüklenen herhangi bir sorumluluk olmadığı için akıl sorumsuzlaşmıştır. Yine de Santayana insanın kendisini gerçekleştirebileceği koşulların geleceğin dünyasında ortaya çıkması ihtimaline her fırsatta inandığını dile getirmekten vazgeçmez. Ona göre bütün hayatımız, ruhun tutkuları ile doğanın güçleri arasında bir uzlaşma, başlangıç aşamasındaki gevşek bir uyumdur. 
Santaya’nın yapıtı bizi büyük sorular etrafında dolanan bir filozofun engin düşüncesine ortak olmaya çağırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100296</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40e50558-763b-45fa-8b81-263003d1df39.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece İnerken</image:title>
            <image:caption>Çağdaş dünya edebiyatının önemli eserleri arasında yer alan Saatler romanının yazarı Michael Cunnigham’dan sanat, aşk, evlilik ve ölümlülük üzerine bir roman Gece İnerken. 
Genç yaşta ölen göz kamaştırıcı bir ağabeyin gölgesinde büyümüş, 40’lı yaşlarının ortalarında, New York Soho’da kendi halinde bir sanat galerisi sahibidir Peter Harris. Temsil ettiği sanatçılar iyi olsa da birer deha değillerdir. Bir dergide editörlük yapan Rebecca Harris ile sorunsuz görünen bir evlilikleri vardır. Öyle veya böyle her şey yolunda ilerlerken, bir gün karısının beceriksiz, uyuşturucu bağımlısı, sevimli, küçük kardeşi Mizzy çıkagelir. Gizliden gizliye esaslı bir maceraya, onu “mantıklılar diyarından” çıkaracak ve “tehlikeli bir ilhama” yönlendirecek cesarete ihtiyaç duyan Peter’in ilacı Mizzy olacaktır. Birdenbire sanatçılarını, onların yapıtlarını, kendi kariyerini ve hayatını, özetle o güne kadar ilmek ilmek ördüğü tüm dünyasını sorgulamaya başlayacaktır… 
Cunningham’dan yine bolca edebiyat referansıyla ilerleyen, o kusursuz sandığımız hayatlarımızı sorgulamaya iten bir roman Gece İnerken. Mutlu sonların olmadığı ama bağışlamanın gücünü ortaya koyan bir roman…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100297</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bf864ce-dace-41a7-8f8b-57f6e5b5395a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Tren (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Ben zaten hiç beceremedim, hiçbir şey, 
iç yangını anılar yaratmaktan başka.” 
 
50 kuşağının öncülerinden Vüs’at O. Bener, öyküleriyle, oyunları ve romanlarıyla geçmişten bugüne modern edebiyatımızın kült yazarlarından biridir. V.O.B., kurmaca ile gerçekliği, birbiri içinde ve birbirinin sınırlarını kurcalayarak, alaysayarak, işi ciddiye bindirerek yaratmış; dilde ve söyleyişte yeni bir biçem ortaya koymuş, sözcükler icat etmiş, yeri geldiğinde fiilleri elinin tersiyle itmiş, çokkatmanlı ve parçalı anlatı evreninde, kördüğüm cümleden boş yücelik anlatısına, Vüs’atî bir ekole dönüşmüştür. 
 
100. yaşın kutlu olsun Vüs’at O. Bener!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100298</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36a5cc17-2a14-4936-8657-73a503612d8f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mızıkalı Yürüyüş (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Yolcular karşılandı. Boşalan terminalde bir ben tek başınayım. Hüzne tutuklandım hemen. Yalnızlığını seçen katlanmalı. 
Seçtiğimi de nereden çıkarıyorum? 
Öyle, kendiliğinden oluştu.” 
 
50 kuşağının öncülerinden Vüs’at O. Bener, öyküleriyle, oyunları ve romanlarıyla geçmişten bugüne modern edebiyatımızın kült yazarlarından biridir. V.O.B., kurmaca ile gerçekliği, birbiri içinde ve birbirinin sınırlarını kurcalayarak, alaysayarak, işi ciddiye bindirerek yaratmış; dilde ve söyleyişte yeni bir biçem ortaya koymuş, sözcükler icat etmiş, yeri geldiğinde fiilleri elinin tersiyle itmiş, çokkatmanlı ve parçalı anlatı evreninde, kördüğüm cümleden boş yücelik anlatısına, Vüs’atî bir ekole dönüşmüştür. 
 
100. yaşın kutlu olsun Vüs’at O. Bener!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100299</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40b7ce02-aa2b-476d-8e17-281e0c9508a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Dost (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Dizime bir çekirge sıçradı. 
Pek kalabalık değiliz. 
Bu korku yeni girdi içime... 
Solucanı ortasından bölersin, iki parça kendi yoluna gider. Kişi, Zeus’tan güçlü, ama solucandan zayıf. Tek kalmaya yargılı.Mezarlara bile teker teker giriliyor.” 
 
50 kuşağının öncülerinden Vüs’at O. Bener, öyküleriyle, oyunları ve romanlarıyla geçmişten bugüne modern edebiyatımızın kült yazarlarından biridir. V.O.B., kurmaca ile gerçekliği, birbiri içinde ve birbirinin sınırlarını kurcalayarak, alaysayarak, işi ciddiye bindirerek yaratmış; dilde ve söyleyişte yeni bir biçem ortaya koymuş, sözcükler icat etmiş, yeri geldiğinde fiilleri elinin tersiyle itmiş, çokkatmanlı ve parçalı anlatı evreninde, kördüğüm cümleden boş yücelik anlatısına, Vüs’atî bir ekole dönüşmüştür. 
 
100. yaşın kutlu olsun Vüs’at O. Bener!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100300</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a26d9730-7c2c-4d20-8276-ab79e6f433f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Muannit Sahtegi’nin Notları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Mutlulukla mutsuzluk arasında salt kendi gücümüze, aracılığımıza gerekseme yasasının koyucuları olduğumuzu unutacağız. 
Köleler piramidinin ustaları da, işçileri de, taşları da biziz.” 
 
50 kuşağının öncülerinden Vüs’at O. Bener, öyküleriyle, oyunları ve romanlarıyla geçmişten bugüne modern edebiyatımızın kült yazarlarından biridir. V.O.B., kurmaca ile gerçekliği, birbiri içinde ve birbirinin sınırlarını kurcalayarak, alaysayarak, işi ciddiye bindirerek yaratmış; dilde ve söyleyişte yeni bir biçem ortaya koymuş, sözcükler icat etmiş, yeri geldiğinde fiilleri elinin tersiyle itmiş, çokkatmanlı ve parçalı anlatı evreninde, kördüğüm cümleden boş yücelik anlatısına, Vüs’atî bir ekole dönüşmüştür. 
 
100. yaşın kutlu olsun Vüs’at O. Bener!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100301</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84c068a6-b223-4768-bb32-bcb6c2352991.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitimde Denetim</image:title>
            <image:caption>Türk eğitim sisteminin bilimsel yöntemlerle yetkin denetçiler tarafından denetlenmesi, öğretmen ve okul yöneticileri başta olmak üzere her türlü eğitim kademesindeki yöneticiye rehberlik sağlanması ile eğitim sistemi geliştirilebilir. Eğitimin denetlenmesi bu anlamda özellikle her bir çocuğun nitelikli eğitime erişimi için kritik bir role sahiptir. Denetim olmadan etkin ve verimli bir yol alınamayacağının altı çizilmelidir. Peki, eğitimde denetim nasıl, ne şekilde ve hangi amaca dönük olarak yapılmalıdır? Bu kitabın yazılma amacı tüm bu sorulara yanıt aramaktır. 
Bu kitap, çağdaş denetim felsefesi ışığında eğitimde denetimin temel kavramlarını ve felsefesini tanıtmayı, denetim faaliyetini gerçekleştirecek denetçiye pratikte uygulayabileceği işlevsel bilgiler sunmayı ve gelişmiş ülkelerin denetim sistemlerini tanıtmayı amaçlamaktadır. Sadece denetleyenin değil, aynı zamanda denetlenenlere yönelik de faydalanabilecekleri bilgilere yer verilmiştir. Bu kapsamda kitabın hedef kitlesi; öğretmenler, okul yöneticileri, müfettişler, akademisyenler, lisans ve lisansüstü öğrenciler başta olmak üzere eğitim sisteminin her paydaşı olarak sıralanabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100302</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52d47183-73bc-4446-a954-26be54b113c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Gerçeğin Tokadı</image:title>
            <image:caption>Gerçeğin Tokadı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100303</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc95c61f-7a27-4cca-a26d-b2c697c1e70e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Tarihi</image:title>
            <image:caption>Açıklama: Dünya’nın, kütlesel varlığı bir kenara, üzerinde taşıdığı canlıların düşünceleri ile evrimleşen bir felsefe olduğunun kanıtıdır bu kitap. İnsan olmak salt etin, kemiğin mahareti değil; düşünsel evrelerin, inanç faktörünün ve dahası varlıklar arası ilişkilerin geldiği son tablodur aslında. Yaşadığımız dünyanın bize sunduğu  olanakların çıkış noktalarını derinlemesine kim bilmek istemez? Güneşin Ay’a ilettiği enerjiden, kıtaların bir biri ile etkileşimine, insanların tanrılardan aldığı güce, dilin, ticaretin, sanatın ve gerçek hayatın tüm evrelerine, taş baltalardan günümüz teknolojisine şahitlik edeceğiniz bir seyahate hazır mısınız? Tarihin bilinen isimlerinin bilinmeyen yönlerini tanıyacak, inanç kavramının insan doğasına attığı temellere yeni bakış açısı kazanacak, bireyin toplumsallaşma sürecindeki sosyolojik sancılarını anlamlandıracaksınız. Bu kitapla dünya ve insanlık tarihinin varoluşuna dair zihninizdeki tüm boşluklar dolacak.Yaşadığınız dünyayı tüm gerçekliği ile tanımaya hazırsanız başlıyoruz..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100304</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5cdcf28-53e7-41cc-a907-bd59d1b47241.jpg</image:loc>
            <image:title>Orta Çağ Tarihi</image:title>
            <image:caption>Açıklama: Antik ve modern zamanların arasında yer alan bu dönemde, yeni ve muhteşem bir mimari geliştirilmesine rağmen sanat ve edebiyat askıda kalmıştır. Antik çağ cumhuriyetlerinin ve günümüz monarşilerinin yerine feodalizm adı verilen özel bir örgüt ortaya çıktı. Yüzyılların ürünü olan feodal beylerin bu egemenliği, sonunda Louis XI, Tudorlar ve onlarla çağdaş olan prensler tarafından sona erdirildi. Bütün ülkelerde krallar olmasına rağmen, askeri ve dini şefler dokuzuncu yüzyıldan on ikinci yüzyıla kadar gerçek hükümdarlardı. Merkezi iktidarların gücü yoktu, sınırlar sabit değildi. Egemen ve mülk sahipleri, bölgelerini, milliyet duygusunun var olmadığı çok sayıda küçük devletlere böldü. Bununla birlikte, lorların üzerinde anlaşmaları ile varlıklarını devam ettiren yerel küçük krallıkların üstündeki bir imparator ile papalığın ortaklaşa paylaştıkları bir iktidar söz konusuydu. Orta Çağ, Filistin Müslümanlarına, İspanya&apos;nın Faslılarına, Albigensli sapkınlara veya Baltık putperestlerine karşı yapılan haçlı seferleri gibi dini savaşların damga vurduğu bir çağdır. Bu çağ aslında dünyayı yönetmeye talip olan iki güç, Papalık ve İmparatorluk arasındaki bir mücadeledir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100305</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45c81ca5-dcc7-4e92-bf89-3083322b788c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay ve Delilik – Toplu Öyküler 3</image:title>
            <image:caption>Yidiş dilinin en büyük yazarı, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Isaac Bashevis Singer’ın toplu öyküleri üç ciltte bir araya geliyor. Bu ciltte, Doğu Avrupa’daki pogromlardan veya Holokost’tan kurtulan Yahudilerin yeni bir hayat kurma çabalarının ağırlıklı yer tuttuğu öyküler bulunuyor. Başroldeyse tarihsel ve kişisel felaketlerden sağ çıkmayı başarmış, yeni yurtlarında –Amerika, Batı Avrupa veya İsrail– hiç ummadıkları bir anda eski dostlarla ve geçmişin hayaletleriyle yüz yüze gelen, yaşamaya devam edebilmek için hikâyelere ve geldikleri coğrafyaya özgü bir kara mizaha tutunan karakterler var. 
 
Öykü türünün büyük ustalarından Singer’ın gerçekçilikle olağanüstüyü, yerelle evrenseli iç içe geçiren bu küçük başyapıtlarında, yok edilmiş bir kültür bütün zenginliğiyle yaşamaya devam ediyor. 
 
“Isaac Bashevis Singer’ın parıltılı, muhteşem öyküleri hayret duygusuyla, minnettarlıkla, mizahla, ironiyle ve hem tenin hem de ruhun hazlarını yüceltmeyi başaran alaycı bir erotizmle doludur.” 
 
Jonathan Yardley, The Washington Post Book World 
 
“Yirminci yüzyılın en yaratıcı ve büyüleyici seslerinden biri.” 
 
Jeff Simon, The Buffalo News</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100306</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7712897-7b26-470d-b63b-03d24492d1d8.jpg</image:loc>
            <image:title>İskandil – Günlükler (1968-1969)</image:title>
            <image:caption>Hulki Aktunç’un “Her günlük bir iskandil, her günlük çok iskandil” sözüne uyarak günlüklerin bu cildine İskandil adını verdik. 1968-1969 yılları arasında tutulan 
günlüklerde öyküyle, resimle, sinemayla, ülke sorunlarıyla dolu günlerin izleri, üniversiteli bir gencin arayışları var. Anılar, öyküler, şiirler, desenler ve elbette politik olaylarla yüklü bir kitap İskandil. Dönemin edebiyat ve sanat çevrelerinin çekişmeleri, yayın dünyasındaki olaylar, 68 Kuşağı önderlerinin İstanbul Üniversitesi çevresindeki eylemleri kitaba ayrı bir özellik katıyor. 
 
Günlükleri hazırlayan Doğan Yarıcı önsözünde “iyi ki yazmaktan geri durmamış,” diyor, “dönemin gündelik yaşamını, gazete manşetlerini, o yıl yayımlanan bütün edebiyat dergilerini, okuduğu bütün kitapları, kafaya taktığı şair ve yazarları, izlediği filmleri, dinlediği müzikleri, toplumsal ve siyasi olayları, kişisel sorunlarını, dostluklarını, hayal kırıklıklarını, açmazlarını, mutluluklarını, titizlikle ve ayrıntılarıyla. Gün gün nasıl aydınlandığına hayranlıkla tanık oluyorsunuz bu gencin, yaşadığı dünyanın, çok sevdiği ülkesinin nasıl değiştiğine, insanlarının, edebiyatının, sanatının, müziğinin, havasının suyunun nereden nereye geldiğine.” 
 
“Her günlük bir iskandil, her günlük çok iskandil”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100307</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25c6bdc1-028b-4965-964d-258f37045c10.jpg</image:loc>
            <image:title>Utanç ve Suçluluk</image:title>
            <image:caption>Bu sekizinci sayının konusu Utanç ve Suçluluk. Yayına hazırlayan ise Şeyda Postacı.  
  Psikanalizde utanç ve suçluluk üstbenlikle bağlantılıdır. Dolayısıyla bu sayıda Türk ve yabancı psikanalistlerin çocukta üstbenliğin gelişimi, işlevi, ruhsallıktaki yeri, ergenlikte utanç ve bedenle ilişkisi, özel gereksinimli çocukların utançla ilişkisi gibi hayli kapsamlı konuları ele aldıkları yazılar var.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100308</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2820236-ef6e-4dc3-a424-f1ac5e674d71.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzun Yolculuğum Bir Yanımız Hep Çocuk Kaldı</image:title>
            <image:caption>“Yaşamımın iyi ya da kötü hiçbir anından vazgeçemem. Eksiğiyle, fazlasıyla beni ben yapan bunlardır. Hapishaneler, sürgünler, hücreler, sanatoryumlar, güzellikler, çirkinliklerle beni ben yapan şeyler. (...) Pek çok insan tanıdım. Çoğunu sevdim. Hapishanede bana taban tabana zıt kimseleri tanıdım, çok değerli yanlar taşıdıklarına tanık oldum. Siyasetin ne denli zor, amansız ve kaçınılmaz olduğunu anladım.” Türkiye solunun bir döneminin önde gelen isimlerinden M. Halim Spatar’ın ölümünden sonra bilgisayarında bulunan ve daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış anılarını içeren Bir Yanımız Hep Çocuk Kaldı, Spatar’ın çocukluk günlerinden yürüttüğü siyasal mücadeleye zengin bir tanıklık sunuyor. Spatar’ın doğup büyüdüğü İzmir’den Dünya Barış Festivali’ne, çıkarttığı dergilerden İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarına, Türkiye Komünist Partisi’ne yönelik 1951 Tevkifatı’ndan 1980 darbesi sonrasında Mamak Askerî Cezaevi’ndeki zorlu günlere uzanan anılar bir döneme ışık tutuyor. Bir Yanımız Hep Çocuk Kaldı sadece bunlarla da sınırlı kalmıyor: Spatar’ın daha önce yayımlanmış kimi yazılarını ve yaptığı uzun bir söyleşiyi, arkadaşlarıyla ve karısıyla mektuplaşmalarından parçaları da yeniden bir araya getiriyor. Karısı Sabahat Spatar’la yapılan bir söyleşiyi ve kimi çalışma arkadaşlarının Spatar’la ilgili düşüncelerini de içeren kitap ömrü mücadeleyle geçmiş bir aydına saygı duruşu...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100309</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a24c807e-00b5-4a75-b48a-ebfd749ba58d.jpg</image:loc>
            <image:title>Enstantaneler</image:title>
            <image:caption>“Bazen asla iki kişiyken olduğun kadar yalnız değilsindir. Cennetten sürgünün küçük bir kutsal temsili.” 
 
Claudio Magris Enstantaneler’de 1999-2016 yılları arasında yazdığı bir anlık görüntüler koleksiyonu oluşturuyor. Günlük, siyasi ve özel hayata irili ufaklı kesikler atıyor. Anlamsızlık ve yüzeysellik uçurumlarını gizleyen yanlış inançları, deyimleri ve davranışları damgalıyor; insan ruhunun enginliğini ortaya çıkaran küçük, gizli davranışların altını çiziyor. Bu özgün ahlakçı, bize asla nasıl olmamız veya yaşamamız gerektiğini söylemiyor. Ancak bizi, kendimize titizlikle ve hassasiyetle bakmaya davet ediyor. Sonunda da bizi bir davetle selamlıyor: “Otuz yıldan fazla bir süre önce Linz Katedrali’nin kapısında okuduğum bir yazıt, ancak yeniden gülebildiğin zaman, gerçekten affedilmiş olursun, diyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100310</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/288b2ab9-d401-4ab9-b489-9e8d72ebf794.jpg</image:loc>
            <image:title>Milena&apos;ya Mektuplar</image:title>
            <image:caption>Franz Kafka ve gazeteci Milena Jesenská 1920 yılının başlarında, Prag’da, bir dost meclisinde tanışırlar. Milena’nın bu ilk buluşmada Kafka’nın iki öyküsünü Çekçeye çevirme arzusunu dile getirmesiyle, yazarın ölümünden kısa bir süre 
öncesine kadar sürecek umutsuz bir aşk ilişkisinin ilk adımı atılmış olur. 
 
Umutsuz bir aşk ilişkisidir bu çünkü Milena Viyana’da, mutsuz bir evlilik sürdürdüğü kocasıyla birlikte yaşamakta, Kafka ise tüberküloz tedavisi için sanatoryumda yatmadığı zamanlarda yaşamını Prag’da sürdürmektedir. Yazarın aşkını, kaygılarını ve çaresizliğini paylaştığı bu mektuplar, hem bir aşk romanı hem de yazarın iç dünyasının en katıksız, en çarpıcı anlatımıdır. 
 
Milena’ya Mektuplar’ın bu edisyonunda, Kafka’nın mektuplarına Milena Jesenská’nın Max Brod’a yazdığı mektuplar ve gazete yazıları eşlik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100311</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f2eff75-e8b6-4e18-aea1-72dfd7606778.jpg</image:loc>
            <image:title>Kavramların Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>Kavram araştırmaları özellikle sosyal bilimlerin, tarihin, etimolojinin alanına giren pek çok çalışmada geçmişe dönük incelemelerin bir parçası olmuştur. Bu kitaptaki incelemelere kuramsal temel sağlayan kavram tarihi ise ayrı bir çalışma alanı ve yaklaşımı özelliği taşıyor. Alanın öncüsü Reinhart Koselleck tarihsel olgulara kavramlar penceresinden bakmaya çağıran bir üst bakış getiriyor. 
Elif Daldeniz-Baysan’ın ––bir bölümü Nihal Ekin Erkan’la ortak çalışmanın ürünü olan–– incelemelerini bir araya getiren bu seçki, Türkiye’de sınırlı ölçüde ilgi odağı olan kavram tarihi araştırmaları içinde özel bir yerde duruyor. Kavram tarihi yöntemini çeviri(bilim) perspektifiyle ele alan bu yazılar, Türkiye’deki kültürel değişimi yansıtan belli bazı kavramların izini sürüyor. Diller ve kültürler arasında kavramlara ilişkin aktarım sorunsalının temel izlek olarak tekrarlandığı çalışmalarda; kültür ve millet kavramlarının Osmanlı / Türk düşünce coğrafyasına aktarılışı, patent metinlerinin çevirisi, şehircilik kavramlarının uluslararası düzlemden yerel politikalara girişi gibi konulara uzanılıyor. 
Bu çalışmalar düşünce dünyamıza genel anlamda katkıda bulunmanın yanı sıra, çeviri ve dil alanına özel bir araştırma perspektifi de sunuyor. 
YAZARLAR HAKKINDA: Elif Daldeniz-Baysan 1970’te Almanya’da doğdu. Çevirmenlik, patent vekilliği ve akademisyenlik yaptı. Türkçe, Almanca, İngilizce arasında her yönde ve farklı alanlarda çevirileri var. Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim bölümünden mezun oldu, İstanbul Üniversitesi Alman Dili Edebiyatı’nda Walter Benjamin üzerine yüksek lisans ve patent çevirileri üzerine doktora yaptı ve aynı üniversitede Çeviribilim Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. Okan Üniversitesi’nde bir dönem Çeviribilim Bölümü başkanlığını yaptı. Kurucu üyelerinden olduğu Çeviri Derneği’nde bir dönem yönetim kurulu üyeliği, akademik dergilerde editörlük ve danışma kurulu üyeliği yaptı, Afette Rehber Çevirmenlik girişiminde aktif olarak yer aldı. Felsefe, çeviri, patent, kavram tarihi alanlarında bilimsel çalışmaları ve yayınları var. Uzun bir hastalık evresi sonunda 2012’de vefat etti. 
Nihal Ekin Erkan 1970’te Çan’da (Çanakkale) doğdu. Şehir plancısı, akademisyen. ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu, Marmara Üniversitesi’nde deprem ve kentsel yönetişim konusunda yüksek lisans ve toplumsal cinsiyet açısından kentsel eşitsizlik konusunda doktora yaptı. 2003’ten bu yana Marmara Üniversitesi’nde Kent Sosyolojisi ve Kent Planlaması alanında dersler veriyor ve Kentleşme ve Çevre Sorunları Anabilim Dalı başkanlığını yürütüyor. Şehir Plancıları Odası dergisinde yayın kurulu üyeliği ve Ada Kentliyim dergisinin yöneticiliğini yaptı. Uluslararası çeşitli projelerde görevler üstlendi. Kavram tarihi alanında Elif Daldeniz’in de dahil olduğu bir araştırma projesini yürüttü. Kent çalışmaları kapsamında planlama eğitimi, şehircilik kavramları, kentsel politikalar konularında araştırma ve yayınları var. 
PLANLANMIŞ REKLAM ÇALIŞMALARI: Kitap eki ilanları.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100312</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7cd937e6-93ba-44d6-b82b-3ed69ae4c3a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarçın Ve Barut</image:title>
            <image:caption>Uçsuz bucaksız denizler, göz alıcı gemiler, dünyanın dört yanından toplanmış tayfalar, güzel ve çılgın bir kadın kaptan, eldeki kısıtlı malzemeden iyi yemek yapmaya çalışan bir aşçı, tutsun diye uğraşılan mayalar, ülkeleri âdeta kukla haline getirmiş ticaret şirketleri, top gülleleri ve barut kokuları, korsanlar... Tarçın ve Barut’ta korsanlar tarafından kaçırılan bir aşçının kendisini kaçıran acımasız kaptana karşı nefretten sevgiye, düşmanlıktan romantizme doğru evrilen duyguları bir korsan gemisinin içinde iyi yemek yapma mücadelesiyle birleşiyor. Her biri farklı gariplikteki mürettebatla ilişkileri ilerledikçe hem aşçılık yeteneklerini geliştiren hem de bir tür korsan gibi hissetmeye başlayan Wedgwood’un macera dolu, film gibi hikâyesi okuru içine çekiyor. Eli Brown’dan, gerek usul usul çözülen bilmeceleriyle gerek sıra dışı karakterleriyle nefes kesici, bir oturuşta bitirilecek bir roman. “Şehrazat’ın çaresizlik içinde gösterdiği maharetini ve Ahab’ın tutkulu acımasızlığını anımsatan karakterlerin yer aldığı, yemek pişirerek baştan çıkarmanın ve macera dolu acayipliklerin masalı...” Publishers Weekly “Hem çıtır çıtır hem heyecan verici...” Kirkus Reviews</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100313</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86b9138a-89b9-4331-9bd3-4b27d8290e35.jpg</image:loc>
            <image:title>Duyuyor Musun?</image:title>
            <image:caption>“O küf kokulu evde, pencereden sokağın karşısındaki mezarlığa bakıp yaşadım yıllarca, Azrail’im de tepemde. Bir günüm geçmedi gülerek. Parasını biriktirdi, neşeyi biriktirdi, gezmeyi biriktirdi, eskiyi biriktirdi, biriktirdi de biriktirdi. Düğün takılarımı bile esirgedi benden. Hırsız çalarmış, yok kaybedermişim. Ne oldu, sonunda o eksildi, ben eksildim, hepsini de bırakıp gitti. Ama zaman birikmiyor. Tik tak, tik tak, bugün de bitti. Onun için şimdi beni böyle kabulleneceksen kabullen ya da asabımı bozma. Yaşarken ikimizin yasını hep tuttum zaten, şimdi kırkımı uçurmaya geldim buraya. Şöyle ağız tadıyla yiyelim yemeğimizi.” Nurhan Suerdem, yaşamı tüm yönleriyle kucaklayan insanların öykülerini anlatıyor. Bu insanlar, bazen varlığının bile farkında olmayanların yüzlerinde mutlu bir an yaratmaya çalışıyorlar; bazen mutsuzluklarıyla etrafı boğmamak için kendi kendilerini telkin ediyorlar, bazen de zamanımızın yıkıcı ruhuna karşı direnmeye çağırıyorlar. Bir bakıma, ilişkilerin acımasızlığının ve politikanın gündelik hayata dokunduğu yerde var olan hoyratlığının izlerini yok etmeye çalışıyorlar. Üstelik bunu geçici bir çözüm olarak değil, hayatımızdan yok olmaları şevkiyle yapıyorlar. Duyuyor musun?, evlerin dört duvarları; sokağın, caddelerin tek düze kalabalıkları ve zihnimizin korkuları arasında sıkışıp kalmış duyguları açığa çıkarmak için sorulan bir soru…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100314</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bdcaeb04-33d7-4c42-96cc-de14bb690d85.jpg</image:loc>
            <image:title>İktidarın Ruhu</image:title>
            <image:caption>“Geleneksel devletten tevarüs eden kişizade imtiyazları modern devlet düzeninde de yeni hal ve renkler alarak varlığını sürdürdü. Geleneksel devlet yerine ikame edilen modern devlet düzeninde de iktidar ve iktidarın nimetleri belli bir zümre ile paylaşıldı, muhalifler zaman zaman idam edildi ve malları hazineye aktarıldı. Öyle ki geleneksel devletin doğrudan ve çoğu zaman sorgusuz yaptığını modern devlet dolaylı ve sorgulu yaptı. Bu durum, ‘İktidarın Ruhu’ olarak tanımlandı.” “Yeni” olan hemen her şeyin genellikle bir kopuşun sonucu oluştuğu varsayılır. Fakat bu varsayım, çoğu durumda geçerli olsa da, “eski”den devralınan değerleri, alışkanlıkları, işlevleri gözden kaçırma ihtimalini de barındırır. İlhami Yurdakul’un İktidarın Ruhu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kişizade İmtiyazları kitabı, uzun dönemli bir “imtiyaz sürekliliğini” anlama çabasının ürünü. Kitapta iktidarın ruhu diye tanımlanan süreklilik, soyut bir iktidar düzeneğinin ve düzleminin değil, beşik ulemalığı, siyaseten katl ve müsadere pratikleri üzerinden anlaşılabilecek somut bir iktidar paylaşımı kavgasının göstergesi olarak ele alınıyor. Böylece Yurdakul, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan imtiyaz siyasetinin fotoğrafını çekiyor. Birtakım alışkanlıkların ve geleneklerin modern araçlarla işlevlerini sürdürdüğünü tarihsel perspektiften ele alan emek ürünü bu araştırma, hem tarihe ilgi duyan akademisyen ve öğrenciler için hem de siyasi tarihe meraklı okur için önemli bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100315</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20d1f9ee-558e-4919-8ca7-174431d3ddd5.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavarların Zamanı</image:title>
            <image:caption>Arap dünyası 2011 yılında ayaklanmalarla sarsıldı. Çoğu yerde şiddetle bastırılan isyanlar Ortadoğu’nun çehresini büyük oranda değiştirdi. Hamit Bozarslan, on yıllık bir sürede yazdığı bu makalelerde Arap Baharı’nın dinamiklerini çözümlüyor; başkaldırıların üzerinden geçen yılların ardından günümüzde rejimlerin kartelleşmesine, milis niteliği kazanmasına ve büyük güçlerin bölgedeki hegemonya mücadelesine dikkat çekiyor. İtalyan düşünür Antonio Gramsci’den ödünç aldığı kavramla, “eskinin artık var olmadığı, ama yeninin de henüz ortaya çıkmadığı” bu dönemi “canavarların zamanı” olarak adlandıran Bozarslan, otokratik rejimlerin güçlenmesi tehlikesinin; Suriye, Libya, Yemen gibi ülkelerde yönetimlerin toplumu yok edecek derecede gaddarlaşmasının nedenlerini açıklarken, Batı ülkelerinin sessiz tanıklığını sorguluyor. “Mutlak öngörülmezliğin hüküm sürdüğü kısa bir zaman diliminin endişe dolu tanıkları olan bu metinler, 2011’deki Arap devrim sahnelerinin nasıl enkaz yığınlarına ya da bazı ülkelerde mezhebî yapılara karşı gaddarlığa, başka ülkelerde de otoriterliğin güçlenmesine yol açtığını; 2017’de IŞİD’in çöküşüne rağmen sürekli bir dinamizmi muhafaza eden cihatçılığın güç kazanmasına ve içinde Suudi Arabistan, İran ve Türkiye’nin bulunduğu bölgesel güçler ya da ABD ve Rusya gibi küresel güçler arasında hem ölümcül hem kinik bir hegemonya savaşına nasıl yöneltebilmiş olduğunu kavratacak birkaç okuma anahtarı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100316</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f69fb25-0c61-4d48-81d7-7a34f32dc821.jpg</image:loc>
            <image:title>Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi</image:title>
            <image:caption>Önsözünü Sırrı Süreyya Önder’in yazdığı kitap Selahattin Demirtaş’ın Son Sözüyle okur karşısında. 
 “Bin türlü gölge ve riyayla örtülmeye çalışılan günlerin çetelesini tutup unutturmayanlar var. İşte bu kitabın emeği, böylesine aziz bir yerdedir. Ekmek gibi, su gibi aziz bir emeğin ürünü olan bu kitap, beyaz bir plastik sandalyeden başka koltuğu da makamı da olmayan, yüreği halkla, halkın yüreği de kendisiyle atan bir siyasetçiyi, kardaşım Selahattin’in cezaevi dönemi hikayesini anlatıyor.” Sırrı Süreyya Önder 
 
Cezaevine girmesine yol açan süreçte neler yaşandı? İçeride günleri nasıl geçiyor? 
Neler yaşıyor, nasıl hissediyor? 
Dışarıda yaşanan gelişmelere nasıl bakıyor? 
Cezaevi görevlileriyle ilişkisi nasıl? 
Bayıldığı gece neler oldu? 
Ailesinin geçirdiği trafik kazasını duyduğunda ilk tepkisi ne oldu? 
Hangi haberi duyduğunda çok üzüldü? 
Neden covid aşısı olmak istemedi? 
Kelepçe takılmak istenmesine nasıl karşı koydu? 
Ne zaman çıkacağını düşünüyor? 
Arkadaşlarının, avukatlarının, kardeşlerinin, eşinin, hücre arkadaşının ve bizzat kendisinin anlattığı bilinmeyenler… 
Basın danışmanı, Demirtaş’ı yazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100317</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1b5369b-6539-4721-a625-36a72c9e75ee.jpg</image:loc>
            <image:title>İstihbarat Sanatı</image:title>
            <image:caption>“Tabiatı gereği, Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) iç işleyişini aktaran birinci elden anlatılara pek rastlanılmaz. Hele Gizli Servis hakkında bilgi veren bir kaynağa ulaşmak ise nadirattandır. Büyükelçi Henry Crumpton’ın yeni kitabı İstihbarat Sanatı bu yüzden son derece önemli: Bu kitap sayesinde halkın devlet idaresinin kıyısında yer alan çok sayıdaki belirsiz alana dair bilgisi bir nebze olsun artacaktır.” 
Salon 
 
“CIA’in en gizli -ve en gizemli- birimine çarpıcı bir bakış.” 
Kirkus Reviews 
 
Yürüttüğü operasyonlarla efsane olmuş bir CIA casusu ve terörle mücadele uzmanının tehlikelerle dolu, aksiyon yüklü kariyerinin hayranlık uyandırıcı anlatımı… 
Bir CIA görevlisi nasıl yetişir? CIA Gizli Servisi hangi faaliyetlerde bulunur? Bir casus nasıl angaje edilir? Terörle mücadelede istihbaratın rolü nedir? CIA küresel operasyonları kimlerle ve nasıl yürütüyor? Operasyonlarıyla ABD dış politikasına nasıl yön veriyor? CIA ve FBI tarafından ülke içinde ve dışında istihbarat faaliyetleri nasıl yürütülür? Hangi yöntemler kullanılır? Yirmi dört yıl boyunca CIA Gizli Servisi’nde görev yapan Henry A. “Hank” Crumpton, elinizdeki kitapta bir casus olarak hizmet etmenin ne demek olduğuna dair çok önemli dersler barındıran heyecanlı hikâyesini yazıyor. Afrika’da CIA’in yürüttüğü eleman angaje operasyonlarından Predator insansız hava araçlarına yönelik öncü nitelikteki yeni programlara, 11 Eylül saldırıları sonrası Afganistan’da yapılan operasyonların yönetiminden ABD’de gerçekleştirilen gizli CIA operasyonlarına kadar çok çeşitli görevleri canlı bir anlatımla sunuyor. Crumpton, ABD’nin savaş yürütme tarzının dönüşümü sırasında gerek sahada gerekse de Oval Ofis’teki kişisel rolünü aktarıyor ve ülke içi istihbarat meselelerine ışık tutuyor. 
Saklı kalmış gerçekleri gün yüzüne çıkaran ve ezber bozan bilgiler içeren İstihbarat Sanatı: CIA Gizli Servisi’nde Geçen Bir Ömürden Çıkarılan Dersler CIA Gizli Servisi, Amerikan istihbaratı, uluslararası terör, Amerika’nın sınırötesi operasyonları ve ülke içi istihbarat yönetimi hakkında alışılagelmiş bakış açılarını değiştirip dönüştürecek bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100318</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c36d49a-a5e3-41f0-88df-983ca4782dca.jpg</image:loc>
            <image:title>Roma Strateji Sanatı</image:title>
            <image:caption>Düşmanın planları nasıl keşfedilir? Savaşın karakteri nasıl anlaşılır? Savaşılacak yer nasıl bulunur? Yürüyüş sırasında nasıl pusu kurulur? Kurulan pusudan sağlam çıkmak için ne yapılır? Düşmanın dikkati nasıl bozulur? Savaşa girmek için uygun zaman nasıl bilinir? Sahte ricat nasıl yapılır? Askerî birlikler nasıl cesaretlendirilir? Sürpriz saldırılar nasıl yapılır? 
 
Roma, hakimiyet altında bulundurduğu çok sayıda eyaleti ve bölgeyi, uygarlığını, ekonomik gücünü ve siyasi iktidarını hiç şüphe yok ki sahip olduğu, benzersiz askerî yapısından almıştır. Romalılar, kendilerinden önceki tüm Eski Çağ kültür ve uygarlıklarının askerî öğretilerini ve örneklerini, kendi modellerine uygun şekilde öğrenip geliştirmiş, büyük komutanların liderliğinde binlerce mücadeleye girişmiş, zaferler almış, mağlubiyetlere uğramış ama isimlerini tarih sayfalarına hiç silinmeyecek biçimde yazdırmışlardır. 
MS 1. yüzyılda Frontinus hem kendinden önceki başarılı savaş stratejilerini kayda geçirmek hem de Roma ordusu için bir kılavuz ortaya koyabilmek adına Roma Strateji Sanatı’nı (Strategemata) kaleme almıştır. Frontinus kitabında Iulius Caesar, Mithridates, Büyük İskender, Hannibal ve Scipio Africanus gibi bilhassa Yunan ve Roma tarihi için çok önemli askerî dehaların uyguladığı taktik ve manevralara yer veriyor. Kendi zamanına dek uygulanmış ve düşman karşısında zafer getirmiş strateji örneklerini sıralıyor. Antik dünyanın birçok önemli yazarının eserlerinden süzülerek oluşturulan Roma Strateji Sanatı, başka kaynaklarda rastlanmayacak birçok kıymetli bilgi ve örnek barındırıyor. 
Frontinus’un bu zamansız eseri, Roma savaş makinesinin karşılaştığı her sıkıntıyla baş ederek sorunsuz işleyebilmesi adına eşsiz tavsiyeler sunuyor. Roma Strateji Sanatı Samet Özgüler’in Latince aslından yetkin çevirisi, ayrıntılı dipnotları ile hem Roma ve Antik Çağ hem de savaş ve strateji meraklıları için doyurucu bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100319</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e92f6f85-3bf5-4c4e-a43c-b9fb21f6e2c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Dakikalar İçinde Büyük Fikirler</image:title>
            <image:caption>ZİHİNDEN ZİHNE AKTARILAN DÜŞÜNCELERLE 
İNSANIN FİKRÎ YOLCULUĞU 
 
Hümanizmden materyalizme, ahlaktan estetiğe, siyasetten sanata, feminizmden bilişsel teoriye, bireysellikten topluma her alanda neyin bir fikri “büyük” yaptığını ortaya koyan, etkileri çeşitli dönemlere damgasını vurmuş akımlar, olaylar, kişiler üzerine bir okuma… Görseller eşliğinde dünyayı dönüştüren, iz bırakan 200 temel fikir üzerinden düşünce alışverişine aralanan bir kapı… 
1953’te İngiliz filozof Isaiah Berlin, antik Yunan şairi Arkhilohos’un kayıp masallarına ait bir bölümden hareketle “Kirpi ve Tilki” başlıklı meşhur makalesini yayımladı: “Tilki birçok küçük şeyi bilirken kirpi tek bir büyük şey biliyordu.” Berlin, bu küçük masalı temel alarak dünyanın en iyi düşünür ve yazarlarını “tilki” ve “kirpi” olarak iki kategoriye ayırdı. Büyük bir fikre sahip olan düşünürler, buna karşılık çok çeşitli fikir ve deneyimlerden yararlanıp dünyaya farklı açılardan bakan kirpiler… Elinizdeki kitapta iz bırakan çok sayıda büyük “kirpi” fikri var. Dakikalar İçinde serisinden Büyük Fikirler, dünyanın düşünce tarihinin yapı taşlarına, önemli filozoflara ve akımlara dair ufuk açıcı bir çerçeve sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100320</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dced5c4-6464-4006-87c9-506f46ac4c58.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahilerin Gizli Alışkanlıkları</image:title>
            <image:caption>“Siz hangisi olmayı tercih edersiniz? Etkili biri mi, yoksa bir dâhi mi? Çoğumuz dâhi olmak ister ancak bunun erişilemez olduğunu düşündüğünden etkili olmakla yetinir. Bu müthiş kitap, dâhilerin gizli alışkanlıklarını ortaya koyarak aslında dehanın her birimizin içinde var olduğunu anlatıyor.”—Francesca Gino 
 
Da vinci. Shakespeare. Mozart. Beethoven. Edison. Curie. Einstein. Picasso. Jobs. Çoğumuz için “dâhi” kelimesi, katkıları toplumu geri dönülmez şekilde dönüştüren bu ikonik figürleri çağrıştırıyor. Üstelik günümüzde kendi dâhiliğimizden başlayıp dâhi çocuklar yetiştirmeye, IQ testlerinden yetenek geliştirme kurslarına hepimiz dehanın kapılarını zorluyoruz. Ancak Beethoven sayıları toplarken zorlanırdı, çarpma ve bölmeyi ise hiç öğrenmedi. Edison kendisinden bahsederken “Sınıfımın sonuncularındandım,” demişti. Einstein beş kişilik fizik bölümünü dördüncü bitirdi. Picasso alfabedeki harflerin sırasını hatırlayamazdı ve rakamları bir resmi temsil ediyormuş gibi algılardı. Jobs’ın lise not ortalaması 2.65’ti. 
Peki, tüm bunlar bugün başarı kriterlerimiz hakkında ne söylüyor? Batı kültürünün dönüştürücü dehaları tam tersini yapmışken çocuklara neden kurallara göre davranmayı ve oynamayı öğretiyoruz? Ve deha nedir gerçekten? 
Yale Üniversitesi’nin oldukça popüler “Dehanın Doğasının Keşfi” dersinin yaratıcısı Profesör Craig Wright, çocuksu merakın peşini bırakmamaktan yaratıcı uyumsuzluğa, istikrarlı çalışmadan takıntıya, meselelere bakış açımızdan şansa ve cinsiyetin başarıya etkisine kadar dehanın 14 temel özelliğine eğilerek dünyayı değiştiren parlak beyinlerden neler öğrenebileceğimizi araştırıyor. 
Bu kitabı okumak sizi muhtemelen dâhi yapmayacak. Öte yandan, sizi hayatınızı nasıl yönlendirdiğiniz, çocuklarınızı nasıl yetiştirdiğiniz, gittikleri okulları nasıl seçtiğiniz, paranızı ve zamanınızı nasıl kullandığınız, demokratik seçimlerde nasıl oy verdiğiniz, en önemlisi de nasıl yaratıcı olunabileceği hususlarında düşünmeye zorlayacak. Kim bilir belki bu kitabı dikkatli bir şekilde okursanız sizin de dünya görüşünüz değişir…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100321</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4bc59f2-d2a5-4313-9911-ed7b38649c54.jpg</image:loc>
            <image:title>Güney Afrika’da Osmanlı İzleri</image:title>
            <image:caption>GÜNEY AFRİKA TOPRAKLARINDA 
OSMANLI’NIN İZİNİ SÜRMEK…
Güney Afrika toprakları coğrafi olarak Türkiye’den bir hayli uzak olmasına rağmen, günümüze dek taşıdığı Osmanlı izleriyle şaşırtıcı tarihi malzemeler sunmaktadır. Batı devletleri için bir siyasi duruş ve rant haline dönüşen sömürgeciliğin zirve yaptığı bir dönemde Güney Afrika pek çok ulus tarafından işgal edilmiştir. İşte bu dönemde Osmanlı Devleti, kıtanın en ucundaki bu ülkeyle hem stratejik hem de bugüne dek uzanan ilişkiler inşa etmeyi başarmıştır.
Elinizdeki kitap geniş bir tarihî perspektife ve karşılaştırmalı arşiv kaynaklarına dayanarak, Osmanlı Devleti’nin ulemâ ve diplomatlarının Güney Afrika’daki hizmetlerini yeniden gündeme taşıyor. Bölge halkının hasretle yadettiği ve yaşatmaya devam ettiği Osmanlı izlerinin köklerini araştırıyor. Ebubekir Efendi’den Mahmud Fakih Efendi’ye, Mahmud Haşim Paşa’dan Mehmet Remzi Bey’e, Türk münevverlerinin Güney Afrika’da bıraktığı kültür mirasının nabzını tutuyor.
Araştırmalarını Cape Town Üniversitesi’nde sürdüren Halim Gençoğlu, Cape Town Millî Arşivi başta olmak üzere Güney Afrika’da yaşayan Osmanlı torunlarının şahsi arşivleri ile Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’ndeki belgeleri karşılaştırmalı olarak kullanarak ve orada yaşayanlarla röportajlar yaparak, okurları Afrika’nın en güney ucuna götürüyor.
“Güney Afrika’da Osmanlı İzleri”, Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel ve siyasi sınırlarının nerelere kadar uzandığını ve o izlerin neden unutulmaz olduğunu sarsıcı biçimde anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100322</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d32f6e0-fc52-48e2-b1d7-3763f6646389.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın En Mutlu Adamı</image:title>
            <image:caption>Eddie Jaku, “kendilerini önce Alman, sonra yine Alman ve ondan sonra Yahudi olarak gören” Leipzigli bir ailenin çocuğuydu. Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya için ağır silah üretiminde çalışan babası gibi o da bir Alman Yahudisi olarak ülkesiyle iftihar ediyor; dünyanın en aydınlanmış, en kültürlü ve en eğitimli toplumunun parçası olduğuna inanıyordu. Ancak bu düşüncelerinin hepsi, Yahudi olduğu gerekçesiyle Nazi milisleri tarafından darp edilip tutuklanarak bir toplama kampına atılacağı 1938 Kasım’ında değişti. 
Jaku, bundan sonraki yedi yıllık dehşetengiz yolculuğuna Buchenwald Toplama Kampı’nda başladı. Toplama kampında görevli eski bir tanıdığı sayesinde Buchenwald’dan çıkmayı başaran Jaku, Nazi zulmüne uğrayan grupları Almanya’dan çıkaran insan kaçakçıları aracılığıyla babasıyla birlikte Belçika’ya kaçtı. Nazilerin Belçika’yı işgaliyle birlikte Fransa’ya geçen Jaku, Alman panzerlerinin Müttefik ordularını önlerine kattığı sırada meşhur Dunkirk tahliyesine tanıklık etti. Akabinde Fransa’da kılık değiştirmiş bir Alman askeri sanılarak tutuklandı ve Almanların bu ülkeyi topyekûn işgaliyle birlikte Fransız polisince Almanlara iade edildi. Mühendislik becerileri sayesinde onu Almanya’ya götürecek trenden kaçıp, Belçika’da ailesiyle bir araya gelmeyi başardı. Ancak çok geçmeden jurnallenerek Gestapo tarafından tutuklandı ve tüm aile fertleriyle birlikte 1.1 milyon insanın son durağı olacak Auschwitz’e gönderildi. Onu ve ailesini peronda karşılayacak kişi ise “Ölüm Meleği” lakabıyla alınan Dr. Josef Mengele’ydi. Yıllar boyunca maruz kaldığı dehşetler ve soykırımda yitirdiği tüm sevdiklerine rağmen Hitler’den intikâmını “dünyanın en mutlu adamı” olarak almaya karar veren Jaku, bu yer yer kederli yer yer de umut dolu hikâyesiyle, dört bir yanı karanlıklarla çevriliyken bile mutluluğu nasıl bulabileceğine dair insanlığa ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100323</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1280e0f4-6ec5-4b69-918d-7404cd485b10.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu’ya Yolculuk</image:title>
            <image:caption>VENEDİK’TEN DOĞU TOPRAKLARINA 
15. YÜZYILIN ZENGİN ATMOSFERİ… 
 
Venedikli tüccar Giosafat Barbaro’nun son derece akıcı bir dille kaleme aldığı seyahatnamesi; 
Deşt-i Kıpçak, Akkoyunlu Devleti, Osmanlı Devleti ve Venedik Cumhuriyeti ile ilgili aydınlatıcı bilgiler sunması bakımından oldukça değerli bir kaynak. Barbaro ilk seyahatini Karadeniz’in kuzeyine gerçekleştirmiş ve uzun süre Türk-Tatarlar arasında bulunmuştur. Onların gelenek-göreneklerini, yaşam biçimlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Türk tarihi açısından büyük önem taşıyan eserinin ilk bölümü, 1436-1452 yılları arasında gerçekleştirdiği seyahatinin neticesidir. Dolayısıyla bu eser sadece Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Türk toplulukları için değil zikredilen devirde palazlanmaya başlayan Moskova Knezliği ve çevresinin tarihi bakımından ve hatta 15. yüzyıldaki dini çekişmelere ışık tutmasıyla da özel bir yere sahiptir. 
Seyahatnamenin ikinci bölümü ise Akkoyunlu Uzun Hasan’ın 1453 yılında tahtına oturmasıyla başlar ve 1478 yılında ölünceye kadar geçen süre zarfındaki olayları ihtiva eder. Akkoyunluların komşu devletlerle aralarındaki savaşlar, diplomatik ilişkiler, devletin sosyal yapısı ve kültürel yaşamı hakkında değerli bilgiler sunan bu eser benzersiz bir kaynak özelliği taşıyor. Osmanlılara karşı ittifak kuran Venedikliler ile Akkoyunluların birbirlerine gönderdiği elçilerden biri olan Giosafat Barbaro, yazdığı seyahatnamesiyle söz konusu dönemin tüm rengini ortaya koymaktadır. Ayzer Güler’in İtalyancadan çevirdiği ve Serkan Acar’ın editörlüğünü üstlendiği Doğu’ya Yolculuk: 15. Yüzyılda Kıpçak Bozkırı, İran ve Doğu Anadolu’ya Seyahat; tüm okurları Venedik’ten başlayarak Deşt-i Kıpçak, İran ve Doğu Anadolu’ya götürecek eşsiz bir belgesel niteliğinde…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100324</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/92a58dc5-fb0d-470f-b11a-9789cbb980a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Germania &amp; Britannıa - Hatipler Üzerine Diyaloglar</image:title>
            <image:caption>Edward Gibbon’ın ifadesiyle “Tarihçiler arasındaki en felsefi tarihçi” Cornelius Tacitus, yaşamının önemli kısmını Roma İmparatorluğu’nun despot hükümdarlarının saltanatları altında geçirmiş ve eserlerini de bu dönemin etkisinde yazmıştır. İmparatorluk rejiminde bir cumhuriyetçi olarak Roma’nın eski günlerine duyduğu özlem kitaplarına sinmiş, yazdığı tarihi eserlerde, çağının karanlığını kayda geçirerek kendinden sonrakiler için çarpıcı bilgiler ve görüşler bırakmıştır. 
Tacitus’un en meşhur eseri Germania -Germenlerin Kökeni ve Konumları- yazılmasından yüzyıllar sonra, Nazi Almanyası’nda nasyonal sosyalistlerin İncil’i olarak okunan bir kitap hâlini dahi almıştır. Tacitus burada Germania topraklarını, Germen kabilelerinin kökenlerini, geleneklerini, savaşçılıklarını, kullandıkları silahları, dini inançlarını, yiğitlik ve ahlak anlayışlarını anlatır. 
Britannia -veya Agricola’nın Hayatı- ünlü komutan Agricola’nın Britannia’daki üstün başarılarını anlatır. Tacitus burada sadece kayınpederinin hatırasını anmakla kalmaz, Britannia’nın coğrafyası, doğası, etnik yapısı ve tarihini de yazar. Agricola’nın, Britannia coğrafyasının koşullarına nasıl uyum gösterdiğine ve yerel kabilelerle nasıl mücadele ettiğine değinir. 
Elinizdeki kitabın son metni ise Tacitus’un günümüze neredeyse eksiksiz ulaşan son monografisi Hatipler Üzerine Diyaloglar’dır (Dialogus de Oratoribus). Bu eserinde Tacitus, kendi döneminin hitabet anlayışına ve politik ortamına yaptığı yorumlarla kendisinin Cumhuriyetçi kimliğini ön plana çıkartır. Diyaloglar âdeta onun çağına karşı düşüncelerini, geçmişe duyduğu özlemi belgeler. 
Bağış Alper Kovan’ın Latince aslından çevirisi ve zengin açıklayıcı notlarıyla Tacitus’un bu üç monografisi Türkçede bir bütün hâlinde ilk kez yayımlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100325</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4940725-cd92-4678-a4ba-00b7dd6018c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Kaybolmaz</image:title>
            <image:caption>&quot;Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da… 
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur. 
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz. 
Herkes kendi talihinin mimarıdır. 
Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. 
Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.&quot; 
İlber Ortaylı 
 
Yaşam tecrübesini paylaşmayı seven, zamanı koklayan ve her yaşında kendisine ayrı ödevler çıkaran, İstanbul âşığı nadide bir entelektüel İlber Ortaylı. O, Türk tarihçiliğinin dünyadaki en önemli isimlerinden biri olarak sadece tarihseverler için değil, ömrünü güzel biçimde yaşamak isteyenlere de bir rehber oldu daima. İlber Ortaylı’nın yaşamöyküsünü okurlara sunan Zaman Kaybolmaz, nehir söyleşi lezzetini her yaştan okura tattırırken bir tarihçinin çocukluğunu, eğitim hayatını, yetiştiği iklimi, çevresindeki mizaçları, tutkuya dönüşmüş meşgalelerini, değişen şehirlere ve ülkelere dair gözlemlerini, kısacası hayatın bütününe olan yaklaşımını da ortaya seriyor. Bu anlamda bir tecrübeler kitabı olarak da okunabilir. 
Zaman Kaybolmaz’ın sayfalarını çeviren tüm okurlar; İlber Ortaylı’nın engin anılar yumağını çözerken kendi hayatlarına eşsiz pratikler kazandıracak, yaşama daha farklı bir pencereden bakma imkânı bulacak, böylece daha anlamlı bir hayatın peşinden gidecekler hiç şüphesiz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100326</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/431aa9f0-654a-4202-aac2-ec7046db140a.jpg</image:loc>
            <image:title>İçsel Huzur İyi Yaşamın Kapısını Açar</image:title>
            <image:caption>“Romalıların kölesi büyük filozof Epiktetos, bütün yaşamını mutluluk ve sakinlik yolunda harcamıştır. Yetkileşmek yerine gelişmeyi vurgular ve günden güne geliştiren erdemli bir yaşamı savunmuştur.” 
 
Kitaptan: 
“Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek: 
Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir. 
Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur, 
Ve kararında içtenlikliyse hür kişi, 
Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi 
Ve bununla yücelir kişi hatalarla değil.” 
Milattan sonra 50 senesinde Hierapolis’te dünyaya geldiği söylenen Epiktetos, Roma’da, Neron’un azatlı kölesi Epaphroditos’un kölesiydi. Orada Stoacı filozof Musonius Rufus’un derslerine katıldı. Epiktetos, azat edildikten sonra kendisini felsefeye adadı. Stoa felsefesi onunla günlük yaşantının yasalarını bildiren bir ahlak felsefesi oldu. Epiktetos’un Nikopolis’teki öğrencilerinden Flavius Avrianus, derslerde tuttuğu notları düzenleyerek onu düşüncelerini kitaplaştırdı. Tüm yaşamını mutluluk ve sakinlik yolunda yaşayan Epiktetos, köle de olsa Roma’nın en özgür insanıydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100327</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d1ce4e2-fc99-41cf-8b22-3402b523fe2b.jpg</image:loc>
            <image:title>Dc Comics - Gizli Kahramanlar Derneği – Adalet Sınıfı</image:title>
            <image:caption>Ben Bruce Wayne. Ducard Akademisi’nin yeni öğrencisiyim (IYH!). Emin olmamakla birlikte burada karanlık işler döndüğünden şüpheleniyorum. Çünkü bu okulda koridorlarda gezinen bir soytarı çetesi, beni bir temiz dövmeye çalışan Bane adında bir çocuk ve gerçekten ama gerçekten şey, tuhaf bir rehberlik öğretmeni olan Hugo Strange var. 
En azından iki arkadaş edinmeyi başardım: Diana ve Clark havalı tipler, yani sanırım. Her ne olursa olsun, bu davayı çözmeye kararlıyız. Alfred’i gece on birden sonra ayakta kalmam için ikna etmek zorunda kalsam bile.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100328</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0ad97c5-0fce-4895-b7f5-10e0b1bc79d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Dc Comics - Gizli Kahramanlar Derneği – Yalnızlık Kalesi</image:title>
            <image:caption>Benim adım Clark Kent ve geçen yıl Ducard Akademisi’ndeki şeyden… “macera”dan sonra arkadaşlarım Bruce ve Diana’yı çok özlemiştim. İnanılacak gibi değil ama hepimiz bahar tatilini geçirmek üzere Evergreen Macera Kampı’na davet edildik! Kamp Müdürü Milton Fine kampın “özgür ruhumuzu besleyecek ve hayat boyu devam edecek dostluklar kurmamızı sağlayacak arkadaşça yarışmalar ve etkinliklerden” ibaret olduğunu söylüyordu. Aslında kamp oldukça iyi başladı. Ama şu an bir terslik var… her gün bir çocuk kayboluyor gibi. Kabul etmekten nefret ediyorum ama sanırım Bruce gibi düşünmeye başlamalıyım. Ya da en azından onu dinlemeliyim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100329</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/399885b4-93c7-4ae4-a87d-91504148215a.jpg</image:loc>
            <image:title>Dc Comics – Wonder Woman Amazon Savaşçısı</image:title>
            <image:caption>LİDER Mİ? ASKER Mİ? BARIŞ GETİREN Mİ? 
Wonder Woman olmadan önce Diana, bizim bildiğimiz dünyanın çok uzağındaki bir adada yaşıyordu. Orada ona dövüşmeyi ve adil olmayı öğreten üstün savaşçılar tarafından büyütüldü. Peki, ama Diana bizim dünyamıza nasıl geldi? “Wonder Woman” ismini ne zaman aldı? En büyük yandaşları ve en korkunç düşmanları kimler? 
Çizimler, ilginç bilgiler içeren ve kronolojik sıraya göre hazırlanan bu biyografide, bu soruların yanıtlarını alırken bir yandan da Amazon Savaşçı Wonder Woman’ın efsanevi geçmişini keşfedeceksin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100330</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc8bef68-4dc8-485a-b945-aa146bbef870.jpg</image:loc>
            <image:title>Ken Taç Dis</image:title>
            <image:caption>“Zafer Algöz yine yeteneğini konuşturup bizi geçmişe, yaşanan güzel anıların tam göbeğine götürüyor. Her maceranın kahramanı ile el ele, kol kola olmamıza, hep birlikte eğlenerek yeni maceralar yaşamamıza fırsat tanıyor. Ben bu eğlenceyi kaçırmadım, kitabı sizlerden önce okudum; şimdi sıra sizde. Okuyalım, yeni karakterlerin yeni maceralarının Zafer Algöz’ün nefis dokunuşu ile gözümüzün önünde canlanmasını yaşayalım.” Can Yılmaz Usta oyuncu Zafer Algöz, merakla beklenen üçüncü kitabı Ken Taç Dis ile mizah serüvenine devam ediyor! Algöz, çocukluğundan gençliğine ve ustalığına kadar geçen zamanda yaşadıklarını eşsiz anlatım gücüyle aktarırken bolca güldürüyor, düşündürüyor ve hüzünlendiriyor. Hayatında önemli bir yere sahip olan Kars, Trabzon ve Bursa anılarının yanında; tiyatro ve sinema dünyasından tanıdığımız usta isimlerle birlikte kendi özel hayatından sıra dışı karakterlere de yer veriyor kitabında. Mizahın, sevincin ve hüznün bir arada olduğu, şaşırtıcı ve soluksuz bir maceraya hazır olun…

Zafer Algöz 1961’de Kars’ta doğdu. 1975’te Bursa Devlet Tiyatrosu’nda açılan “Gençlik Kursları” ile tiyatro eğitimi almaya başladı. 1981’de girdiği Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünden 1985’te mezun oldu. Aynı yıl Bursa Devlet Tiyatrosu’nda göreve başladı. 1989’da West Side Story’de Tony rolünü oynamak üzere İstanbul Devlet Tiyatrolarına atandı. Amadeus, Çok Yaşa Komedi, Macbeth, Ay Işığında Şamata, Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi, Hamlet, Babaannem Yüz Yaşında, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ve daha pek çok tiyatro oyununda sahneye çıktı. Saygılar Bizden dizisiyle televizyona adım attı. Aralarında Esir Şehrin İnsanları, Kurtlar Vadisi Pusu, Behzat Ç., Beni Böyle Sev, İntikam, Hayatımın Aşkı’nın da yer aldığı dizilerde oynadı. Ağır Roman, Duruşma, Salkım Hanım’ın Taneleri, O Şimdi Mahkum, A.R.O.G, Yahşi Batı, Pek yakında, Arif V 2016, Karakomik Filmler, Dedemin İnsanları, Uzun Hikâye, Ali Baba ve Yedi Cüceler gibi filmlerde rol aldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100331</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/097280d4-8866-479e-9b56-d85d0a5e05ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Geronimo</image:title>
            <image:caption>Geronimo, Kızılderililerin Apaçi boyuna mensup bir savaş lideri, şef ve şamandır… Meksikalılar ile Amerikalıların Kızılderili topraklarını işgal etmelerine ve onları köle yapmalarına karşı, destansı bir mücadele veren “Son Savaşçı”dır. Korkmaz, pes etmez, vazgeçmez ve boyun eğmez bir karaktere sahipti… On yedi yaşına geldiğinde günde yetmiş mil koşabiliyor, bunun yarım gününde ağzındaki suyu yutmadan tutabiliyordu. En büyük ve en zorlu hayvanların nasıl avlanacağına dair tüm tekniklere hâkimdi. Ama onun tek hayali, bir savaşçı olarak düşmanın karşısına çıkma şansının kendisine verilmesiydi… Apaçi Savaş Konseyi üyeleri, ona bu hakkı tam on yedi yaşında verdiler. Bu karar, Geronimo için hayatındaki en kıymetli olaylardan biriydi. Yapılacak ilk saldırı için de onu, “Savaş Lideri” olarak seçtiler… Şu sözler Geronimo’ya aittir: “Aptallar, yaşam ve ölüm için uzağa bakarlar; her ikisi de yanı başlarındadır.” “Ben kendimin efendisiyim, yapmak istediğim her şeyi yaparım.”

Osman Pamukoğlu Osman Pamukoğlu’nun yayınevimizden yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok, 2004; Ey Vatan, 2004; Kara Tohum, 2005; Ayandon, 2006; Yolcu, 2007; İnsan ve Devlet, 2007; Angut, 2008; Akıllı Ol!, 2012; Siyasetin Sefaleti, 2013; Cehennemdere Kanyonu, 2013; Savaş Sanatı, 2014; Önder, 2016; Kafes, 2016; Strateji, 2016; Başka Bir Hikâye, 2017; Baş Döndürenler, 2017; Trampetler Çalarken, 2017; Hayat Karar ve Eylemdir, 2018; Kızıl Gömlekliler, 2018; Devrimlerin Efendisi, 2019; Şamil, 2019; III. Dünya Savaşı, 2019; Terörizm ve Hükümetler, 2020; Göç, 2020; İttihat ve Terakki, 2020; Sarıkamış, 2021; İhtilal-i Nizam, 2021; Hitler, 2021; Mussolini, 2021; Napolyon, 2021; Propaganda, 2022. iletişim: osmanpamukoglu1967@gmail.com</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100332</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7db96d9-e6ab-4cb9-b683-821e08b1275f.jpg</image:loc>
            <image:title>Debreli Hasan</image:title>
            <image:caption>Debreli Hasan, 22 yılı aşkın bir süre dağlarda yaşadı. Hükümet kuvvetleri ve Balkanlar’daki milletlere mensup komitacı ve çeteler fellik fellik onu aramalarına rağmen, ne yakalayabildiler ne de öldürebildiler… Eşkıyalık tarihinde başka bir örnek yoktur. Debreli dışında, hakkında sayısız türkü yakılan ve maniler düzülen başka bir eşkıya da yoktur. Debreli’nin tek bir kızanı vardı. Yani, çetesi iki kişilikti! Bunun da başka bir örneği yoktur. Farklı milletlere mensup pek çok bey ve zengini soydu, altınları ve paraları yoksullara dağıttı. Bu ona, halk nezdinde büyük bir şöhret ve koruma kalkanı sağladı. Yaşamı destanlaştırıldı… 20. yüzyılın başlarında Rumeli’den bir Debreli Hasan geçti; destansı ve şaşırtıcı yaşamıyla…

Osman Pamukoğlu Osman Pamukoğlu’nun yayınevimizden yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok, 2004; Ey Vatan, 2004; Kara Tohum, 2005; Ayandon, 2006; Yolcu, 2007; İnsan ve Devlet, 2007; Angut, 2008; Akıllı Ol!, 2012; Siyasetin Sefaleti, 2013; Cehennemdere Kanyonu, 2013; Savaş Sanatı, 2014; Önder, 2016; Kafes, 2016; Strateji, 2016; Başka Bir Hikâye, 2017; Baş Döndürenler, 2017; Trampetler Çalarken, 2017; Hayat Karar ve Eylemdir, 2018; Kızıl Gömlekliler, 2018; Devrimlerin Efendisi, 2019; Şamil, 2019; III. Dünya Savaşı, 2019; Terörizm ve Hükümetler, 2020; Göç, 2020; İttihat ve Terakki, 2020; Sarıkamış, 2021; İhtilal-i Nizam, 2021; Hitler, 2021; Mussolini, 2021; Napolyon, 2021; Propaganda, 2022. iletişim: osmanpamukoglu1967@gmail.com</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100333</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9e5412b-faa6-4b68-a7fd-026bab71f7b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Viking Şövalye</image:title>
            <image:caption>Birebir olmasa da Camelot efsanesinden ilham almış olan Viking Şövalye, hayatının en kötü gününde çaresiz bir durumda kalmış olan Verity Gwynn’le tanışan akşam yemeği tiyatrosu şövalyesi Colt Lane’in öyküsünü anlatıyor. Verity ve özel eğitime ihtiyaç duyan ağabeyi Ryan’ın birer iş bulması gerekiyordur, yoksa birbirlerinden ayrılma riskiyle karşı karşıya kalacaklardır. Gerçek hayatta beyaz atlı bir prensle uzaktan yakından alakası olmayan Colt beklenmedik bir şekilde onların yardımına koşar ve büyük bir hızla Verity’nin kalbinde sağlam bir yer edinir. Colt’un gülümsemesini engelleyen, bakışlarını yerden ayırmamasına neden olan ve onu insanlardan uzak tutan bazı karanlık sırları vardır... Ta ki onun kaba tavırlarına ve suskun hallerine aldırış etmeyen Verity’yle karşılaşana dek.  Colt onunla vakit geçirdikçe bu tatlı kızın hayatında daha çok olmasını ve onun o çok ihtiyaç duyduğu parlak zırhlı şövalye olmayı arzulamaya başlar. Geçmişini öğrendiği takdirde, Verity’yi kaybedeceğinden emindir ve güzel bir gelecek inşa edebilmek için ona geçmişiyle ilgili sırlarını anlatıp anlatamayacağından emin olmalıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100334</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/958345f2-d6c0-4d49-87fb-4abd107e9483.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk Cumhuriyeti’ni Yeniden Kurmak</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı kazanılarak kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk’ün ölümü sonrasında emperyalizme nasıl bağımlı duruma düşürüldüğü, demokrasinin niye gelişemediği, bireylerin niye özgürleşemediği ve bilinçli vatandaşlar hâline gelemediği, gerilemenin hangi noktada başladığı gibi sorulara cevap arama süreci sonucunda ortaya çıktı. 
 
            Yakın tarihimizin gerçekleriyle yüzleşmeden bugüne nasıl geldiğimizi anlamak, çıkış için sonuç alacak önerilerde bulunmak doğru olmadığı gibi mümkün de değildir.  Atatürk Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlık, laiklik ve halkçılık ilkelerini temel almak ve hedeflerini anlamak yerine, siyasetçilerin iktidarda kalabilmek için iç ve dış güçlere bu ilkelerden verdikleri tavizleri görmezden gelmenin sonucu, bugün yaşadığımız çöküştür. Bu kitap, bir anlamda çıkış yolu için yakın tarihimizin gerçekleri ile yüzleşmeye de davettir. Her yüzleşmede olduğu gibi tabuları yıkmak sarsıcı nitelikte olabilir. Ancak gerçeklerle yüzleşmeyi artık erteleyemeyeceğimiz bir sona doğru yaklaşmış durumdayız. 11 Kasım 1938’de Atatürk’ün mesai arkadaşlarının tasfiyesi ile başlayan süreç, bugün Atatürk Cumhuriyeti’nin tasfiyesi noktasına gelmiştir.  

Bu kitapta cevaplarını bulacağınız sorulardan bazıları; 
 
            Atatürk neden “Yalnız Adam” idi? 
 
            Nutuk neden Cumhuriyet tarihinin dönüm noktasıdır? 
 
            İsmet İnönü, cumhurbaşkanı seçilir seçilmez karşı devrim nasıl başladı? 
 
            2. Dünya Savaşı’nda izlenen politikalar Türkiye’nin geleceğini nasıl ipotek altına aldı? 
 
            Karşı devrimcilerin en büyük başarısı neden Köy Enstitülerinin işlevsizleştirilmesi ve nihayetinde kapatılmasıdır? 
 
            Güçler birliğine dayanan 1924 Anayasası değiştirilmeden çok partili sisteme geçilmesi nasıl açıklanabilir? 
 
            Askerler Atatürk’e neden ihanet ettiler? 
 
            Atatürk sonrası tek kurumsal katkı olan 1961 Anayasası neden hedef hâline geldi? 
 
            Siyasal İslamcılar ne zaman ve nasıl meşrulaştırıldı ve devlet kadrolarına sokuldu? 
 
            Türkiye, nitelik ve öngörü yeteneği olmayan koltuk düşkünü siyasetçilere mahkûm mudur? 
 
            Sosyal demokratlar nerede Atatürkçülükten ayrılıyor, ulus-devlet ve laiklik için neden tehdit oluşturuyorlar? 
 
            Atatürk Cumhuriyeti’ni Yeniden Kurma zamanı gelmedi mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100335</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee6fa399-82a7-475b-b345-2190c1cddedc.jpg</image:loc>
            <image:title>Antik Uygarlıkların Tarım Sosyolojisi</image:title>
            <image:caption>Modern sosyolojinin kurucularından biri sayılan ve sosyolojik yöntemi yetkinleştiren Max Weber’in iktisatçı, hukukçu ve tarihçi yönü zaman zaman göz ardı edilmiş, görüşleri ‘idealist’ diye yaftalanıp genellikle Karl Marx’ın fikirlerinin karşısına konmuştur.  
Kimilerince ‘Antikçağın toplumsal ve iktisadi gelişimi hakkında bugüne dek yazılmış en özgün ve derinlikli çalışmalardan biri’ olarak görülen elinizdeki kitap, bir bakıma Weber’in işte bu gibi önyargılara bir itirazıdır. 
Weber, uzun süre boyunca görmezden gelinmiş, değeri sonraları anlaşılmış bu çalışmasında sosyoloji, iktisat ve hukuk bilgisiyle donanmış bir tarihçi gözüyle 3000 yıllık bir tarih boyunca siyasi ve entelektüel gelişmeleri şekillendiren kurumsal çerçevenin izini sürüyor. Antikçağın Mısır, Roma, Mezopotamya ve Ege uygarlıklarının iktisadi ve sınıfsal ilişkilerini somut, maddi koşullarından hareketle ve hayranlık uyandırıcı bilgi birikimi ve tartışmacı tavrıyla çözümlerken, bugün bildiğimiz kapitalizmin neden Antikçağ yerine feodal Ortaçağda sahneye çıktığı sorusuna bir yanıt arıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100336</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/857e5d86-da3e-40a2-be2a-757cb8b1bf03.jpg</image:loc>
            <image:title>Heidegger –Bir Filozof, Bir Alman–</image:title>
            <image:caption>Üçüncü yükümlülük, Alman halkının tinsel misyonunu gerçekleştirme yükümlülüğüdür. Bu halk, insan Dasein’ının dünyada oluşturmuş olduğu tüm güçlerin üstünde bir gücü ortaya koy­mak ve kendi tinsel dünyasını kurmak için sürekli savaşmak suretiyle, kendi tarihinde ve kendi kaderinde etkili olur... 
Heidegger 
 
Durum açıktır: Heidegger, açıkça, tüm soruların sorusunu, Varlık sorusunu, o günün tarihsel hareketiyle bağdaştırmıştır. 
Habermas 
 
Martin Heidegger gibi bir düşünürü, günlük yaşamın haşin ve bir tavır almaya zorlayan gerçeklikleri içinde yanılgılara düştüğünden ötürü düşünsel konuşma gündemimizden atma, devreden çıkarma hakkına sahip olabilir miyiz? 
Egon Vietta 
 
Kendimizi eleştirme zamanı gelmedi mi? 
Hühnerfeld 
 
Bu eşsiz kitap, neredeyse peygamber sayılmış ve bazı çevrelerce etrafına bir esrar perdesi çekilmiş bir adamı teşrih masasına yatırıyor. Hühnerfeld, büyük bir açıklık ve açıksözlülükle, filozofun kendi ‘varolana atılmışlık’ını, yani kişiliğini sergiliyor. Kitap kutsal olana saygısızlık etkisi bırakıyor ve 1930’lu yılların Heidegger’ini gözümüzün önünde bir skandal figür hâline getiriyor. 
Heidegger’in felsefesi ve kişiliği hakkında sahip olduğu temel bilgilere dayanarak, Karaorman’ın efsanevi düşünürü hakkında şunu düşünmemizi istiyor: Heidegger felsefesi Nazizmden unsurlar barındırıyor mu? 
Frankfurter Allgemeine</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100337</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c890940-8a6b-4c64-85d5-ea52b9d06d52.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük Sır</image:title>
            <image:caption>Açıklama: Bu kitap, yazıldığı günden bu yana ruhsal arayışcıların temel taşı olmuştur. Yazar, şaşırtıcı bir iç görüye rastlamadan önce, dünyanın gizemlerini keşfetmek için yıllarını harcadı. Bu manevi iç görü, kitapta oldukça erken ortaya çıkar. Ardından bu temelden neyin ortaya çıktığının ve Sır&apos;ın dünyadaki diğer antik kültürlere nasıl taşındığının ve seçkin birkaç kişi tarafından modern zamanlara nasıl iletildiğinin tam bir tarihini anlatır. Antik Mısır’dan Antik Hindistan’a uzanan bu gizemli yolculukta Sır perdesini aralayıp gerçeklere göz kırpacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100338</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9df81125-1071-4831-8d8a-a9d6bbcc2c6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Levinas Okumaları</image:title>
            <image:caption>“Neden özü gökkubbede aradık? Neden bilmeli? Neden sorun var? Neden felsefe?” 
Levinas 
“Her birimiz her şekilde başka herkesten sorumludur ve en çok da ben sorumluyum.” 
Dostoyevski 
“Hiçbir halk kendisine yanlış yapıldığı için acı çekmemiştir; çektiği acıyı hak etmiştir.” 
Hegel 
“Her cömert düşünce kendi Stalinizmi tarafından tehdit edilmektedir.” 
Levinas 
Bu  kitap Levinas’ın etik ve politik evrenine giriş yapmaktadır. Levinas’ın sonsuz sorumluluk, yersiz yurtsuzlaşma, şüphe etiği anlayışı kitapta ele alınan temel konulardandır. 
Levinas için etik, ne bir başlangıç noktası ne de amaçladığı bir varış yeridir, felsefi keşif yolculuğunun kendisinde son bulduğu şeydir.  O izlenecek kurallar dizisi veya idealler ileri sürmez. Örneğin ona göre vicdan başkasının yüzüyle biçimlenir ve etiğin görevi vicdanı rahatlatmak değil, rahatsız etmektir. ‘Öldürmeyeceksin!’ aynı zamanda ‘komşunun yaşamasını sağla’ demektir. Ötekini tanımak ise bir ‘açlığı’ tanımaktır. Kısacası onun görevi bir etik inşa etmek değil, etiğin anlamını bulmaktır. 
Levinas, iki dünya savaşını, faşizmi ve Auschwitz’i engelleyememiş demokratik kurumların kırılganlığını görmüştü. Bu nedenledir ki, onun etiği aynı zamanda politik içerimlerle doludur. Levinas yalnızca mazlumların felsefesini yazmakla kalmamış, felsefeyi mazlumların yazabileceği ve onların bütünüyle anlayabileceği bir alana taşımıştır. 
Zeynep Direk’in editörlüğünü yaptığı bu değerli çalışmayı, Robert Bernasconi’nin Türkçe baskıya özel önsözü ile sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100339</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94ad456d-d7ab-4f99-84eb-d6a705629e1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasıl Düşünürüz?</image:title>
            <image:caption>Feribot iskeleye yanaşırken ucundaki uzun demir gözünüze ‘çarpıyor’. Bu da nedir? Zihninize ‘fikirler’ akın ediyor: Belki bir bayrak direği (fazla alçak)? Belki de bir anten? Ve nihayetinde kaptana feribotun yönünü gösteren bir işaretçi olduğuna ‘karar’ veriyorsunuz. Her gün sayısız kez yaptığımız ne kadar basit bir işlem değil mi? Önce bir olgunun doğurduğu bir ‘telkin’ ardından ‘fikir’, ‘gözlem’, ‘varsayım’ ve düşüncenin önüne geçilemez akışı. 
Newton’un başına düşen ve kütleçekimini ‘akla getiren’ elma da aynı sürecin ürünü değil miydi? Peki bir bebek nasıl düşünür? Dünyaya gözlerini açtığından itibaren öğrendiği onca şey, büyük bir saygıyı hak etmiyor mu? Okul, çocuktaki bu büyük güçleri nasıl geliştirebilir? Öğretmenin düşünmedeki rolü ne olmalıdır? 
Amerikalı filozof John Dewey’in elinizdeki kitabı, düşünce eğitiminin ve eğitim düşüncesinin ayrılmazlığı içerisinde ‘düşünme’nin neliği üzerine bir sorgulamaya girişiyor. Bu kitap, düşünce eğitiminin farklı düşünme yollarını; zihnin sürekli bir devinim içinde olduğu yaşam güzergâhı üzerinde yer alan daha ‘doğru’ yolların rotasını arıyor. Yazara göre birine nasıl ki nefes alması gerektiğini söyleyemezsek nasıl düşünmesi gerektiğini de söyleyemeyiz. Ancak düşüncenin ne olduğunu ve nasıl ‘doğru’ ürünler vereceğini deneyimin unsurlarıyla birlikte araştırabiliriz. Bu ise zihnin belli kurallar çerçevesinde hem kendisine hem de olguya dönerek gerçekleştirdiği bir düşünüm ile gerçekleşecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100340</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca69f8c9-9e5d-4c20-9b49-e4e2d5ebeaec.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan Abdülaziz’e Darbe Yıldız Mahkemesi Mithat Paşa’nın İdamı</image:title>
            <image:caption>Sultan Abdülaziz&apos;e nasıl darbe yapıldı? Sultan Abdülaziz intihar mı etti, yoksa öldürüldü mü? Çerkez Hasan darbeci paşalara nasıl suikast düzenledi? Sultan V. Murat, 93 gün sonra neden tahtan indirildi? Mithat Paşa, Yıldız Mahkemesi’nde Sultan Abdülaziz’i darbeyle devirdikten sonra öldürmekle nasıl suçlandı? Mithat Paşa ile bu cinayet arasında nasıl bir bağlantı kuruldu? Yıldız Muhakemesi hukuki mi, yoksa siyasi midir? Yıldız Muhakemesi tarafından idamına karar verilen Mithat Paşa, Taif Kalesinde hastalıktan mı öldü, yoksa boğduruldu mu?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100341</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2b10eb5-2270-4613-af79-4f86380c765f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınanalar</image:title>
            <image:caption>Hem geleceği, hem geçmişi; bugünle beraber aynı anda yaşayabilen Melek, Tarih Bölümü tez hazırlığı içindedir. Bu tez araştırması onu III. Alaeddin Keykubat’ın üç kızı ile birlikte Karahisar-ı Sahip’e götürüyor. 
Bu kitapta; nereden kaçtıkları, neden kaçtıkları, kaçarken ve sonrasında yaşadıkları olayları gözler önüne seriyor. Bu şehirde unutulmaz efsane olan Kadınanaların hayatını okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100342</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35be5626-dc89-411d-b524-8f31b2e8ba6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelmiş Geçmiş En Büyük Matematikçiler</image:title>
            <image:caption>Hipotenüs nedir? 
Pi sayısı nasıl bulundu? 
Sayıların hayatımızdaki nasıl ne? 
 
Matematik bilimine adım atmaya ve önemli bilim insanlarıyla tanışmaya hazır mısın? 
 
Thales, Pisagor, Arşimet, Hayyam, Germain ve önemli birçok bilim insanını birlikte tanıyoruz. Bilim insanlarını tanırken çalışmalarını da öğreniyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100343</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42c1d54d-7cab-41d0-b070-6d79c1cfec6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelmiş Geçmiş En Büyük Tıpçılar</image:title>
            <image:caption>Florence Nightingale kimdir? 
Bizi hastalıklardan koruyan aşılar nasıl bulundu? 
İlk antibiyotiği kim buldu? 
 
Tıp bilimine adım atmaya ve önemli bilim insanlarıyla tanışmaya hazır mısın? 
 
Hipokrat, Nightingale, Pasteur, Curie ve önemli birçok bilim insanını birlikte tanıyoruz. Bilim insanlarını tanırken çalışmalarını da öğreniyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100344</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dea2c7d8-7e75-483d-a046-c8f3769253fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanatlı At</image:title>
            <image:caption>“‘En sık yatak değiştiren, en farklı bölgeleri, uçları’ denememe gelince... Ben anlatı doymazıyım. Her kitap, bazen de her şiir öyle vardır benim için. Şiirimin tarihi, dilin, tekniğin tarihinden başka bir şey değildir. Bütün iş bundadır. Ben neredeyse anlatıdan, yani teknikten, dilden, dilin kullanımından yola çıkarım. Buna anlamı da katmalıyım. Anlam benim bütün yaşamım boyunca sorunum olmaktan kurtulamamıştır. Dille, anlamla cebelleşe cebelleşe yü­rüdüm hep. Anlamı da dil, teknik gibi sıfırdan aldım, en çıplak halinden alıp en uçlara götürmeye çalıştım.” – İlhan Berk 
 
İkinci Yeni’nin önde gelen, en renkli şairlerinden İlhan Berk’in söyleşilerini bir araya getiren Kanatlı At’ın genişletilmiş ve gözden geçirilmiş bu yeni baskısında, Kendi Seçtikleriyle İlhan Berk Kitabı’nda (2004) yer alan on söyleşi daha kitaba eklendi. Böylelikle şairin yeniden yayımlamak için kendi seçtiği tüm söyleşileri ilk kez tek bir kitapta toplandı.  
 
İlhan Berk’in şiirini kurarken ve şiire yaklaşımını oluştururken hangi esaslara, ilkelere, düşüncelere dayandığına, hangi şairleri okuyup nasıl değerlendirdiğine, toplumbilimle ve felsefeyle ilişkisine, uzun şiir serüveninde şiire bağlılığına dair ipuçları sunan söyleşiler kitabı Kanatlı At, İlhan Berk’in şiir evrenini daha iyi anlayabilmek için Poetika ve Logos kitaplarıyla birlikte önemli bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100345</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94628849-462c-4671-a8e1-314b900ebe6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sahipsiz Devlet</image:title>
            <image:caption>Cehalet; kavramların, olguların belirsizliği, bulanıklığıdır. Bir kavram net ifade edilmemiş veya anlaşılmamışsa, o kavramın bulanıklığı giderilmediği sürece, birey hayatına yön çizemez, toplum ise içine düştüğü kaos ve çalkantıdan kurtulamaz, hastalanır, giderek çürür, çöker ve batar. 
İdeologlar devleti anlatırken, sağcılar devleti putlaştırıyor, bilinmez, erişilmez, uğruna ölümlere gidilen bir gökselliğe taşıyorlar. Solcular da devleti patronlaştırıyor, mülkiyetini yüceltiyor, tanrısallaştırıyorlar. Ama her ikisi de kavramı hamaset balonunda şişirip uçuruyorlar. 
 
Sonuç itibarıyla ortaya somut bir devlet tanımı konulmuyor. Böyle olunca devlete sahip çıktığını zannedenler gerçekte neye sahip çıktığını bilmiyor, devlete karşı duranlar da neye karşı durduklarını bilmiyor, bindiği dalı kesiyorlar. Ya da devlete “sahip çıkıyormuş” gibi yapanlarla “karşıymış” gibi yapanların kayıkçı kavgası arasındayız. 
 
Bu kitap devlet kavramı ile ilgili en temel paradigmaları ele alıp bütünlüklü bir fikir oluşturmayı hedeflemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100346</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69f0fd25-d6ff-4f34-937b-3014e2ed676c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ateş-i Aşk</image:title>
            <image:caption>Ateş-i Aşk, yakın tarihimizin en trajik olaylarından Sivas Katliamı’nı, Alevi hareketinin önde gelen örgütlerinden Pir Sultan Abdal Kültür ve Tanıtma Derneği’nin kurucu genel başkanı Murtaza Demir’in çarpıcı tanıklıklarıyla yeniden gündeme getiriyor. 
 
Murtaza Demir, 1990’lardan sonra Alevi kitle örgütlerinin ortaya çıkışlarını, Sivas Katliamı’yla yüzleşmelerini ve sonrasında mücadelelerinin nasıl gelişip ilerlediğini kendi deneyimlerinden yola çıkarak anlatıyor. 
 
Alevi toplumunun önde gelen isimlerinden Murtaza Demir sadece bir katliamın tanıklığını yapmakla kalmıyor, Ezilen Dünya’nın “mezhep savaşlarına” sürüklendiği yeni dönemi de inceliyor. 
 
Ateş-i Aşk, ülkemizin Alevi-Sünni çatışmasına itildiği günümüzde Alevilerin düşün dünyası ve ruh halini “içeriden” aktaran önemli bir kaynak kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100347</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/56ddeb42-ffa0-4391-99de-21a8d0dee131.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat ve Toplum Dergisi 139. Sayı</image:title>
            <image:caption>Ukrayna’nın Brest-Litovsk’ta Doğuşu ve Erken Ölümü 
Ergun Türkcan 
 
Rusya-Ukrayna Savaşı Sonrasında Yeni Enerji Düzeni ve Güney Gaz Koridoru’nun Yeni Oyuncuları 
Cenk Pala 
 
İklim Kriziyle Mücadele Aracı Olarak Karbonu Fiyatlamak: ETS Deneyimi ve Türkiye için Dersler 
A. Erinç Yeldan 
 
Yuvarlak Masa: Ömer Faruk Çolak, Güven Sak, Serdar Sayan 
 
Küresel Ekonomideki Gelişmeler Altında Mekânsal İktisat Tartışmalarına Dönüş 
Fatma Doğruel, A. Suut Doğruel 
 
Yoksullaştıran Dış Ticaret 
Osman Aydoğuş 
 
Parasal Olan ve Parasal Olmayan Cömertlik Üzerine 
Hande Erkut 
 
Bitmeyen Tartışma: “En az üç çocuk!” 
M. Aykut Attar 
 
İktisadi İnsandan İnsan İktisadına Temsili Özne Sorunsalı 
Ercan Eren 
 
Sanatın Politik Ekonomisi-I Türkiye’de Oyunculuğun Politik Ekonomisi 
Sacit Hadi Akdede 
 
Türkiye’nin Otomobilleri 
Berk Kayabalı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100348</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d85fc13-77d5-4ea5-9690-58e7ec2ecb25.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaralı Rüzgar</image:title>
            <image:caption>ARKA KAPAK YAZISI : 
Ceren Gündoğan’dan gücünü yaşamdan, sözcüklerin büyüsünden alan bir ilk roman okuyucusuyla buluşuyor. 
“Yolun başındaki genç bir kadınla, yolun sonuna gelmiş yaşlı bir kadının, ‘bir başka yerde, bir başka zamanda’ olağanüstü karşılaşması. Bu, aynı zamanda 1915 Ermeni kırımıyla, 1938 Dersim kırımının ortak acılarını temsil eden bir karşılaşmadır. Kırılan hayatlardan geriye, travmaların oluşturduğu acı bir miras kalmıştır. Sonraki kuşakların ruhunu ve bedenini kilitleyen bir miras. Ve belki de bu kilidi açacak olan anahtar, toplumun dışına sürülmüş Sefiller’in elindedir. Hayatın karmaşık, tuhaf, şaşırtıcı örgüsünü ve döngüsünü, olanca sadelikle anlatan bir roman Yaralı Rüzgâr.” 
Gün Zileli 
Bu benimle başlamış olamaz. Benden önceki yaşamların acısıyla yüzleşme zamanı geldi. Korktuğum hayalî düşmanın ne olduğunu artık biliyorum. Gidecek, onu bulacak ve üstüne gideceğim. Sonunda, korkunun geçip gittiği yerde hiçbir şey olmayacak, sadece ben kalacağım .

Yazar Hakkında: 
Ceren Gündoğan, 1983 yılında İstanbul’da doğdu. Akademi İstanbul Tiyatro ve Kocaeli Üniversitesi GSF / Dramatik Yazarlık bölümlerinde öğrenim gördü. İstanbul Devlet Tiyatroları’nda oyuncu ve reji asistanı olarak çalıştı. Dergi ve kitap eklerinde yazı ve öyküleri yayınlanmakta. Ortaoyuncular Yayınları’nda editörlük yapıyor. Artı Gerçek gazetesinde tiyatro ve sinema yazıları yazmayı sürdürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100349</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27ad344b-6f13-4c38-893e-3e0e81d5ea3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk ve Türk Milli Marş Devrimi</image:title>
            <image:caption>Atatürk’ün önderliğinde tasarlanıp gerçekleştirilen Türk Devrimi Ulusal Kurtuluş, Egemenleşiş ve Kuruluş temellidir. Bu temelin en anlamlı boyutlarından biri Türk Millî Marş Devrimidir. Bu devrimin tarihsel dönemi ve kaynağı Türk İstiklal Savaşı, anıtsal yapıtı ve simgesi Türk İstiklal Marşı’dır; planlanış ve uygulanışı kendine özgü bir olgudur. Bunların tüm yurttaşlarca tüm yönleri ve aşamalarıyla bir bütün olarak iyi bilinmesi gerekir. 
Elinizdeki kitap bu çok yönlü ve aşamalı devrimi derli toplu bir bütün olarak anlatan ilk özgün ve geniş kapsamlı kaynaktır. Yirmi bölümden oluşmaktadır. İlk dört bölümde Atatürk ve Türk devrimi, dünyada ve Türkiye’de millî marş olgusu, Osmanlı Devleti’nin marş-ı sultanileri ve yeni Türkiye Devleti’nin millî marş gereksinimi üzerinde durulmaktadır. İkinci dört bölümde Millî Marş-İstiklal Marşı güfte yarışmasının açılışı, Mehmet Akif’in yarışmaya çağrılı katılışı, şiirlerin elenişi, TBMM’de Akif’in şiirinin seçilip kabul edilişi açıklanmaktadır. İzleyen beş bölümde İstiklal Marşı beste yarışması, TBMM’de beste seçiminin görüşülmesi, İstiklal Marşı’nda çok besteli evre, Millî Eğitim Bakanlığınca önce Çağatay bestesinin, bir süre sonra Üngör bestesinin seçilişi ve yürürlüğe konuluşu anlatılıp irdelenmektedir. Ardından gelen beş bölümde Ulusal Marş-İstiklal Marşı çözümlenmekte, Akif’in marşı nasıl yazdığı, Çağatay’ın ve Üngör’ün nasıl besteledikleri, Atatürk’ün nasıl değerlendirdiği betimlenmektedir. Son iki bölümde ise genel bir özet, sonuçlandırma ve değerlendirme yapılmakta, Atatürk’ün İstiklal Marşı’na ilişkin “Türk devrimini anlatan marş” tanımı açıklanmaktadır. Kitap zengin bir kaynakça ve ayrıntılı bir bulduru-dizin ile sonlanmaktadır. 
Aydın, düşünür, kültürcü, tarihçi, bilimci, sanatçı, teknikçi, sporcu, müzikçi, eğitimci-öğretmen, öğrenci… her yurttaş için bir başucu ve başvuru kitabı niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100350</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bd82a78-9786-4639-89e0-06c04b13d7e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek</image:title>
            <image:caption>Heidi Wood, göçmenlerin daha iyi bir yaşama kavuşması için çalışan yardımsever biridir. Ergenliğe yeni giren kızı Zoe’nin garip davranışlarıyla baş etmekten biraz yorulsa da aileyi ayakta tutan asıl kişiliktir. 
 
Chris Wood, finans sektörünün getireceği hızlı paranın cazibesi nedeniyle kurduğu hayalleri bir kenara bırakan, evden daha çok otel ve iş seyahatlerinde vaktini geçiren tipik bir beyaz yakalıdır. 
 
Heidi bir gün tren istasyonunda bir bebekle yağmurun altında sırılsıklam olan Willow’u görür ve bir türlü aklından çıkaramaz.  Bu genç kadın ve bebeğini kendi evine götürmek için ikna eden Heidi, eşi ve kızının tüm tepkilerine rağmen bu kararından vazgeçmez. Şans eseri gördüğü bir yabancıya yardım elini uzatan Heidi, kimseye gerçek kimliğini söylemeyen Willow’un neler sakladığından habersizdir. 
 
Çok satan İyi Kız kitabının yazarı Mary Kubica bu romanında kaybın, sevgisizliğin sınırlarını ve talihsiz karşılaşmaların şekillendirdiği hayatları olağanüstü bir gerilimle okurlarına sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100351</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a083a1ea-fd59-4486-9aa0-96125da69063.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Kalyon</image:title>
            <image:caption>Egon ve Roger kapıya ilerlediler ve tam kapıdan çıkacakları sırada Egon içerden gelen bıçak vınlamasını ve yere düşen gövdenin çıkardığı sesi duydu. Arkasına baktığında Elena’nın boğazı kesik bir şekilde yerde can çekiştiğini fark etti. Elena donuk gözlerle Egon’a bakıyordu. Bıçağı kullanan muhafız Elena’nın göğüs kafesine bir sarı gül bıraktı ve Volvo’ya doğru yürüdü. 
 
“Yine Gül–Haçlılara mı yıktın yani Roger, çok garanticisin… Hadi ama… Ölmesi gerekmezdi” dedi Egon güneş gözlüğünü takarken. Roger’in yüzündeki pis gülümsemeyi görmüştü. İstanbul’da ellerinden kaçan Elena Gökçeada’da son kez karşılarına çıkmıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100352</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff60dc2c-11ae-4e86-b62c-5f9a24108723.jpg</image:loc>
            <image:title>Toptiş İlk Sözlüğüm</image:title>
            <image:caption>İngilizce karşılıklarıyla birlikte iyi seçilmiş yüzlerce kelimenin en güzel çizimlerle gösterilip anlatıldığı bu kitap, çocuğunuzun eğitiminde ilk kitaplarından biri olmaya aday. Bu kitabın şirin dünyasına giren çocukların ondan çok hoşlanacağını umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100353</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87f486c4-7fd8-4e9e-998d-79819b3e0d98.jpg</image:loc>
            <image:title>Berlin’in İlk Günleri</image:title>
            <image:caption>Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Berlin bir an için gezegenin, şimdiki zamanın, (içinde var olunan anın) başkenti haline gelmişti. Her telden sanatçı, ev işgalcileri, bir gecede açılıp bir gecede kapanan kulüpler, barlar, sanat galerileri, yeni dönemin müziğini eşzamanlı yaratan DJ’ler, kalabalık bir rave kitlesi eski şehrin merkezine el koymuş ve onu hayata geri döndürmüştü. Kısa bir dönemdi, çok uzun sürmedi ama Berlin’in, etkisi bugün bile süren imajı aslında o günlerin mirası. 
 
Ulrich Gutmair eskinin yıkıldığı ama yeninin de tam hâkim olamadığı o geçiş günlerinde oradaydı. 1990 – 97 yılları arasında yaşanan, modern toplumun kurallarının, hatta devlet otoritesinin askıya alındığı o tuhaf zamanları sözü bizzat dönemin aktörlerine bırakarak aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100354</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a28acad-9449-4a31-9250-ea88e036c92f.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Sherlock Holmes</image:title>
            <image:caption>1800’lü yılların efsane dedektifi Sherlock Holmes’un, insan zekâsının ve algısının sınırlarını zorlayan bir yeteneğe sahip olduğunu bilmeyen yoktur. Ele aldığı her bir davada bizi heyecanın, korkunun, merakın ve eğlencenin içine çeker. Bu kitapta da soluksuz maceralar sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100355</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/422ba01c-d963-4d3b-a048-7e15e902797c.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Sherlock Holmes</image:title>
            <image:caption>1800’lü yılların efsane dedektifi Sherlock Holmes’un, insan zekâsının ve algısının sınırlarını zorlayan bir yeteneğe sahip olduğunu bilmeyen yoktur. Ele aldığı her bir davada bizi heyecanın, korkunun, merakın ve eğlencenin içine çeker. Bu kitapta da soluksuz maceralar sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100356</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5470472d-7722-434c-8ad3-36f8b55d5ecb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sesler, İşitin Bizi De (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Alman dilinin yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki en sarp şairi Paul Celan kendisini –Büchner’in Lenz öyküsünden alıp yenilediği bir metaforla– “ellerinin üstünde yürüyen”, anlaşılmamış biri olarak tanımlıyordu: 
 
O ellerinin üstünde yürüyenin 
yazdığı şey bu: O 
Isırgan-yazısını okumuş, Anla- 
şıl(a)mamış, ama başkalarını 
da tek anlayanın yazdığı. 
 
Bir “herumgeworfener” (dünyaya fırlatılmış) olarak “kelimelerin eşliğinde” yaşayan Celan’ın karşılaşmalar doğuran dil meridyeni, nihayet elinizdeki şiir seçkisiyle her iki kutbu da boydan boya katedip tropikal kuşağı ve mecazları aşarak Türkçede de kendisine kavuşmuş oluyor. Sesler, İşitin Bizi de; Celan’ın şiir buzulundan süzülmüş, çoğu Türkçeye ilk kez çevrilen 150 soluk kristali barındırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100357</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3af7b502-94df-4c8a-8510-a820dd2f3138.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzay Yolculuğu (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Uzaya yolculuk edemeyen bir uygarlığın
varlığını sürdürmesi imkânsızdır.”—Carl Sagan


BİLİM VE BİLİMKURGUNUN İÇ İÇE GEÇTİĞİ
OLAĞANÜSTÜ BİR KEŞİF ÇAĞI 
Önceden astronotların Dünya’nın yörüngesinde ve Ay’da çektiği fotoğraflar ile Jüpiter gibi uzak gezegenlerin astronomlar tarafından teleskoplar aracılığıyla çekilmiş görüntüleri bulunuyordu. Bunlar, olağanüstü olmalarına rağmen göze hep yabancı ve soyut gelirdi. Ancak her geçen gün uzayın karanlık noktaları biraz daha aydınlığa kavuşuyor. Uzay sanki elinizi uzatsanız ona dokunabilecekmişsiniz gibi somut artık. 
Einstein Kitaplığı serisinden Uzay Yolculuğu, uzay biliminin on dokuzuncu yüzyılda Rus roket bilimi öncüsü Konstantin Tsiolkovski’nin ortaya koyduğu fikirlerle doğuşundan Doğu’yla Batı arasındaki Uzay Yarışı’na, Ay yolculuklarının ihtişamı ve gösterişinden Uzay Mekiği programı ve Uluslararası Uzay İstasyonu’na ve insan kâşiflerin diğer yıldız sistemlerine yolculuk etmesini veya diğer gezegenlerde koloniler kurmasını mümkün kılacak ileriki projelere kadar uzanan bir çağı on kısa dersle özetliyor. 
Bulutların ötesine bakmamızı sağlayan şaşırtıcı teknolojiden başlayıp yirmi birinci yüzyılın uzay turizmi gündemine kadar uzanan pek çok konuda meraklı zihinler için uzman liderliğinde bir macera... Çığır açan bilimsel gelişmeler hakkında bilgi edinmek isteyen herkese hitap eden anlaşılabilir üslubu ve temel bilgilerden oluşan zengin içeriğiyle nitelikli bir koleksiyon… 
Evrenin karanlık yüzünü aydınlatan uzay araştırmalarına açılan bu kapıdan geçmeniz için bir bilim insanı olmanıza gerek yok. Uzay Yolculuğu sizi kapsülün içine atlamaya, kemerinizi bağlayıp yerinize kurulmaya davet ediyor. Hazır olun; insanlığın bir sonraki büyük sıçrayışını gerçekleştirmek üzeresiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100358</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b0223fd-e359-438f-9451-7b553bd003f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük, Harika Şeyler</image:title>
            <image:caption>Dünyaya bilinçli bir farkındalıkla bakmak için! Her zaman gittiğimiz bir yerde, Daha önce görmediklerimizi keşfetmek için: Bir salyangoz, örümcek ağı, kırmızı bir şişe kapağı… Birlikte ve bir anda nefes aldığımızı unutmamalı! 
küçük, harika şeyler içinde bulunduğumuz anın hakkını vermekle ilgili küçük büyük herkese hitap edecek bir kitap. Birlikte keyifli vakit geçirmek için kısa bir yürüyüş yeter! Nasıl mı? “Benimle bakarsan dünyaya sen de görürsün: DÜNYA HARİKULADE ŞEYLERLE DOLU!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100359</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e504218-3307-4239-a385-83f51f2a0731.jpg</image:loc>
            <image:title>Bolşevik Rusya&apos;dan Mektuplar 1919</image:title>
            <image:caption>“Şimdi kalkacak ve niçin, ne uğruna yaşadığımızı soracaksınız. Rusya bir zamanlar edebiyatı ve sanatıyla ünlüydü. Ancak malum, bunların hepsi de çok gerilerde kaldı, kayboldu gitti. Edebiyat, sanat ve bilim Bolşevikler marifetiyle tarumar edildi ve öylece, bitirilmiş vaziyette duruyorlar.” Pyotr Demyanoviç Uspenski, çağdaşı olan Fransız romancı Marcel Proust gibi hafızayı ve hatırlamayı önceleyen, geçmişi yeniden inşa etme meselesini temel alan eserler yazmıştır. “Başka zaman ve mekânlar”ı yakalamanın tek yolunun geçmişin yeniden üretilmesi olduğunu eserleri aracılığıyla dile getiren Uspenski, “büyü”, “gizem” ve “öte dünya” kavramlarıyla ilişkili metinler kaleme alarak bunu bir öğretiye dönüştüren mistik bir yazar ve öğretmendir. Uspenski’nin Rusya’dan yazdığı ve geçmişi günü gününe kaydettiği bu metinlerse toplumsal bir günce olarak da okunabilecek niteliktedir. İngiltere’deki The New Age gazetesinde yayınlanan ve 1917 Bolşevik Devrimi’nin iç yüzünü aktaran bu mektuplar, Uspenski’nin tanıklık metinleri olarak okunabilir olmasının yanı sıra tarihsel olarak “toplumsal düzen”in yarattığı düzensizlikler ve açmazları ortaya koyması bakımından da oldukça dikkat çekicidir. 
Yazar Hakkında: 
Erken yirminci yüzyıl Rus edebiyatı geleneğinde insanın ruhsal gelişimini ele alan pek çok kitabın yazarı olarak tanınan Pyotr Demyanoviç Uspenski, 5 Mart 1878’de Moskova’da doğdu, 2 Ekim 1947’de İngiltere’de öldü. Gürciyev’in fikirlerini yorumlayan ve aktaran biri olarak tanınsa da onunla karşılaşmadan önce de yazdıklarıyla bilinen bir düşünürdü. Yazarın, Nietzsche’nin popülerleştirdiği “aynı hayatı yeniden yaşama” ve “sonsuz döngü” fikrinden etkilenerek yazdığı İvan Osokin’in Tuhaf Hayatı başlıklı bir romanı dışında Tertium Organum, Evrenin Yeni Modeli, İnsanın Olası Evriminin Psikolojisi, Mucizenin Peşinde ve Dördüncü Yol gibi eserleri vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100365</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8540f004-2349-454f-9ab6-5610b5b7ff9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Girişim Savaşçısı</image:title>
            <image:caption>BU KİTAPTA NELER BULACAKSINIZ? 
• Büyük çaplı ve ses getiren girişimcilik projeleri uluslararası toplumun desteğiyle nasıl inşa edilir? 
• Bir şirket sosyal sorunlarla mücadeleyi kar etmekle nasıl harmanlayabilir? 
• Pozitif bilimlerden siyasete farklı disiplinlerin sağlayacağı çıkarımlarla çağa nasıl adapte olabiliriz? 
Sorunlarımız nüfusumuzla birlikte katlanarak artıyor. Yerel politikacıların lokal çözümleri, bürokrasi kurbanı BM, ekonomik gerçeklerle örtüşmeyen gönüllü çalışmalar ve reklam peşindeki şirketlerin sosyal faydayı malzeme edinen yaklaşımları küresel meselelerin çözümüne yetişemiyor. Egemenleşen kapitalizmin görünmeyen eli, pazarı regüle etmekte başarılı oldu ancak aynı el iklim krizi, çevre kirliliği, servet dağılımındaki eşitsizlik ve küresel göç gibi devasa sorunlardan da sorumlu. 
            Kurtarıcı beklemeye tahammülümüz kalmadı. Yaşatma odaklı, kârı amaçla birleştiren, insanlık için risk alabilecek kahramansı girişimcilerin zamanı geldi. Artık iş kuran herkesten küresel sorunlarla samimiyetle mücadele etmesi ve talebe değil gerçek ihtiyaçlara odaklanması bekleniyor. 
            Bu kitap, yeni dünya düzeninde küresel destek görecek bir girişimciye dönüşebilmek adına yapılabilecekler konusunda bir rehber niteliğinde. Fark yaratacaklara entelektüel birikim katarak yaşam tatminiyle insanlığın çıkarları arasında bir denklem kurmayı amaçlıyor. 
            Kitap girişimciliği yeniden tanımlayarak post-kapitalist dünya için yeni ve problem çözücü bir sosyo-ekonomik model öneriyor. 
 
Berke, deneyimi gelecekle harmanlayan özgün yaklaşımıyla zor bir süreç olan girişimciliği oyunlaştırıyor. Bir komutan gibi yetiştirdiği girişimcilerin sosyal fayda odaklı iş modellerinin başarısı, Berke’nin başarısının kanıtı. 
– FARUK ECZACIBAŞI 
 
Eşsiz bir eser yarattı Berke. “Girişim Savaşçısı” modeliyle yaşamları olumlu yönde değiştirdi. Kurduğu sistem global ölçekte yayılmalı. Bu kitap herkesçe okunmalı, hatta ders kitabı olmalı. UFUK TARHAN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100366</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b96b82b-e4a8-409e-a366-bf7ede709a2a.jpg</image:loc>
            <image:title>Grotlin</image:title>
            <image:caption>Kasabada tuhaf bir şeyler dönmektedir. Gece olup karanlık çöktüğünde şehirde eşyalar gizemli bir şekilde yok olmaya başlar. Önce bir parça peynir ve bir sepet, sonra biraz tel ve daha birçokları... Gölgelerde gezip herkesi ürküten bu gizemli yaratık da nedir böyle? Belki de bunca eşyayı toplamasının bir sebebi vardır?..
Resimli kitaplarıyla birçok ödül almış ve dünyaca üne kavuşmuş çizer Benji Davies’in şahane çizimleri ve kafiyeli dizeleriyle eğlenceli bir öykü sizleri bekliyor. Sürpriz sonuyla okuru şaşırtan bu kitabı her okuyuşta Grotlin’in ardında bıraktığı bir gizemi keşfedeceksiniz.
 
“Korkularımızın aslında ne kadar yersiz olabileceğine değinen, eğlenceli bir kaçış öyküsünün anlatıldığı sıradışı bir kitap.” - The Guardian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100367</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7728999-e09c-4c1a-a048-ad1e5ef90a15.jpg</image:loc>
            <image:title>Tepedeki Göz</image:title>
            <image:caption>Okulda dersleri ve arkadaşları, evde bilgisayar oyunları derken Can&apos;ın yaşamı oldukça hareketli ve macera doludur.
Bir gün ailesi, büyükşehirden küçük bir sahil kasabasına taşınmaya karar verir. Can başta isyan etse de sonunda durumu kabullenir. Yeni düzenlerine alışana dek kendini bilgisayar oyunlarına verecek, böylece kafa dağıtacaktır ama işler pek umduğu gibi gitmez. Taşındıkları küçük kasabada, tabletindeki oyunlara bağlanması imkânsızdır. Nedenini bilmediği bağlantı sorunları nedeniyle farklı bir oyun denemek zorunda kalır. Kasabanın çeşitli yerlerinde gördüğü gizemli “OYUNA KATIL!” yazıları ve ne zaman oraya dikildiğini kimsenin bilmediği devasa “TEPEDEKİ GÖZ”, Can’ı oldukça gizemli bir şeyin içine çekmektedir...
Bilgisayar oyunlarına düşkün bir çocuğun sanal dünyanın olumsuz yanlarıyla yüzleşme hikâyesini anlatan Tepedeki Göz, okurlara oldukça hareketli ve macera dolu bir kurgu sunuyor. Dışarıdan sadece eğlence vadediyormuş gibi görünen sanal oyunların içyüzü başka olabilir mi, bir oyun evreninde olanlar gerçeğin ne kadarını karşılar, sanal bir dünyada güvenlik nasıl sağlanır gibi soruların peşine düşen kitap, hepimizi özel bilgilerimiz, kişisel verilerimiz ve bunları nasıl güvende tutabileceğimizle ilgili düşünmeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100368</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de4e782c-48be-4796-91d8-471064fe3915.jpg</image:loc>
            <image:title>Start-up’lar, Pivot’lar ve Pop-up’lar</image:title>
            <image:caption>Bir işe başlamanın ve o işi nasıl büyüteceğinize dair inceliklerin anlatıldığı Start-up’lar, Pivot’lar ve Pop-up’lar kitabı, girişimcilik dünyasına güncel bir çerçeveden bakmanızı ve nasıl başarılı olacağınızın püf noktalarını anlatıyor. 
 
Murat Ülker’in önsözüyle, Richard Hall ve Rachel Bell’den girişimcilik dünyasına canlı, etkili ve güncel bir bakış! 
 
Start-up’lar, Pivot’lar ve Pop-up’lar, günümüzün girişimcilik ve inovasyon odaklı dünyasında var olabilmek için gereken bilgi ve becerileri okuruna sunuyor. 
 
Richard Hall ve Rachel Bell, bir işe başlamanın ve onu büyütmenin en iyi yollarını gösteriyor. Bir girişim faaliyeti olarak adlandırabileceğimiz start-up’ın nasıl başlatılacağı, stratejik değişiklikleri ifade eden pivot etmenin ne zaman gerekli olduğu ve nasıl yapıldığı, geçici taktiksel projeler olan pop-up’ların neden değerli olduğu ve size neler öğretebileceği gibi konularda muhteşem tavsiyeler veriyor. Yeni mezunlar, yıllarını büyük şirketlerde geçirmiş ama artık değişim isteyenler, kadınlar ve Y kuşağı gibi farklı grupların karşılaştıkları zorluklara ayrı ayrı odaklanan bu kitap, ayrıca pek çok başarılı ismin okurlara ilham verecek öykülerini ve deneyimlerini bir araya getiriyor. 
 
İş hayatınızı ve girişimciliğe bakışınızı tamamıyla değiştirecek Start-up’lar, Pivot’lar ve Pop-up’lar, bir iş fikri ve başarılı olma arzusu olan herkesin okuması gereken bir kitap. 
  Yazarlar Hakkında: 
 
Richard Hall Oxford Balliol College’dan mezun olduktan sonra iş hayatına ilk olarak Reckitt’s ve RHM Foods gibi büyük FMCG şirketlerinde pazarlama öğrenerek ve uygulayarak başladı. Ardından French Gold ve Abbott, FCO ve Havas’ta reklamcılık alanında uzun yıllar yönetici pozisyonunda çalıştı. Kariyerinin ikinci yarısında Richard, pazarlama hizmeti veren bazı şirketlerde ve iki yardım kuruluşunda bağımsız başkan olarak görev yaptı, bir danışmanlık start-up’ının kurucu ortağı oldu ve 20’den fazla ülkede yayımlanan çok sayıda iş kitabı yazdı. Ayrıca gelişmekte olan bir mentorluk işi kurdu. Emeklilik mi? Konfüçyüs’ün dediği gibi “Sevdiğin işi yaparsan hayatın boyunca çalışmak zorunda kalmazsın.” Richard bunu yaptı ve çalışmak zorunda kalmadı. Yaptığı iş çok ama çok zevkli. 
 
Rachel Bell genç yaşlarında konaklama sektöründe müşteri hizmetleri sanatının yanı sıra çok önemli bir şey daha öğrendi: Ne kadar çok çalışırsan ve ne kadar çok iş başarırsan, o kadar hızlı ilerlersin. Rachel, çok sayıda ödül alan altı iletişim şirketi kurdu - bunlardan en bilineni Shine PR ajansıdır. Yeteneği ilerletme ve geliştirme felsefesi sayesinde sektörde itibar kazandı ve Sunday Times Çalışılacak En İyi Şirket alanında birinciliği elde etti. Müteveffa babasının mühendislik şirketi CIS’de bağımsız yönetim kurulu üyesi ve kurul başkanı olarak görev yapıyor. Sunday Times tarafından 2012’de en iyi küçük işletme lideri seçildi. Şu anda çalıştığı London Business School’da, girişimcilik alanında MBA öğrencilerine ilham veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100369</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90e25206-fa5a-44a3-a789-112cc73030a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Yol Dergi (10.Sayı)</image:title>
            <image:caption>-20 Yıl ve Muhalefet Hakareti 
-Ukrayna Krizi ve Yeni Dünya 
- Ekonomik Kriz ve Sol Alternatifler 
- İşçi Direnişleri, Birikimler ve Yeni Bir Mevzilenme 
- Yeni Bir Dönemin Eşiğinde Kadın Hareketi 
- Kamucu Dönüşüm ve 21. Yüzyılda Sosyalizm Tartışmaları 
- Şili’nin Çalınan Geleceği ve Geri Dönüş 
Başlıklarıyla Yol Dergi Okuyucularını Bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100370</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2a83c18-28d0-4119-ae37-5966844a4a97.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanal Kent</image:title>
            <image:caption>Günümüzde farklı olana bakışı “Ormanlılar” ile “Binalılar” arasındaki karşıtlıklar ve benzerlikler üzerinden dile getiren Sanal Kent okuyucuyu eşsiz bir okuma deneyimine davet ediyor. 
Bugünün gerçekliğinden -dikkatli okunduğunda içinde ütopyasını da barındıran- distopik bir atmosfere doğru yolculuğa çıkmaya hazır olun. 
 
“Uygarlığımız geliştikçe teknoloji ile doğa arasındaki çelişki de büyüyor. Türkçe bilimkurgunun genç ve öncü kalemlerinden Seran Demiral bu çelişkiyi Ormanlılar ile Binalılar arasında kuruyor: Dünyaya Orman denirdi eskiden, şimdiyse Kent Orman’ı yiyerek büyüyor: Vay haline içinde Kentler taşıyanın!” 
  Selahattin Özpalabıyıklar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100371</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbcd08b2-1fa9-48ef-a931-7fc6b5b56606.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Dışı Zeka Arayışı</image:title>
            <image:caption>1974 yılında Porto Riko’daki dev Areciboradyoteleskobundan yıldızlara bir mesaj gönderildi. Amaç, dünya dışı uygarlıkları varlığımızdan haberdar etmekti. Böyle uygarlıkların var olup olmadığını elbette bilmiyoruz. SETI (Dünya Dışı Zekâ Arayışı) Programı altmış yıldır bunu öğrenmeye çalışıyor, ama şimdiye kadar dünya dışı zekânın varlığına dair herhangi bir kanıt bulamadı. 
Yıldızlar sessizliğini koruduğu için bazı araştırmacılar uzaya daha çok mesaj gönderiyor. Orada bulunuyor olabilecek uygarlıkları kışkırtmak istiyorlar. Ancak, “uzaylılar” ile temas ve bunun olası sonuçlarıyla ilgili yanıtlanması zor sorular var. 
SETI Programı bizi bu zor sorulara yanıt bulmanın yanı sıra kendi tabiatımızla yüzleşmeye zorluyor: Nereden geldik, nereye gidiyoruz ve kozmik bağlamda biz kimiz? Bu kitap, dünya dışı yaşamı araştırırken yaptığımız varsayımlar üzerinde duruyor ve bu varsayımların bize kendimiz hakkında neler öğretebileceğine ışık tutuyor. 
 
“Keith Cooper’ın güncel tartışmalara geniş ve dengeli bakış açısı büyük bir okur kitlesinin ilgisini hak ediyor.” 
— MartinRees</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100372</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf497590-e193-4b9f-bd7e-c7a46e5d6428.jpg</image:loc>
            <image:title>Neden Hasta Oluruz?</image:title>
            <image:caption>Uluslararası üne sahip bilim adamı ve patofizyoloji profesörü Benjamin Bikman Neden Hasta Oluruz?’da insülin direncinin nasıl bu kadar yaygın hale geldiğini ve neden önemli olduğunu araştırıyor. Sorunu fark etmedikçe ve gidişatı tersine çevirmedikçe kronik hastalıklar daha da yaygınlaşacaktır. Ancak Bikman yararlı yemek önerileri, kolay egzersiz ilkeleri ve daha fazlasıyla bunu durdurmak ve önlemek için bir plan sunuyor. Şaşırtıcı araştırmalar ve pratik tavsiyelerle dolu Neden Hasta Oluruz? sağlığınızın kontrolünü ele almanıza yardımcı olacak. 
“Layıkıyla araştırılmış ve kapsamlı şekilde belgelendirilmiş Neden Hasta Oluruz?, insülin direnci ve onun insan bedeninin neredeyse her sistemini nasıl etkilediği üzerine etraflı ve elzem bir el kitabı. Dr. Bikman, sadece insülin direncinin neden ve nasıl oluştuğuna dair kolay anlaşılır bir rehber değil, aynı zamanda tedavisi için de bir el kitabı sunuyor.Şu anda sanayileşmiş dünyanın başına bela olan hastalıkların çoğunun temel nedenini ve çaresini anlamak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Şiddetle tavsiye ediyorum!” 
 
— Michael E. Reads, Tıp doktoru, New York Times çok satanlar listesine giren Protein Power adlı kitabın yazarı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100373</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3050ad97-86a4-4a12-900b-bf4e28474ce4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bankaların Sahiplik Yapısı İle Finansal Performans Arasındaki İlişki: Türkiye İçin Ampirik Bir Araştırma</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BÖLÜM 1: SAHİPLİK, SAHİPLİK YAPISI VE ARAŞTIRMANIN TEMEL KAVRAMLARI 
 
BÖLÜM 2: KURUMSAL YÖNETİM, BANKALARDAKİ UYGULAMALARI VE SAHİPLİK YAPISI İLİŞKİSİNE YÖNELİK KAVRAMSAL ÇERÇEVEVE 
 
BÖLÜM 3: ARAŞTIRMANIN TEMEL TEORİLERİ VE LİTERATÜR TARAMASI 
 
BÖLÜM 4: BANKALARIN SAHİPLİK YAPISI İLE BANKA PERFORMANSI İLİŞKİSİ: TÜRKİYE İÇİN AMPİRİK BİR ARAŞTIRMA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100374</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7949fd05-cbbb-4a27-852b-a6efb6b9ea2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Müşteri Değeri ve Marka</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM : 
DEĞER KAVRAMI VE MÜŞTERİ KAVRAMI 
 
İKİNCİ BÖLÜM : 
MÜŞTERİ DEĞERİ VE MARKA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100375</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be5c3f06-8288-4772-8aa7-6b14def7bd8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Halk Ozanı Turani Baba</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM: HAYAT HİKÂYESİ VE SANATKÂRLIĞI 
 
İKİNCİ BÖLÜM: ŞİİRLERİNİN ŞEKİL, TÜR VE İÇERİK ÖZELLİKLERİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: SÖZLÜ TARİH ANLATISI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100376</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a348ded-95b1-4c0b-8dc7-894dda12e630.jpg</image:loc>
            <image:title>Zehir Davası</image:title>
            <image:caption>17 yaşındaki simyacı Mirabelle Monvoisin, bilinçsiz bir şekilde annesinin Kral 14. Louis’yi zehirlemesine yardım ederek onu Gölge Cemiyeti’nde yeni ve korkutucu bir ışık altında görmek zorunda kalır. Onlar artık halkın kahramanları değil, katillerdir. Mira’nın kendisi de buna dahildir. Mira suçluluk duygusunu bastırmak için zararsız ilaçlar hazırlar ama açlık iksirleri ve ağrı kesiciler, geçmişteki yanlışları düzeltmeye veya annesinin ortadan kaldırmaya ant içtiği muhalifleri kurtarmaya yetmeyecektir. 
 
Kraliyet serserisi Josse de Bourbon, “Fransa Prensi”nden çok “aşçı yamağı” olarak anılsa da Gölge Cemiyeti, Güneş Kral’ı ve kraliyet sarayı nüfusunun yarısını katlettiğinde, yaralı kız kardeşlerini ve huysuz döfeni kurtarmak için bugüne kadar olamadığı prens olmak zorundadır. Şehrin altındaki kanalizasyonlarda saklanmaya zorlanan Josse’un Paris’i tekrar ele geçirme umudu neredeyse imkânsız görünüyordur, ta ki yolu Mirabelle ile kesişene kadar. 
 
Mira ölümcül iksirler hazırlayan bir kadın. O ise serseri bir prens. Onlar birbirlerinin can düşmanları olsalar da halkı ve eski soyluları Gölge Cemiyeti’ne karşı birleştirmek için hassas bir anlaşma yaparlar. Ama güvensizlik üzerine kurulu bir anlaşmanın başarı ile sonuçlanması mümkün müdür?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100377</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12cd5550-38be-436c-9999-136e0dea23e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Youth</image:title>
            <image:caption>I have said t that my friendship with Dimitri ope­ned up for me a new view of my life and of its aim and relations. The essence of that view lay in the con­viction that the destiny of man is to strive for mo­ral improvement, and that such improvement is at once easy, possible, and lasting. Hitherto, however, I had found pleasure only in the new ideas which I discovered to arise from that conviction, and in the forming of brilliant plans for a moral, active futu­re, while all the time my life had been continuing along its old petty, muddled, pleasure-seeking cour­se, and the same virtuous thoughts which I and my adored friend Dimitri (&amp;`;my own marvellous Mitia,” as I used to call him to myself in a whisper) had been wont to exchange with one another still plea­sed my intellect, but left my sensibility untouched.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100378</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fe7d5d9-ce42-4fcd-9edd-27f9af14beb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Pek Çok Kışın Ardından</image:title>
            <image:caption>Aşk nerede biter, öç nerede başlar?

Bir Zamanlar Hayat Bizimdi isimli eseriyle tanıdığımız Marian Izaguirre&apos;nin kaleme aldığı Pek Çok Kışın Ardından, okurlarını Madrid&apos;den Buenos Aires ve Hollywood&apos;a götürerek edebiyat, moda ve sinema dünyasının içine davet ediyor.

Farklı sınıflara mensup iki genci imkânsız bir aşkın kıyısında buluşturun roman, muhafazakâr bir topluma ayna tutarken zamanın lime lime ettiği hayatlardan film gibi manzaralar sunuyor. 

Kitabında, hayalle ölümü yakın akraba kılan yazar; aşk ve ihanet sarmalında oluşturduğu katmanlı hikâyesini, yaşanmışlıkların sivri köşelerini törpüleyerek sözcüklere döküyor.
“Hayat, işleri karıştırmaya alışıktır, komik olanı trajik hâle getiriverir.”

Altmışlı yılların ortalarında Madrid gizemli bir cinayetle çalkalanır. Bir kadın Salamanca&apos;da lüks bir evde ölü bulunur. Cinayetin kökleri ise geçmişteki bir karşılaşmaya uzanır: 1959&apos;da Bilbao yakınlarındaki bir sahilde, ergenlik partisine hazırlanan genç Henar, işçi sınıfına mensup bir ailenin biricik oğlu Martìn&apos;e sırılsıklam âşık olur. Bir imkânsızın peşinden giden Henar&apos;la Martìn, hayallerini gerçekleştirmek için birlikte Madrid&apos;e kaçarlar. Martìn, bir yayınevinde editör olarak işe başlarken, Henar da yepyeni bir dönemin en gözde kostüm tasarımcılarından birine dönüşür. Ancak dönemin İspanya&apos;sında hüküm süren ekonomik kırılganlık ve baskıcı toplumsal düzen, çiftin arasında onarılmaz çatlaklar açmaya başlayacaktır...

Yersiz hırslara, öfkeye ve kıskançlığa yenik düşen tutku dolu bir aşkın yasını tutan bu girift roman, okuru arka planında İspanya&apos;nın, kozasında kapalı kaldığı otuz yıllık tarihinde dolaştırıyor.

Julio Cortázar, Ernesto Sábato gibi büyük ustaların eserlerine yaptığı göndermelerle edebî lezzetini artıran Pek Çok Kışın Ardından, dikiş sanatıyla editörlük arasında kurduğu paralellikle güçlü anlatısını perçinliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100379</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed5bc8eb-f6fd-4d17-9309-a1e962b3d95b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gergefte Gece</image:title>
            <image:caption>Gergefte Gece</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100380</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5697cdbc-311b-49dc-91aa-e002bd8cf723.jpg</image:loc>
            <image:title>Arthur ve Altın Halat: Destansoy Ailesi&apos;nin Efsaneler Koleksiyonu</image:title>
            <image:caption>Kocaman bir mahzen hayal edin; içinde antik kralların mumyalarından büyük savaşçıların savurduğu parlak kılıçlara, dünyanın en etkileyici hazineleri olsun! Peki ama tek bir insan böyle bir koleksiyona nasıl sahip olabilir? Kimdir bu Profesör Destansoy? 
 
Destansoy Ailesi’nin sırlarını keşfedeceğimiz bu ilk macerada Vikinglerin topraklarına gidiyoruz. Bakalım beklenmedik kahramanımız Arthur, sihirli cisimler ve kudretli tanrılarla dolu bu diyarda, dehşet saçan efsanevi yaratıkları alt edip kasabasını donmaktan kurtarabilecek mi? 
 
Destansoy Ailesi&apos;nin Efsaneler Koleksiyonu hakkında: 
Destansoy Ailesi olarak binlerce yıldır efsanevi yaratıkların ve cisimlerin toplanması ve korunması görevini üstlenmiş durumdayız. Ve bendeniz Profesör Destansoy, bu görev sırasında yaşadığımız müthiş olayları bir araya getirmeye karar verdim. Bu sayfalarda ve gelecek diğer kitaplarımda ailemizin destansı maceralarının öykülerini bulacaksın. 
 
&quot;Macerayı, mitolojik karakterleri ve kolay okunan kitapları seven çocuklar için tam bir ziyafet.&quot; 
—BookTrust 
 
Kirkus Yılın En İyi Resimli Kitabı seçkisinde</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100382</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ad29bb0-845d-45e0-a526-df206d8ef4c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Devrime Doğru İlk Adım</image:title>
            <image:caption>Bugüne dek birçok kaynakta adı geçmesine rağmen metni bulunmayan; kimi tarihçilerce varlığına dahi şüpheyle yaklaşılan 1920 Halkçılık Programı, ilk kez tam metni ve iktisadi-tarihsel gerçekliği ile okura sunuluyor. 
Serdar Şahinkaya, bu titiz çalışmasında, Osmanlı’nın yıkılışı sonrası Anadolu’da yakılmaya başlanan devrim ateşlerinin, halkçı bir özle büyüyüp, yüzyıllar süren bir karanlığı yurttan kovuşunu farklı bir cepheden inceliyor. 
Mustafa Kemal’in daha ilk adımda kurtuluş mücadelesine verdiği devrimci cansuyunu; Sovyetler Birliği ile kardeşçe ve halkçı özde yürütülen işbirliğini, bir yandan hatları ortaya çıkan gelecek hedefini ve tüm bunların somutlaştığı metin olan ve 18 Eylül 1920’de TBMM kürsüsünden okunan ‘Halkçılık Programı’nı, Cumhuriyet’in âdeta değişmez yasası olarak bir kez daha ortaya koyuyor. 
 
“1919’un sonundan 1920’nin sonuna uzanan süreç, bir devrim dönemidir. Görülmektedir ki; Mustafa Kemal Paşa’nın Halkçılık Programı, kütüphane masalarında değil, cephelerdeki süngülerin şakırtısı, çizmelerin tozu ile yani ‘ateşle, demirle, kanla’ yazılmıştır...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100383</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eda8be85-8ca6-4168-a067-374325515f66.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu ve Sovyetler Birliği Su Diplomasisi Sovyet Dönem ve Sonrası</image:title>
            <image:caption>Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle tüm dünyada kartlar yeniden dağıtıldı. Bu sırada birçok coğrafya, tarifi zor kan ve gözyaşına sahne oldu. “Kaderi” savaşlar ve istikrarsızlık olan Ortadoğu ise bu sıkıntılardan en çok nasibini alan bölge olarak yine tarihi kayıtlarda en üst sıralara oturdu. 
Libya, Suriye ve Irak’ın içine düştüğü kanlı tabloya bakıp neden böyle oldu sorusuna cevap olarak bu ülkelerin baskıcı siyasi rejimleri, mezhepçilik, dış müdahaleler ve tarihi pek çok sebep sayılabilir. 
Elinizdeki bu kitabın amacı; söz konusu konularda kapsamlı bir inceleme yapmak, süreçlerle ilgili kronolojik bir anlatı sunmak değil, bir uzmanın, uzmanlık alanlarıyla ilgili, bireysel gözlemlerini özyaşam ile tarihin buluştuğu bir “anlatı” biçiminde aktarmaktır. 
Büyük zaman farklarıyla oluşan olayların izini sürmek için “geleneksel anlatıdan” farklı bir yaklaşımla zamanın kronolojik akışından saparak, atıflar yaparak, geçmiş ve geleceğe yönelmek gerekebilir. 
Okur da kitap boyunca; “kronolojik sapma” olarak adlandırılan geriye dönüşler ve ileriye yolcuklarla zaman zaman karşılaşmakta ve “anlatı” çerçevesinde zamanda bir yolculuk yapmaktadır. 
Özden Bilen, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün çeşitli kademelerinde uzun yıllar hizmet verdikten sonra Genel Müdür olarak atanmıştır. Ortadoğu Su Sorunları ve Türkiye’nin Su Gündemi konusunda çok sayıda yayını bulunan yazar, Ortadoğu ülkeleri ve Sovyetler Birliği’nde yaptığı teknik ziyaretleri günümüze yansıyan toplumsal ve siyasal gelişmeleri de kapsayacak şekilde ele almaktadır. Yaşadığımız olayları bir mühendisin bakış açısıyla değerlendirmek için su yolculuğuna katılmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100384</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27f9d510-e846-4dbb-bb6c-e6550d764bea.jpg</image:loc>
            <image:title>Dr. Bahattin Şakir İttihat ve Terakki’den Teşkilat-ı Mahsusa’ya Bir Türk Jakobeni</image:title>
            <image:caption>Doktor Bahattin Şakir ya da yakın arkadaşlarının deyişiyle “Baha Bey”, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin içindeki ünlü “Doktorlar grubu”nun üç önemli isminden birisidir. Cemiyet’in Türkçü-Turancı kanadındandır. Bir ideolog olmaktan çok örgütçü kimliğiyle öne çıkmıştır. İttihat ve Terakki’nin Katibi Mesullerindendir. Devrinden sonra ne mebus ne de nazır olmuştur. 
Doktor Bahattin Şakir, Teşkilatı Mahsusa’nın kurucularından ve siyasi bölüm şefidir. Cemiyet’e üye olduğu günden, 17 Nisan 1922 günü Almanya’da Ermeni kurşunlarıyla son nefesini verdiği ana kadar hayatını vatanına ve Cemiyet’e adamıştır. 
Hüseyin Cahit Yalçın, “Onunla tanıştıkça zihnimdeki ‘jacobin’ kavramına maddi bir sima verebiliyordum” der. “Jakoben” deyince Bahattin Şakir’in yüzü akla gelir. 
Bu kitap, Bahattin Şakir’in hayatını anlatan ilk kitaptır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100385</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/32e10d4d-a02b-49f4-97da-24c3ebe3b8a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihte İz Birakanlar Zaferin Sultani- Alp Arslan</image:title>
            <image:caption>Onlar sadece Türklerin değil, dünyanın geleceğine yön vermiş liderlerdi. Başarılarıyla tarihe isimlerini altın harflerle yazdırdılar. İşte tüm yönleriyle tarihimizde iz bırakanlar. 
 
Alp Arslan sultan olduğunda ilk hedefi olan Bizans üstüne yürüdü. 1071 yılında Malazgirt&apos;te, Bizans İmparatorluğu&apos;nu yenilgiye uğratıp Türk tarihinin en büyük zaferlerinden birini kazandı. Büyük Selçuklu Devleti&apos;nin ikinci sultanı Alp Arslan, zeki, güçlü, cesur ve merhametli bir liderdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100386</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf4ff0f8-aa16-4217-96dd-6f38d839eeb6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sibirya Hayali</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIMI: Sibirya Hayali Norveçli yazar Per Petterson’un At Çalmaya Gidiyoruz, Lanet Olsun Zaman Nehrine, Reddediyorum, Benim Durumumdaki Erkekler ve Ardından’dan sonra yayımladığımız altıncı romanı. “Yandaki bölmeyi dene,” diyor Jesper tahta perdenin arkasından seslenerek. “Dorit yatıyor orada, çok iyi huyludur.” Aradaki yolda duruyor ve Jesper’in sakin sakin nefes alışını dinliyorum. Bakışlarımı bölmesinde uyuyan Dorit’e çeviriyorum, geniş sırtı karanlıkta giderek daha iyi seçiliyor. Eğilip Dorit’in sırtını okşuyorum. “Konuş onunla,” diyor Jesper, ama ben ne diyeceğimi bilemiyorum, şu an dilimin ucuna gelenleri yüksek sesle söyleyemem. Bölme daracık, hiç boş yer yok, Dorit hafifçe dönse beni tahta perdeye yapıştırır. Hayvanın boynunu okşuyorum, sonra da kulağına eğilip cesur kurşun asker masalını anlatmaya başlıyorum. Masalın sonuna, kurşun askerin alevlere karşı koyarken yavaş yavaş eridiği bölüme gelince öne doğru yatıyor ve kollarımı hayvanın boynuna doluyorum, pencereden içeri dolan rüzgârın nasıl balerini havalandırıp alevlere doğru sürüklediğini, ateşe düşen balerinin nasıl kayan yıldız gibi parladığını ve alevlerin söndüğünü anlatıyorum, masalımı bitirdiğimde soluk bile almaktan korkuyorum. 1934 yılının Noel gecesini yaşıyoruz, Jesper ve ben her şeyin nefes aldığı bir ahırda iki ayrı bölmede, iki ayrı inekle sarmaş dolaş yatıyoruz, belki de uykuya dalıyoruz, çünkü gerisini pek hatırlamıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100387</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12a761d0-0a7a-4cf3-9510-263b227cc484.jpg</image:loc>
            <image:title>Sibirya&apos;dan Balkanlara Şamanlar ve Cadılar -Cilt 1</image:title>
            <image:caption>“Şaman, insanlık tarihinin alelade bir figürü değildir. O, kültürel normlarının dikte ettiği vazifeleri üstlenmiş bir kişidir.” 
  İki cilt halinde yayınladığımız ve devamını getirmeyi umduğumuz bu derlemeye ilham veren iki isim var: Yüzyılımızın en özgün tarihçilerinden Carlo Ginzburg ve tarihimizin en sıra dışı isimlerinden seyyah Evliya Çelebi. Ginzburg, 1966’da yayınlanan Gece Savaşları adlı muhteşem çalışmasıyla cadılığın ve Cadıların Şabatı inançlarının “bütün Avrasya’ya yayılmış kökenleri” olabileceğini söyleyerek bahsi geçen tartışmayı başlatan kişidir. Evliya Çelebi ise 17. yüzyılda yaptığı geziler ve yazdığı -tamamlanmamış- 10 ciltlik seyahatnamesine, türlü “acaib ve garaib” arasına cadılar ve büyücüleri de dâhil etmiştir. Umulur ki, merakları, araştırmacılıkları ve özgünlükleriyle bu iki isim, ilham oldukları bu derlemenin ulaştığı herkeste yeni ilhamlara, fikirlere ve yepyeni akademik araştırmalara ve çalışmalara vesile olsun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100388</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/100a18db-9885-429b-976d-1114e6ee663a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanadını İyileştirdiğiniz Her Kuş Bir Gün Uçar Gider</image:title>
            <image:caption>Neden bu kadar sert yazdığımı soruyorlar; 
çünkü zarif cümlelerin üstüne basıp ezerek geçiyor insanlar...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100389</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/736e3593-197a-4042-900e-2fd2558f331f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sibirya&apos;dan Balkanlara Şamanlar ve Cadılar -Cilt 2</image:title>
            <image:caption>“Şamanizmde tehdit dış dünyadan, şamanın, yani doğaüstü bir konuma sahip koruyucunun koruduğu bir topluluğa dışarıdan gelirken; cadı, ‘içerideki düşman’dır.” 
  Sibirya, “klasik Şamanizmin beşiği”, doğduğu yerdir. Binlerce yıl önce Sibirya-Asya taraflarından boy birlikleri, Karadeniz’in kuzeyine, oradan Balkanlara, Avrupa’nın kuzeyine ve iç kısımlarına kadar göç edip yerleşmiş. Aynı coğrafyadan çıkan Türkler, Altay Dağları çevresinden güneye, buradan İran’a, Anadolu’ya ve Ortadoğu’ya kadar uzanmış. Uzun zaman önce aynı coğrafya ve inanç kaynağından beslendiğimiz kültürlerdense maalesef neredeyse hiç haberimiz yok. Bunların başında Fin, Eston, Saami ve Macarlar olmak üzere Fin-Ugor dilleri konuşan çeşitli halklar geliyor. Sibirya’dan Balkanlara uzanan çok geniş bir hat üzerinde yaşayan çeşitli toplulukların Şamanizm, cadılık ve büyücülük hakkındaki inanışlarını derlediğimiz bu serinin okurlarımızın meraklarını tatmin etmesini, onlarda yeni meraklar uyandırmasını, kültür tarihine, antropolojiye ve folklora ilgiyi artırmasını temenni ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100390</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2008b375-2c44-4a32-b4c0-4df685e948d1.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Kent 1</image:title>
            <image:caption>Ben Efnan Zahredar. 
Kendimi ailemin biricik kızı, okulumun örnek öğrencisi, dostlarımın sığınağı sanırken yaşadığım her şeyin gittikçe çirkinleşen bir yalan olduğunu anladığımda artık çok geçti… 
 
Atıldığım karanlık kuyuda uzattığım ellerimi tutan adamın ellerine tutsak kaldım. Onun cehenneminde yanarken günahlarla kutsandım. Cennet beni kabul etmeyi bırakalı çok oldu. Cehennem ise efendisine sunabileceği en büyük hediye olarak beni kutsadı. 
  ÖLÜ KENT benim cehennemim oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100391</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b2b56b6-af6a-46e4-b54c-91aa8538f797.jpg</image:loc>
            <image:title>Çakalların Başı Ferragus</image:title>
            <image:caption>Çakalların Başı Ferragus, Balzac’ın “İnsanlık Komedyası”nın içindeki On Üçlerin Romanı dizisinin ilk kitabıdır. Balzac, 1833’te besteci dostu Hector Berlioz’a ithafen yazdığı Çakalların Başı Ferragus’te 19. yüzyıl Paris’inde geçen gizemli bir aşk hikâyesini anlatır. 
 
Genç Yüzbaşı Auguste’ün Madam Jules’e duyduğu aşk, genç kadını Paris’in adı kötüye çıkmış sokaklarından birinde görmesinin ardından sarsılır. Madam Jules kocasını mı aldatmaktadır? Soly Sokağı’nda başka ne işi olabilir? Kısa süre içinde Auguste’ü tehlikeli bir dedektifçilik oyununa sürükleyen şüphesi, genç kadının hayatını da tepetaklak edecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100392</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2945f86d-6bdb-47a9-ae14-17a2813b2f73.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Kent 2 - Rhea</image:title>
            <image:caption>Bir insanı yürekten sevmek, onun için hata yapmayı göze almaktan mı geçerdi? Benim hatam, ellerimden kayan hayatım için verdiğim çaba mıydı yoksa kim olduğunu bile bilmediğim bir insanla ardıma bakmadan kaçmam mı? Bu sefer karanlık kuyuya atılan hangi taraftı? 
 
Ellerime aldığım gücün hiddetiyle yakacaktım ÖLÜ KENT’i. Benim cehennemim, Zebanilerin de sonuna mal olacaktı. Peki ya aşk? Başından beri hesap edemediğim o duygu seline ne olacaktı? Tanrı’nın unuttuğu sokakta cirit atan ölümsüzlere kim hükmedecekti?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100393</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc9d587b-b6e9-439b-bf8d-52331195a125.jpg</image:loc>
            <image:title>Palyatif Toplum</image:title>
            <image:caption>Günümüzde her yerde genel bir algofobi, acı korkusu hâkim. Acı toleransı da hızla düşmekte. Algofobi sürekli bir anesteziye yol açtı. Acı yaratacak her durumdan kaçınılıyor. Aşk acılarına bile şüpheyle bakılmaya başlandı artık. Algofobi toplumsal alana da uzanır. Acı verici tartışmalara yol açabilecek çatışma ve fikir ayrılıklarına ve çatışmalarına giderek daha az yer verilmektedir. Algofobi siyasete de yansır. Uyum ve uyuşma baskısı artar. Siyaset palyatif bir alana yerleşerek her türlü canlılığını yitirir. “Alternatifsizlik” siyasi bir ağrı kesicidir. Muğlak “orta yol” palyatif bir etki gösterir. Tartışmanın ve daha iyi savlar uğruna mücadelenin yerini sisteme uyma baskısı alır. Demokrasi-sonrası bir toplum yapısı yaygınlaşmaktadır. Bu palyatif bir demokrasidir. Palyatif siyaset acı verebilecek keskin reformlar ya da vizyonlar oluşturmayı beceremez. Bunun yerine sistemik bozukluk ve kırıklıkların üzerini örtmekle kalan kısa süre etkili ağrı kesicilere başvurur. Palyatif siyasetin acıya cesareti yoktur. Böylece her şey eskisi gibi devam eder. — Byung-Chul Han</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100394</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7fc15a1-884e-4c37-b811-535fddefba85.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklın Üç Yüzü</image:title>
            <image:caption>Nazif Muhtaroğlu bu kitabında, “eleştirel”, “çok-yönlü” ve “yenilikçi” düşünme yetkinliklerini içeren ve “üç-boyutlu düşünme” olarak adlandırdığı bir modeli okuyucularına sunuyor. Bu yetkinliklerin kişilere kazandırılmasının 21. yüzyılda eğitimin en önde gelen hedefleri olduğunun altını çiziyor. 
Kitap “farklı disiplinleri bir araya getirmeye, geçmişi ve şimdiyi, Doğuyu ve Batıyı, yereli ve globali üç-boyutlu düşünce ekseninde birbiriyle etkileşime sokmaya” gayret ediyor. Bunu yaparken bir karikatürden veya bir Nasreddin Hoca fıkrasından yararlanabildiği gibi bir Hollywood filminden, bir romandan ya da ilginç sonuçları olan bir deneyden bahsedebiliyor. Okur kendisini bir an ilginç bir sanat eserinin sergilendiği bir sergi salonunda, bir başka anda ise büyük bir skandalın patlak verdiği sosyal bir ortamda bulabiliyor. Tüm bunların da ötesinde hemen her konunun felsefe ile bağları kuruluyor ve her bir bölümün sonunda yer alan “ilgilisine ek” başlıklı alt-bölümde, tartışılan konular felsefi bir tema ile ilişkisi üzerinden derinleştiriliyor. 
Nazif Muhtaroğlu farklı yaşlarda ve birikimde çok geniş bir hedef kitleyi düşünmeyle ve felsefeyle buluşturmayı hedeflemiş ve harika bir iş başarmış. 
Prof. Dr. Ayhan Çitil 
Doç. Dr. Nazif Muhtaroğlu’nun çalışması, informel mantık alanına ait “yanlış” konusunun/sorununun günümüze uyarlanmış güzel bir örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek verilen güncel örnekler gerek yapılan açıklamalar, mantığın bir araç olarak (olumlu ve olumsuz bir şekilde) nasıl kullanıldığını da göstermektedir. ...Formel mantığın informel mantık ile giderek daha güçlü bir şekilde eşleşmesi, Doç. Dr. Muhtaroğlu’nun titiz bir çalışma ile ortaya koyduğu eserin önemini arttırmaktadır. 
Prof. Dr. Şafak Ural</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100395</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc05bbc2-2005-4844-9842-f602865ef212.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Evim İstanbul</image:title>
            <image:caption>İstanbul dünyanın gözbebeği. Sizce de öyle değil mi? Peki, bu muhteşem şehrin gizemlerini keşfetmek, güzelliklerini yaşamak istemez misiniz? Cevabınız “evet” mi? O hâlde bize katılın ve birbirinden değerli yazarların öyküleri arasında İstanbul’u turlayalım. Bazen bir kedi olup Heybeliada’nın huzur dolu sahilinde gezecek bazen bir kargayla Kız Kulesi’nin hikâyesinin derinliklerine dalacağız. 
Galata’dan Bostancı’ya, Kuzguncuk’tan Yeldeğirmeni’ne, Maltepe’den Moda’ya uzanan; ağaçlarla, kuşlarla, güzel yürekli insanlarla bezeli öyküleri okurken çok eğleneceksiniz. 
Zaten ev dediğimiz en mutlu olduğumuz yer değil midir? 
Hadi o zaman! Son vapuru kaçırmadan sayfaları çevirmeye başlayalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100396</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ee0e1b4-c255-456f-bf7f-27844243f98d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilgin Şehzade</image:title>
            <image:caption>Ortaokul öğrencilerine, bin yıl önceki Türkçemizi tanıtmak için kaleme alınan ilk ve tek roman. 
    Türkçe bizim en değerli hazinemiz. Bizi biz yapan her şey kelimelerimizde saklı. Peki binlerce yıldır yeryüzünde konuşulan yüce dilimizin günümüze nasıl taşındığını öğrenmek ister misiniz? Türkçenin peşinde oradan oraya sürüklenen sürgün bir şehzadenin heyecan dolu serüveni sizi bekliyor. 
    Bilgin Şehzade’de okurunu zaman yolculuğuna çıkartan Kallimci, “Karahanlılar” dediğimiz “Türk Hanlığı”nı, Türkçenin ilk sözlüğü Divânu Lugâtî’t-Türk’ün nasıl yazıldığını, Kâşgarlı Mahmut’un kim olduğunu ve bin yıl önceki Türklerin yaşamlarını gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100397</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08f4f778-e3c4-4f87-971a-3e447a26f3c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Lunaparktaki Sessizlik</image:title>
            <image:caption>Sana açtığım tüm savaşlara beyaz bayrak çekiyorum… 
 
Ne savaşmaya ne de sevmeye gücüm var artık. 
Bu iki arada bir derede olan duyguda boğulmaktan yoruldum. 
Sudan yeni çıkmış bir balık kadar özgür ve bir o kadar da ona muhtacım. 
Belki de benim özgürlüğüm o sevdada boğulmaktır ona muhtaçken… 
Seni bırakıp yürüdüğüm bu yollar, sana varmam için tek bahanemdir. 
 
Çünkü sevgilim, 
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, 
Her şey yürekte olduğu gibidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100398</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77244e93-eb13-49c8-85e3-9d4e68f77b8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Darbuka Solo</image:title>
            <image:caption>kıyıya çok iyi vuruyoruz 
nerden biliyoruz yüzmeyi 
dinlenerek ateşi körükleyerek İrlanda diyerek 
ağzımızı daha büyük açarak AAAA! diyerek 
birbirimizin hayatıyla ne yapıyorsak yapıyoruz 
ama dokunmak yok eller yanık mis gibi 
iyi olan kessin sesini bağdaş kursun otursun çadırlarda 
güzel olan ağlasın 
haklı olan çıldırsın 
yumruğumuz belli olsun 
yumruğumuz belli olsun</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100399</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df01fc02-1133-45cb-b85b-80abd5c8e060.jpg</image:loc>
            <image:title>Demir Yürek</image:title>
            <image:caption>GEÇMİŞİ OLMAYAN BİR KIZ
GELECEĞİ OLMAYAN BİR OĞLAN
On yedi yaşındaki Ana’nın kaderinde aykırı olmak vardı. Hisleri olan D09 isimli bir robotla beraber uzayda süzülürken bulunduğunda henüz küçük bir kızdı ve etrafına korku salan bir uzay gemisi kaptanı tarafından kurtarılarak tayfasına katılmıştı.
Geriye kalan son yasadışı Metal olan D09, aradan geçen onca yıldan sonra arıza vermeye başlamıştı. Ancak Ana’nın ondan vazgeçmeye hiç niyeti yoktu ve çözüm bulmak adına sorduğu her soru kayıp bir geminin koordinatlarını işaret ediyordu. Tek sorun, onunla aynı hedefe kilitlenmiş Demirkanlı’ydı.
Tüm krallık peşlerindeyken Ana ve Demirkanlı beklenmedik bir ittifak kuracaklardı. Onları evrenin öteki ucuna sürükleyen kovalamaca, tehlikeli sırları da açığa çıkaracaktı. Karanlık gitgide yaklaşıyordu ve genç kız zorlu bir seçim yapmak zorundaydı: Onun ölmesini isteyen krallığı mı yoksa aşkını mı kurtaracaktı?
• 2019 RAINBOW Kitap Seçkisi
“Işık hızında ilerleyen bu uzay macerasında Ashley Poston, okurlarına nefis karakterler ve dur durak bilmeyen bir heyecan fırtınası sunuyor.” —Victoria Schwab
“Demir Yürek havada ayzambaklarının kokusunu, parmak uçlarımda pas tortusu bıraktı. Karakterler bir an kalbimin sevinçle kabarmasına neden olurken bir sonraki satırda kalbimi kırdı. Siyasi entrikalar, heyecan verici ters köşeler ve insanın içini eritenromantizm... Poston’ın ışık hızında okunan bu bilimkurgu-macera romanında bütün yıldızlar sıraya dizilmiş gibi. Keyifli, insanı içine çeken bir kitap.” —Sara Raasch
“Sağlam çizilmiş karakterleri, temposu hiç düşmeyen kurgusu ve insanı kesinlikle büyüsü altına alan dünyasıyla Demir Yürek bilimkurgu sevenlerin mutlaka okuması gereken bir roman.” —C.J. Redwine
“Aksiyon, romantizm, teknolojik fütürizm, bilimkurgu ve fantastiğin muhteşem bir karması olan bu galaksiler arası dram, okurundan dikkat talep ediyor ve bunun karşılığını da veriyor.” —BCCB, starred review
“Anastasia Romanova’yla ilgili efsaneler, bu havai fişek gibi parıldayan heyecanlı uzay macerasında yeniden yazılıyor.” —Booklist
“Victoria Aveyard’ın Kızıl Kraliçe üçlemesini sevenler ve Taht Oyunları’na benzer bir şeyler arayan genç okurlar için şahane bir seçim.” —School Library Journal
“Temposu hızlı. Okurlar ikinci kitabı dört gözle bekleyecek.” —VOYA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100400</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9f17fa3-fe6e-4ea4-af8a-3e3ab166197e.jpg</image:loc>
            <image:title>Başkalarını Anlayan Böcekler Masal Kitabı</image:title>
            <image:caption>Ona sevdiği hayvanları anlatın, hiç görmediği ilkbahar çiçeklerini gösterin, onu sihirli ormanlara, güzel insanların yanına götürün. Ona bir masal anlatın, büyürken ona eşlik etsin. Bu altı kitaplık masal serisinde küçük sevgililerinize yardım etmek, utangaçlık, düzenli çalışma, empati, paylaşmak ve birlikte hareket etme konularında şirin hikayeler anlatabilir, onların hayal dünyalarını genişletebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100401</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9560b0e7-68f0-44bf-b1b3-3d24c1f9a729.jpg</image:loc>
            <image:title>Ol’madan Öl’me!</image:title>
            <image:caption>KENDİNİ BUL’MADAN 
KENDİNİ TANI’MADAN 
KENDİNİ BİL’MEDEN 
KENDİNİ SEV’MEDEN 
KENDİN OL’MADAN ÖLME!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100402</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c820f755-ddf5-4181-9e38-993252e9f71d.jpg</image:loc>
            <image:title>Şaman</image:title>
            <image:caption>Akademi kütüphanesinin yüksek kubbeleri altında o güne dek yazılmış hemen her şeyi bulmak mümkündü. Alnı kadar elleri de kırışmış kütüphane görevlisi, bunca kitabın arasında en çok o yeşil ciltlilerin okunduğunu iyi bilerek her gün raflarını siliyordu. Nasıl okunmasın? Sözleri her zaman onu da büyülemişti: 
   &quot;Gel benimle. Ormanların kuytularından çöllerin kavruk tepelerine, çağlayan suların bembeyaz köpüklerinden yıldızların sessizliğine, dağların ıssız patikalarından hanların hengâmesine uzanan bambaşka diyarların çağrısını işittiğin vakit, yola koyulmak için nasıl da yanıp tutuştuğunu biliyorum. Kanatlanmak isteyen kalplerimiz, cehennemin sefillerinden cennetin azizlerine uzanan bir yolun sefiri olmayı nasıl istemesin? Bu yolda nice tehlikeler vardır ki korkusu en tatlı uykuları kovalar. Öyleyse duracak mıyız? Asla! İnsanlar ne zaman karşılayacaklarını bilmedikleri sonun, bir köşede oturunca daha geç ve daha makul biçimde geleceğini umarak neleri kaçırıyor, bir düşünsene. Öylesi bir kum tanesi, öylesi bir solmuş yaprak olmayı istemedim hiç. Öyleyse yollara düşmeli! Rüyalarımda dokunduğum, hayallerimle dokuduğum bu kanatlar senin olsun. Sana anlatacak öyle çok hikâye biriktirdim ki… Tut elimi. Gel benimle.&quot;                                                                        -Şaman Hatıraları, III. Cilt-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100403</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2adcbc74-d1af-472f-9591-a2acd0f66095.jpg</image:loc>
            <image:title>Yitip Giden Hayat</image:title>
            <image:caption>“Sessizliğin Kraliçesi&apos;ydi o. Ve sessizliğinin nedenini asla öğrenememiştik. Karakterine bağlamıştık hep. Oysa durum hiç de bizim düşündüğümüz gibi değilmiş. Gül&apos;ün kalbinde kara bir delik varmış. Onun kalbi, birileri tarafından parçalanan hayatını kaldıramamış. O defterini karalamaya başladığında yazarlığına değil, ölümüne adım atıyormuş.” 
  Anadolu&apos;nun küçük bir köyünde başlayan masum bir hikâyenin bir kâbusa dönüşmesini dolu gözlerle okuyacaksınız. Kendi sözleriyle; üzerinden geçilen, kuru bir toprağa mahkûm edilen solmuş bir Gül&apos;ün yaşam öyküsünü...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100404</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d61fc6a-8f64-42fd-a6ff-edf67bec9870.jpg</image:loc>
            <image:title>Gayya Kuyusu</image:title>
            <image:caption>“İki senelik Kadıköy hayatında, kaynanasının zehirli diliyle her dakika gururunun kırılmasından dolayı çocukluk alçak gönüllülüğü yavaş yavaş kaybolmuş, terbiyesiyle örtmeye çalıştığı kibri sanatkârlık gururuyla birleşerek yüz göstermişti. Rezin, artık kaynanasının her dediğine baş eğmiyor, mantıklı düşünceleriyle haksız saldırılarını reddediyordu.”
Ablası Fatma Aliye gibi kadın aydınlanmasına dair kitaplar kaleme alan, Türk edebiyatının ilk kadın romancılarından Emine Semiye, son romanı Gayya Kuyusu’nda 1910’lar İstanbul’unu, Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşı arasındaki o çalkantılı dönemi anlatıyor.
Bir tarafta Batılılaşanlar, diğer tarafta ise dinlerine, göreneklerine sıkı sıkıya sarılanlar. Adlarına karar verilen kadınlar; büyükanneler, anneler, kızlar, gelinler, torunlar. Üsküdar’dan Şemsipaşa’ya uzanan çapraşık ilişkiler, iş çevirmeler, dayanışmalar. Tüm bunların ortasında ise kendini bulmaya çalışan Yekta, Eltaf ve Rezin.
Emine Semiye’den Gayya Kuyusu, ataerkil bir toplumda kadın olmaya dair son derece gerçekçi bir bakış açısı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100405</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef762325-fddc-4d76-ba17-fefe17d38a79.jpg</image:loc>
            <image:title>Kavimler Köprüsünde Kaynaşma</image:title>
            <image:caption>“Gölün kıyısına gelip konmuşlar, sürülerini salmışlar meraya. Keçiler koyunlar, kıpır kıpır, gölü dolanı dolanı her şeyi yiyip bitirmişler. Sürü tırnaklarıyla toprağı eşeleye eşeleye hiçbir şey bırakmamış. Toprak olmuş, toz olmuş, çöle dönmüş. Sonracığıma göl kurumuş, sürü susuz kalmış. Bizimkiler göçü yüklemişler; çoluk çocuk, kadın kız, kızan; yaşlı, genç, oğlan; hasta masta düşmüşler güneşin ardına... Arkalarında da yayılıp gelen sürüleri. Ardınca gide gide, güneşin battığı, denizin olduğu yerde bir köprüye varmışlar...” 
 
Aşırı otlatma yüzünden doğal dengenin bozuluşunu hiç bilmeden anlatmıştı Hamide Kaya bunları. O da ninelerinden duymuştu. Orta Asya’daki iç denizin kuruyup Türklerin Batı’ya göçünü hiç bilmeden anlatıyordu. Geldikleri yerin, köprünün “Kavimler Köprüsü” de denilen Anadolu olduğunu teyzem de ben de bilmiyorduk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100406</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ecf465b-d5ea-4eb2-a4e8-4cdcb6558f6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Lütfen Beni Yeme!</image:title>
            <image:caption>Küçük solucan Umtiti’nin yer altındaki yuvası bir gün korkunç bir gürültüyle sarsıldı. Neler olduğunu görmek için kafasını dışarı uzattığındaysa kocaman gözleri, ibiği ve gagasıyla bir horozla karşılaştı. Karnı çok acıkan horoz, Umtiti’yi gördüğüne çok sevindi. Onu mideye indirmeye kararlıydı! Ancak küçük solucanın aklına bir fikir gelince horozla anlaşma yaptılar. Horoz onu yemeyecekti ama Umtiti her gün onun karnını doyuracak lezzetli yiyecekler hazırlayacaktı. Küçük solucan bu anlaşmanın hayatını mahvedeceğini elbette bilemezdi! Neyse ki arkadaşları vardı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100407</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2514599-3c8e-4b4b-a285-3c3609a81334.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Beni Bekliyor</image:title>
            <image:caption>“Arkadaşlık Bankı”nın birleştirdikleri... Sıradan Bir Geko kitabının yaratıcısı Wendy Meddour&apos;dan, yeni bir okula uyum sürecini arkadaşlık bağı üzerinden odağına alan sıcacık bir öykü: Arkadaşım Beni Bekliyor Oyunu, arkadaşlığın temeli sayan bir anlayıştan beslenen kitap; okurları nice arkadaşlığın ilk tohumlarının atıldığı bir bank etrafında buluşturuyor ve minikleri yeni oyunlar kurmaya davet ediyor. Daniel Egnéus&apos;un kuzey ışıklarına ait bir renk paleti kullanarak resimlediği bu sevgi dolu öykü, ufaklıkların hayal güçlerini zenginleştirmekle kalmıyor aynı zamanda arkadaşlık kavramı üstüne düşünmelerini de sağlıyor.  İki çekingen öğrenci, bozuk bir “Arkadaşlık Bankı”nın yamacında buluşunca ne mi yapar? Elbette onu tamir etmeye kalkışırlar. Üstüne bir de hemencecik kaynaşıp arkadaş olurlar... Lili, annesi ve köpekleri Gölge ile birlikte, deniz kenarında bir eve taşınmıştı. Küçük dünyası doğanın binbir rengi ve hayvanların yaydığı yaşam enerjisiyle doluydu. Ta ki yeni okuluna başlayacağı o ilk güne kadar. Yeni bir çevre, yepyeni arkadaşlar. Ya kimse onunla konuşmazsa? Belki de Lili&apos;nin yapması gereken tek şey, cesurca bir adım atmaktı...  Arkadaşım Beni Bekliyor, yepyeni dostluklara yelken açtıran, yüreklendirici bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100408</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/113855b6-0dc8-49cf-a977-ab6788eef445.jpg</image:loc>
            <image:title>Covid-19&apos; un Finansal, Ekonomik ve Sosyal Etkileri Üzerine Araştırmalar</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
·         INITIAL PERFORMANCE AND INDUSTRY CLUSTERING OF INITIAL PUBLIC OFFERINGS (IPOs) DURING COVID-19: EVİDENCE FROM THE ISTANBUL STOCK EXCHANGE 
 
·         REFLECTION OF SELECTED FINANCIAL INDICATORS’ UNCERTAINTY ON THE BIST100 DURING THE PANDEMIC TIMES 
 
·         COVID-19 PANDEMĠ SÜRECĠNDE ALINAN TEDBİRLERİN BİREYLERİN FİNANSAL DURUMLARINA ETKİSİNE YÖNELİK BİR ALAN ARAŞTIRMASI: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ 
·         COVID-19’ UN TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDEKİ HİZMET DAĞITIM KANALLARI VE İSTİHDAM DÜZEYİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 
 
 
·         COVID-19&apos;UN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ÇERÇEVESİNDE ULUSLARARASI TİCARET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ 
 
·         COVID-19 SALGINININ EKONOMİK ETKİLERİ ÜZERİNE 
 
 
·         COVID-19 VE VIX KORKU ENDEKSİ ARASINDAKİ NEDENSELLİK İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ 
 
·         COVID-19 PANDEMİSİ İŞ-AİLE ÇATIŞMASINI ETKİLER Mİ? 
 
 
·         COVID-19 SAĞLIK ŞOKU VE MAKRO İKTİSADİ ANALİZİ 
 
·         COVID-19 SALGINININ İŞGÜCÜ PİYASALARINA ETKİSİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100409</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/960371a1-d69c-41d9-9159-14f177dd4889.jpg</image:loc>
            <image:title>Multidisipliner Yaklaşımla İktisadi Kriz Olgusu</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
·         CUMHURİYET DEVRİMLERİNDEN GÜNÜMÜZE KADIN HUKUKU 
 
·         SEÇİLMİŞ ORTA DOĞU ÜLKELERİNDE KADIN İSTİHDAMI VE KALKINMA İLİŞKİSİ 
 
 
·         SEÇİLMİŞ AVRUPA ÜLKELERİNDE PANDEMİ, KADIN İŞSİZLİĞİ VE GIDAYA ERİŞİM SORUNU 

·         COVID-19’UN KÜRESEL TİCARET VE TİCARET POLİTİKALARINA ETKİSİ 
 
·         KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ NOT DEĞERLENDİRMELERİNDE KULLANDIKLARI FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ 
 
 
·         CİNSİYETÇİ İKIYÜZLÜLÜK KAVRAMI TEMELİNDE HEGEMONİK ANNELİĞİN YENİDEN ÜRETİM</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100410</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0571e681-8d05-4fd5-95d6-804784df0714.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölümsüzlüğün Anahtarı</image:title>
            <image:caption>Ölümsüzlük,  insanlığın antik çağlardan beri pesinde koştuğu ve elde etmek için her şeyi yapmaya hazır olduğu kutsal kâsedir. Peki ya ölümsüzlüğün sırrı, kadim zamanlardan beri büyük generaller ve orduları tarafından aranan bir eserin, Ölüler Kitabı&apos;nın içinde saklıysa? Peki ya okullarda bize toprak, güç ve zenginlik uğruna yapıldığı öğretilen savaşların nedeni bambaşkaysa? Ya gerçek neden ölümsüzlüğün anahtarıysa? 
 
Bu sürükleyici roman, bizleri, güçlü Ptolemy klanının korumasındaki Ölüler Kitabı uğruna yapılan modern bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Tarihi gizemler, efsaneler ve entrikalarla örülü bir ağda; gizli topluluklar, güvenlik teşkilatları, kökten dinci gruplar ve modern devletler bu kitabın peşindeler. Ve Ölüler Kitabı&apos;nın ilk muhafızı, Mısır Tanrısı Osiris&apos;le arasındaki bağın henüz farkında olmayan çapkın bilim insanı Mac Lewit ise otuz üçüncü yaş gününde hikâyeye dâhil oluyor. 
 
 
“Ölümsüzlüğün Anahtarı, okuru New York, İskenderiye, İstanbul ve Akdeniz coğrafyasının göz alıcı topraklarına götürüyor. Mısır Tanrıları, eski ordular, tarihi şahsiyetler ve günümüzün macera tutkunlarının yolunun; büyük komplolar, gizemli semboller ve kadim sırlarla dolu bir tapınakta kesiştiği heyecan verici bir olay örgüsü.” 
Yazar Goran Karanovic 
 
“Yazarın akıcı üslubuna nüfuz eden engin tarih bilgisi, hikâyeyi her an dinamik tutacak kıvamda bir renk katıyor ve bazı şeyleri ancak kitabı okuduktan sonra, tamamen beklenmedik bir şekilde öğreniyoruz.” Yazar Dragan Marljanovic</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100411</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5becb370-400c-4774-8822-4a36f98a49e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Gönül Hırsızları</image:title>
            <image:caption>Cin Ali’yi sürükleyerek pencerenin yanına getirdiler. Camı açtılar, tekme tokatla adamı aşağı attılar. 
Cin Ali, alt katın balkonuna düştü, balkona inip adamı tekrar zemine attılar. Kalabalık içinde kadınlar da vardı. Satmak için köylerden eşeklerle getirdikleri odunlardan birer tane aldılar ve Cin Ali’ye defalarca vurdular. 
Cin Ali kıpırdamıyordu, nefes bile almıyordu. Jandarma komutanı yarbay, yanlarına geldi:
‘’ Tamam artık, bırakın adam öldü!’’ dedi. 
Hocam, madem siz öğretmensiniz, ne olur gençlere anlatın, gönül hırsızlığı yapmasınlar! 
En büyük hırsızlık, duygu hırsızlığıdır bence. Birinin malını, parasını çalarsın, sonra pişman olursun, çaldığın malı götürür geri verirsin, suçunu telafi edersin; gönül hırsızlığının telafisi nasıl olacak? 
Bunu anlatın talebelerinize, böyle bir şey yapmasınlar! Seviyor gibi görünmesinler, seviyorlarsa sevgilerinin arkasında dursunlar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100412</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cb5267f-4a0d-42cb-acd2-3abb95fb611f.jpg</image:loc>
            <image:title>Gıcır &amp; Bıcır</image:title>
            <image:caption>Resimli kitap okurları ikiye ayrılır: Zachariah Ohora’nın eğlenceli ve rengârenk dünyasıyla tanışanlar ve tanışmayanlar… Bazen yeni bir arkadaş sandığınızdan daha yakındır. Gıcır ve Bıcır birbirine çok benziyor ama aslında çok farklılar. Gıcır peynirli cips yemeyi, Bıcır kulaklık takıp sevdiği şarkıları dinlemeyi seviyor. Ancak her iki kedinin de ortak bir yanı var: Arkadaş olmayı ve yaşadıkları apartmanın pencerelerinden birbirlerine bakmayı çok seviyorlar. Bir gün Gıcır ve Bıcır, yüz yüze buluşma zamanının geldiğine karar verir. Ancak zamanlama hatasıyla birbirlerinin evlerine gittiklerinde, sahipleri Gıcır’ın Bıcır, Bıcır’ın Gıcır olduğunu düşünürler! Gıcır ve Bıcır gerçek evlerine dönebilecekler mi ve en önemlisi insanları bir araya getirebilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100413</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c27298f-7f7c-4df7-a9b5-a593dc999f90.jpg</image:loc>
            <image:title>Kınalı Ağrılar</image:title>
            <image:caption>Kardaş, 
Yarayım be kardaş 
İçime dışıma can kırıkları 
Saplıyorlar ecele itercesine 
Beterim be kardaş 
Aldığım soluğun nefesini 
Kesiyorlar 
Savunmasızım be kardaş 
Cinayetimin faili oluyorlar 
Yorgunum be kardaş 
Üzerimde cellatlar tepiniyor</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100414</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a257a2a8-e28f-4539-8fb4-15c77601d0b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Hamnet</image:title>
            <image:caption>2020 WOMEN’S PRIZE FOR FICTION ÖDÜLÜ 
 
2020 AMERİKAN ULUSAL KİTAP ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ ÖDÜLÜ 
 
YILIN EN İYİ KİTABI seçkilerinde: 
NEW YORK TIMES • WATERSTONES • BILL GATES KİTAP KULÜBÜ 
 
1500’lü yılların sonu... Londra’nın doğusundaki bir kasabada yaşayan Hamnet adında bir oğlan, telaşla merdivenden iniyor. Ateşler içinde yatan ikiz kardeşine yardım edecek birini bulması gerek. 
Anne oradan iki kilometre uzakta, arı kovanlarının başında, bu bereketli canlıların neden huzursuzlandığını anlamaya çalışıyor. O an bilmese de ömrünün geri kalanı, asıl kendi içinde aniden oluşan huzursuzluğa kulak verip de eve gitseydi yaşananları değiştirip değiştiremeyeceğini merak ederek geçecek. Hamnet’ın duyulmayan haykırışı, annenin ömür boyu dönüp durduğu bir an olarak kalacak. 
Baba günlerce, haftalarca, kilometrelerce uzak. Oğlu var gücüyle bağırsa bile duyamaz. Tiyatrosuyla şehir şehir gezip alkış tufanları yaratan oyunlarını sergiliyor. Yıllar sonra kalemini kendi acısından daldıracak mürekkebe. Ve yüzyıllar boyu dillerden düşmeyecek bir oyun yazacak: Hamlet. 
Maggie O’Farrell, tarihsel gerçeklerden beslenerek yazdığı bu olağanüstü romanda bir anne babanın en büyük korkusunu odağına alıyor. Yıllardır nasıl biri olduğunu anlamak için kelimeleri tek tek incelenen Shakespeare’in en büyük acısına bambaşka bir gözle, biyografilerde sadece bir isimden ibaret olan annenin pişmanlıklarıyla, acılarıyla, korkularıyla yaklaşıyor ve dört yüz yıldan eski bir hikâyeyi okurun yüreğine modern bir klasik olarak hediye ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100415</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d45d67ce-c449-4983-a9da-0354705b8f3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gönülden Gönüle</image:title>
            <image:caption>Şiir var yürek yakar 
Şiir var aşkı yıkar 
Benim şiirlerim ise 
Seven yürekten çıkar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100416</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c543b7b-a600-4641-b024-ecbad0849fc7.jpg</image:loc>
            <image:title>Medenileştirme Vazifesi</image:title>
            <image:caption>“Avrupalıların uzak beldelerdeki hareketlerini ve teşebbüslerini anılan medeniyet veya medenileştirme vazifesi namına hesap edecek olursak, sonuçta beklenmeyen ve pek aksi bir neticeye ulaşırız. 15. asırdan 18. asra kadar, esasen Avrupa kavimlerinin ahlaki mahiyetlerinden ‘servet kazanmak için her şeyi yapmak’ düsturundan başka bir şey beklenemez; onun için, keşfedilen arazi ahalisini kendi menfaatleri namına her surette kullanan, onları maddeten ve ahlaken her surette zarara uğratan ilk istilacılar, medeni bir vazife değil, zulüm ve vahşetten başka bir şey yapmamışlardır.” 
Mustafa Suphi’nin, İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi 
işgali üzerine 1912’de kaleme aldığı ve Türkçede 
sömürgecilik üzerine yazılmış en temel metinlerden biri 
olan Medenileştirme Vazifesi’ni (Vazife-i Temdin) yazarın iktisada dair iki makalesiyle birlikte sunuyoruz. 
Mustafa Suphi’nin, İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi 
işgali üzerine 1912’de kaleme aldığı ve Türkçede 
sömürgecilik üzerine yazılmış en temel metinlerden biri 
olan Medenileştirme Vazifesi’ni (Vazife-i Temdin) yazarın iktisada dair iki makalesiyle birlikte sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100417</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c76bb1f8-51c6-4706-a564-29782a98969c.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüya</image:title>
            <image:caption>“Mademki Devlet-i Âliye dahi Avrupa familyasından sayılmaktadır, bütün âleme muhalif olarak bizim bu halde bekamız imkân dahilinde olamaz. Millet meclisi, dokunsa dokunsa vekillerin bağımsızlıklarına dokunur. Zira o zaman her şeyi istedikleri gibi yapıp sonra, ‘Ne yapalım, padişah böyle yaptı,’ diyemezler, o zaman keyifleri istediği kadar Avrupa’dan borçlanmayla yağma edemezler, o zaman canları istedikleri kadar ahaliye vergi ve rüsumat yükletemezler, o zaman istediklerini tekrar muhakemesiz görevinden alıp ve sürgüne gönderip huzurunuzda birtakım yalanlar söyleyerek takdir ve ikbale mazhar olamazlar. Çünkü bunlardan her biri millet meclisinde mesul tutulurlar.” 
 
Edebiyatımızın iki dev ismi Ziya Paşa ve Namık Kemal’in farklı dönemlerde yazdıkları bu iki “rüya” metni, dönemin zor şartlarında ülke için bir çıkış yolu arayan Osmanlı aydınının ütopyalarına dair iki önemli kaynak. 
 
Kuşakları etkilemiş romanlar, ufuk açıcı öyküler, ezberlere kazınmış şiirler… Gazetelerde kalmış söyleşiler, gezi yazıları, denemeler, makaleler… Edebiyatımızın farklı dönemlerinden, 
iz bırakan metinler Kısa Miras’la bir araya geliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100418</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fb81bbf-43bc-42a7-8952-6f3d9fdd6525.jpg</image:loc>
            <image:title>Dil Kimliktir</image:title>
            <image:caption>Dil Kimliktir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100419</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0775494-1594-4c45-bf72-00e6bd113c63.jpg</image:loc>
            <image:title>Robin Hood</image:title>
            <image:caption>İngiliz edebiyatının en tanınan haydudu Robin Hood’un hikâyeleri ilk kez Ortaçağ’da, halk şarkılarında anlatılmıştır. Günümüze efsanenin sayısız sanat dalından onlarca uyarlaması ulaşmış olsa da, Howard Pyle 1833 yılında kaleme aldığı sekiz bölümlük bu metinle, hikâyenin en takdir toplayan anlatıcısı olmuştur. 
 
Kanun kaçağı genç Robin Hood ancak Sherwood Ormanı’nda, herkesten uzakta huzurla yaşayabilir. Ara ara ormana yolu düşen sözde erdemli din adamlarına, yoksulları hepten yoksullaştıran toprak sahiplerine de hadlerini bildirmeyi ihmal etmez. Her macerasında ormanda kurduğu aileye yeni bir üye ekleyen Robin Hood ve kalabalık çetesi, İngiltere topraklarının en çok konuşulan adamlarıdır, öyle ki ünlü haydut ve arkadaşlarının namı saraya kadar ulaşır. Robin Hood’un en heyecan dolu maceralarından bile daha çekici olansa, gerçekten yaşamış olduğu söylentisidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100420</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0942f146-1338-4536-a1a0-6f956d32a2ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Elizabeth Frankenstein’ın Karanlık Düşüşü</image:title>
            <image:caption>NEW YORK TIMES ÇOKSATANI CHICAGO HALK KÜTÜPHANESİ YILIN EN İYİ KİTABI 
 
Kendi hikâyesinde yan karakter gibi hissettirilen herkes için… 
 
Elizabeth Lavenza haftalardır düzgün bir yemek yememiştir. İnce kolları &quot;bakıcısının&quot; açtığı yaralarla kaplıdır ve sokağa atılmanın eşiğindedir. Ta ki bir arkadaş dışında her şeye sahip, gülümsemeyen ve yalnız bir çocuk olan Victor Frankenstein&apos;ın evine getirilene kadar. 
 
Küçük Elizabeth, Frankenstein Ailesi tarafından alınır; sıcak bir yatak, lezzetli yemekler ve en iyi ipekten elbiselerle ödüllendirilir. Victor onun sefaletten kaçışıdır ama yeni hayatının da bir bedeli vardır. Yıllar geçtikçe Elizabeth&apos;in hayatta kalması, Victor&apos;un tehlikeli öfkesini yönetmesine ve ne kadar korkutucu olursa olsun her hevesini yerine getirmesine bağlı hale gelir. Ancak Elizabeth’in kendisine biçilen kaderi yaşamaktan daha büyük planları vardır. 
 
Frankenstein hikâyesini bir de mavi gözlerinin ve tatlı gülümsemesinin ardına gizlenmiş, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaya kararlı bir genç kızın, Elizabeth Lavenza&apos;nın bakış açısından dinlemeye hazır mısınız? 
 
&quot;Delilik, saplantı ve cinayet iplikleriyle birlikte örülmüş güzel bir korku dokuması. Ustaca ve canavarca bir yeniden anlatım.&quot; 
STEPHANIE GARBER, Caraval serisinin uluslararası çoksatan yazarı 
 
&quot;Vahşi, kurnaz karakterlerle ışıldıyor… kesinlikle sürükleyici.&quot; 

ALEXANDRA BRACKEN, New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100421</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ebb49b2-cc2f-4cea-b9cf-2d33949bf8d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Meğer Ben Feministmişim</image:title>
            <image:caption>“Kendimi ilk ne zaman ‘feminist’ olarak adlandırdığımı hatırlamıyorum. Bunun zaman aldığını biliyorum sadece...  Zaman içinde, o güne kadar ‘varsayılan doğru’ olarak kabul ettiğim her şeye farklı bakmaya, ‘Aslında böyle olmayabilir’ demeye başladığımı fark ettim. Zihnimde yıllardır yakılmayı bekleyen bir ışık yanmış ve geçmişte karanlıkta olduğunun farkında bile olmadığım birçok şey aydınlanmaya başlamıştı. Cin şişeden çıkmıştı.” 
 
Siz hiç “Aman bırak dünya yansın, mutfak dağınık kalsın, yemeği başkası yapsın; ben şimdi açıp kitabımı okuyacağım” diyen bir kadın gördünüz mü? Biz gördük. Bu kitabı elinde tutan kadınları... 
 
Blogcu Anne Elif Doğan kendi feminist aydınlanma yolculuğunu anlatırken feminizmi hayatın tam ortasına yerleştiriyor; bizleri evimizi, partnerimizle iletişimimizi, çocuklarımızla ilişkimizi, aşka bakışımızı, kısacası hayatı yaşayış biçimimizi değiştirmeye davet ediyor. Şimdi bırakın ev dağınık kalsın, siz bu kitabı okuyun. Dansınız değişecek. 
 
Yazar Hakkında: Elif Doğan, iki kız kardeşin büyüğü olarak Mersin’de doğdu. Çankaya İlkokulu’nun ardından Tarsus Amerikan Koleji’ni bitirdi. Gönlü öğretmenlikte olsa da, o zamanlar “altın bilezik” olduğu söylenen “işletme”yi tercih etti. Marmara Üniversitesi’ndeki lisans eğitiminin ardından Baltimore Üniversitesi’nde MBA yaptı. “Öğretmen olamadım, belki akademisyen olurum” düşüncesiyle işletme doktorasına başvurdu. Neyse ki doktoradan reddedildi; böylece aslında işletmeyi hiç sevmediğini, insana dokunan bir alanda var olmak istediğini fark etti. Amerika’da çeşitli yerel, ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütlerinde “kaynak geliştirme” üzerine çalıştı. Anne olduktan sonra Türkiye’ye döndü. İlk kitabı Annelik Her Zaman Tozpembe Değil 2013’te Doğan Kitap tarafından yayımlandı. 2009 yılından bu yana BlogcuAnne.com’da annelik, ebeveynlik ve kadınlık halleri üzerine yazılar yazıyor. Dijital Topuklar isimli kadın platformunun iki kurucu ortağından biri ve Feminist Eksen adlı bir podcast serisinin yaratıcısı olan Doğan, anneliğe ve kadınlığa dair yazmaya, okumaya, konuşmaya, en çok da düşünmeye devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100422</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/232704f8-6f7c-4b02-b5e7-7d6ce140849a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasan Hüsnü Paşa Kütüphanesinde Kayıtlı Bir Cevâmi’ü’l-Hikâyât Ve Levâmi’ü’r-Rivâyât Tercümesi Iı, Iıı Ve Iv. Kısımlar</image:title>
            <image:caption>Hasan Hüsnü Paşa Kütüphanesinde Kayıtlı Bir Cevâmi’ü’l-Hikâyât
Ve Levâmi’ü’r-Rivâyât Tercümesi
Iı, Iıı Ve Iv. Kısımlar (İnceleme-Metin)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100423</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/383c522a-e54f-414f-a78a-473b05cfede3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ten ve Ateş Krallığı Kan ve Kül 2</image:title>
            <image:caption>Paranormal bir aşk hikâyesi, tanrılar ve tanrıçalar, güçlü kadın kahramanlar, alfa erkekler, mitler, mitolojik evrenler. Jennifer L. Armentrout yine başardı ve yepyeni, nefes nefese ilerleyen efsane bir seriye imza attı. 
 
Bir ihanet… 
Poppy’nin inandığı her şeyin bir yalandan ibaret olduğu ortaya çıktı. 
Ya âşık olduğu adam?... Sizce? 
Peki, Poppy’nin kendisi, bakire peçesi olmadan kim? 
Karanlık Olan’a ne demeli? Ondan daha tehlikelisi yok. 
Poppy’yi almış olabilir ama asla sahip olamayacak. 
 
Bir seçim... 
Casteel Da’Neer birçok isimle ve birçok yüzle tanınıyor. Yalanları, dokunuşları kadar baştan çıkarıcı. Gerçekleri ısırığı kadar şehvetli. Ama Poppy ona güvenmemesi gerektiğini biliyor. Casteel’inse hedeflerine ulaşmak için Poppy’ye canlı, sağlıklı ve bütün olarak ihtiyacı var ve onun için planlar yapıyor. Onu hayal edilemez zevklere ve akıl almaz acılara maruz bırakabilecek planlar… 
 
Bir sır… 
Bu sırada, prenslerinin dönüşünü beklerken Atlantia’da huzursuzluk artıyor. Savaş fısıltıları güçleniyor. Kral Poppy’yi bir mesaj göndermek için kullanmak istiyor. Alçalmışlar onun ölmesini istiyor. Kurtlar daha öngörülemez hale geliyor.Atlantisliler ondan korkuyor. İki krallığın günahlarına batmış karanlık sırları iş başında. Ama gökyüzü kanamaya başladığında her şey için çok geç olabilir. 
 
Yazar Hakkında: 
Jennifer L. Armentrout ilk serisi Melez ile Amerika’da satış rekorları kırmış ve ardından Lux serisi ile ünü, tüm dünyaya yayılmıştır. Fantastik, paranormal ve bilimkurgu türündeki romanlarındaki aşk hikayelerinin ön plana çıktığı Jennifer L. Armentrout, Melez Sözleşmeleri serisinin kitapları Melez, Safkan, Tanrı, Apollyon ve Avcı’nın evreninde geçen devam serisi Titan ile de büyük başarı kazanmıştır. Titan’ın Geri Dönüş, Güç, Mücadele ve Kehanet başlıklarındaki kitapları Yunan mitolojisine farklı bir bakış açısıyla yazılmıştır. Lanetli, Paramparça, Cesur romanlarından oluşan Lanetli serisi de yine mitolojik kahramanların günümüzdeki maceralarını içerir. Obsidiyen, Oniks, Opal, Köken, Direniş, Unutuluş’tan oluşan Lux serisinin ek serisi Köken ise En Karanlık Yıldız ve En Aydınlık Gölge romanlarıdır. Lux serisinin film hakları alınmıştır ve yapım aşamasındadır. 1980, West Virginia doğumlu olan Jennifer L. Armentrout, fantastik bilimkurgu romanların dışında, Hep Seni Bekledim, Saplantı, Kış Güneşi, Gamble Kardeşler ve Karanlık Elementler serisi gibi pek çok romantik kitabın yazarıdır. 
Jennifer L. Armentrout, yazdığı 60’ın üzerinde kitabının The New York Times en çok satanlar listesinde yer almasıyla, kırılması güç bir rekorun sahibidir. Pek çok ödüle layık görülen Jennifer L. Armentrout yazarlık kariyerine, matematik dersinde kısa öyküler yazarak başlamış ve yayınevlerinden pek çok kez reddedildiği için ilk kitaplarını kendi bastırmıştır, şu an tüm dünyada kitapları milyonlarca kopyaya ulaşan Jennifer L. Armentrout, hâlâ her gün sekiz saat yazmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100424</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72709771-7c1f-4297-95de-0fbaa24eb442.jpg</image:loc>
            <image:title>Panzehir Irkçılık Karşıtı Bir Rehber</image:title>
            <image:caption>“Bu kitap nihayetinde hepimizin içinde bulunduğu temel mücadeleyi, tam anlamıyla insan olma ve başkalarının da tam anlamıyla insan olduklarını görme mücadelesini anlatıyor.” 
 
Bol ödüllü, çoksatar kitapların yazarı Ibram X Kendi, haftalarca çoksatar listelerinden inmeyen bu kitabında bizi gündelik hayattaki ırkçılıkla tanıştırıyor. Irkçılığın beden, renk, cinsiyet, kültür, davranış gibi bileşenlerini ayrı ayrı inceleyip toplumsal tarihin içinden geçirdiği bireysel öyküsüyle farkında olmadığımız, örttüğümüz, inkâr ettiğimiz ayrımcılıkla yüzleştiriyor bizi. 
 
Zihinleri önyargılardan kurtaracak bir panzehir bu kitap. Metroda kitap okurken, yanınıza oturan “yabancı”ya hangi gözle baktığınızı sorgulatacak bir rehber. 
 
Yazar Hakkında: 
Ibram X. Kendi, New York Times’ın çoksatan yazarı ve Amerikan Üniversitesi Irkçılık Karşıtı Araştırma ve Politika Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisidir. Aynı zamanda tarih ve uluslararası ilişkiler profesörü olan Kendi, sık sık kamuya açık toplantılarda konuşmacı olarak görev almakta ve The Atlantic dergisinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Kurgu Dışı Kitap dalında Ulusal Kitap Ödülü’nü kazanan Stamped From The Beginning: The Definitive History Of Racist Ideas in America ve W.E.B. Du Bois Ödülü’nü kazanan The Black Campus Movement kitaplarının yazarıdır. Washington, D.C.’de yaşamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100425</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4340b94d-ee08-4bac-8dea-d42fdb0e4725.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kediyi Terk Etmek Babam Hakkında</image:title>
            <image:caption>Haruki Murakami babasını hatırlıyor… 
 
Sıradan bir anı, sahile beraber bırakılan bir kedi, Murakami’nin babasına dair anılarının kapısını aralıyor. Hayatı ve hayalleri savaşla bölünen babanın öyküsünü kurgulamak, ailenin ve ülkenin de geçmişine bakmak anlamına geliyor. Murakami, yetişkin hayatında uzak olduğu babasıyla vedalaşırken, onun hem kişisel tarihindeki yerini gösteriyor hem de hayatları savaşla bitmiş veya dağılmış bir nesle saygı duruşunda bulunuyor…      
 
Bir Kediyi Terk Etmek, Murakami’nin bugüne kadarki en kişisel anlatısı…. 
 
 
Yazar Hakkında: 
Haruki Murakami, 1949’da Kyoto’da doğdu. Vase­da Üniver­sitesi’nde klasik drama eğitimi aldı. 21. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden olan Murakami’nin kitapları pek çok ödül aldı, tüm dünyada ellinin üzerinde dile çevrildi. Haruki Murakami’nin Yaban Koyununun İzinde, Zemberekkuşu’nun Güncesi, İmkânsızın Şarkısı, Sınırın Güneyinde–Güneşin Batısında, Sahilde Kafka, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, 1Q84, Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları, Koşmasaydım Yazamazdım, Uyku, Kadınsız Erkekler, Sputnik Sevgilim, Tuhaf Kütüphane, Karanlıktan Sonra, Fırın Saldırısı, Rüzgârın Şarkısını Dinle, Kumandanı Öldürmek, Doğum Günü Kızı, Mesleğim Yazarlık, Dans Dans Dans, Pinball 1973, Sadece Müzik ve Birinci Tekil Şahıs isimli kitapları Doğan Kitap tarafından yayımlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100426</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a268744-eb69-45dc-ac8f-a9738d853f07.jpg</image:loc>
            <image:title>Onur Dokunulmazdır</image:title>
            <image:caption>Anayasamız şu cümleyle başlar: “İnsan onuru dokunulmazdır.” Bu elbette yanlıştır, çünkü onura sürekli dokunulmaktadır. 
Onur Dokunulmazdır, Ferdinand von Schirach’ın 2010 - 2013 yılları arasında Der Spiegel&apos;de yayımlanan denemelerinden oluşan bir derleme. Schirach denemelerde, iyiyi ve kötüyü, toplumun ahlaki ve etik sorunları hakkındaki fikirlerini, terörizmin demokrasiye getirdiği zorlukları, ünlülerin gösteri haline gelen duruşmaları, önleyici gözaltı veya çocuk katillerine yönelik işkence tehdidi gibi konuları ele alıyor. Ayrıca iPad’le okumanın nasıl olduğu, yazma zorunluluğunun bir yazar için gerçekten ne anlama geldiği gibi kişisel sorunlara da değiniyor. 
Schirach, dedesi Baldur von Schirach hakkındaki sorulara da bu kitapta cevap veriyor: Nazi torunu, genç ceza avukatına sorar: “Ben de tüm bunlar gibi miyim?” O da cevap verir: “Kimsen, osun.” Bu, büyükbabamla ilgili sorulara verebileceğim tek cevap. Bu cevabı bulmam epey zamanımı aldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100427</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5a2a54e-51ab-4c59-919d-92fa211769b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinsel Efsanelerin Kökeni</image:title>
            <image:caption>Bu kitap mevcut dinler tarihi literatürüne ve tarihsel çalışmalara Marksist dünya görüşünün eleştirel gözlükleriyle bakan on yıllık bir araştırmanın ürünüdür. Karl Kautsky’nin Hıristiyanlığın Kökenleri çalışmasından esinlenen John Pickard, çalışmasını diğer iki yaygın dini de kapsayacak şekilde genişleterek, söz konusu dinlerin temsilcisi peygamberlere ilişkin anlatıları sorgular. Yeryüzüne dair kadim başlangıçlar ve kökler (“Başlangıçta söz vardı”) tartışmasının izini süren Pickard, Marx’ın deyişiyle, radikal olmanın meselenin köklerini anlamaktan geçtiğinin altını çizer. Senkretizmin en özlü temsili, ortak köklere sahip üç semavi dinin incelenmesini metinler arası okumaların ötesinde tarihsel materyalizmin ışığında ele alan bu eser, ex nihilo, yani hiçten var etme mitinin her fırsatta altını oyar. Kutsal metinleri ve dönemin diğer kaynaklarını tarihsel okumalar temelinde üretici güçlerin dinamiği ve arkeolojik bulgularla destekleyen yazar, “müjdelenen söz” çerçevesinde aşkınsal, doğaüstü olanın yüceltilip her fırsatta bedenin ve en aşağıdaki yoksulların hedef alındığını ortaya koyar. Nitekim, zenginliğin yoksullara kısmen “pay edilmesini” ancak iman (fides), yani sadakat ile bağlanma temelinde şart koşan örgütlü dinsel güçler, ilahi güçle insan arasındaki rabıtayı -“rel(l)igio”- tekellerine alıp kendilerine tabi kıldıkları ölçüde din niteliğini kazanmaktadır. 
Kitap, Rabbinik hareketle başlayıp daha sonrasında piskoposluk ve İslami cemaatler yoluyla sosyal yardımlar adı altında örgütlenen geleneklerin günümüz iktidarlarının en önemli yatırımı olduğunu da gözler önüne sermektedir. Örgütlü dinleri, sınıflı-devletli toplumların ideolojik aygıtlarına ve aynı mantıkla yanlış bilince indirgenmesi riskine dikkat çeken yazar, çözümü Faustvari bir deyişle, “başlangıçta eylem vardı” nidasıyla sokakta ve sınıf mücadelesinde arar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100428</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c2fc37a-d0f7-4ed8-a45c-b18f975a62da.jpg</image:loc>
            <image:title>Daha Geride Kalanlar</image:title>
            <image:caption>Dünya üzerinden kaybolan milyonlarca insan, çölde bir peygamber, Uzi’li melekler, Deccal’in yönetiminde yedi yıl ve dünyanın sonunda kurulan bir rock grubu… Terry Bisson’ın taşlamalarla dolu eseri Daha Geride Kalanlar, dünyadaki varlığınıza bambaşka bir açıdan bakmanızı sağlayacak. 
“Toprak reformu” dedi General Kreig gururla arkasındaki zırhlı buldozeri işaret ederek. Buldozer iki katlı bir evi yıkıyor, Arap baş örtülü kadınlar feryat ediyor, müdahale edemeden bakıyorlardı. “Çöle çiçek açtırıyoruz.” 
Özel Görelilik oyunu ise eski dostlarıyla bir öğleden sonra daha geçirebilmek için ölümden dönmeyi başaran Einstein’ın, misafirleriyle birlikte gelecekteki bir siyasi protesto hazırlığına denk gelmesini ve kendileri gibi eylemci gençlerle geçmişi anmasını işliyor. 
 
TERRY BISSON 
12 Şubat 1942’de Kentucky, Owensboro’da doğan Amerikan bilimkurgu ve fantezi yazarı Terry Bisson, Yeni Sol ve Eski Güney’le şekillenmiş bir kalemkeş. Pek çok romanı arasında Talking Man (1986), Fire on the Mountain (1988), Voyage to the Red Planet (1990), Pirates of the Universe (1996) ve The Pickup Artist (2001) sayılabilir. 1990 tarihli kısa öyküsü “Bears Discover Fire” hem Hugo hem de Nebula ödüllerini kazandı. Tümüyle diyaloglardan oluşan ve iki kez de sinemaya uyarlanan öyküsü “They’re Made Out of Meat” ise son birkaç on yılın en çok yeniden basılan bilimkurgu öykülerinden biri olarak literatüre geçti. 
Gazete ve dergiler için makaleler yazmasının yanı sıra, film senaryoları, tiyatro oyunları, çizgi romanlar ve Boba Fett maceraları kaleme aldı. Aynı zamanda bir editör ve araba tamircisi de olan yazar, yaşamını Kaliforniya’da sürdürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100429</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/505d8168-0c94-4b0c-8b52-477c047ae42f.jpg</image:loc>
            <image:title>Naturans 2: Yeni Etik Politik</image:title>
            <image:caption>Etik ve politikanın tüm dünyadaki görünümü seçimlere dayalı –farklı kıvamlarda– liberal demokratik modellerin yarattığı sorunların özellikle son iki yüz yılda “kusurlar” düzeyinden “felaketler” düzeyine hızla evrildiğini göstermektedir. “Felaket” nitelemesi uzunca bir süredir apokaliptik bir kaygı, telaş ve çığlığa yatkın olmakla suçlanan vesveseli insanların nakaratı olmaktan çıkmış, serinkanlı ve yeterince rasyonel bir sağduyu tarafından da vurgulanır olmuştur. Kapitalizmin piyasa güzellemeleriyle yürüdüğümüz bu uzun yolun sonunda biyosferi hepten kaybetmeye yaklaşmış, biyolojik çeşitliliği ciddi ölçüde yitirmiş, önlenebilir çevresel tahribatı durduramaz hale gelmiş, zengin ile yoksul arasındaki uçurumu olabildiğince açmış durumdayız. Kapitalizmin kâr maksimizasyonunu en temel hak sayan piyasa özgürlüğü, tersine bir okumayla, gelir artırmaya faydası olmayan hiçbir çabayı yeterince dikkate alamıyor. Bu tablonun sürdürülemezliği sürekli yinelenedursun, tam da bu tablo nedeniyle sınırsızca büyüme hedefi gözeten bir azınlık, sistemi kimi onarımlarla sürdürmek için devletlerle işbirliğini asla ihmal etmiyor. Karar verici azınlık felaketlerin nedeni olan bir dışlayıcı zenginliği sürdürebilmek için son derece ikna edici bir kültürel hegemonya kurmuş durumda: Dünyadaki ortalama yaşam süresinin uzaması, bebek ölümlerinin tutarlı bir grafik uyarınca düşmesi, temel sağlık, eğitim ve teknolojiye tarihte hiç olmadığı kadar çok kişinin görece daha kolay ulaşabilir olmasını bu süreçteki olumlu kazanımlar olarak ileri sürüyor. Bu doğru. Ama tam da bu “doğru” pahasına felaket ölçüsüne çoktan ulaşmış o büyük “yanlış” sürdürülebiliyor: Uygarlığımız bir “fayda maksimizasyonu makinesi”ne dönüştürülmüş durumda; maksimum fayda, gerçekliğin insan, insan dışı, organik ya da inorganik unsurlarıyla devinen içkin bütününe karşı tümüyle düşmanca bir tutum takınmak anlamına gelmekle kalmıyor, bu sözde faydanın da ancak çok küçük bir bölümü insanlar arasında paylaşılıyor. Bir başka deyişle, aşırı zenginleşmenin faydasını aralarında kırışan çok küçük bir azınlık için tüm beşeri uygarlığımızı kozmosla kavgalı bir aşirete dönüştürmüş durumdayız. Bu kitap, Balanuye’nin Naturans I: Yeni Bir Ontolojiye Doğru adlı kitabında genel çerçevesini çizdiği Güç Ontolojisi bağlamında hepimizi “etik” ve “politika” hakkında tümüyle önyargısız yeni bir düşünceye davet ediyor. Bu düşünce, etkide bulunanlar ile etkiye uğrayanların bitimsiz karşılaşmalarıyla biçimlenen içkin gerçekliğin bundan sonraki seyri hakkında: Temel kabullerimizin çoğunu yeniden gözden geçirmeyi gerektiren olanaklı ama zor, zahmetli ama umutlu bir yol bu. 
 
ÇETİN BALANUYE 
Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde Öğretim Üyesi. Lisans derecesini ODTÜ’den, Psikolojik Danışmanlık alanında aldı. İki ayrı yüksek lisans derecesine sahip olan Balanuye, bu çalışmalardan ilkini ODTÜ’de eğitim sosyolojisi alanında, diğerini Londra Üniversitesi’nde eğitim felsefesi alanında tamamladı. Doktora derecesini ODTÜ Felsefe Bölümü’nden aldı. Felsefede özellikle içkinlik” düşüncesi çerçevesinde Spinoza-Nietzsche-Deleuze ile gelişen minör bir geleneğe odaklanan akademik ve popüler çok sayıda yayımlanmış çalışması da olan Balanuye, Ethico-political Acts of Desire [Arzunun Etik-Politik Edimleri] ve Spinoza: Bir Hakikat İfadesi ve Spinoza,nın Sevinci Nereden Geliyor? başlıklı kitapların yazarıdır. 
  Kullanılan Reklam Mecraları: Sosyal Medya ve Gazete/Dergiler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100430</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/630d4571-7e72-4291-92c2-b57c1d8bff8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kraliyet Treni Hırsızı Trende Macera</image:title>
            <image:caption>BİNMEYEN KALMASIN! 
ELİNİZDE YEPYENİ, GİZEMLİ BİR MACERANIN BİLETİ VAR! 
 
Harrison Beck ve amcası İngiltere’nin en ünlü buharlı gemisi olan Kraliyet Treni’nin son seferinin keyfini çıkarıyorlar. Fakat çok değirli bir takı kaybolunca Harrison ve yeni arkadaşı Lenny kendilerini bir gizemin ortasında buluveriyor. Tren son durağa ulaşmadan bu gizemi çözüp suçluyu yakalayabilecekler mi? 
M.G. Leonard ve Sam Sedgman klasik gizemi, yükü zekâ ve şüphe olan bir trene yepyeni bir tarzda koymayı başarmışlar. 
Ross Welford Time Travelling with a Hamster’ın Yazarı 
 
M. G. Leonard, uluslararası çok satan Arıların Savaşı üçlemesinin ve kurgu dışı yoldaşı Arı Toplayıcısının El Defteri’nin yazarıdır. Arı Çocuk kitabı, Branford Boase ödülünü kazandı ve 37 dile çevirildi. Kendisi arı uzmanıdır ve Brighton’da eşi ve iki oğluyla beraber yaşamaktadır. 
Sam Sedgman yazar, oyun yazarı ve ödüllü dijital içerik üreticisidir. Yaptıkları uluslararası düzeyde sergilendi ve Courtyard Tiyatro Ödülü’ne aday oldu. Arkadaşı M. G. Leonard ile yazdığı Kraliyet Treni Hırsızı kendisinin ilk çocuk kitabıdır. Londra’da yaşıyor, trenleri ve macerayı seviyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100431</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf39ce12-46eb-4465-85b8-ffca4a2fffc5.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi Yemek Zamanı Hızlı Hayatlara Pratik Ve Lezzetli Tarifler</image:title>
            <image:caption>“ŞİMDİ YEMEK ZAMANI SAYESİNDE BENİM YEMEK YAPMA YÖNTEMLERİMLE TANIŞACAKSINIZ, ZAMANLA SİZ DE BENİM YOLUMDAN GELECEKSİNİZ VE FARKINA BİLE VARMADAN BİR ANDA ZAMANI AKILLICA KULLANAN BİR ŞEFE DÖNÜŞECEKSİNİZ.” 
Çok sevilen Netflix programı Time to Eat’in sunucusu ve The Great British Baking Show’un kazananı Nadiya Hussain, aile sofralarınız için uygulayacağınız 100 farklı pratik tarifi sizinle buluşturuyor. 
Nadiya Hussain gün boyu ev ahalisine yemek hazırlamanın, hele bir de tam zamanlı bir işle meşgulseniz mutfakta vakit geçirmenin nasıl yorucu bir iş olduğunu pekâlâ biliyor. 
Şimdi Yemek Zamanı, tam da bu yorgunluğu dindirmeyi hedefliyor; tüm ailenizin seveceği hızlı ve basit tariflerle hafta içi akşam yemeklerine ve yoğun günler için yemek sofralarına çözümler üretiyor. Bu basit tariflerle sadece çabuk ve kolay yemekler yapmayacaksınız, aynı anda birden fazla yemek yaparken sıfır atığı mümkün kılacak çözümleri de öğreneceksiniz. 
 
“Bu tarifler işe yarıyor... Hussain en iyi şeflerden.” 
                                                                 - The Times 
 
“Müthiş hızlı, stressiz tarifler.” 
                                                                - Daily Express 
 
“Yemek sanatının yeni kraliçesini birlikte selamlıyoruz.” 
                                                                                      - Sun</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100432</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d5ceb0b-9333-4d73-a8d1-52e774b1c9a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Anaokuluna Ne Zaman, Nerede, Nasıl Başlamalı?</image:title>
            <image:caption>Sizin için ve çocuğunuz için en uygun anaokulu hangisidir? 
Bebeğinizin doğumundan itibaren başlayarak okula uyum sürecini sağlıklı geçirmesi için nelerin yapılması gerekir? 
Anaokulu tercihi yaparken, en az öğrencisi olan okulu mu, en çok tercih edilen okulu mu, en iyi öğretmeni olan okulu mu tercih etmelisiniz? 
Okula uyum sürecinde neler yapılmalıdır? 
Çocuğunuz okulda yeni şeyler öğreniyor mu? Mutlu mu? 
Okulu neden sevmiyor? 
Sınıf içerisinde haksızlığa uğruyor mu? Arkadaşlarına karşı hakkını savunabiliyor mu? 
Okulda yaşadığını söylediği şeyler sizi korkutuyor mu? 
Okula başladığı günden bu yana çok mu stresli? Zayıfladı mı? 
Sınıf içinde aktif mi yoksa pasif mi? 
Okulun girişinde ağladığında öğretmeninin söylediği gibi “beş dakika içinde” hemen susuyor mu? 
Çocukların davranışları ve davranış geliştirme evrelerinde neler oluyor? Yukarıdakiler gibi ailelerin çok merak ettiği soruların cevaplarını bulabileceğiniz bu kitap, çocukları anaokuluna başlayan ailelerin başucu kitabı olmaya adaydır. Yaşanmış gerçek deneyimlere dayanan örnekler, ailelerin yaşadığı olayların benzerlerini hatta birebir aynısını yaşayan başka ailelerin de olduğunu görmenizi sağlayacaktır.  Benzer durumları yaşayan ailelerin ve çocukların bir sonraki süreçlerini görerek, sizin için sürecin nasıl seyredeceği ile ilgili fikirler elde edeceksiniz. Anaokul kurucuları, öğretmenler, veliler ve çocuklarla ilgili sevgi dolu uğraşları olan bütün kitap severlere tavsiye edilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100433</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a922483-8014-45d9-be06-61ff2fa67ba0.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Siyasal Yaşamında Erdal İnönü</image:title>
            <image:caption>Siyasal tarihimizin farklı ve özgün liderlerinden birisi olan Erdal İnönü, 12 Eylül 1980 darbesinin siyasi yasakları sonrasında davet edildiği siyasete gönülsüz olarak girse de Genel Başkanlık yaptığı kısa zamanda unutulmaz bir iz bırakmayı başardı. İsmet İnönü’nün “Ortanın Solu” söylemi ile başlattığı CHP geleneğindeki ideolojik dönüşümü, “Batılı anlamda bir sosyal demokrat parti” zeminine taşıyan Erdal İnönü, SODEP ve SHP Genel Başkanlıklarını yaptı. SHP’yi, 1989 seçimlerinde yerelde, 1991 seçimlerinde genelde koalisyon ortağı olarak, iktidara taşıdı. DP-AP çizgisinin 1980 sonrasındaki uzantısı ile CHP geleneğinin koalisyonu anlamına gelen DYP-SHP Hükümeti, siyasal tarihimizdeki en uzun ve en uyumlu örnektir. Soğuk Savaş sonrasında yeniden şekillenen Türkiye’nin kırılmalar yaşadığı dönemde, bir taraftan parti içinde bir taraftan ülke genelinde önemli siyasi sınavlar veren Erdal İnönü, doğum günü 6 Haziran 1983’te Genel Başkan olarak girdiği aktif siyasetten 6 Haziran 1993’te kendi isteğiyle ayrıldı. Daha sonra siyasete dönme, yeni parti kurma çabaları, başarılı olmadı. Erdal İnönü’nün siyasal yaşamı üzerine yapılmış ilk çalışma olan bu kitapta, 1983’ten vefat ettiği 2007’ye kadar olan dönem ele alınmıştır. Bu sayede Türkiye’nin siyasal yapısının yeniden şekillendiği, etkileri günümüzde de devam eden önemli bir süreci anlamak mümkün oluyor. 
*SODEP nasıl kuruldu, HP ile nasıl birleşti? 
*12 Eylül sonrası Bülent Ecevit nasıl bir politika benimsedi? 
*Referandumlar- Seçimler… 
*SHP neden “Kurultaylar Partisi” olarak anılır oldu? 
*12 Eylül’de kapanan CHP, yeniden nasıl açıldı? 
*SHP-CHP ayrışması nasıl oldu? 
*SHP-HEP ayrışması nasıl oldu? 
*DYP – SHP Hükümeti nasıl kuruldu, neler yaptı? 
*Demirel nasıl Cumhurbaşkanı oldu? 
*Erdal İnönü Genel Başkanlığı neden bıraktı? 
*İSKİ Skandalı ve 2 Temmuz Katliamı… 
*Erdal İnönü’nün siyasete yeniden dönme ve yeni parti kurma çalışmaları neden başarısız oldu? 
Bunların ve daha pek çok sorunun yanıtını içeren bu kitap, dönemin önemli isimleriyle yapılan röportajlardan elde edilen tanıklıkları da barındırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100434</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/61bfe9d9-7ffb-4597-b8ed-f575921fdd72.jpg</image:loc>
            <image:title>Unutkan Balık</image:title>
            <image:caption>Bu kitapla  çocuğunuz yeni beceriler kazanacak.
Parça bütün ilişkisi kurma
İnce kas motor becerisi
Sayı sayma pratiği
Görsel dikkat gelişimi
Renkleri tanıma
Zıt kavramlar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100435</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed809ca4-4740-4eb4-9e77-2d73e1de26fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Şvayk Karakolda</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatına binlerce mizahi kısa hikâye ve edebiyat tarihinin unutulmaz kahramanlarından biri olan Şvayk’ı armağan etmiş bir alaycı yergiler ustasıdır Yaroslav Haşek. Şvayk Karakolda da bu muzip yazarın, bu “sempatik serseri”nin o ince alaycılığıyla kaleme aldığı pek çok kısa hikâyesini bir araya getiriyor. 
Ünlü Çek yazarı Yaroslav Haşek’in hikâyelerinin hep bir mizah unsuru barındırmasının ve neredeyse hepsinin bizzat yazardan ve yazarın başından geçmiş şaşırtıcı ama gerçek olaylardan izler taşımasının yanı sıra, bir ortak özelliği daha vardır: Bu özellik, her bir hikâyenin daima gerek toplumsal gerekse politik bakımdan bir eleştiri, bir yergi içermesidir. 
Haşek’in hicvetme konusunda âdeta birbiriyle yarışan eşsiz öykülerinden oluşan Şvayk Karakolda, Hasan Âli Ediz’in usta işi çevirisiyle Yordam Edebiyat’ta.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100436</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6454e54f-85c5-4fb0-9a43-a979781cb3e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufle</image:title>
            <image:caption>YİRMİ ÜÇ DİLE ÇEVRİLEREK DÜNYANIN FARKLI KÖŞELERİNDEN ON BİNLERCE OKURA UMUT AŞILAYAN “SUFLE”, YENİ KAPAĞIYLA MACERASINA DEVAM EDİYOR!   Gözlerini yemek kitaplarında gezdirirken içi de durulmaya başladı. İçinde güvende olduğunu bildiği bir yerdeydi tekrar... Düşünceleri duygularının çukurundan çıkmış, günlük hayata dönüş yapmıştı. &quot;Kolay Tariflerle Dünya Mutfağı&quot; aradığına en yakın kitaptı. Tariflere bir göz attıktan ve malzemeler için İstanbul’un en pahalı şarküterilerine gitmesine gerek kalmayacağına emin olduktan sonra kitabı almaya karar verdi. Sırtını raflara dönmeden önce bir başka kitabın kapağı dikkatini çekti. Aynı gün yorgun bir kadın ve kederli bir adamın da elinin uzandığını bilmediği kitabı tereddüt etmeden aldı. &quot;Sufle: En Büyük Hayal Kırıklığı&quot;. Ferda elinde olmadan etrafına bakındı. Hayatın düşünceleriyle bu kadar net kesişmesine daha önce de tanıklık etmesine rağmen tesadüfe şaşırmadan edemedi. Birilerine anlatmak istedi, yanakları kızardı, fakat onun yerine sadece kasaya gidip parayı vermekle yetindi.   New York, Paris ve İstanbul üçgeninde geçen, üç farklı yaşamı benzer acılar ve benzer bir iyileşme çabasıyla birbirine bağlayan “Sufle”, şimdiye dek yirmi üç dile çevrilip on binlerce okura ulaşmış muhteşem bir roman...   Başkarakterlerinden kimi çok sevip kaybettiği eşinin acısını dindirmeye, kimi de yatalak olmak için elinden geleni ardına koymayan annesinden bir parça uzaklaşıp nefes almaya çalışırken mutfağa giriyor. Bazıları yeni bir düzen kurup epey zor bir tarif olan sufleyi yapmayı başarıyor, bazılarıysa hayatı gibi mutfağı da darmadağın ediyor.   Perker bu kitapla, yaşamın virajlı yollarıyla suflenin yapımı ve pişme aşamaları arasında ustalıkla kurduğu sembolik bağın yanı sıra, insanlığın iyileşip yeniden ayağa kalkma çabasını da anıtlaştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100438</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c7ce625-df7f-4741-853f-2d0e1dc28d47.jpg</image:loc>
            <image:title>Telafi Projesi: Seçimlerimizin Sınırlarını ve Düşünce Şeklimizi Değiştiren Bir Dostluk Hikayesi</image:title>
            <image:caption>&quot;Hiç kimse bir sayıya göre karar vermiyordu.
Onların bir hikâyeye ihtiyacı vardı.&quot;
 
 
 
Daniel Kahneman ve Amos Tversky, savaşın parçaladığı 1960&apos;larda İsrail&apos;de bir araya geldi. Daniel Kahneman her zaman yanıldığından emin, içine kapanık ve her şeyi ciddiye alan biriydi. Amos Tversky ise her zaman haklı olduğunu düşünen, dışa dönük ve her şeyden eğlence çıkaran yönleriyle bilinirdi. Bu iki zıt karakter, zihnin gizemini çözmek ve rasyonel karar verme modeline meydan okumak için el ele verdi. Ortak araştırmalarıyla karar verme süreçleriyle ilgili varsayımlarımızı tamamen alt üst etti.
 
 
Michael Lewis’in kaleme aldığı Telafi Projesi, fikirleriyle dünyayı değiştiren ekonomi dalında Nobel Ödüllü Psikolog Daniel Kahneman ve Psikolog Amos Tversky’nin işbirliğini temel alıyor ve okuyucuyu hem insan zihninin sırlarını keşfetmeye hem de harika bir dostluk hikâyesine şahit olmaya davet ediyor.
 
 
“Sürükleyici bir hikâye, göz kamaştırıcı fikirler, gazetecilik yeteneği ve özgünlük... Michael Lewis tüm bunları Telafi Projesi’nde olağanüstü bir tutarlılıkla başarmış.”
                                                        —Times
 
“Yenilikçi fikirlerle başarıya ulaşan olağanüstü bireylerin hikâyesi.”
                                                     —Economist
 
&quot;Michael Lewis zımba üzerine 800 sayfalık bir kitap yazsa bile okurum.&quot;
                                                —New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100440</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8620b454-2c37-479a-91d9-cf0542764e99.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyin Daha Fazlasını İster</image:title>
            <image:caption>Beyin Daha Fazlasını İster, neyi niçin yaptığımızı sorgularken davranışlarımızın ardındaki kimyayı görmemizi sağlıyor.     George Washington Üniversitesi profesörü, psikiyatrist Dr. Daniel Z. Lieberman ve Georgetown Üniversitesi öğretim görevlisi Michael E. Long, Beyin Daha Fazlasını İster&apos;de bize hayatımızı değiştirme potansiyeli olan bir bilgi sunuyor. Kazananların neden hile yaptığını, dâhilerin neden daha sık akıl hastalığına yakalandığını, neden neredeyse tüm diyetlerin başarısız olduğunu ve neden liberallerle muhafazakârların beyinlerinin farklı olduğunu içeren bir dizi olguyu açıklayan bir bileşen var: Dopamin.   Dopamin, daima daha fazlasını, daha fazla uyaranı ve daha fazla sürprizi isteyen arzunun kimyasalıdır. Bütün bunların peşindeyken onu ne duygu, ne korku ne de ahlak durdurabilir. Dopamin her dürtümüzün; hırslı bir işinsanının başarı peşinde koşarken her şeyini feda etmesine ya da mutlu bir eşin yeni birinin yaşatacağı heyecan için her şeyi riske atmasına neden olan o küçük biyolojik etkinin kaynağıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100441</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6a250b2-cea9-44d6-8cb1-d4922d8c7446.jpg</image:loc>
            <image:title>Ardımızda Kalan Güzellikler</image:title>
            <image:caption>Sevdiğin herkes tehlikedeyken hayatta kalmak için ne kadar hızlı koşabilirsin?
Gerçeği anlamak için en baştan başlamalısın. 
 
Kemikleri kıracak kadar soğuk bir kış. Kar her yeri örtüyor. Gökyüzü karanlık. 
 
Jack Dahl’ın, uğruna her şeyi göze alacağı küçük kardeşi Matty hariç, hayatta hiçbir şeyi kalmamıştır. Uyuşturucu bağımlısı annesi intihar ettiğinde zor bir seçim yapması gerekir: Ya kardeşini koruyucu aileye verecek ya da babasını hapse gönderen uyuşturucu parasını bulup kardeşiyle yeni bir hayat kuracaktır. O, parayı seçer. 
 
Ava Bardem neredeyse tecrit edilmiş, sessiz bir hayat yaşamaktadır. Ava’nın hayatının kontrolünü elinde tutan kötücül ve acımasız babası Victor Bardem ona kimseyi sevmemeyi öğretmiştir, kimseye güvenmemeyi. 
Babası, Jack ile aynı paranın peşine düşünce seçim yapma sırası Ava’dadır: Ya babasına sadık kalacak ya da Dahl kardeşlerin hayatta kalmasına yardım edecektir. Ava seçimini yapar. Ancak her seçimin bir bedeli vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100442</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4079ca33-49c7-4042-a37a-fc8c8f6c5c38.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadim ile Cedid Arasında</image:title>
            <image:caption>“Bu ilmin [musıki ilminin] kıylükâli [lafı, dedikodusu] çoktur.” 
Hızır Ağa 
 
“İstanbul’un Yenikapı Mevlevîhanesi şeyhlerinden Abdülbâki Nâsır Dede (1765-1821; şeyhliği 1804-1821) 1794 ile 1796 yılları arasında geleneksel Osmanlı/Türk musıkisiyle ilgili çok önemli iki eser kaleme almıştır. Bunların ilki bu musıkinin kullandığı perdeleri listeleyen, bunların nasıl duyurulacağını gösteren, usûlleri, makam ve terkipleri sıralayıp açıklayan ve musıki icrası hakkında bazı faydalı bilgiler de içeren bir tür musıki teorisi kitabı olan Tedkik ve Tahkik’le birlikte onun kısa bir ilâvesidir (yani Zeyl). İkincisi ise kendi geliştirdiği bir notalama sistemini açıkladıktan sonra buna örnek olmak üzere yeni bestelenmiş birkaç musıki eserini notaya aldığı risaledir ve Tahririyetü’l Musıki [Musıkinin Yazıyla İfadesi] başlığını taşır. Bu eser genellikle Tahririye olarak bilinir. Yani Abdülbâki Nâsır Dede bir yandan müziğin teorisiyle uğraşırken, diğer yandan da eser besteleyip musıki icra etmiş (kendisi neyzendi, Yenikapı Mevlevîhanesi’nde neyzenbaşılık yapmıştı) ve bu icranın kâğıda dökülmesini sağlayacak bir notalama sistemi geliştirmiştir.” 
 
Cem Behar, Abdülbâki Nâsır Dede’nin yapıtları üzerinden dönemin musıki anlayışını, icra yöntemlerini, arka planda yaşanan toplumsal-siyasî gelişmelerin ve geleneksel kadîm ilimlere sirayet eden yeniliklerin musıkiye etkisini inceliyor. 
 
Kadîm ile Cedîd Arasında’yla Cem Behar Osmanlı/Türk musıkisi tarihine ilişkin, düz tarihçiliğin sınırlarını aşan çalışmalarına bir yenisini ekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100443</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c428fa16-38ea-4d83-ab4a-6de297325a3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneşi Söndürmem Gerek 3 (cep boy)</image:title>
            <image:caption>Güneşi Söndürmem Gerek 3 Kitap Açıklaması
Yıldızların büyüsüne kapılan gece, güneşe ihanet etti. Güneş söndüğünde ise gece kazandığını sandı. Oysaki güneş olmadan yıldızlar bir hiçti.
Yaşadığı son yıkımla zor günler geçiren Umut’un yeniden başlayabilmesi için ya Kerem’i affedip hayatına devam etmesi ya da aşkını kaybetmek pahasına gerçeğin peşine düşmesi gerekmektedir ve bu hiç de düşündüğü kadar kolay olmayacaktır.
Bir yanda büyük aşkı Kerem, diğer yanda vazgeçemediği doğruları vardır. Umut için yeni bir yol ayrımı vakti gelmiştir.
Umut ya güneşini söndürecek ya da güneşinin sonsuza dek yanmasına izin verecektir.
Gökyüzü… Güneş… Yıldızlar…
Orada her kim varsa ve şu anımıza şahitlik ediyorsa görsün ve bilsin ki…
Kerem ve Umut’un aşkı gerçekti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100444</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c88cd06c-9fe2-435d-ab0e-b3e2447b3770.jpg</image:loc>
            <image:title>Nedime</image:title>
            <image:caption>Olağanüstü bir kadın Anne Glenconner. 
Babası, İngiltere’nin en büyük arazilerinden birinin sahibi 5. Leicester Kontu olmasına rağmen, cinsiyeti nedeniyle mirastan pay alamayacağı için nitelikli bir eş bulması öğütlenerek büyütülmüş. Gönlünü kaptırdığı Colin Tennant’la evlenip yıllarca kocasının öfke nöbetleriyle mücadele ettiği evliliğini eşinin ölümüne kadar, elli dört yıl boyunca sürdürmüş. 
 
Hep uçlarda yaşamış biri Anne Glenconner. 
Bir an paraşüt kumaşından dikilen elbiseyle sosyeteye takdim edilirken, bir an sonra aynı merdivenlerde İngiltere’nin gözde tasarımcılarından birinin diktiği gelinlikle boy göstermiş. Şaşaalı düğününün ardından Paris’in en köhne sokaklarına sürüklemiş onu kocası. Amerika’da, seramik satarken Kraliçe Elizabeth’in taç giyme töreninde nedime olmak üzere davet edilmiş. Bir an Kraliçe’ye en yakınken birkaç saat sonra halkın arasından ona el sallamaya çalışmış. Hayatı boyunca böyle olmuş: Bir an ihtişamla sarılıp sarmalanırken bir an rüyasında gördüğünü zannettirecek kadar ihtişamdan uzak kalmış. 
 
Hayat ne getirirse kabullenip yaşamaya devam etmiş biri Anne Glenconner. 
Bir yanda Prenses Margaret’in nedimesi olarak katıldığı kraliyet etkinlikleri, diplomatik seyahatler, Colin’in satın aldığı adada verilen partiler, günlerce süren, yıldızlar geçidine dönen lüks doğum günü kutlamaları... Öbür yanda sorunlu evliliği, iki çocuğunun ölümü, birinin ölümden dönmesi, hayatı boyunca birlikte en çok güldüğü kişi olan Prenses Margaret’in kaybı… Zor bir hayatı olmuş Glenconner’ın ama o her şeye rağmen hayatın hakkını vermiş, hâlâ da veriyor. 
 
Nedime’de sıra dışı hayatını gözler önüne seriyor Glenconner. Üstelik bunu öyle zarif ve ustalıklı bir dille anlatıyor ki kitabı bitirdiğinizde adeta bütün o yıllara Glenconner’ın yanı başından tanıklık etmiş gibi hissediyorsunuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100445</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aba31d22-1e60-4b38-bd68-4fada4e46409.jpg</image:loc>
            <image:title>Nar Kitabı</image:title>
            <image:caption>Faruk Duman, 2001 yılında çıkan Nar Kitabı’nda, anlamını sözcüklerin çağrışımlarıyla çoğaltan, yoğunlaştırılmış bir dilin imgelerle yüklü dünyasına 
götürüyor okurunu. Cenkler anlatıyor, düğünler, dernekler, masalsı aşklar, hatta masallar anlatıyor; konaklarla, atlarla, kılıçlarla, sevdalarla dolu topraklarda dolaştırıyor. 
 
Benzersiz bir ustalıkla yaratılmış ölçülü, şiirsel diliyle öne çıkıyor Nar Kitabı. 
 
“Gece vaktiydi. Geceye meydan okumaydı. Söylenenlere göre –ki bu hiçbir zaman tam olarak bilinemeyecek– babam, annemin başına kötü işler açan bir yanaşmayı öldürüp bir yerlere gömmüş. Herkesin bildiği bu gerçek, ortak bir sırra dönüşmüş, kısa bir süre içinde. Gerçi kimsenin kimseden bir saklısının olmasına gerek yokmuş, ama böyle olmuş yine de. Ne tuhaf. Bir yalanı –aşikâr 
bir yalanı– iki kişinin, üç kişinin, dahası, bir köyün konuşması. Dahası, yalanın dallanıp budaklanması. Öyle ya, yalana bir cümle eklemekten daha zevkli ne 
olabilir. Kötü mü, kendi büyüklüğünde bir yalanım işte, Kelime’yim ben.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100446</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bf81d2b-f603-44ff-aa1c-d9b52b321a36.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşümde ve Dışımda</image:title>
            <image:caption>Düşümde ve Dışımda, klasik öykünün kalıplarını bozarak yeni bir anlatı dili geliştiren 1950 Kuşağı’nın ele avuca sığmaz yazarı Orhan Duru’nun dokuzuncu kitabı. 
 
Tıpkı kentin karmaşası gibi, birbirinin içine geçmiş olaylarla, olgularla, durumlardan ve sözcüklerden üreyen yeni çağrışım ve sıçrayışlarla örülü Duru’nun öyküleri. Seçimlerden kokorece, küreselleşmeden dürüme, iletişimden özelleştirmelere, iklimden arkeolojiye, sokaklardan evlere, kısacası günlük yaşamın içinde olup da değinmediği konu yok neredeyse. 
 
Orhan Duru’nun yaşadığımız çağa ilişkin bu düş gücü, ironi ve hiciv dolu metinlerini keyifle okuyacaksınız. “İstanbul olimpiyatlarını düşünüyorum gözlerim kapalı. Bir yerde start veriliyor. Göstericiler ile polis arasında yarışma ve çatışma başlıyor. Molotofkokteylleri atılırken Samaranch gelip sporcularımızı yanaklarından öpüyor. Koşularda yarışmacılar pistteki çukurlara düşüyor. Üç adım atlamada mehter takımı araya giriyor alkışlar arasında. Ardından İbo sahneye çıkarak tüm dünyaya barış ve lahmacun mesajı veriyor ve tüm bunları CNN canlı olarak yayınlıyor. Habitat’ta deneyimimizi artırdığımız için atletlerimizin enerji açığını kapatmaya uğraşıyoruz. Bu arada sular kesiliyor ve yarışı ter içinde bitirmiş atletler duş yapamadıklarından Cağaloğlu Hamamı’nı açıyoruz onlara, kese, sabun ve birer peştamal.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100447</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a577b10-e34d-476b-9622-b14d8d0dafe2.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneşi Söndürmem Gerek (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Işığa ihtiyaç duyduğun her gün için bir yıldız karala gökyüzüne. 
 
Umut’un hayatında her şey yolunda giderken, yaşadığı bir kaza sonrasında her şey değişir. İç dünyasında kendiyle hesaplaşmaya çalışırken hiç beklemediği bir gerçekle karşı karşıya kalır. 
 
Artık önünde iki seçenek vardır: 
 
Ya bu gerçeği kabul edip hayatına kaldığı yerden devam edecek ya da bu gerçeğin acısına kendini mahkûm edecektir. 
 
Umut her şeyin düzeldiğini düşündüğünde ise yakınlarıyla ilgili öğrendiği acı gerçekle yeni bir yol ayrımına girer. Yalanlar ve kabul edilmesi güç gerçeklerin hüküm sürdüğü bir hayatta, yaşadığı olayların enkazından kurtulmaya çalışırken aklı ve kalbi arasında verdiği savaşı kazanabilecek miydi? 
 
Ve o, eğer istersem güneşi bile söndürebilecek kadar güçlü olduğumu öğretti bana.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100448</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c7ae469-19c9-4962-9df0-c06ba7b67a44.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneşi Söndürmem Gerek 2 (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Eğer söndürülmesi gerekiyorsa güneşin, acıma söndür. Çünkü o acımaz, yakar seni. 
 
Her şey düzeldi derken Kerem ve Akın arasında geçen konuşmaya şahit olmasıyla kendini yeni bir enkazın ortasında bulan Umut, zor bir kararın eşiğindedir. Bir seçim yaparak yoluna devam etmek zorundadır. Hayatını alt üst eden gerçeklerin peşine düştüğünde yine yanında en yakın arkadaşı Göktuğ vardır. 
 
Verdiği kayıplar, uğradığı ihanetler, yüzleştiği gerçekler… 
 
Her yıkımdan sonra yeniden ayağa kalkmayı başarsa da bu kez durum, sandığından çok farklı olacaktır. 
 
Aşkın ve aklın mücadelesinde kazanan kim olacak? 
 
Gökyüzü, yıldızları parlasın diye güneşi karanlığıyla öldürdü. Güneş ise bir daha doğmamak üzere veda etti âşık olduğu gökyüzüne.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100449</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66076d5b-e5a3-427a-86cb-56a9037644e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Peşimde</image:title>
            <image:caption>Yavru Fil göle eğilmiş su içerken birden o sesi duymuştu! Hemen kaçmaya başladı. Tren kadar hızlıydı, yoo uçak kadar hızlı, yoo jet kadar hızlıydı. Ama o ses hep arkasındaydı. Fil’i gören arkadaşları onun yanına gittiler. Fil başından geçenleri anlattığında herkes o kadar şaşırdı ki... 
 
Peşimde, Hazel Bilgen’in yazdığı, Ece Zeber’in resimlediği merak uyandıran, sevimli ve eğlenceli bir arkadaşlık hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100450</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa99db11-1c5e-4ef5-b37b-d1157805e72b.jpg</image:loc>
            <image:title>Türklere Karşı Haçlı Seferleri</image:title>
            <image:caption>Türklere Karşı Haçlı Seferleri Can Yayınları
 
Osmanlı devletinin son döneminde evkaf, iaşe, maliye ve maarif nazırı olan, daha sonra Galatasaray Lisesi’nde tarih hocalığı yapan Râşid Erer’in eseri Türklere Karşı Haçlı Seferleri, Türkiye’de bir döneme damgasını vurmuş popüler tarihyazımının en ilginç örneklerinden biri.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100451</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4af4a48-a393-4f34-a3c7-44fc099edfb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Corto Maltese 5 – Etiyopyalılar</image:title>
            <image:caption>Özgürlük düşkünü ve serseri ruhlu maceraperest Corto Maltese kayıp hazinelerin, yardıma muhtaç arkadaşların, tuhaf hikâyelerin peşinde dünyayı dolaşıyor. 
 
1 Tuzlu Denizin Şarkısı 
2 Oğlak Burcu Altında 
3 Git Gidebildiğin Kadar 
4 Keltler 
5 Etiyopyalılar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100452</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33181be2-de64-4077-b869-2c5f2a595602.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar</image:title>
            <image:caption>Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar kitabında Can Nacar, 1872-1912 yılları arasında tütün işçilerinin çalışma deneyimlerine ve bu bağlamda işyeri yöneticileri ve devletle olan ilişkilerine odaklanmaktadır. On binlerce kişinin çalıştığı Osmanlı tütün endüstrisi, ele alınan dönemde imparatorluk çapında hızla büyürken tütün mağazaları ve fabrikaları birçok işçi eylemine sahne olmuştur. Emek ve İktidar bu eylemler ile ilgili detaylı bir analiz sunarak işçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşulları sağlamak için verdikleri çetin mücadeleyi ortaya koymaktadır. 
 
Osmanlı İmparatorluğu’nda emek ve sermaye arasında değişen güç ilişkileri ve bu ilişkilerde devlet aktörlerinin oynadığı rol hakkında değerli bilgiler sunan bu kitap, Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ve süreli yayınların da içinde olduğu birincil kaynaklara dayanmaktadır. 
 
“Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar, Osmanlı tütün işçilerinin işverenleriyle, devletle ve Osmanlı toplumunun geri kalanıyla olan dinamik ilişkilerini mercek altına alan son derece önemli ve orijinal bir çalışma. Can Nacar, Osmanlı işçilerinin duygularına, kaygılarına, umut ve öfkelerine çok nadir ve çok kıymetli bir pencere açıyor. Nacar’ın bu mükemmel incelemesi, Osmanlı sosyal tarihçiliğinin ulaştığı yeni aşamanın sevindirici bir örneği.” 
 
Yiğit Akın 
The Ohio State University</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100453</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/491ba831-4365-4998-b817-c3971e6cd337.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan ve Kraliçe</image:title>
            <image:caption>Katolik güçlerin I. Elizabeth’e karşı düzenlediği komploları ve suikastları, 1570 yılında Papa’nın onu aforoz etmesi izledi. Hem ülke içinde hem de ülke dışında Katolik güçlerin kuşatması altında kalan Elizabeth “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturuyla hareket ederek, İspanya’nın başını çektiği Katolik devletlerle çatışma halinde olan Müslüman devletlerle modern çağlara kadar eşi benzeri görülmeyecek siyasi, ekonomik, askeri ve ticari ilişkiler ve ittifaklar kurdu. Bu tarihler aynı zamanda İngiltere’nin İslam dünyasıyla kültürel etkileşimler içine de girmeye başladığı tarihlerdi.  
 
İngiltere bu süreçte Babıâli’yle anlaşmalar imzaladı. Kraliçe, Sultan’ın kendisine eşitiymiş gibi muamele etmemesine aldırmadan Sultan’la, statü farkına bakmadan Sultan’ın eşi Haseki Safiye Sultan’la mektuplaştı. Sultan’a zamanı için teknoloji harikası bir kurmalı saat-org hediye etti. Fas krallarından elçiler kabul etti. Hatta Katolik Hıristiyanlara karşı kullanmaları için Müslüman devletlere mühimmat desteği sağladı.  
 
Bu yeni ilişkiler ve ittifaklar İngiliz toplumunda Müslümanlara dair farkındalığı artırdı ve bu farkındalık, oldukça karışık ve kafa karıştırıcı bir şekilde olsa da, başta Shakespeare’in Othello ve Venedik Taciri eserleri olmak üzere, o dönem üretilen çok sayıda kültürel ürüne yansıdı.  
 
Jerry Brotton’ın Sultan ve Kraliçe adlı çalışması, İngiltere’nin bu dönemde Türk, Arap ve Müslüman dünyasıyla kurduğu ilişkilerin sanılandan daha dostane ve çok daha kapsamlı olduğunu, Elizabeth İngiltere’sinin siyasetini, ekonomisini, ticaretini ve çehresini ciddi ölçüde etkilediğini ortaya koyuyor. 
 
Jerry Brotton, Londra’da bulunan Queen Mary Üniversitesi Rönesans Çalışmaları Bölümü’nde öğretim üyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100454</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d42872a-a344-432a-85d2-f1038e433e48.jpg</image:loc>
            <image:title>Uykudan Önce</image:title>
            <image:caption>Bütün hayvanlar uyumak zorunda mı? 
 
Evet, tabii ki, herkes uyur! Papağan da, ayı da... Zürafa başını yastık yerine poposuna dayar mesela, yarasa baş aşağı yatar. Hatta o çok çalışkan arılar bile uyur. Çok fazla olmasa da inekler de uyurlar. 
 
Akşam oldu, uyku vakti geldi ama Bo çok yaramazlık yapıyor. Divanda taklalar atıyor, avazı çıktığı kadar bağırarak şarkı söylüyor. Ama, herkes gibi küçük Bo da uyumak zorunda… Bo ise tek ayağının üzerinde duruyor. “Ben çoktan yattım ama!” 
 
Uykudan Önce, meraklı çocuklar ve onları uyutmaya çalışan anne babaların okuması için mükemmel bir kitap. 
 
Kjersti Annesdatter Skomsvold, eleştirmenlerin en çok beğendiği yazarlardan biridir. Romanlarıyla birçok ödüle aday gösterilmiş ve birincilik ödülü almıştır. Çok yönlü yazar; romanlarıyla, şiir ve çocuk kitaplarıyla tanınıyor. 
 
Mari Kanstad Johnsen, ödüllü ve beğenilen bir sanatçı, çocuk kitabı yazarı ve illüstratördür. Oslo Ulusal Sanat Akademisi’nden lisans derecesine ve Stockholm’deki Konstfack Sanat, El Sanatları ve Tasarım Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesine sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100455</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d212701-114c-4a9a-bd1c-b34da8b11ef7.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkkuşu - “Yeniden Uçabilecek Mi?”</image:title>
            <image:caption>Türkkuşu - “Yeniden Uçabilecek Mi?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100456</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff595939-a154-41be-86d7-9aad5bb0b2a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Füsun Onur: Evvel Zaman İçinde</image:title>
            <image:caption>Füsun Onur’un bu yıl Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’ndaki sergisine eşlik eden, aynı zamanda sanatçının en kapsamlı monografisi olan Füsun Onur: Evvel Zaman İçinde kitabının Türkçe basımı İKSV ve Yapı Kredi Yayınları ortaklığında yayımlandı.
&quot;Füsun Onur sanat pratiğine 1960&apos;larda, resmin ve heykelin içine sıkıştırıldığı kalıpların dışında yapıtlar üreterek başladı. Bunu izleyen onyıllarda gerek gündelik, geçici malzemeleri işlerine dahil ederek gerekse kavramsal ve minimalist yaklaşımıyla Türkiye güncel sanat ortamında bir öncü oldu. Onur&apos;un Venedik Bienali 59. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu için Bige Örer&apos;in küratörlüğünde tasarladığı yeni yerleştirmesi Evvel zaman içinde..., yalnızca sanatçının yakın dönemdeki üretimini değil, yarım yüzyılı aşan sanat yaşamını da belirleyen anlatısal ve otobiyografik unsurlara işaret ediyor. Sanatçının Türkiye Pavyonu&apos;ndaki sergisine eşlik eden bu en kapsamlı monografisi, Onur&apos;un ulaşılabilen tüm eserlerini belgeliyor, uluslararası sanat dünyasının önemli isimlerinin kaleme aldığı yirmi altı yeni yazının yanı sıra söyleşilere ve arşiv metinlerinden parçalara yer veriyor.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100457</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7797cc6a-a03b-48a6-80a4-31f11431f523.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Dünyası Seti - 5 Kitap Takım - Kutulu</image:title>
            <image:caption>Beş kitaptan oluşan &quot;Türk Dünyası&quot; dünya Türklüğünün bütünlüğü gerçeğini, aynı zamanda dünya Türklüğünün ayrışma ve bütünleşme özelliklerini somut verilere dayanarak, dolgun ve zengin bilgi yelpazesi yardımıyla yansıtmaktadır. 1. kitapta: Türk uygarlığının tarihi gelişimi ve temel değerleri, Türk dilleri ailesi, ortak Türk tarihi ve kültürü, siyaseti ve diplomasisi, Türklerin spesifik yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri, evrensel ve çok kültürlü dünya görüşleriyle çağdaş dünyadaki konumları; 2. kitapta: Türk etnocoğrafyası, eski Türk ulusları ve boyları, çağdaş Türk halkları ve toplulukları, Türk diasporası ve diasporanın örgütlenme sorunları, ortak Türk kurumları ve bunların bütünleşme sürecindeki rolleri; 3. kitapta: Türklerin devlet geleneği ve soyağacı, eski Türk devlet ve imparatorlukları, bugünkü bağımsız Türk Cumhuriyetleri ve bunlar arasındaki ilişkiler, başka devletlere bağlı özerk Türk Cumhuriyetleri ve özerk Türk bölgeleri; 4.kitapta: Türkoloji biliminin güncel meseleleri, Türkçülük ideolojisi ve bu ideolojinin temsilcileri, Türkçülüğü tahrif edici yaklaşım ve teorilerin eleştirel analizi, Türk kimliği karşısındaki tutum, çağdaş Türk dünyasının gelişim potansiyeli ve olanaklarına dair somut bilgiler; 5. kitapta: Türk dünyasının büyük isimleri ve bu isimlerin devlet, siyaset, bilim, kültür, edebiyat hayatındaki hizmetleri sistemli bir şekilde ortaya konmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100458</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86964b0a-49c9-4e14-a871-8982478fef15.jpg</image:loc>
            <image:title>Fenerbahçe Tarihi Meseleleri</image:title>
            <image:caption>Fenerbahçe’nin kuruluş hikâyesi aslında biraz da o dönem Türkiye’sinin tarihi ile örtüşür. Sultan II. Abdülhamid döneminin son yıllarında futbol ülkede popüler bir spor haline gelirken, kulüpler de kurulmaya başlanmış, kitleler giderek futbol ile daha fazla ilgilenir olmuşlardır. Özellikle, II. Meşrutiyet sürecinin hâkim gücü İttihat Terakki iktidarı ile birlikte futbol toplumsal, politik hatta ekonomik bir değere sahip olarak sadece kitlelerin değil, ülkeyi yönetenlerin de ilgi alanına girmiştir. 
Fenerbahçe, tam da bu yıllarda artan popülerliği ile ön plana çıkmıştır. Siyasetin de bu popülerlikten faydalanma yolunu tercih ettiği bu süreç değerlendirilirken, ülkede yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmeler kesinlikle dikkate alınmalıdır. “Fenerbahçe Tarihi Meseleleri” (1907 – 1914) başlığını taşıyan bu kitap tam da bunu hedeflemekte, çok sayıda arşiv belgesi ve bilgiler sunduğu gibi, dönemin 
futbol-siyaset ilişkilerine de ışık tutmaktadır. 
Vahdettin Engin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100459</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7b521f1-62e3-41c2-a368-b8b7fac3a5fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Kısa Azerbaycan Tarihi</image:title>
            <image:caption>Azerbaycan tarih boyunca farklı milletlerin dikkatini çekmiş, üzerinde mücadelelerin yaşandığı bir bölge olmuştur. Tarihin en erken dönemlerinden itibaren insan yerleşimlerine sahne olan Azerbaycan, aynı zamanda çeşitli Türk topluluklarının tarihi yerleşim yerlerinden birisi haline gelmiştir. Bölgede birçok medeniyetin varolması sosyal, ekonomik ve kültürel bir zenginliği de beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte Azerbaycan tarihi, eski çağlardan günümüze kadar okuyucuya sunulurken sosyal ve kültürel hayata dair bilgiler de verilmektedir. 
Coğrafyanın Azerbaycan tarihini nasıl etkilediğine dair sebep sonuç ilişkisi içerisinde aradığınız soruların yanıtlarını yine bu kitapta bulabilirsiniz. Kitapta bulunan 10 bölüm, kronolojik olarak verilerek siyasi, ekonomik, kültürel, sanatsal ve edebi konularla ilgili her çeşit soruya cevap vermektedir. 
Azerbaycan tarihi hakkında merak ettiğiniz konuları bu kitapta bulabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100460</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb89bae0-d1e7-4e46-ba79-c3bdaf286df6.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülistan</image:title>
            <image:caption>Maddi imkânsızlıkların kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkisini çok yönlü ele alan yazar, yoksulluk güzellemelerinin aksine yoksulluğun gerek coğrafi gerek de kültürel zorluklarını akıcı bir dille okuyucuya aktarıyor. Alkolik bir babanın kendi hevesleri uğruna ailesini sürüklediği girdabı, Gülistan ve annesinin istemsizce çıktığı meçhul yolculuğun 
sonunda art arda yaşanan felaket silsilesini okuduğunuzda kendinizden bir şeyler bulacaksınız... 
Yağmurdan kaçarken doluya tutulanlara ithafen kaleme alınan bu eserde, yaşam ile ölüm arasındaki kısa zaman dilimini karakterin kendi ağzından dinlemek oldukça etkileyici olacak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100461</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8134a251-8128-47b6-abb9-42315be900d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Geleceğin Fısıltısı</image:title>
            <image:caption>Homage şehrindeki kendini iyiliğe adamış derneğin üyelerinden biri olan William Barnes, ertesi günlerde olacak kötü olayları raporlayan bir yazıcı icat eder. Bu raporlar yardımıyla olayları yaşayacak kişilere bildirim niteliğinde gönderdikleri haber manşeti görünümlü bildirimleri ve derneğin kurduğu bu sistemi fark eden ilk kişi Marry Cooke olur. Bunu diğer üç arkadaşına da anlatır fakat dörtlü, başlarına geleceklerden habersizdir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100462</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38b8f9e3-b5a2-4e0b-9d6b-ada34eef8268.jpg</image:loc>
            <image:title>Düş Avcısı</image:title>
            <image:caption>Bütün düşlerin gerçeğe dönüştüğü, açık denizlerin derinliklerinde bir yerdir Düş Denizi. Yaşlı balıkçı Piyeto’dan Düş Denizi’nin sırlarını öğrenen Elmo, günün birinde ondan ayrı düşer. Ama düş avcılığı ve Düş Denizi sayesinde ona kavuşma ümidini asla yitirmez…  Kardelen Adası’ndan cam bir şişenin içinde Piyeto’ya gönderdiği mektuplar, deniz atı Buğu ile korsanlara karşı verdikleri mücadele, usta bir düş avcısı olma çabaları, adadaki hayvanlarla kurdukları dostluklar ve daha nicesi bu kitabın konusunu oluşturuyor. Sen de bu maceralardan haberdar olmak ve düşlerini Düş Denizi’ne ulaştırmak istiyorsan bu kitap tam sana göre! Umarım günün birinde senin de bütün düşlerin gerçek olur…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100463</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83fe23c3-2b59-4f18-bb87-8d0d3296a216.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet ve Çağdaş Eğitim</image:title>
            <image:caption>Türk Devrimi’nin en önemli atılımı, hiç kuşkusuz, tüm yurttaşlarına sağladığı çağdaş, laik, nitelikli, bilimsel ve ücretsiz eğitimdir. Henüz Kurtuluş Savaşı sürerken toplanan Eğitim Kongresi, tüm dünyaya Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin bilim ve eğitim olacağını ilan etmiştir. Ne yazık ki bu anlayış, karşıdevrim süreciyle birlikte aşındırılmış, kazanımlar birer birer yok edilmiştir. Elinizdeki kitap, Cumhuriyet Kitapları’nın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte gerçekleştirdiği bir imecenin sonucudur. Prof. Dr. Türkan Saylan’ın yol göstericiliğinde, otuz yılı aşkın bir süredir yurttaşlarımızın aydınlanma kavgasına omuz veren ÇYDD’nin eğitim konusunda birikimini okurlarımıza aktarmaktan kıvanç duyuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100464</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75cbf0f4-fffa-4a40-9c31-002a48ad2819.jpg</image:loc>
            <image:title>Tüylü Bir Uzaylı Macerası</image:title>
            <image:caption>Uzaylılar neden kötü olsun ki?
İlk çocuk romanında okurlarını fantastik bir yolculuğa çıkaran Sabri Safiye, uzaygemisinin kayıp kaptanı Felis’in izini süren dört yakın arkadaşın macerasını özgün üslubuyla anlatıyor. Hayvan hakları, bilim ve teknoloji gibi güncel temalarıyla dikkati çeken roman, çocukları soluk soluğa okuyacakları, sürprizlerle dolu bir maceraya davet ediyor; görünenin ardındaki görünmeyenin keşfine merak uyandırıyor. “Uzaylılar kötüdür!” klişesi ve gezegendeki kaynakların sonlanma tehdidi üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor. Üstelik, bu anlamlı ve heyecanlı macera bitecek gibi de değil!
Konusu
Dilek, Rıza, Mert ve Belma’nın okul servisi diye bindikleri minibüs, onlara beklenmedik bir rota çizer. Pembe ve fıstık yeşili bu eski moda araçtaki tuhaf yaratıkların yardım çağrısı üzerine afallayan çocuklar, kayıp kedi için harekete geçerler. Ancak, bir yandan uzaylı dostları, bir yandan gizemli motosikletli derken, bu “tüylü” macerada başlarına gelmedik kalmaz. Gizlice girmeyi başardıkları ürkütücü laboratuvarda da hiç beklemedikleri sırlar ortaya dökülecektir…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100465</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:55+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f306b5c-98ff-41f0-af1a-420c9ec87814.jpg</image:loc>
            <image:title>Çin Ekonomisini Anlamak</image:title>
            <image:caption>Son kırk yılda reform ve dışa açılma ile birlikte Çin dünya tarihinde daha önce eşine rastlanmayan bir ekonomik büyüme sağlamıştır. Yüzyıllar boyunca dünyanın en büyük ekonomisi olan Çin bugün de dünyanın en büyük ikinci ekonomisi durumundadır. Çin’in ünlü iktisatçılarından Cai Fang bu eserde Çin ekonomisini hem tarihsel perspektiften incelemekte hem de geleceği ile ilgili öngörülerde bulunup İmkânsız Üçgen, Malthus Yoksulluk Tuzağı, İkili Ekonomi, Demografik Fırsat, Reform Fırsatı, Orta Gelir Tuzağı ve Küreselleşme gibi kavramlar üzerinden okurların Çin ekonomisini anlamasına yardımcı olmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100466</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a43e60f4-991a-447f-8810-2793bacc800d.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük Türkçe -İspanyolca Sözlük (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>* Gerek modern ve arı, gerek yöresel, gerekse arkaik anlam ve kullanımlarıyla 40.000 madde altında toplanmış binlerce Türkçe sözcük, deyim ve atasözü * Bilim, tıp, matematik, hukuk, ekonomi, askerlik, denizcilik, felsefe, edebiyat, biyoloji, anatomi, botanik, zooloji, iletişim gibi çok çeşitli konularda zengin bir sözcük dağarcığı * Her sözcüğün morfolojik açıklamasıyla önem sırasına göre değişik anlamları, mecazi, teklifsiz ya da argo kullanım biçimleri * Türkçe fiillerle edatların gerektirdiği tümleçlerde ismin halleri ve İspanyolca karşılıklarının almaları gereken edatlar * Yabancı kökenli sözcüklerde, uzun ve kısa hecelerle vurgunun yeri açısından doğru telaffuz göstergeleri * Sözcüklerin özellik gösteren anlamlarına örnek tümceler * Arapça ve Farsça kökenli eskimiş sözcüklerin ve Batı dillerinden geçmiş olanların yeni Türkçe karşılıkları * Yabancı kullanıcılar için Türkçe telaffuz kuralları ve dilbilgisinin ana hatları * Sayılar, saat ve tarih * Coğrafya adları * Türkçede en çok kullanılan kısaltmalar * Unas 40.000 entradas que contienen gran cantidad de acepciones, locuciones, expresiones y proverbios de la lengua turca hablada en Turqua, con sus signifıcados modernos, arcaicos o regionales, en materias muy variadas como las Ciencias, la Medicina, las Matemáticas, la Biologa, la Anatoma, la Botánica, la Zoologa, el Derecho, la Economa, la Literatura, la Gramática, la Filosofa, el Arte, la Informática y muchas otras * Definiciones morfológicas de todas las palabras * Usos familiares o de argot de muchas palabras y locuciones * Diferentes acepciones de las palabras y sus signifıcados figurados, según la frecuencia de uso * Declinaciones exigidas por verbos y posposiciones en turco, así como preposiciones exigidas por verbos españoles* Indicación de la posición del acento y de las sílabas largas y breves en palabras de origen no turco * Ejemplos para facilitar el uso de algunas palabras con algún signifıcado especial * Equivalentes modernos para las palabras de origen árabe o persa, así como para los barbarismos procedentes de lenguas occidentales * Reglas de pronunciación y principios básicos de grámatica de la lengua turca para hispanohablantes * Números, expresión del tiempo y de la fecha *Lista de algunos topónimos *Lista de las abreviaturas más usadas en Turquía</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100467</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6595e22-3295-44ec-a3c5-fd1a2e8b856b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Ayrıksı Tangosu</image:title>
            <image:caption>“Nasrah Nefer adını daha önce duymamıştım. Erdal Beşer’in Ruhun Ayrıksı Tangosu adlı dosyasını okurken tanıma fırsatı yakaladım. Bu eser, Beşer’in uzun süredir üzerinde çalıştığını bildiğim ‘yaşam öyküsü romanı’ bağlamında nitelenebilecek oldukça kapsamlı bir çabanın ürünü. Nitekim başlıyorsunuz okumaya, soluk soluğa sayfaların arasına dalıyorsunuz, göz açıp kapayana dek bitiriyorsunuz. Nasrah’ın serüveni düz bir hikâye gibi akıtılmıyor, tam tersine Beşer, anlatısında pek çok ayrıntıyla birlikte yoğun bir art alan kurup geliştirerek romanı sürdürüyor. Böyle olunca yapıta ciddi yükseklik de kazandırıyor. Bizler de, pek çok kazanım elde ediyoruz bu okuma eyleminde. Roman kahramanın yaşadıkları öylesine çetin engeller ve baskılamalarla dolu ki, okurken insanın sırtı ürperiyor. Yazar anlatısında okuru kıskıvrak yakalamayı, üstelik onda enikonu bir kavramsal tortu bırakmayı da başarıyor.” 
M. Sadık Aslankara</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100468</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7caef273-d01b-4ddc-b23b-16ca06204603.jpg</image:loc>
            <image:title>İntikalü’l-Ma‘Na Bi’l-Meczi’l-Mürseli Kıraatün Delaliyyetün Fi Kitabi ‘Umdeti’l- Huffaz Li’s-Semin El-Halebi</image:title>
            <image:caption>İntikalü’l-Ma‘Na Bi’l-Meczi’l-Mürseli Kıraatün Delaliyyetün Fi Kitabi ‘Umdeti’l- Huffaz Li’s-Semin El-Halebi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100469</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5e9c0d0-b1d5-46c5-b766-1e60704ac799.jpg</image:loc>
            <image:title>Vahhabiler – I Teori, Doktrin ve Tarih</image:title>
            <image:caption>Vahhâbîliğin Kökenleri 
Michael Cook 
 
İslâmi Reformun Kökenleri ve İlk Gelişimi 
Ahmad S. Dallal 
 
Muhammed Hayyâ el-Sindî ve Muhammed ibn Abdülvahhâb 
John Voll 
 
İbn Teymiyye ve Vahhâbî Teokrasisi 
Henri Laoust 
 
Vahhâbîler, Kâfirler ve Dışlayıcılığın Sorunları 
Elisabeth Sirriyeh 
 
18. ve 19. Yüzyıl İslâmı’nda İçtihat ve Taklit 
Rudolf Peters 
 
Saray Uleması: Büyük Ulema Komitesi Üyelerinin Yolu 
Nabil Mouline 
 
Suudi Arabistan’da Din, Siyaset ve Edebiyat 
Werner Ende 
 
Vahhâbîler 
Richard Hartmann 
 
Vahhâbî Liderleri ve Şam Paşası Arasında Yazışma 
Heinrich Leberecht Fleischer 
 
İç Savaş, Dış Müdahale ve Siyasi Meşruiyet Sorunu: Bir 19. Yüzyıl Suudi Kadısının İkilemi 
M. J. Crawford 
 
İslâm İçi Bir Düşman Olarak Vahhâbîlik 
Esther Peskes 
 
Baas ve Suudî-Vahhâbî Düşüncesinde Aşiretçilik 
Olivier Carré</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100470</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c552399c-a7d6-48de-8328-a6c08680302c.jpg</image:loc>
            <image:title>O Yaz</image:title>
            <image:caption>O Yaz 
Geçmişini ezbere bildiğimiz birini ne kadar yargılayabiliriz? 
 
 
Gençlik yıllarında tüm yazlarını beraber geçirmiş bir grup arkadaş, yıllar sonra tekrar bir araya gelir. Ne var ki hiçbir şey planladıkları gibi gitmez ve yirmi sene önce yarım kalan gizemli bir oyunun içine girdap gibi çekilirler. Deniz ve güneşle iç içe geçen keyifli yazların aksine, o gece bazı bedellerin ödenmesi kaçınılmaz olacaktır. 
 
O Yaz, çocukluğun masumiyetiyle yetişkinliğin derinliği arasında sarsılmaz bir köprü oluşturuyor. Çocukluğun sihirli halatlarıyla kurulmuş bağların, en zor anlarda bile insanı kolladığını hatırlatan, tek solukta okunan bir roman. 
 
 
 &quot;Dünyaya yalnızca bir kere bakarız, çocuklukta. Gerisi hatıradır.&quot; -Louise Glück</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100471</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cc52898-5f00-44fa-8f4b-4a244d25be5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Çehov – Bir Yazarın Romanı</image:title>
            <image:caption>&quot;Dünya şimdiki gibi; bir yanda acımasız cellatlar, öte yanda onlara boyun eğen kurbanlar olarak bölünmüştü. Her şey miskinlik ve adilik içindeydi. Bu adilikten iğrenmeksizin, öfkelenmeksizin, gerekli acıma duygusu ile söz edecek bir yazar bekleniyordu. 
Edebiyatın o zamanlar kafalar üzerinde büyük bir egemenliği vardı. Bu avare, bilgili ve ince beğenili insanların aradığı, parlak bir eğlence, temiz bir estetik duygu değildi, bir doktrindi. Sözcüğün tam anlamıyla bir yol göstericiydi Rus yazarı... Avrupalı okur gibi &apos;Biz neyiz?&apos; diye sorulmuyordu. Korku ile &apos;Biz ne olmalıyız?&apos; diye sorguya çekiliyordu. Her yazar da kendi yönteminde bir yanıt vermeye zorlanıyordu. Karamazov Kardeşler yeni çıkmıştı. Saltıkov Şçedrin Golovyev Ailesi’ni yazıyordu. Turgenyev’in güzel ve melankolik öykülerinin tutulduğu bir dönemdi. Tolstoy ise kraldı, Tanrıydı. 
Ve bütün Rusya’nın saygı duyduğu bu büyük adamlar arasında, yalnızca geçimini sağlamayı düşünen, alçakgönüllü bir delikanlı, Anton Çehov da ilk öykülerini yazmaktaydı...&quot; 
İkinci Dünya Savaşı&apos;nda Auschwitz toplama kampında yaşamını yitiren Ukrayna asıllı Fransız yazar Irène Némirovsky&apos;nin, Çehov&apos;un yaşamını kaleme aldığı bu önemli yapıtını, Oktay Akbal&apos;ın eşsiz Türkçesiyle okurlarımıza sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100472</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6f635d6-6a82-494a-a1f0-60da427db83f.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne Bak!</image:title>
            <image:caption>Bir annenin haklı ama bir o kadar da komik isyanı...

Hayatımızın miladı artık “çocuk”.

İçimdeki Buhranlar adlı kitabında içimizdeki buhranların gönüllü sözcülüğünü üstlenen Gökçe Yavaş Önal, Anne Bak! ile bu kez hamilelik ile çocuk sahibi olma sürecinde bir kadın olarak neler yaşayıp hissettiğini mizahi bir dille çizgilerine taşıyor.
 
Annelik kimliğiyle birlikte “hızla” değişen hayatından renkli kesitler paylaşan sanatçı, toplumun kadına yüklediği rollerin yanı sıra hurafe, dedikodu ve önyargıların, üzerinde yarattığı baskıyı ve dayatılan mükemmellik algısını da komik bir perspektiften ele alarak anlatıyor.
Eveet... Geri kalan hayatımıza hoş geldik!

Anne Bak!, zaten yeterince “kirlenen” dünyaya masum bir bebek getirme ikileminden hem fiziksel hem de duygusal anlamda anneliğe hazır olup olmama sorunsalına; hamileliğin yorucu ama bir o kadar da tatlı sürecinden bebeğin ilk kez kucağa alındığı o unutulmaz anlara; lohusa sendromundan babalık müessesesi ve diğer aile büyükleri ile ilişkilerdeki gelgitlere; bebeğin, dünya için küçük ama ebeveyn için büyük(!) önem taşıyan “ilk”lerinden bebeğin göz açıp kapayıncaya kadar çocukluğa terfi etmesine kadar pek çok şeyi; kısaca anneliğin binbir hâlini sayfalarına taşıyor.

Başına ne geleceğinden o kadar habersiz ki...

Anne adaylarının ve elbette müstakbel babaların zihinlerini meşgul eden pek çok sorunun yanıtını kahkahalar eşliğinde veren bu matrak kitap, yıllar önce benzer deneyimleri yaşayan kıdemli anne-babalara da anılarını neşeyle yâd etme fırsatı sunuyor.   
 
Anneliği, kimilerinin ısrarla savunduğu gibi kutsal bir görev gibi görmeyip, tamamen içgüdüleriyle hareket etmeyi tercih ettiğini söyleyen Gökçe Yavaş Önal; anneliğin biraz da yolda öğrenilen bir şey olduğunu ve anne-çocuk ilişkisinde yaşanan her şeyin aslında kendiliğinden geliştiğini ifade ediyor.
 
Annelik çok güzel, gelsenize!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100473</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efbbd654-ba3d-41e1-86b1-7c73d1754943.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Beşleri</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM (Arka Kapak) 
İdeolojik bir zeminden beslenen erken Cumhuriyet dönemi kültür-sanat politikalarına ışık tutarak, Türk müziği tarihinin en önemli kırılma noktası olan müzik inkılabı ekseninde Türk Beşleri olarak bilinen ilk kuşak bestecilerin üretimlerini ve düşünce dünyalarını derinlemesine inceleyen bu kitap, öncelikle nesnel yaklaşımı ve bilimsel niteliğiyle önceki çalışmalardan ayrı bir yerde duruyor. 
Bir asırlık Cumhuriyet tarihinin yalnızca müziğinin değil, hegemonik bir yaklaşımla tasarlanan tüm kültürel alanlarının nasıl inşa edildiğini anlamak isteyenler için bir rehber niteliğinde olan kitap, gerek konuyu geniş bir perspektifte yorumlaması gerek içeriğinin derinliği bakımından bugüne kadarki en kapsamlı araştırma olarak öne çıkıyor. 
Daha önce popüler müzik alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Uğur Küçükkaplan, bu defa tümüyle devlet aklıyla kurgulanıp Cumhuriyet seçkinleri tarafından tahayyül edilen bir müziğin izini sürerek, Türk müziği tarihinin 20. yüzyılına damga vuran bir ütopyayı hem siyasi hem de müzikal cepheleriyle gözler önüne seriyor. 
 
UĞUR KÜÇÜKKAPLAN: Beş yaşında müzikle tanışarak piyano derslerine başlayan Uğur Küçükkaplan, lise yıllarında Pera Güzel Sanatlar’da piyano ve solfej eğitimi aldı. Daha sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na girdi ve Genel Müzikoloji ile Etnomüzikoloji ve Folklor anabilim dallarında çift anadal yaparak mezun oldu. Aynı kurumda yüksek lisansını tamamladı. Öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli gruplarla ve sanatçılarla çalıştı, konserler verdi. 2005’ten itibaren beş sene boyunca Kültür Üniversitesi İletişim Tasarımı Bölümü’nde yürütülen çeşitli projelerin müzik direktörlüğünü yaptı. Turkish Cultural Foundation’un desteğiyle hazırlanarak sanal ortamda hizmete sunulan Türk Müziği Sözlüğü’nü hazırlayan ekipte yer aldı. Bir müddet eğitimini tamamladığı konservatuvarda solfej dersi verdi. Arabesk müziğin yapısal özelliklerini müzikal analizler ekseninde incelediği Arabesk: Toplumsal ve Müzikal Bir Analiz adlı ilk kitabı, Ayrıntı Yayınları etiketiyle 2013 yılında piyasaya çıktı. Popüler Türk müziği üzerine yapılmış en kapsamlı araştırma olan ikinci kitabı Türkiye’nin Pop Müziği de 2016’da aynı yayınevinden yayımlandı. Çeşitli dergilerde yazdı. Bir dönem Andante’de yazar ve yayın kurulu üyesi olarak yer aldı. 2003’ten itibaren özel olarak piyano, solfej, armoni, kontrpuan, teori ve müzikal analiz dersleri veren Küçükkaplan, zaman zaman müzikle alâkalı belgesellere danışmanlık yapmakta ve müzikoloji alanındaki çalışmalarını sürdürmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100474</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a2ad9fa-1a3c-4e22-b080-e7bd8d67fcac.jpg</image:loc>
            <image:title>Zen Büyük Patlama</image:title>
            <image:caption>ZEN: BÜYÜK PATLAMA 
Ezberleri bozan, zihnin sınırlarını zorlayan bir kitapla tanışmaya hazır olun! 
Zen: Büyük Patlama kitabında Osho, aşk, özgürlük, kadının toplumdaki rolü, çocuğun mahremiyet hakkı ve yaşam amacı konularında merak edilen soruları yanıtlıyor. Onun bakış açısı ve olaylara yaklaşımları, her zaman olduğu gibi, şaşırtıcı, rahatsız edici ve hatta biraz da kışkırtıcı. 
Zen: Büyük Patlama, çoğunluğa uyum sağlamak ve sevilmek için zihnini ve kalbini çürümeye terk eden ancak bir şeylerin yanlış gittiğini hisseden ve artık dönüşmek isteyen herkes için yazılmış bir kitap. Bu kitap, okurlarını, hayattan tam anlamıyla zevk almalarını sınırlayan koşullu inanç sistemlerini ve önyargıları incelemeye ve bunlardan kurtulmaya davet ediyor. 
“Toplum, seni vasat bir insana dönüştürmek ister çünkü toplum her zaman zeki insanlardan korkar. Sokrates gibi zeki insanlar toplum için tehlikelidir. Onlar tehlikelidir çünkü zekâ, her zaman asiliği tetikler. Zeki biri her türlü köleliğe karşı isyan edecektir. Yanlış olan her şeye isyan edecektir. Zekâ her zaman özgürlüğün, bireyselliğin ve özgünlüğün yanındadır. Sahte ve düzmece olan her şeye karşı savaşır.” 
 
“Osho, 20. yüzyılın 1000 ilahından biri...” 
The Sunday Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100475</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/575fe0d7-8e30-4163-a8ea-21f7ef171e16.jpg</image:loc>
            <image:title>Pratik Tarot Destesi</image:title>
            <image:caption>Pratik Tarot: Her Güne Tarot Bilgeliği, gündelik koşuşturmacalar içerisinde yolunu kaybetmiş gibi hissedenlerin içsel bilgeliklerine erişme ve ilham verici bir yaşam yaratmaları için onlara sezgisel araçlar sunuyor. 
 
Dünyaca ünlü Brigit Esselmont’un yöntemlerini kullanan Pratik Tarot: Her Güne Tarot Bilgeliği, Tarot’un kadim bilgeliğini kullanarak istediğimiz hayatı inşa etmeniz için size mistik ve kişisel gelişim temelli, farklı bir yaklaşım vaat ediyor. 
 
Bu deste; alışılmışın dışında, modern çizgilere sahip illüstrosyonları ile öne çıkıyor. 
 
Pratik Tarot: Her Güne Tarot Bilgeliği, tarot ile nasıl bir ilişki kurması gerektiğini bilmeyen acemileri de tarot ile tanışması için mistik bir davet 
 
Bu tarot seti 78 adet modern çizimli tarot kartı ve açıklamalı kitapçığı içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100476</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86233687-84e1-4fdc-a611-9c00bea99af8.jpg</image:loc>
            <image:title>Zorbalık</image:title>
            <image:caption>Zorbalıkla savaşmaya hazır mısınız?   Zorbalığın gerçekten balık olduğunu düşünüyorsanız, bizim sınıfın da bir akvaryum olduğuna inanıyor olmalısınız. Ancak Okan püskülü, kuyruğu olan bir balık hiç değil; yalnızca bana göre fazlasıyla iri ve zorba biri. Bense kürdan gibi inceyim. Kuş tüyü bir yastık bile beni hastanelik etmeye yeter.   Annem rüzgârlı havalarda dışarı çıkmama izin vermiyor. Uçup gitmemden korkuyormuş. Bu durumdan şikâyetçi olduğumu sanmayın, tam tersi çok mutluyum. Yalnızca gözümü morartan, elbisemi çekiştirip duran, lakap takıp dalga geçen sonra da “Şaka yaptım, kazayla oldu,” diyen zorba Okan’dan kurtulabilmeyi isterdim.   Belki zorbalıklardan kurtulmam için güçlü pazılara gerek yoktur. Bir çaresi olmalı, ne dersiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100477</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/160f5886-8e3d-4fe8-a6ae-729e7de92a74.jpg</image:loc>
            <image:title>Dijital Kaos</image:title>
            <image:caption>İlk anda tedirginlik yaratsa da “kaos” başlangıcın ta kendisidir!
Değil midir?
 
 
 
Balık(sı) hafızalarımız gittikçe daha da sığlaşıyor. Her şey elimizin altında (cebimizin içinde) durduğu için aklımızda tutmamıza gerek yok, en olmadı açar, Google hazretlerine sorarız...
 
Kitabı ekrandan ayıran ince ve derin çizgiyi seviyor, bu yüzden derliyoruz
2016-2022 arasında dijital dünyada olup bitenler hakkında yazılmış bu makaleleri... O vakitler neler olmuştu da bugünlere neden-nasıl geldi dünya, bu Dijital Kaos nasıl başladı ve devam etti, bize söylenmeyenler nelerdi; bilelim diye... Dijitale geçiş dönemine şahit olmamış kuşaklar (dijital yerliler) o dönemi yaşamış, konuya vâkıf birinden (bir dijital göçmenden) dinlemek isterlerse diye... “Oradaydı, şimdi burada...”
 
İnsan hafızasının, dijital yaşamın ve kâğıtla mürekkebin birleştiği yerden seslenen Tanol Türkoğlu’nun hoşsohbet anlatımıyla, o hep merak ettiğimiz sıfırlı birli dünyanın içinde alıcı gözle dolanıp; olanları, olacakları anlayalım biraz. Kaçırmamamız gereken detaylar ve tam ortasında yer aldığımız bir süreç var zira. Mimarlığını Z Kuşağı’nın yaptığı kaotik rüzgârlarla gelmekte olan bir süreç...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100478</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8851bc7-63da-47da-bcd9-1e0cbde2a323.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Ortak Evimiz</image:title>
            <image:caption>“Hawaii Adaları’nda nesli tükenen endemik bir tür olan Kauai kuşunun, 1987’de kaydedilen son sesini dinlediğimde insanoğlunun tabiat üzerine kurduğu acımasız baskının ürperten melodisiyle yüzleştim. Letafetiyle yürekleri yumuşatan bu kuş türü, dişilerin ve erkeklerin birbirlerine söyledikleri şarkılarla meşhurdu. Ne var ki yaşadıkları bölgeye gelen insanların getirdiği kentleşmenin ve küresel ısınmanın etkisiyle değişen dengelere yenik düştüler. Tek tek dünyadan ayrıldılar. Onlar artık yalnızca masallarda yaşayacaklar. Sesleri bu âlemde bir daha asla işitilmeyecek. Tüm bunlara rağmen umudumuz var. 
 
Bu kitapta, doğanın dostu olan, onun sesine kulak kesilip söylediklerini bize tercüme eden kendisini doğanın bir parçası olarak görenlerin hikâyeleri var. Hikâyelerimiz birbirimize ilham, tabiata şifa olsun! Hayatımızı faydalı olmak ilkesiyle taçlandırabilirsek attığımız her adım iyilikten yana olacaktır. Tabiatı ve tüm canlıları tanımaya ve onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya çalışmalıyız. Bu dünya ortak evimiz. Bu evi güzel ve temiz tutmak, gelecek nesillerin de yuvası kılmak bizlerin ortak yükümlülüğü.” 
(Emine Erdoğan)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100479</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ceb779be-c0ee-42c2-b855-9da109b2a380.jpg</image:loc>
            <image:title>Yedi Boş Ev</image:title>
            <image:caption>Kendimi bildim bileli evlere bakmak için dışarılarda geziniriz, yakışmayan çiçek ve saksıları bahçelerden alırız. Sulama aletlerinin yerini değiştirir, posta kutularını düzeltir, ağır olduklarından çimlere konmaması gereken süs eşyalarını kaldırırız. Ayaklarım pedallara yetişecek yaşa geldiğimde arabayı ben kullanmaya başladım. Böylece annem biraz daha özgürlük kazandı. 
 
Yıpranmış ilişkiler, takıntılı eşler, sinir krizi geçiren ebeveynler, aklını kaybeden yaşlılar, ortadan kaybolan çocuklar… 
 
Samanta Schweblin 2015 Ribera del Duero Öykü Ödülü’nü kazanan Yedi Boş Ev’deki öykülerde akıl sağlığı pamuk ipliğine bağlı bir insanlığa ayna tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100480</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e12ac66-f79d-4ecb-9824-b464df3231e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Tango</image:title>
            <image:caption>Tango daha önce de gördüğümüz gibi milongayla başlamış, milongadan doğmuş, başlarda cesur ve mutlu bir dansmış. Sonradan tangonun takati kesilmiş ve hüzünlenmiş, hatta Ernesto Sabato’nun yakın zamanda çıkardığı bir kitapta, “Tango, dansı yapılan hüzünlü bir düşüncedir,” gibi bir laf dahi geçiyor.  İki lafa, iki sözcüğe dikkat çekmek istiyorum. Öncelikle, “düşünce”. Tango bir düşünceye karşılık gelmiyor bence, daha derin bir şeye, bir duyguya tekabül ediyor. Sonra da ilk tangolara uyarlanması kesinlikle mümkün olmayan “hüzünlü” sıfatı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100481</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67a10487-efbe-4f3a-b3a4-338eaeb72afb.jpg</image:loc>
            <image:title>Yedi Gece</image:title>
            <image:caption>Neden doğrudan metinleri incelemiyorsunuz? Eğer metinler hoşunuza giderlerse ne âlâ; eğer hoşunuza gitmezlerse onları hemen bırakın, zira zoraki okuma kadar saçma bir eylem olamaz, onun yerine zoraki mutluluktan bahsetmeyi yeğlerim. Bence şiir hissedilen bir şey ve eğer siz şiiri hissetmiyorsanız, eğer güzellik hissiniz yoksa, eğer bir öykü sizde daha sonra ne olacağını bilme arzusu uyandırmıyorsa, yazar onu sizin için yazmamıştır. Onu bir kenara bırakın, edebiyat dikkatinize layık olan ya da olmayan, yarın okuyacağınız başka bir yazarı size sunacak kadar zengindir. 
 
 Borges, edebiyatı bir çeşit rehberli rüya; neşeli, eğlenceli, şaşılacak bir keşif olarak yeni bir gözle görmemi sağladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100483</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df05a639-f8ee-4b60-b1b0-60afa18d23f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Emel (Günümüz Türkçesiyle)</image:title>
            <image:caption>Aman Yarabbi, Köprü, Köprü... Bunu şimdi birdenbire ne kadar, ne kadar sevdi. O üzerinden binlerce defa geçmiş olduğu yer; bu serilmiş, ölmüş hayatıyla, elini kaldırmanın bile acı verdiği şu haliyle orası; şimdi erişilmez bir saadet gibi uzak, imkânsız ve temas edilemez geliyordu. 
 
 
“Son Emel’deki hikâyelerde Mehmet Rauf edebiyatının önde gelen unsurlarından kadın ve aşk hemen göze çarpar. Kadınlar ve erkekler arasındaki sohbetler, bu sohbetlerin kadınlar, aşk, cinsellik ve evlilik üzerinde dönmesi de onun edebiyatında çok rastladığımız unsurlardandır. Özellikle bu kitapta Mehmet Rauf, son emeline doğru koşan bireylerin ruh hallerini anlatmak için senfoniye benzeyen bir yapı oluşturmuştur.” 
 
Seval Şahin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100484</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c94c51f-8382-4891-b3c6-77057fe10a13.jpg</image:loc>
            <image:title>Ustaların Ustası - Selin</image:title>
            <image:caption>Selin, Ustaların Ustası’yla yine aramızda. Selin kim mi? Hani şu meraklı hem çokbilmiş hem de muzip, bazen gülüp eğlenen bazense gözyaşlarını tutamayan, kimi zaman saf kimi zaman kurnaz sayılan, yaramaz olduğu kadar da sevimli, bıcırık bir kız. Bunları onu bilenler söylüyor. Selin, Püsküllü Bela kitabında da merak zilimize zır zır basıp, “Hınzırlıklarımla karşınızdayım,” demişti ya, Selin o işte! 
 
 
  Doğan Gündüz’ün duru, renkli, sürükleyici anlatımıyla edebiyat arkadaşlarımızın arasına kattığı Selin, illüstratör Nuray Çiftçi’nin yalın ve güçlü çizgileri eşliğinde bu kez de Selin, Ustaların Ustası’ndan gülümsüyor hepimize.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100485</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a4f2ee2-b413-4ee1-871c-118a0067f980.jpg</image:loc>
            <image:title>Kapuska Operasyonu</image:title>
            <image:caption>Izzy ve arkadaşları okul yemekhanesinde olup bitenlerden fena halde endişeli. Yemekler bozuldu ve aşçılar nedense durup dururken başlık takmaya başladılar. Ya yüzlerindeki o tuhaf gülümseme! Martıların okul çevresinde yoğunlaşmalarının nedeni ne olabilirdi ve menüye yeni giren yemeğin içinde ne vardı? Maisie’nin kaybolmasıyla her şey açığa çıktı: Aşçıların şeytani bir planı vardı ve her an saldırıya geçmeleri an meselesiydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100486</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c9bdbe0-b1e7-4776-97b0-453961cb0768.jpg</image:loc>
            <image:title>Tetikleyiciler</image:title>
            <image:caption>KONUSU: Her birimizin, her insanın bazı tetikleyicileri vardır. Biri bir şey söyler ve aniden midemize yumruk yemiş gibi oluruz. İçimizde öfke kabarır. Biri bir şey yapar ve anında parlar ya da korkuyla alarm durumuna geçeriz. Biri belli bir tavırla üstümüze gelir ve dağılıp suçluluk duygusu ya da utançla paramparça oluruz. Geçmişte, çoğunlukla çocuklukta çözülmeden kalmış bir meseleden ya da yaşadığımız bir travmadan kaynaklanan tetikleyiciler birden acı dolu anlar yaşamamıza yol açar; öfke, üzüntü, korku, utanç, suçluluk, pişmanlık ya da çaresizlik içine sürükleniriz… Tetikleyiciler tepkiyle karşılandığında acı çekilmesi ve yeni yaraların açılması kaçınılmazdır. Oysa tetikleyicileri özgürleştirici keşiflere dönüştürmek ve daha önce açılmış yaraları iyileştirmek mümkündür. Tetikleyicilerin ne olduğuna, neden oluştuklarına ve nereden geldiklerine odaklanan Jungcu psikoterapist David Richo onlarla nasıl başa çıkacağımızı anlatırken psikolojik, nörobiyolojik ve spiritüel kaynakları değerlendiriyor. Beynimiz, zihinlerimiz tetiklenen bir durumu daha anlamlandırmadan bedenlerimizin neden tepki verdiğini anlamamıza yardımcı olan Richo huzuru ve duygusal dinginliği bulmak için tetikleyicilerimizi nasıl kullanışlı araçlara dönüştürebileceğimizi gösteriyor. Tepkisel değil etkisel olmanın, otomatik reaksiyon göstermek değil bilinçli yanıt vermenin yollarını ortaya koyuyor. Geçmişte acı çeken ama artık o deneyimlerini özgürleştirici ve iyileştirici araçlara, anılara dönüştürmek isteyen herkes için bir rehber…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100487</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fab93d92-02ca-4cd3-b1a7-3b2e4836d72d.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihöncesinde Türkiye’de Neler Oldu ?</image:title>
            <image:caption>Türkiyenin tarihöncesinde köylüleşme süreci yaklaşık 6.000 yıl sürmüştür.Yerleşik yaşamın ilk izlerinden günümüze yaklaşık 13.000 yıl geçtiği göz önüne alındığında,köylüleşme sürecinin neden bu kadar uzun sürdüğü her zman merak uyandırmıştır.Bir başka merak uyandıran konu ise yerleşkeliğin hemen başında meydana gelen gelişmelerdir.Günümüzde pek çok insanın ilgisini çeken göbeklitepe ce Karahantepe gibi kazılarda gün ışığına çıkarılan anıtsal buluntular,konunun uzmanı olmayanlar tarafından öne surulen kimi bilim dışı ve gerçeklerle dayanmayan yorumlarla adete bilgi kirliliğine dönüşmüştür.bu kitap Türkiye sınırları içinde keşfedilen ve günümüzden bir milyon üç yüz bin yıl öncesine tarihlendirilen ilk insandan kent devletlerine uzanan serüvenine arkeolojik veriler ışığında yorumlar getirmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100488</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e453ac3-eb33-495b-92c3-0abb3b54c6ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Keşşi,Kumarbi,Telipinu,Ullikummi Ve Tanrisal Saltanatin Kesin Çöküşü</image:title>
            <image:caption>Türünün bir ilki bu mitolojik ve tarihi roman,sizi şimdiye kadar gitmediğiniz,görmediğiniz tanımadığınız,adını bile duymadınız çok değişik dünyalara,kentlere,köylere,dağlara,bayırlara,göklere,denizlere ve başkaca coğrafi bölgelere götürücek,iyisiyle kötsüyle nice tanrı,insan,azman yaratık,hayvan akıl almaz olaylar ve doğa güçleriyle tanıştıracaktır.Göreceğiniz tüm yerler,kentler dağlar bayırlar şimdilerde yok olmanın eşiğine gel se de asla uydurma değil.gerçektir. Bazıları sizin de yakın olarak okuyunca gözünüzde yeniden şekillencek,onca olaylara gebe olmasına karşın niçin şimdiye kadar sizlere anlatılmadğına ve görmediğinize şaşırıp kalacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100489</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae229f1b-c287-4e9a-a15d-340ee1d28bea.jpg</image:loc>
            <image:title>Osman Gazi</image:title>
            <image:caption>Dedemle tarih gezileri yapmaya başladık yakın zamanda. Artık tarih daha ilginç bir şey gözümde. Sürekli tarih kitapları okuyor, tarihî belgeseller izliyorum. Geçmişle ilgili her şeye hemen dikkat kesiliyor, öğrendiklerimi not alıyorum. Şimdiden tam üç defter doldurdum. O kadar ilginç şeyler ki öğrendiklerimi daha çok defter eskiteceğim galiba.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100490</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ac43196-7bb7-4acd-bf8b-8c184d40fa54.jpg</image:loc>
            <image:title>Yavuz Sultan Selim</image:title>
            <image:caption>DEDEMİN İZİNDE TARİH SERİSİ – YAVUZ SULTAN SELİM 
 
  Dedemle tarih gezileri yapmaya başladık yakın zamanda. Artık tarih daha ilginç bir şey gözümde. Sürekli tarih kitapları okuyor, tarihî belgeseller izliyorum. Geçmişle ilgili her şeye hemen dikkat kesiliyor, öğrendiklerimi not alıyorum. Şimdiden tam üç defter doldurdum. O kadar ilginç şeyler ki öğrendiklerimi daha çok defter eskiteceğim galiba.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100491</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f622cf3-1b9a-4d83-b87f-53db7d0adc98.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanuni Sultan Süleyman</image:title>
            <image:caption>Dedemle tarih gezileri yapmaya başladık yakın zamanda. Artık tarih daha ilginç bir şey gözümde. Sürekli tarih kitapları okuyor, tarihî belgeseller izliyorum. Geçmişle ilgili her şeye hemen dikkat kesiliyor, öğrendiklerimi not alıyorum. Şimdiden tam üç defter doldurdum. O kadar ilginç şeyler ki öğrendiklerimi daha çok defter eskiteceğim galiba.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100492</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5b7177a-b999-430e-8214-9b8bc57726f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan Abdülhamid</image:title>
            <image:caption>DEDEMİN İZİNDE TARİH SERİSİ – SULTAN ABDÜLHAMİD 
 
  Dedemle tarih gezileri yapmaya başladık yakın zamanda. Artık tarih daha ilginç bir şey gözümde. Sürekli tarih kitapları okuyor, tarihî belgeseller izliyorum. Geçmişle ilgili her şeye hemen dikkat kesiliyor, öğrendiklerimi not alıyorum. Şimdiden tam üç defter doldurdum. O kadar ilginç şeyler ki öğrendiklerimi daha çok defter eskiteceğim galiba.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100493</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ff3866e-f75b-42d9-a9d5-cc77b90814c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Fatih Sultan Mehmed</image:title>
            <image:caption>DEDEMİN İZİNDE TARİH SERİSİ – FATİH SULTAN MEHMED 
 
  Dedemle tarih gezileri yapmaya başladık yakın zamanda. Artık tarih daha ilginç bir şey gözümde. Sürekli tarih kitapları okuyor, tarihî belgeseller izliyorum. Geçmişle ilgili her şeye hemen dikkat kesiliyor, öğrendiklerimi not alıyorum. Şimdiden tam üç defter doldurdum. O kadar ilginç şeyler ki öğrendiklerimi daha çok defter eskiteceğim galiba.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100494</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b976b365-ddd4-4c42-93fc-f708038a85be.jpg</image:loc>
            <image:title>Zekanın Görsel Tarihi</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, türümüz mağaraları süslemeye başladığından bu yana bize eşlik eden zekâ biçimlerimizin büyüleyici hikâyesini anlatmaya çalıştım; dilsel ve görsel olarak. 
Haritaları, grafikleri, planları, karikatürleri ve resimli kitapları soyutlayıp bir araya toplama yeteneği beni hep büyülemiştir. İyi bir çizim, karmaşık bir savı sentezleyebilir. Görsel sezgi o kadar güçlüdür ki bir şeyi anladığımızı belirtmek için &quot;artık görüyorum&quot; deriz. Sözcükler analiz etmeye, çizimlerse odaklamaya yarar. 
Marcus Carus ve ben becerebildiysek, bu kitap bir havai fişek gösterisinin parçasına dönüşecektir. Bir görüntü, güzel bir anlam dağılımı içinde çok başarılı olabilir. Deneyimin tadını çıkarın. JOSE ANTONIO MARINA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100495</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abcff2a1-939f-495d-9073-57198f3b0c33.jpg</image:loc>
            <image:title>‘Keşke’den İyi Ki’ye</image:title>
            <image:caption>İnsanların senin yüzüne bakıp içinde kopan fırtınaları anlamalarını çaresizce beklemekten vazgeçmeye ne dersin? Ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu birinci ağızdan söylemeye ve kendi kalbi kırık haklılığının derin yalnızlığından azade olup “meğer yanılmışım” diyebilmeye var mısın? “İyi ki”leri huzurla kabul eden bir mutluluğa yelken açmaya hazır mısın? Çatık karşılığının onayı mı, güler yüzünün yanılgısı mı tercihin? Seni gerçekten mutlu edecek olan hangisi? 
 
Yalnızlık bazen dış dünyadan istediğini alamayanın kibirli geri çekilişi, bazen daha fazla örselenmekten korkanın sığınağı, bazen varlığı şaibeli bir efendinin talebi, bazen de yaratıcı eylemlerin ön koşulu olan bir tek başınalık halidir. Yani yalnızlık kiminin yarası, kiminin yara bandı, kiminin de yara merhemidir. 
 
Ancak ve ancak seni terk edebilme gücünü̈ verdiğin birini gerçekten sevebilir, ancak ve ancak sana sadakatsizlik etme iradesini verdiğin birine gerçekten güvenebilirsin. 
 
 “Bir terapist, danışanını dinlerken zihninden neler geçirir, o dünyada nasıl gezinir? Sevgili meslektaşım Erkin, öykülerinde terapinin nasıl sanat gibi icra edildiğini ve terapistin bir sanatçı edasıyla danışanlarına nasıl yaklaştığını sıcacık üslubuyla dört farklı öyküyle bizlerle paylaşmış. Bir solukta okuyacaksınız.” 
 
Klinik Psikolog Ceyla Taner</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100496</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b48e7ef1-c135-4483-972e-1a1c3f440ba0.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrıların Aşk Hayatı</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki kitap çok iddialı! Serda Büyükkoyuncu’nun sihirli kalemi mitoloji gibi karmaşık ve entrika dolu bir dünyayı çok keyifli bir şekilde anlatıyor.
Satırların arasında kaybolurken hem çok şey öğrenecek hem de çok eğleneceksiniz.
 
Hikâye anlatmak zor iş... Hele ki içinde mitoloji varsa daha zor. Bunu 1980’lerden beri hikâye anlatan bir profesyonel rehber ve tarihçi kimliği ile söylüyorum.
Her aşamasına şahitlik ettiğim ve hikâye anlatıcılığının en güzel örneklerinden olan bu kitabın okurlarıyla buluşmasından çok mutluyum. Uzun zamandır Serda’nın birikiminin ve kalemindeki büyünün bir kitaba dönüşmesi gerektiğine inanıyordum. Defalarca “Hadi!” demem gerekti ama değdi. Sayfaları çevirdikçe ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Serda tanıdığım en kültürlü, bilgili, esprili ve hoş sohbet insanlardan biri. Bilgiyi hem kullanır hem de paylaşır ama kendini parlatmayı çok sevmez. Yıllardır Instagram hesabından takipçilerine eğlenceli ve eğitici bilgiler veriyor. Ve artık kitaplarıyla da okurlara ulaşacak.
“Tanrıların Aşk Hayatı” onun ilk kitabı ama devamı geliyor.
Bu bir kitap serisi ve elinizde tuttuğunuz da serinin ilk eseri.
Sadece Serda’nın dostu değil kitabın editörü olarak diyebilirim ki bu sayfalardan öğrendiklerinize çok gülecek, çok şaşıracak ve kitabı elinizden bırakamayacaksınız.
Önce antik dünyaya giriş yapacak, sonra dünya mitolojisine tadımlık bir bakış atacaksınız. Ardından en kapsamlı ve en eğlenceli kısma geçip Yunan mitolojisinin engin sularına açılacaksanız. Dünya tarihinde bugün bile izleri görünen olaylara sahne olan birbirinden renkli hikâyeler okuyacaksınız.
Kendinize keyifli bir alan açın, kitabı elinize alın ve bitmesini istemeyeceğiniz bir yolculuğa çıkın. Antik çağlardan günümüze kadar evrene dair sorgulanan ne varsa, hepsine mitoloji gözünden bakmaya hazır olun.
Tanrılar dünyasına hoş geldiniz!
Saffet Emre Tonguç</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100497</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f997a87-6f6a-4b84-a137-732d5b86cc0d.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul’un 100 Mücevheri (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>3 İMPARATORLUĞA BAŞKENTLİK YAPMIŞ, İKİ KITA ÜZERİNE KURULMUŞ VE İÇİNDEN DENİZ GEÇEN TEK KENT OLAN İSTANBUL BİR HAZİNE. 
O HAZİNEDEKİ SAYISIZ MÜCEVHERDEN SEÇİLEN 100 YER, BU KİTAPTA BULUŞTU. GÖRÜLMEMİŞ AÇILARDAN 200’E YAKIN FOTOĞRAF EŞLİĞİNDE DÜN VE BUGÜN ARASINDA BİR YOLCULUĞA DAVETLİSİNİZ. 
 
 
Heyecanlandıran, mutlu eden, ilham veren bir şehir İstanbul. Ve her zaman merak edilen… 
Kaldırılan her taşın altından yeni bir hikâyenin çıktığı, her sokağın farklı bir yüzle selam verdiği, söyleyecek sözü hiç bitmeyen bir şehir İstanbul. Ve anlattıklarıyla her zaman şaşırtmayı başaran… 
Onu keşfetmek isteyenleri binlerce yılın renkli, coşkulu, acı-tatlı izleri üzerinde yükselen bir köprüden geçiren; her adımda Roma’dan Cumhuriyet’e, Bizans’tan Osmanlı’ya selam verdiren bir şehir… 
O köprünün avuçlarınızın içine sığan hali, işte bu kitap. 
Müzelerden camilere, parklardan saraylara, okullardan adalara, kiliselerden hanlara 
İstanbul’u 100 farklı yerden göreceksiniz. İmparatorlar, şairler, mimarlar, valide sultanlar, 
paşalar, sanatçılar ve daha sayısız isim, sayfalar arasında gezinirken size eşlik edecek. 
Kitabın içine çok renk, çok duygu, çok bilgi, çok fikir ve çok fotoğraf sığdı. Ama en çok, tarifsiz bir İstanbul sevgisi sığdı. Ona yaptıklarımızla çok yorulmuş olmasına rağmen inatla dünyanın en güzel şehri olmayı başaran İstanbul’u sevmekten vazgeçmeyenlere armağan olsun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100498</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9374fa99-efb1-4034-b04f-e975b81ab218.jpg</image:loc>
            <image:title>Antik Yunan Mitolojisi Tanrıların Aşk Hayatı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki kitap çok iddialı! Serda Büyükkoyuncu’nun sihirli kalemi mitoloji gibi karmaşık ve entrika dolu bir dünyayı çok keyifli bir şekilde anlatıyor. 
Satırların arasında kaybolurken hem çok şey öğrenecek hem de çok eğleneceksiniz. 
 
Hikâye anlatmak zor iş... Hele ki içinde mitoloji varsa daha zor. Bunu 1980’lerden beri hikâye anlatan bir profesyonel rehber ve tarihçi kimliği ile söylüyorum. 
Her aşamasına şahitlik ettiğim ve hikâye anlatıcılığının en güzel örneklerinden olan bu kitabın okurlarıyla buluşmasından çok mutluyum. Uzun zamandır Serda’nın birikiminin ve kalemindeki büyünün bir kitaba dönüşmesi gerektiğine inanıyordum. Defalarca “Hadi!” demem gerekti ama değdi. Sayfaları çevirdikçe ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. 
Serda tanıdığım en kültürlü, bilgili, esprili ve hoş sohbet insanlardan biri. Bilgiyi hem kullanır hem de paylaşır ama kendini parlatmayı çok sevmez. Yıllardır Instagram hesabından takipçilerine eğlenceli ve eğitici bilgiler veriyor. Ve artık kitaplarıyla da okurlara ulaşacak. 
“Tanrıların Aşk Hayatı” onun ilk kitabı ama devamı geliyor. 
Bu bir kitap serisi ve elinizde tuttuğunuz da serinin ilk eseri. 
Sadece Serda’nın dostu değil kitabın editörü olarak diyebilirim ki bu sayfalardan öğrendiklerinize çok gülecek, çok şaşıracak ve kitabı elinizden bırakamayacaksınız. 
Önce antik dünyaya giriş yapacak, sonra dünya mitolojisine tadımlık bir bakış atacaksınız. Ardından en kapsamlı ve en eğlenceli kısma geçip Yunan mitolojisinin engin sularına açılacaksanız. Dünya tarihinde bugün bile izleri görünen olaylara sahne olan birbirinden renkli hikâyeler okuyacaksınız. 
Kendinize keyifli bir alan açın, kitabı elinize alın ve bitmesini istemeyeceğiniz bir yolculuğa çıkın. Antik çağlardan günümüze kadar evrene dair sorgulanan ne varsa, hepsine mitoloji gözünden bakmaya hazır olun. 
Tanrılar dünyasına hoş geldiniz! Saffet Emre Tonguç</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100499</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac25e7c0-e454-424b-85c0-1e9278ad6544.jpg</image:loc>
            <image:title>Our Playful World</image:title>
            <image:caption>Themes such as international awareness, rights and freedoms as well as variety have found voice and travelled around the world by meeting with the curiousity and creativity of a child and came back with a plenty of letters. Now, thanks to Sarp the game of the world is ahead of us. Yahoo! We play games! 
*** 
Sarp has been excited for days. He had sent letters to children all around the world and asked them to tell him about the games they played.  
After days, the mail carrier comes with a bag full of letters. Now, it is time to open them!  
Would you like to join him in reading the letters? 
 


Uluslararası bilinç, hak ve özgürlükler, çeşitlilik gibi temalar dile geldiler, bir çocuğun merak duygusu ve yaratıcılığıyla buluşup dünyayı gezdiler, bir dolu mektupla da döndüler. Şimdi Sarp’ın sayesinde dünyanın oyunu önümüzde. Yaşasın oyun oynamak! 
 
*** 
Sarp günlerdir heyecan içinde. Dünyanın dört bir yanına mektuplar gönderdi. Şimdi ise mektup arkadaşlarından yanıt alma zamanı. İşte postacı geliyor. Bakalım çantasından neler çıkacak? Acaba Sarp hangi oyunlarla tanışacak? 
 
Uzaklardan gelen yepyeni oyunlarla neşelenmeye hazır mısınız? 
 
Özden Özkanoğlu 
Dr. Özkanoglu is an international educator living in Houston, Texas. She is a play advocate who believes that young children reach their best potential through developmentally appropriate play experiences inside and outside. 
She grew up playing with her sisters and friends all day and still enjoys discovering new games with her students and her own kids.  
As a teacher and teacher trainer, Dr. Özkanoglu has traveled all around the world, visited schools, and worked with amazing teachers who share the same passion for creating a nurturing environment in which children can flourish. She is a nature lover who spends most of her time in the woods with her family observing trees, chasing butterflies, and watching birds.  
 
Yusuf Tansu Özel 
Mr. Özel studied graphics and worked in this field for many years. One day, he decided to follow his dreams and went on a long trip with his family. He saw new places every day and made visual stories of the places he visited. The more he drew, the more he realized how much he loved illustration and painting. After he returned home, he decided to paint for children.   
He lives in İstanbul, Turkey, with his wife, son, and daughter. Besides illustrating books, he facilitates creative workshops for children to share his passion for illustration.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100500</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a430d812-5650-4779-9dff-5d661bdf9181.jpg</image:loc>
            <image:title>Isadora Moon 9 - Gösteri Yapıyor</image:title>
            <image:caption>Yarı vampir yarı peri! Benzersiz ve çok eğlenceli!

Annesi peri, babası vampir... Isadora da yarı peri yarı vampir!
 
Her yıl düzenlenen vampir balosuna çok az zaman kalmıştı ve
Isadora sabırsızlanıyordu. Ancak bir sorun vardı!
O da diğer vampir çocuklarla bir yetenek yarışmasında yarışmak zorundaydı!
 
Bakalım Isadora performans gösterecek kadar cesur
olabilecek mi?
 
Yoksa gösteri yapmaktan vazgeçip seyirci mi kalacak?
 
20’den fazla ülkede yayımlanıyor,
çocuklar bayılıyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100501</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9514593a-e3b1-45be-9a27-522a19d4c7ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Hapishane Günlüğü</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIM (Arka Kapak) 
1942 yılının Ağustos ayında Vietnam-Çin sınırını geçerken gözaltına alınan Ho Chi Minh, insanlık dışı koşullarda bir yıldan fazla tutuklu kaldı. Hapishane Günlüğü, Ho’nun bu süreçte klasik Çin şiirinin “Tang” formuyla yazdığı şiirlerden oluşmaktadır. Ho bu şiirlerde, baskı altındaki tutsağın umutlarını ve gelecek düşlerini iyimser bir söylemle yansıtır. Kendi deyişiyle bu karanlık günlerden onu “özgürlüğe yakınlaştıracak dizeler söylemek” için yararlanmıştır. Böylece, prangalı mahkûmların yağmur altında geçtikleri dağ yolu ya da karanlık hücreye sızan ışık huzmesi üzerine yazılan yalın dörtlükler genel siyasal mücadelenin metaforları haline gelir. 20. Yüzyıla damgasını vurmuş bir milli kurtuluş savaşı önderinin, sadece “siyasal direnç bildirisi” olmakla kalmayan, otuza yakın dünya diline çevrilmiş ve “Vietnam Ulusal Hazinesi” sıfatıyla anılan alçak gönüllü, lirik şiirleri. 
HO CHI MINH (1890-1969) 
Devrimci, politikacı, şair ve Vietnam Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başkanı. 1890’da orta Vietnam’daki Annam bölgesinde doğdu. Gerçek adı Nguyen Sinh Cung’du. “Ho Chi Minh” adı “aydınlatan, ışığa kavuşturan” anlamına gelir. Yirmi iki yaşında, Londra’ya gelene kadar bir Fransız gemisinde hamal olarak seyahat etti. Londra’da üç yıl kaldıktan sonra uluslararası işçi hareketinin birçok lideriyle tanıştığı Paris’e gitti. Fransız Sosyalist Partisi’ne katıldı ve 1919’da Versailles Konferansı’nda Çinhindi’nin sömürge ülkeleri için eşitlik çağrısında bulundu. Daha sonra, Komünist Enternasyonal’in kongrelerine katıldığı Rusya’ya geçti. Sonrasında Çin’e gitti ve burada Komünist Parti ile ilişki kurdu. 1927’de milliyetçi Çan Kay Şek komünistlere büyük bir katliamla ihanet ettiğinde, Ho Chi Minh kıyımdan kurtulmayı başardı. Çin’de ve o dönemki adlarıyla Burma ve Siam’da dönüşümlü olarak devrimci grupların örgütlenmesine katıldı. 1930’da Vietnam (Çinhindi) Komünist Partisi’nin kuruluşunda yer aldı. Fransızlar tarafından gıyabında idama mahkûm edildi. 1941’de Vietnam Bağımsızlık Cephesi’nin (Viet Minh) kuruluşunu ilan etti. 1942’de, Japon işgaline karşı birleşik mücadele için görüşmelerde bulunmak amacıyla gittiği Çin sınırında milliyetçi Kuomintang’ın polisi tarafından hapse atıldı. Ünlü Hapishane Günlüğü’nü oluşturan şiirlerini yazdığı bir yıldan fazla süren tutukluluğunun ardından serbest bırakıldı. Ayrılışından yirmi sekiz yıl sonra ülkesine dönerek Japon işgalcilere karşı gerilla mücadelesini başlattı. 1945 yılında ülkenin bağımsızlığını kazanmasının ardından sosyalist işçi ve köylü devleti Vietnam Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Fransız sömürgecilerin savaşla karşılık vermesi üzerine dokuz yıl sürecek yeni bağımsızlık savaşı başladı. 1954’te Fransızlara karşı kazanılan büyük zaferin ardından Ho Chi Minh, Vietnam Devlet Başkanı ilan edildi. Bağımsızlık ve demokrasi sürecinin onuncu yılında, sömürgeciliğin dünya jandarmalığı rolünü üstlenmiş ve Güney Vietnam hükümetinin hamiliğini yapan ABD doğrudan savaşa dâhil oldu. Amerika’nın 1964’ten 1968’e kadar süren bombardıman savaşına karşı direnişi ve Güney Vietnam’daki ulusal kurtuluş cephesi Vietkong’un efsanevi mücadelesiyle Ho Chi Minh bütün dünyada kurtuluş hareketlerinin sembolü haline geldi ve bağımsızlık mücadelesi veren sömürge ülke halkları nezdinde büyük önder sıfatıyla selamlandı. Başkan Ho Chi Minh, beş milyona yakın Vietnamlının yaşamını kaybettiği savaşın büyük zaferle sonuçlanışını göremedi. Geçirdiği kalp krizi sonucu 2 Eylül 1969’da yetmiş dokuz yaşında yaşamını yitirdi. 
Kullanılan Reklam Mecraları: Sosyal Medya ve Gazete/Dergiler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100502</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0003f5cd-4789-411a-bc28-44087616d10b.jpg</image:loc>
            <image:title>Mesleki ve Teknik Eğitim-Görüşler</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, ülkemizin bugün içinde bulunduğu durumdan rahatsız olan, milletinin huzuru ve refahı için bir şeyler yapılması gerektiğine inanan, düşünen, kafa yoran bazı Teknik Öğretmenlerin   Mesleki Teknik Öğretim ile ilgili  görüşlerini okuyacaksınız. Bu görüşler yazarlarının görüşleridir. Kitaba özgün haliyle konmuştur.  
* 
Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar. 
Mustafa Kemal Atatürk 
* 
Milli sanayisini kuramayan toplumlar, kendi markalarını üreten toplumların hizmetçisi olmaya mahkûmdur. 
Dr. İlhami Pektaş 
* 
İcat ettiğimiz her yeni teknoloji, başka yeni teknolojileri icat etmemize yarayan bir araç haline geliyor ve böylece büyüyerek devam ediyor. 
Dan Brown</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100504</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1c37f96-daf2-4d22-b4b1-6e455e70e6bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Melek Terörist Fahişe</image:title>
            <image:caption>DEVLET, MAFYA, GENELEV PATRONİÇESİ ÜÇGENİNDE, SOLUK SOLUĞA BİR DÖNEM ROMANI 
 
Holly, Lilli ve Iris gibi ünlü film karakterlerini şaşırtıcı biçimde canlandıran güzel kadın melek mi, terörist mi yoksa fahişe mi? 
Ünlü gazeteciyi ağına nasıl düşürdü? Amaçlarına neden alet etti? 
Matilt Manukyan nasıl Türkiye’nin en zengin iş insanlarından biri oldu? Dünyanın bir numaralı genelev patroniçesi Madam Manukyan’ın otomobilini havaya kim uçurdu? Ermeni terör örgütleri mi, milliyetçiler mi, muhafazakârlar mı yoksa mafya mı? 
70’li yıllara damgasını vuran Ermeni terör örgütü ASALA’nın arkasında kim vardı? Lideri Agop Agopyan nasıl öldürüldü? 
Londra’da başlayan, İstanbul’u birbirine katan ve Atina’da sona eren büyük macera için hazır olun! 
Dönem romanlarının büyük ustası Osman Balcıgil’in kaleminden.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100505</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/219922f4-b2a4-4f83-95d7-60207585f6c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhabbet Duaları Aşkın Dorukları</image:title>
            <image:caption>İki ruh, dua ile bir araya gelirse, bağ en derin yerden kurulmuş olur... 
Bir kalbi gerçekten çok seversen, onu sadece Allah’tan iste. Bunun en samimi ve saf yolu, Dua’dan geçer… 
MUHABBET DUALARI: 
Barışma 
Geri getirme 
Aldatılmaya son verme 
Aşkı artırma yolları 
Cazibeli olma 
Evde, aile içi huzur 
İlişkiyi şifalandırma 
Kısmet açma 
Evlilik, eş bulma 
Yalnızlığa son verme 
Evliliği kurtarma 
Bitmeye yüz tutmuş ilişkiyi canlandırma 
Ve aşka, ilişkiye dair en etkili Dua, Ritüel, Uygulama ve Tılsımlar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100506</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f91ace55-8e64-4399-8d00-49fe85254063.jpg</image:loc>
            <image:title>Radyo Hld Sonsuzluk Bağı Antoloji Şiirler-1</image:title>
            <image:caption>Bu antolojide şiire gönül vermiş ve yüreğinden süzmediği tek bir kelimeyi bile kağıda dökmemiş yirmi beş kalemin dizelerini okuyacaksınız. 
Sevgiyle atılan her adım sonsuzlukta yerini alır dedik ve koyulduk yola. Özenle hazırlandık bu yolculuğa.. Şiirdir ruhun dizelerle yaptığı resim rengarenk bir tablo uzatıyoruz gözlerinize yurdun dört bir yanından kan bağı olmadan can bağı ile birbirine kenetlenmiş yirmi beş kalem. Biz biliyoruz ki şiirler şairlerden uzun yaşar bu nedenle, yarınlara bugünlerden ölümsüz bir nefes bırakıyoruz. 
Şahidi olacağınız bu yolculukta, heybenize sonsuz saadet dolması dileğiyle!.. 
Bu dostluk bağının kurulmasında emeğini hiç esirgemeyen Hakan Çakmakçılar ve sevgili eşi Semra Aydın Çakmakçılar’a çok teşekkür ediyoruz. Ömür boyu dostluğa diyoruz. 

Çünkü sanatta saygı ilkemizdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100507</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93e40c66-bbb3-434c-b051-65c841639ae8.jpg</image:loc>
            <image:title>Yarının Teknolojileri İş Başında</image:title>
            <image:caption>Dördüncü Sanayi Devrimi ufukta! Hiç hayatımızı bu kadar hızlı ve kökten değiştiren teknolojik yeniliklerin olduğu bir zamanda yaşamamıştık. Yapay zekâ, blokzinciri, akıllı robotlar, kendi kendine gidebilen arabalar, üç boyutlu baskı, ileri genomik teknolojiler ve bu kitapta ele alınan diğer inanılmaz teknoloji trendleri yeni bir sanayi devriminin habercisi. 
Nasıl buhar, elektrik ve bilgisayarlar sırasıyla ilk üç sanayi devriminin itici güçleri olduysa, bu kitapta yer alan 25 teknoloji de Dördüncü Sanayi Devrimi’ne yön veriyor. Önceki devrimlerde olduğu üzere, bu devrim de işletmeleri değiştirecek, iş modellerini yeniden şekillendirecek ve tüm sektörleri dönüştürecek. 
Bernard Marr kitabında farklı ölçekte ve sektörlerde şirketlerin yenilikçi iş çözümleri için yarının teknolojileriden nasıl yararlanabileceklerini açıklıyor. Çok çeşitli trendleri ele alıyor ve şirketlerin bu yeni ve ufuktaki teknolojileri pratikte nasıl kullandıkları hakkında örnekler veriyor. 
Şirketinizi geleceğe hazırlar ve yol haritanızı çizerken bu kitap size rehber olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100508</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15374873-3092-425b-b545-d51f2615d577.jpg</image:loc>
            <image:title>Acı Çeken İnsan</image:title>
            <image:caption>Siz, hiç acı çektiniz mi? Ya da tam bugün, hangi acıların birleşimi ruh hâlinizi boyuyor? 
Psikoloji ne yazık ki insanların üzerinde en rahat konuşup spekülasyon yaptıkları bilim dalıdır. Oysa bu spekülasyonlar, psikoloji biliminin gerçekliğiyle pek çok zaman çelişen ve çoğu zaman da yalnızca tahminlerden ibaret olan bilgilerdir. 
Aslında psikolojinin temel olarak neyi incelediği sorulsa bence yanıt, ‘acı çeken insanı’ olacaktır. 
İnsan psikolojisinin merkezinde aslına bakılırsa düşünce değil, acı çekme kapasitesi ve acı çekmek vardır. 
İnsanı diğer canlılardan ayıran temel kapasite düşünme olsa bile düşünme, empati gücüyle birleştiğinde devamında acıyı getirmektedir. 
Acı çekme veya acı çekme kapasitesi insanı diğerlerinden farklı ve insan ya da daha bir insan kılmaktadır. 
Peki, “Psikolojik rahatsızlıklar genetik midir?” 
“Parasızlık erkekler için neden acı vericidir?” 
“Az veya çok konuşan bir insan, anormal bir insan mıdır?” 
“Öldürmeyen acı güçlendirir mi?” Elinizdeki kitapta, benzer birçok sorunun yanıtını bulacaksınız!..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100509</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35b49372-9613-40b3-91b4-23bfd30f2488.jpg</image:loc>
            <image:title>Dijitalin Kitabı mı Olur?</image:title>
            <image:caption>İster kurumsal bir şirket ister dün kurulan yeni bir marka olun; dijitalin büyüleyici bir o kadar da korkutucu dünyasında nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız ya da gittiğiniz yolda kendinizi biraz kaybolmuş hissediyorsanız, bu kitap tam size göre. Kitabın ilk bölümü yenidünyada bir marka kurarken dikkat edeceğimiz, kimlik ve markanın varoluşa dair unsurlarını; ikinci bölümü ise dijital dünyada markanızı parlatmak, fark yaratmak ve bu işi hakkını vererek yapmak üzerine önerilerimi içeriyor. Bu kitabı baştan sona da okuyabilirsiniz, sadece ilgili bölümlerdeki hap bilgilerden anlık da yararlanabilirsiniz. 
 
Elma Yayınevi yeni kitabı Dijitalin Kitabı mı Olur ile yenidünyada dijital pazarlama konusuyla buluşturuyor okuyucusunu. Metaverse, NFT ve günümüzün tüm öne çıkan konuları sizlerle… 
 
Yazar Hakkında: 
Göksemin Gökalp Özdemir, 1984’te Elazığ’da doğdu. Yeditepe Üniversitesinde İşletme eğitimi aldıktan sonra TNT Express’te çalışmaya başladı. Yine aynı okulda tamamladığı MBA eğitiminin ardından da Calvin Klein, Swatch, G-Star Raw, Vakko gibi markalarda marka yöneticiliği yaptı. 2015 yılında kendi işini kurarak marka yönetimi ve dijital stratejiler konusunda danışmanlık vermeye başladı. Bugüne kadar 900’ü aşkın girişimin büyüme sürecinde yer aldı. Google Launchpad, Google Developers Group, İş Bankası Workup, Hackquarters, WeWork Labs, Seedstars, Grants4Apps ve Startupbootcamp gibi girişimcilik programlarında mentorluk yapıyor ve bu dünyanın 20’den fazla ülkesinde Türkiye’yi temsilen jüri ve mentorluk görevleri üstleniyor. Türkiye’nin en iyi üniversite ve şirketlerinde, “Dijital Dünyada Marka Olmak”, “Girişimcilik ve Marka Stratejileri” üzerine eğitimler veriyor ve konuşmalar yapıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100510</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/984c16cb-9f49-4724-a52e-f5d93b831b64.jpg</image:loc>
            <image:title>Korsan Kralın Kızı</image:title>
            <image:caption>ALMAYA GELDİĞİM ŞEYİ ELE GEÇİRDİĞİM ANDA ONUN HAKKINDAN GELMEK İÇİN YETERİNCE ZAMANIM OLACAK. 
 
Efsanevi bir hazinenin anahtarı olan gizemli bir haritayı ele geçirmesi için görevlendirilen on yedi yaşındaki korsan kaptan Alosa, düşmanlarına bile isteye yakalanıp gemilerini aramak için kendine mükemmel bir fırsat yaratıyor. 
 
Acımasız korsanlardan hiçbir farkı olmayan genç kaptanın haritaya ulaşmasının önünde sadece tek bir engel var: Kendisini kaçıranların arasında beklenmedik bir şekilde zeki ve son derece yakışıklı bir korsan olan yardımcı kaptan Riden. Ama endişelenmeye gerek yok çünkü Alosa’nın da birkaç numarası var. Zaten hiç kimse Korsan Kralın Kızını durduramaz. 
  “Levenseler bu eğlenceli, hızlı ve romantik deniz fantezisiyle ETKİLEYİCİ BİR İLK ROMANA imza atarak korsanlar, sirenler ve ıssız adalardan oluşan alternatif bir dünya yaratıyor… SAKIN KAÇIRMAYIN.” - Publishers Weekly</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100511</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc90b4a0-2d61-4768-9746-19c0140407d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Lanetlilerin Krallığı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kötülerin Kraliçesi olmayı kabul eden Emilia, Cehennem Prensi Öfke ile birlikte Yedi Çember’e doğru yola çıkar. Orada kendisini lanetlilerin hüküm sürdüğü bir dünya beklemektedir. 
 
Yedi Çember’e gelen Emilia şaşaalı saraylar, gizemli davetler, birbirine ihanet eden prensler ve kafa karıştırıcı ipuçlarıyla dolu bir dünyayla karşı karşıya kalır. Bir zamanlar müttefiki olan Öfke’ye yeniden güvenebilecek midir? Yoksa Öfke ondan doğasıyla ilgili tehlikeli sırlar mı saklıyordur? 
 
Lanetlilerin Krallığı’nda ilk kural kimseye güvenmemektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100512</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0aa8fac7-07bb-48c6-980a-e22a103d2e87.jpg</image:loc>
            <image:title>Hoş Geldin Bebeğim!</image:title>
            <image:caption>Hoş geldin bebeğim, işte buradasın
Şu tatlılığa da bakın
Minicik ve pırıl pırılsın
Başta atan bir kalptin yalnızca
Şimdiyse başlamak üzeresin bu güzel hayata…
Yeni bir bebekle gelen özel duyguları anlatan,
kalplere ve evlere hoş geldiniz diyen tatlı bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100513</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df4ce407-4bb6-4813-b3cb-a066ae37c107.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutluluk Günlüğü</image:title>
            <image:caption>Güçlü ile Ülkü kardeşlerin gemi kaptanı olan babalarına kavuşmalarına daha üç ay vardır. Babaları, onu çok özleyen çocuklarına bir oyun öğretir. Oyunun adı zamanı hızlandırma oyunudur.
Peki, nedir bu zamanı hızlandırma oyunu? Zaman, nasıl olurda daha hızlı akabilir? Her şey bu oyunla başlar. Ülkü ve Güçlü, yaşadıklarını Mutluluk Günlüğü&apos;ne yazarlar. Günlük zamanla sıcacık ve mutlu hikâyelerle dolar. Peki, onları bu kadar mutlu eden şey nedir? Kimlerin hikâyesi Ülkü ve Güçlü sayesinde mutlu sona kavuşur?
İki kardeşin duygu dolu maceralarına ortak olmaya hazır mısınız? Hazırsanız Mutluluk Günlüğü size sayfalarını açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100514</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72fe2541-3314-4185-a581-ea36cb661782.jpg</image:loc>
            <image:title>Yerden Göğe Ağaçsın</image:title>
            <image:caption>Atalarımız, toprağın derinliklerine kök salan ve gökyüzüne doğru yükselen şeylere &quot;ıgaç / yıgaç&quot; demişler. Biz bugün onlara &quot;ağaç&quot; diyoruz. Hem derinlere hem de göklere doğru büyümek çok güzel olmalı. Sen de her gün büyüyorsun, bir ağaç gibi.
Bu kitapta elli tane ağaçla tanışacaksın. Elli farklı yaşam öyküsü. Hep birlikte büyüyeceksiniz.
“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100515</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/307cf9f3-5e97-40c8-99ab-b1222299332c.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekilin Ben Okurum</image:title>
            <image:caption>Bu öyküler kimler için? Bu öyküler haklarını arayan okurlar için! Kitabın kahramanları Benekli Fil, Çita Kita, KarKarınca, Dev Lama, Bilmiş Baykuş, Koala Ko, Ahtapot Çillipot, Okumaz ve Kitapların Kralı Kızıl Panda... Hepsi de hem kitaplarla hem de kendileriyle ilgili müthiş keşifler yapıyorlar. ŞIMDI SIKI DUR! Sen de bu kitabın bir kahramanı olmak üzeresin! 
Çocuk edebiyatının sevilen yazarı Anıl Basılı, tüm çocukları kitapların zengin dünyasına davet ediyor ve onları “okur” olma kavramıyla tanıştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100516</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe7faaa8-00af-4598-8be0-3b93cff310dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Sana Kim Sarılacak?</image:title>
            <image:caption>“Keşke dişli bir kadın olsaydı. Dengesiz, buhranlı davranabilseydi, bir deliyi bile kaçıracak kadar manyaklaşsaydı. Sakin, uyumlu bir kadındı, kimseyi incitmemişti, başkalarının önceliklerini gözetmişti. Belki kendini incitmek de kötülüktü. Sırf bu sebeple kötü kadındı belki. Bunca susması, durması, basiretsizliğindendi, belki onda gelişmemiş bir ahlak açığı veya toplumsal rolünde olgunlaşmamış bir köşe vardı.” 
Annenin ölümü, beş kardeşi pek yakında yıkılacak aile evinde bir araya getirir. Abla Yaprak’ın huzursuz kumandasında geçirilen bir hafta sonunda, yaşarken kendini ele vermeyen annenin ufak tefek sırları ortaya çıkar. Yaprak, annesiyle ne çocukken ne de o ölüme giderken kurabildiği yakınlığı anlamlandırmak peşindedir. Anneyi ve yıllar önce bir deniz kazasında ölen kaptan baba ile annenin arasındaki tuhaf ilişkiyi çözebilmek için çocukluk anılarının parçalarını birleştirmeye çalışır…   
Sana Kim Sarılacak ağaç gibi ayakta durmaya çalışan bir kadının, yakınlaşma fırsatını kaçırmış bir anne kızın çarpıcı hikâyesi.    
 
 
Yazar Hakkında: 
Çağnam Erkmen, İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi ve İTÜ’de okudu. İlk öykü kitabı Aniden ve Hepsi Birden 2009’da, ikincisi Yok 2014’te yayımlandı. İlk romanı Öl (2016), ikinci romanı Yıldızfer (2018) Doğan Kitap’ta basıldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100517</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dea7cbc0-0571-40a7-8967-fa1e68ad7b5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Homodominans</image:title>
            <image:caption>Hankyoreh Edebiyat Ödülü ve Surim Edebiyat Ödülü’nü kazanan Chang Kang Myoung’dan, daha güçlü olmak ve kazanmak için tekrar tekrar evrimleşen yeni bir insan ırkının, “Homodominans”ın hikâyesi… 
 
“Genler, bizim de bilmediğimiz yepyeni bir biz için en gerekli yeteneği geliştirerek gün yüzüne çıkardı. Bu, başkalarına hükmedip kendimizi kontrol etme yeteneğiydi. Bizler, yeni bir türde üstinsanlarız. Homo Sapiens’in bir sonraki ayağı olan Homodominans’larız.” 
 
Adımlarını durdur da ardına bir bak, 
Sana gözlerini belertip sırıtanlar var! 
İşte onlar, 
Yaşantına yön veren Homodominanslar! 
En güçlü üstinsan türünün doğuşu! 
İnsanlığın yaşamı ile güvenliğinin ortaya koyulduğu Homodominans’ın kanlı savaşı,  
Şimdi, burada gözler önüne seriliyor! 
 
Yazar Hakkında: 
Güney Koreli yazar Chang Kang-myoung, 1975 yılında Seul&apos;de doğdu. Yonsei Üniversitesi Şehir Plancılığı bölümünden mezun oldu ve bir inşaat şirketinde çalıştı. Ardından Dong-A Daily&apos; gazetesinde 11 yıl muhabir olarak çalıştı. Yazar olarak kariyerine 2011 yılında The Bleached adlı romanıyla başladı ve bu ilk kitapla Hankyoreh Edebiyat Ödülü&apos;nü kazandı. Pek çok romanı ve kısa öyküsü bulunan yazarın “Yılın Yazarı” da dahil olmak üzere pek çok ödülü bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100518</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbf499e7-3308-4e36-bbc8-60e3092c5452.jpg</image:loc>
            <image:title>Evimizdeki Canavar</image:title>
            <image:caption>“Dünya halk sağlığı kurumları pandemilere karşı daha ziyade Titanik’teki tahliye sandalı sistemini andıran bir şekilde örgütlenmişlerdir: Şirketin eli sıkı ve basiretsiz tutumu nedeniyle birinci sınıf yolcuların büyük bir çoğunluğu, hatta mürettebatın bir kısmı boğularak hayatını kaybedecek; üçüncü sınıfta yolculuk eden yoksullarınsa binecek tek bir cankurtaran sandalları bile olmayacak; kaderlerine terk edilen bu insanların hepsi buz gibi sularda ölüm kalım savaşı vermek durumunda kalacaklar.” 
 
Türkçede büyük ilgi gören Gecekondu Gezegeni ile bilinen yazar ve aktivist Mike Davis, 2005’te yazdığı Kapımızdaki Canavar adlı kitabını Covid-19 pandemisiyle birlikte güncelledi: Evet canavar artık evimizde! 
 
Mike Davis’in kehanetlerinin birer birer doğrulandığı bugünlerde ortalığı saran komplo teorilerinin yarattığı toz duman havası dağılınca şapkamızı önümüze koyup kâr peşindeki ilaç tekellerinin, doğayı tahrip eden kapitalist şirketlerin, fast food endüstrilerinin, yozlaşmış yönetimlerin, bu viral kıyametlerde oynadıkları kilit rolü sorgular olduk. Yaşadığımız felaketi adlandırmak için tılsımlı “kader” ve “komplo” sözcüklerinden fazlası, kıyametin failini işaret eden bir bilinç gerekiyordu. İşte, Mike Davis’in viral kıyametin ekonomipolitiğini olanca çıplaklığıyla gözler önüne serdiği Evimizdeki Canavar bu bilincin eseri. 
 
Yazar Hakkında: Mike Davis, tarihçi, kent kuramcısı ve aktivist. Aralarında City of Quartz [Kuvars Şehri], Buda’s Wagon, Ecology of Fear [Korkunun Ekolojisi], Magical Urbanism [Büyülü Şehircilik], Dead Cities and Other Tales [Ölü Kentler ve Diğer Masallar] ve Jon Wiener’le birlikte kaleme aldığı Set the Night on Fire adlı kitapların da bulunduğu pek çok kitabın yazarıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100519</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88761b4b-b6ee-4a50-8850-5b5d577e337e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kurtlaşmak</image:title>
            <image:caption>Evinden bir kez ayrıldığında artık sonsuza dek yabancısın demektir… 
 
Londra’da bir süpermarkette güvenlik görevlisi olarak çalışan Weston Kogi, halasının cenaze törenine katılmak üzere Batı Afrika’ya dönmek zorunda kalır. Yıllar önce ardında bıraktığı insanlarla tekrar karşılaşması ve kendisini bir cinayet dedektifi olarak tanıtması sonucu, iki farklı ayrılıkçı grup tarafından yerel kahraman Papa Busi’nin gizemli cinayetini araştırmaya zorlanır. Ancak cinayetin ardındaki gerçek, ülkeyi iç savaşa sürükleyebilecek kadar tehlikelidir. 

Arthur C. Clarke ödüllü bilimkurgu romanı Rosewater üçlemesiyle tanıdığımız Tade Thompson’ın ilk romanı Kurtlaşmak, yakıcı güneşin altında süregiden ve vahşeti hiç dinmeyen bir eve dönüş hikâyesi… 
 
“Muhteşem bir güç gösterisi” 
Adrian Tchaikovsky 
 
“Zekice. Sürükleyici. İnanılmaz!” 
Ann Leckie 
 
“Sert, inatçı ve düşündürücü…” 
M. W. Craven</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100520</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/18bc7122-8a95-40d0-985c-2e9f28020c1a.jpg</image:loc>
            <image:title>İkiz Kod</image:title>
            <image:caption>Gerçek, sandığınız kadar gerçek olmayabilir! 
Genç Vincent’ın tek isteği yaşıtları gibi normal bir hayat sürmektir. Ancak dünyanın yapay zekâ tarafından yönetildiği ve tüm insanlığın sosyal kredi sistemine tabi tutulduğu distopik bir gelecekte işi hiç de kolay değildir. Annesini uçak kazasında yitiren ve mekanik hayvanları tamir ederek geçinmeye çalışan Vincent’ın hayatı, Alina Sartorius adlı gizemli bir kadının ziyaretiyle ansızın değişir. Artık Vincent için hem annesinin sır dolu geçmişiyle hem de dünyaya hükmeden karanlık sistemle yüzleşme vakti gelmiştir. 
 
Karanlık Gürültü ve Yapay Tanrı kitaplarıyla tanıdığımız Margit Ruile’den simülasyonun gerçekle iç içe geçtiği sürükleyici bir macera daha. 
 
“Gerçeklikten sanal dünyaya taşan heyecan verici bir av oyunu.” Straubinger Tagblatt</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100521</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad4f5b0e-d319-49d4-857d-e7c8a30c1d61.jpg</image:loc>
            <image:title>Endişe Tedavisi</image:title>
            <image:caption>Bu kitap sayesinde, endişeleriniz olmadan, yeni insanlara yaklaşabilir, topluluk içinde daha kolay konuşabilir, zorlayıcı işler alabilir, daha önce almadığınız riskleri alabilir, bugün oldukları haliyle ilişkilerinizin tadını çıkarabilir, insanların işinizle ilgili ne düşündüğü yerine, işinize odaklanabilir, ertelemenin üstesinden gelebilir ve bugün hayatınızdan daha fazla yararlanabilirsiniz. 
Nasıl mı? Şu 7 adımı uygulayarak: 
1.      Yararlı ve yararsız endişeyi belirleyin. 
2.      Gerçeği kabul edin ve değişmeye kararlı olun. 
3.      Endişeli düşünce şekline meydan okuyun. 
4.      Daha derindeki tehdide odaklanın. 
5.      Başarısızlıkları fırsata çevirin. 
6.      Duygularınızla ilgili endişe duymak yerine onları kullanın. 
7.      Zaman yönetimini ele geçirin. 
 
‘Mükemmel bir kitap! Kendi kendini değerlendirme ölçekleri her okuyucunun kişisel endişe alanlarını daraltıyor, hayatlarını dönüştürücü değişiklikler yapmada onlara destek oluyor ve endişenin üstesinden gelmede anlaması kolay ve adım adım uygulanan yöntemleriyle araştırmaya dayalı kullanışlı araçlar sağlıyor.’ 
Dr. Monica Ramirez Basco</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100522</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3af8b2bc-3b41-4f62-ba61-1a0ff8f3b18d.jpg</image:loc>
            <image:title>Karagözcüler İçin Tarih Dersleri</image:title>
            <image:caption>Ben unutuyorum ama taş unutmuyor asla suda sektirilişi 
Çünkü taş biliyor ki su hep aynı hevesle zıplatacak onu göğsünde 
Ve su biliyor ki hiçbir şey canlı kalmayacak istese de üstünde 
 
Dip denen garip ve gri bir adresi var şu biçimsiz dünyanın 
Her taş bilerek doğar günün birinde kum olacağını 
Bu yüzden hep tarifsiz bir sancı gibi taşır çölünü içinde 
Unutmayı öğrendiğimi bile şehvetle unutmuşken 
Amaçsız savaşlar girdi araya 
Takvimler ekinokslar döngüler 
Kızdırılmış cemreler döküldü üstümüze kalenin burçlarından 
Öyle bir çağa denk geldik ki lirizminden soyundu insanlık 
Ve ben çoktan unuttum Okul harçlıklarına sığan bakkal mutluluğunu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100523</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35fd4fa1-d5a3-41d7-a81a-d722765d8881.jpg</image:loc>
            <image:title>Makberimden</image:title>
            <image:caption>“Ağır sözler geçirmeli yaşamın koca biçimsiz kafasına. Hakkıdır bu, haksız yaşamların sonuçta. Yaza yaza bitirememiş mahir yazarlar, üstatlar, biz mi bitireceğiz, demeden yazmalı. Öyle yazmalı ki kelimeler cümleden kaçmak istemeli. Oynamalı hayatla, kapatıp uzun paragrafların üzerini, noktaya hasret bırakmalı cümleyi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100524</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef3845a5-b3db-439b-91d2-3e8051b08e49.jpg</image:loc>
            <image:title>Mor Sümbülün Fısıltısı</image:title>
            <image:caption>Büyükannesinin beklenmedik bir şekilde ortadan kaybolması üzerine onun mirasını geçici bir süreliğine devralan Alya, kendini hiç tanımadığı, varlıklı Işılay ailesinin bahçe bekçisi olarak bulur. Başta bunu normal bir görev olarak üstleneceğini düşünse de işler tam tersi yönü göstermektedir: bahçedeki sümbüller Alya&apos;ya bilmeceler fısıldıyorlardır. Hem de bu şiirli bilmeceler, Işılay ailesinin tahmin dahi edilemeyecek karanlık sırlarının ortaya çıkmasına vesile olacak bir sürecin ilk filizlenen tohumları olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100525</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c9190af-2218-4935-914b-77b773c4bc75.jpg</image:loc>
            <image:title>Adı Yok Şiirlerin</image:title>
            <image:caption>Adı olmayan şiiri nasıl bulabilirsin 
Düş kapanına yakalanmayan korkular gibi 
Sabahlara daha var oysa 
Bizim üzerimize tanıdığımız bulutlar düşmeden 
Yüreğim sor bana 
Bırak yıkmasınlar galata&apos;yı Adını koyamadığın bir şiiri nasıl yazabilirsin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100526</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df5fa639-98cc-48c4-99bf-16995e3b2326.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebek</image:title>
            <image:caption>Geçmişin zihin oyunlarına maruz kalan, hatırlayamadığı çocukluğunun ve şimdiki zamanın arasına sıkışıp kalan, geçmişin tozlu raflarında kendini bulmaya çalışan Hera, kaybedilen sevdikleriyle, kana bulanan ellerle, kül olan hatıraları ve kucağındaki küçücük bebekle her şeye yeniden başlayacak… 
 
Ona bu gerçeklerle birlikte yaşamayı öğretecek olan Uraz, Hera&apos;nın hayatını düzene sokmak isterken Tanrı onların hayatlarını bir kördüğüm gibi birbirine bağlayacak. Vakit, bu düğümleri çözme vakti değil, düğümleri kesip atma vaktidir. 
  “Şimdi sahne senin. Artık başrol sensin.”sılıklara açık tutarsan hiçbir şeyin imkânsız olmadığını görürsün…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100527</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/116ef63c-d306-4f79-aa79-f6ce872daa8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kambur</image:title>
            <image:caption>Hakan, 2020 yılında savaştan birkaç gün sonra Bakü&apos;de karşılaştığı Şule ile kısa bir süre sonra arkadaşlık kurar, o zorlu süreçte yeni arkadaşının etkileyici hayat öyküsünü dinler. Hakan, yılın sonunda memleketine geri döner. Şule ise yaşadığı ağır kaybın ardından iyileşme sürecine başlar ve kendine yeni bir sayfa açar. 
  Bir buçuk yıl sonra yolları İstanbul&apos;da yeniden kesişince, bu sefer Hakan&apos;ın farklı ve gizemli tavırları, dahası saklamaya çalıştığı gerçekler Şule&apos;nin dikkatini çeker. Şule&apos;nin ısrar ve devamlı desteğinden sonra Hakan&apos;ın anlattığı hayat hikâyesi, yıllardır saklanmış olan ve hayatını zorlaştıran psikolojik sorunu, sırlı geçmişi ve korkularını ortaya çıkaracaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100528</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a6d07e9-f7fc-45ce-96bd-0966228cbe80.jpg</image:loc>
            <image:title>Sinema ve Toplumsal Cinsiyet</image:title>
            <image:caption>2010- 2020 yılları arasında çekilmiş on iki filme odaklanan Sinema ve Toplumsal Cinsiyet’in ana temaları patriyarka, kadının özne olarak varlığı, kadın emeği, anne kız ve kız kardeş ilişkileri. Söz konusu filmlerin bazılarında görünür ve somut, bazılarındaysa görünmeyen ve anlatı dışında bırakılan bir babaya duyulan özlem, baba eksikliğinden kaynaklanan sorunlar söz konusudur. Babayı kamusal alan ve özgürlükle, anneyi ise çocukla yakın ilişkiden sorumlu kılan yapı, anneye “kadın” olarak dişil kimliği ile farklı bir birey olma hakkı tanımaz.
Bu kitapta, kadın karakterlerin bakış, ses ve taşra özelinde mekanda varoluşları üzerinden özne olma olasılıkları tartışılmakta, patriyarkal yapı, emek gücü içerisindeki konumları, anne-kız ilişkileri göz önüne alınarak filmlere dair bütünlüklü bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100529</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f788d6c9-4edd-436b-a7d9-127e77b56770.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyanış Sonrası Yaşamın Kılavuzu</image:title>
            <image:caption>“Meditasyon bir kaçış değil, gerçekle sakin bir karşılaşmadır.” 
– Thich Nhat Hanh 
 
Zihnin gerçek karakteri düşünmede değil farkındalıkta gizlidir. İşte meditasyon tam da burada başlar. Meditasyon hiçbir şey düşünmezken zihnimizi keşfetmeye yönelik tek çabamızdır. Meditasyon anlık ya da dönemsel sakinleşme molaları değil bir yolculuktur, dönüşümü içerir, nihayetinde sizi çabasız uyuma getirir. Sağlığınızın her yönünü etkiler ve vücudunuzda olumlu değişiklikler meydana getirir, zihinsel bakış açınızı etkiler, karar verme yeteneğinizi artırır, endişe ve kaygıyı ortadan kaldırır. 
Uyanmış yaşam enerjik ve tamamen bilinçlidir, böylelikle sıkıntıları siler. 
New York Times en çok satan yazarı, dünyada meditasyon devriminin öncülerinden klinik profesör ve bilimadamı Dr. Deepak Chopra UYANIŞ SONRASI YAŞAM KILAVUZU kitabıyla meditasyonun bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhani olarak size kazandırabileceklerini anlatıyor. Bu kitaptaki tam meditasyon uygulamasıyla, daha yüksek bir bilinç seviyesi ve daha anlamlı bir varoluş için arayışa çıkacaksınız. Sunulan birbirinden farklı farkındalık egzersizleri ve 52 haftalık meditasyon programıyla hayatınızın her alanında devrim yaratacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100530</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12f04489-1e9a-4e27-8627-a5ed9ac70772.jpg</image:loc>
            <image:title>Savunma Kürsüsünde</image:title>
            <image:caption>“Sabah 09.00’da başlayan Mamak duruşma ve görüşmelerinden ya saat 24’e yaklaşırken ya da akşam saatlerinde gün batımlarında dönüyorum. Ben Mamak’ta yaşıyorum aslında. Başka bir ülkede gibiyim. Akşam, şehir otobüsü Dikimevi’ne geldiğinde sanki tarih değişiyor ve karanlık bir âlemden aydınlık bir başka ülkeye düşüyorum. Garip bir duygu bu. Arkamda bambaşka bir dünya kalıyor. Orası cehennem! Bu duyguyu neden Dikimevi’ne geldiğimde hissediyorum, bilmiyorum. Başka bir ruh hali. Mamak’ı unutmak istiyorum. Olmuyor. Eve gelince oğullarımı öpmeyi, eşime sarılmayı hak görmüyorum. Aramıza Mamak’ta bırakılmış yüzlerce yüz giriyor. Gece olup eve vardığımda yeniden yüreğim kanamaya başlıyor. Yüzü pencereye yapışık her gece benim yolumu bekleyen Emre, sokakta beni görür görmez kardeşine “Annemiz geldi! Yaşasın annemiz geldi!” diye sesleniyor. Oğullarıma sarılmak içimi acıtıyor. Mamak’takiler, çocuklarını koklayamaz, eşlerine, annelerine, yakınlarına, sevdiklerine sarılamazken çocuklarıma sarılmayı hak görmüyorum. Yüreğim yanıyor.” 
 
Şenal Sarıhan’ın, 68 kuşağının yurtseverlik bilinciyle başladığı öğretmenlik mesleği, 12 Mart 1971 sıkıyönetim döneminde onu cezaevi ile tanıştırır. Aynı dönemde, Sağmalcılar Lisesi’nden kendi öğrencileri ile birlikte girdiği üniversite sınavlarında hukuk fakültesine girme hakkı da kazanmıştır. Dönemin siyasî tutuklularının 74 affı ile özgürleşmesinden sonra hukuk fakültesini bitirir. Bir siyasî dava sanığı olarak yaşadıkları onu siyasî dava avukatı olmaya yönlendirir. Bu kitapta, bir kadın avukatın, insan hakları ve kadın hakları mücadelesinin öyküsünü okuyacaksınız. Bu öykü, aynı zamanda 12 Mart, 12 Eylül ve 90’lı yıllar olarak bilinen olağanüstü hal dönemleri yargılamalarına tanıklıktır. 
 
 
İçindekiler; 
 
Çocukluk 
İlk Gençlik 
Öğretmenlik 
12 Mart ve Cezaevi 
Evlilik ve Sürgünler 
Savunmada: 1977-1980 
Savunmada: 1980-1986 
Savunmada: 1986-1990 
Savunmada: 1990-1993 
Savunmada: 1993-1997 
Savunmada: 1997-2006 
Savunmada: 2006-2014 
Albüm</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100531</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7026a119-5ddc-4920-990a-53a9613683d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Tohumların Zaferi</image:title>
            <image:caption>İÇERİK TANITIMI: “Hem bir keşif yolculuğu hem de bir davet olan bu kitap, tohumların evrim, doğa tarihi ve insan kültürü boyunca açtığı dolambaçlı yolu takip ettikçe büyüyen merakımla birlikte artan bir ilgiden doğdu. Araştırma yaptığım ormanlar ve laboratuvarlardan başlayıp yol boyunca tanıştığım bahçıvanların, botanikçilerin, kâşiflerin, çiftçilerin, tarihçilerin, keşişlerin –ve elbette harikulade bitkilerin, onlara bağımlı olan hayvanların, kuşların, böceklerin– kılavuzluğunda hikâyenin gelişmesini izledim. Tohumların ortak özelliklerinden biri onları bulmak için uzaklara bakmamıza gerek olmamasıdır, çünkü tohumlar dünyamızın ayrılmaz bir parçasıdır. 
“Evet, bir tohumlar dünyasında yaşıyoruz. Sabah kahvemizden, onun yanında yediğimiz çörekten tutun da kıyafetlerimizin dokunduğu pamuğa, yatmadan önce içtiğimiz bir fincan kakaolu süte kadar tohumlar gün boyu bizimledir. Tohumlardan yiyecekler, alkollü içkiler, yağlar, baharatlar, zehirler, yakıtlar, iplikler, boyalar elde ediyoruz. Tohumlar dünyadaki hayatın temel yapıtaşlarıdır; farklı beslenme alışkanlıklarının, ekonomilerin ve yaşam tarzlarının temelini onlar oluşturur. Keza, vahşi doğadaki yaşama dayanak oluşturanlar da yine onlardır. 
“Peki tohumlar nasıl bu kadar başarılı oldu? Tohumların ve onları taşıyan bitkilerin gezegenimizi tepeden tırnağa değiştirmelerine imkân tanıyan özellikleri, alışkanlıkları nelerdi? Bu sorunun cevabı, elinizdeki kitabın anlatısını kuruyor ve sadece tohumların doğada nasıl serpildiklerini değil, insanlar için neden bu kadar elzem olduklarını da açıklığa kavuşturuyor.” 
— Thor Hanson 
 
YAZAR HAKKINDA: Amerikalı biyolog ve yazar Thor Hanson Pasifik Kıyı Bölgesi’nde doğup büyüdü. Erken yaşlardan itibaren doğaya duyduğu ilgi onu koruma biyolojisi alanına yöneltti. Redlands Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra mastırını Vermont Üniversitesi’nde, doktorasını ise Idaho Üniversitesi’nde tamamladı. Araştırmaları ve koruma faaliyetleri vesilesiyle dünyanın birçok yerini ziyaret eden Hanson, Orta Amerika’daki ağaçları ve ötücü kuşları, Tanzanya’daki kuş yuvalarını, Afrika’daki akbabaların beslenme biçimlerini inceledi. Çoğunlukla doğal sistemlerle beşeri sistemlerin kesişim noktalarında çalışarak habitat parçalanması, tehlike altındaki türler ve savaşın ekolojik etkileri üzerine araştırmalar yürüttü. Yazdığı kitap ve makalelerin yanı sıra doğa koruma örgütlerine danışmanlık da yapan Hanson, halen eşi ve oğluyla birlikte Pasifik Kıyı Bölgesi’ndeki bir adada yaşıyor. Arıların Bildikleri ile Pacific Northwest Kitap Ödülü’ne layık görülen yazarın diğer kitapları şunlardır: Bartholomew Quill (2016; çocuk kitabı), The Triumph of Seeds (2015; Phi Beta Kappa Ödülü, Pacific Northwest Kitap Ödülü), Feathers (2011; John Burroughs Madalyası, AAAS/Subaru Ödülü, Pacific Northwest Kitap Ödülü) ve The Inpenetrable Forest (2008; USA Book News Ödülü).</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100532</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93ed6b03-063b-416a-8777-09c6bc482a20.jpg</image:loc>
            <image:title>50 Maddede Sosyal Medya Aşkları</image:title>
            <image:caption>ERKEK DÜNYASININ BİLİNMEYENLERİ 
• Neden bazı mesajlaşmalar asla ilişkiye dönüşmüyor? 
• Sosyal medyada başlayan flörtlerin sonunda, aşkı yakalamamız mümkün mü? 
• Bir insanın neyin peşinde olduğunu nasıl anlarız? 
• Mesajlarımızla bir “sırtlan”ı, “alfa”ya çevirebilir miyiz? 
• Uygulamalarda flört ederken sormamız gereken sorular nelerdir? 
• Whatsapp mesajlarında ilişkinizi nasıl daha heyecanlı hale getirebilirsiniz? 
On seneden fazla süredir, binlerce kişinin aşkta ve ilişkilerde kaybettiği yoluna ışık tutan, çok satan kitapların yazarı, ilişki uzmanı Adil Yıldırım, yine günümüz dünyasının “sanal âlem”deki kadın-erkek meselesine 12’den vuruş yapıyor. Bu kitabın sayfalarında, mesajlaşırken en çok dikkat etmeniz gerekenlerden karşınızdaki insanların gerçek niyetlerini anlamanın yöntemlerine, sosyal medyada tanışarak evlenmiş ve uzun yıllardır mutlu birlikteliklerini sürdüren çiftlerin altın değerindeki tavsiyelerine kadar pek çok önemli bilgiyi ve öneriyi bulacaksınız. Keyifli okumalar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100533</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6eeec7fd-7d86-463f-a90d-0e83c09440de.jpg</image:loc>
            <image:title>Said Nursi’de Kötülük Problemi</image:title>
            <image:caption>Said Nursî’de Kötülük Problemi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100534</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89a6ab99-8c08-4df9-a0a0-f4f0bb8e7cef.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuş Beyinli-8</image:title>
            <image:caption>Merhaba, 
Ben Tuş Beyinli Ömer. 
Bu kitabı okuyanlar gülmekten bayılıyormuş. Bana öyle söylediler. 
Eğer gülmekten bayılmak istemiyorsan bu kitabı aldığın yere bırak. 
Size bir şey söyleyeceğim: 
Ailenizi çok sevin. Arkadaşlarınızı da çok sevin. Çünkü seven insan mutlu olur. 
Çünkü seven insan başarır. Çünkü seven insan çevresine mutluluk verir. 
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Siz siz olun Tuş Beyinli olmayın. Çünkü dünyada sadece bir tane Tuş Beyinli var.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100535</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d383ad1e-c669-4e2d-bfde-435fd019d185.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Sakin’in Gürültülü Maceraları 2</image:title>
            <image:caption>GÜLMEKTEN KIRILACAĞINIZ ACAYİP MACERALAR BU KİTAPTA! 
 
Huuop Cankadaşlarım! 
Yine ben! Hani şu &quot;zeki ama çalışmıyor&quot; denilen, adı Sessiz Sakin olan tembel ve hayalci arkadaşınız vardı ya. 
Heh. Ben oyum işte. Özlediniz beni değil mi? Bu kez yine şahane bir kitapla karşınızdayım. Ben yazdım diye demiyorum, on numara beş yıldız bir icat kitabı oldu. 
Öyle sadece kuru kuru icatlar da değil ha! İcatların hikâyelerini de yazdım. &quot;Bir insan neden icat yapar?&quot; sorusunun cevapları bu kitabın içinde. 
Bu kitapta hangi icatlar mı var? Mesela okulda tahtayı silmeye, çöp kutusuna gidip çöp atmaya mı üşeniyorsunuz? Rahat olun. Bundan sonra bunlar sorun değil. 
Durun! Daha bitmediii! 
Uçan çanta, ayağına kadar gelen tahta ve kablo terbiyecisi gibi 
daha bir sürü icat var bu kitapta. Özetle; bu kitabı okuyan herkes &quot;Mucitör&quot;den geçmiş gibi mucit olacak. Şaka şaka herkes değil. Zaten herkes mucit olmasın. Herkes mucit olursa benim ne özelliğim kalır? 
  Neyse! Lafı uzatmayayım. Siz en iyisi hemen kitabı alıp okumaya başlayın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100536</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c352bd6-61f0-4913-a53c-c62baea3e298.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Sakin’in Gürültülü Maceraları 1</image:title>
            <image:caption>GÜLMEKTEN KIRILACAĞINIZ ACAYİP MACERALAR BU KİTAPTA! 
Merhaba Cankadaşlarım… 
Ben Sessiz Sakin. Azıcık tembel, birazcık meraklı, çokça hayalciyim. Ben de sizin gibi okulda öğretmenlerin “zeki ama çalışmıyor” dediği öğrencilerdenim. 
Offf sıkıldım ama! İnsanın kendinden bahsetmesi ne kadar da zormuş ya hu! 
Yayınevindeki ağabeyler, ablalar bana, kitabını tanıt dediler. 
Ama ben nasıl tanıtacağımı bilmiyorum ki. Hem zaten ben kitabı bile zor yazdım. 
Şimdi bir de arka kapak yazısı yazmaya çok üşeniyorum. 
En iyisi ben size kitabın içinden tüyolar vereyim. 
Genelde başımdan geçen komik ve enteresan olayları anlattım bu kitapta. 
Mesela öğretmenlerimin okul dışında da yaşadıklarını öğrendiğimde çok şaşırmıştım, onları yazdım. Bizim mahalledeki Oturan Boğa’nın neden sürekli oturduğunu yazdım falan işte... Haaa unutmadan, bir de aylarca gizemini çözemediğim 
  “Köşeyi Dönen Adam”ı yazdım. 
  Bakalım siz çözebilecek misiniz bu adamın gizemini...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100537</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52ed92d0-e97f-43c1-a37e-f900656139c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Sakin’in Gürültülü Maceraları 3</image:title>
            <image:caption>GÜLMEKTEN KIRILACAĞINIZ ACAYİP MACERALAR BU KİTAPTA! 
 
Merhaba Cankadaşlar ve kendini Cankadaş hissedenler! 
Tahmin edin ne oldu? Evet, evet yine tembellik etmeyi planlarken başıma bir ton iş açtım. Neymiş efendim; tek başıma bir okul gazetesi çıkartacakmışım! Peh! 
Gerçi açık söylemek gerekirse; benim için kötü olan bu haber, sizin için müjde sayılır. Çünkü acayip bir gazete oldu ya hu! 
Bu gazetenin içinde dedektiflik hikâyelerinden modaya, canavarlardan bulmacalara, röportajlardan gizemli olaylara kadar bir sürü şey var. Daha ne olsun! Not: Ben bu kadar zahmet edip yazdım, siz de alıp okursunuz değil mi? Şahanesiniz Cankadaşlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100538</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/882bbca3-2f2e-4c28-9a0a-5a04f499964a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Sakin’in Gürültülü Maceraları 4</image:title>
            <image:caption>GÜLMEKTEN KIRILACAĞINIZ ACAYİP MACERALAR BU KİTAPTA! 
Heyyy Cankadaşlar! Beni unutmadınız değil mi? 
Ben, Sessiz Sakin. Dünyanın en üşengeç maceracısı! 
Bu sefer okula gelen &quot;yeni çocuk” yüzünden türlü maceralar, acayip korkular yaşadım. 
Altın Kızlar bu kadar şeyi nereden biliyor? 
Yeni çocuğun nesi acayip? Neden ondan korktum? 
 Yeni çocuk bir canavar mıydı? Canavar değilse haylaz ya da tehlikeli olabilir miydi? 
 Yeni çocuk neden ailemi ele geçirmeye çalışıyor? Yoksa o uzaylı mı? 
Allah&apos;ım ben bu kadar soruyu nasıl cevaplayacağım? 
Ehehe ehehe! Unuttum ya hu. Zaten ben bu soruların cevabını kitabın içinde verdim.   
  O zaman okuyup cevapları bulalım; kimmiş bu yeni çocuk?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100539</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38de20d2-9b34-4aac-9af6-d43d8f0e10a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Sakin’in Gürültülü Maceraları 5</image:title>
            <image:caption>GÜLMEKTEN KIRILACAĞINIZ ACAYİP MACERALAR BU KİTAPTA! 
Merhaba Cankadaşlar! 
Bu sefer acayip, gizemli, çok çılgın bir hazine avı ile karşınızdayım. 
Maceraya Civildek Kuş Cenneti&apos;nde başladım. Orada Aynalı Baba diye biri çıktı karşıma. Sonrasında neler yaşadım neler... 
Ne ara Peri Bacaları&apos;na gittim? Hangi ara Pamukkale&apos;ye vardım? 
Kız Kulesi&apos;ne nasıl gidip, orada hiç kimsenin konuşamadığı birileriyle konuştum? 
İshak Paşa Sarayı&apos;nda neden kalorifer tamirciliği yaptım? 
Boğaz Köprüsü&apos;nü ne zaman geçtim de Süleymaniye Camisi&apos;ne vardım? 
Hadi hepsine tamam desem; nasıl koca bir hazine buldum? 
  Ama işin şu kısmı çok net: Şahane bir macera yaşadım! 
  Hadi şimdi hazineyi bir de beraber bulalım Cankadaşlarım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100540</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a79be7b8-0a39-4b4b-986a-09e7baa59683.jpg</image:loc>
            <image:title>Devrim Erbil - Sanat Ülkesi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Sanat Ülkesi serisi, çocuklara Türkiye’nin sanatçılarını tanıtmayı ve onların zihinlerinde bu ülkenin çizgilerine dair bir imge oluşturmayı amaçlıyor. 
Serinin ilk kitabı Devrim Erbil, sanatçının kendi dilinden anlatımı ile keyifli bir okuma ve öğrenme deneyimi sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100541</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e24696b2-f42f-41e2-97b0-381bd1716739.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Prensesler – 1 Günışığı’nın Parıltısı</image:title>
            <image:caption>Nehir unicornları çok seviyor. Odasının duvarları, defterleri, kitapları, kıyafetleri unicorn resimleriyle süslü. Ve bir gün ormanda gezinirken karşısında gerçek bir unicorn görünce hayalleri gerçek oluyor. Üstelik bu unicorn, sihirli Gökkuşağı Diyarı&apos;nı yöneten unicorn prenseslerden biri olan Prenses Günışığı. Sihirli taşını kaybeden Prenses Günışığı&apos;nın yardıma ihtiyacı var. Ama ona bir tek ununicornlara inanan bir çocuk yardım edebilir. Günışığı ile birlikte Gökkuşağı Diyarı&apos;na giden Nehir acaba Günışığı&apos;nın sihirli taşını bulup onu eski parıltısına kavuşturabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100542</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ac71f5c-14fe-4706-8c07-a5ee5e0c6069.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Prensesler – 2 Işıltı’nın Koşusu</image:title>
            <image:caption>Nehir, Gökkuşağı Diyarı’na davetli! Unicorn prenseslerin hediyesi olan anahtarla Gökkuşağı Diyarı’na dönen Nehir, Prenses Işıltı’nın düzenlediği Gök Gürültüsü Koşusu’nda yarışacak. Ama tabii yarış pistini kaplayan çilekli kek hamurunu temizleyebilirlerse! Sihirbaz Kertenkele Ernest bir kez daha yaptığı yanlış bir büyüyle ortalığı karıştırınca yarış pistinin her yanı pembe kek hamuruna bulanıyor. Koşuya saatler kala durumu öğrenen Nehir ve unicorn prensesler bir yolunu bulup pisti temizlemek zorunda yoksa her yıl düzenlenen Gök Gürültüsü Koşusu iptal edilecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100543</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb38821c-2e53-46a3-ad2e-862983591719.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Prensesler – 3 Tomurcuk’un Balosu</image:title>
            <image:caption>Prenses Tomurcuk, Büyülü Bahçe’de vereceği doğum günü partisine hazırlanmakla meşgul. Sihirli anahtarıyla Unicorn Diyarı’na davet edilen Nehir de hazırlıklara yardım etmek için Prenses Tomurcuk ile birlikte Büyülü Bahçe’ye gidiyor. Ama oraya vardıklarında bir de ne görsünler? Bir bıldırcın sürüsü ortalığı birbirine katmış! Bu işte de yine o haylaz Büyücü Kertenkele Ernest’in parmağı var. Doğum günü balosuna saatler kala bütün hazırlıkları mahvolan Tomurcuk partiyi iptal etmek zorunda. Bu duruma çok üzülen Nehir’in acilen bir şeyler düşünmesi lazım. Acaba Nehir çok sevdiği unicornlara bir kez daha yardım edebilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100544</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/43470593-d28c-4816-914b-4ad97be4c267.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizansçılık ve Slavlık</image:title>
            <image:caption>Arka kapak yazısı : 
“Peki biz ne diye endişeleniyoruz? Avusturya ve Türkiye hâlâ ayakta durmuyor mu en nihayetinde? Avusturya ve Türkiye’nin ömrü uzun olsun (bilhassa bu sonuncusunun). Türkiye’nin varlığını sürdürmesinin hem bizim için hem de Doğu’da bizle aynı inancı paylaşan çoğunluk için faydalı bir şey olduğunun bugün dahi pek çok kişi farkında. Rus düşünce hayatının en zengin ve üretken olduğu on dokuzuncu asır, sosyal ve siyasi yaşamda da oldukça çalkantılı ve hareketli bir devir olmuştur. Elinizdeki eser, Rus düşünce hayatının nevi şahsına münhasır bir kalemi, bir tıp doktoru ve tecrübeli bir diplomat olan Konstantin Nikolayeviç Leontyev’in kendi toplumu ve devleti başta olmak üzere Slav halklarının siyasi vaziyetlerine dair koyduğu tanıları ve Çarlık rejiminin bekâsı için yazdığı “yegane kurtuluş reçetesini” içermektedir. İmparatorluğunun kapsamlı reformlara giriştiği bir ortamda otokrasinin savunusunu veren düşünür, ortaya koyduğu yaklaşımla Rusya’nın niçin diğer devletlerden farklı olduğunu ve olması gerektiğini izah etmektedir. Rus siyasi kültürünün Batı’nınkinden farklı bir gelişim sürecine sahip oluşunu Bizans mirasçılığı zaviyesinden ele alan Leontyev, panslavist ideolojiye de ağır eleştiriler getirmektedir. İmparatorluk Türkiye’sinde Dersaadet, Selanik, Girit (Hanya), Tulça, Yanya ve Edirne’de, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ise Bohemya Eyaleti’ndeki Rus elçiliklerinde 1863-1872 yılları arasında yoğun ve üretken bir diplomatlık kariyerine sahip olan Leontyev’in siyasi ve felsefi görüşlerini ihtiva eden ve başyapıtı olarak kabul edilen Bizansçılık ve Slavlık adlı eseri, on dokuzuncu asır Rus entelektüel tarihine ışık tutarken okurunu da Rusya’nın uluslararası ilişkilerde dünkü ve bugünkü konumunu düşünmeye sevk etmektedir. 
Yazar Hakkında: 
Rus diplomat, tıp doktoru, düşünür ve yazar. 13 Ocak 1831’de Rusya İmparatorluğu Kaluga Guberniyası’nda dvoryan bir ailede dünyaya gelmiştir. Leontyevlerin soyu, Ryazan boyarlarından gelme olup Uluğ Orda’dan Rus knezliklerine iltihak eden Batur Mirza’ya dayanmaktadır. 1849-1854 yılları arasında Moskova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim görmüştür. Mezuniyeti sonrasında Kırım Harbi’nde askeri sıhhiye olarak cepheye gönderilmiştir. 1857’de askeri doktorluktan istifa ederek 1860’a dek sivil doktorluk yapmıştır. 1861’de Kırım’da Grek kökenli bir tüccarın kızı olan Yelizaveta Pavlovna Politova ile evlenmiştir. 1863’te Dışişleri Bakanlığında diplomatlık kariyerine dragoman (tercüman) olarak başlayan Leontyev, sırasıyla Hanya, Edirne, İstanbul, Tulça, Yanya, Selanik ve Bohemya’da 1872’ye dek konsolosluk ve başkonsolosluk görevlerini icra etmiştir. Atlattığı ölümcül koleradan sonra kendisini manastır hayatına adamıştır. Çeşitli gazetelerde ve yayınevlerinde üstlendiği görevlerle düşünce dünyasından Danilyevski, Tolstoy ve Turgenyev gibi simalarla münasebetlerini sürdürmüştür. Lev Tolstoy ve Fyodor Dostoyevski’yi “pembe Hristiyanlıkla” itham ederken, demokratikleşme ve Panslavizm’e karşı otokrasiyi savunduğu çok sayıda felsefi, siyasi ve edebi eserler kaleme almıştır. Siyasi yazılarında Şark Meselesi, edebi eserlerinde ise Doğu Hristiyanlığı ve İslam dünyası önemli bir yer tutmaktadır. 12 Kasım 1891’de Moskova’da Aziz Sergius’un Teslis Manastırı’nda 60 yaşında iken zatürreye yakalanarak vefat etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100545</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d6cd623-47b4-4769-ae8c-f0faf6dc2b29.jpg</image:loc>
            <image:title>Hilal-i Ahmer Cemiyeti</image:title>
            <image:caption>Arka kapak yazısı : 
“İnsâniyyet ve medeniyyetin mebde’i ile müntehâsına bir nazar-ı dikkat ve hikmet atfedilecek olsa âlem-i insâniyyet ve medeniyyette cengin îcâdına şaşılmayıp fakat bugüne kadar devâmına şaşılabilir. Hele insâniyyet ve medeniyyetin bundan sonra vâsıl olacağı daha şimdiden bedâheten tahmin edilen derecât-ı âliyyesi göz önüne getirilecek olur da muhârebenin o zaman dahi devâmına ihtimâl verilir ise insanın bütün bütün şaşırıp kalmaması mümkün olamaz.” Osmanlı Hilâl-i Ahmer (Kızılay) Cemiyeti, 11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulmuş, 1877 tarihinde “Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti” adını almıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun en zor döneminde askerlere yardım amacıyla kurulan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, uluslararası harekete “kızıl ay” amblemini de kazandırmış, böylelikle “hilâl”i dünyaya armağan eden kurum olmuştur. Elinizdeki bu kitap, millî ve milletlerarası bir yardım kurumu olan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti hakkındaki birincil kaynaklardan biridir. 1879 tarihli bu eser, Hilâl-i Ahmer’in kuruluşunu ve özellikle Osmanlı-Rus Harbi sırasındaki faaliyetlerini ele alır. Ahmed Midhat Efendi’nin 1878 tarihli üç ciltlik Fransızca Société Ottomane de secours aux blessés et malades militaires [Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti] adlı eserden derlediği Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Fransızcası olmayan Türk okuyucunun Hilâl-i Ahmer ile ilgili malumata erişmesinde köprü görevi görmüştür. Ahmed Midhat Efendi’nin yer yer kendi izlenim ve görüşlerini de okurlarla paylaştığı bu eser, Hilâl-i Ahmer’in ilk kuruluş tarihi gibi muğlak bazı hususlara ilişkin net yorum ve bilgiler sunmuştur. Uzun süre, Hilâl-i Ahmer üzerine çalışan araştırmacılar için önemli bir kaynak işlevini gören elinizdeki bu eser; VakıfBank Kültür Yayınları’nın “Cumhuriyet’e intikal eden köklü kurumların tarihi” ile ilgili çalışmalarının bir numunesi olarak okuyucularla buluşuyor. 
Yazar Hakkında: 1844 yılında İstanbul’un Tophane semtinde, orta halli bir esnaf ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ağabeyinin memuriyeti vesilesiyle gittiği Niş’te rüşdiyeyi tamamladı ve o sırada Niş valisi olan Midhat Paşa ile yakınlaştı. Midhat Paşa, 1864 yılında kurulan Tuna Vilayeti’nin ilk valisi olarak atanınca, Ahmed Midhat da vilayetin merkezi olan Rusçuk’ta Vilayet Mektûbî Kalemi’nde memuriyete başladı. Bu sırada hem Fransızca öğrenen hem de Tuna Gazetesi’nde yazarlık hayatına başlayan Ahmed Midhat, 1871’de İstanbul’a döndü ve hızlı bir şekilde yayıncılık, gazetecilik ve yazarlık hayatına atıldı. Bu yıllarda önce Tahtakale’deki evinin bodrumuna yerleştirdiği bir makine ile matbaacılığa başladı, daha sonra Kırkambar Matbaası’nı kurdu. 1873’te Genç Osmanlılarla birlikte sürgüne gönderildi ve Ebuzziya Tevfik ile birlikte sürüldüğü Rodos’ta 38 ay kaldı. Sürgünden İstanbul’a döndükten sonra yayıncılık ve yazarlık işlerini hem özel girişimlerle hem de II. Abdülhamid ile kurduğu ilişkiler sayesinde atandığı devlet görevleriyle sürdürdü. 1878’de çıkarmaya başladığı Tercümân-ı Hakîkat gazetesi Osmanlı gazeteleri arasında en uzun süre yayımlanan gazetelerden biri olmuştur. II. Meşrutiyet döneminde yaş haddi nedeniyle emekliye ayrıldı ve yazı hayatından da çekildi. 28 Aralık 1912 tarihinde Darüşşafaka’da nöbetçi olduğu bir sırada kalp durmasından hayatını kaybetti. Cenazesi Fatih Camii haziresine defnedildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100546</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c42dd4b2-cce1-49a3-96ff-c54e6b87705d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gültanem</image:title>
            <image:caption>Geceden geçer her şiirin yolu,kimisi güneşi selamlar  kimisi de gecede kalır. 
Gecede tutsak kalmış mısralarım güneşi selamlasınlar istedim. 
 
Bir gün tüm karanlıkların aydınlıklara çıkması dileğiyle, iyi okumalar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100547</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4f6cae0-d24d-4450-8bcf-0dcea9003a67.jpg</image:loc>
            <image:title>Gönül Aynasında Gördüklerim</image:title>
            <image:caption>KALP DERGÂHI İZZETTİR 
Dünyada her âdem bir başka âlemdir, 
Kaderi yazan hak elindeki kalemdir. 
Muhabbeti başlatan verilen selamdır, 
Kalp dergâhı izzettir sakın yıkma ha! 
 
Etrafına iyi bak âlemde neler oluyor, 
Dalındaki goncalar vakitsiz soluyor, 
Zamanın çabuk geçip süren doluyor, 
Kalp dergâhı izzettir sakın yıkma ha! 
 
İnsanları anlamak hayatı anlamaktır, 
Yan yana gelip birbirini kollamaktır, 
Kenarda köşede garip kalmamaktır, 
Kalp dergâhı izzettir sakın yıkma ha! 
 
Kimse kimsenin içindekini bilmiyor, 
Garibin acısı katlanıyor dinmiyor, 
Akan gözyaşını kimse görüp silmiyor, 
Kalp dergâhı izzettir sakın yıkma ha! 
 
İyilik yapanlara bakıp aptal sanma, 
Yağcıların yalan iltifatlarına kanma, 
Önce üzüp sonra pişmanlıkla yanma, 
Kalp dergâhı izzettir sakın yıkma ha! 
…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100548</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12c0555c-6e18-4ef8-876a-729f7bbf2171.jpg</image:loc>
            <image:title>Fısıltı</image:title>
            <image:caption>Fısıltıyla konuşabiliyordu 
Başını sol omuzuma koydu 
Sokakları bembeyaz evleri geçiyorum 
Kimseler duymasın 
Karaağacın dibine oturdum 
Gelen geçen insanlar bana 
Adres sorsunlar istiyordum 
Sormuyorlardı dedi 
İğneyle tutturulmuş fotoğraflar var 
Hepsinde gözlerim kapalı 
Anneler yüzlerini öpüyor 
Uğurlarken çocuklarını 
O çocukların aklında 
Bayram şarkıları vardı 
Şafakları balığa çıkıyorum 
Kırmızı barbun ve istavritle dönüyorum 
Avuçlarıma düşüyor başı solgun 
Yorgun geyik, yaralı kaplan gibi 
Kuru bir yaprağı kaldırır gibi 
Kaldırdı başını 
Boş bulunup güler misin ölümü görünce 
Dedi; 
Ben sifilizim 
Ben düşkünleri emziren yarasıyım 
Fısıltıyla konuşabiliyordu 
Katilimin adresini yazan düşmanım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100549</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b38c25b-148b-4a47-aa40-4abc784e2777.jpg</image:loc>
            <image:title>Elimi Tut</image:title>
            <image:caption>Güzelliğin tartışılmaz; ama asla aidiyet hissedemediğim, içinde iken, en neşeli anlarımda bile derin bir hüzün bulutunun etrafımı sardığı, kadim ve alacalı şehir… Biliyorum ki, İstanbul sevdalılarının karşı duracağı bir itiraf olacak bu, ama ne yazık ki, şehir artık bana arabesk şarkılarla harmanlanmış, koyu bir karartıdan başka hiç bir şeyi çağrıştıramıyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100550</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69a6668b-ed4b-4ee2-acb4-c2234be72a8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Neden Bunu Bana Daha Önce Kimse Söylemedi ?</image:title>
            <image:caption>Herkes profesyonel bir terapiste gitmek istemeyebilir, buna ihtiyaç duymayabilir ya da maddi imkânları yoktur. Ama bu gündelik hayatlarımızı daha kolay ve pozitif kılmak için psikologların öğrettikleri becerileri hepimizin kullanamayacağı anlamına gelmez. 
Bu kitaptaki araçların çoğu terapide öğretilir, ama bunlar terapi becerileri değil, hayat becerileridir. Her birimizin zor zamanlarımızda yolumuzu bulmamıza ve gelişmemize yardım edecektir. DR. JULIE SMITH bir sosyal medya süperstarı ve deneyimli bir klinik psikologdur. Danışanlarının hayatlarını değiştirdiğine tanık olduğu fikirleri, içgörüleri ve teknikleri her okurunun da aynısını yapabilmesi için bizlerle paylaşır. Bu pratik kitapta Dr. Julie bize şunları gösterir: Bu kitap sizin zihin sağlığı alet çantanız olacaktır, içinde farklı mücadeleler için farklı aletler bulacaksınız. Karşınıza çıkan her neyse -stres, kaygı, keyifsizlik, güven eksikliği, kendini eleştirme ya da keder - duygularınızı işlemek için fikirler bulacaksınız, başa çıkmanıza yardım edecek yeni perspektifler ve stratejiler kazanacaksınız. Küçük lokmalar halindeki bilgiler ihtiyacınız olduğu anda aradığınız tavsiyeyi bulmayı kolaylaştıracaktır. Basit diyagramlar beyninizin neden bu şekilde çalıştığını gösterir; görselleştirme, nefes teknikleri ve günlük pratik uygulamalar içerir. Neden Bunu Bana Daha Önce Kimse Söylemedi’de, hayat karşınıza ne çıkartırsa çıkarsın, kendinizi daha sakin, güçlü ve dayanıklı hissetmek için ihtiyacınız olan her şeyi bulacaksınız. 

DR. JULIE SMITH klinik psikolog olarak terapi hakkındaki içgörülerini paylaşmak için TikTok’u kullanan ilk profesyoneldir. COVID 19 pandemisi sırasında izleyicilerinin sayısı 3 milyonu bulmuştur. Bu küçük lokmalar halindeki kişisel gelişim videolarında tavsiyelerini paylaşır ve pratiğe döker. Sosyal medya platformlarındaki bu videoları yarım milyar izlenmeye erişmiştir. TikTok, yazarı en büyük yüz yaratıcısı arasında sayar. Julie iki BBC filminde oynamıştır; CBBC’de, Good Morning Britain ve CNN International’de söyleşilere katılmıştır. BBC Radio 1 Life Hacks psikoloğudur ve Women’s Health, Buzzfeed, Telegraph, The Times, Mail on Sunday, Glamour, CNN ve başka birçok yayın organında yer almıştır. Julie İngiltere’de, Hampshire’da eşi ve üç çocuğuyla birlikte yaşar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100551</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5421286e-9749-49d3-9a1d-b00a865d5d56.jpg</image:loc>
            <image:title>I am Polly / Redhouse Learning Set-1</image:title>
            <image:caption>İngilizce öğrenmeye başlayan çocuklar, üç kitaptan oluşan Redhouse Learning Set sayesinde ilk İngilizce sözcüklerini sevimli kutup ayısı Polly eşliğinde öğreniyor. Kutup ayısı Polly, Çilem Artun tarafından hazırlanan kitaplarda Neşe İnan’ın resimleriyle hayat buluyor. 
Serinin ilk kitabı I am Polly’de (Ben Polly) çocuklara rengârenk ve birbirinden eğlenceli resimler eşliğinde temel İngilizce sözcükler öğretiliyor. Ayrıca her bölümün sonunda yer alan zevkli alıştırmalar ve resimli sözlük sayfaları ile çocukların öğrendikleri pekiştiriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100552</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05cf0ad6-0e6f-487c-b879-466047a2ca0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Ve Suya Dair Bir Buzula Ağıt</image:title>
            <image:caption>30’dan fazla dile çevrilmiş, tanımların ve kategorilerin ötesinde bir kitap. Buzullara, denize, Dünya’ya ve üstündeki tüm canlılara yazılmış bir aşk mektubu. 
 
Yaşadığımız yüzyıl içinde dünyadaki suyun doğası değişecek; buzullar eriyecek, deniz seviyeleri yükselecek ve sularının asitliği son 50 milyon yıldır görülmemiş derecede artacak. Bu dönüşüm gezegenimizdeki bütün yaşamı, tanıdığımız ve sevdiğimiz herkesi derinden etkileyecek. Aklın alabileceğinden daha karmaşık, geçmişteki tüm deneyimlerimizden daha mühim, dilin kendisinden daha ulu bir vaka... Bu büyüklükte bir sorunu hangi sözcüklerle tarif edebilirsiniz ki? 
İşte bu engin meselenin net bir resmini çekmek isteyen İzlandalı ünlü yazar ve aktivist Andri Snaer Magnason’un, eriyen Okjökull buzuluna yazdığı ağıt –“Geleceğe Mektup”– dünya çapında haber olmuş, milyonlarca kişi tarafından paylaşılmıştı. Magnason şimdi de bilimsel yaklaşım ile kişisel bakışını birleştiriyor; iklimbilimcilerin gelecek tahminleri arasında yolculuk ederken kadim efsanelerden, atalarının hikâyelerinden ve Dalai Lama’yla yaptığı söyleşilerden geçen güzergâhını incelikle –ve nükteli, ironik bir dille– örüyor. Nihayetinde ortaya hem bir seyahatname hem bir dünya tarihçesi hem de –gelecek kuşaklarımız uğruna– dünyayla uyum içinde yaşamamızın önemine dair sarsıcı bir hatırlatma çıkıyor. 
 
2020 NORDIC COUNCIL EDEBİYAT ÖDÜLÜ FİNALİSTİ 
 
“Andri, gezegendeki yerimize dair derinde yatan duygularımızı, üstlerine şiir ve hayret serperek su yüzüne çıkarıyor. Derinden etkilendim ve ilham buldum.” 
—Darren Aronofsky</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100553</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/635c6b8a-6528-4e7c-b043-be15ae4f9125.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Yazınından Seçme Öyküler</image:title>
            <image:caption>Türk Yazınından Seçme Öyküler Cumhuriyet Kitapları
Üretilmelerinin üzerinden çokça zaman geçmiş olmasına karşın
eskimeyen, güncelliğini yitirmeyen yapıtlara ”klasik” denir.
Türk yazınında ise klasikleşmiş, güncelliğini koruyan eserler genel
olarak Cumhuriyet’in ilk yıllarında verilmiş; ses bayrağımız olan
Türkçemiz, uzun süre uzak kaldığı gönderine çekilmiştir.
Işık Kansu’nun genç okurlar için hazırladığı bu seçkide Ahmet
Haşim’den Halit Ziya’ya, Evliya Çelebi’den Ömer Seyfettin’e nice usta
kalemin eski ama eskimemiş öykülerini bir solukta okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100554</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf9e58de-e55c-4a8b-87a0-1a5dfe34c76f.jpg</image:loc>
            <image:title>Nar Çiçeği, Gül Dalı, İğde Çiçeği Aşkına</image:title>
            <image:caption>Nar çiçeği, 
Gül dalı, 
İğde çiçeği aşkına, 
Burnumda tütüyorsun… 
Aklımdasın, 
Fikrimdesin, 
İçimdesin, 
Hiç sözümün geçmediği bir yerdesin… 
Bilmem ki dilim bunu nasıl anlatsın… 
Yıl değil, 
Ay değil, 
Gün değil, 
Gece değil sevgilim, Sen benim her “anımsın…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100555</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac687a32-7fda-4cc2-a821-2c4a085b42f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanal Gerçeklik Defteri</image:title>
            <image:caption>Saliha Demir’den okurlarını balon tarlalarında koşturacak, gofretten yapılma kızaklarla kremalar üzerinde kaydıracak, pamuk şekeri tadındaki bulutların üzerinde zıp zıp zıplatacak bir kitap… 
*** 
Her şey boş bir sayfayla başlıyor… 
 
Yaptığın resimlerin içinde bir yolculuğa çıkmak ister miydin?  O ışıl ışıl dünyada gezinmek nasıl da eğlenceli olurdu, öyle değil mi? İşte İso ve Meri, evlerine ulaşan gizemli paketin yardımıyla bu şansı yakalıyorlar. Şimdi gelsin yepyeni maceralar, hayalden yapılma uçsuz bucaksız çizgiler, göz alıcı renkler… İyi hoş ama kahramanlarımız evlerine nasıl dönecekler? 
Sana bir sır verelim mi? Benzer bir yolculuğa sen de çıkabilirsin. Hayal gücünü yanına aldıysan sıra sende. 
 
KİTAPTAN 
Güneşin yorulmaya başladığı saatlerdi. İnatçı iki bulut komiklikte birbiriyle yarışan şekillere bürünüyorlardı. İso, onların arasından incecik şeritler halinde sızan güneş ışınlarını seyrediyordu. O sırada toparlak burnunu cama yapıştırdığını fark etti. Yanaklarının etrafında oluşan “O” şeklindeki cam buğusunu görünce şaşırdı. Fırsatı kaçırmamalıydı. Parmakları camın üzerinde dans etmeye başladı. Bir şeyler çizmek İso’ya her zaman heyecan verirdi. Bir cama, bir kâğıda, tahta parçasının üstüne, kurumamış betona, ezilmiş bir kabağa bile çizdiği olmuştu. İso’nun el kol hareketleriyle bir şeyler yaptığını gören Meri, koşarak balkona geldi. 
*** 
“Ta ta ta taaaaaam!” dedi İso. “Açılış törenimize hoş geldiniz.” 
Ev ahalisi alkışlarken İso ve Meri’nin kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Kurdeleyi kestikten sonra az önceki sakin çocuklar gitmiş, hızla kutuya saldıran iki çocuğa dönüşmüşlerdi. Var güçleriyle kutuyu açarken içinde daha küçük bir kutu ve bir mektup olduğunu fark ettiler. Anneleri zarfı açtı, okumaya başladı: 
 
Sevgili İsmail ve Meriç, 
Sanal Gerçeklik Oyunu Kampanyamıza katıldığınız için çok teşekkür ederiz. Jürimiz gönderilen resim defterlerini 
inceledi ve en çok oyu siz aldınız. Söz verdiğimiz üzere yaptığınız bütün resimleri olduğu gibi sanal gerçeklik oyununa aktardık. Artık kendi hayal gücünüzün içinde gezinme vakti geldi. Eğlencenin tadını çıkarın! Unutmayın, oyunu bitirmeyi başarırsanız bu oyunu ülkedeki bütün çocuklara göndereceğiz. 
Tasarımcınız Kete 
Sanal Gerçeklik Şirketi 
*** 
Kapı, masmavi bir gökyüzünün ışıltılı bir denizle buluştuğu harika bir manzaraya açılıyordu. Gökyüzünde süzülen kuşlar çok tanıdıktı. Ayaklarının dibinde başlayan uzun bir iskele vardı. İskelenin en ucunda bir kayık bağlıydı. Meri denizden gelen o güzel kokuyu içine çekerken İso seslendi: 
“Kayığa doğru yürüyelim mi?” 
Tedirgin adımlarla iskele üzerinde yürürlerken mavi rengin her tonunu görüyorlardı sanki. “Yaptığım bir resmin içinde dolaşmak ne ilginç” dedi Meri. 
Kayığa binmeleri gerektiğini düşündüler çünkü geride oyunu sürdürecek başka bir nesne kalmamıştı. Dikkatli adımlarla iskeleden inip kayığın içine oturdular. 
“Neden bir merdiven çizmemişiz ki!” diye söylendi Meri. Kayıkta kürek yoktu. Kayığın üzerinde İso yazıyordu. İç kısmında iki tane düğme vardı, biri mavi biri kırmızı. 
Yazar Hakkında: 
Kek ve kurabiye kokan sıcacık bir evde dünyaya geldim. Çocukken keyifle yaptığım şeyler anneme sımsıkı sarılmak, bana Saliçe diye seslenen babamla futbol oynamak, kardeşimle bisiklete binmek, arkadaşlarımla ip atlamaktı. Resim yapmayı çok sevdiğim için hiç ama hiç sıkılmazdım. Duygularımı anlatmak için şiirler yazardım. Büyüyüp sınıf öğretmeni olduğumda öğrencilerim sayesinde çocukluk günlerimin bitmediğini keşfettim. Hayal kurmaya ve üretmeye onlarla devam ettim. Çılgın fikirlerimi sabırla dinleyen bir eşim ve iki oğlum var. Onlarla gökyüzüne uzun uzun bakıp bulutları bir şeylere benzetmeyi, birlikte şarkı uydurup dans etmeyi ve kitap okumayı çok seviyorum. Bir de yazmayı... Senin için sevgili okur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100556</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01c3ba03-5ba5-43df-8de3-1bcb730f810f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Oyuncakçı&apos;nın Peşi̇nde</image:title>
            <image:caption>“Mutluluğun bir amaç değil de bir tercih olduğu gerçeğini kabullenmeye ne dersin? Mutluluk başka bir yerde, ihtiyaç duyduklarında, sahip olmadıklarında veya asla olamayacaklarında değil. Sende, içinde. Dudaklarının kenarlarında. Bir gülücük ile başlar, önce bedenine sonra da ruhuna yayılır. Bana teslim olursan beni kovalamana gerek kalmaz.” 
 
Kaygısız, sıradan bir çocukken maruz kaldığı lanetle kalbi taşa çevrilerek sevme becerisi elinden alınan Çise evrenleri birbirinden ayıran sınırların kendisi için ortadan kalkması sonucu diğer boyutlara geçebilme becerisi kazanmıştır. Yetişkinliğinin çocukluk anılarını sildiği günümüzde aldığı gizemli çağrı ile hayatı değişecektir. Kutsal Nefes&apos;in kullanıcısı, dünyadaki oyuncakların sorumlusu &apos;Oyuncakçı&apos; sırra kadem basmıştır. Oyuncak Dünyası&apos;nın kaosa sürüklenmesini ve dünyadaki çocukların sevgiden mahrum kalmasını durdurmak isteyen Baş Büyücü Vera&apos;nın Çise&apos;den yardım istemekten başka şansı kalmamıştır. Maceranın büyü ile harmanlandığı bu hikayede Çise, Oyuncak Dünyası&apos;nı kurtarmak ve dünyada sevgisizliğin hüküm sürmesini engellemek için bir kez daha boyutlar arası bir yolculuğa çıkacak, Oyuncakçı&apos;nın izini sürmek ve onu bulmak için kendisi ve &apos;Karanlık Arzular&apos; ile yüzleşecektir. 
“Zihnini olasılıklara açık tutarsan hiçbir şeyin imkânsız olmadığını görürsün…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100557</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/561100d5-36f1-474c-9bca-279913b19208.jpg</image:loc>
            <image:title>Rusya Tarihi</image:title>
            <image:caption>Dünya üzerindeki kalabalık etnik gruplardan biri olan Slavlar, arkeolojik ve filolojik çalışmalara göre Tunç Devri’ne kadar dayanmakta ve Rusya’nın tarihi, MS 2. yüzyılda Doğu Avrupa Bölgesi’nde bir grup olarak ortaya çıkan Doğu Slavları ile başlamaktadır. Slavlar, mülkiyet anlayışının gelişmesi sonucunda farklı devletlere ve gruplara ayrılmış ve 9. yüzyılda Rurik Hanedanlığı tarafından kurulan Kiev Rus Devleti ortaya çıkmıştır. I. Vladimir Dönemi’nde, 988 yılında Ortodoks Hristiyanlığı kabul eden devlet, Bizans ve Slav kültürlerinin sentezi olarak yeni bir kültür inşa etmiştir. Kiev Rus Devleti dağılınca ortaya çıkan knezlikler ise Moğollar tarafından istila edilip Altın Orda Devleti’ne bağlı knezlikler hâline gelmiştir. Altın Orda Devleti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Rus knezlikleri de daha sonra yeniden birleşip Moskova Knezliği’ni kurmuş ve Moskova Knezliği, 14. yüzyıldan itibaren yaşadığı değişim ve gelişim sürecinde Çarlık Rusya’sının temellerini atmıştır. On sekizinci yüzyılda ise, Avrupa’nın en büyük üçüncü imparatorluğu olan Rusya İmparatorluğu hâline gelmiştir. 
  Rusya, birçok farklı dönemde dünyanın siyasi ve toplumsal hareketlerine yön vermiş  ve birçok milletin tarihinde iz bırakan gelişmelere sebep olmuştur. Bu kitabın amacı, öncelikle Rusya tarihini ana hatlarıyla ortaya koymaktır. Üç bölümden meydana gelen kitap; Rusya’yı tanımak, bilmek ve anlamak için bir basamak olacaktır. Çalışmada Rusça ve İngilizcedeki birincil kaynaklara ve modern çalışmalara başvurulmuş ve Rusya tarihi bir bütün olarak ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100558</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a144906-d681-4268-bca0-7b9e8960a6f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaygı Duruşu</image:title>
            <image:caption>Kaygı Duruşu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100559</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c99da6a-59d9-42d9-bdd0-cbf4a31b97bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Düzen Olarak Anarşi</image:title>
            <image:caption>Bir Düzen Olarak Anarşi&apos;de kaotik bir dünya çerçevesinde anarşi kavramı ele alınmakta ve toplumsal düzenin bir parçası olan kavramın tarihsel izi sürülmektedir. Altı ana bölümden oluşan bu kitapta anarşi, medeni yaşamın en önemli tezahürlerinden biri olarak gösterilmekte ve yaşamın işleyişinde empoze edilmiş yapılar karşısında üstlendiği rol incelenmektedir. Nitekim anarşi; itaat, savaş ve eşitsizlik gibi kavramlara karşı özgürlük, toplumsallık ve eşitlik gibi sosyal unsurları bünyesinde barındırmaktadır.  
Hegemonyanın özgürlüğün düşmanı olduğunu ve özgürlük ile toplumun birbirini tamamlayıcı unsurlar olduğunu belirten M. A. Bamyeh; savaş, sivil toplum, küresel düzen, dayanışma ve modern devlet yapılarının evrimi bağlamında kapsamlı bir anarşi felsefesi sunmakta ve anarşinin hem sosyal düzen hem de insanlık açısından bir rehber olabileceğini savunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100560</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc93a665-ad41-43c0-ad7a-7ac1277aab13.jpg</image:loc>
            <image:title>İslam’ın Yaşam Dünyaları</image:title>
            <image:caption>Mohammed A. Bamyeh, elinizdeki kitapta İslam sosyolojisini toplumsal, kamusal ve küresel perspektiflerden ele almaktadır. İslam’ın şekillendirdiği toplumsal ve ferdî yaşam dünyalarını dinî ritüellerin ötesinde inançlara, düşüncelere ve tercihlere dayandıran Bamyeh, İslam’ı tarihsel ve toplumsal bir gerçeklik bağlamında değerlendirmektedir. Bu dinin çeşitli fikir hareketlerine ilham kaynağı olduğunu vurgulayarak İslami düşüncelerin günümüz dünyasında birer referans noktası olmaya devam etmesinin nedenlerini de sorgulamaktadır.  
İslam’ın Yaşam Dünyaları, Müslümanların günlük ibadetlerinden ziyade yaşamlarına yön veren toplumsal hareketlere, fikirlere, düşünürlere ve kurumlara yönelmektedir. Üç ana başlıktan oluşan bu kitapta sırasıyla İslam’ın toplumsal hareketlerdeki rolü, kamu felsefesi açısından konusu, küresel düzendeki etkisi işlenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100561</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25a4b310-56c2-44e2-a145-e828393686c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kurumlar ve Modern Ekonominin Gelişimi</image:title>
            <image:caption>Ekonomik, politik ve sosyal farklılıkların, çeşitli kurum ve kurumsal kültürleri yansıttığı fikri oldukça yaygındır. Ülkelerin zenginliği veya fakirliği ya da demokratik veya diktatörlükle yönetilmelerinin nedenine dair bir açıklama getirilmesi istendiğinde genellikle kurumlara başvurulur. Ancak bu açıklamalar, kurumların ne olduğu, nasıl ortaya çıktıkları ve neden devam ettikleri sorusunun üzerini genellikle örterler. Ayrıca bu tür açıklamalar kurumların neden geçmişten etkilendiğini, neden bazen değişebildiklerini, toplumdan topluma neden bu kadar farklılık gösterdiklerini, onları deneysel olarak incelemenin ve onları değiştirmeye yönelik bir politika tasarlamanın neden bu denli zor olduğunu açıklamakta başarısız olurlar. Kitap, söz konusu açıklamaların yanıtsız bıraktığı işte bu soruların üstesinden gelmeyi amaçlamaktadır ve okurlarına kurumlarla ve sahip oldukları dinamiklerle ilgili olarak çok disiplinli bir bakış açısı sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100562</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2d038f2-f622-4e9a-815e-940572c606e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Acının Tarihi</image:title>
            <image:caption>Beşerî bir fenomen olan acı, kimi zaman tehlikenin gelmekte olduğunu bildiren merhametli bir ulak kimi zamansa bizi zayıflatan ve etkisiz hâle getiren acımasız bir düşman olarak gösterir kendini. Bu yönleriyle acı, çağlar boyunca, başta beden ve tıp konularında incelemelerde bulunanlar olmak üzere kutsal ve manevi konularla iştigal edenlerin de ilgisini çekmiştir.   Acının Tarihi&apos;nde Roselyne Rey, bu evrensel fenomeni tüm yönleriyle keşfetmek için pek çok disiplin ve kaynaktan yararlanmaktadır. Kitap, antik çağlardan yirminci yüzyıla kadar, acının mekanizmalarını açıklamak için geliştirilen tıbbi kuramlardan acı çekenleri rahatlatmak için formüle edilmiş çeşitli terapötik çözümlere dek, tarihin farklı dönemlerindeki acı algılarını karşılaştırmaktadır. Acının kültürel algısında meydana gelen değişimleri ve tedavisinde kaydedilen ilerlemeleri geniş bir tarihsel perspektiften ele alan kitap, insanlığın acıyla olan ilişkisindeki olağanüstü dönüşümü tüm yönleriyle gözler önüne sermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100563</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a6a8a715-af1a-4a47-ac15-51c501d048e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Alaturka: Türk Müziğinde Bir Üslup</image:title>
            <image:caption>Erken Cumhuriyet Dönemi (1923–1938), Türkiye&apos;de idari, toplumsal ve kültürel alanda topyekûn bir değişim dönemiydi. Alaturka: Türk Müziğinde bir Üslup, böyle bir değişim döneminde Türk müziğinde doğan yeni bir üslup (alaturka) üzerinde yürütülen tartışmaya ilişkin bir çalışmadır.  
20 yıldan uzun süren bir araştırmanın meyvesi olan bu kitap, teorik ve pratik unsurları müzik bağlamında ele alarak müzik ve kültürün kesiştiği noktada fark edilir olan üslup çeşitliliğini incelemektedir. Etnomüzikoloji, müzikoloji ve antropolojinin yanı sıra müzikal estetiğe ilişkin eleştirel yaklaşımlardan yararlanan çalışma, ulusal bir kimliğin inşasına ilişkin o döneme ait kavrayışları ele alarak Türkiye’de müzikal üslupla ilgili ortaya çıkan tartışmalara odaklanmaktadır. Üslup hakkında süregelen bu tartışma, Doğu ve Batı tanımlarının ve özellikle geçmişin ve bugünün yorumlarının hararetli bir şekilde tartışıldığı birbirine rakip kavram dünyaları üzerinde yürümektedir.  
John Morgan O&apos;Connell, tarihsel ve etnografik bir yapı üzerine kurguladığı çalışmasında Türk tarihçiliğinin eleştirel bir yaklaşımını sunmak için arşiv kaynaklarını ve etnografik materyalleri bir araya getirerek Türk müziği ve Türk tarihi çalışmalarına önemli katkılarda bulunuyor ve ulusal tarihi irdelemek için müziği eşsiz bir saha olarak araştırmacılarının gözleri önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100564</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80bb0e7e-d7cb-4e51-b4e8-2cdae198f39c.jpg</image:loc>
            <image:title>Aforizmalar</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatının en özel yazarlarından Robert Musil’den Aforizmalar. Bir kısmı yayımlanmış, bir kısmı notlar halinde kalmış, bir kısmı terekeden çıkmış birbirinden okkalı cümleler, paragraflar, saptamalar. Bazen kendine, bazen okura, çokça dünyaya sesleniş. Hepsi demir leblebi. Sindirebilene aşk olsun! 
“Cevaplarında filozofun iddialı seviyesi ve edebiyatçının sorgulayışı bulunsun! Kendimi böyle idealize edebilirdim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100565</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65c697b8-8ce1-4dd5-b0dc-235ba3406d73.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Şeyler ve Diğer Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Samipaşazade Sezai’nin 1892/1893’te yayımladığı Küçük Şeyler, modern anlamda kısa hikâye türünün edebiyatımızdaki ilk örneğidir. Halid Ziya, ünlü hatıratı Kırk Yıl’da Küçük Şeyler’in kendisini adeta çıldırttığını, zevk ve neşe verdiğini ve onun açtığı yeni ufkun memleketin nesir sanat semasında vaatlerle dolu bir maşrık gibi parladığını belirtir. Gerçekten de Küçük Şeyler, edebiyatımızın alışkın olmadığı yepyeni şeyleri realist bir tutumla dile getiren sekiz hikâyeden oluşmaktadır. Sağlam kurgu ve teknikleriyle dikkat çeken hikâyelerin diğer önemli yönü, yazarın gerçekçi bir bakış açısıyla bireylerin ruh dünyalarını derinlemesine tahlil etmesidir. Elinizdeki bu baskıda, Küçük Şeyler’deki metinlerin yanı sıra yazarın dergi sayfalarında kalan ve sağlığında kitaplaştırmadığı hikâyelerini de bir araya getirdik. 
“Gece yarısı verdiği bir karar-ı kati üzerine sabahleyin erken kalkarak kendisine ait ne kadar eşyası varsa bir sandığa vaz ile aşağıki taşlığa indirdi. Arkasına paltosunu, başına şapkasını giyerek iplerle bağladığı sandığın üstünde oturmuştu. İşte o zaman, ‘Ya ben, ya kediler?’ sualini irad etmiş ve ‘kediler’ cevab-ı meyusanesini almıştı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100566</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9568fd3-1c22-4fc6-9eab-410fbea6c186.jpg</image:loc>
            <image:title>Atinalı Timon</image:title>
            <image:caption>Atinalı Timon, trajediyle komedi arasındaki çizgide yer alan bir oyun. Bu özelliğiyle bazı araştırmacılar tarafından Shakespeare’in az sayıda bazı başka oyunlarıyla birlikte ayrı bir kategoride değerlendirilir. 
Atinalı zengin bir soylu olan Timon, bütün servetini etrafında dostu gibi görünen asalaklara yedirir, bu süreçte onu kollamaya çalışanlara ise kulak asmaz. Serveti bu şekilde eriyip bittiğindeyse dost zannettiklerinden hiçbirini yanında bulamayacaktır. Bunun üzerine insanlardan nefret eden ve Atina’ya küsen Timon ormanda münzevi bir hayat yaşamaya başlar. Ama altın düşkünü çıkarcılar onu gelip ormanda da bulacaktır. 
Alova’nın ustalıklı çevirisiyle… 
“Sizi yılışık, yapışkan aşağılıklar sizi! 
Kibar kıyıcılar, centilmen kurtlar, uysal ayılar 
Sizi servet soytarıları, otlakçılar, iyi gün sinekleri! 
Çanak yalayıcılar, hava cıvalar, yanardöner herifler sizi!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100567</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e1da46e-cade-440f-bc19-84c18d177660.jpg</image:loc>
            <image:title>Strategikon – Bizans Kültüründe Strateji Sanatı</image:title>
            <image:caption>Altıncı yüzyılda, Bizans İmparatorluğu tam anlamıyla Doğulu bir nitelik kazanır. Perslerle, Araplarla, Türklerle girişilen savaşlar, imparatorluğun diğer kurumları gibi ordusunun da kapsamlı bir dönüşüm geçirmesine yol açar. İmparator Mavrikios’a 
(582-602) atfedilen Strategikon’da dönemin ordularının örgütlenme biçimleri, silahları ve taktikleri, okçuluk, gizli mesaj gönderme, kuşatma ve savunma hileleri eksiksiz biçimde tasvir edilmektedir. Bizans’ın askeri stratejisinin köşe taşı olan bu eser, savaşı devletin emellerine ulaşmasını sağlayacak araçlardan biri, ama en az arzu edileni olarak değerlendirir. Savaşı kazandıranın, üstün kuvvet veya cesaret değil, eksiksiz planlama ve zekâ olduğu görüşüne dayanır. Yaşadığımız toprakların kültürüyle şekillenmiş bir imparatorluğun strateji birikimini aktaran bu kitapta yalnızca savaşlar, hileler ve taktikler yer almıyor. Bir liderin ağzından “Bunu beklemiyordum!” sözünün asla çıkmaması gerektiğini belirten Strategikon, ihtiyatlı olmayı ve aklı her şeyin üstünde tutan Doğulu bakış açısını bilgece özetliyor. 
“General, idaresindeki kişiler karşısında sakin ve rahat görünmelidir; yiyeceği ve kıyafeti sade ve basit olmalıdır; maiyetindekiler müşkülpesent ve gösteriş budalası olmamalıdır; vazifelerini yerine getirirken gayretli ve özenli olmalıdır; dikkati ve ısrarıyla en çetrefil durumların üstesinden kolayca gelecektir. Eğer bir soruna ilgi göstermezse, o sorun da ona ilgi göstermez.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100568</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e93d562d-a2bc-43b5-bb20-d375421d7635.jpg</image:loc>
            <image:title>Ütopik Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Meşrutiyet döneminin önemli aydınlarından Ethem Nejat, bugüne kadar hep siyasetçi ve eğitimci kimlikleriyle tanınmaktadır. Türkiye’de sol siyasetin kurucu isimlerinden olmasının da etkisiyle, kendisiyle ilgili kaleme alınan kitaplar, makaleler onun hep bu yönlerini öne çıkarmıştır. Gelgelelim 1910’lu yıllarda yazdığı hikâyeleri göz önünde bulundurulduğunda, onun edebiyatta da “devrimci” bir kimliğe sahip olduğunu söylemek mümkün. Ütopik Hikâyeler başlığını verdiğimiz bu kitapta, sınırlı sayıda kalan ve Milli Edebiyat hareketinin estetiği çerçevesinde değerlendirilmesi gereken hikâyelerden en hacimlilerini, “Çiftlik Müdürü” ile “Yiğit Türkler”i bir arada sunuyoruz. 1913’te ayrı ayrı kitaplaşan söz konusu iki hikâye de birer “milli ütopya” örneğidir; tıpkı Halide Edib’in Yeni Turan’ı, Ziya Gökalp’ın Kızılelma’sı gibi… 
“Çiftliğimiz mektebinde çocuklar gayet milliyetperver yetişiyorlar. Onlar gayet kavi ve mefkûreci Türk yavrularıdır. Sonra hepsi çalışmayı sever, hepsi bilcümle mesleklerin şahı ziraatı tanır. Mektebimizin bütün çocukları şöyle düşünürler: ‘Hayat vatan içindir. İnsanlar vatana hizmet ve fedakârlık eylemek için dünyaya gelmişlerdir, başka bir şey için değil…’”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100569</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f94e8bc2-4e83-4337-9183-2146a5068c44.jpg</image:loc>
            <image:title>Yapay Zekayı Yeniden Tasarlamak</image:title>
            <image:caption>“Daha adil bir toplumun inşası için yeni teknolojiler nasıl kullanılabilir?” sorusuna bir bakış… 
Yapay zekânın, insanları daha değersiz kılması ya da yakın zamanda bir süper zekâ yaratması söz konusu değil ancak yakın gelecekte ilaç, eğlence ve taşımacılık sektörlerinde çığır açacak; işleri ve piyasaları dönüştürecek ve son olarak, hükümetlerin ve şirketlerin bireyler hakkında sahip oldukları bilgileri devasa biçimde arttıracak. 
Bugün yapay zekâ araştırmaları, demokratik yönetişimi baltalayışını göz ardı ederek ve işçiler için yeni fırsatlar yaratmadan işleri dönüştürerek, yani toplumun dokusunda yarattığı tahribatı umursamayarak önündeki teknolojik engellere fazlasıyla odaklanmış durumda. 
Yapay zekânın takip edeceği yön henüz belli değil. Acemoğlu, yapay zekânın demokratik özgürlükleri güçlendirme ve refah paylaşımını sağlama potansiyelini masaya yatırıyor. Fakat onu, bu şekilde yönlendirmek için büyük çaba sarf edilmeli. Bunun için yeni fonlar, regülasyonlar, yeni teknolojiler ve uygulanışları için düzenlemeler, yazılımcılar için yeni normlar ve önceliklerin belirlenmesi gerekiyor. 
Teknoloji ve iktisadi adaletin kesiştiği noktada, bu kitap, bahsedilen zorluklar hakkında tartışmak ve yapay zekânın gelişiminin nüfusun en savunmasız bölümünün refahını yok etmemesini sağlamak amacıyla, teknoloji şirketlerinin neler yapabileceğini değerlendirmek için uzmanları bir araya getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100570</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffc6ddd6-6411-4c96-be5a-fcf78be11563.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevimli Hayvanlar</image:title>
            <image:caption>Meraklı kedi bahçede dolaşan kaplumbağayı izliyor, gelincik ailesi parkta oynuyor, pofuduk tavşan yavrularını besliyor. Boyalarını kap ve sevimli hayvanların oyunlarına sen de katıl. 
Çıkartmalarla dolu bu eğlenceli boyama kitabı çocukların dikkatlerini ve ince motor becerilerini geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100571</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b74a4ea5-4898-4102-ab11-f14a6f998905.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyku Saati Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>Haftanın her akşamı, bu şirin kitaptaki kısa hikâyelerden birini okuyun. İki küçük kâşifle yıldızların altında uyuyun, sihirli bir tek boynuzlu atla göklerde süzülün, dünyanın en güzel uyku tulumunun bulunmasına yardım edin ve daha birçok maceraya atılın! Çocuklar kitaptaki yedi hikâyeyi uzun yıllar sevgiyle hatırlayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100572</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3ed7fec-082e-4619-a78e-316891b9d8f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Washington Kurşunları</image:title>
            <image:caption>Washington Kurşunları, dünya halklarını boyunduruk altında tutan ABD emperyalizminin giriştiği kirli oyunları belgelere dayanarak bütün açıklığıyla sergileyen cesur bir kitap. Yazar, gazeteci ve akademisyen Vijay Prashad, yerkürenin her yerindeki devrimleri ezen, demokratik olarak seçilmiş liderlere suikastlar düzenleyen, kanlı askerî darbelere önayak olan ve kukla hükümetleri destekleyen bu süper güce yönelik güçlü ithamlarda bulunuyor. 
Washington Kurşunları’nın merceği, İran’dan Güney Amerika’daki CIA destekli darbelere, Vietnam’dan Afrika’nın sömürge ülkelerinde yükselen ulusal kurtuluş savaşlarına dek hayli geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Brezilya’da Dilma Rousseff, Bolivya’da Evo Morales hükümetlerine 21. yüzyılda yapılan darbeler, emperyalist müdahalelerin günümüzde de sürdüğünü kanıtlamakta. Vijay Prashad’ın çok sayıda belgeyle desteklediği savları inandırıcı ve etkileyici. 
Washington Kurşunları, ABD emperyalizminin tarihine gömülü, dünya çapındaki direnişlerin de tarihi. Kitabın önsözünde Bolivya Eski Devlet Başkanı Evo Morales’in yazdığı gibi, “Kitleler biziz, buna inancımız tam. Ve günü geldiğinde kitlelerin kazanacağına da.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100573</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68170b57-8276-4fa4-85fc-325549a23c9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Başlangıcın Sonu</image:title>
            <image:caption>“Sonun başlangıcı” sık işittiğimiz bir söz. Bu kez “başlangıcın sonu” var karşımızda. Yetmiş yıllık sosyalizm deneyimi insanlık tarihinde yeni bir başlangıçtı ve çöktü. Peki bu başlangıcın sonu nasıl geldi? Sovyetler’in çöküşünde ne gibi etmenler, hangi ağırlıklarla rol oynadı? Ve belki de en önemlisi; bu etmenleri iyi çözümleyebilir, onlardan gerekli dersleri çıkarabilirsek “başlangıcın sonu” yeni başlangıçlara gebe olabilir mi? 
Carlos Martinez, yirmi beş yılı aşkın süredir solun tartışma gündeminden düşmeyen bu konuyu, soru ve sorunları, bu kitabında özlü bir biçimde yanıtlamaya çalışıyor. 
Başka sorular ve yanıt arayışlarıyla birlikte: Ekonomide, siyasette, kültür ve ideoloji alanlarında; dış politikada, “barış içinde bir arada yaşama” çabalarında ve silahlanma yarışında; içeride, halkın devrimin ilk yıllarındaki coşkusunu koruma ve geliştirme anlamında neler yaşandı, nerelerde eksik kalındı? 1970’lerden itibaren ekonomideki büyüme eğilimi neden yavaşladı, bilim ve teknolojide Batı’yla girilen rekabette ne gibi hatalar yapıldı? Çin ile ilişkiler, Macaristan ve Çekoslovakya’daki müdahaleler neleri değiştirdi? Hruşçov’un “destalinizasyon politikası”ndan Gorbaçov’a nasıl bir yol uzanıyor? Glasnost ve perestroyka gerekli miydi; bunlar ilk başta nasıl göründü, sonradan nasıl değişti? Afganistan Savaşı çöküşte ne gibi bir rol oynadı? Peki ya, Gorbaçov ve ekibinin ihaneti? 
1991 darbe girişimi başarılı olsaydı, Sovyetler Birliği şimdi tıpkı Çin gibi yaşar mıydı? 
Geçmiş deneyimleri tartışan, gelecek deneyimlerin önünü açan “Geçmişten Geleceğe Sosyalizm” dizimizde yeni bir sayfa… Carlos Martinez’in “çöküş”e dönük ufuk açıcı anlatımıyla!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100574</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a90cee0-efc7-4f23-9ede-bf42cb9c7618.jpg</image:loc>
            <image:title>Devrim Okumaları</image:title>
            <image:caption>Devrim Okumaları, Britanyalı tarihçi Edward Hallett Carr’ın, devrimler tarihinin önemli isimleri, eserleri ve süreçleri üzerine kaleme aldığı bir dizi makalesini bir araya getiriyor. 
Eser, “öncü” olarak nitelenen Saint-Simon’a dair bir makaleyle başlıyor. Bunu, Komünist Manifesto’yu, Manifesto’nun yazılış sürecini ve elbette yazarları Marx ve Engels’i konu edinen bir makale takip ediyor. Akabindeyse, devrimler tarihinin iz bırakmış diğer pek çok ismi ele alınıyor: Proudhon, Herzen, Lassalle, Plehanov, Lenin, Sorel, Gallacher ve son olarak kendisine iki makaleyle yer verilen Stalin. Bundan başka, eserde, 19. yüzyılın kimi Rus düşünürleri ile ilgili, Alman Komünist Partisi ve Almanya’da başarısızlıkla sonuçlanan devrim süreci ile ilgili yazılar da bulunuyor. 
Toplamda 14 makaleden oluşan Devrim Okumaları, devrimler tarihine ilişkin hem önemli bir kaynak hem de sağlam bir giriş kitabı olma özelliğine sahip.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100575</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4e556e2-f1c3-413d-9b9c-f72631523bfa.jpg</image:loc>
            <image:title>Parma Manastırı</image:title>
            <image:caption>Parma Manastırı, 19. yüzyıl Fransız yazarı Stendhal’in başyapıtlarından biridir. Hayalî bir İtalyan dükalığında sergilenen saray entrikalarının, tutku ve cesaretin, ahlakî ikilemlerin, mutluluk arayışını kuşatan sert gerçeklerin romanıdır. Yazımı elli iki gün gibi olağanüstü kısa bir sürede tamamlanan Parma Manastırı, Balzac tarafından çağının en önemli Fransız romanı olarak nitelendirilmiştir. Çağdaşı eserlerin aksine, yalın bir dile sahiptir. Olaylar, kişiler ve psikolojiler ön plandadır. Kişilerin ruhsal durumları, uzun monologlarla aktarılır. Kurgusal olduğu kadar tarihsel, bir o kadar da politik bir romandır. 
Romanın başkişisi, genç soylu Fabrice del Dongo’dur. Gözüpek ve tutkulu bir genç olan Fabrice’in, Waterloo Savaşı ile başlayan ve adam öldürmelerle, zindanlarla, zehirlenmelerle ve yasak aşklarla sürüp giden macerasını anlatır Parma Manastırı. Siyasi entrikaların gençlik ateşiyle ve tutkulu aşklarla harmanlandığı büyük bir eserdir. 
Stendhal, okuru 19. yüzyıl İtalya’sında romantik ve heyecan dolu serüvenlere sürüklerken, aynı zamanda dönemin toplumsal ve politik durumunu da ustalıkla ortaya koyar. Edebiyat ile politika arasındaki ilişkiye dair şu çarpıcı tespit, bizzat eserin içinden alınmadır: “Edebî bir esere politika karıştırmak, bir konserin ortasında tabanca atmak gibidir; bayağı bir şeydir, ama yine de kişinin buna dikkatini vermemesi imkânsızdır.” 
Stendhal’in bu büyük yapıtını Hamdi Varoğlu’nun çevirisiyle sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100576</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2de0290d-1606-4a3a-adff-eb622f92df7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıtlık</image:title>
            <image:caption>İrlanda edebiyatının toplumcu yazarlarından Liam O’Flaherty, Kıtlık romanında, 1840’larda İrlanda’da bir milyon insanın ölümüne, iki milyon insanın da ülkeden göç etmesine yol açan Büyük Kıtlık’ı, yoksul bir aile odağında anlatır. 
O’Flaherty, İngiltere’nin boyunduruğu altındaki İrlanda’nın tarihinde yaşanmış bu en korkunç yıkımı, yöneticilerin yıkımdaki rolüyle birlikte ortaya koyar. Halkın yaşam, kimlik ve bağımsızlık mücadelesi, diğer romanları gibi Kıtlık’ın da konusudur. 
Romanları ve öykülerinde İrlanda halkının yürekliliğine ve kararlılığına duyduğu saygıyı dile getirmekten hiçbir zaman geri kalmayan O’Flaherty’nin, yapıtlarında ödünsüz bir doğalcılık ile şiirsel bir anlatımı, keskin bir yergi ile psikolojik çözümlemeyi ustaca birleştirdiği görülür. 
Kıtlık, O’Flaherty’nin sinemaya uyarlanan Muhbir’le birlikte en güçlü iki romanından biridir. 
Celal Üster’in Mamak Askerî Cezaevi’nde çevirisini yaptığı Kıtlık, daha önce 1973 yılında yayımlanmıştı. 
Yordam Edebiyat bu tarihsel romanı, ilk kez eksiksiz çevirisiyle okurlara sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100577</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca9088e3-8f0e-4a1f-8d92-10eab7f8591d.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert! – Matematik Yarışması</image:title>
            <image:caption>KAZANIMLAR SERİSİ 
 
Mert, Matematik Haftası’nı kutlamak için sınıfta düzenlenen yarışmaya katılacak. Ama matematik konusunda kendine hiç güvenmiyor. 
Öğrenciler, yarışmaya ikili takımlar olarak katılacaklar. Mert’in ekip arkadaşı, sınıfın matematikte en başarılı öğrencisi Alican olacakmış. 
Bakalım yarışma nasıl geçecek? İş birliği yapmanın, dürüst olmanın ve başarıyı da başarısızlığı da olgunlukla karşılayabilmenin önemini anlatan bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100578</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66cd8ed5-ae77-43ff-9677-167c02a06ed7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kömür Kralı</image:title>
            <image:caption>Kendisi de kömür madenlerine sahip büyük bir işadamının oğlu, Hal Warner, Colorado’nun Kayalık Dağları’nda, kendi deyimiyle “uygulamalı toplumbilim alanında bir yaz kursu” için, adını ve kıyafetini değiştirerek bir “madenci yamağı” olarak çalışmaya başlar ve maden işçilerinin acımasız yaşam ve çalışma koşullarına tanık olur. Dünyanın birçok ülkesinden gelen işçilerin yaşadığı madenci kampında (siyasal görüşleri değil saç renginden dolayı öyle anılan) İrlandalı “Kızıl” Mary ile ve daha birçok insanla tanışır. Başarısızlığa yazgılı bir grevin lideri olarak bulur kendini sonunda. 
Zola’nın Germinal’ine benzetilen bu romanını yazmak için, Upton Sinclair 1913-14 yıllarında Colorado kömür madenlerine defalarca giderek gözlemler yaptı. İlk olarak  1917’de basılan Kömür Kralı, aynı yıllarda gerçekten yaşanmış olan ve askerî güç kullanılarak bastırılan büyük grevler dalgasına dayanır. Hal Warner yürekten bağlandığı dostlarından ayrılmak zorunda kalır, ama geri dönecek ve (yazarın ölümünden sonra, 1976’da yayımlanan) Kömür Savaşı romanında, mücadelesine bıraktığı yerden devam edecektir. 
“Mary,” dedi yaşlı adam, “Afrika’daki karıncalar hakkında yazılanları hiç okudun mu?” 
“Hayır,” dedi Mary. 
“Onlardan milyonlarcası uzun sıralar halinde yürürler. Bir çukura geldiklerinde, öndekiler çukurun içine düşerler ve onların üstünden daha başkaları gelip düşerler, sonunda çukuru iyice doldururlar, böylece ötekiler çukurun diğer tarafına geçerler. Biz karıncalarız, Mary.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100579</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/070c2f98-5613-402a-933e-4f81e6c032be.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderha Hapşırığı</image:title>
            <image:caption>Kuyruklu, noktalı, virgüllü, sakin mi sakin bir öykü olacaktı bu! Tabii, bizim haylaz ejderha uslu durmayı başarabilseydi. Elinde karabiber tohumlarıyla yürürken ayağı taşa takılıp düştü ve olanlar oldu. 
 
Ha-ha-hapşuuu!!! 
 
Ünlemler, “Hayıııır!” diye boşuna haykırdı. Üç noktalar ayrılmamak için birbirlerine tutunmaya çalıştı. Soru işaretleri savulurken, “Nereye gideceğiz?” diye sordu. Öyküdeki herkes çok şaşkındı. Ejderha da öylece kalakalmıştı. Sol kulağını kaşıdı, etrafına bakındı, aklına bir fikir geldi. Acaba yazar, ona yardım eder miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100580</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ecfb867-1225-4a29-89ff-9a55648a78f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaplanlar İçin Sofra Adabı</image:title>
            <image:caption>Kaba saba üç yaramaz kaplan içeriye daldığında, Timsah Kıtır arkadaşlarıyla çay içiyordu. 
Kaplanlar masayı bir güzel dağıttılar, buldukları her şeyi yalayıp yuttular, ağızlarını şapırdattılar, döktüler saçtılar. 
Sandalyelerin tepesinde gezinip, masanın üstünde dans etmeye kalktılar. 
Bundan sonra kimse kaplanları çaya davet eder mi dersiniz? 
Şiirsel anlatımı ve neşeli hayvan karakterleriyle sofradaki davranış kurallarıyla tanışmak için mükemmel bir başlangıç.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100581</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a7149a0-6fa4-4af0-bdb6-15fc7ec090f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Çıngıraklı Deve</image:title>
            <image:caption>Babasıyla birlikte Tahran’ın yoksul semtlerinden birinde yaşayan Latif’in aklı fikri, sadece bir oyuncaktadır. Yalınayak ve aç karnına gezdiği sokaklar, günün sonunda hep çıngıraklı deveye çıkmaktadır. Hayallerini süsleyen oyuncağa, yalnızca rüyalarında kavuşan bir çocuğun sorusu geçerliliğini hâlâ korumaktadır: Hakkımı nasıl alacağım? 
 
İran çocuk edebiyatının unutulmaz yazarı Samed Behrengi, okurlarını yoksul bir çocuğun düşlerine ortak ediyor. Zengin ve fakir ayrımını çocuksu bir bakışla anlatan yazar, sahip olmak, çocuk hakları, empati gibi kavramlar üzerine düşündürtüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100582</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1656210-a3b2-45dd-bdb0-b986a806bcf9.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat Ve Toplum Dergisi 140. Sayı</image:title>
            <image:caption>Bu sayıda: 
 
Yapısal Reformlar ve Türkiye: Bir Kitap ve Arkasındaki Öykü 
Mahfi Eğilmez 
 
Politik İktisat – Ekonomi Politik: Tarihsel ve Kavramsal Gelişim 
Ercan Eren 
 
İktisattan Politik İktisada 
Vedit İnal 
 
Yeniden Politik İktisat 
İzzettin Önder 
 
Politik İktisat 
Hüseyin Özel 
 
Ekonomi Politik Hiç Ölmedi ki… 
Ergun Türkcan 
 
İstikrar Programlarının Politik İktisadı 
Fatma Doğruel, A. Suut Doğruel 
 
Ücret Hırsızlığı 
Alper Duman 
 
Yuvarlak Masa: Tarımın Ekonomi Politiği 
Ömer Faruk Çolak, Gökhan Özertan, Serdar Sayan 
 
Finansal Okuryazarlık Notları: Tasarrufları Nasıl Değerlendiriyoruz? Devrim Dumludağ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100584</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b3ecd0f-a8e3-4f95-bbd8-91f2af258cd7.jpg</image:loc>
            <image:title>Nüzhet</image:title>
            <image:caption>Nâzım Hikmet ve Nüzhet Hanım, (1922) 
 
Bu kitap özel bir Türk kadınının, Nâzım Hikmet’le ilk evliliğini yapan Nüzhet Berkin’in ve yakın aile çevresinin yaşantısını, 1876’dan 1987 yılına kadar süren, yüz yılı aşkın bir devredeki sosyal ve tarihsel değişimler ortamında ele alıyor. 
 
Çalkantılarla süren bu döneme ışık tutan romanda, Nüzhet Hanım ve Nâzım Hikmet’in yanı sıra, İttihat ve Terakki mensuplarıyla, sol fikirlere yatkın aydınlarla, felsefe, edebiyat ve sosyoloji tarihimize katkıda bulunmuş isimlerle de karşılaşma fırsatı buluyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100585</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/baa457e9-dfa2-4584-8c58-7ac78814575f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruh-u Revan</image:title>
            <image:caption>Şemseddin Sami
ve Ali Sami’nin Romanı 
 
 
 
 
Özel bir baba... Özel bir oğul... 
 
Şemseddin Sami... 
Türkçe’nin, Türk edebiyatının ölümsüz ismi. 
 
Ali Sami... 
Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu, 
Türk sporunun büyük teşkilatçısı. 
 
 
Baba ve oğlunun ortak kaderi... Bir ailenin, Arnavutluk’un bir dağ köyünden İstanbul’a uzanan 100 yıllık olağanüstü hikayesi... Savaş, sürgün, hapis, ölüm. Genç Osmanlılar, Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik, İttihat Terakki, Abdülhamid, Meşrutiyet, Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı, Futbol, Mektep, Galatasaray, İşgal, Cumhuriyet... 
 
Parçalanma ve yeniden doğuş sancılarının İmparatorluk topraklarının her yerinde dizgininden boşanırcasına yaşandığı o 100 yıllık unutulmaz tarihi sürecin tam ortasında, babadan oğula geçen büyülü Ruh Akışı’nın, hayatlarına damga vuran trajedilerin, aşklarının, tutkularının hüzünlü hikayesi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100586</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d2529b2-411a-48da-843f-a6eddd0e580b.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocuklukta Sağlam Bir Temel Oluşturmak İçin Ebeveynin Rehberi</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz bebeklikten çıkıp iki ayağı üzerinde durmayı öğrendiği andan itibaren sizin için bambaşka bir ebeveynlik macerası başlar. Eğer bu büyük değişime hazırlıksızsanız çocuğunuzun güçlenen benlik algısı, her şeyi kendi kendine yapma isteği, duygusal yoğunluğu ve inatlaşmaları karşısında fazlasıyla bocalayabilirsiniz. Teknolojiyle sarmalandığımız modern hayatın koşullarının da çocuklarla iletişimde pek elverişli olduğu söylenemez. 
 
ñ  Çocuğa, istediği şeyleri yapabilmesi için sınırsız özgürlük mü tanınmalı, yoksa kendini kontrol etmeyi ve çevreyle uyumlu olmayı öğrenmesi için kurallar koymaya başlamak mı gerekir? 
 
ñ  Çocuğa kurallar öğretilmeliyse nereden ve nasıl başlanmalı? 
 
ñ  Oyuncaklar, kitaplar, görüntülü görüşmeler, ekran ve tablet gibi araçları gelişimi destekleyici şekilde nasıl kullanabilirim? 
 
ñ  Çocuğumla nasıl kaliteli vakit geçiririm? 
 
ñ  Sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimi için hangi oyunları oynayabilirim? 
 
ñ  Beslenmedeki sıkıntılar nasıl çözülür? 
 
ñ  Çocuklara uyku düzeni nasıl kazandırılır? 
 
ñ  Tuvalet eğitimi nasıl verilmeli? 
 
 
Sinem Olcay Kademoğlu, Ebeveyn Rehberi’nde son bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu ve ailelerle olan tecrübeleri sonucunda etkinliğini gözlemlediği çocuk yetiştirme stratejilerini paylaşıyor. 
 
 
 
 
 
Sinem Olcay Kademoğlu (Uzman Psikolog, Aile ve Çocuk Gelişimi), psikoloji lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi ve State University of New York&apos;tan aldı, Gelişim Psikolojisi dalında yüksek lisansını Koç Üniversitesi ve Ruhr Universität-Bochum&apos;da tamamladı. Kurduğu İstanbul Parenting Class (İPC) isimli merkezde, 0-17 yaş grubu çocuklarla gelişim değerlendirme çalışmalarını ve ailelere yönelik danışmanlık hizmetlerini 2007 yılından bu yana sürdürmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100587</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/685ee014-9aba-48b2-8931-5c85890a2eec.jpg</image:loc>
            <image:title>Mikrobun Keşfi</image:title>
            <image:caption>Gerçek devrimler dünyamızın çehresini ve ona bakışımızı değiştirir. 
 
1880-1900 yılları arasında gerçekleşen olağanüstü bilimsel devrim, sadece yirmi yıl içinde bizim dünyaya bakışımızı sonsuza dek değiştirdi. 
Batılı hekimler, mikropların varlığını kanıtlayıp hastalıkların nedenleri ve doğası hakkında binlerce yıldır süregelen yanlış fikirleri ve eski tedavi yöntemlerini birer birer terk etti. 
Bu kitap, tıp tarihindeki en büyük ilerlemelerden biri olan mikrobun keşfinin soluk kesici hikâyesini anlatıyor. 
Bilimsel gayret, düşünsel cesaret, sayısız kişisel ve siyasi çekişme, fedakârlıklar ve alınan büyük risklerin nasıl meyve verdiğini gösteriyor. Bu büyük devrimin güvenli ameliyatlara, geniş çaplı aşı seferberliklerine, hijyen ve sanitasyon alanında çarpıcı iyileştirmelere ve bugün çoğumuzun hayatını borçlu olduğu antibiyotik ilaçların ortaya çıkışına nasıl zemin hazırladığını çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100588</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbc6bfbe-6b99-4e3b-8e80-8b88fce63678.jpg</image:loc>
            <image:title>Kabus Dükkanı – 1</image:title>
            <image:caption>Ninni 9 yaşında ve en büyük hayali bir
bisiklet satın almak. Fakat bir sorun
var: Ninni’nin hiç parası yok. Ninni para
kazanmak için çalışmak istiyor ama 9
yaşında birine kim iş verir ki?
Ta ki... vitrininde yardımcı aranıyor yazan
Kâbus Dükkânı’yla karşılaşana kadar.
Ninni heyecanla içeriye giriyor. O da ne?
Bir ses duyuyor ve tezgâhın arkasında
yatan bir adam görüyor: kahkaha mı
atıyor yoksa çığlık atarak yardım mı
istiyor? Ninni tüm bunları
öğrenmeye hazır...
 
 
Kâbus Dükkânı Serisi, Gıdıklama Tozu
ile başlıyor. Sizi hayaletlerin, kavanoz
dolusu iksirlerin, kertenkele gözü seven
örümceklerin ve evcil bir ahtapotun
da olduğu heyecan dolu bir maceraya
çağırıyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100589</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b86d8abe-1066-48ae-a788-0dd3b0cc74e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bosna Büyük Bir Sır</image:title>
            <image:caption>Aliya İzetbegoviç gibi büyük bir liderin hapiste olduğu süreçte yaşadıklarını, çıktıktan sonra siyasette hızla yükselmesini, memleketi ve halkı için verdiği mücadeleyi, durup dinlenmeden sürekli çalışmasını okuyoruz Bosna Büyük Bir Sır kitabında. Mülakatlardan oluştuğu için o dönemki siyasi atmosfere tanık olmak da kolaylaşıyor, Aliya’nın olaylara bakışındaki değişimleri görmek de mümkün oluyor; hatta bazı gazetecilerin art niyetli sorularını ustalıkla geri püskürtüp üstüne bir de tüm hazırcevaplığıyla onları alt etmesini seyrediyoruz keyifle. Bosna Büyük Bir Sır, ismiyle müsemma bir eser. Sırrı biraz olsun aralamak, Bosna’yı, Balkan coğrafyasını, siyasi çalkantıları, siyasilerin çekişmelerini ve Aliya İzetbegoviç’i okumak, öğrenmek ve aşina olmak için sayfalarda gezintiye çıkmalı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100590</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00fb0b40-cc95-4036-bf5e-5f04aa521586.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyükanne Yağmurda Dans Etti</image:title>
            <image:caption>Geçmişten gelen karanlık bir sırla birbirine bağlanan üç kuşak kadının hikâyesi… 
Juni, büyükanne ve büyükbabasının ölümünden sonra çocukluğunu da geçirdiği adadaki evlerine geri döner. Evi boşaltırken büyükannesinin bir Alman askeriyle çekilmiş fotoğrafına ve 1947’de yazdığı mektuba rastlar. Juni, büyükannesinin II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Almanya’da olduğunu yeni öğrenir ve onun bilinmeyen hikâyesini çözmeye karar verir. 
Gerçeği arayışı Juni’yi Berlin’e ve Almanya teslim olduktan sonra Rus bölgesi haline gelen Demmin’e sürükler. Burada Norveç’in tüyler ürpertici tarihiyle Demmin’de yaşanan toplu intiharların karanlık günleri birleşir. Böylelikle kitlesel histerinin patlak verdiği, savaş tarihinin oldukça sansasyonel bir parçası gün yüzüne çıkar. Ruslar, Nazilerin korkunç eylemlerinin intikamını almak istemektedir. Peki, yazılmaya layık olan sadece kazananların hikâyesi midir? 
Büyükanne Yağmurda Dans Etti, bir kadının geçmişini gizlemesi ve bunun kızıyla torunu üzerindeki sonuçları hakkındadır. Fakat hepsinden önemlisi bu roman, okuyucuyu hayatın trajedilerine karşı sevginin iyileştirici gücüne ikna eden bir dönem belgesidir. Norveçli yazar Trude Teige utanç, yıkım ve acıyı; anlayış, empati ve umuda dönüştürmenin bir yolunu bulur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100591</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb4bf011-fc22-4173-a9de-4acbeab51149.jpg</image:loc>
            <image:title>Evliliğin Estetik Geçerliliği</image:title>
            <image:caption>Romantik ilk aşka karşın evliliğin, cesarete karşı sabrın, anlık olana karşı ebedinin, tensele karşı ruhsalın, uçarılığa karşı tekdüzeliğin, fethetmeye karşı sahip olmanın, gurura karşı tevazuun, açgözlülüğe karşı rızanın, dışsala karşı içselin, zirve anını değil sürekli oluşun övüldüğü bu eser Ya/Ya da’nın birinci kısmına bir yanıt niteliğindedir. 
Evliliğin Estetik Geçerliliği, Yargıç Wilhelm’in, Kierkegaard’ın baştan çıkarıcısı Johannes’i etik yaşamın estetik yaşantıdan daha iyi olduğuna ikna etmeye çalıştığı uzun bir mektuptur. Baştan Çıkarıcının Günlüğü’nde Johannes’in değerli bulduğu anlık zevkler ve ince zekanın parlak buluşları Yargıç tarafından eleştirilir. 
*** 
Evlilikteki aşk sadık, sabit, mütevazı, sabırlı, kontrollü, sebatkâr, istekli ve neşelidir. Bütün bu erdemler bireyin içsel özellikleridir. Birey dışsal düşmanlarla mücadele etmez. Kendi namına, kendisi ve aşkı için mücadele eder. Ve özünde bir kerelik değil daima uygulandığı için zamansal yetkinliğe sahiptir. Ve bu erdemler yoluyla benlik dışında hiçbir şey elde edilemez. Bu yüzden evlilikteki aşk tek ve aynıdır; senin alay edercesine adlandırdığın gibi günlük ve ayrıca kutsaldır ve evlilikteki aşk günlük olma yoluyla kutsallığı kazanır. Evlilikteki aşk, telaş ve çığlıklarla gelen talih kuşu gibi dışsal işaretlerle gelmez; ahlâkı bozulmaz sessiz bir ruh olarak gelir. 
*** “Evliliğin ‘neden’ine verilebilecek en saygın yanıtlardan birisi, evliliğin bir karakter okulu olduğudur. 
Kişi, kendi karakterini yükseltmek ve geliştirmek için evlenir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100592</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/991cac34-b36f-44c1-ae42-8e448a8e5a03.jpg</image:loc>
            <image:title>Fonksiyon, Kavram, Anlam</image:title>
            <image:caption>Modern matematiksel mantığın kurucusu olan Gottlob Frege, Aristoteles’ten sonraki zamanların en büyük mantıkçısı olarak kabul edilmektedir. Eserleri kendi döneminde çok fazla üne kavuşmamış, fikirleri daha çok kendisinden etkilenen düşünürler aracılığı ile yayılmıştır. Birbiri ardına devrim niteliğinde eserler neşreden Frege, modern mantığın gelişimini mümkün kılan temel fikirleri kendi başına keşfetmiştir ve bütün disiplini adeta tek başına kurmuştur. Matematik felsefesi, matematiksel mantık, dil felsefesi gibi alanları derinden etkileyen Frege’nin fikirleri, Ludwig Wittgenstein ve Edmund Husserl gibi isimlere de tesir etmiştir. Bu eser, Frege’nin günümüzün felsefi tartışmalarında en etkili teorilerini içeren, matematikle alakalı meselelere çok fazla aşina olmayan okurun da kolaylıkla anlayabileceği makalelerden oluşmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100593</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95ddb158-3574-4895-b2c8-be9588d13cc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Hölderlin&apos;in Deliliği</image:title>
            <image:caption>“Hölderlin, kırk yaşında aklını yitirmeyi makul buldu.” R. Walser 
Hölderlin’in hayatı, tam ortasında ikiye bölünür. 1770 ile 1806 arasındaki ilk 36 yılında gündelik hayattan fazlaca uzak olmaktan korksa bile, gücü ölçüsünde zamanının dünyasında yaşayıp o dünyanın olaylarına katılan Hölderlin, 1807 ile 1843 arasındaki ikinci 36 yılını bir duvar onu dış dünyadan ayırıyormuşçasına temastan kaçarak olaylardan uzakta geçirir ve hayata karşı tavrını, her tür tarihsel niteliğin izlerini silmek üzerine kurar. Hölderlin’in Deliliği, Hölderlin’in, hayatının ikinci yarısında delilik teşhisini gönüllü olarak kabul etmesi üzerine Giorgio Agamben’in bu durumun nedenlerine felsefi açıdan eğildiği bir kroniktir. Agamben, Hölderlin’de aktif ve pasif, kamusal ve özel, akıl ve delilik, güç ve eylem, komik ve trajik arasındaki karşıtlığı etkisiz hale getiren ve Hölderlin’in Batı düşüncesine bıraktığı politik mirası temsil eden alışılmış bir yaşam görür. Alışılmış yaşam, şiirsel bir yaşamdır; kararlaştırılamayacak veya emredilemeyecek bir şekilde, insanlığı şiirsel olarak içinde yaşatır. Hayatın kendisi de dahil olmak üzere her sanatta ve çalışmada başarısızlığı tek kader olarak kabul eden bir hayat...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100594</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/659c2070-62be-4b79-9d96-989d024d822f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Brugge</image:title>
            <image:caption>Hugues Viane, genç ve güzel karısının ölümünden sonra ışıksız, kasvetli, Katolik Brugge şehrine taşınır. İçinden binlerce kanalın geçtiği, yorgun, üçgen çatılı evlerin ve yüksek kulelerin bulunduğu bu şehirde görkemli bir geçmişin yasını tutar. Şehrin gri sokaklarında teselli edilemez bir şekilde yürür. Brugge, onun ıstırap çeken hastalıklı varlığına, saplantılı hikâyesine uygun bir dekordur. Bu yalnız adamın melankolik adımları, onu puslu bir akşam, kaybettiği kadına tuhaf bir şekilde benzeyen başka bir kadınla tanışmaya götürecektir. Ölü Brugge böylelikle ona, ölümü yenme imkânı verir. 
Belçikalı sembolist şair ve romancı Georges Rodenbach’ın ilk kez 1892’de yayımlanan başyapıtı, okuyucuyu hipnotize eden atmosferiyle sessiz bir trajedinin örneğini sunar. Rodenbach’a göre şehir, ruhun coğrafyasıdır. Roza Hakmen’in eşsiz çevirisi ve Selim İleri’nin sonsözüyle Ölü Brugge, aradan bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen değerine değer katan usta işi bir anlatı. “Esrarengiz bir denklem kurulmaktaydı. Ölü zevceye karşılık ölü bir şehir olmalıydı. Koyu matemi böyle bir dekor gerektiriyordu. Hayata ancak Brugge’de katlanabilirdi. Sezgisine uyup gelmişti buraya. Başka yerlerde hayat kıpır kıpır, uğultulu olabilir, kutlamalarla ışıl ışıl aydınlanabilir, binbir ses birbirine karışabilirdi. Onun sessizliğe ve neredeyse yaşadığını hissettirmeyecek kadar tekdüze bir hayata ihtiyacı vardı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100595</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fa00c38-c234-4e9f-bced-b0ded0a3ffb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri</image:title>
            <image:caption>“Diliçi çeviriye dair araştırmalar son yıllarda artış göstermiş olsa da bunların istenen düzeyde olduğu söylenemez. Bu bağlamda, diliçi çeviri ile ilgili literatürün genel çerçevesinin çizilmesi ve konuyla ilgili teorik ve kuramsal çerçevenin oluşturulması amacıyla elinizdeki kitap değerli araştırmacıların katkılarıyla meydana getirildi.” Teoriden Pratiğe Türk Edebiyatında Diliçi Çeviri kitabı; “Diliçi Çevirinin Teorik Çerçevesi”, “Osmanlı Dönemi Diliçi Çeviri Metinleri Üzerine İncelemeler ve “Diliçi Çeviri Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar” başlıklı üç bölüm altında toplanan 16 adet bilimsel yazı ile “diliçi çeviri”nin tanımlamasını yapıyor, okuyucuya ve araştırmacılara diliçi çevirinin Türk Edebiyatındaki sınırlarını ve uygulama sahasını tanıtıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100596</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/467a9b58-75f7-4f88-93e9-5512815b84a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yolculuğa Övgü</image:title>
            <image:caption>“Her yerde mekân değiştiren, bir yerden bir yere taşınan insanlar. Gidişler, dönüşler, dönüşsüz gidişler. Gezegenin tüm yüzeyi insanların, nesnelerin, bilgilerin ve tasarıların değiş tokuşuyla uğuldamakta. 
Biri Arktika’nın soğuk sularını ister, diğeri Pasifik’in mercan adalarını ve sıcak sularını, burada tropikal ormanın yeşillik, ılık ve nemli toprağına özlem duyulur, orada Sahra Çölü’nün kavrulan, toz haline gelmiş arazisine iç geçirilir; Himalaya tepelerinin buz kesmiş havasına tutkun olanlar Asya musonlarının öfkeli peyzajı ya da Akdeniz’in derinlerinden gelen mavi ve toprak rengi için hiçbir coşku hissetmez. Her beden, içinde kendini en rahat hissettiği ve vaktiyle, plasenta halindeki ilk zamanlarında bulanık ama unutulmaz duyumları ve hazları sağlayan elementi yeniden bulmaya özlem duyar. Bir mizaca tekabül eden bir coğrafya vardır hâlâ. Geriye onu bulmak kalır. Herkes kendi içinde su, toprak ya da hava için duyduğu bir tutku keşfeder, ateş ise gezginin bizzat bedeninde dolaşır. 
Yolculuk bir ontolojiyi, bir varolma sanatını, kendilik poetikasını tanımlar. Güzergâh şeylerden kelimelere, yaşamdan metne, yolculuktan kelama, kendinden kendiye götürür.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100597</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0363a699-004b-43eb-b9a1-57e0ce9e6869.jpg</image:loc>
            <image:title>Gayrimeşru Anlamlar Sözlüğü</image:title>
            <image:caption>Gayrimeşru Anlamlar Sözlüğü’nün ortaya çıkışını yalnızca yaşam deneyimine dayandırmak pek doğru olmaz. Edebiyat deneyiminin de en az yaşam deneyimi kadar etkili olduğunu ve bu sözlüğün, özellikle Gustave Flaubert’in meşhur Yerleşik Düşünceler Sözlüğü’nden esinle hayat bulduğunu belirtmek gerekir. Bu sözlüğün en güçlü yanı ironisiydi tabii ama asıl muhteşem olan, böyle bir sözlük hazırlama fikriydi; kalıplaşmış algıları hicvederek on dokuzuncu yüzyılın ruhunu madde madde yansıtma fikri, her şeyden önce büyük bir buluştu. Bu anlamda Flaubert’in izinden giden Ambrose Bierce da yirminci yüzyılın başında yayımlanan parıltılı eseri Şeytan’ın Sözlüğü’nde yine hiciv ve ironi yoluyla kendi dönemini resmediyor, Amerikan toplumunun değerlerini alaşağı ediyordu. Tabii ki dünya genelinde bu iki sözlük dışında da klasik sözlük tanımına uymayan birçok farklı sözlük deneyimi gerçekleşti, hatta hem roman hem de sözlük olan bazı eserler de yayımlandı. Ama Gayrimeşru Anlamlar Sözlüğü’nün Flaubert’in sözlüğünden esinlendiğini ve maalesef bu sözlüğü hazırladıktan sonra okuyabildiğim Bierce’ın sözlüğüneyse daha yakın durduğunu vurgulamakta yarar görüyorum. Bu noktada akıllara şu soru gelebilir; böylesi bir sözlüğe gerçekten ihtiyaç var mıydı? Biliriz ki sözlükler, edebi eserlerden farklı olarak daha pragmatik bir bakışla ve daha somut bir ihtiyacı gidermek uğruna üretilirler. Anlamlar sözlüğünün rafa kalktığı bir dönemde, gayrimeşru anlamlardan çatılmış bir sözlük ne işe yarar? Evet, lafı hiç dolandırmadan söylersek, hiçbir işe yaramaz. Hiçbir işe yaramadığı gibi okuyana zarar da verebilir; herhangi bir maddenin gayrimeşru anlamıyla gerçek hayata katılan biri için işler sarpa sarabilir. Bu sebeple sözlüğe faydacı yaklaşmak, her şeyden önce güvenli değildir. Bir romana yaklaşılması gerektiği gibi, her zaman sakin ve soğukkanlı olunması ve bu sözlükten edebiyat dışı bir fayda beklenmemesi önerilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100598</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83a8767c-ee15-4581-aff6-6cff5343d81c.jpg</image:loc>
            <image:title>Lenormand Kehanet Kartları</image:title>
            <image:caption>LENORMAND KEHANET KARTLARI REHBER KİTABI 
36 Kartlık Deste ve Rehber Kitap. 
Lenormand destesindeki otuz altı kartın anlamlarını açıklayan ünlü Lenormand öğretmenleri Marcus Katz ve Tali Goodwin’e katılın. Kartlarda resmedilen sembolleri anlaşılır bir şekilde yorumlayan bu kitap, hayattaki en önemli konularda net bir içgörü kazanmanız için onlarla çalışmanıza yardım edecektir. 
Bu desteyi ister kehanette bulunmak, ister kişisel gelişiminiz için kullanmak isteyin, bu sayfalardaki basit açıklamalar size başlamak için harika bir temel sunacaktır. Ayrıca kitapta kademeli açıklamalar yapılarak anlatılan Büyük Tablo açılımı da yer almaktadır. 
 
Yazarlar Hakkında: 
Marcus Katz, İngiltere’de Lake District’te çağdaş bir eğitim merkezi olan Far Away Centre’da profesyonel Tarot öğretmenidir. Dünyanın en büyük Tarot organizasyonu olan Tarot Professionals’ın yöneticilerinden olan ve otuz yıldır Tarot üstünde çalışan ve öğreten Katz, birebir on binden fazla Tarot okuması yapmıştır. İlk kitabı Tarosophy’yi önde gelen Tarot öğretmenleri Tarot’a “büyük bir katkı” olarak yorumlamışlardır. Marcus, aynı zamanda dünya çapında on binden fazla kişinin Tarot’u yeniliklere açık bir şekilde geliştirme konusunda paylaşımlarda bulunduğu sosyal bir ağ olan Tarot-Town’ın da yaratıcılarındandır. 
 
Tali Goodwin, dünyanın en geniş profesyonel Tarot organizasyonu olan Tarot Professionals’ın ortak kurucusu ve pazarlama müdürüdür. Kindle’da en ok satan ilk on Tarot kitabının arasına giren Tarot Flip gibi yenilikçi ve öğretici kitapların eş yazarlarındandır. Tali, usta bir araştırmacıdır ve Abiding in the Sanctuary: The Waite-Trinick Tarot kitabında uzun süredir gizli kalan Waite-Trinick Tarotu’nun yayımlanmasını sağlamıştır. Kendisi aynı zamanda 2010-2011 yıllarında önde gelen Tarot dergisi Tarosophist International’ın editörlüğünü de yapmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100599</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/753e150c-6f09-4ead-9eeb-83e3084d05ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Vahşi Bilinmeyen Tarot</image:title>
            <image:caption>78 Kartlık Deste ve Rehber Kitap 
Kim Krans sadece yeni tarot hareketinin öncüsü değil, aynı zamanda yirmi birinci yüzyıl için tarotu yeniden tanımlayan kişidir de. Vahşi Bilinmeyen Tarot, çağımızda arayış içindeki çok sayıda insan için bir tarot destesinden çok daha fazlasıdır; o insanlara sayısız okumaları, dövmeleri ve destedeki sanat çalışmalarını paylaşmaları için ilham vererek tüm dünyada yankı bulan bir rehber oldu. Krans’ın Vahşi Bilinmeyen Tarot destesindeki yetmiş sekiz kartın her biri doğal dünyanın ve hayvan krallığının gizemlerini keşfeden bir sanat çalışmasıdır. Bu az ve öz, minimalist stildeki çizimler ve çarpıcı resimler insanı derin bir tefekküre çağırıyor. Olağanüstü bir kült sanat çalışması olan 
Vahşi Bilinmeyen Tarot’un okuyuculara yetmiş sekiz kartı karıştırıp kesmekten, okuma yapma ve yorumlamaya kadar uzanan süreçte yol gösteren resimli bir kitapçığı da mevcuttur. 
 
 
Yazar Hakkında: 
KIM KRANS, The New York Times&apos;ın en çok satan kitabı The Wild Unknown Tarot&apos;un vizyon sahibi bir sanatçısı, yazarı ve yaratıcısıdır. 
Kim, BFA&apos;sını NYC&apos;deki Cooper Union&apos;da çizim alanında, MFA&apos;yı Hunter College&apos;da karma medya alanında ve California&apos;daki Pacifica Graduate Institute&apos;de derinlemesine psikoloji ve yaratıcılık alanında yüksek lisans derecesi aldı. Arayıcı kalbi onu Hindistan, Afrika, Avrupa ve Birleşik Krallık&apos;ta derinlemesine yoga ve şamanizm uygulamalarını incelemeye götürdü. Kim Krans, sanat, meditasyon, mistisizm ve hareket yoluyla yaratıcılığın ve radikal dönüşümün güçlerini harekete geçiren etkinlikler ve atölye çalışmaları öğretiyor. 
  Kim Krans&apos;ın daha fazla çalışmasını www.kimkrans.com&apos;da görüntüleyebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100600</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f03dbc0-e6d2-425f-95dc-72874e4ed8bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınıf İçi Uygulama Önerileriyle Akademik Yazma</image:title>
            <image:caption>Üniversite eğitimine başlayan öğrencilerin öğrenme ortamlarında karşılaştıkları hemen her durum akademik okurya­zarlıkla ilgilidir. Okumaları gereken ders kitaplarında, hazırladık­ları rapor niteliği taşıyan ödevler veya sunumlarda onlardan eleş­tirel düşünme, araştırma yapma, raporlama, uzmanlık için adım attığı alana ait terminolojiyi kullanma gibi ileri düzeyde beceriler beklenir. 
 
Üniversitenin ilk yıllarında öğrenciler, ilk ve ortaöğretim dönemlerinde kazanmış oldukları yazma alışkanlıklarını sürdür­meleri nedeniyle akademik yazma konusunda sorunlar yaşayabi­lirler. 
  Bu kitabın yazılış amacı, üniversite öğrencilerinin akademik yazma konusunda yaşadığı sorunların çözümünün bir parçası olmaya çalışmak ve akademik yazma içerikli derslere katkı sağla­maktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100601</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6ee4282-ad35-4c9f-a2d5-28dc1997d821.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevre Bilinci</image:title>
            <image:caption>İçinde bulunduğumuz dönem insan hayatını kolay­laştırdığı kadar büyük sorunları da beraberinde getir­mektedir. Son yüzyılda yaşanan çevre problemleri bu konuda topyekûn yapılması gerekenleri gözler önüne ser­mektedir. Çoğu insan etkileriyle gerçekleşen bu sorunlar için ciddi önlemler alma vakti gelip geçmektedir. 
  Küresel boyutta yaşanan iklim değişikliği krizi, biyoçeşitlilikteki azalma ve çok sayıda türün yok olması, dünyanın her ye­rinde yaşanan kirliliğin boyutu gibi büyük çaplı bu prob­lemler tüm yaşamı olumsuz etkilemektedir. Dünyanın farklı coğrafyalarında birbirine bağlı ekosistemlerin her birindeki en ufak olumlu ya da olumsuz etkileşim diğer­lerine de yansımakta, zincirleme bir yolla hatta parabolik bir etkiyle artmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100602</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad5ee794-26d6-412e-8af9-01845b77ee1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Dijital Metin Hazirlama</image:title>
            <image:caption>Son yıllarda hızla hayatımıza giren ve günlük yaşantının vazgeçilmezi haline gelen bilgisayar, tablet bilgisayar, akıllı telefon gibi araçlar dijital bir dünyanın içine bizleri sürüklemiştir. Bulunduğwnuz birçok ortam dijitalleşmiş, zaman ve mekandan bağımsız olarak teknolojik araçlar aracılığıyla ulaşılabilir olmuştur. Bu değişim eğitim ortamlarında da kendisini göstermiştir. 
  Bu kitapta; dijital eğitim araçları ve dijital metinler, dijital metin hazırlama aşamaları ve İlkokul öğrencilerine yönelik dijital metin hazırlama ile ilgili bilgiler verilmektedir. Aynı zamanda etkili dijital metinlerin hazırlanabilmesi için metin, paragraf, sayfa ve belge biçimleri ile metine yapılacak eklemeler açıklanarak, bunların özelliklerinin nasıl değiştirileceği kelime işlemci programın komutları ile gösterilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100603</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c31009a-774f-4fc7-a253-97e4dddca2f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklukta Bilim Ve Teknoloji</image:title>
            <image:caption>Bulunamadı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100604</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4715e047-cbc6-46ac-bfc6-1177696e6562.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuramsal Ve Uygulama Örnekleri İle Dijitalleşme Ve Eğitim</image:title>
            <image:caption>Dinamik bir yapıya sahip teknolojik gelişmelerin ve Web.2.0 araç­larının, özellikle eğitim yaklaşımları, öğrenme ve öğretme teknikleri, ölçme-değerlendirme araçları gibi eğitimin ana bileşenleri üzerindeki yansımaları merak konusudur. Bu motivasyondan hareketle kitabımızın konusu, teknolojik ve dijital araçların eğitim-öğretime güncel yansıma­larıdır. 
  Konu bağlamında, geçmişten günümüze eğitim uygulamalarında yer alan uzaktan eğitim, bilgisayar destekli eğitim, e-öğrenme gibi tek­noloji temelli öğrenme alanlarına, teknoloji ve dijital araçların kullanıl­masının kaçınılmaz olduğu yabancı dil eğitimine, güncel popüler STEM, STEM+A yaklaşımlarına ve ölçme-değerlendirmeye değinilmiştir. Tek­noloji ve dijital ile ilgili temel kavramlar, Eğitim 1.0’dan 4.0’a eğitimde dijital dönüşüm, eğitimde kullanılan ileri teknolojiler, öğrenme-öğretme ve ölçme-değerlendirme aracı olarak dijital araçlar ve uygulama örnekleri kitabımızda yer almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100605</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76dcb053-a049-4114-8643-172ea9d59628.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocuklukta Tasarım Odaklı STEM Eğitimi</image:title>
            <image:caption>STEM eğitimi, geleceğin bilim insanlarının çekileceği yetenek havuzunu oluşturmanın yollarından biridir. Erken çocukluk eğitimcilerinin bilgi ve beceri­lerini aktarmada, çocuklara ilham vermede ve cesaretlendirmede, gelecek nesil girişimcilerimizin şekillendirilmesinde muazzam bir görevi vardır. Bilim ve tek­nolojideki gelişmeler, değişen çağı yakalamamızı zorunlu kılıyor... 
  Erken çocukluk eğitimcilerinin aracılığı ile çocuklara bilim konusunda fizik, mühendislik, teknoloji ve matematiğe olan ilgilerini arttırarak kendi yetenekle­rini keşfetmelerine yardımcı olabilmektir bu kitabın temel hedeflerinden biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100606</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d536361-ab0d-4181-8d96-d72171ba681a.jpg</image:loc>
            <image:title>Teilhabeziele Planen, Formulieren Und Überprüfen; ICF Leicht Gemacht</image:title>
            <image:caption>Katılım kavramı geniş kapsamda, ICF (işlevsellik, Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması, Dünya Sağlık Örgütü - DSÖ-2001) ile ilgilidir. ICF&apos;de hedeflenen bakış açısı, açıkça belirtilmemiş olsa da tedavi, destekleme ve terapide, bu temel çalışmadan yararlanmak suretiyle, ICF&apos;den aktarımlar yapılabilmesi mümkündür. 
Katılım, ICF&apos;de, yaşamın bir bölümüne dahil olma olarak tanımlanmıştır. Bu cümle basit gibi görünse de, birçok uzman, bu tanımın pratik anlamını kavra­mada veya bunu günlük yaşama geçirmede güÇlük çekmektedir. 
  Bu kitap, profesyonellerin katılım kapsamında yaşaması olası güçlükleri azaltması amacı ile yazılmıştır ve ülkemizdeki profesyonellerin çalışmalarına katkı sunması hedeflenerek tercümesi yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100607</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/160dcbc0-eb85-439a-942f-27f15808901c.jpg</image:loc>
            <image:title>Özel Öğrenme Güçlüğü</image:title>
            <image:caption>Bu seride amaç, özel gereksinimli çocuğu olan anne babalara ve birincil bakıcılara pratik bilgiler sunmaktır. 
  Bu pratik bilgiler ailelerle birlikte öğretmen ve öğretmen adayları basta olmak üzere özel eğitim paydaşlarına da değerli bilgiler sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100608</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c568ca2-2dc7-40ad-9741-7d49669ea248.jpg</image:loc>
            <image:title>Rehabilitasyon Merkezlerine Yönelik Özel Eğitim El Kitabı</image:title>
            <image:caption>Ülkemizde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine yönelik yeterince yayın olmadığı görülmektedir. Öğretmenlere yönelik alan dışından alana kabul için ön şart olan sertifika programları dışında neredeyse hizmetiçi eğitim programlar da düzenlenmemektedir. Bu çalışma ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. 
 
Bölüm yazarları ağırlıklı olarak özel Eğitim Alanında Uzman Öğretici Yetiştirme Kurslarında görev almış öğretim görevlileridir. Kitapta özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışacak ve çalışan öğretmenlere yönelik temel konular konulmuştur. Takdir edersiniz ki alan oldukça geniştir. Bu nedenle kavramlar ve örnekler sınırlandırılmıştır. 
  Kitaptan; farklı özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler, özel eğitim alanında kendini yetiştirmek isteyen öğrenciler, alana ilgi duyan her birey yararlanabilir. Kitapta örneği olmayan engel grupları başlığında yer alan kazanımlar bu kitapta yer alan örnek kazanımlara göre uyarlanabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100609</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/872439e5-0b1e-45ec-9af1-f3917c2595bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Uygulamalı Yaratıcı Drama Atölyeleri</image:title>
            <image:caption>Drama atölyelerinde yapılandırmalar hemen hemen ay­nıdır, ancak içerik yaş grubu ve imkânlar, kazanımlar doğ­rultusunda değiştirilir. 
“Sınıfımda nasıl kullanabilirim?” diye sorgulamaya başlayan bir öğretmen, dramayla ilgili hiçbir fikri olmasa bile elinizdeki bu yol haritasıyla fikir edinebilecektir. Bu ki­taptaki atölyeleri yazarken geliştirilebilir, dönüştürülebilir olmasına özen gösterdik. Elinizdeki kısıtlı imkânlarla da olsa öğretmenlerimizin de yaratıcılığını kullanarak bazen şartları zorlayarak uygulanabilir olmasını istedik. “En basit düzeyde en açıklayıcı nasıl anlatabiliriz?” bu kitabın ana temasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100610</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1ae30be-63c7-45bd-b5c3-b7314ed50eff.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Yunus Dolfi</image:title>
            <image:caption>Dolfi ve arkadaşları yaşadıkları sorunu bakalım bu kez nasıl çözecekler. Peki ya bu sorunların aslında sebebi ne? 
Biraz düşünüp, değişmeye var mısın? 
Doğa için, hepimiz için… 
 
Kitabı okurken oturmak zorunda değilsin. Her sayfada seni bekleyen hareketleri yaparak, hikayeyi canlandırmak elinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100611</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df5d9084-62d2-4ac1-9cad-d06d118949bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Aslında O Ölmedi</image:title>
            <image:caption>Gündelik hayatın neredeyse bütün konularını ortak paydada bütünleyebileceğimiz başlık: 
hayat-memat dengesi. Hayat kısmı her gün dilimizde. Mutluluk endeksleri, yaşamın nasıl 
programlanıp yönetileceğini anlatan kişisel gelişim kitapları... Dengeyi sağlayan ölüm şuuru, 
hayatın içindeki yerini ve anlamını giderek kaybediyor. Ekranlarda her gün onlarca kişinin 
ölüm haberine tanık tutulduğumuz halde “ölüm şuuru”na sahip olmak yüz sene öncesine 
nazaran daha zor. 
 
Tıp teknolojisi bir taraftan insanları ölüme ikna ediyor ve “onurlu yaşam” üzerinden 
“ısmarlama ölüm” hizmeti sunuyor; diğer taraftan ise transhümanizme ivme kazandırarak 
“ölümsüzlük stratejileri” ile oyalıyor. Oyalıyor, çünkü her ikisinde de kişiye “ölümlülükle 
yüzleşme” imkânı ve fırsatı sunmuyor. 
 
Hayat-memat dengesinin tıbbi destek alarak bir an önce ölmek isteyenler ile sonsuza kadar 
yaşamak isteyenler arasında nasıl bir salınım göstereceği, önümüzdeki yıllarda sosyolojinin en 
önemli konularından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. 
 
Hayat ve ölüm tıbbileşirken, artık “burada” olmayanın gidişi magazinleştiriliyor.  
Bu kitaptaki metinler, şöhret ölümlerinden ölmeyi öğrenme atölyelerine, gündelik hayatta, ölümün ebedî âlemi unutturan bir dil ile “sahnelendiği” zamanların kısa bir kaydı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100612</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a51dbd2f-62b2-4e54-9bef-82bd728f5031.jpg</image:loc>
            <image:title>Dracula</image:title>
            <image:caption>Gotik roman türünün en önemli örneklerinden biri olan Dracula, İngiliz avukat Jonathan Harker’ın Transilvanya’ya yaptığı iş ziyaretiyle açılır. Harker, Londra’da ev almak isteyen Kont Dracula’nın şatosunda geçirdiği günlerde müşterisi hakkında dehşet verici keşiflerde bulunur. Bu ziyaretin üstünden çok geçmeden İngiltere’de bir dizi açıklanamayan olay meydana gelir: Tüm mürettebatı ortadan kaybolmuş, gizemli kutular taşıyan bir gemi karaya vurur; uyurgezer genç bir kadın boynunda diş izleri keşfeder; bir akıl hastanesinin sakinlerinden biri, “Efendi” adını verdiği bir kişiden söz etmeye başlar; gazetelerde, hayvanat bahçesinden kaçan kurtlar ve bir kadının peşinden gidip bir süreliğine kayıplara karışan çocuklar hakkında haberler yayımlanır. Bu dağınık ipuçları, çoğu birbirini tanımayan bir grup insanı tek bir amaç doğrultusunda bir araya getirecektir: Jonathan ve eşi Mina Harker, ruh doktoru Dr. Seward, Arthur Holmwood, Hollandalı bilim adamı Van Helsing ve Amerikalı Quincey Morris çok eski çağlardan beri var olmuş bir düşmana karşı amansız bir savaşa hazırlanırlar. 
 
Bram Stoker’ın günlükler, mektuplar ve gazete haberleri üstünden ilerleyen romanı, 1897 yılında ilk kez yayımlanmasının ardından kısa sürede yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuştu, ilham verdiği birçok sinema filminin de katkısıyla vampir hikâyelerinin en popüleri ve “vampir miti”nin temel kaynağı haline geldi. Bugün edebiyat kuramlarının sunduğu yeni perspektifler ışığında, Avrupa dışından gelen Öteki’nin yol açtığı korkuların ve Victoria Dönemi’nde cinselliğe ilişkin kaygı ve arzuların sahnelendiği bir metin olarak da okunan Dracula, popülerliğini ve ürperticiliğini korumaya devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100613</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb1b1a76-fa26-4c60-963e-2ece3fad5102.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezegenimi Kurtarmaya Hakkım Var</image:title>
            <image:caption>Dünyaya gelen her çocuğun şefkate, sağlıklı yiyeceklere, iyi bir eğitim almaya hakkı vardır… Peki ama çocukların sağlıklı bir gezegende yaşama hakkı olmadıktan sonra bütün bunların ne anlamı kalır? 
 
İşte o zaman çocukların bu gidişata “Dur!” deme hakkı olur. 
 
Çocuk Olmaya Hakkım Var kitabının sevilen yazarı Alain Serres’in bize yuva olan gezegenimize iyi bakmanın önemini anlattığı bu etkileyici hikâyeyi Aurélia Fronty resimledi, Korkut Erdur çevirdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100614</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b9cfb32-b615-4113-9aad-f8da4e851139.jpg</image:loc>
            <image:title>Acaba Neden?</image:title>
            <image:caption>Suna Hanım’ın yaramaz kedisi çatıdaki serçeleri kovalarken dengesini kaybedip düşüverir. Suna Hanım fırladığı gibi kedisini kucaklayıp veterinere götürür. Tedavisi yapıldıktan sonra kediciğin hayatı ve görünüşü birazcık değişir. Üstelik evin diğer sakinleri ona tuhaf davranmaya başlamıştır. 
 
Neden kediciğe böyle davranıyorlar dersiniz? 
 
Acaba neden?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100616</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3fade0f-6006-4bb2-a7d0-1bcb9bb44d97.jpg</image:loc>
            <image:title>Piraye’nin Bir Günü</image:title>
            <image:caption>Bazen hayatımız birbirine çok benzeyen günlerden ibaretmiş gibi gelir. Ama aslında farkında olduğumuz ya da olmadığımız bu günleri birbirinden ayırt eden nice irili ufaklı olay geçmektedir başımızdan. Kimi bizim için önemli, kimi de başkaları için. 
 
Arslan Sayman, Piraye adındaki küçük kızın hayatından bir günü anlatıyor anlatmasına ama aslında bu gün, Kapuska adındaki eşek için çok önemli bir gündür. Kim istemez Piraye gibi bir dostu olmasını, aynı dili konuşmasalar bile, halinden derdinin anlaşılmasını!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100617</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03b0825c-e523-492b-8d8e-3818d0c8bfb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Papi</image:title>
            <image:caption>Çocuklar için yazdığı ve uyarladığı kitaplarla çok yakından tanıdığımız Bilgin Adalı bir sürpriz yaparak, ilk kez okul öncesi çocuklar için de yazmaya başladı. 
Birbirine merhaba demeyi, güvenmeyi ve bağlanmayı öğrenen bir çocuk ile bir papağanın çok özel dostluk hikâyesinin anlatıldığı bu güzel kitabı Ayşın Delibaş Eroğlu resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100618</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1c96af5-b7ff-4f2a-a970-fd3e94ecf96c.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul’da Stoudios Manastırı: Tarihi, Mimarisi Ve Sanatı</image:title>
            <image:caption>İstanbul’da Stoudıos Manastırı: 
Tarihi, Mimarisi Ve Sanatı 
İstanbul’daki Stoudios Manastırı, beşinci yüzyılda inşa edilmiş ve yüzyıllar boyunca Bizans başkentinin en önemli manastırlarından biri olmuştur. Manastır komplesindeki binalardan yalnızca Osmanlı Dönemi’nde camiye çevrilen kilise yapısı günümüze ulaşmıştır. 
 
Kitabın bölümleri, arkeolojik veriler ve birincil kaynaklara dayanarak Stoudios Manastırı’nın farklı yönlerine odaklanmaktadır. Esra Kudde, mimari özellikleri keşfeder ve ayrıntılı bir belgeleme sunar; Nicholas Melvani manastırın Bizans tarihini özenle inceler ve mimari plastik unsurlarını değerlendirir; Tarkan Okçuoğlu yapı grubunun Osmanlı tarihini aktarır. 
 
 
Dr. Esra Kudde, İBB Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü’nde görev yapıyor. 
 
Nicholas Melvani, Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı.  
 
Tarkan Okçuoğlu, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde Türk ve İslam Sanatı Ana Bilim Dalı başkanlığı görevini yürütüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100619</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bcad92c-1c91-4ea6-8b3f-d2bd71dcd50c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sırat Köprüsü Bu Dünya</image:title>
            <image:caption>Şiir, bir tefekkür, tasarım ve gönül işidir. Akılda başlayan fikir, yürekten gelen coşku, sevgi ve en hasbi duygularla bir araya gelerek sanki bir nehir olup da akıp gider. Ulaşır mı denize, varır mı menzile? İşte bu bilinmez. 
Şairin hedefe nedir? Şair neyi hedefler? İşte bu çok açık değildir. Şair bir kişi için mi yazar? Bin kişi için mi haykırır? Ya da tüm Dünya’ya mı mesaj verir? Yoksa yalnızca kendi kendisiyle hasbihâl üzere mi şiir yazar. Bunlar elbette şairden şaire değişir. 
Şiirlerimi, öncelikle kendi kendimle hasbihâl ile oluştururum. Hasbihalimde yüreğim ve zihnim birlikte hareket eder. Yüreğime doğan, zihnime düşen bir hususu sanki bir hamur yoğurur gibi yoğurur, hamurun fırına sunulması gibi en sonunda sözlerimi yazıya döker, fırından ekmek çıkartır gibi şiir kitaplarımı matbaadan çıkartırım. Bu yönüyle şair bir fırıncıya benzer.  
Ekmek bedenin doyurulması içindir. Şiir de ruhun doyurulması içindir. Neticede hem ekmek, hem şiir birer vasıtadır. 
Bir de şunu hatırlatmak isterim. Bir şiir dilde yazılır ise dilde kalır, kalbe girmez. Kalpte yazılır ise kalbe yerleşir ve oradan başka yere gitmez. 
İnşallah şiirlerim kalpte yazıldı ve kalplere girer ve orada yerleşir. 
Şiirlerimin kalplere hitap etmesini yürekten diliyorum. İnşallah olur. 
Bir de şu hususu belirtmek isterim: Bu kitaptaki şiirlerim daha farklı ve daha özeldir.  Özellikle bir kısmı şekilde şiir olsa da, özünde dua ve bir taleptir. Kabul ola, inşallah. Kitaptaki bir beyit halindeki küçük şiirim çok çok farklıdır. Bu beyit rüyamda yazdırıldı. O da ayrı bir hikmete sahiptir. Esasında şiir yazdırılır. Yazılmaz. Özellikle İslamî Yolda yürüyen “Biz Şairler” için geçerlidir bu söz. Şiir yazılmaz, yazdırılır. Elhamdülillah. 
Allah Yolu’nda yürüyen Şairler Adn Cenneti’nde buluşur. İnşallah. 
Bu şiir kitabımı Hazreti Adem’den kıyamete kadar gelmiş ve gelecek tüm masumlara ve mazlumlara armağan ediyorum. 
Ahmet Sandal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100620</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee0c8a8a-59a4-4a52-8dc5-90af62118356.jpg</image:loc>
            <image:title>Feminist Terapi</image:title>
            <image:caption>Feminist Terapi
Laura S. Brown 
 
 
Feminist Terapi, kadınlar ile gücü elinden alınmış grupların ataerkil yaklaşımlar içeren geleneksel psikoterapi yöntemlerine karşı duydukları hoşnutsuzluk nedeniyle ortaya çıkmıştır. Başlangıçta çağın cinsiyetçi bakış açısına karşı düzeltici bir işlev görürken, günümüzde toplumsal cinsiyet, sosyal konum ve güç analizini insan zorluklarını anlamak için birincil strateji olarak kullanan sofistike, postmodern ve bütünleştirici bir uygulama haline gelmiştir. 
 
Laura S. Brown, bu kısa ve anlaşılır kitapta yalnızca kadınlar için değil, patriyarkal düşünce biçiminden etkilenen herkes için kapsayıcı bir rehber sunmaktadır. 
 
Bu dizi, çığır açma potansiyeli taşıyor. Psikoterapiler arasındaki ortak noktalar ve farklılıkları ortaya koyarak, bu farklılıklarla dolu alanda birleşme, basitleşme ve bütünleşme için temel malzemeleri sunuyor. 
Prof. Dr. Arthur Staats, Hawaii Üniversitesi, Honolulu 
 
Sağlam kuramsal düşünce ve zengin klinik malzeme üzerinden temellendirilen bu dizi, psikoterapiye ilgi duyan herkes tarafından okunmalı. Gerek deneyimsiz gerekse deneyimli klinisyenler için ise bir hazine niteliğinde. 
-Prof. Dr. Lillian Comas-Diaz, George Washington Üniversitesi, Washington, Dc</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100621</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9aaf87c3-ec8e-4242-bb6f-4e8f406e8cb7.jpg</image:loc>
            <image:title>Okuma Listesi</image:title>
            <image:caption>Kitapların büyüsü ve insan bağlarının sevinci hakkında sakin, güzel bir roman.   * Kütüphanedeki kitaplardan oluşan bir okuma listesinin, Londra banliyölerinde yaşayan birbirinden çok farklı iki insan arasında nasıl sıra dışı bir dostluk oluşturduğunun unutulmaz ve yürek ısıtan hikâyesi. * Dul bir adam olan Mukeş, çok sevdiği eşini kaybettikten sonra Batı Londra’daki Wembley’de sessiz sakin bir yaşam sürmektedir. Her çarşamba alışverişini yapar, tapınağa gider ve kendisi akşamlarını doğa belgeselleri izleyerek geçirirken odasına saklanıp kitap okumaktan başka bir şey yapmayan torunu Priya için endişelenmekten de kendini alamaz. Aleşya hayatı zorluklarla geçen genç bir kızdır. Çalıştığı yerel kütüphanede Bülbülü Öldürmek kitabının sayfaları arasında buruşturulmuş bir okuma listesi bulur. Bu, daha önce hiç okumadığı romanlardan oluşan bir listedir. Hem bu liste merakını uyandırdığı için hem de kütüphanedeki monoton işinden sıkıldığından dolayı listedeki her kitabı bir bir okumaya karar verir. Her bir hikâyenin büyüsüne kapılarak evde yüzleşmek zorunda kaldığı acı verici gerçeklerden kaçma şansı bulur. Mukeş, kitap kurdu torunuyla iletişim kurabilmenin bir yolunu arayarak kütüphaneye geldiğinde Aleşya bu okuma listesini onun da hayatını değiştirmesini umarak onunla paylaşır. Gün geçtikçe paylaştıkları kitaplar bu iki yalnız ruh arasında bir bağ yaratır, çünkü hikâyeler ikisinin de kederden ve günlük sıkıntılardan kaçmasına yardımcı olarak yeniden mutluluğu bulmalarını sağlar.   “Bu etkileyici başlangıç, romanların yıkıcı, kayıp ve yalnızlık karşısında insana güven verme  gücünü, somutlaştırılabilir karakterler ve baştan sona iç ısıtan bir tonla gösteriyor. Booklist   Okuma sevgisinin bizi başka dünyalara nasıl taşıyabileceğine ve aynı zamanda bizi nasıl bir araya getirebileceğine dair güzel bir hikaye”  -- Toronto Star</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100622</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/423eb43e-133e-4399-ae32-12720dfdcca2.jpg</image:loc>
            <image:title>Taht</image:title>
            <image:caption>Yıl 2013… SMA hastası bir çocuk, onun hastalığına çare bulmaya çalışan sevgi dolu bir aile, hayatın imkânsızlıkları ve isyanla yoldan çıkan insanlar… Yıl 3236… Kuralları değişmiş yeni bir dünya, düzene karşı savaşanlar, insanlığın son umutları ve sahibini arayan bir taht… Taht yüzyıllar arasında gidip gelerek hem bir insanın hem de insanlığın hikâyesini anlatıyor. Durmak bilmeyen temposu ve heyecanıyla, okurları fütüristik bir yolculukta sevgi ile inancın gücüne tanık olmaya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100623</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4765836b-617a-4b71-a138-5aa1b6e56f94.jpg</image:loc>
            <image:title>Eyfel</image:title>
            <image:caption>1886 yılının Paris’i… Champ-de-Mars’ın ortasına inşa etmeye giriştiği metal kulesine büyük bir tutku duyan Gustave Eiffel, onu “çelikten maskaralık” olarak görenlere aldırmadan şantiyesinde gece gündüz çalışır. Bu iddialı proje yalnızca Evrensel Sergi için değil, yeniden eski gücüne inanmak isteyen Fransa için de son derece önemlidir. Fakat “demirin sihirbazı” lakaplı Eiffel’i mükemmel formu yakalamak için bıkıp usanmadan çalışmaya iten gizemli bir sebep daha vardır. Ticaret Bakanı’nın evindeki akşam yemeğinde, çılgın kule fikrini tüm Paris sosyetesinin önünde ortaya attıktan sonra mühendis esrarengiz bir güç tarafından ele geçirilmiş gibidir. Aynı gece ortaya çıkan eski sevgilisi Adrienne, her şeyi yeniden şekillendirmiştir. Gustave bir aydınlanma yaşar: Tabandan tepeye dümdüz bir çizgi değil, yeniden hayat bulan, yaşayan bir kavis tasarlamalıdır; tıpkı sevgilisinin ensesinden aşağıya boylu boyunca uzanan, sırtındaki o büyüleyici kavis gibi... “Bir düş inşa edeceğiz!” O günden sonra bu büyük “A” harfi Gustave’ın hayatının tutunma noktası haline gelir. Paris’in gökyüzüne tırmanan kulesi bulutları delip geçmeye ve şehri fethetmeye hazırdır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100624</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/202ac878-c838-4a5d-9a5f-fc925afd7efc.jpg</image:loc>
            <image:title>Metaverse</image:title>
            <image:caption>Teknoloji düşünürü, fütürist
ve yatırımcı Emrah Kaya
European Business Awards’ta Avrupa’nın en iyi 10
girişimcisinden biri seçilmiştir
ve Ruban D’honneur nişanı sahibidir.     &quot;Yeni yapının iki ayrı düzlemde şekilleneceğini ve bir yanda merkeziyetçi akımların etkisiyle totaliter, yasaklamacı ve sınırlayıcı bir siyasi örgütlenme modelinin önü açılırken; diğer yanda da özellikle siber alanda merkeziyetsiz, sınırsız ve çoğulluk prensibine dayalı bir düzenin inşa edileceğini öngörebiliriz.&quot; Deniz Ülke Arıboğan “Metaverse, blockchain, yapay zekâ merkezli teknolojiler, Türkiye&apos;nin üretkenliğinin arttırılması ve birçok yeni istihdam yaratması için büyük fırsatlar sunuyor.” Ali Sabancı “Metaverse hayatımızın hemen her alanını sinema filmine, bilgisayar ve telefon oyununa, bizleri de avatarlarımızla kahramanlarına çeviriyor.” Filiz Dağ “Bu kitabın bizlere aktardıkları bu işin başladığı yeri ve vizyonunu kapsaması adına çok değerli. Umarım Emrah Kaya’nın bahsettiklerinden faydalananlardan olmuşsunuzdur.” Birol Güven Emrah Kaya on dokuz yıllık deneyimiyle &quot;insanlık tarihinin en büyük iş ve teknoloji deneyimi&quot; dediği metaverse kavramını tüm argümanlarıyla açıklıyor. Hızla büyüyen sanal gerçeklik endüstrisini ve toplumun radikal bir şekilde yeniden şekillenmesini öngörüleriyle aktaran Kaya, birçok konu başlığı altında oldukça anlaşılır bir dille okura aynı mesafeden sesleniyor. Metaverse insanlığın dijital ikizini oluşturacağı yeni bir Dijital Rönesans: Yeni insan, yeni dünya, yeni evren, hatta öte-evren.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100625</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58eafa1e-1521-4788-b5ff-ed3f441014b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşık Erkekler Gizli Görevde</image:title>
            <image:caption>Aşk romanları okumak, bir erkeği
aşk konusunda uzmanlaştırır mı? Nashville’in en popüler restoranında pasta şefi olarak çalışan Liv Papandreas rüyalarının işine sahiptir. Ancak bu meşhur restoran sadece bir paravandır: Liv, görmemesi gereken bir olaya şahit olduktan sonra işinden kovulur. Genç kadın intikam almaya yemin eder. Ancak eski patronunu alt etmek için yardıma ihtiyacı vardır. Bazen gerçek hayat
kurgulardan daha iyidir. Ne yazık ki bu yardım, Liv’in bir türlü anlaşamadığı Braden Mack’ten gelir. Karizmatik gece kulübü girişimcisi, Liv’in eski patronunu ifşa etme planına ortak olur. Fakat genç adamın bu yardım için takviye çağırması gerekir: Kitap kulübünün üyeleri gizli göreve hazırdır. Okudukları romantik polisiyeden esinlenen kitap kulübü, patronunu devirmesi için Liv’e destek olur. Fakat Mack’ten gizledikleri başka bir görevleri daha vardır: Liv’in kalbine giden yolu bulması için ona yardım edeceklerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100626</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa6e51a6-39f5-4d38-be39-32d23ac059af.jpg</image:loc>
            <image:title>Dare (Cesaret)</image:title>
            <image:caption>Kişisel deneyimlerinden ve bilimsel bilgiden faydalanarak, on yılı aşkın süredir kaygıdan ve panik ataktan mustarip insanlara yardım eden Barry McDonagh, yeni kitabında en etkili tekniğini paylaşıyor. “CESARET Tekniği” adını verdiği bu efektif yaklaşım, yaşı, geçmişi ne olursa olsun, kaygı veya panik ataktan uzak bir yaşam sürmek isteyen herkes tarafından kolaylıkla uygulanabilir.   CESARET Tekniği’ni hayatınızda uygulayarak:   • Panik atağı nasıl durduracağınızı ve genel kaygı durumunuzu nasıl sonlandıracağınızı • Kaçındığınız herhangi bir tedirgin edici durumla yargısızca nasıl yüzleşeceğinizi • Endişe verici veya sizi rahatsız eden düşüncelere son vermenin yolunu • Kaygıyı gidermek için DOĞRU doğal takviyeleri kullanmayı • Özgüveninizi artırmanın ve benliğinizi tekrar hissetmenin yolunu • Her gece daha hızlı ve daha az kaygıyla uykuya dalmanın huzurunu • Daha cesur ve maceralı bir hayat yaşamanın sırrını   keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100627</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/967c9152-b28c-40e5-908e-54d656d9081d.jpg</image:loc>
            <image:title>The Hound Of The Baskervilles</image:title>
            <image:caption>“EVIL INDEED IS THE MAN WHO HAS NOT ONE WOMAN TO MOURN HIM.” 
 
THE HOUND OF BASKERVİLLES is a third of the four crime novels featuring detective Sherlock Holmes, written by Sir Arthur Conan Doyle. The book tells the story of a murder inspired by the legend of a terrifying, evil hound of a supernatural origin. 
 
No one with a compass of logic would typically take a story like this seriously, but now Sir Charles Baskerville is dead - and the footprints of an enormous hound have been found near his body. As Sherlock Holmes and his faithful friend, Dr. John Watson, continue to investigate, they will learn that nothing is as it seems... 
 
This book, which will make you hold your breath while reading, takes you to the strange world of crimes and murders that challenge the human mind while making you feel that you are not alone on the path to reaching for truth. 
 
– Dr. John Watson</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100628</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0078d00-6b94-4bb2-b1e7-39cc02f9ac8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Göründüğün Kadar Varsın</image:title>
            <image:caption>“Görünürlük, Bedelini Ödemeye Hazırsan  Her Zaman Kazandırır!” 
 
“Görülmek istemekte yanlış bir şey yok. Asıl mesele, görülmediğimizde nasıl tepki verdiğimiz veya görülmek uğruna neleri göze aldığımızdır.” 
Evet, belki ben de görüldükçe, duyuldukça var oldum ama sırf görülmek için de her şeyi göze almadım; değerlerimden, karakterimden ödün vermedim. Ama verenleri gördüm... 
Elinizde tuttuğunuz bu kitap hem çok konuşulan “Moda ve Sosyete”nin 14 yıllık yolculuğunu hem de neredeyse hayatımızın her alanına hükmeden sosyal medyanın gelişimini ve gerçek bir para kazanma modeline dönüşme macerasını anlatıyor. 
“Çakma” marka kullanan sosyetiklerden, başkasının tasarımına “benim” diyen modacılara uzanan bu eğlenceli hikâyede, “görünür olmak için her şeyi göze alanları” çekiştirelim ve konu buralara nasıl geldi hep birlikte anlayalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100629</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a42cbde-4718-4183-b60a-7216b0e0bf63.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Birikimdir</image:title>
            <image:caption>“DENEYİM BAŞIMIZA GELENLER DEĞİL, ONLARLA NE YAPTIĞIMIZDIR. BU DA BİZİM TEK VE BENZERİ OLMAYAN BİLGELİĞİMİZDİR.” 
- ALDOUS HUXLEY 
 
• Okumak mı entelektüel bir faaliyettir yoksa yazmak mı? 
• Yazma eyleminin ne kadarı sanattır, ne kadarı zanaatkârlık? 
• Klasik eserler neden okunmalı ve aslında neden okunmamalı? 
• İyi ve nitelikli okur olmak öğrenilebilir mi? 
• Okumak ve yazmak bir usta-çırak ilişkisi içinde nasıl gelişir? 
• Sanat ve edebiyat, tüketime dayalı ticari metalar mıdır? 
• Yaratıcı yazarlık atölyeleri ve yazma sanatı üzerine kaleme alınmış kitaplar gerçekten işe yarar mı? 
 
Hayatının büyük bir kısmını kitap dünyasının içinde geçiren Ertürk Akşun, yazma ve okuma üzerine pratik bilgiler verdiği bu kitapta kendi okuma deneyimlerini, süreç içinde yaptığı hataları da itiraf ederek kaleme alıyor. 
  İyi ve nitelikli okur olmak üzerine tartışmak, araştırmak ve düşünmek isteyen herkes için eşsiz bir yol gösterici sayılabilecek olan bu kitapla, okuyuculukta nitelik edinmek adına yapılması gerekenler konusundaki yerleşik algıyı kırmak için de bir tartışma başlatıyor cesaretle. 
 
Kendi okuma deneyimlerinden yola çıkarak aktardığı görüşlerinde üzerinde fikir birliğine varılamamış birçok konuya başka bir yerden bakmamıza olanak sağlıyor. Okur, yazar ve yayın yönetmeni olarak edindiği birikimle doğru bilinen yanlışları daha net görebilmemiz için farklı bir pencere açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100630</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12a49966-2142-4f3b-a89b-cd25d740fc99.jpg</image:loc>
            <image:title>Azimli Küçük Kelebek</image:title>
            <image:caption>Küçük kelebeğin göç yolculuğu devam ediyor. Önünde hâlâ uzun bir yol var. Diğer kelebekler ondan bir hayli önde ve arayı hızla açıyorlar. Küçük kelebeğin de korkularını bir kenara bırakıp uçmaya devam etmesi gerek. Ama nasıl? Ben Sandalye Değilim! Çorbamda Zürafa Var ve Sabırsız Tırtıl kitaplarının yazarından azmetmeye dair yine çok eğlenceli bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100631</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ff800a4-399d-44af-9b3f-eaa2ef16e1d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderhayı Sakın Uyandırma</image:title>
            <image:caption>Şşşt! Çok sessiz ol. 
 
Yaramaz ejderha nihayet uyudu. Sayfaları yavaşça çevir ki ejderha uyanmasın. Sonra da kitabı nazikçe sallayıp ejderhayı pışpışla. Ve ne yaparsan yap ama ejderhayı sakın uyandırma! 
 
EJDERHAYI SAKIN UYANDIRMA minik ejderhaları uykuya hazırlayacak, interaktif bir uyku masalı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100632</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2317bfd-332c-41e0-9d4e-f303516e3c24.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Geceler Aydede</image:title>
            <image:caption>Ayıcık bir türlü uyuyamıyor çünkü Aydede penceresinin önünde durmuş, ona kocaman gülümsüyor. Ayıcık da arkadaşlarıyla birlikte Aydede’yi ziyarete gitmeye karar veriyor. Ama o da ne? Aydede birden ortadan kayboluyor. Aydede ile çay içip ay çöreği yemek için yola düşen bu üç arkadaşı acaba neler bekliyor?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100633</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b32ce913-0143-45f5-bd8b-7e0313cadb22.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuğa Siz Söyler misiniz?</image:title>
            <image:caption>Biz çocuk gelişimcilerin danışanlarımızdan çok sık duyduğu bir cümle vardır: “Çocuğa siz söyler misiniz?” Kitabı bitirdikten sonra kimse bu cümleyi kurmak zorunda kalmayacak çünkü onların ne istediklerini kendi ağızlarından dinlemiş olacaksınız. 
 
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden Prof. Dr. İsmihan Artan, meslekteki 37 yıllık deneyimlerini ve gözlemlerini Çocuğa Siz Söyler misiniz? kitabında bir araya getirdi. Kendi deyimiyle insanlığın ortak dili olan “çocuk olmak”tan yola çıkan Artan, birbirine bağlı hikâyeler aracılığıyla okurlarını kendi çocukluk anılarına, hatıralarına yolculuğa çıkarıyor. Sayfalar arasında gezinirken kendinize rastlayabilir ve belki de uzun zamandır dinlemeyi bıraktığınız çocukluğunuzun sesini duyabilirsiniz. 
 
Yazar Hakkında: 
Prof. Dr. İsmihan Artan orta öğrenimini TED Ankara Kolejinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünü bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsüne bağlı olarak yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı.1994 yılında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünde yardımcı doçent, 1996 yılında doçent unvanı aldı, 2004 yılında aynı bölümde profesörlüğe atandı. 
0-18 yaş grubu çocuklar, aileleri ve ilgili profesyonellerle çalışmalarına devam etmektedir. Cinsel gelişim ve eğitim, müzik ve çocuk gelişimi, işitsel algı becerisinin geliştirilmesi, sosyal-duygusal gelişim, duygusal ihmal özel ilgi alanlarıdır. Farklı zamanlarda Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Bölüm Başkanlığı, Çocuk Gelişimi Anabilim Dalı Başkanlığı, Sağlık Bilimleri Fakülte Kurulu Üyeliği ve Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Halen Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. 
H.Ü. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Mezunları Derneğinin kurucularından olup son iki dönemdir dernek başkan yardımcılığı görevini yürütmektedir. 
Mesleki bilgi ve deneyimlerini sosyal sorumluluk çalışmalarında kullanmaktan mutluluk duymaktadır. 
“Hayatta tüm okuduklarım ve yazdıklarımdan daha fazlasını öğrendiğim iki şey var: Kızım ve oğlum” demektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100634</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88cf51a6-4b1e-4912-bd22-eb0c489ef03d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelibolu’da Ruslar</image:title>
            <image:caption>1920 Ekiminde, iç savaş sonunda Bolşeviklere yenik düşen ve Kırım’ı terk etmek zorunda kalan Çar ordusunun bir bölümünü oluşturan 1. Kolordu’nun, Fransızlarca yerleştirildikleri Gelibolu’daki yaşamlarını konu alan bu kitap, bizzat burada yaşayanlar tarafından hazırlanmıştır. 
Bu kitap, ayrıntılı ve yakın tarihimizin bilinmeyen veya çok az bilinen bir olayına ışık tutacak bir biçimde, yorum katılmadan, yazarların görüşlerine bağlı kalınarak derlenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100635</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0f09ff7-83d2-4aec-9eec-d4445c45c829.jpg</image:loc>
            <image:title>Rota -1 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Güniz Işık, isminin aksine karanlık bir hayata, sevgidenuzak bir aileye gözlerini açmıştır. Doğduğu günden bu yana hayatı mücadele etmekle geçen bu genç kızın en büyük savaşı değiştiremediği koşulları olmuştur. 
 
On yedi yaşında, kaldığı çukurdan çıkıp babasının ailesine sığınan Güniz, bu ışıltılı hayatın içinde de karanlığa mahkûm olacağını hiç tahmin etmemiştir. Herkesin ona karşı siper aldığı bu lüks yaşantısını sürdürürken şımarıklığa kapılmadan kendi bildiği yoldan ilerlemeye çalışsa da önüne çıkan engelleri aşmak onun için kolay olmayacaktır. 
 
Savaşmaktan bitap düştüğü bir gün, hiç beklemediği anda biri ona elini uzatacaktır: Bulut Atay. 
 
Şimdiye kadar herkese kuşkuyla yaklaşan Güniz, Bulut onun tüm koşullarını değiştirmek için çabalamaya başladığında acaba ona güvenebilecek midir? Bulut Atay, onun için güneşi getiren beyaz bulutlar mı yoksa fırtınanın habercisi kara bulutlar mı olacaktır? 
 
Halef serisinin yazarı Leman Veli’den okurun rotasını kalp ve akıl arasında mekik dokumaya zorlayacak bir seri daha! 
 
“Bir gün beni sevebilme ihtimalin için yaptım her şeyi, Gün.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100636</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f3c8345e-3064-4132-a21c-c74b8e3477ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Değirmendir Bu Dünya</image:title>
            <image:caption>Unuttuğumuz ve bulmak istediğimiz köklerimiz nerede? Maddileşen dünyada kişiliğimizin oluştuğu o kaynağa dönebilecek miyiz? Dünya değirmeni bizi öğütmeden evvel bu yolculuğun amacını hatırlayabilecek miyiz? 
Bir Değirmendir Bu Dünya, Cahit Zarifoğlu’nun kıvrak zekâsı ve ince yetenekleriyle kurduğu bir çağrışımlar evreni. Bilgi ve düşüncelerini maharetle bir araya getiren, olayların ve eşyanın arkasındaki manaya, hayranlık uyandıran bir muhakeme yeteneği ve hayal gücüyle bakan Zarifoğlu, okurlarını da zengin hayaller peşinde bir yolculuğa davet ediyor. Ben, bende olup bitenleri, kurt kapanlarıyla dolu labirentimi, kara bulutumu, saçını çıkarmasını beklediğim güneşimi, kendi değirmenimi enine boyuna anlattım gibiyim. Siz de kendi labirentinizde çıkmazlarda yanılıp dönerken bakarsınız karşı karşıya geliveririz. Selamlaşmamız, kucaklaşmamız, deneyimlerimizi birbirimize aktarmamız ve çıkışı birlikte bulup labirenti deneycinin başına indirmemiz için belki de güçbirliği yaparız. Bundan böyle, ne dersiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100637</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f707266c-9b22-47ca-b720-0992f5236d81.jpg</image:loc>
            <image:title>İns</image:title>
            <image:caption>Her öyküsünde binbir yazgıyı, korkuyu ve sesi barındıran Cahit Zarifoğlu’nun düşlerden, yaşamdan ve kendi şiirinden yonttuğu İns, hurufatı okuyabilenler için sırrı dökülmüş bir ayna cismiyle var oluyor. Kimi zaman mekânı ve ânı bizzat müphemleştirirken kimi zaman da yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleştiriyor bizi. Şairin o kendine has bakışı ve dünyayı hikâye ediş biçimiyle karşılaştığımızda tutkulu okurları olarak sendeliyor ve bu görkemli sesin büyüsüne kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. 
Telefon tellerine takılan çocuk uçurtmaları gibi vagonun penceresinden sarkan elini çek, ceketinin cebine sok, beni kabullen, kendini yanına al, gidelim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100638</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e5c530c-63be-4d30-9c8b-be9d146e470d.jpg</image:loc>
            <image:title>İşaret Çocukları</image:title>
            <image:caption>Uzun bir geçmişimiz var 
Hiç yorulmadan 
En azından bir kere 
eğlenceli beşik 
 
ha biz varız 
ha biz maskeli balo 
Saygıya durup üstün bir gecede 
Bir sır payı katlayıp 
sade bir kahveden 
Keyifsiz bir detayın hükmüyle 
ha biz yokuz 
ha biz seferde 
 
Ya bu kez ölenleri görmeliysek Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100639</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f1e3608-9873-4b5e-8356-74c89cfaf09c.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku ve Yakarış</image:title>
            <image:caption>Sıcak ilişkiler adına davet alıyorum 
Biraz kan ve ilik hızlandırıcı olarak 
 
Kardeşim dedim 
Acılarıma da kardeş olur musun 
 
Baltasını havaya kaldırdı 
Yükselemezdi daha 
Söyledim 
–Haydi acılar haydi az daha 
 
Dedim kardeşim 
Omuzbaşlarımdaki şu yara 
Ormanların serin gölgesindeki papatya değil 
Arif bir bilinçle yürürken oldu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100640</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b89aef5-c76f-4fa0-925e-4dab827dd6b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Menziller</image:title>
            <image:caption>Sözün ve yolun baş çeşmesi ruhumun 
Canım içre sevinç verir sözlerin 
 
Baktığın dağların düşüncesi bile ağlatır beni 
Hür olurum buyruklarını bir bir donansam sultanım. 
 
Aşkın bin gözlü devasa bir baş imiş 
Yur her birini uykulardan sohbetin 
 
Dinlen ey Zarif bilatedbir çok söz açtın 
Bu kırık akılla ne cürettir yaptığın</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100641</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be04db8c-4cf1-4967-8b80-383ffebe6caa.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Ritimleri</image:title>
            <image:caption>Her savaşın kahramanları vardır. Bu kahramanlar bazen bir destana konu olacak büyüklükte ses getirirler; bazense sessizce ve kimseye görünmeden, cesaretle büyük bir zafere imza atarlar. Bir şairin kaleminden çıkan bu roman, şiirsel bir dille; doğup büyümeyi, bakıp görmeyi, inanıp sabretmeyi, vatanını ve inancını savunmayı anlatıyor. Cahit Zarifoğlu, bizi Lagman vilayetinin güney-batısındaki bir köye adım adım yaklaşan savaşın ve o savaşa hazırlanan sessiz kahramanların ayak seslerinin ritimlerini, korku ve ümitlerinin ahenkli yankısını dinlemeye çağırıyor. Her şeyin zaten bir cesaret olduğu yerde, cesaret nasıl bir şey, onu kim dışına alıp anlatabilir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100643</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b679e8c9-8d85-4662-ba18-7402853d0416.jpg</image:loc>
            <image:title>Yedi Güzel Adam</image:title>
            <image:caption>Hayret ve varolma tıkandı 
Hayret ve hayâ tıkandı 
Hayret ve hayret ve hayret 
İlk kez geriye dönmek gerekiyor 
 
Dağları yokladınız mı dilsiz duranları 
Bir de kulak kesilince Dağ konuşur - Hayır konuşmaz mı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100644</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed176a50-b3fa-4534-9cce-e82b88ba5ca6.jpg</image:loc>
            <image:title>Çikolata- (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Çikolatanın birleştiren gücü aşkına! “Çikolata, insana içindeki çocuğu yaşatır, günlük koşuşturma anında o anın keyfini çıkarmanızı sağlar. Masumdur ve eğlencelidir. Yerken en sevdiğiniz şarkıda dans ediyormuş gibi heyecan dolarsınız. Bu yüzden çikolata, mutluluk dolu bir ruh halidir…” Çikolatanın öyküsüyle başlayan, sizler için hazırladığım birbirinden lezzetli 53 tatlı tarifi ile devam eden bu eşsiz yolculuğa hazır mısınız? www.idilyazar.com YouTube: İdil Yazar Instagram: idilyazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100645</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66ab178d-7374-49bb-a84a-c9354f2b4373.jpg</image:loc>
            <image:title>Masal Kadın</image:title>
            <image:caption>Bir varmış bir yokmuş… Oyuncu, eğitmen ve hikâye anlatıcısı Sema Çeker’in kalbine; asırlardır süregelen masal kalıplarında arka planda ve güçsüz olarak resmedilen “kadın” karakterlerin hikâyelerini yeniden yazma ateşi düşmüş! Bu masallar, ataerkil toplum yapısının dayattığı normlar sebebiyle kendi kabuğuna çekilen kadınların, bir kelebek misali kozasından kurtulup özgürleşmesini anlatmış. Bu kadınlar cesaret ve azimleriyle, savaşçı karakterleriyle, özgüvenleriyle, güçlü maneviyatlarıyla aslında hepimizin içindeki o kıvılcımın temsili imiş! Haydi gelin, hep birlikte alt edelim canavarları, üç başlı ejderhaları, kötü kalpli büyücüleri, zalim padişahların zorbalıklarını ve zorla öpmeye çalışan çirkin kurbağaları... Sema Çeker’in ilk kitabı Masal Kadın’ın her dizesinde, aştığımız her engelle birlikte içimizdeki bilge ve vahşi kadına vurduğumuz kilitlerden birinin açılmasına izin verelim. “Unutmayın, masallar çocukları uyutur, büyükleri uyandırır!”

Yazar Özgeçmişi Sema Çeker Kumpir patatesi büyüklüğünde bir şehirde erken gelen karın etrafı beyaza boyadığı bir günün gecesiydi. Anne ve babası çıtır çıtır kıvılcımlar çıkararak yanan sobanın yanındaki divanda uykuya hazırlandılar. Harika her çiftin yaptığı gibi birbirlerine iyi geceler öpücüğü verip sarıldılar. Fakat aşk perisi etraflarında dolanıyordu ve sihirli değneğini sallayıverdi. O anda kibritle kavın buluşması gibi bir alev ikisini de sardı. Kısa bir süre sonra kendisine benzeyen milyonlarca arkadaşıyla kendini şelaleden atılmışçasına yerde buldu. Bu onun ilk şokuydu. Diğer arkadaşlarının bir kısmı şoku erken atlatmayı başarmış bitiş çizgisine doğru ilerliyordu. Bazıları erken pes edip düşüyor, bazıları yolun yarısında kendini bırakıyordu. Bu yarışı sadece bir kişinin kazanacağının bilgisi gökyüzünde kendisine verilmişti ve hemen hatırladığı gibi koşmaya başladı. Uzun zamandır gökyüzünden aşağıyı izliyor ve dünyaya gelebilmek için hayaller kuruyordu. Bu yarışı kazanmak zorundaydı ve nefesi kesilene kadar koştu. Bazı rakipleri hile yapıp ona çelme taktı, bazılarıysa omuz atmaya çalıştı ama o düşmedi. Tüm gücüyle koştu koştu ve gücünün bittiği yerde kendini bıraktı. Nefesi normale döndüğünde kafasını kaldırıp etrafına baktığında anladı; ilk yarışını kazanmıştı. Artık dokuz aylık rahat bir uykuya yatabilirdi. İşte dünyaya gelişi aynen böyle oldu. Anne ve babası kucaklarına aldıklarında küçük kızlarını, onun yüzünde sonsuzluğu gördüler. Babaannesi, “Talihi de sevgisi de sonsuz olsun” deyip Sema ismini koydu küçük kıza. Bir hayalperest olarak geldiği dünyayı keşfedebilmek için hemen büyümek istedi Sema. Yapmak istediği çok şey, görmek istediği çok yer vardı. Cesurdu, gün geçtikçe güzelleşiyordu, meraklıydı, hevesliydi, sevgi dolu ve merhametliydi. Büyüdü. Harika bir kadına dönüştü. Büyük maceralara atıldı. Ejderhalarla savaştı, bilinmez diyarlara ulaştı. Bazen kayboldu bazen yolda çıkan bir dostla birlikte doğru yönü buldu. Şimdilerde bir oyuncu, eğitmen ve hikâye anlatıcısı olarak hayatına devam ediyor. İki harika kediye, muhteşem dostlara, şükür sebebi bir aileye sahip.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100646</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac366f71-693b-44bc-9c02-ec9ca5bf1c3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kağıt Kesiği</image:title>
            <image:caption>Hande Çiğdemoğlu, kısa bir süre içinde gerçekleşen olayları anlatırken, kahramanın bütün hayatını yansıtan hikâyeler yaratıyor. Çeşitli insanlık durumlarını, hayatın gerçeklerini görünür hale getiriyor. Hayata dair olsa da pek konuşulmayan, kâğıt kesiği gibi sızlayan konular işliyor. Bir öyküsünün başlığına benzer biçimde anlatıyor; çok dokunmadan, fazla üzmeden. Böylesine olgun bir ilk kitap olan Kâğıt Kesiği’nin ve Hande Çiğdemoğlu’nun edebiyat yolculuğunu umutla takip edeceğim. Zülfü Livaneli Kâğıt Kesiği, 2021 Gülten Akın Mektup Yarışması Büyük Ödülü, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması Birinciliği ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması Üçüncülüğü alan öyküleri ile Türk edebiyatında yadsınamayacak bir yer edinmeyi başarıyor, üstelik daha ilk anda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100647</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/068e6b4f-f5b1-4b7b-90f3-6cd4ef7fe10d.jpg</image:loc>
            <image:title>Üslubu’t-Tard Ve’l-Aks Fi’l-Kur’ani’l-Kerim</image:title>
            <image:caption>Üslubu’t-Tard Ve’l-Aks Fi’l-Kur’ani’l-Kerim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100648</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9ed2183-9ade-42c1-8d24-059b82022d9e.jpg</image:loc>
            <image:title>İricik</image:title>
            <image:caption>Hepimiz büyük adımlar atarız, ne kadar küçük olursak olalım... 
 
İricik, yaşadığı göldeki bütün iribaşların en küçüğüydü. Büyüyordu, bütün kardeşleri gibi o da yakında bir kurbağa olacaktı. Fakat gölde yaşadığı söylenen, kocaman, obur balık Hombul Hobul’a asla yakalanmamalıydı! 
 
Çok sevilen yazar-çizer Benji Davies’ten, bir yavrunun büyüme serüvenine eşlik edeceğimiz, sıcacık ve rengârenk bir hikâye. 
 
 
 
Benji Davies 
İllüstratör ve animasyon direktörü olarak çalışmaktadır. Çocukluktan beri en büyük tutkusu çizim yapmak olmuştur. Üniversitede animasyon alanında eğitim görmüş, ardından kısa animasyon filmleri, resimli kitaplar ve müzik klipleri gibi farklı alanlarda çalışmıştır. Eşi Nina ve kızı Esther ile birlikte Londra’da yaşamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100649</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e798487-baf8-486d-a4d8-16a029a51433.jpg</image:loc>
            <image:title>Şeytankaya Tılsımı</image:title>
            <image:caption>Şeytankaya Tılsımı 
Ahmet Mithat Efendi 
Hazırlayan: Semih Doğan 
Yürek yutmaya niyetli bir çoban, ağaca bağlamış bir kızı. 
Asilzade, hırsına yenik düşmüş. 
Büyücü cadı, kelimeler fısıldıyor kulaklara. 
Tılsımı bozmak gerek! 
Hazineler bu cinayete bağlı! 
Ahmet Mithat, bu kez tersine örüyor hikâyesini. 
Zaman geriye aktıkça çözülüyor sırlar. 
Düğüm açığa çıkıyor. 
Şeytankaya Tılsımı, İtalya dağlarına, 
orta çağlara çağırıyor bizi. 
Sevgi de bir tür sihir değil mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100650</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba299266-517d-4d65-aed1-dbdc129e5332.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınların Felsefesi</image:title>
            <image:caption>Kadınların Felsefesi 
Ahmet Mithat Efendi 
Hazırlayan: Semih Doğan 
İki kız kardeş, iki can yoldaşı. 
Kaderlerini birbirine bağlayan iki yürek... 
Kadın olmaya, yalnız kalmaya 
ve erkeklerin haşin dünyasına dair düşünceler. 
Öte yanda aşk, öte yanda sevda... 
Kadınların Felsefesi, evliliğe, evliliğin reddine, 
sevme arzusuna ve sevilmeme korkusuna dair bir novella. 
Günümüz Türkçesiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100651</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c989673-8994-42b1-b4d8-3a35d4281dad.jpg</image:loc>
            <image:title>Elimi Bırakma</image:title>
            <image:caption>Elimi Bırakma 
Semih Sözen 
Kitaplar konuşuyor raflarda. 
Bir kadının üstüne tüm geçmişi çullanıyor. 
Aslında var olmayan, varlığa karışıyor. 
Hep orada duran, yokluğun koynunda. 
Semih Sözen, iyiyle kötüyü buluşturuyor sayfalarda. 
Kavgayla, aşkla, barışla bir araya getiriyor tüm zıtları. 
Farklı olanlar, aynı dünyada kucaklaşıyor. 
Elimi Bırakma, bir dizi hikâye. 
Tahmin edilemeyen, sıranın dışında kalan 
ama mutlaka kalbe dokunan cümleleri sıralıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100652</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac669ac5-790d-480f-a95b-c92befacf92f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitapsever Kayıt Defteri (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kitapsever Sanat Avcıları İçin Kayıt Defteri 
Sevil Kahveci 
 
Kitapseverler bilir. Son sayfayı okuyup kitabın kapatıldığı anlarda; yaşamın en özel his baloncuklarından biri patlar. Gerçek sanat avcıları hissettiklerinin değerini bilirler. Yaşamaya değer o anları fark etmek ve hissetmek onların işidir. Ruhlarına dokunan tüm bu mucizelere ihtiyaçları vardır. 
Hayatınız boyunca okuduğunuz kitapları düşünün. Peki, başucunuzdaki çekmecede duygularınızla birlikte sizi bekliyor olsalardı… 
Unuttuklarımız geçmişte kaldı, bugünden sonrasını biriktirmekse elimizde. Ömre değer hisleri hayatın içinde eriyip gitmeden önce kaydetmek için tasarlanan bu defterler sanat avcılarına özel… 
Çünkü “Hayat kısa, sanat uzun”. 
Bu kayıt defteri, bizi gerçek yapan ışıltıları toplamana ve hisleri unutulmaz yapmana eşlik edecek. Fark et, hisset ve kaydet.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100653</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb2680af-cff5-46d1-a315-5ed836f07762.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezisever Kayıt Defteri (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Gezisever Sanat Avcıları İçin Kayıt Defteri 
Sevil Kahveci 
 
Geziseverler bilir. Keşif adımları, hissetmenin en özel ödüllerinden birini yayar insanın içine. Doğanın, kültürlerin, eserlerin ve akla gelmeyecek güzelliklerin hisse dönüştüğü o anlar değerlidir. Gerçek mucize avcıları hissettiklerinin değerini bilirler. Yaşamaya değer o anları fark etmek ve hissetmek onların işidir. Ruhlarına dokunan tüm bu mucizelere ihtiyaçları vardır. 
Hayatınız boyunca gezip gördüğünüz yerleri düşünün. Peki, başucunuzdaki çekmecede duygularınızla birlikte sizi bekliyor olsalardı… 
Unuttuklarımız geçmişte kaldı, bugünden sonrasını biriktirmekse elimizde. Ömre değer hisleri hayatın içinde eriyip gitmeden önce kaydetmek için tasarlanan bu defterler mucize avcılarına özel… 
Bu kayıt defteri, bizi gerçek yapan ışıltıları toplamana ve hisleri unutulmaz yapmana eşlik edecek. Fark et, hisset ve kaydet.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100654</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23e3f6f6-5a4a-464e-b8eb-531f34a29c6a.jpg</image:loc>
            <image:title>Müziksever Kayıt Defteri (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Müziksever Sanat Avcıları İçin Kayıt Defteri 
Sevil Kahveci 
 
Bir şarkıyı defalarca dinleyen müzikseverler bilir. Beethoven’ın da söylediği gibi, “Müzik, her bilgelik ve felsefeden daha yüksek esin verir.” İçimize dokunan şarkıların hissettirdiklerini unutmak, onlara haksızlık olacak kadar büyüleyiciler. Gerçek sanat avcıları hissettiklerinin değerini bilirler. Yaşamaya değer o anları fark etmek ve hissetmek onların işidir. Ruhlarına dokunan tüm bu mucizelere ihtiyaçları vardır. 
Hayatınız boyunca dinlediğiniz şarkıları düşünün. Peki, başucunuzdaki çekmecede duygularınızla birlikte sizi bekliyor olsalardı… 
Unuttuklarımız geçmişte kaldı, bugünden sonrasını biriktirmekse elimizde. Ömre değer hisleri hayatın içinde eriyip gitmeden önce kaydetmek için tasarlanan bu defterler sanat avcılarına özel… 
Çünkü “Hayat kısa, sanat uzun”.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100655</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b10d4ff-3bf6-4ee2-a043-afce770f48ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Filmsever Kayıt Defteri (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Filmsever Sanat Avcıları İçin Kayıt Defteri 
Sevil Kahveci 
 
&quot;Sinemadan çıkmış insan diye bir şey var. Dünyayı değiştirebilecek bir duygu yükü ile her şeyin mümkün olduğunu hisseden bir insan formu&quot; der, Yusuf Atılgan, Aylak Adam kitabında. Filmseverler bu hissi çok anlayacaktır. Gerçek sanat avcıları hissettiklerinin değerini bilirler. Yaşamaya değer o anları fark etmek ve hissetmek onların işidir. Ruhlarına dokunan tüm bu mucizelere ihtiyaçları vardır. 
Hayatınız boyunca izlediğiniz filmleri düşünün. Peki, başucunuzdaki çekmecede duygularınızla birlikte sizi bekliyor olsalardı… 
Unuttuklarımız geçmişte kaldı, bugünden sonrasını biriktirmekse elimizde. Ömre değer hisleri hayatın içinde eriyip gitmeden önce kaydetmek için tasarlanan bu defterler sanat avcılarına özel… 
Çünkü “Hayat kısa, sanat uzun”. 
Bu kayıt defteri, bizi gerçek yapan ışıltıları toplamana ve hisleri unutulmaz yapmana eşlik edecek. Fark et, hisset ve kaydet.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100656</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c602b3c2-7dee-48a7-baa2-1e96c613050a.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Bir Zerrem Aşk</image:title>
            <image:caption>Her Bir Zerrem Aşk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100657</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/941988a3-7b16-44c5-b14b-8ed7d5920645.jpg</image:loc>
            <image:title>Suni Tebessüm</image:title>
            <image:caption>Belgesel yapımcısı abisinin ipin ucunda asılı cansız bedeniyle karşılaşan Selim’in güvenli kozası delinmek üzeredir: Roman kahramanlarına tutunarak yaşadığı korunaklı odasından çıkıp yabancısı olduğu tehlikeli sokaklara adım atan Selim, korkularına rağmen hikâyeyi cesaretle bir ucundan tutacak, abisinin sırrını keşfetmeye çalışırken kendi devriminin ateşini tutuşturacaktır: Üç, iki, bir... kayıt! 
 
Ölüler Kıraathanesi ile Vedat Türkali İlk Roman Ödülü’nü kazanan ve kısa sürede kendi okurunu yaratan Fatih Gezer, bu kez yaşamın tanığı değil öznesi olmaya teşebbüs edenlerin hikâyesine kayıt düşüyor: Suni Tebessüm, kederin belini büken sıra dışı ironisi, gerçeğin trajedisini kurgunun doğal bir parçası kılan duru dili ve kalpleri yanı başımızda atan capcanlı kahramanlarıyla, dünyanın derdine aşkla, dostlukla, dayanışmayla direniyor... 
 
“Herkesin kulaktan kulağa fısıldadığı malum soruyu sormaya cesaret edecek biri çıkmayacağına inandığım bir anda, ilk defa gördüğüm bir çift göz, adını sanını bilmediğim gaflet içinde bir kurban belirdi karşımda. Uydurduklarım arasından, bu adama yakışan en okkalısını süzgecimden geçirip bulduğum cevaba tebessüm ettim. Kurbanımın gözlerinin içine baktım, ses tonuma karar verdim ama aile terbiyesinden mi, pısırıklıktan mı, yoksa özgüven eksikliğinden midir; sadece ‘Bilmiyorum,’ diyebildim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100658</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e84dd65-89e5-4d9d-a2cc-566f280e5f85.jpg</image:loc>
            <image:title>Babalar ve Kızları</image:title>
            <image:caption>“Belki aradığın soruların cevabı şimdi anlatacaklarımda gizlidir.” 
“Kadın olmanın ilk kuralı güçlenmek, hak etmek, hak ederek aldığını da hak edenle paylaşmakmış. Günü gelir gerçekten tüm ruhuyla seni dinleyen biri olur; işte o zaman anlat. Denizin ufukla buluşup kızıllaştığı yaz günlerini bekle ama.” 
Babalar ve Kızları; delirmenin eşiğinde bir baba, izini sürdüğü bir dede, sığınma ve kaçış arzularını perçinleyen bir aile, yemek kokuları, deniz gezintileri, çocuk sesleriyle capcanlı bir 80’li yıllar mahallesinde büyüyen; baba, delirme, aşk ve koku sarmalında kadınlığını keşfetmeye çalışan bir kahramanın romanı. Bir taraftan aradığı aşkı bulduğunda belirsiz, hüzünlü hatıralarını unutacağına inanan, diğer taraftan “arayış”ın kendisini kaybetmekten korkan bir kadının dedesiyle kesişen hayatına tanık oluyoruz. 
Selda Uygur, 2020 Turgut Özakman İlk Roman Yarışması birincilik ödülünü kazandığı romanında gerçeküstü ama hiç de uzak hissetmediğimiz bir dünyadan sesleniyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100659</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa70464a-dd2c-4c65-9519-68320dd1147f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hipokrat’ın Romanı</image:title>
            <image:caption>“…Siz, Hekimlik Tanrısı Asklepios’un sülalesinden geliyorsunuz, değerli Hipokrat!” dedi Hekim Euryphon. “Oysa ben halk hekimiyim ve bana yoksullar geliyor; çaresiz ve parasız insanlar!” 
Hipokrat, Euryphon’u dinlerken onun yoksulluk felsefesi yaptığını düşünüyordu.   
“Değerli meslektaşım Hekim Euryphon,” dedi, biraz üstten bakarak. “Hekimlik bir sanattır ve hiçbir sanatçı sanatını karşılıksız yapmaz!” 
Hipokrat’ın kibirli tavrı, Euryphon’u kızdırmıştı. 
 “Bak meslektaşım!” dedi sert bir sesle. “Hekimlik hizmetini paraya çevirmek için onun bir sanat olduğunu söylüyorsan, ben orada yokum!” 
 
Suat Çağlayan bu kitabında okuru Antik Çağ yıllarına götürüyor, &quot;tıbbın babası&quot; olarak bilinen Hipokrat&apos;ın hayatını ve düşüncelerini akıcı bir roman kurgusuyla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100660</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f36606c1-bca0-404a-9ba3-82b9ce1a25a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Elveda Günleri</image:title>
            <image:caption>Eski Bir Nehre Ulaşmak İçin -Oradan Da Birlikte Geçmiştik- 
 
Attığımız Taşlar Bizden Daha Çok Varlardı. 
 
Alelacele, Bütün Çocukluğumuz Kayıyordu Avuçlarımızdan, 
 
Böylesine Hazırlıklı Değiliz Yetişkin Olmaya. 
 
Sen, 
 
Bir Hatıra Bile Olmamaktan 
 
Her Şeyi Keşfetmişçesine Memnundun, 
 
Bir İlmek Boynuna Dolanmıştı, Henüz Küçüktük 
 
Ve Yan Yanaydık. 
 
İçimden, Ölüme Sarılan Kimseyi Görmediğim Geçmişti. 
 
Hep Bir Yerlerden Koştura Koştura Dönüyordun, 
 
Beklediğim Kapıların Gölgesini Ezberlemiştim. 
 
Bütün Evler Aynı, Bütün Kapılar. 
 
Herkes Birazdan Unutulacak Gibi. 
 
Saatler, Etrafında Kendi Dönüşlerini Tamamlıyor, 
 
Bir Keresinde Sana Bile Söylemiştim, 
 
06:05 Olunca Duyduğum O Dalın Kırılma Sesini.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100661</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/350f7062-1a3c-49ab-a324-6e1d4a8d3953.jpg</image:loc>
            <image:title>Roland Destanı</image:title>
            <image:caption>oland Destanı, ya da Türküsü, Frank imparatoru Büyük Kari (Şarlman) bağımlısı Atlı Beylerin yiğitliklerini anlatan ve şimdiki Fransızların Ghanson de Geste, &quot;Yiğitlik Türküsü&quot; dediği, tıpkı İlyada&apos;nın kökeninde olduğu üzere Bey konaklarında saz eşliğinde &quot;teganni&quot; edilmek için ozanların ürettiği destanların en tanınmış ve en güzel örneğidir. Destanın anlattığı öyküyü özetlemeden önce, Franklar ve Büyük Karl Üzerine biraz bilgi vermemiz gerek...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100662</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01ab6478-ccb8-4e37-8abc-9236500eb01a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral Şakir 11 -Çok Bekledim Seni Yaz Tatili! (Ciltli )</image:title>
            <image:caption>Merhaba arkadaşlar ben Şakir! Herkesin bildiği nam-ı diğer Kral Şakir! 
Havaların ısınmaya başladığı günlere giriş yapmış bulunmaktayız. Yaz, biz çocuklar için tatil 
demek olduğundan çok heyecanlıyız. 
Ben ve çılgın ailem sizi bu tatilde yalnız bırakmayacağız. Birbirinden eğlenceli, komik, heyecan 
dolu maceraların olduğu yepyeni kitabımızla huzurlarınızdayız! Fil Necati Ağabey, babam, 
Canan ve tüm mahalle yine macera peşinde koşmaya devam ediyoruz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100663</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96094496-f4c4-4146-a892-e0ea131fbf2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Bir Dinozorun Karalama Yapmasına İzin Verme</image:title>
            <image:caption>Yetişkinler zaman zaman sana ne yapman gerektiğini söyler. Hatta Asla Bir Dinozorun Karalama Yapmasına İzin Verme de diyebilirler. Bir Dinozor karalama yaparsa en kötü ne olabilir ki? Cevabı merak ediyorsan başla okumaya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100664</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc1d0feb-8581-4b2b-8192-7e7aaa83c6da.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Bir Prensesin Unicorn’uyla Boyama Yapmasına İzin Verme</image:title>
            <image:caption>Yetişkinler zaman zaman sana ne yapman gerektiğini söyler. Hatta Asla Bir Prensesin Unicorn’uyla Boyama Yapmasına İzin Verme de diyebilirler. Bir prenses unicorn’uyla boyama yaparsa en kötü ne olabilir ki? Cevabı merak ediyorsan başla okumaya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100665</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9987df0-7a50-40a8-992d-232618227378.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Bir Unicorn’u Bir Ren Geyiğiyle Bir Araya Getirme!</image:title>
            <image:caption>Yetişkinler zaman zaman sana ne yapman gerektiğini söyler. Hatta Asla Bir Unicorn’u Bir Ren Geyiğiyle Bir Araya Getirme de diyebilirler. Bir unicorn bir ren geyiğiyle bir araya gelirse en kötü ne olabilir ki? Cevabı merak ediyorsan başla okumaya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100666</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68de6c2b-072f-421a-b416-0bc412120c17.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne Baba Eğitimi</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, aile kavramı tarihsel, kavramsal ve kuramsal bakış açıları doğrultusunda ele alınmıştır. Ayrıca Türkiye’deki aile yapısı ve ailelere yönelik hizmetler, anne baba çocuk iletişimi, anne baba tutumları, anne baba eğitimiyle ilgili ön plana çıkan konular (tanım, önem, amaçlar, ilkeler, dikkat edilmesi gereken noktalar), ulusal ve uluslararası anne baba eğitim modelleri, anne baba eğitim programlarının geliştirilme süreci, aile katılımı, baba katılımı, özel durumlarda aile eğitimi, özel gereksinimli çocukların ailelerinin eğitimi, pandemi sürecinde aile eğitimi, büyükanne üyükbaba eğitimi, okul aile işbirliği, aile danışmalığı konuları yer almaktadır.   Konuların kapsamından anlaşılacağı üzere kitap bünyesinde anne  baba eğitimi konusunun detaylı bir şekilde ele alınması amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100667</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7ed44bc-152f-4dad-8d1c-551119bbf0d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Bir Unicorn’un Karalama Yapmasına İzin Verme!</image:title>
            <image:caption>Yetişkinler zaman zaman sana ne yapman gerektiğini söyler. Hatta Asla Bir Unicorn’un Karalama Yapmasına İzin Verme de diyebilirler. Bir unicorn karalama yaparsa en kötü ne olabilir ki? Cevabı merak ediyorsan başla okumaya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100668</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66c471a2-e06f-48b9-a3f8-b5923c5924ec.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Bir Unicorn’un Noktalarla Kaplanmasına İzin Verme</image:title>
            <image:caption>Yetişkinler zaman zaman sana ne yapman gerektiğini söyler. Hatta Asla Bir Unicorn’un Noktalarla Kaplanmasına İzin Verme de diyebilirler. Bir unicorn noktalarla kaplanırsa en kötü ne olabilir ki? Cevabı merak ediyorsan başla okumaya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100669</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a5ec04b-d208-4398-800a-556dd112a646.jpg</image:loc>
            <image:title>Asla Bir Unicorn’un Tütü Giymesine İzin Verme!</image:title>
            <image:caption>Yetişkinler zaman zaman sana ne yapman gerektiğini söyler. Hatta Asla Bir Unicorn’un Tütü Giymesine İzin Verme de diyebilirler. Bir unicorn tütü giyerse en kötü ne olabilir ki? Cevabı merak ediyorsan başla okumaya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100670</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02f3c966-eef5-420a-ab7c-3240fa5bfa6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Durma, Dinozoru Boya!</image:title>
            <image:caption>Siyah beyaz bir dinozor kulağa fazlasıyla sıkıcı geliyor, değil mi? Öyleyse al kalemlerini eline ve Haydi Durma, Dinozoru Boya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100671</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ab26ec2-4414-4d78-9271-80b0c1bc56fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Durma, Unicorn’u Boya!</image:title>
            <image:caption>Siyah beyaz bir unicorn kulağa fazlasıyla sıkıcı geliyor, değil mi? Öyleyse al kalemlerini eline ve Haydi Durma, Unicorn’u Boya! 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100672</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a8e5022-5bba-4980-9ae2-2e4b449f3ec4.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Ve Noktaları Evcil Hayvan Kliniği – Etkinlik Kitabı</image:title>
            <image:caption>Olamaz! Noktalarla kaplanmış bir unicorn mu? Şimdi ne yapacağım diye sorduğunu duyar gibiyim… 
 
Bir veteriner olmak istiyorsan eğer bu kitapla alıştırma yapmaya ne dersin? 
 
Diane Alber’in hayal gücü ve yaratıcılığı destekleyen Unicorn serisi uzun zamandır çok satanlar listelerinde. Tüm dünyada milyonlarca satan serinin içinde bu kez boyama ve aktivite kitapları da var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100673</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/539a0b20-7a13-464c-a161-11ff0e4ba33d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ardel -1: İhanet Günceleri (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>TÜM KARANLIK SIRLARI ANCAK İHANET GÜNCELERİ GİZLER. 
 
FAKAT NE GÜNCELER BUNCA İHANETİ YAZMAYA YETER NE DE HER ZAMAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİDİR GERÇEKLER. 
 
 
Başlangıçta ikiye ayrılmış bir krallıktı Ardel. Batı, Doğu’yu ilhak ettiğinde Doğu’nun her yanı yağmalandı, halk köleleştirilip uzun yıllar işkence ve aşağılanmaya maruz bırakıldı. Doğu halkının tek umudu Doğu Direnişi’nin önderi Prenses Audra’nın geri dönmesi ve hakkı olan tahtı geri almasıydı. 
 
LilahTiernan, Batı Ardel’in hayatını mahvettiği onlarca insandan yalnızca biriydi ve bir cinayet suçundan ölüm cezası aldığında hayatı tamamen değişti. 
 
Batı onu kendi halkına ihanet etmeye zorladığında Lilah, kanlı bir taht oyununun merkezindeki isim haline geldi. 
 
Lilah iki ülkenin kaderini ellerinde tutarken kendi halkına ve Doğu Direnişi Komutanı Noah Harrison’a duyduğu sevgi ile yaşama arzusu arasında kaldığında taraf seçmek her geçen gün daha zor bir hale gelecekti. 
 
 
“İnsan her şeye alışıyor. Bir tek tutsak olmaya alışamıyor. Bir tek özgürlük arzusundan vazgeçilmiyor.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100674</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8335d1d-657d-4b82-a770-99b32cbebf85.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüzleşme 12:9</image:title>
            <image:caption>Askeri darbeleri ya alkışlarla ya da her bağrı yanık gibi beddualarla andık. Bilgi en büyük güçtür düşüncesiyle bir avuç insanla 12 Eylül askeri darbesine giden yolu inceledik. Yaşanan acılarla yüzleşmeye hazır mısınız?...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100675</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dd5cbb8-37e1-4c83-bd56-c8ebf3efcdb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Dar Kapı</image:title>
            <image:caption>“Dar kapıdan girmeye gayret edin.” 
Erdemli bir hayata giden yol ne kadar zorludur? 
André Gide’in çoktan bir klasik hâline gelmiş eseri 
 
Dar Kapı… 
Erdemin peşinde sabırla örülmüş çarpıcı bir anlatı… 
İstek ve bekleyişin çatallı yolunda ayrılık taşlarıyla döşenmiş çetin bir hikâye. 
Kimi Jerome gibi aşkını en büyük erdem olarak görüp onu yaşatmak için her şeyi yapar kimi de Alissa gibi gerçek erdemin aşktan üstün olduğunu ve her türlü dünyevilikten arınması gerektiğini düşünür. 
Yürüyene göre izi, menzili, durakları beliren bir yoldur aslında bu. 
Nobel ödüllü André Gide, aşk ve trajedi gelgitinde bir inanç dili de geliştirir. 
“Herkes Tanrı’ya tek başına ulaşmalı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100676</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c34cfcce-bb86-40cf-b6b3-48b067f1ea8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Ağaç Evi -Çizgi Roman- 1: Dinozorlar Vadisinde</image:title>
            <image:caption>Dünya çocuklarının sevgilisi Sihirli Ağaç Evi şimdi çizgi roman! 
 
ORMANDA GİZEMLİ VE SİHİRLİ BİR AĞAÇ EVİ VAR... 
 
Tim ve Lea tesadüfen bir ağaç evi keşfediyorlar. Buranın kime ait olduğuna dair bir fikirleri yok. Tek bildikleri, içerisinin kitaplarla dolu olduğu... Hem de sihirli kitaplarla! Ağaç evi, bir anda iki kardeşi tarih öncesi çağlara uçuruveriyor! 
Hem sevimli hem korkutucu dinozorlarla dolu bu topraklardan eve dönmenin yolunu bulabilecekler mi? Yoksa etobur bir dinozorun akşam yemeği mi olacaklar? 
 
Sihirli Ağaç Evi serisi hakkında: 
Küçük okurları hem okuma keyfi hem de tarihteki farklı kültürlerle tanıştıran Sihirli Ağaç Evi serisi bu yönüyle sadece dünyanın dört bir yanındaki çocukların değil, anne babalar ve eğitimcilerin de gözdesi oldu.  
 
New York Times çoksatanlar listesinde bir numaraya kadar çıkıp beş yıldan uzun bir süre bu listede kalmayı başaran, 33 dilde 130 milyondan fazla satan bu ödüllü seri, şimdi rengarenk ve soluksuz okutan çizimleriyle çizgi roman formatında okurunun karşısında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=100677</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:04:56+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7908ec85-7b6c-4ef0-8089-9453d18ca36e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedemin Emine Türküsü Veya Saksıda Narçiçeği</image:title>
            <image:caption>Bu kitaptaki 21 hikâyeden sadece birinin doğrudan dışındadır yazar. Hepsi yarına giden yolda birebir yaşanmış hikâyelerdir. 
(Yanık Kaş, aile büyüklerinden Mehmet Çavuş’a ait efsanedir.)</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>