﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109002</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dfeb05a1-4f7c-4b14-88a1-998bfefd34d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Nereye Yuvarlanıyorsun, Küçük Elma...</image:title>
            <image:caption>Birinci Dünya Savaşı sırasında savaş esiri olarak Rus Yüzbaşı Selyukov’un aşağılamalarına maruz kalan Avusturyalı genç subay Vittorin, 1918’de evine döner. Ancak yaşadıklarını hazmedemeyip Selyukov’u saplantı haline getirdiği için Viyana’daki hayatına kaldığı yerden devam etmekte zorlanır. Hedeflediği “şahitsiz düello” için çıktığı yolculukta, kendini iç savaşın sürdüğü Rusya’daki kaosun ortasında bulur. Bazen asker, bazen mahkûm, kimi zaman da mülteci olur. Vittorin ülkenin istikrarsız koşullarında politik ve coğrafi olarak konumundan hiçbir zaman emin olamasa da, intikam yeminine kayıtsız şartsız bağlı kalır. Beyhude arayışı onu daha sonra İstanbul’a, Roma’ya, Milano’ya ve Paris’e sürükler. Başlığını bir Rus halk şarkısından alan bu roman, 1928’de Berliner Illustrierte Zeitung’da tefrika edildiğinde üç milyon okura ulaşmıştı. James Bond’un yaratıcısı Ian Fleming ile düşünür Theodor Adorno gibi birbirinden çok farklı okurların “parlak gerilim romanları”na övgüler düzdüğü Perutz, bu yapıtında saplantılı zihninin oyunlarına kanan unutulmaz bir anti-kahraman yaratmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109003</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e42f0725-b139-4121-a57e-b941aa2fe190.jpg</image:loc>
            <image:title>Nereye Yuvarlanıyorsun, Küçük Elma... (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Birinci Dünya Savaşı sırasında savaş esiri olarak Rus Yüzbaşı Selyukov’un aşağılamalarına maruz kalan Avusturyalı genç subay Vittorin, 1918’de evine döner. Ancak yaşadıklarını hazmedemeyip Selyukov’u saplantı haline getirdiği için Viyana’daki hayatına kaldığı yerden devam etmekte zorlanır. Hedeflediği “şahitsiz düello” için çıktığı yolculukta, kendini iç savaşın sürdüğü Rusya’daki kaosun ortasında bulur. Bazen asker, bazen mahkûm, kimi zaman da mülteci olur. Vittorin ülkenin istikrarsız koşullarında politik ve coğrafi olarak konumundan hiçbir zaman emin olamasa da, intikam yeminine kayıtsız şartsız bağlı kalır. Beyhude arayışı onu daha sonra İstanbul’a, Roma’ya, Milano’ya ve Paris’e sürükler. Başlığını bir Rus halk şarkısından alan bu roman, 1928’de Berliner Illustrierte Zeitung’da tefrika edildiğinde üç milyon okura ulaşmıştı. James Bond’un yaratıcısı Ian Fleming ile düşünür Theodor Adorno gibi birbirinden çok farklı okurların “parlak gerilim romanları”na övgüler düzdüğü Perutz, bu yapıtında saplantılı zihninin oyunlarına kanan unutulmaz bir anti-kahraman yaratmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109004</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad7a1cf5-884b-47c4-a1c4-000114ae9c50.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayaşlı İle Kiracıları</image:title>
            <image:caption>Ankara’da yeni yapılmış bir apartmanın dokuz odalı bölüğünde yaşayan Ayaşlı ile kiracılarının ilişkileridir anlatılan. Kadınlı erkekli bu mozaikte, inşası süren Cumhuriyet’in sosyal meseleleri de işlenir. Memduh Şevket her bir kiracısını, ayrı ayrı romanı yazılacak ilginçlikte kişilerden seçer. Bunu yaparken küçük bahislerle aralarındaki mücadeleyi sürükleyici, akıcı bir dille yazmayı başarır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109005</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8fbca45-8bcb-4b60-bd5d-e816f92832ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayaşlı İle Kiracıları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Ankara’da yeni yapılmış bir apartmanın dokuz odalı bölüğünde yaşayan Ayaşlı ile kiracılarının ilişkileridir anlatılan. Kadınlı erkekli bu mozaikte, inşası süren Cumhuriyet’in sosyal meseleleri de işlenir. Memduh Şevket her bir kiracısını, ayrı ayrı romanı yazılacak ilginçlikte kişilerden seçer. Bunu yaparken küçük bahislerle aralarındaki mücadeleyi sürükleyici, akıcı bir dille yazmayı başarır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109006</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f4d40f0-164b-42f8-b3d3-e03300cb0e81.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Serap</image:title>
            <image:caption>Hayal kırıklıklarıyla dolu bir aşk ve mücadele romanı olan Kızıl Serap’ta, varlıklı bir ailenin iyi eğitimli kızı Ayten’in, İstanbul’un kibar semtlerinde, sayfiyelerinde ve Trabzon’da geçen maceraları konu ediliyor. Özgür iradesiyle onurlu bir hayat kurmak isterken, kadını haz nesnesi olarak gören riyakâr anlayışın tuzaklarına düşen Ayten, duygularını, uğradığı ihanetleri, iç çatışmalarını ve erkekleri anlamaya çalışır. Hüsranla sonuçlanan ilişkilerden sonra, ailesinin desteğini de kaybederek hepten yıkılan Ayten, her şeyden vazgeçtiği bir anda, Doktor Macit’le tekrar yaşama tutunur. Zamanla Doktor Macit de diğerleri gibi bir hayal kırıklığına dönüşürken, bu yasak aşkın meyvesiyle Ayten’in hayatında yeni bir sayfa açılır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109007</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c67d4a50-db54-4785-a919-f20e0394a4cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Kuzen Dedektiflik Merkezi 10 Kitap Set</image:title>
            <image:caption>Üç Kuzen için mahalle sakinlerinin huzuru her şeyden önemlidir. Bu yüzden dedektifliğe soyunmalı ve halledilmemiş hiçbir gizem bırakmamalıdırlar. Çözülmeyi bekleyen mektuplar ve bulmacalar tüm soruların cevabı olabilir! Elbette üç kuzen olarak çıktıkları bu merak dolu yolculukta her şeyden haberi olan Gizemli Kişi’nin mektupları onlar için yol gösterici olacak.Üç Kuzen, on kitap boyunca bulmaca üstüne bulmaca çözerek diğer kuzenlerin yardımıyla mahallede çıkan gizemli talihsizliklere bir çözüm bulacak. Macera, gizem ve tabii ki bilgi dolu bu yolculukta Üç Kuzen’e eşlik etmek için sabırsızlanacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109008</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c05834d4-6f72-45e6-83a9-9b5de976c6f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Kuş ve Görgü Kuralları 10 Kitap Set</image:title>
            <image:caption>Minik Kuş ve Görgü Kuralları 10 Kitap Set</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109009</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42670632-12b6-4952-b448-56167083e6c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünüyorum Öyleyse Hindiyim 1 – Nereden Çıktı Bu sorular?</image:title>
            <image:caption>Sorular çocuklar için hayatı keşfetmeye, anlamamaya dair açılan kapılardır. Bu seri tam da bu fikirden hareket ederek, çocukların heyecan, gizem ve macera sever özellikleri de dikkate alınarak oluşturuldu.  Bu serinin her bir kitabında kahramanımız olan çocuğa sorular yazılı gizemli notlar gelir,  kahramanımız önce soruları kimin gönderdiğine odaklanır ama bir süre sonra sorular hakkında düşünür, tartışır hatta konuya farklı noktalardan bakmaya başlar.  Bu keyifli arayış kahramanımıza ve okura hayatı anlamaya ve yorumlamaya dair kapılar açar. P4C tekniklerine uyularak hazırlanan seri çocukların düşünme, sorgulama, analiz etme ve yorumlama becerilerini geliştirmeye yönelik olarak hazırlandı. Ayrıca kitap sonlarında yer alan etkinlikler de bu becerileri geliştirecek niteliktedir. Emre okulda sırasının altında “Emre Yalçın sen kimsin?” diye yazan bir kâğıt bulur. Emre, bu notu kim bıraktı diye düşünmeye başlar: Arkadaşları mı, öğretmeni mi, anne- babası mı? Notlar Emre’nin peşini bırakmaz. “Neden buradasın?”, “Sevgi nedir?”… Soru işaretinin çengeli artık Emre’nin zihnine takılmıştır.  Emre hem bu sorulara kendince bir cevap bulmaya hem de bu soruları kimin gönderdiğini öğrenmeye çalışır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109010</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5bb75dff-e1de-4880-90d1-d70b2d9ef26f.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünüyorum Öyleyse Hindiyim 3 – Olasılıklar Treni</image:title>
            <image:caption>Sorular çocuklar için hayatı keşfetmeye, anlamamaya dair açılan kapılardır. Bu seri tam da bu fikirden hareket ederek, çocukların heyecan, gizem ve macera sever özellikleri de dikkate alınarak oluşturuldu.  Bu serinin her bir kitabında kahramanımız olan çocuğa sorular yazılı gizemli notlar gelir,  kahramanımız önce soruları kimin gönderdiğine odaklanır ama bir süre sonra sorular hakkında düşünür, tartışır hatta konuya farklı noktalardan bakmaya başlar.  Bu keyifli arayış kahramanımıza ve okura hayatı anlamaya ve yorumlamaya dair kapılar açar. P4C tekniklerine uyularak hazırlanan seri çocukların düşünme, sorgulama, analiz etme ve yorumlama becerilerini geliştirmeye yönelik olarak hazırlandı. Ayrıca kitap sonlarında yer alan etkinlikler de bu becerileri geliştirecek niteliktedir. Serinin bu kitabının kahramanı Ömer, Türkiye’den Avusturya’ya giden bir trende yolculuk yapmaktadır. Uzun yolculukta sıkılır ve renkli kâğıtlara sorular ve muzip cümleler yazar. “Yonca diye bir şey var mı?” “Bir insanın uçabilme ihtimali yüzde kaçtır?”, “ Cem’in sana selamı var.”  Bu kâğıtları kompartımanların önüne bırakır. Trende başlayan bu oyun, Ömer’e gelen cevaplarla nasıl devam edecektir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109011</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/393766fe-dbf1-40cc-8f8d-b500b94176ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşünüyorum Öyleyse Hindiyim 2 – Posta Kutusundaki Felsefe</image:title>
            <image:caption>Sorular çocuklar için hayatı keşfetmeye, anlamamaya dair açılan kapılardır. Bu seri tam da bu fikirden hareket ederek, çocukların heyecan, gizem ve macera sever özellikleri de dikkate alınarak oluşturuldu.  Bu serinin her bir kitabında kahramanımız olan çocuğa sorular yazılı gizemli notlar gelir,  kahramanımız önce soruları kimin gönderdiğine odaklanır ama bir süre sonra sorular hakkında düşünür, tartışır hatta konuya farklı noktalardan bakmaya başlar.  Bu keyifli arayış kahramanımıza ve okura hayatı anlamaya ve yorumlamaya dair kapılar açar. P4C tekniklerine uyularak hazırlanan seri çocukların düşünme, sorgulama, analiz etme ve yorumlama becerilerini geliştirmeye yönelik olarak hazırlandı. Ayrıca kitap sonlarında yer alan etkinlikler de bu becerileri geliştirecek niteliktedir. Bu kitabın kahramanı Zeynep, bilim insanları hakkında videolar hazırlayan bir vılogır. Zeynep posta kutularında kendisine bırakılmış mektuplar bulur. Mektupta “Gerçeği gizleyerek ya da yalan söyleyerek iyilik yapılabilir mi?” sorusu yer alır. Cevabını da Portakal Sokak’taki dereye bırakılması belirtilmiştir.  Zeynep soru hakkında düşünür de düşünür… Sonunda cevabını yazar fakat soruların ardı arkası kesilmez: “İyi nedir, kötü nedir?”, “Her şey değişir mi?”… Zeynep, bu gizemli oyuna kendini kaptırır ve cevaplar bulmaya çalışır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109012</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9cf895b-e9b0-4edc-b375-f8ed2fd8032c.jpg</image:loc>
            <image:title>Tefekkürü Seven Peygamberim – Hz. İbrahim</image:title>
            <image:caption>Meraklı, araştırmayı seven ve iyi bir gözlemci olan Hz. İbrahim Peygamber de bir zamanlar çocuktu elbette. Rabb’ini bulmak ve tanımak için çıktığı yolda gökyüzündeki ay ve yıldızlardan, kâinattaki tüm canlıların hayatına kadar her şey onun için bir pusulaydı. Tefekkürü Seven Peygamberim kitabında, Hz. İbrahim’in bu pusula sayesinde bulduğu Rabb’inin varlığını tüm insanlara duyurma gayretinin hikâyesini bir çocuğun dilinden okuyacaksınız. Okul öncesi dönemde çocuklara peygamberlerini öğretmek özel bir anlatım şekli ister. Bu kitapta Merve Gülcemal samimi ve şiirsel bir anlatımla çocukları Hz. İbrahim ile tanıştırıyor. Kitap sonunda yer alan etkinliklerle merak etme, araştırma, soru sorma ve el işi gibi becerilere odaklanırken tefekkür, farkındalık, dikkatle bakma, misafir ağırlama adabı, görgü kuralları ve namaz ibadetine muhabbet duyma ve geliştirme gibi konular ele alınıyor. Tefekkürü Seven Peygamberim, model alarak öğrenme yöntemi esas alınarak hazırlanan, peygamber hayatlarının anlatıldığı serinin dördüncü kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109013</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7be5855f-4fad-49b3-8731-0e4298c91da1.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Kalem</image:title>
            <image:caption>Bu öykünün kahramanı minik bir resim kalemi. Ressamla birlikte heyecanlı maceraları, coşkulu hikâyeleri boyamayı çok sever. Ama ressam bir gün onunla resim yapmaz olur. Minik resim kalemi kendini bir sürü minik kalemin yer aldığı bir kutuda bulur. Artık bu kutuda öylece bekleyip duracak mıdır? Bir iş yapmak, bir işin parçası olmak insanı mutlu eder, hayatı anlamlı kılar. Minik kalem de bunun peşinde. Bu kitap, zamanla biçimleri değişse bile üretmenin hayatımızı nasıl anlamlı kıldığına dair umut dolu bir hikâye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109014</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb69059e-842b-4720-851e-1a8ee68b0bce.jpg</image:loc>
            <image:title>Mısır Mucizesi</image:title>
            <image:caption>Bilgeliğin en önemli merkezlerinden biri olan Antik Mısır dünyası tarihe, sanata, mimariye ve bilime merak duyan herkesin ilgisini çekmiştir. Esasen bütün Antik Mısır kültürü ve firavunî gelenek, çözümlenmeyi bekleyen birçok gizemin kaynağı olarak da görülmüştür. Dünyadaki sayılı Mısırbilim uzmanlarından Lubicz’in bu yapıtı ezoterizm, hermetizm, hiyeroglifler, sembol ve tasvirler, anlatı ve mitoslar, sayı ve elementler, renkler ve geometrik formlar, harfler, tapınaklar, göksel cisim ve sistemlerle ilgili günümüz insanı için epey şaşırtıcı bilgiler sunuyor. Uzun yıllar bilgi ve verileri bizzat yerinde tespit eden yazar, tüm bunların nasıl yorumlanması gerektiğine dair öncü bir çalışmaya imza atıyor. 
 
Antik Mısır’da Bilgi’nin yeryüzündeki temel varlık amacı ve hedefi olarak Tapınak, salt dinsel bir mabet değil, esasen Mutlak Evrensel Hakikat’in hem yeryüzündeki nihai ve biricik tezahürü hem de izdüşümü, konumu, ikametgâhı ve evidir. İnsan tapınağı inşa ederken, tapınak da kendisini yaratacak bilgeliğe ulaşan insanı bizzat bu yaratım süreci içinde inşa eder, tamama erdirir. Mutlak bilgiye ve dolayısıyla bilgeliğe erişen insan, dünyevi bir bedenden ibaret olmadığını, Evrensel Hakikat’in sayılar, orantılar, formlar, vasıflar ve işlevler suretindeki tecellisi olduğunu bilir: İnsan tapınaktır. 
 
“Eski Mısır dünyasında her şey bir semboldür; yaşamdaki her eylem, her dinî ritüel, her dikilitaş, her anıt, her hiyeroglif, hattâ hiyeroglifin rengi ve yeri, her tasvir, kullanılan her objenin şekli, kısacası her şey Bilgelik Yasası’na riayet eder ki bu yasa her şeyi kendi kozmik doğasının ahenkli alanına yerleştirir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109015</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5457755-675b-4f7a-8926-9fa221b331d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’de Sekülerleşme</image:title>
            <image:caption>Sekülerleşme süreci, insanlık tarihinin en temel gerçeklerinden biridir. Fakat bu gerçek, birçok nedenle çeşitli fikir akımlarının veya bazı sosyal-ekonomik öğretilerin gölgesinde kalmıştır. Ancak sekülerleşme süreçlerinin gözden kaçırılması, birçok durumda toplumsal ve tarihsel analizlerin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açmaktadır. 
Ülkemizde de sekülerleşme kavramı ve gerçeği, bilinçlere açık bir biçimde nüfuz etmemiştir. Bu kavram çoğu durumda laiklikle karıştırılmaktadır. Oysa insan aklının özgürleşmesi sürecinin bir yönü olarak sekülerleşme, toplumsal ve tarihsel gelişmelerin temelinde yer alan asli ve varoluşsal bir dinamiktir. 
Bu kitapta, kısa bir genel giriş bölümünden sonra Osmanlılarda ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki sekülerleşme süreci siyasi, ekonomik ve çeşitli kültürel etkenlerle birlikte, fakat özellikle de bilimsel gelişmelerle bağlantısı içinde ele alınmakta ve sekülerleşmenin ülkemiz tarihindeki özgün ve büyük rolü ortaya konulmaya çalışılmaktadır. 
Osmanlılardaki ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki sekülerleşme süreci anlaşılmadan, ne Cumhuriyet devrimimizin niteliği, ne de onun dünyanın diğer büyük devrimleriyle olan ilişkisi, ortak ve farklı yönleri anlaşılabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109016</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5805c9e5-01ab-466e-a750-8396edc2635f.jpg</image:loc>
            <image:title>İncir Çekirdeği Sendromu</image:title>
            <image:caption>Yıllar boyunca “küçük şeyler”in yaşamlarımızdaki yeri konusunda toplumumuzu bilinçlendirmeyi görev saymış olan Prof. Dr. Üstün Dökmen, bu kez hangi sorunların incir çekirdeğini doldurduğunu, hangilerinin önemsenmeyecek denli küçük olduğunu duyumsatıyor. Üstelik, dünya ruhbilim literatürüne armağan ettiği “Boyutsallık” kavramı ve yaklaşımını açımlayarak, günlük hayatımızda yararlanabileceğimiz ufak ipuçları vererek… 
Birikimlerini Cumhuriyet gazetesinde paylaşmayı sürdüren Prof. Dr. Üstün Dökmen, son yazılarından oluşan bir derlemeyle okuyucularını selamlıyor, keyifli ve öğretici bir okuma deneyiminin kapılarını açıyor. 
“Hayat boyu attığınız, farkına bile varmadığınız binlerce adımdan birisi, bazen bütün bir hayatınızı değiştirme gücü kazanır, geçmişteki tüm adımlanızın önüne geçer. Bizim attığımız adımlar bizim için incir çekirdeği gibi, bazen önemli, bazen önemsiz olabilir, ancak yeter ki attığımız adımlar, verdiğimiz kararlar, imzaladığımız belgeler insanları, hayvanları, doğayı, toplumun değerlerini öldürmesin.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109017</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2001a448-c49e-4e1c-bfee-79b785d7599b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Serap (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İstanbul’un kibar semtlerinde, sayfiyelerinde ve Trabzon’da geçen maceraları konu ediliyor. Özgür iradesiyle onurlu bir hayat kurmak isterken, kadını haz nesnesi olarak gören riyakâr anlayışın tuzaklarına düşen Ayten, duygularını, uğradığı ihanetleri, iç çatışmalarını ve erkekleri anlamaya çalışır. Hüsranla sonuçlanan ilişkilerden sonra, ailesinin desteğini de kaybederek hepten yıkılan Ayten, her şeyden vazgeçtiği bir anda, Doktor Macit’le tekrar yaşama tutunur. Zamanla Doktor Macit de diğerleri gibi bir hayal kırıklığına dönüşürken, bu yasak aşkın meyvesiyle Ayten’in hayatında yeni bir sayfa açılır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109018</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40254e7b-42ed-4d8c-8ffb-5dc24597824f.jpg</image:loc>
            <image:title>Nanoüretim Teknikleri</image:title>
            <image:caption>Nanoteknolojik gelişmelerle sıklıkla günlük yaşamımızda karşılaşmaktayız. Bu gelişmelerin temelinde nano düzeyde üretim üzerine çalışmaların büyük bir rolü vardır. Bu kitap, litografiye dayalı nanoüretim tekniklerini ayrıntıları ile inceleyen Türkçe özgün bir kaynak olarak hazırlanmıştır. Farklı aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya nanoüretim teknikleri de kitap kapsamında okuyucuya fikir vermesi amacı ile işlenmiştir. İlk iki bölüm sırasıyla nanoteknolojiye ve nanomalzemelere genel bir bakış açısı sunmaktadır. Takip eden bölümlerde sıvı temelli, moleküler kendiliğinden düzenlenme ve mekanik yaklaşımlar ile nanomalzemelerin üretimi incelenmiştir. Daha sonra klasik litografinin temellleri, nano düzeyde üretime olanak sağlayan bazı ileri litografi teknikleri, atomları manipüle ederek atomik düzeyde üretim sağlayan taramalı prob litografisi, avantajları ve dezavantajları ile birlikte verilmiştir. Kaplama, dağlama ve farklı entegre devrelerin/malzemelerin bağlanmasını işleyen bağlama teknikleri de son olarak detaylı olarak ele alınmıştır. Kitap, çok disiplinli bir yaklaşım ile hazırlanmış olup nanoteknolojideki gelişmelere ilgi duyan kimya, fizik, biyoloji gibi temel bilimler ile mühendislik okurlarına hitap etmektedir. Nano ile ilgili birçok farklı yaklaşımı ve uygulamayı bir arada sunması açısından okutulması ve okunması önemlidir. Özellikle Türkçe ders kitabı olarak öğrencilerimiz ve eğiticilerimiz için faydalı olmasını diler ve ilgilenen araştırmacılarımıza da ayrıca araştırmalarında yol göstermesini temenni ederiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109019</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffc5821c-412f-4942-9da9-b0c5f14d4f92.jpg</image:loc>
            <image:title>Stalingrad’da Kar Topu</image:title>
            <image:caption>Stalingrad’da Kar Topu, Nedret Kılıç’ın dördüncü romanı. Yazar bu kez Ferko’nun, Marie’nin ve Çaykovski’nin öyküsünü anlatıyor. Geri dönüşlerle, bilinç akışıyla çalkantılı yakın dönemin bu tutunamayan kahramanlarından kesitler sunuyor. Tıpkı öteki romanları Şedaraban’da, Kornelyus’un Ezgisi’nde, Dokunulmaz’da olduğu gibi… Bu yeni roman İstanbul-Caddebostan sahilinde başlayıp kum fırtınası, mavi düşler, ulu ağaçlar eşliğinde gelişiyor ve geçmişle gelecek bir kar topuna dönüşüyor. İnançlar ve arzular, insan zihninin sınırları çerçevesinde sevgiyi, şefkati ve aynı zamanda en ilkel, en sert eylemleri de şekillendiriyor. Stalingrad’da Kar Topu’nun yüz otuz yıla yayılan, beş ülkede geçen ve sekiz ana öyküden oluşan özgün olay örgüsü yaşama dair bu karşıtlıklarla, günümüz insanının ibretlik serüvenini yansıtıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109021</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/32bf6df2-cdcc-40bd-b3d5-56bf451c8115.jpg</image:loc>
            <image:title>Kappa</image:title>
            <image:caption>“Maddi arzuları azaltmak her zaman huzur getirmez. Huzuru elde etmek için manevi arzuları da azaltmak gerekir.” 
 
Hotaka Dağı’na tırmanmak için yola koyulan kahramanımız, ormanda oturup sisin dağılıp ufkun görünmesini beklerken bir kappa ile karşılaşır. Onu yakalamaya çalışırken derin bir çukura düşer. Uyandığında Kappalar Ülkesi’nde bulur kendini. Farklı bir evrende farklı bir dilde ve oranın kurallarına göre yaşamayı öğrenir. 
Ryunosuke Akutagava, yaşadığımız dünyanın köhne değerlerini, savaşı, kapitalizmi, ekonomik ve duygusal sömürüyü, ilişkilerdeki anlam kayıplarını bize başka bir ülkeden anlatır. İdeal dünya ile gerçek dünya arasındaki farkı hicvederek yansıtan yazar, garip olanın değil, normal sanılanın insana yabancı olduğunu gösterir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109022</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c839bfbd-53e4-4b26-8b9c-2f8e99371d74.jpg</image:loc>
            <image:title>Koş Melos ve Diğer Öyküler</image:title>
            <image:caption>“Basit ve doğal olanı, dolayısıyla özlü, açık olanı hızla tek bir hareketle yakalayıp olduğu gibi kâğıda dökmekten başka şansım olmadığını düşünüyordum.” 
 
Çağdaş Japon edebiyatının önemli isimlerinden Osamu Dazai, sıradışı hayatına rağmen gündelik hayatın sıradanlığına hapsolmuş renkleri bize gösteriyor. Bir verandada otururken veya Fuji Dağı’nı izlerken fark edilen hayatın incelikleri ile çocuklukta kalmış ve büyüdükçe kaybedilmiş incelikler veya dışarda savaşın gürültüsü arasında bir kadının kocasıyla arasında süreğen gürültülü sessizlik… Bütün bu telaşe arasında kralların değil, basit hayatını idame ettirmeye çalışan çobanın çıplak kalışını ve hayatın daha birçok yönünü anlatan Dazai’den yedi hikâye, yedi hayat…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109023</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98d3fa57-50c8-4cfe-a90b-d3bc5ab0e1e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Londra Kulesi</image:title>
            <image:caption>“Her şeyin gömüldüğü zaman akışını tersine döndürüp Antikçağlardan bir parçayı modern çağlara sürükleyerek getiren, görülmeye değer Londra Kulesi’dir. İnsanın kanından, etinden, günahlarından kristalleşerek atların, arabaların ve trenlerin içinde geride kalan Londra Kulesi’dir.” 
 
Viktorya dönemi Londrası’nı adımlarken karşınıza çıkabilecek her insana, her görüntüye dair izler taşıyan bu kitapta, tarihle iç içe geçerek edebiyatta zamansızlığa tanık oluyoruz. Britanya İmparatorluğu’nun Londra’da ele geçirdiği şimdi duygusunun yoksunluğuyla her ülkenin, her zamanın insanlarıyla karşılaşıyoruz. Değişmeyen insan malzemesi, Soseki’nin abartısız ama çarpıcı kelimelerinden süzülerek içimizdeki yerini buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109024</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d56895e-e95b-403c-b554-01c60bccfbbc.jpg</image:loc>
            <image:title>Psikanalitik Kişilik Çalışmaları</image:title>
            <image:caption>Psikanalitik Kişilik Çalışmaları ünlü İskoç psikanalist W. R. D. Fairbairn’in 1952’ye kadar çeşitli dergilerde yayımladığı ve psikanalize yaptığı yenilikçi katkıları ortaya koyan bir derleme. Bebeğin ve çocuğun ilişki ihtiyacını gelişiminin merkezine yerleştiren bu makaleler psikanaliz kuramında köklü bir değişiklik gerçekleştirdi; kişiliğin yapısı ve dinamiklerine dair tamamen yeni bir bakış açısı sundu. 
Nesne ilişkileri kuramını işleyerek oluşturduğu ruhsal yapı modelini, bakım verenlerle ilk tecrübelerin içselleştirilmesi üzerine inşa eden Fairbairn bu derlemede; benliğin bölünmesi ve acı verici içsel nesne ilişkilerinin bastırılması yoluyla tüm ilişkilerde kaçınılmaz olan tatminsizliklerle nasıl baş edildiğini gösterir. Çocuğun ebeveyninin duygusal olarak duyarlı tarafını tepkisiz taraftan ayırarak ‘iyi’ ve ‘kötü’ nesneler yarattığını, aynı zamanda, sıklıkla sınır durumlara yol açan bir süreç olarak benliği de ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak böldüğünü ileri sürer. 
Bowlby’nin bağlanma kuramına, Guntrip ve Sutherland’in kendilik üzerine yazılarına, Kernberg’in ağır kişilik bozukluklarının tedavisine, Mitchell’in ilişkisel kuramına başlangıç noktası oluşturan fikirleriyle Fairbairn çağdaş psikanaliz kuramına şekil vermiş öncülerden biridir. Sınır durumlara yönelik oldukça yeni bir kuramsal ve klinik yaklaşım geliştirmesi, bugün bu tür rahatsızlıkların tedavisinde çok önemli olmaya devam etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109025</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69b3ee6e-1c59-4dd7-9387-848550f8dce3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kirpi Kekik ve Göldeki Hazine</image:title>
            <image:caption>Kirpi Kekik oltanın hareket etmesiyle birlikte uykusundan uyanıverdi. Oltasına ne takılmıştı acaba? İçinde harita bulunan bir şişe! Kirpi Kekik vakit kaybetmeden yola koyuldu. Yolda tanıştığı hayvanlarla birlikte maceradan maceraya atılırken en sonunda haritada işaretli yere ulaşmayı başardı. Orada büyük bir sürpriz onu bekliyordu! 
Labirent ve bulmacaların çözümlerini kitabın içinde bulabilirsin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109026</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe8c8537-41da-4ffd-948c-e102f9a89313.jpg</image:loc>
            <image:title>Turna İle Guguk Kuşu</image:title>
            <image:caption>Turna, ailesi onsuz güneye uçtuğu için üzülürken Guguk kuşuyla tanıştı. Hemen arkadaş oldular ve birlikte Turna’nın ailesini bulmak için plan yaptılar. 
Turna havalanmaya çalışırken bir tepeden yuvarlandı ve annesinin ayaklarının dibinde buluverdi kendini…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109027</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aaffab92-9f3c-4867-949f-a175e8f9ab60.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Ada İcat Etmek</image:title>
            <image:caption>Çin’de bir şantiyede çalışırken, yedi yaşındaki oğlu Tom’un öldüğünü öğrenen Dani, haberi alır almaz Fransa’ya eşi Nora’nın yanına dönerek cenaze hazırlıklarına başlar. Fakat oğlunun ölümünü kabullenmekte zorlanmakta, yas tutmayı reddetmektedir. Yılın büyük bir kısmında onu evinden uzak bırakan bir iş seçtiği, oğluyla istediği kadar vakit geçiremediği için pişmandır. O bu duygularla mücadele ederken hiç beklenmedik bir şey olur, küçük Tom karşısında belirmiş onunla konuşmaktadır. Başta aklını kaçırdığını düşünen Dani, çok geçmeden oğlunun büyülü ve açıklanamaz bir biçimde yeniden ortaya çıkışını kabullenir. Birlikte daha önce planlasalar da bir türlü gerçekleştiremedikleri bir ada yolculuğuna çıkarlar. 
Alain Gillot bir ailenin en sancılı zamanlarını konu alan bu romanında yas tutmanın farklı türleri, bir babanın oğlundan öğrenebilecekleri, hayattaki ezberlerimiz ve gönlümüzden geçenler üzerine yalın, zarif ve samimi bir romana imza atıyor. 
“Kalpleri (her şeye rağmen) ısıtan bu narin, kadifemsi yas hikâyesinde –saklanan, görmezden gelinen ölüm, yanı başımızda olsa bile– sevgi, korkunç gerçeğe galip geliyor. Bir nevi delilikle, bir başka boyuta geçen babayla tanışıyor, ona eşlik ediyor, onu anlıyoruz.” 
                                                                                                                                                                       -La Voix du Norde</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109028</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de6419c2-d1bd-459f-a38f-66f00c28680b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yavru Tilkinin İlk Yazı</image:title>
            <image:caption>Yazın ilk günü başlamıştı. Yavru tilki, daha yeni uyanmıştı. 
“Gündüzler neden bu kadar uzun artık?” diye sordu annesine. Annesi gülerek cevap verdi. “Eğlenmeye daha çok vaktimiz olsun diye!” 
Yavru tilki ile annesinin yaz mevsimiyle tanışma hikâyesine eşlik etmek ister misin?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109029</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfae8764-e1fb-4121-93b9-b80ec01e8487.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Fikrim Var !</image:title>
            <image:caption>Her şey iyi bir fikirle başlar! 
Deniz bir gece, aklında dönüp duran bir şeyle uyandı. Bu, bir fikirdi! 
Fikir, üzerinde düşündükçe büyüyor, şüpheye kapıldıkça küçülüyordu. 
Fikirlerimiz ve hayal gücümüz bizi zihnimizde yolculuklara çıkarır. 
Bakalım Deniz’in fikri onu nereye götürecek?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109030</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96da25ba-5289-4a7c-b1ec-b2dde063920f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kedi Dostlarımız</image:title>
            <image:caption>Oynarken, doğum günü kutlarken ya da ormana gidip şarkı söylerken, kedilerin keyfi hep yerindedir. 
Dikkat, bu kitap çokça kedi bilgeliği içerir!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109031</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/498fd81b-0bef-4697-a4e0-84614395dbba.jpg</image:loc>
            <image:title>Karanlığın Dokunuşu</image:title>
            <image:caption>PERSEPHONE, SADECE İSMEN BAHAR TANRIÇASIYDI. 
 
İşin aslı, küçüklüğünden beri dokunduğu çiçekler kuruyup soluyordu. New Athens’e taşındıktan sonra, fani bir gazeteci kılığında, mütevazı bir hayat sürmeyi umuyordu. 
 
ÖLÜLER TANRISI HADES, FANİ DÜNYADA  BİR KUMAR İMPARATORLUĞU İNŞA ETMİŞTİ 
ve en sevdiği bahislerin de imkânsız şeyler olduğu söyleniyordu. 
Hades’le tanışmasının ardından, Persephone kendini Ölüler Tanrısı ile bir anlaşmanın içinde buldu ve bu anlaşmanın şartları imkânsızdı: Persephone ya Yeraltı Dünyası’nda hayat yaratacaktı ya da özgürlüğünü ebediyen yitirecekti. 
 
Fakat girdiği bu bahis, Persephone’nin bir tanrıça olarak başarısızlığını ortaya çıkarmaktan fazlasını yapacaktı. Özgürlüğünün tohumlarını ekmek için mücadele ederken Ölüler Tanrısı’na duyduğu aşk büyüyordu —ve bu onun için en büyük yasaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109032</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64074f75-8e4d-4694-b17d-f067e0289652.jpg</image:loc>
            <image:title>Arıların Uğultusu</image:title>
            <image:caption>Meksikalı yazar Sofía Segovia büyük yankı uyandıran romanı Arıların Uğultusu’nda devrimin eşiğindeki bir ülkede bir ailenin talihini değiştirecek güce sahip gizemli bir kahramanın hayret verici hikâyesini anlatıyor. 
 
İhtiyar dadı Reja bir gün köprünün altına terk edilmiş, kime ait olduğu ve nasıl hayatta kalmayı başardığı bilinmeyen bir bebek bulur. Bebek, arıların oluşturduğu canlı bir battaniyeyle kaplanmış hâldedir ve bu yüzden de onunla ilgili birçok söylenti yayılır. Simonopio adı verilen ve evlat edinilen bebeğin gelişiyle birlikte Linares’teki herkesin hayatı altüst olacaktır. 
 
Muammalara açık kapı bırakan insanların hikâyesinin anlatıldığı Arıların Uğultusu, tarihi olgulardan da beslenen, Meksika’nın zengin motifleriyle süslü, masalsı ve şiirsel bir eser.


“Son derece insani bir anlatıyı gizemle süslemesindeki yeteneğine bakılarak Latin Amerika’nın büyük yazarlarıyla, özellikle de Isabel Allende’yle karşılaştırılacak bir yazar.” –The Washington Post 
 
“Sofía Segovia Meksika edebiyatının yeni sesi. Bu kitabın sayfalarında Gabriel García Márquez’i anımsatan bir hava olsa da Sofía’nın kendine özgü büyülü gerçekçiliği de mevcut.” –Wendolín Perla 
 
“Meksika’nın gerçekliği ile kurgunun bir araya geldiği, derinlikli bir aile destanı.” –El Nuevo Herald</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109033</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cfb6a7ed-429b-47f6-bfd6-f178792b2433.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklara Şiirler “Adı Çocuk Dersiniz”</image:title>
            <image:caption>Çocuk dersiniz bize 
Bakın tek yürek olduk bile 
Ne duruyorsunuz görsenize 
Kalpten duvar ördük kendimize 
Kucak açtık sevgiye, el ele 
Örnek alın bizden 
Yaptıklarımızı yapın 
Verin el ele, yürek yüreğe 
Bizler de sizlerle güç katalım benliğimize</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109034</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e717238-dd08-4ded-9494-4b8da120ad64.jpg</image:loc>
            <image:title>Örtü</image:title>
            <image:caption>Mutluluğu, yası bazen kurtuluşu örter. 
Cümbüş, musalla ve makber ekseriyetledir. 
 
İlk beyazda neşeyle saçılır gülücükler. 
Zamanın ne getireceğini bilemezler. 
Yarınlar yokmuşçasına daim eğlenirler. 
 
İkinci beyazda, itaat son saltanata. 
Gök kubbede işitince adını, vedaya, 
başlangıçtır aslında, o ebedi rüyaya. 
 
Üçüncü beyazda sönmüştür o çamurdan mum. 
Her canlı gibi o da toprak olmaya mahkûm. 
İyisiyle kötüsüyle geçer yoldan umum. 
 
Ezelden beridir yanan tunç rengi meşale, 
karşısında gülgün gölgelikler ve şelale. 
 
Yolun sonunda bir ömürden kalan hatırat. 
ve işte aldığın gönül en büyük zanaat.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109035</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d0fca29-f8e4-42e9-8274-6ca8504d134b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençlerle Sohbetler 7 Başarının Sırları</image:title>
            <image:caption>Üstat, gençlerle sohbetlerinizi okuduk. O sohbetler şirkette işe girme ve işte yükselmeyle ilgili. Oysa biz, şirketlerde işe girmeyi düşünmüyoruz. Kimimiz memur olacak, kimimiz öğretmen, kimimiz yargıç, kimimiz ise kendi işini kuracak, kendi kendisinin patronu olacak, kimimiz ressam ve kimimiz müzisyen yani sanatçı olacak. Kimimiz ise ev hanımı olacak ve çalışmayacak. Ancak hepimiz bir şekilde insanlarla iletişimi iyi, yaşamımızda başarılı olmak istiyoruz. 
Üstat, yaşamımızı kolaylaştıracak, yaşamımızda bize yardımcı olacak bilgiler istiyoruz. Şirketler dışında çalışacak gençlere neler önerirsin? 
Gençler, hayatta başarılı olmak veya diğer bir değişle,  başarılı bir yaşamın sırlarını mı öğrenmek istiyorsunuz? 
Evet, Üstat, yaşamımızda bize yol gösterecek, bize ışık tutacak, başarılı olmamızı sağlayacak sırları istiyoruz. 
Peki, gençler, işte size başarının sırları!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109036</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e812686-128e-4d0c-ac76-4cfdf9c708bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Manhattan Plajı</image:title>
            <image:caption>1994’te yayımlanan ilk romanıyla birlikte Amerikan edebiyatının yükselen yıldızlarından biri olarak gösterilen ve artık günümüzün en nitelikli kalemlerinden biri kabul edilen, İt Kopuk Takımı adlı eseriyle Pulitzer Ödülü ile birlikte Ulusal Kitap Eleştirmenleri Ödülü’nü kazanan başarılı yazar Jennifer Egan, 2018-2020 yılları arasında PEN Amerika’nın da başkanlığını yürüttü.  
 
Egan’ın 2018 Andrew Carnegie Edebiyat Ödülü’ne layık görülen, Ulusal Kitap Ödülü’ne aday gösterilen eseri Manhattan Plajı ise New York’a nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Anna Kerrigan, 2. Dünya Savaşı’nda görev alan gemilerin bakımıyla ilgilenenler arasındaki ilk kadın dalgıçtır. Bir gece, çocukluğunda babası sayesinde tanıdığı gizemli Dexter Styles’la yine karşılaşır ve zamanında kayıplara karışan babasıyla ilgili bazı gerçekler su yüzüne çıkmaya başlar. 
 
Manhattan Plajı, okurları geçmişe götürürken polisiye romanların heyecanını aratmayan unutulmaz bir tarihsel roman. 
 
“Zengin, harikulade… Egan’da bir yazarda olması gereken bütün beceriler mevcut.” –USA Today 
 
“Dünyayı Egan’ın gözünden görmek, dil aracılığıyla dünyaya yeni bir hayranlık duymaktır. Günümüz yazarları arasında ondan daha iyisini tanımıyorum.” –George Saunders</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109037</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5b3402f-f8e6-43b4-88f6-4d3a14d9a605.jpg</image:loc>
            <image:title>13 Numaralı Oda</image:title>
            <image:caption>“Edgar Wallace’ın 13 Numaralı Oda romanında profesyonel dolandırıcılar çok, kahraman bile onlardan biri.” –The Spectator 
 
Hapisten yeni çıkan Johnny Gray, eski dostu Peter Kane’i ziyaret ettiğinde o günün nice kötü olaya gebe olduğunu bilmemektedir. Kane ile karanlık bir geçmişi paylaşan polis katili Emanuel Legge de kendisini ziyaret etmek için tam o günü, kızının düğün gününü seçmiştir. Johnny Gray bir öfke kasırgası içinde, Kane’in biricik kızını emanet ettiği yeni kocası Binbaşı Floyd’un en uğursuz türden bir dolandırıcı olduğunu öğrenecektir. Yine de bu entrikaya dahil olan herkes, J. G. Reeder isimli bir dedektifin nefesini enselerinde hissedecektir. 
 
1924’te yayımlanan 13 Numaralı Oda, polisiyenin unutulmazlarından J. G. Reeder serisinin ilk kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109038</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af0990ad-cdd0-49a5-884e-9a45c65f40c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasbihal</image:title>
            <image:caption>Sessizliğin gölgesinde bir çığlık 
Çığlığın ortasında bir çocuk 
Çocuğun yüreğinde bir yara 
Ortalık karma karışık 
Ufkun ötesinde bir çizgi 
Çizginin dışında bir çocuk 
Çocuğun yüzünde bir yara 
Ortalık toz duman karma karışık 
Gecenin yarısında bir siren 
Sirenin ucunda bir hayat 
Hayatın içinde bir kıyam 
Kıyamın ortasında bir kıyamet 
Yine de umut dolu çocuk 
Yüreğindeki yarayla 
Gecenin karanlığında 
Çizginin dışından umutla bakıyor 
Çizginin içindeki hayata 
Yine de yaşıyor çocuk 
Çizginin dışında hayatın ucunda 
Kıyametin tam ortasında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109039</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ebfef3bb-2090-431e-ad4b-a9361796e7eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Nutuk</image:title>
            <image:caption>1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: 
 
Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumi’de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti ağır bir mütarekename imzalanmış. Büyük Harp’in uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harb-i Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkisini işgal eden Vahdettin, mütereddi, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini  tahayyül ettiği deni tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; âciz, haysiyetsiz, cebin, yalnız padişahın iradesine tâbi ve onunla beraber şahıslarını vikaye edebilecek herhangi bir vaziyete razı… 
 
Hepimizin bildiği bu cümlelerle açılan Nutuk, bir milletin yeniden doğuş hikâyesinin kurtarıcısının gözünden anlatıldığı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en temel metinlerinden biri. Bağımsızlığa giden yollarda neler yaşandığını, Kurtuluş Savaşı’nı ve cumhuriyetin ilanını Atatürk’ün değerlendirmeleriyle bu eşsiz eserde yıllardır okuyoruz ve okumaya devam edeceğiz. 
 
Atatürk’ün 1927’de meclis kürsüsünden verdiği nutkun yazıya dökülmüş hali olan elinizdeki eser, 1934 baskısının tıpkıbasımı olarak hazırlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109040</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27e89c6f-9daf-4e38-aed6-e82c879d3bb6.jpg</image:loc>
            <image:title>Cinayet Defteri</image:title>
            <image:caption>“1920’lerde Büyük Britanya’da satılan tüm kitapların dörtte birini sadece tek bir kişi kaleme almıştı: Edgar Wallace.” –Harry Pearson 
 
J. G. Reeder gözleri iyi görmeyen, çekingen, sıradan ve pejmürde bir adam gibi görünebilir. Ancak görünüş yanıltıcıdır. Bu orta yaşlı adam savcılık için çalışırken sıradışı zihnini zorlayacak pek çok davayla karşılaşsa da hepsinin altından kalkmayı bilecektir.  
 
Edgar Wallace, birbirinden ilginç sekiz vakanın yer aldığı bu öykü derlemesinde okurlara J. G. Reeder’ın zihnine sızmanın anahtarını veriyor. 1925’te yayımlanan Cinayet Defteri, polisiyenin unutulmazlarından J. G. Reeder serisinin ikinci kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109041</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8fc54ea9-998c-43f9-83fe-4af97accdddf.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye&apos;nin Geleceği</image:title>
            <image:caption>Hakikaten benim gördüğüm manzarayı gördükten sonra yapılacak şey, derhal bütün kuvvetimizi, bütün önemli vasıtalarımızı, bütün servet kaynaklarımızı –ki İstanbul’da toplanmıştı– bunların tamamını bir an önce Anadolu’ya atmak ve derhal hükümeti Anadolu’ya nakletmek, ateşkes hükümlerine aykırı yapılan en ufak bir harekete karşı derhal kuvvet kullanmak gerekiyordu. Ve ben onu yapmak istiyordum. 
 
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 2 Şubat 1923’te İzmir’de yaptığı bu konuşma, nutuktan çok bir liderin halkıyla sohbeti olarak okunabilir. İzmir’in kurtuluşundan kısa bir süre sonra yapılan bu toplantıda Atatürk, farklı kesimlerden insanlara hayalindeki Türkiye’yi anlatır, eğitimden kadın haklarına, dinden askeriyeye çeşitli konulardaki düşüncelerini halkla paylaşır. İzmir konuşması, büyük badireler atlatmış bir halkın lideriyle samimi ilişkisini, liderin halkına hesap verebilirliğini göstermesi açısından da önemli bir belge.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109042</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77a2cea4-4c30-422f-a674-d7ece5f7e229.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye&apos;nin İlk Yılları</image:title>
            <image:caption>Efendiler, geçen yıl sırasında dış siyasetimiz barış ve sakinlik vadisinde sürekli ilerleme göstermiştir. Felaketli senelerin son izleri olan askerî işgaller tamamen son buldu. Vatanın fiilen tamlığını vücuda getiren bu olaylar, milletin tarihinde daima mecburiyetiyle fakat özgüven ve iftiharıyla yaşayacaktır. 
 
Türkiye’nin İlk Yılları, Atatürk’ün 1924-1938 arasında yaptığı, büyük çoğunluğu meclis açılış konuşmalarından oluşan bir kitap. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm yenilikleri, eğitimden sanayiye, tarımdan şehirciliğe, ekonomiden diplomatik ilişkilere tüm gelişmeleri, kısacası bir ülkenin kendini var etme çabasını yıl yıl, adım adım kurucusunun ağzından dinliyoruz. 
 
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1 Mart 1924’te Millet Meclisi kürsüsünden yaptığı konuşmayla açılan bu kitap, 1 Kasım 1938’de Atatürk adına Celal Bayar’ın okuduğu nutukla son buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109043</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76aeb542-d002-4a3f-943e-d99087e3784b.jpg</image:loc>
            <image:title>Swamp Thing Efsanesi: 3. Cilt</image:title>
            <image:caption>ACIYI GÖMEMEZSİN. ACIYI UNUTAMAZSIN. ACI… GEÇMİŞTE BIRAKILAMAZ. TOPRAĞIN ALTINDA SAKLANAMAZ. GÖMÜLÜ OLAN ÖLÜ DEĞİLDİR. EKİLİ OLAN BÜYÜYECEKTİR. 


1983 ile 1987 arasında, Alan Moore adındaki genç bir İngiliz yazar Amerikan çizgi roman dünyasında devrim yarattı. DC Comics’in Swamp Thing karakterinin yazarlığını üstlenerek görsel hikâye anlatıcılığında çıtayı belirledi ve çizgi roman dünyasındaki yansımaları günümüzde hâlâ devam eden devrimin ilk adımlarını attı. Moore’un sıradışı anlatım tarzı ve bu eşsiz karakterle Gotik korku türünde kaleme aldığı hikâyeler Stephen Bissette, John Totleben, Dan Day ve Rick Veitch gibi isimlerin akıldan çıkmayacak çizimleriyle bir araya geliyor ve ortaya çizgi roman dünyasının başyapıtlarından biri çıkıyor. 
 
Alan Moore’un yazdığı Swamp Thing Efsanesi’nin 3. cildi #35-42 sayılarını bir araya getiriyor ve John Constantine, namıdiğer Hellblazer, ilk kez burada arzı endam ediyor. Stephen Bissette’in önsözüyle. 
 
“Swamp Thing Efsanesi çizgi roman tarihine damgasını vurdu. Okuduğunuz zaman nedenini anlayacaksınız.” –Neil Gaiman 
 
“Zekâ dolu, duygusal olarak etkileyici ve evet, çok eğlenceli. Birinci kalite bir iş.” –Entertainment Weekly 
 
“Çizgi romanın gerçek klasiklerinden biri.” –IGN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109044</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f842667-0471-4fac-970f-4bf4d49c4e2b.jpg</image:loc>
            <image:title>Swamp Thing Efsanesi: 4. Cilt</image:title>
            <image:caption>DÜNYANIN ÜZERİNDE BİR KUŞ UÇUYORDU. RÜZGÂRIN NOTA ÇİZGİLERİ ÜZERİNDE, SADECE ENDER KULAKLARIN DUYABİLECEĞİ UYUMSUZ, KÖTÜ BİR NOTA. KUŞ UÇMAYA DEVAM ETTİ.  GAGASINDAKİ İNCİNİN TADINI ANLATMAYA KELİMELER KİFAYETSİZ KALIYORDU. 


1983 ile 1987 arasında, Alan Moore adındaki genç bir İngiliz yazar Amerikan çizgi roman dünyasında devrim yarattı. DC Comics’in Swamp Thing karakterinin yazarlığını üstlenerek görsel hikâye anlatıcılığında çıtayı belirledi ve çizgi roman dünyasındaki yansımaları günümüzde hâlâ devam eden devrimin ilk adımlarını attı. Moore’un sıradışı anlatım tarzı ve bu eşsiz karakterle Gotik korku türünde kaleme aldığı hikâyeler Stephen Bissette, John Totleben, Stan Woch, Dan Day ve Rick Veitch gibi isimlerin akıldan çıkmayacak çizimleriyle bir araya geliyor ve ortaya çizgi roman dünyasının başyapıtlarından biri çıkıyor. 
 
Alan Moore’un yazdığı Swamp Thing Efsanesi’nin 4. cildi #43-50 sayılarını bir araya getiriyor ve klasik “Ağaçlar Meclisi” ile “Son” öykülerini de içeriyor. Charles Shaar Murray ve Neil Gaiman’ın önsözleriyle. 
 
“Swamp Thing Efsanesi çizgi roman tarihine damgasını vurdu. Okuduğunuz zaman nedenini anlayacaksınız.” –Neil Gaiman 
 
“Zekâ dolu, duygusal olarak etkileyici ve evet, çok eğlenceli. Birinci kalite bir iş.” –Entertainment Weekly


“Çizgi romanın gerçek klasiklerinden biri.” –IGN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109045</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/161debce-15d9-4386-9b76-e511456293a8.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanlar Kötüydü Çocukluğuma Sığındım</image:title>
            <image:caption>Bir çocuk… 
Bir mecnun… 
Bir köşe… 
Ve bir dolu hikáve… 
Herkesinki gibi, herkesinkinden başka… Büyüyor çocuk. Verdiği her şevi geri alıvor zaman. Kalanın her gidenle bir parmağı eksiliyor. Her gün bir ådemoğlu deliriyor. Dünyanın kötülüğünden nasibini alanlar çocukluğuna sığınıp Aşıklar Köşesi&apos;nden olanı biteni izliyor. 
&quot;Birlikte kitaplar okumuş, şiirlerden fal tutmuş, yazarların hayatlarınu didik didik incelemiştik bir zamanlar. Kitaplar- kucağımızda, başımız birbirimize dayanmış uyandığımız sabahlarınuz oldu bizim. Hayatı, duygulan paylaştık. İhanetin bir sebebi olmalı mı bilmiyorum. Teselli olacaksa kendimi suçlamaya bile hazırım, ama yok. Hediyeleri bile birbirine- karışmış, ayrı adama aşık olmuş iki kadındık biz. Ve erkek diğer kadını seçti. Eş olan kadın dul kaldı. Yuvayı yıkan eş oldu. Sevmek bu kadar acıtmamalı geride kaları.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109046</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a26dfe45-2942-420d-ab18-930427ed0247.jpg</image:loc>
            <image:title>Buzdan Top</image:title>
            <image:caption>İşaret. Orta. Yüzük. Ve serçe. Bir kamyonet, dondurmalar, yanlış adreslere teslim edilen buz kalıpları. Kurmaca içinde kurmaca; var-yok aynaların labirentine açılan kapı. 
 
Uğur Deveci, aslında aynı kaynaktan beslenen, nihayetinde aynı yatağa akan ama ayrı ayrı yol alıyor gibi görünen hayatların hikâyesini anlatıyor Buzdan Top’ta. Bir elin parmakları gibi bir arada tutuyor onları, yıldızlar kadar uzağa düşürüyor. Ustaca ördüğü kurguyu buzdan bir topa dönüştürüyor ve bir kedinin önüne koyulan yün yumağı gibi okurun avucuna bırakıyor. Buzdan Top, yazarını gülümseten, okurunu hayret ettiren bir aradalığımızın romanı.  
 
“İnsan, bir günde yaklaşık on beş bin defa gözlerini kırpar, doksan bin nefes alır ve yaklaşık otuz beş bin karar verir. Yanlış nefes alması ya da sonradan pişman olacağı şekilde göz kırpması imkânsızdır fakat binlerce karar verirken sıkça hataya düşebilir. İnsan, hata yaptığını hemen fark etmez, fark ettiği zaman kabullenmez, ender olarak kabullendiğinde de verdiği karardan kolay kolay caymaz. Hem kendini hem de o kararın bedelini ödeyecek olan başka kişileri akın kara olduğuna ikna ederek peşinden sürükler. Tıpkı Fuat’ın o sabah yaptığı gibi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109047</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9557bcfc-cd3e-4217-8d8d-e61d8043a40e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kundakçıların Şehri</image:title>
            <image:caption>2022 Aspen Literary Prize Finalisti 
Ödüllü yazar Hala Alyan, bilgelik, sıcaklık ve dikkate değer insan içgörüsünden doğan karakterlerle dolu bu romanda, &quot;kurgunun çoğu zaman çevremizdeki gerçek dünya için en iyi filtre olduğunu bize bir kez daha gösteriyor &quot;. (NPR) 
 
“Kundakçılar Şehri, eski moda bir destanın tüm zevklerini bizlere sunarken Alyan&apos;ın kalemiyle bir ailenin hikayesi bir ulusun hikayesine dönüşüyor - evet Lübnan ve Suriye, ama aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri. Sahip olduğumuz için şanslı olduğumuz türden bir kitap.” - Rumaan Alam 
 
Zengin bir aile hikayesi, Orta Doğu&apos;daki savaşın mirasına kişisel bir bakış ve evimiz olarak adlandırdığımız insanlara ve yerlere nasıl tutunduğumuzun silinmez bir anlatımı. 
 
Nasr ailesi dünyanın dört bir yanına dağılmıştır: Beyrut, Brooklyn, Austin, Kaliforniya çölü. Suriyeli bir anne, Lübnanlı bir baba ve üç Amerikalı çocuk, hepsi göç hayatı yaşamış. Yine de, Beyrut’taki atalarının evleri onlar için değişmez bir mihenk taşıdır ve onları birbirine bağlayan karmaşık, dağınık aile sevgisine sahiptir. Ancak babasının kısa süre önce ölümünün ardından ailenin yeni büyüğü olan İdris evi satmaya karar verir. 
 
Bu karar, aile bireylerini evi kurtarmak için İdris&apos;e karşı birleştirir ve herkesi Beyrut&apos;ta buluşturur. Hepsinin sırları vardır : kayıp aşklar, acı kıskançlıklar, terk edilmiş tutkular, derin utanç – mesafe bu duyguların gizlenmesine yardımcı olmaktadır. Ancak savaşın mirası, devam eden bir mülteci akışı, dini gerilim ve siyasi protestolarla için için yanan bir şehirde, bu sırlar tutuşarak bu aileyi bir arada tutan kırılgan bağları tehlikeye atar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109048</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0418c05f-5af7-4ca8-a35d-8ea301af8ddf.jpg</image:loc>
            <image:title>Şahsıma Ait Ada Mikronezya</image:title>
            <image:caption>Ezya Arşipeli içinde, kendi halinde ,küçücük, minicik, mini minnacık bir adadır Mikronezya. Denizden komşuları Yutania, Bitania, Germania ve Makronezya’nın arasında, “coğrafya kaderdir” sözünü haklı çıkaran bir ada. 
Gün gelir, bu adada iktidar değişir ve taşı toprağı altın, halkı için cennet adada işler de değişir. Yalancısı, talancısı, dürüstü, üçkâğıtçısı birbirine karışır. Mikronezya gün geçtikçe fakirleşirken, adanın devlet başkanı ve haramileri zenginleştikçe zenginleşir... 
Peki nereye kadar? 
 
Gazeteci, yazar Mine G. Kırıkkanat bu kez kalemini ilk göz ağrısı “mizah”la donatıyor ve çağdaş hicviyesi Şahsıma Ait Ada MİKRONEZYA ile hem nalına hem mıhına vuruyor. 
İzel Rozental’in çizimleriyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109049</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11628d62-b208-46b3-9d42-6e6890524c10.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüya</image:title>
            <image:caption>Rüyalarınızın sırlarını açmaya, iç dünyanızın gizemlerini keşfetmeye hazır mısınız?  
 
1500’ü aşkın sembolü içeren bir rüya sözlüğüyle tamamlanan bu kitap, ruhunun fısıldadığı sırları açmak ve iç dünyasının gizemlerini keşfetmek isteyenler için bir başucu kitabı niteliğinde. 
 
Her gece ölüme benzer bir deneyimle girdiğimiz yatakta dış dünyayla bağlantımız kesilir, bilmediğimiz bir dünyaya yolculuk başlar. 
Rüyalar sadece ilham postası değildir. Rüyalar bizim hazine sandığımız, çözüm kapımız, şifa elimiz, en iyi dostumuz, bize bizi anlatan terapistimiz, görmezden geldiklerimizin aydınlatıcısı, aradıklarımıza ışık tutan dedektif ve hayal dünyamıza geçişin pasaportudur. Rüya kendimizle baş başa geçirdiğimiz hayatımızı yeniden formatlayabileceğimiz bir veri tabanıdır. 
Bu kitap; rüyasının rehberliğiyle kendine yakınlaşmaya, sembollerin kadim diliyle kendi kodlarını okuyarak yenilenmeye, korkularından özgürleşmeye, geleneğinden geleni fark ederek, geleceğe katacaklarına karar vermeye ve en önemlisi “iki dünyayı bir etmeye” niyeti olanlar için yazıldı. 
Meltem Reyhan Rüya kitabında rüyaların sembol dilini nasıl okuyacağımızı ve yapacağımız yorumların hayatımızı nasıl kolaylaştırabileceğini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109050</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff3b1f43-2ba2-4ec7-bc70-a95fdde5d46e.jpg</image:loc>
            <image:title>Para Ne Söyler Biz Ne Anlarız?</image:title>
            <image:caption>2021’in En İyi 50 Kurgu Dışı Kitabından biri. 
Hürriyet Kitap Sanat’ın yayınladığı listede, her yıl farklı kategorilerde seçilen en iyi 50 kitap yer alıyor. Para Ne Söyler, Biz Ne Anlarız? bu listede yer alan 50 en iyi kurgu dışı kitaptan biridir. 
 
•                Para hayatınızda nasıl bir yer tutuyor? 
•                Paranın hayatınızda kapladığı yerin ve enerjisinin farkında mısınız? 
•                Para, üretim enerjinizle aranıza girmiş olabilir mi? 
•                Sizin için değerli olmak ne anlam taşıyor? 
•                Kendinizi hangi durumlarda değerli ya da değersiz hissediyorsunuz? 
Meltem Reyhan uzun yıllardır sürdürdüğü “Para ve Paha ile Barış Atölyeleri”nin özeti niteliğindeki bu kitapta, tüm bu soruların cevaplarını aramaya yöneltiyor bizleri. Parayla ilişkimizi açığa çıkartmamız ve bu ilişkideki negatif yanları dönüştürmemiz yolunda bize rehberlik ediyor. 
Hayatla alışverişte kendimize biçtiğimiz değere, alma-verme dengesine, hayallerimizi gerçekleştirmek için önkoşullar koymamızın nedenlerine ve kendi potansiyelimizi açığa çıkarma yolunda inanç kalıplarından nasıl özgürleşeceğimize odaklanmaya davet ediyor. 
 
Para Ne Söyler, Biz Ne Anlarız? kitabı, parayla ilişkinizi dönüştürerek, kendinize verdiğiniz değeri ve hayatınızı iyileştirmenize aracı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109051</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4694df80-61f2-44de-86c4-f004a0ba8481.jpg</image:loc>
            <image:title>Aile Modelleri</image:title>
            <image:caption>Soyumuzdan bize aktarılan duygusal etkileri, davranış kalıplarını hatta yaşam biçimlerini de sahiplendiğimizin farkında mıyız? 
Aile modelleri kavramının içinde bir ailenin var oluş biçimi, kültürü, kadın ve erkek kimliklerine olan yaklaşımları, dini inanışları hatta batıl inanışları da dahil birçok konu yer alır. Bunlar büyük şeylerdir. Ancak bir de küçük şeyler vardır. Çok küçük… Her gün olan, zaten hep olan şeyler. Bunlar öyle normalleşirler ki aslında anormal olduklarını hiçbir zaman fark etmeyiz oysa her biri hayat hikayemizde dramatik önem taşır: 
“Biz” 
“Ben de…” 
“Annem de…” 
“Babam yüzünden…” 
“Annemle babam bize…” 
“Babam bize daima … derdi.” 
“Ben de böyle biri olmak istiyorum.” 
“Babam pasifti; annem ise daima baskın biriydi.” 
Meltem Reyhan, daha önce yayımladığı Rüya, Sırlar Bohçası, Niyet Defteri, Para Ne Söyler Biz Ne Anlarız gibi çok satan kitaplarında olduğu gibi Aile Modelleri’nde de hem hayatın gizemli dinamiklerini görünür kılıyor hem de okurlarına kendi yaşamlarının karanlık köşelerini aydınlatmaları için farklı bir perspektif sunuyor. 
2021 yılında bir cep kitabı olarak yayımlanan Aile Modelleri, genişletilmiş içeriği ve vaka örneklerinin derlendiği yeni bölümleriyle bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109052</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e6a6228-ea89-4da1-9be6-4ade831dd94d.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şeyden Önce Sen</image:title>
            <image:caption>Crystal yaralı bir kadındı. Aşkın acıdan başka bir şey getirmediğini uzun zaman önce öğrenmişti. Yaralı kalbini herkesten korumaya çalışıyor, özellikle de erkeklere asla güvenmiyordu. Çünkü bugüne dek tanıştığı herkes ya onu kullanmış ya da ondan bir şey almıştı. 
 
Ta ki Gabriel Dalton hayatına girene kadar. Geçmişini saran o korkunç karanlığa rağmen Gabriel’ın içindeki iyiliği inkâr etmek mümkün değildi. Onun sessiz gücü Crystal’ın sert kabuğunu kırmış, o nazik sabrı bildiği her şeyi yeniden sorgulamasına neden olmuştu. 
 
Belki de kırık bir kalbi tamir edebilecek tek şey aşktı. 
 
 
“Kesinlikle büyüleyici.Şahane yazılmış bir aşk romanı.” —Samantha Young 
 
“Başka Dilde Aşk’ı sevdiyseniz Her Şeyden Önce Sen’e bayılacaksınız… Gerçekten şahane bir anlatımı var ve kendinizi ânında hikâyenin içinde buluyorsunuz.” —Aestas Book Blog 
 
“Şahane yazılmış ve kesinlikle eşsiz. İki kırgın insanın yüreklere dokunan iyileşme yolculuğu.” —Natasha is a Book Junkie 
 
“Bu romanın sizi hemen içine çekeceğine hiç şüphe yok. Tam Mia Sheridan’dan bekleyeceğiniz gibi.” —Vilma Iris 
 
“Birbirine benzeyen iki yaralı ruhun umudu, arkadaşlığı ve nihayet aşkı buluşunun müthiş hikâyesi.” —Washington Post 
 
“Mia, yaralı iki insanın sağlam kalan yanlarını almış ve koşulsuz sevginin iyileştirici gücüne dair duygusal bir hikâye dokumuş.” —JB Salsbury 
 
“İçinizi sızlatacak, size ilham verecek ve kalbinize dokunacak.” —RT Book Reviews 
 
“Her Şeyden Önce Sen’in her kelimesinden keyif aldım. Bu hikâye içimde sonsuza dek yaşayacak.” —Corinne Michaels 
“Bu kitap sizi aşkın her şeyi düzeltebileceğine ve insanları iyileştirebileceğine inandıracak.” —K. Bromberg 
 
“Mia’nın, insanın aklını başından alan hassas ruhlu erkekler yazmasına bayılıyorum.” —JB Salsbury 
 
“Mia Sheridan çıtayı arşa çıkarmış.” —A.L. Jackson</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109053</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d3e1ab1-3a7f-4100-a455-f1ed7fd96e41.jpg</image:loc>
            <image:title>Kartal İmam Hatipliler</image:title>
            <image:caption>Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında kilit noktalara getirilenlerin Kartal İmam Hatip Lisesi mezunu olması, üstüne bir de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu N. Bilal Erdoğan ile aynı okulda veya sınıfta okumaları, bu insanları gerçekten ayrıcalıklı mı kıldı? 
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi, kendi aralarında verdikleri isimle “Harika İşler Şatosu”, “Yeni Türkiye’nin” seçkinler okulu mu oldu? 
Gerçekten de Kartal İmam Hatip Lisesi mezunları, kamuoyuna bölük pörçük yansıdığı gibi kilit noktalara getirilen, kurdukları şirketlerle dev ihaleleri alan ve milyonlarca dolar para kazanan AKP’lilerin seçkin çocukları mı? 
Bu seçkinler, aslında örtülü bir yapının üyeleri mi? 
 
İşte elinizdeki bu araştırma, bu soruları yanıtlıyor ve bir büyük gerçeği, devlet aygıtını sarmalamış büyük bir ağı ortaya çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109054</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c4c81a7-7759-4a3a-8756-14ee78154016.jpg</image:loc>
            <image:title>Kasırga Kertenkelesi ve Plastik Kalamar</image:title>
            <image:caption>İklim değişikliği evrimi nasıl yönlendiriyor? 
 
Kasırga Kertenkelesi ve Plastik Kalamar’da Hanson, bitkilerin ve hayvanların iklime nasıl tepki verdiklerinin, değişen koşullar karşısında nasıl uyum sağladıklarının, evrim geçirdiklerinin ve bazen de nasıl yok olup gittiklerinin büyüleyici hikâyesini anlatıyor. Anole kertenkelelerinin yaşadıkları bölgede sık sık gerçekleşen kasırgalara dayanabilmek için daha geniş ayak tabanları geliştirmeleri; ısınan sular yüzünden Humboldt kalamarlarında görülen büyük değişimlerin balıkçıları onları başka bir tür sanacakları kadar yanıltması ya da daha serin yuvalar bulabilmek için kahverengi pelikanların kuzeye, uzun dikenli denizkestanelerinin ise güneye göç etmeleri gibi çarpıcı örneklerle iklim değişikliğinin etkilerini gözler önüne seriyor.  
 
Bu kitap, umut, dayanıklılık ve riskin hikâyesi; aynı zamanda hayatın karmaşasıyla iç içe haldeki iklim değişikliğinin ne kadar öngörülemez olabileceğinin de bir hatırlatıcısı. 
 
“Kendi deneyimlerini de kattığı ileri görüşlü yaklaşımıyla Hanson, okurların iklim değişikliği konusundaki merakını artırmayı amaçlıyor ve uygun şekilde bilgilendirildiklerinde bu konuda harekete geçmeye mecbur hissedeceklerini umuyor.” 
—Science 
 
“Dünya’nın bitki ve hayvan krallıklarına yapılan harikulade ve sürükleyici bir tur.” 
—Times


“Hanson hem bir biliminsanının doğal merakına hem de mizah anlayışına sahip, cana yakın bir rehber ve hikâye anlatıcısı.”  
—Jonathan Balcombe, Balıkların Bildikleri’nin yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109055</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2820553f-a38b-4371-8490-68b5d87538fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Kurtların Elçisi</image:title>
            <image:caption>“Bir zamanlar Orman gençken, tilkiler kurtlara konuşmayı öğretti. Kurtlar Orman’ı, kayayı, ağacı, sürüyü ve avı adlandırmayı öğrendi. O zaman, bir insan çocuğa da isim verdik. O çocuk, kurtlarla yan yana yürüyecek, sessizliğimizi bilip bizim adımıza konuşacaktı.” 
Ormanın derinliklerinde tilkiler, kurtlar tarafından inşa edilen bir yer altı şehrinde yaşıyorlardı. Tilkilerin lideri Reynard, zekice sözleriyle her şeyi kontrol altında tutmayı başarıyordu. 
O hayatın kıyısında, bir kasabada yaşayan Silas’ın en zorlandığı şeyse konuşmaktı. Okulda sık sık zorbalığa uğruyor, hayvanlar gibi tamamen sessizce yaşayabilmeyi diliyordu. 
Bir gün Silas, yaralı bir kurtla karşılaşıp ona yardım ettiğinde, ormanın derinliklerindeki gizli bir dünyayla tanıştı. Son kurtların hayatta kalmak için savaştığı bu dünyada bile kelimeler büyük bir güce sahipti. Kurt dostlarına yardım etmek istiyorsa, Silas’ın doğru zamanda sesini çıkarması, Kurtların Elçisi olması gerekecekti...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109056</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3713d911-4928-4266-aedc-eec04b7ea202.jpg</image:loc>
            <image:title>Yağma</image:title>
            <image:caption>• Kızılay dosyası: Çadırdan kana, ihalelerden kurban kesimlerine 
• AKP’ye yakın vakıflara Kızılay üzerinden aktarılan paralar 
• Sayıştay raporuna göre kaç bin çocuğumuza son kullanma tarihi geçmiş aşı yapıldı? 
• 1 cm kalınlık üzerinden kaç milyar liralık asfalt yolsuzluğu yapıldı? 
• Şehir hastanelerinin kamuya zararı ne kadar? 
• 9 gün önce kurulan şirket, milyonluk ihaleyi nasıl alabildi? 
• Boğaziçi başta, bazı üniversitelerdeki kayıp tarihi eserlerin sırrı 
• Üniversitelere atamalarda hangi usulsüzlükler yapıldı? 
    Binlerce kadro kimlere, hangi yollarla peşkeş çekildi? 
• TÜİK’in gelir-gider tablosundaki hatanın miktarı 
• Alınmayan bilgisayarlara ödenen paralar kimlere aktı? 
• Kamu kurumlarına oto kiralamada yapılan büyük vurgun 
• Kamu bankalarının saçtığı kredilerin öyküleri 
• Hazineye kayıtlı kayıp taşınmazlar nerede? 
• Bakanlığın kayıp milyarları, toplanmayan kiraları ve kamunun zararı 
• Ticaret Bakanlığı’ndaki 562 milyonluk “hata” 
• AKP hangi kurumları/dosyaları Sayıştay denetiminden kaçırdı? 
Murat Ağırel, 20 yıllık dönemin yağma dosyasını açtı. İçinden sadece parasal yağma değil, çürüme çıktı. Ağırel, rejimin kurumları, kadroları, bütçeleri nasıl dönüştürdüğünü, raporlara, belgelere ve derin araştırmalara dayanarak aydınlattı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109057</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/599ef3c2-03c6-4846-a4e4-7c02801db663.jpg</image:loc>
            <image:title>Aslan Avı</image:title>
            <image:caption>“BİZ BİR AİLEYİZ, SUÇTA VE GÜNAHTA ORTAĞIZ!” 
Tarih 2 Mayıs 2021 Pazar... 
Sedat Peker ilk videosunu yayımladı. Bir saatlik çarpıcı video sadece Türkiye gündemini değil iktidarı da derinden sarstı. Tarihin en büyük ifşasıydı bu. Peker, AKP iktidarı döneminin başrol oyuncularındandı ve “içeriden” biriydi. Öyle ki bir eliyle “Bozkurt” diğer eliyle “Rabia” işareti yapıyor ve söyledikleri şüpheye yer bırakmıyordu. 
Okuyacaklarınız sadece bir kabadayının ifşaları değil bulmacanın eksik kalmış parçası ve aynı zamanda Türkiye’nin son 3 yılından 30 yıl geriye uzanan kirli tarihinin bir özetidir. 
• Sedat Peker neden “Ben bir nüfus planlamacısıyım...” diyordu? 
• Piyasadaki bütün kırmızı oyuncak arabaları neden satın aldı? 
• Orhan Gencebay, Sedat Peker’den ne istedi? 
• Şenkal Atasagun ve Filiz Akın arasındaki bağ ne? 
• Beşiktaşlı Sergen Yalçın, Peker’e neden sitem etti? 
• Deyyus-u Ekber kim, gücü nereden geliyor? 
• Erdoğan’ı cezaevinde Peker koruyacaktı, neden vazgeçildi? 
Musa Anter cinayeti, JİTEM ve Zekeriya Öz’e ilişkin bilinmeyenler, Burhan Kuzu’nun son anları, Türkiye’nin kan gölüne döndüğü karanlık günler, suç bataklığında çarpık ilişkiler, insan kaçakçılığı, şaibeli ölümler, borsa vurgunları, çeteler... 
Hepsini ve şimdiye dek duymadıklarınızı ilk kez bu kitapta bulacaksınız. Bu bir “Temiz Türkiye” ve “Kesintisiz Susurluk” hikâyesidir. Derin sessizlik bozuldu, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109058</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa333a0f-d925-4766-a678-bdc23eda8cde.jpg</image:loc>
            <image:title>Seraph of the End – Kıyamet Meleği 24</image:title>
            <image:caption>Gizemli bir virüs dünyaya yayıldı ve 13 yaşın üzerindeki herkesin ölümüne neden oldu. Vampirler karanlık köşelerinden çıktılar ve hayatta kalan çocukları yer altının karanlığına mahkûm ettiler. Bu çocuklardan biri olan Yuiçiro vampirlerin elinden kurtulmayı başardı. Şimdi istediği tek bir şey var: Tüm vampirlerden intikamını almak. 
  Aşuramaru ve diğer kara şeytan donanımlarının ihaneti vampirler, Dört Oraklı Çocuk ve Hyakuya arasındaki savaşta ağır bir darbe anlamına geliyor. Dört Oraklı Çocuk, Aşuramaru’ya başka birilerinden önce Mikaela’nın ruhunu ele geçirmesini emrediyor. Şinoa Aşuramaru’yu kilit altında tutmak için elinden gelen ne varsa yaparken, Yuiçiro ve arkadaşları da zamana karşı yarıştıkları bir hedefe kilitlenmiş durumdalar: Kara şeytanlarla başa çıkmak için bildikleri yegâne yola başvurup Mikaela’nın ruhunu bir diğer kara şeytana bağlamak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109059</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5dda9191-7d82-48d5-986f-c29424226c26.jpg</image:loc>
            <image:title>Gök Yeleli Atlılar – Bengü Taşlar ve Bilge Kağan</image:title>
            <image:caption>Yarım asırlık esaretten börü ihtilaline… 
Tanrı buyruğundan güç ve bilgeliğe… 
Mingyu’nun son Aşina ile kesişen kaderinden gizemli yolculuğuna... 
İki kardeş ve bir kutlu bilgenin çağları aşan gücü, Çin yurdunu sayısız zaferle sarstı. 
Kasvetli ve kapkara bulutlar ardında saklanan güneşin her zaman doğacağına inanan bir ordu-milletin ölümsüz hikâyesinde: “Türk ve Oğuz beyleri, millet, işit! Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, senin devletini, yasalarını kim bozabilir?” sözü önce bengü taşlara sonra zamana kazındı. 
Adalet ve merhameti iyilikle yaşatan,  töreyi cesaretle koruyan “Gök Yeleli Atlılar”ı okudukça, pusatı kızıl börülerle yüz binleri bekleyen Ötüken’e doğru koşacak ve zamana hükmedeceksin. 
Hadi öyleyse, yazıtlar arasına gizlenmiş ve evreni aydınlatan kelimeyle, bengü taşlara bırakılan sözlerin şifresini çözelim seninle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109060</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8205ef68-7c90-43c4-828b-3f5ce2fad15e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gök Yeleli Atlılar – Yükselen Uygarlık ve Bögü Kağan</image:title>
            <image:caption>Ben Çeçek! Asya’nın alp kızı, Umay Ana’nın torunu, töreyi yücelten Bögü Kağan’ın cesur hatunu... 
Uçsuz bucaksız bozkır topraklarında, düşmanlara ve tüm boylara adalet dağıtan gök yeleli kağanım; medeniyetin, sanatın ve mutluluğun yurdunu nasıl kuracak? 
Rüyadan minyatüre dönüşenler kimin kaderini değiştirecek? Turfan şehrinden Çin sarayına, Kam Aytura’dan korkunç Huayen’e; ruhumun bir ağacın gövdesinde yaratıldığı gizem dört damgalı zamana nasıl ulaşacak? Bana gökten gök bakışı veren de, zaman yayını gerip sözlerimi oklayan da Kök Tengri’dir. 
Şimdi elinde tuttuğun bu kitapla kutlu bir yolculuğa başlayacak, içindeki cesaretin izini süreceksin. Unutma! Cesaretin köklerinde, köklerin benim hikâyemde saklıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109061</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7002fec-4124-4e9d-b51b-bd6960dad691.jpg</image:loc>
            <image:title>Ateşpare -3</image:title>
            <image:caption>Kendi “doğrusu” olarak gördüğü meşakkatli yoluna kötülerin hayatlarını alarak devam eden Aşkın yepyeni bir duyguyla tanışır: Aşk. Aşkın bu derin hislerden kaçmak için elinden geleni yapsa da artık çok geçtir; Ateş onun hayatının her zerresine çoktan nüfuz etmeye başlamıştır bile. Bir türlü aşamadıkları güven problemi de beraberinde gelmiştir. 
 
Her şeye rağmen aralarındaki bağ gitgide güçlenen bu iki azılı âşık, birbirlerinin geçmişleri ve sırlarına doğru bir yolculuğa çıkarken artık karşı karşıya değil, aynı taraftadırlar. Ateş hislerini itiraf ederken Aşkın’ın iki seçeneği vardır: İnanmak ya da oynamak. Ancak Aşkın iki seçeneğin de Ateş’e duyduğu hislere yenileceğinin farkında değildir. 
 
Bu, hayatları bambaşka eksenlerde olup bir arada kalmaya çalışan bir seri katil ve teknoloji dâhisi bir mafya babasının hikâyesidir... 
 
“İki ucu kanlı makas ellerimdeydi; o makasın arasındaydım, o makasın kendisiydim. Makas her kapandığında Aşkın biraz daha sönüyordu, V’nin vahşi ateşiyle.” 
 
*Uyarı: Argo ve küfürlü ifadeler içerir. 
Yetişkin okurlar içindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109062</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb0edd2c-dbcf-4f49-b480-60cc6f908be7.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk Dönemi Türkiye&apos;sinde Tehdit Algılamaları</image:title>
            <image:caption>Bu kitap; doktora eğitimi süreci içinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, 1923-1938 yılları arası dönemi ulusal güvenlik siyasetini, farklı bir bakış açısıyla analiz etme heyecanı ile ortaya çıkmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109063</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a49446a-7095-4b62-95f1-fb1062b1fb6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Japon Çocuk Öyküleri</image:title>
            <image:caption>“Uzakta bir dağda Gon adında bir tilki yaşardı. Gon yalnız bir tilkiydi. Eğreltiotlarıyla örtülü ormanda çukurlar kazar ve kazdığı bu çukurların içinde yatardı. Gece gündüz demeden civardaki köyleri dolanır, sürekli haylazlık yapardı. Tarlalara girip patatesleri yerinden söker, kurutulmuş kolza kabuklarını tutuşturur, çiftçilerin evlerinin arkasında asılı duran biberleri çalardı.”  
 
Japon edebiyatını derinden etkileyen Kenci Miyazava, Ryunosuke Akutagava, Kyusaku Yumeno, Mimei Ogava ve Toson Şimazaki gibi ustalardan çocuk edebiyatının en önemli eserleri arasında gösterilen öyküler Japon Çocuk Öyküleri’nde bir araya geliyor. 
 
Her gün aynı saatte beliren gizemli bir kırmızı tren, kendine prens arayan bilge bir kral, insanları tuzağa düşürmeye çalışan bir lokanta, bir köye dadanan yaramaz bir tilki, arkadaşları tarafından dışlanan ve Dünya dışına yolculuk eden bir kuş… Hayal gücünün sınırlarında gezinen bu özgün derlemede kimi zaman güldüren, kimi zaman hüzünlendiren on dokuz öykü kendine yer buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109065</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49770bcd-d47d-4383-acdf-6b21d9a96e05.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Garip Sesleniş</image:title>
            <image:caption>Hâlimi tercüme edecek olursam ya da hayat hikâyemi kısaca belirtecek olursam, aklıma şunlar geliyor: 1965 yılında doğdum. Doğduğum yeri soracak olursanız hemen söyleyeyim: Pazarcık. Kahramanmaraş’ın şirin bir ilçesi. Pazarcık’a, Kahramanmaraş’tan gelmişiz. Aslımız Kahramanmaraş’lıdır. Sandalzade olarak bilinen bir aileye mensubum. Annem Besni’lidir. 9 kardeşin beşincisiyim. Annemin ismi Meryem, Babamın ismi Mehmet. Kardeşlerimin isimleri Hasan, Ali, Ayşe, Osman, Hayriye, Hacı, Kadriye ve Rabia. Rabia ismini ben 14 yaşında iken doğan Bacım için verdim. 
Canım Babam geçimini Marangozlukla sağlardı. Elinden emektar bir kişiydi. Hayatı boyunca hep çalışarak yaşadı. Canım Annem ev hanımıydı. Birçok Anadolu kadını gibi çileli bir hayat yaşadı. Annem 2007 yılında, Babam 2022 yılında vefat etti. Allah (cc) cümlesine rahmet eylesin. Babam gibi Ben de el zanaatlarıyla ilgilenmeyi ve marangozluk mesleğinde ürünler üretmeyi çok isterdim. Ancak, elim el zanaatkârlığına yatkın değil. 
Zanaatkâr olamadığımız için okuduk. Pazarcık Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. Şiire 13 yaşında başladım. Ortaokul, lise, üniversite yıllarında çok şiir yazdım. 1987 yılında memuriyete başlayınca biraz mola vereyim dedim. 
Bu mola uzun sürdü. Yazmaya tekrar 2000’li yıllardan sonra başladım. Bu tarihten sonra edebiyat alanındaki çaba ve çalışmalarımı artırdım. 2006 yılından bu güne 20’den fazla kitap yayınlamak kısmet oldu. Elhamdülillah. 
Ayrıca, fertlerde içsel gelişim ve ruhi olgunluk sağlayacak görüş ve düşüncelerimi de çeşitli yayın vasıtalarıyla topluma aktardım. Kamu yönetiminin geliştirilmesi, adil idare, ahlaklı nesil meydana getirme, ailenin güçlendirilmesi, temiz ve güzel çevrede yaşamak için gerekli olan şartlar hususunda da eserler, çalışmalar gerçekleştirdim. Elhamdülillah, bu doğrultuda birçok kitap yayınladığım gibi, makale ve köşe yazısı da yazdım. Onlarca seminer ve konferans sundum. Yukarıda da belirim. Edebiyat ve şiir konusunda, ta çocukluk yıllarıma giden ilgi ve sevgim vardır. Fikir, düşünce, gözlem ve tecrübelerimi 555 başlıkta anlattığım “Beş Yıldızlı Tefekkür” isimli kitabımdan sonra elinizdeki bu kitap da bir şiir kitabı gibi gözükse de bu da dua ve fikir kitabıdır. Tefekkürün Nur’u ve hakikatin tüm parlaklığı bu kitapta mevcuttur. 
Evliyim. Mehmet, Ebru Nur ve Abdurrahman Taha isminde üç çocuk babasıyım. Ahmed Fuad ve Zeynep Ebrar isminde iki torunum var. Maşallah. 
Yüreğimden kaynaklanan duyguları, aklımdan yayılan düşünceleri sizlere bu kitapta sunmaktaki maksadım, sizin de yüreklerinizde hoşluk ve akıllarınızda aydınlık meydana getirebilmektir. Kendi yüreğim ile aklımı da hoş duygulara ve aydınlık fikirlere her daim muhtaç bilirim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109066</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15131231-a47e-4c51-a9ad-75adf4fc33a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Beş Yıldızlı Tefekkür</image:title>
            <image:caption>Hâlimi tercüme edecek olursam ya da hayat hikâyemi kısaca belirtecek olursam, aklıma şunlar geliyor: 1965 yılında doğdum. Doğduğum yeri soracak olursanız hemen söyleyeyim: Pazarcık. Kahramanmaraş’ın şirin bir ilçesi. Pazarcık’a, Kahramanmaraş’tan gelmişiz. Aslımız Kahramanmaraş’lıdır. Sandalzade olarak bilinen bir aileye mensubum. Annem Besni’lidir. 9 kardeşin beşincisiyim. Annemin ismi Meryem, Babamın ismi Mehmet. Kardeşlerimin isimleri Hasan, Ali, Ayşe, Osman, Hayriye, Hacı, Kadriye ve Rabia. Rabia ismini ben 14 yaşında iken doğan Bacım için verdim.  
 
Canım Babam geçimini Marangozlukla sağlardı. Elinden emektar bir kişiydi. Hayatı boyunca hep çalışarak yaşadı. Canım Annem ev hanımıydı. Birçok Anadolu kadını gibi çileli bir hayat yaşadı. Annem 2007 yılında, Babam 2022 yılında vefat etti. Allah (cc) cümlesine rahmet eylesin. Babam gibi Ben de el zanaatlarıyla ilgilenmeyi ve marangozluk mesleğinde ürünler üretmeyi çok isterdim. Ancak, elim el zanaatkârlığına yatkın değil. Zanaatkâr olamadığımız için okuduk. Pazarcık Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. Şiire 13 yaşında başladım. Ortaokul, lise, üniversite yıllarında çok şiir yazdım. 1987 yılında memuriyete başlayınca biraz mola vereyim dedim. Bu mola uzun sürdü. Yazmaya tekrar 2000’li yıllardan sonra başladım. Bu tarihten sonra edebiyat alanındaki çaba ve çalışmalarımı artırdım. 2006 yılından bugüne 20’den fazla kitap yayınlamak kısmet oldu. Elhamdülillah.  
 
Ayrıca, fertlerde içsel gelişim ve ruhi olgunluk sağlayacak görüş ve düşüncelerimi de çeşitli yayın vasıtalarıyla topluma aktardım. Kamu yönetiminin geliştirilmesi, adil idare, ahlaklı nesil meydana getirme, ailenin güçlendirilmesi, temiz ve güzel çevrede yaşamak için gerekli olan şartlar hususunda da eserler, çalışmalar gerçekleştirdim. Elhamdülillah, bu doğrultuda birçok kitap yayınladığım gibi, makale ve köşe yazısı da yazdım. Onlarca seminer ve konferans sundum. Yukarıda da belirttim. Edebiyat ve şiir konusunda, ta çocukluk yıllarıma giden ilgi ve sevgim vardır. Fikir, düşünce, gözlem ve tecrübelerimi 555 başlıkta anlattığım elinizdeki bu kitaptan sonra inşallah bir şiir kitabı daha yayınlayacağım. 
 
Evliyim. Mehmet, Ebru Nur ve Abdurrahman Taha isminde üç çocuk babasıyım. Ahmed Fuad ve Zeynep Ebrar isminde iki torunum var. Maşallah. 
 
Yüreğimden kaynaklanan duyguları, aklımdan yayılan düşünceleri sizlere bu kitapta sunmaktaki maksadım, sizin de yüreklerinizde hoşluk ve akıllarınızda aydınlık meydana getirebilmektir. Kendi yüreğim ile aklımı da hoş duygulara ve aydınlık fikirlere her daim muhtaç bilirim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109067</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3b26705-02aa-42b8-b25f-ee8b4ca485fc.jpg</image:loc>
            <image:title>1947 Basınına Göre Türkiye&apos;de İktidar-Muhalefet İlişkileri</image:title>
            <image:caption>1947 Basınına Göre Türkiye&apos;de İktidar-Muhalefet İlişkileri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109068</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/384138e1-4467-4bf5-aec0-08486ef0748f.jpg</image:loc>
            <image:title>İhtiyacın Olana Dönüşmek</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, sağlıklı kişisel ilişkiler ve topluluk ilişkileri geliştirmeye yönelik uygulamalı araçların yer aldığı temel bir yol haritası sunar. Bu araçlar hayatı zenginleştirecek seçimleri yapmamızı destekler. Bu seçimlerin ise kökleri ihtiyaçları algılamaya, kendi ihtiyaçlarını diğerlerininki ile dengede tutmaya, hakikati konuşmaya ve ilişkilerin içinde başkalarına karşı açık olmaya dayanır. Bu beceriler önemli ve öğrenilebilir becerilerdir. 
İster başlangıç seviyesinde olun, ister ileri düzey bir eğitmen olun, bu kinestetik yaklaşımı değerli bulacağınızı umuyorum. Hikâyeler ve çalışmalar, hayal gücünüzü uyandırmak ve aktif olarak katılmanızı teşvik etmek üzere tasarlandı çünkü çalışmaların uzun süreler ilginizi çekmesi için sizi hayal gücünüzden yakalaması gerekir. 
Bu sürecin en zor kısmı pratik etmek olmakla beraber burası, değişimin de başladığı yerdir. O hâlde, üzerinde oynayın, meraklanın, temaların yaratıcı varyasyonlarını deneyin ve çalışmaları kendinize göre uyarlayın. 
Somatik çalışmalar bilincimizin radarına girmeyen alanlara temas eder, bu yüzden çalışmalar mantığınıza oturmasa bile, onları denemenizi ve sizi götürecekleri yerleri görmenizi tavsiye ederim. Çalışmaları ne kadar yavaş ve farkındalıkla yaparsanız o kadar iyi olur. Pratiğinizde derinleştikçe, bu kitaptaki tüm çalışmaların ortak bir noktası olduğunu ve birbirini desteklediğini fark edeceksiniz. İhtiyacınızın kendisi olma yolunda öğrendiklerinizi bedene getirmek için kitabı okurken aktif katılımınız çok önemlidir. 
David K. Weinstock 
“Bu çalışma, bedene yerleşmiş alışkanlıklar ve merkeze geri dönmenize, krizlerde nötr kalmanıza ve kalbinizle liderlik etmenize yardımcı olacak heyecan verici yeni beceriler konusunda derin bir farkındalık geliştiriyor.” 
~ JaneFalkner, Psikoterapist 
“En hararetli ve yara almış ilişkilere dair umudu kaybetmemek için müthiş bir yol.” 
~ Kathy Buys, Psikolog 
“David, Şiddetsiz İletişim’i ete kemiğe büründürüyor.” 
~ Kenneth E. Perry</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109069</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27b0ecc8-d0ed-470e-842e-9e6f347e9f1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Astrolojinin Gizemli Hazinesi</image:title>
            <image:caption>Sırlarla Dolu Bu Hazineyi Keşfetmeye Hazır mısınız? 
Mezopotamya kültüründeki semboller Rönesans&apos;ı nasıl etkiledi?
Babil ve Asur İmparatorlukları döneminde yıldızları okumak ne anlama geliyordu? Mezopotamya&apos;daki mitolojik anlatılardan hermetik yorumlara uzanan sembollerin gizli mesajları arasında neler var? 
Günümüzde astroloji, bireyin gelişimine ve yaşam yolculuğuna ayna tutmak için kullanılır. Aslında modern astrolojinin kökleri, bireylerle değil devletle ve krallarla ilgilenen Babil kehanet bilimine dayanır. Bu bilginin Mezopotamya&apos;dan Mısır&apos;a, oradan Floransa&apos;ya ve hermetik geleneğe uzanan yüzyıllık yolculuğunun izini süren Michael Baigent, erken Babil döneminin kozmolojik yaklaşımlarının Cosimo de Medici, Marsilio Ficino ve Botticelli gibi öncü isimleri etkileyerek Rönesans&apos;ta nasıl önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. 
Bu kitabı hazırlarken, Asur Devleti Hükümdarı Asurbanipal tarafından M.Ö. 625 yılında kurulan Ninova Kütüphanesi&apos;nden günümüze ulaşan tabletlerden ve birçok eski kaynağın çevirilerinden yararlanan Michael Baigent, modern astrolojinin Babil&apos;in kehanet bilimine dek uzanan gizli hazinelerini okurla paylaşıyor. 
Sümerler için Nanna, Akadlar için Sin olan Ay Tanrısı, astral yüce varlıkların lideri olarak kalmaya devam etmiştir. Bu tanrı, Sümerlerin ilk zamanlarından beri son derece önemli görülmüştür ve tanrısal ikizler olan Güneş’in ve Venüs’ün babası olarak kabul edilmiştir. Göksel hiyerarşiyle ilgili bu görüş, günün geceden, Güneş’in Ay’dan ve ışığın karanlıktan türediğini öne süren antik yaklaşımlarla uyum içindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109070</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c008844-3a1c-42a7-bc98-c2110af75da5.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük Hesaplaşma</image:title>
            <image:caption>Sevr bilinmeden Lozan’ın kıymeti tam olarak anlaşılamaz. 
Montrö olmadan da Lozan eksik kalır. 
Bu nedenle Sevr Barış Antlaşması ile Montrö Boğazlar Rejimi Sözleşmesi’ne de kitapta yer verilmiştir… 
Sevr, “Ölüm Çıngırağı”ndan başka bir şey değildi! 
Neredeyse devleti haritadan silmiş, egemenliğini sınırlamış, 
Türklere Anadolu’nun ortasında, ancak nefes alabilecek kadar bir yer bırakmıştı. 
Mustafa Kemal Paşa liderliğinde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, önce Sevr’i kabul etmeyeceğini dünyaya ilan etti; sonra da Milli Kurtuluş Savaşı’nı yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürüp Sevr’i parçalayıp attı. 
Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşı’nın diplomatik kazanımı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası hukuk senedidir. Cumhuriyet’in tapusu olan “Lozan dokümanını” milletçe, el altında bulundurmamız gerekiyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109071</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b21488fa-ef14-41d9-8a5d-240cd038b99a.jpg</image:loc>
            <image:title>Derin Orman (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“Meğer karanlık, aydınlığın var olmasını sağlayan, kocaman, güzel bir renkmiş.” 
 
Hiçbir şey yapmadığımız anlar, aslında sanıldığı kadar ‘boş’ anlar değil.
Belki de en dolu, en keyifli anlar onlar. Çünkü hayal gücünün çıkabileceği
sonsuz sayıda yolculuk var. En derin ormanın en keşfedilmemiş köşesine
gitmek, kimsenin bilmediği gölün kıyısında soluklanmak, ormanın hiç tanışılmamış sakinlerine konuk olup onlarla rengârenk zamanlar geçirmek için biraz özgürlük, biraz istek yeter. 

Özgün illüstrasyonlarıyla sevilen sanatçı Merve Atılgan, ilk kez yazıp resimlediği kitabıyla Can Çocuk okurlarıyla buluşuyor. Okurlarını hayal gücünün renkli koridorlarında, Derin Orman’da keşiflerle dolu bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109072</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/695f4fa0-d91c-4553-894b-17736da66811.jpg</image:loc>
            <image:title>Tindimler ve Çöp Adası</image:title>
            <image:caption>HİÇ TİNDİM GÖRDÜNÜZ MÜ? 
Çok ufaktırlar, o yüzden gözden kaçırmış olabilirsiniz. Tindimler dünyanın en eski geridönüşümcüleridir, harıl harıl bugünün çöplerini yarının hazinesine dönüştürürler. 
 
Hadi siz de gelin, Kuka, Dem, Pinçik, Kaptan Kaşık ve Çöp Adası&apos;nın diğer Tindimleri ile tanışın! 
Doğayı Koruma Konusunda yaratıcı olmanın tam zamanı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109073</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/862bedff-1020-4c28-a782-28b469ef9241.jpg</image:loc>
            <image:title>Korkuluk Halkı</image:title>
            <image:caption>Gökyüzünde Spitfire bombardıman uçakları gürülderken karanlık bir suret Woodville köyünü arşınlıyor, genç bir kadınsa kaderini keşfe çıkıyor… 
 
Nedenini bilmeksizin kendisini hep farklı hisseden Faye Bright, vefat eden annesinin günlüğüne rastlar; reçelli pasta tarifinden büyülü sözlere değin birçok bilgi barındıran bir günlük, bir cadı defteri! 
 
Genç kadının kendini keşif yolculuğu tam da Korkuluk Halkı’nın adımlarının sıklaştığı zamana denk gelir. Karizmatik Bal Kabağı Kafa liderliğinde ilerleyen Korkuluk Halkı’nın tuhaf büyüleri Faye’i ve köylüleri tehdit eder… 
 
Cadılarla, büyülerle, çan sesleriyle, arkadaşlık bağıyla dolu Faye Bright’ın olağanüstü dünyasıyla buluşmaya hazırlanın. 
 
Muhteşem bir kitap! Her sayfasına bayıldım. Oyuncu; Callan McAuliffe, The Walking Dead</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109074</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cb18264-7379-4a9f-9dc5-24bfcdd65ab3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ormandaki Çocuklar</image:title>
            <image:caption>Temmuz, 1940. 
 
Woodville, Korkuluk Halkı’ndan sonra “normale” döner. Köylüler, Britanya Savaşı’nda düşürülen uçaklardan dolayı çıkan yangınları söndürürken Faye Bright, sihrin herhangi bir silah kadar tehlikeli olabileceğini keşfeder. 
 
Nazilerden kaçan üç Yahudi çocuğun Woodville’a gelişi, köye Avrupa için verilen mücadeleyi de getirir. Faye, savaşın gidişatını değiştirmekle tehdit eden kara bir büyüyü ortaya çıkarmak için ipuçları toplarken koruyucuları ölmüş çocuklara da göz kulak olmalıdır. Ve bir an önce bu işe girişmelidir zira çocuklar çok şey görmüştür ve birileri onların sonsuza dek susturulmasını istemektedir. 
 
Her yaştan okuyucuyu heyecanlandıracak sihir ve zevkle dolu bir hikâye. The Girl at the Window’un yazarı Rowan Coleman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109075</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae225700-cb37-4c97-b0b8-b4a0fe715fb0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sarmaşık Ahırı Hayaleti</image:title>
            <image:caption>Ağustos, 1940 
 
Kent kırsalındaki sakin bir köyde, düşman kapıdadır… 
Britanya Savaşı kızışmaktadır ve Faye Bright, savaşmaktan vazgeçmeyen bir pilotun hayaletiyle karşılaşır. Faye ona yardım etmek istese de Dover’ın Beyaz Kayalıklarında işgalcileri püskürtebilecek çok gizli bir ritüel gerçekleştirmek üzere toplanan rengârenk bir cadı ekibine katılmak üzere yola çıkmak zorunda kalır. 
Ama bir sorun vardır. Ritüel çıplak olarak yapılmalıdır. Bayan Teach isyan bayrağını açar. Bayan Charlotte ise pek ilgilidir. Ve Faye, aralarında bir casus olduğundan şüphelenince ritüelin iptal edilmesini ister. 
Sarmaşık Ahırı’na musallat olan ve gerçeğin anahtarını elinde tutan hayaletle uğraşırken casusu ortaya çıkarmak Faye Bright’a kalmıştır. Fakat önce, Faye uçmayı öğrenmelidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109076</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41c22390-04ad-4c48-8bae-de97dc5f0b25.jpg</image:loc>
            <image:title>Yıldızsız Gökyüzü</image:title>
            <image:caption>Kişisel çatışmalar ve kadın bedenini bir savaş ganimeti olarak gören baskıcı rejimler yüzünden acılar çeken Yıldızsız Gökyüzü’ndeki kadınlar, çok yüksek bedeller ödeyerek de olsa kendilerini paramparça eden ya da güçlendiren, hayatlarını değiştiren koşullarla karşı karşıya kalıyorlar. 
Latin Amerika köklerine sadık kalan Martha Bátiz, kendisini yakından ilgilendiren krizlere ışık tutuyor: Hayatta kalmayı sürekli bir mücadeleye dönüştüren Meksika-ABD sınırındaki göçmen çocukların içinde bulunduğu içler acısı durum, Meksika ve Arjantin’deki yok oluşların trajedisi, yaygınlaşan ırkçılık ve ev içi şiddet… Bátiz, korkusuz elleriyle çoğu zaman görmezden gelinen sessiz trajedileri ortaya çıkarmak için insanların durumlarını açık yüreklilikle araştırıyor. 
 
“Verilen kayıpların travmasını araştıran, çok güzel yazılmış, ustaca hazırlanmış bir koleksiyon.” 
-Marina Nemat 
 
“Bu öykülerin gücü, yazarın sömürüleri anlama arayışından ve üç maymunu oynamayı reddetmesinden geliyor.” 
-Rosemary Sullivan 
 
“Yıldızsız Gökyüzü tüm ihtişamıyla parlıyor. Sizi nefessiz bırakacak.” 
-Christina Kilbourne 
 
“Son derece etkileyici ve güzel yazılmış bir koleksiyon. Her hikâyeyle okuyucuları karakterlerin neşeli hâllerine ve acılarına götüren kendi evrenini yaratıyor.” 
-Amy Stuart</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109077</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2738e361-3c53-4639-81ae-56f9a8ae5c95.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Dingo&apos;nun Ahırı</image:title>
            <image:caption>Hayvanlar, kendilerini ilgilendiren atasözlerini ayrıştırıcı buldukları için Bay Dingo’ya danıştılar. Çiftlik sahibi Bay Dingo da hayvanlara hak verdi. Bay Dingo bu sorunu çözmek için Sözlük Yapıcılar Kurumuna başvurdu. 
Hayvanların ağzından atasözlerini öğrendiğimiz bu kitapta, atasözlerine farklı bir açıdan bakıyoruz. Kitabın sonunda hikâyede geçen atasözlerinin anlamlarının yer verildiği bir sözlük de bulunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109078</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e00fd627-cf9d-415e-8183-a4a3480fee8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Beagle Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>Güney Amerika (Brezilya, Arjantin, Şili, Peru, Ekvator…), Galapagos Takımadaları, Havai, Yeni Zelenda, Avustralya gibi dünyanın birçok bölgesini dolaşarak bitki ve hayvanları toplamak, onları değerlendirerek gözlemlerini teorik bir çerçeveye oturtmak 22 yaşındaki Charles Darwin&apos;in temel amacıydı. Bugünün koşullarında kolaymış gibi görünen bu gezi, o günlerde büyük bir özveri gerektiriyordu. Beş yıl süren bu gezi sırasında genç Darwin deniz tutması dahil bir dizi hastalığa katlanmak zorunda kalmıştı. Bir yanda daha önce görmediği olağanüstü canlılarla tanışıp onları Doğa Tarihi Müzesi’nin en önemli koleksiyonu olarak derlerken, diğer yanda İspanyol işgalcilerin yerli halklar üzerindeki baskı ve katliamlarına, köleliğin iğrenç yüzüne tanık olur.  Darwin’in eserleri Türkçede ilk kez bir arada basılıyor. Ayrıntı Yayınları olarak, iki Pulitzer ödüllü Edward O. Wilson’un derleyerek illüstrasyonlarla zenginleştirdiği Beagle Yolculuğu’ndan (1845) sonra Türlerin Kökeni (1859), İnsanın Türeyişi (1871) ve İnsan ve Hayvanlarda Duyuların İfadesi (1872) kitaplarını da yayımlayarak külliyatı tamamlayıp tek bir kutu içinde okurlarla buluşturacağız. Ölümünden 123 yıl sonra büyük bilim insanına, Charles Darwin&apos;in anısına saygıyla.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109079</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4294a8d-305b-4274-9964-05880df748d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizans Dünyası 3. Cilt</image:title>
            <image:caption>1204: Haçlılar Konstantinopolis’i ele geçirir; 1453: Şehir, Türklere teslim olur. Bizans Dünyası’nın bu üçüncü ve son cildi işte bu iki önemli tarih aralığını kapsıyor. Doğu Roma İmparatorluğu’nun çöküşü, ileri üssü Trabzon ve komşuları Sırplar ve Bulgarların yanı sıra, IV. Haçlı Seferi sonucunda topraklarına yerleşen Latinler ile birlikte yeniden biçimleniyor. Parçalanmış toprakların tarihi Türkler de dahil tüm bileşenleriyle anlatılıyor. Bu dönemde küçük bir devlete dönüşen XII. yüzyılın eski büyük gücünün, önce Anadolu’da sonra da Kuzey Yunanistan’da topraklarını kaybetmesine ve 1373’ten itibaren Osmanlı sultanına tabi hale gelmesine tanıklık ediyoruz. Konstantinopolis ve Peloponez’e indirgenmiş olan bu devletin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği, çoğu bertaraf edilen Haçlı Seferlerinden çok, sultanın iradesine ve Cenova ile Venedik’in çıkar amaçlı desteklerine bağlı kalmıştır. İmparatorlar tarafından Lyon (1274) ve Floransa’da (1439) onaylanan Ortodoks ve Latin Kiliselerinin Birliği, Ortodoksların çoğunluğu tarafından reddedilmiş, hiçbir etkisi olmamıştır. Patriğin otoritesi kesin olarak imparatorunkini yenmiştir. Ancak devletin, Kara Veba ve toplumsal gerilimleri de beraberinde getiren XIV. yüzyıl ekonomik durgunluğuyla iyiden iyiye zayıflaması, bazılarının refahıyla çelişiyordu. Zira tuhaf bir şekilde Bizans, Batı’nın ekonomik, sanatsal ve kültürel gelişimine katılmıştı. Hatta bu gelişimi sağlamıştır: Teknikleri (ipek, cam) oraya nakledilmiş, entelektüelleri Grek mirasını yeniden keşfetmekle kalmamış, hümanistlere de aktarmış ve sanatçıları, Trecento İtalyan resmini etkilemiştir. Bununla birlikte, IV. Haçlı Seferi’nin travması bütünleşmeyi engellemiştir. Angeliki Laiou (1941-2008), Harvard Üniversitesi profesörü, tanınmış tarihçi, Bizans toplumu ve ekonomisi uzmanıdır. Ölümü nedeniyle başladığı bu cildi tamamlayamamış, derleme CNRS’te emekli araştırma direktörü, iktisat ve para tarihçisi, birçok eser sahibi Cécile Morrisson’a emanet edilmiştir. Ele alınan ülkeler konusunda yetkin dokuz faklı yazar (Bulgar, Fransız, Yunanlı ve Sırp) bu esere katkıda bulunmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109080</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b13c1ab-3dc7-4df9-9b7a-a31f0466f213.jpg</image:loc>
            <image:title>Koruda Söylenen</image:title>
            <image:caption>Koruda Söylenen, Soner Demirbaş’ın son yıllarda yazdığı şiirlerden geniş bir oylumu bir araya getiriyor. İmgesel esnekliğini “eski yağmurların” uykusuna yatıran, kayıp zamanlar haritasının sönmeye yüz tutmuş izlerinde “yaralı ağaçlar” için kuytular biriktiren bir şiir. Koruda Söylenen’de Soner Demirbaş, uzak bozkırdaki rüzgâr tüllerinin ev ve insan içlerine taşıdığı lirik patlamaları, sonsuz ve acımasız zamanın hafıza sandıklarında gizli evrensel imâları bir kez daha aşikâr ediyor. Homeros’tan Yunus Emre’ye, Beckett’ten Celan’a, Nâzım’dan Gülten Akın’a büyük doğa ve insanlık zamanının “koruda söylenen” iz sürücüsü: Şiir: Hikâye’den epik’e, sone’den gazel’e  “geçmişin, şimdinin ve geleceğin keşkesi”; aşkın, özleyişin, yenilginin ve umudun içe çekilmiş “çalı diplerinde” yağmur damlalarıyla konuşmaktan yılmayan, “kuşların bilgisi”ne güvenen esrik kavmi! Beklenen yazlar, olası kara kışlar ve başka zamanlar için.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109081</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db01e1e5-068e-46aa-b424-f50baf593810.jpg</image:loc>
            <image:title>Mürebbiye</image:title>
            <image:caption>Mürebbiye romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın (1864-1944) henüz otuz üç yaşında iken tamamladığı İstanbul romanlarından biri. 1899 yılında basılan bu romanda olaylar Boğaziçi’nde bir yalıda gelişir. Fransa’da hayat kadını iken bir vesileyle İstanbul’a gelen, Dehri Efendi’nin yalısına mürebbiye olarak giren Anjel, evin erkeklerini bir bir baştan çıkarır. Âşıklar arasında hesaplaşmalara yol açar. Bir sürpriz gelişme ile olaylar sona erer. Hüseyin Rahmi’nin kahramanlara yaptırdığı felsefe tartışmalarında ve ansiklopedik bilgilerde üstadı Ahmet Mithat Efendi’nin etkisi açıkça görülür. Eserin aslına sadık kalarak yayıma hazırlanan bu çalışmada gereken yerlerde köşeli parantez içinde açıklama verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109082</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81ca72f0-4cbf-44ee-bf02-2aa3ba2add11.jpg</image:loc>
            <image:title>Resimdeki Kadın</image:title>
            <image:caption>“McCormack’in de yazdığı gibi kadın düşmanlığı o denli içimize işlemiş ki varlığını fark etmek imkânsız hale gelmiş. 
Resimdeki Kadın, gözlerimizin açılmasını sağlayacak.” Jessica Ferri, Silent Cities’in [Sessiz Şehirler] yazarı 
 
Kimdir “kadın”? Kadın Venüs’tür, “anne”dir, “bakire”dir; “canavar”dır, “cadı”dır, “femme fatale”dır, yani “felaketin ta kendisi”dir. Hepsinden öte, kadın bakılacak bir “imge”dir. 
Tarih boyunca dehşet, şiddet, istismar, kadın düşmanlığı, eril bakış ve ataerkinin inşa ettiği kalıplar, sanatın maskesine gizlenerek görsel bir şölene dönüştürülmüş; telefon ekranlarında, sosyal medya paylaşımlarında, her türlü tüketim ürününün üstünde, herkesin erişebildiği dizi ve filmlerde, tarihimize ev sahipliği yapan müzelerde, meydanlarda hatta evimizin duvarlarında sinsice yerini almıştır. 
Sanat tarihi profesörü Catherine McCormack, Resimdeki Kadın’da sanat kisvesi altında gözümüzün nasıl boyandığını, eril bakışın kadın imgesini nasıl şekillendirdiğini ve bunu günlük hayatımıza yerleştirip normalleştirdiğini anlatır. Titian, Botticelli ve Picasso’nun eserleri gibi çok sevdiğimiz imgelerin aslında nasıl dehşet verici anlamlar taşıdığını, ataerkinin kadın deneyimini ve “öteki” olanı bastırıp yok etmek için sanatı nasıl kullandığını çarpıcı hikâyeler, anekdotlar ve kişisel görüşleriyle kaleme alır. 
Yazar McCormack, Resimdeki Kadın’da Berthe Morisot, Judy Chicago, Kara Walker’dan Beyoncé’ye uzanan çeşitli kadın sanatçının çalışmalarını inceleyerek estetik bulduğumuz imgelere dair farklı bir bakış açısı sunar bize; inşa ettiğimiz kalıpları yıkıp kadını (veya insanı) gerçek benliğiyle kabullenmemiz gerektiğini fark etmemizi sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109083</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8deb5703-c16b-4bc7-bee0-b9af5c7789d1.jpg</image:loc>
            <image:title>Travma ve Ruh</image:title>
            <image:caption>Donald Kalsched bu kitabında psikanalitik yakınlıkta ortaya çıkan mistik ve ruhsal anları incelemeye alıyor. Klinik örnekler, terapi diyalogları ve rüyalar üzerinden terapinin ne kadar derinleşebileceğini gösteriyor. Travmadan sağ çıkanlar aracılığıyla, analiz edene de sıradan düzenin dışında, aydınlık ve karanlığın buluştuğu “başka bir dünya”nın kapıları aralanıyor. Kalsched bu mito-şiirsel dünyanın, Freud’un öne sürdüğü gibi yaşamın acı gerçekleriyle mücadelemizin ürünü olan bir savunma mekanizması değil, aksine insan deneyiminin süregelen gerçekliği olduğunu savunuyor: İyileşme sürecinin bizzat merkezinde yer alan ve başka zamanlarda da tuhaf bir şekilde ona direnen bir gizem. 
Bu kitap, psikanalitik çalışmanın gizemini yeniden ortaya çıkarma çabasının ürünü. Sıradan hastaların ve sıradan psikoterapistlerin birlikte çalışarak insan ruhunun gerçekliğine ve psişenin derinliklerine bakışlarını ve deneyim aracılığıyla değişme hikâyelerini anlatıyor. 
Travma ve Ruh, “psişik” yönelimi olanlar da dahil, psikoterapistler, psikanalistler, analitik psikologlar ve dışavurumcu sanat terapistleri için özellikle merak uyandırıcı olacaktır. 
Yaşam bana her zaman köksapı üzerinde yaşayan bir bitki gibi görünmüştür. Gerçek yaşam görünmez, o kökte gizlidir. Toprak üstünde gözüken kısmı yalnızca tek bir yaz boyu yaşar. Sonra sararıp solar ve yiter, kısa ömürlü bir görüntüdür... Sonsuz akışın altında yaşayan ve sabırla varlığını sürdüren bir şeyin olduğu hissini ben hiçbir zaman yitirmedim. Bizim gördüğümüz açan çiçektir ve geçicidir. Kalansa köksaptır. 
Carl Gustav Jung</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109085</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0b3f118-1bb7-415f-a7b1-56f809714a41.jpg</image:loc>
            <image:title>Dersler</image:title>
            <image:caption>Yıl 1959: Soğuk Savaş dünyaya tüm kasvetiyle çökmüşken on bir yaşındaki Roland Baines’in hayatı değişmek üzeredir. Kaldığı yatılı okulda yalnızlığa alışmaya çalışan Roland, piyano öğretmeni Miriam Cornell’in dikkatini çeker. Ürkütücü ve gizemli öğretmeniyle başladığı piyano dersleri Roland’ın zihninde silinmez izler bırakacaktır. 
 
Yıl 1986: Karısı Alissa’nın evi terk ettiği, Çernobil’deki patlamanın Avrupa’da bir korku dalgasına yol açtığı günlerde Roland oğluyla birlikte eve kapanır. Bu kapanma Roland’ın ilkgençlik günlerine, ailesinin sırlarla dolu tarihçesine ve Miriam Cornell’in anısına doğru çıkacağı bir yolculuğun başlangıcı olur. 
 
Ian McEwan’ın son romanı “Dersler”, hayatı kaçırılmış fırsatlar ve cevapsız sorularla dolu kahramanının mutluluk arayışı üstünden İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki kuşaklarının hikâyelerine ve yakın geçmişin büyük altüst oluşlarına bakıyor. 
Hayatı Küba Füze Krizi’nden Çernobil felaketine, Berlin Duvarı’nın çöküşünden Covid-19 pandemisine tarihin büyük kuvvetleri tarafından şekillendirilirken, Roland Baines her insan için geçerli olan sorularla yüzleşir: Hayatlarımızın kontrolü ne 
ölçüde bizim elimizdedir? Geçmişin travmalarıyla yüzleşmek mümkün müdür? En sona gelindiğinde, insan iyi bir hayat yaşayıp yaşamadığını nasıl anlar? “Dersler”, müzik ve edebiyatla, siyaset tartışılan arkadaş masalarının gürültüsüyle, bulunan ve 
kaybedilen aşkların heyecanıyla dolu, hayat kadar geniş bir roman.. 
 
“İnsanın karmaşıklığına bu kadar duyarlı olduğu için Dersler McEwan’ın son yirmi yıldaki en iyi romanı. McEwan’ın halihazırda hayret verici ölçüde üretken yazarlık hayatında yeni ve önemli bir aşamanın başlangıcı.” 
New Statesman</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109086</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e45072e6-3da9-4b85-b28f-0f3fdca01567.jpg</image:loc>
            <image:title>Dokundun Sen Bana</image:title>
            <image:caption>D.H. Lawrence’ın aklındaki çare, kadın-erkek ilişkileri çerçevesinde evlilik ve cinsellik konularını cesaretle ele alarak İngiliz halkını etkileyip değiştirmeye çalışmaktır. Çünkü ona göre aslında tüm Batı uygarlığı insanların içgüdülerini, bilinçaltı eğilim 
ve arzuları bastırıp köreltmiş, onları “yarı ölü” haline getirmiştir. Lawrence bunu, endüstri devriminin kitleleri doğadan ve öz benliklerinden uzaklaştırarak sırf akla ve maddeciliğe dayanan bir hayat yaşamaya zorlamış olmasına bağlar. Böyle bir hayat 
tarzı ölümcül bir hastalıktır ve tek kurtuluş yolu, Akşit Göktürk’ün Anka Kuşu’na yazdığı Önsöz’de belirttiği gibi “Ruh, kafa, gövde ayrımı gözetmeksizin, insan yaşamının her yönüne gereken önemi” tanıyan bir hayat tarzının benimsenmesidir. 
 
Lawrence sanat hayatında bu inancını değişik biçimlerde ele aldığı on iki roman ile yetmişi aşkın öykü yazdı. Dokundun Sen Bana’da, Henry James ve Faulkner’ın pek çok eseri ile George Eliot’ın Middlemarch’ının çevirmeni ve Henry James ve Roman Sanatı’nın yazarı Ünal Aytür, bu öykülerin duygu bütünlüğü taşıyan on dördünü bir araya getirdi. 
 
Çağının ötesinde cesarete sahip bir yazardan on dört “dokunan” öykü… 
 
“Kimilerine, örneğin David Daiches’e göre, romanlarından da daha değerlidir öyküleri. Lawrence öykülerini çok beğenen F. R. Leavis, eleştirmenleri bunları yeterince önemsememekle suçlar.” 
–Mîna Urgan, D. H. Lawrence 
 
“İçimde, günümüz ihtiyacını –İngiliz halkının gerçek ve derin ihtiyacını– karşılayacak bir tür çare olduğunu sanıyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109087</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65e6a5ee-54eb-42af-b63e-9868afe77e94.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi Sadece Ona Bir Ad Koymam Gerek</image:title>
            <image:caption>Ali Alkan İnal’ın bir yapboz oyununu andıran yeni romanı “Şimdi Sadece Ona Bir Ad Koymam Gerek” yazarın arkada küçük ipuçları bırakarak okuru iç içe açılan odalara çektiği, her odada farklılaşan gerçeklik duygusuyla gölgelerin kişilere, kişilerin gölgelere dönüştüğü bir muammalar kitabı. 
 
Yazdığıyla yaşadığını, hayatla kurmacayı sürekli birbirine karıştıran roman kahramanı yazar El Tayr’la birlikte kitabının kişileri de öznesi belirsiz bir cümlenin peşine düşüyorlar. Bu kitap, ateşe dalan bir kuşun tutuşmuş kanatlarını anılara sürerek geri geri uçuşunu anlatıyor, çevrilince yanmaya başlayan sayfalarda kanatlarını mumun alevine sokan bir gece kelebeği çırpınıyor. 
 
“Her baktığımda değişen bir kaleydoskop haritasının rastgele bir kıyısında karaya çıktığımda ömrümün sonuna kadar seni arayacağımı biliyordum, ama ömrümden uzun bir yolun önümde ha bire kavşaklara bölündüğünü gördüm. 
... 
Unutmak istemediklerimi hatırlamak için parça parça bölüp, sonra bir daha geçeceğimi bildiğim yolda ardımda bırakarak yürüdüm. Masal bu. Bitti.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109088</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f2ee461-9f14-4331-8806-01c3e12c0a38.jpg</image:loc>
            <image:title>Kiraz Ağacındaki Kuzu</image:title>
            <image:caption>Oyuncak kuzu kiraz ağacının dibinde uyuyordu sanki. 
Güzel bir rüya görüyormuşçasına gülümsüyordu. 
Kuzu belki de rüyasında bir meyve bahçesindeydi. 
Etrafında hayvanlar, çeşit çeşit ağaçlar vardı. 
Belki de bir macera onu bekliyordu… 
 
Feridun Oral’ın yazdığı ve resimlediği “Kiraz Ağacındaki Kuzu” sevimli hikâyesiyle yaz mevsimini sabırsızlıkla bekleyen herkese harika bir görsel şölen sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109089</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9e226e4-09d9-48d4-a4c4-b7ae891db198.jpg</image:loc>
            <image:title>Nineciğim Sen de Çocuk Oldun mu?</image:title>
            <image:caption>Bebeklikten başlayarak anaokullu, okullu, ergen, yetişkin, anne, babaanne ve nine nasıl olunur? Çocukluk çağını yetişkinlik ve yaşlılık dönemi nasıl takip eder? Çocukluğun en iyi tarafı nedir? Annelik nasıl bir his? Biz yaş aldıkça etrafımızdaki dünya nasıl değişir? 
 
Ödüllü yazar Erika Bartos’un “Nineciğim Sen de Çocuk Oldun mu?” kitabı da diğer kitapları gibi çocuk ruhuna dokunan bir özen ve sevgiyle hazırlanmış. Çocuklara hayatın akışını ve dönemlerini anlatan, herkesin bir zamanlar çocuk olduğunu hatırlatan sıcacık bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109090</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/411daa00-a623-482a-a0ce-b036e58c8d8f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ah Keşke!</image:title>
            <image:caption>Uğurböceği karınca gibi güçlü olmayı hayal ediyor. Kelebek pek dikkat çekmek istemiyor. Fırfırböceği ise tıpkı bir ateşböceği gibi karanlıkta daha cesur olmak istiyor. 
 
Bu kitaptaki bütün hayvanların çok özel yönleri var ama her birinin istekleri ve hayalleri de var. Mies van Hout’un rengârenk dünyasından sevimli ve samimi bir hikâye daha meraklı okurlarla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109091</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dbadf549-1b9d-4107-93a6-c2cb0275afcb.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Anne Bir Melektir</image:title>
            <image:caption>&quot;Başımızın tacısın, bizdeki yerin kutsal. 
Hoşgörünle örneksin, balsın, peteksin anne. 
Ne söylesem de yetmez, sen her daim mutlu kal. 
Yerin ki doldurulmaz her şeyde teksin anne.&quot; 
“Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” demiş eskiler. Ne kadar güzel demişler. Bu söz annelerden başka kimseye de uymaz herhalde. Her dertlenişimizde, her ıstırap çekişimizde, her kederlendiğimizde aklımıza annemiz gelir. O yüzdendir ki, anne duası alarak cennetin kapısını aralayanlara yaşamın en güçlü kilitleri bile karşı koyamaz! 
Annemizi çok severiz ama yaşamın pratiğine dair onunla hiçbir şey paylaşmadığımızı ona en çok ihtiyacımız olduğu zaman fark ederiz ve bundan da tarifsiz acılar duyarız. Toplumsal sancılarımızın, artan suç oranlarının çözümü de sadece ve sadece annelerin elindedir. 
&quot;Çocuklar her hatalarında, pişmanlıkla gelip analarının gözlerine baktığında, o bakışlar ananın ta kalbine işler. İşte o an ana, “Gel yavrum bir daha olmasın” diyerek çocuğunu bağrına basar.&quot; 
Aşkın Gözyaşları serisiyle milyonları mest eden Sinan Yağmur bu kez annelerimizi anlatıyor. Her annenin bir melek olduğunu ve insan yaşamını nasıl şekillendirdiğini muazzam bir dille dile getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109092</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9bad02b7-72b5-4a6b-990c-0bda8bf258eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bugün</image:title>
            <image:caption>Siz hiç meraklı bir balık gördünüz mü? Peki ya üzgün bir balık? 
Şaşkın bir balık da mı görmediniz? 
Peki, o halde bu kitabın sayfaları arasında bir sürü sevimli balıkla karşılaşacaksınız. 
Bu rengârenk balıklar duyguları tanımamıza çok yardımcı olacak. 
Bu çok özel kitabı Mies van Hout yazdı ve resimledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109093</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f71a9a5-2964-4267-b5eb-f7c30d845ddb.jpg</image:loc>
            <image:title>Lili’nin Şapkası</image:title>
            <image:caption>Hep aynı şeyleri yapmaktan sıkılan Lili’nin hayatında bir gün büyük bir değişiklik oldu. Ailesiyle çok uzakta bir yere taşındılar. Yine normal bir eve, normal bir hayata gelmişti Lili. Ama tavan arasında bulduğu bir şapka onu bambaşka bir dünyaya götürecekti! 
Nergis Seli’nin yazdığı, Sezen Aksu Taşyürek’in resimlediği Lili’nin Şapkası her gün baktığımız ve düşündüğümüz şeylere bambaşka gözlerle bakmamızı sağlayacak bir hikâye… 
 
TADIMLIK 
“’Çok küçüğüm, küçük olmak çok sıkıcı’ dedi Lili önündeki üzümleri tek tek ağzına atarken. 
‘Nasılsa büyüyeceksin, şimdi küçüklüğün tadını çıkar’ dedi annesi. 
‘Üzümler de küçük ama çok da lezzetliler’ dedi babası. 
Çok saçma diye düşündü Lili, üzümlerle kendisi aynı şey miydi? 
Lili, ‘Gerçekten çok saçma!’ diyerek üzüm yemeyi bıraktı. Gidip kendine koca bir elma aldı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109095</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a4ad9ac-10be-42f3-a3b3-525c09f89dba.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat Dünyamız 194 / Mayıs – Haziran 2023</image:title>
            <image:caption>Sanat Dünyamız dergisi Mayıs Haziran sayısıyla okuyucuyla buluşuyor. Dergi Türkiye’den ve dünyadan güncel sanatın öne çıkan sergilerine dair değerlendirme, söyleşi, eleştiri ve deneme yazılarını bir araya getiriyor. Kapakta Meşher’de 23 Temmuz’a dek devam eden “John Craxton: Işığın Peşinde” sergisinin küratörü ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “John Craxton - Hayatın Lütufları” kitabının yazarı Ian Collins’le Kültigin Kağan Akbulut’un yaptığı bir söyleşi yer alıyor. Dergide Arter’de 27 Ağustos’a dek devam eden Eva Koťátková’nın sergisi “Bir Balıkmışım Bacakları Olan” üzerine Özlem Altunok’un değerlendirmesi ve Müze Gazhane’de Naile Akıncı’nın retrospektifine yer veren “Bir Kendilik Öyküsü: Naile Akıncı (1953-2013)” sergisi üzerine küratör Ebru Nalan Sülün’le Oktay Orhun’un yaptığı bir söyleşi  okunabiliyor. Ayrıca Versus Art Project’te düzenlenen Yelta Köm’ün kişisel sergisi “her şey tanıdık her şey yabancı” ve Galerist’te devam eden Lara Ögel’in kişisel sergisi “Üzerimdeki Yıldızlı Gökyüzü ve İçimdeki” üzerine birer söyleşi de sanatçıların dünyasını aralıyor. 
 
Abdullah Ezik, Ekin Saçlıoğlu’nun kişisel sergisi “Parçalı”yı, Naz Kocadere 15. Sharjah Bienali’ni, Seda Niğbolu Ulysses Jenkins’in “Yorumun Olmadan” sergisini inceledikleri yazılarıyla dergide. 
 
Süreyyya Evren bu sayıda sanat eleştirisinin yokluğuna dair veryansınlardan yola çıkarak başladığı ve günümüzde sanat üzerine yazmanın hallerini ele alarak sürdürdüğü serisini tamamlıyor. 
 
Huo Rf sanat kitaplarını incelediği “Başlı Başına Bir İş” serisinde James Unsworth’un “Ancient Greek Ceramic Plate Drawings” Kitabı, Printing On Fire Projesi ve 4-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek Border_Less Artbook Days’e dair notlarını paylaşıyor. 
 
Elif Kamışlı’nın deneme yazısı farklı sergiler arasında gezinen bir hikâye kurgularken Furkan Öztekin Onur Haftaları sergilerinin tarihine bakıyor. 
Derginin izlenimlere yer verdiği bölümünde ise Şükran Çakmak Medea’ya Göre Ahlak oyununu değerlendiriyor. 
 
Derginin her sayı bir sanatçı tarafından hazırlanan Ajanda bölümü ise bu sayı Martch Art Project Pera’da süren kişisel sergisi “Ateşi Yaktık, Denizi İçtik”le yer alan sanatçı Burak Ata’ya emanet.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109096</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24b7564a-0390-4333-80f6-c7d8e99ee5b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitap-lık 227 / Mayıs – Haziran 2023</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Esendal 
 
227. sayının dosya konusu Memduh Şevket Esendal. İbrahim Yıldırım, Erendiz Atasü, Bahriye Çeri, M. Sadık Aslankara, Behçet Çelik, Faruk Duman, Hülya Soyşekerci yazılarıyla Esendal’ın ütopik dünyasını, öykücülüğünü edebiyatımızdaki yerini ve politik yaşamını değerlendiriyorlar. 
 
Füruzan’ın yeni öykü kitabı “Akim Sevgilim” üstüne Birsen Ferahlı ve Abdullah Ezik’in yazıları ile Timour Muhidine ve Ahmet Telli söyleşileri de bu sayının dikkati çeken sayfaları. 
 
Nihat Ziyalan, Muzaffer Kale, İsmail Karakurt, Arif Erguvan, Ersun Çıplak, Cengiz Şenol, Serhat Uyurkulak, Ulaş Bager Aldemir ve Utku Fırat Özçelik şiirleri; Zehra Tırıl, Selçuk Erez, Eray Karınca, Seyhan Aslan Hanotte ve Hasan Türksel öyküleri; Mehmet Ergüven, Mehmet Rifat, Jean-Claude Coquet, İzzet Göldeli, Sezer Duru, Osman Kahraman, Sabri Gürses ve Seval Şahin Atbaş yazılarıyla kitap-lık dergisinin 227. sayısında. 
 
kitap-lık 30 yıldır iyi edebiyatın adresi..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109097</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12666a20-088d-4956-a516-2409d22a295b.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Yüreklere Dokunmak</image:title>
            <image:caption>Bu kitap bir akıl verme kitabı değil gençlerin kalbinden tüm dünyaya bir duygu aynasıdır. Öyle bir ayna ki kusuru camda değil, başkasında değil, bahanelerde değil, kaderde değil, bizzat kendimizde görme aynasıdır. Kendimizi onarma ve hayatı daha güzel huzurlu yaşama aynası. Gerçekleri can yakmadan gösteren gençlik aynası...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109098</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f789899b-ce9e-4af9-a78e-e4a2364668c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihimi Çok Seviyorum</image:title>
            <image:caption>Kutlu Mete Han, atını neden Çin imparatorunun elçisine teslim etti? 
Osman Gazi’nin Bilecik tekfuruna götürdüğü 40 cilalı sandığın içinde ne vardı? 
Neden bütün Ankaralılar Hacı Bayram Veli’nin müridi olduklarını söylüyorlardı? 
Molla Gürani, genç Fatih Sultan Mehmet’i nasıl dize getirdi? 
Atatürk, İngiliz kralına neden, “Bu millete uşaklığı öğretemedim” dedi? 
 
Acaba tarih tekerrürden mi ibarettir sadece? Tarih, sadece savaşlardan ibaret de değildir. Tarih sayfalarında dürüstlük, doğruluk, hoşgörü, vefa, fedakârlık, sadakat, cesaret ve dostluk da yazılıdır. Ve bazı olaylar vardır ki, tekrar yaşanması imkânsızdır! 
Tarihe bir de, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki örnek olaylardan ve bu olaylarda başrol oynayan kahramanların gözünden bakın ve bakmakla görmek arasındaki farkı yakalayın. 
 
Sinan Yağmur’un seçkisiyle hazırlanan bu kitap, gençlere ve öğrencilere tarihi sevdirirken, onlara birçok şeyi öğretirken ayrıca öncülük edecek bir kaynak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109099</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9b1c9d8-7d18-43cb-8c59-fd64e6029dbf.jpg</image:loc>
            <image:title>Mus&apos;ab B. Umeyr</image:title>
            <image:caption>Ey Mus’ab’ım! Ben seni Mekke’de gördüğüm zaman sen daha güzel ve daha pahalı elbise giyen, senden daha güzel bir yiğit yoktu. Şimdi ise yamalı elbisen paramparça kana boyanmış, uzun saçın kumlara belenmiş bir haldesin. 
Ey cennet ehlinin genci seninle buluşma anına kadar Rabbime emanetsin! Mus’ab b. Umeyr dillere destan güzellik ve zarafetin bir tanesi, edebin incisi. 
 
Şimdi iki kolu kopmuş, arşı selamlıyor. Uzun dalgalı saçları semaya bulut olup rüzgârları okşuyor. O Nur-u Pâk yüzü hala Rahmanî huzurla bir tebessüm halinde. Ve dizilmiş Melekler saf saf Resulullah’ın ‘Yusuf Yüzlü’sünü karşılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109100</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1125f81a-ff3c-4fa7-abe6-845d5f5f0465.jpg</image:loc>
            <image:title>Mesneviden Gençliğe Öğretiler</image:title>
            <image:caption>Bütün evren birbirine sevgiyle bağlanmıştır. 
Sevgiyi paylaşmasını öğren,çünkü gönlün 
anlasın ki, hepsine de yer varmış. 
Sevgisiz insandan kork… 
 
Aşk, gönül işidir, zorunluluk değil… Ateş yürek 
dergâhıdır, hamur teknesi değil... Sevda seni terk 
etmeyene kadar aşkı tanıyamazsın, aşkı 
tanıyamadan da sufi olamazsın. 
 
Musa da senin içindedir, Firavun da… 
Bu iki hasmı da kendinde ara. 
 
Yaşlanmaktan kork, gençliğinin kıymetini 
bilememişsen. Unutulmaktan kork, arkanda iyi 
bir eser bırakamamışsan… Ölmekten kork, ölmeden 
önce ölmeyi becerememişsen… 
 
Kul ol da yeryüzünde at gibi yürü. 
Cenaze gibi kimsenin boynuna binme… 
 
Dünya seni terk etmeden sen dünyayı terk et!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109101</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/260dcef2-7b0f-4ed6-b44d-75464ee498e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Halid B. Velid</image:title>
            <image:caption>Bir defasında Velîd, yolda Hamza’yı görmüş ve oğluna, “Bak Hâlid, şu genci görüyor musun? Adı Hamza’dır ama herkes ona Aslan Avcısı der. O da çocukluğundan beri senin gibi kılıç düşkünüdür. Oldun mu, işte bu genç aslan gibi ol. Onu örnek al. Haşimoğluları onunla övünüyor. Ben de seninle övüneceğim. Hamza’nın ismini unutturacaksın,” demişti. 
 
“Ona neden aslan avcısı diyorlar?” diye sormuştu Velîd. 
 
“Çünkü aslanı, kediyle oynar gibi oynayarak avlıyor da ondan.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109102</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/07a8836f-e8c8-42cd-853d-7245e86dfe0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilal-i Habeşi</image:title>
            <image:caption>Diğer kavimlerden esir olarak alınanlar insan ticareti olarak alınıp satılıyordu. Özgür oldukları tek husus soluk alıp vermekte izin almamalarıydı. Bunun dışında her şey efendileri sahiplerinin insafına kalmıştı. Tabii ki o insaf da varsa… 
İşte annesi köle, babası köle olanların kaderi de köle olarak doğmak ve ölmekti. 
 
Bu kölelerden birisi de derisi parlak meşin gibi simsiyah olan Habeşli Bilal’di. 
 
İslam’ın ilk müezzini,, bir zamanlar önünde işkenceler uğrayıp her yanı kan içinde kalana kadar dövülen Bilal, seneler sonra Kâbe’nin üzerinde ezan okuma şerefine nail olacaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109103</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be249f9a-67ab-4003-b9b8-18875b76e615.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Rakun Ve Iri, Kötü Zorba</image:title>
            <image:caption>Bir zorbayı, bir arkadaşa nasıl dönüştürebilirsiniz? Minik Rakun “Avucundaki Öpücük” dizisinin bu güzel kitabında bunu nasıl yapacağını öğreniyor. 
“Avucundaki Öpücük” kitap dizisinin bu öyküsünde Minik Rakun okula giden çocukların bir başka ortak sorunuyla karşılaşır: zorbalık! İri bir zorba okuldaki tüm hayvanlara sorun olunca, Bayan Rakun soruna her zamanki anlayışı ve iç görüsüyle yaklaşır. Minik Rakun ve arkadaşlarına başka bir ormanda yumuşak patileri inciten sivri, mavi taşın nasıl orada yaşayan hayvanların yardımıyla yuvarlak bir çakıl taşına dönüştüğünü anlatır. Minik Rakun ve arkadaşları mesajı anlayarak zorbayı değiştirmek için bir araya gelirler. Zorbadan onlarla birlikte oynamasını istedikleri zaman Bayan Rakun’un stratejisinin ne kadar iyi işlediğini görerek şaşırırlar! Bu tatlı öykücük birçok ders anlatır: Çocuk zorbaların çoğu mutsuzdur ve bazen onlardan kurtulmanın en iyi yolu onlarla dost olmaktır. Minik Rakun ve arkadaşları okurlara farklılıkları ve çatışmaları barışçıl yoldan halletmenin güzel bir örneğini sunuyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109104</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5240889a-31da-48a2-9e71-d5a23984aec8.jpg</image:loc>
            <image:title>Rafadan Tayfa - Galaktik Tayfa (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Uzaylı birine yardım etmek mi? 
Kötülerle amansız mücadelelere girmek mi? 
Uzaya roket fırlatmak, hatta uzaya çıkan en genç kişi olmak mı? 
Neler söylüyorum ben? 
 
Geleceğin kâşifleri, genç teknoloji yıldızları, macera severler... 
Başka bir galaksiden gelmiş olan Zobi ile yaşadığımız nefes kesen macerayı benden yani sevgili arkadaşınız Hayri’nin kaleminden okumak ister misiniz? 
 
Soluksuz okuyacağınız bu kitap, sizi müthiş bir serüvende davet ediyor. 
Haydi durmayın siz de Galaktik Tayfa’ya katılın. 
Nice galaktik keşifler siz uzay kâşiflerini bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109105</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f21545cf-4f87-4e79-9973-5b8cd1ade378.jpg</image:loc>
            <image:title>Rafadan Tayfa - Göbeklitepe (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Göbeklitepe’de yapılan kazılar büyük yankı uyandırmış, tüm dünyanın dikkatini üzerine çekmişti. Tam da bugünlerde Akın, Şanlıurfalı arkadaşı Veysi’den gizemli bir paket aldı. Paketten, ne olduğuna tam olarak anlam veremediği bakır bir sini çıktı. Veysi’nin panik hâlinde Akın’a ulaşması ve peşinde birilerinin olduğunu söylemesi, Akın’nın kafasını iyice karıştırdı. 
 
Rafadan Tayfa, kısa sürede sininin Göbeklitepe’yle ilgili olduğunu  anlayıp onu hem Göbeklitepe’nin kâşifi Başkan amcaya göstermek hem de Veysi’yi bulmak için Şanlıurfa’ya doğru bir yolculuğa çıktı. 
  Rafadan Tayfa’nın nefes kesen macerası, gizemlerle dolu Göbeklitepe’de sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109106</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/580b4d9a-94ab-4a4b-b3dd-f4e4cf04dfc2.jpg</image:loc>
            <image:title>İş Planı Yazma Klavuzu</image:title>
            <image:caption>Girişimcilik, finans, iş planı ve yönetim üzerine eğitimler veren Aysan Doğaner, iş planı yazmayı kolaylaştıran bir kılavuz hazırladı. Hazırlık aşamasından yazım aşamasına adım adım ilerleyen; örnek tablo, vak’a analizi ve infografiklerle anlatımı kolaylaştıran bu kitabı okuduğunuzda, “İş planı yazmak bu kadar da kolay mıymış?” diyeceksiniz. 
 
İyi yazılmış bir iş planı; kendi işini kurmak ve kârlı büyümek isteyen girişimciler için harika bir pusula ve yol haritasıdır.  Sizi, karanlıkta iz sürmekten kurtarır. İş planı sayesinde “planlı, programlı” ve “hesaplı, kitaplı” iş yapma disiplini kazanan bir girişimci; hibe ve teşviklerden yararlanmanın, ortak edinmenin ve kredi bulmanın yollarını da öğrenmiş olur.  
 
Bu arada formüllü ve birbiriyle entegre olan tüm finansal tabloları, örnek iş planlarını www.aysandoganer.com’dan indirip üzerinde simülasyon yapabilirsiniz. 
 
Eh, daha ne olsun, ne diyelim! Kolay gelsin…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109107</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf01d343-21b5-45f3-baaf-ab901ac23eed.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatsal Bir Macera</image:title>
            <image:caption>Müzik Ülkesi, Resim Ülkesi, Heykel Ülkesi… 

Büyücü Detone, insanları sanattan uzaklaştırmak için görevlendirildi. 

İnsanlar da telefonlarıyla oynamayı; resim yapmaya, müzik dinlemeye tercih etmeye başladı.


Peki Büyücü Detone’yi kim durduracak? 

Lider Hepgenç’in kaleminden sanatsal bir maceraya hazır olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109108</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da0dfda8-f18e-4b40-afdd-a6306f3781cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Ceplerine Çiçek Dolduran Çocuk</image:title>
            <image:caption>Belleğin gizemli sandığından öyküler…
Editörlüğünü Semih Gümüş’ün üstlendiği Köprü Kitaplar koleksiyonunun 28. kitabını, çağdaş edebiyatımızın dikkati çeken yazarlarından Tolga Gümüşay yazdı. Büyüme yolculuğundaki bir çocuğun ilk heyecanlarını, korkularını, sevinçlerini dillendiren 11 öykü, her yaştan okura, çocukluktan ilkgençliğe yaşanmış sihirli anları, anıları ve hayalleri ulaştırıyor. Güçlü öykücülüğünü incelikli ve duru anlatımıyla birleştiren yazar, çocukluk belleğinin derinlerine iniyor. Kusursuz bir öykü diliyle, her şeye rağmen çocuk duygularını koruyanlar için anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109109</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d43ad3cd-5fb7-44fe-8a31-aa9342440ac5.jpg</image:loc>
            <image:title>Mini Felsefe</image:title>
            <image:caption>İnsanlar neden korku filmi izlemekten hoşlanır? 
Tanrı&apos;nın var olup olmadığı üzerine bahse girilmeli midir? 
Zevk almak neden acı çekmekten daha güzeldir? 
Gördüklerimiz gerçekten göründükleri gibi midir? 
  Mini Felsefe sizi, 2500 yılın en büyük fikir insanlarının hayata dair büyük sorular hakkında ne söyledikleri ve bugün bizim için neden hâlâ önemli olduklarıyla ilgili büyüleyici bir yolculuğa davet ediyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109110</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a82e1c0-4378-4514-9e81-cf378e1d9a57.jpg</image:loc>
            <image:title>Kutadgu Bilig&apos;den Seçmeler</image:title>
            <image:caption>Budist gelenek etrafında meydana getirilen Uygur edebiyatının 850’li yıllardan sonra sekteye uğramasının ardından 1069’da Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan Kutadgu Bilig, Türk kültür ve düşünce hayatında yeni bir edebiyat anlayışı habercisi olmuştur. Kutadgu Bilig, İslamî dönem Türk kültür çevresinin ilk önemli eseri olup siyaset bilimi, sosyoloji, halkla ilişkiler gibi günümüz sosyal bilimlerinin konularını ele alarak ideal insan tipini anlatır. Hacib’in bütün kötü vasıflardan arınmış ve iyi huylarla bezenmiş olarak anlattığı ideal insanı; birey, toplum ve devlet ilişkisinin en iyi biçimde düzenlenebilmesi için gerekli bütün bilgi ve erdemlere sahiptir. Kutadgu Bilig’den Seçmeler; adalet, kut, akıl ve akıbet gibi dört temel kavramın yanı sıra devlet anlayışı, devlet-toplum ilişkisi, toplumsal hayat, aile, insan gibi konular etrafında düşüncelerin bir araya getirilmesiyle hazırlanan bir Türk klasiği seçkisi olarak okurlara sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109111</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3046070d-c409-4654-8097-40288678233b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sorularla Memlük Tarihi</image:title>
            <image:caption>Memlûk Türk Devleti (1250-1517) Mısır, Suriye ve Hicaz bölgesinde üç asra yakın hüküm sürdü. Merkezi hükümet yapısı, hanedanın oluşmadığı orijinal saltanat yapısı, idari-askeri kadrolarda memlûk askeri sınıfının söz sahibi olması bu devletin en önemli üç özelliğiydi. Saltanatta ise güç, nüfuz, cesaret, liyakat ve sadakat esastı. Memlûk sultanlarının köken, asalet ve veraset sorunu iktidar ve istikrar için devlet ve adalet tesis etmekle aşıldı. Savaş esiri olan ya da yabancı ülkelerden bedel ödenerek getirilen, dini terbiye ve çok sıkı askeri talimlerle yetiştirilen askerlerin Haçlıları ve Moğolları bölgeden tasfiye etmesi hafızalara kazındı. Egemenlikleri altındaki Mısır, Suriye ve Hicaz’da derin anlamlı izler bıraktılar. Moğollara karşı Anadolu Türk beyliklerini desteklediler. İbn Haldun’un sebep asabiyeti iktidarında çok farklı toplumların insanından oluşan memlûk askeri sınıfının eğitimleri, ortak değerleri, inançları ve kutlu davaları uğruna baş koymaları hayranlık uyandırdı. İnsanlık tarihinde şaşkınlık ve hayranlık uyandıran bir değer oluşturdular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109112</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ae61e71-c8db-4429-af81-739db156c843.jpg</image:loc>
            <image:title>Evliya Çelebi Seyahatnamesi (5 Kitap 2 Cilt) (Kutulu)</image:title>
            <image:caption>Evliyâ Çelebi, Sehayatnâmesi’nin beşinci cildinde, doğu gezisini tamamlayıp batıya yönelir. Uzun süre kaldığı Bitlis&apos;ten ayrılıp Tokat yoluyla İstanbul&apos;a gelir. Şimdiye kadar bütün seyahatlerini paşalarla birlikte ve bazen de görevli olarak yapan Evliyâ Çelebi, 51 yıl süren gezisi boyunca bir defa padişahın maiyetinde seyahate çıkmıştır. Bu da Sultan IV. Mehmed ile birlikte İstanbul&apos;dan Kale-i Sultaniye&apos;ye kadar devam eden seyahattir. Daha önce yaptığı Balkanlar gezisinden sonra bu sefer başladığı Avrupa gezisi yıllar boyu sürecek ve Kafkasya, Kırım, Romanya, Macaristan, Sırbistan, Adriyatik kıyıları, Arnavutluk, Yunanistan ve Girit, Avrupa kıtasındaki Osmanlı topraklarında gezip görmediği yer kalmayacaktır. Ayrıca Avusturya, Slovenya, Çek, Lehistan vs. gibi Osmanlı komşularının topraklarını da gezecek, hatta bazı yerlere tekrar tekrar gidecektir. 
Bu ciltte gezdiği yerler: Bitlis, Van, Siirt, Tokat, Edincik, Kale-i Sultaniye, Gelibolu, Malkara, Edirne, Varna, Özü, Akkirman, Bender, Hotin, Silistre, Bürkreş, Yaş, İshakçı, Erdel diyarı, yani Romanya taprakları, Niş, Belgrad, Saraybosna, Mostar, Banyaluka, Varat, Venedik illeri, Dodoşka ve İslovin (Slovenya), Üsküp, Manastır ve tekrar Erdel. Bu seyahat boyunca da pek çok macera yaşacayak olan Evliyâ Çelebi, gezdiği yerlere dair verdiği bilgilerle tarihin en önemli olaylarına ışık tutacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109113</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/688d0f49-0151-4453-bb4b-87177f238209.jpg</image:loc>
            <image:title>Beş Yıldız</image:title>
            <image:caption>İyiden Mükemmele Giden Yolda İletişim Sırları 
Fikirler kendi kendilerini satmazlar. Küreselleşmenin, veri biliminin, yapay zekânın birleşen güçleri her alanda etkilerini artırırken iyi bir fikir sahibi olmak yeterli değil. Antik ikna sanatında ustalaşmak modern dünyada öne çıkmanın, ilerlemenin ve mükemmelliğe ulaşmanın anahtarı. İletişim, sizi karşı konulamaz ve yeri doldurulamaz yapacak, size o mükemmel puanı, o beşinci yıldızı kazandıracak olan insani yanınızdır. 
Çok okunan TED Gibi Konuş ile Hikâye Anlatıcısının Sırrı’nın yazarı Carmine Gallo Beş Yıldız’da bugünün insanına ilham vermek için Aristoteles’in ikna formülünün nasıl uygulanacağını açıklıyor. İşin doğası değiştikçe ve teknoloji her şeyi bir anda dünyanın her yerine taşıdıkça iletişim becerileri daha değerli hale geliyor. Carmine Gallo nörobilimciler, ekonomistler, tarihçiler, milyarderler ve Google, Nike, Airbnb gibi şirketlerin liderleriyle söyleşiler yaparak hayal gücünüzü harekete geçirmek için sözcükleri nasıl kullandıklarını gösteriyor. 
Bilgi çağında yalnızca fikirleriniz ve ikna gücünüz kadar değerlisiniz. Beş Yıldız sıradanlık ile olağanüstülük arasındaki uçurumu kapamanıza yardımcı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109114</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/438ba69e-2fb0-425f-90a9-23c608891dc6.jpg</image:loc>
            <image:title>Anda Kalarak Olmak Üzere Yaşamak</image:title>
            <image:caption>Anda kalarak başarı ve mutluluğa ulaşmanın yolları... Hayatımızı yapmak eylemi üzerine kurguladığımızda, zamanın üzerine bir tür “yapılacaklar listesi” yapıştırırız. Her şeyimiz o listeyle bağlı hale gelir: Ancak bütün bunları yapınca rahata ereceğim; ancak bütün bunları başardıktan sonra huzura kavuşacağım; ancak şunları şunları yaptıktan sonra gün yüzü göreceğim… Böylece, yapılacakların ardı arkası kesilmediği gibi, her birini yaptıktan sonra kavuşacağımıza inandığımız o huzur, beklediğimiz o mutluluk da bir türlü gelmez. Belli belirsiz bir göz kırptıktan sonra hızla kaybolur ve biz de listedeki diğer yapılacaklarla başbaşa kalırız. Ömrümüz boyunca yapıp ettiklerimize yüklediğimiz vaatler, bizi uzaklarda değil, “An”ın içinde bekliyor. Eğer “An”da kalabiliyorsak, yani “olmak üzere yaşayabiliyorsak” mutluluk ve huzura ulaşmak mümkün. Daha önceki kitaplarında “Anda Kalmak” kavramının gidilememiş derinliklerine yaratıcı bir cesaretle açılan Rana Beri, bu kez hayatın iki temel eylemi olan “yapmak” ve “olmak”tan yola çıkıyor. Yapmak üzere yaşayan insandan olmak üzere yaşayan insana evrilmenin sırrının anda kalmakta saklı olduğunu anlatıyor. Okuru değerler, an temizliği, erteleme, beklenti, neyi niçin yaptığını bilip bilmeme, karar verme gibi kavramlar üzerinden anda kalmaya davet ederken, olmak üzere yaşamanın neredeyse hayatta olmakla, hatta hayatta kalmakla aynı anlama geldiğini gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109115</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee3f4aa3-3c12-4c21-8ce8-c274722eae74.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak İle Filozof -6</image:title>
            <image:caption>–Eğer her ölünün bir mezarı olsaydı ve mezar taşlarına insanların isimleri, doğum ve ölüm tarihleri ile birlikte, ne uğruna can verdikleri de yazılsaydı, orada en çok göreceğin kelimelerden biri özgürlük olurdu!  
–Tek istediğim tatilin tadını doya doya çıkarabileceğim bir özgürlük Filozof! Beni özgür bırak! Sal beni! 
–Özgürlük sorumluluktur Çaylak! 
–Sorumluluk ve özgürlük kelimelerini yan yana hayal bile edemiyorum! Bu nasıl olabilir? Benim de senin gibi düşünmemi istiyorsun ama ben senin gibi düşünmek istemiyorum! 
–Benim gibi düşünmeni istiyor falan değilim. Ben sadece düşünmeni istiyorum Çaylak. Çünkü senin bir şey düşündüğün yok. 
–Haklısın. Tamam. Ben düşünmüyorum ve düşünmek de istemiyorum. Düşünmeme özgürlüğümü kullanmak istiyorum. Düşünme özgürlüğü diye bir şey varsa, düşünmeme özgürlüğü diye bir şey de olmalı! 
–Olmaz olur mu? Ama sadece beyinsizler için! Şimdi odana çık ve özgürlüğünün tadını orada doya doya çıkar Çaylak! Acıkınca da bir kurt gibi mutfağa inersin. Dua et, ben de yemek yapmama özgürlüğümün tadını çıkarıyor olmayayım. 
–If it feels good, do it! Sana kendini iyi hissettirecekse yap gitsin Filozof!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109116</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b28ff51-bcda-427a-9626-0f5212dbc1c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Çikolata Çocuk</image:title>
            <image:caption>Sahneden ayrılıp salona inince bütün öğrenciler etrafımı sardılar. 
“Ne olur Burhan, sonra ne oldu anlat, hem kimdi bu çocuk?” 
Ellerinden kurtulmaya imkân olmadığını anlayınca, tekrar sahneye çıktım: 
“Kıymetli arkadaşlarım. Bu hikâyenin sonu hiç kimsenin tahmin edemeyeceği tarzda bitiyor. Ama biraz önce de söylediğim gibi, sonunu anlatamayacağım. Fakat size söz veriyorum, bu hikâyenin sonunu yıllar sonra da olsa, sizlere anlatacağım. O zaman hepimiz yurdun bir köşesinde çeşitli mesleklerin sahibi olacağız. Fakat ben bu sözümü, Çikolata Çocuk adlı bir kitap yazarak tutacağım. 
Bu kitabın çıktığını duyduğunuz zaman anlayın ki bu hikâyenin sonu gelmiştir. 
Fakat bu hikâyenin sonunun, bir an evvel gelmesini ve sözümde gecikmeden durmayı çok istiyorum. ”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109117</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29b0e3d2-c75e-47ff-b583-1b4eaeca834b.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiir Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>Bir yolcu düşer yollara, 
Gurbetin zorlu yollarına, 
Aramakta özüne yolu, 
Sonsuzluğun gizemli yoluna. 
 
Kalabalıklar içinde yalnız, 
Yalnızlıkta hayalleriyle dolu, 
Geçmişin izleri, geleceğin ümitleri, sevgiyle ve merhametle 
Yüreğinde biriktirdiği tüm özlemiyle yolcu, 
Yoluna devam etti. 
 
Çok yürüdü, çok aradı, 
Bulamadı kaybolan hikâyesini yaşarken 
Ama umutla, sevgiyle ve şefkatle 
Yolunda yürümeye devam etti. 
 
Gözlerinde hasret, dudaklarında tebessüm, hiç eksilmedi 
Kocaman bir yürek taşıyan bu yolcu, zamanla biriktirdiği 
Sevgisiyle, sabrıyla ve kararlılığıyla 
Karanlıkları aydınlatan bir ışık oldu. 
 
Ve nihayet bir gün geldi, 
Yolcu varlığına kavuştu, sonunda 
Huzur ve saadet içinde, Ebediyen sonsuzluğa doğru yürüdü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109119</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/825ef253-2164-4c78-962c-ff50f48561b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Gizem Dolu Bir Arayış</image:title>
            <image:caption>O gerçek de şudur: Tüm hayatını bu ülkeye adamış bir devlet adamının o ülkenin geleceğiyle ilgili söyleyeceği çok şeyler vardır ve bunları da kaleme alıp yazmış olma ihtimalidir. 
 
Evet, Atatürk’ten bahsediyorum. Atatürk mutlak surette bunu yapmıştır ve gelecekle ilgili düşüncelerini yazıya döküp en yakınındaki kişilerden birine de teslim etmiştir. İşte o kişinin İsmet Bozdağ’ın kitabında bahsettiği gibi Kılıç Ali olma ihtimali de en güçlü ihtimaldir. Çünkü Kılıç Ali Atatürk’ün en yakınında bulunanlardan birisidir. 
 
Burada aklınıza birkaç soru gelebilir: 
 
Atatürk gelecekle ilgili bir şeyler yazıyorsa bunu neden en yakınındaki kişiye bıraksın? 
 
Devletin kurumlarından birine bunu teslim edemez miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109120</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6598dce-5f5c-4da6-8b30-9edfd13a7ac5.jpg</image:loc>
            <image:title>Astronot Köpek Maylo</image:title>
            <image:caption>Dünyanın en yaramaz, en tatlı köpeği: MAYLO! 
Hayatta en sevdiği şey “Uzay!” 
Bir gün mutlaka uzaya gideceğine ve oraya giden ilk köpek olacağına inanıyor. 
Hem de tüm kalbiyle... 
İşte bu hayali, başına küçük sorunlar açmıyor değil. 
En yakın arkadaşı Can ve ailesi, zaman zaman onun için endişelense de MAYLO’yu uzaya göndermenin bir yolunu sizce bulabilecekler mi? 
  Dostluk ve hayaller üzerine sıcacık bir hikâye...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109121</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bba6f7e-13f4-4854-9bc0-7154dcb2fecc.jpg</image:loc>
            <image:title>Sansar Adası’na Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Toti Noti, gene sıra dışı bir serüvenle sizlerle. 
 
Bu, rıhtımdaki gemilere olan merakı yüzünden bir anda kendini açık denizlerde bulan, maceraperest bir kedinin öyküsü. Sansar Adası&apos;na gitmekte olan bu gemide kimler yok ki! Hababam Sınıfı’nı aratmayacak kadar diplomaları umursamayan, eğlenceyi seven bir kadro; köpek balıkları ve fırtınalarıyla her şekilde kendini gösteren bir deniz, 
bilinmezliklerle dolu bir ada, ürkütücü korsan hikâyeleri ve insan kalıntıları eşliğinde aranan bir hazine... 
Ve tüm bu olumsuzluklar içerisinde, zekâsı, yol göstericiliği ve yardımseverliği ile yıldız gibi parlayan bir kedi! 
  Keyifli okumalar dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109122</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63b57db2-ae88-4bae-b519-6cea226c58ac.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Makinesi</image:title>
            <image:caption>Ece, kardan adam çizemediği için çok üzgündü. 
Bir diğeri, robot çizemediği için... 
Herkesin bir hayali vardı ama bunları nasıl gerçekleştireceklerini bilmiyorlardı. 
Ta ki Eren, sınıfa kocaman bir Hayal Makinesi getirene dek... 
İşte şimdi! 
Hayaller bir bir gerçekleşmeye başlamıştı. 
Nasıl mı? Cevaplar bu kitabın içinde! 
  “HAYAL ETMEK, BAŞARMANIN İLK ADIMIDIR.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109123</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4421d05c-1010-4d82-9e16-d35e2021fa3e.jpg</image:loc>
            <image:title>İttifak Günlükleri: Akaretler İstilası</image:title>
            <image:caption>Dev uzay gemisi Beşiktaş’ın gökyüzünde hareketsiz durmaya başlayalı çok uzun süre olmuştu. Boğaz’ın mavi sularının üzerindeki uzay gemisinin denize vuran karartısı âdeta bir kara deliği andırıyordu. Gemi, Akaretler Yokuşu’nun üzerinde gökyüzünü kaplayan, karaya vurmuş kocaman bir balina gibiydi. Kıç tarafı Deniz Müzesi üzerinden Boğaz’ın yarısına kadar, burnu ise Akaretler’in tamamını kaplayacak şekilde uzanıyordu. Geldiği günden beri hareketsiz durmaktaydı. Mevsim ne olursa olsun, uzaydan gelen bu geminin altında kalan İstanbul’un en hareketli bölgesi geceyi yaşamaktaydı. Ne yağmur ne kar ne güneş, sadece karanlık… Ve geminin soğuk gölgesi altında bir yaşam hüküm sürmekteydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109124</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a8171e4-1ae0-4c25-8057-c9a276b01056.jpg</image:loc>
            <image:title>Özün Seni Uyandırsın</image:title>
            <image:caption>Gitmek istediğiniz yöne doğru farkındalıkla yürüyün, göreceksiniz ki tüm dünya önünüzden
çekilecek!
 
Hepimiz mutluluğu ararız ama mutluluk bizim doğamızdadır. Üstad Ramana Maharsi’nin dediği gibi, “Mutluluğu aramak yanlış değildir, yanlış olan içeride olanı dışarıda aramaktır.” Ulaşılacak asıl mutluluk kendi gerçekliğimize dokunmaktır. Gerçekliğine kavuşmuş bir benlik, yaşamın sonsuz bilgeliğinin başladığı yerdir.
 
Yoga Eğitmeni ve yazar Şila Servet Yıldız, sizleri özünüze doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Sofroloji  metodu, meditasyon ve parmak yogası uygulamalarıyla sınırları aşmak, gücü ve iradeyi geliştirmek, bağımlılıklardan kurtulmak, dengelenmek ve yaşama şefkati yayabilmenin yollarını gösteriyor.
 
Zenginleştirici ve derinlikli rehberliğiyle beden, zihin ve ruhunuzu besleyecek bu kitap kendi gerçekliğinize ulaşmak için size sadık bir yol arkadaşı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109125</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9d7046b-28f7-46e4-8614-73bb4896da37.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşamın Kodu</image:title>
            <image:caption>Biyolojide bir devrim yaşanıyor. Olağanüstü bir teknoloji artık hastalıkları daha kolay tedavi etmemizi, virüsleri yok etmemizi ve daha sağlıklı bebeklerin doğmasını sağlayacak. Devrimin kalbinde ise 2020’de Nobel’e layık görülen Jennifer Doudna ile arkadaşları var. 
Isaacson’un yeni kitabının kahramanları onlar. 
Lisede rehber öğretmeni ona kızların bilim yapamayacağını söylese de Jennifer Doudna’nın yaşamın gizli mekanizmalarını keşfetme tutkusu, DNA çift sarmalının keşfinden beri biyolojideki en önemli ilerlemeyi sağladı. Doudna, doğanın işleyişinde fark ettiği bir ilginçliği insanlığın gidişatını değiştirecek bir buluşa çevirdi. DNA’mızı kolayca düzenlememizi sağlayacak CRISPR teknolojisi, tıbbi mucizelerle –ama bir yandan da ahlaki sorularla– dolu bir “cesur yeni dünyanın” kapılarını açtı. Geçtiğimiz elli yılda dijital devrimi yaşadık, şimdiyse yaşam biliminin devrimi başlıyor. Yakında dijital kodlama öğrenen çocukların yanına genetik kod öğrenenler katılacak. 
Peki bu yeni üstünlüğümüzü virüslere karşı güçlenmek için kullanmalı mıyız? Ya da depresyonu engellemek için? Sadece parası yeten ailelerin, çocuklarının bünyesini ve zekâsını güçlendirebileceği bir dünyayı kabul ediyor muyuz? CRISPR teknolojisinin keşfine liderlik eden Doudna, şimdi bu etik tartışmaların merkezinde duruyor. 
Doudna’nın hayat öyküsü, doğanın en derin mucizeleri arasında dolanıp, yaşamın kaynağından türümüzün geleceğine dek uzanan, büyüleyici bir macera.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109126</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3cedcaf-6199-438b-84d9-166012f03914.jpg</image:loc>
            <image:title>Makul Bir Yaşam</image:title>
            <image:caption>Acı ve yoksunlukla dolu bir dünyada umutsuzluğa kapılmak oldukça kolaydır, daha fazlasını yapmadığımız için kendimizi yargılamak da öyle. Sahip olduğumuz her şeyi feda etsek ve kendimizi iyi işler yapmaya adasak bile, bu dünyanın tüm sorunlarını çözemeyiz. Öyleyse, yapmamız gereken nedir? Daha azı ahlaki bir başarısızlık mıdır? Bu kadar özgeci adımlar atmadan da temelde makul bir yaşam sürdürebilir miyiz? 
 
Todd May’in bu sorulara bazı cevapları var. May, aldığımız her kararda ahlak timsali örnek vatandaşlar gibi davranmamızı öğütleyen bir filozof değil. Bunun yerine gerçekçi davranıp ideallere göre yaşamanın bitmek bilmez bir mücadele olduğunu savunan May, serinin üçüncü kitabı olan Makul Bir Yaşam’da, ahlaki değerlerimizi mantıklı bir şekilde yeniden şekillendiren ve makul bir yaşam sürmenin ne anlama geldiğini tanımlayan yeni bir akım geliştiriyor, etrafımızdaki karmaşık dünyaya dahil olmamız için felsefi içgörüleri nasıl kullanabileceğimizi gösteriyor. 
 
 
Ahlakın doruklarına tırmanan o yaratığa buralarda pek ender rastlanır. Böyle örneklerin varlığı inkâr edilemez belki ama çoğumuz onlardan değiliz. Ama çoğumuz başkalarını boş verip yalnızca kendisine fayda sağlamaya çalışan saf egoistler de değiliz. Kendimiz hakkında bu şekilde düşünmüyoruz ve böyle yapmakta da haklıyız. Üstelik ahlaki bakımdan en iyi halimizi deneyimliyor olmasak ve hatta bunu yapmaya gücümüz yetmese bile, çoğumuz ahlaki açıdan daha iyi hale gelmeye açık varlıklarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109127</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bc37dfa-6e11-4f18-bd7f-4b5977890fc9.jpg</image:loc>
            <image:title>Yamuk Okul&apos;da Kıyamet Kopuyor</image:title>
            <image:caption>Yamuk Okul&apos;un üzerine “Kıyamet Bulutu” çöküyor! Louis Sachar&apos;ın, dünya çapında milyonlarca çocuğa ulaşan “Yamuk Okul” serisinin Türkçede ilk kez yayımlanan dördüncü kitabında; okurları yine hem şaşırtıcı, hem sorgulatan, hem de çok matrak olaylar bekliyor. Yamuk Okul&apos;un tepesine tüneyen KARA BULUT&apos;un gölgesinde yaşanan uçuk kaçık maceralara kucak açan Yamuk Okul&apos;da Kıyamet Kopuyor, sıra dışılığın sıradanlığını gösteren 30 kısa öyküden oluşuyor.  Sachar, öğretmenlik anılarıyla yoğurduğu ve bizzat kendisini de kahramanların arasına yerleştirdiği bu durum öykülerinde, çocukları ABSÜRT mizahla tanıştırmakla kalmıyor; aynı zamanda eleştirinin çok yönlülüğü üzerine de düşündürüyor. Sevgili okur; Sözcüklerin arasında yavaşça ileri geri sallanan yeşil “TURŞU” taşını gözlerinle takip ediyor musun? Dikkatli ol! Beşe kadar sayınca seni başka bir yere götürecek. Tüm zamanların en acayip okuluna, Yamuk Okul&apos;a tekrar hoş geldin!  GONNNG! ÇINNN ÇINNN! GONNNG! Yamuk Okul&apos;da bu kez çanlar BÜYÜK SINAV için çalıyor!  Bayan Jewls ÖDEV verdikçe öğrencilerin muziplikleri katlanıyor.  Derken, okulun üzerine bir KIYAMET BULUTU çöküyor ve olanlar oluyor... YOKDOLAP içinde ne saklı? 1 milyon adet TIRNAK biriktirmek kimin ne işine yarayacak? ATAŞ BÜKÜCÜ olabilmek için hangi yolları takip etmek gerekiyor? 999 sayfalık bir kitap tek nefeste okunabilir mi? Dört işlem insanı nasıl bir MATEM havasına sokabilir? Ve belki de en önemlisi, adım adım yaklaşan BÜYÜK SINAV kaç gün sürecek? Yamuk Okul efsanesinin doğuşundan tam 40 küsur yıl sonra gelen Yamuk Okul&apos;da Kıyamet Kopuyor, “demlenmiş” hikâyesiyle beklentilerinizi boşa çıkarmayacak, dört başı mamur bir devam kitabı. Newbery Madalyası sahibi Louis Sachar, “Yamuk Okul” serisiyle okurları sadece güldürüp eğlendirmiyor; sürekli evrilen ama odak noktası hiç değişmeyen eğitim-öğretim sistemi üstüne tartışmaya da itiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109128</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec4e4e40-80bd-41de-9756-68ed27898491.jpg</image:loc>
            <image:title>Elmer Günü</image:title>
            <image:caption>Elmer Günü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109129</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c6ef195-f184-4b69-ba8f-4d0fdf1972cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Elmer ve Kelebek</image:title>
            <image:caption>Elmer, Kelebek’i yere düşen bir dalın altından kurtarınca, Kelebek bu iyiliğin karşılıksız kalmayacağına dair Elmer’e söz veriyor. Ama bir kelebek bir file nasıl yardım edebilir ki? 
 
&quot;McKee yine harika bir iş çıkarmış.&quot; 
EARLY YEARS EDUCATOR</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109130</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e547361-f172-4f72-99c6-3dedc05aad50.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kese Bilye</image:title>
            <image:caption>Paris, 1941. Fransa işgal edilmiştir. On ve on iki yaşlarında iki Yahudi kardeş Maurice ve Joseph, son kez bilye oynarlar. Çünkü savaş ailelerinin güvenliğini tehdit ederken, Maurice ve Joseph&apos;in kimliklerini gizleyerek serbest bölgedeki ağabeylerinin yanına kaçmaları gerekir. Böylece hayatlarını tamamıyla değiştirecek bir yolculuğa çıkarlar. 
Bir Kese Bilye, heyecan verici ve sürükleyici bir dille savaşın acımasızlığını, mantığın bittiği saçmalıkların kol gezdiği bir ortamda bile iyiliğin, iyi insanların hep var olduğunu anlatmak için yazılmış bir kitap. 
Maurice ve Joseph’in umut dolu yolculuğu her yaştan okurun kütüphanesinde yer alması gereken modern bir klasik. 
 
“Korku, ıstırap ve acıyla dolu bu kitap bir nefret kitabı da olabilirdi, ama sonuçta bir umut ve sevgi çığlığı.” 
Bernard Clavel 
 
“Lanetli zamanlara adanmış sayısız tanıklık arasında bu kitap, deneyimin, duygunun, neşenin ve çocuksu acının doğası gereği benzersiz. Öyle bir şekilde anlatılıyor ki, macera okuyucuyu sayfadan sayfaya ve son satıra kadar kavrıyor, sürüklüyor ve alıp götürüyor.” 
Joseph Kessel 
 
“Bu kitabı diğerlerinden farklı kılan doğallığı, mizahı, şefkati ve sağduyusu.” 
La Croix</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109131</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/121a5c91-ea57-40b7-a338-c54d8c093226.jpg</image:loc>
            <image:title>Şafii Fıkıh Usulü Edebiyatında Tahsis Sem&apos;ani Örneği</image:title>
            <image:caption>ŞÂFİÎ FIKIH USULÜ EDEBİYATINDA TAHSİS SEM‘ÂNÎ ÖRNEĞİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109132</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5af4f740-ce94-4a1c-b2e0-fcd352006b24.jpg</image:loc>
            <image:title>Manevi Harp</image:title>
            <image:caption>Bir asır öncesine kadar yapılacak bir harpte birliklerin gücünü belirleyen top ve tüfekti. Fakat günümüzde topun yerini teknoloji, tüfeğin yerini aklın alması ile beraber, harpler bilek gücünden uzaklaşarak stratejik savaşlara dönüştü. Bizleri geliştirecek ve ileri taşıyacak adımları bu doğrultuda atmamız gerekirken bugün ülkemizde tüfek kullanmayı yasaklayan bir sistem ile iç içe bulunmaktayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109133</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4e185a6-b72a-406b-92c7-76686a025458.jpg</image:loc>
            <image:title>Your Lie in April – Nisan Yalanı 2</image:title>
            <image:caption>Yeni açmış kiraz ağaçlarının altında o kızla tanıştım ve kaderim değişmeye başladı. 
 
 
  Dâhi çocuk Arima Kosei, annesinin ölümünden sonra piyano çalmayı sonsuza dek bıraktı ya da öyle olduğunu düşünüyordu. Ne var ki hayat dolu kemancı Miyazono Kaori’nin pes etmeyi asla kabullenmeyen kararlılığı sayesinde Arima, kendini bir anda yeniden klasik müzik dünyasının içinde buldu. Bunca yıldan sonra, Arima hiçbir şey olmamış gibi tekrar piyano başına oturabilecek mi? Yoksa hissettiği büyük baskı altında ezilirken tarih tekerrür mü edecek?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109134</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/726794b8-934e-4375-bb30-0057d9d8a560.jpg</image:loc>
            <image:title>Vinland Saga - Vinland Destanı 2</image:title>
            <image:caption>Jomsvikinglerden aldığı üstü kapalı tehditlerin ardından, sevdiklerine ve köyüne zarar verilmesinden endişe eden Thors Jomsviking ordusuna katılmayı kabul ediyor. Köyden yanına aldığı beş gençle birlikte savaş meydanına doğru yola koyulurlar ancak Thors bu gençleri tehlikeye atmak niyetinde değildir. Gemiler geri dönülemeyecek kadar ilerlediğinde beklenmedik gelişmeler olur ve bu gelişmeler, hem Thors’un hem de Thorfinn’in geleceği üzerinde büyük rol oynar. 
  Vinland Saga’da heyecan katlanarak artmaya devam ediyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109136</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/554844b3-e83f-4e81-bf1c-b4a87d134bd3.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Bayan Akıllı</image:title>
            <image:caption>Küçük Bayan Akıllı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109137</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6913bc69-6aa2-4892-9bf4-6d88eeb2e560.jpg</image:loc>
            <image:title>Meksika</image:title>
            <image:caption>Fransız yazar, şair, devrimci ve sürrealizm akımının önemli isimlerinden biri olan André Breton 1938 yılında geldiği Meksika’yı “Dünyanın en sürreal ülkesi” diye tanımlarken Salvador Dali, kısa bir süre kaldığı bu ülke için, “Meksika’ya bir daha gitmemin imkânı yok. Benim resimlerimden daha sürreal olan bir ülkeye tahammül edemem” diyor. Pablo Neruda ise gezmekten büyük keyif aldığım ve çok sevdiğim, benim en güzel coğrafyalarımdan biri olan Meksika’yı şöyle anlatıyor: “Çiçek veren kaktüsleri ve yılanlarıyla Meksika. Çiçek açan, dikenli Meksika. Kupkuru ve fırtınalarla dolu, renkleri, toprakları ve bitkileri olağanüstü Meksika, beni bütün büyüsüyle, ışığıyla sarıverdi… Meksika bir kırmızı ve firuze renkli pelerinler ülkesi. Meksika, çanak ve çömlekler, üzerinde arıların gezdiği meyveler ülkesi.” 
 
Büyük şairlerin biz sıradan insanlar yerine düşünme ve hissetme yetenekleri var. Pablo Neruda yaklaşık 80 yıl önce, benim Meksika’yla ilgili tüm düşünce ve hislerimi çok güzel bir şekilde ifade etmiş. Üstadın sözünün üzerine söz söylemek, kelime israfından başka bir şey değil. 
Öte yandan, gezi kitabı yazmak, seyahatin masa başında devam eden halidir. Meksika’yı gezmek de yazmak da benim için tutkulu bir aşk gibiydi. Her ikisinin de bitmesini hiç istemedim. 
                                                                                                                                                       Fazlı Bulut</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109138</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b594e24-c4f0-4e93-b476-0a9c820586f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Peppa Pig - Okulda Yetenek Günü</image:title>
            <image:caption>Peppa ve arkadaşları bugün okulda özel yeteneklerini sergileyecekler. Peppa şarkı mı söylese, dans mı etse yoksa ip mi atlasa bilemiyor. Peki ya senin özel yeteneğin ne? Hadi sen de eğlenceye katıl!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109139</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96fe6203-6ef6-44ab-9a63-4a7bff063844.jpg</image:loc>
            <image:title>Defne&apos;nin Geyiği</image:title>
            <image:caption>Her şey o gün Defne&apos;nin sınıf gezisinde hayvanat bahçesine gitmesiyle başladı.  Hayvanlar pek mutlu görünmüyorlardı.  Hele o geyik yavrusu… Defne&apos;yle arasında sihirli bir bağ oluşuvermiş, geyikçik Defne&apos;ye derdini anlatmıştı. Anne babasından koparılıp buraya konulduğundan beri evini çok özlüyordu. Defne ne yapıp edip ona yardım etmeliydi.  Ama bunu tek başına yapamazdı. Babaannesi Nuriş ve veteriner amcası Kerem’le birlikte muhteşem bir macera onu bekliyordu.   
Hayvan haklarını merkezine alan bu romanı okurken bir yandan da yaratıcı yazmanın inceliklerini keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109140</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9516aa3-dcbe-494d-825a-bc6d0eb3a12a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral Şakir 13 - Cilala, Parlat Bir Dürüm Patlat! (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Merhaba arkadaşlar ben Şakir! Herkesin bildiği nam-ı diğer Kral Şakir! 
Aslında ailem ve ben normal günler yaşamaya çalışıyoruz ama garip olaylar peşimizi bırakmıyor. Her zaman olmadık durumlara girip birazcık şans, birazcık zekâ ve çokça takım ruhuyla, sonu güzel biten eğlenceli hikâyelere koşuyoruz. 
 
Yüzümde aniden beliren sivilce, Fil Necati Ağabey ’in yeni oyuncağı, Kumpir ’in kaybolan özgüveni daha bir sürü süper macera yeni kitabınızın sayfalarının arasında sizi bekliyor. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, sıkı tutunun ve maceraya hazır olun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109141</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4fbcc225-5c5e-4617-8d87-6cac286ece1f.jpg</image:loc>
            <image:title>Alanya</image:title>
            <image:caption>Alanya, tarihsel süreç boyunca stratejik konumunun yanı sıra kültürel ve doğal güzellikleri nedeniyle de birçok medeniyetin ilgisini çekmiştir. En parlak dönemini Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yakalayan Alanya, sahip olduğu istisnai kültürel değerler nedeniyle 2000 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne kültürel miras alanından dahil edilmiştir. Meşhur Türk tarihçisi İbrahim Hakkı Konyalı, Alanya Tarihi adlı eserinde bu kadim kenti şöyle anlatıyor: 
“... Alanya ormanları ile muz, portakal, limon, mandalin bahçeleriyle, ılık güneşiyle, plajları, tarih ve tarihi eserleriyle eşsiz bir yurt parçasıdır. Tanrı burada her şeyin varlığına cazip bir bukalemun tabiatı karıştırmış. Her şey mevsimine, gününe hatta saatine göre insanı büyüleyen bir renk taşır.” Yetiştirilen ürünlere avokado, mango, papaya, passiflora ve ejder meyvesi gibi yeni değerli tropikaller eklendi. Bu gibi ürünler dünyanın dört bir tarafına ihraç ediliyor. Turizm gelişti, dünyadan ve ülkemizden birçok insan bu cennet yöreyle tanıştı. Dünya çapında organizasyonlara ev sahipliği yapan Alanya aynı zamanda çeşitli branşlardaki takımları ile sporda da adını ülke sınırları dışına taşıdı. Dünyanın 120 farklı ülkesinden, çeşitli milletlerden ve dinlerden yaklaşık 50 bin yabancı bölgeye yerleşti. Yerleşik yabancılar (Alanya tabiriyle Yeni Alanyalılar), Alanya’yla kaynaştı ve şehre artı zenginlik kattı. Ancak, Alanya’nın dünya turizminde daha da iyi bir yerde olması, hak ettiği payı alması ve daha güçlü bir marka haline gelmesi için yeni hamleler gerekiyor. Özellikle Alanya’nın kadim tarihi ve kültürel zenginliğinin daha iyi anlatılması gerekiyor. Elinizdeki eser böyle bir boşluğu doldurma amacını güdüyor ve Alanya’nın sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerini akademik bir şekilde gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109142</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b919bbd-5058-401a-a909-cc60c8a70fc7.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneş Batarken</image:title>
            <image:caption>Savaş sonrası Japonyası&apos;ndaki kültürel yıkımının toplumsal izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini ustalıkla işleyerek tüm zamanların en çok okunan eserlerine imza atan Osamu Dazai, yaşamına son vermeden kısa bir süre önce kaleme aldığı Güneş Batarken&apos;de, soylu bir ailenin parçalanma ve umutsuzca çırpınma hikâyesine ayna tutuyor.


Ailenin her bir üyesi kişisel açmazlarının farklı yönleriyle boğuşurken, Dazai İnsanlığımı Yitirirken&apos;in unutulmaz başkarakteri Yozo&apos;yu anıştıran erkek karakterleri geri plana atarak sözü bu kez, dönemin kemikleşmiş ahlaki değerleriyle mücadele etmek ve bireysel kurtuluşa ulaşmak için toplumsal fayda üretmeye yönelen kadınlara veriyor. Şehir ve taşra hayatının dayattığı gündelik pratiklerle kuşatılmış bireylerin makûs talihleriyle imtihanı, Dazai&apos;nin keskin analizleriyle okura canlı bir toplumsal panorama vaat ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109143</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6cb087ad-47fb-4f15-914b-7fdfa503693f.jpg</image:loc>
            <image:title>Çekilin, Ben Yazarım!</image:title>
            <image:caption>Bu öyküler kimler için? 
Bu öyküler yazmaktan korkmayanlar için! 
 
Kitabın kahramanları Papuçgaga, Terzi Kuşu, Salıncak Örümceği, Güneş Balığı, Şair Kipri, Flamingo, Avokado Prensesi... ve tabii ki Dev Lama! Hepsi de yazı yazma konusunda müthiş keşifler yapıyorlar. ŞİMDİ SIKI DUR! Sen de bir öykü yazmak üzeresin! 
Çocuk edebiyatının sevilen yazarı Anıl Basılı, tüm çocukları kitapların zengin dünyasına davet ediyor ve onları yazmanın sevinciyle tanıştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109144</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5345954e-cae6-440b-a1fb-4d7858176dfa.jpg</image:loc>
            <image:title>Görünmez Mürekkep</image:title>
            <image:caption>Görünmez Mürekkep: Okumayı Yazmak / Yazmayı Okumak, kaleme aldığı kurgularla dünya edebiyatında çığır açmış usta bir yazarın, Nobel ve Pulitzer Ödüllü Toni Morrison&apos;un düşünsel arka planının zenginliğini ve entelektüel kapasitesini ortaya koyan etkileyici bir fikirler toplamı. Sevilen, En Mavi Göz, Cennet, Caz gibi külliyatının temel taşlarını kurgularken beslendiği kaynakları açıklığa kavuşturan bu metinler, Morrison&apos;un ırksal ve toplumsal dinamikleri ele alış biçimini, şekillendiği toplumla kurduğu derin duygudaşlığı ve entelektüel hünerini de gözler önüne seriyor.


Sanatçının toplumdaki rolünden basının işlevine, edebiyattaki tahayyül sorunundan dilin gücüne, Afro-Amerikalıların Amerikan kültüründeki varlığından ırk, cinsiyet ve küreselleşme meselelerine kadar geniş bir yelpazede seyreden, zarif üslubuyla okuru şaşırtmaktan bir an bile geri durmayan, harekete geçmeye, hayal kurmaya ve umut etmeye davet eden bir çağrı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109145</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44c6541e-1501-467e-94a1-72dea28d0619.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Olmak Zor Zanaat</image:title>
            <image:caption>Sanatçı Maurice Ravel’in en tanınmış eseri “Bolero”dur. Bir kadının, eseri hakkında “Delice…” diye yorumda bulunmasının ardından Ravel’in “İşte eserimi anlayan biri!” dediği kadar vardır. Gerçekten de delice bir konçertodur Ravel’in Bolero’su… Eserde aynı melodi 24 kez hiç değişmeden farklı enstrümanların katılımı ile tekrarlanır. Eserin sonunda 24 enstrümanın katılımı ile tüm orkestra aynı melodiyi çalar. Eser kükrer adeta ve muhteşem bir final ile noktalanır. Bazıları için ise monotondur. 
 
Bizi insan yapan farklı enstrümanlarımız, ruhsal organlarımız vardır. Bunlardan biri, doğumla birlikte mevcut olan duygularımızı, içgüdülerimizi, dürtülerimizi içeren varoluşumuzu temsil eden “id” alt benliktir. Diğeri daha sonradan oluşan, gelişen, yapılaşan, kişiliğimiz, benliğimiz, yani “ego”muzdur. Bir diğeri de vicdanımız, yani “süperego”muzdur. Bu üç ruhsal enstrümanın ortak sesidir insan olmak. Enstrümanlar farklıdır ama çıkan ses aynı insandan çıkmaktadır. 
 
Varoluşunun içindeki kıpırtısını önemseyen, yeniliklere açık, benliğini, aklını, bilimi kullanan ve vicdanının sesine kulak veren, benimseyen insan, dünyanın zengin mozaiği içinde kendisi ve evren ile çatışmadan, huzur içinde ve aynen “Bolero”nun akışı ve finali gibi sürdürür yaşamını. 
 
Her şey insanın kendinde başlar, kendinde biter…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109146</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a849c87-8bd7-4d0e-a4a8-79bc531d12a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sin</image:title>
            <image:caption>Öykülerinde çetin duyguları tasarruflu üslubuyla satırlarına taşıyan Türker Ayyıldız, Sin romanında kaybedişlerle örülmüş hayatları kesiştirerek, yıllara ve bozkıra yayılan bir hayatı anlamlandırma çabasına ses veriyor.


İhanet bilmecesinin ağırlığıyla tahrip olmuş bir zihin, en değerli varlığını tam da kendi olduğu için yitiren başka bir yürek yangınıyla aynı güzergâhta buluştuğunda, mesafeler kısalırken varılacak son durağın yükü ağırlaşıyor.


Başarısızlıklar, yanlış kararlar ve yıkımla müteşekkil hayatları, insanın giz sandığı gerçek yüzünü, kendinden, geçmişinden, kök saldığı topraklardan, sınıfından ve safından kaçanları kovalayarak açığa vuruyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109147</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58f44dc2-f0f8-4eaa-963b-8bff8d430995.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Yeniden Efsunlamak</image:title>
            <image:caption>Silvia Federici, Marx&apos;ın tanımladığı şekliyle ilksel birikimin, köylüleri ücrete tabi ve disipline edilmiş bir proletarya ordusuna dönüştüren arazi gaspının, kapitalizmin başlangıçtaki değil süreğen bir önkoşulu olduğunu, bunun da toplumsal yeniden üretim alanında kadınların ev içi emeğinin sömürülmesiyle taçlandırıldığını ileri sürerek, özellikle 1970&apos;lerde, feminist harekete önemli bir ivme kazandırmıştır. Kapitalizme yönelik bu eleştiri çerçevesini hem teorik hem pratik düzeyde istikrarlı bir biçimde sürdürerek günümüze kadar taşıyan Federici, Dünyayı Yeniden Efsunlamak&apos;ta gezegenin dört bir yanında yaşanaduran yeni çitlemeler ve bu bağlamda tartışılan müşterekler meselesinde, küresel kapitalist birikim sürecinin, borçlandırma vasıtasıyla yeniden üretimin yeni bir finans kaynağına dönüştürüldüğü güncel evresinin göz ardı edilen boyutları üzerinde ısrarla durarak, feminist perspektif adına içe dönük eleştiriler de barındıran çok katlı bir cephe açıyor.
Kapitalizmin çitlemelere, yani öncesinde kullanım hakkı örfi kurallar kapsamında topluluklara ait kılınan kaynakların zor kullanılarak temellük edilmesine dayandığını savlayan Federici, buna karşı savunulması gereken &quot;müştereklerin&quot; ortak mülkiyetten ziyade bir toplumsal ilişkiler bütününe işaret ettiğinin altını çiziyor. Bu ilişkilerin var ettiği özerkliğin ise hayatın ve emeğin mevcut kapitalist örgütlenmesi karşısında direnç ve direniş alanları açtığı tespitinden hareketle, yerli halkların, sularına ve topraklarına göz diken kapitalist düzene karşı verdiği mücadeleye dikkat çekerken, söz konusu ilişkilerin daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir temelde yeniden inşasında toplumsal cinsiyetin önemli bir kaldıraç görevi göreceğini iddia ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109148</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4afa076-3344-48f5-abb5-93a4d4218c02.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Günlüğü 4 - Bir Küçük Yaş Günü Meselesi</image:title>
            <image:caption>KARAMEL’İN UNİCORN GÜNLÜĞÜ’NDE BİRTAKIM DOLAPLAR DÖNÜYOR! 
Hey sen! Ben artık büyüdüm, farkında mısın? 
Newton’ın bıraktığı büyük hayal kırıklığıyla baş etmeye çalışırken bir taraftan da kafamı karıştıran Paul ile uğraşıyorum. Ama her iki konuya da kesin bir ara vermem lazım. Çünkü önümde daha büyük bir olay var: Doğum günüm! Sonunda beklediğim gün gelip çattı. 
Artık 16 yaşında bir Karamel olarak daha delice hayaller kurabilecektim. Ama o da ne? Hiç kimse doğum günüm hakkında konuşmuyor. Bu duruma bir el atmam gerekiyor. Unutmuş olamazlar değil mi? Değil mi! Sanırım arkamdan birtakım dolaplar dönüyor. Bunu çözmem için bana yardım etmelisin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109149</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55728946-7dc6-41c9-b364-844e1b0308db.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Günlüğü 2 - Kafalar Karışık</image:title>
            <image:caption>KARAMEL’İN UNİCORN GÜNLÜĞÜ’NDE İŞLER KARIŞIYOR! 
Hey sen! Buraya gel ve lütfen en az saçlarım kadar karmaşık olan hayatımı çözmeme yardım et. 
Okulumuzda düzenlenen dans yarışmasını başarıyla atlatmıştık. Ama o da ne! Önümüze bir dans yarışması daha çıktı, hem de en büyüğü. Fakat benim kuş kanadı takıp göklere uçan sevgi dolu kalbim, dans alıştırmalarını aksatmak için fırsat kolluyordu. Üstelik bu sırada hayallerimin ötesinde kalan kişi gerçek oldu: Evet Newton! Bir yanda sorumluluklarım bir yanda Newton ve onun değişken hâlleri… Peki ben şimdi ne yapacağım?  Bu karmaşadan sorunsuz çıkabilmem ve düğümü çözmem için yanımda olmalısın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109150</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/31361a93-544f-42fb-839d-936f125e8ff0.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Günlüğü 3 - Üç Küçük Hafiye</image:title>
            <image:caption>KARAMEL’İN UNİCORN GÜNLÜĞÜ’NDE GİZEM VAR! 
Hey sen! Keskin gözlerini dört aç ve delilleri bulmamıza yardım et. 
Newton’la her şey yolunda giderken bir yandan biricik arkadaşlarım Cloudia ve Cindy’le çılgın anılarımıza yenilerini eklemeye karar verdik. Ah, ne olduğunu merak ettin değil mi? Peki sana bir uyku tulumu, geniş bir çadır ve büyük bir kamp ateşi desem… Evet, doğru tahmin: Festival! Hayatımın ilk festivali harika geçerken sonu hiç tahmin etmediğim bir yere vardı. Tam bir fiyasko… Üstelik bununla da bitmedi; bir gizemin peşine takıldık.  Gerçekler er ya da geç ortaya çıkmalı! Sana anlatacaklarımı dinlemelisin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109151</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98147007-71df-4801-b14c-5d3bc3f48916.jpg</image:loc>
            <image:title>Unicorn Günlüğü 1 - Yeni Başlangıçlar</image:title>
            <image:caption>KARAMEL’İN UNİCORN GÜNLÜĞÜ’NDE BİR “YENİ KIZ” MACERASI! 
Hey sen! Bu günlüğün kapağını açmadan önce öğrenmen gerekenler var. 
Ben Karamel. Hayatımın dönüm noktası, babamın işi yüzünden Sydney’e taşınmamızla başladı. Yetişkinlere ayak uydurmak ne kadar da zor! Şimdi yeni bir şehirde yeni başlangıçlar yapmam gerekiyor; yeni okuluma alışıp yeni arkadaşlar edinmek gibi... Okulun “yeni kızı” olarak beni neler bekliyor dersin? Mesela birbirinden iyi üç arkadaş, bir küçük dans gösterisi ve ufacık bir kalp çarpıntısı… Yeni başladığım bu macerada beni uzun bir yol bekliyor. Bu zorlu ve çetin mücadelelerle dolu ama bir o kadar eğlenceli hayatımda en büyük destekçim sen olabilirsin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109152</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a6aabd7-a65c-4070-9997-711091d70647.jpg</image:loc>
            <image:title>Sırlar Dağının Melekleri</image:title>
            <image:caption>Biz, o zamanın çocukları, cuma günleri dışında bu küçük çarşıya kolay kolay gelemezdik. Bakır Hoca’nın oğlu, kara suratının neredeyse yarısını kapatan pala bıyıkları ve ardına bastığı kendi gibi kara, yumurta topuklu kundurularıyla namı diğer Deli Mevlit’ten Ağılı Dere’deki şeytanlardan korktuğumuz gibi korkardık. 
*** 
Hoca, başında bir imam sarığı değil de her zaman olduğu gibi koyu renkli, sekiz köşeli kasketi olsa da bu görüntüsüyle alışılmış takkeli sofu dindarlardan çok Millet Meclisinin ilk açılış fotoğraflarında yer alan zamanın kuvvacı hocalarını hatırlatıyordu. 
*** 
Göç kamyonu, kırmızı renk kupası, boncuk mavisi boyalı kasası olan, kasasının bagajının önünde kocaman harflerle “Maşallah” yazılı, burunlu bir BMC idi. Yüklerin üstüne birbiri üstü öyle bir yığıldık ki… 
*** 
Biraz önce oturduğum taşın üstünde daldığım hayal âleminden, tam karşımdaki hoparlörden yayınlanan, merkezî sistem ile okunan öğle ezanı ile gerçek âleme döndüm. O kadar çirkin bir okuma ki… Onca bunalımlı günden sonra, minberlerde gidip görmüşçesine anlatılan cennetleri andıran eski köyümün doğasından azıcık bir haz almıştım; oncağızı da alıp götüren bir tuhaf ses…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109153</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a1e820a-b5eb-40a2-8251-ddc5467dfc51.jpg</image:loc>
            <image:title>Hapşıran Bahar</image:title>
            <image:caption>Dr. Merve Başkan diyor ki… 
 
Baharda uçuşan çiçek polenleri, tozlar ve yapraklar sıklıkla ‘Bahar Allerjisi’ dediğimiz bir duruma neden olur. Ülkemizde yaklaşık 1,6-2 milyon kişide bahar nezlesi/alerjisine rastlanmaktadır. Okul çocuklarının üçte biri alerjiktir. 
 
İşte bu öyküde sevimli Bahar’ın evinin önüne yeni dikilen kavak ağacına alerjisi nedeniyle hapşırmaktan evinden çıkamaması ve doğanın uyanamaması anlatılıyor. Taaa ki yaşlı Sonbahar bilgeliği ile sorunu çözene kadar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109154</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ec3e7a2-7833-4906-9663-12f5a3a57b93.jpg</image:loc>
            <image:title>Buz</image:title>
            <image:caption>KUZEY KUTBU’NA HÂKİM OLMA SAVAŞI YENİ BAŞLADI 
BİR YARDIM ÇAĞRISI 
Eski bir özel harekât görevlisi olan Anna Aune, ağırlığı altında ezildiği geçmişinden uzaklaşabilmek için araştırmacı Daniel Zachariassen’in peşine takılıp soluğu Kuzey Kutbu’nda aldı. Tek isteği bir parça huzurdu. Ancak yakınlardaki Çin Araştırma İstasyonu’ndan yükselen yardım çağrısı, onu bir kez daha sarsıcı geçmişinin kucağına itecekti. 
BİR KÂBUS 
Anna ve Zachariassen, patlayan kutup fırtınasının ortasındaki Çin Araştırma İstasyonu’na vardığında kendilerini akıl almaz bir katliamın göbeğinde buldu. Artık onlar için geri dönüş yoktu. 
BİR SIR 
İkili, kendileri de kurban olmadan önce katliamın sorumlularını bulmak ve Kuzey Kutbu’nun acımasız soğuğunda bir ölüm kalım savaşı vermek zorundaydı. Ancak katliamın ardındaki sır, tüm dünyayı sarsacak kadar derine uzanıyordu! 
 
*** 
 
The Wave, The Quake ve The Secret of the Vikings filmlerinin başarılı senaristi John Kåre Raake, ilk romanı Buz ile temposu düşmeyen klostrofobik bir gerilim hikâyesine imza atıyor. 
 
“Ustalıkla kaleme alınmış mükemmel bir gerilim romanı.” 
SINDRE HOVDENAKK VG</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109155</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b72e1149-a84b-4391-85e6-20e818187256.jpg</image:loc>
            <image:title>Medusa</image:title>
            <image:caption>Zamanı geldi. 
Ben Medusa, sonunda kendi hikâyemi anlatacağım. Bana inanmak zorunda değilsiniz, sizden tek istediğim dinlemeniz. 
Bu dünya bunu bana borçlu. 
Sanıyorum adımı duyduğunuzda aklınıza o her zamanki resim geliyor; öldürücü gözler, tüyler ürpertici bir suret ve o meşhur yılanlı baş. Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama gerçek şu ki ben aslında epey sıradandım, en azından bir süreliğine. Yani, okuduğunuz her şeye inanmamalısınız, hikâye anlatıcılığı bazen çok tehlikeli olabiliyor. 
Kendi çağımda hakkımda birçok şey söylendi: Ayartıcı kadın. Yalancı. Canavar. Katil. Tecavüz kurbanı. 
Görünüşe göre insanlar sonuncuyu unutuyor. 
Fakat tarihi kazananlar yazar. Ya da daha basit bir ifadeyle tarih, erkekler tarafından yazılır. 
 
***** 
 
“Medusa’nın öfkeli ve tutkulu sesinin arasına serpiştirilmiş keskin yorumlar beni çok etkiledi.” 
Jennifer Saint, Ariadne’nin yazarı 
 
“Mitoloji sevenler Medusa’nın köken hikâyesine bu derinlemesine bakıştan kesinlikle memnun kalacaklar.” 
Publishers Weekly</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109156</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ffc4e8f-ca7c-4fa0-a732-ce4182ff9a87.jpg</image:loc>
            <image:title>Avatar: Üstün Taraf - 1.Cilt</image:title>
            <image:caption>James Cameron’ın senaryosuna dayanan Avatar: Üstün Taraf, ödüllü yazar Sherri L. Smith tarafından epik bir çizgi roman serisine uyarlanıyor! 
İnsanların Pandora’yı terk etmeye zorlanmasının üzerinden neredeyse on yıl geçti oysa şimdi geri dönüyorlar – ağır silahlı yıldızlararası uzay gemilerinden oluşan bir donanmayla hem de! Yıllardır süren barışın ardından Jake Sully, NEYTİRİ’nin yanına yerleşip bir aile kurmuştur, bu yüzden onun için risk, RDA’nın kurumsal gücüne karşı ilk savaşa girdiği zamandan bile daha fazladır. 
Avatar: Suyun Yolu filminin öncesini anlatan Avatar: Üstün Taraf çizgi romanı bu büyük destanda yepyeni bir alana ilerlemeyi göze alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109157</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/609d7a93-5820-49d5-8144-9c6d63ba0ba0.jpg</image:loc>
            <image:title>İmparatorluk Hudutları</image:title>
            <image:caption>İmparatorluk Hudutları, Büyük Petro döneminde Rusya’nın Don Bozkırı sınır boylarındaki emperyal yayılması ve bu bölgedeki yerel dönüşümler üzerine bir çalışmadır. Brian Boeck, Rus ve Osmanlı imparatorluklarının Kuzey Karadeniz havzasındaki rekabetini, sınırda yağmacılığa adanmış açık, demokratik, çok etnikli bir erkek kardeşliğinden Rus devletinin sınırlarını savunmaya ve ilerletmeye adanmış kapalı bir etnik topluluğa dönüşen Don Kazaklarının sosyal tarihiyle ilişkilendiriyor. I. Petro’nun sınır devriyesini, göç kontrolünü, sınır ötesi temasların bürokratik düzenlemesini ve muhaliflerin sınır dışı edilmesini teşvik ederek eski bozkır dünyasını nasıl yok ettiğini ve onun yerine yeni bir emperyal Kazak düzenini nasıl yarattığını gösteriyor. İmparatorluk Hudutları, bu dönüşümü incelerken emperyal yayılma, devlet dışı şiddetin gayrimeşrulaştırılması, sınırların inşası ve devlet otoritesinin yerel toplulukların yaşamlarına müdahalesi gibi temel tarihsel meseleleri ele alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109158</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60be40a3-0527-4000-a8fe-8f4d2e4459ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Avatar: Üstün Taraf - 2.Cilt</image:title>
            <image:caption>James Cameron’ın senaryosuna dayanan Avatar: Üstün Taraf, ödüllü yazar Sherri L. Smith tarafından epik bir çizgi roman serisine uyarlanıyor! 
İkinci ciltte Avatar evreninin hiç beklenmedik bölümlerine giriliyor! Gök İnsanları, uzay gemilerinden oluşan bir donanmayla Pandora’ya doğru ilerliyor ama Jake Sully ve NA’Vİ halkı onlar için hazır! Bugünün geleceğini bilen Jake, NA’Vİ savaşçılarını öyle bir eğitti ki insanlar nelere mal olduğunu görüp bir daha gelmesin... Tabii eğer plan işe yararsa. 
Avatar: Suyun Yolu filminin öncesini anlatan Avatar: Üstün Taraf çizgi romanı bu büyük destanda yepyeni bir alana ilerlemeyi göze alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109159</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c23b3f81-1a63-41a7-9cd6-6e718a35d890.jpg</image:loc>
            <image:title>Rosario &amp; Vampire Sezon 2 Cilt 9- Tılsımlı Kolye ve Vampir Sezon 2 Cilt 9</image:title>
            <image:caption>Moka, arkadaşlarının zarar görmemesi için kendini feda edip kız kardeşi Aqua ile birlikte gitmeyi kabul eder. Tsukune ve diğerleri, Moka’yı nasıl kurtaracaklarını düşünürken beklenmedik misafirler çıkagelir. Fuhai Toho ise Tsukune’ye tehlikeli bir öneride bulunur.  Heyecan dozu gittikçe artan macerada nefesler tutuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109160</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17a65894-e61f-42ec-9942-4e9dfc3eb21b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gantz 15</image:title>
            <image:caption>Kurono ve İzumi, Şibuya’da siyah elbiselilerin saldırısına uğrarlar. İzumi, yardım etmeyi reddeden Kurono’ya nazire yaparcasına, tüm saldırganları tek başına alt eder. Diğer yandan, Kurono düzenli bir şekilde saldırıya uğrayan Kocima’nın bir gün zarar göreceğinden endişe etmeye başlamıştır. Bu sırada, Kurono ve idol sanatçı Reika’nın buluştuğu ortaya çıkar. Kuronu ve Kocima ayrılırlar. Yaşadığı büyük üzüntüye rağmen Kurono görevlere odaklanmaya devam eder. Ancak, Gantz tarafından görüntülenen hedef... 
  Hikâye akışı ve ana kahramanlarının yaşadıklarıyla diğer tüm mangalardan ayrılan yetişkin mangası Gantz, yüksek temposuyla şaşırtmaya devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109161</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/585612b0-bc10-4713-ae7d-eb9a7fa3c678.jpg</image:loc>
            <image:title>Avatar: Üstün Taraf - 3.Cilt</image:title>
            <image:caption>James Cameron’ın senaryosuna dayanan Avatar: Üstün Taraf, ödüllü yazar Sherri L. Smith tarafından epik bir çizgi roman serisine uyarlanıyor! 
Jake Sully’nin korkuları sonunda gerçek oluyor, Pandora’da silahlar patlıyor. Gök İnsanları geri döndü ve onlarla birlikte başka bir yıkım dalgası daha geliyor. Çocukları Cehennem Kapısı’nda tutsakken, Jake etrafı sarılmış ve silahsız olsa da ailesini korumak için elinden geleni yapmak ve her şeyi riske atmak zorunda kalacaktır. Kesin olan şeyse – Sully’lerin asla pes etmeyeceğidir. 
Avatar: Suyun Yolu filminin öncesini anlatan Avatar: Üstün Taraf çizgi romanı bu büyük destanda yepyeni bir alana ilerlemeyi göze alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109162</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4620341-6206-4b8c-97ba-ab9024725cd9.jpg</image:loc>
            <image:title>İsyan Tohumu</image:title>
            <image:caption>Orta Asya’yı kasıp kavuran Moğol istilası, yerli halkın büyük çoğunluğunu yerinden yurdundan etmişti. Öz diyarları olan Horasan’ı kanlı gözyaşlarıyla terk edip, Rum ellerine doğru yola çıkan Türkmen toplulukları beraberinde getirecekleri mistik ve gizemli öğretilerle yeni yurtlar edineceklerdi. 
Türkmen boyları kendi önderleri liderliğinde kafileler halinde yollara dökülmüşlerdi. İp gibi yola dizilen kafilelerde gidecekleri güzergahtaki doğal koşulları, tehlikeleri, konaklama yerlerini bilen kılavuzlar vardı. Kadınlı, çocuklu, gençli ihtiyarlı yüzlerce kişi meşakkatli bir yolculuğa çıkmıştı. 
 
İşidün iy ulular âhir zamân olısar 
Sag müsülmân seyrekdür ol da gümân olısar 
 
Dânişmend okur dutmaz dervîş yolın gözetmez 
Bu halk ögüt işitmez ne sarp zamân olısar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109163</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e687792-00e3-461a-8520-a65832df0533.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Dış Politikasında Balkanlar (1923-1939)</image:title>
            <image:caption>Her ne kadar günümüzde Batı Dünyası farklı yaklaşımlar sergilese de tarihi, coğrafi ve kültürel faktörler yanında barındırdığı anlamlı sayıdaki Balkan kökenli vatandaşları nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti bir Balkan devletidir. Zaten tüm bu unsurların adeta bir katalizör görevi görmesi ile son dönemde Ankara&apos;nın bölgeye yönelik pek çok farklı alanda ilgisi artmakta ve bu anlamlı ilginin sonucu olarak da Balkan devletleri ile ilişkileri her geçen gün ivme kazanmaktadır. 
Hâlihazırda Türk dış politikasını Balkanlar ölçeğinde anlayabilmek için Türkiye Cumhuriyeti Devleti&apos;nin kuruluş ve ilk dönemindeki bu coğrafyaya dönük yaklaşımlarını doğru tahlil etmek oldukça önemlidir. Bu isabetli tahliller ile cari Türk dış politikasının olası izdüşümlerini tahmin ederek geleceğe dönük öngörüler daha sağlam temellere oturtulur. 
Diplomasilerde sıklıkla ifade edilen “devletler arası ilişkilerde ezeli ve ebedi dostluk veya düşmanlık yoktur, ülkelerin çıkarları vardır” mottosunun dış politikada en güzel örneklerinden biri, 1923-1939 dönemi Ankara&apos;nın dış politikasındaki söylem ve hayata geçirdiği eylemlerinde saklıdır. Yine bu motto odaklı Türk dış politikasının bölgesel mahiyetteki en somut tezahürü ise Balkanlar özelinde gerçekleşmiştir. Bu kitapta, “Tarih ve Uluslararası İlişkiler” disiplini sentezi ile genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti&apos;nin dönemsel (1923-1939) dış politika değerlendirmesi bölgesel (Balkanlar) açıdan yapılmıştır. Değerlendirmede, “Uluslararası İlişkiler” teorilerinden iki temel teori olan realizm ve idealizm (liberalizm) varsayımlarından hareket edilmiştir. Eser, bölge özelinde geçmiş yanında günümüze ve sonraki süreçlere rehber olabilmek adına yapılmış bir çalışmadı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109164</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88526e0e-be0a-43a9-9d2a-05197ddd2c1f.jpg</image:loc>
            <image:title>Gri Ülke Türkiye&apos; de Kara Para</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
1. ARAŞTIRMA KAPSAMI 
2. KARA PARA’NIN TANIMI VE TARİHÇESİ 
3. KARA PARA AKLAMA SUÇU 
 
I . BÖLÜM MASAK 
 
II . BÖLÜM MALİYE BAKANLIĞI 
 
III . BÖLÜM ULUSLARARASI-1 KARAPARANIN AKLANMASIYLA MÜCADELE KONUSUNDAKİ TEMEL ULUSLARARASI METİNLER VE OLUŞUMLAR 
 
III . BÖLÜM ULUSLARARASI -2 KARAPARA ve KARAPARANIN AKLANMASINA İLİŞKİN ULUSALULUSLAR ARASI DÜZENLEMELER 
 
III . BÖLÜM ULUSLARARASI - 3 KARAPARA AKLAMA VE TERÖRÜN FİNANSMANI İLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI GİRİŞİMLER VE ARAÇLARA TOPLU BAKIŞ 
 
IV . BÖLÜM JANDARMA KARA PARA AKLAMA VE KAÇAÇILIK SUÇLARI İLE MÜCADELEDE JANDARMANIN KULLANDIĞI YÖNTEMLER 
 
V . BÖLÜM BANKACILIK - 1 PARA AKLAMA RİSKİNİN YÖNETİMİ VE TÜRK BANKACILIK SİSTEMİNDE UYGULAMA KILAVUZU 
 
V . BÖLÜM BANKACILIK - 2 BANKACILIK YOLUYLA KARA PARA AKLANILMASI VE ALINMASI GEREKEN KARSI ÖNLEMLER 
 
VI . BÖLÜM KARA PARA AKLAMADA YENİ YÖNTEMLER VE KARA PARANIN EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ 
 
VII . BÖLÜM ŞÜPHELİ İŞLEM BİLDİRİM REHBERİ( DİĞER YÜKÜMLÜLER ) MSK-RHB-ŞİB-009-1.4</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109165</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f514a43-0e1f-4265-b796-01343ae4dc2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Örgütsel Check - Up</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
BÖLÜM 1 ÖRGÜTSEL SAĞLIK 
ÖRGÜT KÜLTÜRÜ 
ÖRGÜTSEL DEĞİŞİM 
ÖRGÜTSEL GÜVEN 
ÖRGÜTSEL İŞBİRLİĞİ 
ÖĞRENEN ÖRGÜTLER 
ÖRGÜTSEL UYUM 
İŞE TUTKUNLUK 
ÇALIŞAN REFAHI VE SAĞLIĞINA İŞ TALEPLERİ – KAYNAKLARI TEORİSİ ODAKLI BİR YAKLAŞIM 
LİDERLİK TARZLARI VE ÖRGÜTSEL SAĞLIK 
ÖRGÜT İKLİMİ 
BÖLÜM 2 ÖRGÜTSEL SAĞLIKSIZLIK 
CİNSİYET AYRIMCILIĞI 
İSTİSMARCI YÖNETİM 
STRESİ VE ÖRGÜTSEL STRES YÖNETİMİ 
ÖRGÜTLERDE KAYIRMACILIK 
ÖRGÜTSEL YABANCILAŞMA 
ÖRGÜTSEL DEDİKODU 
İŞLETME KÖRLÜĞÜ 
ETİK DIŞI DAVRANIŞLAR 
ÖRGÜTSEL İKİYÜZLÜLÜK 
ÖRGÜTSEL MOBBİNG</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109166</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/864e93db-a374-4e03-aca6-f4a9971c58ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Sosyal Politika Aracı Geçmişten Günümüze Evrensel Temel Gelir</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
       EVRENSEL TEMEL GELİR 
1.      TARİHSEL PERSPEKTİF 
2.      EVRENSEL TEMEL GELİRİN ÖZELLİKLERİ 
3.      TEMEL GELİR PİLOT UYGULAMALARI 
4.      TEMEL GELİRİN FİNANSMANI 
5.      EVRENSEL TEMEL GELİR İLE İLİŞKİLİ KONULAR 
6. TÜRKİYE’DE EVRENSEL TEMEL GELİR DÜŞÜNCESİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109167</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8920ee05-bb87-48be-9871-9456c0800752.jpg</image:loc>
            <image:title>Heysem ve Baş Aşağı Oturan Kral - Masal Krallığı</image:title>
            <image:caption>Dünyadaki herkesin koskocaman bir masalın içinde olabileceğini hiç düşündün mü? 
Peki, Yusuf ve “Masal Kralı” dedesinin masal içinde masal olan dünyasıyla tanışmaya ne dersin? 
Masal Krallığı kitaplarıyla hem çok eğlenecek hem de birbirinden ilginç masallar eşliğinde İslam bilginlerini tanıma fırsatı bulacaksın. Unutma: Bilmek havalıdır!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109168</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff4332dd-1416-4403-97c0-677e2bd17ed2.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimizdeki Şeytan</image:title>
            <image:caption>Sabahattin Ali, bu romanında; hem bir aşk hem de insanın bir şeytana dönüşme sürecini anlatırken, bütün gerçekliği ile o dönemin entelektüel kişilerini (ya da entelektüel görünme meraklısı insanlarını), bunların sahte hayatlarını, bir siyasi düşünceye bağlı kişilerin asıl amaçlarını ne olduğunu, ne olabileceğini, dönemin yozlaşmış insan ilişkilerini, bozulmuş müzik anlayışlarını, edebiyatını, edebiyatçılarını ve sahte sosyete hayatını en keskin biçimde değerlendiriyor ve eleştiriyor. 
Romanın çok büyük bir bölünde dönemin dünyasına keskin eleştiriler bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında eser, salt bir aşk romanından ziyade, 1940’lı yılların yozlaşmış yaşamını bütün çıplaklığı ile gözler önüne seren bir eleştiri romanıdır. 
Eserde kahramanlar, karşılaştıkları ve yaşadıkları olaylar karşısında sıklıkla iç sesleriyle bu olayları değerlendirmekte, kendi haklı ve haksız yönlerini büyük bir açıklıkla irdelemekte, bunun psikolojik nedenlerini de düşünmektedirler. Bu bakımdan İçimizdeki Şeytan, aynı zamanda derin bir psikoloji romanıdır da…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109169</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/837fdbf0-0129-44a4-80d6-fb1e3aa03151.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızılay Holding</image:title>
            <image:caption>Biz gazeteciler tarih için müsvedde tutarız. Tarih onları temize çeker; kimisini çöpe atar kimisini de sayfalarına ekler. Mahallemizin çalışkan arısı İsmail Arı’nın çalışması şimdiden tarih! 
Ayşenur Arslan 
 
Bir kurum kamusal alanda hizmet sunuyorsa, toplumun ortak hafızasında nasıl anıldığı çok önemli  hâle gelir. Kimi güzel kavramların içi, Siyasal İslam tarafından henüz boşaltılmamışken, Kızılay’ı hakikî mânâda bir iyilik kurumu olarak hatırlıyorduk. Kızılay’ın nereden nereye geldiğini bugün  ortaya koyan gazetecilik hattı içinde, genç kuşağın başarılı temsilcilerinden İsmail Arı’nın haberleri önemli bir yer tutuyor. Bu uğurda bedel de ödeyen Arı, ortak hafızamızın “iyilik kurumu” nun, nepotik bir ticarethaneye dönüşmesinin izlerini sürüyor. 
Çiğdem Toker 
 
İsmail Arı, AKP iktidarının istibdat döneminde cesur haberciliğin önemli kalemlerinden biri oldu. Türkiye bir aile şirketine dönüştürülürken yardım kuruluşu olmaktan çıkarılan ve bir holdinge dönüştürülen Kızılay hakkındaki haberleri bir dönemi gözler önüne seriyordu.  Şimdi haberciliğini bu konudaki kitapla taçlandırıyor. Kalemine sağlık. 
Timur Soykan 
 
Gazetecilikte başarı bir kaleci gibi pozisyonu doğru takip edip, doğru konumda durmakla geliyor. İsmail Arı sadece depremden sonra değil, yıllardır Kızılay’ı takip ediyor, bu kurumdaki çürümeyi gazetesi BirGün’de okuyucularıyla yıllardır buluşturuyor. Doğru yerde yazıyor, doğru yerde duruyor ve takibini en özenli şekilde yapıyor. Belki de Kızılay’ı en iyi bilen isim. 
Ozan Gündoğdu 
 
Kendi tüzüğünde “gönüllülük esasına dayanan bir yardım kuruluşu” olduğunu beyan eden Kızılay’ın, yaşadığımız son büyük depremde şirketleştiği, ihtiyaç sahiplerine ücretsiz ulaştırması gereken çadır, yiyecek, hatta bağışlanan giysi ve kanları bile satan bir ticarethaneye dönüştüğü ortaya çıktı. Kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve kızgınlıkla karşılanan bu durum elbette birdenbire oluşmamıştı ve elbette şirketleşme işinin kökleri siyasal iktidarlara dayanıyordu. 
 
Gazeteci İsmail Arı, bir yardım kuruluşu olmaktan çıkıp holdingleşmeye varan, iktidarlar tarafından para kaynağı olarak görülen ve yağmalanan Kızılay’ın şirketler kurularak nasıl işlevsiz hale getirildiğini çok daha önceden fark etti. Arı’nın yıllara yayılan ayrıntılı araştırması Kızılay Holding, güven sıralamasında en altlara düşen kurumun nasıl bu hale geldiğini gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109170</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb181734-292b-4a8c-8994-d7a93b80e81c.jpg</image:loc>
            <image:title>Aziz Sancar: Nobel&apos;e Giden Yol - İlham Kutusu</image:title>
            <image:caption>Küçücük bir ilham kutusu, ilham kaynağı dahiler, bilim insanları ve sanatçılar... Ezgi’nin ağabeyi Kaan, giderken Ezgi’ye bir ilham kutusu bırakır. Fakat kutunun açılması Ezgi’nin sorulara vereceği cevaplara bağlıdır. Sen de hazır mısın ilham kutusunu açmaya? Kimlerle karşılaşacağını merak ediyor musun? O zaman kitabın kapağını aç ve ilham kutusuyla tanış!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109171</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a301745d-a9d0-40a1-8269-c134468d7e27.jpg</image:loc>
            <image:title>Fuat Sezgin - İlham Kutusu</image:title>
            <image:caption>Küçücük bir ilham kutusu, ilham kaynağı dahiler, bilim insanları ve sanatçılar... Ezgi’nin ağabeyi Kaan, giderken Ezgi’ye bir ilham kutusu bırakır. Fakat kutunun açılması Ezgi’nin sorulara vereceği cevaplara bağlıdır. Sen de hazır mısın ilham kutusunu açmaya? Kimlerle karşılaşacağını merak ediyor musun? O zaman kitabın kapağını aç ve ilham kutusuyla tanış!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109172</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c00f516a-e048-4471-8801-3ccb106f3903.jpg</image:loc>
            <image:title>Görev</image:title>
            <image:caption>Bilim insanları Dünya dışındaki ilk okyanus olan Europa’yı keşfettiklerinde iki büyük soruları vardı: 
“Yaşanabilir mi?” ve “Oraya nasıl gideceğiz?” 
Böylece canlı bir ekibin Jüpiter’in okyanus ayı Europa’ya bir misyon düzenlemek için yirmi yıllık macerası başladı. Ama bu macerada pek çok engelle karşılaştılar: Mars’a inen robotlar NASA’nın kaynaklarını bitirmişti; Beyaz Saray uzay bütçesini kısmak istiyordu; Kongre astronotları mutlaka bir yere, aya veya Mars’a yollamayı kafasına koymuştu. Jupiter’in kendisi bile bir engeldi, çünkü Europa’yı titreşen, dalgalanan bir radyasyon kuşağıyla sarmıştı ve bir termonükleer patlama sonrasını andıran bir ortam yaratmıştı. Görev, Homeros tarzında bir modern uzay keşfinin daha önce hiç anlatılmamış hikayesi ve güneş sisteminin gizemli dış gezegenlerini inceleyen bilim insanlarının muhteşem bir portresi. 
 
“Şimdiye kadar tasarlanan en iddialı bilim projesi olan, NASA’nın güneş sistemimizdeki bilinen ilk uzaylı yaşamının yüzebileceği Jüpiter ayı Europa’ya yaptığı derin uzay görevinin muhteşem bir anlatımı.” 
–Scientific American 
 
“Bu kitap, Europa Görevinde hem bürokratik hem de fiziksel engellere karşı verilen müthiş mücadeleyi anlatıyor.” 
–New Yorker 
 
“Olağanüstü sürükleyici ve heyecan verici... Bu, bir uzay görevini gerçeğe dönüştürmek için durmaksızın çalışan bir grup zeki insanın dayanıklılığını ve azmini kutlayan bir kitap. 
–Nature</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109173</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e3cc59e-ed6b-4058-aa7e-263138d84b0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Gürcistanlı Nino</image:title>
            <image:caption>Uykusuz geçen gecelerimde, soğuktan tir tir titreyerek, uyku ilacı aldığım halde uyku tutmayınca, yataktan kalkıp, gece boyu yürüyüşlerle sıkıntılarımı atmaya, bu sıkıntılı günlerimi mümkün olduğunca kimseye zarar vermeden, çevremdekilere duyurmadan, acımı içime, derinlere bir yerlere attım. Elimden geldiğince gizlilik içerisinde atlatmaya çalıştım. Kimsenin bana acımasına fırsat vermedim. Dikmen’de Vadi Parkının dili olsa da anlatsa; gecenin karanlığında tek başıma inişli çıkışlı yollarda bir aşağı bir yukarı koşarken ne düşünüyordum veya ne düşünmek istemiyordum. Yaşama dair her şeyi unutmuştum. Yapayalnızlığımın mahpushanesinde boğuluyordum. Yaralı bir ayı gibi kendimi çaresizce bir yerden bir yere atıyordum. Beynimde parlayacak bir Işık bekliyordum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109174</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/395aac15-3bf1-420b-b340-584dd4dc1b1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitimde Felsefe</image:title>
            <image:caption>Çocuklar gerçekten felsefe yapabilir mi? Çocuklar için Felsefe (P4C) yaklaşımının felsefi temelleri nelerdir? Çocuk edebiyatı ile felsefe yapmak nasıl mümkün olur? Öğretmenler ve ebeveynler bu yöntemi nasıl daha iyi uygulayabilir? P4C’nin zorunlu eğitim içindeki yeri nedir? P4C hangi pedagojik temellere dayanır? Çocuklarla sorgulama yapabilmek ve felsefi diyalog oluşturabilmek için hangi araçları kullanmak gerekir? 
Eğitimde Felsefe: Okullarda Sorgulama ve Diyalog, tüm bu sorulara cevap vermekle kalmıyor, farklı yaş gruplarıyla kullanabileceğiniz onlarca uyaran da sunuyor. P4C yönteminin felsefi ve pedagojik temelleri ile ilgili dilimizde başvurulabilecek en zengin kaynak olma özelliğini de elinde bulunduruyor. 
Hayret sadece felsefi keşif aracılığıyla ortaya çıkmaz, birçok farklı şekilde sergilenebilir. Örneğin sanat, şiir, müzik ve din ya da spiritüellik aracılığıyla. Yine de hayret, insan deneyiminin en temel öğelerine dair sorular ortaya çıkardığı için çoğunlukla felsefi soruşturma ile dışa vurulur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109175</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3db7075-27a4-403f-8bb9-24a496a0e108.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevre Kahramanları Geri Dönüşüm Peşinde</image:title>
            <image:caption>Doğal Kaynaklar Sürdürülebilir Yaşam Koruma Hayvan Sevgisi Doğa Sevgisi   Pelin ile Kemal kamp yapmaya gittikleri Rüyalar Ormanı’nda gezerken dev bir çınar ağacı dikkatlerini çeker ve kovuktan içeri girdiklerinde macera başlar. Pelin ile Kemal, Profesör Dodo ve sakar İbibik kuşu yardımıyla geleceğe gider. Fakat gelecek, hiç de hayal ettikleri gibi değildir. Çünkü orada tanıştıkları Güneş’in ne çilekten ne dondurmadan ne de denizden haberi vardır. Günümüze dönen ve arkadaşlarını bilgilendiren Pelin ile Kemal’in atıklarla mücadelesi başlar. Onlar artık birer “çevre kahramanı”dır.   Sürdürülebilir bir yaşam için ne yapmamız gerektiğine değinen, doğa sevgisiyle örülü eğlenceli ve macera dolu bir hikâye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109176</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/516c3671-611a-493e-b498-e54d0aea0965.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefi Düşün Sayı:20 Sekülarizm, Post - Sekülarizm ve Demokrasi</image:title>
            <image:caption>Felsefi Düşün’ün bu sayısı farklı alanlardan ve perspektiflerden araştırmacıları bir araya getirerek sekülarizm, post-sekülarizm ve demokrasi ana teması etrafında oluşmuş disiplinlerarası birikime katkıda bulunmayı ve böylelikle akademik ve fikri yaşamımızı zenginleştirmeyi amaçlıyor. 
Funda GÜNSOY 
SUNUŞ 
MAKALELER 
Erdal GÜRSUL 
Spinoza&apos;da Demokrasi Düşüncesi 
* 
Sibel KİBAR 
Rawls&apos;un Halkların Yasası&apos;nda Halklara Layık Görülmeyen Laiklik 
* 
Buket KORKUT RAPTİS 
MacIntyre&apos;ın Görüşü Doğrultusunda Sekülarizm Tartışmasına Farklı Bir Bakış 
* 
Elif NUYAN &amp; Eylem YENİSOY ŞAHİN 
Çocuklar için Felsefe: Özerk Düşünme, Demokrasi ve Demokratik Yurttaşlık 
* 
Ahmet OKUMUŞ 
Post-Seküler Durum ve Modern Devletin Eleştirisi 
* 
Bilge SARIOĞLAN 
Karl Marx&apos;ı Politik Teolojinin Faili Olarak Okumak Mümkün mü? 
* 
Tayfun TORUN 
Vestfalya Sonrası Bir Dünyada Ulus-Ötesi Bir Kamusal Alanın İmkanı 
* 
Hulusi Ertuğrul UMUDUM 
Fatih Kanunnamelerinin Teolaik Karakteri Üzerine Bir İnceleme 
* 
Özlem ÜNLÜ 
Hobbes, Schmitt ve Agamben&apos;de Politik Teoloji Sorunu: Egemen Kimdir? 
* 
Eylem YOLSAL-MURTEZA 
Thomas Paine&apos;de Toplumsallaşmanın Sekülerleşmesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109177</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09f61ade-7d6f-4b6a-b858-8a8a8e97eb1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Queer Yazıları</image:title>
            <image:caption>Feminizm, kültür tarihini yapısöküme uğratarak, insan yaşamının her katmanına damgasını vuran eril tahakkümü görünür kıldı. Fakat toplumsal cinsiyetin biyolojik ikiliklerini hala sürdüren eleştirisi, cinsiyet sorunsalını kavramak noktasında yetersiz kalmıştır. Queer, tam da bu bağlamda feminizme yeni bir açılım kazandırır ve cinsiyet mefhumunu her anlamda eleştiriye açar. Queer Yazıları, Türkiye’deki Queer tartışmalarına katkı sunmak amacıyla tasarlandı. Kitapta; Felsefe, Antropoloji, Psikanaliz ve Edebiyat gibi birçok disipline dair Türkiye’den ve dünyadan incelemeler yer alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109178</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06f76e58-b697-4023-84f1-281c161f9cc9.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağdaş Felsefe ve Teknik</image:title>
            <image:caption>Tekniğin kapsamı ve yaşamsal rolü hesaba katıldığında, felsefe tarihinde onu kavramak için gösterilmiş çabanın çok daha büyük olması beklenebilirdi. Her yerde hem yaşamı kuran, ören, çoğaltan hem de yaralayan, yıkan teknikler, teknolojiler var. Üstelik teknolojileri öyle basitçe kullandığımız, dışsal araçlar gibi değerlendirmek yetersiz olur; onlar tam da var olma, dünyada olma deneyimimizin parçasıdır. İşte bu yüzden tekniği düşünmek dünyada oluşumuzu düşünmektir. 
Bu derleme, çağdaş felsefe evrenine ait filozoflardan hareketle teknik, teknoloji meselesini yeniden düşünme arzusuyla şekillendi. Elinizdeki kitapta adları doğrudan teknik sorunsalıyla anılan filozoflar olduğu gibi bu bağlam içinde hemen akla gelmeyen filozoflar da yer alıyor. Bergson, Benjamin, Heidegger, Simondon, Deleuze, Foucault ve Derrida düşünceleri teknik meselesi ekseninde değerlendiriliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109179</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f26bfd0-5bd7-4e9a-a70c-a4eed1842b1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk ve Diğer İhtimaller</image:title>
            <image:caption>Sinan Ertekin için hayat koca bir ihtimaller denizidir. Bu denizin içinde seçimlerin doğurduğu sayısız sonucu aramaya, bu sonuçların ortaya çıkardığı hikâyeleri dinlemeye karşı duyduğu sonsuz merak onu günün birinde kendini bir çatının kıyısına atmış, yabancı bir kadına götürecektir. Çatıdaki kadınla birlikte hayatın karanlık yüzünden sıyrılıp renklerin peşine düştükleri bir yolculuğa çıktıklarında bu yol Sinan’ı beklenmedik ihtimallerin önüne çıkarır.  “Belki aşk anlamsız duyguların sevgiyle sarmalanmış halidir. Belki de aşk insanın açıklayamadığı duygulara taktığı herhangi bir isimdir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109180</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7bd31d55-1fae-46dc-8a67-3a6b74575e5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Divan Cadısı</image:title>
            <image:caption>“İçimizdeki sesi böyle kaybediyoruz işte. Duyup duymazlıktan gelince bir dahakine alçalıyor desibeli. Sonra zaten duyan kalmayınca ses de kendi­liğinden bir ölüm uykusuna yatıyor.” 
 
Hepsi birbirinden farklı ama derinlerde birbirine bağlı toplam yedi öykü, tam yedi yalan, yedi yüzleşme. Kendi bedenindeki coğrafyadan habersiz kadınlardan insan ruhunun taşrasına, sırlı atlas yorganlardan bir divan şiltesinin altındaki şifalı tohumlara… Divan Cadısı, kişisel tarihi yeniden inşa eden hafıza oyunlarına, insanın köşe bucak kaçtığı kendi hakikatiyle yüzleşmesine, hatta o hakikati doğurmasına dair bir karnaval. 
 
Sinema ve televizyon dünyasının üretken isimlerinden, ödüllü senarist Özlem Yılmaz’dan yaratıcı betimler ve içgörülerle bezenmiş, “bilinen ama fark edilmeyen” şeylere işaret etmesiyle iz bırakan, sinematografik öğeleriyle adeta film izler gibi okunan güçlü öyküler. Divan Cadısı, heyecan verici bir ilk kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109181</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4813796d-d938-4c0b-bd17-c85be38245d1.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Gözüm Despina</image:title>
            <image:caption>“Biz; iki yakanın birinde ama sevdiklerimizin hep karşı kıyısında kalmış göçmen kuşlar! Biz, bir daha asla aynı yakada yaşayamamış, doğduğu topraklardan uzak hasretlikler! Anılarımız var hep suyun öte yanında. Günaşırı da olsa, ayda yılda bir de olsa, dalıp dalıp gittiğimiz memleketlerimiz var bizim uzaklarda...
 
Memleketim Midilli, hasretliğim Despina. Biri benim, diğeri kalbimin doğduğu ev!”
 
İki Gözüm Despina, 1923 senesinde Türkiye ile Yunanistan
arasında yapılan nüfus mübadelesini yedi yaşında bir çocuğun, annesi Rum babası Türk olan Emin Ali’nin gözünden anlatıyor. 2022 senesinde Yunanistan’da da basılan kitap, her iki yakada da yaşanılan bu trajediyi bir çocuğun saflığıyla gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109183</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/601295cb-e4cf-4f20-9e3e-e7dad04eedce.jpg</image:loc>
            <image:title>Haarp</image:title>
            <image:caption>“İsteseydim Manhattan’ı yerle bir edebilirdim!” 
– Nikola Tesla 
 
HAARP, ABD tarafından iyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska’da sürdürülen bir projedir ve mucidi ise gizemli bilimadamı Nikola Tesla’dır. HAARP projesi ABD tarafından ortaya konulan projeler arasında en tartışmalılarından biridir. Çünkü iklim kontrol, yapay deprem ve zihin kontrol silahı olarak kullanılabileceğine dair önemli iddialar ortaya atılmıştır. 
 
Türkiye’deki 17 Ağustos Gölcük ve 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden Japonya’daki tsunamiye varana dek HAARP’ın izlerinin olup olmadığı tartışılmıştır. 
Derin Dünya Devleti’nin gizemli örgütü İlluminati acaba HAARP’ı kullanarak yapay deprem ve tsunamiler oluşturmak suretiyle nüfusları azaltmayı hedefliyor olabilir miydi? 
ABD’nin eski dışişleri bakanı Condoleezza Rice “Yirmi iki ülkenin sınırları değişecek...” derken acaba Ortadoğu’da süren savaşlar sürecinde bölünen veya etkisizleştirilen ülkelere HAARP vasıtası ile uygulanan “Zihin Kontrol-Telegram” operasyonunun başladığını mı duyuruyordu? 
Tanrı’nın ilahi sistemine karşı çıkan şeytan acaba iklimlere müdahale etme yetkisine sahip Mikail (as) meleğine karşılık Deccal’ın Mikail’i olarak HAARP’ı mı kullanıyordu? 
Kuran’da hangi surede HAARP silahına işaret vardı ve III. Dünya Savaşı Armageddon’a giden süreçte HAARP’ın etkisi ne olacaktı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109184</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f27889f8-8b8c-4f02-8ff6-4d3be308a9cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Kiki ve Sihirde Yeni Bir Sayfa 2</image:title>
            <image:caption>Küçük cadı Kiki’nin cadılıkta ikinci yılı! 
 
Kiki ilk yılında ailesinin yanından ayrılmış, bir kıyı kasabası olan Koriko’ya uçmuş ve burada kasabalılara yardım etmek için bir kargo servisi kurmuştu. 
 
İkinci yılında ise Kiki ve Jiji’yi yine rengârenk maceralar bekliyor. Kiki bu süreçte yepyeni dostlar edinecek, zorlu müşterilerle başa çıkmayı öğrenecek ve çok daha başarılı bir cadı olmak adına yeni büyüler öğrenmek için ilk adımını atacaktır. 
 
Takako Hirono’nun çizimleriyle</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109185</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73c1d940-6c51-42a8-9df9-1e257aa41d8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Prosper’in İblisi</image:title>
            <image:caption>Edebiyat tarihindeki popüler temalara yaptığı göndermelerle dolu eserleriyle tanınan K. J. Parker, bu sefer de meraklı okurların keşfederken keyif alacağı örtük atıflara sahip, hem karanlık hem eğlenceli bir maceraya davet ediyor bizi. 
 
Belirli bir ücret karşılığında iblisleri kovmak için Papa tarafından yetkilendirilen isimsiz anlatıcımız insanların içindeki iblisleri görüp onlarla iletişime geçebilmek gibi bir yeteneğe sahiptir. Diğer yandan insanlar onun çok da umurunda değildir ve iblisleri kovarken insanlara verdiği zarar vicdanını pek sızlatmaz. 
 
Çağının en iyi ressamı ve heykeltıraşı, en bilgili âlimi, en zarif müzisyeni, en sıradışı doğa filozofu ve mühendisi, kısaca büyük bir dâhi olarak tanınan Üstat Prosper ile onun geleceğin filozof-kralı olarak yetiştirmek istediği çocuğa da iblisler musallat olmuştur. Kahramanımızın bu sefer yapacağı seçim geniş çaplı ve sarsıcı sonuçlar doğuracaktır. 
 
K. J. Parker’dan Prosper’in İblisi, tuhaf ve korkutucu bir dünyada geçen fantastik ve ironik bir hikâye anlatıyor. 
 
“Sanki Witcher Geralt’ın içine Deadpool kaçmış gibi…” –The New York Times 
 
“Parker’ın kendine özgü üslubuyla yazılmış, zengin fikirlerle dolup taşan bir roman.” –Locus 
 
“Karanlık spekülatif kurguları sevenlerin, özellikle de Martha Wells ve Grady Hendrix hayranlarının ilgisini çekecek.” –Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109186</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2248f0e4-5e8e-47cd-817b-c2efe18e546b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatta Kalmak Yetmez</image:title>
            <image:caption>Hayatta kalmak yetmez. Özellikle iş dünyasında, değişen koşullara uyum sağlamak ve rekabetçi avantaj elde etmek için sürekli olarak yenilik yapmak zorundasınız. İşte tam bu noktada, geleneksel iş modellerinin artık yetersiz kaldığını savunan Seth Godin, işletmelerin ve çalışanların alışılmışın dışına çıkarak fark yaratmalarına yardımcı olacak stratejiler ortaya koyuyor. 
Değişim hızının her geçen gün arttığı iş dünyasında ayakta kalmak ve bunun da ötesinde sıra dışı fikirlerle öne çıkmak isteyenlerdenseniz rahatlıkla bu kitaba başvurabilirsiniz. 
Unutmayın; değişim bir tehlike değil, fırsattır. 
Eğer siz de sektörünüzün liderlerinden biri olmak istiyor ama rakiplerinizden ayrışmanın yolunu bulamıyorsanız bu kitabın sizi başarıya götürecek satırlarında ilerlemeye hemen başlayın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109187</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab1ebbc9-872b-4cc3-8468-7f402df4cd08.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece Kaplanı</image:title>
            <image:caption>On bir yaşındaki Ren’in ustası ölüm döşeğindedir ve oğlana son arzusunu bildirir: Yıllar önce bir kazada kaybettiği parmağını bulup yerine takmalıdır. Bunu yapmak için Ren’in kırk dokuz günü vardır, yoksa ustasının ruhu huzur bulamayacak, dünyada tutsak kalacaktır. 
 
Ji Lin doktor olmak istese de 1930’ların Malezya’sında bir kadın olduğundan terzi çıraklığı onun için daha münasip bir iş sayılmaktadır. Annesinin kumar borçlarını ödemek için dansçılık da yapmaktadır. Bir gün dans partnerlerinden teki ona korkunç bir hediye bırakır: Kesik bir parmak. Bunun kötü şans getireceğine inanan Ji Lin kardeşiyle birlikte parmağın sahibini aramaya koyulur. 
 
Hızla geçen kırk dokuz gün boyunca bölgede faili meçhul cinayetler artmakta ve kaplana dönüşen adamlara dair söylentiler yayılmaktadır. Ji Lin ve Ren’in yolları ise hiç tahmin edemeyecekleri durumlarda kesişecektir. 
 
Gece Kaplanı’nda Choo, Sherlock Holmes romanlarını aratmayan, sürükleyici öyküsünü Çin kültürüyle ustaca harmanlıyor. 
“Choo, görkemli bir labirenti andıran romanıyla okurları karmaşık, yitirilmiş bir dünyanın içine çekiyor.” –Kirkus 
 
“Oldukça sürükleyici… mitolojik yaratıklar, ölülerle konuşma, şanslı sayılar, Konfüçyüsçü değerler ve yasak aşk, Choo’nun muazzam romanı Gece Kaplanı’nın arkaplanını oluşturuyor.” –Publishers Weekly 
 
“Olağanüstü güzelliğe sahip bir kitap.” –Booklist</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109188</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36932fb9-4de9-4b81-bb10-db2c1cea83ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Kumsalda: Korku Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>“Kendimi tuvaletten dışarı zor atıp çığlık çığlığa koridorda koşmaya başladım. Koşarken birine çarpıp yere yuvarlandım. El yordamıyla bir yerlere tutunmaya çalışırken, gözüme tutulan fenerle kalakaldım. Neyse ki Bekçi Ahmet Amca’ydı. Kolumdan tutup beni yerden kaldırırken, ‘N’oluyor?’ diye sordu. Ağlayarak ona yaşadıklarımı anlattım, en sonunda da, ‘Betül’ün ayakları tersti!’ deyiverdim. Bunun üzerine Ahmet Amca, elindeki feneri tuttuğu ayaklarını göstererek, ‘Nasıl yani, benimkiler gibi miydi?’ dedi.”  
 
Üniversiteye başlamadan önceki yaz tatilinde ailesiyle beraber deniz kenarındaki bir yazlık evde kalan Tufan, sıkıntıdan patlıyordu. Ta ki ateş başında birbirlerine korku hikâyeleri anlatan dört gençle karşılaşana kadar… Yeni arkadaşları Murat, Itır, Taygun ve Sesil’in hikâyelerinde neler yoktu ki: Tüyler ürperten cinler âlemi, lanetli dilek mektupları, ormandaki ıssız kulübe, kargalarla yarenlik eden gizemli kadın… Tufan da kendi hikâyesini anlatana kadar çember tamamlanmayacaktı.  
 
Sakarmeke, Akılsız Sokrates gibi ödüllü eserleriyle tanınan ve farklı türler arasında gezinmeyi seven Mehmet Fırat Pürselim, şehir efsanelerini özgün korku öyküleriyle birleştiriyor. Gizem, korku ve maceranın hiçbir sayfasından eksik olmadığı, her yaştan okura hitap eden Kumsalda: Korku Hikâyeleri, edebiyatımızda önemli bir boşluğu dolduracak bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109189</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35fe7d95-6e83-413b-a6ac-31868905fc07.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşanmayacak Kadar Güzel</image:title>
            <image:caption>Yaşamanın ve mutlu olmanın ihtimali ne kadar yüksekse düşüş de o kadar şiddetli, hüzünlü ve derine olur. İnsanın en büyük mahareti, hayatın belli dönemlerinde aniden düşmesidir ve bu düşüş hep kendimizi en güvende hissettiğimiz yerlerde, en sevdiklerimizin marifetiyle gerçekleşir. Kişi güvende hissettiği ortamlarda süngüsünü indirir, kendisini koruma ihtiyacı hissetmez ve benliğine yöneltilecek her türlü saldırıya açık hale gelir. İşte bu yüzden sevdiklerimizin bizi incitmesi, en güvendiğimiz yerde vurulmamız üzerimizde travmatik bir etki bırakır. “Herkes bana bunu yapardı ama ondan beklemezdim,” deriz elimizin tersiyle gözyaşlarımızı silerek. Evet, bunu ondan beklemeyiz ve bunu senden beklemezdim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109190</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bcc2f18-cbdb-415d-abc5-f201d69bd943.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüya Günlüğü</image:title>
            <image:caption>Bir rüyayı en iyi, o rüyayı gören kişi yorumlar. 
 
Rüya evrensel bilgi bankamız, kişisel hazine sandığımızdır. Bu nedenle kişiye özel hâli korunmalı ve sahibi tarafından yorumlanmalıdır. 
Bu kitap, yorum konusunda pratik yöntem arayanlar ve rüyalarını düzenli olarak takip etmek isteyenler için yazıldı. Meltem Reyhan Rüya Günlüğü kitabında rüyalarınızı kayıt altına almanın, bir film okuması yapar gibi yorumlayabilmenin inceliklerini anlatıyor. 
Rüyalarınıza dair notlar alabileceğiniz ve kendi sembol sözlüğünüzü oluşturabileceğiniz, size özel sayfalarıyla Rüya Günlüğü zamansız bir hatıra niteliğinde. 
 
Rüyalarımız, sırlarla dolu bu evrende değerli bilgilerle dolu birer hazine sandığı gibidir. Bizden, ilgilendiklerimizden, geçmişten ve gelecekten birçok bilgiyi bize taşıyan birer posta güvercinidir âdeta. O mektubu açıp okursak dünyamıza ışık tutar ve aradığımız gerçeğe ulaşmamız için ihtiyacımız olan yardıma kavuşuruz. 
 
Rüyalarımız dünyamızı aydınlatan bir fener gibidir. 
Bu fener onu yorumladığımızda yanar ve yolumuza ışık olur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109191</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3280131-690f-48f4-b401-b1c5625ef2f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölüm ve Ölme Üzerine</image:title>
            <image:caption>Ölüm ve Ölme Üzerine; terminal hastalar, onların aileleri ve onlara hizmet veren sağlık profesyonelleri için rehber niteliği taşıyan, cesaret ve umut aşılayan bir kitap… 
Ünlü psikiyatr Elisabeth Kübler-Ross, çığır açan bu klasik eserinde, hastalık süreci ve ölümle yüzleşmenin insani yönlerine ışık tutuyor. Ölümle başa çıkma sürecini anlama ve destekleme konusunda yepyeni bir perspektif sunan bu çalışmada, yasın beş evresi (inkâr-izolasyon, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ayrıntılı bir şekilde izah ediliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109192</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab36cff0-7df1-4671-8aa4-1a019dea20bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Parçalı Bulutlu</image:title>
            <image:caption>On yedi yaşındaki Norah her şeyden korkmanın mantıksız olduğunu biliyordu ama zihni, dışarıdaki dünyanın çok tehlikeli olduğu konusunda ısrarcıydı. O da tek güvenli limanı olan evinde kalıyor, başkalarının yaşamlarını pencereden ve sosyal medya hesaplarından izliyordu. 
 
Ömrünü dört duvar arasında geçireceğini artık kabullenmişken yan eve kendi yaşlarında bir çocuk taşınmıştı: Norah’ya baktığında sorunları yerine komik, zeki ve cesur bir kız gören Luke. Norah aralarında bir şeyler filizlenmeye başladığını hissetse de Luke’un “normal” bir kızı hak ettiğini düşünüyordu. Göğe özgürce bakabilen, el ele tutuşmaktan korkmayan, bu kadar parçalanmamış birini… 
 
Peki ya kendine Luke’un gözlerinden bakabilseydi? 
 
* 
 
“Şimdiye kadar okuduğum en güzel ve en cesur agorafobi hikâyesi!” —Holly Bourne 
 
“Louise Gornall, kendi tecrübesini ilgi çekici ve aydınlatıcı bir kurguya dönüştürmeyi başarmış.” —Bulletin 
 
“Gornall, Norah’nın şiirsel iç konuşmaları aracılığıyla son derece gerçek sorunlarla savaşan genç bir kadının zihnini bütün açıklığıyla görmemizi sağlıyor.” —Publishers Weekly 
 
“Kişiyi zayıf düşüren zihinsel bir rahatsızlığı arka planına alan bu aşk hikâyesi mizahla, kendinden şüphe duymakla ve en sonunda kendini kabullenmekle yoğrulmuş dokunaklı bir roman.” —School Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109193</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/163859e3-188e-4bc0-ad92-c162fe010973.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıkı Adamlar</image:title>
            <image:caption>“Sıkı Adamlar” bu topraklarda, son yüzyılın modern İslâmî edebiyat ve sanat iddiasının oluşumunda ve bu yaklaşımın ete kemiğe bürünmesinde önemli ve kayıtsız kalınamaz çapta katkıları olan bazı şahsiyetlere işaret eden yazılardan oluşuyor. 
“Parmak Ay’ı gösterdiği zaman parmağa değil Ay’a bakmalı” ilkesinin ışığında Saadettin Acar, kendi kişisel yolculuğunda tutunduğu bazı önemli isimlere samimiyetle ve içeriden bakmaya çalışıyor. 
Kitapta Cemil Meriç&apos;ten Sezai Karakoç&apos;a, Nuri Pakdil&apos;den Cahit Zarifoğlu&apos;na, İsmet Özel’den Mustafa Kutlu’ya birçok öncü ismin, yazarın aynasına yansıyan yüzleriyle karşılaşacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109194</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ed2b56b-509f-408e-bb0c-b11df6f51cf7.jpg</image:loc>
            <image:title>Isaac Newton - Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları</image:title>
            <image:caption>Tarihin en etkili bilim insanlarından biri kabul edilen Isaac Newton, muhteşem bir çizgi roman karakteri olarak karşımıza çıkıyor! 
 
Gökçe Akgül’ün yazıp resimlediği, Newton’ın hayatına ve çalışmalarına dair fikir verirken genç okurları daha fazlasını öğrenmeye de teşvik eden bu kitapta kütle çekimi yasası, hareket yasaları ve daha pek çok şey sizi bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109195</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f960403-c122-4d81-9c57-0fa2dded18cd.jpg</image:loc>
            <image:title>İrrasyonel Coşku</image:title>
            <image:caption>Geleceğini emeklilik fonlarına, ev ve arsaya ya da diğer yatırım türlerine bağlayan hiç kimsenin 
bu kitabı okumamak gibi bir lüksü olamaz. 
 
Bizleri zamanında hem emlak balonu hem de borsadaki teknoloji hisseleri konusunda uyarmış olan Nobel Ödüllü ekonomist Robert Shiller, ilk yayımlandığından bu yana davranışsal ekonomi ve piyasa oynaklığı üzerine bir klasik haline gelen yapıtı İrrasyonel Coşku’nun bu genişletilmiş edisyonunda, 2008-9’daki finans krizinden bu yana yatırımcılar arasında irrasyonel coşkunun azalmadığı, aksine arttığı yolunda uyarıda bulunuyor. Yüksek fiyatlı hisse ve tahvillerin yanı sıra artan emlak fiyatları da düşünülünce, 2008’deki krizin ardından kendini göstermeye başlayan ekonomik canlılığın aslında Shiller’ın, “psikolojik faktörlere dayalı oynaklık, varlıklar piyasasının asli özelliğidir” şeklindeki argümanının bir diğer dışavurumu olması işten bile değil. 
 
Borsa ve emlak piyasalarını inceleyen –ve bu piyasalardaki çöküşleri önceden tahmin etmesiyle üne kavuşan– İrrasyonel Coşku’nun elinizdeki son edisyonunda bu ikisine ek olarak tahvil piyasaları da masaya yatırılıyor, böylece büyük yatırım piyasalarının hemen hepsi kitabın kapsamına girmiş oluyor. Sunulan verilerin de tamamen güncellendiği bu edisyonda, Shiller’ın 2013’teki Nobel Ödül Töreni’nde verdiği seminer de yer alıyor. 
 
“Shiller yatırımcıların dikkate alması gereken bir mesaj veriyor: Portföyünüzün yeterince çeşitlendirildiğinden emin olun. Daha fazla tasarruf edin ve geçmiş onyılların çift haneli kazançlarının emekliliğinizi garantiye alacağına güvenmeyin.” 
—Burton G. Malkiel, Borsada Rastgele Seyir’in yazarı 
 
“Robert J. Shiller, mali piyasaların daha az rasyonel yönlerini belgelemek için kendi kuşağının diğer tüm iktisatçılarından daha fazlasını yaptı.” 
—Paul Krugman, 2008 Nobel Ekonomi Ödülü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109196</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/328ba0b5-6978-4698-8d26-878301b4c30e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kolajen Detoksu</image:title>
            <image:caption>Uyguladığı başarılı sağlıklı beslenme ve diyet programlarıyla adından sıkça söz ettiren Mehtap Yakut’un amacı, diyet programlarını her kesimden insanın uygulayabileceği ve anlayabileceği bir seviyeye taşımak ve sağlıklı beslenmeyi kişilerin yaşam biçimi haline getirmelerine yardımcı olmaktır. 
 
 
Diyetisyen Mehtap Yakut, ilk kitabı “Kendini Sevdiğinde Ağırlıklarından Kurtulacaksın” ile yakaladığı başarının ardından siz değerli okurlarıyla birlikte yepyeni bir yolculuğa çıkıyor. 
Diyetisyen kimliğinin yanı sıra kendisi de aynı zorlukları yaşamış biri olarak, kilo verme sürecinde motivasyonunu kaybeden, kendinde ilerleme gücü bulamayan, yorgun ve yolunu kaybetmiş insanların meşakkatli yolculuklarında onlara yol arkadaşlığı eden Mehtap Yakut, bu kez sizlere kendinizi nasıl sevmeniz gerektiğini anlatıyor. 
Bu kitap, Mehtap Yakut’un bilgi ve birikimlerinin bir ürünü olan iki farklı detoks programı eşliğinde hem fiziksel hem de zihinsel olarak yüklerinizden kurtulmanızı sağlamayı amaçlıyor. Bizzat Mehtap Yakut’un imzasını taşıyan “10 Günlük Detoks” ve “Kolajen Detoksu” programlarına ek olarak, bu programlarla birlikte kullanılmak üzere hazırlanmış antrenman listeleri ve ilerleyen süreçte kilonuzu kontrol altında tutmanızı sağlayacak koruma programları sayesinde vücudunuzdaki toksinler ve fazla kilolardan kurtulurken bir yandan da bedeninizde biriktirdiğiniz tüm olumsuz duygulara, korkulara ve yeni bir hayata başlamaya dair duyduğunuz çekincelere de veda edeceksiniz. 
Mehtap Yakut’un rehberliğinde arınmanın, özgürleşmenin, bütünleşmenin, sevgiyle dönüşmenin ve kendinize dönmenin yollarını keşfederken bu yolculukta size yine farklı danışan hikayeleri de eşlik edecek. 
Şimdi arınma ve tüm yüklerinizden kurtulma zamanı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109197</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e91fb9e-3650-45b4-a734-458c9093df33.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülücük</image:title>
            <image:caption>Tatlı yağmur 
Cici yağmur 
Sözümü dinle 
Bırak serçenin yakasını 
Git tarlalara 
 
Biliyorsun ya 
Bekleyenler var 
Seni oralarda 
 
Yine yağmur 
Camlardan baktırıyor bizi Sokaklara</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109198</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87a12818-b340-40b5-85c1-8d3ef301dab5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bodrum Kesikservi</image:title>
            <image:caption>Bu kitabın konusunu Bodrum’da Kesikservi’de yapılan kazılarda açığa çıkartılan Erken Tunç 
Çağı I’e tarihlenen mezarlık alanı oluşturmaktadır. Mezarlık alanında küp mezarlar ve sunu 
çukurları da açığa çıkartılmıştır. Mezarlardan alınan kemikler üzerinde yapılan C14 
çalışmaları sonucunda mezarlık MÖ 2788–2621 yılları arasına tarihlendirilmiştir. Mezar 
buluntuları üzerinden yapılan karşılaştırmalar ve değerlendirmeler, bölgede elektrum ve 
meteorid demirin erken bir dönemden itibaren kullanıldığını göstermiştir. Ayrıca ele geçen 
veriler, maden teknolojisinde kaplama tekniği ile lehim ya da bitümenden yapılan birleştirme 
tekniğinin de erken bir aşamadan itibaren uygulandığını ortaya koymuştur. Boncuk yapımında 
kullanılan elektrum ve kırmızı renk akik ise, bölgenin uzak mesafelerle denizaşırı 
bağlantılarının kanıtlarıdır. Bir mezarda ele geçen Melos obsidyeninden yapılmış dilgi, Kiklad 
Adaları’yla kurulan ilişkiler sonucunda bölgenin ölü gömme geleneğine dahil olan bir 
uygulamanın kanıtını oluşturur. Küp mezarları yakınında yer alan sunu çukurları ise, 
Karataş–Semayük ve Laodikeia–Kandilkırı örnekleri ile birlikte, mezarlık – sunu çukuru 
geleneğinin Güneybatı Anadolu’ya özgü olduğunu göstermektedir. Kesikservi’deki sunu 
çukurlarında tespit edilen hayvan kemikleri içinde yer alan köpeklere ait kalıntılar 
sıradışılığıyla önem arz etmekte ve bölgede farklı ritüel uygulamaların olduğunu 
düşündürmektedir. Kesikservi küp mezarları ve sunu çukurları, Erken Tunç Çağı I’den 
itibaren bölgedeki inanç sistemine ait uygulamalar yanında gelişmiş bir maden teknolojisine 
ve uzak mesafelerle denizaşırı bağlantıları olan bir toplumun olduğunun tespit edilmesi 
bakımından önemlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109199</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17516021-6d65-469d-90c8-50000babb7f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Endişeli Bir Adamın Atlası</image:title>
            <image:caption>2018 yılında Uluslararası MAN Booker Ödülü’ne aday gösterilen ve günümüz Alman edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Christoph Ransmayr, Endişeli Bir Adamın Atlası adlı romanında okurları benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. 70 bölümden oluşan Atlas boyunca farklı kıtalar, zaman dilimleri ve ülkeler arasında mekik dokuyarak dünyanın olduğu kadar insan ruhunun da gizli saklı köşelerine uğruyor. Güney Denizi’ndeki adalardan Cava’nın volkanlarına, Himalaya’nın en uzak vadilerinden Tuna Nehri ve Mekong’a uzanan bu eşsiz yolculuk, Ransmayr’ın usta işi anlatımıyla katman katman açılarak yaşam ve ölümün, mutluluk ve kaderin kıskacında geçen hayatlarımızın edebi bir haritasına dönüşüyor. 
 
“Alman dilinin en yetenekli romancılarından.” 
Library Journal 
 
‘Bu kitap romancının yerinde duramayan bir adam olarak portresi. Ransmayr balık tutup kamp kurarak Avrupa, Asya ve Güney Amerika’yı yürüyerek, yüzerek, bisiklet üstünde ya da arabayla kat ederken mekânların iç dünyasını ortaya koyan insanlar, hayvanlar, yapılar ve mitlerle karşılaşıyor. Sanki Atlas’ın sayfaları boyunca yazarın içsel ve dışsal yaşamları bir araya gelmiş de ayrı ayrı çıktıkları yolculuklarının dökümünü yapıyorlar.’ 
Scroll</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109200</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a797079-d324-4065-b1a7-65219879ca04.jpg</image:loc>
            <image:title>Saymadan Duramam</image:title>
            <image:caption>Matematiğin günlük hayatımızdaki yerine ve önemine vurgu yaptığı çalışmalarından tanıdığımız Sümeyra Güzel&apos;in kaleme aldığı Saymadan Duramam, ilkokul 1. ve 2. sınıf matematik müfredatındaki kazanımları temel alan kısa öykülerden oluşuyor.

Etkileşimli oyunlar eşliğinde çocukları sayıların dünyasına yaklaştıran yazar, matematik dersine karşı refleks olarak geliştirilebilecek endişe ve önyargıların da önüne geçmeyi hedefliyor.

Gökçe Yavaş Önal&apos;ın karikatür tadındaki desenleriyle bütünlenen bu renkli başvuru kitabı, matematik delisi bir kedi ile ona kucak açan küçük bir kızın sayılarla güçlenen dostluk hikâyesini konu ediniyor. 



Kediler gün boyu yerlerde yuvarlanır, üstüne bir de miskin miskin uyur diye düşünüyorsan; bir adım geri çekil!

Ece, belki de dünyanın en şanslı çocuğu. Neden mi? Çünkü dünyanın en akıllı kedisine sahip de ondan! Tarçın, bir kediden çok daha fazlası: Saymadan, sayılarla uğraşmadan duramayan bir pisi o. Öyle ki; günlük hayatı matematikle anlamaya ve anlamlandırmaya çalışması boşuna değil.
Miyav! Kavanozda kaç boncuk var? Mıırr! Her gün 3 mama artırsam 6 günde kaç tane birikir? 
Sayılar sonsuz, problemler zorlu...

Tarçın, Ece&apos;nin sadece can dostu değil, aynı zamanda matematik ödevlerinin de biricik yardımcısı.
Onun çözemediği soruları şıp diye çözmesi, ilginç fikir ve önerileriyle hayranlık uyandırması da cabası. Ve şimdi, müthiş ikilimiz yeni arkadaşlıklar kurmak için sabırsızlanıyor.
Gel, sen de onların takımına katıl, sayıların dünyasında sürprizlerle dolu maceralarda kaybol!
Bizden söylemesi, Tarçın&apos;ın rehberliğinde çözeceğin her soruda şaşıracak, keşke benim de onun gibi bir yol göstericim olsa diyeceksin. 

O hâlde oyun başlasın! Tarçın, hadi gel zar atalım ya da araba yarışı oynayalım; eğer olmaz dersen geçen bayram topladığın harçlıkları sayalım. 
Sen ne sandın, çocukların olur da kedilerin bayram harçlığı olmaz mı hiç?!

Kareli defterlere sığmayıp hayata karışan sayıları eğlenceli öykülerde buluşturan Saymadan Duramam&apos;ı okuduktan sonra matematiğe bakışın değişecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109201</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83aeb316-da13-4d41-a160-535289ea723f.jpg</image:loc>
            <image:title>Lohusa Şerbeti</image:title>
            <image:caption>Avukat Ergün Kazanır’ın, kocasından boşanmak isteyen danışanıyla imtihanı… Üstelik uğraşması gereken tek sorun bu da değil. 
 
Hamile eşine destek olabilmeyi kendine görev edinen Ergün Kazanır, mesleğini de ihmal etmez. Yeni çocuk yeni masraflar demektir ne de olsa. Çok çalışmalıdır Ergün Kazanır, çok. 
 
Kaderini değiştirecek davayı beklerken karşısına Kader’in boşanma davası çıkar. Ergün Kazanır, aklıselim davranıp kocasını onu aldatmakla suçlayan yeni anne Kader’i boşanma kararından vazgeçirmeyi başarır. 
 
Ama bu hamlesi pişmanlık duyacağı olaylar zincirinin ilk halkası olacaktır. Lohusa şerbeti ile ekilen şüphe tohumları akşamları eve geç gelmelerle yeşerecek ve Avukat Ergün’ün evliliğini de içine alarak büyüyecek… Ergün’ün eski eşi Nurcan’ı da unutmamak gerek. Acaba yolları nasıl kesişecek? 
 
Ergün Kazanır, polisiye öğelerle bezenmiş Lohusa Şerbeti’nde okuru hem güldürüyor hem de heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109202</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4cd79090-fecd-4f39-b921-080acba07c61.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’de Kent ve Çevre Yönetimi</image:title>
            <image:caption>İnsanlık ve doğa son yıllarda pek çok sorunla karşılaşmaktadır. Bu sorunların ortaya çıkışında kent ve çevre yönetiminde yaşanan aksaklıkların da dikkat çeken etkileri bulunmaktadır.  Afetler, orman yangınları, pandemi, gıda güvensizliği, küresel ve yerel tedarik zincirlerindeki kopmalar, iklim değişikliği, küresel ısınma, atıklar, aşırı hava olayları, nükleer riskler, kirlilik, artan enerji ihtiyacı, çarpık kentleşme gibi sorunlar irdelendiğinde, bu gerçeklik daha da görünür hale gelmektedir. Bu kitap, söz konusu etkileri Türkiye özelinde ele alarak literatüre bu bağlamda katkı sunmayı amaçlamaktadır. Türkiye’de Kent ve Çevre Yönetimi kitabı, bu alanlarda çalışan akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler için olduğu kadar, insanlığın ve doğanın karşı karşıya olduğu sorunlar ve bu sorunlara karşı geliştirilebilecek çözüm yollarıyla ilgilenen tüm okurlar için de kapsamlı ve bütüncül bir başucu kaynağıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109203</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26a1c82e-3804-4034-8734-e2ce6df97219.jpg</image:loc>
            <image:title>Kur’an’da Ahidleşme</image:title>
            <image:caption>Ahidleşme, Allah-insan; insan-insan ilişkisini temellendiren bir güven sözleşmesidir. Haklardan ve sorumluluklardan müteşekkil bu sözleşmede aslolan ahde bağlı kalmaktır. Allah’ın kulları içerisinde ahidlerine en çok sadâkat gösterenler; Peygamberler, sahabeler ve onların izlerinde yürüyenlerdir. 
  Mü’minlerin niteliklerinden biri sayılan “ahde vefa” aynı zamanda takvalı olmanın da bir ölçütü sayılmış, ahidlerine vefa gösterenler Kur’ân’da birr sahibi, sâdık, muttaki olarak tavsif edilip övülmüş ve âkıbetlerinin cennet olduğu vurgulanmıştır. Diğer taraftan ahdini bozanlar ise “fâsık” olarak nitelenip kınanmış ve âkıbetlerinin cehennem olduğu haber verilmiştir. İşte ahidleşmenin bu önemine binaen çalışmamızda “Kur’ân’da Ahidleşme” olgusunu Kur’ân âyetleri perspektifinde ele aldık.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109204</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1119109-b31b-416f-a3fd-c5163dd4b656.jpg</image:loc>
            <image:title>Uluslar ve Alanlararası Bakışla Salgınlar Tarihi</image:title>
            <image:caption>Veba, kolera, çiçek ve tüm diğerleri… Salgın hastalıklar dünyayı globalleşmeden çok önce de çok defa sarmıştır. Antikiteden moderniteye, mikrobiyoloji, epidemiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları disiplinlerinin gelişimine dek, insanlar anlayamadıkları enfeksi-yöz felaketlerle karşılaşmanın çaresizliğini ve korkusunu yaşamıştır. Salgınlar insanoğ-lu için daima zorluklar ve yeni başlangıçlar anlamına gelmiş, toplumsal, siyasal, eko-nomik ve demografik etkileriyle insanlık tarihine yön vermiştir. Bu etkiler gibi tarih boyunca salgın hastalıklarla nasıl mücadele edildiğine dair bilgiler de son derece ilginç-tir. Bu mücadeleler bilhassa, gribin dahi bir yılda yüz milyona yakın can alabileceğinin görüldüğü 1918 grip pandemisinden sonra, XX. yüzyıl boyunca gerçekleşen medikal (prevantif, terapötik, profilaktik) atılımlar ve kurumsal (Dünya Sağlık Örgütü vd.) adımlar ile tezahür etmiştir.  Gelişen aynı farkındalık doğrultusunda salgınlar, aynı dönemde etik (triyaj, tayınlama), hukuk (hasta/sağlık hizmeti tedarikçisi hakları, hükûmet ve mercilerin sorumlulukları) ve medya (konvansiyonel/sosyal medyada prezantasyon, enformasyon, dezenformasyon) perspektiflerinden de çokça ele alın-mıştır. Ne var ki bir asır sonra bugün, bir başka respiratuvar hastalık olarak COVID-19, eldeki tüm gelişkin XXI. yüzyıl tıp teknolojisine ve bilgisine karşın yedi milyona yakın can alarak, salgın hastalıkları bir kez daha insanlığın acı gündemi haline getirmiştir.  
Yine bu gündem sırasında, 2022’nin Ekim ayında, iki yüze yakın Türk, Avrupalı ve Amerikan bilim insanının iştiraki ve de Dicle Üniversitesi—İstanbul Üniversitesi—Tıp Etiği, Tıp Hukuku, Tıp Tarihi Derneği (kuruluş 2004) işbirliği ile, Uluslararası Tarihsel, Yasal, Etik ve Medya Boyutlarıyla Salgın Hastalıklar Kongresi (Dicle Üniversitesi’nde) gerçekleşmiştir. COVID-19 atmosferinde gerçekleştirdiğimiz bu kongrenin hedefi, salgın hastalıklara dair kolektif hafızadan büyük ölçüde silinmiş olan realiteleri yeniden dile getirmek, dahası, dile getirilebilecek yeni hususlara kulak vermek olmuştur. Türkiye’nin pek çok üniversitesinden çok kıymetli Türk akademisyenlerin sunumları, yanı sıra Dr. (PhD) Carlos Viesca (Uluslararası Tıp Tarihi Derneği Asbaşkanı), Prof. Dr. Jochen Taupitz (Mannheim Üniversitesi, Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. hab. Jaroslaw Kita (Lodz Üniversitesi, Felsefe ve Tarih Fakültesi), Prof. Dr. hab. Robert Lipelt (Jan Grodek Üni-versitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi), Prof. Dr. hab. Bozena Plonka-Syroka (Wroclaw Tıp Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi) gibi yabancı duayenlerin katkıları, ayrıca kamunun ve medyanın da büyük ilgisiyle, bu hedefimize doğru büyük bir adım atmış olduğumuz kanaatindeyiz. İsmiyle müsemma kongremizde, Türkiye’de ve başka ülkelerde geçmiş-te yaşanmış ve gelecekte yaşanabilecek olan salgınlar, mezkûr tarihî kıssalardan gü-nümüze çıkarılabilecek hisselerin yanı sıra, çok çeşitli hukuk, etik ve medya perspektif-lerinden de bakılarak ele alınmış, konuşulmuş, tartışılmıştır. Bu sene (2023) ise, salgın hastalıklar temalı tüm bu sunum ve bilgileri, herkesin istifadesine arz adına kitaplaş-tırmayı hedefledik. Bu hedefimiz de yayımlamış olduğumuz iki (cilt) kitap ile gerçek-leşmiş bulunmaktadır. Yine kitaplarımızın ön kapakları, kongremizde en büyük ya-bancı katılımcı grubu ile temsil olunan Polonya ile Türkiye arasındaki dostluk ve bilim-sel işbirliğini kutlamak isteğiyle, ve editörlerimizden Dr. Öğr. Üyesi M. Kemal Temel’in (İstanbul Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı) girişimi ve muhatap Sanok Tarih Müzesi’nin de nazik izinleriyle, Leh ressam Zdzislaw Beksinski’nin tablolarından biri ile tezyin edilmiştir. Mart ayında basılan kitaplarımızın, Şubat 2023’te gerçekleşen ve on binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz Güney—Güneydoğu Anadolu deprem felake-tinden ileri gelen doğal engellerden (ortak acımız, alt üst olan program ve planlarımız, metinlerde yalnızca yapısal editörlük sağlayabilmemiz vd.) olabildiğince az etkilenmesi için elimizden gelen gayreti gösterdiğimizi de not düşmek isteriz. Her bilimsel bilgi şöleninin ve metninin, Beksinski’nin tablosundaki gibi, karanlıkla-ra tutulan birer ışık olduğu düşüncesindeyiz ve söz konusu kitaplarımızdan etik–hukuk–medya temalı ikincisini, bu düşünce ve en iyi dileklerimizle tüm okurlara arz ederiz..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109205</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/849a3e8a-93f6-43c9-b2ab-ee0f673cf955.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyetin 100 İsmi: Büyük Devrimin Portreleri</image:title>
            <image:caption>Mustafa Kemal, kafasındaki inkılapları neden en yakınındakilerden bile gizlemek zorunda kaldı? Enver Paşa ile arasındaki rekabet Kurtuluş Savaşı’na nasıl yansıdı? Olaylar farklı gelişseydi, Milli Mücadele’nin lideri başkası olabilir miydi? Düşmana karşı direnişi beraber başlattığı silah arkadaşları neden birkaç sene içinde Gazi’ye muhalif oldu? Bir imparatorluğu yıkıp yerine bir cumhuriyet kuran bu istisnai nesli yaratan şartlar nelerdi? Eski İttihatçılar Kurtuluş Savaşı’nda nasıl bir rol oynadı? 
 
Bir devrimi mümkün kılanlar yalnızca ona taraftar olanlar mıdır? 
 
 Bir yanda ömrü cepheden cepheye savrulmakla geçenler, bağımsızlık ateşini yakmak için kalemini konuşturanlar, nutuklarıyla kitleleri seferber edenler, ellerindeki her şeyi vatanın kurtuluşu için feda etmekten çekinmeyenler… Öte yanda sürekli yalpalayan müteredditler, liyakatsiz muhterisler, vasat idare-i maslahatçılar… Emrah Safa Gürkan, kimi destek kimi köstek olarak Cumhuriyet’in kuruluşunda rol oynayan 100 ismi, onların hareketlerine yön veren arka planlarıyla kaleme alıyor. Ezbere anlatıların dışına çıkan bu portreler, kişileri olduğu kadar, o günün şartlarını da anlamamız için bize yol gösteriyor. 
 
Emrah Safa Gürkan, Cumhuriyet’in 100 İsmi - Büyük Devrimin Portreleri ve Cumhuriyet’in 100 Günü - İnkılabın Ayak Sesleri’nde bir şeyi kesin olarak görmemizi sağlıyor: Bir büyük liderin önderliğinde genç yaşlı binlerce insanın çabasıyla yaratılan ve şimdi bir asırlık çınar gibi kök salan Türkiye Cumhuriyeti’ni var etmek, bir “mucize”den çok daha fazlasını gerektirmişti.  
 
Bu kitapta Nezihe Muhittin gibi kadın hakları aktivistlerinden Mustafa Suphi gibi devrimci Bolşeviklere, Mehmet Âkif gibi gelenekçi entelektüellerden Ahmet Ağaoğlu ve Yusuf Akçura gibi fikir adamlarına, Fuat Köprülü gibi biliminsanlarından Ahmet Emin gibi Columbia Üniversitesi’nde doktora yapmış gazetecilere rast geleceksiniz. 
 ​​​​​​​​Emrah Safa Gürkan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109206</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5e34562-d2aa-4b1b-ac02-91887913ca5f.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyetin 100 Günü: İnkılabın Ayak Sesleri</image:title>
            <image:caption>Anadolu’ya ilk çıktığı günden başlayarak, Mustafa Kemal’in hangi engellerle karşılaştığını hiç düşündünüz mü? Erzurum Kongresi’ndeki delegelerin ona muhalefet ettiğini, Sivas Kongresi’ne yeteri kadar insanın gelmediğini biliyor muydunuz? İstanbul’da son Osmanlı meclisi toplanırken Ankara’da yapayalnız beklemek zorunda kalan bir aksiyon adamının içinde kopan fırtınaları tahmin edebilir misiniz? TBMM’nin Meclis-i Mebusan’ın devamı olduğundan haberdar mısınız? Peki ya, Milli Mücadele’nin mimarlarının nihai zaferden sonra nasıl birbirlerine düştüğünden? 
 
İlanının üzerinden tam bir asır geçti. Ancak Cumhuriyet’in kuruluş dönemi hâlâ anlaşılmayı ve ezbere sloganlardan kurtarılmayı bekliyor. Emrah Safa Gürkan, Cumhuriyet’in dönüm noktası olan 100 günü kaleme alırken bilindik kabullerin ötesine geçiyor. En yakınındakiler tarafından defalarca yalnız bırakılan Mustafa Kemal’in 600 yıllık müesses nizamı nasıl ince bir stratejiyle tasfiye ettiğini ortaya koyuyor. 
 
Bu kitap, yorgun bir imparatorluğun yüzlerce yıldır yapamadığını yapacak genç bir cumhuriyetin doğuşunun hikâyesi… Aksayan planların, kaygan ittifakların, saklanan niyetlerin, ama en nihayetinde tartışmasız bir zaferin öyküsü… 
 
Emrah Safa Gürkan, Cumhuriyet&apos;in 100 Günü - İnkılabın Ayak Sesleri ve Cumhuriyet&apos;in 100 İsmi - Büyük Devrimin Portreleri’nde bir şeyi kesin olarak görmemizi sağlıyor: Bir büyük liderin önderliğinde genç yaşlı binlerce insanın çabasıyla yaratılan ve şimdi bir asırlık çınar gibi kök salan Türkiye Cumhuriyeti’ni var etmek, bir “mucize”den çok daha fazlasını gerektirmişti.  
 
Ayak sesleri günbegün yaklaşan inkılapları bir bir uygulamaya koymanın vakti işte nihayet gelmiştir. Önümüzdeki yıllar harap bir ülkenin, bitap bir toplumun baş döndürücü bir hızla değişmesine, modern Türkiye’nin ortaya çıkmasına tanık olacaktır. 
​​​​​​​​Emrah Safa Gürkan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109207</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85e9b600-1ac1-458d-9343-c3e67707fcb0.jpg</image:loc>
            <image:title>Uluslararası Etik, Hukuk ve Medya Bakışıyla Salgınlar</image:title>
            <image:caption>Veba, kolera, çiçek ve tüm diğerleri… Salgın hastalıklar dünyayı globalleşmeden çok önce de çok defa sarmıştır. Antikiteden moderniteye, mikrobiyoloji, epidemiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları disiplinlerinin gelişimine dek, insanlar anlayamadıkları enfeksi-yöz felaketlerle karşılaşmanın çaresizliğini ve korkusunu yaşamıştır. Salgınlar insanoğ-lu için daima zorluklar ve yeni başlangıçlar anlamına gelmiş, toplumsal, siyasal, eko-nomik ve demografik etkileriyle insanlık tarihine yön vermiştir. Bu etkiler gibi tarih boyunca salgın hastalıklarla nasıl mücadele edildiğine dair bilgiler de son derece ilginç-tir. Bu mücadeleler bilhassa, gribin dahi bir yılda yüz milyona yakın can alabileceğinin görüldüğü 1918 grip pandemisinden sonra, XX. yüzyıl boyunca gerçekleşen medikal (prevantif, terapötik, profilaktik) atılımlar ve kurumsal (Dünya Sağlık Örgütü vd.) adımlar ile tezahür etmiştir.  Gelişen aynı farkındalık doğrultusunda salgınlar, aynı dönemde etik (triyaj, tayınlama), hukuk (hasta/sağlık hizmeti tedarikçisi hakları, hükûmet ve mercilerin sorumlulukları) ve medya (konvansiyonel/sosyal medyada prezantasyon, enformasyon, dezenformasyon) perspektiflerinden de çokça ele alın-mıştır. Ne var ki bir asır sonra bugün, bir başka respiratuvar hastalık olarak COVID-19, eldeki tüm gelişkin XXI. yüzyıl tıp teknolojisine ve bilgisine karşın yedi milyona yakın can alarak, salgın hastalıkları bir kez daha insanlığın acı gündemi haline getirmiştir.  
Yine bu gündem sırasında, 2022’nin Ekim ayında, iki yüze yakın Türk, Avrupalı ve Amerikan bilim insanının iştiraki ve de Dicle Üniversitesi—İstanbul Üniversitesi—Tıp Etiği, Tıp Hukuku, Tıp Tarihi Derneği (kuruluş 2004) işbirliği ile, Uluslararası Tarihsel, Yasal, Etik ve Medya Boyutlarıyla Salgın Hastalıklar Kongresi (Dicle Üniversitesi’nde) gerçekleşmiştir. COVID-19 atmosferinde gerçekleştirdiğimiz bu kongrenin hedefi, salgın hastalıklara dair kolektif hafızadan büyük ölçüde silinmiş olan realiteleri yeniden dile getirmek, dahası, dile getirilebilecek yeni hususlara kulak vermek olmuştur. Türkiye’nin pek çok üniversitesinden çok kıymetli Türk akademisyenlerin sunumları, yanı sıra Dr. (PhD) Carlos Viesca (Uluslararası Tıp Tarihi Derneği Asbaşkanı), Prof. Dr. Jochen Taupitz (Mannheim Üniversitesi, Hukuk Fakültesi), Prof. Dr. hab. Jaroslaw Kita (Lodz Üniversitesi, Felsefe ve Tarih Fakültesi), Prof. Dr. hab. Robert Lipelt (Jan Grodek Üni-versitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi), Prof. Dr. hab. Bozena Plonka-Syroka (Wroclaw Tıp Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi) gibi yabancı duayenlerin katkıları, ayrıca kamunun ve medyanın da büyük ilgisiyle, bu hedefimize doğru büyük bir adım atmış olduğumuz kanaatindeyiz. İsmiyle müsemma kongremizde, Türkiye’de ve başka ülkelerde geçmiş-te yaşanmış ve gelecekte yaşanabilecek olan salgınlar, mezkûr tarihî kıssalardan gü-nümüze çıkarılabilecek hisselerin yanı sıra, çok çeşitli hukuk, etik ve medya perspektif-lerinden de bakılarak ele alınmış, konuşulmuş, tartışılmıştır. Bu sene (2023) ise, salgın hastalıklar temalı tüm bu sunum ve bilgileri, herkesin istifadesine arz adına kitaplaş-tırmayı hedefledik. Bu hedefimiz de yayımlamış olduğumuz iki (cilt) kitap ile gerçek-leşmiş bulunmaktadır. Yine kitaplarımızın ön kapakları, kongremizde en büyük ya-bancı katılımcı grubu ile temsil olunan Polonya ile Türkiye arasındaki dostluk ve bilim-sel işbirliğini kutlamak isteğiyle, ve editörlerimizden Dr. Öğr. Üyesi M. Kemal Temel’in (İstanbul Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı) girişimi ve muhatap Sanok Tarih Müzesi’nin de nazik izinleriyle, Leh ressam Zdzislaw Beksinski’nin tablolarından biri ile tezyin edilmiştir. Mart ayında basılan kitaplarımızın, Şubat 2023’te gerçekleşen ve on binlerce yurttaşımızı yitirdiğimiz Güney—Güneydoğu Anadolu deprem felake-tinden ileri gelen doğal engellerden (ortak acımız, alt üst olan program ve planlarımız, metinlerde yalnızca yapısal editörlük sağlayabilmemiz vd.) olabildiğince az etkilenmesi için elimizden gelen gayreti gösterdiğimizi de not düşmek isteriz. Her bilimsel bilgi şöleninin ve metninin, Beksinski’nin tablosundaki gibi, karanlıkla-ra tutulan birer ışık olduğu düşüncesindeyiz ve söz konusu kitaplarımızdan etik–hukuk–medya temalı ikincisini, bu düşünce ve en iyi dileklerimizle tüm okurlara arz ederiz..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109208</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0de1e11f-6754-4184-80bf-982ffee8aad9.jpg</image:loc>
            <image:title>İpi Kopuk Kuklalar</image:title>
            <image:caption>“Bugün çıktım perdesi hiç kapanmayacak bir sahneye. 
Üzerime bir rol yüklendi ancak bu rolü ben üstlenmedim, 
Hayalbaz kurdu oyunu, 
Ben de kukla değil miyim, bozsun diye bekliyorum, 
İzleyenim yok, alkış tutanım hiç olmadı. 
 
Sanırım özgürlük nihayetinde böyle ölecek. 
Ve mezarına gidecek yüz bulamayacak insanlık.” 
 
Hayalbaz adı verilen yaratıklar Omm ülkesinin yönetimini ele geçirdiğinde, gençler için hayat bir sahneye dönüşür. Yeni bir kitap okumaları, yeni bir şarkı yazmaları, gelişime dair atacakları her adım yasaktır. Ulaşacakları potansiyelden uzaklaştırılan bu gençler hiç bu kadar kendilerine yabancılaşmamışlardır. Nihayetinde o sahnede, hiçbir zaman bitmeyecek bir gösteriyi, hiçbir zaman alkışlamayacak olan halklara sergilerler. 
 
Ve gençler yasaklanırlar. 
 
Kuklalar adı verilen bir topluluğun başkanı olan Amber Edin, yasaklandığı zaman hükümetin onları mahkûm ettiği bir hapishaneye götürüleceğini sanır. Ancak yola çıkarken varacağını düşündüğü o hapishane, aslında çok daha farklıdır. 
 
“Bu ülke ruhu çalınmış bir çocuk mezarıdır. Ve bu ülkede her çocuk ailelerinin ebeveyni olmak zorunda kalır. 
 
Sevgili Amber Edin, 
  Sen onlardan birisin.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109209</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8521a2f-d9d1-4f9e-b7bb-55a55c68db42.jpg</image:loc>
            <image:title>Elmer ve Gül</image:title>
            <image:caption>&quot;Çok sevilen yazar ve çizerden yine şahane bir kitap.&quot; Books for Keeps</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109211</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e01707f-16e6-4d0d-a5c8-e3c983185d0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Üsame B. Zeyd / Genç Komutan</image:title>
            <image:caption>Üsame b. Zeyd, Hz. Peygamber’in evinde dünyaya gözlerini açtı. Çocukluk günlerini Hz. Peygamberin evinde, dizinin dibinde geçirdi. Peygamber terbiyesiyle yetişti. 
Mûte Savaşı’nda babasının şehâdetini gördü. Metanetini kaybetmeden çarpışmaya devam etti. Bu kahramanlığı ve cesareti onu genç yaşta ordu komutanı olabilecek olgunluğa getirdi. 18 yaşında bir delikanlıyken sahabenin ileri gelenlerinin de bulunduğu orduya komutan olarak tayin edildi. 
O, Peygamber Efendimiz’in “Allah ve Resûlünü seven Üsâme’yi sevsin!”  iltifatına mazhar olan bir yiğitti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109212</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5c86687-ce0a-48ff-8d25-06bc64e7ecca.jpg</image:loc>
            <image:title>Enes B. Malik / Küçük Hizmetkar</image:title>
            <image:caption>Enes b. Mâlik, Peygamber Efendimize on yıl hizmet etmesi sebebiyle “Hâdimü’n-Nebî” olarak tanındı. Akşama kadar Peygamberin yanında bulunur, akşam olunca da Kûba’daki evine giderdi. Hz. Peygamber ise ona “Oğulcuğum!” diye hitap ederek sevgisini gösterirdi. 
Peygamberin sırdaşı, özel olarak dua ettiği sahabilerden biriydi. Hz. Peygamber gibi yaşar, onun gibi namaz kılardı. En çok hadis bilen yedi sahabinin üçüncüsü olmakla şereflendi. 
Hz. Peygamber’den gördükleri ve duyduklarını, gençlerle nasıl muhatap olunacağının en güzel örneklerini insanlığa gösterdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109213</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ee82ece-133e-424e-813b-442b289f5dfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Abdullah B. Abbas / Tefsir İlminin Sultanı</image:title>
            <image:caption>Abdullah b. Abbâs hicretten üç yıl önce Müslümanlar, Kureyş’in ablukası altındayken Mekke’de doğdu. Mekke’nin fethi sırasında ailesiyle Medine’ye hicret etti. 
İlim öğrenmek gayesiyle Hz. Peygamber’in yanından hiç ayrılmadı. Bazı geceler yanında kalır, hareketlerini ve ibadetlerini takip ederdi. Hz. Peygamber’in “Allah’ım! Ona Kur’ân’ı öğret ve dinde fakih kıl!” duasına mazhar oldu. Bu duanın bereketiyle ilimde yüksek derecelere ulaştı. Kendisine “Tercümânü’l-Kur’ân” unvanı verildi. 
Kur’ân-ı Kerim’i en iyi bilen, anlayan ve anlatan büyük bir âlim olarak tarihe geçti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109214</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca4aeb57-5ae4-471d-8629-23a1ff6fc3aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Zeyd B. Sabit / Vahiy Katibi</image:title>
            <image:caption>Zeyd b. Sâbit Medineli genç sahabilerdendi. Güçlü bir hafızaya sahipti. Kur’ân sevdalısıydı. Allah Resûlü hayattayken Kur’ân-ı Kerim’in tamamını ezberlemişti. Yabancı dil öğrenimi konusunda uzmandı. 
Hz. Peygamber ondan Yahudilerin dilini öğrenmesini istemiş, o da kısa bir sürede bu dili öğrenmişti. Peygambere tercümanlık yapar, gelen mektupları okur ve cevap yazardı. Aynı zamanda da vahiy kâtiplerinden biriydi. Kur’ân-ı Kerim’in bir kitap haline getirilişinde ve çoğaltılmasında en büyük pay ona aitti. 
Bütün hayatını İslam’a hizmetle geçirmiş, vefat ettiğinde “Bugün insanların en âlimi öldü!” denilmişti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109215</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cb489f9-b913-4761-97c2-28a94742f72d.jpg</image:loc>
            <image:title>Abdullah B. Ömer / Ümmetin Alimi</image:title>
            <image:caption>Abdullah b. Ömer, Hz. Ömer’in oğluydu. En çok hadis rivayet eden sahabilerin ikincisi, en çok fetva veren yedi sahabiden biriydi. 
Hz. Peygamber’in hayat tarzına uyma ve onun emirlerini aynen yerine getirme konusunda bir benzeri daha yoktu. Peygamber sevgisinden dolayı namaz kıldığı yerleri öğrenip oralarda namaz kılar, yürüdüğü yollarda yürür, gölgelendiği ağaçların altında otururdu. 
Çok cömertti. İkram etmeyi severdi. Sahip oldukları içinde en çok beğendiklerini Allah için dağıtırdı. 
“Allah’ım! Beni Peygamberin sünneti üzere yaşat, onun milleti üzere canımı al ve beni fitnelerin sapıklıklarından koru!” duası üzere yaşadı. Vefatı, insanlar için büyük bir kayıp olarak değerlendirildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109216</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42e8e01c-3555-47ec-a26f-e60736c5a933.jpg</image:loc>
            <image:title>Peygamberimizin Çocuk Dostları Seti (5 Kitap)</image:title>
            <image:caption>1- Üsâme b. Zeyd (ra) / Genç Komutan
2- Enes b. Mâlik (ra) / Küçük Hizmetkâr
3- Abdullah b. Abbâs (ra) / Tefsir İlminin Sultanı
4- Zeyd b. Sâbit (ra) / Vahiy Kâtibi
5- Abdullah b. Ömer (ra) / Ümmetin Âlimi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109217</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05bf77bf-3dca-4a5a-8bdc-10d5f96c1c2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayaşlı ve Kiracıları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Memduh Şevket Esendal, Ayaşlı ve Kiracıları romanını ilkin basit bir hikâye olarak tasarlamış ve ona “Bir Büyük Evin Dokuz Odası” ismini vermiştir. Hikâye uzadıkça uzamış ve nihayet Ayaşlı ve Kiracıları romanı olarak karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle olsa gerek Esendal, bu eseri için “Bana sorarsan Ayaşlı ve Kiracıları roman değil uzunca bir hikâyedir,” ifadesini kullanır.  
Ayaşlı ve Kiracıları, Cumhuriyet’in ilk dönemi Ankara’sındaki insan manzaralarını okuyucusuna aktarır. Yazar, dönemin toplumsal yapısını daha iyi anlatabilmek için pansiyonu merkeze alır. Böylelikle aynı dönemdeki farklı insan tiplerini bir arada anlatma fırsatı bulur. Romanda yer alan kahramanların hepsi farklı bir toplumsal tabakadan olup hem devletle hem de birbirleriyle ilişki içindedir. Bunlar hangi tabaka ve sınıftan olursa olsunlar bir arada yaşamayı becermektedirler. Bu yönüyle apartman Cumhuriyet’in kurucu ideolojisini yansıtıyor denebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109218</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5cb26c39-ac52-4ea3-90bc-fbec943dac49.jpg</image:loc>
            <image:title>Othello (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Şair, oyun yazarı ve tiyatro oyuncusu olan William Shakespeare, birçokları tarafından İngiliz dilinin ve dünyanın en iyi oyun yazarı olarak kabul edilir. 26 Nisan 1564’te Stratford-upon-Avon’da doğup 23 Nisan 1616’da yine aynı yerde ölen Shakespeare, İngiltere’nin ulusal şairi ve “Avon’un Ozanı” olarak da tanınır. Shakespeare, bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yılları arasında üretti. İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihî oyunlardı, bu türlerle on altıncı yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608’e kadar trajedilere yöneldi, İngilizcenin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello ve Macbeth’i bu dönemde yazdı.
Tam adı Othello, The Moor of Venice (Venedik Mağribîsi) olan Othello’yu Shakespeare’in, İtalyan yazar Cinthio’nun bir hikâyesini kaynak alarak, yaklaşık 1604 yılında yazdığı sanılmaktadır. Oyun dört ana karakter etrafında döner: Othello, karısı Desdemona, yaver Cassio ve bayraktarı Iago. Othello, Kıbrıs’taki Venedik koloni ordusunun Osmanlılarla savaştığı dönemde başarılı ve saygı duyulan Mağrip kökenli bir komutandır. Halk ve ileri gelenler tarafından çok sevilen bu Berberî komutan, Desdemona’ya âşık olur. Şehrin ileri gelenlerinden birinin kızı olan Desdemona da Othello’yu sevmektedir. Önceleri saygı duyulan Othello’nun soylu bir beyaz kızla olan aşkı birçok dedikoduya yol açar. Her şeye rağmen evlenen Othello ve Desdemona’nın mutlulukları halkın dedikoduları ve Iago’nunkötülükleriyle bir trajediye döner.
Othello, savaş, ırkçılık, aşk, kıskançlık ve ihanet gibi birçok çeşitli konuyu işlemesi sayesinde günümüze kadar sevilerek okunan bir eser olarak kalmış ve gerek profesyonel gerekse amatör oyuncular tarafından sahnelenmiştir. Aynı zamanda birçok film, opera ve düzyazı uyarlaması yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109219</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb3209a0-e5fd-4aa7-8d88-cb433b310232.jpg</image:loc>
            <image:title>Hamlet (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Şair, oyun yazarı ve tiyatro oyuncusu olan William Shakespeare, birçokları tarafından İngiliz dilinin ve dünyanın en iyi oyun yazarı olarak kabul edilir. 26 Nisan 1564’te Stratford-upon-Avon’da doğup 23 Nisan 1616’da yine aynı yerde ölen Shakespeare, İngiltere’nin ulusal şairi ve “Avon’un Ozanı” olarak da tanınır. Shakespeare, bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yılları arasında üretti. İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihî oyunlardı, bu türlerle on altıncı yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608’e kadar trajedilere yöneldi, İngilizcenin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello ve Macbeth’i bu dönemde yazdı.
Özgün adı: “The Tragical History of Hamlet, Prince of Denmark” olan ve konusu Danimarka’da geçen Hamlet, Prens Hamlet’in, kral olan babasını öldürdükten sonra tahta geçip annesi Gertrude ile evlenen amcası Claudius’tan nasıl intikam aldığını anlatır. Oyunda işlenen başlıca konular ihanet, intikam, ensest ve ahlaksızlık olarak sıralanabilir. Hamletyazıldığı günden bu yana büyük merak uyandırmış ve sayısız tartışmalara yol açmıştır. Bunun başlıca nedeni Shakespeare’in diğer trajedilerinin kahramanlarında, örneğin Lear’da, Antonius’ta, Othello’da veya Macbeth’te duyguların ve tutkuların, ama Hamlet’te düşüncenin ağır basmasıdır.
Kuşkusuz Hamlet Shakespeare’in ve İngiliz edebiyatının en güçlü ve etkileyici trajedilerinden biridir. Shakespeare’in yaşadığı dönemin en popüler oyunlarından birisi olmuştur, hâlâ da en çok oynanan oyunlar arasında en üst sıralardadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109220</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6d1cf7c-aad1-46c3-9252-1b17c5b4c146.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral Lear (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Şair, oyun yazarı ve tiyatro oyuncusu olan William Shakespeare, birçokları tarafından İngiliz dilinin ve dünyanın en iyi oyun yazarı olarak kabul edilir. 26 Nisan 1564’te Stratford-upon-Avon’da doğup 23 Nisan 1616’da yine aynı yerde ölen Shakespeare, İngiltere’nin ulusal şairi ve “Avon’un Ozanı” olarak da tanınır. Shakespeare, bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yılları arasında üretti. İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihî oyunlardı, bu türlerle on altıncı yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608’e kadar trajedilere yöneldi, İngilizcenin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello ve Macbeth’i bu dönemde yazdı.
Yaklaşık olarak 1605 yılında yazıldığı tahmin edilen Kral Lear’da da Shakespeare, diğer birçok oyununda olduğu gibi, konu olarak daha önceden bilinen hikâyelerden esinlenmiştir. Yazarın özellikle Monmouthlu Geoffrey’nin on ikinci yüzyılda yazdığı Historia RegumBritanniae adlı kitabına eklediği “Kral Leir” adlı halk masalından yararlandığı belirlenmiştir.
Kral Lear ilk olarak 1608 yılında “Kral Lear’ın Gerçek Tarihi” başlığıyla basılmıştır. Oyunun sahnedeki ilk gösterimi 1607 yılında saraya bağlı olan Whitehall Tiyatrosu’nda yapılmıştır.
Oyunun basılmış folio ve quarto olarak iki farklı versiyonu bulunmaktadır. Yazarın diğer oyunlarının aksine iki versiyon da özgün olarak kabul edilmekte ve hâlen tartışılmalarına rağmen eşit değerde görülmektedir.
Oyunda Lear’ın trajedisine paralel olarak Gloucester’ın hikâyesi bulunmaktadır. İki hikâyede de evlatlarından kötü olanların etkisiyle iyi evlatlarını haksız yere cezalandıran babaların kendilerini düşürdükleri zor durum ve trajik sonları anlatılır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109221</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a371efdf-2f79-4775-b37b-db47678b1c9d.jpg</image:loc>
            <image:title>Şifacı Krallar (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Tarihçiliğin edebî bir tür olmaktan bilimsel bir disiplin olmaya giden hikâyesi nefes kesici bir macerayı içermektedir. Bu macera, efsane ile gerçeğin ayrıştırılmasını ve efsanenin ait olduğu yere, yani edebiyata gönderilmesini kapsamaktadır.
Bu işin kolay olduğunu ve tamamen başarıldığını kimse söyleyemez. Açıkçası, dünya tarih yazınının hâlâ çok büyük bir bölümü bilimsellikten uzak ve efsaneye dayalı olmayı sürdürmektedir.
Dünya tarihçiliğinin en büyük ustalarından olan, tarih usulüne getirdiği yeniliklerle âdeta devrim yapan ve bütünsel tarih kavramıyla tarihçiliği çok yeni ve tamamen bilimsel bir yola sokan Marc Bloch, bu kitapta, özellikle İngiltere ve Fransa’da krallığı yüzyıllar boyunca ayakta tutan popüler bir inanışı inceliyor. Bu iki ülkede (ve diğerlerinde) kralların şifaigüçlerinin olduğu inancı, krallık iktidarı ile şifai güç arasında tam bir mütekabiliyet kurarken siyasal meşruiyeti bir hurafeye dayandırmaktadır. Yüzyıllar boyunca çok etkili olan bu hurafe, siyasal, ekonomik, toplumsal açılımlarıyla ve zihniyetler dünyası hakkındaki ipuçlarıyla neredeyse binyıllık bir Batı Avrupa tarihinin arka plan ögelerinden birini gün ışığına çıkartmaktadır.
1924’teki ilk yayımlanışından itibaren tarih alanında yeni perspektifler kazandıran Şifacı Krallar, yazarının kurucularından olduğu Annales Okulunun ilk eserlerinden birisidir. MarcBloch, kendi ifadeleriyle, sadece anekdot olarak kabul edilen materyallerle tarih yazmaya koyulmuş ve bibliyografyasıyla bile hazine niteliğindeki bu eseri meydana getirmiştir.
Sayılamayacak kadar çok basılı malzeme kullanımının yanı sıra tozlu arşivlerde geçirilen uzun saat, gün ve ayların muhassalası olan bu eser, okuyucuya tarihin bilim olma yönündeki çabasını da sergileyecektir.
Bilim adamının çalışma odasından çıkmayan bir kişi olduğu noktasındaki basmakalıp inancı da âdeta tıpkı hurafeye dayalı tarihi tahrip eder gibi yerle bir etmek istermişçesine MarcBloch, her iki dünya savaşında da vatanını savunmuş ve sonunda istilacıya karşı soylu direnmesi esnasında kurşuna dizilerek bu dünyadan ayrılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109222</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/794c0f22-7203-4737-9d8a-f30674e4a094.jpg</image:loc>
            <image:title>Macbeth (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Şair, oyun yazarı ve tiyatro oyuncusu olan William Shakespeare, birçokları tarafından İngiliz dilinin ve dünyanın en iyi oyun yazarı olarak kabul edilir. 26 Nisan 1564’te Stratford-upon-Avon’da doğup 23 Nisan 1616’da yine aynı yerde ölen Shakespeare, İngiltere’nin ulusal şairi ve “Avon’un Ozanı” olarak da tanınır. Shakespeare, bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yılları arasında üretti. İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihî oyunlardı, bu türlerle on altıncı yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608’e kadar trajedilere yöneldi, İngilizcenin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello ve Macbeth’i bu dönemde yazdı.
Macbeth ya da özgün adıyla The Tragedy of Macbeth, William Shakespeare’in en kısa tragedyası olmasının yanında, Hamlet, Othello ve Kral Lear ile birlikte en önemli dört tragedyasından birisi olarak kabul edilir. Tahminen 1606’da yazıldığı düşünülmektedir. Yazıldığı günden bu yana tüm dünyada hem profesyonel hem de amatör tiyatrolar tarafından sıkça sahneye konulmuştur ve konulmaya devam etmektedir.
Macbeth başından sonuna kadar günahın insan hayatı üzerindeki etkilerini derinlemesine işler. Günahın alçaltıcı ve acı verici sonuçlarını felsefi bir temelde ele alır. Bu kadarla da kalmaz, insan hayatında kötülük yapmanın ölümcül yankılarını ve şeytana uymanın bütün tonlarını her türlü korkunç gerçeklikleri içinde önümüze serer.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109223</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aeff44d9-0432-4afb-9aa1-175a0c1053c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Günlüğün İzinde</image:title>
            <image:caption>Hiç tanımadığı birisi için üzülür mü insan?

Karen McCombie&apos;nin kaleme aldığı Kayıp Günlüğün İzinde, hayattan beklentileri apayrı olan iki kızı görünmez bir arkadaşlık bağıyla birleştiren dokunaklı bir ilk gençlik romanı. 

Kayıp bir günlüğün dönüp dolaşıp sahibini geri bulmasını acı tatlı bir anlatıya dönüştüren yazar, birisiyle arkadaş olmayı istemek için ille de onu tanımamız gerekmediğini belirtiyor. 

Günümüz gençlerinin &apos;&apos;kırılgan&apos;&apos; dünya gerçekliğini ustalıkla yansıtan kitap; aile içi iletişim çatışması, akran zorbalığı, bireysel farklılıklar, engelli yaşam gibi güncel konulara da temas ederek hikâyesini güçlendiriyor. 









Beni gören yok. Karanlıktayım.
Beni de görsünler artık!

Hande, son zamanlarda hiç kimsenin dikkatini çekememekten şikâyetçidir. Evlerinin üzerinde âdeta kara bulutlar dolanıyordur. Anne ve babasının kendisini dinlememesinden, ablası Meloş&apos;un yerli yersiz hırgüründen usanmıştır. Mutlu yuvalarının renkleri âdeta solup gitmiş, evlerindeki hayat siyah-beyaza dönmüştür. Tüm bunlar yetmezmiş gibi dost bildikleri bile sebepsizce ondan uzaklaşmıştır. Yine arkadaşlarının yanında kendini görünmez ve yalnız hissettiği bir gün, parkta dolaşırken kayıp bir günlük bulur. Süslü yazılar ve polaroid fotoğraflarla daha çok bir anı defterini andıran günlüğü okudukça, karmaşık bir yapbozla baş başa kalır. Çok geçmeden, hiç tanımadığı biri için üzüldüğünü fark eden Hande, günlüğü bir an önce sahibine geri vermek için planlar yapmaya başlar. Genç kızın hayatı, belki de günlüğün sahibi ile tanışınca yeniden eski renklerine kavuşacaktır, kim bilir?

Günlük tutma alışkanlığını içinde bulunduğumuz dijital çağın dinamiklerini hesaba katarak romanının kurgusuna katan Karen McCombie, gençler için nostaljik sayılabilecek bir edebî tür hakkında farkındalık yaratıyor.

Bizi biricik kılan farklılıklarımızla her daim barışık kalmanın önemini yineleyen Kayıp Günlüğün İzinde; okumaya isteksiz çocukları kitapların dünyasına yaklaştıran SEN de OKU koleksiyonundaki yerini alıyor. 
 
O hâlde, bugüne dair en güzel şey... bu kitabı okumaya başlayacak olmanız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109224</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0395adf1-8b54-4241-8b83-9eb2d879d95f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kur’an’ı Seviyorum</image:title>
            <image:caption>“Kur’an’da arılar, develer, filler ve inekler var. 
Dağlar, dereler, denizler ve gemiler var. 
Güzel sözler, mutlu eden davranışlar, muhteşem iyilikler var.” 
Kahramanımız kitap okumayı çok seviyor. 
Peki, en sevdiği kitap hangisi acaba? Tabii ki Kur’an-ı Kerim. 
O, en büyük kitap! Merve Gülcemal’in kaleminden hepimize iyi gelecek bir Kur’an sevgisi macerası.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109225</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e8f5a20-20aa-4593-a417-2b6d88f45d74.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Kur’an Kitabım</image:title>
            <image:caption>Zeynep’in annesi ve babası da kitap okumayı çok sever. Onların da biiiir sürü kitabı var. 
Ama en çok BİR kitabı okurlar. 
Onu çok ama çoook severler. 
O kitabın adı: KUR’AN- KERİM! 
Zeynep’in annesi ve babası, kitap okumayı çok sever. En çok da kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okurlar, çok severler. Minik Zeynep de Kur’an-ı Kerim dinlemeyi çok sever! 
Merve Gülcemal’in kaleminden küçükleri sarıp sarmalayacak bir Kur’an sevgisi hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109226</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3d76bf4-193b-4eb9-97a8-6d887363b596.jpg</image:loc>
            <image:title>Ev, Kadınlar, Seks</image:title>
            <image:caption>Yirmi yıllık evlilikten sonra Resi –Marie Thérèse olan daha şık çift adını kullanmakta ısrarcıdır artık– oğlunu da yanına alarak kocası Franz’ı terk eder. Öncesinde işten çıkarılan koca, aile için kendi elleriyle bir ev inşa etmiştir. Boş odalarının tekinsiz sessizliğine gömüldüğü büyük evde Franz şimdi sızlanarak içer. Mutfaktaki önlüğünü bir kenara fırlatan kadın adımını evden dışarı atmıştır, kocaysa kırgınlığını, küskünlüğünü, öfkesini büyüterek Marie Thérèse’e kinlenir: mizojiniyle sanatsal sanrılar arasında gidip gelen, kaba sözlere evrilen eril bir monolog, çelişkilerle ve intikam planıyla dolu, sonun başlangıcı olacak paramparça bir veda mektubu dökülür ağzından. 
 
Margit Schreiner, “Sevmek Dedikleri” kitabının ardından “Ayrılık Üçlemesi”nin ikinci kitabı olan “Ev, Kadınlar, Seks” ile kuvvetli bir yazınsal dil ve ton tutturmakla kalmıyor, bugünlerde okunabilecek en eğlenceli ve ilgi çekici cinsiyet çalışmasını da roman sanatına kazandırıyor. 
 
“Soğukkanlı ve cesurca sahnelenen bağlanma ve baştan çıkarma hayalleri, ölümcül karşılaşmalar: (…) Roald Dahl dokunuşu barındıran ve sık sık Robert Gernhardt’ın kalemini andıran, Avusturya kültürüne uyarlanmış iyi bir karışım.” 
Volker Hage, Die Zeit 
 
“Anlatıcının, karısı ondan kaçtıktan sonra eril gevezelikleriyle kendini ele verdiği incelikli bir karakter metni – kurnaz bir evlilik romanı.” 
Neue Zürcher Zeitung 
 
“Zeki bir kitap, çok inandırıcı, sanatsal bir dil – son derece önemli bir yazar olduğunu düşünüyorum.” 
Marcel Reich-Ranicki, Das Literarische Quartett 
 
“Sözel cinnet 200 sayfadan fazla sürüyor, kadınlar ‘kendi hatası’, ‘oh olsun’ derken erkekler kader arkadaşlarıyla dayanışma içinde olacak, ta ki siyaseten evcilleştirilmiş, duygu dünyası çarpık bir adamın belki de asla yazamayacağı öfkeli bir karakter romanını bir kadının yazdığını anlayana dek .” 
Henryk Broder, Der Spiegel 
 
“Hastasın sen. Yani, böyle yüzüne karşı söylemeyi hiç istemezdim ama aslında çoktandır bunun farkındayım. Doğrusunu istersen ilişkimizin ilk gününde anlamıştım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109227</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca996cc0-a762-4b83-b3a6-2522101b7a8d.jpg</image:loc>
            <image:title>Boşlukdikeni</image:title>
            <image:caption>“Boşlukdikeni”, Gökhan Yılmaz’ın dördüncü öykü kitabı. 
 
“Biraz Kuşlar, Azıcık Allah” (2012), “İkiye Kadar Sayamamak” (2013), “Hevesin Kaçış Yönü” (2021) kitaplarındaki özgün diliyle dikkati çeken Yılmaz’ın kalemi işlek ve çevik. Kısa, yalın, devrik cümlelerin arasına koyu karanlıklar, derin uçurumlar, geniş ufuklar sığdırıyor. Boşluksuz, sıkı örgülü yazıyor; sözün dolambaçlı yerlerindeyse anlamı tersine çeviriyor. İnsanın susup dünyanın konuştuğu yerde düşünceyi altüst eden, duyguyla oynayan bir söylem yaratıyor. 
 
Güncelin ironisiyle yüklü, sert ve mayhoş öyküler var “Boşlukdikeni”nde. 
 
Bahar önce dedenin bağrına geldi. Ellisinde var yok. Aynalar hoş karşıladı onu. Saçlar boyandı aslına. Şiir bulaştı kalemine, ağzına. Dediler, var bunda bir hâl. Dediler, tövbe, bu yaştan sonra. Dediler, el âlem ne der. 
 
Sordular, nedir bu, hayırdır. Dedi, karışmayın, ömrüm azdır. Baharın tersi ayazdır. Dediler, susalım becerebilirsek. Dediler, ne yapalım, atamızdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109228</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c9f6d5f2-b3b7-4ea0-a2d2-d16c660b6828.jpg</image:loc>
            <image:title>Amerika 1954</image:title>
            <image:caption>“Amerika 1954” romanında Demir Özlü, 1929’da patlak veren ekonomik krizden sonra şişirilen Amerikan Rüyası’nın popüler dünyasında geziniyor. 
 
Kafka’nın Amerika romanına özenen genç Harun yazarlık idealleriyle New York’a kaçar. Manhattan’ın gece hayatında Caz Çağı romantizmine düşer; sanat ve özgürlük rüzgârlarını iliklerinde hisseder. Öte yandan ülkesinde kalan gönül ilişkisinin kırıklığını da unutamaz... Böylece kentlerin sevgilileri (Demet ile Penelope), mevsimleri (kış ile yaz), düşleri ve umutları iç içe geçer. 
 
“Bugün her şey, hangi biçimde gelirse gelsin, ilkönce parodi olarak ortaya çıkar. Ancak daha sonra, büyük çaba ve ustalıkla, bir şeyler parodinin ötesine geçmeyi başarabilir” epigrafı ile girilen romanda özgürlüğün, zenginliğin, şıklığın, modanın, eğlence hayatının, mutluluk ve cinselliğin simgeleri gerçekle parodi arasında kalır. 
“Amerika 1954” ile Demir Özlü 2004 yılında Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı. 
 
“Hepsi, hepsi çok güzel” dedi Penelope. Onun oturduğu apartmana yaklaşmışlardı. Kollarını Harun’un boynuna doladı. Solumasıyla inip kalkan göğüsleri Harun’un göğsüne dayanıyordu. Harun’a sarılmışken hafifçe titremesi derinleşen bir duygunun işareti gibiydi. Kaldırımda gergin duran bacakları Harun’a sevgiden doğan, ama nasıl oluştuğu belirsiz bir güven duygusu veriyordu. Güvenilebilir bir insan böyle durabilirdi ancak. 
 
“Benny Goodman’ı da dinleyeceğiz” dedi. “Peggy’yi sevdinse, onu da... Ne mutlu ki swing çağında yaşıyoruz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109229</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ba8f0e7-14f2-482e-a771-4e3cf4b18b29.jpg</image:loc>
            <image:title>Bazen Hayat</image:title>
            <image:caption>O an, bütün açıklığıyla gördüm. Bir an gelecekti, hayatın bir zamanı gelecekti. Orta ile sonu arasında. O ana dek ne yapmış olursan ol, ne yaparsan yap. Bütün geçmişinden pişman olduğun gün, öyle ya da böyle, gelecekti. İşte o gün geldiğinde bu anı anımsamalıyım, diye düşündüm. Annemin yanına taşınamazdım o yaştan sonra. 
 
Yalın ve güçlü atmosferler kuran öyküler Sine Ergün’ün ikinci öykü kitabı “Bazen Hayat”ta derinlikli dünyaları hissetmeyi mümkün kılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109230</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e73204fa-77cb-4fdc-958c-041647f210df.jpg</image:loc>
            <image:title>Odun – Horozdan Korkan Oğlan</image:title>
            <image:caption>Metin Eloğlu’nun iki unutulmaz kitabı bir arada “Odun” “Horozdan Korkan Oğlan” 
 
Yapı Kredi Yayınları bütün şiirleri, toplu öyküleri ciltlerinde bulunan bazı kitapların ayrı basımlarını okura sunmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Metin Eloğlu’nun “Bu Yalnızlık Benim – Toplu Şiirler (1951-1984)“ içinde yer alan “Odun” ve “Horozdan Korkan Oğlan” yıllar sonra yeniden ayrı bir kitap içinde şiir sevenlere ulaşıyor. 
 
“Odun ve Horozdan Korkan Oğlan” ilk baskılarıyla karşılaştırılarak ve gerekli düzeltmeler yapılarak yayına hazırlandı. Kitapta şairin desenleri de şiirlerine eşlik ediyor. 
 
“İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor 
Şair oluyor mesela 
Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri 
Caysın be güzel 
Caysın be iyi 
Tütünü bırakıyor tütün neyime zarar 
Keseme zarar ciğerlerime zarar sevdama zarar 
Seni sevince adamın pabuçları eskimiyor 
Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi 
... 
Seni sevmeseydim ilkbaharı kodunsa bul gayrı 
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde 
Umut diye bir şey yoktu ki seni sevmeseydim 
Hak hukuk bereket diye 
Eşitlik kardeşlik hürriyet diye 
 
Yüreğime sağlık ne iyi ettim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109231</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06102545-db1a-49dd-967d-778976f1f228.jpg</image:loc>
            <image:title>Wisconsin,1963</image:title>
            <image:caption>Gençliğimizde bir dönem ilgi duyduğumuz, ama yıllar sonra baktığımızda şiirimizin üzerinde bıraktığı önemli bir ize rastlamadığımız bir şair nedir? Değerlendirilmemiş bir fırsat, kurulmamış bir ilişki, yaşanmamış bir hayat.
Yıllardır Şavkar Altınel’in şiirinde gezinen bir hayalet var: Geçen yüzyılın belki de en büyük Amerikalı şairi Robert Lowell.
Soğuk bir Kasım günü girdiği, eski eşyalar satılan dükkânda Lowell’ın şiirlerinden bir seçmeyle karşılaşıp sarsılan Altınel, bu şaire ilgisinin başladığı, geliştiği ve sonunda kaybolduğu “koordinatlara” (Amsterdam, 1971; İstanbul 1971-72; Chicago, 1972; Glasgow, 1978) “Wisconsin”, 1963 ile geri dönüyor.
Şiir okuyacak (ve hatta yazmayı da düşünecek) kadar iyi bilinen bir dil ne anlamda “yabancı” olabilir? Şiir düşüncelerden, kavramlardan, inançlardan mı, yaşanmış deneyimlerden mi çıkar? Avrupa şiiri ile Amerikan şiiri arasındaki fark nedir? Biri dalga, öteki tanecik modeline dayalı iki Işık Kuramı olması gibi, yağan kar hakkında da Kristal Kuramı ve Tane Kuramı şeklinde iki kuram üretebilir miyiz ve bunları şiire nasıl uygulayabiliriz?   
“Wisconsin”, 1963’ün ayırıcı özelliği bu tür soruları soyut araştırma konuları olarak değil, Altınel ve Lowell’ın iki gerçek birey olarak yaşadıkları gerçek hayatlar bağlamında gündeme getirmesi. Anlatının bir yüzü şiir kuramına dönükse, öbür yüzü kendimizle ve çevremizle kavgamıza, zamanın geçişine, sönmüş hayallerimize, kaybolan mutluluğumuza dönük.
Altınel’in sadık okurları kurmaca-anı-edebiyat kuramının muzipçe bir harmanı olan bu melez kitapta onun eleştirmen ve yazar kimliklerinin çarpıcı bir bireşimini bulurken, yeni okurlar da günümüz edebiyatının en ilginç kalemlerinden biriyle tanışacak. 
Ve bu kitabın bütün okurları hayaletlerin nereden geldiğini ve neden içimize korku saldığını keşfetme fırsatına kavuşacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109232</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12e51e7a-920b-488a-83a8-cfafc20067f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Sessiz Dönem Türk Sinema Tarihi - 2 (1923-1931)</image:title>
            <image:caption>Daha önce Türk sinemasının Osmanlı’daki yolculuğunun izini süren Ali Özuyar, “Sessiz Dönem Türk Sinema Tarihi”nin ikinci cildinde hikâyeyi kaldığı yerden devam ettiriyor. Türk sinemasının 1923-1931 yılları arasındaki durumu, dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik koşulları bağlamında, adli vakalara varıncaya kadar ayrıntılı bir şekilde anlatılarak sessiz dönem Türk sinema tarihi tamamlanıyor. Film şirketleri, filmlerin ithali, dağıtımı, gösterimi ve yeni açılan sinemaların yanı sıra seyircinin ilgisi, oyuncular, sinemacıların sorunları ve başarıları da masaya yatırılıyor. 
 
Kitapta, 1927 yılının sonlarına doğru sinema tarihinde adeta teknik ve estetik bir devrime yol açan sesli sinemanın Türkiye’deki hikâyesine de değiniliyor. Sesli filme geçiş süreci ayrıntılı bir şekilde ele alınırken sektörün bakış açısını tam olarak ortaya koymak için dönemin önde gelen sinemacılarının basına yansıyan görüşlerine yer veriliyor. Son bölümde ise bazıları ilk kez Latin harfleriyle yayımlanan, dönemin önde gelen isimleriyle yapılan röportajlar bekliyor okuru. Ali Özuyar gerek bilgiler, anılar ve mülakatlarla gerek görsellerle bir dönemin panoramasını verirken aslında çiçeği burnunda Cumhuriyet’in kültürüne de ayna tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109233</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6dcf45e0-42c1-4e32-837c-4fd9d132ce8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Hopalupa Kardeşler 4 - Gizemli Şehir Petra</image:title>
            <image:caption>“Hopalupa Kardeşler” yeni maceralarında Petra antik kentine gidiyor. 
Siz de bu maceraya katılmaya hazır mısınız? 
 
Arif Akbayır’ın yazdığı “Hopalupa Kardeşler” serisinin yeni kitabı “Gizemli Şehir Petra”ya yine Betül Akzambaklar harika resimleriyle eşlik ediyor. 
 
TADIMLIK 
“ ’Açıyoruum, açtım! Petra Antik kenti. Ne güzel isim. Resimlere de bak. Yazılana göre neredeyse üç bin yıllık bir kent. Birçok medeniyete başkentlik yapmış. Kentte tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşından kayalara oyularak yapılmış. Bayağı da büyük bir kent! Yaklaşık yüz kilometrekare. Asıl ilginç olan ne biliyor musun?’ diye sordu Zubi. 
‘Neymiş’ diye atladı Lopi. 
‘Kentin neden buraya yapıldığını kimse anlamamış! Çünkü çölün ortasında yaşamaya elverişli olmayan bir yerde kurulmuş. Bu yüzden çok karmaşık su şebekeleri yapmak zorunda kalmışlar. Gizemli değil mi?’ diye açıkladı Zubi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109234</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cfa33c7c-3738-4916-9f67-b6e19a63cab6.jpg</image:loc>
            <image:title>Benekli</image:title>
            <image:caption>Bilgin Adalı’dan Çocuklara Yeni Bir Kitap: “Benekli” 
 
Bilgin Adalı’dan çocuklara yeni bir kitap: “Benekli”. Adalı’nın YKY’nin okul öncesi serisinden çıkan son kitabı Arkadaşım Papi idi. YKY’nin Doğan Kardeş Kitaplığı’ndan çıkan son kitabıysa “Oğuz Kağan Destanı”. 
 
Adalı, “Benekli” adlı kitabında bir çocuk ile bir dalmaçyalının dostluğunu anlatıyor. Kitabın kahramanı Doğay, çok hareketli bir hayvan olan Benekli’yle birlikte yaşamaya alışırken, hayatlarına yeni biri daha katılıyor: Benekli’nin yavrusu Benek… 
Bu güzel kitaba resimleriyle Buket Topakoğlu Gencer eşlik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109235</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f715f002-cac2-4c67-910c-9561f8fb5a64.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitab-ı Sır</image:title>
            <image:caption>Yaşam, bir soru ile başlar; “Kimsin sen?” Dünya&apos;ya gözümüzü açtığımızda, doğu, batı, kuzey, güney farketmeksizin gittiğimiz her yerde, ardına düştüğümüzü bilmeden bu sorunun cevaplarını ararız. 
Sahi kimiz biz? 
Dünya üzerinde fiziki bedeniyle görünen mi, yoksa Dünya&apos;nın ve hatta evrenin de üzerinde, sonsuzca var olabilmesi için candan öte başka bir Can&apos;da görünmeyen mi? 
Yüzlerce yıldır, nefsimizin öğrettikleri ile bildiğimiz kendimizin üzerine inşaa ettiğimiz dünya düzeninin yükünü taşıyamıyoruz artık. Baktığımız her yerde, sağlam olmayan temelimizle taşıdıklarımızın yorgunluğu, çözümsüzlük ve acıları görünmektedir. Yaşam, giderek sertleşen uyarılarıyla, bu yanlış temeli yerinden  sarsmakta ve kendi varlıksal değerimize karşı cehaletimizi gözler önüne sermektedir.  Böylelikle, gerçekte “kim” olduğumuzu bilmeye zorlanmaktayız. Ayrıca bu zorlanma, sağlam temelin bilgiyi çoğalttıkça değil de “Bilgelikte büyüdükçe” atılacağını hatırlatan bir silkeleyiştir. Okunmayı bekleyen devasa bir kitaptır “insan!” Sayfalarını içeriden çevireceğimiz, cümlelerini dünya da evren de yeryüzün de kısacası baktığımız her yerde ve her canlıda göreceğimiz bu muhteşem kitabı hece hece, satır satır okumak zamanı. Çünkü gerçekte “kim” olduğumuzu bilmeden, yani “insan” olmanın sırlarına ermeden, layık olduğumuz değerde büyüyemez ve de sonsuzlukta, sonsuzca var olamayız…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109236</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4803f4f2-69f9-4d14-b574-1de415e602d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Lanetli Kalp</image:title>
            <image:caption>“Sadece beş duyu organın arasına sıkışarak yaşadığın hayatında neyin gerçek, neyin hayal olduğunu nasıl ayırt edersin?” 
 
Kaygısız ve sıradan bir çocuk olan Çise’nin hayatı bir lanetin boyunduruğuna girmesiyle birlikte alt üst olacaktır. Yaşadığı travma sonucu başka boyutlara geçebilme gücü kazanan Çise, maruz kaldığı lanet sonucunda duygularını paylaşma becerisini kaybedecek, zamanla taşa dönüşen kalbi sevme becerisini sonsuza kadar yok edecektir. Kalbini kurtarmak için başka şansı olmayan Çise en yakın iki arkadaşı ile gizem ve maceranın harmanlandığı boyutlar arası bir yolculuğa çıkacaktır. Lanetin kalbini tüketmesini engellemek için ihtiyacı olanları toplamak uğruna Koyver Kasabası’ndan Uyku Diyarı’na, Erdemli Kaplumbağa’nın Kütüphanesi’nden Gölbaşındaki Şato’nun büyülü sularına uzanan fantastik yolculuğunda diğer boyutlara ve hayata dair pek çok şey öğrenecek, arkadaşlıklarının sağlamlığını teste tabi tutacaktır. İnsanların duyularını ve boyutlarını aşan bu macerada kalbini kurtarmaya çalışırken en büyük düşmanı ile yüzleşecektir. 
Üçlemenin ilk kitabı ile boyutlar arasındaki sınırlar kalkacak ve kendinizi bilinmeyen diyarlarda bulacaksınız! 
“Şimdi geleceği değiştirmek için geçmişe, her şeyin başladığı yere gidiyoruz. Zaman, gerçek seni bulma zamanı!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109237</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99d53538-18c1-4110-a20a-dff0a0480ade.jpg</image:loc>
            <image:title>İblis’i Öldür</image:title>
            <image:caption>“İblis neden hep kazanır biliyor musun? 
Çünkü o hepinizin içinde. 
Kötü olman bile gerekmiyor. 
Sadece boyun eğmen yeter. 
Sen teslim olurken yüreği elinde direnen kahramandan nefret ettin. Sana aşağılık bir korkak olduğunu gösterdiği için… 
Hayatın kendine söylediğin yalanlarla tatlı tatlı akıp geçeceğini zannediyorsun ya… 
Çok yanılıyorsun. Gerçeklerden kurtulman hiç kolay olmayacak. Sözde huzurlu yuvanda inşa ettiğin sahtekârlık yakanı bırakmayacak. 
Pişman öleceksin. 
Bir izbede çürümeyi tercih edeceksin. Sıcak evin mideni bulandıracak çünkü temelinde gerçeğe tecavüzler var. İsyansız ömür tüketmiş ruhun zavallı bir halde tükenecek. 
Çünkü bunu hak ettin…” 
 
Gazeteci-yazar Timur Soykan’dan temposu hiç düşmeyen, soluk soluğa bir politik polisiye İblis’i Öldür. Tarikat-ticaret-siyaset ağının neredeyse tüm birimlerine yayıldığı emniyet teşkilatında, biri emekliliğine gün sayan, diğeri sistemle sorunlu ve delifişek iki komiserin, gerilim dolu hayatta kalma ve gerçeklerle yüzleşme hikâyesi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109238</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5875441f-f8ad-435f-96c7-17c8e28a54ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Canım Arkadaşlarım Hep Beraber</image:title>
            <image:caption>“Sizler öyle hızlı koşuyorsunuz ki...” 
Küçük tosbağa üzgün. Niye? Çünkü çok yavaş. 
Neyse ki yanında arkadaşları var. Gerçek arkadaşlar birbirlerine destek olurlar. 
Peki sen de ona yardım eder misin? 
“Canım Arkadaşlarım” kitabının yazarı Kerstin Schoene’den arkadaşlık üzerine sevimli bir hikâye daha.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109239</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9d2276cf-a13d-4a82-bd74-35ee094089ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Bütün Atlar Sihirli</image:title>
            <image:caption>Atlar yüzebilir mi? Atlar uçabilir mi? Tek boynuzlu at var mı? 
Kahramanımız Dido bütün bunları çok merak ediyordu. 
 
“Uçan at varsa, yüzen at varsa… Dido asıl merak ettiği soruya geldi: 
‘Peki burada hiç tek boynuzlu at var mı?’” 
Suna Abla, ‘Şeyyy…’ dedi. 
Tam o sırada, uzaktan bembeyaz bir at geldi yanlarına. 
Aynı, Cengo’nun kitabındaki tek boynuzlu ata benziyordu!” 
 
Çiğdem Kaplangı’nın bu güzel kitabına Mustafa Delioğlu resimleriyle eşlik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109240</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3e0d897-5c7a-493e-a2ae-75756767c53c.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçilmiş Şiirler</image:title>
            <image:caption>John Donne (1572?-1631), “Metafizik Şiir” akımının en tanınmış temsilcisi. Prof. Mîna Urgan’ın deyişiyle “İngiliz edebiyatında T. S. Eliot’tan önce anlaşılması en güç şair” olan John Donne’ın ve akımın öbür üyelerinin şiirleri, dönemin genel şiir beğenisinin dışında –ve kimi günümüz eleştirmenlerine göre üzerinde– olduğu için, yazıldıkları yıllarda yapay ve zorlama bulunmuşlar, ciddiye alınmamışlardı. Aynı yaklaşım 18. ve 19. yüzyıllarda da egemen oldu. Metafizik Şiir ve Metafizik Şairler, ancak yüzyılımızda, özellikle de Eliot’ın bu şairlerde “bir bütün olarak kendi içinde uyumlu bir duyarlık” ve her türlü olgu, durum ve yaşam biçimini bağdaştırabilme, bir arada kavrayabilme ve değerlendirebilme yetisi” görmesinin etkisiyle önem kazandı. 
 
Şimdi Metafizik Şiir, bu şairlerin içe dönük ve –terimin günümüzde kullanıldığı anlamıyla– “gerçekçi” üslupları yanında, dönemin alışılmış şiir geleneklerine meydan okuyan, hiçbir konu, sözcük ya da terimin kutsal sayılmadığı, “şiirsel” olmayanın özellikle bulunup kullanıldığı çarpıcı imgeleriyle yüzyılımızın modern şiirini önceleyen, haber veren bir akım olarak kabul görüyor. Seçilmiş Şiirler’de Bülent R. Bozkurt’un John Donne’ın bütün şiirleri arasından titizlikle seçerek asıllara yaraşır bir ustalıkla dilimize kazandırdığı şiirler yer alıyor – gerek Metafizik Şiir’in gerekse İngiliz şiirinin klasikleri arasında sayılan “Pire” de bu şiirler arasında. Kimi şiirlere eklenen açıklayıcı notlar, John Donne şiirinin anlaşılmasını kolaylaştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109241</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/95d4d7b9-f0ad-4762-8a94-08d96e2a1d54.jpg</image:loc>
            <image:title>Glossolalia</image:title>
            <image:caption>Ünlü Rus şair, romancı ve kuramcı Andrey Beliy&apos;in Glossolalia adlı yapıtı, ses üzerine bir düzyazı şiir, bir sesli şiir. Beliy, bu şiirde, dille dans, dille müzeik arasında bir ilişki kuruyor ve harfflerin görünüm ve sesleriyle bir dansçının hareketleri arasında bir yakınlık olduğunu öne sürüyor. Gümüş Güvercin ve Petersburg adlı romanlarının ardından 1917 yılında yazdığı Glossolalia&apos;da, Beliy, çok zengin gizemci bağlantılarla dilin insanı kuşatan karmaşık yapısınıı sergiliyor ve şöyle diyor: &quot;Glossolalia - birkaç sesli tema üzerine bir doğaçlamadır; bu temalar bende ses-imgeleri fantezisini geliştirdikçe, onları dışa vuruyorum.&quot; Glossolalia, diğer yandan, yirminci yüzyıl başı Rus avangardının Mayakovski, Şklovski, Hlebnikov gibi öncülerinin yolunu aydınlatan bir şiir. Bir anlamda Elim Devrimi&apos;nin sanattaki karşılıklarından biri: &quot;Halkların kardeşliği gelecektir: dillerin dili koparacak dillerimizi; ve —Sözün ikinci zuhuru gerçekleşecek.&quot; Glossolalia, glossa (dil) ve lasso (konuşma) sözleriyle oluşturulmuş bir sözcük. Ezoterik ve dini birçok uygulamada örneklerinin görülmesinin yanı sıra, çağdaş edebiyatta Beliy dışında John Barth, Neal Stephenson, Don DeLillo gibi yazarların yapıtlarına da konu olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109242</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ab8571a-7a55-46af-a137-338345b6c86e.jpg</image:loc>
            <image:title>Güzelden Güzel</image:title>
            <image:caption>Sevgili çocuklar, gökyüzünü dolduran kuşlar, öbek öbek bulutlar, kırlarda açan çiçekler, sallandığınız salıncak, kışın pencereden yağışını seyrettiğimiz kar ve bahçeye kondurduğunuz kardan adam, baharı karşılayan kelebekler, serçeler, sincaplar, denizde yüzen gemiler, balıklar, geceleri gökyüzünü şenlendiren ay ve yıldızlar, ramazanda tuttuğunuz oruçlar, kıldığınız namazlar, sevdiklerinizle açtığınız iftarlar, zeytinin, hurmanın harika tadı, içinizi huzurla dolduran ezanlar, babanızın elinden tutarak bayram namazı için gittiğiniz camiler, ettiğiniz dualar, nasıl ki sizi sevince boğuyorsa,                                          Mustafa Ruhi Şirin&apos;in Güzelden Güzel kitabında yer alan şiirler de sizi güzelliklerle dolu bir dünyaya götürecek ve okuduğunuz her şiirle &quot;güzelliğin sevinci&quot;nin daha bir katlanarak arttığını göreceksiniz. 
Arif Ay</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109243</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd18760b-5896-42b4-8841-830dc18f1f47.jpg</image:loc>
            <image:title>Kardeşim İstanbul</image:title>
            <image:caption>Soru, çocuğun akıl olmuş en güzel çiçeklenişidir. 
Merak kadar içtenlik, sevinç kadar yaşama sevinciyle doludur bu içtenlik. Şiirin içinden, şiirsel, hatta bilgecedir. Mustafa Ruhi Şirin, bir ömre yayılan İstanbul yaşayışı ve sevgisini bu kez ince dokunmuş bir zaman tülbentinden geçiriyor ve yepyeni şiirler sunuyor. Doğa değil sadece, tarih değil sadece, kültür ve medeniyet uçları değil, asıl her doğan çocukla yeşeren benzersizlik duygusu hakim oluyor bu şiirlere. Bu yönden Kardeşim İstanbul, hayatın her dönemecinde okunabilecek, bir zaman ve hayal atlası. 
 
      Güzel sorular, zekice buluşlar, naiflik içinde gövdeli dilsel yapılanmalarla örülmüş bir İstanbul abidesi. Üstünden güneş de geçiyor, kuş da uçuyor. Denizin kokusu bir yanda, sabahın ilk ışıkları başka yanda. Bir kez içinden geçildiğinde İstanbul olmanın güzelliğini duyacağımız şiir salkımları. 
Bir İstanbul değil çok İstanbul arayanlar için, rengarenk bir 
hayat ışıltısı. 
Ömer Erdem</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109244</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aec191e1-99e8-430b-8b7f-93022c3c10fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih Kırılıyor</image:title>
            <image:caption>Sanayileşme dönemindeki teknik, kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasal kırılmanın benzerleriyle karşı karşıyayız. Sanayi ve teknoloji temelli bir tarih anlayışının kültüre dayalı süreçleri sebep sonuç ilişkilerinde sunulurken, köleliğin tarihsel seyri ve değer savaşları analizlerle ele alınarak; uzay, sentetik biyoloji ve bor teknolojilerinin sosyal, siyasal kırılmayı başlatacak dönüşüm içerisindeki yerleri incelenmiştir. Günümüzde yaşananlara karşı yüzyıl önce ortaya koyduğu öngörülü duruşla Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluş amacının temel gerekçeleri anlatılmıştır. 
Birinci baskı okuyucu yorumu 
“Günlük yaşamın rutin işleyişinde, başka seçimimiz yokmuşçasına akıntıya kapıldığımızı hissettiğimizde tutunup yenilenme fırsatı sunan bir kaya gibi adeta. Geçmişten bugüne hangi yolları aşarak geldiğimize, nerede olduğumuza ve belki en önemlisi nereye doğru yol aldığımıza dair geniş bir bakış açısı kazandırıyor. Öne sürülen fikirler, kendi gerçekliklerimizi sorgulamaya zorlasa da, sorunların doğru tespiti ile çözümü basitleştirebileceğimize dair umut aşılıyor. Benzer kitapların, her kesimden insana, kendi hayatı ve dolayısıyla milletin geleceği hakkında daha bilinçli adımlar atma yolunda rehberlik edeceğine inanıyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109245</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41d37148-7f69-43e0-b5d5-8891eeb6a70d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalp Muhafızı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Senin görevin kalbimi korumaktı. 
 
HEPİMİZİN ACILARI VARDI AMA BEN BU ACILARI DİLE GETİREMEYECEK KADAR TUTSAKTIM. 
 
Kâhin gözlerini bebekten ayırıp yere çevirdi ve başını salladı. 
“Bu o, majesteleri,” dedi. “Kehanetin bebeği. Tacın sizden sonraki sahibi, krallığın tek kurtuluşu ve kalbin taşıyıcısı.” 
 
Prenses Sara’nın kaderi, o doğmadan önce bile herkes tarafından biliniyordu. O, kehanetin bebeği ve kalbin sahibiydi; kraliçesi olacağı krallığa bolluk ve bereket getirecekti. Kehaneti öğrenen krallıklar Sara’nın peşine düşünce savaş kaçınılmaz hale geldi. Artık yapılacak tek şey vardı: Kalbin sahibi Sara, babasının yedi muhafızıyla yola çıkacak, saraydan olabildiğince uzaklara gidecekti... 
Bu yolculuk kralın en güçlü muhafızı Hazar ve Prenses Sara’yı öyle 
bir noktada bağlayacaktı ki kader bu bağa çözülemeyecek 
bir düğüm atacaktı. 
 
Hazar... 
Kalbimin koruyucusu, vazgeçilmezi ve en büyük düşmanı... Beni koruduğu hiçbir kötü, kalbimi onun kadar kırmadı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109247</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b2dd08a-13e6-4512-bf57-4313556b4892.jpg</image:loc>
            <image:title>Son Konuşma</image:title>
            <image:caption>Uluslararası Bestseller 
Dünyada 5 milyondan fazla sattı 
 
Gerçek Bir Yaşam Hikayesi 
 
Pankreas kanseri, 3 ay ömür biçilen dünyaca ünlü bir bilim adamı. Ama her şeyden önce 1,2 ve 5 yaşlarında üç tane çocuğu olan ve onlardan –hele de şimdi– hiç ayrılmak istemeyen son derece duygusal bir baba. 
Gelecek yirmi senede çocuklarına öğreteceklerini, günün birinde onların sahiline vuracak bir şişeye sığdırmaya çalışıyor. İşte böyle bir adamının bütün dünyaya ve en başta da çocuklarına miras bırakılmak üzere, yaşamla ilgili –evet ölümle değil yaşamla ilgili– çocukluk hayzallerimizle ilgili, hayatımızdan sonuna kadar tad almayla ilgili, dostluklarla ilgili, sevgiyle ilgili, kısacası yaşamın tam da kendisiyle ilgili üniversite kürsüsünden yaptığı 
 
Son Konuşma 
 
Birçok profesör, &quot;Son Konuşma&quot; adı altında konuşmalar yapar. Onlardan, ölümlerini düşünmeleri ve onlar için en önemli şeyin ne olduğunu bulmaları istenir. Ve onlar konuşurken, dinleyiciler ister istemez aynı soruya kapılırlar: Son şansımız olduğunu bilseydik, dünyaya hangi gerçeği bildirmek isterdik? Yarın ölecek olsaydık, neyi miras olarak bırakırdık? Carnegie Mellon Üniversitesi’nde bir bilgisayar profesörü olan Randy Pausch&apos;tan böyle bir konuşma yapması istendiğinde, son konuşması olacağını düşünmesi zor olmamıştı, ne de olsa kısa süre önce ölümcül bir kanser teşhisi konmuştu. 
 
Ama yaptığı konuşma ölümle ilgili değildi. Çocukluk hayallerinizi gerçeğe dönüştürmekle ilgiliydi. Engelleri asmanın, başkalarının hayallerini mümkün kılmanın, her ânın değerini bilmenin önemiyle ilgiliydi. Bunlar Pausch’un inandığı her şeyin bir özetiydi. Yani yaşamakla ilgiliydi. 
 
Bu kitapta Randy Pausch, konuşmasını bir fenomene çeviren ve onu unutulmaz kılan özelliklerini -mizah, ilham ve zekayı bir arada kullanmıştır. Bu kitap, nesillerden nesillere aktarılacak ve herkesin okuyacağı bir eserdir. 
 
&quot;Önemli olan kaybetmeniz veya kazanmanız değil, nasıl oynadığınızdır.&quot; 
Randy Pausch</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109248</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/57549a14-67e4-47f1-8f3a-b0f202ed0a9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutsuzluğun Kökenleri</image:title>
            <image:caption>Smail, Mutsuzluğun Kökenleri’nde sınıfsal bariyerlerin aşılamazlığını izaha girişiyor. Doğumdan itibaren kendilerini yetersiz görmesi tembihlenmiş insanlar için para ve itibar kazanmak, hayatlarının ilk aşamalarında kazandıkları (kendilerinin ya da başkalarının gözündeki) bu ilkel değersizlik hissini nadiren giderebiliyor. “Ait olduğu” sosyal çevrenin dışına çıkan biri daima korku ve paniğe boğulma tehlikesiyle yaşıyor: “Yalıtılmış, koparılmış, düşmanca bir alanla çevrilmiş biçimde, birden bağlantısız, istikrarsız, sizi dik veya sabit tutacak her şeyden yoksun kalırsınız; baş döndürücü, mide bulandırıcı bir gerçekdışılık sizi ele geçirir; tam bir kimlik kaybı, mutlak bir sahtekarlık duygusu ile tehdit edilirsiniz; şu anda, burada olmaya, bu bedende yaşamaya, bu şekilde giyinmeye hakkınız yoktur; siz bir hiçsinizdir ve ‘hiç’ kelimenin tam anlamıyla dönüşmek üzere olduğunuz şeydir.” – Mark Fisher, Kapitalist Gerçekçilik’in yazarı 
Psikoloji dünyasında alışık olunanlar dışında bir bakış açısıyla, insanların mutsuzluklarının temelinde yatan sebepleri ortaya koyan David Smail, bu eserinde psikoterapinin yanılgılarını ve insana dair daha gerçekçi bir anlayışa ulaşmanın yollarını inceliyor. İçinde yaşadığımız çağın getirdiği baskılar ve mutsuzlukların ardında yatan güç ilişkileri ve toplumsal etkileri gözler önüne seriyor ve bu çığ gibi büyüyen mutsuzluk dalgasının anlamını kavramaya çalışan okuyuculara ve profesyonellere yeni bir işaret ateşi yakıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109249</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b37ee52b-1dd1-4783-9a44-331ad62376ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Emanet Aşk – Şimdi Işıkları Söndürmeli (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Onu nasıl kaybettiğimi biliyordum.  
Birini çok istemek, haddinden fazla istemek  
iyi değildi.  
İnsanın içindeki  
sevginin fazlası bile,  
kalbinin sonunu getiren  
bir zehirdi.  
Ama o, beni neden kaybettiğini hiçbir zaman bilemeyecekti.  
İçimi görmek yerine,  
içimi öldürmeyi seçmeseydi, belki… 
 
Açelya Sezginer beş yaşında kimsesiz kalır. 
 
Babasının yakın dostu Mahir Demirdağlı ona sahip çıkar; onu iki oğlundan ayırmadan, üzerine titreyerek büyütür. 
 
Emanet bir kız çocuğu olarak girdiği evde pamuklara sarılarak büyütülen Açelya, güzeller güzeli genç bir kıza dönüşür. Hiç tanımadığı annesinin sevgisini aratmayan Selma ve babasının sıcaklığını unutturmayan Mahir, onun en büyük şansıdır. Her şeye sahiptir ama eksik olan bir şey vardır... 
 
Mahir&apos;in yıllar önce evden uzaklaştırdığı büyük oğlu Baran. 
 
Yıllarca onu bekleyen Açelya, Baran Amerika&apos;dan döndüğü akşam acı bir sürprizle karşılaşır. Çocukken düştüğünde ellerinden tutup onu kaldıran Baran, artık ona soğuk gözlerle bakan bir yabancıdır. 
 
Yıllarını geçirdiği evde bir fazlalık gibi hissetmek Açelya’nın canını acıtır. Ya aile bildiği insanlara sırt çevirip gidecektir ya da kalıp ateşlerde yanmayı kabul edecektir. Ancak bu zor seçim bile onu kurtarmayacaktır zira taşlar yerine oturmadan geçmişten çıkagelen bir adam, Demirdağlı ailesindeki bütün dengeleri sarsacak, Baran’ın yıllar önce evinden gönderilmesine sebep olan sırrı ortaya çıkaracaktır. 
 
 
Şimdi ışıkları söndürmeli,  
Seni yazan kalemi kırmalı,  
Kalbimin kapılarını kapatmalıyım. 
Bir damla gözyaşıma hapsedeceğim seni Baran.  
Yutkunduğum an gözümden değil, kalbimden düşeceksin inan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109250</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/900d5d4d-e394-48bd-81fb-4000a9abc8bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Emanet Aşk – Şimdi Işıkları Söndürmeli</image:title>
            <image:caption>Onu nasıl kaybettiğimi biliyordum.  
Birini çok istemek, haddinden fazla istemek  
iyi değildi.  
İnsanın içindeki  
sevginin fazlası bile,  
kalbinin sonunu getiren  
bir zehirdi.  
Ama o, beni neden kaybettiğini hiçbir zaman bilemeyecekti.  
İçimi görmek yerine,  
içimi öldürmeyi seçmeseydi, belki… 
 
Açelya Sezginer beş yaşında kimsesiz kalır. 
 
Babasının yakın dostu Mahir Demirdağlı ona sahip çıkar; onu iki oğlundan ayırmadan, üzerine titreyerek büyütür. 
 
Emanet bir kız çocuğu olarak girdiği evde pamuklara sarılarak büyütülen Açelya, güzeller güzeli genç bir kıza dönüşür. Hiç tanımadığı annesinin sevgisini aratmayan Selma ve babasının sıcaklığını unutturmayan Mahir, onun en büyük şansıdır. Her şeye sahiptir ama eksik olan bir şey vardır... 
 
Mahir&apos;in yıllar önce evden uzaklaştırdığı büyük oğlu Baran. 
 
Yıllarca onu bekleyen Açelya, Baran Amerika&apos;dan döndüğü akşam acı bir sürprizle karşılaşır. Çocukken düştüğünde ellerinden tutup onu kaldıran Baran, artık ona soğuk gözlerle bakan bir yabancıdır. 
 
Yıllarını geçirdiği evde bir fazlalık gibi hissetmek Açelya’nın canını acıtır. Ya aile bildiği insanlara sırt çevirip gidecektir ya da kalıp ateşlerde yanmayı kabul edecektir. Ancak bu zor seçim bile onu kurtarmayacaktır zira taşlar yerine oturmadan geçmişten çıkagelen bir adam, Demirdağlı ailesindeki bütün dengeleri sarsacak, Baran’ın yıllar önce evinden gönderilmesine sebep olan sırrı ortaya çıkaracaktır. 
 
 
Şimdi ışıkları söndürmeli,  
Seni yazan kalemi kırmalı,  
Kalbimin kapılarını kapatmalıyım. 
Bir damla gözyaşıma hapsedeceğim seni Baran.  
Yutkunduğum an gözümden değil, kalbimden düşeceksin inan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109251</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2da990a4-3429-46a5-ba45-6c3e9a18a6b6.jpg</image:loc>
            <image:title>Nur Hüzmesi</image:title>
            <image:caption>Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim. 
 
İnsan, ‘’ruhlar âleminden, ana rahminden, dünyadan, kabirden, haşirden, sırattan’’ geçen anlamlı bir yolun yolcusudur. Onun emel ve arzularının, elem ve belalarının dairesi, ‘’hayalinin ulaştığı yerlere’’ dek uzanırken bunları karşılayabilecek güç ve iktidarının dairesi ise elinin yetiştiği yere kadardır. 
 
İnsan, ‘’iman, ilim ve duayla’’ tekemmül ve terakki için bu dünyada vardır. ‘’Nur Hüzmesi’’, insanın bu mukaddes yolculuğu ve tekemmülü çizgisinde ona ‘’iyilik, güzellik ve hayırdan’’ bir demet sunabilmişse mutluluk duyarız. 
 
Eser, son iki-üç yıl içinde farklı zamanlarda kaleme alınmış birbirinden bağımsız konulardan oluşuyor. 
 
Eserin hazırlanmasında emeği geçen herkese; görüş ve tavsiyelerini aldığım ve bu süreçte beni destekleyen tüm dostlarıma teşekkür ederim. 
 
Kitabın Hak katında makbul, okuyucu için istifadeli olmasını dilerim. 
Ali VEFALI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109252</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f3dd4273-70f5-442d-b0a1-93e466b1d22d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşam Bilgisi</image:title>
            <image:caption>Biyoloji ve modern tıptaki dönüşümler yaşam kavrayışlarımızı nasıl şekillendirdi? Felsefi kavramlar ve bakış açıları biyolojik fikirleri ve deney çalışmalarını nasıl etkiledi? Birbirine çok uzak disiplinler olarak tasavvur edilen felsefe ve tıp/biyoloji arasındaki etkileşimler nasıl gerçekleşti? 
 
Genetik devrimin şafağında yayınlanan Yaşam Bilgisi, hücre teorisinin tarihini, organizmaya dair mekanik anlayışlara yakınlaşmamızı ve uzaklaşmamızı, bilim ve nesnelerindeki normalliğin doğasını ve hatta canavarları ele alarak bu sorulara kendi özgünlüğüyle cevap veriyor. 
 
Michel Foucault, François Jacob, Louis Althusser ve Pierre Bourdieu gibi düşünürlerin çalışmalarındaki izlerinden anladığımız kadarıyla Georges Canguilhem, hem Fransız felsefesi hem de bilim felsefesi üzerinde muazzam bir etki bırakmıştır. Yirmi yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eser, modern biyolojinin doğuşundan geçen yüzyılın ortasına kadar meydana çıkan felsefi muğlaklıkları ve sorunları işleyerek epistemolojik bir tarihsel analiz de sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109253</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e961332-95a1-4c17-b291-ea3233ba2799.jpg</image:loc>
            <image:title>J.W. von Goothe ve Faust</image:title>
            <image:caption>Faust varoluşun gizlerini çözmesine olanak sağlayacak “toplam bilgi”ye ulaşmayı arzular. Oysa “toplam bilgi”ye ancak “Tanrı” sahiptir. Faust bir anlamda “Tanrı” gibi olmak, kendisinde “Tanrı”yı var etmek ister. Ancak geldiği yer, Sokrates’in: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim” sözü olmuştur. “Tanrısal bilgi”yi inkâr eden Mephistopheles’e “ruhunu satmak” tutkularının tatminine değer. “Aşkınlık” (“Tanrı” gibi olma, her şeyi bilme, sonsuzluğa ulaşma arzusu) ile “içkinlik” (insanlık durumunun sınırlılığı, dünyevi hazların çekiciliği) arasında bir sarkaç gibi gider gelir Faust. Mephistopheles Faust’u “aşkınlık”tan uzaklaştırmak için bütün “şeytani” yolları dener. Tanrı ise, Faust’un bu çözümsüz ikilemden kendisini kurtarması için, insana verdiği özgürlüğe, aklını kullanma yetisine güvenir. Ne ki Faust “insan-Tanrı” düşüncesine karşı koyamaz. Oysa “kibir”, Mephistopheles’e çağrıdır. “Tanrı” ışığından uzak, “içkinlik”in karşı konmaz hazları baskın çıkar Faust’ta. Mephistopheles’in tüm çabalarına karşın, insanların iyiliği için yaptığı işler “üstünlüğünün” boş bilincini gösterir Faust’a. Mutluluk insani sınırlar içinde kalarak, insan kalarak gelir Faust’a bu hayat karnavalında. Göklerin çağrısı Hristiyan’ca bir kurtuluşu çağrıştırsa da, sonuçta Gretchen bir Azize ya da Meryem değildir, Faust da bir lanetli. Onları büyük kılan kusurlarıdır. Çünkü yanılarak bulurlar doğru yolu, insanı “insan” yapan şeyi: “Bir yansımadır ancak / Bütün fani olaylar; / Dönüşür burada gerçeğe / Erişilmez olan; / Tanımlandı burada / Tanımlanamayan; / Kadınlığın sonsuzluğu / Çeker oraya bizi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109254</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1b12b58-5ec4-4bc2-8e32-f3ad2d7d98b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Aksi Gibi</image:title>
            <image:caption>Öykülerinden birinin kahramanı gibi sanki Pınar Öğünç’ün de bir gözü yerinden çıkmış, sokaklarda tek başına geziniyor. Gerçeğin içindeki gerçeküstünü, gündelik olanı saran politik örtüyü, zamanın ruhunu açık eden anları biriktiriyor. Yalın ve sürükleyici, hem sakin hem öfkeli, bazen de muzip bir dille sıradan görünenin derinlerine çağırıyor. 
 
Aksi Gibi, edebiyatla zenginleştirdiği gazeteciliğinden tanıdığımız Öğünç’ün öykü okuruyla tanıştığı, devamı yıllar içinde gelecek buluşmaların ilki. 
 
“Kibrinizi tanıyorum. Kendinizi mühim, ince ve derin göstermek için yaptığınız numaraları, dışı cilalanmış hırsın kanınıza nasıl zehir gibi karıştığını, üst kat gömme dolaplarında gizlediklerinizi biliyorum. Biliyorum ama çağırdığınız apartman toplantılarında bunu hissettiremiyorum size. Aksi gibi bu görünmezlik, bu öfke evden çıkınca da omurgama yapışıyor. Teklifsiz sen dediğiniz odalarda, yürürken yol vermediğiniz sokaklarda, sesimi manasızlaştırmaya çalıştığınız gezegenin üst katlarında size istediğim gibi direnemiyorum. Canımı sıkıyorsunuz. 
Şunu unutmayın. Bu apartmanın temeline en yakın olan benim, bu işin de ancak dinamitle çözülebileceğini biliyorum. 
Sayın D1 Blok sakinleri, şimdilik kapılarınızın altından bu metni atıyor, sizi uyarıyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109255</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9189a6e9-2fd1-48d8-a82f-0a68f34e3fef.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman / Zemin / Zuhur</image:title>
            <image:caption>Geçmiş’in izleri, şimdi’nin hızla akan zamansallığı ve geleceği tahayyül biçimleri sanatta, özellikle de 
tiyatro sanatında yapıta nasıl ve ne ölçüde yansıyor? Unutmaya ve hatırlamaya dair pratikler bizde ve 
Batı’da nasıl farklılaşıyor? “Unutuşun kolay ülkesinde” yaşayan bizler, geçmişi yok saymaya 
meylettikçe icra ettiğimiz herhangi bir sanat dalında sadece bugüne çağırabildiğimiz geçmiş 
temsillerine tutunuyor, hafıza kırıntılarımızla ona yepyeni bir beden şekillendiriyoruz. İşte bu yeni 
bedeni, zaten bir tür temsil yoluyla işleyen tiyatro sahnesine çıkardığımızda, hakikatten fazlasıyla uzak 
bir geçmiş imgesiyle kendimizi yanıltıyor olabilir miyiz? 
 
Zaman/Zemin/Zuhur’da Beliz Güçbilmez işte tam da böyle bir merakla, Osmanlı’dan köklenen, 
Tanzimat’la birlikte geçmişinden kopmaya niyetli üstelik Batı tiyatrosuna öykünen gerçekçiliğiyle, 
yeni kurulan cumhuriyetin gölgesinde filizlenen Türk tiyatrosunun bebek adımlarının peşine düşüyor. 
Güçbilmez kitabında Antik Yunan’dan beri süregelen Batılı tiyatro geleneğine özenen Türk 
tiyatrosunun çocukluğunu ve bir nevi ergenlik sancılarını dışarıdan, son derece detaycı ama bir o kadar 
da anlayışlı bir bakış açısıyla analiz ediyor. 
 
Geçmişinden kaçan toplum, o geçmişi yok saymanın yolunu bulmuş, tiyatrosunda, üstelik de gerçeği 
temsil etmeyi vaat eden “gerçekçi” tiyatrosunda geçmişle hiç ilgilenmemiş, yekpare bir an’da, 
dondurulmuş bir zaman’da ve salt bir “satıh”a dönüşmüş zemininde, kendini, ansızın zuhur eden 
hikâyelere tutturmuştur. Öyleyse gerçekçi Türk tiyatrosu kendini derinliksiz, iki boyutlu bir satıh 
olarak kurdukça, anlattığı hikâyeyi ona yaklaşmadan, kişilerini canlandırmadan dışardan anlattıkça, 
sadece görünümü, sathı ya da dışıyla ilgilenen bir zâhirperest’e dönüşmüş; Araba Sevdası’nın züppesi 
Bihruz’un ruhunu hiç durmadan şâd etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109256</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa5a8ed3-6d5d-4b39-8b39-f920a6e008fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Kurtuluş Günü</image:title>
            <image:caption>Dünya yeterince haşin bir yerse; kurtuluş günü yakın!

Time&apos;ın İngilizce yazan &apos;&apos;en iyi öykücü&apos;&apos; olarak nitelendirdiği, 2017 Man Booker sahibi George Saunders&apos;ın kaleminden çıkan Kurtuluş Günü; güç, etik, adalet, birlikte yaşam ve özgürleşme kavramlarını insan doğasının yapı taşlarını yerinden oynatabilecek bir keskinlikle odağına alan, görkemli bir öykü seçkisi.

Yazarın edebî hünerlerini cesurca sergileme fırsatı bulduğu dokuz sarsıcı öyküsünün yer aldığı kitap; tekrarlar, iç monologlar ve yeni biçimsel denemeleriyle türün sınırlarını zorluyor. 
 
Absürt olduğu kadar ürkütücü derecede gerçekçi sayılabilecek öykülerinde, kaotik dünya düzenine kafa tutmaya çalışan kırılgan bireylerin portresini çizen yazar; ekonomik, ruhsal ve fiziksel anlamda kendi ellerimizle yarattığımız hapishaneleri, kapitalizmin tuzaklarını, sıkışmışlık ve inkâr hâlini enfes bir ironiyle hicvediyor. 









Ben olmak çok değerli, şimdiye dek hiç bu kadar hissetmemiştim.

Çok da uzakta görünmeyen distopik bir gelecekte, politik bir durumun göbeğinde, dededen toruna yazılmış &apos;&apos;idealist&apos;&apos; mesajlarla yüklü bir mektup; Colorado&apos;da, yeraltında bulunan, cehennem temalı lunaparkta takılırken &apos;&apos;kendi gerçekliğini&apos;&apos; sorgulamaya başlayan yalnız bir karakter; aynı adama sevdalı iki kadının bir dolu fırtınasının orta yerinde giriştikleri varoluşsal hesaplaşma; ürkütücü bir plana kurban giderek gözü pek bir siyasi protestocuya dönüşecek 89 yaşında bir adam... 

George Saunders, Amerikan rüyasının köklerini yerinden söküp attığı öykülerinde; koşullar her ne kadar tuhaf olursa olsun dünyayı alabildiğine cömert ve net bir algıyla görmemizi sağlıyor.
 
Okurlarda, devasa bir lunaparkta son sürat giden bir roller coasterla geziyormuş hissi yaratan Kurtuluş Günü; mutluluğu, acıyı, baskıyı, devrimi tuhaf fantezilere konu ederek incelikle işliyor.  

Dünya haşin bir yerdi. Fazla haşin. Bir hata yapıyordunuz ve sonra hayatınız boyunca bedelini ödüyordunuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109257</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2bb16a29-8e54-4760-a626-2de59403b981.jpg</image:loc>
            <image:title>Yako&apos;nun Bahçesi</image:title>
            <image:caption>Bir sabah aniden, Yako’nun bahçesine gökten bir şey düştü. 
ÇATIR! Bir küçük kök, kabuğunu kırdı… 
Köstebek Çörek, karınca Mini ve tarla faresi ailesi yuvalarını korumak için bir şeyler yapmalıydı, hem de hemen! 
 
 
Ödüllü çizer Marianne Dubuc detaylarla örülü zengin üslubuyla okurlarını, bir tohumun gelişimini sayfa sayfa incelemeye ve bu tohumun bahçede yaşayan hayvanların hayatlarında yarattığı değişimi izlemeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109258</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b55a15d3-9379-4239-9ed4-298b0be23ffd.jpg</image:loc>
            <image:title>Amcamı Almasak Begonvil Kaça Olur?</image:title>
            <image:caption>Biliyorum, yapamamamız için pek çok neden var. Bu nedenlerden bazıları da her zaman geçerli ve mantıklı ama hayat sadece kısa değil, aynı zamanda bazen çok zor. Nedenlerimiz sadece birer bahane, buna uyanın. Hayat kısa! Ve şimdi tüm gücünüz ve tutkunuzla yaşamalısınız. Cesur olun. Koşullarınız, sahip olduğunuz ne olursa olsun, tek şey cesurca harekete geçmek. Erteleme. Yaşa. 
 
*** 
 
Can Yılmaz, “Kafa’da Kalmasın” demeye “Amcamı Almasak Begonvil Kaça Olur?” ile devam ediyor…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109259</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/890f6c67-9435-4386-a4ea-217e2b6ef4a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap Oku</image:title>
            <image:caption>Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap Oku 
üstat SABAHATTİN ALİ’nin 
eşi Aliye Hanım’a verdiği bir öğüt. 
Biz de üstadın verdiği öğüde uyarak 
büyük ustanın tüm kitaplarını yeniden okuyup 
altını çizdiğimiz satırları, 
etrafından sıkılınca kitap okumak 
isteyenler için derledik. 
Ölümsüz ustayı tekrar saygıyla, sevgiyle ve 
 özlemle anıyor, keyifli okumalar diliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109260</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3331fa6a-ec8c-4b17-8ad4-5d8d5b29ef3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Beni de Kalbinde Götür</image:title>
            <image:caption>Uzaklar mı yakınlaşmış gönlümde, yoksa yakınlar mı değiştirmiş düşüncelerimi, bilmiyorum...
Muhal bir çehreyi mi büyütmüşüm yıllardır hayallerimde ben? Cevabı zor ve yitik şu an her şeyin!
Vuslat diye tespih ipliğine dizdiğim yılların hançerleşip kalbimde şifa bulmaz yaralar açacağını hesaba katamayışımın şaşkınlığı var kalemin ucunda bugün.
Hür yürümelisin dediysem gönül, bu ne cüret?
Annesizliğin ve babasızlığın kavurduğu yüreğiyle, gözünü haramın her türünden sakınmaya ant içmiş bir genç: İsa...
İsa’nın yıllar boyunca sözünü dahi etmeye çekinerek kalbinde sakladığı bir sevda...
Gerçeklerse kavuşma günü geldiğinde ortaya çıkmayı bekliyor.
Ahmed Günbay Yıldız’dan aile ve arkadaşlık bağları, maneviyat, dostluk gibi temalar etrafında şekillenen, yıllara ve yozlaşmış ilişkilere direnen masum bir aşkın hikâyesi: Beni de Kalbinde Götür...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109261</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68aa4f8c-ba25-4158-a789-194ca160f57c.jpg</image:loc>
            <image:title>Keder ve Mutluluk</image:title>
            <image:caption>Martha, onu her şeyden çok seven bir eşe, güzel bir eve ve gözünün içine bakan aile üyelerine sahiptir; öyle ki annesine göre bu, nadiren elde edilebilecek türde bir zenginliktir. Fakat tüm bu zenginliğin içinde hayatı elinden kayıp parçalara ayrılıyormuş gibi hissetmekten kendini alamaz. Belki bunun nedeni yalnızca diğer insanlardan çok düşünmesidir –ya da belki kafasının içinde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Şimdi, tam da kırklı yaşları kapıdayken Martha ailesinin evine geri dönmeli ve kırılan tüm parçaları tek başına toplamalıdır.
Meg Mason, 30’u aşkın ülkede okurla buluşan Keder ve Mutluluk’ta depresyonun yıpratıcı süreçlerini doğal bir mizah, açık sözlülük ve hassasiyetle ele alırken okuru hem kahkahaların hem de gözyaşlarının eşiğine getiriyor.
Bu, koşulsuz sevginin ne olduğuna dair yürek burkan bir hikâye, daima baştan başlanabileceğini ortaya koyan bir manifesto.
“Bir yazarın mizahla kalbinizi kırabilmesi oldukça istisnai ve güzel bir şey; aynı zamanda bir yazarda en hayran olunası özelliklerden.” –The New York Times
“Martha’nın keskin dili iğneleyici biçimde komik ve ikna edici biçimde doğrudan; Phoebe Waller-Bridge’in Fleabag&apos;i ve Ottesa Moshfegh’in çalışmalarıyla yapılan kıyaslamalar yerini buluyor.” –Melbourne Edebiyat Festivali
“İnanılmaz derecede eğlenceli, aynı zamanda yıkıcı bir roman... Deli fişek bir enerjiyle sarmalanmış, fakat bunun yanında duyarlı olmayı da başarıyor; değişmeye ve hataları telafi etmeye çalışmanın incelikli bir portresini sunuyor.” –Guardian</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109262</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9fdd8589-7c1b-4577-973a-9c4215e959c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahsur Kadın</image:title>
            <image:caption>Mahsur Kadın, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar André Gide’in jüri üyesi olarak yer aldığı ceza mahkemelerinde görülmüş ve toplumda infial yaratmış iki davayı konu alır. Öyle ki bu davaların hikâyesi bugüne kadar taşınmış, efsaneleşmiştir. 
22 Mayıs 1901&apos;de Poitiers başsavcısı, elli iki yaşındaki Mélanie Bastian&apos;ın, annesi tarafından yirmi beş yıldır tavan arasına kapatıldığını isimsiz bir mektupla öğrenir. Bakımsız bir odada, çöplerin arasında, yiyecekten uzak yaşamıştır yıllarca. Peki bu dava, failleri apaçık ortadayken nasıl olur da sanığın beraatıyla sonuçlanır?
Bu davayı Redureau Vakası izler. Yaşına göre haddinden fazla çalıştırılan, hatta sömürülen genç Marcel Redureau çalıştığı bağın sahibini ve tüm ailesini öldürür. Peki bu katliamın arkasında yatan sebep nedir? 
Gide, bu iki davayı kanıtların ışığında ustaca parçalara ayırıyor, sorular soruyor ve adaletin tecelli edip etmediğini hem hür bir vatandaş hem de bir yazar olarak izlenimlerini okura aktarırken hukuk ve adalet kavramlarını masaya yatırıyor.
 
“André Gide, sade adı söylendiği zaman bir medeniyeti, bir kültürü en iyi taraflarıyla hatırlatan nadir insanlardandır.” –Ahmet Hamdi Tanpınar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109263</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ea54a26-1f18-4ef2-b152-a0bc072b76c7.jpg</image:loc>
            <image:title>O Kitabı Yazma Behiye</image:title>
            <image:caption>Bazı kitaplar hiç yazılmamalıdır, bazı yazgılar da öyle…
Yakılmak istenen kederler de vardır, kıvılcımdan yangına dönüşen alevler de…
 
Yine de atmaya devam eden kalp, çalışmaya devam eden akıl, yaşamaya devam eden umudun değiştiremeyeceği hiçbir yazgı yoktur; şayet kalem elindeyse…
 
Behiye o kitabı yazacak mı, yazmalı mı, yoksa kalemi kırıp atmalı mı buna kendisi karar verecek; okuyup okumayacağınıza da siz…
“Kim olduğunu bilmiyorum. Yazdığım her satır gerçekleşiyor ve senin koruma içgüdünün sınırları yok. Korkuyorum ama bir o kadar da güvende hissediyorum kendimi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109264</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc71a301-01e0-4f39-aef1-852d0f091e2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Altın Çağ -1</image:title>
            <image:caption>Tulan’ın surları üzerinde o efsanevi fırtınayı bir kez olsun görebilecek olmanın heyecanı ile bekliyordu. Bir şey nasıl hem bu kadar büyüleyici hem de bu kadar yıkıcı olabilirdi? Nasıl hem hatırlatıp tüm o ihtişamlı geçmişi hem de unutmak için yalvartabilirdi gören gözlere? İnsanlık kendine rağmen uyanıyordu, artık umutlar dillenmişti. Aydın zihinler kaybettiği insanlığı aramak için, tüm yıkılan medeniyetlere hak ettiğini vermek için, Altın Çağ’ı getirmek istiyordu. 
Siren seslerini yırta yırta gelen atalarının en ölümcül mirası olan fırtınayla ilk kez göz göze gelişi ona bir pasajı hatırlattı, Altın Çağ idealini oluşturan kurucuların Yaratıcılık adlı kitabından: 
“Bir zamanlar umut dolu esen rüzgârlar vardı dünyada. İlim ve teknoloji, evrenin tüm sırlarıyla birlikte apaçık ellerimizdeydi. Yüzü geleceğe hayali onun da ötesine giden bir insanlığın hürmetine esen umut dolu rüzgârlardan ne kaldı şimdi geriye? Biz evrene yayıldıkça kendi özümüzü unuttuğumuz Miladi dönemlerden geriye bir bu fırtına yadigâr artık. Gelip gidip fırtınadan sorarlar âlimlere. Zahmet edip sormayın onu, deşmeyin âlimlerin yarasını. Umut esen rüzgârları yakıp yıkan fırtınalar yaptık el ele. Ne kaldıysa umuttan geriye fırtınayla beraber savrulur şimdi Orava Çölü’nde.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109265</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efe85b85-35cd-497a-a753-29e5cb8d4adb.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Eğitim Sistemi</image:title>
            <image:caption>Kitap, Neden Bilim Toplumu Olamadık? Sorusuna tarihsel süreç içinde kısa, genel hatlarıyla cevap bulmaya çalışıyor. Sonra asıl konumuz olan &quot; Türk Eğitim Sistemini &quot; masaya yatırıyor, Türk Eğitim Sistemindeki sorunları, çözüm önerilerini ele alıyor, ortaya somut, ete kemiğe bürünmüş, ilköğretimden ortaöğretime kadar taslak bir program sunuyor. Sınavsız bir eğitim sisteminin nasıl olabileceğini, bütün kanıtlarıyla en ince detaylara kadar planlayarak ortaya koyuyor. Bunu yaparken kalıplaşmış ezberleri ve önyargıları yıkarak, eğitim sistemine yeni bir bakış açısı getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109266</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8c3a652-e58c-4de3-a1ea-64f7494ecaf8.jpg</image:loc>
            <image:title>Ludus</image:title>
            <image:caption>“Cıva benzeri metal toplar, gelenlerin sadece silahlarıysa biz BİRSEN EKİM ÖZEN istilacılarımızı görmedik bile. O kocaman mor UFO’lar, tuhaf bir top ordusu ve vahşet; başka bir şey yok. Kelimenin tam anlamıyla hayat durdu. Artık kimse dışarı çıkamıyor. Her gün bir saat verilen televizyon yayını olmasa dünya üzerinde ne olduğunu öğrenemeyeceğiz. Bizim apartmandan hayatını kaybeden olmadı ama sokağa çıkmak isteyenlerin alev alev yandığını, cesetlerinin küle dönüşüp tozlarının rüzgârda savrulduğunu gördük. Ara sıra kuvvetli patlama sesleriyle sallanıyor, dumanların yükseldiği noktaya göre saldırının nereye yapıldığını tahmin etmeye çalışıyoruz.”
 
 Oysa ne kadar mutluydu insanlar… Teknoloji öyle ilerlemişti ki artık kimse zayıflamak ya da giyinmek için uğraşmıyor, indirdikleri uygulamalarla her zamankinden zarif ve şık görünmeyi başarıyorlardı. İnternette araştırma yapmak için gözlerini açıp kapamaları yeterliydi. Muhteşem görsellerle bezeli programların içinde diledikleri macerayı yaşayabiliyorlardı. Gözlerine, kulaklarına, derilerine kendi istekleriyle yerleştirdikleri implantlarla gönüllü girdikleri sanal evren, daha yaşanır hale getirmişti hayatı… Ta ki işgal edilinceye kadar!
 
 Birsen Ekim Özen’in Ludus ile kurduğu dünyada gerçekliğin nerede bittiği, oyunun nerede başladığı bilinmiyor. İşin aslı; oyun, elinizin altında sizi bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109267</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/427eab82-6c8d-4be3-8aea-5d105bf707f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Mukaddime&apos;nin Özü</image:title>
            <image:caption>Mukaddime’yi Okumadık Kimse Kalmasın Diye…
 
Mukaddime’nin Özü, herkes Mukaddime’yi okusun ve okumayan kalmasın diye hazırlandı!
Mukaddime’nin Özü, kesinlikle Mukaddime’nin özeti değildir.
Mukaddime’nin Özü, İbn Haldun’u İbn Haldun veya Mukaddime’yi Mukaddime yapan bütün bölümlerin bir araya getirilmiş şeklidir.
Mukaddime’nin Özü, günümüzde önemi veya geçerliliği kalmamış, okunmasının yararı olmayan bölümlerinin çıkarılmış hâlidir.
Mukaddime’nin Özü’nde yer alan düşünceler, görüşler ve bilgiler, bütünüyle İbn Haldun’a aittir. Hiçbir özetleme yapılmamıştır.
O yüzden Mukaddime’nin Özü’nü okuyan bir kimse, kendisinden emin bir şekilde ve çok haklı olarak “Mukaddime’yi okudum!” diyebilir.
Mukaddime’nin Özü, daha önce yayımlanmış olan “Mukaddime: Evrensel Tarihe ve Toplum Bilimlerine Giriş” kitabından hareketle mütercim tarafından büyük bir titizlikle ve son derece özenle hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109268</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b826643-b240-4bba-a8b0-f7b4588be3a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Tevazu</image:title>
            <image:caption>Tevazu kendimize, başkalarına ve bizi çevreleyen dünyaya, onu olduğu gibi algılamamızı sağlayacak şekilde yaklaşmanın yoludur. Bilimsel araştırmalar göstermiştir ki tevazu insan ilişkilerini güçlendirmeye, iş hayatında ilerlemeye ve toplumu daha iyi bir noktaya taşımaya katkı sağlar. Yadsınamaz bir güce sahiptir ve dönüştürücüdür.
Bugün artık modern bilimin kadim bilgeliği onadığı noktadayız: Tevazunun güçlü bir dönüştürücü etkiye sahip olduğunu biliyoruz.
Narsisizm bizi kendimizi aldattığımız bir yalan dünyaya tutsak ederken tevazu özgürleştirir, güçlendirir ve geliştirir.
Sosyal Psikolog Darly R. Van Tongeren, tevazu kavramı üzerinden bizi kendini tanıma, kendini kontrol edebilme ve kendini aşabilmeye dair düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.
İçine hapsolduğumuz yankı odalarından çıkmak için Tevazu’yu yeniden keşfetmeliyiz.
 
“Akıcı bir dille kalem alınmış, düşünmeye teşvik eden bu kitapta, işinin ehli bir uzman zayıflıklarımız konusunda dürüst olmak için ikna edici bir sav ortaya koyuyor ve bunun ne denli büyük bir güç olabileceğini gözler önüne seriyor.” ‑Adam Grant, Think Again kitabıyla New York Times çok satanlar listesinin bir numarası yazar.)
 
“Dr. Van Tongeren bu muhteşem kitapla tevazunun kapılarını aralıyor: Hayatın zorluklarından kaçmadan kendimizle, ilişkilerimizle ve kendi dünyamızla yüzleşmeye bir davet. Hem de tüm açık yürekliliğimizle ve bütün cevapların bizde olmadığını kabullenmeye hazır olarak… Bu kitap gelişmek için ilham kaynağı olabilir ve bize daha zengin bir hayatın anahtarını sunabilir.”
–Dr. W. Keith Campbell, The New Science of Narcissism kitabının yazarı
 
“Narsisizm milyonlarca kişiyi, aslında olmadıkları biri gibi davranarak hayatlarını bir hiç uğruna heba etmeye yöneltti. Ancak şimdi Dr. Van Tongeren bize bir çıkış yolu gösteriyor. Tevazunun kadim erdemi… Eğer siz de modern yaşamın yüzeyselliğinden sıkıldıysanız işte size panzehir. Aynı zamanda, ayaklarınızı yere tekrar sıkı basabilmeniz için bir yol haritası.”
–Danie Z. Liebermann The Molecule of More kitabının eş yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109269</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12953a65-c9a4-408b-98dc-a909a1473754.jpg</image:loc>
            <image:title>Fatih&apos;in Entelektüel Portresi</image:title>
            <image:caption>Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında İstanbul’u fethettiğinde kurmak istediği dünya imparatorluğunun başkentini aynı zamanda bir kültür merkezi haline getirmeyi amaçlıyordu. Çok genç yaşta Doğu ve Batı kültürüne hâkim olan Fatih, bir yandan İslâm bir yandan da eski Yunan ve Roma’nın kültür mirasıyla yakından ilgileniyordu. Her gün Büyük İskender’in hayatını dinleyen, dönemin ulemasının dinî konularda yaptığı sohbetlere katılan, kütüphanesi için İlyada Destanı’nın bir nüshasını hazırlatan, “din ve felsefe münasebetleri” konusundaki önemli iki âliminden birer eser yazmalarını isteyen aynı Fatih’tir. Topkapı Sarayı’nda kurduğu kütüphanede İslâm dininin ve kültürünün en önemli kaynakları yanında Grekçe, Latince, Ermenice, Süryanice, İtalyanca ve İbranice yazılmış yazma eserler de mevcuttu.
 
Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Fatih’in Entelektüel Portresi’nde hiçbir Osmanlı padişahı ile kıyaslanamayacak bu büyük hükümdara, ilgilerini, meraklarını ve kütüphanelerini merkeze alarak yakından bakmayı deniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109270</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f85ae648-f57d-47c9-83b8-15db45f4dd92.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk ve Diğer İhtimaller (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Sinan Ertekin için hayat koca bir ihtimaller denizidir. Bu denizin içinde seçimlerin doğurduğu sayısız sonucu aramaya, bu sonuçların ortaya çıkardığı hikâyeleri dinlemeye karşı duyduğu sonsuz merak onu günün birinde kendini bir çatının kıyısına atmış, yabancı bir kadına götürecektir. Çatıdaki kadınla birlikte hayatın karanlık yüzünden sıyrılıp renklerin peşine düştükleri bir yolculuğa çıktıklarında bu yol Sinan’ı beklenmedik ihtimallerin önüne çıkarır.  “Belki aşk anlamsız duyguların sevgiyle sarmalanmış halidir. Belki de aşk insanın açıklayamadığı duygulara taktığı herhangi bir isimdir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109272</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06077a9a-b468-41f2-a4f9-10d00a9f352f.jpg</image:loc>
            <image:title>Maça Kızı</image:title>
            <image:caption>Etnik kökeni Alman olan Hermann Alman disiplini ile yetişmiş, Rus Ordusu’nda bir mühendis subayıdır. Sürekli olarak diğer subayların kumar oynamasını izler fakat hiçbir şekilde oyuna dahil olmaz. Bir gece Tomsky, yaşlı bir kontes olan büyükannesi hakkında bir hikâye anlatır. Kontes yıllar önce Fransa’da faro oynarken bir servet kaybeder ve sonra da St. Germain Kontu’ndan öğrendiği üç kazanan kart sırrı ile kaybettiği serveti geri kazanır. Hermann ise bu sırrı elde etme konusunda takıntılı hale gelmiştir. 
Kontes’in bir de genç bir kadın yardımcısı vardır, Lizaveta Ivanovna. Hermann bu sırrı öğrenmeye olan takıntısı süresince Lizaveta’ya aşk mektupları gönderir ve kendisini eve alması için ikna etmeye çalışır. Hermann, kumar masasında bir servet kazanma hırsıyla yola çıkan ve ahlak dışı yöntemlere başvurmaya hazır olan biri olsa da kendisini bekleyen sürprizden habersizdir. Akıllarda kalanlar ise şöyle; 
1.       Kumar masasına asla oturma. 
2.       Eğer oturduysan ilk kazancını aldıktan sonra kalk. 
3.       Kalktıktan sonra da hemen ilk kuralı hatırla!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109273</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/102c30c4-d88c-48f4-8996-28375e3f43da.jpg</image:loc>
            <image:title>Grimm Masalları</image:title>
            <image:caption>Edebiyat dünyasında Grimm Masalları olarak anılan, Jacob Grimm ve Wilhelm Grimm kardeşlerin Alman efsane ve masallar derlemesi, ilk olarak 1812 yılında Kinder und Hausmärchen (Çocuk ve Ev Masalları) adıyla yayımlamış, daha sonra yedi kez gözden geçirilip genişletilmiştir. Yayımlandığı tarihten bu yana onlarca farklı dile çevrilen bu eser, edebiyat dünyasındaki önemini hâlâ korumaktadır. 
Masal denilince akla gelen ilk kaynaklardan biri olan Grimm Masalları, kralların, sihrin ve konuşan hayvanların hikâyelerini anlatır. Hikâyeler bazen korkutucu olsa da peri masalları korkularımızın üstesinden gelmemizi sağlar. Genellikle bize ahlaki değerler ve doğru ile yanlış hakkında bir ders verirler. Hikâyelerin evrenselliği, sayısız tiyatro, opera, bale ve sinema uyarlamasına ilham kaynağı olmuştur. 
Grim Masallarının en tanınmış örneklerinden Pamuk Prenses, Rapunzel, Parmak Çocuk, Hansel ve Gretel gibi masalların orijinal versiyonuna sadık kalınarak yer aldığı bu kitabı zevkle okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109274</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c92354ac-5bb8-46a4-a11c-6807ba515d55.jpg</image:loc>
            <image:title>Denizden Gelen Mektuplar</image:title>
            <image:caption>Yılların yorgunluğu yüzündeki derin çizgilere yansımış, saçı sakalı birbirine karışmış 
meçhul adamın; bu gözden ırak, ıssız ve küçük adaya gelmesinin tek amacı, acı içinde geçen geçmiş yıllarının hesaplaşmasını burada yapmaktı. 
Yolun sonuna geldiğini ve bundan sonra kaybedecek hiçbir şeyinin olmadığını çok iyi biliyordu. 
Bu adanın, karanlık tünelden önceki son çıkış olduğunun farkındaydı. 
İçine düştüğü bu çıkmazdan kendisini ancak bir mucize kurtarabilirdi. 
Şimdiye kadar yanında olmayan şansın hiç olmazsa bu defa yüzüne gülmesini ümit ediyordu. 
Bunun için her gün iskeleye gelip sabırla bekliyor, ümitle beklediği mucizenin denize yazdığı 
mektuplar ile gerçekleşeceğine inanıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109275</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9427da61-3571-43f6-ad5e-a56963d67936.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanın Alacası</image:title>
            <image:caption>Burhan Özen, ilk kitabı olan İnsanın Alacası’nda hayata dair düşüncelerini kendi yaşamındaki yansımalara dayandırarak anlatıyor. 
İnsanın Alacası, insan doğasının karanlık ve aydınlık taraflarını bir araya getiren bir eser. İyi-kötü çatışması, insanın hayatı zor ya da kolay hâle getirebilmeye yetkin ruhu bu eserle açığa çıkmakta. 
Bu eseri okuduğunuzda iç dünyanızda bir yolculuğa çıkacak, kendi yaşantınızı ve hayattaki doğru ve yanlışlarınızı sorgulayacaksınız. İş hayatının yolunda giden ve gitmeyen detaylarının nedenlerine dair düşünceleriniz berraklaşacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109276</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6ca573e-4741-4155-b4bb-fe5ba7c5617e.jpg</image:loc>
            <image:title>Nestor İskender&apos;in Gözünden İstanbul&apos;un Fethi</image:title>
            <image:caption>Sultan yürüdü ve mukaddes yerde durdu. Patrik, ruhban konseyi ve halk gözyaşları dökerek, iniltilerle onun ayaklarına kapandılar. Sadece eliyle ağlamalarını kesmek için işaret etti ve onlara şunu dedi: “Sana sesleniyorum Anastasius, sana ve çevrendeki herkese, tüm halka söylüyorum: Bugünden itibaren benim öfkemden, ölümden, tutsak olmaktan korkmayın.”
 Nestor İskender
 
Nestor İskender, Rus kaynaklarına göre 1453’te İstanbul Kuşatması’na şahit olmuş Slav kökenli bir Ortodoks Hristiyan’dır. Hayatı hakkında ise bize sadece, yaşadığı 15. yüzyılda kaleme aldıkları rehberlik eder. Araştırma ve incelemelere göre Nestor, Osmanlı topraklarına bilinmeyen nedenlerle gelmiş ve burada zorla Müslüman olmuştur. Güney Rusyalı olduğu tahmin edilen Nestor’un Fetih anlatısı ciddi derecede Bizans hayranlığı ve kilise taraftarlığı sergiler. Ona göre “kâfir” ve “tanrıtanımaz” Türklerin 1453 yılında başkent Konstantinapol’ü kuşatmaları Bizans’ta işlenen günahların kefareti, ilahi bir sonucudur. Zira “kötülükler ve kanunsuzluklar nice büyük tahtların yıkılmasına neden olmuştur.”
Kehanetlerden, doğa üstü hadiselerden, kanlı yağmur damlalarından ve koruyucu meleklerden bahsedilen bu Fetih hatıratında tarih ile efsane, hayal ile gerçek, korku ile öfke iç içedir. İstanbul’un Fethi’ni bir gayrimüslimin dilinden ve süzgecinden aktaran bu özgün edebî-tarihsel hatırat, “anlatılmayan” unsurların da en az “anlatılan” unsurlar kadar bilgilendirici olabileceğini tarih okuruna ısrarla ve yeniden hatırlatmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109277</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ef12ad9-d1ce-4696-a00a-e2e937bb3e04.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devlet Teşkilatında Reisülküttablık (XVIII. Yüzyıl)</image:title>
            <image:caption>Reisülküttâblık, isminin çağrıştırdığı manaya uygun olarak bir grup kâtibin yönetimi şeklinde ortaya çıkmış bir müessesedir. Osmanlı devlet teşkilâtının merkezî yönetim organı olan Divân-ı Hümâyûn’un, mâliye haricindeki bürokrasisini yürüten bu kâtipler “Dîvân-ı Hümâyûn kâtibi” olarak anılmakta ve nişancıya bağlıydılar. Reisülküttab, Bâbıâli&apos;nin oluşum sürecinde nişancının yönetiminden çıkarak önem kazanmaya başlamış ve devletin en üst düzey bürokratları arasına girmiştir. Doç. Dr. Recep Ahıshalı’nın Osmanlı Devlet Teşkilâtında Reisülküttâblık (XVIII. Yüzyıl) isimli eseri XVIII. yüzyıla odaklanarak reisülküttâblığın geçirdiği bu dönüşüme ve artan önemine dikkat çekmektedir. Üç ana bölümden oluşan bu çalışma, XVIII. yüzyılda reisülküttâblığın devlet teşkilâtında ve Osmanlı kültür hayatı içerisindeki yerine odaklanmaktadır. İlk iki bölümde reisülküttâbların XVIII. yüzyıldaki yetişme prosedürü, menşeleri, tayin, azil veya yükselmelerinde rol oynayan faktörler, reisülküttâblığa bağlı kalemler ile reisülküttâbın iç işleri ve dış işlerindeki görevlerini etraflıca inceleyen yazar,  reisülküttâbın devlet teşrifatındaki yerini de son bölümde ele almaktadır. En başta Divân-ı Hümâyûn’da gündeme getirilen kanunnameler, fermanlar ve benzeri konuların yazıya dökülerek nişancının yönetimi altında gelişen reisülküttâblık makamı, ilerleyen yıllarda diplomatik ilişkilerin artmasıyla diğer devletlerle yapılan yazışmalardan sorumlu hâle gelmiştir. Buna mukabil reisülküttâblığın Osmanlı bürokrasisindeki önemi giderek artmış ve nihayetinde bu makamdaki kişilerin dışişlerinde üstlendiği görevlerden ötürü bu yönü daha baskın hâle gelmiş ve nihayet ismi önce Umûr-ı Hariciye Nezâreti’ne çevrilmiş daha sonra Hâriciye Nezâreti ismiyle bürokrasideki yolculuğuna devam etmiştir. Reisülküttâblıktan Hariciye’ye Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyaya açılan kapısı; dış işlerinin tarihî serüveni bu kitapta…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109278</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d3b4b57-918a-4995-a5c9-56c4476d7093.jpg</image:loc>
            <image:title>Reydetü&apos;l-Esrar</image:title>
            <image:caption>&quot;Musibet anında sızlanmak, mihneti artırır.&quot;, &quot;Kalp zorlandığında kör olur.&quot;, &quot;Azgınlıkla zafere ulaşılamaz.&quot;, &quot;İntikamla liderlik olmaz.&quot;, &quot;Yalancı için mürüvvet yoktur.&quot; gibi &quot;Gayb perdesi açılsa yakini, marifeti ziyadeleşmeyecek&quot; kadar kavi bir iman ve itikada sahip Haydar-ı Kerrar ve Damad-ı Nebî Hz. Ali&apos;ye isnat edilen yüz adet özlü söz ve bunların yorumlarını içeren bu güzide eseri; Osmanlı Halvetîliğinin meşhur ismi Cemâl-i Halvetî, Sultan II. Bayezıd&apos;a hediye eylemiştir ve  Reydetü’l-Esr’âr ismindeki bu nadide yazma nüsha sadece Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya tasnifinde bulunmaktadır. Fakirullah Yıldız, Ömer Çınar ve Taibe Kıvanç, bu yegâne Arapça nüshayı Türkçeye çevirerek kültür ve irfan tarihimize çok kıymetli bir katkıda bulundular. Sufi Kitap da bu değerli projeyi hayata geçirmek suretiyle, her biri inci, mercan kıymetinde sözleri kendine has üslup ve yorumla yazıya aktaran âriflerin rehberi Cemâl-i Halvetî koleksiyonunun ikinci kitabını neşretmenin sevincini yaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109279</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49fd4282-b858-4fdf-8856-b7371bdc4cf6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sordum Sarı Çiçeğe</image:title>
            <image:caption>Molla Câmî’nin ‘‘Dervişlerin sohbetinden, Muhammed kokusu gelir.” sözündeki mânâ Şemseddin Sivâsi’nin bahçesinde cân bulur. Hz. Şems mis kokulu çiçek dervişlerinin sohbet meclisinden yayılan Muhammedi kokunun sırrına vasıl olabilmek için bizi bahçeye davet eder. Bu bahçeye girenler Muhammedî hakikati Gül’ün kokusunda keşfetmeye talip olanlardır. Şems’in bahçesinde toprağa rengarenk dokunmuş halı misali çeşit çeşit çiçeklerin birlikteliği ve güzelliği hayranlık uyandırır, yemyeşil ağaçlar sizi selâmlar, ağaçların olgun meyveleri bahçedekilere hizmet etmek için can atarak dokunsanız avcunuza düşüverir, cıvıl cıvıl şakıyan kuşlar bahçeye gelmiş olmanızı muhabbetle karşılar, başınızı kaldırdığınızda göz göze geldiğiniz kocaman bulutların sizi orada görme sevinci ılık bir yağmur olarak size dokunur, rüzgar ise yağmurun sevinç gözyaşları ile ıslanan toprağın kokusunu size taze bir nefes olarak hediye eder. Nihayetinde bu bahçede gülün kokusunu duyumsayanlar bahçenin daimî misafiri, gönüllüsü ve gülün dostu olur, kokunun sırrına varanlar ise nice sayısız gönül bahçesinde gül olur. Meryem Merve Öztürk sizi böylesi güzel bir tasavvuf bahçesine davet ederken birbirinden renkli, ahenkli ve hoş kokulu çiçek demetleri takdim ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109281</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69f371dc-2322-4321-9d30-7bbbd0a19e98.jpg</image:loc>
            <image:title>Parlak Formüllerle Zeka Soruları</image:title>
            <image:caption>Zekâ sorularının en parlak formülleriyle tanışmaya hazır mısınız? Bu kitap size 
beyin yakan zekâ sorularının hangi yollarla çözülebileceğini gösterecek. Beyninizin her zerresini çalıştıracak çeşitli zekâ sorularıyla karşılaşacağınız kitap, size farklı düşünebilme becerisi kazandıracak matematik oyunlarıyla da dolu. Yeni bakış açıları kazandıracak sırlı soru çözme yöntemleriyle tanışma fırsatı yakalayacak, sadece zekâ sorusu çözme konusunda değil, bu tür soruları hazırlamada da bir uzman olacaksınız.
 
Haydi, beynimizi bir makine gibi çalıştıracak zekâ sorularıyla ve çözüm yöntemleriyle tanışalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109282</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f99c3788-94cb-4b77-b16d-3b35e59d0a9e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Panter 3</image:title>
            <image:caption>Kondo ve ailesi, Türklerin Fransızlara karşı kurduğu üstünlükle tutsaklıktan kurtulmuştur. Kondo, Türklerin de saydığı bir lider konumundadır.
Türklere ve onların adaletine duyduğu hayranlığı gizlemeyen Kondo, onlara bir o kadar da şüpheyle yaklaşmaktadır. Türklerin Akdeniz’de Fransızlarla yaptığı iş birliği Kondo’yu tedirgin eder. Türklerin Fransızlar yerine kendileriyle hareket etmesini isteyen Kondo, ülkesini ve coğrafyasını Türklerin yardımıyla kalkındırmanın en iyisi olduğunu düşünür. Bunun için öncelikle Türklere kendini ispat etmeli ve faydalı bir müttefik olabileceğini kanıtlamalıdır.
Kara Panter serisi, Okay Tiryakioğlu’nun destansı anlatımı ile devam ediyor. Serinin bu kitabında bizi, her biri öğüt niteliğinde olan cümlelerle ustaca kurulmuş bir anlatı, evrensel mesajlar ve tarihî karakterlerle zenginleştirilmiş bir hikâye bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109283</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d055659b-2313-4c5b-a048-b91afc0751a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Balina</image:title>
            <image:caption>Bir balina ile iletişim kurabilmek nasıl hissettirirdi?
Son Ayı romanı ile The Times, Sunday Times ve Daily Mail başta olmak üzere birçok yerde adından övgü ile bahsettiren Hannah Gold’un ikinci romanı Kayıp Balina, macera dolu bir okuma deneyimi sunuyor. 
On bir yaşındaki Rio, anneannesiyle yaşaması için California’ya gönderilir. Günlerini yalnız ve amaçsız bir hâlde geçirirken onu mutlu eden tek şey, yeni arkadaşı Marina ile birlikte çıktığı balina izleme turları olur. Rio, sıradan bir tur gününde, annesinin favori balinası olan Beyaz Gaga ile karşılaşır. Daha sonra Beyaz Gaga’nın izini kaybeden Rio, onu yeniden bulmak için boyundan büyük maceralara atılacaktır.
 
“Onu gören yalnızca Rio oldu.
Pruvanın ucundan yaklaşık üç metre uzakta, suyun altında saklanıyordu.
Rio, tüm vücudunun donup kaldığını hissetti. Sanki onu balinaya bağlayan görünmez bir akım kendisini hareketsiz kılmış ve Rio, bir şekilde ona uzanıp onunla bağlantı kurabilecekmiş gibi.
Gözlerinin önündeki balina son derece tanıdıktı.
Beyaz Gaga!”
 
“Doğa temalarını içinde barındıran, iyi işlenmiş, unutulmaz bir macera!”
The Bookseller, Editör’ün Seçimi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109284</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/124cd83b-ce4a-456d-95cc-5bb3963edb18.jpg</image:loc>
            <image:title>Tavuk Bacaklı Ev</image:title>
            <image:caption>“Klasik bir masalın güzel, cesur ve dokunaklı yeniden anlatımı…”
-Thomas Taylor, Çok Satan Malamander’in Yazarı
 
Marinka’nın tek istediği bir arkadaş ama büyükannesi bir yaga, yani ölülere rehberlik eden bir koruyucuyken bu imkânsız. Üstelik bu görevi gizli tutmak için dünyayı dolaşan tavuk bacaklı bir evde yaşıyor. İşin kötüsü, Marinka bir yaga olmak için eğitiliyor. Bu da şu anlama geliyor: Hayatında okula, eğlenceye ve yaşayan arkadaşlara yer yok.
Marinka gerçek bir arkadaş edinme şansı yakaladığında, tüm kuralları çiğner ve bunun yıkıcı sonuçlarıyla baş başa kalır. Çok sevdiği büyükannesi gizemli bir şekilde ortadan kaybolunca onu bulmak Marinka’dan başkasının görevi değildir. Bu, başka dünyalarda tehlikeli yolculuklar yapmak anlamına gelse bile…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109285</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/653257ed-4c1b-474f-8f76-6c75439df64b.jpg</image:loc>
            <image:title>Buruzi</image:title>
            <image:caption>Babasını kurtaran bebek mi? Hem de doğar doğmaz mı? Doğuşuyla babasını kuyunun içinden çekip
çıkarmış mı? Gerçek mi bu? Nasıl olmuş? Bütün dünyada yaşanan Morona salgınında mı olmuş?
İyi ama yeni doğmuş bir bebek bunu nasıl başarabilir ki?
Moronavirüs salgınının gerçek sebebi, İstanbul’da yaşayan küçük bir kızın duası mı?
Roman yazma hayallerinin ötesine geçen Rabia mı?
Yaren’in bedeninde görevlerini yapmaktan vazgeçen organlar mı? İç organlar başkaldırıyor, öyle mi?
Peki sonra?
İngiltere’de bir evin yatak odasını istila eden tilkiler mi? İnsanların yatak odalarında tilkilerin ne işi
var? Peki onların yaşama alanlarında bizim ne işimiz var?
 
Hepsinin cevabını bu kapağın arkasında bulacaksınız. Üstelik bulduğu bütün şişelerden güzel sesler
çıkartan bir çocuk da var. Şişelere üfleyen çocuk… O zaman artık çevirin şu kapağı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109286</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1a24d23-5e9b-4ed6-8f66-f644e32fc615.jpg</image:loc>
            <image:title>Dicembre&apos;nin Sıra Dışı Evi</image:title>
            <image:caption>“Bacada bir çocuk var!” diye fısıldadı endişeyle.
“Başka nerede olacaktı ki?” diye cevap verdi kadın, önlüğündeki külleri temizleyerek. “Beni takip edin, Bay Moonro sizi bekliyor.”
Böyle başladı gizemli hikâye. Dadılık için basit bir iş görüşmesine geldiğini sanan eski cambaz Bayan Dicembre bu gizemli evde nelerle karşılaşmadı ki? Elleri mum alevi gibi yanan, duman gibi tüten bir çocuk, geceye düşen gölgesiyle meşhur Bay Moonro, içinde gizli bölmesi olan gizemli bir şömine,  ailenin hayatını hem sonlandırabilecek hem de kurtarabilecek olan bir körük, sadece ışıklı gözlerin belli olduğu çerçeveler, alışılmadık masallar, Tozkoparanlar ve daha nicesi… Bakalım, Bayan Dicembre bir duman gibi uçabilen bu çocuğa göz kulak olabilecek ve bu gizemli evin sırlarını çözebilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109287</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4760c537-d635-4137-8b6d-c2f5f6c5b1c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Çantamdan Fil Çıktı</image:title>
            <image:caption>SATIŞ REKORLARI KIRAN BENİM ZÜRAFAM UÇABİLİR VE UZAYA GİDEN TREN KİTAPLARININ YAZARINDAN YİNE ŞAHANE BİR MACERA! 
Öğretmen, bu sefer sınıfa oyun dolu bir çantayla geldi. Heyecan verici bir sorusu vardı. Bu çantanın içinden oyun oynamak için neler çıkabilir? Bir kitap mı, bir elma mı yoksa bir basketbol topu mu?
Çocukların yıl sonu ödevi, hayal gücüyle muhteşem bir oyun tasarlamaktı. Yine bir ekip çalışması yapacaklardı. Moni ve arkadaşları harika bir oyun bulmak için kolları sıvadı. Bu ödevde hayal gücünün sınırları yoktu. Çantanın içinden her şey çıkabilirdi!
Çantamdan Fil Çıktı, oyun oynamak ve hayal gücüyle kendini keşfetmek isteyen herkesi büyüleyici dünyasına davet ediyor.

Peki, oyun oynamak için senin çantandan ne çıktı?
Hadi! Hayal Olimpiyatları’na katılmaya hazır mısın?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109288</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bfd3a67-fd5b-48d8-9475-7b72b7067fb1.jpg</image:loc>
            <image:title>Doktor Dinozor&apos;la Ateşe Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Ateş neden bu kadar önemli?
Onu ilk kim, nasıl keşfetti?
Ateş olmasa dünya nasıl bir yer olurdu?


Bu soruların cevabını merak ediyor musunuz? O zaman Doktor Dinozor ve ekibiyle tanışın! Öğrenmeye ve öğretmeye meraklı Doktor Dinozor, eğlenceli olduğu kadar tembel Dino ve kendini sürekli geliştiren Bay Beyin ateşin tarihini öğrenmek için Eski Taş Çağı’na yolculuk yapıyor.
Sıkı tutunun, ateşin ilk yakıldığı ana gidiyoruz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109289</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fdb51d91-4631-4940-ab89-3142815dec65.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayallere Uçuran Kanatlar</image:title>
            <image:caption>Ben ve arkadaşlarım küçük bir köyde yaşıyorduk. Her taşın altından çıktığımız için civar köylerde bizi tanımayan yoktu. İmkânlarımız oldukça kısıtlıydı fakat bu bizim için engel değildi. Biz her zaman eğlenmenin bir yolunu buluyorduk.
En büyük hayalim uçmaktı ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Bir gün Mehmet abinin okulumuza gönderdiği dergilerle hayatımız değişti. Mehmet abi bize uçmanın farklı yolları olduğunu gösterdi. Hayallerimize giden yolda bizi destekledi.

Ben Zeynep, bu da benim hayallerimi gerçeğe dönüştürme hikâyem.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109290</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f73b53de-8ca8-4e8c-8f44-f8e9d26162a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Ormanla Mücadele - Bear Grylls Maceraları</image:title>
            <image:caption>GERÇEK BİR MACERAYA HAZIR MISINIZ?
Omar, artık “kaybeden” olmamaya kararlıdır. Kazanmak için hızlı ve en iyi olmak gerektiğini düşünür. Kamptaki rekorları kırmalı ve yarışmaları kazanmalıdır. Bu, ondan daha yavaş olan arkadaşlarını üzmek anlamına gelse bile…
Yönünü bulmak için kullandığı pusula sayesinde kendisini tehlikelerle dolu bir yağmur ormanında bulur. Tabii onu bekleyen biri vardır: Bear Grylls. Omar ve Bear, gerçek bir takım olmalı, doğaya kulak vermeli ve çıkış yolunu bulmalıdır.
OMAR SAKİN KALMAYI VE ORMAN KANUNLARINA KULAK VERMEYİ ÖĞRENECEK Mİ?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109291</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3e08aa6-2bd3-4768-b93b-95e7ce755280.jpg</image:loc>
            <image:title>Pelikanım Peli - Yeniden Parlayan Güneş</image:title>
            <image:caption>Peri ve Peli... İki dost önemli bir görev için tüm arkadaşlarını bir gökyüzü macerasına davet ediyor. Şaşkaloz martılar, süzüm süzüm süzülen turnalar, yorgun güvercinler ve canı sıkkın kırlangıçlar...  Güneşi kuyruğuna takip sürükleyen bir uçağa yetişmeye çalışıyor. 
 
Eğer sen de Peli ve Peri kadar kararlı bir maceraperestsen sıkı tutun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109292</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16e3741c-07e4-402a-94ec-e861b121e641.jpg</image:loc>
            <image:title>Şirin Bu Kaçıncı Kleopatra</image:title>
            <image:caption>Mısır Piramitlerine, soğuk ve esrarengiz çöl gecelerine, Roma’nın büyülü sokaklarına tanık olmaya, Kleopatra ve Sezar’la tanışmaya hazır mısınız?
Şirin ve arkadaşları, sanal gerçeklikte bir yolculuğa çıkıyorlar. Bu yolculukta korkularıyla yüzleşmek, ıssız bir çölden kurtulmak zorundalar. Doğru bilgileri, yanlışlarından ayıklamak zorundalar, ancak böyle gerçeğe ulaşabilirler.
Kim bilir, bu maceradan öğrenecekleri daha neler vardır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109293</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/233e3803-1cc3-46d2-a852-9362fdaf9de9.jpg</image:loc>
            <image:title>Allah Benimle</image:title>
            <image:caption>Bizi yaratan, işiten ve gören, her şeyden üstün olan Allah&apos;ı (cc) çocuklara anlatmak kimi zaman oldukça zor olabiliyor. Bu kitap okul öncesi çocukların soyut kavramları daha iyi anlayabilmesini sağlayacak şekilde yalın ifadelerle ve somutlaştırma yöntemi kullanılarak hazırlandı. Yurt dışında çok satanlar listesine giren &quot;Allah Benimle&quot; çocukların Allah inancını desteklemeyi hedefliyor. Kitap, basit ve anlaşılması kolay bir dilin yanı sıra oldukça güzel, kendine has çizimleriyle de öne çıkıyor.
 
Allah&apos;ın tüm hayatımızın içinde var olduğuna dair harika bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109294</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e3aa717-54e3-4108-b4bc-a1b53ee292ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Beklenmedik Süper Dedektifler - Planet Ömer 2</image:title>
            <image:caption>ÖMER’LE BİRLİKTE BÜYÜK, GİZEMLİ BİR OLAYI ÇÖZMEYE HAZIR OLUN!
DAHA ŞİMDİDEN HARİKA BİR KİTAP OLDUĞUNU ANLADINIZ DEĞİL Mİ?* AMA HEPSİ BU KADAR DEĞİL. KİTABIN İÇİNDE DAHA FAZLASI VAR.
 
Bu kitapta:
- Dünyanın en GICIK ablasını
- Başı dertte olan bir camiyi (OOOLAAAMAAAZ)
- Para kazanmak için yapılan bir planı
- Bir yetenek yarışmasını (VAY CANINA)
- Gizli bir HIRSIZI
- BİR YIĞIN kurabiyeyi
bulacaksınız
 
* GERÇEKTEN ÇOK GÜLECEK, AĞLAYACAK, KİTAPTAKİ KURABİYELERDEN BİRİNİ YEMEK İSTEYECEKSİNİZ!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109295</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27942713-a2a2-426e-b229-88a3741917f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yılan ve Zambak</image:title>
            <image:caption>Ruhumun içerisinde beliriverdin, biliyordum geleceğini. Bekliyordum da Seni. Tıpkı kışın donmuş ve ıssız, acı çekerek bekleyen yeryüzü gibi Seni bekliyordum. Sen baharsın, ağır ağır geliyor ve ruhumun içine doğru ilerliyorsun. Senin geçişinle düşüncelerim açılıp çiçeğe duruyor ve güzel kokular saçıyor. Senin ayaklarının altında umudun rengi filizlenip gülümsüyor. 
 
Gerçekleşmesi imkânsız bir kavuşma, arzudan sarhoş, hezeyan içinde genç bir âşık, sevilen kadına duyulan hayranlık ve çekilen ıstırap… Tüm bunlar Yılan ve Zambak’ta antik dünyanın erotik imgeleriyle parıldayan düzyazı-şiire dönüşürken, yaşam ve ölüm, varoluş ve aşk üzerine kaygılarla içe içe geçiyor. 
 
Modern Yunan edebiyatının en mühim isimlerinden biri olan Kazancakis’in yirmi yaşındayken günlük biçiminde yazdığı, 1906’da Karma Nirvami mahlasıyla yayımladığı Yılan ve Zambak, büyük bir yazarın ayak seslerini duyuran sembolizm yüklü bir ilk metin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109296</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b2278d1-5095-4d71-9c85-fafe862adf28.jpg</image:loc>
            <image:title>Brodie Raporu</image:title>
            <image:caption>Bu öyküleri sarkıtmadan, kısa kısa yazmaya özen gösterdim, ne derece başarılı oldum bilmiyorum. Yalın olduklarını söylemeye cesaretim yok; en belirgin özelliği karmakarışıklık olan evrenin peşinden giden tek bir yalın sayfa, tek bir yalın sözcük yoktur yeryüzünde. Açıkça belirtmek isterim ki, ne bugün ne de daha önce eskilerin masalcı ya da meselci dedikleri, şimdilerde güdümlü denilen bir yazar oldum. Bir Ezop olma niyetinde değilim. Benim öykülerimin amacı Binbir Gece Masalları gibi insanları inandırmak değil, eğlendirmek ve coşturmaktır. 
 
Borges’in öykülerini okurken, onlara diğer bütün kitapların anahtarını verecek kitabı arayan Babil kütüphanecileri gibi, biz de kusursuzluk yanılgısıyla elde edilemez olanın baş döndürücülüğü arasında gidip geliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109297</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fc7d975-95b5-4e3c-8384-90247df78763.jpg</image:loc>
            <image:title>Yerli Yerinde / Dönüşüm 2</image:title>
            <image:caption>Lenna ve ailesi, tepetaklak şehirleri Kardum’dan gökyüzüne atlarlar ve alıştıkları hayatı bulutların ötesinde bırakırlar. Lenna her şeyin yerli yerinde olduğu Mabal’da yaşamayı öğrenmek ve yerçekimine alışmak zorundadır. Artık gökyüzüne düşmekten korkmasına gerek yoktur ama bu defa da gökyüzünden düşen şeylerle ilgili dikkatli olması gerekir. Mabal sakinleri korunaklı çatılar inşa edip kalkan işlevi gören şemsiyelerle dolaşırlar. Lenna, Mabal’da güvende olduğuna memnun olsa da atlayış sırasında kaybolan en iyi arkadaşı Jaan ve babası Teo’yu hiç unutmaz. Mabal’ın dışındaki adalarda yaşayan insanların varlığından haberdar olduğunda ise Jaan’ı bulmak için elinden geleni yapacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109298</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4280d1ef-dd80-4919-83a4-c53f76ca28f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Aydın (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Bazen bir hatıra ömrünüz boyunca sizinle kalır! 
Wadden Denizi’nde küçük bir adada yaşayan bir çocuk, haberlerde Türkiye’nin Karadeniz sahillerine gelen beyaz balina Aydın’ı görüp hayran kalır. Acaba bir gün kendisi de bir beyaz balina görebilecek midir? 
Aradan uzun yıllar geçer ve Aydın’ın hatırası yeniden su yüzüne çıkar.
Beyaz balinaya ne olmuştur acaba? Aydın’ın son görüldüğü sahil kasabası Gerze’de halk, yıllar sonra bile bu efsanevi balinayı sevgiyle hatırlamaktadır. 
Aydın’ın kalpleri ısıtan, gerçek hikâyesini Balıkçı Kemal, küçük çocuk ve
Gerze Belediye Başkanı hep beraber anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109299</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/439b42f0-e4be-4670-8ab5-4116098249db.jpg</image:loc>
            <image:title>The Happy Prince</image:title>
            <image:caption>While best known for his comedies of the 1890s, including The Importance of Being Earnest, Oscar Wilde was a master of many forms. This grand reproduction of a rare 1910 edition includes five of his very best fairy tales: &quot;The Happy Prince,&quot; &quot;The Nightingale and the Rose,&quot; &quot;The Selfish Giant,&quot; &quot;The Devoted Friend,&quot; and &quot;The Remarkable Rocket.&quot; Charles Robinson, one of the most successful artists of the Golden Age, enhances the text with 12 remarkable full-color plates and scores of other line drawings: decorated initial caps, illustrated vignettes, and other embellishments.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109300</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f1cc9ed-82e5-47bb-bcd7-79803de78307.jpg</image:loc>
            <image:title>Little Women</image:title>
            <image:caption>Grown-up Meg, tomboyish Jo, timid Beth, and precocious Amy. The four March sisters couldn&apos;t be more different. But with their father away at war, and their mother working to support the family, they have to rely on one another. Whether they&apos;re putting on a play, forming a secret society, or celebrating Christmas, there&apos;s one thing they can&apos;t help wondering: Will Father return home safely?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109301</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7f866a4-db96-45e6-ab3d-d8ae503a9517.jpg</image:loc>
            <image:title>Dracula</image:title>
            <image:caption>When Count Dracula departs Transylvania on a Russian ship, crew members begin to mysteriously disappear. After the ship docks, and more people are attacked, rumours of a monster quickly spread. When Abraham Van Helsing is asked to intervene, Dracula meets his match. On his quest to find Dracula, Van Helsing is forced to hunt newly made vampires, using a cross, garlic, and a wooden steak as weapons. But tracking down Dracula will prove to be harder, and more dangerous that Van Helsing could have ever imagined. 
Bram Stoker named Count Dracula after the 15th century Romanian king, Vlad iii. His father, Vlad ii was given the surname Dracul in 1431 after being inducted into the Order of the Dragon. Dracula literally means &apos;Son of Dracul&apos;. Vlad iii was also know as Vlad the Impaler for killing nearly 100,000 people with wooden stakes. In the novel, Stoker twice alludes to Count Dracula being the very same Vlad iii of Romania. 
This case laminate collector&apos;s edition includes a Victorian inspired dust-jacket.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109302</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15b5054c-c212-4f1f-833e-fb29df2553cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Pinocchio</image:title>
            <image:caption>Join Pinocchio, Geppetto, Cricket, and many more characters as they visit Toy Land, escape from inside an enormous whale, and join the circus. Then watch naughty Pinocchio&apos;s nose grow and grow and grow before he finally learns how to be a good puppet. With charming illustrations by Giuseppe Di Lernia, this book is sure to capture the imaginations of little ones and their parents and the large format of this classic children&apos;s picture book makes it perfect for sharing and reading together at bedtime. Originally written by Carlo Collodi more than 130 years ago, the popular adventures of Pinocchio remain a household favorite with children around the world.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109303</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8fc62eac-d9bf-4172-8434-ee9948412407.jpg</image:loc>
            <image:title>Sana Sevgim Sonsuz</image:title>
            <image:caption>Sevgi ne demek? Sorusunun cevabını merak eder bir çocuk. Sevgi nasıl hissettirir? Tadı nasıldır? Peki ya kokusu? Hareket edebilir mi? En önemlisi, ne kadar sürer? 
 
Annesi ise cevap verir: “Sevgim kurt üzümü kadar kırmızı, içtiğim çay gibi ılık, çorbana koyduğum hünnap kadar tatlı, sevgim sanki kendi güneşiymiş gibi suyun içinde parıldar. Seni bir başlangıcı ve bir sonu olmadan seviyorum. Çünkü sen benim çocuğumsun ben senin annenim.” 
 
Sana Sevgim Sonsuz, ailesi için geleneksel Çin yemeği pişirmekte olan annesine eşlik eden bir çocuğun, iştah kabartıcı malzemelerin harika bir öğüne nasıl dönüştüğünü, duyularıyla deneyimlemesini konu ediniyor. Hikaye ise bu deneyimi annesiyle aralarında geçen sımsıcak ve lezzetli sohbet üzerinden ortaya koyuyor. 
 
Okuyucuları şefkatle sarmalayan bu hikaye, büyülü bir duygu olan anne sevgisi üzerine çocuklarla birlikte düşünebilme ve konuşabilme fırsatı sunuyor.  Şiirsel dili kadar, illüstrasyonlarıyla da görsel bir şölen sergiliyor. Ve son cümlesinin hemen ardından sevgi dolu bir kucaklaşmayı okuyuculara vaat ediyor. 
 
“Cömert bir kucaklaşma kadar mutlu edici- ya da lezzetli bir Çin mantısı.”-- Booklist 
 
“…. Sevgi festivali tadındaki bu hikaye, tüm duyuları coşturan bir ziyafet.” --Kirkus Reviews, *STARRED REVIEW* 
 
“…Annelerin sonsuz sevgisi üzerine, zamansız bir hikaye…” School Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109304</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90e1904d-243c-48d7-8737-8fc23ac0eb0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Keman Metodum - 1 (My Violin Method-1)</image:title>
            <image:caption>‒ Violin Method for beginners with Turkish and English explanations  ‒ 
Bu kitap kemana yeni başlayan her yaş düzeyindeki bireylerin başlangıç için yararlanabileceği şekilde Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmıştır. Kitaptaki etütler değiştirici işaretler kullanılmadan doğal seslerle ve basit yay teknikleri kullanılarak anlatılmıştır. Başlangıç seviyesinde doğal seslerin tuşeye bant yapıştırılmadan ses aralığı öğrenciye öğretilerek doğru parmak hareketiyle çalışılması sağlanmalıdır. Halen hazırlık aşamasında olan Keman Metodum - 2 kitabında değiştirici işaretler, gam çalışmaları ve destekleyici popüler şarkılar yer alacaktır. Bu kitabın diğer keman metotlarından başlıca farkı, öğrencilik ve öğretmenlik deneyimi süresince kemanda yaşanan öğrenme ve öğretme problemlerini ele alarak tüm öğrencilerin yaşadığı teknik problemlerin çözümü için yazılmış yüzlerce etütten harmanlanmış olmasıdır.  Bu kitabı bitiren herkes kemanda doğru tutuş pozisyonu alabilme, kemanda sağ sol el tekniklerini kazanabilme, 1 pozisyondaki tüm doğal sesleri çalabilme hedeflerine yönelik temel davranışları kazanmış olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109305</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d2b428a-f5d7-427a-9190-7b214e451ae5.jpg</image:loc>
            <image:title>İçeride Tadilat Var</image:title>
            <image:caption>Bütün yolculuklarım uzundur benim 
Ve görmek için çıktım yola 
Çoğu gerçek, azı hayal 
Hayal meyal çıktım yola 
Kâh Zeytindağı’na 
Kâh Lut Gölü’nün derinine 
İne ine çıktım yola 
Bütün yolculuklarım uzundur benim 
Petersburg’un ayazını yakaladım 
Tiril tiril titredim 
Puşkin Cafe’de ısındım 
Piyanonun eşliğinde 
Çar’ın sarayında gezdim 
Yazlık kışlık aynı günde</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109306</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f003b96-614b-45ad-80c0-08f2707ce173.jpg</image:loc>
            <image:title>Çobanın Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>Kitabın yazarı İbrahim Çalışgan, Anadolu&apos;nun bağrında, Çorum&apos;a bağlı bir köyde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi yatılı okuduğu Burdur ve Ankara&apos;da okudu. Köyünün dağlarında dana, koyun, keçi güttü; tarlalarında tırpan biçti, ırgatlık ve amelelik yaptı. Sağlık memuru sıfatıyla Ankara&apos;da Yüksek İhtisas Hastanesinde gece çalıştı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde gündüz okudu. Aynı üniversitede yüksek lisansını tamamladı. Yeditepe Üniversitesindeki doktorasını dağların çağrısına uyduğundan yarım bıraktı. 
 
Okumayı, kültür gezileri yapmayı seven yazar; Anadolu Üniversitesi AÖF&apos;de Kültürel Miras ve Turizm, Ev İdaresi, İlahiyat ve Tarım bölümlerinden mezun oldu. AÖF aşçılık bölümü ile Medipol Üniversitesi Uygulamalı İngilizce ve Çevirmenlik Bölümü öğrencisidir. Yurdun çeşitli bölgelerinde 35 yıl hakimlik yaptıktan sonra en son İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden emekli oldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109307</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a1b2a75-7b29-4ea3-8b89-1335b92f206c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kerkükde Türk Soykırımları</image:title>
            <image:caption>Kərküklü jurnalist, yazıçı dr. Şəmsəddin Küzeçi 20 ilə yaxın bir müddətdə Azərbaycan və İraq Türkmənləri arasında önəmli bir mədəniyyət körpüsü qurmuşdur. Azərbaycana etdiyi hər səfərdə yeni bir əsərlə dostlarının qarşısına çıxmışdır. Azərbaycan xalqının könlündə taxt quran Küzeçi bizimlə yanaşı Professor Qəzənfər Paşayev, Əkbər Qoşalı, Rəsmiyə Sabir, Əflatun Amaşov, Hikmət Babaoğlu və başqa ziyalı və ədəbiyyatçılarla da ortaq işlərə imza atmışdır. 
 
Bu kitab Şəmsəddin Küzeçinin qələmə aldığı ən önəmli əsərlərdən biridir. Çünki Küzeçi bu kitabda İraq Türkmənlərinin son yüz ildə məruz qaldığı soyqırım, qətliam susdurma siyasətini əks etdirmişdir. 1918-ci ildə Osmanlı İraqdan çəkildikdən sonra İngilislərin etdiyi hiyləgərliklərə də yer verən Küzeçi kitabda sənədlər və şəkillərlə birlikdə İraqda yaşamaq uğrunda mübarizə verən İraq azərbaycanlıların faciəsini bütün dünyaya hayqıraraq göstərir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109308</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f15bf351-4c46-4b78-a22c-64ebeda6bf9d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gençlik Çağı Ruh Sağlığı ve Ruhsal Sorunlar</image:title>
            <image:caption>“Gençlik dönemi hayranlıkların ve tutkunlukların bol olduğu bir dönemdir. Gençler bir yandan anne-baba etkisinden sıyrılırken öte yandan kendilerine yeni örnekler seçer. Yeni bir kişilik geliştirirken yoluna çıkan örnek insanlardan kendi benliğine bir şeyler katar. Gençlik çağı kendini, öz kimliğini arayış çağıdır.”
Çocuklar, anne-babalar için sevinç ve mutluluk kaynağı olabildikleri gibi üzüntü ve sıkıntı nedeni de olabilirler. Kimi çocuklar büyüdükçe sorunları da büyür. Çocukluğun önemsenmeyen uyumsuzlukları gençlik çağında birden alevlenip ağır bunalımlara dönüşebilir. “Gençlik sorunları” çoğunlukla bu çağın bocalamalarından ileri gelir ve geçicidir. Kimi zaman da ağır ve kalıcı ruhsal hastalıkların habercisidir. Gençlerle anlaşmak ve geçinmek kolay değildir. Gençler, kendileri bocaladıkları gibi anne-babaları da bocalatırlar; ilişkiler gerginleşip kopma noktasına gelebilir. Bu nedenle gençlik çağı anne-babalar için de bir sınav dönemidir.
Bu kitapta, gençlik çağında ruhsal gelişimi, eğitimi, aile ve toplum ilişkilerini ele aldım. Sık görülen ruhsal sorunları örneklerle açıkladım; gençlerle barış içinde yaşamanın yol ve yöntemlerini tartıştım.
İlk baskısı 1978 yılında yapılan ve büyük ilgi gören bu kitap, ergenlikten başlayarak gençlerin ruhsal gelişimlerini, davranış bozukluklarını ve aile içi ilişkilerini ele alıyor. Gençlik Çağı, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla bir kez daha anne-baba ve eğitimcilerle buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109309</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79c69e47-f8d7-40a8-921e-18c730a0addc.jpg</image:loc>
            <image:title>Değişen Toplumda Aile ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>“Bu kitabımda, çocukluğun tarihsel gelişimine ve toplumsal yönüne ağırlık verdim. Değişen çocuk kavramı üstünde durdum; çocuklara karşı sürüp giden çelişkili ve duygusal tutumları göstermeye çalıştım. Uluslararası Çocuk Yılı’nın ardından, Çocuk Hakları Bildirisi’nin ışığında, çocuk haklarını ve çocuk sömürüsünü tartıştım. Ortaya iç açıcı bir görünüm çıktığını söyleyemem. Ancak seçtiğim konuların ilgiyle okunacağını ve düşündüreceğini umuyorum.”
Çocuk ve ergen psikiyatrisinin ülkemizdeki gelişimine öncü olan Atalay Yörükoğlu, çocuk ruh sağlığı üzerine yaptığı çalışmalarının, yayınlanan Çocuk Ruh Sağlığı ve Gençlik Çağı kitaplarının hemen ardından, geçmişten bugüne değişen toplumda aile yapısını ve çocukların gelişimini yakın markaja almıştır. Bu markajda kaleme aldığı Değişen Toplumda Aile ve Çocuk, yayınlandığı günden bugüne kadar yoğun bir ilgi ile karşılanmış, sayısız baskı yapmış ve yıllar boyu değerini korumuştur.
İnkılâp Kitabevi’nin gözden geçirilmiş yeni baskısıyla okuruna sunduğu Değişen Toplumda Aile ve Çocuk, olumlu veya olumsuz yönde boyut değiştiren aile yapısını dünya toplumlarını da baz alarak incelerken, başvurduğu kaynakları ve sunduğu gerçekçi verileri ile derin araştırma ve çalışmaların ürünü olduğunu gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109310</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3830ae5c-464e-4ea8-b5ed-6aa65022848c.jpg</image:loc>
            <image:title>Harflerin Dansı</image:title>
            <image:caption>GOODREADS OKUR ÖDÜLLERİ (2015)
KEYSTONE ÖDÜLÜ (2017)
REBECCA CAUDILL ÖDÜLÜ (2017)
BLUESTEM KİTAP ÖDÜLÜ (2019)
 
“Herkes farklı yönlerden zekidir. Ama bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, hayvancağız hayatı boyunca kendisini aptal zanneder.” Ally birçok zeki insanı kandırabilecek kadar kurnazdı. O ne zaman baksa, harfler ve kelimeler birdenbire dans etmeye ve iç içe girmeye başlıyordu, ancak Ally her yeni okulda bu durumunu gizlemeyi başarıyordu. Etrafındaki herkesin onu olduğundan farklı görmesinden sıkılmıştı, tek isteği farklı olmamaktı ama ne yaşadığını söylemeye çekiniyordu. Bir gün derslerine yeni bir öğretmen girdi ve Ally&apos;nin kendi hakkında bildiği her şey değişmeye başladı. Sivri dilli Keisha ve bilim düşkünü Albert ile beraber daha önce hayal bile edemeyeceği gerçeklerle karşılaşacaktı. Belki de herkesle aynı olmak, düşündüğü kadar iyi bir şey değildi. Tıpkı “aklın yolu bir” lafını tarih boyunca sorgulatan büyük isimler gibi, Ally de aslında dışarıdan görünenin çok ötesinde. New York Times çoksatan yazarı Hunt’tan, etrafına uyum sağlayamadığı için kendisini suçlayan herkese, duygu yüklü, neşe dolu bir roman.
 
Çok dokunaklı… “Kalıpların dışına çıkma” vurgusu yapılmış… Rahatsızlığın teşhisi ve geri kazanılan okuma azmi gayet tatmin edici şekilde işlenmiş, tıpkı Ally’nin yeni arkadaşlıkları gibi. Kirkus Reviews İlginç ve sevimli karakterlerle dolu, içtenlikle anlatılmış bu öyküde aile, arkadaşlık ve cesaret kavramları birçok yönden ele alınıyor. Okulda zorlananlara umut verecek, belki de yol gösterecek bu kitap, ana kahramanı kadar özgün. Booklist Mullaly yine hayatında kendi kontrolünde olmayan durumların zorluğunu çeken, hassas ve zeki bir kızın portresini zengin ayrıntılarla çiziyor. Bay Daniels sıcaklığı sayfadan dışarı kadar yayılan, ilham verici bir öğretmen. En güzel taraf da, Mullaly Hunt’ın gerçekçilikten uzak bir mutlu son yerine, düşündürücü bir kapanış tercihi.
-School Library Journal
 
Ally’nin öğrenme güçlüklerini okuyan herkes kendine dair bir şeyler bulabilir. Ally’nin hem kendi gelişimi hem de etrafındakilerle ilişkileri gayet doğal ve gerçekçi duruyor.
-Publishers Weekly</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109311</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa3c7e5c-b576-4a9f-8178-a404fb8a9a8e.jpg</image:loc>
            <image:title>Felsefe ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>Felsefe tarihinin ve kurumsallaşmış felsefenin sırtımıza yüklediği katı sorumluluklardan bir anlığına kurtulup gerçek bir felsefi duyarlılık geliştirmek, çocukların felsefi sorularına kulak vermek ve hayret duygusu ile zihnimizin çeperinin genişlemesine izin vermek belki de kaybedilen bu inancı yeniden kazanmayı sağlayabilir. 
Matthews, Çocukluk Felsefesi alanındaki kilometre taşlarından birisi ve Felsefe ve Çocuk filozofun bu alanda kaleme aldığı en önemli eserlerden. Otantik bir varoluş olarak çocukluğa duyulan ilgi, aynı zamanda felsefenin diri kalmasını sağlayan hayret duygusuna bir övgüdür. Yalnızca çocuklar ve çocuklarla çalışanlar için değil, felsefeyi yeniden çocuksu hayret ile buluşturmak isteyen herkes için cüretkâr bir kitap. 
İdeal olarak, belirli bir soruya ilişkin literatürü iyice kavramak, kişinin kendi cevabına veya çözümüne ulaşabileceği besleyici bir bağlam sağlar. Ama bu her zaman bu şekilde olmaz. Bazen filozoflar başkalarının görüşlerini açıklamaya o kadar dalar ki başlangıçta o sorunun kendilerinde uyandırdığı merakı zaman içinde kaybederler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109312</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fa345fa-edba-4347-b9d8-3c6421efddb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kısaca Viyana</image:title>
            <image:caption>Roma İmparatorluğunun sınır garnizonu olmasından Habsburg hanedanının yükselişine, Napolyon’un düşüşünden, Viyana Kongresi ile Avrupa’nın yeniden düzenlenmesine kadar dünya tarihinin çok önemli anlarına ev sahipliği yapan Viyana’nın tarihi genişlemeler ve hayatta kalma mücadeleleriyle doludur. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Avusturya-Macaristan monarşisinin başkenti olan kent Nazi işgalinin ardından yeniden yükselişe geçmiş ve bugün sahip olduğu iki milyona yakın nüfusuyla Avrupa’nın en önde gelen kentlerinden biri haline gelmiştir. 
 
Kısaca Viyana sürekli yeni akımlara maruz kalan kentin bir yandan dışarıdan gelen kültürel etkileri nasıl özümsediğinin bir yandan da bunlara direnerek kendine özgü kültürünü nasıl yarattığının eşsiz bir hikâyesini sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109313</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62667014-9316-4a4a-ba83-eb4c32ec4ae8.jpg</image:loc>
            <image:title>Zahit</image:title>
            <image:caption>“...köyler gördüm yakılıp yıkılmış... boştu!.. evler gördüm bir taşına bile dokunulmamış... boştu! (...) köyler gördüm vadilerde, yeşilliklerin içinde, dersin cennetten bir köşe... boştu! köyler gördüm sarp kayalara tutunmuş kartal yuvası... boştu! (...) köyler gördüm, kör oldum... karanlıktı, karanlık...” 
 
Bugün dahi içinde olduğumuz her çıkmazın, her darlığın sebebi 80’ler Türkiyesi ve sonrası, “anlatmakla bitmeyen”, bitmeyecek bu yıllar Hasan Özkılıç’ın kaleminden gürül gürül akıyor Zahit’te. 2013 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü alan Zahit, Türkiye’nin yakın geçmişini zorunlu göçle köyden şehre gelen, şehirde tutunamayan bir ailenin; Süsen’in, Nahit’in, Gülcan’ın ve Zahit’in ağzından anlatıyor. Acı çekerek, ağlayarak, kahkahalar atarak, sevişerek, kavga ederek, umutlanarak, zevk alarak, her halin içinde “Hayat!” diye bağırarak yaşamaya davet ediyor bizi Zahit. 
 
Sayılmayız parmak ile 
Tükenmeyiz kırmak ile 
Taşramızdan sormak ile Kimse bilmez ahvalimiz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109314</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7207aa65-8723-4fdd-a578-16cd9a83d3cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı İmparatorluğu Tarihi</image:title>
            <image:caption>1299 yılında Osman Bey tarafından kurulan “Devlet-i Aliyye” Osmanlı, ortaçağdan yakınçağa kadar varlığını sürdürmüş; Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika kıtasına yayılmış büyük bir imparatorluktu. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi birçok ırktan ve milletten insanı barındıran bir imparatorluğun nasıl kurulduğu, nasıl bir araya geldiği ve dağılışına kadar geçen süreçte neler olduğuna dair bütüncül bir bakış açısı kapsamlı bir şekilde gözler önüne seriliyor. 
 
Douglas A. Howard, Osmanlı padişahlarının, çeşitli devlet görevlilerinin ve geniş hane halkının rolüne, saray yaşamına, uygulanan mali politikalara değiniyor; hastalık ve felaket dönemlerini, göç ve şiddetin insanlar üzerindeki etkilerini sebep-sonuçlarıyla irdeliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109315</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40028ea3-9ee7-4e13-91be-331fb093c6e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ötekini Kovmak</image:title>
            <image:caption>Kendini seyrettiği gölün başından ayrılamayan Narcissus bugün her yerde ; sokakta, otobüste veya dağ başında, kendini cep telefonu ekranından seyrediyor. İlla seyretmesine de gerek yok. Baktığı her şey, alışveriş merkezindeki her ürün, dinlediği her şarkı, okuduğu her tweet hatta bir başkasının yüzü bile ona kendi muhteşemliğini, eşsizliğini, biricikliğini yansıtıyor bugün. Fakat bu olumlamanın zehirli bir tarafı da var : gizlenmiş bir iktidar mantığı, zorun sapkın bir içselleşmesi. Aynının sonsuz yeniden üretiminde kişi, kendisine biçim verecek soruyu kaybetmiş durumda, ötekini. Ötekinin, başkanın, olumsuzun uzaklara sürüldüğü yerde, sınırın çekilebileceği nirengi noktası bulunamıyor. Geç-modernitenin performans öznesi için her yerden üzerine çullanan ve köpürdükçe köpüren bu mutlak aynılığın tek bir neticesi var: kendini tüketmek. Bu sefer yıkım dışarıdan değil içeriden, ani bir çöküş, depresyon veya burn-out biçiminde geliyor.  
Kaybolan olumsuzun düşünürü, Byung Chul-Han, acının, mahremiyetin, mesafenin kaybını bu sefer de ötekinin kaybı üzerinden düşünüyor. Pek çok düşünür arasında aydınlatıcı ve beklenmedik bağlantılar kurmakta mahir düşünme pratiği, bize bir yandan içinde yaşadığımız “aynının cehennemini” gösteriyor, öte yandan da şaşırtıcı bir felsefe tarihi gezintisi vaat ediyor: 
“Ötekinin varolduğu zamanlar sona erdi. Gizem olarak öteki, baştan çıkarma olarak öteki, Eros, arzu, cehennem ve acı olarak öteki ortadan kayboluyor. Bugün, ötekinin negatifliği, yerini aynının pozitifliğine bırakıyor. Aynının aşırı çoğalması, toplumsal gövdeyi etkileyen patolojik değişikliklere sebep oluyor. Bünyeyi hasta eden şey, mahrumiyet ve yasaklama değil, aşırı iletişim ve aşırı tüketim; bastırma ve olumsuzlama değil, her şeye izin verme ve her şeyi olumlamadır. Zamanımızın patolojik alameti bastırma değil, depresyondur. Yıkıcı baskı ötekiden değil, içten gelir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109316</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/355f7199-fd0d-4ac7-a473-3d7ef20b92b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi</image:title>
            <image:caption>James Joyce, Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi’nde İrlanda’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarının ve eğitim hayatının canlı ve parlak anılarıyla zenginleşen yarı otobiyografik bir kurgu şaheseri ortaya koyuyor. Sanatçının kurgusal alt benliğini simgeleyen başkahraman genç Stephen Dedalus, toplumun, Katolik Kilisesi’nin ve İrlanda’nın bağımsızlık sürecinin yarattığı baskılardan, kendi kendisini sürgün ederek kurtulmaya çalışır. Stephen Dedalus’un manevi arayış, uyanış ve entelektüel erginleşme yolculuğu hem edebi hem de felsefi açıdan kuvvetli bir dilsel yapıyla ortaya konulur. 
 
Estetik, politika, tarih, din, dil ve mitoloji alanlarına atıflarla derinleştirilen romanda başlangıçta Stephen Dedalus, John Dedalus&apos;un oğlu, yani İkarus&apos;tur. Portre bir bakıma İkarus&apos;un düşüşünün ve başkahramanın sanatçı Dedalus’a dönüşümünün anlatısıdır. 
 
“Ruh doğar,” dedi belli belirsiz, “o sana ilk söylediğim anlarda. Ağır ve karanlık bir doğumdur onunkisi, bedenin doğumundan daha esrarlıdır. Bu ülkede bir insanın ruhu doğduğunda, onu kaçmaktan alıkoymak için ağlar atarlar üzerine. Sen bana milliyetten, dilden, dinden bahsediyorsun. Bense bu ağlardan kurtulup uçmaya çalışacağım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109317</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f210f77-df0d-47b3-b174-92744de5f5b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Modern Epik</image:title>
            <image:caption>Sahiden, modern bir epiğe ihtiyaç var mıydı? Yahut bizi eski dünyaların ateşin kahramanlarının yolculuklarına davet eden epik gelenek, modern dünyanın parçalanmış gerçekliği karşısında kendisini olduğu gibi muhafaza edebilir miydi? 
 
Franco Moretti, Modern Epik’te, Faust, Moby Dick, Nibelung Yüzüğü, Ulysses, Çorak Ülke ve Yüzyıllık Yalnızlık gibi “kusurlu başyapıtları” merkeze alıyor ve nasıl sınıflandırılacakları konusunda tartışmalara yol açan bu eserleri dünya metinleri dediği yepyeni ve özgün bir kategoriye dahil ediyor. Zamanın ve mekânın silikleştirilerek çoğaltıldığı; hikâyelerin üst üste yığılmasıyla katmanların artırıldığı; seslerin iç içe geçtiği; şiddetin inkârıyla kahramanın eylem(sizlik)inin meşrulaştırıldığı bu metinler, birbirlerinden oldukça farklı görünmelerine rağmen Moretti’nin kuşatıcı bakışıyla tek çatı altında toplanıyor. 
 
Modern Epik, edebiyatın ve estetiğin sınırlarını aşarak toplum-birey-devlet ilişkilerini disiplinlerarası bir zeminde ele alıyor ve modern epiğin insanlığın evrensel bireyini yaratmada izlediği yolu gösteriyor. 
  “Yaşayan” ve bireysellikten koparılamaz bir bütün... Bir kahraman sayesinde şekil alan ve kendini onda tanıyan bir dünya.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109318</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e9fef1c-5790-40fe-af9b-bbc86ffb021e.jpg</image:loc>
            <image:title>Michel Foucault’nun Yazar Nedir’i</image:title>
            <image:caption>Filozof, fikir tarihçisi ve teorisyen Michel Foucault, yirminci yüzyıl düşüncesinin en etkili isimlerindendi. Onun 1969 tarihli konuşmasından aktarılan “Yazar Nedir?” makalesi; yazarın niyeti, metinlerin anlamı ve “yazarın ölümü” tezine dair bir dizi girift meseleyi ele alır ve okuyucuya çok sayıda “sömürülmemiş soru” sorar. Bir metnin anlamını tanımlayan veya oluşturan şey nedir? Yazarlar ne anlatmaya niyetlendiklerini biliyorlar mı? Peki ya niyetlenilmeyen ya da tarih boyunca değişen anlamlar? Eser gerçekten de yazarın varlığını gerektirir mi? “Kimin konuştuğunun ne önemi var?” 
 
Tim Smith-Laing bu kışkırtıcı tahlilde, “Yazar Nedir?”in yayımlandığı dönemde nasıl bir etki yarattığı, edebi­yat teorisi mirasının önemli bir parçası olarak güncelliğini hâlâ nasıl koruduğu üzerine aydınlatıcı bir inceleme sunuyor. “Yazar Nedir?” edebiyat öğrencileri başta olmak üzere bu alanla ilgilenen herkes için hem edebî metin­lerde yazar ve yazarın niyeti hakkında devam eden tartış­maları anlamanın bir aracı hem de Foucault’nun eserleri­ne giden yolda bir mihenk taşı. 
 
“Foucault’ya göre yazar, anlamın kaynağı değil, anlamın çoğalmasından korkma biçimimizi belirleyen ideolojik bir figürdür.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109319</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8178ecc5-c1a7-4750-934b-13fc0229c9d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Büyük Şişmanlık Meselesi</image:title>
            <image:caption>İtalyan yönetmen Pasolini, “Kültürel bir çöl yaratılmışsa orada her şey satılabilir. Çünkü çölde her şey mucize etkisi yapar.” der. Bu söz günümüz zayıflama dünyasına son derece uygundur. Moda diyetler, limonlu sular, zayıflatan çaylar, ilaçlar, besin takviyeleri, otlar, sözde yağ yakıcı uygulamalar, düşük kalorili diyetler, kibrit kutusu kadar peynirler, farklı diyetisyenler, spor salonları, onlarca farklı denemeler, denemeler... ve günün sonunda yine şişman olarak kalmalar. Belki de toplamda yüzlerce kilo kaybı. Fakat bir o kadar da geri kilo alma. Bugün zayıflama dünyası adeta diyet emekçisi insanlar yarattı. Ben kendilerini tıpkı tanrıların her defasında aşağıya yuvarlanacak olan kayayı tepeye çıkarmakla cezalandırdıkları Sisifos’a benzetiyorum. Bu kitapta yukarıda anlatılan sömürü tuzağına düşürülmeden, belli bir yiyecek grubu suçlanmadan ve hızlı kilo kaybı vadeden uyduruk tarif reçeteleri sunulmadan güncel ve bilimsel veriler ışığında beslenmenin temel kavramlarını öğrenip şişmanlığı anlayarak bunun çözüm yollarını bulacaksınız. Sonrasında ise şişmanlıkla ilişkili olan; insanlığın yeme tarihi, yağ ve şeker ikilisi, neoliberal gıda endüstrisi, genetik, psikoloji, uyku, egzersiz, popüler diyetler, sürdürülebilirlik, kamusal çözümler, çocukluk çağı obezitesi, ayrımcılık gibi konuları okuyacağınız bir yolculuk sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109320</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc70f5b7-8471-4f51-a524-b7089b453f73.jpg</image:loc>
            <image:title>1936 Model Gençler</image:title>
            <image:caption>1930’lu yıllarda üniversiteli gençler arasında Namık Kemal’e karşı bir ilgi canlanmaya başlar. Kimi zaman anma toplantılarıyla, kimi zaman ise gazete yazılarıyla ve demeçlerle körüklenen bu ilgi, edebiyat dünyasında da bir tartışmanın doğmasına neden olur. Peyami Safa’nın ve MTTB çevrelerinin başını çektiği bir grup yazar Namık Kemal ilgisini hoş karşılarken, Nâzım Hikmet ve Kerim Sadi gibi sol görüşlü yazarların ağırlıklı olduğu bir grup ise gençlerin daha önemli konulara ve “asıl hürriyetperverlere” ilgi duyması gerektiğini savunur. Bu tartışmaları ilgiyle takip eden “genç gazeteci” Kemal Tahir ise dönemin önemli edebiyat ve düşünce insanlarıyla ve tartışmanın taraflarıyla mülakatlar yaparak bunları, “Namık Kemal İçin Diyorlar Ki” isimli bir broşürde toplar. Bu broşüre gelen tepkiler üzerine Suat Derviş ve Ahmed Cevad’la beraber “1936 Model Gençler ve Zavallı Peyami Safa” adlı ikinci bir broşür yayımlayan Kemal Tahir eleştirilere cevap verir. 1936 Model Gençler, Kemal Tahir’in gazeteci kişiliğiyle tanıştığımız, hayatının önemli bir dönemine, edebiyat ve düşünce çevreleriyle kurduğu ilişkiye ve yazarın, Türk Edebiyatındaki kalem kavgalarında bulunduğu konuma tanıklık ettiğimiz bir kitap olmasının yanında, okuyucuyu, “Geçit” dergisiyle edebiyat dünyasında kendine bir yer edinen Kemal Tahir’in imzasını taşıyan ilk eserlerle buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109321</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5bda4e39-dfed-4503-8436-28db18628b8b.jpg</image:loc>
            <image:title>19 Mayıs</image:title>
            <image:caption>Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.” 
Prof. Dr. İlber ORTAYLI 
 
“Hatıralar üç kısım olacaktı: Dünya Harbi’ne ait olanlar, mütareke sırasında İstanbul&apos;daki faaliyetlerine ait olanlar, nihayet Kuva-yı Milliye devrine ait olanlar! İlk yazı, 1926 Mart’ının 13’ünde çıktı. 32 parçalık bu seride Mustafa Kemal, harp politikası hakkındaki tenkitlerini, gerek Türk gerek Alman kumandanları ile münakaşalarını, Vahdettin’le beraber Kayser’in umumi karargâhına gidişini, mütareke şartları üzerine Sadrazam İzzet Paşa ile Adana&apos;dan telgraflaşmalarını hikâye eder. Hatıralarda birçok isimler geçtiği için ve bu isimler arasında yabancı devlet reisleri de bulunduğu için, bu yazıların içeride ve dışarıda yankılar uyandırmamasına ihtimal yoktu. Hükümetin ricası üzerine Mustafa Kemal, birinci kısmın sonunda hatıralarını kesti. Fakat biz Samsun&apos;a çıkıncaya kadar geçen hadiseler hakkında notlarımızı tamamlamıştık.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109322</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a340b9c0-db2b-41f8-a65a-fbf1ce991112.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Güvenlik Sisteminin Çöküşü Bürokrasi ve Siyaset Dedikleri Hatıralarım</image:title>
            <image:caption>Okuyacağınız, bir yüksek bürokratın, karakterli bir siyasetçinin yaşam öyküsüdür. M. Zekai Özcan, yoksul bir ailenin çocuğudur. Çocukluğu, öğrenciliği zorluklarla geçmiştir. Memuriyet hayatı, devlet imkânlarının yağmasına karşı verdiği zorlu mücadelenin örnekleriyle doludur. Sosyal sigorta sisteminin batırılışına giden süreci, kurum içinde genel müdürlüğe kadar yükselen kariyerinde her kademede yaşamıştır. SSK Genel Müdürlüğü’nden siyasete geçişi, devletin tepesindeki bozulmayı da yakinen gözlemlemesine vesile olmuştur. Bu gözlemi ve gözettiği ülke çıkarları, kendisinin Ak Parti’nin en kuvvetli olduğu dönemde Milletvekilliğinden istifasını getirmiştir. Meclis’te, 2008’de başkanı olduğu komisyonda Sosyal Sigorta Sisteminin düzeltilmesi için gösterdiği gayret ve getirdiği düzenlemeler, daha önce yapılmamış reformlardır. Ancak 2023’e kadar kısa zamanda, bu sistem de, siyasi iktidarca rayından çıkarılmıştır. M. Zekai Özcan, kitabında, primli sigorta sistemlerinde olması gereken nimet- külfet denge eşitliği yok sayılarak Emeklilik Sigortası’nın; imtiyazlı sınıflar yaratıp sistemin paralı – pahalı hale getirilmesiyle de, Genel Sağlık Sigortası’nın; nasıl bozulduğunu sebepleriyle ortaya koymaktadır. Yine M. Zekai Özcan, dünyada bir benzerine rastlanmayacak bir siyasi çıkarcılıkla, gelecek nesillerin refahını çalma pahasına, 5.3 milyon EYT’li sigortalıya çok genç yaşta emekli olma hakkı verilerek de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tam anlamıyla batırıldığını net bir şekilde rakamlarla açıklamaktadır. Galeati Yayıncılık Özcan, bürokraside ve siyasette iyiye ve doğruya hücum edilirken, adam kayırmanın, rüşvetin, yalan talanın, iftiranın sıradanlaştırıldığına dikkat çekmekte, çoğu siyasetçinin tek derdinin sadece şahsi çıkarı olduğunu ve daha vahimi de bunu gerçekleştirmek için bütün kutsallarımızı siyaset aracı olarak nasıl kullandıklarını, yaşanmış örnekleriyle okuyucuya sunmaktadır. Bu kitapta, hayatının her devresinde kendisi kalarak, dürüstlükten ayrılmayarak çalışmış bir bürokrat, siyasetçi ve insan portresini bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109323</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bbe6871-76c7-4830-a3b2-25fe280d118d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kavramsal Olmayanın Teorisi</image:title>
            <image:caption>Hans Blumenberg’in Gemi Batıyor Seyrediyorlar’ı, “Kavramsal Olmayanın Teorisine Bakış” gibi esrarengiz bir başlık taşıyan bir yazıyla sona erer. Teorinin temel koşullarıyla –yani kavramsal olarak oluşturulmakla– çelişiyor gibi görünen ve dolayısıyla pek çok muammaya yol açan bu bakış, Blumenberg’in yaşamı boyunca varlığını sürdürmüştür. Nitekim onun terekesinde yapılan muazzam keşiflerden biri de bu “bakış”ı tam gelişmiş bir Kavramsal Olmayanın Teorisi’ne kadar götüren daha uzun bir el yazmasıdır ve bu çalışma aynı zamanda, Blumenberg’in felsefi projesi için bütünüyle bir program yazısı niteliğindedir. Yirminci yüzyılın en önemli Alman filozoflarından biri kabul edilen Hans Blumenberg, bu kitapta, kavramsal düşünmenin (ya da eksikliğin) bilişteki rolüne odaklanıyor. Bu bağlamda estetik, yaşam dünyası kavramı, mutluluk, metaforlar, olumsuzlamanın epistemik işleyişi ya da önlem almanın antropolojik işlevi gibi konular Blumenberg’in gözlemlerinin geniş yelpazesinde özellikle öne çıkıyor. Çeşitli felsefe ve edebiyat metinlerinden getirdiği örnek ve betimlemelerle Blumenberg, kavramsal düşünmenin nasıl mümkün olabileceği sorusuna dikkat çekerken, esasında insanların gerçeklikle başa çıkma biçimlerini bir araya getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109324</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad08d8ac-842b-47ed-b3f0-3aeea92f386c.jpg</image:loc>
            <image:title>Keşke Sadece Seyircisi Olabilseydim</image:title>
            <image:caption>Ülkü Tamer, birçok sanat dalıyla ilgilenmiş bir sanatçıdır. Onun özellikle çocukluğunda Gaziantep’te başlayan sinema sevdası ve bu sevdanın farklı bir boyutu da olan İstanbul yıllarındaki tiyatroya olan ilgisi sanatçı kişiliğini çeşitli açılardan zenginleştiren bir yöne sahiptir. 
Tiyatro ve sinema, Ülkü Tamer’in dünyasının farklı birer penceresidir. Bu sanatlarla kurduğu iletişim, onun sanat dünyasını son derece ilginç yapmakla kalmaz, bir şairin hayatı boyunca estetik zevkler aldığı farklı evrenlerle kendi dünyasını nasıl doldurduğunu da gösterir. Ülkü Tamer’in yaşantı zenginliğinin farklı bir yönü de onun futbola olan sevgisidir. Bu yüzden yine çocukluğunda başlayan futbol sevgisi, onun hayatında yer etmiştir. Anılarıyla harmanladığı futbol yazıları, bir şairin futbola dair sevgisinin ve anılarının inceliklerini göstermesi açısından da okur için başka bir keşiftir. Keşke Sadece Seyircisi Olabilseydim, pekâlâ, şairin Gaziantep’te başlayıp İstanbul’da büyüyüp genişleyen duyuş gücünün, geniş ilgi alanlarını şiirle süsleyişinin, ne yöne dönerse dönsün orada bir şair olarak bulunuşunun, olağanüstü belgeleri olarak okunabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109325</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc614d19-0f95-4f87-96ff-4eff050029ef.jpg</image:loc>
            <image:title>Disney Alice&apos;in Harikalar Pastanesi - Külah Külah Boyama</image:title>
            <image:caption>Kes, katla, salla! 
Yelpaze hediye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109326</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/764ae903-4321-417e-b1a9-e3ac775142ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Disney Karlar Ülkesi - Külah Külah Boyama</image:title>
            <image:caption>Kes, katla, salla! 
Yelpaze hediye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109327</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/330f32d2-a02a-45e1-b81a-5296e691b425.jpg</image:loc>
            <image:title>Disney Arabalar - Külah Külah Boyama</image:title>
            <image:caption>Kes, katla, salla! 
Yelpaze hediye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109328</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16fa5d7d-76b2-4dae-9b9f-099692146c92.jpg</image:loc>
            <image:title>Lol Surprise - Külah Külah Boyama</image:title>
            <image:caption>Kes, katla, salla! 
Yelpaze hediye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109329</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42a97510-1de1-4a86-9196-0e2b560b11ff.jpg</image:loc>
            <image:title>Kader ve İrade Yasa ve Özgürlük</image:title>
            <image:caption>Soru: Peki, bu kadar açık ve evrensel realitelere rağmen, neden dindar ve dinsiz kesimlerden birçok aydın kaderin varlığını kabul etmiyor? 
 
Cevap: Dinsiz kesim, varlıkta maddeden başka bir güç ve realite kabul etmediklerinden, bilinçli planlama, düzenleme ve dengeleme demek olan kaderi inkâr etmek zorunda kalıyorlar. Mevcut doğal yasalardaki sonsuz bilinç ve sanatlı işleyişi de ya bilinmezliğe veya tesadüfe vermekten kaynaklanan körlüklerinden dolayı bu gerçeği göremiyorlar. 
 
Modern dindar kesim ise; Ontolojik olarak varlığın mahiyetini, sonsuzluk ve zaman-üstülük gibi evrensel hakikatleri bilmediklerinden ve birçok insanın varoluşsal ve ahlakî bir değer olarak kaderi kendi günahlarına bir bahane yaptıklarını gördüklerinden, bu önemli iman rüknünü inkâr ediyorlar. Ve kaderi açıkça anlatan onlarca Kur’an ayetini anlamsız ve mühmel bırakıyorlar. 
 
Bu iki neden dışında, bu asırda dindar-dinsiz herkeste benlik ve gurur fazlaca ajite edildiğinden insanlar, sınırsız sandıkları özgürlük ve iradelerini belli oranlarda sınırlayan, onları İlahi sonsuz sisteme entegre eden; yani manen gerçek özgürlük olan kulluğa yönlendiren kadere inanmak istemiyorlar. 
 
Dindar kesim ise, siyasi ve kültürel olarak kendilerini bir peygambere, bir dine bağlı da görseler, bu asırda çokça gelişen materyalizm, pozitivizm ve nedensellik, o dindarlara varlığı ve hayatı bir derece kaotik ve karanlık olarak hissettiriyor. Haliyle insan farkına varmasa da hissiyatına aykırı olabilecek şeylere inanmak istemez. 
 
Evet, kadere inanmayan kişi, başta iyilik-kötülük olmak üzere her şeye, birçok güce ve sebebe yetkinlik ve etkinlik vermek zorunda kalır. Dolayısıyla böyleler, sonsuz olan birlik ve bilincin aydınlığından mahrum kalıp şirkin ve fikir anarşizminin en kötü şeklinin içine düşer. İşte bakın Mecusiler dindar oldukları halde birlik, bilinçli yaratılış ve sonsuz sistem demek olan kadere inanmadıkları için, iyilik ve kötülük tanrıları (Yezdan ve Ehriman) diye iki ayrı yaratıcıya inanıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109331</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/00d70f81-336d-4362-98e9-4a36857748cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Antroposen’de Kapitalizm – Ekolojik Yıkım veya Ekolojik Devrim</image:title>
            <image:caption>İçinde yaşadığımız kapitalist sistem geleceğimizi tehdit ettiği gibi şimdi bir de dünya ile çatışıyor. Bu kitap, zamanımızın korkunç gerçekliğine dair. Ancak aynı zamanda da tarihin kritik anlarında insanlığın gösterdiği çabanın bilgisine sahip olmanın getirdiği bitip tükenmez bir umuda da dair. 1919 yılında Marksist felsefeci Georg Lukacs dünyanın kaderinin tehlikeye girdiği devrimci durumlarda “bireyin bilinci ve sorumluluk duygusu, dünyanın yazgısının değişmesinin kendi eylemine ya da eylemsizliğine bağlı olduğu varsayımıyla karşı karşıya kalır” demişti. Bugün işte böyle kritik bir dönemde yaşıyoruz. İnsanlığın geleceğinin niteliği hatta varlığı verdiğimiz mücadelenin muhtevasına, kendimizi yeniden yaratarak dünyayı da yeniden yaratma becerimize, sadece şimdiki ve gelecekteki kuşakların değil, aynı zamanda gezegende yaşayan türlerin de iyiliği için etrafımızı saran ve geleceği tehdit eden yıkıcı toplumsal koşulları dönüştürme isteğimize bağlı. 
Kapitalizm doğası gereği kendi yuvasını telafisi imkânsız bir şekilde kirleten bir sistem, üstelik artık bunu bütün gezegene yaydı. Bu durumun bir bütün olarak insanlık ve gelecek bütün nesiller için yarattığı sorunun ölçeği tahayyüllerin ötesinde. Bugün dünyada hâkim bir sosyoekonomik sistem olan kapitalizm, dünyadaki çoğu insanın gündelik yaşamını etkiliyor. O kadar yaygın ve kapsayıcı ki, şunu sormak mantıklı: Dünyanın sonunu tasavvur etmek, kapitalizmin sonunu tasavvur etmekten daha mı iyi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109332</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/40b10995-8f46-4d16-8d07-681ebe0fbe02.jpg</image:loc>
            <image:title>Kawaii - Külah Külah Boyama</image:title>
            <image:caption>Kes, katla, salla! 
Yelpaze hediye!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109333</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23d49d33-64ec-4186-b94a-13ec24af1cb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Disney The Never Girls 2 - Aradaki Geçit</image:title>
            <image:caption>Periler diyarına sihirli bir yolculuk … 
Bu haksızlık! Kate, Mia, Lainey ve Gabby tam da Peri Kovuğu’na yerleşecekleri sırada eve dönmek zorunda! Tinker Bell, daha önce hiçbir çocuğun Düşler Ülkesi’ne geri gelmediğini söylese de Lainey buna inanmıyor. Bir daha asla bir geyiğin sırtında ormanı aşamayacak mı? Perilerden uzakta yaşarken hayvanların dilini nasıl öğrenebilir? Kızlar, Düşler Ülkesi’nden ayrılsalar bile bu diyarın sihri peşlerinden geliyor gibi. Lainey, mutfakta gördüğü farenin, perilerin süt farelerinden biri olduğuna emin! 
Yoksa, iki diyar arasında bir geçit mi var?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109334</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/651b0e1f-4472-4961-a084-0f527b73d0a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Evde Kahkaha Partisi - Peppa Pig</image:title>
            <image:caption>Peppa ve arkadaşları seni evde komikliklerle dolu bir kahkaha partisine davet ediyor. 
Boya kalemlerini kap, kapıyı arala! Sayfaları rengârenk boya, çıkartmalarla süsle, eğlenceye katıl!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109335</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bbc2124-e2bf-45f4-a799-ebb650bef1ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Miniminnacık Pisicorn</image:title>
            <image:caption>PİSİ, bir unicorn olabileceğini düşünüyor. Kendini kusursuz bir unicorn gibi hissediyor. Fakat Unicorn, tüm muhteşemliğiyle geldiğinde Pisi, kendini bir tüy yumağı gibi küçücük hissediyor. Bir araya gelmesi imkânsız gibi görünen bu ikili, kendilerini oldukları gibi kabul edip birbirlerini gerçekten de anlayabilecek mi dersin? 
Sihirli ve çok satan kitapların yaratıcı ekibi Shannon Hale ve LeUyen Pham’un yürekleri sızlatan, kuyrukları hoplatan unicorn maceralarına davetlisin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109336</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e12ba0b-6c1d-4440-8ccb-8d8e512e382a.jpg</image:loc>
            <image:title>Müsmükemmel Pisicorn</image:title>
            <image:caption>Pisi, bir unicorn olabileceğini düşünüyor. Kendini kusursuz bir unicorn gibi hissediyor. Fakat Unicorn, tüm muhteşemliğiyle geldiğinde Pisi, kendini bir tüy yumağı gibi küçücük hissediyor. Bir araya gelmesi imkânsız gibi görünen bu ikili, kendilerini oldukları gibi kabul edip birbirlerini gerçekten de anlayabilecek mi dersin? 
Sihirli ve çok satan kitapların yaratıcı ekibi Shannon Hale ve LeUyen Pham’un yürekleri sızlatan, kuyrukları hoplatan unicorn maceralarına davetlisin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109337</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c8403bf-a6e6-4adc-909a-a4ce94256d98.jpg</image:loc>
            <image:title>Bitkilerin Özel Hayatı</image:title>
            <image:caption>“Özgür ve alımlı bir peri olan Defne, Apollon’dan kaçmak için nehir tanrısı babasına yalvarır. ‘Beni dönüştür! Beni rahatsız eden bu güzelliği benden al!’ Bunun üzerine bir ağaca dönüşür.” 
 
Yıllar sonra evine dönen Keehyun, ağabeyinin iki bacağını da bir mayın patlamasında kaybettiğini görür. Babası sabahtan akşama kadar bahçedeki ağaçlarla ve çiçeklerle ilgilenmekte, kimseyle konuşmamaktadır. Annesinin ise tüm aileden gizlediği sırlar vardır. Bir gün gizemli biri annesini takip edip sırlarını öğrenmesi için Keehyun’a yüklü bir ödeme yapar. 
 
Kore edebiyatının bol ödüllü yazarı Lee Seung-U Bitkilerin Özel Hayatı’nda sırların, aşkın ve tutkunun yansımalarını izliyor. Sevilmeden sevmenin acısını olduğu kadar tadını da anlatıyor. Kavuşmanın, ayrılmanın, aile kurup kök salmanın ve sevdiklerinden koparılmanın hikâyesi.  
 
“Kore edebiyatı, Nobel Edebiyat Ödülü’nü fazlasıyla hak ediyor. Ben kişisel olarak Anatoly A. Kim, Hwang Sok-yong, ve Lee Seung-U’nun bu ödülün muhtemel adayları olduklarını söyleyebilirim.” 
  -Jean-Marie Gustave Le Clézio,
  2008 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109338</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25702ec8-d4da-4f88-9b5f-6ac499d11780.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamansız</image:title>
            <image:caption>Engin Akyürek’in ikinci öykü kitabı Zamansız, tam da kimsenin zamanının olmadığı zamanlara inat karşımızda. Zamansız olan ne varsa hissettiğimiz, bu kitapta ustaca anlatılmış ve okurların yüreğine girmeyi bekliyor; ilk aşkın heyecanı, önyargılara kurban edilmeyen dostluklar, ölümsüz aşkın en güzeli, patilerin ve tüylerin huzuru, en pürüzsüz karşılaşmalar, dost sohbetlerinin yumuşaklığı, teknolojinin bile aramıza giremediği zamansızlıklar ve daha niceleri… 
 
İnsanlar öpüşürken neden gözlerini kapatıyorlardı? Karanlığın içinde yeni bir dünya keşfetmek için miydi acaba? Atalarımız belki de kendi mahremlerini yaratmanın formülünü yıllar önce bulmuştu… 
 
*** 
 
Tanışalı bir saat on üç dakika olmuştu. Nereden mi biliyorum? Zamanı düşünmeden her şeyimle orada olduğum bir an yaşamamıştım da ondan. 
 
*** 
 
Hissettiklerimi sindirmem için telefonun ekranına bakma ihtiyacı duymuştum. Âşık mı oluyordum, yoksa yeni tanıştığım birinin bilinmezliği beni bir yolculuğa mı davet ediyordu?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109339</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94a20ec5-5e01-4ada-839a-b7e376fbae67.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Köle</image:title>
            <image:caption>“Avrupalı köleler medeni insanların tutumlarını ve göreneklerini benimseme fırsatına kavuşurken, son derece korkunç ölümlerden, cezalardan, ahlaken iğrenç düşkünlüklerden ve serflikten kurtarılmıştır.” 
 
Hepimiz tarihe “Ya şöyle olsaydı?” diye sorular sorup onunla fantastik oyunlar oynamayı severiz. Bugün Londra Metrosu’nda seyahat ederken topraklarında güneş batmayan ülkesinin tarihini okuyan Beyaz, kafasını okuduğu kitaptan kaldırıp “Ya atalarım köleleştirilseydi?” diye sormuş mudur bilinmez ama Bernardine Evaristo bütün kibirli muktedirleri tedirgin edecek soruyu soruyor: Ya Afrika, Avrupa’yı sömürgeleştirip köleleştirseydi?  
 
Kölelerin beyaz, efendilerin siyah olduğu bu şiirsel hiciv, alternatif tarih yazımlarının bile açamadığı Karanlığın Yüreği’ni açıyor. 
 
Kız, Kadın, Öteki adlı kitabıyla 2019’da Booker Ödülü’ne layık görülen Evaristo, yalnız tarihi değil, Tom Amca’nın Kulübesi, Kökler gibi, bütün dünyanın bildiği romanları da tersine çeviriyor ve tarihe gerçekten “Nasıl hissettiler?” sorusunu sordurtuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109341</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4305274e-a13f-4f2d-8c38-fd3a49336ef7.jpg</image:loc>
            <image:title>Elibittibile</image:title>
            <image:caption>“Eli bitti bile!” diye haykırdı o sırada Gülten’in arkasında bulunan kızı. “Geçmiş olsun hanımlar, beyler.” “Bu söylediğinize “palindrom” derler. Bilir misiniz?” dedi Nuri Bey. “Antik Yunan’da geri geri koşan zat demekmiş.” 
 
Hayat bazen hem çok kısa hem de çok uzun gelir insana. Bu durum belki de insanoğluna tanınan, bu bir tanecik hayatın nasıl yaşandığıyla ilgilidir. İster kısa ister uzun olsun hayatın döngüsü hep aynıdır. Hayatta mutluluk, neşe, sevgi olduğu kadar keder, üzüntü, nefret de vardır. Gülten Hanım da bu döngüyü yaşayanlardan biri. Hayatının yavaş yavaş sonbaharına gelen Gülten Hanım, yaşamın ona sunduğu ne varsa anlayışla, sabırla kabul etmiş; nice doğumlar, ölümler görmüş, yaşanan acıları metanetle atlatmış bir kadın. Ne istediğini bilen, yaşamaktan korkmayan, yılmayan bir kadın. 
Ümit Yalçın Doğan, bir masal anlatıcısı üslubuyla kurguladığı Elibittibile romanında, Gülten Hanım ve ailesinin çok katmanlı hayatının içine adım adım dahil ediyor okuru. Biz de onlarla birlikte üzülüyor, endişeleniyor bazen de keyifleniyoruz. Kimi zaman da hayatın acı- tatlı sürprizleri karşısında şaşırıyoruz. Ailenin mübadele ile geldiği Ayvalık’taki hayatı İstanbul’a uzanıyor. Midilli’den İstanbul’a uzanan bu yolda zamanın, şehirlerin, insanların değişim ve dönüşümüne de şahit oluyoruz. Ve onlarla birlikte zamanın çarkları arasında duygusal bir yolculuğa çıkıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109342</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6cb3a6b2-e475-4833-a490-1f5b93451ed6.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Yıldız Bir Yıldız Daha</image:title>
            <image:caption>“Kadınlar yıldızlaştığında dünya güzelleşir.” 
 
İspanyol gribinin dünyayı tahakkümü altına aldığı ve 1. Dünya Savaşı’nın son günlerinin yaşandığı bir dönemde; hem kadınların tarihte ilk kez oy kullanmak için verdiği mücadeleyi hem de İrlanda’nın bağımsızlığı için halkın verdiği çabayı; zorluğun, ayakta kalmanın ve cesaretin resmini çizen bir karakterin gözünden okuyoruz. Savaş ve isyan hakkında her şeyi bilen süfrajet bir anne tarafından yetiştirilen Stella, dünyayı kasıp kavuran büyük grip salgını yüzünden annesinden ve evinden ayrılarak hiç tanımadığı teyzesiyle yabancı bir ülkede tek başına kalır. 
İrlanda&apos;yı sonsuza dek değiştirecek olan seçim günü yaklaşırken Stella, dünyayı gerçekten değiştirebileceğini fark eder. Ama tek başına ve birden değil. 
Bu kitap; gece gökyüzünü aydınlatmak için beliren yıldızlar gibi, tarihin kişiden kişiye nasıl yazıldığına ışık tutuyor. 
Bir Yıldız, Bir Yıldız Daha; İrlanda’nın bağımsızlığı hakkında kendi düşünceleri olan ve bir savaşı yaşamanın acı gerçekleriyle yüzleşen birbirinden ilginç ve sevimli karakterlere sahip.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109343</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8afc7f7a-8348-40a1-bf78-9dc7386ff61b.jpg</image:loc>
            <image:title>Gece Ölmek</image:title>
            <image:caption>Bir Brüksel Polisiyesi: İki cinayet ve beş yılı bulan soruşturma 
 
Şubat ayında bir sabah, Brüksel&apos;de parçalanmış iki ceset bulunur. Otoparkta bulunan ceset evsiz bir adama, diğeri ise zengin bir bölgede yaşayan başka bir adama aittir. 
Komiser olay yerine gelir. Yanında soruşturmayı takip etmeye yetkili bir gazeteci de vardır. Tam bu anda bir gerilim filminin tedirginliği ve tekinsizliği insanın bütün hücrelerine yayılır. Bu iki ceset arasındaki bağlantı nedir? Komiser bu soruşturmayı çözebilecek mi? Beş yıl sürecek haberciliğin öyküsü de o şubat sabahında başlar. 
Yazarımız Anne-Cécile Huwart bir gazetecidir. Le Soir, Moustique, Le Vif l&apos;Express ve Médor gibi çeşitli medya kuruluşları için uzun süren soruşturmalar ve raporlar hazırladı, haber yaptı. 2019 Belfius Ödülünün finalisti oldu. Gece Ölmek onun ilk kitabı. Gazetecilik ve polisliğin kavşağında yazıyor. Hikâyesi dünyada çok az bilinen ve yazılan bir türde: gerçeklik edebiyatı. Türkçede de ilgiyle karşılanacağını ve çok sevileceğini düşünüyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109344</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9b06e2f-0c31-4225-bf8f-812811dcf1c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayalindeki Ev</image:title>
            <image:caption>Seninle yeniden radyoda müzik çalarken kahve içmeyi umut ediyorum. 
 
Hayalindeki Ev, KwaZulu-Natal Midlands’taki çiftliklerini terk eden mahzun, yaşlı beyaz bir çiftin hikâyesidir. Bu çiftlikteki mezarlar, sırlar ve trajediler; bir ırkın diğerine, “insan”dan daha aşağı davrandığı hakkındaki korkunç gerçeklerle kaleme alındı. Yazar, bir aile üzerinden bir ulusun durumunu ve belleğini; ihanet, kayıp, aşk, ölüm, cinsiyet ve ırk üzerinden vererek derin ve katmanlı bir dil evreni oluşturuyor. Bu evrenin içinde bulunan karakterlerin acıları, tutkuları, korkuları ve umutları “beyaz-siyah” gerilimi üzerinden bir kıvılcım gibi yoğun bir şekilde açığa çıkıyor. 
Craig Higginson&apos;ın KwaZulu-Natal&apos;ın Midlands bölgesinde geçen sürükleyici ve unutulmaz eseri Hayalindeki Ev, Güney Afrika’nın ırk sorunlarına son derece dokunaklı ve hassas bir şekilde yaklaşıyor. Suratımıza tokat gibi çarpan bu gerçekler, bulundurduğu derin karmaşanın kuytularına inme konusunda büyüleyici bir şekilde bizi çekiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109345</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/992228de-b233-4c27-8967-f3d604293443.jpg</image:loc>
            <image:title>Hişt Hişt! Duyan Var mı?</image:title>
            <image:caption>“Tersine döne döne yok olacak Dünya. Her şey son bulacak. Şimdilerde kimse farkında değil bu garipliğin, yalnız ben…” 
 
Terk ettiğim boyutlardan birinden beni ziyarete gelmişler. Oysa oradan çıkarken kapısını kilitleyip anahtarını derin sulara fırlatmıştım. 
Ben böyleyim: Dostları, yoldaşları ve anılarıyla geçmişi, geçmişte bırakır yoluma devam ederim. Buldular beni, kaçamadım. Çalıştığım yeri öğrenmişler. Şimdi mecburen geçmişin bulanık sularında bir süre yüzmem gerekecek. İnsan hafızasının kilidini açmayınca, güneşin doğudan doğup batıdan battığını, insanların önce doğup sonra öldüklerini, önce genç sonra yaşlı olduklarını, ileriye doğru yürünmesi gerektiğini unuturlar. Dünya tersine dönmeye başlar. Sıradanlaşmış bir olayın tekrarı, acımasızlığın ete kemiğe bürünüp karşımıza dikilmesi ya da bir an, bir olay, bir ses, bir yüz o kilidin açılmasına ve geçmişle hesaplaşmamıza hatta tutunduğumuz ne varsa vazgeçmemize neden olabilir. 
Bir otobüsün tutamacını bırakıp ilk durakta inip yürümeye karar verebiliriz mesela. 
Gülcan Aksoy’un öykü karakterleri de hafızalarının kilitlerinin açıldığı o anlardan sesleniyor okurlarına. Yazarın katmanlı kurgularla ördüğü olay örgülerinde seslerini duyurmaya çalışan, geçmişiyle hesaplaşan öykü karakterlerine Gregor Samsa, Oliver Twist, Olric gibi kurgusal karakterler ses ve nefes oluyor zaman zaman. 
 
Anlıyorum, ben bir böceğim, sizin yanınızda dönüştüm böceğe, bilincimde hiçbir değişiklik olmadığı için bunun farkında değilim. Bu kabinde siz kendinizin yalnız olduğunu düşünüyorsunuz. 
 Beni görmüyorsunuz, eğilin, başınızı aşağı çevirin ben buradayım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109346</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0102c168-e38f-4a6a-916c-0cd31b0ded3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Günaydın Avril, Kyoto’dasın!</image:title>
            <image:caption>Her şey değişir, gelip geçer, her şey mükemmel bir huzur vardır, insan, yaşamı ve ölümü aştığında. 
 
Avril Santana ile tanışın. 
Avril Santana; meraklı, neşeli, eğlenceli ve bazen de huysuz ve açık sözlü. Japonya&apos;da yeni bir dünya keşfeden 16 yaşındaki bu kız; uçsuz bucaksız hayallerin, özlemlerin, büyümenin, şüphelerin, ilk öpücüklerin, kimlik arayışının ve dostluğun ekseninde bizleri buluşturuyor. 
Kitapta pop kültür filmlerine, sanatçılarına ve şarkılarına, ayrıca yakın tarihte silinmez izler bırakan bazı olaylara da atıflar bulunuyor. 
Hoşgörünün, erdemin, savaşın, ayrımcılığın ve zorbalığın kol gezdiği dünyada yazar, gençlerin dünyasına inerek bu konuları dostça, sade ve nüktedan bir dille kaleme alıyor. 
Günaydın Avril, Kyoto’dasın!, âdeta kiraz şekeri tadındaki doğallığı ile okuyan herkesi kendine çekiyor. 
Dan Sam, belki de edebiyatın en sevimli karakterlerinden birini yarattı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109347</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bf12537-596d-4416-abbf-891f92b6017a.jpg</image:loc>
            <image:title>Köpekler ve İnsanlar</image:title>
            <image:caption>“Öğrencilerime tavsiyem, her zaman köpeklerine inanmalarıdır.” 
 
Kısmen otobiyografik kısmen de tarihsel bilgileri içinde barındıran Köpekler ve İnsanlar, can dostlarımız köpeğe olan tutkumuzun bir kutlamasıdır. 
Canlı anekdotlar ve mitolojik hikâyelerle süslediği bu kitapta John Barrington, köpek ve insan arasındaki bağın evrimini, köpeklerin vahşi doğadan bugün bildiğimiz şekliyle sevgili yoldaşlara nasıl dönüştüğünü haritalandırıyor. 
Barrington, hayat kurtarma operasyonlarında arama ve kurtarma çalışmaları yapan, epilepsi ve kanser uyarısı durumlarında insanlara yardımcı olan ya da rehberlik eden köpek dostlarımızın yürekleri ısıtan hikâyelerini anlatıyor. 
 
John Barrington&apos;ın kitabını büyük bir zevkle okudum. Bu çalışkan çoban; hayvanları, yaban hayatını, her an etrafını saran ağaçları ve çiçekleri ve muhteşem doğayı o kadar güzel yazıyor ki, Batı İskoçya&apos;nın görkemli köşesinin unutulmaz bir resmini çiziyor. Oldukça harika bir hayatın, hoş bir hikâyesi. 
James Herriot - Red Sky at Night</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109348</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5df285c9-92e8-486c-b1de-f4131b07055c.jpg</image:loc>
            <image:title>Mağaraya Sıkışan Son İnsanlar</image:title>
            <image:caption>“Bir çırpıda yargılamadan önce dinleyin, ses yakından geliyor olabilir ama mağaranın yankısıyla bozulmuştur belki.” 
 
İranlı yazar Muhammed Abedi, son kitabında zorbalık ve zulüm karşısında sıkışmış kalmış, kendi içine kapanmış ve çıkış yolunu kaybetmiş bir insan topluluğunu anlatıyor.
Bütün bunlar bize çok tanıdık gelebilir. Ne de olsa İran, elimizi uzatsak değecek kadar yakın bize, hem coğrafi olarak hem kültürel olarak. 
Ama yazı şaşırtır. Edebiyatın dili, bizi gündelik olandan alır ve bir tepenin üstünden insanlık durumlarını izleme imkânı verir. 
Mağaraya Sıkışan Son İnsanlar, komşunun ruh hâlini, sıkışmışlığını ve çaresizliğini  duyguları kelimelere dökerek anlatma becerisini yakalamış. Belki de ihtiyacımız olan, bilmekten önce anlamaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109349</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ca78655-1b5b-46fa-bb09-3f16b2501644.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzaklardaki Ayçiçeği Tarlaları</image:title>
            <image:caption>“Ama hayaller, hayaldir işte, asla gerçekleşmez ve doğası gereği kırılgandır.” 
 
Yüzünü bütün gün güneşe dönen ayçiçekleri ya da günebakanlar her zaman insana sempatik gelmiştir. Hatta büyülü bir yanı vardır denebilir. Gözümüzün önünde dans eder, ilham verirler. 
Çin edebiyatının bu değerli eserinde, bu dansa kendini bırakmaya razı bir anne ile kızının, kırsalda geçen hayatları satırlara taşınıyor. “Yaşadığımız yer vahşi doğanın ortasında, gözden uzak ve diğer her şeyden o kadar bağlantısızdı ki görseniz hayaletlerin bile geçmeye korkacağını söyleyebilirdiniz.” 
Kesinlikle Doğu’nun doğaya, kelimelere, ilişkilere bizden çok farklı ve etkileyici bir bakış açısı var: “Üç gün üç gece ayçiçekleri yaşam ilaçlarını emer, tamamen doyana kadar suyu kana kana içerdi. Sonunda ise tomurcuk, göz kamaştıran altın ışıltılı ve harika bir sarı renkten oluşan en güzel kostümüyle çiçeğin en derin yerinden kendini gösterirdi.” 
Kelimelerin tıpkı ayçiçekleri gibi bütün gün dans ettiği ve yüzünü güneşe dönmekten sakınmadığı bir roman Uzaklardaki Ayçiçeği Tarlaları.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109350</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68ca6da4-cae6-4c8d-8a76-6682274e0595.jpg</image:loc>
            <image:title>Yılan Balığı Avı</image:title>
            <image:caption>“Göğsündeki kuş dövmelerini teker teker gökyüzüne saldı…” 
 
Küçük Ari, onlardan biri olana kadar yetim kelimesinin ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamıyor. Ta ki çok sevdiği abisi Taukiri onu, Kat teyze ve Stu enişteye bırakana kadar... Ailesini kaybeden Ari; ezilen, şiddet gören teyzesi ve acımasız Stu eniştesinin yanında yaşamı anlamaya ve hayatta kalmaya çalışıyor; acıyla baş etmenin yolunu vücuduna yara bantları yapıştırmakta buluyor. İşte bu mücadelesinde onu ayakta tutan, arkadaşı Beth, köpeği Lupo ve Taukiri’nin onu almak için geri dönebileceği umudu. 
Ari’nin hikâyesi burada başlamıyor, onun hikâyesinin kaynağı Maori köklerinden besleniyor. Taukiri ve Ari’yle beraber geçmişe uzanıp Jade, Toko, Kat teyze ve Sav’ın hikâyesini de okuyoruz. Hayatın seçimlerimizden oluştuğunu, hayatımıza giren insanlarla akışının değişebileceğini; aşk, bağlılık, güven gibi kavramların deneyimlerimizle farklı tanımlanabileceğini anlıyoruz. Ve insanın bazen ne kadar kötü ne kadar acımasız olabileceği gerçeğiyle irkiliyoruz. 
“Hikâye bilgi demektir, bilgi ise güç. Ve hikâyeler incilerden, elmas kolyelerden, broşlardan ya da yakut yüzüklerden daha değerliydi.” diyen Yeni Zelandalı yazar Becky Manawatu; Yılan Balığı Avı adlı romanında, insanlığın kadim sorunları şiddet, acımasızlık ve hoşgörüsüzlüğü en yalın ama en sert hâliyle işliyor. Yazar; ince ince dokuduğu kurgusuyla okura, hikâyelerin gücünü hissettiriyor. 
 
“2019&apos;un en iyi kitabı ve gerçekten muazzam, derin ve güçlü bir çalışma, hatta belki de Once Were Warriors&apos;tan bu yana alt sınıf Yeni Zelanda yaşamının en başarılı tasviri.&quot; 
 
Steve Braunias - The Scene of the Crime da dâhil olmak üzere 16 kitabın yazarı 
 
“Bence herkes Yılan Balığı Avı’nı okumalı. Bu, insanların on yıllar sonra da hakkında konuşacakları bir kitap.&quot; 
Kiran Dass - Yazar ve eleştirmen 
 
“Güzelliği ve harikası, parlak hayalleri ve kalıcı gücü olan somut karakterler ve onun yazmamasını isteyeceğiniz diğer karakterler.” 
 
Arihia Latham - Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109351</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35b61a1f-d6d9-4d8b-9032-ed01c8891838.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Başlangıcı</image:title>
            <image:caption>Pek çok masal karakterinin yer aldığı Yaz Başlangıcı; Uzakdoğu’nun egzotik saray bahçelerini, kamelyalarını, saraylarını, sokaklarının tarihi yapısını ve geleneksel festivalleri hakkında nice birbirinden ilginç ve eğlenceli bilgiyi barındıran rengârenk görsellerle bezenmiştir. 
 
Yazın gelişiyle birlikte geleneksel ve birbirinden ilginç yemek hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar için Prenses ve Küçük Erkek Kardeşi’ne; Balık, Ejderha ve Denizatı gibi nice hayvan eşlik eder. 
 
Yerel çizimleri, olağanüstü güzellikteki sarayları ve ilgi çekici mitolojisiyle Uzakdoğu’dan çocuklara mevsimleri öğreten şahane bir hikâye sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109352</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e8833e95-5764-4e34-b76e-8f023489cc91.jpg</image:loc>
            <image:title>Tohumlar Filizleniyor</image:title>
            <image:caption>Pek çok masal karakterinin yer aldığı Tohumlar Filizleniyor; Uzakdoğu’nun egzotik saray bahçelerini, kamelyalarını, saraylarını, sokaklarının tarihi yapısını ve geleneksel festivalleri hakkında nice birbirinden ilginç ve eğlenceli bilgiyi barındıran rengârenk görsellerle bezenmiştir. 
 
Yazın gelişiyle birlikte geleneksel ve birbirinden ilginç yemek hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar için Prenses ve Küçük Erkek Kardeşi’ne; Balık, Ejderha ve Denizatı gibi nice hayvan eşlik eder. 
 
Yerel çizimleri, olağanüstü güzellikteki sarayları ve ilgi çekici mitolojisiyle Uzakdoğu’dan çocuklara mevsimleri öğreten şahane bir hikâye sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109353</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b6e09c2-fb51-460e-a430-7f0422a18432.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Sıcakları</image:title>
            <image:caption>Pek çok masal karakterinin yer aldığı Yaz Sıcakları; Uzakdoğu’nun egzotik saray bahçelerini, kamelyalarını, saraylarını, sokaklarının tarihi yapısını ve geleneksel festivalleri hakkında nice birbirinden ilginç ve eğlenceli bilgiyi barındıran rengârenk görsellerle bezenmiştir. 
 
Yazın gelişiyle birlikte geleneksel ve birbirinden ilginç yemek hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar için Prenses ve Küçük Erkek Kardeşi’ne; Balık, Ejderha ve Denizatı gibi nice hayvan eşlik eder. 
 
Yerel çizimleri, olağanüstü güzellikteki sarayları ve ilgi çekici mitolojisiyle Uzakdoğu’dan çocuklara mevsimleri öğreten şahane bir hikâye sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109354</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2272be4a-81a8-4ca9-93ff-569513af57d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaz Gün Dönümü</image:title>
            <image:caption>Pek çok masal karakterinin yer aldığı Yaz Gün Dönümü; Uzakdoğu’nun egzotik saray bahçelerini, kamelyalarını, saraylarını, sokaklarının tarihi yapısını ve geleneksel festivalleri hakkında nice birbirinden ilginç ve eğlenceli bilgiyi barındıran rengârenk görsellerle bezenmiştir. 
 
Yazın gelişiyle birlikte geleneksel ve birbirinden ilginç yemek hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar için Prenses ve Küçük Erkek Kardeşi’ne; Balık, Ejderha ve Denizatı gibi nice hayvan eşlik eder. 
 
Yerel çizimleri, olağanüstü güzellikteki sarayları ve ilgi çekici mitolojisiyle Uzakdoğu’dan çocuklara mevsimleri öğreten şahane bir hikâye sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109355</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d578978-0bd7-4274-bfd9-57de89b3962e.jpg</image:loc>
            <image:title>Leonardo Da Vinci - İlk Bilgin</image:title>
            <image:caption>“Klişeleşme eğilimindeki ‘Rönesans insanı’ terimine tarihte gerçekten layık biri varsa o da Leonardo da Vinci’dir.” 
O, kitabı sadece seçkin bir azınlığın gördüğü bir çağda doğdu ama insan bilgisinin o dönemde içinden çıkılamaz çoğu alanı hakkında akıl yürüttü. Günümüzdeki büyük şöhretinin sebebi, sayısız yeteneğe ve uğraş alanına sahip olmasına karşın, sanat eserlerinden kaynaklanır. Louvre Müzesi’ndeki Mona Lisa her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi boşuna çekmiyor ve çizimleri ile diğer resimleri de bu eseri kadar ünü hak etmiştir. Ancak çizdikleri yakından incelendiğinde, bunlar ansızın Leonardo’nun başka bir yönünü gözler önüne serer: Onun muhteşem bilimsel kavrayış yeteneği. 
Leonardo da Vinci’nin çocukluğundaki yoksunluklarını, eşcinselliğini, Machiavelli’den Cesare Borgia’ya kadar çağdaşlarıyla olan ilişkilerini ve renkli özel yaşamını bilimsel araştırma tarihinin ilk örnekleriyle harmanlayan Michael White, bu şaşırtıcı dehanın yeniden değerlendirilmesine yönelik baştan çıkarıcı iddialar ortaya atıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109356</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d44d50eb-2107-41f1-b938-be2d7eb7ff7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Tahıllar Olgunlaşıyor</image:title>
            <image:caption>Pek çok masal karakterinin yer aldığı Tahıllar Olgunlaşıyor; Uzakdoğu’nun egzotik saray bahçelerini, kamelyalarını, saraylarını, sokaklarının tarihi yapısını ve geleneksel festivalleri hakkında nice birbirinden ilginç ve eğlenceli bilgiyi barındıran rengârenk görsellerle bezenmiştir. 
 
Yazın gelişiyle birlikte geleneksel ve birbirinden ilginç yemek hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar için Prenses ve Küçük Erkek Kardeşi’ne; Balık, Ejderha ve Denizatı gibi nice hayvan eşlik eder. 
 
Yerel çizimleri, olağanüstü güzellikteki sarayları ve ilgi çekici mitolojisiyle Uzakdoğu’dan çocuklara mevsimleri öğreten şahane bir hikâye sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109357</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7aee1a5-5227-4f96-8c08-4fe92023d6b5.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiddetli Sıcaklar</image:title>
            <image:caption>Pek çok masal karakterinin yer aldığı Şiddetli Sıcaklar; Uzakdoğu’nun egzotik saray bahçelerini, kamelyalarını, saraylarını, sokaklarının tarihi yapısını ve geleneksel festivalleri hakkında nice birbirinden ilginç ve eğlenceli bilgiyi barındıran rengârenk görsellerle bezenmiştir. 
 
Yazın gelişiyle birlikte geleneksel ve birbirinden ilginç yemek hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar için Prenses ve Küçük Erkek Kardeşi’ne; Balık, Ejderha ve Denizatı gibi nice hayvan eşlik eder. 
 
Yerel çizimleri, olağanüstü güzellikteki sarayları ve ilgi çekici mitolojisiyle Uzakdoğu’dan çocuklara mevsimleri öğreten şahane bir hikâye sizlerle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109358</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59743938-672c-4fd0-85d7-03a6bc7a4b65.jpg</image:loc>
            <image:title>Arı ve Kovanı</image:title>
            <image:caption>Arıların dünyasını keşfetmek, hassasiyetlerini anlamak ve iyi arıcılık uygulamalarını paylaşmak... Bu kılavuzun amaçları işte bunlardır. Akranları ve meslektaşları tarafından saygı duyulan küçük bir arı kovanı (35-40 kovan) geliştiricisi olan Alain Péricard, arıcılığa başlamak veya geliştirmek isteyen herkese eşlik etmek için tecrübesinin ve bilgisinin meyvesini büyük bir cömertlikle paylaşıyor. İster teorik ve teknik bilgi ister değerli fiziksel, manuel, görsel ve işitsel beceriler söz konusu olsun, bu kitap size şunları öğretecektir: Arı biyolojisinin temelleri ve çevreyle etkileşimleri; kovanlarınızı doğru alanda kurmak için gerekli kaynaklar; arıcılık sezonu boyunca kovanları ziyaret ederken çeşitli görevleri yerine getirmek için gerekli ekipman ve araçlar; kovanlar için potansiyel teşkil eden hastalıkların, parazitlerin ve yırtıcıların nasıl tanımlanacağı, önleneceği ve kovanın nasıl korunacağı, sağlıklı kolonilerin nasıl devam ettirileceği; kraliçe ve genetik seçilimi içeren müdahalelere özgü teknikler; bal ve diğer arı ürünlerinin nasıl çıkarılacağı, kullanılacağı ve işleneceği; kritik kışlama döneminin sonunda güçlü kolonilerin nasıl desteklenmesi gerektiği.   “Hayatımızı borçlu olduğumuz yaşamı ve canlılığı sevme ve ona sahip çıkma zamanı geldi artık. Basit ve kullanışlı bir el kitabı olmasının ötesinde bu eser, yazımı ve amacı itibariyle okuyucu için gerçek bir tanıklık sürecidir. Bu eseri okuyanların, arıcılık ve yaşam üzerine benim de ayrıcalığına nail olduğum güzel bir aydınlanma ile kutsanacağına ve güzel bir başlangıç yapabilme şansı ile ödüllendirileceğine şüphe yoktur.”   Pierre Rabhi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109359</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5dbd92da-a2e2-4a0f-8ed4-d309b118ab1c.jpg</image:loc>
            <image:title>Canavar Avcıları -1 Ölümsüz Çocuk</image:title>
            <image:caption>Ji Ran olanları görmek için heyecanla koştu. Ama dikkatini sadece Jiang Wei değil, aynı zamanda kargaşada gizlenen ve olan biteni sessizce izleyen Başkan Yang çekmişti. 
Bir süre her şeyi izledikten sonra kalabalıktan sıyrılıp kendine sessiz bir köşe buldu ve cebinden telefonunu çıkararak bir görüşme yaptı. Arkasındaki duvarda onu dikkatle dinleyen bir kulaktan haberi yoktu. Yang telefonun ucundakine “Aradığınız kişi o değil. Herhangi özel bir yeteneğinin olduğunu da görmedim. Bence aradığınız kişi o değil.” dedi. 
Aradıkları canavar avcısı gerçekten kimdi o zaman ya da Başkan Yang yanılıyor olabilir miydi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109360</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6950e599-5878-4363-a3bc-d5f758cb5996.jpg</image:loc>
            <image:title>Elmalı Köyün Vahşi Davulcusu</image:title>
            <image:caption>Normalde son derece sakin olan Elmalı Köy’de son ay içinde olanlar, kıvırcık saçları ve sivri dili yüzünden köyde “Kıvırcık Isırgan” diye çağrılan 12 yaşındaki Elint’in aklını karıştırmıştır. Bir orman çocuğu olan Vahşi Davulcu köy halkına şu sözlerle ne anlatmaya çalışıyordu? 
 
Tutturmuşsun elma elma deyi, göremezsin ormanın nimetlerini. 
 
Kıvırcık’ın babası ve Öğretmen dahil köy halkının çoğu Vahşi Davulcu’ya karşıydı, bu yabani orman çocuğunun köye sokulmamasını istiyorlardı. Kim haklı, kim haksızdı? Çoğunluğa mı uymalı, yoksa Vahşi Davulcu’yu mu savunmalıydı? 
 
 
 
“Vahşinin karşısına uygarı koyduk ama gerçekte kim vahşi kim uygar, belki de bunu unuttuk. İnsan olarak kendi yaptıklarımıza tapınırken doğanın verdiklerini hor görür hale geldik. Bugün, saplandığımız bu kördüğümden çıkmanın yollarını ararken en iyi çözümün doğada olduğunu fark eden vahşi davulcu o kadar az ki! Elmalı Köyün Vahşi Davulcusu önce çocuklara ama sonuçta tüm insanlara bu yönde yapılmış bir çağrı aslında.” 
 
Cihan Erdönmez, ormancı akademisyen</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109361</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ce9e986-442c-465a-b093-65ea2588fb05.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozorlar Nerede?</image:title>
            <image:caption>İki dinozor kardeşin ormandaki maceralarını severek okuyacaksınız. Bütün gün süren bu kaçış macerası, heyecandan heyecana atlayan iki kardeşi anlatıyor. 
Bu iki kardeş, Raptor türü dinozorlar. Didişmek yerine güçlerini birleştirdikleri zaman, yüreklerinde bir umutları ancak olabilir. Bakalım Raptor dinozor kardeşler bu maceranın sonunu getirebilecek mi? 
Dinozorlar Nerede?, en çok bilinen ve insanlar tarafından en sevilen dinozorların çizimleriyle bezendi. Artık nesli tükenmiş, yok oluş devrini yaşamış dinozorlar, biz insanlara da dünyayı bir bütün olarak algılamazsak benzer bir yok oluşa düşeceğimizi hatırlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109362</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e42d636d-f344-40e9-95be-72415868b534.jpg</image:loc>
            <image:title>Emeğin Hallerine Dair Yüzleşmeler</image:title>
            <image:caption>Günümüzde bir yandan yeni çalışma ilişkileri ve biçimleri ortaya çıkarken diğer taraftan emek giderek kırılganlaşmakta, güvencesizleşmekte ve parçalanmaktadır. Bu sistem içinde emeği insan sermayesi-kaynak olarak gören “modern/güncel(!)” söylemler, farklılık derken eşbiçimliliği, kalite derken denetimi, bağlılık derken bağımlılığı, eşitlik derken bireyciliği düşünce yollarımıza ekmektedir. Bu tür söylemlerin üretilmesinde bilimsel dünyanın nerede ve nasıl konumlanmış olduğu da önemlidir. Dayanışma ve kolektif bilince duyulan ihtiyacın giderek arttığı böylesi bir dönemde, endüstri ilişkileri ve endüstri psikolojisinin kesiştiği bir alanda yazılan bu kitapta emeğe dair güncel sorunlar klasik ön kabullerden uzaklaşılarak, eleştirel olarak ele alınmakta ve tartışmaya açılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109363</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d03822a0-5060-4e32-8abb-e905d7844b81.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyokrasi</image:title>
            <image:caption>Daha bütünleşmiş bir yaşam sürmek, birbirine daha bağlı bir toplum kurmak, ait olma ve uyum hissinin daha yüksek olduğu topluluklar yaratmak için ne yapmak gerekir? 
Dinleme, katılım ve özgür iradenin olduğu ortak bir amaca yönelik çalışabilmemiz için zihinlerimizi ve kalplerimizi bağlayan bir yöntemi destekleyen araçlara ve sistemlere ihtiyacımız var. 
Uygulamaya ihtiyacımız var. Bize zarar vermiş mesajları silmeye ve bizi birbirimize yeniden bağlayan öyküleri tekrar anlatmaya ihtiyacımız var. Düzenli uygulamalarla aramızdaki doku değişir. Bu uygulamalar becerilerimizi geliştirir ve dünyaya gerçek bir değişim katar. 
Umuda ihtiyacımız var. Umut, dünyayı değiştirebilecek aracılar olduğumuz inancından gelir. Birlikte yakınımızdaki insanlara ve daha geniş anlamda bütün topluluğumuza, başka yerlere zarar vermeden hizmet edecek sistemler yaratabileceğimiz… 
Beraber şarkı söylerken her birimizin sesi şarkıyı oluşturur. Her birimiz şarkının kendi payına düşen kısmını söyleriz ve birlikte tek bir bireyin başarabileceğinden çok daha güzel bir ses elde ederiz. 
Sosyokrasi; dünyanın değişik coğrafyalarında bireylerin, toplulukların ve kurumların bir araya gelme ve yönetim biçimlerini değiştiriyor. Demokrasinin tartışıldığı, temsilin sorgulandığı ve teknoloji sayesinde her türlü yerel katılımın mümkün olduğu bu çağda,  sosyokrasi üzerine daha çok konuşmaya ihtiyacımız var.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109364</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59d0568b-8326-49eb-aad7-a1e1daefb7af.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Bilge Su Aygırı</image:title>
            <image:caption>Huberto ve Marcelo, bir muz ağacının gölgesinde oturup birbirlerine ve çevresindeki diğer hayvanlara hayata dair, günlük yaşamdan pek çok sorular sorup yorum yaparlar. Birbirleriyle fikir alışverişi yapıp, hayatın olağan akışında gerçekleşen olayları gözlemlerler. 
Günlük yaşamda ortaya çıkan çatışmaları, şiir yazarken uygulanan kompozisyon yöntemlerini, yazın ne kadar geniş olduğunu, güneşin nasıl battığını, sağanağın ne kadar süre yağdığını, penguenler nasıl sayıldığı gibi nice birbirinden ilginç ve çocukların da merak ettiği pek çok soruyu sorup cevaplandırırlar. 
Ünlü Sloven yazar Peter Svetina, farklı günlük durumları yakalar ve insanlaştırılmış kahramanlar arasındaki diyalogları mizahla gizler ve sorgulatır. Doğadaki sahnelerin eğlenceli ve minimal çizildiği bu eser, iki bilge su aygırı gözünden tüm meraklı çocuklara hitap ediyor. 
P4C, öğrenme ve öğretmeye dayalı bu yaklaşım kapsamındaki kitap; çocukların düşünme ve iletişime geçme kabiliyetlerini geliştirir, sorulan sorularla birlikte çocuklar akıl yürütme becerilerini kullanır, felsefi ve imgesel düzlemde düşünürler. 
Çocuklar için muazzam bir düşünce kitabı olan İki Bilge Su Aygırı, onlara felsefi düşünme deneyimi yaşatır ve bu deneyimden hareketle de öğrenirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109365</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b05624bc-0725-4098-94f6-ff5aaf4a8f6b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yer Temelli Eğitim</image:title>
            <image:caption>Bir çarşamba sabahı, saat 9.00’da, mahalledeki okulun koridorlarında gezinirken bir şeylerin tuhaf olduğunu fark ediyorsunuz. Çoğu sınıfın boş olduğunu, öğrencilerin pırıl pırıl parlayan suratlarıyla yerlerinde olmadıklarını görüyorsunuz. Peki neredeler? 
 
Bakışlarınızı okul duvarlarının ötesine, dışarıdaki hayata çevirirseniz öğrencileri orada bulabilirsiniz. Şehrin ağaçlık alanında bir ormancı, onuncu sınıflara yaklaşan seyreltme projesi için hangi ağaçların işaretlenmesi gerektiğini öğretiyor. Aşağı mahallede bir grup ortaokul öğrencisi bölgedeki nehirden, suya yeniden kazandırılan alabalıklara yetecek kadar çözünmüş oksijen olup olmadığını saptamak için numune alıyor. Dışarıda, okul bahçesinde bazı çocuklar banklara oturmuş şiirler yazarken başka bir grup da okul bahçesini düzenlerken kullanılacak haritayı çıkarmak için bir peyzaj mimarı ve matematik öğretmeniyle çalışıyor. İçeride, dolu sınıflardan birinde sekizinci sınıflar, semtlerine yeni göçen Afganların tarihini öğretmek için ikinci sınıflarla çalışıyor. Yemekhanede ise, şehrin katı atık yetkilisi, geri dönüşüm ve kompost programını tasarlamalarına yardımcı olmak için bir grup beşinci sınıf öğrencisiyle ve yemekhane çalışanlarıyla fikir alışverişinde bulunuyor. Hayır, bu pırıl pırıl parlayan suratlar sıralarında oturmuyorlar; onlar okulun içinde, dışında, toplumda, her yerdeler; yepyeni bir yoldan öğreniyorlar. 
Kendinizi çimdiklemenize gerek yok. Rüya görmüyorsunuz. Yer temelli eğitim; ülke çapında şehirde ve kırsalda, batıda ve doğuda, varlıklı ve düşük gelirli mahallelerdeki okullarda ve topluluklarda kök salıyor. Tüm bu olup bitenlere bu kitapla hızlı bir göz atın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109366</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/109b9c83-a727-4b59-bcf3-b380a05e7fc2.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşil Siyaset Toplu Yazılar-2021</image:title>
            <image:caption>Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin krize dönüştüğü günümüzde, kapitalizmin yaşadığı küresel bunalımın etkileri ile bütün dünyada çözüm bekleyen önemli sosyal ve ekonomik sorunlar var. Yeni paylaşım hevesleri ile yapılan jeopolitik hesapların içinde iklim krizine bağlı gelecek planlarının olduğuna da hiç şüphe yok. Bu koşullar içinde geleneksel sağ ya da sol siyasi akımlar, problemlerin çözümünde yetersiz kalıyor; değişen dünya koşullarına cevap veremiyorlar. Tek kutuplu dünyada emperyal güç çekişmeleri ve yeni hesapların yarattığı sarsıntılar, sadece iklim kriziyle mücadeleyi olumsuz etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal sorunların çözümünde mevcut siyasi akımları da daha dar bir alana sıkıştırıyor. Diğer yandan koşulların korkuya ittiği ve umut arayan insanların popülist, tepkisel söylemlerin etkisi ile otoriteye yönelmeleri bir tehlike olarak büyüyor. Kısaca dünyada ekonomik krizin ağırlığı altında büyüyen siyasi bir krizin belirtileri de artıyor, hatta yavaş yavaş savaş rüzgârları dünyayı sarmaya başlıyor. Tam bu noktada, özellikle Avrupa başta olmak üzere yeşil siyasetin bir umut olarak yükselmeye başlaması bir tesadüf değil. Görüş ve düşünceleri ile toplumsal, ekonomik ve ekolojik sorunların çözümü için yeniden umut doğuruyor. 
Ancak değişim yaratacak güçte bir siyasi hareketin başarı ve gelişmesi düşüncelerinin toplumda benimsenmesine bağlı elbette. Fakat bunu sağlayabilmesi için başta düşünsel kaynaklarının ve üretkenliğinin buna yeterli düzeyde olması, görüşlerinin karşıtları ile olan ideolojik mücadeleyi kazandıracak güçte olması gerekir. 
Bu bağlamda ülkemizde de yeşil siyaseti besleyecek bir birikim sağlanmasının büyük önemi var. 
Hâlen dijital ortamda yayımlanan “Yeşil Siyaset Dergisi” bu yolda üçüncü yılına girdi. Şimdi o ünlü masal söylemindeki gibi: “Az gittik uz gittik” bir de arkamıza bakıp aldığımız yola bakmak istedik; bir arpa boyu mu yoksa daha mı çok. Böylece Yeşil Siyaset dergisinin, 2021’de yayımlanan makalelerini bir araya getiren bu kitap ortaya çıktı. Bir ilk adım olan bu kitap ve devamını getirerek ülkemizde yeşil hareketin hafızası için bir eksikliğin doldurulmasına önemli katkı sağlayacaktır. Gerisi bu hareketin hafızasında alacağı bu yer ile okurların takdirine kalmış.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109367</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/548785e8-1501-43c5-bc70-4c145ca36ad2.jpg</image:loc>
            <image:title>Toplum 4.0</image:title>
            <image:caption>Toplum 4.0/ Bir Vatandaş Toplumu Kurmak için Sekiz Temel Sorunu Çözmek kitabı, gelecek nesiller için yaşam dolu ve umutlu bir gelecek yaratmak isteyenlere ilham olması için yazıldı. Daha farklı ve daha iyi bir toplum tasavvur ederken, yazar Bob de Wit yeni teknolojilerin getirdiği olasılıkları araştırıyor, “zayıf sinyal”leri topluyor ve irdeliyor ve ayrıca çok sayıda yeni toplumsa inisiyatif ve gelecek vizyonunun bir değerlendirmesini 
yapıyor. Bob de Wit okurlarına onun Vatandaş Toplumu kurma yolculuğuna katılması için ilham vermeyi amaçlıyor. (Bu hedef doğrultusunda www.society4th.org isimli bir web sitesi kurdu). 
 
“Bu kitap, uzun vadede teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı başlıca toplumsal risklere ilişkin zamanında bir uyarı niteliğindedir. Kurumsal liderler, bu kitaptaki analiz ve gözlemleri dikkate almalı ve daha iyi bir toplum inşa etme sorumluluğunu üstlenmelidir.” Prof. Jan Peter Balkenende - Hollanda Eski Başbakanı (2002-2010); Yönetişim, Kurumlar ve Uluslararasılaşma Profesörü, Rotterdam Erasmus Üniversitesi; EY Harici Kıdemli Danışmanı; Hollanda Sürdürülebilir Büyüme Koalisyonu Başkanı 
“Yarının dünyası bizi bugünden kendimize ‘farklı bakmaya’ mecbur bırakıyor. Bu kitap toplum olarak karşılaştığımız sorunları yeni bir perspektifle değerlendirmeye davet ediyor.” Trudy Huisman - Zwolle Bölgesi Ekonomik Kurulu Başkanı, muhtelif kurumun bağımsız yönetim kurulu üyesi; Rabobank’ın eski İcra Direktörü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109368</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/636c0786-8435-4e13-93c8-1cb9733eb45c.jpg</image:loc>
            <image:title>Üçüncü Doğa</image:title>
            <image:caption>Bugün dünyanın hemen hemen her köşesinde ağır bir saldırı var. Bu saldırı emeğe, kadına, doğaya ve hayvanlara yapılıyor. Çok acılı bir biçimde yapılmasına rağmen, bu saldırı, bilboardlara en güzel ve en yalan resimlerle saklanıyor. İşte bu nedenle ekoloji mücadelesi antikapitalist bir mücadeledir. Ekolojistler günümüzün en önde gelen yaşam savunucularıdır. Tekil olarak baktığında bir ormanı, bir vadiyi, bir hayvanı, bir gölü savurur gibi gözükürler oysa aslında topyekün yaşamı savunurlar. 
 
Üçüncü Doğa; yıllardır ekoloji mücadelesi veren Güner Yanlıç&apos;ın kısa, öz ve bütüncül bir savunu metnidir. Dayatılan neoliberal sistemin bir fotoğrafını çeker. Şimdiki an&apos;ı dondurup, resimdeki yalanın arkasındaki çirkinliği ve sömürüyü gösterir. Gösteri toplumunun yerine toplumsal ekolojinin ipuçlarını verir. Geleceğin toplumuna ayna tutar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109369</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f50fad3f-1de3-4c1f-94f7-812fd10af755.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Bir Ben-Döngü Çemberleri</image:title>
            <image:caption>Yükseklerden iniyordu. Erciyes’te miydi yoksa Coba’da mı? Belki de El Caracol’dan iniyordu. Bir yağmur yağıyordu üstüne her yerini ıslatan. Birbirine sarmal olmuş ruhlar vardı. Tam tamına elli iki yaşındaydı. Saf Tanrıça, Ana Tanrıça sessizce hayata gelir, sessizce yaşar, sessizce ölür. Onun görevi seçilmişleri doğurmak, korumak, görevi bittiğinde çekilmektir. 
* 
Dörtlü İblis, Çakmol’un üstünde onun kafasını 
Gövdesinden ayırıp, yüreğini söktüler. 
Bir kuş çığlığı yırttı geceyi, ta göklere dek yükseldi 
Gökten inmekte olan fırtınayı kasırgaya çevirdi. 
Ağaçlar kökünden sökülüyordu. 
Eb, Olgunluk Odası’nda her şeyi gördü, yaşadı. 
Tanrılar iniyordu birer birer, 
Onların gelişi gök ağlarkenki vakitti. 
Hüzünlerini sûra üflüyorlardı. 
Ona sitem ettiler, onu koruyamadın dediler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109370</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04e5893a-192f-4771-94e5-57df742923c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşilin Gücü: Eko-Parti Almanya’yı Nasıl Değiştirecek?</image:title>
            <image:caption>Ulrich Schulte, bu kitabında Alman Yeşiller Partisi’ni anlatıyor. Nereden kalkıp nereye geldiler? Schulte, bu amaçla onlarca yıl, yüzlerce görüşme yaptı, sayısız parti toplantısına katıldı, bütün liderlerle birebir görüştü ve onların çalışmalarında bulundu. Böylece sadece işin görünen yüzünü değil, arka planını da gözlemleme ve yazma şansı elde etti. 
Bu kitap Yeşillere övgü kitabı değil. Yıllar içinde değişen politikalar aktarılıp eleştiriliyor, partinin merkeze kayması değerlendiriliyor. Ayrıca Yeşiller dışından, örneğin Friday For Future gibi kuruluşlardan aktivistlerin eleştirel görüşleri aktarılıyor. 
Sadece Almanya’da değil, kurulduğu her ülkede, yıldan yıla büyüyen ve oylarını artıran Yeşiller nasıl bir politika izliyor, oyları arttıkça merkeze mi kayıyor, gelecek için bir umut mu yoksa bir hayal kırıklığı mı? 
Ulrich Schulte, Yeşilin Gücü’nde bir gazeteci ustalığı ve eleştirel bakma yeteneğiyle bize mükemmel bir resim sunuyor. Sonuç sadece Yeşiller için değil, bütün partiler için öğretici ve anlamlı. Çünkü çıkarılacak dersler geleceğin politikasını belirliyor, bugünü değil…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109371</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08524e5b-f41b-4430-9364-b6269e3183fa.jpg</image:loc>
            <image:title>İslamo-Faşizm</image:title>
            <image:caption>Gericilik ile hesaplaşmasını tamamlayamayan ve devrimini yarım bırakan toplumların karşılaştığı sorunlarla mücadele ediyoruz. 
 
İhanete uğrayan bir devrimin yol açtığı tarihsel ve sosyolojik sorunlar adeta nefes alamaz hale getiriyor. 
 
Modern Türkiye, yolun sonuna gelmiş durumda; ya gericiliğe bütünüyle teslim olacak ya da yeniden tarihsel ilerleme kanalına dönecek. 
 
Türkiye yoluna böyle devam edemez.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109372</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79953087-e2d5-4f5e-9fd9-f448d7b8e059.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiir Bisikleti</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta neşeli duygularla, düşüncelerle örülü şiirler okuyacaksınız. Sürahinin Göbeği, Lego, Renklerin Dili ve kalpten gelen tüm hislerle büyüyen bir Şiir Bisikleti…  
Üstelik kapak resminde ve iç sayfalardaki işaretli resimlerde okurlar için birer macera gizli! 
 
Akademisyen yazar Ilgım Veryeri Alaca’nın yazıp ödüllü illüstrator Uğur Altun’un resimlediği Şiir Bisikleti çocukları şiirin zengin, neşeli dünyasına davet ediyor. Ayrıca kitaptaki göz alıcı resimlerin yanı sıra okurları, hayallerden taşan sürprizler bekliyor. Kapak resmi ve iç sayfalardaki bazı resimlerin yanlarındaki karekodları telefona ya da tablete okutarak Uğur Altun’un hazırladığı benzersiz animasyonları izleyebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109373</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4ba888b-7f6b-4805-a184-77c8d07e0e81.jpg</image:loc>
            <image:title>The Wind in The Willows</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser The Wind in the Willows’un kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109374</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e7dfcbc-9ca9-4fd7-b633-a244be75c36e.jpg</image:loc>
            <image:title>The Wizard of Oz</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser The Wizard of Oz’un kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109375</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/311b61ba-abb7-43dd-a0f4-7ce75db64867.jpg</image:loc>
            <image:title>The Jungle Book</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser The Jungle Book’un kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109376</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a814ecbe-8347-4d86-be96-995bbee0f61d.jpg</image:loc>
            <image:title>Anne of Green Gables</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser Anne of Green Gables’ın kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109377</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7eac6cf6-da6e-4134-96cd-1195d303f5dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice in Wonderland</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser Alice in Wonderland’in kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109378</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/981cff2a-ee51-4adf-b0ec-019f2473de5f.jpg</image:loc>
            <image:title>Peter Pan</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser Peter Pan’in kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109379</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/559b2055-4229-42e2-8703-c38b63106d79.jpg</image:loc>
            <image:title>Robinson Crusoe</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser Robinson Crusoe’ın kısaltılmış ve sadeleştirilmiş uyarlamasıyla, özgün dilinde buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109380</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e779a711-ae0e-4691-8bea-68aea6c1d78f.jpg</image:loc>
            <image:title>Heidi</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, dünyaca ünlü eser Heidi’nin kısaltılmış ve sadeleştirilmiş İngilizce uyarlamasıyla buluşacak, İngilizce okuma ve anlama becerilerini geliştireceksin. Hikâyeye eşlik eden soru ve alıştırmalar da öğrenme deneyimini renklendirecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109381</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f75be51-3359-46a7-9f3f-eedeaaccb1db.jpg</image:loc>
            <image:title>Adanmışlar</image:title>
            <image:caption>…Bize yapılan silahlı saldırı büyük ses getirdi. 
Yetmişli yılları yaşamayan anarşinin, boykotun, işgalin, ihanetin, acımasızlığın ne demek olduğunu pek bilemez. Ülke insanı hiç tanımadığı veya kendisine tek laf etmemiş kişiyi gözünü kırpmadan öldürüyor. Sebep ne olursa olsun, bir cana kıymak nasıl böyle kolay oluyor anlamak mümkün değil. ’Aman dileyene, silahsız, korumasız olana kadına, kıza yaşlıya suçsuz günahsıza el kaldırılmaz, kıyılmaz! ’diyen güzel ülkemin güzel töreleri nereye gitti. Bir bomba ile birçok cana kıyana, kendi fikrinden olmayana, kin duyup kurşun sıkana insan denilebilir mi? 
  İşte hayatımın en korkunç en acımasız en acılı günü</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109382</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/236cca56-4653-47b6-9c71-429d2cb1ca6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Uşşaki Mürşidleri ve Yolu</image:title>
            <image:caption>Elinizde tuttuğunuz bu eser Uşşaki Mürşidlerinden Seyid Ali Efendi’nin, silsilesindeki Uşşaki Büyüklerinin tasavvuf yolculuklarından kesitler ve Uşşaki Yolundaki zikir  derslerini içermektedir. Uşşaki Mürşidlerinden Seyid Ali Efendi’nin tasavvuf yolculuğuna başlarken, “..... Rüya ve uyanıklık arası yakaza halinde; “Ya Ali Kula’ya gel!” diye bir davet alır. Öyle ki bu ses tam yedi defa tekrarlanır. “Kula denilen yer neresi, nasıl gidilir, onu çağıran kim?” gibi aklındaki sorularla Balıkesir’e gelir. Merkez’deki Zağnos Paşa Cami&apos;nin civarında dolaşırken Sırrı Süleyman Hz. ile tanışır....” İşte bu yolcuğun sonucunda Kamil Mürşid olup kendisi de irşad etmeye başlar. Aşkın yolculuğuna talip talebelerin yanı sıra, Uşşaki Yolu’nu merak eden okurlara da rehber olması adına kaleme alınan bu kitabın hayırlara vesile olması temennisiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109383</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fcc723c-e52c-4c4f-858a-ca8a8451d0fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Elvedasız Gidişler</image:title>
            <image:caption>Elvedasız, adımlarsız, biraz da zamansız gidişleri vardır insanın. 
Sevdiğinden, eşinden ama en çok da kendinden. 
Geriye samimiyeti yabancı sevdalardan iki dudak kenarı gülümsemeler kalır bazen, 
Bir de kolu bacağı kırılmış cümleler. 
&quot;Sahi neydi en çok acıtan?&quot; derken cevabını böyle sunmuştu hayat; Bir yanım yorgun yabancı, bir yanım elvedasız gidişler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109384</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e50a9c28-46d1-480c-9cc4-58ac3b8524b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzaklarda Çok Uzaklarda</image:title>
            <image:caption>Soğuğu iliklerime kadar hissetmek istiyorum. 
Rüzgarın dalları eğdiği, 
Yıldızların titrediği bir gecede, 
Sular buz kesmiş, 
Evlerin çatılarında sarkıtlar, 
Üşümek istiyorum. 
Belki de donup ölmek. 
Karanlığın içinde yavaş adımlarla yürüyorum. 
Nasıl yürüdüğüme şaşıyorum. 
Uzaklarda vahşi hayvan sesleri, 
Rüzgarın sesine karışıyor, 
Korkuyorum. 
Duruyorum, düşünüyorum. 
Beni ayakta tutan, 
Beni ısıtan, korkularıma gem vuran, 
Yüreğindeki sevgi. Sana olan özlemim...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109385</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aa081707-7dbd-4d3f-820c-d099b9fd4a6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Güdü</image:title>
            <image:caption>“Olağanüstü bir korku romanı!” –Josh Malerman
Greenloop, güneş panellerinden enerji üretilen, biyoyakıt jeneratörleri kullanılan, Yeşil Devrim’in en idealist kasabalarından biri. Şehrin kalabalığından uzakta ama her türlü konfora sahip. Kasabadan şehre giden sadece tek bir yol var ve wi-fi veya hücresel sinyal almanın tek yolu fiber-optik bir kablo. Ancak bu “huzurlu” cennet tasviri bir gecede cehenneme dönüşebilir.
Rainier Dağı’ndaki volkanik patlamadan kısa süre sonra bir muhabir, Frank McCray adlı bir adamdan bir grup Kocaayak’ın Greenloop adlı bir kasabayı yok ettiğini iddia eden bir e-posta alır. Frank’in kız kardeşi Kate Holland da kasabanın sakinlerinden biridir ve patlamadan bu yana kayıptır. Gerideyse yaşananları anlatan bir günlük bırakmıştır.
Kate’in günlük kayıtlarından, olayla ilgili röportajlardan ve makalelerden oluşan Güdü, kısmen bir hayatta kalma öyküsü, kısmen dehşet verici bir korku hikâyesi.
Kimse yardımına gelmeyecek...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109386</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7d55d716-849b-42ec-b131-d5df3c4d8d4c.jpg</image:loc>
            <image:title>Modern Soslu Postmodern Makarna</image:title>
            <image:caption>İlk öykü kitabı Kara Gergedan’dan sonra bu kez Modern Soslu Postmodern Makarna’yla selamlıyor okuru Turhan Yıldırım. Dünü yeniden, yarını yakından düşleyerek, mizahi ve politik bir dille kuruyor öykülerini. 20. yüzyılın dil işçisi yazarlarına göz kırparak, deneyselliğin özünü keşfederek, bugünün anlatı denizinde kısalı uzunlu kulaçlar atarak veriyor modernin, postmodernin tarifini. Her okuyana, “Afiyet zehir zakkum, ısırgan olsun.” 
 
“Geçmiş Kitaplar Mezarlığı’na kanat çırptı güvercin. Nice unutulmuş esere gagasını sürüp verdi sevgisini. Sayfalarını çevirip cümleler arasında raks etti. Kimsenin görüp bilmediği gizli cevherlere ulaştı. Savanalarda çılgınlar gibi Afrika Dansı yaptı tek başına. Uzaktan akrabası İshak gibi öttü tekinsizce. Yaralısın, diye arkasından bağırdı birileri. Canistan’ın yarım kalan serüveninde buldu kendini. Buzul Çağın Virüsü bulaştı, fırından taze çıkmış ekmek sıcağı ruhuna. Eylembilim yeniden hareket getirdi kanatlarına, üzerinden özgürce uçtu meydanların. Kıran Resimleri önünde, gözlerindeki pınarlar kuruyana kadar ağladı. Göçmüş Kediler Bahçesi’nde ölüme yaklaştığını hissetti. Neyse ki çarçabuk kurtuldu bu duygudan. Birazdan Kara Gergedan’ın sayfalarında martılarla dans edip kargalarla resital verecek, akbabalarla yaşamın kısalığı üzerine tartışıp kartallara barış söylevi çekecek.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109387</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8a721ed-9490-4f4d-a2fd-32a10181f7ec.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatında Değil Yerin</image:title>
            <image:caption>Öykü toplamı Asker Daha Fazla Elliot Smith Dinlemek İstemiyor ve romanı Kusursuz Bir Mesafe’yle tanıdığımız Utku Yıldırım’ın üçüncü kitabı: Hayatında Değil Yerin. İkinci öykü toplamında, sanatın işlevini gündelik akışın içinde sorgulayan, bir çıkış bulabilmek için müziğin, edebiyatın peşinde takılan ve bir türlü hayattaki yerini bulamayanları anlatıyor Utku Yıldırım. Dünyayı inşa eden notalar ve sözcükler, dünyadan kaçmak için yeterli olabilir mi? 
 
“Dünya taşıyamayacak bu ağırlığı, gücü yok. Biz mi güçsüz kıldık dünyayı, düşünüyorum bazen. Onca kestik, biçtik, üzdük, kırdık, ne bileyim, oynayıp durduk. Küçülttük, eciş bücüş bir hâle getirdik. İki ucundan hoyratça bastırdık da şeklini bozduk, zıt kutuplardaki duygularımız yüzünden bir yanı buzlarla doluyken bir yanı çöllerle kaplandı. İnsanca mı, çok mu insanca? Her şeyin orta yerine koydum mu kendimi, tamam bu iş, hemen bir üzüntü çıkardım demektir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109388</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e81a9a0a-e3e3-4400-8d1d-defceb1215fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın Öteki Yüzü</image:title>
            <image:caption>Meltem Dağcı’nın ilk öykü toplamı: Dünyanın Öteki Yüzü. 
 
Yetmiş yaşına geldiğinde ölüm şeklini seçme özgürlüğüne kavuşan kadınlar, doğum yapan erkekler, ayaklanan cansız mankenler, kimlik avcıları, gençleştiren yumurtalar, rüya görme merkezleri, hayal perileri... Hepsi, Meltem Dağcı’nın, alışılmışın dışında bir dünyanın hayalini kuran öykülerinde. 
 
“Odadan çıkan M’yi tebrik edip karnını okşadılar. M, büyük karnını görünce kendini çirkin buldu ve ağladı. Çocuk doğurmak istemediğini hıçkırarak söyledi. En, bu durum karşısında korktu. Wo ve Mun, M’nin simülasyon odasına girmesini sağladı. Kurallarından birini ihlal ettiği için M’ye ceza verildi. Sözleşme gereğince tek bir canlıya dönüşme hakkı verilmişti. Denizatına. Dönüşüm için bekleyen En, ortalıkta görünmedi. Kadınların sayıca fazla olmasını fırsat bilerek kaçmıştı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109389</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf61828c-f53b-4885-bc65-d2c8e8d2f9f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Artık Burda Oturmuyor</image:title>
            <image:caption>Sevgilisi tarafından terk edilen kadın kahramanımız, aşk acısından ne yapacağını bilmez haldedir. Falcılardan, medyumlardan medet umarken ve gecesi gündüzüne, geçmişi bugününe karışmış halde düşler görürken karşısına “Neomikrobiyoloji” uzmanı hücre mühendisi Nizami Öney çıkar. Kaçak sevgiliyi bir saç telinden yeniden üretmeyi başaran Nizami Bey’le beraber, kendi durumundaki kadınlara yardım etmek için bir “Mutluluk Kliniği” kurar. Ancak laboratuvarda yeniden bedenlenen bu sevgililerle ilgili bir sorun vardır: Kliniğin hizmet koşulları, beğenilmeyen erkeğin iadesini de kapsamaktadır. 
 
Zincir gibi birbirine eklenen öykülerin oluşturduğu bir roman olan Aşk Artık Burada Oturmuyor; ayrılıklar, aşk acısı, kavuşma ve düş kırıklığı döngüsünde, kadının gözünden erkeği, erkeğin gözünden de kadını göstererek ironiyi ve empatiyi yan yana getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109391</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3521a4d3-39cb-4c8f-bc24-b43200a2a88e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Uygarlıklar ve Diller</image:title>
            <image:caption>Burada okumak üzere olduğunuz “tarih kitabı” insanın “Nereden geliyor, nereye gidiyoruz?” merakına dair önemli konu başlıkları üzerine, her açıdan güvenilir, doğrulanabilir ve nesnel bir tarih anlatısını içeriyor. Ulaş Töre Sivrioğlu’nun çalışmalarındaki malumatfuruş olmaktan uzak ama bilgiyi en özlü hâliyle, en gerekli detaylarına kadar veren, bunu oldukça analitik bir metodu izleyerek yapan üslubunun sadık bir okuru olduğumu itiraf etmek isterim. Bunu neredeyse bütün ömrünü Ulaş Töre Sivrioğlu hocamın çevresinde geçirmiş, ahiretlik bir dostu olarak değil de dikkatli ve “meraklı” bir tarih okuru olarak söylediğimi de gönül rahatlığıyla ekleyeyim.
 
Tarihe en temel okul bilgileri düzeyinde ilgisi olan okurun da konuyla ilgili belli bir alanda uzmanlaşmış kimselerin de aradıklarını bulabilecekleri bu etraflıca çalışmayı ilk kez okuyacakları, onu okumuş biri olarak çok kıskandığımı itiraf edeyim. Ne mutlu “merakı” yanına yoldaş edinenlere, ne mutlu insanlığın en mutlak, en kadim meraklarından birinin peşine düşerken yanında kıymetli dostum Töre Sivrioğlu gibi bir rehber bulana.
–Mahir Ünsal Eriş</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109392</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad78e7b0-a09d-4402-9680-7420de721a2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizden Biri</image:title>
            <image:caption>“Willa Cather, eşi benzeri görülmemiş bir yazarlık becerisine sahiptir.” –H. L. Mencken 
 
Zengin bir çiftçinin oğlu olan Claude Wheeler’ın geleceği çoktan belirlenmiştir ama Claude tekdüze ve sıkıcı bulduğu bu hayatı reddeder. İdealist bir genç olarak eğitim görmek, başka dünyaları keşfetmek ve hayatını büyük bir emele adamak istemektedir. İlgisiz babası, dindar annesi ve misyonerlik dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyen karısı da ona yoldaş olamamaktadır. Nebraska kırsalında yaşayan Claude için her şey Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesiyle değişecektir. 
 
Willa Cather’ın Birinci Dünya Savaşı’nda can veren kuzeni G. P. Cather’dan esinlenerek ve gerçek tanıklıklardan yola çıkarak kaleme aldığı Bizden Biri, idealist ve romantik bir adamın portresini çizerken derin bir değişimin eşiğindeki Amerikan ulusunu da tüm çıplaklığıyla resmediyor. 
 
1923 Pulitzer Edebiyat Ödülü Kazananı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109393</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1cb51ae-7a5b-4187-b270-6a197ffc1d6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Proje</image:title>
            <image:caption>GERÇEĞİ ÖĞRENMEYİ SEN İSTEMİŞTİN. 
YOKSA ŞİMDİ KORKUYOR MUSUN? 
 
1998: Altı yaşındaki Bea kardeşi olsun istemiyordu ancak Lo’nun erken doğması her şeyi değiştirmişti. O küçücük ve savunmasızdı, birinin onu kollamasına ihtiyacı vardı. Anneleri ona kız kardeşler arasında kopmaz bir bağ olduğunu söylemişti ve Bea’nın bu bağa inancı tamdı. 
 
2011: Bir araba kazası ebeveynlerini onlardan çalmıştı. Birlik Projesi’nin karizmatik lideri Lev Warren olmasa Lo da onlarla beraber ölürdü. Bu adam dünyayı değiştirecekti ve kız kardeşinin hayatını kurtardıktan sonra Bea’nın onun çağrısına kulak vermemesi mümkün değildi. Proje’de ikisi için de bir daha asla zarar görmeyecekleri bir yer vardı. 
 
2017: Lo ablasının kazadan sonra onu neden Birlik Projesi için terk ettiğini bilmiyordu. Altı yıl sonra, ablasını bulabilme umuduyla Lev’le Proje hakkında röportaj yapma fırsatı koparmıştı. Ama Bea hiçbir yerde yoktu ve içindeki ihanete uğramışlık hissini anlayan tek kişi Lev’miş gibi duruyordu. Eğer Lo’nun istediği bir aileyse, Lev ona yepyeni bir bağ sunabilirdi – tabii önce Lo’nun kendisini ona kanıtlaması gerekiyordu. 
 
★ Uluslararası Gerilim Romanı Ödülü Kazananı 
★ Kirkus’a göre 2021’in En İyi Kitaplarından Biri 
★ Goodreads 2021 En İyi Genç Yetişkin Kurgu Adayı 
 
“Proje, insanın içine işleyip aklına kazınan, hiç beklenmedik bir gerilim kitabı. İnanç ve fedakârlıkla ilgili sorular çok katmanlı olay akışına işlemiş.” —Booklist (Starred Review) 
 
“Hikâyenin güzelliği, savunmasız olanlara odaklanmasında ve empatiyle dolu dilinde yatıyor. Kimlik, kardeşlik ve ait olmak üzerine güçlü, sürükleyici, kalp kıran bir gerilim.” —Kirkus (Starred Review) 
 
“Manipülasyon ve akıl oyunlarıyla dolu bu dünyada herkesin gerçeğini ve motivasyon kaynağını sorgulayacaksınız.  Kusursuz bir psikolojik gerilim.” —School Library Journal (Starred Review) 
“İnsanı içine çeken bu romanda, iki kız kardeş birbirlerine olan sevgilerinden ötürü en acı verici tercihleri yapmak zorunda kalıyor.” —Shelf Awareness 
 
“Proje, şaşırtmacalar ve ters köşelerle dolu; son sayfaya kadar okuru tahminde bulunmaya teşvik ediyor.” —Nerd Daily 
 
“İnsanların tarikatların nasıl kurbanı olduklarını merak eden okurların mutlaka okuması gerek.” —BCCB 
 
“Bana güvenin: Proje tam anlamıyla kusursuz.” —Somaiya Daud 
 
“Courtney Summers, insanlarda bir yere ait olma arzusunu doğuran şeyi merak uyandıran biçimde sorguluyor ve bunu yaparken nefesinizi kesiyor.” —Maurene Goo 
 
“Baştan sona merak uyandırıcı – Courtney Summers her seferinde hedefi on ikiden vuruyor.” —Kara Thomas 
 
“Courtney Summers bir kez daha mükemmel bir kitap yazmış. Proje sizi büyüleyecek, heyecanlandıracak ve nihayetinde kalbinizi kıracak.” —Kaitlin Ward</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109394</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/763f473e-65d0-430f-a78d-2244976424e1.jpg</image:loc>
            <image:title>Karmaşık Duygular</image:title>
            <image:caption>“Karmaşık Duygular, Stefan Zweig’ın önde gelen eserlerinden biri. Zweig okumak isteyenler için doğru bir giriş kitabı olabilir.” –Robert Macfarlane 
 
Almanya’nın küçük bir kasabasında üniversiteye başlayan Roland burada ilgisini çeken bir edebiyat profesörüyle tanışır. Bu adam sadece Roland’ın içinde öğrenme aşkının filizlenmesine sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda genç adamın yoğun ilgisini de üzerine çeker. Aralarındaki ilişki giderek derinleşen bu ikili kendilerini kontrol edemedikleri karmaşık duygulara teslim edeceklerdir. 
 
Stefan Zweig zihinle kalp arasındaki çatışmayı titizlikle işlediği Karmaşık Duygular’la birlikte en iyi eserlerinden birini ortaya koymuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109395</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7e6863c-a337-492c-b1e6-47834141ec75.jpg</image:loc>
            <image:title>Panda Bambuşekeri</image:title>
            <image:caption>Elmakurdu Kasabası’nın iyi kalpli cadısı Panda Bambuşekeri, kitaplığında bulduğu Külkedisi masalını okuyunca aklına bir fikir gelir ve bütün bal kabaklarını birer prensese dönüştürmeye karar verir! Bakalım bu büyünün sonucunda Panda Bambuşekeri’ni, prensesleri ve kasaba halkını neler bekliyor? 
 
Bal kabağı kadar tatlı ve sımsıcak bu hikâyede masalların prenseslerine azim ve başarıyla dolu, farklı bir mutlu son yazmaya hazır olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109396</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ff92042-0fa0-451f-aef3-d54b3ec2458c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kripto Hakkındaki Gerçekler</image:title>
            <image:caption>Finans uzmanı Ric Edelman, yatırım stratejilerinin en yeni yöntemi kripto para hakkında bilmeniz gereken her şeyi anlaşılır bir biçimde anlatıyor. 
 
Bitcoin ve blok zinciri kavramları küresel finans sistemini giderek yepyeni bir şeye dönüştürüyor. Blok zinciri teknolojisinin 2030 yılına kadar dünyanın 80 trilyon dolarlık ekonomisine 2 trilyon dolarlık katkıda bulunacağı tahmin ediliyor. Bu teknoloji ve onu mümkün kılan dijital varlıklar, internetin icadından bu yana gördüğümüz en büyük yenilik! 
 
Çoğu yatırımcı ve yatırım danışmanı ne bu teknolojinin ne de mümkün kıldığı yatırım fırsatlarının yeterince farkında. Ric Edelman, bu yeni yatırım piyasasında neler yapılabileceğini bize anlatırken kavramları en başından, bitcoin’in ne anlama geldiğinden başlayarak, blok zincirinin nasıl çalıştığını, dijital para birimi ve dijital varlık arasındaki farkları ve bu alana dair bilinmesi gereken diğer her şeyi açıklamakla kalmıyor, ayrıca bu yeni varlık sınıfı hakkında oldukça pratik tavsiyeler de veriyor. 
 
Yatırım dünyasında geride kalmak istemiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız! 
 
“Ric, kapsamlı ve sürekli gelişen bir konuyu mümkün olan en geniş kitle için erişilebilir hale getiriyor. Kripto Hakkındaki Gerçekler kolay anlaşılır ve elinizden düşmeyecek bir kitap. Sadece bireysel yatırımcılar değil aynı zamanda yasa koyucular, düzenleyiciler, mali danışmanlar ve vergi uzmanları da kesinlikle okumalı.” 
–Gary L. Perlin, Dünya Bankası Eski Finans Direktörü 
 
“Ric bir kripto uzmanı, blok zincir şampiyonu ve dijital varlıklara nasıl yatırım yapılacağı veya yapılmayacağı konusunda başvurulacak kişidir. Konuya hakimiyeti ve sağduyulu yaklaşımı göz önüne alındığında, bu tüm yatırımcılar ve finansal planlamacılar için mutlaka okunması gereken bir kitap.” 
–Mitchell Dong, Pythagoras Investment Management 
 
“Kripto Hakkındaki Gerçekler, tarihteki en büyük ekonomik yeniliklerden birini temsil eden dijital varlıkların ve blok zinciri teknolojisinin anlaşılabilir ve kapsamlı bir özeti. Özellikle finans danışmanları tarafından mutlaka okunmalı!” 
 –David Canter, Fidelity Investments</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109397</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5c7d8d6-765f-4530-a915-984013595bd9.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşık Sümmani&apos; de Varlık Bilgisi (Ontoloji) ve Varoluşa İlişkin İzlekler</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
I. Bölüm 
I. I. Varlık Bilgisi/Ontoloji 
I. II. Varoluş Düşüncesinin Felsefi Temelleri 
I. II. I. Blaise Pascal (1623-1662) 
I. II. II. Friedrich Nietzsche (1844-1900) 
I. III. Varoluşçu Düşünürler 
I. III. I. Soren Kierkegaard (1813-1855) 
I. III. II. Karl Theodor Jaspers (1883-1969) 
I. III. III. Gabriel Marcel (1889-1973) 
I. III. IV. Martin Heidegger (1889-1976) 
I. III. V. Jean Paul Sartre (1905-1980) 
I. III. VI. Albert Camus (1913-1960) 
I. IV. Varoluşçuluk Bağlamında Türk Edebiyatında Edebiyat-Felsefe İlişkisini Konu Alan Araştırmalar 
 
II. Bölüm 
II. I. XIX. Yüzyıla Kadar Âşık Edebiyatı (Tarihsel Gelişim) 
II. II. XIX. Yüzyıl Âşık Edebiyatı 
II. III. XIX. Yüzyılda Küresel ve Yerel Ölçekte Sosyal, Siyasi ve Edebî Durum 
 
III. Bölüm 
III. I. Âşık Sümmânî’nin Yaşamı 
III. II. Âşıklık Geleneği İçerisinde Sümmânî’nin Yeri 
III. III. Âşık Sümmânî Hakkında Yapılan Akademik Çalışmalar 
 
IV. Bölüm 
IV. I. Âşık Sümmânî’de Varlık Bilgisi (Ontoloji) ve Varoluşa İlişkin İzlekler 
IV. I. I. Varlık, Yokluk ve Hiçlik 
IV. I. I. I. Varlık 
IV. I. I. II. Yokluk ve Hiçlik 
IV. I. II. Kendilik ve İnsanın Varlığı, Özü, Özgürlüğü ve Yazgı/Kader Meselesi 
IV. I. II. I. Kendilik ve İnsanın Varlığı 
IV. I. II. II. İnsanın Özü, Özgürlüğü ve Yazgı/Kader Meselesi 
IV. I. III. Tanrı 
IV. I. IV. Dünya 
IV. I. V. Yaşamın Anlamı veya Anlamsızlığı ve Zaman, Saçma/Absürt 
IV. I. V. I. Yaşamın Anlamı veya Anlamsızlığı 
IV. I. V.II. Zaman, Saçma/Absürt 
IV. I. VI. Öteki(ler)/ Başkaları ve Yabancılaşma (Toplum ve Mekâna) 
IV. I. VI. I. Öteki(ler)/ Başkaları 
IV. I. VI. II. Yabancılaşma (Toplum ve Mekâna) 
IV. I. VII. Fazladanlık, Fırlatılmışlık ve Değersizlik Hissi 
IV. I. VIII. Ölüm ve Ötesi 
IV. I. IX. Korku ve Kaygı 
IV. I. X. Mutluluk ve Mutsuzluk/Acı/Keder 
IV. I. XI. Bulantı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109398</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e79d457-65e3-4128-a944-04eb93e62c84.jpg</image:loc>
            <image:title>Sağlık İşletmelerinde Yönetim Süreçleri ve Örnek Olaylar</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
1.BÖLÜM : SAĞLIK İŞLETMELERİNDE PERFORMANS YÖNETİMİ 
 
2. BÖLÜM : SAĞLIK İŞLETMELERİNDE İŞGÖREN TEDARİKİ 
 
3. BÖLÜM : SAĞLIK İŞLETMELERİNDE BİLGİ YÖNETİM SİSTEMLERİ 
 
4. BÖLÜM : SAĞLIK İŞLETMELERİNDE MALZEME YÖNETİMİ VE SATIN ALMA SÜREÇLERİ 
 
5. BÖLÜM : SAĞLIK İŞLETMELERİNDE OPERASYON YÖNETİMİ 
  6. BÖLÜM : SAĞLIK İŞLETMELERİNDE MALİYET YÖNETİMİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109399</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09500eb9-5158-4a05-ba95-d76261a22ffb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevilmek, Başarılı Olmak ve Hayallerini Gerçekleştirmek İçin Yeterlisin</image:title>
            <image:caption>Kendini Olduğun Gibi Kabul Etme Kılavuzu 
Sevilmek, Başarılı Olmak ve Hayallerini Gerçekleştirmek İçin Yeterlisin, olduğumuz hâlimizin sevilmek, önemsenmek, değer görmek için yeterli olmadığı inancına itiraz ediyor ve kendi benliğimizin kusursuzluğunu keşfetmek için hepimize kalpten bir çağrı yapıyor.  
İçinde yaşadığımız kaygı çağında dengeye ulaşmak, kendimizle huzurlu bir ilişki kurmak, neredeyse imkânsız gibi görünebilir. PanacheDesai, bu kitapta hepimize, korku ve endişeyi susturmanın ve kaybettiğimiz parçalarımızı kabullenerek yeniden bütünlenmiş bir benlik ile yaşamanın yollarını aktarıyor. 
Hayatınız boyunca, bir an durup yüzleşmeyi göze almanız durumunda sizi canlı canlı yiyeceğine inandığınız “şeytanlardan” kaçmak için çok zaman harcadınız. Fakat sizi canlı canlı yiyen şey, aslında onlarla baş etmeyi reddetmenizdir. 
Uğraştığınız karanlık, kendinizden ayrı düştüğünüz için oradadır. Bu ayrılığın nedeni, gerçek sizi perdeleyen ve yaratılmış [sahte] bir benlik içinde yaşayan öz benliğinizi unutmaktır. Oynadığınız bu rolün altında, gördüğünüz bu karanlığın altında, hissettiğiniz bu üzüntünün altında ışıldayan Buddha doğanız vardır. 
Siz, olduğunuz hâlinizle yeterlisiniz. 
Işığı ortaya çıkarın, karanlığı uzaklaştırın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109400</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f8e07b4-57c6-46e1-b85c-212e1f8ab070.jpg</image:loc>
            <image:title>Kısa Kore Tarihi</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar boyunca komşuları Çin ve Japonya’nın gölgesinde kalan Kore günümüzde bambaşka nedenlerle ilgi konusu: Bir tarafta ekonomik bir başarı öyküsü ve popüler kültürüyle Güney, diğer tarafta dünyanın en tehditkâr ve baskıcı rejimlerinden biri olan Kuzey. 
Michael Seth derinden bölünmüş bir bölgenin tarihini, kültürünü ve toplumunu araştırırken aynı zamanda Koreli olmanın ne anlama geldiğini ve yarımadada dünyanın en homojen uluslarından birinin nasıl ortaya çıktığını analiz ediyor. 
Bu kitap, Kore’ye yönelik bu büyüyen ilgiyi, Kore’nin tarihini tanıtarak teşvik etmeyi ve bilgilendirmeyi umuyor, bu kadar kısa bir kitapta anlatılamayacak kadar çok konu olduğu için, kitap birkaç tarihi soruya odaklanıyor: Koreli olmak ne anlama gelir; Kore Yarımadasında yaşayan çeşitli halklar nasıl tek bir ulus haline geldi? Bu ulus, tek bir insanın yaşamına sığacak bir sürede, bugünün keskin tezatlar içindeki toplumu haline nasıl evrildi ve Kore’nin daha büyük dünya tarihi anlatısı içindeki yeri nedir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109401</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6072fe04-220d-499d-a21a-8e84989650ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Spor Bilimlerinde Çok Boyutlu Araştırmalar</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
BÖLÜM 1 
SPORDA REKABETİN ÖLÇÜTLERİ: SALDIRGANLIK VE ÖFKENİN PERFORMANS İÇİN ETKİN KULLANILMASI 
 
BÖLÜM 2 
KUŞAK GÜREŞİNİN TERİMLERİ VE DEYİMLERİ 
 
BÖLÜM 3 
SPORTİF AKTİVİTELER VE BİREYLERİN YAŞAM BECERİLERİNE ETKİSİ 
 
BÖLÜM 4 
EL KAVRAMA KUVVETİ İLE FOREHAND VE BACKHAND VURUŞLARI SONUCU OLUŞAN TOP HIZI ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN İNCELENMESİ 
 
BÖLÜM 5 
ADÖLESAN SPORCULARIN BAZI DEMOGRAFİK BİLGİLERİ IŞIĞINDA SİBER ZORBALIK 
 
BÖLÜM 6 
FİZİKSEL AKTİVİTENİN ANKSİYETE, DEPRESYON VE STRES ÜZERİNE ETKİLERİ 
BÖLÜM 7 
SPORDA RİSK YÖNETİMİ 
 
BÖLÜM 8 TAKIM SPORLARINDA PERFORMANS TAKİBİNDE EYLEMSİZLİK ÖLÇÜM ÜNİTELERİNİN İNCELENMESİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109402</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/697686a0-1046-4b55-83fb-740c23e75494.jpg</image:loc>
            <image:title>Sağlık Ekonomisi ve Sağlık Finansmanı</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
SAĞLIK EKONOMİSİ VE SAĞLIK HİZMETLERİ VE PİYASASI 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
SAĞLIK HİZMETLERİNİN FİNANSMAN MEKANİZMALARI 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
SAĞLIK HİZMETLERİ SİSTEMLERİ VE REFERANS ÜLKELERİN SAĞLIK SİSTEMİ FİNANSMAN MODELLERİ 
 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
SAĞLIKTA FİNANSAL YÜK VE HAKKANİYET İLKESİ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109403</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a87ef020-8666-4461-b180-596e4ebc5677.jpg</image:loc>
            <image:title>21. Yüzyıl Becerileri: Gençlerin Algısı</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
BİRİNCİ BÖLÜM 
ENDÜSTRİ 4.0 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ 
 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
ARAŞTIRMA BULGULARI</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109404</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73c71044-5b1c-4e7e-8b05-ea6fe74f179f.jpg</image:loc>
            <image:title>Blokzincir Merkezli Güncel İş Modelleri</image:title>
            <image:caption>İçindekiler 
 
 
BÖLÜM 1 BLOKZİNCİR SİSTEMİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ ve FİNANSAL İŞLEMLERDE KULLANIMI 
 
BÖLÜM 2 EKONOMİDE GÜVEN VE İSTİKRAR KAVRAMLARI ÇERÇEVESİNDE KRİPTO PARA VE MAKROEKONOMİ 
 
BÖLÜM 3 BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİ İLE EVRİLEN FİNTEK VE BANKACILIK ANLAYIŞI 
 
BÖLÜM 4 BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİNİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINA VE DENETİMİNE ETKİSİ 
 
BÖLÜM 5 BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİNİN ULUSLARARASI TİCARETE YANSIMALARI 
 
BÖLÜM 6 DİJİTAL BANKACILIK HİZMETLERİNDE BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİNİN KULLANILMASINA YÖNELİK KAVRAMSAL BİR MODEL ÖNERİSİ 
 
BÖLÜM 7 BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİNİN E-TİCARETE ETKİSİNİN ÖRNEK UYGULAMALAR ÜZERİNDEN İNCELENMESİ 
BÖLÜM 8 MÜŞTERİ DENEYİMİ YÖNETİMİ AÇISINDAN MÜŞTERİ YOLCULUĞUNDA BLOKZİNCİR TEKNOLOJİSİNİN KULLANIMI 
 
BÖLÜM 9 STRATEJİK YÖNETİM AÇISINDAN BLOKZİNCİR TABANLI YATAY-DİKEY ENTEGRASYON SİSTEMLERİ 
  BÖLÜM 10 BLOKZİNCİRİN MALİ TASARIMINA KÜRESEL BİR BAKIŞ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109405</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e3aee26-7870-47e7-b5f5-d1e72761c727.jpg</image:loc>
            <image:title>Göldeki Evin Gizemi</image:title>
            <image:caption>İçinizdeki dedektifi uyandıracak gizem dolu bir serüven! Breena Bard&apos;ın yazıp resimlediği Göldeki Evin Gizemi, görünenin ardında yatan gizleri günyüzüne çıkarırken hikâye içinde hikâye anlatan, sürükleyici bir grafik roman. Tamamen zıt karakterlere sahip iki genç kızın arasında dostluk köprüleri kurarak esrarengiz bir maceranın peşine düşüren bu ödüllü eser, polisiye filmlere şapka çıkartan kurgusuyla parmak ısırtıyor. Önyargıların hayatın hemen her alanında duygularımızı, düşüncelerimizi ve aldığımız kararların seyrini etkileyebileceğini vurgulayan kitap; anlayıp dinlemeden ya da iyice araştırıp sorgulamadan bir konu hakkında yargıda bulunmamamız gerektiğini hatırlatıyor. Orta hâlli ailelerin tatillerini huzur içinde geçirdikleri göl kenarındaki bir kasaba, Şikagolu ünlü bir mimarın kasabanın en güzel yerinde manken eşi için özel olarak tasarlayıp inşa ettirdiği görkemli bir malikâne, Kasaba sakinleri ile Şikago&apos;nun ileri gelenlerini buluşturan kalabalık bir parti, Ve tüm gözleri Kum Gölü&apos;ne çeken esrarengiz bir ortadan kayboluş hikâyesi... Gabby, ailesiyle birlikte göl kenarındaki evlerinde tatildedir. Bir hafta boyunca inzivaya çekilip yeni aldığı polisiye romanların tadını çıkaracaktır. Gelgelelim, yeni komşularının kızları Paige ile tanışınca planları bozulur. Ebeveynlerinin ısrarıyla vakit geçirmeye başlayan ikili etrafı keşfe çıktıkları bir gece, evlerinin yakınında bir malikâneyle karşılaşır. Kum Gölü&apos;nü kuş bakışı gören böylesine göz alıcı bir yapının kaderine terk edilmiş olması kızların hemen merak duygularını kabartır. Hayal güçlerinin de etkisiyle ikilinin zihinleri soru işaretleriyle dolup taşar. Malikânenin sırrını çözmek için ipuçlarını aramaya koyulurken, Gabby&apos;nin bir süredir üzerinde çalıştığı polisiye romanın da temellerini atmış olurlar. Ne var ki, ipuçlarının arasında, kendisinden “asla” şüphe duyulmayacak tanıdık bir simaya rastlayınca işler karmaşıklaşır...  Okurları, sırlarla örülmüş bir hikâyenin ortasına çeken Göldeki Evin Gizemi; içimizdeki dedektifi uyandırmakla kalmayıp bizi polisiye vakalar hakkında düşünüp yazmaya yüreklendiren etkileşimli bir serüven vadediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109406</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c9a64ed-32f0-47b6-8cb9-fe3ca9ceb126.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaylada Bahar</image:title>
            <image:caption>Asma çiçeği kokusunu “güzel düşünenlerin temiz kalpli insanların hissedebileceği derin koku” diye tanımlamıştım. Öyle bir sarar ki insanı her yerdedir koku; tüm çevreni sarmıştır, daha iyi alabilmek için yaklaşırsın asma çiçeğine ama kâr etmez, alttan koklarsın üsten koklarsın fayda vermez illaki kötülükleri uzaklaştıracaksın kalbinden o kokuyu daha iyi alabilmek için. Eğer kalbin temizse, asmadan ne kadar uzaklaştığının önemi yoktur asma çiçeği kokusunu hissedebilmek için, o derin kokuyu alabilmek için…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109407</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e139328d-c8fa-419a-9fc3-3349e514b202.jpg</image:loc>
            <image:title>Karanlıktan Gelen</image:title>
            <image:caption>Yıllar önce işlenmiş bir cinayetin bir benzeri yeniden işlenince katilin bıraktığı notları takip eden Savcı izlerin eski dostu Met’e dayandığını fark eder. Artık dedektiflik yapan Met için kökleri doğup büyüdüğü kasabaya dayanan eski bir hikâyenin peşine düşme vakti gelmiştir. Geçmişin kapıları aralanırken içeriye süzülen karanlık herkesi şaşırtmaya yetecektir. 
Gerilimi hiç düşmeyen bu yapbozun son parçasını yerine koyduğunuzda çok şaşıracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109408</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/200249fe-c66e-4813-a758-40a2aef1ae97.jpg</image:loc>
            <image:title>Şavk</image:title>
            <image:caption>“Tüm yolculuklar ve tüm yolcular içindi bu kitap. 
Yolda yaşanan ve yaşanacakların, 
Gidenlerin, gidecek olanların, gitmesi gerekenlerin, 
Kalanların, yapıtaşların, ruh parçalarının, kalması gerekenlerin, 
Yapılması gerekenlerin, olması gerekenlerin ve olanların doğurduğu yeni benliklerimizde aradığımız kendimize adanmıştır.” Hayata dair, şiir tadındaki bu denemeleri okurken hem keyif alacak hem de bildiklerinizi ve hissettiklerinizi sorgulayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109409</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6729d3de-3e2b-4eae-aecd-d5e31e73f639.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizi Affet Çocuğum!</image:title>
            <image:caption>06 Şubat 2023… 
            Bir ülkenin kâbusla uyandığı o sabah, çok şey değişti bizler için, duygularımız, hayata bakışımız, beklentilerimiz, önceliklerimiz ve umutlarımız hatta, fakat en çok da çocuklarımız için üzüldük belki de, onlara nasıl bir gelecek bıraktığımızın muhasebesini yaptık ve belki onların duyarlı tavırları, kendimizi sorgulamamızı zorunlu kıldı; onlara bir özür borçlu olduğumuzu, hesap vermemiz gerektiğini hissettik, belki de hepimiz! 
            Bu kitap, yaşadığımız büyük depremin ve sonrasındaki haletiruhiyemizin bir yansıması; bir ağıt, bir isyanlar silsilesi, bir özür çocuklarımızdan, bir itiraflar manzumesi, bir iç hesaplaşmanın dışavurumu, bir farkındalık manifestosu! 
            İbretle okunup, akıllara nakşedilecek mısraların, deprem gerçeğiyle yüzleşmemize ve içinde bulunduğumuz gaflet uykusundan uyanmamıza küçük de olsa bir katkısı olması dileğiyle … 
            «…Bizi affet çocuğum, 
Bir sukutuhayalden ibaretiz, biliyorum! 
O güzel gözlerin yaş ile dolu, 
Yok mudur, diyorsun, bir çıkış yolu, 
Pervaneler gibi ışık arıyor, 
Dönüp duruyorsun ipek kanatla. 
Bir halka olmuşsun sen de zincirde, 
Elden ele köprü kuranlardansın, 
Demiyorsun, neme lazım, bana ne var ki, 
Ateş bana uzak, düşen yer yansın! 
Sen de affet çocuğum, affet bizleri, 
Bir şeyler eksik belli, bizler yoksunuz, 
Ne özümüz doğru, ne de sözümüz, 
Bizden başkasını görmez gözümüz, 
Ne desen haklısın, elinde kalem, 
Kır ki soğutalım, yürek cehennem!..» 
 
Satılan her kitap için, 10 TL, Yayınevi tarafından depremzedelerin ihtiyaçları için kullanılmak üzere bağışlanacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109410</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8308881a-fe6f-45a0-9d03-9d5e676bff68.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Gemisi Tayfaları</image:title>
            <image:caption>Bir Hayal Gemisi’ne binseydiniz, nereye gitmek isterdiniz çocuklar? 
 
Ya, o Hayal Gemisi’nin Kaptan’ı siz olsaydınız, nerelere yelken açardınız, hiç düşündünüz mü? 
 
«Hayal Gemisi de nereden çıktı? Hiç öyle bir gemi olur muymuş?» demeyin çocuklar! Var! Hem de, Tayfaları bile var bu geminin; Kaptan, Miço, Uzun, Maskot ve Bıdık! 
 
Öyle böyle Tayfalar da değil bunlar, zorluklardan yılmayan, hiç umutsuzluğa kapılmayan, meraklı mı meraklı, maceracı mı maceracı, akıllı mı akıllı çocuklar hepsi de, tıpkı sizler gibi! 
 
Üstelik size de bir müjdeleri var: İsterseniz siz de bu geminin bir tayfası, hatta belki de, Kaptan’ı bile olabilirsiniz! Nasıl? Cazip bir teklif değil mi? O hâlde ne duruyorsunuz, katılın onlara! 
 
Çocuklarımıza güvenle okutabileceğimiz, Hayal Gemisi Tayfaları, Hayal Gemisi Tayfaları Okulda ve Hayal Gemisi Tayfaları Tatilde serisinin tamamı, 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kütüphaneler için satın alınan kitaplar arasında olup, kütüphanelerde çocuklarımız tarafından keyifle okunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109411</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f3719aa6-f086-435b-a993-41578ee1650a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Gemisi Tayfaları Okulda</image:title>
            <image:caption>“Bir Hayal Gemisi’ne binseydiniz, nereye gitmek isterdiniz çocuklar? 
Ya, o Hayal Gemisi’nin Kaptan’ı siz olsaydınız, nerelere yelken açardınız, hiç düşündünüz mü? 
«Hayal Gemisi de nereden çıktı? Hiç öyle bir gemi olur muymuş?» demeyin çocuklar! Var! Hem de, Tayfaları bile var bu geminin; Kaptan, Miço, Uzun, Maskot ve Bıdık! 
Üstelik size de bir müjdeleri var: İsterseniz siz de bu geminin bir tayfası, hatta belki de, Kaptan’ı bile olabilirsiniz! Nasıl? Cazip bir teklif değil mi? O hâlde ne duruyorsunuz, katılın onlara!” diye bir çağrıda bulunmuştu Hayal Gemisi Tayfaları. 
Bu çağrı, siz çocukları da çok mutlu etti ki aralarına katıldınız. 
            Bizim Hayal Gemisi Tayfaları, doludizgin yaşamaya devam ediyorlar. Hele ki siz çocuklar da aralarına katıldıktan sonra, onları durdurabilene aşk olsun! 
Kaptan, Miço, Uzun, Maskot ve Bıdık, bu defa okuldalar. Tabii, olağanüstü hayalleri, kendilerine has bakış açıları ve yaşamaya devam ettikleri eğlenceli maceraları da onlarla birlikte. 
E, siz çocuklar da Hayal Gemisi’nin bir tayfası olmayı sevdiğinize göre, haydi buyurun yeni maceralara! 
 
Çocuklarımıza güvenle okutabileceğimiz, Hayal Gemisi Tayfaları, Hayal Gemisi Tayfaları Okulda ve Hayal Gemisi Tayfaları Tatilde serisinin tamamı, 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kütüphaneler için satın alınan kitaplar arasında olup, kütüphanelerde çocuklarımız tarafından keyifle okunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109412</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be7f6228-ac45-46a3-b546-97650a52cc5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Gemisi Tayfaları Tatilde</image:title>
            <image:caption>“Bir Hayal Gemisi’ne binseydiniz, nereye gitmek isterdiniz çocuklar?
Ya, o Hayal Gemisi’nin Kaptan’ı siz olsaydınız, nerelere yelken açardınız, hiç düşündünüz mü?
«Hayal Gemisi de nereden çıktı? Hiç öyle bir gemi olur muymuş?» demeyin çocuklar! Var! Hem de, Tayfaları bile var bu geminin; Kaptan, Miço, Uzun, Maskot ve Bıdık!
Üstelik size de bir müjdeleri var: İsterseniz siz de bu geminin bir tayfası, hatta belki de, Kaptan’ı bile olabilirsiniz! Nasıl? Cazip bir teklif değil mi? O hâlde ne duruyorsunuz, katılın onlara!” diye bir çağrıda bulunmuştu Hayal Gemisi Tayfaları.
Bu çağrı, siz çocukları da çok mutlu etti ki aralarına katıldınız.
Tüm çocukların, Hayal Gemisi Tayfası olması fikrine, iyice alıştı, Kaptan, Miço, Uzun, Maskot ve Bıdık. Öyle ki, artık hayallerini bile çocuklarla ortak yaşıyorlar. Tabi, o kadar yorulduktan sonra, iyi bir tatili de hak ettiler !
Fakat Hayal Gemisi Tayfaları’nın tatilleri de adlarına yakışır olmalı elbette, ne dersiniz, sizce de öyle değil mi?
O hâlde, siz tayfalar da buyurun Hayal Gemisi’ne ve birlikte, belki de tatillerin en ilgincine doğru bir yolculuğa çıkın!
Çocuklarımıza güvenle okutabileceğimiz, Hayal Gemisi Tayfaları, Hayal Gemisi Tayfaları Okulda ve Hayal Gemisi Tayfaları Tatilde serisinin tamamı, 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kütüphaneler için satın alınan kitaplar arasında olup, kütüphanelerde çocuklarımız tarafından keyifle okunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109413</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91d903f7-19de-47ae-8c98-25e9c1e4297d.jpg</image:loc>
            <image:title>Iğdır Yöresi Geleneksel El Örmeleri</image:title>
            <image:caption>IĞDIR YÖRESİ GELENEKSEL EL ÖRMELERİ (ÇORAP, PATİK, ELDİVEN, PAPAK)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109414</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8fd6a580-da56-4bb9-9481-b3de489b899a.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye&apos;de Göç ve Göçmenler</image:title>
            <image:caption>Türkiye coğrafyası yüzyıllardır göçlere sahne olduğu gibi ülkenin sosyal ve kültürel yapılanması da neredeyse her dönemde göçlerle şekillendi. Osmanlı Devleti’nin son döneminde Kırım, Kafkasya ve Balkanlarda kaybedilen topraklardan 20. yüzyıl boyunca Anadolu ve Trakya’ya göçler yapıldı. Lozan Barış Antlaşması kapsamında yapılan “Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi” ise yeni kurulan cumhuriyetin öncelikli meselelerinden biri haline geldi. Balkanlarda artan azınlık sorunlarına siyasi müdahalelerin eklenmesi; Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya’dan da uzun yıllar göçlerin yapılmasına neden oldu. 20. yüzyılda ayrıca Doğu Türkistan, Kuzey Afrika ve Orta Doğu gibi ülke ve bölgelerden de Türkiye’ye göçler gerçekleşti. Türkiye’ye yapılan göçleri sosyal, kültürel ve ekonomik yönleriyle ele alan bu çalış - manın birinci bölümünde 19. yüzyıldan günümüze kadar gerçekleşen göçler incelenirken, ikinci bölümünde Türkiye’ye iskân edilen göçmenlerin ekonomi, mimari, edebiyat, mutfak kültürü, sinema ve müzik gibi alanlara etkisi değerlendirildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109415</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55c27e4a-b6ef-43dc-89f8-ecd2d938a69a.jpg</image:loc>
            <image:title>Ev Kedisi Bobo ve Sokak Kedisi Çiko</image:title>
            <image:caption>Kanepede kıvrılıp televizyon izlemeyi seven ev kedisi Bobo ile toprakta yuvarlanmayı ve yapraklarla oynamayı seven sokak kedisi Çiko’nun sıcacık öyküsü… 
 
Bobo ve Çiko birbirinden farklı iki kedi ama tanıştıklarında aslında benzer yanlarının da olduğunu fark ediyorlar... 
  Arkadaş edinmek, benzerliklerimiz kadar farklılıklarımızın da olduğunu bilmek üzerine büyüleyici ve eğlenceli bir öykü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109416</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4fd0cfb8-a0e9-4393-aa84-453343f56e75.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecenin Hikayesi - Aşeka</image:title>
            <image:caption>GECENİN HİKAYESİ serisinin ikinci kitabı AŞEKA&apos;da intikamın 
ve bedellerin çanları çalacak. 
 
O en güçlü Avcı ama kalbi için kurulmuş tuzaklardan birine kapılmak üzere. 
 
Maya Efnan, kaçtığı hayatın tam ortasına düştü. 
Anlaşmayı bozmanın bedeli tahmin ettiğinden daha ağır 
ve artık tamamen tek başına. 
 
Ona ait olanı almak için ölüm emrini veren Kraliçe’nin inine girmesi gerekiyor ama kendisini ölmek ya da öldürmek zorunda kaldığı bir arenanın ortasında buluyor. Karşısına kimin 
çıkacağından haberi yok, etrafı sevdikleriyle kuşatılmış halde. 
 
Kanıyla neler yapabileceğini öğrenmişken artık hiç kimseye güvenemez ama bir kez daha tarafını seçmek zorunda. 
 
Fetih Yargıcı, intikam hırsı ve hayal kırıklığı ile bir çıkmazın içinde, kendisinin de kapıldığı büyük bir oyun oynuyor. 
 
Kasabadaki herkes daha tedirgin ve üzerlerine çöken sisten kaçmaya çalışıyor. Hava daha soğuk, orman daha karanlık ve yağmur, bütün ayak izlerini sildi. 
 
Bu hâlâ bir aşk hikâyesi değil, tutku ateşiyle harlanmış bir intikam mücadelesi. 
 
 
 
“Ruhun direnişi. Büyük bir acı karşısında gösterdiğin direnç, ağlamanın ötesindeki duygu; 
ruh sızlaması. Acıyı ruhuna katıp geldiği yere saldırmak demek, bu bir yangına ateş açmak demek. Çoktan kaybetmişsindir ama bu savaşmayacağın anlamına gelmez çünkü savaşırsak hâlâ bir şansımız var demek. Çünkü yakacak hiçbir şeyi olmasa o ateşin yanmayacağını, o ateşin söneceğini bilmek demek. Dar ağacına asıldığında kendi ayağınla iskemleyi itmek kadar o ipi koparıp ölümden kurtulmak gibidir. Aylema, kendine yaptığın bir devrimdir; Aşeka, kalbine.” 
 
“Aşk kelimesi aşekadan gelir. Bir ağacı sarıp besinini ağaçtan alarak zamanla kurutan sarmaşığa denir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109417</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9e8d7b6-3107-4280-a554-28339a5109b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Mavi Kuş Barnabi</image:title>
            <image:caption>Parka yakın eski bir evde, Barnabi adında çok sevimli bir mavi muhabbetkuşu yaşıyordu. Altın sarısı bir kafesi, salıncağı, oyuncakları, yiyecek bolca çekirdeği ve mangosu vardı. 
 
Sahibi nazik ve sevecen bir kadındı. Kısacası mutlu mutlu yaşıyordu Barnabi. Ama eve ikinci bir kuş gelince, işler biraz değişti. Sonunda bir gün, açık pencereden uçup gitti. 
 
Dışarıda onu neler bekliyordu? Yeni arkadaşlar edinip yeni şeyler öğrenebilecek miydi? Acaba geri dönecek miydi Barnabi? Okuyup öğrenmek ister misin?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109418</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0aa85b73-f9ab-42fc-adf0-0bebe47af634.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecenin Hikayesi - Dora</image:title>
            <image:caption>GECENİN HİKAYESİ serisinin üçüncü kitabı DORA&apos;da gerçeklerin kapısı 
aşınacak, doğrular sorgulanacak. 
 
Maya Efnan, en kötü anlarını geride bıraktığını sanıyordur fakat hava henüz o kadar da kararmamıştır. Zihninin içindeki susmayan çağrı, ona geri çeviremeyeceği bir davet sunarken en büyük felaketine doğru koştuğunun farkında değildir. 
 
Bir kayıp; kendinden vazgeçtiğin. 
 
Bir ihanet; dönüşü olmayan bir yol. 
 
Bir tetik; aynayı paramparça eden. 
 
Bir his; cam kırığı gibi acıtan. 
 
Bir kabulleniş; dizlerinin üzerinde pes ettiğin. 
 
Tutku, nefret ve acı dönüm noktasına ulaştığında, Maya Efnan, kendini hiçbir aklın kabul edemeyeceği bir gerçekle yüz yüze bulacaktır. 
 
Bazı ipler koptu bazılarını kesti ve bazılarını da öylece bıraktı. Artık neye tutunacağını bilmiyor. Kendi zihninde susturamadığı o ses, iplerden daha çok boynuna dolanıyor. 
 
Bir gerçek; kaçı yalan?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109419</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f05b2135-9e38-4cf0-be26-c722a05b0810.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecenin Hikayesi - Aşeka (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>GECENİN HİKAYESİ serisinin ikinci kitabı AŞEKA&apos;da intikamın ve bedellerin çanları çalacak. 
 
O en güçlü Avcı ama kalbi için kurulmuş tuzaklardan birine kapılmak üzere. 
 
Maya Efnan, kaçtığı hayatın tam ortasına düştü. 
Anlaşmayı bozmanın bedeli tahmin ettiğinden daha ağır 
ve artık tamamen tek başına. 
 
Ona ait olanı almak için ölüm emrini veren Kraliçe’nin inine girmesi gerekiyor ama kendisini ölmek ya da öldürmek zorunda kaldığı bir arenanın ortasında buluyor. Karşısına kimin 
çıkacağından haberi yok, etrafı sevdikleriyle kuşatılmış halde. 
 
Kanıyla neler yapabileceğini öğrenmişken artık hiç kimseye güvenemez ama bir kez daha tarafını seçmek zorunda. 
 
Fetih Yargıcı, intikam hırsı ve hayal kırıklığı ile bir çıkmazın içinde, kendisinin de kapıldığı büyük bir oyun oynuyor. 
 
Kasabadaki herkes daha tedirgin ve üzerlerine çöken sisten kaçmaya çalışıyor. Hava daha soğuk, orman daha karanlık ve yağmur, bütün ayak izlerini sildi. 
 
Bu hâlâ bir aşk hikâyesi değil, tutku ateşiyle harlanmış bir intikam mücadelesi. 
 
 
 
“Ruhun direnişi. Büyük bir acı karşısında gösterdiğin direnç, ağlamanın ötesindeki duygu; 
ruh sızlaması. Acıyı ruhuna katıp geldiği yere saldırmak demek, bu bir yangına ateş açmak demek. Çoktan kaybetmişsindir ama bu savaşmayacağın anlamına gelmez çünkü savaşırsak hâlâ bir şansımız var demek. Çünkü yakacak hiçbir şeyi olmasa o ateşin yanmayacağını, o ateşin söneceğini bilmek demek. Dar ağacına asıldığında kendi ayağınla iskemleyi itmek kadar o ipi koparıp ölümden kurtulmak gibidir. Aylema, kendine yaptığın bir devrimdir; Aşeka, kalbine.” 
 
“Aşk kelimesi aşekadan gelir. Bir ağacı sarıp besinini ağaçtan alarak zamanla kurutan sarmaşığa denir.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109420</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b39d28de-944e-4734-aacc-3af84c8deb3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gecenin Hikayesi - Dora (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>GECENİN HİKAYESİ serisinin üçüncü kitabı DORA&apos;da gerçeklerin kapısı aşınacak, doğrular sorgulanacak. 
 
Maya Efnan, en kötü anlarını geride bıraktığını sanıyordur fakat hava henüz o kadar da kararmamıştır. Zihninin içindeki susmayan çağrı, ona geri çeviremeyeceği bir davet sunarken en büyük felaketine doğru koştuğunun farkında değildir. 
 
Bir kayıp; kendinden vazgeçtiğin. 
 
Bir ihanet; dönüşü olmayan bir yol. 
 
Bir tetik; aynayı paramparça eden. 
 
Bir his; cam kırığı gibi acıtan. 
 
Bir kabulleniş; dizlerinin üzerinde pes ettiğin. 
 
Tutku, nefret ve acı dönüm noktasına ulaştığında, Maya Efnan, kendini hiçbir aklın kabul edemeyeceği bir gerçekle yüz yüze bulacaktır. 
 
Bazı ipler koptu bazılarını kesti ve bazılarını da öylece bıraktı. Artık neye tutunacağını bilmiyor. Kendi zihninde susturamadığı o ses, iplerden daha çok boynuna dolanıyor. 
 
Bir gerçek; kaçı yalan?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109421</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/899e529b-d34f-4b00-a1fe-0e5c6ac21d53.jpg</image:loc>
            <image:title>Saib-i Tebrizi Divanı Şerhi</image:title>
            <image:caption>“Bāzār-ı imkānda miftāhsız kilīd yokdur. Sen baġlu ve müşkillere fütūhı gönüller kapusundan taleb eyle, elbetde açılur. Lākin miftāh-ı müşkilāt olan kalbi tedārik itmek kadar bir müşkil yokdur ve belānın a‘zamı bundadır ki herkesi bu kapuya yanaşdırmazlar… Ma‘lūm ola ki insānın āhiretde ma‘lūmāt ve melezz-i zātī dünyāda olan ahvālinin semeresidir. Gūyā dünyā bāġçesinde benīādem bir alay fidanlardır ki hadīka-i bekāya nakl olınup maksūd olan semeresi anda zuhūr itse gerek bizler ise bu dār-ı fenāda mevtin çāresi olmadıġın bilür iken kökler salmışuzdur. 
  Klasik şiir geleneğinde, sanat ve anlam derinliğine dayanan bir üslûp olan Sebk-i Hindî, XVI ve XVII. yüzyılda ortaya çıkmış; İran, Hindistan, Afganistan, Irak, Tacikistan ve Osmanlı coğrafyasında etkili olmuştur. Bu üslûp, klasik şiirin müesses nizamında, yani asırlar boyu devam eden yerleşik estetik yapısı ve anlam dünyasında gerçekleşen en kayda değer değişimlerden biri olarak sayılabilir. Yeni, orijinal ve girift mazmunlar, ince hayaller, anlam kapalılığı, az kelime ile çok şey ifade etme gibi hususlar bu üslûbun ayırt edici vasıflarını teşkil eder. Söz konusu anlam kapalılığının, girift mazmunların ve ince hayallerin çözümlenmesine duyulan ihtiyaç, Türkçe şerh faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu sahada telif edilen şerhlerden biri de Ebûbekir Nusret Efendi tarafından Sâib-i Tebrîzî’nin bazı şiirleri için kaleme alınmıştır. Az sayıda Türkçe şiiri de bulunan Sâib-i Tebrîzî söz konusu üslûbun en önemli temsilcilerindendir ve divan şairlerimizden Nâbî’yi de derinden etkilemiştir. Çözümlenmesinde kimi zaman güçlüklerle karşılaşılan Hint üslubu şiirinin şerh edilebilmesi için bir şarihin ileri derecede şiir bilgisine sahip olması gerekir. İşte Ebûbekir Nusret Harputî böyle bir müktesebata sahiptir. Âlim ve mutasavvıf kişiliğinin yanı sıra şiir söyleyecek düzeyde dilin inceliklerine vakıf olması bu şerhi daha anlamlı ve değerli kılmaktadır. XVIII. yüzyıl şair ve yazarı Nusret Efendi’nin Sâib-i Tebrîzî Dîvânı Şerhi, metnin daha kolay anlaşılmasını sağlayacak bir lügatçe ile birlikte bugünün okuyucularının ilgisine sunuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109422</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cb512af-8842-41dd-a5d3-daa2f2597382.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan II. Abdülhamid’in Savunma Sanayii Fonları (1896-1902)</image:title>
            <image:caption>1878 Berlin Kongresi sonrasında Osmanlı Devleti parçalanma ve dağılmanın eşiğindeydi. Sultan II. Abdülhamid’in 33 yıl süren saltanatı bu süreci duraklattı. Onun başarısı muhakkak sadece diplomatik ve siyasî maharetinden ileri gelmiyordu. 93 Harbi’nin acı tecrübelerinden ders alınmış, ordunun ve teçhizatının ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmıştı. Böylesine bir beka meselesinin çözümü ancak caydırıcı ve güçlü bir ordu ile mümkündü. Toprakları kuşatılmış, maliyesi iflas etmiş bir devletin halkından topladığı yardımlarla ordusunu nasıl yeniden teçhizatlandırdığı bu kitabın konusudur. 
Osmanlı askerî erkânının aldığı tedbirler çerçevesinde Almanya’dan uzmanlar getirilmiş, çeşitli teçhizat alımlarıyla beraber orduda geniş çaplı bir reform hareketine girişilmişti. Modern teknik, silah ve teçhizatla ordunun donatılması ve bunun yüksek maliyetlerinin karşılanması için II. Abdülhamid yerli kaynaklarla iki savunma fonunu, Tesisât-ı Askeriye İânesi ve Teçhizât-ı Askeriye Tertibi’ni oluşturdu. Bu fonlar savunma sanayii ve ordunun modernizasyonu için halkı da seferber ederek mali kaynak sağladı. Müslüman ve gayrimüslim ahaliden toplanan gelirler Türklerin ordu-millet dayanışmasına bu dönemden verilecek en iyi örnektir. 
Sultan II. Abdülhamid’in Savunma Sanayii Fonları (1896-1902) arşiv kaynaklarından hareketle kaleme alınmış, en uzun yüzyılın son çeyreğinde, II. Abdülhamid’in öncülüğündeki savunma sanayii çabalarını tüm ayrıntılarıyla tarih okurlarına ve tarihçilere sunan bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109423</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a0cdf27-bd2e-4809-a0c0-403eb1a0c9cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Banyo ve Uyku - Dünyamı Keşfediyorum (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Annem saçımı yıkıyor, ben de göbeğimi yıkıyorum. 
Suda biraz daha oynuyorum. 
Sonra yumuşacık havluma sarınıyorum. 
Ardından pijamalarımı giyiyorum. 
Biberonumdan sütümü içiyor, kitabımı okuyorum. 
Uykum geldi bile. 
Artık ayıcığıma sarılıp yatabilirim. 
 
Banyo ve uyku rutinlerine dair kolay anlaşılır ve ilgi çekici resimlerle dolu, neşeli bir kitap. 12 ay ve üzeri çocukların günlük hayatına odaklanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109424</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3fe94194-3a47-4a93-86fc-dadfe2665f31.jpg</image:loc>
            <image:title>Yemek ve Oyun - Dünyamı Keşfediyorum (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Bu benim sandalyem. 
Önlüğümü takıyorum, kaşığımı kapıyorum. 
Yemeğimi yemeye hazırım! 
Sonra da oyun zamanı. 
Arabamı itiyorum, topuma vuruyorum, blokları üst üste diziyorum, müzik yapıyorum ve kitabıma bakıyorum. 
Oyun oynamak çok eğlenceli! 
 
Yemek ve oyun rutinlerine dair kolay anlaşılır ve ilgi çekici resimlerle dolu, neşeli bir kitap. 12 ay ve üzeri çocukların günlük hayatına odaklanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109425</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/10dad7cf-13b7-4329-94b0-491e0b28a791.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüzüm ve Vücudum - Dünyamı Keşfediyorum (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Gözlerimle görür, burnumla koklar, kulaklarımla duyarım. 
Ellerimle bir şeyleri tutup, kollarımla onları kaldırabilirim. 
Bacaklarım sayesinde koşabilir ve ayaklarımla yere vurabilirim. 
Vücudumla bunları ve daha pek çok şeyi yapabilirim! 
 
Yüzümüz, vücudumuz ve onlarla yapabildiklerimize dair kolay anlaşılır ve ilgi çekici resimlerle dolu, neşeli bir kitap. 12 ay ve üzeri çocukların günlük hayatına odaklanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109426</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75d9beea-ce3f-49dc-909e-e27f9442be3b.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzayda Bir Gün - Küçük Yıldızlar</image:title>
            <image:caption>Oyun deyip geçmeyin!
Bir de bakmışsınız gerçeğe dönüşmüş.

&apos;&apos;Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı&apos;&apos; serisinde yerini alan Uzayda Bir Gün; evrenin derinliklerinde, ışık hızında bir yolculuğa çıkarıyor çocukları.  

Tuhaf bir yaratığın rehberliğinde heyecan verici bir galaktik serüvene açılan bu hareketli öykü; gezegenimiz dışındaki yaşam hakkında merak uyandırıyor.

Hikâyesini &apos;&apos;oyun&apos;&apos; üstüne kurarak çocuk gelişiminde oyunun yeri ve önemine vurgu yapan kitap, gök bilimine dair hap bilgiler de paylaşarak anlatısını güçlendiriyor. 









Esra, Emir ve köpekleri Pırt, bahçede kendi uydurdukları Uzay Gezginleri adlı oyunu oynuyorlardır. Uzak bir galaksiden kazara Dünya&apos;ya gelen üç uzay gezgini, çaresizce geri dönmenin yollarını arıyordur. Derken, buldukları eski bir radyo ile uzaya mesaj göndermeyi denerler. &apos;&apos;İmdat, yardım edin!&apos;&apos; çağrıları gökteki gri bulutları aşıp çok uzaklardan karşılık bulmuş olmalı ki birden üstlerinde yoğun bir ışık huzmesi belirir. Sonrası... uzay gemisinde tanışacakları yeni yol arkadaşları Estel&apos;le birlikte dümen kıracakları enfes bir macera!

Çocukların &apos;&apos;uçsuz bucaksız&apos;&apos; hayal gücünden beslenerek bir oyunun yeri geldiğinde nasıl gerçeğe dönüşebileceğini gösteren bu eğlenceli öykü, başka bir gezegende hayat bulma olasılığı üstüne düşündürmekten de geri kalmıyor.

&apos;&apos;Küçük Yıldızlar - İlk Okuma Kitaplığı&apos;&apos; serisi kapsamında &apos;&apos;Okuma Seviyesi 1&apos;&apos; olarak sınıflandırılan Uzayda Bir Gün, son bölümünde yer verdiği bulmaca ve oyunlarla, 6 yaş ve üzerindeki okurların kelime dağarcığını zenginleştiriyor, okuduklarını daha iyi anlamalarına ve pekiştirmelerine olanak sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109427</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/295f4675-e4c0-4ba3-be5d-112e68301789.jpg</image:loc>
            <image:title>Piyano Eşlikli Türk Marşları</image:title>
            <image:caption>Bu kitap cumhuriyetimiz 100. yılına bir armağan olarak hazırlanmıştır. Kitabın hazırlık aşamasında müzik öğretmenlerinin ve eğitimcilerinin görüşleri alınmış ve kapsamlı bir ihtiyaç analizi yapılmıştır. Sonuçta ülkemizde en çok sevilen, söylenen ve bilinen “marş” formundaki eserler bir araya getirilmiştir. Kitapta olması gerektiği halde yer alamayan bazı eserler ise telif izni verilmemesi nedeniyle ne yazık ki kitaba eklenememiştir. 
Kitapta toplam 63 marş yer almaktadır. Bunlar; Cumhuriyet Marşları, Atatürk Marşları, Vatan/Bayrak Marşları, Öğretmen Marşları ve Çocuk/Gençlik Marşları olmak üzere 5 ana başlık altında gruplandırılarak sıralanmıştır. İki ciltten oluşan kitabın birinci cildinde marşların piyano eşlikleri, ikinci cildinde ise koro notaları yer almaktadır. Her eserin başında “piyano eşlik MP3 ses dosyasının numarası” belirtilmiştir. Son derece titizlikle kaydedilen bu ses dosyaları her türlü ortamda gönül rahatlığı ile kullanabilir ve bütün marşlar piyano eşliğinde seslendirebilir. MP3 dosyaları ile marşların Youtube kanalındaki referans video kayıtlarına, künyede verilen kare kodları cep telefonunuza okutarak ulaşabilir ya da yayınevi web sitesinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz. 
Yayıncı ve editör olarak bendeniz kitabın yayına hazırlanmasını, düzeltmeleri ve MP3 ses dosyalarının hazırlanması üstlendim. Değerli koro şefimiz Serdar Köşk, Niğde Güzel Sanatlar Lisesi Korosu ile kitapta yer alan eserlerin referans video kayıtlarını yaptı. Değerli genç koro şeflerimiz Çiğdem Aytepe ve Atilla Çağdaş Değer, notaları büyük bir titizlikle inceleyerek marşların olabildiğince hatasız şekilde basılması için kitaba çok önemli katkılar sağladı.  Eserlerin nota yazımı ve kitabın dizgisi Alp Eray Tuğcular tarafından, kapak tasarımı ise Emre Şengün tarafından yapıldı. Kitabın yazarı Selçuk Bilgin ise eserleri bir araya getirdi, derledi, topladı, piyano eşliği olmayan marşların herkes tarafından kolaylıkla çalınabilecek piyano eşliklerini yazdı. Bu kitap yüce önderimiz Atatürk’ün aşağıda da ifade ettiği gibi tam bir ekip çalışması ile ortaya çıktı. 
Prof. Dr. Süleyman Tarman / Editör</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109428</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c9837ea0-b32c-4596-bcf4-2405755ad56b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sensiz Kalan Bu Şehri Yakmayı Çok İstedim</image:title>
            <image:caption>Nurullah Genç&apos;in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden. saçların dikildi karşıma bir sokak ötesinde her telinde parmaklarımın izleri parlıyordu benzersiz kokunu alıyordu kıvrımlarından rüzgar gözleri doluyordu saçlarına bakan kedilerin her biri bir kenarda darmadağın çömelip kalıyordu, yutkunuyordu rengi kaçıyordu pencerelerde perdelerin 
nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin
anladım; söndürmeyelim tutuşan yüreğimi
kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri
çünkü sen her şeyinle bendesin</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109429</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfa27b0b-c42c-4774-931e-7b922c65895e.jpg</image:loc>
            <image:title>Mantık</image:title>
            <image:caption>Mantık ve bilimin ilkeleri hakkında önemli çalışmaları bulunan William Stanley Jevons, 1 Eylül 1835 – 13 Ağustos 1882 yılları arasında yaşamış İngiliz iktisatçı ve mantıkçıdır. Özellikle neoklasik iktisat alanının en önemli isimlerinden biri olan Jevons, matematik, fizik ve kimyayı doğa bilimleri olarak ele almış ve teorik çalışmalarının yanı sıra bilimde çığır açan deney ve gözlemler de yapmıştır. Gök bilimi alanında da önemli çalışmaları bulunan Jevons, mantık ile matematiğin arasındaki büyük benzerliğin farkına varmış ve bu doğrultuda teoriler geliştirmiştir. Ayrıca yapay zekânın ve bilgisayarın ilk örneklerinden sayılan “Logic Piano” (Mantık Piyanosu) adlı icadın da mucididir. Akıl yürütmeyle ilgili konuların detaylarıyla ele alındığı bu kitapta terimlere, önermelere, kıyas türlerine, argümanlara, çıkarımlara, gözlem ve deneylere, olayların bileşenlerine ve nedenlerine, mantık hatalarına ve anlam belirsizliklerine yer verilmiştir. William Stanley Jevons’ın bu eseri, yazarın Türkçeye çevrilen ilk kitabı olma özelliğini de taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109430</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29a632ba-0013-4b63-949e-f83b72ea98cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Mobuko’nun Aşkı 4</image:title>
            <image:caption>Arkadaşlığa elveda. 
“Tanaka-san’a hislerimi söyleyeceğim.” Sonunda hislerini itiraf etmeye karar veren İrie-kun... Büyük bir bilinmezliğin içine adım atarken emin olduğu tek bir şey var. O da hislerini söylerse artık asla eskisi gibi olamayacakları...Yine de söylemeye kararlı. 
Çünkü bu, hayatında hissettiği en güçlü duygu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109432</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28ab6717-9783-46e7-841b-88b27457c027.jpg</image:loc>
            <image:title>Mobuko’nun Aşkı 3</image:title>
            <image:caption>Aşkın son durağında “hep böyle” diye bir şey yoktur. 
Mevsimlerden yaz... Tüm cesaretimi toplayarak başardığım şey, “sevdiğim kişiyle konuşabilmek” 
denen küçük mucize. Ancak bu durum sonsuza dek sürmeyebilir. Bu yüzden hep bir adım daha ileri gitmeliyim. 
Yan karakterlerimizin aşk hikayesi, mesafeleri aşarak ilerliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109433</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb53efb4-6cde-4dac-be45-9741ff1e024a.jpg</image:loc>
            <image:title>Satranç - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>Bu dünyanın kötülüğü karşısında saf kalabilmiş onurlu bir kalemden etkileyici bir başyapıt! 
Nazi’nin sistematik işkencelerine maruz kalan Avusturyalı Doktor B.’nin hiçliğin ortasında benliğini yitirmemek için girdiği psikolojik savaşın muazzam öyküsü. 
Gestapo tarafından özel bir uygulama ile toplama kampına gönderilmek yerine ayrıcalıklı kişilerin tutulduğu bir otel odasına yerleştiriliyor Doktor B. Bir otel odası ne kadar mı kötü olabilir? Tahayyül bile edemeyeceğiniz kadar. Ancak insan ne olursa olsun hayatta kalmak üzere programlanmış bir yapıya sahip. Doktor B. de öyle yapıyor ve sığınabileceği en anlamlı şeye sığınıyor. Zalim bir krala karşı yenilmemek için kralların oyununu, satrancı kullanıyor. Bu bir obsesyon halini aldığında ise ortaya unutulmaz bir eser çıkıyor.    
Avusturyalı yazar Stefan Zweig’ın Nazi zulmünden kaçtığı sürgün yıllarında kaleme aldığı Satranç, psikolojik novellaların en büyüleyicisi. 
Yaklaşık bir asırdır tüm dünyada milyonlarca kez okunmuş bu kitap edebiyatımızın usta kalemi Zülfü Livaneli’nin özel seçkisi ve onun önsözüyle okur karşısında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109434</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de22f4db-c1c2-4f61-8247-ed33d0ddc84a.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatının usta yazarı Stefan Zweig’dan aldatmak üzerine tesirli bir başyapıt! 
Monoton bir evliliği ve iki çocuğu olan Irene’nin zaman zaman görüştüğü bir âşığı vardır. Belki de böylelikle hayatına biraz renk ve tutku kattığını düşünmektedir. Ancak bir gün, âşığının evinden çıktığında karşılaştığı kadın, kurduğu bütün dengeyi altüst eder. Âşığının eski sevgilisi olduğunu söyleyen bu kadın, her şeyi eşine anlatmakla onu tehdit ederek sürekli para ister Irene’den. Bitmek tükenmek bilmeyen bir döngüye giren Irene, korkunun pençesinde; telaşın, acının, vicdan azabının dik bakışları altındadır. İçinden çıkılması güç bu döngüden çıkmanın veya şaşan teraziyi tekrar dengelemenin bir yolu var mıdır? 
Korku, bu kez kalemiyle edebiyatımıza unutulmayacak bir imza atan Zülfü Livaneli’nin önsözüyle okurlarıyla buluşuyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109435</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/779c5dad-2b48-425b-8fd9-737541a6ae1f.jpg</image:loc>
            <image:title>Meçhul Bir Kadından Mektup - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>İnkılâp Kitabevi, Zülfü Livaneli seçkisine dünya edebiyatının usta yazarı Stefan Zweig’dan tesirli bir başyapıt daha ekliyor! 
Meçhul Bir Kadından Mektup, Zweig’in özgün kaleminin zirve yaptığı döneme ait bir yapıt. Adeta bir film sahnesi tadını veren başarılı betimlemeleriyle, dünya edebiyatına armağan edilen ölümsüz bir eser. 
Çocukluğuna ait bir aşk hatırası ile bütün ömrünü çaresizce beklemek ve umut etmekle geçiren bir kadının mektubu, her okuyanın “karşılıksız aşk” kavramını sorgulamasına olanak veriyor. “Karşılıksız bir aşk uğruna, bir ömür tüketilir mi?” sorusu zihnimizde yankılanırken, bu ölümüne âşık ve çaresiz kadının yaşadıkları okurunu derinden etkiliyor. 
Meçhul Bir Kadından Mektup, bu kez kalemiyle edebiyatımıza unutulmayacak bir imza atan Zülfü Livaneli’nin önsözüyle okurlarıyla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109436</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6cfbcce-9d56-452f-8269-faedbd222017.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Neyle Yaşar - Livaneli kitaplığı</image:title>
            <image:caption>Nasıl daha iyi bir insan olabiliriz? Peki, insanı insan yapan nitelikler nelerdir? 
Büyük Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un İnsan Neyle Yaşar başlığı altında toplanan hikâyeleri, insan olmanın erdemine dair edebi bir sorgulama sunuyor. “İnsan Neyle Yaşar” başlıklı ana hikâyeyle birlikte üç farklı öyküyü daha bir araya getiren bu eserde, din olgusundan hareketle iyilik ve merhamet gibi insani duygular incelikli bir anlatımla işleniyor. Tüm dünyada onlarca yıldır en çok okunan eserler arasında yer alan bu derleme, döneminin çok ilerisinde bir ahlak anlayışı sunmasıyla ve okurun maneviyatına hitap etmesiyle de dikkat çekiyor. 
Tolstoy’un klasikleşmiş romanlarının yanında duran ve farklı bir edebi türdeki maharetini gözler önüne seren İnsan Neyle Yaşar’ı, Livaneli Kitaplığı içerisinde, Solmaz Kâmuran’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109437</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/797ef3a9-a61d-45d3-97b6-d2f979178210.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermiş - Livaneli kitaplığı</image:title>
            <image:caption>“Kendi şafağının arifesindeki seçilmiş ve sevgili Mustafa” yani Ermiş, sürgün hayatı yaşadığı Orphalese’den ayrılık vakti geldiğinde hem hüzün hem de sevinç içindedir. Bu şehirden ayrılmak zordur; ve fakat mecburidir. Derken kentin halkı etrafında toplanır. Ve Ermiş’e seslenirler: “Bizimle konuş ve bize gerçeği söyle. Bizi aç ve bize, sana gösterilmiş olan doğumla ölüm arasındakini anlat.” 
Kent halkı Ermiş’e; sevgi, dostluk, güzellik, yasalar, suç, ceza, özgürlük, acı ve nihayet ölüm üzerine sorular sorar. Onun yanıtları ise sevginin ve hoşgörünün en yalın haliyle, insan olmanın erdemleriyle yüklüdür. 
Lübnan asıllı Amerikalı yazar ve ressam Halil Cibran’ın ünlü eseri Ermiş, bir asırdır insanlığın başucu kitapları arasında yer alan, klasik bir metin. Bu ölümsüz eseri edebiyatımızın usta kalemi Zülfü Livaneli’nin önsözüyle okura sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109438</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0048ab42-8747-47c6-9c1d-ae8055a9e7ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Harikalar Diyarında - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>“Tavşan, yelek cebinden çıkardığı saatine bakıp telaşlandığında ayağa fırladı; çünkü birden, daha önce ne yelekli ne de yelek cebinde saat taşıyan bir tavşan görmediği gerçeği beyninde şimşek gibi çaktı ve meraktan adeta tutuşarak, tarlada onun peşi sıra koşturdu.” 
Hem çocuk hem de yetişkin edebiyatının yapıtaşlarından biri olan Alice Harikalar Diyarında, nesiller değişse de etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen bir klasiktir. Çocuklar için hayal gücünün sınırlarına bir yolculuk sunan bu eser, yetişkin edebiyatında ise siyasi ve dini çekişmeleri hicveden bir alegori; ayrıca sembolizmin en yetkin metinlerinden biri olarak kabul görmüştür. 
Edebi kimliğinin yanı sıra matematik ve mantık bilimlerindeki yetkinliğiyle de tanınan Lewis Carroll’un 150 yılı aşkın bir süre önce kaleme aldığı büyülü klasiği Alice Harikalar Diyarında’yı Livaneli Kitaplığı içerisinde, Solmaz Kâmuran’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109439</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b516fd63-0cc9-42c0-bd3f-74d99b4bc4e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Aynanın İçinden - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>İngiltere’nin önemli matematikçisi ve efsanevi yazarı Lewis Carroll’un yansıma etkili sıra dışı eseri olan, sürükleyici kurgusuyla ve gerçek düzene yaptığı eleştirilerle vazgeçilmez bir klasik haline gelen Aynanın İçinden, edebiyatımızın usta kalemi Zülfü Livaneli önsözüyle okurlarıyla yeniden buluşuyor! 
Olayların ilk önce etkisinin yaşandığı yansıma bir dünyada-evrende geçen Aynanın İçinden’de kelimelerin yazılış şekilleri de dahil olmak üzere, her şey ters bir düzende. Kedisini cezalandırmak için aynanın içine giren Alice, burada özgürlüğün tadını çıkarırken her şeyin gerçek dünyasından oldukça farklı, gerçeğin adeta bir yansıması şeklinde olduğunu görüyor. Aynanın içinden ve içindeki satranç oyunundan kurtulmak için inatla çabalarken piyon olarak başladığı yansıma dünyadan kraliçe olarak uyanıyor. Büyümenin etkisinin tıpkı satranç hamleleri gibi kademe kademe ilerlediği eserde Alice, aynanın içinde aslında kendisini buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109440</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16f5112b-f669-4127-900a-3f04663fcf12.jpg</image:loc>
            <image:title>Zincire Vurulmuş Prometheus - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>Zincire Vurulmuş Prometheus, Eskiçağ’ın en ünlü tragedya yazarlarından Aiskhylos’un günümüze ulaşabilen nadide eserlerinden biri. Bir tragedya üçlemesinin ilk oyunu olan kitap, düzene başkaldıran ve tüm ömrünü insanların iyiliğine adayan, Yunan mitolojisine göre de uygarlığın ilk tanrısı olan Prometheus’un,   Olympos tanrılarının gazabına uğramasını ve çektiği acıları konu ediniyor. 
Etkili, acı dolu ve isyan kokan diyaloglarıyla kitap, okuyucusuna günümüzün mevcut düzenini çarpıcı bir şekilde sorgulatıyor adeta. Balçıktan yarattığı insana ve soyuna uygarlığı öğrettiği için sarp kayalıklarla dolu bir dağa zincirlenmesi ve ölümsüzlüğünün elinden alınmasıyla lanetlenen Tanrı Prometheus’un etkili hikâyesi bu seçkide, edebiyatımızın değerli kalemi Zülfü Livaneli’nin önsözüyle okurlarıyla buluşuyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109441</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cdde4411-630a-4ab0-aff0-4f16f7b6d6d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendine Ait Bir Oda - Livaneli Kitaplığı</image:title>
            <image:caption>“İsterseniz kütüphanelerinize kilit vurun, ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne bir sürgü ne de kapatabileceğiniz bir kapı.” 
Kendine Ait Bir Oda ile “Kadınlar neden kurmaca metin yazamaz?” sorusuna cevap arayan Virginia Woolf, kütüphane rafları arasında dolaşarak, erkek egemen dünyada kadınların edebiyattaki yerini tartışıyor. Erkeklerin kadınlara uyguladığı baskıları ve ötekileştirmeleri kabul etmeyerek, edebi üretimin temelini oluşturan boş zaman, mahremiyet ve mali özgürlük gibi koşulların gerekliliğine vurgu yaparak, sessizliğe mahkûm edilen kadınlara şöyle sesleniyor: 
“Bu nedenle sizden para kazanmanızı ve kendinize ait bir odanızın olmasını isterken açıkça söylesem de söylemesem de, görünüşe göre, hakikatle iç içe, insana canlılık veren bir hayat yaşamanızı istiyorum.” 
Yayımlandığı tarihten itibaren onlarca dile çevrilen Kendine Ait Bir Oda, bu kez de edebiyatımızın usta kalemi Zülfü Livaneli’nin önsözüyle okurlara sunuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109442</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b6ee234-ed5c-4b31-8369-8f1159ecd458.jpg</image:loc>
            <image:title>6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri</image:title>
            <image:caption>Türkiye, devlet ve toplum olarak olağanüstü, çeşitli meydan okumaların iç içe olduğu ve zorlukların birbirini takip ettiği sert bir zaman diliminden geçiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 100. yaşında bir başka “Millî Mücadele hâli” olan bir “afetler zinciri” ile karşı karşıya kalmıştır. Coğrafyanın kaderiyle insanlığın kaderinin çatıştığı bu süreçte, ülke olarak ağır bir bedel ödedik. Bununla birlikte hasarların giderilmesi ve yaraların sarılması için 3 ay içerisinde devlet ve toplum olarak sarf edilen çabalar, yapılan faaliyetler, gösterilen dayanışma ve yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu ve verilen emekler; nüfusunun 6’da 1’ini, coğrafyasının 7’de 1’ini ve illerinin doğrudan 8’de 1’ini etkileyen büyük bir felaket anında Türkiye’nin, devletin ve toplumun dayanıklılığını teyit etmiştir. Asla umutsuz değiliz: Hep birlikte iyileşeceğiz. 9 saat arayla 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde, 6-7 km derinlikte ve yoğun yerleşim merkezlerinin hemen altında gerçekleşen ve toplamda 21 il ve 175 ilçede yıkımlara ve etkilere yol açan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri, birçok gelişmiş dünya ülkesinin yüzölçümünden daha büyük bir yüzölçümünü ifade eden 110 bin kilometrekarelik bir coğrafyayı doğrudan etkilemiş, on binlerce insanımızın ölümüne ve yüzbinlerce binanın yıkılmasına veya hasarlı olarak kullanılmaz hale gelmesine yol açmış, milyonlarca insanımız yer değiştirmek zorunda kalırken milyonlarca insanımız da çadır ve konteyner kentlerde yaşamaya başlamıştır. Türkiye, hem depremlerin büyüklüğü, şiddeti ve enerjisi, hem de bir afetinin etkileri açısından Cumhuriyet tarihinin en güçlü yıkımı ile karşı karşıya kalmış, gerçek anlamıyla “Asrın Felaketi” ve bunun getirdiği insanî, siyasî, sosyal, ekonomik, askerî ve egemenlik boyutlarında yansımaları olan çeşitli sorunlarla yüzleşmiştir. Raporumuzda, teorik yaklaşımlarımızı 14 günlük Deprem Bölgesi ziyaretinde edindiğimiz veri, bilgi ve gözlemlerle birleştirerek Kamu Yönetimi ve Sivil Toplum işbirliğine dayalı “Bütünleşik Afet Yönetimi Modeli/Sistemi” anlayışı kapsamında değerlendirdik. Sorumluluk bilinci olarak harekete geçme ilkemiz olan “Ben ne yapabilirim?” sorusu ile başlayan araştırmamızı “Bu felaketten daha iyi bir Afet Yönetimi için hangi dersler çıkarılabilir, neler yapılabilir, ne gibi adımlar atılabilir?” soruları ile genişlettik. Raporumuzdaki önerilerin; toplumsal eğitim, bilinç, zihniyet, yaklaşım, organizasyon ve uygulama dönüşümleri ile birlikte ülkemizin Yeni Afet Yönetimi Modeli/Sistemi için katkı verici olmasını diliyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109443</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a2a1976-4c24-49a4-a400-edff0681276c.jpg</image:loc>
            <image:title>Lysis veya Dostluk Üzerine</image:title>
            <image:caption>Platon, gençlik dönemi diyalogları arasında önemli bir yeri olan Lysis’te Sokrates’i kendine has ironik üslubuyla sahneye çıkarır ve antikçağ felsefesinin özellikle ahlak alanında ayrıntılı incelemelere konu olan dostluk (philia) kavramını onun ağzından diyalektik bir yöntemle tartışmaya açar. Böylece dostluk kavramının ilk defa felsefi bir sorun olarak temellendirildiği, felsefi ve edebi bir şahesere imza atmış olur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109444</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dee67f5d-a579-46f9-a84d-ea0a994ba41f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayşe&apos;nin Bulut Projesi</image:title>
            <image:caption>Su dolu gezegenimiz nasıl susuz kalıyor? “Gülümseten Öyküler” ve “Tombiş Kitaplar” dizilerinin yanı sıra resimli öyküleriyle de çok sevilen sanatçı, düşünür Behiç Ak, doğayla insanın uyum içinde yaşayacağı bir gelecek için bilimsel bir öykü anlatıyor. Dünyanın en önemli sorunlarından su krizine dikkat çekerken, bir çocuğun gözünden, kentleşmenin, ormansızlaşmanın, iklim değişikliğinin gezegenimizin su kaynaklarına ciddi etkilerini aktarıyor. Su uzmanı Dr. Akgün İlhan’ın danışmanlığında yenilenen resimli kitap, çocukları ve yetişkinleri, topraktan havaya, gezegenimizin tüm ekosistemi üzerine ortak okumalara ve birlikte öğrenmeye çağırıyor. Ayşe, tırmanmaya bayıldığı ceviz ağacının kurumaya başladığını görüp, evden su getirmeye koşar. Ancak, yağışsız geçen günler nedeniyle su kesintisi başlatılmıştır. Demek ki, bir yağmur bulutu oluşturmalıdır. Ama nasıl?.. O sırada tepelerinde beliren minik bir bulut, Ayşe ve kedisi Sarman’ı gökyüzünde bir gezintiye çıkarır. İkisi de, doğadaki su döngüsünden çevre kirliliğine, yenilenebilir enerji kaynaklarından suyun verimli kullanımına ve şehir planlamasına kadar pek çok şey öğrenecektir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109445</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f182763e-c5b1-46a6-889c-d84038e33a56.jpg</image:loc>
            <image:title>A’dan Z’ye Fijital Dönüşüm Rehberi</image:title>
            <image:caption>Fiziki ya da fiziksel işletmecilik. İlk olarak duyduğumuzda kısmen kulağımızı tırmalayan bir açıklama olsa da günlük ihtiyaçlarımızı gidermek için uğradığımız marketten, pantolon almak için girdiğimiz mağaza gibi fiziki bir mekanda yer alan işletmeler için kullanılan açıklamadır. 
 
Dijital ya da sanal işletme ise çevrimiçi hizmet veren pazaryeri platformlarında veya kendi e-ticaret yapılarıyla hizmet veren günümüzde ise instagram, facebook gibi sosyal medya platformlarında satış yapan işletmeler için kullanılan kavramdır. 
 
Bu dönüşümü gerçekleştiren işletmeler ise stok, finans, lojistik, tedarik, insan kaynakları ve reklam yönetimlerini tek bir panel üzerinden takip ederken fiziksel gerçek yaşam algı değerlerini sanal gerçeklik ile birleştirerek faaliyet gösterdikleri pazarlarda daha az bütçeler ile daha fazla verim alma imkanına ulaştılar. 
 
Her kademesinde insan fonksiyonunun temel alındığı fiziksel işletmeler günümüzde ve gelecek dünyada sadece geleneksel unsurlarla devam edemeyecekleri bu değişme ayak diretmeleri durumda maalesef yeni dünya ticaretinde yer bulmakta zorlanacaklardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109446</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c97fcbc5-e076-45e0-b63d-3c1ebd525e46.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzmin Susuzluk</image:title>
            <image:caption>“Efendim biz güzeli nerede kaybettik?” diye soran şaire verilmiş en güzel cevaplardan birisi Müzmin Susuzluk hikâyesi.
Tanpınar’ın Bursası’ndan arta kalan güzelliklerin ayak izlerini sürebildiğimiz bir şehrin ve insanlarının hikâyesi aynı zamanda.
Nefes nefese kalınan, bitmek bilmeyen yokuşlarının ve taşlıktan ibaret kısa mesafeli çıkmaz sokaklarının içine sinen yüzlerce yılın kokusunu duyabileceğiniz bir hikâye Müzmin Susuzluk.
Bir yerlerden tanıyorum hissiyle yakınlık kurabileceği ve okuyucunun odasına doluşup sohbete başlayabilecekleri kadar sahici karakterleriyle insan hikâyesi.
Halil Ziya Doğruöz, Müzmin Susuzluk hikâyesi ile Bursa’ya ve Bursa’nın şahsında şehirlerimizde kaybettiğimiz güzelliklere de kitabında sonsuza kadar yaşama imkânı verdi…
Müzmin Susuzluk şehir susuzluğumuzu gideren bir hikâye olarak artık kütüphanemizin başköşesinde…
 
Adnan İslamoğulları</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109447</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8a3c857-1cdc-4cc5-930a-21a0f5c27cf0.jpg</image:loc>
            <image:title>Teşkilat-ı Mahsusa Nedir? Ne Değildir?</image:title>
            <image:caption>İttihat ve Terakki Cemiyeti, siyasi ve sosyolojik olarak pek çok tahlilin konusu olmuştur. Romantik değerlendirmeler ve teşhisler her ne kadar Türk edebiyatının iştigal alanı olsa da ömürlerinin hatırı sayılır bir dönemini devlet kadrolarında mühim vazifelerde ve cephelerde geçiren şahsiyetlerin hâlet-i rûhiyelerini anlamak kolay olmasa gerek. İttihat ve Terakki’nin Küçük Efendisi Kara Kemal de hem cemiyet içerisinde perde arkasında önemli bir yer tutarken hem de millî iktisat uygulamalarında sermaye teşekkülü ve Türk unsurun ticari hayata dahli konusunda sorumluluk alan ve faaliyete geçen mühim bir isimdir. Bu faaliyetler, Tarık Zafer Tunaya’nın deyimiyle Cumhuriyet’in “siyasi laboratuvarı” olan II. Meşrutiyet dönemi ve o dönemin mimarı İttihat ve Terakki Cemiyetinin, Cumhuriyet’e aktarımlarının iktisadi veçhesini teşkil etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109448</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d60367e-9b9e-4254-979a-4474dbe00f98.jpg</image:loc>
            <image:title>Güç ve Zaman</image:title>
            <image:caption>Güç ve Zaman: Büyük Strateji ve Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılı, Türkiye’nin görüldüğünden de daha zengin imkânlara ve parlak istikbale sahip bir ülke olduğunu, Cumhuriyet’in ikinciyüzyılına adım attığımız 2023 yılında bulunduğumuz eşiğin derin ve çok katmanlı anlamlarını veiçerdiği tarihî fırsatları ortaya koymaktadır. Çerçevesi değişmiş olsa da aynı jeo-stratejik alandaöne çıkan Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin dış siyasetlerini dinamik birtarihsel okuma disiplini içinde ele alarak, bugün varılan noktanın Türkiye için olduğu kadarküresel planda da hangi nedenlerle olağanüstü bir nitelik taşıdığını izah etmektedir. Cumhuriyet’in dayandığı esasların doğruluğu son yüzyılda bölgede ve dünyada meydana gelengelişmelerle de gözler önüne serilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye’nin en güçlü siyasi atardamarıolan Osmanlı-Türk Reform geleneği ve mücadelesinin büyük değerini tüm boyutlarıyla tekrarkavraması gerektiğini vurgulayan bu çalışma, Türkiye’nin kendisini bir “Bölgesel Güç” olarakgörmek yerine, bundan çok daha kıymetli ve çok daha geniş açılımlar sunan “Orta Güç”kategorisinde değerlendirmeye başlaması zamanının geldiğini, bu yöne sapmaması hâlinde“Büyük Strateji” de uygulayamayacağı görüşünü savunmaktadır. Diğer taraftan, Orta Doğu’yayönelik olarak reelpolitiğin dışına düşen bir politikanın ısrarla sürdürülmesi, aslında Türkiye’ninBatı ve Avrupa’yla ilişkilerini daha ileri götürmekten başka rasyonel bir yol bulamayacağıhususlarını göz ardı etmekte ve bu meyanda “Avrasyacı” olarak bilinen yaklaşımların içerdiğiçelişki ve tutarsızlıkları da sergilemektedir.
Büyük tarih okuması anlayışından hareketle, Osmanlıların Habsburg İmparatorluğu’ylasavaşlarını 1699 tarihi sonrasında da devam ettirmiş olmasının yanı sıra, 1768-1774 Rus Savaşıve sonrasında vuku bulan gelişmelerin iki esaslı kırılma noktası ve Türkiye açısından ana stratejik hataları teşkil ettiğini, bu nedenlerle dünyanın değiştiği ve milliyetçiliğin güç kazandığıNapoleon dönemine büyük dezavantajların sahibi olarak girdiği hususunu geniş bir perspektiftendeğerlendirmeye tabi tutmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109449</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30cd064f-844a-4a25-aed8-fc96663dc8cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Türklerde Arkadaşlık - Kan Kardeşliğinden Musahip Kardeşliğine</image:title>
            <image:caption>Türk kültüründe kan kardeşliğinden başlayarak, musahip kardeşliğine kadar asırlar boyunca devam eden kardeşleşme törenlerinin sosyolojik, kültürel ve dinî köklerini tek tek incelendiğinde bu törensel uygulamaların bütününe bir anlam kazandırmak mümkün olacaktır. Zira musahip kardeşliği iki kişi arasında olan basit bir bağlılık akdi değildir. Bu, derin sosyokültürel temelleri olan ve bir milletin hayatiyetini devam ettirmesiyle de alakası bulunan çok fonksiyonlu bir müessesedir. Ona bu açıdan bakıldığındadır ki ancak bütün olarak Türk millî kültüründe oynadığı fonksiyonu kavramak mümkün olabilecektir.
Musahipliğin sosyokültürel temellerine inildiğinde Türklerin yaşadıkları coğrafyayla olan münasebetlerini tahlil etmek gerekmektedir. Pek de verimli olmayan bir bölgede yaşamaları, varlık ve birliklerini devam ettirebilmek için sürekli güçlü ve teşkilatlı olmak zorunda bulunmaları, onları birbirlerine kuvvetli bağlarla bağlanma ve bunu daimi kılmaya zorlamıştır. Nitekim Türklerdeki bu sıkı bağlılık ihtiyacı kendisini bir esnaf teşkilatı olan ahilikte de göstermiştir. Yani onlardaki bu kardeşlik teması sosyal, kültürel, siyasi ve dini olmak üzere birçok saik tarafından zaruri kılınmıştır. Dolayısıyla bu müessesenin bilhassa merkezin uzağında yaşayan Alevi-Bektaşiler arasında yaygınlık kazanması sebepsiz değildir. Musahip kardeşliğine bir törenle dahil olunması da onun müesseseleşmesini sağlamıştır. Bu müesseseleşme zarureti onu kan kardeşliği ve benzerlerinden daha ileri bir safhaya taşımıştır.Böylece ulaşılan safha sosyal ve kültürel bütünleşme safhasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109450</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9873f17e-f55c-481e-97c0-9f64299407d0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yolculuklara Kapılardan Çıkılır</image:title>
            <image:caption>Cüzdanından bir fotoğraf çıkardı. Sararmış, bükülmüş. Derme çatma sıvalı bir odada yerden tavana kadar yığılmış yastıklar, yorganlar, köşede küçük bir televizyon, yerde boydan boya kırmızılı siyahlı bir halı… Odanın tam orasında bir kadın vardı; başında beyaz tülbenti, güllü elbisesi, kucağında da küçük bir erkek çocuğu. Çocuk, kadının tülbentinin altından çıkan kızıl örüğü tutuyordu. 
“Bu renk,” dedi, örüğü gösterdi. Sonra fotoğraftaki kadını elleriyle sevdi, bir öpücük kondurdu. 
“Anamın örüğünün rengi olsun.” 
  İdil Nakiboğlu Dammer, Türk edebiyatına duru ve kahramanları son derece güçlü öyküler kazandırıyor. Her yerde görebileceğiniz, herkesten her an duyabileceğiniz yaşamları, seçtiği üslupla daha anlamlı bir şekilde hafızalarımıza kazıyor. Yolculuklara Kapılardan Çıkılır, dramatik ama bir o kadar da ölçülü... Çarpıcı ama bir o kadar olağan. Hatta belki, olağan olduğu için çarpıcı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109451</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3fb7ddf-e9bc-4317-97bf-e19111afecd3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ela ve Şans’la Güvenli Beslenme</image:title>
            <image:caption>Yemek yemek ne kadar tehlikeli olabilir? 
Peki bu tehlikelerden kendimizi nasıl koruyabiliriz? 
Ela bu tehlikeleri bilmiyordu ama öğrendi. 
En güzeli de bu tehlikelerden korunmak için artık bir güce sahipti. 
 
“SİHİRLİ SÖZCÜKLER” 
 
Öğrendiklerini arkadaşlarına anlatmak için sadık dostu Şans’ın da yardımıyla harika bir gösteri hazırladı. 
Peki bu sihirli sözcüklerin önemini onlara anlatabilecek miydi? 
  Öznur Karacaoğlu’nun harika kaleminden Güvenli Beslenme’ye dair eğlenceli bir hikâye sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109452</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/afd97dfe-c8fa-4567-969d-a291a0994830.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahalle Günlükleri</image:title>
            <image:caption>90’larda çocuk olmak... 
Çocukların sokaklarda büyüdüğü, gazoz kapaklarının oyuncak, buzluğa atılmış meyve sularının dondurma olduğu zamanlar... 
Yakın geçmişe ait bir dönem olsa da yüzyıllar geçmiş kadar eski bir dönem... 
Bir o kadar kıymetli... 
İşte, tam da bu dönemde geçiyor hikâye... 
Mahalleye yeni taşınan Kenan; 
Murat ve arkadaşlarının düzenini bir parça bozsa da, yüzleri gülümseten hikâyeleri, hatıralarda iz bırakmak üzere sizleri bekliyor! 
Arkadaşlık üzerine, sıcacık ve nostaljik bir kitap!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109453</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf2de76d-43cc-4053-89b9-e063847529df.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamanı Olmayan Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Kadınatlet meşalenin yanında umudu da taşıyordu. Gündöndü gibi açan umutların aslında nasıl bir aldatmaca olduğunun henüz farkında değildi. Öyledir; insanoğlu hem hayal kırıklığının acımasızlığından ürker hem de elinde tutamadığı bir geleceği umut eder. Oysa umut tepeden tırnağa tehlikeli bir şeydir. Çaresizliğin Bilgesi onca uçarı metaforun arasında ona bunları anlatmamıştı, hata etmişti. Bilerek veya bilmeyerek… Bilgeliğine yakışmamıştı. Ancak Kadınatlet sabırlıydı, gün gelecek bunu da öğrenecekti. 
 
Zamanı Olmayan Yolculuk, Karaburun Yarımadası’nın büyülü bir anlatımı. Okurken coğrafyanın dinmek bilmez rüzgârını yüzünüzde, uğultusunu kulaklarınızda hissedeceksiniz. Ege’nin bu benzersiz bölgesinin köylerini, köylülerini Sergun Ağar’ın dingin kaleminden, zaman zaman mitolojiden tanıklıklarla okumak, okur için eşsiz bir zevk halini alıyor. 
  Yazarın Diğer Kitapları: Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı (2002), Aşkın İade-i İtibarı (2005), Aşkın Rengi Kurdele Pembesi (2012), Geldiklerinde Çirkince’ydi, Şimdi Şirince (2020), Benim Mükemmel Yalnızlığım (2022)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109454</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d89969b5-fd74-477d-8fa3-ba79edb0e30e.jpg</image:loc>
            <image:title>Neden Oynamasın?</image:title>
            <image:caption>Arkadaşlarıyla kreşte oynayan Cem’in aklı biraz karıştı. 
Bazı oyuncakları sadece kızlar, bazılarını ise sadece erkekler oynuyordu. 
Cem, bir gün annesinden kendisine “erkek sabunu” almasını istedi. 
O da neydi! 
Bazı meslekleri sadece erkekler mi yapabilirdi? 
Bazı oyunlar sadece kızlar için miydi? 
Cem’in kafası iyice karıştı. 
Sonra ne mi oldu! 
Bu hikâye tam da bu kafa karışıklıklarını gidermek için! 
*** Uzman Psikolog Aylin Cengiz Akpınarlı’nın günümüzde halen aktif olan cinsiyetçi kalıp yargılarına karşı bilinçlenmeyi desteklediği bu kitap, çocuklarda, özellikle 4 yaş sonrasında gelişen cinsiyetçi davranışlara yönelik farkındalık kazanımını sağlayarak toplumsal cinsiyet eşitliği algısını aşılamayı hedefler. Bu amaçla, bütün oyuncakların, oyunların, hobilerin, renklerin cinsiyet fark etmeksizin bütün çocuklar için olduğunu anlatmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109455</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e6ff9cd5-568a-4fff-a3b9-5a01e9ea9e3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökkuşağı Balığı</image:title>
            <image:caption>Deniz Yıldızı Kasabası’nda her yıl “Yılın En Gösterişli Balığı” yarışması düzenleniyordu. 
Bu yarışma için çok çalışmış olan Gökkuşağı Balığı ise Defne’nin kovasındaydı. 
Defne’nin en büyük hayali, bir gün balık tutabilmekti. 
Peki, şimdi Defne ne yapmalıydı? 
  Hayaller ve yaşanan anların kıymeti üzerine sıcacık bir hikâye...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109456</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7adef67-8946-4531-8ce8-01dc2c33b9f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Dünya</image:title>
            <image:caption>Jess, Jack’in ardından söylediklerini bir süre düşündü. Büyükannesi gerçekten de bir şeyin peşinde olabilir miydi? Peki onların bu eve taşınacağını tahmin etmiş miydi? Jess’in emin olduğu bir şey vardıysa o da tüm bunların, büyükannesinin torunlarına, hatta kızına bile anlatmaktan kaçındığı geçmişiyle alakalı olmasıydı. 
 
Kendisini bir sis bulutunun içinde gibi hissetti. Şimdi o burada yoktu ve başlarından tuhaf ve esrarengiz olaylar geçiyordu. Tehlikeli şeyler. Kim bilir daha neler olacaktı? Jen’e anlattığı o korkunç yaratık Dehşetsaçan, uydurma değil de gerçekten varsa ne olacaktı? “Neyse bunların hiçbir önemi yok çünkü gizli geçide ulaşmanın bir yolunu bulamadık. Henüz…” diye düşündü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109457</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/500d1f95-0b77-45e7-933c-46302063c2d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Göç Ne Bırakır Ardında?</image:title>
            <image:caption>“Göç”, uzakların suyuna, ekmeğine, rüyasına zorladığı öznesini seyyah, garip, sürgün, mülteci, muhacir ve yabancı kavramlarıyla tanımlar. Ayrıca hevesler, beklentiler, yitimler, korkular, dramlar ve bir o kadar da henüz bilinmeyen nedenlerle biçimler onu. Ancak göç öznesini en iyi biçimleyen, gayesini hayal haritasına kazımış gayretin çektirdiğidir. Ama nedense bu olgu, çoklarına karşılıksız sevgiyi hatırlatır. Oysa sevgi kesintisiz devam eden değil, devam edebilme imkânı olan bir şeydir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109458</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee1c578e-cddb-495a-8e35-fd571ed4cc50.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüreğimde Bir Aşk Var</image:title>
            <image:caption>Yağmur, şehirde sesi olan her yaratığa “Kısın şu lanet olası sesinizi de beni dinleyin,” der gibi asfaltın ve köprüden geçen arabaların üzerine, çatur çutur sesler çıkararak yağmaya başlamıştı bile. Kapüşonumu başıma geçirip hızlı hızlı yürümeye başladım. “Yarın saat on birde burada olun,” demişti telefondaki ses. Ama ayaklarım geri geri gidiyordu. 
Eğri büğrü taşlarla döşeli sokaktan geçip sıvası dokunsan dökülecekmiş gibi duran binanın küf kokulu bodrum katına indiğimde, daha zili bile çalmadan içimi bir pişmanlık duygusu sarmıştı. Ne işim vardı bu kemirgen yuvasında? Ne tür bir çaresizlikti beni buralara getiren? Evet, Tebrizli Şems “Girmeden bilemezsin,” demişti ama bu köhne kapının arkasında nasıl bir derman bulmayı umuyordum ki? Görmeye geldiğim kişinin, beni bir boşluktan başka bir boşluğa atmayacağı ve sahte bir kurtarıcı olmayacağı ne malumdu? 
  Handan Ünlü Haktanır&apos;ın eserlerine bir yenisini eklediği Yüreğimde Bir Aşk Var isimli bu öykü kitabında herkes aşkın türlü hâllerine tanık olacak ve kaçınılmaz olarak kendinden bir parça bulacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109459</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bccfe1f2-e9c1-43b0-b2a4-80500280b726.jpg</image:loc>
            <image:title>Ela ve Şans’ın İlk Yardım Maceraları</image:title>
            <image:caption>Bazen hiç ummadığımız anlarda kazalar, yaralanmalar ve talihsiz olaylar yaşayabiliriz. 
Peki bu durumlarda ne yapacağımızı biliyor muyuz? 
Ya mini okurlarımız… 
Ela da her çocuk gibi ufak tefek kazalar yaşayıp zor durumlarda kaldı. 
Ama dostu Şans’ın da yardımı sayesinde hızla çözümler bulup, bu durumları atlattı. 
 
Çocuklar için ilk yardım atölyeleri düzenleyen ve alanında uzman olan yazar, 
 Öznur Karacaoğlu’nun harika kaleminden “İlk Yardım”ın önemine dair eğlenceli ve bir o kadar faydalı bir hikâye sizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109460</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc89bcad-0fe6-4fde-a8b3-2d67f278bc0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Letafetsiz Ama Evladiyelik Öğütler</image:title>
            <image:caption>Müge Ceyhan bu hikayeleriyle bizi sanki çok değer verdiği sandık odasına çağırıyor. İçinde kaybetmeye gönül indiremediği, yıllar boyunca özenle sakladığı insanların ve nesnelerin izlerini paylaşabilmek için… Bir örtüdeki reçel izi, kirli bir küllük, yıkanmaktan yıpranmış bir kumaş… Hayatlar…Unutulamayanlar… Hikâyenin doğasına yakışır o ince ayrıntıları yakalama özeniyle… Buna bir de yazarın ressamlığından gelen gözlerin gördüklerini eklediğinizde duygu yüklü bir görsel şölenle karşı karşıya kalıyorsunuz. Umut veren genç hikayeciler kuşağına hassasiyetini ve derinliğini taşıyan bir kalem katıldı.
Mario Levi
 
“Yaşamımızın içinde kimi zaman farkında bile olmadan geçip gittiğimiz anların, sıradan gelen günlerin bazen ne kadar özel olduğunu yitip gittiklerinde anlarız ya... Bazen bir masa örtüsünde kalan kahve lekesi, bazen müsvedde defterlerdeki kısa notlar, kimi zaman bakıp görmediğimiz duyguların sakladığı gözlerdeki çekmeceler gibi.
​Şanslıysak renkler solmadan ucundan yakalarız hayatımızı, bazen de sepyalaşmışanılarda yaşatır dururuz, takılmış plak misali.”
Müge Ceyhan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109461</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cda8cfd4-b3c1-448f-a3fc-b99076376b54.jpg</image:loc>
            <image:title>İmam-ı Azam Ebu Hanife</image:title>
            <image:caption>İmam-ı Azam Ebu Hanife; İslam’ın evrensel ilkelerinin izini sürerek temel değerlerimize vurgu yapmış, öncü fikirleriyle hem yaşadığı asrın hem de gelecek yüzyılların yüreğini mayalamayı başarmış, insanlık tarihinin en büyük bilginlerinden birisidir.
O, Kur’an’dan sünnete, sahabe asrından tabiun dönemine intikal eden ilmîbirikimi yorumlayıp sistemleştiren İslam Hukuku’nun kurucu âlimidir.
Bir yandan sahabe devrinde cereyan eden elim hadiseler neticesinde ortaya çıkan siyasi çatışmaların Müslümanları bölüp parçaladığı, diğer yandan farklı medeniyetlere beşiklik etmiş diyarların İslam topraklarına katılması neticesinde meydana gelen fikrî ayrışmaların belirginleştiği bir dönemde kurduğu fıkıh akademisi yoluyla meseleleri çözüme kavuşturacak usuller geliştirmiş; yetiştirdiği seçkin talebeler vasıtasıyla fikirleri Irak, Mısır ve Türkistan&apos;da yayılmakla kalmayıp Büyük Selçuklu ve Osmanlı’nın içinde bulundukları çağa güçlü bir şekilde yürümelerine de temel oluşturmuştur. Bu yüzyılın Türk asrı olmasının taşıyıcı sütunları da kuşkusuz onun tefekkür tezgâhında şekillenecektir.
Bugün Müslüman toplumlara yönelik meydan okumalar neticesinde maruz kalınan savrulmalara karşı güçlü bir medeniyet inşası gerçekleşecekse bunun zemini; imana, akla, insan hak ve hürriyetine, inançta eşitliğe, hoşgörüye, adalete, hikmete ve sosyal değişimin ruhunu anlamaya dayalı İslam’ın evrensel ilkelerini bayraklaştıran Ebu Hanife’nin Re’y merkezli yaklaşımı olacaktır.
Bu romanda yaşadığı çağın ruhunu okuyan bir âlimin; imanla aklın ışığını maharetle harmanlayarak ortaya çıkan yeni meseleleri çözüme kavuşturmasına, her şartta ilmin onurunu korumasına, canı pahasına zulme direnerek adaleti ayakta tutma çabalarına ve bütün bunlar için ödediği ağır bedellere şahitlik edecek, hakikati haykıran özgür ruhlu bir bilgenin çilelerle şekillenmiş gönül coğrafyasına misafir olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109462</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b13de78a-2f9f-48af-9b7f-1759b33c0eb0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yoksa Rüya mı ?</image:title>
            <image:caption>MUSTAFA ÖZÇATALBAŞ 
1941 Çorum doğumlu yazar ilk ve orta tahsilini memleketinde sonra eğitimine İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesinde devam etti. 26 yıllık öğretmenliğinin çoğu İstanbul’da, son beş yılı Çorum Halk Eğitim ve Akşam Sanat Okulu’nda Müdür Yardımcılığında geçti 1992’de emekli oldu. 
Sanat ve Edebiyat düşkünü, duygusal bir kişiliği olan yazarın Lise yıllarından bugüne yazdığı aşk şiirleri, kent ve memleket sorunlarını içeren gazete köşe yazıları Çorum mahalli gazetelerinde yayınlanmıştır. 
Yazara göre, Güzel Sanatların bir kolu olan edebiyat da; insanın iç dünyası duyguları ve yaşamlarının kitaplara aksi röntgeni fotoğrafıdır adeta. Okudukça kendini tanır, eksiğini tamamlar olgunlaşıp etkin bir şahsiyet olur kişi. Ders kitapları insanı sadece meslek adamı yapar. Edebiyattan nasipsizlerin hep bir tarafı eksiktir sanki. Kültürlüler arasında o eksiklikleri sırıtır bayağı... 
 
Yazarın basılmış eserleri 
1-ŞU BİZİM Çorum. Anı Hikayeler. 1996 
2-ÇORUM İLE İSTANBUL’UN ARASI. 
Nostaljik Hikayeler. 2003. 
3- İKİ KADININ HİKAYESİ. 2017. (Roman) 
4-KORONA ALTINDA BİR İZDİVAÇ 2021 (Roman) 
5-EVLENSEM Mİ ACABA? 2021 (Komedi Tiyatro) 
6-YOKSA RÜYA MI? 2023 (Roman)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109463</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71419b94-3b34-4c7e-8e9f-0689189bb294.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünden Kalanlar</image:title>
            <image:caption>Her insanın yaşamının bölümleri vardır. Benim hayatımda bölümler yaşamıma yön vermiştir. Dünyaya gözümü açtığım ilk on altı yılım, on altı yıldan sonra 28 yıllık çalışma hayatım, evliliğim ve çocuklarım, emeklilik sonrası yaşamım ve bunların hepsini değerlendirdiğimde dünden kalanlar... 
 
Murat GÖKGÖL 1973 yılında Erzurum’da doğdu. Temel eğitimini Ankara ilinde tamamladı. 1990 yılında çok istediği askeri okula adımını attı ve 1991 yılında astsubay olarak mezun oldu. Ülkemizin çeşitli illerinde içindeki vefa ve aidiyet duygusuyla başarılı olarak görevlerini tamamladı. 2017 yılında istekle emekli oldu. Murat GÖKGÖL evli olup iki kız çocuğu babasıdır. 
 
Dünden kalanlar, tüm bu süreç içerisinde karalanmış, sevgi, hasret, tutku, aşk, acı vd. temalar ışığında yazılmıştır. Yazılan şiirler okuyana farklı bir duygu verecektir ama şiirlerimin büyük bölümü hayat arkadaşıma adanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109464</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bb3cea2-5bf4-4276-8009-7fdda056ebb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kerkük Horyatlarım</image:title>
            <image:caption>Irak Türkmen Edebiyatında, şiirin başlangıcı sayılan Hoyrat-Horyat-Koyrat-Koryat bir duygu ve düşünceyi özgün yollarıyla dile getiren, yedi heceli, dört veya da fazla mısralı bir halk şiiri türüdür. Horyat sadece Irak Türkmen edebiyatında değil. Türk edebiyatında da özgü bir yeri vardır. 
 
Şair Şəmsəddin Küzəçi ədəbiyyata horyat yazmaqla gəlib. Horyat, xalqın ürəyindən çıxıb xalqın ürəyinə gedən bir sevgi şeiridir. Babalardan qalan bir yadigar olan horyat, anaların südünə qarışan bir nəğmədir. Anasından dinlədiyi bu nəğmələr, Küzəçinin ədəbiyyatda qələm oynatmağına gətirib çıxardı. Onun horyatlarında eşq, sevgi və dostluğa səslənişi; zülmə,haqsızlığa hayqırtı kimi məfhumlar və duyğular dilə gəlir. 
 
Onun şeirləri ahəngli, duyğulu, könüldən gəldiyinə görə sadəvə səmimidir və buna görədə, dost könüllərdə öz yerini tapıb.Yazdığı horyatları, əsasən, İraqda nəşr edilən “Yurd” qəzeti, “Qardaşlıq” və “Birlik Səsi” jurnallarında yayımlanır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109465</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af2774b3-77a7-47e5-a413-b35b1b9eccdb.jpg</image:loc>
            <image:title>Şah Mat</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllardır doğuda birbirleriyle siyasi ve askeri olarak mücadele eden Osmanlı ve İran devletleri, XIX. yüzyılın ilk yarısına kadar ilişkilerini çatışma ekseninde yürüttü. Sınır aşiretleri ile ilgili yaşanan uzlaşmazlık nedeniyle 1820 yılında başlayan savaş, Osmanlı ve İran arasında geçmişten bu yana yaşanan mücadelelerin askeri anlamdaki nihai safhasıydı. İran’da 1796 yılında hâkimiyet kuran Türk hanedanı Kaçarlar, 1820-1823 yılları arasında üç yıl, şark ve Bağdat cephesinde Osmanlılar ile savaştı. 1820-1823 Osmanlı-İran Savaşı, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından önce gerçekleşen son savaştı. Askerî tarih çalışmaları ekseninde bakıldığında bu savaş, Sultan II. Mahmud’un modern bir düzenli ordu kurma teşebbüsü sayılan Asâkir-i Mansure-i Muhammediye ordusunun teşkili öncesinde Osmanlı ordusunun harp kabiliyetini ve yapısını gözler önüne sermekteydi. Savaş ekseninde Osmanlı ordusunun harekât, lojistik-ikmal ve seferberlik faaliyetleri, ilk defa bu çalışma kapsamında değerlendirildi. 1820-1823 Osmanlı ve İran Savaşı ayrıca, iki ülke arasında yapılan savaşların da sonuncusuydu. XIX. yüzyılın büyük güçleri İngiltere ve Rusya arasındaki rekabetten dolayı yara alan Osmanlı-İran ilişkileri, bu savaş sonucunda imzalanan I. Erzurum Antlaşması neticesinde büyük oranda silahlı çatışmanın yaşanmadığı bir sürece girdi. Antlaşmada yer alan birçok hüküm, doğuda yaşanıp bugüne kadar uzanan sorunlara çözüm getirdi. Bu çözümler, başta iki ülke sınırlarının tanzim edilmesi, ticaretin geliştirilmesi ve devletlerarası ilişkilerde mezhep temalı siyasetin bir kenara bırakılması olarak temayüz etti. Türk diplomasi tarihinde önemli bir merhale sayılan I. Erzurum Antlaşması ve bu antlaşmasının onay sürecinde yaşanan diplomatik krizler de bu çalışmada ayrıntılarıyla ele alındı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109466</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4058bc79-61a9-4e51-a171-98b78ac0c949.jpg</image:loc>
            <image:title>Kanlı Süngüler</image:title>
            <image:caption>“Askerlerimizden birdenbire hücum sesleri yükseldi. Allah! Allah! İşte şimdi süngü hücumu oluyor, orası sarsılıyor, düşmanın makineli tüfek, tüfek ve bombalarının çıkardığı haşin sesler herkese bir ürperti veriyordu.
Harp tasavvuru mümkün olmayan çok kanlı bir felaket içinde cereyan ediyor. Süngüler şakırdayarak mütemadiyen göğüslere batırılıp çıkarılıyor. Yaralarını avuçlayarak yere düşen askerler hissettikleri acı ıstıraplarını izale edebilmek için topraklar üzerinde kıvranıyordu. Bütün saha kan içinde yaralananlar, ölenler, tüfeklere takılı kanlı süngüler…
Çanakkale’de vatan için şehadet abideleri yaratan şu Türk çocukları yine aynı feragat ile Türk tarihine yeni zafer menkıbeleri ilave etti. Şehit olanlar üzerine yağan kardan kefenlerini yaparak mezarları başucunda hayata gözlerini kapadılar.”
Münim Mustafa
 
Elinizdeki kitap, Münim Mustafa’nın ikinci hatıra defteri olan Kafkas Cephesi’ne dair harp hatıralarından oluşmakta ve ilk defa yayınlamaktadır. Münim Mustafa, 13 Şubat 1916 günü Haydarpaşa Garı’nda başladığı Kafkas Cephe yolcuğu sırasında şahit olduğu hazin manzaraları hatıra defterine not etti. Ordunun iaşe ve mühimmatlarını nakleden kağnı arabaları kara saplandığında köylü kadınların kar yığınları içinden arabalarını çıkarmak için nasıl uğraştıklarını, dondurucu soğukta küçük çocuklarıyla birlikte canla başa mücadele eden kahramanları duygu dolu satırlarla kaleme aldı. Cephede yapılan taarruzları, süngü hücumlarını, kanlı boğuşmaları ve hislerini an be an yazdı. Bu hatırat 13 Şubat 1916’da başlayıp 31 Ağustos 1916 günü sona ermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109467</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c119c76-b903-4260-80cb-1c8e8018f803.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Tarz-ı Emperyalizim Teoriden Tarihe</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de tarih ile güncel küresel, kıtasal ve bölgesel gelişmeleri karşılıklı etkileşim içinde değerlendirebilen çok az fikir adamı vardır. Zira bunun için derin siyasi tarih, strateji ve ülkemizde çok az bilinen jeopolitik altyapı gerekmektedir. Profesör Dr. Sayın Ergun Türkcan bu insanlardan biridir. Okurlarına ve takipçilerine güncel siyasi, ekonomik ve askeri gelişmeleri akıcı ve sade bir üslup içinde alışılmadık bir sentezle aktarır. 
Bu kitabında da değişik kaynaklarda yayımlanmış makaleleri üzerinden, emperyalizmin jeopolitik ve ekonomik saiklerle şekillendirdiği gelişmeleri bölgesel, kıtasal ve küresel perspektifte, son derece dikkat çeken başlıklar ve akış ile okuyucuya sunarak içinde bulunduğumuz zor döneme ışık tutuyor. Emperyalizmin sürekli başarmak ve hükümran olmak istemesine rağmen kendi içinde nasıl dönüşüm geçirdiğini ve zamanı geldiğinde yükselen yeni güçler tarafından nasıl dengelendiğini örneklerle anlatıyor. 
Bu makaleleri kitaplaştıran Sayın Türkcan’ı tebrik ediyorum. 
Cem GÜRDENİZ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109468</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/222524f7-9313-4d4a-8880-148ed313fd39.jpg</image:loc>
            <image:title>20. Yüzyılda Ne Oldu?</image:title>
            <image:caption>20. Yüzyılda Ne Oldu?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109469</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0fb1de88-a636-4c6f-a910-88a2e82d39d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sonsuzda Buluşulan Nokta</image:title>
            <image:caption>“Bina girişlerinin kemerlerinin üzerinde, reklam sütunlarının boş kalmış yerlerinde, pisuarlarda “Feda” yazılıydı. Feda, feda, feda. Kendinizi feda edin! Daha fazla esirgemeyin kendinizi! 
Hediye olun, harcanın, kurban olun!” 
 
Hitler’in iktidarı ele geçirmesinin arifesinde Almanya. Dönemi yaşayanlara hâkim olan duygu bir sarhoşluğa benzemekte, gençlerin değişim isteği kendini çarpıcı renklerle bağıra çağıra dışavurmaktadır. Coşkuyla serinkanlılık arasında gidip gelmeler, gerçeklikten kaçış, ümidin ve aşkın uğradığı bozgun, tehlikeli bir şekilde kabaran nasyonal sosyalizm. Dünya bir uçuruma savrulmakta ve herkes krizden çıkış yolu aramaktadır. İğneleyici bir toplum panoraması sunan Sonsuzda Buluşulan Nokta, “kayıp kuşağın” büyüleyici bir tablosunu çiziyor. Klaus Mann, dansçı ve kariyer düşkünü Gregor Gregori kişiliğiyle aynı zamanda, Mephisto’sunun kahramanı olan Hendrik Höfgen’in de bir öncülünü yaratıyor. 
 
Klaus Mann’ın en iyi romanı olan Sonsuzda Buluşulan Nokta, yazarın psikolojik ve edebi ustalığının canlı bir kanıtıdır. 
FREDRIC KROLL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109470</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b089d2d-dd9f-4abf-9c63-bd0ce3122f44.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Sette Aşk Yangını</image:title>
            <image:caption>Sosyal medya fenomeni Crystal Chen, kariyerini spor salonlarına dair klişeleri yıkarak ve alaycı yorumları görmezden gelerek inşa eder. Sevgilisinden ayrılan ve erkeklere dayanma gücü gittikçe azalan genç kadın teselliyi sporda bulur.

Ancak spor salonunun en yeni üyesiyle, yani kendini beğenmiş itfaiyeci Scott Ritchie ile tanıştığında işler değişir. Aralarındaki rekabet, havada kıvılcımlar uçuşmasına yol açar. Genç kadının bu kaos ortamında beklediği son şey, büyükanne ve büyükbabalarının nişan partisinde Scott’la karşılaşmaktır.

Düğüne gitmek için yola çıktıklarında Crystal, Scott’ın inatçılığının altında yumuşak bir kalp olduğunu keşfeder. Ruh eşini bulmuş olabileceğini düşünür. Fakat sosyal medyada yayılan bir fotoğraf
kötü yorumları da beraberinde getirir ve filizlenen aşklarını
güç testine tabi tutar.

 
Goodreads, Amazon, Cosmopolitan, USA Today
2022’nin En İyi Romantik Kitapları Seçkisi

 
“Amy Lea, vücut pozitifliğine odaklanan, iç açıcı bir romantik komediyle karşımıza çıkıyor. İlk Sette Aşk Yangını esprili ve güçlü; kendini kabullenmekle mücadele eden herkese bir övgü niteliğinde.”
—Publishers Weekly

“Karakterler o kadar komik, sempatik ve anlayış dolu ki bunun Amy Lea’nin ilk romanı olduğuna inanmak zor.”
—Popsugar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109471</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/570718ed-68ef-4e58-b0e1-deb677c0f50a.jpg</image:loc>
            <image:title>Çaylak İle Filozof Seti (6 Kitap)</image:title>
            <image:caption>Çaylak ile Filozof Seti 6 kitap bir arada… 
 
Çaylak ile Filozof-1 / Ben Bir Neyim? 
Çaylak ile Filozof-2 / İnsan Diye Bir Kelime 
Çaylak ile Filozof-3 / Ruhun Irkı Yok! 
Çaylak ile Filozof-4 / Güzellik, İyiliktir 
Çaylak ile Filozof-5 / Şüphelerin Alaca Karanlığında 
Çaylak ile Filozof-6 / Özgürlük Kaderimizdir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109472</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0cd7811-8210-4e91-ae5c-b61c2cc000a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Tombik Ayı Acıkınca</image:title>
            <image:caption>Soğuk kışın ardından,
Isındı havalar, geldi ilkbahar.
Uyandı Tombik Ayı kış uykusundan.
Kutlamak için Tombik Ayı’nın uyanışını
Bir bahar partisi düzenledi arkadaşları...
Tombik Ayı ile birbirinden renkli arkadaşları Fare, Tavşan, Porsuk, Sincap, Köstebek, Karga, Çalıkuşu ve Baykuş birlikte çok eğleniyor. Onlar için her yeni doğan gün yepyeni bir macerayı da beraberinde getiriyor. Bu maceralardan öğrenecek çok şey var. Ve tabii ki bol bol kahkaha da sizi bekliyor. Tombik Ayı tüm çocukları bu tatlı öykülere davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109473</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09fd1c7e-03f5-4c60-925e-9911a887e57a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tombik Ayı Hastalanınca</image:title>
            <image:caption>Sonbahar gelince soğudu hava,
Tombik Ayı üşüyordu mağarasında.
Hâlsizdi vücudu, tıkalıydı koca burnu.
Hem başı da çok ağrıyordu.
Yoksa Tombik Ayı hasta mı oluyordu?
Tombik Ayı ile birbirinden renkli arkadaşları Fare, Tavşan, Porsuk, Sincap, Köstebek, Karga, Çalıkuşu ve Baykuş birlikte çok eğleniyor. Onlar için her yeni doğan gün yepyeni bir macerayı da beraberinde getiriyor. Bu maceralardan öğrenecek çok şey var. Ve tabii ki bol bol kahkaha da sizi bekliyor. Tombik Ayı tüm çocukları bu tatlı öykülere davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109474</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6cc50c1b-4a26-4d81-950d-cd9c4446d6ca.jpg</image:loc>
            <image:title>Tombik Ayı Teşekkür Ediyor</image:title>
            <image:caption>Rüzgârlı bir sonbahar günü,
Mağarasında tek başınaydı Tombik Ayı.
Çok çok çok sıkılıyordu bugün canı!
Keşke arkadaşları yanında olsaydı...
Tombik Ayı ile birbirinden renkli arkadaşları Fare, Tavşan, Porsuk, Sincap, Köstebek, Karga, Çalıkuşu ve Baykuş birlikte çok eğleniyor. Onlar için her yeni doğan gün yepyeni bir macerayı da beraberinde getiriyor. Bu maceralardan öğrenecek çok şey var. Ve tabii ki bol bol kahkaha da sizi bekliyor. Tombik Ayı tüm çocukları bu tatlı öykülere davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109475</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27f7a418-5547-403b-8c8d-a0d43086afc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tombik Ayı&apos;nın Yeni Arkadaşı</image:title>
            <image:caption>Sıcak bir yaz günü,Tombik Ayı mağarasında,
Oturuyordu tek başına.
Peki arkadaşları neredeydi acaba?
Tombik Ayı ile birbirinden renkli arkadaşları Fare, Tavşan, Porsuk, Sincap, Köstebek, Karga, Çalıkuşu ve Baykuş birlikte çok eğleniyor. Onlar için her yeni doğan gün yepyeni bir macerayı da beraberinde getiriyor. Bu maceralardan öğrenecek çok şey var. Ve tabii ki bol bol kahkaha da sizi bekliyor. Tombik Ayı tüm çocukları bu tatlı öykülere davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109476</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/83e4261d-24ff-46ff-96fd-99cab4726d22.jpg</image:loc>
            <image:title>Tombik Ayı Uyuyamıyor</image:title>
            <image:caption>Soğuk ve karlı bir kış günü, Tombik Ayı
mağarasında, sıcacık yorganına sarınmış,
etrafı izliyordu.
Kar taneleri usul usul yere düşüyordu.
Tombik Ayı’nın mağarası sıcacıktı ama...
Tombik Ayı bir türlü uyuyamıyordu.
Tombik Ayı ile birbirinden renkli arkadaşları
Fare, Tavşan, Porsuk, Sincap, Köstebek, Karga,
Çalıkuşu ve Baykuş birlikte çok eğleniyor.
Onlar için her yeni doğan gün yepyeni bir
macerayı da beraberinde getiriyor.
Bu maceralardan öğrenecek çok şey var.
Ve tabii ki bol bol kahkaha da sizi bekliyor.
Tombik Ayı tüm çocukları bu tatlı öykülere
davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109477</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c4b2fe0-f96f-4818-8d64-5d029316a6db.jpg</image:loc>
            <image:title>Nahoş Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Roman ve denemeleriyle olduğu kadar Zola, Maupassant, Renan ve France gibi yazarlara savurduğu sert eleştiriler ve ayrıksı görüşleriyle de tanınan Léon Bloy, edebiyatı yozlaştırdığı düşünülen, dönemin popüler eğilimi dekadan akımının temsilcisidir. Çağdaşlarıyla büyük fikir uyuşmazlıkları yaşayan yazar, Nahoş Hikâyeler’le Jorge Luis Borges’in de hayranlığını uyandırmayı başarmıştır. 
 
Bloy “saygın” insanların hangi durumlarda ne denli kötücülleşebileceğini ortaya koyduğu on iki öykülük bu derlemede skandal, kaza, ölüm, intihar gibi talihsiz durumları, insanın içindeki karanlığı deşerek gün yüzüne çıkardığı “nahoş” insan davranışlarını müthiş bir belagatle ve acımasızca aktarır. Yer yer rahatsız edici, yer yer gülünç bu öykülerle yazar, insanın ikiyüzlülüğünü anlatırken kendi ruhsal krizlerini mistik bir teolojik anlayışla metnine yansıtır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109478</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99cf4e1b-af9a-4a94-b70e-8b77e6679c4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Senso: Kontes Livia&apos;nın Gizli Not Defteri</image:title>
            <image:caption>Geçmişin o bunaltıcı döneminde yaşadığım her eylem, her sözcük ve bilhassa her utanç belleğime kazınmış; sürekli geriye dönüp hâlâ kapanmamış yaranın derin kesiklerini arıyorum. Hissettiğim şey acı mı yoksa heyecan mı, tam olarak bilemiyorum. 
 
Camillo Boito’nun 1882’de yayımladığı Senso, arka planında III. İtalyan Bağımsızlık Savaşı’nın sürüp gittiği bir sadakatsizlik öyküsüdür. Anlatıya adını veren bu sözcük, İtalyancada duygu, his, şehvet gibi anlamlara gelir. İhtiyar kocasıyla mutsuz bir evlilik sürdüren, güzelliğine ve güzelliklere düşkün Kontes Livia etkileyici Teğmen Remigio Ruz’a gönlünü kaptırır. Ancak genç adamın aşkı Livia’nın sahip olduğu her şeyi feda etmesine ve yüzleşeceği utanca değecek bir aşk değildir. Aşk ve tutku yerini böylece öfkeli bir intikam arayışına bırakır. 
  19. yüzyılın femme fatale tiplemesinin çarpıcı bir örneğini okurla buluşturan, Luchino Visconti ve Tinto Brass gibi yönetmenlere de ilham olan Senso, edebiyat eleştirmenlerince yazarın en başarılı eseri olarak kabul edilir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109479</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7651f009-3c90-4496-94ac-9f06fc39656e.jpg</image:loc>
            <image:title>Aksak Ördek ve Kör Tavuk</image:title>
            <image:caption>Zekice yazılmış komik hayvan hikâyelerinin usta ismi Ulrich Hub’dan hayallerin peşinden gitmeye dair yeni bir macera! Aksak ördeğe göre “büyük dünya” çok ama çok tehlikeli bir yer. Bu yüzden münzevi bir hayat sürdürdüğü avlusunun dışına hiç çıkmıyor. Ancak günün birinde, avlusunda kör bir tavuk beliriveriyor. Hayat dolu bu yeni ve cesur arkadaş en gizli hayallerin bile gerçek olduğu o yeri bulmaya kararlı! Aksak ördekten de bu yolculukta rehberi olmasını istiyor. Peki, ördeğin bilinmeze giden bu yolculuğa çıkmaya cesareti var mı? Ulrich Hub geleneği bozmuyor ve komik hayvan hikâyeleri anlatmaktan fazlasını yaparak önümüze muhteşem diyalogları, şaşırtıcı olay örgüsüyle hayal etmenin gücü ve yalnızlık üzerine ufkumuzu genişletecek sıradışı bir dostluk hikâyesi koyuyor! Jörg Mühle’nin eğlenceli ve canlı çizimleri, bu iki kanatlı dostun macerasını bildiğiniz “uçuruyor!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109480</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9cfe242f-8a09-40c3-adf9-0fcc73866a3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Tek Meyve Portakal Değildir</image:title>
            <image:caption>“Tek Meyve Portakal Değildir, kolay cevaplar sunduğu için değil, zor sorular sorduğu için rahatlatıcı bir roman. Sizi rahatsız eden şey hakkında konuşabilirseniz onu aşabilirsiniz de.”
– Jeanette Winterson
 
Hayatı inançlarına sıkıca tutunmaktan ibaret bir kadın, küçük Jeanette’ı evlatlık aldığında çok mutlu olur. Bu mutluluğun sebebi, etrafı ne kadar kalabalık görünse de daima yalnız geçirdiği, örselenmiş hayatına taze bir soluk geleceğinden değil, kendi gibi misyoner bir kadın daha yetiştirebilme umududur. Başlarda her şey planladığı gibi gider; küçük kız, annesini ve dolayısıyla Tanrı’yı memnun etmek için elinden geleni  yapmaktadır. Ama sonra cemresi yeni düşmüş bahar toprağında beliren o ilk, mucizevi, hem kırılgan hem de güçlü filiz gibi bir soru bitiverir kızın aklında: Bu ben miyim gerçekten?
 
Dünya edebiyatının en güçlü feminist seslerinden biri olan Winterson, yarı otobiyografik, yarı fantastik bu romanıyla, ısrarla anlamak istemediğimiz en temel meselelerden birine doyurucu bir son çiziyor: En nihayetinde insan, yakınındakilerin beklentilerini de görmezden gelir ve “her şeye rağmen” kendini istediği biçimde inşa eder. Doğuştan getirdiği sevilme ve kabul görme arzularını hiçe sayacak kadar cesur da olabilir üstelik.
 
Doğrusu, bu kendine inanan herkesin severek ödeyeceği bir bedeldir. Dolayısıyla, evet,
tek meyve portakal değildir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109481</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/07b83fde-ce59-459e-87a1-525363724c37.jpg</image:loc>
            <image:title>Suikastçının Aşk ve İhanet Rehberi</image:title>
            <image:caption>Leydi Katherine’in babası yasalara karşı gelip gizlice Katolik olduğu için öldürülmüştür ancak babasının sakladığı tek sır bu değildir: O ve arkadaşları Kraliçe I. Elizabeth için hazırlanan bir suikast planına da
karışmıştır. İhanetler bir bir gün yüzüne çıkarken yaşadığı topraklardan
kaçmak zorunda kalan Katherine’in artık kaybedecek hiçbir şeyi
yoktur. Bu yüzden babasının yarım kalan görevini tamamlamaya karar
verir. Genç bir erkek kılığında Londra’ya gidecek ve kraliçeyi kendisi
öldürecektir.
 
Katherine’in suikast için aradığı fırsat, ünlü oyun yazarı William
Shakespeare’in kraliçenin huzurunda sahnelenecek en yeni oyununa
oyuncu olarak seçilmesiyle gelir. Ne var ki bilmediği bir şey vardır:
Bu oyun sıradan bir oyun değildir. Bu, isyancıları yok etmek için
düzenlenmiş bir komplodur.
 
Planın arkasındaki muhteşem beyin ise kraliçe için casusluk yapan
Toby Ellis’tir. Toby ve Katherine, oyunda karşı karşıya geldiklerinde,
açıklanamaz bir şekilde birbirlerine doğru çekilirler. Yakınlaştıkça
aralarında tekinsiz bir ilişki filizlenmeye başlar ve çok geçmeden
kendilerini talihsiz aşkın, gizlenen kimliklerin ve ihanetin bedelinin
ağırlığı altında zorlu kararlar verirken bulurlar.
 
“Cinsiyet klişelerini yerle bir ediyor... Birlikte olmak için aşılmaz gibi
görünen zorluklarla karşılaşan iki “talihsiz” âşık hakkındaki bu merak
uyandıran hikâyede, tarihsel kurgu genç yetişkin edebiyatıyla buluşuyor.”

- VOYA 
“Shakespeare’in Londra’sında ve onu şekillendiren entrikalarla,
ittifaklarla ve politikalarla dolu heyecan verici, sürükleyici bir macera.” - Mackenzi Lee
New York Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109482</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0e43e5a-3734-4e84-9b0f-793728788019.jpg</image:loc>
            <image:title>Kur’an-ı Kerim’de Er Dişi Kimliği</image:title>
            <image:caption>Ey okur!.. “Havva” kimdir? sorusuna herkes aynı cevabı vermektedir: “Dünyada yaratılan ilk insan Adem’in karısı!..” Hem de Adem’in kaburga kemiğinden yaratılan Havva... Öyle mi?.. Halbuki “Havva” ismi, Kur’an-ı Kerim’de bir kere bile geçmiyor... Bu ve benzeri uydurmalar vahyedilmediğine göre, etrafında yüzlerce masal uydurulan Havva ismini kim öğretti sana?.. 
 
İnsanların “erkek/kadın” diyerek uydurduklarıyla, Allah’ın işaret ettiği “erlik ve dişilik kimliği” arasındaki fark... “Erkek ve kadın” ile “erlik ve dişilik” manasını öğrendiğinde dünya değişecek... Böylece ruhtan kaynaklı yaratma hakikati fark edilecek... Vahiylerde bütün hayvanların neden “dişi” olduğu da anlaşılacak... Kur’an-ı Kerim’de el dokunulamayan, tertemiz, ahlâklı, şerefli ve bakir bir ruha, kadın ismiyle neden “Meryem” denildiği de... Kutsal kitaplarda adı geçen kadın peygamberleri de öğreneceğiz... Evet!.. Kadın peygamberler!.. Kadın evliyalar, insanı kâmiller, mürşidi kâmiller!.. 
 
Ezberletilenleri unutmak zamanıdır... Cehalet devri çoktan geçti... Değişmeli değil, “gelişmeli” artık insan... Hakikatli fikirler aydınlatmalı dünyayı, eşitlikçi, adaletli, insanca düşünceler... Bulmalı artık hakikat manası gerçeklikteki yerini... Aklını ve gönlünü bir edip temizleyenler için... Ne diyor Allah: Rad/11: Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirmedikçe, Allah onlarda bulunanı/nefislerindekini değiştirmez... 
 
Bu ilahi sözden bile hakikatli bir sonuç çıkaramıyorsan... Var sen de bu kitabı okuma!..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109484</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e02ac89c-20c9-4e16-af85-83838a4329c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Çoban Köpeği Pan</image:title>
            <image:caption>Pan, yeni dogan yedi yavrudan biri. 
Bembeyaz, koca göbekli, yünden bir topaç gibi! 
Pan büyüdügünde tüm sürüye kendisi bakacak. 
Ama ögrenecek çok şey var, bu nasıl olacak? 
Çoban Köpegi Pan’ın hikâyesi kır çiçekleriyle bezeli. 
Merak ediyor musun Pan büyürken başına neler geldi? 
Hepsi bu kitabın içinde gizli!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109485</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f7ec840-9300-4757-abc8-484d5ac04f41.jpg</image:loc>
            <image:title>Benden Bana</image:title>
            <image:caption>Hayatlarımızı yaşadığımız gibi hayallerimizi de yaşamadığımız sürece gerçeği göremeyeceğiz. Kanatlarım olmadan yaşamayı çok denedim ama kanatsız yaşadığım her gün bir önceki gün gibiydi. Siz bu dünyada bir kelebeğin ömrü kadar hayatınızı yaşamayı öğrenene kadar bir önceki günün tekrarı niteliğinde olacaktır. Kelebeklerin ömrü sadece bir gündür. Bizim ise belirsizdir. Onlar ömürlerini sadece yaşarlar. Bize ise her gün bir ömür gibi yaşama şansı verilir. Bazılarımız bu şansı o renkli kelebeklerin ömürleri gibi rengârenk yaşar. Bazılarımız ise sadece ölmek için yaşar. Kanatlarınızı açmadığınız her gün hayatınızdan çaldığınız bir gün olarak hayatınıza girecektir. Kanatlarınızı açmak için önce takmanız gerekecektir. Kanatlarınızı kendiniz takmadığınız sürece kimse size kanat olmayacaktır. 
  Herkesin kanat takması ve kanatlarını sonsuzluğa kadar açık tutması dileğiyle bu kitabı kanatlarına bir küçük umut olması amacıyla yazmış bulunuyorum. Kanatsız melekler kanatlı melekleri her gün yollarına daha da devam etmesi için cesaretlendirmeli. Bu kitabı okurken bir kuşun kanadı kadar özgür bir kelebeğin rengi kadar renkli hayatlar yaşamanız dileğiyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109486</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6ca8921-4621-446b-9db8-dd8ed1f02b35.jpg</image:loc>
            <image:title>Fırtık Kız (Yaramaz Kız)</image:title>
            <image:caption>Fırtık Kız (Yaramaz Kız) ve arkadaşları ormana niçin gittiler acaba? 
Onları ormanda ne gibi sürprizler bekliyordu? 
Pekiiiiiiiii... 
Fırtık Kız ve arkadaşlarının başına gelen sürprizleri öğrenmek için 
sabırsızlanıyor musun? 
Sanki “Eveetttttt” dediğini duyar gibiyimmm… 
Bakalımmmmm….. 
“Kim uyuyor? Kim uyanık?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109487</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f83fb8e0-02f6-4c0b-be98-6ff38fcfa86d.jpg</image:loc>
            <image:title>Firuze’yi Sever Gibi</image:title>
            <image:caption>Hayat serüveninde yalnız kalmaya mahkûm muyuz yoksa kendimiz mi bu sonu hazırlarız? Asım sorularının cevabını geçmişinde ararken yalnız ölecek olma tedirginliğinin kendi suçu olup olmadığını öğrenme gayesindedir. 
  “Hayatımın en mutlu sabahlarından birine uyanmıştım. Tarih 14 Temmuz 1981... O gün taktığım mavi kravatı nerede çıkardığımı bilmiyorum hala, bir daha hiç görmedim. Rengini hatırlıyorum, dokusu ise hala parmaklarımın ucunda. Firuze gelip yakalarımı düzeltmişti hatta. Lila elbisesinin içinde ne kadar da güzel görünüyordu. Sabaha dair tüm ayrıntılar aklımda sonrası ise derin bir boşluk gibi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109488</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45a11a82-a6e2-4e0b-83ee-c809cb261786.jpg</image:loc>
            <image:title>Hissel Muhasebe</image:title>
            <image:caption>Sakınmak ister sözünü, istemez yakınmak. Yakınsak bir sayı idi; ancak asla istediğimiz gibi olmadı hayat. Kader çeneni kapa da yaşayalım. Kim olduğumuzu anlamaya çalışalım, bu unutmak heveslisi ruhların gezindiği yerde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109489</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df460962-5dcb-4960-b5d6-efcc5e5eaf19.jpg</image:loc>
            <image:title>Labaraskuvi</image:title>
            <image:caption>Lahan’da insanlar yavaş yavaş ölüyorlardı. Kimseye yardım edemiyordum, edilmiyordu. Gece sokağa çıkmak yasaktı ve çıktığın an olacaklardan kimse sorumlu olmayacaktı. Lahan için akşam yediden sonrası yoktu. Tamamen masum insanların öldüğü, katledildiği bir yerdi. Polisler ya da devlet, hiçbir şey yapamıyordu.    
Abraska adı verilen canavarlar ile mücadele etmek söz konusu bile değilken, ben onlarla birçok kez yüz yüze gelmiş ve sağ kalmıştım. Üstelik bir muhabirken.    
Neden onlarla sürekli karşılaşmama rağmen hâlâ hayattaydım? Bu benim kişisel sorunumdu. Peki ya Lahan insanları, tam olarak onlardan ne zaman kurtulacaktı?   
İnsanlar ölmeye devam ediyordu, üstelik son zamanlarda görülen vakalara karşın, Abraskalar artık sabahları da gün yüzüne çıkmaya başlamışlardı.  
 Biz ne yapacaktık?   
 
&quot;Hiçbir şey göründüğü gibi değildir,” Daniel Kooper</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109490</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2774d98a-384e-46e3-9185-75f5f96856e8.jpg</image:loc>
            <image:title>Namuteber</image:title>
            <image:caption>“İşte dedim şimdi sır 
Çözüldü benim için 
İlk işten atılan 
O kız senmişsin 
Sebebini sordular 
Sendikalı dediler 
Patron yazdı kâğıda 
O kız pek namuteber”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109491</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5cb40fad-5f68-457d-88fd-2638076ab72b.jpg</image:loc>
            <image:title>Otto</image:title>
            <image:caption>3. Oktay Akbal Edebiyat Ödülü Sahibi Esra Sezer Ciner’den Sürükleyici Bir Roman 
Yaşanmış olayların ışığında kurgulanarak; doğduğumuz andan öleceğimiz güne kadar tüm yaşadıklarımızı, acılarımızı, ihtiraslarımızı, ektiklerimizi ve biçtiklerimizi sorgulatan, düşündürücü ve heyecanlı bir serüven… 
Başlangıçlar mı sonuçları hazırlar, yoksa sonuçlar mı birer başlangıçtır? 
19. yüzyıl Avrupa’sında çığır açan tutkulu dâhi Alfred ve çetin bir hayat yolculuğu… 
Kadersel bir anlaşmaya imza atmış olan Otto’dan Alfred’e uzanan gümüş kordon… 
Daimî mevcudiyetiyle gizemli rehber Garba… 
Bu romanda, tarihe damga vurmuş bazı bilim insanı ve sanatçılardan esinlenerek oluşturulan karakterler eşliğinde; bildiğinden şaşmayan, kimseye boyun eğmeyen, gururlu Alfred’in, müthiş dehasına rağmen var olmak için verdiği amansız mücadeleye şahit olacağız. İlmi, idealleri, aşkları, dostları, düşmanları onu nasıl bir sona hazırlayacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109492</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5ab95da-4c62-4e20-9be0-b28059cf3818.jpg</image:loc>
            <image:title>Verda, Siyah Köpek ve Şampanya Patlamadı</image:title>
            <image:caption>“Migren gibi yoklar bu ataklar. Önce işaretler gelir, sonra canım acımaya başlar. İlaçlarımı alır, odama çekilir, perdeleri kapatırım. Sabahın ilk ışıklarıyla günlük hayata dönerim.” 
  Verda, Siyah Köpek ve Şampanya Patlamadı, Deniz Büyükbozkırlı&apos;nın kaleminden çıkan, ustaca örülmüş öykülerin bulunduğu bir kitap. Satır aralarında günlük hayatın konforunun içinde hissederken kendinizi birden zamansız, başka bir evrenin saatleri içinde süzülürken bulabilirsiniz. Bu öyküleri çok seveceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109493</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b29f7b6-0d38-4e12-8a54-7412a6c928cf.jpg</image:loc>
            <image:title>İki Kraliçenin Savaşı</image:title>
            <image:caption>Usta yazar Jennifer L. Armentrout’un son şaheseri Kan ve Kül serisinin heyecanla beklenen dördüncü kitabı! 
 
Altın taçların çaresizliğinden ve… 
 
Casteel Da’Neer Kan Kraliçesi’nin ne kadar kurnaz ve gaddar olduğunu çok iyi biliyor ama ortaya çıkan sırlar onun bile aklına gelmeyecek kadar büyük. 
ölümlü bedenden doğan bir savaş başlar. 
Poppy’nin kralını serbest bırakmasını ve Kan Kralı’nın temsil ettiği her şeyi yok etmesini hiçbir şey engelleyemez. Hayat İlkeli’nin muhafızlarının gücü ve kurtların desteğiyle Poppy, Atlantisli generalleri ikna etmeli çünkü her iki krallığın da barış içinde yaşayabileceği bir gelecek ümidi hâlâ var. 
Büyük ilkel güç… 
 
Poppy ve Casteel, değer verdiklerini ve kendilerini savunamayanları korumak için eski ve yeni gelenekleri birlikte sürdürmeliler. Ama savaş sadece başlangıç. Kadim ilkel güçler çoktan harekete geçti ve çağlar önce başlayan dehşeti ortaya çıkardı. Kan Kraliçesi’nin başlattığını bitirmek için, Poppy’nin kehanet edilene, yani en çok korktuğu şeye dönüşmesi gerekebilir. 
 
ölümün ve yıkımın habercisi olarak yükselir.   
 
“Kıvılcımdaki bir gölge, alevdeki bir ışık tendeki ateşe dönüşecek. Yıldızlar gökyüzünden döküldüğünde, büyük dağlar parçalanıp denizlere yürüdüğünde ve eski kemikler tanrıların yanında kılıçlarını kaldırdığında sahte olanın ihtişamı elinden alınacak, ta ki ölümlüler diyarında aynı kötülüklerden, aynı büyük ve ilkel güçten iki kişi doğana kadar.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109494</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4f78670-9e93-4146-9356-9f6228b9fe6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Geometri</image:title>
            <image:caption>1936-1937 kışında Dolmabahçe Sarayı’nda yazılan Geometri kitabı, Türkleri yüzyıllardır takıldıkları karanlık çağdan çıkarmayı hedefleyen sürecin iki önemli unsuru olan eğitim ve dil devrimlerinin kesişiminde Atatürk’ün kendi elinden çıkmış simge bir eser. Zihnimizi açan, geometriyi, matematiği “görmemizi” sağlayan boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, taban, yatay, düşey, dikey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarpı, bölü, eşit toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimleri Atatürk üretti. İşgal edilmiş, orduları dağıtılmış bir ülkenin Birinci Dünya Savaşı’nı kazanan devleri yenip bağımsızlığını, şerefini kazanmasına liderlik etmekle kalmadı, o ülkeyi ortaçağdan geleceğe sırtında taşımakla da kalmadı, bir de çocukları geometriyi kendi dillerinde kolayca öğrenebilsin diye bir kitap yazdı! Atatürk’ten habersiz bir yabancıya bu öyküyü bir oturuşta anlatırsanız “Yok artık, uyduruyorsun!” diyebilir, bir hayal kahramanından söz ettiğinizi sanabilir. Türkiye o dönemde çok şanslıydı.  
 
Dilbilimciler ve tarihçiler tarafından birçok kez incelenen ve üzerine makaleler yazılan bu eser ilk kez “sayısalcı” gözüyle bir mühendislik hocası ve bilim yazarı tarafından irdeleniyor.   
 
Cumhuriyet’in yüzüncü yaşında Geometri’nin yeni baskısını Atatürk’ün 1937’de Sivas Lisesi 9-A sınıfına verdiği geometri dersini izleyen öğrencilerden Cemil Say’ın oğlu Prof. Dr. Cem Say yayına hazırladı. Bu baskıda eserin tarihsel çerçevesiyle birlikte Say’ın Geometri’nin içeriğini 85 yıldır güncelliğini koruyan bir matematik metni olarak ele aldığı bir incelemeyi de bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109495</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0347acde-04e7-4a81-afce-a37033e4c515.jpg</image:loc>
            <image:title>Başkomser Nevzat 2 - Tapınak Fahişeleri (Poşetli - Zarflı)</image:title>
            <image:caption>Bir Usta Yazar, İki Usta Çizer, Üç Çarpıcı Çizgi Roman
Ahmet Ümit okurlarının zihinlerinde canlandırdığı dünyası bu kez çizgi dünyamızın iki ustası İsmail Gülgeç&apos;le Aptülika&apos;nın kareleriyle hayat buluyor. Ümit&apos;in polisiye roman ve öykülerinin efsanevi kahramanı Başkomser Nevzat, bizi bu üç çarpıcı macerada, yardımcıları Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep&apos;le beraber İstanbul&apos;un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor.
Ne garip değil mi polis?
Ben sahte peygamberlerden medet umdum, satanist kardeşim şeytandan medet.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109496</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9685879-cbd0-4bb4-a7db-16919490c0cf.jpg</image:loc>
            <image:title>İktisat ve Toplum Dergisi 151. Sayı: Siyasal Sistem ve Ekonomi</image:title>
            <image:caption>Bu sayıda: 
Başkanlık Parlamenter Sisteme Karşı: Kurumlar ve Ekonomik Performans - Gülçin Özkan 
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Kıskacında Türkiye Ekonomisi: Sermayeyi İhya Eden Benzersiz Bir Bölüşüm Şoku - A. Erinç Yeldan          
Ekonomik Gidişat ve Seçimler - Özgür Orhangazi      
14 Mayıs Sonrasında Türkiye Ekonomisi- Osman Aydoğuş                
Türkiye’de Servet 1: İmanın ve Paranın Kimde Olduğu Harbiden Bilinmiyor - Alper Duman          
A.Suut Doğruel Anısına - Alpay Filiztekin, Ceyhun Elgin, Erinç Yeldan, İnsan Tunalı, Kamil Yılmaz, Ömer Faruk Çolak, Refik Erzan, Sema Aksoy, Serdar Sayan, Sevil Acar 
Rant, Kapitalizm ve Politika - Hüseyin Özel     
AKP Dönemi Ekonomi ve Maliye Politikalarının Atatürk Dönemiyle Karşılaştırılması - Nurettin Bilici     
Savrulan Hayatlar, Küçük Dokunuşlar, Büyük Sonuçlar: Hans Wolfgang Singer’in Gizemli Türkiye Serüveni - Ercan Eren    
6 Şubat Depremleri ve Sosyal Sermaye - Bilal Bağış    
Kalkınmanın Politik Ekonomisi Üzerine - Vahap Samanlı      
Kamu Harcamaları: Kriz ve Seçim Etkileri - Ayşegül Şahin    Röportaj: Zarafetin Temsili Bale ve İstanbul’dan Yayılan Hint Esintisi – Gülçin Elif Yücel</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109497</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78d7b807-c47e-4d0f-8b13-893c2ebc55ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Şu Belekoma Kalesi&apos;nin Dili Olsa da Konuşsa (Sıvama Cilt)</image:title>
            <image:caption>Bora, Bilecik’te yaşayan merak dolu bir çocuk. Yaşadığı şehrin tarihini öğrenmek isterken, bambaşka bir maceraya çıkıyor. Bilecik ile ilgili önemli mekânları gezmek ve öğrenmekten ibaret kalmıyor bu yolculuk. Geçmişin tozlu raflarında ilerlerken, sadece çocukları değil, hepimizi, bugün bizi biz yapan değerler üzerine düşündürmeye davet ediyor. 
*** 
Bilecik tarihi hakkında olmakla kalmayıp, çocukların tarih bilincine ilham verici olmasıyla da heyecan verici! 
İlknur ERGUN 
Yazar 
*** 
Bu kitap Osmanlı’nın kuruluşu aşamasında ve Kurtuluş Savaşı sırasında önemli bir şehir olan Bilecik’in tarihini, kültürünü ve tarihi mekânlarını yakından tanımak isteyen herkese tavsiyemdir. Kitapta Bora’nın büyükbabasının dediği gibi: Benim şehrim küçük ama tarih kokan bir şehirdir. Bir rüyadan doğan imparatorluğun ilk başkentidir. 
Gökçem Elif KARANFİL 
Psikolojik Danışman Oyun Terapisti</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109498</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c32ae54c-d0f8-4ad6-9e05-ff3221ad54d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın En Paha Biçilmez Dileği: Maya</image:title>
            <image:caption>Maya, 
Satın alınamayacak ve 
paha biçilemeyecek bir dilekti! 
Her canlı gibi değerliydi! 
Luna, onu sabırla bekledi. 
Ve bir gün dileği gerçek oldu. 
Sadece Luna mı Maya’yı sahiplenmişti? 
Yoksa birbirlerini mi sahiplenmişlerdi? 
 
Maya, 
Era un deseo que no se podía comprar y 
iun deseo que no tenía precio! 
iEra muy valioso, como todo ser vivo! 
Luna la esperó pacientemente. 
Y un día su deseo se hizo realidad. 
¿Solo Luna adopto a Maya? ¿O se adoptaron la una a la otra?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109499</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3388ce41-92b5-4771-8169-2653581bcdf0.jpg</image:loc>
            <image:title>Domatesler Nereye Kayboldu?</image:title>
            <image:caption>“Sanırım seni anlamaya başladım anne. 
Mart ayında tohumları ekmiştik. 
Mayıs ayında çıkan fideleri aktarmıştık, yani şaşırtmıştık,” diye kıkırdadı Eda. 
“Aferin, unutmamışsın şaşırtmayı.” 
“Unutmam ne mümkün anneciğim şaşkın fideleri,” diyerek gülümsedi Eda. 
 
  Sürdürülebilir Tarım ve Permakültür alanında eğitimler almış olan Çocuk Gelişim Uzmanı Özlem Akar Yıldırım, bir gün bostandan kayboluveren domateslerin nereye gittiğini anlattığı bu sevgi dolu hikâyede, kendi tohumlarımızı üretebilmenin yolunu anlatırken, bu alanda sadece çocuklara değil ebeveynlere de ilham oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109500</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7385e6c-d9a0-4459-adce-ae77ade96f34.jpg</image:loc>
            <image:title>Bokashi</image:title>
            <image:caption>“BOKAAAASHİ!” 
“Peki, ne demekmiş Bokashi?” diye sordu Eda. 
“Araştırdığıma göre Bokashi’nin kelime anlamı yavaşça kaybolmakmış. Yani organik atıklarımızın yavaş yavaş gözden kaybolması gibi. Aslında kaybolmuyor tabii ki, dönüşüyor. Normalde mutfak atıklarımızı çöp kutusunda bekletsek çürüyebilirdi fakat lactobasil serum ve talaş kepeği sayesinde, kovada kötü bakteri yerine iyi bakteri ürüyor ve atıklarımız, bir çeşit turşuya dönüşüyor.” 
 
  Sürdürülebilir Tarım ve Permakültür alanında eğitimler almış olan Çocuk Gelişim Uzmanı Özlem Akar Yıldırım, organik atıkların dönüştürülmesi sistemlerinden biri olan BOKASHİ’yi sevgi dolu bir hikâye ile çocuklara anlatırken, kolay uygulanabilir ve basit çözümler ile sadece çocukları değil, ebeveynleri de Permakültür alanında bilinçlendirmeye davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109501</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d36bee8-4dd2-4040-a785-699bdc0c1bb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Köpek Adam - 8 -Mama - 22</image:title>
            <image:caption>SON ZAMANLARIN EN ÇOK SATAN
KÖPEK ADAM SERİSİNİN HEYECANLA BEKLENEN
SEKİZİNCİ KİTABI!
Petey hapisten çıkar ve yepyeni bir hayata başlar. Petey yeni hayatında kendiyle ilgili arayışlarına devam ederken, Küçük Petey&apos; de iyiliği bulma çabası içindedir.
Bakalım bu sefer Petey ve Köpek Adam bir süreliğine olsun kedi köpek gibi didişmeyi bırakabilecekler mi?
İkili patilerini birleştirip bir takım olarak çalışabilecekler mi?
Şimdi birbirlerine her zamankinden daha çok ihtiyaçları var! Küçük Petey (ve dünya) onlara güveniyor!
Dav Pilkey Köpek Adam Serisi&apos;nin her kitabında her yaştan okuyucuya hitap etmesinin yanı sıra empati, nezaket, sabır ve iyilik yapmak gibi evrensel temaları da işliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109502</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47758bef-f56c-40ae-a41a-3f5a38176749.jpg</image:loc>
            <image:title>Uygarlık Yargılanıyor</image:title>
            <image:caption>Uygarlık Yargılanıyor, Batı uygarlığının kendisine dair genel kabullerini temelden sarsıyor: Köken aldığını ileri sürdüğü Helen uygarlığı ile ilişkisinin aslını, Greko-Romen uygarlığının yekpare görünümünün altında yatan çok parçalılığı, sarsılmaz görülen yapısının içinden gelişen bilim, milliyetçilik ve yeni ideolojilere karşı ne denli savunmasız olduğunu sebep ve sonuçlarıyla ele alıyor. 
Batı’nın tarihsel ufku hem mekân hem de zaman boyutunda muazzam bir şekilde genişlediği halde vizyonu hızla daralmakta ve âdeta at gözlüklerinin arasından bakan bir atın görüş açısı kadar dar bir alana sıkışmıştır. Batı uygarlığının da etkisiyle dünyamızda bugün insani duygular daha önce görülmemiş bir düzeyde gelişmiş; her ulustan, ırktan ve sınıftan insana artık evrensel haklar tanınır olmuştur. Fakat aynı zamanda, yine bu uygarlığın dayattığı kimi değerler nedeniyle insanlık, ekonomik sınıf savaşının, milliyetçiliğin ve ırkçılığın belki de dünya tarihinde şimdiye dek hiç görülmemiş derinliklerine saplanmış durumdadır. Tarihsel çatışma hatlarındaki birçok kriz hâlâ çözülebilmiş değil, yakın zamanda da bir şeyler değişecek gibi durmuyor. Bu evrensel kuşatıcı duygusallık ile grup bölünmüşlüğü arasında kalan insanlığın yarını nasıl olacak? 
Uygarlık tarihçisi Arnold J. Toynbee geniş tarihi bir çerçeveden hareketle, insanlığın içerisinde bulunduğu durumu ele alıyor. Meşhur İngiliz tarihçi, Batı uygarlığının geleceğine, bu uygarlığın içerisindeki güç dengelerine, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın nasıl şekilleneceğine, bu dünyada İslam uygarlığının yerine dair ufuk açıcı ve çarpıcı içgörüler sunuyor. 
Tarih boyunca uygarlıkların birbirleriyle karşılaşıp çarpışarak yeni uygarlıklar ve büyük kurumsal dinler ürettiğini tespit eden usta tarihçi Toynbee, Uygarlık Yargılanıyor’da birikimlerini süzerek okura aktarıyor ve geleceğin yine uygarlıklar arası etkileşimle inşa edileceğini savunuyor. Tarihe, bugüne ve geleceğe ilişkin sunduğu fikirler, dünün ürünü olan bugünden yarını inşa etmek adına ortaya değerli bir yol haritası koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109505</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20d1e8c1-b8dd-46bd-a934-370688960c2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk ve Atatürkçülük</image:title>
            <image:caption>Devrim Hareketleri İçinde 
ATATÜRK ve ATATÜRKÇÜLÜK 
“Atatürk, geçmişle gelecek arasında, değiştirilmesi gerekenle deği­şik düzen arasındaki geçişi başarı ile temsil edebilmiştir. Atatürk’e ‘Bü­yük&apos; sıfatını vermemiz bu tarihsel davranışının anlamıdır. Yıldırım hızı ile değişen olaylar ve gelişen akımlar ortasında, o her sözü ve tutumu ile her zaman devrimci ve gerçekçi kalmasını bilmiştir. Ata­türkçülüğün temel ve değişmez çizgileri de bu suretle ortaya çıkar.” 
“Michelangelo’nun bir şiirinde söylediği gibi; her mermer bloğunda bir Venüs heykeli saklıdır. Gerçek sanatçı bu heykeli, o kaya parçasından çıkarana derler. Atatürk de Türk milletinde bu ruhu, bu görkemli varlığı sezen ve ona şekil veren Büyük İnsan’dır.” 
Tarık Zafer Tunaya 
 
Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya kitabın ilk bölümünde Atatürk&apos;ün hayatı, liderliği, fikirleri, devrimleri ve Türk toplumuna yaptığı katkıları ayrıntılı bir şekilde ele alırken, aynı zamanda Atatürkçülük fikrinin Türk toplumu üzerindeki etkilerini de inceliyor. Tunaya ikinci bölümde belgeler ışığında Cumhuriyet tarihinin dönüm noktalarını yorumlarken, üçüncü bölümde Osmanlı İmparatorluğu&apos;ndan Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti rejimine geçişi tüm yönleriyle inceliyor. 
Yaşamı boyunca Atatürk’ü ve Türk Devrimi’ni incelemiş, Millî Mücadele’yi ve sonrasını tüm sebep ve sonuçlarıyla ele almış, değerlendirme yaparken, tarafsızlığını bilimin ön şartı saymış değerli bilim insanı, özellikle Meşrutiyet ve Cumhuriyet alanında çalışmalarıyla tanınmış hocaların hocası Tarık Zafer Tunaya’nın Atatürk ve Atatürkçülük kitabı Atatürk ve Cumhuriyet tarihine meraklı herkesin okuyabileceği bir başucu kitabı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109506</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8619cd9-a3eb-4a16-8ed4-9d412ca9f870.jpg</image:loc>
            <image:title>Dakikalar İçinde İkinci Dünya Savaşı</image:title>
            <image:caption>TÜM YÖNLERİYLE 
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI 
İkinci Dünya Savaşı&apos;nın tüm yönleri, savaşın nedenleri ve sonrası, Hitler&apos;in yükselişi, Dunkirk tahliyesi, Britanya Muharebesi, Pearl Harbor, Midway ve Iwo Jima, Leningrad kuşatmaları ve Stalingrad, Hiroşima ve Nagazaki&apos;nin bombalanması, D-Day ve Berlin&apos;in düşüşü, savaşa yön veren liderler; silahların gelişimi ve teknoloji; savaşın sivil yaşama etkisi ve vahşeti; dönüm noktaları, teslimiyetler, savaşın tarih boyunca yankıları ve çok daha fazlası Dakikalar İçinde İkinci Dünya Savaşı’nda. 
Versay Antlaşması, İspanyol İç Savaşı, Mussolini ve Faşizmin yükselişi, Adolf Hitler, Winston Churchill, FDR ve Joseph Stalin, Çin-Japon Savaşı; Blitz, denizaltı savaşı ve enigma, çöl savaşı, Barbarossa Harekâtı, Moskova Savaşı, direniş ve işbirliği, Mercan Denizi ve Guadalcanal, Dambusters, Dresden&apos;in bombalanması, Alamein; Kursk, Montgomery, Jukov, Rommel ve Eisenhower, Paris&apos;in kurtuluşu, Bulge Muharebesi, Yalta Konferansı, Berlin sığınağı, Okinawa Savaşı, kamikazeler, atom bombası, savaşın kurbanları, savaş suçları davaları, Soğuk Savaş ve İkinci Dünya Savaşı’na dair merak ettiğiniz her şey… 
Dakikalar İçinde İkinci Dünya Savaşı insanlık tarihindeki en büyük çatışmayı 200 çağdaş fotoğraf, resim ve harita ile anlamanın en hızlı yolu…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109507</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2f9934c-f5d0-43ca-91eb-1e43269bc98b.jpg</image:loc>
            <image:title>Vulgar Viking Büyük Yarış</image:title>
            <image:caption>Kronik Çocuk’un yeni macera serisi Vulgar Viking, Fatih Erdoğan çevirisiyle okurlarıyla buluşuyor! 
 
Bu 6 kitaplık seri, Odin Redbeard&apos;ün kaleminden çıkan hikâyelerle ve Sarah Horne&apos;un harika çizimleriyle hayat buluyor. Vikinglerin olağanüstü dünyasına adım atarken, dostluğu, cesareti, macerayı ve eğlenceyi bir arada bulacaksınız. 
 
Bu kitaplar, sadece eğlenceli hikâyeleri ve canlı çizimleri değil, aynı zamanda Viking kültürü hakkında da birçok ilginç bilgi içeriyor. Bu seri ile Viking gemileri, ejderhalar ve kahramanlarla dolu maceraların yanı sıra, tarihin en muhteşem karakterleriyle de tanışacaksınız. 
 
Eğer Vikingler hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız, Vulgar Viking serisini mutlaka okumalısınız! Bu kitaplar, her yaştan okuyucunun keyifle okuyabileceği inanılmaz bir macera serisi. Bu özelliğiyle diğer çocuk kitaplarından ayrılan seri, çocukların okuma alışkanlıklarını güçlendirecek ve hayal güçlerini besleyecek. 
 
Hazır mısınız? Vikinglerin dünyasına adım atmak için Vulgar Viking serisini keşfetmeye başlayın!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109508</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ecaa6328-3f18-480b-9e97-5bb0909293dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiçbir Çocuk Yatağa Aç Girmeyecek</image:title>
            <image:caption>‘’BU ÜLKEYE ADALET YA GELECEK YA GELECEK!’’ 
Herkes umut tohumlarını yeniden eksin! 
Ülkemiz için doğuyoruz, çocuklarımız için doğuyoruz, torunlarımız için doğuyoruz. Bayrağımız, vatanımız, ülkümüz için doğuyoruz. Kimsenin kimliğine, kimsenin inancına, kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeden, karışmadan, onurluca yaşayacağımız bir Türkiye için doğuyoruz. 
Şimdi kulakları sağır olan birilerine ve dünyaya sesleniyorum: Adaletsizliğe, haksızlığa, zulme karşı çıkacağız çünkü inancımızda diyor ki: “Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır.” 
Şeytan olmayacak bu ülkede. 
Herkes ama herkes zulme karşı çıkacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109509</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b81c3bfa-c8fb-48ae-a76d-60e57910ba88.jpg</image:loc>
            <image:title>Hiçbir Şeyden Her Şey Mümkündür</image:title>
            <image:caption>Bir devir sonra erdi, artık yeni bir devir başlıyor. 
 
Dünya artık Kova Çağı’nın şafağında... 2023-2044 yılları arasında Plüton, Kova burcunda ilerliyorken, yeni çağın ayak seslerini kuvvetli şekilde işitiyor olacağız. Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı yepyeni bir çağa adım atıyoruz. Bütün bildiklerimizi unutma zamanı... 
Şimdiye dek kullandığımız hiçbir yöntem, hiçbir bilgi işe yaramayacak. Kova Çağı’nda yeni yöntemlerle, yeni bilgilerle ilerliyor olacağız. Bunun için tabii ki yeni bir bilince ve yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız olacak. Artık bilginin, bilincin, duyarlılığın, eğitimin, bilimin, uzmanlığın çağı başlıyor. İnsanca olmayan, insanlığa hizmet etmeyen her şeyin sonu geliyor. Bencilliklerin, bireyselliğin, narsisizmin ve egonun son demine ulaşmış bulunuyoruz. 
Peki bundan sonra ne yapmak lazım? 
Kimler yeni düzenin parçası olarak yaşamını sürdürmeye devam edebilecek? 
Kova Çağı’nda kimler hayatta ve ayakta kalabilecek? 
Bu yeni düzende paranın gücü hayatta kalmaya yetecek mi? 
Astroloji bilimi, ülkemizin ve dünyanın geleceğiyle ilgili kulağımıza neler fısıldıyor, hangi konularda nasıl uyarıyor? 
Bütün bu soruların cevabını ve çok daha fazlasını, elinizdeki bu kitapta bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109513</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6f38f33-2c68-45bb-95d0-66003fac60b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Homo Dijital</image:title>
            <image:caption>Sigmund Freud tarih boyunca insanlığın üç büyük hakarete uğradığını söylemişti. Bunlardan ilki Kopernik’in evrenin merkezinde güneşin olduğunu keşfetmesi, ikincisi Darwin’in evrim teorisi, üçüncüsüyse Freud’un kendisinin ortaya attığı bilinçaltı kavramıydı. Öyle ki Freud “İnsan kendi evinde bile patron değildir” diyerek insanın kibirli tahtını sarsmıştı.
Bugünse insanlık en büyük ve en kapsamlı dördüncü büyük hakarete maruz kalıyor, insanın bilinçdışının, gizli arzularının, isteklerinin ve duygularının kontrolünü ele geçirdiği dijital devrim yapıyor bunu. Artık akıllı telefonlarımız ve algoritmalar bizim ne istediğimizi bizden çok daha iyi biliyor üstelik böyle bir çağda nevrozların şekli ve adı da değişiyor…
Bu sarsıcı kitapta psikolog ve psikoterapist Johannes Hepp, hızla ilerleyen dijitalleşme sürecinde 21. yüzyılın 21 nevrozunu tanımlıyor. Çevrimiçi seks bağımlılığı, ilişki korkusu, artan iletişime rağmen yalnızlık, ahlak nevrozu, kusursuzluk peşinde koşma, patolojik yalan, değer görme bağımlığı, flört nevrozu, kendini sömürme ve deneyim doyumsuzluğuna kadar bugünün endüstri dünyasının yarattığı yeni sorunları ortaya koyuyor.
Hepp, somut ipuçları, kişisel deneyimler ve psikoterapötik uygulamalardan örneklerle zihinsel dayanıklılığımızı güçlendirmeye ve bu karanlık dijital ormanda güvenli bir şekilde yolumuzu bulmaya yardımcı oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109514</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ffa4be1-a8bf-43ba-8fea-e2750bb88fc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Spinoza</image:title>
            <image:caption>Metafiziğiyle ün kazanmış olan Spinoza insan zihninin ve duygularının anlaşılmasına, ahlak ve siyaset felsefelerine önemli katkılar yapmıştır. 
Michael Della Rocca, okuru Spinoza’nın yaşamı hakkında kısaca bilgilendirdikten sonra onun felsefesini açıklamaya girişiyor: töz metafiziği ve Spinoza’nın tüm felsefi sisteminin merkezinde yer alan, tanrının tek bağımsız töz olduğu savı; insan zihnine ve zihnin beden ile ilişkisine dair açıklaması; insanların kendilerini korumaya eğilimli oldukları teorisi; özgür irade kavramı dâhil en meşhur çalışması Etika; ve devlet, din ve Kutsal Kitap’a dair yazıları. 
DellaRocca kitabını Spinoza’nın mirası ve Hume, Hegel ve Nietzsche gibi modern filozofların onun meydan okuyuşuna nasıl yanıt verdiklerini ele aldığı bir sonuç bölümüyle bitiriyor. Spinoza, dev filozof ile ilk kez karşılaşanlar için olduğu kadar onun düşüncesine aşina olanlar için de ideal bir kaynak. Felsefeyi iyi okumak isteyen herkes için birebir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109515</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/33339718-3524-456c-8b9d-cfaaef0bcfc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Meraklı Gezegenler</image:title>
            <image:caption>Merhaba çocuklar, değerli veliler ve sevgili öğretmenler. Bu kitap, çocukların gezegenleri ve Güneş sistemini öğrenebilmesi için neşeli, şakalı ve onlara uygun bir dil kullanılarak hazırlandı. 
Aslında hepimiz uzaylıyız. Hayır, gülmeyin! Gerçekten bizler uzaylıyız. Çünkü üzerinde yaşadığımız Dünya, uzayda kendi etrafında dönen bir gezegen. Kafanız karıştı, değil mi? 
Bütün sorularınızın cevapları bu kitabın içinde. Hem de kahramanlarımız Astronot Murat ve Kübik’in eşliğinde, Güneş sistemini ve birbirinden meraklı ve afacan gezegenleri tanıyacaksınız. Ama uzay, gezegenler, evren gibi konular o kadar geniştir ki bunu bir kitapla anlatmak imkânsız. Bu kitapla giriş yapacağınız sonsuz evrenin diğer sırlarını keşfetmek sizin elinizde. Unutmayın, hayal gücü her şeydir. Astronot olmak bir hayal olabilir. Ama yeteri kadar hayal edip çok da çalışırsanız hepiniz birer astronot olabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109516</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f899d57-d2fe-489e-b211-c25eccff11cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuklar İçin Satranç</image:title>
            <image:caption>Merhaba çocuklar, değerli veliler ve sevgili öğretmenler. Bu kitap, çocukların satrancı öğrenebilmesi için neşeli, şakalı ve onlara uygun bir dil kullanılarak hazırlandı. 
Satranç; çocuklara sorun çözmeyi, olaylara farklı bir açıdan bakmayı öğretir. Oyunu oynadıkça kritik etme ve analitik düşünme yeteneği kazanan çocuklar, neden sonuç ilişkilerini daha iyi kavrar. 
Satranç, çocuklara tek tek ya da ardışık birçok olayı değerlendirmeyi öğretir. “Olacaklar bana faydalı mı olur yoksa zarar mı verir?” sorusunu cevaplar. Ani tepkiler vermek yerine durumu analiz ederek bir davranışta bulunmayı gösterir. 
Çocuklar satranç ile uzun vadeli hedeflere odaklanmayı öğrenir. Farklı gelişmeler karşısında planlarını gözden geçirerek gereken değişiklikleri yapmayı gösterir. 
Çocuklar, hepinizin çok iyi birer satranç oyuncusu olacağınızı biliyor ve size güveniyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109517</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eea68615-96c2-4bdf-b54b-8e4625b4ca0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Mopi’nin Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Beatrix Potter tarafından yazılmış ve resimlenmiş Bayan Mopi’nin Öyküsü, bir fareyi yakalayıp elinden kaçırana kadar onunla oyun oynayan kedicik Bayan Mopi’nin macerasını anlatmaktadır. 
 
Bayan Mopi galiba bir farenin sesini duydu! Evet, fare kafasını dolaptan çıkarmış Bayan Mopi’yle alay ediyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109518</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80ba55cb-dd30-4bc5-bdf9-ddd510ed7669.jpg</image:loc>
            <image:title>Yarın Yok</image:title>
            <image:caption>Ayşe Kulin Yarın Yok romanında, her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubuyla bizi bu kez bambaşka bir zamana götürüyor. Günümüzden yüzlerce yıl sonra, Dünya’dayız. Aradan geçen zamanda gezegenimiz bütün doğal kaynaklarını tüketmiş, takvimi sıfırlayan felaket bir savaş yaşamış, hayatta kalan bir avuç insanın özverisiyle nihayet kalıcı bir barışa kavuşmuştur; ancak şimdi yine bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Merkez Şehir Devleti’nin en genç bilim kadınlarından biri olan Mira, uzun zaman önce biyolojik bir silah olarak üretilen Tayro virüsünün formülünün peşinde zamanları aşan büyük bir serüvene atılacak, bu sırada hem aşkı ve dayanışmayı hem de soyağacında yer alan cesur kadınları tanıyacaktır... 
 Ayşe Kulin’den bugün hafife aldığımız sorunların olası sonuçlarına işaret eden, aynı zamanda kıymetini bilmediğimiz zenginliklerin altını çizen ve umudu asla bırakmamaya çağıran bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109519</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/519f2b16-0ccf-4c44-b3a2-6f60d6bd12f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk,Karıncalar Ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyetimizin 100. yılına özel &apos;&apos;Atatürk, Karıncalar ve Çocuk&apos;&apos; 
Yıl 1921… Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ilk yılları. Meclisteki çalışmalarını tamamlayan Atatürk, yaveriyle birlikte Çankaya’daki evine dönmektedir. Atlarının üstünde Çankaya yokuşunu tırmanırlarken, bir çocukla karşılaşırlar. Çocuk çok öfkelidir… Çünkü, karıncalar için köprü yapmıştır ama karıncalar onun yaptığı köprünün üstünden geçmemektedir. Atatürk atından inerek çocuğun yanına gelir. Daha sonra birlikte, karıncaların üstünden geçebileceği bir köprüyü nasıl kurabileceklerini d üşünmeye başlarlar… Sonra mı?... Gerçek bir olaydan Süleyman Bulut’un öyküleştirdiği Atatürk, Karıncalar ve Çocuk, Atatürk’ün çocuklara yaklaşımını gösteren çok anlamlı ve farklı bir öykü…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109520</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19b161b2-f198-4fc3-b70c-4ff51a55e86c.jpg</image:loc>
            <image:title>Alacalı Fare ve Tavşan Sisi’nin Tekerlemeleri</image:title>
            <image:caption>Tekerlemelere her zaman büyük bir hayranlık duyan Beatrix Potter tarafından yazılmış ve resimlenmiş Alacalı Fare ve Tavşan Sisi’nin Tekerlemeleri’nde birbirinden sevimli karakterlerle tanışacaksınız. 
 
Alacalı Fare, küçük kahverengi fare, 
Gider bir yabancının evindeki büfeye. 
Tavşan Sisi bir kulübede yaşar, 
Gençlere leziz meyve suları yapar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109521</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2024502-7cda-4a72-b2d0-6c83d610e482.jpg</image:loc>
            <image:title>Turta Kalıbının Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Beatrix Potter tarafından yazılmış ve resimlenmiş Turta Kalıbının Öyküsü, küçük köpek Düşes’in, arkadaşı Kurdele’nin daveti üzerine gittiği çay partisinde bir turta kalıbı yüzünden yaşadığı komik olayları anlatır. 
 
Bir zamanlar Kurdele adında bir kedicik varmış. Bu kedicik Düşes adındaki minik köpeği çaya davet etmiş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=109522</loc>
        <lastmod>2026-06-03T10:51:44+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ffeaa5e-c92a-4ccd-99a8-2f69843eb126.jpg</image:loc>
            <image:title>Bıyıklı Sam’in Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Beatrix Potter tarafından yazılmış ve resimlenmiş Bıyıklı Sam’in Öyküsü, bir çiftlik evinde yaşayan genç kedi Tom’un, annesinden saklanırken çatı katı duvarlarının arkasındaki gizli bir boşlukta yaşayan Bıyıklı Sam’e rastladığında yaşadıklarını anlatmaktadır. 
 
Küçük Tom, bir dolabın içinde sessizce beklemek istememişti. Annesinin yemek yapacağını anladığında saklanmaya karar vermişti.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>