﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101974</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69b519ff-503b-45b6-8e34-ce7d20a68641.jpg</image:loc>
            <image:title>Black Beauty</image:title>
            <image:caption>Black Beauty 
Anna Sewell 
 
“The first place that I can well remember was a large pleasant meadow with a pond of clear water in it. Some shady trees leaned over it, and rushes and water-lilies grew at the deep end. Over the hedge on one side we looked into a plowed field, and on the other we looked over a gate at our master’s house, which stood by the roadside; at the top of the meadow was a grove of fir trees, and at the bottom a running brook overhung by a steep bank.” 
Anna Sewell’s immortal work 
Black Beauty in its original language...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101975</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91a3576d-69be-4f3d-b9ef-2e470fa8a36d.jpg</image:loc>
            <image:title>Horimiya Horisan ile Miyamurakun 4. Cilt</image:title>
            <image:caption>Horisan ile Miyamurakun’un etkileyici hikâyesi devam ediyor! 
 
 
Ateşler içinde yatan Hori’nin başucunda, “Senden hoşlanıyorum” diye fısıldayan Miyamura, kendi kendine mi konuşuyordu yoksa aslında Hori’ye olan hislerini itiraf mı etmişti? Hori tereddütte, Miyamura’nın ağzından çıkan sözcükleri nasıl yorumlayacağına bir türlü karar veremiyor. Ne var ki aralarındaki gizemlerle dolu ilişki hiç şüphe yok ki yavaş yavaş değişmekte. 
 
Okul hayatı, arkadaşlıklar ve kendini keşfetme hakkında ilham verici hikâyesiyle Horimiya sizi etkisi altına alacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101976</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f66ca45-c75d-416c-8e07-9c733d60cb12.jpg</image:loc>
            <image:title>Thales / Her Şeyin Yok Olduğu Anda Bile Bir Ümit Vardır</image:title>
            <image:caption>“Geçmişi anlamak için o ruha dokunan her şeyi teneffüs etmek gerekir.”
Meraklı her insan başlangıcın peşine düşer. Zihinlerde bir soru belirir: Her şey nasıl başladı?
Yüzlerce yıldır anlatılagelen onca hikâye, mit, efsane arasından sıyrılıverdi Thales. O, daha önce
başvurulmamış bir açıklama yoluna girişti. Masalsı açıklamaları bir kenara bırakıp akılcı
yöntemleri benimsedi. Thales’i önemli kılan doğayı araştıran ve başlangıcı sorgulayan ilk filozof
oluşudur. Ona göre arkhe yani varlığın başlangıcı “su”dur.
Doğa filozofu Thales, gökyüzünü izlerken çağının çok daha ötesine baktı. Gölge boyundan
piramitlerin boyunu ölçerken, farkında olarak ya da olmayarak matematikte bir çığır açtı. Dolu
dolu geçen bir ömürde insanlığa ne kadar çok şey anlatılabilirse o kadarını anlatıp çekip gitti,
hem de ölümle yaşamın birbirinden farksız olduğunu düşünerek. Miletli Thales aradan geçen
onca zamana rağmen hâlâ susmadı ve bugün de bizimle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101977</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf9827c5-1123-4833-9569-5d3c5e45f8f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelecek Kaygısı Bağlamında Çocuk Eğitimi ve Güvenliği ya da Cahilliğe Yergi</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM 
ÇOCUK EĞİTİMİNDE NİTELK VE GÜVENLİK 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
GELECEK İNŞASINDA ÇOCUK EĞİTİMİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
OKUL EMNİYETİ VE GÜVENLİĞİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
EĞİTİM VE ZİHİN İNŞASI 
 
BEŞİNCİ BÖLÜM TÜRKLERDE BEKA ENDİŞESİ VE EĞİTİM İDEOLOJİSİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101979</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b96f46cd-4475-4788-b0d1-3711fcec5e94.jpg</image:loc>
            <image:title>All Around Me / Redhouse Learning Set 4</image:title>
            <image:caption>Redhouse&apos;un İngilizce öğrenen çocuklar için hazırladığı Learning Set&apos;e yepyeni bir kitap daha eklendi! 
 
Serinin dördüncü kitabı All Around Me ile çocuklar sevimli kutup ayısı Polly eşliğinde tura çıkıyor; çiftliği ziyaret ediyor, ormanda kamp yapıyor, şehirdeki ve kasabadaki mekânları gezerek yeni kelimeler öğreniyor. Son hikâyede ise Polly, kardeşi Polo ile çevre sorunlarına dikkat çekerek dünyamızı korumak için neler yapabileceğimizi anlatıyor. 
 
Çilem Artun&apos;un kaleme aldığı, Neşe İnan Gök&apos;ün resimlediği All Around Me, her öykünün sonunda bulunan okuduğunu anlama ve sözcük bilgisi alıştırmalarının yanında resimli sözlüğü ile çocuklara öğrendiklerini eğlenceli bir şekilde pekiştirme fırsatı sunuyor. 
 
Başlangıç seviyesindeki kitap, beş farklı hikâyeden oluşuyor: 
 
·         Polly and the Farm 
·         The Camping Trip 
·         Parts of My Town 
·         A Day in the City 
·         Earth Day, Every Day</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101980</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a9f802a-7319-4b65-b93b-2a995e36b36f.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın En Berbat Günü</image:title>
            <image:caption>Kahramanımız tam yedi yaşına giriyor. Doğum gününü ailesi ve arkadaşlarıyla beraber kutlayacak. Evlerinin bahçesi rengârenk süslenmiş, her yer cıvıl cıvıl. Evet, kahramanımız kesinlikle “berbat” bir gün geçirecek! 
 
Bu kitapta bir tuhaflık var! Bazı kelimeler doğru kullanılmamış. Haydi okurlar, doğru kullanılmayanların yerine zıt anlamlılarını yerleştirin, bu neşeli öykünün tadını çıkarın. Nuri Kurucu’nun sıradışı üslubu, Gökçe Akgül’ün rengârenk resimleriyle Dünyanın En Berbat Günü, okurları zıt anlamlı kelimelerle eğlenceli bir oyuna davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101981</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4026ba5a-77db-453d-b809-5a17e29b807e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sadece Üçe Kadar Sayabilen Adam</image:title>
            <image:caption>Evet, bu o... Bay Üçüncü! Sadece üçe kadar sayabiliyor. Evinde her şeyden üç tane var, tüm hesaplamaları 1, 2 ve 3’le yapıyor. Peki ama böylesi zor değil mi? Acaba Bay Üçüncü, diğer sayıları da öğrenebilecek mi? 
 
Sadece üçe kadar sayabilen bir adamın komik öyküsüyle çocuklar, sayı saymanın ve basit hesaplamalar yapmanın keyfini çıkaracak. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Edebiyat Eserlerini Destek Projesi’nin desteğiyle yayımlanan Sadece Üçe Kadar Sayabilen Adam, sayılardan ilham alan, neşeli, eğlenceli bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101982</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f0c0069-8a78-4fec-addf-f73803b526f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürün Huzursuzluğu</image:title>
            <image:caption>“Karşılıklılığa dayalı kültürel serüven “yukarıdan” ayrıştırmalarla ve hummalı çalışmalarla ne kadar yönlendirilmek istenirse istensin, sınıflı toplumun inkârına adanmış ideolojiler ne kadar güçlenirse güçlensin, ister nefret söylemiyle süslensin ister aparatlarla güdülensin, cümle kutuplaştırmaya rağmen burjuva iktidar ibreyi tek bir yöne bükemez.” 
 
Yasin Durak elinizdeki kitabında “çağımızın bize düşen hissesi” dediği Erdoğan döneminin kültür politikalarına odaklanıyor. Semboller, zaman anlatısı ve fantazya izleklerine özel bir önem vererek, iktidar eliyle Türkiye kültürünün nasıl İslamlaştırıldığının farklı uğraklardaki tahliline girişiyor. Bununla da yetinmeyerek, çalışmasını bitirmeden evvel Türkiye’de direniş kültürünün sunduğu olanaklara dair etkili bir siyasal antropoloji tartışması yürütmeyi de ihmal etmiyor. Türkiye toplumuna atfedilen “olağan muhafazakârlık” nitelemesinin arka planını merak edenler için ufuk açıcı bir çalışma…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101983</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1457c865-3b67-416b-8c7f-cc74b525b69b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Karanlık Gecesi</image:title>
            <image:caption>“İnsan, sevdiğini kışıyla da yazıyla da kabul etmez miydi? Âşık olacaksa eğer, dört mevsimine birden âşık olmaz mıydı? İnsan, sevdiği kişi için savaşmaktan veya bir şeyler yapmaktan vazgeçer miydi? Bence vazgeçmezdi. Vazgeçmemeliydi. Bu hayata sadece bir kere geliyorduk sonuçta. İnsanın sevgisi uğruna savaşması kadar güzel bir uğraş var mıydı? Hem, böyle bir sevgiyi hissedebilmek için ikinci bir şansımızın olacağının garantisi var mıydı? Yarın nefesimiz tıkanıp, yolda bir taşa takılıp ya da bir kaza geçirip ölmeyeceğimize kim garanti verebilirdi? İhtimallere ve geleceğe bırakılacak bir şey değildi sevgi ve aşk. Değeri şimdi bilinmeliydi, sonra değil.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101984</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2806e9e-335f-400e-9d11-5ebd0df73c5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hüzün ve Ümit</image:title>
            <image:caption>Hüzün ve Ümit</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101985</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8bd88334-0fce-4b0a-9461-55a05a0657eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Mermer Adam</image:title>
            <image:caption>KÖTÜLÜK HİÇ BEKLENMEDİK BİR YERDEN GELEBİLİR. 
 
Yıl 1939, Berlin… Avrupa yeni bir dünya savaşının eşiğinde… 
 
Reich’ın ileri gelenlerinin güzel eşleri tek tek vahşi cinayetlere kurban gider. Gestapo subayı Franz Beewen, öldürülen kadınların psikiyatrı Simon Kraus ve aristokrat psikiyatr Minna von Hassel, Nazilerin nefes aldırmadığı Berlin’de bu cüretkâr cinayetleri işleyen katilin peşine düşerler… 
 
Jean-Christophe Grangé’den, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz, gerilim dolu bir macera…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101986</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b6afe17-42ef-44c7-98e2-9db76840c5d1.jpg</image:loc>
            <image:title>Oktay Akbal&apos;ın Anısına Saygılarla</image:title>
            <image:caption>“Oktay Akbal yalnızca bizim toplumun değil, olabildiğince bütün dünyayı yaşayan bir duyarlılık gücünün yazarıdır”
Melih Cevdet Anday 
“Oktay Akbal, hayata sevgiyle bakan, özgün bir yazardır. Gerçi barışa, insanlığa, sevecenliğe tutkunluk yazarlığın doğal kuralı gibi görünür, ama adı yazara çıkmış çoğu kişiye bakın, hep hot zortla beyaz kağıtları karalarlar”
İlhan Selçuk 
“Oktay Akbal, Atatürk’ün devrimciliğindeki temel pratiği, kılgıyı, eski devleti yıkmasını, eski toplumu temelinden değiştirmeye çalışmasını konuşur gibi, rahat, arı bir dille, açık seçik anlatıyor.”
Ceyhun Atuf Kansu 
“Oktay Akbal, sosyal adalete, hukukun üstünlüğüne ve laik Cumhuriyet ilkelerine sonuna kadar sadık kaldı ve basın özgürlüğünü savundu.”
Alev Coşkun</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101988</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35e5e638-d72e-4dff-a4c2-9d07bc46bc2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Tsunami</image:title>
            <image:caption>Türk öykücülüğünün en önemli isimlerinden Lütfiye Aydın’ın tanık olduğu Sivas Kıyımı sonrası kaleme aldığı öykülerinden oluşan Tsunami, Cumhuriyetin 75. Yıldönümü olan 1998 yılında Kültür Bakanlığı Öykü Büyük Ödülü’nü kazanmıştır.
Bu kitaptaki öyküler, yaşamanın ve savaşıma devam etmenin, bir aydının en büyük sorumluluğu olduğunu duyumsatacak okurlarına…
“Çok şükür yaşıyoruz diyemiyoruz ne yazık ki. Yine de ‘iyi ki yaşıyoruz’ yaşamanın bir suç olduğu zamanda diyorum. Çok ağır bir yükü de taşıdığımı düşünemiyorum; yalnızca duyumsuyorum bunu. Yaşıyorsak bir anlamı olmalı yaşamanın, bir işlevi.
Tsumani sürüyor…“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101989</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/038cf789-0826-4b99-96e6-6394b718cd6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Lambadaki Cin: Sosyal Medya</image:title>
            <image:caption>Sabahları alarm sesi ile uyandığımız, uyanır uyanmaz içine yüklediğimiz uygulamalarda zaman geçirmeye başladığımız, gelen aramaların yanında bizlerin de aramalar yaptığı telefon­larımızın üzerimizde çok emekleri var. Günün çoğu vakti elle­rimizden düşmüyor akıllı cihazlar. 
Peki bu akıllı telefonları en çok hangi amaçla kullanıyoruz? En çok hangi uygulamalar eşliğinde zaman geçiriyoruz? İşte bu soruların cevapları verilmeye başlandığında sosyal medya mecraları açık ara önde geliyor. 
Peki bu kadar çok zaman geçirdiğimiz sosyal medya nedir? 
Nasıl faydalı kullanabilirim? 
Hayatlarımıza olumlu olarak neler katabilir? 
Sosyal medya mecralarını kullanarak nasıl imaj oluşturabiliriz? 
Sosyal medyanın zararlarından nasıl kurtulabiliriz? 
Sosyal medya ile para kazanmanın yolları nedir? 
Sosyal medya ile markalaşmanın formülleri nedir? 
Sosyal medyadan Metaverse uzanan yolların etkin kullanımı nasıl olmalıdır? 
Sosyal medya mecraları üzerinden etkin bir kriz yönetimi nasıl yapılır? 
Kısacası sosyal medyayı korkmadan kullanmak, zararlarını bertaraf edip yararlarını ortaya çıkartmak, ister kendinizi ister­se iş yerinizi dünyaya duyurmak istiyorsanız işte size reçete…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101990</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e6bee76-8251-44ba-8095-175fc197b01d.jpg</image:loc>
            <image:title>A Tale of Two Cities</image:title>
            <image:caption>“It was the best of tImes, It was the worst of times.” 
A tale of two cities was described as “the best story I’ve ever written” by Charles Dickens. This classic piece tells the story of a group of people trying to survive during the French Revolution. While telling personal stories, the book also portrays the brutal social conditions of the period. 
Constructing a story of a period of immense complexity through a family’s past, the author takes us to a breathtaking journey from quiet streets of London to the vengeful and bloody streets of Paris, a city where everyone must live under the shadow of La Guillotine.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101991</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfd774ca-6210-44df-b111-b1da8c04689a.jpg</image:loc>
            <image:title>Müessesemize Hoşgeldin</image:title>
            <image:caption>Aşk, ihtiras, kıskançlık, korku,gerilim, psikoloji, ajitasyon ve daha  birçok şey... Hepsinin iç içe yaşandığı, kimine göre sıradışı, kimine göre olağan görülen olayların her bir detayını, büyük titizlikle yazdığım bu romanda bulabileceksiniz. Yer yer gülecek, yer yer gözlerinizin dolacağı bu kitabı soluğunuzu tutarak okuyacaksınız. Bu kitabın ana temasını, pek çoğumuzun başına gelen,fakat ismen bilmediğimiz veyahut bilme zahmetine girmediğimiz “Gamofobi”kavramı ve tezahürleri oluşturmaktadır. Baş karakterimiz Gönenç,artık evlilik çağına gelmiş,hatta geç bile kalmıştır. Kendisinin başından bu yana pekala bildiği,lakin yaşadığı acı tecrübeler sonucunda kanayan bir yara misali gitgide artan bu korkusuyla yüzleşmesi acaba onun yararına mı olacaktır? Bunu hep beraber göreceğiz. Dahasını mı? Şimdilik ben susuyorum, gerisini siz değerli okuyucuların merak ve ilgisine bırakıyorum. Karmaşık ilişkiler ve olaylarla örülü bu eşsiz macerayı biran gözünüzü kırpmadan takip edeceksiniz. 
 
Belirtmek isterim, Karakterler ve yaşanılan olaylar tamamen gerçek dışı ve kurgusaldır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101992</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c779bda2-f92f-4016-990b-f457525cdd0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitabu&apos;t Tevehhum - Ölüme Dair</image:title>
            <image:caption>Zamanının en büyük alimlerinden Haris El Muhasibi&apos;nin bu eseri; ölmeden ölümü tattıracak. Ölüm anını ve sonrasını birinci ağızdan iliklerinize kadar hissedecek, cennet nimetlerinin kokusunu alıp, cehennemin sesini duyacaksınız! Bu kitap, imanın zirvesini yaşayan bir alimin, ebedi alemi tefekkür ederek kaleme aldığı, emsaline az rastlanılabilecek bir eserdir. Haris el muhasibi hicri 165 yılında Basra&apos;da dünyaya gelmiştir. Nefis muhasebesi konusundaki titizliğinden dolayı &quot;muhasibi&quot; olarak tanınmıştır. Ahmed b. Hanbel ve Cüneyd-i Bağdadi ile aynı dönemde yaşamıştır. Kitap, ölüm anı ve acısı ile başlamakta, ölüm meleğinin görülmesini, o anda karşılaşılan iyi veya kötü hali canlandırmakla devam etmektedir. Akabinde kabirde sorgu meleklerinin gelişini, ardından kişinin ameline göre cennete veya cehenneme gönderilmesini tasvir etmektedir. Yazar, okuyucuya cenneti ve cehennemi ölmeden iliklerine kadar yaşatmaktadır. Kitabın sonuna gelindiğinde, Muhasibi, Allah’ın rızasını kazanma yolunda neler yapmamız gerektiğini anlatarak hayatımıza yön vermektedir. Kitap bittiğinde, Muhasibi’nin muhsabesi bitmiş, senin muhaseben başlamış olacak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101993</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d961e0c3-c9ec-49b2-901d-17c4029f2583.jpg</image:loc>
            <image:title>Kur’an Ahkamı/2 Cilt (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Son dönem İslâm âlimlerinden Müftü Celal Yıldırım Hoca’nın 50 yıldır yayımlanması beklenen büyük eseri Kur’an Ahkamı (Ahkam Tefsiri) çıktı. Kur’an’dan bir meselenin delilini arayanlar bu kitapta bulacaklardır. Müellif bütün ahkam ayetlerini ve birçok ahkam hadisini kitabında toplamıştır. Ahmet Davutoğlu Hocaefendi, bu kitaba yazdığı takrizinde, kitabın önemine dair şöyle demiştir: “Kur’an Ahkâmı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları adlı eseri okudum. Eser körpe dimağların düşünce ve algılarında şüphe oluşturmaya yeltenen çevrelere tokat niteliği taşımaktadır. Her meselede mutlaka delilini görmek isteyenlere mükemmel bir cevaptır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101994</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1c24c8f-7b6e-4cd0-a16f-0877c80e1132.jpg</image:loc>
            <image:title>Huzurun ve Özgürlüğün Bedeli</image:title>
            <image:caption>İnsanlar, olan şeylerden değil, o şeylerle ilgili fikirlerden rahatsız olurlar. Mesela ölüm kötü değildir, eğer kötü olsaydı Sokrates’e de öyle görünürdü. Kötü olan ölümün kötü bir şey olduğunu düşünme fikridir. Engellendiğimizde, rahatsız edildiğimizde veya acı çektiğimizde suçlu olan başkaları değil kendi fikirlerimizdir. Fikirlerimiz kadar güçlü, fikirlerimiz kadar huzurlu ve yine fikirlerimiz kadar Özgürüz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101995</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/654a6639-4c23-46fc-8aeb-1fb4d283f716.jpg</image:loc>
            <image:title>Zenginliğin Bilinçaltı Şifreleri</image:title>
            <image:caption>Kendi titreşim enerjinizi yükselttiğinizde; odak noktanızı kendi muhteşem varlığınızın merkezinde tuttuğunuzda; bolluk ve bereketinizi tanıyarak kendinizi zihinsel olarak zenginlik enerjisine uyumladığınızda; tüm arzularınızı gerçekleştirmek için bilinçli zihninizle bilinçaltınızı uyumlu hale getirdiğinizde, emin olun parlayacaksınız. Parladığınızda zenginlik kapılarının size cömertçe açılıp, yıldız tozlarının başınıza serpildiğini, gözlerinizin ışığının gülüşünüzü ve tüm dünyayı aydınlattığını kalbinizle hissedeceksiniz. 
  Işık hızında, şimdi ve tüm zamanlarda, sizin ve bütünün hayrına olan, tüm arzularınızın kabul gördüğünün mutluluğu içinde; satır aralarından size gülümseyen bilgilerle yolculuk yapmak isteyen her şahane ruh, bu kitabı gönül rahatlığıyla okuyabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101996</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08dc5966-b7d8-4f1b-af0a-7075a09dc704.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatımdan Aklımda Kalanlar</image:title>
            <image:caption>Bu otobiyografik kitapta çocukluğumdan başlayarak ailemi, akrabalarımı, arkadaşlarımı, gençliğimi, devrimci mücadelemi, acılarımı, sevinçlerimi, kısacası hayatımdan hatırladıklarımı anlatıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101997</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ba598d7-7b0a-4b5d-aa92-0f65a609745a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hünkâr ile Mimar – Düşlerde Selimiye / Sinan 2 Oyun</image:title>
            <image:caption>1942 Adapazarı doğumluyum. İstanbul Yeşilköy’de başladığım ilkokulu Amasya’da sürdürüp, Kastamonu Taşköprü’de tamamladım. Ortaokulu Manisa Alaşehir’de, liseyi İzmir Karşıyaka’da okudum. 1974’te Güzel Sanatlar Akademisi Y. Mimarlık Bölümü’nü bitirdim. 
  Mimar olarak, yaşam sahnesinde sert uçlu kalemimle çizgiler çizmekten yorulunca; bir ekran başına geçip, düşler dünyasında oyunlar yazmayı seçtim. Artık şantiyelerde uyguladığım projeler yerine sahnede yorumlanan oyunlarım olacaktı. 
  Bir ömür boyu, Koca Sinan’ın eserlerindeki hikmeti taşların arasında arayıp durdum. Sonunda gerçek eserin “İnsan Sinan” olduğunu anladım. O; ‘Hünkâr ile Mimar’da Kanuni Süleyman’la, ‘Düşlerde Selimiye’de Sarı Selim’le söyleşirken, sohbetlerine tanık oldum. 
  ‘Mümkünler Köprüsü’ inancın; soyutu somut kılma erdemiyle O’nu Koca Sinan yapan yolu, ‘Sinan Süleymaniye’de ise onun yarattığı, hem de onu yaratan kültürü gösterdi bana...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101998</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c9759a5f-ec5a-4ba0-93f0-c33ef4c0cacd.jpg</image:loc>
            <image:title>Telgrafçı</image:title>
            <image:caption>Her şeyin bittiğini görmek, bu kabustan kurtulmak en büyük arzumuzdu. Alemdar Caddesinde, sokaklarda sesler kesilmişti, pencereler kapalı artık çocuklar oynamıyordu, çocuk sesleri gelmiyordu, dışardan, kapılar sürgülü, mahalle’de son adımlarımız kaldırımlar’da kalmıştı, yollarını bekleyecek kimse de kalmadı, sokaklar ıssız kalmış sokak kandilleri de sönmüştü, kendiliğinden, yapraklar dökülmüştü. Uzaklarda kalmıştı,sokağımızdaki o güzelim selvi ağacı, sokaklardan cadde’ye doğru gözyaşlarım döküldü, orada kaldı, artık bir yola gidiyorduk; meçhule…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101999</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/843cb335-7bff-4e2d-8701-b109f52fb44d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ar Damarı Çatlayanlar</image:title>
            <image:caption>Bu otobiyografik kitapta çocukluğumdan başlayarak ailemi, akrabalarımı, arkadaşlarımı, gençliğimi, devrimci mücadelemi, acılarımı, sevinçlerimi, kısacası hayatımdan hatırladıklarımı anlatıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102000</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0edebe86-7166-4930-baf9-877b387b6776.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşbakışı</image:title>
            <image:caption>“Kuşbakışı”, Serra Menekay’ın ikinci romanı. Bir pilotun gözünden Balyoz ve benzeri kumpas davalarının perde arkasını ortaya koymaya çalışan bu romanda bütünüyle kurgu olan bir hikâye gerçek bir zemin üzerine oturtularak aktarılıyor. 
               “Kuşbakışı” Balyoz gibi isimli davalarla Türk Ordusuna kurulan kumpasa adı gibi kuşbakışı bakmayı amaçlayan bir roman. Sürükleyici bir kurgunun önderliğinde, yakışıklı pilot Göksel Güçlü’nün bakış açısıyla onun dilinden anlatılan bu hikâye aslında; 2009-2016 yılları arasında Türkiye’nin içinden geçtiği sürece de baktığı açıdan ışık tutuyor. Kitabın içinde söz konusu dönemde yayımlanan kitaplara, köşe yazılarına ve gazete manşetlerine atıflar yapılarak ülkenin geçtiği süreç detaylandırılıyor. Bu anlamda kitap okura kumpas davalarının süreçleri hakkında iyi bir özet sunuyor. Bunu bir roman kurgusuyla anlatıyor olması esere akıcılık ve sürükleyicilik özelliklerini kazandırıyor.              
Tüm bunların yanı sıra kitapta bir travma ile kötürüm kalan genç bir hastanın neler yaşayabileceğini, tıbbi tedavilerin ayrıntılarını, psikolojik destek tedavilerinin yerini, yeniden ayağa kalkabilmenin zorluklarını danışmanlardan alınan destek ile yakından ve detaylı olarak görebiliyoruz. Kitap bu yönüyle titiz bir gözlem, ayrıntılı bir çalışma ve saygın bir bilgi birikimi barındırıyor.
 
Yazarımız Serra Menekay “Kuşbakışı”nı şöyle özetliyor: 
 “Türk Hava Kuvvetleri’nde çok başarılı bir pilot olan üsteğmen Göksel Güçlü, hakkındaki dedikodular ve kariyerindeki kötü gidiş yüzünden zor günler geçirmektedir. Bu dönemde talihsiz bir de kaza yaşar ve kullandığı uçağı son anda indirerek kurtarmayı başarsa da kendisi kötürüm kalır. Tekrar ayağa kalkabilmek için girdiği uzun tedavi süreci Göksel’e ilk kez başına gelenler üzerinde düşünme ve perde arkasını görme fırsatı verir. Bir pilot olarak manzaraya hep en tepeden bakma alışkanlığı olan Göksel, sadece kendi yaşamıyla sınırlı kalmayarak büyük resme odaklanır ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan tüm davaların ardındaki hain planı çözmeye çalışır. Bu bulmacanın içinde akıllı ve kararlı kadınların yardımıyla adım adım ilerleyen Göksel’e sevgi, umut ve aşk eşlik etmektedir. 
Elinizden bırakamayacağınız bu romanda yurtsever bir savaş pilotunun gözünden 2009-2016 sürecindeki Türkiye’ye ve bu dönemde Balyoz ve benzeri davalarla tıpkı romanın kahramanı gibi kötürüm bırakılan Türk Ordusuna kurulan kumpasa “Kuşbakışı” bakma şansını yakalayacaksınız.” 
“Kuşbakışı” hakkında Sayın Sunay Akın ve Orhan Bursalı’nın değerlendirmeleri şöyle:</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102001</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/989c50ea-3ea7-4111-944d-5d3ed8c74e5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ali Şamil Büyük Taarruz`un Küçük Tanığı</image:title>
            <image:caption>Büyük Taarruz’un kahramanı Ali Şamil’in, Ahlat’tan Enver Paşa’nın konağına, Sultan Vahdettin’in damadı İsmail Hakkı Bey ile dostluğundan Kurtuluş Savaşı’na kadar
uzanan destansı yaşamı.
1916-1922 arası tarihimizin en önemli olaylarına şahitlik eden Ali Şamil, 1955 yılının ramazanı boyunca kıraathanesinde toplanan insanlara anılarını anlatır. Genci, yaşlısı herkes
bu küçük adamın başından geçenleri can kulağıyla dinler.
Ali Şamil hikâyesini tamamladığında yaşadıkları
hem gönüllere hem de hafızalara kazınır.
Turgut Yasalar, Ali Şamil Büyük Taarruzun Küçük Tanığı’nda, yakın tarihimize damga vuran olayları, Kurtuluş Savaşı kahramanı küçük dev adam Ali Şamil’in gözünden
ustalıkla anlatıyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102002</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4baec7f6-8423-4c30-ac26-3820a17fa610.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye`nin Siyasal Gelişmeleri 1923-2018</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Rıdvan Akın, Türkiye’nin Siyasal Gelişmeleri’nin ikinci cildinde 1923 Lozan Barış Antlaşması’ndan 2018 yılına kadar yaşanan siyasal gelişmeleri ele alıyor. Cumhuriyet’in erken dönemine ve Atatürk’ün kişisel hayatına ilişkin önemli başlıklar, İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan sıkıntılar, çok partili hayata geçiş, Demokrat Parti iktidarı, 27 Mayıs 1960 kesintisi, 1961’de demokrasinin çıkmaza girmesi, 12 Eylül 1980 müdahalesi ve Milli Güvenlik Konseyi yönetiminin ürünü olan 1982 Anayasası döneminde yaşanan siyasal dinamikler, 2002 Seçimleri, AKP’nin iktidara gelişi, bugünkü siyasal atmosferi oluşturan gelişmeler tüm yönleriyle inceleniyor.
Türkiye’nin geldiği son nokta, onu hazırlayan koşullar analiz ediliyor. Prof. Dr. Rıdvan Akın, ortaya koyduğu bilgi birikimiyle geçmişe ve bugüne geniş bir perspektiften bakma olanağı sağlıyor.
“Türkiye 20. yüzyılın ilk yarısında modern milli devletin ve Cumhuriyet kurumlarının kuruluş ve konsolidasyon sürecinden geçti. Konjonktüre göre ileri ve geri adımlar da oldu. Ama 1946’dan beri girdiğimiz yol; çok partili siyasi hayat, serbest seçimlerle iktidarın belirlenmesi, muhalefetin meşru ve yasal güvenceler altında çalışması gibi evrensel demokratik rejim kriterlerine uygun bir çizgi izlemektedir.
Ara rejim dönemlerinin sebep ve sonuçlarıyla ilgili geniş bir literatür mevcut olmakla birlikte, Türkiye demokrasisinin kuruluş koşulları ve sınıfsal temellerinin Batı Avrupa demokrasilerinin gelişim çizgisinden farklı olduğu gerçeği unutulmamalıdır.”
Prof. Dr. Rıdvan Akın
Türkiye’nin Siyasal Gelişmeleri, Türkiye’nin yakın tarihine ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102003</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59d799a2-4119-4654-8231-10fe6a9c1527.jpg</image:loc>
            <image:title>Bütünüyle İnsan Olmak</image:title>
            <image:caption>Zihninizin
Işıklarını Yakın”
 
Kitapları dünya çapında 50 milyondan fazla satan yazar ve psikoterapist Steve Biddulph, terapi ile nörobilimin en yeni yöntemlerini birleştiriyor. “Üstün Duyu” kavramıyla okuru, duygularımızın altında yatan nedenlere kulak vermeye davet ederken, “Dört Katlı Malikâne” yöntemiyle de zihnin her seviyesini kullanıp daha özgür, bilinçli ve huzurlu yaşamanın püf noktalarını açıklıyor.
İçgüdü veya altıncı his denen kavram aslında ne?
Duyguların hayatımızdaki gücü nasıl ölçülebilir?
Zihnimizin kullanılmayan bölümleri var mı?
Duyularımız bizi daha uyumlu insanlara
dönüştürebilir mi?
Beynimizin yardımıyla travmaların üstesinden
gelebilmek mümkün mü?
Bütünüyle İnsan Olmak’ta danışan örneklerinden ve alıştırmalardan yararlanarak; beyninizdeki blokajları kaldırabilir, içinizdeki ilkel bilgeliği keşfedebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102004</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0308913-f7d7-47ec-9e1c-1c38c1161a26.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Uzak Ne Yakın</image:title>
            <image:caption>Neden yakın bir arkadaşa ihtiyaç duyarız? Yakın olmanın iyi yanları nelerdir? Biriyle yakın olmanın zorlukları var mıdır? Yakınımızla aramızdaki mesafeyi nasıl belirleriz? İki yakın arkadaş olan Zeliş ve Mercan bu konu hakkında daha önce hiç düşünmemişlerdi. Ta ki başlarına gelen o esrarengiz olaya kadar... Ne Uzak Ne Yakın, çocukların eleştirel, yaratıcı, özenli ve işbirliğine dayalı becerilerinin gelişimine destek olan Çocuklar İçin Felsefe’ye (P4C) yönelik soruları içinde barındırıyor. Bu sorular, hem çocukları hem de yetişkinleri arkadaşlık ve yakınlık üzerine düşünmeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102005</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/536c5cb5-a6fc-4597-adaf-6a00baf9dacb.jpg</image:loc>
            <image:title>Lizge</image:title>
            <image:caption>Lizge… Dağ çiçeği... Koşulsuz, şartsız her mevsim açan çiçek.   Gördüğü ilk andan itibaren Baran’ın hayatını tamamen değiştiren kadın. Lizge, babasının zulmünden kaçıp Demiroğulları Konağı’na sığınır. Demir Ağa&apos;nın himayesinde Diyarbakır&apos;dan İstanbul&apos;a uzanan yolculuğu, onu yeni bir hayata taşıyacaktır. Baran birlikte çalışmaya başladığı Lizge’yi izledikçe hoyrat duyguları değişir, şefkatle sevmeyi öğrenir. Daha önce tatmadıkları duygular iki âşığı birbirine yakınlaştırır. Lizge, Baran’ı tanıdıkça hayatı gibi kalbi de esaretten kurtulur.   Nuray Ergen, cesur kalemiyle okuru en tutkulu aşk cümlelerinin üzerinde gezdiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102006</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40c19727-cc3c-4560-8666-004042105754.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Werther’in Acıları</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Goethe’nin 
kaleme aldığı ilk eseri 
 
Genç Werther’in 
Acıları 
 
“Onu bana bahşet!” diye dua edemiyorum; fakat çoğu zaman sanki benimmiş gibi hissediyorum. “O benim olsun!” diye dua edemiyorum; çünkü başkasına ait. Acılarımla alay edip duruyorum.” 
 
Genç Werther´in Acıları’nı 1774’te yazdığında Goethe henüz 25 yaşındaydı. Kentten taşraya göçen genç ressam Werther’in Lotte’ye duyduğu umutsuz aşkı ve çaresizliğinin mektuplarla anlatıldığı bu roman, önce dönemin Alman gençliğini daha sonra ise bütün Avrupa’yı etkisi altına aldı. Öyle ki, bir dönem intihar vakalarının arttığı bile oldu. Goethe’nin kendi hayatından da izler taşıyan ve Napolyon’un elinden düşürmediği rivayet edilen Genç Werther’in Acıları okunmaya değer bir Alman başyapıtı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102007</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e308d1ad-9883-4ff3-a7f0-b75848001f7d.jpg</image:loc>
            <image:title>Öze Dönüş</image:title>
            <image:caption>Geçmişin Travmalarından Kurtulmak 
 
ÖZE DÖNÜŞ 
 
“Geçmiş, geçmişte kalmaz” 
 
Küresel bir tek dünya devleti sapkınlığına sürüklenen insanoğlu, hiç şüphesiz bu dönüşümün sancılarıyla boğuşurken, travmatik anıları geleceğe ayarlanmış saatli bir bomba gibi farkında olmadan genlerine kazıyor. Bu nedenle bu kitabı “geleceğin geçmiş travmaları” olarak yorumlamak çok daha sağlıklı bir bakış açısı olabilir. Çünkü geçmişin kötü izlerini temizlemek yetmez! Bugüne geçmişin geleceği olarak da bakmak zorundayız. Bu bizi hem olmuş olana hem de olacak olana karşı tam donanımlı bir şifa kaynağı yapacaktır. 
 
Bugünün ruhsal problemlerinde esas mesele geçmişte yaşanan ağır travmalardır. Sebebini bulmak, adını koymak ve çözüme ulaşmak ise mümkündür. İnsanı özünden uzaklaştıran her türlü travmanın anahtarını bulmak, iyileşmede ve hastalıklara karşı korunmada birinci rolü oynar. O yüzden bu kitap ile olmuş olana çare bulmaya niyet ettiğimiz kadar olmamış olanın da önünü kesmeyi amaçlıyoruz. 
 
Birçok kişi geçmişi açmanın zarar verici olacağını düşünerek geçmişte yaşadıklarını görmek ve duymak istemez. Bunun için de geçmişin yakasını bırakmadığını, bugünkü birçok davranışında kendini gösterdiğini fark edemez. Çünkü kişi çoktan geçmişin bugüne etkisi olabileceği fikrini zihninin en derinlerine kaldırmıştır. Bazen de kişi yaşadığı durumun anlamsızlığını görür, fark eder ancak olanın adını koyamaz. Geçmişi düzeltmeyi başaramadığında ise tüm yaşam enerjisini bu uğurda harcarken, huzur ve mutluluğu ulaşılmaz sanır. Manevi boşluğu madde ile doldurmaya çalışır; gereksiz harcamalar, borçlanmalar, zararlı bağımlılıklar içinde kaybolur gider.   
 
Bu kitabı okurken hayatınızdaki olaylara bir isim verir gibi, unuttuğunuz ve geçmişte bıraktığınız sen’e yeniden dokunur gibi, kendinizi yeniden keşfederken bir kez daha doğar gibi bakın. 
 
Çünkü uyanışın ilk çağrılarına kulak verir ve bu kitabı kendi yaşamınızı ele alarak okursanız, geçmişinizle ilgili muhteşem izler bulacak ve geleceği dahi şifalandıracaksınız. 
 
Unutmayın, bu sizin hikâyeniz ve öze dönüş yolculuğunuz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102008</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da8d82ff-0e2b-477a-b23c-288cbc148e14.jpg</image:loc>
            <image:title>Temel Çakra Yoga - Renkli Resimli</image:title>
            <image:caption>İYİLEŞİN, ENERJİYLE DOLUN, YENİLENİN,
Bu kitap, çakralarınızı dengelemeniz için temel bir yoga rehberi niteliğinde.
Fiziksel ve zihinsel dengeyi bulmak, hepimize iyilik ve şifa veren bir deneyimdir. Ancak bu uyumu yakalamaya giden yol biraz zorlu olabilir. Temel Çakra Yoga, yogaya yeni başlayanların, eğitmenlerin ve bu alanla ilgilenen herkesin, çakralarını açmaları ve hizalamaları, dengeyi bulmaları, bedenen ve zihnen şifalanmaları için pratik bir rehber niteliğinde!  
Bu kitap size, en basit pozlardan biri olan Siddhasana’dan (“başarılı poz”) çok daha ileri seviye bir poz olan Salamba Sirsasana’ya (“destekli başüstü duruş”) kadar, gerek nefes teknikleri ve esnemeyle, gerekse size güç ve esneklik kazandırırken günden güne yaşam kalitenizi artıracak yoga serileriyle çok özel bir deneyim sunuyor. Şöyle derin, arındırıcı bir nefes alın. Bedeninizi mutluluğa doğru esnetme zamanı geldi! 
• Kitapta yer alan, 7 ana çakrayı arındırıcı 56 temel çakra yoga pozunu ve 8 esneme serisini rahatlıkla uygulayabilirsiniz.
• Bu eğitici çakra yoga kitabı, pratiğe yeni başlayanlar ve evde pratik yapanlar için olmazsa olmaz bir kaynak niteliğindedir. Aynı zamanda yetenekli eğitmenler ve öğrenciler için de ideal bir kaynaktır. 
• Temel Çakra Yoga, sizin için modern bir mat arkadaşıdır. Her bir pozun nasıl yapılacağını gösteren net ve renkli resimlerle pratiğinizi sürdürecek ve çakra yogada ustalaşma yoluna gireceksiniz. 
Christina D’Arrigo 500 saatlik yoga eğitmenlik eğitimini tamamlamış, New Yorklu bir dansçı/koreograftır. New York City’de özel yetenek okuluna girmeye hak kazanmış olan Christina, lisede dans bölümünden mezun oldu ve dans üzerine akademik eğitim almak üzere Los Angeles ve Londra’ya gitti. Buralarda, dans ve koreografi üzerine lisans ve yüksek lisans eğitimlerini tamamladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102009</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c387acd8-d3bd-42a7-a72b-53536d0777e0.jpg</image:loc>
            <image:title>Şifa</image:title>
            <image:caption>“İnsanlar ölüyor, stresten, üzüntüden, sevgisizlikten…” 
 
ŞİFA 
 
Hastalıkların Duygusal Sebepleri 
 
Küresel çağın olumsuzlukları bütün duygusal meselelerin içerisine sızarak bazen direkt bazen de dolaylı yoldan insanları hasta ediyor. Bu yüzden son doğal insan nesli boğuştuğu esas düşmanın ne kadar öldürücü olduğunu gözden kaçırıyor. Doğal hayatın içerisinde kendini en iyi şekilde kamufle etmeyi başaran duygusal sebepli katiller, insan ömrüne travmalardan çok hastalıklar ile saldırırken duygusal sebebe bağlı ölen kişilerin gerçekte neden hasta oldukları dahi bilinmiyor. 
 
Hasta olmadan önce ruhunuzu, sonra da duygudan kaynaklı olası hastalıkları hiç olmadan önlemek mümkün. Bunu bilmek insanlık için büyük bir müjdedir! Hiç vakit kaybetmeden, gerçek şifayı kalbinizde hissedin. 
 
Bu yolculukta duygularla hastalıkların, ruh-beden-zihin üçgeninin birbiriyle muhteşem bağına şahit olacağız. Duyguların kötü etkilerinin fark edilmediğinde nasıl hastalığa dönüştüğüyle yüzleşmek sizin için ilk adım. Esas şaşkınlık bilim diye anılan birçok şifanın nasıl da bu düşmanı bilerek görmezden geldiğine tanıklık edince başlayacak. Çünkü hem beslenmenin hem de duygusal sebeplerin bilinçli eller ile yok sayılması umuda bakışınızı değiştirecek. 
 
Şifanın duygusal izlerinde o kadar ileri gideceğiz ki, bırakın anne karnındaki hayatımızın günümüze etkilerini, atalarımıza kadar uzanan aktarım öykülerini dahi ele alacağız. İnanç ve sevgi gibi gözle görülmeyen ama insan hayatını ötelere taşıyan bir mucizenin, şifanın içindeki şahane etkilerine de tanık olacağız. 
 
Hasta olduktan sonra değil, hasta olmadan önce alıyoruz önlemimizi. İyileşmek, daha da önemlisi hastalık bizi bulmadan harekete geçmek için kendi değişimimizi sağlayabiliriz. Bu değişim için önümüzde hiçbir engel yok. Tabii kendi direncimizi saymazsak… 
 
Bu kitap hastalıklar ile duygusal sebepler arasındaki bağı ortaya koyarken hem dolaylı bir şifanın hem de  ‘hiç vakit kaybetmeden’ yapabileceklerimizin peşine düşüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102010</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/946d351a-5e83-44d1-8f0b-0d2bf7ff5399.jpg</image:loc>
            <image:title>Kelebek Kusuru</image:title>
            <image:caption>Artık günümüzde tüm dünyayı etkileme potansiyeli olan sistemik risklerden söz ediyoruz. Özellikle son dönemde yaşadığımız salgın hastalıklar, savaşlar, iklim değişikliği, siber saldırılar, finansal krizler bunun somut göstergelerinden. Peki, 21. yüzyıl dünyasında küreselleşme ve risk ilişkisini nasıl kurabiliriz? 
 
Kelebek Kusuru, çoklu disiplinlerin bilgi birikiminin sağladığı çoklu mercekle, bireylerden işletmelere, ulus devletlerden dev küresel şirketlere kadar küreselleşme ve risk ilişkisini bütüncül bir bakışla gözler önüne seriyor. Ian Goldin ve Mike Mariathasan, sadece bugünümüzü değil geleceğimizi de etkileyecek tedarik zincirlerinde, salgın hastalıklarda, ekoloji ve iklim değişikliğinde, ekonomi ve politika pratiklerinde kendini gösteren belirsizlikle yaşamanın gerekliliğini vurguluyor. Birbirine sımsıkı bağlı bir dünyada, yabancı düşmanlığı, eşitsizlik, aşırı korumacılık, içe kapanma, savaş gibi açmazlara düşmeksizin riskin nasıl yönetilebileceğinin ipuçlarını veriyor. Goldin ve Mariathasan, bizlere tüm risklerle beraber geleceğe güvenle bakmanın umudunu aşılıyor. 
 
Kelebek Kusuru, hepimiz için yaşamsal konuları ele alan, yer yer kaygılandıran yer yer güven veren ama her durumda düşündürücü, merak uyandırıcı bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102011</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/daa33163-fa12-4d7d-afab-59854d066919.jpg</image:loc>
            <image:title>Hints For Life Simple Explanations of Complex Topics (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“But my friends know, there are many Murat’s they deal with, such as the spouse, father, uncle, young man, manager/supervisor, industrialist, Turkish etc. Even they have different types, brave, impervious to the place of attack, with sarcastic characteristics depending on the situation. Do you think you’re any different?” 
 
In this book, the prominent businessman Murat Ulker, who has transformed Yildiz Holding into a global company with more than 65,000 employees operating in an area where more than a four billion consumer population lives across four continents, covers everything from management and leadership to corporate communication and marketing, from science and technology to nutrition and health. Murat Ulker is the Chairman of the Board of Directors of pladis and Godiva, which includes United Biscuits, Ulker, Godiva, DeMet’s Company. You will read his views on various fields, from individual and social matters to culture and art. 
In his writings, enriched with his observations and experiences based on the books he has read or the conferences he attended, Murat Ulker not only gives clues to the principles that have enabled him to be successful but also makes many predictions about the future. In these texts written during the pandemic, he also imagines how the future will be shaped while discussing how the pandemic will affect our daily and working lives. 
 
We think this book, compiled from the articles that a successful businessman shares regarding his experiences and sources on his blog, will attract readers’ attention from all walks of life.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102014</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f279715-d03d-4fb0-b891-99aba5f65a99.jpg</image:loc>
            <image:title>Freddy’nin Pizza Dükkânı’nda Beş Gece : Fazbear’ın Korkunç Tipleri: 1:35</image:title>
            <image:caption>Delilah, Stanley ve Devon için terk edilmek bir yaşam biçimidir. 
Küçük yaşta yetim kalan ve kısa süre önce boşanmış Delilah, her gece bir uyandırma 
çağrısına uyarak kâbuslarının daha da derinlerine iner. Stanley kısa süre önce terk edilmiştir, 
bilinmeyen bir şirket için çıkmaz bir işin içindedir ve kimseyle iletişim kuramaz. Babası 
tarafından terk edilen ve annesi tarafından görmezden gelinen Devon, sevgi ve arkadaşlığın 
neden onun dışındaki herkese bu kadar kolay geldiğini anlayamaz. Ne yazık ki Freddy’nin 
Pizza Dükkânı’nda Beş Gece’nin kalpsiz dünyasında kötülük her zaman yalnızlığın 
gölgesinde pusuya yatmıştır. 
Fazbear’ın Korkunç Tipleri serisinin bu üçüncü kitabında, Freddy’nin Pizza Dükkânı’nda Beş 
Gece’nin yaratıcısı Scott Cawthon, hayranlarının en sevdiği sanatçı LadyFiszi&apos;nin kapak 
resmiyle, serisinin evreninin farklı köşelerinden üç korkunç novella üretiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102015</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/739a6360-b692-416b-808c-9eefd415b557.jpg</image:loc>
            <image:title>One Punch Man - Tek Yumruk 20</image:title>
            <image:caption>Karşına çıkan herkesin işini tek bir yumrukla bitiriyorsan hayat son derece sıkıcı bir şey haline gelebilir. 
 
Canavarlar Birliği ile yapılacak büyük savaştan hemen önce S sınıfı kahramanlar bir strateji toplantısı düzenler. Ne yazık ki, görüş birliğine varamazlar, toplantıya davet edilmeyen Tatlı Maske’nin salona zorla girmesiyle durum daha da içinden çıkılmaz bir hale gelir. Neyse ki Kral, tam zamanında ortaya çıkıp kahramanları cesaretlendirir çünkü onların her zamankinden çok daha fazla morale ihtiyaçları var. Böylece beklenen büyük savaş artık başlar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102016</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11b81771-e50e-4bbb-80ce-886290d59e94.jpg</image:loc>
            <image:title>Çıkış</image:title>
            <image:caption>“Altmış beş yaşını geçmiş, hayatta yapmak istediği her şeyi yapmış bir kadın, hele hele birkaç aylık ömrü kaldığını bilerek, ne için yaşayabilirdi? 
Bu sorunun cevabını bulması gerekiyordu Zeynep’in. Hem de acilen.” 
 
Editörün Notu: Ölüm temasını ajitasyon yapmadan işleyen yazar; zengin kelime dağarcığıyla kahramanın gözünden hayatı sorgulayan okuru- bilimden felsefeye, psikolojiden sosyolojiye kadar birçok noktada düşünmeye sevk ediyor. 
 
Bu kitabın satışından elde edilen gelirin tamamı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin “Anadolu’da Bir Kızım Var” projesine bağışlanacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102017</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b48805e1-6771-49d2-9452-dedff565502a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hikâyeyi Hanedan-ı Âl-i Osman</image:title>
            <image:caption>Osmanlı İmparatorluğu, Büyük Roma İmparatorluğundan sonra dünyanın stratejik öneme sahip topraklarında ve üç kıtada uzun süre hâkimiyet kuran ikinci devlet oldu. Halil İnalcık’a göre Osmanlı hâkimiyet anlayışının temeli, Türk-Moğol-İslâm-Roma-Hint-İran geleneğine dayanır. 
Kurucu Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Bey’in ataları, 1071 deki Malazgirt Savaşı sonrası Ahlat Emirine bağlı olarak Anadolu’da fetihlere katılmışlardı. Ertuğrul Bey’in obası, &quot;Emir Timur ve oğlu  Şahruh kabul etmese de &quot; IYI simgesini kullanan Oğuzların Kayı Boyuna bağlı idi. Kayı Boyu damgasını II. Murad’ın sikkelerinde görebiliyoruz. Ertuğrul Bey’in  ismi, ilk defa Cezerî’nin &quot;Tarihül İslâm&quot; kitabında geçer, türbesi  devletin ilk merkezi olan Söğüt’tedir. 
Anadolu Selçuklu Devletinin son zamanında, Bizans sınırına yerleşen dört bin kişilik Kayı obası, Dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmaya muvaffak oldu. Cengiz İmparatorluğunun devamı olan İlhanlı Moğol  Devleti’nin Asya Bozkırlarından İran ve Anadolu’ya sürdüğü yüzbinlerce Türk-Türkmen, Osmanlı Hanedanının kurduğu  devletin yapıtaşları oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102018</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff2bfc29-0f1a-407d-83ba-9513995d26b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Texas Rapsodisi</image:title>
            <image:caption>2018 EDGAR ÖDÜLÜ 
EN İYİ GİZEM ROMANI 
 
Doğu Texas’ın küçük kasabası Lark’ta nehir yatağında kısa süre aralıklarla iki ceset bulunur. Kurbanlardan biri Chicago’lu siyah bir avukat, diğeri kasabadan beyaz bir kadındır. 
 
Darren Mathews yıllar önce Texas’tan ayrılıp Chicago’ya taşınan siyah bir Texas kolluk kuvvetidir. Geçici olarak görevinden uzaklaştırılınca cinayetlerin ardından memleketine döner ve Texas’ta faaliyet gösteren ırkçı topluluk Aryan Kardeşliği’nin bu olaylarla bir ilgisi olduğuna karar verir. Soruşturmaya katılma yetkisi istediğinde ise yasaların kişiden kişiye göre değiştiği bir devletin tehlikelerine tanık olmak durumunda kalır. 
 
Doğu Texas’ın eşsiz müziklerini, renklerini ve manzarasını yansıtan Texas Rapsodisi, Amerika’daki ırkçılık ve adalet çatışması üzerine yazılmış çarpıcı bir roman. 
 
“Merak uyandıran özgün bir hikâye.” –Observer 
“Sürükleyici!” –Publishers Weekly 
“Attica Locke Texas Rapsodisi’nde gerilim türündeki ustalığını konuşturuyor. Bu kitaba dair her şeyi çok sevdim.” –Ann Patchett 
 
“Locke’un yazım tarzı gerçekten etkileyici.” –Diana Evans 
 
“Büyüleyici…” –Guardian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102019</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/381219ea-f189-49a7-8ece-75fbc3e02858.jpg</image:loc>
            <image:title>Kötü Tavsiye</image:title>
            <image:caption>Bilim kendi adına konuşmaz. Bilim insanları, kafa karıştırıcı olabilecek konulardaki içgörülerini halkın ihtiyaç duyduğu şekilde ifade edemezler. Ünlüler, taraftarlar, lobiciler ve arkalarındaki fon sağlayıcıları, bilim insanlarının basit yanıtlar verme konusundaki isteksizliklerinden yararlanıp medyayı yanıltan yanlış iddialarda bulunurlar ve bu sahte bilgi saldırısının ortasında insanların kafası kendileri için neyin iyi neyin kötü olduğu konusunda daha da fazla karışır. 
 
Kötü Tavsiye’de Paul A. Offit, yanlış bilgiyle mücadelede yapılması ve yapılmaması gerekenlere dair edindiği bilgeliği okurla paylaşıyor. Offit bu kitabında bilim ve sahte bilim konularını ele alınken sadece kurnaz şarlatanların ve onların “mucizevi” tedavilerinin tetiklediği fikirleri değil aynı zamanda Holokost ve iklim değişikliğinin inkârı gibi yıpratıcı, tehlikeli ideolojileri de tartışıyor. 
 
Kötü Tavsiye bilime yönelik politik saldırılardaki artıştan rahatsız olan okurlar için kesinlikle eşsiz bir kılavuz niteliğinde. 
 
“Bilginin duyumlar sayesinde ve deneyimle kazanılabileceğini öne süren görüşü tartışan kusursuz bir örnek.” –Publishers Weekly 
 
“Kötü Tavsiye bilimsel konularda kamuoyunu yanlış yönlendiren ayrıntıları akıcı ve mizahi bir üslupla okurvcxva sunuyor.” –Washington Post</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102021</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b11492f-9330-4432-ac6a-0f453e10ea9d.jpg</image:loc>
            <image:title>Zahirden Batına - Akşemseddin&apos;in Menkıbeleri</image:title>
            <image:caption>Büyüklüğü ve kahramânlığı gönüllerinde taşıyan nice Türk, asır­lar içinde milletimizin hâfızasına girmiş ve aslâ çıkmamışlardır. Bu­nun nice misâlleri arasında Akşemseddin de vardır ve o, hep Türk kahramânlarının en ön sırasında olmayı başarmıştır. Başka hiçbir vasfı olmasa, sâdece İstanbul’un mânevî fâtihi bilinmesi, onun bü­yüklüğüne kifâyet eder. Lâkin, Akşemseddin, daha pek çok güzîde vasfı üstünde taşımaktadır. O, devrinin en meşhûr hekimlerinden biridir. Sokaktaki, köydeki, beldeki sıradan insanımızdan pâdişâh ve hânedân mensuplarına varıncaya kadar, onun tedâvisiyle şifâ bulan kişiler, neredeyse bir ordu kalabalığındadır. Tıbdan coğrafya ve târîhe, Kur’ân tefsîrinden fıkıha, hadîs ilminden eczâcılığa varınca­ya kadar, o devrin ayaklı kütüphânesi ve ayaklı laboratuvarı bilinen bir mevkide duran Akşemseddin, bunca imrenilecek, kıskanılacak hasletlerini yeterli görmemiş, bu saymaya çalıştığımız işlere “zâhir” sıfatını kondurmuştur. Zâhir, dış demektir. Zâhir, kabuk demek­tir. Zâhir, beden gözünün gördükleri, beden kulağının işittikleri­dir. Akşemseddin kâbındaki bir tecessüs ve merâk âbidesi, elbette zâhir ile yetinmeyecekti. Daha fazlasını taleb edip isteyecekti. Bu maksatla, ne kadar zâhir kapısı varsa hepsini kapatıp bâtın iklîmine daldı. Bâtın, öz demekti. Bâtın için içi, hakîkat meyvesinin usâresi demekti. Bâtın, ucu ve bucağı olmayan haşîn dalgalı bir ummân de­mekti. O ummânda rehbersiz ve kılavuzsuz gezilip dolaşılamazdı. Hacı Bayrâm-ı Velî, Akşemseddin’e kılavuz oldu ve onu bâtın okya­nusunda, en sâkin limana çekip, kemâle erdirdi. Ankara’daki Hacı Bayrâm-ı Velî Dergâhı’na mürîd olan Akşemseddin, oradan çıktı­ğında, bâtın ilminin gönül kanatlandıran bahçesinde, daldan dala konan bir bülbül olmuş idi.
Turgut Güler, Akşemseddin hakkında şimdiye kadar yazılmış makâle ve kitap hacmindeki inceleme, araştırma ve roman tarzı eserlerin bi­rinci kaynağı olan ve Süleymâniye Kü­tüphânesi’nde iki ayrı nüshası bulunan Emîr Hüseyin Enîsî Efendi’nin kaleme aldığı Menâkıb-ül-Akşemsüddîn’i devrin kelime dağarcığı ve üslûbuna uygun şekilde yeniden söyleyerek notlandırmış ve bugünkü okurun istifâdesine sunmuştur.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102023</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87d106ae-d8dc-4f42-b6f4-4e2066c4e5af.jpg</image:loc>
            <image:title>Araba Sevdası - Günümüz Türkçesiyle</image:title>
            <image:caption>Tanzimat romanının ilk gerçekçi örneği sayılan Araba Sevdası, gösteriş meraklısı, hayalperest bir genç olan Bihruz Bey karakterini merkeze alır. Bütün hayatını okuduğu Fransız romantik kitaplarına uygun yaşamaya çalışan Bihruz Bey, yalnızca birkaç kez gördüğü Periveş&apos;e tutkuyla bağlanır. Romanda Bihruz Bey&apos;in trajikomik tutkusunun yanında, çevresindekilerle ilişkisi üzerinden Osmanlı&apos;nın son dönem sosyal yaşamı da gözler önüne serilir. Bihruz Bey karakteri Türk romanında sıkça kullanılacak alafranga, mirasyedi tipinin bir öncüsü olurken Araba Sevdası, gerçekçi anlatımı ve bilinç akışı gibi teknik yeniliklerle Türk romanında yeni bir sayfa açar.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102024</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/616edfed-44e5-4b21-bf40-100429cd6184.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Edebiyatında Hazret-i Hatice Kıssaları</image:title>
            <image:caption>Türk Edebiyatında Hazret-i Hatice Kıssaları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102025</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8959cd79-e1af-4b47-90a2-539eedd5d9f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kucağımda Dünya Var Çocukların Dünyası</image:title>
            <image:caption>Kucağımda Dünya Var Çocukların Dünyası</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102026</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d98e393e-fa9c-4b62-9235-c77000b4c754.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabanciko</image:title>
            <image:caption>Hello! I am Yabanciko. I have black hair and brown eyes. I am a student. My favourite hobbies are reading books and playing football!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102027</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/668a2b39-7fae-411b-83c3-e07f2cbf4ba2.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Ekspresinde Cinayet -Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>1937 kışı. Gece yarısından hemen sonra Doğu Ekspresi bir kar yığını yüzünden durmak zorunda kalır. Lüks tren yılın bu zamanına göre şaşırtıcı derecede doludur ama sabahın erken saatlerinde yolcu sayısı bir kişi azalır...
Amerikalı zengin bir iş insanı olan Bay Cassetti on iki bıçak darbesiyle öldürülmüştür ve işin tuhafı kompartımanının kapısı içeriden kilitlidir. Yolcular arasında bulunan Hercule Poirot, dünyayla bağlantısı kesilen bu trende karanlık sırlarla dolu davayı çözmeye çalışır...
Otuzdan fazla dile çevrilen Doğu Ekspresinde Cinayet, Agatha Christie&apos;nin en çarpıcı romanlarından biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102028</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5bfc8ea-4825-47d7-9d58-2a7c5229857f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadın Orgazmı</image:title>
            <image:caption>“Orgazm, hayatı yaratan ve onu yaşamaya değer kılan evrendeki büyük patlama gibidir.” 
– Chloe Thurlow 
 
“Bu kitabı sadece kadınlar değil, tüm cinsiyet kimliklerine sahip bireyler okumalıdır. Yine bu kitabı sadece klitorisi olanlar değil, klitorisi tanımak isteyenler de okumalıdır.” 
Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimden bağımsız olarak kadın cinselliğini, orgazmını ve orgazmın başkenti klitorisi anlamak, yıllardır süregelen cinsel eşitsizliğin önüne geçmek için önemlidir. 
Orgazmın püf noktalarını, mastürbasyonun amacını ve inceliklerini, seks oyuncaklarının yarattığı devrimi bilimsel veriler doğrultusunda herkesin anlayacağı bir dilde aktaran bu kitap, kadın cinselliğini ve klitorisi keşfetmenize, anlamanıza ve size zorla göz ardı ettirilmeye çalışılan cinsel hazzınıza sahip çıkmanıza yardımcı olacak. 
Cinsel sağlık uzmanı Dr. Selcen Bahadır’ın kaleme aldığı KADIN ORGAZMI, kadın cinsel hazlarını ve orgazmı keşif için sizlere bir yol haritası sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102029</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b6d14c0-5788-4efe-bc7e-0e327b90347c.jpg</image:loc>
            <image:title>Güvercinler Gitmeden</image:title>
            <image:caption>GÜVERCİNLER GİTMEDEN... 
Ne güzeldi o zamanlar şehirler bir cennetti, 
Bildiğimiz, gördüğümüz, dünyamızda servetti, 
Çoğu birbirini tanır, hatır, saygı, hürmetti, 
Yabancıyı fark ederdik hiç tereddüt etmeden, 
Biz bizlerle çok mutluyduk güvercinler gitmeden… 
 
Her semtte bir terzi vardı elbise diktirirdik, 
Bir de berberimiz vardı saça fön çektirirdik, 
Mahallenin bakkalına meyveyi seçtirirdik, 
Bir saygı vardı esnafta kimseyi incitmeden, 
Tebessüm ederdi yüze güvercinler gitmeden… 
 
Hafta sonu üstü açık sinemada film var, 
En güzel elbiseleri giyerlerdi kadınlar, 
Kocaları yanlarında yavaş yavaş adımlar, 
Biri rüzgâr gibi geçti biri şafak sökmeden, 
Çift filmi seyrederlerdi güvercinler gitmeden… 
 
Bir cenaze geçer iken ağır ağır sokakta, 
Tabuta omuz verirdik onu tanımasakta, 
Fatihayla uğurlardık ölüyü son durakta, 
Hüzün bizi terk etmezdi cenaze terk etmeden, 
Ölülerimiz kutsaldı güvercinler gitmeden… 
 
Hiç kalabalık değildi kaldırımsız sokaklar, 
Yanyana geçerken bile toslamazdı insanlar, 
Komşunun namusu bizdik kutsaldı bütün haklar, 
Dedikodu yalan dolan korunurduk fitneden, 
Kardeş gibi geçinirdik güvercinler gitmeden… 
 
Haz alıyorduk hayattan seviyorduk her şeyi, 
Okşayıp sokak başında uyuyan bir kediyi, 
Tuttuğumuz takımlarda buluyorduk neşeyi, 
Radyodan dinlediğimiz maçları seyretmeden, 
Dinlemekte yetiyordu güvercinler gitmeden… 
 
Minarede müezzinler canlı ezan okurdu, 
Hele sabah ezanları öyle bir dokunurdu, 
&quot;Hayrun Minen Nevm&quot; deyip yüreği burkuyordu, 
Uyku ile uyanıklık arasında yitmeden, 
Bir şehir uyanıyordu güvercinler gitmeden…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102030</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71989c50-8bcd-4b98-8166-d9029b03bdfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Tatlı Hakkında Acı Gerçekler</image:title>
            <image:caption>“Feragat etmek almaz. Feragat etmek verir. O, sadeliğin tükenmez gücünü verir.” 
– Martin Heidegger 
 
Hepimiz şekerin zararlı olduğunu bilmemize rağmen birçoğumuz onun bağımlılık yapan bir madde olduğunu bilmeyiz. Oysa şeker de sigara, alkol ya da uyuşturucu gibi bağımlılık yapan bir maddedir ve kişinin sadece şişmanlamasına değil, birçok farklı hastalığa yakalanmasına sebebiyet verir. 
Eğer siz de devamlı şeker tüketiyorsanız, yemeklerden sonra mutlaka tatlı yemeniz gerekiyorsa, şeker hayatınızda önemli bir yer teşkil ediyorsa ve tüketiminizi bir türlü kontrol edemiyorsanız o zaman şeker bağımlısı olduğunuzdan yola çıkabilirsiniz. 
Bu kitapta şeker bağımlılığının nasıl ortaya çıktığını, hangi fiziksel ve psikolojik hastalıklara yol açtığını ve bu bağımlılıkla nasıl baş edebileceğinizi öğreneceksiniz. 
 
• Tekli, çiftli ve çoklu şeker nedir? 
• İyi ve kötü karbonhidratları nasıl sınıflandırırız? 
• Glisemik indeks disiplini hakkında her şeyi biliyor muyuz? 
• İnsülin direnci nasıl oluşur? 
• Yeme bağımlılığı ve şeker bağımlılığı arasında ne fark vardır? 
• Şeker hangi koşullarda yağa dönüşür? 
• Çocuğumuzu kötü şekerden nasıl koruruz? 
• Sağlık orucunu ne zaman uygulamamız gerekir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102031</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f82116f-46c9-4343-a147-67ccb069d285.jpg</image:loc>
            <image:title>Kütüphanedeki Ceset -Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>“İnsan doğası her yerde aynıdır,&quot; diyen deneyimli, zeki ve meraklı bu kadın Miss Marple&apos;dan başkası olamaz...
Boğularak öldürülmüş, kimliği belirsiz bir kadının cesedi sabahın erken saatlerinde Arthur Bantry ve eşi Dorothy Bantry’nin evindeki kütüphanede bulunur. Arthur Bantry göründüğünden çok daha karmaşık bir hal alan bu gizemi çözmesi için arkadaşı Jane Marple’dan yardım ister.
Sevilen ve kimselere benzemeyen Bayan Marple’ın ikinci macerası Kütüphanedeki Ceset, Christie&apos;nin dehasını bir kez daha gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102032</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4d1749b-143e-4e7e-9221-be6ce148a074.jpg</image:loc>
            <image:title>Gündönümü</image:title>
            <image:caption>Güneş doğumunda batana kadar 
Yurduma millete vatana selam. 
Günlerim başlayıp bitene kadar 
Kefensiz toprakta yatana selam. 
 
Güneş burca girip paralanınca 
Düşman ile dostlar aralanınca 
Çakal kurşunuyla yaralanınca 
Hak deyip kurşunu atana selam. 
 
Barış güvercinim gökte uçarken 
Terörist mazluma ölüm saçarken 
Mehmet mataradan suyun içerken 
Siperde lokmasın yutana selam. 
 
Kan döken vahşiye kucak açtılar 
Güzelim dünyaya dehşet saçtılar 
Yaptığı mevziyi koyup kaçtılar 
Tozunu dumana katana selam. 
Hainler ne bilsin dini imanı 
Dağıtırız hayal ile gümanı 
Türk milleti bir olmanın zamanı 
Hudutlarda nöbet tutuna selam. 
 
Küçük Ahmet  yaralandı sineler 
Eğmez başın cefakârdır analar 
Şahit olur buna geçen seneler 
Geceyi gündüze katana selam.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102033</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4bf6f5f-4528-4b87-b6bb-8814a0f35f1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Benimle Aşık Konuş</image:title>
            <image:caption>Yatağına uzandı. Bakışları masanın üzerinde duran küçük sandığa yoğunlaşmıştı. Aradan aylar geçmesine rağmen cesaret edip  açamamıştı sandığı. Ve bakamamıştı ailesinin fotoğraf albümüne. Yunus sandığa bakarken gözleri yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102034</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9db5777e-7a3e-48d8-98a6-e9152fff2f0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gizli Düşman -Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>Gözüpek dedektifler Tommy ve Tuppence ilk maceralarıyla karşınızda!
Genç ikilinin giriştikleri ilk vakada başları belaya girer. Hele birileri tarafından bataklığın içine çekilecekleri akıllarının ucundan bile geçmez...
Her şeye rağmen acaba Tommy ve Tuppence, Lusitania adlı gemi battığında kaybolan ve İngiltere Krallığı’nı tehdit eden belgeleri ele geçirmeye çalışan gizemli Bay Brown’ın kim olduğunu açığa çıkarabilecekler midir?
Peki ya tüm bu gizemin anahtarını elinde tutan Jane Fish’i bulabilecekler midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102035</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70c7609d-26c6-466e-aa93-e44eaa6f2d17.jpg</image:loc>
            <image:title>Riko Ve Oskar -Set</image:title>
            <image:caption>Farklılıkların zenginliğine yaptığı vurguyla öne çıkan seri, derin yetenekli Riko ile can dostu Oskar&apos;ın sınır tanımaz arkadaşlıkları etrafında gelişen curcunalı ve bol kovalamacalı maceraları konu ediniyor. 

Filmi de çekilerek ününü artıran bu kitaplar, yardımlaşmanın ve dayanışmanın önemine değinirken, gerçek dostluğu mutlak dürüstlüğe dayandırmayı ihmal etmiyor.  

Yarattığı edebiyat evreninde her fırsatta ötekileştirilmiş, dışlanmış karakterlere hayat vermesiyle tanınan Andreas Steinhöfel&apos;in yüzbinlerce okuru etkisi altına alan &apos;&apos;Riko ve Oskar&apos;&apos; serisi, doludizgin anlatısının satır aralarında önemli toplumsal konulara da değiniyor ve çocukların, yaşadıkları çağın gerekliliklerine uyum sağlamalarına önayak oluyor.


&apos;&apos;Bu öyküde çok güzel bir mesaj daha var. Bazen tek umudunuz sizi seven, sizi sevdiği için pes etmeyecek olan o tek kişidir. Böyle tek kişisi olanlar ister üstün zekâlı ister yavaş zekâlı olsunlar, çok ama çok şanslı kişilerdir.&apos;&apos; Ayfer Gürdal Ünal, Dünya Kitap

SET İÇERİĞİ 
1. Kitap: Riko, Oskar ve Derin Gölgeler 
2. Kitap: Riko, Oskar ve Defolu Kalpler 
3. Kitap: Riko, Oskar ve Çalıntı Taş 
4. Kitap: Riko, Oskar ve Gökteki Cennet 
5. Kitap: Riko, Oskar ve Devasa Bir Hata</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102036</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bbc2c68-147c-4bd1-b56e-a99ab89fffbc.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Dünkü Ben Değilim</image:title>
            <image:caption>Yaşamda imtiyazlı değilseniz oturup ‘ah, vah, tüh’ diyerek ömrünüzü tüketemezsiniz. Saçma sapan nostaljiler peşinde koşup hayal gücünüzü hayalperestlik ile değiş tokuş yapamazsınız. Kendi hatanızdan dolayı -bu, olasılıkla seçiminizdir- başkasını suçlayamazsınız. Yapmadığınız şeyleri yaptığınızı iddia edemezsiniz. ‘Bulanık Duygusallık’ hiçbir zaman müttefikiniz olamaz, olsa olsa gizli düşmanınız olur. Eğer kendimizi biraz tanırsak -ki bu kitabın yazılış amacı, o birazı sizin keşfetmenizdir- evet, bunların öğrenilebilen şeyler olduğunu anlayabiliriz. Öğrenmek için de yapılacak şey bellidir: Çalışmak… 
 
Mesela neden sinirlendiğiniz hakkında bir bilginiz veya anlaşılmayan bir yanınız var mı? 
Hiç kelimelerin sihirli olabileceğini düşündünüz mü? 
Nasıl öğrendiğiniz, beyninizin hangi lobunu kullandığınız veya hangi zekâ türüne sahip olduğunuz hakkında bir bilgiye sahip misiniz? 
Ya da odaklanma sorunu yaşıyor musunuz? Ayrıca bu sorunun yaşam kalitenizi olumsuz etkilediğini biliyor musunuz? 
Bu kitapta yazılan 31.736 sözcüğün tek amacı var. Size faydalı olabilmek. Yaşam dün olduğu gibi bugün de yarın da fırsatlar sunmaya devam edecektir. 
Peki, biz hazır mıyız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102037</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad518ccc-7021-4d19-9436-a78dfa95d05a.jpg</image:loc>
            <image:title>Cicero / Kimse Erdem Olmadan Mutlu Olamaz</image:title>
            <image:caption>“Tek bir adamın dostluğundansa, Roma halkının özgürlüğünü tercih ederim.” 
 
Cicero, Romalı ideal bir politikacı, hukukçu ve mükemmel bir hatipti. Stoa felsefesini benimseyen Cicero, iyi bir devletin nasıl olacağı hakkında, dostluk, erdem, yaşlılık ve mutluluk gibi, toplumsal yaşamın hemen her alanında düşünce üretti. Bugün dahi düşünceleri güncel çalışmalara ilham olmaktadır. 
Roma’nın en çalkantılı siyasi döneminde yaşayan Cicero, dürüstlüğü, adaleti, özgürlük tutkusu ve büyüleyici konuşma tarzıyla döneminde bir yıldız gibi parladı. İnandıklarını imparatorlara ve diktatörlere karşı savunmaktan geri durmadı. Ona göre zalimlik her çağda baş belasıydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102038</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/add1544c-7f61-4c96-8f3f-9e246c8b4c29.jpg</image:loc>
            <image:title>İzzet ve Arkadaşları Girişimcilik İzinde</image:title>
            <image:caption>İzzet İzinde ve arkadaşları çatıya kaçan toplarını kurtarmak isterken kendilerini TEKNOFEST’te bulmuşlardı. Fakat bu onlar için sadece bir başlangıçtı. Üstelik ekibe, mahalleye yeni taşınan Derya Deniz de dahil olmuştu. Nereye kaçarsa kaçsın Derya Deniz’den kurtulamayan İzzet İzinde’nin hem ekibin yeni üyesiyle anlaşması hem de TEKNOFEST projelerini herkesin kullanacağı bir girişime çevirmesi gerekiyordu. Girişim fikirleri için desteğe ihtiyacı olan arkadaşlar mahalleliden yardım istemeye karar vermişlerdi. 
Yeni arkadaşlar yeni hayallere kapı açar mıydı? Peki ya dünyayı değiştirmek mümkün müydü?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102040</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3207fbf-e8a9-4388-91eb-7818d87b7e66.jpg</image:loc>
            <image:title>İzzet ve Arkadaşları Dünyanın İzinde</image:title>
            <image:caption>Dört arkadaşın yıllardır üzerinde çalıştığı işitme cihazı projesi tüm dünyanın dikkatini çekmişti. Çok uzaklarda bulunan ve yeni teknolojilerin üretim merkezi olan “Dünyayı İyi Bir Yer Yapma Fabrikası”ndan davet alan arkadaşları daha önce görmedikleri teknolojik yenilikler ve vermeleri gereken zor bir karar bekliyordu. 
Dünyayı değiştirmek için sadece hayal kurmak yeter miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102041</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85ebe4c1-0f44-4a92-8ad5-3d1049027ff9.jpg</image:loc>
            <image:title>Karanlığın Şahidesi</image:title>
            <image:caption>Mehmet Berk Yaltırık okurlarının aşina olduğu zenginlikte karakterleriyle, ürperten atmosferiyle, renkli diliyle kendine özgü bir roman Karanlığın Şahidesi. 1800’lü yılların başlarındaki İstanbul’un eğri büğrü sokakları ve türlü türlü ahşap evleri arasında, kâh insanların kâh cinlerin âleminde savrulup duran Periveş’in serüveni... Hayata gözlerini “esirenin kızı” olarak açan Periveş’in “kız harami”ye ve hatta “zorba azrail’i”ne dönüşmesinin, kaderinin hem fettan hem de cazgır Ecelyandı Ateş Behiye’ninki ile hemhal oluşunun hikâyesi... “Kendisini göz açıp kapayıncaya kadar bir çukurda, Gülfem’le yan yana yatarken buldu. Kesik başı suratına doğru kaldıran başsız beden, yeniden çığlıkları boğazını yırtan Periveş’e doğru kahkahalarla karşılık verirken, tepelerinde toplanan cinlerin onları mezara gömmeye başladığını fark etti. Avuçlarca toprak boğazına dolmaya başlarken Periveş, bir anlığına kesik başın gözlerinde o Azim İfrit’in cehennemi gözlerini görür gibi oldu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102042</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bc376f3-f00e-4001-ab0c-adedba40ed86.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Vanessa’m</image:title>
            <image:caption>2000. Zeki, azimli ve içe dönük biri olan on beş yaşındaki Vanessa Wye, kırk iki yaşındaki çekici ve manipülatif İngilizce öğretmeni Jacob Strane’le bir ilişki içinde buluyor kendini.
2017. Güçlü erkeklere yönelik suç duyuruları giderek artar ve bir harekete dönüşürken başka bir hesaplaşma daha yaklaşıyor. Strane, Vanessa’ya ulaşan eski bir öğrenci tarafından cinsel tacizle suçlandığında Vanessa birden kendini imkânsız bir seçimle karşı karşıya buluyor: Sessiz kalmak ve gençliğinde bu ilişkiye isteyerek katıldığı inancını korumak ya da kendini ve geçmişindeki olayları yeniden tanımlamak. Ama Vanessa, kendisini kökten değiştiren ve hayatında kalıcı bir varlık hâline gelmiş ilk aşkını nasıl reddedebilir? Kendisine taptığını söyleyen adamın inandığından çok farklı biri olması mümkün mü?
Hafızayı ve travmayı, kendi vücudunun gücünü keşfeden genç bir kızın nefes kesen heyecanıyla birlikte ele alan Kara Vanessa’m, sorunlu ergenlik, faillik, rıza, suç ortaklığı ve mağduriyet hakkında hayati sorular soran, çağı tanımlayan bir roman.
“Büyüleyici bir kitap. Bayıldım.” –Kristen Roupenian
“Nefis ve çarpıcı bir ilk roman. Muhakkak okunmalı.” –Gillian Flynn
“Acı verici olduğu kadar güçlü ve #MeToo döneminin tanımlayıcı kitaplarından biri olarak ününü hak ediyor.” –Vogue</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102043</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af194747-eedd-4fe4-a8ce-dfed2ded2e1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yanan Tanrı – Haşhaş Savaşı Üçlemesi 3</image:title>
            <image:caption>MİLYONLARIN SESİ OLACAKTI. SON SAVAŞ KAPIDAYDI.
Çin’in kanlı yirminci yüzyılından ilham alan, ihanet ve entrika dolu Haşhaş Savaşı serisi, üçüncü ve son kitabıyla bizi bir kez daha acımasız fakat büyüleyici bir mücadelenin ortasına bırakıyor.
Nikan’ı işgalci güçlerin elinden kurtaran ve Su Daji ile amansız bir savaşa atılan Rin, müttefiklerinin ihanetine uğramış, ölüme terk edilmişti. Ancak kaybettiklerine rağmen mücadelesinden vazgeçmeye niyeti olmayan Rin, savaşını devam ettirmek için evi bildiği Tikany’ye dönecek ve orada beklenmedik fırsatlar ve tehlikelerle karşılaşacaktı.
Nikan’ın gerçek gücünün milyonlarca sıradan insanın intikama duyduğu açlıkta ve kurtarılmaya dair umutlarında yattığını fark eden Rin, Ejderha Cumhuriyeti’ni, sömürgeci Hesperyalıları ve Şamanizm’i tehdit eden herkesi yenmek için elindeki her imkândan yararlanmak zorunda kalacaktı. Peki kudreti ve nüfuzu giderek artarken, Anka’nın her şeyi yakmasını emreden sesine karşı gelmeyi başarabilecek miydi?
“Fantastik edebiyatın olağanüstü yeni kalemi.” –Peter V. Brett
“Karanlık ve yıkıcı bir son.” –Kirkus Reviews
“Kuang, Haşhaş Savaşı Üçlemesi’ni noktalarken savaşın beraberinde getirdiği yıkıcı bedele ve yürekli fedakârlıklara ışık tutuyor.” –Booklist
“Epik üçlemeye muazzam bir son.” –Library Journal
“Yanan Tanrı üçlemenin en iyi yazılmış kitabı.” –Book Marks
“Bu, harika bir seri.” –Victoria Schwab</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102044</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b482bcbb-812b-473f-a9ff-aabc4b3ade41.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakın Tarihimizde Garip Olaylar</image:title>
            <image:caption>Akademisyen ve yazar Zafer Doğan Yakın Tarihimizde Garip Olaylar’da cumhuriyetin ilanından 2000’li yıllara değin uzanan bir süreçteki pek bilinmeyen bir dizi olayı aktarıyor. İsmet İnönü’den Tansu Çiller’e birçok siyasetçinin geri planda kalmış hikâyeleri yanında Süleymaniye Camisi’ne mahya asan komünistler vakası, Babıâli gazetelerinin ofislerinden dedikodular ya da Yeşilçam ve futbol camiasından anekdotlarla birçok unutulmuş kişi ve olayı hatırlamamıza yardımcı olan bu eser yakın tarihimizin gölgede kalmış köşelerine ışık tutuyor. Anaakım tarih anlatısının dışına çıkabilmek adına eğlenceli bir okuma sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102045</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87c7ee2c-2894-442e-ac82-33a0f97c4995.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Hasat</image:title>
            <image:caption>ŞEYTAN VADEDİLENİ ALMAYA GELİYOR
Babasını, göğsüne sımsıkı bastırdığı bir haçla kanlar içinde ve etrafı hayvan cesetleriyle çevrili hâlde komşu sığır çiftliğinin ahırında bulan on yedi yaşındaki yıldız oyun kurucu Clay Tate’in hayatı bir anda cehenneme dönmüştü.
Midland, Oklahoma’da gerçekleşen bu dehşet verici katliamın birinci yıl dönümünde bütün kasaba Clay’e sıra ona gelmiş gibi bakıyordu. Geçmişi ardında bırakıp sadece ailesini kurtarmak isterken, babasının şeytana tapmakla suçladığı Koruma Derneği’nin onu rahat bırakmaya niyeti yoktu.
Kasabanın kurucularının altıncı neslinin karanlık bir görevi vardı ve herkes payına düşeni yapmak zorundaydı. Clay delirmeye başladığını düşünüyordu ancak çok daha kötücül bir şey yaklaşmaktaydı.
2017 Bram Stoker Ödülü Kazananı
“Yenilikçi, tüyler ürpertici ve hepsinden öte dehşet verici.” —Virginia Boecker
“Klasik şeytana tapınma korku hikâyelerine tüyler ürpertici, taze bir bakış… Gerçekçi karakterleri ve olaylarıyla bu roman ürkütücü, duygusal ve kâbusu andıran sürprizlerle dolu.” —TeenReads
“Elinizden bırakamayacağınız, kesinlikle insanı dehşete düşüren bir roman. Son sayfayı kapadıktan sonra bile uzun bir süre zihninizi meşgul edecek. Büyülenmeye hazır olun.” —Jasmine Warga
“Anlatım çok güçlü ve görkemli, atmosferse ürkütücü, rahatsız edici ve gergin. Bayıldım.” —April Genevieve Tucholke</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102046</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8049657f-a710-466a-8daf-1de97a64a2a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaplumbağanın Kabuğunda</image:title>
            <image:caption>Küçük bir kızın okula başlama korkusunu, evinden ve ailesinden uzaklaşma kaygısını, denizdeki fantastik bir yolculukla, usulca anlatan masalsı bu kitap; küçük okurların kendi korkularıyla barışmasını sağlayacak. Her birine, bir gün evlerini kendi kabuklarına sığdırabileceklerini anımsatacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102047</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e03ed75-0993-476e-aecb-2cc8a1a5c434.jpg</image:loc>
            <image:title>Farklıysan Fark Edilirsin</image:title>
            <image:caption>Bu ne güzel sonsuzluk…
Yaşamak sadece nefes almak değil… Her birimizin arzuları, hedefleri, hayalleri var. Biz hayal kurdukça yanı başımızda bitip “yapamazsın, başaramazsın” diyen hayal söndürücüler de, önümüze konan engeller de, önyargılarla örülen duvarlar da var diğer yandan.
O engellere teslim olup sadece nefes alıp vererek gün geçirmek de mümkün, hayallerimizin peşinde, kendi yolumuzda yaşayabilmek de… Tercih bizim elimizde…
Merve Tiritoğlu Farklıysan Fark Edilirsin kitabında bizleri çevremize örülen duvarları yıkıp kendimiz olabilmeye çağırıyor.
İçimizdeki o özel insanı çevre baskısına, genellemelere, genel geçer kurallara kurban etmeyip farkımızı ortaya çıkartma cesareti aşılıyor.

Mutluluklarımızla, acılarımızla, başarılarımızla, hayal kırıklıklarımızla kendimiz olabildiğimiz bir hayatı yaşayabilmenin, yaralarımızı yaşam madalyalarımız olarak taşıyabilmenin güzelliğini anlatıyor.
“Bu hayatta dinlemen gereken tek şey kalbin…
Sor kendine, istiyor musun gerçekten yapmayı? Yapmazsan kalacak mı içinde?
Yap o zaman, elinden geleni yap… Elinden gelenin en iyisini yap…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102048</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/edacf3de-580a-40ae-81b8-d0ede7840329.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınırdaki Ev</image:title>
            <image:caption>“Kitabın adı bile tuhaf karizmasından etkilenmemiz için yeterli.” –Alan Moore
Tuhaf kurgunun bayraktarlarından William Hope Hodgson, Lovecraft’tan Neil Gaiman’a, Clark Ashton Smith’ten Terry Pratchett’a, Alan Moore’dan Guillermo del Toro’ya kadar birçok ustayı etkilemiş, “kozmik dehşet” türünde öncülük yapmış bir isim. Yazarın en önemli eseri olarak kabul edilen, bilimkurgunun, gotiğin ve fantastiğin iç içe geçtiği tekinsiz bir öyküye sahip olan Sınırdaki Ev, her zaman “sınırlar”la ilgilenen korku edebiyatının bize tuttuğu aynalardan biri.
Yolları İrlanda’nın batısındaki ıssız bir köye düşen iki arkadaş, tuhaf ve korkunç yıkıntıların arasında gizemli bir kitap bulup okumaya başlar. Sınırdaki Ev başlığını taşıyan bu elyazması, kız kardeşi ve köpeğiyle birlikte yaşayan bir münzevinin dehşet verici anılarıyla doludur.
Zihnin kepenkleri kalkıyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102049</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf320874-7c9f-4e65-8046-6d7eaf188e82.jpg</image:loc>
            <image:title>Ülke Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Yurttaşlar, ulus devletin birer hissedarıdır. Ortak hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla da aralarından temsilciler seçerek, 
ulus devletin yönetim organlarının oluşturulmasına ve bu organlarda görevlendirilen yöneticilerin, aralarında medeni bir işbölümü ve işbirliği yaparak devlet adına işlem ve eylemler yapmasına izin verirler. 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti yurttaşlarının (hissedarlarının) devletin yönetim organlarından beklentisi, kısaca ifade etmek gerekirse, milli servetin artırılmasına ve bu artış neticesinde sağlanacak refahın adil şekilde tabana yayılmasına nitelikli öncülük edilmesinin güvence altına alınmasıdır. Bununla birlikte Türkiye dahil hiçbir ulusun kendi ülke öz kaynağı, ulusal refahının sağlanması için yeterli seviyede değildir. Ulusların, gözlerine kestirdikleri dış kaynakları kendi ülkelerine “zorla getirmesi” 21. yüzyılda artık olanaksız olduğundan, küresel ortamda birbirleriyle çetin rekabete girmekten ve sıkı işbirliği yapmaktan başka çareleri yoktur (“dostane rekabet”). 
Küresel rekabet ve işbirliğiyle milli serveti ve refahı artırmak için şart, katma değerli teknolojik ürün, hizmet ve nitelikli diplomasi ile küresel ölçekte yüksek pazar payı almaktır. Yüksek pazar payı almak içinse ulus devletin (ülkenin) “iyi yönetilmesi” gerekir. Tüm yurttaşların kendi nitelikleri ölçüsünde paydaş olmadığı bir sistemde ‘’iyi yönetim’’ mümkün değildir. Geleneksel devlet yönetim öğreti ve uygulamaları ise, bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır. 
Elinizdeki bu kitap, küresel rekabet gücünün ve ulusal refahın ancak temel stratejik faktörlerin, ülkenin beşeri sermayesi ile, yani erdemli, nitelikli ve bilinçli yurttaşlarla ilişkilendirildiği noktada elde edilebileceği temel tezine dayanır. Kitabın en özgün yanı ise, ülkenin tüm kurum, kuruluş ve yurttaşlarını -yetkinlikleri ölçüsünde- ‘’ülke yönetiminin’’ bir unsuru olarak görmesi, bunu gerekçelendirmesi, kavramsallaştırması ve kurulacak ikinci bir yasama organı ile yeni anlayışın anayasal güvence altına alınmasını önermesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102050</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a63d31b-e95e-458e-ab9c-3b9036550c71.jpg</image:loc>
            <image:title>Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz</image:title>
            <image:caption>Psikanalitik vaka sunumları ile yazarının kişisel deneyimlerini Lacancı teoriyle harmanlayan bu aydınlatıcı kitap, çağdaş öznelliği anlamaya çalışırken Lacancı psikanalizden öğrenebileceklerimize ışık tutuyor.
Sinema filmlerine bolca atıfta bulunan, yapay zekâyla ilgili tartışmaları es geçmeyen, bunun yanı sıra da klinik ve kültürel referanslarıyla hayli doyurucu bir metin niteliği taşıyan Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz, rüyalar, ayna evresi, nevroz, psikoz, narsisizm, histeri, analistin konumu, dürtü, süpervizyon ve semptom gibi psikanaliz sahasına dair başlıca konuları ele alırken, bunların her birini teknoloji ve piyasaya dayalı çağdaş toplum düzenimiz üzerinden okuyor.
Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz, hem Lacancı psikanalizle ilgilenenler için hem de karmaşık toplumsal sorunlara kafa yoranlar için önemli bir kaynak.
“Jazani’nin psikanalitik vaka analizleri, neoliberal başarı ideolojisinin öncüllerini ve insanlarda mükemmel olma baskısı bağlamında ortaya çıkan semptomları anlamak isteyenlere son derece yardımcı olacak.” –Renata Salecl</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102051</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/782e5dab-4cbb-4ac6-98dd-b7754ead69f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kapalıçarşı</image:title>
            <image:caption>Kapalıçarşı bir ayrı dünya. Mermerinden harcına, müşterisinden esnafına, delisinden akıllısına apayrı bir iç derya. Her şey onun ortasında, yanında yöresinde, sesinde soluğunda devinmeye devam ediyor hâlâ. Eli ayağı tutmaya, ağzı gözü söyleyip görmeye başladığından bu yana ona değen, ondan geçen herkesin bir hikâyesi var. Ne vakit başlayıp biteceği meçhul ama hep efsunlu.
Fuat Sevimay’ın 2015 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Yarışması’nda ödüle değer görülen romanı Kapalıçarşı bambaşka bir gözle bakıyor tarihe. Mekân-insan ilişkisine yeni bir boyut katıyor ve oradan burayı, buradan orayı anlatmayı ustalıkla beceriyor. Kapalıçarşı’nın yeniden kurulup şekillendirildiği bu roman, karakterlerinin derinliği, olay örgüsünün kusursuzluğu ve mizahi diliyle unutulmayacak kitaplar arasına giriyor.
“İşin aslı, benim nereden ve niye geldiğimin hiçbir önemi yok. Gelmişim işte. Ha kuzeyden ha güneyden. Önemli olan, bir şekilde iyiliği rehber edinmiş olmam. Nefes alıp verdiğim şu zamana değin de iki lokmayla karnımı doyurmaktan ve gücüm yetip dilim döndüğünce kötülüğe, yanlışa bulaşmışlara doğruyu göstermekten, zordakilere, dardakilere el vermekten başka derdim olmadı. Ne evliyayım ne pirim. Sizin gibi biraz doğru, biraz eğri bir âdemoğluyum. Siz hâlâ iyilik yapmak için, birinin çıkıp mucizeler gerçekleştirmesini mi bekliyorsunuz?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102052</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e87d7938-6fd0-4257-9838-e27a71b2cdb3.jpg</image:loc>
            <image:title>AnarŞık</image:title>
            <image:caption>Kürdan, herkesi bir araya topluyor. Tamircisinden kabadayısına, âşığından kamyon şoförüne kadar aynı semtin insanı kendi dünyasındaki Kürdan’ı anlatıyor. Bir haylaz serseri oluyor kürdan bir çılgın âşık. Yaşıyor mu yoksa çoktan ölmüş de ağlayanı mı yok belli değil. Gizemin düğümü de orada atılıyor zaten. Çözülmesi gerek.
Fuat Sevimay’ın tiyatro oyunu olarak da sahnelenen eseri AnarŞık kenar mahalle insanlarının bakılmaya doyulmaz bir portresini çiziyor okur için. Uzağımızda olmayan hayatların arasına sokup yeni arkadaşlar edinmemizi sağlıyor. Matrak, merak uyandırıcı ve akılda kalıcı bir roman.
“En son bir kat aşağıdan sesini duydum nasıl anlatsam nerden başlasam diye. Manyak, o hâlde şarkı söylüyor. İşte ben o hâllerini seviyorum. Balkondan baktım, o kılıksız herifin yanındaki siyah ayılar bizimkini arabaya tıkıştırdı. Kılıksızın kendisi de direksiyona geçti. Kürdan o hâlde kafasını camdan çıkarmış nasıl anlatsam nerden başlasam diyor bağırarak. Safi manyak kız.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102054</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7133b146-d39a-427f-8478-13ef02be2b02.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgili Herkes</image:title>
            <image:caption>Ve usulca fısıldadı hayat: Beni Oku…
Sevgili Herkes,
Hayat bazen hiç olmadığı kadar aralıyor perdelerini. Bak diyor ardıma, bak nice güzellikler var. Saklanma o perdenin arkasına. Geçmişi uğurla ve çık nadastan. Zira iyimserlik dünyayı kuşatacak, korkma…
Aslında hepimiz bir şeyleri başarmak için programlandık ve hayallerimizi gerçek kılacak gücü içimizde barındırıyoruz. Sadece bazılarımızın o gücü serbest bırakmaya henüz cesareti yok.
Hayat okunmayı bekleyen bir kitap gibi karşımızda duruyor. Peki hayat nasıl okunur?
Yasemin Ünlü ve Burcu Tektaş Sevgili Herkes kitabında yaşadığımız rutin hayatın dar alanından çıkmaya, alışkanlıklarımızı sorgulamaya, korkularımızın üzerine gitmeye, hayallerimize uzanan yolda önyargılara teslim olmadan cesaretle adım atmaya çağırıyor bizleri.
Bu kitap size iyi gelecek</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102055</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d47af29-3ff6-428c-8fbc-419d4aaf3a71.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Ev</image:title>
            <image:caption>Yürüyen Şato ile başlayıp Uçan Şato ile devam eden büyüleyici macera, serinin üçüncü kitabında da okurları mest edecek.
Charmain Baker, büyük amcası Kraliyet Büyücüsü Norland’ın evine göz kulak olmayı kabul ettiğinde aklında tek bir şey vardı: korumacı ailesinden biraz uzaklaşıp bol bol kitap okumak. Fakat işler düşündüğü gibi gitmeyecekti. O evin sihirli olduğundan, sevimli sokak köpeği Başıboş’tan ve genç büyücü çırağı Peter’dan henüz haberi yoktu.
Başı Sihirli Ev nedeniyle sürekli belaya giren Charmain, ülkeyi kurtarmak için ihtiyaç duyulan efsanevi bir nesneyi ararken birçok tehlikeyle karşı karşıya kalacaktı. Büyücü ailemiz Sophie, Howl ile ateş cini Calcifer de muzip ve kıvrak zekâlarıyla bu arayışa katılınca işler iyice karışacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102056</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5725a82d-8a25-45a9-9e14-cf6d2d5f2465.jpg</image:loc>
            <image:title>Satürn Evleri 6</image:title>
            <image:caption>Yeryüzüne...
Sota’nın tüm kalbiyle oluşturduğu plan, Mitsu’yu heyecanlandırmıştır. Diğer tarafta, alt seviye büyük bir şanssızlık ve karanlık bir planla aynı anda karşı karşıya kalır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102057</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/21ce5ac8-c558-4197-a724-3356acfececc.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul Kaldırımı</image:title>
            <image:caption>Siyaset aklı bozar, aşk ise kalbin ilacıdır. İstanbul sabahları, deniz kıyısında uzanan âşık bir kadını anımsatıyor, akşamları ise örümcekler ortaya çıkıp siyaset ve devrimlerin duvarlarına tırmanıyor. 
 
Matya, ilginç bir aşk hikâyesi yaşıyor; sinema oyuncusu sevgilisinin kendi ülkesi Mısır’daki otorite ile Türkiye’deki muhalefet ile İhvan arasında sıkışan siyasi mücadelesinin ortasında kalbini sadece aşka açmaya çalışıyor. 
  Mısırlı yazar ve sunucu Sami KEMALETTİN, sokaklarından ve siyaset konulu televizyon programlarının stüdyolarından, Arap bakış açısıyla bir İstanbul izlenimi sunuyor. Bizi İstanbul sokaklarının derinliklerine çekiyor ve on dokuzuncu yüzyılda İstanbul’u ziyaret eden oryantalist ve edebiyatçıların yazılarını hatırlatarak, onlar gibi sarhoş oluncaya dek İstanbul’un aşkında boğuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102058</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fe5453d-8165-4e04-9e34-57a22431e793.jpg</image:loc>
            <image:title>Afili Mahalle-3 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Siz hiç Ay&apos;a gittiniz mi? Ya da Ay&apos;a giden bir kedi gördünüz mü? Evet evet yanlış duymadınız Hamdi ve kedisi “Bıyıklı” ve Afili arkadaşları Ay&apos;a gidiyor. Siz de bu maceraya ortak olmak istiyorsanız hazırlanın Ay&apos;a gidiyoruz. Haydi bize katılın. 
Afili ol, Afili kal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102059</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e9aaef4-e8a0-4dc2-b3b5-1364dabdd284.jpg</image:loc>
            <image:title>Ağır Çekimde Nostalji</image:title>
            <image:caption>‘’ 
Yok, devamı gelmiyor... 
Adı Makbule oluncadır herhalde. Makbule olmamalıydı. 
Hocayla konuşurken öyle kolaydı ki demesi. Yazmışım da eklemişti sanki. 
Başkasıyla konuşsam da bu kadar kolay gelir miydi ki? 
Daha fazla drama ihtiyacım var böylesi bir isme yazı yazmam için. 
Belki daha fazla aşk. Aşk ne alaka. 
Daha fazla duygu katar derlerdi, kimlerdi onlar ki</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102060</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab41d56d-75be-4b0c-959e-29e2d2ecc6bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Sesini Duyur Seti</image:title>
            <image:caption>·         Sesini Duyur 1 (Ciltsiz) 
·         Sesini Duyur 2 (Ciltsiz)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102061</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39921416-5ff0-4674-9142-ea7ad922ad8d.jpg</image:loc>
            <image:title>Aynı Çatı Altında - Küçük Yıldızlar</image:title>
            <image:caption>Sevginin aynı çatı altında birleştirdikleri...

&apos;&apos;Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı&apos;&apos; serisindeki yerini alan Aynı Çatı Altında, mültecilik kavramını odağına alarak çocukların psikososyal uyum süreçlerini gözler önüne seriyor.

Farklılıkların zenginliği üstüne düşündürecek bu arkadaşlık öyküsü, okurları hem eğlenceli hem de öğretici bir serüvene çıkarıyor. 

Çocukların oyunla kurdukları dünyada ayrımcılığa yer olmadığını anımsatan kitap, sevginin ve dostluğun her engelin üstesinden geleceğini vurguluyor.  









Ormanlık bir yerde yaşayan Mete ve arkadaşları, evlerine yakın koruluk bir alanda, ladin ağaçlarının bulunduğu yerde bir kulübe inşa etmek isterler. Tatillerini renklendirecek bu yeni &apos;&apos;yuva&apos;&apos;ları için hepsinin aklında bambaşka bir fikir vardır. Uzun tartışmaların ardından herkesin isteğini karşılayacak bir kulübe yapmaya karar verirler. Oysa bu hayali gerçekleştirmek zannettikleri kadar kolay olmayacak ve aksilikler peşlerini bırakmayacaktır. Ta ki mahallelerine yeni taşınan Suriyeli kız Mayla ile tanışana dek... Evinden çok uzaklarda, ailesiyle birlikte yeni bir yaşama başlayan bu gizemli kız acaba Mete ve arkadaşlarını aynı çatı altında buluşturmayı başarabilecek midir?
 
Mülteci ve sığınmacı çocukların dünyasını naif bir üslupla yansıtan bu içten anlatı, ortak bir hedef uğruna mücadele etmenin ve başarıya ulaşmanın değerini yüceltiyor.

&apos;&apos;Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı&apos;&apos; serisi kapsamında &apos;&apos;Okuma Seviyesi 2&apos;&apos; olarak sınıflandırılan Aynı Çatı Altında, son bölümünde yer verdiği bulmaca ve oyunlarla, 7 yaş ve üzerindeki okurların kelime dağarcığını zenginleştiriyor, okuduklarını daha iyi anlamalarına ve pekiştirmelerine olanak sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102062</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e27745e-c805-43d5-9cab-79f203429858.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Destan&apos;ın İzinde</image:title>
            <image:caption>KAYIP DESTAN’IN İZİNDE 
Nâzım Hikmet, İdeoloji ve Yeniden Yazmak 

“Okuyacağınız kitap, temel olarak, Nâzım Hikmet’in […] yönlendirilmiş ya da önyargılı okumalara en çok maruz kalmış/kalmakta olan iki metnine odaklanacaktır: Kuvâyi  Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları. Adı geçen iki metin, yazılış motivasyonları ve süreçlerinin iç içe geçmesi, yazılış tarihinden çok sonra yayımlanmaları ve yazarın sürekli olarak metinlerinin üzerinde değişikliklere gitmesi nedeniyle oldukça karmaşık birer hikâyeye sahiptirler. Üstelik bu hikâyeler zaman içinde kendi mitlerini yaratmış ve bugün de geçerli olmak üzere bu iki metin kendi hayran kitlelerine, ideolojik takipçilerine ya da reddedicilerine kavuşmuştur. Buna karşın, Türkçe edebiyatın köşe taşlarından olan bu iki Nâzım Hikmet imzalı kitabın yazılış ve yayımlanış süreçleri hakkında derli toplu herhangi bir kaynağa ulaşmak mümkün değildir. […] Oysa Kuvâyi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları hakkında yorumlar yapmadan evvel, bu tarihçilerin ortaya çıkarılması öncelikli bir ihtiyaçtır.” 
 
Kayıp Destan’ın İzinde, Nâzım Hikmet’in en çok ilgi gören eseri Kuvâyi Milliye’nin Memleketimden İnsan Manzaraları’na uzanan yolculuğunu anlatıyor. Erkan Irmak kitabında bu iki eserin yazılış ve yayımlanma süreçlerini, Türkiye’deki rejim ve tarih anlayışıyla ilişkilerini, okur tarafından alımlanışlarını ve tür olarak konumlarını tartışıyor ve iki eseri karşılaştırarak Kuvâyi Milliye’nin Memleketimden İnsan Manzaraları içinde nasıl yeniden yazıldığını ve bu yeniden yazılmanın ne anlama geldiğini sorguluyor. Irmak, bu süreci, Nâzım Hikmet’in yaşamını, eserleriyle olan ilişkisini ve eserlerini yazmasında etkili olan Türkiye’nin tarihsel koşullarını da içeren canlı, zengin bir anlatımda sunuyor. Kitap, Nâzım Hikmet’in yazarlığına odaklanan edebi çalışmalar alanındaki eksikliği gidermek yönünde önemli bir adım niteliği de taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102063</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e7dbd03-0759-48f5-85e5-d5eecf57a70a.jpg</image:loc>
            <image:title>Geri Dön Günışığım</image:title>
            <image:caption>GERİ DÖN GÜNIŞIĞIM 

“5 Temmuz 1996’da kızım aklını kaçırdı.” 
 
Michael Greenberg dünya çapında ün kazanan anı kitabı Geri Dön Günışığım’a bu cümleyle başlıyor ve kızı Sally’nin bipolar bozuklukla mücadelesini sarsıcı bir gerçekçilikle anlatıyor. 
 
New York’ta kızı ve dansçı eşiyle beraber yaşayan ve yazdıklarıyla zar zor geçinen Michael Greenberg’ün hayatı bir yaz günü altüst olur: Sokakta mani atağı geçiren ve trafiği birbirine katan kızı polisler tarafından eve getirilmiştir. Sally’nin ilk atağını yaşadığı Greenwich Village sokaklarında başlayıp yatırıldığı psikiyatri kliniğinde devam eden anlatı Greenberg’ün sıkıntılı çocukluğuna ve ailesiyle –özellikle de psikiyatrik sorunlardan mustarip abisi Steve’le– ilişkisine doğru uzandıkça, suçluluk duyguları ve ağır sorumluluklarla dolu bir hayatın ve ne olursa olsun birbirini sevmekten vazgeçmeyen insanların dokunaklı portresi de belirmeye başlar. 
 
Akıldan çıkmayacak kişi ve mekânlarıyla bir romanın sürükleyiciliğine kavuşan Geri Dön Günışığım’ı yazarın onuncu yıl baskısı için yazdığı sonsözle birlikte sunuyoruz. 
 
“Şefkatli, açık seçik, gerçekçi ve aydınlatıcı... Ayrıntıları, derinliği, zenginliği ve zekâsıyla Geri Dön Günışığım kendi türünün bir klasiği olarak kabul edilecektir.” 
Oliver Sacks 
 
“Acı çeken bir çocuğun ve kuşatma altındaki bir aileyle evliliğin parlak, özlü ve bütünüyle özgün hikâyesi.” Janet Malcolm “Greenberg yazınsal örnekler olarak James Joyce ve Robert Lowell’a dönüyor. Virginia Woolf’un sesinin yankısı da işitiliyor...” 
The Guardian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102064</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e3a0cdf-92df-4fa2-8957-004b2fed9efb.jpg</image:loc>
            <image:title>Francis Bacon’la Söyleşiler</image:title>
            <image:caption>David Sylvester’ın gerçekleştirdiği ve yaklaşık 25 yıllık bir zaman dilimine yayılan bu söyleşiler, Bacon’ın kendine özgü konuşma dili üzerinden sanatçının üretim süreçlerine, tuval karşısındaki gerginliklerine, takıntılarına, zihin dünyasında yaşadığı fırtınalara ilişkin her türlü çerçevenin dışında ve sınırları aşan bir tanıklık sunuyor. 
 
20. yüzyılın en yaratıcı dehalarından birinin yaşamı, yapıtları ve imgeleri üzerine eşsiz bir kitap. 141 görselle birlikte. 
 
“Baştan çıkartıcı… Samimi, akıcı bir metin, aynı ölçüde çarpıcı biçimde resimlendirilmiş.” 
The Sunday Times 
 
“Bir sanatçının yapıt bütünlüğünü aydınlatmak söz konusu olduğunda bu kısa fakat doyurucu kitabı geçebilecek yok.” 
Observer 
 
“Baştan sona etkileyici.” 
The Spectator 
 
“Ezra Pound ve T.S. Eliot’ın eleştirel yazılarının 1920’ler ve 1930’lar şiirinin üzerine etkisi gibi, 20. yüzyılın son çeyreğinde resim üzerinde aynı büyüklükte bir etkiye sahip olabilir.” 
Stephen Spender 
 
“Ressama dair en değerli belge.” 
Sunday Telegraph</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102065</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8990cfff-7cb5-42ad-a7da-61fddb46b578.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Dünyamız 190 / Eylül - Ekim 2022</image:title>
            <image:caption>Sanat Dünyamız’da Toplum Odaklı Sanat Dosyası 
 
Sanat Dünyamız dergisi 190. sayısında toplum odaklı sanat projelerine yönelen Bir Arada Olmak başlıklı dosyasını okurlara sunuyor. Dergi 17 Eylül – 20 Kasım 2022 tarihleri arasında İstanbul’da çeşitli mekânlarda düzenlenecek 17. İstanbul Bienali’nin bir komposta dönüşen yapısından yola çıkarak bir araya gelişlere, dağılışlara, birlikte ses çıkaran projelere yönünü çeviriyor. Bu kapsamda dosya, bienalin küratörleri Ute Meta Bauer, Amar Kanwar, David Teh ile Bihter Sabanoğlu’nun gerçekleştirdiği bir söyleşiyle açılıyor. İlk kez Türkiye’de gönüllülerle bir proje yapacak olan ABD merkezli kumpanya Bread&amp;Puppet’tan John Bell, İlker Hepkaner’e verdiği söyleşisinde kumpanyanın pratiğini özetliyor. Seda Yıldız bu yıl bienalde yer alacak Oda Projesi’nin Annex adlı gazetesini değerlendiriyor. 30 Ekim 2022’ye dek Priştine’de devam eden Manifesta 14 hakkında ve 15 Eylül 2022’ye dek Kassel’de devam eden Documenta 15 hakkında birer izlenim yazısı da dergide. Dosyada ayrıca “Yaya Sergileri”nin ve İzmir’deki Darağaç Kolektifi’nin birer incelemesi de yer buluyor. Huo Rf sanat kitaplarını değerlendirdiği serisinin ikinci yazısında Talveg ve Good Deed Bad Deed kitaplarını yine dosya kapsamında inceliyor. 
 
İstanbul’da eylül ayının öne çıkan sergilerinden Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılacak olan “Agnes Denes, Yaşayan Piramit” adlı sergi vesilesiyle sanatçının pratiğine odaklanan bir yazı da dergide. Sanatçı Taner Ceylan ise 15 yıllık bir aradan sonra İstanbul’da açılacak ilk sergisi “Âheste Çek Kürekleri Mehtâb Uyanmasın”ı Rana Kelleci’yle olan söyleşisinde anlatıyor. Misal Adnan Yıldız, Süreyyya Evren ve Elif Kamışlı ise devam eden serilerinin yeni yazılarıyla dergide yer alıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102066</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f08040cc-a062-4ffc-8e8e-0c6488749c0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitap-lık 223 / Eylül – Ekim 2022</image:title>
            <image:caption>Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmakta olan kitap-lık dergisinin 223. sayısı Maksim Osipov’un “Soğuk, Mahcup, Özgür” adlı yol yazısıyla açılıyor. Ukrayna savaşı nedeniyle Almanya’ya göçen günümüzün önde gelen Rus yazarlarından Osipov, ülkesini terk edişini edebiyat, tarih, siyaset bağlamında anlatıyor. Kapak konusu olan ikinci yazı ise Ünal Aytür’ün “Destandan Romana” adlı yazısı. Aytür, roman türünün kaynaklarını ve yüzyıllar boyu gelişimini dünya klasikleri çerçevesinde ele alıyor. Öte yandan bu sayıyla birlikte 30. yılına giren kitap-lık’ta Mehmet Can Doğan “Ömer Edip Cansever’in İki Hikâyesi” ile Kupür Kupür Edebiyat, Kültür başlıklı bir bölüme başlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102067</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58888c16-3ed4-41b2-9e93-4ef1aa69491b.jpg</image:loc>
            <image:title>Geleğen Aşk</image:title>
            <image:caption>Bugün, kurşuna dizip esareti 
Ölmüş ruhların geleneğinden kopsak 
Kaçsak nergisler bulvarından 
Meyve bahçelerine saklansak 
Geceleri yıldız sefasında 
Dalbastı kirazları çatlatsak 
Uyanıp erkenden gizlice buluşsak 
Tane tane yağmur yağsa 
Islansak sırılsıklam 
Bülbül sesinden melodiler dalgalansa 
Havalandırsa saçlarını rüzgar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102068</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d214ae62-da2a-4405-841c-41c626b18998.jpg</image:loc>
            <image:title>Tükenmez Kalem</image:title>
            <image:caption>Biz, daha sis bulutlarının arasında ırmağın akış yönünü bulup yelesinden yapışarak çıplak hayallerimizi suya bırakma mevsimindeyken emir kipli bir ses kulağımızda çınladı. Görüş bitmişti. Bir saatin birkaç dakikanın içerisine nasıl sığarak geçtiğinin ayırdına kimse varamamıştı. 
Ayrılırken herkes son sözlerini kolay kolay açığa vuramayan ağır hasta görünümündeydi. İstenmeyen ayrılıkların derinden gelen acı çığlığıydı belki de. 
İşledikçe sızlata sızlata yürekleri tüketen ayrılık çığlığı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102069</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8ff5c5f-d9bf-48ed-a01f-5070b4b41426.jpg</image:loc>
            <image:title>Haylaz-Hayatım Oyun</image:title>
            <image:caption>En yakın arkadaşı Matt’le arası bozuluyor, okulun alay konusu olan bir sırrı meydana çıkıyor ve sevgili kapuçin maymunu kimliği belirsiz kişilerce kaçırılıyor... Her şey bu kadarla kalsa yine iyi... Derek, şöhret olma yolunda ilerliyor! Bunun müthiş olduğunu düşünebilirsiniz, tabii Derek’in başına gelenleri okuyana dek. 
Derek’in başı beledan kurtulmuyor: En fenası okul açılıyor ve annesi ilk günden onun niçin özel öğretmen tutuyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102070</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/235cf3b3-dfc3-4925-a908-14ff2524155d.jpg</image:loc>
            <image:title>Haylaz-Hayatım Sınav</image:title>
            <image:caption>Arkadaşları Carly, Matt ve Umberto ile birlikte oyun yeteneğinin ortaya çıkacağına inanan Derek, işlerin yine istediği gibi gitmediğini görüyor. Üstelik önünde onu bekleyen büyük bir sınav da var. Ve Derek’in aklından geçen tek soru: “Hayatımda bir kez bile kazanan taraf olamayacak mıyım? 
Derek Fallon hayatının fırsatını yakalıyor ve bir oyun firmasının yeni oyununu test edecek şansı grubun arasında yer alıyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102071</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c821a22a-e08e-4e7a-9512-562485b64f1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Haylaz-Hayatım Roman</image:title>
            <image:caption>SONUNDA YAZ GELDİ... On iki yaşındaki Derek Fallon okul açıldığından beri yaz tatilinin hayalini kuruyordu; ancak haylazlıklarıyla anne ve babasını canından bezdirince tüm planları altüst oldu. Öğrenme kampı onun hayallerinin son bulduğu yerdi. Elveda geç yatma saatleri, elveda su savaşları.
Kargo kamponuna içi su dolu balonlar fırlatmayı veya topraktan solucan çıkarıp onu Bay Parker’ın posta kutusuna koymayı planlayamazsınız ki. Yapacaklarınıza önceden karar vermeye çalışırsanız mahvedersiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102072</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3853a610-af5c-415b-a5ae-85f4a32ad377.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak -Geyik Zamanı</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı : 
Merhaba arkadaşlar! Size bir sorum var: 
Dünyanın en uyuşuk kara parçasını übersüper 
maceralı bir yere çevirmek için ne lazım? 
A) Çaylak B) Çaylak C) Çaylak  D) Tabii ki Çaylak! 
“Yine ne işler karıştırdın?” diye sorduğunuzu 
duyar gibiyim. Hazır olun… İşte söylüyorum… 
Şerminlerin en terminatörü annem Şerminatör beni 
acayip esrarengiz bir adaya sürgüne gönderdi! Evet evet, doğru duydunuz! Kıh kıh kıh… Neyse…  Yanımda hediye olarak verilen ekonomik boy dostum  Memo ile öyle ilginç bir adaya sürgün edildim ki başımdan 
geçenleri okurken heyecandan tansiyonunuz falan çıkabilir!  Uyarmadı demeyin. Haydi, ne bekliyorsunuz bakalım? Hep birlikte acayip ötesi Geyik Adası’na ışınlanıyoruz. 
Üç, iki, bir… 
MACERA BAŞLASIN! 
Merhaba, ben Çaylak! 
3 deyince maceraya başlıyoruz. 
1... 2... veeee 3!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102073</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/963b4ff1-e187-45ac-a5b7-86d5ffa9cbd4.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Boheminde Bir Cevelan (1870-1980)</image:title>
            <image:caption>Pera ya da şehrin Frenk kısmı, İstanbul’da hep biraz ayrıksı olageldi. Yabancı dillerin, Batı kültürünün, entelektüelliğin, sanatın ve bohemliğin yarı mitik merkeziydi. Bir anlamda Paris’in yansımasıydı ya da Beyoğlu ahalisinin bir gözü bir kulağı hep Paris’teydi. 
Çağdaş Türk edebiyatına dair çok sayıda çalışması olan Timour Muhidine, Türk Boheminde Bir Cevelan’da, edebiyatçılarla sanatçılar için daima çekim merkezi olan şehrin bu “bohem” kısmını, geniş bir tarihsel perspektiften ve Türk edebiyatının değişimini izleyerek mercek altına alıyor. Fransa ile Türkiye’nin edebiyat alanındaki ilişkilerini zengin bir malzemeyle ve belgelere dayalı olarak sunuyor. Enderunlu Fâzıl’ın Galata’daki Frenk güzellerini konu edişinden Yahya Kemal’in Paris’ten babasına attığı kartpostallara, Abidin Dino ve Nâzım Hikmet’in Paris maceralarından, Ferit Edgü gibi 50 Kuşağı yazarlarının kendi eserleri yanında Fransızcadan tercümelerine; uzun bir dönemin hikâyesini, iki şehrin geçirdiği dönüşümler, hiç bitmeyen karşılıklı gidiş gelişler, eserler ve insanlar üzerinden okuyoruz. 
Alla turca bohemin Taksim’den Karaköy’e uzanan merkezi; öğrenci, sürgün ya da maceracı olarak Paris’e yolu düşenlerin İstanbul’daki buluşma noktası Beyoğlu, Muhidine’in çalışmasında, edebiyat hayatının ve Fransa ile iletişimin şifrelerini de birikimini de içinde barındıran bir alan olarak çıkıyor karşımıza.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102074</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fedf4c6f-f62c-4fa4-b388-2f20de995ab9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kum Kaptanları</image:title>
            <image:caption>“Çünkü devrim bir ülkeydi ve bir aileydi.” 
 
Brezilyalı yazar Jorge Amado, 1930’lar Brezilya’sını limandaki sahipsiz bir depoda yaşayan kimsesiz çocukların serüvenleri üzerinden anlatıyor. Bahia ve çevresinde “favela usulü” kalabalık bir Robin Hood hikâyesi Kum Kaptanları. En büyüğü 16 yaşında, ıslahevi ve nezarethane gediklisi onlarca çocuk ve onların hayatta kalma mücadelesi... 
 
Bazen ihtiyaçtan, bazen zorunluluktan, bazen bir ideal uğruna, en çok bir başkasına iyilik için ama her halükârda çalarak yaşayan çocuklar. Şehrin yarısı için “baş belası”, geri kalanı için umut ışığı bir çete Kum Kaptanları. Fişek Pedro, Kedi, Bacaksız, Lolipop, Profesör ve diğer çocukların başından geçenler, ülkede iyice keskinleşen zengin fakir ayrımının, iyiliğin ve kötülüğün turnusol kâğıdı olurken, yeni yeni kıvılcımlanan siyasi çalkantılara da ayna tutuyor. 
 
2011’de yazarın torunu Cecília Amado tarafından aynı adla beyazperdeye de uyarlanan Kum Kaptanları “şehrin şairleri”ne adanmış bir ağıt!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102075</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7307065-cee8-4d59-abf6-2800154bd74e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece Bitmedi</image:title>
            <image:caption>12 Mart sonrası Dolar ve Mark kuru üzerinden biçimlenen hayatlar, her şeyi tüketmeyi kendine şiar edinen kafası karışık, obur bir toplum ve bu hayatın göbeğinde ilk çocukları için gün sayan, birbirlerine sırılsıklam âşık bir çiftin hikâyesi. 
Muzaffer Buyrukçu, Gece Bitmedi’de okurlarını sımsıcak bir yolculuğa çıkarıyor ve yazarın kurumak bilmeyen mürekkebi bu kez Ali ile Meral çiftinin izini sürüyor. 
Genç çiftin her an değişen, yenilenen ve yoğunlaşan duygu dünyalarının fotoğrafını çekiyor Buyrukçu. Çağrışımlarla, anımsamalarla, geçmiş günlerin tatlı burukluğuyla, birlikteliklerini oluşturan rastlantılarla ikili ilişkilerin en yoğun halleri, her an ortaya çıkmaya hazır tutkuların insan benliği üstündeki derin tesiri... 
İki genç âşığın çevresinde şekillenen ve aile bireylerinin ihtiraslarıyla insanın içine yönelen bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102076</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44ccb252-e228-4e3f-8c87-e36f6f96cca4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuş Atlası (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>KUŞ ATLASI 
 
Dünyanın en hızlı canlısı gökdoğan, büyüdükçe kıyafet değiştiren gümüş martı, gagasıyla yuvasını diken terzikuşu, hiç yere inmeden aylarca uçabilen ebabil, bitkilerin koruyucusu kızılgerdan, dünyanın en büyük baykuşu puhu, usta balıkçı yalıçapkını, her sesi taklit edebilen muhteşem lir kuşu, göç etmeyi sevmeyen eyer gagalı leylek, şovuyla izleyicilerini büyüleyen mavi tepeli cennetkuşu, göç şampiyonu kutup sumrusu, dünyanın en küçük kuşu küba arı kolibrisi, evcil tavukların atası yaban tavuğu, olimpiyat koşucusu deve kuşu… 
 
7 kıtadan, birbirinden güzel 52 kuş bu atlasta!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102077</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e378a467-d7dc-4fd7-bf22-943182ad4213.jpg</image:loc>
            <image:title>Ukudü’l-Le’al (İnceleme-Metin-Dizin)</image:title>
            <image:caption>SAHHAFLAR ŞEYHİ-ZÂDE AHMED NAZÎF EFENDİ UKÛDÜ’L-LE’ÂL 
(ARAPÇA MESEL SÖZLÜĞÜ) İNCELEME-METİN-DİZİN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102078</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccb3bc81-566b-4edc-8e03-8afec2a308bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Arasta</image:title>
            <image:caption>Soluğuyla eskitir, teriyle parlatırlar 
Kendileri ağlamaz, insanı ağlatır 
                                               -lardı- 
Çoğu, sararmış resimlerdedir 
Daha birçoğu, resimlerde bile değillerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102079</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a596c323-f4e0-44f3-bdc6-fa55a8884b5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Ayazı</image:title>
            <image:caption>&quot;Kulübemiz ruhlar âlemindeki tanışıklığımıza dayanır,&quot; dedi. &quot;Ne zaman form giydiğinin ne önemi var? O, tanışıklığımız kadar eski, aşkımız kadar yenidir.&quot; 
... 
 
Kutsal kitabın sayfaları göklerde uçuşuyor. Hani bir zamanlar hayalleri süslediği gibi ahenk ve yumuşaklıkla değil; çelik kanatlı kuşlar, mızrak savuran kasırgalar gibi... Gökyüzü delik deşik, kan ve fışkıdan yol alamıyor güneşin ışıkları. Yer ise yerinden kaymış. Her yer kapkaranlık. Kadınların başörtüleri iğne tutmaz oldu; iğneler göğe saçılıyor, gökten iman ehlinin kalbine saplanıp yeniden göğe yükseliyor. 
 
Bu kanlı dansın ritmine dayanabilecek kalp var mıdır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102080</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce62d29a-0f3e-4463-9a45-ef3e864d79f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Beklenen</image:title>
            <image:caption>yaşam 
 
köhne bir geminin küpeştesinde 
kozmosta uzayıp gitmekte zaman 
bir toz zerresinde yeşerir yaşam 
eğreti gizemi sürerken her an 
 
bilinmez nereden taşır rüzgârlar 
yeni güne doğan misafirleri 
başlangıçtan hızla ırayıp gider 
atıyla dörtnala koşan süvari 
 
sahte bir dünyanın gerçekliğinde 
yorgun bir tekneyle geçer denizi 
bir çıra yalazı ışıtır sanki 
vuslata uzanan sonsuz dehlizi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102081</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9909bb02-eb1d-4873-b5d3-4152a5c2af7c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay’ın Tadı Nasıl Acaba? (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Hiç merak ettiniz mi, Ay’ın tadı nasıldır acaba? Tatlı mıdır yoksa tuzlu mu? Bu kitaptaki hayvanlar bu sorunun cevabını çok merak ediyor. Geceleri özlemle gökyüzüne bakıyor, uzanıp ona dokunmaya çalışıyorlar ama nafile.  Derken bir gün küçük kaplumbağanın aklına bir fikir geliyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102082</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f80011c-5fee-48d2-a7c5-20b9c611044a.jpg</image:loc>
            <image:title>Şşşt! Sessiz Olun! (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Küçük, sessiz tilkinin bir sorunu var. 
Gürültücü arkadaşları onu dinlemiyor. Ama küçük tilkinin onlara çok önemli bir şey söylemesi gerek. Peki ama onlar bu kadar gürültü yaparken sesini duyurabilecek mi dersiniz? 
 
Küçük Cesur Tavşan Hopi&apos;nin yazarı Nicola Kinnear&apos;dan kendini ifade etme ve arkadaşlık üzerine yine çok eğlenceli bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102083</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c7e12e1-e5e1-4041-9c44-170fa43ee427.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Yıldız Tamircisi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Can&apos;ın babası bir yıldız ustası, hem yıldız yapıyor hem de yıldızları tamir ediyor. Can babasına yardım etmeyi çok istiyor. Yıldızları daha da özel gösterecek harika fikirleri var. Ama babası insanların değişiklikten hoşlanmayacağını düşünüyor. Derken bir gün babası üşütüp hasta olunca Can gökyüzünü ışıl ışıl, rengârenk yıldızlarla donatmak için kolları sıvıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102084</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33247708-1230-4e1f-ab1d-5bff2644c47f.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar Sınır Sever</image:title>
            <image:caption>Bu kitap size daha önce hiç duymadığınız ve uygulamadığınız sihirli öneriler ve hızlı çözümler sunmak için hazırlandı demeyi çok isterdim ama böyle bir durumun pek mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz. 
Peki bu kitapta ne var? 
Teorik olarak bildiğiniz ama pratikte uygulamakta zorlandığınız tutumlar ile ilgili örnekli anlatımlar var. 
“Tutarlı ve kararlı olun” öğretisinden bir adım öteye gidip çocuklara güvenli sınırlar oluşturmanın 100 farklı şeklini görme şansınız olacak. 
·         Sınır koymak ne demek? 
·         Bunu nasıl başaracağım? 
·         Ses tonum ve yüz ifadem önemli mi? 
·         Peki ya konuşma tarzım? 
·         Ne söylemem gerekiyor? 
·         Kesinlikle söylememem gereken neler var? 
Birlikte 100 soruluk bir yolculuğa çıkacağız. 
Yolculuğun sonunda sizi 4 farklı annenin öyküsü bekliyor olacak. 
Keyifli bir yolculuk diliyorum. Çayınızı kahvenizi yanınıza almayı unutmayın 
Sevgiler:)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102085</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b241eed-4043-4123-b26c-fbbc03793134.jpg</image:loc>
            <image:title>Tolstoyevski Muamması</image:title>
            <image:caption>Rus yazar Leon Fyodor Tolstoyevski’nin adını herkes biliyor, değil mi? Ama aynı kişi nasıl Anna Karenina ve Karamazov Kardeşler kadar farklı eserler yazmış olabilir?
Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?, Önceden İntihal ve Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi? kitaplarının yazarı psikanalist, akademisyen ve denemeci Pierre Bayard’ın yaklaşık yirmi yıllık çalışmasının ürünü olan Tolstoyevski Muamması, iki büyük Rus yazarı tek isimde bütünleştirip eserleri arasında özgün bir bağ kuruyor.
Edebi tarzını “teorik kurmaca” olarak tanımlayan Pierre Bayard, Freud’un çabasını devam ettirerek büyük Rus edebiyatının psikanalizini yapıyor. Çoklu kişilikler teorisinden yola çıkan Bayard, okuyucuya “Ben neden birçok kişiyim?” sorusunu yöneltiyor. Tolstoyevski Muamması, hem ciddi bir şaka hem de zekice yazılmış grotesk bir deneme. Edebiyata, özellikle de 19. yüzyıl Rus yazınına özgün bir perspektifle, bir kez daha bakmak isteyenler için!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102086</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6551cf7b-e261-43d5-aeb7-5598e5adea22.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat ve Finans Yazınında Güncel Eğilimler</image:title>
            <image:caption>·         TÜRKİYE’DE İŞGÜCÜ PİYASASINDA KADIN ALTIN SPOT VE VADELİ İŞLEM PİYASALARI ARASINDAKİ NEDENSELLİK İLİŞKİSİ: 2013-2022 DÖNEMİ TÜRKİYE UYGULAMASI 
 
·         BANKACILIK RİSKLERİ VE RİSK YÖNETİMİ 
 
·         TARIMSAL TİCARİ SERBESTLEŞME VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ: TÜRKİYE İÇİN AMPİRİK BİR ANALİZ (1987-2020) 
 
·         YÜKSELEN EKONOMİLERDE VERGİ GELİRLERİNİ ETKİLEYEN ETMENLERİN DİNAMİK PANEL VERİ İLE ANALİZİ 
 
·         ULUSLARARASI MUHASEBE STANDARTLARINDA KRİPTO VARLIKLARI SINIFLANDIRMA ÇABALARI 
·         SINIR ÖTESİ FİRMA BİRLEŞME VE SATIN ALMALARININ FİNANSAL PERFORMANSA ETKİLERİ 
 
·         ORGANİK ZEYTİNYAĞI ÜRETİMİNDEKİ UYGULAMALARIN DEMOGRAFİK VE SOSYO-EKONOMİK BELİRLEYİCİLERİ: KİLİS ÖRNEĞİ 
 
·         TÜRKİYE-RUSYA TİCARİ İLİŞKİLERİ (1990-2021 DÖNEMİ) 
 
·         EKONOMİK KARMAŞIKLIĞIN SERA GAZI EMİSYONU ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: EN YÜKSEK EKONOMİK KARMAŞIKLIĞA SAHİP ON ÜLKE ÖRNEĞİ (1995-2018) 
 
·         TÜRKİYE’DE İKTİSADİ BÜYÜME İHRACAT VE EKOLOJİK AYAK İZİ 
 
·         İKTİSADİ BÜYÜME, YENİLENEBİLİR ENERJİ TÜKETİMİ VE KARBON EMİSYONU İLİŞKİSİ: N11 ÜLKELERİNE YÖNELİK EKONOMETRİK TAHMİN 
 
·         TÜRKİYE’NİN COVID-19 MEDİKAL ÜRÜN GRUPLARINDAKİ DIŞ TİCARETİ VE ENDÜSTRİ İÇİ TİCARETİNİN DURUMU: 2017-2021 DÖNEMİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102088</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd9387e0-2902-40a2-9d53-e70a1e63bcc8.jpg</image:loc>
            <image:title>21. Yüzyılda İktisadı Anlamak : Güncel Ekonometrik Zaman Serileri Çalışmaları</image:title>
            <image:caption>Bölüm 1 
Mali Alan Ölçümü: Türkiye İçin Bir Uygulama 
 
Bölüm 2 
Konut Talebini Etkileyen Faktörler: Türkiye Örneği 
 
Bölüm 3 
Türkiye’de Doğal Kaynaklar Ekonomik Büyümeyi Destekliyor Mu? Bootstrap 
Fourier Kantil Nedensellik Yönteminden Kanıtlar 
 
Bölüm 4 
21.yüzyıl Hava Taşımacılığı Sektöründe Yolcu Trafiği Öngörüsü: Türkiye 
Örneği 
Bölüm 5 
Ekonomik Büyüme ve Kamu Harcamaları Arasındaki İlişkinin MS-Granger 
Nedensellik Yöntemi ile Analizi: Türkiye Örneği 
 
Bölüm 6 
Kripto Para Birimleri ile Kıymetli Madenler Arasındaki Asimetrik Nedensellik 
İlişkisi 
 
Bölüm 7 
Petrol Fiyatları ile Hisse Senedi Fiyatları Arasındaki Doğrusal ve Doğrusal 
Olmayan Nedenselliğin Test Edilmesi 
 
Bölüm 8 
Dört Büyük Futbol Kulübüne Ait Puan ve Hisse Senedi Fiyatlarının 
Nedensellik İlişkisi Ele Alınarak Uzun Kısa Süreli Bellek Modeli İle Çok 
Adımlı Öngörüsü 
 
Bölüm 9 
MINT Borsalarında Volatilitenin Modellenmesi 
 
Bölüm 10 
Şangay Konteynerli Yük İndeksinin (SCFI) Box-Jenkins Yöntemleri ile 
Tahmini 
Bölüm 11 
ARDL Sınır Testi Uygulamaları Üzerine Tartışmalar 
 
Bölüm 12 
Buğday Fiyatının Öngörümlenmesinde Makine Öğrenmesi ve Zaman Serisi 
Tahmin Modellerinin Performanslarının Karşılaştırılması 
 
Bölüm 13 
XGBoost Makine Öğrenmesi Yöntemi Kullanılarak Ham Petrol Fiyatının 
Öngörümlenmesi 
 
Bölüm 14 
Türkiye’de İşsizlik Histerisinin Doğrusal Olmayan Birim Kök Testleriyle 
Sınanması 
 
Bölüm 15 
Ulusal Güvenliğin Uzun Dönem İktisadi ve Mali Yükünün Doğrusal Olmayan 
Birim Kök Testleri ile Değerlendirilmesi: Türkiye Örneği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102089</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9c4dcfb-3c3d-426d-a9a7-8fa953f26d06.jpg</image:loc>
            <image:title>Dr. Cezmi Karasu Armağanı Ustaya Saygı II</image:title>
            <image:caption>BÖLÜM I 
OSMANLI’DA SANSÜRÜN DOĞUŞU, GELİŞİMİ VE BASIN-İKTİDAR İLİŞKİLERİ 
 
BÖLÜM II 
KORE HARBİ’NDE TÜRK TUGAYININ YAŞADIĞI ÇEŞİTLİ SORUNLAR VE MUHAREBE DIŞI KAYIPLARI 
 
BÖLÜM III 
LOZAN ANTLAŞMASI’NDAN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINA UZANAN SÜREÇTE TÜRK-FRANSIZ İLİŞKİLERİ 
 
BÖLÜM IV 
XXI. YÜZYILDA SAVAŞ ORTAMINI ŞEKİLLENDİREN HARBE DAİR KAVRAM, TERİM, İLKE VE PRENSİPLER 
BÖLÜM V 
İLK TÜRKOLOJİ ÇALIŞMALARI VE MACARİSTAN ÖRNEĞİ 
 
BÖLÜM VI 
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLERDE EVLİLİK GELENEĞİNİN ANA HATLARI 
 
BÖLÜM VII 
AF VE CEZA ARASINDA: MİLLİ MÜCADELE SONRASI HESAPLAŞMA 
 
BÖLÜM VIII 
AVARLAR, AKHUN-EFTALİTLER ve DAĞISTAN AVARLARI ile OLAN BAĞLARI 
 
BÖLÜM IX 
İSTANBUL’UN ZAHİRE İAŞESİ (1813 Yılı Müfredat Defteri Analizi) 
 
BÖLÜM X 
ATİNA’DA YAPILAN 1949 AKDENİZ KUPASI SIRASINDA TÜRK MİLLİ FUTBOL TAKIMINA YAPILAN ÇİRKİN SALDIRI VE TÜRKİYE’DE NEDEN OLDUĞU İNFİAL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102090</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2346abf0-8a41-4bdd-ad33-10b8c57fb008.jpg</image:loc>
            <image:title>Beauvoir Olmak :Bir Yaşam</image:title>
            <image:caption>“Dünyanın dört bir yanındaki kadınlara ilham veren ve birçok insanın düşünme şeklini değiştiren bir kadının büyüleyici bir portresini okumak için harcadığınız zamana değer.” —The Sunday Times 
“Kirkpatrick, Beauvoir’ın feminizmle olan karşıt ilişkisine hatırı sayılır derecede yer veriyor ve buradaki tartışma oldukça zengin. Kirkpatrick’in biyografisinin en güçlü olduğu yer, Beauvoir’ın etik taahhütlerinin sağlamlığını netleştirmek ve göstermek ve de bunların savaştan sonra siyasi taahhütlere nasıl dönüştürüldüğünü açıklamak.” —The Guardian 
“Kirkpatrick’in biyografisi titiz bir araştırma. Yeni yayımlanmış günlükleri kullanmak –ancak son zamanlarda araştırmacılara sunuldu– basit tanımlamaları reddediyor ve Beauvoir’ı tüm parlaklığı ve karmaşıklığıyla ortaya koyuyor... Beauvoir Olmak olağanüstü bir kadına harikulade bir övgü.” —Times Higher Education 
“Büyüleyici ve derinlemesine araştırılmış.” —Daily Mail 
“Kirkpatrick, Beauvoir’ın felsefesinin önceki biyografilerden çok daha ayrıntılı ve analitik bir açıklamasını sunuyor. Kirkpatrick’in buradaki temel başarısı, Simone de Beauvoir’ın mantığını kendi hayatıyla ilişkilendirmiş olmasıdır. Bu şimdiye kadarki en iyi Beauvoir biyografisi.” —Standpoint Dergisi 
“Yepyeni mükemmel biyografisinde Kate Kirkpatrick bize neden Beauvoir’dan öğrenecek daha çok şeyimiz olduğunu gösteriyor.” —New Statesman 
“Beauvoir’ı savunurken, çeşitli eleştirilere karşı çıkarken... titizlikle ve ilgi çekici bir şekilde Kirkpatrick ikonun arkasındaki akışın sayısız “an”ını yakalıyor.” —Australian 
“Kirkpatrick, yorumlarını, günlüklerini ve daha da önemlisi, hayatının sonuna doğru verdiği röportajları titizlikle araştırdı. Sonuç, bu ilham verici feminist, filozof ve Varoluşçunun zengin bir biçimde yeniden keşfidir. Politik olarak bilinçli bu tür feministler... yepyeni bir aşk ilişkisini ateşleyecek.” —SA Weekend Magazine 
“Bu güçlü, önemli kitap Simone de Beauvoir’ın yaşamının ve çalışmasının radikal ve yeni, kanıtlara dayalı bir okumasını sunuyor. Beauvoir’a hem yaşamı boyunca hem de o zamandan beri yöneltilen olağanüstü küçümseme ve cinsiyetçi eleştiri selini ortaya çıkarıyor ve onu Jean-Paul Sartre’ın gölgesinden kurtararak kendi ışığına kavuşturuyor. Bu akıldan çıkmayan, bilimsel ve ilgi çekici biyografi okuyucunun zihninde uzun süre dolaşmaya devam ediyor.” —Suzannah Lipscomb, Tarih Profesörü, Roehampton Üniversitesi 
“Beauvoir Olmak, sadece Beauvoir’ın hayatıyla değil, o hayattaki felsefeyle de ilgilenen herkes için temel bir okumadır.” —Fiona Vera-Gray, Durham 
KATE KIRKPATRICK: Ağırlıklı olarak feminist felsefe, ahlak felsefesi, din felsefesi, Nietzsche, Beauvoir ve Sartre üzerine çalışıyor. Uluslararası üne sahip biyografi kitabı Becoming Beauvoir: A Life (Bloomsbury, 2019) Times Literary Supplement, The Guardian ve The Telegraph tarafından en iyi kitaplardan biri olarak seçilmiş ve şu anda bir düzineden fazla dile çevriliyor. Sartre on Sin (Günah Üzerine Sartre, Oxford University Press, 2017), Sartre and Theology (Sartre ve Teoloji, Bloomsbury, 2017) diğer eserleri arasındadır. Halen Oxford Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde Öğretim Üyesi olan Kirkpatrick, 2021’de Britanya Academisi Bursuyla ödüllendirilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102091</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f12aa4c4-5e92-4ed9-8bba-5e7f8b204747.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Yıkıcılığı</image:title>
            <image:caption>Anthony Storr’un en son bulguları ve psikoterapist olarak kendi birikimlerini dikkate alarak tamamen yeniden kaleme aldığı İnsan Yıkıcılığı, insanlığın kötülük kapasitesini inceliyor. Kitap saldırganlık, nefret ve zalimlik kapasitemizle alakalı psikolojik ve psikiyatrik bulgular sunuyor.
Storr soykırım, ırksal çatışma
ve şiddetin büyük ölçekli diğer dışavurumlarına ışık tutma çabasıyla, bizleri bireysel davranışlardan grup ve ulusların davranışlarına dair kolay çıkarımlar yapmamamız için uyarıyor ve agresif kişilik bozuklukları, sadomazoşizm
ve paranoyak hezeyan mekanizmaları üzerine aydınlatıcı tartışmalar açıyor.
İlk kez 1972’de yayımlanan İnsan Yıkıcılığı, insan ruhunun bazı en karanlık köşelerini aydınlatan bilimsel, kapsamlı
bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102092</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86d3708a-fd06-4d39-8b1b-bdcaf1246d48.jpg</image:loc>
            <image:title>Kazanırsak Kaybederiz 2 : Yazıyor...-Cep Boy</image:title>
            <image:caption>“BİRER MASKE TAKTIK YÜZÜMÜZE, HİÇ DÜŞMEYECEK SANDIK. ÜN VE PARA UĞRUNA GİDEBİLECEĞİMİZ YERE KADAR GİTTİK.” 
 
Bir mektup, popülerlik merdiveninde son basamağa çıkmanı isteyen gizemli bir kişi ve çözülmeyi bekleyen sırlar! 
Fame Evi, her geçen gün biraz daha acımasızlaşır. Yarışmacılar, kamera önündeki yaşamlarında ekibin söz sahibi olmasına alışmışken Eva’nın eve geri dönmesiyle işler yeniden karışır. 
İkinci şansı Eva’yı başka biri gibi davranmaya iter, oyunu kuralına göre oynaması gerektiğini kabullenmiştir. Artık doğruluğu ve dürüstlüğü savunan Eva yoktur; dostunu da aşkını da Fame kullanıcılarından herhangi biri gibi görmektedir. 
  Ün ve para uğruna ne kadar ileri gidebileceğini kestiremeyecek kadar gözünü karartmış olan Eva Durusoy’un hızla artan takipçi sayısı, kaybettiklerine değecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102093</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5812ee1-12b5-4ad0-8510-4f0bb9001ab7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Dağın Gemisi</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihinin başından beri aranan Nuh’un Gemisi’nin, başka bir evrenden bizim evrenimize gönderilmiş hikâyesini anlatan Kayıp Dağın Gemisi aynı zamanda gizli bir Türk örgütü ve okülist Tapınak Şövalyeleri’yle birlikte Piri Reis’in haritasının kayıp parçalarının peşine düşüyor. 
 
Bilimsel ve paranormal olayların beraber ilerlediği, sıradışılığın sıradanlaştığı bu hikâyede Türk topraklarının altında gömülü duran gizli sırları anlatan Gökhan Yıldız; Atlantis, Mu kıtası ve Hyberborea gibi eski uygarlıkların izinde, çözülmesi gereken şifrelerin peşinde bir maceraya atılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102094</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d229630a-9c7c-4537-b239-02f86cb6cd91.jpg</image:loc>
            <image:title>Düdüklü Tencere Orkestrası</image:title>
            <image:caption>“Sanki başka bir gezegen burası. 
Sadece komik şeyler var, hep gülünüyor ve göbek atılıyor. 
Konfeti yerine barbunya kabukları uçuşuyor. 
Çaydanlık, ipteki çamaşırlar, hatta ağaçlar bile dans ediyor.” 
Işıl için yaz tatili denince akla ilk gelenler yıldız ağacı, gül yaprağı, kumdan kale ve suda takla. Ama bu yaz tatili diğerlerinden biraz farklı. Neden mi? Çünkü sahilde başlayan arkadaşlık hikâyesi, onu Düdüklü Tencere Orkestrası eşliğinde göbecik gezegenine götürüyor. 
Dilge Güney,  2021 Muzaffer İzgü Çocuk Romanı Yarışması Birincilik Ödülü’ne değer görülen Düdüklü Tencere Orkestrası’nda bize incelikli, eğlenceli, kıpır kıpır bir arkadaşlık hikâyesi anlatıyor. Samimi ve mizahi diliyle bizi keyifli bir yolculuğa çıkaran Güney, önyargılarımız yüzünden açamadığımız kapıları açmaya davet ediyor.  Haydi, “Göbecik, kahkaha ve barbunya kabukları adına!” buyurun kitabın sayfalarına…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102095</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/afb870c8-7985-424e-ba85-fc12c7d9e0bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Boş Dolaplar</image:title>
            <image:caption>Küçük bir kafe-bakkal işleten anne babanın etrafında şekillenen mutlu bir çocukluk, okul hayatı, yeni bir sosyal çevre, yabancılaşma, sınıf atlama arzusu, onaylanma ihtiyacı, öfke patlamaları, utanç, kürtaj... Seneler’e uzanan oto-sosyobiyografi yazınının da habercisi olan Boş Dolaplar, iki ayrı dünya –eğitimsiz işçi sınıfı ve eğitimli burjuva sınıfı– arasında sıkışıp kalmış, okul yaşamındaki başarılarıyla ailesinin temsil ettiği her şeye karşı kendini yeniden inşa etmeye çalışan genç bir kızın, Denise Lesur’ün hikâyesi.  
 
Ernaux, ne olmak istediğinden ziyade ne olduğuyla cebelleşmek zorunda kalan, toplumsal yükseliş sancıları çeken otobiyografik karakteri Denise’in yaşamını anlatırken her zamanki gibi sakınmasız ve cesur. 
 
“Ernaux’nun kitapları birer itiraf değil, bir tür kişisel epistemolojidir... Onları okumak, o anlaşılmaz, acı verici, zaruri ‘oluş’ sürecini anlama girişimidir.” 
The New Yorker 
 
“Boş Dolaplar, 1950’li yıllarda Fransa’daki sınıf sisteminden ve bir kadının sınıf atlamak, geçmişini unutmak için verdiği mücadeleden daha fazlasıdır. Bu roman, kültürel anlamda haklarından mahrum bırakılmışların kendi sesleriyle konuşmasına, gerek konusu itibarıyla gerek edebî biçimiyle, unutulmaz bir katkı sunuyor.” 
The Bloomsbury Review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102096</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e2c5046-78da-4c2a-a3b4-429cf0481689.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırmızı Han</image:title>
            <image:caption>Balzac “İnsanlık Komedyası” isimli devasa yapıtının “Felsefi İncelemeler” bölümünde yer alan Kırmızı Han’ı arkadaşını haksız bir idam cezası nedeniyle kaybeden eski bir ordu cerrahından duymuş ve kaleme almaya karar vermiştir. Dönemin çokça tartışılan idam konusuna da parmak basan eser, okuru büyük bir ahlaki çatışmayla baş başa bırakır. 
 
Eserin yine aynı bölümünde yer alan ikinci öykü “Facino Cane” ise işlediği cinayet yüzünden idam cezasına çarptırılan ve bir tünel kazarak zindandan kaçmaya çalışırken bulduğu hazineyle yepyeni bir hayata başlayan bir adamın hikâyesini anlatır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102097</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a57301da-7126-47aa-8b98-24a9f89a55ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Kız Kardeşler</image:title>
            <image:caption>Alcott’un Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nın ikinci yarısında yazdığı büyük eseri Küçük Kadınlar’dan derlenen Kız Kardeşler, savaş nedeniyle maddi sıkıntılara düşen ve savaşa katılan babalarından ayrı kalan March ailesi kızlarının dünyasına konuk eder okuru. Eser aynı zamanda üç kız kardeşiyle geçim zorlukları içinde büyüyen Alcott’un yaşamından da izler taşır. 
 
Güzel ve becerikli Meg, kimi zaman asabi ancak sevgi dolu Jo, yumuşak ve şefkatli Beth ve şımartılan en küçük kardeş Amy çocukluktan kadınlığa adım atarlarken değişmeyen tek şey birbirlerine duydukları bağlılık ve sevgi olur. Yoksulluk, kalp kırıklıkları, cinsiyet bunalımları, hastalıklar ve ayrılıklar yaşansa da ailenin evinde değişmeyen tek şey dört kızın susmayan kahkahalarıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102098</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81d88058-05f5-4e6d-9220-3f67aa8a05f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Mürebbiye (Açıklamalı Orijinal Metin)</image:title>
            <image:caption>Bu kokona karısı geleli bizim yalıyı periler istila etti. El ayak hemen çekilir çekilmez ne hikmet bilmem, şu sofadaki lamba kendi kendine sönüyor. Ortalık zifirî karanlık kesiliyor. Ondan sonra evin içinde bir pıtırtı bir çıtırtıdır gidiyor... Şu yalıda doğmadımsa büyüdüm. Şimdiye kadar buralarda ne cin vardı ne şeytan! Ben biliyorum ya! Bu pıtırdayan şeytanlar murabiye midir, kurabiye midir, matmazel midir, müptezel midir, ne karın ağrısıysa işte o karının fistanından dökülüyor. 
 
“Hikâyede elbette zamanın en kudretli kalemi, Hüseyin Rahmi’nin elindeydi. Mürebbiye’yle birdenbire şöhretin ve muvaffakiyetin en yüksek mertebesine çıkan muharriri hep severdik.” 
 
Halid Ziya Uşaklıgil 
 
 
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en çok okunan eserlerinden biri olan Mürebbiye, değişen Osmanlı toplumunu bir konağın sakinleri özelinde anlatan, eşsiz bir roman. Yazarın keskin mizahının belki de en yetkin örneği olan bu eserde, Fransız bir mürebbiyenin hayatlarına girmesiyle feleklerini şaşıran konak erkeklerinin halleri, düştükleri içler acısı durumlar eğlenceli bir dille anlatılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102099</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9a3ce28-8e62-4d0b-8547-f58f7fff229c.jpg</image:loc>
            <image:title>Mürebbiye (Günümüz Türkçesiyle)</image:title>
            <image:caption>Bu kokona karısı geleli bizim yalıyı periler istila etti. El ayak hemen çekilir çekilmez ne hikmet bilmem, şu sofadaki lamba kendi kendine sönüyor. Ortalık zifirî karanlık kesiliyor. Ondan sonra evin içinde bir pıtırtı bir çıtırtıdır gidiyor... Şu yalıda doğmadımsa büyüdüm. Şimdiye kadar buralarda ne cin vardı ne şeytan! Ben biliyorum ya! Bu pıtırdayan şeytanlar murabiye midir, kurabiye midir, matmazel midir, müptezel midir, ne karın ağrısıysa işte o karının fistanından dökülüyor. 
 
 
“Hikâyede elbette zamanın en kudretli kalemi, Hüseyin Rahmi’nin elindeydi. Mürebbiye’yle birdenbire şöhretin ve muvaffakiyetin en yüksek mertebesine çıkan muharriri hep severdik.’’ 
 
Halid Ziya Uşaklıgil 
 
 
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en çok okunan eserlerinden biri olan Mürebbiye, değişen Osmanlı toplumunu bir konağın sakinleri özelinde anlatan, eşsiz bir roman. Yazarın keskin mizahının belki de en yetkin örneği olan bu eserde, Fransız bir mürebbiyenin hayatlarına girmesiyle feleklerini şaşıran konak erkeklerinin halleri, düştükleri içler acısı durumlar eğlenceli bir dille anlatılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102100</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40da04db-ba9d-4e48-82f6-8874e3e1f94a.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah Rüya Taşı</image:title>
            <image:caption>Her şey Emre’nin sıradan bir okul günü, gizemli bir adama yardım etmesiyle başladı. Bu yardımına karşılık bir taşla ödüllendirilen Emre, rüyalarında istediği yere seyahat edebiliyordu artık. Ancak taş, Emre’yi götürdüğü rüyalarda bambaşka bir gerçeği gözler önüne seriyordu. Rüyalarında mekânlar değişiyor ama her şey aynı konuya bağlanıyordu. Çözüm üretilmezse, hepimizi etkileyecek, hayati bir konuya… 
 
Öykücülüğümüzün usta kalemlerinden Cemil Kavukçu, bu romanında doğanın ihtiyaç duyduğu acil yardımı okurlarına hatırlatıyor. Kendi yok ediciliğini görmeyen, görmekten kaçınan insana ilişkin umudu ise çocuklarda, onların farkındalığında ve duyarlılığında buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102101</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9d6c142-7c03-4bbe-9669-ef64007e3f24.jpg</image:loc>
            <image:title>Ottoman Empire</image:title>
            <image:caption>Ottoman Empire was one of the greatest empires in history. In orienting the sixteenth century world politics, Ottoman Empire had an overwhelming role in the formation of the political and religious structure of today’s world. Although the Ottoman Empire has been wiped out of the history scene, traces it left are still visible. Despite our constant exposure to the traces of it, the history of Ottoman Empire remains in the dark to those readers outside the academic world. 
Ottoman historiography had experienced a great leap in the previous 50-60 years, however, the findings of these researches failed to reach the public opinion in Turkey. In this book, while exploring the outline of Ottoman history the findings of these scholarly works have been taken as a starting point but are communicated in a more comprehensible language.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102102</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f550cc81-557e-4e25-938a-1022d6b0d6c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Orta Çağ Avrupası&apos;nda Ölümle Dans</image:title>
            <image:caption>XIV. yüzyıl, Avrupa için oldukça önemli bir dönemdir.Çünkü bu yüzyılda kıtlıklar, salgınlar, savaşlar, ekonomik ve siyasi krizler ve de son heretik grupların faaliyetleri derken Avrupa,yeni bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiştir. Yaşanılan toplumsal krizler de ayrıca Avrupa toplumunun yeniden şekillenmesini sağlamıştır. Orta Çağ’da Avrupa, dünyayı bir nevi kendi aynasındainşa etmeye çalışmıştır. Dolayısıyla bu aynada çok farklı yansımalarla karşılaşmaktayız. Tüm insanlar, kendilerine daha güvenli bir dünya oluşturma arzusunda olup bunun için yapılanlar, tam anlamıyla insanları illüzyonlarla dolu bir dünyada yok olmaya zorlamıştır.Orta Çağ insanı da yok oluşa karşı koymak için bu illüzyonlarakarşı büyük bir mücadele göstermiştir. 
Bu kitabımızda da dünyayı kendi aynasında yeniden inşa etmeye çalışan Avrupa’nın XIV. yüzyılda yaşadığı felaketleri, insanlarınkıtlık ve veba karşısındaki ölümle mücadelesini, finansal krizleri,yeni devrimleri , ölüm ve yaşam arasındaki mücadelede milli bilincin oluşmaya başlamasını, bu yeni bilincin sonraki nesillere miras bırakılması için yapılan savaşları, ikili Papalık sistemini ya da kısaca şöyle diyelim kıtlık ve veba karşında Avrupa’nın siyasi, sosyal ve ekonomik ve hatta psikolojik olarak ölümle nasıl dans ettiğini anlattık. İşte Avrupa’nın ölümle dansı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102103</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/753bc7f4-184e-44a5-ae9e-7ccf32da84af.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşil Çay</image:title>
            <image:caption>Sheridan Le Fanu, Victoria döneminin gotik tarzı benimseyen yazarları arasında önemli ve öncü bir isim olarak değerlendirilir. Sık sık Poe, Stoker, Shelley gibi yazarlarla karşılaştırılan Fanu, hayaletler, iblisler ve acımasızca musallat olan kötücül ruhlarla yarattığı ürkütücü evrene insan psikolojisine dair gözlemlerini ustalıkla dahil ederek kendine has tarzıyla çağdaşlarından ayrışır. 
 
“Yeşil Çay” ve “Tanıdık” öykülerinin bir araya geldiği bu derleme, bastırılmış duygular ve unutulmak istenen anılarla dolu bir zihnin neden olabileceği yanılsama ve sanrıların ne denli ciddi boyutlara ulaşabileceğini ürpertici bir anlatımla gözler önüne serer.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102104</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a6e318c-da30-42cb-8819-11db5cc7e078.jpg</image:loc>
            <image:title>Boş Gezegen</image:title>
            <image:caption>Yarım yüzyıl boyunca istatistikçiler, âlimler ve siyasetçiler her gün biraz daha artan küresel nüfusun, sonunda dünya kaynaklarını tüketeceği uyarısında bulunmuşlardı. Uzmanların iddialarına göre küresel nüfus, artmak şöyle dursun ani bir düşüşe doğru dört nala koşmaktadır. Bu düşüş, birçok ülkede daha şimdiden başlamış durumdadır. 
John Ibbitson ile Darrel Bricker Boş Gezegen isimli eserlerinde azalmış küresel nüfusun birçok faydayı da beraberinde getireceğini söylemektedirler: Daha az sayıda çalışan daha yüksek maaş talebinde bulunabilecek, çevre sorunları düzelecek, açlık riski bile ortadan kalkacak, ayrıca gelişmekte olan ülkelerdeki düşen doğum oranları kadınlar için daha fazla güç ve otonomi manasına gelecek. Ama ufukta muazzam karışıklıklar da görünmüyor değil. Bunun etkilerini Avrupa’da ve Asya’nın bir kısmında -yaşlanan nüfus yapıları ve iş gücü azalışları ekonomiyi zayıf düşürür ve kamu sağlığı ile sosyal güvenlik üzerinde yıkıcı talepler doğurur- hâlen görmekte olduğumuzu da söyleyebiliriz. Özenle araştırılarak ortaya konmuş ve saygı uyandıran bir eser diyeceğimiz Boş Gezegen, önleyemeyeceğimiz ama istediğimiz takdirde şekil verebileceğimiz bir gelecek vizyonu ortaya koymaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102105</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4dd70c5c-a82f-4999-9991-737e6fc3196d.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Öğrenci</image:title>
            <image:caption>Sağlıklı öğren, performansını yükselt ve daha iyi notlar al! 
Birçok kişi yüksek notları sadece çok zekilerin alabildiklerini düşündüklerinden, kendilerini yeterli görmez. Ama bu kitap size aksini ispatlayacak! 
İlkokulda ortalama bir öğrenci olan Olav Schewe, üst seviye bir öğrenci olarak dünyanın en iyi üniversitelerinden birine girdi. Başarılı yazar, sizi derslerinizde başarılı hâle getirecek her şeyi bu kitapta paylaşıyor. Okuma, ezberleme konularında ilerlemenizi, sözlü ve yazılı sınavlarda başarılı olmanızı sağlayacak teknikler bu kitapta. Eser sadece disiplin, verimlilik ya da sorumluluk değil, aynı zamanda motivasyon, denge ve öğrenirken eğlenme kıstasları üzerinde de duruyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102106</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5be7a8dc-48d6-45f8-888f-de0351d27283.jpg</image:loc>
            <image:title>Kelebek Etkisi</image:title>
            <image:caption>Böceklerin varlığı, tiksinti duygusu ile tüylerimizi diken diken edebilir ancak günlük hayatta gözden kaçırdığımız birçok şeyden de onlar sorumludur. Parlak bir elmayı ısırdığımızda, bir kemanın yankılanan notalarını dinlediğimizde, giyindiğimizde, diş implantı ya da manikür yaptırdığımızda esasında büyük bir böcek ordusunun meziyetlerinden yararlanıyoruz. Böceklerin ürettiği ham maddeleri üretmek için ne kadar çabalarsak çabalayalım (örneğin; ipek, şellak, kırmız) ürettiğimiz bu yapay maddeler en iyi ihtimalle ortalamanın çok altında, en kötü ihtimalle ise toksik olduğu kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar ortaya koyuyor ki yakın gelecekte böcek dünyası ile karşılıklı bağımlılığımız bir zorunluluk olarak varlığını sürdürecektir. Edward D. Melillo, insanlarla böcekler arasındaki ayrılmaz ve büyüleyici bağları gösteren canlı bir dünya tarihini ortaya koyuyor. Çağlar boyunca, yalnızca bu canlılarla bir arada yaşamakla kalmadık aynı zamanda modern tıp, biliminin önemli keşifleri ve dünyanın gıda arzının geleceği için onlara güvendik. Böcekler olmasaydı, küresel endüstrinin tüm sektörleri durma noktasına gelir ve modern yaşamın temel özellikleri ortadan kalkardı. Bu kitap, canlıların varoluşumuzun çerçevesini nasıl değiştirdiği ve şekillendirmeye devam ettiği konusunda aldatıcı bir değerlendirme sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102107</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb80fd64-5d26-4137-9367-3762617fb80d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadının Uyanışı</image:title>
            <image:caption>Toplumsal baskılar altında gerçek kimliklerini bulamayan, başkalarının istediği gibi olmaya zorlanan kadınların kafasındaki sorular bitip tükenmez; İnsanlar ne der? Onaylanmaz, kabul görmezsem nasıl yaşarım? Ekonomik olarak nasıl ayakta kalırım? Çocuklarım nasıl güvende olur? Duygusal veya fiziksel zarar görür müyüm? Kadınlar özgür olmaya can atsalar da bunlara benzer pek çok sorunun kıskacında, korku ve değersizlik duygularının altında ezilerek kapana kısılmış, kafese kapatılmış gibi hissederler. Farkındalık psikolojisinin önde gelen isimlerinden Dr. Shefali Tsabary kadınları o kafesten çıkıp yeni bir dünyaya, yeni bir yaşama davet ediyor. Özgürleşmeye ve kendileri olmaya giden yolu gösteriyor. Öte yandan, kadının uyanışı erkeğe bir tehdit değildir. Çünkü kadın uyandığında erkeğin yaşamı da daha iyi olacaktır; eşit ve özgür bir cinsle, dünyanın diğer yarısıyla değişen ilişki erkeği de özgürleştirecektir! Son söz yine Shefali’nin: “Bu kitap sizin uyanışınız hakkındadır. Sahici olan size, içinizdeki yeniden doğmayı bekleyen öze bir övgü ve saygıdır. O zaman hadi başlayalım kız kardeşim. Yapabiliriz. Okyanusa birlikte girelim. Karşı tarafta yeni bir ufuk var. Adı da özgürlük.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102108</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/13c4ad2d-ab24-4360-8f18-a5dc7fc9cc10.jpg</image:loc>
            <image:title>Tartışmalar, Polemikler, Kavgalar</image:title>
            <image:caption>Sanat ve sinema dünyasından tartışmalar, anekdotlar... Atilla Dorsay yazarlık yaşamı boyunca yaşadığı, kimileri neredeyse kavgaya dönüşen başlıca tartışmaları anlatıyor bu kitapta… Öylesine saygın, hatta efsane kişilerle takışmış ki Dorsay, şaşırtıcı bir kendine güvenle, hemen hepsinde kendi haklılığına inanıyor, öyle değilse sonunda bunu açık yüreklilikle itiraf etmekte duraksamıyor. Kimler mi var bu kitapta? Aziz Nesin, Attilâ İlhan, Ertem Eğilmez, Vedat Türkali... Metin Erksan, Halit Refiğ gibi Ulusal Sinema ustaları... Ya da Yavuz Özkan, Yavuzer Çetinkaya gibi dönemin gençleri… Ankaralı sinemacılar, Yeşilçam’ın tüm kurumları, hatta Onat Kutlar bile var... Ya da Atıf Yılmaz’ı bir kadın yazara karşı kahramanca savunmak!... Ayrıca Serdar Turgut’tan Savaş Ay’a, Emre Aköz’den Murat Birsel’e, hatta Ayşe Arman’a kadar bir dizi ünlü… Renkli, esprili ve 1960’lı 70’li yıllara ışık tutan tartışmalar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102110</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd71d6df-9a0e-4cbb-9f4a-8d87b43fd007.jpg</image:loc>
            <image:title>Gürcü Basınında Türkiye (1866-1939)</image:title>
            <image:caption>Bu eserde 1866-1939 yıllarında Gürcü basınında çıkan Türk-Gürcü ilişkileri ve Türkiye ağırlıklı haberlere yer verilmiştir. Kitapta bulunan konular arasında 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı&apos;nda ve Birinci Dünya Savaşı&apos;nda Kafkas Cephesi&apos;nde yer alan gelişmeler, TBMM hükumeti ile Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti hükumeti arasındaki diplomatik ilişkiler, Türk-Yunan savaşları, Türk-İngiliz ilişkileri gibi meseleler tetkik edilmiştir. 
    Bizi bu tür çalışmaya sevk eden sebep, Gürcü gazete ve dergilerde yer alan haberlerin çoğunun Türk okuru tarafından bilinmemesidir. Elinizdeki bu kitapla Türkiye&apos;nin yakın tarihine Gürcü kaynakları gözüyle bir ışık tutmak en büyük dileğimizdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102111</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29eb5a8a-3ae5-4d50-8ce2-87d5cae85a23.jpg</image:loc>
            <image:title>XI.-XIII. Yüzyıllarda Türk-Gürcü İlişkileri</image:title>
            <image:caption>Bir yanda kalabalık soydaşlarına yurt arayan Selçuklular, Gürcistan’a göç ederek varlığını burada devam ettirmeye çalışan Hıristiyan Kıpçaklar, ülkesinin sınırlarını Kafkaslara yayma ulaştırma amacındaki Türkiye Selçukluları, yıkılan devletini Kafkasların güneyinde yeniden inşa etmeye çalışan Harzemşahlar, yurtlarına yönelen Gürcü akınlarını durdurmaya çalışan Doğu Anadolu Türk beylikleri... Diğer yanda bağımsızlıklarını korumaya çalışan Gürcüler, tarihte ilk kez Gürcistan’da siyasi birliği sağlayan ve yurdunu yeniden bağımsızlığa kavuşturan Kral David, ülkesini tarihinin en geniş sınırlarına ulaştırmayı ve Kafkasların en büyük gücü yapmayı başaran, aynı zamanda Hıristiyanlığın bölgedeki hamisi haline gelen Kraliçe Tamara, Moğollara karşı krallığını ayakta tutmaya çalışan Kral Giorgi... 
    Türkler ve Gürcülerin binlerce yıllık ortak tarihinin iki asırlık öyküsünü bulacağınız bu araştırmada, sadece taraflara ait olanlar değil, konuya temas eden bütün kaynaklar ve araştırma eserleri de taranarak, artık aralarında sıkı bir dostluk oluşan iki topluluğun ilişkilerinin bu aşamaya gelmesinde önemli bir rol oynayan XI-XIII. Yüzyıllar dönemi aydınlatılmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102112</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8683b7e0-57bb-4a2c-a4ae-29ce27b5adf7.jpg</image:loc>
            <image:title>Uluslararası Hava Atış Yarışmaları</image:title>
            <image:caption>Türk Hava Kuvvetleri&apos;nin başarılarla dolu tarihi hava atışı yarışmaları özelinde ve uluslararası düzeyde gerçekleşen Nato Best-Hit yarışmalarında Türkiye’yi gururla temsil eden pilot ekibinin bizzat kendi anıları okuyucu ile buluşuyor. Yarışmanın tarihine dair değerli bilgilere ulaşırken yer yer yarışmanın stresini hissedip, birlikte heyecanlanacak ve aynı duyguları paylaşacaksınız.
“Yarışmayı kazanmak için ekip olarak çok çalıştık. Üzüldüğümüz, nefesimizin kesildiğini hissettiğimiz anlar oldu. Pes etmedik, birlik ve beraberlik içerisinde; önce kendi filomuzun güzide pilotları kader arkadaşlarımız ile yarıştık, Hava Kuvvetleri’mizin en tecrübeli ve uçuş saati bizden çok fazla olan, kendimize idol olarak seçtiğimiz, uçuşla ilgili her şeyi kendilerinden öğrendiğimiz öğretmenlerimize, ağabeylerimize karşı yarıştık.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102113</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/496ce27f-fe66-4793-9269-9182bbce2317.jpg</image:loc>
            <image:title>Farsça Divan’dan Seçmeler</image:title>
            <image:caption>Yirminci yüzyılda İran’da yetişen iki dilli şairlerin başta gelenlerinden biri de Muhammed (Mehemmed) Hüseyin Şehriyar’dır. Hafız ve Sadî başta olmak üzere klasik İran şiirinin ustalarının izinden giden Şehriyar genelde klasik tarzın kurallarına bağlı kalmış, klasik mazmunları kullanmıştır. 
Yârin şehrinde bundan başka şehriyar yok 
Yârin şehri gibi şah yetiştiren bir şehir yok 
 
Ben cennet kuşuyum ama bu kafeste 
Şimdi aşkın esiriyim; kaçacak yer yok 
 
Hazan yaprağı yüzüm gibi sararmasın 
Gülüm! Yüzünün tazeliğinde bahar yok 
 
Lalenin kanıyla gül yaprağına yazmışlar 
Vah vah! Lale yüzlülerin devrine itibar yok 
 
Yıldız! Sahit ol. O naz uykusu sarhoşunun 
Geceleri uyumaz âşığın halinden haberi yok 
 
Yârin şehrinde yaşamak cana can katar ama 
Bu şehirde Şehriyar’a gamdan başka yâr yok</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102114</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d222bcf7-91bc-48ad-a430-91615a8a974d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancı Dil Öğrenmeyi Öğretme ve Öğrenmeyi Öğrenme</image:title>
            <image:caption>“Eğitim görmüş bir kişi öğrenmeyi öğrenmiş olandır.” Carl Rogers 
Bugün ‘Çağdaş Eğitim’ denilince, ‘Öğrenmeyi Öğretme’ ve ‘Öğrenmeyi Öğrenme’ kavramları alışılagelmiş birer klişe hâlinde sık sık kullanılmaktadır. Pekiyi, bu kavramların anlamlılıkları, içerikleri, pedagojik uygulamaları, yöntemleri nelerdir ve hayata geçirilmeleri için hangi koşulların sağlanması ve nelerin yapılması gerekir? Elinizdeki kitap bu soruları İngilizce öğretim ve öğrenimine dönük olarak irdelemek ve pedagojik içerikli önerilerde bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Her ne kadar İngilizce eğitimi esas alınmış ise de, bu çalışmanın diğer yabancı dillerin ve hatta ana dilin (Türkçenin) eğitimi için de geçerli olduğunu vurgulamak isteriz. Özü ve niteliği gereği, ‘öğretici merkezli’ değil, bunun yerine ‘öğrenici odaklı’ bir eğitim türü olan yabancı dil eğitimi için ve bunun üzerine kendini geliştirmek isteyen herkes için bu kitap, vazgeçilmez bir başucu kılavuzu olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102115</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cca2390-da7e-4f89-ae37-185386882d60.jpg</image:loc>
            <image:title>Yoksulluk</image:title>
            <image:caption>Bazen sihirli bir değneğin hayatıma dokunmasını dilediğim anlar bile oldu. Umutsuzluk 
insana her türlü düşü kurduruyor! Ama işte, hiçbir düşüm gerçek olmadı. Öyle sihirli 
değnekler filan yokmuş hayatta; varsa da bana dokunmadı. Şimdi ise ne zaman bir söğüt 

ağacının salkım salkım yere süzülen dallarını görsem kendi yitirdiğim hayallerimi görür gibi 
oluyorum. Yere eğilen her bir yaprağın ucunda sanki kaybettiğim bir hayalim asılı kalmış da 
toprağa düşmeden önce son kez ona bakıyormuşum gibi hissediyorum. 
Ankara’da iki çocuğuyla yaşam mücadelesi veren temizlik işçisi Seher’in pişmanlıklarla, 
özlemlerle, zorluklarla ve acılarla dolu hikâyesi… Öte yandan çocukları Hasan ve Elif’in 
gözünden yoksulluğun ve babasızlığın panoraması… Songül Yumrutepe bu hüzünlü romanıyla 
okuru, sosyal eşitsizliğin insanları en temel haklardan bile yoksun bıraktığı gerçeğiyle 
buluşturuyor</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102116</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/207e14d4-5848-4df8-903b-823839ef7be4.jpg</image:loc>
            <image:title>O Aslında Kim</image:title>
            <image:caption>Onlar hakkında bir fikriniz yok! Acı, tatlı, şaşırtıcı biyografiler. Kitapta, hayatımıza giren ve 7’den 70’e akıllara kazınan 84 ünlü, ViBio’nun bakış açısı ile anlatılıyor. Kişiliklerinin nasıl oluştuğuna ve hayatlarının nasıl geliştiğine dair önemli anlar belirtiliyor, bilinen bilinmeyen tüm yönleriyle adeta hayatlarının sır perdeleri aralanıyor. Ünlüleri bu yeni bakış açısı ile anlayacağınız ve kendiniz için dersler çıkarabileceğiniz, her zaman yeniden göz atabileceğiniz bir kitap: O Aslında Kim?.. Ünlülerin dünyasından nefes kesici bir zaman yolculuğuna hazır olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102117</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42d39f97-d6a6-429f-8638-fcf14a751760.jpg</image:loc>
            <image:title>Bariatrik Manifesto</image:title>
            <image:caption>Bu bir diyet kitabı değildir! 
Hayatında en az bir kere yüksek kilolara çıkmış kişiler için diyetlerin neden ve nasıl başarısız olduğunu, insanlık tarihinin son zamanlarına denk gelen obezojenik çevrenin evrimsel açıdan insan doğası ile uyumsuzluğunu, insanın entelektüel beyni ile hayvan beyni arasındaki bitmek bilmeyen amansız mücadelesini anlatmaktadır. Bariatrik cerrahi geçirmiş ya da geçirmeyi düşünen kişilere yol göstermesi ve ilham vermesi dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102118</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fe93e20-730d-41e8-8d30-59ade58d3e26.jpg</image:loc>
            <image:title>Felek Beni Okyanustan Aşırdı</image:title>
            <image:caption>Şu Sydney’e düşeli ben çile çektim, gülemedim 
Kara yazmışlar yazımı, çok uğraştım silemedim 
 
 
Bu satırları yazan Orhan Gazi, bundan yaklaşık yarım asır önce Samsun’dan kalkıp ta Avustralya’ya gitti, ekmek parası için... 
Uçakla neredeyse bir günlük yol... 
 
Takvimler 10 Haziran 1970’i gösteriyordu. 
 
Tam 15 yıl Türkiye’ye dönemedi Orhan Gazi, zira yol uzun, yolculuk masraflıydı... 
 
Bu arada boş durmadı Avustralya’da: Sydney’deki ilk Türk restoranını açtı... Avustralya’da çıkan ilk Türk plağına imza attı... Türk Musiki Derneği’nin kurucularından oldu… Yeri geldi Türk spor kulübü için çalıştı, yeri geldi tiyatro sahnesine çıktı... Kısaca vatan millet sevgisi
neyi gerektiriyorsa, yabancı ellerde Türkiye en iyi nasıl temsil edilecekse o da onu yaptı. 
Ömrünün yarısından fazlasını geçirdiği Avustralya ikinci memleketi oldu. Çocukları orada doğdu, orada büyüdü... 
Ama vatan hasreti ağır bastı, 43 yıl sonra doğduğu topraklara kesin dönüş yaptı. 
Ve yaşadıkları unutulmasın, örnek alınsın diye bu kitabı yazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102119</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a4d414c-87b4-4170-95db-38eda62dfae7.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Sihirli -Pofuduk Bir Sürpriz</image:title>
            <image:caption>Yola çık. Hayal et. İnan. 
Unicorn dostları buraya! Unicorn Sihri serisiyle birbirinden heyecanlı maceralar yaşamaya hazır mısın? 
Sihirli Vadi’nin havasını temiz tutmaktan sorumlu Unicorn Simyeli’nin madalyonu çalındı! Hava giderek kirleniyor ve her yer çöplerle doluyor. Sihirli Vadi’nin ve Unicorn dostlarının sana ihtiyacı var. Hadi onları daha fazla bekletme; yola çık, hayal et ve inan! 
Tüm dünyada çok sevilen yazar Daisy Meadows’tan sihir, dostluk ve macerayla dolu yeni bir seri!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102120</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39c731c2-bc59-4f08-ad7c-b28bff276cb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Taşıtlar Ve Hayvanlar Etkinlik Çantam</image:title>
            <image:caption>En sevimli hayvancıklar en eğlenceli taşıtlarla maceradan maceraya koşuyor! Sen de onlara katıl, renkli etkinlikleri tamamlayarak eğlen!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102121</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34c1e3a9-bfe7-401b-a59c-6a7314a08931.jpg</image:loc>
            <image:title>SMA -Bir Umuttur Yaşatan İnsanı</image:title>
            <image:caption>“Aklımda bir hastalık var, umarım o değildir” dedi doktor hanım.  
“Nasıl bir hastalık bu?”  
“Şimdilik onu bilmene gerek yok, belki de hiç gerek kalmayacak. 
O yüzden sonuçlar gelsin, öyle değerlendirelim.” 
“Peki en kötü ne olabilir bu hastalıkta?” 
“Test sonuçlarını bir görelim önce.” 
“Peki en iyi ne olabilir?” 
“Hastalığın seyri değişir. Kimisi en iyi destekle yürüyebilir, kimisi en iyi kollarını kullanabilir, kimisi de en iyi başını tutabilir.” 
“Anlayamadım. Şimdi Çağan Meriç yürüyemeyecek mi, kollarını kullanamayacak mı? Ama özenerek bir sürü oyuncak aldık. Onlarla oynayamayacak mı? Peki ben o oyuncakları ne yapacağım şimdi?” 
 
Spinal Musküler Atrofi (SMA), kas kaybı ve zayıflığına neden olan genetik geçişli bir hastalıktır. Gevşek bebek sendromu olarak da bilinir. Günümüzde henüz bu hastalığı tamamen iyileştirmek mümkün olmasa da tedavi seçenekleri artmakta, bilimsel çalışmalar sürmektedir. Hastalığı tanımak ve kabul etmek, tedavi yöntemlerini öğrenmek, 
en önemlisi de mücadeleden vazgeçmemek gerekir. 
 
SMA Hastalığı ile Mücadele Derneği Başkan Yardımcısı Ece Soyer Demir bu kitapla, doğumundan birkaç ay sonra Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastalığı tanısı alan oğlu Çağan Meriç’i, eşi ve ailesiyle birlikte verdikleri mücadeleyi anlatırken size rehber olmayı amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102122</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b30cd977-09a7-4edc-a338-50942d99debd.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüzgarın Şarkısı</image:title>
            <image:caption>Rüzgâr görünmezdir. 
Rüzgârı görmek için ağaçlara, buğday başaklarına, denizlere ihtiyacımız var. 
Rüzgâr estikçe ağaçlar titrer, buğday başakları sallanır, dalgalar kıyıya çarpar ve ortaya birbirinden farklı sesler çıkar. 
Sevgi de görünmezdir. 
Sevgiyi görmek için ise kucaklaşmaya, gülümsemeye ve güzel sözcüklere ihtiyaç duyarız. İşte kalbimizde çoğalan sevgi ancak bu şekilde apaçık görülebilir. 
Ömür Kurt bu kitapta doğanın gizemli gücü rüzgârı ve bir annenin çocuğuna olan sevgisini ‘görünür’ kılıyor; görmek için bakmanın, duymak için dikkatle dinlemenin önemini hatırlatıyor. 
Ceyhun Şen’in büyüleyici resimleri eşliğinde...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102123</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37f429e6-f03d-4d61-a293-936b685477fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadın Astronotun Anıları</image:title>
            <image:caption>“Yirminci yüzyılın en yıkıcı düşünürlerinden ve sakin isyankârlarından biri.” –Ursula K. Le Guin
“Naomi Mitchison yaratıcı, ilerici ve şaşırtıcı bir yazardı.” –Amal El-Mohtar
“KENDİNDEN EMİN VE SOĞUKKANLI OLANLAR HİÇBİR ZAMAN BÜYÜK KÂŞİF OLAMAZ.”
Cinsiyet, kürtaj, doğum kontrolü ve özgür aşk gibi konularda tartışmalı eserlere imza atan, tüm hayatını aktivizme adayan Naomi Mitchison aynı zamanda feminist bilimkurgu edebiyatının önemli eserlerinden birini kaleme alan cesur bir yazar. Bir Kadın Astronotun Anıları da Mitchison’ın dönemine göre ilerici fikirlerini sakin dille anlattığı, geleneksel anneliği sorgulayan, şaşırtıcı bir roman.
İnsanlık yıldızlara seyahat etmiş ve hiç de yalnız olmadığını öğrenmiştir. Farklı gezegenlere yapılan yolculuklarda birbirinden farklı uzaylı yaşam türleriyle karşılaşan insanlar dikkatlerini bu canlılarla iletişim kurmaya yoğunlaştırmıştır.
Bir iletişimci ve kâşif olan Mary uzak galaksilere yaptığı seyahatlerde karşılaştığı yaşam formlarına karşı müthiş bir tutku ve şefkatle doludur. Ama uzay araştırmalarında birinci kural müdahale etmemektir. Yine de Mary’nin gezilerine duygusal karmaşa eşlik eder. Zamanla hayattaki yerini bulurken kendi kadınlığını da keşfedecektir.
İnsanlardan çok daha farklı bir biyolojiye sahip canlılarla iletişim kurmak ve anlaşabilmek mümkün müdür? Peki insanlarla hayvanlar arasında eşit bir ilişki söz konusu olabilir mi?
Bir Kadın Astronotun Anıları, geleneksel değer yargılarını yerle yeksan eden bir hatırat.
Hilary Rubinstein’ın sunuşuyla</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102124</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e22eef4-21d3-4dae-9b9e-79891c64d6d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuvofi</image:title>
            <image:caption>Tuvofi henüz 22 yaşında, üniversiteyi bitirmek üzere olan başarılı bir gençtir. Ancak eğitimini aldığı mesleğin değil başka bir dünyanın, daha renkli bir hayatın hayallerini kurmaktadır. Kahramanımız bu yolda birçok engelle karşılaşacak olsa da başına gelen kötü olayların değiştiremediği ruh güzelliği, iyiliği ve vicdanı ona kendisi için doğru olanı bulmakta yardımcı olacaktır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102125</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/640eaaf1-4c03-4fcd-ac73-57f05262e39b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bağdat’ın Aslanları</image:title>
            <image:caption>Nisan 2003’te bir grup aslan, Amerikan hava bombardımanı sırasında Bağdat Hayvanat Bahçesi’nden kaçtı.
Kaybolmuşlardı ve akılları karışıktı, açlardı ama sonunda özgürlerdi. Dört aslan, hayatlarını kurtarmak için harap hâldeki Bağdat sokaklarında çaresiz bir yolculuğa çıktılar.
Gerçek olaylardan esinlenen BAĞDAT’IN ASLANLARI’nda ödüllü yazar Brian K. Vaughan ve çizer Niko Henrichon Irak Savaşı’nda geçen bu can alıcı hikâyeyle savaşın karanlık yüzüne ve hayatta kalmak için ödenen bedellere benzersiz bir pencere açıyor. Bağdat’taki bir grup aslanın yaşadıkları üzerinden anlattıkları kışkırtıcı öykü özgürlüğün gerçek doğasına yönelik – özgürlük birileri tarafından mı verilir yoksa hür irade ve fedakârlıkla mı kazanılır?
“Sade, şahane çizilmiş ve etkileyici bir çizgi roman. Müthiş!” –Publishers Weekly
“İnsanın içini sızlatıyor.” –Los Angeles Times Book Review
“Yeri WATCHMEN’in yanı. O derece iyi.” –IGN
“Etkileyici ve yürek parçalayıcı. Akıldan çıkmıyor.” –Brad Meltzer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102126</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26be0eb5-8aad-42fa-9c0d-a830e372007b.jpg</image:loc>
            <image:title>Öksüz Fırın</image:title>
            <image:caption>HAVA SAATİ, “SAATİ BIÇAK GEÇİYOR,” DEDİ. BEN DE BABAMI KULÜBEYE ZİNCİRLEDİM.
Scarper Lee’nin dünyasında anne babalar çocuk yapmıyor – çocuklar anne babalarını yapıyorlar. Scarper’ın babası onun için gurur kaynağı ve kendisi pirinçten yapılma bir gereç, annesi ise bakalit bir saç kurutma makinesi. Bu tuhaf dünyada gökten bıçaklar yağıyor ve ev aletlerinin ruhları var. Ayrıca insanlar doğumgünlerini değil ölümgünlerini biliyorlar.
Lise öğrencisi Scarper’ın önünde üç haftası var. Ölümgünü yaklaşırken sıkıcı hayatından vazgeçmek ve bilinmeze atılmak zorunda kalacak; dostlarıyla olan bağları sınanacak ve bu karanlık dünyadaki otoriteye çaresizce baş kaldıracaklar.
Bu rahatsız edici ve özgün büyüme hikâyesinde Rob Davis, çarpık bir gençlik manzarasını ve aslında bizimkinden çok da farklı olmayan bir dünyayı resmediyor.
“İnanılmaz bir tınısı ve mutlak, esrarengiz güzelliği olan bir grafik roman; ayni anda hem bir büyüme hem de başa çıkma öyküsü.” –The Library Journal
“Tuhaf dünyası sizi içine alıyor ve karakterleri ilginizi çekiyor, hem dünya hem karakterler o kadar canlı ki ortaya olağanüstü bir iş çıkıyor.” –SFX
“Yeniliklerle dolup taşıyor. Davis okul macerası masalını altüst edip derinleştirerek insanın kaderinden kaçıp kaçamayacağını soruyor.” –The Independent</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102127</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3784b7e-c2aa-4f09-8ce1-46f48e056131.jpg</image:loc>
            <image:title>Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek</image:title>
            <image:caption>Otuz dokuz yıllık renkli ve verimli yaşamı boyunca romanlar, şiirler, şarkı sözleri yazan, trompetten ve cazdan vazgeçmeyen, oyunculuk, şarkıcılık, mucitlikten de geri kalmayan ve doğal bir oyunbozan olan Boris Vian’ın meslek hayatında Fransız Standartları Enstitüsü’nü seçmiş olması belki de sanat dünyasının en parlak ironilerinden biridir. Dönemin diğer bazı isimleri gibi doğaçlama yaşayıp eser veren Vian bugün asıl olarak yazar kimliğiyle ve antimilitarist bakış açısıyla tanınıyor.
Yirmi yaşına değin bakir kalmaya ant içip kendini bedenini geliştirmeye vermiş olan Rock Bailey biraz tesadüf biraz da merakla kendini büyük bir sınamanın ortasında bulur. Hızlı kovalamacalar, arzu dolu partnerler ve sıkı dövüşler gibi türlü güzelliklerle bezeli macerası onu çirkinlerin varlığını sorgulamaya götürür.
Yazarın Vernon Sullivan müstearıyla kaleme alıp çevirmen rolüne büründüğü üçüncü roman olan Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek, fazlasıyla Amerikan, fazlasıyla “kara” ve fazlasıyla hareketli, cazla süslenmiş bir polisiye.
“Bu roman, muhtelif esin kaynaklarının melezidir ve bu durum onu bir nevi neşeli, sürükleyici, orijinal ve her düzeyde parodik bir yaratık hâline getirir.” –Gilbert Pestureau
“Bu kitap, uçarılığıyla bizi cezbederken tuhaflığıyla da oldukça eğlendiriyor.” –M. A. Orthofer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102128</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84d6cccf-66d1-49db-963b-e09c62135159.jpg</image:loc>
            <image:title>Esmerim - Abre</image:title>
            <image:caption>Sevdayı paylaştığımız gibi acıyı da paylaşmayı öğrenme vakti…
Yaptığımız her seçimin bir sonucu vardır. Bergüzar da bir seçim yapmış, bunun sonucu gözyaşı, vicdan azabı ve pişmanlık olmuştu. Hayatı dağılmanın eşiğine gelmişti.
O dağınıklığın içinde kırgın kalbiyle, yüreğini kavuran öfkesiyle, aklında durmaksızın dönen &apos;Neden?&apos; sorusuyla kalan Alparslan ise kendi sınavının başlamak üzere olduğundan habersizdi.
Kızdığı, kırıldığı her şey zaman içinde kendi sınavı olacaktı. Kınadığı yerden sınanacaktı. Bergüzar&apos;la aynı duruma düşüp, aynı duyguları paylaşınca anlayacaktı büyük konuşmamak gerektiğini. Hayatın daima sürprizlerle dolu olduğunu ve bu sürprizlerin her zaman güzellikler getirmediğini. İnsanın aldığı yaşla değil, yaşadıklarıyla deneyim kazandığını ve olgunlaştığını öğrenecekti. Bunu öğrenirken nice yollar yürüyecek, o yollarda yüreklerine batan dikenlerle mücadele edeceklerdi.
Sevdanın yolu her zaman çiçekli bahçelerden geçmez. Aşkta maharet, dikenlerin arasındaki çiçekleri görebilmektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102129</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64381bcf-ff05-4095-93df-2dae35578a8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yolumuz Uzun</image:title>
            <image:caption>Altmış saniye. Yedi kat.
Üç kural. Bir silah.
Will’in abisi, Shawn, vuruldu.
Ve öldürüldü.
Will’in kederi öyle büyüktü ki
tarif dahi edemiyordu.
Fakat mahallesinde KURALLAR vardı.
1. Kural: Ağlamak
Yapma.
Ne olursa olsun.
2. Kural: İspiyonlamak
Yapma.
Ne olursa olsun.
3. Kural: İntikam
Al.
Ne olursa olsun.
Ama kurşunlar seker. Yanlış adamlar vurulur.
Ve daima kurallara uyacak başka birileri bulunur
Newbery Madalyası
Coretta Scott King Ödülü
Michael L. Printz Ödülü
Walter Dean Myers Ödülü
Edgar Ödülü
★ Time’a göre Tüm Zamanların En İyi Genç Yetişkin Kitabı
★ Los Angeles Times, Genç Yetişkin Edebiyatı Ödülü Kazananı
★ Entertainment Weekly, Vulture, Buzzfeed’e göre 2017’nin En İyi Genç Yetişkin Kitabı
“Sizi derinden sarsacak.” —BCCB, starred review
“Altmış saniyelik bu yolculukta, Reynolds güçlü ve sembollerle dolu sayfalara imza atmış.” —Shelf Awareness
“Amerika’da siyahi bir genç olmanın anlamına dair müthiş bir günce. Gerçek bir yetenek gösterisi.” —Publishers Weekly, starred review
“Her kütüphanede mutlaka olmalı.” —School Library Journal, starred review
“Şiddete dair yalın, güçlü ve duygu dolu bir anlatım.” —Kirkus, starred review
“Jason Reynolds, tetiği çekmenin sebep olduğu zincirleme tepkimeyi altmış saniyeye sığdırmayı başarmış.” —Booklist, starred review
“Kendinizi ahlaki ikilemlerin içinde bulacaksınız.” —Horn Book, starred review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102130</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be281167-c1fe-442e-adbc-8c4896959000.jpg</image:loc>
            <image:title>Bütün Şiirleri (Bez Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Orhan Veli’nin ilk kez 1951’de yayımlanan Bütün Şiirleri’nin bu özel edisyonu, şairin kitaplarında ve dergilerde çıkan tüm şiirlerini kronolojik bir sıralamayla ve ilk basımlarına sadık bir düzenlemeyle bir araya getiriyor. 
 
Kitabı yayına hazırlayan Derya Önder’in kaleme aldığı giriş yazısı, 1951-2021 yılları arasında Yaşar Nabi Nayır, Asım Bezirci ve Memet Fuat’ın derlemeleriyle farklı yayınevleri tarafından basılan Bütün Şiirleri’nin 70 yıllık yayın öyküsünü sunuyor. Kitabın sonunda yer alan hem araştırmacıların hem ilgili okurların kolaylıkla yararlanabileceği her bir şiir için düşülmüş notlar ise edisyona ayrı bir zenginlik katıyor. 
Ayrıca kitapta Kaan Bağcı’nın Orhan Veli’nin 15 şiiri için özel olarak çizdiği illüstrasyonlar yer alıyor. 
   Özenle hazırlanan bu edisyonun Orhan Veli şirinin gelecekte de okunmasına katkı sunacağına inanıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102131</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e84ae60-6c56-47f0-b007-a68498c4c230.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayasofya (Fleksi Kapak)</image:title>
            <image:caption>Ayasofya; ilk günkü gibi renkli ve İstanbullu, hem herkese ait hem hiç kimsenin…
1500 yıllık mabet; mozaiklerden mihraba, Bizans İmparatoru Ioustinianos’tan Fatih Sultan Mehmed’e, hünkâr mahfilinden Hz. İsa’ya Yakarış/Şefaat sahnesine, Venedikli Henricus Dandolo’dan Osmanlı&apos;nın hattatlarına ve I. Mahmud Kütüphanesi’ne, beş Padişahın türbelerine değin birçok ismin, hayatın ve olayın hâlâ değişmeyen dekoru. Bu eski zaman ülkesi için şüphesiz çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Şimdi ise Dr. Sedat Bornovalı İstanbul’un bu kadim yapısını ve çağlar boyu mabedde biriken engin hafızayı, sanat tarihi perspektifiyle ve akıcı üslubuyla yoğurarak anlatıyor.
Elinizdeki kitap, Ayasofya’nın hem Bizans hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemlerindeki şahitliklerini somut bilgilerle anlatan bir kaynak eser hükmünde aslında. Bornovalı, bir yandan Bizans ve Osmanlı zamanlarından kalma sanatsal, mimari ve dinî unsurları hatırlatırken diğer yandan önce Mimar Sinan&apos;ın mahareti ardından Sultan Abdülmecid’in direktifiyle, İtalyan Fossati Kardeşlerin eliyle yenilenen Ayasofya’nın Mustafa Kemal Atatürk zamanına uzanan serencamını ve günümüzden geleceğe bakışını hikâye ediyor.
Evet, Sedat Bornovalı’nın rehberliğinde, Tarihin En Uzun Şiiri’ne dokunacak, mazinin koridorunda ideolojilerin değil bilimin, sanatın ve tarihin yön verdiği bir seyahate çıkacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102132</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/07810061-9887-4189-b409-1b837844c58f.jpg</image:loc>
            <image:title>Etnometodolojide Araştırmalar</image:title>
            <image:caption>Sosyal bilimlerde saha araştırmaları, araştırmacının kişisel deneyimlerinden ayrı tutulamaz. Bu nedenle etnometodoloji her sosyal bilimcinin üzerine en az bir kez düşündüğü bir yöntem olmalıdır. Aron Gurwitsch ve Alfred Schütz’ün izlerini süren Garfinkel, fenomenoloji geleneğinin gelişiminde anahtar rol oynar. Elinizdeki kitap, sahadan örnekler ve içeriden deneyimleri kapsamasıyla etnometodolojiyi anlaşılır kılarak, bizi, göz korkutan devasa bir metodolojik boğulmadan çıkarıyor. Gündelik hayatın akışı içerisinde, öznenin kaotik toplumsal olaylar ve etkinlikler karşısında özgür olduğunu söyleyen Garfinkel, fenomenolojinin sosyal inşacılığında kırılma yaratarak, bizlere sosyolojik muhakemenin sınırlarını ve temel kavramlarını sunuyor.

Etnometodolojide Araştırmalar yayımlanır yayımlanmaz bir klâsik hâline geldi. Kitabın geleneksel sosyal teorinin ve araştırmanın öncüllerine meydan okuyan argümanı hem büyük övgülerle karşılandı hem de şiddetli tartışmalara yol açtı. Garfinkel’in önerdiği –anlamlı toplumsal hayatın temelindeki doğrulukları sorgulanmayan pratikleri ortaya çıkarmak üzere tasarlanmış– çalışmalar, sosyal bilime ve toplumsal değişime dair hâkim kavrayışların değişmesini talep ediyordu…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102133</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83d4d643-21c8-4dfe-8cc0-df1fb80a89cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşamımdan Acı Dilimler</image:title>
            <image:caption>1968-69 gibi alabildiğine hareketli bir dönemde İTÜ Öğrenci Birliği başkanlığı yapan Harun Karadeniz, hem kuşağı tarafından hem de çeşitli defalar basılan Olaylı Yıllar ve Gençlik kitabından ötürü bir gençlik lideri olarak anılır. Öğrenci Birliği başkanlığı sırasında NATO’ya Hayır, 6. Filo’ya karşı vb gösterilerin yanı sıra doğrudan öğrenci gençliğin alanında gözükmeyen Gerze Tütün Mitingi, Ortak Pazara Hayır Yürüyüşü gibi eylemlerin düzenlenmesinde de önemli katkıda bulunmuştur. Kapitalsiz Kapitalistler (1968) kitapçığıyla popüler bir dille sömürüyü açıklamaya çalışmış ve “Yeter ki sömürü mekanizması ve iktisadi gerçekler halka halk diliyle anlatılsın” diyerek kendi arayışının yörüngesini çizmeye başlamış, fakat siyasal yaşamının en önemli deneyimi gölgede kalmıştır.  
Harun Karadeniz 1968 üniversite işgallerinin hemen ardından başlayan fabrika işgallerinin ilki olan Derby fabrikasında grevin işgale dönüştürülmesi için kendisinden destek istenmesinden başlayarak işçi hareketi ile organik bir ilişki kurmanın yollarını aramıştır. Bu tür eylemlere ağırlıklı olarak İTÜ’den olmak üzere en az 100 kişi katılmaktaydı. 
Harun Karadeniz için bir not düşmek gerekirse yakın dostu, hocası İdris Küçükömer’den bir alıntı yapmak yerinde olur: “Düşünen, düşünmesini bilen bir insandı. Somut gözlemleri, çocukluğundan beri olan yaşamı, onu önceden öğretilen bazı kavramlardan şüphe etmeye, sonra düşünmeye yöneltti. Yoksul ve kızgın köylü çocuğu mühendis olacaktı. Matematik, bir lojik yöntem olarak onu pusatlandıracaktı. Üniversitelerdeki öğreti ile hayattaki toplumsal ilişkilerin uyuşmazlığını anladı. Somut önerilerini lider olarak uygulamaya geçti. ... Giderek öğrenci eylemlerinden işçiler içine karışmanın yeğ olduğunu kabul etti ve öyle eyledi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102134</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/657f9b36-c76a-4192-9d7a-e79cbe465d0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalperestler Tiyatrosu</image:title>
            <image:caption>1960 yılı. Dünya kültürel, siyasi, cinsel ve sanatsal devrimin kıyılarında dolaşıyor. Bu sırada Yunanistan’ın Hydra Adası’nda ise bambaşka bir dünya kuruluyor. Yazar Charmian Clift ile George Johnston’ın, namı diğer bohemin sıkıntılı kralı ve kraliçesinin gayri resmi liderliğinde hayatlarına devam eden şairler, ressamlar ve müzisyenlerden oluşan bir topluluk, hayal kurmaktan da hayallerini yaşamak için çabalamaktan da vazgeçmiyor. Bu uyumsuz sanatçı çemberinin tam ortasında ise üç kişilik bir üçgen şekilleniyor: karizmatik olduğu kadar esrarengiz yazar Axel Jensen, onun cazibeli karısı Marianne Ihlen ve Kanadalı acemi şair Leonard Cohen. 
Yakın zaman önce annesini kaybeden on sekiz yaşındaki Erica, hem annesinin yaşamına dair gizemleri çözmek hem de acısından ve babasından kaçıp kafasını dağıtmak arzusuyla yanına aldığı bir tomar defterle Londra’dan çıktığı yolun sonunda kendisini bu grubunun ortasında buluveriyor. Gelir gelmez de bu sanatçıların arasında her şeyin sınandığı bir ütopyaya dahil oluveriyor; sanatın, ilişkilerin ve hatta kendi masumiyetinin de sınandığı... 
Hayalperestler Tiyatrosu, saflıkla acımasızlığın, kaosla ütopyanın, sanatçıyla ilham perisinin arasındaki güzelliğin olduğu kadar kadınla erkek arasındaki çatışmaların da muazzam güç gösterisini sunuyor bize. Yunanistan’ın yaz sıcağının ateşiyle hararetlenen roman Guardian’a göre hem “muazzam bir kaçış romanı” hem de “yaza damgasını vuracak çok sağlam bir hikâye”. 
“Olağanüstü ve sürükleyici... Şu an bir Yunan adasına gidip orada kaybolmayı diliyorsanız size hiç düşünmeden bu kitabı öneririm.” 
Jojo Moyes, Senden Önce Ben kitabının yazarı 
“Bu muhteşem, ışık saçan hikâyede kusursuz geçen bir yazın gölgesinde kalacaksınız: Polly Samson’ın şiirsel dili sizi unutulmaz bir güneş ışığının ve gölgesinin altında bırakıyor, hem karşı konulmaz hem de bir o kadar derin bir anlatı.” Amy Bloom, White Houses romanının yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102135</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7450349-eddc-4098-ae0e-c77dab2d3e3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Rubailer</image:title>
            <image:caption>Bir süre taklit yoluyla tercih ettim kendimi 
Kendimdeydim; bu yüzden fark etmedim kendimi 
Bir isim duyardım hep görmemişken kendimi 
Kendimden çıktığım vakit gördüm kendimi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102136</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f439ba8-b7d2-4e81-9f65-e297a8bf7786.jpg</image:loc>
            <image:title>Scapin&apos;in Dolapları</image:title>
            <image:caption>Molière [Jean-Baptiste Poquelin] (1622-1673): Clermont Koleji’nde Latin ve Yunan dili ve edebiyatı dersleri aldı. Hukuk öğrenimi yaptı, bir süre sonra barodan ayrıldı. Oyunlarında insan gerçekliğini hayranlık verici bir derinlikle sergiledi. Klasik Fransız komedyasının kurucusu kabul edilen Molière, tiyatroda trup yöneticisi ve oyuncu olarak da çalıştı. 
İlk kez 1671’de, Palais-Royal’de sahnelenen Scapin’in Dolapları büyük oyun yazarının kaleme aldığı son farstır. Yalnızca riske girmenin heyecanı için dolaplar çeviren arlanmaz entrikacı Scapin, genç efendisiyle onun dostuna yardım etme bahanesiyle babalarına türlü türlü oyunlar oynar. Molière ölümünden önce Scapin rolünü on sekiz defa oynamıştır. Scapin’in Dolapları günümüzde hâlâ Fransız tiyatrosunun en sık sahnelenen oyunları arasındadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102137</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74f73218-f116-41a5-9473-6f9df9ab056e.jpg</image:loc>
            <image:title>Scapin&apos;in Dolapları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Molière [Jean-Baptiste Poquelin] (1622-1673): Clermont Koleji’nde Latin ve Yunan dili ve edebiyatı dersleri aldı. Hukuk öğrenimi yaptı, bir süre sonra barodan ayrıldı. Oyunlarında insan gerçekliğini hayranlık verici bir derinlikle sergiledi. Klasik Fransız komedyasının kurucusu kabul edilen Molière, tiyatroda trup yöneticisi ve oyuncu olarak da çalıştı. 
İlk kez 1671’de, Palais-Royal’de sahnelenen Scapin’in Dolapları büyük oyun yazarının kaleme aldığı son farstır. Yalnızca riske girmenin heyecanı için dolaplar çeviren arlanmaz entrikacı Scapin, genç efendisiyle onun dostuna yardım etme bahanesiyle babalarına türlü türlü oyunlar oynar. Molière ölümünden önce Scapin rolünü on sekiz defa oynamıştır. Scapin’in Dolapları günümüzde hâlâ Fransız tiyatrosunun en sık sahnelenen oyunları arasındadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102138</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a892c51-76a2-4c2f-af79-987cd156a231.jpg</image:loc>
            <image:title>Babbitt</image:title>
            <image:caption>Babbitt, modern hayatın kısıtlayıcı mekanizması içinde sıkışıp kalmış 20. yüzyıl insanını anlatan en güçlü yapıtlardan biridir. Sinclair Lewis en büyük edebi başarısı olarak kabul edilen 1922 tarihli bu romanında, Amerikan toplumunu ve kültürünü, orta sınıfın yaşam tarzını, insanları konformizme iten toplumsal baskıyı hicveder. Babbitt’in başlattığı tartışma, yazarın 1930 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmesinde etkili olmuştur. George Babbitt kârlı bir işi, toplumda saygın bir yeri olan mükemmel bir yurttaş ve kendinden fazlasıyla hoşnut bir işadamıdır. Ait olduğu zümrenin standartlarına uyum göstermeye çalışırken bireyselliğini yitirir ve günün birinde aslında ufkunu daraltan son derece “sınırlı” bir hayat sürdüğünü fark eder. Lewis’in asıl mirası, Amerikan toplumundaki çağrışımı bugün de süren George Babbitt karakterini yaratmasıdır. Zira bu romanıyla İngilizceye “orta sınıfın değerlerine ve standartlarına düşünmeden uyum gösteren” kişi anlamında kullanılan “Babbitt” sözcüğünü armağan etmiştir. Lewis romanda iş dünyasının ve şehirlerin gelişmesinin istikrarın temeli olarak görüldüğü, seri üretimin başladığı ve tüketim toplumunun ortaya çıktığı bir ABD portresi ortaya koyar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102139</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f8f6cca-2c88-4f3b-bc86-81869f80feb7.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Doğaya - Ormanlar</image:title>
            <image:caption>Ormanda yaşayacağınız bir maceraya hazır mısınız? 
Ormanda kamp yaparken karşılaşabileceğiniz her şey için rehber bir kitap… Barınak veya çadır yapmaktan su arıtmaya, kamp ateşi yakmaktan size “Merhaba!” diyebilecek orman canlılarının ayak izlerine kadar her şey hakkında bilgi edinirken, bir ormanda YAPMAMANIZ gereken şeyleri de ipuçlarıyla dolu bu kitaptan öğreneceksiniz. Orman gezisine hazırsanız, HAYDİ DOĞAYA!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102140</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee64699a-8b93-40b5-b0fe-d82b3e9496bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Babbitt (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Babbitt, modern hayatın kısıtlayıcı mekanizması içinde sıkışıp kalmış 20. yüzyıl insanını anlatan en güçlü yapıtlardan biridir. Sinclair Lewis en büyük edebi başarısı olarak kabul edilen 1922 tarihli bu romanında, Amerikan toplumunu ve kültürünü, orta sınıfın yaşam tarzını, insanları konformizme iten toplumsal baskıyı hicveder. Babbitt’in başlattığı tartışma, yazarın 1930 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülmesinde etkili olmuştur. George Babbitt kârlı bir işi, toplumda saygın bir yeri olan mükemmel bir yurttaş ve kendinden fazlasıyla hoşnut bir işadamıdır. Ait olduğu zümrenin standartlarına uyum göstermeye çalışırken bireyselliğini yitirir ve günün birinde aslında ufkunu daraltan son derece “sınırlı” bir hayat sürdüğünü fark eder. Lewis’in asıl mirası, Amerikan toplumundaki çağrışımı bugün de süren George Babbitt karakterini yaratmasıdır. Zira bu romanıyla İngilizceye “orta sınıfın değerlerine ve standartlarına düşünmeden uyum gösteren” kişi anlamında kullanılan “Babbitt” sözcüğünü armağan etmiştir. Lewis romanda iş dünyasının ve şehirlerin gelişmesinin istikrarın temeli olarak görüldüğü, seri üretimin başladığı ve tüketim toplumunun ortaya çıktığı bir ABD portresi ortaya koyar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102141</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24c949ea-d8d4-42c8-aaf1-66ba9d8f1c67.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Eşler</image:title>
            <image:caption>Küçük Kadınlar’ın sonunda, yeni edindikleri tecrübelerle birlikte sevgi dolu evlerinde bıraktığımız March kızlarının macerası üç yıl sonra kaldığı yerden devam ediyor ve çocukluktan kadınlığa uzanan yolculukları dönemin ekonomik ve toplumsal yapısıyla iç içe geçerek ilerliyor. 
1869 yılında yayımlanan İyi Eşler, esas olarak kız kardeşlerin yeni ilişkiler kurmasına ve aile evinden ayrılışlarına odaklanır. Dört kardeş büyüyüp dünyadaki yerlerini buldukça, March ailesi için işler değişmeye başlar. Meg kendisi ve John için iyi bir yuva kurmak isterken, Jo yazmak ve seyahat etmek arzusundadır; Amy sanatını geliştirmeyi ve servet edinmeyi umar; Beth ise tekrar eski güzel günlerdeki gibi hissetmek ister. Bu arada Laurie de Jo’nun istediği gibi üniversiteye gider ve hayatını düzene sokmaya çalışır. 
Roman hem Küçük Kadınlar’da başlayan hikâyenin devamı hem de Alcott’ın evlilik fikrine yönelik tutumunun bir özetidir. Genç kadınları sabır, sevgi ve merhamet gibi erdemlerle tasvir etse de dönem itibarıyla “geleneksel evlilik normlarıyla” mücadele ettiği söylenebilir, Jo özelindeyse okurun “romantik ideallerini” yıkar. Ayrıca kadınların birey olarak var oluşlarının ve meslek edinmelerinin önemi de sıkça vurgulanır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102142</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/603ccb40-8f34-4ceb-967f-e92e923e86d8.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Eşler (Sert Kapak-Şömizli)</image:title>
            <image:caption>Küçük Kadınlar’ın sonunda, yeni edindikleri tecrübelerle birlikte sevgi dolu evlerinde bıraktığımız March kızlarının macerası üç yıl sonra kaldığı yerden devam ediyor ve çocukluktan kadınlığa uzanan yolculukları dönemin ekonomik ve toplumsal yapısıyla iç içe geçerek ilerliyor. 
1869 yılında yayımlanan İyi Eşler, esas olarak kız kardeşlerin yeni ilişkiler kurmasına ve aile evinden ayrılışlarına odaklanır. Dört kardeş büyüyüp dünyadaki yerlerini buldukça, March ailesi için işler değişmeye başlar. Meg kendisi ve John için iyi bir yuva kurmak isterken, Jo yazmak ve seyahat etmek arzusundadır; Amy sanatını geliştirmeyi ve servet edinmeyi umar; Beth ise tekrar eski güzel günlerdeki gibi hissetmek ister. Bu arada Laurie de Jo’nun istediği gibi üniversiteye gider ve hayatını düzene sokmaya çalışır. 
Roman hem Küçük Kadınlar’da başlayan hikâyenin devamı hem de Alcott’ın evlilik fikrine yönelik tutumunun bir özetidir. Genç kadınları sabır, sevgi ve merhamet gibi erdemlerle tasvir etse de dönem itibarıyla “geleneksel evlilik normlarıyla” mücadele ettiği söylenebilir, Jo özelindeyse okurun “romantik ideallerini” yıkar. Ayrıca kadınların birey olarak var oluşlarının ve meslek edinmelerinin önemi de sıkça vurgulanır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102143</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f57415ad-d8d8-47d2-a20a-565a5fb5b6a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıssadan Hisse</image:title>
            <image:caption>14. yüzyıl. İngiltere’de karlarla kaplı bir kasaba. Nicholas Barber adında firari bir papaz, yolda karşılaştığı gezici tiyatro kumpanyasına katılır. Oyunlarını sahnelemek üzere vardıkları kasabada küçük bir çocuğun öldürüldüğünü, cinayetle suçlanan genç kızın ise hapse atıldığını öğrenirler. Zamanın tiyatrosunun olmazsa olmazı olan dini piyes geleneğine ilk kez karşı gelerek, kasabalıların dilinden düşmeyen bu cinayeti çözmeye ve ortaya çıkaracakları gerçekleri sahnelemeye karar verirler. 
Booker Ödülü sahibi Barry Unsworth, İngiltere’nin kıtlık ve vebanın kol gezdiği en karanlık yıllarını konu alan bu romanında tarihi gerçekleri, tiyatro geleneğinin dönüşümü ve polisiye gibi motiflerle harmanlayarak ahlak ve adalet kavramları üzerine zamansız bir kıssadan hisse sunuyor okurlara.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102144</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1dd6417-1797-4320-a137-4d46afc2f457.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Doğaya - Denizler</image:title>
            <image:caption>Denizde yaşayacağınız bir maceraya hazır mısınız? 
Denizde sörf yapmaktan taşlarla kemer oluşturmaya, deniz canlılarıyla tanışmaktan plaj oyunlarına, ıstakozu elinize alma yönteminden uçurtma yapma tekniklerine kadar her şey hakkında bilgi edinirken, bir deniz gezisinde YAPMAMANIZ gereken şeyleri de ipuçlarıyla dolu bu kitaptan öğreneceksiniz. Deniz gezisine hazırsanız, HAYDİ DOĞAYA!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102146</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5f6d46f-8f8f-4f96-ae91-4bb57c40d017.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Demir (Sert Kapak-Şömizli)</image:title>
            <image:caption>Ay Demir romanı, Çarlık Rusyası boyunduruğu altındaki Türkleri özgürleştirmek isteyen Demir’in hikâyesini konu edinir. Turan idealiyle yola çıkan Demir, oradaki Türklerle kardeşlik bağını yeniden kurmak, onları aydınlatıp esaretten kurtarmak arzusunda barışçıl ve mistik bir doktordur. Çektiği sıkıntılara rağmen yılmayan bu idealist gencin mücadelesine adanmışlığın gölgesinde yaşanamayan, ülküye feda edilen ulvi bir aşk da eşlik eder. 
Çocukluğu hürriyetperver muhalif subaylar arasında geçen, aydınlanma fikirleriyle yetiştirilen Müfide Ferit Tek’in Birinci Dünya Savaşı yıllarında, eşiyle birlikte Sinop’ta sürgündeyken, henüz yirmi beş yaşında yazdığı ilk romanıdır Ay Demir. Yazıldığı dönem büyük yankı uyandıran roman, Meşrutiyet’in ilanından başlayarak Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya savaşlarının maddi ve manevi travmalarını kat eden milli benlik inşası çabasının en kritik on yılını kapsar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102147</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/757674cf-0574-4fd6-9cbe-26fc48afcee2.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Doğaya - Nehirler</image:title>
            <image:caption>Nehir kıyısında maceraya hazır mısınız? 
Nehir kıyısında karşılaşabileceğiniz her şey için rehber bir kitap… Balık tutmaktan pişirmeye, taş sektirmekten sal yapmaya, kürek çekmekten nehrin akış hızını ölçmeye kadar gereken her şey hakkında bilgi edinirken, bir nehir kıyısında YAPMAMANIZ gereken şeyleri de öğreneceksiniz. Nehir gezisine hazırsanız, HAYDİ DOĞAYA!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102148</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/765f01d7-d546-4ade-8112-6427804d3987.jpg</image:loc>
            <image:title>Salgında Öyküler</image:title>
            <image:caption>Yaşadığımız salgın günleri geçip gitse de, bu yaşanılmışları unutursak yazık olur elbet. Birçok şey boşa gitmiş olur. Çekilen acılar hadi neyse ama ölenler boşa ölmüş olur. Hele hele, o ölecekleri kurtarmak için ölenler, hepten boşa ölmüş olur. Bunca yazıklanmaya hiç de aldırış etmiyor olabilir gelecek. Ama o gelecekte bu koronanın –ya da ona benzeyen bir başka salgının– bir gün karşımıza yine dikilmeyeceği nereden belli ki?.. Evet, limon arıyorsanız işte burada! 
 
*Adım Adım Yudum Yudum *Dün Beklenen Gelecek Değil Bugün Beklenen Gelecek *Günler Getirdikçe Getiriyor Bıkkınlığı *İmansızda Bile Yok Mudur Bir İman Tahtası *Telgraf Diye Bir Şey Artık Kaldı mı? *Pazar Günü Erkenden Onu Bekliyordum *Çocuksan Genç Olasın Gençsen Genç Kalasın *Okulsuz Yaz Ödevi *Düş Gibi Bir Düş Gerçek Gibi Bir Gerçek *Çanak Çömlek Patladı Minareler Arası İtikat *Kıyılar Doldu Taştı Yanlıştan Yaktı Yüreklilik Yürekler Dolusu *Sevgili Korona *Elektiriği Bulan Gâvur Kindarlığı Çıkaran Değil *Çiçeğiçirkin Çiçeği Yaprağıgüzel Gerçeği *Adı Oldu Kırk Bir Geçti Gitti Yirmi Altı *Değerse Yağlıboya Aman Ayıp Olur Turistlere *Gönül Vermez Gönül Kaptırır Anasının Has Oğlu *On Koyun Sattım Yüze On Koyun Aldım İki Yüze *Hallaç Kalmadı Yoktur Esnek Sopası Kızılcık *En Gereksiz Yalan Engerekli Minibüs *Öyle Kafaya Böyle Tıraş Bulaş Gel Yine Bulaş *Gökyüzü Bakmaz Yeryüzüne Yeryüzüdür Bakan Gökyüzüne</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102149</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4cf03800-6521-4b34-8e7a-a377721484af.jpg</image:loc>
            <image:title>My Mother’s Voice</image:title>
            <image:caption>Everything began two years ago with the protest of a grieving mother, who is known as “Mother Hacire” in Turkey. She came to the Peoples’ Democratic Party’s (HDP) Diyarbakır headquarters with a hammer in her hand, broke the windows of the building and said: “I am not leaving here without my child!” And, she started a sit-in protest in front of the building. 
 
In this book, you will witness the stories of the children who were taken to the mountains when it was not possible for them to even marry of their own will, and who were given guns at a young age. You will feel the wail of Mother Türkan for her daughter, and you will feel the pain of the other mothers, who are on the watch of their children. You will hear the voice of Mother Ayşegül who shouts, “I will take my child away from you!”. 
 
In My Mother’s Voice, you will read about the experiences of Mustafa, who said, “I saw my mother on TV. I heard my mother’s voice and I escaped”, and of the other children. You will see the true face of the PKK terrorist organization.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102150</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e73caf3c-9546-4ce6-9f21-e57bf36aecbf.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih ve Kurgu</image:title>
            <image:caption>İsenbike Togan’ın 2011 yılına kadar yayımlanan Türkçe makalelerinin derlendiği Tarih ve Kurgu ’daki ilk yazı, “Bu yazının konusu ODTÜ Tarih Bölümü’nde verdiğim Türklerin Tarihi dersleriyle beraber gelişti. Türklerin ve onlar gibi göçebe boy toplumu olmuş Orta ve İç Asya halklarının tarihini sadece savaşlardan meydana gelen bir tarih anlayışı içinde ele almanın tatmin edici olmadığı konusunda, artık hem yurtiçinde hem de yurtdışında geniş bir fikir birliği oluşmuştur” ifadeleriyle başlar. 
Tarih ve Kurgu ’da beş ana başlık altında topladığı yazılarında tarihe yeni oluşumların ortaya çıktığı dinamik bir süreç olarak bakan İsenbike Togan, görece az incelenen, gölgede kalan dönemleri ve toplulukları ele almaktadır. Çok geniş bir coğrafya ve tarihsel kesitten gelen kaynaklardan süzülen bilgiler, çeşitli disiplinlerin yöntemleriyle bu yazılarda işlenmiş, farklı unsurlar uyum içinde ama kendi varlıklarını da koruyarak bir araya getirilmiştir. Böylelikle Çin, Moğol, Osmanlı ve Timur dönemi Orta Asyası gibi, farklıklarına rağmen benzerlikler de taşıyan arayışları, bulunan çözümleri karşılaştırmak mümkün olmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102151</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7c15214-e6c1-49fe-b1ac-0a5e8c3e8960.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şeyi Sorgula!</image:title>
            <image:caption>Bir bilgi keşmekeşi içinde yaşıyoruz. Her yerde bilgi ve haber bombardımanı altındayız. Sen de bize katıl ve temel eleştirel yöntemleri, çözümleme yollarını öğrenerek bu keşmekeş içinde yolunu bulmayı başar. 
KENDİ AKLINI KULLANMAYI ve HER ŞEYİ SORGULAMAYI öğren! YALAN HABERLERE İNANMA!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102152</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b8c2d2d-f023-4a91-b430-bebab4ce7e95.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya - Hadi Keşfedelim!</image:title>
            <image:caption>Öğrenmeyi kolaylaştırıcı resimler, kolay okunan eğlenceli tasarım ve temel bilgileri aktaran kısa metinlerle bilim çok daha eğlenceli. 
Çocukların fen bilimlerine ilk adımlarını kolaylaştırmak ve okulda öğrendiklerini pekiştirmelerine yardım etmek amacıyla hazırlanan bu kitap, birinci ve ikinci sınıf konularını içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102154</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55bcd8f6-33c9-46dd-b2eb-a6e8571982a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Cup Suya !</image:title>
            <image:caption>Claire iki ablasının yapabildiği her şeyi yapabiliyordu. Tek bir şey hariç. Claire sudan korkuyor, yüzemiyordu. Sonra bir gün suya ayaklarını sokmayı denedi. O anda hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Gerçek bir azim, cesaret ve başarı öyküsü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102155</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6007057-1cbf-4865-8666-9ee6581cad6a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sofya&apos;nın Mantar Valsi</image:title>
            <image:caption>İmparator Mantarı, Ölümsüzlük Mantarı, Yeryıldızı Mantarı, Peri Kâsecikleri, Şemsiye Mantarı… 
Bitkilerin köklerini birbirine bağlayan, yer altında adeta bir haberci gibi görev yapan mantarlarla tanışmak ister misin? 
Sofya, seni Alp Dağları’nın eteklerinde, rüya gibi bir ormana davet ediyor. Bu ormanda, bazen topaca, bazen şemsiyeye, bazen paraşüte, bazen ipek kadife bir pelerine benzeyen, birbirinden ilginç mantarları birlikte keşfedeceğiz. 
Gerçek mantar türlerinin masalsı bir anlatımla buluştuğu bu hikâye ile mantarların muhteşem dünyasında rengârenk bir yolculuğa çıkma zamanı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102156</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/afd5b6c6-4c00-4dc8-a12e-2f08a13e608b.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Didi Bir Top Buluyor</image:title>
            <image:caption>Dinozor Didi, harika bir top buldu. Bunu gören diğer dinozorlar, “Hadi oynayalım!” dedi. Ama Didi, onlardan çok küçük. Hem küçük hem güçlü olunur mu? 
Dinozor Didi kitapları, kısa cümleleri ve yalın anlatımıyla, okuma yolculuğunun başındaki çocuklar için hazırlandı..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102157</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6f016d8-5fd8-4bbf-98e1-26a7a778c864.jpg</image:loc>
            <image:title>Taşıtlar - Nokta Birleştirme</image:title>
            <image:caption>Sayıları takip et! Noktaları birleştir! Boyamayı tamamla! 
Taşıt resimleriyle dolu bir eğlence! 
Haydi, 1’den 20’ye kadar olan sayıları takip ederek noktaları birleştir. Şekli tamamla ve boyamaya başla! 
• Bilişsel gelişim
 • El-göz koordinasyonu
 • İnce motor beceriler
 • Görsel algı becerileri
 • Kalem tutma becerisi 
• Odaklanma 
• Yaratıcı düşünme</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102158</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f343f1c3-6dc8-460e-ae89-16a1ad61dd9d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Perisi Luna</image:title>
            <image:caption>Günlerden bir gün, tam da bugün gecenin karanlığında yola çıkar Ay Perisi Luna...  
Tılsımlı dolunay aydınlatacaktır yolunu... 
İyilik aşkına dilenen tüm dilekler gerçek ola... 
 
Oysa daha dün yalnızca bir kelebek kıpırtısıydın karnımda… 
Sonra Zümrüdüanka’nın kanatlarını açışı gibi destansı, rengârenk ve mucizelerle dolu yeni bir başlangıç kapısından geçtim seninle, senin kanatlarında… 
Yüzüne her bakışımda içime dolan o masalsı ay ışığı aydınlatsın yolunu minik kızım. Sana anlattığım bu masallar kadar masum ve sevgi dolu olsun yolun. Geceleri odamıza dolan ay ışığında uykulara dolandığımız tüm bu masallar şifa olsun ihtiyacı olanlara… 
Bir annenin başka annelere çare arayışıdır bu masallar; çünkü bir annenin yavrusuna bakışına saplanan o çaresizliği de en iyi anneler anlar. Nefesim oldukça anlatacağım. Ben anlattıkça, anneler okudukça nefes olacak… 
El veren tüm okuyuculara teşekkürler. Yolun açık ola Ay Perisi Luna.  
 
 
Ay Perisi Luna, SMA hastası evlatlarımız için yola çıkmıştır ve tüm geliri yazarı Özge Özder tarafından SMA hastası bebeklere bağışlanacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102159</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f64f8d77-21ee-4bcb-a6da-cfdf52533894.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvanlar - Nokta Birleştirme</image:title>
            <image:caption>Sayıları takip et! Noktaları birleştir! Boyamayı tamamla! 
Hayvan resimleriyle dolu bir eğlence! 
Haydi, 1’den 10’a kadar olan sayıları takip ederek noktaları birleştir. Şekli tamamla ve boyamaya başla! 
• Bilişsel gelişim
• El-göz koordinasyonu 
• İnce motor beceriler
• Görsel algı becerileri 
• Kalem tutma becerisi 
• Odaklanma 
• Yaratıcı düşünme</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102161</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe6d7fd6-90a4-47cb-baf9-5580395f97c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Ömrün Takvimi</image:title>
            <image:caption>“Fotoğraflar, hatıralarımızı geçmişten kurtarıp sonsuzluğa ait kılar. Ne geçmiş bize gelebilir ne de biz geçmişe dönebiliriz. Oysa sonsuzluk hep bizimledir. Sonsuzluk, şimdiye en yakın yerdir. Ne gemi ne tren kalkar sonsuzluğa. Sonsuzluğa gitmek için bir fotoğrafa bakmak yeterlidir.” 
Görünmez Adalı fotoğraf sanatçısı Mimo, ütopyalardan bile güzel memleketinde geçen çocukluğunun, görünen dünyanın savaş yıllarında Leningrad’da ve İstanbul’da geçen gençliğinin, Avrupa’nın isyankâr vakitlerinde Londra’da ve Paris’te geçen olgunluk çağının, daima özlediği, aradığı, sadık kaldığı ve fakat her dönüşünde biraz daha yalnız bırakıldığı evinde geçen ihtiyarlığının en hayati karelerini bir araya getirerek ömrünün takvimini çıkarır. 
Ne yaşarsa yaşasın mutlulukta, iyilikte, güzellikte, dürüstlükte direten Mimo’nun hayat hikâyesi görmek, görünmek, eşitlik, özgürlük, vatanseverlik, aidiyet, adalet, sanat, zaman, aşk ve sevgiyi yeniden tanımlamamıza bir davet. Duru dili, ince üslubu, delişmen kurgusuyla tam anlamıyla Can Gürsesçe bu roman, okuruna şöyle sesleniyor: Gülümseyin! Mimo, mutluluğun fotoğrafını çekiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102162</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbc3d8ec-5eb0-42a6-b950-44995e7c1e41.jpg</image:loc>
            <image:title>Mizgin</image:title>
            <image:caption>“Al kızım, bu, soyumuzun onurlu emaneti. Bana Asi dedemden kaldı, şimdi ben de sana veriyorum. Ona layık olabilmek için önce onurlu olmalısın, sonra insanlara ve doğaya sevgi ile yaklaşmalısın. Evet biliyorum, onurlu bir kızsın ve aynı zamanda akıllı bir kızsın. Ama bundan daha farklı bir şey için dedemin emanetini sana teslim ediyorum. Bazı insanlarda akıl vardır ama onur yoktur, bazılarında da onur vardır ama akıl yoktur, bazılarında ise hem akıl vardır hem de onur. Fakat bunlarla bitmiyor. Çünkü dünyanın en güçlü silahına sahip olmuyorlar bazen. Ama o güç sende fazlasıyla var ve seni diğer insanlardan ayıran da odur. O yüzden seni seçtim, geleceğe ışık tutacaksın, barbar ve medeniyetten uzak toplumlara insanlığı öğretmek için mücadele edeceksin.” 
 
Mehmet Çallar, ilk romanı Mizgin’de, bir yadigârın izinde ailenin hayat öyküsünü konu alıyor. 
İntikam, aşk, töre ve ihanet arasında geçen çalkantılı yaşam öyküsünde yaşananları okurken son satırlara nasıl geldiğinizi anlamayacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102163</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed936457-1496-4471-bd0f-e81f8abb496f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruh ile Yüz Yüze</image:title>
            <image:caption>RUH İLE YÜZ YÜZE, bireysel ve kurumsal müşterilere, devletler ve kraliyet ailelerine yaptığı tasarım projeleriyle dünyayı dolaşmış bir mimarın sıra dışı yolculuğunu anlatmaktadır. Bir ruhsal medyum olduğunda, ufku genişlemiş, çıktığı bu yolculukta ruhsal dünyaya göç etmiş kişilerle iletişim kurmaya, onların portrelerini yapmaya başlamıştır. Bununla birlikte her birimizin içinde var olan şifa gücünü ve duygusal yaşam, aile ve inanç sistemlerinin kişileri nesiller boyunca nasıl etkileyebildiğini keşfetmiş, bu yolculuk onu daha egzotik yerlere taşımıştır. 
Esi’nin esprili bir dille anlattığı, ruhsal iletişim ve şifa aracılığıyla yardım etmiş olduğu kişilerle ilgili dokunaklı öykülerin ve çizdiği portrelerin bize eşlik ettiği bu yolculuk, bizi hayata tesadüfen geldiğimiz, içine doğduğumuz aileleri ve toplumu rastgele seçtiğimiz inancını sorgulamaya davet ediyor. RUH İLE YÜZ YÜZE sizi de, eski alışkanlıklarınızı ve fikirlerinizi gözden geçirmeye başlamanız ve hayatınıza yeni bir anlam, kişisel güç getirecek olan inancı bulmanız için cesaretlendirecektir. 
 
“Tam macera dolu hayatımın nihayet durulduğunu düşünmeye başladığımda, benim için kesinlikle planlanmamış, çok daha hayret verici bir yolculuk başladı; beni bilgelik ve aklın sınırlarını aşan bir yere götürdü. Ruhsal Dünya ile tanıştım ve bu sadece bir başlangıçtı!” 
 
Esi Çakmakçıoğlu dünyanın çeşitli ülkelerinde 40 seneden fazla çalışmış ve ödüller kazanmış bir mimar ve kentsel tasarımcıdır. Londra’da yaşamaktadır ve 2003 senesinden beri ülkeler arası ruhsal medyum, artist, şifacı ve klinik hipnoterapisti olarak da çalışmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102164</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/803e1e5d-fcb3-4eda-b645-b2697fa76a72.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Tariflerle Gebe Kalınır</image:title>
            <image:caption>Sağlıklı bebekler için bilimle yoğurduk lezzetle pişirdik. 
 
Çocuk isteminde ve gebelik süreci boyunca bize en çok sorulan sorunun bilimsel tarifleri mevcut bu kitapta. 
Sizler için gebe kalabilmede en etkin besinleri bir araya getirerek lezzetli ve hem kadın yumurtasına hem de erkek spermine fayda sağlamaya yönelik tarifler oluşturduk. 
Hem erkek hem kadın için bilimsel besinlerin lezzetli buluşması ile dünyada ilk kez sağlıklı gebeliğe giden yolun tariflerini sunuyoruz. 
Oluşturduğumuz lezzetli ve pratik tariflerle nasıl gebe kalınacağı ve gebeliğinizin nasıl sağlıklı bir şekilde devam edeceğinin sırrını veriyoruz. 
Nasıl beslenmeliyim? 
Ne şekilde beslenirsem daha rahat gebe kalırım? 
Hangi vitaminleri tüketmeliyim? 
Gebe kaldıktan sonra beslenmem nasıl olmalı? 
Soruların cevapları bu kitapta...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102165</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/855b3bd1-7468-4f46-a3f0-a21ce8036fc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizim Topraklar</image:title>
            <image:caption>... 
 
“İşte, ben şimdi burada, mezarının başında sana söz veriyorum ağabey. Bu vasiyetini yerine getirmek benim boynumun borcudur. Senin bu acı, keder, ızdırapla yoğrulmuş çileli ve aynı zamanda sevgi dolu hayat hikâyeni anlatacağım herkese. Herkes duysun, bilsin. Anlatacağım ağabey; anlatacağım, anlatacağım…” dedim. 
 
Kafamda bu karmakarışık düşüncelerle yavaş yavaş doğrulup kalktım ayağa. Mezarın başından ayrılmadan, bir adım bile atamadan daha, yüreğim tekrar kabardı, taştı yine. Gözyaşlarım düştü kara toprağa, dolu dolu… 
 
Ağabeyimle vedalaşırken baktım gün akşama dönmüş, gölgeler uzamıştı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102166</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/791f8766-2af5-40f8-a755-a9609c36ff4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Zor Zamanlar İçin Dharma</image:title>
            <image:caption>Hiçbir büyük manevi kahraman, kafa karıştıran ikilemle yüzleşmekten kaçınmaz. 
 
Bu dünyada, özellikle şu anki zor ve karmaşık dünyada dharma’nızın ne olduğunu biliyor musunuz? Bu özel bedenle, neden bu zaman ve mekânda buraya yerleştirildiğinizi hiç düşündünüz mü? Sabahları hangi amaç için uyanırız? 
Krishna, “Sizi kurtarması için dharma’nıza yönelin” der. Eğer onu öğrenmezseniz, hayatın karşınıza çıkarmayı planladığı kaçınılmaz ikilemler labirentinde yolunuzu bulmanız imkânsızlaşır. Kim olduğunuzu bilmezseniz, bu hayatta gerçekleştirmeniz gereken eylemlere nasıl karar verebilirsiniz ki? 
Bilim insanı ve eğitmen Stephen Cope’un kaleme aldığı bu harika rehber, krizlerin bizi amacımızdan saptırmak zorunda olmadığını, aslında amacımızı bulmamıza ve kendi benliğimizin en iyi haliyle ilerlememize yardımcı olabildiğini gösterirken, Arjuna’nın kendini keşfetme serüveninin destansı anlatısı olan Bhagavad Gita’nın kadim bilgeliğinden bir yol haritası olarak faydalanarak, dönüşüm prensipleri aracılığıyla kayıp, değişim, mücadele ve şüphe labirentinden çıkışın kapısına yönlendiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102168</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8e66d82-7e53-4cc6-ae81-960e727c864c.jpg</image:loc>
            <image:title>Şu Acayip Sinekler</image:title>
            <image:caption>NE ZAMAN Acayip Şeyler’in yeni bir kitabına ya da yeni bir kitabın yeni bir bölümüne başlasam, kafamın içinde bir sivrisineğin insanı huzursuz eden vızıltısı gibi hep aynı sesi duymaya başlar, kendime hep şu soruyu sorarım: 
“Sence bunu merak ediyorlar mıdır?” 
Sonra kendi soruma kendim cevap verir ve “Neden etmesinler” derim. “Bu —mesela bir sivrisineğin yaratılış öyküsü— merak edilmeyecek şey midir Allah aşkına?” 
Vallahi cancağazlarım, sizi bilmem ama ben merak ediyorum. 
İnsanlar büyüdükçe merakları küçülür derler. Hadi diyelim ben yaşlandım ama bir türlü büyüyemedim; fakat şu kadar kitaptır benimle birlikte, yıldızlardan karıncalara kadar ne hikâyelerin, ne maceraların, ne acayip şeylerin peşinde koştuğunuza göre, siz de bir türlü büyüyemiyorsunuz galiba! 
Öyleyse kaç yaşında olurlarsa olsunlar; ister yedi, isterse yetmiş yedi; yerlerin ve göklerin mucizeleri ardı sıra; küçülmeyen bir merak, tükenmeyen bir heyecan, kalpten bir hayret ve lâhûtî bir neşe ile koşan bütün çocuklara selam olsun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102169</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/413e621f-3d5b-42df-9bd6-3cb6bd8b7933.jpg</image:loc>
            <image:title>Mülahazalar</image:title>
            <image:caption>“HİÇBİR ŞEY YAPMAMAKTANSA BİR ŞEYİ DENEMEK DAHA İYİDİR.” 
 
Fablların amacının yalnızca eğlendirmek, öğretmekle sınırlandığını ya da tamamen kurguya dayalı masalsı anlatımlar olduğunu mu düşünüyorsunuz? En iyi fabllar gerçek hayatta, toplumda ve kişinin zihinsel süreçlerinde gerçekleşen şeylerin tasvirleridir. 
 
MÜLAHAZALAR, kendimizi anlamaya, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilere ve bu ilişkilerin sınırlarına ayna tutan bir fabllar, aforizmalar ve ifadeler koleksiyonudur. Güçlü bir etkiye sahip olan MÜLAHAZALAR, koşullu zihne meydan okuyan, provokatör bir yapıdadır. Okuyucuyu alışılmamış bakış açıları ve fikirlerle karşı karşıya getiren sürprizlerle dolu bu kitapta İdris Şah, toplumsal değiştokuşlarımızdaki dağınık farkındalığa, güdülerimize ve psikolojik süreçlere değinerek zihni özgürleştirmenin sıra dışı yollarına dikkat çekiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102170</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/871d5a23-0d6d-4764-ba89-5aef48295d04.jpg</image:loc>
            <image:title>Garip</image:title>
            <image:caption>Var olan tüm kelimelerin tükendiği yerde, geriye sadece biri kalır... 
 
“Bu güvenli köyü terk ederek dünyanın en tekinsiz yolculuğuna çıkacak, ardında ne olduğunu kimsenin bilmediği o sınırı geçecek ve var olan her şeyin sorumlusunu bulup hesap soracaksın, öyle mi? Üstelik her adımında daha da garip bir hal alacak, bir noktasında muhtemelen aklını ve sonra da hayatını kaybedeceğin bu yolculuğa daha önce çıkan tek bir kişinin bile geri dönmediğini bilerek... Ama neden?” 
*** 
İnsana ve hayatın anlamına dair en derin soruların cevaplarını destansı bir yolculuk içinde veren GARİP, okurunu bildiği âlemden çıkararak sarsıcı derinliklere sokuyor. 
Her adımda daha da garipleşen ve sonunda aklın sınırlarını zorlayan bu yolculuk, okuru sezgisel yetilerini kullanarak “sınırın ötesi”ni anlamaya çağırırken; tüm dinlerin, peygamberlerin ve tasavvuf geleneğinden aydınlanma öğretilerine uzanan yolların özündeki hakikati de olabilecek en yalın ve anlaşılır dilde aktarıyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102171</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ef2cc34-2c50-4331-9023-b61ffbac363a.jpg</image:loc>
            <image:title>Benzersiz Nasreddin Hoca’nın Maceraları</image:title>
            <image:caption>“HER FIKRADA BİR DERS YA DA HER FIKRADA EĞLENCE VARDIR, TERCİH SİZE KALMIŞTIR.” 
 
İdris Şah bizi bu kitapla gizemli akıl hocası Molla Nasreddin’in kalbine götürüyor. Derlenmiş onlarca fıkranın ve sözün ustalıklı ve çağdaş yeniden anlatımları, zamansız şakacının hatasız –çoğu zaman geri kalmış– bilgeliğini, zekâsını ve cazibesini hayata geçiriyor. 
Nasreddin Hoca fıkraları Ortadoğu’dan Yunanistan’a, Rusya’ya, Fransa’ya hatta Çin’e kadar edebiyat ve sözlü geleneklerde yer alır. Hoca, son derece budala, olağanüstü zeki, mistik gizemlere sahip biri olarak çok çeşitli profillerde sunulur. Birçok ülke onun kendi topraklarından doğduğunu söyler, ancak gerçekte kimse onun kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmez. 
Yüzyıllar boyu tasavvuf çevrelerinde gizli hikmetlerinden dolayı incelenen fıkralar, İdris Şah’ın belirttiği gibi, sıklıkla makul bir davranış olarak görülen zihin çarpıklıklarını yalıtmak ve tutmak için mükemmel şekilde tasarlanmış modellerdir. Bu nedenle çifte kullanımları vardır, fıkralardan eğlenme amaçlı zevk alındığında, psikolojik önemleri azalmaya başlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102172</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9242f593-8cd4-4a8e-a032-ef3f912e473d.jpg</image:loc>
            <image:title>Politik Psikoloji Notları</image:title>
            <image:caption>“Politik psikoloji, çeşitli toplumbilim disiplinleri arası temel erekleri gözden kaçırmadan, reelpolitik yapıların, insanın psişik yapısı üzerine olan etkilerini araştırma, kuramsal/ampirik bulgulardan çıkarsamalar yapma, yeni yöntemler oluşturma, insan ve toplum üzerine yeni bilgiler edinme, eski bilgileri bu yenilerinin ışığında yeniden yorumlama çabasına girmiştir. Burada, sosyolojinin, politolojinin, psikolojinin, sosyal psikolojinin ve psikiyatrinin, politik-psikolojiye büyük katkıları olmaktadır. Gerçekte politik psikoloji, böylesi birikimlerin ortak paydasını oluşturmaktadır.” —Serol Teber 
“Politik-Psikoloji Notları’nda Teber tam anlamıyla Frankfurt Okulu’nun tilmizi haline gelmiştir. Liberal yazarlarda görülen ortak öğeler olan emperyalizm kuramını yok sayma, tarihsel olarak verili sınıf mücadelelerini görmezden gelme, bunların yerini çeşitli psikolojik, Veberyen eleştirilerle doldurma eğilimi, dünyanın geleceğine ilişkin karamsarlık ve umutsuzluk bütün boyutları ile ortaya çıkar. Öyle bir karamsarlık vardır ki girişte Teber şunları yazmıştır: ‘ve insan, yapabileceği son etkinliğin ancak intihar olduğunu, fakat artık, intihar edebilecek kadar olsun bir etkinlik yeteneğinin kalmadığını anlar…’ (Teber, 2001, s. 21)” —Prof. Dr. Erhan Nalçacı ve Ekin Şen, “Serol Teber’in Yaşamı ve Eserleri Üzerine” 
“Tutunamayanlar”ın Politik Psikolojisi, Bilimsel Bir Peri Masalı: Freud’un “Aile ve Tarihsel Romanı”, Aşiyan’daki Kahin: Tevfik Fikret’in Melankolik Dünyası, Melankoli: Normal Bir Anomali kitaplarını Okuyan Us Yayınevi’ne emanet eden Serol Teber, Politik Psikoloji Notları’nın ardından Doğanın İnsanlaşması ile çok yakında okurlarıyla yeniden buluşacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102173</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89e0c3d8-3aea-474b-adc1-7c7c19110cba.jpg</image:loc>
            <image:title>Futbolcularda Diz Bölgesi İzokinetik Kas Kuvvetinin Farklı Vuruş Tekniklerinde Top Hızına Etkisinin Değerlendirilmesi</image:title>
            <image:caption>1. GİRİŞ 
2. GENEL BİLGİLER 
2.1. Diz Ekleminin Anatomisi 
2.2. Diz Bölgesi Kasları 
2.3. Diz Ekleminin Biyomekaniği 
2.3.1. Diz Eklemine Ekstansiyon Yaptıran Kaslar 
2.3.2. Diz Eklemine Fleksiyon Yaptıran Kaslar 
2.4. Kas ve Kuvvet 
2.4.1.Kas Kuvvet Sinir İlişkisi 
2.4.2. Kas Kasılma Çeşitleri 
2.5. Topa Vuruş Teknikleri 
2.5.1. Ayak İçi Vuruş 
2.5.2. Üst Vuruş 
2.5.3. İç-Üst Vuruş 
2.5.4. Dış Vuruş 
3. MATERYAL VE METOT 
3.1. İzokinetik Ölçümler 
3.2. Top Hızı Ölçümleri 
3.3. İstatistiksel Analiz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102174</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f41c7691-6fe3-4e17-a397-74b91be6b749.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğa Sporcularının Ekorekreasyonel Tutumları</image:title>
            <image:caption>1. GİRİŞ 
1.1. Zaman 
1.1.1. Boş Zaman Kavramı 
1.2. Rekreasyon Kavramı 
1.2.1. Rekreasyonun Sınıflandırılması 
1.2.1.1. Açık Alan Rekreasyonu 
1.3. Rekreasyon ve Çevre 
1.3.1. Ekorekreasyon 
1.3.1.1. Ekorekreasyon Politikaları ve Örnekleri 
1.4. Tutum 
1.4.1. Tutumu Oluşturan Öğeler 
1.4.1.1. Bilişsel (Zihinsel) Öğe 
1.4.1.2. Duygusal Öğe 
1.4.1.3. Davranışsal Öğe 
2. GEREÇ VE YÖNTEM 
2.1. Araştırma Yöntemi 
2.2. Araştırmanın Evren ve Örneklemi 
2.3. Veri Toplama Araçları 
2.3.1. Kişisel Bilgi Formu 
2.3.2. Ekorekreasyonel Tutum Ölçeği: 
2.4. Verilerin Toplanması 
2.5. Verilerin Analizi 
3. BULGULAR 
4. TARTIŞMA 
Öneriler 
5. KAYNAKLAR 
6. EKLER</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102175</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4744c73f-578f-43e1-8115-d1ecf29b554c.jpg</image:loc>
            <image:title>4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre Yapılan Hizmet Alım İhalelerinin 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa Esas Hakediş</image:title>
            <image:caption>1. HAKEDİŞ SÜRECİ 
2. 4734 SAYILI KAMU İHALE KANUNU VE 4735 SAYILI KAMU 
İHALELERİ SÖZLEŞMELERİ KANUNU 
3. 4735 SAYILI KAMU İHALELERİ SÖZLEŞMELERİ KANUNU 
4. HAKEDİŞ SÜRECİNİN TANITILMASI 
5. ÖRNEK UYGULAMA İLE HAKEDİŞ VE MUHASEBE KAYIT 
SÜRECİ 
5.1. Asgari Ücret Fiyat Farkı Hesaplama 
5.2. Ücretten Kesintiler 
5.2.1. Yol ve Yemek Kesintisi 
5.2.2. Yevmiye Kesintisi 
5.2.3. Engelli Teşvik İndirimi 
5.3. Bordroların Hazırlanması 
5.4. Kesin Teminat Tutarı ve Revizesi 
5.5. Hakediş Süreciyle İlgili Diğer Hususlar 
5.6. Hakediş Raporuna Göre Yapılacak Muhasebe Kayıtları 
5.7. Kesin Hakediş Raporunun Düzenlenmesi 
5.8. Kesin Teminat ve Ek Teminatın Geri Verilmesi 
5.9. Hakediş Dosyasını Oluşturan Belgeler 
6. HAKEDİŞ SÜRECİNİN VERGİ MEVZUATI BAĞLAMINDA 
İNCELENMESİ 
6.1. Fatura İle İlgili Hususlar 
6.1.1.Satış Faturası 
6.1.2.İrsaliyeli Fatura 
6.1.3.Proforma Fatura 
6.1.4.İade Faturası 
6.1.5. Vergilendirmeye Bağlı Fatura Türleri 
6.1.5.1. Tevkifatlı Fatura 
6.1.5.2.ÖTV’li Fatura 
6.1.5.3.ÖİV’li Fatura 
6.1.5.4.Stopajlı Fatura 
6.1.6. Ödeme Zamanına Bağlı Fatura Türleri 
6.1.6.1.Açık Fatura 
6.1.6.2.Kapalı Fatura 
6.1.7. Gönderim Yöntemine Bağlı Fatura Türleri 
6.1.7.1.Basılı Fatura 
6.1.7.2.Dijital Fatura 
6.1.7.3.e-Arşiv Fatura 
6.2. Katma Değer Vergisi 
6.3. KDV Tevkifat Beyanı 
6.3.1. KDV Tevkifatının Eksik Beyanı ya da Beyan Edilmemesi 
6.3.2. KDV Beyannamesi 
6.4. Gelir Vergisi 
6.4.1.Ticari kazanç 
6.4.2. Yıllara Sâri İnşaat ve Onarım İşleri İstihkakları ve Tevkifat 
(GVK Madde 94/3 
6.4.3.Vergiden Muaf Esnaftan Yapılan Alışlarda Tevkifat (GVK 
Madde 94/13) 
6.4.4. PTT Acenteliği Kazançlarında Tevkifat (GVK madde 94/12) 
6.4.5. Komisyon Gelir ve Kazançları Üzerinden Tevkifat 
6.4.6. Zirai Kazanç ve Tevkifatı 
6.4.7. Ücret ve Tevkifatı 
6.4.8. Serbest Meslek Kazançları ve Tevkifatı 
6.4.9. Gayrimenkul Sermaye İratları ve Tevkifatı 
6.4.10. Menkul Sermaye İratları ve Tevkifatı 
6.4.11 ÖRNEK UYGULAMALAR 
6.4.11.1 Zirai Kazanç ve Tevkifatı Muhasebe Kaydı Örneği 
6.4.11.2. Vergiden Muaf Esnaftan Yapılan Alışlarda Tevkifatı 
Muhasebe Kaydı Örneği 
6.4.11.3. Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşleri İstihkakları ve 
Tevkifatı Muhasebe Kaydı Örneği 
6.4.12. Ücret Stopajı 
6.4.13. Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi 
6.5. Asgari Geçim İndirimi 
6.6. Engelli İşçi Çalıştırma ve Engelli İşçi İndirimi 
6.7. Vergi Borcunun Sorgulanması 
7. HAKEDİŞ SÜRECİNİN SOSYAL GÜVENLİK MEVZUATI 
BAĞLAMINDA İNCELENMESİ 
7.1. İşçi Bordrolarının İncelenmesi 
7.2. SGK Tahakkuk Fişi ve Hizmet Listesinin İncelenmesi 
7.3. SGK Borcu Yoktur Sorgulama 
7.4. Asgari Ücret Devlet Desteği ve E-Destek Sorgulama 
7.5. Fazla Mesai</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102176</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f759203c-6f7d-40b7-9981-b65abbc37d91.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültür-Kurumsal Yönetim ve Muhasebe Bilgi Düzeyi</image:title>
            <image:caption>BÖLÜM I: GİRİŞ 
 
BÖLÜM II: KURUMSAL YÖNETİM 
 
BÖLÜM III: KÜLTÜR VE MUHASEBE İLİŞKİSİ 
 
BÖLÜM V: KÜLTÜR VE KURUMSAL YÖNETİMİN FİRMALARIN GÖNÜLLÜ BİLGİ 
AÇIKLAMA DÜZEYİNE ETKİSİ 
 
BÖLÜM VI: GÖNÜLLÜ AÇIKLAMAYA İLİŞKİN BULGULAR 
 
BÖLÜM VII: ZORUNLU AÇIKLAMAYA İLİŞKİN BULGULAR 
 
BÖLÜM VIII: TOPLAM AÇIKLAMAYA İLİŞKİN BULGULAR 
 
BÖLÜM IX: SONUÇ VE ÖNERİLER</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102177</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccd4334b-4696-4ddf-b591-d35535feffd5.jpg</image:loc>
            <image:title>Sporcularda Slc6a4 Geni ve Saldırganlık</image:title>
            <image:caption>1. GENETİK VE SPOR 
2. SEROTONERJİK SİSTEM 
3. SERATONİN TAŞIYICI GENİ (SLC6A4) 
4. 5-HTTLPR POLİMORFİZMİ 
5. SLC6A4 SEROTONİN TAŞIYICI GEN (RS25531) POLİMORFİZMİ 
6. 5-HTTLPR-ÇEVRE ETKİLEŞİMLERİ 
7. 5-HTTLPR-SALDIRGANLIK VE SPOR İLİŞKİSİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102178</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f4c28fb-fd2a-4796-a4b2-f3baf68f75f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bana Ninni Söyler Misiniz?</image:title>
            <image:caption>Ailenin çocuk gelişimi üzerinde önemli bir yeri vardır. Çocuğun benlik ve dünya algısı, aile üyeleriyle kuracağı ilişkilere ve burada edindiği deneyimlere göre şekil almaktadır. Mutluluk hissettiren kutlamalar, heyecan verici keşifler gibi olumlu deneyimler aile üyelerini yakınlaştırırken, fikir ayrılıkları ve zorlu yaşam olayları zaman zaman ilişkilerde mesafelere sebep olabilir. Çatışma her aile içerisinde yaşanan, birey olmak için de oldukça gerekli ve doğal bir durumdur. Ancak çatışma, çiftler arasındaki ruhsal ve fiziksel mesafeyi derinleştirerek çözümlenemeyecek bir hal aldığında, ayrılık kararı gündeme gelebilir. Bu aşamada tüm aileyi deneyimlemesi zor bir süreç beklemektedir. 
Ayrılığın kalıcı ve resmi evresi olan boşanma, çocuğun gelişimini etkileyen zorlu yaşam olaylarından biridir. Çocuklar bu süreçte en temel dayanak figürleri olan “anne baba çifti”ne dair önemli bir kaybın yasını tutarlar. İçinden geçilen çalkantılı değişim sürecindeki en önemli konu, yetişkinlerin süreci nasıl ele aldığıdır. Anne ve babalar boşanırken çocuklarına duygularını özgürce ifade edebilme şansı verdiklerinde bu yaşam olayı ıstırap yerine kişisel ve çevresel keşiflere olanak tanıyan bir deneyime dönüşebilir. 
Günümüz dünyasında çok farklı aile yapılarına rastlamak mümkündür. Çekirdek aileler, geniş aileler, tek ebeveynli aileler, karma aileler ve nicesi… Her bir aile yapısının kendine has zenginlikleri ve güçlükleri olabilir. Bu farklı aile yapılarının harmoni içinde yer aldığı sosyal ortamlarda büyüyen çocuklar yeni bakış açıları ve problem çözme konusunda esneklik kazanırlar. Bazen karmaşık görünen durumlar, olgunlaşmanın ve dönüşümün en kıymetli itkileridir. 
Sandra Levins tarafından bu görüşlerle harmanlanarak hazırlanan Bana Ninni Söyler misin? boşanma, yeniden evlenme, karma ailelerde büyüyen çocuk olma gibi başlıkları konu edinmektedir. Hikaye, zorlayıcı bir durumun içerisinden geçerken, annenin kapsayıcılığını aktardığı önemli araçlardan biri olan sesini kullanarak, çocuğunun kaygısını nasıl dönüştürdüğünü anlatmaktadır. Ninnilerin ruhsal yaşantıdaki rahatlatıcı gücünün etkisini bir kez daha bizlere hatırlatan bu hikaye, yeni aile düzenine alışmaya çalışan bir çocuğun annesinin sesinden aldığı destekle duygularını nasıl dışa vurabildiğini açıklamaktadır. Aynı zamanda, annenin sakin tutumu ve ortaya koyduğu yaratıcı çözümler sayesinde, ayrılık ve yeni bağlar kurma sürecinde yaşanan zorlukların nasıl üstesinden gelinebileceği konusunda da önemli bir model sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102179</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b385c4f-21f6-4254-aca1-c2d7413dd1fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Başka Sev -2</image:title>
            <image:caption>İyilik yetmiyorsa kötülükten çalmak lazım, ışık yetmiyorsa mum olup yanmak lazım. Bu kitapla bir mum yaktım hem sevgiye hem de Sevgi&apos;ye hem de tek gerçek Sevgiliye. Tüm dinlerde ve tüm dillerde tüm kalplere sevgi ve adalet yazılsın diye. Bir değil binlerce kez tekrar ettim; &apos;&apos;Sevgi, en iyi ilaçtır, en iyi aşıdır, titreşimi en yüksek enerjidir, en büyük güçtür, en güçlü duygudur, değişimin mührüdür, en gerçek ibadettir, hatta Tanrı bile saf sevgidir.&apos;&apos;, diye. 
 
Elinizde tuttuğunuz kitap Bir Başka Sev-2 adıyla beslenme ve egzersiz konuları başta olmak üzere sağlık alanındaki bütün kafa karışıklarını tıbbi bilgi ve kadim öğretilerin ışığı altında gidermeyi hedefliyor. Aynı zamanda son dönemde moda olan geleneksel ve kutsal şifa yöntemleri ile ruhunuzun da şifalandırarak daha sağlıklı, olumlu, yüksek enerjili ve daha mutlu uzun bir ömür vadediyor, sizlere.  
Ayrıca serinin ikinci kitabı olarak &apos;&apos; Şamanın Şifası &apos;&apos;ismini almasının sebebi ise on binlerce yıldır insanlara şifa veren Tanrı-ruh-insan arasında köprü olduğuna inanılan şamanlar gibi doğayı, yaşadığım toplumu ve dünyayı da şifalandırma gayreti içine de girmemdendir. 
 
‘Mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için önce yanmak gerekir&apos;’ 
                                                                                                        Mevlana Celaleddin Rumi 
 
Gelin, tutun ellerimi. Sönmesin bu mum hiç. Sonsuza dek, hep beraber,  zamankinden çok daha güçlü bir şekilde el ele yürüyelim sağlığa, mutluluğa, barışa, aydınlık yarınlara ve o tek gerçek Aşk&apos;a. Göreceksiniz, sevgi tek başına yetecek, hem dünyayı hem de dünyanızı aydınlatmaya.                                                                                                          Dr. Bhakti</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102180</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dd3e65a-ae9e-40be-a27a-5fbe8228bf72.jpg</image:loc>
            <image:title>Kene Kalbi</image:title>
            <image:caption>&apos;&apos;Ekilmiş bir fidanın hiç tutmaması doğaldır. Lakin toprağın meyve vermiş bir ağacın köküne kendini yasaklaması katlanılır dert değil. Babam o eksik vedadan sonra bir daha hiç meyve vermedi. Dedem kendini babama haram etmişti. Git oğlum, ben artık sana haramım, benim elim artık senin için öpülür el değil, demiş. Annemin her anlatışında babamın da bir şey demesini bekler dururum ama annem oradaydım, bir şey diyemedi, diye anlatır.&apos;&apos; 
 
&apos;&apos;KENE KALBİ&apos;&apos; köy ile kent arasında gidip gelen konargöçer öykülerden var olmuştur. Yazar kitapta acı, tutku, sevinç, hüzün, kıskançlık ve ne kadar başka duygu varsa tümünü aynı tencerede kavurarak adı insan olan bir yemek sunmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102181</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3593a17d-c0c9-40c2-b35f-6afe755e4ba8.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekçek Çocuk Kampa Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Hal Rifkind, yani Çekçek Çocuk yaz kampına gidiyor. Fakat bu kamp sizin bildiğiniz kamplardan değil: Bir tarih kampı!
 
Dört yüz yıldır hiçbir şeyin değişmediği Jamestown Kampı’na hoş geldiniz. Kampçılar tereyağını nasıl yapacaklarını öğrenmek zorundalar. Dereden su taşımak zorundalar. Ya da işlerini yapmadıklarında cezalandırılacaklar.
 
Fakat bu kampta Çekçek Çocuk için yanlış giden bir şeyler var. O zaman Çekçek’in günlüğünü okuyup öğrenme vakti!
 
L.A. Campbell, Park Ridge, New Jersey’de büyüdü. Colorado Üniversitesine kaydoldu ve gazetecilik bölümünü dereceyle bitirdi. Kendi reklam ajansını kurdu, ardından Comedy Central ve New York Magazine gibi markalarla çalışarak ödüller kazandı. Çekçek Çocuk ve Zaman Kapsülü ile Çekçek Çocuk Kampa Gidiyor’un yazarıdır. Şu an eşi ve iki çocuğuyla birlikte New York’ta yaşamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102182</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4552369-3a04-4020-9f11-83937a0bf3e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı</image:title>
            <image:caption>“Ne yaparsam yapayım, mutlu demiyorum, mutlu olamıyorum.”
“Kadınları anlamak zor!”
“Kadınlar neden efendi adamları sevmiyor?”
Bu cümleler sürekli dilindeyse, günün sonunda kendini hüsrana uğramış kara kara düşünürken buluyor, benzer senaryoları yaşayıp mutsuz oluyor, sürekli mağdur hissediyorsan ama yine de her şeyi dört dörtlük yaptığına kesinlikle eminsen... Belki de aynayı artık kendine çevirmenin vakti gelmiştir.
Efendi Adam Sendromu’na dair çalışmalarıyla birçok insanın hayatını değiştiren Dr. Robert A. Glover, Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı’nda, “efendi adamların” pek de “efendice” olmayan özelliklerine parmak basıp bu sendromu yaşayanların eline bir ayna tutuşturuyor  ve onları kendileriyle yüzleştiriyor:
• Efendi adam sorun çözer ve ilgilidir ama almak için verir.
• Çatışmadan kaçınır  ve uysaldır ama pasif-agresif patlamalarla karşılaşmanız an meselesidir.
• Herkes için en doğruyu yapmaya çabalar ama kendisi için en doğru olanın ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur.
• Kaba saba erkeklerden farklı olduğuna inanır ama bilmiyor ki... Çılgının tam tersi yine çılgındır.
• Doğruyu yaptığına öyle emindir ki aşkta, işte ve hayatta hep kaybeden tarafta olmasının suçlusu muhakkak başka biridir.
Dolayısıyla mutsuz, yalnız ve öfkelidir.
Bu tanımlarda kendini, bir arkadaşını, sevgilini veya eşini görüyorsan Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı kitabına kulak vermelisin. İçindeki veya çevrendeki efendi adamı keşfedecek ve başarı, mutluluk ve sevgi dolu bir hayatın kapılarını aralayacaksın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102183</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/92c3d98a-582e-4eca-b17d-83c173c91e00.jpg</image:loc>
            <image:title>Köle</image:title>
            <image:caption>Köleliğin insanlık tarihindeki utanç dolu günlerine, eleştirel ve fantastik bir bakış açısı. Gana’nın başkenti Accra’daki köle pazarından zorla alınan beş kişinin; acılarla yoğrulmuş, zorluklarla bütünleşmiş, gözyaşıyla özdeşleşmiş, haklı isyanlarının vücut bulmuş hâli... Amerika’daki zoraki yaşamlarında ezilmişliğin, çaresizliğin içinden bir yumruk gibi yukarıya savrulabilen beş cesur yürek. Kofi’nin önderliğinde, özgürlüğe kanat çırpışları... Sürpriz bir aşk! Bu aşkın sonunda ne olacak? Hırs ve intikam aşkın önüne geçebilecek mi? Dram ve maceranın birleştiği bir hikâye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102184</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d721786-b195-468a-805e-bc2c51b4fb6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kız A</image:title>
            <image:caption>30’dan fazla dile çevrilen, dizi hakları satılan ve çoksatanlar listesini alt üst eden Kız A, Abigail Dean’den çarpıcı bir çıkış romanı.
“Beni tanımıyorsunuz ama yüzümü görmüşsünüzdür. Önceki fotoğraflarda belimize kadar hatlarımızı minik piksellerle anlaşılmaz hâle getirdiler; saçlarımız bile ifşa edilemeyecek kadar farklıydı. Fakat hikâyenin bıkkınlık vermesi ve bizi koruyanların da usanmasıyla birlikte internetin rutubetli köşelerinde bizi bulmak kolaylaştı.”

Ben Alexandra Gracie ama beni Kız A olarak bilirler.
Kardeşlerimle birlikte Korku Evi’nde büyüdüm.
Ve on beş yaşındayken kaçmayı başardım.
Yeni bir hayatın beni beklediğini düşünüyordum.
Şimdi ise bir şey beni o eve geri çağırıyor.

Bir kaçış hikâyesi olarak başlayan roman, okuru tamamen saran psikolojik bir gerilime dönüşüyor. Çocukluğun kanayan yaraları yeniden açılıyor, geçmiş ve şimdi birleşiyor, sadakat ve ihanet sorgulanıyor ve bir ailenin dramı gözler önüne seriliyor.

“Yılın en iyi gerilim romanı.”
—Independent

“Kışkırtıcı.”
—Guardian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102185</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91cb5858-7211-4f6c-963f-7e9e1510c625.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahiler Ülkesi</image:title>
            <image:caption>Lucy Crehan, şehir merkezindeki bir okulda öğretmendir. “En iyi performans gösteren” eğitim sistemlerinden alındığı iddia edilen ancak sürekli değişen hükümet politikalarından bıkmıştı. Dünyada ilk sıralarda yer alan ülkelerin sınıflarında gerçekten
neler olup bittiğini öğrenmeye karar verdi.
 
Bu konuda daha da derine inmeye kararlı olan Lucy Finlandiya, Japonya, Singapur, Şanghay ve Kanada’da kişisel bir eğitim yolculuğuna çıktı. Okullarda öğretmenlik yapıp kendini onların çok farklı kültürlerine kaptırdı. Okul hayatıyla ilgili çizelgelerde
ve grafiklerde yer almayan şaşırtıcı gerçekleri keşfetti.
 
Dâhiler Ülkesi, Crehan’ın dünya çapındaki yolculuğunu belgeliyor, deneyimlerini politika, tarih, psikoloji ve kültür araştırmalarıyla bir araya getirerek bu ülkelerden neler öğrenebileceğimize dair kapsamlı yeni bilgiler sunuyor.
 
Bu ülkeler yüksek puanlara nasıl ulaşıyor? Başkaları onlardan ne öğrenebilir? Ve bu başarının bedeli nedir?
 
“Crehan’dan üstün bir eser... Diğer ülkelerin nasıl öğrendiklerinden çıkarılacak çok şey olduğu fikrinin güçlü bir savunması.”
—Economist
 
“Dikkat çekici ve orijinal bir kitap... Mutlaka okunmalı.”
 
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102186</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df7fdc2a-25aa-4946-a064-57d192d0634e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sükunet</image:title>
            <image:caption>Üç katil. 
Bir oyun. 
Adalet isteyince, siz kim olurdunuz? 
Katil mi? 
Maskeli mi? 
Kaçan mı? 
Bir gün en kötü kabusunuz gerçekleşse... 
Hiç kaybetmek istemediğiniz birini kaybetseniz... Ne yapardınız? 
Adalet uğruna ne kadar ileriye giderdiniz? 
Sükunet dünyada en çok sevdiği kişiyi kaybediyor… Kimseden yardım alamayınca adaleti 
kendi sağlamaya karar veriyor. 
&quot;Neden öldüreceğimi anlıyorsun değil mi?&quot; 
 
Ütopik bir dünyada geçen gerçek olaylar; intikam, ayrımcılık, aşk, dostluk, aile baskısı... Sükunet, yalnız olmadığınızı hatırlatan, korkularınızla yüzleşebileceğiniz bir hikaye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102187</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cae387bc-6849-4a02-9a75-2677578f556f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 1</image:title>
            <image:caption>Liderlik için güç mü, cesaret mi yoksa zekâ mı gerekli sorusuna cevap arayan Korkunç Gıcık Üçüncü Hıçkırık, esprili anlatım dili sayesinde çocukları hem eğlendirecek hem de onlara okumayı sevdirecek. Arkadaşlık, başarılı olma ve dayanışma üzerine eğlenceli bir başlangıç olan, dizinin ilk kitabı Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, 2010 yılında Dreamworks tarafından beyaz perdeye de uyarlandı.
 
Korkunç Gıcık Üçüncü Hıçkırık “Ejderha Terbiyecisi” olarak tanınan olağanüstü bir Viking kahramanıydı: Harika bir savaşçı, müthiş bir kılıç ustası ve amatör bir doğabilimciydi. Ne var ki, bu her zaman böyle olmamıştı...
 
Eskiden sadece Gürsakal Kabilesi Şefi’nin sessiz ve düşünceli oğlu olan Hıçkırık, bakalım bir ejderhayı yakalayabilecek ve paramparça olmadan
onu eğitebilecek miydi?
 
Küçük bir çocuğun ejderhasını eğittiği ve kendi hikâyesinin kahramanı olduğu bu maceraya
siz de eşlik edin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102188</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad1d1fda-8a9d-4d20-89da-7ff305210a61.jpg</image:loc>
            <image:title>Assua</image:title>
            <image:caption>Lidya ıssızlığın ortasındaki bir adada, tek tanıdığı kişilerin ailesi olduğu sakin ve huzurlu günleri olan bir genç kızdı. Ancak bir gün cenneti kızıl saçlı korsanların çizmeleriyle ve döktükleri kanla kirlendi. Artık hayat mücadelesi başlamıştı, endişeden uzak çocukluk günleri geride kalmıştı. 
  “Bunca zamandır varlığından haberi olmadığı ülkesine hiçbir yardımı dokunmamıştı, şimdi çocuklarını kaybeden aileleri, anne babalarını kaybeden çocukları, korkusundan evden dışarıya adımını atamayan insanları düşündükçe benliği sakin bir köşede güvenli bir hayat sürmeye itiraz ediyordu. Bu tanımadığı ama nasılsa doğduğundan beri yanındalarmış gibi hissettiği insanlara karşı elinden geleni yapmalıydı.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102189</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e9eff5a-7ff1-4c12-b280-0f59654321d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Gün Doğumunda</image:title>
            <image:caption>Işık, 20&apos;li yaşlarının ortasında, özgürlüğüne düşkün ve kendi ayakları üzerinde duran genç bir kadındır. Babası ile arasında güçlü bir bağ olan Işık, sanata olan ilgisini ise küçük yaşta kaybettiği ressam annesine borçludur. Çok sevdiği bir işi olan genç kadın, etrafını arkadaşlarıyla çevrelediği huzurlu bir hayata sahiptir. Ancak bu durum çok yakında değişecektir… 
  Işık, bir gün babasının ona verdiği haberle, hayatında çok önemli bir dönüm noktasına gelir. Özgürlüğü tehdit altında olan genç kadın, duygularıyla da baş etmek için büyük bir sınavla karşı karşıyadır. Geçmişin sırları ve anın tehlikeleriyle yüzleşen Işık, bu süreçte hem büyümenin anlamını öğrenecek hem de kişiliğine dair yeni keşiflerde bulunacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102190</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7a9dd3a-9442-4969-a13d-e3dcc791e618.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Düğün İki Cenaze</image:title>
            <image:caption>Şehrin ortasında
Çatı arasından bozma bir oda
Günsüz güneşsiz
Camları tuğlalarla örülü
İsli perdeler ve kirli bir döşek
Gıcırdayan kapı duvarda paslı çivi
İşlevsiz Ortada halı yılların tozu,
Tırnak ve deri kalıntıları
Tüplü televizyon
Karıncalar
Cıvatalar, tornavida
İki günde bir bardak süt
Belki bir dilim ekmek bir yudum su
Gündüzler tavşan uykusu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102191</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/225ea197-4a37-4573-9ca7-dd8c2c6fa5b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah Deri Ceket</image:title>
            <image:caption>&apos;&apos;Tüm duyguları bir arada yaşayabilmem için altımdaki aletin bana verdiği güç yeterliydi. Rüzgarı elciklere uzanan kollarımdan damarlarıma alıyor, dünyanın tek hakimi olduğumu hissediyordum. Bu dünyayı benden başka kimse hakkıyla yaşayamıyor gibiydi. Sonuna kadar tüm hazları sömürerek yaşıyordum. Yarın yoktu benim için. 
Yanımda benimle olmak isteyen kardeşlerimleydim. Hepsi benim için ölürdü de öldürürdü de. Ama onlardan sadece benimle motor sürmelerini isterdim. 
Özgürlüğün bedeli zaten yeterince ağırdı. &apos;&apos; 
 
Aldığı ilk nefesten vereceği son nefese kadar motosiklet üstünde bir yaşam dışında hayattan hiçbir beklentisi olmayan Lawless Thunder Motosiklet Kulübü Başkanı Sarp&apos;ın kimin gireceğine kendisinin karar verdiği o kusursuz dünyasına sinsice sızan, onu arafta bırakan bu ufak casus da kimdi? 
Rüyalarında ona geleceği gösteren mitolojik varlıkları kendi hayatı ile bir araya getiremeyecek kadar yüreği saf, hayatta ama yanında olmayan bir babanın verdiği hayal kırıklığıyla hep yanlış yoldan gidecek kadar şaşkın, aşka aşık bir kız elbette. 
 
&apos;&apos;Sarp&apos;a nasıl yaklaşacaktım bilmiyordum. Neden onu seçmiştim onu da bilmiyordum. Sadece kalbime batan camlar o yakınıma gelince yok oluveriyordu. Verdiği his huzur değil, huzursuzluktu. Bütün antenlerimin ayarları kaçıyor olsa da yine de kalbim acımıyordu yanındayken
Ev gibi bir his veriyordu sertliğine rağmen gözleriyle.&apos;&apos; 
 
Ela ve Sarp&apos;ın yolları bir ufak mavi hapın verdiği cesaretle birleşerek, Bad Skulls Motosiklet Kulübü ve onun ardındaki gerçek şeytana karşı aksiyon dolu bir maceranın içine sürüklenirken, kendi hayatlarında da tek başına bir devin değiştirdiği ama ancak kaderin izin verdiği kadar aşkı yaşayabileceklerdi. 
  Motosiklet kültürünü hayat tarzı haline getiren dışlanmış, boyun eğmez, asi ruhları Kale&apos;nin doğaüstü atmosferinde aşk, macera ve mitoloji ile harmanlayan harika bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102192</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7420e37d-2249-4ca8-92b2-92abda8c316a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrı Kompleksi</image:title>
            <image:caption>Uzak gelecekte, Seaboard şehrini koruyan koruyucu Kalkan&apos;ın arkasında, insanlığın son savaşından kurtulanlar Sıvı&apos;ya batırılır ve hayatlarını hayalperestler olarak sürdürürler; her biri özel bir “sanal cennete” bağlanır. Marlo ve yaratıcısı Jed Salt (şimdiye kadar kendisinin 271. klonu), bu uyku dünyasını bilim yoluyla korur. Marlo başarısız olduğunda Salt, onu düzeltmek ve insanlığı yok olmaktan kurtarmak için gereken güç hücresi için Kalkan&apos;ın ötesine geçmelidir. Salt, yıkılan dünyada kendinden başka kurtulanların olup olmadığını ve nasıl tehditlerle karşılaşacağının pek de farkında değildir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102193</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a979e135-cc6d-4b10-974d-78a98f274d4d.jpg</image:loc>
            <image:title>A’mak-ı Hayal Kitabı</image:title>
            <image:caption>Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’nin “hakikat endişesi taşıyan vicdanlara” emanet ettiği A’mâk-ı Hayâl’in anlam katmanlarını çözmek için, her biri ilgili alanlarda çalışan yazar, akademisyen ve eleştirmenler bu kitapta bir araya geliyor. A’mâk-ı Hayâl’e dair her okuma; okura, bu esrarengiz metnin derinliklerinde dolaşma ve onu keşfetme imkânı verirken kendi yolculuğunu anlamlandırmasına da yardımcı oluyor. 
Turgay Anar’ın yayıma hazırladığı Aşk Sır Arayış A’mâk-ı Hayâl Kitabı, son devir Türk edebiyatımızın klasikleşmiş eseri A’mâk-ı Hayâl için kaleme alınan on beş yazı, seçilmiş bibliyografya ve sözlükten oluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102194</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66e0501d-ee12-4754-98e7-7b914e5df363.jpg</image:loc>
            <image:title>Butimar</image:title>
            <image:caption>Butimar’ı okumaya başladığınızda, şehrin gürültüsüyle irkilip uyanan roman kahramanıyla beraber siz de önce bir uykudan uyanır gibi gözlerinizi bugüne açıyor, ardından yüz yıl öncesinde geçen bir aşk hikâyesini dinlemek için yeniden uykuya dalıyorsunuz. 
Kaan Murat Yanık, Butimar’da okurunu farklı zaman, mekân ve hikâyeler arasında, rüyalarla kurulmuş gizemli bir yolculuğa çıkarıyor. Günümüzde başlayan bu romanda, rüyalarını tasarlamaya çalışan bir psikiyatr, bir ziyaretçisi sayesinde edindiği mektuplarla geçmişe doğru, esrarengiz bir aşk hikâyesinin peşine düşüyor. Üstelik bu hikâyedeki kadın, psikiyatrın rüyasında görüp tutulduğu Butimar’dır. Bir düşün peşinde koşan iki karakterin Butimar’a duydukları aşk, zamanın döngüselliği ve kuşaklar arası aktarım ile bir kez daha varlık buluyor. 
Aşk, dostluk, savaş ve simyanın el ele dolaştığı Butimar’da; bugün geçmişe, geçmiş geleceğe bağlanıyor. Aksiyonu bol, gerilim ve merak unsurlarıyla örülü bu roman, sizi içinde olduğunuz andan koparıp hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı büyülü gerçekçi bir evrene davet ediyor. 
“Kimi ruhlar evvelden aşinadır birbirine.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102195</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eead03d3-e6f9-46bc-9f0b-8cdb01ef5b61.jpg</image:loc>
            <image:title>Firig</image:title>
            <image:caption>“Altı, yedi kız gökkuşağının altına koştuk. Koşarken, oğlan olsaydım Mehmet gibi olurdum diye düşündüm. Annem beni her an aramaz, oyunuma karışmaz, kardeşlerime baktırmaz, evin işlerine yardım ettirmezdi. Oğlan olmak iyi bir şeydi.”  
…  
“Bahçe duvarının üzerine oturup sessizce iş makinelerini izledik. Hepimiz çok üzgündük ve hepimiz aynı şeyleri düşünüyorduk. Ağaçlarımızı, çocukluğumuzu söküyorlardı. Onlar ağaçları sökerken bizim de içimiz sökülüyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102196</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4e573e9-1431-4e9a-94bf-147759218103.jpg</image:loc>
            <image:title>Kengo Kuma Bütün Eserleri</image:title>
            <image:caption>Çağdaş Japon mimarisinin en önemli temsilcilerinden Kengo Kuma, ülkenin geleneksel yapı zanaatlarını sofistike teknolojiler ve malzemelerle ustaca birleştiren modern bir tasarım dili oluşturmuştur. İkonik Cam Ev’inden (1995) Dundee’deki Victoria &amp; Albert Müzesi’ne (2018) dek bu kitap, Kuma’nın bugüne kadar otuz projeden oluşan yapı çalışmalarının eksiksiz bir kaydıdır. Mimarlık tarihçisi ve eleştirmeni Kenneth Frampton’ın, Kuma’nın nesne-karşıtı mimari anlayışı üzerine kayda değer bir giriş yazısıyla başlayan bu kitap; Kuma’nın çalışmalarını, savaş sonrası Japonya’nın gelişen mimari sahnesi ve etkili figürler bağlamında çerçeveliyor, onun fikirlerinin ve binalarının topladığı uluslararası beğeniyi anlatıyor. Kitap genel itibariyle ayrıntılı olarak aktarılan açıklayıcı metinler ve çizimler eşliğinde; mimarın faaliyetlerini tanımlayan malzeme temaları etrafında sunulan projelerden oluşuyor. Kuma’nın binalarını karakterize eden ve zarif arkitektonik söz varlığını ortaya koyan bu kitap, 21. yüzyılın en büyük mimarlarından birinin zihnine benzersiz bir bakış açısı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102197</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3584e8ed-1208-455a-8cfc-fd633352f7f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Mimarlar için Benjamin</image:title>
            <image:caption>Das Passagen-Werk’in yayımlanmasından bu yana geçen çeyrek asırda, birçok önemli disiplin için belirleyici bir başvuru kaynağı hâline gelenWalter Benjamin; estetik, politika ve felsefenin benzersiz ve kışkırtıcı bir sentezini oluşturmuştur. 
Mimarlar İçin Düşünürler dizisinin ilk kitabı olarak yayımlanan Mimarlar İçin Benjamin, Benjamin’in metinlerinin mimarlık teorisi ve pratiği için önemini değerlendiriyor. Benjamin’in Avrupa şehirleri üzerine yazdığı yazılarında değindiği gündelik yaşam ve çalışma hayatının iç içe geçmişliğine dair bir bahisle başlayan bu kitap, onun kültür eleştirisine katkılarını Max Ernst, Adolf Loos, Le Corbusier ve Sigfried Giedion’ın çalışmalarıyla ilişkilendirerek inceliyor ve Benjamin’in yapıtlarını mimari ve şehircilikteki son gelişmeler ışığında konumlandırıyor. 
Modern sanatın ve mimarinin önde gelen temsilcilerini ayrıntılı bir şekilde ele alan ve Benjamin’in eleştirel çalışmasına çağdaş mimari ve şehircilik bağlamında bir değer atfeden Mimarlar İçin Benjamin, Walter Benjamin’in mimariye duyduğu ilginin kısa ve kolay anlaşılır bir anlatısı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102198</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a22d297a-bcac-4997-bcd9-b1ad7192e71d.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdiki Zaman</image:title>
            <image:caption>Beat kuşağının yaşayan efsanelerinden, yolcu, dağcı, yangın gözcüsü, Gary Snyder. 
Küçük bir böcek kuzeyden güneye ilerlerken, uzak bir ormanda çam ağaçları yanmaya başladığında, Asya’da sabahın kör bir saatinde bir keşiş ritüele başlarken, dağ başında küçük bir kulübenin ocağı tütmeye başladığında, Kaliforniya’da bir plak müziği başlattığında, konuşan Gary Snyder ’ın şiiridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102199</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d76b074-8ba2-49c3-85fb-60054bd88eb0.jpg</image:loc>
            <image:title>Arnavutluk: Suçlar ve Seraplar Arasında</image:title>
            <image:caption>Arnavutluk… Avrupa’nın bu küçük ve tamamıyla kendine has ülkesi 1990’ların başında büyük çalkantılar yaşadı. 
Enver Hoca’nın kurduğu tek parti, tek adam rejiminden, halkın talebiyle çoğulcu demokrasiye geçti. Arnavutluk’un önemli yazarlarından Besnik Mustafaj, bütün bu sürecin tanığı olduğu kadar aktörlerinden biriydi de. Fitili ateşleyen öğrenci hareketine doğrudan destek verdi, Demokrat Parti’nin kurucuları arasında yer aldı ve bu partiden milletvekili seçildi. 
 
Arnavutluk: Suçlar ve Seraplar Arasında, ülkenin içinden geçtiği çalkantılı süreci birinci elden tanıklıkla gözler önüne seriyor: diktatörlüğün yarattığı psikolojik, siyasi ve ahlaki tahribat, coşkulu sokak gösterileri, demokrasiye geçiş sürecinin getirdiği büyük umutlar ve hayal kırıklıkları, ardından gelen göç dalgası… 
Kitabın sonunda yer alan “Küçük Arnavut Ansiklopedisi” ise, ülkenin siyasi ve toplumsal hayatına aşina olmayanlar için aydınlatıcı şifreler içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102200</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7042614d-2c78-44d4-bcde-c2b0805993f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Demiryolu Seyahatinin Tarihi</image:title>
            <image:caption>“Yolculukta okuma” mefhumunun demiryolu seyahatiyle insan hayatına girmiş olduğunu biliyor muydunuz? Yahut bugün en güvenli seyahat biçimi sayılan tren yolculuğunun ilk yıllarında en güvenilmez yol olarak kabul edildiğini… Peki mimarlıkta büyük boyutlu cam ve demir/çelik kullanımının yaygınlaşmasında, demiryolu istasyonlarının Cryrstal Halaç’tan bile daha önemli rol oynadığını duymuş muydunuz? 
Tarihçi Wolfgang Schivelbusch Demiryolu Seyahatinin Tarihi – 19. Yüzyılda Mekân ve Zamanın Sanayileşmesi adlı kitabında trenle seyahatin başlangıç ve erken dönemlerini mercek altına alıyor. Başta İngiltere olmak üzere, sanayi devriminin en önemli simgesi raylı sistemin daha sonra dünyada nasıl bir “seyahat” aracına evrildiğini ve bunun sosyal anlamda nasıl bir etki yarattığını anlatıyor. İngiltere ve kıta Avrupa’sında üretime dayalı yük taşımacılığından insan odaklı seyahate geçişte yaşanan tartışmalar ve sancılı süreçlerin neler olduğundan ABD’de bunların neden hiç yaşanmadığına, Avrupa ve ABD’deki kültürel geçmişi ve sonrasındaki farklılıklara dek gözler önüne seriyor. 
Bugün mecazi anlamda kullanılsa da başlangıçta daha somut bir karşılığı olan “mermi hızıyla seyahat” fikrinin sanayi, taşımacılık, kültür, mimarlık, şehir planlamasında yarattığı değişimlerin yanında, yaşanan kazaların etkisiyle tıbbi ve psikolojik yansımalarını da aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102201</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fbe5e29-0911-45b1-b011-c570bdfa9fee.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe Ülkesinde Gezinti</image:title>
            <image:caption>“Bu kitaptaki on dokuz yazı, mesleğe adım attığım 1963 yılında başlayan bilim adamlığı yolundaki yürüyüşümün araştırmacılık yönündeki ilerleyişi sırasında elde edilmiş bir nice sonucun sunumudur. Bu yazıların her biri bir araştırma yazısının ortalama oylumuna sığmayacak genişlikte ve boyuttadır. Bu nitelik onların uzun süreli çalışmaların ürünü olmalarının olağan sayılması gereken sonucudur.” 
Hocaların hocası Prof. Dr. Mertol Tulum, Türk dili alanında kafa yorduğu bir dizi meseleyi Türkçe ülkesinde gezinmek isteyen okurlarına sunuyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102202</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d263ab3f-f2d2-4415-aca5-cd5ba3458e26.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahlak Denen Bilmece</image:title>
            <image:caption>Alman filozof Heinz Heimsoeth’ün Türk okurları için özel olarak kaleme aldığı Ahlak Denen Bilmece, felsefenin vazgeçilmez bir dalı olan ahlak felsefesi alanına kısa bir giriş yapıyor. Yazarın ustaca derlediği eski ve yeni öğretiler üzerinden ahlak alanında tartışılan başlıca sorunları irdelediği ve şaşırtıcı açmazlara parmak bastığı bu değerli çalışma, ahlak felsefesine ilgi duyan her düzeyde okur için temel bir kaynak teşkil ediyor. 
Ahlaka ilişkin başlıca akımların, ahlaktanımazlık, görecilik, yararcılık ve törebilimciliği oluşturan düşüncelerin irdelenip ahlak felsefesinin otorite, norm, yasak, buyruk, bireysellik, birlikte yaşama gibi temel kavramların sergilendiği bu kitap, ahlak tartışmalarına yön veren Platon, Aristoteles, Kant, Schopenhauer, Nietzsche, Stirner, Mandeville, Rousseau, Piaget gibi düşünürlerin ahlak açısından önemli bazı görüşlerine de değiniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102203</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5437be59-5a7e-46e2-a0a5-7ee0162cff1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Descartes Kimdir?</image:title>
            <image:caption>Fransız filozof René Descartes düşünce tarihinde iz bırakmış büyük bir dehadır. Onun felsefesinin etkisi, Malebranche, Arnauld, Locke, Leibniz, Spinoza, Berkeley gibi erken modern çağın filozoflarından başlayarak Kant’a, Fichte’ye ve Schopenhauer’a kadar uzanır. 
Descartes felsefede yenilikçi bir zihin olmanın ötesinde, cebri geometriye uyarlayan öncü bir matematikçidir; optikteki çalışmalarıyla bir fizikçidir ve hayvanlar üzerinde yaptığı diseksiyon çalışmalarıyla kan dolaşımını açıklamış bir fizyologdur. Bu alanlardaki katkılarıyla, felsefe tarihi kadar bilim tarihine de adını altın harflerle yazdırmıştır. 
Hegel, Descartes için &quot;O bir kahramandır&quot; diyordu. Peki, modern felsefenin kurucusu ve felsefe tarihine yön veren bu kahraman Descartes kimdir? Onun hayatındaki matematiksel ve metafizik evreler, düşüncesinde neye karşılık gelir? Skolastik felsefeyi ve Aristotelesçi felsefeyi nasıl aşmaya çalışmıştır? Descartes’ın nedensellik yorumunun modern bilim için anlamı nedir? Metodik şüphe, benliğin keşfi ve geçici ahlak, Descartes’ın felsefesinde ne anlama gelir? 
Fransız filozof Alfred Fouillée, bu kitapta, bu soruların eşliğinde Descartes felsefesine giriş için uygun bir anahtar sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102204</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fba08f0d-f734-48a6-86b9-e9c6b60ed5a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kesinlik Üzerine</image:title>
            <image:caption>Kesinlik Üzerine, Wittgenstein’ın Tractatus ve Felsefi Soruşturmalar’ıyla birlikte üç önemli kitabından biridir. Bu kitap, Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’nden bu yana epistemolojiye yapılmış en büyük katkı olmanın yanı sıra Wittgenstein’ın Descartes’ın kuşkuculuğuna cevabıdır. Descartes’ın yöntemi, kaya gibi sağlam bir kesinliğe, yani kuşku götürmez bir hakikate ulaşana dek her şeyden kuşkulanmaktan ibaretti. Wittgenstein ise kuşkuyu formüle edebilmemiz için bazı temel kesinliklerin olması gerektiğini, bu kesinliklerin bilginin konusu değil temeli olduğunu savunuyor. 
İngiliz filozof G. E. Moore’la daimi bir tartışma içerisinde yol alan bu metinleri okumak, okura kesinlik, bilme, kuşku, inanç ve öğrenme kavramlarına dair yeni bir bakış sunuyor. Wittgenstein’ın çalışma ortamına girme ve onun sürekli gelişim hâlinde olan, hep yenilenen düşüncelerini izleme fırsatı veriyor. 
Bu değerli çalışmayı,  Georg Henrik von Wright&apos;ın, Wittgenstein biyografisi ve kitap üzerine değerlendirmeleriyle birlikte sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102205</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5266aad-cef5-40dc-8012-a69bdf36281e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrı, Özgürlük ve Kötülük</image:title>
            <image:caption>&quot;Alvin Plantinga&apos;nın çığır açan yapıtına zekice ve mantıksal bir giriş...&quot; 
Harry Gensler,  John Carroll Üniversitesi 
 
&quot;[Analitik] din felsefesinde klasik bir yapıt, son elli yılda kötülük sorunu üzerine yazılmış en etkili metin.&quot; 
Kevin Timpe, San Diego Üniversitesi 
 
&quot;Genel okura yönelik bu kitabı herkes anlayabilir; yeter ki okumakla yetinmeyip düşünmeye de istekli olsunlar.&quot; 
Stephen T. Davis, Claremont McKenna Koleji 
 
Çağımızın en önemli analitik din felsefecilerinden Alvin Plantinga’nın başyapıtları arasında sayılan bu metin, birçok teistik ve ateistik argümanı ve de kötülük problemini ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. 
Ateistler, kötülük probleminin Tanrı’nın varlığı aleyhine en güçlü argüman olduğu konusunda hâlâ ısrarcılar. Felsefe tarihine baktığımızda da Epikuros’tan Hume’a ve yakın dönemde Mackie’ye kadar uzanan bir yelpazede çeşitli düşünürler tarafından bu konuda birçok eleştirinin dile getirildiğini görmek mümkün. Plantinga bu çalışmasında felsefe tarihinin en köklü sorunlarından biri olan ‘Tanrı’nın varlığı sorusu’nu cevaplamaya çalışmakla kalmayıp felsefi bir yöntem ve soruşturmanın nasıl olması gerektiği konusunda muhteşem bir örnek de sunmaktadır. 
Plantinga, bu kitabıyla bizi, felsefe tarihinin en temel ilkelerinden birini hatırlamaya çağırıyor: var olanın ardındakini anlamaya çalışmak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102206</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/38ae9cc3-817b-4ef2-87ea-c16f418824c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Varlık İzleri: Işık ve Ses - Heidegger’de Temel Kavramlar</image:title>
            <image:caption>Varlık her zaman varoluşun ve varolanların arasına gömülmüş olarak izlerini belli eder. Varlıkla yüzleşen ve
‘müstesna’ bir fail olan Dasein’a kendisini duyuran izler, onun çeşitli ruh hâllerine bürünmesine neden olur.
Varlık, ona doğru sorular soranlara, bir çeşit olay gibi açılır. Ama aydınlandığı anda yeniden karanlığa gömülür.
Varlık İzleri, klasik bir sözlük çalışması değildir, Heidegger’in yapıtına bir bakış denemesidir. Genel bir
değerlendirmeden çok, ışık ve ses gibi temel fenomenler etrafında düşünürün temel kavramlarını yorumlama
çabasıdır.
Özgür Taburoğlu, Heidegger’in temel eseri Varlık ve Zaman’dan önceki ve sonraki varlık anlayışlarının
geçirdiği değişimlerin de işaretlerini takip ediyor. Öncesinde kararlı ve iradeli bir duruşla varlığın önündeki
perdeleri aralamaya çalışan Dasein’ın, sonrasında varlık hakkında daha çok düşündüğünü, onu seyre daldığını
ortaya koyuyor. Varlığa teknik çerçeveler, hazır görüşlerle yaklaşmanın tehlikelerini sergileyerek, ona, şiirli
ve sabırlı biçimde eşlik etmeye çalışıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102207</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a098c3a1-a96d-4e0a-9a22-f0d703e8cc5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yapay Zeka Miti</image:title>
            <image:caption>“Duru dili ve öğretici bilgileriyle, yapay zekânın tarihinden, süperzeki makinelerin yolda olduğu kehanetlerine kadar, didiklenmedik konu bırakmayan muhteşem bir kitap bu.” 
Oren Etzioni Allen Yapay Zekâ Enstitüsü’nün CEO’su 
 
“Yapay zekâ nedir, ne değildir gerçekten öğrenmek istiyorsanız bu kitabı mutlak okuyun derim. Geleceğin yapay zekâsına duyulan hayranlığın bugün her türlü ilerleme için sahip olduğumuz tek kaynağın, yani insan zekâsının küçümsemesine neden olduğunda, ilerlemeyi nasıl engelleyebileceğini gözler önüne seriyor.” 
Peter Thiel 
 
“Kurzweil’in abartılı vaatlerinin bugüne kadarki en sağlam reddiyesi. Teknoloji düşmanlığı yapmadan, gerçek yapay zekâ çalışmaları ile ham hayalleri birbirinden itinayla ayırıyor. Ufuk açıcı bir kitap ve zamanlaması harika.”  
William A. Dembski, Evolution News 
 
 
Yapay zekâ, hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Zeki makineler kâh cebimizdeki telefonun aklı oluyor, kâh hekim olup hastalara teşhis koyuyor, kâh satranç oynayıp insan rakiplerini mat ediyor, bazen de tercümanlığımıza soyunuyor. Yine de yapay zekâ çalışmalarının ‘tekinsiz’ geleceği, insanlığı heyecanlandırmanın yanı sıra ürkütüyor. Adı belli, kendi gizemli bu failin etrafında, kıyamet ve selamet senaryolarının birbiriyle yarıştığı ve zaman zaman iç içe geçtiği modern bir mitoloji şekillendi. 
Yapay zekâ alanında son yılların en fazla ses getiren çalışmalarından biri olan bu kitap, bu alanla ilgili abartılı iddiaların maskesini düşürüyor. İnsan seviyesinde bir yapay zekânın gelişinin neden hep 10-20 yıl ertelendiğini izah ediyor. Bu alanda dönüm noktasıymış gibi sunulan kimi başarıların perde arkasındaki sahtekârlıkları, gülünç olayları ve kopan gürültülerin sesini bastırdığı gerçek başarıları teşhir ediyor. Bu mitin insan kültürüne ve bilime, hatta yapay zekâ çalışmalarına nasıl zarar verdiğini anlatıyor. Okuru, Turing Testi’nden doğal dili anlamaya, çıkarım sorunundan Sherlock Holmes ve Auguste Dupin’in dedektiflik kabiliyetine, Grice’ın karşılıklı konuşma ilkelerinden unutulmuş dâhi Peirce’ın çalışmalarına, bilim, teknoloji ve felsefenin kesiştiği noktada, beyin gıdıklayan bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102208</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dbe753b8-0c7d-4838-9eda-a8326ce4eb93.jpg</image:loc>
            <image:title>Heidegger&apos;in Dünya&apos;sı</image:title>
            <image:caption>Heidegger Varlık ve Zaman’da özne ve nesne, dolayısıyla da ben ve dünya dikotomisini aşmaya çalışarak, dünyaya dair bilindik anlamda ne nesnel ne de öznel olmayan egzistansiyal bir tasavvur geliştirmiş ve bu surette felsefe geleneğinin “Parmenides’ten beri üstünden atlamış olduğu” dünya fenomenini yepyeni bir ışık altında analiz etmiştir. Sonuçta, dünya-da-olma, fırlatılmışlık ile ölüm arasında var olan Dasein’ın özsel varlık karakterini oluşturur. Buna göre, yalnız Dasein’ın dünyası vardır, giderek Dasein dünyasıdır. 
Heidegger bu başyapıtında dünyayı ve Dasein’ı iki ayrı varolan olarak ele alma eğiliminde olan felsefe geleneğinin hilafına, bunların kökensel olarak birlikli bir yapı arz ettiği üzerinde ısrarla durmuştur. Nitekim onun dünya-da-olma formülasyonu, insan varlığı olarak Dasein’ı, sözgelimi bir Kartezyen tasavvurda olduğu gibi, dünyanın karşısında yer alan bir varolan olarak değil de, bilakis dünyaya daldırılmış ve onunla hemhal vaziyette bir varolan olarak tasvir etmiştir. 
Heidegger’in ‘Dünya’sı, Varlık ve Zaman’da dünya kavramına ve dolayısıyla dünya-da-olma’nın anlamına odaklanan bir kısım analizleri öne çıkarıp yorumlamayı ve bu surette Heidegger’in ‘dünya’sına nüfuz etmeyi amaçlıyor. Varlık ve Zaman’daki § 14’den § 27’ye kadarki kısmın kapsamlı ve ayrıntılı bir şerhini sunan bu çalışma, dünya kavramının ve ona ilişkin meselelerin Dasein analitiğinde tuttukları merkezi yer ve önem göz önünde bulundurulduğunda, bu başyapıta bir nevi giriş olarak da okunabilir pekâlâ.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102209</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/240955a0-5af3-47bb-b854-ace6c251fe48.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Süvariler</image:title>
            <image:caption>Sovyet edebiyatının en büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilen İzak Babel’in öyküleri, okuruna incelikli bir mizah sunar. Babel öykülerinde neşe ve keder, kara mizahın tekinsiz avlusunda birlikte yürür. Öte yandan onun karakterleri daima trajik olanın kıyısında durur ve terazinin kefesi hep biraz kederden yanadır. 
Binazir Haşimzade’nin titiz çevirisiyle Rusça aslından Türkçeye aktarılan bu külliyat, onun başta şaheserleri Kızıl Süvariler ve Odessa Öyküleri olmak üzere bütün öykülerini içeriyor. Okurlar, onun öykülerinin görkemine kendilerini kaptırdığında, sağlığında kendisine yöneltilen haksız eleştiriler karşısında Babel’in neden sürekli “susmaktaki ustalığını” vurguladığını anlayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102210</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9d22603-245b-4cc8-b041-8e6317a5ab3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Obasan</image:title>
            <image:caption>Güçlü ve tutkulu bir hikâyeye sahip ödüllü roman Obasan, II. Dünya Savaşı sırasında Japon asıllı Kanadalıların yaşadığı dokunaklı olayları bir çocuğun gözünden anlatıyor. 
Naomi, Pearl Harbor Saldırısı onun hayatını değiştirdiğinde korunaklı dünyasında sevgiyle büyütülen beş yaşında bir çocuktu. Annesinin kaybının ardından kendisinin ve ailesinin nasıl da “düşman uzaylılar” haline geldiğini, yaşadığı topraklarda ırkçı saldırılara uğradığını, hayalet kasabaya sürgüne zorlandığını, hor görüldüğünü ve parçalandığını şaşkınlıkla izledi. Hayatı akıl almaz zorluklarla ve acıyla sarılan Naomi için amcasının eşi Obasan’ın kararlılığı, dayanıklılığı ve çevresindekilerin sessizliği onu koruyan bir zırhtı. Ancak Naomi büyüdüğünde, kaderlerine musallat olan bu ürkütücü sessizlik perdesini aralamaya karar verdi. 
Kamplarda tutulan binlerce insandan biri olan yazar Joy Kogawa’nın kaleminden Obasan, günümüze dair rahatsız edici benzerlikler barındıran satırlarıyla, II. Dünya Savaşı’nın dramatik sonuçlarını Kanada’daki bir Japon göçmen ailesi üzerinden okuyabileceğiniz yürek burkan bir anlatı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102211</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c682924-27dc-406a-8b66-1d4cbc04526a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tren Rayları</image:title>
            <image:caption>Tren Rayları, endüstriyelden metafiziğe, küreselleşmenin tektonik sarsıntılarından hafızanın içsel nabzına ve şimdiden geçmişe uzanan capcanlı bir metin. 
John Berger ve Anne Michaels arasında aşk ve kayıplar üzerine derin ve keşifçi bir meditasyon olarak tanımlayabileceğimiz bu diyaloglara Tereza Stehlíková’nın trenden çektiği Güney Bohemya’nın orman ve kış manzaraları eşlik ediyor. Fotoğraflarla atmosferik geçişin sağlandığı bu samimi anlatı aynı zamanda üç büyük sanatçının bir araya geldiği bir tanıklık sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102212</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95e4eb20-25f9-41c9-9043-6d94bfd09092.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçenin Mantığı</image:title>
            <image:caption>Dil mantığı kelimeleri veya kavramları kategorilere ayırmaz ve hiçbirini bir diğeriyle aynı kümede bulundurmaz ve küme oluşumuna da izin vermez. Fakat seviyeleri ve sıralamaları vardır, aidiyet ve ailiyet içermez. Her kelime, kelimeler yığınından ölerek arınmış ve 1’e eşit değer olmuştur. Kelimeler birbirlerine yüklenmez, toplanır. Burada toplama dediğim işlemlerin tamamı aslında bir bütünlenme, birleşmedir. Toplama her ne kadar bir artmayla ilerlese de sonuç olarak toplam yine 1’e eşit olacaktır. Bu işlemle anlam artmamış veya eksilmemiştir. Çünkü dil mantığı kelimelerin anlamıyla ilgilenmez. Daha doğrusu kelimelerin anlamları yok olduktan sonra onların ölü değerleriyle ilgilenir. Bu içeriden toplama işlemi veya bir toplam oluşturma durumu sadece dile özgüdür. Dolayısıyla düşüncenin de en temel işlemini, yani mantığını oluşturur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102213</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d83b142c-0fe4-41d9-a737-cbbe337aea20.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaratma Yeniden Yaratma</image:title>
            <image:caption>Edebiyat teorisine yaptığı dahiyane katkılarla, yaşadığı yüzyılın öncü kuramcılarından olan Northrop Frye, bu kitapta “yaratma” kelimesini kuşatan düşünceler ve imgeler bütününün, edebiyatın yapısını ve imge düzenini nasıl etkilediğini irdeliyor. Geleneksel varsayıma göre doğa, gerçeklik, kurulu düzen, olağan gidiş ve varoluşun kabul etmemiz gereken verileri ile bağlantılı gördüğümüz her şey, yaratmaya, başlangıçta evreni var etmeye yönelik tanrısal edime geri gitmelidir. “Yaratıcı” kelimesi insani faaliyetlere uygulandığında, insani olarak yaratıcı olan, “yaratma” kavrayışımızı derinden sarsan her ne ise odur; yaratmanın tersine çevrilmesi veya etkisiz kılınmasıdır. Bu bizi şöyle bir sonuca götürür: İnsan başarısının az sayıdaki olağanüstü biçimlerinden biri gibi görünen şey -sanatlara özgü yaratma- aslında bir tür yaratmamadır. 
Northrop Frye’ın ilk olarak 1980 Larkin-Stuart Konferansları olarak sunduğu bu kitap, okura sanatta yaratma kavramı üzerine ilginç, zihin açıcı ve düşündürücü bir bakış açısı kazandırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102214</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45325847-ff00-4e89-8a91-4d29638faf68.jpg</image:loc>
            <image:title>Naikan</image:title>
            <image:caption>Ege’nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer, kendisini aşağıya atmaya niyetlidir. Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker, tanıdıkları yalvarır ama nafile. “Hayatın hiçbir anlamı yok, kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa” der. Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar. Ümmidir Osman Dede; tek bildiği çiftçiliktir; özel bir eğitimi yoktur. 
 
Gelir gelmez, “İstersen hemen atla!” der delikanlıya. “Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver!” Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister. “Hatırla bakalım, buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var? Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı? Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi? Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin?” Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir. “Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara, pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu?” “Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin?” 
 
Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner. 
 
Ben de derim ki, uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun. Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun. “Ben bana yeterim!” derken, seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun. 
 
Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa, yorma onu, elindeki Naikan’ı göster.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102215</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8012de72-16c4-402b-8ac0-c5ac7f385a0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kraliçe&apos;nin Maceraları</image:title>
            <image:caption>Daha önce böyle bir kraliçe görmediniz!
 
Kitaplarıyla her yaştan okura ulaşan Füsun Çetinel bu kez küçüklere modern bir masal anlatıyor. Yaratıcılığın keşfi ve iyiliğin ödüllendirilmesi için uğraşan sıradışı Kraliçe&apos;nin neşeli üç öyküsü, hayal gücünün ve sanatın kapılarını aralıyor. Kabarık kırmızı saçlı, çilli, ufak tefek Kraliçe, her öyküde farklı bir çocukla buluşuyor. Birbirinden ilginç karakterlerle bezeli öyküler, sanata, doğaya ve pandeminin toplumsal etkilerine ilişkin farklı bakış açıları sunuyor. İllüstratör Merve Atılgan&apos;ın desenleriyle canlanan maceralar, çocukluğun eşsiz hayal dünyasına güzelleme niteliğinde.
 
Bu kraliçe, klasik masallardakine hiç benzemiyor. Özel koleksiyonunun sergisine ailesiyle birlikte davet ettiği Örnekcan, vazosunu kırdığında neden sevinmişti? Büyük salgın sonrası insanları yeniden kavuşturmak için düzenlediği yarışmada, onca marifetli yarışmacı arasında neden Güneşsu&apos;nun sıradan yün bebeğini önemsemişti? Dilek fenerini gökyüzüne salarken, yalnızlık çeken babasına yeni bir eş, kendine de yeni bir anne dileyen Vega&apos;ya neden destek olmuştu?..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102216</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7731bd5a-dbd8-4ebd-ba61-c41a93a0b565.jpg</image:loc>
            <image:title>Apti&apos;nin Zor Ödevi</image:title>
            <image:caption>&quot;Dönem ödevlerinin teslim tarihi yaklaşmıştı. Burak çocukken salıncaktan düşenleri araştıracaktı. Kimlerin kepekli kimlerin kepeksiz ekmek yediği Nalan’ın ödeviydi. Berrin’in ödeviyse kimlerin annesi babasının yatılı okulda okumuş olduğuydu. Seyfettin kimin evinde davul fırın var, onu araştıracaktı. Ödevler türlü çeşitliydi? Kimin babası sigara içiyor? Kimin ailesi köyden göç etmiş? Kim elmayı soyarak yiyor? Kimin annesi ciğer seviyor, ve daha birçok konu... Ancak öğretmeni Apti’ye verecek bunca çeşitli ödev konusu varken bula bula… Neyse… Apti bundan söz etmek bile istemiyor.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102217</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7c6c790-a31f-4b75-b5a4-67b26d08715d.jpg</image:loc>
            <image:title>Güfte</image:title>
            <image:caption>Güftesi olmayan besteler gibiydi şiir. 
Kalbin her atışı ayrı bir tını... 
Kelimeler melodi olmuştu, 
her harf bir notayı taşıdı. 
Sözden ziyade müzikti şiir. 
Şiirin dile gelmesi ehline bağlıydı. 
Güfte, Asaf Cemal Edip’in, o tek şairin 
şiirlerini topladı bir araya. 
İkinci Yeni yaşasın diye yepyeni bir soluk aldı. 
Ve güçlü bir ay gibi parladı karanlık geceye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102218</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b930db32-7602-4a4a-8ce2-7c5fed5d0f78.jpg</image:loc>
            <image:title>Frakfurt Seyahatnamesi</image:title>
            <image:caption>Ahmet Haşim Bütün Eserleri - 1 
Ahmet Haşim, Türk şiirinde sembolizmin sembol ismi. 
Ancak yazdıkları, şiirlerle sınırlı değil. 
Şiirden öte bir üslupla insana ve hayata dair 
pek çok noktaya dokunan bir dil üstadı. 
Frankfurt Seyahatnamesi ise 
yazarın yaptığı geziden zihninde kalan izler. 
İzdüşümü ise sayfalara aldığı notlar. 
Günümüz Türkçesiyle, 
her zamanki güzelliğinde...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102219</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0ed8d95-1f72-481c-937e-5b3abba01543.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Sevgi</image:title>
            <image:caption>Ahmet Rasim Bütün Eserleri - 1 
Yazdığı roman ve hikâyelerle 
yeni bir dünyanın temsilcisi olan Ahmet Rasim, 
kaleme aldığı ilk novellayla okur karşısında. 
İlk Sevgi, aşk ve entrika arasında salınan bir hikâye. 
Yalnızlığı, acısı, hüsranı, ihaneti ve ölümü bol bir öykü. 
Kadınlar adına, kadınların sesi olmak için yazılmış. 
Şimdi, günümüz Türkçesiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102220</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e459e1e1-c5f3-48bc-aff4-ba40db6f9306.jpg</image:loc>
            <image:title>Kronolojik Olarak 250 Türk Büyüğü</image:title>
            <image:caption>Türk milletinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Dolayısıyla zengin bir tarihi birikimi bulunmaktadır. Tarihi birikim içerisinde devlet adamları, bilim adamları, kültür adamları, şairler, yazarlar, sayılamayacak kadar çoktur. Onların her biri ayrı ayrı insanlığa hizmet etmişler, kalıcı eserler bırakmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün Türkün ataları ile ilgili çok önemli bir sözü vardır: “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır”. Türk tarihini iyi bilmek ve Türk çocuklarına tanıtmak herkesin görevidir ve Atatürk’ün belirttiği gibi çok önemlidir. Kalender Erol Kaya, Türk’ün atalarını iyi tanıtabilmek için uzun yıllar çalışarak 250 Türk büyüğünü belirlemiş; onların hayatlarını, başarılarını, insanlığa katkılarını özene kaleme almıştır. Bu çalışma ile ortaya Türkün ataları ile ilgili toplu bir kaynak çıkmıştır. Böylece Atatürk’ün gösterdiği hedefe ulaşmak için de önemli bir yol kat etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102221</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/692469c2-f7bf-4d6e-9fb6-40d273de7510.jpg</image:loc>
            <image:title>1 GB Adalet</image:title>
            <image:caption>ADALET, BÜYÜME VE OLGUNLAŞMA, BİLİM VE TEKNOLOJİ, ETİK DEĞERLER, MÜCADELE

Adaletin gücü &apos;&apos;gigabaytlarla&apos;&apos; ölçülemez!

Ödüllü yazar Dilge Güney&apos;in kaleminden çıkan 1 GB Adalet, okurları çetrefilli bir bisiklet hırsızlığı davasının görüldüğü kalabalık bir duruşma salonuna davet ediyor; biri insan, diğeri ise insandan ayırt edilmesi imkânsız bir robot olan iki şüpheliyle baş başa bırakıyor. 

Gelişen yapay zekâ teknolojilerinin gölgesinde giderek karmaşıklaşan insan-robot ilişkilerini farklı perspektiflerden ele alan roman, gerçekle kurmaca arasında gidip gelen satırlarının arasında geleceğin dünyasına dair önemli varsayımlarda bulunuyor. 

Kitap, insan ve &apos;&apos;çocuk&apos;&apos; hakları özelinde ceza ve adalet sistemi konusunda okuru derin sorgulamalara itiyor. Ayrıca sınıfsal farklılıklara bağlı olarak ortaya çıkan sosyal adaletsizlik ve hak ihlalleri gibi konulara temas etmeyi de ihmal etmiyor.  

Distopik bir gelecekte, keskin hatlarla iki parçaya bölünmüş koskoca bir şehir: Güvenli sayılabilecek &apos;&apos;yeşil&apos;&apos; bölge ve kaderine terk edilmiş &apos;&apos;turuncu&apos;&apos; bölge. Bir uçta turuncu çizgilerin sınırında yaşam mücadelesi veren Ethem; öteki uçta ise Meto adında, reklam faaliyetleri için üretilmiş sosyal medya fenomeni bir robot. Ve şimdi, normal koşullarda ancak rüyalarda bir araya gelebilecek bu iki &apos;&apos;çocuk&apos;&apos; olağandışı bir hırsızlık davasının sanıkları olarak karşımızda!

Büyük yankı uyandıran böylesi bir davada yargı, tarafsızlığını koruyabilecek mi? Adaletin &apos;&apos;gigabaytlarla&apos;&apos; ölçüldüğü bir toplumsal düzende kim suçlanacak, kim aklanacak? 

Gençleri suça sürükleyen faktörler üzerine düşündüren 1 GB Adalet, çocukların yargılanması ve cezalandırılması gibi konularda hem sağduyulu hem de gerçekçi bir anlatı sergiliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102222</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5bcad64-18ef-4c7e-9353-fc0371b70528.jpg</image:loc>
            <image:title>Yapay Ekonomi</image:title>
            <image:caption>“Belirtmeye çalıştığım şey tek bir finansal nesnenin mali değerinin bir tacir, satış sorumlusu, arka ofis çalışanı, risk yönetimi uzmanı, muhasebeci ya da avukat tarafından farklı bağlamlarda değerlendirilebileceği ve bu bağlamların her daim birbiriyle uyumlu olmadığıdır. Bu durum organizasyonda bir hata olduğunun, bankanın değerleme hakkında tek bir prensip belirlemekte başarısız olduğunun bir kanıtı mıdır? Durum pek öyle değil...” 
 
Performans göstergeleri, değerleme formülleri, tüketici testleri, hisseler ya da finansal sözleşmeler gibi şeyler dışsal bir gerçekliği mi temsil ederler? Yoksa işaret ettikleri şeyi performatif bir biçimde oluştururlar mı? 
Yapay Ekonomi, ekonomik gerçekliği sürekli tasvir edilen bir gerçeklik olarak kabul ediyor ve bu süreci pragmatist bir bakış açısıyla ele alıyor. Kitap, ekonomide bir “şey”in nasıl meydana çıkarıldığına dair süreci keşfetmek için okuyucusunu bir seri farklı ampirik alanda –kamu yönetiminden borsaya, yatırım bankalarından pazarlamacılığa ve işletme fakültelerine– bir gezintiye çıkartıyor. Ekonomik nesnelerin tasvirinin aslında ekonomik nesneleri ürettiğini ve bir ekonomik eylemin simülakrumunun, bir gerçekleşme formu olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca neyin ekonomik olup olmayacağının tartışmaya tabi olduğunu ve ekonomik gerçekliği sürekli tasvir ederek şekillendirmenin, uygulamalı bir sınavla yüzleşmek demek olduğunu gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102223</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34bbf93a-ba38-497f-aefd-ef53010c461d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasret Treni</image:title>
            <image:caption>Bu dünyada bir gün ölüm gelir başına 
İsmin yazılır, tarih atılır kabir taşına 
Vadesi yetenin bakmaz Azrail yaşına 
Toprak seni de dünyada koymaz, alır kardeş 
Sen gidersin, eserlerin kalır kardeş, kalır kardeş. 
Bu dünyaya gelenler gitti durmadı, durmadı 
Toprak aldı aldığını vermedi, aldığını vermedi 
Ahirete herkes gitmeden burada azığını alır kardeş 
Sen gitsen de eserlerin kalır kardeş, kalır kardeş. 
Bu dünyada biz yolcuyuz, yolun da sonu var kardeş 
Kiminin villası var, kiminin de hanı var kardeş 
Bu vücutta kalp var, et kemik var, canı da var kardeş 
Şu dünyadan gitmeden ahiret için de çalış kardeş 
Bu toprak bir gün seni de alır kardeş 
Sen gitsen de eserlerin kalır kardeş, kalır kardeş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102224</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba8b637d-8109-4bbb-80c6-3be264521136.jpg</image:loc>
            <image:title>Uyur Veda</image:title>
            <image:caption>Yaşadığın dünya en güzel dünyan mıdır? 
En güzel rüyalar, en güzel tercihlerin sonucu mudur? 
Yüzlerce farklı olasılığın, binlerce tercihin sonuçlarını doğuran milyonlarca evren arasında izin verir misin en güzel rüyanın kâbus olmasına? Farklı bir evrendeki olasılığa mı bırakırsın mutluluğu? Yoksa en güzel rüyanın kâbusu, senin iyileşmiş hâlin midir çocuk? 
Unutma çocuk, unutma! En güzel rüyanı kâbusa çevireni. 
Sen de en tatlı uykularından uyandır onları, 
Herkese ve her şeye inat “Barış dile, sevgi dile, umut dile”, 
En güzeli de, içinde yaşayacağın bir dünya için, özgürlük dile çocuk, özgürlük. 
Dr. Melisa İrem Kara 
 
Kelebek olmak istiyorsak kozalağımızı kendimiz yırtmalıyız. Başkası yırtarsa ölürüz. 
1971&apos;de Denizlerin,1972&apos;de Tokat Olaylarının,1977&apos;de Taksim İşçi Bayramı&apos;nın,1978&apos;de Maraş Olaylarının ve son olarak 1993&apos;te Madımak Olayının kozalağını burjuvazi ve emperyal güçler yırttı. Sen yine de kavgan onurlu olsun istiyorsan ringine çıkmalısın çünkü sana kim vuracak görürsün... 
Hüzün bir kelebek olsun gözlerinizde. 
Beşler Kara</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102225</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d84fba1b-a9a2-4867-9ae3-3714024bac1a.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanın Ötesindeki Şehir</image:title>
            <image:caption>2022 yılının yaz mevsiminde Türkiye’de başlatılan bir proje ile ülkedeki başarılı öğrenciler yurtdışına gönderilir. Proje, Covid-19’un dünyaya getirmiş olduğu yeni normali aşmak ve eski normale dönmek amacıyla gençleri sosyalleştirmek için gerçekleştirilir. 
Dünyanın çeşitli ülkelerine gitmeye hak kazanan öğrencilerden birisi, Rusya ve Japonya sahalarına yollanır. Bir kısmı trenle yapılan bu yolculuk sırasında her şey iyi gitmektedir, ta ki son bir ana kadar. 
Sibirya’daki tren yolculuğunda öğrencilerin hepsi son durağa varır, biri hariç. Kaybolduğu sırada zamanda yolculuk yapan bir genç, onu gizleyen eski bir Sovyet askeri, uzaktaki soğuk Pasifik kıyıları, bilinmezliğin içerisindeki macera, yaşanan bir aşk ve hayatta kalma mücadelesi… 
Genç, günümüze dönmeyi başarabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102226</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3e026464-3b50-425e-9ce2-443ae8bab76f.jpg</image:loc>
            <image:title>Atlantik Çözülürken</image:title>
            <image:caption>Dünya hızla değişiyor. Güç dengesi ekonomik, politik, diplomatik düzlemde batıdan doğuya,
Atlantik’ten Pasifik ve Avrasya’ya kayıyor. Bu değişim ülkelerin dış politikasına, ittifak ilişkilerine
olduğu kadar, ittifakların da yapılarına, önceliklerine, hedeflerine, tehdit tanımlarına,
tehdit algılarına da yansıyor elbette. Sonuçta ihtiyaçlar değişince, ittifaklar da değişiyor ve

her ittifak karşısında bir başka ittifak doğuyor.

Bu değişim, ABD’yi ve öncülük ettiği Atlantik ittifakını, NATO’yu hırpalıyor öncelikle. ABD
emperyalizminin işgal ve saldırı aygıtı olan NATO, her ne kadar Ukrayna – Rusya Savaşı’nı da
fırsat bilip, İsveç ve Finlandiya’yı bünyesine katmak için önemli adımlar atsa da, NATO’nun beyin
ölümünün gerçekleştiğini, bizzat ittifakın kurucularından olan Fransa’nın cumhurbaşkanı

Emmanuel Macron söylüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102227</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8fd38ce3-dd87-4215-be41-b86cbbaaffa7.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyalar Savaşı</image:title>
            <image:caption>İngiltere&apos;nin Leatherhead kasabasında bir gece gökyüzünden dünyaya silindir biçimli kapsüller düşer. Bu kapsüllerin içinden üç ayaklı devasa savaş makineleriyle korkunç görünümlü Marslılar ortaya çıkar. Dünya’ya neden geldikleri hakkında hiçbir bilgi bulunmayan bu dev uzaylılar, yüksek teknolojili silahlarıyla insanlara saldırarak Dünya’yı istila etmeye başlar. 
 
Zaman Makinesi, Doktor Moreau’nun Adası gibi değerli eserleri dünya edebiyatına kazandıran H.G. Wells, düşünce tarzı ve kurguları ile zamanının ötesinde, bilimkurgu türünün öncüsü olan yazarlardan biridir. Dünyalar Savaşı ise türünün en önemli eserleri arasında gösterilmeye devam etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102228</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ba0405d-7e54-4260-8f08-9d47f8c83738.jpg</image:loc>
            <image:title>İktidardan Sefalete Trablusgarp&apos;a Osmanlı Müdahalesi Sonrası Karamanlı Hanedanı 1835-1924</image:title>
            <image:caption>İktidardan Sefalete Trablusgarp&apos;a Osmanlı Müdahalesi Sonrası Karamanlı Hanedanı 1835-1924</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102229</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/353dc118-dd4b-4713-8dd9-d4394d0721f4.jpg</image:loc>
            <image:title>RÖNESANS Şan &amp; Gitar</image:title>
            <image:caption>RÖNESANS Şan &amp; Gitar
Tanıım Metni</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102230</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b4e68f3-e6e6-4e2d-899f-a16cd8cfe8c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Radikal Ampirizm Üzerine Denemeler</image:title>
            <image:caption>Felsefenin iki büyük kampı olan rasyonalizm ile ampirizmin deneyim ve bilginin konumuna dair kavgası, düşünce sahnesinde kapanmış bir geçmişin silik bir anısı gibi görülür. Oysa bugün dahi, beşeri bilimler pratiğinin sahasından teorisine, doğa bilimlerinin deneylerinden büyük kozmolojik iddialara kadar her alanda, ‘‘deneyim’’, ‘‘bilgi’’, ‘‘özne’’, ‘‘nesne’’, ‘‘gerçeklik’’, ‘‘doğruluk’’ gibi terimlerin müphemkullanımıyla sıklıkla karşılaşılır. 
Bu kitapta William James, rasyonalizm ve ampirizm arasındaki kadim tartışmada salt ampirizmden taraf olmakla kalmıyor, ayrıca iki kampın deneyime dair ortak bir yanlış kavrayıştan hareketle konumlarını inşa ettiklerini göstererek yeni ve ‘‘radikal’’ bir ampirizm geliştiriyor. Hem psikoloji pratiğinden gelen birikimini hem de bir yazar olarak polemikçi üslubunu ustalıkla kullandığı bu müdahalesinde James, öne sürdüğü ‘‘saf deneyim’’ ilkesinden hareketle bir yandan bütün bir felsefi sahneyi yeniden biçimlendirmeye girişiyor, diğer yandan da kurucusu olduğu radikal ampirizm ile diğer ekoller arasında (pragmatizm, Bergsonculuk, hümaniizm) yeni bağlar kurmaya çalışıyor. 
Bugün de felsefeye, bilime, sanata ve politikaya dair akıl yürütmelere musallat olan gerçek problemleri, yetkin bir filozof ve keskin bir yazarın derin kavrayışıyla sunan bu kitap, bütün güncelliğiyle keşfedilmeyi bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102231</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e5de12d-2f92-40d3-93ca-0301dd142f30.jpg</image:loc>
            <image:title>Resimli Adalya Kitabı</image:title>
            <image:caption>Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Hiç şüphesiz ki Antalya, Dünyanın en güzel yeridir,” dediği Antalya âdeta, “yeryüzündeki cennet” hüviyetine bürünmüş nadide bir Akdeniz kentidir. 
 
Adalya, köklü bir tarihe sahiptir ve bir liman kenti olarak kurulduğu günden itibaren önemini hiç kaybetmemiştir. Kadim zamanlarda pek çok medeniyeti sinesinde barındıran Adalya, konumunun da etkisiyle birçok farklı kültürü bünyesinde bir araya getirerek kucaklamıştır. 
Kentin erken tarihinde bütün kabileler diyarı/ırklar ülkesi olarak tanınan Pamfilya bölgesi, uzak diyarlara seferler yapan deniz ticaretinin ve kuruluşundan itibaren bir deniz üssü olmanın da etkisiyle kozmopolit bir deniz kenti olarak tanınmıştır. Bizans devrinde önemli bir deniz theması olan Adalya, Selçuklu devrinde Alanya ile birlikte kışlık başkent olmuştur. Adalya şehir hayatında Selçuklu devrinin etkilerini bugün halen açık biçimde görebiliriz. 
Akdeniz’in incisi, Anadolu medeniyetinin beşiği, yeşilin maviyle denizin gökyüzüyle buluştuğu, güneşin ışıltısını, meltemin ılık ve narin esintisini, turunçgillerin tüm tonlarını görüp hissedebileceğimiz, tarihî yapıları ve geçmişle gelecek arasında bir köprü kurması ile tarihî bir hüviyete bürünen Adalya, Mustafa Oral’ın kaleminden okuyucularıyla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102232</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1fa4d721-92f3-4dc9-a14c-f4410eb5b0ef.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiirlerle Aşk</image:title>
            <image:caption>FIRTINAYA DÖNÜŞTÜ AŞKIMIZ 
 
Bir gönül yarası sardı benliğimi, ağ gibi, 
Fırtınaya dönüştü bu aşk, incitti kalbimi, 
Yerleşti yüreğime yeniden kasırgalar, 
Aşk limanımı dövüyor, bak bu asi duygular. 
 
Kırık bir sandalda, okyanusta gibiyim, 
Yine ben sahipsizim, yine kimsesizim, 
Su alırken aşk kayığım, bilerek derinden, 
Kurtuluşum yok benim, bu yaralı sevgiden.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102233</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9a08b0c-89a5-41f0-89b4-d3fae3883db8.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavşancık Benjamin&apos;in Masalı</image:title>
            <image:caption>“Peter,” dedi Küçük Benjamin fısıltıyla, “kıyafetlerini kim aldı?” Peter cevapladı: “Bay Çiftçioğlu’nun bahçesindeki korkuluk.” Sonra bahçede nasıl kovalandığını, ayakkabılarını ve ceketini nasıl düşürdüğünü anlattı. Bay Çiftçioğlu’nun bahçesine bakmaya başladılar. Peter’in ceketi ve ayakkabıları, korkuluğun üzerinde açıkça görülüyordu, Küçük Benjamin “Kapının altından geçersek kıyafetlerimiz kirlenir; armut ağacından aşağı inerek içeri girmek en doğrusu,” dedi. Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102234</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa3a53e4-87bf-4c4b-ac8a-5c265d0376e6.jpg</image:loc>
            <image:title>İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını / Şerife Bacı</image:title>
            <image:caption>İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını Şerife Bacı adlı romanın Şerife Bacı’nın şahsında Türk kadınının kahramanlığını destansı bir anlatımla ebedîleştirmesi Türk tarihi ve edebiyatı için önemli bir adım olmuştur. Bu bağlamda Şerife Bacı’nın destansı kahramanlığının anlatıldığı bu romanın, Türk milletinin her bir ferdi tarafından okunmasının gerekliliğini vurgulamak kaçınılmazdır. 
Murat BAŞESGİOĞLU 
 
“... O sırada oda kapısının önünde ayakta bekleyen Şerife atıldı: 
‘Ben gelirim Muhtar Emmi, ben gelirim. Hem bizim öküzlerin huyunu benden daha iyi bilen olmaz. Sürer götürürüm. Madem bize ihtiyaç var, madem asker cephede mermi bekler, madem vatan kurtulacak, elbet gelirim. Muhtar Emmi, madem yavrular vatansız kalmayacak, madem biz canımızdan, namusumuzdan emin olacağız, elbet gelirim.’ ” 
İşte Türk kadınının fıtratını yansıtan cümleler böyle dökülmüştü Şerife’nin dudaklarından... 
Her alanda değer üreten Türk kadını savaşlarda da kahramanca mücadele etmiştir. Bu mücadele sürecinde bizzat savaşlara katılmanın yanında, cephe gerisinde hastanelerde hasta bakıcı ve hemşire olarak, fabrika ve atölyelerde mermi ve cephane üreterek, cephedeki askerlere mermi taşıyarak, askerlerin dikim ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılayarak önemli görevler ifa etmişlerdir. Türk kadınlarının düşmana karşı savaştığı ve efsaneleştiği dönemlerden biri de Millî Mücadele dönemidir. 
İstiklal Yolunda Kahraman Bir Türk Kadını Şerife Bacı da işte bu mücadelenin genç bir kadının ruhunda uyandırdığı destansı bir kahramanlığın sonraki kuşaklara miras kalan değerli hatırasının bir romanıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102235</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f43de701-a280-4e1d-b888-54725aa0a6a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Jemima Patırdak&apos;ın Masalı</image:title>
            <image:caption>Jemima Patırdak geçmişte yumurtalarını saklayıp kuluçkaya yatmaya çalışmıştı. Ama onları her zaman buldular ve alıp götürdüler. Jemima Patırdak oldukça çaresiz kaldı. Bu yüzden çiftlikten uzak bir yerde yuva yapmaya karar verdi. Güzel bir bahar öğleninde, tepeye doğru giden yük arabası yolu boyunca yürümeye başladı. Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102236</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8b94dc2-7b73-42c1-b0f9-745b7c3c9e75.jpg</image:loc>
            <image:title>Zencefil ve Turşu&apos;nun Masalı</image:title>
            <image:caption>Bir zamanlar bir kasaba dükkânı vardı. Dükkânın adı Zencefil ve Turşu’ydu. Oyuncak bebekler için çok uygun küçük bir dükkândı. Lucinda ve Jane Bebek-aşçı alışverişlerini her zaman Zencefil ve Turşu’dan yaparlardı. İçerideki tezgâh tavşanlar için ideal bir boydaydı. Zencefil ve Turşu, üç kuruşa kırmızı puantiyeli yaka mendilleri satıyordu. Ayrıca şeker, tütün ve takunya da satıyorlardı. Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102237</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/236216e2-b4d7-4dd1-9471-438b3faa51f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavşan Peter&apos;ın Masalı</image:title>
            <image:caption>Bir zamanlar dört küçük tavşan vardı ve isimleri Zıpzıp, Paspas, Pamuklu ve Peter’di. Kocaman köknar ağacının köklerinin altındaki kum tepeciğinde anneleriyle birlikte yaşarlardı. “Hadi bakalım yavrularım,” dedi bir sabah yaşlı Bayan Tavşan “tarlalarda oynayabilir ya da patikalardan geçebilirsiniz. Ama sakın Bay Çiftçioğlu’nun bahçesine girmeyin, olur mu yavrularım? Babanız orada bir kaza geçirdi ve Bay Çiftçioğlu onu bir turtanın içine koydu.” Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102238</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f0470cd-8c29-4b40-b8a4-709528ecf1c2.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Kötü Farenin Masalı</image:title>
            <image:caption>Tom Parmak ve Hunka Munka gördükleri manzara karşısında sevinç çığlıkları attılar! Masanın üzeri o kadar güzel yemeklerle doluydu ki! Bakır kaşıklar, kurşun çatal bıçaklar ve iki bebek sandalyesi. Ne kadar da güzel! Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102239</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ca2aee6-e54a-469b-b425-fe46df4b6d08.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Neyi Neden Yapar-2</image:title>
            <image:caption>Sıradan gibi gelen çocuk davranışlarının birçoğu onun duygu dünyasından izler taşır yetişkine...
Kimi zaman kardeşini iterken...
Kimi zaman köşede bir yerde sessizce oynarken...
Kimi zaman huysuzca her söylenene itiraz ederken...
Bazen şımarıp bazen yılışırken...
Bazen yemek yiyip bazen yemezken...
Bazen ödevlerini yapıp bazen yapmazken...
Aslında bir mesajı vardır yetişkine çocuğun. Çocuk davranışlarını okuyabilen ebeveynler, çocukların verdiği mesajları doğru anlarken bir taraftan da birlikte yaşamanın keyfini sürerler. Mesajları doğru okuyamayan ebeveynler ise çocuğuyla sürekli bir çatışma, tartışma ve huzursuzluk içinde bulurlar kendilerini.
Adem Güneş, sıradan gibi görünen birçok çocuk davranışının hangi anlamlar içerdiğini ebeveynlerle paylaşarak çocuk davranışları anlamada çaresiz kalan anne babalara pratik bir bilgi kaynağı sunuyor. Çocukların davranışlarının nedenlerini ve çözüm önerilerini yalın ve anlaşılır bir dille anlatıp çözüm önerileri veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102240</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f44ac53-6788-47f9-b4bc-dc53c50e1a9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Yumuk&apos;un Masalı</image:title>
            <image:caption>Fare, Bayan Yumuk’la dalga geçtiği için, her ne kadar ayıp olsa bile, Bayan Yumuk da fareyle dalga geçmeye karar verdi. Bayan Yumuk, fareyi toz bezine bağlayıp bir top gibi fırlattı. Ama toz bezindeki deliği unutmuştu. Bezi çözdüğünde fareden hiç iz yoktu. Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102241</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f33fdb8-6c28-4855-9a7b-a22943a983e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Parıl Pak&apos;ın Masalı</image:title>
            <image:caption>Lucie “Sen de kimsin?” dedi.  “Cep mendillerimi gördün mü?” Minik hanım reverans yaptı. “Ah, evet eğer lütfederseniz benim adım Bayan Parıl Pak. Ah, evet eğer lütfederseniz ben harika bir paklayıcıyım.” Hemen kıyafet sepetinden bir şey aldı ve ütü masasına serdi.
Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir.
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102242</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d94de77-0ec4-4eee-b0f1-ad6be3c8ac1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Balıkçı Jeremy&apos;nin Masalı</image:title>
            <image:caption>Bu sırada Bay Jeremy kederli bir halde sandalın kenarında yaralı parmaklarını emerek ve suya dikkatle bakarak oturuyordu. Çok daha kötü bir şey oldu. Eğer Bay Jeremy yağmurluk giymemiş olsaydı çok korkunç bir şey gerçekleşecekti. Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir. 
Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102243</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c4455e1-9741-4bb4-a04e-f56278fc6dc6.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökbilimsel</image:title>
            <image:caption>Samanyolu’nun yaklaşık 200 milyar güneş barındırdığını biliyor muydunuz? Peki ya Jüpiter’de bir günün yalnızca 10 saat sürdüğünü? Mars’ta gökyüzünün gündüzleri pembeyken gün batımıyla maviye döndüğünü, Neptün’deyse atmosfer koşullarının elmastan yapılma minik dolu taneleri oluşturduğunu?
Uzay, bir insanın inceleyebileceği en büyük, en eski, en sıcak, en soğuk, en tuhaf yapı. O halde bilimin en şaşırtıcı gerçeklerinin astrofizik ve kozmolojiye ait olması, insanlığın da bu esrarengiz yapıyı keşfetme çabası pek şaşırtıcı değil. 
Elementsel ve Parçacıksal’ın yazarı Tim James, Gökbilimsel’de evrenin uçsuz bucaksız sularına dalıyor ve uzaylılardan ötegezegenlere, beyaz deliklerden karanlık maddeye, kuasarlardan kuark yıldızlarına karşılaşabileceğimiz en büyük gizemlere ışık tutmak üzere kolları sıvıyor. Hem astronomi tarihçesini ve konuya ilişkin en güncel gelişmeleri detaylarıyla anlatıyor, hem de Düz Dünya dahil kamuoyunu meşgul eden tartışmalara kendine özgü mizahi üslubuyla parmak basıyor.
 
“James, karmaşık kavramları basitleştirmek için en temele iniyor. Uzayın devasalığını kolaylıkla anlaşılır hap bilgilere dönüştürerek evrenin tuhaflığını en hayranlık uyandırıcı şekilde gözler önüne seriyor.” –Foreword
“Önceki kitabı Elementsel’de olduğu gibi didaktiklikten uzak ama bilgilendirici bir tavır benimseyen Tim James, bizi uzay biliminin ışık yıllarında, Büyük Patlama’dan UFO’lara uzanan eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor.” –Andrew Crumey
“Bilimin sıkıcı ve yavan olması gerektiğini kim söyledi? Tim James olmadığı kesin!” –The New York Post</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102244</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ef73e0c-1a56-460e-9bec-94283f15bfa1.jpg</image:loc>
            <image:title>Zıpzıp Tavşancıkların Masalı</image:title>
            <image:caption>Küçük tavşanlar, adeta bir çimen yağmurunun altında mışıl mışıl uyurken tatlı tatlı gülümsediler. Ama marullar çok uyku getirdiği için uyanamadılar. Anneleri Zıpzıp’ın, onları saman yatağa yatırdığını hayal ettiler. Bay Çiftçioğlu çuvalını boşalttıktan sonra aşağı baktı. Biçilmiş çimlerin arasından fırlayan tuhaf, küçük kahverengi kulakları gördü. Bir süre kulakları izledi. O anda bir sinek, kulaklardan birine kondu, kulak kımıldadı. Küçük çocukların dürüstlüğün, basit zevklerin tadını çıkarabilmesine en ufak bir katkım olabildiyse, iyi bir şey yapmışım demektir.
 Beatrix Potter</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102245</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80307fac-1951-439b-b8c1-2d1b31c95a28.jpg</image:loc>
            <image:title>Gül Ağacı Sana Benzer</image:title>
            <image:caption>Bir yanında geçmişten gelen düşmanların tehlikesi, bir yanında aşkın en çetrefil hali: Ensar...
Baharının en güzel günlerinde gönlünü kaptırdığı sevdasına koyu gölgeler düşen Rüveyda...
İki dost aile: Ortaklıklar, kayıplar, yalnızlıklar ama günün sonunda birbirinin yarasını aşk ve imanla saran insanlar...
Mutlu bir gelecek için gönülleri titreyen Ensar ve Rüveyda vuslata eremeden ayrı düşerler. İkisinin de geçmişinde gizlenen sırlar ve karanlık yüzler, bu buluşmanın önünde engeldir. Vuslat makamına ulaşmak ve geçmişin gölgelerini geride bırakmak için aşkın ve imanın gücüne sığınmaktan başka çareleri yoktur...
Yüz binlerce okuru tarafından beğeniyle takip edilen Ahmed Günbay Yıldız&apos;dan, aşkın gerçek manasına dair sürükleyici ve hayatını inandığı değerlerden ayrı yaşayanları özüne döndürebilecek kuvvette bir roman…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102246</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5c46501-9ece-4d28-a49f-fd7c61e7587e.jpg</image:loc>
            <image:title>Karar Ver, Planla, Harekete Geç</image:title>
            <image:caption>Sağlıklı besleneceğinize dair kendinize defalarca söz verdikten sonra kendinizi kocaman bir dilim çikolatalı pasta yerken buluyor ya da daha planlı çalışacağınızı söyledikten sonra yine sınavdan bir gün önce sabahlıyor olabilirsiniz. İtiraf edelim: Siz de bu durumlardan mutsuzsunuz ve değişmeyi diliyorsunuz. Peki gelecekteki versiyonunuza dair hayaller kurmak bile size iyi geliyorken değişime karar vermek ve bunu sürdürmek neden bu kadar zor?
Dünya değişiyor, beklentiler artıyor ve bu hıza uyum sağlamak gitgide zorlaşıyor. Akıllı cihazlar bile çağın gerisinde kalmamak için güncellenirken, büyük değişimler karşısında aynı kalmanız pek mümkün olmasa gerek. Elinizde tuttuğunuz kitap, okullarda öğretilmeyen ama hayatınızı düzene koymak için ihtiyacınız olan bilgileri içeriyor ve doğru karar vermekten etkili düşünmeye, değişim yollarından sürdürülebilir sistemler kurmaya kadar pek çok süreci adım adım işliyor. Bireysel gelişimin ve başarının formülünden ziyade sürece odaklanarak davranışları değiştirmenin uzun vadedeki faydalarına odaklanıyor.
Ayça Karaman’dan Karar Ver, Planla, Harekete Geç durmadan değişen dünyada işleyen ve sürdürülebilir bir düzen kurabilmek için ihtiyacınız olan bilgileri yöntemler ve alıştırmalarla pekiştiren interaktif bir yaşam rehberi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102247</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d58a6109-00df-42b0-9e87-8f23ddd867e3.jpg</image:loc>
            <image:title>6-7 Eylül 1955 Olayları</image:title>
            <image:caption>Bu çalışma, ne nesnellikten koparak duygusal ya da milliyetçi bir refleksle olayları mecrasından farklı bir yere taşımayı ne de akıntıya kendini kaptırarak Türk devlet geleneğine saldırmayı bir marifet sayar. 6-7 Eylül Olayları&apos;nın gerçekleştiği dönemde Trabzon Milletvekili Mahmut Goloğlu’nun özel arşivinden kuvvetle beslenen elinizdeki çalışma, mevcut literatürde kullanılmayan arşiv belgelerini ve gazete koleksiyonlarını zengin bir kaynakçayla sentezleyerek yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor. Bunu yaparken olguları ön plana çıkartarak okuyucuyu yönlendirmeden zihin berraklığıyla kendi bakış açısını oluşturmasını sağlamayı amaçlar ve takdiri onlara bırakıyor.
1950’lerin ortalarından itibaren Türk-Yunan ilişkilerini germeye başlayan Kıbrıs Meselesi, Türk kamuoyu tarafından sahiplenilmiş, hükûmeti de dikkatli bir tutum takınmaya itmişti. 6-7 Eylül 1955 Olayları ve akabinde yaşanan trajedi ise ilişkileri bambaşka bir noktaya taşımıştı. Demokrat Parti hükûmetleri yaşananların sancılarını çekmiş, Türkiye’nin uluslararası arenada bozulan imajını düzeltme mücadelesi ise hep sürmüştü. 6-7 Eylül Olayları, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra Yassıada mahkemelerinde ciddi bir gündem teşkil etmişti.
Türk milletinin iki bin yıldır ayakta tuttuğu devlet geleneğinin yara aldığı 6-7 Eylül Olayları salt psikolojik etkenlerle açıklanabilir mi? Olaylar hükûmetin tertibi miydi? Hükûmetin sorumluluğu komünistlere yüklemesi ne kadar doğruydu? Olaylarda dış servis, popüler söylemle “derin yapı” bağlantısı var mıydı? Yoksa yaşananlar doğal bir sürecin parçası mıydı? Olaylar iktidar, muhalefet ve azınlıklar üzerinde ne gibi etkiler bıraktı? Prof. Dr. Uğur Üçüncü ve Prof. Dr. Hikmet Öksüz’ün kaleme aldığı 6-7 Eylül Olayları: Yakın Tarihin Sis Perdesi, olaylarla ilgili tüm sorulara cevap arıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102248</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09159b06-a8d8-40eb-af59-27600b7ee4e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Volkanı Patlamadan</image:title>
            <image:caption>“Halkın çehresine bakıyorum. Herkes neşe içinde. Hani ya harp tehlikesi vardı?.. Hiç kimse korkuyu aklına bile getirmiyor. Herkes gülüyor, şakalaşıyor, şarkı söylüyor, ıslık çalıyor.”
Cemil Süleyman’ın Bükreş ziyaretinden
 
Yıl 1939... Avrupa’nın ve dolayısıyla dünyanın da kaderini değiştiren II. Dünya Savaşı’nın hemen öncesi... Fecr-i Âti topluluğunun en etkili isimlerinden Cemil Süleyman, Almanya’ya sipariş edilen yolcu gemilerini almak üzere gönderilen mürettebatta doktor olarak görevlendirilir. Bu vesileyle kısa süreli bir Avrupa seyahatine çıkar ve notlar almaya başlar. Ancak kaleme aldığı seyahat notlarındaki edebî dil, keskin zekâ ve güçlü gözlem yeteneği Cemil Süleyman’ın eserini sıradan bir gezi günlüğü olmaktan çıkarır. Nihayet II. Dünya Savaşı öncesi Avrupa’nın nabzını tutan, okuması müthiş keyifli bir seyahatname meydana gelir.
Cemil Süleyman’ın bindiği tren bizi önce Romanya’ya götürür; yazar Romanya halkının ufukta beliren savaşa karşı kayıtsızlığına hayret eder. Bir sonraki durağı Polonya’da ise Danzig Meselesi’nden dolayı Polonya halkının savaş ihtimalini çoktan göze aldığını ve bu uğurda canını vermeye hazır olduğunu gözlemler. Yolculuğun geri kalanına gemiyle devam eden Cemil Süleyman, ziyaret ettiği ülkeler arasında savaş havasını belki de en yoğun şekilde Almanya’da hisseder: Friedrichstraze’den sert adımlarla geçerek gösteri yapan askerler, top ve cephane dolu yüzlerce vagonun sevkiyatı, gıda fiyatlarında görülen kayda değer artış, yiyecek kıtlığı, nihayetinde Yahudi vatandaşlara ardı ardına getirilen yasaklar… Avrupa’daki son durağı olan Hollanda’da ise hava donanmasının tatbikatına rast gelir.
Başlamak üzere olan II. Dünya Savaşı’nın bütün kıtaya sirayet eden havasını teneffüs eden Cemil Süleyman, kıymetli ve gerçekçi gözlemlerini tecrübelerinin imbiğinden geçirerek dönemin Avrupa’sını gözler önüne serer. Patlamak üzere olan Avrupa volkanı üzerinde bir seyahate; bütün kıtaya yayılan gerilime, tedirginliğe ve teyakkuz hâline şahit olmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102249</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ab5ff77-3a11-4b6a-8f0d-749e58c3732d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarıca Paşa Ve Umur Bey Vakfı</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti ile neredeyse yaşıt bir aile olan Sarıca Ailesi, soyunu günümüze kadar devam ettiren köklü bir Türk ailesidir. Ailenin ilk mensupları (Sarimüddin Sarıca Paşa, Umur Bey, Ali Bey ve Mehmed Çelebi) devletin kuruluş dönemi ve imparatorluğa dönüşüm sürecinde önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Bu başarılı hizmetlerini takdir eden devrin padişahları aileye çok sayıda mülk temlik etmişlerdir. Aile; devletin bağışladığı bu mülklerin neredeyse tamamına yakınını vakfederek, asırlar boyu sürecek şekilde tekrar halkın hizmetine sunmuştur.  Hem devlete hem de topluma yaptıkları bu hizmetlerinden dolayı Sarıca Ailesini “İmparatorluğun kurucu ailelerinden biri” olarak nitelemek, abartılı bir tanımlama olmayacaktır. 
Osmanlı İmparatorluğu’nun en eski vakıflarından biri olan Sarıca Paşa ve Umur Bey Vakfı, beş asra yakın toplum yararına hizmet etmiştir.  Vakfın son üç asrına aile içi mücadeleler damgasını vurmuştur. Anlaşmazlıkların sık sık yargıya taşınması vakfın işleyişini olumsuz etkilemişse de Aile tarihinin aydınlatılmasına katkı sağlamıştır. Mahkeme kayıtlarına geçen belgeler, Vakfın yöneticilerinden hareketle Sarıca Ailesinin yaklaşık beş buçuk asırlık soyağacını tespit etmemize imkân sunmaktadır. 
Bir gazi komutan vakfı olan Sarıca Paşa ve Umur Bey Vakfı, tarihî süreçte zaman zaman kötü yönetilmiş olmasına rağmen kurucusunun arzuladığı gibi günümüze kadar ayakta kalmayı başarmıştır. Bu kitapta, arşiv belgeleri ışığında aile içi rekabetin odağında yer alan bir vakfın ilginç hikâyesini okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102250</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/feaf80b1-1357-4cf3-9dfa-bb9be4693ac9.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyasetin Ahlaki Eleştirisi</image:title>
            <image:caption>Yavuz Sultan Selim’in kardeşi ve II. Bâyezid’in oğlu olan Şehzade Korkud, yönetici ailenin yöneticiliği tercih etmeyen âlim bir üyesi, Hanefî bir çevrede kendi iradesiyle Şâfiîliği seçmiş bir fakih, dedesi Fatih’in siyasi, hukuki ve ilmî faaliyetleri sayesinde büyük bir imparatorluk hâline gelen güçlü ve önü açık bir siyasi teşekkül içerisinde yapılanları kıyasıya eleştiren bir hükümdar adayıdır. Yöneticilikten affını istemesine ve idareden uzak olduğunu defalarca söylemesine rağmen Korkud’un, ömrü boyunca siyasetten de ilimden de kop(a)mayan bir sima olduğunu görülmektedir. Ayrıca Osmanlı Hanedanı’ndan eser telif eden tek âlim olarak dikkat çeken bir isimdir.
Siyasetin Ahlâkî Eleştirisi adıyla yayınladığımız, orijinal adı Da‘vetü’n-Nefsi’t-Tâliha ile’l-A‘mâli’s-Sâliha  olan Şehzade Korkud’un bu eseri, onun siyasetle alakalı düşüncelerini içerir. Korkud, babasına hitaben yazdığı bu çalışmasını farklı alanlara ait pek çok eserden istifadeyle hazırlamıştır. Şeriat ile örfün birbiriyle uyuşmazlığını, yöneticilik sorumluluğuyla takvalı bir İslami yaşayışı birlikte götürmenin imkânsızlığını savunan Korkud, bu gibi sebeplerle yöneticilikten kendi isteğiyle feragat ettiğini ileri sürmektedir.
Daha önce orijinali basılmamış olduğu gibi yazıldığı Arapçanın dışında başka bir dile de ilk defa çevrilen bu eser hem kronolojik bakımdan en erken hem de kapsam ve hacim itibarıyla şeriat-örf ilişkisi konusunda Osmanlı sistemine yönelik en etraflı eleştirileri içeren en önemli siyasetnamelerdendir. Musa Sancak’ın yaptığı daha çok edisyon kritik niteliği taşıyan bu tercüme ve Asım Cüneyd Köksal ile Musa Sancak’ın birlikte kaleme aldığı giriş bölümüyle siyaset kitaplığımıza çok önemli bir kaynak eseri kazandırmış bulunmaktayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102251</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ce0c30f-8413-4b36-a8ff-d4aa44a4cc50.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufiyim Halk İçinde: Yunus Emre</image:title>
            <image:caption>Bu güzide kitap Yunus Emre’yi nereden ve nasıl okumalıyım sorusunu soranların cevap bulacağı nitelikte bir eser. Yunus, yaşadığı dönemde türlü olumsuzluklar, savaşlar, yoksulluklar ile adeta kuruyan ve çoraklaşan Anadolu toprağını, neredeyse her biri bir ilahiye dönüşmüş irfan ve hikmet dolu sade ve yalın şiirleri ile sulamış, yeniden yeşertmiştir. Kendinden sonra gelmiş pek çok şaire örnek olmuş olan Yunus Emre, dilindeki sade ve saf Türkçe ile asırlarca canlılığını muhafaza edebilmiştir. Sözü samimiyetle söyleyebilmek, insana, doğaya, hayvana, bitkiye aşkla bakabilmek, her niyetin altına sevgiyi özenle yerleştirebilmek yüce bir gönle sahip olmakla mümkün olur. &quot;Âşık dilin bilmeyen yâ delüdir yâ dehrî/Ben kuş dilin bilürem söyler Süleymân bana&quot; beytiyle kendi dilini kuş dili; yani aşk dili olarak tanımlamıştır. Prof. Dr. Bilal Kemikli, bu hikmete giden yolda bizlere kendi güzel sunumuyla bir yoldaşlık teklif ediyor. Issız bir çölde suya susamış gönüllerin arayıp da bulamadığı bir derya olan Yunus Emre’yi tanıtıcı bu kapsamlı bir kitap, Yunus’u merak edenler için eşsiz bir kılavuz. Bu gönül insanının hayatını daha iyi tanımak, onu anlamak, onun gibi düşünebilmek için keyifle okunacak bir eser &quot;Sufiyim Halk İçinde…&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102252</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f742a07-71d8-41d5-957a-6b4ccd2392c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Nils ve Olağanüstü Maceraları</image:title>
            <image:caption>Nobel ödüllü usta bir yazarın kaleminden
yaban hayatın güzelliklerine olağanüstü bir yolculuk!
 
Etkileyici bir dostluk ve dönüşüm hikâyesi…
 
Nils Holgersson, küçük bir çiftlikte ailesi ile birlikte yaşayan, haylaz, yaramaz, tembel ve bencil bir çocuktu. Ta ki bir gün bir elf olarak uyanana kadar…
 
Nils bu büyüden kurtulmak için çiftlikteki evcil kaz Martin’le birlikte yaban kazları sürüsüne katılır.
Ülkenin bir ucundan diğer ucuna göç edecekleri bu olağanüstü yolculukta Nils, inanılmaz maceralar yaşar, hayvanların gizemli yaşamlarına tanık olur ve ilginç insanlar tanır.
 
Yaşayacağı heyecan dolu bu serüven, aynı zamanda içsel bir yolculuk olacak ve onu bambaşka birine dönüştürecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102253</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c5949bf-4190-491a-8f40-c691ad7b33ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Gel De İnanma - Ezber Bozan Osmanlı Tarihi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı tarihinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Halil İnancık, “Ben tarihte Osmanlı kadar yanlış anlatılan ve yanlış anlaşılan başka bir devlet görmedim.” demiştir. Osmanlı tarihiyle ilgili son 40-50 yılda yapılan araştırmalar, yeni bilgi, belge ve bulgular birçok bilginin değişmesini sağlamıştır. Buna rağmen bazı ezberler bozulamamıştır. Bu kitabımızda birçok sorunun cevabını yetkin kaynakların ışığında arıyoruz. İşte onlardan bazıları:


*Kayı boyunun lideri Süleyman Şah mı? Gündüz Alp mi?
*Ulubatlı Hasan efsane mi yoksa gerçek bir karakter mi?
*Fatih Sultan Mehmet zehirlendi mi?
*Yavuz Sultan Selim “Ben de köleyim.” diyerek küpe taktı mı?
*Kanuni Sultan Süleyman Fransa’da dansı yasakladı mı?
*Hezârfen Ahmet Çelebi gerçekten uçtu mu?

Bunlar ve çok daha fazlasıyla “Gel De İnanma-Ezber Bozan Osmanlı Tarihi” Eğlenceli Tarih’in akıcı, sürükleyici, şaşırtıcı ve esprili üslubuyla sizi tarihî ezberleri bozmaya davet ediyor. Hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102254</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a3e4d8b-ba79-4a1e-a7e9-66d63c3b8c6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlatmayı Çok Düşündüm</image:title>
            <image:caption>Ailesiyle birlikte Paris&apos;ten Türkiye&apos;ye taşınan Lina ve okulda tanıştığı Asya’nın ortak yönü, hikâyelerinin Paris&apos;te kesişiyor olmasıdır. Asya henüz küçükken annesi ve babası ayrılır ve hiç hatırlamadığı babası Paris&apos;te yaşamaya başlar. Lina&apos;nın ise kimseyle paylaşamadığı, yaşantısını etkileyen sırrı Paris sokaklarında gizlidir. 

İki dost okulun düzenlediği Paris gezisine katılarak hayatlarını derinden etkileyen bu şehirde kendi hazin hikâyelerinin devamını getirmek isterler. Paris’e giderek Asya babasını bulabilecek mi? Lina herkesten sakladığı olay için adalet arayışına düşecek mi? 

Dostluğun cesaret ve dayanışmaya olan etkisini gösteren bu roman, korkuya yenik düşmeden birlikte ses çıkarmanın gücünü hatırlatıyor. 

“Seine Nehri ne kadar güzel akıyor,” dedi. “Dalgaları kıyıyı nazikçe okşar gibi ve yönünü ileriye çevirmiş. Büyük bir okyanusa döküleceğini biliyor. Orada deniz suyuyla birleşince güçlenip daha da mutlu olacak. Bir de onun önüne bir set çektiklerini düşün. Su setin önünde birikir ve eğer başka bir yol bulamazsa çevresine taşar. Her yer su altında kalır değil mi? İşte benim içindeki duygu da buna benziyor Asya. Ancak bu işi çözersem hayatın içine bu nehir gibi tasasızca akabilirim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102255</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa4003d6-1876-4641-a646-44c1df64dc0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Kızı Maceraları 5. Kitap - Kayıp Prenses</image:title>
            <image:caption>Deniz Kızı Maceraları 5. Kitap 
Kayıp Prenses 
Denizin altında pırıl pırıl parıldayan maceralar! 
Sedef bir prenses olduğunu öğrendi. Evet, gerçek bir prenses. Neptün Akademisi öğrencileri bunu konuşmaya başladılar. Herkes onunla arkadaş olmak istiyordu. Ancak Sedef, bundan sonra nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu. 
Okulu bırakıp kraliyet ailesinin yanına mı taşınmalıydı? 
Işıltılı bir taç takmalı mıydı? 
Ona gösterilen ilgiden rahatsız olan Sedef, 
prenses olarak kalıp eski hayatına geri dönebilecek miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102256</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85b7ffad-1f8d-487b-9c71-79da95282c61.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Kızı Maceraları 4. Kitap - Derinlerdeki Tehlike!</image:title>
            <image:caption>Deniz Kızı Maceraları 4. Kitap 
Derinlerdeki Tehlike! 
 
Denizin altında pırıl pırıl parıldayan maceralar! 
Neptün şehrinde büyük beyaz köpek balığı görüldü. 
Bu haber, Neptün Akademisi&apos;ne dalga dalga yayıldı, öğrenciler arasında korku ve paniğe yol açtı. İnci, büyükannesinin hediye ettiği kolyeyi kaybetti ve bunun için Duru&apos;yu suçlamaya başladı. Duru&apos;nun yatağı olan katil balina iskeleti ise oda arkadaşı Damla&apos;yı rahatsız ediyordu. 
İnci, çok sevdiği kolyeyi bulabilecek mi? 
Duru suçlamalardan kurtulabilecek mi? 
Daha da önemlisi, büyük beyaz köpek balığı, Neptün Akademisi&apos;ne saldıracak mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102257</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee1cdafd-3842-4f26-93b0-21a7f55ea753.jpg</image:loc>
            <image:title>Yankı Dağı</image:title>
            <image:caption>Büyük Buhran, sahip oldukları neredeyse her şeyi alınca, Ellie ve ailesi
kasabadaki evlerini terk etmek ve yakınlardaki Yankı Dağı&apos;nın balta
girmemiş ormanlarında yeni bir hayat inşa etmek zorunda kalır.
Elle, dağdaki yeni yaşamında doğada olmanın kendisine kattığı hoş
bir özgürlük hissiyle dolar. Ancak çok geçmeden bu his babasının
talihsiz bir kaza sonucu komaya girmesiyle gölgede kalır, Ellie’nin
sorumlu tutulduğu bir kaza.
Babasına yardım etmeye kararlı olan Ellie, sadece &quot;otacı&quot; olduğu
bilinen bir kadının iyileştirici sırlarını aramak için dağın zirvesine
çıkmaya karar verir. Ancak otacı ve dağın hâlâ ortaya çıkmamış pek
çok hikâyesi vardır.
Newbery Onur Ödüllü yazar Lauren Wolk, ailenin üç kuşağı arasında,
hepsinin ev olarak adlandırdıkları bu dağın engebeli ve düzensiz
güzelliğine karşı çarpıcı bir dayanıklılık, mücadele ve dostluk hikâyesi
örüyor.
 
“Tarihi kurgunun en iyi hali.” –The Horn Book Dergisi
★ “Karmaşık ve son derece sevgi dolu Ellie, herhangi bir okuyucunun arkadaş olarak
sahip olmaktan gurur duyacağı bir kız. Müzikle, yavru köpeklerle ve şifayla örülmüş
Wolk’un güzel hikaye anlatımı, bu tarihi aile ve hayatta kalma hikayesini büyüleyici
bir destana dönüştürüyor.” –Booklist
★ “ Zarif katmanlı tarihsel; birbirine bağlılığın, çalışma ve öğrenmenin, kriz
zamanındaki gücün güçlü bir portresi.” –Publishers Weekly


• Kirkus - Yılın En İyi Kitabı(2020)
• Publishers Weekly - Yılın En İyi Kitabı(2020)
• HornBook - Yılın En İyi Çocuk ve Gençlik Kitapları Seçkisi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102258</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e15a3d23-e394-4c9d-8f27-40538ae23edd.jpg</image:loc>
            <image:title>Çamurda Açan Nilüferler</image:title>
            <image:caption>Ne kadar harap olmuş olursa olsun, her ruh kurtarılmaya değerdir… 
 
1800’lü yılların sonunda Çin’i kasıp kavuran iç ve dış savaşların getirdiği yıkımdan nasibini fazlasıyla alan gencecik Mei Lien, önce babasını sonra da çocukluğundan beri günün birinde evlenme hayalleri kurduğu nişanlısını kaybetmiştir. Zavallı, yaşlı annesiyle yapayalnız kalınca hayata tutunabilmek, özellikle de bu dünyadaki tek varlığı olan annesini hayatta tutabilmek için bir çöpçatanla anlaşma yapmayı kabul eder. Böylece ödenecek parayla hem annesini kurtarabilecek hem de Altın Dağı ismini verdikleri o uzak ama bereketli topraklarda zengin bir adamla düzgün bir evlilik yapabilecektir. Ancak annesinden yadigâr gelinliği ve el değmemiş hayalleriyle çıktığı bu yolculuk, onu gerçekleşen bir rüya yerine en kötü kâbuslarından birine götürür ve sonunda kendini bir eş değil bir köle olarak bulur. Çin Mahallesi’ndeki en karanlık yerlerden birinde açlığa, susuzluğa ve birbirinden beter işkencelere katlanırken, umut ışığının hemen yanı başında olduğundan habersizdir. 
 
İyi bir ailenin kızlarından biri olan Donaldina Cameron ise nişanının bozulmasının ardından, kafasını toparlayabilmek için öğretmenlik yapmak üzere San Francisco’daki bir kız yurduna gider. Planı kızlara bir süre dikiş nakış öğretip evine geri dönmektir fakat çok geçmeden yurdun hiç de sandığı gibi bir yer olmadığını fark eder. Yurtta kalan tüm kızların Donaldina’nın hayal edebileceğinden çok daha acı dolu hikâyeleri vardır, dahası onları bu kötü kadere sürükleyen karanlık hâlâ şehrin sokaklarında kol gezmekte ve onlar gibi yüzlerce genç kızı daha tehlikeye atmaktadır. Peki, henüz kendisi de gencecik bir kadın olan Donaldina, kalpten bağlandığı bu kızları kurtarabilmek için gelecek güzel günlerini, hatta belki de tüm hayatını feda etmeye gerçekten hazır mıdır? 
 
Tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış gerçek hayat hikâyelerinden esinlenilerek kaleme alınan Çamurda Açan Nilüferler, umudun ve sevginin en derin yaraları bile sarabileceğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102259</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffbe2208-31c1-4c83-84d5-d6178f0d0293.jpg</image:loc>
            <image:title>Erime</image:title>
            <image:caption>Yutu ile büyükannesi karla kaplı, ücra bir köyde yaşamaktadır. Değişen iklim koşulları sebebiyle karlar ve buzlar aniden erimeye başlar ve her şey bir tehdide döner. Yutu, ava çıktığı sırada çöken bir buz yüzünden Kuzey Kutbu bozkırında mahsur kalır. Bu sırada köyde yaşayan Be de yeni okuluna uyum sağlamaya çalışmaktadır. Be&apos;nin babası, bir petrol şirketindeki yeni işine başlamıştır. Ancak işinin arka planındaki çıkarlar bilinmemektedir. Bu iki çocuğun hayatları gizemli bir olaydan sonra kesişir ve önlerindeki bu iklim sorunuyla başa çıkmaya çalışırlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102261</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbb4fe8f-4312-40cd-89a0-fec9f575103e.jpg</image:loc>
            <image:title>Bamsı Beyrek Devler Ülkesi&apos;nde</image:title>
            <image:caption>Yeni diyarlar görmek için Devler Ülkesi’ne doğru yola çıkan bir grup kahramanın başına gelenlere tanık olmaya hazır mısınız? Bamsı ve arkadaşları Devlerin, Türklerin elinden çaldığı değerli taşı alabilecek mi yoksa Devler’e esir mi düşecekler?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102262</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01671e12-adc3-4f69-9c8f-23eee8bf3625.jpg</image:loc>
            <image:title>Banu Çiçek Periler Diyarı&apos;nda</image:title>
            <image:caption>Banu Çiçek’in babası önemli bir sefere gider. Banu Çiçek, babasının davetini beklerken onunla ilgili Dede Korkut’tan bir haber alır. Hemen arkadaşı ve atıyla Periler Diyarı’na yola koyulur. Periler Diyarı’nda onları bekleyen acımasız bir düşman vardır. Banu Çiçek bunların üstünden gelebilecek mi? Heyecan dolu bir maceraya hazır olun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102263</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91c14108-d49b-4187-ab49-31c889408974.jpg</image:loc>
            <image:title>Bitirim İkili Amazon Ormanları&apos;nda</image:title>
            <image:caption>Bitirim İkili olarak bilinen kahramanlarımız Avni ile Nuri ajan olarak, KÖFTE isimli teşkilat tarafından verilen görevleri her zamanki gibi gayet ciddiye alıyorlar. Böylece “Kötülerle ve Felaketlerle Mücadele” edip iyi bir ajan olma yolunda emin adımlarla ilerliyorlar…
Uçuk kaçık iki arkadaş, kötülerle ve felaketlerle mücadele etmek için bu kez dünyanın akciğerleri Amazonlar’da! Yine Rüstem’in peşindeler, hem de Amazon Ormanları’nda!
Bu iki deli dolu arkadaş, aksiyon ve eğlence dolu maceralarında hem Rüstem’i yakalamaya çalışacaklar hem de Amazon Ormanları’nı keşfedecekler! Heyecanın ve merak duygusunun eksik olmadığı; şaşırtan kurgusuyla okuyanları yerinden hoplatacak, gülmekten kırıp geçirecek, aksiyon dolu bir “Amazon Ormanları’nda” macerasına hazır olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102264</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5a3aeb6-57ab-4e2d-b2b3-c4e3704799c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kum Tanesi / Sand Korn</image:title>
            <image:caption>İnsanın varlığı etik ilkeleri ile vahşi doğası arasında sıkışmış gelgitlerle sallatıda da olsa, insan asıl benliğini bulduğunda kendisinin değersiz bir varlık olmadığını kavrar, bu olgu ego değil Özsevginin ortaya çıkışıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102265</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4bb1948-6ff6-40a9-b0b1-6296f7cdd31f.jpg</image:loc>
            <image:title>Lale</image:title>
            <image:caption>Lale’nin hikayesi! Bu Lale ve Fikret’in hikayesi. Aslında Lale ve çocuklarının…  Edebi bir eser karşınızda. Yoğun olarak gerçekler ve olabilecekler romanda geçmektedir. Romanın bazı yerleri sıksa da, daha çok beğenilen paragraflar ve bölümler kendini hissettirecektir. Bu hayatta ünlü olunur mu? Ünlü olmakla iş bitiyor mu? Kimin başına neler gelebilir? Isparta’dan İstanbul’a olan bir yolculuk bu. İstanbul’da hayat zor mu? Ve can alıcı nokta; tilkinin  dönüp dolaşacağı yer gerçekten neresidir? Evet; insanın dönüp dolaşacağı yer gerçekten de kürkçü dükkanı mı? Yani insan hep aynı mı kalacak?! Kimi öyle kimi öyle değil aslında. Yanılıyor da olabilirim! Peki son durak neresidir, şu paragrafta? Paragrafın sonu değil mi!? Ya yaratılmanın sonu?.. Laleyle gülüp Laleyle ağlayacağız, bu romanda. İyi insanlar hiç yok mu, şu hayatta? Varsa da hangi sokakta?.. Not alan var mı, bu romanda?!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102266</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90727dea-78c2-4d19-9432-aa46619269e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversite Gençliğinin Şans Oyunlarına İlgisinin Araştırılması</image:title>
            <image:caption>İçindekiler: 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
ŞANS OYUNLARI İLE İLGİLENEN ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 
ÖĞRENCİLERİ ÖRNEKLEMİNİN ÖZELLİKLERİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
ÖĞRENCİLERİN ŞANS OYUNLARINA İLGİSİ İLE İLİŞKİLİ 
OLAN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
SIRALI LOJİSTİK REGRESYON MODELLERİ YARDIMIYLA 
ÖĞRENCİLERİN ŞANS OYUNU OYNAMA EĞİLİMİ 
ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLERİN ARAŞTIRILMASI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102267</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9030624f-ee2b-4d4f-bac0-89d067b2bb5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Boğaç Han&apos;ın Meçhul Misafiri</image:title>
            <image:caption>Boğaç Han’ın annesi amansız bir hastalığa tutulmuştur. Bir gün evlerine meçhul bir misafir gelir ve Boğaç’a annesinin hastalığına çare olabilecek bir çiçeği söyler. Boğaç Han çiçeği aramak üzere atıyla beraber Kara Dağ’a doğru yollara düşer. Yolda karşısına türlü türlü engeller, pek güçlü düşmanlar çıkar. Boğaç Han, Kara Dağ’a sağ salim varıp da annesini iyileştirecek o çiçeğe ulaşabilecek mi? Heyecan dolu bir maceraya hazır olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102268</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fec4df70-a5dc-4432-af57-2be54f1c59ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyükbabamın Kocaman Denizi</image:title>
            <image:caption>Rüya, büyükbabasını ve kulübesini ziyaret etmeyi çok sever. Ne zaman büyükbabasının yanına gitse birlikte koya iner ve oyun oynarlar. Fakat büyükbabası çok yaşlanmıştır, artık bacaklarında koya inecek güç yoktur. Yeni oyun yerleri Büyükbaba’nın kulübesi olur.
Bu kulübe, her biri Büyükbaba’nın geçmişinden inanılmaz maceralara sahip olan birçok eşyayla doludur: bir korsan altını, pirinç bir teleskop, kokulu bir balık ağı… Ancak bazı anılar, saklı tutulamayacak kadar büyüktür. Rüya, Büyükbaba’nın bu anılarını hatırlamasına nasıl yardım edebilir?
Anıları paylaşmanın önemi hakkında ilham verici bir hikâye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102269</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66a447ab-f33e-40c6-9d96-cfed4628f418.jpg</image:loc>
            <image:title>Dede Korkut İle Değerler Eğitimi Set (5 Kitap)</image:title>
            <image:caption>Bamsı Beyrek, Banu Çiçek, Boğaç Han... Hem çok cesurlar hem de kahramanlık yapmaya bayılıyorlar. Onların birbirinden heyecanlı maceralarını okurken Bamsı Beyrek&apos;le Kaf Dağı&apos;nı aşıp Devler Ülkesi&apos;ni gezebilir, Basat&apos;la Tepegöz&apos;ün güç yüzüğünü alabilmek için nefes kesici bir mücadeleye dahil olabilirsin. Banu Çiçek&apos;le Periler Diyarı&apos;nı keşfe çıkarken, bir anda kendini Kazan Bey&apos;in kayıp hazinesinin peşinde bulabilirsin. Boğaç Han&apos;ın çadırına gelen meçhul misafirin sırrını çözebilmek için harita ve ipuçlarından faydalanabilirsin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102270</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7e73dd9-ca3f-4478-8bd0-75c2846ce968.jpg</image:loc>
            <image:title>Kazan Bey&apos;in Kayıp Hazinesi</image:title>
            <image:caption>Oğuz Beylerinden Kazan Bey, oğlu Uruz’a avcılığı ve savaşçılığı öğretmek için bir sefer düzenler. Ancak aklı geride kalacak olan hazinesinde ve ailesindedir. Binlerce koyununu emanet ettiği Görklü Çoban’a hazinesi ve ailesini de emanet eder. Kazan Bey’in sefere çıktığını duyan haramiler Görklü Çoban’ın çadırını basmaya karar verir. Bakalım, Görklü Çoban Kazan Bey’in hazinesini ve ailesini koruyabilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102271</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a34c454-afa6-4ec4-aafd-e37597676154.jpg</image:loc>
            <image:title>Tepegöz&apos;ün Güç Yüzüğü</image:title>
            <image:caption>Eşkıya olup tüm Oğuzlara korku salan tek gözlü bir dev: Tepegöz
 
Herkesin yanına yaklaşamadığı aslanları avlamaya çıkan korkusuz bir yiğit: Basat

Basat’ın en güvendiği gücü: Cesaret
 
Senelerce kardeş gibi büyüyen bu dev ile insan arasındaki savaşı kim kazanacak dersiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102272</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65ba8282-bf35-4c69-86db-1b94390ffc9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Cırt Cırtlı Etkinlik Kitabım Çiftlikte Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Bebeğimle yeni bir güne &quot;Merhaba!&quot; diyelim.
Haydi kahvaltımızı yapalım, hazırlanıp parka çıkalım!
Sen ne dersin?
Parkta güzelce oynayalım, eğlenelim, çevremizi öğrenelim. Evimize dönüp iyice temizlenelim.
Akşam babaya kocamaaaannn bir hoş geldin deyip biraz da onunla oynayalım. 
Bak gece oldu, seninle güzel bir günü uykuya dalarak bitirelim!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102273</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/188506fa-c860-4ee2-89a3-ba8faa43409e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dejavu</image:title>
            <image:caption>“Öyle ya, harem kültüründen, kapalı odalardan çıkıp sokaklarda tek başına yürümeyi öğrendik biz kadınlar, diye düşündü. Üstelik de bir paşa torunu, konak kızı olarak nereden nereye... Ülkenin insanını, kenar mahalleleri, işçi sınıfını, yoksulluğu, çamuru, açlıktan ölünebileceğini, açlık yüzünden etini satan kadınları tanıdığını biliyordu artık. En az bir yıl mahkeme muhabiri olarak çalışmış, katili, hırsızı, fuhuş yapan, yapmak zorunda olan kadınları dinlemişti. Ne büyük dramlar. Çoğu sanki bir dalgınlık anına gelmiş insanlık trajedileri.” 
 
İşsiz bırakılmış bir kadın akademisyen Berlin sokaklarında Suat Derviş’in yüz yıl önceki izini sürüyor. Yabancı bir ülkede kalemiyle geçinmeye, ayakta durmaya çalışan bir yazar. O da yitirmiş midir umudunu? Yoksa, erkeklerin sen yapamazsın bakışlarına; Batı’nın, bize o büyülü Şark’ı anlat dayatmalarına aldırmadan yürüyüp gitmiş midir özgürce? Âşıkken, yoksulken, yazarken, gülerken, ağlarken yüreğine oturan, İstanbul’u ve Berlin’i, geceleri ve gündüzleri birbirinin aynısı kılan o dejavu duygusunu yaşamış mıdır? 
 
Menekşe Toprak, Suat Derviş’i günümüz kadınlarıyla bir Dejavu’da buluşturuyor. Her şey size aşina gelecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102274</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81c4b743-720a-42a4-b73c-006e4e0a699b.jpg</image:loc>
            <image:title>Balarısı</image:title>
            <image:caption>“KİM OLDUĞUNU BUL VE O HAYATI YAŞA.” 
 
Farklı bir çocuk olan on dört yaşındaki Sam Watson gece geç saatte sessizce köprüye çıkıp korkuluğa tırmanıyor. Bu sırada köprünün diğer ucunda yaşlı bir adam olan Vic de son sigarasını içiyor. İkisi birbirini fark ettiğinde, kader ağlarını örerken aralarında benzersiz bir arkadaşlık doğuyor. Sam ve Vic’in çektikleri acıların doğurduğu arkadaşlık bağı, ikisine de birbirlerinin hayatını kurtarmak gibi imkânsız bir sorumluluk yüklüyor. 
 
 
Balarısı, adi hırsızlıkların, dolandırıcılık entrikalarının, beceriksiz banka soygunlarının, cesur köpek kurtarma operasyonlarının ve muhteşem bir drag şovun dünyasına balıklamasına dalmamızı sağlarken hem yürek burkan hem de bizi hayata bağlayan bir hikâye. 
 
Craig Silvey gerçek karakterlerin ve ışıltılı kelimelerin dünyasında dolaşırken, biri umut verirken, diğerinin sözünü tutmaya çalıştığı iki insanın, tanıştıkları anda hayatlarını sonsuza kadar değiştirdiğine tanık olacak sevgi ve duygu dolu romanıyla okurlarla yeniden buluşuyor.

İzole bir kasabanın dar görüşlülüğü altında kendini yalnız hisseden, hırslı, zeki bir çocuğun gerçek kimliğini bulma savaşının ilgi çekici tarihi bir portresiyle tanışacaksınız.
The Age</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102275</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1eab2e3-3855-42a4-a56a-35887ad8ab72.jpg</image:loc>
            <image:title>Suç Şiir</image:title>
            <image:caption>SUÇ ŞİİR. bir okuma önerisi.
Ümit GÜÇLÜ, SUÇ ŞİİR adını verdiği okuma önerisinde, şiir tarihimize gidip, şairlerin birer suçluya dönüşmelerinin arkeolojisini sunuyor. BİR OKUMAYA KAPI ARALIYOR.
incelediği şairlerin suç ile ilişkisini açığa çıkararak, kendisine özgü bir yorum üretiyor.
SUÇ ŞİİR’de şiirin güncel durumlar karşında ne tür ironilerle hayatımızda yer kapladığı da tartışılan diğer başlıkları oluşturuyor.
BİR OKUMA ÖNERİSİ. iz sürücülük. YORUMUN KAÇINILMAZ OLARAK DEĞERLENDİRMEYE DOĞRU EVRİLDİĞİ ALANLAR. şiirin en dip noktaları. AŞIRI YORUMLAR. yaşayan ve güncel olan. ŞİİRİN EVRENSEL DÜZEYDE ALGILANIŞ BİÇİMLERİ.
Kendi yazım sürecini de suça dönüştürmeye çalışan bir yazı macerası.
DIŞLANMIŞLARIN VE YALNIZ BIRAKILANLARIN ÇIĞLIĞI
SUÇ ŞİİR
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102276</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6feb6f1f-9384-405e-abcf-99f70178521c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kusursuz Aşk Yoktur</image:title>
            <image:caption>Filozoflar genelde kendi &quot;sistemlerinin&quot; bir uzantısı olarak konuşurlar aşk üzerine; ama Francis Wolff, bu kitapta, sadece aşk kavramını incelemiş, ve okur için çeşitli bileşenlerine ayırmış, çözümlemiş. Hal böyle olunca, &quot;filozof otoritesiyle&quot; aşkın ne olduğunu anlatmıyor, ama o kadar güzel çözümlüyor ki sızan ışıktan okur olarak kendi payınıza sonuçlar çıkarıyorsunuz; aşk konusunda kendinize özgü fikirler geliştiriyorsunuz. 
 
Öğretmekten ziyade düşündürmeyi hedefleyen bu kitap, Fransa&apos;da aldığı iki ödülle hem genel okurun hem uzman okurun takdirini kazandı. 
 
Liselilerin Felsefe Kitabı Ödülü (2018) 
Bristol Lumières Ödülü (2016)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102277</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6759e7ea-e653-4515-91b5-a8ad9c2cd838.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral,Savaşçı,Büyücü,Aşık</image:title>
            <image:caption>Kral, Savaşçı, Büyücü ve Aşık’ın temel izleği “erginleme”dir. Yani, bu kitap, nasıl erkek olunur üzerinedir. Moore ve Gillette’in ifadeleriyle, çağımızda cinsiyet ve kimlik karmaşalarıyla beraber bir erginleme krizi içindeyiz. Bu erginleme, ilkel kabilelerde, yetişkinlerin çocuklara hazırladığı belli ritüellerle sağlanırdı. Çoğu zaman bu ritüeller çocuk için tehlikeli ve acı verici olurdu ama nihayetinde “çocuk ölür”, erkek doğardı. Arketipik bir ihtiyaçtı bu. Peki çağdaş insan bu ritüellerin yokluğunda ne yapıyor? Ya “yalancı ritüeller”den geçiyor ama içsel olarak hiçbir zaman tam bir erginliğe geçemeksizin çocuk psikolojisini devam ettiriyor ya da bu yalancı ritüelleri bile görmeden ruh dünyasının karmaşasında kendi iç savaşının mağduru oluyor. İlkel ritüelleri geri getiremeyiz. Öyleyse ne yapmalıyız? Moore ve Gillette, çağdaş insan için aslında hiçbir zaman ortadan kaybolmamış bu arketipik ihtiyacın ancak bireysel olarak sağlanabileceğini söylüyor… ama manzara ille de korkunç olmak zorunda değil çünkü bu zaruri içe dönüşte bize yardım edebilecek olan psikoloji alanının (özellikle de Jungcu psikanalizin) bilgilerine sahibiz. Şimdi çocuk psikolojisinin unsurlarından kurtulmamız, ergin erilin arketipleriyle bağımızı yeniden kurarak ve böylelikle sağlıksız erilliğin psikolojisinden çıkarak ergin ve sağlıklı erilliğin psikolojisine geçmemiz gerekiyor; Kral’ı, Savaşçı’yı, Büyücü’yü ve Aşık’ı, yani ergin eril arketiplerini yeniden keşfetmemiz gerekiyor. “Bizimki, kolektif olmaktan çok bireysel bir kültürdür. […] Eskiden herkes tarafından az ya da çok bilinçdışı olarak paylaşılanla -örneğin, ergin eril kimlik geliştirme gibi-, bizim artık bilinçli ve bireysel olarak bağ kurmamız gerekiyor.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102278</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b3ef96a-5dde-4782-9cd6-9dd9ce484d1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüzmeyi Seven Ada</image:title>
            <image:caption>Bu kitabın kahramanı bir ada. Denize, balıklara, kuşlara yabancı değil. Yine de, dünyanın 
Yüzmeyi Seven Ada 
görebildiğinden çok daha büyük olduğunu biliyor. Yanından gelip geçenlerden duyup dinledikleri artık ona yetmiyor. Bütün maceralar gibi onunki de biraz merak ve biraz cesaretle başlıyor. 
 
Yerinde sabit durmayan bir ada olur mu? “Olmaz” diyenlere meydan okunur mu? 
 
Gelin yüzen adanın, turnaların, gezgin ahtapotların cesaret hikâyelerine kulak verelim...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102279</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8bdf7f17-e3d7-4edc-96c2-eb88e73c368b.jpg</image:loc>
            <image:title>Macbeth</image:title>
            <image:caption>Uyanın! Uyanın! Felaket çanını çalın! Cinayet ve ihanet!
Glamis Beyi Macbeth savaştan zaferle dönerken üç cadı tarafından karşılanır. Onu sadece Glamis Beyi olarak değil, aynı zamanda Cawdor Beyi ve geleceğin kralı diye selamlayan cadıların bu tuhaf kehanetlerle dolu sözlerine anlam veremeyen Macbeth, kısa süre sonra Kral Duncan tarafından kendisine gerçekten de Cawdor Beyi unvanı verildiğini öğrenince, krallık tahtını arzulamaya başlar. Elbette bu arzu, beraberinde ihanet ile cinayeti de getirecek, taht sevdası muzaffer bir askerin hayatına gölge düşürecektir.
Ölümün taklitçisi bu rahat uykuyu atın üzerinizden, Gelin de ölümün kendisine bakın!
İngilizcenin en büyük yazarı William Shakespeare’in unutulmaz yapıtı Macbeth, ilk kez 1606’da sahnelendi. Yazarın en kısa tragedyası olan bu eser, ihtirasların ne denli ölümcül, iktidar arzusunun ne kadar yok edici olabileceğini anlatırken, insanın içindeki karanlığın nasıl şekillendiğini adım adım resmediyor
Mezarlarınızdan hortlak gibi yükselip ruh gibi yürüyün Bu dehşeti anlamak için!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102280</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec75a752-0cc7-4c8c-b387-45394c948887.jpg</image:loc>
            <image:title>Romeo ve Juliet</image:title>
            <image:caption>Damarlarında bir soğukluk hissedeceksin, uykun gelecek. Nabzın atmayacak, bedenin soğuyacak, nefes almayacaksın. 
 
Romeo Montague ve Juliet Capulet, İtalya’nın Verona şehrindeki iki düşman ailenin çocuklarıdır. Juliet’in babası, kızının Paris’le evlenmesini ister. İkisini bir araya getirmek için büyük bir parti planlar. Romeo ve arkadaşları, partiye maskeli olarak gelirler. Romeo ile Juliet karşılaşır, birbirlerine âşık olurlar ama aşklarına izin verilmeyeceğini anlayıp gizlice evlenmeye karar verirler. Kızının gizlice Romeo’yla evlendiğinden haberi olmayan babası, o hafta içinde Juliet’in mutlaka Paris’le evlenmesi gerektiğine karar verir. Rahip Lawrence, kısa süreyle insanı ölü gibi gösteren bir iksir alması için Juliet’i ikna eder. Bu plana göre Juliet uyanınca, kimsenin haberi olmaksızın kocası Romeo’ya kavuşacaktır. 
 
Ölmüş görüneceksin. Kırk iki saat böyle kalıp Sonra, hoş bir uykudan uyanır gibi uyanacaksın. 
 
İngilizcenin en büyük yazarı William Shakespeare’in, 1590’lı yıllarda kaleme alındığı tahmin edilen ve dört yüzyıldır önemini yitirmeyen romantik tragedyası Romeo ve Juliet, aşkın alacakaranlık tabiatına dair yazılmış başyapıtlardan biri. 
 
Sonuna kadar gitmek istediğinden emin misin?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102281</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e8e5231-b8f1-47af-9f61-79c7e485da4b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Bir Hamlet</image:title>
            <image:caption>“Ben delirdim, hayalet göründü; sıradaki ne?”


Yirminci yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından, sıradışı hayatıyla da meşhur Osamu Dazai “tiyatromsu bir roman” olarak nitelendirdiği Yeni Bir Hamlet’te William Shakespeare’in talihsiz ve depresif Hamlet’ini yeniden anlatıyor. Shakespeare’in eşsiz hikâyesi ile Dazai’nin otobiyografik anlatımı birleşince ortaya trajik olduğu kadar absürt bir metin çıkıyor.


Dazai 1941’de yazdığı Yeni Bir Hamlet’te Norveç-Danimarka arasındaki savaşı aynı yıl patlak veren Amerika-Japonya savaşıyla, melankolik Hamlet’i kendisiyle ve Hamlet’in çevresindeki Gertrude ve Ophelia karakterlerini hayatındaki kadınlarla değiştiriyor. Karakterlerin yer yer dördüncü duvarı yıktığı Yeni Bir Hamlet’te Dazai birçok eserinde olduğu gibi yine kaleminin yoldan çıkmasına ket vurmadan aykırı bir eser yaratıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102282</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50450518-46d0-498d-b2d0-88467dcc6de9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuzeye Giden İnce Yol</image:title>
            <image:caption>“Kuzeye yapacağım bu yolculuk ansızın belirmişti zihnimde. Bu uzun yolculuk elbette kolay olmayacaktı, saçlarımı bile kırlaştıracak bir zorluğu ve zahmeti göze almıştım. Öyle bile olsa, şimdiye kadar hep duyduğum fakat hiç gitmediğim yerleri ziyaret edip sağ salim geri dönebilmek, bir şair olarak beni çok mutlu edecekti.”   
 
Japonya’nın en büyük şairi kabul edilen haiku ustası Matsuo Başo on yedinci yüzyıldan günümüze ismini tüm dünyaya duyurdu, yazdığı binden fazla haiku onlarca dile tercüme edildi ve şiirleri Japonya’daki birçok anıt ile tarihi alanın girişinde kendine yer buldu. 


Matsuo Başo haiku yeteneği ile gezi yazılarını bir araya getirdiği Kuzeye Giden İnce Yol’u maddi dünyanın debdebesinden uzaklaşmak ve ruhani farkındalığını artırmak için Honşu’nun kuzeyine yaptığı bir dizi seyahat sırasında kaleme aldı. Birbirini kovalayan mevsimleri, yağmurun kokusunu, ayın parlaklığını ve şelalelerin sesini on yedi heceye incelikle sığdırmayı başarabilen Başo’nun eseri etrafındaki fani evreni nasıl gördüğünü anlatan özel bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102283</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1be63a5c-c99c-483a-a048-112bd6ae58cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Robin Hood 1: Bilgisayar Korsanlığı, Soygunlar&amp; Alevli Oklar</image:title>
            <image:caption>Bir şehir. Bir orman. Bir kahraman. 
 
Locksley gibi bir yerde hızlı çalışan bir beyniniz olmadan ve bazı kuralları çiğnemeden çok uzağa gidemezsiniz. 
 
Devasa araba fabrikaları kapatıldıktan sonra Locksley kasabası eskimiş boş evlerin, zehirli toprakların olduğu çorak bir araziye dönüşür. Bölgenin tüm gücünü elinde tutan yeraltı dünyasının patronu Guy Gisborne ve Nottingham Şerifi de kasabadaki yaşamı hiç kolaylaştırmaz. 
 
Babası bir soygunla suçlanınca, Robin ve ağabeyi Küçük John Locksley’den kaçmak zorunda kalır. Şimdi ikisinin de üç yüz kilometre boyunca uzanan, özgür ruhlar ve haydutlar için sığınak olan Sherwood Ormanı’nda hayatta kalmaları gerekmektedir. Ancak Robin hayatta kalmaktan fazlasını yapmaya kararlıdır. Marion Maid ile güçlerini birleştirip benzersiz teknik becerilerini kullanarak Gisborne ve Şerif’i alt etme planı yapar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102284</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5331cdf-fb8c-4551-84ac-3d365bae806b.jpg</image:loc>
            <image:title>Dağlar Kendini Seveni Sever</image:title>
            <image:caption>Fatoş Güney, Dağlar Kendini Seveni Sever ile çok yönlü bir sanatçı olan Yılmaz Güney’i ve onun kendi hayatına olan etkilerini ele alıyor. Ülkenin önemli gazete ve dergilerinde yayımlanan röportajları, kimi sataşmalara verdiği cevapları ve çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalarıyla bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor okura. 
 
Dağlar Kendini Seveni Sever aynı zamanda zorlukların içinde yaşanan bir aşkın da belgesi. Fatoş Güney için, Yılmaz Güney’in bir eş olmaktan öte yoldaş, mücadele arkadaşı ve rehber olduğunu da görüyoruz bu kitapta. Eşine az rastlanır bir sanatçının sadece hayattayken değil, aramazdan ayrıldıktan sonra da yaşadığı haksızlıklara karşı verilen mücadele, yakın tarihimiz açısından oldukça önemli. Ve bambaşka bir dayanışmanın göstergesi. 
 
Yılmaz Güney gibi dünya sinemasında adından söz ettirmiş önemli bir sanatçının, yıllarca en yakınında olan Fatoş Güney, bu kitapla bilinmeyenleri hiç çekinmeden sunuyor okura. 
 
“Ben Yılmaz ile hep mutlu oldum. Düşünüyorum, gerçekten anlatması, ifade etmesi çok zor bir şey ama en çok da mutlu olduğum günler, belki Yılmaz’ın hapiste olduğu günlerdi. Yani o demir parmaklıklar arkasındaki iletişimdi onunla aramdaki... Mektuplarla beslenen, zenginleşen, ziyaretlerle derinleşen ve o günlerin acılarıyla pekişen öyle bir ilişki... On yıl boyunca bu süreç böyle yaşandı...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102285</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e3eb69f-27a1-4dbd-9536-27d349a6d3b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Dorian Gray’in Portresi</image:title>
            <image:caption>İrlandalı yazar Oscar Wilde’ın 1891 tarihinde kaleme aldığı tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi, sıra dışı kurgusu ile dünya edebiyatında derin izler bırakan bir başyapıttır.  
  Kitap, genç ve yakışıklı Dorian Gray&apos;in öyküsünü anlatır. Ressam Basil Hallward tarafından portresi yapılan bu genç adam, zamanla gençliğin ve güzelliğin yaşamdaki en değerli şeyler olduğuna inanarak kendisi yerine portresinin yaşlanmasını diler. Sonsuza dek sürecek bir gençlik karşılığında ruhundan vazgeçen Dorian Gray, insanı insan yapan değerlerden giderek uzaklaşır. İyilik ve erdem gibi duygular yerine hazzın peşinden gitmeyi tercih eden kahramanımızın yaşamı sonunda trajik bir yönde ilerlemeye başlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102286</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3595164e-e96b-4da3-82ca-d5cd3d37cf1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekingen Gabin</image:title>
            <image:caption>İster büyük olalım ister küçük, hepimizin kalbinde çeşitli duygularla dolu kocaman bir dolap vardır. 
 
Gabin’in ailesi yeni bir şehre taşınıyor. Gabin üzgün ve yeni arkadaşlar edinip edinemeyeceği konusunda endişeli. Hissettiği utangaçlık ve çekingenlik yavaş yavaş etrafında görünmez bir duvar örüyor. Neyse ki küçük bir el, bu duvarın uçup gitmesine yetiyor. 
 
Ebeveynler için 
Klinik psikolog ve psikoterapist Louison Nielman’dan, çocukların duygularını anlayıp bu duyguları en iyi şekilde yönetmelerine yardım etmenizi sağlayacak değerli tavsiyeler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102287</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9898135e-baa1-4046-95c9-1ca65aad2eba.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiçbir Şey Yapmama Sanatı</image:title>
            <image:caption>Kendimizi mutlu etmek için hararetle çalışıyoruz. Peki neden bu kadar mutsuzuz? Neden zamanımızı anlam yerine verimlilikle ölçüyoruz? Neden biraz ara veremiyoruz?
Yüksek performans için bedenlerimizi ve zihinlerimizi daha uygun hale getirmek için sürekli yeni yollarını aramamıza rağmen, insanlar daha az yerine daha çok çalışıyor, daha akıllı değil ama daha çok yaşıyor, giderek daha yalnız ve endişeli hale geliyor. Hayatımızın her alanında mutlak en iyi için çalışıyor, doğal olarak iyi yaptığımız şeyleri görmezden geliyoruz. Görünüşe göre, dahili bir soruna harici çözümler arıyoruz: Cezalandırıcı diyetlerde, üretkenlik uygulamalarında veya en son kişisel gelişim planlarında aradığımız şeyi bulamayacağız. Yapmamız gereken, kendimize nasıl zaman ayıracağımızı öğrenmek ve gerçekten değerli olanı yeniden tanımlamak.
Headlee, tarih, nörobilim, sosyal bilimler ve paleontolojiden temel alarak, zaman kullanımı, tembellik, sıkı çalışma ve hatta nihai hedeflerimiz hakkında uzun süredir devam eden varsayımları inceliyor ve tutunduğumuz alışkanlıkların bize zarar verdiğini ortaya koyuyor. Hepimizi daha mutsuz, daha sağlıksız ve daha az üretken yapan trendi tersine çevirmenin ve gelişmemizi sağlayan bir yaşam biçimine geri dönmenin zamanı geldi.
“Celeste Headlee, üretkenliğin doğuştan gelen bir erdem olmadığını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor: Önemli olan çok çalışmak değil, akıllıca çalışmak. Bazen daha azını yaparak daha fazlasını başarırsınız.” —Adam Grant, Orijinaller’in yazarı
“Tükenmişliğin zehirli koşuşturmacasına karşı hoş bir panzehir.” —Arianna Huffington
“Gerçekten hayat kurtarıcı.” —Elizabeth Gilbert</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102288</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/852175a7-7512-419a-a3dd-bb8bcd6d827f.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünce Denizinde Yolculuk</image:title>
            <image:caption>P4C Türkiye eğitmenleri Berna Peker, Ayşe Serap Suvaroğlu, Nihan Peker Antepe’nin kaleminden, çocukları uçsuz bucaksız düşünce denizinde harika bir yolculuğa çıkaracak bir felsefe serisi geliyor!
Yeni bir hayata yelken açan aileler ve onların meraklı, sormayı ve öğrenmeyi seven çocukları, Tertium Non Datur isimli bir gemide bir araya gelirler. Ali, Cansu, Poyraz, Can, Deniz ve Nice’nin mavi sulardaki ilk günleri hayatın içinden, hayata dair çeşitli sorular ve beyin fırtınalarıyla geçerken çok sevdikleri Macit dedeleri de onlara eşlik eder. Batı felsefesinin en önemli filozoflarından Sokrates ve Aristoteles’in çağına dek uzanan gizem dolu yolculukta kahramanlarımız; mutluluk, adalet, düşünce, özgürlük gibi felsefi kavramları tüm içtenlikleriyle irdelerler.
Felsefenin yaşamla nasıl da iç içe olduğunu duru bir anlatımla gösteren, içinde düşünce soruları ve açıklamalı bir P4C (Çocuklar İçin Felsefe) uygulaması da bulunan bu kitap; aile toplantılarında ve çeşitli topluluklarda bir araya gelen, sorgulamayı seven tüm çocuklar için...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102289</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4da0a0f-131a-4619-89f9-daaeaf7a271a.jpg</image:loc>
            <image:title>Cenup</image:title>
            <image:caption>Bıraktığımız izler, sildiğimiz izler ve yeniden inşa etmeye çalıştığımız izler üzerine bir anlatı. 
Modernitenin ezici hızına ve barbarlığına teslim olmayı inatla reddeden kahramanların izini süren ekolojik bir roman Cenup. Günümüzdeki yabancı düşmanlığının kökenlerini kazıp çıkarma peşinde Latin Amerika’nın zorlu coğrafyasında güneye doğru bir yolculuğa çağırıyor okuru: Guatemala’nın harap olmuş topraklarından, Nietzsche’nin kız kardeşinin Paraguay’da kurduğu Yahudi aleyhtarı komün Yeni Almanya’dan geçip Amazonlara varan uzun bir yolculuğa... 
Sözcüklerin ve imgelerin toplamından inşa edilen bu çok katmanlı roman, kaybın acısı, dillerin ve anıların silinişi, bellek ve yazı ihtiyacı ve küreselleşmenin tehlikelerine dair büyüleyici bir anlatı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102290</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e668501d-9b27-4b77-9c0e-0420b06d5264.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaldırım Çiçekleri</image:title>
            <image:caption>Ödüllü şair JonArno Lawson ve 
ödüllü illüstratör Sydney Smith’ten 
incelikli şeylere sessiz bir övgü. 
« 
Amelia Frances 
Howard-Gibbon İllüstratör Ödülü 
2015 
« 
Michigan 
Kütüphane Derneği 
Ödülü – 2015 
« 
New York Times 
Yılın En İyi Resimli Çocuk Kitabı - 2015</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102291</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19d73ad8-ca4c-4c24-99ce-38dc0e635ba3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bölünmüş Benlik</image:title>
            <image:caption>20. yüzyılda en çok etki yaratmış psikoterapistlerden R. D. Laing’in başyapıtı sayılabilecek Bölünmüş Benlik ilk kez yayımlandığı 1960’ta kamuyounda çığır açmış ve deliliği algılama tarzımızı büsbütün değiştirmişti. Laing, birlikte çalıştığı hastaların vaka incelemeleri üzerinden psikozun tıbbi bir rahatsızlık değil, “bölünmüş bir benliğin,” yani içimizdeki iki persona arasındaki gerilimin sonucu olduğunu iddia etmişti: Bir yanda sahici, özel kimliğimiz, öte yandaysa dünyaya sunduğumuz sahte, “aklı başında” benliğimiz. 
Kişisel yabancılaşma sorununu zengin bir varoluşçu mercekten çözümleyen ve hastayı tedavinin yeniden merkezine yerleştiren Bölünmüş Benlik, psikoterapiyle ilgilenen herkesin başucu kitaplarından biri olmaya devam ediyor. 
 
“Laing kendi çağının psikiyatrik ortodoksisine kafa tutmuş… 1960’ların karşı-kültürünün bir ikonu.” 
–The Times 
“Dr. Laing gerçekten de çok önemli şeyler söylüyor… Bu sahiden hümanist bir yaklaşım.” 
–Philip Toynbee, Observer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102292</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02a5687a-9168-451e-82a0-abc1780b6bde.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğayı Küstürmeyelim</image:title>
            <image:caption>Ormanda yaşayan Dev ve arkadaşlarının okurken hem düşündüren hem de güzel vakit geçirmenizi sağlayan birbirinden heyecanlı hikâyelerini dinlemeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102293</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/280ab331-5b83-44a8-bef4-a859557617b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk ve Dev</image:title>
            <image:caption>Ormanda yaşayan Dev ve arkadaşlarının okurken hem düşündüren hem de güzel vakit geçirmenizi sağlayan birbirinden heyecanlı hikâyelerini dinlemeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102294</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9243c169-eb99-41b2-8244-ac17ec514388.jpg</image:loc>
            <image:title>Renkli Kuşlar</image:title>
            <image:caption>Ormanda yaşayan Dev ve arkadaşlarının okurken hem düşündüren hem de güzel vakit geçirmenizi sağlayan birbirinden heyecanlı hikâyelerini dinlemeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102295</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11f71ac8-afb8-499f-9d72-c13ad2c5682c.jpg</image:loc>
            <image:title>Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi;Cilt: 5 Sayı: 3</image:title>
            <image:caption>Precariat: A New Class or a Dangerous Notion for the Class Struggle? – Hakan Mıhcı 
Income Traps for Different Income Groups: An Empirical Investigation – Reşat Can Akkay, Yasin Barış Altaylıgil 
Avusturya İktisat Okulu ve Eugen Schmalenbach’ın Görüşleri Temelinde Dinamik Bilanço Teorisi – Sabri Burak Arzova, Bertaç Şakir Şahin 
Türkiye Ekonomisi İçin G7 ve BRICS Ülkeleriyle Yakınsama Analizi – Atilla Aydın</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102296</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7fda4c49-8ae9-4d14-b0bb-e0ff27b183a1.jpg</image:loc>
            <image:title>2023 Kpss Vatandaşlık 20 Deneme</image:title>
            <image:caption>2022 Kpss Vatandaşlık 20 Deneme</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102297</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/623ce809-f7e6-4461-b000-d4d81ceda073.jpg</image:loc>
            <image:title>Renklerini Kaybeden Çocuk</image:title>
            <image:caption>Bir sabah uyandın ve o da ne? Renkler yok! 
Kırmızı, yeşil, sarı, mavi… 
Hepsi gitmiş! 
Geriye yalnızca siyah ve beyaz kalmış! 
Ne yapardın? 
 
Renklerini kaybeden ve her şeyi siyah-beyaz görmeye başlayan Buse’nin yardımına 
Bulucu yetişiyor. 
Buse ve Bulucu’nun 
rengârenk macerası seni bekliyor! 
Kahramanlarımızla birlikte 
kayıp renkleri bulmaya hazır mısın?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102298</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/004d253d-6d5e-4263-a494-d2b21221fb47.jpg</image:loc>
            <image:title>Güzel Günler Gelecek Oni</image:title>
            <image:caption>Karanlık bir sandıkta yaşayan 
küçük bir tohum tanesiydi Oni sadece. 
Ama dedelerinden babasına, 
babasından ona kalan bir hikâyesi vardı. 
Ada’nın yardımıyla kavuştu toprağa. 
Dünyası aydınlandı, gelişti, dönüştü. 
İnandı güzel günlerin geleceğine. 
Bu hikâyeyi okuyarak umudu büyütme sırası, şimdi sende! 
 
Çocuk Gelişim Uzm. Nihal TURAN YURDABAK’ın kaleminden sıcacık ve göz alıcı parlaklıkta bir dönüşüm hikâyesi… Çocukları güzel günlere inanmaya ve dönüşümün mucizesini fark etmeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102299</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98c61a7f-76de-4089-bf85-c9fb13c213ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Ara Kendini Bul</image:title>
            <image:caption>İçindeki kalabalıktan özgürleşip
kalbindeki kaynağa eriştiğinde
kendi öz varlığına dokunacaksın
ve Senin varlığın,
bu yaşama gerekli!
 
Eğer sessizce oturup düşüncelerini dinlersen zihninde pek çok ses duyacaksın.
Herkes orada... Ailen, dostların, çevren; ancak içinde tek bir kişi eksik ve bu SENsin. Gerçek anlamda mutluluğa erişebilmek için içindeki tüm kalabalıktan ayrışmalısın. Dağlara, tenha yerlere de kaçsan kendini arama yolunda değilsen &quot;o kalabalık&quot; nereye gidersen seninle gelecek. O sebeple önce kendini aramalısın.
Dışarıda aradığın her şeyi bırakmalısın, nedenini dışarıdaki kişilerden veya olaylardan zannettiğin pek çok şeyin kaynağı aslında içinde. Gerçek mutluluğa erişmek için değişmesi gerektiğini düşündüğün pek çok şey aslında sen kendini keşfettiğinde kendiliğinden değişip dönüşecek. “Bütün dünyayı değiştirmene gerek yok, sadece kendini değiştir, böylece tüm dünyayı değiştirmeye başlamış olacaksın. Çünkü sen, dünyanın bir parçasısın” ancak sen kendi özüne dokunduğunda, kendini bulduğunda özvarlığına kavuşacak, gerçek sesini işiteceksin ve sakın unutma senin sesin,  yaşama gerekli!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102300</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7d0b193-6296-452b-b78a-f5c5623d7ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Bir Hikâye</image:title>
            <image:caption>Can ve Yaman, su birikintilerinde zıplamayı, bisiklete binmeyi, 
ağaçlara tırmanmayı çok seviyor. Şimdi sevdikleri yeni bir şey daha var: Minik! 
 
“Minik Bir Hikâye,” 
sizi de bu sevgiye ortak olmaya davet ediyor. 
 
Özlem Karaman Nuhoğlu’nun kaleminden, 
dostluğa, yardımlaşmaya, hayvanseverliğe dair 
sıcacık bir hikâye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102301</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66192b8d-602f-4587-9e23-eb82c3eb2b8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Maydanozlu Köfte</image:title>
            <image:caption>Siz hiç tüylü, tombul ve 
“Hav hav haavvvv!” 
diye ses çıkaran bir köfte gördünüz mü? 
İşte bizim Köfte tam da böyle! 
 
Barınakta yaşayan Köfte, 
sıcacık bir aileye kavuşuyor. 
Üstelik sadece Köfte değil, 
barınakta yaşayan tüm köpekler! 
Nasıl mı? 
Tabii ki Köfte’nin harika planı sayesinde! 
 
Macera dolu, sıcacık bir kitap sizleri bekliyor. 
Bir de barınak korosunun sesleri: 
“Hav hav hav!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102302</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e34b1027-b6a5-4cf9-b856-47a25dda5fad.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Zamane Çocuğunun İtirafları</image:title>
            <image:caption>Alfred de Musset (1810-1857): 19.yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli isimlerindendir. Victor Hugo, Charles Nodier gibi Romantik yazarların çevresinin müdavimi oldu. 1845 yılında Légion d’honneur’e layık görüldü. 1852 yılında Académie française’e üye olarak seçildi. Yazarın hayatıyla paralellikler arz eden Bir Zamane Çocuğunun İtirafları, Fransa’nın Napoléon’un ardından içine düştüğü hayal kırıklığını ve yıkıcı manevi boşluğu şiirsel bir dil ve derin bir içgörüyle ele alır. 1836’da yayımlanan roman, Fransız Romantizmini doğuran bu sancılı dönemin en başarılı portrelerinden biri olmanın yanı sıra çalkantılı bir aşk hikâyesi üzerinden insan ruhunun çarpıcı bir analizini sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102303</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f246ad12-dbc5-42ef-86d0-362f1ea8e7db.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Zamane Çocuğunun İtirafları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Alfred de Musset (1810-1857): 19.yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli isimlerindendir. Victor Hugo, Charles Nodier gibi Romantik yazarların çevresinin müdavimi oldu. 1845 yılında Légion d’honneur’e layık görüldü. 1852 yılında Académie française’e üye olarak seçildi. Yazarın hayatıyla paralellikler arz eden Bir Zamane Çocuğunun İtirafları, Fransa’nın Napoléon’un ardından içine düştüğü hayal kırıklığını ve yıkıcı manevi boşluğu şiirsel bir dil ve derin bir içgörüyle ele alır. 1836’da yayımlanan roman, Fransız Romantizmini doğuran bu sancılı dönemin en başarılı portrelerinden biri olmanın yanı sıra çalkantılı bir aşk hikâyesi üzerinden insan ruhunun çarpıcı bir analizini sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102306</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbb9363b-6ddb-433f-9c08-f7349683b165.jpg</image:loc>
            <image:title>Kedi Gezegeni (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kedi Gezegeni Çin edebiyatının en önemli ve en ünlü karşı-ütopyacı eseridir. Eser ilk kez Xiandai dergisinde Ağustos 1932 ile Nisan 1933 arasında tefrika edilmiştir. Lao She karamsar, karanlık, keskin mizahıyla uzay gemisi Mars’a düşen kahramanının, Kedi İnsanlar ve hızla uçuruma ilerleyen kültürleriyle karşılaşmasını anlatır. Kedi Ülkesindeki siyasi çalkantıları, yozlaşmış kurumları, her şeye kayıtsız, umudunu yitirmiş, çürümekte olan “büyülü yaprak” bağımlısı toplumu yer yer acı verecek ölçüde gerçek bir mizahla resmeder. Kedi Gezegeni bu karamsar, kasvetli havası yüzünden ülkesinde eleştiriler alsa da birçok yabancı dile çevrilmiş, Çin dışında da büyük ilgi görmüştür. Yazarın ülkesinde yaşanan dönemin başarısızlıklarına bir tepki olduğunu söylediği, “bir tür deney” olarak tanımladığı Kedi Gezegeni, Lao She’nın dünya edebiyatının en önemli karşı ütopyacılarından biri olarak anılmasını sağlamıştır. Kedi Gezegeni özgün dili Çinceden yapılan çevirisiyle Türkçede ilk kez yayımlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102307</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c41d766-ccbb-43a8-a7d8-9f6b28b83a01.jpg</image:loc>
            <image:title>Şık</image:title>
            <image:caption>Şık romanı, edebiyat dünyasına attığım ilk adımdır. Okurlar bu yaşlı hikâyede, şimdiki Hüseyin Rahmi’nin acemi, nahif, cılız, fakat ileride bolca meyve vermeye yetenekli bir fidanını göreceklerdir. (…) Okuyunuz efendim, okuyunuz. Gençliğimin ihtiyarlığımdan çok neşeli ve daha güldürücü olduğunu göreceksiniz... Çünkü ben bile kendi kendime bayıla bayıla güldüm. 
Romanda, Şâtırzâde Şöhret Bey namında bir zamane delikanlısının akıllara ziyan serüveniyle bir vakitten beri benimsenen Batılılaşma ideolojisinin, toplumun hangi katmanlarına nasıl ve hangi düzeyde sirayet ettiğine, bu sirayetle birlikte toplumsal dokunun dünden bugüne nasıl bir dönüşüme maruz kaldığına tanık oluruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102308</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae437d8a-22dd-46d6-9861-9d296afa6fe2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültür Eleştirisi</image:title>
            <image:caption>letişim alanının önde gelen profesörlerinden Arthur Asa Berger’in Kültür Eleştirisi, kültür kavramına dair netlik kazanmak isteyen herkesin ve özellikle öğrencilerin, deyim yerindeyse, imdadına koşuyor. Edebiyat teorisinden Marksizme, psikanalizden göstergebilim ve sosyolojiye kadar pek çok kavram bu çalışmada son derece sade ve anlaşılır bir dille çok sayıda örnekle anlatılıyor. Kitabın meramı yazarın şu sözlerinde de ifade buluyor:
“Etrafınızdaki dünyayı farklı görmeye başladığınızda
ya da bu kitapta öğrendiklerinizi medyaya, politikaya,
sanata, popüler kültüre ve gündelik yaşamın çeşitli
yönlerine uygulayabileceğinizi düşündüğünüzde bu yapıt amacına ulaşmış olacaktır.”
 
“İleride popüler kültür alanını tanımlamaya yönelik başka girişimler de olacaktır, fakat Arthur Asa Berger’in eseri, onlar için de örnek alınacak önemli bir başarı olarak kalacaktır.”
—Garth S. Jowett, Film: The Democratic Art’ın yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102309</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c21a2c67-09bc-407e-baa9-8c5c15cd7f95.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakar Kalem</image:title>
            <image:caption>Fethi Naci’den Ahmet Cemal’e, Enis Batur’dan Orhan Suda’ya, Albert Camus’den Georges Simenon’a; edebiyat eleştirisinden çevirmenin masasına... 2001 yılında yayımlanan ilk romanı Eksik Taşlar’la başlayan yazı yolculuğunun yirminci yılını geride bırakan Yiğit Bener, Sakar Kalem’de okuma, yazma ve çeviri serüveninden yansıyan düşünceleri paylaşıyor okurlarla: Gerçekten edebiyatı dert edinerek, derdi gerçekten edebiyat olanlar için... Ayşe Sarısayın’ın sözleriyle: “Nedenlerini nasıllarını, öncesini ve sonrasını her yönüyle ele alarak, baş döndüren sorular silsilesiyle irdeleyerek, kesin bir yargıya varmadan, herkesin kendi yargısını oluşturabilmesi için tüm verileri ortaya koyarak...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102310</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc74241a-2b08-4e7e-8a51-98a731be8aa0.jpg</image:loc>
            <image:title>Şık (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Şık romanı, edebiyat dünyasına attığım ilk adımdır. Okurlar bu yaşlı hikâyede, şimdiki Hüseyin Rahmi’nin acemi, nahif, cılız, fakat ileride bolca meyve vermeye yetenekli bir fidanını göreceklerdir. (…) Okuyunuz efendim, okuyunuz. Gençliğimin ihtiyarlığımdan çok neşeli ve daha güldürücü olduğunu göreceksiniz... Çünkü ben bile kendi kendime bayıla bayıla güldüm. 
Romanda, Şâtırzâde Şöhret Bey namında bir zamane delikanlısının akıllara ziyan serüveniyle bir vakitten beri benimsenen Batılılaşma ideolojisinin, toplumun hangi katmanlarına nasıl ve hangi düzeyde sirayet ettiğine, bu sirayetle birlikte toplumsal dokunun dünden bugüne nasıl bir dönüşüme maruz kaldığına tanık oluruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102311</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b568bf35-79ff-40a6-be93-2dbbc1e02fa7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Asrın Ardından İstiklal Madalyası (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İstiklal Madalyası’nın hikâyesi, Atatürk’ün telkini ve Mustafa Necati Bey’in teklifi ile 2 Ağustos 1921’de Kurtuluş Savaşı’nın en tehlikeli ve sancılı döneminde başladı. Kahramanlık ve başarı madalyası olarak tasarlandı, ama zaman içinde savaş hizmet madalyasına dönüştü. Kurtuluş Savaşı’nın simgesiyken savaş bitince Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmeye başladı. Bir asırlık ömrü içinde her dönem farklı anlamlara büründü, karakter ve tabiatını değiştirdi. Fakat bir şekilde önemini korudu ve gündemde kalmayı başardı. Nesilden nesile aktarılan gurur ve prestij kaynağı İstiklal Madalyası’nın şimdiye kadar yazıya dökülmemiş son bir asırlık renkli ve karmaşık hikâyesi bu kitapta belge ve fotoğraflarla anlatılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102312</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc694e2d-998e-4f90-831c-08530455de8e.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert !- Mert&apos;in Oyuncağı- Sözünde Durmak</image:title>
            <image:caption>KAZANIMLAR SERİSİ 
 
Mert, artık oynamadığı oyuncaklarını elden çıkarmaya karar verdi. Kazandığı parayla, futbol kartlarını koyacağı bir klasör alacak. Ama ya oyuncaklarını başkasına verdiğinde buna pişman olursa? 
Verilen sözü tutmanın ve bencil olmamanın önemini anlatan bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102313</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14f6d297-6295-4c00-a78d-779eb619f6d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Mutluluk Günü</image:title>
            <image:caption>Asya, sabahı iple çekiyor. Çünkü yarın, “Dünya Mutluluk Günü”nü kutlayacaklar. Okulda tüm çocuklar sırayla kürsüye çıkıp kendilerini mutlu eden şeyleri anlatacak. Ama Asya’nın sabahı aksiliklerle başladı. Neler oldu neler! 
Bazı günler, her şey istediğimiz gibi olmaz. Peki, böyle günlerde nasıl mutlu olabiliriz? Bu sorunun yanıtını merak ediyorsan, Asya’nın süprizlerle dolu, tatlı hikâyesi seni bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102314</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f0e6436-001c-438c-9359-1f8c120424b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Maymun Bulmaca</image:title>
            <image:caption>&quot;Annem nerede?&quot; 
&quot;Minik maymun ağlama. Ben yardım ederim anneni bulmana,&quot; dedi kelebek. 
Ancak kelebek bir türlü maymunun annesinin neye benzediğini anlayamazdı. 
Yayazula &apos;nın yazar ve çizerinden harika bir orman macerası!..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102315</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a84d4e5-0723-4e0a-a8b2-769e9754af3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Birimiz Yalan Söylüyor</image:title>
            <image:caption>Herkesin sırları vardır, değil mi?
Bir pazartesi öğleden sonra, Bayview Lisesi’nin beş öğrencisi cezaya kaldı.
Bronwyn, öğrencilerden ZEKİ olanı, Yale Üniversitesi’ne girmek istiyor ve asla kuralları çiğnemiyordu.
GÜZEL olan Addy ise mükemmel bir mezuniyet balosu prensesiydi.
SABIKALI olan Nate, halihazırda uyuşturucu satıcılığından şartlı tahliye edilmişti.
SPORCU olan Cooper, tüm gözleri üzerinde toplayan bir beyzbol oyuncusuydu.
Ve herkes tarafından DIŞLANAN Simon, Bayview Lisesi’nin ünlü dedikodu uygulamasının yaratıcısıydı.
Ancak kimse Simon’ın o ceza sınıfında öleceğini tahmin edemezdi. Yapılan soruşturmaya göre Simon’ın ölümü bir kaza değildi. Üstelik polis, Simon’ın diğer dört öğrenci hakkında yayınlayacağı dedikoduları eline geçirince hepsi birer cinayet şüphelisi oldu. Peki kim yalan söylüyordu?
Herkesin sırları vardır, değil mi? Asıl önemli olan, o sırları korumak için ne kadar ileri gideceğinizdir.
“McManus’un yarattığı yoğun gizem bir bir çözüldükçe, her karakter karmaşıklaşıp derinleşiyor. Bu da gerilime farklı bir tat katıyor.” —VOYA, Starred Review
“Dedikoducu Kız, Sevimli Küçük Yalancılar ve Kahvaltı Kulübü’nün bu akıcı birleşimi, sır çözmeyi seven okurların romanı bir solukta okumasını sağlayacak.” —Kirkus Reviews
“Çarpıcı bir hikâye, inanılmaz süratli bir kurgu ve merak uyandırıcı karakterler birleşerek heyecan verici, tek oturuşta bitirilecek bir gerilim yaratmış.” —The Guardian 
 
“Bir insanın kontrolü kaybetmesine neden olan sorunlara ve lise yıllarının stresine heyecan verici ve sürükleyici bir bakış.” —Booklist 
 
“Okurlar, akıllıca yazılmış ve sürükleyici bu kitabı bırakmakta zorluk yaşayacak.” —Bookpage.com 
 
“Zeki, sürprizlerle dolu ve heyecan verici bu gizemli genç yetişkin romanı, okurları kitabın sonunu tahmin etmeye itecek.” —SLJ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102316</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25d0dc25-a78a-482c-ad76-9dac6f8cc51a.jpg</image:loc>
            <image:title>Gizemli Hazine</image:title>
            <image:caption>Oktay bahçede ilginç bir şey buldu. Dikkatle inceledi, ama bir türlü ne olduğunu anlayamadı. Bir bitkinin kökü olabilir miydi? 
Biraz kazdı ama bir sonuca ulaşamadı. Acaba bahçelerinde büyük bir hazine gizli olabilir miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102318</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30bf2a73-d9d9-4a1e-b572-60244eaafe08.jpg</image:loc>
            <image:title>Keşif</image:title>
            <image:caption>Ferda’nın hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Ne iş, ne aşk ne de ailesi ve arkadaşlarıyla arasında olan bitenler... Yaşam enerjisini kaybetmiş, dümeninde oturduğu gemi alabora olmuş, olmak istemediği sularda sürüklenip duruyordu. Oneman ve Ganne ile tanışana kadar... İki bilge insanla çıktığı bu yolculukta bir yandan kim olduğunu keşfederken diğer taraftan hayatın hoyrat değil, iyileştirici ve şefkatli yanını öğrenen Ferda’nın dönüşümüne tanıklık edeceksiniz. 
 
Gökyüzü Gri Değil Maviymiş kitabının da yazarı olan Nihat Güneri bu keşif yolculuğunda; sorular, uygulamalar ve telkinlerle sadece Ferda’yı değil, okurlarını da ağırlıyor. 
 
Kendinizi keşfetmeye hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102319</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/826fd469-ee49-4fea-9089-07b7bf18763c.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Didi Arkadaş Ediniyor</image:title>
            <image:caption>Dinozor Didi’nin canı sıkılıyor. Bütün oyunları oynadı. Diğer dinozor arkadaşları da çok büyük. Onlarla oynarken bazen zorlanıyor. Şimdi ne olacak? 
Dinozor Didi kitapları, kısa cümleleri ve yalın anlatımıyla, okuma yolculuğunun başındaki çocuklar için hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102320</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a91561c2-6d23-48c8-9813-80e711c0a33f.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Didi Uçmayı Öğreniyor</image:title>
            <image:caption>Dinozor Didi, uçmayı öğrenecek. Dinozor dostlarından yardım isteyecek. Ama henüz hiçbiri uyanmamış! Didi ne yapacak? 
Dinozor Didi kitapları, kısa cümleleri ve yalın anlatımıyla, okuma yolculuğunun başındaki çocuklar için hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102322</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a290d76-b053-4272-99d9-9186ee13940d.jpg</image:loc>
            <image:title>Moğolların Kısa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Cengiz Han zor bir çocukluk geçirmişti. Çetin koşullar onu da sertleştirmiş, hayata tutunmak için acımasızlığa zorlamıştı. Bunlar bazı tarihçi ve vakanüvislere, Moğolların başarı ve genişlemeyle dolu bir buçuk yüzyılını açıklamak için oldukça iyi bir neden verse de, gerçek bundan büyük ölçüde farklıydı. George Lane, Moğolların Kısa Tarihi ’nde Moğolların önüne çıkan her şeyi yıkıp geçen fetihçi ve yenilmezler ordusu değil, büyük ölçüde gittiği yerlerdeki koşullarla ilişkilenmeyi bilen, örgütlenme becerisiyle öne çıkan, dinî ve kültürel çoğulculuğu benimseyen, ticaret bilen gelişkin bir topluluk olduğunu öne sürüyor. Genişleme ve büyüme becerisini, satır aralarında beliren gelişmelerde arıyor. Moğolların tarihini merak edenler için bilindik ezberlere gelmeyen bir giriş kitabı... “Dünyanın ilk küreselleşme deneyimine eşlik eden siyasi dönüşüm, çoğu zaman tek bir adama mal edilir: Büyük Cengiz Han. Komşu imparatorlukların zayıflıklarından yararlanıp Avrasya’daki Türk-Moğol kabilelerinin liderliğine yükselen Cengiz Han, bu sayede Türklerin yarı göçer toplumlarını, gelişmiş ama saldırıya açık Çin kentlerini, İslâm dünyasının savaş halindeki topluluklarını ve Avrupa’nın neredeyse savunmasız sınır bölgelerini yutan bir devrimi başlatmıştır.” GEORGE LANE</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102323</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc8d3eb2-ea85-4f0e-8a41-b7c5d423b067.jpg</image:loc>
            <image:title>Amazon Nasıl Çalışıyor ?</image:title>
            <image:caption>“Jeff Bezos bir keresinde bana, Google veya Apple’ın aksine, ‘Amazon’un büyük bir avantajı yok, bu yüzden birçok küçük avantajdan bir ip örmeliyiz,’ demişti. Amazon, başarının tek bir dâhice hamleden değil, tutarlı ve cesurca uygulanan bir dizi net uygulamadan kaynaklandığını tekrar tekrar gösterdi.”— Tim O’Reilly 
“Elinizde Amazon’daki sermaye olması gerekmiyor (işin doğrusu Amazon uzun yıllar sermaye sıkıntısı çekti); elinizde bir Jeff Bezos olmasına da gerek yok (gerçi projenizde çalışmak için vakti varsa kendisiyle çalışmanızı şiddetle öneririz!). Amazon’un somut, tekrarlanabilir ilkelerini ve uygulamalarını herkes öğrenebilir.”—Colin Bryar &amp; Bill Carr 
 
 
2018’de Amazon, Apple’dan sonra dünyanın ikinci trilyon dolarlık şirketi oldu. 1994’te bir garajda kurulan bu şirket bize dikkate değer bir başarı öyküsü sunuyor. Peki, bunu nasıl başardılar? Dahası başkaları bu olağanüstü başarıdan nasıl ders çıkarabilir ve bunu nasıl yineleyebilir? 
Colin Bryar 1998’de, Bill Carr ise 1999’da Amazon’a katıldı. Çalıştıkları dönem, Amazon’un eşsiz bir inovasyon çağını kapsıyordu: Kindle, Amazon Prime, Amazon Echo ve Alexa, Amazon Web Hizmetleri başta olmak üzere yirmi yedi yıllık Amazon deneyimlerinin ışığında şimdi bizimle bu inovasyonların öyküsünü paylaşıyorlar. Dünyanın bugüne dek gördüğü en sıra dışı şirketlerden biri olan Amazon’un 14 Liderlik İlkesi’nden işe alım süreçlerine, müşteri takıntısından buluş yapma hevesine yönelik yaklaşımına, uzun süredir Amazon yöneticiliği yapmış iki liderin aktardığı ve kendi şirketinize hemen şimdi uygulayabileceğiniz dersler ve tekniklerle içeriden bir pencere... Hem kariyeriniz için pratik bir rehber hem de şirketin nasıl bu kadar başarılı hâle geldiğinin hikâyesi... 
Amazon Nasıl Çalışıyor? başarının, tek bir liderin dehasına bel bağlayarak değil; burada ilk kez paylaşılan, sıkı sıkıya icra edilecek, çok iyi tanımlanmış ilke ve uygulamalara adanmışlıkla elde edildiğini gösteriyor. 
Siz de bu ilke ve uygulamaları, hacmi ne olursa olsun, kendi şirketinizde nasıl hayata geçireceğinizi öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102324</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/54926d4d-cd66-4782-a9c1-008eeff72701.jpg</image:loc>
            <image:title>SS Subayının Koltuğu</image:title>
            <image:caption>Bir koltuktan çıkan belgelerin izini süren Daniel Lee, bir Nazinin hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor. “Sıradan” bir Alman’ın nasıl bir Naziye dönüşebildiğini, bu dönüşümün arka planındaki motivasyonların, ailenin geçmişinin ve zihniyetinin yanı sıra Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın içinde bulunduğu durumu da ihmal etmeden inceliyor. Robert Griesinger isimli düşük rütbeli bir SS subayının peşine düşerken, isimleri tarih kitaplarının sayfalarında yer almamış, unutulmuş yüzlerce, binlerce Nazinin, Nazizmi nasıl beslediklerini, yaşatılan vahşette aslında ne kadar ciddi bir payları olduğunu hatırlatıyor. SS Subayının Koltuğu - Bir Nazinin Gizli Yaşamının Peşinde, adı duyulmamış bir Nazinin hayat hikâyesiyle Nazi Almanyası’nın gözden kaçırılan bir kesimine dikkat çekiyor. “Düşük rütbeli görevlilerin, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda neler yaşadığına dair hâlâ çok az şey biliyoruz. Griesinger’in hayatı, Nazi yönetimini mümkün kılan şeyi anlamamızı sağlayacak. Ünlü fanatikler ve katiller, eğer hükümeti ayakta tutan, evrak işlerini yapan, korku ve şiddet tehdidi içlerine işlenmiş, rejimin potansiyel kurbanlarıyla yan yana yaşayan sayısız destekçileri olmasaydı var olamazlardı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102325</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ce31a09-d4e1-4dbb-8c24-b3db3a6f6217.jpg</image:loc>
            <image:title>Windows Server</image:title>
            <image:caption>Microsoft’un Windows Server işletim sistemi Türkiye’de ve dünyada milyonlarca işyerinin bilişim alt yapısında kullanılıyor. Sistem yöneticilerinin Windows Server kavramlarını, mekanizmalarını, teknolojilerini öğrenmesi büyük önem taşıyor. Bu bilgi aynı zamanda siber güvenlik alanında çalışanların da gereksinim duydukları bilgi. Çünkü Windows’un yaygınlığıyla orantılı olarak bilişim saldırıları da genelde Windows’a yönelik olarak gerçekleşiyor. Yönetebilmek ve koruyabilmek için işletim sistemini iyi tanımak gerekiyor. Windows Server kitabı bu alandaki boşluğu doldurmayı amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102326</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/889ee626-f4fd-46e8-9200-a5f363defe2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınlardan Nefret Eden Erkekler ve Onları Seven Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Aşk ve romantizm heyecan vericidir. Özellikle de ilişkinin ilk zamanlarında. Duygular ve arzular doruğa çıkar, göz kamaştırıcı bir ışıltı içinde kendimizi harika hissederiz. Çoğu kişi, yaşadığı deneyimi “bulutların üstüne çıkmak” diye tarif eder. Fakat bazen, çok geçmeden sihirli duyguların üzerine karanlık gölgeler düşer. Ne olduğunu anlayamadan ilişkinin dengesi bozulur, çaresizlik ve öfke hüküm sürmeye başlar. Bir kadın olarak ilişkiniz hakkında kafa karışıklığı yaşıyorsanız, kendinize şu soruları sorun: Beraber olduğunuz erkek, kendisinde nasıl yaşadığınızı ve nasıl davrandığınızı kontrol etme hakkı mı görüyor? Size karşı kıskanç ve sahiplenici mi davranıyor? Onu memnun etmek için hayatınızdaki önemli etkinliklerden ve insanlardan vazgeçtiğiniz oldu mu? Öngörülemez ani öfke patlamaları yaşıyor mu? Duygularınızı değersizleştiriyor, fikirlerinizi önemsizleştiriyor mu? İlişkinizde ters giden her şey için sizi mi suçluyor? Onunla birlikteyken kendinizi dengesiz veya yetersiz hissediyor musunuz? Ne yaparsanız yapın, ona verdiğiniz sevgi, ilgi ve desteği yeterli bulmuyor mu? Kendinizi sık sık haklı olduğunuz halde özür dilerken buluyor musunuz? Eğer bu soruların çoğuna evet cevabını veriyorsanız, mizojinist bir erkekle beraber olabilirsiniz. Zor Bir Ailede Büyümek ve Zor Anneler kitaplarından tanıdığımız Susan Forward, Kadınlardan Nefret Eden Erkekler ve Onları Seven Kadınlar’da, mizojinizmin damga vurduğu yıkıcı ilişkilere sıkışmış kadınları ve erkekleri ele alıyor. Örnek vakalar eşliğinde istismar kısırdöngüsünü kırmanın ve yaraları iyileştirmenin yollarını gösterirken, okurlarına yeniden sağlıklı ve sevgi dolu birliktelikler yaşamak için cesaret aşılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102327</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f18e3dfb-9534-40f9-859e-3be1b8b5fdcd.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Çocuğun Dünyasından Şiirler</image:title>
            <image:caption>2009’ da İzmir’in Bornova ilçesinde doğdu. İlkokulunu Konya’nın Selçuklu ilçesinde Yazır Şehit Osman Küçükdillan İlkokulunda tamamladı. Şu an Selçuklu’da İMKB Ortaokulunda 7. sınıf öğrencisidir. 
 
Şiir yazmaya ilkokul 2. sınıfta yeteneğini fark eden babasının teşvikiyle başlamıştır. 2019 yılında ‘Doğa Sevgisi’ şiiri, Selçuklu Belediyesi’nin Doğa Sevgisi konulu Kütüphane Bülteni Dergisine seçilerek yayınlanmıştır. 2020 yılında İMKB Ortaokulu’nun çıkarmış olduğu okul dergisinde de ‘Babacığım’ adlı şiiri yayınlanmıştır. 
 
Şairimiz Şeyda Maldar şiirlerinde vatan, millet, bayrak, Çanakkale, Atatürk gibi milli duyguları barındıran duyguları işlemekle birlikte aynı zamanda anne, baba, kardeş, aile, anadolu gibi konuları da içererek kültürel, maddi ve manevi değerlerimize de yer vermiştir. Ayrıca şiirlerinde özlem, hayal, çalar saat gibi soyut ve günlük yaşam ile ilgili konularda vardır. Şairimiz Şeyda Maldar’ın şiirleri her konuda ve çok yönlüdür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102328</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a5aee91-3818-4c6f-960b-9b5b90f577b1.jpg</image:loc>
            <image:title>İslamda Namazın Evreleri ve Mi&apos;rac Sonrası</image:title>
            <image:caption>Şükür ibadeti 
Namazın evreleri 
Yahudilerde namaz 
Hristiyanlarda namaz 
Hanif dininde namaz 
İslâm sonrası 
Namaz çeşitleri 
Siyer olayların kronolojik tarihlerini gösteren tablo. 
Rumi, Hicri, Gregorian-Miladi kronolojik tarihleri. 
Mi ’raca çıkış anlatımları 
Hariciler mezhebi 
Caferî-Sâdık: Şia/Şiî mezhebi 
Mekke’nin fethi ile başlayan; 
Muaviye olayı: Hazret mi, değil mi ?! 
KIRTAS “Kâğıt-kalem ve divit hadisi ve hadisesi, 
Gadir-i Hum Hutbesi, 
Mezhepler devreye girince: 
Hanefi mezhebinde; 
Şafiî mezhebinde; 
Malikî mezhebinde; 
Hanbeli mezhebinde; 
*Abdest almak, 
*Namaz Kılmak. 
  Hz. Muhammed’in “benim gözbebeğimdir,” dediği namazın, hangi süreçlerden geçip, mezheplere göre kılınmasına varıncaya dek anlatımı, ayrıca, İslami olarak tarihte geçen olaylarda, doğruyu bulma ve hakkın teslimiyeti önemlidir. Bu yolda, şöhretim artsın, takipçilerim takdir etsin diye yaptıklarımı acaba Rabbim takdir eder mi? Çünkü, “doğruyu bulabilmek için araştırıp, inceleyerek yazdığımı kime beğendirmek istiyorum” endişesi yüreğimi kaplarken, bir taraftan da mutluluğum artmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102329</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4c5f6e0-e334-41b0-9565-fe06ec57bf4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bubik Kayıp Mercan Krallığında</image:title>
            <image:caption>Ceren Ünal’ın kaleme aldığı bu kitap, çocukları kayıp mercan krallığını ararken, okyanusun derinliklerinde  muhteşem bir yolculuğa ve maceraya davet ediyor. 
 Yolu Goliy’le kesişen Bubik’in kayıp Mercan Krallığı’na doğru uzanan gizemli yolculuğu. Kayıp Mercan Krallığı’ndaki sırrı keşfetmeye hazır mısın ?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102330</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba7b6f92-991a-49fb-8067-d1d3476e1577.jpg</image:loc>
            <image:title>Religious Music Perpection of the Congregations</image:title>
            <image:caption>·         APPRECIATION 
·         PREFACE 
·         CONTENTS 
·         TABLE LIST 
·         LIST OF GRAPHIC 
·         ABBREVIATIONS 
·         INTRODUCTION 
·         METHODOLOGY AND THE METHODS OF COLLECTING DATA 
·         DEMOGRAPHIC FEATURES OF ATTENDEES OF THE SURVEY 
·         RESTRICTIONS 
·         HYPOTHESES 
·         POPULATION AND THE SAMPLE 
·         RELATED LITERATURE 
·         FINDINGS and INTERPRETATION 
·         FINDING and INTERPRETATIONS REGARDING TO MUSICAL RELATIONS 
·         THE INSTRUMENTS WHICH ARE IN THE SPOTLIGHT WHEN THE RELIGIOUS MUSIC IS BEING PLAYED 
·         FINDINGS AND INTERPRETATION REGARDING TO MUSICAL KNOWLEDGE 
·         FINDINGS AND INTERPRETATION REGARDING TO MUSICAL PERCEPTION 
·         EMOTIONS COMING TO MIND WHEN THE RELIGIOUS MUSIS IS LISTENED 
·         FELT EMOTIONS WHEN THE RELIGIOUS MUSIS IS LISTENED 
·         EMOTIONS AMPLIFIED BY RELIGIOUS MUSIC 
·         IN WHICH EMOTIONS IS THE RELIGIOUS MUSIC LISTENED? 
·         SOURCE OF RELIGIOUS MUSIC 
·         FUNCTION OF RELIGIOUS MUSIC 
·         ELEMENTS THAT MAKE MUSIC RELIGIOUS 
·         THOSE WHO ANSWER “OTHER” TO THE QUESTION 
·         OF WHAT MAKES MUSIC RELIGIOUS 
·         CONCLUSION 
·         PERCEPTION OF RELIGIOUS MUSIC OF MUSLIM AND NON‐MUSLIM COMMUNITIES IN ISTANBUL AND PORTLAND/ME 
·         COMPARISON OF RELIGIOUS MUSIC PERCEPTION OF MUSLIM AND NON‐MUSLIM COMMUNITIES IN ISTANBUL AND PORTLAND/ME 
·         HYPOTHESIS RESULTS 
·         SOURCE 
·         RESEARCH QUESTIONNAIRE ABOUT RELIGIOUS MUSIC PERCEPTION</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102331</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae3d65c0-ab30-4250-b91b-14598b78462f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bürokrasi Dersleri</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM 
BÜROKRASİ: KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TARİHSEL SÜREÇ 
İKİNCİ BÖLÜM 
YÖNETİM TEORİLERİ VE BÜROKRASİ 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
BÜROKRATİK YÖNETİM TEORİSİ 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
TÜRKİYE&apos;DE BÜROKRASİ VE TARİHSEL SÜREÇ 
BEŞİNCİ BÖLÜM 
TÜRKİYE&apos;DE BÜROKRASİ VE YOZLAŞMA 
ALTINCI BÖLÜM 
YENİ KAMU YÖNETİMİ (YKY) 
YEDİNCİ BÖLÜM 
YÖNETİŞİM 
SEKİZİNCİ BÖLÜM 
YENİ SAĞ VE BÜROKRASİ 
DOKUZUNCU BÖLÜM 
BÜROKRASİDE YENİDEN YAPILANMA VE PERFORMANS TABANLI ÖRGÜTLER 
ONUNCU BÖLÜM 
YIPRANAN BÜROKRASİYE ALTERNATİFLER 
ONBİRİNCİ BÖLÜM 
WEBERYAN BÜROKRASİDEN NEO WEBERYAN DEVLETE 
ONİKİNCİ BÖLÜM HÜMONOKRASİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102332</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a3b2cbf-4121-47fc-8ffd-65534b44a5b6.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Tarihi (1299 - 1566) Mir’atü’l-Kainat</image:title>
            <image:caption>Osmanlı devrinde kaleme alınmış tarih eserleri günümüzde de ilgi çekmektedir; fakat dilde yaşanan değişim ve dönüşüm, söz konusu metinlerin bugünün okurları tarafından anlaşılmasını neredeyse imkânsız hâle getirmektedir. Buradan hareketle daha önce akademik kıstaslara uygun olarak orijinal diliyle yayımlanan Nişancızâde Mehmed Efendi’nin (ö. 1621) Mir’âtü’l-Kâinât adlı eserindeki Osmanlı tarihi kısmı elinizdeki kitapta sadeleştirilmiş olarak sunulmuştur. 
    Mir’âtü’l-Kâinât yazıldığı andan itibaren Osmanlı aydınlarınca rağbet görmüş ve Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde hem İstanbul hem de Mısır matbaalarında basılmıştır. Eserin Türk ve dünya kütüphanelerinde çok sayıda yazma nüshasının bulunması da Mir’ât’a gösterilen ilgiyi gözler önüne sermektedir. 
    Mir’âtü’l-Kâinât’ın Osmanlı tarihi kısmı Osman Gazi’den Kanûnî Sultan Süleyman’ın vefatına kadarki dönemi kapsamaktadır. Kitapta siyasi hadiselerin yanında sosyal ve kültürel hayata dair bilgiler de yer almaktadır. Bunlara ilaveten her padişah devrinden sonra o dönemde yaşamış âlim ve mutasavvıflar da müstakil başlıklar altında kısaca tanıtılmaktadır. 
    Dr. Göker İnan tarafından yayına hazırlanan eserde kelime bazlı motamot bir sadeleştirmeden çok, anlatılmak isteneni doğrudan ifade eden bir metot takip edilmiş; böylelikle Osmanlı devrinde yazılmış bir tarih eserinin günümüz okuyucusu tarafından kolaylıkla anlaşılabilmesi hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102333</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ed50b90-c12d-4f83-8fc5-e7e6d2101947.jpg</image:loc>
            <image:title>Umut Devrimi</image:title>
            <image:caption>UMUT DEVRİMİ 
 
Bir yol ayrımındayız: İnsanı mı teknolojinin hizmetine vereceğiz yoksa teknolojiyi mi insanın hizmetine sokacağız? Yanıt belli. Fakat yazara göre, doğru yola girebilmemiz için insanın kişilik yapısı, nitelikleri ve gizil güçleri konusu ile çağımızın toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlarını birlikte ele almak gerekiyor. ErichFromm çoğu kitabında olduğu gibi Umut Devrimi’nde de karşımıza hem ruhbilimci hem de toplumbilimci olarak çıkıyor. Onu klasikleşmiş, vazgeçilmez bir düşünür haline getiren de aslında bu özelliği. Her kitabında olduğu gibi burada da insan ruhu ile insan toplumu arasındaki ilişkiye yine farklı bir açıdan kendi özgün ışığını tutuyor. “İnsanoğlu, bilimsel hakikatin araştırılması süreci içinde, doğaya nasıl egemen olacağını öğrendi. Bu alanda büyük başarılar elde etti. Ancak tekniğe ve maddi tüketime tek taraflı ağırlık vermekle, kendisiyle ve yaşamla olan bağını yitirdi. ... Teknik ve maddi değerler üzerinde yoğunlaştı; derin coşkular duyma yetisini, bu duyguların getirdiği sevinç ve üzüntüyü hissetme yetisini yitirdi. İnsanoğlunun inşa ettiği makine öylesine gelişti ki, onun düşünme biçimini saptayan yeni bir güç haline geldi,” diyor Fromm</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102334</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4540ebc9-1484-45ae-85c6-4e797915034c.jpg</image:loc>
            <image:title>Silindir Şapka Giyen Köylü, Bacayı İndir Bacayı Kaldır</image:title>
            <image:caption>Neoliberal düzenin hüküm sürdüğü ve teknoloji çağında, son yıllarda yaşadığımız küresel salgın ve kaos ortamında, sömürü, insanlığın en önemli ve yaşamsal sorunu haline gelmiştir. İşçi, emekçi, çiftçi ezim ezim ezilirken, para babaları iyiden iyiye rahatlamışlar, günlerini gün etmişlerdir. Bununla birlikte yükselen bireyci ve bencil tutum, Türk edebiyatına da sirayet etmiş, toplumcu hassasiyet unutulmuş ve –nadir örneklerine karşın- niteliksiz bir çöle dönüşmüştür. Hal böyleyken Sadri Ertem’in Silindir Şapka Giyen Köylü ve Bacayı İndir Bacayı Kaldır eserleri, bugün de büyük önem taşımaktadır. 
Cumhuriyet Kitapları, bu iki önemli eseri, okurlarıyla yeniden buluşturuyor… 
 
“Eserinin temelinde ‘ekonomik ilişkilerin belirleyici etkisini’ oturtan Sadri Ertem’in, toplumsal mücadelelerin bu temel çelişkisini, nice Marksist yazardan önce saptayıp yazmış olması, handiyse mucizedir.
Atilla İlhan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102335</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fda5581f-c8af-492e-99ac-e7e7cbd58585.jpg</image:loc>
            <image:title>Gül Dedi Ki...</image:title>
            <image:caption>Doğada yalnızca insanların değil, canlı cansız tüm varlıkların dili vardır. O dili anlayan çok şey öğrenir. Gül ise doğanın en çok dili konuşan, en çok tadı içeren, en çok kokuyu üreten, en çok renge sahip çiçeğidir. 
Mustafa Balbay, çiçeğinden dikenine, yaprağından gövdesine kadar her şeyiyle insana yaşamı anlatan en bereketi ağaç olan gül ile kurduğu dostluktan damlalar sunuyor. Okuyucusunu Semerkant’tan Budapeşte’ye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor, Fuzuli’den Yunus Emre’ye tüm bilgelerin buluşma noktası olan mis kokulu gülün öyküsünü anlatıyor. 
Âşık Veysel’in dediği gibi, “Güle kıymet verilmezdi âşık ile maşuk olmasa…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102336</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab1b9ebf-7064-4788-94d7-5523e5b73bed.jpg</image:loc>
            <image:title>Germinal</image:title>
            <image:caption>Étienne Lantier, an unemployed railway worker, is a clever but uneducated young man with a dangerous temper. Compelled to take a back-breakin job at Le Voreux mine when he cannot get other work, he discovers that his fellow miners are ill, hungry and in debt, unable to feed and clothe their families. When conditions in the mining community deteriorate even further, Lantier finds himself leading a strike that could mean starvation or salvation for all. The thirteenth novel in Zola’s great Rougon-Macquart sequence, Germinal expresses outrage at the exploitation of the many by the few, but also shows humanity’s capacity for compassion and hope.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102337</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60db7d7c-61c6-4f78-8c32-bab2ad7bc6f3.jpg</image:loc>
            <image:title>His Masterpiece</image:title>
            <image:caption>HIS MASTERPIECE,’ which in the original French bears the title of L’Oeuvre, is a strikingly accurate story of artistic life in Paris during the latter years of the Second Empire. Amusing at times, extremely pathetic and even painful at others, it not only contributes a necessary element to the Rougon-Macquart series of novels—a series illustrative of all phases of life in France within certain dates—but it also represents a particular period of M. Zola’s own career and work. Some years, indeed, before the latter had made himself known at all widely as a novelist, he had acquired among Parisian painters and sculptors considerable notoriety as a revolutionary art critic, a fervent champion of that ‘Open-air’ school which came into being during the Second Empire, and which found its first real master in Edouard Manet, whose then derided works are regarded, in these later days, as masterpieces. Manet died before his genius was fully recognised; still he lived long enough to reap some measure of recognition and to see his influence triumph in more than one respect among his brother artists. Indeed, few if any painters left a stronger mark on the art of the second half of the nineteenth century than he did, even though the school, which he suggested rather than established, lapsed largely into mere impressionism—a term, by the way, which he himself coined already in 1858; for it is an error to attribute it—as is often done—to his friend and junior, Claude Monet.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102338</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/18dba8d5-2259-4313-b487-093f7f4f5e91.jpg</image:loc>
            <image:title>The Downfall</image:title>
            <image:caption>The Downfall by Zola belongs to the most outstanding masterpieces of the world’s literature. Zola tells about a terrific land-slide that overwhelmed the French Second Empire in this work. The story’s main character is Jean Macquart, a French soldier who loses a lot during a war and comes through the perils of the bloodiest battles just to get into another war. It is a critical political work describing the nonsense and cruelty of armed conflicts</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102339</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73a85520-5acb-4fcb-8085-f06ce51f8b4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Fruitfulness</image:title>
            <image:caption>Excerpt from Fruitfulness: 
Fécondité This, then, is M. Zola’s reply to the cry repeatedly raised by his hero, Abbé Pierre Froment, in the pages of Lourdes, Paris, and Rome: A new religion, 3 new religion! Critics of those works were careful to point out that no real answer was ever returned to the Abbé’s despairing call; and it must be confessed that one must yet wait for the greater part of that answer, since Fruitfulness, though complete as a narrative, forms but a portion of the whole. It is only after the publication of the succeeding volumes that one will be able to judge how far M. Zola’s doctrines and theories in their ensemble may appeal to the requirements of the World.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102340</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a440de75-66ee-4026-b4db-bf6bae2119eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Balinalar Aramızda</image:title>
            <image:caption>Dev balinalar dev okyanuslara neden sığamadı?

Nick Bland&apos;in yazıp resimlediği Balinalar Aramızda, hayvanların doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi hakkında farkındalık yaratan ve bu konuda bilinç oluşturan bir çevreye duyarlılık öyküsü.

Okurların kulaklarında yankılanan melodik tınısı, ritmik dili ve hayal gücünün sınırlarını esneten çarpıcı görselleriyle öne çıkan kitap, insan eliyle kirlenen denizlerin geleceğine dair masalsı bir anlatı sunuyor. 

İnsanın kendinden olmayana karşı sergilediği hoşgörüsüz tutum ve davranışları incelikle ele alan Bland, şiirsel öyküsünün arka planında birey, toplum ve farklılık kavramlarını da sorguluyor. 









Günlerden bir gün balinalar, biricik yuvaları okyanuslardan çıkıp şehir hayatına balıklama daldı. Bunu gören çocuklar sevinedursun, yetişkinleri belli belirsiz bir homurtu sardı. Şehirlilerin yaşam alanları sınırlanıp günlük rutinleri usul usul değişmeye başladığındaysa mevzunun &apos;&apos;ağırlığı&apos;&apos; ortalığı birbirine kattı. Çünkü balinalar artık her yerdeydi! Peki, ne işi vardı balinaların parklardaki banklarda ya da tren vagonlarında? Ve hatta restoranlarda? Acaba neydi onları engin sulardan alıkoyup hiç ait olmadıkları kara parçalarına vurduran?  

İnsanın, yaşadığı çevre üzerindeki &apos;&apos;değiştirici&apos;&apos; rolünü sorgulayan bu etkileyici resimli kitap, empati yoluyla okurları balinaların sesine kulak vermeye ve onların yardım çağrısına kayıtsız kalmamaya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102341</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88a085fe-3da5-4dbf-8906-3730d4661256.jpg</image:loc>
            <image:title>The Fortune of the Rougons</image:title>
            <image:caption>“THE FAT AND THE THIN,” or, to use the French title, “Le Ventre de Paris,” is a story of life in and around those vast Central Markets which form a distinctive feature of modern Paris. Even the reader who has never crossed the Channel must have heard of the Parisian Halles, for much has been written about them, not only in English books on the French metropolis, but also in English newspapers, magazines, and reviews; so that few, I fancy, will commence the perusal of the present volume without having, at all events, some knowledge of its subject matter. The Paris markets form such a world of their own, and teem at certain hours of the day and night with such exuberance of life, that it was only natural they should attract the attention of a novelist like M. Zola, who, to use his own words, delights “in any subject in which vast masses of people can be shown in motion.” Mr. Sherard tells us[*] that the idea of “Le Ventre de Paris” first occurred to M. Zola in 1872, when he used continually to take his friend Paul Alexis for a ramble through the Halles. I have in my possession, however, an article written by M. Zola some five or six years before that time, and in this one can already detect the germ of the present work; just as the motif of another of M. Zola’s novels, “La Joie de Vivre,” can be traced to a short story written for a Russian review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102342</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4a38b1c-c6f5-4efc-becb-c00808a6bb13.jpg</image:loc>
            <image:title>The Soil</image:title>
            <image:caption>The Soil (aka The Earth; French original title: La Terre), around which the greatest controversy has raged, is a novel which treats of the conditions of agricultural life in France before the war with Prussia (1870-1871), and the subsequent downfall of the Second Empire. It is, in some respects, the most powerful of all Zola’s novels. In parts the book is Shakespearian in its strength. Jean Macquart, son of Antoine Macquart and brother of Gervaise (see The Fortune of the Rougons), having served his time in the Army, comes to the plain of La Beauce, and becomes an agricultural labourer on the farm of La Borderie, which belonged to Alexandre Hourdequin. He falls in love with a neighbour, Lise Mouche, and later her sister Françoise...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102343</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d92fa01-070a-4611-a728-8c66d34e5663.jpg</image:loc>
            <image:title>The Three Cities Trilogy, Paris</image:title>
            <image:caption>Trilogy of the Three Cities (1894-1898), which he began with “Lourdes” and continued with “Rome” and finished with “Paris”; and thus the adventures and experiences of Abbe Pierre Froment, the doubting Catholic priest who failed to find faith at the miraculous grotto by the Cave, and hope amidst the crumbling theocracy of the Vatican, are here brought to what, from M. Zola’s point of view, is their logical conclusion. From the first pages of “Lourdes,” many readers will have divined that Abbe Froment was bound to finish as he does, for, frankly, no other finish was possible from a writer of M. Zola’s opinions. Taking the Trilogy as a whole, one will find that it is essentially symbolical. Abbe Froment is Man, and his struggles are the struggles between Religion, as personified by the Roman Catholic Church, on the one hand, and Reason and Life on the other. In the Abbe’s case the victory ultimately rests with the latter.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102344</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68a2f43c-f522-433f-9fb6-fe9fa5b37a49.jpg</image:loc>
            <image:title>The Three Cities Trilogy, Rome</image:title>
            <image:caption>Trilogy of the Three Cities (1894-1898), which he began with “Lourdes” and continued with “Rome” and finished with “Paris”; and thus the adventures and experiences of Abbe Pierre Froment, the doubting Catholic priest who failed to find faith at the miraculous grotto by the Cave, and hope amidst the crumbling theocracy of the Vatican, are here brought to what, from M. Zola’s point of view, is their logical conclusion. From the first pages of “Lourdes,” many readers will have divined that Abbe Froment was bound to finish as he does, for, frankly, no other finish was possible from a writer of M. Zola’s opinions. Taking the Trilogy as a whole, one will find that it is essentially symbolical. Abbe Froment is Man, and his struggles are the struggles between Religion, as personified by the Roman Catholic Church, on the one hand, and Reason and Life on the other. In the Abbe’s case the victory ultimately rests with the latter.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102345</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/933a0eb7-e031-40f9-9176-2e930da8b8ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Work</image:title>
            <image:caption>Émile Édouard Charles Antoine Zola 2 April 1840 – 29 September 1902) was a French novelist, journalist, playwright, the best-known practitioner of the literary school of naturalism, and an important contributor to the development of theatrical naturalism. He was a major figure in the political liberalization of France and in the exoneration of the falsely accused and convicted army officer Alfred Dreyfus, which is encapsulated in his renowned newspaper opinion headlined J’Accuse…! Zola was nominated for the first and second Nobel Prize in Literature in 1901 and 1902</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102346</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47ede34c-c7f9-4945-b28f-e799378fcaee.jpg</image:loc>
            <image:title>His Excellency</image:title>
            <image:caption>His Excellency (French: Son Excellence Eugene Rougon) - From Zola’s Rougon-Macquart Series. “Son Excellence Eugene Rougon is the one existing French novel which gives the reader a fair general idea of what occurred in political spheres at an important period of the Empire. It is a book for foreigners and particularly Englishmen to read with profit, for there are yet many among them who cherish the delusion that Napoléon III. was not only a good and true friend of England, but also a wise and beneficent ruler of France; and this, although his reign began with bloodshed and trickery, was prolonged by means of innume-rable subterfuges, and ended in woe, horror, and disgrace... There is, of course, some fiction in the book; but, again and again, page after page, I have found a simple record of fact, just deftly adapted to suit the requirements of the narrative. The history of the Second Empire is probably as familiar to me as it is to M. Zola himself-for, like him, I grew to manhood in its midst, with better opportunities, too, than he had of observing certain of its distinguishing features - and thus I have been able to identify innumerable incidents and allusions, and trace to their very source some of the most curious passages in the book. And it is for this reason, and by virtue of my own knowledge and experience, that I claim for His Excellency the merit of reflecting things as they really were in the earlier years of the Imperial régime.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102347</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ac0fd0c-e147-42d4-974a-e4855c2773af.jpg</image:loc>
            <image:title>The Attack on the Mill and Other Sketches of War</image:title>
            <image:caption>It is by his huge novels, and principally by those of the Rougon-Macquart series, that M. Zola is known to the public and to the critics. Nevertheless, he has found time during the thirty years of his busy literary career to publish about as many small stories, now comprised in four separate volumes. It is natural that his novels should present so very much wider and more attractive a subject for analysis that, so far as I can discover, even in France no critic has hitherto taken the shorter productions separately, and discussed M. Zola as a maker of contes. Yet there is a very distinct interest in seeing how such a thunderer or bellower on the trumpet can breathe through silver, and, as a matter of fact, the short stories reveal a M. Zola considerably dissimilar to the author of “Nana” and of “La Terre”—a much more optimistic, romantic, and gentle writer. If, moreover, he had nowhere assailed the decencies more severely than he does in these thirty or forty short stories, he would never have been named among the enemies of Mrs. Grundy, and the gates of the Palais Mazarin would long ago have been opened to receive him. It is, indeed, to a lion with his mane en papillotes that I here desire to attract the attention of English readers; to a man-eating monster, indeed, but to one who is on his best behaviour and blinking in the warm sunshine of Provence</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102348</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fdd07eb1-3377-47de-b996-1b64c08c87b7.jpg</image:loc>
            <image:title>The Joy of Life (La joie de vivre)</image:title>
            <image:caption>La joie de vivre (The Joy of Living) is the twelfth novel in the Rougon-Macquart series by Émile Zola. It was serialized in the periodical Gil Blas in 1883 before being published in book form by Charpentier in February 1884. The main character is Pauline Quenu (b. 1852), the daughter of Parisian charcutiers Lisa Macquart and M. Quenu, who are central characters in Le ventre de Paris (published 1873).</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102349</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9402e0b-0906-4bf6-a427-662fb361eddb.jpg</image:loc>
            <image:title>The Dream</image:title>
            <image:caption>Is it wrong to love whatever is beautiful and rich? I love it precisely because it is beautiful, because it is rich - because, I think, it brings joy to my heart. . . 
On Christmas day, in the flurry of a snow storm, the Huberts discover a ragged nine year old girl sheltering under the neighbouring cathedral porch. Childless and pious, the couple take in and raise Angelique as their own. The girl is intensely passionate, and given to rage and disobedience as well as love and religious fervour. Inspired by The Golden Legend, Angelique creates a dream world all of her own, peopled with spirits. As part of her dream vision, she becomes convinced she will marry a rich and handsome young prince. Her wish seemingly comes true when she falls in love with a lord’s son... The sixteenth novel in the Rougon-Macquart series, The Dream marks a departure by Zola from the conventions of realism. Here, Zola explores the persistence of mysticism, but also blends elements of fairy tale with the naturalist techniques for which he had become known. This edition contains a wide-ranging introduction placing Zola’s changing concerns in the context of his wider work, and illuminates key themes in the novel, such as architecture, heraldry, and the lives of the saints</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102350</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40cbccf3-9fc9-40ce-a6cd-7a8009be418f.jpg</image:loc>
            <image:title>The Ladies Paradise</image:title>
            <image:caption>Excerpt from The Ladies’ Paradise: A Realistic Novel Oh! Look there, Jean, said she; and they stood still, nestling close to one another, all dressed in black, wearing the old mourning bought at their father’s death. She, rather puny for her twenty years, was carrying a small parcel; on the other side. Her little brother, five years old, was clinging to her arm; while behind her, the big brother, a strapping youth of sixteen, was standing empty-handed.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102351</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/288fb349-8ce8-4df6-956e-96efe535eba2.jpg</image:loc>
            <image:title>Piping Hot!</image:title>
            <image:caption>“Piping Hot” (french - “Pot-Bouille”) is the tenth novel in the Rougon-Macquart series by Émile Zola. It was first published in 1887. The novel is an indictment of the mores of the bourgeoisie of the Second French Empire. It is set in a Parisian apartment building, a relatively new housing arrangement at the time and its title (roughly translating as stew pot) reflects the disparate and sometimes unpleasant elements lurking behind the building’s new façade</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102352</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17bcc2ab-89ce-4572-b2e8-f14728e362eb.jpg</image:loc>
            <image:title>The Rush for the Spoil</image:title>
            <image:caption>One of the most important, though controversial, French novelists of the late nineteenth century, and founder of the Realist movement, was Émile Zola (1840-1902). He was the most important example of the literary genre of naturalism, and an integral part of developing theatrical naturalism. “The Rush for the Spoil” is the second book in Zola’s “Les Rougon-Macquart”, a twenty-volume series about a fictional family during the Second French Empire. This edition was the first English translation, by John Stirling, and is a highly expurgated form of the original novel. La Curée literally means the portion of game fed to hunting dogs, a title relevant to the story itself, one of societal inequality and ruthless classism. This novel met much acclaim for its realism, despite the fact that Zola himself had never personally experienced the opulent lives of the upper-class of which he so eloquently wrote</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102353</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df7a5e40-c57e-42f9-a98f-1fd167f90673.jpg</image:loc>
            <image:title>Truth</image:title>
            <image:caption>“Truth [Vérité]” by Émile Zola (translated by Ernest Alfred Vizetelly). Published by Good Press. Good Press publishes a wide range of titles that encompasses every genre. From well-known classics &amp; literary fiction and non-fiction to forgotten−or yet undiscovered gems−of world literature, we issue the books that need to be read.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102354</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ecdd96e4-48e5-4760-960f-3010ba8f7713.jpg</image:loc>
            <image:title>L’assommoir</image:title>
            <image:caption>With its naturalistic description and street argot, L’Assommoir vividly evokes the poverty and squalor beneath the superficial glamour of Parisian life under the Second Empire. But in telling the story of the rise and downfall of the laundress Gervaise Macquart, Zola surmounts his moral and social intentions.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102356</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c998cb9-7ed8-4ab6-9bd6-46c1167faaf8.jpg</image:loc>
            <image:title>The Conquest of Plassans</image:title>
            <image:caption>The arrival of Abbe Faujas in the provincial town of Plassans has profound consequences for the community, and for the family of François Mouret in particular. Faujas and his mother come to lodge with François, his wife Marthe, and their three children, and Marthe quickly falls under the influence of the priest. Ambitious and unscrupulous, Faujas gradually infiltrates into all quarters of the town, intent on political as well as religious conquest. Intrigue, slander, and insinuation tear the townsfolk apart, creating suspicion and distrust, and driving the Mourets to ever more extreme actions. The fourth novel in Zola’s Rougon-Macquart sequence, The Conquest of Plassans returns to the fictional Provençal town from which the family sprang in The Fortune of the Rougons. In one of the most psychological of his novels, Zola links small-town politics to the greater political and national dramas of the Second Empire</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102357</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79aab50f-6ce2-4f88-9647-80b6c9540f46.jpg</image:loc>
            <image:title>The Fat and the Thin</image:title>
            <image:caption>“THE FAT AND THE THIN,” or, to use the French title, “Le Ventre de Paris,” is a story of life in and around those vast Central Markets which form a distinctive feature of modern Paris. Even the reader who has never crossed the Channel must have heard of the Parisian Halles, for much has been written about them, not only in English books on the French metropolis, but also in English newspapers, magazines, and reviews; so that few, I fancy, will commence the perusal of the present volume without having, at all events, some knowledge of its subject matter. The Paris markets form such a world of their own, and teem at certain hours of the day and night with such exuberance of life, that it was only natural they should attract the attention of a novelist like M. Zola, who, to use his own words, delights “in any subject in which vast masses of people can be shown in motion.” Mr. Sherard tells us[*] that the idea of “Le Ventre de Paris” first occurred to M. Zola in 1872, when he used continually to take his friend Paul Alexis for a ramble through the Halles. I have in my possession, however, an article written by M. Zola some five or six years before that time, and in this one can already detect the germ of the present work; just as the motif of another of M. Zola’s novels, “La Joie de Vivre,” can be traced to a short story written for a Russian review.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102358</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f72e3618-ba64-4bc1-9270-ac3a30bcd86d.jpg</image:loc>
            <image:title>The Monomaniac</image:title>
            <image:caption>Lantier, the “human beast” of the title, has a hereditary madness and has several times in his life wanted to murder women. At the beginning of the story he is an engine driver, in control of his engine “La Lison”. His relationship with “La Lison” is almost sexual and provides some degree of control over his mania.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102359</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e48be32d-1635-4538-8ac6-48d2aa26e904.jpg</image:loc>
            <image:title>The Three Cities Trilogy, Lourdes</image:title>
            <image:caption>Trilogy of the Three Cities (1894-1898), which he began with “Lourdes” and continued with “Rome” and finished with “Paris”; and thus the adventures and experiences of Abbe Pierre Froment, the doubting Catholic priest who failed to find faith at the miraculous grotto by the Cave, and hope amidst the crumbling theocracy of the Vatican, are here brought to what, from M. Zola’s point of view, is their logical conclusion. From the first pages of “Lourdes,” many readers will have divined that Abbe Froment was bound to finish as he does, for, frankly, no other finish was possible from a writer of M. Zola’s opinions. Taking the Trilogy as a whole, one will find that it is essentially symbolical. Abbe Froment is Man, and his struggles are the struggles between Religion, as personified by the Roman Catholic Church, on the one hand, and Reason and Life on the other. In the Abbe’s case the victory ultimately rests with the latter.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102360</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc082014-9c71-4e7a-a824-dca4aeb0dc87.jpg</image:loc>
            <image:title>Therese Raquin</image:title>
            <image:caption>Émile Édouard Charles Antoine Zola 2 April 1840 – 29 September 1902) was a French novelist, journalist, playwright, the best-known practitioner of the literary school of naturalism, and an important contributor to the development of theatrical naturalism. He was a major figure in the political liberalization of France and in the exoneration of the falsely accused and convicted army officer Alfred Dreyfus, which is encapsulated in his renowned newspaper opinion headlined J’Accuse…! Zola was nominated for the first and second Nobel Prize in Literature in 1901 and 1902.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102361</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1fb2f1f7-3749-4e49-bd89-befa49d52068.jpg</image:loc>
            <image:title>Anna Karenina</image:title>
            <image:caption>Anna Karenina is a novel by the Russian author Leo Tolstoy, first published in book form in 1878. Widely considered to be one of the greatest works of literature ever written, Tolstoy himself called it his first true novel. It was initially released in serial installments from 1875 to 1877, all but the last part appearing in the periodical The Russian Messenger. 
A complex novel in eight parts, with more than a dozen major characters, Anna Karenina is spread over more than 800 pages (depending on the translation and publisher), typically contained in two volumes. It deals with themes of betrayal, faith, family, marriage, Imperial Russian society, desire, and rural vs. city life. The story centers on an extramarital affair between Anna and dashing cavalry officer Count Alexei Kirillovich Vronsky that scandalizes the social circles of Saint Petersburg and forces the young lovers to flee to Italy in a search for happiness, but after they return to Russia, their lives further unravel. Trains are a motif throughout the novel, with several major plot points taking place either on passenger trains or at stations in Saint Petersburg or elsewhere in Russia. The story takes place against the backdrop of the liberal reforms initiated by Emperor Alexander II of Russia and the rapid societal transformations that followed. The novel has been adapted into various media including theatre, opera, film, television, ballet, figure skating, and radio drama</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102362</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f5faf87-70fa-4942-aed4-9416e971c48a.jpg</image:loc>
            <image:title>Antik Çin ve Düşmanları</image:title>
            <image:caption>“Nicola di Cosmo’nun kaynaklara hâkimiyetini ortaya koyan bu olağanüstü çalışma, önemli sorular sormakla kalmıyor bunlara ölçülü, ayrıntılı cevaplar sunuyor.” 
Peter B. Golden, The International History Review 
 
“… Nicola di Cosmo, paha biçilmez bir eser üretmiş olmanın övgü ve şükranlarını hak ediyor. Antik Çin ve Düşmanları bilimsel bir şaheser. Bundan sonraki yıllarda antik Çin ve ötesindeki dış ilişkiler üzerine çalışanlar için vazgeçilmez bir kaynak.” 
Harvard Journal of Asiatic Studies 
 
MÖ 1. binyılda Doğu Asya dünyası kimi zaman barış içerisinde geçinen kimi zamansa çetin savaşlarda çarpışan iki süper güç arasında bölünmüştü: Çin ve bozkırdaki göçebe halklar. Antik Çin ve Düşmanları bozkır halklarının Çin ile amansız mücadelesine yeniden hayat veriyor. 
  Çin’in ilk dönem tarihî kayıtlarından başlayarak Çinli ve Batılı tarihçiler arasında, Çin yüksek kültürünün imparatorluk öncesi dönem boyunca büyük Asya bölgesinde en yüksek medeniyet seviyesini temsil ettiği bugün genel geçer bir bilgi halini almıştır. Nicola di Cosmo Antik Çin ve Düşmanları’nda bu basitleştirilmiş imgenin kökenlerini irdeleyerek, gerçekliğini ele alıyor. Hakim Çin medeniyeti anlatısına karşı, aslında hiç de ondan aşağı tarafı olmayan göçebe gücün hakkını tekrardan teslim ediyor. 
Elinizdeki kitap eski Çinlilerin, egemenlik alanlarının kuzeyinde varlıklarını sürdüren gayet teşkilatlı, gelişmiş, birleşik bir siyasî yapıya sahip, yükselen güçleriyle tehditkâr halk gruplarını nasıl algıladıklarını ve onlarla nasıl ilişki kurduklarını belgeliyor. Di Cosmo kuzeyde Hsiung-nu göçebe imparatorluğu ile güneyde Çin İmparatorluğu’nun teşekkül sürecinde, bu kutuplu iki dünya arasındaki gerilimi inceliyor. Bununla birlikte “Çin Seddi” olarak birleştirilen erken duvarların yapımı; dünya tarihindeki ilk göçebe imparatorluk olan Hsiung-nu İmparatorluğu’nun oluşumu ve Çin ordularının kuzeybatı bölgelerini ele geçirerek Orta Asya’ya, daha sonra İpek Yolu haline gelecek, yeni bir ticaret yolu açmaları dâhil olmak üzere, bölgenin önemli tarihsel olaylarına yeni yorumlar getiriyor. 
Antik Çin ve Düşmanları: Doğu Asya Tarihinde Göçebe Gücün Yükselişi, hem arkeolojik hem de eldeki yazılı kaynaklardan hareketle, antik Çin tarihine ve gölgede bırakılmış göçebe imparatorluğa dair yeni bir metodolojik yaklaşım getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102363</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed729f3b-114a-44f2-bbe6-5e8692ec5a05.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Kararlar</image:title>
            <image:caption>“Mahirane bir şekilde irdelenmiş… Kıymetli… İkinci Dünya Savaşı’na bakışımızı değiştiren bir eser.” – Andrew Roberts 
 
“Ian Kershaw’ın muazzam bilgi birikimi ve net düşüncelerini sergilediği bir çalışma… Dahice anlatılmış… Ziyadesiyle bilgi içeren bir eser.” – Antony Beevor 
 
“İkinci Dünya Savaşı’nın en mühim siyasî kararlarının fevkalade netlik ve kusursuzlukla irdelenmiş bir anlatımı.” – Max Hastings 
 
İkinci Dünya Savaşı’nda çarpışan altı büyük devletin liderleri, 1940 Mayıs’ı ile 1941 Aralık’ı arasında birbiriyle bağlantılı bir dizi karar aldı. Savaşın neticesini tayin eden bu kararlar, geleceğe ve yaşadığımız dünyaya büyük ölçüde şeklini verdi. Peki bu kararlar nasıl alınmıştı? Bu kararları alırken liderlerin önlerinde ne gibi seçenekler vardı? Ellerinde doğru veya yanlış hangi istihbarat mevcuttu? Liderlerin karakterleri ve lider haricindeki faktörler alınan kararları nasıl etkiledi?  
  Kershaw, İkinci Dünya Savaşı’nın dönüm noktalarının ardındaki plan, karar ve uygulama safhalarının izini sürerken bu büyük mücadelede hiçbir şeyin kesin olmadığını bize tekrar hatırlatıyor. İngiltere 1940 Haziran’ında Hitler ile barış masasına oturmaya karar verseydi yahut Almanya 1941 Haziran’ında Sovyetler Birliği’ne batıdan tek başına taarruz etmek yerine Japon İmparatorluğu’yla çift taraflı müşterek bir istilaya başlasaydı gidişat şüphesiz çok farklı bir hâl alacaktı. Peki ya Almanya aynı anda iki cephede savaşmasa yahut Japonya Pearl Harbor baskınını yapmasaydı? Kershaw, en nihayetinde iki ülke için de felaketle sonuçlanmış olsa da bu kararların siyasî ve askerî hedeflere dayanan menfur bir mantığın sonucu olduğunu ortaya koyuyor. Kershaw bir yandan Almanya, İtalya ve Sovyetler Birliği’nin tek adamın kontrolü altında olmaları ve bu liderlerin duymak istemedikleri şeyleri onlara söyleyemeyecek kadar dalkavuk müşavirlerle çalışmaları nedeniyle söz konusu üç ülkenin savaş sırasında büyük zorluklar yaşadığını gösterirken; diğer yandan demokratik sürecin daha yavaş ve sağduyulu bir şekilde ilerlemesiyle Churchill ile Roosevelt’in daha bilinçli kararlar alabildiğini örneklerle okuyucuya sunuyor. 
 
Akademik titizlik, özenli tartışma ve sağduyulu muhakeme kabiliyetlerini büyük bir ustalıkla sergileyen Ian Kershaw, Dünyayı Değiştiren Kararlar ile İkinci Dünya Savaşı’na olağanüstü çarpıcılıkta bir yeni bakış getiriyor ve bu kritik dönemin heyecan ve belirsizlik hissini yeniden yaşatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102364</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f86965ea-7c23-47fd-bf3f-336311b7f432.jpg</image:loc>
            <image:title>İskenderiye, Afrika ve İspanya Savaşları</image:title>
            <image:caption>MÖ 49 yılında Roma Cumhuriyeti’nde İç Savaş başladığında iki taraf vardı: Galya’da askerî başarılar elde etmiş ve icraatlarının, Roma’daki resmî makamlar tarafından tanınmasını isteyen, geçmişte popülist bir politika izlemiş Gaius Iulius Caesar ile Roma’daki aristokratların destekçisi ve lideri Gnaeus Pompeius Magnus. Pompeius’la mücadelesi kısa zamanda lehine sonlanmış olsa da Caesar yaklaşık dört yıl süren iç savaşta Romalı akranlarına, eskiden emrinde çalışmış subaylara, akrabalarına, yabancılara ve düşmanlarını destekleyen krallara karşı geniş bir coğrafyada savaştı. 
 
MÖ 49-45 yılları arasında İç Savaş’ın İskenderiye, Afrika ve İspanya cephelerine dair Caesar’ın Türkçeye ilk kez çevrilen notları, büyük komutanın rakiplerine karşı yürüttüğü askerî faaliyetleri ele alıyor. Bu süre zarfında hem Roma tarihi hem Caesar’ın hayatı için yaşanan birçok önemli olay bu notlar arasında kendilerine yer buluyor: İskenderiye kuşatmasından Kleopatra’nın tahta çıkarılmasına, meşhur “Geldim, Gördüm, Yendim” sözünü söylediği Zela Muharebesi’nden Afrika’daki direnişin belkemiğini kıran Thapsus Muharebesi’ne. 
  İskenderiye, Afrika ve İspanya Savaşları, Roma savaş makinesinin değişik coğrafyalarda nasıl faaliyet gösterdiğini, zorluklara nasıl göğüs gerdiğini, strateji ve taktiklerini, kuşatma ve savunma sistemlerini birinci elden sunmasının yanı sıra satır aralarında ilerleyen yaşına rağmen Caesar’ın enerji dolu faaliyetlerini canlı bir şekilde hissettiren bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102365</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35a8032c-e27d-4d97-b4fc-477e1fd47a37.jpg</image:loc>
            <image:title>Yapay Zeka ve Robotik (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Yapay zekâ yaratmadaki başarı, insanlık tarihindeki en büyük olay olacak.
Risklerden nasıl kaçınacağımızı öğrenmezsek sonuncusu da olabilir.”—Stephen Hawking 
 
YAKIN GELECEĞİN TAM MERKEZİNE 
İNİŞLİ ÇIKIŞLI BİR YOLCULUK 
 
Bugün gerçeklik kazanmış bir bilimkurgu hikâyesinde yaşıyoruz. Bilgisayarlar dünyaya hükmediyor. Yaptığımız her şeyden veriler bir sel gibi akıyor. Robotlar fabrikalarda geleceğin ürünlerini imal ediyor. Bilgisayarların çeşitli biçimlerde evimize girmesiyle dijital asistanlarımızla konuşarak onlardan detaylı ve tutarlı cevaplar alabiliyoruz. Farkında olsak da olmasak da yapay zekâ perdenin arkasından her işi yürütürken her gün pek çok kere onunla etkileşime geçiyoruz. 
Peki, henüz tam anlamıyla idrak edemediğimiz bu yeni dünyada bizi neler bekliyor? 
Önde gelen uzman Peter J. Bentley, bilgisayarların hızlı dünyasında çığır açan teknolojik gelişmeleri ve bunların türümüz üzerindeki dikkate değer etkilerini anlamaları için okurlarına ihtiyaç duydukları temel bilgileri sunuyor. Einstein Kitaplığı serisinden Yapay Zekâ ve Robotik, söz konusu ileri teknolojinin doğuşunun arkasındaki motivasyondan iyi robotlar yapmamızı sağlayan akıllı algoritmaların kullanılmasına, bilgisayarların dil ve iletişim de dâhil olmak üzere çeşitli duyusal bilgileri anlamasını sağlayan teknolojilerden duygusal zekâ, öngörülemeyen durumlarda karar verme yetisi ve yapay zekâda hayal gücünün zorluklarına kadar pek çok hususta her meraklı zihin için uzman liderliğinde bir kılavuz… 
İster yakın geleceğin bilinmezlerle dolu dünyasında keşfe çıkan bir bilim insanı ister bu alana ilgi duyan bir okur olun; Yapay Zekâ ve Robotik, size şimdiye kadarki en olağanüstü yapay zekâ icatlarından bazılarını gösterecek ve bunların geleceğimiz için ne ifade ettiğini açıklayacak. Yapay zekâ ile robotiğin dünyasına hoş geldiniz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102366</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15b4f439-3d0a-49e5-a06b-211adce2484f.jpg</image:loc>
            <image:title>Modern Harp Gemileri</image:title>
            <image:caption>1850’den Günümüze Modern Harp Gemilerinin Gelişimi 
19. yüzyılın sonlarına doğru mayın ve sualtına dalabilen, torpido taarruzu icra edebilen araçların icadıyla birlikte denizde harp sahası ikinci bir boyut kazanmıştı. Birinci Dünya Savaşı’nda uçağın muharip bir unsur olarak kullanılmasıyla birlikte deniz harekâtına üçüncü bir boyut eklenmiş, 21. yüzyılla birlikte ise deniz kuvvetleri uzay ve elektromanyetik spektrumla da mücadele etmeye başlamıştı. Kadim mücadele alanı olan deniz, günümüzde gerçek anlamda çok boyutlu bir karaktere büründü ve daha karmaşık hâle geldi. Elinizdeki kitap size bu karmaşıklıkta yol gösterici olacak. 1850’den günümüze kadar bütün harp gemilerini detaylı olarak inceleyen bu kapsamlı eser dört ana bölümden oluşmaktadır. Kitap harp gemilerinin salt materyal kısmına girişmeden önce deniz ortamı, gemicilik ve modern döneme hazırlık mahiyetinde eski çağdan 1850’lere kadarki en önemli kürek ve yelken devri harp gemileri, gemicilik ve deniz harbi üzerine giriş bölümüyle başlamakta; ikinci bölümde, suüstü gemilerine yoğunlaşarak başta muharebe gemisi olmak üzere kruvazör, muhrip, fırkateyn, kor­vet, torpidobot ve hücumbot gibi ana muharip platformların operas­yonel kabiliyetlerini ve gelişimini, tarihi olaylardaki rolünü de es geç­meden bütüncül bir perspektifte sunmaktadır. Takip eden üçüncü bölümde ise sualtında sessiz ve derinden seyreden sinsi plat­formlar olarak addedilen denizaltıların tekâmülü ilk denemelerden günümüze ele alınmakta ve arkasından dördüncü bölümde de uçak gemilerinin emekleme döneminden bugüne kadarki tarihe yön veren gelişim evresini önemli olayları referans alarak aktarmaktadır. Ayrıca bu günlerde Türkiye’de gemicilik alanındaki gelişmeler TCG Anadolu amfibi hücum gemisi gibi örnekler de verilerek, dördüncü bölümün sonunda denizden kuvvet aktarımının en etkili ve güncel platformları sayılan amfibi hücum ge­mileri incelenmektedir. 
Deniz harpleri ve gemileri alanında uzman Dr. Evren Mercan tarafından hazırlanan “Modern Harp Gemileri” kitabı Türkçe literatürde ilk defa 1850’den günümüze kadar modern harp gemilerinin gelişim sürecini sizlere sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102367</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/535095ee-4d6d-47be-b339-e45c3dd7a4ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens</image:title>
            <image:caption>Redhouse Kidz tarafından yayımlanan Küçük Prens, Louise Greig’in şiirsel üslubu ve Sarah Massini’nin büyüleyici resimleriyle, benzersiz bir uyarlama. Dünyanın en çok okunan kitaplarından biri olan Küçük Prens’in bu kısa uyarlaması, küçük çocukların da kalbini çalacak. 
 
Uçağı bozulunca çölde gölgesiyle baş başa kalan bir pilot, sabah uyandığında olağanüstü bir çocukla karşılaşır. &quot;Bana bir koyun çizer misin lütfen?&quot; der küçük oğlan. Pilot kâğıt kalem çıkarır ve güzeller güzeli bir gül, bir tilki ve hayata dair pek çok sırrı içeren sihirli bir öykü başlar… 
 
Ödüllü şair yazar Louise Greig, Antoine de Saint-Exupéry&apos;nin klasik romanının özünü koruyarak, Küçük Prens’in gülüyle ilişkisine odaklanıyor. Kendi gezegeninde güzel gülüne bakan Küçük Prens’in şaşırtıcı yeni gezegenlere ve sevginin doğasını keşfettiği Dünya’ya yaptığı ilginç ve harika yolculuk, hem öyküsü hem de resimleriyle yepyeni bir ifade buluyor. 
 
Nesiller boyu okurların kalbini fetheden Küçük Prens’in kısa bir uyarlaması olan bu resimli kitap, daha küçük çocukların da edebiyatın temel eserlerinden biri sayılan bu klasiğe erişmesine olanak tanıyacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102368</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/324b6f13-8e29-45df-a9a4-5a32a886b873.jpg</image:loc>
            <image:title>İstiklal</image:title>
            <image:caption>İstiklal: Vatanımda Bir Tek Düşman Kalmasın 
31 Ağustos 1922... 
Büyük Taarruz&apos;la son aşaması başlayan Türk&apos;ün istiklal yürüyüşü meyvelerini vermiş, düşmanın muharip gücü Dumlupınar&apos;da çok ağır bir darbe almıştır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi&apos;yle Yunan Küçük Asya Ordusu&apos;nun üçte biri savaş dışı kalmıştır ama geriye kalan kuvvetler daha geride, örneğin Milne Hattı&apos;nda savunmaya geçme ve İzmir yolunu kapatma potansiyeline sahiptir. Başkomutan Mareşal Mustafa Kemal Paşa&apos;nın “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emri işte bu tehdidi ortadan kaldırmak, vatanı son düşman askerinden de temizlemek için ortaya konan stratejinin özetidir. 
Nitekim 9 Eylül’de İzmir’in geri alınmasıyla savaş bitmeyecek, İstiklal Harbi&apos;nin son kurşunu namludan çıkmak için dokuz gün daha bekleyecektir. Türk üç buçuk yıl süren Milli Mücadele’nin sonunda, bağımsızlığa açılan son kapının eşiğindedir. 1 Eylül-9 Eylül 1922 arasında Batı Cephesi’nde neler yaşanmıştır? Yunan ordusu dövüşmeye devam mı etmiştir, yoksa ardına bakmadan kaçmış mıdır? Zaferin ardından Mustafa Kemal Paşa&apos;nın yeniden kılıcını kuşanmasına neden olan şey nedir? Yunan ordusunun yaptığı etnik temizlik ve sistematik yıkımdan sonra Türk&apos;ü nasıl bir gelecek beklemektedir? İzmir yangınını kim çıkarmıştır? General Trikupis nerede ve nasıl esir alınmıştır? İstanbul ve Çanakkale&apos;de İngilizlerle yeniden karşı karşıya gelen Türk Ordusu İstanbul&apos;u nasıl tek kurşun atmadan geri almıştır? Milli Mücadele sadece Yunanlılara karşı mı verilmiştir; İngilizler bu savaşın neresindedir? Çanak Krizi nedir? Mudanya Mütarekesi’ne giden diplomatik süreçte neler yaşanmıştır? Bütün bu soruların cevapları Sakarya ve Büyük Taarruz kitaplarının yazarı Selim Erdoğan’ın İngiliz ve Fransız arşivleri başta olmak üzere, kullandığı kaynakları muharebe sahalarındaki çalışmalarıyla doğruladığı İstiklal kitabında. 
Cephede Milli Mücadele Serisi&apos;nin yeni kitabı Lloyd George&apos;u köşeye sıkıştıran ve pes etmesine neden olan dinleme skandalını ilk kez gündeme getirmesi ya da Büyük İzmir Yangını&apos;nın failini bizzat isim vererek işaret etmesi açısından da Milli Mücadele literatürüne yeni katkılarda bulunmaktadır. 
&quot;İstiklal: Vatanımda Bir Tek Düşman Kalmasın&quot; üç buçuk yıl süren Milli Mücadele’nin son perdesini belgelerle, atlas kısmındaki renkli fotoğraflar ve haritalarla tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102369</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1364653-ad16-4c47-b47f-385ae0de45a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Türklerin Tarihi 2</image:title>
            <image:caption>ANADOLU’NUN BOZKIRLARINDAN 
AVRUPA’NIN İÇLERİNE “Türkler tarihin her safhasında görünen, tarihi inşa eden kavimlerden biridir. Bugünkü medeni dünyada hiçbir eski dünya kavmi ve ülke yoktur ki Türkler olmadan tarihini yazabilsin. Mutlaka, Türkleri ve Türk tarihini bilmek zorundadır ki kendi tarihini anlayabilsin.”
İlber Ortaylı 
Türklerin Tarihi kitabında Marmara’da küçük bir beylik olarak doğan, gelişen ve kuruluşunun üzerinden 150 yıl geçmeden Balkanlar’da ve Ege’de hâkimiyet tesis eden, Akdeniz dünyasının son muhteşem imparatorluğu olan Türk İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayılmasına şahitlik edeceksiniz. 
Sultanü’l-Berreyn ve Hakanü’l-Bahreyn (İki Karanın ve İki Denizin Hükümdarı) olan Fatih Sultan Mehmed gibi bir Rönesans hükümdarının dünyasına eşlik ederek; Türk tarihinin büyük asrı, dünya tarihinde birçok değişime neden olan 15. yüzyılın bilinmeyenlerini öğreneceksiniz… 
Bugün Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da, sayıları yirmiyi aşan çeşitli dil, din, ırk ve siyasal rejime sahip ülkenin ortak tarihini okuyacaksınız.
Hepsi birbirinden değerli Türk sultanların başarılarını görecek; harp teknikleri Rönesans kadar Asyai Türk tekniklerine de dayanan dünyanın en güçlü ordusunu tanıyacak ve kısa sürede Üçüncü ve son Roma İmparatorluğu’nun nasıl kurulduğuna şahitlik edeceksiniz.
Anadolu’nun bozkırlarından Avrupa’nın içlerine, İlber Ortaylı’nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okurun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102370</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02668b8f-4bfc-4a38-92f0-83397bfc27f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Türklerin Tarihi</image:title>
            <image:caption>ORTA ASYA’NIN BOZKIRLARINDAN 
AVRUPA’NIN KAPILARINA 
 
“Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün… Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayalî bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var…” İlber Ortaylı
Türklerin Tarihi, göçebe bir kavimken Ortadoğu’nun güçlü uygarlıklarından birini tesis eden Türklerin günümüzde de çok konuşulan menşei tartışmalarıyla başlıyor. Akabinde Orta Asya’dan Anadolu’ya göç edip bölgeyi Türkleştirmeleri ve orada inşa ettikleri kültürün esasları…
Büyük bir mirasa, güçlü bir yapılanmaya ve tarihî bir zenginliğe sahip bir milletin, Türklerin adının nereden geldiği ve bu coğrafyaya ne zamandan beri “Türkiye” dendiği tartışmalarının tüm detayları…
Kazanılan önemli savaşlar ve geri çekilmelerle, dahası ızdırablı toprak kayıplarıyla bugünkü hâlini alan Anadolu’nun hikâyesi…
Türkiye’nin Malazgirt Savaşı’yla Bosna’nın fethi arasındaki 400 yıl boyunca Avrupa açısından önemli bir ülke ve baş edilmesi gereken bir sorun olmasının gerekçeleri…
Dahası Oğuzlardan Kıpçaklara, Peçeneklerden Selçuklulara ve büyük bir imparatorluk olan Osmanlılara kadar uzanan ve sadece Türklerin değil; Rusların, Memlûkluların, Karakoyunluların, Gaznelilerin, Safevîlerin, Çinlilerin, Hindlerin ve Arapların tarihi…
Yani aynı coğrafyayı yüzyıllar boyunca paylaşan uygarlıklara hep etki etmiş ve Doğu ve Batı kültürlerini birbirine taşımakta önemli bir rol oynamış Türklerin dünya tarihindeki yeri mercek altına alınıyor. 
Orta Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın kapılarına, İlber Ortaylı’nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okurun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102371</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e0a0da4-caf2-4437-b6fe-b30f53e2f161.jpg</image:loc>
            <image:title>28 Şubat Sincan&apos;dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2 Birlikte Basım)</image:title>
            <image:caption>Yazarımız Alican Türk, ikinci baskısı olan kitabının arka kapağında, okuyucu ile duygularını şu şekilde paylaşıyor; 
 
“… Cezaevinden hâkimlere hitaben yazdığım bir mektupta; “Yaşadığım sürece 28 Şubat soruşturması ve davası kapsamında ortaya konan bütün ‘eserlerin’ unutulmaması, kalıcı olarak gelecek kuşaklara aktarılması için elim, dilim ve kalemim erdiğince her türlü çabayı harcayacağıma söz veriyorum.” diye vurgulamıştım. 
Hâkimlere verilen o sözün bir parçası ve sonucu olarak ortaya çıkan bu kitap, 28 Şubat davasının SORUŞTURMA SÜRECİNİ “anı - belgesel” yönüyle ele alan ve o sürece ilişkin tüm ayrıntıları bulabileceğiniz İLK VE TEK KAYNAK KİTAPTIR. 
Cezaevinden o döneme ilişkin Türkiye’nin resminin de çizildiği kitapta, yakın geçmişimize ilişkin hiç bilinmeyen ya da yanlış bilinen olaylar gerçek yönleriyle aydınlatılarak tarihe çok önemli notlar düşülmüştür…” 
        Okudukça müthiş şaşıracak ve bitmesini istemeyeceksiniz. 
        İyi okumalar diliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102372</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/482bb4f6-d7d8-4bec-a45a-851fa89c1171.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Analitiğinde Matematiksel Modelleme Uygulamaları</image:title>
            <image:caption>·         Araç Rotalama Problemleri ve Çok Ürünlü Çok Depolu Araç Rotalama Problemi İçin Örnek 
·         Uygulama 
·         Çok Modlu Taşımacılık İçin Bir Robust Optimizasyon Yaklaşımı 
·         Karbon Salınım Kotası Politikasının İşletme Karlılığı ve Fiyatlandırma Kararları Üzerine Etkisi 
·         Tedarik Zinciri Siber Güvenliği İçin Bir Risk Optimizasyon Modeli 
·         Üç Boyutlu Araç Yükleme ve Araç Rotalama Problemi İçin Bir Örnek Uygulama 
·         Veri Zarflama Analizi ve Makine Öğrenimi Algoritmaları Kullanılarak Mevduat Bankalarının Etkinlik Analizi: Türkiye Örneği 
·         Yer Seçimi Kararlarında P‐Medyan Modeline Yönelik Örnek Bir Uygulama 
·         Personel Yeniden Çizelgeleme Problemine Karar Destek Sistemi Önerisi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102373</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3506da3d-ae8c-4e16-8839-2fc03840350b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kim Bu Tapınakçılar</image:title>
            <image:caption>“MESİH GELDİĞİNDE DİĞER MİLLETLER YA FETHEDİLECEK, YA İMHA EDİLECEK YA DA DİNLERİNDEN DÖNDÜRÜLECEKLERDİR. AMA SONLARI NE OLURSA OLSUN, O TARİHTEN SONRA İSRAİL İÇİN SIKINTI KAYNAĞI OLMAKTAN ÇIKACAKLARDIR.” 
– THE UNIVERSAL JEWISH ENCYCLOPEDIA 
 
Kutsal toprakların ve Hz. Süleyman Tapınağı’nın korunması gibi sözde ulvi amaçlara büyük servetler feda edip Haçlı orduları kurarak önce Selçuklular, ardından Selahattin Eyyubi tarafından bozguna uğratılan Avrupa soyluları, bütün bu çabaların Tapınak Şövalyeleri eliyle boşa çıkarıldığını ve kendi amaçları için kullanıldığını çok erken dönemlerde fark etmişlerdi. Ancak çıkar ilişkileri, Kilise’nin etkisi ve halkın bu tarikata verdiği destek gibi sebepler kesin bir önlem almayı engellemiş, Haçlılar kutsal topraklardaki varlıklarını teker teker kaybetmeye başlamış ve Kudüs, yeniden Müslümanların eline geçmişti. 
Günümüzde ise Mesih’in gelişiyle birlikte “dünyaya egemen olma” hesapları yapan Yahudi önde gelenleri de Hz. Süleyman Tapınağı’yla oldukça ilgililerdir. Aynı beklenti, tapınağı felsefelerinin merkezine yerleştiren Masonlar için de geçerlidir. 
Etkileri Batı uygarlığının DNA’sında hâlâ varlığını sürdüren bu arkaik yapının analizi ve şifrelerinin çözümünü bu kitapta tüm açıklığıyla bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102374</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e153ba73-48a8-4583-9c8a-6d8f982bd4ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Perdeyi Geçmek</image:title>
            <image:caption>Steve Rother ve Grup, son derece aydınlatıcı bilgiler içeren bu kitapta, bir ruhun bir insan olarak bu dünyada doğmadan önce, öbür tarafta geçirdiği plânlama aşamalarını, diğer ruhlarla yaptığı kontratları, edindiği rehberleri, seçtiği yaşam derslerini ve sonra iki dünya arasındaki perdeden geçerek bu dünyaya nasıl geldiğini açıklıyor. Yine bu kitapta, bir ruhun -bizim ölüm dediğimiz- bedenini terk etme süreci, aradaki perdeden nasıl geçtiği ve öbür tarafta geçirdiği deneyimler çarpıcı bir biçimde anlatılıyor. Grup, ruhun bu gizemli yolculuğunu ilk kez böyle ayrıntılı olarak sunmaktadır. “Bu kitap biz insanlar olarak bu dünyaya gelmeden önce ne olduğunu ve Yuva’ya geri döndüğümüzde ne olduğunu açık bir biçimde anlatmaktadır. Perdeyi Geçmek, “Ben kimim?” sorusuna verilen, şimdiye dek karşılaştığım en aydınlatıcı yanıtları içermektedir. Umarım, siz de bu kitabı benim kadar ilham verici, rahatlatıcı ve aydınlatıcı bulursunuz.” 
Gail Harris
Beden ve Ruh adlı televizyon dizisinin yaratıcısı, Beden ve Ruh ve Bulanlar Arayanlar adlı kitapların yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102375</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da5b9018-c2c9-4158-aff2-02f9161b58fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Afrodisyas Sebasteion Sevgi Gönül Salonu</image:title>
            <image:caption>Yunan ve Roma döneminden günümüze ulaşan en önemli antik kentlerden biri olan Afrodisyas, aynı zamanda çağının en ünlü heykeltıraşlık merkezlerinden biriydi. Afrodisyas’lı heykeltıraşların bölgeye özgü kolay işlenir mermerlerle yaptığı yontuların ünü Afrika’dan Roma’ya bütün dünyaya ulaşmıştı. 
 
Geyre Vakfı, kuruluşunun 21. yılında, Afrodisyas dostlarının değerli katkıları sayesinde, bir zamanlar büyük tapınak kompleksi Sebasteion’u süsleyen özgün kabartmaların mitolojik hikâyeleriyle birlikte sergileneceği yeni bir müzeyi kullanıma açarak ülkemizin tarihi mirasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. 
 
Uzmanlar tarafından onarılan, Afrodisyas ve çevresine duyarlı bir yaklaşımla, Mimar Cengiz Bektaş’ın projesine uygun olarak inşa edilen Sebasteion-Sevgi Gönül Salonu’nda sergilenen özgün yüksek kabartmalar, klasik dönemin efsanevi görkemini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102376</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/166b4930-3bdb-40a7-85f4-dc97f5abf2ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Vikrama ve Urvaşi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Gupta İmparatorluğu döneminde yaşamış ve Klasik Sanskrit edebiyatının en büyük şairi ve dram yazarı olan Kālidāsa, Vikrama ve Urvaşī’de Vedik mitolojinin başka edebiyat verimlerinde de ele alınan en eski Hint-Avrupa aşk hikâyelerinden birini beş perde hâlinde dramatize etmiştir. Göksel bir periye âşık olan kralın ve sevgilisinin evrensel izlekleri olan bir dizi alegorik aksilikten sonra bir araya gelmesinin anlatıldığı dram, Sanskrit aslından İngilizce çevirisiyle karşılaştırılarak H. Derya Can tarafından dilimize kazandırılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102377</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f4f04fb-99e3-4e3e-8f66-d3f9736c85db.jpg</image:loc>
            <image:title>The Fete At Coqueville</image:title>
            <image:caption>Alone, in the midst of topsy-turvy Coqueville, Delphin preserved the laughter of a love-sick boy, who scorned the rest, provided Margot was for him. He followed her zigzags as one follows hares. Very wise, despite his simple look, he wan­ted the cure to marr y them, so that his bliss might last forever. One evening, in a byway where he was watching for her, Margot at last raised her hand. But she stopped, all red; for without waiting for the slap, he had seized the hand that th­reatened him and kissed it furiously. As she trembled, he said to her in a low voice: “I love you. Won’t you have me?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102378</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb558e86-d48b-475e-9a3e-41aa0ec98dc1.jpg</image:loc>
            <image:title>Queen Elizabeth</image:title>
            <image:caption>The author of this series has made it his special object to confine himself very strictly, even in the most minute details which he records, to historic truth. The narratives are not tales founded upon history, but history itself, without any embellishment or any deviations from the strict truth, so far as it can now be discovered by an attentive examination of the annals written at the time when the events themselves occurred. In writing the narratives, the author has endeavored to avail himself of the best sources of information which this country affords; and though, of course, there must be in these volumes, as in all historical accounts, more or less of imperfection and error, there is no intentional embellishment. Nothing is stated, not even the most minute and apparently imaginary details, without what was deemed good historical authority. The readers, therefore, may rely upon the record as the truth, and nothing but the truth, so far as an honest purpose and a careful examination have been effectual in ascertaining it.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102379</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b444cf6-e97c-44fe-b95a-25371638080b.jpg</image:loc>
            <image:title>Emile Verhaeren</image:title>
            <image:caption>“The feeling of this age of ours, of this our moment in eternity, is different in its conception of life from that of our ancestors. Only eternal earth has changed not nor grown older, that field, gloomed by the Unknown, on which the monotonous light of the seasons divides, in a rhythmic round, the time of blossoms and of their withering; changeless only are the action of the elements and the restless alternation of night and day.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102380</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/250d5b8c-3005-4e2a-a781-87c34ace9cad.jpg</image:loc>
            <image:title>Paul Verlaine</image:title>
            <image:caption>Far distant from academies and journals, he retai­ned his uniqueness uninterruptedly for many years. He has described in his verses the errant and passionate way of his life with that noble absence of shame which is the first sign of personal emancipation from civilized humanity, in contrast to the primitively natural. Much has been said and written as to whether happiness or unhappiness was the result of the pilgrimage. It is an unimportant and idle question, because “happiness” is only a word, an unfilled cup in strange hands, and an empty tinkling thing. At any rate, life cut more deeply into his flesh than into that of any other poet of our time.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102381</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/621c2c03-f4cf-4bd7-be2d-02200a0fd262.jpg</image:loc>
            <image:title>The Flood</image:title>
            <image:caption>Saint-Jory -- our home -- is situated at the bottom of a slope at about five hundred yards from the Garonne. Scre­ens of tall poplars that divide the meadows, hide the river completely. We could see nothing. And still the cr y rang out: “The Garonne! The Garonne!” Suddenly, on the wide road before us, appeared two men and three women, one of them holding a child in her arms. It was they who were crying out, distracted, running with long strides. They turned at times, looking behind with terrified faces, as if a band of wolves was pursuing them. “What’s the matter with them?” demanded Cyprien. It was the river -- it was The Flood</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102382</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33e5de4e-db0a-47ac-b01f-d3cd63288201.jpg</image:loc>
            <image:title>Cennet Dağı</image:title>
            <image:caption>Yazarımızda bilinçli bir insan ve doğa sevgisi var, insanı ve doğayı iyi izleyip gözlemleyen bir kişi. Bu sevgisi öykülerine nakşedilmiş. 
Zerre kadar abartmıyorum. &quot;Kuyu&quot; adlı öyküden Cengiz Aytmatov tadı aldım, Beyaz Gemi&apos;de anlatılan geyikleri çağrıştırdı bana. 
Biçem oldukça akıcı, anlatım sürükleyici, kurgu harika. &quot;Kalp” adlı öyküdeki tiplemesi oldukça etkileyici ve iz bırakıcı, öykülenen olay yaşamın içinden ama çağrışımlarla ustaca bezetilmiş. Manzum öykülerse mensur şiiri andırıyor; Bulazar, şiirsel anlatımda da usta olduğunu kanıtlıyor. 
(Cazim Gürbüz)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102383</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17be5882-8340-4130-b23e-2baf73f89e8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhteşem Adaptasyonlar</image:title>
            <image:caption>Yıldız Burunlu Köstebekler, Elektrikli Yılanbalıkları ve Evrimin Açıklığa Kavuşmuş Birtakım Gizemleri 
 
Yüzyıllarca bayağı köstebek deyip geçtik, toprak solucanlarıyla aralarındaki mücadelenin tam bir kedi-fare oyunu olduğunu göremedik. Hele burunlarının ucunda yıldız şekilli uzantılar taşıyan kuzenlerine hiç mi hiç anlam veremedik. Bunların yıldız burunlu köstebeği ava ulaşma hızı konusunda Guiness Rekorlar Kitabı’na sokacağını aklımızın ucundan dahi geçirmedik. 
 
Dokunaçlı yılanbalıkları avlanırken balığın bir sonraki adımını tahmin ediyor olamazdı; geleceği öngörmek insanlara mahsustu. Ya da küçücük bir su soreksinin avının üzerine atılması saniyenin ellide biri kadar sürecek değildi ya… Bir hayvan varmış, modiye kasları sayesinde elektrik üretip avını serseme çeviriyormuş desek, güler geçerdiniz. 
 
Fakat macera dolu bu filmin her sahnesi gerçek! Hamamböceğiyle şövalyevari bir dövüş sergileyen, zehriyle iradesini esir alan, onu bir oyuğa sürükleyip larvasına yem eden zümrüt yabanarısı da öyle. 
 
Kendini “tuhaf uzantıların araştırmacısı” olarak tanımlayan Kenneth Catania, Muhteşem Adaptasyonlar’da hem doğanın ürettiği akıl almaz çözümlerle nefesimizi kesiyor, hem de tarihsel figürlerin, ilginç geleneklerin ve inanılmaz hayvanların buluştuğu deneylerini adım adım sunarak bizi “bilim insanı olmak için ne harika bir çağda olduğumuza” ikna ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102384</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4cffe3a-b2f0-44e1-9498-3aa353771be6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Sen, O</image:title>
            <image:caption>Latin harflerine ilk defa aktartılan Ben, Sen, O, 22 Aralık 1925-17 Ocak 1926 tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesinde 26 tefrika hâlinde okuyucusuyla buluşmuş, 1926 yılında da kitap olarak yayımlanmıştır.  Roman; Fazıl, karısı Cemile ve sevgilisi Nazire arasında geçen, psikolojik tahlillerin yoğun olarak yapıldığı bir aldatma hikâyesidir. Peyami Safa edebiyatının karşıtlıklarla kurulan mekanizmasının karakterlerin isimleri üzerinden bile işletilmesiyle resmî ve resmî olmayan ilişki ile kadın-erkek rolleri üzerinden en başta konum alınır. “Cemile” hem iyilik hem güzellik anlamını taşırken, “Nazire” hem eş, benzer hem de asıl örneğe benzeme hatta ona öykünme anlamını taşır. Romandaki iki erkeğin taşıdığı isimlerin, Fazıl ve Faik’in anlamları ise aynıdır: Üstün. Nazire’nin de romandaki diğer kahramanların “üstünlük”üne ulaşması ve bunun için bir bedel ödemesi gerekmektedir. Akıcı ve şaşırtıcı bir anlatım tekniğine sahip romanda, bu bedeli ödeme yolunda trajik bir son okuru beklemektedir.   Karısı Cemile’yi, evli bir kadın olan Nazire’yle aldatan Fazıl, romanın ilerleyen safhalarında yaşadığı vicdan azabı ve hayâ duygusuyla boğuşurken yaşadıklarını kendi dilinden anlatır. Yer yer diğer karakterlerin ağzından mektuplara da yer verilen romanda, yine Peyami Safa üslubuyla karşıtlıklar muhakeme edilmiştir. Akıcı bir olay örgüsü ve anlatım tekniğine sahip olan roman, şaşırtıcı sonuyla da okurunu etkisi altında bırakmayı başarır.  İlk kez Latin harfleri ile basılan ve okurlarına ulaşan bu roman,  Peyami Safa’nın üstün edebî kabiliyetlerinin ve romancılığında  kat ettiği aşamaların bir tezahürünü de gözler önüne serecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102385</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11d80eac-535e-4449-8e0d-3308ec0f84e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Ay Tutulması</image:title>
            <image:caption>Son ay tutulmasıydı hırpalanmış ömrümün 
Tatlı bahar telaşından hazana dönüşen 
Bir boran fırtınasıydı içimde 
Düşlerimi yalnızlığıma savurup biten 
 
En masum, en yalın halimle kucaklarken göğü 
Ay; karanlık yüzüyle baktı çaresiz sevmelerime 
Dinlemedi, anlamadı içimdeki yürek çağrısını 
Ve umutsuzluk örtüsüyle örttü yalnızlığımı 
 
Yalancı sevmelerin yorgunuyum şimdi 
Gece-gündüzün uykusuz nöbetçisi 
Ayrılıkların ustasıyım 
Ama uslanmaz gönlüm yine de 
Delice aşkların hastasıyım...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102386</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/285772a3-37f8-4a15-b5ef-fb61d04a2898.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim İçin Soyun</image:title>
            <image:caption>“Deniz kıyısındayım. Bir sarsıntı oluyor ve kumlar ayaklarımın altından çekiliyor. Sular gelgite uğramış gibi uzaklaşıyor. Bir martının çığlıkları beynimdeki kılcal damarları patlatırcasına yerinden oynatıyor. Denizde balık, Kocadağ’da mantar kalmıyor. Sonra sular köpürerek kıyıya doğru geliyor. Martılar ansızın yok oluyor. Çığlıkları kesiliyor. Sonra kendimi terk edilmiş hissediyorum...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102387</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5fff76a2-0891-43a1-96dd-df078e5612cf.jpg</image:loc>
            <image:title>50 Maddede Hz. Ayşe ve İslam’da Kadın</image:title>
            <image:caption>İslam dini kadınlara nasıl bakar? 
Gerçekten erkeklerin üstünlüğü var mıdır? 
Hz. Muhammed bu konuda neler söyledi? 
Peygamber’in evlilikleri ve kadına bakışı nasıldı? 
Kadınların evlilik yaşı ve bu konudaki görüşler nelerdir? 
Peygamber’in eşi Ayşe’nin önemi neydi? 
İFK yani “İftira Hadisesi” neydi, neler oldu? 
Hz. Ayşe ve mezhep tartışmasındaki önemi nedir? 
O yıllarda yaşanan kıskançlıklar nelerdi? İslam dini savaş dini midir yoksa barış dini mi? 
 
Bu kitap, tüm bu soruların yanıtlarını ve daha fazlasını, araştırmacı gazeteci Doğan Satmış’ın gözünden size sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102388</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c82a1592-747c-4d2b-9a69-bc1c14c6f5b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Sorgu Odasında Apo</image:title>
            <image:caption>“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, TÜRK MİLLETİ denir.” 
– Mustafa Kemal Atatürk 
 
Milletlerin hafızasında bazı olaylar vardır ki hiç unutulmazlar, unutulmamalıdır da zaten... Özellikle yeni nesiller açısından bu olayların üzerinden geçilmezse ya da doğruların dışında kalarak yalan yanlış ve eksik anlatmaya devam edilirse, yazık ki millet hafızasında tehlikeli kayıplar oluşmaya başlar. Gerçek tarihin yerini algı operasyonlarına dayalı birtakım yönlendirmeler alır ki bu da toplumları yıkıma götürür. 
Uluslararası terör örgütü PKK ile veya FETÖ ile mücadele etmek demek, hafızamızdan bu tehlikeleri hiç çıkarmamak demektir. “Kürt Düşmanlığı” veya “Din Düşmanlığı” anlamına gelmez. Bu tür örgütlerin oluşmasına neden olan her şeyi sorgulamak esastır. Memleketinin nasıl yönetildiğinin farkında olmaktır. 
SORGU ODASINDA APO kitabını, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ı tutuklu bulunduğu İmralı Adası’nda sorgulayan Jandarma Kıdemli Albay Atilla Uğur kaleme aldı. Üstelik sadece sorgu odasında olanları değil, büyük resmin her bir parçasının tarih sahnesinde ne anlama geldiğini ve neye yol açabileceğini de yazdı. 
“Albay Uğur, yakın tarihe ışık tutacak birçok konuya şahitlik yapmış ve olayların içerisinde görevleri nedeniyle yer almıştır. Terörist başı Abdullah Öcalan’ı İmralı’da sorgulamış, tüm süreci izlemiş ve koordine etmiştir. PKK ve türevlerine ilişkin en yalın değerlendirmeleri bu kitap içerisinde belgeleriyle bulacaksınız. Bazen şaşıracak, bazen de gerçeği öğrenmenin şaşkınlığını ve üzüntüsünü yaşayacaksınız.” 
– Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102389</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/13e74413-baac-4e45-a321-4fa5fcd27ac5.jpg</image:loc>
            <image:title>Nietzsche ile Akşam Yemeği</image:title>
            <image:caption>“Kişi, ışığını karartmayı da bilmelidir, böceklerden ve hayranlardan kurtulmak için.” 
 
NIETZSCHE İLE AKŞAM YEMEĞİ bir davet! Felsefeye yeni başlayanlara, başlayacak olanlara, derinleşmeye ihtiyaç duyanlara sunulan bir bulmaca. Sokrates, “Felsefeyi sokağa indirmeli” diyordu. Bu kitap, felsefeyi özenle hazırlanmış bir yemek masasına indiriyor. Onlarca yıl sonra uyanan çılgın bir filozofu, kurgusal bir karakter olan Profesör ile konuşturuyor, tartıştırıyor. 
Yazar Dağhan Dönmez yaşamın ve insanın köklerine nüfuz eden samimi bir sohbetin tanığı haline getirerek sizi muhayyel bir yemeğin konuğu kılıyor. Mutluluk, yalnızlık, güç istenci, oyun, haz, narsisizm, eşitlik, transhümanizm gibi kavramların yanı sıra, şarap tüketimi, yemek alışkanlıkları ve iklim meselesi de sohbetin ana başlıkları oluyor. 
Aporia, felsefede konuşmacının konunun akışından saparak yolunu yitirdiğini, doğaçlama yaparak konuşmayı sürdürdüğünü ifade eden bir kavramdır. NIETZSCHE İLE AKŞAM YEMEĞİ, sohbetin kendiliğindenliğinin etkisiyle yolun kaybolduğu, kayboldukça yeni yolların belirdiği bir anlatım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102390</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dca03cc7-49d2-4705-8d59-6da22b8f56a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Yasemin Dalları</image:title>
            <image:caption>“Server Bedi imzalı, geçmişte kaldığı sanılmış öyle romanlar söz konusu ki, her biri Peyami Safa’nın romanlarıyla yarışabilir. Örnek vermek isterim: Cumbadan Rumbaya nefis, eğlenceli, sıcacık bir Doğu/Batı tahlilidir; bu açıdan hüzünlü, ağırbaşlı Fatih-Harbiye’yle yan yana okunmalıdır.  İşin tuhafı, beylik bir melodram çerçevesinde bütünlenmiş Yasemin Dalları’nda da Doğu/Batı yine karşımıza çıkıyor. Rudyard Kipling’in öyküsü, o meçhul öykü burada aradan çekilmiş besbelli. Doğu/Batı Peyami Safa için nasıl hayatî bir meseleyse, Server Bedi de sık sık o meseleye geri döner.  Günü gününe, tefrika için belki de apar topar yazılmış Yasemin Dalları, bir yandan da 1930’lar sonrasının İstanbulu’nda iyi kötü varlıklı kesimin nasıl yaşadığının işaretleriyle dolup taşar. Bu yeni yerli kentsoylu sınıf, Peyami Safa/Server Bedi’nin kalemiyle teşrih masasına yatırılmış. Ve yer yer öylesine çarpıcı bölümler karşımıza çıkıyor ki, bugünün iddialı satış romanlarını geride bırakıyor.”  Selim İleri   Yasemin Dalları, ilk defa Cumhuriyet gazetesinde  29 Haziran-10 Ağustos 1947 tarihleri arasında,  ardından 8 Eylül-21 Ekim 1947 tarihleri arasında  Vakıt-Yeni Gazete’de tefrika edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102391</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/858b2d49-0e58-4a2f-9ec8-f69ceccd1d59.jpg</image:loc>
            <image:title>Selma ve Gölgesi</image:title>
            <image:caption>18 Aralık 1938-4 Mart 1939 tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen ve 1941’de kitaplaştırılan Selma ve Gölgesi, Türk edebiyatının en gizemli ve karanlık kadın kahramanının sıra dışı hikâyesini içerir. Her zaman alaca ışıklar arasında yaşayan, ardında ölü erkekler bırakarak ilerleyen, vampir mi yoksa seri katil mi olduğu şüphesi roman boyunca bir gerilim pandülü hâlinde kafamızda salınan Selma, Selim İleri’nin ifadeleriyle, “viran yalısında tek başına, dudakları kan kırmızısı, iri yeşil gözlerinde kösnüyle karışık bir fırtına, hep yorgun, hep bezgin”, gölgesini kurbanlarının üzerine yayıp cezbedici sessizliği içinde bir femme fatale olarak avlarını kendi kuytusuna çekmeyi başarır.   Selma ve Gölgesi, tefrikası ve ilk kitap neşri arasındaki farkları gösteren eleştirel bir düzende, ilk defa yayımlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102392</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8dcc673-85b6-4ebe-adc0-c51bd06c8622.jpg</image:loc>
            <image:title>Tasarım</image:title>
            <image:caption>Kesin midir bu son?
Bazı olası çözümler yok mu?
Kent, kır ve ötesinde,
Ekolojik bütünleşme için neler yapabiliriz?
Bu sorulara yanıt ararken, köyün birinde
Delinin teki her şeye rağmen
Şöyle hayal edecek:
Arkamda kalan dere
Köklerine bastığım ağaç
Homurtuyla kaçan ağaç
Ve hatta beni izleyen toprak
Şaşkınlarsa eğer
Biliyorum ki alacak daha yolum var
Tepenin ardında mevsim döner
Çoban ve keçiler çıkagelmiş
Gülümser ufkun bulutları
Biraz kızıl, biraz mavi ve beyaz
Kimsesiz eller buluşur
Ne hüzün, ne sevinç, ne kıyamet

Üç ana bölümde var olan bu kitabın, ütopya ve fantazya vadileri arasındaki ince bir dere gibi
olabilmesini diliyorum. Çelişkisizleşmeye ve yarının gülümseyen masallarına akan…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102393</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8f8cd93-3e0f-4e12-8434-1578a4085e34.jpg</image:loc>
            <image:title>Eneke’nin Kalbine Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Bilyelerin içinden büyüyen gökkuşağına inanan kahramanımız, yüreğiyle yaşamayı seçen
insanlardan. Yeşim Turgut da yüreğiyle yazan bir romancı. Elinizdeki romana ışıltı katan da
yazarın aklıyla değil yüreğiyle yazması.
“Eneke” dedi Sami, “Efsaneye göre bu bilyelerin adı Eneke.” Ne kadar zaman geçti
bilmiyorum, gözlerimi bilyelerden alamıyordum. “Yola devam etmeliyiz.” dedi Sami ve
bilyeleri özenle sarıp, cebine koydu.
Sami, Arif, Selim, Çınar ve kahramanımız heyecan dolu ve sürprizlere açık bir yola
çıkıyorlar. Okur, kendini metne kaptırıp, bir solukta sona ulaşıyor. Yeşim Turgut
kahramanlarını öylesine özel bir yolda romanlaştırıyor ki bu işleyiş biçimi elinizdeki kitabı
çok özel yapıyor. Bir yazarın konuya yaklaşımı, okuru götürdüğü derinlikte etki kazanır.
Edebiyatın zevkine varmak için Yeşim Turgut ile beraber derinlere dalmaya ve soluksuz
kalmaya hazır olun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102394</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b5b0f41-e7ab-48c5-a6ea-a87f359b491d.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyaya Yön Veren Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Geçmişten günümüze, yaşam öyküleriyle en çarpıcı kadınları onurlandıran bu resimlendirilmiş derleme, hem kadınlara hem de erkeklere ilham verecek. 
 
“Kışkırtıcı bir derleme… Pierpont’ın etkileyici kalemi, Thapp’in o kendine özgü ve harikulade dışavurumcu resim tekniğiyle bir araya gelince okuması son derece keyifli bir kitap ortaya çıkmış... 
Cesur ve küstah... 
 
Tarih bilgisini geliştirmek isteyen herkesin okuması gerekiyor.” 
Kirkus Reviews 
 
 
New York Times’ın çok satan yazarı Julia Pierpont ve ressam Manjit Thapp, Stylist tarafından 2018’de Okunması Gereken 20 Kitap’tan biri seçilen bu göz alıcı derlemede, okurlara kısa, dokunaklı ve şaşırtıcı biyografiler ile çarpıcı portreler sunuyor. 
Aralarında Maya Angelou, Jane Austen, Marie Curie &amp; Irène Joliot Curie, Amelia Earhart, Artemisia Gentileschi, Frida Kahlo, Billie Jean King, Toni Morrison, Michelle Obama, Eleanor Roosevelt, Margaret Sanger, Sappho, Nina Simone, Virginia Woolf ve Malala Yusufzay’ın da yer aldığı bu kadınların her biri gücün ve gelişimin birer göstergesi; her biri çığır açmış, cinsiyetçi engelleri aşmış ve tüm kalıpları kırmış olan kadınlar. 
 
Rasgele bir sayfa çevirip günlük ilham dozunuzu aldıktan sonra edindiğiniz bilgilerin verdiği kalıcı hazzın keyfini çıkarabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102395</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f98c816d-ae49-47c7-b471-610a7838f66d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yadname</image:title>
            <image:caption>Yâd anmaktı, anmak ve anlatmak lazımdı. Dilimin döndüğünce, gönlümden geldiğince, kalemimin yazdığınca ve elbette nasip olduğunca yazdım. İçimdeki od’u köze düşürüp, gönülden söze düşürüp, bazen ağlayıp göze düşürüp yâd ettim. 
Yolumuz Hak yoludur, dostluğumuz şu ulu erenlere, yazdığımız ve yâdımız Ahi Evran dostadır. Ola ki yüreklere dokunur, umulur ki gencecik fidanlara feyz olur, Ahi Evran Nasiruddin Mahmud bin Ahmed el-Hoyî adı gönüllerde can bulur, yâd bulur, dua bulur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102396</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3c86501-7de2-45d1-8b50-73e202dbd450.jpg</image:loc>
            <image:title>Başkası ve Şiddet</image:title>
            <image:caption>Devletin kuruluşu bireyler için düzen ve güvenliği olanaklı kılsa da şiddetin tamamıyla ortadan kalkmasını sağlamamıştır. Bugün uygar dünyayı tanımlarken siyasal referansımız genelde liberal ve parlamenter demokrasilerdir; siyasal olanın özünü ise ‘özgürlük’ ve ‘müzakere’ kavramları belirler. Ancak demokrasiler de dâhil bütün rejimlerin siyasal alanını oluşturan ögeler içerisinde güç karşılaşmalarına ve çatışmalara tanık oluruz. 
Hannah Arendt, 20. yüzyılın savaş ve devrimlerin, dolayısıyla şiddetin yüzyılı olduğunu ifade eder. Felsefesinde özellikle şiddetin ve kötülüğün sıradanlaştırılmasına, günlük yaşamın olağan bir parçası olarak görülmesine itiraz eder. Schmitt, siyasal olanın merkezine ‘gücü’ yerleştirir. Ona göre bir halk kendini düşman olarak tanımlanan üzerinden tanımlar. Walter Benjamin, hukuk ve adalet arasında kurduğu ilişki ile şiddeti mitik, ilahi ve mesiyanik tavır üzerinden okur. Nazi kamplarında tutsak olmuş bir Yahudi olan Levinas, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaratılan şiddet ve yaşatılan trajedinin temelinin ‘akıl’ ve ‘Ben’ merkezli Batı felsefe geleneğinde olduğunu öne sürer. Ricouer’ün felsefesinde şiddet “Ahlaksal sorumluluğu taşıyan kimdir?” sorusu üzerinden ele alınır. Derrida, yasanın gücü ile şiddet arasındaki ilişkiye odaklanır. 
Bu kitap, Schmitt’ten Derrida’ya başkası ve şiddet kavramlarının felsefi serüvenini ele almaktadır. “Filozofların Gözünden” serisi tüm okurlar için kılavuz niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102397</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a06f278-12ae-41cb-bfda-8e25bdbd04e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Emek ve Mülkiyet</image:title>
            <image:caption>Aristoteles’e göre kendi yaşamlarına hizmet eden her araç insanlar tarafından mülk edinilebilir; hatta
köleleştirilmiş diğer insanlar da buna dâhildir. Locke’a gelindiğinde mülkiyet hâlâ özgürlükle ilintili
sayılmakla birlikte, emek ve çalışma değersiz olmaktan çıkmış, bizzat Tanrı tarafından herkes için emredilen
şeyler hâline gelmiştir. Ona göre emek, dünyanın ham ve insan için yararsız malzemesini değerli kılan
dönüştürücü güçtür.
Rousseau uygarlığın da yozlaşmanın da başlangıcını özel mülkiyetin ortaya çıktığı âna tarihler.
Rousseau’nun tersine, Hegel, uygarlığın gelişmesi ile insanın olumlu niteliklerini gerçekleştirerek iyileşmesi
arasında doğrusal bir ilişki olduğuna inanır; toplumsal yaşam içerisinde mülkiyeti en temel hak olarak görür ve
mülkiyetin kaldırılması düşüncesine şiddetle karşı çıkar.
Marx’a göre insanlık tarihinin hareket ettiricisi, emeğin sorumluları ile mülkiyetin sahipleri arasındaki çelişki
ve gerilimdir. Anarşist kuramcı Proudhon’a göre emek asla mülkiyet hakkı yaratmaz; o bunu “Mülkiyet
hırsızlıktır!” sözüyle ifade eder.
Bu kitapta, Platon’dan Locke’a; Hegel’den Marx’a ‘emek’ ve ‘mülkiyet’ kavramlarının felsefi soykütüğüne
girişilmektedir. Filozoflar arasındaki benzerlik ve farklılıklar gösterilerek, felsefe tarihinin hem kendi içinde
çelişen hem de bütünleşen yapısı açık bir dille sergilenmektedir. “Filozofların Gözünden” serisi tüm okurlar
için kılavuz niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102398</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/912b8f66-9107-43ce-86ce-a34508aff90a.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiyenin Koronavirüs İle Mücadelesinde Mülki İdare (Sert Kapak Bez Cilt)</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de ilk Covid-19 vakası 11 Mart 2020 tarihinde tespit edilmiş ve çok hızlı bir şekilde hareket edilerek gerekli tedbirler kısa sürede uygulamaya aktarılmıştır. Covid-19 pandemisinin toplum sağlığı noktasında ortaya çıkardığı riski en aza indirmek, sosyal mobiliteyi azaltmak, izolasyon ve filyasyon tedbirlerini hayata geçirmek üzere bakanlıklar, valilikler, kaymakamlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarınca birçok önlem alınmış ve bu önlemler hızlı bir şekilde hayata geçirilmiştir. Bu bağlamda Covid-19 ile mücadele kapsamında Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun önerileri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda merkezde alınan kararların ülke genelinde hızlı biçimde uygulamaya aktarılmasında ise mülki idare amirleri kilit bir öneme sahip olmuşlardır. 
Ayrıca Covid-19 pandemisi her ne kadar bir halk sağlığı sorunu olarak görülse de etkilediği alanlar ve ortaya çıkardığı sorunlar hasebiyle sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde kamusal idarenin doğası gereği de mülki idare amirleri önemli işlevler üstlenmişlerdir.   Bu doğrultuda mülki idare amirleri merkezde alınan kararların yerelde uygulanması amacıyla kamu, özel sektör ve STK’lar arasında koordinasyonu ve denetimi sağlayarak Covid-19 ile mücadele bağlamında alınan kararların zamanında, etkin, verimli ve hızlı bir şekilde yerine getirilmesini sağlamışlardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102399</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b99181ca-8678-4033-a073-2317514700fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminde Afet Politikaları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Literatüre önemli bir katkı sağlayacağı değerlendirilen bu çalışma, 4 ana bölüm ve bu bölümler altında; alanında uzman akademisyenlerin değerli ve özverili emekleri ile vücuda getirilen birbirinden kıymetli on altı makaleden oluşmaktadır. Afet risklerini azaltma ve sürdürülebilir kalkınma konularını; iklim değişikliği, iklim kaynaklı kitlesel göç ve kalkınma, afetlerde incinebilirlik, afet ve bilgi teknolojilerinin kullanımı, yerel afet dirençliliği, afet ve iletişim, afetlere hazırlık ve eğitim çalışmaları gibi birçok farklı konu başlığı açısından irdeleyen bu çalışmanın en temel hedefi, afet yönetimi ve kalkınma konularını yeni fikirler ile desteklemek ve bütünleşik afet yönetiminde risk odaklı bir yaklaşımın yerleşmesine katkı sağlamaktır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102400</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09d2e743-29c6-4e0d-8c6b-e64458bddb95.jpg</image:loc>
            <image:title>Spor Müsabakalarında Güvenlik (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Editör: NargisÖZGEN 
Bireysel bir olgu olduğu kadar toplumsal bir olgu da olan spor, toplum güvenliğiyle ilgili konuların hukuki zeminde düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Toplumun yüksek katılım gösterdiği sportif müsabakalarda güvenliğin sağlanması gibi en temel ihtiyaçlar profesyonel çalışmaların gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Toplumsal refahın ve güvenliğin sağlanmasında genel çerçeveyi çizen mevzuat, ulusal/uluslararası bağlamda birey/toplum güvenliğinin garantörü olarak işlev görmekte, çağın gereksinimlerine uyum sağlayarak yenilenmektedir. Mevzuata giren bu yenilikler, toplumun güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasında izlenecek ilkeleri belirlemektedir. Toplumsal bir olgu olan spor güvenliğinin bireysel yönleri de göz önünde bulundurularak bu alanlarda çalışma yapan bilim dallarındaki uzmanlardan yararlanmak gerekmektedir. Uzman sosyolog ve psikologlar konuya geniş yer vererek sporda güvenliğin risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, kriz durumlarının hızlı ve kolay çözülmesi için iş birliği kurmaktadır. Bu çalışmaların dışında ulusal/uluslararası müsabakalarda ülkeler kendi içlerinde protokoller imzalayarak güvenlik konusunda üst düzey önlemler almakta ve bu önlemleri hayata geçirmektedir. Katar Devleti’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan FIFA Dünya Kupasında Türkiye güvenliği sağlamak görevini üstlenmiş olup konu hakkında ülkeler arası protokol imzalanmıştır. Türk güvenlik güçlerinin ulusal/uluslararası organizasyonlarda gösterdikleri eğitim, uzmanlık, deneyim, kriz ve risk yönetim becerileri gibi etmenler bu konuda Türkiye Cumhuriyeti uluslararası arenada ön plana çıkmakta ve dünyaya örnek teşkil etmeye devam etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102401</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fca69847-3031-4988-b46f-9fc5289a28fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Perapolis (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı polis tarihine ilişkin yapılan çalışmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Teşkilatın merkezdeki yapılanma ve faaliyetlerine ilişkin söylenecek yeni sözler kalmadığını düşünen genç araştırmacılar genellikle yürüttükleri tez çalışmaları kapsamında son dönem Osmanlı polisinin taşradaki oluşum ve gelişimine odaklanma yahut polisle alâkalı daha özel konulara yönelme eğilimindedirler. Her bir çalışmanın takdire şayan bir emeğin mahsulü olduğu muhakkaktır. Ancak bahsedilen çalışmalara tarihî temel teşkil etmek amacıyla istifade edilen eserlerin kuvvetli bir tadilata, hatta bazılarının tamamıyla yıkılmaya muhtaç oldukları gözlemlenmiştir.  
Dikkat çekilen ve içerisinde yüksek dozda iddia barındıran gözlemin arka planında bazı ilgi çekici profiller üzerinden Osmanlı polisinin sosyal ve meslekî yaşantısına ilişkin bir çalışma gerçekleştirmek yönünde beliren bir istek bulunmaktadır. O istek istikametinde koyulduğumuz yolun sonu Osmanlı polisinin başlangıcına çıkmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102402</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1566e175-0dfe-4824-9e97-d678a8d656c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Buz Çocuk Ka-Ya Avcı Oluyor 1</image:title>
            <image:caption>Binlerce yıl süren Buzul Çağ’ı, insanlık tarihinde Yontma Taş Devri olarak adlandırılır. Buz Çocuk Ka-Ya Avcı Oluyor kitabında, kahramanımız Ka-Ya’nın gözünden Buzul Çağ’ının yaşam koşulları anlatılıyor. Nerede yaşarlar? Nasıl avlanırlar? Dondurucu soğukla nasıl başa çıkarlar? sorularının yanıtlarını Ka-Ya, günümüz akranlarına anlatıyor. 
 
 Ka-Ya’nın avcı olma serüveni, 7-9 yaş arası çocuklarımız için hem merak uyandırıcı hem de insanlık tarihi hakkında öğretici bir öyküdür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102403</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5d27012-3c4a-4b43-a787-587e7851fa93.jpg</image:loc>
            <image:title>Buz Çocuk Ka-Ya Yeni Bir Arkadaş 2</image:title>
            <image:caption>Buz Çocuk Ka-Ya Yeni Bir Arkadaş 2, bir devam öyküsüdür. Buzul Çağ’ından günümüz akranlarına seslenen Ka-Ya’nın en büyük derdi ailesiyle aralarında yaşadığı küçük avcı grubunda hiç akranı olmamasıdır. Neyse ki tesadüf eseri bir arkadaşı olur; fiziki görünümü, dili, kıyafetleri kendisinden çok farklı olsa da onunla güzel bir yaz mevsimi geçirir. 
Taş aletlerin yapımı, kışlık erzakların hazırlanması, yaşlıların bakımı gibi Yontma Taş Devri insanlarının günlük hayatından kesitler yine Ka-Ya’nın öyküsünün birer parçasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102405</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0f59239-4dc2-4d3d-b19f-a6b2d50c1dc4.jpg</image:loc>
            <image:title>İzmir&apos;den Bursa&apos;ya Yunan Mezalimi</image:title>
            <image:caption>Büyük Türk yazarlarının bizzat gözlemlerine dayanan, ilk baskısı 1922 yılında yayımlanan ve yeniden yayımı güzel bir tesadüfle hem kitabın &apos;ilk baskı&apos;sının hem de &apos;büyük zafer&apos;in 100. yılına denk gelen bu eseri her vatandaşımızın okuması gerekir. 
Veli Şirin / Tarihçi-Yazar 
 
&quot;İzmir’den Bursa’ya Yunan Mezalimi&apos;ndeki hikâye ve gözlemlerin en büyük özelliği yaşanmış faciaları devrin büyük kalemleriyle tespit etmesidir. Bu hikâyelerin insanın içini kanatan, ıstırapla titreten bir cephesi vardır. Gelecek felaketleri önlemek, ancak öncekilerin bilinmesi ve onlardan ders alınmasıyla kabildir. 
Savaşlar tarih kitaplarında bir iki sayfa içinde özetlenirken, o günleri yaşamış fertlerin ıstırapları ve sıkıntıları arka planda kalır. Ama savaşın asıl faciasını tek tek insanlar yaşamışlardır. Bu tecrübelerin yakından bilinmesiyle insan kendi tarihini canlı olarak tanır. Bu ferdî tecrübelerin sonraki nesillere aktarılması ve ölümsüzleştirilmesi ise o günleri yaşamış sanatkârlara düşer. Bu kitapta yazıları yer alan sanatkârlar, üzerine düşen bu görevi yapmışlardır.&quot; 
Fevzi Lütfi’nin şu sözleri her şeyi anlatır niteliktedir: 
“93’teki facialar gibi, Balkan Savaşı’ndaki katliamlar gibi belki bir gün Anadolu yangınlarını ve katliamlarını da unutabilirdik fakat artık bugün buna imkân yoktur. İzmir’den Bursa’ya Yunan Mezalimi&apos;ndeki kitabı bütün o harabe küllerinin Türk kemiklerinin ve havaya karışan masum feryatlarının en yanık nişanesi olarak duruyor.” 
 “Bu kitap yalnız yazarları için değil, bütün Türk yazarları ve Türk milleti için yeni bir yolun, kendi yolumuzun, memleket yolunun rehberidir. Bu yola dudaklarında bu küçük kitaptaki zehrin acı tebessümüyle giren bu yazarlar bir zaman sonra bakacaklar ki geride bıraktıkları şeyler en boş şeyler değilse bile yeni buldukları kadar dolu değildir.” 
“Şimdiye kadar Türk edebiyatında millîlik hasreti vardı, lakin bunun ne olduğunu kimse fark etmiyordu. Esasen o aramakla, mantıkla bulunmazdı. İzmir’den Bursa’ya Yunan Mezalimi&apos;ndeki i kitabı bu hasretin müjdecisidir. Onu, yazarları memleketin harap yollarında ıstırapların içinde buldular ve heder etmediler.” 
“Bu kitap ani parlayan bir nurdur. Bu nuru devam ettirmek ve sanat yolunun köşe başlarında bir meşale kuvvetiyle yakabilmek hünerini göstermelidir. İşte bu hüneri gösterdiğimiz gündür ki Türk edebiyatı kendi içinden fışkıran bir kudret haline girecektir. Bu kitap, bu büyük kudretin ilk hamlesidir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102406</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/633024dc-6acc-4c1f-aab9-21300ade9b46.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisadi Konulara Davranışsal Yaklaşım II</image:title>
            <image:caption>BİREYLERİN PARAYA VE DÖVİZ KURUNA YÖNELİK TUTUMLARININ
DÜRTÜSEL SATIN ALMA DAVRANIŞLARIÜZERİNDEKİ ETKİSİ: BLACK
FRIDAY ÖRNEĞİ
· PAYLAŞIM EKONOMİSİNDE İŞ BİRLİKÇİ TÜKETİM DAVRANIŞI VE
ONLİNE TÜKETİCİLER
· DUYGULANIM KISAYOLU
· WELLBEING ALIŞKANLIKLARININ TÜKETİM DAVRANIŞLARINA
ETKİSİNİN HEDONİK PERSPEKTİFTEN İNCELENMESİ
· SABRİ ÜLGENER’İN TESPİTLERİ ÜZERİNDEN TÜRK TOPLUMUNUN
İKTİSADİ DAVRANIŞLARININ
· DEĞERLENDİRİLMESİ
· İKTİSADİ KARARLARIN DAVRANIŞSAL İKTİSAT ÇERÇEVESİNDE ELE
ALINMASI
· KARAR VERMEDE SÜRÜ DAVRANIŞI VE SAHİPLİK ETKİSİ ÜZERİNE BİR
ARAŞTIRMA
· YATIRIMCI DUYARLILIĞI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102407</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/916ca575-9d9d-41d3-93e3-ec4dc81f0fa4.jpg</image:loc>
            <image:title>Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrûkesi</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, 1915’teki Ermeni tehciri konusunda tehcirin mimarı Sadrazam Mehmed Talât Paşa’nın özel arşivinde bulunan ve şimdiye kadar yayınlanmamış belgelerden meydana geliyor. Paşa tehcir öncesindeki Ermeni nüfusu, kaç Ermeni’nin nereden nereye gönderildiği ve tehcir sonrasındaki Ermeni nüfusunun ne olduğu gibi senelerdir tartışılan konulara şahsî kayıtlarına dayanarak bizzat cevap veriyor. 
 
Murat Bardakçı’nın, başta Talât Paşa olmak üzere İttihad ve Terakkî liderlerinin ailelerinden elde ettiği bu belgelerin yayınlanmasıyla, Ermeni tehciri ile ilgili gerçek sayılar ilk kez ortaya çıkıyor. 
 
“...Bardakçı tehcir sayılarının kesinlikle bilinmesi gerektiğini söylüyor ama sayılar hakkında yorum yapmayı ısrarla reddediyor, kararı okuyucunun vermesini istiyor ve bunu sağlamanın en iyi yolunun da konuyu senelerden buyana bulandıran duygusal ve abartılı ifadelere karşı soğuk ve katı gerçeklerin gözler önüne serilmesinden geçtiğini vurguluyor...” 
The New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102408</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/348abc74-9c77-4ba2-85bf-9cf541c0b2f1.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Bunlar Hep Bilim</image:title>
            <image:caption>İŞTE BUNLAR HEP BİLİM, kitap süsü verilmiş çılgın bir bilim panayırı.   Dans eden kibritler, patates delen pipetler, bükülebilen ışık, sıcak buz ve daha onlarca öğrenmesi kolay, unutması ise neredeyse imkânsız bilim numarası. Bilimin sınıflarla kısıtlı kalamayacak kadar havalı bir mevzu olduğunu bilen meraklı beyinlere, İşte Bunlar Hep Bilim takdimimizdir.   8 dile çevrilen ve yayımlandığı ülkelerde büyük ilgi gören “İŞTE BUNLAR HEP…” serisinin ikinci kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102409</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0c3ab1f-c7b9-41e9-b7ac-6eb01cb53e77.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Bunlar Hep Mitoloji</image:title>
            <image:caption>İşte Bunlar Hep Mitoloji’ye hoş geldin!
Elindeki kitap, mitoloji dünyasına ve büyüleyici hikâyelere giriş biletin!
Mısır’ın her şeye gücü yeten tanrılarıyla, Eski Yunan’ın kudretli Titanlarıyla ve birbirinden gizemli canavarlar, yaratıklar, vampirlerle tanış. Gizemli Atlantis adasını ziyaret et. Önce göklere yüksel sonra ürkütücü yeraltı dünyasına in. Tabii cesaretin varsa!
 
8 dile çevrilen ve yayımlandığı ülkelerde büyük ilgi gören “İşte Bunlar Hep…&quot; serisinin dördüncü kitabı İŞTE BUNLAR HEP MİTOLOJİ, çocukları (9 yaş üstü) kahramanlara yaraşır bir yolculuğa çıkarıyor. Hem kendilerini keşfedecekleri hem de dünyayı daha iyi anlayacakları bir yolculuk bu.
 
 
(Tanıtım Bülteninden)
İşte Bunlar Hep Mitoloji’ye hoş geldin!
Elindeki kitap, mitoloji dünyasına ve büyüleyici hikâyelere giriş biletin!
Mısır’ın her şeye gücü yeten tanrılarıyla, Eski Yunan’ın kudretli Titanlarıyla ve birbirinden gizemli canavarlar, yaratıklar, vampirlerle tanış. Gizemli Atlantis adasını ziyaret et. Önce göklere yüksel sonra ürkütücü yeraltı dünyasına in. Tabii cesaretin varsa!
 
8 dile çevrilen ve yayımlandığı ülkelerde büyük ilgi gören “İşte Bunlar Hep…&quot; serisinin dördüncü kitabı İŞTE BUNLAR HEP MİTOLOJİ, çocukları (9 yaş üstü) kahramanlara yaraşır bir yolculuğa çıkarıyor. Hem kendilerini keşfedecekleri hem de dünyayı daha iyi anlayacakları bir yolculuk bu.
 
 
(Tanıtım Bülteninden)
 İşte Bunlar Hep Mitoloji’ye hoş geldin!
Elindeki kitap, mitoloji dünyasına ve büyüleyici hikâyelere giriş biletin!
Mısır’ın her şeye gücü yeten tanrılarıyla, Eski Yunan’ın kudretli Titanlarıyla ve birbirinden gizemli canavarlar, yaratıklar, vampirlerle tanış. Gizemli Atlantis adasını ziyaret et. Önce göklere yüksel sonra ürkütücü yeraltı dünyasına in. Tabii cesaretin varsa!
 
8 dile çevrilen ve yayımlandığı ülkelerde büyük ilgi gören “İşte Bunlar Hep…&quot; serisinin dördüncü kitabı İŞTE BUNLAR HEP MİTOLOJİ, çocukları (9 yaş üstü) kahramanlara yaraşır bir yolculuğa çıkarıyor. Hem kendilerini keşfedecekleri hem de dünyayı daha iyi anlayacakları bir yolculuk bu.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102410</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1d4dd7a-47d4-4aca-be67-f9ec463aca95.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Rüzgarları</image:title>
            <image:caption>Ege sularında barışı arayan hayal rüzgârları...

Mehmet Atilla, mutlak barışın kırılgan gerçekliğine vurgu yaptığı Hayal Rüzgârları&apos;nda, sevginin ve kardeşliğin egemen olacağı çok daha mutlu bir gelecek hayaliyle tek yürek olan bir grup Türkiyeli ve Yunanistanlı çocuğun haklı mücadelesini sözcüklere döküyor.

&apos;&apos;Barış kendiliğinden oluşmaz, onu üretmek gerekir,&apos;&apos; görüşünden yola çıkarak dünya barışı ve huzuru konusunda bu kez çocukların söyleyeceklerine kulak vermeye çağıran yazar, ümitsiz yaşanmayacağını ve hedefe ulaşmak için çaba sarf edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. 

Ege sularında devam eden çeyrek yüzyıllık bir siyasi gerginliğe barışçıl bir dokunuşta bulunan roman, hayallerin gerçekle kesiştiği güçlü kurgusuyla savaşın toplum ve çocukların üzerindeki etkileri hakkında düşündürüyor.









Askerler, silahlar, bombalar...
Bu üçü gün yüzüne çıktıysa eğer, her an bir savaş patlak verebilir!
Peki, yetişkinlerin dünyası anlaşma ya da savaş üstüne kuruluyken, neden üçüncü bir yol yok?
Yoksa var mı? Çocukların özgürce savurduğu hayal rüzgârları engel olabilir mi denizden yükselen savaş çığırtkanlığına?

Meltem, Poyraz, Bora bizim kıyılardan; Tifonas, Notos ve Anemos ise karşı adalardan yola koyuluyor. Her biri ayrı bir rüzgâr. Tek nefes olacakları yerse Kardak Kayalıkları. Hayalleri ortak: savaş olasılığını engelleyip daimi barışı sağlamak. Bu uğurda karşılarına çıkacak engeller olsa da vazgeçmeye hiç niyetleri yok. Üstelik teknolojinin mucizesi hologramlar, güçlerine güç katmak için yanı başlarında...
 
Ezbere bir savaş karşıtlığı yerine kararlı bir barışseverliği gündemine alan Hayal Rüzgârları, geleceğin dünyasını günümüz çocuklarının kuracağı gerçeği üstüne dimağımızda yer edecek bir dayanışma öyküsü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102411</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34054ec4-7043-47c7-ab43-61603f5b1ff9.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgen Zamanın Penceresinde</image:title>
            <image:caption>Bu öykü kurmacadır belki. 
Belki de kahramanları gerçek. 
 
Varoluşuyla beklentileri arasında bocalayan bir yazar… 
Son kez şansını deneyecek, belki yazacağı roman onu hayallerine kavuşturacak… 
Ama ne kafasının içinde dolanan binbir soruyu bertaraf edebiliyor ne de suyun akışına ters gidebiliyor!   
O aykırı kadınla, İmge’yle yaşadığı aşk yakasını bırakmıyor.  
Gölgen Zamanın Penceresinde, Öyle Bir Eylül Yok Artık’tan sonra “Sürgün Hayaller Üçlemesi”nin ikinci romanı.   
 
İstanbul’a, aşka, düşünmeye dair sarsıcı bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102412</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77f15871-2e0e-4c61-876d-41c6b098e2bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar ve Bethany -2 Canavarın İntikamı</image:title>
            <image:caption>Sayfaları çevirirken dikkatli olun. 
BU KİTAP SİZİ ISIRABİLİR. 
Bil bakalım kim geri döndü… 
511 yaşındaki Ebenezer Tweezer hayatından çok memnundu. Tavan arasında besleyip büyüttüğü canavar, ona istediği her şeyi kusuyordu. Ama artık canavar yok; onun yerine Ebenezer’ e Bethany arkadaşlık ediyor. Bethany canavarın bıraktığı tüm izleri yok etmeye ve artık iyi biri olmaya kararlı. Ancak, yaptığı kötü şakalarla ünlü olduğu için kimse ona güvenmiyor. Ebenezer ise eski hayatını özlemeye başlıyor 
Ebenezer ve Bethany hayatlarındaki büyük değişimlere alışmaya çalışırken birinin onları gizlice izlediğinin farkında bile değil. Hiç beklenmedik birinin… Aklından hain planlar geçen birinin… Karnı çok aç birinin…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102413</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cfbabcd3-3258-4be3-8730-28b51804e1d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinle Beni</image:title>
            <image:caption>Anneler her şeyi bilir… Ama dinleyen kim? 
 
Dedektif Jane Rizzoli ile adli tabip Maura Isles tuhaf bir cinayetle karşı karşıyadırlar. Çok sevilen, kendi halinde bir hemşire olan Sofia Suarez evinde vahşice öldürülmüştür. Sofia’nın son günlerinde bir araştırmaya giriştiğini öğrenen Jane, birkaç ay önce vurkaç mağduru olmuş Amy ile Sofia Suarez arasında bir bağlantı kurunca dava iyice içinden çıkılmaz bir hal alır. 
 
Bu arada Jane’in annesi Angela Rizzoli mahallesinde garip şeyler döndüğünü düşünür. Komşunun kızı evden kaçmıştır ve sokağın karşısına taşınan çift başta Angela olmak üzere herkesten uzak duruyordur. Angela kızına kuşkularından bahsetse de Jane oralı olmaz. Jane zorlu araştırmasına devam ederken, Angela’nın mahalle bekçiliği beklenmedik sonuçlara yol açacaktır. 
 
Tess Gerritsen ABD’nin San Diego kentinde doğdu. Stanford Üniversitesi’nde antropoloji konusunda lisans yaptı, California Üniversitesi’nden tıp diploması aldı. New York Times’ın çok satanlar listesine giren Hasat’la dünya çapında başarı kazandı. Yazarın Kemik Bahçesi, Mefisto Kulübü, Ruh Koleksiyoncusu, Sessiz Kız, Kayıp Kızlar, Çırak, Günahkâr, İkiz Bedenler, Bir Sırrım Var, Rehine, Gece Gelen, Gece Yarısından Sonra, Karanlığın Ayak İzleri, Asla Arkana Bakma ve Bıçak Sırtı adlı romanları ve Ucubeler ile İsimsiz Ceset adlı öyküleri Doğan Kitap tarafından yayımlandı ve büyük okur kitlelerine ulaştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102414</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6f67333-3a53-4782-9b00-15bc1d819d32.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar ve Bethany 1</image:title>
            <image:caption>Sayfaları çevirirken dikkatli olun. 
BU KİTAP SİZİ ISIRABİLİR. 
Bana hemen yiyecek bir şey getir! Şöyle tek lokmada yalayıp yutacağım, ağız sulandıran, küçük, tombul bir şey… 
511 yaşındaki Ebenezer Tweezer hayatından çok memnundu. Tavan arasında besleyip büyüttüğü canavar, ona istediği her şeyi kusuyordu. Fakat canavar gittikçe daha aç gözlü olmaya başlamıştı. Artık antika heykeller ve sirk maymunları yemek onu memnun etmiyordu. Yeni tatlar denemenin zamanı gelmişti. Mesela bir çocuk…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102415</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b34637b-e70d-4140-a435-bc62c3e9230c.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiçbir Şey Söyleme</image:title>
            <image:caption>Aralık 1972’de, 38 yaşındaki 10 çocuk annesi Jean McConville, maskeli davetsiz misafirler tarafından bacaklarına sarılmış olan çocuklarıyla birlikte sürüklenerek Belfast’teki evinden çıkarıldı. Kadını bir daha kimse görmedi. Onun kaçırılması, Kuzey İrlanda Sorunu olarak bilinen çatışma sürecinin en kötü şöhretli olaylarından biriydi. Çevredeki herkes bu durumdan IRA’nın sorumlu olduğunu biliyordu. Ama korku ve paranoyanın hüküm sürdüğü o dönem için kimsenin bundan bahsetmesi sözkonusu değildi. 2003 yılında, anlaşmayla birlikte Kuzey İrlanda’ya belli belirsiz barışın gelmesinden 5 yıl sonra, bir kumsalda insan kemikleri bulundu. 
McConville’in çocukları, bulunan kıyafetlerde mavi çengelli iğnenin takılı olduğunu öğrendiklerinde, onun anneleri olduğundan emin oldular. Çocuklardan biri ya da diğeri sürekli bir düğmesini kaybettiği ya da başka bir tamire ihtiyacı olduğu için giysilerine iliştirdiği mavi bir çengelli iğne... Onu tanımlayan bir aksesuardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102416</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a1caf76-6d3f-45cc-88c1-57afa455677b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Gücü</image:title>
            <image:caption>Hayal gücü hakkında düşünmemiz gerektiği gibi düşünmeyiz. Genellikle bu kelime çocuklarla, sanatçılarla ve hayalperestlerle ilişkilendirildiğinden yetişkinlerin hayatından uzakta gibi görünür. Ancak hayal gücü, neredeyse yaptığımız her şeyin ve aldığımız her kararın arkasındadır. İnsan beyni, hayal etmekte olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Karmaşık gelecek ihtimalleri, fantastik dünyaları hayal edebilir; hayal gücümüzü kendimizi rahatlatmakta ya da endişelendirmekte kullanabiliriz. Böyle bir güç elimizdeyken bunu, işleri kendimiz için en iyi hale getirmekte ve dünyaya katkı sağlamakta kullanma zorunluluğumuz vardır.
İnsan beyninin hileleri ve hayal etme yeteneği yüzyıllardır insanlığı hayrete düşürmüştür ancak şimdiye dek bu konu hakkında hiçbir popüler bilim kitabı yazılmamıştır. Halüsinasyondan ve hayali arkadaşlardan, hayal gücünün 
sizi nasıl mutlu ve üretken yapacağına dair birçok konuyu irdeleyen 
Hayal Gücü, zihninizin potansiyelini keşfetmenize yardım edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102417</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc3176d7-f837-4a78-a556-f230dad55deb.jpg</image:loc>
            <image:title>Aile Dizimi</image:title>
            <image:caption>Tarihsel hakikatler gibi, kültürel hakikatler de acılarda pişerek günümüze ulaşmış. Bu acıları bugün fark etmeden yaşamaya çalışıyoruz ama bir yerlerden o acılar kendini fark ettiriyor. Bizim görevimiz kendi insanlığımıza ulaşmak ise, bunlarla yüzleşmek ve hesaplaşmak, itibarlarını iade etmek zorundayız. 
Zaman su gibidir; su gibi, deniz gibi dalgalanır. Dalga kıyıya vurduktan sonra ileriye gidemez, dipten geriye doğru, yani geçmişe doğru, geldiği yere doğru gider. İnsan hayatı da aynen dalga gibidir. İleride varılacak yer yoktur, ya kayalara çarpar un ufak olur ya da kumsalda sönümlenir. Oysa geriye, başlangıca, köklere doğru gidince, büyük bir gelecek vardır. Bunun anlamı, gelecek geçmiştedir. Aile dizimiyle geçmişi düzenleyebilirsek, geleceği düzenlemiş oluruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102418</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ce20dcf-7c7b-4c5e-ba85-8a1732debf86.jpg</image:loc>
            <image:title>Hazreti İnsan</image:title>
            <image:caption>Kendini tanı!.. O zaman başkalarını ve evreni de tanıyacaksın. 
Sokrates 
 
Sen kendini küçük bir cisim zannedersin ama en büyük âlem sende gizlidir. 
Hz. Ali 
 
İnsan, âlemin ruhudur. 
Muhyiddin İbnü’l Arabî 
 
Sen, seni bilirsen yüzün Hüda’dır 
Sen, seni bilmez isen Hak senden cüdadır… 
Hacı Bektaş Veli 
 
Hey Yunus Emre ölünce var yürü doğru yolunca 
Dünyasını terk edenler yarın hazrette ölmeye… 
Yunus Emre 
Bayram özünü bildi / Bileni anda buldu 
Bulan ol kendi oldu / Sen seni bil sen seni… 
Hacı Bayramı Veli 
 
İnsan insan dedikleri / İnsan nedir şimdi bildim 
Muhyiddin Abdal 
 
Can konağını aramadaysan; Cansın. Bir lokma ekmek arıyorsan; Ekmeksin. Bir damla su arıyorsan; Susun. Zulmün peşindeysen; Zalimsin. Aşkı arıyorsan; Aşksın. Gönlün neye kapılmışsa O’sun sen. Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: Neyi arıyorsan O’sun sen. 
Mevlânâ 
 
Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin 
İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş… 
Niyâzî-i Mısrî</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102419</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d6d7418-f966-40f6-9e12-7524750cc4fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Herkesin Bir Öyküsü Var</image:title>
            <image:caption>“Herkesin Bir Öyküsü Var” adlı bu kitap, ülkemizin 14 önemli öykü yazarının bir araya gelerek hazırladığı bir çalışmadır. Kitabın Editörlüğü, Myrina Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cenker Atila ve Myrina Yayınları Editörlerinden Kerem Kacar tarafından yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102420</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dda18379-1cc3-4c69-802e-d297a2dfd2de.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Altın Ne Gümüş</image:title>
            <image:caption>Ne Altın Ne Gümüş Özdemir İnce’nin yazıya adanmış ömrünün tanıklığını getiren söyleşilerden oluşuyor. Onun Kargı (1963) ile başlayan yazın serüveni şiir/deneme/eleştiri/inceleme ve çevirilerle zengin bir edebiyat atlası yaratmasında etkili olmuştur. Başlayan ve süren bir edebî yolculuğun seyrine çıkarıyor okurunu burada bir araya gelen söyleşiler. Özdemir İnce, çağının çağdaşı olan bir bilinçle hayata/yazıya bakan biri. Her bir söyleşisine yansıyan o edebî bilinç/bakış okurunu da zenginleştirecek düzeyde. Bir şairin/yazarın ömrüne tanıklık getiren Ne Altın Ne Gümüş, uzunca süre elinizden düşmeyecek bir birikimin aynasıdır. 
“Elinizdeki kitabın oluşmasına neden olan, yani yanıtladığım soruları bana yönelten insanlara, çok derin olması gereken gönül borcumu da dile getirmek istiyorum. Beni ve yapıtlarımı anlamaya çalışan sorular sorarak, kendimi ve şiirimi anlamaya yöneltmişlerdir beni. Hepsi bu kadar değil: genel poetika, sanat ve politika üzerine de konuşmaya zorlamışlar beni. Onlar ve soruları olmasaydı Ne Altın Ne Gümüş kendiliğinden ortaya çıkmazdı. Ne Altın Ne Gümüş, gerçekte, onların da yapıtı sayılabilir. Bu nedenle edebiyat gazeteciliğini ve röportaj sanatını övmek istiyorum! 
Özdemir İnce</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102421</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/61fe8273-6c30-4280-b304-f723df76e711.jpg</image:loc>
            <image:title>Beşinci Kat</image:title>
            <image:caption>Gülayşe Koçak, Beşinci Kat’ta, farklı karakterlere sahip üç kadının zaman zaman dayanışarak, zaman zaman da çatışarak büyüttüğü “çoksesli” dostluğun hikâyesini anlatırken, merdiven boşluğuna takılıp kalmış çocukluk travmalarına, hayal kırıklıklarına, korkulara ve özlemlere de ses veriyor: Bir apartmanın yarı karanlık kapıcı dairesinden en üst kattaki tekinsiz ama albenili aydınlığa uzanan fısıltılar yıllanmış sırları, kilitli odaları, bastırılmış öfkeleri ve kaçınılmaz bir yüzleşmeyi haber veriyor. 
 
Bir viola da gamba ezgisinin hüznünü de, neşesini de satır aralarına taşıyan, yaşamın ahengini selamlayan bir roman Beşinci Kat. 
 
Çok küçükken, hayallerimde çok ağır hasta olduğumu, ateşler içinde kıvrandığımı, annemle babamın ölüm döşeğimde ağlaştıklarını kurgulardım. Bu tatlı hayaller gece yattığımda beni saatlerce oyalardı. Daha sonraları, bu hayallerimin nesnesi Zafer Amca olmuştu: Onu ağlayarak tabutumu taşırken, kendini pişmanlıklar içinde yerden yere atarken, ardından uzak bir yerlerde inzivaya çekilmiş, beni düşünerek vicdan azapları içinde yaşarken canlandırırdım zihnimde. Ah çocukluk...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102422</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b49a718-88b5-449c-aba5-b350d08b0e07.jpg</image:loc>
            <image:title>Mübadele Çocukları</image:title>
            <image:caption>Eylül 1922’de İzmir’i terk eden Yunan ordusuyla birlikte mavnalara, sandallara binen Batı Anadolulu Rumlar adalara, İstanbullu ve Trakyalı Rumlar da Yunanistan’a kaçıyordu. 
 
            1922 sonbaharının sonunda bir milyonu aşkın Anadolulu Rum Yunanistan’a sığınmıştı. Türkiye ve Yunanistan’ın 30 Ocak 1923’te Lozan’da nüfus mübadelesine karar vermeleri, doğdukları topraklara dönme umuduyla yaşayan bu insanlar için yeni bir hayatın başlangıcıydı. 
              Mübadele Çocukları bu insanların hazin öykülerini anlatıyor. Renée Hirschon’un, Pire Limanı yakınındaki Kokinya’nın yoksul bir semti olan Yeranya’da Albaylar Cuntası’nın en karanlık dönemlerinde yaptığı saha araştırmasının ürünü olan bu kitap, aşkları, evlilikleri, barınakları, komşuluk ilişkileri ve dinsel yaşamlarıyla suyun öte yanından insan manzaraları sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102423</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a79df339-493a-4970-a70e-748b86de1533.jpg</image:loc>
            <image:title>Utopia</image:title>
            <image:caption>￼</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102424</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a56e16d6-bc8f-4951-a606-d4513cd71f72.jpg</image:loc>
            <image:title>Simgesel Mitoloji</image:title>
            <image:caption>Keçi derisine sarılan Jacob ve bir keçi tarafından beslenen Jupiter, oğlak takımyıldızlarındaki güneşti. Mendes keçisi veya koçu, Osiris bir koç olarak tekrar vücuda geldiğinde, Osiris&apos;in ruhu olmuştu. Dendera&apos;da, İbrahim&apos;in İshak için kurban ettiği koyun gibi Jason ile kaçan Harlot&apos;un koyunu parçalara ayırıp tekrar bir araya getirerek yeniden can verdiği gibi bir bahar vaktinde, Osiris&apos;in gençleştiği veya tekrar doğduğu söyleniyor. Onun bir işaret olduğu söyleniyor bize ama ne işareti? 
Hercules&apos;i bir aslan veya güneşi boğa olarak temsil eden din değildi fakat eski zamanlarda, kuvveti ifade edecek bir kelime yoktu. Bu yüzden aslanın resimsel bir görüntüsüyle ifade ediliyordu. Buna ek olarak, kurnazlığı ifade edecek kelimeleri olmadığı için tilki de kurnazlıkla temsil ediliyordu. Buna ek olarak, kurnazlığı ifade edecek kelimeleeri olmadığı için tilki de kurnazlıkla temsil ediliyordu. Çok küçük bir ses halinde, Tanrımız,bütün biçimlere girecek şekilde tasarlanmış. Hezekiah zaferine kadar yapılan bütün ibadetlerde, Musa&apos;nın boş bir alanda meydana getirdiği Nehushtan yılan takımyıldızına ibadet edilmiştir (II. Kings, Bl 18 :4). Ana figürü boğaydı, sunumluğundaki boğa kanıyla besleniyor, boğaların boynuzları bir simge olarak kullanılıyor ve kilisemizdeki yarım daire şeklindeki sunumlukta yer alan, minberi çevreleyen iki çatal da sunumluğun boynuzları olarak adlandırılıyordu. Simgeler üreten Hermes&apos;in, aynı zamanda, işaretleri ve karakterleri icat eden akıl tanrısı Thoth olduğu söyleniyor. Bu simgecilik, fikirlerin bir araya gelmiş halidir, bir şeyin diğerine olan ilişkisini veya karşılığını bulmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102425</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f30121e6-6793-4f7f-be48-defd87d17103.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneş Hırsızları</image:title>
            <image:caption>Sabah uyanıyorsunuz, bir bakıyorsunuz her yer karanlık, Güneş yok! Işığa duyarlı bir uzaylı ırkı Dünya’da yaşayabilmek için Güneş’e perde çekmiş, insanlığı karanlığa, umutsuzluğa hapsetmiş. Doğu Yücel, insanlığın direnişini anlattığı distopik novellası “Güneş Hırsızları”na ek olarak büyülü gerçekçilikten masal edebiyatına, korkudan bilimkurguya uzanan on bir öyküyle okurların karşısına çıkıyor. 
 
Bu öykülerde her an her şey olabilir: Sinemaya tek başına gittiğinizde kendinizi izlediğiniz filmin içinde bulabilir ya da Beşiktaş-Kadıköy vapurunda galaksiler ötesinden gelen bir uzaylıya âşık olabilirsiniz. Yazar, sıradan insanların başına gelen sıra dışı hikâyeleri anlatırken okurlara sorular da yöneltiyor: Rüyaları biçimlendirebilir miyiz, ilham perileri gerçek olabilir mi, Dünya’nın asıl sahipleri kim, öpüşürken neden gözlerimizi kapatırız? gibi... Ve bu sorular, gülümseten metaforlar ve zengin bir hayal gücüyle beklenmedik yanıtlara kavuşuyor. 
 
Ayaklarınızı yerden kesen ama ayakları her daim yere basan hikâyeler bunlar. Ne de olsa gerçek biraz da düşlerde saklıdır. 
 
“Üzgünüz sayın yerli film yapımcıları ama böyle öykülerin yazıldığı bir memleketten özgün senaryolar çıkmıyorsa bu sadece sizin günahınız.” 
Tuna Kiremitçi, Radikal Kitap 
 
“Güneş Hırsızları kurgunun ve hayal gücünün rüzgârını arkasına alarak, rüya gibi bir atmosferde gerçeğin tokadını bütün kuvvetiyle yüzümüze çarpıyor.” 
Ozan Karakaş, soL 
 
 
“Güneş Hırsızları büyük bilimkurgu yazarlarının öyküleriyle karşılaştırılabilecek güçte bir öykü.” 
Alican Saygı Ortanca, Cumhuriyet Kitap</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102426</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97cb3cfe-8f5b-4e58-ae15-770f0d9bc241.jpg</image:loc>
            <image:title>Kurşun Ata Ata Biter</image:title>
            <image:caption>“Bu kasabanın, bu çevre köylerin tüm adamı bu işten ekmek yer. Kaçakçılık yapmasın da n’apsın? Ekilecek toprağı mı var? Hepsini almış hükümet, sınır demiş, döşemiş mayını. Tarlalar mayın altında... Zeytinlikler mayın deryasında yüzüyor. Babam ki, bu işte en ehildi, kokusundan anlardı mayını, rüzgârı dinler, candarmayı bilirdi. N’oldu? Karşı gelemedi yazgısına. Bir gece, sabaha karşı adamın yarısını getirdiler eve. Bitmişti. Başına toplaştık, işaretle dayımı istetti, bizi çıkarttırdı odadan. Dayımdan kendisini vurmasını istemiş. Böyle yaşamaktansa, demiş; vur, kurtulayım İsmail, demiş ona. İsmail dayım dediğini yaptı, vurdu babamı.”
Sınırda yaşanan hayatların hikâyesi: Kurşun Ata Ata Biter.
Tarık Dursun K., kendisine 1984 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazandıran romanında, babadan oğula devreden kaçakçılık işleriyle uğraşan Üzer, Cevahir ve Tahir’in mücadelesine odaklanıyor. Onlara eşlik eden ve en az onlar kadar iyi çizilmiş Gazel ve Hediye’nin üzerinden de kadının bir sınır kasabasındaki yeri hakkında canlı görüntüler ortaya koyuyor. Tellerin, mayınların, düşmanların çevrelediği bu coğrafyada direnmek ve ayakta kalmak, ancak insanların birbirine duyduğu güvenle mümkün.
Mekân tasvirleri, gerilimin ön planda olduğu at üstündeki sahneleri ve diyaloğu önde tutan anlatımıyla Kurşun Ata Ata Biter’de, yazarın edebiyatla olduğu kadar sinemayla da derin bir bağ kurduğu açıkça görülüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102427</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b25fbb20-5a47-4d75-b7ae-b8e6bc7f743d.jpg</image:loc>
            <image:title>Thomas Mann ve Ailesi</image:title>
            <image:caption>Bir ailenin sekiz ferdi, sekiz farklı bakış açısı. Avrupa edebiyatının en köklü ve sıra dışı ailelerinden biri olan Mann ailesinin hikâyesi hiç bu şekilde anlatılmadı. 
 
 Thomas Mann’ın devasa gölgesini rakipleri kadar ailesindekiler de hisseder. Her daim yanında olan eşi Katia, onu çocuklarından korur: babası gibi ünlü bir yazar olmak isteyen oğlu Klaus; tutkuyla seven ve tutkuyla nefret eden büyük kızları Erika; mutluluğu ailesinden uzaklarda arayan çekingen Golo; müzisyen olmak isteyen ve ailenin beklentilerine karşı koyan Michael; hayvanlarla konuşmak ve dünyayı kurtarmak isteyen, babasının gözbebeği Elisabeth ve herkesin alay ettiği Monika. Hayatı uçlarda yaşayan, anne babasının servetini yok eden, hepsi Hitler’e düşman olacak çocuklar. Hayat onları nereye savuracak? 
 
Tilmann Lahme’nin belgesel romanı, Mann ailesinin sevgiyle, tarihsel sınavlarla ve ihanetle dolu destansı öyküsünü anlatıyor. 
 
“Elindeki malzemeyi olağanüstü bir şekilde anlatan, ilk bakışta eğlenceli ama aslında son derece hüzünlü bir kitap.” 
Süddeutsche Zeitung</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102428</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a4de630-c2e6-4525-b62a-d4d8f58d2eeb.jpg</image:loc>
            <image:title>Rızabey Aile Evi</image:title>
            <image:caption>“Allah gözlerini yeryüzüne çevirdi mi, ilkin Deveçıkmaz Yokuşu’nu görür. Deveçıkmaz büyür büyür, kent kadar olur; sonra yine alabildiğine –hem bu kez yırtınırcasına– büyür, dünya kadar olur. Deveçıkmaz, öyle ahım şahım bir yokuş da değildir. Biraz kamburca, paket taşlı, iki yanı eski zaman evleriyle sıralı, kaldırımsız... Denize varmadan, yokuşun sonunu bir ucundan tramvay yolu keser. Tramvay yolundan kurtulur kurtulmaz, denize yine çıkamaz. Geçkin, Osmanlı’dan kalma yalılar, bir de ‘Rızabey Aile Evi’ önüne durur; geçit vermez.” 
 
İzmir’in Karataş semtindeki Deveçıkmaz Yokuşu’nda bir pansiyon: Rızabey Aile Evi.  
 
Kaderin bir araya getirdiği iki arkadaş, Hulusi ve Kemal, Rızabey Aile Evi’nde bir oda tutar. Burada, hayatlarını şekillendirecek, altüst edecek insanlarla karşılaşırlar. Tahsin’i, Şişman’ı, Bahriyeli’yi, Güzel İbram’ı, Fatma’yı, Recep’i onlarla birlikte tanırız. Sonra olaylar gelişir, işler değişir; öyle ki, Hulusi ve Kemal ölümle burun buruna gelir. 
 
Tarık Dursun K., 1957’de basılan bu ilk romanında iki arkadaşı bir araya getiren ve sonra da ayıran olayları büyük bir ustalıkla anlatıyor. Dahası, Akira Kurosava’nın dünyaca ünlü filmi Raşomon’daki gibi, romanını farklı karakterlerin ağzından ilerleterek, biçimsel ve dilsel açıdan da Türk edebiyatının yüz akı eserlerinden birine imza atıyor. 
 
Rızabey Aile Evi her şeyden öte bir dayanışma ve dostluk hikâyesi. İnsanların dostları için canlarını feda etmekten çekinmedikleri zamanlardan bize yadigâr.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102429</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f39d667-ea5e-4e1c-85a8-d5c3cebdd414.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasangiller</image:title>
            <image:caption>“Sadece göğsünü görüyordum. Kocaman yakası çözük, kıllı göğsünü. Bıçağı olanca gücümle havaya kaldırdım, indirdim. Sert bir yere çarptı ilkin. Elim sendelendi, bastırdım. Ete girerken, kemiklerdeki çıtırtısı koluma, kolumdan bütün vücuduma değdi. Geri çekmek istedim, gelmedi. Hızla döndürdüm. Kömür gibi koyu, simsiyah bir kan, fıskiyelenip dışarı atıldı. Yüzüme gözüme doldu. Bıçağı olduğu yerde, göğsünde bıraktım. Yıkıldı, kıvranmaya, bağırıp çağırmaya başladı. Yeşil yeşil de kusuyordu. Mama, koynundaki polis düdüğünü, korkudan kasılmış, çıkardı; deli gibi öttürdü, öttürdü, öttürdü.” 
 
Hasangiller, adından da anlaşılacağı üzere Hasan ve etrafındaki insanları; yani ailesini, arkadaşlarını anlatıyor. 
 
Peki, kim bu Hasan? 
 
Hasan bir yeni yetme, bir “delikanlı”. Bir yanıyla aylak bir genç adam. Arkadaşlarıyla serserilik etmeyi, tüm gün boş boş dolaşmayı seviyor. Bir yanıylaysa yuva kurmak, bir işin ucundan tutmak isteyen, el yordamıyla kendisini var etmenin yollarını arayan bir kahraman o. 
 
Günün birinde, randevuevinde çalışan “dostu” Günay yüzünden elini kana buluyor. Alelade hayatı, geleceğe dair planları altüst oluyor. Hapse girip çıktıktan sonra, hayat aldırışsız ve hercai akıp giderken Hasan da kendisine soruyor: Peki, kim bu Hasan? Ne yapmak istiyor? 
 
Hasangiller, hayatta ve aşkta yolunu arayan, buldum sandıkça kaybeden ancak inatla bir kez daha arayacak gücü kendinde bulan bir genci tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102430</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8e17da8-d930-4afd-bafc-136ed93c45bf.jpg</image:loc>
            <image:title>On İkinci Gece</image:title>
            <image:caption>Shakespeare’in bu beş perdelik komedisini Noel zamanının son gecesi düzenlenen On İkinci Gece kutlamalarında, kraliyet sahnesinde oynanmak üzere yazdığı düşünülür. İnanışa göre bu kutlamalar sırasında genelde her şey altüst olur ve terslikler birbirini kovalar; oyunun adı da buna dayanır aslında: On İkinci Gece, görünüşün aldatıcı olduğunu ustalıklı bir mizahla vurgulayan bir yanlış anlaşılmalar, kılık değiştirmeler ve karmaşalar komedisidir. 
 
 Alabora olan bir gemiden kurtulan ikiz kardeşler Sebastian ve Viola birbirlerini kaybetmenin üzüntüsü içinde hayata tutunmaya çalışırlar. İkizinden kopan Viola erkek kılığına bürünmekte bulur çözümü. Oyunun karakterleri birbirlerinin gerçek kimliğini bilmeksizin âşık oldukça, karmaşa içinden çıkılmaz hale gelir. Cinsel kimlik ve dış görünüş temalarının yoğun olarak işlendiği eser, cinselliğin bugün bile anlaşılamayan yönlerini yüzyıllar öncesinden sorgular, konu cinsellik olduğunda sınırların ne kadar belirsiz olduğunu mizahi bir yaklaşımla vurgular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102431</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af85a7a6-d04a-4bde-947e-1db20148111b.jpg</image:loc>
            <image:title>Helgoland</image:title>
            <image:caption>Genç fizikçi Werner Heisenberg 1925’te henüz yirmi üç yaşındayken Kuzey Denizi’ndeki Helgoland Adası’nda kuantum kuramının temellerini attığında, Carlo Rovelli’nin deyişiyle bizler ile gerçeklik arasındaki bir perdeyi kaldırarak ardındaki dipsiz bir uçurumu görünür kıldı. Heisenberg’den önce Einstein’ın üzerinde kafa yorduğu, 20. yüzyılın büyük kuramcılarından Richard Feynman’ın kimse tarafından anlaşılmadığını öne sürdüğü kuantum mekaniği çağımızın en büyük bilimsel keşifleri arasındaki yerini koruyor. Günümüzde de bilim dünyasında ve felsefeciler arasında son derece canlı bir tartışma konusu olan kuantum kuramı, gerçekliğin yapısından kişisel deneyimin doğasına, metafizikten bilincin doğasına dek önemli soruları yeniden ele almak için yeni yollar ortaya attı. Bugün kimyanın temellerine, Güneş’in, hatta beynimizin işleyişine ilişkin bilgilerimizi borçlu olduğumuz kuantum kuramı aynı zamanda lazerden bilgisayara modern yüksek teknolojinin ardındaki başaktördür. Buna karşın gizemini korumaya ve bilimcilerin karşısına yeni bulmacalar çıkarmayı sürdürüyor. 
 
Bilimin gücünün dünyayı yeniden düşünmekten korkmamakta yattığını, gerçekliğin sürekli olarak gitgide daha etkili biçimlerde yeniden tasarlandığını söyleyen Rovelli işte bu gizemin izlerini sürüyor: Helgoland, Heisenberg’in düşüncesinin çekirdeğini tasarladığı bu adadan yola çıkarak gerçekliğin kuantum nitelikli yapısının yarattığı, gitgide daha önemli konulara doğru adım adım genişleyen olağanüstü bir keşif serüveni. 
 
“Başlamadan önce bir uyarı… Bilinmeyenin dipsiz derinlikleri her zaman çekici ve baş döndürücüdür. Ama kuantum mekaniğini ciddiye almak, onun sonuçları üstüne düşünmek neredeyse sanrılar yaratan bir deneyimdir: Şu ya da bu biçimde, bizden dünya anlayışımızda somut ve tartışma götürmez gibi görünen bir şeyden vazgeçmeyi talep eder. Gerçekliğin hayal ettiğimizden çok farklı olduğunu kabul etmemizi ister. Akıl sır ermez derinliklere dalmaktan korkmadan o girdabın içine gözünüzü dikmenizi ister.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102434</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93222089-4976-41dd-ae57-fad66346c29f.jpg</image:loc>
            <image:title>Efsane</image:title>
            <image:caption>TEHLİKELİ ANLAŞMALAR 
BEKLENMEDİK İTTİFAKLAR 
GÖMÜLÜ KALMASI GEREKEN SIRLAR 
 
Marigold’un Saint’ten kurtulmasıyla mürettebat yeni bir başlangıca yelken açmak üzereydi. Ancak Fable, babasının en büyük düşmanı Zola tarafından kaçırılınca bu özgürlükleri kısa sürecekti. Fable kendi gemisine dönmek istiyorsa, Zola’nın denizlerin en güçlü mücevher tüccarı Holland’la bir anlaşma yapmasına yardımcı olmak zorundaydı. 
 
West ona ulaşmak için ellerini kirletmekten çekinmezken, Fable kimsenin kazanamayacağı bir oyunun derinliklerine çekiliyordu. İhanet ve aldatmacaların hüküm sürdüğü bu dünyanın gerçek yüzünü gördüğünde, annesinin sırlarının aslında ne kadar ölümcül olduğunu öğrenecekti. 
 
Özgürlük çok güçlü bir yanılsamaydı ancak sevdiklerini kurtarıp evine dönmek istiyorsa, denizin çağrısına kulak vermesi ve her şeyi riske atması gerekecekti. 
 
 
“Sınır tanımayan bir hayal gücüyle kurulmuş bir denizcilik dünyası… Fable’ın hayranları bu hikâyenin kapanışına bayılacaklar.”  —Kirkus 
 
“Marigold’un güvertesine Fable’la birlikte atlayanları sonunda tatmin edecek, heyecanlı ve hız kesmeyen bir yolculuk. Bu seri hakkında sevilecek çok şey var. Dur durak bilmeyen temposu her sayfada nefesinizi kesecek.” —Culturess 
 
“İlk kitabın hayranları, acımasız suçlular ve zorlu maceralarla dolu bu denize özgü dünyadan ayrılmak istemeyecekler. Erdemleri ve tüm kusurlarıyla birbirlerine sadık Fable ve West ile mürettebatı çok özlemişiz.” —BCCB 
 
“Büyüleyici bir genç yetişkin fantastik serisine nefes kesen bir kapanış.” —Young Adults Books Central</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102435</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e2ecd52-b350-41a9-a0d7-2014d2bad8cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Değişimi Yönetmek</image:title>
            <image:caption>Değişimin gücü her yerde: yeni teknolojik gelişmeler, değişen yasal düzenlemeler, yeni patronlar ve iş ortakları… 
 
• Değişime hazır ve uygun musunuz?  
 
• Daha iyisi için, değişimle nasıl başa çıkacağınızı biliyor musunuz? 
 
Birçok işletmenin hayatta kalması ve gelecekteki başarısı, genellikle yöneticilerinin hızlı hareket etme, değişimin hızına ayak uydurma, tuzaklardan kaçınma ve yeni koşulların sunduğu fırsatları yakalama yeteneğine bağlıdır. Kılavuz niteliğindeki bu kitap, değişim labirentinde size yardımcı olacak ve kontrolü yeniden kazanmanıza, dönüşümü kucaklamanıza ve kendiniz için daha iyi bir değişim süreci yürütmenize olanak sağlayacak.  
 
Değişimi Yönetmek, değişime hazırlanmaya, başarılı değişimi teşvik etmeye ve değişimin sürdürülmesine dair içerdiği tavsiyeler ve uygulanabilir yöntemlerle, yönetici pozisyonundaki herkes için vazgeçilmez bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102436</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a69744d-82cd-4703-b225-1382dd5f1281.jpg</image:loc>
            <image:title>Asteriks -Sezar’ın Papirüsü -36</image:title>
            <image:caption>Asteriks -Sezar’ın  Papirüsü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102437</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64dce985-1f3a-4c71-8cb1-b8d3f8357bfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Şaşkın Robot Norby</image:title>
            <image:caption>Norby ile tanışın! Kendisi çok yardımsever ama biraz şaşkın bir robot!
Mars Swahili dilini öğrenmek için özel derse ihtiyaç duyan Uzay Akademisi öğrencisi Jeff Well, kendine bir “öğretici robot” ararken yolu ikinci el dükkânında Norby ile kesişiyor.
Norby, sıradan robot becerilerinin yanı sıra yerçekimine karşı koyabilme ve hiperuzay gibi olağanüstü bir dizi güce sahip. Fakat bu yeteneklerini nasıl kullanacağından bazen emin olamıyor... Jeff ve Norby&apos;nin birlikte, evrenin imparatoru olmaya hazırlanan gizemli Ing’in uğursuz planını engellemenin bir yolunu bulmaları gerekiyor!
Norby Günlükleri Serisi’nin ilk kitabı olarak Janet Asimov ile Ben Robot ve daha pek çok kitabın yazarı olan Isaac Asimov tarafından yazılan Şaşkın Robot Norby, genç okurları bilim kurgu ile tanıştırmak için harika bir seçenek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102438</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1c42db4c-4638-41d4-99cf-770fc6caaa5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Filin Düşüşü</image:title>
            <image:caption>Sesler ölüyor,
Şekiller ölüyor,
Gece ölüyor,
Gündüz ölüyor, 
Yığınlar için kargaşa zamanı. 
Meraklısı için intihar kılavuzları satılıyor. 
Eksiksiz kusurlar var içimde. 
Hemen teslim mutsuzluklar, 
İki artı bir zindanlar... 
Tuhaf bir kimyaya bulandık! 
Arınma vakti geçiyor. 
Anlaşılmamanın uğultusu ağır. 
İblisin barınağına giriş ücretsiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102439</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8512484-ea99-4e41-a3ec-717115b2125b.jpg</image:loc>
            <image:title>Asteriks Verkingetoriks&apos;in Kızı -38</image:title>
            <image:caption>Asteriks Verkingetoriks&apos;in Kızı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102440</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04608cc6-e463-4527-a443-acf8ae986010.jpg</image:loc>
            <image:title>Jale İnan</image:title>
            <image:caption>Oğuz Atay, 70’li yıllarda çok saygı duyduğu hocası Prof. Dr. Mustafa İnan’ı, eşi Prof. Dr. Jale İnan’ın ricası üzerine, biyografik bir romanın başkahramanı yaptı. Jale İnan’ın arzusu Bir Bilim Adamının Romanı ile yoksul bir Anadolu çocuğunun istediğinde neler başarabileceğini herkese göstermekti. Oysa o, çok daha zor olanı başarmış, kadının henüz adının bile geçmediği yıllarda Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu olarak profesörlük unvanını almıştı. Şimdi bir romanın başkahramanı olma sırası onda! Orhan Bahtiyar, Bir Bilim Kadınının Romanı’nı yazdı. Jale İnan’ın yaşamını satırlarına alan Bahtiyar, toprağın altından küçücük elleriyle bir tarih çıkaran bu dev kadını, Atay’ın izinden giden kalemi ile akıcı bir dilde anlatıyor. Jale İnan’ın küçük bir çocukken arkeolog babası Aziz Ogan’ın peşinden gittiği kazılarla başlayan arkeoloji aşkı, gün yüzüne çıkardığı Perge ve Side antik kentleriyle taçlanıp insanlığa bir miras olarak kalıyor. Biyografik romanların sevilen yazarı Orhan Bahtiyar, elinizdeki kitabı Büyük Usta Oğuz Atay’a saygıyla sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102441</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b202f39-b401-47c7-88bb-d9cc86871645.jpg</image:loc>
            <image:title>Geleceğe Bir Sen Bırak</image:title>
            <image:caption>Aile danışmanı, sosyolog, motivasyon konuşmacısı ve fütürist Fırat Uzer’in kaleminden umuda, mutluluğa ve kendini gerçekleştirmeye dair yalın fakat duygu yüküyle dopdolu satırlar. “O zaman tüm bedenimizi ve ruhumuzu bu dönüşüm için kodlamaya hazırlıyor ve sihirli olan sözü haykırmaya başlıyoruz: ‘Dönüşüm sırası bende!’ Şunu unutmamakta fayda var: Neye dönüşeceğimiz çok ama çok önemli. Anahtarları doğru kullanarak yolumuzu belirlemeli ve sonuca ulaşabilmeliyiz. İçindeki inançla birlikte… Bu kitabı okumayı tamamladığında… Beyninde dalgalanmayı hissediyorum. Gözlerini kapat, derin nefesini al ve içinde tut. Beş saniye sonra o nefesi bedeninden çıkartarak değişime hazır olduğunu hisset. Çünkü dönüşüm sırası sende…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102442</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/033be063-7e30-4590-b14b-abf8f547170d.jpg</image:loc>
            <image:title>Asteriks Transitalya Yarışında -37</image:title>
            <image:caption>Asteriks Transitalya Yarışında</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102443</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed9462d4-dfb9-4950-829b-3e48cedac189.jpg</image:loc>
            <image:title>Hind - İslam Sanatı Üzerine Yeni Araştırmalar</image:title>
            <image:caption>Kutbeddin Aybeg’in 1192’de Delhi’yi almasından sonra Güney Asya’da İslâm sanatı Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu sanat geleneklerinin bir yansıması olarak kendini göstermeye başlamış, Babürlü İmparatorluğu tecrübesi ile de zengin bir sanat anlayışının en muhteşem örneklerini vermiştir. Bu dönemde alt kıtanın tamamı Cuma camileri gibi muazzam mabedler, İslâm dünyasının hiçbir yerinde benzeri olmayan heybetli türbeler, devâsa surlarıyla kaleler, göz kamaştıran saraylar ile havuzlu köşk ve çarbağlar gibi sadece dinî mimarînin değil sivil ve askerî mimarînin de sıra dışı örnekleriyle bezenmiştir. Son hükümdâr II. Bahadur Şah’ın derdest edilerek Babürlülerin 1858’deki yıkılışlarından sonra İngiliz döneminde ve günümüz Hindistan’ında da etkilerini devam ettiren bu süreç, yerel unsurlarca da benimsenmiş olağanüstü zenginlikteki kültür, sanat ve mimarlık geleneklerini doğurmuştur. 
 
Bu çalışmanın amacı, Hind-İslâm sanatının bütününü ve bu alanda yapılan çalışmaları ortaya koymak değil, ancak onun tarihsel seyrine ışık tutacak genel hatırlatmalar yaparak alt kıtadaki İslâm  kültürü ve sanatının daha önce etraflı bir araştırmaya konu olmamış eser ve yansımalarına ilişkin arazi çalışmaları, saha gözlemleri ve literatür araştırmalarına dayalı bilgi ve bulguları, sanat tarihi disiplini perspektifinden ulaşılan sonuç ve değerlendirmeleri, rölöve ve foroğraflarla destekleyerek araştırıcıların dikkatine sunmak; Türk ve İslâm sanatına dair Güney Asya’daki muhtevânın anlaşılmasına katkıda bulunmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102444</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb22c21d-cb88-4ac7-9f9a-d1eee88ea103.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematiksel Akıl Yürütme</image:title>
            <image:caption>Matematiğin neden öğretim programlarının vazgeçilmez bir parçası olduğunu hiç düşündünüz mü? Matematik dersinde öğrencilere günlük hayatta ihtiyaç duyabilecekleri temel becerilerin kazandırılması ve öğrencilerin kendi yaptıkları matematiği anlamaları hedeflenmektedir. Peki, matematiksel akıl yürütmenin bu hedeflere ulaşmadaki rolü nedir? Elbette ki bu sorunun yanıtı matematiksel akıl yürütmenin nasıl tanımlandığıyla ilişkilidir. Matematiksel akıl yürütme, bir durum ile ilgili elde edilen tüm verileri dikkate alarak farklı çözüm yaklaşımları üretme ve bu yaklaşımları değerlendirerek anlamlı bir sonuca ulaşma becerisi olarak tanımlanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102445</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3774f609-0f3e-4de3-992b-b27f3d92f32c.jpg</image:loc>
            <image:title>Karşı Devrim -1923’ten 2023’e</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet’in ilk yüzyılı bitiyor, ikinci yüzyıla giriyoruz… Peki, yüzyılın sonunda Atatürk’ün koyduğu “muasır medeniyet seviyesine ulaşma” hedefine ulaşabildik mi? Yoksa tersine geriye mi döndük? İşte Fikret Bilâ bu sorunun yanıtı için yüz yıllık bir bilanço çıkardı: 1923’ten 2023’e, yüz yıllık bir muhasebe yaptı. 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’in ve Türk Devrimi’nin hangi süreçlerden geçtiğini inceledi. Karşıdevrimin nasıl başladığını, Atatürk devrimi ile cumhuriyet kurumlarını nasıl aşama aşama tasfiye ettiğini irdeledi. Kuşkusuz tüm bu hesaplaşmaları, ikinci yüzyıla girerken “yeniden Cumhuriyet inşası” hedefi gereği yaptı: Dersler çıkarmak, yeniden sıçramak ve “muasır medeniyet seviyesine ulaşmak” için… Elinizdeki kitap bu nedenle öncelikle bir siyasal hesaplaşma kitabıdır ama aynı zamanda kısa ve özlü bir Türkiye Cumhuriyeti tarihidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102446</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d9a20b7-497f-4da5-a40c-73b25324a9f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasıl Mutlu Olurum?</image:title>
            <image:caption>Mutluluk üzerine konuşmak kolay olsa da yazmak çok risklidir. Zira herkesin bu konuya ilişkin bir fikri olduğu gibi mutluluk algısı da tamamen farklıdır. Ancak iş, günlük hayata aktarmaya gelince herkes bir durur. Mutluluk üzerine sayısız fikir beyan edilse de kişi, bu soyut fikri nasıl pratiğe dökeceğini, küçük şeylerden nasıl mutluluk yaratabileceğini çoğunlukla bilemez. Sonuçta mutluluğun temel bilimlerdeki gibi genel kabul gören, akla ve mantığa yakın bir formülü yüzyıllardır bulunamamıştır. İşte bu kitap tam da bu noktada sizlere aydınlık bir yolun kapılarını açacak ve mutluluğun gizemine ilişkin birtakım sırların ortaya çıkmasını sağlayacak. Henüz yirmi beş yaşındayken bir görev dönüşü geçirdiği trafik kazası sonrası yaşamını tekerlekli sandalye ile sürdürmek durumunda kalan Yüzbaşı Ozan Bahar’ın deneyimleri eşliğinde “Nasıl Mutlu Olurum?” sorusunun yanıtını arayacaksınız. Çünkü o, en çaresiz hissettiği anda bile umut ışığını görmeyi başarmış, yaşama küsmek yerine hayatın içindeki anlamları keşfederek, vazgeçmeden yoluna devam etmiş; Yüzbaşı Ozan Bahar iken Prof. Dr. Ozan Bahar’a dönüşmüştü. Ona göre mutluluk, düşünceden ibaretti. Ruhunun ve zihninin derinliklerinde gerçek mutluluğu yakalayabilenler, kaybederken de kazanabilirdi. Bu kitapla; sizler de bakmayı, görmeyi bildiğiniz ve yaşamı anlamlandırmayı başarabildiğiniz sürece mutluluğun her yerde yeşerebileceğini fark edeceksiniz. Yaşamını yeni baştan kurmayı başarmış Prof. Dr. Ozan Bahar’ın rehberliğinde içinizdeki ışığı yakmaya, özünüzdeki cevhere ulaşmaya ve mutluluğa giden yolda emin adımlarla ilerlemeye hazırsanız sayfaları aralayın…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102447</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db4a1c14-16ae-4a80-a5e7-f357b68701b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Timaios | Doğa Üzerine</image:title>
            <image:caption>“Timaios Avrupa düşünce tarihinde büyük öneme  sahip bir belgedir.” 
  Lee 
 
“Timaios Platon’un yaratılış hikâyesidir.” 
  Zeyl 
 
“Platon Timaios’ta etik öğretisine kozmolojik bir yönelim verir ve böylece fizik öğretisine âdeta
  Sokratesçi ruhun damgasını vurur.” 
  Apelt 
 
 “Platon’un yazılarının hiçbiri müteakip Yunan düşüncesi üzerinde bu kadar güçlü bir etkide bulunmamıştır; hiçbiri  böylesine ciddi çalışılmamış, hiçbiri böylesine sürekli atıf almamıştır.” 
  Archer-Hind 
 
 “Timaios Platon’un diyalogları arasında en zor ve  en iddialı olanlarından biridir.” 
  Paulsen ve Rehn 
 
“Timaios, Platon’un diyalogları arasında, kozmoloji ve  doğa bilimine adanmış olmakla tek başına durur.” 
  A.E. Taylor 
 
Özgüç Orhan’ın Eski Yunancadan çevirdiği ve notlandırdığı  bu değerli çalışmayı, George Grote’un Sunuş’u  ve eser üzerine değerlendirme yazılarıyla sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102448</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c027db55-2b88-4d1d-baa5-460b0abc39ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Kritias | Atlantis Üzerine</image:title>
            <image:caption>“Platon’un Timaios ve Kritias’ı kalıcı felsefi ve tarihî ilgiye  sahip eserlerdir.” 
   Waterfield 
 
“Bu kayıp uygarlık için mükemmel bir başvuru kaynağı...  Platon’un bu metni muhtemelen bugün elimizdeki   tek gerçek Atlantis tarihi kaynağı ve ben bu kitabı  şiddetle tavsiye ediyorum.” 
  Sharon D. Anderson 
 
“Kolay ve anlaşılır bir kitap... Atlantis miti hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen herkes için iyi bir başlangıç noktası.” 
  Midwest Book Review 
 
Özgüç Orhan’ın Eski Yunancadan çevirdiği ve notlandırdığı bu değerli çalışmayı, George Grote’un Sunuş’u ile   takdim ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102449</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cbcbb3da-00fb-4b91-9e1b-e714c89829e0.jpg</image:loc>
            <image:title>The Little Black Fish</image:title>
            <image:caption>￼

The l.itt/e Black Fish was widely considered to be a political allegory, and was banned in pre-revolutionary Iran (prior to the 1979 revolution).
The story is told throııgh the voice of an old fish speaking to her 12,000 children and grandchildren. Slıe describes the journey of a small black fish who leaves the safety of the local stream to ventııre into the world.
The path of the little fish leads down a vvaterfall and along the length of the river to the sea. Along the \vay, the fish meets several interesting characters, including a helpful lizard and the dreaded pelican.
With both wisdom and courage, the fish travels far and the tale eventually ends with dıe Little Black Fish setting a lasting example for others.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102450</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/710fe929-6db8-46d2-a1e3-cdc04b70266e.jpg</image:loc>
            <image:title>Hazan Bülbülü (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar Hazan Bülbülü’ne yazdığı önsözde kendisini romancı olarak üne kavuşturan ilk önemli eseri Mürebbiye’nin sahneye uyarlanışında karşılaştığı sonuçlardan şikâyet eder ve dönemin tiyatro anlayışını eleştirirken, Hazan Bülbülü’nü sahneye konmak yerine roman gibi okunacak bir oyun olarak yazdığını belirtir. İç içe geçmiş ilişkilerin eski İstanbul’un konak hayatı dekorunda sergilendiği oyun, yetmişlik hasta bir adamla genç karısı üzerine kurulmuştur. Gençliğinde kavuşamadığı sevgilisine tıpatıp benzeyen kızı yaşındaki Şahende Hanım’la evlenen Refi Efendi hayatının sonbaharında mutlu olmayı umarken halkaya kızı, damadı ve genç gelinin eski sevgilisinin katılmasıyla olaylar beklenmedik bir şekilde gelişir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102451</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4c31e14-cc61-41e0-8710-8cae63fc7bb5.jpg</image:loc>
            <image:title>The Little Prince</image:title>
            <image:caption>￼

First publishcd in 1943, The Little Prince is thc most famous work of French aristocrat, writcr, poet, and pionccring aviator Antoinc dc Saint-Exupery. As a novclla. The Little Princc is thc fourth most-translatcd book in thc world and was voted thc best book of thc 20th century in Francc.
The novclla is a poctic tale, vvith watcrcolour illustrations by thc author, in which a pilot stranded in thc desert mccts a young princc fallcn to Earth from a tiny asteroid namcd B-612.
The book ineludes some criticism from a child’s eye on thc strangeness of thc adult world whilc tclling thc little princc’s advcnturcs. The princc has sincc visited six otlıcr asteroids, cach of which was inhabited by a single, irrational. narrow-mindcd adult. Thcy inelude: a king vvith no subjccts: a vain man who bclicvcs himself thc most admirable person on his othcrvvisc uninhabitcd planet; a drunkard who drinks to forget thc shamc of bcing a drunkard: a businessman who is blind to thc bcauty of thc stars and instead cndlcssly counts them in order to o\vn them ali; a lamplightcr who wastes his life blindly follo\ving orders and cxtinguishing and rclighting a lamp oncc a minute; and an eldcrly geographer. His last stop is Earth wherc thc prince thinks is uninhabitcd becausc he fırst lands in a desert. Than thc little princc’s rcassurancc to thc pilot takes placc, but soon he goes a\vay from him by leaving his disappointments as well.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102452</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af990f5b-571b-4eee-adf2-e9583e8f2ceb.jpg</image:loc>
            <image:title>The Prince</image:title>
            <image:caption>￼</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102453</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b43faf59-61e0-44b9-bc69-dd27dd5db251.jpg</image:loc>
            <image:title>Gerçek İnsanın Yüzünde Yazar Mı?</image:title>
            <image:caption>İnsanı bilmek, onu tanımlamak eski ve bir o kadar da çetin bir konu.
Batı’da fizyonomi metinleri, Doğu’da kıyafetnâmeler… Bedeni bir kitap gibi okumaya çalışırken keşfetmenin kıyılarına gidip gelişler.
İnsan, yüzünden ibaret görüşü her zaman ateşleyici olmuştur.
Tarihin pek çok döneminde; yüz şekillerinden, mimiklerden, avuç içlerinden, giyimden kuşamdan insanın karakteri, dolayısıyla da kaderi tayin edilmeye çalışılmıştır. 
Erol Göka ve Murat Beyazyüz, yüz okumanın tarihten bugüne ne gibi değişimlere uğradığının peşine düşmekle kalmıyor, bugünde iz sürüyorlar.
Yüz ve kişilik arasındaki bağ hala esrarını korumakla beraber, elinizdeki kitap bu yolda size ışık olacak nitelikte.
Her yol bir soruyla başlar…
O hâlde kendinize bir soru sorun; Gerçek İnsanın Yüzünde Yazar mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102454</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58510509-e673-4dff-8fb3-0e05e7c251ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Öykülerle Esma-i Hüsna</image:title>
            <image:caption>Yerde ve gökte en güzel isimler kendisine ait olan Yüce Allah’a sonsuz şükürler ve sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya gönüller dolusu salât ve selamlar olsun. 
Bu kitabın amacı bizi yaratan, yaşatan ve sayısız nimetler veren Allah’ı en güzel ve en doğru bir biçimde tanımanızı sağlamaktır. Hepimizin özellikle de gençlerin ve çocukların Allah hakkında sağlıklı bilgi edinmeleri, son derece önemlidir. Çünkü bu konudaki doğru bilgiler, hayatımızı en güzel bir biçimde aydınlatır, dünya ve ahirette mutluluğa ulaşmamızı sağlar. Yanlış bilgiler ya da bilgisizlik ise bizi mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükler. Hem dünyamızı hem de ahiretimizi karartır. 
İnsan iyiyi ve güzeli tanıdıkça, daha çok sever. Yücelerin en yücesi ve güzellerin en güzeli olan yüce Allah’ı da tanıdıkça daha çok sever, sevdikçe daha çok tanımak ister.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102455</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4008cc62-6298-4fe1-887c-d4085728b2b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Omerta</image:title>
            <image:caption>Suskunluk Yasası yani Omerta Mario Puzo’nun Baba romanıyla kapısını araladığı Sicilya kökenli mafya dünyasının kendine has ahlak anlayışının temeli, organizasyonun kalbine ulaşmayı engelleyen çok katmanlı ve sıkı yapının gerektiğinde kanla yoğurulan harcıdır. 
 
Onu gerçek bir Sicilya mafyözü olarak yetiştiren Don Aprile’nin öldürülmesi sonrasında Puzo’nun sıra dışı karakteri Astorre Viola farklı amaçlarla ailesinin bankalarını ele geçirmek isteyen FBI&apos;a, New York mafyasına ve Kolombiya uyuşturucu karteline karşı bir strateji savaşı başlatıyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102456</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6a23ee0-c51f-4802-804a-11f7c4b77308.jpg</image:loc>
            <image:title>Ege ve Eski Yunan Tarihi-II</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Mehmet Ali Kaya’nın birinci ve ikinci el kaynakları kullanarak yaptığı bilimsel bir çalışmanın ürünü olan bu kitapta Ege ve Eski Yunan tarihinin Klasik ve Hellenistik çağlarının (İÖ 550-30) siyasi ve askeri tarihi anlatılmaktadır. Deniz ticareti olanaklarının gelişip ekonomik refah seviyesinin çok yükseldiği, yazılı edebiyat türlerinin, felsefe ve sanatın büyük ilerleme kaydettiği Klasik Çağ&apos;da Eski Yunan kentleri (poleis), hem Ege Denizi&apos;nin doğusunu imparatorluk sınırları içinde tutan Perslerle (Pers Savaşları) hem de kendi aralarında savaştılar. Sparta ve Atina, Yunan kent devletlerinin siyasi ve askeri bakımdan en güçlü iki kenti olarak bu çağa damgasını vurdu. Persler, birbirlerine rakip ve düşman Yunan kentleri arasındaki rekabetten yararlanıp &quot;böl ve yönet&quot; politikası uyguladılar. 
     Klasik Çağ, Makedonya Krallığı&apos;nı çağının en büyük askeri gücü haline getiren II. Philippos&apos;un siyasi ve askeri başarılarıyla nihayetlendi ve böylece Yunan kent devletlerinin II. Philippos lehine vazgeçtikleri bağımsızlıklarını bir daha kazanamayacakları yeni bir döneme girildi. Günümüzde Hellenistik Çağ (İÖ 323-30) denilerek tarihe mal edilen bu dönemin temeli Pers Krallığı&apos;nı ortadan kaldıran &quot;Büyük&apos;&apos; (Megas) unvanlı İskender tarafından atıldı. Hellenistik Çağ&apos;da eski Yunan kentleri kültürel üstünlüklerini İskenderiye gibi Hellenistik dünyanın başka kentleri lehine kaybettiler ve çağın &quot;Hellenistik&apos;&apos; sıfatıyla birlikte anılan krallıkları (Ptolemaioslar/Mısır, Seleukoslar/Suriye, Antigonoslar/Makedonya, Pergamon, vd.) tarafından bağımlı hale getirildiler. Ancak Hellenistik krallıkların Yunan kent devletleri üzerindeki hakimiyetinin ömrü de çok olmadı. Onlar, İÖ 3. yüzyıl sonlarında Hellenistik dünya ile ilgilenmeye başlayan Roma Cumhuriyeti karşısında gerilediler ve İÖ 2. yüzyılın ilk yarısında Roma nüfuzuna boyun eğmek zorunda kaldılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102457</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c09a27ed-cadf-4cc4-bf3e-65892fbfaacc.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir İdam Mahkumunun Son Günü</image:title>
            <image:caption>İdam cezası adaleti mi tesis eder yoksa toplumsal-siyasal çerçevesi dışında düşünülemeyecek cürümlerin yükünü tek bir bireyin sırtına yükleyerek kolaycı bir adalet yanılsaması mı yaratır? Büyük yazar Victor Hugo, bir idam mahkûmunun kendi kaleminden aktardığı hikâyesinde işin insani boyutuna dikkat çekerken ağır bir toplumsal eleştiri de yapıyor aslında. Giyotinle yapılan infazların halk arasında coşkuyla karşılandığı bir dönemde Hugo’nun esere yazdığı önsöz ise, bugün dahi güncelliğini koruyan insani-toplumsal sorunlara dikkat çeken 
bir hukuk felsefesi dersi adeta. 
“Grève Meydanı ölüleri belki de belli tarihlerde, karanlık kış gecelerinde, kendilerine ait bu meydanda bir araya geliyor. Soluk yüzlü ve kanlar içinde bir kalabalık olmalı bu. Bu buluşmayı kaçırmayacağım. Ay olmayacak ve alçak sesle konuşacağız. Yıpranmış cephesi, delik deşik çatısı ve herkes için amansız saat kadranıyla Belediye Sarayı da orada olacak. İblislerin bir celladın kafasını kestikleri meydanda, cehennemden gelen bir giyotin bulunacak; sabahın saat dördünde. Bu sefer biz onun etrafında olacağız.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102458</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3e9851b-573a-4a75-85cd-9c3e5bc325ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Terapisi Teknikleri</image:title>
            <image:caption>Oyun terapisi, çocukların gelişimsel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılamak ve sorunlarına çözüm
üretmek için çocuğun özelliklerine ve durumuna uygun oyun terapisi teknikleri ve
müdahaleleri uygulanarak oyunun terapötik etkisinden yararlanılan bir psikoterapi türüdür.
Yaygın olarak kullanılan oyun terapisi kuramlarının teorik çerçeveleri, her birine özgü ilkeler,
teknikler ve oyun terapisi için gereken temel becerilerin anlatıldığı, gerçek yaşamdan vaka
örnekleriyle oyun terapisi sürecinin her aşamasının ayrıntılarıyla analiz edildiği bu kitap,
oyunun iyileştirici etkisini derinlemesine anlatan kapsamlı bir uygulama kılavuzudur.
Dr. Obengül Ejder’in uzun yıllara dayalı bilgi birikimi ve klinik deneyimlerinin süzgecinden
geçirerek kaleme aldığı bu kitabı, çocuklar ve ergenlerle çalışan ruh sağlığı profesyonellerinin
oyun terapisinin mucizevi gücünü etkili bir şekilde kullanmalarına yardımcı olacak eşsiz bir
kaynaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102459</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8b2b741-35e0-428c-b0a3-cc2e0c284d4e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadın ve Kurmaca</image:title>
            <image:caption>20. yüzyılda gerek İngiliz gerekse dünya edebiyatında en büyük etkisi olan yazarların başında gelir Virginia Woolf. Romanları kadar eleştiri ve denemeleriyle de ayrı bir etki alanına sahiptir. Bilhassa Kendine Ait Bir Oda başlıklı “öncü” eseriyle bir kırılma noktası yaratmıştır. Kadın ve Kurmaca başlıklı bu seçkide ise Woolf’un farklı zamanlarda yayımlanan yazı ve konuşmaları bir araya geliyor. “Kurmaca ve Kadınlar”, “Kadınlara Uygun Meslekler” ve “Emekçi Kadınlar Birliği Anıları” başlıklı üç deneme bu seçkinin başlığına uygun olarak, kadınların yazın alanında ve genelde toplumda meslek yaşamı ve kişilik haklarıyla ilgili destekleyici düşünceler içeren öncü feminist metinlerdir. Seçkideki diğer altı metinde ise yine temaya uygun olarak, Sara Coleridge’dan Christina Rosetti’ye, Jane Austen’dan Eliza Draper, George Eliot ve Brontë kardeşlere kadar 19 ve 20. yüzyıl İngiliz yazınının önemli kadın yazar ve şairlerini ya da gölgede kalan kadın figürlerini yapıtlarından ve yaşamöykülerinden alıntılarla anlatıyor. 
“Geçmişte kadın yazınının değeri bir ardıcın ya da ötücü kuşun tatlı sesi gibi ilahi dürtülerle ortaya konmasında aranıyordu. Öğrenilmiş değildi, içten geliyordu. Bir yandan da boşboğaz ve gevezeydi – laf silsilesiydi, kâğıt üstünde kurumaya bırakılmış mürekkep birikintileriydi. Gelecekte kadınların zamanları, kitapları ve evde kendilerine ait küçük bir köşeleri olunca, yazdıkları da erkeklerinki gibi incelenmeye değer sanat eserleri sayılacak. Romanlar bireysel duyguların çöplüğü olmaktan çıkacak, sanat eseri sayılacak, kaynakları ve sınırları irdelenecek.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102460</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f5f5fe4-483c-4847-84b9-a5107c7c1065.jpg</image:loc>
            <image:title>Babam Nasıl Fenomen Oldu?</image:title>
            <image:caption>Babam kazara internet fenomeni olunca!

Ödüllü İngiliz yazar Ben Davis&apos;in kaleminden çıkan Babam Nasıl Fenomen Oldu?, yıkık dökük ailesini yeniden bir araya getirmek ve eski mutlu hayatına geri dönmek isteyen Nelson adında gözü pek bir çocukla buluşturuyor okurları.   

Günümüz çekirdek ailelerinin yaşadığı çıkmazlara ve çözülmelere sözcükleriyle ayna tutan Davis, boşanma gibi çocukların ve ebeveynlerin duygu dünyalarında dalgalanmalara neden olabilecek &apos;&apos;hassas ve kırılgan&apos;&apos; bir konuyu duyarlılıkla işliyor.
 
Teknolojiye son derece mesafeli bir babanın, &apos;&apos;teknoloji bağımlısı&apos;&apos; oğlu tarafından nasıl ünlü bir internet fenomenine dönüştürüldüğünü kahkahalar eşliğinde anlatan kitap, oyunbaz dili, kıvrak kurgusu ve Mike Lowery&apos;nin matrak resimleriyle dikkat çekiyor. 



On iki yaşındaki Nelson&apos;ın hayatta olmazsa olmazı bilgisayar oyunları ve internettir. Günlerini çoğunlukla ekran başında geçirir. Tekdüze yaşantısından gayet hoşnuttur. Ta ki, bir gün annesi geride bir not bırakıp evi terk edene kadar. İşte asıl hikâye ondan sonra başlar! Kendini vahşi yaşam ustası olarak gören babası, evlerini içindeki tüm eşyalarıyla birlikte satar ve çocuklarını da alarak kırsalın ortasında bir çiftlik evine taşınır. Nelson&apos;la beş yaşındaki kız kardeşi Mary için internetin, televizyonun ve hatta tuvaletin bile bulunmadığı bu evde yaşamak dayanılacak gibi değildir. Kırsala bir türlü uyum sağlayamayan Nelson&apos;ın, çok özlediği eski hayatına ve annesine geri kavuşabilmek için dahiyane bir planı vardır. Ah, bir de kontrolü kaybedip ipin ucunu kaçırmasa...
 
Ben Davis okurları duygudan duyguya sürüklediği bu anlatısında, ebeveynlerin aldığı &apos;&apos;kimi&apos;&apos; kararların çocukların üzerindeki olumsuz etkilerine eleştirel bir yorum getiriyor. 

Teknoloji çağı çocuklarının gerçek hayatla baş etme mücadelesine mizahın gücüyle destek veren Babam Nasıl Fenomen Oldu?, hem dokunaklı hem de çok komik bir büyüme ve olgunlaşma serüveni.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102461</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be967ff6-0ecb-42e0-a44c-625886796421.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakıcı Sır</image:title>
            <image:caption>Geçirdiği hastalığın ardından annesiyle birlikte dinlenmek için bir dağ kasabasına giden on iki yaşındaki Edgar, otelde yakışıklı ve genç bir Baron’la arkadaş olur. Oysa çapkın Baron aslında çocukla değil güzel annesiyle ilgilenmektedir. Kendini yetişkinliğin sınırında hisseden Edgar için Baron’la kurduğu arkadaşlık, çocukluktan çıkıp büyüklerin dünyasına adım atmak gibidir. Bu yalnız ve sağlıksız çocuk, hayaller ile gerçekler arasında gidip gelirken, annesi ile Baron da birbirlerine yakınlaşırlar. Büyük bir sır paylaştıklarını düşündüğü bu iki yetişkinden kuşkulanan ve sevgi gösterdiği kişilerin ihanetine uğradığına inanan Edgar, çocukluğun hayaller âleminden çıkıp yabancı ve bilinmez bir dünyanın eşiğinden geçecek, büyümenin sandığı kadar kolay olmadığını acı bir deneyimle öğrenecektir. Stefan Zweig’ın en etkileyici eserlerinden Yakıcı Sır, insan ruhunun zaaflarına ayna tutan mücevherlerden… 
“İlk defa yetişkinlerin hayatında önemli bir şey yapmıştı. Yarı uykulu haldeyken çocuk olduğunu unutup bir kez olsun kendini yetişkin biri gibi hayal etti. Bugüne kadar hep yalnızdı ve çok az arkadaşı olmuştu. Kendisiyle fazla ilgilenmeyen anne ve babasının dışında ona sevgi ve şefkat gösteren evdeki çalışanlardı yalnızca. (…) Çocuğun yüreğinde yoğun ve yaşanmamış duygular birikmiş, onu hak edecek kişiye vermek üzere kollarını açmış bekliyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102462</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08f0faa7-b1a8-49c2-829d-0e6fde6bde44.jpg</image:loc>
            <image:title>Çingeneler</image:title>
            <image:caption>Sait Faik bir yazısında Osman Cemal Kaygılı’nın Çingeneler’ini bir “şaheser” olarak değerlendirerek bu romanın okudukça kendisini şaşırttığını, sayfalarını çevirdikçe içini hüzün ve sevincin doldurduğunu belirtir. Osman Cemal Kaygılı neredeyse “belgeselci” tutumuyla kaleme aldığı romanında okuru, Çingenelerin gündelik hayatına dair renkli ve zevkli bir yolculuğa çıkarır. Bu yolculukta akıcı bir dil, renkli tasvirler ve kıvrak bir üslup roman boyunca eşlik eder okura. Edebiyat tarihimizde Çingenelerin hayatına eğilen ilk roman olan Çingeneler, ele alınan figürlerin derinlemesine tahlilleriyle de dikkat çeken bir eserdir. 
“Yalnız bir mesele var ki, eğer bu Sulukuleli kerizciler, yani çalgıcı, şarkıcı ve oyuncular üzerlerinde biraz uğraşılacak, onlara biraz yol gösterilecek, kendilerine nota, usul filan öğretilecek ve sazlarının arasına flüt, viyolonsel, korna filan ilave edilecek olursa bunlardan çok şey beklenebilir. Hani diyebilirim ki, kendileri iyi çalıştırılacak olursa, yakında bunlardan da İstanbul’da yepyeni bir Çigan orkestrası, bir Çigan filarmonisi, bir Çigan fanfarı elde edilebilir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102463</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3959eb00-b639-427f-b129-bec2b2764db9.jpg</image:loc>
            <image:title>Eşkıya İninde</image:title>
            <image:caption>İstanbul’un konak yaşamını ve ara sokaklarını ustalıkla anlatan Hüseyin Rahmi Gürpınar, Eşkıya İninde romanında farklı bir çevreye yönelerek bu kez bir macera romanına imza atıyor. Önce İkdam gazetesinde tefrika edilen, ardından 1935’te kitap olarak basılan Eşkıya İninde, edebiyat tarihimizde eşkıyaların hayatlarına eğilen ilk romandır. Nefi Bey, kayınbiraderi Hikmet Enis ve uşakları Murtaza Değirmendere’deki çiftliklerini kontrol etmek amacıyla yola çıkarlar. Dağ yollarını tırmanmaya başlarken eşkıyalar tarafından kaçırılan kahramanlarımız maceradan maceraya sürüklenirler. Üstelik amansız eşkıyaların ellerine düşenler yalnızca onlar da değildir. Romanın zemininde eşkıyaların yaşamlarının yanı sıra 1920’lerde yoksul Anadolu’nun panoramasını merkezi idareyi de yer yer eleştirerek ince fırça darbeleriyle tasvir eden Hüseyin Rahmi, macera romanı türünde de ustalığını ortaya koymuştur. 
“Helal, haram sözü kitaplarda kaldı. Şehrin içinde, dışında hep haydutluk. Birtakımı yiyor, birtakımı da yiyenlere ses çıkaramıyor. Sonra ‘memleket batıyor’ diye bağrışıyorlar. Bir memleket haksızlıktan, hırsızlıktan batar. Bu, buradan çalar. O, oradan aşırır. Hepsi bir yol tutturmuş, gider. Zavallı günahsız Bekir ile Mustafa eşkıya kurşunuyla vurulur, ölür. Biz hep daha iyi günler göreceğiz diye bekleriz. Gün günden daha beter oluruz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102464</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d179b5f0-fcf8-4d24-9ecf-ecce4be4743b.jpg</image:loc>
            <image:title>Toplu Oyunlar-1</image:title>
            <image:caption>Öykü ve denemeleriyle Türkçenin en güzel örneklerine imza atmış Memet Baydur, bilhassa oyunlarıyla edebiyatımızda benzersiz bir yere sahiptir. Çoğu, Devlet Tiyatrosu sahnelerinde ve özel tiyatrolarda sahnelenmiş ve sahnelenmeye devam eden yirminin üzerinde oyun yazmış, 80’li ve 90’lı yıllar Türk tiyatrosuna damgasını vurmuştur. 
Şaka ile ciddiyetin tam ortasında, kimi yerlerde ironisi ve sivri diliyle Oğuz Atay’ı andıran bir oyun yazarıdır Baydur. Onun “özellikle ve özellikle” tekrarlı, ses benzeşmeli, bol kelime oyunlu diyaloglara dayanan ve bu sayede yazının sınırlarından kurtulan oyunları için Cevat Çapan şöyle der: “İlginç bir kimyasal madde kullanıyor sanki Memet Baydur. Öyle durumlarla, sözlerle karşı karşıya getiriyor ki insanları, önemliymiş, değerliymiş gibi görünen sözlerin ne kadar sahte olduğu, ne kadar gülünç olduğu ortaya çıkıyor. Tabii bunun gülünçlükle birlikte acıklı bir yanı da var.” 
Memet Baydur’un Limon, Gün Gece / Oyun Ölüm, Yalnızlığın Oyuncakları, Kadın İstasyonu, Cumhuriyet Kızı, Kuşluk Zamanı adlı oyunlarından oluşan Toplu Oyunlar-1, evrensel değerde bir oyun yazarının eserlerini bir araya getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102465</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c933ee6-babd-4165-b998-7187d0bf126d.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzak Dağlar ve Hatıralar</image:title>
            <image:caption>Orhan Pamuk&apos;un resimli ve özel hatıra defterlerinden seçmeler... 
 
Orhan Pamuk, on dört yıldır her gün küçük not defterlerine notlar alıyor ve resimler yapıyor. Pamuk sayfalarda günlük hayatını, güncel gelişmeleri, duygularını, yazmakta olduğu romanların sorunlarını anlatıyor ve tartışıyor. Bazan roman kahramanlarıyla konuşuyor, bazan bir rüyasını ya da bir yolculuğu anlatıyor, bazan da manzara resmi ya da mutluluk hakkında fikir yürütüyor. Pamuk bir sayfadaki bir resme ya da yazıya üzerinden aylar hatta yıllar geçtikten sonra yeni renkler ve kelimeler de ekliyor. Böylece defter sayfaları yazılarla renklerin ve şekillerin iç içe geçtiği ve yeni mânâların araştırıldığı yoğun, zengin ve benzersiz resimli sayfalara dönüşüyor. Pamuk defterindeki binlerce sayfadan Uzak Dağlar ve Hatıralar adını verdiği bu seçkiyi düzenlerken, özel bir hatırası olan bir rüya üzerinden hayatını bütün açıklığıyla hem kelime hem de resim olarak ortaya koyuyor. 
 
Bu kitap Pamuk&apos;un okurlarınca bilinmeyen-günce tutan ressam yanını, günlük hayatını, şaşırtıcı hayallerini ve deneyimlerini okura ulaştıracak ve dünyaca ünlü yazarı bir insan olarak tanımamıza ışık tutacak. 
 
&quot;Orhan Pamuk&apos;un çılgınlığında deha var.&quot; 
Umberto Eco</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102466</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd852618-175e-4734-a048-6de528218795.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadın</image:title>
            <image:caption>Sibilla Aleramo’nun bu romanı okuruyla ilk kez 1906’da buluştu. Gerek İtalya’da gerekse yayımlandığı diğer ülkelerde hemen büyük bir ses getiren bu eser sayesinde edebiyat dünyası, zaman içinde daha başka önemli çalışmalara imza atacak parlak bir yazar keşfetti. Bir Kadın’ın büyük başarısının başlıca nedenlerinden biri konusunda yatıyor. Söz konusu eser, İtalyan edebiyatının ilk feminist kitapları arasında yer alıyor. Son derece otobiyografik olan bu romanın kalbinde yazarın kendisini buluyoruz. Kendi hayatını dolu dolu ve özgürce yaşama hakkına kavuşmak uğruna mücadele eden bir kadının dokunaklı portresini çizen bu eser, yüzyılı geride bırakmış ilk baskısından bu yana okunması elzem bir kitap olmayı sürdürüyor. Türkçede ilk kez yayımlanan Bir Kadın’ı Meryem Mine Çilingiroğlu çevirdi. 
 
“Kadın hiç kuşkusuz henüz kendi kendisinin hanımı, kendi kendisinin efendisi değildi: Bir gün olabilecek miydi peki?” 
 
“Acı çitinden içim titreyerek, ağlayamadan, konuşamadan, beni yere seren ve aynı zamanda karanlık ve anlatılmaz bir şeyi, bitmek bilmez bir kaçış arzusunu su yüzüne çıkaran fiziksel bir sancıyla çıkmıştım: Hayattan kaçmak, delilik limanına çıkan yolu yitirmek istiyordum…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102467</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/605d044d-ed2a-41dd-b9ab-1b4fef8dccaa.jpg</image:loc>
            <image:title>Anımsıyorum (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>George’un büyükannesi pek unutkan. 
 
Öyle ki bazen George’un adını bile anımsayamıyor. 
 
Ama George buna takılmıyor. 
 
Büyükannesi ufak tefek şeyleri bazen anımsayamıyor olabilir. Ama George, büyükannesinin onu kelimelerle tarif edilemeyecek kadar çok sevdiğini biliyor. 
 
Küçük çocukların demansı anlamasına yardımcı olan sevgi dolu, dokunaklı bir hikâye. 
  3 yaş ve üzeri için uygundur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102468</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b182bb7-0bd2-4124-b285-0dfd5e360ff1.jpg</image:loc>
            <image:title>Amyntas – Kuzey Afrika Defterleri</image:title>
            <image:caption>“Neden yine buraya geldim? – Belki, kavrulan bir bedenin soğuk suya çıplak  sokuyor. Yerdeki çakıllar güzel. Tuz ışıldıyor. Ölümün üstünde bir düş geziniyor. Çakıllardan birini elime aldım; ama yerden ayrılır ayrılmaz ışıltısını, güzelliğini yitirdi.” 
 
André Gide’in doğayla ilişkisinin yoğun biçimde saydamlaştığı ve kristalleştiği metinler bunlar. Mağrip göğü altında çölün sarmaladığı bir bedenin ve zihnin kayıt altına aldığı anlar. 
 
Amyntas ayrıca Gide’in tüm yazın hayatını kapsayan Günlük’leri için bir giriş kapısı. 
 
Phyllis çiçekler örerdi başıma 
Türküler yakardı Amyntas suyumca 
Vergilius, Sığırtmaç Türküleri 
 
Kendini en iyi incelemiş olan adam 
Nurullah Ataç</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102469</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1eeb29bd-544f-4ae1-bb70-cf818d178041.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatımın Romanı</image:title>
            <image:caption>“Kaderin ona oynadığı oyunların bu kadar orantısız bir biçimde üzerine gelmesinden umutsuzluğa kapılan Heredia, nihayet romanlara ait, kurgusal bir karaktere dönüştüğünü anlamış ve etrafını kuşatan, bir türlü kaçamadığı bu romanın içinde daha ne kadar yaşayacağını sormuştu – ama kime?” 
 
Köpekleri Seven Adam’ın yazarı Leonardo Padura, bu kez Kübalı şair José María Heredia’nın hayatına ışık tutuyor. 
  Fernando Terry, on sekiz yıl sürgünde yaşadıktan sonra, bir zamanlar üzerine doktora tezi yazdığı şair José María Heredia’nın kayıp otobiyografisinin bulunma olasılığı doğduğunda bir aylığına Havana’ya dönmeye karar verir. Bu yolculukta, içindeki hıncı körükleyen kuşkularla bir kez daha yüzleşecektir. Ülkesine dönüşünün ve peşine düştüğü, Hayatımın Romanı adını taşıyan el yazmasını arayışının hikâyesi, yer yer geçmişteki iki farklı zamansal düzleme yapılan geri dönüşlerle bölünür: Heredia’nın 19. yüzyılın başındaki hayatı ve bir mason olan oğlu José de Jesús de Heredia’nın 20. yüzyılın başındaki son günleri. Karayiplerin romantizm dönemini son derece renkli bir şekilde aktaran Hayatımın Romanı, Küba’nın ilk büyük şairi José María Heredia’nın hayat öyküsü aracılığıyla okurları ülkenin ulusal bilincinin başlangıcına doğru sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102470</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e91e979-52db-4787-9d84-0fbaf42ba643.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakın Açma Dişler!</image:title>
            <image:caption>“Sakın Açma” serisinin üçüncü kitabında Nemo’nun gizemli kargo paketleriyle maceraları devam ediyor. 
Nemo’nun kapısına yine göndereni belirsiz sır dolu bir paket gelir. Üzerinde de  “Sakın Açma!” yazmaktadır… 
“Gerçekten üçüncü bir canavara ayıracak zamanım yok.” 
Nemo bu kez paketi açmamaya kararlıdır. 
Üçüncü paketi açmadan postaneye geri götürür. Nemo hallettim, diye sevinir. Arkadaşları da en doğrusunu yaptığını düşünür. 
Fakat Sıkıcı Kent’te yaşananlar işlerin hiç de yolunda olmadığını gösterir çünkü: 
1.       1. Gündüz vakti şehir zifiri karanlığa bürünmüştür. 
2.       2. Bir başkası paketi açmıştır! 
3.       3. Paketin içindeki her neyse dışarıda özgürce gezinmektedir! 
4.         
Nemo, Fred ve Ada paketteki varlığa dair hiçbir şey bilmemektedirler. Bildikleri tek şeyse paketin üzerindeki yazıdır: “Sakın Açma  – Dişler!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102471</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f0fc4e1-d2d4-4e2d-be2d-939fb43ed6e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Gel Sevdiğim</image:title>
            <image:caption>GEL SEVDİĞİM 
 
Hasretinle yanar özüm 
Geceye benzer gündüzüm 
Gülmez oldu sensiz yüzüm 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
Bu ayrılık hançer gibi 
Yaraladı yüreğimi 
Bir göreyim gül cemâli 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
Bir garibim bahtım kara 
Yüreğimde derin yara 
Belki çıkmam sonbahara 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
Sensiz her şey kaldı yarım 
Bitmez oldu âhüzarım 
Gelmez sensiz yaz baharım 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
Nerden gördüm zalim seni 
Çölde Mecnun ettin beni 
Garip canda yaktın teni 
Merhamet et gel sevdiğim 
 
Artıyor eksilmez âhım 
Arş&apos;a çıktı bak eyvahım 
Beklerim olmaz sabahım 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
Garip gönlüm seni arar 
Sensiz her gün ömre zarar 
Hangi tabip yaram sarar 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
Hasretinle bağrım yanar 
Dilim her gün seni anar 
Sensiz yaram durmaz kanar 
Merhamet et gel sevdiğim. 
 
ZA&apos;ÎFÎ&apos;yem bak biçare 
Artıyor gönlümde yâre 
Ciğer bölük pâre pâre 
Merhamet et gel sevdiğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102472</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b0969f6-27e5-4f17-b97f-efacd1591176.jpg</image:loc>
            <image:title>Aslında Öyle Değil</image:title>
            <image:caption>“Sizi sürekli tartışma içine ve aşağı çekmeye çalışan, yoran ve yıpratan; haklıyken haksız duruma düştüğünüzü düşündüren, sizi suçlayan ve karar mekanizmanızı devre dışı bırakan toksik ilişkiler bu kadar yalın ve derin anlatılamazdı.” Uzman Psikolog Meltem Sunar, Aile-Çift ve Yetişkin Terapisti, Cinsel Terapist, Öğretim Görevlisi “Kanımca 20. yüzyılın en önemli düşünürü, doktoru ve aynı zamanda toplama kampı tutsaklarından olan Viktor Frankl ve kendisinin varoluşçu yaklaşımı logoterapiye kitapta geniş olarak yer verilmiş; ayrıca logoterapinin özü olan, ‘keşfettiği anlamlarla sorumluluğunu üstlenen insan örnekleri’ de ustaca kaleme alınmış.” Memduh N. Özmert, Viktor Frankl Institute USA Faculty and Board Member “Bu kitap kendi iç dünyanızı daha derinden anlamanız için bir hazine niteliğinde.” Psikolog (PhD) Patricia J. Crane, Uluslararası Konuşmacı, Eğitmen, Yazar İdealleri üzerine bir yaşam kurmuş olan Ayça, aniden Mehmet’e âşık olur. Başlarda mutluluktan ayakları yerden kesilse de aslında o yükseklikten tepetaklak düşeceğinin farkında dahi değildir. Duygusal şiddet benliğini sarıp, onu sarsarken zamanla tükenme noktasına gelir. Ancak tam da bu aşamada maruz kaldığı zehirden panzehir üretmesi, düştüğü yerden daha güçlü kalkması neden mümkün olmasın? Bu kitap; toksik bir ilişkinin perde arkasına mercek tutmak, bu konudaki farkındalığına katkı sağlamak ve işlevsel tutumları adım adım anlatarak senin de elinden tutmak için yazıldı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102473</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af96f4ca-cec3-4ad0-8a16-17a28e924ea7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırık Testi</image:title>
            <image:caption>Heinrich von Kleist (1777-1811): XIX. yüzyıl Alman edebiyatının en önemli yazarlarındandır. Tiyatro oyunları, şiirler ve öyküler yazdı. Kant’ı okuduktan sonra bilginin değerinden kuşkuya düştü, akla değil duyguya güvenmeyi tercih etti. Akıl ile duygu arasında süren zıtlık, eserlerinin özünü oluşturdu. Öykülerinde insanların ve doğanın zorbalığı karşısında kendilerini tüketircesine bütün güçlerini harcayan kişileri konu aldı. Eserlerinde titizlikle seçilmiş sözcüklerle örülü güçlü ifadeler kullandı. Sanatsal dehası ile çağdaş yaşam ve edebiyatın pek çok sorununu önceden gören Kleist, kendisinden sonraki Alman ve Fransız yazarları için önemli bir ilk örnek oldu. 1806 yılında Kleist tarafından kaleme alınan, 1808 yılında Goethe tarafından sahnelenen Kırık Testi, Hollanda’daki Huisum adlı küçük bir yerdeki mahkemede yaşananların anlatıldığı bir komedyadır. Temeli insanın kusurlu doğasına dayandırılan yargı sistemini hicveden Kırık Testi günümüzde Alman komedyaları içinde en bilinen ve çok sahnelenen oyunlardan biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102474</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e482ac29-f6fd-4f0f-8b57-3de9afe95c12.jpg</image:loc>
            <image:title>Gayalı - Yüzyıllık Emanet</image:title>
            <image:caption>Ölmek için çok genç, yaşamak için ise fazla masumdular. 
 
“Zor zamanlarda, vatan sınırlarına koşanların, kara günler geçince ikbal ya da takdir beklemeden köylerine, basit hayatlarına dönenlerin hikâyesidir bu. Onların tek bir dileği ve vasiyeti vardır: ‘Vatan sağ olsun!’” 
 
“O mahzun yüzlü, yanık tenli delikanlılar gıpta edilecek kahramanlıkları günlük olaylar gibi basitçe yaşar; biz ne yaptık ki, der gibi şaşkınlıkla bakarlardı.” 
“Onlar, neye ihtiyaç duyulursa ona dönüşebilecek saklı bir cevherle sürdürürlerdi yaşamlarını; üniformalarını çıkardıklarında mütevazı bir çiftçi, giydiklerindeyse ya şehit olurlardı ya da gazi…” 
 
 
Aile albümlerimize baktığımızda, büyüklerimizin anılarını dinlediğimizde kişisel tarihimizin tamamlandığını hissederiz. Aynı memleketin insanları olarak bu bize özel gözüken hatıraları yan yana getirdiğimizde ise ülke tarihini gözler önüne serebiliriz. 
 
İşte bu yüzden elinizdeki kitapta anlatılan, yalnızca yazar Murat Kaya’nın dedesi Gayalı Mehmet’in yaşam öyküsü değil, vatan topraklarını kanlarıyla sulayan şehit ve gazilerimizin kahramanlık hikâyesidir. 
Dokuz yıl boyunca birçok cephede onlarca farklı milletten askerle savaşan Gayalı’nın, Ankara’da başlayıp Gelibolu’da devam eden ve oradan Bakü’ye uzanan, Azrail’in refakatinde adım adım tamamladığı yolculuğu, okuma deneyiminin ötesinde ruhani bir yoldaşlık için sizi satırlarına davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102475</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/782f3ca4-d2c9-41e4-a2dc-d108a04faeb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırık Testi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Heinrich von Kleist (1777-1811): XIX. yüzyıl Alman edebiyatının en önemli yazarlarındandır. Tiyatro oyunları, şiirler ve öyküler yazdı. Kant’ı okuduktan sonra bilginin değerinden kuşkuya düştü, akla değil duyguya güvenmeyi tercih etti. Akıl ile duygu arasında süren zıtlık, eserlerinin özünü oluşturdu. Öykülerinde insanların ve doğanın zorbalığı karşısında kendilerini tüketircesine bütün güçlerini harcayan kişileri konu aldı. Eserlerinde titizlikle seçilmiş sözcüklerle örülü güçlü ifadeler kullandı. Sanatsal dehası ile çağdaş yaşam ve edebiyatın pek çok sorununu önceden gören Kleist, kendisinden sonraki Alman ve Fransız yazarları için önemli bir ilk örnek oldu. 1806 yılında Kleist tarafından kaleme alınan, 1808 yılında Goethe tarafından sahnelenen Kırık Testi, Hollanda’daki Huisum adlı küçük bir yerdeki mahkemede yaşananların anlatıldığı bir komedyadır. Temeli insanın kusurlu doğasına dayandırılan yargı sistemini hicveden Kırık Testi günümüzde Alman komedyaları içinde en bilinen ve çok sahnelenen oyunlardan biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102476</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aec58dfd-14af-49d8-8cb5-7b13917d9d8e.jpg</image:loc>
            <image:title>John Barleycorn</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın ölümünden dört yıl önce yazmaya başladığı ve yayımlandığında büyük tartışmalar çıkaran John Barleycorn, yazarın son başyapıtı kabul edilir. Jack London eşi Charmian’ın da önerisine dayanarak, bütün bir ömrüne, yaratıcılığına olduğu kadar yıkımlarına da eşlik eden alkol kullanımıyla acımasız bir hesaplaşmaya girişir. Otobiyografik bir bakışla kendi çalkantılı yaşamının ve karakterinin derinlerine inen yazar için söz konusu “zehir”, insanın evrensel çelişkilerini, bu arada erkeklik durumunu ayrıntılarıyla ortaya koyan bir mercek haline gelir. Jack London’ın bu özel ve klasik yapıtını açıklayıcı notlarla da zenginleştirerek, bütün boyutlarıyla okura sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102477</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d2d9afe-2f8a-42ab-8e9e-c3b7fc882c68.jpg</image:loc>
            <image:title>John Barleycorn (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın ölümünden dört yıl önce yazmaya başladığı ve yayımlandığında büyük tartışmalar çıkaran John Barleycorn, yazarın son başyapıtı kabul edilir. Jack London eşi Charmian’ın da önerisine dayanarak, bütün bir ömrüne, yaratıcılığına olduğu kadar yıkımlarına da eşlik eden alkol kullanımıyla acımasız bir hesaplaşmaya girişir. Otobiyografik bir bakışla kendi çalkantılı yaşamının ve karakterinin derinlerine inen yazar için söz konusu “zehir”, insanın evrensel çelişkilerini, bu arada erkeklik durumunu ayrıntılarıyla ortaya koyan bir mercek haline gelir. Jack London’ın bu özel ve klasik yapıtını açıklayıcı notlarla da zenginleştirerek, bütün boyutlarıyla okura sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102478</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48f44c27-cd18-4eee-980d-efd065fc31b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Şu Diktatörler Ne Yer Ne İçer?</image:title>
            <image:caption>Hitler kaprisli bir vejetaryendi. Stalin’in akşam yemeği sofraları siyasi tuzakların bir parçasıydı. Mao “devrimci” yiyeceklerden hoşlanırdı. Çavuşesku yeme içme konusunda “hijyene” çok önem verirdi. Bokassa’nın ziyafet sofraları Fransa krallarının soflarını aratmazdı. Saddam Hüseyin ise tam bir mutfak şovenistiydi. 
 
Tüm diktatörlerin beslenme alışkanlıkları kişiliklerinin ve halka bakış açılarının bir göstergesidir. Totalitarizmin aynası olan diktatör tabakları, onların mutlak güce duydukları açlıkla birlikte, genellikle çocukluklarına dayanan endişelerini yansıtır.  
 
Şu Diktatörler Ne Yer Ne İçer? sağlam kaynaklara dayanarak, bizleri diktatör sofralarının tehditkâr ve bazen trajikomik atmosferine götürüyor. Yemekler ve dekorlar değişse de korku mütemadiyen menüde kalıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102479</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3dcc7bb6-c6e7-44e2-a8e0-0377481bf38d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kokotlar Mektebi (Ciltli-Şömizli)</image:title>
            <image:caption>“… Zaten Doğu’nun Binbir Gece Hikâyeleri ’ni dinleye dinleye bu güneş ve aşk memleketi için kafamda büyük bir arzu sarhoşluğu oluşmuştu. Tül gömlekli, sırma cepkenli, dökme şalvarlı, ipek kuşaklı, içleri hülya dolu ahu gözlü İstanbul güzellerinin yumuşak sedire bir trajedi perisi gibi uzanarak sedefli iskemleler üzerinde fokurdayan elmastıraş nargilelerini süzüle süzüle çekişlerini görmek istiyordum. Batılı kızların Doğu’da çok para ettiklerini de söylüyorlardı. Parisli adi kafeşantan yosmalarının İstanbul’da prenslere, vezirlere sevgili olarak gül bahçelerinin ortasına kurulmuş altın yaldızlı saraylarda huri hayatı sürdüklerini işitiyordum…” Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi ’nde fantezist tutkularla İstanbul’a gelen bir Fransız kadının aşklarını, Doğu’nun sosyokültürel hayatına ilişkin gözlemlerini ve eleştirilerini sürükleyici bir kurgu ve mizahi bir dille anlatıyor. Bununla birlikte kadın-erkek ilişkileri, cinsiyet ayrımcılığı, çokeşlilik ve fuhuş gibi kronik toplumsal sorunları dönemin sosyal ve siyasi olaylarının izdüşümlerini de yansıtır bir şekilde cesurca ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102480</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bded3028-a4f4-4d36-9913-5f4ab3c606b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Kokotlar Mektebi</image:title>
            <image:caption>“… Zaten Doğu’nun Binbir Gece Hikâyeleri ’ni dinleye dinleye bu güneş ve aşk memleketi için kafamda büyük bir arzu sarhoşluğu oluşmuştu. Tül gömlekli, sırma cepkenli, dökme şalvarlı, ipek kuşaklı, içleri hülya dolu ahu gözlü İstanbul güzellerinin yumuşak sedire bir trajedi perisi gibi uzanarak sedefli iskemleler üzerinde fokurdayan elmastıraş nargilelerini süzüle süzüle çekişlerini görmek istiyordum. Batılı kızların Doğu’da çok para ettiklerini de söylüyorlardı. Parisli adi kafeşantan yosmalarının İstanbul’da prenslere, vezirlere sevgili olarak gül bahçelerinin ortasına kurulmuş altın yaldızlı saraylarda huri hayatı sürdüklerini işitiyordum…” Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi ’nde fantezist tutkularla İstanbul’a gelen bir Fransız kadının aşklarını, Doğu’nun sosyokültürel hayatına ilişkin gözlemlerini ve eleştirilerini sürükleyici bir kurgu ve mizahi bir dille anlatıyor. Bununla birlikte kadın-erkek ilişkileri, cinsiyet ayrımcılığı, çokeşlilik ve fuhuş gibi kronik toplumsal sorunları dönemin sosyal ve siyasi olaylarının izdüşümlerini de yansıtır bir şekilde cesurca ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102481</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db1a954b-5edc-4c79-9a50-5cf96a16eeca.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençler İçin Yunan Mitolojisi</image:title>
            <image:caption>Son on yıldır Türkiyeli okuyucunun canlı ilgisine mazhar olan Gençler İçin Batı Felsefesi ’nin devamı niteliğindeki bu kitabında Luc Ferry yine aynı berrak ve akıcı üslubuyla Yunan mitolojisinin anlamını, zamana meydan okuyan mesajını sorguluyor. Dünyanın nasıl ortaya çıktığı, insanın kökeni gibi öteden beri zihinleri meşgul etmiş soruları konu edinen mitoloji aslında “ne bir masallar ve efsaneler derlemesidir ne de sadece eğlendirmeyi amaçlayan az çok olağanüstü bir dizi hikâyecikten oluşur.” Pek çoklarının sandığı gibi insanlığın, günümüzde bilimin konusu haline gelmiş sorulara çocukluk döneminde verdiği ilkel ve naif cevaplar manzumesi de değildir. Yazara göre mitoloji insanın kozmos içindeki yerini ve rolünü anlamlandırma, iyi hayatın ne olduğunu düşünme çabasıdır ve bu anlamda felsefeyle bir süreklilik içerisindedir. Luc Ferry’nin Yunan mitolojisinin en bilinen metinlerinde cevher halinde bulunan felsefi özü bulup çıkarmaya çalıştığı bu kitabının Gençler İçin Batı Felsefesi gibi beğeniyle karşılanacağına inanıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102482</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a46a52c-e5e0-4752-80db-0a2b3ea1e7c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Başkent</image:title>
            <image:caption>Aslında Başkan yokmuş gibi düşün. Jacques Delors’dan bu yana bir daha hiç başkan olmadı! Ondan sonra gelenlerin hepsi kuklaydı. İplerini oynatan da Kabine.
 
Avrupa Birliği’nin kalbi Brüksel’de kesişen yollar, çığırından çıkan olaylar ve kaderin cilveleri. Örtbas edilen siyasi bir cinayet, inancı sınanan bir katil, büyükbabasının direnişçi ruhuna sahip çıkan bir komiser, geçmişlerinin gölgesindeki eurokratların sürtüşme ve entrikaları, ortak Avrupa inancından vazgeçmeyen emekli iktisat profesörünün veda eylemi. Başkahramanı AB olan Başkent’in sokaklarındaysa başıboş bir domuz ve Auschwitz’in hayaleti geziniyor. Robert Menasse, uluslararası bürokrasi çarklarını ustalıkla hicvettiği romanında devirler, uluslar, kaderler ve  duygular arasında geniş bir yay çiziyor.
 
“Robert Menasse, Başkent’te suç romanı ile toplumsal roman arasında gerilmiş yüksek bir tel üzerinde dengede duruyor...”
Süddeutsche Zeitung
 
“Zarif bir üslupla kaleme alınmış, muhteşem kurgulanmış, kara mizahıyla düşünmeye sevk eden bir roman.”
Andreas Isenschmid, Die Zeit</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102483</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93f06117-a43c-41ad-bdac-36ea81e9b002.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Opera Sanatçısı - Dünyayı Öğreniyorum</image:title>
            <image:caption>Pelin bir opera sanatçısı. Ozan bu mesleğin çok heyecan verici olduğunu düşünüyor. Pelin’le birlikte operayı ziyaret ettiğinde, sahneden izleyici salonuna, provalardan kostüm odasına, orkestra çukurundan kostüm provasına, neler keşfediyor neler...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102484</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0a76b5a-9687-415a-b2a3-afaff2303f74.jpg</image:loc>
            <image:title>İnci Dişlerini Fırçalıyor ve Annesi Ona Yardım Ediyor - İlk Okuma Kitabım</image:title>
            <image:caption>Diş fırçalamak mı? İnci bazı zamanlarda dişlerini fırçalamayı hiç istemiyordu. Annesi dişlerinin sağlıklı olması için dişlerini düzenli ve doğru olarak fırçalaması gerektiğini söylüyordu. İnci, diş hekiminden dişlerini doğru fırçalamayı öğrendikten sonra keyifle dişlerini fırçalamaya başladı. 
Çocuklara dişlerin nasıl fırçalanacağını ve diş sağlığının önemini anlatan eğlenceli bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102485</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ca1a8de-d7be-4c31-9167-6469a935da96.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavşanlar Keyifliyse Eğer</image:title>
            <image:caption>İster takla atsınlar, ister şarkı söylesinler, ister hayal kursunlar, ister kitap okusunlar; tavşanlar her zaman keyiflidirler. İşte keyifli tavşanların eğlenceli halleri!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102486</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d426a8c-3494-4076-9ee3-057db3db6c12.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavuk, Teyzem ve Ben</image:title>
            <image:caption>Her şey bir pazar sabahı başladı. Annemle, teyzemin bahçesine gittik. Teyzemle tanışacağım için çok heyecanlıydım. Bahçede onu görünce gözlerime inanamadım! 
Çocukların eşsiz hayal dünyasına seslenen, çok komik ve eğlenceli bir hikâye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102487</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e462125-9005-49f3-86d5-5aa01e62ea6a.jpg</image:loc>
            <image:title>Haydi Bir Ev Yapalım !</image:title>
            <image:caption>Ustalar kolları sıvadı ve evi yapmaya başladı. 
Önce temel atılır, sonra duvarlar yapılır. Çatı örtülünce iş bitti sanma, bir evde yapılacak çok iş var daha. İnşaat Mühendisi Mike Lucas bir evin yapım aşamalarını yazdı, Daron Parton resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102488</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5597f4da-a535-415e-a138-08c9c0778566.jpg</image:loc>
            <image:title>Uğur Böceğinden Zürafaya Rengarenk Hayvan Kitabım</image:title>
            <image:caption>Minik uğur böceğinden upuzun zürafaya, rengârenk bukalemundan pembe flamingoya hayvanların dünyasını keşfetmeye hazır mısın? 
Yukarıda ne uçuyor? Aşağıda ne yüzüyor? Hangisi siyah? Hangisi beyaz? Hangisi soğuk yerde yaşıyor? Hangisi sıcak yerde? Hangisi büyük? Hangisi küçük?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102489</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7eb13f9d-3d7e-4e97-997d-749ce53c0eb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Ela - Süper Babaanne Günü</image:title>
            <image:caption>Ela babaannesiyle yürüyüşe çıkıyor. Keşfedilecek ne çok şey var! Sincaplar, pürüzsüz taşlar, ördekler… Ela durup her şeye bakmak istiyor. Süper babaanne, Ela’nın isteklerini çok iyi anlıyor. Ne güzel bir gün! 
Sevdiklerimizle geçirdiğimiz güzel bir günün değerini anlatan, eğlenceli bir öykü…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102490</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a3ded21-878a-4517-82f9-3feb0b337e7e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ela - Yukarı Daha Yukarı !</image:title>
            <image:caption>Ela’nın oyuncak ayısı Pofuduk’un birazcık canı sıkılıyor. Ela birkaç bonbonun Pofuduk’un keyfini yerine getireceğini biliyor! Ama bonbon kâsesi çok yüksekte, ta kitaplığın üzerinde. Ela hemen raflara tırmanmaya başlıyor. Tepeye vardığında ise midesi bir garip oluyor ve her şey dönmeye başlıyor. O zaman Ela bunun ne tehlikeli bir iş olduğunu anlıyor. 
Karar vermeden önce düşünmek gerektiğini öğütleyen tatlı sonlu bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102491</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fc96b40-1c7f-4e84-a862-dc2d8873e56c.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozor Didi İyileşiyor</image:title>
            <image:caption>Dinozor Didi, oynarken düştü. Kuyruğunu incitti. Diğerleri, Didi’nin dikkatsiz olduğunu düşünüyor. Ama böyle şeyler herkesin başına gelebilir! 
Dinozor Didi kitapları, kısa cümleleri ve yalın anlatımıyla, okuma yolculuğunun başındaki çocuklar için hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102492</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eab93937-093d-4bf8-9a87-05a4ad4a23f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Valhalla Blues</image:title>
            <image:caption>Kanatlarını lodosa bırakmış uçmaya hazırlanan bir kadın. Acaba kaç kişi daha önce böyle bir kadınla karşılaşmış olabilir? 
Deniz Ayral, gerçekle gerçeküstünün iç içe geçtiği bu öyküler toplamında bir arayışın hikâyesini anlatıyor. Görünenin arkasına bakarak, gerçekle kurulan basmakalıp ilişkinin üzerindeki kalın toz tabakasını kaldırıyor yazar. 
“Siz hiç içi tamamen boşalmış bir kent gördünüz mü? Yollar, caddeler, çarşılar, evler, kuleler, köprüler, kamu binaları, meydanlar, bahçeler vs. hepsi yerli yerinde. Ama etrafta kımıldayan bir insanın gölgesi bile yok.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102493</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fdef2233-7f8f-4329-8689-12dcfa2a2a2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyasi ve Ekonomik Boyutlarıyla Azerbaycan - Avrupa Birliği İlişkileri</image:title>
            <image:caption>SİYASİ VE EKONOMİK BOYUTLARIYLA 
AZERBAYCAN - AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102494</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94babb92-79f7-41da-adc3-5eab10bcc3a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Vakıfların Tasfiye Süreci ve Satılan Kilis Vakıf Mülkleri</image:title>
            <image:caption>Vakıfların Tasfiye Süreci ve Satılan Kilis Vakıf Mülkleri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102495</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84ded2fb-fc38-43a3-ba61-034d8d11721c.jpg</image:loc>
            <image:title>19. Yüzyılda Osmanlı - İran Ticari İlişkileri (Emtia,Tarife ve Sorunlar)</image:title>
            <image:caption>19. Yüzyılda Osmanlı - İran Ticari İlişkileri (Emtia,Tarife ve Sorunlar)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=102496</loc>
        <lastmod>2026-10-27T02:04:46+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40bc1211-83c0-4008-be2b-20da1de43d8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Garam</image:title>
            <image:caption>Sonra ne oldu? İnsan, ona öğretilen yalanı yaşamak için yeni yalanlar yazdı. Yalandan bir hayatın içine kendini önemlice koydu. Esnemeyi yadsımış, Tanrısız bir dinin kuralını işler kıldıkça kendini önemden saydı. Sevdi insan yalanı ve yalanmayı... Kimileri buna ömür kimileri vecibe dedi. İçimden hep “Uyanmalıyım” duasını sayıklamışım. Belli ki hâlâ tuhaf bir uykudayım.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>