﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101189</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a080eb1b-b925-48aa-8357-98d0d51c8f21.jpg</image:loc>
            <image:title>Post-Post-Kemalizm Türkiye Çalışmalarında Yeni Arayışlar</image:title>
            <image:caption>Post-Kemalizm kavramı, modern Türkiye analizinde tek parti dönemini ülkenin bütün temel problemlerinin “anası” olarak gören eleştirel yaklaşımı özetliyor. “Kemalizm”le tanımlanan bu deneyimi sorgulayarak aşmayı, demokratikleşmenin anahtarı olarak gören yönelimleri tanımlıyor. Post-post-Kemalist paradigma ise, “tek parti döneminin büyüsünün bozulmasını” sağlayan bu eleştirel birikimin, 2000’lerin seyri içinde “bir ortodoksinin yerine başka bir ortodoksiyi koyma” eğilimini doğurduğu tespitinden yola çıkıyor. Bu nedenle, eleştirinin eleştirisini yaparak bir adım daha atmayı öneriyor. 1908-1945 arası dönemine sıkışmadan, sonraki dönemlerin alt üst edici siyasal ve toplumsal gelişmelerinin hakkını veren; demokratikleşmenin ve otoriterliğin salt Kemalizm’e indirgenen sorunlarının başka kaynaklarına da mercek tutan bir analizin yolunu açmaya çalışıyor. Post-Post-Kemalizm, konuyu hem siyaset bilimi, kadın çalışmaları, dış politika ve tek parti dönemi çalışmaları bağlamında sosyal bilim disiplinleri açısından; hem liberal söylem, kültür politikası, laiklik, vesayet eleştirisi, İslâm ve siyasal partiler bağlamında tematik olarak ele alan makalelerden oluşuyor. İlker Aytürk ve Berk Esen’in derlediği kitaba Sencer Ayata, Tanıl Bora, Zana Çitak, Ersin Kalaycıoğlu, Berrin Koyuncu Lorasdağı, Yüksel Taşkın, İlhan Uzgel, Şebnem Yardımcı Geyikçi makaleleriyle katkıda bulundular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101190</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c52ad4b-f317-4ef1-9dbc-f442e72cc4be.jpg</image:loc>
            <image:title>Zayıflamada Hareket</image:title>
            <image:caption>Öncelikle bedenimizi tanımamızı, kalıcı bir barış yapmamızı ve bedenimizi sevmemizi hedefliyor. Bedenimiz ile daha fazla vakit geçirmek, zaman ayırmak, yatırım yapmak ile devam ediyor.Şişmanlık ve ideal bedenin karşılaştırması, günlük yaşamımızda hareket ve hareketsizliğin sebep ve sonuçları ile davranışlarımızı, hayat kalitemizi nasıl etkilediğini ve almamız gereken önlemleri tüm çıplaklığı ile anlatıyor.Deniz Egece metodu telkinler, yüzleşmeler ve doğru bilgileri bilinçaltına kabul etmesi ile kalıcı ideal bedene sahip olmak gibi kavramlardan oluşmakta.Zayıflamada Hareket Kitabını Kimler Okumalı?• Herhangi yaş, cinsiyet, sağlık sınırlandırması olmadan her kesime hitap eden bir eser!• Yaşlılık, hamilelik, hayat şartları, çevre faktörü gibi bahaneler ile hareket etmemek için bahaneler üretenler.• Birçok defa diyet ve ağır spor programları ile kaybettiği kilonun fazlasını alan ve hayal kırıklığına uğrayanlar.• Şişmanlığın mutluluk olduğunu kendisine kabul ettirmiş olanlar.• Şişmanlığın bir sağlık sorunu değil, eğitim sorunu olduğunu bilenler. Ve onlarcası.“Zayıflamada Hareket” kitabında herkes kendisinden bir parça bulacaktır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101191</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c124c29-d901-4c9d-a5b7-02274c8491a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Nina ile Milo Balık Tutuyor</image:title>
            <image:caption>Nina ile Milo inanılmaz bir macera yaşıyorlar. Balık tutmaya gittikleri gün sert bir rüzgâr Milo’yu uzaklara savuruyor, Nina da onu bulmaya çalışıyor. Haydi, biz de Nina’nın Milo’yu bulmasına yardım edelim! Maceranın nasıl gelişeceğine kendimiz karar verelim! 
 
Ayrıntılarla bezediği illüstrasyonları ve öyküleriyle çok sevilen Marianne Dubuc, bu kez çocukları maceralı bir oyuna davet ediyor. Okurlar, yazarın sunduğu seçeneklerden birini seçerek kitabın nasıl gelişeceğine kendileri karar veriyor ama verdikleri hiçbir karar sonunda onları üzmüyor: Mutlu sona çıkan bir yol muhakkak bulunuyor! 
Nina ile Milo Balık Tutuyor, hem oyunlu öyküsü hem de betimleyici resimleriyle, okuma yolculuğunun başındaki çocukları da okumaya heveslendirecek, cesaretlendirecek nitelikte bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101192</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f385c5b6-2e45-4e69-abbd-4803477c5781.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Çağları</image:title>
            <image:caption>“Bizden bağımsız” Gerçek ile tek “temas” ondan ayrılmamız ya da Heidegger’in “felaket” adını verdiği radikal yerinden oynamadır. Paradoks şudur ki, bizi “kendi içinde” Gerçek ile bağlayan şey, tam da ondan ayrı olduğumuzu deneyimlediğimiz boşluktur. 
Schelling’in Dünya Çağları işte bu nedenle çok önemlidir: Bizzat mutlağın kendisindeki “yerinden oynama”nın nihai açıklamasını bize sunar. 
Slavoj Zizek 
Dünya Çağları (Weltalter) taslakları, Schelling’in “özgürlük felsefesi” olarak adlandırılan ve en vurucu metinlerini ürettiği döneme aittir. Bu dönemin ilk doruğu olan 1809 tarihli İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine’yi ve eşinin ölümünden sonra kaleme aldığı 1810 tarihli Clara’yı daha önce yayımlamıştık. 1811 tarihli Dünya Çağları ile, “özgürlük felsefesi” döneminin ikinci doruğuna tırmanıyoruz. 
F.W.J. von Schelling: Alman İdealizminin Fichte ve Hegel’le birlikte en önemli filozoflarından biridir. Württemberg, Leonberg’de aydın bir Lutherci papazın oğlu olarak dünyaya geldi. Çok küçük yaşlarda zekâsıyla ayırt ediliyordu ve 15 yaşında Tübingen Teoloji Vakfı’na kabul edildi. Her ikisi de kendisinden beş yaş büyük olan Hölderlin ve Hegel’le orada tanıştı ve yakın arkadaş oldular. Erken döneminde Fichte’nin düşüncelerinin izleri olsa da kısa sürede kendine özgü bir düşünce yolu izlemiştir. Özellikle doğa felsefesi üzerine çalışmalarla özgünlüğünü kanıtlamıştır. 1797 yılında Bir Doğa Felsefesi İçin Düşünceler, 1798 yılında Dünya-Ruhu Üzerine, 1799 yılındaysa Bir Doğa Felsefesi Sistemi Üzerine İlk Taslak ve Bir Doğa Felsefesi Sisteminin Taslağına Giriş ya da Spekülatif Fizik Kavramı başlıklı çalışmalarını yayımladı. 1800 yılında yayımladığı Transendental İdealizm Sistemi en önemli eserlerinden biridir ve Fichte’nin Bilim Öğretisi’nin izlerini taşır. Bu eseri 1801 yılındaki Felsefi Sistemimin Sunuluşu izler. 1798 yılında akademik ve yazınsal yaşamın büyük çekim merkezi olan Jena Üniversitesi’nde bir kürsüye atandı ve burada 1802-1803 yılları arasında eski yakın arkadaşı Hegel’le birlikte Eleştirel Felsefe Dergisi’ni yayımladı. Schlegel kardeşler ve Novalis gibi devrin büyük romantik düşünürleriyle yakın ilişkiler kurdu. 1802 yılında Bruno ya da Şeylerin Tanrısal ve Doğal İlkesi Üzerine ve Akademik Çalışmanın Yöntemi Üzerine Dersler başlıklı iki çalışma yayımladı. Jena’daki son döneminde sanat felsefesi üzerine yoğunlaştı; bunu Würzburg’da din felsefesi izledi, 1804 yılında Felsefe ve Din’i yayımladı. İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine başlıklı çalışması Münih’te, 1809 yılında yayımlanırken, bu eserde insan özgürlüğü ile Mutlak arasındaki ilişki konusunu ele aldı. Erlangen ve tekrar Münih’te dersler veren Schelling, Tinin Fenomenolojisi’nde (1807) kendisini eleştiren Hegel’in 1831’deki ölümüyle birlikte, onun etkisini dağıtmak için Berlin’de felsefe profesörlüğüne atandı ama beklenen etkiyi yaratamadı. Derslerini dinleyenler arasında Friedrich Engels, Bakunin, Kierkegaard ve Jakob Burckhardt da vardı. 1854’te İsviçre’de, Riga’da öldü. Ölümünden sonra Vahiy Felsefesi ve Mitoloji Felsefesi başlıklı eserleri yayımlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101193</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8efb1ad9-1f19-44d6-89ea-a069445e009e.jpg</image:loc>
            <image:title>Seneca’nın Doğa Felsefesi</image:title>
            <image:caption>Seneca felsefe konulu eserlerinde bir ahlak filozofu olarak karşımıza çıkar, insanın ve toplumun açmazlarını gözler önüne serip çözüm önerileri sunduğu için, onun aynı zamanda bir yaşam rehberi olduğunu da söyleyebiliriz. Öz ifadeyle mutlu yaşamın nasıl gerçekleşebileceğini gösteren Seneca Doğa Araştırmaları (Naturales Quaestiones) adlı eserinde de, doğa olaylarını mutlu, huzurlu ve erdemli yaşamı hedefleyen ahlak duyuşuyla irdeler.
Seneca Naturales Quaestiones’te insanları doğayı bilmeye çağırır, ona göre, doğa ilk bakışta görülmeyecek olan kutsallığını, sadece araştırmayla ve tefekkürle varılabilecek olan bağrına saklamıştır, o hâlde insan zihnen doğanın kalbine vardığında Tanrı’yı bilmeye başlar, bu, insanı insanlığının da üzerine çıkararak değerli kılan, yani ruhunu yücelten bir çabadır.
Daha önce Cicero’dan Devlet Üzerine çevirisini ve Roma’da Siyaset ve Felsefe (Cumhuriyet Dönemi) isimli kitabını yayımladığımız C. Cengiz Çevik’in bu yeni çalışmasını, felsefe, Roma felsefesi, ahlak felsefesi ve doğa bilimleri konularını takip eden okurların ilgisine sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101194</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1bf535d-feb9-4b04-9bb8-c326a6ec56f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Küpeli</image:title>
            <image:caption>sakin ol, delirmeye yakın bile değilsin
o dinginlikten uzak ve
ışığını ayarlayamadığı tüm heba fotoğraflar
sakin olun, aklının en kavisli yeri size ayrıldı
bir gün sokağa, deliyim ve küpeliyim, oh ne olsun daha
diyerek çıkmanın hayali şimdilerde yalnızca beyaz sabunun
gözünü yakmasıyla geliyor aklına</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101195</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/590bdcfa-5134-435a-822a-d70468422958.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert ! - Güzel Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Mert, doğum gününde harika bir parti düzenliyor. Bütün sınıf arkadaşları partiye davetli. Ama Mert’in en iyi arkadaşı Beren, hastalandığı için partiye katılamayacak. Acaba Beren’siz parti nasıl geçecek? 
Düşünceli olmanın, arkadaşlarımızı ihmal etmemenin önemini anlatan harika bir hikâye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101196</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1316570-fdb6-4caa-bc15-aa35dd28feeb.jpg</image:loc>
            <image:title>İkinci Kuşak (Ortak Değerler)</image:title>
            <image:caption>Düşler vardır, hayal edilen... İnsanın arzuları vardır içten gelen; kuvvetli esen rüzgâr gibi… 
Çocukluk, gençlik çağından çıkan insanoğlu yaşanası bir dünya arzular ve bütün özellik ve güzelliklerin kendi ülkesinde, çevresinde, bir güneş gibi doğmasını ya da bir gül gibi açmasını bekler. 
Bir devletin kalkınması ve bekası, insana verilen değer ve onların eğitimi ile gerçekleşmektedir. İnsanımıza; eğitilirken ülkesinde ve dünyada olup bitene dair farkındalık kazandırabilmek, bir bakıma temel eğitimimizi zenginleştirmek, bugünkü çağdaş yaşamımızın bir gerekliliğidir. Ama bunları çok küçük yaşlarda başlayacak öğretim ve eğitimle başarabilmektir işin asıl amacı. Küresel yaklaşımın ve anlayışın varoluşu yanında ülkemizin değerlerine, kültürüne, birlik ve berberliğine sahip çıkmak amacıyla Atatürk&apos;ün söylediği “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” vecizesiyle geride bıraktığı ülküyü sürdürmek gereğini hepimiz sık sık hissederiz. 
Ülkemizde, toplumumuzu kucaklayan, huzurlu, gelişmiş ve çağdaş yaşamı yaygınlaştırmak temel doğrultumuzu oluşturduğuna göre; ifadesine çalıştıklarımız, hedef kitle tarafında bir nebze anlaşılır ve uygulamaya geçilirse gerçek amaca ulaşmış olur, huzur dolarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101197</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19e13050-e753-4979-85ba-3060d405c4b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Şişkin Gagalı Martının İlk Uçuşu</image:title>
            <image:caption>Şişkin gagalı martı, yazın ilk günlerinde kabuğundan çıktı. 
Anne ve babası, tam altı hafta boyunca onu besledi, büyümesini izledi. Şişkin gagalı martı yavrusu ilk adımlarını attı, tüylerinin uzayıp kanatlarının gelişmesini sabırla bekledi. Nihayet, ilk uçuş denemesini yapma zamanı geldi… 
Minik kâşifler bu kitapta şişkin gagalı martılara dair ilginç bilgiler edinecek ve bu sevimli canlıların yaşamlarının en heyecanlı anlarına eşlik edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101198</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d407c14-749c-4737-852c-7700035b046f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimin Sınırı</image:title>
            <image:caption>Sevgili okuyucum, 
Hasan’ın hikâyesi işte böyle... Filmlerdeki gibi değil mi? Onu ilk gördüğümde beni iliklerime kadar etkilemesinin ve tüm ruhumu ele geçirmesinin arkasında, böyle bir öykünün olduğunu hissetmiştim. Bu hikâyeyi bir ben biliyordum, bir de o! Artık sen de biliyorsun. İstersen başkalarına da anlat. Herkes öğrensin! Gerçek sevginin ette, kemikte, saçta, sürmeli gözlerde, dolgun dudaklarda, kavisli burunda, ince belde değil; yürekte olduğunu herkes görsün. Bakışlardaki sevdanın gözlerden değil kalpten geldiğini herkes bilsin...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101199</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/695c1381-cef4-45bd-b3eb-c855eb75eb48.jpg</image:loc>
            <image:title>Flamingo Foli&apos;nin Hediyesi</image:title>
            <image:caption>Flamingo Foli’ye, arkadaşı Boncuk’tan bir mektup geldi. Boncuk, ona doğum gününde bir hediye verecekti. Kocaman, kuvvetli ve kıpır kıpır bir şey. 
Doğum günü yaklaştıkça Foli’nin heyecanı arttı. Acaba neydi bu hediye?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101200</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c5a5a96-89b8-4075-8f7c-1d113abae517.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendinden Uzakta</image:title>
            <image:caption>İnsan kendini, kendinden kaçarken mi bulur yoksa kendini ararken mi? Tek kişilik ve sadece gidiş olarak alınan bir biletle başlayan bu hikâye, birbirlerini kendilerinin hiç bilmedikleri yönleri ile tanıştıran üç insanın dostluğu ile bir muammaya doğru ilerler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101201</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9964b123-f27a-43f1-bfb9-d3de76599120.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeniden Mü’min Olmak</image:title>
            <image:caption>“Ah sözde Müslümanlar, İslam dininin sadece ibadetlerden, zikirlerden, dualardan, tören ve merasimlerden, hayır-hasenat işlerinden ibaret olmadığını; aynı zamanda İslam’ın bir hayat modeli, yaşam biçimi, bir sistem-nizam olduğunu bir anlayabilseler...” diyen Nuri Bereket, dini vecibeleri yerine getirmenin yalnızca ibadet etmekle değil; İslam dinine uygun bir yaşayışla mümkün olabileceğini belirtiyor kitabında. Müslümanlığın, esasında doğru yaşamak ve doğru olmak ile gerçekleşeceğini ve Müslümanlık adı altında dine taban tabana zıt işler içinde olanlara kanmamak gerektiğini gerek iğneleyici gerek aydınlatıcı bir üslupla ele alıyor. 
Dünya malına itimadı olanın ahiretini yakacağını; ahireti yakmamak için ise iyi insan, doğru insan olmakla birlikte insanları Müslümanlığın gerektirdiği yaşama nail olmaya teşvik etmek gerektiğini belirten Nuri Bereket, dünya ve ahiret mutluluğunun beratını almanın yollarını anlatıyor. İnsanın, attığı her adımı ahiretini hayırlı kılmak için atması gerektiğini ve bunun hangi yollardan geçtiğini kaleme alan Bereket, “Can denen gönül kuşu, ten denen kafesten uçmamışken, nefeslerimiz henüz tükenmemişken, dünya ve ahiret mutluluğunun beratını almamız gerekiyor. Bunun başka yolu yok, ama bu iş nasıl olacak, nasıl başaracağız, söyler misiniz a dostlar?” diyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101202</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cdfda71b-3ec4-4494-a612-078b27618c65.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevimli Hayvanlarla Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Kanguru, orangutan, keklik, ornitorenk… Bu hayvanları tanıyor musun? Minik kâşifler bu kitapta hayvanları tanırken soru-cevap etkinlikleriyle de çok eğlenecekler!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101203</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a56029a4-f11a-4d27-b2c9-4800a87133e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Uykudan Önce Masallar</image:title>
            <image:caption>Eğlenceli masallardan oluşan bu derleme kitabıyla okuma saatlerinize sihir 
dolacak. Küçük okurlar, kitapta yer alan on heyecanlı masalda bir dinozor 
periyle, çekingen bir devle, kahraman bir tek boynuzlu atla ve daha birçok masal kahramanıyla tanışma fırsatı bulacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101204</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dc3949a-67f3-4ed2-b375-dfb2353b9eb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Neşeli Hayvanlar</image:title>
            <image:caption>Birbirinden sevimli hayvanlarla eğlence vakti!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101205</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9cbfd99a-407a-4511-a94c-c24f3390db04.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devleti&apos;nin Dağılma Devri (18. ve 19. Asırlarda)</image:title>
            <image:caption>Türk Devrimi&apos;nin önde gelen düşünür ve eylemcilerinden Yusuf Akçura&apos;nın 1934&apos;te kaleme aldığı bu eserde Osmanlı Devleti&apos;nin dağılma devri incelenmektedir. 
Osmanlı Devleti&apos;nin dağılmasındaki başlıca etkenler; 
Osmanlı Devleti&apos;nin 19. asır başında dağılması; 
Vaziyetin ıslahı için aranan çareler; 
Fransa İhtilali&apos;nin Osmanlı memleketlerine tesiri; 
Osmanlı Sultanlığı ile Fransa Cumhuriyeti arasında 
Mısır ve Suriye harbi ve neticeleri; 
Avrupa siyasetindeki değişimler; 
Osmanlı Devleti&apos;nde esaslı ilk askerî ıslahat tesebbüsünün başarısızlığa uğraması; 
Edirne Vakası ve Kabakçı Mustafa ayaklanması ve 
III. Selim&apos;in tahttan indirilmesi… 
Kitabın bu basımı eserin 1940 basımı esas alınarak ve sadeleştirilerek yayıma hazırlandı. Sonraki basımlarda yer alan sadeleştirme ve yazım hataları giderildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101206</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbab7566-5a32-4309-8d78-ce0b6a545631.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Vakti</image:title>
            <image:caption>Hayat oyunlarla güzel! Eğlenceli oyuncakları birlikte boyayalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101207</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e9e80b6-e62b-4adb-9d7d-355acd165090.jpg</image:loc>
            <image:title>Şark Meselesi</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, Türk Devrimi&apos;nin önde gelen düşünür ve eylemcilerinden Yusuf Akçura&apos;nın Eski &quot;Şûrâ-yı Ümmet&quot;te Çıkan Makalelerimden (1913) ve Şark Meselesine Dair (1920) adlı eserleri bir araya getirildi. 
Akçura&apos;ya göre, emperyalistlerin &quot;Doğu Meselesi&quot; adını verdikleri mesele, mazlumlar dünyasından bakıldığı zaman &quot;Batı Meselesi&quot;dir. O, Avrupamerkezci tarihçiliği şöyle eleştirmektedir: 
&quot;Dünya tarihine, biz Fransız tarihçilerinin gözlüğüyle bakıyoruz. Dünya tarihini Fransız tarihçilerinin gözüyle görüyoruz: İşte bu, hatalı bir görüştür. 
Bu hatalı görüş neticesi olarak, hâlâ Fransa&apos;yı dünya vakalarının merkezi olarak görmekteyiz. Hele Avrupa kavimlerinin Doğu kavimleriyle, Müslümanlarla, Türklerle münasebetlerini öğrenirken görüş hatası artıyor ve bize zararlı bir mahiyet alıyor. Mesela tarih kitaplarımızda, gazete sayfalarımızda, devamlı &apos;Doğu Meselesi&apos;nden bahsolunur. Doğu için, bir Doğu Meselesi tasavvur olunabilir mi? Eğer olgulara Batı&apos;dan bakılırsa, bir &apos;Doğu Meselesi&apos; mevcut olabilir; fakat olgulara bizim taraftan, Doğu&apos;dan bakılırsa, bir &apos;Doğu Meselesi&apos; değil, bir &apos;Batı Meselesi&apos; vardır. Ve bu meselenin o suretle görülmesi ve incelenmesi icap eder. 
Doğu&apos;dan veya Batı&apos;dan bakıldığına göre meselenin mahiyeti değişir ve değişiklik çözüm tarzına dair fikirlere tesir icra eder.&quot; (27 Ocak 1925) 
Kitabın bu basımında 1913 yılında basılan eski yazı kitapçık ile Şûrâ-yı Ümmet&apos;teki makaleler karşılaştırıldı. İki basım arasındaki farklar dipnotlarla gösterildi. İki kitapçığın sonraki basımlarında yer alan okuma, sadeleştirme ve yazım hataları giderildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101208</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc0ccc33-3d2b-4cd9-b27e-793b9c24191c.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Tarz-ı Siyaset</image:title>
            <image:caption>Türk Devrimi&apos;nin önde gelen düşünür ve eylemcilerinden Yusuf Akçura&apos;nın 1904&apos;te kaleme aldığı bu eserde ilk defa siyasî sahada Türkçülük meselesi tam bir açıklıkla söz konusu ediliyor ve yine ilk defa, Osmanlı saltanatının takip ettiği veya takip edebileceği &quot;üç siyaset tarzı&quot;, yani &quot;Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük&quot;  açık bir şekilde tespit ve beyan olunuyor; &quot;bu üç siyasetten hangisinin faydalı ve uygulanabilir olduğu&quot; araştırılıyor ve ardından &quot;kime ve neye faydalı?&quot; olduğu sorgulanıyor. 
Türk milliyetçiliğinin siyasette sahip olabileceği kıymet ve öneme dair &quot;Üç Tarz-ı Siyaset&quot;ten önce bu derece açıklık ve katiyetle fikir beyan eden bir eser yazılmış değildir. Akçura, bu eseriyle Batı yazınında da Türkçülük hareketinin öncü, kurucu ve yayıcılarından olarak gösterilmiştir. 
Kitabın bu basımı 1904, 1907 ve 1911 yıllarındaki eski yazı basımlarından çevriyazı ve sadeleştirme yoluyla hazırlandı. İstanbul (1911) basımı esas alınmakla beraber, Kahire&apos;de yayımlanan Türk gazetesindeki tefrika (1904) ve Kahire (1907) basımları arasındaki farklar dipnotlarla gösterildi. Sonraki basımlarda yer alan okuma, sadeleştirme ve yazım hataları giderildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101210</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86adc44c-1023-45c8-a53a-eb1c94c9d235.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Kelâm: Erken Dönem Mâtüridîliğinde Kelâmî Yaklaşımlar</image:title>
            <image:caption>Angelika Brodersen, Bilinmeyen Kelam’da İslami gelenek perspektifinden Mâturîdî anlayışının önde gelen kelamcılarını ve onların eserlerini incelemektedir. Brodersen, kapsamlı bu çalışmasıyla, “bilinmeyen” olarak nitelendirdiği Mâturîdîliğin daha yakından tanınmasını ve bilinmesini amaçlamaktadır. Öncelikle Mâturîdî yazarların biyografileri ve metinleri hakkında tafsilatlı bilgiler veren Brodersen, ardından bu bilgilerden çeşitli çıkarımlar yaparak Mâturîdî inanç ilkelerinin dayandığı esasları ortaya koymaktadır.  
Bilinmeyen Kelam, Mâturîdî anlayış özelinde geniş bir bilgi sunmanın ötesinde, kelam araştırmaları açısından da oldukça değerlidir. Nitekim kitapta, Mâturîdîliğin bağımsız bir kelam ekolü olmasında etkin olan nedenler incelenmekle birlikte, kelam ekolleri arasında erken dönemdeki zât-sıfat ile alakalı tartışmalar hakkında da ayrıntılı bilgiler yer almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101211</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b7b8c17-c518-4728-be55-ab2618a70ea4.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğal Yetiler Üzerine</image:title>
            <image:caption>Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış olan Bergamalı Galenos, antik çağın tıp âlimleri arasında tartışmasız en ünlüsüdür. Felsefe ve mantığın yanı sıra anatomi, fizyoloji, patoloji, farmakoloji ve nöroloji de dâhil olmak üzere, çeşitli bilimsel disiplinlerin gelişimini büyük ölçüde etkilemiş olan Galenos’un Doğal Yetiler Üzerine isimli eserinde, insanın doğal yetilerinin birçok yönünü gözler önüne serdiği örneklerle karşılaşırız. Doğal Yetiler Üzerine bu nedenle Galenos’un daha hacimli eserlerinin incelenmesi için mükemmel bir başlangıç teşkil eder. Galenos’un organizmanın birliğini [bütünlüğünü], çeşitli “yetilere” yani güçlere sahip bir Fizik veya Doğa tarafından yönetildiği fikriyle açıklamaya çalıştığı bu eseri, antik tıp tarihiyle ilgilenenler için eşsiz bir kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101212</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1521a380-aa40-40e1-a5b2-a024fcfac778.jpg</image:loc>
            <image:title>Galenos ve Platon’un Timaios’unun İslam Düşüncesindeki Alımlanışı</image:title>
            <image:caption>Galenos ve Platon’un Timaios’unun İslam Düşüncesindeki Alımlanışı Galenos’un (ö. 200) Timaios şerhini ve bu şerhin Orta Çağ İslam düşüncesi üzerindeki etkisini incelemeyi öneren metinlerin başında gelmektedir. 
Yazara göre Galenos, Timaios metninde, tıp disiplinini yeniden kurgulayabilmenin imkânlarını soruşturur. 
Orta Çağ’da tıpla ilişkin olarak Arapça kaleme alınmış metinler göz önünde bulundurulduğunda Galenos’un bu konudaki etkisi çok daha bariz hâle gelir. Zira yazarın kitapta gösterdiği üzere, Galenos’un Timaios şerhi, kitapta ayrı başlıklar altında incelenen İslam düşüncesinin dört önemli ismi, Huneyn b. İshâk (ö. 260/873), Ebû Bekir er-Râzî (ö. 313/925), İbn Sînâ (ö. 428/1037) ve İbn Meymûn (Maimonides) (ö. 601/1204) tarafından hem eleştirilecek hem de geliştirilecektir. 
Galenos’un, İslam düşüncesinin bu önemli isimlerinin düşünce dünyalarında oynadığı rolü belirgin kılmaya çalışan kitabın bu vesileyle literatüre yaptığı katkı eşsizdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101213</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4c9ff5f-7792-4267-aa7f-3c28a2e30ca7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kelâm Kozmolojik Argümanı: Yeni Bir Değerlendirme</image:title>
            <image:caption>Kozmolojik argüman türlerinden biri olan “kelam kozmolojik argümanı”, evrenin varlığını bir yaratıcıya dayandırmakta ve bunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Elinizdeki kitap, bu argümanın dayandığı esasları teolojik ve tarihsel bir perspektiften incelemekle birlikte, bir savunusunu da sunmaktadır.  
Jacobus Erasmus, ortaya koyduğu kelam kozmolojik argümanının tam manasıyla anlaşılabilmesi için öncelikle konuyla alakalı düşünürlerin sundukları benzer fikirlerin öğrenilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu doğrultuda kitapta, Philoponus, Gazzâlî ve William Lane Craig gibi düşünürlerin fikirlerine de yer verilmekte ve bunlardan yapılan çıkarımlar ile çağdaş bir kelam kozmolojik argümanı sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101214</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59b1c460-48d4-4281-b785-92fd1a13d24d.jpg</image:loc>
            <image:title>Platon’un Epistemolojisi</image:title>
            <image:caption>Klasik dönem uzmanı Francis Macdonald Cornford tarafından tercüme edilen ve Platon’un iki diyalogunun yer aldığı Platon’un Epistemolojisi okuyucuya, Platon&apos;un epistemolojisiyle ilgili yararlı birtakım arka plan bilgilere ek olarak metnin anlaşılmasında eşsiz içgörüler de sağlayan kapsamlı yorumlar sunmaktadır. Bu yönüyle eser (ve eser içinde yer alan diyaloglar) yalnızca felsefe öğrencileri için değil, aynı zamanda her okurun daima gündeminde tutabileceği türden soruları ele almaktadır.   
Bu çerçevede, Theaitetos diyalogu, “Bilgi nedir?” sorusunun sistematik bir incelemesini sunar. Diyalogun büyük kısmı Sokrates ile öğrenci Theaitetos arasında geçer ve diyalog boyunca araştırdıkları cevaplar –algı olarak bilgi; doğru inanç olarak bilgi; doğru inanç ve bir açıklama (yani gerekçelendirilmiş doğru inanç) olarak bilgi– ele alınır. Çoğu Sokratik diyalog gibi, Theaitetos da nihai bir yanıt vermeden biter, yani diyalog, okurun bu mesele üzerine düşünebilmesi için bir sonuca bağlanmaz. İlgili ve diğer bir diyalog olan Sofist’te ise Platon “sofist” terimini yeniden tanımlar. Platon bu terimi değersizleştirmekle beraber, felsefede safsatalara yani dilsel muğlaklıklara dayanan aldatıcı görüşleri ele alır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101215</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33a3b835-5cd4-4017-85a1-a234ebe6c60d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Sanatçı</image:title>
            <image:caption>Otto Rank, Sanat ve Sanatçı adlı kitabında sanatın birey ve toplumla olan ilişkisine yoğunlaşmakta ve sanatçının, sanat eseri ortaya koyma güdüsünü ele almaktadır. Freud’un sanat ve nevroza dair fikirlerini kültürel bir bağlamda işleyen bu kitap, Henry Miller ve Anais Nin başta olmak üzere 20. yüzyılın birçok yazar ve düşünürü üzerinde etkili olmuştur.  
Sanat ve Sanatçı, sanatçıyı bireysel güdülerinin de ötesinde din, mitoloji ve sosyal perspektiflerden değerlendirmektedir. Rank’ın psikoloji ve psikanaliz alanlarında sahip olduğu geniş bilgi birikimi; antropoloji ve kültürel tarih gibi disiplinleri de kapsayarak insan doğasına ilişkin geniş bir anlayışa ulaşmaktadır.   
Kitap ayrıca, sanatçı ve eserini disiplinler arası bir bağlamda inceleyerek okuruna, genel manada sanat teorisine dair bir perspektif sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101216</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29e77f6e-9afc-4da9-a1f8-76a21a332741.jpg</image:loc>
            <image:title>Yönetim Düşüncesinin Tarihi</image:title>
            <image:caption>Yönetim, medeniyetin asli unsurlarındandır; bireylerin toplumsal alan içerisindeki etkileşimleri neticesinde ortaya çıkmış sosyal bir disiplindir. Bu disiplini mercek altına almak, teorik bilgiyle beraber tarihsel ve sosyal bilgi birikimi de gerekli kılar. 
Yönetim düşüncesini tarihsel bir perspektiften incelemek, yönetime dair yeni fikirleri ortaya çıkaran saikleri anlamamıza yardımcı olur. Yönetimin dününü anlamak, geleceği hakkında da bazı ipuçları verir. Nitekim yönetim, sosyal ihtiyaçlar neticesinde ortaya çıkarak farklı mekânlara ve dönemlere göre şekillenir. Morgen Witzel, yönetim düşüncesine yön veren olayları, mekân-zaman bağlamında inceleyerek kronolojik ve tematik bir şema sunuyor. Orta Doğu, Mısır, Hindistan, Çin, Yunanistan ve Roma gibi farklı coğrafyalara ait medeniyetleri inşa eden liderlerin yönetim hakkındaki düşüncelerini aktarmakla beraber yönetim düşüncesinin geçmişten günümüze olan serüvenini de ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101217</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d820d4cf-290c-4d0c-a23c-da713f329962.jpg</image:loc>
            <image:title>Yazan Yazdıran Adam</image:title>
            <image:caption>BİZE DEDİ Kİ… 
“…Hayallerimi gelgeç bırakmadım. Gerçekleştirirken kalıcı, sürdürülebilir, geliştirilebilir, yıkılamaz ve tutuklanamaz kılmak istedim. Hedeflere, yapılacaklara inanan ve güvenen yüzlerce dostun desteği ve katkısı ile el ele yürürken; buzdağı benzeri yapımızı görmezden gelenleri, gerçekleştirilenleri karalayanları, bizimle kavga yaratmak isteyenleri 
sürekli ardımızda bıraktık…” 
“…Yazı Dükkanı ve bileşenlerine gönüllü katkı koyan, görünmekten çok anlaşılır olmayı yeğleyen yoldaşlarla, istenirse tartışılır, varsa karşıt görüş belirtilir ortamlar hazırladık. Yaptıklarımız için ödül beklemek yerine, hak eden yapılmışlara ödül verdik…” 
“…Birlikte Dünya’nın edebiyatına, kültür ve sanatına hizmeti, sorumluluk olarak algıladık. Yaşadığımız farklı yerlerden de örgütlülük, gönüllülük ve önkoşulsuz katılım 
temelinde, görevimizi yerine getirdik. Çalışmalarımızı, kurulan yapıyı hiç bozmadan, 
yeni katlar yaratarak sürdürüyoruz…” 
“…Vasiyetimdir: Hiçbir genç, beslenme, barınma yetersizliği, inanç ve düşüncesine baskı istismarı nedeniyle eğitimini yarıda bırakmasın. 
Bu amaçla, Yazı Dükkanı ve bileşenlerine gönül veren, katkı koyan yoldaşlar; kişisel 
ödemeler, akılcı yaratımlar, kollektif üretimlerle, yüksek eğitim merkezleri olan kentlerde, (başlangıçta kiralık olarak 15 öğrenci ve 5 yetişkin toplam 20 kişinin konuk edilebileceği) Yazı Dükkanı Akademi Eğitim Evleri kurmalı. Bu evlerde gereksinimi olan öğrenciler barınabilmeli, birlikte beslenebilmeli, eğitim çalışmalarımız, sergilerimiz, imza 
günlerimiz yapılabilmeli, öğrencilere ve ailelerine rehberlik hizmeti verilmeli, sınav ve 
kayıt zamanlarında, gereksinimi olan öğrenci yakınları buralarda konuk edilmeli.. .”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101218</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4f6b1df-ec19-4af5-9944-4239531a1290.jpg</image:loc>
            <image:title>Almanya 2021</image:title>
            <image:caption>Dünyamız, özgürlük, adalet ve farklılıklara saygı gibi değerlerin geri çekildiği, güvenlikçi perspektifin, yapısal adaletsizliğin ve dışlayıcı tutumların ön plana çıktığı bir dönemden geçiyor. Batı demokrasileri de bu olumsuzluktan payını alıyor. Bu olumsuzluk son yıllarda kendisini en fazla islamofobik önyargı ve Müslüman karşıtı ırkçılık şeklinde görünür kılıyor. 
Müslümanlara karşı artan önyargı, ırkçılığın, ayrımcılığın, anti-liberal ve anti-demokratik fikirlerin en kolay çıkış yolu bulduğu yeni bir meşruiyet alanına işaret ediyor. Bu bakımdan Müslümanlarla ilgili insan hakları sorununu mercek altına almak, bütün bir ülke ve sosyo-politik sistemin karşı karşıya bulunduğu tehdidin boyutlarını somutlaştırmak bakımından önemli bir göstergeyi ifade ediyor. 
Almanya’da 2021 yılında insan hakları ve temel özgürlükler açısından mevcut durumu, bir yıl içinde sosyal, siyasi ve hukuki alanlarda yaşanan olumlu ve olumsuz değişimleri ve bu kapsamda Müslümanların durumunu mercek altına alan bu çalışmanın insan haklarına ve barışa katkı yapmasını umarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101219</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/866b276e-0cc2-4193-be96-2e654777cef8.jpg</image:loc>
            <image:title>Biçimsel Anlambilim Temel Kavramlar</image:title>
            <image:caption>Biçimsel anlambilim, dilin ve dilbilgisinin üreticiliğini belirgin bir mantıksal-matematiksel dizge olarak kabul edip, dilsel anlamı bu dizgenin ürettiği bir şey olarak görür. Bir başka deyişle üretici dilbilgisel yapı, mantık ve matematiğin yasalarına koşut bir işleyişle anlam üreten bir mekanizmadır. “Dil, mantık ve matematik”, bir araya geldiklerinde anlamı oluşturan, pek çok açıdan yasaları örtüşen bir dizgeler bütünüdür. Mantık ve matematiğin bir dili olduğu kadar, dilin bir mantık ve matematiği vardır. Bunlar aslında aynı olgunun farklı görünümleridir. Buradaki dil, “doğal insan dili” anlamındadır. İnsana özgü bir yetinin, dilyetisinin ürünü olan doğal dillerin mantık ve matematik dizgeleriyle açıklanamayacak pek çok görünümü olabilir; ancak mantık ve matematik, bu dilyetisinin ilkesel ve evrensel bileşenleridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101220</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83cada6d-6ecd-4129-a19b-322138b4cba3.jpg</image:loc>
            <image:title>Varım! Ama Neden?</image:title>
            <image:caption>Evrenin sonsuzluktan gelmesi, her şeyi sonsuz kılar. Sonsuzluksa tüm olasılıkları içeren tek bir noktadır. 
 
Neden buradayız? 
Nasıl var olduk ve nasıl hâlâ varız? 
Tanrı gerçekten var mı? Eğer öyleyse Tanrı nasıl var oldu? 
Her şey tanrısal bir bilinçle mi yaratıldı yoksa hepsi bir kaza mı? 
Dinleri, vahiyleri hakikaten Tanrı mı yolladı? Peki ama neden? 
Bizleri Tanrı yarattıysa amacı ne? 
Evrenin işleyiş biçimi nasıl? 
Tanrı bu işleyişin hangi aşamasında? 
Bilinç nedir? 
Tanrı, bilinç ve gerçeklik kavramları arasındaki bağ ne? 
Zaman ve mekânın farklı boyutları var mı? 
  Kuran-ı Kerim başta olmak üzere, İncil ve Tevrat’tan ayetler ile; bilimsel tarafta Kuantum Teorisi, Sicim Teorisi, Görelilik Teorisi ve astronomi arasında dâhiyane bağlantılar bulacağınız bu kitap, varoluşunuzu anlamlandırmanın kapılarını aralıyor. İlahi kaynakların bilimsel kaynaklarla ustaca harmanlandığı bu kitapta, evrene, yaratıcıya ve kendinize dair varoluşsal sorularınıza tatmin edici cevaplar alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101222</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0a722fce-6213-49f9-814c-ab932d297bd9.jpg</image:loc>
            <image:title>Gözyaşındayım</image:title>
            <image:caption>Eylül! Adı gibi bir sonbahar ezgisi. Yağmurun yeri dövdüğü bir gecede kundağıyla terk edilen öksüz. Can yoldaşı Ayşe ile kimsesiz çocukların meskûn bellediği, birbirlerine kol kanat gerdikleri yetimhanede büyümek zorunda kalan, sayısız yetimden sadece biri. Tam anlamıyla yurt, sıla nedir bilmeyen, yuvasız bir kuş. En umulmadık anda, yürekten dökülen şarkıların gizeminde, gözlerine nakşeden bir renk. Deniz Mavisi! Eylül; kimsesizliğin sunduğu sevgi yitikliği ve sıcak bir yuvanın hasretiyle yaklaşır Ezrak&apos;a. Mavinin uçsuz bucaksız ufkunu, haşin dalgalarını veyahut dibi görünmez enginlerini tahayyül edemez. Mavi Adam&apos;ım dediği, meftun aşkı Ezrak&apos;ın; kalbinin derinliklerindeki nasır tutmuş, ah işlemeyen güvensizliklerini hesaba katmaz. Sıcak avuçlarında, kanatlarının kırılma korkusu olmadan bir ömür geçirebileceğine inanır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101223</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4299e9a4-d849-49bb-b5f3-555b30860899.jpg</image:loc>
            <image:title>Denize Düşen Yalana Sarılır</image:title>
            <image:caption>DÜNYA DÖNDÜKÇE YALANLAR DA İNSANLAR ARASINDA DÖNMEYE DEVAM
EDECEKTİR AMA UNUTMA Kİ KARŞILAŞTIĞIN YALANLAR KADERİN DEĞİLDİR.
Gerçekliğin giderek bir ütopyaya dönüştüğü çağımızda, hakikat artık en kıymetli kazanım
sayılıyor. Ne var ki hangisi gerçek, hangisi yalan hepsi birbirine karışmış durumda. Yalanlarla
gerçekler arasında ayrım yapmak giderek zorlaştı artık. Sayısız yalanla çevrili hayatlarımızda
neredeyse doğruyu söyleyenin ya da gösterenin kırk yıl kölesi olmaya hazır durumdayız. Yaşam
içinde savrulup giderken birçok yalanla karşı karşıya kalırız. Bazen deliler gibi âşık olduğumuz
partnerimizden duyarız bu yalanları, bazen de en yakın aile bireylerimizden. Kimi zaman dost
sandığımız kişilerden, kimi zaman da arkadaşlarımızdan... Bazen de kendi kendimize
söylediğimiz yalanlara takılıp kalırız. İşte bu yalanlara takılıp kalmamamız için yazıldı bu kitap.
Hayatımızın parçasına dönüşmüş olan yalanlardan kaçamayız ama onları fark edebilir ve karşılık
olarak bir savunma geliştirebilir, böylece kendimizi koruyabiliriz. Günümüzde yaşanan
ilişkilerde en çok söylenen yalanların psikolojik analizlerine yakından bakan bu kitap,
kurduğunuz ilişkilerde ve hayatınızın pek çok alanında size rehberlik edecektir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101224</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55991849-7fc8-4e3f-a4de-d43f08fbd8c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yolun Sonu</image:title>
            <image:caption>Tiyatro ışıktır, umuttur, inceliktir, insan kalabilmenin en naif ifadesidir. Gerçeğin aynası değil ta kendisidir. Bir tutkudur, yaşama biçimidir. Heves değil yaşamaya heveslendirendir. 
Tıpkı gençler gibi. Birbirleriyle bu kadar benzer bu kadar iç içeyken,  gençlik oyunu yazılmamasına hep içerlemişimdir. Yıllar önce denemiş denemek yetmez diyerek epeyce emek vermiştim. Oynandığı zamanlarda sahnede görmek çok onurlandırmıştı. 
Ne şartlar altında olursa olsun, dostluğun, yardımlaşmanın ve gençliğin o güzel zamanlarını birlikte ve dolu dolu yaşamanın konu edildiği bir oyunu kitaptan çok sahnede görmek en güzeli. Ne kadar zor şartlarda okusak da yanımızda dostlarımız, can arkadaşlarımızın olması hayatı kolaylaştıran ve yaşamaya değer kılan en önemli varlığımız. Yaşamın kendisi gibi bizler de dönüşüp duruyoruz. Aslında yolun sonu yok. Olursa da dostluklar, paydaşlıklar olsun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101225</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3097ed1-4f0c-471b-87bd-69918ab7b1c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece</image:title>
            <image:caption>GECE 
Mutlu dünyası bir günde ismi gibi kararmış bir kadın. Canı pahasına sevdiği iki kişi elinden alınmış, tutunduğu hiçbir dalı kalmamıştı Gece&apos;nin. 
Bir anlık zevk uğruna iki canın kanına girdin sen! 
Mezara evladınla bir de beni defnettin. 
En karanlık GECE&apos; ye adımı kazıdın; Ömrüm yettiğince affedilmeyeceksin mahşerimde. 
Şimdi söyle sen kimi aldattın, söyle en çok kimin canını acıttın? 
Hadi söyle durma; en fazla kimi öldürdün? 
Beni mi… Bebeğimizi mi? 
SİNAN 
Nasıl olduğunu anlayamadan yapılan bir anlık hata. Sinan’ın hayatında ki en değerli şeyleri kaybettiği, büyük bir hata... Kaybettiklerini geri alabilir miydi, hakkı olmamasına rağmen? 
Yapamam! 
Göz göre göre beni öldürmene izin veremem. 
Canım yanıyor. 
Biliyorum hakkım yok, ama seni bırakmaya da gücüm yok. 
Bana bak! Karşında eski beni görebiliyor musun? 
Ben uzun zamandır göremiyorum. 
Yaşayıp yaşamadığımı bile bilmiyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101226</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9052a6de-60ff-40b7-aae1-305649255be6.jpg</image:loc>
            <image:title>Salavat Kokan Güller Tekbir Kokan Laleler</image:title>
            <image:caption>Edebiyat dünyamızın tecrübeli kalemi Muhammet GÖKÇE, bu kez yine bir şiir demetiyle, İlâhî sevgiler penceresinden gönüllere hitap ediyor. 
Gül ve Lâle motifleriyle sembolize ettiği Hz. Peygamber SAV ve Allah CC sevgisinin işlendiği şiirleri sizlerle paylaşıyoruz. 
Şiirin büyüleyici dünyasında bambaşka bir üslûpla tanışacak; lirik şiirlerle duygulanacak, epik ve didaktik şiirlerle keyif alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101227</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7e35907-c3aa-43b8-befb-61212eb2b21b.jpg</image:loc>
            <image:title>Umutlardan Öte Düşlerim Vardı</image:title>
            <image:caption>Kar beyazı bir dünya üzre sevdim seni 
Doruklara meskenliğim bundan 
Sevgiyse aslolan işte bu 
Sert rüzgârlara alışkanlığım benim. 
Gayrı sevda üzre ölebilirim...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101228</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a86e67e2-b67b-4294-a3fa-d70f83b7f049.jpg</image:loc>
            <image:title>Kün (Ol)</image:title>
            <image:caption>Âşık Divane 1946  yılında Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Karakaya köyünde doğdu. İlkokulu bitirdi. Saz çalmaya 10 yaşında iken başladı. Saz çalmayı ustadan değil, kendi kendine öğrendi. 
Asıl adı Mehmet İnal, yargı kararıyla Divane İnal’a dönüştürdü. Babası çiftçi Mustafa Efendi, annesi Gülbeyaz Hanımdır. 
Karakaya köyünün bulunduğu yöre Galmuat olarak bilinmektedir. Bu yörede gerçekleştirilen cemlerde zakirleri ve de ceme gelen konuk âşıkları dinleyerek sanatını geliştirdi. İlk konserine 1969 yılında Tokat’ta çıktı. 
1971-1973 yılları arasında yaşam zorunluluğu nedeniyle İsviçre’de işçi olarak çalıştı. Türkiye’ye döndüğünde yurt içinde pek çok konserlere katıldı, turnelerde bulundu. 
1975’li yıllarda müzik ve âşıklık geleneği alanında çalışmalarını artırdı. Kasetler çıkardı, TRT’de klibi yayımlandı . 12 Eylül 1980 darbesinden önce Avrupa’ya gitti. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde âşıklık sanatını sürdürdü, pek çok konserler verdi. 
2018 yılı içinde 16 türküsünün yer aldığı CD’si yayımlandı. Bu CD’deki türküler 15 farklı sanatçı tarafından seslendirildi. 
Fransa’nın Lyon kentinde bir döküm fabrikasında 14 yıl işçi olarak çalıştı. 
Fransa’yı mekan tutu. Bugün yaşamının bir bölümünü Fransa’da, bir bölümünü de Türkiye’de geçirmektedir. 
Bu kitap Âşık Divane’nin ikinci kitabıdır. Bundan önce basılan “Bell’olmaz” adlı kitabında 550 adet şiiri yer almıştı. “Kün (Ol)” adını taşıyan bu kitabında ise 750 şiiri bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101229</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b4f7252-8316-46a4-a898-5239b71caeb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Komünist Manifesto</image:title>
            <image:caption>Karl Marx ve Friedrich Engels’in dünyayı sarsan eseri “Komünist Manifesto” Martin Rowson’ın çizgileriyle canlanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101230</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a420ee93-d06d-49f0-a602-ccd5fd3405f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Mehtap Havuzu</image:title>
            <image:caption>“Fantazi, aşk, macera; biraz gizem, biraz doğaüstü; iç içe geçen kadim efsaneler ve yazıldığı dönemin bilimsel verileri… Hepsi parlak bir hayal gücünün eseri olarak bir araya geliyor.” NEW YORK TIMES “Dünyanın kalbine doğru bir şimşek hızıyla iniyorduk! Acaba ne gibi mucizeler gizlenmişti oraya?” Kadim uygarlıkların kalıntılarıyla dolu sıradışı bir coğrafyada, hayret ve dehşet verici bir varlığın pençesine doğru yola koyulan Walter Goodwin önderliğindeki ekip, doğaüstü gizemlerin dünyasında akıllara durgunluk verici maceralara atılır. Lovecraft’ın Cthulhu mitosundan Zindanlar ve Ejderhalar’a ve hatta bir dönemin unutulmaz dizisi Lost’a kadar uzanan geniş bir etki ağına sahip bu eserde fantastik kurgu, korku ve bilimkurgu iç içe geçiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101231</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db78da94-04ec-48cf-88fb-468eb086b2c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Foto-Grafiti 114 Gözdikme</image:title>
            <image:caption>Fasulye sıçramaya devam ediyor. Bazen bir resim / fotoğraf yazdırıyor yazıyı, bazen bir yazının mütemmim cüzü oluyor resimler veya fotoğraflar. Anılar, okumalar, izlenen filmler, bakılanlar, uzun uzun seyredilenler ve anlık göze takılanlar. Enis Batur Foto-Grafiti 114 Gözdikme’de okuyor, yazıyor, bakıyor, baktırıyor, görüyor ve her zamanki gibi göstermeye devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101232</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be6f2994-3826-45ac-92b5-35c1f4c02cbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Zamanlar Yazdıklarım ve Yazılanlar</image:title>
            <image:caption>Neredeyse Cumhuriyetle yaşıt bir ömrü, devletin çeşitli kademelerinde bulunduğum görevlerde Türk milletine, Türk Devletine hizmetle yaşadım. Kaymakam, vali yardımcısı, vali, emniyet genel müdürü, müsteşar ve bakan olduğum geçmiş yıllarda ülkemizin, insanlarımızın refahı, mutluluğu için çalıştım. Emeklilik günlerimde tecrübelerimi gençlerle paylaşabilmek, bildiklerimi gördüklerimi geleceğe aktarabilmek adına, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın anılarına değindiğim “Memleketim İncesu”, mesleki anılarıma yer verdiğim “Kaymakamlığımda, Valiliğim Yıllarında Yaşadıklarım”, konuşmalarımı topladığım “Dünde Kalan Sözler” başlıklı üç kitap yazdım. Değerli okuyucular, bu kitabımda ise bir zamanlar yazdığım makalelere, gazete ve dergilerde benim için yazılan yazıların, haberlerin bazılarına yer veriyorum. Yazdıklarımın da yazılanların da Cumhuriyetimizin bir dönemine ışık tutabilecek, bilgi verecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Bu yazılarda yönetici ya da siyasetçi olarak aslında devlet adamı ya da milletin adamı olarak geçmişte yaşanılan olaylar, yapılanlar, halkla ilişkiler, iletişimde kullanılan dil ve üsluplarla bir zamanların Türkiye’si anlatılmaktadır. Bu kitabı bağlı olduğum Türk milletine ebediyete ulaşmasını istediğim Türkiye Cumhuriyeti Devleti için armağan ediyorum...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101233</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7b44d2a-3426-4a3e-9038-f865ca1ac4a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet’in Öncü Gücü</image:title>
            <image:caption>Bilimsel ve çağdaş eğitim kurumlarımızdan biri olan Karşıyaka Kız Muallim Mektebi’nin hikâyesi Türkiye tarihine ışık tutuyor. Aralık 1914’den 7 Ekim 1949 tarihine kadar birçok öğretmeni yetiştirerek eğitim sistemimize kazandıran Karşıyaka Kız Muallim Mektebi’nde, eğitim tarihimizin idealist yöneticileri ve öğretmenleri görev yapmıştı. Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği Karşıyaka Kız Muallim Mektebi; Mustafa Necati, Hakkı Baha Pars, Vedide Baha Pars, İsmail Zühtü Kuşçuoğlu, Sabiha Gökçül, Resmiye Boysan, Mustafa Rahmi Balaban, Ahmet Talat Onay, Akif Bibioğlu, Ziya Somar gibi eğitim tarihimizde iz bırakan daha birçok değerli eğitimcinin görev yaptığı ve çağın gereklerine uygun nitelikli eğitim sistemiyle Cumhuriyet Dönemi’nin ilk öğretmenlerini yetiştirmiş, tarihsel kimliği ve manevi değeri olan bir kurumdu. Yücel İzmirli, Cumhuriyet’in Öncü Gücü: “Karşıyaka Kız Muallim Mektebi”nde bilimsel ve çağdaş eğitim kurumlarımızdan biri olan bu okulun tarihini, sınırlı sayıdaki kaynaklardan yararlanarak titiz bir çalışmayla okurla buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101234</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/446793d8-bdfb-4b68-9ac8-ff043fd6286b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşevi’nin Efendisi</image:title>
            <image:caption>“Bir insanı nereye kadar tanıyabiliriz?” İbrahim Yıldırım’ın “Eylülden Sonra” üçlemesinin ilk kitabı Kuşevi’nin Efendisi bu soruyla başlıyor. Sonra bambaşka sorular ve cevaplarla seyrediyor yolculuk. Yazdıkları ve yaşamı bir muammaya evrilen Asaf Cemil, Asaf Cemil’in hayatının ve metninin peşinde bir yazar Yusuf Bünyamin ve onun bu macerasında konuya dahil olan Bedrettin Melek, Belkıs hatta İbrahim Yıldırım’ın da yer aldığı çok sesli bir roman Kuşevi’nin Efendisi. Her yazarın, her metnin, her kısmın kendi sesiyle varolduğu bir oda müziği… Görülen düşler, kaleme alınan düş tutanakları ve bir yolculuğun gizemli durakları. İbrahim Yıldırım’ın klasikleşmiş eserlerinden Kuşevi’nin Efendisi’nde bizzat söylediği gibi: “İyi ki yaşadın, iyi ki öldün Asaf Cemil!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101235</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c44ca258-1596-4309-8faa-b20a4cc9d191.jpg</image:loc>
            <image:title>Yas-na: Yas&apos;ın Öteki Yüzü</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, Yas Şiirleri’nin Seda Zengin’in okuma deneyimine içkin olarak cisimleşen “aks-i seda’sı”; eş deyişle şiirlerin öteki ben’in varlığında, oluş halinde yankı bulması. Çünkü şiir, vurguladığım üzere, sahiden şiirse ruha dokunacaktır ve bu temasın, iç’te tinsel bir karşılığı olacak ve bu karşılık onto-poetik imge’nin özünü oluşturacaktır. Şiirleri okuyan öznenin, yani etkin olan öteki ben’in şaire meydan okuması, ondan, tine dokunan bu dizeleri yazmasının hesabını sormasıdır belki de vukuu bulan. 
Çünkü bu kitap, yazılan şiirin, şiirle yaratılan onto-poetik imgenin öteki ben’in ruhuna dokunuşunun, gerçekleşen tinsel temasın bir kefareti. Hem yazan ben, hem de öteki ben için etkin ve işlevsel olan bir itiraf, yakarı, arınma ve ortaklaşan varoluş ediminin, oldukça geniş bir kültürel bağlamla ilişkilendirilmiş sonucu… Çünkü bu kitap yazmaya, okumaya cüret edenlerin ödediği kefaretin iç’te oluşan ve betimlenerek dış’a aktarılan somut karşılığı. Yas ne ise, Yas-na da Yas’ın Öteki Yüzü, anlamı, betimi, aks-i Seda’sı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101236</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95cd6fbb-658c-422e-b8fe-4de58ae3db71.jpg</image:loc>
            <image:title>Destan Sayılır</image:title>
            <image:caption>Geceleri ışıkla dolu ıslak ağlar Aydan dönüyorum parlak renklerden İzmirli yaslı terzi Aigassos’ta Alkışlar İstanbul’a diye bağıran Fırıncı kadının çiçekten yüz çizgileri Sırlı çömlekler pazaryerinde, kimsesiz Arıların delirdiği vakitte Bir plak dönüyor gökte durmadan Ağaçlar da güdük, keçiler de ve tuz Burada avdan dönüyorum Ey Afrodit, güzelliğin âşığı sonsuz Hiçbir şey yok heybemde Yarat bizi yeniden o ilk öpüşle Acı hepimize!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101237</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cb167e7-3dec-4771-8cab-f6d77cfa5045.jpg</image:loc>
            <image:title>Geçici</image:title>
            <image:caption>Sürekli birbirinden farklı işlerde çalışan, kalıcılık peşinde bir “Geçici”nin hikâyesi bu. Kalıcılığa giden yolda, mütemadiyen yeni bir işe yerleştirilen, sorumluluğu neyse onu yerine getirip sıradaki “yerleştirme”yi bekleyen bir Geçici… İşi ise her şey olabilir; büyük bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanı’nın yerine bakmak, bir korsan gemisinde çalışmak, bir evin kapılarını açıp kapamak, hatta bir katilin yardımcısı olmak…
PEN/Hemingway İlk Roman Ödülü adaylarından Geçici, sürrealist bir mizah anlayışı ile kapitalizm eleştirisinin iç içe geçtiği, iş dünyasındaki görünmez tehlikeleri sergileyen, sıradan yaşamın tuhaflığına dikkat çeken, kimliğimizi nasıl inşa ettiğimizi irdeleyen, günümüzün laneti “esnek ekonomi” sorununa eğilen, hem ciddi hem alaycı bir manifesto.
“Bir Salvador Dali tablosu çağdaş bir roman olarak yeniden tasarlansaydı bu kitap ortaya çıkardı.”
—Parade
“Leichter, sorduğu şu soruya dengeli bir cevap sunuyor: Her şey iş olarak kabul edildiğinde, onun dışında kalmak nasıl mümkün olabilir?”
—Vulture</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101238</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fca95abc-ebb2-4d61-8bff-a21e115ea665.jpg</image:loc>
            <image:title>Sohrab Konuşmaları</image:title>
            <image:caption>bu kitap, sohrâb sepehri’nin, henüz yolcuyum (özyaşam öyküsü, anılar) kitabını okurken alınan okuma notları ve kendi yaşam notlarımın beni içine çeken algıları özelinde, o metinlerin gün yüzüne çıkarttığı bilinç akışı ya da sohrâb’la ortaklık hissettiğim çocukluğumun, daha önce de defter’le ilk halini alan başka öykülerimin, anılarımın devam ve vucud bulma şeklidir. 
çok yapraklı, uzun, ince dalları olan bir ağaçtı henüz yolcuyum benim için. ona benzemek istedim; ona benzeyen başka bir ağacın dalları olsun istedim yazdıklarım da. bir yazarı, şairi, eğer yazdıkları kıymet bulursa, tarih an be an sorgular, buna güvendim ben de. 
sonuç olarak bu kitap, yazarken, bazı metinler birebir içimde olmasa da, sonradan “içinde” yer aldığım ve içinde olduğum sohrâb’a ve onun bilinç akışıma bıraktığı etkiye aitttir ve ona ithaf edilmiştir; karıştık bir kere!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101239</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/763d945b-16a8-4812-a0d4-4281d5c207f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Üçü Çeyrek Geçe</image:title>
            <image:caption>Sırlarını saklamak için savaşanlar, dilsiz bir şahide yenildiler…
Asla ortaya çıkmayacağını düşündüğü sırları, kör kuyulardan çıkıp gelen birinin ziline basmasıyla hayatını karıştıran, ölümsüzlüğü arayan Feridun,
Elindeki kibrit çöpüyle dünyayı yakmak için her şeyi göze almış Müzehher,
Unutmak için seven ve susmanın sırları saklamaktan daha ağır bir yük olduğunu deneyimleyen Faruk,
Ve yaşananlara, haksızlığa, yalanlara başkaldırır gibi her gece üçü çeyrek geçe, kendiliğinden doğruları yazmaya başlayan, herkesin sırlarını ortaya çıkaran eski bir daktilo…
Mehmet Emin Altan “Üçü Çeyrek Geçe” romanında, İkinci Dünya Savaşı yıllarından günümüze uzanan gizem ve gerilim yüklü unutamayacağınız bir hikâyeyi ustalıkla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101240</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80954f2e-fe8a-4e19-85c5-09a1c63eba81.jpg</image:loc>
            <image:title>Zordur Kadın Olmak Anadolu’da 2</image:title>
            <image:caption>BAĞIMDA KALAN EN SON ÜZÜMSÜN 
 
Son baharda gazel olsa da bağım 
Akşam güneşine dönse de çağım 
Kaderle bir olup ördüğün ağım 
Gece gündüz yolu çeken gözümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün. 
 
Sıralansın derdim demli aktine 
Biriksin ömrümün en son vaktine 
Güç mü yeter şu feleğin kastına 
Sevdaya söylenmiş derin sözümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün. 
 
Sımsıcak gülüşün hayat tadımdır 
Unuttum kendimi ismin adımdır 
Şiirim uzaktan gönül yâdımdır 
Hayalinle derdime tek çözümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün. 
 
Hasretime hasret eklersin neden 
Özleminle solar dayanmaz beden 
Nedendir dönmüyor bırakıp giden 
Gel artık bekletme canım özümsün 
Aşk bağında kalan en son üzümsün.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101241</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/714de212-70f2-4ef5-b007-dc33d65a1104.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Bizimken</image:title>
            <image:caption>2016 Gençlik Edebiyatı Dalında Ulusal Kitap Ödülleri Kazananı
2016 Tiptree Ödülü Kazananı
2017 Stonewall Onur Ödülü Kazananı
Kasabalıların Bal ve Ay lakabını taktıkları Miel ile Sam, tüm tuhaflıklarıyla birbirlerine kenetlenmişlerdi. Miel’in bileğinde güller büyüyordu ve dedikodulara göre, beş yaşındayken kasabanın eski su kulesinden dökülüvermişti. Sam ise boyayıp ağaçlara astığı aylar ve annesiyle birlikte kasabaya taşınmadan önceki hayatının gizemli oluşu nedeniyle dikkat çekiyordu.
Tüm garipliklerine rağmen onlar bile, cadı oldukları rivayet edilen Bonner kızlarından uzak duruyordu. Fakat güzellikleriyle nam salmış dört kız kardeşin bir gün Miel’in bileğinde büyüyen gülleri istemesiyle bu durum kökten değişecekti. Bu güllerin herkesi kendilerine âşık edebileceğine inanıyorlardı ve onlar istediklerini alana kadar, Miel’in canı pahasına sakındığı hiçbir sır güvende değildi.
“Klasik olduğu kadar modern, fantastik olduğu kadar da gerçek bir aşk hikâyesi...” —School Library Journal
“Latin efsaneleri ve büyülü gerçekliğe sarılı görkemli üslubuyla, Ay Bizimken peri masalı unsurlarını bir aşk hikâyesinin zarafetiyle birleştiriyor. Hikâyenin özü gerçekten derin bir hümanizmde yatıyor. Sevimli, gerekli ve gerçek.” —Booklist (starred review)
“McLemore adanmışlık, aile ve kimlik konularının kıyısına kurduğu zengin anlatımıyla bir kez daha büyülüyor… Okurlar hiç farkına varmadan bu ölümsüz anlatıya kapılacaklar.” —Kirkus (starred review)
“Sırların, onları anlatmanın, kendi gerçeğini cesurca yaşamanın ve söylemenin gücüne dair bir hikâye bu.” —Lambda Literary
“McLemore çarpıcı ve modern bir peri masalı yaratmak için büyülü öğeleri ve etnik karakterleri bir araya getiriyor… Zengin ve saygı dolu anlatımı McLemore’un alameti farikası… Cinsel kimlik, aile ve tarihin kişi üzerindeki baskısıyla ilgilenen okurlar, Ay Bizimken’de bunlara ve başka güçlü temalara değinen sürükleyici bir hikâye bulacaklar.” —Publishers Weekly
“Daha önce böyle bir kitap okumadınız… Sıcak ve büyülü bu hikâye son derece modern bir peri masalında tutsak kalmışsınız gibi hissettirecek.” —Bustle
“En sıradışı genç yetişkin fantastik romanlardan. Kara büyü, dostluk ve kuir aşk, usta bir anlatımla birbirine örülmüş.” —Tor.com
“Enfes yazılmış ve şaşırtıcı biçimde gerilimli bu büyülü kitap sadece bir aşk hikâyesini değil, sakladığımız sırları ve söylediğimiz yalanları, birbirimize ve dünyaya özgün kimliklerimizi açıklamanın ne kadar cesaret gerektirdiğini anlatıyor.” —Laura Ruby
“McLemore’un leziz üslubu, cinsiyet, cinsellik ve ırk konularına uzanarak aşk ve gerçeklik üzerine anlatılması gereken bir hikâyeyi ortaya koyuyor. Tabii içine bir parça büyü eklemekten de geri durmuyor.” —Entertainment Weekly
“McLemore türler arasında ustalıkla dans ediyor; kültür, efsane, rüya, aşk ve cinsiyet kimliğinin parıldayan ağlarını birbirine öyle eşsiz bir şekilde örmüş ki Ay Bizimken’i yüreğimin derinlerinde hissettim. Keyfine vararak, mükemmel cümlelerinin tadını çıkararak yavaş yavaş okumak isteyeceğiniz o özel kitaplardan biri. Bu kitaba hayran kaldım.” —Laura Resau</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101242</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e3b316a-3ea8-467e-9a43-6a32c0b23ab0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölühane Kapıları</image:title>
            <image:caption>“BIRAKIN ÖLÜMÜM ŞAN GETİRMESİN. BIRAKIN UNUTULUP GİDEYİM. BIRAKIN CANLILARI SUÇLAYAN ÖLÜLERİN ARASINDA YER ALMAYAYIM.”
Zamanın ve kumların ölü uygarlıkların üzerini örttüğü, bir zamanlar denizken artık ölümcül güneşin kavurduğu Kutsal Raraku Çölü… Malazan İmparatorluğu hâkimiyeti altındaki Yedi Kent kıtasında esen sıcak çöl rüzgârlarında bir isyanın fısıltıları taşınmaktaydı. Raraku Çölü’ndeki saklı bir vahada, Sha’ik ismindeki peygamber, Dryjhna Kıyamet Kitabı’nın eline teslim edilmesini bekliyordu. Kehanete göre, Sha’ik kitabı açtığında, intikam tanrıçası uyanacak ve Yedi Kent hürriyetini geri almak için ayaklanacaktı.
Yedi Kent kıtasında gerçekleşmeyi bekleyen tek kehanet bundan ibaret değildi. Hayvan cismine bürünebilen şekildeğiştirenler, verilmiş kadim bir sözün peşinden Yedi Kent’e akın ediyor, hem çölde hem de büyülü kovanlarda birbirleriyle çatışıyorlardı. Kana susamış çöl kumlarını besleyen bu çatışmalar, Yedi Kent’i hiç olmadığı kadar tehlikeli ve korkunç bir yer hâline getiriyordu.
Tanrıların faniler üzerindeki acı oyunları devam ediyor, kumlara gömülü sırlar keşfedildikçe fanilerin entrikalarının ne kadar önemsiz olduğu açığa çıkıyordu. Ancak ne tanrıların ne de fanilerin hesaba kattığı bir gerçek vardı: Tanrılar da entrikalara kurban gidebilirlerdi.
“Steven Erikson beni kendine hayran bırakıyor. Eserleri sadece bir avuç kitabın başarabildiğini gerçekleştiriyor: Okurun gerçeklik algısını değiştiriyor.” —Stephen R. Donaldson
“Erikson öyle gerçekçi, öyle efsunlu dünyalar yaratıyor ki oradan ayrılmak istediğinden emin olamıyor insan.” —Michael A. Stackpole
“Elinizden düşüremeyeceğiniz, soluk soluğa, George R. R. Martin&apos;in eserlerindeki vahşiliğe sahip bir kitap.” —Elizabeth Haydon
“Yılın en iyi fantastik eserlerinden biri.” —SF Site</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101243</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41abc67e-0d7a-42b6-9886-758088400ecb.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalet Tofu ve Cadı Çiya - 1. Kitap</image:title>
            <image:caption>Tofu resim yapmaya âşık, ressam olmayı hayal eden bir hayalet; Çiya ise kasvetli şiirler okumaya bayılan küçük bir cadıydı. Yıldıztozu Kasabası’nda karşılaşmalarıyla başlayan dostlukları, tamamen farklı karakterlere sahip ikilinin hayatında yepyeni bir sayfa açmıştı.
Bir gün kasabanın müzesinde Tofu’nun hep kaçındığı insanlardan biri, küçük bir kız cesurca yanına gelip onunla konuşmaya başladı. Çiya’dan başka kimseyle konuşmayan Tofu için son derece şaşırtıcı bir andı bu. Bu küçük kızın çıkagelmesiyle Tofu ve Çiya, zor da olsa insan-çocuklara yeni bir gözle bakmaya başlayacaklardı.
Zeynep Alpaslan bu kitabında dostluk, fedakârlık, çoğunluktan farklı hissetme gibi konuları irdelerken okurunu yer yer karanlık ama ışıltılı ve umut dolu bir hikâyeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101244</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b480fa30-689f-4021-ad35-e4d3b8516de5.jpg</image:loc>
            <image:title>İlker Hepyaşar (5 Kitap Set)</image:title>
            <image:caption>İlker iyi çocuk… Hem esprili hem de eğlenceli bir arkadaş. Laf aramızda macerayı da seviyor. Başına hep komik şeyler geliyor. Ablası da durur mu, yazıyor  tabii bütün bu olanları. 
 
Merak ettin değil mi, “Kimdir bu çocuk?” diye. Eminim tanıyınca sen de seveceksin.  Hadi o zaman, sayfaları çevir sen de İlker’in maceralarına ortak ol!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101246</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e856fad-c283-43b4-8128-9fbf3d218d0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Masa, Bayrak, Sandalye</image:title>
            <image:caption>2009’da Renkzaman, 2012’de Pencere, 2016’da Karlar Altında Körler Ülkesi adlı kitapları yayımlanan Serhat Çelikel, ikinci romanıyla okur karşısında.
Masa, Bayrak, Sandalye bir dostluk hikâyesi. Romanın başkişisi ve anlatıcısı konumundaki Burak’ın, ev arkadaşları Ece, Cemil ve hem evlerine hem aralarına sonradan dahil olan Yasemin’le yaşadıkları, onlarla birlikte kendini yeniden ve durmadan keşfetme hâli ve dünya üzerindeki her şeyin geçip gidiyor oluşu, bu hikâyenin temel taşlarını oluşturuyor. Roman boyunca paylaşılanların “uçuculuğunu” ise Burak’ın aralıklarla yinelediği cümle temsil ediyor: “Kimseye zararım yok, galiba bu dünyada bir amacım da yok.”
Çelikel, kendi hâlinde dört üniversite öğrencisinin hayatında olan biten ufak tefek şeyleri mevsim mevsim anlatırken, önce bu olağan akışı bozan olağandışı olaylara, sonra da romanın var olma sürecine dahil ediyor okuru. Bu duraklar, romanın bir dostluk hikâyesinden fazlası olduğunun kanıtı.
&quot;Burak kendisini de taklit etmelerini bekledi fakat henüz aralarına katılmış Yasemin’in bile saçlarını tepesinde topladığı zamanlarda yaptığı bir hareketle dalga geçildikten ve buna gülündükten sonra başka gülünçlüklere geçildi. Kendisini taklit edecek olsa bunun nasıl bir hareket olacağını düşündü, aklına bir şey gelmiyordu. Sürekli kullandığı bir hareket, bir kelime, bir yüz ifadesi düşündü ama böyle bir şey de bulamadı. Bazen karşıdaki nasıl konuşursa, nasıl davranırsa kendisinin de buna hemen uyduğunu, karşısındaki gibi şeyler söyleyip, karşısındakine benzer hareketler yaptığını düşünür ama buna canını sıkmazdı. Burak’ı diğerlerinden ayıran bir şey muhakkak olmalıydı, bir ilginç yan, yalnızca ona has bir şey olmalıydı. ‘Yok,’ diye düşündü. ‘Bu hayatta hiçbir amacım da yok.’&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101247</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fedac3d2-3f50-435a-9635-b93a6182504e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahlakın Metafiziği Hukuk Öğretisi</image:title>
            <image:caption>Kant’ın Ahlakın Metafiziği (Die Metaphysik der Sitten) adlı eserinin ilk kısmı olan bu kitap, yazarın ‘hukuk öğretisi’nin ve ‘devlet kuramı’nın temel ilkelerini ortaya koymaktadır. Kant denince akla her ne kadar ilk bakışta ahlak felsefesi gelse de onun hukuk felsefesi ve devlet felsefesi, başlı başına felsefi bir tasarıdır. 
Kant, hukuk felsefesini bilinçli ve planlı bir şekilde Saf Aklın Eleştirisi’nde yeni bir temelde inşa ettikten sonra geliştirmiştir. Hukuk ve devlet felsefesi düşüncelerini bu kitapta kaleme almadan önce Yeniçağ felsefesini incelemiş; Hobbes’tan Locke’a ve Rousseau’ya kadar temel hukuk ve devlet öğretileri ve hukukun devlet içerisindeki konumu Kant’ın yoğun ilgisini çekmiştir. Kant’ta üç büyük düşünürün, Rousseau’nun cumhuriyetçilik, Locke’un temel insan hak ve özgürlükleri ve Montesquieu’nün güçler ayrılığı bağlamında derin izlerini görmek mümkündür. 
Kategorik imperatif devlet kuramına uygulanabilir mi? Kant, iktisadi veya siyasi liberalizme, müdahaleci hukuk devletine nasıl bakmaktadır? ‘Dünya vatandaşlığı’ kavramı sömürgeciliğe bir alternatif midir? Evrensel bir hukuk ve devlet etiği yaratılabilir mi? İnsan hakları ilkesi ve mülkiyet kurumu nasıl temellendirilebilir?  
Devletlerarası hukuk düzeni, ceza hukuku, direnme hakkı, yoksullar için kamusal sorumluluk gibi maddi hukukla ilgili özsel konularla birlikte bu kitap, hukuk öğretisinde metafiziğin vazgeçilmezliğine dikkat çekmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101248</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4d54452-d436-4be9-a147-b43e27b4ee66.jpg</image:loc>
            <image:title>Şairsel Mevzular</image:title>
            <image:caption>Şairsel Mevzular, İsmail Biçer’in 2007-2022 arasında çeşitli dergiler, gazeteler ve gazetelerin
kitap eklerinde yayımlanan inceleme-deneme türündeki yazılarından oluşmaktadır. Şairler,
yazarlar, aydınlar, edebiyat ve şiir dünyasını çok yakından ilgilendiren konular, kendi
alanlarında ilgi gören yapıtlar üzerine yalın, çarpıcı bir dilin kendini rahatlıkla gösterdiği bu
eser, bilgelik taslamadan, okuru içtenlikli ve sorgulayıcı bir yolculuğa çıkarıyor.
İsmail Biçer
17 Şubat 1970 Erzincan doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Şiir, yazı, söyleşi ve öyküleri
1992’den başlayarak birçok dergi, gazete ve gazetelerin kitap eklerinde yayımlandı. Şiirleri
bazı antoloji ve yıllıklarda yer aldı; ulusal ve uluslararası şiir/edebiyat etkinliklerine imza
attı. Kartal Belediyesi tarafından yayımlanan edebiyat, sanat ve kültür dergisi KE’nin yayın
kurulu üyesi. Sessizlik Kuyusu (Şiir, 2009), Töz (Şiir, 2010), Yere Dökülen Ağaç
(Şiir,2013), Sus Alfabesi (Şiir, 2016), Şair Sokağı Söyleşileri (Röportaj, 2016), Gelmek
Gazeli (Şiir, 2017), Şer Zaman Mezmurları (Şiir, 2019), Topoğrafyalar ve Aryalar (Şiir,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101249</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aaa63edd-23f8-4b30-a901-4940f6db0755.jpg</image:loc>
            <image:title>Vadideki Zambak</image:title>
            <image:caption>“gerçek aşk sonsuzdur, sınırsızdır, daima olduğu gibidir, eşittir ve saftır, aşırı
gösterilere gerek duymaz”
Fransız edebiyatının kült eserlerinden biri olan Vadideki Zambak,
Balzac’ın, İnsanlık Komedyası eserinin “Kır Hayatından Sahneler” bölümündeki
romanlarından biridir. Felix de Vandenesse’yle Henriette de Mortsauf
arasındaki aşkı anlatan roman, arka planında 19. yüzyıl Fransa’sının toplumsal
yapısını da irdeliyor. Bu eserinde Balzac, muazzam betimlemeleri ve şiirsel
üslubuyla bizleri edebi lezzetin doruklarına çıkarıyor.
Vadideki Zambak’ı Şirin Erkan Leitao’nun onlarca dipnotla zenginleştirdiği
özenli çevirisi, detaylı önsözü ve Balzac Müzesi’nin özel izniyle yer verdiğimiz
gravürler ve fotoğraflarla sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101250</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c336c9bd-0983-4cbd-982d-f287ee4024a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalıntı -2</image:title>
            <image:caption>Karanlığın kanlı kalbi, bir elmas gibi parlamaktadır sonsuz döngünün içinde.
Haris&apos;in lanetinden kurtulmasıyla birlikte dünyayaemsalsiz bir sis çökmüştür. Özgürlüğüne kavuşan Haris,daha da güçlenmiş ve kötülüğünü evreneyaymaya çoktan başlamıştır. Gerçekliğine aslainanmayacağı bu savaşta Ezel de yerini almıştır. Yaşadığı vahşetlerin içine şimdi biraz dahaimkânsızlık eklenmiştir.
Ezel artık sadece Karmen&apos;e olan aşkı için değil,insanlık için de savaşacaktır. Haris her geçen gün dipsiz karanlığa daha da sahip olurken Ezel&apos;in tek amacı onu kendi karanlığında boğmaktır.Ancak Ezel bu amaç uğruna neleri kaybedeceğinin farkında bile değildir. Karanlığın kanlı kalbine ulaştığında kendi ellerinin de temiz kalamayacağını henüz bilmiyordur. Öğrendiğinde ise o kalbi çoktan ellerinde tutuyor olacaktır.
Kalıntılar, karanlığı tamamen ele geçirmeye başlamıştır.
“Ya ben kazanacaktım ya evren ama her ikisinin sonunda da kaybeden ben olacaktım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101251</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/969af3b4-cafc-4cf2-b6b6-868f9fcbb0be.jpg</image:loc>
            <image:title>Bana Kim Sarılır?</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, en büyük hayali birine sarılmak olan küçük kaktüs Dikenli’nin 
hikâyesini anlatıyor. 
Bakalım Dikenli sonunda birine sarılmayı başarabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101252</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64fa07fb-0516-4291-a6b8-5bce60368eaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Kızı Ağladığında</image:title>
            <image:caption>Erin serbest bıraktığı gücün büyüklüğünden bihaberdir. Aslına bakılırsa tüm cadılar neyle karşı karşıyaolduklarını gerçekte bilmiyordur. Oysa baksalar ilahi varlıkların tir tir titreyişine, kıyametin kopacağını anlayabilirler. İkiTitaniçe, aralarındaki savaşı taraflarına başka Tanrıları çekerek büyütecektir. Bu artık sadececadıların değil, tüm dünyaların kaderini belirleyecek büyüklükte bir mücadeledir.Deniz kızı ağladığında gök karşılık verir O’na. Yırtılır cennet, cam kırıkları gibi yağarinsanlığın üstüne. Tanrılar haykırır öfkesini. Ve dillendirir Titaniçeşarkısını, boğazındaki tüm şelalelerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101253</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a69ff9a1-a093-4fab-943c-489eb59e5e61.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizans ve Müslüman Türk Anadolu’nun Doğuşu (1040-1130)</image:title>
            <image:caption>Selçuklu Türklerinin Anadolu’ya gelişi, modern Türk ulusal kimlik söyleminin vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Diğer yandan, Batı’da Avrupalı ulusların oluşumu ve Yakın Doğu’nun dönüşümü ile ilgili tartışmalara Anadolu Türkleri nadiren dahil edilir. Türklerin Küçük Asya’ya nüfuzu, bir tarafta yerleşik gruplar ve göçebe gruplar, diğer tarafta farklı dinsel ve etnik topluluklar arasındaki bir çatışmanın sonucu olarak değerlendirilir. 
Bu kitapta iki temel argümanın yer aldığı alternatif bir anlatı öne sürülüyor. İlk olarak, Konstantinopolis ve Kahire, Anadolu topraklarının büyük bir kısmıyla Bizans-Müslüman sınır bölgeleri üzerindeki etkilerini kaybettiler; ikincisi, doğmakta olan Selçuklu Sultanlığı bölgesel bir güç olarak bunların yerini almada başarısız oldu. Bu dönemde hem Bizans Anadolu’sunda hem de İslam’ın kalbinin attığı bölgelerde yerel seçkinlerle bölgesel güçler siyasal otoriteyi ellerine geçirdikleri gibi, bitip tükenmeyen bir iktidar mücadelesine giriştiler. 
Söz konusu süreç içinde Türk savaşçı grupları; yaptıkları akınlar ve fetihler nedeniyle değil, önceden var olan toplumsal ağlara eklemlenmeleri sayesinde hızla önemli bir rol üstlendiler. İdari araçlarla yerel kaynaklardan faydalanarak yerel hükümdarların ve tebalarının rızasını elde ettiler. Böylelikle, daha büyük bölgesel birimlere evrilecek olan beyliklerin nüvelerini oluşturdular. 
Dolayısıyla, değişimin itici gücünü Bizanslıların gerilemesi veya Türklerin zaferinde değil, bu iki âlem arasındaki başarılı etkileşimde aramak gerekir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101254</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72599cce-75de-4eee-9607-05fe8d2ca076.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Şans:Neden Yeni Bir Dünya Düzenine İhtiyacımız Var?</image:title>
            <image:caption>Yeni bir dünya düzeni yaratmak gerçekten insanlığın &quot;son şansı&quot; mı?   Türkiye&apos;nin konumu ve durumu yeni dünya düzeninde ne derece kritik?   Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder ve ünlü tarihçi Gregor Schöllgen&apos;in kaleme aldığı Son Şans tüm bu sorulara yanıt arıyor.     “Karşımızda hiç de iç açıcı bir görüntü yok. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana, dünya üzerindeki krizlerin sayısı hiç bu kadar yüksek olmamıştı.”     Batı egemenliğindeki eski dünya düzeni çöktü. Yeni güçler ise kendine bu düzende yer bulmaya çalışıyor. Bunlarla birlikte dünya; iklim değişikliği, kaynak kıtlığı, salgın hastalıklar ve terörizm gibi birçok sorun ve krizle uğraşıyor. Bu toplumsal ve küresel krizlerin sonuçları ise dikkat çekmekte. NATO’nun ve Avrupa Birliği’nin akıbeti, ülke başkanlarının diplomatik hamleleri, ülkeler arasındaki dostluk ve rekabet ilişkileriyle her şeyin seyrini değiştirebilen anlaşmalar gelecek için hem zaruri hem de tehlikeli. Türkiye’nin de tüm bu meseleler içindeki pozisyonu azımsanmayacak derecede önemli.   Usta bir tarihçi ve eski bir politikacının dünyanın durumunu birlikte analiz ettiği Son Şans, Schröder’in politik deneyimiyle Schöllgen’in tarih bilgisini bir araya getiriyor. Baştan sona akıcı bir şekilde okunan bu kitap, insanlığın günümüzdeki durumunu anlamak isteyen okurlar için temeli sağlam bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101255</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab6a6113-e769-40e5-8e9c-a36a2b9a6a64.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Şaman Mitolojisinin Teonimleri</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Fuzuli Bayat’ın dört kitabının devamı ve tamamlayıcısı niteliğinde olan bu kitapta, şaman teonimleri, bir başka deyişle şaman ilah adları bağlamında mitin ve mitologemlerin rolü, mitik ideolojideki dönüşümler, “düzeltmeler” vb. konular incelenmeye çalışılmıştır. Yazar, şaman teonimleri ve tanrısal kahramanlar hakkındaki bu çalışmayı; unutulan, değişim ve dönüşüm sonucunda deforme olan Türk şamanlığının ve şaman mitolojisinin son kırıntılarını kayıt altına alarak gelecek nesillere aktarmak maksadıyla hazırlamıştır. Zira şamanlığın ana vatanı olan Sayan-Altay ve Yakut Türklerinde 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlayan sayısız dinî grup ve inanç merkezinin arasında zengin şaman mitolojisini öğrenen/öğreten herhangi bir kurum yer almamaktadır. Hâl böyle olunca şaman mitolojisi, sözlü geleneği ve şaman ilah adları olarak adlandırdığımız bağımlı tanrılar, yüksek dereceli ruhlar, tanrısallaşmış ecdatlar ve kahramanlar hakkındaki hikâyeler artık tarihe karışmaktadır. Hatta bugün neo-şamanların da, pratikte isimlerini zikretmedikleri onlarca belki de yüzlerce ilah ismi, onların işlevleri, kültürel rolleri hakkındaki bilgiler yok olup gitmektedir. Küresel dünya ölçeğinde yeri olmayan bir dizi inanç, gelenek, örf ve âdetler, folklorik ve etnografik veriler korunmaya muhtaçtır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101256</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6973601-1684-4e90-ac66-a7daaa0d2a28.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Çabuk Geçer Akıl Geç Kalır</image:title>
            <image:caption>ZAMAN ÇABUK GEÇER, AKIL GEÇ KALIR Savaşa katıldıktan sonra savaş karşıtı olan, bir yıl içinde iki evlat acısı yaşayan bir askeri psikiyatrdan bilgelik ve sağduyuyla yoğrulmuş hayat dersleri... En büyük kayıpların, en ağır yenilgilerin üstesinden gelmek ve hayata yeniden sarılmak, yeniden gülmek, mutlu olmak mümkün... Hayatın inişli-çıkışlı, dolambaçlı bir yol olduğu malûm. Evet, bu yolda hep iyi, güzel şeyler olmaz ama hep kötü, çirkin şeyler de olmaz. İyiliklerin, güzelliklerin keyfini çıkarırken, kötülüklerin, çirkinliklerin üstesinden gelmek için belirli bir hayat tecrübesinin yanı sıra bazı gerçekleri bilmek, hayatın hangi dersleri verdiğini, bize ne söylemeye çalıştığını anlamak gerekir. “Harita zeminle uyuşmuyorsa yanlış olan zemin değil haritadır.” &quot;Kendine yalan söylemek kötü bir fikirdir.&quot; “En güçlü yönlerimiz aynı zamanda en büyük zayıflığımızdır.” “Sadece kötü şeyler hızlıca meydana gelir...” Bunlar gibi 30 hayat gerçeğini ele alan Dr. Gordon Livingston kendi hayat derslerini psikiyatri biliminin süzgecinden geçirerek aktarırken herkese umut aşılıyor. Zaman hızla akarken genellikle geç kalan akılla ne kadar erken buluşursak o kadar iyi; Livingston bu randevuyu erkene almanın yolunu gösteriyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101257</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f745800c-8bb1-4653-b7fe-98f5129db2c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Eflatun Parmaklı Adam</image:title>
            <image:caption>Muhammed Akif Bayraktar, Nazende’den sonraki ikinci şiir kitabı Eflatun Parmaklı Adam’da, okurunun kalbindeki yerini sağlamlaştıracak şiirlere yer veriyor. 
Ömür, beklemektir bir treni garda 
Bak, sırlar gömülü her mezarda 
İnsan, gönlünü hileli bir zarda 
Şansın eline bırakacağını mı sanır? 
Âşık bakar, Maşuk ardından 
Maşuk, umursuz ardında kalandan 
İnsan, sevdayı bir an yadından 
Saklayıp mesut olacağını mı sanır? 
Gökteki su, bulur insanı yerde 
Toprak, arif olanı düşürür derde 
İnsan, çamurdan imtina eder de 
Özünü, imtinasından gayrı mı sanır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101258</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a020dd3f-0c18-4c69-9427-eb988dd90376.jpg</image:loc>
            <image:title>Sandığın Kişi Değilsin</image:title>
            <image:caption>SANDIĞIN KİŞİ DEĞİLSİN. 
 
“Adı Sammy Went. Bu fotoğraf ikinci yaş gününde çekildi. Üç gün sonra küçük kız kayıplara karıştı.” 
 
Kimberly Leamy, Melbourne’de fotoğrafçılık dersleri veriyor. 
Bir gün teneffüs sırasında yanına daha önce hiç görmediği bir adam yaklaşıyor. 
26 yıl önce kayıplara karışan bir kızdan söz ediyor. 
Sammy’den. 
 
Kimberly başta anlamıyor, anlayınca öfkeleniyor, zerre inanmıyor. 
Ancak iddia o kadar korkunç ki yokmuş gibi davranamaz, havada asılı bırakamaz. 
Kimberly şimdi yola çıkmak, Amerika’ya gitmek zorunda. 
Karşısında fanatik bir topluluk, yakınlaşmak zorunda olduğu tekinsiz bir aile ve temeli sırlarla atılmış bir kasaba var. 
 
Uluslararası çoksatan Sandığın Kişi Değilsin, 
travmaya, kökene ve hafızaya dair unutulmaz bir roman. 
 
Avustralya’nın gelmiş geçmiş en çok satan ilk romanları arasında. 
Victorian Premier’s Edebiyat Ödülü&apos;nü kazandı. 
Australian Book Industry Awards Yılın Romanı, 
Indie Book Awards Yılın Çıkış Romanı finalisti oldu. 
Çeviri hakları 17 dile satıldı. 
 
&quot;Olağanüstü bir ilk roman. Gerilim hayranları her işaretin tadını çıkarmaya, her ipucunu yakalamaya hazır olsun. White kesinlikle takip edilmesi gereken bir yazar.&quot; 
Publisher’s Weekly 
 
&quot;Sandığın Kişi Değilsin kusursuz suç romanlarının tüm özelliklerine sahip. Heyecan dozu yüksek, duygusal, sürprizlerle dolu. Hikâye derinleştikçe ürkütücülüğü artıyor, gerilim tırmanıyor, bulmacanın nasıl çözüleceğini görmek için gece yarısına kadar okutuyor. Olasılıklar birer gölge gibi olay örgüsünün köşelerinde pusuda bekliyor. Christian White, seni alkışlıyoruz.” 
Better Reading 
 
“Heyecanlı, duygusal, şaşırtıcı bir gerilim; okuduktan sonra günler boyunca omzunuzun üzerinden arkanızı yoklamanıza neden olacak bir roman.” 
A.J. Finn 
 
&quot;Sandığın Kişi Değilsin, geçmiş ile şimdiki zaman arasında ustalıkla gidip gelerek yapbozun parça parça tamamlandığı dolambaçlı bir labirent gibi… Heyecan verici bir yolculuk, muhteşem bir ilk roman.&quot; 
Books + Publishing</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101259</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbae18e2-8724-4980-aa70-4c15010c39a5.jpg</image:loc>
            <image:title>İklim Krizi ve Türkiye</image:title>
            <image:caption>İklim değişikliği üzerine uluslararası alanda tartışmalar 1970&apos;lerin sonunda başladı. 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin kabul edilmesiyle ile de yasal bir zemine kavuştu. Tartışmaların başında iklim değişikliğini dünyanın doğal iklim döngüsü içinde normal bir durum gibi görenler ve bunu sadece bilim insanlarının uğraşması gereken bir konu olarak değerlendirenler bile vardı. İnsanlar raporlardan, bilim insanlarının söylediklerinden çok günlük yaşantılarında iklim değişikliğinin etkilerini görmeye başladığında bu gerçeği kabul ettiler. 
 
Bir yanda tarihsel sorumluluğa sahip gelişmiş ülkeler, bir yanda iklim değişikliğinden en fazla etkilenen gelişmekte olan ülkeler… Kimsenin kalkınma süreçlerinden ve yaşama biçimlerinden ödün vermediği uzun yıllar, iklim değişikliğiyle mücadelede mavi gezegene çok şey kaybettirdi. Öyle ki, bilimsel raporlar ekosistemler üzerindeki bazı insan etkilerinin artık geri döndürülemez olduğunu söylüyor. 
Mehmet Emin Birpınar 9 Nisan 2015’te resmi olarak Türkiye adına iklim değişikliği müzakerelerini yürütmek üzere Başmüzakereci olarak görevlendirilmesinden sonra yüzlerce toplantıya, zirveye katıldı, ikili görüşmelerde bulundu. Kapılar kapandığında Türkiye’nin öncelikleri, dünü, bugünü ve geleceği için müzakere değil mücadele etti. 
 
İklim Krizi ve Türkiye, İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Birpınar’ın şahit olduğu süreçlerin ve bizzat yürüttüğü zorlu iklim değişikliği müzakerelerinin yansımalarının bir derlemesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101260</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/499a650c-186b-4ad7-ad28-02f4da5d9d29.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Hayatında Başarılı Olmak İçin İş Hayatının Kuralları</image:title>
            <image:caption>Bazı insanlar, iş hayatında mükemmelliği yakalarlar. Her seferinde doğru kararları verir, performanslarıyla takdir toplarlar. Her konuşmada isimleri dillendirilir. Herkes sever onları; terfi ederler, maaşları hızlıca artar. Yöneticileri ve patronlarıyla araları hep iyidir. Ve bir şekilde, bütün bunları itici olmadan, çok çaba göstermeden ya da çok fazla çabalıyor gibi görünmeden yapmayı başarırlar. Kurumsal basamaklarda bir adım daha yükselmeleri teklif edildiğinde ya da herkesin istediği bir pozisyon onlara önerildiğinde kimse şaşırmaz. Ne de olsa her türlü “potansiyele” sahiptirler. Peki bütün bunları nasıl başarırlar? Bizim bilmediğimiz bir sırra mı vakıflar? Evet, onlar iş hayatının kurallarını bilirler. 
 
Bu kitapta anlatılacak kurallar işinizi nasıl yapmanız gerektiğiyle alakalı değil. Elinizdeki kitap, işinizi yaparken sizden yukarıda ve aşağıda bulunan çalışma arkadaşlarınızda nasıl bir izlenim bırakacağınız ve başarınızı nasıl artıracağınızla alakalı. 
  İş Hayatında Başarılı Olmak, hak ettiğiniz başarıyı elde etmenizi mümkün kılacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101261</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e34d14de-4acc-4228-ac7a-9f294aa03d90.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuhaf Dost Lama</image:title>
            <image:caption>Ah şu haylaz civcivler yok mu! Işıklar sönüp de yatağa girme zamanı geldiğinde, evde kopuyor bir tantana ve başlıyorlar hep bir ağızdan itiraz etmeye. Ama tüm bu sevimli itirazların bir anda sonunu getirecek bir şey var… 
Uykudan önce okunacak kısa bir hikâye. 
  Uykudan Önce Kısa Hikâyeler dizisini oluşturan kitaplarda, civcivlerimin itirazsız yatağa girmesini sağlayan en özel hikâyelerimi paylaşıyorum sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101262</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6af6160-0a41-48cd-a5c1-6234d60b3966.jpg</image:loc>
            <image:title>Komple Muamele: Sinemada Erotizm ve Pornografi</image:title>
            <image:caption>Betsy (Cybill Shepherd):  “O pis filmlerden değil mi bu?”
Travis (Robert De Niro):  “Hiç olur mu öyle şey, bir sürü çift geliyor bu filmleri seyretmeye.”
            Taxi Driver, 1976 
Sinema çalışmaları evreninde 1970’li yıllarda, özellikle Amerikan sinemasında, nevi şahsına münhasır bir “Rönesans” yaşandığı kabul edilmektedir. Sonrasında kendilerine neredeyse efsanevi bir yer edinecek birçok isim -yönetmen, oyuncu
ya da senaryo yazarı- bu zaman diliminde ortaya çıkmış ve zirveye doğru yolculuklarına başlamışlardır. Ama bu “yeniden doğuş” sadece Amerikan sinemasının “açıkta olan” kısmında değil “açıkta ama görmezden gelinen” kısmında da kendini göstermiştir denilebilir. Uzun süre yeraltında varlığını sürdüren porno filmler bu dönemde yeryüzüne çıkmış ve varlıklarını ilan etmişlerdir. 70’li yılları, hardcore/komple muamele pornografisinin -ABD özelinde- Altın Çağı olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Deep Throat’ın açtığı yoldan giden çok sayıda film, video kaset oynatıcılarının pazara girip yayılmasına kadar geçen sürede sinema salonlarının -deyim yerindeyse- altını üstüne getirmiş, yine özellikle ABD’de ciddi tartışmalara, eleştirilere ve kültürel depremlere yol açmışlardır. Sinema salonlarına girmeleri ile ana akım sinemanın da bir parçası haline gelen bu filmlerden özellikle 5 tanesi özel bir ilgiyi hak etmektedir: Deep Throat (1972), Behind the Green Door (1972) The Devil in Miss Jones (1973), The Opening of Misty Beethoven (1976) ve Debbie Does Dallas (1978). Bu ‘kurucu’ filmlerin yapım öyküleri ve analizleri erotik literatürün hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığını bize gösterecektir.

Bu yaklaşımın ülkemizdeki yansıması 1974-1980 yılları arasında hüküm sürmüş, neredeyse üzerinde hiç konuşulmayan/görmezden gelinmeye çalışılan “erotik/seks filmleri furyası” ile karşımıza çıkmaktadır. Hardcore pornografinin en sıkıntılı alanını oluşturan, genellikle şehir efsanesi etiketi ile değerlendirilen snuff/gerçek öldürme filmleri konusunda Hollywood sisteminden çıkan en ilginç filmlerden birisi de -8mm (1999)- bu seçkide yer almakta. Konusu ve içerdiği çok sert cinsellik sahneleri ile gösterime çıktığı günden beri tartışma konusu olan, tecavüz/çıplaklık/istismar/intikam temalarını bir araya getirerek seyircisine oldukça sıkıntılı bir seyir deneyimi sunan I Spit on Your Grave (Mezarına Tüküreceğim-1978) bu derlemenin ele aldığı son film.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101263</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b2d8bad-9f14-4a8a-b871-58fd25f651aa.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Kâbe Kitabım</image:title>
            <image:caption>“Kâbe’nin olduğu yerde tatlı tatlı hurmalar, mis gibi zemzem suyu, güzel gözlü develer ve dünyanın her yerinden gelmiş pek çok kardeşimiz olurmuş.”  
Kıyafetleri rengârenk ve hepsi çok mutlu... 
Kâbe maketi ortaya yerleştiriliyor. Hacılar çevresine diziliyor. Zeynep için neşeli bir oyun başlıyor… Minik Zeynep, Kâbe’yle tanışıyor. Merve Gülcemal’in kaleminden küçükleri sarıp sarmalayacak bir Kâbe hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101264</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a4213e8-a41d-4502-8596-ca63f12cf889.jpg</image:loc>
            <image:title>Gıdanın Ekolojisi: Türkiye’de Gıda Sistemlerinin Dönüşümü</image:title>
            <image:caption>Gıda sektörü bir taraftan kullanılan girdiler yoluyla doğal kaynakları ciddi düzeylerde etkileme gücüne sahipken diğer taraftan, etkilediği doğal kaynaklarda meydana gelen değişimlerden nihai olarak kendisi etkilenmekte, buna bağlı olarak da gıda güvensizliği sorunu yaşanmakta. Dolayısıyla gıda sistemleri faaliyetleri ve doğal kaynaklar arasındaki etkileşimin bütünsel bir yaklaşımla ele alınması ve gıdanın üretilmesinden tüketilmesine kadar geçen tüm sürecin gezegenin ekolojik sınırlarını da gözeterek planlanması ve yürütülmesi gerekmektedir.

Bu kitabın temel iddiası tam da bu noktada önem kazanmakta. Kitapta gıda sektöründen kaynaklı ekolojik sorunların gıda üretiminin ötesinde gıda işleme, depolama, ambalajlama, taşıma ve tüketim aşamalarını da içerecek şekilde incelenmesinin daha uygun olacağı belirtilmektedir. Yaklaşık 100 yıllık Türkiye tarımının yaşadığı kapitalist dönüşüm sürecinin farklı boyutlarda etkileri olmuştur. Özellikle tarımsal faaliyetlerin dayandığı doğal kaynaklar bakımından bu sürecin etkileri dikkat çekici düzeylere ulaşmıştır. Türkiye tarımının yarattığı ekolojik etkileri değerlendirmek amacıyla yazılmış olan bu kitapta, hem üretim ve tüketim ilişkilerini doğrudan ilgilendiren temel bileşenler hem de bu ilişkileri yönlendiren çeşitli aktörler ekonomi-politik bir bağlam içerisinde ele alınmakta ve benimsenen endüstriyel tarım uygulamaları sonucunda ortaya çıkan ekolojik etkiler tartışılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101265</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6905822-0d44-4926-9fb6-6530e80da162.jpg</image:loc>
            <image:title>Kabe’yi Seviyorum</image:title>
            <image:caption>Ben Kâbe’ye gidiyoruuum 
“Allah tüm dünyayı sever tabii ama 
Kâbe bir başka! Kâbe, dünyadaki bütün 
Müslümanların buluşma yeri.”  
 
Yol hazırlığı, zemzem matarası, fotoğraf makinesi, hurma kutusu, boya kalemleri... Küçük kahramanımız, ailesiyle birlikte Kâbe’ye gideceği için çok heyecanlı. 
 
Merve Gülcemal’in kaleminden hepimize iyi gelecek sıcacık bir Umre macerası.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101266</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9974c7ec-fe72-421a-8a19-99a75b9c8a5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalıntı -1</image:title>
            <image:caption>Genç psikiyatrist Ezel Asral bir gün tümhayatını değiştirecek bir iş teklifi alır.Ünlü iş adamı Barbaros Özekli, Ezel’den şizofren hastası kızını tedavi etmesini istemektedir. Ezel bu küçük kıza yani Karmen’e yardım etmeyikabul eder ancak bilmediği bazı şeyler vardır. Karmen’in yaşadığı ürkütücü kaleye taşınan Ezel,günler geçtikçe evde farklı bir gücünhüküm sürmekte olduğunu fark eder.Kanlı bir labirentin girdabının içine çekilirkenhayatında gerçek sandığı her şeyinaslındagerçek olmadığını öğrenir.Ezel, artık aşk ve korku dolu birçıkmazın içindedir. 
 
Karanlığın içindeki kalıntılar,kendini yeniden inşa etmeye başlamıştır. 
 
“Bu bir peri masalı değildi,mutlu bir roman hiç değildi; bu sadecebir lanete kurban gitmiş tutkulu bedenlerinesaretini anlatan bir dramaydı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101267</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/806e0df8-10a3-4c2d-a948-48fd7f09ffd1.jpg</image:loc>
            <image:title>Ütopya ve Masalbilim - Binbir Gece Masalları</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar önce anlatılmış masalları bugün hâlâ sevmemizin, aynı şevkle okumamızın sebebi nedir?
 
Çünkü onlar bize, unutulmaya yüz tutan eski “demokratik” geleneklerimizi hatırlatır. Çünkü gerçek hayatta adil ve dürüst olanın zalim ve dürüst olmayanı yere çalmasından hoşlanırız. Çünkü masallar dünyasının insan-doğa uyumuna hasretiz.
 
Ne diyordu Yunus Emre:
Bir sinek bir kartalı
Salladı vurdu yere
Yalan değil, gerçektir
Ben de gördüm tozunu.
 
 
Dünya çapında pek çok büyük yazara ilham olmuş, anlatıldığı günden bu yana etkileyici tonunu yitirmemiş Binbir Gece Masalları, Türkiye’nin en sevilen düşünürü Sadık Usta’nın dimağında damıtılarak bambaşka bir forma bürünüyor bu kitapta... Masalları ve ütopyaları yan yana getirip Batı’nın Doğu yaratıcılığına duyduğu ilginin temellerini öğrendikten sonra,
Sadık Usta çevirisiyle ikinci bölümdeki yerlerini alan masalları yeni bir merakla okumamak mümkün değil.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101268</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccf689d0-59a2-41f6-a04f-335a48c24c9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sana Vadettiğim Her Şey</image:title>
            <image:caption>Dolores Redondo, 2014’te tamamladığı Baztán üçlemesinin ardından yazdığı Sana Vadettiğim Her Şey ile en prestijli roman ödüllerinden Premio Planeta’yı kazanarak popülerliğinin zirvesine ulaştı. Karakterlerine yaşattığı psikolojik travmaların gerilimini psikanalitik çözümlemelerle ustaca kurgulayarak polisiye türüne taptaze bir soluk getiren Redondo, Sana Vadettiğim Her Şey romanında, her şeyden ve herkesten şüphe ederek erişilen gerçeğin, acı olduğu kadar görkemli de olan yüzünü görmesi için okuru kışkırtıyor.   Manuel Ortigosa, bir sabah sakin sakin oturmuş kitabını yazarken kapı ısrarla çalınmaya başlar. Küfrederek kalkıp kapıyı açtığında tüm hayatını alt üst edecek bir haber alır. Bu haberle Manuel, edebiyat, sükûnet ve aşkla ışıldayan hayatından, kötülüğün ve zenginliğin kirli karanlığının sindiği bambaşka bir hayata adım atar. Karanlığın içinde çaresizce yol almaya çalışırken beyaz gardenyaların masumiyeti ve gerçeğin izinde bir polisin dostluğu dışında sığınacağı hiçbir şey yoktur.   Bu iki sığınak ona yeter, Manuel kararlıdır: “Gerçek orada bir yerde ve izi sürüldüğü müddetçe üzerindeki kan kurumayacak.” Romanın gerilimli atmosferi içinde İspanya’nın enfes doğasına dair tasvirler, kötülüğün izini masumiyetle sürerken okura derin nefesler aldırıyor. Sana Vadettiğim Her Şey, sinematografik niteliği, zekice kurgusu ve karakterlerinin psikolojik derinliğiyle polisiye türünün yüz aklarından.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101269</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d4bc2bc-ea40-4f32-b8bd-8f6ed811aa53.jpg</image:loc>
            <image:title>Morfin İle Vitamin 2</image:title>
            <image:caption>Dostlarım, Peşimde bir tefeci, bir mezarlık bekçisi, beyin yaratmakla kafayı bozmuş bir bilim insanı ve ana karakterlerinin hayatını tehdit eden bir yazar bozuntusu varken size yeniden ulaşmayı başardım. Bence bu bir mucize. Morfin mucizelere inanmadığını söylese de kafasının içinde bir mucizeyle yaşarken ona inanmak zor. Ve evet, rahat olabilirsiniz, Hikâyenin sonunda ölmüyorum. Sevgiler, Sizi ömrünün sonuna kadar sadakatle sevecek olan dostunuz, Vi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101270</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/359939b5-ffea-463b-a2be-0587b26fa9fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Dillere Destandır Dilim</image:title>
            <image:caption>Necdet Özkaya, Roman Hayattır ve Edebiyat Başka Türlü Anlatmaktır adlı kitaplarıyla dile, edebiyata, okumaya ve yazmaya sevdalı kişilere yol gösteriyor; bunu yaparken de ahkâm kesmiyor, edebiyata incelikle yaklaşıyor. Bu kitaplar, Dillere Destandır Dilim’le bir üçlemeye dönüşüyor. 
* 
İnsan dilinin en eski tarihini bilmek, yedi milyon yıl öncesinin çığlıklarından Shakespeare efsanesine nasıl taşındığımızı kavramamızı sağlayabilirdi. 
Türkçe’yi tanımak içi nde Türkçe’nin yazılı ilk yapıtlarını bilmek önemliydi. 
 
Orhun Yazıtları olarak tanıdığımız Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk Yazıtı, ad olarak herkesçe bilindiği halde bu yazıtların neleri, nasıl anlattıkları pek de bilinmiyordu, bunları anlatmalıydık. 
 
Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi), Dîvânu Lûgati’t-Turk (Türk Dilleri Derlemesi) ve Atabetü’l-Hakâyık’ı (Gerçeklerin Eşiği) bilmek önemliydi, anlattık elbette. 
 
Hâkaniye’den başlayıp, Ali Şîr Nevâî ve Muhâkemetü’l Lugateyn’e, Çağatayca’ya, Oğuzca’ya, Batı Türkçesine, Âşık Paşa ve Türkçe Mesnevisi Garibnâme’ye; Oğuzca’dan, Yunus Emre’ye, Dede Korkut Hikâyelerine, Osmanlıcaya ve Dil Devrimi’ne varıncaya dek anlatmalıydık. 
* 
Kitabı okumayı bitirdiğinizde, keyifli ve maceralı bir yolculuğu tamamlamış gibi hissedeceksiniz kendinizi ve biz, Yaşadığımız tüm anları başka türlü nasıl anlatacağımızı planlarken durmaksızın yineleyeceğimiz o sözler, bu kitabın adı olsun, diyeceğiz, evet: 
 
Dillere Destandır Dilim…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101271</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70be5f9d-80c5-4f08-8875-2e4a6aa1db26.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuzeyde Bir Yaz</image:title>
            <image:caption>Sürprizlerle dolu, gizemli
bir tatil macerası...
 
Alman edebiyatının çağdaş ustalarından, çok ödüllü yazar Kirsten Boie, kentli üç kardeşin, yabancısı oldukları kırsalda, anneannelerinin bir kıyı köyündeki çiftlik evinde geçirdikleri zorunlu tatili hikâye ediyor. Çocukların doğal yaşama uyum sağlama becerilerini sürükleyici bir kurguda anlatan ödüllü roman, kolay para kazanmak uğruna doğanın ve insanın hiçe sayılmasına dikkat çekiyor. 2018 Zürih Çocuk Kitabı Ödülü&apos;nü alan kitap, çarpıcı karakterleri ve evrensel temalarıyla okuru kişisel keşiflerle dolu, duygu yüklü, gizemli bir hikâyeye davet ediyor.
 
Üç kardeş hiç tanımadıkları anneannelerinin kırsaldaki evine gitmek zorunda kaldıklarında, yaşamlarının en sıkıcı yaz mevsimini geçireceklerini düşünüyorlardı. Telefon yoktu, internet yoktu, televizyon yoktu. Dahası, evin yolu bile yoktu! Ebeveynlerinin korunaklı düzeni içinde kentte yaşamaya alışmış kardeşler, aksi anneanneye ve çiftlik yaşamına uyum sağlamaya çalışırken, tuhaf şeyler olmaya başladı. Esrarengiz biri onları izlemekteydi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101272</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/31fef078-c674-41f8-99b8-b94e68710557.jpg</image:loc>
            <image:title>İletişim Dehası</image:title>
            <image:caption>Profesyonel başarınızın, kişisel ilişkilerinizin, liderlik potansiyelinizin ve gelirinizin iletişim ve ikna becerinize bağlı olduğunun farkında mısınız?
Henrik Fexeus şimdiye dek yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığa özgüymüş gibi görünen bir sosyal beceri türünü ve iletişim dehası olabilmeniz adına bu özelliğinizi nasıl güçlendireceğinizi açıklıyor.
Bu kitapta yazarın enteresan ama başarılı stratejilerini okurken, hemen her sayfada geleneksel akla meydan okuyan fikirler bulacak; karşınıza engeller çıktığında, fikirleriniz reddedildiğinde ya da öfke ve muhalefetle karşılaştığınızda, durumu kolayca lehinize çevirebileceksiniz. Bu stratejilerin nasıl hızlı bir şekilde işe yaradığına şahit olurken, aynı zamanda ne kadar gerekli olduğunu da fark edeceksiniz.
 
Felsefe alanında akademik eğitiminden sonra, Henrik Fexeus iletişim uzmanı olarak basamakları hızla tırmandı. Fexeus şimdilerde “eğlendirerek eğitim” alanında saygın bir uzman. Akıl okuma kavramına yepyeni bir anlam katmanın yanı sıra sözsüz iletişim, beden dili, psikolojik manipülasyon ve psikolojik etki konularındaki becerilerini sergiliyor. Bir yandan da akıl okuma şovuyla turlar düzenleyip, İsveç’in en büyük yayın kuruluşunda kendi televizyon programını yapıyor. İlk kitabı olan AKIL OKUMA SANATI yirmi beş ülkede yayınlanarak uluslararası düzeyde büyük bir başarı elde etti.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101273</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cceaeef-e52f-49d2-8be7-f73a7319e883.jpg</image:loc>
            <image:title>Pazarlama Şifreleri (Girişimciler ve Girişimci Adayları için 5 Adımda)</image:title>
            <image:caption>Holding patronu musunuz, CEO musunuz ya da küçük bir işletmeniz mi var? E-ticaret mi yapıyorsunuz? Öyleyse sizin de şifrelere ihtiyacınız var… 
  Bir eğitim kurumu veya temizlik şirketi de işletiyor olabilirsiniz… Hiç fark etmez; sonuçta pazarlamayla ilgilisiniz. 
  Peki, ürün ya da hizmetlerinizi profesyonelce nasıl pazarlamanız gerektiğini biliyor musunuz? 
  Gelin, hep birlikte modern pazarlamanın şifrelerini 5 adımda çözelim. 
 
     SMMM Dr. Adem İRİÇ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101275</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0216da13-8cf2-41bd-b474-15cd7c81e4e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzikli Beyin</image:title>
            <image:caption>Latin Amerika’nın usta kalemi César Aira, kısacık romanlarının yanı sıra öyküleriyle de tecrübeli edebiyat okurunun radarına takılıyor. Sıradan olayların, hatta kendi hayatına dair bazı unsurların üzerine kurguladığı, bağlamından sapan gerçeküstü metinleriyle Aira okurunu, zihninin karmaşık ve soyut patikalarında beraber çıkacakları kısa yürüyüşlere davet ediyor. 
 
Tanrı’nın doğum gününü kutlayan maymunlar, varoluşunu sorgulayan çömleçikuşu, Mona Lisa’nın dünyaya yayılıp kendilerine yeni hayatlar kuran boya partikülleri, yolunu kaybetmiş çizgi roman serserileri, gezici sirklerin doğaüstü yaratıkları… Aira’nın hikâyelerinde tüm bu tuhaf karakterler, gündelik hayatın sıradanlığı içinde ete kemiğe bürünüyor. 
 
 
“Aira’yı okumaya başladığınızda, durmak istemeyeceksiniz.” 
-          Roberto Bolano 
 
&quot;Arjantinli yazar César Aira, avangard tekniklerle uğraşan seçkin bir minyatürcü. Çalışmalarındaki neşeli edebi oyunculuğu ve hikâye-içinde-hikâyeleriyle, Vladimir Nabokov ve Italo Calvino&apos;yu andırıyor.&quot; 
-          The Wall Street Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101276</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34bbc244-a9b0-4e1a-ab0c-936078942dd3.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Kişisel Kıyametim</image:title>
            <image:caption>Pişmanlığın limanından bakıyorum, geçmişin sisli perdesine, 
kendimi buldum diyorum her seferinde ama yine yanılıyorum. 
Çünkü beni yine yanıltıyor, değişti dediğim hiçbir şeyin değişmemesi, 
değişenin her seferinde sefil ruhum olduğunu, 
Kul yapısının bu kadar çabuk kirlenip yozlaştığını, 
İnancının kale gibi seni koruması gerekirken 
zedelene zedelene tuzla buz olduğunu, 
maskelerinin ardına saklanan ikiyüzlülerin acımasızlıklarını, 
vicdansızlıklarını, kahpeliklerini unutuyorum 
ve her seferinde Tanrı’ya sığınıyorum, 
onun var ettiği dünyayı bu hâle getirdiğimiz için duyduğum vicdan azabıyla. 
Kaybolduğum bu karanlıktan beni çekip çıkaracak tek bir şey olabilirdi, 
Sevgi kurtaracaktı, altında kaldığım enkazın sorumlusu ben olduğum hâlde. Yeniden niyet ediyorum, bu sefer pişmanlığın limanından değil umudun limanından 
geleceğin perdesine bakacağım, diye. 
Jan Devrim; var olan toplumsal adaletsizlikleri, kıyımları, insanın birbiriyle örtüşmeyen, uyuşmayan eylemlerini, “din” olgusu etrafında her şeyi mübah görenleri, plazaların görkemli camlarından hayatın sadece en üst katını görenleri, en çok da o bunu “yapmaz” dediklerimizi put kırar gibi kırıyor. Kelimelerin bile hazmederken zorladığı bu gerçekleri okuyucunun zihninde süzerek âdeta damıtıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101277</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49ed0842-7ffd-4bd6-a363-a6fcac25ab2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gazalî ile Ateş ve Pamuk Arasında</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta okuyacaklarınız, Büyük Gazalî’nin hayatını özetlemeye çalışan kısa bir biyografi değildir. Onun pek çok kıymetli eseri arasında sarsıcı ve çok tartışılan eseri TEHAFÜT’ÜL FELASİFE’nin (Felsefenin Tutarsızlığı), bin yıldır üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan bölümü, “ON YEDİNCİ MESELE”ye dair, hayalî bir düşünce yolculuğudur... 
 
Özkan Öze’nin kaleme aldığı Çocuklar İçin Düşünce Yolculukları serisi Gazalî ile devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101278</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a46e999-b14c-4037-b9b1-289af50564b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi</image:title>
            <image:caption>Çok istediğin o şeyi yapmayı düşündükçe, bekler durursun düş kapısının önünde. Mükemmel an hemen kapının ötesinde… 
 
Kevser Yılmaz’ın yazdığı ve Julian Ariza’nın resimlediği “Şimdi” çocukları anı yaşamaya davet ediyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101279</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae4804e3-ce5b-4ecf-a3ce-38bfdaa93c44.jpg</image:loc>
            <image:title>Gantz 12</image:title>
            <image:caption>Şincuku’daki katliamın ardından, İzumi Kocima’yı rehin aldı ve Kurono da Tokyo Devlet Dairesindeki gözlemevine gidip onunla karşılaşmaya karar verdi. Bu karşılaşmada birbirlerine üstünlük sağlayamadılar ama Kurono’nun ölmesine az kala ikisi de apartmana nakledildiler. Bu seferki görevde rakipleri dinozorlar. Elbise giymeyen Kurono 15 puan toplamak zorunda ve işi hiç de kolay değil. Diğer taraftan, gitmeyi çok istediği Gantz dünyasına geri dönen İzumi, uzaylılara tek başına meydan okuyup, hepsini ezip geçecek! 
 
Hikâye akışı ve ana kahramanlarının yaşadıklarıyla diğer tüm mangalardan ayrılan yetişkin mangası Gantz, yüksek temposuyla şaşırtmaya devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101280</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03a9c0a5-8135-4c2d-a84b-35ac472c3457.jpg</image:loc>
            <image:title>İbrahim&apos;in Kaybettiğini Bulmasıdır</image:title>
            <image:caption>İbrahim hayatını kaybettiği gün evinden çıkmak istedi. Hayatını kaybetti de öyle çıkmak istemedi, kaybettiğini evden çıktı da öyle öğrendi. Belki o günden de önce kaybetmişti. Evinden çıktıkça türlü duvarlara vurdu kendini. Bunu kendi mi istedi, başkası mı istedi, yahut kendi istedi de İbrahim mi bilmedi, bilinmez. Nihayetinde İbrahim neyi kaybettiğini bildi. Önce hiç kimse yoktu, sonra bazı insanlar gördü, sordu, hayatı Kayıp Hayatlar Bahçesi’ndeydi. Devam etti sormaya, tâ buluncaya dek. “Ben bir gün kendimle karşılaştım, ıstırabım böyle başladı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101281</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26d35b48-2011-41c5-b61c-122d674c842d.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Yuvarlaktır</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı: 
NE OLACAĞINI MERAK ETMEKTEN KENDİNİ ALAMAYAN BÜYÜK VE KÜÇÜK OKURLAR İÇİN. İSVİÇRELİ YAZAR PETER BICHSEL, GERÇEĞİ DEĞİL GERÇEĞİN FARKLI VARYASYONLARINI KONU EDİNDİĞİ BU KİTABINDA 7 TUHAF KARAKTERLE TANIŞACAKSINIZ. ÖRNEĞİN; DÜNYA’NIN YUVARLAK OLDUĞUNU BİLDİĞİ HÂLDE ONU KANITLAMAYA ÇALIŞAN İHTİYAR BİR ADAMLA YA DA ZATEN İCAT EDİLMİŞ OLAN ŞEYLERİ İCAT EDEN BİR MUCİTLE VEYA HERKESİN BİLDİĞİ ŞEYLERİ BİLMENİN ANLAMSIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNEN BİR YAŞLIYLA... BU KARAKTERLERLE TANIŞINCA, ÖYKÜLER BİTTİKTEN SONRA DA ONLAR HAKKINDA DÜŞÜNMEYE DEVAM EDECEKSİNİZ.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101282</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa042cb6-f373-4336-8c39-e165c9f27b37.jpg</image:loc>
            <image:title>Poe&apos;nun Marginalia&apos;sından Bazı Fragmanlar</image:title>
            <image:caption>Kitap Tanıtım Yazısı: 
EDGAR ALLAN POE, OKUDUĞU KİTAPLARIN KENARINA NOTLAR TUTMAYI SEVERDİ. BİR DÜŞÜNME VE DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI OLARAK GÖRÜRDÜ BUNU. BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİNİ MARGINALIA ADLI MÜNFERİT BIR METİNDE TOPLADI. 
PAUL VALÉRY’YSE POE’NUN KENAR NOTLARI ÜSTÜNE KENDİ KENAR NOTLARINI TUTTU. İŞTE POE’NUN MARGINALIA’SINDAN BAZI FRAGMANLAR BÖYLE OLUŞTU. BÖYLECE BİZ OKURLARI İÇİN İKİ BÜYÜK SANATÇIYI BİRLİKTE OKUMA İMKÂNI DOĞDU. ELİNİZDEKİ KİTABIN SAYFA KENARLARI YÜZ YILLIK BİR ZAMAN DİLİMİNE YAYILAN BİR SOHBETE ORTAK OLMANIZ İÇİN SİZLERİ BEKLİYOR.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101283</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb45280c-ba80-4110-ab8e-029d6e69c49c.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuşların Kardeşliği</image:title>
            <image:caption>Modern anlamda belki daktilonun icadından beri tanışıyoruz onlarla, ama hayatlarımızdaki yerleri aslında müziğin klavyeleri denli eski. (Zaten bu ilk aşinalık da gösteriyor ki, görmenin çok ötesinde onlarla bağlarımız, denebilirse, dokunmaya dayalı birer ezgi.) 
Bugün de, cep telefonumuzdan ses ve görüntü kumandalarına, bilgisayarımızın klavyesinden hesap ve güvenlik tuşlarına, onlarla “temas edip” durmadan gün geçirenimiz aslında yok gibi. 
Dolayısıyla, iş bu kitap da, rakamlardan harflere, yazı düzenleyicilerden öteki imlere, klavyeli dünyamızın o en temel, en atomcul “karakter”leri olan tuşlar için toplu bir güzelleme. 
Ya da; d’okundukça bizi dile getirenler için alçakgönüllü birer portre-deneme...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101284</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab6c0393-42db-4403-aff3-d38a9e5d9c60.jpg</image:loc>
            <image:title>Az Kalan Gölge</image:title>
            <image:caption>Az Kalan Gölge’nin Osman’ı önce doğduğu yerde düşe kalka, sonra dünya üzerinde düşe kalka yaşadı durdu. Durdu ama öyle durmak değil. Yaşamaya yemin etmiş gibi debelendi durdu. Okullar okudu, askere gitti, darbeler gördü ve rüyalar, dünyaya baktı; hayatın yüzüne. Okyanuslar aştı, parklarda yattı, yürüdü hem de çok, biz de onunla beraber. Görmedi, etrafında pervaneler vardı. Sonra bir gün oturup kendine laf anlatmaya başladı Osman oğlu Osman; kendine laf dinletmeye. “Gönlün genişti senin, uçmak istedin, açmak istedin, kaçmak istedin.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101285</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a651f924-f096-4163-8bdb-e1aa5d0d12d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Buyruk Nedir?</image:title>
            <image:caption>Buyruk Nedir?, arkeolojinin şimdiye erişmenin tek yolu olduğu düşüncesiyle buyurma ediminin, buyuran ve buyurulan bağlamında bir arkeolojisini yapıyor. Giorgio Agamben, “komuta etme”nin, “emretmenin”, “buyurma”nın hem insan-insan hem Tanrı-insan arasındaki bağdaşmalarını ve ayrışmalarını analiz ediyor. Yazar, “komutan”ın kökeninden yola çıkarak bir doktrinden daha fazlasını, bir kavram sorununu ortaya koyuyor. 
Buyruk Nedir?, Kitab-ı Mukaddes bölümleri ile Aristoteles, de la Boétie, Kojève, Benveniste ve Kelsen gibi filozofların, dil bilimcilerin ve hukukçuların metinleri eşliğinde bir irade, komuta ve buyruk piramidi oluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101286</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6bee833a-f708-4d8d-a73e-f37873289533.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağdaş Azerbaycan Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Türk Dünyası edebiyatı içinde Azerbaycan nesrinin kendine özgü bir yeri vardır. 19. asrın ortalarından itibaren Rusya üzerinden Kuzey Azerbaycan’a doğru esen Avrupa’nın kültür rüzgârları, Kuzey Azerbaycan edebi coğrafyasının büyük bir hızla genişlemesine vesile olmuştur. Yakın Doğu ve Orta Doğu’da ilk tiyatro ve nesir eserlerinin Azerbaycan’da yazılması ve yayımlanması asla tesadüf değildir. Daha o yıllarda, Avrupa’da yazılmaya ve yayılmaya başlayan tüm edebi türler, Azerbaycan edebi muhitinde de kendine yer bulabilmiştir. Bu nedenle Azerbaycan nesrinin köklü bir geleneğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Türk okuyucuları, kendilerine sunulan bu antolojide, Azerbaycan edebî kuşakları arasındaki geçişlerin; Azerbaycan nesrindeki basitlikten mükemmelliğe doğru gidişin bütün renklerini izleme imkânı bulacaklardır. Daha doğrusu bu antolojiyi okuyan edebiyatseverlerin, Azerbaycan nesrinin bedii estetik açıdan ilerlemesini de bütün yönleriyle izlemeleri mümkün olacaktır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101287</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1681e513-534c-4ef2-bbc6-d1545a9894dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Chiquenaude (Fiske)</image:title>
            <image:caption>CHIQUENAUDE METNİNİN ADINI, KIZIL PENÇE FORBAN’IN VAFTİZ ANNESİ BÜYÜCÜ KADIN VERİR. BU AD; PARMAKLA HAFİFÇE VURMAK, UCUYLA HAFİFÇE DÜRTME, YANİ “FİSKE” ANLAMINA GELİR. 
MICHEL FOUCAULT’NUN “İÇİNDEN ÇIKILMAZ İKİYE BÖLÜNMELER, TEKRARLAR VE KUSURLAR OYUNU” OLARAK ADLANDIRDIĞI CHIQUENAUDE METNİ; PARÇALARIN, BÖLÜNMELERİN, MECAZ VE TEKRARLARIN YARDIMIYLA VAROLUR. HİKÂYE İSE YARALANMAYACAĞINA KESİNKES İNANÇ DUYAN MEFISTO’NUN KIZIL PENÇE FORBAN’LA KARŞILAŞMASINDAN DOĞAR, FİLİZLENİR VE KUVVETLENİR. VAFTİZ ANNE CHIQUENAUDE, BÜYÜSÜNÜ KIZIL KUMAŞA MIRILDANIRKEN AY IŞIĞI DA BİR ÖLÜYÜ BOYDAN BOYA AYDINLATMIŞ OLACAKTIR.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101288</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab4cedc4-4d2e-4bba-8783-85a36c8c73bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Senin Kitabın</image:title>
            <image:caption>İnsan, var oluşundan itibaren uzun yıllar hayvanlarla birlikte aynı yaşam koşullarında; onların yediklerini yemiş, onlar gibi barınmış ve onlar gibi yaşamıştır. Ancak, bir süre sonra zekâsı sayesinde onlardan ayrışmıştır. Aklını kullanarak, daha iyi beslenme-barınma yollarını bulmuş, yaşam koşullarını hep iyileştirmiş ve geliştirmiştir. Bugünün insanı artık her şeye hükmeder duruma gelmiş ve her şeyi değiştirecek güce ulaşmıştır. Bu nasıl olmuştur? Sahip olduğu mükemmel beyni sayesinde gücünü ve neler yapabileceklerini keşfetmesi ile olmuştur. Sen de kendini tanımalı ve keşfetmelisin. Senin de gücünün ve yapabileceklerinin sınırı yok…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101289</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d3dd760-2695-45f3-9389-3e75960a3cb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Naifliğin Eleştirel Pedagojisi</image:title>
            <image:caption>“Naiflik, profesyonelliğe karşı bir tür acemiliğin felsefesi, toyluğun ifadesi, nezaketin dışavurumu, inceliğin belirişi, temiz düşünceliliğin göstergesi, kırılganlığın somutlanması olarak bizi reelpolitik içindeki her türlü yabancılaştırıcı, aptallaştırıcı ve çıkarcı politikanın dışında tutabilir. Bunlar öğrenilmez demeyeceğim; barış eğitimi ile pekâlâ öğrenilebilir, sosyal dayanışmacı gruplar içinde pedagojik olarak deneyimlenebilir, öğretim müfredatlarında bir konu olarak işlenebilir. 
Naiflik sadece bir karakter meselesi değildir; hatta karakter olarak kaldığında pek de bir işe yaramaz. Bu naiflik, aslında Marx’ın geleceğin eşitlikçi toplumu için çizdiği çok yönlü birey modelinde kendini var edecek olan her türlü insani potansiyelin kullanımına işaret eder. 
Doğaya da saygıdır bu; her türlü ince değeri sahiplenmeyi, ayrıntılarda takılmayı, küçük şeylerde büyümeyi, arada kalmış güzellikleri keşfetmeyi içerir naiflik. Klavye başında savaş görüntülerine bakarak kederlenmek de naifliktir, savaş karşıtı paylaşım yapmak da, masumlara yardım göndermek de, damlalar içinde bir damla olmak da. Bu nedenle, artan sömürü, savaşlar, eşitsiz ve adil olmayan düzenler, çeşitli haksızlıklar, açlık ve sefalet, küresel ısınma, bazı hayvan türlerinin nesillerinin tükenişi, tarihsel eserlerin korunması, ormansızlaştırma, bilumum her global sorunda naif olmanın tam da sırasıdır şimdi. Ve bu naiflik acilen de öğretilmelidir.” 
Kemal İnal, hemen her türlü sorunun eleştirel pedagojisinin yapılabileceğini özgür eğitim adına çizdiği bir çerçevede ele alarak okurlara başka türlü bir eğitimin peşinden gidilebileceğini göstermeye çalışmaktadır. 
Bu dosyanın eğitim okurlarında yeni perspektifler açacağını umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101290</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1922e9a-6574-4685-97d9-4604ce37be3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgür Eğitim</image:title>
            <image:caption>Okullarımızda var olan krizin yansımalarından biri de medyadaki yarışma programlarında çıkan en basit soruyu bile bilememektir. Ancak eğitim dünyası sadece bilgi düzeyinde değil; öğretmenlik, dil, din dersi, uzaktan eğitim gibi pek çok noktada tekliyor, çözüm üretemiyor, giderek kendisi devasa sorunun bir parçası haline geliyor. Çünkü eğitime özgürlükçü yaklaşmıyoruz; teknik rasyonalitenin, bilhassa dijital teknolojinin, gelişmiş paket programların, teknisyenleştirilmiş öğretmenliğin, gözetime dayalı eğitim yönetiminin, piyasalaştırılmış pedagojik kavramların, endoktrine eden ideolojilerin, velhasıl bir dolu gizli müfredatın sorunlarımızı çözeceğini düşünüyoruz. Onca imkân, araç, koşul, donanım, ortam ve aktiviteye rağmen eğitim sistemimizde olmayan şey, özgürlük yani eğitim bileşenlerinin kendi varoluşlarını ileri demokratik değerler içinde gerçekleştirmelerini sağlayacak otonomi ve bağımsızlıktır. Aşırı denetim, yakından gözetim, planlı oryantasyon, otoriter katılımın sorunları çözmek bir yana, daha da artırdığı açık. O yüzden hala eğitimde erişim, nitelik, katılım, verim gibi pek çok sorunu konuşup duruyoruz. Freire’nin dediği gibi eğitim özgürleştirmez; özgürlük politik örgütlenmenin konusu ancak eğitim, özgürleşme mücadelesi için gereken bilinci verebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101291</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f05ae5b0-1c3a-4990-8190-84af0c3822ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan 3- Yegane/Ciltli</image:title>
            <image:caption>Bir yanım küçük bir kız çocuğuyken bir yanım koca bir kadındı şimdi. İçimde dinmek bilmeyen o fırtınalar durulmuştu. Kadındım ben. İçimde herkese yetecek kadar sevgi vardı. Onun tüm yaralarını sarabilecek güçteydim. Küçük bir gözyaşına teslim olabilecek kadar da acizdim aslında. Kırılgandım, binbir parçaya bölünebilirdim ama tekrar ayağa kalkabilirdim. Çocuktum ben üstelik. Hatalarımla büyüyüp, olgunlaştım. Öncem yoktu, önceliklerim vardı. Başlı başına bir dünyaydım ben artık. 
  “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş,” dediğinde sustum. O konuşsun, o anlatsın istedim. Konuşurken öyle güzeldi ki. “O kelimeyi ilk gördüğümde sen geldin benim aklıma. Her şey kadere bağlı. Kuşlar uçar ama hepsinin bir yuvası vardır. Ama yerde, ama gökte, mutlaka vardır. O yuva aşiyandır,” dedi. Vücudum yandı, kalbim alev aldı. “Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Benim hikâyemin Aşiyan’ı sevgilim…” Gözlerini kapadı, elimin üzerinde iç çekti ve gözlerime bakarak, “Sensin,” dedi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101292</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bbf239c-c2e9-4424-a558-1c448a9e1dc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan Serisi (3 Kitap Takım - Ciltli)</image:title>
            <image:caption>AŞİYAN 1 – VİRANE 
İnsan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düşüyormuş.  Bir ateş ancak başka bir ateşle bütünleşince büyüyormuşBir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken sardı yangını. Şafak söktü, gün aydı, yabancısı olduğum barut kokusu ruhuma bulaştı. 
 
“Sen benim evimsin Gülfem,” dedi bir yemin gibi. 
“Şu tenin, her karışını ezbere bildiğim, başkasının el sürmesine dahi izin vermeyeceğim vatanım. Benim tüm savaşlarım sana, senin uğruna. 
Sen buraya girdiğinden beri...” dedi elimi kalbinin üzerine koyarak. 
Avuçlarımın altında güçlü şekilde atan kalbini oldukça net hissettim. “Başkasına böyle attıysa namerdim!” dedi erkeksi gür sesiyle. 
“Bu can ki bu canana böylesine teslimken, buralar hep senin...” 
Sıcacık elini buz gibi elimin üstüne biraz daha bastırdı. 
“Sen benim.” 
 
AŞİYAN 2 – DİVANE 
Göğsümün hemen ortasında bir yangın vardı, alevler sardı ve biz içinde kaldık.  Yandım, yanarken yaktım.  
Onun o güne yüklediği anlamla benim yüklediğim anlam birbirini katletti. Her şeyin başladığı o yerde ikimizin kıyameti koptu. 
 
Şimdi aramızda yanan ateşin bir tarafında ben, diğer tarafında o vardı. Alevler yükseldiğinde avucumdaki yüzükleri attım o ateşe. Bu bizim kesin olarak bitişimizin en büyük göstergesiydi. Biz bitmiştik. 
Ona ev olan kırık, yıkık, dökük kalbim artık bir yangın yeriydi ve o yangın sönene kadar sessizce bekledik. Geçmişimiz, hayallerimiz yandı ama kül olan biz olduk. 
 
“Keşke,” dedi içtenlikle. “Keşke bu kadar güçlü bir kadın olmasaydın diyorum bazen.” O konuştukça duygularım birbirine karıştı. “Kimseye kaldıramayacağı dert yüklenmezmiş, insanlar gücü kadar sınanırmış.” Titrek, ızdırap dolu bir soluk aldı. “Senin derdin, senin sınavın ben olmak istemezdim.” 
 
AŞİYAN 3 - YEGÂNE 
Bir yanım küçük bir kız çocuğuyken bir yanım koca bir kadındı şimdi. İçimde dinmek bilmeyen o fırtınalar durulmuştu. Kadındım ben. İçimde herkese yetecek kadar sevgi vardı. Onun tüm yaralarını sarabilecek güçteydim. Küçük bir gözyaşına teslim olabilecek kadar da acizdim aslında. Kırılgandım, binbir parçaya bölünebilirdim ama tekrar ayağa kalkabilirdim. Çocuktum ben üstelik. Hatalarımla büyüyüp, olgunlaştım. Öncem yoktu, önceliklerim vardı. Başlı başına bir dünyaydım ben artık. 
  “Aşiyan; yuva, kuş yuvası, ev demekmiş,” dediğinde sustum. O konuşsun, o anlatsın istedim. Konuşurken öyle güzeldi ki. “O kelimeyi ilk gördüğümde sen geldin benim aklıma. Her şey kadere bağlı. Kuşlar uçar ama hepsinin bir yuvası vardır. Ama yerde, ama gökte, mutlaka vardır. O yuva aşiyandır,” dedi. Vücudum yandı, kalbim alev aldı. “Senin içinde olduğun her yer bana ev olur, yuva olur, sıcaklık olur, sevda olur. Benim hikâyemin Aşiyan’ı sevgilim…” Gözlerini kapadı, elimin üzerinde iç çekti ve gözlerime bakarak, “Sensin,” dedi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101293</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62ef99af-be67-4257-a604-1f11e4a89215.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan 1-Virane/Ciltli</image:title>
            <image:caption>İnsan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düşüyormuş. 
 Bir ateş ancak başka bir ateşle bütünleşince büyüyormuş. 
 
Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken 
sardı yangını. Şafak söktü, gün aydı, yabancısı olduğum barut kokusu ruhuma bulaştı“Sen benim evimsin Gülfem,” dedi bir yemin gibi. 
“Şu tenin, her karışını ezbere bildiğim, 
başkasının el sürmesine dahi izin vermeyeceğim vatanım. Benim tüm savaşlarım sana, senin uğruna. 
Sen buraya girdiğinden beri...” dedi 
elimi kalbinin üzerine koyarak. 
Avuçlarımın altında güçlü şekilde atan kalbini oldukça 
net hissettim. “Başkasına böyle attıysa namerdim!” dedi erkeksi gür sesiyle. 
“Bu can ki bu canana böylesine teslimken, 
buralar hep senin...” 
Sıcacık elini buz gibi elimin üstüne biraz daha bastırdı. “Sen benim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101294</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/385013cc-0151-4cff-bd92-69bc21698cdc.jpg</image:loc>
            <image:title>Sindi - Gorilla</image:title>
            <image:caption>Popüler bir peri masalına, asi  bir dokunuş! 
 
“Cesur Kalpler için Peri Masalları Serisi”nin ikinci kitabı olan Sindi-Gorilla, tıpkı Rabunzel gibi   oldukça klasikleşmiş bir peri masalına yepyeni bir soluk getiriyor. Peri masallarının kalıplaşmış cinsiyet rollerine ve öğretilerine karşı çıkarak; modern çağın özgürlükçü söylemine uygun bir karakter ortaya koyuyor. 
 
Sindi- Gorilla’nın günleri, kendisine kötü davranan teyzesi ve iki kuzeni Ella ile Bella’yla geçerdi. Her gün onlardan gelen; muz kabuklarını toplama, saç şekillendirme, bulaşıkları yıkama gibi emirleri yerine getirmekle uğraşıp dururdu. Tüm bu baskı Sindi’yi mutsuz etse de, ona tüm üzüntülerini unutturacak çok sevdiği bir şey vardı… Sindi, DANS etmeye bayılırdı. Etrafı toparlarken, bulaşık yıkarken ve tüm diğer işleri yaparken sergilediği hareketler günlük dans koreografisinin vazgeçilmez parçalarıydı… 
 
Sindi’nin en büyük hayali orman diskosunda diğer hayvan dostlarıyla dans etmekti. Ama teyzesinden izin alabilmek ise sadece bir hayaldi… Ella ile Bella cumartesi diskosunun prensi TEO’nun dans partneri olma düşleri kurarken, Sindi’nin dans tutkusunu fark edebilecek dikkat hiç kimsede kalmamış gibiydi… Evdekilerin tek önemsediği şey, Teo’nun gözüne girebilmekti. Teyze ve kuzenlerinin gösterişli standartlarına göre ise Sindi’nin temizlik yapmaktan kirlenmiş görünümü bu parti için hiç uygun değildi… 
 
Neyse ki tüm peri masallarında olduğu gibi, Tüylü İyilik Perisi, Sindi’nin yardımına koştuğunda artık onun da muz kabuklarından yapılmış harika dans ayakkabıları vardı ve Sindi partiye gidip, eğlencenin tadını çıkarmaya hazırdı. Disko prensi TEO kendisi için “harika” bir dans partneri ararken, tüm gözler onun üzerindeydi. Sindi’nin tek bir arzusu vardı: Dostlarıyla doyasıya dans etmek… Ancak saat sınırlaması, sihrin geçiciliği gibi birtakım zorluklar bu eğlencenin kısa sürede bitmesiyle sonuçlandı. Ama Sindi’nin bazı maceraların ardından yeniden partiye dönmesi ve dostlarıyla özgürce dans etmesi hiç de uzak bir zaman da değildi… 
 
Sindi-Gorilla’nın mizahi anlatımı ve rengarenk çizimleri peri masallarına bol parıltı, kucak dolusu neşe, az biraz da coşku getiriyor… Hayatta değiştiremediğimiz durumların yarattığı zorlayıcı duygularla eğlenerek, Sindi’nin yöntemiyle dans ederek baş edilebileceğini tüm çocuklara, hatta yetişkinlere işaret ediyor. Havalı disko prensi Teo gibi bir partnerin gölgesinde dans etmektense, kendi özgür ve özgün dansını keşfetmenin önemini vurgulayan bu hikaye; arkadaşlık, yardımlaşma ve birlikte dans etmenin yaşamı nasıl zenginleştirdiğinin de altını çiziyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101295</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09122423-2c8f-4025-8bc3-15212bf0814f.jpg</image:loc>
            <image:title>Günebakan İs Serisi 3/Ciltli</image:title>
            <image:caption>Her şeyin açıklığa kavuşmasıyla beraber İs, duygusal olarak toparlanmanın yolunun uzaklaşmaktan geçtiğini düşünür. Artık yeni bir şehre, ciğerlerini yakacak yeni bir nefese ihtiyaç duymaktadır. Fakat bilmediği bir şey vardır, nereye giderse gitsin, geçmiş geçmeyecektir ve onu bir hayalet gibi takip etmeye devam edecektir. Korhan bir gölge gibi İs’i izleyip onu geri isterken, İs aşk ve gurur arasındaki o çizgide arafta kalmıştır. Serinin üçüncü kitabında çözülen tüm düğümler bir kez daha bir araya geliyor ve aşk, yalanlar ile gerçeklerin sarmaşığına takılıp kördüğüm oluyor. 
  Sustuğum her kelime kurşun olup zihnimden kalbime yağarken aynadaki yansımama gülümsedim. Yalanları kusan bir adamın gerçekleri saklayan küçük kızı olarak bitirdiğim bir gecenin sabahına, yine o adamın kilitli kafesinden ayağına bağladığı bir yalanla anahtarı bile olmadan çıkan kekliği olarak uyanmıştım  
       Onu seviyordum, onu sevdiğim için kalbimi affedemiyordum. Devam edecektim. Yel değirmenlerinin boş arazilerde dönmeye devam ettiği gibi devam edecektim; başım dönecekti ama devam edecektim. Devam edecektim. Bir çocuğun attığı ilk adımdan sonra düşüp yine de tekrar koltuğun kenarlarına tutunarak kalkıp adım atmaya devam ettiği gibi devam edecektim; ayaklarım beni taşımayacak, dizlerimin üzerine düşecektim ama devam edecektim. O kadar devam edecektim ki, kimse benim kadar devam edemeyecekti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101296</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00671742-4fb5-45d6-bbd2-1c0414a2ec37.jpg</image:loc>
            <image:title>Nehir-İs Serisi 2/Ciltli</image:title>
            <image:caption>İs, oynadığı piyesteki kendini bir türlü göstermeyen 
Mantus karakterinin kim olduğunu merak etmektedir. Mantus’un yakında oyuna katılacağını öğrenen İs, Mantus’u beklerken yaşayacaklarından bihaberdir. 
Sırların yavaş yavaş açığa çıkmaya başlaması ve yeni insanların hayatına ayak basmasıyla birlikte İs artık çok farklı bir insana dönüştüğünü fark eder. Korhan’ın ondan sakladığı büyük bir şey vardır, fakat bu nedir? 
Şüphenin, güven denizine dökülmesiyle suyun rengini bulandırması üzerine, İs kendini bir çıkmazda bulacaktır. Aşk ise tüm bu bulanıklığa rağmen onun için hâlâ en berrak olandır. 
Serinin ikinci kitabında, düğümler çözülmeye, yalanların gölgesi silinmeye başlıyor. 
Bu bana bıraktığı kaçıncı yara iziydi? Buz gibi olmuş ellerime rağmen avuçlarımda şeytanın kanatlarından akan ateşi taşıyormuşum gibi hissediyordum. Ateşin kavurduğu avuçlarımın ikisini de soğuğun bıçak gibi dikildiği demir parmaklıktan yapılma büyük kapıya bastırdım, kapıyı ittim, sanki göğsümün altındaki kalbi de boğazıma doğru itiyordum aynı yanan avuçlarımla. Suyun kalp atışlarını duyuyordum. Suyun nefesini hissediyordum. Suyun beni takip ettiğini biliyordum. Sağlam bastığım adımlarımın taşıdığı o titreyen ruhumun elleri şimdi kalbimdeydi; kalbimin atışları ilk defa bu kadar sessizdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101297</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc81d99f-dc41-4f0f-851b-c507891c0844.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitluk</image:title>
            <image:caption>Bu roman, gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkılarak yazılmıştır. 
 
Bir zamanlar bu topraklarda kıtlık vardı. Çetin şartlar altında çalışan insanlar bitap düştü, zayıfladı ve hastalandı. Açlığın ve yoksulluğun altında ezilen nice aile, gıda darlığı sebebiyle göç etmek zorunda kaldı. 
 
Kitluk, 1940’lı yıllarda yaşayan Ardeşenli Mehmet’le Fatma’nın dramatik yaşam öyküsü. Beş çocuklarıyla birlikte hayatlarını idame ettirmeye çalışan bir ailenin verdikleri mücadele…  Bu mücadele bizim için tanıdık aslında. Yoksulla varsılın, ezenle ezilenin çatışması bu. 
 
Laz romancı ve öykücü Murğulişi Muradi, yakından tanık olduğu hayatları ustalıkla resmediyor. Karadeniz insanının dilini ve o döneme ait detayları dikkate almayı da ihmal etmiyor. 
 
Tarih boyunca aşırı yağmur ve taşkınlar, mevsimsiz soğuklar ve bitki hastalıkları gibi nedenler gıda kaynaklarının yok olmasına sebep oldu. Yakın gelecekte, iklim krizine bağlı olarak memleketimizde ve dünyada tekrar kıtlık günleri yaşanacak. 
  Ekokurgu, doğayla olan ilişkimizi edebiyatın gücüyle yeniden inşa ediyor. Unutmayalım,</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101298</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/766f8c0f-cf09-4065-b503-5d6c8cc4cb28.jpg</image:loc>
            <image:title>Tünel- İs Serisi 1/Ciltli</image:title>
            <image:caption>İs Tanyel başarılı bir konservatuvar öğrencisidir. Sahnedeki başarısının devamlılığını sağlayabilmek uğruna adının önüne yerleştirilen birçok kötü sıfatı umursamaz. 
            Henüz daha lise yıllarındayken, adının karıştığı kötü dedikodular geçmişine ait bir canavar gibi onu bugününe kadar takip etse de dimdik durarak, aşk olarak gördüğü tiyatro için her türlü dedikodu ve iftiraya kulak tıkar. 
            İs&apos;i diğerlerinden ayıran yaşadıkları, onun kendini kötü bir insan olarak kabul edip, kötü bir insan olarak yaşadığına ikna ettirir. Aslında İs, annesi tarafından ilgiden yoksun büyümüş, babası tarafından çok küçük yaşlarda bir çocuk parkında terk edilmiş, yine küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmiş ruhu kanayan küçük bir kız çocuğudur. 
Peki aslında çok küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmesinin asıl sebebi nedir? 
 
Bir gün bir yabancının hayatına yaptığı ani girişle, zaten ağır kan kaybetmiş hayatında hiç beklenmedik değişiklikler oluşmaya başlar. Peki bu yabancı kimdir? Ve her şeyden önemlisi İs neden bu yabancıyı hiç sorgulamadan hayatına kabul etmiştir? 
 
Şeytan kanadımın arasındaydı. Şeytan kanadımın altındaydı. Ben ağlıyordum. 
            Şeytan da benimle birlikte ağlıyordu. 
            İçimdeki bu yangına rağmen nasıl oluyordu da kemiklerim hâlâ küle dönmüyordu?        Yer yerinden oynuyordu, tüneller dağların kalbine çöküyordu, Otobüsün içinde evlerine gidenler de vardı, bir bilinmezliğe doğru yol alanlar da… Hepsi aynı tünelin içinde ölüyordu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101299</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be73f625-df5e-431b-98a4-fae8c2400d2b.jpg</image:loc>
            <image:title>İkizalev-İs Serisi 4/Ciltli</image:title>
            <image:caption>Birbirilerini geride bırakmak zorunda olduklarına inanan İs, Korhan ile aralarındaki bağın kopmasının imkânsız olduğunu fark ettiğinde bir şansları daha olabileceğine inanır. İs, yeniden deneyebilmeleri için bir şart koşmuştur, zamanı geldiğinde Korhan’a bir soru soracaktır ve alacağı cevap, ikisinin kaderini belirleyecektir. Korhan, aşk ve geçmiş arasındaki o saç teli kadar ince çizgide İs’i kaybetmemek için 
savaşırken, ikisi de kapıda onları bekleyen daha büyük bir fırtına olduğundan bihaberdirler. 
Serinin dördüncü kitabında düğümler alevlere dönüşüyor ve ruhların çıra gibi yanacağı büyük bir yangın başlıyor. 
Ağlıyordum. Çünkü onsuz kalacaktım, artık bunu biliyordum. Onsuz kalmaktan korkuyordum, belki de bunun için ağlıyordum. Onu bu kadar çok sevdiğim için ağlıyordum. 
Üzerimde bir tabut kapağı gibi duruyordu; sanki o benim mezarımdı, ölümümdü; ama o benim var oluşumdu. 
Bakışlarının ağırlığını hissettiğim anda gözlerim aralandı. Karanlığın hüküm sürdüğü odanın içinde parlayan bir çift lezâ yeşili göz ruhuma sızdığında, gözyaşlarım şiddetlendi. 
Gözyaşlarımın şiddetlenmesi onu daha da büyük bir acının kollarına itmiş gibi beni tuttu. Kollarının arasında, o bir tabut kapağı gibi üzerime kapanmışken altında öylece uzandım ve sadece ağladım. Bana dokundu, tuttu, sarıldı, üzerime gök gibi gerildi 
ve o da benimle birlikte ağladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101300</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5711ac6d-795a-4fd1-b465-a1c39c7e35a1.jpg</image:loc>
            <image:title>T İstasyonu</image:title>
            <image:caption>-İstasyonu adını T-Puzzle’dan aldı. Puzzle bir bütünü oluşturmak. Birbirinden çok farklı gibi görünen parçalarda bütünü görebilmek, soyut, somut ortak bir amaca hizmet eden ilk harfi T olan birçok kelime olarak tasarlanmıştır. 
Çocuğumuz, onun gelişimi, eğitimi, geleceği derken, toplumsal fayda getiren, çevreye, doğaya, ekolojik dengeye de katkısı olan bakış açısıyla tarihten günümüze oyuncaklar, oyun ve aktiviteleri tanıtıyoruz. Kullandığımız “T”li sözcükleri oyuna katıyoruz, ucu açık bir T- İstasyonu aktiviteleri oluşturuyoruz, takılıyoruz T’lere. 
Bunun ilk adımı “touch” dokun, hisset, tanı ve tabii ki oyna. T-akıl haydi tek başına veya topluca. Birlikteyiz, yan yanayız T-İstasyonunda… 
T-İstasyonu da sadece bir başlangıç, ilk adım, bir dokunma. İlk adımlarını gösteriyorum diyorum, ucu açık öğrenilenin de, istasyonların da; çocuklara renk katsın, ses katsın istiyorum. “T” bir tesadüf, biraz da oyun denen aynı zamanda çok ciddi bir işi daha neşeli hâle getirmek, türetilmesini, üretilmesini sağlamak için bir araç… 
Hadi bizler de topaç çevirelim. Çocuk, yetişkin çevirelim tüm maharetimizle eskiyi, yeniyi… Döndürelim… Dönüştürelim… 
Hadi gel oynayalım…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101301</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba13f505-e0bc-4515-be17-2b765f112a3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Arap Dili ve Edebiyatı Araştırmaları</image:title>
            <image:caption>Arap Dili ve Edebiyatı Araştırmaları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101302</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3ac6d0c-2fda-421c-9a2a-6b0b33207ff2.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutant Kişilikler</image:title>
            <image:caption>İnsanlar üreme fonksiyonunu gerçekleştirme kararına vardıklarında; bu kararın isabet derecesini artırmaya namzet partner hücreleri bütünleşmek üzere derinlerden yolculuğa çıkarlar. Taktir buyrulan hücrelerden ikisi birleşerek, kader kotları rotasında bölüne bölüne büyümeye başlar. 
 
İşte bu biyolojik gelişim kader yazgısının yazgı makamının alın değil, karın olduğuna göstermektedir. Bu karın derinlerde bulunan ve kadının döl yatağı olarak konumlandırılan mahrem makamdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101303</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ba264cd-413d-487a-a9cc-4d159102e703.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şeye Rağmen Sevmek</image:title>
            <image:caption>Çoğu ergen kız yoğun duygusal baskı altında kalır ve bu durumları farklı şekilde gösterir. Bu yoğun duygularla doğru şekilde temasa geçilmediğinde geri dönüşü olmayan sonuçlar oluşabilir. 
İyi bir ebeveyn olma çabanızın duygusal yoğunluğunu kaldıramıyor musunuz? Kızınızla doğru iletişimi kurmak için elinizden gelenden çok daha fazlasına mı ihtiyacınız var? Peki ya bir sabah kızınızın geceyi hiç bilmediğiniz bir yerde geçirdiğini öğrenirseniz ya da intihar girişiminde bulunursa neler hissedersiniz? Nasıl davranırsınız? Hiçbir ebeveyn bunun olabileceğini hayal etmez. Canınız sonuna kadar yandığı halde onunla nasıl iletişim kurardınız? 
Ebeveynlik; çocuğunuzu koşulsuz sevmek, onu güvende tutmak, hayattan ders almasını sağlamak değil midir? 
Allison Garner, kızının duygusal, zihinsel ve davranışsal mücadeleleriyle yüzleşirken kendi yolculuğuna sizi de dahil ediyor. Cesaret veren dürüstlüğüyle kızının sarsıcı intihar girişimlerinden okuldan kaçmasına, arkadaşlarından uzaklaşmasına kadar sizlere yaşadıklarını anlatıyor. Kızının günlüğünden alıntılar içeren Her Şeye Rağmen Sevmek, çekinmeden ve güçlü bir cesaretle bizlere iyi gelecek umudunun büyüleyici resmini çiziyor. Ebeveynlere kendilerinde ve çocuklarında bir sorun olmadığına dair güvence veren bu kitapta kendinizi ve çocuğunuzu yargılamadan nasıl bir yol izleyeceğinizi bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101304</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1f17915-a3c7-4898-bc5a-86104e16cb2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocukluk Sırrı</image:title>
            <image:caption>Her çocuğun özünde, onun nasıl bir yetişkin olacağının şifrelerini barındıran ‘çocukluk sırrı’ vardır.
Bu sır, ‘buyurucu bir iç kılavuz’ olarak, mütevazı bir sabırla, adım adım o çocuğun kişilik ve karakterini oluşturma mücadelesi verir.
Çocuk yetiştirmek, ‘çocukluk sırrı’nın ortaya çıkmasına yardımcı olmaktan başka bir şey değildir.
Yetişkinler çocuğun özünde gerçekleşen bu ince yapılanmayı hesaba katmadan, kendi arzu ettikleri kişiliği oluşturma gayreti içine girerlerse çocuk eğitiminde sorunlar yaşanır.
Bu kitapta, çocuğa benliğini zarara uğratmadan, kişilik ve karakterini bozmadan nasıl rehberlik yapılacağını bulacaksınız...
Adem Güneş’in Mevlana’ların, Hacı Bektaş’ların, Yunus’ların, Fatih’lerin yetişme sırrı olan Anadolu Pedagojisi çerçevesinde bir model ileri sürdüğü kült kitabı Çocukluk Sırrı yeni baskısıyla yeniden sizlerle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101305</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9daedfb7-1283-48e2-b965-b1ba9ea47647.jpg</image:loc>
            <image:title>Mektuplar</image:title>
            <image:caption>Antoine de Saint-Exupéry ve müstakbel eşi Consuelo Suncín Sandoval 1930&apos;da Buenos Aires&apos;te tanıştılar. Hemen birbirlerine âşık oldular ve kısa süre sonra evlendiler. Ancak evlilik hayatları, onları bir araya getiren her şeye rağmen, nihayetinde kaotik bir yolculuktu. Hem öngörülemez hem de talepkâr olan maceracı “Tonio”, karısının bütün ilgisini kendisine vermesini ve ona istikrar sağlamasını bekliyordu; oysa bunlar Consuelo’nun özgür ruhlu, huysuz tabiatının engel olacağı şeylerdi. Bununla birlikte, araya giren birkaç ayrılığa rağmen birbirlerini asla bırakmadılar ve bu karşılıklı koşulsuz sevgi vaadi, Antoine&apos;ın askerî görevinin getirdiği yükler ikisi için de kaçınılmaz hale geldiğinde, mesafelere ve endişelere dayanmalarını sağladı. Savaş zamanında, Antoine Saint-Exupéry, Consuelo&apos;yla birlikte hayatlarını aydınlatan bir masal olan Küçük Prens&apos;i yazdığında mektuplar da bu döneme yakından şahitlik etti.
160 mektuptan oluşan ve renkli çizim, fotoğraf ve belgelerle desteklenen bu yazışmalar, tutkulu fırtınalarla şüpheli durgunluklar arasında gözyaşları, hayal kırıklıkları ve aşkın coşkularla zenginleşen ilişkilerinin ruhunu ortaya koyuyor. Bunun yanında dönemin sanatçıları, yazarları, düşünürleri II. Dünya Savaşı’yla birlikte bu tutkulu ilişkide boy gösteriyor.
Genç bir gezgin prens, bir gül ve onun cam fanusu: İşte bu ilişkinin hikâyesi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101306</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb7c4e9a-bc00-401b-96db-5efc1050d124.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Tanzimat Paşazadesi Avrupada</image:title>
            <image:caption>Paris şehri İstanbul büyüklüğündedir ve etrafı bir müddet önce yeniden inşa olunmuş çok sağlam bir kale ile çevrilidir. Kalenin dışında bulvar dedikleri gayet büyük ormanların aralarından geçen intizamlı dizilmiş ağaçlı uzun yollar vardır. Şehrin binaları yedi sekiz katlı oldukça büyüktür ve sık ve bitişik nizamdır. Eğer böyle yüksek olmayıp da diğer yerlerdeki gibi daha mutedil şekilde yapılmış olsalardı şehrin büyüklüğü bir kat daha geniş olurdu.
 
Rıfat Paşazade Mehmed Rauf
 
Mehmed Rauf, çok genç yaşta devlet hizmetine girmiş üst düzey bir Osmanlı bürokratıdır. Devletin pek çok ülkeyle mücadele ettiği 19. yüzyılın ikinci yarısında uluslararası görüşmelerde Osmanlı Devleti’ni temsil eden ekibin içinde yer almış; başta Kırım Savaşı’yla ilgili müzakereler olmak üzere İngiliz ve Rus temsilcileriyle yapılan diplomasi trafiğinin en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Ünlü devlet adamlarından Sadık Rıfat Paşa’nın oğlu olan Mehmed Rauf, kaynaklarda çoğunlukla Rıfat Paşazade Mehmed Rauf Bey olarak geçer. Bugün Cağaloğlu’nda Babıali Caddesi üzerinde bulunan ve bir zamanlar İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası olarak kullanılan Rauf Paşa Konağı’nda yaşamıştır.
Prof. Dr. Fikret Turan, 19. yüzyılın ortalarında yayımlandığı hâlde sadece eksik bir tek nüshasına ulaşılabilen Seyahatname-i Avrupa ile yayımlanmamış Avrupa Lâyihası’nı eksiksiz tam metinler olarak yayına hazırladı. Mehmed Rauf yaklaşık 4 ayda 50 şehir, bölge ve mekân gezmiş; Malta’dan Roma’ya, Venedik’ten İsviçre’ye, Londra’dan Paris’e, Viyana’dan Berlin’e Avrupa’nın farklı ülkelerini satırlara nakşetmiştir. Eser, kendinden önceki seyahatnamelerde anlatılanlardan çok daha fazla sayıda bölgeyi içermesi bakımından Türk seyahat-hatıra tarihinde özgün bir yer teşkil etmektedir.
Genç Tanzimat Paşazadesi Avrupa’da, seyahatname/hatırat okumayı seven, Osmanlı modernleşme tarihine ve Türk kültürüne ilgi duyan meraklı tarih okuyucusunun zevkle okuyacağı ve aynı zamanda dönemin Avrupa’sına dair birçok bilgiye ulaşacağı özgün bir eserdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101307</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f04c440-37b1-48cd-bec3-bf183adde41d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırkyama</image:title>
            <image:caption>En çok hangi ağacı sevdiğimi sorduklarında, “söğüt” deyip uzun uzun ağlayacak kadar çok hasret biriktirdim. Uçan kuşa, esen yele, bir söğüdün gölgesinde boy veren çocukluğuma...
Ben kendi söğüt ağacımı kalp toprağımda yetiştirdim. Toprağında buğday başakları ve şair yetişen bir memleketin iyi kalpli çocuklarından biriyim. Elim ekmek, elim kalem, elim dost eli tutar.
Ayaklarım, kuru bir hevesi sonsuz bir huzura tercih etmeyecek kadar sağlam basıyor. Çünkü başım bozkıra bağlı. Çünkü coğrafya kader...
Yaz bitip gün dönünce, çiçekler yaprak dökünce, ithal süs ağaçlarının gölgesi bir söğüt etmeyince herkes evine döner.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101308</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e07fbc5f-cf09-402b-8124-be25b23cda9c.jpg</image:loc>
            <image:title>Pandemi ve Türkiye Ekonomisi</image:title>
            <image:caption>COVID-19 pandemisi hemen hemen tüm ülke ve sektörleri etkilemiş ve halen etkilemeye devam etmektedir. Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme pandeminin hızlı yayılmasında önemli rol oynamıştır. Pandeminin uzun dönemde ne tür kalıcı etkiler bırakacağını öngörmek güç görünmektedir.

Bu kitap, COVID-19 Pandemisinin Türkiye ekonomisi bağlamında tüm sektörlere etkilerini bir eserde kaleme almak mümkün olmadığından, pandeminin bazı sektör etkilerine uygulanabilir çözüm önerileri ortaya koyan saygın akademisyenleri bir araya getirmektedir. Kitapta pandeminin; göç ilişkilerine, kadına yönelik ekonomik şiddete etkilerini azaltmak için alınan ekonomik tedbirlere, hazır giyim ihracatına, dış ticarete, sigortacılık sektörüne, varlık balonlarına, para-kur krizlerine etkileri ele alınmaktadır.
Kitapta yer alan çalışmalar, okuyucuların ayıracağı emek ve zamana değecektir. 
“Dünya yepyeni bir şok dalgasından geçiyor. Pandeminin etkileri ekonomiden sosyal yaşamın her alanına yayılmakta. Böylesi bir dönemeçte Türkiye ve küresel ekonomini geçirdiği ve uzun dönemli etkilerinin ayrıntılı örneklerle tartışıldığı önemli bir seçki.”
Prof. Dr. A. Erinç Yeldan, Kadir Has Üniversitesi 
“Pandemi döneminin Türkiye ekonomisine etkilerini uzman akademisyenlerin katkısıyla birçok farklı boyutta inceleyen bu kitap alanında önemli bir boşluğu dolduruyor.”
Prof. Dr. Hakan Kara, Bilkent Üniversitesi 
“Pandemi ile beraber ortaya çıkan gelişmelerin ve alışkanlıkların ne kadarını muhafaza edip ne kadarını geride bırakacağımıza dair bir çok iddia, çalışma ve analiz yapılmaktadır. Çok net fark ettiğim ayrıntı şudur: Pandemi zaten var olan bazı olumsuzlukları görünür kıldığı gibi, bazı olumlu özelliklerimizi gün ışığına çıkardı, bazı gelişmeleri de hızlandırdı. Sadece ticaretteki alışkanlıklarımız değil, toplumsal yaşamdaki alışkanlıklarımız da değişime uğradı diyebilirim. Artık Tedarikten Lojistiğe, Ayrımcılıktan Adalete, Spordan Sanata kadar bir dizi yeni sorunsal ile karşı karşıyayız. İyi günlerde başıboş bıraktığımız meseleler, bugün büyüyerek karşımıza çıktı, küçümsediğimiz gelişmeler ise ilerlemenin önünde büyük engeller yaratıyor. Bu çalışmanın yazarları, bilim insanı olmanın verdiği sorumluluk çerçevesinde çözüm önerilerini ilgilenenlerin dikkatlerine sunuyor. Bizzat istifade ettiğim ve aklımdaki birçok soruya cevap bulduğum bu çalışmaya emeği geçenlere teşekkür ediyor, değerli yazarlara bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.”
Prof. Dr. Emre Alkin, Topkapı Üniversitesi Rektörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101309</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3b1b7db-1ad0-439c-af9a-1c97cbd7c6ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Uçsuz Bucaksız Çöller</image:title>
            <image:caption>Coğrafya sizi gıcık mı ediyor? Haritalardan, kaya katmanlarından ve ilginizi çekmeyen bilgilerden sıkıldınız mı? Artık sıkıcı coğrafya dersleriyle vedalaşın ve Uçsuz Bucaksız Çöller&apos;in kızgın kumlarına adım atın... Hayatta kalmak için deve idrarı içen insanları, tüm köyü gömebilen hareketli kum tepelerini, Timbuktu Çölü&apos;nü geçen maceracı kâşifi bu kitapta okuyun.Eğer çöller sizin için yeterli değilse, deve sütünden puding yapanın yollarını, kaktüs suyunun neden ölümcül bir içecek olduğunu öğrenin. Uçsuz Bucaksız Çöller&apos;de dolaşmaya var mısınız? Coğrafya hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101310</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbd31e2c-55af-46ca-8a50-e7356869e5b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Merkez Sağda Liberalizm</image:title>
            <image:caption>Modern ideolojilerden ilki ve bu yönden de en köklü düşünce geleneği olan liberalizmin Batı’da ortaya çıkıp gelişmesinden bu yana üç yüz yıldan fazla bir zaman geçmiştir. Bu açıdan sağlam bir felsefî temel ile birlikte yoğun bir külliyata sahiptir. Fakat Türkiye’de bu gelenekten yeterince istifade edildiğini söylemek imkânsızdır.
Liberalizm, Türkiye’de gerek fikrî gerekse siyasî arenada nispeten dar bir alan bulabilmiştir. Siyasî arenada tek başına etkili bir hareket olamayan liberalizm dönem dönem farklı siyasî hareketler içerisinde kendisine alan açmıştır. Bu siyasî hareketlerden en önemlisi de merkez sağ gelenektir.
Kitap, bu düşünce doğrultusunda, Türkiye’de, bir anlamda, siyasetin rotasını belirleyen merkez sağ gelenek içerisinde ideolojik bir unsur olarak liberalizmin de yer aldığını somut bir şekilde ortaya koymaya çalışmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101311</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/966588d3-2f65-4451-874e-3e87db1b3d51.jpg</image:loc>
            <image:title>101 Büyük Liberal Düşünür</image:title>
            <image:caption>101 Büyük Liberal Düşünür, antik çağlardan günümüze kadar önde gelen düşünürlerin bazılarının yaşamlarını ve bireysel özgürlük konusundaki fikirlerini anlatıyor.
Ödüllü yazar Eamonn Butler, liberal düşüncenin temel unsurlarını özetliyor ve bu geleneği yüzyıllar boyunca şekillendiren isimleri kronolojik olarak ele alıyor.
Düşünürlerin ortak hedeflerini belirlemesi ile birlikte hükümetin günlük yaşamlarımıza ne ölçüde dahil olduğu gibi farklı görüşlerine de vurgu yapıyor.
101 Büyük Liberal Düşünür politika, devlet, sosyal kurumlar, kapitalizm, haklar, özgürlük ve ahlâk ile ilgilenen herkes için bir dizi radikal fikre ve bunların arkasındaki düşünürlere açık ve özlü bir giriş sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101312</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4642e143-8277-4909-aa79-fc5ecdfd7856.jpg</image:loc>
            <image:title>Elişi Kentinden Jules Verne Adasına</image:title>
            <image:caption>İplikler diyarı Elişi Kenti, her zaman sakin ve her şeyin yolunda gittiği bir yerdi. Ta ki Mucit Fetit’in özel tarifiyle kurabiye yaptığı güne kadar! O günden sonra Elişi Kenti’nde hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Ortalık karışır ve kentte her şey tersine işlemeye başlar. Bu terslik kent sakinleri adına oldukça büyük dertlere ve aynı zamanda romanlardan fırlamış gizemli bir ada serüvenine kapı açar.
Haydi, Elişi Kenti sakinleriyle tanış, bu gizemli ve bir o kadar da eğlenceli maceraya ortak ol!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101314</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/709c1cad-ffc3-40f5-b8ef-5b4f8a40a40a.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Üniversitesi Fizik Set (3 Kitap)</image:title>
            <image:caption>Fizik, işte bu kadar basit!
Çekim Yasası, Işık ve Enerji Kaynakları!
Ünlü fizikçi İsaac Newton ile tanışmaya hazır mısın?
Peki, Güneş olmasaydı neler olurdu? Fotoğrafçı, pilot ve cerrah! Bu mesleklerin çalışırken ışığa ihtiyacı var!
Çevreyi kirletmeyen ve asla tükenmeyen enerji kaynakları olduğunu biliyor muydun?
Bu konuda bir şeyler yapabilecek en önemli kişi sensin! Unutma!
Bilimin En Kolay Hali, Çocuk Üniversitesi Seti!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101315</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/557dc23f-0cad-43d4-9189-93df377d895e.jpg</image:loc>
            <image:title>Tesis</image:title>
            <image:caption>Hepimiz hayat sarmalının bir ucundan geçmişe bir ucuyla geleceğe bağlıyız. Çoğumuz, geçmişin karabasan gibi üstümüze sinen o karanlık tarafı altında ezilir; kurtulamadığı, yakasına yapışan korkularının ve pişmanlıklarının tutsağı olur. 
 
Yaşam dediğimiz bitmek bilmeyen sorunlar silsilesinin üstesinden gelemeyişimiz, içimizde âdeta taşa dönüşüp bizi her seferinde en başa sürükleyen o bilinmezlik batağındaki çırpınışımız, bizi istemediğimiz bir girdaba yönlendirir. Sisifos gibi her seferinde başa döneriz. Üzerimizden atıp kurtulduğumuzu sandığımız her bir yükü tekrardan geri taşır, kaldığımız yerden devam etmek yerine omzumuza yük olan her şeyi üşenmeden kaldırırız. 
 
Tesis; insanın yaşam karşısındaki anlamsızlığını, üstündeki tüm baskılarına rağmen direnmek zorunda olduğunu, insanın hayatta “nelere sahip olup nelere olmadığını”, her seferinde üstündeki yükleri attığını sandığı ama aslında iç dünyasında bu yüklerden kurtulamadığını, insanın varoluşsal sıkıntılarını, pişmanlıklarını iki kadının gözünden bize anlatır. 
 
İçinde barındırdığı müzikler ve melodilerle kendine has bir dokusu olan kitapta; birbirine kenetlenen karakterlerin hayat yolculuğundaki kayboluşlarını, Lal Jamila heykelinin dibindeki bir toprakta, radyo kanalında çalan hareketli bir Latin ezgisinde ya da bir sapakta konuşlanan ıssız bir evin verandasından esen ılık bir rüzgârda hissediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101316</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e71d0a72-6fbb-47fd-bb5c-1d71d2340030.jpg</image:loc>
            <image:title>Bebeğimin Bir Günü - Cırt Cırtlı Etkinlik Kitabım (18-24 Ay)</image:title>
            <image:caption>Bebeğimle yeni bir güne &quot;Merhaba!&quot; diyelim.
Haydi kahvaltımızı yapalım, hazırlanıp parka çıkalım!
Sen ne dersin?
Parkta güzelce oynayalım, eğlenelim, çevremizi öğrenelim. Evimize dönüp iyice temizlenelim.
Akşam babaya kocamaaaannn bir hoş geldin deyip biraz da onunla oynayalım. 
Bak gece oldu, seninle güzel bir günü uykuya dalarak bitirelim!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101317</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/866b270f-7873-4dd6-bc73-d0e192ff7c80.jpg</image:loc>
            <image:title>Nibelung Yüzüğü 1 Ren Altını</image:title>
            <image:caption>Nasıl ki bir lanetle bana geldiyse, Aynı şekilde lanet olsun yüzüğe! Onun altını verdi bana ölçüsüz bir kudret, Şimdi onun sihri onu taşıyana ölüm getirsin! Hiçbir kısmetli ona sahip oldu diye sevinmesin Onun parıltısı, hiç kimseye mutluluk vermeyecektir, Kim ki onun sahibi, onun sorunu çok olacak Ve ona sahip olamayanı ise kıskançlık kemirecektir! Alman besteci Richard Wagner tarafından bir opera olarak değil müzikli bir dram olarak kurgulanan Nibelung Yüzüğü (Der Ring Des Nibelungen), konusu itibariyle J.R.R Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) romanına da ilham kaynağı olmuş eserler arasındadır. Nibelung Yüzüğü, kaynağını Yunan ve İskandinav mitolojilerinden alsa da Wagner’in felsefi eğilimlerinin yanı sıra müzik, şiir, dram ve dekorla birleşince ortaya yıllarca sahnelenecek bir opera klasiği çıkar. Yunan tragedyalarındaki baht dönüşünün, değişmez yasanın hükmünün yeniden kurgulandığı eserde kullanılan leitmotifler ve Wagner’deki Schopenhauer etkisinin sıklıkla görülebileceği alanlar bu eseri biricik kılan özellikler arasında yer alıyor. Şüphesiz ki Nibelung Yüzüğü I: Ren Altını, konusu ve biçimsel yeniliğiyle dikkat çeken, yüzlerce yıldır sahnelenen ve sahnelenmeye devam edecek olan bir klasik olma vasfını koruyor. 
Yazar Hakkında: 
Esas olarak operalarıyla tanınan Alman besteci, tiyatro yönetmeni, polemikçi ve orkestra şefi. Başlangıçta Carl Maria von Weber ve Giacomo Meyerbeer&apos;in Romantik tarzında eserlerin bestecisi olarak üne kavuşan Wagner, şiirsel, görsel, müzikal ve dramatik sanatları sentezlemeye çalıştığı Gesamtkunstwerk (Bütünsel Sanat Eseri) kavramıyla operada devrim yarattı. Başlıca opera eserleri şunlardır: Uçan Hollandalı, Lohengrin, Tannhäuser, Nibelung Yüzüğü, Tristan ve Isolde, Nürnbergli Usta Şarkıcılar, Parsifal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101318</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55a888e6-cc66-4667-8930-66bbee78aa3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’de Eğitimi Yeniden Düşünmek</image:title>
            <image:caption>“Türkiye’de eğitimde son yirmi yılda devrim niteliğinde ilerlemeler sağlanmıştır. Temel eğitim ve ortaöğretimde okullaşma oranları 2000’li yılların başına göre oldukça artmış ve eğitimde evrenselleşme büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir. Derslik başına ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı da yine 2000’li yıllara göre çok daha iyi bir seviyeye ulaştırılarak ilk kez OECD ortalamasına yaklaşmıştır. Her iki boyutta iyileşmeyi sağlayabilmek, bu dönemde eğitimde yaşanan büyümenin kalite odaklı olduğunun en önemli kanıtıdır. Zaten bu kanıt, PISA ve TIMSS gibi uluslararası öğrenci başarı araştırmalarının her döngüsünde tekrar tekrar ortaya konmaktadır.” 
Türkiye’de eğitim, güncelliğini daima koruyan ve yeniden düşünülmesi gereken bir alanı işaret eder. 2000’li yıllar, Türkiye’nin okul öncesinden yükseköğretime kadar eğitimin tüm kademelerinde pek çok dönüşüme tanık olduğu yıllardır. Bu kitap, okurları beşeri sermayeden eğitimde fırsat eşitliğine, kız çocuklarının okullaşma oranından eğitimde kaliteli bir büyümenin imkânlarına, yükseköğretime girişte karşılaşılan problemlerden okullar arası başarı farklarına, güvenli bir okul ikliminden öğretmenlerin yaşadıkları zorlu süreçlere, Covid-19 döneminde uzaktan eğitimin sistemde sebep olduğu sorunlara kadar pek çok güncel başlıkla Türkiye’de eğitim sisteminin açmazlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. Bunları yaparken sistemin içinde kronikleşmiş biçimde tekrarlanan retorikleri sorgulayarak iyileşmesine ihtimal verilmeyen sorunların, iyi bir planlamayla nasıl çözülebileceğine dikkat çekiyor ve toplumun eğitim konusundaki tüm paydaşlarına “başka bir eğitim mümkün” mesajını veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101319</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81e14ffe-3a0b-419d-a134-f6772cebc102.jpg</image:loc>
            <image:title>İmam Şâfiî</image:title>
            <image:caption>İslam düşüncesinin kurucu düşünürlerinden İmam Şâfiî müslüman toplumu en çok etkileyen isimler arasında yer alır. Buna rağmen hayatı hakkında çok az şey biliyoruz. Kecia Ali, elinizdeki kitapta büyük fakihin biyografisini erken dönem kaynakları ve çağdaş çalışmaları ustaca kullanarak resmediyor; İmam Mâlik ve Muhammed eş-Şeybânî gibi âlimler başta olmak üzere döneminin şahsiyetleriyle olan ilişkileri ve entelektüel, sosyal bağlamdaki hayatına odaklanıyor. Ayrıca Şâfiî düşüncesinin ana hatlarını teşekkül döneminin canlı tartışmaları üzerinden, düşünürün kendi eserleri ve muhataplarının çalışmalarını kullanarak ortaya çıkarıyor; fıkhi yönteminin geliştirilmesini, inceltilmesini ve öğrencileri tarafından yaygınlaştırılmasını araştırıyor. Ve bir “âlim” olarak vefatının ardından zaman içerisinde nasıl müslüman toplum tarafından bir “veli olarak kabul gördüğünü anlatıyor. İmam Şâfiî: Âlim ve Veli düşünürün hayatı ve fikriyatını güvenilir kaynaklara dayanan bir kurgu ve akıcı bir üslupla ele alıyor. 

Yazar Hakkında: 
1972 yılında Boston’da doğdu. İlk gençlik döneminde İslam’ı seçti. Stanford Üniversitesi’nde Tarih ve Feminizm Çalışmaları alanlarında eğitim gördükten sonra Duke Üniversitesi’nde Din alanında doktora yaptı. Çalışma alanları İslam, cinsiyet ve etik olan Ali, 2006’dan bu yana Boston Üniversitesi Din Bölümü’nde öğretim üyesidir. Brandeis ve Harvard Üniversitelerinde araştırmalarda bulunmuştur. İslami gelenek ile ilgili çalışmaları modern öncesi fıkıh, toplumsal cinsiyet, cinsellik ve biyografi alanlarına odaklanır. Imam Shafi‘i: Scholar and Saint’in (İmam Şâfiî: Âlim ve Veli) yanısıra Sexual Ethics and Islam (Cinsel Ahlak ve İslam) kitabı Türkçe’ye çevrilen yazarın başlıca eserleri şunlardır: Marriage and Slavery in Early Islam, The Lives of Muhammad, Human in Death: Morality and Mortality in J.D. Robb’s Novels.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101320</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/024d9755-6262-4d0f-bcd2-e263abe984c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı ve Hurma Ağacı</image:title>
            <image:caption>Bir kirpi...
Bir tavşan...
Bir ayı...
Ve ağaçtaki hurmalar...
 
 
 
SESSİZ KİTAP NASIL OKUNMALI?
Sessiz ya da yazısız olarak nitelendirilen kitaplar çocukların dünyasında en az yazılı olanlar kadar etkili.
Yaş ve dil sınırı olmayan bu kitaplarda yer alan kurgu, çocukların kendi hikâyesini oluşturması açısından son
derece kıymetli. Bu tür kitaplar çocukların hayaliyle şekilleniyor, canlanıyor ve evrensel bir hikâye oluşuyor.
Okuma bilmeyen çocuklarla, “Bak, bu bir ayı! Bunlar hurma...” gibi sadece söz edilen nesne üzerinden
okuma devam ettirilebilir. Görsellerde olup biteni bir kenara bırakıp tek bir nesneye odaklanmak ve
hikâyeyi onun üzerine kurmak 3 yaş altı çocuklar için de sessiz kitapların tercih nedeni olabilir. Böylece
yarattığınız basit hikâyeyi çocuğunuz kolaylıkla takip edebilir.
Daha büyük çocuklar içinse her seferinde yeni bir hikâye üretmek yaratıcılığın en güzel yönü.
Bir ayının, bir tavşanın ve bir kirpinin ağaçtaki lezzetli hurmalara ulaşma çabasını anlatan bu sessiz kitap,
yalın çizimleriyle hepimizi büyülüyor...
Bu kitabı beğendiyseniz Ayı ve Balon kitabını da okuyabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101321</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98654abc-6d07-4106-a6b6-6b4d4e6a6431.jpg</image:loc>
            <image:title>Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi?</image:title>
            <image:caption>Borges sayesinde artık hepimiz Don Quijote’nin gerçek yazarının Pierre Ménard olduğunu biliyoruz. Peki Kafka’nın Yabancı’yı, Tolstoy’un ise Rüzgâr Gibi Geçti’yi yazdığını ya da Hitchcock’un Potemkin Zırhlısı filmini çektiğini biliyor muydunuz? 
Edebiyat profesörü ve denemeci Pierre Bayard’a göre, eserlerin müelliflerini değiştirmek ve onları başka bir bakış açısıyla incelemeye çalışmak hem algımızı zenginleştiren hem de bizi daha çok hayal kurmaya teşvik eden bir yöntem. Bayard, Don Quijote’yi bir 20. yüzyıl bilimkurgu yazarına atfeden Borges’in ve 1968’de “müellifin ölümü”nü ilan eden Roland Barthes’ın yolundan ilerliyor; Nietzsche’yi Karamazov Kardeşler’i yazmaya iten sebepleri sorguluyor, Balzac’ın Parma Manastırı’ndaki üslubunu inceliyor. 
Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi? tarihe ters köşe yaparak alışılmadık bir okuma biçimi öneriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101322</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e26fff5-35e2-4f8a-b9c6-a5b7e8c3c4a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçilmiş cadı</image:title>
            <image:caption>“Kitaplar unutulmayan hatıraların berrak kalan kısımları gibidir.“ 
 
Sera üç yüz otuz yaşında, büyüden uzak, kitapçı dükkânıyla ve bir üniversitede yaptığı öğretmenlikle bugüne kadar huzurla yaşamış bir cadıydı. Bir gün kitapçı dükkânına gelerek Kehanetler Kitabı&apos;nı aradığını söyleyen ve bir vampir olan Lucas ile Sera&apos;nın o huzurlu hayatı son bulacaktı. Çünkü akabinde çalıştığı üniversiteden bir kız da vampir saldırısına uğrayarak öldürülmüştü. 
 
Sera bu olaylar gelişirken &apos;Seçilmiş Kişi&apos; olduğunu ve Kehanetler Kitabı&apos;nı da canı pahasına koruması gerektiğini öğrenecekti. Sera kitapla açılacak olan Cehennem Kapısı&apos;nı kapatmalıydı. Fakat bir yandan düşman ırktan olan vampir Lucas&apos;a karşı hissettiği duygularla da savaşacaktı. 
  “Gerçek aşk bazen bir soluk misali, yakın bir ateş kadar yakıcıdır. Bulduğunu sandığında değil, yaşadığında çözülür hakikati.“</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101323</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69823465-bdc3-426b-8321-02e083038e9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Palandöken</image:title>
            <image:caption>Heybetli, soylu, mağrur Palandöken’in eteklerinden, dirençli Erzurum’dan doğan bir hikâye... Büyük dede Karanfilli Hasan’dan doğma Ömer ile eşi Mahbube’nin 1900’lerde Erzurum’dan İstanbul’a taşınan yaşamı onlarca efsane ve merak uyandıran karakterler eşliğinde karşımıza çıkıyor. Yazarın anneannesi Zehra, Ömer ile Mahbube’nin kızıdır. Bir Ak Arap olan ve ilk gençliğine kadar Yıldız Sarayı’nda, haremde çalışan Vasfi ile evlenir Zehra. Vasfi ile Zehra’nın tek çocuğu Sabahat’ı da tanıyacağız... Ve Salih’i: Babası, daha o doğmadan Rus işgalinde şehit düşmüş, Erzurumlu Salih...   Yukarıdaki isimlerin öykülerinden başlayarak daha yakından tanışacağımız yazarımızı hepimiz tanıyoruz: Psikolojinin yanı sıra roman, şiir ve tiyatro dalında da çok sayıda esere imza atan, sayısız konuşmasıyla topluma seslenen Prof. Dr. Üstün Dökmen...   Türkiye’de psikoloji biliminin en büyük isimlerinden, hem yüz yüze hem de ekran ve yazdıkları aracılığıyla farklı kesimlere temas etmeyi başarmış olan Prof. Dr. Üstün Dökmen’in köklerine bir yolculuk Palandöken. Üstün Dökmen’in biyografik roman türündeki bu son eserinde aile, aşk, ilişkiler, toplumsal meselelere bakış, çocukluk çağı kaygıları, gençliğin belirsizlikleri, tarihin kuytularından anlatılar, kişiselden çıkıp toplumsal olana uzanan analizler iç içe geçiyor.   Palandöken’de Üstün Dökmen’i önce kendi köklerinin peşinde bir yetişkin, meraklı, sevgi dolu bir çocuk, sonra tutkulu bir genç, bir sanat ve tarih sevdalısı, bir âşık, özgürlükçü bir baba, bir aydın, bir eğitimci ve topluma incelikle yaklaşan bir düşünür olarak daha yakından tanıyoruz.   Palandöken hem bir aile öyküsü hem de psikolojik analizlerle örülü bir Türkiye romanı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101324</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e17df5cd-8027-4de8-95eb-d03f30585213.jpg</image:loc>
            <image:title>Van Gogh Yüz Yıl Sonra</image:title>
            <image:caption>Vincent van Gogh (1853 - 1890) 
 
Van Gogh, 1890&apos;da tabancayı şakağına dayadığında yalnızca 37 yaşındaydı. 
Ferit Edgü, resim tarihinin en dramatik sanatçısının bu kısa yaşamının içindeki gerçeği, Van Gogh gerçeğinin 
izini sürüyor bu kitapta. 
 
Ölümünün 100. Yıldönümünde anısına saygıyla</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101325</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f821439-1fe9-4efb-b4de-05538ad8b0ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Anka 5. Kitap</image:title>
            <image:caption>Ah o mavi gözler… 
 
Kurşun gibi saplanan kıyamet bakışlı gözler… 
 
Uğruna şimdi ölümü göze aldığım gözler… 
 
Bir gün öğrenebilecek mi acaba? Kalbine saplamayı başaramadığı kurşunu aslında çoktan benim kalbime sapladığını bir gün öğrenebilecek mi? Kalbimi paramparça ettiğini, ateşle kavurup küle dönüştürdüğünü ve o küllerden başka bir ben yarattığını öğrenebilecek mi? 
 
Onun sevdikleri için verdiği savaşı şimdi anlayabiliyorum. Çünkü daha doğmamış bir çocuğu sevdim ben. Onun için savaşa gidiyorum. 
 
Sadakatini şimdi anlayabiliyorum. Çünkü sadakat adanmak demek bir anlamda. Beni görmek istemeyen bir kadına adandım ben. Elimin bir daha asla başka bir ele değmemesine yemin ediyorum.   
Ülkesi uğruna canını verebilecek olmasını şimdi anlıyorum. Çünkü ilk kez kendimi birine ait hissediyorum. Bir ülke uğruna canımı vermeye gidiyorum. 
 
Sabrını şimdi anlıyorum. Bilinmezliğe doğru yol alırken elimdeki tek şey umut ve şimdi yalnızca umuduma tutunuyorum. 
 
Bir gün yeniden o mavi gözleri ve onunla birlikte dünyaya getirdiğimiz bebeğimizi görebilme umudu ile yürüyorum. 
 
Ne kadar sürerse sürsün… 
  Bir gün muhakkak geri döneceğim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101326</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d04799f8-b0fb-47a3-9a57-74360903c716.jpg</image:loc>
            <image:title>Devlet Danışmanı</image:title>
            <image:caption>Erast Fandorin’in yeni durağı 19. yüzyıl sonlarının Moskova’sı… Artık Devlet Danışmanı unvanına sahiptir. Bu kez düşmanları, izini sürdüğü suikastçılar ve kendi yozlaşmış üstleridir. Moskova’nın rakip polis departmanlarının ve muhbirlerinin dolambaçlı yollarında sadece bir haini değil, Çarlık rejimini yok etmeye ve devrimi başlatmaya kararlı bir grup teröristi de arar. 
 
Devlet Danışmanı, yalnızca terörizmi ve buna karşılık olarak polis eylemlerinin etkinliğini incelemekle kalmıyor, aynı zamanda iki uç arasında sıkışmış bir kişinin ahlaki açmazını da ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101327</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/230ddc1c-178d-429d-a655-5b49ff963c38.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Ağaç Evi -Çizgi Roman- 2: Gizemli Şövalye</image:title>
            <image:caption>HER ŞATONUN BİR GİZLİ GEÇİDİ VARDIR... 
 
Yeni serüvenimizde Sihirli Ağaç Evi, Tim ve Lea’yı Orta Çağ’a uçuruyor. Şövalyeler, şatolar, şenlikler ve büyülü bir asa burada onları bekliyor. 
Ama casus sanılıp yakalandıklarında, eğlenceleri gerçek bir maceraya dönüşecek. Kaçış için çok iyi bir plana ihtiyaçları var! 
 
Sihirli Ağaç Evi serisi hakkında: 
Küçük okurları hem okuma keyfi hem de tarihteki farklı kültürler ile tanıştıran Sihirli Ağaç Evi serisi, bu yönüyle sadece dünyanın dört bir yanındaki çocukların değil, anne babalar ve eğitimcilerin de gözdesi oldu.  
New York Times çoksatanlar listesinde bir numaraya kadar çıkıp beş yıldan uzun bir süre bu listede kalmayı başaran, 33 dilde 130 milyondan fazla satan bu ödüllü seri şimdi rengarenk ve soluksuz okutan çizimleriyle çizgi roman formatında okurunun karşısında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101328</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f0e8f05-188b-4deb-aae0-ca3ab1929b60.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı ve Balon</image:title>
            <image:caption>Bir kirpi...
Bir tavşan...
Bir ayı...
Uçan bir balon...
 
SESSİZ KİTAP NASIL OKUNMALI?
Sessiz ya da yazısız olarak nitelendirilen kitaplar çocukların dünyasında en az yazılı olanlar kadar etkili.
Yaş ve dil sınırı olmayan bu kitaplarda yer alan kurgu, çocukların kendi hikâyesini oluşturması açısından son
derece kıymetli. Çocukların hayaliyle şekilleniyor, canlanıyor ve evrensel bir hikâye oluşuyor.
Okuma bilmeyen çocuklarla, “Bak, bu bir ayı! Bu bir balon.” gibi sadece söz edilen nesne üzerinden okuma
devam ettirilebilir. Görsellerde olup biteni bir kenara bırakıp tek bir nesneye odaklanmak ve hikâyeyi onun
üzerine kurmak 3 yaş altı çocuklar için de sessiz kitapların tercih nedeni olabilir. Böylece yarattığınız basit
hikâyeyi çocuğunuz kolaylıkla takip edebilir.
Daha büyük çocuklar içinse her seferinde yeni bir hikâye yaratıcılığın en güzel yönü.
Bir ayının, bir tavşanın ve bir kirpinin kırmızı balona ulaşma çabasını anlatan bu sessiz kitap, yalın
çizimleriyle hepimizi büyülüyor...
Bu kitabı beğendiyseniz Ayı ve Hurma Ağacı kitabını da okuyabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101329</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15c483d6-a14c-415f-847a-b9cbe030ca82.jpg</image:loc>
            <image:title>15 Soru Serisi – Para Ne İçindir?</image:title>
            <image:caption>15 SORU SERİSİ 
15 soru, 15 cevap, 15 Kitap 
Yeni nesil çocuklara yönelik muhteşem bir ansiklopedi serisi 
 
En önemli konuları ve sorunları açık, basit ve eğlenceli bir dille anlatan bu serimiz sayesinde çocuklar, çevrelerindeki dünyaya ilişkin farkındalık kazanacak ve ekonomiden tarihe, teknolojiden iklime kadar çeşitli konularda uzmanlaşacaklar. 
10 yaş ve üzeri için uygun olan bu serimiz sayesinde çocuklar, neredeyse farkında olmandan kendilerine sunulan temaların her birinin uzmanları haline gelecekler. 
Ünlü yazar Pierdomenico Baccalario ve Federica Taddia’nın yanı sıra Londra Üniversitesinde profesör olan Simona Paravani-Mellinghoff tarafından yazılmış ve daha şimdiden 2021 GIANCARLO DOSI Bilimi Yaygınlaştırma Ulusal Ödülü’ne layık görülmüş 15 soru serisinin ilk kitabı “PARA NE İÇİNDİR?” sayesinde çocuklar, süper bir ekonomi uzmanı olacaklar! 
Ekonomi nedir? Herkes çalışmak zorunda mı? Fiyatlara kim karar veriyor? Borsada işlem yapmak ne demek? Yoksulluk neden var? Neden vergi ödemek zorundayız? Küresel pazar nedir? 
Bu ve bunun gibi sorulara çocukların anlayabileceği dilden cevap veren 15 soru serisinin bu cildi ile çocuklar temel kavramları açık ve anlaşılır kelimeler, somut örnekler, birbirinden güzel çizimler, karikatürler ve bolca ironi ile öğrenecekler! 
Kitapta aynı zamanda çocukların ilgisini çekecek ekstra sorular, cevaplar, bilgiler ve düşünme antrenmanları da bulmanız mümkün! 
Alanında uzman kişilerin yardımlarıyla yazılan bu kitaplar sayesinde çocuklar, hem farklı konulara ilişkin derinlemesine bilgiye sahip olacak hem de bu sayede kendi ilgi alanlarını keşfedecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101330</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17a9a6d7-defd-4806-9f65-cc13d3478601.jpg</image:loc>
            <image:title>15 Soru Serisi – Beyin Nasıl Çalışır?</image:title>
            <image:caption>15 SORU SERİSİ 
15 soru, 15 cevap, 15 Kitap 
Yeni nesil çocuklara yönelik muhteşem bir ansiklopedi serisi 
En önemli konuları ve sorunları açık, basit ve eğlenceli bir dille anlatan bu serimiz sayesinde çocuklar, çevrelerindeki dünyaya ilişkin farkındalık kazanacak ve ekonomiden tarihe, teknolojiden iklime kadar çeşitli konularda uzmanlaşacaklar. 
10 yaş ve üzeri için uygun olan bu serimiz sayesinde çocuklar, neredeyse farkında olmadan kendilerine sunulan temaların her birinin uzmanları haline gelecekler. 
Ünlü yazar Pierdomenico Baccalario ve Federica Taddia’nın yanı sıra Torino Üniversitesinde akademisyen olan ve 25 yıldır beyin üzerine çalışmalar yapan Luca Bonfanti tarafından yazılmış 15 soru serisinin ikinci kitabı “BEYİN NASIL ÇALIŞIR?” sayesinde çocuklar, süper bir beyin uzmanı olacaklar! 
Düşünmeyi nasıl beceriyorum? Beş duyu nasıl çalışır? Beyni aldatmak mümkün mü? Neden uyumak zorundayım? Başkalarının düşüncelerini nasıl anlarım? Gelecekte beyinlerimiz nasıl olacak? 
Bu ve bunun gibi sorulara çocukların anlayabileceği dilden cevap veren 15 soru serisinin bu cildi ile çocuklar, beynin nasıl çalıştığını, biyolojik yapısını, kimsenin bilmediği dört duyuyu, uyuduğumuzda beynimizde neler olduğunu açık ve anlaşılır kelimeler, somut örnekler, birbirinden güzel çizimler, karikatürler ve bolca ironi ile öğrenecekler! 
Kitapta aynı zamanda çocukların ilgisini çekecek ekstra sorular, cevaplar, bilgiler ve düşünme antrenmanları da bulmanız mümkün! 
Alanında uzman kişilerin yardımlarıyla yazılan bu kitaplar sayesinde çocuklar, hem farklı konulara ilişkin derinlemesine bilgiye sahip olacak hem de bu sayede kendi ilgi alanlarını keşfedecekler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101331</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1448f0ef-1659-4cbf-8bf5-8d77cd106296.jpg</image:loc>
            <image:title>Silgi Ruhu</image:title>
            <image:caption>Hiçbir silgi bu kadar geveze olmamıştı!
 
 
 
 
Eğlenceli ve ufuk açan kitaplarıyla her yaştan okura hitap eden
eğitimci yazar Şöhret Doğruyol Sağbaş’ın kaleminden
fantastik bir polisiye roman...
 
Evcil bir hayvan sahiplenmek için annenize günlerce dil
döktüğünüz oldu mu? Tam da tüm ümitlerini yitirdiğin bir anda
nurtopu gibi bir silgi ruhu omzuna atlayıverse ne yapardın?
Yaprak ne mi yaptı? Oooo neler yapmadı ki...
 
Kâğıt üzerindeki hatalara alerjisi olan bir silgi, sıra dışı bir
enişte, çekingen bir abla, aniden yükselişe geçen ünsüz ressam
Selim Kelim ve tatlılar tatlısı Yaprak.
Her şey bir tesadüf olabilir mi? Yoksa...
 
İnsandışı bir varlıkla sıra dışı bir maceraya atılmaya hazır mısın?
Fakat okurken dikkat et!
Silgi ruhu her an senin de omzuna sıçrayabilir!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101332</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b3fedec-32f2-44b2-ad3e-0eaae2a2c579.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens</image:title>
            <image:caption>“Yalnızca çocuklar ne aradıklarını biliyorlar.” 
 
Büyükler sayılara bayılırlar. Onlara yeni tanıştığınız bir arkadaşınızdan bahsettiğinizde asla ana konularla ilgilenmezler: “Ses tonu nasıl?”, “En sevdiği oyun ne?”, “Kelebek koleksiyonu var mı?” diye sormazlar. Bunların yerine, “Kaç yaşında?”, “Kaç tane kardeşi var?”, “Kaç kilo?”, “Babası ne kadar kazanıyor?” diye sorarlar. Ancak bu sayılarla tanıyabileceklerini sanırlar arkadaşınızı. Eğer büyüklere, “Kırmızı kiremitleri olan bir ev gördüm; pencerelerinde sardunyalar,  çatısında kumrular vardı…” diye anlatsanız da bir türlü hayal edemezler bu evi. Ne zaman ki onlara, “Yüz bin franklık bir ev gördüm!” dersiniz, işte o zaman size, “Aa, ne kadar da güzel bir ev,” derler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101333</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03da9c04-780c-476d-94e0-673ae7c57f94.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Tod&apos;un Masalı</image:title>
            <image:caption>Beatrix Potter’ın en sevilen kahramanları Tavşan Peter ve Tavşan Benjamin bu kez yavru tavşanları kurtarma görevinde. Kurnaz Bay Tod, evine izinsiz giren Porsuk Tommy’nin keskin pençelerinden uzak durarak onu alt etmeye kararlıyken yavruları çalan porsuk, herkesin keyfini kaçırıyor. Neyse ki birbirinden hoşlanmayan iki aksi hayvanın arasındaki mücadele tavşancıkların kurtuluşuyla sonuçlanıyor. Beatrix Potter’ın olağanüstü çizimleriyle süslü kitap, nesillerdir çocukların hayal gücünü zenginleştiren zamansız bir klasik. “Terbiyeli kişilerle ilgili pek çok kitap yazdım. Şimdi değişiklik olarak, adları Porsuk Tommy ve Bay Tod olan iki huysuzla ilgili bir hikâye anlatacağım sizlere.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101334</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0182b6d5-381d-47ed-b211-9c0aef8837fa.jpg</image:loc>
            <image:title>İlişkim Bitmeli mi Bitmemeli mi?</image:title>
            <image:caption>Çoğumuz âşık olmak ve ilişkiye başlamak konusunda akışta olsak da ilişkimiz yara aldığında veya bir şeyler istediğimiz gibi gitmediğinde ayrılık kararı almakla ilişkiyi kurtarmak arasında kararsızlığa düşeriz. Bu kitap bu kararsızlığınızı en verimli şekilde net bir karara dönüştürme yolculuğunuzda rehberlik ederken hayatınıza ve kendinize dair doğru hareketin tam olarak ne olduğunu bulmanız için gereken araçları sağlıyor. Karen Lin ileriye dönük basit ve nazik yol için size bir artı eksi listesi sunmuyor. Daha detaylı bir şekilde bir yol haritası çizmenizi sağlayacak planını paylaşıyor. 
-Suçluluk veya korku duymadan bir karar verin, 
-Şüphe ve belirsizlikle kendinize işkence etmeyi bırakın, 
-İlişkiden ihtiyaç duyduğunuz şeyi elde edip etmeyeceğinizi değerlendirin, 
-Ne yapacağınıza karar vermenin duygusal yükünün üstesinden gelin, 
-Sonuca güvenmek için koşulları yaratın. Sizin için karar zamanı. Karen Lin ile ilişkinizin bir sonraki adımını keşfedin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101335</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b80cda04-0df6-4d0f-aced-152c36bb7a20.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Subayın 28 Şubat Hatıratı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap; ülkemizde yaşanan darbeler zincirinin bir halkası olan 28 Şubat postmodern darbesini bir asker olarak yaşamış ve sine-i millete ihraç edilmiş bir yüzbaşı tarafından kaleme alındı. 
Kitap, sadece 28 Şubat’ı değil, bütün darbeleri, bu darbelerin arka planındaki gerçek aktörlerin kim olduğunu, bu aktörlerin “bizim çocuklar başardı” cümlesi ile tanımladığı ordumuzda milli iradeye karşı suç işleyen ve demokratik süreçleri kesintiye uğratan darbeci zihniyetin ideolojik olarak nasıl kodlandığını, darbelere nasıl ortam hazırlandığını deşifre ediyor. 
12 Eylül Darbesi yapıldığında henüz bir askeri lise öğrencisi olan yazar, bir Peygamber Ocağı olan ordumuzun hiyerarşik yapısına musallat olan 28 Şubat zihniyetinin, mensubu olduğumuz bu aziz milletin milli, tarihi ve manevi tüm inanç ve değerlerine bağlı olanlara nasıl bir fatura ödettiklerini kendi yaşadıklarından kesitler sunarak ortaya koyuyor. 
Bu kitap geçmişe bir ayna, geleceğe bir ışık tutan tarihi bir vesikadır. 
“Genel askeri tutum ve davranışlarınızın, aldığınız emirlere reaksiyon sürati ve görevi başarmadaki gayretiniz, meslek sevginiz, emirlere bağlılığınız ve sadakatiniz, mazbut aile yaşantınız, sosyal faaliyetlere katkınız bütün astlarınıza örnek olacak seviyededir” şeklinde ve benzeri 21 adet takdirname ile ödüllendirilen disiplinli bir subayın, neden “disiplinsizlik”ten ihraç edildiğini, ordudan çıkarılan bu gerçek vatan evlatları harcanarak, gerçekte kimlere yol açıldığını ibretle ve hayretle okuyacaksınız. 28 Şubat askeri darbesi ile 15 Temmuz başarısız darbe girişimine nasıl zemin hazırlandığına bizzat şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101336</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f368a8f-038c-4c2f-b051-7a18a5a2d430.jpg</image:loc>
            <image:title>Thesmophorıa-Kutlayan Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Aristophanes (MÖ 450?-MÖ 388?): Yaşamına dair pek kesin bilgiler yoktur. Yazdığı kırk kadar oyundan sadece on biri günümüze ulaşmıştır. Kıvrak ve keskin diliyle ünlü olan Aristophanes, komedya sanatının bütün inceliklerini çağının tanıklığıyla kaynaştırmış büyük bir tiyatro ustasıdır. Thesmophoria Kutlayan Kadınlar komedyasında da Lysistrata ve Kadın Mebuslar’daki gibi yine kadınlar merkezdedir. Kadınlar Thesmophoria şenliklerinde bir mahkeme kurup kendilerine yönelik asılsız iddialarından ötürü Euripides’in idamını görüşürler. Euripides de kendisini kurtarmak için “kadınsı” bir hinlik düşünür. Aristophanes’in “cinsiyet kimliklerini ve rollerini” ele alarak ustalığını gösterdiği oyunda bir karakter de olan Euripides’in dört tragedyasının parodisi yapılır. Tarihin ilk meta-tiyatro örneklerinden biri olan Thesmophoria Kutlayan Kadınlar, Türkçeye ilk kez Eski Yunanca aslından çevriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101337</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd08e6f2-7d1b-46f6-a7f0-357f06350d2d.jpg</image:loc>
            <image:title>One Punch Man 19- Tek Yumruk 19</image:title>
            <image:caption>Karşına çıkan herkesin işini tek bir yumrukla bitiriyorsan hayat son derece sıkıcı bir şey haline gelebilir. 
 
Canavarlar Birliği, Garou&apos;ya hayran olan Tareo&apos;yu kaçırması üzerine Garou, kendini Canavarlar Birliği&apos;nin gizli sığınağının tam kalbine kafa üstü ve tek başına dalarken buldu. Bu arada, Kahramanlar Birliği Vaganma&apos;yı kurtarma operasyonunu ilerletirken, Genos ve diğerleri Saitama&apos;nın evinde güveç keyfinde!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101338</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60f6d73b-4a97-4bac-b17d-fe331fb06220.jpg</image:loc>
            <image:title>Thesmophorıa- Kutlayan Kadınlar - Ciltli</image:title>
            <image:caption>Aristophanes (MÖ 450?-MÖ 388?): Yaşamına dair pek kesin bilgiler yoktur. Yazdığı kırk kadar oyundan sadece on biri günümüze ulaşmıştır. Kıvrak ve keskin diliyle ünlü olan Aristophanes, komedya sanatının bütün inceliklerini çağının tanıklığıyla kaynaştırmış büyük bir tiyatro ustasıdır. Thesmophoria Kutlayan Kadınlar komedyasında da Lysistrata ve Kadın Mebuslar’daki gibi yine kadınlar merkezdedir. Kadınlar Thesmophoria şenliklerinde bir mahkeme kurup kendilerine yönelik asılsız iddialarından ötürü Euripides’in idamını görüşürler. Euripides de kendisini kurtarmak için “kadınsı” bir hinlik düşünür. Aristophanes’in “cinsiyet kimliklerini ve rollerini” ele alarak ustalığını gösterdiği oyunda bir karakter de olan Euripides’in dört tragedyasının parodisi yapılır. Tarihin ilk meta-tiyatro örneklerinden biri olan Thesmophoria Kutlayan Kadınlar, Türkçeye ilk kez Eski Yunanca aslından çevriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101339</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da94331e-506e-423f-8f96-987cb83f29d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları</image:title>
            <image:caption>Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları ’nda Sabuncuoğlu Şerefeddin’in meşhur tiryakından Darüşşifaların botanikçileri Saydalân ve Aşşâblar’a, Arslanhaneler’den Bursa korvetinin mühendisi Faik Bey’in pantanal kedisine, Çırağan Sarayı’nın Londra’da unutulan limonluğundan bankacı Pierre-JulienRene du Parquet’nin Eyüp’te Mısır akbabası avına, Mehmet Tahir Münif Paşa’nın doldurulmuş ayısından Namık Kemal’in baykuşlarına, Hamamizade İhsan Bey’in Hamsinamesi ’nden Sait Faik Abasıyanık’ın dülgerbalığına, Karl Eduard Hammerschmidt’in trilobitlerinden Walther Penck ve Hamit Nafiz Pamir’in Darülfünûn’da ilk jeoloji ve paleontoloji derslerine, Reichstag yangınından 1933 Üniversite Reformu’na, Süleymaniye Biyoloji ve Yüksek Ziraat enstitülerinden Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’ne Türkiye’de botanik, zooloji, jeoloji ve paleontolojinin tarihsel gelişimi, insanlar, mekânlar ve anılar penceresinden anlatılıyor. Kitaptaki Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi bilim insanlarının ortak noktasının “sistematik yaratıcı düşünme” olduğu görülüyor. Öğreticiler olarak adlandırılabilecek bu insanlar, doğada meydana gelen olayları merak etme ve sorgulama niteliklerini taşıyor. Öğreticiler –muallim, müderris, öğretmen ve üniversite öğretim elemanı– için “doğru bilgi” ön plandadır ve doğa bilimleri eğitimi ve öğretiminde “yenilenme ve yaratıcılık” temel hedefleri arasındadır. Başta Kıta Avrupası olmak üzere dünya üzerindeki doğa tarihi müzeleri ile hayvanat ve botanik bahçelerindeki izlenimlerini, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi okuryazar kitlesi ve öğrencilerine seyahat notlarıyla aktaran elçi, aydın, yazar ve gazeteciler de unutulmuyor. Jeoloji ve paleontolojinin Çekiç’i, botanik ve zoolojinin Mercek ’i, doğa bilimcilerin Yelkovankuşları ile tarihte bir bilimsel yolculuk sizleri bekliyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101340</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e423554-1a3d-4b00-b14d-e78981778528.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Köpekler Kötü Köpekler ve Kuzey Toprakları</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın köpeklere ilgisi, dünya klasikleri içinde yer etmiş Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi romanlarından ibaret kalmadı. Çocukluğu çiftliklerde geçen Jack London neredeyse köpeklerle büyümüş, çiftlikten ayrıldıktan sonra bağı zayıflasa da onlara olan ilgisini asla yitirmemişti. Yazarlık yaşamı boyunca çeşitli vesilelerle onlara ilişkin gözlemlerini zenginleştirdi ve öykülerine yansıttı. Elinizdeki kitapta yazarın farklı yıllarda yazdığı üç köpek öyküsü bir araya getiriliyor. “Kahverengi Kurt” (1906), “Ah O Benekli” (1907) ve “Batard” (1902) öyküleri insana yalnızca sadakatiyle değil, cesareti, dirayeti, zorbalığı, kibri, hıncıyla eşlik eden üç ayrı köpeği işleyerek insanın hayvanlarla kader ve duygu ortaklığını çarpıcı biçimde sergiliyor.      
 
*Kahverengi Kurt *Ah O Benekli *Batard</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101341</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b1749ed-5c01-429e-87dc-7088f75d6216.jpg</image:loc>
            <image:title>Utangaçlık</image:title>
            <image:caption>Amerikalı psikiyatrlardan oluşan küçük bir grup 1980’li yıllarda geniş kapsamlı bir konsensusa vardı: Utangaçlık ve ona benzer pek çok kişilik özelliği aslında kaygı ve kişilik bozukluğuydu; psikolojik çatışmalardan ya da toplumsal gerilimlerden değil, beyindeki kimyasal bir dengesizlikten ya da sinirsel ileticilerdeki işlev bozukluğundan kaynaklanıyordu. Psikiyatristlerin temel başvuru kitabı sayılan Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders’ın (DSM) [Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı] üçüncü (1980 ve 1987) ve dördüncü (1994) basımları onlarca yeni ruhsal bozuklukla beraber yayımlandı. Ve bu başvuru kitabı ilaç endüstrisinin ve yönlendirilen sağlık hizmetlerinin yardımıyla, dünyanın ruhsal bozukluklara bakışını dönüştürmeye başladı. Christopher Lane Amerikan Psikiyatri Kongresi’nin yayımlanmamış ve son yıllara kadar erişime kapalı durumda kalmış geniş arşivinden yararlanarak yazdığı bu kitabında, DSM’nin üçüncü ve dördüncü basımlarının hazırlanmasında önemli rol oynamış kişilerin mektuplaşmalarını ve bu kişilerle bizzat yaptığı röportajları da kullanarak bu yetersiz tanımlanmış, esrarengiz kaygı bozukluğunun, sosyal fobinin nasıl çağımızın bir numaralı psikososyal sorunu haline geldiğini açıklıyor. “Nüfuzlu psikiyatrlar, ilaç firmalarıyla ortaklık kurarak (ya da onların sponsorluğunda) her ülkede insanların sadece küçük bir yüzdesine acı veren bir sorunu abarttılar mı? Neden utangaçlık gibi, zorlayıcı da olsa sıradan bir duygu durumunu, ilaçla tedaviyi gerektiren bir beyin kimyası bozukluğu olarak tarif ettiler?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101342</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f67263e8-d597-4d5b-afba-781f5c2f4eb7.jpg</image:loc>
            <image:title>Birinci Çoğul Şarkı-İkinci ve Üçüncü Kitap</image:title>
            <image:caption>Şiir severlerce geniş ilgi gören Birinci Çoğul Şarkı epik şiirinin Birinci Kitabı’ndan sonra, şairin yine Anadolu uygarlıklarının gizli tarihini resmi tarih karşısında deşifre ederek yazdığı İkinci ve Üçüncü Kitaplarını bir arada yayımlamaktan kıvanç duyuyoruz. 
Alova İkinci Kitap’ta, Büyük Kudüs Katliamı’ndan sonra kuzeye göç ederek Antakya’ya yerleşen ilk Hıristiyanları ve ana mekân seçtiği bu kentin kültür tarihini konu edinirken Tarsuslu Paulus ve öteki azizlerin Hıristiyanlığı yayma çabalarını, Kapadokya’nın entelektüel ermişlerini, Geç Antik Çağ’da İzmir çevresinde gelişen İkinci Sofistike Hareketi; coğrafyayı Kuzey Afrika’ya kadar genişleterek Çöl Babalarının olağanüstü yaşantılarını, sütun çekilgenlerini lirik-dramatik plandan ayrılmadan şiir sanatının zengin araçlarını kullanarak yansıtıyor. 
Üçüncü Kitap’ta ise Alova, Konstantinopolis’i mekân seçerek bu kentin II. Roma olarak yeniden kuruluşunu, bitmek bilmeyen Bizans ayaklanmalarını, ünlü yarışlarını, hizip çatışmalarını kentin Fatih Mehmet’çe fethedilmesine kadar tarihsel kaynaklardan esinlenerek şiir severlerin düş gücüne sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101343</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/43819cb7-d35f-4ca3-8162-31072b60372a.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Köpekler Kötü Köpekler ve Kuzey Toprakları - Ciltli</image:title>
            <image:caption>Jack London’ın köpeklere ilgisi, dünya klasikleri içinde yer etmiş Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş gibi romanlarından ibaret kalmadı. Çocukluğu çiftliklerde geçen Jack London neredeyse köpeklerle büyümüş, çiftlikten ayrıldıktan sonra bağı zayıflasa da onlara olan ilgisini asla yitirmemişti. Yazarlık yaşamı boyunca çeşitli vesilelerle onlara ilişkin gözlemlerini zenginleştirdi ve öykülerine yansıttı. Elinizdeki kitapta yazarın farklı yıllarda yazdığı üç köpek öyküsü bir araya getiriliyor. “Kahverengi Kurt” (1906), “Ah O Benekli” (1907) ve “Batard” (1902) öyküleri insana yalnızca sadakatiyle değil, cesareti, dirayeti, zorbalığı, kibri, hıncıyla eşlik eden üç ayrı köpeği işleyerek insanın hayvanlarla kader ve duygu ortaklığını çarpıcı biçimde sergiliyor.      
 
*Kahverengi Kurt *Ah O Benekli *Batard</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101344</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e17f304-0aaa-412d-a486-8776e5a377fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayattan Daha Fazlasını İste</image:title>
            <image:caption>“Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun.” 
– Platon 
 
Hayattan daha fazlasını istemek açgözlülük değil kendi potansiyelinin farkına varmak, kendini gerçekleştirmek için bir fırsat. 
Daha iyisi için mücadele etmek, hedef büyütmek hem bilinci yükseltiyor hem de  bizi hiç hayal edemeyeceğimiz  yeni zirvelere taşıyor. Hayata anlam ve renk katıyor. 
Daha fazlasını istediğimizde hayat bize karşılık vermeye başlıyor, sadece istediklerimiz değil çoğu zaman hesapta olmayan daha fazlasını getiriyor beraberinde. 
Dahası, Mustafa Kemal Atatürk, Winston Churchill, Bill Gates, Xi Jinping ile aynı ligde olmasa da aslında hepimizin kendi çapımızda birer lider olduğumuzu gösteriyor. 
Gazeteci, yaşam koçu, seyyah ve iletişimci Aynur Tattersall, katılımcı bir yaklaşımla günümüzün ulusal ve küresel seçkin liderlerine de yer veriyor, onları konuşturuyor kitabında. 
Bir çırpıda okunacak çok keyifli, ufuk açıcı ve öğretici bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101345</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf3c5f43-d768-45aa-9f2a-2dcbb82860db.jpg</image:loc>
            <image:title>Uğur Mumcu&apos;dan Sonra Rabıta</image:title>
            <image:caption>“HEPİMİZ İŞE WAMY’DE BAŞLADIK.”
“Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!”
– Nutuk
Recep Tayyip Erdoğan, 1970’li yıllarda Suudi Arabistan tarafından finanse edilen Dünya Müslüman Gençlik Teşkilatı’nın (WAMY) üyesiydi. Bu örgütün Suudi Arabistan’daki zirvesine katılarak burada sonraları değişik ülkelerde İslamcı hareketlerin liderliğine soyunacak isimlerle dostluk ilişkisi kurdu. Bu toplantıya çağrılanlar zaten muhtemel lider adaylarıydı.
Müslüman Kardeşler üyesi olan ve 1990’lı yıllarda örgütün sözcülüğünü yapan Kemal Helbavi, Erdoğan’la bu zirvede tanışan isimler arasında. Helbavi, burada yalnızca Erdoğan’la değil, Afganistan’ın eski cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani ve Malezya’nın eski başbakan yardımcısı Enver İbrahim’le de tanıştıklarını anlatıyor. Ve ekliyor: “Hepimiz işe WAMY’de başladık.” Helbavi’nin itirafları devam ediyor. Müslüman Kardeşler’in Türkiye’deki İslamcı hareketle ilişkisinin çok eskiye dayandığını belirtirken, “Türkiye’deki milliyetçi ve İslamcı arka plana dayanan hareketlerle ya da siyasi partilerle, AKP’nin kuruluşundan da önce, ilk ortaya çıktıklarından beri bağlantımız oldu. Erbakan’ın daha sonra Milli Selamet Partisi’ne (MSP) dönüşen Milli Nizam Partisi’nin (MNP) kuruluşundan itibaren, Türkiye’deki İslamcı hareketle bağlantılarımız bulunuyordu” diyor.
Erdoğan’ın, geleceğin İslamcı liderleriyle tanıştığı Suudi Arabistan’daki zirveden döndükten kısa süre sonra, MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı yapılması ve bugüne gelinmesi tesadüf değil, planlıdır.
Rabıta örgütü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmiş ve esir almıştır. Türk milleti Müslümanlığı kabul etmiştir etmesine ama halen Hz. Muhammed’in getirdiği İslam dini yerine Emevi inancına ve töresine göre inandığının farkında değildir. Yüz yıl önce İngiliz İslam’ına karşı savaşan Mustafa Kemal Atatürk öldürüldükten sonra ikame edilen din maalesef gerçek İslam yerine İngiliz-Emevi İslam’ı yahut da Vehhabi inancı ile birleşik Yahudiliğin Torah kitabında yer alan şeriat ikilemidir.
Yaradan’a yakın ve kul olabilmek için aracılara ihtiyaç yoktur. Yüce Yaradan insanoğluna şahdamarından daha yakındır; dua edenlerin duasına en güzel şekilde karşılık vereceğini kendisi ifade etmektedir.
Halkımız, kendisini cennete havale edeceği inancıyla, İslam dininin yayılmaya başladığı günden bugüne kendisini hep aracılara teslim etmiş ve ayete ve emre aykırı olan bu hareketin kaynağını ve amacını ne görebilmiş ne de bilebilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101346</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d7b2cf7-04ad-4893-8de6-d51e83321ebc.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Yüzleşme</image:title>
            <image:caption>“Yüzleşmek, acının çemberinden tüm ihtişamınla geçebilmektir.” 
 
Akıl hastanesinde bir oda... Her yer gri, her yerde taştan duvarlar... Burada kalmak sonun başlangıcı mı? Yoksa başlangıcın tam da kendisi mi? 
Başarılı bir yazar olan İpek’i akıl hastanesine taşıyan, yüzleşmeyi reddettiği acılar, kaybedişler ve ertelediği affedişlerdi. En üzücü deneyiminin aslında mucizesinin yolu olduğu gerçeğiyle yaşadığı yüzleşme, Ege’nin küçük bir kasabasındaki yaşlı balıkçı, bir türlü gidemediği tepedeki ev ve diğerleri, İpek’in paramparça olmuş kalbine ve kendine olan küskünlüğüne şifa olabilecek mi? 
SON YÜZLEŞME sizi derinden etkilerken farklı yaşamların kıyılarına sürükleyecek. Sırlarla dolu satır aralarını heyecanla takip edecek ve sonunda yüzleşmeyi ertelediğiniz ne varsa karşılaşmak isteyeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101347</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a6a8b484-fda9-417a-b2cd-0b61a1b8f5a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sufi&apos;nin Yolu</image:title>
            <image:caption>Sufi, Gerektiğinde Başkalarının Yaptığını Yapandır. Gerektiğinde İse Başkalarının Yapamadığını Da Yapandır.”
O, yeryüzünü çeşitli kılıklarda, sizin bilmediğiniz vasıtalarla dolaşan Hızır gibidir. Eğer böyleyse, onu bir gün koyun otlatırken görürsünüz, ertesi gün altın bir kadehten yudumlarken.
O senin rehberinse, parlaklığından seni de yararlandırır; sen bunu o sırada fark etsen de etmesen de.
Onunla karşılaştığında, bilsen de bilmesen de seni etkileyecektir. Söyledikleri veya yaptıkları sana tutarsız hatta anlaşılmaz görünebilir. Fakat anlamlıdır. 
Seni şaşırtabilir veya sinirlendirebilir. Bu kasıtlı ve gereklidir. İyiliğe kötülükle, kötülüğe iyilikle karşılık veriyor gözükebilir. Fakat ne yaptığını yalnızca az sayıda kişi bilir. 
O Sufi’dir ve Sufi “Aşk” demektir.
Kitapları yirmi dile çevrilen ve dünyada on beş milyondan fazla satan Sufi düşünür İdris Şah, Sufi geleneğinin derin ve zengin dünyasını modern bir anlatımla ele alıyor. İdris Şah, Sufizm’i çeşitli yönleriyle incelerken, günümüz felsefi inanış ve öğretilerine etkilerini gözler önüne seriyor. Mevlana, Ömer Hayyam, Bayezid Bistami ve daha pek çok büyük Sufi’nin ilkeleriyle ördüğü bu kitapla arayışınızı aydınlatacak bir mum yakıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101348</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/456d8576-61aa-4f72-b464-dd361d81ae0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Mehmet Ali Aybar</image:title>
            <image:caption>Türkiye’deki az sayıdaki özgün ve yerli sol/sosyalist düşünce
insanından biri olan Mehmet Ali Aybar önderi olduğu Türkiye İşçi
Partisi ile bir döneme -kelimenin tam anlamıyla- damga vurmuştu:
TİP, Türkiye sol tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir başarıyla 1965
seçimlerinde meclise 15 milletvekili sokmuş; Aybar’ın kullandığı
“güler yüzlü sosyalizm”, “Türkiye’ye özgü sosyalizm”, “özgürlükçü
sosyalizm” kavramları hem önemli tartışmalara hem bölünmelere
yol açmıştı.
Barış Ünlü bu kapsamlı incelemesinde sadece akademisyenliğinden
hukukçuluğuna, gazeteciliğinden siyasetçiliğine detaylı bir Mehmet
Ali Aybar biyografisi sunmakla kalmıyor, esas olarak onun bir
“siyasal düşünür” olarak portresini çiziyor. Böylece Aybar üzerinden
aslında Türkiye’nin ve solun geçirdiği çeşitli dönemlerin tasvirini
izlemek de mümkün hale geliyor.
Türkiye sol siyasetinin seyri her söz konusu olduğunda mutlaka
dönüp bakılması gereken biri olan Mehmet Ali Aybar’ın siyasi ve
düşünsel çizgisini anlamak için çok önemli bir kaynak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101349</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9a8b3f6-bca2-47b1-baa4-e94884a37e45.jpg</image:loc>
            <image:title>A’dan Z’ye Aromaterapi Karışımları-1</image:title>
            <image:caption>Tamamlayıcı Tıpta Özgün ve Güvenli Kullanımlarıyla 
 
A’dan Z’ye Aromaterapi Karışımları - 1 
Saç, Cilt ve Vücut Bakımı 
 
Dört profesörden saç, cilt ve vücut sağlığını iyileştirmede kullanılabilecek 
328 özgün karışımı 
 
Saç dökülmesinden kepeklenmeye, saç derisi problemlerinden saç uzamasına yardımcı formüllere kadar farklı ve kolay karışımlarla saç sorunlarına özgün çözümler… 
 
Leke gidericiden güneş kremine, kaş kirpik güçlendiriciden cilt gençleştiriciye, kırışıklık sorunlarından elastikiyet kaybına kadar her türlü cilt sorununa farklı ve kolay karışımlarla özgün bakım formülleri... 
 
Diz dirsek kuruluklarından topuk çatlaklarına, selülit sorunlarından tırnak kırılmasına, el ve ayak nemlendiricisinden doğal deodoranta kadar vücut bakımı için farklı ve kolay karışımlarla özgün formüller… 
 
Tıbbi bitkiler, binlerce yıldır halk sağlığı için önemli bir kaynak olarak değerlendirilir. Tıbbi bitkilerden elde edilen uçucu yağlar ve özellikle aromaterapi uygulamaları tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bilimsel çalışmalar, uçucu yağların birçok farklı tıbbi etkiye sahip olduklarını ortaya koymuştur. 
 
Aromaterapi, uçucu yağlar kullanılarak yapılan, geleneksel ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Hem bedensel hem de ruhsal sağlığı iyileştirdiği ve enerji düzeyini güçlendirdiği kabul edilir. Günümüzde aromaterapi uygulamalarından hastalıkların tedavisinde, sağlığın sürdürülmesinde ve hastalıklardan korunmada yararlanılır. 
 
Aromaterapi uygulamalarında kullanılmak üzere hazırlanan karışımlarda uçucu yağların yanı sıra aromatik sular, balsamlar, absolüler, maseratlar ve sabit yağlar gibi çeşitli doğal ürünler de yer almaktadır. 
 
Bu kitap, aralarında Avrupa Farmokopesi (European Directorate for the Ouality of Medicine-EDQM) 13/B (Herbal Drugs and Herbal Drug Preparations) uzmanlar grubu üyesi bir profesör ile Avrupa Bilimsel Fitoterapi Birliği (European Scientific Cooperative on Phytotherapy-ESCOP) bilimsel komitesi danışman editörler kurulu üyesi bir profesörün de bulunduğu, yurtiçinde ve yurt dışında birçok bilimsel dergide makaleleri yayınlanan, 4 profesörden oluşan bir grup tarafından hazırlanmıştır. Çeşitli bilimsel kaynaklar ve konuya ilişkin web siteleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda derlenen bilgilerin, yazarların uzun yıllara dayanan bilgi birikimleri ve deneyimlerinin süzgecinden geçirilmesi ile kaleme alınarak okuyucuya sunulmuştur. 
  Aynı zamanda Türkiye’de çok satan, Tamamlayıcı Tıp Onayı ve Güvenli Kullanım Önerileriyle bir ilk olan ‘A’dan Z’ye Tıbbi Bitkiler’ ve ‘A’dan Z’ye Tıbbi Yağlar ve Aromatik Sular’ kitaplarının yazarlarından da olan dört profesör, 6 ciltten oluşan ‘A’dan Z’ye Aromaterapi Karışımları’ serisinin bu ilk kitabında tıbbi etkinlikleri bilimsel olarak kanıtlanmış uçucu yağlardan ve diğer doğal ürünlerden hareketle hazırlanan saç, cilt ve vücut bakımlarında ve sağlığını iyileştirmede kullanılabilecek 328 özgün karışımı bizlere sunmaktadır. 
 
Bu reçetelerin okurlarımızın vücut, zihin ve ruh sağlığına iyi gelmesini dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101350</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86793242-0da0-4076-b63a-157daa5e5106.jpg</image:loc>
            <image:title>Medeniyet Dili Olarak Türkçe - 2</image:title>
            <image:caption>Bu kitap “Medeniyet Dili Olarak Türkçe” serisinin ikinci kitabıdır. İlk eser “Medeniyet Dili Olarak Türkçe-Dilci Felsefe ile Başlangıç ve Yöntem Arayışı” kitabıdır. Bu eser de ortaya koyulan dil ile toplum arasındaki ilişkiyi netleştiren meseleler ve Türkçenin kendini koruma prensiplerini keşfidir. Göçer Sosyoloji mensuplarının fiillere yönelimini yasa sorgulamasıyla araştıran bu eser, bunun nedenleri arasına kültür ve medeniyet tartışmalarını da yerleştirerek, paradigmatik bilimin ne derece Batı merkezli bir kutsama eylemine yöneldiğini gösterirken, buna karşı çıkanların da Türkçenin kendisi yerine başka kaynaklara yöneldiğini tüm çıplaklığıyla ele almaktadır. Aslında Türkcenin epistemolojik yeterliliğini gözler önüne sererken hafızanın devamlılığında nasıl rol oynadığını da açıklıyor. Eser Batıcı ve veya gelenekçi ekollere karşı put kırıyor. Baltayı da en büyük ideolojik putların boynuna asıyor. Özellikle söylenmesi gereken şudur ki, Bu eser aynı ilk kitap gibi dil bilim kitabı değildir. Dilbilim verilerine felsefe usulünce yaklaşım sergileyen antropoloji girişimidir. Eser, yeni bir dil kuramını dilbilim çerçevesinden ziyade kültür bilimleri sahasından hareketle denemektedir ve dil bilimin sonuçlarını sadece veri olarak ele alıp onları kültür-bilim sınamaktadır. Ayrıca yepyeni bir tarih tezi sayılabilir. Çünkü paradigmatik bilimin getirdiği yerleşik sosyolojinin şehir referanslı medeniyet algısına karşı göçer sosyolojinin bakir ve göz önüne alınmamış kendi devinimini işaret etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101351</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c201ff51-ed8e-4651-a552-ead42c3c0a90.jpg</image:loc>
            <image:title>Dervişin Teselli Koleksiyonu 2</image:title>
            <image:caption>DERVİŞİN TESELLİ KOLEKSİYONU 2 
 
Klasik Metinlerle İyileşme 
 
Her insanda “destekleyici bir iç ses” vardır. Bu sesi bulmak, kısılmışsa sesini açmak, durmuşsa harekete geçirmek gerekir. 
 
Destekleyici iç sesi açığa çıkarabilmek büyük bir kazanımdır. O ses susmuşsa ya da kısıklığı sebebiyle artık işitilmiyorsa insan, yaşadığı hadiselerin en olumsuz yanlarına odaklanmaya başlar. Bu da sonu gelmez bir mutsuzluğun başlangıcı olur. 
 
“Destekleyici iç ses” işitilmeye başlanınca insan ne yalnızdır ne de çaresiz. Ondan insana daima teselliler de akar. 
 
Kendini onarma yeteneğini kaybeden, ruhundan iyileştirici sinyallerin artık doğmadığını fark eden birinin birtakım tedbirler alması gerekir. 
 
Kendi kendine, harici bir etkiye muhtaç olmadan da mutlu olabilen… Hadiselerin olumlu taraflarını görüp onları hayra yorabilen… Başka bir meşguliyete veya insana mecbur kalmaksızın zihnini huzurlu ve dingin hâle getirebilen… Kendi mutluluğunu her an, gereken her yerde yeniden üretebilen biri olabilmek, esasında her insan için mümkündür. Ruhtan doğan iç teselliyi işitebilmek, kazanılabilir bir yetenektir. 
 
Bu sesi elde etmenin kestirme yollarından biri de ruhundan onu başarıyla keşfedip çıkarabilmiş insanların oradan getirdiği mesajlara kulak kesilmektir. 
 
Dervişin Teselli Koleksiyonu 2 – Klasik Metinlerle İyileşme kitabı Doğu’nun ve Batı’nın kadim öğretilerini kullanarak içimizdeki teselli sesini uyandırıp canlandırmayı hedefliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101352</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99f43588-46d4-4253-9538-b93d44da8be9.jpg</image:loc>
            <image:title>Milli Eğitim&apos;de Üç-Beş Nöbeti -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, kronolojik bir hatırat kitabı değildir. Çok partili siyasi hayata
geçildiğinden beri en uzun süre Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bir eğitimci
ve siyasetçinin, belli bir zaman aralığında, eğitim ağırlıklı olmak üzere
memleket meselelerine bakışıdır.
Bu kitapta, aynı zamanda, 28 Şubat Postmodern Darbesi’nden kısa bir
süre sonra iktidara gelen bir siyasi partinin vesayetçi geçlerle
yüzleşmesinin hikâyesini bulacaksınız. 1950’de Demokrat Parti’nin millet
iradesiyle iktidara gelmesiyle birlikte kendilerine “devlet iktidarı” diyen
güçler halkın iktidarına ya tahammül edemeyerek askeri darbe yapmışlar
ya da iktidara talip siyasi partileri yargı darbesiyle kapatma yoluna
gitmişlerdir.
İster “müesses nizam”, ister “statüko” ister “Kemalist rejim” ne derseniz
deyin, “devlet iktidarı” daima kendi doğrularını millet iradesinin üzerinde
görmüş, ayakta durmaya çalışan demokrasiye ise kerhen katlanmıştır.
Prof. Dr. Hüseyin Çelik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101353</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b565d3e2-0f0e-442d-9864-e98d791a71df.jpg</image:loc>
            <image:title>Balyanaklar İçin Mahremiyet Kitabı</image:title>
            <image:caption>“Gel de bir öpücük ver.” 
“Yerim o yanakları, yerim!” 
“Aman da bu ne tatlı göbüş!” 
“Şu eller nasıl da pofuduk!” 
“O burun var ya, tam ısırmalık!” 
 
Bu cümleler sana tanıdık geldi mi? Sevecen büyüklerle başın dertteyse müjde! Balyanak’ın hepimiz için tavsiyeleri var. 
 
*** 
Çocuk gelişimi alanındaki çalışmalarıyla adından söz ettiren, Akademisyen Anne olarak da yakından tanıdığımız bilim insanı Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal, bu kez erken çocukluk dönemindeki okurlarına mahremiyet eğitimi kazandırmak için kaleme aldığı resimli öykü kitabıyla karşımızda. Balyanak isimli karakter aracılığıyla bir öpücüğün kabulünden özel bölgelere uzanan konulara neşeyle eğilen ve özenle hazırlanan bu çalışma, sevilen illüstratör Cansu Erkan’ın albenili, eğlenceli çizimleriyle buluştu, okurlarını bekliyor. 

 
KİTAPTAN 
Tombul yanaklarınız varsa 
Hayat bazen zor olabiliyor. 
“Ayy, ne güzel, elma gibi yanakların” diye 
Eller yanaklarıma uzanıyor. 
 
İzin vermiyorum 
Yanaklarıma uzanan yabancı ellere. 
Hemen söylüyorum birkaç cümle. 
“Hayır! Bu yanaklar benim, 
İzinsiz dokunamazsınız. 
Çok tatlı bulsanız bile, 
Bana ait olana yaklaşamazsınız.” 
 
*** 
Eğer annem babam yanımdan yoksa 
Yabancılara karşı cümlem hazırda: 
“Hayır! Sizi tanımıyorum. 
Yabancılarla hiçbir yere gitmiyorum!” 
 
İşte böyle rahatsız olursam 
Bir bakıştan, dokunuştan, 
Hemen “Hayır!” der, 
Uzaklaşırım o noktadan. 
Anneme, babama, öğretmenime anlatırım, 
Beni rahatsız eden durumu 
Saklamadan açıklarım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101354</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24370a7e-91c1-4baf-955d-2802030cf67d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöküşten Zafere Lozan</image:title>
            <image:caption>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e 200 Yıllık Mücadele 
 
Bu kitapta, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemeden çöküşüne kadar geçen süre içinde iç sorunlar ve yönetim zaafları nedeniyle nasıl çağının gerisinde kaldığı, aynı dönemde büyük devletlerin hangi baskılara, entrikalara ve tertiplere giriştikleri, devletin iç işlerini nasıl yönlendirmek istedikleri örnekleriyle anlatılıyor. 
  Emperyalizme karşı yürütülen Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandıran Atatürk, İnönü ve arkadaşlarının Lozan’da Dünya Savaşı’nın galiplerine karşı Türkiye’nin egemenliğini ve eşitliğini kabul ettirmek ve Misak-ı Milli’de çizilen hedeflere ulaşmak için ne büyük bir mücadele verdikleri ve Lozan Barış Antlaşması’yla nasıl başarıya ulaştıkları belgelerle gözler önüne seriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101355</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/369aab13-9fbc-4447-8650-f4c29283c7df.jpg</image:loc>
            <image:title>Söylemedim Yazdım</image:title>
            <image:caption>Gürkan Daşkıran, kalbinden taşanları yazıya döktüğü eseri Söylemedim Yazdım’da, her okurun kendinden bir parça bulacağı şiirlere imza atıyor. 
 
Kalemim var. 
Kâğıdım var. 
Eksik bir şey var. 
Yazamıyorum. 
Yüklemsiz kalıyor cümleler. 
Özneler sözde, 
Nesneler belirsiz, 
Kelimeler kifayetsiz, 
Eksik bir şey var, yazamıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101356</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fb46890-28fc-4642-9238-503c9ea75fee.jpg</image:loc>
            <image:title>Hemhal</image:title>
            <image:caption>“Pasaport kontrolünde bir sorun çıksa da geri döndürseler...” diye içinden geçirdiğini kendine itiraf etmek istemiyor. Polisin uyarısıyla kontrol kamerasına bakması istenince objektife yansıyan, diğer yolculukların aksine heyecanla karışık tatlı bir gerginlik değil, ne istediğinden emin olamayan bir mutsuzluk hali. Kalın kaşlarının bir yanılsaması olarak sert duran ama aslında ifadesiz bakan memurun apoletlerine, pürüzsüz tıraşına, özenli kesilmiş tırnaklarına göz gezdirdi amaçsızca. Güçlü bir hamleyle vurulan damga sonrasında son umudunu da birkaç saniye önce kaybetmiş gibi memnuniyetsiz bir şekilde yutkundu. “Geçici bir yalnızlık hüznü yahut verilmiş kararın alternatifinin yanıltıcı bir akıl çelmesi...” diye düşündü. Aynı zamanda onu uğurlamak üzere gelebilecekleri son kontrol noktasına kadar gelen ailesine, yüzüne özenle yerleştirdiği tebessümle birlikte son kez el salladı. “Bu yükü son kez taşımış olayım, lütfen...” 
Hemhâl, kendini bulan ve bunu artık saklamak istemeyenlerin romanı. 
İlk gençlik yılları sorgulamayla geçmiş, sonunda bulduğu benliğiyle özgürleşmeye doğru emin adımlarla yürüyen Yağız, kendi hayatının peşinden koşarken karşılaştığı engelleri aşmaya çalışıyor. 
Duygu Sancar, derinlikli karakterleri ve kendine has üslubuyla Türk edebiyatına güçlü bir giriş yapıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101357</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fbab684-a308-4849-9161-be4a7abde2cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Cam Kalp</image:title>
            <image:caption>Başka sessizliklere benzemez bir insanın sessizliği 
Kim bilir ne manalar saklıdır o sükûtun içinde 
Zira konuşması anlamlı olanın sessizliği de anlamlıdır 
Onun adı da sessizlik değildir zaten 
Suskunluktur anlamlı sessizliğin adı 
Mesela ben, suskunluğun gevezesiyim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101358</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29426c59-c509-488c-bca9-30e3568a3664.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneşi Bekleyen Deniz</image:title>
            <image:caption>“Evden çıkmış, kendimi trenin önüne atmak için Sirkeci Garı’na gelmiştim. Çok soğuk bir gündü, kuru ayaz bıçak kesiği gibi dokunuyordu insanın suratına. Babam kondüktör olduğu için trenlere bedava biniyorduk. Ailede herkesin kartı vardı. Öyle aklıma geldi işte, bir tren duruyordu orada, girdim içine, bomboştu. Oturdum bir koltuğa… Öylece uyuyakalmışım. Aradan kaç saat ya da ne kadar zaman geçti bilmiyorum, büyük bir şehirde durmuştu tren. Zagreb şehrinde olduğumu sonradan anladım. Daha on beş yaşındayım, her şeyimi geride bırakmıştım, bana lazım değildi bıraktıklarım, olamazdı da artık. Sadece ismim yanımda kalsın diye tersinden söyledim, her yerde öyle yazdırdım; RUNNEZ.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101359</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/54f92caa-b0cf-4033-8965-3bfe97377d4f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sabiha</image:title>
            <image:caption>İlk defa kendime ait odam olmuştu. Odadan içeri girince hemen kenarda bir yatak, üzerinde mavi bir örtüsü vardı. Oldum olası çok severim maviyi; gökyüzünü, denizi bulurum mavide… Bir koltuk, iki sandalye, masa ve bir şömine vardı, duvara uyularak yerleştirilmiş. Odun kömür pisliği olmayan, gaz sobası. Bu ocağın üstündeki rafta dans eden iki biblo İspanyol kızlar vardı. Bakışları gülüşleriyle sanki mutluluğun zirvesindeydiler. Çok kumaşlı uzun kırmızı beyaz benekli etekleri savruluyordu. Acaba onlar gibi mutlu olacak mıydım? Dini, dili, töreleri ayrı, apayrı kişilerle, o kişilerin vatanında yerim ne olacaktı? Şimdiden özlemiştim anacığımı. İltica isteği kabul olmayacak, belki geri gideceğim, belki de kalıp ev hasretiyle, gurbet baskısıyla özlemlerle eskiyip gideceğim. Bir şey bilmiyor, bilemiyor sakin korkak bekliyordum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101360</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5eada42d-653a-47b1-a5b7-b6bffae310bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Robot İmparatorluğu</image:title>
            <image:caption>ROBOT İMPARATORLUĞU 
 
Çoğumuz Robot Çağı&apos;nı uzak bir geleceğe ötelemenin zihnî konforunu tercih ediyoruz. 
 
Oysa bambaşka bir paradigmanın işlediği, tuhaf ve tanımsız bir dünyayı 2020&apos;ler itibariyle yavaş yavaş idrak etmeye başladık. 
 
Ama denizdeki balıklar misali, içinde yüzdüğümüz suyun farkında değiliz. 
 
Robot İmparatorluğu&apos;nun görkemli kapısından içeriye bir kez adımımızı attığımızda kapı kilitlenecek. 
 
İnsanlık için &quot;normal dünya&quot;ya geri dönüş bir daha asla mümkün olmayacak. 
 
Kitabımızda hangi konular mı var? 
 
Yapay zekânın sınırları, 
Robot teknolojilerinin ufku, 
Elektronik kıyamet senaryoları, 
Siborg organizmaların gelişim evreleri, 
Turing testinin kendi içindeki çelişkileri, 
İnsansı androidlerin temel hak ve özgürlükleri, 
Bilişim algoritmalarının sanatsal üretimlere yansıması, 
Nanorobot tedavi yöntemlerinin muhtemel handikapları. 
 
Polat Onat bu girift temaları kimi zaman trajik kimi zaman da ironik bir anlayışla heyecanlı senaryolar dâhilinde öyküleştirdi. 
 
&quot;Robot İmparatorluğu&quot; kurgu ile bilimin müthiş uyumuyla, okuyanların zihin atmosferini zenginleştiren bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101361</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4e96f84-f8a1-4ed3-8e5e-7750db82774c.jpg</image:loc>
            <image:title>Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Görmeye Gitmek</image:title>
            <image:caption>2003 senesinde Fazıl Hüsnü Dağlarca doksan yaşında, birbirinden değerli yüzden fazla şiir kitabı yayımlanmış, Kadıköy&apos;deki evinde sessiz, sakin, bilgece şiirler yazmaya devam eden, tartışmasız &quot;Yaşayan En Büyük Türk Şairi&quot;ydi. 
 
2003&apos;de Polat Onat yirmi üç yaşında, Batman&apos;da ilkokul öğretmenliği yapan, sadece birkaç şiiri dergilerde yayımlanmış, yeni yetme, hayaller peşinde koşan, Dağlarca&apos;nın birçok kitabını okuyup ona büyük hayranlık duyan, acemi bir şiir heveslisiydi. 
 
Kurtalan Ekspresi&apos;nin köhne kompartımanlarından birinde, defterine sürekli notlar alarak Batman&apos;dan Haydarpaşa Garı&apos;na uzanan otuz iki saati aşkın maceralı tren yolculuğu vasıtasıyla, şaşkın bir şair adayı, büyük ustayı görmeye gidiyordu. 
 
Trendeki birbirinden ilginç tipler, gittikçe tuhaflaşan olaylar... Dağlarca ile hayranının birlikte geçirdiği iki günün tüm ayrıntıları... Yer yer komik, kısmen hüzünlü, çoğunlukla şaşırtıcı... 
 
Fakat kesinlikle unutulmaz bir otobiyografik roman: &quot;Fazıl Hüsnü Dağlarca&apos;yı Görmeye Gitmek&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101362</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a0337f4-b804-439e-8cec-0bbe3bced250.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaralı Gibisin</image:title>
            <image:caption>“Dayanamam!” deme, dayanırsın. 
Sakın “Yapamam!” Deme. Çünkü yaparsın. 
“Ben bilirim.” deme, yanılırsın. 
&quot;Kimsem yok.&quot; deme, çünkü bir duaya sarılırsın. 
Dua eden hangi kul yalnız kalmıştır sultanım? 
Acizliğini bilen sahipsiz kalır mı hiç? 
En çaresiz bir bebeğin rızkını doğmadan hazırlayan Allah, seni bırakır mı kimsesiz? 
Bir sonbahar değil midir, ilkbaharın habercisi… 
Güneşin doğuşunu beklemiyor mu? Gecenin en karanlık yeri... 
Yeniden yeşermesi için kuruması lazım bütün yaprakların. 
Aciz kalmak, duaya sarılmak ve tevekkül etmektir bir umudun habercisi. 
Geleceğini bildiğin bir şey uzak değildir! 
Ve Allah, Rahman&apos;dır. 
Rahmeti yakındır… 
Sabret...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101363</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ab9050d-667a-4572-a381-6fc087d46bbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun İlacı Kelime-i Şehadet</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, duygusal öğrenme çağındaki çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak ve çocukların temel dinî bilgileri kolayca ve severek öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuklara bu dönemde öğretebileceğimiz temel dinî bilgiler, onların günlük yaşamda yaşadıkları olaylar ve hikâyeler ile desteklenmiştir. 
“Ruhumun İlacı” serisinin ilk kitabında, Allah’a ve Peygamberimize iman konusuna değinilmiştir. Kelime-i şehâdetin anlamı ve hikmetlerinin anlatıldığı “Ruhumun İlacı Kelime-i Şehâdet”, çocuklarınızın elinden bırakmak istemeyeceği başucu kitabı olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101364</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1e4903e-926e-475d-8ddb-e99ed8dfbd50.jpg</image:loc>
            <image:title>Tatilde Tanıştığımız İnsanlar</image:title>
            <image:caption>Tatilde Tanıştığımız İnsanlar
Emily Henry
Çoksatan Kış Yaza Kavuşunca Kitabının Yazarından
 
 
 
“Mükemmel bir yaz kaçamağı!” – JODI PICOULT
 
 
New York Times Çoksatan Listesi’nin bir numarası Emily Henry’den kalplerinizi ısıtacak bir tatil romanı!
 
Poppy ve Alex, neredeyse hiçbir ortak noktası olmayan iki yakın arkadaş. Poppy çalıştığı derginin karşıladığı tatillerde dünyayı gezmekten, yeni insanlar tanımaktan büyük keyif alıyor, Alex ise evde oturup kitap okurken yeterince mutlu. Poppy ele avuca sığmaz bir gezi yazarı, Alex ise içedönük ve yardımsever bir öğretmen.
 
Ne kadar uyumsuz olsalar da on yıldır her yaz birlikte muhteşem tatillere gidiyorlar ve çok eğleniyorlar. Ancak iki yıl önce Hırvatistan tatilinde her şeyi berbat ettiklerinde arkadaşlıklarını sürdürmeleri neredeyse imkânsız oldu. O günden beri hiç konuşmadılar.
 
Şimdi önlerinde yepyeni bir tatil fırsatı var. Bu tatile çıkmayı  başarırlarsa ikisi de hayatları boyunca kaçtıkları şeyle yüzleşecek: Aşkla!
 
Goodreads’te romantik kurgu kategorisinde en iyi kitap ödülünü alan Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, insanın gerçek evini aramasına ve onu bulduğunda da iki kişilik muhteşem bir dünya yapmasına dair samimi, eğlenceli, yaz tatili tadında, unutulmaz bir aşk ve arkadaşlık hikâyesi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101365</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c33d89f-e6ce-4cb9-afb6-d2f91864884b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun İlacı Oruç</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, duygusal öğrenme çağındaki çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak ve çocukların temel dinî bilgileri kolayca ve severek öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuklara bu dönemde öğretebileceğimiz temel dinî bilgiler, onların günlük yaşamda yaşadıkları olaylar ve hikâyeler ile desteklenmiştir. 
“Ruhumun İlacı” serisinin üçüncü kitabında, nefsimizi terbiye eden ve irademizi güçlendiren bir ibadet olan oruç konusu işlenmiştir. Oruç ve Ramazan ayı hakkında çeşitli bilgilerin aktarıldığı, eğlenceli sorularla öğrenmelerin pekiştirildiği ve konunun hikâyelerle desteklendiği “Ruhumun İlacı Oruç”u keyifle okumanızı umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101366</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e951c35f-8c78-4e1a-868a-b58c1a7723cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumun İlacı Namaz</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, duygusal öğrenme çağındaki çocukların gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak ve çocukların temel dinî bilgileri kolayca ve severek öğrenmelerine yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çocuklara bu dönemde öğretebileceğimiz temel dinî bilgiler, onların günlük yaşamda yaşadıkları olaylar ve hikâyeler ile desteklenmiştir. 
“Ruhumun İlacı” serisinin ikinci kitabında, dinimizin farz ibadetlerinden biri olan namaz konusu işlenmiştir. Çocuklara namaz sevgisini kazandırmak amacıyla çeşitli hikâyelere ve Yüce Allah’ın güzel isimlerinden (Esma-ül Hüsna) bazılarına yer verilen “Ruhumun İlacı Namaz”ı çok seveceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101367</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3b398d3-c6d6-42d8-bea7-a33db0225a9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Annemin Bilmediği Her Şey</image:title>
            <image:caption>Toplumsal normlara ince bir başkaldırı...
Bir sabah uyandığınızda hafızanızı kaybetmiş olsaydınız ne yapardınız? Nasıl bulurdunuz benliğinizi? İnsan, başkalarından
dinleyerek ne kadar tanıyabilir kendini? Herkes her şeyi anlatır mı yoksa işine geldiği kadarını mı söyler? Kendini, ailesini,
yaşadığı ülkeyi unutan biri için her şeyin eskisi gibi olması mümkün müdür?
Zihninde gezinen bir kurt gibi onu yiyip bitiren soruların ortasında kendini arıyordu Altan. Hiçbir şey hatırlamıyordu ve
herkes farklı bir şey söylerken daha beter kaybolduğunu hissediyordu. Kime inanacağını ve doğrunun ne olduğunu
sorgularken, ona gerçeği kim anlatacaktı?
Arda Erel, Annemin Bilmediği Her Şey ile bir adamın kendini bulmaya çalışmasının izinde kolektif ve bireysel hafızayı,
toplumsal sorunları, aile olmayı, sosyal statüleri, baskıları, ötekileştirilmeyi, yok sayılmayı, yalnızlaştırılmayı, kendine
yabancılaşmayı derinlemesine sorguluyor. Şimdi ezberlerinizi unutun; bu kitap, tüm bildiklerinizi yeni baştan yazmaya
geliyor...
 
“Arda Erel, Annemin Bilmediği Her Şey ile bu kez ‘çekirdek aile’ kavramını cesur bir edebi dille kabuğundan ayırıp okurun
önüne sermiş. Dokunulmayana dokunmuş ve görmezden gelinene çevirmiş bakışlarını. Roman, aileye ve topluma bakış açısıyla
çoksesli bir koro, sarsıcı üslubu ve çıplaklığıyla hüzünlü ama unutulmayacak bir senfoni niteliğinde.”
Jale Demirdöğen
 
“Kimlik ve toplumsal hafıza hakkında güçlü ve isyankâr bir roman. Edebiyat dünyamızda bir zafer işareti...”
Emre Kalcı

(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101368</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29aecd86-e691-47b9-a851-7d43f19ad858.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyalist Düşüncenin Gelişmesi</image:title>
            <image:caption>Sosyalist Düşüncenin Gelişmesi, bilimsel sosyalizmin Karl Marx ile beraber en önemli adlarından Friedrich Engels’in çeşitli yazılarından oluşuyor. Selahattin Hilav’ın sosyalist düşüncenin tarihi gelişmesi ve metodu hakkında okura derli toplu bir “giriş” düsturuyla derleyip çevirdiği yazılar, hayal gücüne dayanan bir sosyalist toplum tasvirini değil, sosyalizmin tarihi kaynaklarını, sosyalist düşüncenin hangi şartlarla ve nasıl gelişip bilimsel bir nitelik kazandığını ortaya koyuyor. Sosyal problemlerin her geçen gün daha büyük bir yarılma halini aldığı günümüz dünyasında, olayları daha doğru değerlendirebilmek, konulara tarihi ve bilimsel açıdan bakabilmek için önemli bir kaynak kitap. “Bölüşümdeki eşitsizlikle birlikte sınıf farkları da ortaya çıkar. Böylece toplum, imtiyazlı sınıflarla zarara uğrayan sınıflar; sömüren ve sömürülen ya da egemen olan ve egemenlik altına alınan sınıflar halinde bölünür.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101369</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba871cd8-fbef-4227-abfb-c6fa763a5688.jpg</image:loc>
            <image:title>Çulluk</image:title>
            <image:caption>Mahmut Yesari’nin 1927 yılında yayımladığı romanı Çulluk, yazarının adını duyuran bir eser olmasının yanı sıra edebiyat tarihimizde “işçi sınıfı”nı anlatan ilk roman olarak da öne çıkar. Yazar, bu romanını yazmak için Cibali’deki reji (tütün) fabrikasında bir hafta işçi olarak çalışmıştır. Romanın ön planında Münevver ile Murat Çavuş arasındaki aşk anlatılır. Ancak satır aralarında erken Cumhuriyet döneminde kadının konumu, işçilerin zorlu çalışma şartları ve dönemin sosyal hayatı gibi konulara dair önemli ayrıntılar içerir. Çulluk, Orhan Kemal’den çok daha önce fabrika işçilerinin yaşam koşullarını gözler önüne sermesiyle edebiyatımızda ayrı bir yerde durmaktadır. 
“Münevver’in gayreti, Bekir’e çok dokunmuştu. Onun, hastalığına, yorgunluğuna rağmen neden çalışmak istediğini anlıyordu. Bu, açlık denilen öyle bir ihtiyaç, öyle bir mecburiyetti ki, insana ancak, ölüm “Dur!” diyebilirdi... Son gayretini, son nefesine kadar sarf edecekti... İşleyen elleri, kalbiyle birlikte durabilirdi... Huzur, istirahat tavsiyelerini, nasihatlerini, mideden uzanan hain, insafsız bir pençe, lahzada boğar, öldürürdü...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101370</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/289a3bd5-ee85-4348-8780-e5687d6822a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Şık</image:title>
            <image:caption>Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yayımlanan ilk eseri Şık, “alafranga züppe” tipinin en ünlü örneklerinden Şatırzade Şöhret’in trajikomik hikâyesini anlatır. Dönemin yaygın anlayışı Batılılaşmayı sadece moda, zevk ve eğlence kısmıyla “taklit” eden Şöhret’in Madam Potiş adında bir kadının peşinde düştüğü komik halleri ve nihayet karakolda biten hikâyesiyle Şık, sadece Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazarlığı için değil, edebiyatımız için de önemli bir kilometre taşıdır. Yazarın, Şöhret üzerinden irdelediği aşağılık duygusu ve sonuçları bugün bile okurunu kahkahalarla güldürmeye devam ediyor… 
“Mesela, bu sene dar elbise giymek modadır, değil mi? Bizim Şatırzade kostümü o kadar darlaştırır ki diğer şıklarınki hakikaten onun yanında bol kalır. Yakalıkların enlileştiğini görünce, ertesi günü kulaklarının uçlarıyla temas edecek derecede enli bir yakalık diktirip takınır! İşte her süsü böyle benzetmeye veyahut benzetmeyi de aşırarak moda olan şey her neyse onun ifratını yapıp âleme gülünç olmaktan ibarettir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101371</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc489532-a44e-4e7f-a4e2-0c2fa382c02c.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehirlerin Tarihi</image:title>
            <image:caption>“İlk şehirler, MÖ 4. binyılın ortalarından başlayarak, dünyanın çeşitli yerlerinde çoğunlukla birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktı ve bazı aksiliklere rağmen, büyümeleri günümüze kadar devam etti. Şehirler, kırsal kesimden, sakinleri öncekilerden ve kırsal çağdaşlarından oldukça farklı koşullar altında yaşayan yeni insan yerleşimleri biçimleri olarak ortaya çıktı. Uzun zamandır dünya nüfusunun sadece küçük bir azınlığını barındırdıkları gerçeğine rağmen, doğdukları toplumlar üzerinde derin etkileri oldu.” Şehirlerin Tarihi, antik çağlardan 21. yüzyıla kadar kentsel merkezlerin yükselişi ve gelişiminin hikayesini anlatıyor. MÖ 4. binyılda Yakın Doğu’daki ilk şehirlerin kurulmasıyla başlar ve Hindistan’daki İndus Nehri Vadisi’ndeki kentsel büyümenin yanı sıra Mısır ve Akdeniz’i çevreleyen bölgeleri incelemeye devam eder. Atina, İskenderiye ve Roma hem siyasi hem de kültürel olarak öne çıkar. Batıda Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte Avrupa şehirleri uzun bir zayıflama ve gerileme dönemine girmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101372</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be1eb700-b1ec-4312-b163-7613e3bfa972.jpg</image:loc>
            <image:title>Zabel Yesayan Yaşamı ve Eserleri</image:title>
            <image:caption>Sosi Antikacıoğlu’nun titiz bir araştırma sonucu kaleme aldığı Zabel Yesayan’ın (1878-1943?) sıra dışı yaşamını konu edinen ve tüm önemli eserlerinin incelemesini de içeren bu kitap, yazar hakkında yayımlanan ilk kapsamlı monografi olma özelliğini taşıyor. Batı Ermeni edebiyatının önemli isimlerinden Yesayan hayatı boyunca sınıfsal ayrılıkları olmayan bir topluma özlem duymuş, büyük idealler peşinde, kalemini adaletsizliklere karşı bir silah gibi kullanmış, inandığı eşitlikçi ütopyaları ve bireysel özgürlükleri gerçekleştirmek için çoğu kez kendi güvenliğini hiçe saymıştır. Yesayan, eserlerinde kurguladığı kadınların psikolojik durumlarını irdelerken kişisel özgürlükle geleneksel beklentiler arasındaki ikilemi dile getirmiş, toplumun her kesiminde eşitlik sağlanmadıkça kadın erkek eşitliğinin de mümkün olamayacağını özellikle vurgulamıştır. Çağının ötesindeki fikirleriyle bir devrim yaratan bu olağanüstü kadının hayatı Antikacıoğlu’nun satırlarıyla bir destana dönüşüyor ve okurlarına mücadele içinde geçmiş onurlu bir hayatın portresini sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101373</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/242ccfca-1018-46d2-b1e9-512967667591.jpg</image:loc>
            <image:title>Kokunun İzi</image:title>
            <image:caption>“Bütün ilişkilerde bir gün yalnız kalındı. Hayır, ayrılığı kastetmiyorum. Belki yabancılaşma, belki tükeniş, belki kanıksama… Bir gün geldi, her evde boş gözlerle uzaklara dalındı. Ya aşktan kalan yetmedi ya aşksızlık hali fazla geldi. Mesafeler açıldı günün birinde her evde. Düpedüz çoklu bir yalnızlığı anlatıyorum. Kimsenin kimseye derman olamadığı, varlığın ancak kendine yettiği bir yalnızlıktan bahsediyorum. Bu da sevgiye dahildi belki ya da biz sevmeyi hep yanlış anlamıştık. Bilmiyorum.” Gökhan Dağıstanlı’dan aşka dair, yalın ama sözün duygu yüküyle dopdolu mektuplar, hikâyeler. “Bu mektuplar; hayatın içindeki olumsuzlukları gördükçe zaman zaman küçümsese de aşktan vazgeçemeyenlere; onlarca kez acı çekse de suçu aşkta aramayanlara; mutluluğu, kaybetme korkusuna kurban etmeyenlere; yaşamın gizinin ancak aşktan ibaret olabileceğine inananlara adanmıştır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101374</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b37aa05c-3388-482b-997f-299ba029dc91.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşka Özür Diletmem</image:title>
            <image:caption>“Sevgi; hayatı da ölümü de aşar.” Geçmişiyle hesaplaşmak için yola çıkan bir kadın; Ada. Geleceğinin her anını planlamış bir adam; Toprak. Tesadüflerin bir araya getirdiği iki kalbin birbirine kavuşması herkesin hayatını altüst edecektir. Yalanlar, günahlar, sırlar arasında filizlenen bir aşk ne kadar serpilebilir? Ada’nın acı dolu geçmişi geleceğini kurmasının önünde engel olarak dururken, Toprak ilk kez yarınlar için endişelenmeden bırakıyor kendini aşkın kollarına. Her şeyin karşısına dikilip aşkına sahip çıkan Toprak, ölüme de meydan okuyor. Sadakatin, dostluğun, aile ilişkilerinin, hüzünlü çocukluk anılarının sorgulandığı Aşka Özür Diletmem birbirini seven iki insanın önündeki engelleri aşma hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101375</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a35982f-fd94-4064-8506-27456f0414bf.jpg</image:loc>
            <image:title>İade-i İtibar</image:title>
            <image:caption>“Haklar, sadece sesini duyuranlar tarafından kazanılır.” Kimi kadın hakları için mücadele etti, kimi köleliğe karşı harekete geçti; kimi bağımsızlık derdindeydi, kimi düşünce özgürlüğü, kimi de eşitlik... Ama her zaman bunun bir bedeli vardı. Yıllar sonra aslında haklı oldukları anlaşılıp heykelleri dikildi, itibarlarının arkasında durulmaya çalışıldı. Arkalarından dilenen özürler, verilen unvanlar, yapılan büstler onları geri getirmedi ama nihayetinde anlaşıldıkları gün gelmişti! İade-i İtibar; yaşadıkları dönemde düşündükleri, yaptıkları, cesaretleri ve savundukları yüzünden cezalandırılmış, haksızlığa uğramış, sürülmüş ve hatta öldürülmüş kişilerin hikâyesini anlatıyor. Ezgi Cankurtaran’ın yayın dünyasına attığı ilk adım olan, derin araştırma ve çalışmaların ürünü bu kitapta yazarın etkileyici kalemi, okuyucusunu yıllar öncesinin sosyal ve siyasi çalkantılı atmosferine sürüklüyor; benliği, varlığı, anıları, tutkuları, coşkuları, aşkları, çöküşleri ve mücadeleleriyle hakkı teslim edilmesi gerekenleri hatırlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101376</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9283506a-7167-4e22-aee5-1103149ffe74.jpg</image:loc>
            <image:title>Peygamberliğin İspatı</image:title>
            <image:caption>Hz. Muhammed (s.a.v.) bir haberle geldi: “Cebrail benimle görüşüyor ve Allah’tan vahiy getiriyor.” dedi. Bu kitap bu “haber”in değerlendirmesini yapmaktadır. Kendine ait bir metodu olan bu eserde sadece deliller ortaya atıp bırakılmamaktadır. Bir gayrımüslimden gelebilecek muhtemel itirazlar kitap boyunca yazar tarafından kendisine yöneltilmiş ve cevaplandırılmıştır. Deyim yerindeyse “kapalı devre” bir nübüvvet ispatı yöntemi aktarılmıştır. Bu “haber kurgusu” dışında daha önce işaret edilmeyen bazı mucize iddiaları temellendirilmiştir. Yazar haber kaynağı olarak kullanacağı Kur’an’ın tahrif edilmediğini ispat etmektedir. Ayrıca İslam tarihi verilerinin güvenilirliğinin gayrımüslim bir okuyucuya anlatılmasının zor olması sebebiyle tarihî arka plan Müslüman olmayan yazarlardan nakillerle tasvir edilmiştir. Bu sayede gayrımüslimlerin sözleri ile Hz. Muhammed’in peygamberliği ispat edilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101377</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b49b7874-d8fa-4b84-934d-7428e56ad7d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Dağlarına Sahip Çık</image:title>
            <image:caption>Rüstem Bey’in sözü önemli;
- Dağlarına sahip çık!

Bu söz, beni çok etkiledi. 
Küçük bir cümle değil bu. 

Ambulansın ardından Çapa’ya gidişim, Rüstem Bey’in pe-şinden son gidişim oldu… 
Ansızın gelen bir kalp krizi, 
Rüstem Bey’le arama son perdeyi çekti. 

Eşi ve çocukları kendini yerlere atıyordu. 
Hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. 

Büyük bir heyecanla Rüstem Bey’e koşarak gitmiştim.
Dağlarına Sahip Çık kitabıyla sürpriz yapacaktım. Ben sürpriz yapacakken, o bana hayatımın en büyük sürpri-zini yaptı. 

Bu hayatta iki dosta bağlanmıştım, biri Samet diğeri Rüstem Abi…
Artık ikisini de kaybettim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101378</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9871b74-3149-4d65-b374-1bb21e6ac220.jpg</image:loc>
            <image:title>Kenar Mahalle Çocukları</image:title>
            <image:caption>Hissedilen ne lodos sıcağıydı ne de kavurucu bir sıcak; yalnızca sıcaktı. Sanki esintiye, kenar mahallelerin sararmış duvarlarına, çimenlere, el arabalarına, kapılarında yolcuların üzüm taneleri gibi üst üste yığıldığı otobüslere bir kat boya sürülmüştü: Şimdiki ve geçmişteki tüm yaz gecelerinin neşesi ve sefaletini taşıyan bir kat boya. 
Ebedî şehir Roma’nın tozlu ve yıkık kenar mahallelerinde yetişen, kimsesizlik ve yoklukla sınanan, öfkeyle büyüyen ve beslenen Caciotta, Lenzetta, Begalone, Alduccio gibi çocuklar. Riccetto da onlardan yalnızca biri; onun şehirdeki ilk Komünyon’uyla başlayan ve 1950’lere uzanan hikâyesinde aileleri dünya ve Tanrı tarafından başıboş bırakılan bu çocukların ne pahasına olursa olsun hayatta kalma mücadelesine tanık oluruz. 
 Kenar Mahalle Çocukları, filmleriyle İtalyan ve dünya sinemasında ölümsüz bir iz bırakmış Pier Paolo Pasolini’nin en ünlü eseri, onun sınırları sürekli zorlayan aykırı zihninden faydalanan bir neorealist başyapıt. Sanatın, kurumların ve toplumun arkasını döndüğü bir sınıfa adanmış sarsıcı bir kült roman. 
“Pasolini 20. yüzyıl İtalya’sının en önemli ozanıdır.” 
Alberto Moravia 
 
“Pasolini çelişkilerini uzlaştırmayı değil, dolu dolu yaşamayı seçen bir sanatçı ve düşünürdü.” 
The New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101379</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a780ac8d-26fb-4d99-abe5-c1c3792211cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kırlangıcın Daha Var</image:title>
            <image:caption>Lokman şair senin hayatın 
Yedi kırlangıcın hayatı kadar 
Altısını ardı ardına yaşadın 
Bir kırlangıcın daha var. 
 
 
 
İkinci Yeni’nin öncüsü olan Cemal Süreya’nın kafeslere kapatılamayan son kırlangıcı hâlâ aramızda dolaşıyor. Bir Kırlangıcın Daha Var, şairle “uzun yıllar geçirmiş bir insan ve oğlunun annesi” olan Elif Sorgun’dan tanıdıklığın, tanıklığın ve ortaklığın cıvıltılı özünü barındıran, ümitle ve yaşam sevinciyle dolu bir Cemal Süreya seçkisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101380</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8dee39d2-4615-4817-a63f-471e9269548c.jpg</image:loc>
            <image:title>1984 -Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>Soğuk Savaş sonrası Okyanusya. Kameralar, casuslar, komşular ve düşünce polisleri tarafından sürekli izlenen Winston Smith, bildiği dünyada bir şeylerin yolunda gitmediğini, gerçeğin kasten çarpıtıldığını hissetmeye başlar. Zihnindeki sesler dinmek bilmez bir hal alınca kendini bir anlam arayışının içinde bulur. İşte o sırada Julia’yla tanışır... 
 
Xavier Coste’un etkileyici ve çağdaş çizgileriyle hayat bulan Orwell’in kült distopyası şimdi her zamankinden çok daha ürpertici. 
 
“Xavier Coste, bu distopya klasiğini muhteşem bir şekilde çizgi romana uyarlayarak imkânsızı başarmış.” 
 
CANAL BD</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101381</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2fbe512-ebaa-4613-a2ac-80f78417699c.jpg</image:loc>
            <image:title>Benjamin ve Ben</image:title>
            <image:caption>Ukala İngiliz gencine karşı, başına buyruk Türk kızı… 
Sence kim kazanır? 
 
İpek, Erasmus değişim programını kazandığına pek sevinememişti; hem biricik dostundan ayrı düşecek hem de tek başına, bilmediği bir ülkeye gidecekti. Ama talihsizlikler bununla kalmadı; çünkü önce, Slovenya’da tuhaf ilişkilerin içine düştü. Ardından, saflığı onu kötü niyetli kişilerin hedefi haline getirdi.Ve en sonunda, okulun asi çapkını Benjamin’in tutarsız davranışlarına ragmen kalbine söz geçiremedi. Kimse göründüğü gibi değildi, rüyalar belki de gerçeklerin ipuçlarını saklıyordu. 
 
Çöl Rüyası serisinin yazarı Ayşe Ebru Tezcan’dan ateşli ve bir o kadar da karanlık, unutamayacağınız bir aşk hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101382</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee35c099-cf70-4449-9fe9-b698c4eb28c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Iron Karı’nın Maceraları</image:title>
            <image:caption>Çağdaş Latin Amerika edebiyatının önde gelen isimlerinden olan, feminist aktivist yönüyle de dikkat çeken Arjantinli yazar Gabriela Cabezón Cámara, eserlerinde yerleşik, egemen fikirleri bozup gölgede kalan temalara ve muktedir kahramanlar yerine mağdurlara ses vermesiyle tanınıyor. Iron Karı’nın Maceraları da bu sesin en çok yükseldiği romanlarından biri.
1872’de şair José Hernández tarafından kaleme alınan, Arjantin edebiyatının kurucu eserlerinden biri sayılan, ülke tarihinde önemli bir yer kaplayan “gaucho”ların, yani sığır çobanlarının hayatına odaklanan Martín Fierro adlı destanın altüst edilerek yeniden anlatıldığı bu romanda, özgün destandaki isimsiz, sadece “karı” olarak hitap edilen bir kadın, kimliğine kavuşurken toplumsal, duygusal ve hatta cinsel bağlamda da kendini yeniden keşfediyor.
Iron Karı’nın Maceraları, bir ülkenin kimliği ile bir insanın kimliğinin nasıl yakınlaşıp uzaklaştığını anlatan, hem tarihsel hem de bireysel bir uyanışa sahne olan derinlikli bir yapıt.
“Heyecanlı, gizemli, minyatür bir destan.” –THE GUARDIAN
“Arjantin tarihine yakılmış düşsel bir zafer türküsü.” –TLS</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101383</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ce0c29b-c707-47a6-bb1b-46293333ee3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Baraka: Son “ Köle Kargosunun” Gerçek Hikâyesi</image:title>
            <image:caption>Afrika’dan Amerika’ya Bir Kölenin Hayatının Birinci Ağızdan Anlatılan Hikâyesi
Ateizmiyle, siyah-beyaz toplumsal bütünleşmesine dair görüşleriyle ayrıksı bir isim olan Zora Neale Hurston’ın genç bir antropologken Alabama’da görüştüğü, Atlantik Köle Ticareti’nin hayatta kalan son kurbanlarından seksen altı yaşındaki Cudjo “Kossola” Lewis köleliğin kaldırılışından elli yıl sonra, o dönem maruz kaldığı zulmü sakin sakin anlattı. Hurston, tüm dinlediklerini, Cudjo’nun aksanına bile dokunmadan bire bir kaydetti, böylece İç Savaş’ın sonuna kadar boyunduruk altında geçen bir hayata ve siyahların son köle gemisi Clotilda ile okyanusu aşmadan önce Afrika’daki yaşamlarına dair yeri ikame edilemeyecek bir eser çıkardı ortaya.
Hayattayken Harlem Rönesansı’nın kilit yazarlarından olsa da yapıtları görmezden gelinen, ancak Alice Walker’ın 70’lerdeki bir makalesinden sonra değeri bilinmeye başlanan Zora Neale Hurston’ın yenen şeftaliler ve karpuz eşliğinde Cudjo Lewis’ten dinlediği Afrika’da geçen çocukluk anıları ve folklorik hikâyelerin, köle ticaretinin kan dondurucu gerçeklerinin, emansipasyon sonrası özgürlüğün ne anlama geldiğinin tarihten silinmemesini sağladığı eseri Baraka: Son “Köle Kargosunun” Gerçek Hikâyesi zincirlerinden yıllar sonra kurtulan, sarsıcı bir hayatın anlatısı.
“Çağımızın en muhteşem yazarlarından biri.” –Toni Morrison</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101384</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89e24c76-9828-4da0-823d-faa8605910ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Otranto Şatosu</image:title>
            <image:caption>“Kalıcı bir tür olarak korku öyküsünün edebiyattaki kurucusu.” –H. P. Lovecraft
Hem yazdıklarıyla edebi bağlamda hem de malikânesiyle mimari anlamda âdeta gotik kavramının vücut bulmuş hâli sayabileceğimiz Horace Walpole, 1764’ten günümüze uzanan bir kültürün öncüsü. Walpole’un ilk gotik roman olarak kabul edilen eseri Otranto Şatosu, aile, mülkiyet, soy gibi konulara getirdiği yaklaşımla, korku edebiyatının temelindeki unsurların nasıl oluştuğunu yansıtıyor.
Otranto Prensi Manfred, oğlu Conrad’ı evlendirecektir. Manfred’in evlilik töreni konusundaki sabırsızlığı yakınlarının dikkatini çeker. Bu acele evliliği, Prens’in eski bir kehanetin gerçekleşmesinden korkmasına bağlarlar. Kehanete göre Otranto Şatosu, asıl sahibi oraya sığamayacak kadar büyüdüğünde mevcut ailenin elinden çıkacaktır. Bu kehanetin ne anlama geldiğini çözmek zordur. Tören başlamak üzereyken herkes dehşet içinde bir manzaraya bakakalır. Conrad, dev bir miğferin altında ezilmiştir.
Ah! Miğfer! Miğfer!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101385</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d6ba1b5-0e14-4d7a-ad71-a6907a42bd8c.jpg</image:loc>
            <image:title>Evet, Dedikten Sonra</image:title>
            <image:caption>Lauren ve Ryan’ın evliliği kırılma noktasındaydı. Aşklarının ateşi sönmüş, bir zamanlar coşkuyla yaptıkları şeyler canlarını sıkan zorunluluklara dönüşmüştü. Aralarındaki ateşi yeniden harlamak ve kaybettikleri tutkuyu tekrar bulmak umuduyla sıradışı bir yola başvurmaya karar verdiler: Bir yıllık bir mola. Bu zaman zarfında diledikleri ne varsa yapabilirlerdi. Birbirleriyle görüşmek hariç.
Hayatının Ryan’sız dönemlerini neredeyse hiç hatırlamayan Lauren için bu bir yıl, zorlu bir kendini keşfetme yolculuğuna dönüşecekti. Bir yandan da onsuz bir yaşamın güçlükleriyle baş etmek zorundaydı. Bu arada arkadaşlarının ve ailesinin evliliğe, aşka, bağlılığa ve aileye dair düşüncelerini öğrendikçe kendi fikirleri de hızla değişmeye başlayacaktı. Evlilikte asıl değerli olanın ne olduğunu ve ne uğruna mücadele etmesi gerektiğini sorgulayan Lauren, bu bir yılın sonunda acaba hâlâ aynı şeyi mi istiyor olacaktı?
“Lauren’ın kendini keşfetme yolculuğunu konu alan Evet, Dedikten Sonra, Jane Green ve Elin Hilderbrand okurlarının aşina olduğu akıcı ve esprili bir dille yazılmış. Duygusal ve ilham verici hikâye, ilgi çekici bir fikir ve iyi kurgulanmış karakterlerle beslenmiş.” —Booklist
“Dokunaklı, muhteşem ve zaman zaman yürek burkan bir hikâye. Taylor Jenkins Reid, herkesin hissedebileceği duyguları kıvrak bir zekâyla kaleme alan bir yazar. Okuyun, tadını çıkarın ve paylaşmayı unutmayın.” —Sarah Jio
“Taylor Jenkins Reid, mutlu sonların ardından neler olabileceğine dair yepyeni ve farklı bir bakış açısı sunuyor. Beni daha ilk sayfada tavlayan anlatıcısı ve arkadaşlarım gibi gördüğüm karakterleriyle Evet, Dedikten Sonra, aşkın başlangıcına ve bitişine dair nazik ve duygusal bir hikâye. Bu kitabı okunacaklar listenizin en başına koyun derim!” —Jen Lancester
“Eğlenceli olduğu kadar acımasızca dürüst bir roman. Muhakkak okunmalı.” —Kirkus
“Evliliğin gerçeklerini, aşkın narin doğasını ve ailenin verdiği dayanma gücünü cesurca anlatan bir hikâye. Reid, kaybedilen ve yeniden bulunan bir aşka dair yürek burkan ama umutlu, güncel ama zamansız bir kurguyu ilmek ilmek işlemiş.” —Katja Millay</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101386</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74ccf1fd-c78f-4df0-a7e5-b82c3e00f964.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalet Kalp</image:title>
            <image:caption>Kendinizi en yalnız hissettiğiniz anda, evren tüm mucizelerini gözlerinizin önüne serer…
Suzy kendini her şeye yabancı hissediyordu. Çünkü tek yakın arkadaşı Franny’yi bir kazada kaybetmişti. Franny boğulmuştu ve Suzy’nin kötü biten arkadaşlıklarını telafi etmek için başka bir şansı olmayacaktı. Suzy, bu trajedinin sebebinin nadir gerçekleşen bir denizanası sokması vakası olduğuna ve bazı şeylerin durup dururken gerçekleşmeyeceğine ikna olmuştu. Bunun üzerine hayal dünyasında sessiz bir inzivaya çekilerek teorisini kanıtlamak için bir plan hazırlamıştı.
Bu plan Suzy’nin o güne kadar beslediği tüm korkularından sıyrılmasını ve önüne çıkan tüm engellere karşı koymasını sağlayacaktı. Denizanalarıyla, evrene dair mucizelerle, yeni arkadaşlıklarla ve umutla dolu, kalpleri sızlatacak kadar içten bir yolculuk onu bekliyordu.
Hayatı, ölümü ve evrenin hayret verici harikalarını... ve hemen yanı başınızdaki sevgi ve umut olasılıklarını fark etmek sandığımız kadar kolay olmayabilir miydi?
★ “Gençliğin erken yaşlarında yaşanan inişleri ve çıkışları harikulade şekilde anlatan bir roman.” —Publishers Weekly, starred review
★ “Zekice anlatılmış dokunaklı bir hikâye; Ali Benjamin’in çıkış romanı gençlerden çok daha fazlasına hitap ediyor.” —Kirkus, starred review
★ “Bu romanda hepsi var: akıcı bir hikâye, özgün sesler ve karakterler, başarılı bir kurgu ve harikulade bir yazım tekniği. Okurlar, bu kitabı bitirdikten sonra bile etkisinden kurtulamayacaklar.” —VOYA, starred review
★ “Benjamin’in temiz ve akıcı bir dille yazdığı romanı, her yaştan okura hitap ettiği gibi tartışmaya açık noktalarla da zenginleştirilmiş. Beklenmedik şekilde fevkalade iyi bir çıkış romanı.” —Booklist, starred review
★ “Bu şahane romanda kendinizi bulacaksınız.” —School Library Journal, starred review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101387</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52574a2d-e7b9-403e-8b3b-0264d890fdce.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Bizim Hikayemiz</image:title>
            <image:caption>O SİLAHI HEPİMİZ KULLANDIK. O SİLAHI HEPİMİZ ATEŞLEDİK.
O sabah River Burnu’nda ne olduğunu kimse bilmiyordu. Beş oğlan avlanmaya çıkmıştı. Sadece dördü geri dönmüştü. Oğlanlar arkadaşlarını öldüren kurşunun kimin silahından çıktığını söylemiyor, kanıtlar ise dördünün de suçlu olabileceğini gösteriyordu.
Kate Marino’nun bölge savcısının yanındaki stajı çok havalı bir iş değildi. Daha ziyade okuldan erken çıkmasını sağlayacak ve üniversite başvurularında faydalı olacak bir mazeretti. Fakat bir gün patronu Bay Stone’a önemli bir dava verildi: Küçük bir kasaba olan Belle Terre’in gördüğü en büyük dava. River Burnu Oğlanları herkesin dilindeydi. Kazanın gerçekleştiği sabah yapılan kan testleri onları kötü gösterse de, bölge başsavcısı davayı olaysız bir şekilde bitirmek istiyordu. Sonuçta rütbesini onlardan birinin ailesine borçluydu.
Kate davanın üstünün kapatılmasına izin vermeyecekti. Kendi sırlarından önce başkalarınınkileri ortaya çıkarmak zordu ama Grant için adaletin sağlanmasını istiyordu. Fakat Kate, olayı araştırırken hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenecekti. Gerçeğe tehlikeli bir şekilde yaklaştıkça şüpheleri baş göstermişti: Yaşananlar gerçekten kaza mıydı? Gerçekler bir an önce ortaya çıkmazsa birden fazla hayat tehlikeye girecekti. Kate’inki de dahil.
“Ürpertici, gergin ve tam kıvamında sürprizlerle dolu.” —Kirkus
“Nefesinizi kesecek, yavaş yavaş artan bir gerilim.” —Colleen Houck, Kaplan Laneti romanının New York Times çoksatan yazarı
“Kurgu zekice örülmüş. Araya eklenen mesajlaşmalar, yanlış anlaşılmalar ve kimliği belirsiz ama gerçekleri bilen birinin bakış açısı kitabı inanılmaz sürükleyici yapıyor.” —Booklist
“Kurgu gerçeklerden esinlenilmiş gibi. Dört oğlanı da suçlu gibi gösterebilen bir günümüz hikâyesi. Kate’in gerçekleri bulmaya çalışması, insan ruhunun iki yönünü, teknolojinin gerçekleri nasıl çarpıtabildiğini ve güvenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.” —Publishers Weekly
“Merak ve gerilim, partiler, gençlik aşkları ve birbiri üstüne eklenen ipuçları, kötüyü ve iyiyi simgeleyen karakterler bu romanı elinizden bırakmanızı imkânsız kılacak. İnanılmaz bir yaz kitabı veya kitap kulübü seçkisi olabilir… Bu roman bütün okur kitlelerine hitap ediyor.” —VOYA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101388</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70aae77d-1853-4c9a-8200-a8001ba22fe8.jpg</image:loc>
            <image:title>On Dört Yaş Öncesi On Dört Konuşma</image:title>
            <image:caption>Hangi ifadeler veya sözler bağlantı kurmaya davet ediyor ve hangileri çocukları rahatsız ediyor veya korkutuyor? Çocukların ilgili, açık ve konuşmaya dahil olmasını nasıl sağlarsınız?
Ergenlik çağındaki birini sizi dinlemeye ikna etmeye çalışmak sinir bozucu olabilir. Ama çocukları güvende tutmak –ve onları koruyamayacağımız zamanlar için hazırlıklı olmak– doğru zamanda doğru konuşmaları yapmakla ilgilidir. Beyin gelişimi ve duygusal anlamda hazır olma açısından bakıldığında bunun için çocukluktan çıkmaya başladıkları ve lise yıllarından önceki 9-13 yaş aralığı en iyi vakittir.
Michelle Icard, arkadaşlık, dürtüsellik ve teknoloji gibi zorlu konuların yanı sıra yaratıcılık, hijyen, ayrımcılık ve aileye katkıda bulunma konularına odaklanarak çocuklarınızla konuşmanın en yaygın engellerini aşmanıza yardımcı oluyor.
On Dört Yaş Öncesi On Dört Konuşma, çocuğunuza ilerideki duygusal, fiziksel ve sosyal zorluklarda ve nihayetinde ergenliği başarılı bir şekilde atlatmasında yardımcı olmak için önemli bir iletişim rehberi.
“Icard, gençlerimizle yapmak istediğimiz kritik konuşmaları nasıl başlatacağımızı, bu önemli tartışmaları nasıl sürdüreceğimizi ve genellikle iletişim hatlarını kapatan yaygın yanlış adımlardan nasıl kaçınacağımızı tam olarak ortaya koyuyor.”
—Lisa Damour, Güçlü Kızlar ve Baskı Altında kitaplarının New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101389</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4466bffb-c957-49ea-834d-1d26034437eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıradan Hisseler Sıradışı Karlar</image:title>
            <image:caption>“Phil ne yazsa gözüm kapalı okurum ve size de aynısını tavsiye ederim.” —Warren Buffett
Modern yatırım teorisinin öncülerinden biri olan Philip Fisher, tüm zamanların da en etkili yatırımcılarından biri. Elli yıldan uzun bir süre önce ortaya koyduğu yatırım felsefeleri, sadece günümüz finansörleri ve yatırımcıları tarafından çalışılıp uygulanmıyor, aynı zamanda birçokları tarafından yatırımın temel taşı olarak kabul ediliyor. Sıradan Hisseler Sıradışı Kârlar, ilk yayımlandığı tarihten bugüne kadar hâlâ yatırım başarısı için paha biçilmez bir referans olmaya devam ediyor. Şimdi, bu zamansız klasikte Fisher’ın beğenilen diğer yazıları Muhafazakâr Yatırımcılar İyi Uyur ve Bir Yatırım Felsefesi Geliştirmek de bir arada okurla buluşuyor.
“Sıradan Hisseler Sıradışı Kârlar kitabını okuduktan sonra Phil Fisher’a ulaştım… Onunla tanıştığımda, fikirlerinden olduğu kadar kendisinden de etkilendim. Phil’in tekniklerini kullanarak işi kapsamlı bir şekilde anlamak, kişinin akıllı yatırımlar yapmasını sağlar.”
—Warren Buffett
“Kamuoyunda pek az tanınan, nadiren ropörtaj veren ve çok az sayıda müşteri kabul eden Philip Fisher, yine de en dikkatli yatırım profesyonelleri tarafından okunuyor ve takip ediliyor… Warren Buffett’ın yaptığı gibi, Fisher’ın benimsediği yatırım ilkeleri üzerinde düşünen herkes kazançlı çıkar.”
—James W. Michaels, Forbes</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101390</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e950718-62f7-4a78-a6d5-12c696be82b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Tonti Firarda</image:title>
            <image:caption>TONTİ, bir uçan tombul midilli. Onun her şeyi var. Yediği bisküviler önünde, yemedikleri arkasında. En yakın arkadaşı Mert de yanı başında. 
BUSE BUĞULU ünlü bir pop yıldızı. Onun da her şeyi var. Sadece ilginç ve eşi benzeri olmayan bir evcil hayvanı yok. Uçan tombul midilli türünden bir evcil hayvan… 
Tonti kaçırılınca Mert ve kız kardeşi Defne, Tonti’nin yardımına koşuyor. İki kardeş Tonti’den vazgeçmemekte kararlı. 
TONTİ SERBEST KALMALI!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101391</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e7f6fd4-c54e-4a5c-9b7c-11184efcf082.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert- Kamp Macerası</image:title>
            <image:caption>KAZANIMLAR SERİSİ 
 
Mert, ailesiyle kampa gidiyor. Çadırda uyumayı, kamp ateşinin başında oturmayı ve doğayı keşfetmeyi çok seviyor. Bu kamp macerasında da harika bir şey keşfetti. Ama iyi bir doğa kâşifinin bazı kurallara uyması, büyüklerin söylediklerine kulak vermesi çok önemlidir. Bakalım Mert, bu seyahatte ne öğrenecek? 
Dikkatli ve tedbirli olmanın, kurallara uymanın önemini anlatan, heyecan dolu bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101393</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8051886a-ac6d-4a04-bac7-bc1297242ff4.jpg</image:loc>
            <image:title>Herkese Dondurma</image:title>
            <image:caption>Dünyada sadece tek tür dondurma, tek tür oyuncak ve tek renk boya olduğunu düşün! Ne kadar sıkıcı olurdu, değil mi? Renkli ve eğlenceli bir macera!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101394</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b53e24d1-d961-4861-a250-af9d62570c09.jpg</image:loc>
            <image:title>Müge&apos;nin Muhteşem Planı</image:title>
            <image:caption>Merhaba! Ben, Müge. Bir köpek sahiplenmek istiyorum ama önce ne kadar kararlı, sabırlı ve çalışkan olduğumu göstermeliyim. 
3 adımlı bir planım var. Sence başarılı olacak mıyım?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101395</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91a64ad5-7e12-4022-9f22-d57252674d1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Pimbu Tatilde</image:title>
            <image:caption>Pimbu ailesiyle birlikte tatile gideceği için çok heyecanlı! Hadi maceradan maceraya koşan Pimbu ve ailesine sen de eşlik et…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101396</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fce698b-0aa5-455b-8635-ee2dd61fa749.jpg</image:loc>
            <image:title>Benimle Oynamak İster misin ?</image:title>
            <image:caption>Küçük kurt arkadaşlarıyla oynamak istiyordu. Ne var ki kiminin vakti yoktu kimi istemiyordu. Neyse ki minik arı kurtla oynamak istediğini söyledi. Peki ya diğerleri ne yaptı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101397</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd3598ab-a95a-4dfe-999c-9bfc855cfcea.jpg</image:loc>
            <image:title>Melisa İle Oyun Zamanı</image:title>
            <image:caption>Açık havada vakit geçirmek, uçurtma uçurmak, ev yapımı limonata içmek, arkadaşlarla kostümlü partiye katılmak gibisi var mı? 
Şimdi, Melisa ile oyun ve eğlence zamanı! Minikler, Melisa’nın mini hikâyelerini okurken nesneleri ayırt etme, renkleri tanıma ve sayma becerilerini geliştirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101398</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/364e44c8-b6a4-4e1b-b096-113bdac3c63e.jpg</image:loc>
            <image:title>Rengarenk Dünyamız</image:title>
            <image:caption>Dünyamız renklerle ve güzelliklerle dolu. Canlıları ve nesneleri tanıyalım, hepsini boyayalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101399</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/630e60d8-ec2c-4e8e-a8bc-05b45e544ce5.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenceli Taşıtlar</image:title>
            <image:caption>Yaşamımızı kolaylaştıran taşıtlarla renkli bir yolculuğa çıkalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101400</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/074b80d4-0869-4291-a4a7-edeb17b38980.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhteşem Bitkiler</image:title>
            <image:caption>Rengârenk bitkilerle doğayı tanıma zamanı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101401</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4941f12a-a0ae-445e-98f2-1e39277d7908.jpg</image:loc>
            <image:title>Minnetle</image:title>
            <image:caption>“Hiçbir koşulda, hiç kimse kansere karşı verdiğim savaşı kaybettiğimi söylemeyecek. Veya cesurca dayandığımı. Savaşmıyorum, kaybetmiyorum, kazanmıyorum ya da dayanmıyorum.”
 
Minnetle, bunalımlar ve uyuşturucuların gölgesindeki ergenlikten Doris Lessing’in onu “kurtarması”yla sıyrılan ve edebiyat çevresine adım atan Jenny Diski’nin hayatı boyunca minnet ve minnetsizlik duyduğu şeylerin bir güncesi. Kitap, 2014 yılının ortalarında akciğer kanserine yakalanan ve yaşamak için yalnızca birkaç yılının kaldığını öğrenen yazarın London Review of Books dergisi için kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Yalnızca bir hastalık güncesi değil, Diski’nin geçmişinden izlerin de anbean gün yüzüne çıktığı, her şeye ve herkese meydan okuyan cesur bir anlatı.
 
 
“İleri görüşlü, cüretkâr ve Diski’nin alışageldik öfkeli zarafetiyle yazılmış, yaşamak ve sevmek için –neredeyse kendine rağmen– hayatta kalabilmiş bir yazarın dikkate değer son sözleri.”
-Daily Mail</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101402</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c68a3926-63ce-49cc-81f9-1eb8cc115f12.jpg</image:loc>
            <image:title>Transandantal İdealizm Sistemi</image:title>
            <image:caption>Felsefe tarihi anlatılarında uzunca bir dönem Fichte ve Hegel arasındaki bir geçiş filozofu olarak anılan, buna bağlı olarak felsefesi de çoğunlukla Fichte’ninkine benzerliği ya da Hegel’inkinden eksikliği üzerinden değerlendirilip yorumlanmış olan Schelling, son yıllarda özellikle tüm dünyada iklim krizi ve ekoloji politikaları tartışmalarının yoğunluk kazanmasının yanısıra yeni materyalizm ve yeni realizm akımlarının da kayda değer yankı uyandırmasıyla birlikte dikkatleri üzerine çekmiş, kıyaslamaya dayanan okumanın manipüle edici etkisinden arındırılıp kendi başına ele alındığında felsefesinin çağdaş dünya gündemi için yeni bir düşünsel imkânı saklı tuttuğu fark edilmiştir. İnsan ile doğa, düşünce ile madde, logos ile mitos, kavram ile sezgi arasındaki ilişkileri tekrar gözden geçirmek kaçınılmaz bir hal aldığında, düşünürler kendilerini ister istemez Schelling felsefesinde bulmuşlardır. Schelling’i bu anlamda çağının önüne taşıyan, Kant’la birlikte kemikleşmeye başlamış olan rasyonalizm, kendinin zemini olan akıl veya kavramsal düşünmede tamamlanabilecek akıl sistemi fikrinde en başından açtığı çatlaktır. İşte bilinçsizi, sezgiyi ve sanatı felsefenin çıkmazına anahtar olarak sunan Schelling’in, Doğa Felsefesi’nin ardından kronolojik anlamda ikinci büyük eseri olan 1800 tarihli Transandantal İdealizm Sistemi, ben’im diyebilmesiyle tam kendini bulmuşken, bu kez de doğasından ayrı düşmüş olan benin, sonu sanat deneyimine çıkan tamamlanma, kendiyle bir ve bütün olma sürecidir; özbilincin tarihidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101403</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2341198-7929-402b-be64-78a8655f0796.jpg</image:loc>
            <image:title>İlkel İnsanın Zihni</image:title>
            <image:caption>Sanayileşme ve kentleşme sonucunda 19. yüzyılda ortaya çıkan sosyoloji, toplumu anlama ve açıklama konusunda bugün de önemli bir bilim dalı olma özelliğini sürdürmektedir. Öte yandan insanı ve kültürünü, farklı ırk ve çevre koşullarında inceleyen antropoloji; günümüzde sosyal bilimlerin önemli çalışma alanlarından biri olma özelliğini kazanmıştır. Antropoloji alanında ilkel ile modern, köylü ile kentli, azgelişmiş ile gelişmiş ayırımı çok kapsamlı ve farklı açılardan ele alınmaktadır. Bu alandaki ilk çalışmalar; modern antropolojinin öncüsü, Alman kökenli Amerikalı antropolog Franz Boas (1858-1942) tarafından, İlkel İnsanın Zihni adlı eser ile ortaya konulmuştur. Irk ve çevre ilişkisinin ilk kez ele alındığı bu eser, sosyal bilimlerin en önemli klasiklerinden biri olarak kabul edilir. 
 
Franz Boas, ilkel insan ile modern insanın düşünme biçimini belirlemeye çalışır, bunların çok da farklı olmadığı anlayışına ulaşır. İlkel İnsanın Zihni; antropoloji, tarih, sosyoloji, insan hakları, psikoloji gibi alanlar başta olmak üzere hemen her alandaki araştırmacıya hitap eder. Bu niteliğiyle antropolojinin alanını, kapsamını ve yaklaşımını anlamak, insanı ve toplumu açıklamak, günümüzde de üstün ırk, üstün ulus, üstün insan ve benzeri söylemlerle varlığını farklı biçimlerde sürdüren ırkçılığa karşı, tarafsız ve ciddi bir itiraz geliştirilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101404</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/575ad2bd-6bb7-4712-9dd7-2016d2a2708a.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Seyahatnamesi</image:title>
            <image:caption>Anadolu’nun doğusundan yüzler, sesler, tatlar, tanıklıklar… Ankara’dan ötesi çok ama çok güzel; gidin mutlaka. Öyle üstünkörü değil; tanışarak, yüzleşerek, sindirerek gezin. Esnafa selam verin, çocukların oyunlarına katılın, yer sofralarına oturun, boz tepelerin ardındaki hayatlara kulak verin. Ben öyle yaptım ve Doğu’ya doyamadım. Kaç yüz kere çaya davet edildiğimi, bana kaç kez “Başım gözüm üstüne, yemeğe de buyur,” dendiğini hatırlamıyorum. Hem gözlüğüm hem de insanlara eğitimli olduğumu düşündürten yüzüm nedeniyle bana kaç kez “Hocam” dendiğini de sayamadım. Adres sorduğumda işini gücünü bırakıp beni aradığım yere kadar götüren insanlar tanıdım. Gérard de Nerval’den ilham aldım; Nuh’un, Ahmedi Hani’nin, Veysel Karani’nin, Ali Emiri’nin, Ahmed Arif’in, Yaşar Kemal’in izini sürdüm. Kazancı Bedih’in ezgilerinde Mem’in Zin’e, Siyabend’in Heco’ya, İbrahim’in Allah’a aşkını düşledim ve ben bu toprak sarısı coğrafyayı çok sevdim. Unutmayın! Anadolu’nun doğusunu görmeden Türkiye’yi tanımış olamazsınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101405</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aac935c9-16fa-4483-962c-367999b61695.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul Ağlayan Şehir</image:title>
            <image:caption>İstanbul! Büyülü, masalsı bir şehir. Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih camileri. Semtlerden semtlere değişen iklim güzelliği. Galata Kulesi, Kız Kulesi, Üsküdar, Çengelköy, İstinye, Kanlıca, Kalamış… Şiirlerde, şarkılarda, kitaplarda, hatıralarda kalmış, eski İstanbul.
Şimdi kaotik bir metropol. Gittikçe kendi dengesini yitiren bir dev.
Bu kitapta eski İstanbul’a ait pek çok renkle, ahenkle, sesle, motifle, desenle, dekorla karşılaşacaksınız.
İstanbul’un bir tarafı gülerken, diğer tarafı hep içli gözyaşları döker.
Bitmez tükenmez İstanbul’a bir mersiye olduğu kadar bir gözyaşı kasidesi.
Haldun Hürel içtenliğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101406</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f80a3623-4802-494e-8874-bc0086bf8305.jpg</image:loc>
            <image:title>Fizik Kitabı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Mıknatıslar nasıl elektrik üretir? Antimadde nedir? Zamanda yolculuk mümkün müdür? Bu ve bunun gibi pek soru üzerine kafa yoran fizikçiler insan bilgisinin ufkunu genişleterek Dünya’ya ve evrene hükmeden enerjiyi ve kuvvetleri anlamamızı sağladılar.
Sade bir dille yazılmış olan Fizik Kitabı, kolayca anlaşılan kısa ve özlü açıklamaları, temel ilkelerin düğümlerini adım adım çözen şemaları, bilimsel keşifleri unutulmaz kılan klasik alıntıları ve fizik anlayışımızı alt üst eden esprili çizimleriyle başucu kitabınız olacak.
Bilgi düzeyiniz ne olursa olsun, ister hevesli bir öğrenci ister Dünya’nın nasıl işlediğini merak eden biri, bu kitapta sizi kışkırtıp canlandıracak çok şey bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101408</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/651351f0-ea18-4c98-a9b5-35481421d3d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşlar ve Deliler</image:title>
            <image:caption>Ölüm haberi veren bir köpek var. 
Güvercin yüzlü adamlar... 
Öyle bir gün ki, rakının yanında balık da gitmiş gibi. 
Kan kokusu duyuluyor. 
Bir de üstüne kilometrelerce yol yürüyen mevtalar... 
 
Ulaş Ay, yepyeni bir dille çıkıyor karşımıza. İnsan ruhunun çukurlarına giriyor tek tek. 
 
Kuşlar ve Deliler, iz bırakan bir grup hikâye. 
Kuşlar gibi özgür, deliler gibi gönlünce....</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101409</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f8e913e-2be8-4cd1-9425-4b61b79e7c6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanzen</image:title>
            <image:caption>Başlangıçta her şey normaldi. 
&quot;Bu, hiç yaşanmaması gereken bir mucize 
ya da soğuk terler dökerek uyanılması gereken bir kâbustu.&quot; 
Sıradan bir çocuktu oysa Ant. 
Saatin ilerleyişinde bir sorun yoktu. 
Hem yavaş yavaş hem de bir anda başladı her şey. 
Zamanın çarkı, gidişatı bozdu. 
&quot;Bu, yarı yoldan dönülmesi gereken bir macera, 
belki de hiç çıkılmaması gereken bir yolculuktu.&quot; 
Zamanzen, usul adımlarla 
ve efsaneye çok benzeyen bir gerçeklikle geldi dünyamıza. 
Okuma serüvenine bambaşka bir boyut kattı. 
Gözle bile görülmeyen ışıkları 
avuçlarına almaya cesareti olanları, serüvenine çağırdı. 
Büyük bir efsane bu kitapla başladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101410</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de9cf92e-fc3d-4d58-9933-9f44ddbecd96.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilge Zeytin Ağacı</image:title>
            <image:caption>Zaman, ilk yazdı. 
Çiçeklendi önce, sonra çiçekler zeytine dönüştü. 
Kendi içinde ayıkladı iyilerini. 
Kötüleri döküldü. 
Büyümeye koyuldu ardından. 
Demlendi zeytinler. 
İçleri doldu, yeşillendi, sarardı ve karardı. 
Sıcak oldu, fırtına esti, yağmur yağdı, güneş kavurdu. 
O, dimdik ayakta kaldı. 
Ölümsüz ağaç da denilen Bilge Zeytin Ağacı, 
öyküsünü bu sayfaların yüreğine kazıdı. 
Sevgide buluşmak isteyenleri 
gölgesine toplamak için anlattı hikâyesini. 
Okumak size kaldı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101411</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c445c547-11f4-4477-9072-cf3eca632ca0.jpg</image:loc>
            <image:title>Schopenhauer&apos;ın Yeni Felsefesi</image:title>
            <image:caption>Doğunun hikmetine karşı felsefe doğmuş batı topraklarında. 
Eski Yunan mitolojisi yenileşerek boy atmış Avrupa&apos;da. 
Osmanlı insanı yorgun, Osmanlı aydını batıya hayran. 
 
Ahmet Mithat Efendi, 19.yüzyılı kasıp kavuran bir filozofu tanıtıyor kendi insanına. 
Eleştiri oklarını sadağından eksik etmiyor. 
 
Schopenhauer&apos;ın Yeni Felsefesi, savunma hatları yıkılmamış bir Osmanlı&apos;nın zihin mücadelesi. 
Günümüz Türkçesiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101412</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48fea724-e846-49ae-949c-81ebdd76d1af.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne ve Babanın Çocuk Üzerindeki Hak ve Görevleri</image:title>
            <image:caption>Pedagoji, yeni bir bilim dalı o yıllarda. 
Avrupa&apos;da büyümeye çalışıyor, Osmanlı topraklarında henüz çok taze. 
Modern insanın doğuşu, çocukluk döneminden başlıyor. 
Çocuk içinse en önemlisi anne ile baba. 
 
Her alana kalemini uzatan Ahmet Mithat, bu alandan da uzak durmuyor. 
Osmanlılara pedagojinin giriş anahtarını sunuyor. 
Geliştirmek, gelecektekilerin işi. 
 
Anne ve Babanın Çocuk Üzerindeki Hak ve Görevleri, günümüz Türkçesiyle geleceğe değer verenlere sesleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101413</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47289be5-be5a-4ed8-9e01-4b2bf1a12ba3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Av Seyahati</image:title>
            <image:caption>Adı Keyfim olan bir kotaya biniyor bir avuç Osmanlı. 
Maksat av gezisi yapmak. 
Marmara Denizini cevelan ediyorlar birlikte. 
Ve modern dönemlerin ilk yurtiçi seyahatnamesi çıkıyor ortaya. 
Bir Av Seyahati, günümüz Türkçesiyle okuyucuyu keyifli bir deniz yolculuğuna davet ediyor. 
Yelkenler fora!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101415</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73b9f6b1-061c-4ced-b3a7-02e4970887cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Çifte Ejderhanın Diyarında-1</image:title>
            <image:caption>Çin’in klasik düşünürleri, beylikler döneminde, beylikler arasındaki şiddetin sıradanlaştığı, tek bir birleştirici lidere yönelik özlemle nitelenen bir dönemde ortaya çıkıyorlar. Kimilerine göre, onlar kendi görüşlerini geliştirmekten çok, dönemlerinin toplumsal eğilimlerini yansıtıyorlar. Dolayısıyla, soyutlamayı düşünce sistematiklerinin merkezine yerleştiren klasik Yunan düşünürlerinin tersine, klasik Çinli düşünürler, günlük yaşamla daha çok iç içeler. 
Klasik Çin felsefecilerinden Mencius’a (Meng Usta, Üstad Meng) göre insan, özünde iyidir. O, insandaki iyilik eğilimini yukarıdan aşağıya akan bir ırmağa benzetir. İnsan da akan su gibi doğal olarak iyiliğe yönelmektedir. Ancak onu toplumsal koşullar bozar. Bu nedenle devlete büyük bir görev düşmektedir. İnsanı kötülüğe sürükleyenler, ekonomik sorunlardır. Demek ki o zaman, devletin önceliği eğitim değil istihdam olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101416</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7f737b1-ca73-4585-97b1-18750710279e.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitime Sol&apos;dan Bakmak</image:title>
            <image:caption>Kemal İnal, eğitimin çeşitli sorunlarının çözümünde önerdiği sol bakışı farklı alanlarda ele alarak geniş bir bakış açısı oluşturmaya çalışmış. Bu bakış açısı, eleştirmeden önce anlamaya, yorumlamaya ve çözüm önermeye yönelerek eğitimin politik, ideolojik ve ekonomik serimlenişini ortaya sermeye yönelmektedir. Yazara göre eğitimle ve eğitimde çözüm, ancak yapısal bir eleştirel analizle mümkün olabilir. Bunun için de eğitime sol ile soldan bakmak, o bakışla da özgürlük bilincinin pedagojik ortamlarda nasıl kazanılabileceğinin üzerine düşünmek oldukça önemlidir. Eğitim şart ancak eleştirel pedagojik perspektifin sol ile kaynaştığı bir perspektifte olması asıl şarttır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101417</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/880029ba-9257-4856-9299-2870c838ae95.jpg</image:loc>
            <image:title>Caressing Whispers</image:title>
            <image:caption>A magical book that describes the deep and hidden side of poetry in a pure language that integrates with nature. A mood immersed in the ocean of colors like watercolor and caught in a storm of emotions. A silent love like a fish in water hidden in the depths of the ocean. All the secrets are hidden in your loneliness. It&apos;s like a magical riddle that has written the name of the poem in water, fitting everything in the universe into nothingness. Fish in water, Berivan on the mountain, a falcon in the air, a timid gazelle on land.
Assist. Prof. Dr. Hasan Sebuktekin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101418</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36117def-1341-4ee7-a308-2a517132dbf7.jpg</image:loc>
            <image:title>Pavitra</image:title>
            <image:caption>Yolculuk… 
 
Bir insanın hayatında kaç çeşit, kaç farklı yolculuk olabilir? Yüzlerce belki de binlerce… Ama hangi yolculuk, eğilip içine baktığımız o derin ve dipsiz bir kuyunun içindeki su gibi bize yansımamızı gösterir? 
 
Varoluşumuza anlam aradığımız her bir sorgulayış bizi biraz daha iter o dipsiz kuyuya. Bir çıkış yolu, tutacak bir el aradığımızda kuyu gittikçe daha çok çeker kendine bizi. Ama kendimizden başka tutunacak kimsemiz yoktur. Bu yüzden sudaki aksimizi gördüğümüz her an daha çok alışırız içimizdeki “ben”e, tek olanın aslında kendimiz olduğuna. “Ben”in içinde gitgide sarmal oluruz, sarmaşığın etrafını kuşattığı gibi biz de içimizde biriktirdiğimiz acıları, sevgileri, üzüntüleri, pişmanlıkları bedenimizde hapseder, içten içe eririz. Ta ki içimizdeki ışığı, Pavitra’yı bulana kadar… O zaman uçup kanatlanırız, hikâyemizin ilhamına doğru… 
 
Şebnem Akbulut; zamanla mekânın, geçmişle geleceğin, karanlıkla aydınlığın ötesinde bir “ben”in varlığını, içsel yolculuğumuzun sonunda aslında hepimizin ortak bir hikâyenin kahramanları olduğumuzu, bu yolculukta bize eşlik edecek nice pavitraların nice gezgin ruhların özgürleştiğini, ilhamın aslında bir ateş gibi içimizde yandığına dikkat çekerek, kendini keşfetme yolunda yüreğinin sesini dinleyenleri, içinde yanıp tutuşan yaşam arzusuyla bir olmak isteyenleri, ahenkli bir dille yazdığı kitabıyla buluşturup onlara eşlik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101419</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33da63ad-1a7b-4245-b1e8-7c4ec30f8144.jpg</image:loc>
            <image:title>Boris İçin Bir Şölen, Av Meclisi, Minetti - Oyunlar 1</image:title>
            <image:caption>İlk kez 1970’te sahnelendiğinde, bazı eleştirmenler tarafından “absürd tiyatro” örneği olarak etiketlenip “hiciv boyutu ve burjuvazi eleştirisi” görmezden gelinmek istenen Boris İçin Bir Şölen’in ilk yazımı 1965’e kadar geri gider. Oyun aynı yılın yaz aylarında Salzburg Tiyatro Festivali için “fazla karanlık” bulunarak kabul görmemiştir. Bu oyunda, tıpkı kendisi gibi bacaklarını kaybetmiş İyi Kadın’ın yıllar önce evlenip Kötürümler Bakımevi’nden çıkardığı Boris’in doğum günü için düzenlenecek şölen konu edilir; şölene Bakımevi’nden on üç kötürüm konuk olacaktır. 
 
Bernhard’ın pek çok kez en başarılı eseri olarak adlandırdığı Av Meclisi’nde General ve eşinin av köşkünde bir oyun yazarı konuktur. –Bu Yazar karakteri Bernhard’ın yapıtında ilk kez bir tür yazınsal ayna karakter olarak belirir.– Av köşkünü çevreleyen ormanı bütünüyle kabuk böceği sarmıştır ve Stalingrad muharebesinde tek kolunu kaybetmiş General ölümcül bir hastalığın pençesindedir. 
 
Bernhard’ın ünlü Alman tiyatro oyuncusu Bernhard Minetti’ye ithafen kaleme aldığı Minetti’de, yalnız ve yaşlı bir oyuncu olan Minetti karakteri, bir yılbaşı gecesi, Flensburg Tiyatrosu’nun başyönetmeniyle buluşmak için Atlantik Okyanusu kıyısındaki karlı Oostende’de üçüncü sınıf bir otele gelir. Kendisini ilk kez üne kavuşturan Kral Lear’i otuz yıl sonra yeniden oynayıp sahnelere dönüşünü taçlandırmak niyetindedir fakat yolunu dört gözle beklediği başyönetmen bir türlü ortalıkta görünmez. 
 
Bernhard’da drama fikri, romanları, anlatıları, öyküleriyle kurduğu bütünlük bağlamında “felsefi güldürü izlencesi”nin yazınsal esaslarından biridir. Bernhard’ın tiyatro oyunları, ülkesi Avusturya’nın acı gerçeklerini seslendirirken evrensele uzanan yapıtı içerisinde dünya yaşamını aynı anda bir güldürü ve tragedya olarak betimleyen, ciddiyetle gülünçlük arasında gerçekliğin birbiriyle çelişen çift yüzünü resmeden güçlü bir repertuvar oluşturur: Sesi sönmeyen bir sözcük senfonisi, susmayan bir acı kahkaha. 
“İnsanlar tiyatroya gelirler / büyük bir oyuncuyu seyretmek için / ama gelir gelmez de onun tekinsizliğini itici bulurlar / Tekinsizlik sergilediğinde sanatçı / ki sergilemelidir / seyirci bunu itici bulur / Oyuncu göstermelidir onu / Tekinsizliği başka hiçbir şeyi değil” 
 
“Onda beni her zaman  büyüleyen, dilinin ritim ve ton açısından taşıdığı müzikalitedir. Oyunları da adeta senfonik cümleler halinde bestelenmiştir. Beni en çok etkileyen oyunu Strindbergvari bir oda oyununun yoğunluğuna eriştiği Av Meclisi’dir.” 
Carl Zuckmayer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101420</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f153aab7-0051-4690-8b5c-c340d090bb3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Dünyamız 189 / Temmuz - Ağustos 2022</image:title>
            <image:caption>Sanat Dünyamız’da Bienaller Mevsimi 
 
Sanat Dünyamız dergisi okuyucularıyla güncel sanat alanındaki son gelişmelere dair eleştiriler, denemeler ve söyleşilerle dolu 189. sayısını buluşturuyor. Derginin kapağında bu yıl Kader Attia’nın küratörlüğünde 12.’si düzenlenen Berlin Bienali’nden Calida Garcia Rawles’ın High Tide, Heavy Armor adlı eseri yer alıyor. 12. Berlin Bienali, Özgün Eylül İşcen’in kapsamlı bir yazısıyla değerlendiriliyor. İlker Hepkaner ise New York’tan Whitney Bienali’nin bu yılki edisyonuna dair notlarını paylaşıyor. Misal Adnan Yıldız ise 15. Documenta’nın açılışından hemen sonra ortaya çıkan tartışmaları kaleme alıyor. 
 
Pera Müzesi’nde açılan “Ve Şimdi İyi Haberler” sergisini küratörü Christoph Doswald sergiyi ve medyayla sanat ilişkisini anlatıyor. Eda Gecikmez ise Ankara’da açılan “Kuş Görülmez Fakat Sesi Ağaçtadır” sergisini ve hazırlık sürecini aktarıyor. Koli Art Space ise çalışmalarını ve gelecek planlarını bir söyleşiyle paylaşıyor. 
 
Arter’de açılan “Koyun Koyuna” sergisini Erman Ata Uncu değerlendiriyor. Süreyyya Evren “Sanat İç Sessiz” adlı yeni serisinde eleştirinin olanaklarına bakıyor. Huo Rf ise bu sayıda başladığı “Başlı Başına Bir İş” adlı serisinde sanat kitaplarını ele alıyor. Hülya Bilgi ve Turgut Saner Sadberk Hanım Müzesi’ndeki “Motif Projesi” üzerine bir yazı paylaşıyor. 
 
Dergide ayrıca Ankara’daki Sığınak’ta açılan “Belki Sonra” sergisi, Bursa’da Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Yukarı Bak” sergisi ve 5. Mardin Bienali’nin değerlendirmeleri yer alıyor. 
 
Temmuz Ağustos sayısının ajandası ise bu sayı geçtiğimiz ay Galeri Bosfor’da “İşsiz Nesneler, Canlılığın İzleri” adlı sergisi yer alan sanatçı Ilgın Seymen tarafından hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101421</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7fb43bf-ebd1-4ee1-847c-f345122e25f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürel Alanda Küyerelleşme</image:title>
            <image:caption>Toplumbilimci Roland Robertson’un  küresel ve yerelin iç içe geçmesi veya birbiri içinde erimesiyle oluşan karışım veya yerel küreselleşme olarak tanımladığı Küyerelleşme konusu hem dünyada hem de ülkümüzde ekonomi,pazarlama uluslararası ilişkiler,siyaset bilimi,kitle iletişim teknolojileri gibi alanlarda sıkça ele alınmış ve bu konuda pek çok kitap yayımlanmıştır. Ancak kültürel Alanda Küyerelleşme,küyerelleşme olgusunu eğitin,dil ve edebiyat,tiyatro,müzik,resim meslek kuruluşları, gastronomi ve marka yaratma gibi kültürü oluşturan diğer alanlar içinde ele alan,salt bu alanların küresel ile karşılaştıklarında nasıl bir tepkimeye girerek küyerelleşme örnekleri oluşturduklarını ve bu süreçte çevirinin işlevini inceleyen ilk kitap olma özelliği taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101422</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7244b54-7b4c-4281-8872-c4163269a525.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük İstanbul Kolerası</image:title>
            <image:caption>Efrem Karanov’un tarihe not düşme dürtüsüyle kaleme aldığı mütevazı hayat hikâyesi değerli bir dönem tanıklığı özelliği taşımaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı’nın Rumeli coğrafyasında yer alan bir kasabadaki toplumsal hayatın akışını göstermesi açısından önem arz etmektedir. Kratova’dan Selanik’e kara ve Selanik’ten Kavala ve Çanakkale üzerinden İstanbul’a yapılan deniz yolculuğunun tasviri ilgi uyandırmaktadır. Fener’de faaliyet gösteren Bulgar Mektebi kapsamında aktarılan bilgiler Osmanlı unsuru Bulgarların 19. yüzyılda gündemini meşgul eden meseleleri anlamakta yardımcı olmaktadır. Hatıratın en çarpıcı kısmını, 1865 yılının haziran – eylül ayları arasında payitahtı kasıp kavuran ve on binlerce kişinin ölümüne neden olmasıyla literatüre Büyük İstanbul Kolerası diye geçen salgın hastalıkla ilgili kısa, ama öz sayfalar teşkil etmektedir. Kolera, ailesinden uzakta ve yadırgadığı bir ortamda sıkışıp kalan 12-13 yaşındaki çocuğun saf ve hassas algısı üzerinden aktarılmaktadır. Anılan koleranın İstanbul tablosunu biraz daha genişletmek uğruna, hatırata ek olarak, payitahttaki salgının seyrine birebir tanıklık etmiş üç Bulgar hekimin gözlemleri de sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101423</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6505620-73ec-423f-9568-35b849e56005.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarayda</image:title>
            <image:caption>1932 yılında “Orman Cücelerinin Sergüzeşti” Naime Hassan takma adıyla Sûhulet Kütüphanesi tarafından yayımlanır. Bu sırada Nâzım, Bursa Cezaevi’ndedir. Sonradan yazarın adıyla yayımlanan bu eserdeki maceralardan biri, “Sarayda” şimdi yeni bir dokunuşla küçük kitapseverlerle buluşuyor. 
 
Filiz Özdem’in yayına hazırladığı, Ayşe İnan Alican’ın resimlediği “Sarayda”, 4-7 yaş arası okurlar için kurgulanan çok resimli, özel bir baskıyla, Nâzım Hikmet’i 115. yaşında ilk kez bu kadar küçük okurlarla buluşturuyor. 
 
Orman cüceleri ormanın derinliklerinde yaşar. Uzaktan ağustosböceği ya da çekirge sanılabilir. Ancak zaman zaman ormandan çıkıp dünyayı dolaşırlar… İyi insanlara yardım etmeye, gülüp eğlenmeye, bazen de fenalıkların cezasını vermeye giderler küçücük boylarına bakmadan… 
 
Yusufçuk, orman cücelerinin içinde kendisinin en çevik, en akıllı, en cesur, en şık olduğunu düşünür. Orman cüceleri onunla alay eder, onun cakacının teki olduğunu düşünürler. Yusufçuk nasıl cesur biri olduğunu göstermek için bir hatıra defteri tutmaya başlar. Orman cücelerinin bütün maceraları Yusufçuk’un gözünden anlatılır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101424</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fcb593f8-85c8-4c6e-acbe-95d2be99ccf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezegenimizi Yiyip Bitirdiğimizde</image:title>
            <image:caption>Alain Serres’in bir Kızılderili deyişinden ilham alarak yazdığı bu kısacık hikâye, çocuklarda gezegenimiz Dünya’nın sağlığına az da olsa katkıda bulunma hevesi uyandıracak; ayrıca büyük küçük demeden herkesi Dünyamızın gidişatı hakkında meraklandıracak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101425</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89c00a7e-8de2-40d2-9823-faf437cfdc43.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Tavşan’ın Bir Fikri Var</image:title>
            <image:caption>Bay Tavşan’ın tek istediği, biraz otları kemirmek, çayırda koşup oynamak, rahatsız edilmeden güzel havanın keyfini çıkarmaktır. Ama o da ne? Kocaman bir köpek peşine düşmüştür bile. Hem de görünürde hiçbir neden yokken… Bay Tavşan çok korksa bile bu haksızlığa bir çözüm bulmaya kararlıdır. Olup biteni öteki tavşanlara anlatır ve birlik olup köpeğe öyle bir sürpriz hazırlarlar ki…
Birlikten her zaman kuvvet doğar. Bay Tavşan bunu sizlere anlatacak, hem de çok eğlenceli bir biçimde…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101426</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b11cb18e-7f87-4991-b37c-411f5a0114b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Öyküde Koca Kötü Kurt Yok</image:title>
            <image:caption>Koca Kötü Kurt geç kaldı. YİNE! Üç Küçük Domuz’un da yüzü asık, Büyükanne kızgın. Peki Kurt aynı anda nasıl iki öyküde birden olabilir ki? Kurt’un sabrı TAŞTI. Bundan böyle bu öyküde KOCA KÖTÜ KURT OLMAYACAK! Masal karakterleri onsuz yapabilecekler mi? Yoksa Koca Kötü Kurt’a ihtiyaçları olduğunu anlayacaklar mı? Bu Öyküde Ejderha Yok’un yaratıcılarından karşı konulamaz bir masal macerası</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101427</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec8abe34-b596-4b79-8926-3ff87cf02ae4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Öyküde Ejderha Yok</image:title>
            <image:caption>Bu öyküde EJDERHA YOK. Hem de hiç. 
Ne? Var mı? Aslında o BU öyküde değil, 
hele kahraman HİÇ değil.  I-ıh. Asla değil.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101428</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f11006ae-c3b6-466f-9802-402a56a50132.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezegen Fabrikası</image:title>
            <image:caption>Yirmi yıl önce güneş sistemi dışındaki gezegenlerin araştırılması sadece bilimkurgu yazarlarının ilgi alanına giriyordu. Oysa bugün astronominin en hızlı genişleyen alanlarından biri haline geldi. Bugüne dek binlerce “ötegezegen” keşfedildi ve sayıları hızla artıyor. 
Yeni keşfedilen bu dünyalar en fantastik bilimkurgu kitaplarında hayal edilenlerden çok daha yabansı. Aralarında bir yılı Dünya zamanıyla birkaç hafta süren, Jüpiter’den büyük gaz devleri de var, iki güneşli karasal gezegenler de. Hatta bazılarının güneşi bile yok! 
Katran okyanuslarıyla kaplı elmas mantolu gezegenler mi ararsınız, yoksa bir yarımküresi sürekli kış, diğer yarımküresi sürekli yaz olanlar mı. Tüm yüzeyi okyanuslarla örtülü su dünyaları mı, yoksa tamamen magma deniziyle örtülü volkanik dünyalar mı. Böylesi bir çeşitliliğin keyfi daha başlangıç. 
Gezegen Fabrikası bu gezegenlerin öyküsünü anlatıyor. Bilinen sayısız komşu yıldız var ve bunların her birinin çevresinde ötegezegenler dönüyor. Bu olasılıklar arasında bizim gezegenimize benzeyen bir dünya, ikinci bir Dünya bulunması mümkün mü? Ne dersiniz? 
“Bu kitabı okuma listenizin ilk sırasına koyacaksınız.” 
Sky&amp;Telescope</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101429</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f01c5a15-dd49-4acf-8a62-9c453132a1de.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiçbir Şeye İnanmadan Nasıl Yaşanır</image:title>
            <image:caption>HİÇBİRŞEYE İNANMADAN NASIL YAŞANIR? 
Varoluşla ilgili birçok eser ortaya konmasına rağmen Hiçbir Şeye İnanmadan Nasıl Yaşanır? etkileyiciliği ve sürükleyiciliğiyle ayrı bir yere sahip. Varlığa uzanan bu yolculukta; şüphecilikten dogmatizme kadar birçok akım ince detayları ile açıklanıyor.Hayatın anlamına veya anlamsızlığına bambaşka bir gözle bakmaya yarayacak olan Hiçbir Şeye İnanmadan Nasıl Yaşanır? Her kütüphanede bulunması gereken nadir bir eser. 
*** 
Samimiyetle itiraf etmeliyiz ki Dünya üzerindeki varoluş nedenimizi bilmiyoruz. Evrenin ve yaşamın bilmecesinin çözümü insan bilmecesinin çözümünden daha gizemli. Peki bu, umutsuzluğa düşmek için bir sebep mi? Aksine, bu belirsizliğe güvenebiliriz. “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir,” diyen Sokrates, “Ne biliyorum?” diye soran Montaigne bize yol gösterici oldular. Ben de antikçağ şüphecilerinin, haksızlık yapılarak değeri bilinmeyen bu filozofların öğretilerini takip ederek zamanımıza uyarlanmış bir ahlak felsefesi geliştirmeye çalıştım. Eserin tamamında eksiksiz şekilde açıklanan bu felsefenin dört kuralı var: Hayali bir hedef peşinde koşarak hayatını boşa harcama; asla seçim yapma; her zaman en büyük arzuna itaat et; bu dünyanın görünüşlerine elinden geldiğince hayran ol.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101430</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0582dbc5-13f9-460b-878a-bf51777ecf9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Nar -Ciltsiz</image:title>
            <image:caption>Çınar Duman’ın, dört yıldır aynı evi paylaştığı Balın İmge ile olan dostluğu bir yaz tatili projesiyle bir şehirden diğerine uzanacaktır. Proje için seçilen öğrencilerden kimisi ikiliyle samimi dostluklar içerisine girer kimisi de gizli kimlikler ardında çeşitli oyunlar oynamaktan geri kalmaz. İkili, hemen her gün bir şekilde kendilerine ulaşan ve hayatlarını tepetaklak eden mesajcıyı bulmak için çabalar. 
  Kimden geldiği belli olmayan mesajlarla tehlikeli bir oyunun içine sürüklenen Çınar ve Balın her şeye rağmen dostluklarına sıkıca tutunmaktan vazgeçmez.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101431</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64a81e17-e9e8-4ba3-82ca-92b01736ad48.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Bal</image:title>
            <image:caption>Bir mesajla hayatı tümüyle değişen Çınar Duman, öfkeyle aldığı kararların ağırlığı altında her gün biraz daha fazla ezilir. Eski hayatına yeniden döndüğünde ise hiçbir şey bıraktığı gibi değildir artık.
Yaz projesiyle birlikte dostluklarına düşen gölgenin karanlığından kurtulmak için çabalayan ikili, ilişkilerindeki çatlakları onarmaya çalışırken olaylar yine hiç tahmin etmedikleri bir yönde gelişmeye devam eder.
Mesajları atan kişi, artık onların çok daha yakınındadır ve amacına ulaşmak için var gücüyle saldırmaktan geri kalmaz.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101432</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7b56498-b8a0-4b83-8fc9-29f42b7cb87e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe Divan</image:title>
            <image:caption>. Tāli’í; Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve I. Selim dönemlerinde yaşamış, yüzyılın önde gelen
şairlerdendir. XV. yy.’ın kudretli şairi Necâtî’nin yakın arkadaşı olarak onunla birlikte II. Bayezid’in şehzadelerinden
Mahmud’un maiyetinde bulunmuştur. Dönemin kaynaklarının verdiği bilgilerden hareketle Necâtî takipçisi olan şair,
şiirlerini onun gibi sade Türkçe ile kaleme almıştır.
Kaynaklarda Tāli’í’nin Türkçe Dívān sahibi bir şair olduğu belirtilmesine rağmen bugüne kadar eserinin bir
nüshası ele geçmemişti. Fakat yapılan kütüphane taramaları sonucunda şairin Dívān nüshasına ulaşılmış olup
elinizdeki bu kitap da şairin şiirlerini gün yüzüne çıkarmayı amaçlamaktadır. Tespit edilen Dívān nüshası üzerine bina
edilen edisyon kritikli bu çalışmada başta XV. ve XVI. yy. mecmuaları olmak üzere pek çok şiir mecmuası ve kaynak
da taranmıştır. Bu taramalar sonucunda şairin 80 adet gazelinin yer aldığı farklı bir mecmua da tespit edilmiş ve
böylece diğer mecmualarla birlikte, şairin şiirlerinin tenkitli metni oluşturulmuş ve bu şiirler çeşitli yönlerden de
incelenmiştir. Şairin şiir dili ve üslubunun da ayrıca ele alındığı bu çalışmada olan Tāli’í’nin şiir dilinde yer alan
deyim, atasözü, ıstılah ve bazı ibareler de ayrıca açıklanıp notlandırılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101433</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e0044f4-2bc4-4e52-a2fe-791015dd486f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Bal -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Bir mesajla hayatı tümüyle değişen Çınar Duman, öfkeyle aldığı kararların ağırlığı altında her gün biraz daha fazla ezilir. Eski hayatına yeniden döndüğünde ise hiçbir şey bıraktığı gibi değildir artık.
Yaz projesiyle birlikte dostluklarına düşen gölgenin karanlığından kurtulmak için çabalayan ikili, ilişkilerindeki çatlakları onarmaya çalışırken olaylar yine hiç tahmin etmedikleri bir yönde gelişmeye devam eder.
Mesajları atan kişi, artık onların çok daha yakınındadır ve amacına ulaşmak için var gücüyle saldırmaktan geri kalmaz.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101434</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abc34676-8acb-4558-817d-8a9b7e6c25a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Nar -Ciltli</image:title>
            <image:caption>Çınar Duman’ın, dört yıldır aynı evi paylaştığı Balın İmge ile olan dostluğu bir yaz tatili projesiyle bir şehirden diğerine uzanacaktır. Proje için seçilen öğrencilerden kimisi ikiliyle samimi dostluklar içerisine girer kimisi de gizli kimlikler ardında çeşitli oyunlar oynamaktan geri kalmaz. İkili, hemen her gün bir şekilde kendilerine ulaşan ve hayatlarını tepetaklak eden mesajcıyı bulmak için çabalar. 
  Kimden geldiği belli olmayan mesajlarla tehlikeli bir oyunun içine sürüklenen Çınar ve Balın her şeye rağmen dostluklarına sıkıca tutunmaktan vazgeçmez.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101435</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1be3678c-8676-4ca0-8639-934a7cc3d90a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalancı Aşklar Sokağı /Ciltli</image:title>
            <image:caption>Dramatik bir havaya bürünmek için Yeşilçam filmlerini getiriyorum gözümün önüne, Kadir Abi’nin, “Yalan söylüyorsun!” diyen sesi kulağımda çınlıyor. Ellerimi masanın üzerine koyuyorum, gözlerimi kapatıyorum ve “Yapamayacağım,” diyorum sessizce. Kerem huzursuzca kıpırdanıyor, davetliler gelecek skandalın heyecanıyla fısır fısır, aç kurtlar gibi bekliyorlar. “Ne dediniz?” diye soruyor nikâh memuru. Gözlerim hâlâ kapalıyken ayağa kalkıp bağırıyorum. “Hayır!” O salondan çıktıktan sonra, hayatımın normale döneceğine emindim aslında. Yalanların, aşk oyunlarının ve hesaplaşmaların olmadığı o sıradan, zor ama huzurlu hayatıma… Eh, yanılmış olmalıyım çünkü Kerem Tunalı bir sabah karşıma dikilip benden küçük bir iyilik daha istediğinde kendimi yabancı duyguların, o güne dek farkında olmadığım ama özlemini çektiğim şeylerin eksikliğini hissederken ve onlar uğruna savaşırken buldum. 
  Mısra’nın bazen güldüren, bazen de içinizi burkan hikâyesini okurken aşka, sevginin iyileştirici gücüne, kardeşliğe ve bitmeyen umuda tanıklık edeceksiniz!.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101436</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4398a339-2964-4cf4-8a2a-e4f20359ad98.jpg</image:loc>
            <image:title>Yalancı Aşklar Sokağı</image:title>
            <image:caption>Dramatik bir havaya bürünmek için Yeşilçam filmlerini getiriyorum gözümün önüne, Kadir Abi’nin, “Yalan söylüyorsun!” diyen sesi kulağımda çınlıyor. Ellerimi masanın üzerine koyuyorum, gözlerimi kapatıyorum ve “Yapamayacağım,” diyorum sessizce. Kerem huzursuzca kıpırdanıyor, davetliler gelecek skandalın heyecanıyla fısır fısır, aç kurtlar gibi bekliyorlar. “Ne dediniz?” diye soruyor nikâh memuru. Gözlerim hâlâ kapalıyken ayağa kalkıp bağırıyorum. “Hayır!” O salondan çıktıktan sonra, hayatımın normale döneceğine emindim aslında. Yalanların, aşk oyunlarının ve hesaplaşmaların olmadığı o sıradan, zor ama huzurlu hayatıma… Eh, yanılmış olmalıyım çünkü Kerem Tunalı bir sabah karşıma dikilip benden küçük bir iyilik daha istediğinde kendimi yabancı duyguların, o güne dek farkında olmadığım ama özlemini çektiğim şeylerin eksikliğini hissederken ve onlar uğruna savaşırken buldum. 
  Mısra’nın bazen güldüren, bazen de içinizi burkan hikâyesini okurken aşka, sevginin iyileştirici gücüne, kardeşliğe ve bitmeyen umuda tanıklık edeceksiniz!.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101437</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27eeb512-cd15-4cad-ab32-240ecdd161f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Kar</image:title>
            <image:caption>Hedefine ulaşmak adına karşısına çıkan tüm engelleri ortadan kaldırmak için gözünü iyice karartan mesajcı, akıl almaz oyunlarıyla istediğini elde edene kadar sınırları zorlamaya hazırdır. Kusursuz işleyen oyunlarıyla bir labirent misali ikilinin etrafını kuşatmıştır. 
 
Çınar ve Balın’ın her şeye rağmen çareyi yine birbirlerine sığınmakta bulmaları mesajcının hiç hoşuna gitmeyecektir. 
 
İkili, hayatlarını bambaşka bir noktaya taşıyan mesajların ardındaki kişiyi öğrendiğinde ne yapacaktır? 
  Mesajcıyla tanışmak onlar için hiç kolay olmayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101438</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20304bfa-cc54-4cc6-9856-de20346a3c62.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Numara - Kar / Ciltli</image:title>
            <image:caption>Hedefine ulaşmak adına karşısına çıkan tüm engelleri ortadan kaldırmak için gözünü iyice karartan mesajcı, akıl almaz oyunlarıyla istediğini elde edene kadar sınırları zorlamaya hazırdır. Kusursuz işleyen oyunlarıyla bir labirent misali ikilinin etrafını kuşatmıştır. 
 
Çınar ve Balın’ın her şeye rağmen çareyi yine birbirlerine sığınmakta bulmaları mesajcının hiç hoşuna gitmeyecektir. 
 
İkili, hayatlarını bambaşka bir noktaya taşıyan mesajların ardındaki kişiyi öğrendiğinde ne yapacaktır? 
  Mesajcıyla tanışmak onlar için hiç kolay olmayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101439</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15c884b4-568c-4edb-912e-140228ba6c9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Love Pie</image:title>
            <image:caption>“This is the story of a butterfly who is afraid to fly into the fire…” 
 
Ahmet was the one who taught Sahra to walk, ride a bike, and fight like a man. But most of all, he was the one who taught her that love could hurt, without even realizing it... 
 
Sahra could not bear the weight of her unrequited love for Ahmet and walked away from their neighborhood, Çıkmaz. While turning the page to a new life, Sahra had her mooncake necklace around her neck, the taste of cinnamon on her lips, and the mysterious Happy Butterfly’s letters in her bag. 
 
However, the spoiled Romeo, who tragically came into her life at the school party she attended, would change something. 
Maybe many things... 
 
 
“He jests at scars that never felt a wound…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101440</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ededaa4b-0975-4cce-baba-0cb04015c2d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Araf</image:title>
            <image:caption>İlk emir “Oku!” olduğuna göre yazmak da bu emrin içerisinde… Okumak ile yazmak aynı kaderi paylaşan denizler gibi… Tatlı suyun tuzlu suya karışmadığı o ince çizgi üzerinde önce okuyup sonra da yazmanın keyfi yaşam döngüsü içerisinde başka hiçbir yerde bulamadığım bir zevktir. Yazmak kesinlikle bir hedefe, topluluğa, millete, ideolojiye veya o her ne ise yöneltilemez. Yazmak varlığı ve var olanı çevrelemektir. Kalemini birilerinin, bir düşüncenin, bir topluluğun, bir ideolojinin satıcısı yapan kişiler yazar veya şair değildirler! Siz böyle kişilere ne isim verirseniz verin! Eğer okuyucu okuduğu kitap içerisinde kendisine ait bir değer bulabiliyorsa, işte o yazar başarılı bir yazardır. Bu durumda yazı amacına ulaşmıştır. Toplumun her kesiminden insana seslenmek kolay bir iş değil, ancak yapılması gereken bir eylemdir. Aynı kitabı okuyan okuyuculardan kitap içerisinde kimi çocukluğunu, kimi gizli kalmış duygularını, kimi korkularını, kimi sevinçlerini, kimi üzüntülerini veya yoksunluk çektiği, özlediği, umursadığı, çekindiği herhangi bir duyguyu bulabiliyorsa kitap başarıya ulaşmış demektir… Umarım silinmez kurşun kalemimden çıkan bu kitabı okuyan herkes anlatımlarda kendisi için bir değer bulabilir… İyi okumalar… 
 
Konur Alp Demir’in kurşundan ağır kaleminden… “Araf”… 
 
Konur Alp Demir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101441</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ebda19e-a15b-4938-ac01-555ec33f6c1f.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak Ninja&apos;nın Günlüğü III-Kızıl Ninjaların Yükselişi</image:title>
            <image:caption>“Artık çok geç. Seninkinden çok daha güçlü yeni bir Ninja klanı kurdum. Kızıl Ninjalar çoktan yükselişe geçti bile. Düşündüğünüzden çok daha büyüğüz ve sandığınızdan çok daha fazla kontrol gücüne sahibiz.”       Ben Chase Cooper. Altıncı sınıf bir ninjayim. Okula geleli sadece bir ay oldu. Ama bu kadar çılgın bir okulda bir ay, bir ömür gibidir. Geçenlerde okuldaki herkesin korsan gibi konuştuğu bir gün yaşadık. Ama o günle sınırlı kalmadı. Bir hafta geçtikten sonra daha da kötüleşti. Ve çok geçmeden ortalıkta büyük bir korsan istilası dedikoduları dolaşmaya başladı. Uyarıları dikkate almadım, çünkü şaka olduğunu sandım. Galiba... Yanılmışım. Şimdi tüm okul tehlikede ve onu kurtarabilecek tek kişi var; o da benim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101442</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2ad18a2-38e9-4543-ab74-6c66e482f701.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak Ninjanın Günlüğü IV-Chase’ın Oyunu</image:title>
            <image:caption>“Zafer sarhoşluğu içinde yumruğumu havaya kaldırdım ve öyle bir çığlık attım ki güneş patladı ve milyonlarca ışık parçasına bölünerek... Bir dakika, bir dakika... Ne?”       Ben Chase Cooper. Altıncı sınıf bir ninjayim. Son yazdıklarım üstünden birkaç hafta geçti. Ama okulumuz uzun süre sakin kalamıyor. Bilim fuarı yaklaşiyor. Herkes projesini bitirmek için çıldırmış gibi çalışıyor. Derken hafta başında projeler ortadan kaybolmaya başladı ve sonra tamamen yok edildiler. Kaybolan projeleri aramak için beni berbat iz sürme macerasına sürükleyen isimsiz davetiyeden bahsetmiş miydim? Evet. Bu da oldu. Şimdi hayatımın bu en tuhaf haftasında, suçludan bir adım önde olmaya çalışıyorum ve bilim fuarının tüm kaderi benim ellerimde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101443</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/355423b4-3347-4a50-9f42-cc8db14e98d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kim Korkar Ek Gıdadan?</image:title>
            <image:caption>Ebeveynler olarak en büyük önceliğimiz bebeklerimizin sağlıklı ve mutlu bir şekilde gelişim göstermesidir. Fakat kimi zaman bebeğimiz için neyin sağlıklı veya sağlıksız olduğu konusunda kararsızlık ya da tereddüt yaşayabilir, kendimizi endişeli ve kafamız karışmış bir halde bulabiliriz. 
 
Bebeğimiz sağlıklı bir şekilde büyürken kaygı duyduğumuz konulardan biri de ek gıdaya geçiş sürecidir. Ek gıdaya geçiş sürecinde ebeveynler olarak nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda kafamızda birçok soru belirebilir:  
 
- Ek gıdaya ne zaman geçmeliyim? 
- Bebeğime ilk hangi sebze ve meyveleri verebilirim? 
- Her öğünde ne kadar vermeyelim? 
- Ek gıdaya geçişte 3 gün kuralının önemi nedir? 
- Parmak gıdalara ne zaman başlamalıyım? 
 
Dr. Melis Bayram Şirinoğlu’nun Kim Korkar Ek Gıdadan? adlı kitabıyla bebeğinizin sağlıklı bir şekilde beslenmesine dair aklınızdaki tüm sorulara cevap bulacaksınız. Ayrıca kitapta yer alan birbirinden lezzetli ve sağlıklı tarifler sayesinde hem yeni tatlarla tanıştıracağınız bebeğinize sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazandıracak hem de stressiz bir şekilde bu dönemin bebeğinizle birlikte keyfini çıkaracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101444</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59482ebf-d88f-4bf8-bd10-bc8cbf1c830e.jpg</image:loc>
            <image:title>Hırsızların Dansı -Seti (Karton Kapak)</image:title>
            <image:caption>Hırsızların Dansı -Seti (Karton Kapak)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101445</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66e21977-bbfe-41f9-8f9c-fb4ee2374789.jpg</image:loc>
            <image:title>Hırsızların Dansı -Seti (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Hırsızların Dansı -Seti (Ciltli)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101446</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2642b976-58f0-4ef5-89eb-4b8e99b7c1a6.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>George Orwell’in ölümsüz distopyasının Orwell Vakfı onaylı ilk grafik roman uyarlaması 
 
1984 yılında Londra, Düşünce Polisi’nin insanların her adımını denetlediği, boğucu bir şehirdir. Hakikat Bakanlığı’nda çalışan Winston Smith bu habis sistemin içinde bir dişlidir; görevi yaşanmış olayları Parti’nin kabul ettiği resmi gerçeklere uygun düşecek şekilde uyarlayıp tarihi yeniden yazmaktır.  Bu korku toplumunu sorgulamaya başladığı gün, geri dönülemez bir yola girer. 
 
Ünlü çizer Fido Nesti, Orwell’in başyapıtı ve distopya edebiyatının doruk noktası 1984’ü baştan yorumlayarak, gerçeğe dönüşme ihtimali gün geçtikçe artan bir dünyaya çizdiği yüzler, bedenler ve manzaralarla hayat veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101447</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d35e561-fe20-4dc3-8977-f80aedd7bf69.jpg</image:loc>
            <image:title>Rahatlama Kitabı</image:title>
            <image:caption>Hiçbir şey, pes etmeyen ufacık bir umuttan daha güçlü değildir. 
 
Rahatlama Kitabı, zor günlerden çıkarılmış derslerin ve öyle zamanlarda biraz olsun iyi hissettirecek önerilerin bir derlemesi. 
 
Gece Yarısı Kütüphanesi ve İnsanlar gibi sevilen kitapların yazarı Matt Haig, Rahatlama Kitabı’nda kendi deneyimlerinden öğrendiklerini, Marcus Aurelius, Emily Dickinson, James Baldwin gibi fikirleriyle ilham vermiş isimlerden edindikleriyle harmanlayarak yaşamın iniş ve çıkışları üzerine kısa ve umut dolu metinler sunuyor. Zihnin zindanlar yaratabileceğini ama yanında anahtarlarını da verdiğini gösteriyor bizlere. Mutluluğun ancak “olmanız beklenenleri” bir kenara bıraktığınızda filizlenebildiğini hatırlatarak, yaşama telaşı arasında şöyle bir yavaşlayıp, var olmanın güzelliği ve tahmin edilmezliğinin değerini bilmeyi yüceltiyor. 
 
Bir dostun aklına, sarılmanın huzuruna –ve en kötü zamanlarda bile umudu hatırlamaya– ihtiyaç duyduğunuzda elinizde olmasını isteyeceğiniz bir kitap. 
 
“Matt Haig insanlık halleriyle, onun aydınlık ve karanlığıyla empati kuruyor; mükemmel anlatılarını inşa etmek için renk paletinin tamamını kullanıyor.” 
—Neil Gaiman 
 
 
“Modern hayatın keskin bir gözlemcisi.” 
—New York Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101448</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ceb8fcb8-1dfe-458f-90ea-b6f1a2b7d873.jpg</image:loc>
            <image:title>Duygusal Şantaj</image:title>
            <image:caption>Duygusal şantajla yapılan dansın sayısız şekli, adımı ve eşlikçisi vardır. 
 
“Beni gerçekten sevseydin...” 
“Senin için yaptıklarımdan sonra...” 
“Nasıl bu kadar bencil olabiliyorsun?” 
Bu sözlerden herhangi biri size tanıdık geliyor mu? Bunların hepsi duygusal şantaj örnekleridir, bize yakın olan insanların, istediklerini yapmadığımız için bizi cezalandırmakla tehdit ettikleri güçlü bir manipülasyon biçimidir. Duygusal şantajcılar, onlarla olan ilişkilerimize ne kadar değer verdiğimizi bilirler. Hassasiyetlerimiz ve en derin sırlarımızdan haberdardırlar. Onlar bizim ebeveynimiz, partnerlerimiz, patronlarımız, arkadaşlarımız ve sevgililerimizdir. Bizi ne kadar önemserlerse önemsesinler, bu özel bilgiyi istediklerini almak için kullanırlar: Bizim itaatimiz. 
New York Times çok satan yazarı ve dünyaca ünlü terapist Susan Forward, DUYGUSAL ŞANTAJ kitabında manipülasyondan zarar görmüş ilişkilerin anatomisini sunuyor. Sizi duygusal şantajın cüretkâr dansına zorlayan kışkırtma noktalarını ve zorbalığın karmaşık dinamiklerini incelikle tanımlayarak, şantajcınızı nasıl silahsızlandıracağınızı ve cephaneliğinizi nasıl güçlendireceğinizi anlatıyor. Varlığınızın özünü, duygusal bütünlüğünüzü yeniden kazanmanız için hapsolduğunuz sisi aralıyor. Kontrol listeleri, uygulama senaryoları, şantaj döngüsünü temelden kıracak somut iletişim teknikleri ve güçlü stratejilerle eve dönüşün yollarını aydınlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101449</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d1cdfc5-ed50-4491-bc20-ccc332528f0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ece -Hep Başkalarının Düğününde Oynadım</image:title>
            <image:caption>AKILLI, GÜZEL, CEVVAL, ASİ, KOMİK, ENERJİK, ARKADAŞ CANLISI, EV PARTİSİ, OFİS PARTİSİ, İYİ GÜNDE, KÖTÜ GÜNDE, BAZEN TERAPİST, BAZEN DANIŞAN VE HER DAİM ÇEVRİMİÇİ. 
 
M.K Perker’in 2013 yılının Kasım ayında Hürriyet Gazetesi’nde yazıp çizmeye başladığı Ece, an itibariyle 500 haftadır süren maceralarıyla hem çizgi roman hem de basın dünyamızda kendine müstesna bir yer edinmiştir. İlk kez çizgi roman dışında bir alanda, bu kez karikatürlerle huzurlarınızda!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101450</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/949d02c7-c8ce-4d49-b352-e4563140e115.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihirli Maceralar Kitabı</image:title>
            <image:caption>Demir ve Bulut kardeşlerle birlikte sihir dolu bir maceraya hazır olun! Ve bir de Hemşire Abla’nın gözlemelerine… 
 
“Kocaman bir oyun alanı yaşam, çocuklar için... Alperhan Benlioğlu&apos;nun beş hikâyeden oluşan kitabı, işte bu oyun alanına davet ediyor çocukları. Her biri çocukları gülümseten, bambaşka dünyalara davet eden; sadece çocuklar için değil, oyun alanlarını koruyabilmiş yetişkinler için de ilham verici...” 
İlknur Ergun / Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101451</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c24f3051-3e58-4265-b02f-2aaef42fbc2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefirastyon 2</image:title>
            <image:caption>Eski insanlardan yeni şeyler duymuyoruz! Yeni insanlardan hep eski şeyler duyuyoruz! 
Günümüzde felsefe kadar yanlış anlaşılmış başka bir şey yoktur. Mesela bugün ortalama bir felsefecinin yazılarına göz atarsanız, felsefenin tarihinden bahsetmeyi felsefe yapmak sandıklarını görürsünüz. Hâlbuki yaptıkları tek şey, düşünce hamallığıdır. Ve hâlâ eskilerin kendilerine açtığı kredide yaşıyorlar! Benim nazarımda felsefe demek; kişinin kendi çağının bilim, sanat ve edebiyatının sentezini yapması demektir. Yani felsefenin tarihine saplanarak felsefe yapılmaz. Gereksizliğin kendisi hiçbir zaman çekici olmamıştır. Bu anlamda felsefe kendi geçmişine ne kadar az sadık kalırsa geleceğine o kadar çok hizmet edecektir. Çünkü felsefe dediğiniz şey her zaman kendi çağının yenilikçisi olmuştur. Eskilerin çürüdüğü, yenilerin ise kök salamadığı bir ortamda, felsefenin geleceğinden bahsetmek imkânsızdır. Felsefirastyon bu anlayışa tepki olarak yazılan ve çizilen bir eserdir. Birbirinden bağımsız konuları ve şeffaflığı ile bilgi hamallığının önüne geçmeye çalışmıştır. Dokunduğu her şeyi sadeleştirmiştir ama basitleştirmemiştir. Çizginin yetersiz kaldığı yerlerde yazıya, yazının yetersiz kaldığı yerlerde ise çizgiye yol vermiştir! Sıkıcılığı, sıradanlığı, tekrarı, gevezeliği ve felsefi yobazlığı dışlamaya çalışmıştır. Ve kendisinin rengârenk bir dünyası olduğunu iddia etmiyor! Sadece kendisi dışındakileri çok renksiz buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101452</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6c2be2b-4eea-43a9-b0a2-de835a9ad152.jpg</image:loc>
            <image:title>Davranışlarımızın Kökeni</image:title>
            <image:caption>Çağımızın kuşkusuz en önemli sorunu, yabancılaşmanın bilincine varmak ve bunun uzantısı olarak da bilinen belirli yöntemler ışığında ona karşı koymaktır. 
Maymunun insana dönüşümünden sonra karşılaşılan ve yüzde yüz aşılması gereken en önemli sorunlardan biri budur. Böylece insanın gelişimine karşı son engeller de kaldırılacak ve evrim alabildiğine hızlanacaktır. İnsan düşüncesi, doğayla yeniden bütünleştiğinde yüz yıl öncesinden beri müjdelenen kavramların maddeleşmesi ve insanın ölümsüzleşmesi gerçekleşecektir. 
Yabancılaşmanın yıkılmasıyla davranışlarımıza şekil veren fetişler ortadan kalkacak ve örneğin miras düzeni gerçek kişilerarası ilişkilere, şovenizm yurtseverliğe, bireycilik özgürlükten yana özlemlere dönüşebilecek olanakları bulabilecektir. 
Yabancılaşma süreci, uzun bir çelişkiler zinciri içermekte ve yine her çelişkide olduğu gibi özünde ileriye dönük, evrimsel yanlar taşımaktadır. Bu evrimsel yanlar, insanın tuksaklığına karşı özgürlüğe dönüktür. Üretimin, evrimin, beynin ve insanın gelişimini içeren özgürlüğe… — Serol Teber 
 
 
Serol Teber, Davranışlarımızın Kökeni ile insanlaşma sürecinde iki ayak üzerinde durabilme, başparmağın gelişimi, alet yapımı ve kullanımı gibi unsurları evrimin kritik basamakları olarak değerlendiriyor ve tüm bunların beyin gelişimini nasıl etkilediğini, insan davranışlarını nasıl biçimlendirdiğini detaylı bir biçimde inceliyor. 
Yazıldığı tarih olan 1975’ten bu yana güncelliğini koruyan bu kitap, Türkiye’nin her dönemine uygun biçimde halkı aydınlatmaya yönelik açıklamalar içeriyor ve her türlü gericiliğe karşı duruyor. 
“Tutunamayanlar”ın Politik Psikolojisi, Bilimsel Bir Peri Masalı: Freud’un “Aile ve Tarihsel Romanı”, Aşiyan’daki Kahin: Tevfik Fikret’in Melankolik Dünyası, Melankoli: Normal Bir Anomali kitaplarını Okuyan Us Yayınevi’ne emanet eden Serol Teber, Davranışlarımızın Kökeni’nin ardından Politik Psikoloji Notları ve Doğanın İnsanlaşması ile çok yakında okurlarıyla yeniden buluşacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101453</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3ecc05a-0b97-480d-a288-fb21b568f25f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aile Terapisi</image:title>
            <image:caption>Aile Terapisi, odaklandığı sistemin tarihini, teorisini ve uygulamasını tartışmaktadır. Ana klinik ilke olarak, bireysel sorunların, başarılı bir şekilde tedavi edilmesi için daha geniş aile ve çevresel sistemler içinde anlaşılması gerektiğinin altını çizen bu kitap, sistemik ve ilişkisel terimlerle bir düşünme biçimi sağladığı gibi bireylere, ailelere ve diğer sistemlere müdahale etmek için bir dizi strateji sunmaktadır. 
 
William J. Doherty ve Susan H. McDaniel, vaka örnekleriyle renklendirdikleri bu kısa ve anlaşılır kitapta, birincil değişim mekanizmalarını ve ampirik temeli anlatırken, aynı zamanda gelecekteki gelişmeleri de işaret etmektedirler. 
 
Aile Terapisi, Psikoterapi Kuramları Dizisi’nin on birinci kitabıdır. APA bu diziyi, psikoterapistlerin günümüzde kullandığı temel kuramsal modelleri anlamaya yönelik bir kaynak olarak sunmaktadır. Dizinin kitapları, farklı danışan profillerini içeren zengin vaka örnekleriyle birlikte somut kuram ve bulgu temelli uygulamaları anlatmaktadır. Öyle ki, uygulamacılar ve öğrenciler bu kitapları bilginin ve esinin mücevherleri olarak görecektir. Okuyan Us, bu dizide Türk uzmanların çalışmalarına da yer vermektedir. 
 
Bu dizi, çığır açma potansiyeli taşıyor. Psikoterapiler arasındaki ortak noktalar ve farklılıkları ortaya koyarak, bu farklılıklarla dolu alanda birleşme, basitleşme ve bütünleşme için temel malzemeleri sunuyor. 
Prof. Dr. Arthur Staats, Hawaii Üniversitesi, Honolulu 
 
Sağlam kuramsal düşünce ve zengin klinik malzeme üzerinden temellendirilen bu dizi, psikoterapiye ilgi duyan herkes tarafından okunmalı. Gerek deneyimsiz gerekse deneyimli klinisyenler için ise bir hazine niteliğinde. 
-Prof. Dr. Lillian Comas-Diaz, George Washington Üniversitesi, Washington, Dc</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101454</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9814f6b7-7049-4017-8ac8-4e96783e44ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Anneanne ile Friederin Yepyeni Maceraları</image:title>
            <image:caption>Anneanne ile Frieder&apos;in maceraları tüm hızıyla devam ediyor! 
 
 
Frieder odasının duvarlarını reçelle kırmızıya boyamak isterse, bahçeyi çöle çevirmeye karar verirse ya da anneannesinin ördüğü çorapları yanlışlıkla sökerse... Anneannesi ona birazcık kızabilir. Ama sonuçta ne Frieder&apos;in muzip fikirleri tükenir ne de anneannesinin ona olan sevgisi! 
 
 
Alman çocuk edebiyatının sevilen kalemi Gudrun Mebs, Anneanne ile Frieder&apos;in Yepyeni Maceraları&apos;nda yine incelikli ve neşeli bir anneanne-torun portresi çiziyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101455</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b5db38e-48a0-4842-9f87-e487fb92c04a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bozkırların Meleği</image:title>
            <image:caption>Bir aşkın en çok ne kadar sürebileceğini tahmin edebilir misiniz? 
Bir gün, bir ay, bir sene,ölene kadar! Kim bilebilir. Aşkı dolu, dolu yaşamak lazım. Hayatta karşılıklı menfaat beklemeden ,temiz duygular içinde bir aşkın yaşanmış olacağına inanmazdım ancak gerçekte yaşanılan bir aşk bu düşüncemi değiştirdi. 
Aşkın doğru kişileri bulursa dünya döndükce yaşanacağına inandım. Tabii Bu aşk’ta yalan yoksa. Başka biri yoksa aldatma yoksa. 
Gerçekten sevip ve sevildiniz ise bir gün istemeden ayrılırsanız üzülmeyin kendinize güvenin ve inancınızı asla kaybetmeyin. sonuna kadar ona ulaşmaya çalışın. 
Bir gün onu yanıbaşınızda bulacaksınız ölmüş olsanız bile. Tatyana Baraviyova’nın anılarından derlediğim bu destansı aşkı sizlere sunmaktan gurur duyuyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101456</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c7f2836-de0b-4a39-b6b8-5dd15c2e5564.jpg</image:loc>
            <image:title>Hadiselerin Dili</image:title>
            <image:caption>Akif Reçber, gerek kendi hayatından gerek çevresinden işittiklerinden derlediği hikâyelerle yer yer umut, yer yer acı, yer yer öğüt ile sesleniyor okurlarının kalbine. İnsanların, acılarından yahut hatalarından aldıkları derslerin ağır bedeller sonucu olduğunu gözler önüne sererken başına gelen her musibetin muhakkak Hakk’a yaklaştıran bir kapı olduğunun da altını çiziyor. Bozkır’ın acısını, çabasını, umudunu ve vefasını gözlerinizde akmak için minik bir işaret bekleyen nice yaş eşliğinde okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101457</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc0b9b54-b168-49f3-a3f3-b1e5152ead45.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Kaşıntısı</image:title>
            <image:caption>Kaşınan bir yara gibi kaşınan bir ruh. Kanasa da kaşınmak ister. İç sesin tercümanı olan kaşıntı bu. Fısıltıların çığlığa dönüştüğü yankılar.. Görünmeyen durumların tarifi bu. Bir anda gelip geçen anların yakınlaştırılmış hâli. Kendisiyle mücadele edenlerin yorgunluğu bu. İlhamı, aklına hükmetmek isteyenlerin kaynaklarından alıyor. Durmaksızın sorgulayanların kederi bu.                                                           
 *** 
“Ne güzel, ayrılığın hakkını vereceğiz. 
Ne hak ama! 
Hoşça kal deyip ayrılacağız birazdan” 
 *** 
“Diyelim ki haklıydınız 
Gece yatağınıza sokulan dilencilerdik biz 
Sadakatsiz bencillerdik biz..... 
Öyleyse neden sustuk? 
Sustuk ve kalıplarınıza girmeyi kabul ettik.” 
***  
“Beklemek gerekiyorsa kök salalım 
Zaman bizi doğursun”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101458</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7d4d63f-5c15-47bf-80fc-b2a7176faa82.jpg</image:loc>
            <image:title>Onu Nasıl Mutlu Edersin</image:title>
            <image:caption>Erkeğin ve kadının, ilişkide kendi mutluluğundan vazgeçmeden birbirlerini nasıl mutlu edeceklerini öğrenmeleri çok kıymetli...
Erkeğin ve kadının düşünce, hormon ve yaklaşımlar açısından birbirinden farklı olmaları, ilişkideki gereksinimlerinin de farklılaşmasına yol açıyor. Gereksinimlerin karşılandığı bir ilişkide erkek ve kadın birlikte olmaktan mutluluk duyarlar ve yakınlık hissi artar.
Sağlıklı bir ilişkide; erkeği mutlu eden şey kadının mutluluğudur; kadını mutlu edense, erkeğin kadına değerli olduğunu hissettirdiği davranışlarıdır.
Bu kitap sayesinde; ilişkinizi arzuladığınız noktaya taşıyacak, flört döneminden evlilik sürecine kadar kadının ve erkeğin kaçınılmaz gereksinimleriyle tanışacak, buna göre uyumlu iletişimin nasıl kurulacağını, yakınlık hissinin nasıl gelişeceğini, mutlu bir ilişkinin nasıl yaşanacağını öğreneceksiniz, ilişkinizdeki sorunlara çare bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101459</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d068e4aa-1c05-4853-981a-55ed22ad9611.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Olsan Ne Dilerdin?</image:title>
            <image:caption>Geçmişe dönebilme şansım olsa, bu hissettiklerimi hissetmediğim o geçmişe dönebilme şansım olsa… Daha çok kendim olduğum, daha mutlu olduğumu düşündüğüm o geçmişe…

Yapabilir miydim?  Her şeyi bırakıp, yeni tanıştığım herkesi, tüm tecrübelerimi bırakıp döner miydim diye merak ettim. Geçmişte sonsuza kadar yaşama hakkım olsa, ister döngü deyin ister kapana kısılma.

Bunu seçer miydim? Yeni şeyler yaşama ihtimalini, yeni ihtimalleri geride bırakabilir miydim? Ömrümün kalanını buna feda edebilir miydim?

Mavi yüzlü adam eğer hala oralarda bir yerlerdeysen, teklifini kabul ediyorum. Kalan ömrüm senin olsun. Ben artık bana sunduğun bu hayatı yaşayamıyorum. Sevdiklerimi teker teker kaybetmeye dayanamıyorum…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101460</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7b99759d-4377-49ea-9d73-ba551060108a.jpg</image:loc>
            <image:title>1. Ses Grubu Ela ile Kaan ELAKİN</image:title>
            <image:caption>İlk okuma-yazma sürecinde sesler, gruplar hâlinde öğretilmektedir. ELAKİN, OMUTÜY, ÖRIDSB, SÇGŞCP ve HVĞFJ harf sırasına uygun olarak hazırlanmış kitaplarımız; karesel (hızlı okuma) metinler, eşleme, boyama ve çizme çalışmalarıyla da desteklenerek çocukların okumalarını geliştirmeleri ve okuma-yazmayı daha hızlı çözmeleri adına hazırlanmıştır.
• Bulmacalı 
• Eşlemeli
• Boyamalı 
• Renkli heceli
• Karesel okuma metinleri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101461</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6927d0b0-09ae-482c-ad11-f734eba6d7b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Adım Sonrası Örüntü 4 Yaş</image:title>
            <image:caption>Örüntü, çocukların bilişsel ve psikomotor gelişimine katkı sağlayan; renklerin, şekillerin ve sayıların pekiştirilmesini destekleyen etkili çalışmalardır. Örüntü, harf-hece becerilerinin altyapısını oluşturur. Örüntü becerilerini doğru edinen çocuklar, okuma yazma çalışmaları için gerekli ön koşul becerisini de yerine getirmiş olur. Örüntü Çalışmaları:
Görsel dikkat ve sıralama becerilerini arttırır.
El göz koordinasyonunu destekler, ince motor becerisini geliştirir.
Sıra takibi ve dikkat becerisini güçlendirir.
Dikkat ve konsantrasyonunu arttırır.
Kısa süreli belleğini destekler.
Mantıksal kavrama, akıl yürütme, karar verme becerisini kuvvetlendirir.
Çocukların matematiğe hazırlanmasına yardımcı olur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101462</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa8bf021-2e8f-4e1b-8bec-5451d876c9b4.jpg</image:loc>
            <image:title>2. Ses Grubu Okan ile Tülay Omutüy</image:title>
            <image:caption>İlk okuma-yazma sürecinde sesler, gruplar hâlinde öğretilmektedir. ELAKİN, OMUTÜY, ÖRIDSB, SÇGŞCP ve HVĞFJ harf sırasına uygun olarak hazırlanmış kitaplarımız; karesel (hızlı okuma) metinler, eşleme, boyama ve çizme çalışmalarıyla da desteklenerek çocukların okumalarını geliştirmeleri ve okuma-yazmayı daha hızlı çözmeleri adına hazırlanmıştır.
Bulmacalı
Eşlemeli
Boyamalı
Renkli heceli
Karesel okuma metinleri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101463</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47f5a60f-c3a2-4d74-9f7d-f5dbc929d177.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Adım Sonrası Örüntü 5 Yaş</image:title>
            <image:caption>Örüntü, çocukların bilişsel ve psikomotor gelişimine katkı sağlayan; renklerin, şekillerin ve sayıların pekiştirilmesini destekleyen etkili çalışmalardır. Örüntü, harf-hece becerilerinin altyapısını oluşturur. Örüntü becerilerini doğru edinen çocuklar, okuma yazma çalışmaları için gerekli ön koşul becerisini de yerine getirmiş olur. Örüntü Çalışmaları:
Görsel dikkat ve sıralama becerilerini arttırır.
El göz koordinasyonunu destekler, ince motor becerisini geliştirir.
Sıra takibi ve dikkat becerisini güçlendirir.
Dikkat ve konsantrasyonunu arttırır.
Kısa süreli belleğini destekler.
Mantıksal kavrama, akıl yürütme, karar verme becerisini kuvvetlendirir.
Çocukların matematiğe hazırlanmasına yardımcı olur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101465</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/278bcb17-431a-46b8-a62d-d58cbba69b06.jpg</image:loc>
            <image:title>Koyunlar Yukarı Bakar</image:title>
            <image:caption>“Karmaşık ve trajik bir başyapıt. John Brunner bilimkurgunun Rachel Carson’ıdır.” –Ian Watson
“Kimse, günümüzün sorunlarını John Brunner gibi tahmin edememiştir.” –William Gibson
“YUKARI BAKAR AÇ KOYUNLAR, ÇOBANDAN MEDET UMAR.”
Bilimkurgu yazınının başlıca kâhinlerinden biri olan John Brunner, aynı zamanda türün en deneysel ve yenilikçi eserlerine imza atmış bir yazar. Koyunlar Yukarı Bakar ise yazarın en dehşet verici kehanetlerinden biri.
İki dünya savaşının ve sanayileşmenin ardından hava kirliliği öyle bir seviyededir ki insanlar maske takmadan açık havada yürüyemez hâle gelmiştir. Tarımda ve hayvancılıkta kullanılan toksik maddeler yüzünden bebeklerin ölüm oranları artmış, doğum kusurları ve fiziksel hastalıklar normal sayılmaya başlamıştır. Büyük şirketler her türlü kâr için savaşırken, yozlaşmış hükümet görevlileriyse cebini doldurmanın peşindedir.
Çevreci Austin Train yaptığı kehanet niteliğindeki uyarıların ardından gördüğü tepkiler yüzünden firardadır. Radikal çevreci gruplar onun liderliğini ve manifestosunu benimsemişken hükümet ise onu ortadan kaldırmanın planlarını kurmaktadır. Medyanın tek derdi ise reyting kaygısıdır. Çok az insan dünyanın geleceğinin, insanlığın kirli parmakları arasından kayıp gitmekte olduğunun farkındadır.
İnsanlık olarak çevreye verdiğimiz zararı geri alabilir miyiz? Yoksa her şey için artık çok mu geç kaldık?
Koyunlar Yukarı Bakar, günümüzün ve geleceğimizin otopsisi.
David Brin’in önsözüyle
James John Bell’in sonsözüyle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101466</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/265392f7-a2fe-4756-ad29-e4164e606071.jpg</image:loc>
            <image:title>Scott Pilgrim 2: Scott Pilgrim Dünyaya Karşı</image:title>
            <image:caption>“Indie-rock tarzını, video oyunları formülünü ve sevgiye duyulan özlemi bir potada eritiyor… Eğlenceli ve benzersiz bir cevher.” –The Washington Post
SCOTT PILGRIM iki kızla aynı anda görüşüyordu. Knives Chau’yla birlikteyken geçmişi silip her şeye yeniden başlayabilirmiş gibi hissediyordu. Ramona Flowers’la birlikteyken ise, tüm yaşananları kabul edip olgunlaşabileceğini düşünüyordu. Ama Ramona beraberinde çok büyük bir yükle geliyordu: Her biri Scott’ın Ramona’yla birlikte olmasını engellemeye çalışan YEDİ KÖTÜ ESKİ SEVGİLİ. Knives, Ramona’yla tanıştığında neler yaşanacak? Scott’ın gönlü hangisine kayacak? Neden geçmişte yaşananlar geçmişte kalamayacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101467</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e70500dd-127e-495c-90c8-cf4f07bc1e1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar</image:title>
            <image:caption>Baba, hem uzak hem yakın, hem güçlü hem de zayıf. Sızmış, bulaşmış gibi o. Çıkmayan leke, dolmayan bardak, kıpırdamayan dağ. Ondan olmanın ağırlığıyla ezilen çocuk var bir de. Kimi zaman ona rağmen, kimi zaman ondan yana, kimi zaman ondan beter. İkisi arasında bir dağılma. İçi boş çekirdek kabuklarına benziyor üstelik bu. Baba, her şeyin kanatabildiği ama hiçbir şeyin sağaltamadığı bir yara.
Polat Özlüoğlu, Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar kitabıyla yeniden merhaba diyor okura. Sesini ailenin tam ortasından yükseltiyor. Kendine has üslubu ve sarsıcı öyküleriyle içine düştüğümüz cendereyi yaşanır kılıyor.
“Mesafeler mi daha çabuk unutturur, yoksa saatler mi? Kaç şehir eskitmek lazım unutmak için birini ya da kaç saati tüketirsek unutmuş oluruz aklımızda yerli yersiz patlayan anılardan bir çuval mermiyi? Kaç adım atmak lazım bir kâbustan uyanmaya? Kaç uykuyu katletmek gerek unutmak için gözümüze batan dikensi bakışları? Kaç kişiyi teşhis edince gider insan kendinden ya da kaç kişiyi gömmek gerek bulmak için aradığını?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101468</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03654e0d-07f6-402e-865e-339dc99acf38.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgesiz Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Genç ve –henüz– hayat karşısında savunmasız bir kadın: Segah. Ailesini, eşini kaybetmiş, bu coğrafyada yaşanan acılara tanıklık etmiş yalnız bir kadın: Rozlin. Segah, öğrenim görmek için gittiği Londra’dan anne ve babasının bir cinayete kurban gittiğini öğrenerek dönecek ve döndüğü ev, kendi evi değil, Rozlin’in evi olacak. Rozlin, yıllardır içinde büyüttüğü kederi, kaybettiği komşularının kızı Segah’la paylaşacak.
Gölgesiz Kadınlar, bir ilk roman. İlker Koçaş, polisiye bir vakanın çözümlendiği romanında yolları bir süreliğine birleşen iki kadının hikâyesini anlatıyor. Segah’ın, Rozlin’in, polislerin ve gazetecilerin gözünden aktarılan olaylar silsilesinin sonunda bir sır perdesi aralanıyor.
“Can sıkıntısından kurtulmak umuduyla bir yandan izleyecek bir şeyler arıyor, bir yandan da bilgisayarından İngilizce ve Türkçe haberlere göz atıyordu. Bir süre her zamanki siyasi polemikler, magazin haberleri ve İstanbul takımları hakkında transfer dedikodularıyla dolu internet sitelerine göz gezdirdi. Az önce açtığı sarhoş manken haberini kapatıp internet sitesinin anasayfasına geri döndü ve bu esnada sayfanın tepesinde ‘İstanbul’da korkunç cinayet’ başlıklı son dakika haberini gördü. Haberin üzerine tıkladığında babasının fotoğrafının altına yazılmış tek paragraflık yazıyla karşılaştı:
‘Gazeteci Bülent Şekerci ve eşi Polonezköy’deki evlerinde ölü bulundu. Şekerci ve eşinin sabah saatlerinde gerçekleşen silahlı saldırı sonucu hayatlarını kaybettiklerine inanılıyor. Emniyet Müdürlüğü konuyla ilgili henüz resmi bir açıklamada bulunmadı.
AYRINTILAR GELİYOR…’”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101469</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7bfc0b9-864a-4746-a403-315008a63323.jpg</image:loc>
            <image:title>Adı Olmayan İkinci Öykü</image:title>
            <image:caption>Daha önce Günlerden Bir Gün adlı romanı yayımlanan Aynur Kulak, bu defa öyküyle sesleniyor okura. “Düşüş” kavramı etrafında var olan öyküler, okuru sohbete, yazıya ve sonunda düşüşe dahil ediyor. Kulak, okurun da kendi öyküsünü anlatmasını bekleyerek kalemi ona teslim ediyor, “Yol boyunca düştüm. Düşmeyi çok seven birinin öyküsünü günü geldiğinde yazabilmek için,” diyerek bir yazar-okur birliğini işaret ediyor.
Adı Olmayan İkinci Öykü; tek bir öykünün farklı yataklardaki akışı, kendi ekseninden fırlayarak çıkmak isteyen bir öykü toplamı.
“Zamanı başka bir dilde yakalama isteğimi konuşmalıyız. Mekânları algılayışımı. Ya da belki geçmişin şimdi geldiği bu noktada, on beş yıl sonra bin bir türlü badire sonrası işin içinden çıkamadığım öyküler yazan ben, pencereden dışarı bakarken karşı balkonda gördüğüm, her gün ama her gün istisnasız bütün evi baştan ayağa temizleyen kadını yazmalıydım. Sıkıldım. Birçok nedene bağlayabileceğim bir sıkılma hâli bu. Geçmişe, şimdiye, geleceğe, ona, buna, şuna bağlayabileceğim böyle bir sıkıntıdan kurtulabilmek zor. İstemiyorumdur belki de. Karşı balkonda kilim silkeleyen kadını yazacağım. Bir gün oturacağım ve onu yazacağım, evet. Kendi eksenimden fırlayarak çıkacağım. Deli gibi arzuladığım tek şey bu. Kendi eksenimden fırlayarak çıkmak. Bir roketin uzaya doğru fırlatılması gibi. Böyle bir fırlatılmayla çıkmak istiyorum dünyadan.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101470</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/934a1c8a-c0aa-4c6c-b465-665209160e27.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşkın Yolu Bir</image:title>
            <image:caption>Şimdi o yoldasın. Kalbini bulma yolunda. Aşkın sevdaya varış yolunda. Hem tek kişisin hem iki kişi. Seni kalbine o ip cambazı götürecek. Ona ‘aşkım’ diyeceksin ve elini tutup kalbine doğru yürüyeceksin. Öğreneceksin. Ustalaşacaksın. Ve nihayetinde o ipten gözlerini ayırıp karşıya bakacaksın. Gördüğün şeyin büyüleyici güzelliği seni şaşkına çevirecek. Elini tuttuğun ip cambazının kalbin olduğunu anlayacaksın.
Ve o ipin üzerindeki yeni yolculara bu kez sen fısıldayacaksın, “Aşkın yolu ikilerin bir olma yolu. Aşkın yolu ´bir`i bulma yolu.’”
Pelin Erdoğan “Aşkın Yolu Bir” kitabında sır yüklü bir sevda hikâyesi anlatıyor bizlere. Aşk ve sevda yolunda yürüyenlerin kalplerine kavuşma ustalıklarını yer ve gök boşluğu arasında salınan, uyku ve uyanıklık düşleriyle çizilmiş bir ipin üzerinden aktarıyor.
Bu büyülü hikâyenin ritmine kapıldıkça anlıyoruz ki bizi bu kocaman evrende “Dünya” kılan, bu özel yaşamı kuran şey sevgi. Canlı, cansız her
şeyi saran, tek bir zerre boşluk bırakmayacak şekilde her yere, her şeye akan sevgi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101471</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/baee3175-0141-413c-9146-e21fbc7f07ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Malibu’da Son Parti</image:title>
            <image:caption>Malibu, Ağustos 1983. Rivaların yaz sonu partisi.
Herkes meşhur Riva kardeşlere yakın olmak istiyordu. Yetenekli bir sörfçü ve süpermodel Nina, biri sörf şampiyonu diğeriyse namlı bir fotoğrafçı olan Jay ile Hud ve hepsinin gözbebeği küçük kız kardeş Kit. Bu dört kardeş Malibu’da ve hatta dünyada herkesin hayran bakışlarını üzerlerine çekiyordu. Özellikle de efsanevi şarkıcı Mick Riva’nın çocukları oldukları için.
Herkesin heyecanla beklediği ve unutulmaz dedikodulara malzeme olan parti, her geçen saatle birlikte gitgide kontrolden çıkıyordu. Alkol su gibi akıyor, müzik duvarları sarsıyor, nesiller boyu bu aileyi şekillendirmiş olan aşklar ve sırlar su yüzüne çıkmaya can atıyordu.
Nina Riva, ömrünü dağılmamaya çabalayarak geçirmişti ama inşa ettiği her şey bir gecede başına yıkılacaktı.
• New York Times Çoksatanı
• 2021 Goodreads Okur Ödülleri, En İyi Tarihi Kurgu Kazananı
YILIN EN İYİ KİTAPLARINDAN BİRİ:
Washington Post, Time, Marie Claire, PopSugar, Parade, Teen Vogue, Self
“Yaz mevsimini bir kitaba sığdırabilecek olsaydınız, o kitap Malibu’da Son Parti olurdu.” —Oprah Daily
“Reid’in Malibu betimlemeleri öyle canlı ki okurken yüzünüzde denizden esen rüzgârı, parmaklarınızın arasında ince kumları hissedeceksiniz… Aile üyelerini bir arada tutan bağlar ve insanı özgür kılan güce dair mutlaka okunması gereken bir hikâye.” —Kirkus
“Malibu sahillerinde geçen, başrolünde dört seksi sörfçü kardeşin ve ünlü bir şarkıcı olan babalarının yer aldığı şahane bir roman.” —People
“Reid bir kez daha temposu hızlı, insanı bir anda içine çeken, farklı onyıllarda ve farklı hikâyelerde sarsıntısız bir seyahate çıkaran bir işe imza atmış.” —Washington Post
“Taylor Jenkins Reid, Malibu’da Son Parti’yle kendini aşmış.” —Associated Press
“Reid nefes kesen, destansı bir aile romanı kaleme almış.” —Marie Claire
“Reid’in yayımlanan her kitabı büyük bir edebiyat olayı oluyor. Son romanı da bu beklentileri fazlasıyla karşılıyor.” —E! Online
“Malibu’da Son Parti eğlenceli, unutulmaz bir kitap.” —Business Insider
“Leziz bir dram.” —Vogue
“Mutlaka okunmalı.” —Parade
“Taylor Jenkins Reid bu işi biliyor. Unutulmaz bir geceye dair unutulmaz bir kitap.” —HelloGiggles</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101472</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c64f9ee2-677e-420c-8689-44cac8272aee.jpg</image:loc>
            <image:title>Ateşin Nefesi</image:title>
            <image:caption>YA BERABER HÜKMEDECEKLER
YA DA BERABER YOK OLACAKLAR
Cat, Griffin’in misyonuna artık inanıyordu: Barış ancak krallıkların birleşmesiyle sağlanabilirdi. Ama diyarın önde gelenlerinin nabzını yoklamak için Sinta’da verilen davet tek bir şey kanıtladıysa, o da savaşın sona ermekten çok uzak olduğuydu. Tarvalılar onlara karşı çoktan harekete geçmişken Cat’in tehlikeli geçmişi her an açığa çıkabilir ve onu gerçek kimliğini benimsemek zorunda bırakabilirdi.
Griffin kehanetlerde umut görüyordu; ona göre Cat, yeni dünyanın başlangıcı olacaktı. Masumların kanını dökmeden Thalyria’yı elde etmek istiyorlarsa ilk darbeyi düşmanlarının tam kalbine indirip işe kökünden son vermelilerdi. Bunun için de önce ölümcül görevlerden sağ çıkmaları gerekecekti.
Tanrılar onların yanındaydı ama bu, bedel ödemeyecekleri anlamına gelmiyordu.
“Ateşin Nefesi, nabzımı hızlandıran ve aklımı başımdan alan keyifli bir romantik macera.” —Nalini Singh
“Bu yıl okuduğum en ilgi çekici ve yaratıcı romans.” —Seattle Book Review
“Kesinlikle muhteşem. Ateşin Nefesi’ni elimden bırakmak istemedim. Amanda Bouchet ne yazsa hemen alır okurum! Bouchet’nin kitaplarını hem kendi okurlarıma hem de fantastik ve romansın mükemmel karışımını arayan herkese tavsiye ediyorum.” —C.L. Wilson
“Amanda Bouchet, büyük kitlelere hitap edecek fantastik romansın çıtasını belirliyor. Tek kelimeyle harika.” —Kirkus, starred review
“Bouchet, kurduğu dünyayı çok farklı seviyelere taşıyor… Ateşin Nefesi, serinin sürükleyiciliğini artırıyor.” —Booklist, starred review
“Yüksek yoğunluktaki tutku; akılla, büyüyle ve fiziksel kuvvetle verilen adrenalin dolu savaşlar; büyülü yaratıklar ve tam kararındaki politik stratejiler okurların serinin bir sonraki kitabına geçmek için can atmasına sebep olacak.” —Publishers Weekly, starred review
“Fantastik romans türünde yükselen bir yıldız… Bu seriyi kapın, HEMEN!” —RT Book Reviews
“Romantik kitaplar okumayı seven okurlar aksiyon ve romansın bu karışımına bayılacaklar.” —Night Owl Reviews</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101473</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6f1d742-dd1b-4dbe-8ddd-0ba5ba49828a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakamoz Koleksiyoncusu</image:title>
            <image:caption>Cansen, eski ve yeni evlerin bir arada olduğu tuhaf bir sokakta, çok sevdiği arkadaşları Melike ve Ayaz Bartu’yla birlikte günlerini geçiriyordu. Dedesini doğduğundan beri hiç görmeyen küçük kız, bir gün yurt dışından gelen bir paketle bütün ailesinin hayatının değişeceğinden habersizdi. Yamaç Kaptan, uzun bir yolculuğa çıktığında bırakıp gittiği kızı ile küçük torunu Cansen için bir oyun hazırlamıştı. Peki bulmacaları nasıl çözeceklerdi? Ve çözdüklerinde ne olacaktı?
Hanzade Servi’nin kaleminden çıkan bu sıcacık hikâyeyle siz de arkadaşlık, aile bağları, sevgi ve affetme üzerine kurulmuş bir maceraya ortak olacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101474</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eed302b9-9fb2-4def-88f6-80ed18fa71d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Edebiyat Çevirisinin ve Çevirmeninin İzinde</image:title>
            <image:caption>“Bir edebiyat metnini yazıldığı dilden başka bir dilde yeniden yazmak ve okumak, yaratıcı ve büyüleyici bir süreçtir. Yaratıcıdır, çünkü çevirmen o edebiyat metnini bir edebiyat okuru ve eleştirmeni olarak okuma/alımlama/anlama/yorumlama/eleştirme süreçleri sonucunda farklı bir dilde yeni bir metne dönüştürür. Büyüleyicidir, çünkü yabancı bir kültürde üretilmiş bir metin bizim kültürümüzde çevirmen aracılığıyla kendisine bir ses ve yer bulur ve dünyasının kapılarını biz çeviri metin okurları için aralar.”
Yazarlar dünyayı okuyan çevirmenlerdir, zira içinde yaşadığımız dünyayı ve insan doğasını sözcüklerle resmeder, dil-olmayan’ı dil’e aktarırlar. Kendisi de bir çeviri metin olan edebiyat metnini yazıldığı dilden başka bir dilde yeniden yazma eylemini gerçekleştirenler ise edebiyat çevirmenleridir. Edebiyat metinleri onların sayesinde yeni okurlarla buluşur, farklı kültürlerde yeni yaşamlar sürerler.
Edebiyat Çevirisinin ve Çevirmeninin İzinde, Truman Capote’nin “My Side of the Matter” adlı öyküsünün Türkçede farklı dönemlerde edindiği yeni yaşamını “yeniden çeviri olgusu” bağlamında ele alıyor. Memet Fuat ve Püren Özgören’in elli üç yıl arayla çevirdikleri bu öyküye getirdikleri yorumları inceleyen Ayşe Ece, zaman içinde farklılık gösteren çeviri normları ve çevirmen davranışları üzerine düşünmemizi sağlamakla kalmıyor, edebiyat çevirisine ve çevirmenine yönelik ufkumuzun genişlemesine de katkıda bulunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101475</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e5dccdd-f21c-4ee6-9441-199a95576fe4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sakura Baharı Bekliyor</image:title>
            <image:caption>Sakura minik bir ağaç. Çiçeklerinin mis kokular yaydığı, etrafından çocuk kahkahalarının eksik olmadığı bahar ayları hiç bitmesin istiyor. Ancak zaman geçiyor ve Sakura dönüşüyor. Dünyadaki her şey gibi… 
Geçicilik mindfulness’ın temel kavramlarından biri. Mutlu olduğumuz zamanlar nasıl geçtiyse; üzgün, öfkeli olduğumuz zamanlar da geçip gidiyor. Ve biz, içsel deneyimimizin dönüşeceğini bildiğimizde olumsuz durumları daha kolay kabul ediyoruz. 
Örnek mindfulness çalışmaları ve nefes egzersizleri de içeren bu kitapla çocuklar değişen durumlara daha rahat uyum sağlamayı ve değişimi beklerken daha dingin kalmayı öğreniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101476</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/097d7d2b-48b2-4200-9819-943e217f9220.jpg</image:loc>
            <image:title>Siz Hiç Bir Kitaba Sarıldınız mı?</image:title>
            <image:caption>Siz hiç, dünyaya farklı bakmanızı sağlayan bir kitap okudunuz mu? Ben okudum. 
Çok ilginç sorular soruluyordu bu kitapta ve her sorunun tatlı mı tatlı, mini minicik bir öyküsü vardı. Bazı öyküler duygusaldı, bazıları komik… Hatta bazen kahkaha bile attığım oldu. Üstelik ben de değişik sorular sormaya başladım ve artık etrafıma baktığımda bambaşka şeyler görüyorum. Kim öykülerin içinden geçip başka dünyalara gitmek istemez ki? Ben çok sevdim bu kitabı. 
Darısı sizin başınıza…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101477</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/106c6de2-d453-498c-92d8-dbac5f2c48c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Baytar Hanım 2</image:title>
            <image:caption>Kimsesizliğimin verdiği koca boşluğu dolduracak kadar genişti kalbi. Soğukta kalmış, üşüyen bedenimi ısıtacak kadar güzeldi gülüşleri. Tüm duygularımın yanına iliştirdiğim güvensizliğimi bertaraf edecek kadar cesurdu gözleri. Nereden bilebilirdim bir gelincik çiçeğini kalbimin üzerindeki vatan toprağına ektiğimde hasretle sulayacağımı, güneşine engel olmayayım diye gölgemden uzak tutacağımı? 
 
“Gitmek hiç bu kadar zor olmamıştı, hiç bu kadar ağır gelmemişti İnci.&quot; 
Her şey kendi ayaklarımın üzerinde özgürce durmak istememle başladı. İstedim ki parmağımdaki halka boynumda olmasın. Nereden bilebilirdim özgür olmak isterken aşka esir düşeceğimi? Belki de yaşayarak öğrenmeliydim âşık kalplerin esarete hasret gideceğini. 
 
“Bana bu son demiştin. Sözünde dur sevgilim, bu son olsun.” Yüzbaşı &amp; Sarışın</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101478</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/109091b6-a2e9-41fb-b002-fe5ffdd60ad1.jpg</image:loc>
            <image:title>Buz Kralı - 1 Heves</image:title>
            <image:caption>Ben Elif…   
Sıradan ve bir o kadar masumane hayatımı sürdürürken, beni bulutların sonsuzluğuna sürükleyen daha önce hiç tatmadığım bir rüzgârla tanıştım: Aşk… İliklerime kadar üşüyeceğimi bilerek benliğimi buzdan bir kalbe teslim ettim. 
 
Ben Dağhan…  
Buzdan imparatorluğumda kendi karanlığıma gömülmüşken avucuma bir ateş düştü: Tutku…  Kalbimin buz tutmuş derinliğinde bir kardelen filizlendi. 
Acımasız bir aşk, bu aşka teslim olmuş bir kadın ve sevgiden yoksun bir adamın hikâyesi… 
  “Keskin kayalıklarını, uçurumlarını, hırçın dalgalarını küçücük bir pencereden görüp iliklerine kadar üşümüş olsa da Elif’in ayakları geri adım atmıyordu. Daha fazlasını istiyordu. Dağhan’ın buzdan kalbi, avuçlarında alev alsın istiyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101479</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ffc54b6-4b89-479f-9e49-2ce13546cfaf.jpg</image:loc>
            <image:title>Eylül -2 Makus</image:title>
            <image:caption>“Kahretsin! Hiç mi bunu anlayamadın? Benim gözlerime bakarken ne gördün sen?” diye sordu ve öfkeden kor gibi yanan maviliklerine derin bir acı çöktü. 
 
Bazı sözler vardır. Derler ki bu sözlerin muhatabı kulaklar değil kalplerdir. Yine derler ki bu sözler, fiziksel acıdan daha fazla yakar canınızı. Doğruydu… Poyraz’ın sözleri ölümcül bir kurşun gibi delip geçmişti kalbimi. Acısını iliklerime kadar hissettirmişti. Onun kendi içindeki yangınını görmek canımı ruhumdan çekip bu hayattan kopartmıştı. Kalbim atmayı bırakmıştı sanki. 
Hissettiğim acıyla elimi kalbimin üzerine götürdüm. İlk defa fiziki acı çekiyordum. İlk defa gerçek anlamda kalbim acıyordu. 
Gözyaşım yanağımda donup kaldığında, o ise acı ve hayal kırıklığı dolu maviliklerini gözlerimden çekip arkasını döndü, yanımdan uzaklaşmaya başladı. Benden gidiyordu…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101480</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ccb195c-2b06-487f-90fa-2669df7a816f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Kardelen-1 Güneşin Öptüğü Kız</image:title>
            <image:caption>“Bu kıza Güneşin Öptüğü Kız demekte yerden göğe kadar haklılardı. Güneşin sıcaklığı kadar yakıcı, bir al kardeleninki kadar büyüleyici kokusu vardı.” 
 
Ata yurtları Kafkasya’dan Osmanlı İmparatorluğu’nun bağrına göç eden Çerkez kavminin beylerinden birinin asi, erkek kardeşlerinden bile daha savaşçı ruhlu kızı Kardelen; kendini çirkin ve lanetli görse de, babasının gözünde yüzünü peçelerle saklayacak kadar güzeldi. 
Babasını öldürdükleri için Çerkez kavmine nefret duyan, acımasız, gaddar ve hayatı sadece savaş meydanlarında geçmiş bir Osmanlı yüzbaşısı olan Kara Bey de, padişahın emriyle Çerkez beyinin kızı Kardelen’i karısı yapmak zorunda kalacak, peçe taktığı için lanetli ve kusurlu olduğuna inandığı bu kızın maskesini düşürecekti. 
  Kızıl Kardelen ile Kara Bey’in zorluklarla dolu aşklarını okurken, aşkın aynı zamanda ölümcül bir savaş olduğunu bir kez daha hissedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101481</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60a1e9f4-1306-45ec-8bcc-8536deb114cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Kardelen - 2 Güneşin Aşık Olduğu Kız</image:title>
            <image:caption>“Kış çiçeği, Güneş’e tutuldu. Güneş, Kardelen’e âşık oldu.” 
 
O ilk tanışmayı hatırlıyordu Kardelen. O adamın efsanevi Kara Kurt olduğunu anlamıştı ama adına yakışır bir cesaretle ölüme bakakalmıştı. Ölüme hayranlık duymuştu Kardelen… Ölüm onun kendini izlemesine izin vermişti. Sonra yıllar geçmiş, Güneşin Öptüğü Kız ölümle evlenmişti. 
 Ölümün karanlığı, güneşin ateşiyle birlik olmuş, koskoca bir alev topuna dönüşmüştü; kalbinde gitgide büyüyen sıcak ve derin bir sızıyla...Ölüm onu öpmüştü. Ölüm onu tatmıştı. Ölüm onu kendinin kılmıştı. Ve ölüm kışa çeyrek kala, yine Kardelen’i yakmıştı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101482</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c228a14-2af4-4c9f-aec2-adf67eb4994f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahmet İle Elif Kur&apos;an Harflerini Boyuyor</image:title>
            <image:caption>Kıymetli Eğitimciler

Bu kitabı hazırlarken herhangi bir arapça font kullanmadık.  
 Çünkü,  
çocuklar bir şeyi öğrenme sürecinde, kendi yaptıkları ve çizdikleri ile benzerlik kurduğu her şeye karşı aidiyet duygusu geliştirip: &quot;Benim yaptıklarıma çok benziyor&quot; içgüdüsü ile var olan çalışmayı  
 daha çabuk benimser ve sahiplenir.  
Bizler de hem bu duygularını desteklemek, hem de yazmaya,çizmeye,teşvik olması adına kitap içerisindeki harfleri el yordamı ile çizdik.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101483</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8be66cc-68eb-432b-b187-f2b8f4f4c54b.jpg</image:loc>
            <image:title>Orta Yaş Krizi: Felsefi Bir Rehber</image:title>
            <image:caption>Asla yaşamayacağınız hayatlarla, kaçan fırsatlarla ve geride kalmış gençlik nostaljisiyle
kendinizi nasıl uzlaştırabilirsiniz? Geçmişin başarısızlıklarını, şimdi’yi tüketen işlerdeki
anlamsızlık duygusunu ve geleceği karartan ölüm ihtimalini nasıl kabul edebilirsiniz? Fark
yaratan bu kendi kendine yardım kitabında Kieran Setiya, yetişkinliğin ve orta yaşın
kaçınılmaz zorluklarıyla yüzleşiyor ve felsefenin gelişiminize nasıl yardımcı olabileceğini
gösteriyor.
Bu kitapla, bir şeyleri kaçırmanın neden iyi bir şey olabileceğini, fazla seçenek sahibi olmanın
nasıl abartıldığını ve ne zaman hata yaptığınıza sevinmeniz gerektiğini öğreneceksiniz.
Fanilik için felsefi tesellilerle tanışacaksınız. Ve şimdi’de yaşamanın ne anlama geldiğini, orta
yaş krizinizi nasıl çözebileceğinizi ve meditasyonun neden yardımcı olduğunu
öğreneceksiniz.
Aristoteles, Schopenhauer ve John Stuart Mill’den Virginia Woolf ve Simone de Beauvoir’a
kadar uzanan ve Kieran Setiya&apos;nın kendi deneyiminden yararlanan Orta Yaş Krizi, yaratıcı
fikirleri, şaşırtıcı içgörüleri ve pratik tavsiyeleri bir araya getiriyor. Hikmet ve nükte ile yazan
Setiya, alaycı ama tutkulu bir felsefi hayat rehberi ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101484</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17a3b672-4d85-480f-a243-4fc42df8ef89.jpg</image:loc>
            <image:title>Bırakın Çalışanlarım Sörf Yapsın</image:title>
            <image:caption>Değerlerini daima kazanacağı paranın önünde tutan, kârının belli kısmını düzenli olarak çevre
çalışmalarına aktaran ve başka şirketleri de buna teşvik eden, çalışılacak en iyi şirketler
listelerinde kendine her zaman yer bulan, ürünlerini mümkün olan en uzun süre dayanacak
şekilde üretmek için çaba gösteren, müşterilerine zamanla yıpranan ürünleri nasıl
onaracaklarını öğreten, alışveriş çılgınlığı günlerinde satın alınacak her bir ürünün doğaya
zararını hatırlatmayı görev edinen sıra dışı bir marka: Patagonia.
Bu markanın ve alışılmadık felsefesinin arkasındaki sıra dışı isim ise: Yvon Chouinard.
Efsanevi dağcı, iş insanı Yvon Chouinard, dünyanın en saygın ve çevre dostu şirketinin
kuruluşundan bugüne uzanan hikâyesini, aktivizm anıları ve liderlik yaklaşımıyla
harmanlayarak okura sunuyor. Üretime, tüketime, alışverişe, alışkanlıklara, markalara ve
çevreye bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak bu kitap, aynı zamanda girişimcileri ve
outdoor meraklılarını da derinden etkileyecek.
“Umut verici detaylarla dolu, benzersiz bir biyografi.” –Jared Diamond, Pulitzer Ödülü sahibi
Amerikalı bilim insanı ve popüler bilim yazarı.
“Ekolojik krizin kalbinde yer alan tüketim kültürüne meydan okuyan muhteşem bir hikâye.” –Naomi
Klein, küreselleşme konusundaki politik analizleriyle tanınan Kanadalı gazeteci ve yazar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101485</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a68aab9-da1e-4d3f-933b-efb67c05bf67.jpg</image:loc>
            <image:title>Katil</image:title>
            <image:caption>Tokyo’dan beş öğrenci, birlikte uzak bir köyde birkaç gün geçirmek üzere keyifle yola çıkarlar. Güzel başlayan tatilleri fırtınalı bir gecenin sonunda tamamen değişir. Üç yıl sonra hepsi onları katil olmakla suçlayan isimsiz mektuplar alınca eski sınıf arkadaşları yeniden bir araya gelir.  
 
Mektupları gönderen kim? Katil kim? Suçlu kim? 
 
İtiraflar ile dünya çapında büyük beğeni kazanan Japon yazar Kanae Minato, ölümcül bir kazaya yol açan sayısız zinciri zekice birbirine ekliyor ve trajik gerçek nihayet gün ışığına çıkana kadar okuru ustaca yanlış yola çekiyor. Tam çözüldüğü anda düğümün aslında çok daha gerilerde olduğunu görecek, okudukça daha da içine çekileceksiniz. 
 
Kanae Minato insan doğasının karanlık yönlerine eğildiği kitaplarıyla Japonya’da polisiye türünün kraliçesi olarak adlandırılıyor. Minato’nun çok satanlar listesinde yer alan ilk romanı İtiraflar Doğan Kitap tarafından yayımlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101486</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d10bd3b3-1f55-4a11-b534-98c9b14dd1b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın İpuçları 3</image:title>
            <image:caption>“Sürdürülebilir başarı için kurumlarımız hem her an makine gibi tıkır tıkır işlemeli ve değer
üretmeli hem de çevreye uyum sağlayarak, başta insanın değişimine göre gerekli düzeltmeler
yapılmalı.”
Yıldız Holding’i 4 kıtada 4 milyardan fazla tüketici nüfusun yaşadığı alanda faaliyet gösteren
ve 65 binden fazla çalışanı olan global bir şirkete dönüştüren başarılı iş adamı Murat Ülker,
daha önce ilk iki cildini yayımladığımız ve kısa sürede büyük ilgi gören yazılarına kaldığı
yerden devam ediyor. Katıldığı toplantılardan, okuduğu makale ve kitaplardan, yaptığı
gezilerden yola çıkarak kendi gözlem ve tecrübeleriyle zenginleştirdiği yazılarında hem
başarılı olmasını sağlayan prensiplerin ipucunu veriyor hem de geleceğe dair pek çok
öngörüde bulunuyor.
Birçok ilgi alanı olan Murat Ülker bu kitapta da -başta iş yönetimi olmak üzere- çeşitli
konulara değiniyor. Bu konular güncel olabildiği gibi, tarihe ve geleceğe de uzanıyor.
Örneğin “İŞ” bölümünde sürdürülebilir bir başarı modeli oluşturmanın yollarını
öğrenecekken, “GELECEĞİN DÜNYASI” bölümünde çeşitli sektörlerde geleceğin nasıl
şekilleneceğine dair fikir sahibi olacaksınız. Murat Ülker, gıda sektöründe oldukça tecrübeli
biri olarak, beslenmeyle ilgili yanlış bilinenleri ve gelecekte önemli sorunlardan biri olacak
“gıda güvenliği” ile ilgili önemli noktalara da vurgu yapıyor. Hayatın İpuçları 3’te bunlara ek
olarak yazarın kişisel gelişim, toplum, din ve sanat gibi alanlardaki görüşleriyle birlikte gezi
notlarını da okuyacaksınız.
Sıra dışı bir iş adamı profili çizerek, tecrübelerini ve beslendiği kaynakları düzenli bir şekilde
bizimle cömertçe paylaşan Murat Ülker ufkumuzu açmaya devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101487</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/784168a7-0c9c-4459-847a-b4f518216565.jpg</image:loc>
            <image:title>Reklam Teorileri-1</image:title>
            <image:caption>Reklam araştırmalarında yani reklamın nasıl çalıştığını anlamaya çalışırken yapılan
araştırmalarda kullanılan teorilerin yarısından biraz fazlası psikoloji bilim dalına aittir. İlgili
diğer dallar ise pazarlama, iletişim, sosyoloji, antropoloji ve reklamın kendi teorileridir.
Tamamı reklamın insanları nasıl etkilediğini farklı varsayımlara dayalı hipotezlerle ortaya
koyar ve reklamın nasıl çalıştığına yönelik bilgimizi zenginleştirir.
Ne yazık ki sadece bir teoriyi okuyup öğrenerek reklamların insan davranışını nasıl
yönlendirdiğini anlamak mümkün değildir. Tüm teorik çalışmaları, yaklaşımları bilerek
tümünden bir sonuca ulaşmak, hangi reklam kararını veriyorsak ilgili teoriden o kararla ilgili
bölümü almak en doğrusudur. Şu an itibariyle reklamları anlamanın ve etkili reklam
yapmanın da başka bir yolu yoktur. Bu nedenle bu kitapta reklamları anlamamıza yarayacak
en önemli 13 reklam teorisini bir araya getirdik. Yazarlar bu 13 teoride anlaşılır bir dille
reklamların nasıl çalıştığını anlatıyorlar. Sadece geleneksel medya reklamlarının değil internet
ve sosyal ağ reklamlarının da nasıl çalıştığını ayrıntıları ile ortaya koyuyorlar.
Reklam konusunu daha iyi anlamak, bu konuda araştırma yapabilmek, daha iyi uygulamacı
olmak isteyenler bu kitabı okumalılar. Reklamın sadece izleyicileri dahi farklı disiplinlerden
gelen bu 13 teoriyi öğrenerek çok daha iyi izleyici olabilirler. Reklam teorilerinin hemen
hemen hepsinin aynı zamanda birer ikna teorisi olduğunu da unutmamak gerekir. Reklamın
ana temeli iknaya dayanır. Hangi eylemin temeli iknaya dayanmaz ki?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101488</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/379ecea6-bad3-43f7-8c5c-954a0bd9e912.jpg</image:loc>
            <image:title>Reklam Teorileri 2</image:title>
            <image:caption>Reklam nasıl çalışır? Daha da önemlisi reklamda fark nasıl yaratılır? Bu iki soruya neredeyse
yüz yıldır reklam ve ilgili dallardaki bilim insanları cevap arıyorlar. Reklam Teorileri 1 ve
Reklam Teorileri 2 bu iki soruya cevap arayan, psikoloji, sosyoloji veya pazarlama gibi farklı
disiplinlerden gelen öncü teori, kavramsal çerçeve ve yapıların özetini yaparak, onların
kapsayıcı bir ortak sesi olan kitaplardır.
Reklam Teorileri 2, Reklam Teorileri 1’de derinlemesine bahsedilmeyen Reklam Etkililik
Modelleri, Sosyal Öğrenme, Sosyal Uyum, Ayırıcılık, Denge, Sosyal Yargı Kuramları,
Medya Modelleri, İnteraktivite, Semiyoloji, İkna Bilgi Modeli ve Anlam-Sonuç Kuramını
içeriyor.
Reklam alanında öğrenim görenlerin ve uygulamacıların, marka yönetiminde uzmanlaşan
herkesin bu iki kitabı okuması gerekir. Hele de reklamın karmaşık yapısının doğasını
anlamak, akademik çalışmalarını zenginleştirmek, yaptığı kampanyaların başarılarının gerçek
sebeplerini anlamak isteyenler bu iki kitabı mutlaka okumalılar. Kim bilir belki de yukarıdaki
iki sorunun cevabına katkı yaparak reklam biliminin gelişmesini sağlayacak olanlar kitabı
okuyanlar olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101489</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c319f7a4-1c8c-47cc-8912-92403e072e72.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasihatler ve Hikmetler</image:title>
            <image:caption>1939 yılında Mersin ilimizin Mut ilçesinin Hacı Ahmetli Köyü, Çatalharman Mahallesi’nde doğdum. Babamın adı Osman, anamın adı Mene. İki anadan altısı kız, üçü oğlan dokuz kardaşız. 
 
On yaşımdayken oğlak, kuzu gütmeye başladım. Çobancılığım yedi sene sürdü. On yedi yaşımda hariçten ilkokul diploması alıp, Mut Ortaokuluna kaydımı yaptırdım. Ortaokuldan sonra Silifke Lisesinden 1965 yılında mezun oldum. Aynı yıl Gazi Terbiyenin Fransızca Bölümünü, Atatürk Üniversitesi Fransız filolojisini (Fransız Dili Ve Edebiyatı) kazandım. Tabi ki, üniversiteyi tercih ettim. 1965 yılında üniversiteye kaydımı yaptırdım. Yardımcı branşlarım İngilizce ve Latincedir. Her iki dilden de sertifika aldım. 1969 yılında üniversiteden mezun olarak Anamur Lisesine atandım. 
 
1970 yılında Mut’un Hisar Köyünden Mulla Ahmet Osman Özer’in kızı Emine ile evlendim. Üç çocuğumuz oldu. Afşin, Oğuz Avşar ve Asım. (Oğuz Avşar Aydın orman mühendisi oğlum 14.08.2021 yılında yangın söndürme esnasında şehit oldu.) 
 
1972 yılında Mut Lisesine tayin oldum. 1975 tarihinde askerliğimi Bornova’da yedek subay olarak yaptım. 1985 yılında “yılın öğretmenliğine” layık görülerek ödülümü aldım. 
 
Mut dışına çıkmadan1996 tarihinde emekli oldum. O tarihten sonra Mut’un kültürel değerlerine yöneldim. Kitabı sevdim, okumayı sevdim. 
 
Salih AYDIN 
Mut / Mersin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101491</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2478c7ee-39d7-436f-a545-8cded799157b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvan Dostlarımız-Mila ve Sarp&apos;ın Matematik Öyküleri 6</image:title>
            <image:caption>Mila ve Sarp 6 yaşında çok iyi anlaşan iki arkadaş. Aynı okula gidiyorlar, aynı sokakta oturuyorlar ve okul
sonrası zamanlarının çoğunu birlikte geçiriyorlar.
Bu öykümüzde, Mila ve Sarp sokak hayvanlarına yardım etmek istiyor. Barınağa mama bağışı yapabilmek için bir
çözüm bulmaları gerekli.
Serinin 6. kitabında Mila ve Sarp, parayla alışveriş yapmayı ve para üstü hesaplamayı öğreniyor..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101492</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aadf1d59-1d57-46a1-b690-98a84a4ca6a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kurtuluş İçin Tek Yol Doğrudan Demokrasi</image:title>
            <image:caption>•      Egemenlik ne milletvekillerine ne de parlamentoya emanet edilemeyecek kadar değerli ve kutsal bir haktır. 
•      Demokratik bir ülkede lider olmaz, çünkü liderin olduğu bir yerde demokrasi olamaz. 
•      Bir kişinin ülke yönetiminde tek başına söz sahibi olması demokrasi adına en büyük tehlikedir. 
•      Temsili demokrasinin gerçek demokrasi ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Temsili demokrasi kocaman bir yalan ve aldatmacadır. 
•      Siyasi parti, milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanının olduğu bir ülkede gerçek anlamda demokrasiden söz edilemez. 
•      Halkın doğrudan onaylamadığı hiçbir yasa yasa değildir.
•      Siyasetçilerin ve siyasi partilerin 80 yıllık saltanatına son vermeden özlemini duyduğumuz Türkiye’ye kavuşmamız mümkün değildir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101493</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/677004ed-a670-4efa-9e56-7c3bc90e2e35.jpg</image:loc>
            <image:title>Emperyalizmin Kıskacında Ulus - Devlet ve Kuruluş Doktrini</image:title>
            <image:caption>Kuşatılmışlığa boyun eğen bir ulus olmadık biz…
En çaresiz olduğumuz sanılan anlarda, gücümüzü fark ettik, ayağa kalktık ve yürüdük. 
Gücümüzü bize unutturmaya çalışanlar oldu. Aramızda unutmaya hazır olanlar da bulundu. Ancak kapkara bulutların arasında parlayan ışığı bulmayı, aydınlığa kararlılıkla yürümeyi bildik. Tarihimiz rehber, Atatürk önderimiz oldu. 
Emperyalizme diz çöktüren bu millet, tam bağımsız yaşama hakkını canını vererek teslim almış ancak siyasetin kirli rekabeti içinde parça parça teslim edildiğini algılamakta geç kalmıştır.
Türkiye’ye kaybettirilenleri yeniden kazanmak, ışığı yakalamak için gereklidir.
Ülkenin dört yanında yakılan çoban ateşleri giderek çoğalmakta, Cumhuriyet değerlerini savunanlar aynı kaygıları taşımakta, aynı duyguları paylaşmakta, aynı arayışları seslendirmektedirler. 
Eksik kalan tek şey vardır; birleşmek, bütünleşmek, gücünün farkına varıp, ortak hareket edebilmektir.
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101494</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd91b0be-e180-4807-b6f3-c0c72d5e38e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Ergenlik Sivilceleri</image:title>
            <image:caption>Karikatürist, yazar İzel Rozental’ın kaleminden birbirini takip eden öyküler toplamı Ergenlik Sivilceleri. Birçok yönüyle anı-anlatı türünde seyreden öykülerde Mişu adlı kahramanımızın başından geçen olayları anlatıyor Rozental.
Dönemin kozmopolit İstanbul’unda yakın arkadaşı Jojo ile birlikte Mişu’nun, ilk erkeklik tecrübelerinden futbola, mahalle savaşlarından yaz aşklarına büyümü hikâyeleri ile içinde büyüdüğü çevreyi ve dünyayı keşfetme serüvenlerinin hikâyesi. İlk gençlikten günün birinde 65 yaş üstü oldukları için “sokağa bile çıkamadıkları” günlere uzanan hikâyelerde Rozental, çocukluğun ve maceracı ruh halinin ne zaman ve nasıl sona erdiğinin cevabını arıyor…
 
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101495</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6bea3a93-f4b9-48e0-9be4-b2cd6d00dd30.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrıkadın</image:title>
            <image:caption>Darbe sonrası Türkiye’si, Özallı yıllar! Ülkenin görüntüsünde birtakım değişiklikler olsa da, gazeteler ve televizyonlar renklense de toplumun büyük kesiminin içinin hâlâ siyah-beyaz olduğu günler. Hiç umulmadık zamanda alınan bir telgraf. Ülkedeki darbelerden esaslı biçimde nasibini almış Ayşe, okuduğu telgraf sonrası yola düşecektir. Ancak bu yolculuk sadece bir şehirden başka bir şehre değil, bugünden düne, eski günlere, aşklara ve nihayet kendi içinde bambaşka bir durağa doğru olacaktır. Yolun sonunda varacağı yer ise hem içsel hem fiziksel olarak yolun başında hayalini kurduğundan çok farklı olacaktır...
Feyza Hepçilingirler’in kaleminden gerek dil gerek biçim yönüyle usta işi bir roman Tanrıkadın. Ülkenin bir dönemine ve o dönemin bireyleri için açılmış özel bir parantez.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101496</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e99f999d-b9c1-4500-827b-f82cfef0c86c.jpg</image:loc>
            <image:title>Postmodernizm</image:title>
            <image:caption>Açıklama yok</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101497</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be0b3f1b-a132-456f-9d94-194264bf0226.jpg</image:loc>
            <image:title>TRAJİK VE MODERN</image:title>
            <image:caption>Tarjik ve Modern</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101498</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e12fd3f5-056e-4754-8674-f70483ab449c.jpg</image:loc>
            <image:title>Suikast Treni</image:title>
            <image:caption>Tokyo&apos;dan hareket eden bir hızlı trende beş katil, para dolu bir çanta için mücadele ediyor. Peki kim son durağa ulaşabilecek? Japonya&apos;nın en çok satılan kitap serisinden orijinal ve etkileyici bir gerilim. 
 
DEADPOOL 2 VE ATOMIC BLONDE FİLMLERİNİN YÖNETMENİNDEN BRAD PITT VE SANDRA BULLOCK&apos;IN BAŞROLLERİNİ PAYLAŞTIĞI FİLM SİNEMALARDA! 
 
Satoshi, masum görünüşlü bir ortaokul öğrencisi ama aslında kurnaz ve acımasız bir psikopattır. Kimura&apos;nın oğlu onun yüzünden hastanede komadadır ve Kimura intikam almak için onu Tokyo&apos;dan Morioka&apos;ya giden Hayate isimli hızlı trene kadar takip eder. Ama Kimura, kısa sürede Satoshi ve kendisinin trendeki tek tehlikeli insanlar olmadıklarını keşfeder. Kendisini “dünyanın en şanssız katili” olarak tanımlayan Nanao ve ölüm saçan ortaklar Mandalina ve Limon&apos;da Morioka&apos;ya seyahat etmektedirler. Para dolu bir çanta herkesin kozlarını paylaşmalarına neden olur. Peki ama neden herkes bu trendedir? Son durağa gelindiğinde kimler hayatta kalabilecektir? 
Japonya&apos;da en çok satanlar arasında yer alan Suikast Treni, son istasyona kadar uzanan aldatmalar ve düğümlerden oluşan karmaşık ağı ve inanılmaz bir enerjiyle sürükleyen özgün ve heyecanlı bir gerilim romanı. 
 
“Eğlenceli...yüksek hızlı...bir sürü virajlı...bir Tarantino-Coen-Kardeşler- havası var.” The Times. 
“320 km. hızda işlenen kapalı oda cinayetler.” The Times. 
“Yüksek oktanlı bir gerilim…Kesinlikle keyifli.” Guardian. 
“Okuyucular Suikast Trenini okumayı bırakamayacaklar!” 
“Özgün, ilginç ve son derece eğlenceli.” 
“Çok eğlenceli, kara mizahlı, dolambaçlı bir gerilim” 
“Şimdiye kadar okuduğum en bağımlılık yapan gerilim romanlarından biri... zekice ve sinematik” 
“Ne orijinal bir roman! Baştan sona heyecan verici” 
“Bir sürü karanlık komik eğlence” 
“Heyecan verici bir yolculuk” 
  Suikast Treni Japonya&apos;da ilk olarak “Maria Beetle” adıyla yayımlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101499</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba2eb2e2-ee2d-4deb-98a7-694df2e792ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Sürdürülebilir Liderlik</image:title>
            <image:caption>GİRİŞ 
1. LİDERLİK 
1.1. LİDERLİK KAVRAMI 
1.1.1. LİDERLİĞİN TEMEL ÖZELLİKLERİ 
1.1.2. LİDERLİĞİN ÖNEMİ VE GEREKSİNİMLERİ 
1.2. LİDERLİK TEORİLERİ 
1.2.1. Özellikler Teorisi 
1.2.2. Davranışsal Teoriler 
1.2.2.1. Ohio State University Liderlik Çalışmaları 
1.2.2.2. Michigan University Liderlik Çalışmaları 
1.2.2.3. Robert Blake ve Jane Mouton’un Yönetsel Diyagramı 
1.2.2.4. McGregor’un X-Y Kuramı 
1.2.2.5. Rennis Likert’in Sistem 4 Modeli 
1.2.2.6. Iowa University Liderlik Çalışmaları 
1.2.2.7. Tannenbaum ve Schmidt’in Liderlik Doğrusu Modeli 
1.2.2.8. Bale’nin Harvard Üniversitesi Araştırması 
1.2.3. Durumsal Liderlik Teorileri 
1.2.3.1. Reddin’in Üç Boyutlu Liderlik Modeli 
1.2.3.2. Vroom ve Yetton’un (Karar Ağacı) Liderlik Modeli 
1.2.3.3. House ve Evans’ın Yol Amaç Teorisi 
1.2.3.4. Fiedler’in Etkin Liderlik Modeli 
1.2.3.5. Hersey ve Blanchard’ın Yaşam Eğrisi Modeli 
1.2.4. Yeni Liderlik Teorileri 
1.2.4.1. Çevrimiçi Liderlik / E-Liderlik 
1.2.4.2. Etik Liderlik 
1.2.4.3. Hizmetkâr Liderlik 
1.2.4.4. Karizmatik Liderlik 
1.2.4.5. Kuantum Liderlik 
1.2.4.6. Paternalist (Babacan) Liderlik 
1.2.4.7. Ruhsal (Spiritüel) Liderlik 
1.2.4.8. Simbiyotik Liderlik 
1.2.4.9. Stratejik Liderlik 
1.2.4.10. Transaksiyonel (Etkileşimci) Liderlik 
1.2.4.11. Transformasyonel (Dönüşümcü) Liderlik 
2. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK 
2.1. Sürdürülebilirlik Kavramı 
2.1.1. Sürdürülebilirliğin Önemi 
2.2. Sürdürülebilirlikte Üç Boyut 
2.2.1. Ekonomik Boyut 
2.2.2. Çevresel Boyut 
2.2.3. Sosyal (Toplumsal) Boyut 
2.3. Sürdürülebilirliğin Sağladığı Faydalar 
2.4. Sürdürülebilirlik ile İlgili Kuram ve Yaklaşımlar 
2.4.1. Sistem Yaklaşımı 
2.4.2. Kaynak Tabanlı Yaklaşım 
2.4.3. Kurumsallık Yaklaşımı 
2.4.4. Paydaş Kuramı 
2.5. Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk 
2.6. Örgütsel Sürdürülebilirlik 
2.6.1. Örgütsel Sürdürülebilirliğin Özellikleri 
2.6.2. Sürdürülebilir Örgüt Kültürü 
2.6.3. Sürdürülebilir Yönetim 
2.6.4. Sürdürülebilir İnsan Kaynakları Yönetimi 
2.6.5. Sürdürülebilir Üretim 
3. SÜRDÜRÜLEBİLİR LİDERLİK 
3.1. Sürdürülebilir Liderlik Kavramı 
3.2. Sürdürülebilir Liderliği Etkileyen Faktörler 
3.3. Sürdürülebilir Liderlik Özellikleri ve Yeterlilikleri 
3.4. Sürdürülebilir Liderlik Modelleri 
3.4.1. Hargreaves ve Fink’in Liderlik Modeli 
3.4.2. Avery ve Bergsteiener’in Sürdürülebilir Liderlik Modeli “Bal Arısı ve Çekirge Yaklaşımı 
3.4.3. Davies’in Sürdürülebilir Liderlik Modeli 
3.4.4. Lambert’in Sürdürülebilir Liderlik Modeli 
3.4.5. Šimanskienė ve Zuperkiene’nin Liderlik Modeli 
3.4.6. Cambridge Sürdürülebilir Liderlik Modeli 
3.4.7. Russell Reynolds Liderlik Modeli 
3.5. Sürdürülebilir Liderlikte Liderlik Ardıllığı (Örgütsel Yedekleme) 
3.6. Sürdürülebilir Liderlik ve Benzer Liderlik Tarzları 
3.7. Sürdürülebilir Liderlikle İlgili Yapılan Araştırmalar 
4. SONUÇ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101500</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af0aa658-4357-4e98-9832-a865e29d6b83.jpg</image:loc>
            <image:title>Güncel Gelişmeler Işığında Küreselleşme ve İnsan Hakları</image:title>
            <image:caption>BÖLÜM 1 
COVID-19, KÜRESEL AKTÖRLERİN DEĞİŞEN ROLLERİ VE ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI 
 
BÖLÜM 2 
COVID-19 PANDEMİSİ SÜRECİ VE SONRASINDA KÜRESELLEŞME VE BÖLGESELLEŞME 
 
BÖLÜM 3 
AVRUPA BÖLGESELCİLİĞİ KAPSAMINDA İNSAN HAKLARI: YABANCI DÜŞMANLIĞI VE İSLAMOFOBİ 
 
BÖLÜM 4 
İNSAN HAKLARI ÇERÇEVESİNDE AB‘NİN MÜLTECİ KRİZİNDE NORM KIRAN POLİTİKASI 
 
BÖLÜM 5 
BİREY EGEMENLİĞİ VE KÜRESELLEŞME KARŞISINDA LİBERAL DEMOKRASİNİN ÇIKMAZI 
BÖLÜM 6 
NEOLİBERAL KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE ORTA DOĞU‘DA İNSAN HAKLARI 
 
BÖLÜM 7 
KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN İNSANİ GÜVENLİĞE ETKİSİ 
 
BÖLÜM 8 
KÜRESELLEŞME EKSENİNDE İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101501</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5ab6d12-098b-430b-b3ee-e227f8037d40.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanayileşmede Stratejik Önceliklerimiz ve Yenilikçi Kalkınma</image:title>
            <image:caption>·         GİRİŞ 
·         OSMANLIDAN MİRAS KALAN 
·         Osmanlı Mirası Toplum Yapımız 
·         Osmanlı Mirası Ekonomimiz 
·         Batıda Toplum ve Ekonomi 
 
·         CUMHURİYETİN İLK DÖNEMİNDE TOPLUM, EKONOMİ VE SANAYİ 
·         İzmir İktisat Kongresi: Cumhuriyet İçin Ekonomik Sistem Tercihi 
·         Toplum ve Ekonomide Kurumsal Dönüşüm (1923-1930) 
·         Devletçi Sanayileşme Dönemi (1930-1939) 
·         Harp Ekonomisi Dönemi (1940-1950) 
 
·         SANAYİLEŞMEDE YÖN ARAYIŞI VE PLANLI SANAYİLEŞME 
·         Özel Girişimci Sanayileşme Arayışı (1950-1960) 
·         Planlı, Yatırım Güdümlü Sanayileşme ve Kalkınma (1960-1980) 
·         KÜRESELLEŞEN DÜNYADA EKONOMİ VE SANAYİMİZ 
·         İhracata Yönelik Sanayileşme (1980-1990) 
·         Ekonomide Krizli Yılları (1990-2001) 
·         Post Modern Muhafazakar Dönem (2001-2013) 
·         Sanayisizleşme ve Post Modern Muhafazakar Stratejinin Çöküşü (2013 Sonrası) 
 
·         POST MODERN ÇÖKÜŞTEN YENİLİKCİ GELİŞMEYE 
·         Yenilikçi Gelişmeye Giden Yol 
·         Yeni Sanayileşme ve Gelişme Yaklaşımı Olarak Elmas Modeli 
·         Yenilikçi Sanayileşme Açısından Türkiye’nin Konumu 
·         Bilgi, Yenilik ve Teknoloji İlişkisi 
·         Bilgi ve Teknolojinin Farklılığı 
·         Yaratıcılıktan Yenilikçiliğe 
·         Yenilikçi Sanayileşme Stratejisi Neleri İçermelidir? 
·         Türkiye’nin Sanayileşmesinde Kalkınma Ajansları ve Kümelenme Çalışmaları 
·         Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi (2015-2018) 
·         Yenilikçi Sanayileşme İçin Yeni Umut:1:Tekno-Parklar (Teknoloji Geliştirme Bölgeleri) 
·         Yenilikçi Sanayileşme İçin Yeni Umut: 2: Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri 
·         Yenilikci Sanayileşme İçin Endüstri 4.0 ve Dijitalleşme Girişimi 
 
·         KÜRESEL AĞLARLA BÜTÜNLEŞEN YENİLİKÇİ KALKINMA  
·         Küresel Ağlarda Olmak 
·         Yenilikçi Küresel Ağlara Katılım Durumu 
 
·         SONUÇ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101502</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c3606d5-b6c7-4148-939d-be5527cd0b21.jpg</image:loc>
            <image:title>Belediyelerde Stratejik Planlama ve Kaynak Yönetimi</image:title>
            <image:caption>BİRİNCİ BÖLÜM 
KAVRAMSAL VE TEORİK/KURAMSAL ÇERÇEVE: STRATEJİK PLANLAMA 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
KAVRAMSAL VE TEORİK/KURAMSAL ÇERÇEVE: PERFORMANS VE PERFORMANS ESASLI BÜTÇELEME 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
TÜRKİYE’DE BELEDĠYELERDE STRATEJİK PLANLAMA VE PERFORMANS ESASLI BÜTÇELEMEYE GEÇİŞ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
EGE BÖLGESİ İL VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNDE STRATEJİK PLANLAMA VE PERFORMANS ESASLI BÜTÇELEME İLİŞKİSİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101503</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e75ff4b0-2272-4971-ae14-9b8ad8b07aea.jpg</image:loc>
            <image:title>Sermayenin Sınırları</image:title>
            <image:caption>“Sermaye konusunda benzersiz ve aydınlatıcı bir kavrayış.”
Monthly Review
“Bir ustalık eseri.”
Fredric Jameson
Artık bir klasik haline gelen Sermayenin Sınırları, kapitalist gelişmenin tarihine ve coğrafyasına dair en güçlü kuramsal yaklaşımlardan birini geliştiriyor. Harvey, ufuk açıcı metnini günümüzde dünya pazarlarında hakim olan karışıklığa dair kapsamlı bir tartışmayla güncelliyor. “Kurgusal sermaye” ve “eşitsiz coğrafi gelişme” gibi kavramları derinleştiren Harvey, okuru, Marx’ın kâr oranının düşmesiyle ilgili çok tartışılan argümanıyla başlayıp Marx’ın çalışmalarının jeopolitik ve coğrafi içerimlerine zamanlıca bir girişle kapanan bir yolculuğa çıkarıyor ve aynı zamanda “kurgusal sermaye” ve “eşitsiz coğrafi gelişme” gibi kavramları derinleştirerek, okuru krizin formasyonunun katmanlarından adım adım geçiriyor.
Sermayenin Sınırları, Marx’ın önemli yapıtı Kapital’i, Marksist kuramın gelişimini merkeze alan çarpıcı bir dille anlatıyor. Elinizde tuttuğunuz eser üç açıdan okura yeni fırsatlar sunuyor. Birincisi ve en önemlisi, eser, Kapital’in ele aldığı temel konuları günümüz okuru için anlaşılır kılmayı amaçlıyor. Bu sayede, Kapital’in fikri mimarisini anlamamıza yardımcı oluyor. İkincisi, Sermayenin Sınırları, yirminci yüzyılda Marksist düşünürlerin yaptıkları katkıları özetliyor. Eser, yüz elli yılı aşkın bir süreçte oluşmuş kuramsal dağınıklığı, Kapital’i merkeze alarak toparlıyor ve kuramsal gelişmeleri okura sunuyor. Son olarak, David Harvey, birikim kuramına ilişkin özgün fikirlerini de okurla paylaşıyor. Harvey’in daha yakın tarihli eserlerinde sıklıkla kullandığı birçok kavramın bu eserde yaptığı Kapital okuması sayesinde ortaya çıktığı söylenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101504</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8ef5f3d-e667-48cd-9adc-0896a34587fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürel İktidar</image:title>
            <image:caption>Neden ‘Batılı olmak’ veya ‘Avrupai olmak’ bir övgü çeşididir? Neden dünyada Müslüman olmak adeta açıklanması gereken bir kusurmuş gibi tartışılır? Neden Türkiye’nin entelektüel, akademik ve ekonomik elitleri Batılılaşmışken; yeni kentli, taşralı, yoksul, köylü ve işçi kesimleri muhafazakâr ve millî bir kültürel hayata tutunur? Neden Türkiye’de edebiyattan sanata: medyadan akademyaya kadar kültürel elitlerin önemli bir kısmı kendi halkının kültür ve yaşam tarzına bu derece yabancılaşmıştır? Neden milliyetçi ve muhafazakâr çoğunluk akademisyen, müzisyen, edebiyatçı, sinema oyuncusu yetiştirmekte bu kadar zorlanır? Neden az sayıda yetiştirdikleri de türlü engellerle karşılaşır? Neden Türkiye’nin kültürel ve ekonomik elitleri Batı’ya gittiğinde büyük bir özgüven problemi yaşarken kendi ülkelerinde Batının kültür elçileri olarak kendi halkına ve onun kültürüne, değerlerine son derece hoyrat davranır? Neden tarihinde hiç sömürge olmamakla övünen bir ülke olarak Türkiye kültür hayatını bağımsızlaştırmamış ve demokratikleştirememiştir? Neden Türklere ve Müslümanlara dair olumlu durumlar itibarsızlaştırılır; olumsuzluklar abartılır ve bir tek Türkiye’de yaşanıyormuş gibi düşünülür? Neden muhafazakar milliyetçi kesimler büyük bir özgüven sorunu yaşamaktadır?
İşte bu ve benzeri tartışmalarda genelde polemik dilinden ve hamasetten uzaklaşılamamış; bu meseleler yanlış zeminde akademik bir hassasiyetten uzak bir şekilde tartışılmıştır.
Elinizdeki kitap bu tartışmaların artık akademik bir zemin bulmasının zamanının geldiği düşünülerek yapılmış bir akademik müdahale iddiası taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101505</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4da8bd99-8a40-4a21-ab24-0d9bc2cfe4c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendini Kabule Giden Yol</image:title>
            <image:caption>Hepimiz geçmişten bugüne hikayeler taşırız, kimi zaman travmalar, kimi zaman zorluklar… Peki bu hikayeler bizi nasıl tanımlar? Gerçek doğamızı nasıl gizler? Geçmişi iyileştirmek ve daha iyi bir gelecek yaratmak nasıl mümkün olabilir?   Terapist, yazar Lisa Olivera Kendine Kabule Giden Yol kitabında sizleri öz-şefkat ve kendini kabul etmeye yönelik anlayışlı ve derin bir yolculuğa çıkarıyor. Doğumundan birkaç saat sonra bir ormanda kayalıklarda terk edilen ve sonrasında evlat edinilen Lisa Olivera, kendi kişisel deneyimini anlatarak, ait olamama, layık olamama ve değersizlik duygularınızı nasıl dönüştürebileceğinizi ortaya koyuyor. Geçmişteki deneyimlerinizi yeni bir bakış açısıyla ele alarak, hayatlarınıza yeniden yön vermek için size, cesaretlendirirken,  yeni bir umuda sarılmanın doğuracağı mucizelerle size rehberlik ediyor. Böylelikle en başından beri sizde olan cevapları hatırlamanızı sağlıyor.   Bu kitap, kendi hikayelerinizin yazarı olduğunuzun güçlü bir hatırlatıcısıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101506</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6b7be2f-451c-431d-aa89-440c343dd26e.jpg</image:loc>
            <image:title>Günün Sonu</image:title>
            <image:caption>dört mezar

dört tabut

iki ceset
 
 
İkiz kardeşler Jude ve Jessica Day, onların yasını tutan aile ve arkadaşlarından birkaç metre ötede durarak, hem kendilerinin hem de ebeveynlerinin cenazesine tanık olurlar. Bildikleri tek hayattan koparılan ikizler, yaşamak için kimlik değiştirmek ve San Francisco’ya sonsuza dek veda etmek zorunda kalırlar.

Altı ay sonra, seçkin kendini savunma becerilerine ve bela tutkusuna sahip iki uyumsuz olarak, dedikodular üzerine inşa edilmiş bir emekli kasabasına yıldırım gibi düşerler. Yeni hayatlarının ilk gününe Jackson ve Jillian Knight
olarak adım atarlar.

Jackson, geçmişini temizleyerek yeni başlangıcını kutlar. Fakat Jillian’ın geçmişi ruhuna kazınmıştır: ölümler, delilik, kanlı anılar ve Dr. Luke Jones. Kefaret şansı ise kapı komşusu kıdemli başçavuş Monaghan şeklinde gelir. Tehlikeli derecede çekici ve orduya yıllarca hizmet etmenin duygusal sorunlarıyla dolu bu huysuz adam, Jillian’ın yeni hayatında yer edinebilecek midir?

Bırak, baştan başla, kimseyi öldürme ve…
Kimsenin ölüleri uyandırmaması için dua et.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101507</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/239243a2-a01a-485f-99a7-1c63f25e4cd2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Kitap Senin İçin</image:title>
            <image:caption>Sevilen çizer Worry Lines bu kitabında umut, kaygı ve damla çikolatalı kurabiyeleri; tadından yenmeyecek kadar eğlenceli ve herkesin muhakkak kendinden bir şeyler bulabileceği resimli bir öyküyle anlatıyor. Instagram’da günlük olarak paylaştığı çizimleriyle yürekleri fetheden Worry Lines, hayranlarının en çok beğendiği konuları alıp işleyerek ortaya, kitabın yapım aşamalarını da dahil ettiği bambaşka bir öykü çıkardı. Anksiyetenin pençesinde atılan ilk adımlardan, umut dolu, sonuna kadar tüm yaratım süreçlerine tanık olabildiğimiz Bu Kitap Senin İçin, kaygı denen şeyin cana yakın ve açık yürekli bir resmini çiziyor. Aşağıdakilerden biri ya da birkaçı sana uyuyorsa bu kitap tam senin için demektir: 1. Cesur Kaygıcı (CK) 2. Tam Bir Efsane (TBE) 3. Herhangi Bir Şeyi Hafiften Dert Eden (HBŞHDE) ve Her Şeyden Dibine Kadar Endişelenen (HŞDKE) arasında bir yerlerdeysen.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101508</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/92696192-a766-4d51-89bb-306fc48a8895.jpg</image:loc>
            <image:title>Ceres</image:title>
            <image:caption>Çok yakın bir gelecekte Serapis&apos;in eline farklı imparatorlukların kapısını istemese de aralayan bir küre geçer. 
 
Bu küre onun sıradan hayatını tamamen değiştirir. 
 
Artık evinde pineklemekten daha büyük görevleri vardır. Mutant tavşanlarla yarışmak ve hayatına kastedenlerden kaçmak gibi... 
 
Bilinmezliğe doğru ilerlediği yolda Serapis bir kahraman mı yoksa bir kurban mı olacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101509</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91b330ff-b840-42a5-93a5-e66462cd6c9e.jpg</image:loc>
            <image:title>Eski Garaj İçi Öyküleri</image:title>
            <image:caption>“Kış bir türlü bitmek bilmemişti. Kuşlar, köpekler, yaşlılar, evi sobalı olanlar; herkes mutsuz, keyifsiz, tedirgindi ve üşüyordu. Birkaç gün açan güneş bütün ağaçları kandırmış, çiçeklerini patlatıvermişti ama şimdi hepsi dökülmüştü. Bahar ölü doğmuştu. Mahallenin kedili teyzesi, kedileri beslemeye çıkmaya korkuyordu; yaşlıydı, düşüp bir yerini kırabilirdi ve ona bakacak kimsesi yoktu. Yalnızlık kedilere mahsustu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101510</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9f10234-1e6c-42ae-82d4-d6d738404e44.jpg</image:loc>
            <image:title>Karanlığın Avcısı</image:title>
            <image:caption>&quot;...O an Nalçacı Caddesi’ndeki arabalara bakıyordum. Kırmızı ve beyaz farların oluşturduğu ve birbirine zıt yönde akan o iki nehir. Hayatın koşturmacasını izlediğim yerdi o ana cadde. Evlerine veya her nereye gidiyorlarsa oraya varmaya çalışan insanların oluşturduğu o iki nehir. 
 
Çok güzel bir görüntü diye düşündüm. Ne zaman bu saatlerde dışarı baksam, henüz ana caddedeki trafiğin azalmadığı saatlerde, araçların oluşturduğu bu görüntü çok hoşuma giderdi. Çok sevdiğin bir filmi yeniden izlemek gibiydi. İşin enteresan tarafı film aynı gibi görünse bile o arabaların ve o arabaların içindeki insanların her seferinde değiştiğini bilmek de çok garip geliyordu. Bana özel çekilen bir kısa filmde oynayan yüzlerce insan...&quot; 
 
Hem okul hem özel hayatında sorunlarla mücadele ederken karanlık korkusunun karşısına çıkardığı ilginç insanlar ve sorunlarla da savaş veren ve çoğu zaman zihnine yenik düşen Okan’ın hikâyesi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101511</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83e1b2a9-7c39-47a3-b992-cbff660681b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı İmparatorluğu’ndan Frigya’ya Kehanetler Zinciri</image:title>
            <image:caption>Topkapı Sarayı&apos;nın koridorlarında dolaşan hayaletler...Hava da uçuşan sayılar, eşyalar… 
 
Piri Reis&apos;in haritasından açılan ışıklı bir yol ile Frigya&apos;ya, Kral Midas&apos;ın ülkesine zamanda yolculuk… 
 
Frigyalı kahinlerin bugüne ve geleceğe yardımcı olacak kehanetlerinin geçmişin sembolleri ile çözülmesi...Bu kehanetlerin peşindeki çok uluslu örgütler…Oslo toplantıları, Sardunya davetleri…,casuslar…DKG&apos;ye bağlı Milano, Frankfurt ve Ankara &apos;da çalışan arkeologlar, kod çözücüler, astrofizikçiler… 
 
Amaç evreni yönetmek, evreni yöneten üstün zekaya ulaşmak. Kehanete göre ikinci hayat projesi…. 
 
Topkapı Sarayında kar yağıyordu. Karanlıkta Yeniçerilere bağıran Vezirin sesi duyuldu. Yakalayın onu! 
  Derya , zamanda yolculuk yapabilen sarayın baş aşçısının oğlu. Avrupa&apos;da onu “bisiklet” adıyla biliyorlar. Norveç&apos;te, İtalya&apos;da her yerde bisikletiyle dolaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101512</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7968c3cd-bc48-4cfb-971b-97cb419430e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ukdem</image:title>
            <image:caption>Yüreğime şiir şiir nakşettiğim sevdamsın sen. Senden çok uzaklarda fakat her an seninle yaşıyorum. Öyle bir sevda
ki, her anımda, hep aklımdasın ve hayalin gitmez hiç gözlerimden.
Seni düşünerek dalıyorum sensiz uykulara ve içimde sensiz geçecek günün acısını duyarak uyanıyorum sensiz
geçen uykulardan. Kocaman bir ukdesin yüreğimde. Hiçbir zaman unutulmayacak, canlılığını hiç kaybetmeyecek
bir aşkla, gül nakışlı yüzün, güzel gözlerinle hep var olacaksın kalbimde.
Seni yazdım, sana duyduğum sevdamı, hasretimi yazdım şiirler boyu. Şiirlerle haykırdım, gözlerinin içine bakıp
bir kez olsun söyleyemediğim sevdamı.
Var oldukça, bu tende bu can
Yalnız sensin, bu cana canan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101513</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29dd68ef-20e0-4e82-b355-27d2a99ac0e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Sincap Ve Ay</image:title>
            <image:caption>Günlerden bir gün Bay Sincap aniden uyanıverdi, çünkü gökteki Ay, evinin çatısına düşmüştü... Bay Sincap hiç hesapta yokken korkunç bir sorunla karşı karşıya kaldı: Gökteki Ay, öylece yere düşüverince ne yapmak gerekirdi? İlk başta her şey öyle umutsuz görünüyordu ki. Ancak eğer herkes yardım ederse ortadaki sorun hızla küçülüverir. İmkânsıza inancını kaybetmeyenlere...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101514</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4484f99-a981-4dba-84e3-a790be4657ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Dili 2</image:title>
            <image:caption>Yüksek Öğretim Kurulu, 2018 yılında lisans programlarında yaptığı güncelleme ile üniversitelerde 21. yüzyılın ihtiyaç duyduğu becerilere sahip bireylerin yetişmesini hedeflemiştir. Kitabımıza konu olan ve üniversitelerin eğitim fakültelerinde zorunlu ders statüsüyle otuz yılı aşkın bir süredir okutulan Türk Dili dersleri için de birtakım düzenlemeler yapılmıştır. 2018 yılında Türkçe II: Sözlü Anlatım dersinin adı Türk Dili 2 olmuş ve ders içeriği, akademik yazı/yazma temelinde şekillendirilmiştir. Akademik yazma; uzmanlık, bilimsel ve nesnel bakış gerektirmesi, araştırmaya ve raporlaştırmaya dayanması, kendine özgü bölümlerinin ve yazma kurallarının olması, özel okuyucu kitlesine hitap etmesi gibi özellikleri ile diğer yazma türlerinden ayrılmaktadır. Bu sebeple bilime, topluma katkı sağlayacak araştırmacıların, araştırmacı adaylarının akademik yazma alanında beceri ve yetkinliğe sahip olması önemlidir. On üç bölümden oluşan kitap, akademik yazma yolculuğuna başlamış araştırmacılara eşlik etmek amacıyla, alan uzmanlarınca özenle hazırlanmıştır. Kitabımızın eğitime katkı sağlaması temennisiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101515</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5463d89b-8ccc-4ceb-b0f5-d461149de74a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanıştığımıza Memnun Oldum</image:title>
            <image:caption>Sonsuzluk neydi? İnsanların, dünyada bulundukları zaman diliminin içinde kapladıkları yer mi sonsuzluktu? Hayır, hayır kesinlikle sonsuzluk bir insan için olsa olsa bir diğer insanın hafızasında kapladığı yerdi. Kim olursa olsun veya ne konuda olursa olsun hafızada olduğu sürece o insan sonsuzdu. 
Peki ya sen?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101516</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0617982d-6ca3-4a69-814f-d667f781c328.jpg</image:loc>
            <image:title>Zavallı Büyükbaba</image:title>
            <image:caption>&quot;Büyükbaba o gece ve ertesi geceler de gelmedi. Kar yağıyor; kalın paltolu insanlar sıcacık evlerine gidiyorlardı. Necdet ise ağlamaktan şişmiş gözleri ile sokaklarda onu arıyordu. Ancak büyükbaba hiçbir yerde yoktu.&quot; 
Kemalettin Tuğcu Zavallı Büyükbaba kitabında; birbirine dayanak olmuş iki kişinin yaşadıkları zorlukları, onlarla mücadele edişlerini anlatıyor. İnsanların birlik olunca her şeyin üstesinden gelebileceğinin hikâyesi... 
Her kitabın arkasındaki sözlük ile yazarın kurduğu dünyayı bozmadan okurlara sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101517</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ee62dc1-5cdf-4f40-b227-6490d3b2fab1.jpg</image:loc>
            <image:title>Güzel Bir Gün</image:title>
            <image:caption>&quot;Cebindeki para bitmek üzereydi. Üstelik hasta, yorgun ve kimsesizdi. Çarşıdaki bir dükkânın yanına çöktü ve ağlamaya başladı. Bu yabancı şehirde, bu soğuk taşların üzerinde öleceğini düşündü. Sarsıla sarsıla ağlarken omuzuna bir el dokundu.&quot; 
 
Kemalettin Tuğcu Güzel Bir Gün kitabında; zor durumdaki üç farklı çocuğun ümitsizlikle ve hayatın zorluklarıyla boğuşmasını anlatırken sabretmenin, iyiliğin, yardımlaşmanın da önemini vurguluyor. Her kitabın arkasındaki sözlük ile yazarın kurduğu dünyayı bozmadan okurlara sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101518</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5bfb40f-95bd-4492-971a-8a0fcf37c2e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Jack ve Kaybolan Zaman</image:title>
            <image:caption>Jack ve Kaybolan Zaman etkileyici bir görsel dünya ile duygusal dünyayı birleştirerek zaman kavramı üzerine unutulmayacak bir öykü. 
Jack diğer kaptanlara benzemiyor. Balıkçılar onun garip biri olduğunu söylüyor. O ise tek bir şey için yaşıyor: Yıllar önce oğlu Julos’u yutan, sırt yüzgeci yaralı, gri balinayı bulmak. Bir gece teknesinin etrafında dolaşan balinayı gördüğünde hiç düşünmeden kendini onun karanlık ağzına atıyor. Julos, balinanın midesinde yıllarca yalnız kaldıktan sonra babasını tanıyabilecek mi? Jack ve Kaybolan Zaman kayıp duygusu, sevgi, geçen zaman ve seçimlerimiz üzerine dokunaklı bir hikâye. Her yaştan okur için…
2019 Kanada Edebiyat Ödülleri Birincisi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101519</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cbbfafd-2912-4f92-9dd0-ff0010dffb4b.jpg</image:loc>
            <image:title>Liberal Düşünce Dergisi, Sayı 106, Bahar 2022</image:title>
            <image:caption>MAKALELER / ARTICLES
Liberal Demokraside Elitlerin Yeri ve Rolü
The Place and the Role of Elites in Liberal Democracy
Cennet Uslu 
21. Yüzyılda Kozmopolitan Bir Demokrasi Mümkün mü?
Is a Cosmopolitan Democracy Possible in the 21st Century?
Zübeyr Şakar 
COVID-19 Pandemisinde Aşı Karşıtı Hareketlerin Sosyolojik Bağlamı ve Siyasallaşma Dinamiği
The Sociological Context and Politicization Dynamics of Anti-Vaccine Movements in the COVID-19 Pandemic
Bedir Sala 
Dinsel Terminolojiyle Yaratılan Kimlik Algısı ve Söylem
Perception of Identity and Discourse Created With Religious Terminology
Haluk Yaman 
Türkiye’de Sosyal Alanda Yaşanan Kültürel Mücadelelerde Dindarlaşma, Deizm ve Ateizm Süreçleri
Processes of Religiosity, Deism and Atheism in Cultural Struggles in the Social Sphere in Turkey
İkram Bağcı 
Güney Çin Denizi’nde Sino-Amerikan Varlığı: Jeo-Stratejik Rekabette Tehdit Algısının Sürekliliği
Sino-American Presence in the South China Sea: Continuity of Threat Perception in Geo-Strategic Competition
Meysune Yaşar 
Başlangıçtan Günümüze Çin Dış Politikasının Dönüşümü: Büyük Ülke Diplomasisi
The Transformation of Chinese Foreign Policy From The Beginning to The Present: Major Country Diplomacy
Özlem Zerrin Keyvan 
Terör Örgütlerinin Hashtag Aktivizmi Üzerinden Karşılaştırmalı Sosyal Ağ Analizi
Comparative Social Network Analysis of Terrorist Organizations Through Hashtag Activism
Mehmet Seyman Önder 
ÇEVİRİ / TRANSLATION
Demokrasinin Sınırları
D. Eric Schansberg</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101520</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc147cc5-872a-4a92-b641-9ac02c1efbee.jpg</image:loc>
            <image:title>Ziya Gökalp ve Türk Töresi</image:title>
            <image:caption>Muharrem Yellice`nin 70`li yıllarda Tez olarak, Ziya Gökalp`in Türk Töresi eserini Osmanlı Türkçe`sinden Yeni Türkçe`ye çevirip, aradan geçen 40 yıl gibi uzun bir zaman sonra yeniden ona sarılması; sanayileşerek batılaşan Türkiye`de kaybolmakta olan kadim değerlerin hüznü ve endişesini taşımaktadır.
Aynı kaygı 100 yıl önce Ziya Gökalp`te doğmuştu ve onun için kaleme sarılıp Türk Töresini yazdı. En verimli çağında ölmesi onun yapacağı keşif ve yeniliklerin kitaplara geçmesine imkan vermedi..
Türk`ün değerler sistemi olan Türk Töresi, yeni koşullarda nasıl ayakta kalacak ve toplum kökleriyle olan bağını nasıl koruyacaktı?
Yellice bu kitapta Ziya Gökalp`in Türk Töresi`ne nasıl ne kadar katkıda bulunurum düşüncesiyle, 40 yıl önceki tezini yeni ilavelerle düzenleyip günümüz insanına sunmuştur. Eserin önemli bir boşluğu doldurduğuna inanıyorum.
Ali Yıldız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101521</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c0ecf51-c4b2-4693-95d9-408a9676ca5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Elektronik Aşklar</image:title>
            <image:caption>Zamansızlığın sahibisin sen, istediğin zaman çık gel 
Özgürlüğe kanat çırpan bir güvercin ürkekliğinde, uykudayım, 
Uyanırsam kahrolurum, rüyamda başköşe senin Yak gel karanlığı, uğra, hep gel, çok kal, keşke hemen gitmesen</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101522</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d45f0a6b-0614-465e-8b0a-b5f196a44e62.jpg</image:loc>
            <image:title>Can Can - Dini Hikayelerle Ahlak Eğitimi</image:title>
            <image:caption>Adım Adım Güzel Ahlak
&apos;Çocukluk yılları, insan karakterinin büyük bölümünün şekillendiği bir dönemdir. Karakteri şekillendiren unsurlar başta aileden ve çevreden alınan eğitim sonra da çocuğun ruh dünyasında izler bırakan hatıralardır. Çocuğa ailesi tarafından verilen eğitim ve ruhunda iz bırakacak hatıraların oluşmasında ise ona anlatılan hikâyelerin önemli bir yeri vardır.
Elinizdeki eser, pek çoğu gerçek hayattan alınmış hikayelerle, çocukların gönül dünyalarında güzel ahlak özellikleriyle tanışmasına imkan verecek, aynı zamanda hikâyelerin kahramanlarıyla özdeşleşen çocuklarda sağlam bir karakterin de oluşmasına yardımcı olacaktır.&apos;
Prof. Dr. Mehmet Emin Ay</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101523</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4899022e-8f36-490a-945b-e9223aa0d212.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat ve Toplum Dergisi 141. Sayı</image:title>
            <image:caption>Türkiye’nin Kriz Deneyimleri 1994, 2000-2001, 2008-2009 ve 2018-2022 Krizleri 
Nur Keyder 
 
Sanayi İçeride Kazandığını Dışarıda Veriyor 
Osman Aydoğuş 
 
Küresel İklim Krizine Karşı Net Sıfır Emisyon Hedeflemesi ve Bölüşümde Adalet Sorunsalı 
Erinç Yeldan 
 
Türkiye’de Kârlar ve Kârlılık 
Alper Duman 
 
Yuvarlak Masa: Ömer Faruk Çolak, Kamil Yılmaz, Serdar Sayan 
 
Ekonomik Kırılganlık ve Entropi 
Süleyman Değirmen, Seyit Ali Miçooğulları, Halil Küçükbiltekin 
 
Sermaye Girişine Dayalı İnşaat Odaklı Büyüme Modeli Devalüasyon ve Türkiye Ekonomisinin (Konut) Krizi 
Yılmaz Aydın 
 
Türkiye’de ve Dünyada Kadın İstihdamı 
Bilge Erten 
 
Sosyal Bilimciler Konuşuyor: Demet Lüküslü 
 
İmparatorluklar ve Avrupa’nın Sömürgeleşmesi 
Ergun Türkcan 
 
Homo economicus – İktisadi İnsan Tarihine Bir Not Ercan Eren</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101524</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ebbab190-62aa-489e-8dac-6110052f1445.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayretix Sıradışı Canlılarla</image:title>
            <image:caption>Merhaba Arkadaşlar, 
Ben Hayretix. Hep beraber birbirinden acayip canlılarla tanışmaya ne dersiniz? Aklınız duracak. 
Biliyor musunuz? 
Birlikte çok acayip bir boksör karidesle tanışıyoruz. Bu karides, avına saniyede 25 metre 
hızla su jeti fışkırtıyor. Bu sırada meydana gelen kabarcık, şiddetle patlarken içindeki 
sıcaklık ise 4500 °C’yi geçiyor. 
Veee işte yumurtlayan, ördek gagalı, kunduz kuyruklu, perde ayaklı ve zehirli bir 
mahmuzu olan eşsiz bir canlı… Öyle muhteşem bir gagası var ki! Mucize bir fabrika gibi.. 
Dans eden bitki işte burada! Haydi, onu da görelim. Bu süper bitki sesle hareket ederek 
âdeta dans ediyor. 
Kendi ağırlığının 850 katı yük taşıyabilen müthiş bir halterciye var burada. Boynuzlarını 
savunma aracı olarak kullanan bu böcek, Herkül adını hak edecek kadar güçlü yaratılmış. 
Hayret! Dünyamız sıra dışı canlılarla dolu. Öyle akıl almaz özelliklerle donatılmışlar ki… Sırlarını fısıldıyorlar bizlere? 
Seslerini duyuyor musunuz? 
BU HARİKA CANLILARI TANIMAYA NE DERSİNİZ? ÖYLEYSE HAYDİ 
YOLLARA DÜŞÜYORUUUUUZ! 
3, 2, 1, 0!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101525</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ddedb26b-dc0a-41df-9101-ba6222f3e296.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayretix Yeraltında</image:title>
            <image:caption>Merhaba Arkadaşlar, 
Ben Hayretix. Hep beraber yeraltı dünyasının gizemini çözmeye ne dersiniz? Hayretler içinde kalacaksınız. 
Biliyor musunuz? 
Birlikte inanılmaz bir mağaraya iniyoruz. Yeraltındaki gökyüzünü arayacağız sizlerle. Şaşırdınız, değil mi? Yeni Zelanda’daki bir mağaranın tavanı pırıl pırıl parlayan gökyüzü gibi görünüyor. Neden acaba? 
Bir ağustos böceği türü ile tanışıyoruz. Bunlar, tam 17 yılı yer altında geçiriyor. Sonra milyonlarca ağustos böceği, bir anda topraktan çıkıveriyor. Bu olay gezegenin en büyük böcek hareketi olarak biliniyor. 
Yeraltı sakinlerinden yıldız burunlu köstebeğin burnunda 22 tane uzun, ete benzeyen yapı bulunuyor. Bu yapıların 1 cm 2 ’lik bölgesinde 25.000’den fazla reseptör yaratılmıştır. 
Afrika’nın İshikari sahilinde yaşayan, Formica Yesensis adındaki karınca kolonisi, 45 bin tane yuvada yaşıyor. Yaklaşık 1.080.000 kraliçeli koloniye “Süper Koloni” deniyor. 
İnanılır gibi değil! Yer altı dünyası, hayret verici şeylerle dolu. Yer altı şehirlerinden, acayip canlılara kadar... Neler fısıldıyorlar bizlere? 
Seslerini duyuyor musunuz? 
YERALTININ ESRÂRINI ÇÖZMEYE NE DERSİNİZ? ÖYLEYSE HAYDİ 
İNİŞE GEÇİYORUUUUUZ! 
3, 2, 1, 0!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101526</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d564d63a-89a9-40e6-8cd5-ce4334bb4f3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayretix Yeryüzünde</image:title>
            <image:caption>Merhaba Arkadaşlar, 
 
Ben Hayretix. Hep beraber yeryüzünün öyle acayip yerlerini dolaşacağız ki!  Gözlerinize inanamayacaksınız. 
Biliyor musunuz? 
 
Önce “Dünyanın En Büyük Aynası” ile tanışıyoruz. Heyecan verici, değil mi? İşte Salar de Uyuni. Yakınlarında 3000 yıllık mumyaların olduğu bir mağara da var üstelik! 
Sonra da Ölüm Vadisi’ne gidiyoruz desem, ne dersiniz? Burası dünyanın en tuhaf yerlerinden birisi. Çünkü vadideki kayalar, kendi kendilerine yürüyor. Bazılarının ağırlığı 300 kilogramı buluyor! 
 
Dikkat dikkat! Keli Mutu’nun krater beşiğinde, yan yana 3 tane göl var. Hem göllerin her biri farklı renkte görünüyor, hem de her bir göl bukalemun gibi zamanla renk değiştiriyor. 
 
Ürpertici bir bilim kurgu dekoru görmek ister misiniz? Burası, Sivri Kayalar Çölü. Sapsarı kum üzerine serpilmiş sipsivri kayalar dikili burada. Tam bir korku filmi gibi! 
 
Büyüleyici yeryüzü, böyle hayret verici yerlerle ve şekillerle dolu. Her geçen gün, yepyeni sırlarını fısıldıyorlar bizlere. Seslerini duyuyor musunuz? 
 
YERYÜZÜNÜN GİZEMİNİ ÇÖZMEYE NE DERSİNİZ? ÖYLEYSE HAYDİ YOLCULUĞUMUZ 
 
BAŞLASIIIIIIN! 
3, 2, 1, 0!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101527</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c5ab5c9-d210-4c75-bc7d-257ea8c35745.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayretix Volkanlarda</image:title>
            <image:caption>Merhaba Arkadaşlar, 
Ben Hayretix. Birlikte öyle fokurdayan, alev alev yerlere gideceğiz ki! Aklınız hayaliniz duracak. 
Biliyor musunuz? 
Volkanlarda çok acayip şeyler oluyor. Meselâ yıllar önce Dünya çapında gün batımının rengini ve 5 yıl boyunca da iklimi değiştiren bir şey olmuş. İnanılmaz bir yanardağ patlaması! 
Buzul volkanı mümkün olabilir mi, ne dersiniz? Garip ama gerçek... Evet, Güneş sistemindeki en büyük cüce gezegende ‘buz volkanı’ keşfedildi! 
Dünyada dev bir ateş çemberi var. Hiç duymuş muydunuz? Pasifik Ateş Çemberi, bir deprem ve volkan kuşağı! Yeryüzündeki depremlerin % 81’i bu kuşakta oluyor. Aman Allah’ım! 
Veeeeee işte esrarengiz bir konu! ÇAMUR VOLKANLARI. Dünyadaki çamur volkanlarının %70’i, Azerbaycan Bakü civarında petrol ve doğalgaz bölgelerinde görülüyor. Azerbaycan’da tam 220 çamur volkanı bulunuyor. 
Nefes kesen volkanlarda, daha neler oluyor neler. Ateşten nehirlerden, fokur fokur lav göllerine kadar hepsi, çok özel sırlarını fısıldıyorlar bizlere. 
Seslerini duyuyor musunuz? 
VOLKANLARIN SIRLARINI KEŞFETMEYE NE DERSİNİZ? ÖYLEYSE HAYDİ KOŞALIM! 
3, 2, 1, 0!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101528</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f99600b-9546-428b-b8e5-50add4dd10de.jpg</image:loc>
            <image:title>Akdeniz Işığını İzleyen Felix Ziem (1821-1911)</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki bu kitap İstanbul seyahati sonrası atölyesinin bahçesine camiler inşa ettiren, Vincent Van Gogh tarafından övgülere layık görülen, Claude Monet’nin jüri üyeliğini yapan, henüz hayattayken bir vasiyet üzerine Louvre Müzesi’ne girmeyi başaran, caddelere ismi verilen ve izlenimcilik akımının öncülerinden olarak kabul gören sanatçı Félix Ziem’in hayatını ve sanatını okuyucuya sunmayı amaçlamaktadır. 
Tamamı renkli resimlerden oluşan, kuşe kağıda basılı bu kitaı sanat severlerin zevkle okuyacağını umuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101529</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c7536f3-89c5-4b83-b6f3-dc5a757767e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bergama Müzesi Cam Eserleri</image:title>
            <image:caption>Hellenistik Dönem’de (MÖ 330-30), Pergamon antik kenti dünyanın kültür ve sanat merkezi olmuştur. Zeus Sunağı, Traian Tapınağı, Asklepion, Athena Tapınağı, Demeter Kutsal Alanı, gymnasiumlar, kütüphane ve tiyatro gibi yapılar o dönem mimarlığının başyapıtlarıdır. Mimari eserler yanında kazılarda ortaya çıkarılan bronz eserler, seramik vazolar ve cam eserler yine döneminin en güzel eserleri arasındadır. 
Bu çalışmada Bergama Arkeoloji Müzesi’nde muhafaza edilen yaklaşık bin kadar eserden seçilen 304 eser incelenmiştir. Konunun uzmanları tarafından hazırlanan bu kitap, form çeşitliliği ve zengin kaynakçası ile Antik Dönem cam eserlerine ilgi duyan herkes için bir başvuru niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101530</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8955b613-cd08-47db-8f2e-d6a9d25421a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Resim Yazıları</image:title>
            <image:caption>Nahid Sırrı Örik, Sultan Hamid Düşerken ve Kıskanmak gibi edebiyatımızın büyük klasikleri arasında sayılan kurmaca eserlerinin yanı sıra eleştiri, deneme, inceleme türlerinde de çok sayıda metin kalem aldı. Gazete ve dergilerde yayımlanan bu yazılar sinemadan edebiyata, kent tarihinden sanatın farklı dallarına pek çok konuda keskin gözlemler, özgün değerlendirmeler içerir. Resim Yazıları’nda Nahid Sırrı’nın 1928-1952 yılları arasında çıkmış olan resim sanatı üzerine yazıları yer alıyor. Dönemin sanat ortamına dair tanıklıklar, resim sanatının gelişimi, devletin üstlenmesi gereken rol, müzecilik, resim tarihinin nasıl yazılabileceğine ilişkin öneriler… Literatüre büyük katkı sağlayacak, yaratıcı yaklaşımlar içeren bu yazılar, Bahriye Çeri’nin sunuşuyla ilk kez kitaplaşıyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101531</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8664d02c-be2d-4c8d-8502-13dc54a5a273.jpg</image:loc>
            <image:title>Uykusuzluk</image:title>
            <image:caption>Ralph Roberts, emeklilik günlerinde eşinin yasını tutarak uzun, uykusuz geceler geçireceğini bir kez olsun düşünmemişti. Ama şimdi sevgili Carolyn&apos;ını kaybetmiş, günden geceye, her geçen dakika daha da erken uyanmaya başlamış ve sonunda uykusuzluğun kendisini tamamen esir aldığı o tedirgin edici anlara gömülmüştü...
Uykusuz geçen gecelerde yaptığı yürüyüşler sırasında bir şeylerin ters gittiğini fark eden Ralph, halüsinasyon olmasından şüphe ettiği birtakım tuhaflıklar görmeye başlar; bazı insanların başlarından yükselen ipler, karanlık çökünce şehirde dolaşan iki küçük adam ve diğerleri...
Ancak Ralph’in tanık oldukları uykusuzluğun getirdiği halüsinasyonlardan çok daha fazlasıydı. Gerçekte Derry’de habis ruhlar kol geziyor, şehrin sıradan görüntüsünün altında dehşet verici güçler kuytularda saklanıyordu.
Artık Ralph’in en büyük sorunu uykusuzluk değildi; şehir boğazına kadar ölümün soğuk karanlığına gömülmüştü.
Romanlarını Maine’de kurgulamayı seven Stephen King, Uykusuzluk’ta bir kez daha buraya dönüyor. Yazarın iliklere işleyen bir gerçekçilikle doğaüstü korku unsurlarını buluşturduğu bu şaheserini elinizden bırakamayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101532</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45b5178a-2a30-4723-9264-f74c707e3405.jpg</image:loc>
            <image:title>Beş Sevim Apartmanı</image:title>
            <image:caption>Kimse bilmezdi apartmana neden bu ismin takıldığını. Beş belki daire sayısıdır apartmanın ama ya Sevim nedir, kimdir, neden beş tanedir? 
 
Beş Sevim Apartmanı’nda, apartmanın bu tuhaf ismine hiçbir zaman başkaldırmamış, onu değiştirmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemiş insanlar yaşardı. 
Bu beş tuhaf insanın cinlerle perilerle ilgisi yoktu belki ama sanki hepsi deliydi... 
Hatta bu birbirini belki de hiç tanımayan, tanısa da tanımazlıktan gelen beş garip komşu, düpedüz akıl hastasıydı. 
Beş Sevim Apartmanı Cihangir Pürtelaş Sokağı’nda sıradan bir apartmanda yaşanan sıra dışı, akıl dışı olayları konu ediyor. Apartmanın sahibi yapayalnız Doktor Samimi, aşk hayatını olumsuz yönde etkileyen yakın arkadaşı cinperilere savaş açıp onlarla hayli içli dışlı beş akıl hastasını yerleştiriyor apartmana. Sıra yeni sakinler bir bir yaşamlarını, nasıl delirdiklerini anlatmaya geldiğinde de pürdikkat onları gözlemliyor… 
 
Mine Söğüt’ün 2003 yılında yayımlanan ilk romanı Beş Sevim Apartmanı okurları cinperi âleminde ağırlayıp büyülemeye devam ediyor. 
 
#cinperi #masal #rüya #aşk #istanbul #delilik #kedi #büyü #günlük #travma #yaşamöyküsü 
 
#yaz #sıkıntı #hüsran #hayalkırıklığı #yalnızlık #içdünya #umutsuzluk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101533</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/276aebc5-3aac-4542-9633-54dd0ddcb63e.jpg</image:loc>
            <image:title>Medya Siyaset ve Demokrasi</image:title>
            <image:caption>Medya ve siyaset ilişkisi bir güç ilişkisidir. İşleyen bir demokraside, medya ve siyaset gergin bir ilişki içindedir. Toplumsal yapıyı meydana getiren temel kurumlar olarak medya ve siyaset, hem birbirine gereksinim duymakta hem de yön vermektedir. Bu noktada, demokrasinin nasıl korunacağı ve geliştirileceği sorusu önemini korumaktadır. Siyaset, medya metinlerinde &quot;önyargı&quot; ve &quot;çerçeve&quot; gibi anlatı biçimleriyle belirli bir anlam kazanmaktadır. Modern toplumlarda siyaset, medya üzerinden yürütülmekte, siyasal aktörler ve hükümetler yurttaşlarla geleneksel ve yeni medya üzerinden iletişim kurmaktadır. Medya, aynı zamanda, yurttaşların siyaset ve kamu işleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlayan temel bilgi kaynağıdır. Siyasal bilginin iletilmesinde medya merkezi bir rol oynadığından, medyanın nasıl işlediğini anlamak önemlidir. 
 
      Özellikle, yurttaşların çoğulcu bir medya düzeni içinde farklı bir bakış açılarına erişebilmesi ve kanaatlerini özgürce oluşturabilmesi, demokrasinin temel unsurlarından biridir. Ayrıca, internetin ve sosyal medyanın gelişimi, siyasal iletişim biçimlerinide değiştirmiştir. Katılımcı bir kamusal alan için potansiyel bir kolaylaştırıcı olarak medyanın rolü, yeni medya tartışmalarının merkezinde yer almaktadır. Bu kitap, demokratik toplumlarda geleneksel ve yeni medyanın temel işlevlerini ve siyasetteki yerini anlamaya ve açıklamaya yardımcı olmakta, haber medyasına ilişkin genel ve teorik bir çerçeve sunmakta ve yeni medyanın, siyasal iletişimi, siyasal pratiği ve kamusal alanı dönüştürüp dönüştürmediğine ilişkin temel tartışmaları içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101534</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cfc1871-8eb7-4a1b-8b69-23534c1d925a.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri</image:title>
            <image:caption>Fareli köyün düzenbazları iş başında!
Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett’ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın yirmi sekizinci halkası olan Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri; efsanevi Fareli Köyün Kavalcısı masalını parodileştiren, Carnegie Madalyalı bir başyapıt.
 
Sadece Diskdünya hayranlarının değil, genç okurların da severek hatmedeceği bir kurgu üstüne temellenen bu çağdaş fabl; dünya çapında 100 milyondan fazla satan külliyatın, alt serilerden bağımsız okunabilen tek kitabı.
 
İnsanlara mahsus düşünsel yetileri farelere atfederek toplumsal normları sorgulayan bir metne imza atan yazar, yaşam ve varoluş gibi felsefi konuları da parmak ısırtan bir üslupla hicvediyor.
 
“İnsanları en iyi kediler bilir.”
 
 
Fareli köyün düzenbazları iş başında!
Hayalî evrenlerin azametli mucidi Sör Terry Pratchett’ın benzersiz yaratımı “Diskdünya”nın yirmi sekizinci halkası olan Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri; efsanevi Fareli Köyün Kavalcısı masalını parodileştiren, Carnegie Madalyalı bir başyapıt.
 
Sadece Diskdünya hayranlarının değil, genç okurların da severek hatmedeceği bir kurgu üstüne temellenen bu çağdaş fabl; dünya çapında 100 milyondan fazla satan külliyatın, alt serilerden bağımsız okunabilen tek kitabı.
 
İnsanlara mahsus düşünsel yetileri farelere atfederek toplumsal normları sorgulayan bir metne imza atan yazar, yaşam ve varoluş gibi felsefi konuları da parmak ısırtan bir üslupla hicvediyor.
 
“İnsanları en iyi kediler bilir.”
 
Zekâsıyla ve kurnazlığıyla dikkat çeken Maurice, konuşabilen bir kedidir. Bu sıradışı becerisini, Görünmez Üniversite civarındaki sihirli atıklarla beslendikleri için “değişmiş” olan farelerden birini yiyerek edinmiştir. Evet, “değişmiş” fareler! Yani bildiğiniz ve hatta görünce çığlığı bastığınız farelerden değil. Gerçi görünümleri aynı olsa da bu değişmiş farelerin çok üstün meziyetleri vardır: Konuşmayı, okumayı, yazmayı ve düşünmeyi bildikleri gibi bir de devamlı kendilerini geliştirirler. Diğer kedilerle vakit geçirmekten artık keyif almayan Maurice de zamanla teselliyi bu farelerle yakınlaşmakta bulur. Tabii dolaylı olarak zekâsı onu hemen düzenbazlığa iter. Aklındaki plan çok basittir: köy köy gezip düzmece fare istilaları planlamak. Yanlarına bir de kavalcı çocuk kattılar mı, gelsin paralar! Peki ama, bu işin bir süre sonra farelerin ahlak anlayışıyla zıtlaşacağını söylesek? Gerçi, yemek için hırsızlık yapan farelerin ahlak anlayışı da bir başka tartışma konusu… O hâlde istikamet dosdoğru Dürüm Hamamı Köyü!
 
2022 sonunda animasyon film olarak da karşımıza çıkacak Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri, hayvanların “insanlaşma” çabasını pek de alışık olmadığımız bir kurguyla, katıksız mizah ve kahkahalar eşliğinde veriyor.
 
Niran Elçi’nin pürüzsüz Türkçe’siyle, Diskdünya okurları için Delidolu tarafından yeniden gözden geçirilerek yayımlanan roman, David Wyatt’ın karikatür tarzındaki desenleriyle şenleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101535</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45e95245-8c99-42c9-9269-386abd41a9c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırmızı Zaman</image:title>
            <image:caption>Bu romandaki İstanbul, efsaneler, insanlar, balıklar, kayıklar, iskeleler, saraylar, dehlizler, kesik başlar, mezarlar, hastaneler, morglar, denizkızları, cinayetler, katiller, cellatlar, deliler, yani her şey uydurmadır. 
 
 Efsanelerin yalanı abartılmış, insanların hayatına olmadık benekler atılmış, şehir baştan yaratılmıştır. Yok eğer, “Bunların hepsi gerçek, Haliç’te kırmızı bir kayık durur ve içinde Zaman Dayı yaşar, eski mezarlarda kesik cellat kafaları yatar, küçük kızlar mezar taşlarına dünyanın en güzel şiirlerini yazar, genç bir adam paramparça bir baba arar, her şeyi gören bir kambur hep susar ve İstanbul’un altında sır dolu dehlizler var,” diyen biri çıkar da beni yalanlarsa, ne mutlu bana. 
 
Kırmızı Zaman renkler ve isimlerle, sözcük ve sözlüklerle, söylence ve gerçeklerle, efsane ve inanışlarla örülü, kadim zamanlarla günümüzden hikâyeleri İstanbul’da kesiştiren bir roman. Yahut gerçeğin karanlık gölgesinin vurduğu bir masal… Sergilediği sınırsız düş gücüne karşın katı gerçeklere de yer vermesiyle yayımlanalı beri güncelliğini ve özgünlüğünü koruyor. 
#efsane #söylence #masal #istanbul #ölüm #rüya #şiddet #tanrı #kader #deniz #zaman 
#yaz #sıkıntı #hüsran #hayalkırıklığı #yalnızlık #içdünya #umutsuzluk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101536</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d27a39a0-6aef-4389-a902-1c23dec143f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kur’an-ı Kerim’in İlk Tasavvufi Tefsiri: Tüsteri Tefsiri</image:title>
            <image:caption>Sehl Tüsterî (ö. 283/896) tasavvufi düşüncenin kurucu isimlerindendir. Tüsterî Tefsiri ise -bazı araştırmacıların tespitine göre- günümüze ulaşmış en eski tasavvufi tefsirdir. Bu tefsir, Kur’an’ın bütün surelerinden seçilmiş yaklaşık bin kadar ayetin yorumunu içeren muhtasar bir eserdir ve Tüsterî’nin Kur’an ayetlerine dair yorumlarının derlemesi niteliğindedir. Bu önemli eserin, sadece giriş bölümüyle Fatiha suresini içeren kısmi bir çevirisi dışında, Türkçe tercümesine rastlanamamıştır. Elinizdeki bu çalışmayla bu eksikliğin tamamlanması amaçlanmaktadır. 
Bu çeviri, Tüsterî Tefsiri’nin -aralarında yer yer farklılıklara rastlanan- üç yazma nüshası ve üç baskısı mukayese edilerek hazırlanmıştır. Çalışmanın başına Tüsterî ve tefsiri ile ilgili bir giriş kısmı eklenmiş, çevirinin gerekli görülen yerlerine dipnotlar düşülerek açıklamalarda bulunulmuş ve tefsirde geçen tüm rivayetlerin hadis kaynaklarındaki yerleri dipnotlarda belirtilmiştir. 
Bu çevirinin hem Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılması hem de Tüsterî ve tefsirinin tanınması açısından faydalı olacağı ümit edilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101537</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0e74b95-917a-4057-a7a6-d9655468c505.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendim Olmak Güzel</image:title>
            <image:caption>Kendim Olmak Güzel 
Yaratıcı sanatlar aracılığıyla duygusal okuryazarlık geliştirmek için hazırlanan temel bir kaynak! 
Kendim Olmak Güzel 9 yaş ve üzerindeki çocuklar için öz farkındalık ve öz saygıyı arttırmayı amaçlayan pratik bir çalışma kitabı. Okuyucusunu kendisi ile sohbet etmeye davet ediyor ve nazik bir tanışma faslından sonra şunları soruyor: “Kimsin? Kim olduğuna dair nasıl fikir edinebilirsin?” 
Elinizdeki kitap gençliğe adım atan çocukların kendileri hakkındaki farkındalıklarının artmasına, kişisel özelliklerini ve başarılarını tespit etmelerine yardım eder; değiştirmeye ihtiyaç duydukları şeyler içinse “bir eylem planı” hazırlama fırsatı sunar. Dört aşamalı bir yolculuktan geçen okur, hayatını daha iyi kılacak değişiklikleri yapmaya nereden başlayacağını ve olumlu düşünmenin gücünü keşfedecektir. 
Bu yöntem İngiltere’de gelişim danışmanlığı ve kariyer koçluğu yapan yazar tarafından hem bireysel çalışmalarda hem de küçük ve büyük gruplarda başarıyla kullanılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101538</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca232d33-de2e-40db-914b-b5281173a11d.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’nin Göçmen Kuşları</image:title>
            <image:caption>Alper Tüydeş, yaban hayatı fotoğraflayan bir doğasever. 
Bu kitapta objektifini kuşlara çeviren sanatçı, göç yolculukları boyunca ülkemize uğrayan bazı kuşları tanıtıyor bizlere. 
İşte, Türkiye’nin göçmen kuşlarından birkaçı: Tepeli Guguk, Kocagöz, Dikkuyruk, Korsan Martı… 
Yaşamak için başvurdukları yöntemlerse isimleri kadar şaşırtıcı! 
Üstelik bu kuşlar, çok yakınımızda olabilirler: 
Balkonumuzda kuytu bir köşede, bacamızda, evimize en yakın parkta ya da bir sahilde duyabiliriz seslerini. 
Bir fotokitap olarak hazırlanan Türkiye’nin Göçmen Kuşları’nda, fotoğrafların yanı sıra sanatçının derlediği bilgilerle eğlenceli bir oyun da meraklı okurlarını bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101539</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df89050c-4e6d-4993-a08c-e2becbc0a906.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahramanı Beklerken</image:title>
            <image:caption>Bazen ilaç niyetine hayatına aldığın şeylerin seni nasıl zehirlediğini göreceksin. 
Sen kendin için bir şey yapmıyorsan kim senin için bir şeyler yapacak? Sen kendi yaralarını kendin sarmadan, kim sana yardım edebilir gerçekten? 
Eğer başkaları için önemli olmadığını hissediyorsan, ilk önce kendine şunu sormalısın: 
Ben kendim için önemli miyim? 
Seninle bir yolculuğa çıkacağız bu kitapla birlikte. Her insanın içinde bir sağlıklı bir de sağlıksız bir “ben” vardır. Sağlıksız ben kontrolü devraldığında, insan kendine zarar verir. İşte bu kitapla çıkacağımız yolculuğun amacı, içindeki güzel insana yani sağlıklı bene ulaşmak. 
Bu yolculukta, kaygılarınla baş etmek ve kafaya takmamak için hangi yöntemleri kullanabileceğini, olumsuz düşüncelerini nasıl kontrol edebileceğini, sağlıklı ilişkilerini geliştirirken sana zarar veren zehirli insanlardan kendini nasıl koruyabileceğini, hangi alanlarda mücadele etmenin anlamlı olduğunu, hangi alanlarda hayatı ve getirdiklerini kabullenmen gerektiğini, içindeki değersizlik hissini nasıl yenebileceğini ve kendini nasıl dönüştürebileceğini keşfedeceksin. 
 
Hazır mısın bu yolculuğa?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101540</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83d8fecd-a72a-4505-8b3d-e318cd01070a.jpg</image:loc>
            <image:title>Özlenen Şehirler</image:title>
            <image:caption>Özlenen Şehirler’de, bir kültür tarihçisi olarak yazar, tarihî ve kültürel derinliği olan, medeniyetimizin şifrelerini taşıyan kadim şehirlerin kendisinde bıraktığı izleri kaleme alıyor. Bunu yaparken de gündemine aldığı şehirler medeniyetimizin inşa ettiği en önemli örnekler. 
 
Bizi de, zamanın, şehirler ve hayat üzerinde nasıl izler bıraktığına şahit kılan Özlenen Şehirler, modern dünyada, dar sınırlar içinde koşturup duran insanı biraz mola verip bu özellikleri fark etmeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101541</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/819710b9-cb9e-4098-ad3e-eebce21f2353.jpg</image:loc>
            <image:title>Hamham’ın Korkunç Dişleri</image:title>
            <image:caption>Hamham Korkunç dişlere sahip bir timsahtı. Ormandaki herkesi korkuturdu. Ama sonra beklenmedik bir şey oldu: Ormandaki hayvanlar onun büyük sırrını öğrendi.   Peki Hamham ne yapacaktı? Tekrar hayvanları korkutabilecek miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101542</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/143ed3a6-0460-48bc-a3ba-1b613499f51f.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Geceler</image:title>
            <image:caption>Hem Rus hem de dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Dostoyevski’nin ilk kez 1848 yılında yayımlanmış olan Beyaz Geceler adlı öyküsü, dünyanın en naif aşk öykülerinden biridir.  Kitabın kahramanı Petersburg’da yaşayan ve hizmetçisi haricinde konuşabileceği tek bir arkadaşı bile olmayan yalnız bir adamdır.  Hayalperest bu genç adam, bir gece tesadüfen kendisi gibi yalnız olan Nastenka isimli genç bir kızla tanışır. Hayatında ilk defa bir kadınla yakınlaşan kahramanımız ile Nastenka ikinci buluşmadan sonra dost olup, birbirlerine hayat hikâyelerini anlatmaya başlarlar. Peki daha önce hiç âşık olmamış ve mutsuz bir hayat süren kahramanımız, birdenbire bağlandığı bu genç kızda aradığı mutluluğu bulabilecek mi? 
 
Pek çok kez sinemaya da uyarlanmış olan Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin okuyucunun kalbinde derin duygular bırakan en önemli eserlerinden biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101543</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58bced4f-c9f7-4783-b19f-3c5122a539ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Tropikal Balık Bıdık</image:title>
            <image:caption>MERCAN KAYALIKLARI ŞEHRİNE HOŞ GELDİNİZ!   BALIK TUTMAK YASAKTIR!     
Mercan Kayalıkları Şehri, tüm okyanustaki en güzel, en göz alıcı ve en süslü balıklara ev sahipliği yapardı.   
Ayrıca bir balık daha var: 
BIDIK…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101544</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9612b530-0a43-4efb-a72f-adc78a612733.jpg</image:loc>
            <image:title>Hazel</image:title>
            <image:caption>HAZEL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101545</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8377682-d74f-4449-b854-c4c85b9435ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Gurbetteki Tabut</image:title>
            <image:caption>Hesapsızdır AŞK, matematiği yoktur. Kime, nerede, ne zaman ve nasıl Âşık olabileceğimizi hiç birimiz bilemeyiz. Bu yüzden en çok falcılara para harcarız. Çünkü birçoğumuz merak ederiz, Bizi seviyor mu? 
Hayatımızdaki kişi diye. İnsanı en çok mutlu eden olgudur AŞK. Karşımıza çıktığı için şükrettiklerimizde olur Kahrettiklerimizde. Kimimize cenneti yaşatırken AŞK kimimizi de cehennemin dibine boylatıverir hem de hiç acımadan… Keşke herkesin karşısına hak ettiği karakterde kişiler çıksa. İyi iyiye, Kötü kötüye yar olsa. Çok güzel ve adil olmaz mıydı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101546</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de44d68c-c5ee-4ccd-9c20-0342f658f514.jpg</image:loc>
            <image:title>Blink</image:title>
            <image:caption>GÖZ AÇIP KAPAYINCAYA DEK GEÇEN İKİ SANİYEDE 
BEYNİMİZDE NELER OLUYOR? 
 
Bir çiftin tartışmasına kulak misafiri olup ilişkilerinin geleceğine dair bir fikre kapıldığınız oldu mu hiç? Maç izlerken bir pasın gol olup olmayacağını anladığınız bir an... Ya da yaptığınız bir iş görüşmesinin ardından işe alınacağınızı düşündüğünüz halde yanıldığınız bir durum... 
Elinizdeki kitap, gündelik hayatımızın en küçük bileşenleriyle ilgileniyor: Ne zaman yeni biriyle tanışsak, karmaşık bir durumla yüz yüze gelsek veya güç bir adım atmak zorunda kalsak birdenbire ortaya çıkan anlık izlenimlerin ve kararların içeriğiyle. 
Gladwell, zihnimizin nasıl tepki verdiğini incelediği bu kitabında çok düşünmeden alınan kararların, ince ince düşünülmüş kararlar kadar iyi olabildiği örnekleri çözümlerken, her zamanki gibi madalyonun diğer yüzüne bakmayı ihmal etmiyor ve içgüdülerimizin bize ihanet ettiği anları da sorguluyor. Psikoloji ve nörobilim teorilerinin hayatın çeşitli alanlarından zengin ve yaşanmış örneklerle sınandığı Blink’i okurken kendinize bir adım daha yaklaşacaksınız. 
   “Roman tadında... Blink, dünyamıza ve benliklerimize dair şaşırtıcı içgörülerle dolu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101547</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4677bb73-666e-4d9f-9a4a-aa19668df459.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Zaman ?</image:title>
            <image:caption>Hayatımız adeta “ne zaman” sorusu üzerine kurulu: Yeni bir girişim için atacağımız adım, okula başlangıç, evlilik, taşınma, iş değişikliği… Zamanlamanın kritik önemde olduğu bu tür kararları genelde sezgilerimize ve varsayımlara dayanarak alıyor ve kimi durumlarda da pişmanlığa yelken açabiliyoruz. 
Psikoloji, biyoloji ve ekonomi alanında yapılan zengin çalışmalara dayanan Daniel H. Pink, söz konusu pişmanlığın kader olmadığını, zamanlamaya dair yapılacak küçük düzenlemelerle büyük farklar yaratılabileceğini söylüyor. Zamanlama alanında yapılan güncel veri ve araştırmaları, büyüleyici hikâye anlatıcılığıyla harmanlayan yazar, okuru daha doyumlu bir hayat yaşamaya davet ediyor. Hem de zamanın baskısı altında ezilmeden! 
Pink’in önerileri zamanın ellerimizden uçup gitmesine bir son vermeyecek elbette, ama en azından saatlerimizi daha verimli kullanmamızı sağlayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101550</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/582f28a8-a10e-446c-945e-156d898b2ecd.jpg</image:loc>
            <image:title>Görünmez Krallık-1</image:title>
            <image:caption>Uzak bir galakside, iki kadın, yaşadıkları güneş sisteminin en baskın dini örgütü ve en güçlü şirketi arasında dönen müthiş bir komployu açığa çıkarıyor. Bir anda, kendilerini yıldızlar arası bir kedi-fare oyununun içinde buluyorlar ve hayati bir karar vermek zorunda kalıyorlar: Ya gerçeği açığa çıkaracaklar ya da yaşadıkları dünyaları anarşiye sürükleyecekler. 
 
“G Willow Wilson ve Christian Ward, modern çizgi romanın en vizyoner yaratıcılarından ikisi ve birlikte yazıp çizdikleri GÖRÜNMEZ KRALLIK ile güçlerinin zirvesine çıkıp, baş döndürücü bir hikâyeyi çılgın bir bilgelik ve akıl almaz görsellerle anlatıyorlar. Şiddetle tavsiye ederim.” 
Saladin Ahmed (Ms. Marvel, Black Bolt) 
 
“GÖRÜNMEZ KRALLIK, başlarda tereddüt edip sonrasında elimden bırakamadığım bir çizgi roman. Hem gözlere hem zihne bir vitamin takviyesi. Harika fikirlerle dolu. İki usta yaratıcı, uçağın rotasını atmosferin dışına çevirmişler. Bu kitabı okumak istersiniz.” 
Gail Simone (Birds of Prey, Batgirl) 
“GÖRÜNMEZ KRALLIK, sadece bilimkurgu hayranları için değil, aynı zamanda sınırları zorlayan hızlı anlatımları seven okurlar için de güzel bir kitap. Aynı anda hem çok yakınınızda, hem gözün göremeyeceği kadar uzakta. Tam seveceğim tarzda bir uzay operası.” 
Nnedi Okorafor (LaGuardia, The Binti Trilogy, Who Fears Death) 
 
“Zeki, eğlenceli ve tam anlamıyla nefes kesici. Wilson ve Ward’un Görünmez Krallık’ı, asla terk etmek istemeyeceğiniz bir dünya gibi.” 
Kelly Sue DeConnick (Pretty Deadly, Captain Marvel)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101551</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa12d52b-139c-4d35-a91d-b856251ade5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gümrükten Geçen Şiir Antolojisi</image:title>
            <image:caption>GÜMRÜKTEN GEÇEN ŞİİRLER 
 
Dost yüreklere ulaşır, 
Gümrükten geçen şiirler... 
Gönüllere sevgi taşır 
Gümrükten geçen şiirler... 
 
Dil ayırmaz, ırk ayırmaz 
Yol ayırmaz, ark ayırmaz 
Ev ayırmaz, bark ayırmaz 
Gümrükten geçen şiirler... 
 
Set dinlemez, engel bilmez 
Uçar gider, yolda kalmaz 
Asırlar geçse de ölmez 
Gümrükten geçen şiirler... 
 
Aşk dolduran kürek ister 
Kavrulacak yürek ister 
Tutunacak durak ister 
Gümrükten geçen şiirler... 
 
Mısrası arşı inletir 
Geçmiş zamanı dinletir 
Nice kulaklar çınlatır 
Gümrükten geçen şiirler... 
 
Toplandı geldi erenler 
Dostluğa gönül verenler 
Bin teşekkür aşk derenler 
Doğurdu nice şairler 
Gümrükten geçen şiirler 
*** 
Çalışmak sadece ekonomik bir eylem değil; aynı zamanda mutluluğun da anahtarıdır. İşyerleri sadece çalışmayla geçen 8 saatlik bir hapishane değil; aynı zamanda dostluk ilişkilerinin kurulabileceği, sanat etkinliklerinin olabileceği ve güzelliklerin paylaşılabileceği bir platformdur. 
 
Kurumumuz mensuplarının ortak eseri olan “Gümrükten Geçen Şiir Antolojisi”nin işyerinde sosyal bağları geliştirerek, sağlıklı bir iletişimi sağlayacak ve iş yeri mutluluğunu artıracak  araçlardan biri olacağını düşünüyoruz. 
 
“Gümrükten Geçen Şiir”ler gönlümüzün onayından da geçmiştir. Okuyanların gönlünde de hoş bir seda bırakacağını umuyoruz. 
 
Editör Ayşe TOPÇU</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101552</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88b36af7-89b7-4d18-8049-6ef3fa4fbf1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ve Velhasılıkelam</image:title>
            <image:caption>Biz daha dünyaya gelmeden evvel Âdem’e Rab’den verilen hediyelerden biridir kelam. Kelam hâsıl olduğundan bu yana kalbin sesi dil ile kulağa taşındı. Söz uzadıkça etkisi azaldı, akılda tutulması hatta anlaşılması zorlaştı. Dimağlarda sözün ya başı ya da sonu kaldı. Bu nedenledir ki sözün kısası, lafı dolandırmadan bir nefeslik söylenmesi makbul oldu. 
 
Her söz söylendiği anda başlamamıştır aslında. Daha yeni duyulmasına karşın sözün oluşmasına zemin hazırlayan olaylar dizini vardır “Ezel” dediğimiz. 
Varlığımızın doğumumuz ile başladığı düşünülse de ikinin üçüncüsü olarak göz açtık bu âleme. Şu anda varolan eslaftan yadigâr. 
 
41 günde kendini yazdıran Ve Velhasılıkelam’ın kaynağı, yengilerimi besleyen yenilgilerimdir. 
 
Ve velhasılıkelam, velhasılı meram... 
 
SÖZÜN ÖZÜ 
Her söz giremez  
Dövülmeyince kulağın örsünde
Sağanak yığınak 
Dolanır durur zihin dehlizinde 
Ta ki yürek ses verene dek. 
Sözün özü, demi yüreğin
Sahi gördün mü, âdemden başka sohbet edeni? 
 
Tülay ENEZ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101553</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a962841b-6182-45c9-8763-7c2b52ae627c.jpg</image:loc>
            <image:title>İlginç Bir Vaka</image:title>
            <image:caption>Her şey, başını kaşıyacak vakti olmayan, zengin işinsanı Giovanni Corte’nin tuhaf bir ilahî ses duymasıyla başlar. Derhal teşhis konur: Söz konusu ehemmiyetsiz bir hastalıktır ve Corte basit bir operasyon sonrasında hayatına kaldığı yerden çabucak devam edecektir. Bunun için son derece modern bir kliniğin en üst katına yerleşir fakat akıl sır ermez birtakım hataların ve hastane bürokrasisinin neticesinde yavaş yavaş, durumu daha ağır seyreden hastaların bulunduğu katlara inmek zorunda kalır, en nihayetinde de kendini hastane cehenneminin en dip noktasında bulur.  
Albert Camus’nün 1955 yılında, Buzzati’nin Un caso clinico adlı oyunundan uyarladığı İlginç Bir Vaka,  Kafkaesk unsurların son derece yoğun hissedildiği, ince bir ironiyle örülmüş alegorik bir metin. 
“Camus, olağanüstü bir duyarlılığa ve insan anlayışına sahip.” 
 DINO BUZZATI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101554</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8037ae75-7cfb-448f-aa82-d756f656208f.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Rahibeye Ağıt</image:title>
            <image:caption>İki çocuklu, varlıklı bir çift olan Temple ve Gowan’ın hayatı bir anda derinden sarsılır. Çocuklarından biri, Temple’ın dadı olarak işe aldığı eski bir fahişe ve uyuşturucu bağımlısı bir kadın tarafından beşiğinde boğulur. Mahkemenin sonucu bellidir: Siyah dadı idama mahkûm edilir fakat hukuk sisteminin ikiyüzlülüğünü, tarafsızlıktan uzak oluşunu  irdeleyen avukatı, bu olayın ardındakileri eşelemeye, hakikati gün ışığına çıkarmaya kararlıdır. 
 
Albert Camus’nün, William Faulkner’ın aynı adlı romanından sahneye uyarladığı Bir Rahibeye Ağıt, yasaların mutlak bir adalet sağlayıp sağlamadığını, gerçeğin dışarıdan göründüğü gibi olup olmadığını soruşturan çarpıcı bir metin.  
 
&quot;Fransız yazarları arasında en çok Camus&apos;ye hayranlığım var. Benim her zaman yapmaya çabaladığımı yapabilen tek adam o. Arıyor, araştırıyor, kendi ruhunu inceliyor, insanlık sorunlarını gerektiği gibi, etkili bir şekilde anlatıyor.&quot;   William Faulkner</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101555</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1aef0aed-9f52-492d-aea3-89d44d101020.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar</image:title>
            <image:caption>Crane ırkçılık, tecrit, kitle öfkesi gibi temalar içeren Canavar’ı binlerce siyahın öldürüldüğü linç olaylarının yaşandığı 19. yüzyılın sonunda kaleme alır. 
 
Crane’in hayalî Whilomville kasabasında yaşayan siyah genç Henry, çalıştığı evde yangın çıkınca işvereni Dr. Trescott’un oğlunu alevlerin arasından kurtarmak için gözünü kırpmadan içeri dalar. Ancak küçük Jimmie’nin yüzüne gülen şans, Henry’yi kasabanın ucubesine çevirir. Yangında aldığı yaralarla tanınmaz hale gelen Henry kimselerin görmek istemediği çirkin, huzursuzluk veren bir varlıktır artık. Onun tedavisini üstlenen Dr. Trescott ise kasabalının gözünde bu ucubeyi yaşatmaya çalışan bir sapkına dönüşür. 
 
“Lanetli hikâye aklımdan çıkmıyor…” 
 
Joseph Conrad</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101556</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1485e01-7383-423f-9d1c-de2ad33d93d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Şato</image:title>
            <image:caption>Franz Kafka’nın Dava ve Amerika’yla birlikte tamamlamadan bıraktığı Şato, ilk kez 1926’da Max Brod tarafından yayımlandı. Kadastrocu K.’nın profesyonel ve bireysel kimliğinin gizemli bir şato ve temsilcileri tarafından tanınması için verdiği beyhude mücadeleyi anlatan eser, iktidar yapılarının yarattığı sistematik düzeni sorunsallaştırır ve bu yapıların ürünü olan bürokratik labirentin karşısında pasif boyun eğişi yüzümüze çarpar. Devlet aygıtının keyfiliği, orantısız gücü ve aşırı bürokratikleşmesi üzerine kara bir hiciv olarak okunan Şato, insanın anlamdan yoksun bir dünyada sonuçsuz kalmaya mahkûm anlam arayışına dönüşür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101557</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3a89d36-0101-4a48-b83b-c6ef33c013f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhumuzda İnat Sonunda Vuslat</image:title>
            <image:caption>“Trabzonspor taraftarları futbolu ve taraftarlığı nasıl öğreniyor, deneyimliyor ve anlamlandırıyorlar?” 
Futbol, topluma egemen olan değerlerin ve ortak kültürün bir yansımasıdır. Onun analizi bize, oynandığı mahalle, kent, bölge, ülke veya kıta hakkında derinlikli bilgiler sunar. Futbolu toplumsal olandan ayrı, teknik bir oyun olarak düşünmek hatalı olur. Futbol, eşitsiz güç ilişkileri içerisindeki mücadeleyle birlikte yerel bir kültürün kendine has özelliklerinin de keşfedilmesini sağlar. Futbol sayesinde insanlar, yerel ve küresel aynılıklarını ve farklılıklarını hem keşfedebilir hem de ifade edebilir. 
Türkiye’de futbol taraftarlığı araştırmalarının büyük bir çoğunluğu, İstanbul’un üç büyük kulübü olarak bilinen Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarlarına yoğunlaşmıştır. Bu kitap, yalnızca Trabzonspor taraftarından ziyade, taraftar gruplarına odaklanmayı tercih ediyor. Taraftar gruplarının anlam üretici aktörler olarak, tribünlerde sergiledikleri bedensel hareketleri ve performansları aracılığıyla, neoliberalizmle birlikte metalaşan futbolun yarattığı hem taraftarlar hem de kulüpler arası eşitsizliklere karşı yerel aidiyetlerini yücelttikleri anlatılar ve söylemler ürettiklerini iddia ediyor. Trabzon, tarihi, maalesef ki neredeyse yok olmak üzere olan mimarisi ve coğrafyasıyla Karadeniz’in ilgi çekici kentlerindendir. Ona ne kadar direnirseniz direnin sizi kendine çeker, benzetir ve bağlar. Bordo-mavi, iki uyumlu rengin hissettirdiğinden daha fazlasını hissettirir size. Bu yüzdendir ki Trabzonspor tribünleri, kendine has özelliklere sahiptir…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101558</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fed4306c-844f-4bd7-b69c-d6056ee0eb35.jpg</image:loc>
            <image:title>Dillerin Kökeni Üzerine Deneme</image:title>
            <image:caption>Dillerin Kökeni Üzerine Deneme, Aydınlanma düşüncesinin en önemli figürlerinden Rousseau’nun dilin doğuşu ve gelişimini ele aldığı, dil ve iletişim kavramları üzerine temel ve ölümsüz bir inceleme. 
 
 Sesler nasıl dile dönüşür? Neden konuşmaya ihtiyaç duyarız? İnsan nasıl toplumlaşmıştır ve dil bu değişimin neresinde durur? Noktalama işaretlerine neden ihtiyaç duyulmuştur? Anlaşmak için konuşmak gereklilik midir, yoksa insan yalnızca beden diliyle de anlaşılabilir mi? Peki konuşma nasıl şarkıya dönüşmüştür? Tüm bu sorulara yanıtlar aradığı denemesinde Rousseau yalnızca dille sınırlı kalmaz, birer dil olarak müzik ve resmi de tıpkı cümleyi öğelerine ayırırcasına bileşenlerine ayırır, tüm bu kavramları medeniyet ve toplumlaşma bağlamında da değerlendirir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101559</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/661b6735-c3ef-4eff-95b5-77bca4e3ede7.jpg</image:loc>
            <image:title>Rip Van Winkle</image:title>
            <image:caption>Irving, Rip Van Winkle’da yıllarca süren uykuların, zamanda atlamaların olduğu, farklı kültürlerde benzerleri anlatılan masala yeni bir yorum getirir, masalın arka planınaysa Amerikan Devrimi’ni alır. 
 
 Biraz hava almak üzere ormanda bir yürüyüşe çıkan iyi yürekli Rip Van Winkle, tuhaf birtakım olaylar sonucu bir ağaç kovuğunda uyuyakalır. Uykuya daldığında Britanya İmparatorluğu’nun kolonisindedir, uyandığındaysa George Washington’ın portreleri duvarlara asılmıştır. Yirmi yıl süren uzun uykusunda epey yaşlanan Rip Van Winkle yepyeni bir hayata, yabancılaştığı kasabasına ve hiç tanımadığı torununa alışmaya çalışır; kimilerine bir kâbus gibi görünen bu durum, ihtiyarın umutla başladığı ikinci bir yaşam olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101560</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45d24b67-b94d-4a73-b0f3-ce4f0d36252d.jpg</image:loc>
            <image:title>Vahşi Hayvanlara İnanmak</image:title>
            <image:caption>Antropolojik bir araştırma için ormanın derinliklerinde, doğayla mümkün olduğunca iç içe yaşayan anlatıcı, 25 Ağustos 2015’te, Rusya’nın Kamçatka bölgesinde bir ayıyla karşı karşıya gelir ve iki dünya arasındaki sınırlar çöker. Bu karşılaşma ondan yüzünün yarısını almakla kalmaz, efsane gerçekle, geçmiş şimdiki zamanla buluşur. Bölge halkı için o artık bir “miedka”, yani iki dünya arasında yaşayan yarı insan yarı ayıdır. 
 
Kuzey Kutbu halkları konusunda uzman bir antropolog olan Nastassja Martin, yüzünü paramparça eden ayının saldırısından kurtulduktan sonra geçirdiği dönüşümü anlattığı bu sıra dışı kitapta, hayvanda ötekilik gören natüralizmden son derece uzak, farklı bir yüzleşme deneyimi sunuyor.  
 
“Martin rasyonel düşünceyle tanımlanmaya çalışılan, insan ile insandışının diyalog kurduğu belirsiz alanları soruşturuyor.”     
Le Monde</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101561</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be4db623-7975-4518-b6f5-2228d26ed555.jpg</image:loc>
            <image:title>Sihrin Tonları -Çelik Prens</image:title>
            <image:caption>New York Times’ın bir numaralı çoksatan yazarı V. E. Schwab’ın kaleminden, Sihrin Tonları üçlemesindeki Maxim Maresh’in, Kell’in üvey babası ve ülkenin acımasız kralının geçmişine dalın!
 
Dünyaların birbirine sihirle mühürlenmesinden bu yana iki yüz yıl geçti.
 
Arnes’in başkenti Kırmızı Londra, Maresh İmparatorluğu’nun yönetiminde büyüyor. Ancak Kral Nokil Maresh, oğlu Prens Maxim’in kendi Londra’sı yerine başka Londra’lara kafa yorduğunu öğrendiğinde, Prens’in dikkatini çekme umuduyla onu tehlikeli bir askeri sefere gönderiyor.
 
Maxim’in gideceği yer olan Verose –daha iyi bilinen adıyla Kan Sahili– belalarıyla ünlü, tehlikeli bir liman kentidir. Maxim vardığı gibi dolandırıcılar ve hırsızlar, düzenbazlar ve kavgacılarla karşı karşıya kalıyor... Daha da kötüsü, haydutlar ve askerler tarafından korkulan, kötü şöhretli korsan kraliçe Arisa limana yanaşıyor!
 
Andrea Olimpieri (Dishonored) tarafından harika bir şekilde resmedilen ve Enrica Angiolini (Doctor Who: The Thirteenth Doctor) tarafından ustalıkla renklendirilen bu daha önce hiç anlatılmamış, heyecan verici hikâye, modern fantezinin en çekici karakterlerinden biri olan Maxim Maresh’in sırlarını açığa çıkarıyor!
 
Bu özel baskı, V.E. Schwab’ın yorumları ve daha önce görülmemiş çizimler de
dahil olmak üzere 16 sayfalık bir ekstra bölüm içeriyor!
 
“Olağanüstü... büyük bir hızla ilerliyor ve çizimler harika!”
-Culture Of Gaming
 
“Muhtemelen şu anda piyasada olan en iyi fantezi çizgi romanı.”
-Culturess</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101562</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd97c5d8-a471-4062-b168-d00ab37d1ab4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarıl Can</image:title>
            <image:caption>Sen de birine sarılmak ister misin?
Sarıl Can bunu çok istiyor ve sarılacak
birilerini arıyor.?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101563</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b91c005-5a71-49d4-bfdc-0bf357d0dea5.jpg</image:loc>
            <image:title>Heybe Sayı:3</image:title>
            <image:caption>Neo-liberal politika ve uygulamaların bu sorunların topyekün bir biçimde çözümünü zorlaştırdığı da çok açık. Kamu sorumluluğunun giderek azaldığı bir yapıda bu büyük sorunların çözümünde bireye yüklenen sorumlulukların sınırı nerede duruyor? Bireyin bu sorunların farkında olmadığı ve çözümüne katkı sunmadığı durumlarda kamu ne kadar etkili olabilir? Peki, tüm bu değişimlere ilişkin insanlığın yanıtı ne olacak/ne olmalı? Peki, insanlığın sorunlarını çözmeyi, ihtiyaçlarını karşılamayı ve bunu hak temelli olarak yapmayı hedefleyen sosyal hizmetin yanıtı ne olacak/ne olmalı? Bu soruların yanıtını bulmayı (en azın- dan) denemek için Heybenin 3. Sayısının temasını “DÖNÜŞÜM: Sosyal Sorunlar ve Politikalar-1” olarak belirledik. Amacımız, bu konulara yeni ve farklı pencerelerden bakabilmek, birlikte düşünebilmeyi kolaylaştırabilmek. 
 
Bu sayıdaki tartışmaların, sosyal hizmet/sosyal politika alanında çalışan ya da bu hizmetlerden faydalanan herkese katkı sağlaması dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101564</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c19cbb14-80bc-43d5-9f8e-2d45d41ecf11.jpg</image:loc>
            <image:title>Balkan Faciaları (1912-1913)</image:title>
            <image:caption>“Geçirdiğimiz felâketler, her an tehdidi altında bulunduğumuz muhâtaralar bize öğretmiş olabilmelidir ki efrâdın ayrı ayrı refah ve saadetinden evvel umum vatanın hârici tehlikelere karşı masûniyyet ve mahfûziyyeti mühimdir... ” 
 
Ahmed Cevad 
 
Oku, Ağla, Düşün ve Uyan! ifadeleriyle başlayan ve özellikle Osmanlı Türklerinin Balkanlarda uğradıkları mezalimden çıkarılacak dersleri vurgulayan bu eser, basit bir “propaganda” çabası olarak görülemez. Aksine, ‘millî bir şuur ve hafıza inşâsı’ olarak değerlendirmek, yakın geçmişten yükselen bir ihtâr belgesi olarak görmek daha yerinde olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101565</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a51afb3e-82d3-4c45-a313-342b18038442.jpg</image:loc>
            <image:title>Mim Kemal Öke&apos;nin Tarihi Romanlarında Yapı ve İzlek</image:title>
            <image:caption>Mim Kemal Öke&apos;nin Tarihi Romanlarında Yapı ve İzlek</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101566</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/31411fe2-f97d-4ad0-983f-52bfd8a5e629.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk, Bir Kere</image:title>
            <image:caption>Aşkın ne olduğunu bilseydik, dünyaya hükmedebilirdik. 
 
Maddy kalbinin sesini dinleyen cesur bir kızdı. Yetişkin bir kadın olduğunda, kalbini Peder Barry’ye kaptırdığını fark etti.Ama onu bir türlü ikna edemedi. Barry yeminini bozamayacağını düşünerek kasabadan kaçıp gitti. Ve aradan geçen yıllar her şeyi değiştirdi... 
 
Maeve Binchy’nin bu romanı aşkın şiir hali.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101567</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be6fbca1-38f0-4842-89c3-1784a035097e.jpg</image:loc>
            <image:title>Sardanapalus (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Sardanapalus (1821) Lord Byron’ın İtalya’da Ravenna’da ikamet ettiği dönemde serbest vezinle yazdığı tarihî trajedisidir. Oyunun konusu Asur İmparatorluğu’nun, son kralı Sardanapalus’la beraber yıkılış hikâyesidir. Geleneksel üç birlik kuramına sadık kalarak yazılan oyun, imparatorluğun başkenti Ninova’da geçer. Tarihsel arka plan bilgisi esas olarak iki kaynaktan gelir: Birincisi Diodorus Siculus’un Tarih Kitaplığı adlı eseri, diğeriyse William Mitford’un Yunanistan Tarihi adlı kitabıdır. Byron’ın Goethe’ye ithaf ettiği bu piyes, Avrupa kültürü üzerinde derin etkiler yaratmış, Delacroix gibi ressamlara, Berlioz, Liszt ve Ravel başta olmak üzere büyük bestekârlara esin kaynağı olmuştur. Türk Edebiyatında Sardanapalus efsanesi bugüne dek yalnızca Abdülhak Hamid Tarhan’ın 1919 basım tarihli oyunu Sardanapal’de işlenmiştir. Tarhan’ın oyunu aynı efsaneyi temel alsa da hem yaklaşımı hem de kişileriyle Byron’ınkinden oldukça farklıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101568</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f6aca7c-d0be-40f0-913a-a6c22e608998.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüzmek, Yaşamak ve Olma Arzusu</image:title>
            <image:caption>“İnsan, olma arzusudur.” demişti Sartre. Peki nasıl? Ve bunun yüzmeyle ilişkisi ne? Bu kitap, yüzmeyi bilenler ve yüzmeyi bilmeyenler için. Yüzme, psikolojik açıdan ne anlama geliyor? Yaşamasını öğrenmek neden yüzmesini öğrenmeye benzer? Yüzmeyi öğrenmiş ya da öğren/e/memiş olmamız bizimle ilgili neyi gösterir? Bu durum bizi nasıl etkiledi ve etkiliyor? Ebeveynlerimizin yüzmeyi öğrenmemizle ilgili düşünceleri ve bizim bu konuya bakışımız bizi farkında olmadan nasıl şekillendiriyor? Yaşamayı öğrenmek ile yaşamasını öğrenmek neden farklı? Bu kitabı okuduktan sonra, yüzmeye ve yüzmemeye bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksınız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101569</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1dca99b-bff2-439d-bc20-efead7afd085.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitap İçin 5</image:title>
            <image:caption>“‘Ben okumaya başlayınca edebiyat, sanat, resim, müzik dünyasında bir gezintiye çıktım... Günümüz okurunun tezcanlılığına, meşrebine, hızına uygun bir kitap’ 
Leylâ Erbil’in Altun için söylediğine ben de katılıyorum: 
‘Yazılarını okudukça ne kadar az şey bildiğimi fark ediyorum.’” 
 
                                                                                                          Doğan Hızlan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101570</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c1e5018-2e62-4baa-acf0-76e0b7e80aa8.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük Zafer - İstanbul Hükümetleri Milli Mücadele-V (1921-1922)</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Sina Akşin, Büyük Zafer. İyonya Niyetlerini Çökerten Muharebe (1921-1922) ile İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele dizisini tamamlıyor. Dizinin bu beşinci ve son cildinde, Sakarya Muharebesi’nin son günlerinden Büyük Zafer’e, ardından İzmir’in kurtarılışına ve İstanbul’un yönetiminin TBMM adına Refet Paşa tarafından devralınıp “Millet Saltanatı” bayramı sokaklarda coşkuyla kutlanırken son padişahın İngilizlere sığınmasına kadar sayısız kritik olay peşpeşe sıralanıyor. 
Çöken bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunun Büyük Zafer’le taçlanan bu son askeri safhası, Akşin’in o dönemi yeniden gözlerimizin önünde canlandıran çok geniş basın ve belge taraması sayesinde, bir kronik tadında okuyucuya sunuluyor. 
Değerli çalışmalarıyla yakın tarihimize ışık tutan Prof Dr. Sina Akşin, Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz politik ve askeri dehasıyla adım adım yürüttüğü süreçte İtilaf devletlerinin, özellikle de Fransa ile İngiltere’nin birbirinden nasıl ayrıştığını, Dumlupınar Meydan Muharebesi öncesindeki uzun diplomatik girişimler döneminde oluşturulan İyonya özerk devleti projesinin 10 günde 300 kilometreyi aşıp Afyon’dan İzmir’e ulaşan Türk ordusu tarafından nasıl çökertildiğini belgelerin dilinden aktarıyor. 
Büyük Zafer’in 100. yılında Milli Mücadele’nin ruhunu anlamak için vazgeçilmez bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101571</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd9770fb-5a7a-475f-872a-333cabf4cb7e.jpg</image:loc>
            <image:title>Samuraylar</image:title>
            <image:caption>Belki de tarihteki en büyük savaşçılar olan samuraylar tamamen savaşa yönelik bir sosyal düzenin ürünüydüler. Hem at sırtında hem de yayan çarpışmada ustaydılar. Yaşam biçimlerini belirleyen “Bushido” ya da “savaşçı yaşamı”nın kurallarıydı. En güçlü ailelerin üstünlük için çatıştığı Ortaçağ Japonya’sında hüküm süren şiddetli klan ve hanedan savaşlarında, gözler hep büyüleyici, çok renkli zırhları içindeki samuraylarda olurdu. Bu tarz muharebe sanatı onlar için biçilmiş kaftandı. J. Bryant, bu elit savaşçıları zihnimizde canlandırmamızı sağlayan çarpıcı bir bakış sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101572</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97e0f8c8-470e-4425-9762-fd5a928910fa.jpg</image:loc>
            <image:title>İşte Mert !- Mert&apos;in Cesareti-Kendini Korumak</image:title>
            <image:caption>Mert, en iyi arkadaşı Beren’le oyun oynuyordu. Buldukları bir tahta bloğundan köprü yaptılar. Beren, köprüye çıkmak istedi ama Mert bunun tehlikeli bir şey olduğunun farkındaydı. Ama arkadaşına cesaretini kanıtlamak zorunda olduğunu düşündü. 
Peki, cesaret nedir? Sadece başkasına kendimizi ispatlamak için istemediğimiz şeyleri yapmak mı, yoksa “Hayır!” diyebilmek mi? 
Kendini korumanın, hislerine güvenmenin ve duygularını belli etmekten çekinmemenin önemini anlatan, gerçek cesaretin ne olduğunu gösteren bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101573</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/591b6f97-85b8-4d76-a2f9-f5fe58165119.jpg</image:loc>
            <image:title>Lili Rüzgargülü</image:title>
            <image:caption>Lili’nin hayvanlarla konuşma yeteneği olduğunu biliyor musun? Lili bu kez arkadaşının barınaktan alarak sahiplendiği Mambo’nun neden üzgün olduğunu öğrenip, ona yardım etmeye çalışacak. 
Hayvan dostları için sevgi dolu bir macera…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101574</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/268d85de-1db7-4b46-981e-0d577469b83d.jpg</image:loc>
            <image:title>Anaokulunda Sonbaha-Eğlenceli Bilim</image:title>
            <image:caption>Küçük Aslanlar, sınıfa yeni katılan Selma’yı dinlerken bahçede bir gürültü koptu: Bahçedeki şemsiye rüzgârdan sallanıp devrilmişti. Çocuklar, öğretmenleriyle birlikte dışarı çıkarak bahçeyi düzenlediler. Topladıkları kestanelerden hayvan figürleri yaptılar. Yemekte patatesli bal kabağı çorbası içtiler. Sonra da uçurtma uçurmayı öğrendiler. Sonbahar ne kadar güzel bir mevsim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101575</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86abba20-868a-41ab-affe-f16beea8faae.jpg</image:loc>
            <image:title>Elif Bale Yapıyor - İlk Okuma Kitabım</image:title>
            <image:caption>Elif bale derslerine başladığında çok mutlu oldu. Diğer çocuklarla birlikte parmak ucunda dans etmek, kuğu gibi süzülmek ve müzikle hareket etmek çok eğlenceliydi. Birkaç dersin sonunda sahneye çıkıp seyircilerin karşısında bale yapacağını öğrenen Elif, heyecanla gösteri gününü beklemeye başladı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101576</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/084af30a-c456-45bc-912e-0ae0184c53fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Nicolai Hartmann-Takiyettin Mengüşoğlu, Felsefi Tartışma Çevreleri: Berlin-İstanbul</image:title>
            <image:caption>Nicolai Hartmann Marburg’da ordinaryüs olduktan sonra en seçkin öğrencilerini akşamları evine davet ediyor ve geç saatlere kadar onlarla felsefi tartışmalar yapıyordu. Her dönem belirli bir felsefe problemine yoğunlaşan bu tartışmalara düşünürün verdiği ad «felsefi tartışma çevresi» idi. 1920-1950 yıllarında 40’tan fazla sayıda gerçekleşen bu çevrelere 1935-1938 arasında Berlin’de öğrenim görmekte olan Takiyettin Mengüşoğlu da katıldı. Hartmann’ın tek Türk doktora öğrencisi olan Mengüşoğlu’nun Türkiye’de de aynı şekilde az sayıdaki öğrencileriyle «felsefi tartışma çevresi» düzenlediğini biliyoruz. Bu kitapta Mengüşoğlu’nun Berlin’de katıldığı Yanılmanın İşlevi (Güz Dönemi 1935/36) ve Kavramların Değişimi Hakkında (Bahar Dönemi 1937) başlıklı tartışma çevrelerinin yanı sıra, onun İstanbul’da düzenlediği Fikirlerin Soysuzlaşması Hakkında (Güz Dönemi 1962/63) başlıklı tartışma çevresinin notları yer alıyor. Bu notlar filozofların yönetiminde gerçekleştirilen tartışmalar esnasında felsefi düşüncelerin nasıl geliştirildiğine ve terimlerin nasıl kavramlaştırıldığına mükemmel örnekler veriyor. Platon’un diyaloglarında neredeyse sadece Sokrates bunu yaparken Hartmann kavramlaştırmayı öğrencilerinin katkılarıyla gerçekleştiriyor. Bu işlevi sayesinde felsefi tartışma çevrelerinin notları felsefe dünyasında yeni bir yazın türü olarak karşımıza çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101577</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ca6d2d7-85c7-41af-96d8-1e4dc3b8258b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Futbol Antrenörü Dünyayı Öğreniyorum</image:title>
            <image:caption>Barış’ın hem ilginç hem de eğlenceli bir mesleği var. Kendisi futbol antrenörü. Sezon boyunca çalıştırdığı takımla birlikte final maçı öncesinde antrenman yapıyor. Antrenmanda takıma taktikler veren antrenörün bir de sürprizi var. Takım oyuncuları, antrenörlerinden öğrendiklerini maçta uygulayıp kupayı kazanacaklar mı acaba? Futbol antrenörlüğü hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isteyen çocuklar için heyecanlı bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101578</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58200789-b3fd-4bbe-a363-c7f1ced1d6f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağlar Öfkeli İlk Okuma Kitabım</image:title>
            <image:caption>Çağlar anaokulunda birdenbire öfkesine yenik düştü. Yaptığı kule Batu’nunki kadar güzel olmadı. Üstelik Çağlar’ın kulesini gören Batu, gülmeye başladı. Çağlar çok öfkelendi ve kuleyi devirdi. Ahşap parçalar etrafta uçuşurken bir tanesi neredeyse Pelin’e çarpıyordu. Funda Öğretmen, Çağlar’ı uyardı. Çağlar’ın öfkelenmesi normal olabilirdi, ancak ahşap parçaları etrafa atması yanlış bir davranıştı. Çağlar bir daha öfkelendiğinde öfkesini nasıl yenebilir acaba? 
Çocukların duygu yönetimini öğrenmesine destek olmak amacıyla hazırlanan bu kitabımızda öfke konusu anlatılmaktadır. Öykümüz özellikle çocukların kendilerine ve başkalarına zarar vermeden, öfkelerini nasıl dile getirebileceklerini ve öfkelerinden nasıl kurtulabileceklerini anlatıyor. Uzman psikiyatr tarafından ebeveyn ve pedagoglar için yazılmış son sözü kitabın sonunda bulabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101579</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccb41891-ded4-4c0c-8528-8b9c6331a171.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Çağlar Dikkat ve Boyama Etkinlikleri</image:title>
            <image:caption>Çağlar en yakın arkadaşı Pelin ile birlikte dikkat ve boyama etkinlikleri yapıyor. Onlara katılmak ister misin? 
* Dikkat gerektiren alıştırmalar 
* Gölge oyunundan eşleştirmeye kadar farklı etkinlikler 
* Öğretmen destekli içerik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101580</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b41b8927-9c01-4a88-8e9b-e1b1559ea30f.jpg</image:loc>
            <image:title>Melisa İle Dört Mevsim</image:title>
            <image:caption>Yaz, sonbahar, kış, ilkbahar... Her mevsim çok güzel. Hepsinde yapılacak pek çok etkinlik var! Melisa’ya dört mevsim boyunca eşlik etmek ister misin? Minikler, Melisa’nın mini hikâyelerini okurken nesneleri ayırt etme, renkleri tanıma ve sayma becerilerini geliştirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101581</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1fb0943e-d9ad-4c08-b84f-6f2760d30718.jpg</image:loc>
            <image:title>Sen Büyürken</image:title>
            <image:caption>Anne rakun, yavrusunun elinden tutar ve birlikte bir yolculuğa çıkarlar. Küçük rakunun hayatta nelerle karşılaşabileceğini anlatan annesi, sevgi dolu öğütleriyle yavrusunu hayata hazırlamaya çalışır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101582</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d268d136-d913-4f55-ace4-9d59723c0ca0.jpg</image:loc>
            <image:title>İtfaiyeci Fil Görev Başında - Hadi Sende Katıl !</image:title>
            <image:caption>Bir itfaiyecinin görevini biliyor musun? Bu görevde itfaiyeci file yardım etmek ister misin? Önce itfaiyeci filin kıyafetlerini bulmasına yardım et. İtfaiyecinin hortumundan su gelmiyor! Kitabı üç kez döndür! 
Çocukların severek katılacağı etkileşimli bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101583</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8788fb68-7c31-48fe-8a41-10f4895c69a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Alışverişe Gidiyoruz- Kitabevi</image:title>
            <image:caption>Küçük Fil babasıyla birlikte kitabevine gidiyor! Alışveriş yaparken babasına yardım edecek. Sen de onlara katılmak ister misin? Resimli alışveriş listesine bakıp neleri alacağını aklında tutabilir misin? Masal kitabı mı, boyama kitabı mı? İtfaiye kitabı mı, çiftlik kitabı mı? Listedeki her şeyi bulabildin mi? Peki, Küçük Fil sadece listede yazılı olanları mı aldı? 
Dikkat becerisi geliştirirken konuşmaya teşvik eden etkileşimli ve eğlenceli bir kitap…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101584</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dfb204a-fb44-4ac1-9261-efe7570e5bd3.jpg</image:loc>
            <image:title>Larousse İlk Bilgiler - Anaokulunda</image:title>
            <image:caption>Larousse İlk Bilgiler dizisinde yer alan kitaplar, çocuklarımıza konuyla ilgili genel bilgiler sunuyor ve merak ettikleri konuları basit, kolay anlaşılır, görsellerle zenginleştirilmiş bir biçimde aktarıp genel kültürlerinin genişlemesini sağlıyor. 
 
Üstelik kitapların sonunda yer alan oyunlar ve çıkartmalar sayesinde keyifle geçecek saatler de garanti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101585</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4ab62f0-944c-439a-967a-9a8d46a023c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaçırdığımız Trenler Şaşırdığımız Yollar</image:title>
            <image:caption>Zaman Karacaoğlan&apos;lar, Ferhatlar, Şirinler zamanı değil. Yeni çağın aşkları o kadar güçlü, âşıkları onlar kadar sabırlı değil. 
Zaman uydu, internet, oyunlar, koyunlar zamanıdır. 
Zaman hız, komplolar, gökdelenler, unutmalar, psikologlar zamanıdır. Daldan dala atlamalar, maddi şeyler zamanıdır. 
 
“Aşk Masum Bir Kelebektir” 
 
*** 
Hayat dediğimiz şey bir andır ve o an da şimdi yaşamakta olduğumuzdur. 
İnsanlığın resmi kudret eli tarafından bir taraftan çizilmekte, bir taraftan silinmektedir. 
 
“Zamana, Yaşama, İnsana ve Ölüme Dair” 
 
*** 
 
Harun Ayhan dostumuzun yaptığı gibi, şehirlerarası yolda aracıyla seyrederken yolun ortasındaki korkudan ödü patlamış kuş yavrusunu gördüğünde trafik riskine rağmen geri dönüp o kuşu yoldan kaldırmak, yol kenarında güvenli bir yere koymak insanlığın resmidir. 
 
“İnsanlığın Resmi, Rengi, Sesi, Kokusu”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101586</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/56e39a7f-f5f1-4358-ba0c-d9cbe8419532.jpg</image:loc>
            <image:title>Mezopotamya’da Bir Eylül</image:title>
            <image:caption>Her ne kadar gözyaşlarımla yıkasam da bu kaldırımları, tek bir ayak izini bile silemiyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101587</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/46f7676c-285e-4567-9cd2-23ba8c3abdef.jpg</image:loc>
            <image:title>Tüm Zamanlar</image:title>
            <image:caption>İnsan zamandan geçer, yüzünde izler taşır. Geçmiş ve gelecek arasında uzanan bir çizginin tam ortasıdır o, şimdidir.  Acılar, savaşlar, hastalıklar, ölümler ve insana dair her şey geçerken, zaman öylece orada durur. 
Yakın tarihin, yirmi yıllık emeği barındıran bir derinlikle buluştuğu ve İbrahim Tenekeci’nin “Vefa Makamı” saydığı yeni şiir kitabı Tüm Zamanlar,  Muhit Kitap’ın 100. eseri olarak okuyucuyu selamlıyor. 
 
Yaşadım yanında, henüz insanken
Körduman arasından belli belirsiz
Başına buyruk dağlar, anılar ve sis
Bir dostun zor günde hatırlanması
Kadar güzeldi, o günlerimiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101588</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/972896a0-94fd-4292-b14d-ddf004c86fb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Araba Sevdası-شفف العربة</image:title>
            <image:caption>حاز رجائي محمود زاده على لقب أول روائي ينتقل من الرومانسية إلى الواقعية في تاريخ الأدب التركي، وذلك من خلال روايته حب العربة (السيارة). كما أنه من بين أهم كُتَّاب وشعراء أواخر العصر العثماني. تتناول الرواية العديد من المشكلات المنتشرة في المجتمع آن ذاك، كالإعجاب بالأجنبي، والاهتمام بالمظهر الخارجي، والمادية، والتعامل بناء على إصدار أحكام مسبقة.
img src=&quot;https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/dia/kitadagitim/ckeditor_assets/pictures/53/content_1_original_original.jpg&quot; alt=&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101589</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c0e6055-0a6d-448f-b534-cf47c1cbf888.jpg</image:loc>
            <image:title>Süleyman Müsli-مان الموصلي</image:title>
            <image:caption>تناول أحمد مدحت أفندي في روايته سليمان الموصلي بعض الأحداث المهمة التي حدثت في العالم الإسلامي في نهاية القرن الثالث عشر وبداية القرن الرابع عشر، وذلك من خلال عرض الأحداث التي حدثت لشاب من مدينة الموصل يُدعَى سليمان.   
تركز الرواية على الحملات الصليبية، والتاريخ الروماني والبيزنطي، والمذهب الباطني من خلال الحديث عن مغامرات سليمان وماريا كونستانسي. وتعتبر رواية سليمان مسلي من الروايات المهمة في الأدب التركي من حيث كونها أول رواية تتناول الحملات الصليبية وتركز على حسن الصباح والفدائيين.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101590</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dea46145-baf9-4968-991e-022078c7e435.jpg</image:loc>
            <image:title>Gurabahane-i Laklakan - بيت اللقالق البائسة</image:title>
            <image:caption>قال الأديبُ الشهير أحمد هاشم عن بيت اللقالق البائسة في مقال كتبه: &quot;لا أعرف، هل رأيتَه أثناء زيارتك لبورصة؟ هناك ساحة في وسط سوق هافافلار. هذه الساحة هي مأوى للحيوانات المعاقة. تعيش فيها على صدقة الناس طيورُ اللقلق ذات الأجنحة المكسورة والغربانُ الخرفة. أنشئ أول مستشفى للحيوانات بيت اللقالق البائسة في مدينة بورصة، وقد عمل المستشفى لسنوات لعلاج لإلحاق الطيور الجريحة المتخلفة عن سربها في طريق الهجرة بالهجرة القادمة.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101591</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44e21e08-f1e2-4e8f-8157-f8fb8190a908.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimizdeki Şeytan - الشيطان الذي في داخلنا</image:title>
            <image:caption>بداخلنا شيطان ... 
هناك الأرواح المحطمة، وهناك الأكاذيب والكراهية... 
لقد تركنا جزء منا بالفعل وهرب... 
هناك وسواس وإحباط... 
ليت بعض الليالي لا يطلع صباحها... 
ولكن يوجد شيطان بداخلي يجعلني دائمًا أفعل أشياء مختلفة تمامًا عما أريد. ومن العبث محاولة التخلص منه ... 
لست لوحدي فقط، وإنما جميعنا... 
نحن لعبة في يده... 
أنا متأكد أن خططك للسيطرة على العالم ما هي إلا من نتاجه... 
لا يوجد شيطان بداخلنا، بل عجزٌ وكسل، وضعف إرادةٍ وجهلٍ. وهناك شيء أبشع منهم جميعًا؛ إنه الهروب من رؤية الحقيقة.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101592</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86d8cb13-2b18-4797-a4c3-46db9c875cfe.jpg</image:loc>
            <image:title>Firak-ı Irak - Galiçya - راق العراق - غاليسيا</image:title>
            <image:caption>كان سليمان نظيف شاعراً جيداً، وكاتباً ذا أسلوب متميز، وخطيباً مفوهاً، ورجلَ دولةٍ صاحب دعابة وطرفة.  وكان أول من جهر بصوته أمام المحتلين الغاصبين بمقالٍ بعنوان &quot;يوم أسود&quot; وأشعل روح النضال الوطني من خلال خطابه &quot;خطاب بيير لوتي&quot;. وعندما احتل الإنجليزُ العراقَ كان أخلصَ من ذرف دموعه. 
تستمر دموع نظيف -الذي عمل أيضاً والياً على البصرة والموصل وبغداد - بالانسكاب في هذا الكتاب الصغيرِ حجماً المليِء بالمعلومات. 
img src=&quot;https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/dia/kitadagitim/ckeditor_assets/pictures/53/content_1_original_original.jpg&quot; alt=&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101593</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15170731-bc6d-4f25-83d6-b4e0dfa1f4d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Vatan Yahut Silistre - ) ال وطن أو السليسترة</image:title>
            <image:caption>الوطن أو السليسترة هي أول مسرحية كتبها نامق كمال بأسلوب رومانسي، وتعتبر في الأدب التركي أول رواية مسرحية أصلية تناقش مواضيع كالبطولة والشجاعة وحب الوطن. 
أطلق نامق كامل على هذه المسرحية اسم الوطن. ولكنها أثارت استياءً كبيراً بعد عرضها، فطبقت عليها إجراءات الرقابة والمنع فانتشرت فيما بعد باسم الوطن أو السليسترة. تم عرضها سبعة وأربعين مرة في أول شهرين، وقد عُرِضَتْ في كلٍّ من إسطنبول، وإزمير، وسلانيك. وقد بلغ عدد مرات عرضها خمسمئة مرة في ثلاث سنوات.  
img src=&quot;https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/dia/kitadagitim/ckeditor_assets/pictures/53/content_1_original_original.jpg&quot; alt=&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101594</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0de40a00-cff5-4f9c-963b-9a8a3c82ac46.jpg</image:loc>
            <image:title>Dede Korkut’tan Seçmeler - مختارات من دده قورقوت</image:title>
            <image:caption>تعد حكايات دده كوركوت واحدة من أعرق أمثلة الأدب التركي. وما زالت هذه الحكايات التي تحظى باهتمام القراء أول وأهم النصوص الأدبية في الأدب الشعبي.    وأهم ما يميز هذه الحكايات أنها رُويت بين الناس مشافهةً ونُقِلتْ من جيل إلى جيل حتى وصلت إلينا. وقد نُقلت مشافهةً حتى القرن الرابع عشر، وتم تدوينها في القرنين الخامس عشر والسادس عشر.
img src=&quot;https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/dia/kitadagitim/ckeditor_assets/pictures/53/content_1_original_original.jpg&quot; alt=&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101595</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6594f96-7045-4699-9670-1aa2007b3791.jpg</image:loc>
            <image:title>Amak-ı Hayal - ماق الخيال</image:title>
            <image:caption>تتكون رواية أعماق الخيال من ثلاث وعشرين حكاية أسطورية. بيد أن أحمد حلمي بيك أخذ هذه الحكايات التي كتبها بعد تعرفه على التصوف على محمل الجد وقال: &quot;أنا على قناعة تامة من أن الأشخاص المولعين بالحقيقة، ولديهم فضول حول المواضيع التي لا يمكن إدراكها بالعقل سيستمتعون بقراءة هذا الكتاب&quot;.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101596</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/747406d5-042f-4058-bae5-8dc448837daf.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçme Hikayeler - القصص المختارة</image:title>
            <image:caption>عمر سيف الدين روائي وشاعر ومفكر وسياسي وعسكري ومعلم. وهو أحد الشخصيات المهمة في عالم الفكر والأدب التركي. كتب عمر سيف الدين حكايات مؤثرة مستقياً موضوعاتها من الأحداث اليومية، والذكريات، والتاريخ، والحكايات الخيالية، والأساطير. 
  تُكسِب كتاباتُ عمر سيف الدين الشباب في مرحلة البلوغ وعياً تاريخياً. ولعل الأهم من ذلك أنها تضيف لقارئها مهارتي التعبير والتذوق اللغوي.  ويعتبر خبراء الأدب عمرَ سيف الدين مؤسسَ فن الحكاية التركية.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101597</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/799e0b23-cb4f-4131-8a2f-bbc1259d37eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırmızı ve Siyah</image:title>
            <image:caption>Stendhal’in 19. Yüzyılın Kroniği alt başlığını taşıyan Kırmızı ve Siyah adlı eseri büyük bir dönem romanıdır. Köylü bir kerestecinin kendi macerasının peşindeki zeki ve hırslı oğlu Julien Sorel’in izinden Stendhal, Fransız taşrasını, Paris’i, toplumsal sınıflar arasındaki keskin sınırları, ince siyasi hesapları, Katolik din adamlarının toplumdaki ağırlığını büyük bir gerçekçilikle ortaya koyar. Gözleri karartacak bir tutku olarak aşkı, insan ilişkilerinin kuytu köşelerini, toplumsal olduğu kadar psikolojik bir derinlikle, sürükleyiciliğini asla kaybetmeden anlatır okura. 
Nietzsche’nin “yaşamımın en güzel rastlantılarından biri” dediği Stendhal’in, yine onun sözleriyle, “Saklı olanı gören o psikolog gözü, en büyük gerçekçinin yakında olduğunu anımsatan olguları kavrama yetisi” Kırmızı ve Siyah’ın satırları arasında hep karşımızdadır. 
“…gençliğimin acıma duygusu uyandırdığına bakmadan, yine de beni cezalandırmak isteyecek adamlar görüyorum burada; böylece onlar, aşağı sınıftan doğmuş ve yoksulluk yüzünden bir anlamda ezilmiş olup, buna rağmen iyi bir eğitimden yararlanma mutluluğuna kavuşan ve zenginlerin gururla yüksek tabaka diye adlandırdıkları topluluğa karışma cüretini gösteren şu gençleri cezalandırmak ve sonsuza kadar onların cesaretlerini kırmak isterler...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101598</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71b37573-ff2c-443e-8260-999bf3c1d0e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Mamut Saldırısı</image:title>
            <image:caption>Bütün dünyada milyonlarca meraklısı olan Geronimo Stilton kitapları sizi sırlarla dolu, soluk soluğa okuyacağınız maceralara götürmeye devam ediyor. 
 
Fareya’daki bütün peynirler aşkına, bunlar gerçek mamut! Zaman ve uzam kapısından geçmemiz yetmezmiş gibi kendimizi Buzul Çağı’nda bulduk. Ayılar, mamutlar, kılıç dişli kaplanlar ve daha neler neler… Neyse ki konuksever bir köye sığınabildik ve yepyeni dostlar edindik! 
 
Geronimo Stilton’dan heyecan dolu “farekulade” bir macera daha!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101599</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75e055ce-07e8-4b5b-a525-2fd0a1b6be92.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Günler, İyi Geceler</image:title>
            <image:caption>Güneş doğduğunda yeni bir gün başlıyor, minik tavşan dışarıdaki herkese 
–gökyüzündeki kuşlara, kovandaki arılara ve diğer her şeye– tek tek iyi günler diliyor. Güneş batmaya koyulduğunda ise minik tavşan etrafındakilere tek tek iyi geceler diliyor. İyi geceler pisicik. İyi geceler ayı. Herkese iyi geceler. 
 
Çağdaş çocuk edebiyatı klasiklerinden biri kabul edilen İyi Geceler Ay kitabının sevilen yazarı Margaret Wise Brown’ın daha önce hiç yayımlanmamış hikâyesi İyi Günler, İyi Geceler Loren Long’un muhteşem resimleri eşliğinde dünyada ilk kez 2017’de okurlarla buluştu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101600</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a139521-59f8-4a45-8f42-a87d5d20f186.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’nin Efsaneleri (Легенды Турции)</image:title>
            <image:caption>Türkiye’nin Efsaneleri (Легенды Турции)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101601</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/111bccb4-d7be-45d0-9936-aeebe89e422f.jpg</image:loc>
            <image:title>Aynadaki Ben</image:title>
            <image:caption>Aynadaki Ben</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101602</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e0b85ee-c3d9-45a2-812e-84e910a9b8dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Dengeli Beslen Uzun Yaşa !</image:title>
            <image:caption>Kendinizle barışmaya hazır mısınız? 
Yaşlanma hiç kuşkusuz önüne geçilemeyen bir döngü. 
Fakat bunun doğal bir hızı, temposu var. 
Aşırı dengesiz beslenme, yaşlanmanın temposunu ve hızını artırır, kişiyi vaktinden önce yaşlandırır. 
Kimse vücudunu ve sağlığını ihmal etmemeli. 
Hele ki moda, sinema, reklam ve basının görüntümüzü yüceltmek için bir yarış içinde olduğu şu günlerde… 
Kilo ile mücadele etmek, onu yenmeye çalışmak,daha sağlıklı olmak sizin elinizde. 
Bunun için ihtiyacınız olan tek şey, gerekli iradeyi ve gücü göstermek. 
Dr. Z. Halim Küçükay, bu rehberi bedeninize ve sağlığınıza yardımcı olmak için hazırladı. 
Yeni bir yaşam şekli, yeni bir tür beslenme ve yeni alışkanlıklarla, Dengeli Beslen, Uzun Yaşa!, her daim başvuracağınız bir kaynak olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101603</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b97a65b-41f1-411a-a7d0-575f35edd080.jpg</image:loc>
            <image:title>Çılgın Okul-1</image:title>
            <image:caption>Ünlüler Sınıfı’nın gürültüsüne, 
Ünsüzler Sınıfı’nın sessiz eğlencesine; 
Rakamlar Sınıfı’nın bilmişliğine, 
Şekiller Sınıfı’nın oyunlarına 
ve tabii ki 
e’nin yaramazlıklarına 
hazırsanız, 
Çılgın Okul’un kapıları açılıyor! 
Hem eğleneceğiniz hem de öğreneceğiniz 
çılgın bir macera sizleri bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101604</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c050f544-b3dd-4c07-87d1-e2fbed553c58.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekirdek ve Gazoz</image:title>
            <image:caption>Yeşilçam, izleyene, yazana siyah beyaz bir huzurdur. 
Filmler renkli olsa da siyah beyazdır o dünya. Grisi yoktur pek. 
İyiler kötüler, zenginler fakirler, 
sevenler sevmeyenler, güçlüler zayıflar… 
Siyah ve beyaz kadar zıt karşıtlıklar… 
Ama huzurdur işte Yeşilçam’ın bendeki tezahürü en çok. 
Siyah beyaz huzura bir saygı duruşudur yazılan tüm satırlar. 
Saygı duruşu için hepinizi sayfalara davet ediyorum. Ama bilinen bir saygı duruşundan farklı olarak ayakta değiliz, yazlık sinemalardayız. 
Tahta sandalyelerde oturuyoruz. Elimizde çekirdek ve gazoz… 
Öyle farz edin işte kuzum… Herkes yerini alsın, perde açılıyor… 
*** 
Ayşe Havva Geyik, Yeşilçam filmlerinin göz kamaştıran ışığıyla büyümüş bir sinemasever. Ancak… Yeşilçam’ı izlemekten öteye geçmiş ve yoldaşı olmuş bu filmlerdeki karakterlerin. Kimi zaman tahta bir bavul hazırlayıp mahallelerine yerleşmiş. Yeşilçam filmlerini, saygıyı daima ön planda tutarak, objektif bir bakış açısıyla ama amatör izleyici ruhundan kopmadan, dönemin toplumsal gerçekleri ve etkileriyle ele almış. Sadece Yeşilçam’ı değil, yakın dönem tarihi anlamlandırmak bakımından da kıymetli bir kitap!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101605</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4de19c8-ef08-4139-9550-c9d1babce821.jpg</image:loc>
            <image:title>Yana Yakıla Tükenecek miyiz?</image:title>
            <image:caption>“Ciğerlerimiz yanıyormuş”; yanmamalıymış! 
 
Bu söz onlarca yıldır kime söyleniyor; bana mı, size mi; kime? 
 
Peki söyleniyor da ne oluyor? “Dün” on beş gün içinde en az yüz elli bin hektar orman ve maki ekosistemi yanmışken “bugün” yalnızca Marmaris’te üç gün içinde en az beş bin hektar orman ekosistemi cayır cayır yanabiliyor. 
 
Ormanlarda ne bağı, bahçesi, köşkü ne de villası olan kimi yurttaşlarımız gözyaşlarını tutamıyor. Kimi, gencecik yaşında söndürme işçilerine su taşırken canını yitiriyor; bir yıl bile geçmeden unutulup gidiyor. 
 
Kimileri yüzeysel bilgileriyle yalnızca uçak, helikopter vb araçların yetersizliğinden yakınırken gerçekte kimlerin değirmenine su taşıdığını ayırt edemiyor. 
 
Kimileriyse ülkemizde orman yangınları ile yol açtığı yıkımların neden en aza indirilemediğini, dahası giderek neden ve nasıl büyüdüğünü tüm boyutlarıyla sorgulamak yerine siyasal iktidarın “küresel ısınma”, “şiddetli rüzgâr”, “çok düşük nem oranı” vb açıklamalarıyla yetiniyor. 
  Ama doğal ortamları, varlıkları gerçekten de içtenlikle seven, onları sayan yurttaşlarımız da var; üstelik hem giderek bilgilenip bilinçleniyor hem sayıları artıyor hem de daha etkin çabalara giriyor.
 İyi ki varlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101606</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f01e5a2-6f83-4bf0-9e6f-790b92db65f6.jpg</image:loc>
            <image:title>En Kötü Hapishane Kendi Kendimize Kurduğumuzdur</image:title>
            <image:caption>EN KÖTÜ HAPİSHANE KENDİ KENDİMİZE KURDUĞUMUZDUR Farkına varamayabiliriz ama bazen kendi kendimize kurduğumuz öyle hapishaneler olur, o kadar sıkı parmaklıklar arkasında yaşamaya çalışırız ki; Mağduriyet Hapishanesi, Kaçınma Hapishanesi, Kendini İhmal Etme Hapishanesi, Sırlar Hapishanesi, Suçluluk ve Utanç Hapishanesi, Keder Hapishanesi, Katılık Hapishanesi, İçerleme Hapishanesi, Korku Hapishanesi, Yargılama Hapishanesi, Umutsuzluk Hapishanesi, Affetmeme Hapishanesi… Nazilerin toplama kampından sağ çıkmış ve klinik psikolog olan yazar Edith Eger, “Hapisliklerin en kötüsü Nazilerin beni içine tıktığı değildi, en kötü hapishane benim kendime kurduğumdu” diyor. Uzun ve çalkantılı bir hayatın içinden süzülen çarpıcı hikâyeler eşliğinde hapishanenin zihnimizde olduğunu anlatırken özgürlüğe ve dolayısıyla potansiyelimizi kucaklamaya açılan kapının anahtarının da cebimizde olduğunu gösteriyor. En kötü deneyimlerimiz, en büyük acılarımız öngörülmemiş keşifleri harekete geçirip yeni bakış açılarına ulaşmamızı sağlayarak en iyi öğretmenlerimiz haline gelebilir. Önemli olan başımıza ne geldiği değil, onunla ne yapmayı seçtiğimizdir. Şifa bulmamız, doyuma ulaşmamız ve özgürlüğümüz bu seçimimize vereceğimiz anlama ve devşireceğimiz amaca bağlıdır. Hayat bir armağan, onu kendi yarattığımız hapishanelerde ziyan etmek yerine, değerini bilerek ve hissederek özgürce yaşayalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101607</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b0333a6-a510-4e94-b4fa-86842eada27e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yediveren</image:title>
            <image:caption>”Yediveren’in insanları hep yaşadılar yurdumuzda. Kimileri hala yaşıyorlar. Belki adları başkadır, ama yaşıyorlar… Romanda anlatılan olaylar tümüyle gerçek, benim gördüğüm gerçek, bizim gerçeğimiz.”
Öner Yağcı’nın duru anlatımıyla, Kırklareli’nden Sinop’a, Ayancık’tan Sivas’a aydınlık arayışı içindeki insanların öyküsü…
Eyleme geçen ve örgütlenen cehaletin yenilgiye uğratılması için çırpınan, bağımsızlığın “Yediveren Gülü”nü yaşatmaya çalışan Anadolu aydınlarının romanı…
Aydınlanıyor toprak Aydınlanıyor gökyüzü Yediveren türkülerle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101608</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/faaeae26-5fa5-4576-a489-c375799647a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ali İle Manoli</image:title>
            <image:caption>Sevgili çocuklar,
Savaş çılgınlıktır; insanlara yalnızca ölüm, gözyaşı, yıkıntı getirmiştir. Yine de bütün ulusların geçmişlerinde savaşlar vardır. 
Bizim Bağımsızlık Savaşı’mız, topraklara yeni topraklar katmak için değil; dörtbir yandan çullananlara karşı yurdumuzu savunmak için verilmiş bir ölüm-kalım savaşıdır. 
Ali ile Manoli’nin insan yüreğini ısıtan dostluğu, başlayan bir savaşın acıları, yıkıntıları arasında büyüyen bir çiçek gibidir. 
Ülkün Tansel</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101609</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2829d329-89e8-4aed-8562-86c62d5824c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasrettin Hoca İle Karısı</image:title>
            <image:caption>Nasreddin Hoca, doğumundan önce de yaşamış, ölümünden sonra da yaşamaya devam etmiş bir Anadolu bilgesidir. Onu 21 yüzyılda da güncel kılan, mizahın gücüdür. Mizah, en iyi izah tarzlarından birisidir. 
Nasreddin Hoca’nın güldüşünleri, fıkraları, öyküleri, başta Orhan Veli olmak üzere pek çok usta tarafından yaşanan çağa göre yeniden yazılmıştır. Mustafa Balbay da Türkçenin anlatım gücünden, uyak zenginliğinden yararlanarak Nasreddin Hoca’ya bugün de çok gereksinmemiz olduğunu duyumsatır. 
Cumhuriyetin aydınlık çocukları için…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101610</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/250b22d9-625d-4589-8529-39d7964a198e.jpg</image:loc>
            <image:title>A Study in Scarlet</image:title>
            <image:caption>“In the year 1878 I took my degree of Doctor of Medicine of the University of London, and proceeded to Netley to go through the course prescribed for surgeons in the army. Having completed my studies there, I was duly attached to the Fifth Northumberland Fusiliers as Assistant Surgeon. The regiment was stationed in India at the time, and before I could join it, the second Afghan war had broken out. On landing at Bombay, I learned that my corps had advanced through the passes, and was already deep in the enemy’s country.” 
Sir Arthur Conan Doyle’s immortal work 
A Study in Scarlet in its original language...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101611</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00b7b378-5933-465d-a637-162f65cfb2a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Konuşmaları</image:title>
            <image:caption>Çin Komünist Partisinin 18. Ulusal Kongresinden bu yana, anahtar isim Xi Jinping&apos;in bulunduğu ÇKP Merkez Komitesinin liderliği altında, Çin’e özgü büyük ülke diplomasisi sürekli olarak yeni gelişmeler elde edip yeni ufuklar açıyor. 
Bir bütün olarak teorik sistemi; zengin uygulama içerikleri ve ayırt edici özellikleri oluşturuyor. Dış politikada Xi Jinping, eski ve çağdaş Çin şiirlerinden, yabancı şiirlerden, atasözü ve özdeyişlerden alıntı yaparak canlandırıcı dille Çin diplomasisindeki yeni kavramları, yeni fikirleri ve yeni stratejilerini açıklamak konusunda etkileyici ve derin bir izlenim bırakıyor. 
Dilin gücüne dayanan bu kitap, Xi Jinping&apos;in Çin diplomasisi üzerine derin ve özgün açıklamaları hakkında seçkin bir çalışmadır. Okurların Xi Jinping’in diplomasisi düşüncesinin derin çağrışımlarını daha iyi anlamasını sağlayan iyi bir kaynak olabilen bu kitapla, Xi’nin dil anlatımının üst vizyonlu olmasının yanı sıra günlük hayatındaki yakınlığı ve cana yakınlık odaklı dilinin etkileyiciliğine de yakından tanıklık edilebilecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101612</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77639539-d8f1-48ef-bb4c-2779a74f4ab2.jpg</image:loc>
            <image:title>Challengıng Issues In Language Teaching And Learning</image:title>
            <image:caption>Since English has become the de facto language of communication thanks to globalization, internationalization, westernization, and competitiveness, it has become one of the most important components of Turkish education. To date, several investments and new reforms, various decisions, new techniques, and curriculum revisions have been undertaken to improve the quality of foreign language teaching and learning in Turkey. 
  However, English language teaching in Turkey has many problems and controversial issues. In this book, we tried to touch on some fundamental challenges of ELT in Turkey such as the use of technology, practicum process, learner autonomy etc. In addition, we offered solutions to these problems. We hope that this book contributes to the area and helps to solve fundamental problems teacher/learners experience in Turkey.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101613</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/230af913-04fe-4b87-9e63-ad8704f96647.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Döneminde Matematik Eğitimi</image:title>
            <image:caption>Çocukların matematik becerilerinin gelişimini erken dönemde desteklemek ve matematik başarısında eşitliği ve mükemmelliği artırmak için matematik ve matematik eğitimi konusunda iyi yetişmiş öğretmenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitimciler, araştırmacılar ve politika uygulayıcılar okul öncesi öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının mesleki gelişiminin desteklenmesi için yeni bilgiler ve kaynaklar ortaya koymaktadır. Bu kitap hem okul öncesi öğretmenlerinin hem de öğretmen adaylarının matematik konusunda pedagojik alan bilgilerini geliştirmeye yönelik olarak hazırlanmıştır. 
  Kitabı planlarken öncelikle çocuğun matematik becerilerinin gelişimini çok yönlü olarak ele almayı hedefledik. Böylece erken çocukluk alanında çalışan eğitimcilerde çocuğun matematiksel gelişiminin bireysel ve çevresel faktörler göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiği farkındalığını oluşturmayı amaçlanmıştır. Bu nedenle kitabın ilk bölümlerinde erken çocuklukta matematik eğitiminin yeri ve öneminin yanı sıra çocuk, ev ortamı, öğrenme ortamı, öğrenme materyalleri, matematiksel söylem ve değerlendirme gibi faktörlerin çocuğun matematik becerilerinin gelişimi ile ilişkisini ilgili bölümlerde güncel bilimsel kanıtlar ışığında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101614</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3b288ca-038d-4c1d-bd62-29ef985f4fb4.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk ve Animasyon</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki bu kitap çocukla iletişimin farklı bir boyutu olan ve çocuklar açısından son derece ilgi çekiciliği bulunan Animasyon çalışmalarının kapsamlı bir şekilde ele alındığı bir çalışmadır. 
 
Kitapta animasyon ve animasyonla ilgili kavramlar, animatörün özellikleri ve animasyon hazırlamada dikkat edilecek noktalar, kuklalar, yoğurma maddeleri, maskeler, kağıt katlama, taş boyama, çocuk ve dijital animasyon, yüz boyama, animasyon ve kostüm tasarımı başlıkları altında animasyon ile ilgili kapsamlı ve detaylı bilgilere yer verilmiştir. 
  Özellikle bu alanda çalışacak meslek mensuplarının yetiştirilmesinde bir başucu kitabı olarak hazırlanan bu kitap alanda bu kapsamda yapılan öncü çalışmalardan da biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101615</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c89df2d-29bc-493f-9c2c-979a5f131606.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk ve Beslenme</image:title>
            <image:caption>Geçmişten günümüze her dönemde herkes için büyük öneme sahip olan beslenme özellikle büyüme ve gelişme döneminde olan çocuklar için son derece önemlidir.  
 
Çocuklarımızı büyütürken özellikle ek besin dönemi, besin alerjileri, özel durumlarla karşı karşıya kaldığımız zaman nasıl bir yol haritası izleyeceğimiz noktasında yaşadığımız güçlüklerden yola çıkarak bu tür bir eserin varlığına ihtiyaç duyduk. 
  Bu yüzden çocuk gelişimi ve eğitimi alanında multidisipliner çalışmalar gerçekleştiren farklı meslektaşlarımızla bir araya gelerek oluşturduğumuz bu eseri; başta çocuklara, onlara bakım hizmeti veren ebeveynlere çocuk beslenmesi konusunda yardımcı olmasını temenni ederek, dünya üzerinde hiçbir çocuğun açlıkla karşı karşıya kalmamasını diliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101616</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eab2f776-5884-4f61-895d-ece05d7a59e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Döneminde Etkili Programlar ve Uygulamalar</image:title>
            <image:caption>Her çocuğun bir potansiyeli var ve bu potansiyel ancak onun için uygun koşullar sağlandığında ortaya çıkıyor.  Eğitim programları ne kadar mükemmel olursa olsun öğretmenler bu eğitimin özüne hakim değillerse program ne yazık ki başarıya ulaşamıyor. Bu nedenle çocukların potansiyellerini ortaya çıkarabilecek etkili programlara, bu konuda öğrenmeye ve değişime açık olan öğretmenlere ihtiyacımız var.  Son 20 yılda bilgi ve iletişim teknolojileri alanında yaşanan hızlı gelişmeler bu değişime ayak uyduracak insan potansiyelinden beklentileri ve bu potansiyeli geleceğe hazırlayacak eğitim anlayışını da değiştirdi. Artık bilgiyi kullanan değil bilgiyi üreten, yaratıcı, eleştirel düşünme becerilerine sahip, girişimci ve iletişim becerileri yüksek bireyler geleceğe yön veriyor. Bu değişim 21. yüzyıl becerilerini geliştirecek olan eğitim programları ve uygulamalarının da çeşitlenmesine katkıda bulundu. 
  “Erken Çocukluk Eğitiminde Etkili Programlar ve Uygulamalar” kitabı erken çocukluk eğitimine ışık tutan, yıllar boyu yapılan çalışmalarla etkisi kanıtlanmış programlar ile yeni bir anlayışla yola çıkan program ve uygulamaları buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101617</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84bca8f0-8580-45ab-8d74-72b8f4e567ea.jpg</image:loc>
            <image:title>İdeal Öğretmen Eğitimde İdeal İnsan ve Millilik Arayışları</image:title>
            <image:caption>İdeal öğretmen başlıklı bu eserin içeriğine bakıldığında Türk milletinin manevi yönünü geliştirmiş ancak günümüzden yüzyıllar önce yaşamış ve herhangi bir pedagoji eğitimi almamış öğretmenlerin isimleri görülecek, akla gelecek ilk eleştiri, “devrin çok değiştiği” olacaktır. Hele de bütün dünyayı etkileyen bir salgın sonrası tecrübe edilen ve “alışılan” uzaktan eğitim sonrası bırakın “ideal öğretmen kimdir?” sorusunun cevabını aramak “gerçek bir öğretmene ihtiyaç var mıdır?” sorusu tartışılır olmuştur. 
  Bir öğretmenin yüz yüze eğitimle kazandıracağı bilgiler, paket programlarla/ders videolarıyla/canlı derslerle hem daha ucuza hem öğrenci kendi evindeyken hem de bir sayı sınırı olmaksızın istenen sayıda öğrenciye kolayca ulaştırılmaktadır. Hatta yapay zekâya sahip makinalar öğrencinin isteği/ihtiyacı doğrultusunda eğitim içeriğini düzenlemekte ve sunabilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101618</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01eb0f01-b7a5-4bce-8ab7-8645f8261c4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kooperatiflerde Kurumsal Yönetişim</image:title>
            <image:caption>Kooperatifler, köken itibariyle karşılıklı yardımlaşma ilkesine dayanmakta ve dolayısı ile toplumsal dayanışmaya dair süreç ve gelenekler üzerinden şekillenmektedir. O nedenle öncelik olarak toplumsal dayanışma sürecinin ne olduğunu tarihsel gelişimi içerisinde netleştirmek gerekiyor. 
  Sonuç itibariyle, toplumsal dayanışma bir süreci ifade etmekte ve ülkede yaşanan sosyal, ekonomik gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Aynı zamanda, kooperatiflerde yaşanan yönetim süreçlerine doğru ve tutarlı bir biçimde bakmamız mümkün olmayacaktır. O halde, eğer kurumsal yönetişim gibi tartışmalı bir kavramı bu tür örgütlenmeler üzerinde uygulayacaksak öncelikle tanımlamaları netleştirmemiz ve berraklaştırmamız gerekliliği bu çalışmanın temel amacıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101619</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db8cd21f-31ae-495c-b0ff-b45d22033b47.jpg</image:loc>
            <image:title>Pragmatics And Foreign Language Teacher</image:title>
            <image:caption>English Language Teaching has been in a continuous development as the language itself. The political, sociological and technological changes in the global scale impact the field of language teaching as well. As a result of these changes, the roles of policy makers, teacher educators, prospective teachers and in-service language teachers are changing in a similar sense. The aim of this book series is to keep all these parties up to date regarding both content and pedagogical knowledge and inform them about the new trends in the field of English language teaching. 
  To meet these purposes, the books included in the series are designed to help readers to better internalize the content by presenting academic and practical tasks and activities. We would like to thank to the editors and authors of each book for their valuable time, knowledge and attention devoted to this series.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101620</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a15213a-03fa-4b29-8d86-a00c35bf7296.jpg</image:loc>
            <image:title>Test Dışı Teknikler (Psikoloji Seti)</image:title>
            <image:caption>Psikoloji setinde yer alan kitaplar; temel ve genel alanlar olarak belirlenmiş, lisans eğitiminde gereksinim duyulan bilimsel ve entelektüel birikimi kazandırmayı hedeflemektedir. 
 
Diğer yandan ortalama ve ilgili okuyucuya da hitap edebilecek şekilde; didaktik, basitten zora, somuttan soya, kolaydan zora doğru kurgulanmasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101621</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bdcd1f3d-28dd-4164-8905-d9be49f83221.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk ve Kitap 2 Evrensel İlkeler</image:title>
            <image:caption>Günümüz toplumunun en çok değer verilen çocuk özelliğinin “itaatkârlık” olması, çocuk dünyasının var olan “gerçekliği”ni alt üst edebileceği gibi çocukluğun da tam anlamıyla yaşanamamasına yol açabilir. Özellikle çocuğa toplumun, kültürün, eğitimin ya da yetişkinin de bu yönden bakması, doğal olarak ona sunulacak kitabın niteliğini de etkileyecektir. Çünkü kitabı yapılandıran da yetişkindir. 
  Bu bakımdan, kitaba çocuğu biçimlendirilecek bir araç gözüyle bakılması, çocuğun duygu ve düşüncelerine kitapta yer verilmemesi, kitabın çocuğa sürekli olarak üstten bakması ve aşağılaması, çocuklara ne yapması ya da ne yapmaması gerektiğini söylemesi, öğüt ve emirlerle bastırması, zorlanması, ilgi ve gereksinmelerini doyurmaması, başarısızlık ve yetersizlik duygularını yaşatması, kitaplarda yer alan karakterlerin sürekli olarak “kahraman” sunması, anadilinin güzelliklerini duyumsatmaması, didaktizmi bir öğretim biçimi olarak yeğlemesi, yayınevlerinin kar amacı gütmesi yüzünden kitapların estetik anlayıştan uzak olması vb. tam da -mış gibi çocuk, -mış gibi kitap anlayışını ortaya çıkarmaktadır. Oysa bizim -mışlıklardan arındırılmış çocuk ve kitaplara gereksinmemiz vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101622</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/485b1667-0fdd-4e7a-8f18-b6dde74975ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Ekolojik Mahalle (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Arkadaşlar, mahallenize kendi renginizi vermek ister misiniz?
Evinizin olduğu, komşularınızla birlikte yaşadığınız sokağı değiştirmek ister misiniz?
Her gün geçip gittiğiniz yolu güzelleştirmek.
Size yardımcı olan görevlilerle tanışmak.
Esnafı ziyaret etmek ve onlarla iş birliği yapmak.
Fazla eşyalarınızı ihtiyacı olanlara vermek.
Araba yıkamak ve hatta sokağınıza bir kent bahçesi kurmak ister misiniz? 
 
Cevabınız evet ise, buyurun ekolojik mahalleye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101623</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0751ac5-6652-40c3-adf4-ceb2a4f88eef.jpg</image:loc>
            <image:title>Bellek ve El</image:title>
            <image:caption>AKDENİZ KIYILARI ARASINDA BİR KÜLTÜR VE HAFIZA AKTARICISI OLARAK ANILAN, DÖNEMİNE DAMGA VURAN, ÇEŞİTLİ DERGİLERLE TANINAN EDMOND JABÈS’İN ALTI YILLIK ŞİİR HAFIZASI BELLEK VE EL’DE BİR ARAYA GELİYOR. MAX JACOB, PAUL ÉLUARD, ANDRÉ GIDE, HENRI MICHAUX, PAUL CELAN, JACQUES DUPIN, YVES BONNEFOY, ZORAN MUŠIČ, GOUDJI VE OLIVIER DEBRÉ GİBİ BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ İSİMLERLE YAPTIĞI ORTAK ÇALIŞMALARLA EVRENSEL BİR DEĞER HALİNE GELEN JABÈS’İN; MAURICE BLANCHOT VE JACQUES DERRIDA’YI DERİNDEN ETKİLEYEN ŞİİR PARÇACIKLARINDAN OLUŞAN KITABI BELLEK VE EL, OKUYUCUSUNUN HAFIZASINDA YER EDİYOR.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101624</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d0c02a2-9c58-47dd-b901-4555f0147911.jpg</image:loc>
            <image:title>Gövdesi Hakkında Konuşan Kelebek</image:title>
            <image:caption>Omuz bir başı taşımak ister 
Karaca Sancılar içinde geçen zaman 
Sadece kız çocuğunun alınyazısı mı? 
Zaman hiç geçmeyecek gibi olduğunda 
Biri sana ait olduğun yeri hatırlatır 
İnsanın ait olduğu yer, nereye düşer? 
Kan pıhtısı anne karnı Dünyayı hiç tanımamış olmak vardı bir de</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101625</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c4b6ca9-f9a2-48eb-b899-08c14695b3cf.jpg</image:loc>
            <image:title>İsmet Özel&apos;in Mazot&apos;u</image:title>
            <image:caption>Türk edebiyatı ve düşünce dünyasına büyük katkıları olan İsmet Özel’in 1970 yılında yayımladığı “Mazot” şiiri, şairin içinden geçtiği siyasal oluşumun nereye geldiğini ve dünya sisteminin Türkiye’ye neler dayattığını dile getiren etkileyici ve büyük bir sestir. 
Ertan Örgen; kapitalist düzeni ve sömürgeciliği eleştiren “Mazot”un edebiyat tarihindeki yerini, 1960 sonrasının baskın siyasallaşma atmosferini, edebiyat alanındaki yankılarını ve şiirin nasıl okunduğunu, yarattığı tesiri akıcı ve özenli tahliliyle pek çok açıdan inceliyor. 
“sana yaşamak düşer çarkların gövdesinde 
bin demir kapıyla hesaplaşmaktan omzun çürümelidir 
bin çeşit güneşle ovulmalıdır gaddar ellerin 
yürü yangınların üstüne, kendi alevini de getir 
çarpıntısız dakikası olur mu devrimcinin 
ki 
ölüm her yerde uyanıktır”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101626</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34a9187a-e122-4885-8c9d-787e9c3173cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Konovalov</image:title>
            <image:caption>Maksim Gorki, sürgüne gönderilen bir politik eylemci ve Sovyet devrim edebiyatının öncülerindendir. Zorluklarla geçen çocukluk yıllarının ardından işçi sınıfının yaşamına yakından tanıklık etmiş, derin gözlem yeteneğiyle sosyalist gerçekçi eserler inşa etmiştir. 
Konovalov ise onun hayat hikâyesinden damıtılmış, otobiyografik izler taşır. Bir dönemin Rusya’sına, sınıf ilişkilerine ışık tutar. Dipteki insanların uğradığı haksızlık, çektiği özlem, yaşadığı acı Gorki’nin satırlarında ete kemiğe bürünür. Bu, düzenin acımasızlığına karşı uyanacak bir duyarlığı tetikler. Rus stereotipini tam olarak Konovalov karakteri gibi yazdığını söyleyen yazar, sessiz bir mahkûmun intiharını betimler. Hayata, yasaya, aşka, aylaklığa dair felsefi diyaloglarla zenginleşen bu kısa ama etkili kitap, birçok unutulmaz Rus klasiğini Türkçeye kazandıran Ergin Altay’ın çevirisiyle okuyucuyla buluşuyor... “İnsanlar kentler kurmuşlar, evler yapmışlar, toplanmışlar oralarda; yeryüzünü kirletip duruyor, kendileri de havasızlıktan patlıyorlar. Birbirlerini sıkıştırmaktan başka yaptıkları bir şey yok... Buna da hayat diyorlar!&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101627</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/386bfa73-d088-49cd-9632-b87082fbedf4.jpg</image:loc>
            <image:title>Müze Bekçisi</image:title>
            <image:caption>Çocuk yaşta anne ve babasını bir zeplin kazasında kaybeden uyumlu, tertipli, sessiz DeFoe; gösterişli ve güvenilmez amcası tarafından büyütülmüştür. DeFoe, kentin Yahudi mezarlığında çalışan melankolik ve güzel Imogen’le imkânsız bir ilişkiyi sürdürmektedir. Uzaklardan âdeta kıyameti haber veren gök gürültüleri, yani Hitler’in korkunç eylemleri ve Nazi tehdidi gitgide daha duyulur hale gelirken, Hollandalı bir ressama ait “Amsterdam’da Bir Sokakta Yahudi Kadın” tablosu müzeye gelir. Müze Bekçisi, insanlığın kararan dünyasını, gizemli bir tablonun büyüsüne kapılan huzursuz bir kadının sanrıları üzerinden anlatıyor. Yayımlandığı günden itibaren eleştirmenler ve okuyucular tarafından coşkuyla karşılanan bu roman; yabancılaşma, sanatın kimliğe etkisi, kendi kaderini tayin hakkı, duygusal kaos, gerçeklik yanılgısı, ulvileşme arzusu gibi temalarla hafızalara kazınacak türden bir edebî darbe. Roza Hakmen’in eşsiz çevirisiyle Türkçede…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101628</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad09483c-c615-441f-8ef3-2acfe7921e08.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölümlünün Yaşam Fragmanları</image:title>
            <image:caption>Asil Çam, Ölümlünün Yaşam Fragmanları ile edebiyatımızın uzun yıllardır aradığı dolaysız, serinkanlı ama derinlikli bir gerçekçiliği öykü dünyamıza getiriyor. Huzurevleri, endüstriyel depolar, bakımsız iş hanları ya da icra dairelerinde geçen bu öykülerin anlatıcısı, yaşama çabasının tekdüzeliği ve bayalığı içinde kendi biricik varoluşunu yitirmemek için ironiye tutunuyor. Asil Çam ayrıca, edebiyatımızda çoğunlukla gözden kaçan “çalışma hayatı” gerçeğini yaratıcı bir bilinçle öyküye taşımasıyla yeni bir kapı da aralıyor. — Selçuk Orhan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101629</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69d8b57d-13c8-4132-bb81-6ded62aff8d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Piramit</image:title>
            <image:caption>Kadare’nin nesrinde Gabriel Garcia Marquez’in büyülü gerçekçiliği ışıldıyor. 
The Los Angeles Times 2005 Man Booker International ödüllü, ismi defalarca Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında anılan Arnavut yazar İsmail Kadare, Piramit’te hipnotize edici bir mesel anlatır. Hem bir tarihî roman, hem de her çağda, her coğrafyada farklı yorumlarla okunabilecek karanlık bir hikâyedir anlattığı: Kendine piramit yaptırmak istemeyen bir Firavun! Güç, entrika, komplo, yönetim sanatı, toplum mühendisliği ve terde, kanda, gözyaşında ve üst üste konan devasa taşlarda vücut bulan hayat ve ölüm... “Dışarıda, rüzgârın havalandırdığı kum taneleri sonsuz sarmallar oluşturuyordu. Adamlar da döne döne yükseklere çıkan o sarmallara bakıyordu. Hiç konuşmuyorlardı ama boş boş bakan gözleri ‘Hükümdarımız hangi merdivenle yükselecek gökyüzüne? O gün geldiğinde diğer firavunlar gibi yıldızlar arasına nasıl ulaşacak? Nasıl ışık olacak?’ der gibiydi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101630</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dcf78e9a-c8cb-44ad-85bd-53401efdbc24.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçilmiş Şiirler</image:title>
            <image:caption>“Dünya edebiyatında bir Rimbaud efsanesi vardır ki bir örneği daha yok gibidir. Bu efsane çocuk denecek bir yaşta şiiri bıraktığı halde, dünya şiirini, özellikle de çağımız şiirini etkilemesinden geliyor. Gerçekten, Rimbaud’nun şiir çizgisini, az çok bütün ulusların şiirinde görmek mümkündür. Etkisi büyüktür. En önemli yönü, betimsel (tasvirci) şiire karşı koymasıdır (…) Rimbaud’nun günümüz şiirine etkisinin büyüklüğü, eski şiire karşı yeni bir şiir yöntemi, yeni bir anlayış getirmesinden gelmektedir. Rimbaud’ya XX. yüzyıl şiirinin öncüsü gözüyle bakılmasının nedeni de budur.” İlhan Berk</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101631</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/806fd576-b5b0-4202-ba8f-ece8721e6be8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sezai Karakoç&apos;un Kavram Haritası</image:title>
            <image:caption>“Diriliş, ‘Hakikat Medeniyeti’ kavramından hareketle çağımız insanının kendine özgü bir medeniyet inşâ edebileceği iddiası taşıyan bir düşünsel üretimdir. Bu tezin adı Diriliş’tir.” 
Dirilişin Yapıtaşları Doğu ve Batı, felsefe, sosyal hayat, din, metafizik, edebiyat ve sanat gibi temel kavramların Sezai Karakoç’un düşünce ufkunda nasıl karşılık bulduğunu, onun medeniyet tasavvuru hususundaki görüşlerini, muhayyilesinin vardığı uç noktaları görmek için bir kaynak eser olma niteliği taşıyor. Münire Kevser Baş’ın ağırlıklı olarak Karakoç’un “Diriliş” düşünce sistemi üzerine yaptığı bu çalışma, Diriliş düşüncesinin günümüzde gerektiği biçimde anlaşılması ve bugünün insanının medeniyet inşâsı sürecinde Karakoç’un işaret ettiği adımların takibi için kapsamlı bir rehber eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101632</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fc65ffc-66a5-4835-8312-60c8686eded0.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz</image:title>
            <image:caption>Dünyayı istila etmek isteyen uzaylıların satır aralarında özgürce dolaştığı, baba-oğul iki sineğin türlü maceralardan geçtiği, martıların işlerini güçlerini bırakıp hikâye anlattığı, dört harflilerin Red Kit’in atını aramak için güçlerini birleştirdiği bu öyküler esrarengiz bir kurgu evreninde buluşuyor. Hüseyin Kılıç, neşeli hikâye anlatıcıları vasıtasıyla okuru sayfalar arasında merakla kaybolacağı bir dünyaya davet ediyor. Buyurun; Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101633</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fc5c7ad1-ec78-4c2e-a9fd-1e8cde338bc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanrı Sevgisi ve Bahtsızlık</image:title>
            <image:caption>Yirminci yüzyılın en tartışmalı düşünürlerinden Simone Weil, felsefesiyle hayatını iç içe geçirmiş önemli bir simaydı. Hakikat ve adalete yönelen inatçı arzusu onu seçkin akademik çevrelere, fabrikalarda çalışmaya, siyasi aktivizme ve manevi yalnızlığa sürükledi. Özellikle Tanrı-insan ilişkisi üzerine yazdıkları, onu dönemindeki diğer filozoflardan ayırıyordu. Adrienne Rich, onun için şöyle demiştir: “Simone Weil, yüzyılımızın en çok ihmal edilen kaynaklarından biridir.” Tanrı sevgisi ve bahtsızlık, Weil’in “aşkınlık” üzerine yoğunlaştığı döneminin bir ürünü. Bu özel baskıda yazarın Attente de Dieu kitabından iki makale ve bunları tamamlayacak, çağdaşları ve ardılları olan Emil Cioran, Emmanuel Levinas, Paul Ricœur, Gabriel Marcel ve Witold Gombrowicz’den tanıklıklar yer alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101634</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/636ae22f-b1e7-4c42-abac-5e6fcb77a3d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih İçinde Tarafsızlık</image:title>
            <image:caption>Tarafsızlık nedir? Gerçekten tarafsız olmak mümkün müdür? Tarafsızlık, dünya tarihini nasıl şekillendirmiştir? 
Tarih İçinde Tarafsızlık, tüm bu sorulara yanıt ararken, küresel tarihimizdeki beş yüz yıllık tarafsızlığın etkileyici ve ikna edici bir sentezini ortaya koyuyor. Leos Müller tarafsızlık ilkesi üzerine düşünürken; İsviçre, Belçika, İsveç gibi bazı tarafsız devletlerin, serbest ticaret paradigmasının uygulanmasından, ulusal yasaların ve hümaniteryenizmin şekillenmesine, pek çok alanda etkin tarihsel roller üstlendiklerini savunuyor. Dahası bu devletlerin kilit konumdaki finans ve ticaret merkezleri olarak da büyük bir önem taşıdıklarını gözler önüne seriyor. 
Büyük imparatorluklar ve küresel güçlerin, uluslararası ilişkileri ve politikaları merkezine alan yaygın tarih anlatılarına ilgi çekici bir alternatif sunan Tarih İçinde Tarafsızlık, aynı zamanda tartışmasını daha güncel bir alana taşıyarak, bugün tanık olduğumuz siyasi ve askeri gerilimlere ilişkin kapsayıcı bir bakış açısı edinmemize de imkân tanıyor. Küresel güç kutuplarının yeniden tanımlandığı bugünlerde Tarih İçinde Tarafsızlık, dünyanın bir kez daha şekillenen tablosuna derinlikli bir bakış atmak ve tarafsızlığın geçmişte olduğu gibi gelecekte de tarihe nasıl yön vereceğini görmek isteyenler için sıradışı bir çalışma.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101635</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15eb8bd0-98ea-4618-82ad-6a5ce7e68eea.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç İsim Dört Mevsim</image:title>
            <image:caption>Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan ve Orhan Okay… Türk Edebiyatının üç büyük ismi, birbirini takip eden üç büyük hoca… 
Bu üç hocanın geleneğinin takipçisi ve Orhan Okay’ın bizzat öğrencisi olan Necmettin Turinay Üç İsim Dört Mevsim adlı eserinde, Türk Edebiyatının üç büyük değerinin eserlerini, çalışmalarını, düşüncelerini ve birbirleri ile ilişkisini inceliyor. Tanpınar, Kaplan ve Okay’ın Türk Edebiyatına ve Türk Edebiyatı araştırmalarına katkılarını, düşünce ve sanat anlayışlarını, fikirlerinin ve eserlerinin gelişim süreçlerini nesnel ve eleştirel bir üslup ile kaleme alan Necmettin Turinay, çalışmasıyla bu üç isme dair yeni bir portre çiziyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101636</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6b27389-7a54-4371-b8db-38c26e160590.jpg</image:loc>
            <image:title>ve Allah Kalpleri Döndürür</image:title>
            <image:caption>“Muhteşem! Allah’ın varlığının beklenmedik tezahürleriyle ilgili kadim ve modern tecrübeleri mezceden bu eser, bize ihtida hikâyelerine dair benzersiz bir antoloji sunuyor ve İslam inancının hâlâ süregiden manevi gücünü bizlere hatırlatıyor.” 
 Abdulhakim Murad (Timothy Winter) 
 “İçinizi ısıtan bir kitap… Genç Müslümanlar ve mühtediler, günümüzde zaman zaman şüpheye düşebiliyorlar ve Sugich’in bu kitabında yazılanlara ihtiyaç duydukları muhakkak. Bu eser, pek çok kişinin anlatısından oluşuyor ve kendi manevi hikâyesi çok hususi olan birinin kaleminden çıktığı için de ayrıca kıymetli. Kitabı okurken insanın yalnız olmadığını fark etmesi, çok büyük bir rahatlama.” 
Yusuf İslam (Cat Stevens) 
“Hayattaki konumumuz ne olursa olsun, Allah’ın rahmetinin her birimizi her zaman kapsadığını bize hatırlatmak için yazılmış bir eser. Bu kitap, okurda Allah’a ve onun merhametine yönelme isteği uyandırıyor. Bu kitabı çok seviyorum.” 
Sami Yusuf Tövbe, yaşadığımız her anı yenileyen, durmaksızın devam eden, şefkatli bir gerçekliktir. Nefsi terbiye, kalbi tezkiye etmek için çıkılan yol, esasında sürekli tövbe etmeyi içerir. Bu eserde Michael Sugich, hüzünlü ve eğlenceli, yürek parçalayıcı ve tuhaf, süfli ve uhrevi, ama daima umut dolu hikâyeler anlatıyor bize. Dünyanın dört bir yanından insanların hayatının nasıl tersyüz olduğunu ve En Yüce’ye giden yola nasıl döndüklerini gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101637</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb7e2a74-466c-4c73-98b7-2784757426b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Yirminci Yüzyılın Kısa Tarihi</image:title>
            <image:caption>20. yüzyılın tarihine ekonomik, kültürel ve siyasi güçler üzerinden değil de tartışmalı ve tarihe yön vermiş isimler üzerinden bakmaya ne dersiniz? Stalin’den Hitler’e, Churchill’den Roosevelt’e kadar 20. yüzyıla damga vurmuş isimler, verdikleri kararlarla pek çok alanda etkin oldular. Günün sonunda insanlığa bıraktıkları miras, geleceğimizin nereye doğru gittiğine ayna tutuyor ve bugün uluslararası arenada yaşananlara dair farklı bakış açıları geliştirmemizi sağlıyor. John Lukacs, Yirminci Yüzyılın Kısa Tarihi’nde kendi iddiasına göre 1914’te Birinci Dünya Savaşı ile başlayan ve 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sona eren ve hayli “kısa” süren 20. Yüzyılı, yalnızca Avrupa’nın tarihiyle sınırlandırmıyor, Güney Amerika’dan Uzak Doğu’ya tüm dünyayı kapsayan bir bakış açısıyla ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101638</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9bcf5a84-cbba-410a-981a-be9f397ec313.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıkıcı Duygular</image:title>
            <image:caption>Duygusal Zekâ’nın yazarı Daniel Goleman’dan 
YIKICI DUYGULAR 
DALAI LAMA İLE BİLİMSEL BİR DİYALOG 
Ø  Dışarıdan bakıldığında aklı başında ve zeki görünen insanlar neden suça ve şiddete yönelir? 
Ø  Yıkıcı davranışların kökenindeki asıl nedenler nelerdir? 
Ø  Bu dürtüleri harekete geçiren duyguları nasıl kontrol edebiliriz? 
Ø  Kendimizle ve başkalarıyla barış ve huzur içinde yaşamayı öğrenebilir miyiz? 
  Farz edin ki Dalai Lama’nın davetlisi olarak kendi özel kabul salonunda, dünyaca ünlü bir grup bilim insanı ve felsefeciyle birlikte oturuyorsunuz. Bu rehber zihinler bugün de önemini ve aciliyetini koruyan kadim sorularla boğuşurken hararetli olduğu kadar büyüleyici de olan bir diyalog ortaya çıkıyor… 
Duygusal Zekâ’nın ünlü yazarı Daniel Goleman, Hindistan’ın Dharamsala kentindeki Zihin ve Yaşam Enstitüsü’nde gerçekleşen eşsiz buluşmanın verdiği ilhamla, çığır açıcı bir araştırmanın aydınlatıcı yorumlarını ve raporlarını paylaşıyor bu kitapta. 
 
Zihni ve duyguları incelemeye yönelik iki köklü sistem olarak Batı bilimi ile Buddhizm’in güçlerini birleştirdiğinde neler olabileceğinin hayranlık uyandırıcı bir kaydı olan bu eserde kişisel mutsuzluklar ve kişilerarası çatışmaların kaynağı olan üç zehirle –şiddetli arzu, nefret, aldanış– baş etmeyi, doğuştan gelen hakkınız olan şefkati beslemeyi ve duygusal dayanıklılığınızı artırmayı öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101639</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d1a62f87-9871-4ff9-a860-d05b2182b74f.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzaktan Sevmeler Ustası</image:title>
            <image:caption>Sohbetin sessizliğe büründüğü bir anda, kendiyle konuşur gibi sordu genç adam: “Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?” Sonra devam etti iç çekerek. “Evet, şart.” Cevap baştan belliymiş gibi aynı ritimde akmıştı, soruyla. Bitmek üzere olan ilişkisine dem vuruyordu belli ki. Belki de yeni bir ilişkinin sinyallerini yakıyordu kendince, kim bilir? 
 
Dayanamadım, bütün işgüzarlığımla atladım lafa. “Hayır şart değil!” Karşılıksız sevmenin erdemine ulaşmış birinin edasıyla, öyle emin öyle bilmiş bir tavırla söylemiştim ki sen misin bunu söyleyen. Birden trampetler çaldı, gök perde aralandı. Parlak bir ışık gözlerimi kamaştırdı. Eros, okunu öyle bir hışımla sapladı ki kalbime, “İşte sana fırsat, şart mıymış değil miymiş göster bakalım.” der gibi… 
 
Evet, bu bir aşk hikâyesi, şiirlerle bezenmiş, kelimelerle süslenmiş. Her şiir kısa bir öykü aslında, içinde sırlar barındıran. 
 
Ve sen sevgili okur, yüreğimden kopup gelen duygularımın, kelimelerle dansını izlerken, kendine şu soruyu sorabilirsin: “Ben bu hikâyenin neresindeyim, hangi mısrasında gizleniyorum?” 
 
Aşkla…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101640</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f43c16c6-071c-431a-8856-2c7634a68a3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşiyan 2 -Divane (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Göğsümün hemen ortasında bir yangın vardı, alevler sardı ve biz içinde kaldık. Yandım, yanarken
 
yaktım.
 
Onun o güne yüklediği anlamla benim yüklediğim anlam birbirini katletti. Her şeyin başladığı o yerde
 
ikimizin kıyameti koptu.
 
Şimdi aramızda yanan ateşin bir tarafında ben, diğer tarafında o vardı. Alevler yükseldiğinde avucumdaki
yüzükleri attım o ateşe. Bu bizim kesin olarak bitişimizin en büyük göstergesiydi. Biz bitmiştik.
 
Ona ev olan kırık, yıkık, dökük kalbim artık bir yangın yeriydi ve o yangın sönene kadar sessizce
 
bekledik. Geçmişimiz, hayallerimiz yandı ama kül olan biz olduk.
 
“Keşke,” dedi içtenlikle. “Keşke bu kadar güçlü bir kadın olmasaydın diyorum bazen.” O konuştukça
duygularım birbirine karıştı. “Kimseye kaldıramayacağı dert yüklenmezmiş, insanlar gücü kadar
sınanırmış.” Titrek, ızdırap dolu bir soluk aldı. “Senin derdin, senin sınavın ben olmak istemezdim.”
Yayınlanan Diğer Kitapları ;
  AŞİYAN 1 - VİRANE
  AŞİYAN 2 – DİVANE
  AŞİYAN 3 - YEGÂNE</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101641</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63f34576-5c70-4879-826f-502ef120bb68.jpg</image:loc>
            <image:title>Öncü Doktor Hipokrat</image:title>
            <image:caption>Hipokrat tıbbın, bir başka deyişle, bizi sağlıklı tutmaya çalışan, hastalıklarla savaşan ve rahatsızlanırsak bizi iyileştiren bilimin babasıdır. Hipokrat yaşadığı Antik Yunan’da herkes tarafından, “bilgeliği seven” anlamına gelen “filozof” olarak kabul edilmiştir. Birçok hastalık üzerine çalışmış, tedaviler ve ilaçlar geliştirmiş, fakat her şeyin ötesinde, tıbbı batıl inanışlar ve büyülerden uzaklaştırıp bilime ve dünyanın bütün doktorlarının parçası olduğu bir mesleğe dönüştürmüştür. 
 
Bu kitapta Hipokrat, çocukluğunu, yolculuklarını ve gerçek ile efsane arasında gidip gelen yaşamını bizzat kendi ağzından anlatıyor. Kitabın sonundaki &quot;Minik Sözlük&quot; ise metinde karşılaşılan kavramların derinlemesine anlaşılmasına yardımcı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101642</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70425f56-3849-48ec-bebc-de3e7fd8f7c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Okul Travmalarından Uzakta</image:title>
            <image:caption>Okul Travmalarından Uzakta, öğrenciler, ebeveynler ve eğitimciler için daha sağlıklı bir okul ortamı oluşturmayı hedefliyor. 
Birçok çocuk, sevilen birinin ani veya şiddetli kaybı, savaş deneyimleri, yaşamı tehdit eden hastalık veya askeri disipline sahip bir aileyle ilgili travmatik deneyimlerini destekle iyileştirerek üstesinden gelebilir. Okul Travmalarından Uzakta, eğitim ortamlarında onarıcı uygulamalar geliştirme konusunda bilinmesi gereken her şeyi travma bilgilerini de içeriğe dahil ederek anlatıyor. 
Joe Brummer, paylaşılan hikâyeler ile onarıcı uygulamayı daha anlaşılabilir bir hâle getirerek çözüm yolunun nasıl olması gerektiğini okuyucuyla paylaşıyor. Hem teoriye hem de pratiğe yer verilen bu kitap, nesiller boyunca gizli kalmış travmalarla mücadele eden çocukların iyileşmesi için bir rehber niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101643</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2602b192-b8db-48aa-b15d-ec4c5e579ade.jpg</image:loc>
            <image:title>Dokunuver Hayata Bir</image:title>
            <image:caption>Yaşamak mücadele gerektirir.
Yaşamak için mücadele etmek, kaderi değiştirmek gerekir. Bazen kaderi zorlamak, istediği yolda yürümek
yerine, kaderi yolunuza sokmak, değiştirmek gerekir. Hayat uzun bir yoldur. Uzun yollar genelde yorucu,
engebeli olur ama her engel aşıldıkça biraz daha umutlanır, heyecanlanır insan.
Kadınlar özel varlıklar; mücadeleci, sakin, sabırlı, akıllı, güçlü, merhametli, vicdanlı, sevgi dolular. Belki
bu sebeple yükleri de daha ağır. Ama kadınlar kadere teslim olmayacak, kaderi değiştirecek kadar da güçlüdür.
Güçlü kadın; güzel dünya demektir.

Elife Kaya “Fındıklı Kahve” kitabından sonra “Dokunuver Hayata
Bir” ve “Dokunuver Hayata İki” isimli eserlerini kaleme almıştır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101644</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/735d62cc-04f0-4e99-a2e0-542d6d21db56.jpg</image:loc>
            <image:title>Diyalektik Tasavvuf Varlık Birliği</image:title>
            <image:caption>Yeryüzü Cenneti &quot;Hakk, İllerdeki halk tümden inansa, çekinse onlara yerden ve gökten bolluklar verirdik demiştir.7/96&quot; 
  Bu sözler, varlık ıssı ( sahibi) olan, bizim yolumuzda didinseler, Mülk ve Melekût evrenine özgü yollarımızı onlara açardık, evrenlerin gerçeklerini açıklayan tanrısal esinleri, bağışları onlar için kolaylaştırırdık  demektir. Gök melekût’ü, yeryüzü ise mülk evrenini gösterir. 
  Kur&apos;an-ı Kerim herhangi bir olayı anlatmıyor bir yasayı ortaya koyuyor. Herhangi bir toplumun tarihinden sahneler sunmuyor. İlâhi kaderin aşamalarından söz ediyor. Böylece ortaya çıkıyor ki: İşlerin kendisine göre düzenlendiği, olayların kendisine göre meydana geldiği ve bu yeryüzünde &quot;İnsanlık Tarihini&quot; yönlendiren, hareketini etkileyen. Peygamberlik misyonu dahi önemine ve yüceliğine rağmen, bu yasanın gerçekleştirilmesini sağlayan vasıtalardan, etkenlerden ancak biridir. Bu yasa önemi açısından peygamberlik misyonundan daha büyük ve daha kapsamlıdır. 
  Ayette betımlenen, Sınıfsız ,Sınırsız  Ve Sömürüsüz Yeryüzü Cennetin Tasviridir. Yarı insan, yarı hayvandan müteşekkil şimdiki ham insan, tekamül ederek bir üst aşama sıçraması olan Üstinsana yükselmesiyle bu üstinsan bireylerden meydana gelecek bu üstUlu toplum&apos;ın RızaŞehri Medinei Hakikat memleketi, Cenneti Alâ olacağını müjdesini ihtiva etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101645</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b388bc2-ea52-4ef2-acb6-b2ba83553c36.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Küçükken</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı yazarken en çok esinlendiğim sebep şu an sosyal medyada yazılan bir çok yazıda eskiye duyulan özlemdir. İleri yaşlardaki insanların nostaljik bir olaya şahit olduklarında yüzlerdeki görülen tebessümdür. İnsanlar her fırsatta eskiyi anlatır ve özlediklerini dile getirirler. Bunu da en çok eski türk filmlerinde bu filmlerde sık sık karşılaştığımız şarkılarda fark ederiz. Hatta öyle ki; benim çocukluk ve gençlik yıllarımda arabesk müziği TRT’de yasaktı. Bir türlü TRT’den onay alamazdı. Sadece filmlerde birde yılbaşı özel programlarında. Bununla birlikte gençlerin bir kısmı hariç insanlarda arabesk müziğini itici ve gereksiz bulurdu. Bu müziğin insanları isyana ve boşvermişliğe iteceği konuşulurdu. Fakat şimdi eski filmler ekranda izlendiğinde o müzikleri dinlerken insanların tatlı bir tebessümle gülümsediğini hepimiz görmüşüzdür. Eskiler genellikle güzel hatırlanır ve özlenir... Okurken hatırlamanız ve zevk almanız temennilerimle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101646</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24b93316-18aa-4bf0-b49e-f42b214cdf4b.jpg</image:loc>
            <image:title>Işığa Düşen Gölge</image:title>
            <image:caption>Rıza TURHAN  Malatya’nın Yazıhan  ilçesine bağlı KARACA  köyünde doğdu. Malatya, Adana, Ankara da okudu.  Sırasıyla,  Hekimhan Madende, Medik ve Sürgü  barajlarında  topoğraf  olarak, Doğal  Afetler Müdürlüğünde inş.  kontrol, Malatya belediyesi  fen  işlerinde ruhsat  şefi ve son  olarakta  DSİ de barajlar ekibinde çalışmış, buradan da emekli olmuştur. Bu  iş  yerleri değişikliklerinin bir çoğu  kendi  rızası dışındadır.       
Askerde  MEHMETCİK dergisinde, sivilde de KARACANIN SESİ, BEYDAĞI, SEBAT, GAYRET, YORUM gazetelerinde şiir ve makaleleri  yayınlandı. 
ATMA yöremizin sesi, KAR DER,  MAKSAD dergilerinin editörlüklerini yaptı, şiir, öykü, yorumları yayınlandı. 
KIRK GÖZ, DEVRİM YOLU dergilerini çıkarttı. İSYANI AĞIR SANCI DOĞURUR, YÜREĞİMİ DİLE DÜŞÜRDÜM şiir kitapları var. 
Şimdilerde iki şiir ve iki romanı basılmaya hazır. Halen yazım çalışmalarını sürdürüyor, okuyor. Malatya da yaşıyor. Dört çocuk babası. Çocuklarının hepsine de yüksek tahsil yaptırmıştır. Bu kitabı da, adını kendisinin koyduğu  ve çok  sevdiği  torunu  YADE ye armağanıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101647</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8eecdf7a-689c-4e0a-91ee-6022d881114d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Kadınlar</image:title>
            <image:caption>​​​​​​​ Lara&apos;nın hayatı dışarıdan mükemmel görünmektedir. Sevgi dolu muhteşem eşi Massimo, tatlı küçük oğlu Sandro ve mükemmel bir ev… Ama Lara, Massimo hakkında kimsenin bilmediği bir şeyi bilmektedir. Kimseye anlatamayacağı bir şey. Massimo&apos;nun hayatı boyunca çalışıp elde ettiği her şeyi bir anda yok edebilecek bir gerçek. Kimseyle paylaşamadığı bu sır, Lara&apos;yı mutsuz evliliğinde tutsak etmektedir. Maggie ise Massimo&apos;nun erkek kardeşi Nico ile evlidir. Onunla ve sorunlu üvey kızıyla birlikte yaşamaktadır. Maggie, Nico&apos;nun geçmişine dair her şeyi bildiğini sanmaktadır. Ta ki bir gün tavan arasında Nico&apos;nun ilk eşi Caitlin’le ilgili şok edici bir sırrı açığa çıkaran bir şey buluncaya kadar. Maggie bulduğu şeyi ailesine açıklayacak mı yoksa sevdiklerini korumak için sessiz mi kalacak? Yalanlarla bir arada tutulan bir aile için gerçeğin bedeli çok ağır olabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101648</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44e292c4-f607-41d9-a1ee-3dbbc5e78f10.jpg</image:loc>
            <image:title>Liderlik : Efsaneler ve Gerçekler</image:title>
            <image:caption>Liderlik; milyarlarca dolar yatırım, binlerce kitap, liderleri geliştirmeye odaklanan yüz binlerce blog ve konuşma ile muazzam bir girişimdir. Oysa gerçeklere dönüp baktığımızda çalışanların iş ilişkilerinin kesildiğini, üst düzey liderlerin sürekli olarak değiştiğini, kariyer aksamalarını ve başarısız olan liderlik gelişim çabalarını görüyoruz. Liderlik: Efsaneler ve Gerçekler’de Jeffrey Pfeffer, liderlik endüstrisine parlak bir ışık tutarken, neden başarısız olunduğunu ve nasıl yeniden yükselinebileceğini gösteriyor. Liderlerin dürüst, özgün ve mütevazı olmaları, doğruyu söylemeleri, güven inşa etmeleri ve başkalarını da önemsemeleri için kendilerine verilen talimatlarla ilgili tüm yanlışlıkları ortadan kaldırıyor. Liderlikle ilgili pek çok hikâye ve efsaneyi farklı bir bakış açısıyla ele alarak kanıtlara daha bilimsel yaklaşıyor ve insanlara, kariyerlerine rehberlik edecek daha iyi bilgiler sunuyor. Sosyal bilimlere dayanan ve yönetimi geliştirmek için pratik örnekler ve tavsiyeler veren Liderlik: Efsaneler ve Gerçekler, okuyucuları gerçeği kabul etmeye ve ardından, kendilerini ve dünyayı daha iyi hâle getirmek için bu gerçekleri kullanmaya teşvik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101649</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ccb7f17f-5412-45d7-9588-cd0281f04641.jpg</image:loc>
            <image:title>Akademide İş-Aile Çatışması</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
1.      İŞ VE AİLE ÇATIŞMASI 
2.      İŞ YERİNDE DUYGUSAL İYİ OLUŞ 
3.      ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 
4.      ARAŞTIRMANIN BULGULARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101650</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/117addb8-8bb9-43a2-9151-1b77589ac128.jpg</image:loc>
            <image:title>Robert Walser ile Yürüyüşlerimiz</image:title>
            <image:caption>“Devlete ahlak talebiyle yüklenmek bana bağnazlık gibi geliyor. Devletin öncelikli görevi, güçlü ve uyanık olmaktır. Ahlak, bireylerin sorunu olarak kalmalı.”
Carl Seelig’in Robert Walser ile yürüyüşlerine dair kayıtları, gerek bu iki yazarın bir parçası olduğu İsviçre edebiyatında, gerek dünya edebiyatında benzersizdir. Walser, ellinci doğum gününden sonra yazmayı bırakmış ve yaşamını bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde sürdürmüştür. Ona ve eserlerine destek olmak isteyen Seelig, Walser’i hastanede sık sık ziyaret eder, böylece “birlikte yürümek” alınyazıları haline gelir. 1936’dan 1956’ya dek çıktıkları yürüyüşlerdeki hayat, edebiyat ve siyaset üzerine konuşmalarından süzülen notlar, dünyaya sırt çevirecek kadar “hassas” ve “suskun” bir yazarın portresini çizer. Bu notlardan hareketle Percy Adlon’un yazıp yönettiği Der Vormund und sein Dichter filmi de büyük ilgi toplamış, 1979’da iki Adolf Grimme Ödülü’ne layık görülmüştür.
“Carl Seelig anlatıyor. Tüm yaşananları kesin hatlarıyla ustaca, kısaca ve berrak anlatıyor. Olguları yalın bir tarzla yazıya döken Seelig, sembollerin etkisine ulaşıyor. Walser gibi gerçek bir şaire ait bu asil ruhun dünyamızda yaşayamayacağını hissediyor insan.”
 
Max Brod</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101651</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fed9f94a-2adb-4a3c-9396-c37dc87e6066.jpg</image:loc>
            <image:title>Raziye (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer... Bunu daha önce bir kâhin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı altüst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar.” 
 
“Melih Cevdet Anday, Raziye’yle, yani çağdaş bir aşk öyküsüyle mitolojiye katkıda bulunmayı düşünmüştür ve uzun yıllar yaşayacağını düşlediği bir -sevişme- söylencesinin adını Raziye koymuştur. Bu dediklerimin gerçekle, Melih Cevdet Anday’ın yapıtına karıştırdığı mayayla ilgisi olmasa bile istek, duygu, ses, resim, düş, müzik, devinim, görünüm ve doğa betimlemeleriyle yüklü Raziye her sözcüğünde, her imgesinde nabız atışları işitilen coşkulu bir sevişmenin romanıdır.” 
Muzaffer Buyrukçu 
 
Edebiyatımızın en kuvvetli kalemlerinden biri olan Melih Cevdet Anday’ın, Cumhuriyet gazetesinde tefrika edildikten sonra 1975’te yayımlanan “son romanı” Raziye’nin Sevengül Sönmez tarafından hazırlanan eleştirel basımını okura sunuyoruz. Tekrar tekrar okunması gereken romanlardan biri olan Raziye’nin tefrika sonrası Anday tarafından eklenen kısımları, okurun muhtemel sorularına yanıt verecek şekilde yayıma hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101652</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b365efd8-7549-4fc5-9a1c-64936da6dfa1.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye İhracatında Ürün ve Ülke Çeşitlemesinin Sosyo-Ekonomik Belirleyicileri</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
ÇEŞİTLEME VE TEORİK ALTYAPISI 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
İHRACAT ÇEŞİTLEMESİNİN BELİRLEYİCİLERİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
TÜRKİYE’DE İHRACAT ÇEŞİTLEMESİNİN BELİRLEYİCİLERİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101654</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ebb19ace-473a-42eb-925d-c8b0a6401c81.jpg</image:loc>
            <image:title>Kafka Sinemaya Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Franz Kafka, günlüklerinden de anlaşıldığı üzere tutkulu bir sinemaseverdi, anlatı tarzında sinemadan da çokça esinlenmişti. Ayrıntıların peşinden dur durak bilmeden koşan azimli yazar Hanns Zischler, Kafka’nın metinlerini yıllarca inceledi, yerli ve yabancı pek çok arşivi taradı, kütüphanelerde araştırmalar yaptı, dönemin gazetelerini didik didik etti, fotoğraflar, program broşürleri, film ilanları, posterler topladı, Kafka’nın gittiği sinemaların, seyrettiği filmlerin, hayranlık duyduğu sahnelerin ve etkilendiği oyuncuların izini sürdü. Tüm bu çabalarının sonucunda ortaya çıkan ve Kafka araştırmalarına önemli bir temel oluşturan bu eşsiz eser, ele aldığı sessiz filmler ve yaratıcı sanatçılarla da sinemanın ilk zamanlarına büyülü bir keşif gezisidir.
Önemli ve sıradışı bir kitap.”  
Eugene Rogan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101655</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b277533-0079-4da3-a989-9fe12c3dd1ec.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyada ve Türkiye&apos;de Ulusal Varlık Fonları</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
BİRİNCE BÖLÜM 
1. ZAMAN İÇİNDE FAYDA VE FONLAR 
2. ZAMANLARARASI FAYDA MAKSİMİZASYONU 
3. FRANCO MODIGLIANI’NİN YAŞAM BOYU HİPOTEZİ (LIFE CYCLE HYPOTHESIS) 
4. FON SİSTEMLERİYLE İLGİLİ SORUNLAR VE TARTIŞMALAR 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
1. ULUSAL VARLIK FONLARININ NİTELİĞİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
DÜNYADA ULUSAL VARLIK FONLARI 
1. DÜNYADA ULUSAL VARLIK FONLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ VE UYGULANABİLİRLİĞİ 
2. LINABURG-MADUELL ŞEFFAFLIK ENDEKSİ (LMT) 
3. NORVEÇ ULUSAL VARLIK FONLARI (THE GOVERNMENT PENSION FUND GLOBAL) 
4. SANTIAGO İLKELERİ VE ULUSAL VARLIK FONLARI 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
TÜRKİYE’DE ULUSAL VARLIK FONLARI 
1. TÜRKİYE’DE ULUSAL VARLIK FONLARI 
2. TÜRKİYE VARLIK FONU YÖNETİM A.Ş.’NİN DEĞERLENDİRİLMESİ 
3. CORONA VİRÜS DÖNEMİ, ŞEFFAFLIK, SANTIAGO İLKELERİ VE ULUSAL VARLIK FONLARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101656</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e80aac2-de31-4d2a-8d5b-963dd263a6a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Poptropica 3 – Gizemli Sembol</image:title>
            <image:caption>“ÇOCUKLAR ARASINDA POPÜLER OLABİLECEK BİR KİTAP. Bu çizgi romanda aksiyon, komedi ve çocukların ilgisini çekebilecek harika hikâyeler var. Poptropica, son yıllarda çıkan en iyi çocuk kitabı serisi!” –LINCOLN PEIRCE, KOCAKAFA NATE   Poptropica’nın gizemli dünyasından en son ayrıldığımızda Oliver, Mya ve Jorge kendilerini buzullarda köşeye sıkışmış bulmuşlardı. Şimdi kahramanlarımız, görevi Poptropica’yı korumak olan gizli bir grubun gözetimindeyken bilinmeyen yerlere doğru yol almaya başlarlar.   Kendilerine verdikleri adla Koruyucular, dış dünyadan gelebilecek herhangi bir müdahalenin tarihin akışı üzerinde feci sonuçlara yol açabileceğine inanıyorlar. Daha da beteri, Octavian sonunda ortalığı birbirine katan haritayı ele geçirdiğini iddia ediyor! Oliver, Mya ve Jorge, Koruyucular’dan kaçıp Octavian’ı kötü planlarını gerçekleştirmeden önce bulabilecekler mi?   Macera Gizemli Sembol’de giderek derinleşiyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101657</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ead2f50-2d19-4100-815b-1a60d0e9af69.jpg</image:loc>
            <image:title>Poptropica 2 – Kayıp Yolculuk</image:title>
            <image:caption>-“ÇOCUKLAR ARASINDA POPÜLER OLABİLECEK BİR KİTAP.
Bu çizgi romanda aksiyon, komedi ve çocukların ilgisini çekebilecek harika hikâyeler var. Poptropica, son yıllarda çıkan en iyi çocuk kitabı serisi!”
–LINCOLN PEIRCE, KOCAKAFA NATE
 
Oliver, Mya ve Jorge’nin yeni maceralara yelken açtığı
keşfedilmemiş adalar grubu Poptropica’ya hoş geldiniz. Tek bir
sorun var: Bu cesur üçlü sihirli haritayı nasıl okuyacaklarını
bilmiyor. Çok geçmeden kendilerini, hakkında çok az şey bildikleri
bir dünyada bulup orada kayboluyorlar. Hain Octavian ise yine
onların peşinde. Bu sefer yeni düşmanlar da işin içine giriyor.
 
Oliver, Mya ve Jorge, Octavian’ı bir kez daha alt edebilecek mi? Onları Poptropica’dan atmak isteyen bu insanlar da kim? Tüm gizem, Kayıp Yolculuk’ta açığa çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101658</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aabdea6c-eddf-48a5-a55a-a99b26b48d89.jpg</image:loc>
            <image:title>Poptropica 1 – Haritanın Gizemi</image:title>
            <image:caption>“ÇOCUKLAR ARASINDA POPÜLER OLABİLECEK BİR KİTAP. Bu çizgi romanda aksiyon, komedi ve çocukların ilgisini çekebilecek harika hikâyeler var. Poptropica, son yıllarda çıkan en iyi çocuk kitabı serisi!” –LINCOLN PEIRCE, KOCAKAFA NATE   Oliver, Mya ve Jorge sıcak hava balonuyla gezintiye çıktıklarında, bir grup kızgın Viking ve nesli tükenmiş hayvanlarla dolu bir adaya düşerler.   Keşfedilmemiş bir takımada olan Poptropica’ya hoşgeldiniz!   Üç arkadaş eve dönüş yolculuğuna çıkmaya hazırlandıklarında bu adada uğursuz bir şeylerin gizlendiğini fark ettiler. Fakat bu şey Poptropica’nın kendisini de tehlikeye atıyordu!   Oliver, Mya ve Jorge kana susamış Vikinglerin elinden kurtulabilecek mi? Eve geri dönüş yolunu bulabilecekler mi? Ve en önemlisi de en yakın pizzacı nerede?   Bütün bu soruların cevabını Haritanın Gizemi’nde bulacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101659</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b8936bb-afff-4940-a799-e37def94d4b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Efsaneler Ölmez</image:title>
            <image:caption>&quot;Gözyaşlarım yağmur oldu.
Sel oldu.
Coşup coşup çağlayarak.
Irmak olup denizlere koştu.
Dalga dalga coşarak
Yüreklerimizde
Hiç tükenmeden yanan meşale oldular.&quot;
1960’ların devrimci ruhunu, darbeleri, yoklukları, aşkı, sevdayı, mutlulukları anlatan
Efsaneler Ölmez, Santiago’dan başlayıp Didim’e uzanan bir hikâye...
Hayri Kandemir, Ricardo ve Valentina’nın üniversitede başlayan aşklarının peşinde kilometreleri ve yılları
aşarken Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına da selam gönderiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101660</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/392fa6ac-71da-42a0-bd8f-fd341b47e8aa.jpg</image:loc>
            <image:title>İdrak</image:title>
            <image:caption>Eğitimde geleneksel yöntemleri ve alışageldiğimiz eğitim stillerini bir yana bırakma ve yeniliğe açık olma zamanı geldi. Çünkü hepimiz için yeni bir sistem sözkonusu: Uzaktan Eğitim! 
Bir eğitimci olarak kendi deneyiminden; MIT ve ötesindeki araştırmacıların ve yenilikçilerin çalışmalarından yararlanan Sarma, bu kitabında modern eğitimin tarihini araştırıyor; geleneksel sınıf yöntemlerinin -ders, ev ödevi, test, tekrar- nasıl norm hâline geldiğini ve neden bir şeylerin değişmesi gerektiğini gösteriyor. En güçlü nedeniyse harika bir müttefik olan uzaktan eğitimin yanlış uygulamada yaratabileceği etkiler. Müfredatı son öğrenme stratejileriyle nasıl daha etkili bir hâle getirebileceğinize dair vaka çalışmaları ve sinirbilimden bilişsel psikolojiye kadar uzanan geniş kapsamlı içeriğiyle yeni nesil eğitimcilerinin ve eğitimle ilgilenen; öğrenmeyi ve öğretmeyi önemseyen herkesin başucu kitabı olacak. Teknolojinin eğitim üzerindeki etkilerini uzaktan öğrenmeyi de konuya dahil ederek açıklayan İdrak, sizi bilgilendirecek; düşünce yapınız ve yenilikçi fikrinizle herkesten ayıracak bir başyapıt!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101662</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98a2cc88-e1e3-45b4-a846-887854a983bd.jpg</image:loc>
            <image:title>Amerikan İç Savaşı El Kitabı</image:title>
            <image:caption>Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’de son yıllarda üzerinde en çok konuşulan küresel aktörlerin başında geliyor. İlgili tartışma ve analizlerin temelinde ekseriyetle basit, ama yanıltıcı bir varsayım yatmakta: “ABD yekpare bir aktör olarak düşünür, hareket eder.” Bu varsayım temel olarak ABD’yi ABD yapan en önemli dinamiği ıskalıyor: ABD “parçalı bütünlük” anlayışına dayanan, tarihsel gelişimi ancak ve ancak iç̧ çekişmeler üzerinden tanımlanabilecek bir mozaik. Bu bağlamda, Bahadırhan Dinçaslan ABD’nin şimdiye kadar tecrübe ettiği en keskin ve kanlı iç̧ çekişme olan ABD İç Savaşı’nı Türkiye’de bir ilke imza atarak Türkçe bir eserle okuyucuyla buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101663</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/258adc80-bdef-42f5-936b-24fcf7041a11.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalini Kuruyorum Peygamberimi Tanıyorum - İkinci Kitap</image:title>
            <image:caption>Tanışma hikâyemiz kaldığı yerden devam ediyor... 
Bebek, çocuk, genç, dost, iş insanı, aile babası ve peygamber Hz. Muhammed (a.s.m.) ile tanışmıştın. Bakalım şimdi Sevgili Peygamberimizin başka hangi yönleriyle tanışacaksın ve bitmek bilmeyen bir hazinenin kâşifi olacaksın? 
Hicret ettiğinde yol arkadaşı olmak, yeni biriyle tanıştığında ben de varım peygamberim demek, Bedir, Uhud, Hendek günlerinde onun izinden gitmek, Hayber’in ve Fetih’in kazananı olmak isteyeceksin. Umudun ve bir gelecek hayalin olacak artık… 
Değişim macerası, mutluluk taşkınları, kardeşlik formülü, ilk anayasa,  iyilik yarışları,  şampiyonluklar, ganimetlerden çok kazandıranlar, beklenmedik hediyeler, gizli hayranlıklar, bazı geceler, bazı gündüzler, şaşkınlık veren stratejiler, sona saklanan müjdeler…  İşte bu kitapta yaşayacaklarından bazıları. 
Aslında tüm bu olanlar seni bekleyen özel bir görevin habercisi...  Artık sen de Sevgili Peygamberimizin hayatının bir parçasısın çünkü “Muhammed-ül Emin”i tanıyorsun. 
Hazır mısın? Bir yolculuk ile Mekke’den çıkıp tüm dünyayı etkileyecek olaylar başlıyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101664</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc1f656a-62e6-4ee5-9c1d-2dcac185fb4b.jpg</image:loc>
            <image:title>Belki Bir Gün</image:title>
            <image:caption>“Kalbe kimi, ne zaman, nasıl seveceğinin söylenmediğini öğrendim. Kalp canı ne isterse onu yapıyor. Kontrol edebileceğimiz tek şey; hayatımıza ve aklımıza, kalbimize yetişme şansı verip vermeyeceğimiz.”
 
 
Sydney’nin dört dörtlük bir hayatı vardır. Üniversitede sevdiği bölümde okuyordur, ayakları üzerinde durmasını sağlayan bir işe ve büyük bir aşkla bağlı olduğu harika bir erkek arkadaşa sahiptir. Ta ki karşı balkonda gitar çalan gizemli adam Ridge, ona erkek arkadaşının kendisini aldattığını söyleyene kadar. Sürprizlerle dolu bir müzisyen olan Ridge, Sydney’ye hayatını
yeniden kurması için müziğinin ve evinin kapılarını açar ve beraber şarkılar yapmaya başlarlar. Ancak bu müzikal birliktelik hiç hesapta olmayan zorlukları ve karşı konulmaz bir yakınlaşmayı beraberinde getirecektir.
 
Şarkıların, aşkın ve ihanetin iç içe geçtiği, iniş çıkışlarla dolu bu romanda New York Times çoksatanlar listesinin yıldızlarından Colleen Hoover bizi kalbin yaptığı seçimlerin sonuçlarıyla şaşırtıyor. Belki Bir Gün, müziğe ve kelimelere tutkuyla bağlı iki insanın özgün hikâyesinden çok daha fazlası. Aşkın ve
duyularımızın sınırlarını zorlayan Sydney ve Ridge’in bütün dürüstlükleriyle yazdıkları tüm şarkıları Griffin Peterson, Colleen Hoover okurları için özel olarak seslendiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101665</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bde92fda-5581-40ed-be01-efa8394b39be.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Kara Hikayeler Kitabı</image:title>
            <image:caption>“[Yazarın] şimdiye kadarki en iyi derlemesi… Kasvetli, sonra eğlenceli, epey karanlık ama hemen ardından hayale sığmaz bir ışık kaynağıyla dolup taşıyor.”
The Guardian
 
 
Küçük Kara Hikâyeler Kitabı’nı oluşturan beş uzun hikâyede A. S. Byatt, peri masallarını gündelik hayatla kaynaştırıyor.
 
Doğa ile doğaüstünün, gerçek ile gerçeküstünün arasındaki perdeyi aralayan bu hikâyeler benzersiz bir düş gücünün ürünü: Çocukken ormanda gördüklerine inandıkları tuhaf bir yaratığın uzun yıllar sonra peşine düşen iki kadın, zamanla taşa dönüşen bir başkası, Alzheimer hastası eşiyle ilgilenen bir adamın bir gece karşılaştığı gizemli “hayalet”; açığa çıkan gizli korkularımız, ilkel arzularımız…
 
A. S. Byatt’ın her biri roman tadında hikâyeleri hafızanızdan kolayca silinmeyecek.
 
“Sultanı binbir gece boyunca tahtında diken üstünde tutabilecek bir hikâye anlatıcısı.”
New York Times Book Review</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101666</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a129e23-5913-4bb6-9073-f509457b6c76.jpg</image:loc>
            <image:title>Karmaşık Bir Nezaket</image:title>
            <image:caption>Ödüllü yazar Miriam Toews, bu çarpıcı ergenlik romanında üzüntü ve umudu, son derece tutucu bir inanç nedeniyle dağılan ailesini anlatan bir gencin sesiyle vücuda getiriyor.
 
Başkahramanımız Nomi Nickel, Karmaşık Bir Nezaket’teki anlatısına “Ailemizin yarısı, güzel görünen yarısı kayıp,” diyerek başlıyor... Annesi ve ablası kadrajdan çıkınca üzgün ve tuhaf babasıyla yalnız kalan Nomi, günlerini ailesinin nasıl bölündüğünü anlamaya çalışarak ve East Village’ın eteklerinde yer alan tavuk kesimhanesi Mutlu Aile Çiftliği’ndeki kaçınılmaz kariyerini düşünerek geçiriyor.
 
Aynı anda hem kasvetli hem de eğlenceli bir dile sahip olan bu roman, nefes aldırmayan, baskıcı bir din tarafından yönetilen kasabada, yok olmaya yüz tutmuş ailesinin kalıntıları arasında kapana kısılmış Nomi’ye göre dünyayı ele alıyor. Onun gülünç ve eşsiz sesi, bildikleri tek toplulukla çatışmaya
girdikçe dağılan tuhaf ve sevgi dolu bir ailenin hikâyesini anlatıyor.
 
“Karmaşık Bir Nezaket baştan sona bir zevkti. Kara mizahın hâkim olduğu bir eser (‘Görünüşe bakılırsa, buradaki insanlar ölmek için sabırsızlanıyorlar. Ana etkinlik bu.’) ama bütünüyle düşünüldüğünde özgürleştirici ve kesinlikle eğlenceli.”
 
–Daily Mail</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101667</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4bbe1d89-7ed5-4bfa-b2ea-94fc57fa44c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah Kuğu – I (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>&quot;Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz? Teninizi yakan güneşe gülümseyin.Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde, bir daha asla eskisi gibi olamazsınız.&quot;
 
 
Ve kan sızıyor, bir kuğunun dinmeyen uğultusundan. Mumu üfleyip siyahıma karanlığını süren tanıdık dudakları gözlüyorum şimdi; boğazından dökülen her bir söz ayrı bir melodi.
 
BİR İLAHİ.
YA DA AĞIT.
AYIRT EDEMİYORUM ARTIK.
 
Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz? Teninizi yakan güneşe gülümseyin. Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde, bir daha asla eskisi gibi olamazsınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101668</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93a205b3-d33f-437d-803f-5b0d20111d64.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah Kuğu II – Ruh Kadehi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Acı sevgiden beslenir”
 
 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor, kaldırımlarda yağmur kokusu.
Burası Soyhan.
Buradan, ıslanmadan çıkamazsın.
 
 
“Kırılmış kanatlar, incinmiş kalpler, kaybolmuş ruhlar... Söylesene Siyah Kuğu, sen buradasın diye mi yağmur yağıyor, yoksa bulutlar da mı bize ağlıyor?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101669</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd89321d-79a8-4612-9b9f-ac4657367049.jpg</image:loc>
            <image:title>TMS-BOBİ FRS İlkelerine Göre Enflasyon Muhasebesi Gerçek Uygulama Örnekleriyle</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
ENFLASYON VE FİNANSAL TABLOLARA ETKİSİ 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
ENFLASYON MUHASEBESİ VE ENFLASYONDAN KORUNMA TEDBİRLERİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
GENEL FİYAT DÜZEYİ MUHASEBESİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
ENFLASYON MUHASEBESİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ 
BEŞİNCİ BÖLÜM 
GERÇEK VERİLERLE UYGULAMA ÖRNEKLERİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101670</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b581bb26-d16a-4bf9-8e02-f7d6c08c90fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Dumbledore - Hogwarts’in Tanınmış Müdürünün Hayatı Ve Yalanları - Gayriresmi Araştırma (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“… eleştirel makalelerden oluşan bir kitabı okurken alacağınız en büyük keyif…” 
-SARVENAZ TASH, The Geek’s Guide to Unrequited Love kİtabının yazarı 
 
Albus Percival Wulfric Brian Dumbledore, Hogwarts’ın Müdürü, Harry Potter serisinin en dikkat çeken ve gizemli figürlerinden biri olmuştur. İlkesiz, böceksi bir gazetecinin bir keresinde dediği gibi o, bir biyograficinin rüyasıdır. Dumbledore bir bilge miydi ya da sınırları var mıydı? İyiliksever miydi yoksa kindar mı? Sıradışı bir hayatın son yıllarında onu yönlendiren şey gerçekte neydi? 
Dumbledore, tartışmalı müdürün portresini oluşturmak üzere Harry Potter kitaplarının satır aralarını araştırıyor: Görünürdeki her tesadüfün içinde Dumbledore’dan bir iz bulup, vermek zorunda olduğu imkânsız kararları gözler önüne seriyor. Yazar Irvin Khaytman’ın bu derinlemesine incelemesi, Harry Potter serisindeki olaylara yepyeni bir ışık tutarken, hayranların bugüne kadar havada kalan sorularını da çözüme ulaştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101671</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0880b9d6-d4b8-43fa-8d7a-52baaa4a7e4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaferum Of Hola</image:title>
            <image:caption>“Bizim oralarda hangi köyden gelin geldiysen sana oranın adıyla seslenilir. Yaranozli, Yığali, Malpetli, Melinozli… Düşünsenize! Evlendiğiniz gün adınızı kaybediyordunuz. Adınız yok, sadece geldiğiniz yerin adı var…”
Kaferum Of Hola; otobiyografik bir hikâyeden yola çıkan, tek kişilik anlatı özgürlüğüyle çocukluk, ergenlik ve ilk gençlikten sonra içinde orman dolusu insan biriktiren bir hayalperestin gerçekle tanışmasını anlatıyor. Köyde başlayan bu hikâyelerin yeni kapısı başka diller, başka kültürler, başka kimlikler, başka ülkeler, başka şehirler dolanarak son bir ölümle yine içinde büyüttüğü bir ormana açılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101673</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4f84cda-d1c0-4713-b370-fafa46f332e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Temelli Okula Hazırlık Bilim</image:title>
            <image:caption>Oyun, çocuklarımızın bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimleri için gerekli. Oyun temelli öğrenme ise onların öğrenme sürecine aktif olarak katılmasını, deneyim yoluyla eğlenerek öğrenmesini sağlıyor. Doğal merak ve keşfetme dürtülerini harekete geçiriyor. Oyun Temelli Okula Hazırlık serisi, çocukları en sevdikleri kahramanlarla oyun oynamaya davet ediyor! Eğlenceli oyun ve bulmacalarla ezberden uzak bir öğrenme, fikir üretme, inceleme deneyimi sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101674</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d865f17e-7789-4a2e-b14f-cb2dc162f72b.jpg</image:loc>
            <image:title>Mental Aritmatik Toplama Çıkarma Alıştırmaları</image:title>
            <image:caption>Mental aritmetikte ustalaşmanın en eğlenceli yolu! Sayı becerilerini geliştirmek için alıştırmalardaki boşlukları doldurman yeterli! 
 
SAYI ALIŞTIRMALARIYLA, MATEMATİKTE HIZ VE ÖZ GÜVEN KAZANACAKSIN.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101675</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c28c3615-b13e-4867-a774-3840ba5a9a6b.jpg</image:loc>
            <image:title>Eser Adı: Erkektir – Her Zaman Haksız Mıdır. ?</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta yazılanları duysanız inanmazsınız. 
Hatta haklı olarak içinizden, “Yok canım o kadar da olmaz ki” diyebilirsiniz, ama olmaz olmaz. 
Biz de bu olanlara kayıtsız kalamadık. 
Olanları aslına sadık kalarak anlatmaya çalıştık.  
Eğer yazmazsak sözde kalır, unutulur. 
Yazarsak belge veya eser olmaz, ama kayıtlara geçer, kalıcı olur. 
Ola ki bir gün de bir okuyan olur, olur da sesimizi bir duyan olur. 
Adaletin güvenli olduğu toplum huzurlu, devleti güçlüdür. 
Umarız Adalet okyanusuna bizim de bir damla katkımız olur.  
 
 
Derya Mesut KÖYLÜ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101676</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0c7c269-8e5f-4ce5-b660-25ee9a5a95cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Haymatlos</image:title>
            <image:caption>Dünyada bu kadar güzellik varken kendini böyle yalnızlığa teslim etmenin sebebi ne?
Haklısın! Dünya çok güzel, mevsim güzel; hayvanlar, insanlar mutlu ama ben mesut değilim.
Bilmiyorum bir tuhaflık, bir gizli güç beni buraya sürüklüyor. Bu evrenden kopuş değil aslında bana göre.
Montaigne’in dediği gibi insanın kendini anlamasının, tanımasının en güzel yolu. Ben ne bileyim işte böyle mutlu
oluyorum. Bir bakıma yalnızken kendimle hesaplaşıyorum. Şimdi umarım anlamışsındır beni.
(Tanıtım Bülteninden)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101677</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd553f3f-fc9e-42e1-9aaa-2eaf444a6105.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şey Vaktini Bekler</image:title>
            <image:caption>“Kalbinde iyilik biriktirenlerin yolu daima açıktır.” 
Şems-i Tebrizi 
 
Şems’in öğrencisi olmak zordur. Kararlılık ister, cesaret ister, disiplin ister, yürek ister... 
Bu yolda yürümeye razı mısın? 
Şems doğrudandır, dolambaçsızdır, açıktır, nettir. 
Kendine karşı yalansız, dürüst ve açık olabilir misin? 
Şems güneştir; aydınlatır, ısıtır ama insanı yakar kül de eder. 
Önce kül olmaya, sonra küllerinden doğmaya var mısın? 
Şems boğmaz, zorlamaz, ısrar etmez, vakti gelince bırakmasını da doğru zamanda gitmesini de bilir. 
Tutunduğun dalları terk etmeye, vakti gelince gitmeye, bildiklerinden vazgeçmeye hazır mısın? 
Bu kez Şems’in öğrencisi olmaya çağırıyorum seni. 
Evet ışıklı ve sımsıcak bir yol ama yakıcı ve kavurucu da... Dürüst olamayan düşer, acele eden kendine çelme takar, aldatan aldanır, vazgeçemeyen unutulur, yorulanın hikâyesi erken biter... 
Şems’in yolu yanmaya hazır olanların yoludur. İrade, zekâ, mantık, terbiye, saygı, güven, cesaret, disiplin ve azim ister senden. Bunların hiçbirini yitirmedin ve hiçbir şey için hâlâ geç değil. Çünkü her şey zaten vaktini bekler. Belki de doğru zaman şimdidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101678</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/255dbbf2-f738-4522-9502-14b37f5ed21f.jpg</image:loc>
            <image:title>Cocomelon Büyüyorum Sebzelerle</image:title>
            <image:caption>Büyümek için sebze yemek önemlidir! JJ sebzeleri çok sever ve arkadaşlarına sebze yemenin faydalarını anlatmaktan mutluluk duyar! Bu sevimli kitap, çocuğunuzu sağlıklı yiyecekler yemeye ikna etmenizin harika bir yoludur! Birlikte okuyarak zamanınızı hem keyifli hem de faydalı geçireceksiniz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101679</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9ff42678-0da3-48ac-9763-4499245e729a.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar, Adalet, Haklar ve Eleştirel Sosyal Hizmet: Sevda Uluğtekin’e Armağan</image:title>
            <image:caption>Prof. Dr. Sevda ULUĞTEKİN, 10 Ocak 1945’te İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli kentlerinde sürdürdü ve 1962 yılında Ankara Kız Lisesinden mezun oldu. Aynı yıl Sosyal Hizmetler Akademisine girdi ve 1966 yılında bu okuldan birincilikle mezun oldu.
Yüksek lisans ve doktora çalışmalarına CENTO bursiyeri olarak gittiği
York Üniversitesi (İngiltere) ve Ankara Üniversitesinde devam ederek 1977 yılında Ankara Üniversitesinden doktora derecesi almaya hak kazandı.
Mezun olduğu Sosyal Hizmetler Akademisinde 1966 yılında asistan olarak göreve başladı. Hacettepe Üniversitesinde Sosyal Hizmet Anabilim Dalında yardımcı doçent (1983), doçent (1986) ve profesör (1995) oldu.
1970’lerden itibaren çocuk suçluluğu, korunması gereken çocuklar, çocuk refahı, çocuk adalet sistemi, çocuk hakları ve politikaları konusunda eğitici, araştırmacı ve danışman olarak çalıştı. Sözü edilen alanlarda çok sayıda ulusal ve uluslararası sempozyum, kongre, konferans, proje ve mevzuat çalışmalarında aktif görev aldı: Bunlardan bazıları arasında “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin onaylanmasından sonra SHÇEK’te Çocuk Hakları Konseyinin örgütlenme çalışmalarını yürütmek (1995), Adalet Bakanlığının daveti ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu Tasarısına hazırlık olmak üzere “Korunmaya Muhtaç Çocuklar” raporunu kaleme almak (2004), UNICEF’e çocuk adalet sistemi ve çocuk koruma sistemi hakkında bir ön rapor yazarak “Önce Çocuklar” projesinde ulusal koordinatör ve danışman olarak çalışmak (2006) sayılabilir.
Prof. Dr. Sevda Uluğtekin, çalışmalarından bir bölümünü kitap ve makale olarak yayımladı. “Devletimizin Gençlere Bakış Açısı” adlı makale 1985 yılında Balıkesir Barosunun uluslararası Gençlik Yılı nedeniyle açmış olduğu yarışmada ödül aldı.
En son 3. ENSACT Avrupa Konferansının açılış konuşmalarından birini yaptı (2013). “Kanunla İhtilaf Halindeki Çocuklar: Eleştirel Düşünme ve Türkiye’de Çocuk Adalet Sisteminin Bazı Özellikleri” başlıklı bu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101680</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/616b3bc3-a4e3-4e80-b205-4a3d1742381e.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Temelli Okula Hazırlık Robotlar</image:title>
            <image:caption>Oyun, çocuklarımızın bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimleri için gerekli. Oyun temelli öğrenme ise onların öğrenme sürecine aktif olarak katılmasını, deneyim yoluyla eğlenerek öğrenmesini sağlıyor. Doğal merak ve keşfetme dürtülerini harekete geçiriyor. Oyun Temelli Okula Hazırlık serisi, çocukları en sevdikleri kahramanlarla oyun oynamaya davet ediyor! Eğlenceli oyun ve bulmacalarla ezberden uzak bir öğrenme, fikir üretme, inceleme deneyimi sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101681</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d27ba488-61fe-4a5d-9dce-11104ea824b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Suzy Pommier Cinayeti</image:title>
            <image:caption>&quot;Alo, alo…  Adli polis mi?&quot; 
&quot;Ta kendisi!&quot; diye cevapladı, asıl işi her gün on yedinci bölgedeki otellere giderek yeni müşterilerin isimlerini kaydetmek olan genç müfettiş Hector Mancelle. 
&quot;Alo, alo!... Çabuk gelin. Suzy Pommier öldürüldü!&quot; 
 
Emmanuel Bove’un polisiye türüne önemli bir katkısı olan Suzy Pommier Cinayeti genç bir aktrisin gizemli bir cinayete kurban gitmesi sonrası meydana gelen olayları konu alıyor. Romanın kahramanı, titiz ve soğukkanlı dedektif Hector Mancelle cinayetin her bir detayını dikkatlice inceleyip bunlardan kendisine gereken sonuçları çıkardıktan sonra önüne çıkan engelleri bir bir aşarak katilin izlerini takibe koyuluyor. Neticede de ortaya heyecan ve merakı baştan sona diri tutan ve nefes kesen akıcılığıyla bir solukta okunan bu kıymetli eser çıkıyor. 
 
EMMANUEL BOVE: Emmanuel Bove, gerçek adıyla Emmanuel Bobovnikoff, Rusya göçmeni ve belli bir mesleği olmayan Yahudi bir baba ile Lüksemburglu ev hanımı bir annenin oğlu olarak 1898 yılında Paris’te dünyaya gelir. Bove, 1921’de Suzanne Vallois ile evlenerek Viyana’ya yerleşir ve eşinin soy isminden mülhem Jean Vallois mahlasıyla romanlar yayımlar. 1922’de Paris’e dönen Bove’un yazıları Fransız yazar Colette’in ilgisini çeker ve onun yardımıyla Mes amis yayımlanır. Bu kitap daha sonra Eugène Figuière ödülünü almasında da etkili olacaktır. Bove, İkinci Dünya Savaşı’na kadar düzenli olarak eserlerini yayımlamaya devam eder. İkinci Dünya Savaşı patlak verince Fransız direnişine destek vermek amacıyla Londra’ya gitmenin çarelerini ararken kendisini 1942’de Cezayir’de bulur. Fransa işgal altındayken hiçbir eser yayımlamayı kabul etmez. Bove, daha 1936’da “yazacak bir şey kalmadı” demişse de yazmaya ve savaş sonrasında eserlerini yayımlamaya devam etmiştir. Döneminin en önemli yazarlarından biri sayılan Bove, savaştan sonra kısa bir zaman için unutulsa da kızının çabaları sonucu elyazmaları ile yazışmalarının basılmasıyla yeniden keşfedilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101682</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5b7f65b-8287-4f02-96d2-527933b1e36b.jpg</image:loc>
            <image:title>Walden - Ormanda Bir Yaşam</image:title>
            <image:caption>Doğaya ve sade bir yaşama övgü niteliğinde bir Amerikan başyapıtı… 
Ormana gitmemin nedeni, bilerek yaşamak, yaşamın sadece temel gerçekleriyle yüzleşmek, bana öğreteceği şeyleri öğrenip öğrenemeyeceklerimi görmek ve yaşamamış olduğumu ancak ölüm geldiği zaman fark etmemek içindi. 
*** 
Henry David Thoreau, 1845 yılında Concord, Massachusetts’teki evinden ayrılarak Walden Gölü’nün kenarında, kendi elleriyle inşa ettiği küçük bir kulübeye yerleşir. Bu ormanda iki sene boyunca tek başına yaşar, başka insanlara muhtaç olmadan hayatta kalmayı, yaratıcı ve ahlaki ilhamlarını doğrudan doğadan almayı öğrenir. Günlük olarak tuttuğu bu eser, yalnızca bir anı değil, aynı zamanda felsefi bir tez ve ekolojik bir manifesto niteliğindedir. Walden, Thoreau’nun iç dünyasını yansıtmakla kalmaz, dünyaya, sahip olduğumuzu düşündüğümüz şeylerle ilişkimize, gerçekten özgür bir birey olmanın anlamına ve insanın Doğa ile olan iletişiminin özüne dair en etkileyici eserlerden biridir. 
 
Henry David Thoreau: (d. 12 Temmuz 1817 - ö. 6 Mayıs 1862) Şair, filozof ve deneme yazarı olan Thoreau, Transandantalizm akımını temsil eden eseri Walden (1854) ve “sivil özgürlüğü” savunan denemesi “Sivil İtaatsizlik” (1849) ile tanınır. Thoreau; Concord, Massachusetts’te doğmuştur. Çelimsiz bir iş insanı olan John Thoreau ve hareketli bir kadın olan Cynthia Dunbar Thoreau’nun üçüncü çocuğudur. Yetişkinliğinde köy hayatına dair karmaşık duygular beslemiş olsa da köyün ormanlık alanları, akarsuları ve çayırları hakkında hiçbir zaman kötü düşünmemiştir. 1828 yılında ailesi onu Concord Akademisi’ne gönderir, burada öğretmenlerini fazlasıyla etkiler. Böylece üniversiteye hazırlanmasına izin verilir. Akademi’den mezun olarak 1833 yılında Harvard Üniversitesi’ne girer, iyi bir öğrenci olmasına karşın rütbe sistemine kayıtsız kalır ve kütüphaneyi kendi istekleri için kullanmayı tercih eder. 1837’de sınıfından orta derece ile mezun olarak öğretmenliğe atılmaya kadar verdikten sonra Concord’daki eski bir üniversite hazırlık okulunda bir iş bulur. İki haftalık zorlu bir süreçten sonra, disiplinci biri olmadığını anlar ve istifa ederek aile mesleği olan kalem imalatı işinde, babasının yanında çalışmaya başlar. Haziran 1838’de, ağabeyi John’un yardımıyla küçük bir okul kurmuştur. Okul yenilikçi olmasına karşın, üç sene boyunca, John hastalanana kadar ayakta kalmayı başarmıştır. Thoreau, 1845 yılının başlarında, daha önce bir su kenarında bir kulübe inşa etmiş olan Harvardlı sınıf arkadaşından esinlenene kadar, kendini fazlaca huzursuz hisseder. İlkbahar geldiğinde, arkadaşı Ralph Waldo Emerson’ın Concord’un üç kilometre güneyinde sahip olduğu arazideki küçük bir buzul gölü olan Walden Gölü’nü seçerek orada bir kulübe inşaatına başlamıştır. Yerleştikten sonra, öğünlerini sadece doğada yetiştiğini gördüğü meyve ve sebzelerle ve ektiği fasulyelerle sınırlamıştır. Fasulyeleriyle ilgilenmekle ve onları aç köstebeklerden korumaya çalışmakla veya balık tutmak, yüzmek ya da kürek çekmekle meşgul olmadığı zamanlarda, yerel florayı ve faunayı gözlemleyerek kaydetmiş, okuyarak ve A Week on the Concord and Merrimack Rivers (1849) isimli eserini yazarak uzun saatler geçirmiştir. Aynı zamanda günlük tutmuş ve bu günlükler daha sonraları düzenlenerek Walden’a eklenmiştir. Thoreau, Walden’dan ayrıldığında kariyerinin zirve yapacağı zamanları çoktan geçmiş ve yaşam enerjisini çoktan yitirmişti. Zamanla Transandantalizm akımından elini ayağını çekmiş, para kazanmak için araştırmacı olarak çalışmaya başlamıştır. Kendi koleksiyonu için botanik numuneler ve Harvard için ise sürüngen örnekleri toplamış, bunları günlüğüne açıklamalarıyla kaydetmiştir. Babasının ölümünden sonra ise aile mesleğini tamamen devralmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101683</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4169d14b-ebad-447e-95b5-5b068cff7f12.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Yuvarlak Taşlar</image:title>
            <image:caption>“Toprak ayağımızın altında yumuşacık, kırmızı. Bacaklarımızı ısıran dikenlere aldırmıyoruz. Çalıların içinde bin bir çeşit hışırtı, kıpırtı, çıtırtı, vızıltı... Kuşlar, böcekler, taşlar... Uçanlar, koşanlar, sürünenler, sıçrayanlar ve dahi öylece durmayı seçenler. Doğa, yavaş yavaş yükselen güneşle birlikte başlıyor günlük serüvenine. Hep birlikte uyanıyoruz. Hep birlikte yaşayacağız gelen günü. Birimiz diğerimizden ne daha az ne daha çok var olacak. Her şey yan yana ve her nasılsa öyle.” Başlayıp biten aşklar, terk edişler, mutsuzluklar... Annelik halleri, yalnızlıklar, çaresizlikler... Yarım kalan hesaplar, pişmanlıklar... Denize dönüşler, tekrar ayağa kalkışlar... Çocukluktan kalan tatlı hisler, yüzleşmeler, umutlar... Melisa Kesmez, iç içe geçmiş birbirinden farklı hayatları, kendine özgü diliyle her birine ince ince bakarak, usul usul anlatıyor; insan ilişkilerini bir kuyumcu titizliğiyle işleyip, “büyük resmin” detaylarını ustalıkla ortaya koyuyor. Üstelik doğayı, denizi, güneşi, doğumu ve ölümü de atlamadan... Küçük Yuvarlak Taşlar, kaybedişlerin ve hayata yeni başlangıçların kitabı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101684</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb19a11a-94fc-44e8-9de8-fe5c6011fbcd.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Toplumunda Ötekileştirme, Düşmanlık ve Nefret (16.-18. Yüzyıllar)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı İmparatorluğu’nun çokdinli, çokdilli ve çokuluslu yapısından bahsedilirken genellikle “hoşgörü,” “toplumsal huzur” ya da “uyum içinde birlikte yaşayabilme” gibi olumlu kavramlar kullanılır. Peki sahiden de durum bu kadar tozpembe miydi? Gerçekten Osmanlı toplumunun önemli belirleyici bir özelliği hoşgörü ve uyum içinde olması mıydı? Hakan T. Karateke, H. Erdem Çıpa ve Helga Anetshofer’in derlediği ve birçok tarihçinin katkı sunduğu, Osmanlı Toplumunda Ötekileştirme, Düşmanlık ve Nefret (16.-18. Yüzyıllar), bu romantik bakış açısına daha realist yaklaşımlar geliştiriyor. Yazarlar, dinî ve toplumsal grupların, milliyetçi ideolojilerin yayılmasından önce de, “öteki” ve “yabancı” gibi görülenlere karşı duyduğu tahammülsüzlüklerin yaygınlığına dikkat çekiyor. Kökleşmiş önyargıların ötesinde, güncel gerilimler, toplumsal ve ekonomik dalgalanmalardan beslenebilen farklı olumsuzluklara işaret ederek, “Osmanlı Barışı”nın çok daha karmaşık bir şekilde tanımlanması gerektiğini ileri sürüyorlar. “Tabii ki, antipatinin çok değişik biçimleri ve şiddet dereceleri var. Yelpazenin bir ucunda sistematik devlet zulmü, tehcir ve şiddetin, diğer ucunda ise günlük hayattaki aşağılamaların ya da mesela ticaret ilişkilerinde görülen güvensizliğin yer aldığını düşünebiliriz. Elinizdeki çalışma Osmanlı toplumunu oluşturan cemaatler arasındaki karşılıklı antipatilerin ne gibi şekiller alabileceğini anlamayı ve bu duyguları 19. yüzyıl öncesinde Osmanlı toplumu özelinde konumlandırmaya yönelik tarihsel bir yaklaşım geliştirmeyi amaçlıyor.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101685</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aac55fbb-7e78-44de-a571-de3ee526e79a.jpg</image:loc>
            <image:title>Makine Öğrenmesi</image:title>
            <image:caption>Çoksatan WOOL serisinin yazarı Hugh Howey’den sıradışı bir bilimkurgu ve fantazi öyküleri derlemesi: Makine Öğrenmesi
Yapay zekâ, paralel evrenler, video oyunları ve uzaylı istilası… Hugh Howey bilimkurgunun ve fantazinin sınırlarında dolaşarak insanı düşündüren, ilgi çekici ve özgün öyküler anlatıyor. Her birine bu eserlerin arka planını ve nasıl ortaya çıktıklarını açıklayan, en az öyküler kadar zevkli bir sonsöz eşlik ediyor.
WOOL dünyasında geçen üç yeni öykünün de yer aldığı Makine Öğrenmesi, modern bilimkurgu edebiyatının ustalarından kabul edilen Howey’den hayal gücünün sınırlarını zorlayan, zekice kaleme alınmış bir cevher.
“Bir solukta bitirdim. Bu kitaptaki öyküleri okumak, kayıp bir Alacakaranlık Kuşağı sezonunu keşfetmek gibi.”
–Ernest Cline</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101686</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90693eed-8b86-4d78-ae60-9c5cdac957c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırmızı Hap</image:title>
            <image:caption>Hari Kunzru, ırkçılıktan ülkelerin kolonyalist geçmişlerine, günümüzde giderek azalan insan haklarından tüm bunların kişilik inşasındaki rolüne uzanan temalara değinir. Romanlarında siyasetin de eşlik ettiği hikâye çizgisi, farklı zaman ve mekânların bir aradalığını barındırır. Getirdiği bakış açısıyla pek çok ödül kazanmış, Mail on Sunday’in desteklediği John Llewellyn Rhys Ödülü’nü ise gazetenin kendisi gibi göçmenlere yönelik zehir zemberek haberler yapmasından dolayı reddetmiştir.
Bir yazar prestijli bir yazarlık bursu kazanmasının ardından rahatsız edilmeden kendini sanatına verebilmek için Berlin’in Wannsee banliyösüne gelir. Yaptığı yürüyüşlerde Heinrich von Kleist’ın mezarının yanından geçer. Hiçbir şey istediği gibi ilerlemez ve şiddeti yücelten bir polisiye dizisine kapılır gider. Şans eseri dizinin yaratıcısıyla tanıştığında karanlığın kalbine uzanan, tehditkâr bir yolculuğa çıkar.
Kırmızı Hap, günümüzü geçmişin süzgecinden geçirip tarihin şimdiye nasıl musallat olduğunu anlatan sarsıcı bir roman.
“Şaşırtıcı, sürükleyici, ürkütücü. Harikulade.” –Philip Pullman
“Kırmızı Hap, yeni ve dengesiz gerçekliğe karşı aklıselimin son infilakı. Edebi şaheserlere yer bırakılmayan barbar yeni dünyada edebi bir şaheser.” –The Spectator</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101687</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d288e809-3557-4680-b781-7de80bdae063.jpg</image:loc>
            <image:title>Monte Cristo Kontu -(2 Cilt)</image:title>
            <image:caption>“Alexandre Dumas medeniyeti yeşertenlerdendir; kimbilir nasıl neşeli ve kuvvetli bir berraklıkla zihinleri arındırıp geliştirir; ruhu ve zihni, zekâyı bereketlendirir; okuma arzusu yaratır insanda.”
—Victor Hugo, Dumas’nın oğluna yazdığı taziye mektubundan
28 Ağustos 1844 tarihinden 15 Ocak 1846’ya kadar on sekiz parça hâlinde Journal des Débats’da tefrika edilen ve yayımlandığı dönemde de Avrupa’da kimsenin dilinden düşürmediği bir fenomene dönüşen, Alexandre Dumas’nın yaşanmış bir hadiseden yola çıkarak kaleme aldığı Monte Cristo Kontu, Fransız edebiyatının en nadide mücevherlerinden biri.
Edmond Dantès evleneceği gün Marsilya’da uydurma bir suçtan tutuklanır ve müebbet hapse mahkûm edildiği, deniz ortasında kaçmanın imkânsız olduğu If Şatosu’na gönderilir. Dantès burada tanışıp yakınlık kurduğu bir diğer mahkûmun yardımlarıyla önce şatodan kaçacak, sonra Monte Cristo Adası’nda elde edeceği muazzam zenginlikle yepyeni bir kimlik yaratıp onu kumpasa düşüren herkesin hayatını zindan edecektir.
Monte Cristo Kontu, dünya edebiyatında intikam temasıyla özdeşleşmiş görkemli bir serüven.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101688</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5bc07cbb-31c7-42c8-a888-f77f4c44b7da.jpg</image:loc>
            <image:title>Şair Evlenmesi</image:title>
            <image:caption>“Şimdi benim Kumrucuğum kafese girecek ha! Ah, bir kere kanadının altına girebileydim! Fakat insan kısmının yediği bir yem var ya, adına para derler. Eğer ondan isteyecek olursa mesela… E ne olmuş? Ben de elimden geleni esirgemem ya. Verebileceğim şey, çok mu? Hepi topu bir teselli.”
Tanzimat Dönemi’nin en önemli yazarlarından biri olan Şinasi’nin Tercüman-ı Ahval gazetesinde tefrika edilen Şair Evlenmesi oyunu, Türk edebiyatının Batılı tarzdaki ilk tiyatro oyunu kabul edilmektedir. Şinasi, töre komedisi niteliği taşıyan bu eserinde görücü usulü evlenmenin sakıncalarına değinir.
Alafranga tutumu ve giyimi sebebiyle mahalleliler tarafından hoş karşılanmayan Müştak Bey, yoksul fakat eğitimli bir şairdir. Her ne kadar gönlünü Kumru Hanım’a kaptırmış olsa da mahallelinin entrikaları sebebiyle Sakine Hanım’la evlenmeye mecbur kalır. Müştak Bey’i bu zor durumdan kurtaracak kişi ise arkadaşı Hikmet Efendi’dir.
Anadolu geleneğini Batılı tarz ile ustalıkla harmanlayan bu eserle Şinasi, hem Anadolu âdetlerine hâkim olduğunu kanıtlamış hem de Türk tiyatrosunda yeni bir biçimin önünü açmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101689</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/760b8987-975b-4f12-b761-0aa187f2c165.jpg</image:loc>
            <image:title>Mürebbiye</image:title>
            <image:caption>“İçimizde en bedbaht olanlarımız bir erkeğe cidden gönül vermek felaketine uğrayanlardır. Bir erkekle muhabbet, bizim gibi kadınların harap olmasının nedenidir. Samimiyetle seven, genellikle hakarete uğrar, hıyanetle karşılık görür. İşte bu sebeple sevilip sevmemek, aldatıp aldanmamak, bizim hükmüne boyun eğip hiç vazgeçmediğimiz düsturumuzdur. Bizce sevmek aptallık, merhamet kabahattir.”
Döneminin en çok okunan yazarı olan Hüseyin Rahmi Gürpınar, eserlerinde kahraman olarak seçtiği tipleri son derece gerçekçi bir şekilde kurguladı, hayatın içinden renkli manzaralar resmetti, neşe ile hüznün bir araya geldiği insan hikâyeleri anlattı. Batılılaşma, eski ile yeninin çatışması gibi konuları her daim odağında tutan Gürpınar’ın kendine has niteliklerinin birçoğunun nüvesi 1898’de tefrika edilip 1899’da kitaplaştırılan Mürebbiye’de kendini gösterdi.
Mürebbiye’de Paris’te hovardalarla sürdürdüğü yaşamı geride bırakıp İstanbul’da namuslu bir ailenin yanında mürebbiyelik yapmaya başlayan fakat eline geçen parayla emellerine ulaşamayacağını fark eden Matmazel Anjel, bu ailenin erkeklerini yavaş yavaş tuzağına düşürüp avlamaya çalışır.
Gürpınar’ın toplumsal eleştiri anlayışının ayyuka çıktığı eserlerden biri olan Mürebbiye, usta yazarın ilk büyük yapıtı olarak kabul edilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101690</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/239f4f63-9500-4ac3-a48f-84ccdf6a3cb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanoflar</image:title>
            <image:caption>“Osmanoflar, iki yüz seneye yakın mazileriyle Karnabad’ın bir tarafında bütün vakalara karşı canlı bir tarih gibi ayakta duruyorlardı ve bizim için her şeyi bu tarihin üzerinde okuyarak tespit etmekten başka yapılacak bir şey yoktu.”
İlk öykülerini 1928’de Servet-i Fünun dergisinde yayımlayan, bu dergi sayesinde bir araya gelen altı arkadaşıyla “Yedi Meşale” grubunu kuran ve bu gruptaki tek öykücü olan Kenan Hulusi Koray, zamanında Bulgaristan’dan göçen babasından dinlediklerini Osmanoflar’ın sayfalarına yansıttı. 1930’ların sonunda kaleme alınıp tefrika edilen, Osmanlı’nın Balkanlar üstündeki hâkimiyetinin sarsılmaya yüz tuttuğu bir dönemi anlatan bu roman, köy hayatını yakından tanımayan şehirli bir yazarın zihnindeki köy imgesini yansıtması açısından da edebiyatımızda kendine has bir yer edindi.
Bulgaristan’ın Karnabad şehrinde yaşayan ve köklü bir geçmişe sahip olan Osmanof ailesi, 1900’lü yılların başında Bulgar komitacıların tehdidi altındadır. Ahmet, Yusuf ve Halil adlı üç kardeşin hikâyesi, sadece bir ailenin hikâyesi olmakla kalmayacak, nesilden nesle geçecek bir drama sahne olacaktır.
Öyküleriyle özel bir yerde duran Kenan Hulusi Koray’ın tek romanı olan, Sait Faik Abasıyanık tarafından “kusursuz” olarak nitelenen Osmanoflar, sosyolojik ve psikolojik tahlillerle yüklü, unutulmayacak bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101691</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c414230-bfac-40e1-8aaf-70d3cbff591d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırmızı Bisikletim Yaşanmış Kadın Hikâyeleri</image:title>
            <image:caption>1960 model kırmızı bisikletiyle yıllardır yolları arşınlıyor Mehmet Yapar. Yaşadığımız hız çağında kimsenin dikkat etmediği, bakıp da görmediği yerlerde bisikletiyle dolaşıyor, insanlarla söyleşiyor. Kuytuda kalmış, sarsıcı, düşündürücü, motive edici kadın hikâyeleri topluyor, paylaşıyor, görünür kılıyor.
Kırmızı Bisikletim kitabı bu yaşanmış kadın hikâyelerinden bir seçki sunuyor okurlara. Her bir hikâye özel, her hikâyenin sahibi biricik. Bu hikâyeleri okurken bazıları çok tanıdık gelecek size; işyerinizden bir arkadaş, uzak akrabanız bir kadın, iki apartman yanınızda oturan bir komşu belki… Bazıları “Bu kadar da olmaz,” dedirtecek, bazılarıysa hayallerinizin peşinden gidebilme cesareti aşılayacak.
Hikâyeler de anlatıcıları da farklı farklı ama ortak bir görüşleri var: Yaşam muhteşem bir hediye. Umutsa en zor günlerde ruhumuzun sığınağı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101692</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/faa1a9ed-5e6d-4ef3-88bb-e0f603040254.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Artık Büyüdüm</image:title>
            <image:caption>Küçük Fil artık BÜYÜMÜŞTÜ ve annesi ona bir GÖREV vermişti.
Çikolata, mum, balon ve yumurta almaya tek başına gidecekti.
Ancak işler biraz karışabilirdi!
Kitapları onlarca dile çevrilmiş, çok okunan ödüllü yazar Susanna Isern’den çocukların büyüme sürecine gülümseten ve iç ısıtan bir bakış... Ben Artık Büyüdüm, tam da sorumluluk almak için istekli miniklerin ve ailelerinin kalbini çalacak bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101693</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6747265-8e6e-4c99-83e2-9c18c2b3e756.jpg</image:loc>
            <image:title>Aru Shah ve Zamanın Sonu</image:title>
            <image:caption>Aru Shah, ortaokula giden ve annesinin müdür olarak çalıştığı Antik Hint Sanat ve Kültür Müzesi’ndeki ufak bir dairede yaşayan, sıradan bir kızdı. Yani en azından o öyle sanıyordu! Bir gün okulda rezil olmamak ve arkadaşlarına hava atmak isterken müzedeki bir lambayı yaktı. Annesinin lanetli olduğunu ve asla ama asla yakılmaması gerektiğini söylediği lambayı! İşte o zaman işler çığırından öyle bir çıktı ki Aru kendisini Hindu mitolojisiyle çevrili bir maceranın içinde buldu!
Şimdi bütün hastalıklardan korkan ruh kardeşiyle birlikte bir sürü doğaüstü görevi yerine getirmesi ve zamanın sonu gelmesin diye ölümle burun buruna gelmesi gerekiyordu. Ama bunların hepsini, üzerindeki Örümcek Adam pijamasıyla yapabilecek miydi?
Arkadaşlık ve Hint mitolojisi üzerine yazılmış bu nefes kesici kitap, Rick Riordan’ın önsözüyle okurlarıyla buluşuyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101694</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0a2db04-de2a-4042-9120-ecc031baa0b9.jpg</image:loc>
            <image:title>İletişimde Yetkinlik</image:title>
            <image:caption>Çoğu insan, kendisini dikkatle dinleyen kişiye gerekli tüm bilgileri saniyeler içinde sağlayan yeterli sayıda sinyal gönderir.
• Bakış açınız diğerleriyle kurduğunuz iletişimi nasıl etkiler?
• Kişisel duygular ve önyargılar gerçekten görmeniz gerekenleri engelliyor olabilir mi?
• Kişilerarası ilişkilerde iletişim başarısı neye dayanır?
İletişim iş dünyasında başarılı bir lider olabilmenin anahtarıdır. Sözlü ve sözsüz iletişim doğru şeyi söylemekten veya bunun anlaşılmasını sağlamaktan çok daha fazlasıdır. Başarılı bir şekilde iletişim kurmak istiyorsanız, her şeyden önce diğer kişiye uyum sağlamalı ve onun bakış açısını anlayabilmelisiniz.
İletişim uzmanı Jakob Lipp, 36 denenmiş ve test edilmiş ipucuyla, içinde bulunduğunuz durum rahatsız edici olsa bile karşınızdakinin gönderdiği iletişim sinyallerini nasıl tanıyacağınızı ve onlara en uygun şekilde nasıl tepki vereceğinizi anlatıyor.
“Rahat anlatım tarzı ve güncel örneklerle, iletişim hakkında önemli temel bilgileri sunan bir başucu kitabı.” –managerSeminare</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101695</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5694347-2d74-4689-a2ac-b604d1f6233a.jpg</image:loc>
            <image:title>Oviedolu Katalina Sultan</image:title>
            <image:caption>Oviedolu Katalina Sultan, Cervantes’in günümüze ulaşan, esaret temalı dört tiyatro oyunundan 
biridir. Birçok uzmana göre, yazarın şaheseri Don Quijote’den sonraki en önemli eserlerinden sayılan oyun, muhafazakâr çevrelerin düşünce yapısına ters düştüğü için yazarın yaşadığı dönemde sahneye konmamış, ancak 20. yüzyılda temsil olanağı bulmuştur. Cezayir’de Osmanlı İmparatorluğu’nun esiri olmuş Cervantes, Oviedolu Katalina Sultan’da öteki eserlerinde yansıttığından farklı olarak, ilk defa daha müsamahakâr sayılabilecek bir Türk tipi çizmiş ve diğer taraftan “saray komedileri” adı verilen bir türü de başlatmıştır. Oviedolu Katalina Sultan Ertuğrul Önalp’ın İspanyolca aslından çevirisiyle okurla buluşuyor. 
“…Her ne istersen tereddüt etmeden yerine getiririm. Dilediğini serbest bırak, dilediğini mahkûm et. Gönlün ne isterse onu yap; aşk, imparatorluğunuzun sınırlarını genişletmiş bulunuyor. Benden imkânsız olan şeyler dile, hepsini yerine getireyim. Ufak isteklerle yetinme aşkım benim; bu günahkâr seni mutlu etmek için göreceksin 
ne mucizeler yaratacaktır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101696</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/111fb2d4-df71-469e-9f01-53a5d9017792.jpg</image:loc>
            <image:title>Hac Yolunda</image:title>
            <image:caption>Servet-i Fünûn döneminin önemli temsilcilerinden Cenap Şahabettin, şiirleriyle olduğu kadar düzyazılarıyla da dikkate değer bir isimdir. Hac Yolunda, onun nesir türünde kaleme aldığı en önemli eserlerinden biridir. 1897’de Servet-i Fünûn’da tefrika edildikten sonra 1909’da kitaplaştırılıp 1925’te ikinci baskısı yapılan bu eser, görevli bir doktor olarak Cenap Şahabettin’in bir sağlık heyetiyle birlikte çıktığı hac yolculuğunda edindiği izlenimleri içerir. İstanbul’dan başlayarak kimi zaman vapurda kimi zaman trende on yedi gün devam eden yolculukta Cenap Şahabettin’in Atina, İskenderiye ve Kahire’ye dair izlenimleri yer alır. Elinizde tuttuğunuz bu çalışmada yazarın sağlığında basılan son nüsha (Kanaat Matbaası, 1925) esas alınırken, gezip gördüğü yerlerin okur zihninde somutlaşması için metne görseller, seyahat güzergâhını gösteren bir harita ve Hac Yolunda’da yer almayan ancak kitabı bütünlediğini düşündüğümüz altı yazı eklendi. Edebiyatımızın en özgün imzalarından Cenap Şahabettin’in üslubuna bir kez daha hayran kalacaksınız. 
“Bugün cuma. Vapura binişimizin üçüncü günü. Vapur sallanıyor, küçük bir fırtına var. Gece bir aralık uyandığım zaman yine bu salıntıyı hissetmiştim. Daha hiç kimse kalkmamış, herkes uyuyor. Yirmi dört saat sonra İskenderiye’ye vasıl olacağız: ‘Versaille’ namı On Dördüncü Louis’yi, ‘Vandome Sütunu’ Napoleon Bonaparte’ı ihtar ettiği gibi yirmi dört saat sonra vasıl olacağımız şehir de zihne, darat-ı Dara’yı zir ü zeber eden İskender-i Kebiri ihtar ediyor.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101697</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9268b70a-216d-426f-bce0-df0502eba964.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzun Hikâyeler-1</image:title>
            <image:caption>Ahmet Rasim, yazı hayatı boyunca çeşitli türlerde eserler kaleme almış, edebiyatımızın en üretken yazarlarından biridir. Edebiyatımızda fıkra türünün öncüsü olan yazar, Batılıların “novella” dedikleri, dilimize ise “kısa roman” yahut “uzun hikâye” olarak çevrilebilecek pek çok esere imza atmıştır. Bu eserler ilgi çekici içerikleri kadar, edebiyat tarihimizde hikâyenin gelişimini göstermesi bakımından da önem taşırlar. Elinizde tuttuğunuz kitapta Ahmet Rasim’in “uzun hikâye” türünden üç eseri yer alıyor: İlk Sevgi, Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi ve Meyl-i Dil. Aşk, evlilik, ihtiras, ihanet ve yaşam savaşının gerçekçi bir bakış açısıyla işlendiği bu uzun hikâyeler aynı zamanda dönemin sosyal hayatı ve eğlence kültürü hakkında önemli ayrıntılar da içermektedir. 
“Nadire’yi düşünmüyor muydu? İşte onun izini bütün bütün kaybetti. Hapishaneden çıktıktan sonra nereye gittiği meçhul idi. Bu meçhulü halletmek, Nedim için zaruriyattan görülüyordu. Çünkü hâlâ onu seviyor, hâlâ onun için kalbinde bir hiss-i şedidin büyüdüğünü duyuyordu. Geceleri yatağına düştüğünde o ilk gece ile bu geceyi ayıran yedi sekiz senelik mesafeyi birdenbire kat ederek güya yanında bulunuyormuşçasına tahayyülat-ı beyhudeye dalıyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101698</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7e3fc04-1966-40c1-bfd9-e5ec69403710.jpg</image:loc>
            <image:title>Erkek Cinselliği ve Erkek Cinsel İşlev Bozuklukları</image:title>
            <image:caption>ERKEK CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARININ BİLİMSEL TEDAVİSİ… 
Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin ürünü olan cinsellik yaşamın her yönüyle iç içe geçtiği için cinsel sorunlar tüm yaşamı etkiler. Bu yüzden de cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, soruna neden olan tüm faktörleri entegratif bir bakış açısıyla ele alan ve bilimsel veriler ışığında çözüm geliştiren bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. “MetaSeks Cinsel Terapi”  yenilikçi bir model olarak bu ihtiyaca son derece etkili ve güvenilir bir şekilde cevap verecek, danışanlarının cinsel işlevlerini ve yaşam kalitelerini iyileştirme çabalarında terapistlerin yol göstericisi olacaktır.  
Psikoterapist &amp; Yazar &amp; Eğitmen Dr. Cem KEÇE 
www.cemkece.com.tr 
 
ERKEK CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİNDE YETKİN BİR REHBER… 
“Erkek Cinselliği ve Erkek Cinsel İşlev Bozuklukları”, erkek cinselliğine, eril enerji olan animusa ve erkek cinsel işlev bozukluklarına kadim doğu öğretilerinden bize miras kalan fiziksel beden, eterik beden, ruhsal beden, duygusal beden ve zihinsel beden olmak üzere beş beden teorisi ile yaklaşıyor ve kapsamlı bir cinsel terapi yol haritası sunuyor. Bu muhteşem kitap, IICPI Türkiye Eşbaşkanı Psikoterapist Cem Keçe’nin, cinsel terapiye entegratif bir bakış açısı getirerek geliştirdiği cinsel sağlık alanına çok önemli bir katkı olan “MetaSeks Cinsel Terapi” ile erkek cinselliği ve her yaştan erkeğin hayatlarının bir döneminde karşılaşabilecekleri cinsel işlev bozukluklarının tanı, değerlendirme ve tedavisini adım adım talimatlarla anlatıyor. Cinsel terapi eğitimlerimizde ders kitabı olarak temel aldığımız bu değerli eser, cinsel sağlık profesyonelleri için pratik ve yetkin bir rehber olacaktır. 
Uluslararası Entegratif Kognitif Psikoterapi Enstitüsü (IICPI) 
www.iicpi.org 
 
ERKEK CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI İÇİN KAPSAMLI BİR TEDAVİ PLANI… 
Bu kitap, cinsel sorunları ve yol açtıkları ilişki sorunları için destek almak isteyen erkeklerin sorunları ve çözümleri hakkında farkındalık ve anlayış kazanmalarına yardımcı olacak cinsel terapistlere, hekimlere ve ruh sağlığı profesyonellerine erkek cinselliği, cinsel işlev bozuklukları ve tedavileri konusunda yararlanabilecekleri bir kaynak olarak hazırlanmıştır. Erkek cinsel işlev bozukluklarının “MetaSeks Cinsel Terapi” ile adım adım anlatıldığı kapsamlı bir tedavi planı sunan bir uygulama kılavuzu olarak cinsel terapistlerin danışanlarına rehberlik etmelerine yardımcı olacaktır. 
Cinsel Sağlık Dernekleri Federasyonu (CİSEF) 
www.cisef.org.tr</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101699</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0158f321-3a87-4913-9236-10b3fe76c312.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Boşalma ve Taoucu Seks</image:title>
            <image:caption>ERKEN BOŞALMA KÂBUSUNUZ OLMASIN! 
Erken boşalma, çok sayıda erkeğin cinsel yaşamını ve ilişkilerini olumsuz etkileyen çok özel bir cinsel işlev bozukluğudur. Ancak çoğu erkek, bundan nasıl kurtulacağını ya da nereden başlayacağını bilmeden kendini çaresizliğe mahkûm eder. Klinik çalışmalarımla uzun yıllardır biriktirdiğim bilgi ve deneyimlerim sonucunda geliştirdiğim “MetaSeks Cinsel Terapi” ile erken boşalma sorununun çözüm sürecini her ayrıntısıyla anlattığımız bu kitap, cinsel yaşamları kâbusa dönen çiftlere ve onlara yardımcı olacak cinsel terapistlere, hekimlere ve ruh sağlığı profesyonellerine adım adım yardım edecek bir rehberdir. 
Psikoterapist &amp; Yazar &amp; Eğitmen Cem KEÇE 
www.cemkece.com.tr 
 
METASEKS CİNSEL TERAPİ ERKEN BOŞALMAYA SON VERİYOR! 
IICPI Türkiye Eşbaşkanı Psikoterapist Cem Keçe’nin, cinsel terapiye entegratif bir bakış açısı getirerek geliştirdiği “MetaSeks Cinsel Terapi” ile erkeklerde çok yaygın olan cinsel işlev bozukluklarının başında gelen erken boşalmanın tanı, değerlendirme ve iyileşme sürecinin anlatıldığı, cinsel terapi eğitimlerimizde de ders kitabı olarak kullandığımız bu önemli kaynak, hem danışanlara sağlıklı bir cinsel yaşam için rehberlik edecek hem de danışanlarının cinsel sorunlarına etkili ve kalıcı çözümler sağlamak için bu alanda çalışan uzmanların vazgeçemeyeceği bir el kitabı olacaktır. 
Uluslararası Entegratif Kognitif Psikoterapi Enstitüsü (IICPI) 
www.iicpi.org 
 
ERKEN BOŞALMA SORUNUNA KANITA DAYALI KESİN ÇÖZÜMLER… 
Cinsel terapi alanında önde gelen uzmanlar tarafından kaleme alınan bu kitap, erken boşalma sorunu ve bunun yol açtığı ilişki sorunları için destek almak isteyen erkeklere ve çiftlere yardımcı olacak cinsel terapistlere, hekimlere ve ruh sağlığı profesyonellerine erken boşalma ve tedavisi konusunda yararlanabilecekleri bir kaynak olarak hazırlanmıştır. Erken boşalma sorununun “MetaSeks Cinsel Terapi” ile tedavisinin her yönüyle anlatıldığı bir uygulama kılavuzu olarak cinsel terapistlerin danışanlarına kalıcı çözümler sunmalarına yardımcı olacaktır. 
 
Cinsel Sağlık Dernekleri Federasyonu (CİSEF) 
www.cisef.org.tr</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101700</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5c72c60-17ea-4823-973b-d6a7b13aaf33.jpg</image:loc>
            <image:title>Sandman: Uvertür</image:title>
            <image:caption>Efsanevi SANDMAN destanının öncesini anlatan UVERTÜR ilk kez Türkçede!
SANDMAN: UVERTÜR’le birlikte New York Times çok satan yazarı ve modern fantazinin ustası Neil Gaiman neredeyse 20 yıl sonra ilk kez uzun bir Rüya Kral öyküsüyle geri dönüyor – orijinal SANDMAN efsanesinin öncesini anlatan nefes kesici öyküyü başarılı çizer J.H. Williams III ve renkçi Dave Stewart resimliyor.
Hugo En İyi Grafik Roman Ödülü Kazananı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101701</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0018f074-f871-42d5-a550-d130f358d9e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Japon Balığı Kargaşası</image:title>
            <image:caption>“Hepimizin işleri ters gidiyor ve üzgünüz. Bazı şeylere sahibiz ama hep bir şeyler eksik... Bir de herkes yalnız.”
II. Dünya Savaşı öncesi Japonya’sındaki ilk kadın yazarlardan, Tanizaki ve Kavabata gibi isimlerden etkilenen Kanoko Okamoto eserlerinde dönemin sosyal yaşamını ve saplantılı ilişkilerini feminist bir bakış açısıyla kaleme aldı ve Japon feminist edebiyat geleneğinin öncülerinden biri oldu.
İlk kısa roman “Japon Balığı Kargaşası”nda alt sınıftan, Japon balığı yetiştiriciliğiyle uğraşan Mataiçi, saplantılı şekilde âşık olduğu Masako’nun güzelliğine yakın bir canlı yaratmak için çaresizce “mükemmel” Japon balığını üretmeye çalışır. İkinci kısa roman “Yemek İblisi”nde zengin bir aile, kızlarına yemek yapmayı öğretmesi için yakışıklı bir şefi işe alır. Eğitimsiz ve yoksul bir genç olan Betsuşiro’nun arzusu, dahil olduğu bu yeni ortamda saygı görmek ve yemek sanatının “ustası” olarak anılmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101702</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/806a3744-bab1-4b25-904d-a24ba68e8e91.jpg</image:loc>
            <image:title>Nagasaki’nin Çanları</image:title>
            <image:caption>“Bilimin zaferi, vatanımın yenilgisiydi. Fizikçilerin sevinci, Japonların kederiydi. Karmaşık duygular yüreğimi yakarken atom bombasıyla kavrulan, sefil durumdaki topraklarda dolandım.”
9 Ağustos 1945’te Nagasaki’ye atom bombası atıldığında radyolog Takaşi Nagai, Nagasaki’de bir hastanede çalışıyordu. Kendisi de yaralanmasına rağmen şehirde hayatta kalanlara yardıma giden sağlık çalışanlarına katıldı ve harap olmuş Nagasaki’deki durumu raporladı.
Bu rapordan ve bombadan sonraki yaşamından hareketle kaleme aldığı, hem korkunç bir yıkımın biyografisi hem de travmatik bir yaşamın otobiyografisi sayılabilecek Nagasaki’nin Çanları, hakkında binlerce yazı ve belgesel olan Nagasaki’nin bombalanmasının gerçekleşme ânını, şehirdeki kaosu ve sonrasında yaşananları birinci ağızdan anlatıyor. Yazıldığı yıl Amerikan işgali altındaki Japonya’da yayımlanmasına izin verilmeyen ve ancak 1949’da yayımlanabilen Nagasaki’nin Çanları, insanlık tarihinin en trajik olaylarından birine yakından tanık olma fırsatı veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=101703</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:05:48+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f581f5b-d8d1-48ea-a220-b9f859883934.jpg</image:loc>
            <image:title>Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişin Çocukları için Öz-Bakım</image:title>
            <image:caption>Siz de çoğu insan gibi sınırlarınız kadar var olduğunuza inanır hâle gelmiş olabilirsiniz. Tanıdık olanı ardınızda bırakmak çok korkutucudur çünkü değişim, artık kim olduğunuzu bilemeyecekmişsiniz gibi hissettirir. İçine yerleştiğiniz o karton kutu artık sizin kimliğiniz olur ve ne pahasına olursa olsun bu kimliğe tutunmanız gerektiğini düşünürsünüz. Kendini sınırlandırmak insana güvenli gelir. 
Duygusal olarak olgunlaşmamış bir ebeveynle büyüdüyseniz hâlâ öfke, üzüntü, kırgınlık veya utançla mücadele ediyor olabilirsiniz. 
Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Açtığı Yaraları İyileştirmek ve Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları kitaplarının yazarı Dr. Lindsay C. Gibson, bu kez başkalarının ihtiyaçlarını kendinizinkinin önüne koymaktan nasıl vazgeçeceğinizi ve karşılaştığınız stres faktörlerini nasıl yönetebileceğinizi anlatıyor. Duygusal Olarak Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları için Öz-bakım, ebeveynleriniz için değil doğrudan sizin için yazılmış bir kitap. Ebeveynleri tarafından başkalarıyla ilişkilerine sınır koymanın yanlış olduğu öğretilerek büyütülmüş çocuklar için aslında reddetmenin ve sınır koymanın daha sağlıklı ilişkileri de beraberinde getirdiğini göreceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>