﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115564</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9a8294a-a4aa-4e95-ba3b-6d9ea6d5de0f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıkçının Kızı</image:title>
            <image:caption>“Ateş sönmek üzereydi; elini küllerin üstüne koyabilirdi. Kısacık bir süre yine rüya görmüştü. Ölü hâlde çimde yatan tek bir beyaz kumru...”   Miranda Crabtree, kayıkçı babası öldürüldüğünde henüz küçücük bir kız çocuğuydu. Babasının ölümünün ardından gerçekleşen tüyler ürpertici olaylar karşısında bir başına kalır. Hem hayatta kalmak hem de yaşlı bir büyücüyle bir çocuğu koruyabilmek için sorgulamadan kasabanın deli vaizi için kayığıyla kaçak mal taşımaya başlar.
 
Deli vaiz gerçeklikle tüm bağlantısını kesip akılalmaz şeyler istemeye başladığında, Miranda’nın bir karar vermesi gerekir.
Kendi elleriyle seçtiği ailesini güvende tutmak için ne kadar ileriye gidebilecektir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115565</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee1a8067-8cb2-4a74-a427-5c27c6616017.jpg</image:loc>
            <image:title>Aç Hayalet</image:title>
            <image:caption>Sessiz, çalışkan ve hepsinden öte zayıf bir genç kız olan Valerie Chu, Uzakdoğu kökenli bir ailede, ince bir bedenin her şeyden önemli olduğunu düşünen bir anneyle yaşar. Uslu ve uysal davranmayı kendine görev edinmiştir ve annesinin sıkı yönetimi altında sıkışmış hissetmesine rağmen hem zayıf olmak hem de öyle kalmak için elinden geleni yapar. Ancak Valerie’nin herkesten gizlediği bir sırrı vardır: En yakın arkadaşı Jordan dahil kimse onun yıllardır bulimia nervoza hastası olduğunu bilmiyordur.  
 
Annesinin ve toplumun ondan bekledikleri arasında hayatına bir yol çizmeye çalışırken trajik bir olay yaşanır. Ardından Valerie önceliklerini ve vücuduna dair fikirlerini sorgulamaya başlar. Ancak her şeyden önce yapması gereken tek şey vardır: kendinde yardım isteyecek gücü bulmak. 
 
Mutlu bir hayat sürebilmek, sevilmek ya da en azından kendini sevmek için gerçekten zayıf olması ve ne pahasına olursa olsun bu hastalığa katlanması gerekiyor mudur? 
 
“Şefkat ve dürüstlükle dolu, muhteşem bir duyarlılıkla işlenmiş iyileştirici bir hikâye.”  
—Kirkus 
 
“Ying, hem Val hem annesi üzerinden yeme bozukluğunun gerçekçi bir portresini çizerken her iki kadına da empatiyle yaklaşıyor. Ancak onların, bedenleri ahlaki bir ölçüt haline getirmeye takıntılı, şişman fobik bir topluma bulundukları katkılardan paçayı sıyırmalarına da izin vermiyor.&quot; 
—Bulletin of the Center for Children’s Books 
 
“Arkadaşlık ve sevgi üzerine öyle güzel, öyle trajik, öyle moral verici bir hikâye ki! Bunu çocukken okumayı dilerdim ama şimdi okuduğum 
için de minnettarım. Uzun zaman boyunca kitabın verdiği mesaj hakkında düşüneceğim.”  
—MariNaomi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115566</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cfee146e-9c62-4935-9080-62c1448f4fec.jpg</image:loc>
            <image:title>Crim Ailesi (Fleksi)</image:title>
            <image:caption>Lemony Snicket hayranlarının çok beğeneceği
yepyeni bir serüvene davetlisiniz!
Addams Ailesi, Çılgın Hırsız filmiyle buluşuyor!    
SUÇ, YÜZYILLARDIR CRIM AİLESİ&apos;NİN
DAMARLARINDA AKIYOR...     
Imogen’in “Collins” soyadıyla Lilyworth Koleji&apos;ne girdiğinin ikinci yılında, tam da okul başkanı seçilecekken gönderilen gizli bir mektupla tüm gerçekler ortaya çıkar; Imogen Collins esasında, aile üyelerinin tamamının azılı suçlulardan oluştuğu bir “Crim”dir. 
 
Bu yüzden okuldan atılan Imogen, Müdire Hanım&apos;la bir anlaşma yapar; o sırada hapiste olan ailesinin masum olduğunu ispatlayabilirse okula geri alınacaktır. Hiç de kolay olmayan bir maceraya girişen
Imogen hem ailesiyle ilgili bilmediği gerçekleri öğrenecek hem de kendini yeniden keşfedecektir. Çünkü sadece gerçekten yetenekli bir suçlu bu beceriksiz ailenin masumiyetini kanıtlayabilir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115567</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4e7dd15-d027-4a9b-a3c7-8c915f5f8b0f.jpg</image:loc>
            <image:title>Viking Sırları</image:title>
            <image:caption>Çoğunlukla vahşi ve barbar olarak nitelendirilen Vikingler, onlar hakkında yapılan pek çok çalışmaya rağmen hâlen gizemler barındırmaktadır. Bu kitap, Vikingler hakkındaki ön kabulleri incelemekle kalmamakta, arka planda kalmış yaşantılarını analiz ederek gün yüzüne çıkarmayı da hedeflemektedir. 
Kocaman gemileriyle denizden gelen bir tehdit olarak Orta Çağ Avrupası’nı korkulardan korkulara sürükleyen Vikingler; “barbar ve canavar” imajlı ön yargıların aksine âşık olabilen, ticaret ve seyyahlık yapabilen, sevdiklerine şiirler yazıp inançları hakkında ritüeller gerçekleştirebilen bir toplumdur. Dahası yüzyıllar önce rünlere kazınmış özgün anlatıları günümüzde hâlen çizgi romanlar, yüksek bütçeli film ve diziler ile karşılık bulmaya devam etmektedir. 
Ticaretten hukuka, şiirden antropolojik ritüellere uzanan farklı bağlamlarda Viking sırlarının ele alındığı bu kitap ile Viking yaşamına ait bambaşka bir anlayışa yelken açılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115568</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7f207b4-ab06-4dbd-987e-7291e8b024a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Perili Ev</image:title>
            <image:caption>Perili Ev Charles Dickens’ın yönettiği All the Year Round dergisinin 1859 Noel Özel sayısında bulunan sekiz öyküden oluşur. Dickens’ın bu dergide yayımlanmış öykü derlemeleri arasında en popüleridir. Her öykü “perili ev”in bir odasına musallat olan bir hayaleti konu alır. Üçü Dickens tarafından yazılan öykülerin geri kalanı Hesba Stretton, George Augustus Sala, Adelaide Anne Procter, Wilkie Collins ve Elizabeth Gaskell imzasını taşıyor. 
 
*Evdeki Ölümlüler *Saatli Odadaki Hayalet *Çift Odanın Hayaleti *Resimli Odadaki Hayalet *Ambardaki Hayalet *Küçük B.’nin Odasındaki Hayalet *Orta Odadaki Hayalet *Köşe Odadaki Hayalet</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115569</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2ee038e-3941-4254-b6b4-d4e5529967e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Perili Ev (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Perili Ev Charles Dickens’ın yönettiği All the Year Round dergisinin 1859 Noel Özel sayısında bulunan sekiz öyküden oluşur. Dickens’ın bu dergide yayımlanmış öykü derlemeleri arasında en popüleridir. Her öykü “perili ev”in bir odasına musallat olan bir hayaleti konu alır. Üçü Dickens tarafından yazılan öykülerin geri kalanı Hesba Stretton, George Augustus Sala, Adelaide Anne Procter, Wilkie Collins ve Elizabeth Gaskell imzasını taşıyor. 
 
*Evdeki Ölümlüler *Saatli Odadaki Hayalet *Çift Odanın Hayaleti *Resimli Odadaki Hayalet *Ambardaki Hayalet *Küçük B.’nin Odasındaki Hayalet *Orta Odadaki Hayalet *Köşe Odadaki Hayalet</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115570</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50fcc4ca-493a-49b7-8531-7b93b56020e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Dublinliler</image:title>
            <image:caption>Dublinliler James Joyce’un ilk büyük yapıtıdır. 1914’te yayımlanan bu derlemede yer alan 15 öykünün farklı karakterleri ve olay örgüleri olsa da, hepsi de 20. yüzyıl başında Dublin’de yaşayan orta sınıftan insanların hayatlarından kesitler sunar. 
Joyce bizi tüccarların, memurların, kâtiplerin, tezgâhtarların küçük burjuva dünyasında gezintiye çıkarır. Mutsuz karakterleri kiralık odalardan, pansiyonlardan, sokaklardan ve pub’lardan oluşan dünyalarında; hayal kırıklıklarıyla, yalnızlıkla ve kasvetle dolu bir hayatın içinde sıkışıp kalmış, adeta felç olmuşlardır. İrlanda’nın yeni bir ulusal kimlik arayışında olduğu o dönemde, Joyce yalnızca ulusal kimliğin değil, bireylerin kimliklerinin de felce uğradığını gözlemler.
Bu öykülerin bir diğer ortak özelliği de, karakterlerin yaşadıkları “epifanya” anlarıdır. İsa’nın paganlara ve müneccimlere görünmesi anlamına gelen “epifanya” terimini, Joyce bir kişi ya da olayla ilgili asıl gerçeğin birdenbire ortaya çıkmasıyla karakterlerinin yaşadığı aydınlanma anlarını ifade etmek için kullanır. Dublinliler’de bu dönüştürücü deneyimin doruğa çıktığı öykü ise başlı başına bir mücevher, “İngiliz dilinde yazılmış en güzel öykü” olarak kabul edilen “Ölüler”dir. 
*Kız Kardeşler *Bir Karşılama *Araby *Eveline *Yarıştan Sonra *İki Delifişek *Pansiyon *Küçük Bir Bulut *Suretler *Toprak *Elim Bir Hadise *Kurul Odasında Sarmaşık Günü *Bir Anne *Tanrı’nın İnayeti *Ölüler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115571</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/295a18e1-f7f2-4937-9353-3e9bff6996d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Dublinliler (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Dublinliler James Joyce’un ilk büyük yapıtıdır. 1914’te yayımlanan bu derlemede yer alan 15 öykünün farklı karakterleri ve olay örgüleri olsa da, hepsi de 20. yüzyıl başında Dublin’de yaşayan orta sınıftan insanların hayatlarından kesitler sunar. 
Joyce bizi tüccarların, memurların, kâtiplerin, tezgâhtarların küçük burjuva dünyasında gezintiye çıkarır. Mutsuz karakterleri kiralık odalardan, pansiyonlardan, sokaklardan ve pub’lardan oluşan dünyalarında; hayal kırıklıklarıyla, yalnızlıkla ve kasvetle dolu bir hayatın içinde sıkışıp kalmış, adeta felç olmuşlardır. İrlanda’nın yeni bir ulusal kimlik arayışında olduğu o dönemde, Joyce yalnızca ulusal kimliğin değil, bireylerin kimliklerinin de felce uğradığını gözlemler.
Bu öykülerin bir diğer ortak özelliği de, karakterlerin yaşadıkları “epifanya” anlarıdır. İsa’nın paganlara ve müneccimlere görünmesi anlamına gelen “epifanya” terimini, Joyce bir kişi ya da olayla ilgili asıl gerçeğin birdenbire ortaya çıkmasıyla karakterlerinin yaşadığı aydınlanma anlarını ifade etmek için kullanır. Dublinliler’de bu dönüştürücü deneyimin doruğa çıktığı öykü ise başlı başına bir mücevher, “İngiliz dilinde yazılmış en güzel öykü” olarak kabul edilen “Ölüler”dir. 
*Kız Kardeşler *Bir Karşılama *Araby *Eveline *Yarıştan Sonra *İki Delifişek *Pansiyon *Küçük Bir Bulut *Suretler *Toprak *Elim Bir Hadise *Kurul Odasında Sarmaşık Günü *Bir Anne *Tanrı’nın İnayeti *Ölüler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115572</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/92a79fbb-cf3d-45b0-8e07-279d915a1271.jpg</image:loc>
            <image:title>Hallaç</image:title>
            <image:caption>“İyice güzel olduğum bi gündü. Yola çıkmadan önce, garın sinek pislikli aynasında bile görmüştüm bunu. Bakılası, konuşulası, ardına düşülesi bi günümdü. Kız birden, dergilerini yanına atıp nereye gittiğimi sordu. Aldırmayayım, duymazlıktan geleyim de, benim de onu hiç önemsemediğimi anlasın, içerlesin, dedim önce; ama üç dört saat daha bu odacıkta tutsak kalacağım düşünüyle yanıtladım onu. 
Kendisinin de oraya gittiğini söyledi. Sözden söze geçerek de, annesinden döndüğünü, iki yıldır evli olduğunu, kocasının kırk dokuz numara kundura giydiğini, sevişerek evlendiğini saydı döktü. Ağzını büzerek yarım yarım konuştuğundan, ne dediğini anlayamıyor, hemen hemen her sözünü yeniden söyletiyordum. Bu yüzden, tek konuşmalık süre katmerleniyor, konuları da ilgilendirmediğinden beni, yeniden sıkılmaya başlıyordum.
Tüm yolcuların, yolcu olmayanların da, bi annesi, bi kocası-karısı, masası, boyu bosu vardı şüphesiz.” 
                                                                                                                                                  “İncik Boncuk” adlı öyküden.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115573</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f315f45-844b-4e04-a950-8b7eda8eb98e.jpg</image:loc>
            <image:title>Hallaç (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>“İyice güzel olduğum bi gündü. Yola çıkmadan önce, garın sinek pislikli aynasında bile görmüştüm bunu. Bakılası, konuşulası, ardına düşülesi bi günümdü. Kız birden, dergilerini yanına atıp nereye gittiğimi sordu. Aldırmayayım, duymazlıktan geleyim de, benim de onu hiç önemsemediğimi anlasın, içerlesin, dedim önce; ama üç dört saat daha bu odacıkta tutsak kalacağım düşünüyle yanıtladım onu. 
Kendisinin de oraya gittiğini söyledi. Sözden söze geçerek de, annesinden döndüğünü, iki yıldır evli olduğunu, kocasının kırk dokuz numara kundura giydiğini, sevişerek evlendiğini saydı döktü. Ağzını büzerek yarım yarım konuştuğundan, ne dediğini anlayamıyor, hemen hemen her sözünü yeniden söyletiyordum. Bu yüzden, tek konuşmalık süre katmerleniyor, konuları da ilgilendirmediğinden beni, yeniden sıkılmaya başlıyordum.
Tüm yolcuların, yolcu olmayanların da, bi annesi, bi kocası-karısı, masası, boyu bosu vardı şüphesiz.” 
                                                                                                                                                  “İncik Boncuk” adlı öyküden.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115574</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a67d080-9979-44ac-aeab-3c2cb045a2bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Aptallık Üzerine</image:title>
            <image:caption>Günümüzde aptallık üzerine cesurca konuşmak, tehlikeli sulara dalmak gibidir. Aptallık nedir? Kim gerçekten aptaldır? 
Robert Musil, 1937 yılında Avrupa Sanatçılar Birliği’nin daveti üzerine yaptığı konuşmasında şöyle der: “Aptallığı yetenek, ilerleme, umut ya da gelişmeden ayırt etmek bu kadar zor olmasaydı, zaten hiç kimse aptal olmak istemezdi.” 
Bu satırlar, Musil’in düşünce yolculuğunu başlatan anahtar kelimelerdir. Sanatın, edebiyatın ve eleştirel düşüncenin karanlık labirentlerinde gezinen yazar, zaman içinde şekil değiştiren aptallık kavramının izini sürer.
Nazilerin iktidarı süresince okunması yasaklı metinlerden olan Aptallık Üzerine, felsefi bir bakış açısıyla insan varlığını anlama çabası içinde olan herkese benzersiz bir deneyim vaat ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115575</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a3d2ca9-52e4-4056-99f6-9ccb7bb7956c.jpg</image:loc>
            <image:title>Rübab-ı Şikeste - Kırık Saz - Bütün Şiirleri-2</image:title>
            <image:caption>Rübâb-ı Şikeste’de âşıkane şiirlerden ziyade toplumsal iniltiler vardır.                  
                                                                                   Mehmet Rauf, Servet-i Fünûn, 1900 
Fikret’e küçük bir burjuva aydınıydı demekle onun memlekete yaptığı muazzam hizmetleri, sanatta ulaştığı baş döndürücü merhaleyi inkâr etmiyoruz. Büyük ve ana hattında, iyi manada ‘insaniyetçi’ şair Tevfik Fikret’in faaliyet gösterdiği devirde, içinde bulunduğu muhitte başka türlü de olması mümkün değildi. Fikret yaşadığı devirde, bulunduğu muhitte, en iyi ve en ileri ne olmak mümkünse onu olmuştur... 
                                       Nâzım Hikmet, Resimli Ay, 1930 
Fikret’in aruz veznini kullanış tarzındaki yeniliklerden çok daha mühim olarak edebiyatımıza ilave ettiği şey, o zamana kadar pek aşinası olmadığımız sosyal ve insani mevzuları ele almak, taassuba ve irticaya karşı ilk itiraz bayrağını kaldırmak gibi her zaman takdir edilecek, örnek alınacak cesaretidir. 
                                                                                 Sabahattin Ali, Yeni Adam, 1939 
Edebiyat-ı Cedide akımın önemli temsilcilerinde Tevfik Fikret, şiirimizin Batılılaşmasında, yeni bir görüş, duyarlık, deyiş ve imgeye ulaşmasında en çok emeği geçen edebiyatçılarımızdandır. Asım Bezirci’nin günümüz Türkçesine uyarladığı Tevfik Fikret’in bütün şiirlerinin ikinci cildi Rübâb-ı Şikeste yıllar sonra, yeni edisyonuyla edebiyatseverlerle buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115576</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84f32c1a-2307-4c1b-9672-a127955e1e6c.jpg</image:loc>
            <image:title>Rübab-ı Şikeste - Kırık Saz - Bütün Şiirleri-2 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Rübâb-ı Şikeste’de âşıkane şiirlerden ziyade toplumsal iniltiler vardır.                  
                                                                                   Mehmet Rauf, Servet-i Fünûn, 1900 
Fikret’e küçük bir burjuva aydınıydı demekle onun memlekete yaptığı muazzam hizmetleri, sanatta ulaştığı baş döndürücü merhaleyi inkâr etmiyoruz. Büyük ve ana hattında, iyi manada ‘insaniyetçi’ şair Tevfik Fikret’in faaliyet gösterdiği devirde, içinde bulunduğu muhitte başka türlü de olması mümkün değildi. Fikret yaşadığı devirde, bulunduğu muhitte, en iyi ve en ileri ne olmak mümkünse onu olmuştur... 
                                       Nâzım Hikmet, Resimli Ay, 1930 
Fikret’in aruz veznini kullanış tarzındaki yeniliklerden çok daha mühim olarak edebiyatımıza ilave ettiği şey, o zamana kadar pek aşinası olmadığımız sosyal ve insani mevzuları ele almak, taassuba ve irticaya karşı ilk itiraz bayrağını kaldırmak gibi her zaman takdir edilecek, örnek alınacak cesaretidir. 
                                                                                 Sabahattin Ali, Yeni Adam, 1939 
Edebiyat-ı Cedide akımın önemli temsilcilerinde Tevfik Fikret, şiirimizin Batılılaşmasında, yeni bir görüş, duyarlık, deyiş ve imgeye ulaşmasında en çok emeği geçen edebiyatçılarımızdandır. Asım Bezirci’nin günümüz Türkçesine uyarladığı Tevfik Fikret’in bütün şiirlerinin ikinci cildi Rübâb-ı Şikeste yıllar sonra, yeni edisyonuyla edebiyatseverlerle buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115577</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a23fd4d5-a972-4bb8-90d1-51466bcfa172.jpg</image:loc>
            <image:title>Petro-Kıyamet Küresel Enerji Krizi Nasıl Çözüle(meye)cek?</image:title>
            <image:caption>Mevcut küresel ekonomik sistem başat bir zorunlulukla işliyor: büyüme. Antonio Turiel gibi biliminsanları ise uzun yıllardır, büyümeyi mümkün kılanın ucuz ve kolay erişilebilir enerji olduğunu vurguluyorlar. Yoğunluğu, çok yönlü kullanımı ve nakliyeye elverişliliği açısından petrol kuşkusuz en temel ve asli enerji kaynağı. 
Kitabın temel tezi şu: Yakın gelecekte yaşantımızı ve toplumların işleyişini kökten değiştirecek küresel bir sorunla karşı karşıyayız. Bol ve ucuz enerji çağının sonuna geldik. Küresel enerji tüketiminin üçte birini oluşturan petrolde üretim zirvesi muhtemelen 2018’de gerçekleşti, büyük çevresel maliyetlerle yerine kullanılabilecek hidrokarbonların (kömür, doğal gaz) zirvesine ise en çok birkaç onyıl içinde ulaşılacak. Petrol rezervleri muazzam olsa da çıkarma ve üretme hızı ve karlılığı, fiziksel etkenler yüzünden sınırlı. Bu sınıra ulaşmış durumdayız. 
Petrol temelli enerji sistemine olası alternatiflerin bilimsel bir analizini sunan Turiel “yenilenebilir” enerjiler konusunda vaat edilenlerin neden gerçekleşemeyeceğini açıklıkla ortaya koyarak, büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu haber veriyor. Bu dönüşümü mümkün mertebe şekillendirme imkânı ve iradesi öncelikle farkındalığı gerektiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115578</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0480e2c-c241-457e-ba6e-afd7b6b243e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Patatesspor Macera Başlıyor (5 Kitap+Soru Kitapçığı)</image:title>
            <image:caption>Patatesspor okullar arası turnuvada yarışıyor! Rakipler çok güçlü. Yani bu sefer gerçekten de işleri çok zor! Ama kararlılar okullarına şampiyonluk kupasıyla dönmeye.
*Kupa Bizim Başka Yolu Yok!* diyor, başka şey demiyorlar. Sadece futbolla da kalmıyor mücadeleleri. Gazlı içeceklere, sağlıksız yiyeceklere de savaş açıyorlar. 
*Gazlı içeceklere son, süte devam
* kampanyası başlatıyorlar. 
*Yaşlanınca takma diş istemiyorsanız süt için
* pankartlarıyla çıkıyorlar maçlara. Köfteci’yse hayalindeki köfte salonuna çok yaklaşıyor. Ama sonu hüsran oluyor. O da abuk subuk masallar, romanlar yazmaya devam ediyor. Patatesspor yine çok komik ve bir o kadar da heyecanlı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115579</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac353141-e1ec-4ff9-a6f7-9df513fbccbd.jpg</image:loc>
            <image:title>Schopenhauer</image:title>
            <image:caption>19. yüzyılın en özgün ve kışkırtıcı düşünürlerinden Arthur Schopenhauer (1788-1860), ömrünü ıstırap ve ölümle dolu bir dünyada yaşamanın anlamını kavramaya ve “varoluşun daima endişe verici esrarını” çözmeye çalışarak geçirmiştir. Modern edebiyat, müzik, felsefe ve psikolojide derin yankı bulan ve Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Aşkın Metafiziği gibi kitaplarıyla günümüzde de ilgi uyandıran dünya görüşüyle insanın hemen her boyutunu incelemiştir.
Elinizdeki biyografi, Schopenhauer’ın parçalanmış aile hayatını, erken dönemlerde üzerinde etkili olan kişileri, Kant’a olan eleştirel bağlılığını, Fichte ve Goethe ile kişisel etkileşimini, Schelling ile kararsız ilişkisini, Hegel’e yönelik nefretini, felsefesinin tanınması için verdiği mücadeleyi ve geç gelen şöhretine karşı tavrını içeren bütünüyle belgelenmiş bir portre sunmaktadır. 
Schopenhauer bu biyografide, Samuel Beckett, Jorge Luis Borges, Emile Durkheim, Sigmund Freud, Thomas Hardy, Thomas Mann, Friedrich Nietzsche ve Ludwig Wittgenstein gibi farklı kişiler üzerinde kayda değer etkisi olan bir düşünür olarak ortaya çıkmaktadır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115580</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/033c4a66-b608-4ee9-9aed-8db03d6139e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Isadora Moon: Düğüne Gidiyor</image:title>
            <image:caption>Isadora Moon çok özel çünkü herkesten farklı!
 
Bu yepyeni macerada Isadora, teyzesinin düğününe gidiyor.
Nedime olacağı için çok heyecanlı!
Ama yarı peri, yarı vampir birinin canı çok sıkılan yaramaz bir kuzeni ve ufak bir kardeşi varsa, hayat o kadar da kolay olmuyor. Bakalım Isadora, teyzesinin düğününü  
kazasız belasız atlatabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115581</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee807a3f-52a2-4105-b4af-15d9871b4c41.jpg</image:loc>
            <image:title>Ninja Kedi Toto - Festival Operasyonu</image:title>
            <image:caption>KEDİLİFEST’E HOŞGELDİNİZ! 
BU, DÜNYANIN EN GÖRKEMLİ HAYVAN MÜZİKLERİ FESTİVALİ. DAHA DOĞRUSU, ÖYLEYDİ… 
BU YIL BİRİLERİNİN FESTİVALLE İLGİLİ KORKUNÇ BİR PLANI VAR. ACABA TOTO ÇOK GEÇ OLMADAN ONLARI BULABİLECEK Mİ?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115582</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aefdc0fb-b334-408e-bb35-a2bd73e31bb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Zamana Atılan İmza</image:title>
            <image:caption>Bir insan zamana nasıl iz bırakır?... Belki yaptıklarıyla, belki dünyaya kattıklarıyla, belki de dokunduğu yaşamlarla ve değiştirdiği anlayışlarla. Peki bu insan belediye başkanlığı gibi önemli bir görevde bulunuyorsa ve toplumsal sorumluluk duygusu da ağır basıyorsa, nasıl bir yol izler? Yoklukları, zorlukları aşacak gücü kendinde nasıl bulur? 
Ürgüp’ü küçük bir Anadolu kasabası kimliğinden çıkarıp bir dünya kenti yapan Ürgüp Belediye Başkanı Bekir Ödemiş, sosyal belediyecilik anlayışıyla kısa zaman içinde dönüştürdüğü Kapadokya bölgesini, birikimlerini ve deneyimini paylaşmaya devam ettiği Ankara’yı, kültürel mirası ve kent kimliğini koruma yolunda sarf ettiği çabaları anlatıyor ve ekliyor: 
“İnsan da ağaç gibi yerinde olmak, sımsıkı sarılmak ister toprağına. O isim, o insan o yere imzasını atarak iz bırakacaktır; ama iyi ama kötü. Kötü olmak için hiçbir şey yapmamanız yeter; iyi olmak için se çok şey. İyi olmak için yeter mi bir ömür, onu da yaptıklarımız söylesin… O yer belki kaderinizdir ama o yerin kaderini değiştirmek sizin seçiminizdir…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115583</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f4f255b-0530-4d97-95a1-9202b3173394.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik Becerileri</image:title>
            <image:caption>Okul öncesi dönemde 21. yüzyıl becerilerini kazandırmak için temel matematik becerilerini öğretmek ve öğrenilen matematik kavramlarını pekiştirmek, alıştırmaları çok kez tekrar ederek mümkün olabilmektedir. Çocukların üst bilişsel becerileri kazanıp değerlendirmesi ise matematiksel sorgulama becerisini geliştirebilmeleriyle mümkün olmaktadır. Bu nedenle erken çocukluk çağında onlar için matematiği anlaşılır kılmak ve sevdirmek gereklidir. 
Matematik Becerileri kitabının; çocukların veri toplama ve topladıkları verileri organize ederek plan yapma becerilerini kullanacakları, algoritmik düşüncelerini geliştirici çalışmalarla eğitimcilere ve ailelere rehberlik edecek bir kitap olması hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115584</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fffba6a-b76c-451e-9981-259705dd90b3.jpg</image:loc>
            <image:title>Süper Öğretmen Eylemde! (Fleksi Kapak)</image:title>
            <image:caption>Bütün öğretmenler süperdir. Ama Josje Öğretmen hepsinden biraz daha süper. Öğrencilerini ve hayvanları çok seviyor. Hatta hayvanlarla konuşabiliyor. Durun daha bitmedi, Josje Öğretmen uçabiliyor. Ne zaman bir hayvan zor durumda kalsa tebeşirinden bir ısırık alıp Süper Öğretmen’e dönüşüyor. Hayvanların dostu ve süper kurtarıcısı Süper Öğretmen bu yeni serüvende doğayı korumak için kullanıyor tüm güçlerini. Sizce doğayı bekleyen tehlike ne olabilir? Asıl amacı yardıma muhtaç hayvanları kurtarmak olan Süper Öğretmen için doğa neden bu kadar önemli dersiniz? Bu yeni serüvende Süper Öğretmen’e katılmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115585</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63a46a0f-827c-41cb-a20a-eca713559859.jpg</image:loc>
            <image:title>Fen ve Doğa İle Uyumlanma Becerileri</image:title>
            <image:caption>Okul öncesi dönemdeki çocuklar meraklı, araştırmacı, incelemeyi seven, deneme ve keşfetme duygusu içinde olan, dünyaya farklı açılardan bakabilen, hayal güçleri geniş ve sorgulayıcı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle de fen ve doğa çalışmaları ile bu doğal gelişimlerinin devamlılığını sağlamak bizlere düşen en önemli sorumluluklardan biridir. 
Fen ve Doğa ile Uyumlanma Becerileri kitabının; okul öncesi dönemde çocukların sosyal ortamları içerisinde öğrenme döngüsüne aktif bir şekilde devam edecekleri, merak uyandıran farklı soru kalıplarıyla karşı karşıya kalarak problem çözme becerilerini kullanabilecekleri çalışmalarla eğitimcilere ve ailelere rehberlik edecek bir kitap olması hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115586</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c32a9cf-9a81-4888-b509-15bf5183c0c4.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Çizgi Romanım - Okulda Bebek Var</image:title>
            <image:caption>Her ânın tadını çıkarın, ne de olsa doğanın acelesi yok! Dünyanın farklı yerlerinden gelen öğrencilere kucak açan Birlikte Yaşam Okulu&apos;nda her gün ayrı bir maceradır.   &apos;&apos;İlk Çizgi Romanım&apos;&apos; serisinin Okulda Bebek Var isimli kitabında, meraklı kafadarlarımızı doğanın döngüsü ve dengesi üstüne düşünme fırsatı bulacakları, esin verici bir farkındalık öyküsü bekliyor.  Sıradan bir okul günü, Emre Öğretmen&apos;e gelen ani bir telefonla hareketlenir. Ahizenin ucundaki ses fena hâlde telaşlıdır. Acaba ortalığı bu kadar velveleye verecek kadar ne olmuştur? Öğretmenlerinin apar topar okuldan ayrılışını anlamlandıramayan çocuklar soluğu bahçede alır. Derken, tüm gözler Can&apos;ın elindeki kestanede toplanır. O da nesi, kestane tohumundan bebek mi yapılırmış hiç? Neden olmasın? Şu gördüğünüz kocaman ağaç ilk başta küçücük bir tohumdu sadece. Sonra fidan oldu, büyüdü, büyüdü ve bugünkü heybetli görüntüsüne kavuştu. Tıpkı annesinin karnında büyüyen bir bebek gibi. Doğanın insana, insanın ise doğaya benzemesi gerçekten büyüleyici. Yaşam doğanın bize armağan ettiği mucizelerle dolu. Aslolan, tabiatın kalbinde filizlenen tohumların değerini bilmekte tabii! Şu gelenlere bakın! Emre Öğretmen&apos;in yanındakiler de kim öyle? Nee, yoksa bu bebek...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115587</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a361d515-ec79-48d2-9957-be31926f7192.jpg</image:loc>
            <image:title>Felaket İkili 2 - Şimdi Daha da Beter (Fleksi Kapak)</image:title>
            <image:caption>Felaket İkili, Yawnee Vadisi Bilim Akademisi’nin altını üstüne getirmeye hız kesmeden devam ediyor! Şakalarıyla dostlarına, sınıf arkadaşlarına neşe saçarken, düşmanlarına, yani aslında ezeli düşmanları Müdür Barkin’e korku salıyorlar. Utançtan renkten renge giren Müdür Barkin ise şakayla mücadelede etmekten bir gün bile vazgeçmiyor.
 
Ta ki o güne kadar…
 
Okulun fotoğraf gününde, Milas ve Niles’ın şakası amacını aşıyor, işler kontrolden çıkıyor ve Müdür Barkin’in işinden olmasına sebep oluyor. Müdür Barkin’in yerine, babası Bertrand Barkin geçiyor ve işin rengi değişiyor. Okulun neşesi kaçıyor. Çocuk cıvıltıları yerini uzun ve korku dolu sessizliklere bırakıyor. Okulu biraz olsun eğlenceli kılan ne varsa hepsi bir anda yok oluyor.
 
Peki bunlar olurken Felaket İkili boş mu duruyor?
 
Elbette hayır!
 
Bakalım yeni müdürü canından bezdirmeleri ne kadar sürecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115588</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7f33a89-7d8c-43e3-8613-6278326c0869.jpg</image:loc>
            <image:title>Mina Yeni Bir Dünya Keşfediyor</image:title>
            <image:caption>Ailesiyle birlikte şehre yeni taşınan Mina, anaokuluna başlayacağı için çok heyecanlıydı ve biraz da korkuyordu. Okulun ilk günü duyduğu kaygı, zamanla yerini güven ve mutluluğa bıraktı. 
Yeni bir okula başlayan, yeni bir şehre taşınan veya yeni başlangıçlar yapan çocuklara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115589</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64d0bf45-3e24-4758-8036-23317d99ab12.jpg</image:loc>
            <image:title>Dinozorlar - Eğlenceli Etkinlikler</image:title>
            <image:caption>Dinozorlar çağında geçen birbirinden eğlenceli etkinlikler bu kitapta! 
Problem çözme becerilerini geliştiren, dinozorlar hakkında ilginç bilgiler veren bu kitap, çocukların zihinlerini meşgul edecek yaratıcı ve eğlenceli etkinliklerle dolu! *Kod Çözme *Labirentler *Farkları Bul *Kelime Avı *İlginç Bilgiler *Boyama *Dikkat *Odaklanma</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115590</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/caf1367e-2a87-4ec6-8fa1-40133be5192a.jpg</image:loc>
            <image:title>Müthiş Eğlenceli! Uyku Saati</image:title>
            <image:caption>Uyku saatleri müthiş eğlenceli olabilir, özellikle de yavru hayvanlar söz konusuysa! Ara sıra etraf dağılsa, çoğu kez kargaşa çıksa ve her zaman biraz yorucu olsa da, uyku saati anneyle bebeği arasında sıcacık bağlar kurmak için eşsiz fırsatlar sunar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115593</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12b29486-2037-4d29-88cf-2dae5ac18228.jpg</image:loc>
            <image:title>Çıplak Babalar</image:title>
            <image:caption>Margit Schreiner’in daha önce yayımladığımız Sevmek Dedikleri ve Ev, Kadınlar, Seks. kitaplarının ardından Çıplak Babalar ile “Ayrılık Üçlemesi” tamamlanıyor. 
Kızın babaya olan sevgisinin dokunaklı öyküsü Çıplak Babalar’da, orta yaşlarındaki anlatıcı çocukluk yıllarıyla bugünü arasında usulca salınarak bilincin sınırlarında geziniyor; şimdi Alzheimer hastası olmuş, zihni karışmış bir halde ölüme yaklaşan, çocukluğunun mükemmel babasına kendine özgü, soğukkanlı ve içten bir saygı duruşunda bulunuyor. Margit Schreiner, bu minimalist ve parçalı romanıyla okurda gömülü kalmış anıları, özellikle de varoluşun küçük, neredeyse unutulmuş çekirdeğinde saklanabilen anıları harekete geçiriyor.  
 
“Bu anlatıcı elbette acıma duygusundan yoksun olduğu için değil, bedensel çöküşü de dile getirme ve uzun ölümü her anlamda algılama –onunla yüzleşme ve nihai gerçekliğini tanıma– arzusunda direnebilmek için acımasızdır.” 
Literatur und Kritik 
 
“Bilinçli olarak duygulardan arınmış, asla ayrıntıya girmeyen bir anlatım biçimi.” 
Tilman Spreckelsen, Frankfurter Allgemeine Zeitung 
 
“Schreiner’in romanının güzel yanı, değer yargılarının ötesinde bir dinginlikle bize kendi yaşamımıza bakmayı öğretmesi. Sadece algılıyor ve bu kabulle dünyanın gerçek zenginliğini keşfediyor.” 
Berliner Morgenpost 
 
 “Avusturya edebiyatında pek az görülen virtüözce, çok hüzünlü ve komik, sözdizimi karmaşık ve müzikal bir eser.” 
Karl-Markus Gauß, Die Rampe</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115595</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/296b795b-0093-4013-a3fd-74367a2be7fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Sahirin Gelini 2</image:title>
            <image:caption>Chise ve Elias, kilisenin onlara verdiği &quot;üç işi&quot; yaparken aniden saldırıya uğruyor. Onlara saldıran gizemli ikilinin asıl amacı ne? 
 
Öte yandan, Chise&apos;nin sahip olduğu güç yani “Gecenin çocuğu” tam olarak nedir? Yumuşak çizgilere sahip fantastik hikâyenin çok beklenen ikinci cildi huzurlarınızda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115596</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/921aa827-b0a3-4edc-84cc-4eadf43f494f.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi</image:title>
            <image:caption>“En iyi ihtimaller bile yorucu sonuçlara ulaşıyor, her olumlu ihtimal yeni ve daha büyük çabalar gerektiriyor, dünyanın yorgunluğu asla bitmiyor.” 
Ömer F. Oyal son romanı Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi’de doğum gününün gecesinde uyku tutmayan bir akademisyenin zihninin saplantılı akışına bizi davet ediyor. Üzerinde çalıştığı konunun 
öznesi olan Evliyâ Çelebi’nin kendi hayatını nasıl ele geçirdiğini bize tutkulu ve takıntılı bir dille anlatıyor. Kitaplarla, kâğıtlarla, sonu gelmeyen düşünce silsilesiyle yaşayanların dünyasında zehir gibi gezinti... 
Zihin ya sövgüyle ya da bir alıntıyla durmadan uyarılıyor. Efendi’nin zihninde durmadan bir alıntı; hangi ciltten, hangi fasıldan olduğu belirsiz bir yazı parçası yükseliyor. Suda bir türlü batmayı beceremeyen kesik kelleler gibi inatla bir inip bir çıkıyorlar. İsmail Maşukî’nin ve diğerlerinin vücutlarından ayrılmış başlarının Ahırkapı’dan Rumelihisarı Kayalar Mescidi’ne kadar bata çıka ilerleyişinden beter bir inat. Akla gelenlerin birbirlerine nasıl ve hangi yolda seslendikleri de belirsiz. Efendi’ye birbirinin yerini alan görüntüleri seyretmekten başka yapacak şey kalmıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115597</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/267b51e0-9fd1-4c3a-b175-805e3b8ced6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Beastars 2</image:title>
            <image:caption>Gösteri günü yaklaşıyor. Tiatro kulübü’nün başrolü alageyik Louis çok hırslı. Etobur ve otoburların barış içinde yaşamasına katkıda bulunarak khraman “Beastar” unvanıyla ödüllendirilmeyi amaçlıyor. 
 
Bu sırada Legoshi, dişi tavşan Haru’yla karşılaştığı gece yırtıcı içgüdüleri ortaya çıktığı için kendinden nefret ediyor. Okulun çatı katında beklenmedik bir karşılaşma gerçekleşiyor!! İnanılmaz olaylar silsilesi başlıyor! 
 
Hayvanların gençlik draması karşınızda!!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115598</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e58502c-f139-4a88-b71d-df00637f40f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Nevrozlar</image:title>
            <image:caption>Modern psikanalizin babası Sigmund Freud&apos;un kaleminden çıkan bu eser, insan zihninin en karmaşık labirentlerine ışık tutuyor. &quot;Nevrozlar&quot;, Freud&apos;un nevroz kavramına dair derinlemesine incelemelerini ve bu alandaki devrim niteliğindeki teorilerini sunuyor. Kitap, hem Freud&apos;un teorilerine yeni başlayanlar için bir giriş niteliğinde hem de alanında uzman okuyucular için derinlemesine bir kaynak olarak tasarlanmıştır. 
Bu eserde, Freud, nevrozların kökenlerini, nasıl geliştiklerini ve tedavi yöntemlerini ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. O, insanın bilinçaltındaki çatışmaların ve bastırılmış duyguların, nevrozların oluşumunda nasıl kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Freud&apos;un özgün görüşleri ve tedavi yaklaşımları, psikanaliz alanındaki tartışmaları ve anlayışı şekillendirmeye devam ediyor. 
&quot;Nevrozlar&quot;, Freud&apos;un zengin klinik deneyimlerine dayanarak, kişisel gelişim ve zihinsel sağlık konularında derin bir anlayış sunuyor. Okuyucuları, insan zihninin en derin sırlarını keşfetmeye ve nevrozların karmaşık dünyasını anlamaya davet ediyor. Bu kitap, psikanaliz, psikoloji ve insan davranışlarına ilgi duyan herkes için vazgeçilmez bir kaynaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115599</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/617f5678-5267-44ab-bc45-0badd33e1518.jpg</image:loc>
            <image:title>Onlar... Kadınlar</image:title>
            <image:caption>J.-B. Pontalis, seksenli yaşlarındayken kaleme aldığı bu kitabında geriye dönüp zihninde yer etmiş kadınlara dair izlenimlerini anlatıyor. Çocukluğunun, gençliğinin, erişkinliğinin ve nihayet yaşlılığının kadınları bunlar. Kimi zaman arkadaşları, sevgilileri, analizanları; kimi zaman da sadece bir roman veya film kahramanı olsalar da hepsine canlı tutmayı başardığı bir merak ve vefa duygusuyla yaklaşıyor. 
 
“Elinizdeki kitap 2013’te, doğduğu gün olan 15 Ocak’ta 89 yaşında ölen Pontalis’in yarattığı ve tanımladığı “kendiniyazmak” edebiyat türünün bir diğer örneği. Onun zamansal gidiş gelişler, mekânsal atlamalar ve olaysal sıçramalar yaparak yani tümüyle serbest çağrışımlarla doldurduğu sayfaları okurken onun, onların, kadınların anılması dileğiyle...” 
Talat Parman</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115600</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9be42303-2fa0-402d-94c7-5b4ebee02bbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Öteki Bayan Bridgerton</image:title>
            <image:caption>Sosyeteye takdim edilen ve umutsuzca hayatının aşkını bekleyen Poppy Bridgerton, Dorset sahillerinde yaptığı kaçamak bir yürüyüş ile tahmin edemeyeceği bir maceraya sürüklenir.
 
Yürüyüş yaparken gördüğü gizli saklı kalmış bir mağarayı keşfetmek ister ve kendini içinden çıkılmaz bir durumun ortasında bulur. Bu noktada hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır. Çünkü olmaması gereken bir yerde, görmemesi gereken şeyler görmüştür. Kaptan James’in esiri olarak, kaptanın kamarasında Portekiz yolculuğuna çıkmak zorunda kalır. Poppy Bridgerton’ın bir yağmacı ve hatta korsan sandığı Kaptan James ise Rokesby ailesinin gözbebeği Andrew’dür aslında. Kraliyete karşı olan görevini yerine getirmekten başka bir derdi de yoktur...
 
Bu esaret, nefret ve öfkeyle başlasa da okyanus kadar karanlık sırların, tehlikeli görevlerin ve tutkulu bir aşkın başlangıcı olacaktır. Poppy’nin kalbi, James&apos;in gizemli dünyasına dokundukça daha hızlı atmaya başlar. 
 
Julia Quinn’in benzersiz kaleminden Öteki Bayan Bridgerton ile romantizm ve maceranın doruklarına varacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115601</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5022adb-d90f-492f-b79e-9bf44bc9b714.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Büyük Tüm Canlılar</image:title>
            <image:caption>Herkesin okuması gereken dünyaca ünlü,
Çok satan bir eser.
 
Dünyanın en sevilen veterineri James Herriot’un yürek ısıtan, eğlenceli ve yer yer hüzünlü dünyasına dalıp büyülenmek ister misiniz?
 
Kırk yılı aşkın bir süredir, James Herriot muhteşem öyküleri, derin yaşam sevgisi ve olağanüstü öykü anlatma yeteneği ile okuyucularını kendine hayran bırakmıştır. Herriot, onlarca yıldır en küçüğünden en büyüğüne kadar yüzlerce hayvanı tedavi edip hayata tutunmalarına vesile olurken hem hayvanları hem de insanları keskin gözleriyle ve sevgi dolu kalbiyle gözlemlemiştir.
 
Küçük Büyük Tüm Canlılar’da, mesleğe yeni başlayan ve Yorkshire kırsalındaki veterinerlik uygulamalarının, veterinerlik okulunun yetersiz ortamında öğrendiklerinden çok farklı olduğunu keşfeden genç Herriot ile tanışıyoruz. Bazı ziyaretler yürek burkacak
derecede zor, bazıları neşeli ve eğlenceli. Hayvanlar dünyasına olan sevgisini her cümlesinde hissedeceğiniz yazar, veterinerliğin muhteşem taraflarını, karşılaşılabilecek vaka çeşitliliğini ve hiç bitmeyen zorluklarını keşfediyor ve okurunu da büyülü dünyanın içine sokuyor.
 
James Herriot’un anıları dünya çapında 80 milyon kopya sattı ve hâlâ her yaştan okuyucunun ilgisini çekmeye devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115602</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/878d264f-bdf6-45d4-a887-ef368cf52cb5.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınır</image:title>
            <image:caption>Sınır ile Kerem Işık, Dünyanın Güçlü Tarafı adlı ilk romanından sonra yeniden öykülerden kurduğu bir evrene çağırıyor okuru. Kitabın, “Sınırın Ötesinde” adlı ilk bölümü, Ergöne adıyla mekânlaştırdığı fantastik bir evrene açılıyor. “Sınırın Gerisinde” bölümüyle de süren ortak tematik kaygılar, bu kitapta hem yazarın bildiğimiz dil ve üslubundan temel unsurları barındırıyor hem onu özellikle atmosfer ve karakter yaratmada ayrıntıcı özeniyle başka bir aşkınlığa taşıyor. 
‘İnsan oluş’ meselesinin şiddetle sınandığı karanlık zamanlar... Yapıt, “Sınırın Ötesinde” ve “Sınırın Gerisinde” bölümleriyle bir iç-dış, dost-düşman, tanıdıklar-yabancılar çatışmasının, hatırlama-unutma geriliminin odağından kurgulanmış. Özellikle Ergöne, –bu yokyer ya da başka bir deyişle uydurulmuş, yazarın tasarımı mekân– zamanın tüm kötülüklerine, belirsizliklerine açık; karanlık, alacakaranlık bir atmosfer ve tuhaflıklar içeren topografyasıyla insanı –oluşu, varlık değeri ve yaşam hakkı üzerinden– bir anlamda tartışmaya açıyor. Nedir insan, nedir bu sınırlar; içler dışlar arası geçişler; nedir bu karanlık; yaşamaklar, ölmekler... Var mıdır umut? Orada devreye çocuklar girecektir Ergöne’de, sınır ötesinde ve gerisinde. Açıklığın, kurtuluş umudunun, geleceğin çatlaktan sızan ışığı olarak. Orada başlayan macera, henüz yazılmamış öykülerle o çocukların yaşam haklarının ve umutlarının peşinden bir sonraki yapıtıyla devam edecek görünmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115603</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/16eb7f11-90f3-47c3-b4ab-f4856a6dbe5d.jpg</image:loc>
            <image:title>TaTuTa’ya Yolculuk</image:title>
            <image:caption>“Karşılarına çıkıp ne diyeceğim peki? ‘Siz! Ey yüzyıllık ağaçlar, sizin karşınızda benim cılız sesim bile daha gür çıkıyor!’ Yok ya, bu ayıp olur. Peki şu nasıl? ‘Sizin türünüz milyonlarca senedir burada ama benimkiler bir geldi, şurada birkaç yüzyılda, hele şu son birkaç on yılda bir ilerledi, bir ilerledi ki sormayın!’ Ah, bu daha iyi oldu. Farkımızı anlatırken, özeleştiri de yapıyorum. Umarım sevgili ağaçların yüzyıllar içinde espri anlayışları gelişmiştir.” 
Evlere kapanılan salgın günlerinde Zeki, “alternatif bir yaşam biçimi”ni değerlendirmek ister. Kent hayatına alışmış ve kırsal yaşama ilişkin önyargıları olan kızı Sezgi, babasının planına dirense de yaşadıkları kentten ayrılarak birlikte bir çiftliğe giderler. Ev sahipleri üç kişilik bir ailedir: Zeyno, Gür ve çocukları Ege. 
Sezgi, doğadaki ömrünü tamamlamış nesneleri sanatsal bir form içinde geri dönüştürme uğraşına girişecek; Ege, doğayla ilişkisini, ekolojik ilgi ve merakını yaşıtlarıyla çevrimiçi buluşmalara taşıyacaktır 
İklim krizi ve ekolojik yıkım sirenlerinin en tiz seslerle çaldığı çağımızda çocuklar da yetişkinler de işbirliğine, ortak emeğe, “biz” duygusuna, doğayla yaratıcı bir ilişki kurmaya dayalı bu yaşam biçiminin içinde yaşadıkları deneyimlerle dönüşüme uğrayacaklardır. 
Ekolojik tarımı, sürdürülebilirlik felsefesini, gönüllü bilgi ve tecrübe takasını temel alan TaTuTa projesini sıcak bir arkadaşlık hikâyesi içinde anlatan özgün bir çocuk romanı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115604</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5aefa917-bb4a-48f9-a969-e51385a92956.jpg</image:loc>
            <image:title>Hitler’in Babası</image:title>
            <image:caption>“Dönem tanıkları genç Hitler’e dair son derece zıt iki imge ortaya koyuyor: Bir yanda öğretmenlerine ölesiye meydan okuyan, gençlik çetelerinde liderlik rolünü üstlenen ve her türlü haylazlığı göze alan baskın, otoriter bir genç adam; diğer yanda büyük sanatçı ve sahne tasarımcısı Alfred Roller’in yanına gitmeye dahi cesaret edemeyen, hayran olduğu genç kıza yaklaşmaya çekinen ve aslında Kubizek dışında hiç arkadaşı olmayan, son derece utangaç bir delikanlı.”
Peki ya tarihin en karanlık dönemine damgasını vurmuş bu adam aslında kimdi? Nasıl bir ailesi vardı? Nerede doğmuştu? Kimlerle dostluk kurmuştu? Hangi akımların etkisinde kalmış, kafasındaki bu diktatörlük imajı ne vakit hakikate dönüşmüştü?
Yıllardır tozlu bir tavan arasında saklanan 31 mektup, tarihçi Roman Sandgruber tarafından gün yüzüne çıkarıldığında Hitler’in üzerindeki etkisi yadsınamaz olan baba Alois Hitler’in kişiliğinin yeni ve müphem bir yanını da gözler önüne sermiş oldu. Titiz bir çalışmanın ürünü olan bu kitabın amacıysa bir zamanlar sadece efsaneler, uydurma hikâyeler ve varsayımlarla çevrili Hitler ailesinin günlük yaşamına ışık tutarak belki de tarihin cevaplanması en zor sorulardan birine yanıt bulmak. Zira onlarca yıldır dile getirilen ve koskoca bir tarihi etkisi altına alan bu sorunun cevabı hâlâ meçhul: Yukarı Avusturya’nın taşrasından gelen ve nispeten başarısız, yalnız bir çocuk nasıl oldu da böylesine zalim bir diktatöre dönüştü?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115605</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc87a1ed-9ae8-4efd-a035-b7a1c7f3a438.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalp/ Bir Tarihçe</image:title>
            <image:caption>Kalp hayatın merkezinde yer alır. Kardiyolog Sandeep Jauhar içinse saplantı derecesinde bir tutkudur. Zira kalple ilgili sorunlar ailesinde büyük travmalar yaratmış, hassas bir yapıya sahip olan Jauhar’a daha çocuk yaşlarda uzman doktorluğa giden yolu açmıştır. 
 
Kalp: Bir Tarihçe, hayatın motoru olduğu kadar her türden duyguyu barındıran en önemli organı tüm yönleriyle ele alan bir kitap. Bir yandan 
tıp doktorları ve bilim insanlarının giriştikleri kimi tabu yıkıcı deney ve 
keşiflerin öyküsünü anlatırken bir yandan da bu büyüleyici organın yapısına ve işleyişine açıklık getiriyor. Bununla beraber özellikle modern tıbbın olağanüstü başarılarının yanında yetersiz kaldığı noktalara da işaret ediyor. Kalp hastalıklarının halen en önemli kamu sağlığı sorunlarından biri olduğunu belirten yazar, kişisel deneyim ve gözlemleri kadar geniş çaplı araştırma sonuçlarına da yer veriyor. Böylece meselenin sadece teknolojik ilerlemeyle çözülemeyeceğini savunarak toplumsal sorunlara ve günümüz insanının ruh haliyle yaşam tarzına da dikkat çekiyor. 
 
“Jauhar, oldukça güvenilir bir rehber olarak her birimizin hayatının nasıl devam ettiğini ilgi çekici bir hikâyeyle anlatıyor... Hem temel bilgiler veren hem de övgü mahiyetinde bir kitap olan Kalp, hakkında çok az şey bildiğimiz içimizdeki bu en kutsal organa dair büyüleyici bir ders anlatıyor.” 
Washington Post</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115606</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9eafd8fe-1a51-4c9c-a5a7-219a9cf67520.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Kitabı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap Âlem-i Gaip’te yaşayanlar için son derece önemlidir. Ne var ki Âlem-i Aşikâr olan bu dünyada işler öyle çabucak hallolacak gibi değildir. Derdi olana bir dert daha verilir, çıkmaz yollar kanaviçe gibi işlenir ki insan evladı topraktan yapılma bir âlemde olduğunu unutmasın. Unutmazlar da… Ta ki aşk kapıyı çalıncaya kadar. Nedir aşk? Dünyanın üzerine örtülen ölüm perdesinin yırtılması, siyah beyaz kalemle yazılmış ömrün bir çiçekle renklenmesidir.
Hikâye, Hızır’ın Kaygusuz’a Aşk Kitabı’nı bulmasını söylemesiyle başlar. Ölümle doğum aynı anda gerçekleşir ve arayışın ilk adımları atılır. Kaygusuz Abdal, Zeliha, Mahir Dede, Göğ Hatça, Karanlık Evliya, Şeyh Bedrettin, Gajgaj Dede, Hızır ve diğerleri… Bizi Aşk Kitabı’na götüren bu soluksuz macerada Âlem-i Gaip ve Âlem-i Aşikâr evrenlerinde neler olacağı, Aşk Kitabı’nı “aşk” kitabı yapan olayların nasıl sonlanacağı büyük bir merak konusudur.
Fantastik ögeleriyle geçmiş, bugün ve gelecekten ötede, zamanın bambaşka boyutlarının görülebileceği bu kitapta Bektaşi edebiyatının temel kavramları da romanın öğretici yanını korumaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115607</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/356bccf3-6093-4624-acd5-5e36e1227d94.jpg</image:loc>
            <image:title>Zilzal Suresi</image:title>
            <image:caption>Eğer kıyâmet vücudî kıyâmetse, hâdiselerde sadece Rabb’ini gördüğünden erir, nefisler sarsılır. Bu eğer maddî bir sarsıntı ise, aslında gören için bu sarsıntı, Cenâb-ı Hakk’ın nurunun her şeyi sarışıdır. Bu kimse yapanın yaptıranın O olduğunu idrak ettiğinden ve O’nun rahmetinin gazâbını daima örttüğünü bildiğinden hâdiseleri hakîkatinden seyreder. Bu kişi er kişidir. Hâli ise, hâdisede hizmet etmek, itiraz etmemektir. 
 
Görülüyor ki iki çeşit kıyâmet vardır: Küçük ve büyük kıyâmet. 
 
Küçük kıyâmet kulun idrak etmeye başlaması ve bu idraki geliştirerek iki âlemin arasında kalacak seviyeye erişmesidir. Büyük kıyâmet ise herkesin mutlaka kendi hakîkatini göreceği günü anlatır. 
 
Buradan anlaşılıyor ki herkesin kendi âyân-ı sâbitesini idrak etmesine, yani kendi hakîkatini görmesine büyük kıyâmet deniyor, ki bunlar amel defterlerini sağdan alanlardır. Bazıları ise taşıdıkları ismin hakîkatinden bîhaber olduklarından şaşkınlık ve pişmanlık cehennemine girecekler, ki bunlar amel defterlerini soldan alanlardır. 
 
Âcizane derim ki: Amel defterini sağdan almak, dünyada gayretini mânevî yolda sarf etmek demektir. Soldan almak, nefsanî yolda sarf edilen bir ömür demektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115608</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b48e290c-26e9-4c28-b294-37cf807072f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gizemli Buzullar Kıtası Antarktika ve Patagonya’ya Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Antarktika gezisi benim için kısa süreli de olsa, bambaşka bir boyuta gidip gelmek gibiydi. 
 
Gülten Dayıoğlu göz kamaştırıcı bir gemi yolculuğuyla gizemli buzullar kıtası Antarktika ve ateş toprakları Patagonya’ya gidiyor. Tepede uçuşan albatros kuşları, dev buzdağları, Macellan penguenleri… Kaynar suyun bile yere düşmeden donduğu bu soğuk ama büyülü coğrafyada yine çok şaşırtıcı, az ürkütücü ve gerçekten gizemli bir yolculuk bizleri bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115609</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29527186-6314-456c-bfd5-5b8052e8c73d.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah Pervaneler</image:title>
            <image:caption>Siyah Pervaneler, Cingöz ve yardımcısı Necla’nın, yeni döndükleri Amerika’dan, İkinci Dünya Savaşı sonrası İstanbulu’nda işlenen bir cinayeti aydınlatmak için canla başla çalışmalarının hikâye edildiği yakın zamanda keşfedilmiş bir Cingöz Recai macerası. En Son Saat gazetesinde, 19 Temmuz-13 Kasım 1947 tarihleri arasında 97 sayı boyunca tefrika edilen eser, Cingöz Recai kitapları içinde polisiyenin birden fazla alt türünün kullanılması ve Cingöz’ün hiç suç işlemediği bir hikâye olarak hırsızlıktan polisliğe soyunmaya uzanan serüvenini göstermesi açısından da önemlidir. Seval Şahin’in geniş sunuşu ve notlarıyla sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115610</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8318a86-a2b8-4f9d-9cad-128bd567074c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Misket Limon Bir De Kamile</image:title>
            <image:caption>Mark Twain, “Neşe insanlığa verilmiş en büyük armağandır.” der. Nihan Özebeoğlu’nun kalemi, kendisine bahşedilen bu armağanı cömertçe okura dağıtıyor.
Yazıyla hayat arasındaki dengeyi ustalıkla kuran Özebeoğlu, yakın tarihe ait eğlenceli, mizahi öyküler yazıyor. Aslında anlattıkları bizim o büyük hikâyemizi tamamlıyor. Hafızalarımızda hayal meyal kendine yer bulan küçük insan hikâyelerini çarpıcı, mizah dolu ayrıntılarla netleştiriyor. Doksanlara ait gündelik hayatın kayıt dışı tarihini yazan Özebeoğlu, bir mizah yazarının her şeyden önce üstesinden gelmek zorunda olduğu meseleyi de içtenliği sayesinde aşıyor. Hafife almadan, istihzaya kapı aralamadan, insanı olanca saflığıyla anlatmanın; bunu yaparken muzip, saygılı, dobra, neşeli bir dil kullanmanın müşterek yolunu bulmuş Nihan Özebeoğlu.
Bu kitap yazara dair sadece uçarı bir dikkatten değil, aynı zamanda nahif bir içgörüden de haber veriyor bize.
Emin Gürdamur</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115611</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f118811-adfd-4b00-997f-d88038e1b449.jpg</image:loc>
            <image:title>Taş Yerinde Ağırdır</image:title>
            <image:caption>Uygur Sürgünü, Umut ve Olağanüstü
Bir Hayatta Kalma Mücadelesi Gulchehra Hoja     Her Şeyi Bırakıp Halkına Yardım Etmek İçin
Fedakârlık Yapan Bir Kadının Olağanüstü Anıları
 
Şubat 2018&apos;de, Gulchehra Hoja&apos;nın ailesinden yirmi dört kişi bir gecede kayboldu. Suçu ve dolayısıyla ailesinin suçu Uygur halkının, Çin hükümeti tarafından sistematik olarak yok edilmesine dair yaptığı ödüllü araştırmalarıydı.
 
Gulchehra&apos;nın etkileyici anıları, bizi Çin yönetimi altındaki Doğu Türkistan&apos;ın (resmi olarak Çin&apos;in Sincan Uygur Özerk Bölgesi) günlük dünyasına götürüyor; onun masalsı çocukluğundan kâbus gibi bir günümüz dünyasına uzanıyoruz.
 
Ünlü bir müzikçinin torunu ve saygın bir arkeoloğun kızı olan Gulchehra, halkının kültürünün ve tarihinin damarlarında dolaştığı bir ortamda büyüdü. Erken yaşlarda dansçı, aktris ve hikâye anlatıcısı olarak yeteneklerini gösterdi ve onu büyük bir televizyon yıldızı olarak başarıya götüren bir yolculuğa çıkardı. Ancak, zamanla Çin&apos;in, halkına yaptıklarını ve gazeteci olarak kendi suç ortaklığını anlamaya başladı. Yükselen şöhreti ve siyasi uyanışı aynı zamana denk geldiğinde, ülkesinin uzak bölgelerinde Pekin&apos;in işlediği suçları açığa çıkarmayı kendine görev edindi.
Ve bedeline razıydı.
 
Bu kitap, halkının yaşadığı acı dolu gerçekleri dünyaya duyurmak için kendi hayatını değil, aynı zamanda sevdiklerinin hayatını da riske atmaya hazır cesur bir kadının anıları.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115612</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7bce3ed-2466-4eab-bbd4-778f6851d6d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Gördüklerim, Dinlediklerim, Yazdıklarım</image:title>
            <image:caption>“Bizim ilk sözümüz doğarken başladı; en büyük gerçek olan son söze doğru hızla gitmekte… Hayatın girdabına kapılıp gidenler için sözümdür: Bir an olsun kendinizi dünyanın hay huyundan, akışından çekip çıkarın ve olaylara şöyle biraz yukarıdan bakmayı deneyin. İçinizdeki iyi yanları sergileyin, affedici olun, karşınızdakilerin kusurlarını görmemeye çalışın; hep önünüzdekinin ayak izlerine değil de biraz da geride bıraktığınız izlerinize bakın. Adına ömür dediğimiz ‘bir nefeslik’ mühleti gelin, boşa harcamayın. Önce siz iç huzura ve iç barışa kavuşun, sonra en yakınınızdakilerden başlayarak etrafınızla barışıp esenliğe gidin. Kin, haset, yalan, ikiyüzlülük gibi kötülük adına ne varsa, içinizde öldürün. Yaşarken ölün, dipdiri olmak için.
‘Avazeyi bu âleme Davud gibi sal / Bakî kalan bu kubbede hoş bir sada imiş’ diyor büyük şairimiz. Sahip olduğumuz ne varsa, bizden geriye kalacak olan ancak o hoş sadadır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115613</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9800ce6-ab66-436b-97b7-f4a9c0f4d1e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Belki De Muhteşem</image:title>
            <image:caption>Dil kullanımından hikâye kurgularına kadar kalbinin sesini susturmayan, bunu okura yansıtacak naiflikte bir kaleme sahip Ahsen Dalca Korkutan. Yaşadığı ülkeye ve insanına sağduyuyla yaklaşan, hisli bir yazarın ürünü olan metinler bu ilk kitapta bir araya getirilmiş. Titizlikle çalışılan metinler okura doyurucu bir okuma zevki sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115614</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/685b572d-c662-4fe2-b123-cc02f673192c.jpg</image:loc>
            <image:title>İkbal Çiçeği</image:title>
            <image:caption>Asuman Demir’in hikâyelerindeki karakterler apartmanımızda, köyümüzde, sokağımızda yaşayan görmüş geçirmiş, kimi zaman meraklı, ağzı laf yapan kişiler. Yaşı kemale ermişlerin dizinin dibinde oturan okuyucu, bu karakterlerin bilgeliğinin yanında geçmişe duyduğu özlemi hissediyor. Tümüyle sahici, tümüyle bizden hikâyeler İkbal Çiçeği’nde…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115615</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d136418-8979-4a20-b70f-2d1e8b103397.jpg</image:loc>
            <image:title>İngilizce İlk 100 Kelimem- Hayvanlar</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz ilk İngilizce kelimelerini kolayca öğrensin. Bu seri, çocukların İngilizceyi günlük yaşamın bir parçası haline getirerek öğrenmesi için hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle hazırlanmış bu kitaplarla genç okurlar yeni bir dil öğrenmeye kolay bir başlangıç yapacaklar. 
Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizceye giriş sağlar 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuk ile ebeveyn arasında daha fazla etkileşim imkânı sunar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115616</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5549505c-c874-4074-9729-45dbd4b1fe91.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuzulutepe Burada, Kuzuları Nerede?</image:title>
            <image:caption>İyi ama kuzular nerede? 
 
Kuzulutepe’de ne kadar çok apartman, ne kadar çok araba var. Ama hiç kuzu yok!
Reha Barış yazdığı ve resimlediği Kuzulutepe Burada, Kuzuları Nerede? adlı kitabında şehirlerimizin çevremizi nasıl dönüştürdüğüne dair merak uyandıran bir hikâye anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115617</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0d90af1-ef97-4d8f-9098-fffc510f333a.jpg</image:loc>
            <image:title>Neden Karma Eğitim?</image:title>
            <image:caption>Eğitimde cinsiyet ayrımcılığı, kadını ikinci sınıf vatandaş saydığı için, sadece çağdaşlığa değil, insan haklarına da aykırıdır.
Emre Kongar 
Eğer eğitim temel bir “insan hakkı” ise, yurttaşların eşit olarak çağdaş ve uygar toplumun üyesi haline getirilmesi için “karma eğitim”, “eğitimde birlik” gibi vazgeçilmez bir ilkedir.
Öner Yağcı 
Karma eğitim; çocuklarımızın kardeşleşmesinin, birlikte dünyayı algılayabilmesinin, eşit yurttaşlığı duyumsayabilmenin başlıca temelidir. 
Işık Kansu 
Karma eğitim, yaşamın her alanında özlemini çektiğimiz kadın-erkek eşitliğinin en gerçek, en sahici fotoğrafıdır.
Mustafa Balbay 
Cumhuriyet’in ilk yılında karma eğitim konusunda adımlar atılması, başta Medeni Kanun olmak üzere kadının seçme ve seçilme hakkı gibi devrimlerin yaşama geçirilmesinde öz hazırlık çalışması olarak değerlendirilir. Karma eğitim sistemi olmasaydı, diğer devrimlerin toplumda kabul görmesi o kadar da kolay olmayabilirdi. Platon’un eski çağda savunduğu karma eğitim ve eğitim devlet eliyle verilmesine yönelik önerileri Cumhuriyet2in Tevhid-i Tedrisat ve karma eğitim sistemiyle yaşama geçirilerek, özgüveni yüksek, aydınlanmacı, eşitlikçi bir nesil yetişmesini sağlamıştır.
Miyase İlknur</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115618</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7b5d465-d1ce-4be1-baa2-8f2f707bf3ea.jpg</image:loc>
            <image:title>İngilizce İlk 100 Kelimem- Yiyecekler</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz ilk İngilizce kelimelerini kolayca öğrensin. Bu seri, çocukların İngilizceyi günlük yaşamın bir parçası haline getirerek öğrenmesi için hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle hazırlanmış bu kitaplarla genç okurlar yeni bir dil öğrenmeye kolay bir başlangıç yapacaklar. 
Öğrenme Rehberi
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizceye giriş sağlar 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuk ile ebeveyn arasında daha fazla etkileşim imkânı sunar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115619</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7fda277-b52f-44ee-9392-03f0a10aaf43.jpg</image:loc>
            <image:title>True Beauty 6</image:title>
            <image:caption>“SENİ GERÇEKTEN SEVİYORUM.” 
 
SEO JOON’UN İTİRAFI, JOO GYEONG’UN TERCİHİ Mİ?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115621</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c142d128-216c-4723-9d94-e9a66654aa83.jpg</image:loc>
            <image:title>İngilizce İlk 100 Kelimem- Doğa</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz ilk İngilizce kelimelerini kolayca öğrensin. Bu seri, çocukların İngilizceyi günlük yaşamın bir parçası haline getirerek öğrenmesi için hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle hazırlanmış bu kitaplarla genç okurlar yeni bir dil öğrenmeye kolay bir başlangıç yapacaklar.
 Öğrenme Rehberi
 • Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizceye giriş sağlar
 • Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
 • Çocuk ile ebeveyn arasında daha fazla etkileşim imkânı sunar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115622</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e72321c6-ff6a-4c40-bdec-7c6c4240f548.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice İn Wonderland / Alice Harikalar Diyarında</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar. 

Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115623</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/294687d1-2a6b-4794-aac8-9558123ce77f.jpg</image:loc>
            <image:title>Treasure Island / Define Adası</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar.

Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir.
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115624</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cba12aea-2fdd-4538-a3f5-7fe801a04944.jpg</image:loc>
            <image:title>The Secret Garden / Gizli Bahçe</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar. 

Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115625</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9e32ab3e-2ca6-4220-a8a5-387cedd07279.jpg</image:loc>
            <image:title>The Wizard Of Oz / Oz Büyücüsü</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar. 

Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115626</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49f53e2b-7303-4de8-a52d-b2b268946d30.jpg</image:loc>
            <image:title>Peter Pan / Peter Pan</image:title>
            <image:caption>ocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar.
Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115627</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe4fa4fe-8a4f-4339-8d3c-e9c7772cd6e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Black Beauty / Siyah İnci</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar. 
Öğrenme Rehberi 

• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115628</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5219594-c7d1-43d9-b826-19b5d27745d0.jpg</image:loc>
            <image:title>The Wind In The Willows / Söğütlükte Rüzgar</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar. 

Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115629</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d90728fc-7242-4a0b-8ab9-f7c03f90b380.jpg</image:loc>
            <image:title>The Jungle Book / Orman Kitabı</image:title>
            <image:caption>Çocuğunuz İngilizceyi kolayca öğrensin. İki Dilli Klasikler Serisi ile çocuklara İngilizce metinleri anlama pratiği kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır. Rengârenk ve ilgi çekici çizimlerle İngilizce ve Türkçe anlatılan mükemmel öykülerle yeni bir dil öğrenirken önemli bir aşamaya adım atacaklar.

Öğrenme Rehberi 
• Dil gelişimine yardımcı olur ve İngilizce pratik yapma imkânı sunar. 
• Kelime dağarcığını zenginleştirir, konu bilgisini geliştirir. 
• Çocuğun edebiyat dünyasına eğlenceli bir giriş yapmasını sağlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115630</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae7af9cb-abd8-4a77-a2c0-05f110b0595a.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanlığımı Yitirirken</image:title>
            <image:caption>Osamu Dazai&apos;nin başyapıtı İnsanlığımı Yitirirken, Japonya&apos;da 20. yüzyılın ortalarında geçen çarpıcı bir öyküdür. Ressam Yozo’nun içsel çatışmalar ve toplumun beklentileriyle mücadelesi, okuyucuyu derin bir düşünsel yolculuğa davet eder. Yozo’nun yaşamı; dış dünyayla bağlantısızlığı, toplumsal normlara uymakta zorlanışı ve kendi kimliğini bulma çabası etrafında şekillenir. 
  Dazai&apos;nin etkileyici üslubu ve derinlemesine karakter analizi, Yozo’nun karmaşık dünyasına dokunaklı bir pencere açar. İnsanlığımı Yitirirken, varoluşsal bir arayışın yanı sıra, insanın kendi kusurlarıyla yüzleşmesinin trajik bir portresini çizer. Yazarın kendi deneyimlerinden esinlenen yarı otobiyografik bu eser, insanın içsel çatışmalarını anlamaya çalışan her okuru etkileyici bir şekilde sarsacak, düşündürecek ve kalıcı izler bırakacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115631</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eaeefb3d-10dd-4341-a9ec-2ff10172bebc.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahvaltıda Güneş Yedim (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kahvaltıda Güneş Yedim, tamamen doğal malzemelerden üretilen güncellenmiş yeni baskısıyla raflarda! 
 
Ekmeğimizin, çikolatamızın, ayakkabımızın, gömleğimizin, kitaplarımızın, koltuğumuzun, ilaçlarımızın ve hatta dinlediğimiz müziğin içinde hep onlar var. Gördüğümüz, dokunduğumuz, duyduğumuz, kokladığımız, tattığımız her yerdeler. Bazıları hasta ediyor, bazıları iyileştiriyor. İyisiyle, kötüsüyle bitkiler hayatımızın neredeyse her ânında varlar. Sadece bizim için vazgeçilmez değiller üstelik. Onlar olmasa dünyada başka hiçbir canlı hayatta kalamaz.  
 
Harika çizimlerle süslenmiş bir doğa kitabı olan Kahvaltıda Güneş Yedim, naneli diş macunundan pamuk tişörte kadar hayatımızın her alanında yer alan bitkilere bir saygı duruşu. Bitki uzmanı Micheal Holland, yediğimiz yiyecekleri, kullandığımız malzemeleri, soluduğumuz temiz havayı üretmek için bitkilerin nasıl güneş ışığı yediğini ve bitkilerden beslenen bizim de her an nasıl güneşi yediğimizi anlatıyor. Eğlenceli “Kendin Yap” projeleriyle ise bitkilerin dünyasına laboratuvar ortamında adım attırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115632</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/965f7f5b-b1b6-40d6-8981-3b6fcb26fb8d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bay Bir Tuhaflık Var</image:title>
            <image:caption>Okuma Yolculuğunu Seç!   
Öyküyü, sözcükleri hiç değiştirmeden “tuhaf” haliyle mi okumak istersin? Yoksa renkli sözcükleri, alternatif sözcüklerle değiştirerek okumak mı? Seçim senin! Resimlerin arasında başka başka tuhaflıklar keşfedilmek üzere seni bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115633</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d905c64d-0938-493e-95c7-2a744aab65bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Lulu Mercan Hayatı Öğreniyor 5 - Bunu Ona Yapamazsın</image:title>
            <image:caption>“O da neyin nesi?” dedi Lulu Mercan. “Masanın üzerinde yürüyen o şey?” Ve yakından bakınca, cevabı kendi gözleri ile gördü. “Bu, bir karınca! Ben onu gördüğüme göre, o da beni görmüş olmalı” dedi Lulu Mercan. Karınca ne durdu, ne de dönüp Lulu Mercan’a baktı. Karınca, yürümeye devam etti. Karıncanın bu ilgisizliği, Lulu Mercan’ın canını sıktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115634</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1bece5cc-77f3-4fbd-9620-acf6c794cc46.jpg</image:loc>
            <image:title>Lulu Mercan Hayatı Öğreniyor 2 - Yeterli Fazladan İyidir</image:title>
            <image:caption>Lulu Mercan, acele etmesi gerektiğini düşünüyordu. Ama neden acele etmesi gerektiğini bilmiyordu. Bu konuda hiçbir fikri yoktu. Çünkü bunu düşünmemişti. Lulu Mercan’ın aklında, düşünmediği zaman bir fikir olmuyordu. 
Düşündüğü zaman mutlaka aklına bir fikir geliyordu. Bir fikri olmasını isteyen, düşünmeliydi!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115635</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0c2b950-4306-44f8-9b13-3b8911d6101b.jpg</image:loc>
            <image:title>Lulu Mercan Hayatı Öğreniyor 3 - Bütün Renkler Güzeldir</image:title>
            <image:caption>Lulu Mercan, en çok hangi rengi sevdiğine bir türlü karar veremiyordu. “O mu, yoksa bu mu? Yoksa şu mu? Hayır hayır bu! Yoooo! O da değil. 
Offf... Offf... “Belki de benim en sevdiğim bir renk yoktur!” dedi Lulu Mercan. “Belki de ben, bütün renkleri seviyorumdur! Haa? Olamaz mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115636</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d38d853-7c70-41bc-add4-25c5439a0d42.jpg</image:loc>
            <image:title>Lulu Mercan Hayatı Öğreniyor 4 - Her Şeyin Bir Zamanı Var</image:title>
            <image:caption>Lulu Mercan, bahçedeki kiraz ağacından, kiraz toplamak istiyordu. Hem de bir sepet dolusu! “Şimdi olmaz” dedi babası. “Daha değil! Kirazlar henüz olgunlaşmadı. Sabırlı olmalısın! Kiraz toplamak için sabırlı olmak gerekiyorsa, Lulu Mercan, seve seve  sabırlı olurdu. Ancak ortada kocaman bir sorun vardı. 
Lulu Mercan, nasıl sabırlı olunacağını bilmiyordu!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115637</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4b7712b-9db2-4aba-891d-a70919441885.jpg</image:loc>
            <image:title>Veri Nasıl Oluştu ?</image:title>
            <image:caption>Verinin
dünyamız üzerindeki
etik, teknik ve politik etkisinin
kapsamlı bir tarihi.   Uçuşları kontrol eden veya belgesiz ikamet edenleri saptayabilen yüz tanımadan, kimin kredi kimin kefalet alacağına dair bilgi sunan otomatik karar verme sistemlerine kadar her birimiz veri temelli algoritmalar tarafından belirlenen bir dünyada yaşıyoruz.
 
Chris Wiggins ve Matthew L. Jones, bir araç ve silah olarak verinin etkisine ışık tutuyorlar. Verinin nasıl oluşturulduğunu ve düzenlendiğini, aynı zamanda bu verilerle mücadele etmek için geliştirilen farklı matematiksel tekniklerin halkları, fikirleri, toplumu, askeri operasyonları ve ekonomileri nasıl şekillendirdiğini araştırıyorlar.
 
Yeni teknik ve bilimsel imkânlar nasıl geliştirildi, bu geçişleri kim destekledi ya da kim finanse etti? Tüm bu sorulara yanıt bulacağınız bu kitap, verinin gidişatını anlayarak veriyi bir amaç doğrultusunda, kolektif olarak seçtiğiniz sonuca nasıl yönlendirebileceğiniz konusunda size rehberlik edecek.   Teknoloji ne iyidir ne de kötüdür; tarafsız da değildir.
–Kranzberg’in teknoloji kanunlarından ilki, 1986</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115638</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9beedb53-932a-4622-9ef9-b41c9b48c782.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Eğitim Sistemine Eleştirel Bir Bakış</image:title>
            <image:caption>Dünyanın kaderini değiştiren, kendi alanında kültleşmiş isimlerin bu seviyelere
gelmelerinde hayallerinin önemi inkar edilemeyecek kadar büyüktür. Onlar
hayallerinin peşinden koşmasalardı, ulaşabilirler miydi bunca mükemmel eserlere?
Thomas Edison ampulü icat edebilir miydi? Ludwig Van Beethoven dünyanın
sonuna kadar dinlenmekten vazgeçilemeyecek Dokuzuncu Senfoni&apos;yi yazabilir
miydi? Leonardo Da Vinci her seferinde insanlarda hayranlık uyandıran Mona Lisa
tablosunu çizebilir miydi? Hezarfen Ahmet Çelebi uçabilir miydi? Fatih Sultan
Mehmet o devrimsel fetihle bir çağı açarken bir çağı kapatabilir miydi? Fyodor
Mihayloviç Dostoyevski her okunuşta yeni anlamlar ve yeni keşifler türeten o sihirli
cümleleri yazabilir miydi? Albert Einstein İzafiyet Teorisi&apos;ni ileri sürebilir miydi?
Charlie Chaplin hayatında türlü acılara ağlamışken buna inat insanları güldürebilir
miydi? Afife Jale tüm baskı ve engellere rağmen çocukluk hayali olan oyunculuktan
vazgeçmeyerek bu yolda mücadele edip ve bugün ilk Türk Müslüman kadın oyuncu
ünvanı ile anılmasını sağlayan bu kimliği kazanabilir miydi? İşte bu kişilerin
yılmadan takip ettikleri yol, hayallerine uzanan bir köprü olmalıydı. Onları diğer
insanlardan farklı kılan, ulaşılamaz denen şeyleri hayal etmeleri ve bunlardan hiçbir
zaman vazgeçmeyişleri olmalıydı. Kim bilir bu ve benzeri isimler gibi hayallerinin
peşinden koşup başarı zevkini tadabilmiş, bilinen veya bilinmeyen kaç kişi vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115639</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed3908e9-f915-486e-9c7e-0e5645a90faf.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Vesayet Örgütü Olarak NATO</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de klişeleşmiş siyasi bir söylem vardır: “Askeri Vesayet” ve “Derin Devlet”. Bu, özellikle 1980 Amerikancı Kenan Evren darbesi sonrası sivil siyasette bir ezber gibi 
tekrarlandı. 2002’de AKP’nin iktidara gelişinde de bu klişe söylem etkili bir slogan olarak kullanıldı. Atatürk’ün askerlerinin hapishaneye atılmasında da rol oynadı bu söylem. Bu kitapta, söz konusu vesayetin NATO / ABD vesayeti olduğunu ortaya koydum. Ve bu vesayet esasen askeri değil, siyasi / ekonomik / kültürel bir vesayettir. Bu vesayet aşılmadan düze çıkmamız mümkün değildir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115640</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/884b7862-b841-4e8c-b6a7-13de47319ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Naziler</image:title>
            <image:caption>ÖNCE NAZİ OLDULAR SONRA ABD/CIA NEFERİ! 
 
Bu kitaptan kimler rahatsız olacak? Önce Nazilere sonra ABD’ye hizmet eden İslamcılar, milliyetçiler, ulusalcılar: 
 
• Türkiye’de antiemperyalist soykırımı nasıl ve neden yapıldı? 
• İsmet İnönü ülkesini ateşe atan bir siyasetçi miydi? 
• Hitler’e yalakalık yarışında en önde koşanlar nasıl ödüllendirildi? 
• CHP’ye kendi çocukları nasıl boğduruldu? 
• Köy Enstitüleri’ni öldüren cellat kimdi? 
• Atatürk bir diktatör müydü? 
• Türkiye’de ilk Nazi kontrgerilla birlikleri nasıl kuruldu? 
• Sovyetlere sabotaj eylemine katılan Türk Nazilere ne oldu? 
• Atatürk yaşarken nasıl etkisizleştirildi? 
• Naziler tarikatları nasıl besledi? 
• Hitler’in kitabı Kavgam’ı ayet gibi çeviren imam kimlerle gizli komite kurdu? 
• Atatürk, Hitler’e nasıl bakıyordu? 
 
Tüm bu soruların ve daha yüzlercesinin cevabını bulacağınız bu çalışmasıyla Gazeteci-Yazar Mustafa Hoş, karanlıkta kalmış bir dönemi belgeler ve tanıklıklar ışığında aydınlatarak yakın tarihimize yepyeni bir pencere açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115641</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c5b6805a-c724-42e3-bdf9-c25bfbe7ac2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaç Kere Düşer İnsan</image:title>
            <image:caption>Sahi, kaç kere düşer insan? 
 
Yaşam seni defalarca test edecek, beklenmedik engellerle karşılaşacaksın$ Sınavlarla yüzleşebilir, hedeflerinden sapabilirsin, hatta en sevdiklerin bile seni hayal kırıklığına uğratabilir. 
 
Ancak her durumda yeniden ayağa kalk, asla umudunu yitirme. Korkuların, hataların ve zorlukların, seni daha güçlü, daha bilge ve daha kararlı yapacak. 
 
Ya şimdi kendini toparla ve tüm zorluklara rağmen hayallerini kovala ya da hayatın karşısında pasif kalmayı seç. 
 
Ancak unutma, senin içindeki potansiyel, her türlü zorluğu aşabilecek kadar büyük.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115642</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c0eeb6e-ccd7-4da4-8b5b-e84b66e5fc97.jpg</image:loc>
            <image:title>Samsatlı Lucianus</image:title>
            <image:caption>Lucianus, yaşadığı dönemin ahlak, felsefe ve dini inançlarını eleştirmiştir. Bu nedenle de çok büyük tepkiler almıştır. Lucianus, yaşadığı dönemde düşüncelerinden dolayı dışlanıp yalnız bırakıldığı gibi daha sonraki dönemlerde de mesela 15. ve 16. yüzyıllarda Katolik kilisesi tarafından eserleri yasaklanmıştır. 
Kilise tarafından yasaklanmış olmasının nedeni doğrudan kiliseye veya Hıristiyanlığa yönelik bir eleştiri yaptığından değildir. 
O daha çok Yunan mitolojisine ve genel olarak paganizme (putperestliğe) yönelik eleştirileri nedeniyle tepki toplamıştır. Gerçi Hıristiyanlığa yönelik doğrudan bir eleştirisi de vardır. Peregrinus’un Geçişi (The Passing of Peregrinus) isimli kitabında Hıristiyanları ölümlü bir insanı, yani Hz. İsa’yı tanrılaştırmakla eleştirir ve onlarla alay eder. Hatta denilebilir ki Lucianus’un bu düşünceleri Samsat’ın düşün - ce havzasında etkili olmuş ve kendisinden yaklaşık 100 yıl sonra gelen Samsatlı Aziz Pavlus’u da etkilemiştir. Bilindiği gibi Aziz Pavlus, Hz. İsa’nın tanrı olamayacağını yalnızca insan olduğunu ileri sürdüğü için dönemin Antakya kilisesi tarafından aforoz edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115643</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4fcd0596-0e12-4dd8-a76d-6055055e825c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Hizmet ve &quot;Ailecilik&quot;</image:title>
            <image:caption>Her yıl ayrı bir sorun alanına odaklanan “Sosyal Hizmet(ler)i Yeniden Düşünmek” konferansları kapsamında 2019 yılında, sosyal hizmetlerin giderek daha yoğun biçimde piyasaya ve aileye devredilmesi eğilimlerini ele almaya çalıştık. Türkiye açısından bu bağlamda özellikle aile önemli bir konumda ve iktidardakilerin hiç dillerinden düşürmedikleri bir kavram. Türkiye’de sosyal politikalar öteden beri, sosyal hizmetlerin klasik tanımlı aileyi güçlendirmesine odaklanmıştır. Kadınların annelik rolünü vurgulaması, kadın emeğini yeniden üretimle sınırlamak istemesi ve kurumsal yapılar arasında özellikle aile kurumunu ön plana çıkartması nedeniyle “ailecilik” diye tanımlayabileceğimiz bu politika yaklaşımı, son 20 yılda giderek güçlenmiştir. Bu aileci yaklaşım, kurumsal bir sosyal hizmet yapılanması yerine sosyal hizmet sorumluluğunu aileye ve dolayısıyla kadınlara yükleyen bir nitelik taşımaktadır. Oysa sosyal hizmetlerin “ailevileştirilmesi” tüm toplum için çok önemli riskler taşımakta. Bu çalışmadaki farklı sorun alanlarına odaklanan metinlerde, hem sosyal hizmet sunucuları hem de yararlanıcıları açısından bu risklere ve sorunlara dikkat çekiliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115644</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75a08c02-39eb-43a2-b5dd-cf634f1f748f.jpg</image:loc>
            <image:title>Perviz</image:title>
            <image:caption>Kayıp Kitaplar Kütüphanesi’nde bu kez Türk edebiyatında fantastiğin izlerini sürüldü. 
 
Celal Nuri İleri’nin 1916’da kaleme aldığı Perviz, modernleşme sürecindeki edebiyatımızda o zamana kadar kullanılmamış olan temaların ilk kez kullanılmasıyla dikkat çekiyor. 
 
İktidar mefhumunu fantastik eksenle ele alan Perviz’de edebiyatımızın önemli bir boşluğu doluyor. Osmanlı Devleti’nin son evresinde yazılmış olan bu eser, modern Türk edebiyatının kronolojisini yeniden yapılandıracak cinste bir niteliğe sahip.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115645</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/237b3ac6-f14d-4882-9de7-424de0b4e560.jpg</image:loc>
            <image:title>İçindeki Kayıp Çocuğu İyileştir</image:title>
            <image:caption>Dürtüsel Tepkiler Nasıl Durdurulur, 
Sağlıklı Sınırlar Nasıl Belirlenir ve Özgün Bir Yaşama Nasıl Kucak Açılır? 
Çocukluk yaşantıları kimilerimiz için zaman zaman karanlık bir labirente dönüşür. Çoğu insan kaygılı, depresif, ürkmüş hissettiğinde   ya da hayal kırıklığına uğradığında, bu hislerin nereden geldiğini bulamaz. Bir şeylere birtakım tepkiler verirler ama bu tepkinin sebebini kendileri de tam olarak çözemezler. Neden sürekli aynı hatalı hamleleri yaptıklarını, neden böyle dürtüsel davrandıklarını, neden kendilerini sabote ettiklerini düşünüp dururlar. 
Bu örüntüler çocukluktan itibaren sürekli kusurlu bir hikâye anlatan içteki kayıp, yaralı çocuktan kaynaklanır. Çocuklukta yaşanan istismar, ihmal veya travmatik deneyimlerle incinen duygular, yetişkin yaşamında kendini soyutlanmışlık, yanlış ilişki tercihleri, bunalmışlık ve öfke patlamaları şeklinde gösterir. 
 
 
 
Psikoterapist Robert Jackman, İçindeki Kayıp Çocuğu İyileştir ile iyileşmeniz ve özgün bir yaşamı benimsemeniz için sizi geçmişinizde bir yolculuğa çıkarıyor. Örnek vakalar ve alıştırmalarla keşfedilmemiş yaralarınızı keşfetmenizi sağlamak için o karanlık labirenti sizinle birlikte adımlıyor. Karmaşadan kurtulup daha fazla anlam ve doyumla tekrar gün ışığına çıkmanız için size eşlikçi oluyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115646</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed292628-4c83-42e6-98ea-9494b7d0457d.jpg</image:loc>
            <image:title>Asiller 1</image:title>
            <image:caption>820 yıl süren uykudan sonra Ölumsüz Raizel uyanıyor...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115647</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3aa02f7e-d770-4a39-95d4-a505f25ba843.jpg</image:loc>
            <image:title>Balarıları ve Uzaktaki Gök Gürültüsü</image:title>
            <image:caption>İnsan olmanın en yüksek formu müziktir. 
MÜZİĞİN, DOSTLUĞUN VE REKABETİN SİHİRLİ DÜNYASINA HOŞ GELDİNİZ! 
Tokyo yakınlarındaki küçük bir sahil kasabasında düzenlenen piyano yarışmasında üç öğrenci, hayatlarının en keyifli ve acı verici anlarından bazılarını yaşayacaklar. Henüz farkında olmasalar da birbirlerinin hayatını derinden ve beklenmedik şekilde değiştirecekler. 
Yetenekli Masaru, annesinin ölümünden sonra konserleri bırakan “dâhi çocuk” Aya’yı alt edebilecek mi? Yoksa bunu bir arıcının, piyanosu bile olmayan özgür ruhlu müzisyen oğlu Jin mi başaracak? 
Her biri kuralları yıkıp hayranlarını büyüleyecek ve sınırlarını zorlayacak. 
Peki ne pahasına? 
Milyonlarca okura ulaşan ve Japonya’da haftalarca 1 numarada kalan Balarıları ve Uzaktaki Gök Gürültüsü üç gencin, arkadaşlığın anlamını kavramaya dair sevgiyle örülmüş hikâyesi. 
 
“Ruki Onda, klasik müziğin büyüleyici gücünü tüm duygusal, psikolojik ve içgüdüsel görkemiyle en güzel şekilde aktarıyor...” 
– The Observer 
“Okuyabileceğiniz en estetik Japon romanlarından biri olan Balarıları ve Uzaktaki Gök Gürültüsü, Japon edebiyatının gerçek bir başyapıtı.” 
– Books and Bao</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115648</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/658d1902-1538-4d5d-9556-175eefc90451.jpg</image:loc>
            <image:title>Lazarus</image:title>
            <image:caption>“Usulüne göre gömülmeyen her şey sonradan hortlar.” 
– Lacan 
Bir hastanenin nöroloji bölümünde bilincini kaybetmiş hastalar arasında yaşayan, onlarla iletişim kuran, onları öldüren, sürekli hasta değiştiren bir refakatçi kapınızı çalıyor. İçinde cinayetin, merhametin, sevginin, korkunun olduğu soluksuz bir yolculuk başlıyor. 
Sıradanlıkla kahramanlık arasındaki silik çizgide yaşanacak bir yeniden doğuşa şahitlik etmek ister misiniz? 
Fırat Devecioğlu, Lazarus adlı bu sarsıcı novellada, üstün insan, özgürlükten kaçış, temel bağlara dönüş, kolektif bilinçdışı, fırlatılmışlık gibi güçlü felsefi temalar üzerinden, insan ruhunun labirentlerine odaklanıyor. Erich Fromm, Schopenhauer, Freud, Lacan ve Jung’un düşsel gölgelerinin eşlik ettiği Lazarus, sizi arafta kalanların dünyasına götürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115649</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60f12273-5f0d-4aab-b46c-942f7bb2d024.jpg</image:loc>
            <image:title>Leviathan 1</image:title>
            <image:caption>KARANLIĞIN KALBİNDE YATAN NEDİR? İNSAN MI, CANAVAR MI? 
 
Dev uzay gemisi Leviathan galaksinin derinliklerinde bir anda rotadan çıkar. Enkaz hırsızları geminin içine girer ve ortaokul öğrencisi Kazuma’nın günlüğünden enkazın detaylarını öğrenir. 
 
Yazılanlara göre kurtulan sadece bir kişi vardır. 
 
Yaklaşık bir asır önce Kazuma, bir okul gezisiyle Dünya’ya yapılan bir yolculuğa katılmıştır. Gemide sebebi belirsiz bir hasar oluşur ve neşeli okul gezisi bir felakete dönüşür! Yolcular mahsur kalır. Kazuma ve Futaba, bakım robotu ile bir öğretmen arasındaki sohbete şahit olurlar. Yardım ekiplerini beklerler fakat yeterli oksijen yoktur. Kurtuluş yolu gemi enkazının içinde bulunan hibernasyon cihazıdır ve o cihaz tek kişiliktir. 
 
Uzay boşluğu her şeyi sarmışken ölüm ve yaşam arasındaki girdapta insanlığımızı nasıl koruyabiliriz? 
 
LeviathanLeviathan bizi dehşetin kol gezdiği bu ortamda cehennemin sonuna doğru bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115650</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d883565f-6e99-4c2b-8a0f-2919800f364a.jpg</image:loc>
            <image:title>Moskova - Roma</image:title>
            <image:caption>&quot;Falih Rıfkı Atay’ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır.” 
Prof. Dr. İlber ORTAYLI 
 
“Türk inkılapçılarının adı, Kemalizm’dir. Kemalizm’de en büyük kıymet 1919’dan 1932’ye kadar süren Türkiye tecrübeleridir. Kemalizm’in bu tecrübelerinden her zamanın inkılapları ders alacaktır. Biz de, Leninizm’in Rusya’daki, Mussolinizm’in İtalya’daki tecrübelerinden istifade edebiliriz. Türk yığınlarının terbiyesi için Moskova’nın yığın terbiyesi metotları, devletçi Türk iktisatçılığı için faşizmin korporasyon metotları, yepyeni kafa ve ruhta bir cumhuriyet genci yetiştirmek için her iki inkılabın çocuk ve genç yetiştiren metotları adım adım tetkik edeceğimiz şeylerdir. Kemalizm; durulmuş, kitaplaşmış, idareleşmiş bir dava değildir. Yürüyen, kımıldayan, arayan, canlı ve oynak bir ihtilaldir. Bu ihtilalin gözünün her tarafa doğru açık olması lazım gelir. Yalnız bir esasta sarsılmaz bir taassup güderiz: Kemalizm’in Türk ve Türkiyeci, müstakil ve istiklalci karakterine candan bağlı kalmak.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115651</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c42852f-a9a3-411e-bc11-1d531711a7e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayatın Büyük Soruları</image:title>
            <image:caption>ACI KAÇINILMAZDIR, ISTIRAP TERCİHE BAĞLIDIR. 
KAYIP KAÇINILMAZDIR, YAS ÖYLE DEĞİLDİR. 
 
“Bakış açınız, tutumunuz, öngörünüz ve hayattan beklentileriniz sizi korur. 
Bunlar uyum içinde olduğunda zorluk, direniş, acı olabilir ama ıstırap olmaz. Üzülür ama ağlamaz, yıkılır ama ezilmezsiniz.” 
 
Hepimiz her gün farklı durumlarla karşılaşır, bunları yorumlama şeklimiz doğrultusunda da farklı ruh hallerine bürünürüz. Aynı çatı altında yaşayıp aynı zarara uğrayan iki insan bile iki farklı şekilde etkilenmektedir. Burada kilit faktör kişinin bakış açısıdır; o değiştiğinde onunla birlikte her şey değişecektir. Eğer hayatımızı ıstırap, keder gibi olumsuz duyguların pençesinde sürmek istemiyorsak olayları yorumlama şeklimizi de bu doğrultuda belirlememiz gerekmektedir. Temiz bir kalp ve halinden memnun bir ruhun beraberinde niyetiniz, sözleriniz ile eylemleriniz doğru olduğunda etrafınıza pırıltı saçmaya başlayacaksınız.  
 
Öncelikle verdiği seminerler, mobil uygulaması ve yayınları olmak üzere farklı yollarla çok sayıda kişiye ışık tutan Om Swami’den Hayatın Büyük Soruları acı çekmekten uzak, belirli bir doyuma ulaşmış hayata giden yolda gereken bakış açısını kazanmanız için önemli bir kaynak olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115652</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77eaa911-686c-49d6-98e2-323947707726.jpg</image:loc>
            <image:title>Zıpzıp Zeynep - Sen de Oku</image:title>
            <image:caption>Bu kız yürümüyor, âdeta uçuyor!

Efsane yazar Alexander McCall Smith&apos;in &apos;&apos;SEN de OKU&apos;&apos; koleksiyonu için kaleme aldığı Zıpzıp Zeynep, ayakları devamlı yerden kesilen bir kız çocuğunun hoplamalı zıplamalı, eh tabii azıcık da şamatalı kahramanlık hikâyesi.

Özel yeteneklerin doğru ve etkin kullanıldığında bireyi nasıl uçar adım başarıya ulaştıracağını gösteren bu yerinde durmayan öykü; kendini gerçekleştirme yolunda hayal kurmanın ve cesur davranmanın önemine değiniyor. 

Küçük okurları bir oraya bir buraya sıçratacak süper havalı bir serüven yaşatan kitap, ressam Zoe Persico&apos;nun kıpır kıpır desenleriyle iyiden iyiye şenleniyor.









Zeynep&apos;i tutabilene aşk olsun!

Zaten bebekken bile emeklemek yerine yavru bir tavşan misali hop hop zıplamayı tercih eden birini kim, nasıl durdurabilir ki? Zeynep artık koskoca bir çocuk oldu ama hâlen pek yürüdüğü söylenemez. Daha çok lastik bir top gibi zıplıyor, zıpladıkça da havalara uçuyor. 

İtiraf edin; bu durum size de tuhaf geldi, değil mi? Zeynep&apos;in neden sürekli havalanıp durduğunu &apos;&apos;acayip&apos;&apos; merak ettiniz. Bunu anlamak için belki de yapmanız gereken ilk şey elinizden geldiğince yükseğe zıplamak! Peki sonrası mı? Sürprizi bozmak olmaz...

Kendi tatlı, dizleri yaylı bir kız çocuğunun akıllara durgunluk veren hikâyesini anlatan Zıpzıp Zeynep, birisini &apos;&apos;sıradan&apos;&apos; olarak nitelemeden önce onu çok daha yakından tanımayı öneriyor.  

Çocuklar, ayaklarını yerden kesecek bu matrak kitabı çok sevecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115653</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/66a222e0-74d2-45b8-905a-6b30924a221a.jpg</image:loc>
            <image:title>Umurumda Değil</image:title>
            <image:caption>Saçlarım, gözlerim, ayak parmaklarım ya da burnum hakkında ne düşündüğün umurumda değil. 
Botlarım hakkında ne düşündüğün ya da kıyafetlerimi sevip sevmemen umurumda değil. 
 
New York Times çoksatan yazarı Julie Fogliano, iki harika çizer Molly Idle ve Juana Martinez-Neal ile bir araya geldiği bu hikâyesinde arkadaşlığın kıyafetten, 
saç şeklinden ve dış görünüşten çok daha ötesi olduğunu anlatıyor; paylaşılan anların, hislerin ve düşüncelerin bir arkadaşlıktaki önemini etkileyici cümlelerle vurguluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115654</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf6fd5ac-6ec3-4805-9178-a8f51dc7a650.jpg</image:loc>
            <image:title>Sinoplu Marcion’un Kayıp İncili</image:title>
            <image:caption>Dünyanın ilk İncili olarak bilinen, Roma İmparatorluğu ve Kilise tarafından yasaklanan Marcion İncili, Anadolu topraklarında yaklaşık iki bin yıldır kayıptır. 
Bir Hristiyan Ortodoks Türk’ü olan kahramanımız Nikos, yıllar önce öldürülmüş dedesinin izini sürerken yolu Marcion İncili ile kesişir ve ölüm pahasına girdiği tehlikeli arayış, İstanbul’un kalabalık sokaklarından Kapadokya’nın yeraltı şehirlerine uzanan soluk soluğa bir maceraya dönüşür. Bu yolculuk aynı zamanda Nikos&apos;un kendi &apos;ben&apos;ini bulacağı bir aydınlanma yolculuğudur. 
Türk mitolojisi, Hristiyanlığın Anadolu’daki kökenleri, dinler tarihi, Şamanizm gibi konuları polis, MİT elemanları ve tarihi eser kaçakçılarının ölümcül kovalamacası ile harmanlayan sürükleyici bir polisiye roman. 
Ve hâlâ yanıt bekleyen soru: Sinoplu Marcion tarafından yazılan dünyanın bu ilk incili şimdi nerede, hangi devlet veya kurumun çok gizli kasasında saklı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115655</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/057b32ad-e3ea-49b3-9cbd-f61981f6c32e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendini Gerçekleştirmenin Pusulası</image:title>
            <image:caption>“Hayat zihnimizin bir ifadesidir.”   
Maneviyatla iş dünyasının kesiştiği alanda bilgelik ve başarının timsali olan Kazuo Inamori, Japonya’da oldukça ses getiren bu kitabında derin içgörülerini paylaşıyor.   
Kyocera ve KDDI şirketlerinin vizyoner kurucusu, Budist inancını ve kişisel deneyimlerini bir araya getirerek okurlara çok basit ama bir o kadar da köklü bir yaşam felsefesi sunuyor.   
Inamori’nin felsefesinin temelinde zamansız bir gerçek yatar: “Her zaman doğru olanı yap.” Onlarca yıllık tecrübesinden beslenen Inamori, kendisinin ve şirketlerinin olağanüstü başarısını bu ebedi gerçeğin günlük hayattaki pratik uygulamalarına borçlu.   
Hem özel hem de iş hayatınızda başarılı olmanın sırları kendi yaşam pusulanızı keşfetmenizde ve buna uygun bir yol haritası çizmenizde saklı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115656</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/802ace23-55cd-4898-8f40-b489260c270a.jpg</image:loc>
            <image:title>Slime Olarak Reenkarne Olduğum Zaman 4. Cilt</image:title>
            <image:caption>Yaşayan bir felaket olan Ork Lord ve onun 200.000 kişilik güçlü canavar ordusu, Büyük Jura Ormanı sakinlerini tehdit ediyor. Ormanın koruyucusu Dryvad Treyni, Rimuru&apos;dan Ork Lord ve ordusuyla savaşıp onları yenmesini ister. Rimuru bu teklifi kabul eder ancak bu yeni ve zorlu düşmanla mücadele etmek için yardıma ihtiyacı olacaktır. Ne yazık ki, kertenkele adamların yardımına ihtiyaç duyacak gibi görünüyor ki bu da onların liderlerinden biriyle son karşılaşmasından sonra zor olabilir... 
 
Macera ve eğlencenin iç içe geçtiği sürükleyici hikâyesiyle Slime Olarak Reenkarne Olduğum Zaman size keyifli bir okuma deneyimi vadediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115657</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3511044f-f40b-4589-beba-4c13ea437bbf.jpg</image:loc>
            <image:title>Shaman King – Şaman Kral 10</image:title>
            <image:caption>Asıl Şaman Dövüşlerinin başlamasına az kalmışken, Yoh ve arkadaşları, turnuvayı yöneten Patch kabilesinin yardımıyla Amerika&apos;ya giden bir uçağa binerler. Tüm katılımcılar, Şaman Dövüşü&apos;nün başlangıcında Patch kabilesinin köyüne ulaşmalıdır ancak hedeflenen yere varmalarından sadece birkaç dakika önce herkesi şok eden bir duyuru yapılır, köyü kendi başlarına bulmaları gerekecektir. Bu kötü haber yetmezmiş gibi uçakları da uçuşun ortasında aniden ortadan kaybolur ve yolcuların hepsi kendilerini yere doğru düşerken bulur! 
  Yazar ve çizer Hiroyuki Takei’nin yarattığı Shaman King, heyecanlı ve bir an bile düşmeyen temposuyla sizi esir alacak bir macera!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115658</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/646bc2dd-8a80-41b4-b9e2-788b430e0416.jpg</image:loc>
            <image:title>Duyguları Somutlaştırma Pratiği</image:title>
            <image:caption>Günümüzün karmaşık dünyasında, duygusal deneyimlerimizi anlamak ve yönetmek hayati öneme sahiptir. Dr. Raja Selvam, &quot;Duyguları Somutlaştıma Pratiği&quot; kitabında, duygusal zekânın geliştirilmesi ve bireysel yaşam kalitesini artırmak için sizlere rehber oluyor. 
Terapi süresini kısalttığı ve duygusal sonuçları iyileştirdiği kanıtlanmış; davranışları, düşünceleri ve duyguları düzenlemek ve esenliği artırmak için beden temelli, bilim destekli bir yöntem olan Integral Somatik Psikoloji™ (ISP) hakkındaki bu ilk kitabında, klinik psikolog Dr. Raja Selvam, bedeni kullanarak duyguları (özellikle zor veya hoş olmayan duygular) tolere etmek ve daha fazla kapasite oluşturmak için yeni ve tamamlayıcı olan bu yaklaşımı öneriyor. 
ISP modeli, yaşamda ve diğer beden psikoterapisi ve somatik psikoloji yaklaşımları da dahil olmak üzere her türlü terapide farklı terapötik sonuçları (bilişsel, duygusal, davranışsal, fiziksel, enerjik, ilişkisel ve hatta ruhsal) iyileştirmek için duygusal deneyimlerin bedende nasıl genişletileceğini ve düzenleneceğini gösteriyor. Bu kitapla birlikte beyindeki ve bedendeki duyguların fizyolojisini, farklı duygu durumlarına nasıl hızlı bir şekilde erişeceğinizi; duyguları somutlaştırmak ve düzenlenmesini kolaylaştırmak için neler yapacağınızı ve farklı travmaları ve bağlanma yaralarını nasıl iyileştireceğinizi anlayacaksınız. Duygusal bütünleşme için başvurulacak bir rehber olan “Duyguları Somutlaştırma Pratiği”, sıradan yaşam olaylarından psikosomatik veya psikofizyolojik bozukluklara, gelişimsel travmadan doğum öncesi ve perinatal travmaya, bağlanma bozukluklarından borderline kişilik bozukluğuna, karmaşık TSSB&apos;den kolektif travmaya ve kuşaklar arası travmaya kadar zor duyguları içeren çok çeşitli klinik sorunların tedavisinde ve psikanaliz, Jung psikolojisi ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) dahil olmak üzere farklı terapilerde sonuçları iyileştirmede ve tedavi süresini kısaltmada oldukça değerli bir kaynak!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115659</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96d64451-ad4b-4919-9054-419ba81eba24.jpg</image:loc>
            <image:title>Ötekilerin Arkeolojisi</image:title>
            <image:caption>Antikçağ dünyasından geriye görkemli yerleşimler, anıtlar, heykeller, yaşamın izlerini taşıyan eserler, anlatılar kaldı. Bu kalıntılara uygarlığın penceresinden bakanlar, mutlu bir topluluğun zevk içindeki ayrıcalıklı yaşam kesitlerini görür. Mermer sütunlarla desteklenen antik kentler, müzeleri dolduran estetik heykeller, anıtsal mezarlar, lahitler, dev surlar iktidarın sahip olduğu güce, çağın estetiğine ve teknolojideki mucizeye dikkat çekerler. Sömürüye dayalı yaşam biçiminin arkeolojik nesneye yüklediği “sınıfsal ihtişam” bakanın zihninde onu yapanların emeklerini görünmez kılar. Örneğin bir mezarda bulunan altın diademler, takılar, pahalı hediyeler, kap kacaklar ölenin zenginliğine işaret eder ama o metalleri çıkarması ve işlemesi için maden ocaklarında kölelerin ölümüne çalıştırılışı, emekleri ve hatta yaşamları, o gün olduğu gibi bugün de örtbas edilir. Ne antikçağın iktidar sahibi yazar, sanatçı ve düşünürleri ne de günümüzün gözleri sınıfla mühürlenmiş modern yazar ve entelektüelleri bu sömürü düzenini görür. Sarayla mabet arasında kümelenen imtiyazlı sınıfların emek sömürüsüne ve tüketime dayalı yaşamları, mülkleri ve güçleri övgüyle konu edilirken o yaşamı bütün nesneleriyle birlikte üreten insanlar, dilde, sanatta, edebiyatta yok edilmiştir. Çünkü “uygarlık” adı verilen bu yeni düzende “birilerinin çalışmadan yaşaması için binlercesinin yaşamadan çalışması” gerekir. Büyük tarih anlatılarında yeri olmayan ötekilerin izini süren bu kitap, müzelerin, anıtların, sanat eserlerinin göz alıcı hikâyelerinin gölgesinde bırakılan emek sömürüsünün kökenlerini sorguluyor. Gerçek şu ki yoksulluk doğal da değildir kader de; yoksulluk bir uygarlık icadıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115660</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25d07a45-9065-4791-a876-5224249c82e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırlangıç Bayırı Çocukları</image:title>
            <image:caption>Gelecek için ezberleri bozmak,
yıldızlara bakmak...
 
İngiliz yazar Julia Green, Türkçe&apos;deki ilk romanında, yaşamı savaşla altüst olan kentli bir çocuğa odaklanıyor. Modern yaşamın konforundan ve alışkanlıklarından çok uzak yeni bir coğrafyada yaşama tutunmayı lirik bir dille resmediyor. Mutluluk için gerçek ihtiyaçlarımızı düşündürürken, korkulara, kaygılara rağmen geleceği yeniden kurmanın ipuçlarını işaret ediyor. 
 
Isabella ile babası, peş peşe patlamalarla aniden savaş alanına dönen Roma&apos;dan kaçarlar. Annesini, ablasını ve haber alamadığı biricik arkadaşı Marta&apos;yı geride bırakan Isabella, İskoçya taşrasındaki metruk dede evine vardıklarında şaşakalır. Elektriksiz, marketsiz, ıssız yaban ortama alışmaya çalışır. Telefon bulmaya giden babası geri dönmeyince yapayalnız kalır. Marta&apos;ya mektuplar yazar, tek başına cesaretle direnir. Derken bir gün, doğanın sunduklarıyla yaşamaya alışık kardeşler Rowan ve Kelda&apos;yla tanışır…


Julia Green: İngiltere&apos;nin güneyinde, Surrey ilçesinin Mole Vadisi&apos;nde tarihsel küçük bir köy olan Ashtead&apos;de doğan Julia Green, Canterbury&apos;deki Kent Üniversitesi&apos;nde, İngiliz ve Amerikan Edebiyatı Bölümü&apos;nden mezun olduktan sonra, felsefe alanında yüksek lisans yaptı. Bir dönem İngilizce öğretmeni, öğretim görevlisi ve kütüphane asistanı olarak da çalıştı. Ülkenin batısında Bath Spa Üniversitesi&apos;nde Yaratıcı Yazın alanında doktorasını tamamlayıp, aynı üniversitede Gençler İçin Yazarlık alanındaki çalışmalarına başladı. Küçük yaşlardan beri okumayı ve yazmayı seven Green, bugüne kadar hem çocuklar hem de gençler için pek çok kitap yazdı. To the Edge of the World (Dünyanın Bir Ucuna, 2018) ve The House of Light (Işık Evi, 2019) adlı çocuk romanları, arkadaşlığı, cesareti ve zorlukların üstesinden birlikte gelmeyi işliyor. 2023&apos;te Günışığı Kitaplığı tarafından Türkçe&apos;ye kazandırılan kitabı Kırlangıç Bayırı Çocukları (The Children of Swallow Fell, 2020) adlı çocuk romanındaysa, babasıyla savaştan kaçan bir kızın kırsalda yeni bir yaşam kurmasını anlatıyor. Doğada zaman geçirmeyi seven Green, eşi yazar David Almond&apos;la birlikte Newcastle-upon-Tyne&apos;da yaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115661</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84965f17-cba7-450b-a7ce-d5187faf3c23.jpg</image:loc>
            <image:title>Karanlıktaki Çığlık</image:title>
            <image:caption>Tüketen bir toplum olduğumuz herkesin malumudur. Her şeyi tüketiyoruz, en çok da insanı ve insanlığı... İnsanı “insan” eden ahlaki ve kültürel değerlerimizi hızla tüketiyoruz. Dünyayı yaşanabilir bir mekâna getiren de yaşanmaz hale getiren de insandır. Ahlaki ve kültürel dezenformasyona -bir nebze de olsa- katkı sunmak gayesiyle çıktığımız bu yolda, yaşanmış gerçek hayat hikâyelerini, minik kurgularla kaleme alıp, siz değerli okurlar ile buluşturma gayretindeyiz. 
Gözden geçirilmiş haliyle yeniden yayımlanan Karanlıktaki Çığlık’ta yer alan öykülerde, Anadolu’nun zengin kültürünün bir parçası olan Kapadokya ve çevresini, farklı anlatım ve betimlemelerle dile getirmeye çalıştık. 
Ölçüsüz yaşantıları, para hırsı ve açgözlülükleriyle kendilerine ve çevresine zarar veren karakterin, insana, insanlığa ve topluma verdikleri/verebilecekleri zararı, İki Kurnaz Tilki adlı öyküde bulabileceksiniz. 
Yazarak, kaleme alınan değerlerimiz ancak gelecek nesiller ile buluşabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115662</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aca98ec1-3328-47ad-9541-fad971ec08b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Gül Kanayınca</image:title>
            <image:caption>Kar yangını aydınlığına 
kavuşmak varken... 
Dikenli bir halhal gibi 
dolanır bileğime... 
...gün ayazı sensizliğin sancısı... 
.....ilhamı eksik bırakır, düşleri yarım... 
Ben mi gurbete düştüm bilemem... 
...benden mi giderildi yoksa diyarım... 
Elimden, bedenimden 
yoksun kaldığın sahrada... 
Yağmur sarılır... gonca gülerken yüzüne... 
...rüzgar okşar ipekten bir hülya perçemini... 
Hani karanlık geceme gösterip savletini, 
‘Gel’ tadında kardelen bir bestenin ahengini 
...bırakıp göğsüme oyalı mendil gibi... 
...bekledin... gelmedim ya... sen şimdi... 
...vuslatı vurmayan saatleri mahşere kur...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115663</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee6fc2cd-7086-4170-8fe3-86cf35fa5585.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Avrupa kıtasında görülen reformist hareketler, sosyal hayattan kültüre, tarımdan sanayiye kadar tüm faaliyet alanlarına yansıması olmuştur. Bu değişimin eşliğinde yaşanan gerek teknolojik gelişmeler gerek ise hızlı nüfus artışı Avrupa insanını başka kıtalara yönelmeye zorlamıştır. İşte bu zorlama sonucu, dünyamız; gelecekte de uzun süre konuşulacak ve tartışılacak olan sömürgecilik olayına sahne olmuştur. Avrupanın Dünyaya açılmasıyla başlayan hareket, bugün tüm dünyanın Avrupalılaştırılması ile sonuçlanmıştır.
Dünya tarihini öğrenebilmek için sadece tarih değil coğrafya bilimine de başvurulmalıdır. Avrupa Coğrafyası kitabı iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda Avrupa kıtasının genel coğrafi özellikleri ele alınmış, ikinci kısımda da Avrupa kıtasında yer alan ülkelerin coğrafyası ayrı ayrı incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115664</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a50c51b8-40a6-4271-97e0-18bec7cc1e53.jpg</image:loc>
            <image:title>Biyokimya</image:title>
            <image:caption>Biyokimya, saha olarak biyolojik materyallerin moleküler seviyede ve kimyasal prensipler çerçevesinde incelendiği bir temel bilim dalıdır. Biyokimyanın bu birçok disiplinler arası bilim alanı olma özelliği göz önüne alınarak bu kitapta, kimya öğrencileri için gerekli biyolojik açıklamalarla birlikte, biyoloji ve sağlık bilimleri gibi kimya dışında eğitim görenler için de gerekli kimyasal açıklamalar yapılmıştır.
Hücre yapısı ve sulu çözeltiler hakkında gerekli bilgilerin yanında, başlıca biyomoleküllerin kimyasal yapıları ve özellikleri, metabolizma ve biyoenerjetik konusunda temel bilgiler, karbohidrat, lipid, amino asit ve nükleik asit metabolizmaları, DNAdan başlayarak protein sentezinin bütün safhaları ve bu safhalarda rol alan önemli makromoleküller eserde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115665</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b639da83-8efe-4b10-b059-95f0e42d5d28.jpg</image:loc>
            <image:title>Coğrafya Öğretiminde Yöntem ve Yaklaşımlar</image:title>
            <image:caption>Coğrafya öğretiminin yeni programda da belirtilen hedeflerine ulaşabilmesi ancak, neyi, neden ve nasıl yaptığını bilen, gerekli bilgi, beceri ve araç-gereçlerle donatılmış öğretim kadroları ile mümkün olacaktır. Bu bağlamda gerek coğrafya öğretmeni adaylarının gerekse coğrafya öğretmenlerinin içinde yaşadıkları çağda geçerliliği olan yöntem ve yaklaşımların farkına varmaları ve bunları derslerine aktarmaları gerekmektedir. İşte Coğrafya Öğretiminde Yöntem ve Yaklaşımlar başlığını taşıyan bu kitap coğrafya öğretmenleri ve öğretmen adaylarının bu yönde oluşan ihtiyaçlarını karşılamada yararlanabilmeleri için kaleme alınmıştır. Farklı bölümlerin alanında uzman farklı akademisyenler tarafından kaleme alındığı bu kitapta, mekansal teknolojiler, laboratuvar çalışmaları, bilgi ve iletişim teknolojileri, örnek olay anlatımı, İnternet ve zihin haritaları gibi Türkiyede coğrafya öğretiminde henüz üzerinde fazla durulmayan konulara ağırlık verilmiştir. Kitap bölümlerindeki örnekler yeni coğrafya dersi öğretim programında belirtilen kazanımlar dikkate alınarak verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115666</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a9d927e3-3bee-418d-8dcd-8916605b889d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevre Sorunları</image:title>
            <image:caption>Eldeki bu eser, üniversitelerimizin Coğrafya ve Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dallarında ve Coğrafya bölümlerinde okutulan Çevre Sorunları derslerinde öğrencilerimize yardımcı ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır. Ayrıca, bu konu ile ilgilenenler için de, bilimsel bir kaynak niteliği taşımasına da özen gösterilmiştir.
&apos;Dünyanın en büyük adamı öğrencidir. Dünyanın en küçük adamı ise, öğrenecek birşeyi kalmayandır.&apos; Eğer insanoğlunun yaşadığı çevreyi tanıması ve sorunlarına çözüm getirmesi için yapabilecek birşeyi kalmamışsa, dünyanın ve insanlığın sonu yakındır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115667</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef511a34-d450-4087-afd8-87ea3b7b0d45.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğal Bölgeler Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Bölgeselcilik, Dünyada 1905 yıllarında başlamış ve 1930lu yıllarda altın çağını yaşamıştır. Ancak 1965li yıllardan sonra, bölgeselcilik önemini tamamen yitirmiştir. Türkiyeye bölgeselcilik 1941 yılında girmiş, ancak yanlış algılanmıştır. Dünyada bölgeselcilik, küresel ve kıtasal bazda ele alınırken, Türkiyede ülke bazında alınmaya çalışılmış ve coğrafi bölge olarak algılanmıştır. O yıllardan bugüne kadar çok sayıda tenkit almasına rağmen, Türkiyede Coğrafi Bölgeler bir türlü kaldırılamamıştır.Yıllarca Ortaöğretim ve Yükseköğretim coğrafya alanında, yanlış olmasına rağmen Türkiye Coğrafi Bölgeler okutulmuştur. Oysa dünyada böyle bir uygulama hiçbir zaman olmamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115668</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9dfe667c-55c3-4024-be05-3e49c0c03620.jpg</image:loc>
            <image:title>Günümüz dünya Sorunları</image:title>
            <image:caption>Günümüz Dünyası, geçmişinden oldukça farklı konumda bulunuyor. Dünyanın farklı konumda olması, üzerinde yaşayan insanların faaliyetlerinden kaynaklanıyor, insanoğlu, yaşadığı dünya üzerinde, daha rahat yaşam şartları sağlayabilmek için yaşadığı çevrede önemli değişiklikler yapıyor. Dünya üzerinde yapılan bu değişiklerin büyük bir kısmı, dünyanın doğal dengesini bozuyor ve çok sayıda sorunlar ortaya çıkarıyor.
Dünya sorunlarına, çözüm bulmak için öncelikle, sorunları bilmek gerekiyor. Bilinmeyen bir şey hakkında, fikir yürütmek ve çözüm önermek imkânsızdır. Bu nedenle, dünya sorunların öğrenilmesi önemli bir adımdır. &quot;Dünyanın en büyük adamı öğrencidir Dünyanın en küçük adamı ise öğrenecek bir şeyi kalmayandır.&quot; Eğer insanoğlunun dünya için öğrenecek bir şeyi kalmamışsa, dünyanın ve insanlığın sonu yakındır. Bu kitap, dünyanın en büyük adamı olan öğrencilere yönelik hazırlanmıştır. Kitapta, dünyamızın doğal çevre ve beşeri çevre ile ilgili tüm sorunları tespit edildikten sonra, bu sorunlar ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve kalıcı çözüm yolları önerilmeye çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115669</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14687f21-c6a9-4011-a464-37da77b35b4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürel Coğrafya</image:title>
            <image:caption>Kültürel Coğrafya; kültür, insan ve çevre arasındaki ilişkiyi inceleyen bir bilimdir. Beşeri coğrafyanın bir alt dalı olan Kültürel Coğrafya, tarihsel ve toplumsal gelişme içerisinde meydana gelen bütün maddi ve manevi değerler ile bunları ortaya çıkarma, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine hakimiyetinin ölçüsünü göstermeyi amaçlamaktadır. Kültürü oluşturan unsurlar dil, din, beslenme alışkanlıkları, giyim, sanat, örf ve adetlerdir. Aile ya da eğitim yolu ile aktarılan bu unsurlar, günümüzde yeni nesillere kitle iletişim araçları ve internet yolu ile daha hızlı aktarılmaya başlanmıştır. Son iki yüz yılda ulaşımda mesafelerin kısalması ve internetin yaygınlaşması ile kültürel yayılmanın hızı da artmıştır. Kültürel Coğrafya kitabı, kültürü meydana getiren unsurları coğrafii çerçeve içerisinde incelemekle birlikte, halk kültürü, popüler kültür, kültürel bölünme konularını da ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115670</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49064f35-095c-4268-8c10-dda92206544d.jpg</image:loc>
            <image:title>Okyanusya Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlunun en eski yerleşim alanı olarak, eski kara kütlelerinin kesişme noktasını oluşturan Ortadoğu bölgesi ve çevresi, tarihinin ilk devirlerinden bugüne yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Hu bağlamda. Ortadoğu ile birlikte, Asya, Avrupa ve Afrika! kıtaları, insanoğlunun yerleştikleri ve yaşadıkları eski mekanlardır. Daha soma. yeni kara kütleleri adı verilen diğer kıtalara yayıldıkları kabul edilir. Dolaysıyla hu kıtalar, eski kara kütlelerine yöre. her yönüyle yenidir. Bu yenilik, nüfustan yerleşmeye, tarımdan hayvancılığa, sanayileşmeden ticarete katlar bütün alanlarda kendini hissettirir.
Sömürgecilik faaliyetlerinin yoğun bir şekilde uygulandığı kıtalardan birisi de, hiç şüphe yok ki Avustralya ve Büyük Okyanus içindeki adalardır. Gelecek jeolojik dönemlerde, gerek siyasi ve gerekse ekonomik coğrafya açısından, gelecekle &quot;Okyanusya&quot; adıyla büyük ve güçlü bir kıla ortaya çıkacağı beklenmektedir. Ancak bu gelişmeler çok uzun bir süreç içersinde gerçekleşecektir. Bu eserde, daha ziyade yakın geçmiş, günümü ve akın gelecekteki coğrafi gelişmeler incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115671</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11165b74-ade9-4b5b-b606-429104a435e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Ortadoğu bölgesi, tarihin en eski devirlerinde olduğu gibi, bugün de önemli bir stratejik konuma sahiptir. Çağın ekonomik gelişmeleri için gereksinim duyulan petrolün bu bölgede çok zengin yataklar içermesi, bölgenin jeopolitikönemini kat kat daha arttırmıştır. Her yönüyle önemli bir yere sahip olan bu bölgenin, İslam dininin merkezi ve yayılma sahası olması, Müslüman olmayan diğer dünya devletleri tarafından ilgi odağı haline gelmiştir. Kitabın içinde kısa gezinti yapıldığında, dünya denkleminde Ortadoğu hakkında ayrıntılı bilgilere rastlanacaktır. Ayrıca kitabın son bölümünde ise, bölgenin mevcut tüm sorunları ele alınmış ve çözüm yolları sunulmaya gayret edilmiştir.
Prof. Dr. Ramazan Özey</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115672</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89ef53d6-1233-40aa-b818-a71623cb948f.jpg</image:loc>
            <image:title>Protein Saflaştırma Rehberi</image:title>
            <image:caption>Herkesçe bilinen, bilimin önemli bir gerçeği şudur ki, daha temel olan, uygulanabilirliği daha fazla olandır. Bununla birlikte bir konunun elinizdeki işle ne kadar ilgili ise sizin için o kadar önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Örneğin motorların mekaniği ile ilgili derin bir çalışma, size trafiğin dinamikleri hakkında herhangi bir şey söylemez. Trafik ayrı bir seviyeyi ele alır. Kuşkusuz motorlu araçlara bağlıdır ama trafiğin matematik ve fiziği, notorlu araçları hareketli birer nokta olarak ele alır, hareket kaynağının ne olduğu ile ilgilenmez.
Bu kitabı yazarken protein saflaştırma tekniklerinin arka planında yer alan fiziksel ilkeleri uygun bir seviyede ele almayı hedefledim. Laboratuarda çalışanların anlayabileceği (belki bir mühendis için nispeten hafif gelebilecek) matematiksel ifadelerin, ileri fizik ve kimya konularının mümkün olduğu kadar az olduğu bir seviye yakalamaya çalıştım.
Ekonominin, dünya politikalarının, havanın, kısacası pek çok şeyin ne olacağını tam olarak bilemediğimiz belirsizliklerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Kuşkusuz bilimin en çekici yanlarından biri &quot;gelecek yıl bu zaman anlayış ve kavrama düzeyimde artış olacak&quot; düşüncesinin varlığıdır. Kariyerimde ilerlerken zaman zaman bastonu ters tarafından tuttum. Bu durumu hoş karşılamak gerekir çünkü pek çok kez doğrularımızı yanlışlarımızdan öğreniriz. Elinizdeki bu kitap biyokimya kariyerim boyunca kazandığım bazı deneyimlerimi içermektedir.
Cleve Dennison</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115673</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/367c56dc-b702-4d9f-b947-9d242ee3b77f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sağlık Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Sağlık Coğrafyası; yeryüzünde yaşayan insanların hasta olma veya hasta olmama durumları, doğumları ve ölümleri ile ilgili olarak, yeryüzünün fiziki, beşeri ve ekonomik özellikleri ile ilişkisini, aralarındaki bağlantıları ve sebep sonuç ilişkilerini araştıran bir bilimdir. 
Sağlık Coğrafyası, sağlıkla ilgili sorunları çözmek için coğrafyanın yaklaşımlarını ve araçlarını kullanır. Coğrafyacılar, konum, yön ve yer gibi kavramlar ile mekân varyasyonlarının önemi üzerinde durur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115674</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6d04c4a-a621-4b58-bcfb-8e68f918e67a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sistematik Botanik-2</image:title>
            <image:caption>İlk baskısını 1994 yılında Tohumsuz Bitkiler Sistematiği adı ile yapan kitabımızın kısa sürede dördüncü baskısının da bitmiş olması bizi mutlu etmiş, çalışma şevkimizi artırmıştır. Birçok üniversitede yardımcı ders kitabı olarak okutulması, bu alanda büyük bir boşluğu doldurduğunun göstergesidir. Ancak sistematik bilmindeki değişiklikler gözönünde bulundurulduğunda kitabın adının Sistematik Botanik-I ve II şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı kanaatindeyiz. Kitabımızın I. cildinde; Sistematiğe Giriş, Monera ve Algae bölümleri konu edinilecektir. İkinci kitap olarak yayınlayacağımız Sistematik-II de ise; Fungi, Lichenes, Bryophyta Pteridophyta gruplarıdan bahsedilecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115675</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3604ae0e-2af9-4545-8654-8fa951b19fbf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ticaret Coğrafyası ve Küreselleşme</image:title>
            <image:caption>Dünya küresel bir köy haline gelmiştir. Ticaret dünyayı kuzey ve güney diye ikiye bölmüştür. Kuzey ülkeleri daha ziyade mamul maddeler ihraç etmekte ve hammadde ithal etmektedir. Güney ülkeleri ise hammaddeler satmakta ve mamul madde almaktadır. Kuzey zengindir güney yoksuldur. Dünya ticareti yaklaşık 200 kadar çok uluslu şirketler tarafından kontrol edilmektedir. Bu şirketlerin dünyanın hemen her ülkesinde ofisleri ve fabrikaları bulunmaktadır.Bu kitap Ticaret&apos;in dünya üzerinde dağılışını sebep ve sonuçlarını ve aralarındaki bağlantıları incelemektedir. Dünyanın ve Türkiye&apos;nin ticari geleneği ile ilgilenenlere yol gösterici ve aydınlatıcı bilimsel bir kaynak niteliğinde hazırlanmıştır. - Prof. DR. Ramazan Özey</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115676</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/438b37ea-5b89-49ba-8903-819841002068.jpg</image:loc>
            <image:title>Toplam Kalite Yönetimi Çerçevesinde Büro Yönetimi Teknikleri</image:title>
            <image:caption>Üretkenliği motive edip verimlilik ve etkinliği sağlama konusunda ofislerde önemli gelişmeler yaşanıyor. 2000li yıllarda tüm yöneticilerin çalışacakları ofis ortamını oluşturmak için adına” Dördüncü Nesil Ofisler” denen ofis modelleri geliştiriliyor. Dördündü nesil ofisler, çalışanların hem sosyal ihtiyaçlarını karşılayarak “Sosyal Ofis” modeline uygun bir biçimde tasarlanan, hem de gelişmiş bilgi ve iletişim teknolojilerin kullanılmasına aynı anda olarak veren sanal özelliklere sahip ofislerdir. Bu ofisler organizasyonlarda sanallaşmaya ve yataylaşmaya bağlı olarak gelişiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115677</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f71ee634-d6e9-4db4-ac40-aabafb226ac7.jpg</image:loc>
            <image:title>Asya Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlunun en eski yerleşim alanı olarak, eski kara kütlelerinin kesişme noktasını oluşturan Ortadoğu bölgesi ve çevresi, tarihin ilk devirlerinden bugüne yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Son 2-3 asır içinde, Avrupa kıtasında görülen reformist hareketler, sosyal hayattan kültüre, tarımdan sanayiye kadar tüm faaliyet alanlarında görülmüştür. Bunun sonucu olarak, Avrupa kıtasının aşırı nüfuslanması ve teknolojik gelişmeler, Avrupa insanını başka kıtalara doğru yönelmeye zorlamıştır. İşte bu zorlama sonucu dünyamız; gelecekte de uzun süre konuşulacak ve tartışılacak olan sömürgecilik olayına sahne olmuştur. Sömürgecilik faaliyetlerinin yoğun bir şekilde uygulandığı kıtalardan birisi de hiç şüphe yok ki Asya kıtasıdır.
Asya Coğrafyası isimli bu çalışma, iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Asya kıtasının genel coğrafi özellikler ele alınmıştır. Bu bağlamda Asya kıtasının fiziki (yeryüzü şekilleri, iklim, hidrografya, toprak, bitki örtüsü ve zoocoğrafya), beşeri (nüfus ve yerleşme) ve ekonomik (tarım, hayvancılık, balıkçılık, ormancılık, enerji kaynakları, madencilik, sanayi, iletişim ve teknoloji, ulaşım, turizm ve ticaret) coğrafya özellikleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci kısımda da Asya kıtasında yer alan ülkelerin coğrafyası, ayrı ayrı incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115678</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ea03b74-9e0f-435d-9618-da7a691fb768.jpg</image:loc>
            <image:title>Amerika Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlunun en eski yerleşim alanı olarak, eski kara kütlelerinin kesişme noktasını oluşturan Ortadoğu bölgesi ve çevresi, tarihin ilk devirlerinden bugüne yoğun bir yerleşmeye sahne olmuştur. Bu bağlamda Ortadoğu ile birlikte, Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları, insanoğlunun yerleştikleri ve yaşadıkları eski mekânlardır. Daha sonra yeni kara kütleleri adı verilen diğer kıtalara yayıldıkları kabul edilir. Dolayısıyla bu kıtalar eski kara kütlelerine göre her yönüyle yenidir. Bu yenilik, nüfustan yerleşmeye, tarımdan hayvancılığa, sanayileşmeden ticarete kadar bütün alanlarda kendini hissettirir. Sömürgecilik faaliyetlerinin yoğun bir şekilde uygulandığı kıtalardan birisi de, hiç şüphe yok ki, Amerika kıtasıdır.
Amerika Coğrafyası kitabı, iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda Amerika kıtasının genel coğrafi özellikler ele alınmıştır. Bu bağlamda, Amerika kıtasının fiziki (yeryüzü şekilleri, iklim, hidrografya, toprak, bitki örtüsü ve zoocoğrafya), beşeri (nüfus ve yerleşme) ve ekonomik (tarım, hayvancılık, balıkçılık, ormancılık, enerji kaynakları, madencilik, sanayi, iletişim ve teknoloji, ulaşım, turizm ve ticaret) coğrafya özellikleri, ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci kısımda, Amerika kıtasında yer alan ülkelerin coğrafyası ayrı ayrı incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115679</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de53e700-527d-473f-b198-7a23a9f25544.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyasi Coğrafya</image:title>
            <image:caption>21. yüzyılın başlangıcında, tüm dünya ölçeğinde en fazla ilgi duyulan bilim dallarından biri şüphesiz Siyasî Coğrafyadır. Bugün artık Siyasî Coğrafya dalında, en küçük ülkelerdeki coğrafyacılar tarafından da ilgi duyulmakta ve çok sayıda araştırmalar yapılmaktadır.
Türkiye; 20. yüzyılda siyasi coğrafya açısından değerlendiremediği fırsatları yakalamada, 21. yüzyıl içerisinde daha aktif ve daha kararlı olmak zorundadır. Çünkü fırsatların kaçırılması, ülkenin gelişmesine engel olmakta ve her bakımdan zarar uğramasına neden olmaktadır.
Dolayısıyla ülkemiz 21. yüzyılı çok iyi bir şekilde değerlendirmek zorundadır. Ancak bunu nasıl becerebilecektir? Dünya platformunda hâkim güç haline nasıl gelebilecektir? Türkiye için cevaplanması mutlaka gerekli olan bu tür soruların cevabı, ülkenin siyasi coğrafya özelliklerinde yatmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115680</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28198dab-c143-4e0a-b212-8cf69f8c1881.jpg</image:loc>
            <image:title>Yerel Yönetimlerde Kapasite Geliştirme</image:title>
            <image:caption>Günümüzde, halka en yakın hizmet birimi olarak yerel yönetimler tartışmasız bir öneme sahiptir. Kentsel nüfusun artmasıyla beraber hizmet alanlarının yaygınlaşmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gereksinim beraberinde etkin ve verimli hizmet sunumu için yerel yönetim kapasitesinin doğru uygulanmasını gerekli kılmıştır.
Bürokratik, siyasi ya da öngörülemeyen nedenlerden kaynaklanan sınırlılıklar karşısında belediyeler, mali bütçelerini kendi sınırları dahilindeki çalışmalar ile olduğu kadar dış destekler ile de dengelemektedirler. Yerel Yönetimlerde Kapasite Geliştirme başlığı altında İstanbul ilçe belediyeleri örneğinde belediyelerin kapasite geliştirme sorunlarını inceleyen bu çalışma, alanında bir öncü niteliğini taşımaktadır. Dış destekli projelerin İstanbul ilçe belediyelerinin kurumsal kapasite gelişimine olan etkilerini inceleyen bir araştırmanın bulgularının değerlendirildiği bu eserde, belediye hizmetlerini sağlayan teknik, sosyal, kültür, mali ve idari birimlerinde yürütülen dış destekli projeler ele alınmış, söz konusu projelerin belediyelerin kurumsal kapasite gelişimine etkileri irdelenerek bu konuda yapılması gereken çalışmalara işaret edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115681</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cbcb4d80-6e75-4caa-8d98-8f00ab5ca953.jpg</image:loc>
            <image:title>Tek Kanatlılar</image:title>
            <image:caption>Havacılık kendi içinde farklı disiplinleri bir araya getiren bir sektördür. Kabin memurları ise bu büyük sektörün içinde aldıkları değerli eğitimlerle, birçok mesleği içerisinde bulunduran görevleriyle havayolunun markasını, milli kültürü, değerlerini dünyaya taşıyan öncülerdir.
Özveri ile icra edilen nadide bir meslektir kabin memurluğu... Yakalarına taktıkları tek kanatlı brövelerle bazen bu mesleği icra edebilmek uğruna verdiler en radikal kararlarını bazense yaşları, medeni halleri, ten renkleri hatta annelik hakkı için dahi maruz kaldıkları ayrımcılıktan kurtulmak ve günümüzde sahip oldukları tüm hakları alabilmek için yıllarca mücadele ettiler.
Bu kitapta kabin memurlarının havayolu işletmeciliğindeki yeri ve önemini, kadınlarla özdeşleştirilen bir mesleğin erkeklerle başlayışını, gökyüzü kızlarının tarihin akışını nasıl değiştirebildiklerini, bazen küçük bazen büyük dokunuşlarla insan hayatında nasıl birer kahramana dönüşebildiklerine şahit olacaksınız.
Ayrıca elinizdeki bu eser, havayolu mülakatlarına girmeye hazırlanan adaylar ve üniversitede Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri okumayı düşünen öğrenci adayları ve bu bölümlerde okuyan öğrenciler için önemli bir rehber niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115682</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ada74cf2-e6c5-4758-befa-ce4ba032a917.jpg</image:loc>
            <image:title>Terminoloji ve Çeviri</image:title>
            <image:caption>Terminoloji ve Çeviri, farklı alanlarda uzman akademisyenlerin katkılarıyla oluşturulmuş disiplinler arası, kolektif bir kitaptır. Türkiye&apos;de farklı uzmanlık alanlarında yapılan çevirilerde terimler konusunda karşılaşılan hatalarla ilgili çevirmenler ve çeviribilim öğrencileri ya da dil ile uğraşan her kesim için farkındalık yaratmak, bu hataların nasıl önlenebileceğine dair öneriler sunma ve yöntem geliştirme amacıyla hazırlanmıştır. Eserde yer alan makalelerde terminoloji ile ilgili çeviri hatalarının tespit edilerek örneklendirilmesi, terim üretme süreçleri hakkında bilgi ve yöntemlerin betimlenmesi, yanlış çevrilen uzmanlık terimlerinin alanlarında ne tür sıkıntılara yol açtığının ortaya konulması vb. hususlar ele alınmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115683</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71feca68-d0df-42ed-b6c5-0b26c9d5f526.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihsel Akışı İçerisinde Çeviri Süreci ve Çeviribilim</image:title>
            <image:caption>Tarihsel Akışı İçerisinde Çeviri Süreci ve Çeviribilim isimli bu eser, özellikle çevirmen adayları, çevirmenler, çeviribilimci akademisyenler için hazırlanmıştır. Çeviri süreci ve çeviribilim alanına hitap eden çalışmada, çeviri tarihi, çeviri teknolojileri, çeviride eşdeğerlik, çeviri kuramlarının pratiğe yansımalarını gösteren uygulamalı çalışmalar konu edilmiştir. Küreselleşmenin ve internet teknolojilerinin yoğun yaşandığı günümüzde işlevsellik açısından çeviribilime önemli katkıları olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115684</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee526260-59d8-497c-842a-309a7843cd0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kafkaslara Veda</image:title>
            <image:caption>19. yüzyıl sadece Osmanlı Devletinin değil Kafkaslarda yaşayan halkın da kaderinin acı bir biçimde değiştiği dönemdi. Çarlık Rusyasına karşı Kafkas halkı, yıllarca süren bir direniş ile cevap verse de sonunda topraklarından vazgeçmek zorunda kaldılar. Gözyaşları ile anlatılan hikayelerin yaşandığı bu zorunlu göç, Çerkesleri koşulsuzca topraklarına kabul eden Osmanlı Devleti için de önemli bir sorundu.
Kafkaslara Veda isimli bu eserde yazar, Çerkes göçünü sadece göçün neden ve sonuçları ile sınırlamayarak göç yollarında yaşananları; o dönemde Osmanlı Devletinin ekonomik durumunu, Çerkeslerin Osmanlı topraklarına iskân edilişini ve iskân sürecinde görülen uyum problemlerini de ele alarak bu tarihi olayı tüm boyutlarıyla aktarmaya çalışmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115685</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad896c27-0b32-48b2-956f-74b7ea239d8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye Coğrafyası ve Jeopolitiği</image:title>
            <image:caption>Türkiye, coğrafyası ve jeopolitiği açısından büyük önem taşıyan bir ülkedir. Bu önem hem doğal hem de beşeri ve ekonomik özelliklerinden kaynaklanır. Türkiyenin coğrafi konum olarak, büyük avantajları vardır. Türkiyenin dünya platformunda, önemli bir yere sahip olmasının nedeni, coğrafya ve jeopolitik öneminden ileri gelmektedir.
Türkiye Coğrafyası ve Jeopolitiği isimli eser, üniversitelerin Eğitim Fakülteleri, Temel Bilimler Bölümü Sınıf Öğretmenliği, Orta Öğretim Türkçe ve Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü Coğrafya Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim Dalları ile Fen-Edebiyat Fakülteleri Coğrafya Bölümlerine ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır.
Türkiyenin coğrafi özellikleri, enerji kaynakları, toplumsal ve eğitim yapısı gibi bir ülkenin profili için gerek duyulan tüm bilgilere güncel verilerle yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115686</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5580a954-f72a-4c9e-afbc-c4219ee0c866.jpg</image:loc>
            <image:title>Afetler ve Afet Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Dünyanın tarihî başlangıcından beri devam eden afetler geçmişte volkanikpatlamalar, depremler, seller ve fırtınalar gibi doğal olaylara bağlı iken,günümüzde insan etkisine bağlı olarak sosyal ve teknolojik afetlerleçeşitlenmiş ve daha karmaşık hâle gelmiştir. Yaşanan tecrübeler afetlerinönlenmesinde, afet riskinin azaltılmasında afet eğitiminin önemli olduğunuortaya çıkarmıştır. Afet eğitimi; dünyada meydana gelen afetlerle, afeteuğramış olan insanlarla ve başımıza gelen afetler anında kendimizi ve yakınçevremizle olan ilişkilerimizi daha iyi anlamamız için değer, bilgi, kavram vebecerileri kazanmamızdır. Bu sayede meydana gelen afetlerin doğal,ekonomik, kültürel, tarihsel, potansiyel oluşum ve etkileri sorgulanır, doğrubilgi sahibi olunarak afetlere karşı doğru tepkisel davranış geliştirilir.
Bu eser üniversitelerimizin coğrafya, sosyal bilgiler, sınıf öğretmenliği ve diğerbölümlerinde okutulan Afetler ve Afet Yönetimi derslerinde öğrencilerimizeyardımcı olmak için ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır. Ayrıca bu çalışmadaafetlere yönelik önemli veriler ile yönetimsel örgütlenme vedeğerlendirmelere yer verilmiş, bu konuya ilgi duyan ve merak edenlerin deihtiyaçlarını karşılamaya, eserin akademik çalışmalarda bilimsel bir kaynakniteliği taşımasına da özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115687</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1dd5a72e-bff1-4a6a-b3c8-2306f7e475a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Sağlık Okuryazarlığını Anlamak</image:title>
            <image:caption>Sağlık okuryazarlığı, bireylere kendi sağlık kararları ile ilgili doğru tercihlerde bulunma yetisinin kazandırılması yanında tıbbi bilgileri doğru anlama, yorumlama ve sağlığı ile ilgili uygun kararları verecek davranışlar geliştirmesinin sağlanmasını ifade etmektedir. Yalnızca bireysel bir sorumluluk olarak algılanmaması gereken sağlık okuryazarlığı bireyden başlayarak çok paydaşlı bir katılım ile tüm toplumda sağlık bilincinin geliştirilmesi yaklaşımıdır. İnsanların büyük çoğunluğu sağlığına, sağlığa yönelik haklarına ve sağlık sisteminin bütününe karşı bilinçli tercihler yapamamakta ve dolayısı ile davranışsal faktörlerin sağlık sistemi üzerindeki etkilerinin de farkına varamamaktadır.
Dünya çapında mücadele verdiğimiz Covid-19 pandemisi sürecinden dolayı hem vaka hem de ölüm sayılarında yaşanan artış; sağlık okuryazarlığı kavramının önemini daha da artırmıştır. Artan önemine binaen bu çalışmada, Türkiye için oldukça yeni bir yaklaşım olan sağlık okuryazarlığı kavramı ve sağlık okuryazarlığının yetersizliğine bağlı olarak sağlık harcamalarında meydana gelen artış ele alınmıştır. Sağlık okuryazarlığına etki eden faktörler ve küresel yaklaşımların da ele alındığı çalışmada sağlık okuryazarlığının maliyetleri, sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri kullanımı ile sağlık okuryazarlığının arasında ilişki de detaylıca İncelenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115688</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db3c1a66-7d77-4d6b-b49e-f0c0c052ff62.jpg</image:loc>
            <image:title>Dijital Materyal Destekli Balık Anatomisi ve Fizyolojisi</image:title>
            <image:caption>Balıklar sucul ortamlardaki biyoçeşitliliğin en önemli unsurlarından bir tanesi olmalarının yanı sıra doğal dengenin korunmasında ve insanların daha sağlıklı ve kaliteli yaşam sürmelerinin temin edilmesinde de önemli rol oynarlar. Bu kitap, ülkemizde son yıllarda çok önemli mesafeler kat edilen su ürünleri sektörünün temel taşlarından olan balıkların anatomik yapılarının ve bu yapıların işlevlerine dair mekanizmaların kapsamlı ve güncel bilgilerle karşılaştırmalı olarak yer aldığı, gerek lisans gerekse de lisansüstü eğitim sürecindeki öğrencilere ve meraklılarına katkı yapmak üzere güncel QR kod uygulamalı dijital kaynakların da kullanılmasıyla genel ve özgün bilgilere dayanarak hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115689</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/093baac2-c86f-48e2-a761-1e5f455d82ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;nın Sualtı Lağımları</image:title>
            <image:caption>İnsanlığın varoluşundan itibaren, herhangi bir saldırıya karşı koymak ya da müdafaa durumuna geçmek bir savunma ihtiyacı olarak doğmuştur. Hayatın güvenli bir şekilde devam edebilmesi bireysel ya da toplumsal bazda yapılan/yapılacak savunmalarla mümkündür.
İlkçağlardan günümüze savunma için çeşitli araç ve gereçler kullanıldı. Taş, sopa, ok ve yay, kılıç, kama, mızrak gibi ilkel savunma silahlarından; modern zamanlara ait ateşli silahların kullanımına kadar geçen süreçte büyük yenilikler gerçekleştirildi. Toplumların kullandıkları ve zamanla geliştirdikleri silahlar, üzerinde yaşadıkları toprak parçasının konumuna, ihtiyaçlarına ve devrin şartlarına göre şekillenmektedir. Devletlerin egemen unsur olma vizyonları, büyük bir silahlanma yarışı başlattı ve nihayet 19. yüzyıl dünyası denizlerde patlayan lağımlar için hamleler yaptı.
Osmanlı Devleti de sınırlarını korumak ve düşmanın savaş gücünü yok etmek için bu girişimin içerisinde yer aldı. Avrupadan transfer ettiği farklı türdeki mayınlar üzerinde birtakım çalışmalar yaparak, onları denizlerde/nehirlerde kullandı. Lağım teknolojisine vakıf isimler de bu transfer dâhilinde idi.
Bu eser, önemli bir savunma silahı olan lağımın imali, bakımı, muhafazası ve kullanımı konusunda çok değerli bilgiler içermektedir. Lağım ve akşamlarının tanınması, savaş zamanlarında sınırlarda oluşturulacak savunma hatları ya da düşman donanmasına yapılacak mayınlı taarruzların nasıl olması gerektiği ve lağımlar için kullanılan özel deniz araçlarının tanıtımı ve kullanımı hususunda titiz bir şekilde kaleme alınan bu talimname ile Türk donanma ve askeri tarih çalışmalarına ciddi bir katkı sağlanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115690</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/43a19c9a-2b69-409f-a9ed-fcfccb789396.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahbesten Hapishaneye</image:title>
            <image:caption>Eski çağlardan itibaren toplumlar, kendi içinde düzeni koruyabilmek için çeşitli kurallar oluşturmuşlardır. Kurallara karşı gelip suç işleyenler ise çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Bu dönemde cezalar genellikle sürgün veya bedene yönelik fiziksel cezalar olmuştur. Hapsetmek ise esas cezanın yanında tedbir amaçlı başvurulan bir olgu olmuştur. Ancak 18. yüzyıldan itibaren bedene yönelik cezalar yerini, hürriyeti bağlayıcı ceza olarak hapis cezasına bırakmaya başlamıştır. Bu doğrultuda Avrupada modern hapishaneler inşa edilirken hapishanelerin, mahkûmları eğiterek onların yeniden topluma kazandırılmasını sağlayan bir sistem haline getirilmesi planlanmıştır.
Tanzimat Fermanının ilânıyla birlikte Osmanlı Devletinde de Avrupadaki gelişmelerin yansıması olarak, modern hapishaneye geçiş konusunda çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin uygulanmaya çalışıldığı yerlerden birisi de Ayıntabdır. 19. yüzyıl başlarında suçlu sayısının çok olmayışının da etkisiyle kentte yönetim binası dahilinde olan hapishane, zamanla yetersiz hale geldiğinden hükümet dairesi civarında han gibi yapılara taşınmıştır. Ancak hapishanenin içinde bulunduğu uygunsuz şartlar, haddinden fazla mahkûm ve tutuklu sayısı, çeşitli asayiş ve sağlık sorunlarına neden olmuştur. Her ne kadar yeni bir hapishane inşasına ihtiyaç duyulmuşsa da devletin içinde bulunduğu zor koşullar buna mani olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115691</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d81a84b0-9514-42bd-90c7-fd726b057d0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Nesil Eğitim</image:title>
            <image:caption>Yeni Nesil Öğretmen
Yeni Nesil Eğitim Uygulamaları
Yeni Nesil Ebeveyn
Yeni Nesil Öğrenciler

Teknolojinin süratle gelişmesiyle hayatlarımız durmayan bir yenilik temposu içerisinde farklı bir yöne evriliyor. Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz yeni nesil eğitim kavramı sadece teknolojinin eğimine entegre edilmesini değil yaşama etik ve üretken sınırlar içerisinde panaromik bakış açısıyla bakabilen gençlerin yetiştirilmesini de ifade etmektir. Ve bu dönüşümün içerisinde sanılanın aksine yapay zeka değil, öğretmenlik mesleği hiç olmadığı kadar kilit bir rol üstleniyor. Çünkü hayatta attığımız her adım eğitim ile bağlantılıdır.
Öyleyse yeni öğretim modellerinin konuşulduğu bu dönemde nasıl bir öğretmen profiline sahip olunmalı, eğitimde hangi prensipler benimsenmeli, öğrencinin potansiyelini nasıl ortaya çıkarmalı? Peki ebeveyn olarak çocuğa nasıl yaklaşmalı, rol model olmalı?
Yeni nesil eğitim, Son yıllarda yaşamış olduğumuz hızlı değişimin ve gelişimin eğitim hayatımız üzerindeki inanılmaz etkilerinden bahseden bir kitap. Bu eser sadece söz ile kalmayan, aynı zamanda gözlemlere, uygulamalara ve çözüm önerilerine de yer veren sahadan bir kitaptır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115692</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b786a7c6-6282-4c43-b5e5-8817f1029acb.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Kıyafet Albümü</image:title>
            <image:caption>Osmanlı tasvir sanatlarının gelişimini müteakip birçok kıyafet albümü ortaya çıkmıştır. Bir kısmı Batılı sanatçıların bir kısmı ise Osmanlı musavvirlerinin elinden çıkan bu albümler Osmanlı dünyasını Batıya aktaran görseller olarak oldukça rağbet görmüştür. İstanbula gelen yabancılar satın aldıkları veya kendilerine hediye edilen bu albümleri ülkelerine taşımışlardır. 17. yüzyıl ortalarını kapsayan, Sultan İbrahim ve saray hizmetkarlarını içeren Osmanlı çarşı ressamlarının fırçasından çıkan bu kıyafet albümü bir şekilde Avrupaya ulaşırken 1802 yılında Stanisław Kostka Zamoyski tarafından Pariste bir müzayedede satın alınmış olup daha sonra Varşova Milli Kütüphanesine aktarılmıştır. Günümüzde aynı kütüphanede Costumes Turcs adıyla kayıtlıdır.
Sultan İbrahimin at üzerinde, yanında iki solak ve bir peyk olduğu halde resmedildiği bir minyatürle başlayan albümde Topkapı Sarayında Has Oda, Enderun ve Matbah-ı Amirede görevli hizmetkarlar betimlenmektedir. Toplam 100 minyatür bulunan albümün sunulduğu bu kitap, Osmanlı saray görevlileri ve Osmanlı kıyafet albümleri üzerine bir değerlendirme yazısı ve minyatürlerde yer alan görevli ve tasvirlere dair açıklamalarla ilgililere sunulmaktadır. Bu çerçevede eser, nadide bir görsel kaynak olarak 17. yüzyıl Osmanlı tarihi, bilhassa Sultan İbrahim, saray teşkilatı ve çalışanlarına dair yansıttıklarıyla ışık tutmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115693</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b3d1d62-b7d1-40f3-9269-983b1521915a.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul’un Kutlu Misafiri Ebu Eyyüb El-Ensari</image:title>
            <image:caption>İstanbul hakkında birbirinden güzel birçok efsane, hikaye, anlatı vardır. Ancak içlerinde en çok bilinen hiç şüphesiz hepimizin Eyüp Sultan Hazretleri olarak zikrettiği Ebû Eyyûb el-Ensârînin hikayesidir. Peygamber Efendimiz, İstanbulun fethedileceğini bir hadis-i şerifi ile müjdelemişti: İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur. İşte bu müjdeye nâil olabilmek için İstanbul birçok defalar muhasara edildi. Gelen kutlu ordunun içinde Ebû Eyyûb el-Ensârî de vardı. Büyüklerimiz Bir şehre gidildiğinde o şehrin büyüğü ziyaret edilir, eğer büyük kalmamış ise vefat eden büyüğü ziyaret edilir demiştir. Dolayısıyla Ebû Eyyûb el-Ensârî İstanbulun manen en büyüğüdür.
Bugüne kadar Ebû Eyyûb el-Ensârî hakkında yazılan pek çok çalışmanın bir bütünü olarak kabul edeceğimiz eser, iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde bu kutlu misafirin hayatı, ailesi, kişiliğinin yanı sıra Osmanlı Devleti zamanında yapılan etkinlikler ve bu mekâna dair anlatılan rivayetler, ecdadın verdiği değer ve kıymetine binaen yapılan törenler anlatılmıştır.
İkinci bölümünde ise klasik eserlerimizde zikredilen faziletleri, bildirdiği hadisler vb. gibi bilgiler ile beraber Arapçadan tercümelere ve Osmanlı Türkçesi ile yazılmış risâlelere yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115694</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a9010b8-1853-4ef7-8571-26d9e36bf8e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ah Şu Okullar Yok mu</image:title>
            <image:caption>Yaşadığımız çağın en önemli eğitim gereksinimlerinden biri, eleştirel okuryazarlık ve bilinç kazanımıdır. Bunun için öncelikle okul eğitiminin eleştirisi kaçınılmazdır. Geleneksel biçimiyle insanı hayata hazırlayan okul ya da çağdaş anlamda yaşanılması gereken bir hayat okulu, ne ve nasıl olmalıdır? Bunu sorgulamadan, eleştirmeden bağlanacak bir okulun bizi nereye götüreceğini, doğrusu bilemeyiz. Belki de bunun için okulu eleştirmeye mecburuz. Niçin? En azından tanımak için.
Bu kitapta, Ah Şu Okullar Yok mu derken, okul eğitimine yönelik eleştirel içeriklere yer verilmiş ve ayrıca eğitim olanaklarını zenginleştirici okul veya sınıf dışı eğitim öğretim biçim ve uygulamalarına dikkat çekilmiştir. Daha yararlı, işlevsel ve etkin bir eğitim, öğretim veya öğrenme kurumu için mevcut yapının eleştirisi, onu yıkmayı değil, aksine daha iyisini yapmayı amaçlamalıdır. Bu kitapta da okullar eleştirilirken esas amaç, okulsuzluğu teşvik etmek değil, eğitim, öğretim ve öğrenme alanlarını daha da güçlendirmektir.
Mevcut okul eğitimi, yeni ihtiyaçlara cevap verebilmek için ya kendini yeniden yapılandıracak ya da mevcut biçim ve formatından çıkarak yeni eğitim yapılanmaları oluşturacaktır. Çünkü eğitim, öğretim ve öğrenme alanları, sınırlı ve standart okul eğitiminden daha geniş ve daha büyüktür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115695</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9428a8b-84ec-4ff3-808c-628708fa10bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyoloji</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, sosyolojiye yerli bir perspektiften bakarak sosyal olaylar çerçevesindeki sorulara verilen cevaplar ve sosyal hayatın temel konularıyla ilgili sosyolojik literatürün seçme bilgilerini bir araya getirmiştir. Kitapta Türkiyede sosyoloji, genel bir açıklama şeklinde kısa tarihçesi içerisinde anlatılmış ve sosyolojinin gelişimi ile yönelişi analizci bir mantık içerisinde incelenmiştir. Bununla beraber sosyolojinin tarih, toplum, aile, medeniyet ile ilişkisi de ele alınmıştır. Bu bakımdan sosyoloji öğrencileri ve sosyoloji bilgisini önemseyerek toplumsal olaylara açıklama getirmek isteyenlere; kendi coğrafî, kültürel ve fikrî birikimimizi kaynak alarak, orijinal yaklaşım ve konular çerçevesinde hazırlanan bir içerik sunulmuştur.
Birçok bölümlerinde de görülebileceği gibi eserde, yerli sosyoloji yaklaşımı benimsenmiştir. Böylece, sosyolojinin öncelikle kendi toplumumuza pratik bir yararının olması hedeflenmektedir. Bu sebeple, toplum yapımızın ve değerlerimizin ilmî, fakat gerçekçi bir açıklaması yapılmıştır. Böyle bir yaklaşımın, şimdiye kadar yapılabildiğini söylemek zordur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115696</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f2ae085-45bb-435b-a8ef-20d934fbcb52.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Hac Organizasyonunda Cidde Konsoloslukları (1840-1916)</image:title>
            <image:caption>Cidde şehri, geçmişte olduğu gibi bugün de hac merkezi olan Mekkenin dünyaya açılan kapısı durumundadır. Denize sahili bulunması yanında mikat ve harem sınırları nedeniyle Mekkede gerçekleştirilmesi mümkün olmayan çok sayıda zorunlu uygulama, Hulefâ-yı Râşidîn döneminden itibaren Ciddede icra edilmiştir. Bu vesileyle şehirde işlek bir liman açılması ve güvenlik için asker bulundurulmasının yanı sıra gemi ve kervan ticareti de bu merkez üzerinden yapılmıştır. Ayrıca Cidde gerek Osmanlı döneminde gerekse bugün, dünyanın çeşitli bölgelerinden erzak ve sair malzemenin gemilerle Mekkeye taşınmasında ana depo işlevi görmüş ve görmektedir.
Dünyanın dört bir tarafından farklı milletlere mensup Müslümanlar, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren hac ibadeti için önce deniz yoluyla Ciddeye ve buradan da kara yoluyla Mekke ve Medineye ulaşmaktaydı. Bu durum, birçok devletin öncelikleri ticaret olmak üzere sömürgelerindeki Müslümanlardan hacca gelenlerin işlerini kolaylaştırmak veya kontrol etmek maksadıyla Ciddede konsolosluk açmalarına neden oldu.
Bu çalışmada; İran, İngiltere, Fransa, Rusya, Hollanda, İtalya, İsveç-Norveç, Yunanistan ve Avusturya-Macaristan devletlerinin Cidde konsolosluklarının açılış süreçleri, konsolosların uğraştıkları diplomatik meseleler, protokol kuralları, atanma usulleri ve ayrıca konsolosların sebep oldukları 1858 ve 1895 Cidde olayları ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115697</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0ba5b11-8edb-4ea9-b330-fef421612c54.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan Kabus ve Umman</image:title>
            <image:caption>Umman Sultanlığı, 1970-2020 yılları arasında hüküm sürmüş olan Sultan Kâbus bin Saidin döneminde her alanda çok büyük gelişim ve değişimlere sahne olmuş ve yeniden inşa edilmiş ulusal kimliğiyle adeta yeniden ayağa kalkmıştır. Arap dünyasının en uzun süre görev yapmış lideri olan Sultan Kâbus, dış politikada tarafsız, kendine özgü ve arabulucu bir yol takip ederek ülkesini bölgesel çatışmalardan uzak tutmaya muvaffak olmuştur.
Umman, tarihi devamlılığıyla, stratejik olarak önemli bir konumda bulunmasıyla, mezhep olarak ayrı bir özelliğinin olmasıyla ve hoşgörüsüyle ve daha mütevazı petrol kaynaklarıyla diğer Arap Yarımadası ve Körfez ülkelerinden farklılıklar arz etmektedir. Bunlara ek olarak, Körfezin giriş bölgesinde dünya petrol taşımacılığının en önemli ve yoğun yollarından olan Hürmüz Boğazını kontrol eden konumuyla, dış ilişkilerinde dengeli olmaya özen göstermesiyle ve son elli yılı aşan bir sürede göstermiş olduğu gelişim performansıyla incelenmeye değer bir ülkedir.
Bugün Umman, birçok alanda refahı yakalamış bir ülke olup modernlik ile gelenekselliğin birbirleriyle başarılı bir şekilde nasıl dengelenebileceğine dair Orta Doğuda en açık örneklerdendir.
Bu çalışma ile aynı zamanda bir turizm ülkesi de olan ve bir zamanlar köklü bir medeniyete ev sahipliği yapmış büyük bir devlet olan Umman Sultanlığı hakkında detaylı bir bilgiye sahip olacak, Modern Ummanın kurucusu Sultan Kâbus bin Saidi daha yakından tanıyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115698</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1a9659b-0d65-4437-b93a-355ca826bab1.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Memleketleri Coğrafyası - 1</image:title>
            <image:caption>;Bu konulardan anlaşıldığı üzere Coğrafya; tüccarlık, gemicilik, mühendislik ve askeri için kıymetli ve çeşitli insanoğlu için dahi gayet faydalı bir ilimdir. Tarih ilminin de malzemesi ve neticesidir.”
;Ali Tevfik
Mufassal Memalik-i Osmaniye Coğrafyası ismi ile basılan bu eser, 1910’lu yıllardaki Osmanlı Memleketlerinin Coğrafyasını günümüze taşıyan bilgiler taşımaktadır. Orijinal nüshası 607 sayfalık tek bir kitap olan eser, günümüz Türkçesine 3 cilt halinde aktarılmıştır. Bu ciltte ülkenin sınırları, denizleri, kıyıları, dağları, nehirleri, gölleri, adaları, ulaşım yolları, nüfus özellikleri, madenleri, yetiştirilen tarım ürünleri hakkında bilgiler yer almaktadır. Geçmişin coğrafi özelliklerini merak edenlere, Osmanlı Devletinin son dönemini araştıran bilim insanlarına yararlı olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115699</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/146ec679-baa7-45a1-983f-01505bb433ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Salgın Hastalıklara Karşı Nasıl Mücadele Etmeli?</image:title>
            <image:caption>Hem hayatımızı hem de hayatı yaşama biçimimizi, tarihin akışını değiştiren önemli bir etkendir salgın hastalıklar. Tarihin erken dönemlerinde bir tür ceza olarak değerlendirilen salgın hastalıkların mikroplar nedeniyle oluştuğu ve yayıldığı ancak XIX. yüzyılda Semmelweis, Pasteur, Koch gibi isimlerin çalışmalarıyla anlaşılmıştır. Bu dönemden sonra salgınları önlemek için mikropların üremesini, çoğalmasını ve yayılmasını önlemeye yönelik tedbirlere öncelik verilmiştir.
Raşit Gündoğdu ile Ebul Faruk Önalın yayına hazırlamış olduğu bu kitap, dünyanın gördüğü en büyük salgınlardan biri olan 1918 yılındaki İspanyol Gribi salgınının hemen akabinde, Amerikalı hekimler tarafından bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelenin esaslarını ele almak üzere kaleme alınmıştır. Eser bir süre sonra İngilizce aslından Osmanlı Türkçesine çevrilmiştir. Osmanlı Türkçesinden günümüz yazı diline aktarılarak salgınların tarihiyle ilgilenen araştırmacılar için ulaşılır hale getirilmiştir. XIX. yüzyıldan itibaren değişen bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelenin esas ve yöntemlerine ışık tutan bu eser, tıp tarihi araştırmacıları için yararlı bir kaynak olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115700</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05789333-7871-412d-9b34-c0ee25b3e199.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevirmen Öyküleri</image:title>
            <image:caption>Çeviribilimin araştırma alanlarından biri de, çeviri uygulamasıdır. Çeviriye, çeviribilimci olmayan ya da çeviri eğitimi almamış olan bir çevirmenden farklı bir açıdan bakabilen bir çeviribilimci, çeviride karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin kuramsal ve dizgesel bir yaklaşım getirebilir.
Dolayısıyla bir çeviribilimcinin uygulamada ne gibi kuramsal sorunların yaşanabileceğini, bunları nasıl çözümleyebileceğini ya da çeviride alınan farklı kararların gerekçelerini açıklayarak bir anlamda başka çevirmenlere yol gösterebilir. Bu açıdan bakıldığında, Çevirmen Öyküleri - Çevirmen Ne Yaşar Ne Yaşamaz adlı bu çalışmada, çeviri ile ilgilenen ve çevirinin salt dilsel ya da çevirmene bağlı bir olgu olmadığını, farklı etmenlerin çeviriyi ve çevirmeni biçimlendirdiğini dolaylı ve dolaysız biçimde 28 farklı çevirmenin/çeviribilimcinin deneyimlerinin okurlara aktarılması, çevirinin olgu ve süreç bağlamında ortaya konması bakımından alana önemli bir katkı sağlayacağı kanısındayım.
Prof. Dr. Faruk YÜCEL
 
Birçok rengiyle çeviri etkinliğini bizzat çevirmenin gözünden görmek, onun sesiyle dinlemek istiyorsan doğru kitaba bakıyorsun.
Çevirmen Öyküleri - Çevirmen Ne Yaşar Ne Yaşamaz kitabının bir araya getirdiği öyküler, çevirmen adayları için alınabilecek tüm derslerden daha değerli bilgiler paylaşıyor, çevirmenler için daha da zenginleştirici deneyimler aktarıyor, sadece çeviriyle ilgilenenler içinse eşsiz bir izlenim sağlıyor.
Çevirinin kelimeleri kuru kuru aktarmaktan, sadece iletişim sağlamaktan çok daha öteye giden bir etkinlik olduğunu adeta yaşatan bu kitap, çeviri etkinliğinin birkaç kuralla anlatılamayacak kadar çok boyutlu ve çeşitli bir etkinlik olduğunu resmediyor. Çevirmen ne yaşar ne yaşamaz... Görünürlükle görünmezlik eşiğinde gezinen çevirmen, gerçek hayattan esinlenilerek yazın sahnesine taşınıyor.
Doç. Dr. Emra BÜYÜKNİSAN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115701</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ca58569-96fd-4286-a627-63e1ceee7706.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Birliği Üzerine Tartışmalar</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, 6 Avrupa ülkesi arasında kömür ve çelik madenleri üzerinden başlatılan dar kapsamlı iş birliği, aradan geçen 70 yılın ardından genişleyerek ve derinleşerek bugün 27 üyenin yer aldığı çok-boyutlu ulus-üstü bir yapılanma haline geldi. Günümüzde hemen herkesin en az bir yönüyle aşina olduğu ve “Avrupa Birliği” olarak adlandırılan bu devasa yapılanma, ürettiği politikalar itibariyle geniş bir kitleye hitap ediyor. Bunun yanında günümüzde dış politikadan siber güvenliğe, yapay zekadan yasa-dışı göçe kadar birçok farklı alanda strateji üretebilen Avrupa Birliği, bu yönüyle kendine has bir özellik sergiliyor.
Avrupa Birliği’nin güncel dış politika ve güvenlik meselelerine ışık tutma amacıyla hazırlanan bu geniş kapsamlı derleme kitap, sahip olduğu özgün bölümlerle konuyla ilgili çalışan araştırmacılara önemli bir kaynak sunuyor. Kitap boyunca AB’nin büyük güçlerle ilişkileri, aday ülkelerle üyelik müzakereleri, küresel ve bölgesel meselelere yaklaşımı, terörle mücadele stratejisi, ortak ordu girişimleri ve göç politikası gibi güncel kritik meseleler analiz ediliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115702</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc92fd55-72f1-43ee-9326-864a609c9711.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Birliği Üzerine Tartışmalar</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, 6 Avrupa ülkesi arasında kömür ve çelik madenleri üzerinden başlatılan dar kapsamlı iş birliği, aradan geçen 70 yılın ardından genişleyerek ve derinleşerek bugün 27 üyenin yer aldığı çok-boyutlu ulus-üstü bir yapılanma haline geldi. Günümüzde hemen herkesin en az bir yönüyle aşina olduğu ve “Avrupa Birliği” olarak adlandırılan bu devasa yapılanma, ürettiği politikalar itibariyle geniş bir kitleye hitap ediyor. Bunun yanında günümüzde dış politikadan siber güvenliğe, yapay zekadan yasa-dışı göçe kadar birçok farklı alanda strateji üretebilen Avrupa Birliği, bu yönüyle kendine has bir özellik sergiliyor.
Avrupa Birliği’nin güncel iç politik meselelerine ışık tutma amacıyla hazırlanan bu geniş kapsamlı derleme kitap, sahip olduğu özgün bölümlerle konuyla ilgili çalışan araştırmacılara önemli bir kaynak sunuyor. Kitap boyunca AB’nin genişleme ve derinleşme sancıları, demokrasi teşviki, Kovid-19 salgınıyla birlikte yaşadığı problemlerin yanı sıra Birlik nezdindeki demokrasi açığı tartışması, Almanya ve Fransa arasındaki liderlik savaşı, aşırı sağın yükselişi, İslamofobi tehdidi, üye ülkelerdeki ayrılıkçı hareketler ve AB’nin geleceğine dair senaryolar analiz ediliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115703</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a9dd667-4be0-4812-8dab-39b1f4eeff25.jpg</image:loc>
            <image:title>Memleket Hikayeleri ve Dublinliler</image:title>
            <image:caption>Kitapta, Türk Edebiyatı’ndan Refik Halid Karay’ın Memleket Hikâyeleri (1919) ve İngiliz Edebiyatı’ndan, aslen İrlandalı olan, James Joyce’un Dublinliler (1914) isimli hikâye kitapları, tematik bir inceleme yöntemi dâhilinde ele alınmakta ve her iki eserinde tespit edilen benzer ve farklı noktalar mukayeseli bir şekilde değerlendirilmektedir. Böylece, hem edebiyat severlere farklı dil ve kültürlerin yapıtlarını tanıma fırsatı oluşturma hem de Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi çalışmalarına küçükte olsa bir katkı sağlanması amaçlanmıştır. Adı geçen bu eserlerin konu edilme nedenini de kısaca açıklamak gerekirse; her iki yazarın da edebî tür olarak hikâyeyi seçmesi, her iki yazarın da eserlerini zaman dilimi olarak aynı dönemi seçmeleri, yine her iki yazarın bizzat kendi gözlemlerine dayalı olarak içinde yaşadıkları toplumlara ayna tutmaları ve aynı zamanda toplumsal sorunlara eleştirel yaklaşmalarıdır. Daha da önemlisi ise, her iki eserde de “milli edebiyat kavramı çerçevesinde”, Memleket Hikâyeleri’nde Anadolu köylüsünün, Dublinliler’de ise orta sınıf halka ait sosyal durum ve meseleler ilk kez bu kadar kapsamlı ve okuru sarsıcı bir şekilde ele alınmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115704</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f22842fc-47e1-407d-ac59-e092bdae0e9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Değerli Hissettiren Eğitim</image:title>
            <image:caption>İnsan olarak bizi biz yapan, topluluklar içerisinde yaşamımızı kolaylaştıran ve geleceğe dair bakış açımızı şekillendiren değerleri, dünyaya geldiğimiz andan itibaren öğrenmeye başlarız. Evet, değerler aynı zamanda öğrenme ürünüdürler. O halde değerleri kazandırmada bir öğretmen olarak bize de çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Çünkü okullarda doğrudan muhatabımız olan öğrenci, zamanının büyük çoğunluğunu okul sıralarında geçirmektedir. Bu zaman dilimlerinde öğrencinin kazanması, keşfetmesi ve yaşaması gereken pek çok bilgi, beceri, değer ve tutum bulunmaktadır.
Bu mütevazi eser, değerler eğitiminde öğretmen rehber kitabı tarzında hazırlandı. Eserde değerlerin tanımı, değer tasnifleri, değerlerin işlevleri ile tarihsel süreçleri gibi kuramsal konularla birlikte, bir öğretmen olarak değer odaklı bir eğitim-öğretimin nasıl olması gerektiğine ilişkin pratik öneriler sunulmaktadır. Elbette ki günümüzde çocukların değerleri üzerinde büyük öneme sahip teknoloji de ayrıca ele alındı. Anlaşılır ve akıcı olmasına gayret edilen bu çalışmanın öğretmenlerimize, öğretmen adaylarına, anne-babalara faydalı olması umulmaktadır. Çalışmamızın; cemiyetimizin geleceği olan çocuklarımızın kendilerini değerli hisseden, değer kazanan, değer katan fertleri olarak yetiştirilmesine katkı sağlaması temennisiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115705</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5856941-9883-4428-bd99-3d039348b575.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Hakimiyetleri</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlu olarak bizler, aşılamaz denilen coğrafyaların ulaşılamayan topraklarına ayak basmakla kalmadık, bu coğrafyalarda oyunlar kurduk, savaşlar verdik, üstünlükler kurduk. Üstünlükler mücadelesinde geliştirdiğimiz politikaları sadece bölge ile sınırlı tutmadık ve daha geniş hâkimiyetler istedik. Daha geniş alanlar için daha üstün hâkimiyetlere ihtiyaç vardı ve bunu dünya yüzeyinin %80’ine hitap eden denizler ile kendimize hedef edindik. Barbaros Hayrettin Paşa’nın (1478-1546) “Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur” ve Sir Walter Raleigh’ın (1554-1618) “Her kim denize hâkim olursa ticarete de hâkim olur, her kim ticarete hâkim olursa dünyanın zenginliklerine ve nihayetinde dünyaya hâkim olur” sözleri denizlerin önemini ortaya koymaktadır. Daha yakın tarihte Alfred T. Mahan’ın (1840-1914) “Deniz ticareti ve deniz üstünlüğü yoluyla denizin kontrol edilmesi, dünyada önemli bir etkiye sahip olmak demektir” sözü ile birlikte yaptığı çalışmalar dünya jeopolitiğine yön verir niteliktedir. Bu eser, “Deniz Hâkimiyet Teorisi” kapsamında ülkelerin denizlerdeki politikalarına ışık tutmakta ve Avrupa’dan Asya’ya denizlerdeki hâkimiyet mücadelesine geniş perspektifte yer vermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115706</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0cb4351-1d8a-4aad-90f4-77bfee314268.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı’dan Günümüze Çankırı İli Kurşunlu İlçesi Kapaklı Köyü</image:title>
            <image:caption>Kapaklı köyü Çankırı’ya 50, Kurşunluya 13 km uzaklıktadır. Kitapta anlatılanların çoğu Türkiye’deki bütün köyler için geçerlidir. Yurdumuzun her köyünden insanlar bu kitapta kendisini ilgilendiren yazılar bulacaktır. 
Osmanlı belgelerinde 16. Yüzyıldan itibaren Kapaklı köyü hakkında bilgilere rastlanmakta, Cami, Çeşme ve mezar taşlarındaki tarihler 400 yıl geriye kadar gitmektedir. Bugün yaşı 50’nin üzerinde olan kişiler şanslıdır. Binlerce yıldır kara sabanla, kağnılarla yapılan çiftçiliğe şahit olup, elektrik, televizyon, cep telefonu, internet vs olmadan yaşamayı gördüler. Her alanda günümüzdeki son teknolojik gelişmelere de yetişip, genç yaştaki insanlara masal gibi gelecek değişimlere de tanık oldular. Kapaklı köyü hakkında yazılanları okurken her alandaki gelişmeleri, değişmeleri de bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115707</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59949e69-8133-41a5-a90d-972181405acd.jpg</image:loc>
            <image:title>Mardin</image:title>
            <image:caption>;Taşın Belleği adıyla anılan ve coğrafi konumu itibariyle tarih boyunca çeşitli kavimlerin mücadele sahası haline gelen kale - şehir Mardin...
Birçok din, dil ve kültürlerin bir arada yaşam alanı bulduğu Mardin, Anadolu ile Mezopotamya uygarlıklarının geçiş bölgesinde yer alması hasebiyle kültürel zenginliği açısından ön plânda bulunan bir şehirdir. Sosyal yapısı itibariyle kozmopolit bir yapıya sahip olan Mardinde Müslümanlarla birlikte ;Süryani, Ermeni, Keldani, Yahudi, Yezidi, Nesturi gibi birçok dini ve milli zümrelerin yaşıyor olması Mardinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Mezopotamyanın kuzey sınırını oluşturan Mardinde birçok toplumsal yapının var olması, bu bölgede bir kültür mozaiği oluşmasına zemin hazırladığı gibi tarihi süreci de bu yönde şekillendirmektedir.
Mardin, incelenen dönemde genel olarak Bağdat Eyaletine bağlı bir sancak konumunda bulunarak, eyalet valileri tarafından görevlendirilen voyvoda ve mütesellimler vasıtasıyla idare edilmekteydi. 1835 senesinde Diyarbakıra, 1839da ise Musula bağlanan Mardin, bu tarihlerde asayiş ve güvenlik sorunları yaşanması nedeniyle Diyarbakır ile Musul arasında el değiştirmiştir. Ancak bu tarihten kısa bir süre sonra yakınlığı göz önünde bulundurularak yeniden Diyarbakıra ilhak edilmiş ve bu bağlılığı Osmanlı Devletinin sonuna kadar devam etmiştir.
Mardin şehri; ;cami, mescit, medrese, han, hamam, bimarhane vs. gibi vakıf eserleri ile göz dolduran bir Osmanlı şehridir. İktisadi yapı içerisinde Mardin, birçok tarım ürününün yetiştiği verimli arazilere sahip bir şehirdir. Özellikle Mardinde yetiştirilen ve iccas adıyla meşhur olan erik her sene İstanbul saray kilerine gönderilmekteydi.
Eserde, tarih metodolojisine uygun bir disiplinle Mardin şehrinin Osmanlı döneminde idari, fiziki, iktisadi, sosyal ve demografik yapısı kaleme alınarak çeşitli yönleriyle tespit edilmeye çalışıldı. Bu yönüyle şehir monografi çalışmalarına bir değer daha kazandırmak amaçlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115708</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3f32cb3-f445-4699-911d-3c7967975f4f.jpg</image:loc>
            <image:title>Akademik Çeviri Eğitimi</image:title>
            <image:caption>;Akademik Çeviri Eğitimi: Temel Metinler başlıklı çeviri eğitiminin farklı alt alanlarındaki araştırmacıların yazılarının Türkçeye çevirilerini alanımıza kazandıran akademisyenleri candan kutlarım. Bu çalışmayı hem Türkiyedeki akademisyenleri bir konu etrafında toplayarak Türkiyede çeviri eğitimine katkıda bulunması açısından hem de ülkemizde çeviri eğitimini sorgulamamız açısından son derece anlamlı buluyor ve bu iş birliğinin güzel çalışmalarda sürmesini diliyorum.
Prof. Dr. Mine Yazıcı
 
İşte, çeviribilimde son yıllarda gündemi belirleyen önemli tartışmalara ışık tutan, alandaki saygın kaynaklardan özenle seçilmiş, ülkemizde bu alanda çalışanların sürdürdüğü çalışmalara eşlik edecek bir rehber.
Çeviride ve çeviribilimde teknoloji kullanımının önemi nasıl bir gelişme göstermiştir? Çeviri edincinin tanımı ve oluşma koşulları nelerdir? Hukuk çevirisi gibi özel alan çevirilerinin çeviri alanı içindeki yeri nedir?
Bunların ve benzeri birçok temel sorunun yanıtını veren bu yayın, alana emek veren çevirmen ve çeviri araştırmacılarının dilinden meraklı okuruna sesleniyor.
Prof. Dr. Ayşe Nihal Akbulut</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115709</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d620eb5-aa58-418a-81c3-b5edb0203b33.jpg</image:loc>
            <image:title>XVIII. Yüzyılda Çankırı Kazası</image:title>
            <image:caption>Devletlerin medeniyet seviyesini, ekonomi düzeyini, hatta aldığı kararların halka nasıl yansıdığını ya da halkın devlete hangi kararları aldırdığını şehir tarihi çalışmaları ile öğrenmek mümkün olur. Bu bakımdan şehir tarihçiliği multidisipliner bakış açısı ile bir beldenin tarihinden devletin tarihinin yazılmasına katkıda bulunmaktadır.
XVIII. Yüzyılda Çankırı Kazası isimli bu eserde Osmanlı Devleti taşra teşkilatı içerisinde yer alan ve Anadolu Eyâletine bağlı olan Çankırı Sancağının sosyal, ekonomik ve kültürel yapısı ele alınmaktadır. Şeriyye sicillerine dayalı olarak yapılan çalışma daha önce yapılan çalışmaları destekleyici mahiyette bir araştırma olup, belgelerin elverdiği ölçüde, konular arasında bütünlük ve bağlantı kurmak için hazırlandı. Şehrin tarihçesi ile başlayan eserde, Çankırının askerî ve idarî durumu, fizikî yapıları, ekonomik ve sosyal hayatı detaylı olarak İncelenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115710</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f71e9465-dd2e-4dd4-972c-3d10b6452639.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenirken Geliştirin</image:title>
            <image:caption>Oyun evrenseldir ve sandığımızdan çok evvel başlangıca sahiptir. Çocuk, henüz doğmamışken -sözüm ona hiçbir şeyden anlamazken- annesinin karnında göbek kordonuyla başlar oyununa. Doğduktan sonra kendi ve annesinin bedeni, sesi oyuncağı olur, dokunur, vurur, taklit eder... Yapılması ve yapılmaması gerekenleri bu oyun ilişkisi içinde öğrenir, sonra hayatına oyuncaklar, materyaller girer ve onlarla oynarken de dünyayı tecrübe eder. Kendi küçük dünyasının penceresinden dışarıdaki büyük dünyaya hazırlanır... Yani çocuğun iletişim dili de öğrenme dili de oyundan geçer.
Kitapta normal şartlar altında doğmuş ve gelişen 3-6 yaş çocuklarının çok boyutlu gelişimsel özellikleri ve bunları desteklemeye yönelik etkinlik önerileri yer almakta. Teknolojik oyun ve oyuncakların karmaşasından ve her türlü şiddetinden uzakta, ebeveyn-çocuk etkileşimini öğretme ve geliştirme hedefli bu eser tam da bu zamanda, çağının gerisinden ziyade çağının unuttuğu ve ihtiyaç duyduğu bir ara alana hizmet edebilir. Özellikle çocuğu ile oynamaktan sıkılan ya da malzeme bulamayan ebeveynler için hazır kaynak niteliğindeki eserle günbegün ebeveyn çocuk ilişkisini güçlendirebilir, çatışmaları azaltabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115711</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d6a2709-d6ee-4cbe-a72d-91a0f9682de2.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;dan Cumhuriyet&apos;e Türk Yerel Basını</image:title>
            <image:caption>1864 yılında yayınlanan Vilayet Nizamnamesiyle birlikte kurulan ve vilayet mektupçusu idaresinde faaliyetlerini yürüten vilayet matbaalarında, öncelikle kırtasiye işlerine ağırlık verilmiş, yine salnameler, takvimler, dini, edebi ve bilimsel kitaplar bu matbaalarda basılmıştır. Vilayet matbaalarının en önemli faaliyetlerinden biri de vilayet gazetelerinin çıkarılması olmuştur. Çoğunlukla resmi nitelikli haberlerin yer aldığı vilayet gazetelerinde, çok uluslu bir imparatorluk olan Osmanlı Devletinde artan ayrılıkçı faaliyetlere karşı da yayınlar yapılmıştır.
Milli Mücadele yıllarında, varlıklarını sürdürmeye çalışan vilayet gazetelerinin hemen hepsi, mücadeleye destek vermiş, vilayet matbaaları da Milli Mücadele yanlısı yayınlar yapan Anadolu gazete ve dergilerinin basım yeri olmuştur.
Vilayet gazetelerinin alt yapısından ve deneyimlerinden yararlanan Anadolu basını, Milli Mücadelenin zafere giden yolunda, her türlü zorluğa ve baskıya rağmen hep en ön saflarda yer almış, halkın mücadele ruhunu ve direnme gücünü arttıracak yayınlar yapmış, Ankara Hükümetinin almış olduğu kararların duyurulmasında ve yayılmasında, önemli bir rol üstlenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115712</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a6681d7-8d66-452d-8818-6943210c7a71.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevirmen Adayları İşbaşında</image:title>
            <image:caption>Çevirmen Adayları İşbaşında - Adım Adım Çeviri Dünyasına isimli bu kitap, çeviribilim literatürüne ilişkin güncel meseleleri konu alan makalelerin özgün çevirilerinden oluşmaktadır. Kültür ve dilden psikolojiye, güncel çeviri ve dijital işleme yöntemlerinden Çin tarihi tercümelerine uzanan bu eserde yer alan makaleler çeviribilime ilişkin daha önce incelenmemiş birçok konuyu ele almaktadır. Bu eser hem alanla ilgili öğrencilerin, yaşıtlarının çevirileri hususunda bilgi almasını hem de farklı disiplinlere mensup akademisyenlerin güncel literatürü takip etmesinde kolaylık sağlayacak bir kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115713</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2da53c83-566e-4426-a35b-ca61f6792d07.jpg</image:loc>
            <image:title>1838-1840 (1254-1256 H.) Tarihli Ankara Şer‘iyye Sicili</image:title>
            <image:caption>Osmanlı devlet teşkilatında taşrada her kurumun bürosu, defteri ve kayıt sistemi bulunmuyordu. Örneğin beylerbeyi, sancakbeyi, dizdar, şehir kethüdası ve diğerlerinin kanunnâmelerle görev ve yetkileri tanımlanmış, yaptığı işlemlerin tescili kabul edilmiş yetkileri yoktu. Bütün ülkede bu iş Şer‘î Mahkemeye ve onun başındaki kadıya verilmiştir. Şer‘iyye sicilleri, kadı ya da nâibi tarafından tutulan farklı türlerdeki belgeleri kapsamakta olup devletin tanıdığı ve resmiyetini, tescilini kabul ettiği yegâne kaynaklardır. Bu bakımdan Osmanlı Devlet yapısının toplumsal, ekonomik ve hukuki yapısını anlamak ve dolayısıyla yerel tarih çalışması yapabilmek için en önemli kaynak olma özelliğini taşımaktadır.
Bu çalışma, Ankara Sicilinin kullanılabilirliğini sağlamak amacıyla belgelerinin tasnifi, özetleri, metnin çevriyazısı ve değerlendirme ile mukayeseyi kolaylaştırmak amacıyla asıl metnin suretinden oluşmaktadır. Asıl konusu Ankara’nın tarihi değil, Ankara tarihinin temel kaynaklarından olan bir sicilin yayımından ibarettir. Başka siciller veya kaynaklara yer vererek asıl konudan uzaklaşmak yerine metin içinde yeri ve zamanı gelince bu eserlere atıflar yapılmış, okuyucu bu kaynaklara yönlendirilmiş, ayrıca bu dönemin terimleri ve kurumları hakkında dipnotlarla özet izahlar yapılmış, yer yer yeni çalışmalara atıflar yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115714</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/024a8e23-671b-4612-b795-6f7a5a2c2d7d.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Akdeniz&apos;in Leviathan&apos;ı Türkiye</image:title>
            <image:caption>Ersin Elikoğlunun Doğu Akdenizin Leviathanı Türkiye başlıklı çalışması kendi alanında Türkiyede nadir yazılmış kitaplardan birisidir. Denizcileşme ve deniz güvenliği ilişkisini özellikle Soğuk Savaş ve bilhassa 11 Eylül sonrası ABD ve Atlantik Blok tarafından dayatılan GWOT (Terörle Küresel Savaş) paradigmasında güvenliğin savunmanın önüne geçtiği dönemin dinamiklerini göz önüne alarak incelemiştir.
Cem Gürdeniz
Bu çalışma, uluslararası denizlerde üstünlük, güvenlik ve enerji boyutlarını Türkiyenin egemenlik alanları üzerinden değerlendiren bir içeriğe sahiptir. İlerleyen gemicilik teknolojisi, daralan yaşam alanları ve ülkelerin hegemonya sürdürülebilirliğini kontrol altında tutması için gerekli güvenlik yaklaşımları, Türkiyenin uluslararası çıkarları kapsamında teorik ve pratik açıdan incelenmiştir.
Ferdi Güçyetmez</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115715</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06109e0b-c727-4a6a-b707-4314734a4a1b.jpg</image:loc>
            <image:title>R3 Numaralı Rusçuk Şer’iyye Sicili</image:title>
            <image:caption>Geçmişimiz bize çok şey söyler. Şahsi tarihimiz gibi toplumumuzun tarihi de konuşkandır. Önemli olan o geçmişin dilinden anlamaktır. Bu eser, geçmişi anlamaya yardımcı olma gayretinde, geçmişten gelen bir ses, bir renk ve kesit olarak kurgulanmıştır. Bu sebeple tarihi vesikalara müracaat edilmiştir. Eserde, Osmanlı Devletinin mahkeme kayıtları anlamına gelen şeriyye sicillerinden biri olan R3 Numaralı Rusçuk Şeriyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sicil çalışması, belirtildiği üzere XVII. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devletine bağlı bir bölge olan Rusçuka aittir. Böylelikle değerli bir tarihi vesikanın araştırmacıların kullanımına sunulması hedeflenmiştir. Bu bağlamda ilgili alanda çalışanlar için kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115716</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20b4d8f1-3b35-405d-ab19-1fdbf0e4437a.jpg</image:loc>
            <image:title>İşgal Altında Bosna</image:title>
            <image:caption>1463 yılından itibaren Osmanlı hâkimiyeti altındayken 19. yüzyılın sonlarında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edilen Bosna-Hersek, modern çağın yeni siyasal aktörlerinin ve yeni mücadelelerinin en yakından gözlenebileceği eski bir Osmanlı vilayetidir.
İşgal Altında Bosna - Boşnakların Hürriyet Mücadelesi isimli bu çalışmada işgal edilmiş bir vatanın hürriyet özlemi, işgale karşı meşru bir direnişin onuru, nihayetinde özerklik çabaları ayrıntılarıyla ele alınmaktadır.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İşgal İdaresi ve Boşnak temsilciler arasında din, vakıf ve maarif özerkliği konusundaki uzun diplomatik uğraşları, bu diplomasinin sonuçları olan muhtıra ve dilekçelerin Türkçe çevirileriyle birlikte sunan bu çalışma, bir halkın kimlik kazanma süreçlerini incelemektedir.
İlk kez Türkçeye tercüme edilen dilekçe ve muhtıralar ile araştırmacılar için değerli bir kaynak niteliği taşıyan bu eser, aynı zamanda Balkanların yakın tarihine önemli bir pencere açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115717</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cd8f94a-fad4-42f6-aa2a-ff508672be2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;da Kolera (1910-1911)</image:title>
            <image:caption>Salgın hastalıklar tarihi hakkında bugüne kadar pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunlar arasında  ve kolera gibi salgın hastalıklar hakkında yazılanlar daha büyük ölçüde dikkat çekmektedir. 19. yüzyıldan itibaren vebanın yerini alan kolera hastalığı, 20. yüzyıl başlarında da kendini göstermeye devam etmiş ve toplu ölümlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Toplum içinde büyük tahribat yaşanmasına neden olan bu hastalıkların önlenmesine yönelik olarak, Osmanlı döneminde de çeşitli layiha, risale, talimatname gibi eserler vücuda getirilmiş ve genel sağlığın korunması hususunda çalışmalar yapılmıştır.
Kitap, 1910-1911 tarihinde Osmanlı topraklarına sirayet eden kolera hakkında ;Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye teşkilatı tarafından hazırlanan basma eserin tanıtımına ve değerlendirilmesine yöneliktir. Bu tür basma eserlerin çevirilerinin yapılarak, ilim dünyasının istifadesine sunulması önem arz etmektedir. Söz konusu eserin transkripti yapılmak suretiyle bir değerlendirmeye tabi tutularak bu alanda yapılan çalışmalara bir katkı sağlamak amaçlanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115718</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe295b7c-4ba9-4a20-8930-9180a6731248.jpg</image:loc>
            <image:title>Hace-i Lisan-ı Osmani</image:title>
            <image:caption>19. yüzyıl ve sonrasında hazırlanan gramer kitaplarından birisi de Manastırlı Mehmed Rif’at’in ;Hâce-i Lisân-ı Osmânî adlı eseridir. Osmanlı Türkçesinde yer alan Türkçe, Arapça ve Farsça gramer kurallarının ayrı kitaplar halinde ele alınması bu eserin önemli özelliklerinden birisidir. Üç dilin gramer kurallarının birlikte verilmesinin eserlerden yararlanmayı zorlaştırdığı düşüncesi yazarı böyle bir tercihe yönlendirmiştir. Bu çalışma Müfredât cildi içerisinde yer alan Sarf-ı Fârsî ve Tatbîkât-ı Müfredât; Mürekkebât cildi içerisinde yer alan Nahv-i Fârsî ve Tatbîkât-ı Mürekkebât bölümlerinin çevriyazısını içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115719</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f45ac5f-735b-4d5f-9f7e-2b4267736680.jpg</image:loc>
            <image:title>Charlie Chaplin&apos;den Tape Face&apos;e Yaratıcı Drama</image:title>
            <image:caption>Bugünün insanını kendisiyle buluşturabilmek için önce kendi bedeniyle sonra dünden bugüne insan”la tekrar tanıştırmak ve hafızasını havalandırmak gerekmektedir.
İletişimin kalitesinin artırılması, beden dilinin doğru kullanımı, etkin dinleme ve empati kavramlarının geliştirilebilmesi için yaratıcı drama yöntem ve teknikleri önem kazanmaktadır.
Yaratıcı drama, birçok eleştirel pedagoji kuramının pratik aracı olabilecek alternatif bir öğretim yöntemi, başlı başına bir disiplindir. Özellikle çocukluk çağında etkisi büyüktür çünkü yaratıcılık çocuğun; karşılaştığı problemlere farklı çözüm yolları bulmasını, farklı alternatif sonuçlara ulaşmasını, sorgulama yeteneğinin gelişmesini, özgün sentezlere ulaşmasını, çok yönlü düşünebilmesini, özgüveninin gelişmesini, gözlem yeteneğini, farklı alanlara ilgi duyup kendini keşfetmesini sağlar.
Charlie Chaplinden Tape Facee Yaratıcı Drama, sadece kişinin kendi beden dilini tanımasına yardımcı olmakla kalmıyor, önerdiği uygulama ve tekniklerle insanlar arası etkileşimde ihtiyaç duyduğumuz farkındalığı kazandırmayı amaçlayan nitelikte bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115720</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b10641fa-1784-49d8-abd7-a4254afba08b.jpg</image:loc>
            <image:title>Lisanımızda Elfaz-ı Müteşabihe</image:title>
            <image:caption>Lisânımızda Elfâz-ı Müteşâbihe, Meclis-i Kebîr-i Maârif eski üyelerinden Reşâd Ziyâ’nın dilbilim sahasında kaleme aldığı bir eserdir. Her biri 32 sayfa olan toplam altı formanın birleşmesiyle 192 sayfadan oluşan eser, Türkçe’nin o günkü ihtiyacını karşılamakla kalmamış; o zamana kadar hiç yazılmamış, hatta hiç düşünülmemiş olan homonimlerini bir araya getirmiştir. Reşâd Ziyâ, Lisânımızda Elfâz-ı Müteşâbihe’nin tertibinde her kelimeye bir numara vererek 1429 madde (kelime) sıralamıştır. Müellif bu maddeleri sıralarken Farsça’nın klasik sözlüklerinde kullanılan sistemi esas almaya çalışmıştır. Buna göre harfleri “harekât-ı selâse” denen fetha, kesre ve zamme sırasına göre sıralayıp aynı heceyle başlayan kelimeleri bir arada veımeyi amaçlamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115721</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d4da22c-82d9-44ca-bc29-58adbdc68589.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürel Çalışmalar - Çankırı Tarihi ve Kültürel Değerleri</image:title>
            <image:caption>Bu kitap kendini, kültürü uzaklarda değil kendi can suyunda bulması gereken arayış içinde olan nesillerle, kültürü her daim yaşayan ve yaşatan nesilleri bir araya getirmek özü buldurmak düşüncesiyle kaleme alınmıştır...
Zaman hangi zaman, insanlar nasıl insanlar olursa olsun her şeye rağmen olması gerektiği gibi davranan, özünden ödün vermeyen, insan olan ve insan kalma mücadelesi veren insanların sesi olmak için yazılmıştır...
En güzel öğretileri en güzel yaşantıları içeren aile kültürünün toplumsal kültüre sonrasında eğitim ve akademik kültürle bir araya geldiği medeniyet kültürüne katkı sunan bir halkalar birliğidir...
Yaşayan kültürün eğitime aktarılması yolunda, yazılı olmayan kültürün kalıcılığını sağlamaya yönelik bir girişimdir...
Okuyan nesille yaşayan tatbik eden yönlendiren neslin kültürle buluşma noktasıdır...
Duruşuyla, bakışıyla, tavrıyla kültürünü yansıtan, yaşayan ve kültürel değerlerinden ödün vermeyen isimsiz kültür elçilerine bir armağandır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115722</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ac4ce04-458f-425f-ae4a-da7bff146a39.jpg</image:loc>
            <image:title>Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye</image:title>
            <image:caption>Konvansiyonel kalkınmadan bilgi ve teknoloji temelli dijital kalkınmaya evrilen küresel gelişmeler karşısında Türkiye de kayıtsız kalmamış 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile Ulusal Yapay Zeka Stratejisi 2021-2025 başta olmak üzere BİT merkezli hedefler ile bu hedeflere yönelik politikalar ve eylemler belirlemiştir.
Küresel pandemi sürecinde doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye geçmenin seçenek değil zorunluluk olduğunun daha iyi anlaşılması ile yeşil ekonomi ve dijital devrim gibi kavramların öncülüğünde iş ve sürdürülebilir kalkınma modeli hızla değişmektedir. Aynı zamanda küresel yeni standartlar demek olan bu dönüşüm rekabet endekslerini de kökten değiştirme potansiyeline sahiptir. Güç ve mülkiyet kavramının anlam ve değerini yeniden belirleyen dijital devrim odaklı bilgi ekonomileri, bugün ve geleceğin belirleyicisi olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115723</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01063d92-5937-4818-9a19-fa077f745836.jpg</image:loc>
            <image:title>İzmir&apos;de Mütareke Günleri</image:title>
            <image:caption>Tarihte Selanik, Balkan Savaşları ile özdeşleşirken İzmir de mütareke yıllarında Türk milletinin karşı karşıya kaldığı haksızlıkların ve yaşadığı acıların simgesi haline gelmiştir.
İzmir, nüfus ve ekonomik açıdan İstanbuldan sonra Anadolunun ikinci büyük şehri konumundaydı. Yunanistan ve İtalyanın ele geçirmek istediği yerlerin başında geliyordu. Mütareke başlangıcından itibaren Yunan Hükümeti Büyük Yunanistanı meydana getirmek üzere işgal planları çizerken Türk-Rum ilişkilerini kökünden değiştirecekti. İngiliz ve Fransız temsilcileri ise Türk ordusu ile Türk halkını teşkilatsız ve savunmasız bırakmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Dolayısıyla İzmir başta olmak üzere Batı Anadolunun tamamı fevkalade hassas bir durumdaydı.
Anadolu coğrafyası İtilaf devletlerinin siyasi ve askeri ihtiraslarına kurban edilirken İzmir, Yunan işgalinden ötürü büyük bedeller ödedi. Merkezi hükümetin yanı sıra yerel mülki ve askeri makamların yanlış kararları sonucu Türk ordusu ve Türk halkı tarihte eşi benzeri görülmemiş muamelelere maruz kaldı. Öyle ki, Türk kolordusu vatan topraklarında kendini savunamaz hale sokularak Mudanyaya sürgün edildi. Masum ve savunmasız binlerce insan Yunan ordusu ve Rum çeteleri tarafından katledilirken, on binlercesi iç bölgelere sığınmak zorunda kaldı. Bütün acı ve sıkıntıya rağmen İzmir, galiplerin yok etmeye çalıştığı bir milletin yeniden dirilişinin ve Türk vatanının bütünlüğünün timsali olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115724</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8468acfc-6a59-4c50-81b7-36fe52ea33ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Lehçe Sözcük Yapımı</image:title>
            <image:caption>Lehçe Sözcük Yapımı, dilin temel unsurlarından olan sözcüklerin ince­lenmesi sonucu oluşturulmuş bir açıklama kitabı niteliğinde hazırlan­mıştır. Çalışmanın yegâne amacı, insanın iletişim kurmaya yönelik ihti­yacı sonucu ortaya çıkmış olan dilin nasıl bir çeşitlilik içerebileceğine dair unsurları Lehçe sözcükler çerçevesinde gösterebilmektir. Örnek cümleler ve ilişkili sözcüklerle detaylı inceleme fırsatı sunularak başka çalışmalara öncülük yapması ayrıca amaçlanmaktadır. Sözcüklerin yanı sıra farklı anlamlar katan ekler detaylıca ele alınmıştır. Ekler anlatım usulüne ve kategorilerine göre farklı başlıklar altında incelenmiş olup farklı kullanım amaçları açıklanmıştır. Aynı zamanda Lehçe türetim ek­lerinin günümüz kullanım alanlarının dışında, geliştikleri süreç ise yer yer işlenmiştir.
Kitapta Lehçe sözcük yapımı birimlerine ek olarak dil bilimi çerçevesin­de ele alınan terimler ise Türkçe anlamları ile birlikte yer almaktadır. Ga­yemiz çalışmayı Lehçeyi öğrenen, öğrenmek isteyen ve araştıran okur­lara yardımcı kitap olarak sunmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115725</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae225a0d-45fa-4198-840e-a0fd96ab8a65.jpg</image:loc>
            <image:title>Hikayeleriyle Gaziantep Yer Adları</image:title>
            <image:caption>Mekân-dil-bellek arasında aranacak herhangi bir ilişki için yer adlarının kültürel altyapısını incelemek, toplumların bellek oluşumunda mekâna verilen isimler ile temellendirilebilir. Toplumsal belleğin yaşayan ve her gün ve her gün birey ve topluma kendisini, yörenin kültürü içerisindeki değerini hatırlatan yer adları; hikâyeleri, efsaneleri, münhasır özellikleriyle soyut birer anıttan farksızdır.
Gaziantepin yer adlarının tarihî ve kültürel arka planıyla incelendiğinde bu çalışmada farklı yer adı tasnifleri derlenmiş, Gaziantepin kendine has yer adlarına en uygun tasnif tespit edilmiş ve kentin ismiyle müsemma mekânlarında âdeta zaman yolculuğuna çıkılıp hatırlanan mekânda yapılan toplumsal bellek arkeolojisi çalışmalarıyla yer adları katman katman gün yüzüne çıkarılmıştır.
Yaklaşımıyla gelecekteki yer adları çalışmalarına öncülük edecek bu eser, hem araştırmacılara hem de mekân-dil-bellek meraklısı amatörlere hitap ederek Anadolu’da keşfedilmeyi bekleyen yer adları hikâyelerinin ortaya çıkarılmasına önayak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115726</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f29133b-cb23-4ce9-9f93-d90597db685f.jpg</image:loc>
            <image:title>Afrika Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Gineli bir kadınla evlenerek, Gana’ya yerleşmiş bir düşünür olan Dhoruba Mujaheed Bin-Wahad; ;“Dünya altın rezervlerinin %70’i Afrika topraklarındadır. Stratejik önemi olan 40 metalin 20’si Afrika topraklarında bulunuyor. Eti en lezzetli hayvanlar Afrika topraklarında yetişir. Nil Nehri, Volta Nehri, Gambiya Nehri; dünyanın en güzel suları Afrika topraklarında akar. Kıtanın her tarafından bereket fışkırıyor. Fakat sömürgecilerin alçakça tezgâhına geldiğimiz için bu bereketin hayrını göremiyoruz. Nijer’de zengin altın madenleri var, Fildişi Sahili dünyanın en büyük kakao üreticisi, Kongo ve Zimbabve elmas kaynıyor ama hayrını göremiyoruz. Sömürge döneminden kalma siyasi ve ekonomik düzenlemeler, ardı arkası kesilmeyen Batı komploları, Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası reçeteleri yüzünden hasta yatağından kalkamıyoruz. Komaya girdik, çıkamıyoruz. İnleye inleye can çekişiyoruz. Kabileleri birbirine düşürüyorlar, devletleri birbirine düşürüyorlar, Afrika’yı birbirine düşürüyorlar ve bu sayede neyimiz var, neyimiz yok, elimizden alıyorlar. Artık uyanmalıyız. ‘Afrika Afrikalılarındır’ sloganını hayata geçirmek için canla başla çalışmalıyız. Ulus devletle hesaplaşmalıyız.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115727</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25d7eb91-bef0-41f1-9ae3-d65c6bac2254.jpg</image:loc>
            <image:title>27 Mayıs Darbesine Doğru TBMM (1957-1960)</image:title>
            <image:caption>Türk demokrasi tarihinin gelişiminde 27 Mayıs 1960 Darbesi önemli bir yere sahiptir. Bu darbeyle demokrasinin gelişimi olumsuz etkilenmiş ve bir darbe geleneği başlatılmıştır. İlerleyen yıllarda askeri vesayet, sivil siyasetin üzerinde Demoklesin kılıcı gibi sallanacaktır. Bu kitapta 11. Dönem TBMMnin Zabıt Cerideleri ışığında 27 Mayıs Darbesine giden süreçte yaşanan gelişmeler incelenmiş ve 1957-1960 arası dönemde meydana gelen olayların mecliste nasıl ve ne şekilde tartışıldığı ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115728</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29891783-8023-4905-ac33-37bc66d46565.jpg</image:loc>
            <image:title>Afetler Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren devam eden afetler geçmişte volkanik patlamalar, depremler, seller ve fırtınalar gibi doğal olaylara bağlı iken günümüzde insan etkisine bağlı olarak sosyal ve teknolojik afetlerle çeşitlenerek daha kompleks hâle gelmiştir.
Özellikle Sanayi İnkılabı’ndan sonra afetlerin oluşumunda insan faaliyetleri etkin rol oynamış ve afetlerin oluş sıklığını ve çeşitliliği artırmıştır. 20. yüzyıl sonunda, 21. yüzyıl başında belirgin olarak artan afetlere bağlı olarak tabii ki can ve mal kaybında da büyük artış yaşanmıştır. Dünya’da kayda geçmiş ve yaklaşık bir asırlık afet istatistiklerine bakıldığında, 16 bine yakın afetin meydana geldiği, 40 milyon insanın hayatını kaybettiği, 100 milyon insanın yaralandığı, 200 milyon insanın evsiz kaldığı, 6 milyar insanın afetlerden etkilendiği ve 1 trilyon dolar maddi zarar olduğu hesaplanmıştır.
Eldeki bu eser üniversitelerimizin Coğrafya Öğretmenliği ve Coğrafya bölümlerinde olmak üzere “Afetler Coğrafyası” derslerinde öğrencilerimize yardımcı olmak için ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır. Ayrıca çalışmada afetlere yönelik önemli verilere, yönetimsel örgütlenme ve değerlendirmelere yer verilmiş, bu konuya ilgi duyan ve merak edenlerin de ihtiyaçlarını karşılamaya ve akademik çalışmalarda bilimsel bir kaynak niteliği taşımasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115729</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63240868-0025-4c8b-a929-143fa5d19592.jpg</image:loc>
            <image:title>Finansal Piyasalarda Yatırımcı Duyarlılığı</image:title>
            <image:caption>Günümüzde finansal varlığın getirisini hesaplamayabilmek için şirket, sektör, ülke analizi yapmak artık yeterli olmamaktadır. Finansal varlık, kendi dinamiklerinden ve ülke yapısından etkilenme boyutunu aşıp küresel dinamiklerden de etkilenir düzeye gelmiştir. Elbette bundaki en önemli etmen küreselleşme, internet kullanımının artması, kirli/temiz bilgi akışının hızlanmasıdır. Bir ülkede tek bir şirketin iflası (Lehman Brother çöküşü), ülkeler arası savaş haberleri (ABD-Afganistan Savaşı), devlet görevlilerinin ya da önemli şirket yöneticilerinin yapmış olduğu açıklamalar (Elon Musk ve Donald Trump’ın açıklamaları) ve vatandaşların kendi ülke veri tabanlarında arattıkları haberler artık piyasaları etkiler hale gelmiştir. Dolayısıyla yatırımcıların bu gelişmelere verdikleri tepkilerin finansal piyasaları etkileme durumu araştırılması gereken bir konudur. Finansal Piyasalarda Yatırımcı Duyarlılığı isimli bu çalışma, finans sektöründe yatırımcının davranışını ele almıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115730</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4703fd4b-e376-4a11-898b-da74eab185fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye Fiziki Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Türkiye, fiziki coğrafyası açısından pek çok çeşitliliği ve zıtlıkları bir arada barındıran dünyadaki nadir ülkelerden biridir. Türkiyenin yüksek kıyı dağlarında karlar bulunurken, denizlerinde yüzülebilir, nerdeyse tüm yıl yağışlı Karadeniz kıyısıyla, yağıştan ümidini kesmiş kurak Konya havzası, kıyı sahilinden beş bin metreye varan yüksek dağları, yazın susuz vadiler ile köpürerek akan ırmakları, 12 binden fazla bitki çeşitliliği, 80 binden fazla hayvan çeşitliliğini bir arada görmek sanırım ne kadar güzel doğal güzelliğe sahip bir ülke olduğunu anlatır.
Türkiyenin dört bir tarafını görmeden, gittiği yabancı ülkelerin doğal özelliklerinden bahsetmek Türkiyeye yapılacak en büyük haksızlıktır.
Eser, Coğrafya Öğretmenliği, Coğrafya Bölümleri, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği için ders kitabı sistematiğinde hazırlanmıştır. Ayrıca eser Türkiyenin doğal özelliklerini tanımada yardımcı olacak temel çalışmalardan birisidir. Bu nedenle, kitabın üniversite dışında önemli bir başvuru kaynağı olması da beklenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115731</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f98b980-8bf4-4d73-b997-23d9916a7149.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Dünyası Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Yeryüzünde geniş bir alana yayılmış olan insanlar farklı dil, din ve kültüre sahiptirler. Aynı dil, din ve kültürü paylaşan insanlara millet denir. Milletlerin üzerinde yaşadıkları coğrafya ile kurulan ülkenin ve medeniyetlerin ömrü arasında sıkı bir ilişki vardır.
Dünyadaki sıralı milletlerden olan Türkler, tarihin çeşitli devirlerinde çok sayıda hanlıklar, beylikler, devletler ve yüce devletler kurmuşlar ve kurmaya da devam etmektedirler. Bazı bölgelerde ise devlet olmayan, sömürge ve azınlık durumunda olan Türkler de bulunmaktadır.
Eldeki eser üniversitelerimizin coğrafya, sosyal bilgiler, sınıf öğretmenliği ve diğer bölümlerinde okutulan “Türk Dünyası Coğrafyası, “Türk Kültür Coğrafyası başta olmak üzere öğrencilerimize yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır. Ayrıca çalışmada Türk Dünyasına yönelik son bilimsel veriler sistematik ve bütüncül olarak değerlendirmeler şeklinde verilerek, konuya ilgi duyan, merak edenlerin ihtiyaçlarının karşılanması ve akademik çalışmalarda bilimsel kaynak niteliği taşımasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115732</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a714f9e3-e57a-4fc2-aae2-b78b93f7193e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ovacık (Ulak ve Şehabeddin) - 1841 Tarihli Nüfus Kayıtları</image:title>
            <image:caption>Osmanlı nüfus kayıtları yerel tarih çalışmaları, şehir tarihçiliği ve sosyal tarihçilik açısından önemli verileri ortaya koymaktadırlar. Toplumun tarihi süreç içindeki oluşumu ve gelişimi ile demografik yapısı hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Osmanlı Devleti zamanında vatandaşların nüfus kayıtlarını ihtiva eden nüfus defterlerinde ve Cumhuriyetin kuruluşundan 1934 yılına kadar devam eden zaman diliminde soyadı kullanılmamış, kişiler baba adı ve sülale isimleriyle devlet kayıtlarında yerlerini almışlardır. 1934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu ile birlikte Osmanlı dönemi nüfus defterlerinde gördüğümüz birçok lakap, unvan, sülale ismi vesair aileyi tanımlayıcı bilgiler devlet kayıtlarında ortadan kalkmış, vatandaşlara geçmişteki ailesiyle bir bağ teşkil etmeyen soyadları verilmiştir. Bu durum kişilerin önceki nesiller ile aile ve soy bağlantılarını ciddi manada ortadan kaldırmış, aileler zamanla soylarıyla ilgili lakaplarını unutur hale gelmişlerdir.
Ovacık (Ulak ve Şehabeddin) - 1841 Tarihli Nüfus Kayıtları isimli bu eserde, 1841 tarihinde Ovacık kazasına bağlı bütün köylerde yaşayan erkek nüfusa ait kayıtların tamamı günümüz yazısına aktarılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115733</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1de0c38-f8d3-4c22-aa2b-e3d0f14bf27c.jpg</image:loc>
            <image:title>XIX. Yüzyılın Ortalarında Oltu&apos;da Nüfus ve Yerleşme</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti kuruluş yıllarından itibaren belli aralıklarla nüfus ve arazi tahrirleri yaparak vergi mükellefi olan erkek nüfusu belirlemeye çalışmıştır. Yapılan bu sayımlar nüfusun tamamını kapsamadığı için nüfus çalışmalarında toplam nüfusu değerlendirme noktasında araştırmacıların yorum yapmasını zorlaştırmaktadır.
Osmanlı Devleti XIX. yüzyıla gelindiğinde başta askerî ve malî olmak üzere hemen hemen her alanda yenileşmeye ihtiyaç duymaktaydı. 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla birlikte askerî yapıyı yeniden düzenlemek adına ülke genelindeki nüfusun birtakım özelliklerini bilme ihtiyacı hissedildiğinden nüfus sayımı yapılması planlanmıştır. Bu çerçevede planlanan çalışmalar 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşından dolayı gecikmeli de olsa 1831 yılı itibariyle hayata geçirilmiştir. Her ne kadar sayımların önemli bir kısmı 1831 yılı içerisinde tamamlanmışsa da merkeze uzak olan Erzurum, Kars ve Çıldır gibi eyaletlerdeki sayımların 1835/1836 civarında tamamlandığı görülmektedir. Bu gecikmenin sebepleri arasında coğrafi uzaklık, yerleşim yerlerinin dağınık olması gibi nedenler sayılabilir. Nüfus sayımları, görevlendirilen memurların yerleşim yerlerini bizzat dolaşmalarıyla deftere kaydedilmiştir. 1831 nüfus sayımında sadece erkek nüfusun sayılmış olması toplam nüfusu belirleme noktasında araştırmacıları zora sokan en büyük eksikliktir. 1831 sayımın bir diğer zaafiyeti ise bazı yerlerde gayrimüslim ve konar-göçer aşiretlerin tahrirlerinin tam olarak yapılamamış olmasıdır.
Çıldır Eyaletine bağlı bir sancak olarak idare edilen Oltunun İdarî sınırları bugünkü sınırlarından biraz daha geniş bir alanı kapsamaktaydı. XIX. yüzyılın ilk yarısı itibariyle Oltu Sancağına bağlı olan köylerin bazıları bugün Erzurum ilinin Olur, Narman ve Şenkaya ilçeleri ile Artvin ilinin Yusufeli ilçesine bağlıdırlar. Bu eserde; Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde NFS. d. Fonunda 2772 Numarada kayıtlı bulunan ve Hicri 1251/Miladi 1835-1836 yıllarına ait olan Çıldır Eyaletine bağlı Oltu Sancağının Müslüman erkek nüfusunun kayıtlı olduğu nüfus defterinin ışığında Oltu ve ona bağlı olan mahalle ve köylerin demografik özelliklerini, sosyal ve kültürel yapısına ait verileri bulabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115734</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24bf2bb4-1dfe-4d95-a117-a59681fec98b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalemin Ahı</image:title>
            <image:caption>İdeal insan, şiirle tamam olur.
Kalem sadece hat ve hattatlar için olmazsa olmazlardan değildi elbette. Yazabilen, yazan, düşünen, mütefekkir, münevver, muallim ve daha eli kalem tutan her insan, her bilgin, her ressam için de bir elzem olan bir nesneydi kalem.
Kuran nasıl Mushaf olurdu kalemsiz?
Şair, gönül dilini nasıl dökerdi çağlara?
Devirden devire nasıl gelirdi mısralar?
Sultanlar, nasıl ferman buyururdu uzaklara?
Kadılar, hükümlerini ne ile yazardı kader denilen ömür defterine?
Hâkimler, idam kararından sonra neyi kırardı, kalem olmasaydı?
Bilginler, formüllerini nasıl ulaştırırdı bu günlere?
Âşıklar sevdalarını mektuplarla ulvileştirebilirler miydi ya da gurbet, sılada anlaşılabilir miydi kalemsiz?
Kalem, gönle, kalbe tercümandı.
Kalem, duygulara tercümandı.
Kalem, maziye, hâle tanıktı.
Kalem, geleceğe atıftı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115735</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3dcf4f95-0931-4306-b464-34caa7dbd248.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Memleketleri Coğrafyası - 3</image:title>
            <image:caption>;“Bu konulardan anlaşıldığı üzere Coğrafya; tüccarlık, gemicilik, mühendislik ve askeri için kıymetli ve çeşitli insanoğlu için dahi gayet faydalı bir ilimdir. Tarih ilminin de malzemesi ve neticesidir.”
Ali Tevfik
Mufassal Memalik-i Osmaniye Coğrafyası ismi ile basılan bu eser, 1910’lu yıllardaki Osmanlı Memleketlerinin Coğrafyasını günümüze taşıyan bilgiler taşımaktadır. Orijinal nüshası 607 sayfalık tek bir kitap olan eser, günümüz Türkçesine 3 cilt halinde aktarılmıştır. Bu ciltte “1910’larda Anadolu’nun Coğrafyası” başlığı ile Karadeniz’e kıyısı olan Trabzon Vilayeti, Canik Mutasarrıflığı, Kastamonu Vilayeti, Bolu Mutasarrıflığı, İzmit Mutasarrıflığı, Hüdâvendigâr Vilayeti, Karesi ve Biga Mutasarrıflıkları, Aydın Vilayeti, Akdeniz’e sahil olan vilayetler başlığı altında; Konya Vilayeti ve Adana Vilayeti ile Halep Vilayeti, Urfa ve Zor Mutasarrıflıkları, Doğu Anadolu’da yer alan Van Vilayeti ve Erzurum Vilayeti ile ortada yer alan vilayetler başlığı altında Bitlis Vilayeti, Diyarbakır Vilayeti, Ma’müratü’l-Aziz (Elazığ) Vilayeti, Sivas Vilayeti ve Ankara Vilayetlerinin 1900’lü yıllardaki durumları sırasıyla yüzölçümleri ve nüfus bilgileri, doğal şartları, tarım ürünleri ve sanayi, idari yapıları, meşhur beldelerinin durumları incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115736</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/427d3c94-32ef-4e2d-8416-8e0fbfe18239.jpg</image:loc>
            <image:title>Hipnoz</image:title>
            <image:caption>XIX. yüzyıl, günümüz modern tıbbının temellerini oluşturan birçok bilimsel gelişmenin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde Osmanlı Devleti de klasik tıptan modern tıbba geçmek üzere yeni adımlar atmıştır. Osmanlı tıbbının modernleşmesinde özellikle 1827 yılında açılan Tıbhâne-i Âmire’nin rolü büyüktür. Daha sonra adı Mekteb-i Tıbbiye olan bu kurumun hocaları ve öğrencileri yaptıkları yayınlarla modern tıp bilgisinin yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlamışlardır. Bu hususta, Tıbbiye’nin kadın hastalıkları ve doğum hocası olarak görev yapan Dr. Besim Ömer, yaptığı çok sayıdaki yayın dolayısıyla ayrı bir yere sahiptir.
Eser, bir tedavi yöntemi olarak XIX. yüzyılda sistemleşen hipnoz uygulamalarını Osmanlı hekimlerine tanıtmak üzere Dr. Besim Ömer tarafından kaleme alınan hipnoz risalesini günümüz Türkçesine kazandırmaktadır. Gerek Besim Ömer gibi bir Osmanlı aydınının tammrlığına katkı sağlaması, gerekse hipnoz hakkında tarihsel bir perspektif sunması bakımından, bu çalışma tıp tarihine katkıda bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115737</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c83227e-f8f7-41ff-952b-a7211bddd9ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Memleketleri Coğrafyası - 2</image:title>
            <image:caption>“Bu konulardan anlaşıldığı üzere Coğrafya; tüccarlık, gemicilik, mühendislik ve askeri için kıymetli ve çeşitli insanoğlu için dahi gayet faydalı bir ilimdir. Tarih ilminin de malzemesi ve neticesidir.”
Ali Tevfik
Mufassal Memalik-i Osmaniye Coğrafyası ismi ile basılan bu eser, 1910’lu yıllardaki Osmanlı Memleketlerinin Coğrafyasını günümüze taşıyan bilgiler taşımaktadır. Orijinal nüshası 607 sayfalık tek bir kitap olan eser, günümüz Türkçesine 3 cilt halinde aktarılmıştır. 1900 yıllarındaki İstanbul, Edirne, İşkodra, Kosova gibi Osmanlı Avrupa’sındaki toprakları, özellikle Rodos, Girit, Sakız ve Kıbrıs gibi Akdeniz adalarını; Mısır, Sudan, Trablusgarp ve Tunus gibi Osmanlı Afrika’sını; Suriye, Bağdat, Basra, Kudüs, Musul ve Arap yarımadasını içine alan Ortadoğu bölgesini ayrıntılı olarak ele alan bu ciltte bu topraklara ait sınırlar, ulaşım yolları, tarım ürünleri, sanayi, nüfus özellikleri gibi birçok özelliği bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115738</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71ff3bfd-439d-4ca6-b88a-0a28247e2a6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Londra Merkezli Ermeni, Osmanlı ve Yahudi Kuruluşları (1871-1913)</image:title>
            <image:caption>Londra Merkezli Ermeni, Osmanlı ve Yahudi Kuruluşları (1871-1913) isimli bu eser, 19. yüzyılın son çeyreğinde dönemin süper gücü ve sermayenin merkezi konumunda olan İngilterede kurulmuş olan üç farklı cemiyeti ele alıyor. Yahudi, Ermeni ve Osmanlı taraftarı olan bu cemiyetler her ne kadar yapısal olarak farklı olsalar da her birinin dünya siyasetinin nabzının attığı Londrada kurulmuş olması en önemli benzer niteliğidir. Yahudiler daha çok dindaşlarını Rus baskısından kurtarıp yeni yerleşim sahası ararken, Ermeniler dönemin karışık havasından yararlanıp Osmanlı topraklarından pay istemişlerdir. Osmanlı cemiyeti ise aksülamel olarak mevcut topraklarının korunması yönünde çalışmalar yürütmüşlerdir. İşte bu kitapta üç farklı cemiyetin farklı sahalarda Londrayı merkez almak suretiyle yürüttükleri faaliyetler, İngiliz ve Osmanlı arşivleri ile birlikte pek çok yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanmak suretiyle anlatılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115739</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab12db4d-3a1f-4dcb-9d7b-3412863c697f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ukrayna Halaskar Cemiyyet-i İttihadiyyesi Neşriyatından Ukrayna, Rusya Ve Türkiye</image:title>
            <image:caption>Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin 1991 tarihinde dağılmasını müteakip kurulan devletlerden biri de Ukrayna’dır. 1986 yılında gerçekleşen Çernobil faciasıyla adını bütün dünyaya duyuran Ukrayna, muhtelif vesilelerle dünya gündeminde yer almaya devam etmiştir.
Eser, Ukrayna, Rusya ve Türkiye (Makaleler Mecmûası) adıyla yayınlan çalışmanın günümüz harflerine aktarılmasından ibarettir. Doğu Avrupa coğrafyasının geçiş güzergâhında bulunan ve geniş verimli ovalara sahip olan Ukrayna’nın tarihi coğrafyasını ve komşu ülkeleriyle olan tarihi münasebetlerini kavramadan bugünü doğru değerlendirmek güç olacaktır. Bilhassa Ukrayna - Rusya ve Türkiye üçgenindeki tarihi bağları iyi bilmek ve iyi anlamak gereklidir. Bu eser de bu amaca hizmet etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115740</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60d29257-7a82-4ccc-b4ea-fc0afd0a56a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Bölgesel Aktörlerin Filistin Politikaları</image:title>
            <image:caption>13 bölümden oluşan bu kitap, Ortadoğu olarak adlandırılan geniş siyasi coğrafyadaki bölge ülkelerinin Filistin politikalarını inceliyor. Kitabın ilk bölümünde Filistin meselesinin dünü ve bugünü kapsamlı bir değerlendirmeye tutuluyor. Ardından takip eden bölümlerde Cezayirden İran’a, Irak’tan Libya’ya, Körfez ülkelerinden Türkiye’ye kadar bu geniş bölgede yer alan tüm ülkelerin Filistin meselesine dair izledikleri politikalar etraflıca analiz ediliyor. Alanındaki uzman akademisyenlerce kaleme alınan her bölümde mevzubahis ülkelerin Filistin politikalarının nasıl şekillendiği, geçmiş ve güncel dinamikler dikkate alınarak inceleniyor. Bu yönüyle alanında bir ilk olan çalışma literatürde önemli bir boşluğu dolduruyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115741</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ec98cfd-3e1b-4db2-9012-59411956b219.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Konsoloshane</image:title>
            <image:caption>Tarihçi için kimi zaman bir araştırmanın başlama hikayesi, tıpkı bu eserde olduğu gibi karşılaşılan bir satırlık cümle de olabilir. Kızıl Konsoloshane, TBMM ile Sovyet Rusya’nın gelişen ilişkilerine binaen 1921 yılında Kars’ta açılan Sovyet Rusya Konsolosluğunun faaliyetlerini aktarmaktadır. İkinci Dünya Savaşı öncesinde 1938 yılında kapatılan konsolosluk yerine faaliyetlerine 1970’li yıllara kadar devam eden Sovyet Ticaret Temsilciliği kurulmuştur.
Kızıl Konsoloshane, 1921-1938 yılları arasında Sovyet Rusya Kars Konsolosluğu’nun kuruluşu, çalışmaları ve daha sonra ticaret temsilciliği olarak verdiği hizmetleri ele alarak iki ülkenin o yıllardaki diplomatik ilişkilerine ışık tutmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115742</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4bf1e96f-410e-4537-89ad-38059bfd2246.jpg</image:loc>
            <image:title>Farmakognozi ve Fitoterapinin Temelleri</image:title>
            <image:caption>Farmakognozi, bitkilerden elde edilen farmasötiklerin ilaç kaynağı olarak kullanılmasını inceleyen bilimdir. İki yüzyılı aşkın süredir ‘farmasötik ismiyle bilim dünyasının araştırma alanlarından biri olarak kabul edilmekte olan bu bilim dalı aslında hayatımızı doğrudan etkilemektedir. Teknolojik gelişmeler sayesinde, bitkilerin kimyasal yapılarının daha iyi anlaşılması sağlık alanına yeni ilaçlar, bitkisel droglar (bitkisel ilaçlar), nutrasötikler ve diyet takviyeleri çeşitlerinin büyük oranda artması ile yansımıştır ki bu değişim de farmakognozinin son 20 yılda giderek daha fazla önem kazanmasına neden olmuştur.
Farmakognozi ve Fitoterapinin Temelleri isimli bu kitap, ilk kez Türk araştırmacılar ve okuyucular ile buluşuyor. Orijinal versiyonunda gözden geçirilmiş ve yeni konular ilave edilmiş üçüncü baskısının çevirisinin sunulduğu bu çalışma fitoterapi hakkında detaylı bilgi içeriğine sahiptir: Bitki bazlı ilaçların tarihi, biyolojisi ve kimyası; bitkilerden elde edilen farmasötikler ve nutrasötikler; tıbbi bitkilerin dünya çapındaki sağlık sistemlerindeki rolü, bitki bazlı ilaçların tedavi edici özelliklerinin vücut sistemlerine göre etkisi, tıbbi olmayan takviyeler vb başlıklarla bu alandaki en güncel bilgileri kapsamlı bir şekilde sunmaktadır.
Farmakognozi alanında zengin deneyim ve bilgi birikimine sahip araştırmacılar tarafından hazırlanan Farmakognozi ve Fitoterapinin Temelleri, sağlık sektörünün bütün konumlarına hitap eden bir referans kitabı niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115743</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8883beff-ac57-4dca-be55-6a0fb328c6a7.jpg</image:loc>
            <image:title>60 Yılın Ardından Türkiye-Almanya İlişkileri ve Almanya&apos;daki Türkler</image:title>
            <image:caption>13 bölümden oluşan bu çalışma, son 60 yılı önceleyerek Türkiye-Almanya ilişkilerini ve Almanya’daki Türklerin güncel durumunu kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutuyor.
Farklı disiplinlerden alanında uzman 16 araştırmacının katkısıyla hazırlanan kitapta öncelikle iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi boyutu inceleniyor. Daha sonra Türkiye ve Almanya arasında 1961’de imzalanan İşgücü Antlaşması temel alınarak Türkiye’den Almanya’ya yaşanan göçün 60 yıllık hikayesi değerlendiriliyor.
Devamında sırasıyla Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde Almanya’nın oynadığı rol, aşırı sağın Türkiye-Almanya ilişkilerine etkisi ile Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıflarının ikili ilişkileri nasıl yönlendirmeye çalıştığı irdeleniyor. Akabinde ikili ilişkilerde birer fırsat kapısı olarak ekonomi, enerji ve turizmin yeri tartışılıyor.
Bunların yanı sıra Almanya’daki Türkiye kökenli din görevlilerinin eğitimi ve istihdamı ile Almanya’da koruma altına alınan Türkiye kökenli çocukların durumu gibi iki mühim konuya temas ediliyor. Son olarak ikili ilişkilerdeki fırsatlar ve tehditler ile ilgili genel bir perspektif sunuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115744</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea8d98b8-73e5-42f6-9125-446de176ac3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçim Kılavuzu</image:title>
            <image:caption>Bir algı yönetimi olarak örnek projelerle siyasetçilere “Hizmet Kılavuzu” niteliğindeki bu çalışmayı “Seçim Kılavuzu” başlığıyla sunduk. İçerik itibarıyla özelde ‘iyi bir belediyecilik’ örneği sergilemesi gereken belediye başkan adayları ve başkanları, genelde ise herkesin istifade edebileceği mütevazı bir çalışmadır.
Her ne kadar bu çalışma, milletvekili adayları ve milletvekilleri üzerinden kurgulanmasa dahi onlar da bu çalışmadan azami derecede istifade edebileceklerdir.
Çalışmamızda yer alan örneklemelerde herhangi bir kurum veya kişiyi zemmetmek gibi bir hedef gözetilmemiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115745</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/adc7733d-25a6-41bb-a53b-d3355659b60b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkeolojik Çalışmaların Gölgesinde Almanya&apos;nın Doğu Politikası</image:title>
            <image:caption>20. yüzyılın sonlarından itibaren Alman İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler giderek yakınlaşmıştır. Bu yakınlaşmanın bir nedenini Alman İmparatoru II. Wilhelmin İngilizlerin Dünya hegemonyasına meydan okuma planları çerçevesinde Müslüman sömürgelerinde huzursuzluk ve isyan çıkarma isteği oluşturmuştur. Almanyanın bu bağlamda görevlendirdiği en yetenekli isimlerden birisi olan Max von Oppenheim hem sivil hem de devlet görevlisi olarak, 1883 yılından itibaren birçok kez Osmanlı topraklarına seyahatler düzenlemiş ve başta Mısır olmak üzere, Irak Suriye ve Arabistandaki yerel koşullar hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olmuştur.
1914 yılında Birinci Dünya Savaşının çıkması, Alman İmparatorluğunun uzun yıllardır hazırlığını yaptığı İngiltereye karşı Müslümanların ayaklandırması politikasını hayata geçirmesine neden olmuştur. 1915 yılında geldiği İstanbulda, Almanyanın savaşta müttefiki olan Osmanlı Devletinde, savaş propagandasını yürütmeye yönelik bir teşkilat kuran Oppenheim, Almanyanın hem kültürel hem de iktisadi propagandasını yürütmüştür. Arkeolojik Çalışmaların Gölgesinde Almanyanın Doğu Politikası isimli çalışmada Max von Oppenheimın görevleri değişiklik gösterse de Osmanlı Devletinde bulunduğu süre içerisindeki faaliyetlerinin asıl amacının, Almanyanın bu topraklardaki çıkarlarını geliştirmek, savunmak ve propagandasını yapmak olduğu ortaya koymaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115746</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e77c296-7bab-4aa1-99ba-967a67b4f796.jpg</image:loc>
            <image:title>KBRN Tehdidi ve Yönetimi</image:title>
            <image:caption>KBRN, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelimelerinin kısaltmasıdır. Bu tür ajanların herhangi birinin varlığı veya kullanımı ile bir tehdidin ortaya çıktığı durumları ifade etmek için kullanılır. Afetler; ani, çoğunlukla nerede ve ne zaman olacağı tahmin edilemeyen, çok sayıda insanın etkilendiği, ekonomik ve çevresel kayıplara, yıkıcı etkilere sebep olan olaylar olarak tanımlanabilir. KBRN süreçleri de bir afet olarak değerlendirileceğinden bu tür durumlar karşısında en temel yaklaşım; bu süreçleri tanımak, anlamak ve önlem alma yaklaşımlarını hayata geçirmektir.
Afetlere ve KBRN tehditlerine hazırlıklı olmanın en temel yolu hayatımızın her alanında olduğu gibi eğitimdir. KBRN ajanları dikkate alındığında diğer afetlere göre daha az bilinir olmaları nedeniyle bu ajanların yakından tanınması daha da fazla önem taşımaktadır. Bu amaçla bu kitapta KBRN ajanları konusu 5N1K sorularının cevapları şeklinde ortaya konulmaya çalışılacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115747</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb71fa72-ffc8-46a0-8ac7-3db7c49d23e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeviri Röportajları</image:title>
            <image:caption>Günlük hayatımızda hemen her alanda ihtiyaç duyduğumuz çeviri, dünyaya açılan bir pencere, farklı dillere, farklı kültürlere tutulan bir ışıktır.
Edebiyatı, sanatı ve teknolojisi çeviriyle beslenen ancak yine de çevirinin bir meslek, bir bilim dalı olarak görülmediği ülkemizde hâlâ dil bilen herkesin çeviri yapabileceği görüşü yaygın. Oysa çeviri disiplinlerarası bir bilim, çevirmenlik ise yabancı dil bilmenin yanında art alan bilgisini zorunlu kılan, sanat, edebiyat, mühendislik, tıp, hukuk gibi çok çeşitli alanları olan bir meslektir.
Elinizdeki bu kitapta çoğu filoloji ya da mütercim tercümanlık eğitimi almış, bir kısmı da başka meslekten ancak ya mesleğini tamamen bırakıp çeviriye yönelmiş ya da mesleğinin yanı sıra çeviri yapan ve belirli alanlarda uzmanlaşmış elliden fazla eğitimli ya da alaylı çevirmenle yapılan röportajlarda çevirinin geniş yelpazesine tanık olacak, aklınızı, bilginizi, deneyimlerinizi kullanarak yaptığınız çevirinin sürekli okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi teşvik ettiği için insanı geliştiren, zenginleştiren, ufkunu açan bir meslekten öte bir tutku, bir aşk olduğunu göreceksiniz.
Prof. Dr. Gülperi Sert</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115748</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1451b8e-1c31-4d49-99dd-d11183d46587.jpg</image:loc>
            <image:title>The Role of Intelligence in Counter Terrorism: The PKK Case</image:title>
            <image:caption>Türkiye has a long history of combatting terrorism. Through these terrorist acts, Türkiye has gone through a lot of tragedy. Moreover, all of these attacks were committed by a transnational network; thus, making Türkiye’s counter-terrorism experience unique.
Despite this experiences scope and uniqueness, Türkiye’s counter-terrorism efforts are under-researched. Due to Turkish efforts against PKK terrorism in the last four decades, counter-terrorism has become a specific area for securocrats. This situation has driven away scholarly interest in the topic. Another reason was the tactic adopted by PKK militants, which focused on exploiting freedom of speech in academia by using it for mere propaganda. Eventually, Turkish counter-terrorism stayed as an under-researched area.
This book is focusing on to say something on the issue in a scholarly fashion to advance the discussion on the topic. As it is explained; works on the topic are limited in Turkish academia; thus by publishing this study, it is expected to initiate a scholarly debate.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115749</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1828b16-13ad-4b41-81bf-f70225d5b3de.jpg</image:loc>
            <image:title>Trablusgarp Savaşı&apos;nda Osmanlı Esirleri</image:title>
            <image:caption>1911-1912 Türk-İtalyan Savaşı veya daha çok bilinen ismiyle Trablusgarp Savaşı, XX. yüzyıl Türk tarihinde gerçekleşen önemli bir gelişmedir. Savaşın bitiminde imzalanan Uşi Antlaşması ile Osmanlının Kuzey Afrikadaki hakimiyeti sona erdi. Ancak barış antlaşmaları kağıt üzerinde imzalar atılır atılmaz vaad ettiği barışı ve özgürlüğü ne yazık ki hemen savaş esirlerine sunmamaktadır. Oysaki bu imzaların altında hürriyetlerini arayan esirlerin durumu da barış antlaşmasının maddeleri kadar önemlidir.
Trablusgarp Savaşında Osmanlı Esirleri adlı bu eser, Türk-İtalyan Savaşı sürecindeki Osmanlı esirlerini merkeze almaktadır. 1911-1912 yılları arasında yaşanan savaş içi gelişmeler ile esaret hadiselerinin nasıl gerçekleştiği ele alınmakla beraber hem İtalyanlar tarafından esir alınan Osmanlıların esaret hayatları hem de barış antlaşması neticesinde serbest kalma, yani esaretin son bulması konusu İncelenmekte; ayrıca rehin olarak alıkonulan Osmanlı askerleri çerçevesinde iki taraf arasında yaşanan gelişmelere de değinilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115750</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55d6a053-6be8-42ab-a21b-b890ab8fc9db.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanoğulları ve Osmanlı İçin Ne Dediler?</image:title>
            <image:caption>Araştırmacı/Yazar Ahmet Öztürkün eserinde, Türklerin uzun tarihleri boyunca kurmuş oldukları devletler içerisinde en uzun ömürlüsü olan Osmanlı Devleti; Türklerin, kökleri Orta Asyaya dayanan evrensel devlet anlayışını zirveye taşıdıkları bir yapıyı temsil etmektedir. Osmanoğullarının eşsiz bir özelliği de 623 yıl süren hâkimiyetleri ile dünyada tek bir hanedan soyu tarafından yönetilen, tek evrensel devletin kurucu soyu olmalarıdır. Bu bilgilerin detaylarını eserde göreceksiniz.
Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu
(Sultan II. Abdülhamid Hanın IV. kuşak torunu)
 
Yazar Ahmet Öztürk hazırlamış olduğu bu eserinde Osmanlı Devletinin dünya medeniyetine katkısı hakkında çok önemli ve yerinde tespitler yapmaktadır. Bu kitabı okuyarak Osmanlı Devletinin cihanşümul anlayışı hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaksınız.
Prof. Dr. Selim Hilmi Özkan
 
Dünyanın en uzun ömürlü hanedan ailesi olan Osmanoğulları, sadece Türk İslâm târihinde değil Batıda da müstesna bir rol oynamış belki de tek hânedandır. Araştırmacı-Yazar Ahmet Öztürkün yabancı ve yerli kaynaklarla uzun seneler üzerinde çalıştığı ve nihayet taba bürünen bu kıymetli eserinde garptan ve şarktan Osmanoğulları hakkında müspet ve menfi sözleri kaynaklarıyla bulabileceksiniz. Ahmet Öztürkün bu gibi daha nice kıymetli eserler ortaya koyacağından eminim. Kendilerini bu ilk eserinden ötürü tebrik eder, Cenâb-ı Haktan kalemine kuvvet ihsan etmesini niyaz ederim.
Nurullah Mısıroğlu / Araştırmacı-Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115751</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd86d247-88f1-4554-8323-e44410db99f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Yoksullukla Mücadelede Mikro Kredi: Elazığ Örneği</image:title>
            <image:caption>Yoksulluk geçmişten günümüze kadar tüm toplulukları ilgilendiren küresel bir sorundur. Yoksulluk; insanların yaşamını idame ettirecek gelirden yoksun olma durumudur. Sadece gelişmemiş ülkeleri ilgilendiren bir sorun olmayıp gelişmiş ülkeleri de etkileyen bir sorundur. Yoksulluk ele alınırken çok boyutlu olarak değerlendirilip önlemek için politikalar geliştirilmelidir.
Yoksullukla mücadele kapsamında birçok uygulama faaliyete geçirilmiştir. Bu uygulamalardan biri de mikro kredidir. Elinizdeki eserde Elazığ ilinde bu alanda yapılan çalışmanın detaylı incelemesi sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115752</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aa86e434-bb62-4f6c-827d-f2cb2e3a6ce4.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanıda Laboratuvar Cilt 1</image:title>
            <image:caption>Laboratuvar, sağlık sektörünün tüm birimlerinin merkez noktasıdır. Hastalıkların teşhis edilmesinden uygulanan tedavinin etkinliğinin kontrolüne kadar uzanan sağlık aşamalarının ilk basamağıdır. İki cilt olarak hazırlanan Tanıda Laboratuvar kitabı, sağlık bilimleri alanında lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilerle klinisyenlerin ihtiyaç duyabileceği tüm detayları kapsamaktadır. Eserin birinci cildinde Biyokimyasal Verilerin Klinik Tıpta Kullanımı ile Laboratuvar Testlerine yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115753</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b63731da-6d54-49da-b812-bdf1dfe98ad6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanıda Laboratuvar Cilt 2</image:title>
            <image:caption>Laboratuvar, sağlık sektörünün tüm birimlerinin merkez noktasıdır. Hastalıkların teşhis edilmesinden uygulanan tedavinin etkinliğinin kontrolüne kadar uzanan sağlık aşamalarının ilk basamağıdır. İki cilt olarak hazırlanan Tanıda Laboratuvar kitabı, sağlık bilimleri alanında lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilerle klinisyenlerin ihtiyaç duyabileceği tüm detayları kapsamaktadır. Eserin ikinci cildinde ise Laboratuvarın Kullanımı, İmmünolojik Testler, Hematoloji ve Koagulasyon Testleri, Vücut Sıvıları, Otomasyon, Kalite Yönetimi, Laboratuvar Testlerinin Analitik ve Klinik Değerlendirilmesi ile Referans Değerler konularını kapsamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115754</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/947c7f28-123c-4ab2-946c-adef2bede834.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeviri Tekniği</image:title>
            <image:caption>Yabancı dil sınavları, günümüzde sadece sorularla değil cevap şıklarında dahi adayın birçok karmaşık dil yeteneğini sınamaktadır. Çeviri Tekniği isimli bu eserde, İngilizce’den Türkçe’ye ve Türkçe’den İngilizce’ye tercüme yapmak isteyen üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının KPDS, YDS, YÖKDİL gibi merkezi dil sınavlarına hazırlanmaları için ihtiyaçlarını karşılayacak temel bir İngilizce dilbilgisi özeti verilmektedir. Ayrıca, dilbilgisi konularının sunuluşu ve tercümeye yönelik bir tarzda ele alınışı itibariyle benimsenen özel anlatım stili ile kolaydan zora farklı seviyelerde soru örnekleri de sunulmaktadır. Her soruda en az bir İngilizce dilbilgisi kuralının gösterilmesine özen gösterilen çeviri çalışmaları, farklı konularda seçilmiş ve analiz edilerek açıklamalı tercümeleri yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115755</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e4252bb-53b0-4be1-a17e-fa7f2b68c8cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Zoographia Rosso-Asiatica - Türk ve Moğol Dillerine Ait Hayvan Adlarının İncelenmesi</image:title>
            <image:caption>18. yüzyılda Rus coğrafyasını keşfetmek üzere yola çıkan batılı araştırmacılardan biri olan Alman asıllı zoolog ve bitki bilimci Peter Simon Pallas gezileri sırasında karşılaştığı hayvan türlerini Zoographia Rosso-Asiatica isimli eserinde bir araya getirerek incelemiştir. Pallas’ın 875 farklı hayvan türüne yer verdiği bu eser, zooloji bilimine önemli katkılar sağlamaktadır. Eserde aynı zamanda hayvan türlerinin o dönem Rus coğrafyasında konuşulan pek çok dildeki karşılığına yer verilmiştir. Bu diller içerisinde Altay dil araştırmaları açısından önem arz eden Türk, Moğol, Tunguz, Kore, Japon dillerinin yanı sıra Hint-Avrupa, Ural, Çin, Samoyed gibi daha pek çok dil yer almaktadır.
Bu çalışmada ise Zoographia Rosso-Asiatica isimli eserde yer alan Türk ve Moğol dillerine ait hayvan adları tespit edilerek dilbilimsel açıdan incelenmiştir. Tüm hayvan türleri Türkiye Türkçesindeki biçimleri ile Latince karşılıkları belirtilmek suretiyle sıralanmıştır. Daha sonra Türk dillerinde tespit edilen adların, tarihi ve modern dillerdeki biçimleri ile Türkiye Türkçesi ağızlarındaki biçimleri belirtilmiş, ayrıca etimolojik açıklamalarına da yer verilmiştir. Moğolca hayvan adları ise Moğol dillerinde mevcut karşılıkları belirtilmek suretiyle Türk dilleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115756</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ef6c508-3167-4906-9fd6-48a8db38557a.jpg</image:loc>
            <image:title>Makine Çevirisi Araştırmaları</image:title>
            <image:caption>Makine çevirisi bilim, ekonomi, politika ve askeri faaliyetler gibi alanlarda kullanılmaya başladığı günden bu yana sürekli belirli başlı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Makine çevirisinin insan çevirmenin mesleğini elinden alıp alamayacağı, makine çevirisinin bir gün ideal çeviri çıktısını sunup sunamayacağı, farklı metin türlerinin çevrilmesinde makine çevirisinin tutarlı olup olamayacağı bu tartışmalardan sadece birkaçıdır.999
Bu tartışmalar bir yana, günümüzde artık kelime, cümle ve dosya düzeyinin üzerinde, işitsel ve görsel metinlerden çeviri yapabilen makine çevirisi programları kullanılmaktadır.
Makine Çevirisi Araştırmaları isimli bu çalışmada makaleleri ile yer alan yazarlar, gerek mesleki tecrübelerini gerekse farklı art alan bilgi ve becerilerini çeviribilim potasında eriterek bu çalışmadaki ilgili araştırma ve incelemelerini okuyucunun istifadesine sunmuşlardır. Makine çevirisi alanında kendini geliştirmek isteyen akademisyen, araştırmacı, öğrenci ve profesyonel çevirmenlere katkı sağlayacağı düşünülen bu çalışmada, alanın farklı yönleri mercek altına alınmıştır. Çalışma kapsamında, makine çevirisi olgusu hem betimleyici bir araştırma yöntemi benimsenerek metin düzeyinde çeviri uygulamaları ile hem de görgül bir araştırma yöntemi temel alınarak kullanıcı gözüyle irdelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115757</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dbbb67ea-21de-4fb5-8efa-87742faaad63.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancı Dil Öğretimi - Geliştirme ve Yenilemeye Yönelik Anlayışlar</image:title>
            <image:caption>شكل تعليمية اللغات الأجنبية حلقة مهمة في بنية المجتمعات المعاصرة لما تجمّع عندها من ثقافات ووسائل اتصال تفرض هذا التنوع التعليمي؛ إذ تتميز المجتمعات الحالية باستعمال لغات متعددة، ولا تشكل المؤسسات التعليمية استثناء من هذه القاعدة؛ حيث أصبحت قضية التعدد اللغوي مركزية في الاهتمامات الحالية للباحثين والمدرّسين من مجالات وحقول معرفية متعددة كاللسانيات واللسانيات الاجتماعية وتعليمية اللغات. كما لا يمكن لأحد أن ينكر أو يتجاهل أهمية تعليم اللغات في هذا العصر، فلقد عرفت تعليمية اللغات تطورا واسعا، واستطاعت أن تشكل مدونة معرفية ومنهجية مرتبطة بخصوصية اللغات وتعليمها، حيث أقبلت أعداد كبيرة من الأفراد في مختلف دول العالم على تعلم اللغات.
إنّ أعمال المؤتمر الدّوليّ الثّالث: تعليم اللغات الأجنبيّة: آفاق التطوير والتجديد تبسط النقاش فيما تقدّم كلّه، في سياق مدروس يجمع بين التنظير والتطبيق.
بمشاركة 35 عالما من 14 دولة، تم نشر أعمال المؤتمر بعد مراجعتها من قبل الحكام والمحررين ككتاب في دار نشر Aktif الدولية.
 
Yabancı dil eğitimi, bu eğitimi çeşitliliğini zorunlu kılan birçok kültür ve iletişim aracı nedeniyle çağdaş toplumların yapısında önemli bir halka oluşturmaktadır; Zira günümüz toplumları birden çok dilin kullanılmasıyla öne çıkmaktadır ve eğitim kurumları da bu kuralın istisnası değildir. Çok dillilik konusu, dilbilim, toplum dilbilim ve dil eğitimi gibi birden çok alan ve bilgi alanından araştırmacıların ve öğretmenlerin güncel ilgilerinin merkezi haline gelmiştir. Bu çağda hiç kimse dil eğitiminin önemini inkar edemeyeceği veya görmezden gelemeyeceği gibi, dil eğitimi büyük bir gelişme kaydetmiş, dillerin özellikleri ve eğitimi ile ilgili bir bilgi ve metodoloji blog’u oluşturmuştur.  Dünyanın çeşitli ülkelerinde çok sayıda insan dillerin öğrenimine yönelmiştir.
Üçüncü Uluslararası Konferans Bildirileri: Yabancı dil eğitimi: Geliştirme ve yenilik görüşleri teori ve pratiği birleştiren çalışılmış bir bağlamda yukarıdakilerin tamamındaki tartışmayı açıklamaktadır.
14 ülkeden 35 bilim insanının katılımıyla gerçekleşen konferansın bildirileri, hakemler ve editörler tarafından incelendikten sonra uluslararası Aktif Yayınevi tarafından kitap olarak yayınlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115758</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/586d17a9-62d9-419b-97f3-873416c37bc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Çankırı&apos;nın Geleneksel Kent Dokusu ve Konutları</image:title>
            <image:caption>Tarihten günümüze kadar insanlar barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için yaşam alanları oluşturmuştur. Bu yaşam alanları önceden doğanın sağladığı imkanlar dahilinde mağara gibi doğal alanlar iken, insanın üretme, inşa etme yeteneklerine ulaşması ve yerleşik hayata geçmesiyle birlikte kendi inşa ettiği yapılara dönüşmeye başlamıştır. Zaman içerisinde bu yaşam birimlerinin belli düzende bir araya gelmesiyle de geleneksel sokak dokuları, meydan ve mahalle gibi daha büyük yerleşim birimleri ortaya çıkmıştır.
Geleneksel Türk konutlarının genel özelliklerinin, tarihi süreç içerisinde süregelen bir kültür birikimiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Anadolu’nun coğrafi ve iklimsel özellikleri de konut yapımında her dönemde etkili faktörler olmuştur. Yapım tekniği, uygulama yöntemleri, kullanılan malzeme ve cephe şekillenişinde bölgenin coğrafi ve iklim özelliklerinin etkisi görülmektedir.
Geleneksel Türk konut mimarisinin özelliklerini yansıtan Çankırı kenti, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihi, kültürü ve sanatıyla önemli bir yerleşim yeridir. Çankırı’nın Geleneksel Kent Dokusu ve Konutları isimli bu eserde, Çankırı ili içerisinde yer alan konutların mimari ve bezeme özellikleri incelenerek, geleneksel Türk konut mimarisindeki yerini ve özgün değeri ortaya çıkartılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115759</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc34259c-ab50-492a-9945-0b5856280bb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Anayasa Tarihi ve Anayasaların Nitelikleri</image:title>
            <image:caption>Titiz bir inceleme ve araştırma sonucu ortaya çıkan; Türk Anayasa Tarihi ve Anayasaların Nitelikleri kitabı iki bölümden oluşmaktadır. “Türkiye’de Şer’i Hüccetten 1921 Anayasası’na Kadar Hazırlanan Anayasal Belgelerin Tarihsel Gelişim Süreçleri” başlıklı birinci kısımda ilk olarak Şer’i Hüccet ele alınmış ve daha sonra da sırasıyla Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Kanun-i Esasi konuları ayrıntılı olarak irdelenmiştir. “Türkiye’de 1921 Anayasası’ndan Günümüze Kadar Hazırlanan Anayasal Belgelerin Tarihsel Gelişim Süreçleri” başlıklı ikinci kısımda dört temel konu üzerinde durulmuştur. Bunlar sırasıyla 1921 Teşkilat-ı Esasiye, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası ve son olarak günümüzde mevcut olan 1982 Anayasası’dır. İçerikte, her bir anayasanın tarihsel ve hukuksal süreci aktarıldıktan sonra bu anayasaların genel özellikleri ve Türkiye’nin anayasal düzeninin gelişmesinde ve demokratikleşmesinde ne gibi etkiler bıraktığı hususu da ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115760</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5c19d88-15a0-4eeb-a70b-19c50414550d.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Topraklarında Kadın Olmak</image:title>
            <image:caption>Osmanlı kadınının mahrem sınırlar ölçüsündeki hayatı, asırlar boyunca geniş bir coğrafyada hüküm süren bir devletin, üzerinde en çok tartışılan ve fanteziler üretilen unsuru olmasına yol açmıştır. Oryantalist ve ideolojik bakış açısıyla ele alınan yerli ve yabancı kaynaklarda Osmanlı kadınına dair genel kanı, esaret altında ve çağdaşlarının çok gerisinde olduğu yönündedir. ‘Yardıma muhtaç baskı altındaki şarklı kadın’ algısı, çoğunlukla toplumsal hayatın perde arkasında kalan saray kadınları üzerinden yürütülen emperyalist bir misyondur. Oysa birçok ulusu ve sınıfı bünyesinde barındıran Osmanlı Devleti’nde tek tip bir kadın profili çizmek oldukça yüzeysel ve sığ bir yaklaşımdır.
Bu çalışmada saraylı, şehirli, köylü, Müslüman ve gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın Osmanlı kadınlarının toplumsal statüsü, hakları, sosyal hayattaki görünürlüğü ve ekonomik hayata katkısı değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Osmanlı kadını ve Avrupa toplumlarındaki kadınlar karşılaştırılarak, kadınların mevcut hak ve özgürlüklerinin, sınırlılıklarının, ahlak ve namus kavramları ile kadına yüklenen misyonun Osmanlı toplumuna has bir durum olmadığını esasında kadınların hangi dine ve ırka mensup olursa olsun benzer seyirde bir hayat sürdüğü ortaya çıkarılmıştır. Dahası bilinenin aksine Osmanlı kadınının, hukuki ehliyet, miras, evlilik ve boşanma gibi birçok yönden çağdaşı Avrupa kadınlarından daha fazla hakka sahip olduğu görülmüştür. 
Bu kitap, Osmanlı tarihine kadınların penceresinden bakarak, Osmanlı kadını ile ilgili bilinmeyenleri objektif bir şekilde gözler önüne sererek okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkarmayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115761</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/febe0fea-9315-44ff-a532-4db50973104d.jpg</image:loc>
            <image:title>A Study on the History of Turkish Democracy</image:title>
            <image:caption>Turkey has nearly two hundred years of democratic experience. From the Tanzimat period to the present day, many important steps have been taken in the name of democratization in Turkey. Turkish democracy, which is thought to be still far behind the West by some intellectual circles, continues to progress despite some difficulties. It is obvious that democracy has been adversely affected, sometimes by the system, sometimes by legislation, and sometimes by anti-democratic interventions in this process. Therefore, while Turkish democracy has developed and has had a certain experience, it has not been able to bring the pace of development to an ideal level. There is a paradox at this point. To eliminate the problems experienced in Turkish democracy today, almost every event in the past of this experience should be investigated objectively within the framework of scientific methods, and the results of the research should be shared with the public. Similarly, to identify, analyze and interpret the difficulties faced by Turkish democracy today, almost every event in the past of the Turkish democratic experience should also be investigated based on same scientific criteria.
In academic terms, it is not a need but a necessity to analyze the history of this democratic experience to fully understand and interpret the causes of some of the fundamental problems experienced in Turkish democracy. At this point, there is a need for historians and historical researchers who will investigate the past of Turkish democracy in all its details, analyze the issues objectively and make robust interpretations. In this context, the research titled “A Study on the History of Turkish Democracy” has emerged to contribute to the history of Turkish democracy.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115762</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7e3373b-5223-4e4b-9287-b1f48d7b7161.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Milleti&apos;nin Milli Mücadelesi: Türk İstiklal Harbi</image:title>
            <image:caption>Eser, yakın çağ tarihini ele alan Osmanlı Tarihi Araştırmaları I-Nizam-ı Cedit’ten Meşrutiyet’e; Osmanlı Tarihi Araştırmaları II- II. Meşrutiyet adlı çalışmalarımızın devamı olarak çıkmıştır. Türk Milleti’nin Milli Mücadelesi: Türk İstiklal Harbi adlı eser, akademik olarak çalışan, alanında uzman bilim adamları tarafından ortaklaşa meydana getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin yakın çağlardan başlayarak Avrupa Devletleri karşısında var olma mücadelesinin ‘İstiklal Harbi’ ile geldiği son nokta incelenmiş, bu başarının öyküsü bilimsel açıdan ortaya konmaya çalışılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşından 1923’lü yıllara uzanan ‘kader mücadelesi’ değişik başlıklarla işlenmiştir. Anadolu’ya sıkışan-sıkıştırılan Türk Milletinin Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde verdiği örnek mücadele, sadece işgalcileri ve azınlıkları değil o günün tabiriyle ‘Düvel-i Muazzama’yı dize getirmesi konumuzu teşkil etmiştir. Özellikle yapılan Kurtuluş Savaşı’nın üç yıllık süreci, Türk Milleti gibi tarihin her devrinde devletiyle var olmuş bir millet için varlığının ;en uzun yıllarını meydana getirmiştir. Osmanlı ordusunun Birinci Dünya Savaşında yenilmesi-öyle var sayılması-sanki Anadolu’yu işgal eden düşmanları tarafından Türk milletinin de son bulacağı gibi bir algı meydana getirmişti. Bunun böyle olmadığı, milletin azim ve kararı ve devlet olma tecrübesiyle ortaya konulmuştur. Büyük Taarruz ve sonunda imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması ve Lozan Barışı, Türk milletine tarihi süreçte yola devam kararını tescil etmiştir.
Yukarıda kısaca değinilen tarihi süreç, ;Türk Milleti’nin Milli Mücadelesi: Türk İstiklal Harbi adlı eser ile her bir yazıda bilimsel olarak işlenmiş, değerlendirilmiş ve okuyucusuyla buluşturulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115763</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f7a23d3-6e6b-4160-a723-4b3952047097.jpg</image:loc>
            <image:title>Güncel Türkçe Sözlük’te Sözlüksel Boşluk (Türkmen Türkçesi Temelinde)</image:title>
            <image:caption>Gerek bir dil içinde gerekse karşılaştırmalı diller arasında sözvarlığı ile ilgili çalışmalar “leksikoloji” dalı altında uzun yıllardanbu yana yapılmaktadır. Geleneksel dilbilgisi anlayışına dayanançalışmalardan farklı olarak Güncel Türkçe Sözlük’te SözlükselBoşluk (Türkmen Türkçesi Temelinde) adlı eser dilbilimsel biryaklaşımla hazırlanmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada, Güney-Batı (Oğuz) grubu dillerinden TürkiyeTürkçesi ve Türkmen Türkçesinin söz varlığı karşılaştırılmasıyapılmıştır. Bu bağlamda kaynak dilin sözlüğü olan “TürkmenDiliniň Düşündirişli Sözlügi”nden hareketle hedef dilin sözlüğüolan “Güncel Türkçe Elektronik Sözlük”te tespit edilen sözlükselboşluk işaretleyicileri belirlenmeye çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115764</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b45d67a8-7a11-4faa-badf-aba6d99e1d67.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeviri Eğitiminde Ürün ve Süreç Odaklı İzlenimler</image:title>
            <image:caption>Çeviriye olan ihtiyacın günden güne arttığı çağımızda gerek çevirileringerekse çevirmenlerin ve çevirmen adaylarının profesyonelbecerilerinin ürün ve süreç odaklı bir yaklaşımla ölçülüpdeğerlendirilmesi bir gereksinim haline gelmiştir. Bu çalışmada,mütercim ve tercümanlık bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin hemsüreç bağlamında öğrenme etkinliklerinin değerlendirmesi hem de ürünbağlamında çeviri projelerindeki çeviri çıktılarının değerlendirilmesimercek altına alınmaktadır.“Çeviri Eğitiminde Ürün ve Süreç Odaklı İzlenimler” adını taşıyan buçalışmada, “ürün” kavramı, çeviri eğitimi süresince ve sonrasındaortaya çıkan çevirmen adaylarının entelektüel profili ve onların ortayakoydukları çeviri çıktılarına işaret etmektedir. “Süreç” kavramı ise,çeviri eğitimini baştan sona kadar betimleyen ve lisans programısüresince öğrencilerin güdümlü, yarı-güdümlü ya da güdümsüz olarakşekillenen çeviri edinci düzeylerini ve onlarda zaman içerisinde oluşan(çevirmenlik mesleğine yönelik) istendik davranış değişikliklerinitasvir etmektedir. Bu bağlamda okumuş olduğunuz kitap, SakaryaÜniversitesi Çeviribilim Doktora Programına kayıtlı yazarların hemgenç birer akademisyen hem de Çeviribilim alanının öğrencileri olarakyürüttükleri “Çeviri Eğitiminde Ölçme ve Değerlendirme” adlı doktoradersinde gerçekleştirdikleri proje çalışmalarını içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115765</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7de97112-9cc2-4081-a2ec-48dbad001785.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğal ve Beşeri Bilimler Açısından Iğdır - III</image:title>
            <image:caption>Doğunun Çukurovası olarak bilinen Iğdır, verimli tarım alanları, uygun iklim koşulları ve Aras Nehri ile kollarının sağladığı sulama olanakları ile büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Üç farklı ülkeye (Azerbaycan, Ermenistan, İran) sınırının olması ilin ticaret ve turizm imkanlarını da arttırmaktadır. Iğdır İli, Modern İpekyolu olarak tanımlanan güzergâh üzerinde yer alır. İl, Ermenistan ile normalleşmenin sağlanmasıyla birlikte açılacak olan Alican Sınır Kapısı ve Zengezur Koridoru aracılığı ile Modern İpekyoluna entegre olabilecek ve mevcut tarım, sanayi, ticaret ve turizm potansiyelini de ekonomik bir şekilde kullanılabilecektir. 2022 yılından itibaren her altı ayda bir çıkarılan Doğal ve Beşeri Bilimler Açısından Iğdır kitapları, başta coğrafya olmak üzere Iğdır iline dair çeşitli konuları, birbirinden değerli akademisyenler tarafından işlemekte ve Iğdır ilinin gelişmesine bilimsel katkı sağlamayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115766</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e6cf9cf-4d16-48c1-bc9f-88677a505ce9.jpg</image:loc>
            <image:title>Okulda Hayat Var</image:title>
            <image:caption>Eğitim, hayatımızın her alanında bizi etkileyen ve geliştiren bir süreçtir. Eğitim, sadece okullarda değil, her an her yerde karşımıza çıkar. Hayat bize her gün yeni şeyler öğretir ve biz de öğrendiklerimizi başkalarına aktarırız.
Peki, eğitimi nasıl daha yararlı, daha verimli ve daha keyifli hâle getirebiliriz? Eğitimin farklı boyutlarını nasıl ele alabilir ve geliştirebiliriz? Eğitimin paydaşları olarak rolümüz ve sorumluluklarımız nelerdir? Eğitimde süreklilik, sosyal gelişim, okuma kültürü, gerçek hayat ile eğitimin birlikte yol alması, her yaşta eğitim gibi konular neden önemlidir?
Bu kitapta, bu sorulara cevap arayan yazar, eğitimle ilgili deneyimlerini, gözlemlerini ve araştırmalarını sizinle paylaşıyor. Kitabın amacı, eğitimin önemine dikkat çekmek, eğitimin farklı yönlerini göstermek ve eğitimin geliştirilmesine katkı sağlamaktır.
Eğitimle ilgilenen herkese hitap eden bu eser ile hayatı öğrenmenin keyfini çıkaracak ve hayatın farklı yönlerini keşfetmenin yollarını bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115767</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ea86fdd-2494-460e-bd27-c05f8b9b64a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahlakın Evrimsel Gelişiminin İmkanı</image:title>
            <image:caption>Evrim teorisi, felsefî ve teolojik planda çok önemli sonuçlar doğurmuş ve insan hayatına dokunan her alanda önce fikri düzeyde daha sonra ise zamanla pratik hayata dair pek çok yeni yönelim ve bakış açılarının doğmasına sebep olmuştur. Bu değişikliklerin kendini gösterdiği birinci alan yaratılışa dair teorilerdir. Bununla birlikte en önemli ve fakat üzerinde yeterince durulmayan yönü ise ahlak alanıdır. Evrim teorisinden hareketle temellendirilmiş etik teorilerin Türkiye’de hemen hemen hiç ele alınmamış olması elinizdeki bu eserin ortaya çıkmasındaki en önemli sebeptir.
Evrim ile ahlak arasında nasıl bir ilişki olduğu yönündeki bir soru da bu kitabın varlık bulmasının sebepleri arasındadır. Buna bağlı olarak inandığımız ve hayata geçirdiğimiz ahlâki ilkelerin felsefî arka planının ortaya konulmasına yardımcı olmak için bu çalışmanın konusu Ahlakın Evrimsel Gelişiminin İmkânı olarak belirlenmiş, içeriğinde de öncelikle evrimci etiğin temel ilke, kavram ve problemleri ortaya konmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115768</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b62a6267-e649-4068-95ce-2fee2f8b4485.jpg</image:loc>
            <image:title>Dini Deliller Ve Mezhepler</image:title>
            <image:caption>Günümüzde teknolojideki hızlı gelişmeler, her alanda olduğu gibi bilgiye ulaşma alanında da insanlara birçok imkânlar sunmuştur. Herhangi bir konuda, doğru ya da yanlış bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmış, buna bağlı olarak haddinden fazla bilgi kirliliği oluşmuş ve doğru bilgiyi seçebilmek oldukça zorlaşmıştır.
 
Diğer taraftan temel ilmi kitaplara dayalı ilim tahsili büyük nispetle ortadan kalkmış; ilim öğrenme yerini televizyon, internet siteleri ve diğer iletişim araçları vasıtasıyla malumat edinmeye bırakmıştır. Fikri yapısı bozuk çevreler ise bu durumu çok iyi değerlendirerek, İslamiyet’in temel değerlerini ortadan kaldırmak, en azından değersizleştirmek için günümüzün iletişim araçlarını kapsamlı bir şekilde kullanarak, insanları yanıltıcı faaliyetlerine hızlı bir şekilde devam etmektedirler.
 
Bu kitapta, toplumun İslam dininin temel delilleri ve mezhepler hakkında doğru bilgi sahibi olarak, yanlış fikirlerini topluma aktarmaya çalışan kişi ya da kuruluşların etkisinden kurtarmak amaçlanmıştır. Kitapta yorumlara fazla yer verilmemiş, dini delillere ve mezheplerle ilgili her insanın bilmesi gereken temel kavramları kapsayan bilgiler, ilmi gerçekler ışığında anlatılırken eğitim ilkeleri de dikkate alınarak, toplumun tüm fertlerinin faydalanacağı bir düzeyde anlatılmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115769</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/353dfa62-60a6-4448-a803-51783cd6da14.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı İdaresinde Mısır Hazinesi</image:title>
            <image:caption>16. yüzyılın başlarında Kızıldeniz ve Hint Okyanus ticareti ile Haremeyn’in kontrolünü sağlamak amacıyla fethedilen Mısır’daki ekonomik istikrar ve düzeni sağlayan Mısır hazinesinin 16-18. yüzyılları süresince idaresi Osmanlı Devleti için temel problem oluşturmuştur.
16. yüzyılın başlarında Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethiyle bölgenin ekonomik kaynaklarını önce Mısır hazinesine, daha sonra Osmanlı merkez hazinesine kazandırmak amacıyla Memlükler döneminden kalan hazine defterleri çıkarılarak yeniden tahrir suretiyle Mısır’ın ekonomik kaynakları belirlenmeye çalışılmıştır. Ancak Osmanlı devlet merkezine oldukça uzak olmasının yanı sıra Osmanlı yönetim merkezine entegrasyonu oldukça zaman alacağından Mısır’ın siyasi, askeri ve iktisadi yönetimi eski Memlük idarecilerine bırakılmıştır. Fakat henüz erken dönemlerde Mısır valilerinin kötü yönetimi nedeniyle yeni kanunlar çıkarılarak Mısır valileri merkezden gönderilirken, Mısırlı askeri gruplar da Mısır dışındaki sefer göreviyle vazifeli kılınmıştır.
Osmanlı İdaresinde Mısır Hazinesi isimli bu eserde, Mısır’ın idaresinin işleyişi ile beraber buradaki ekonomik kaynakların planlı bir şekilde Mısır hazinesine aktarılması; Haremeyn, Mısır askeri ve merkezdeki kiler ve Matbah-ı Âmire’nin temel masraflarından sonra kalan paranın Mısır irsaliyesi olarak devlet hazinesine gönderilmesini ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115770</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87a85089-1c45-4cec-827b-f307ebe5f02e.jpg</image:loc>
            <image:title>Zor Yıllar</image:title>
            <image:caption>Tarihsel süreçte iç ve dış odaklı savaşlar ülkelerin varlıklarını sürdürüp sürdüremeyeceklerinin belirleyicisi olmuştur. Atatürk savaşın olumsuz etkilerinin farkında olduğu için ölümünden kısa bir süre önce çevresindekileri şu sözlerle uyarmıştı: “Bir dünya savaşı yakındır. Bu savaş neticesinden dünyanın vaziyeti ve muvazenesi baştan başa bozulacaktır. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip, en küçük bir hata yapmamız halinde, başımıza Mütareke senelerinden daha büyük felaketler gelecektir.” Bu doğrultuda Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da savaş yıllarında savaşa girmiş gibi bir ekonomik buhran içinde kalmıştır.
 
Bu kitapta 1939dan beri Türkiyeyi derinden etkileyen dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük savaşın yarattığı acı ve tahribat ele alınıyor. Yine bu kitapla İkinci Dünya Savaşının yıkıcı etkilerinin fedakarlıklarla örülü insan hikayeleri okuyucuyu derin bir duygusal yolculuğa davet ediyor. En önemlisi de savaşın gölgesinde bir ülkenin direncinin ve zor günlerinin keşfedilmesine olanak tanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115771</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/828cb635-f70c-4211-925c-60b2c06e0d99.jpg</image:loc>
            <image:title>Telefonla Sözlü Çeviri</image:title>
            <image:caption>1973 yılında Avustralya’da, göçmenlerin dil sorunlarını aşmak için bir kamu hizmeti olarak ortaya çıkan telefonla sözlü çeviri, günümüzde küresel sözlü çeviri şirketlerinin temel hizmet kollarından birini oluşturmakta (Ozolins, 2011) ve özellikle toplum çevirmenliği ortamlarında sözlü çevirmenlere erişim sağlanmasında anahtar bir rol oynamaktadır. Ancak, telefonla sözlü çevirinin küresel sözlü çeviri piyasasındaki yerine ve önemine rağmen, bu çeviri türüne literatürde ve lisans ve lisansüstü düzeyde çeviri eğitimi veren kurumların müfredatlarında pek önem verilmediği görülmektedir.
 
Bu eser, telefonun sadece sese dayalı ortamında, çevirmenlerin görsel öğelere erişim sağlamadan hem çeviri hem koordinasyon görevlerini nasıl yürüttüğünün literatür temelli bir araştırması olmakla beraber temel amacı telefonla sözlü çevirinin yerinde diyalog çevirisinden farklılıklarının vurgulanması ve bu alanın kendine özgü zorluklarının ortaya konulmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115772</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/012656ea-8d90-4a7f-9abe-7d2444facd99.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhtasar Sürmene Tarihi</image:title>
            <image:caption>Sürmene, Trabzon ve Rize illerinin tam ortasında, Karadeniz’in en iç bölgesinde yer alan kadim bir şehir. Önünde Karadeniz’in hırçın dalgaları, arkasında aşılmaz dağlar. Sırtını bu görkemli dağlara vermiş; sert, mert ve haşin coğrafyanın, yiğit insanların şehri. Kayıtlardaki en eski tarihleme üç bin yılı aşsa bile bölge tarihini bu tarihten birkaç bin yıl ötesine götürebiliriz.
 
Bu çalışma özelinde Sekbânzâde ailesini tanıtmakta olup kapsamı bakımından tüm Sürmene’yi, bu güzel beldeyi vatan kılan atalarımızın hayatlarında yaşadığı mücadeleleri de anlatmaktadır. Bir ailenin tarihinden sırasıyla belde, bölge ve bir ülkenin tarihine uzanan tarihi serüveni bu çalışmada bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115773</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca3d866e-5219-4df8-9857-a100ef0a0305.jpg</image:loc>
            <image:title>İşin İçinde İş Var</image:title>
            <image:caption>Başarılı bir eğitim hayatı, yabancı dil kursları, stajlar, okunan kitaplar, seminerler… Kariyer dünyasına hazırlık hayatımızın önemli bir bölümünü tutuyor. Üstelik anlatılanlara bakıldığında, kurallar göz önüne alındığında hedefteki işi yakalayabilmek gayet kolay. Aslında bu kariyer sahibi olmanın teorik yönü. Pratik tarafı ise bambaşka bir boyutta yaşanıyor. Mobbing, etik davranmayan çalışma arkadaşları, uygun olmayan iş politikaları vs. Sektörler değişse bile tanık olunan olaylar fazlasıyla benzer.
Dile getirilmeyen bu gerçekler, yaşanmış ofis hikayeleri olarak karşımıza çıkıyor İşin İçinde İş Var kitabında. Keyifli bir dilin hakim olduğu eser, kariyer yolculuğuna hazırlananlara kendisini nelerin beklediğini, hayal kırıklıklarının da yaşanabileceği süreçlerin nasıl aşabileceğini, şirketlerde kariyer mücadeleleri arasından nasıl sıyrılabileceğini aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115774</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5096fa05-1fcd-42c1-b669-227877f97ada.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıra Sende</image:title>
            <image:caption>Kişisel gelişim kitaplarının oldukça ötesinde bir kitap Sıra Sende. Sırrı ise yazarın kendi tabirinde saklı: Bu kitap sadece kişisel gelişim kitabı değil, kişisel erişim kitabıdır. Sizi ulaşmak istediğiniz hedefe eriştirmek için kaleme alınmıştır.Alışkanlıkların değiştirilmesi ve kendini tanımanın bireyi hedefe ulaştıran en önemli araç olarak yorumlayan yazar, önce hayatın karmaşasında silinen hayallerimizi yeniden hatırlatıyor sonra da adım adım hedefe ulaşmak için izlenecek yolu gösteriyor. Sonuç mu? Bir şey imkansızsa imkan sizsiniz.İşte hayatınızın yeni motto’su.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115775</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7a1dd7f-4570-42b3-9bef-43307300efbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Köy Enstitülü Öğretmenler</image:title>
            <image:caption>Sözlü tarih çalışması ile hazırlanan Köy Enstitülü Öğretmenler-Mesleki Deneyimleri ve Meşhurların Anlatıları isimli bu eserde, enstitülü öğretmenlerin anlatıları analiz edilip yorumlanmış ve bazı köy enstitülü meşhur öğretmenlerin anlatıları yine mesleki deneyimlerine vurgu yapılarak birebir verilmiştir. Mahmut Makal, Talip Apaydın, Cavit Binbaşıoğlu, Turgut Kavraal vb. tanıklar, hem mesleki deneyimlerini paylaşmışlar hem de tanıklıklarıyla bir dönemin toplumsal tarihine ışık tutarken köy enstitülerinin eğitim felsefesini yansıtmışlardır. Onların anlatıları, tanıklık veya yaşanmışlıkları belli bir zaman diliminden sonra tarih ve mesleki deneyimlerinin süzgecinden geçen seçmelerdir.
Köy enstitülü öğretmenlerin yansıttığı “yaparak yaşayarak öğrenme”, “kendi kendine öğrenme”, “gösterip yaptırarak öğrenme”, “deney ve gözlem yoluyla öğrenme”, “çocuktan hareket ederek öğrenme” gibi özellikler söylem olarak belki de bugünkü çağdaş eğitimin arzuladığı özelliklerdir. Köy enstitülü öğretmenlerin uygulamaya dönük bu örnek anlatıları genel okuyucu kitlesi içinde hem öğretmenler hem de öğretmen eğitimi gören adaylar için yararlanılabilecek nitelikteki tanıklıklardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115776</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed831900-7614-4083-994a-4e132275b1de.jpg</image:loc>
            <image:title>Düş Sevgilim</image:title>
            <image:caption>O, daha güzel yarınlar için
Gözlerime intihar eden
bir edayla bakan
Ve defalarca
Yüreğine vurularak öleceğim,
Benim en güzel düş sevgilimdi.

Hiç bilmediğin yollarda yürümektir hayat...
Belki de tekamülün gereğidir;
gülmek,
ağlamak,
Halden anlamayana yoldaş olmak,
yaşamak yüreğinin
Ta derinliklerinde sevgi ile hissettiklerine
Her an patlamaya
hazır bir nova gibi ışık olmak.
Belki ben, sen, biz...
Bizken biz olamamak.
Belki hasretin yüzlerce
kırıntısının birleşerek
Yıkılmaz bir dağa dönüştüğü bir anda
Kahve falına bakan o çingenenin
Oryantal gülüşünden çıkan
o sözleri ile o dağı
Yıkmaya çalıştığı dudak altı gülüşleridir hayat...
Belki sen, sen değilken
Belki ben, ben değilken
Belki sende ben, bende sen kalmışken...
Yarımken, yarken, birken
ve şimdi tekken.
Belki üşüyen bir hayaline gece yarısı
Sokak lambası ile dans eden yağmurlara ıslık çalarak
‘Olmuyor ne yapsam olmuyor&apos;
demektir hayat...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115777</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c53c7b01-8bab-4de5-891c-5299a9a037c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Dilimin Ucunda Kelimeler</image:title>
            <image:caption>Hayatın terasından gördüğünüz manzara, birlikte olduğunuz insanların, içinde bulunduğunuz durumların resmidir. Bu terasta derin bir nefes alabiliyorsanız şanslısınız.
Doğum ve ölüm arasında geçen hayatta; kaç doğuma ve ölüme şahit oluyoruz, kaç başlangıç ve bitiş yaşıyoruz? Mutluluk, sevinç, kaygı, üzüntü, korku, başarı, gurur... Hepsi bizim için. Hepsi hayatımızın parçası. Hiçbiri sonsuz değil, şekil değiştirip başkalaşıyorlar hayat yolculuğunda. Bugün senin, yarın benim, öbür gün bir başkasının hayatına misafir oluyor.
Herkese verilmiş sadece bir tek hayat var ve herkes kendi hayatının kahramanı.
Kendi içsel yolculuğunda, kalbinden ve zihninden çıkan sesleri kelimelere döküyor İlknur Tunç bu eserde. Herkesin kendinden, kendi hayatından bir şeyler bulabileceği sözcükler türetiyor. Hayatı dinlediğimiz anlarda ulaşabileceğimiz bir farkındalıkla, kendi gözlemlerinden ve hayatından derlediği tecrübeler ile herkesin hayatına dokunabilecek bir yol haritası sunuyor ‘Dilimin Ucunda Kelimeler’ ile.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115778</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7e84dbf-bf25-4aef-9507-23c7cbdd20d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgen Suya Düşünce</image:title>
            <image:caption>Kelimeler fısıldıyorum 
Yüreğimde zapt ettiğim sükûnete 
Kulaklarımı tıkıyorum 
Yüreğimde dalgalanan öfkeme 
Kendime gülümsüyorum bir aynada 
Bir başlangıç ya da bir dönüş noktasında 
Gökyüzüne bıraktığım uçurtmanın 
İplerini kim tutuyor 
Umutlarımı pervasızlığımı kime fısıldıyorum 
Yüreğinden güller kokladığım dost 
Sana da fısıltılarla geldim diye 
Duyuramadığım sesimle pişmanlık 
Yolculuğundayım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115779</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ae082de-bf53-45f6-8d08-9aeecb466984.jpg</image:loc>
            <image:title>Zerredeki Sır</image:title>
            <image:caption>&quot;Kendi zihnim ve olaylar arasındaki ilişkiyi, mümkün olaylar kümesindeki gözlemler üzerinden nasıl yorumlayabilirim?&quot;
Her mümkün olaylar kümesi, gerçekleşmesi belli olasılıklara sahip değişkenler topluluğu gibi düşünülürse, bunların birleşimi de fiziksel dünyayı açıklayabilecek bir anlama sahip olabilir mi?
&quot;Dış dünyayı kavrarken, öğrenebilme yeteneğimizden daha değerli, derinlemesine kavramayı sağlayacak olan şey nedir?”
&quot;Hayat nasıl okunmalıdır?&quot;
Mutluluğun; yaşam dinamizminin içindeki olaylarda gizli olan anlamlı işaretlerini yorumlayabilen özgür ve entelektüel zihinlerin kendi yönelişleriyle ortaya çıktığını hiç düşündünüz mü?
&quot;Zerredeki Sır&quot;la, mutluluğun zerre içinde saklı olduğunu keşfederek modern bilim ve tasavvufi yansımalarla sentezlenen felsefi bir yolculuğa hazır mısınız?
Zerrenin sonsuz derinliğinde saklı olan sır, gönüldür.
Mutluluk ancak orada hissedilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115780</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3913ff46-5a6b-44ff-922d-1bff4f61ac74.jpg</image:loc>
            <image:title>Halef Diyarı 1 - Kızıl Bostan</image:title>
            <image:caption>Nero, terk ettiği geçmişin hayaletlerini ardında bırakmak için söz verdiyse de tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Ancak bu yolculuk, onu yalnızca düşmanlarla değil, yeni bir dünyanın karmaşasıyla da karşı karşıya getirir. Yeni bir kıtanın keskin kılıçlar, entrikalar ve barut kokan sokaklarında, hayatta kalmak kadar doğru seçimleri yapmak da hayati hale gelir. 
İstenmeyen bir vazife olarak başlayan yolculuk, kısa sürede bir ölüm kalım mücadelesine dönüşür. Hırslı liderlerin komploları ve savaş meydanlarının kargaşasında, Nero yalnızca yoldaşlarına değil, zekasına ve kararlılığına da güvenmek zorunda kalır. 
Fakat bu bilinmez topraklar, sıradan bir vazifeden fazlasını sunar… Nero’nun içindeki macera tutkusunu canlandırır ve ona uzun süredir unuttuğu bir şey hatırlatır, kendi kaderinin demircisi olmanın ne demek olduğunu. 
Yeni bir kıta, yeni maceralar ve yeni seçimler. 
Ama bunun bedeli ne olacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115781</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/312b1024-b8e4-4f61-9ace-d697b638ad19.jpg</image:loc>
            <image:title>Dört Mevsime Hükümlü</image:title>
            <image:caption>“Bir Hekimin Kaleminden Şiirler”
 
Çiçekten kelepçe taktın elime
Baharı gönlüme ekip de gittin.
En ince perdeden vurdun telime
Bestenin başında çekip de gittin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115782</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fc034b7-703d-40d7-ae45-3cba8aeeba5d.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>1984, also published as Nineteen Eighty-Four, is a classic literary example of political and dystopian fiction. The story takes place in an imagined future in the year 1984, when much of the world is in perpetual war. Great Britain, now known as Airstrip One, has become a province of the totalitarian superstate Oceania, which is led by Big Brother, a dictatorial leader supported by an intense cult of personality manufactured by the Party&apos;s Thought Police. Through the Ministry of Truth, the Party engages in omnipresent government surveillance, historical negationism, and constant propaganda to persecute individuality and independent thinking.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115783</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98675499-9612-4478-b225-63db9cb84383.jpg</image:loc>
            <image:title>A Simple Soul</image:title>
            <image:caption>&quot;A Simple Heart&quot;, known also A Simple Soul, is a story about a servant girl named Felicité. Born as a member of the working class, Felicité is a character who does not give up on her masters no matter what happens to her. She willingly gives her master&apos;s, Madame Aubain, two children her love, mourns their sorrow and rejoices in their happiness. Felicite, a woman of simple mind and devoted heart, suffers tremendous loss but continues to her last breath to love unconditionally. Among all these emotional fluctuations, Felicité experiences trust against love, patience against tyranny, and virtue against betrayal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115784</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8384879-526c-443a-bdb2-d5b32eaebca2.jpg</image:loc>
            <image:title>Animal Farm</image:title>
            <image:caption>“All animals are equal, but some animals are more equal than others.”
A farm is taken over by its overworked, mistreated animals. The oppressed animals of &apos;Manor Farm&apos; overthrow their cruel master, Mr Jones, in a bid to establish a just and equal society. But as the days progress, the naïve animals find themselves in the throes of a treacherous conspiracy that threatens to destroy everything they&apos;ve worked for.
Animal Farm is accepted like Orwell&apos;s searing political satire of the Russian Revolution, but nowaday it reflects not only a form of government but also the problems experienced in every society.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115785</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a7f5ba1-8101-42e1-9b47-44b25a232359.jpg</image:loc>
            <image:title>Down and Out in Paris and London</image:title>
            <image:caption>Down and Out in Paris and London, autobiographical work by George Orwell, published in 1933. Orwell&apos;s first published book, it contains essays in which actual events are recounted in a fictionalized form. This fictional memoir narrates often with humor the adventures of a penniless British writer among the down-and-outs of two great cities and, reflects the author&apos;s preoccupation with social inequality and the conditions that create homelessness. The book begins by describing the protagonist&apos;s stay in Paris, where he works as a dishwasher, before he moves back to England to explore life on the margins in London.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115786</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f3c14cb-92ba-46b1-8e2b-1f6d822464bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Heart of Darkness</image:title>
            <image:caption>Heart of Darkness is a novel about Marlow’s job as an ivory transporter down the Congo. Through his journey, Marlow develops an intense interest in investigating Kurtz, an ivory-procurement agent, and Marlow is shocked upon seeing what the European traders have done to the natives.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115787</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d3e9a07-397c-44b0-b94b-44ea6aaa3e4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Notes From Underground</image:title>
            <image:caption>“Every man has reminiscences which he would not tell to everyone, but only to his friends. He has other matters in his mind which he would not reveal even to his friends, but only to himself, and that in secret. But there are other things which a man is afraid to tell even to himself, and every decent man has a number of such things stored away in his mind. The more decent he is, the greater the number of such things in his mind. Anyway, I have only lately determined to remember some of my early adventures. Till now I have always avoided them, even with a certain uneasiness. Now, when I am not only recalling them, but have actually decided to write an account of them, I want to try the experiment whether one can, even with oneself, be perfectly open and not take fright at the whole truth. I will observe, in parenthesis, that Heine says that a true autobiography is almost an impossibility, and that man is bound to lie about himself.”
Notes from the Underground is a novel published by Dostoevsky in 1864. It remains as one of the most important works of existentialist literatüre and Russian nihilist idea.. In this work Dostoevsky attempts to justify the existence of individual freedom as a necessary part of humankind.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115788</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab8c4297-6109-4ae1-b733-f43ee9e0b421.jpg</image:loc>
            <image:title>Metamorphosis</image:title>
            <image:caption>The Metamorphosis is the most famous of Kafka&apos;s works, along with The Trial and The Castle. 
The story begins when a salesman, Gregor Samsa, wakes up to find himself transformed into a giant insect and becomes an object of disgrace to his family, an outsider in his own home, a quintessentially alienated man. A harrowing meditation on human feelings of inadequecy, guilt, and isolation, &quot;The Metamorphosis&quot; has taken its place as one of the most widely read and influential works of twentieth-century fiction.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115789</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/256aba4f-5c9c-4585-8780-641fc34efaa1.jpg</image:loc>
            <image:title>Poor Folk</image:title>
            <image:caption>Written over the span of nine months from 1844 to 1845, Poor Folk is Fyodor Dostoevsky’s first novel. An epistolary novel, the narrative unfolds through letters between the two main characters, second cousins Makar Devushkin and Varvara Dobroselova. The novel depicts the lives of poor people and their relationship with the rich. Both of the cousins are poor, and through their correspondence, they develop a deep connection until they reach an impasse: Dobroselova loses her interest in literature and stops communicating with Devushkin after she is proposed to by a rich widower, Mr. Bykov. Devushkin maintains that he can live without money, but not without literature. The novel consists of the detailed communications between Devushkin and Dobroselova, as they complain of their terrible living conditions and their inability to escape the circumstances that poverty has brought upon them. Devushkin regularly uses what little money he has to buy gifts for Dobroselova, hoping to make her feel better about her life.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115790</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/428e9b5e-0fcf-4b35-bb09-0ccc1df8a9e0.jpg</image:loc>
            <image:title>The Great Gatsby</image:title>
            <image:caption>Nick Carraway, a young man from Minnesota, moves to New York in the summer of 1922 to learn about the bond business. He rents a house in the West Egg district of Long Island, a wealthy but unfashionable area populated by the new rich, a group who have made their fortunes too recently to have established social connections and who are prone to garish displays of wealth. Nick’s next-door neighbor in West Egg is a mysterious man named Jay Gatsby, who lives in a gigantic Gothic mansion and throws extravagant parties every Saturday night.
 
Set in the Jazz Age on Long Island, near New York City, The Great Gatsby depicts first-person narrator Nick Carraway&apos;s interactions with mysterious millionaire Jay Gatsby and Gatsby&apos;s obsession to reunite with his former lover, Daisy Buchanan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115791</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb7e43ec-45d8-4505-bd6b-7fe2e5c6807d.jpg</image:loc>
            <image:title>The Piazza Tales</image:title>
            <image:caption>The Piazza Tales is a collection of six short stories by American writer Herman Melville; The Piazza, Bartleby, the Scrivener, Benito Cereno, The Lightning-Rod Man, The Encantadas, or Enchanted Isles, The Bell-Tower. 
In &quot;The Piazza&quot;, specially written as an introductory story to the volume, the protagonist idealizes a radiant spot on the mountain he looks upon from his piazza. This spot is a house and one day he goes to the cottage, only to find the unhappy girl Marianna, who longs to see the lucky individual who lives in the white house she looks upon from her window. The narrator understands that he himself has been the object of a fantasy not unlike his own, and leaves thinking how all idealism is an illusion.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115792</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d7c34f6-cd9a-4388-84e2-adf0f2fec58e.jpg</image:loc>
            <image:title>The Picture of Dorian Gray</image:title>
            <image:caption>The Picture of Dorian Gray, as a philosophical novel revolves around a portrait of Dorian Gray painted by Basil Hallward, a friend of Dorian&apos;s and an artist infatuated with Dorian&apos;s beauty. Through Basil, Dorian meets Lord Henry Wotton and is soon enthralled by the aristocrat&apos;s hedonistic worldview: that beauty and sensual fulfillment are the only things worth pursuing in life. Newly understanding that his beauty will fade, Dorian expresses the desire to sell his soul, to ensure that the picture, rather than he, will age and fade. The wish is granted, and Dorian pursues a libertine life of varied amoral experiences while staying young and beautiful; all the while, his portrait ages and visually records every one of Dorian&apos;s sins.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115793</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed5abe71-adb2-4e1a-b04f-253cd7963ffc.jpg</image:loc>
            <image:title>The Scarlet Plague</image:title>
            <image:caption>The Scarlet Plague is one of the science fiction books that brings the epidemic to literature. The story begins in 2073, sixty years after an uncontrollable epidemic called the Red Death. Sufferers would turn scarlet, particularly on the face, and become numb in their lower extremities. Victims usually died within 30 minutes of first seeing symptoms. Despite the public&apos;s trust in doctors and scientists, no cure is found, and those who attempted to do so were also killed by the disease. James Smith is one of the survivors of the era before the scarlet plague hit and is still left alive with his grandsons Edwin, Hoo-Hoo, and Hare-Lip. His grandsons are young and live as primeval hunter-gatherers in a heavily depopulated world. Their intellect is limited, as are their language abilities, therefore Smith telles them the old life before the pandemic when he was an English professor.
 
Smith worries that he is the last to remember the times before the plague. He reminisces about the quality of food, social classes, his job, and technology. As he realizes his time comes to end, he tries to impart the value of knowledge and wisdom to his grandsons. His efforts are in vain, however, as the children ridicule his recollections of the past, which sound totally unbelievable to them.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115794</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f07e1583-bfda-4766-aba9-83c1340edd62.jpg</image:loc>
            <image:title>The Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde</image:title>
            <image:caption>Based on the idea of the split personality, the story of the Robert Louis Stevenson’s short novel is about a respectable doctor Dr Jekyll and his horrifying double Edward Hyde. Trustworthy lawyer named Mr. Utterson hears a gruesome tale of assault. The tale describes a sinister figure named Mr. Hyde who tramples a young girl, disappears into a door on the street, and reemerges to pay off her relatives with a check signed by a respectable gentleman. Therefore one of Utterson’s clients and close friends, Dr. Jekyll, has written a will transferring all of his property to this same Mr. Hyde. Soon, Utterson begins having dreams in which a faceless figure stalks through a nightmarish version of London.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115795</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45827091-2d54-45bb-b8bd-6e7d3ce93309.jpg</image:loc>
            <image:title>The War of the Worlds</image:title>
            <image:caption>H. G. Wells’ classic alien invasion tale, The War of the Worlds, is one of science fiction’s most important novels.
When massive, intelligent aliens from Mars touch down in England and threaten to destroy the civilized world, humanity’s vaunted knowledge proves to be of little use. Humans are unprepared when an armada of warring Martians land in southeast England, close to London. The Martians use huge three-legged fighting machines armed with deadly heat rays. Humans eventually mount a jumbled defense against what appears to be an implacable and unbeatable enemy.
The narrative opens by stating that as humans on Earth busied themselves with their own endeavours during the mid-1890s, aliens on Mars began plotting an invasion of Earth because their own resources are dwindling. The Narrator (who is unnamed throughout the novel) is invited to an astronomical observatory at Ottershaw where explosions are seen on the surface of the planet Mars, creating much interest in the scientific community</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115796</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77188be0-9055-4275-86b6-ee2b647a4473.jpg</image:loc>
            <image:title>Through The Looking-Glass</image:title>
            <image:caption>Through the Looking-Glass, and What Alice Found There (also known as Alice Through the Looking-Glass or simply Through the Looking-Glass) is a novel published on 1872 as the sequel to Alice&apos;s Adventures in Wonderland (1865). In this novel, Alice again enters a fantastical world, this time by climbing through a mirror into the world that she can see beyond it. There she finds that, just like a reflection, everything is reversed, including logic (for example, running helps one remain stationary, walking away from something brings one towards it, chessmen are alive, nursery rhyme characters exist, and so on).
Looking-glass land, a topsy-turvy world lurking just behind the mirror over Alice&apos;s mantel, is a fantastic realm of live chessmen, madcap kings and queens, strange mythological creatures, talking flowers and puddings, and rude insects.
Brooks and hedges divide the lush greenery of looking-glass land into a chessboard, where Alice becomes a pawn in a bizarre game of chess involving Humpty Dumpty, Tweedledum and Tweedledee, the Lion and the Unicorn, the White Knight, and other nursery-rhyme figures. Promised a crown when she reaches the eighth square, Alice perseveres through a surreal landscape of amusing characters that pelt her with riddles and humorous semantic quibbles and regale her with memorable poetry, including the oft-quoted &quot;Jabberwocky.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115797</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f9b6aea-0bc7-4327-8980-e57582998542.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadidja</image:title>
            <image:caption>Dünyanın yaşanmış en büyük aşklarından biri de Hz. Hatice ve Hz. Muhammed arasındaki aşktı. Hz. Hatice, peygambere inanan ilk Müslümandı. Onlar yaşadıkları sürece sevgi ve inançla birbirlerinin aynası olmuşlardı. Ama Hz. Hatice’nin de üstlendiği ilahi bir görev vardı. Bu görev ona peygambere yoldaş olması için verilmişti. Celâleddin Rumi’nin dediği gibi “Bütün aşklar ilahi aşka köprüdür. Henüz aşkı tatmamış olanlar ise bunu bilemez.“
Kadidja, aslında şiir formatında yazılmış denemelerden oluşan bir eser. Yazarın mana dünyasından gelen bu duygu yansımalarının ilahi teslimiyete ulaşmasını anlatan bu denemeler şiirin bilinen formatından oldukça uzakta şiirsel sözler olarak okuyucu ile buluşturmaktadır. Tüm bu gayenin ardında ise basit bir istek kendini gösteriyor: Dünyevi duyguların manevi alandaki izdüşümünü gönül gözü ile dışa vurmak.
 
L&apos;un des plus grands amours jamais vécus dans le monde a été l&apos;amour entre le prophète Khadija et le prophète Muhammad. Khadija a été la première musulmane à croire au prophète. Ils se sont devenus les miroirs de l&apos;un de l&apos;autre dans l&apos;amour et la foi aussi longtemps qu&apos;ils ont vécu. Mais Khadija avait aussi une mission divine. Cette mission lui a été confiée pour être un compagnon du Prophète. Comme le disait Djalâl ad-Dîn Rûmî, “Tout amour est un pont vers l&apos;amour divin. Ceux qui n&apos;ont pas encore goûté à l&apos;amour ne le connaissent pas.”
Kadidja est en fait un ouvrage d&apos;essais écrits sous forme de poésie. Ces essais, qui décrivent les réflexions émotionnelles de l&apos;auteur depuis le monde du sens jusqu&apos;à la soumission divine, rencontrent le lecteur comme des mots poétiques, assez loin du format connu de la poésie. Derrière tous ces objectifs se cache un désir simple: S’exprimer la projection des sentiments mondains dans la sphère spirituelle avec les yeux du cœur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115798</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c361fda1-5ee9-4be7-988e-91ce88af460d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimin Sesi</image:title>
            <image:caption>&quot;Hayat bir dönme dolaptır! Ne zaman binip ne zaman indiğimiz önemli. Zira bu iki zaman arası bizim yaşamımızdır.”
17 yaşındaki bir gencin isteyebileceği her şeye sahipti Matteo. Başarılı bir futbol takımının kaptanıydı, vakit geçirmeyi sevdiği bir aile ve dostlara sahipti. Ancak hayatın hiç beklenmedik anlarda yön değiştirmesi gibi bir huyu vardır. Matteo için de deniz kenarında başlayan bir gün hastanede sona ermiş, geriye yüzleşmesi gereken bir trajedi bırakmıştı. Kalbi onu terk ediyordu. Hayatı bir anda bambaşka bir gerçekliğe bürünmüştü. Hayata tutunabilmesi için kalp nakline ihtiyacı olduğunu, aksi takdirde az bir ömrünün kaldığını bilmek sanki onu her geçen gün renkleri solan bir dünyaya hapsetmişti. Matteo’dan kilometrelerce uzakta yaşayan bir aile de nesiller boyu süren farklı bir trajedi yaşıyordu. Ama her trajedinin içinde gizem de saklıdır.
Rüyalarla ortaya çıkan, tesadüflerle hızlanan iç içe yaşanan iki öykü... Birleştikleri an herkes için ikinci bir hayat başlamıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115799</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76e300c3-f3e5-4d48-93e1-34f4047a465b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilişsel Kavramlar Üzerine Aforizmalar - Düşünsel Deyişler</image:title>
            <image:caption>&apos;Bilişsel Kavramlar Üzerine Aforizmalar&apos; isimli bu kitap, bir bilim insanının kırk beş yıllık akademik ve düşünsel hayatında ürettiği bilimsel ve felsefi bilgilerin bir anlamda özünü sunmaktadır.
Bilim, sanat, din, felsefe, evren ve yapay zekâ başlıklarında gruplanan özdeyişler, düşünsel derinlikten bilişsel dönüşüme uzanan bir yolculuk vaat ediyor. Her insanın kendine özgü bilişsel olgunluğa sahip olması ile bambaşka biçimlerde akacak olan bu düşünsel yolculuğun son noktasını ise okuyucuya ayrılan sayfalar ile yine okuyucunun kendisi belirleyecek. Böylece eser, düşüncenin kendisi gibi özgün ve yoğun bir bitişi, tamamlanışı da sunuyor.
Derin düşüncenin hoş hissedişlerini duyumsamanız dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115800</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b764015c-ee8e-452b-a8d1-73556dfe9153.jpg</image:loc>
            <image:title>Candan Canan&apos;a</image:title>
            <image:caption>“Gönül, Candan Canan’a uzanan uzun ince bir köprüdür;
Bu köprüden geçmeden, Canan’a erişilemez.”
“Candan Canan’a”, şiirsel sözler şeklinde nitelendirilebilecek denemelerden oluşan bir çalışma olarak çıkıyor okuyucunun karşısına.
Bu şiirsel sözlerin her biri yazarın yaşam felsefesi ile gönülden hissedişlerinin yansıması olarak kağıda dökülüyor. Yunus Emre, Celalettin Rumi ve Horasan Erenlerinin kültürleri, yazarın kendine has kültürel/düşünsel süzgecinden geçerek duygu ve düşüncelerin sözel dışa vurumunu açığa çıkartıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115801</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d83101bb-b73d-4819-9000-3ed95c41d9a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Arı - Doğadaki Mimar/Mühendis</image:title>
            <image:caption>Arı, küçük fiziksel yapısına karşın doğadaki işlevi bakımından
hayatın devamlılığının en güçlü canlısıdır. Doğanın bir parçası olarak mühendislere örnektir. Arıyı anlamak demek, bilimi ve onun uygulama alanı olan mühendisliği doğada görüp, onun işlevlerinden ve uygulamalarından bilgi edinmek demektir.
Bu kitabın genel kurgusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü kurumlarından biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve onun sembolü olan arının mühendislik açısından irdelenmesi üzerine kurulmuştur. Bu kurgudaki büyük resmi oluşturan yapı, devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Onun içinde yer alan izdüşümü ise kökleri imparatorluk dönemine kadar uzanan ve bir cumhuriyet kurumu olan İTÜ’dür. Bu anlamda İTÜ’nün sembolü arı da gerek doğadaki rolü, gerekse üniversitemizin simgesel anlamı ile bütünleşik, eşsiz bir ifade biçimi sunmaktadır yine bu yaklaşım içerisinde…
Bu kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı ile beraber İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 250. yılını gururla kutladığımız 2023 yılına özel, modern Türkiye’nin genç arılarına hatıra olarak sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115802</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/086abb6d-7a64-4432-abc0-8de2911b4fb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimdeki Bazı Çığlıklar</image:title>
            <image:caption>Nefesim kesiliyor,
Kabuslarımı engelleyemiyorum.
Her şeyin güzelliği kayboluyor,
Kalbimdeki sonsuz ağrıyı karşılıyorum.
Hayatımın kayışını izliyor,
Çığlıklarımla yavaşça eriyorum. 
 
“Küçüklüğümden beri duygularımı ve düşüncelerimi ifade edebilmek için şiiri kullandım.
Kanserle bu denli yüz yüze geldikten sonra artık bu düşünceleri ve duyguları daha fazla ertelemeden paylaşmak istediğimi fark ettim.
Dahası, şiirlerimde yalnızca kendimin değil başka insanların da hissettiklerini yazıyormuş gibi düşündüğüm için bu kitapta herkesin
kendinden bir parça bulacağını tahmin ediyorum. Duygularımızı, düşüncelerimizi, hayallerimizi; kısacası kendimizi açıklamaktan korkmadığımız yarınlara…”
 
Ecem Badik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115803</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04e5f12b-bc7a-418d-8b76-5c4c8456976e.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk Dönemi Dahiliye Vekaleti ile Mülki ve Mahalli İdareler (1923-1938)</image:title>
            <image:caption>Şafak BAŞA tarafından kaleme alınmış olan kitapta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&apos;ün Reisicumhur olarak devletin başında olduğu ve Atatürk Dönemi olarak adlandırılan 1923-1938 yılları arasında, Dahiliye Vekaleti ile mülki ve mahalli idarelerin gelişim ve kurumsallaşma süreçleri ile uygulanan dahiliye politikaları ve yapılan icraat üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Kitapta ilaveten, kolluk birimlerine yönelik gelişmelere de, mevzuat değişikliklerinin izi sürülerek değinilmeye çalışılmıştır.

Kitap, Cumhuriyet Dönemi İçişleri Bakanlığı ile mülki ve mahalli idareler tarihine bir giriş mahiyetindedir ve takip eden dönemlere sağlam bir zemin oluşturmayı amaçlamaktadır. Kitap, döneme ilişkin kaynak olma iddiasıyla yazılmış, çoğunlukla Cumhuriyet Arşivi belgeleri, Meclis Zabıtları ve Kavanin Mecmuaları gibi birincil kaynaklara dayanılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115804</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fea2600-00d7-4ae6-a172-d76c3d679cd2.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe ile Hesaplamalı Dil Bilimi</image:title>
            <image:caption>Dijital metinlerin otomatik çözümlenmesi ve çeşitli çıkarsamalarda kullanılması doğal dil işlemesi çalışmalarının ana amacıdır. Bu çalışmaların, diller arası otomatik çeviriden, adli bilişime kadar geniş bir yelpazede uygulamaları vardır. Bu kitapta, doğal dil çalışmalarının temelinde olması gereken alan bilgisi vurgulanmıştır. Alan bilgisi dillerle ilgili güncel kuramların bilgisi yanında, uğraşılan spesifik bir dille ilgili, o dile özgü yapı bilgisini de içerir. Tüm diller için aynı derecede geçerli kuram ve kurgular çok azdır. Pratik doğal dil uygulamalarında da, raftan alınıp eldeki dile uygulanmaya çalışılan algoritmalar, basit hesaplamalı deney alıştırmalarından çok öteye gidemez.

Dillerin ortak bilişsel alt yapıları üstünde, kendilerine özgü çözümleri ve kategorileri vardır. Bir dilin örgüsü çok nadiren diğer bir dile taşınabilir. Türkçe için de, Türkçeye özgü bakışın kurulması ve bu kurgunun genel dil bilimi kuramlarının içinde yerini alması gereklidir.

Bu kitap, dili, hesaplamalı yaklaşımların merkezine oturtmak ve bunu Türkçe ile, Türkçede yapmak amacıyla yazıldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115805</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b47125fe-440e-4a3e-86cc-18d112e38c23.jpg</image:loc>
            <image:title>İbn-i Sina</image:title>
            <image:caption>Heybeli Ada’dan başlayıp Tarihi Yarımada’ya uzanan sırlarla, şifrelerle dolu bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? 
Çocukluk arkadaşları Yiğit, Efe ve Bahar, Heybeliada’daki eski bir fırından buldukları gizemli not ile maceraya atılırlar. Bu yolda en büyük destekçileri büyük âlim İbn-i Sina’nın izinden giderek doktor olan babalarıdır. 
Kimi zaman kendinizi bir havuzda bulacak kimi zaman da sırlarla dolu kütüphanenin kapısını aralayacaksınız. 
Haydi, Yiğit ve dostlarının peşine takılıp siz de İbn-i Sina’ya ulaşın. 
Bakarsınız onlardan önce gerçek hazineyi bulursunuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115806</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2c4eec6-a528-4957-aec1-165b40a1325e.jpg</image:loc>
            <image:title>Cezeri</image:title>
            <image:caption>Ahmet, gizemli bir e-posta alınca sürükleyici bir maceranın kendisini beklediğini anlar. Üstelik bu e-posta asırlar öncesinden Cezeri’den gelir. 
Ahmet, heyecan ve şaşkınlıkla e-postaya cevap verir. 
Her bir iletide yeni bir şifre ile yeni bir bilmeceyle karşılaşır. Ahmet’in bu macerada en büyük destekçisi ailesi ve arkadaşlarıdır. 
Şifreleri çözüp hedefe ulaşacaklar mı dersiniz? 
Kitabın kapağını aralayın ve ipuçlarını toplayarak bilgiye ulaşın. Kim bilir belki sizin de e-posta adresinizde asırlar öncesinden gelen bir ileti vardır… 
Açmadan önce göndereni kontrol etmeyi ve izleri takip etmeyi unutmayın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115807</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/999c1e60-95c4-4d22-b3b6-1006e940787e.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyin ve Öğrenme</image:title>
            <image:caption>İstatiksel verilere göre her bir milyon kişide bir dâhi, her yüz bin kişide bir üstün zekâlı insan dünyaya gelmektedir. Ancak bu beyinler, büyük oranda keşfedilip yetiştirilmeden zayi olup gitmektedir. 
Çağımızda toplumların kalkınmasında en etkin unsur eğitilmiş insan beynidir” gerçeğinden hareketle, on yıllara dayanan verimli ve deneyimli bir çalışmanın sonucu olan bu eser, Türkiye’nin yeni yüzyılına büyük emellerle başlayan milletimizin gözbebeği çocuklar ve gençler için hazırlandı. 
Öğrenciler, ebeveynler ve öğretmenler için çok faydalı bir eser hâlini aldı. 
Kitap doğru yöntem ve zaman yöntemiyle ders çalışmayı öğrenci için bezgin bir süreç olmaktan çıkarıp çalışma zamanını verimli ve eğlenceli hâle dönüştürmeyi amaçlar. 
Bu amaca ulaşmak için kitapta; beynin öğrenme yöntemini, bir metni tek seferde okuyup öğrenmeyi, başta matematik, fizik gibi temel dersler olmak üzere öğrenme ile ilgili her konuda çok değerli öğrenme yöntem ve deneyimleri yer alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115808</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1edeac30-38f0-4df1-9e67-5357802e1569.jpg</image:loc>
            <image:title>Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi</image:title>
            <image:caption>“Kudüs, 
 yeni Selahaddinler bekliyordu ağlayarak, 
Kudüs yeni âşıklar bekliyordu.” 
 
O bir Sultan… 
Kul Sultan, garip Sultan… 
Ayaklarının altına tüm dünya nimetleri serilen, buna rağmen hak bildiği kutlu davasından başka hiçbir sevdaya dilbeste olmayan bir büyük âşık… 
“Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülerim?” diyerek gülmeyi ve uykuyu kendine haram kılan, koca bir ömür sermayesini, Müslümanların bu ilk kıblesini haçlı zalimlerinden kurtarmaya harcayan yalnız yiğit, yaşayan şehit… 
Filistin’de yaşanan katliamları içleri yanarak izleyen milyonlarca mümin yürek, “Bebekler uyurken sessiz olunur, ölürken değil!” diyerek, acı bir isyanla “Gel, gel, gel…” diye haykırıyorlardı. Peki, gelecek miydi o beklenen kurtarıcı? Soracak mıydı bir gün zalimlerden tüm zulümlerin hesabını? Hem de hiç atlamadan, hiç affetmeden, mazlumların hukukunu yeniden ikame edebilecek miydi? Zamanın ve zulmün yaşlandırdığı küre-i arz, kıyametle içindeki tüm pislikleri mahşer meydanına kusmadan, son bir bahar şarkısı daha söyleyebilecek miydi acaba? 
Bu eser, sizi kalben ve ruhen sırlı bir yolculuğun kollarında asırlar öncesine taşıyacak ve günümüzün Kudüs sevdalılarına yepyeni ufuklar bahşedecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115809</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35817e07-b3c1-4a6f-95b4-44463978f7d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Diriliş Ertuğrul</image:title>
            <image:caption>TRT’DE YAYINLANAN VE MİLYONLARIN İLGİYLE İZLEDİĞİ 
REYTİNG REKORLARI KIRAN DİZİNİN KİTABI 
 
Orta Asya bozkırlarından yola çıkan ve atlarının üstünde önlerine gelen her yeri yakıp yıkan Moğollar; şimdilik vatan olan bu toprakların üstünde yalın kılıç cirit atıyorlar, obaları basıp canlara kıyıyorlardı. 
Selçuklu’nun toprağında kendilerine yer gösterilen ve burada yazlayan dört yüz çadırlı Kayı Obası, artan Moğol baskısından dolayı yeni yurt için büyük bir arayış içindeydi. Artık bıçak kemiğe dayanmış, yaz için geldikleri bu yaylak kendilerine mezar olmaya başlamıştı. 
Kayılar ne karar verecekti? Her yerden acı haberlerin geldiği bu ortamda bir çıkış yolu bulabilecekler miydi? Kendilerini, dahası çocuklarını, torunlarını nasıl bir gelecek bekliyordu? Bu geleceğin içinde daimi bir yurt var mıydı yoksa bu göçerlik kaderleri olup ilelebet sürecek miydi? 
İşte böyle bir zamanda kendilerine sadece bir yurt arayışında olan Kayılar, aslında yüzyıllar boyu devam edecek olan bir imparatorluğun temellerini de atıyorlardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115810</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6677e7bc-d3f4-4a3a-896b-7acd5124542c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yunus Emre</image:title>
            <image:caption>Okula, parka, kursa giderken yolunuz Sevgi Sokağı’ndan geçti mi? 
Sevgi Sokağı’nda renk renk uçurtmalar bulutlarda dolaşır, evlerin pencerelerinden çiçekler sarkar, mis kokular yayılır etrafa. 
Hadi, sen de mutluluk anahtarını bulmak için yolunu Sevgi Sokağı’na düşür. 
Yunus Emre’nin biz çocuklara söylediği çok söz var. İçindeki sevgiyi keşfetmek için yolunu Sevgi Sokağı’na düşüren Yunus ile bu sözleri keşfetmeye hazır mısınız? 
İşaretleri toplayıp Sevgi Sokağı’nı siz de bulabilirsiniz. Haydi, macera başlasın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115811</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34875543-dde5-43f0-b487-9174c0784c7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hezarfen Ahmet Çelebi</image:title>
            <image:caption>Galata Kulesi’ne çıkan Hezarfen gökyüzüne uzunca bir müddet baktı. Aklı fikri hayali olan uçmaktaydı. Her şey hesapladığı gibi giderse muhakkak uçmayı başaracaktı. 
Tenini okşayarak süzülen latif rüzgârlar esiverdi. Martılar gözlerini ona dikti. Gözlerinin önünden kuşlar kanat açıp süzülmeye başladı. Hezarfen gözlerini kapadı ve kendini kuleden bırakıverdi. 
İnsanların çığlıkları lodosa karıştı. Hezarfen gökyüzünde birkaç kez çırpındı. Kuş kanatlarıyla kendini boşluğa bırakan Hezarfen keyifle süzüldü ve Üsküdar Doğancılar’a indi. 
Herkes nefesini tutmuştu. Kimsenin ihtimal vermediği tarihi uçuş herkesin gözü önünde gerçekleşmişti. 
Gökyüzü Hezarfen’in yüzünü okşamış onu kabul etmişti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115812</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/091f25b6-1d4a-4623-b68f-131e2ea9cd35.jpg</image:loc>
            <image:title>Osman Gazi</image:title>
            <image:caption>BEYLİKTEN İMPARATORLUĞA… 
Sanki doğuştan idareciydi Osman. 
  Yıllardır boy idare ediyor gibi tecrübeliydi. 
  Evet, gençti genç olmasına, daha 23 yaşındaydı ama çoğu meselede amcası Dündar’dan bile daha ağırbaşlı ve daha isabetli kararlar alabiliyordu. 
  Güçlü karakteri ve otoriter havasıyla herkese sözünü dinletiyor, Kayı Boyu’nda kimsecikler onun bir dediğini iki etmiyordu. 
  Küçük bir beyliğin koskoca bir imparatorluğa dönüşeceğini rüyasında görmüştü Osman. 
  “Göğsünde açılan boşluktan birdenbire bir ağaç filizlenmeye başladı. Osman’ın bağrında filizlenen bu ağaç hızla büyüyüp serpildi. Öyle ki, dallarını şarktan garba, cenuptan şimale her yana salan dev bir çınar hâline geldi. Öylesine büyüdü, öyle serpildi ki bu ağacın ne kadar büyük olduğunu, dallarının nerelere kadar erdiğini Osman bile göremedi. Koca çınar sanki tüm dünyayı kaplamış, tüm acunu kuşatmıştı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115813</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28e471ac-9f5c-43a5-b570-11d91dab9373.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuyucaklı Yusuf (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydının Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.
Kaza kaymakamı Salahattin Bey, Müddeiumumi ile doktoru yanına alarak ertesi günü tahkikata bizzat gitti. Candarma kumandanı izinli olduğu için yanlarında bir başçavuş ve üç candarma neferi vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115814</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2e01787-6a9f-4b4c-9ab8-9e2d45fcd5b6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kör Baykuş (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hayatta öyle dertler vardır ki, yalnızlık halinde ruhu cüzzam gibi sarar ve kemiriverirler. Bunlar öyle başkasına anlatılacak türden dertler değil. Çünkü genellikle herkes bu inanılmaz dertleri ender ve acayip olgular olarak görür. Eğer biri çıkıp da bu dertleri söyler veya yazarsa, insanlar, kendi mevcut inançları ekseninde bu söylenenleri yahut yazılanları kuşkucu ve aşağılayıcı bir gülümsemeyle telakki etmeye çalışırlar. Çünkü insan henüz bu dertlere bir çözüm, bir çare bulmuş değildir. Şimdilik onun yegâne çaresi, şarabın verdiği sarhoşluk, afyon ve çeşitli uyuşturucu maddelerinin sağladığı suni uykudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115815</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6e3894e-5ea1-47a0-8ba0-aeb320657bf0.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıl Çağı</image:title>
            <image:caption>Son birkaç yıldır din hakkındaki düşüncelerimi yayımlamaya niyet ediyordum. Konu ile alakalı zorlukların son derece farkındayım ve bu nedenle söz konusu niyetimi hayatımın daha ileri bir dönemine ertelemiştim. Bu ertelemenin amacı, tüm ulusların değerli vatandaşlarına sunmam gereken son çalışmamı, onu onaylamayanların dahi itiraz edemeyeceği hâle getirebilmekti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115816</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c84fa63-7a0a-4beb-b85d-cf3a1ba5a784.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Harikalar Diyarında (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ablası ile ağaçların altında otururlarken Alice&apos;in canı çok sıkılmaya başlamıştı. Ablası kitap okuyordu ama Alice&apos;in yapacak bir şeyi yoktu. Bir iki kez kız kardeşinin kitabına göz attı ama kitapta ne resim vardı, ne de konuşma. “Resimler ve konuşmalar olmadan” diye düşündü Alice, “bir kitap ne işe yarar ki?”

Yapacak bir şey düşünmeye çalıştı ancak pek fazla düşünemiyordu. Çok sıcak bir gündü. Papatyalardan bir taç yapmak, papatya toplamak
yorulmaya değer mi diye içinden geçiriyordu. Tam o sırada pembe gözlü bir Beyaz Tavşan birdenbire koşarak yanından geçti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115817</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39e66164-ddd0-41e6-a02d-949d9bb5d218.jpg</image:loc>
            <image:title>Kum ve Köpük (CEP BOY9</image:title>
            <image:caption>Sonsuza dek yürüyorum bu kıyılarda,
Kum ve köpüğün arasında
Met ayak izlerimi siler,
Ve rüzgâr köpüğü havaya uçurur.
Ancak deniz ve sahil kalacak.
Sonsuza dek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115818</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7de97dbc-be5d-4503-acf0-c24780a45eea.jpg</image:loc>
            <image:title>A’mak-ı Hayal (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>... Şehri, Osmanlı&apos;nın en büyük ve en güzel şehirlerinden biridir. Ben nice zamandır bu şehirde; şehrin ortasında bulunan bir mahallede, oturuyordum. Hükümet Konağıyla evim arasındaki yollarda, görüntüsüyle dikkat çeken pek çok şey vardı; köhne evler, her biri
birer sefalet ve yoksulluk yuvası olan bir düzine virane, yürünemeyecek haldeki sokaklar, pislik içindeki caddeler… Fakat tüm bunlar içinde hakikaten en dikkat çeken şey ise, evime çok yakın olan kabristandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115819</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d9fe9d1-07ff-4c02-9308-165f574eddc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kumarbaz (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İki haftalık bir ayrılığın ardından döndüm nihayet. Bizimkiler iki günden beri Roulettenburg&apos;daydılar. Beni sabırsızlık içinde beklediklerini sanıyordum; yanılmışım!.. General bana soğuk bir ilgisizlikle baktıktan ve bir iki söz söyleme lütfunda bulunduktan sonra kız kardeşine gönderdi hemen. Bir yerden borç para bulmuş olmalıydılar. Ama General yüzüme bakınca biraz utandığını düşündüm. Maria Filippovna telaş içindeydi, benimle ayaküstü konuştu. Ama parayı aldı, dikkatle saydı, anlattıklarımı da sonuna dek dikkatle dinledi. O ufak tefek Fransız Mezentsov ile bir İngiliz&apos;i akşam yemeğine bekliyorlardı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115820</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/376fbf07-61c2-4f38-a40a-590ac9d8ab49.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bedriye hanım, bahçe üzerindeki küçük
odanın penceresinden bitişik komşunun tahta
kaplamasına yumruğuyla heyecanlı heyecanlı
vurarak haykırıyordu:

— Kardeşim Emine, nerdesin? Pencereye
gel, bak, sana ne söyleyeceğim!

Bir cevap alamayınca kendi kendine:

— Aman bu karı da ne miskindir! Kıyametler
kopsa o kuytu odadan dışarı çıkmaz. İçerde
haşrolur kalır.
Yumruklarının şiddetini iki kat artırarak:
— Emine Hanım, azıcık pencereye gel... Bak
neler olacakmış neler... Dünyaya yıldız çarpacakmış...
Merakımdan bir yerlerde duramıyorum...
A, bak karı ses bile vermiyor. (Yumruğu
daha şiddetle indirerek) Ölü müsün ayol?
Azıcık kıpırda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115821</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1828b56f-93f8-4442-9d9e-e6cdd70e4592.jpg</image:loc>
            <image:title>Amok Koşucusu (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>1912 yılının mart ayında, Napoli&apos;de büyük bir transatlantiğin boşaltılması esnasında, hakkında gazetelerde yalan yanlış haberlerin yayımlandığı bir kaza meydana geldi. Yolcuların çoğu gibi ben de olayı görmedim çünkü kömür yüklemesinin neden olduğu gürültüden ve verdiği rahatsızlıktan uzaklaşmak için akşamı geçirmek üzere karaya çıkmıştım. Ancak, meydana geldiği esnada gerçekte ne olduğunu bilecek ve nedenini açıklayacak bir durumdaydım. Olayın üzerinden bunca zaman geçtiğine göre şimdiye dek sürdürdüğüm suskunluğumu bozmamam için artık hiçbir neden yok.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115822</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f3e94de-86fc-4cc2-8e0e-6e593045351f.jpg</image:loc>
            <image:title>Araba Sevdası (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Malumdur ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi fıtratan inzivayı sevenler için ise okuma veya yazmadan iyi eğlence olamaz. Şu kadar ki bu türden uğraş ve hususuyla ciddi olunca yorgunluğuna dayanmak olası değildir. Bu hâlde yorgunluğu az, eğlencesi çok meşguliyetler aramak tabiidir. İşte şu ihtiyacın sevkiyledir ki ara sıra böyle şeyler tahririyle vakit öldürmeye mecbur oluyorum. İyi bilirim ki içimizde bu türlü uğraşları mesela satranç oynamaktan on kat daha abes, bahçe kazmaktan on kat faydasız addedenler az değildir. İhtimal ki bu hüküm doğrudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115823</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50fe21ad-70af-4ec9-a367-13dff5edee62.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşkı-ı Memnu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Maun sandalla çarpışmayı andıran bu tesadüflere artık o kadar alışmıştılar ki bugün Kalender&apos;den dönerken gene onun âdeta çarparcasına yakından sıyırıp geçişini ayırt edememiş göründüler. Beyaz sandalın şık, zarif kaptanlarında küçük bir telaş işareti, bir ufak korku çığlığı bile uyandıramayarak geçen maun sandala her iki tarafı görebilmek üzere biraz yan oturan Peyker başını bile çevirmedi, arkasını sahile vererek Anadolu kıyısına dumanlarını serpen bir vapura dalmış gözleriyle Bihter&apos;in beyaz örtüsünün içinde ağırbaşlı ve endişe dolu çehresi tamamıyla kayıtsız kaldı; yalnız, anneleri, sarıya boyanmış saçlarının altında gözlerinin manasına derin bir belirsizlik veren geniş bir sürme çemberiyle çevrilmiş gözlerini çevirdi, ucunda gizli teşekkür manası titreyen bir sitem bakışıyla maun sandala büsbütün yabancı kalmadı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115824</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2748184d-d298-4c64-947e-7e44c6584f62.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Altı yaşımdayken, ilk çağ ormanları hakkındaki “doğadan Gerçek Hikayeler” adlı bir kitapta muhteşem bir resim görmüştüm. Bir hayvanı yutmak üzere olan bir boa yılanının resmiydi. İşte, resmin bir kopyası yukarıda.
Kitapta şöyle yazıyordu: “Boa yılanları avlarını çiğnemeden, bütün olarak yutarlar. Sonra da hareket edemez hale gelir ve sindirebilmek için altı ay boyunca uyurlar.”
İşte o zaman, orman maceraları üzerine derin derin düşündüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115825</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/375d7ce4-cf27-442c-b1e9-4b71b26eac5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Şeyler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>O zamanlar bir alışkanlık haline getirmiştim. Babamın yüz kişiye ev olan konağında yapılan derslerimizi bitirdikten sonra, ekseriye akşam üzeri Taşkasap&apos;tan Beyazıt&apos;a kadar yaya gidip gelirdim. Bu hiç aksatmadan yapılan akşam gidiş dönüşlerinde, her zaman bir adama denk gelirdim ki kendisine bakmamasından ötürü uzamış saçları geniş alnının üzerine dökülerek, derin düşünceler içinde dalgın dalgın attığı adımlarıyla ikide bir sendeler ve düşmemek için hemen kendisini toplardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115826</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b36b540c-7d41-4cc3-b84b-4b6ebe4b5589.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Işığı Sokağı (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Fırtınalı hava yüzünden gemi gecikmişti ve bu yüzden ben Fransız sahilindeki o limana varamadan önce akşamın geç saatleri çoktan gelip çatmıştı.
Beni, yolculuğumda daha da ileri götürecek olan treni kaçırmış olduğumdan elimde harcanması gereken yirmi dört saatim vardı. Bu ıssız görünen sahil kasabasında mahsur kalmışken zamanımı en iyi nasıl geçirebilirdim? Görüyordum ki yapacak pek bir şey yoktu. Melankolinin yaylarını gererek çalındığı belli olan bir dans müziğinin geldiği, köhne görünümlü bir yer vardı. “Pek çekici değil.” Diye düşündüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115827</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3aad371-c2cf-420d-871f-3c91fd155b9e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kürk Mantolu Madonna (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle baş başa kalsam, Raif Efendi&apos;nin saf yüzü, biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek istiyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor. Hâlbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biri idi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115828</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52b4319c-90c6-4738-9818-eecac8e2440e.jpg</image:loc>
            <image:title>Aylak Köpek (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Veramın meydanı açlığı engelleyen ve hayatın temel ihtiyaçlarını karşılayan birkaç küçük fırın, kasap, attar, iki kahvehane ve bir kuaför salonundan oluşuyordu. Meydan ve insanları yakıcı güneş altında, yarı yarıya yanmış ve kızarmış bir halde gün batımının ilk esintisini ve gecenin serinliğini arzuluyorlardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115829</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/230d07ef-91f2-4715-beb3-26ed117a3561.jpg</image:loc>
            <image:title>Leporella (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Crescentia anna aloisia finkenhuber, 39 yaşındaydı ve Inssbruck&apos;ten çok da uzak olmayan bir dağ köyünde (evlilik dışı bir çocuk olarak) doğmuştu. Hizmetçi kimliğindeki “Karakteristik Özellikler” bölümünün karşısında “yoktur” anlamına gelen bir çizgi bulunuyordu ama bu tarz dokümanları dolduran memurlar buraya karakteristik detaylar eklemek zorunda kalsalardı, kimliğinde kesinlikle şöyle yazması gerekirdi: “Bitkin, zayıf, çökük.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115830</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d7c618d-fcff-44ac-b2d4-af53f62d2d63.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Diş (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Karanlık Ladin Ormanından geçen buz tutmuş nehre doğru kaşlarını çatmış bakıyordu. Az önce esen rüzgârın beyaz buzdan giysilerini çıkardığı ağaçlar, giderek azalan ışıkta, kara ve uğursuz biçimde birbirlerine doğru eğilmiş gibiydiler. Tüm diyarda derin bir sessizlik vardı. Her yerde donuk bir hava hâkimdi, cansız ve hareketsizdi; yerin ruhu o kadar yalnız, o kadar soğuktu ki, hüzünlü bile denemezdi. İçinde küçücük bir kahkaha kırıntısı vardı ama hüzünden daha kötü bir kahkahaydı bu; Sfenks&apos;in tebessümü gibi donuk, buz gibi soğuk, yanılmamanın verdiği sertlik ve acımasızlığı içeren bir kahkaha. Sonsuzluğun egemen ve ketum bilgeliği, hayatın nafile gayretine, hayatın anlamsızlığına kahkahalarla gülüyordu. Orası Issız Diyardı, yabandı; orası buz kalpli Kuzey topraklarıydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115831</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/043a0214-58ec-4162-97a9-d83280443098.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla ile Mecnun (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Anadolu&apos;nun karlı dağlarından doğan Dicle ile Fırat, gürül gürül akan sularını ezopotamya&apos;ya bırakır. Bu akış, Basra Körfezi&apos;nde denize ulaşana dek sürer. Bu iki ırmak tarih boyunca geçtikleri yerleri berekete boğdu; bolluk, verimlilik, uygarlık kaynağı oldu. Komşu canlıları hep mutlu ve umutlu kıldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115832</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/783806eb-b83f-4280-98ca-1fa1f1989ebf.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Geceler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sevgili okuyucum, o gece, benzerini ancak gençken yaşayabileceğiniz enfes bir geceydi. Gökyüzü o kadar parlak ve yıldızlarla doluydu ki, insan başını kaldırıp göğe bakınca huysuz ve kaprisli insanların böyle güzel bir gökyüzü altında yaşayabileceğine inanamıyordu. Bu da gençlik dolu bir sorudur sevgili okuyucum, Tanrı kalbinize bunu sık sık getirsin!.. Huysuz ve kaprisli insanlar demişken o günkü ruh halimi hatırlamadan edemiyorum. Sabahtan beri içimde garip bir sıkıntı vardı. Sanki herkes benden uzaklaşıp kaçıyormuşçasına yalnız hissediyordum. Şimdi bu “herkesin” kim olduğunu soracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115833</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d949799a-ff5a-4e23-930e-0ac1a1581e6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Macbeth (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Açıklık bir yer.
Gök gürler, şimşek çakar. Üç cadı sahneye girer.
Birinci cadı:
“Üçümüz bir daha ne vakit buluşalım? Gökler
gürler, şimşekler çakarken mi? Yoksa yağmurlar
yağarken mi?”
İkinci cadı:
“Karışıklık sona erdiği vakit, çarpışma kaybedildi-
ği ya da kazanıldığı vakit.”
Üçüncü cadı:
“Bu iş, gün batmadan belli olur.”
Birinci cadı:
“Yer neresi olsun?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115834</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cde327fe-a23e-4085-b358-8c54821673c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Zambaklar Ülkesinde (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bundan 30-40 yıl önce Moskova&apos;daki Devlet Tiyatrosunun duvarlarında birdenbire büyük çatlaklar meydana geldiği görülmüş. Temelden çatıya kadar yükselen bu çatlaklar, bütün binanın ansızın yıkılıp içindekiler ile çevresindekileri ezme tehlikesini ortaya çıkarmış. Mühendisler gelip çatlakların sebeplerini araştırmaya başlamışlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115835</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/21e4bd3b-c351-4145-bbe2-c628a49efd68.jpg</image:loc>
            <image:title>Mai ve Siyah (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sofranın etrafında yedi kişiydiler.

Birgün, Mir&apos;at-ı Şuûn gazetesinin imtiyaz sahibi Hüseyin Baha Efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldayarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden Dâhilî Sanatlar makalesinin altına, son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekip&apos;e demişti ki:

“Yarın değil öbür gün, Mir&apos;at-i Şuûn, onuncu senesinin üç yüz altmış beşinci gününü dolduruyor. Çarşamba günü için...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115836</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11c35d1f-29ae-4740-af00-c7ed42637741.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Şöhret nedir? İşte ben şöhretimi bu zavallı esere borçluyum. Görülebileceği gibi bana bir isim ve ödül kazandıran bu eser, iyinin kötüsüdür; dahası belirtmeliyim ki bu serinin de en kötüsüdür. Eğer bu kitap sadece hak ettiği kıymeti görmüş olsaydı yazarını, içinde bulunmaktan kaçındığı nice uçurumlardan kurtarmış olurdu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115837</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08b3ae93-418a-437d-9ee4-5f1edd566407.jpg</image:loc>
            <image:title>Martı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sorin&apos;in çiftliğinde bahçenin bir kısmı. İki tarafı ağaçlı geniş bir yol gerideki göle doğru uzanır. Bir amatör tiyatro gösterisi için yapıldığı belli derme çatma bir sahne, gölün görünmesine engel olmaktadır. Sahnenin sağında, solunda fundalıklar. Birkaç iskemle ve küçük masa.
Güneş biraz önce batmıştır. Amatör tiyatro gösterisi için hazırlanmış sahnenin inik perdesinin arkasında Yakov ve diğer işçiler çalışmakta, çekiç ve öksürük sesleri işitilmektedir. Parkta bir yürüyüşten dönen Mâşa ile Medvedenko soldan gelirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115838</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5edb251-d4aa-40ae-bb73-09bb16855f4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ünlü roman yazarı R., dağlardaki üç gün Süren rahatlatıcı bir geziden, viyana’ya dönüp Sabahın erken saatlerinde, tren garından bir Gazete aldığında, gözü tarihe kayar kaymaz o Günün doğum günü olduğunu hatırladı. Kırk Birinci doğum günüydü. Bunu düşündü ve bu Farkındalık onu ne mutlu ne de mutsuz etti. Gazetenin hışırdayan sayfalarına hızlıca bir Göz attı ve bir taksi çevirerek eve gitti. Uşağı, Yokken iki ziyaretçinin geldiğinin ve birkaç Defa telefonla arandığının haberini verdi, bir Tepsiyle de birikmiş mektupları getirdi. R., Onlara şöyle bir baktı, üzerindeki isimlerden ilgisini çeken birkaç zarfı açtı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115839</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b019803-62e6-499e-a284-d5402b031448.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir İdam Mahkumunun Son Günü (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Suçlu bir başsavcının ne olduğunu soğukkanlılıkla düşünmek çok zordur. O, başka insanları idam sehpasına göndermekle hayatını
kazanan bir insandır. O, Grève Meydanı&apos;nın asıl mimarıdır. Geri kalanı, üslup ve sözcükler hususunda iddialı olan bir beyefendi, iyi bir konuşmacı ya da öyle olduğunu zanneden, ölüme karar vermeden önce bir ya da iki Latince ayet okuyan, çevresini etkilemeye çalışan, kendi gururunu öne çıkaran bir beyefendidir, ah sefalet!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115840</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe68b5ca-2a24-4376-bc09-02cb26b222a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadının Yaşamından 24 Saat (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Savaştan on yıl önce, Riviera&apos;da, kaldığım küçük pansiyonda bir masaya oturmuştum.
Masamızda hararetli bir tartışma vardı. Bu, anlaşılmayan bir şekilde sertleşerek karşılıklı nefrete dönüşen bir tartışmaydı. Çoğu insanın kıyaslama gücü körelmiştir. Onlara doğrudan dokunmayan, herhangi bir zorlamayla duyularının en derinine kadar etki etmeyen şey, onların neredeyse hiçbir zaman harekete geçirmez ancak gözlerinin önünde olan şeyler, duygularına etki ederek bazen benliklerinde ölçüsüz bir tutkuyu ateşler; işte o zaman kayıtsızlıklarının yerini uygunsuz ve abartılı bir öfkenin aldığından söz edebiliriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115841</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/761d65df-db15-4e83-bf67-92bfaeab3a7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Masallar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ağustos böceği, şarkı söyleyerek geçirmişti bütün yazı. Kış kapıya dayandığında, kalmamıştı yiyecek tek lokması; ne bir solucan, ne bir sinek… Komşusu karıncanın kapısına giderek
“ -Açım!” diye haykırdı. Gelecek mevsime dek hayatta kalabilmek adına biraz tahıl ödünç vermesi için yalvardı.
“ - Hayvanlar üzerine yemin ederim, borcumu ağustosa kadar öderim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115842</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db3a236c-dd36-45e3-a919-36011c61dc4c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Seyahatin Notları (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir şehir caddesi gibi, her gün binlerce insanın üzerinde gidip geldiği şu Avrupa yolunda, okuyuculara anlatılacak harikulâde şeyler bulmak iddiasında değilim. Öyle olsaydı, şu kötü Avrupa&apos;ya değil, dünyanın daha az el değmemiş bir bölgesine gitmenin yolunu araştıracaktım.
Esasen, gidilecek yolları evvelden belli, görülecek şeyleri herkesçe malûm, çiğnenmiş, özü alınmış, posa haline gelmiş olan bu Avrupa seyahatine neye çıktığımı, vapur Galata rıhtımından hareket ederken bile pek iyi bilmiyordum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115843</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/61b61158-16cb-4e39-bfa7-348694c0f98f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mecburiyet (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kadın, güçlü nefesler alarak derin derin uyuyordu. Ağzı yarı aralıktı sanki gülümsemek üzere veya birden söze başlamak istermiş gibiydi. Genç, kubbeyi andıran göğsü battaniyenin altında huzurla kabarıp iniyordu. Pencerelerden günün ilk ışıkları sızıyordu. Ancak, kış sabahının ışıkları sönük ve zayıftı. Karanlıktan gün ışığına geçiş, uyuyan nesnelerin üzerinde kararsızca dalgalanırken onların bedenlerini sarıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115844</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5be6f9b-02e1-44a9-9483-9d362bb629da.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Yüreğin Ölümü (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Zaman zaman kader, kaba güç olmadan, sert darbeler kullanmadan da bir kalbi paramparça edebilir. İnsanın kumaşıyla oynamak için duyduğu kontrol edilemez arzusuyla, genellikle yıkıcı hedeflerini, önemsiz ve geçici olaylarla gerçekleştirmekten memnun olur. Bu nedenle etkisi ve görünürdeki sebebi arasındaki ayarsızlık karşısında şaşırma eğilimdeyizdir. Nasıl bir hastalık varlığı tespit edilmemişken de vücutta yayılmaktaysa, insanın kaderi de dışa vurulduğu an başlamaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115845</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84bef181-10a3-42da-9e9d-aa28f134e7d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Meczup (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Nasıl meczuba döndüğümü soruyorsunuz. Şöyle oldu: Bir gün, çoğu Tanrı doğmadan önce, derin bir uykudan uyandım ve tüm maskelerimin çalınmış olduğunu fark ettim— yedi hayatta aşındırmış olduğum yedi maske – kalabalık sokaklarda maskesiz bir şekilde koşarken bağırıyordum: “Hırsızlar, Hırsızlar, Kahrolası Hırsızlar!”
Erkek-kadın herkes bana güldü ve bazıları benden korkarak evlerine koştu. Ve pazar yerine vardığımda tepede duran bir genç, “Bu adam meczup!” diyerek bağırdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115846</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/014fe6a3-2393-49a7-9d31-b32066c84eba.jpg</image:loc>
            <image:title>Bize Göre (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir nevi ba&apos;sü ba&apos;d-el-mevte mazhar olan İkdam&apos;ın sanat ve edebiyat sütunlarına bakmak vazifesini üzerine almış olmaktan utanıyorum. Bu utanç edebiyatı yüz kızartıcı bir meşgale telâkki ettiğimden ileri gelmiyor. Zira bilirim ki İngiliz milleti, Hint mülkünden ziyade Shakespeare&apos;iyle mağrurdur; bilirim ki İran, zalim bir güneşin yaktığı kısır topraklar üzerinde mevcut olmaktan ziyade, Hâfız-ı Şîrazî&apos;nin nazmında, Behzad&apos;ın resimlerinde ve seccadelerin renkli bahçelerinde yaşıyor; bilirim ki İspanya ve Alphonse&apos;un ne de Primo de Rivera&apos;nındır, fakat kızıl karanfilli Carmen&apos;in vatanı, ancak Greco ve Cervantes&apos;indir. Hayır, edebiyattan değil karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucumdan utanıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115847</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/323b3666-4eee-4b26-a590-d5abe80b31da.jpg</image:loc>
            <image:title>Milena&apos;ya Mektuplar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Sevgili Bayan Milena,
Size Prag&apos;dan, sonra Meran&apos;dan da yazmıştım. Cevap yazmadınız. Gönderdiğim o notlara karşılık beklemem gereksiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi hâlde olmalısınız; bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız, böyle ise sevinmem gerekir. Bir şeyden
şüpheleniyorum yalnız -bu yazıyı bu sebeple yazıyorum- sakın kırmış olmayayım sizi? (Ne kaba bir elim olmalı ki, isteklerime böyle aykırı
davransın.)”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115848</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65d73815-5686-4755-b50b-757f2bd96ab3.jpg</image:loc>
            <image:title>Böyle Buyurdu Zerdüşt (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Zerdüşt otuz yaşında yurdunu ve yurdunun gölünü bırakıp dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının tadının çıkardı ve on yıl boyunca bundan bıkmadı. Ama sonunda gönlünde değişme oldu, ve bir sabah tanla kalktı, güneşin karşısına geçti ve ona şöyle dedi: “Ey ulu yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı, ne olurdu senin mutluluğun!” On yıldır mağaramın üstüne yükselir durursun: Işığından ve yolculuğundan bıkardın ben olsaydım, kartalım ve yılanım olmasaydı! Ama biz seni her sabah bekledik, senden fazlalığını aldık ve kutsadık seni bunun için.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115849</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0a21ecc0-5074-4b68-be68-b8c812c527bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutlu Prens ve Diğer Öyküler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Mutlu Prens&apos;in heykeli şehrin en görkemli tepesine dikilmişti. Tepeden tırnağa saf altınla kaplı olan bu muhteşem heykelin, parlak ve safirden yapılmış, ince varaklarla yaldızlanmış, ortasına kocaman bir yakut yerleştirilmiş muhteşem bir kılıcı vardı.
Herkes şehirdeki bu heykelin ne kadar büyüleyici ve ne kadar muhteşem olduğunu düşünüyordu. Şehrin yönetiminden sorumlu ve sanata olan düşkünlüğü ile tanınmak istenen saygın yaşlı meclis üyesi “O bir rüzgar gülü kadar güzel; fakat bir o kadar da” derdi. Çünkü insanların onun pratik olmadığını düşünmelerinden korkardı. Gerçekten de değildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115850</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03f09898-f49f-413c-bd8a-6a8b622582b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağlayanlar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı sizi düşünerek, sizin için yazdım. Bela gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım. Ey Türk! Bu satırlarda mazinin destanlarını, bugünün ayrılık acılarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi… Bu kemanı anavatanın sinesinden yonttum. Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın ezgisini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun. Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır. Bu vatan ya senindir ya kimsenin…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115851</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8be7c78c-ee0b-4ba7-b6a2-9ac763fb8232.jpg</image:loc>
            <image:title>Mürebbiye (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>— J&apos;aime.

— Tu aimes.

— Il aime.

— Et mon frére vous aime.

Talebesi Nezahet Hanım&apos;ın tekil üçüncü şahsı, böyle ilaveli olarak hem de tümleç ile çekmesi Matmazel Anjel&apos;e garip gelmesinden çok kendisini memnun etti. Bu memnuniyeti talebesinin öyle bir asit bir çekimde zamir yerine bir isim kullanmak, una bir de tümleç ilave etmek gibi az vakitte Fransızca&apos;da gösterdiği ilerlemeden kaynaklanmıyordu. Matmazel&apos;in asıl sevindiği kısım, çocuk ağzıyla bir erkek tarafından kendisine şu suretle muhabbet ilan edilmesiydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115852</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03b2e877-942a-481d-9a6a-3d8337888a46.jpg</image:loc>
            <image:title>Dadı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İki kız, odalarında yalnızdı. Işık sönmüştü ve iki yataktan yansıyan hafif parıltı dışında her yer karanlıktı. O kadar sessiz nefes alıyorlardı ki uyuduklarını düşünürdünüz.“Diyorum ki…” diye inceden, tereddütlü bir ses geldi yatakların birinden. 12 yaşındaki kız konuşuyordu. “Ne?” dedi ablası, ondan bir yaş büyüktü. “Hala uyanık olmana çok sevindim. Sana anlatmam gereken bir şey var.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115853</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c599f84d-6716-40ef-9941-b83539866a3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasreddin Hoca&apos;dan Latifeler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hoca bir gün ırmak kenarında oturuyor iken on tane kör gelmiş. Kendilerini ırmaktan geçirmeleri karşılığında Hoca&apos;ya on pul vermek
için pazarlık etmişler…
Hoca körleri ırmaktan karşıya geçirir iken, körlerden birini su alıp götürmüş. Herkes feryada başlamış. Hoca gayet sakin: “Niçin feryat
ediyorsunuz, bir pul eksik verirsiniz” demiş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115854</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a971e714-7c8d-4ab2-8b3c-e79a444f2789.jpg</image:loc>
            <image:title>Dava (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Birileri Josef K. Hakkında yalan söylemiş olmalıydı, yanlış bir şey yapmadığını biliyordu ancak bir sabah tutuklandı. Her gün sabah saat sekizde, Bayan Grubach&apos;ın aşçısı tarafından kahvaltısı getirilirdi -Bayan Grubach ev sahibesiydi- ama bugün gelmedi. Böyle bir durum daha önce hiç olmamıştı. K. bir süre bekledi, onu oldukça tuhaf bir şekilde izleyen karşısındaki yaşlı kadına, yastığından baktı ve sonunda hem aç hem de endişelenmiş bir halde zili çaldı. Kapı hemen açıldı ve içeri bir adam girdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115855</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bce70d3-9eaf-4829-ac0a-67431a5431a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Nietzsche (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Friedrich Nietzsche&apos;nin hayatının trajikliği, sahneye başka hiçbir oyuncunun girmediği, tek kişilik bir gösteri, bir monodram olmasındandı. Bu oyunun perdeleri gözlerimizin önünde çığ gibi çökerken yalnız savaşçı, kaderin somurtkan gökyüzünün altında tek başına durur; yanında imdadına yetişecek biri, atmosferin stresini her daim orada olan şefkatiyle dindirecek bir kadın olmadan. Yaşadığı her şey içinde meydana gelir ve yankılarını da sadece o hisseder. Başlangıçta, kişiliğinin gölgesinde sızan az sayıdaki şahıslar onun kahramanca atılımına aptala dönmüş şaşkınlık ve korku dolu mimiklerle eşlik ediyor; bir süre sonra süzülürcesine uzaklaşıyorlar ve bir tehlikeyle karşı karşıyaymış gibi korkup kayıplara karışıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115856</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac426f43-c4aa-4ca1-a542-860b2bf7e0f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Dede Korkut Hikayeleri (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Allah demeyince işler yolunda gitmez. Kadir Tanrı vermeyince er zenginleşmez. Ezelde yazılmasa kul başına kaza gelmez. Ecel vade ermeyince kimse ölmez. Ölen adan dirilmez, çıkan can geri gelmez. Bir yiğidin kara dağ gibi malı olsa. Nasibinden fazlasını yiyemez. Çağlayıp sular taşsa deniz dolmaz. Kibir eyleyeni Tanrı sevmez.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115857</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47e004a7-ed8a-40f1-ab10-71da44306d82.jpg</image:loc>
            <image:title>Notre Dame&apos;ın Kamburu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“On beşinci yüzyılda sık sık görüldüğü üzere şehre abartılı elbiseleriyle, büyük bir elçilik heyeti de gelmiş değildi. Son elçilik heyeti geleli iki gün oluyordu. Bu heyet, kralın büyük oğluyla Marguerite de Flandre&apos;nin evlenme işini karara bağlayacaktı. Hatta Bourbon Kardinalinin de, sırf kralın hoşuna gitmek için bu kaba saba Flamanları ağırlamak yedirip, içirmek zorunda kalacağından dolayı canı sıkılmıştı. 6 Ocak&apos;ta bütün Paris halkını ayağa kaldıran olay farklı bir şeydi. Çok eski zamanlardan beri birlikte kutlanan Krallar Günü ile Deliler Günü Bayramı o güne denk gelmişti, çifte bayram kutlanıyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115858</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/126f1948-0ca2-4d47-8c5b-ffc43d33168b.jpg</image:loc>
            <image:title>Değirmen (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?..
Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115859</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8bc633ad-94bf-40ba-a115-4af36e971082.jpg</image:loc>
            <image:title>Oku, Zira Onu Yazdım Safahat&apos;tan Seçmeler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Bana sor sevgili okuyucu, Sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran şiirlerim:
Bir yığın söz ki, samîmiyettir ancak hüneri;
Ne sanat bilirim, çünkü, ne sanatkârım.
Şiir için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin gözyaşlarıdır bence bütün eserlerim!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, diyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım!
Oku, şâyet sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa.
Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim,
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115860</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48385516-57b4-423e-83a1-176ba8381ff7.jpg</image:loc>
            <image:title>Demir Ökçe (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Yumuşak yaz esintisi sekoyaların arasından geçerken hışırtılar çıkarır ve Yabani- Su deresi yosunlu taşların üzerinde tatlı kadansları dalgalandırır. Güneş ışığında kelebekler var ve her yerden arıların uykulu uğultusu duyuluyor. Çok sessiz ve huzurlu, burada oturuyorum ve düşünüyorum, ama aynı zamanda huzursuzum. Beni huzursuz eden, bu sessizlik.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115861</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e3d5f1a-1232-43fb-9d03-1ecfea452b46.jpg</image:loc>
            <image:title>Palto (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir Rus devlet dairesinde… fakat hangi devlet dairesi olduğunu söylememek daha iyi olur. Rusya&apos;da bir devlet dairesinden daha rahatsız edici bir yer yoktur, bakanlıklardaki memurlar, mühürdarlar, alaylar, kısacası tüm devlet görevlileri; içlerinden biri herhangi bir suçlamaya maruz kalsa, bunu sanki çalıştığı daireye yapılmış bir saldırı olarak algılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115862</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4cb7ded9-7584-400d-8616-789a1b71c82a.jpg</image:loc>
            <image:title>Denemeler ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kendimde değer verdiğim tek şey, hiç kimsenin kendinde eksik görmediği bir güçtür. Aklımı beğenerek her insanın, her gün yaptığı şeyi yapmış oluyorum. Kim kendini akılsız sayar ki? Böyle bir şey mantık açısından da mümkün değildir. Öyle bir sakatlık ki bu, onu kendinde gören, kendini de görmüyor demektir. Öyle bir illet ki bu, devası yoktur; ama hasta gözü kendine çevirip de bu illeti gördü mü illet dağılıverir; güneşin sisleri dağıtması gibi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115863</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7d76d1a-e83b-47c2-bdf8-8e378c59f313.jpg</image:loc>
            <image:title>Peter Schlemihl&apos;in Acayip Macerası (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kazasız belasız fakat benim için pek yorucu olan bir deniz yolculuğundan sonra nihayet limana geldik. Sandal karaya yanaşır yanaşmaz ufak tefek eşyamı bizzat yüklendim ve kaynaşan halkı yararak, önünde bir tabela asılı duran ve karşıma ilk çıkan mütevazı bir binaya girdim. Bir oda istedim. Otelin hizmetçisi beni bir bakışla süzdü ve tavan arasına götürdü. Taze su getirttim ve Bay Thomas John&apos;u bulabileceğim yeri güzelce tarif ettirdim: “Şimal kapısının önünde, soldaki ilk köşk; büyük, yeni bir bina, kırmızı ve beyaz mermerden birçok sütunları var!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115864</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1327b359-91e3-44df-9926-fa45a2eba6c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Feneri (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>“Yarın hava iyi olursa, tabii ki” dedi Bayan Ramsay. “Fakat sabah erkenden kalkman gerekiyor” diye ekledi.
Bu sözler oğluna, sanki gezi kesinleşmiş, yıllardır beklediği mucize, bir gecenin karanlığı ve bir günlük sandal yolculuğundan gerçekleşmiş gibi aşırı keyif verdi. Altı yaşından beri bir duygusunu diğerinden ayırt edemeyen, gelecekteki ihtimalleri üzüntüsü ve sevinciyle elindeki âna yansıtan o gruba dahil olmuştu, fakat bu tür insanlar çocukluklarının erken dönemlerinde bile kasvet ya da üzüntünün üzerine düştüğü ânı ayırt edip yansıtma kabiliyetine sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115865</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4410082-e60a-422d-895b-7c7b9c8d65b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Pinokyo (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Evvel zaman içinde, konuşan bir odun parçası vardı. Kışın sobalarımızda yaktığımız türden, hepinizin çok iyi bildiği meşe ağacının odunuydu bu... Bir gün bu odun parçası, ihtiyar Marangoz Antonyo Usta&apos;nın dükkânına geldi. Çevresindekiler Antonyo&apos;ya “Kiraz Usta” derlerdi. İhtiyar marangozun burnu, her zaman olgun bir kiraz gibi kıpkırmızı ve pırıl pırıl olduğu için ona böyle sesleniyorlardı. Dükkânın bir köşesindeki odunu görünce, Antonyo Usta gülümsedi, yüzünü bir sevinç dalgası kapladı. Ellerini ovuşturarak odun parçasına doğru yürüyor ve kendi kendine şöyle mırıldanıyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115866</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76f099fd-0386-4265-8312-1af07bf84ce1.jpg</image:loc>
            <image:title>Divan Şiiri&apos;nden Seçmeler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir kadehle bizi sâki gaman âzâd eyledi
Şâd olsun gönlü anın gönlümü şâd eyledi
Bende idi bunca yıllar kaddine serv-i revân
Doğrulukla kulluk ettiğiyçün âzâd eyledi
Husrev-i hûbân eden sen dilber-i şîrîn-lebi
Bîsütûn-i aşk içinde beni Ferhâd eyledi
Od ile korkutma vâ&apos;iz bizi kim lâ&apos;l-i Nigâr
Cânımız bizüm oda yanmağa mu&apos;tâd eyledi
İster isen mülk-i hüsn âbâd ola dâd eyle kim
Pâdişehler dâd ile mülkini âbâd eyledi
Hoca Denhâni</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115867</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fcc20f12-7308-40bd-95b3-62eecd0c0a9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Piyale (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>-Dönsek mi bu aşkın şafağından?
Gitsek mi ekâlîm-i leyâla?
Bizden daha evvel erişenler,
Ağlar bugün evvelki hayale…

-Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek,
Düştüyse gönüller bu melâle?
Bu eldir ufuklardan uzanmış
Zulmet bizi çekmekte visâle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115868</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/82b2ef6e-631d-4e04-aade-694f84d95289.jpg</image:loc>
            <image:title>Diyet ve Diğer Hikayeler ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Cabi Efendi, öyle her ihtiyar gibi, sabahtan akşama kadar evinde pineklemezdi. Vakıa yine ciddi bir işe elini sürmez: “Yiyeceğim var, içeceğim var! İş benim neme gerek?” derdi. Ama her sabah güneş doğmadan kendini sokağa atardı.
Yegâne merakı “dünyanın ahvalini” tetkikti! “Okuryazar” güruhundandı. Fakat bu faziletini hiç kullanmıyordu. Kütüphanelerin önünden geçerken kendini tutamaz: “İşte nâdanların akıl ambarı!” diye gülümserdi.
Mermer Tezgâh hikayesinden...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115869</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3adec550-2047-4a10-b497-314bf08eb677.jpg</image:loc>
            <image:title>Mustafa Kemal</image:title>
            <image:caption>BİR ASKERİ DEHA 
Asırlar boyu dünyaya yön vermiş, çağlar açmış çağlar kapatmış, dünyaya adalet ve hoşgörüyle hükmetmiş olan Türk Milleti için; “Osmanlı artık bitti. Türk’ü dize getirdik, esir ettik.” diyordu zalimler. Oysa onu esir etmek isteyenler, ondan korkusuna setler yapmışlar, sağlam kalelerin arkasına saklanmışlardı. 
“Geldiler Paşam, geldiler.” dedi Salih Bey umutsuzca. 
Mustafa Kemal en ufak bir şüphe duymadan, “Geldikleri gibi giderler nasıl olsa. Geldikleri gibi giderler…” dedi. 
Gücünü imanından alan, komutanlığını da Mustafa Kemal’in yaptığı bu milletin ordusu en son 9 Eylül 1922’de zalimleri Akdeniz’in sularına gömdü. 
Ezelden beri hür yaşamış ve hür yaşayacak olan bu millete zincir vurmak isteyenlere Türk Milleti şöyle sesleniyordu: 
“Geldiğiniz gibi gidin çöplüğünüze. Biz sağ oldukça, sizin payınıza hep kaçmak düşecek.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115870</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75cb0572-b2b3-4cf5-9cf2-d14c30d27ca8.jpg</image:loc>
            <image:title>Prens (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İnsanları imparatorluklarının hâkimiyeti altında tutmuş olan ve tutan tüm yönetimler, ya cumhuriyettir ya prenslik. Prenslikler ya kalıtsaldır ya da yenidir. Kalıtsal olanlar, uzun zamandır prenslerin ailelerine ait olanlardır. Yeniler ise, ya Milano ve Francesco Sforza için olduğu gibi tamamıyla yenidir, ya da İspanya Kralı ve Napoli Krallığında olduğu gibi onları ele geçiren prensin kalıtsal devletine eklediği üyeler gibidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115871</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/acc641f8-cc95-4753-8a7d-84f92eb04450.jpg</image:loc>
            <image:title>Romeo ve Juliet (CEP BOY9</image:title>
            <image:caption>Birbirinden soylu iki ev halkı,
Bu güzel Verona&apos;da açıyoruz sahnemizi,
Eski bir nefretten gelen kin,
Vatandaşların kanı vatandaşların elini kirletir.
Ölümüne düşman bu iki ailenin yavruları olarak
Bedbaht bir çift aşık doğar
Acınası talihsizlikleriyle
Büyüklerinin arbedelerini gömer toprağa.
Ölümleriyle mühürlenen aşk geçidi
Ve büyüklerinin bitmeyen öfkesi,
Çocuklarının son verdiği fakat ortadan kaldıramadığı,
Sahnemizin iki saatlik akışını oluşturacaktır;
Dikkatle dinlerseniz söylenenleri,
Kaçırdıklarımızı da yakalarsınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115872</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fca28825-f79e-4182-af41-8256ff8ba008.jpg</image:loc>
            <image:title>Dönüşüm (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Gregor Samsa bir sabah sıkıntılı rüyalardan uyanırken, yatakta çok ürkütücü bir verminous böceğine dönüştüğünü fark etti. Zırh sertliğindeki sırtına yaslandı ve başını biraz yukarı kaldırınca kahverengi, kavisli ve sert karnının yay benzeri bölümlere ayrıldığını gördü. Bu yükseklikten bakıldığında, üzerindeki battaniye neredeyse tamamen kaymaya hazırdı, yerinde duramazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115873</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/634812ef-ac19-4946-96dd-c8ad5a97f591.jpg</image:loc>
            <image:title>Dr. Jekyll ve Mr. Hyde (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Noter Utterson, kırk yılda bir olsun gülümsemeyen, ters yüzlü, söyleşisi soğuk olduğu denli kıt, tutuk bir adamdı. Pek duygulu değildi; zayıf yapılı, uzun boylu, donuk yüzlüydü. Ama bezgin görünmesine karşın yine de sevimli bir görünüşü vardı. Eş dost toplantılarında, hele şarap da sevdiği şaraplardan olursa, gözlerinde iyilik pırıldardı; bu yönü hiçbir zaman sözlerinden anlaşılmaz, ama şölenin sonlarında yüzünden okunmakla kalmaz, davranışlarında da daha belirgin görünürdü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115874</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c86ad199-2524-4616-8930-6f22f1546a59.jpg</image:loc>
            <image:title>Sahaf Mendel (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ülkenin ücra bir köşesine yaptığım ziyaretten Viyana&apos;ya yeni dönmüştüm, istasyondan eve doğru yürüyordum ki birden şiddetli bir yağmura yakalandım; öylesine şiddetliydi ki yoldan gelip geçenler alelacele kapı girişlerinin altına sığınmak zorunda kalmıştı ve ben de bu şiddetli yağmurdan kaçmanın yerinde olacağını düşündüm. Neyse ki başkentin hemen her köşesinde bir kafe vardır. Ben de şapkamdan damlayarak omuzlarımı sırılsıklam eden yağmurdan kaçıp en yakındaki kafeye yöneldim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115875</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee140411-e6e1-4540-a2f5-cf99108bfd35.jpg</image:loc>
            <image:title>Duka ile Karısı ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bu, Berlin Güzel Sanatlar Akademisi&apos;nin 1816 yılı Eylül&apos;ünde açtığı sergide ki bir tablonun ismiydi. Akademi azasından kıymetli ve gayretli C. Kolbe&apos;nin eseri olan resim, herkesi öyle bir sihirle kendine bağlıyordu ki, önü hemen hemen hiç boş kalmıyordu. Zengin, muhteşem elbiseler giymiş bir Venedik Dukası, yanında aynı derece bol süslenmiş karısıyla beraber, parmaklıklı bir avlunun önüne doğru ilerliyordu; kendisi kır sakallı bir ihtiyardı, bazen kuvvet, bazen zaaf, bazen gurur ve kibir, bazen mülayimlik ifade eden esmer kırmızı çehresinini acayip şekilde birbirlerine karışmış hatları vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115876</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6dab9d2-07dd-4f33-913c-285dcb2c99f7.jpg</image:loc>
            <image:title>San Domingo&apos;da Bir Nişanlanma (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>San Domingo Adası&apos;nın Fransızlara ait olan kısmındaki Port au Prince civarında, bu yüzyılın (19. Yüzyıl) başlarında, siyahların beyazları öldürdükleri sırada, Monseieur Guillaume de Villeneuve&apos;ün fidanlıklarının bulunduğu çiftlikte Congo Hoango adında ihtiyar korkunç bir zenci yaşıyordu. Afrika&apos;nın Altın Sahili&apos;nden getirilmiş olan ve gençliğinde sadık, dürüst tabiatlı görünen bu adam, Küba&apos;ya giderlerken bir kere canını kurtardığı için efendisinden sonsuz iyilikler görmüştü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115877</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d886dfd-1c79-4fd5-8ad4-26ccb7774752.jpg</image:loc>
            <image:title>Satranç (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Gece yarısı New York&apos;tan Buenos Aires&apos;e hareket etmeye hazırlanan büyük yolcu gemisine son saatin olağan hareketliliği hâkimdi. Soğukkanlılıkla güvertede gösterisini sergileyen orkestranın yanı sıra, karada arkadaşlarını yolcu etmek için biriken kalabalığın itişip kakışması, bekleme salonlarında bir o tarafa bir bu tarafa koşuşturarak yolcu isimlerini anons eden kasketli görevliler, çiçek buketleri, oradan oraya sürüklenen bavullar ve merdivenlerden merakla bir aşağı bir yukarı koşuşan çocuklar göze çarpıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115878</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1256934-1172-4726-bd47-007118054cc4.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermiş (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Seçilmiş ve sevilen, kendi gününün şafağı El-Mustafa, on iki yıl Orphalese şehrinde gemisini bekledi. Gemi ona geri dönecek ve kendisini doğduğu adaya geri götürecekti. On ikinci yılda, eylülün yedinci gününde, hasatın olduğu ay, kent surlarının dışındaki tepeye tırmandı ve denize doğru baktı… Ve sislerin arasında ilerleyen gemisini gördü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115879</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/973c5894-b991-416e-a67a-7f24fb8effe3.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Sanatı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sun Tzu diyor ki: Savaş, devlet için hayati bir öneme sahiptir. Ölüm-kalım sahasıdır. Devletin muhafazası ve bekası savaşa bağlıdır. İyi bir şekilde hesaplanması gerekir. Savaş üzerine ciddi hesaplamalar yapmamak, devletin muhafazası ve bekası için kayıtsız kalmak demektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115880</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0203d64c-9a1e-4f4f-8b0b-b130b1131bba.jpg</image:loc>
            <image:title>Seksen Günde Dünya Turu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1872 yılında, Burlington Gardens’ın Saville-row sokağındaki 7 numaralı evde – 1814’te Sheridan, bu evde ölmüştü- her ne kadar dikkat çekmek için hiçbir çaba göstermese bile, Londra Reform-Kulüp’ün en eşsiz ve en göze çarpan üyelerinden Phileas Fogg oturuyordu. İngiltere’yi şereflendiren en büyük hatiplerden birinin yaşadığı bu evde artık Phileas Fogg yaşamaktaydı. İngiliz yüksek sosyetesinin bu en yakışıklı beyefendisi, çok nazik bir olmasının yanında hakkında pek bir şey bilinmeyen esrarengiz bir adamdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115881</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67b22e71-00fe-4e5a-b062-2d51d03fc68d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sergüzeşt (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Rusya kumpanyasının Batum&apos;dan gelen bir vapuru Tophane&apos;nin önüne yanaştığı zaman denizin üzerinde sabırsızlıkla bekleyen birkaç kişi, sandallardan vapurun içine doğru atılmışlardı. Bunlardan biri uzun boylu, geniş omuzlu, seyrek siyah bıyıklı, etekleri ayaklarına kadar uzun, beli oldukça dar bir Çerkez paltosu giymişti. Başında kendi milletinin kalpağı, elinde gümüşlü bir kırbacı olan Çerkez&apos;e, “Hoş geldiniz. Cariyeler nerede?” diye sordu.
“İşte burada…”
“Kaç tane?”
“Üç…”
“Güzel mi?”
Çerkez, esirlerden birini göstererek, “Şu mavi gözlere bak! Bir paşa buna hazine verir.” dedi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115882</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58adc63e-66ae-43e6-a3dc-dbd884f36ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Eylül (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Salonda, bahçedekilerin kahkahaları işitilebiliyordu. Süreyya canı sıkılanlara özgü bir tahammülsüzlükle, “Çılgın kız!” diye söylendi. Balkona açılan büyük kapıdan parmaklığa dayanmış, dışarıya baktığı görülen karısı dönüp, “Ama bu gece hava ne güzel!” dedi. Bu nisan gününün saat on birde başlayan yağmuru, yarım saat sonra dinmişti; nemli bir yeşilliğin üstünde şimdi altın gibi incileriyle lacivert gökyüzü titriyordu; topraktan, ağaçlardan yayılan nemli havada yoğun bir tesir vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115883</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b40310b6-9a40-4532-ae1d-d58f2bffd327.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Baskerville Tazısı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Sabaha dek uyumadığı o pek de seyrek rastlanmayan durumların haricinde daima geç kalkan Bay Sherlock Holmes, kahvaltı masasında oturuyordu. Bense şöminenin önündeki kilimin üzerinde dikilmiş, elimde dün geceki misafirimizin unuttuğu bastonu tutuyordum. Kaliteli, sağlam bir ağaçtan yapılmış, ampule benzer başlığı olan bir bastondu bu; savunma silahı olarak kullanılan türden bir baston. Başlığın hemen altında, neredeyse 2.5 santim kalınlığında gümüş bir şerit vardı. Üzerine, 1884 tarihiyle birlikte, “Cerrahlar Heyeti Üyesi James Mortimer&apos;a, C.C.H.&apos;daki dostlarından” yazısı kazınmıştı. Tam da eski moda aile”.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115884</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/930a9e11-4ec2-4ca4-909f-4ca3a16ea33e.jpg</image:loc>
            <image:title>Falaka (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Ben bu korkuyu yarım asır önce, şehirde yarı yarıya kaplamış yaygın bir durumda, görüp yaşadım. Çocuklar, hem gittikleri mektebin hocasından, hem de başka bir mektebin hocası olduğunu bildiği kişiden korkardı. Bana öyle geliyor ki her mektebin kalfasından, kapıcısından, amincibaşısından da... Annenin: Hafızından da korkarlardı. Çocuklar azıcık büyüyünce annelerin yakınması başlardı:
“Hiç olmazsa gündüzleri başımdan gitsin. Bıktım bu oğlanın elinden. Ne durmasını bilir ne de oturmasını!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115885</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c87df7d-f890-4231-be40-c8c286eb5e39.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Bohemya&apos;da Skandal (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sherlock Holmes ona sadece “O kadın” diyor, onun hakkında başka da bir ifade kullanmıyordu. Holmes&apos;e göre, kadınlığını her yönüyle kullanan tam bir kadındı. Irene Adler, Holmes&apos;un ‘O kadın&apos; dediği kadındı ve Holmes ona karşı sevgi gibi bir duygu beslemiyordu.
Böyle bir duygu, Holmes&apos;un soğuk, herkesin mükemmel olmasını isteyen, hayranlık uyandıracak kadar dengeye sahip olan zihnine çok uzaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115886</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29ec73c4-7804-4603-ba87-a9abfc09f7f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Frankfurt Seyahatnamesi (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Bu bir hastanın yol notları, rüzgârlı, karanlık bir sonbahar gecesiyle başlar.
İstanbul&apos;un denizini sinirli, ufuklarını mürekkep gibi siyah ve Üsküdar taraflarının göklerini uzak bir yangının hafif kırmızılıklarına boyanmış bıraktım. Onun için zifiri bir karanlıkta tren Sirkeci&apos;den ayrılırken sinirlerim iyi değildi. İnsan, geceleyin nasıl yola çıkmaya cesaret eder? Bunu, bir köşesinde büzülüp kaldığım kompartımanımda siyah siyah düşünmeye koyuldum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115887</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4f7967b-c2ef-4895-87a7-6ddbe34ad401.jpg</image:loc>
            <image:title>Felatun Bey İle Rakım Efendi (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Felâtun Bey&apos;i tanır mısınız? Hani şu Mustafa Merakî Efendizâde Felâtun Bey! Galiba tanıyamadınız. Kendisi pek tanınacak biridir. Mustafa Merakî Efendi Tophane&apos;nin Beyoğlu&apos;na yakınca bir mahallesinde oturur. Oturduğu mahalleyi açıkça söylemek pek münasip olmaz, anladınız ya! Şimdilik bu kadarıyla kifayet ediniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115888</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20435d1c-f30a-4643-b531-1a1b5b755308.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezgin (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Pelerinli, bastonlu ve yüzünde acı maskesi olan bu adamla kavşakta karşılaştım. Birbirimizle tanıştık, ben ona “Evime gel ve misafirim ol.” dedim. Geldi. Karım ve çocuklarım bizi eşikte karşıladı, adam onlara gülümsedi ve onlar da adamın gelişine memnun oldular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115889</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbd11de9-f2f8-4ccd-81ae-ce61c6229efa.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Werther&apos;in Acıları (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Ne kadar mutluyum gitmekten bir bilsen! Aziz dostum, insan kalbi ne tuhaf bir şey! Öylesine çok sevdiğim ve hiç ayrılamadığım senden, şimdi ayrıldığıma sevinmek! Yaşadığım diğer bütün ilişkilerimin benimki gibi bir kalbi ürkütmesi kaderin bir cilvesi değil de nedir? Zavallı Leonore! Yine de benim bunda bir suçum yok. Kardeşinin cilveleri gönlümü hoş ederken onun bana bağlanmasına engel olabilir miydim? Ancak yine de tamamen suçsuz muyum? Ben de onun duygularına karşılık vermedim mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115890</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/933d43c4-850d-4801-a500-b5a8e8b0d688.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Dörtlerin Yemini (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Gördüklerim sinir bozucuydu. Sherlock Holmes, şöminenin rafının köşesinden şişesini ve küçük bavulundan deri altı şırıngasını aldı. Uzun, beyaz, asabi parmaklarıyla ince iğneyi yerine taktı ve sol kolunu didikledi. Kısa bir süre boyunca gözleri, düşünceli bir şekilde, her tarafı iğne izleriyle nokta nokta, çizik çizik olan sıvalı koluna takıldı. Nihayet, iğneyi damara batırdı, ince pistona bastırdı ve uzun bir oh çekerek kendini kadife kaplı koltuğa bıraktı. Bu gösteriye aylardır günde üç defa tanık oluyordum; yine de zihnim bir türlü bu duruma alışamamıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115891</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2af03330-4bc8-4b0a-abbe-ffd8179f0b29.jpg</image:loc>
            <image:title>Goriot Baba (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Madam vauquer, genç kızlığında da Coflens ismini taşıyan ve Paris&apos;te, Quartier-Latin ile Saint-Marcel arasındaki Yeni Saint-Genevieve Sokağı&apos;nda, orta tabakadan insanlara has bir pansiyonu kırk yıldır çalıştıran bir kadındır. Vauquer Evi adıyla anılan bu pansiyon, insanları genç, yaşlı ayırdetmeden kabul eder, ancak bu pansiyonun bu nedenle, ciddiyetine ve şerefine karşı tek bir kötü söz söylenmemiştir. Otuz yıldır burada genç biri görülmemiştir ve bir delikanlının burada oturması için ailesinin kendisine en az bir aylık vermesi yeterlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115892</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c65b454b-5ca7-4d4a-8384-fc9112e172b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Kızıl Dosya (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1878 yılında Londra Üniversitesi Tıp Fakültesi&apos;nden mezun oldum ve ordu cerrahlarına şart koşulan kurstan geçmek için Netley&apos;e gittim. Kursu tamamlayınca, vakit kaybetmeden Nort-humberland 5. Piyade Alayı&apos;na atandım. Alay o zamanlar Hindistan&apos;a konuşlandırılmıştı ve daha ben katılamadan Afgan savaşı patlak verdi. Mumbai&apos;ye indiğimde, birliğimin hâlihazırda askeri hatları geride bıraktığını ve düşman ülkesinin tam ortasında olduğumu öğrendim. Bununla birlikte, benimle aynı durumda olan birçok başka subayı takip edip alayımı bulduğum Kandahar&apos;a sağ salim ulaştım ve vakit kaybetmeden yeni görevime başladım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115893</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b0bf75e-119f-4134-ac0a-0388806ae1d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Gömülü Şamdan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>455 yılının güzel bir haziran günü Circus Maximus&apos;ta iki uzun Herul ile sürü hâlindeki Hyrkanyalı yaban domuzları arasındaki savaş kanlı bir sona ermiş, öğleden sonra saat üç civarı alandaki binlerce seyircide huzursuzluk baş göstermişti. İlk başta sadece imparatorun mevkiine yakın oturanlar fark etmişti bir şeyin eksik olduğunu. Uzun ve zahmetli bir yolculuk sonrası üstü kir pas içindeki bir süvari, iki tarafı heykellerle süslenmiş merdivenlerden inmiş ve çevresi saray memurlarıyla sarılmış İmparator Maximus&apos;un yanına sokulmuştu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115894</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90cd215e-f083-4cd0-b05c-763eb5bae603.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Korku Vadisi (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Bana öyle geliyor ki...” dediğim anda Sherlock Holmes, “Bunu yapmalıyım,” diyerek sözümü ağzıma tıkadı.
Holmes&apos;un genel tavrıydı bu, yine de sözümün bu şekilde kesilmesinden rahatsız oldum.
“Biliyor musun Holmes, bazen çok kabalaşıyorsun,” dedim kırgın bir sesle. Ama öylesine dalgındı ki, benim sitem dolu sözlerimi duymadı bile. Henüz başlamadığı kahvaltısı önünde, koluna yaslanmış bir şekilde, biraz önce zarftan çıkarttığı kâğıda bakıyordu. Sonra zarfı alarak ışığa doğru tuttu ve içini dışını dikkatlice inceledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115895</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0836b4b-fa7f-4839-8b29-d693f8342ef8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Mahkumların Gemisi (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Burada bazı gazeteler var,” dedi dostum Sherlock Holmes, bir kış akşamı birlikte ateşin başında oturmuş konuşurken. “Sanırım ilgini çeker Watson. Bu sıra dışı Gloria Scott vakasıyla ilgili bazı belgelerden bahsediyor. Sulh Hâkimi Trevor&apos;ın okuyunca dehşete kapıldığı bir mesajı yayımlamışlar.”

Çekmeceden biraz yıpranmış bir rulo çıkararak bandını açtı ve gri kâğıda yazılı bir mesaj çıkartarak bana uzattı.

“Oyun için biletler bitti. Bildiğin gibi Hudson erken davranarak gereken her türlü şeyi bulup hizmetçiye anlatmış. Yine de çabuk olmak şart. Kaç keredir söylüyorum. Kurtul şu tembellikten.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115896</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39cf4bef-40e8-4390-86d8-1af367946a9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Gulyabani (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>“Bu saf, muhterem kadın, kınalı saçlarının üzerine kundakladığı çimeni tırtıl oyalı koyu şarabî renk yemenisiyle parlak dikişli lacivert lahuraki&apos;den geniş hırkasıyle etrafı kırmızı kaytan çevrili aba mestleriyle hala gözümün önündedir. Çocukluğumda, o zaman, yaşı altmışı geçkindi. Ama yuvarlaklıkları ortalarına doğru eğri büğrü olmuş porsuk kaslarının üzerine rastık şerbeti gezdirmek gerdanda, yanakta renksiz kalmış eski benlerini tazelemek, kirpiksiz göz kapaklarını sürmeyle gölgelendirmek alışkanlığını hoppalıktan emekliye ayrıldıktan sonra bile hala ayak diriyordu. “</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115897</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5942835e-7dc8-42b9-a832-517aa4b2dcd9.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Mavi Yakut (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Evleneli henüz birkaç ay olmuştu. Sıcak bir yaz akşamında şöminemin başında oturup günün son piposunun eşliğinde bir roman okumaya çalışıyordum. Çok yorucu bir gün geçirmiştim ve uyumamak için kendimi zor tutuyordum. Karım üst kata çıkmıştı bile. Hol kapısının kilitlendiğini duyduğumda hizmetçilerin de yataklarına çekildiklerini anlamıştım. Koltuğumdan kalkmış, pipomun küllerini boşaltıyordum ki birden kapının zili çaldı. Saate baktım. On ikiye çeyrek vardı. Bu kadar geç saatte gelen biri, misafir olamazdı. Herhalde bir hasta, belki de bütün geceyi ayakta geçirmemi gerektirecek bir yaralıdır diye düşündüm. Yorgun bir suratla hole çıkıp kapıyı açtım. Kapıda duran Sherlock Holmes&apos;ten başkası değildi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115898</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec909e4c-8a2e-452d-a893-bb7200225008.jpg</image:loc>
            <image:title>Gurebahane-i Laklakan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>On, on beş sene evvel, bir tatil haftasını geçirmek için Bursa&apos;ya gitmiştim. Üç dört saatlik hazin, kirli, eğlencesiz bir vapur seyahatinden sonra, ovalar içinde iri bir tırtıl ağırlığıyla sürüklenen ufak bir şimendifer, beni aynı günün akşamında, karanlık bir duvar gibi semalara kadar yükselen Keşiş&apos;in eteğindeki yeşil şehre bırakmıştı. O sırada İstanbul&apos;un okur-yazar gençler arasında “mimarî” bir milliyetperverlik hüküm sürüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115899</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a76468b-9e91-4b5f-95b0-77c0b5b8f05c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Zümrüt Taç (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Evliliğimi takip eden temmuz ayı, üç ilginç olayın gerçekleşmesiyle akıllardan silinmeyecek bir hâl aldı. Bu dönem, Sherlock Holmes&apos;la beraber olma ve metotlarını inceleme fırsatı bulduğum bir zamana denk geliyordu. Meydana gelen bu olayları, ‘İkinci Leke&apos;, ‘Kayıp Antlaşma&apos; ve ‘Yorgun Kaptan&apos; başlıklarıyla kaydetmiştim. İçlerinden ilki, önemli hisseler ve Krallığın önde gelen aileleriyle o denli iç içe ki daha yıllar boyunca halka açıklanması mümkün olmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115900</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4aa52beb-c0b9-4c72-8302-4ae3398ce6b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülnihal (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Gülnihal - Güzel kızım! Tekrar söylüyorum: Muhtar Bey canını korusun. Korumazsa başına kötü şeyler gelir. Vallahi gelir. Billahi gelir! İsmet - Neler söylüyorsun kadın, yoksa çıldırdın mı? Ben, daha dün konaktaydım. Hanımefendi gayet iyiydi ve ferahlık yüzünden akıyordu. Dudakları tebessümle aydınlanıyordu. Gönlü ne hoştu. Görmedin mi, oğlu ne kadar rahatmış, ne kadar mutluymuş, hepsini bir bir anlatıyordu. Duymadın mı? Sense tutturmuşsun Muhtar&apos;ın canına kıyacaklar diyorsun. Cana kıymak isteyen bir kişinin suratı öyle güleç olur mu?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115901</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34c5e322-e4d2-434c-88ac-b6d0318a826a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sırça Köşk (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Vapur Doğu Akdeniz limanlarından birine yaklaştığı zaman ortalık kararmaya başlamıştı. Güneşin biraz evvel battığı, denizle bulutların birbirine karıştığı yerde katmer katmer turuncu yığınlar, bunun karşısında, Torosların üzerinde ise, karlı tepeleri saran al al tüller vardı. Vapur kısa, kaim bir şeydi. Kıçı pek suya batmış, burnu pek havaya kalkmış gibi yürüyordu. Elli beş yaşındaki makine, kendisiyle aynı yaşta olan tekneyi, sıtmaya tutulmuş gibi zangır zangır titretiyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115902</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c875356-6093-415d-bd66-337ea6d01812.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Ağa (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Hacı ağa her zamanki gibi bastonunu yere vura vura sofayı bir uçtan bir uca gezip keskin bakışlarıyla etrafındaki her şeyi iyice gözden geçirdi. Biraz söylendikten sonra ince devetüyü abasını sedirin üzerinden alıp, yalpalaya yalpalaya karanlık koridoru geçerek avluya girdi. Biraz yürüdü ve avlunun karşısında yer alan mindere oturdu. Gırtlağını iyice temizledi ve abasının eteğini dizlerine doğru çekti. Şalvarının paçası ile kirli meshleri arasındaki tombul ve kıllı ayak bilekleri kısa bir süreliğine abasının eteği içinde gözden kayboldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115904</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3fa8d42-01fd-4564-a65b-a19f8a6fcf49.jpg</image:loc>
            <image:title>Hölderlin (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>On dokuzuncu yüzyılın başlarında, gençlik değerli görünmüyordu. Yeni ve ateşli bir nesil yükselmişti. Gelenekleri yerle bir olmuş Avrupa&apos;da, cesur ve gayretle, dört bir yandan daha önce benzeri görülmemiş bir özgürlüğün şafağına doğru yürüyorlardı. Devrimin borazanları onu uyandırmıştı ve baharda neşe ile dolup kuvvetli bir inançtan ilham almışlardı. Camille Desmoulins, otuz yaşına gelmeden önce kuvvetli bir hareket ile Bastille&apos;i yerle bir etmişti; ondan sadece bir ya da iki yaş büyük olan Arraslı avukat Robespierre, kanun hükmünde kararnamelerinin gücü ile kralların ve imparatorların titremesine neden olmuştu; ufak bir teğmen olan Korsikalı Bonaparte, kılıcı ile Avrupa&apos;nın sınırlarını kendi istediği gibi şekillendirmiş ve dünyanın en harika tacını ele geçirmişti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115905</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea72d715-01fb-4b0e-9cbb-2659356f99e0.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimizdeki Şeytan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Öğleden evvel saat on birde Kadıköy&apos;ünden Köprü&apos;ye hareket eden vapurun güvertesinde iki genç yan yana oturmuş konuşuyorlardı. Deniz tarafında bulunanı şişmanca, açık kumral saçlı, beyaz yüzlü bir delikanlı idi. Bağa bir gözlüğün altında daima yarı kapalı gibi duran ve eşya üzerinde ağır ağır dolaşan kahverengi miyop gözlerini vakit vakit arkadaşına ve solda, güneşin ziyası altında uzanan denize çeviriyordu. Düz ve biraz uzunca saçları, arkaya atılmış olan şapkasının altından dökülerek sağ kaşını ve gözkapağının bir kısmını örtüyordu. Çok çabuk konuşuyor ve söz söylerken dudakları hafifçe büzülerek ağzı güzel bir şekil alıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115906</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0085d1b9-4301-4d6c-a33c-9ed6c5647a50.jpg</image:loc>
            <image:title>Taaşşük-ı Talat ve Fitnat (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Aksaray&apos;da, ufacık bir oda... Gösterişli değil ama pek temiz döşenmiş bir odada, yüzünde bir güzellik ve cazibenin harabeleri görülen elli elli beş yaşlarında bir kadın minder üstüne oturup bir şey dikiyordu. Gözü dikişte, eli iğnede, ama zihni başka yerde olup bir şey düşünüyor ve düşündükçe hüzünlenip kederlenir gibi görünüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115907</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26bf8aaf-3c00-416d-97f2-585d8fe13361.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehir Mektupları (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ne dersiniz? Baharın saadetli günleri, birbiri ardı sıra gelen yağmurlarla doğal tazeliğini kaybetmiş, sümbülleri perişan, ruhları solgun, ağlamış güzel bir bakireyi andırırdı. Her sabah gül dalında şebnem arayışıyla gizli manalar peşindeki şairlerimiz galiba erkenden sicim gibi düşen yağmura tutularak bu akla gelenleri yok eden kırbacın etkisiyle bütün bütün dilsiz oldular.
Bu sene çaresiz bülbülü dinleyemedim, taze bir gül koklayamadım diye üzüntülerini belirten şairin birine sonbaharı tavsiye ettim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115908</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec884feb-3051-400b-ba76-e90e1f140ef8.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsancıklar (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Benim eşsiz varvara alekseyevna&apos;m! Dün çok mutlu oldum, daha fazla olunamayacak kadar çok mutlu oldum! İnatçı birisi olmanıza rağmen hayatınızda en azından bir kez olsun bana kulak vermişsiniz. Akşam sekizde uyandım (bilirsiniz, işten döndüğümde birkaç saat uyumayı severim), bir mum aldım, kâğıdımı ve kalemimi hazırladım; sonra aniden, bir tesadüf sonucu gözlerimi yukarı çevirdim. O an kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı! Ne istediğimi, kalbimden ne geçtiğini tamamen anlamışsınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115909</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96d843d8-0aa0-4156-bc9a-8ff55f581161.jpg</image:loc>
            <image:title>Tiryaki Sözleri (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Düşenlerin çevre, tabii düşmanıdır. Herkesi ancak ikbal devrinde görün!
“
Neleri bilmediğini bilen çoktur. Güçlük, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir.
“
Cahil halkın her kusurundan toplumu üst tabakası sorumludur!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115910</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/374faabc-fc7c-4269-9143-e8fc7bf6ebb5.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanlık Tarihinin Yıldızının Parladığı Anlar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hiçbir sanatçı, bir günün yirmi dört saati boyunca yaratıcı değildir; büyük ve kalıcı olacak işlerini yalnızca ilham gelen o nadir anlarda üretmeyi başarır. Tüm zamanların en iyi yazarı ve oyuncusu olarak takdir edebileceğimiz tarihin kendisi bile, kesinlikle her daim yaratıcı olmamıştır. Goethe&apos;nin büyük bir saygıyla “Tanrı&apos;nın gizemli atölyesi” olarak adlandırdığı tarih içinde de bile pek çok önemsiz ve sıradan olay mevcuttur. Hayatın ve sanatın her yerinde olduğu gibi, asla unutulmayacak olan olağanüstü anlar az sayıda ve seyrektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115911</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4348bedc-0a2d-4e87-bdb8-2f10af06bcf7.jpg</image:loc>
            <image:title>İntibah (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bahar günleri, bu köhne dünyanın gençlik neşesinin sabahıdır. Ki bahar gelince toprağın her tarafı baştan aşağı tazelenerek “yuhyil arza ba‘de mevtihe” sırrı ortaya çıkar. O kuru kuru ağaçlar, mahşere tesadüf etmiş, dirilen insanlar gibi, yeniden hayat bulmaya başlar. O zaman tazeliklerine dikkat edilse, ibret bakışıyla vücutlarına yayılan hayatı görmek mümkündür. Öyle bir hâl ki, en küçük nebatın gelişmesine bakılsa dünyanın her zerresinde bir ruh peyda oluyor zannedilir. Kırlarda kendini gösteren ruhani zevk, neşenin vücut bulmuş hâlidir denilse abartı olmuş sayılmaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115912</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1258f3e-e635-4676-b676-61087a219f61.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Damla Kan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Dün Odamı Ayırdılar. Müdür yardımcısının söz verdiği gibi şimdi bütün tedavilerimi olursam, haftaya özgür kalacak mıyım? Hasta mıydım ki? Bir yıl boyunca ne kadar yalvarıp kâğıt ve kalem istediysem de kimse bu yalvarışlarıma kulak asmadı. Sürekli kendi kendime elime kâğıt kalem geçirirsem yazacak pek çok şeyimin olduğunu düşünüyordum.
Fakat dün, istemediğim halde bana kâğıt ve kalem getirdiler. Nihayet sahip olmayı çok istediğim ve onca zaman beklediğim şeye kavuştum!... Ama ne fayda! Dünden beri ne kadar düşünsem de yazacak bir şeyim yok. Sanki birisi elimi tutmuş veyahut kolum hissizleşmiş gibi. Şimdi bakıyorum da kağıtlara karaladığım onca karışık ve dağınık notların arasında, yalnız bir cümle okunabiliyor: Üç Damla Kan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115913</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cef86f25-5fa8-4095-a8d5-3a4ad32c21f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Romantik Hikaye (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kazasız belasız fakat benim için pek yorucu olan bir deniz yolculuğundan sonra nihayet limana geldik. Sandal karaya yanaşır yanaşmaz ufak tefek eşyamı bizzat yüklendim ve kaynaşan halkı yararak, önünde bir tabela asılı duran ve karşıma ilk çıkan mütevazı bir binaya girdim. Bir oda istedim. Otelin hizmetçisi beni bir bakışla süzdü ve tavan arasına götürdü. Taze su getirttim ve Bay Thomas John&apos;u bulabileceğim yeri güzelce tarif ettirdim: “Şimal kapısının önünde, soldaki ilk köşk; büyük, yeni bir bina, kırmızı ve beyaz mermerden birçok sütunları var!”
Peter Schlemihl&apos;in Acayip Macerası&apos;ndan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115914</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60baa4fb-3892-4c40-8125-33cb99d17615.jpg</image:loc>
            <image:title>İşitin Ey Yarenler Yunus Emre&apos;den Seçme Şiirler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Aşktan dava kılan kişi hiç anmaya hırs u hevâ
Aşk evine girenlere ayruk ne meyl ü ne vefa
Gerçek âşık olan kişi anmaya dünya ahiret
Âşık değildir ol kişi yürüye izzeti kova</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115915</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1d90501-0b7d-49af-bdc0-efa42b61de8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ütopya (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hükümdar olmak için gereken bütün özelliklerle donatılmış İngiltere kralı VIII. Henry ile saygıdeğer Kastilya prensi Charles arasında ufak tefek anlaşmazlıklar olmuştu, bu yüzden kralın elçisi vasfıyla aralarındaki meseleleri görüşmek ve çözmek için Flandra&apos;ya gönderilmiştim. Yanıma da refakatçi olarak kralın, herkesin alkışları eşliğinde temyiz mahkemesi başkanı tayin ettiği o eşsiz insan Cuthbert Tonstal vardı. Kişinin arkadaşının kendisini övmesi pek de güvenilir olmayacağından değil de, kendi iliminin ve erdemlerinin hakkını veremeyeceğim ölçüde beni aşmasından dolayı kendisi hakkında birşey söylemeyeceğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115916</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d400faf0-5880-4593-9726-0425ca2689bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Karabibik (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Karabibik bugün erken kalkmış idi. Tarlasına harım çekmek için dün Matarlı tepelerinden kestiği pırnal fidanı dalları harman yerinde koca bir yığın halinde durmaktaydı. Sağ elinde ağzı çentikli bir tahra bulunmakta olup geçen seneden beri nataslı duran tarla içinde ağır ağır adımlarla bu yığına doğru yürümekteydi. Ayağındaki iri, kalın pençeli, sökük yemenileri büyük bir zahmetle sürüklemekte...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115917</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbe1933a-d22a-4abd-8125-06d5dfc929d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Vadideki Zambak (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>“Söylediklerine boyun eğiyorum... Onun bizi sevdiğinden daha fazla bizim kendisini sevdiğimiz kadının bu özel konumu, mantığın kurallarını bize tamamen unutturmaktadır. Yüzünüzde küçücük bir çizginin bile oluşmasını önlemek için, küçücük bir reddedişten kaynaklanan acılı dudaklarınızdaki hüzün hâlini görmemek için her türlü mucizeleri yaratıp uzaklıkları aşar gelir, kanımızı akıtır ve geleceğimizi yok sayarız. Hemen geçmişimi öğrenmek istiyorsun, al işte geçmişim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115918</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2c1c925-a7d0-41f6-8d6e-c6773f966b39.jpg</image:loc>
            <image:title>Katip Bartleby (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Yaşını Başını Almış Bir Adamım Ben. Son otuz yılda, yaptığım işin tabiatı gereği bir grup sıra dışı ve şahsına münhasır insanla sıradanın ötesinde bağlantım oldu. Bildiğim kadarıyla bu insanlar hakkında henüz hiçbir şey yazılıp çizilmedi: Hukuki metinleri yazıya geçirenlerden bahsediyorum yani kâtiplerden. Pek çoğuyla iş gereği veya özel olarak tanışıklığım oldu. Eğer istersem iyi tabiatlı bir beyefendiyi gülümsetecek veya narin, hassas yüreklileri ağlatacak hikâyeler anlatabilirim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115919</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08b27bdf-7b19-40ba-bf3b-3ef01f5c565e.jpg</image:loc>
            <image:title>Vatan Yahut Silistre (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Perde I
(Perde açılınca kenarı sokağa bakan bir oda görünür. Zekiye, Arnavutluk&apos;a özgü düzgün giysisiyle mindere uzanmış, elinde bir kitap, önünde bir mum. İslâm Bey de sokakta gezinir.)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115920</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac5f28b8-9ab8-4e9b-b339-8ebf65dd3009.jpg</image:loc>
            <image:title>Kelile ve Dimne (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Bundan uzun zaman önce, Çin&apos;de Hümayun Fal adında bir padişah hüküm sürüyormuş. Epey zengin bir halkı varmış. Saltanatında adaleti hakkıyla yerine getirdiği gibi, ilim ve irfan sahibi olduğundan, ilim ve basiret erbabıyla de sohbet etmeyi severmiş. Haceste Ray isminde bir veziri varmış. Büyük ya da küçük konularda verdiği emirler her zaman doğru ve isabetli çıktığından, Padişah, her konuda vezirinin düşüncesini sorarak karara varırmış. Böylece, Haceste Ray velinimetinin daha çok gözüne girer, övgüsünü kazanırmış.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115921</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dceb8fff-edec-45a6-86f0-9df5acc827c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakıcı Sır (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Lokomotifin düdüğü kısık kısık öttü; Semmering&apos;e varılmıştı. Kara vagonlar, tepelerin gümüşe çalan gölgelerinde bir dakika mola verirken birkaç insanı dışarı attı ve diğer birkaçını da yutuverdi. Sinirli sesler bir o tarafa bir bu tarafa gidip geldi, sonra tekrar makinenin ön kısmından düdüğün kısık sesi duyuldu. Kara vagon, zincirini tünelden aşağı takır tukur sesler çıkararak sürükledi. Gerilmiş gibi görünen ve arka plandan, ıslak rüzgârla pırıl pırıl serilmiş olan manzara, alabildiğine uzanıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115922</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98ea3c68-5019-4f04-ba53-c17015ab1049.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendileriyle Savaşanlar Hölderlin-Kleist-Nietzche (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Tıpkı bir önceki eserim Üç Usta&apos;da olduğu gibi, bu eser de hayal gücü kuvvetli üç yazarın düşünsel kardeşliklerini, bu önemli birliği gereksiz somutluktan uzak ya da mecazi bir benzetimin ötesine geçmeden sunuyor. Ben, manevi dünyaları sınırlayacak katı formüller aramıyor, bilakis ruhsal dünyada olup bitenleri açıklıyorum. Şayet kitaplarımda bu türden düşünce biçimlerini özenle bir araya getiriyorsam, bunu sadece tablosunu ışığın ve ters ışığın bu tarz analojileri öne çıkarması amacıyla tablosunu belli bir odaya asmayı seven bir ressam edasıyla yapıyorum. Benim için mukayese, her zaman besleyici, daha doğrusu biçimlendirici bir araç olarak görülmüştür ve herhangi bir kısıtlama olmadan uygulanabildiği için onu kullanmayı seviyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115923</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a9fcc41-e00f-4066-bb57-71143c9f6ce0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Dünya (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İstasyondan kalkıp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak halim yoktu. Çantamı yanıma koyarak, kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeğe başladım.
Asfalt Yol hikayesinden...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115924</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ca3098b-4160-4798-9c05-51bbb3497d1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendine Ait Bir Oda (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Fakat diyebilirsiniz ki, biz sizden kadınlar ve kurgu üzerine konuşmanızı istemiştik, bunun herhangi birisinin odasıyla ne alakası var? Açıklamaya çalışacağım. Benden kadınlar ve kurgu üzerine konuşmamı istediğinizde bir nehrin kıyısına oturdum ve bu sözcüklerin ne anlama geldiğini merak etmeye başladım. Fanny Burney hakkında birkaç ifade, Jane Austen hakkında birkaç ifade, Bronte kardeşlere bir takdir, karlar altındaki Haworth papaz evinin bir taslağı, mümkünse Bayan Mitford hakkında bir kaç nükte, George Eliot&apos;a saygılı bir kinaye, Bayan Gaskell&apos;e bir ve bir kelimenin ifade edebileceği her şey olabilirdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115925</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41972fbe-e31e-4bb8-bc87-f58d893623a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeraltından Notlar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hasta bir adamım ben. Hınç dolu, çekici olmayan bir adamım. Karaciğerimden hastayım. Ne hastalığım hakkında birşey biliyorum ne de dermanımın neyde olduğunu. Tıbba ve doktorla saygı duymakla beraber hiç doktora başvurmadım bunun için. Ayrıca tıbba saygı duyacak kadar batıl inançlarım var (batıl inançlara itibar etmeyecek kadar iyi eğitimli olsam da yine de batıl inançlarım var). Hayır, garezimden dolayı bir doktora tedavi olmak istemiyorum. Bunu muhtemelen anlamayacaksınız. Ama ben anlıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115926</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/329dcfc7-d684-4b8e-8400-0a75b4710ae8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kerem ile Aslı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İran&apos;ın Isfahan şehrinde adaleti ile ün salmış, merhameti dillerde dolanan bir Şah yaşardı. Bu Şah&apos;ın en yakın arkadaşı Ermeni bir Keşiş&apos;ti. Her şeyi dört dörtlük olan bu Şah&apos;ın tek eksiği, bir çocuğu olmamasıydı. Ne yapıp ettiyse de bir çocuk sahibi olamamıştı. Bunun üzüntüsü her geçen gün onu yiyip bitiriyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115927</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30b6d220-df48-4c98-989f-a2742a2c96c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Yusuf ile Züleyha (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Mısır... Medeniyetlere ev sahipliği yapmış şehir. Bir köle pazarı. Dünyanın her yerinden farklı tende, farklı dilde insanlar. Bir çocuk. Güzelliği kıskandıracak kadar güzel bir çocuk. Yusuf. Babasından koparılıp getirilen bir çocuk. Kuyudan çıkartılıp getirilen bir çocuk.
Yusuf. Sesler duyulur etraftan:
- Varda.
- Destur!
- Açılın!
- Açılın! Mısır Azizi, Potifar geliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115928</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba8f2161-0699-4310-ab33-bed79481b4a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kleist (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Evsiz bir göçebe olan Kleist&apos;ın Almanya&apos;da ayağını basmadığı yer kalmamıştı ve gezdiği şehirlerden hiçbirinde ikamet etmedi. Neredeyse hiç durmadan yer değiştiriyordu. Berlin&apos;den Dresden&apos;e gitti, Erzgebirge&apos;ye, Bayreuth&apos;a Chemnitz&apos;e; sonra tekrar Würzburg&apos;a geçti; sonrasında Napolyon seferlerinin tam tersi yönüne Paris&apos;e. Fransa&apos;nın başkentinde bir yıl geçirmeyi planlamıştı ama birkaç hafta sonra İsviçre&apos;ye yola çıktı; bir oraya bir buraya seken bir top gibi Bern&apos;den Thun&apos;a, Basel&apos;e, sonra yine Bern&apos;e gitti ve bir anda kendini Weimar yakınındaki Osmanstedt&apos;te Wieland&apos;ın evinde buldu. Orada kısa bir süre kaldıktan sonra aceleyle Milan&apos;a gitti, İtalyan göllerini ziyaret etti ve tekrardan Paris&apos;in yolunu tuttu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115929</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36f1b758-6316-49b4-923a-0b7dbcb225c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Zehra (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1300 yılında haziran ve temmuz ayları çok güzeldi. Hava alışılmışın dışında. Mart tam ilkbahar hoşluğunda geçmişken nisan ve hatta mayıs aylarında sanki kış yaşanıyordu. İstanbul&apos;da haziran ve hele temmuz, diğer seneler yaz aylarından sayılsa da bu sene sanki bahar mevsimi bu iki aya atlamıştı. Havadaki tazelik ve hoşluk hiçbir mevsimle karşılaştırılmayacak kadar güzeldi. Özellikle bu mevsimde Boğaziçi&apos;nde güzelliğe doymak mümkün değildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115930</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7888452-70b9-49be-acd0-bb248c09d479.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Irene, sevgilisinin evinden çıkıp merdivenlerden aşağı indi. Daha önce de birçok kez olduğu gibi tatsız bir korku çöktü içine. Gözleri titredi, dizleri gevşedi ve düşmemek için sağlam bir şekilde tırabzanlara tutunması gerekti. Bu duyguyu ne kadar da iyi biliyordu! Neredeyse sevgilisini görmeye gelme şansı yaratmak için yaptığı her başarılı girişimin sonunda, sevgilisinin yanından dönerken, bu sebepsiz korku nöbetlerine yenik düşüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115931</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7009b1af-ea50-4cd8-9745-0a2094874112.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>Aydınlık, soğuk bir nisan günüydü ve saat öğlen bire geliyordu. Buz gibi esen rüzgârdan korunmak için çenesini göğsüne kadar indirmiş olan Winston Smith, Zafer Konakları’nın cam kapılarından hızlıca geçmesine rağmen bir toz bulutunun kendisinden önce girmesini engelleyecek çabuklukta değildi. Binanın giriş koridoru haşlanmış kabak ve eskimiş hasır paspas kokuyordu. Koridorun en sonundaki duvara, içerisiyle orantısız büyüklükte bir poster asılmıştı. Posterde aşağı yukarı bir metreden daha geniş, kalın siyah bıyıklı, kırk beş yaşlarında, sağlıklı ve yakışıklı, devasa bir yüz vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115932</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81adbb31-eab2-4bd0-a9a6-f71aaf1f4aa5.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Dumrul</image:title>
            <image:caption>Bir zamanlar Oğuz kavmi içinde “Deli Dumrul” namında bir kahraman varmış. Çocukken dokuz vahşi boğayı öldürüp ve daha nice büyük işler yaptığından ona deli derlermiş.
Bu Deli Dumrul şimdi de kurumuş çayın üzerine köprü yapmış ve tüm kervanları ve yayaları bu köprüden geçmeye zorlamıştı. Her geçenden otuz akçe alıyor ve vazgeçip başka bir yoldan geçmek isteyeni ise bir güzel dövüyor, kırk akçesini alıp öyle geçiriyordu.
Deli Dumrul’un niçin böyle yaptığını hiç sormuyorsunuz?
O kendi kendine şöyle diyordu: “Şöyle güçlü bir pehlivan çıkıp, emrime karşı gelse de benimle savaşsa. Ben de onu alıp yere çalsam da namım tüm dünyaya yayılsa!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115933</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53ab3718-a174-437d-84db-2e105157bfdb.jpg</image:loc>
            <image:title>İtalyancada Düzensiz Fiiller ve Kullanım Şekilleri</image:title>
            <image:caption>Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Rumence ve Katalanca ile birlikte Roman dilleri arasında yer alan İtalyanca; İtalya dışında Vatikan, San Marino, İsviçre (Ticino Kantonu), Hırvatistan (Hırvat İstria Bölgesi) ve Slovenya’da (Sloven İstria Bölgesi) resmi dil olarak konuşulmaktadır.
İtalyanca konuşan nüfus çok fazla olmamakla birlikte moda, mimarlık ve sanat tarihi ile profesyonel anlamda ilgilenenler için bilinmesi gereken bir dildir. Çoğunlukla yazıldığı gibi okunan bir dil olan İtalyanca’nın biz Türkler açısından öğrenilmesini zor kılan kısmı, düzensiz fiillerden kaynaklanan, gramerindeki karmaşıklıktır. Ülkemizde İtalyanca düzensiz fiillerine ilişkin detaylı bir eserin bulunmayışı, hangi fiillerin düzensiz olduğunun bilinemeyişi durumu daha da karmaşık hâle getirmektedir.
Düzensiz fiillerin çekimleri 8 zaman kipinde görülmekte olup, en çok kullanılan fiillerin de düzensiz fiiller olduğu düşünüldüğünde bu fiillere hâkim olmadan İtalyancaya hâkim olunamayacağı apaçık ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde İtalyanca düzensiz fiiller üzerine yazılan ilk ve tek kaynak olan bu eserde, alfabetik sıraya göre ilerleyen düzensiz fiillerin 8 zaman kipindeki çekimlerinin yanında, benzer çekimli türev fiiller ve örnek cümleler de ayrıca belirtilmiştir. Örnek cümleler aracılığıyla söz konusu düzensiz fiillerin cümle içinde birlikte yer aldığı bağlaç ve edatlar da gösterilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115934</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70e62644-9ab6-4a57-aa08-18e1cabc2ac2.jpg</image:loc>
            <image:title>Fatih Sultan Mehmet</image:title>
            <image:caption>YENİ ÇAĞIN GÜNEŞİ Umudun Sultanı… İmkânsızın Fatihi… 
  Küçücük yaşında tuttuğu defterde bile fetih planları vardı Mehmet’in. 8-9 yaşındayken çizdiği haritalar, hayal ürünü ilginç silahlar ve bazı savaş tasvirleri, daha o yaşta neler düşündüğünü gösteriyordu. Defterin ilk sayfasına Fetih suresinin ilk ayetini yazmış, onun altına da meşhur hadisi eklemişti; “Konstantiniyye bir gün mutlaka fetholunacaktır…” 
  “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik.” diye haykırmıştı her seferinde. “Ya ben bu şehri alırım ya da bu şehir beni.” diyerek son sözünü söylemişti dehşetli harp meydanında. 
  “Fatih” diyeceklerdi artık ona. İmkânsızın fatihi… Kıyamete kadar böyle anılacaktı şanlı ismi. Herkes onu “Müjdelenen Yiğit” diye yâd edecekti asırlar boyu. Peygamber övgüsü almış Türk yiğidi ve askerleri… 
  Ne güzel kumandan ve ne güzel askerler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115935</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/56c16b30-7f18-42d0-8daf-a5c0847ab734.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Güzel Kelimelerim Kitabım</image:title>
            <image:caption>Zeynep de tıpkı senin gibi konuşmayı çoook seviyor. Evde büyükleriyle, sokakta arkadaşlarıyla ve parktaki hayvanlarla konuştukça konuşuyor.
Amaaaaa….
Konuşurken hep güzel kelimeler kullanıyor.
Özellikle de bazı “özel” güzel kelimeleri...
Merve Gülcemal’in sıcacık kaleminden çıkarak senin için bir araya gelen bu kelimelerin neler olduğunu merak ediyor musun? O hâlde bu hikâye kitabının kapağını usulca aç ve muhteşem kelimelerin kalbine girmesine izin ver.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115936</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d80efb8-77d8-4168-9ba9-27b12b02cda4.jpg</image:loc>
            <image:title>Güzel Kelimelerimi Seviyorum</image:title>
            <image:caption>“Biliyor musun?
Arkadaşlarım bana ‘Güzel Kelimeler Başkanı’ derler.
Neden mi? Kötü sözleri hiç sevmem de ondan...
Güzel kelimelereyse bayılırım. Özellikle de bazılarına...”
Peki sen de hikâyemizin kahramanı gibi bu güzel kelimeleri öğrenip arkadaşlarına öğretmek ister misin?
Merve Gülcemal’in sıcacık kaleminden çıkarak senin için bir araya gelen bu kelimelerle bambaşka bir maceraya adım atacaksın. Şimdi güzel kelimelerden oluşan hikâye kitabının kapağını usulca aç ve muhteşem kelimelerle maceraya başla!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115937</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b53267d1-4ccd-4595-91db-8f04c02e47c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ertuğrul Gazi</image:title>
            <image:caption>OSMANLI’NIN ATASI 
Dirilişin yol göstericisi Ertuğrul Gazi. 
Kayı Boyu’nu Söğüt’e yerleştiren büyük kumandan. Kayı boyu, küllerinden doğdu Ertuğrul Bey’in izinde. Tüm ömrümü Kayı için feda etti. Kâh er meydanına koştu delice, kâh bey oldu. 
Sadece savaşarak değil diplomasi taktikleriyle de devlet kurulacağını öğretti oğlu Osman’a. 
Vefatından önce Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu oğlu Osman’a vasiyet etti: 
“Beylik, ateşten bir gömlektir oğul! 
Bey olursan sakın ola ki Hak yolundan, 
doğruluk yolundan ayrılma...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115938</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69c81107-b288-41bf-b0e4-631dbe1fb3c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Emir Timur</image:title>
            <image:caption>NİZAM GÜNEŞİ CİHANGİR 
Barlas Aşireti denilen o küçücük obayı, 
sınırları Hindistan’dan Anadolu’ya, 
Kafkasya’dan Şam’a kadar uzanan devasa bir imparatorluğa çeviren büyük kumandan Emir Timur. 
35 yıllık saltanatı boyunca nice savaşa at sürdü ve Hak Tealâ’nın izniyle neredeyse hiç yenilgi görmedi. 
Sultan Beyazıt’ı savaş meydanında yenen komutan Emir Timur. 
“Cihangir” dediler ardından. 
Fethettiği yerleri imar ederken ilim adamlarını da baş tacı kıldı. 
Nizam-ı âlem uğruna Çin üzerine at süren 
Emir Timur’un ardından nice eserler de kaleme alındı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115939</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc77c83b-6d5a-45d6-ae70-7ecd37dfdcf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Keşke Horoz Olsam</image:title>
            <image:caption>Kocaman bir gülümseme ve iyilik dolu bir kalp herkesi güzelleştirir.   Küçük kedi Miya, beyaz ve gri tüylerini pek sevmiyordu. Her sabah gür sesiyle öten Horoz Bey’i izliyor, onun renkli tüylerine ve dimdik yürüyüşüne hayran kalıyordu. Bir gün Horoz Bey’in kuyruğundan bir tüy düştü ve Miya, o tüyü buldu. Aklına şahane bir fikir gelmişti!
 
• Farklılıklar        • Aile sevgisi
• Kendine güven        • İyilik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115940</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b428b6ea-1495-444b-82f0-0ff61a1de777.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kaşif İstanbul&apos;un Fethinde</image:title>
            <image:caption>Bahadır, İstanbul&apos;un fetih şenliklerine katılacağı için çok mutludur. Babasının diktirdiği yeniçeri elbisesi ile fetih etkinliklerinde o da sahnede rol alacaktır. Şenliğin olacağı gün babasıyla tören yerine gitmek için evlerinden ayrıldıktan bir süre sonra Bahadır tek başına yola devam etmek durumunda kalır. Babası onu metroya bindirir. Fakat metroda çok tuhaf, gizemli hadiselerle karşılaşır. Tren yavaş yavaş boşalmaya başlar. Kahramanımız az sonra vagonda tek başına kalacaktır. Önce trenin ışıkları söner ve uzunca bir süre karanlıkta yol alır. Durduğu duraksa diğer istasyonlara hiç benzememektedir. Buranın esrarengiz bir havası vardır. Etrafta yardım alabileceği hiç kimse de yoktur. Derin bir kuyuyu andıran duraktan çıktığında onu bir sürpriz beklemektedir. Kahramanımız acaba tekrar evine dönebilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115941</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0168d932-b832-4fae-acfa-6eb8b4773eb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Uzaylı Mörfi</image:title>
            <image:caption>Ben, Elvis Riboldinin en ilginç macerası bu kitabın sayfalarında.
Bir uzay gemisi, kocaman evrende olabilecek en ilginç yere düşer: Elvis Riboldinin evinin bahçesine! Bu da yetmezmiş gibi Elvis ve Boris, uzay gemisinden çıkan kayıp uzaylıya Mörfi adını vererek arkadaş olurlar.
Elvis ve Boris, tüm İkarya sakinleri ile birlikte Mörfinin gezegenine geri dönmesine yardım etmeliler. Ama söz konusu Elvis olunca hiçbir şey bu kadar kolay olmuyor! Acaba referandum kelimesini de biliyor mu? Bilmiyorsa o zaman şimdi öğrenme zamanı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115942</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/194d9132-f6f3-43af-b564-4fca26c872ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Zaman Makinesi</image:title>
            <image:caption>Elvis, zamanda yolculuğa çıkıyor. Üstelik yanında bilgisayar oyunları ve internet olmadan. Hatta yanında cep telefonu bile yok!
Tavan arasında bulduğu bir mektup Elvisi Borisin zaman makinesi sayesinde 1977 yılına doğru bir zaman yolculuğuna çıkartır. Annesi ve babasının nasıl tanıştığını öğrenmeye çalışırken Profesör Pinkertonun akıl almaz şekilde benzediği babasından kaçmaları ve yaşadıkları yıldakine hiç benzemeyen teknolojiyle başa çıkmaya uğraşmaları arasında macera üstüne macera yaşatıyorlar. Acaba tablet, cep telefonu, CD hatta internetin bile olmadığı 70li yıllarda hayat nasıldı? En önemlisi geçmişi değiştirmeden annesi ve babasını bir araya getirebilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115943</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26f467fc-2532-46f0-aba5-e1f2939debc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilgisayar Oyununda 24 Saat</image:title>
            <image:caption>Terence, günün büyük kısmını çevrimiçi oyunlarda geçiriyordu. Tam oyunu bitirmeye yaklaşmışken hiç hesaba katmadığı bir şey gerçekleşti. Artık oyunu ekranın diğer tarafında tamamlamak zorundaydı. Üstelik bilgisayar oyunlarından anlamayan kız kardeşi ve ailesi ile birlikte!
Skorlar, şifreler ve mücadeleler arasında büyükler, oyun dünyasını öğrenmeye çalışırken küçük ‘gamerlar da gerçek hayatta neleri kaçırdıklarını fark ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115944</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d349716b-2588-42ef-9a8e-3e9e9bbadabf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ekranlar Olmadan 10 Gün</image:title>
            <image:caption>Tek bir ekran bile olmadan on gün! Öğretmen ve öğrenciler arasında yeni bir iddia: Televizyon yok, tablet yok, bilgisayar yok, cep telefonu yok, oyun konsolu yok, hatta psp bile yok… Peki bu iddiayı kim kazanacak? Ekransız on gün geçirebileceğini kabul edenler mi, yoksa etmeyenler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115945</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/857b4e56-5ef4-41db-b463-77bdada131d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kaşif Göbekli Tepe&apos;de</image:title>
            <image:caption>Bahadır, yaz tatilini geçirmek için ailesiyle beraber Urfaya gider. Gezdiği, dolaştığı tarihi mekânları kameraya alan Bahadır, tesadüfen çektiği bir kaydın, tüm dünya tarihini değiştirecek kayıp bir medeniyetin şifresi olduğunun farkında bile değildir. Çektiği videoları bilgisayarına aktarırken taş bir heykel dikkatini çeker. Önemli olacağını düşünerek müzeye teslim eder. Fakat ne yazık ki o kayıtlar müzeden çalınır. Müzeden çalınan bu kayıtlar tesadüfen bir arkeoloğun eline geçer. O heykelin nerede olduğu çok önemlidir. Arkeolog videoyu çekene ulaşmak için polisten de yardım isterken Bahadırın peşine uluslararası tarihi kaçakçılık çetesi de düşecektir. Bu kovalamanın, dünya tarihine yeni bir sayfa açacağından, kayıp bir medeniyetin bulunmasına sebep olacağından hiç kimsenin haberi yoktur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115946</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2737159-e011-457f-b740-f2a62b493269.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kaşif Süleymaniye&apos;de</image:title>
            <image:caption>Bahadır okumaya meraklı bir çocuktur. Sahaftan aldığı bir kitap onun tüm dünyasını değiştirecektir. Aldığı kitabı incelerken içine gizlenmiş bazı kâğıtlar bulur. Bulduğu o kâğıtların eski yazıyla yazıldığını görür. Kağıtlarda şekiller, çizimler ve krokiler vardır. Araştırdıkça, İstanbul için dile getirilen bazı söylentilerin efsane değil gerçek olduğunu anlar. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman zamanında Süleymaniye Camisinin inşası sırasında caminin duvarlarında kullanılmak üzere kıymetli bir taş gönderilmiştir. Bu taş büyük bir sırrı da içinde saklamaktadır. İstanbula, Süleymaniye Cami için gönderilen bu taş, kaybolmuş ve nerede olduğu da bilinmemektedir. Bahadır ve arkadaşları bu sırrı çözmek, kayıp taşın izini sürmek için Süleymaniye Camisinin temellerine girecekler ve dehlizlerin içinde kaybolacaklardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115947</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1789e04e-9f41-402b-942a-a0c1ed5090b5.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Canavarı</image:title>
            <image:caption>Geleceğin Eğitimcileri Ödülleri 2019
“Yılın Okul Öncesi Çocuk Kitabı Yazarı“
 
Çocuklar için ekran kontrolü hakkında bir öykü…
 
Merhaba, benim adım Mert.
Seni sihirli parmaklarımla tanıştırmak için buradayım.
Biliyor musun, sadece benim değil senin de sihirli parmakların var ve onları zaman zaman dinlendirmen gerekiyor.
Neden mi?
Nedenini öğrenmek istersen hemen sayfaları çevirebilirsin.
Haydi, seni bekliyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115948</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/503182dc-04e9-435c-8a44-21d48acc2285.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Kaşifler - 1 Okyanustaki Gizem</image:title>
            <image:caption>“Neler oluyor?” diye mırıldandı Lisbeth, boğazı düğümlenmişti.
“Hiçbir şey bilmiyorum” diye cevap verdi Matt. O da ablası gibi donakalmıştı.
Kıyıya yaklaştılar. Lisbeth suyun üzerindeki kahverengi baloncukları görünce farkında olmadan kendini geri çekti. Suyun rengi sadece çamur gibi değildi, üstelik köpürüyordu da!
Okyanustaki Gizem’de Matt ve Lisbeth, alışılmadık bir renge bürünen ve kokusu oldukça kötüleşen okyanustaki gizemi çözmeye çalışıyorlar. Okyanusu bu hale getiren ne olabilir? Korkunç bir canavar mı, yoksa bir doğa olayı mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115949</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2acc628a-0007-42aa-bd5f-d69e0d27f68a.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Kaşifler - 3 Gökyüzündeki Esrarengiz Işık</image:title>
            <image:caption>İşte! Orada!”
“Orası neresi?” Lisbeth sinirlenmişti.
“Tam orada. Dikkatli bak.”
Lisbeth kardeşinin gösterdiği yöne bakmak için eğildi.
“Gördüm.” Hayal kırıklığına uğradığı belli oluyordu.
“Çok küçükmüş! Sıradan bir yıldız olmadığına emin misin?”
“Tabii ki eminim” diye cevapladı Matt. “Biraz daha izle, sen de göreceksin.”
 
Gökyüzündeki Esrarengiz Işık’ta Matt ve Lisbeth, yıldızların arasında tuhaf bir ışık görüyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bahçelerinde
gizemli taşlar buluyorlar. Taşların ve ışığın birbiriyle bağlantısı var
mı? Nereden ve nasıl geldiler? Matt ve Lisbeth bu gizemi çözebilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115950</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7c08b24-7e33-4ee8-9ede-6dd2d6c0050d.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Kaşifler - 2 Taştaki Ayak İzleri</image:title>
            <image:caption>Orman gittikçe derinleşiyor, ölü ağaç dalları yolu tıkıyordu. Matt dalların üzerinden geçerek ilerledi. Artık nereye gittiğini bilmeden yürüyordu. Birden durdu ve başını yukarı kaldırdı. Diğerleri nerede olabilirdi? Ağaçların ötesine bakmak, bu sorusuna cevap veremiyordu. Yeniden yere baktı ve şaşkınlıkla gözlerini kırptı. Tam önünde, derinlere kazınmış ayak izleri duruyordu.
Taştaki Ayak İzleri’nde Matt ve Lisbeth, ailece daha önce hiç gitmedikleri bir yere, evlerinden kilometrelerce uzaklara giderler. Gezileri sakin başlasa da Matt’in ormanın derinliklerinde bulduğu ayak iziyle iki kardeşin tatili adeta bir maceraya dönüşür. Taştaki ayak izleri neye ait olabilir? Korkunç bir canavara mı, nesli tükenen bir hayvana mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115951</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79c9159a-4c34-49d5-9784-4ff20b29b321.jpg</image:loc>
            <image:title>İnternetsiz 15 Gün</image:title>
            <image:caption>İnternet olmadan bir tatil mi? Bilgisayar, oyun konsolu, cep telefonu da mı yok! Sosyal medya mesajlarını kontrol etmeden bir saat bile geçiremeyen Emilie, çevrimiçi oyunlardan uzak kalamayan Ambroise için sanal yaşamdan uzak bir tatil, adeta kabus demekti. Tweet atmayı, like’lamayı, bir şeyler post etmeyi, snap chat’i bırakmak onlar için en gerekli şeyleri atmak ile aynıydı. Peki internet olmadan 15 gün dayanabilecekler mi? Acaba düşündükleri kadar korkunç bir tatil mi onları bekliyor yoksa bizim bile tahmin edemediğimiz şekilde eğlenceli mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115952</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/acd6e6f6-24e3-4090-9a30-7e2546f7e762.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Çin Restoranı</image:title>
            <image:caption>Elvis’in arkadaşı olmak, sıradan bir günün olağanüstü bitmesini kabul etmek demektir. Elvis’e kalsa yeni açılan Çin restoranında yenilen bir akşam yemeğinin tahmin edilemeyecek olaylar yaşatabileceğini kim bilebilirdi! Bu tahmin edilemeyecek olaylar arasında bir dedektiflik macerası, bir ailenin sıradışı hayat hikâyesi ve elbette arkadaşlığın önemini vurgulayan yüksek dozda mizah var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115953</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e562fdde-5e23-47e1-b53d-fc8b46f83741.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Sen, Emma Foster: Müzikal</image:title>
            <image:caption>Elvis ve arkadaşları bu maceralarında talihsiz bir olay yüzünden kapatılan okullarını kurtarmaya çalışıyorlar. Evet yanlış okumadınız, okulları kapandı. Elbette onlar da eğitimsiz bir hayatın kabul edilemez olduğuna inanıyorlardı. Ve okullarının yeniden açılması için bir araya gelerek hayatta görebileceğiniz en orijinal fikri buldular: bir müzikal hazırlayarak elde edilen geliri okula bağışlamak. Oyuncuların kim olduğunu ya da müzikalin konusunu merak ediyorsanız sizi Ben, Elvis Riboldi ve Sen, Emma Foster: Müzikal kitabının renkli sayfalarına davet ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115954</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac446ebb-2c11-4ffe-b11c-f16e19b19bee.jpg</image:loc>
            <image:title>Barbaros Hayrettin Paşa</image:title>
            <image:caption>DENİZLERİN FATİHİ 
Barbaros Hayrettin Paşa… 
Nâm-ı diğer Kızıl Sakal Hızır Reis… 
Denizlerin fatihi Barbaros, mavilikler üzerine bıraktığı izlerle asırlar ötesine mührünü vurmuştu. 
İmkânsız sanılan nice savaşlardan galibiyetle dönen Barbaros, nice Türk bahadırına ilham vermeye devam ediyor. 
Zira Barbaros’un gözü karaydı. Her savaşta korkusuzca haykırırdı: 
“Gün bugündür leventlerim. 
Unutmayın! 
Destanlar sadece karada yazılmaz. 
Bazı destanlar vardır ki; su üzerine yazılsalar da kıyamete kadar unutulmaz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115955</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28b0904c-dacb-4231-982b-2127c669c88b.jpg</image:loc>
            <image:title>Alparslan</image:title>
            <image:caption>ALP SULTAN, ALPARSLAN… 
Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun şanlı imparatoru. 
Türklere anayurdun, Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt’in komutanı o. 
Malazgirt’te sadece bir savaş kazanmadı. Tarihe geçen dönüm noktasıydı onun uyguladığı Turan taktiği. 
Anadolu’nun kapılarını açtıktan bir yıl sonra Karahanlı topraklarını kuşatmışken savaş meydanında bir hain tarafından hançerlenmişti. Çok değil dört gün sonra ise herkesle helalleşerek ayrıldı dünyadan. Şehit düştü Amuderya Nehri üzerindeki kalede. 
Ardından nice sultanlar onun savaş zekâsıyla büyük zaferlere imza attı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115957</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51168d4c-7ed7-4089-933a-4360cd8f1e23.jpg</image:loc>
            <image:title>The Public Library Services in Turkey And Bulgaria in The Transition Process To Information Society</image:title>
            <image:caption>Bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte dünyamız sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarda çok hızlı ve büyük bir değişimin içerisine girmiştir. Bu değişim ve dönüşüm süreci bütün toplumsal yapı ve kurumları etkilemektedir. Yaşanan değişim dalgasından etkilenen kurumlardan birisi de halk kütüphaneleridir. Halk kütüphaneleri her kesiminden insana hiçbir ayrım gözetmeksizin kültür, eğitim ve bilgi hizmeti sunan toplumsal kuruluşlardır. Toplumsal kuruluşlar hem içinde bulunduğu toplumda yaşanan değişimden etkilenen hem de bu değişimi etkileyen kurumlardır. Halk kütüphaneleri de bilgi toplumunda yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinden hem etkilenmişler hem de bu değişim ve dönüşüm sürecini etkilemişlerdir. Bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte halk kütüphanelerinin temel hizmetleri olan kullanıcı hizmetleri, teknik hizmetler ve yönetsel hizmetlerde köklü değişimler yaşanmıştır. Aynı süreçte halk kütüphaneleri temel unsurları olan derme, kullanıcı, personel, bina ve bütçelerini de yeni bir bakış açısıyla, bilgi toplumunun ve bilgi teknolojilerinin getirdiği yenilikler doğrultusunda yeniden tanımlanmak, yapılandırmak zorunda kalmışlardır.
Bu çalışmada bilgi toplumuna geçiş sürecini yaşayan iki ülke olan Türkiye ve Bulgaristan&apos;daki halk kütüphaneleri, bilgi toplumu ekseninde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı, Türkiye ve Bulgaristan&apos;daki halk kütüphanelerinin mevcut durumlarını –bilgi toplumu ekseninde- tespit etmek, her iki ülkedeki kütüphane yöneticilerinin ve kütüphanecilerin bu konudaki görüşlerini belirlemek ve elde edilecek veriler ışığında Türkiye ve Bulgaristan&apos;daki halk kütüphanelerine yönelik yönlendirici öneriler sunmaktır. Bu kapsamda çalışmada her iki ülkedeki halk kütüphanelerinin bilgi toplumuna geçiş sürecinde temel unsur ve hizmetlerinde yaşanan değişim ve dönüşüm karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Çalışma da ayrıca bilgi toplumu olgusuyla birlikte genelde kütüphanelerin özelde ise halk kütüphanelerinin gündemine gelen yaşam boyu öğrenme, bilgi okuryazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojileri, otomasyon programları, dijitalizasyon vb. olgu ve kavramların iki ülkedeki halk kütüphanelerindeki iş süreçlerindeki etkilerinin belirlenmesi de amaçlanmaktadır. Çalışmanın bir diğer önemli amacı da; Türkiye&apos;deki ve Bulgaristan&apos;daki Halk kütüphanelerinde görev yapan yönetici ve kütüphanecilerin Bilgi toplumu olgusu hakkındaki ve bilgi toplumunun halk kütüphaneleri üzerindeki etkileri hakkındaki görüşlerini belirlemektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115958</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af15d2b5-a183-4630-97cb-ce3695a0eb37.jpg</image:loc>
            <image:title>Teoride ve Pratikte İşsizlik</image:title>
            <image:caption>Teknolojik gelişme gün geçtikçe hızlanıyor, ekonomik faaliyetlerde makineleşme kullanımı artıyor, ülkeler arasında ticari ilişkilerde etkileşim geliştikçe olumsuz ekonomik sonuçların boyutu büyüyor, ekonomik krizler bir öncekine göre daha derin ve kapsamlı bir etkiye sahip oluyor. Tecrübe edilen bu ve benzeri ekonomik gelişmelerin doğurduğu belki de en önemli sosyo-ekonomik problem olarak yüksek işsizlik karşımıza çıkıyor. Bugün, gerek bireysel gerekse toplumsal olarak yalnızca gelişmekle olan ülkelerin değil aynı zamanda gelişmiş ülkelerin de ortak sorunu yüksek işsizlik.
Özellikle son yıllarda üzerinde durulan konunun iktisadi açıdan ele alındığı çalışmalardan biri olan bu kitapta;
• İşsizlik türleri nelerdir?
• İşsizliğin oluşumunda hangi ekonomik ve sosyal dinamikler önemli katkıda bulunmaktadır?
• iktisadi görüşlerin işsizliğe bakışı nasıldır?
• İşgücü piyasasındaki düzenlemelerin işsizlik üzerinde etkileri nelerdir?
• Ekonomik dönüşümün başladığı 1980 döneminden beri Türkiye&apos;de işgücü piyasası ve işsizlik nasıl bir gelişme göstermiştir?
• Bu dönemde ortaya çıkan işsizliğin temel dinamikleri ve işsizlik üzerindeki etkileri ne yönde ve ölçüdedir?, sorularına cevap niteliği taşıyacak teorik ve Türkiye ölçeğinde elde edilen ampirik bilgiler okuyucularla paylaşılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115959</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5da3ef3b-bf18-42b8-921c-f05a4a2ebc4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih Öncesi ve İlk Çağ Mimarlığı</image:title>
            <image:caption>Mimarlık sanatının ilk dönemlerini herkes için anlaşılır bir şekilde okuyucuya sunan bu kitap, mimarlar ve mimarlık adayları için olduğu kadar, sanat tarihçi, arkeolog ve rehberlerin ören yerlerini tanıtırken de yararlanabilecekleri bir başvuru kitabı niteliğinde olması nedeniyle önemli bir boşluğu dolduracaktır.
Kitabın sonunda yer alan değerlendirme bölümünde ise İlk Çağ uygarlık, mimarlık, sanat ve inançları gibi birtakım konular alışılmışın dışında bir yaklaşımla ele alınmış, İlk Çağla ilgili bugüne kadar yapılmış olan değerlendirmelerin oldukça dışına çıkılmıştır. Roman akıcılığında yazılmış olan bu kitapta özellikle Türk okuyucu açısından önemli sayılabilecek bilgiler bulunmaktadır. İlk Çağ uygarlık, mimarlık ve sanatı ile ilgili soru ve sorunlar farklı bir bakış açısıyla göz önüne serilmiş, bu dönem konuları ile ilgili araştırma yapmak isteyen bilim insanlarına aynı zamanda geniş araştırma alanları sunulmuştur. “Tarih Öncesi ve İlk Çağ Mimarlığı” tarih gelecektir düşüncesiyle hazırlanmış, her Türk okuyucu ve araştırmacısının okuması gereken bir eserdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115960</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/500b0c79-66d8-4f39-839e-bcec51e745e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği</image:title>
            <image:caption>Bu kitabın amacı, Ziraat Fakültelerinde “Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği” dersini alan lisans öğrencilerine temel bilgiler vermektedir. Bununla birlikte; kitapta tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, çiftçiler, kısaca ekonomi biliminin temel ilke ve kavramlarını kullanarak tarımsal problemlere çözüm arayanlara yararlı olabilecek bilgiler de bulunmaktadır.
Kitapta yer verilen bilgilerin öğrencilere ve konuya ilgi duyanlara ışık tutacak nitelikte ve uygulamalı olmasına dikkat edilmiştir. Konuları daha iyi anlayabilmek ve kitaptan daha iyi yararlanabilmek için ekonominin temel ilke ve kavramlarını bilmek gerekir. Bu nedenle öğrencilerin bu derste önce “Ekonomi” dersini almaları iyi olur.
Kitapta işlenen başlıca konular; Tarım Ekonomisinin tanımı, kısa tarihi, tarımsal ekonomik problemlere yaklaşım yöntemleri, tarımsal üretim sektörünün özellikleri, tarımın Türkiye ekonomisine katkısı, tarımsal üretim ekonomisi, doğal kaynaklar ekonomisi ve değer biçme, tarım ve uluslar arası tarım politikası, tarımsal üretim faktörleri, tarımsal finansman ve sermaye, tarımsal işletme yönetimi ve analizi, tarımsal pazarlama ve tarımsal kooperatifçiliktir. Bu kitap 13 bölümden oluşmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115961</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5570e6a4-453b-44ac-91f3-aece5eb05efe.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortaçağ Tarihi</image:title>
            <image:caption>Toplumları canlı tutan unsurların başında geçmiş ile olan bağları gelir. Bunun için de tarihi süreç içerisinde her toplum nereden geldiğini sürekli sorgulamıştır. Bu sorgulamanın bir sonucu tarih ilmi her zaman ön planda olmuştur. Bu nedenle ele almış olduğumuz bu eser de zaman ve mekân sınırları içerisinde tarihin bir döneminin izlerini bulacaksınız. Okuyucu bu eseri incelediği zaman tarihin bu dönemi hakkında detaylı bilgi sahibi olacaktır.
Aydınlanma felsefesi ile birlikte dünya üzerindeki birçok maddi ve manevi olaylar üzerinde etkili olmaya başlayan Avrupa Medeniyeti, Tarihin tasnifi hususunda da baskın bir rol oynamıştır. Bunun için de tarihin tasnifinde Avrupa&apos;nın çok açık bir tesiri ortaya çıkar. Kaleme aldığımız ve tüm yönleri ile ortaya koymaya çalıştığımız Orta Çağ aslında İslam Kültür ve Medeniyeti ile Türk-islam Kültür ve Medeniyeti açısından tam anlamı ile aydınlık bir dönemi ifade eder. Eğer Orta Çağ, Avrupa Tarihinin geleneksel ve şematik olarak üç bölüme ayrılmasından hareketle ortada kalan çağa verilen isim ise diyecek bir sözümüz yok. Fakat kendi karanlık çağlarını örtmek adına Türk İslam Kültür ve Uygarlığını da kendi çuvallarının içine doldurmak için böyle bir tasnif yapmışlar ise burada yeniden çağları değerlendirmemizde büyük fayda vardır. Bunun için biz de eserimizi iki kısım halinde oluşturarak böyle bir yanlışlığın önüne geçmeye çalıştık.
Orta Çağ Avrupa&apos;nın Rönesans, Reform ve Aydınlanma öncesi karanlıklar içerisinde boğuştuğu dönemi ifade etmektedir. Eser içerisinde kaleme aldığımız Emevi, Abbasi, Memlûk, Selçuklu Medeniyetlerini Avrupa merkezli tasnif edilen Orta Çağ kavramı içerisinde değerlendirmek bu medeniyeti ortaya koyanlara haksızlık olur. Aynı şekilde Roma ve Bizans Medeniyetlerinin belli dönemlerini de Orta Çağ karanlığı içerisine sıkıştıramayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115963</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e9cdcfd-435c-40fa-9315-30deac9ab463.jpg</image:loc>
            <image:title>AB Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemi</image:title>
            <image:caption>Dünya kaynaklarının artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamada yeterlilik düzeyinin azalması, bireylerin, işletmelerin ve ülkelerin tüm sektörlerde kaynakları daha etkin kullanmalarını zorunlu kılmaktadır. Diğer taraftan dünya genelinde tartışılan liberalleşme politikaları, işletmeleri küresel rekabetle karşı karşıya getirmektedir. İşletmelerin rekabet stratejilerinde 1980&apos;li yıllara kadar ucuz işçilik ve hammadde tedariği öncelikli iken, 1980&apos;li yıllardan sonra Ar-Ge&apos;ye dayalı rekabet stratejileri önem kazanmıştır. Nitekim çağımızın bilgi çağı olarak adlandırılmasının temelinde de bu yaklaşım yatmaktadır. Ar-Ge&apos;nin temelinde ise doğru verilere dayalı karar alma süreçleri yer almaktadır.
Doğru verilere dayalı karar alma modelleri ile işletmecilik kararlarının alınmasının kaynak kullanımında sağladığı etkinlik, bugün gelişmiş ülkelerde gerek işletme düzeyinde ve gerekse ülke düzeyinde veri sağlayacak kurumsal yapıların oluşturulmasını beraberinde getirmiştir. Bunun en önemli örneklerinden birisi AB “Çiftlik Muhasebe Veri Ağı” (ÇMVA)”sistemidir.
AB ortak tarım politikası kapsamında, tarım sektörüne tahsis edilen kaynakların amaçlar doğrultusunda etkin kullanımını sağlamak, uygulanan politikaların sonuçlarını değerlendirmek ve ileriye dönük politikaları belirlemek amacıyla, üye ülkelerde standart şekilde uygulanan muhasebe kayıtları ile elde edilen verilere olan gereksinim, 1965 yılında bu muhasebe sisteminin oluşturulmasını gündeme getirmiştir. 2009 yılından itibaren ülkemizde de pilot uygulamaları başlatılan bu muhasebe sistemi, bugün 54 ilde uygulanmaktadır. Diğer taraftan söz konusu muhasebe sistemi, ülkemizde üniversitelerde ders olarak okutulmaya da başlanmış bulunmaktadır. Ayrıca, ÇMVA muhasebe sistemine göre tarım işletmelerinden kayıt toplama ve veri analizi, yeni bir istihdam alanı olarak da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Fakat, farklı kayıt ve veri analiz yöntemine sahip olan bu muhasebe sistemi ile ilgili olarak, yeterli bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kitabın, başta araştırmacılar olmak üzere, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilgili personeline, öğrencilere, muhasebecilere ve çiftçilere faydalı olacağı kanaatindeyim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115964</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/902abf6c-b992-43d4-aef4-47edad1de966.jpg</image:loc>
            <image:title>Temel Tasarım</image:title>
            <image:caption>Ülkemizde sanat alanında öğretim veren fakülte ve yüksek okulların sayısı giderek artmaktadır. Söz konusu bu eğitim kurumlarında temel ders olarak değişik isimler altında temel tasarım bilgilerini vermeye yönelik dersler okutulmaktadır. Bu eğitim kurumlarında dersler uygulamalı olarak verilmekte ve öğrenciye tasarımın temelleri öğretilmeye çalışılmaktadır.
Ancak bu konuda görev yapan öğretim elemanları arkadaşlarımın kaynak sıkıntısı çektikleri de bir gerçektir. Tasarımın temel ilkelerini görselliğe ağırlık vererek, bol örneklerle destekleyerek anlatan yayın konusunda eksiklik bulunduğu da gözlenmektedir. Bu durum bir yandan, bu konuda görev yapan öğretim elemanlarımızın daha verimli olmalarını; diğeryandan ise öğrencilerimizin tasarımın ilkelerini anlayıp uygulamalarını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle öğrencilerimizin tasarımın ilkelerini kolaylıkla anlayıp uygulamalarını sağlamak amacı ile görselliğe ağırlık veren bol görsel örnekler ile konuları açıklayan bir kitabın yazılmasının yararlı olacağı düşüncesinden hareket ile bu kitap kaleme alınmıştır. Böylece üniversitelerimizin ve özellikle meslek yüksek okullarımızın ilgili bölümlerinde değişik isimler ile okutulmakta olan temel tasarım derslerinde yaşanan kaynak sıkıntısının giderilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.
Kitabın yazılış amacına ulaşması en büyük dileğimdir. Elbette kitabın amacına ulaşıp ulaşmadığını siz değerli okuyucuların kitaba olan ilgisi gösterecektir. Siz değerli okuyucuların yapacakları her türlü eleştiri, katkı, değerlendirme, yorum ve görüşler kitabın sonraki baskıları için en iyi yol gösterici ve geliştirici unsur olacak, kitaba değer katacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115965</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dde7f513-3fbb-4843-aa51-a4cc34ee1c9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Lojistik Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri</image:title>
            <image:caption>Bugün satın aldığımız birçok ürünün tasarımı bir ülkede yapılmakta, üretim çoğunlukla işçilik maliyetlerinin düşük olduğu dünyanın başka bir ucunda gerçekleştirilmekte ve üretilen ürünler tüm dünyaya gönderilmektedir. Günümüzde lojistik faaliyetlerin doğru bir şekilde belirlenmesi ve analiz edilmesi, rekabet gücünün temel bileşeni olan maliyet üstünlüğünü (minimum maliyet) sağlamada önemli bir element haline gelmiştir. Minimum maliyetin sağlanmasında kullanılan efektif araçlardan birisi de lojistik bilgi sistem ve teknolojileridir. Lojistik sektöründe yetişmiş insan gücüne olan talep günden güne artarken, lojistik bilgi sistem ve teknolojileri alanında kendilerini yetiştirmek isteyen araştırmacıların başvurabileceği Türkçe kaynak sayısı kısıtlıdır. Bu boşluğu doldurmak adına; lojistik bilgi sistemleri ile farklı karar seviyelerinde kullanılan lojistik bilgi teknolojilerinin yer aldığı bu kitap kaleme alınmıştır. Eksikliği hissedilen bu alana katkı sağlamak amacıyla hazırlanan bu eserin gerek sektörde çalışan profesyonellere gerekse üniversitelerde eğitim gören öğrencilere faydalı olmasını ümit ediyoruz.
&lt;p class=xmsonormal style=text-align: center;&gt;“Düzen ve düzensizlik arasında yatan ince çizginin adı lojistiktir.”-Sun Tzu.-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115966</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e33a18be-40dd-48e4-b0ae-3e7cc5660a0a.jpg</image:loc>
            <image:title>İç Kontrol ve Kurumsal Risk Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Gelişen, değişen ve karmaşıklaşan dünyada faaliyet gösteren her organizasyon için hayati öneme sahip iki kavramdır: Vizyon ve Aksiyon.
Kurumlar, vizyonlarını hayalin ötesine geçirmek istiyorlarsa, hayallerine uygun aksiyonlar planlamalı, doğru hamleleri, doğru zamanda, doğru şekilde yapmalıdırlar. Bununla birlikte planlanmamış ve doğru şekilde organize edilmemiş aksiyonlar daha çok kaynak-sermaye, insan kaynağı, zaman vb.
–karşılığında daha az başarı şansı demektir.
Gerek kamu gerekse özel sektördede faaliyet gösteren tüm kurumların, karar alıcıların ve çalışanların içinde bulunduğu yeni çalışma anlayışı, geleneksel yönetim yaklaşımlarından çok daha fazlasını gerektirmektedir. Başarı artık sadece, iş yapmak, hizmet sunmak, kar elde etmek değildir. Kurumlar için başarı, günümüzde; değer yaratma kapasiteleri, hizmet ve ürün kaliteleri, sürdürebilirlikleri, rekabet güçleri ile ölçülmektedir.
Bununla birlikte, kurumların, yeni nesil başarı kavramları ile mücadele ederken, en önemli güvenceleri; kurumsal varlık ve kaynaklarını korumak, kaynaklarını amaç ve hedefleri doğrultusunda etkin, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanmak, hatta usulsüzlük ve suistimalleri önlemek konusundaki yetkinlikleri olacaktır.
Bu kitapta, kurumsal amaç ve hedeflere ulaşma konusunda kurumlara önemli katkılar sağlayan “İç Kontrol ve Risk Yönetimi” ne ilişkin teorik bilgiler sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115967</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9fb8bed-16d7-406a-8736-f64cba44447e.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Metin Şerhi (14-16.) Yüzyıllar</image:title>
            <image:caption>Eski Türk Edebiyatı Metin Şerhi (14-16. Yüzyıllar) kitabı üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri, Eğitim Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ve Türkçe Bölümlerinde okutulan Eski Türk Edebiyatı, Klasik Türk Edebiyatı, Metin Şerhi dersleri için ders kitabı olarak düşünülmüştür. Ayrıca bu kitap İlahiyat Fakültelerinde okutulan Türk-İslam Edebiyatı ve DiniEdebi Metinler dersleri için de tavsiye edilebilir niteliktedir. Kitabın Klasik Türk Edebiyatı alanında lisansüstü eğitimlerde de kullanılabileceği öngörülmektedir. Yine kitap Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe Öğretmenliği adaylarının girdikleri Alan Bilgisi (ÖABT) sınavına yönelik olarak da öğrencilere önemli katkılar sağlayacaktır. 
14, 15 ve 16. yüzyıllardan seçilmiş 30 şair ve onların şiirlerinin konu edildiği kitaptaki bölümlerde; ele alınan şairin hayatı, şiir şerhleri, ödev metinleri yer alırken QR kod ile okuyucuya şairi ve şiiri daha iyi anlaması için görseller sunulmuştur. Her cildin sonuna da metinlerde geçen motifleri içeren motifler sözlüğü hazırlanmıştır. Metin şerhi çalışmalarının bir örneği olan ve alanda bir boşluğu dolduracağı düşünülen bu kitap, altı yazar tarafından iki yıllık yorucu bir çalışmanın sonunda hazırlanmış; kitaptaki yeni yaklaşım ve tekniklerle öğrencilerin kendilerini pek çok konuda yetiştirmeleri hedeflenmiştir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115968</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03d74ac3-975d-47c8-8819-9a010a44b4e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Baharzade Feride Hanım</image:title>
            <image:caption>Klasik Türk edebiyatının kışa yüz tutmuş hazânında çiçek açmaya çalışan bir fidan gibi Kastamonu yöresinde boy göstermiş bir kadın şair olan Bahârzâde Ferîde Hanım, Türk Yenilik edebiyatının bütün yayın organlarına sirayet ettiği ve Divan şiirinin son demlerini yaşadığı XIX. yüzyılda Divan şiirinin hemen bütün nazım şekillerinde eser vermeye çalışmış bir şairimizdir. Şiirlerinde Divan şiiri geleneğine sadık kalmaya özen gösterirken zaman zaman kadınsı duygularıyla farklı beyitlerin de mimarı olan Ferîde Hanım’ın pâyitahttan oldukça uzak bir diyarda yaşamış olmasına rağmen şöhretinin tâ Mısır Hidivlerinin saraylarına kadar uzanması, orada Cemîle Fâzıla Hanım’la (ö. 1896) birbirlerine yazdıkları manzum mektuplar, onun şairlik kudretinin bir göstergesidir. Yine bestekâr ve şair Leylâ Saz Hanım’la (ö. 1936) kurdukları samimiyetin can suyuna da bu şairânelikleri kaynaklık etmiştir.
 
Bahârzâde Ferîde Hanım’ın iç sesinin dışa vurumu olan şiirlerini daha iyi tanıma ve daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla hazırlanmış olan bu kitap, “Şairin Hayatı”, “Eseri”, “Edebî Kişiliği”, Şiirlerinden Seçmeler”, Motifler ve Terimler Sözlüğü” ile “Kaynakça” bölümlerinden oluşmaktadır. Ondan bize edebî miras olarak kalan Dîvân’ından seçilmiş ve onun edebî yönünü yansıttığı düşünülen 28 gazel, 1 müstezad, 1 müselles, 1 murabba, 1 tahmis, 1 müseddes, 1 nâ-tamâm gazel ve 11 de seçme beytin dil içi çevirisi yapılmış; Motifler ve Terimler Sözlüğü ile Ferîde Hanım’ın şiir estetiğine yön veren motif ve kavramlar okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115969</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c36d3cd1-96af-4ac3-be22-1d5dbba09909.jpg</image:loc>
            <image:title>Fıtnat Hanım</image:title>
            <image:caption>18. yüzyılda yaşayan Zübeyde Fıtnat Hanım, 212 manzume kaleme alarak bunları Divan’ında bir araya getirmiştir. Fıtnat Hanım duygulu söyleyişi, şiirinde yakaladığı şekil mükemmelliği, pürüzsüz ve akıcı diliyle öne çıkmış; bu sayede klasik Türk edebiyatının en maharetli kadın şairlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Fıtnat Hanım’ın hayatı, edebî kişiliği ve şiirlerinin seçkisini içeren bu eserde onun şiir zevki ve kabiliyeti gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Bu maksatla kitapta kendisinin edebî yönünü yansıttığı düşünülen 1 kaside, 2 tarih manzumesi, 33 gazel, 1 kıta, 1 nazm, 1 lugaz, 1 şarkı ve 10 beytin günümüz Türkçesine aktarılmış şekline yer verilmiştir.
 Eserin sonuna Motifler ve Terimler Sözlüğü eklenerek Fıtnat Hanım’ın şiir estetiğini şekillendiren motif ve kavramlara ilişkin okuyucunun fikir sahibi olması amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115970</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99348d6f-da53-49d3-bc0e-21e1b3810d75.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla Hanım</image:title>
            <image:caption>Bu eserde, Türk milletinin geniş bir coğrafya ve uzun bir tarihî süreçte inanç, kültür ve yüksek bir medeniyet tecrübesiyle yoğurarak oluşturduğu klasik Türk edebiyatının güçlü kadın temsilcilerinden 19. yüzyıl şairi Leylâ Hanım tanıtılmaktadır.
 
Elinizdeki bu eseri okuduğunuzda, sıkıntılı ve bir o kadar da heyecanlı hayatı ve yer yer şûhane, bazen merdane, bazen de âşıkane ve ârifane şiirleriyle adını erkekler arasında edebiyat tarihine yazdırmayı başaran mücadeleci bir kadın şair olan Leylâ Hanım’ı tanıyacaksınız.
Leylâ Hanım’ın her çağa hitab edebilen, dönemine göre sade, anlaşılır ve duygu yüklü olan şiirleri hâlâ güzelliğini korumakta ve okuyanlara zevk vermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115971</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1df9a85-9b40-48e4-bea3-424f58da8ed2.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla Saz Hanım</image:title>
            <image:caption>Leylâ Saz Hanım, şair Mustafa Necati Karaer’in mısralarında dile getirdiği gibi bir kanadında “dün”ü Osmanlının son asrını; bir kanadında “yarın”ı genç Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarını idrak etmiş, saray görgüsü ve terbiyesi ile yetişmiş bestekar kadın şairlerimizdendir. Akdeniz Marşı olarak bilinen Yaslı Gittim Şen Geldim marşı ve sanat müziği parçalarından Mani Oluyor Halimi Takrîre Hicâbım  şarkısı en meşhur bestelerindendir. Harem’in İç Yüzü adıyla basılan saray hatıraları, babasının ve eşinin vazifesi dolayısıyla yaptığı seyahatlare dair notları, yaşadığı döneme birinci ağızdan ışık tutar.
 
Şiir ve musikiyle iç içe bir yaşam süren, ömrünün sonuna kadar “saz”sız bir günü geçmeyen Leylâ Saz Hanım özellikle şarkı formunda yazdığı şiirleriyle divan edebiyatımızda kendisi gibi zarif, içli ve samimi dizelere imza atmıştır.
Elinizdeki bu kitapta Leylâ Saz Hanım’ın hayatı ve eserlerine dair bir değerlendirme yapılmış; Solmuş Çiçekler isimli şiir kitabında bulunan şiirlerinden bir seçki günümüz okuyucusu tarafından daha iyi anlaşılsın diye nesre çevirileriyle birlikte sunulmuştur. Keyifle okumanız dileğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115972</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e283b8d-2cd9-4765-ae17-61baee780f94.jpg</image:loc>
            <image:title>Mihri Hatun</image:title>
            <image:caption>Bu eserde, klasik Türk edebiyatının sesini kadınca duyurmayı başaran 15. yüzyılda yetişmiş ilk kadın şairlerimizden Mihrî Hatun tanıtılmaktadır.
 
Elinizdeki bu eseri okuduğunuzda; güzel, kendinden emin, erkeklerden çekinmeyen, onlar arasında rahat hareket edebilen, hoş sohbet, hatta biraz şuh ama bir o kadar da iffetli ve iradeli, Âşık Çelebi’nin “gerçi zendür ammâ ol nâ-merd nice merd-i meydâna çifte-zendür” dediği, Evliya Çelebi’nin ise “aşkla oynayan kadın” olarak tarif ettiği Mihrî Hatun’u tanıyacak; aynı zamanda seven, sevdiğini söylemekten hatta sevdiğinin adını zikretmekten çekinmeyen bir kadın şairin duygu yüklü dünyasında cesurca tavırlarına şahit olacak; genellikle âşıkane, bazen şûhane, yer yer merdane, zaman zaman ârifane şiirleriyle adını edebiyat tarihine yazdırmayı başaran bir kadın şair olarak Mihrî Hatun’u tanıyacaksınız. Böylelikle bir kadın şair olarak erkek kalemiyle neşv ü nemâ bulmuş bir edebiyatın içinde nasıl kalem oynattığını, duygularını nasıl yansıttığını ve erkek şairlere nasıl meydan okuduğunu göreceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115973</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2ebf92e-c0e0-45b1-9dcd-d62ca076d103.jpg</image:loc>
            <image:title>Nakiyye Hanım</image:title>
            <image:caption>Nakiyye Hanım, 19. yüzyılın klasik Türk edebiyatı geleneğini devam ettiren kadın şairlerinden biridir. Tıp ve coğrafya konulu eserler yazan âlimlerden Müneccimbaşı Osman Saib Efendi’nin kızı olan Nakiyye Hanım’ın teyzesi de yüzyılın en önemli kadın şairlerinden olan Şeref Hanım’dır. Aldığı eğitim sonucu Farsça öğretmeni olan şair, eğitimci kimliği ile Lugat-i Fârisiyye adlı bir sözlük ile Divançe olarak addedebileceğimiz şiirlerini topladığı bir mecmua sahibidir. Şairin bu eserinin kendi hattı ile kaleme aldığı nüsha günümüze ulaşmıştır. Bu kitapda Nakiyye Hanım’ın 1 kaside, 27 gazel, 1 müstezad, 1 ninni, 1 tahmis, 2 şarkı ve 5 seçme beytine yer verilmiştir. Şairin şiirlerini genç nesillere tekraren hatırlatmayı amaçlayan çalışmada seçilen manzumelerin şairin edebî şahsiyetini en iyi yansıtacak şiirler olmasına dikkat edilmiş ve bu şiirler günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Kitabın sonuna eklenen “Motifler ve Terimler Sözlüğü” ile şiirde geçen mazmun, ıstılah ve bazı ibarelerin açıklaması yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115974</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5032b15-a548-4244-99f9-ed2dd1ec03e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sırri Hanım</image:title>
            <image:caption>XV. asırdan itibaren klâsik tarzda şiir söyleyen kadınların varlığı dikkat çekmiş ve bu hususta hem yurt içinde hem de yurt dışında muhtelif çalışmalar yapılmıştır. Elinizdeki bu kitap ile XIX. yüzyılın edebiyat muhitlerinde dikkatleri üzerine çekmiş olan Diyarbekirli Sırrî Hanım’ın günümüz okuruna şiirlerinden seçmelerle tanıtılması amaçlanmıştır. Bu gayeyle şairenin hayatı ve şairlik yönü, mutasavvıf kişiliğinin şiirlerine nasıl yansıdığı anlatılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte onun bir hanımefendi ve bir anne olmasının da üslup ve edasının şekillenmesinde etkili olduğu vurgulanmak istenmiştir. Sırrî Hanım’ın poetikasında kendisinden önce yetişen şairlerin etkisinin olduğu muhakkaktır. Modern şairlerimizin de Sırrî Hanım ve diğer kadim ozanlarımızdan beslendikleri takdirde daha sağlam ve ayağı yere basan bir edebî dil ve hayal dünyasına sahip olacakları konusunda şüphe duyulmaması gerektiği aşikârdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115975</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffe28a5c-c2d0-45d2-99dc-8a5ebb790d45.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiirin Zarif Kalemleri</image:title>
            <image:caption>Klasik Türk Edebiyatında Kadın Şairler külliyatında, Anadolu sahasında klasik tarzda şiir yazan Türk kadın şairleri ele alınmıştır. 19. yüzyıla gelinceye kadar her yüzyılda bilinen şair sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, imparatorluğun en uzun yüzyılı olarak adlandırılan ve askerî, siyasî, toplumsal sahada birçok değişim rüzgârlarının yaşandığı bu yüzyılda matbaanın yaygınlaşması, gazete ve dergilerin yayın hayatına girmesi, öncü kadın şairlerin çıkması vb. etkenlerle kadın şairlerin sayısında önemli artış görülmüştür. Kadın şairlerimiz bu yüzyılda şiirlerinde divan şiiri geleneğinin klasik konuları yanında aile bağları, çocuk sevgisi ve terbiyesi, vatan ve millet sevgisi, askerlik, milli birlik gibi kavramları işlemişlerdir.
On kitaptan oluşan külliyatın elinizdeki birinci kitabında kadın şairlerin tamamı hakkında genel bir değerlendirme yapılarak, müstakil bir eser olarak değerlendirilemeyen kadın şairlerin tek tek kısa hayat hikâyeleri anlatılmış; açıklamalarıyla şiir örneklerine yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115976</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2052ee07-e9c6-47b4-be4a-6d06fa6559b5.jpg</image:loc>
            <image:title>“Son Söyleşim” Siyonizm Hapishanesinde İsyan</image:title>
            <image:caption>Mevcut dünya sisteminin bir parçası olmak yerine ‘yeni bir dünya’ idealini savunan ve yaptığı hizmetlerle bu idealin somut örneklerini gösteren bir liderdir Necmettin Erbakan. Bu özelliği ile de siyasete atıldığı 70’li yıllardan itibaren Türk siyasetinin sayısız isimleri arasından kalın bir çizgi ile ayrılır.
Kukla ile kuklacıyı ayırabilecek derin bir tarih şuuruna vakıf olan Erbakan’ın asıl düşmanı siyonizmdir. Siyonizmi insanlığın düşmanı olarak gören Erbakan Hoca, ömrünü bu ideolojiyi anlatmaya adamıştır.
Gümüş Motor’u kurduran, ağır sanayi hamlesi ile ülkeyi kısa sürede fabrikalarla donatan, Kıbrıs çıkartmasındaki rolü ile günümüzde bile takdir edilen bu çabanın kaynağı, Milli Görüş ideolojisidir.
İşte bu eserde, siyonizmin verdiği zararlarla siyasi kariyerinde nasıl mücadele ettiğini anlattığı söyleşi yer almaktadır.Erbakan Hoca bir tek cümlede meramını anlatmıştır.
 
“Tam kırk seneden beri size konuşuyorum. Ne olursunuz, bir defacık beni siyonizmden önce anlayın! Tebdirlerinizi alın ve gerçekçi olun!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115977</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/014011aa-cfc3-48a1-9529-0b2eece2c2e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Elvis Riboldi çok özel bir çocuk. Kimileri onun tam bir haylaz olduğunu söylüyor. Derslerde kahkahalara neden olan felaketleriyle Elvis ilk kitabında en sevdiği küçüklük anılarını hatırlıyor. Üç sayfa süren güzel anılarından sonra en sevmediği anıları başlıyor ve sizi her sayfada daha çok güldürüyor.
Elvis Riboldi karıncayı bile incitemeyen harika bir çocuk. Bu kitapta da hiçbir karıncaya zarar verilmemiştir. Zarar verilen şeyler şunlarla sınırlıdır:
-Bir evin tamamı
-Birkaç yüz araba
-82 motor
-16 pencere
-12 renkli kalem
-Okula ait 8 teçhizat ve makine
-5 yumurta
-1 adet pahalı saat
-1 yol levhası, alarm, gözlük ve doğum günü pastası gibi şeyler.
Abarttığımızı düşünüyorsan, Elvis&apos;i tanımıyorsun demektir.
Daha ne bekliyorsun?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115978</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01fd80a0-7508-4d8a-b2db-f5cc097aa49b.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklın Akıl İle Savaşı</image:title>
            <image:caption>Aklın Akıl ile Savaşı, otuz yılın üzerinde bir süre ile ülkemiz gündeminden düşmeyen, gerisinde kan ve gözyaşı bırakan teröre farklı bir bakış açısı getirmeye çalışıyor. İnsanı merkeze alan bu kitapta, askerlerin ve bölge insanın yaşadıkları zorluklar yaşanmış öykülerle anlatılıyor.
Farklı coğrafyalarda yürütülen ve halen yürütülmeye devam edilen aklın akılla mücadele ettiği bu sürecin duygusal boyutunu da bulabileceksiniz bu kitapta…
“Çalışmamda bölgenin ve bölge insanının ne kadar çaresiz bırakıldığını ve bu boşluğu askerlerin kendi görevleri olmamasına rağmen nasıl büyük bir özveri ile doldurmaya çalıştığını örneklerle gözler önüne sermeye çalıştım. Bölge imkanlarının kısıtlılığı konusunda ‘Ülkemizin diğer kesimlerinde de benzer yetersizlikler vardı, onlar yine bu tür hareketlere de benzer yetersizlikler vardı, onlar niye bu tür hareketlere başvurmadılar ?&apos; şeklinde çok dile getirilen bu tür düşünceler sizlerin de zihinlerinizden geçmiş olabilir. Kitabı okuduktan sonra bu konudaki kararı sizlerin vermesini bekliyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115979</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f16c86e-74b0-45de-ad7b-2d6994e827bc.jpg</image:loc>
            <image:title>24 Nisan 1915&apos;te Ne Oldu?</image:title>
            <image:caption>Günümüzde tarihi olaylar, belli bir sebep sonuç ilişkisi içinde değerlendirilmek ve kendi içinde tutarlılığı olan bir bütün olarak ele alınmak yerine, Ermenilerin işlerine gelen argümanları çekip çıkardıkları bir bilgi ambarı olarak kullanılmaktadır. Ermeni iddialarının objektif bilgi ve belgeden yoksun olması sebebiyle olay bilimsel ve tarihi temelden siyasi platformlara kaydırılmış, birçok ülke meclislerinde “Ermeni Soykırımı”nı tanıma kararı almışlardır.
Yapılan propagandalar sonucu bugün dünyada Ermeniler lehine suni bir tarih rüzgârı estirilmektedir. Hâlbuki tarihi konularda verilecek hükümlerin tarihin sessiz tanıkları olan arşivlere dayanılarak ortaya konulması gerekir. Aksi halde tarihin objektif kaynakları olan arşivlere dayanmayan subjektif yaklaşımlar milletler arasında küllenmiş düşmanlıkları canlandırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Elinizdeki bu eser, Ermeni meselesinin önemli yönlerini aydınlatan ve arşiv belgelerine dayanılarak hazırlanmış makalelerden oluşmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115980</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74e256a0-e936-4d62-a8a9-46d2ef82a3bb.jpg</image:loc>
            <image:title>1923 Mürettipler Grevi</image:title>
            <image:caption>İstanbul&apos;da Türkçe Yayımlanan gazetelerde çalışan mürettipler İkinci Meşrutiyet ve Milli Mücadele dönemlerinde birçok kez greve gitmiştir. Ancak en çok ses getiren grevlerini 1923 yılında yapmışlardır. Bu grev on beş gün sürmüştür. İstanbul&apos;da Türkçe yayımlanan gazetelerde çalışan mürettipler çalışma saatlerinden ve aldıkları ücretten memnun olmadıkları için gazete sahiplerine başvurmuşlar, taleplerine olumlu cevap alamayınca da 6 Eylül 1923 tarihinde iş bırakmışlardır. Bu durum karşısında İkdam, Akşam, İleri, Tercüman-ı Hakikat, Tevhid-i Efkar, Tanin, Vatan ve Vakit gazetelerinin sahipleri de yeni mürettipler temin ederek birlikte Müşterek Gazete adında bir gazate çıkarmışlardır. Gazete sahiplerinin bu tavrı karşısında Türk Mürettipler Cemiyeti önce el-Adl adlı bir gazeteyi yayımlamış, ancak bu gazeteyi sadece bir nüsha neşretmiştir. Daha sonra Haber adlı bir gazeteyi yayın organı haline getirmiştir. Cemiyet, grev süresince hatta grev sonrasında bu gazeteyi yayımlamıştır. On beş gün süren grev süresince Müşterek Gazete ve Haber kıyasına bir mücadelenin içine girmiştir. Neticede 20 Eylül 1923&apos;te anlaşma sağlanarak Müşterek Gazete&apos;nin yayımına son verilmiş ve yukarıda belirtilen sekiz gazete de yayın hayatlarına kaldıkları yerden devam etmişlerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115981</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb29cb13-00b0-470e-8114-80d3987b8ae9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kastamonulu Aşık Kemali ve Divançesi</image:title>
            <image:caption>Yazılı belgelere göre 18. ve 19. yüzyıl, Kastamonu âşıklık geleneğinin en parlak dönemleridir. Kendi yöresine ait eski usta âşıklar ve halk şairleriyle Âşık Dertli ve Erzurumlu Emrah gibi 19. yüzyılın ve âşıklık geleneğinin önemli temsilcilerine ev sahipliği yapan Kastamonu, bu gelenek içerisindeki yerini daha da güçlü hâle getirmiştir. Belirli bir süre Kastamonu&apos;da kalan Erzurumlu Emrah ve Âşık Dertli, burada kendilerine bağlı bir âşık kolu oluşturarak kendi geleneklerine göre âşıklar/çıraklar (Âşık Fevzi, Âşık İhsan Ozanoğlu, Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş, Âşık Meydânı, Âşık Celâli vb.) yetiştirmiş ya da yetiştirilmesine vesile olup Kastamonu&apos;da âşıklık geleneğinin önemli ölçüde gelişmesine ve 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar güçlü bir şekilde devam etmesine hizmet etmişlerdir. 19. asırda Erzurumlu Emrah&apos;ın tesirinde kalan Kastamonulu âşıkların başında Âşık Kemâli gelmektedir. Bu eser, 19. yüzyılda yaşamış Kastamonulu Âşık Kemâlî&apos;nin hayatı, sanatı ve dîvânçesi üzerine yapılan bir çalışmadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115982</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/18e61df7-3c62-40e8-b214-e8d1818dc55c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelişim Psikolojisi</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki bu kitap eğitim bilimleri kapsamında GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE ilişkin terimler ve öğrenme kuramları kapsamında ele alınan konuları içermektedir. Buna göre kitap olabildiğince akademik içerikten uzak bir şekilde olabildiğince konuların sadeleştirilmesiyle kpss sınavı için temel teşkil edecek konu başlıklarının anlaşılır ve açık bir şekilde sunumuna dönük düzenlenmiştir. Kitabın içeriğinde gelişimin evreleri ve bu bağlamda bu dönemlere ilişkin konu başlıkları kuramsal yönleriyle ele alınmış sonrasında ise gelişimle ilgili temel kavramlar bileşeninde bilişsel, ahlaki, sosyal gelişme gibi kuramlar ışığında ele alınmıştır. Öğrenmenin verimliğiği kaygısıyla soyut konuların birbirine karıştırılmaması için tekrar ve pekiştirme amaçlı konulara kasıtlı olarak mükerrer şekilde yer verilmiştir. Bu şekilde öğrenmede ayırdediciliğe ve farkındalığa vurgu yapılması amaçlanmıştır. Bu nedenle her hangi bir yanlışlık söz konusu değildir. Farklı şekillerde ele alınan aynı başlıkların öğrencilerimizde kalıcılığı artırmak içinönemli bir olumlu transfer aracı olarak görülmüştürtür. Diğer taraftan her konu içerisinde konuyla ilgili daha önceden çıkmış sorulara yer vilerek kpss de nasıl soru tarzı olarak nasıl ele alındığı, ilgili kavramların nasıl soru içerisine yansıdığına vurgu yapılmıştır. Bununla beraber örnek soru tarzları hem konu içerisinde hemde konu sonlarında kendimizi deneyelim şeklinde öğrenmelerimize ilişkin ara değerlendirme düzey çalışmaları ve dönüt sağlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda kitabımız bir ders aracı olarak bilimsellikten ziyada öğretmen adayı arkadaşlarımıza KPSS mantığında konuları ele alarak hem mevcut başlıklara ilişkin kuramsal yaklaşımları teorik anlamda daha pratikleştirirken, diğer taraftanda öğrenciyi sıkmadan güncel örneklerle disipline dönük konular işlenmiştir. İşte bu nedenle gerek ders içi anlaşılırlığı maksimize etmesi gerekse sınav mantığıyla düzenlenmesinden dolayı bir bilimsel kitap olmayıp, ders içi notların pratik şekilde derlendiği bilgilerin birleştirldiği ders notu niteliğindedir. Kitabın ders içi ve KPSS sınavında başarı getirmesi dilegiyle tüm paylaşımcılara atfolunur...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115983</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19e53e04-cd1c-42d4-bc2a-ec48e74d746a.jpg</image:loc>
            <image:title>Fırka-i Islahiye</image:title>
            <image:caption>Ahmed Cevdet Paşa, Osmanlı Devleti&apos;nin son dönemlerinde yaşamış, önemli görevlerde bulunmuş ve birçok alanda eserler kaleme almıştır. Kendisi, önemli bir devlet adamı ve Osmanlı tarihçisi olarak tanınmaktadır.
Çalışmada, Ahmed Cevdet Paşa&apos;nın, kendisinin de görevli olarak başında bulunduğu Fırka-i Islâhiye&apos;nin 1864 - 1867 tarihleri arasında gerçekleştirdiği faaliyetleri hakkındaki lâyihasının tanıtımı ve değerlendirmesi yapılmıştır. Lâyihada Fırka-i Islâhiye&apos;nin, günümüz Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Adana il sınırları içerisinde yer alan, Kozan ve Gâvur Dağları bölgesinde yaptığı faaliyetlere dair bilgiler yer almaktadır. Şimdiye kadar varlığından bahsedilmeyen söz konusu lâyihanın tanıtımının yapılması yanında lâyihaya göre Fırka-i Islâhiye&apos;nin Kozan ve Gâvur Dağları bölgesinde yaptığı faaliyetler de kısaca ele alınmıştır.
Bu çalışma ile lâyihanın müellif nüshası incelenmiş, Ahmed Cevdet Paşa&apos;nın bir eseri ilk kez gün yüzüne çıkarılmış ve birinci elden tarihi bir kaynak bilim dünyasının hizmetine sunulmuştur. Kısacası, bu lâyihanın mahiyeti, tetkîki, tahlîli ve Osmanlı tarihi için önemi çalışmanın konusunu teşkil etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115984</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e0e5d65-fd05-4395-b7fe-93f34c35a9f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermenilere Yönelik Ermeni Terörü</image:title>
            <image:caption>Komiteci Ermenilerin kendi milletinden olan Ermenileri öldürmeleri 1890&apos;lı yıllardan başlayarak günümüze kadar devam eden bir olgudur. Komiteciler, amaçlarına ulaşmak, kendilerine taraftar ve ekonomik kaynak sağlamak amacıyla, kendi dindaşlarına baskı yapmışlar, komitelere girmek istemeyenleri tehdit etmişler, bu tehditlere boyun eğmeyenleri öldürmüşler veya yaralamışlardır. Komiteciler, suikast yapacakları kişileri, genellikle Ermeni toplumu içinde belirli mevkiler edinmiş, Ermenilere yön verebilen, maddî birikimleri olup, devletle iyi ilişkileri bulunan kişiler arasından seçmişler, Ermeni toplumuna, kendilerinin aleyhine çalışan, konuşan, ihbarda bulunan herkesin cezalandırılacağı mesajını vermişlerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115985</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/542bd49d-5e6a-4424-9693-e3b6f1e2fe7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yönetici El Klitabı</image:title>
            <image:caption>Yönetim, örgütleyici eylemleri ve bu eylemleri yürüten araçları adlandırmak için kullanılır. Klasik anlamda yönetimin temel görevi insanları ortak amaç ve değerler etrafında birleştirerek performanslarını yükseltmek ve yeterli hale getirmektir. Yönetimin temel görevi bugünde aynıdır. Ancak bu görevin taşıdığı anlam değişmiştir. Yönetici için en temel sorun, daha önceden yapılanların nasıl daha verimli hale getirilebilceğinin yanı sıra yeni ne yapması gerektiğini bilmemektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115986</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78aa8ac3-aecd-4c9f-853a-31b88e3aa6d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Öncü Öğretmen</image:title>
            <image:caption>Öğretmenlik, her şeyden önce bir hizmet, bir özveri, bir ideal mesleğidir. İdealist bir öğretmen her ortamda ve her şartta idealizmini koruyarak önüne çıkan engeller karşısında yılmamalı, mesleğine olan sevgisini yitirmemeli ve en önemlisi kendine olan güvenini zedelememelidir. Bu nedenle bu yolculuk süresince sadece içindeki dönüştürücü gücün değil mesleğinin sorumluluklarını yerine getirirken karşılaşacağı engellerin de farkında olmalıdır.
Öncü Öğretmen kitabı için yirmi beş yıllık öğretmenlik deneyiminin bir nevi özeti diyebiliriz. Bu özeti sunabilmek adına yazar, bazen öğretmeni, bazen okulları, bazen sistemi, bazen de toplumsal durumu sorgularken aynı zamanda çözüm arayışı içerisinde eğitimsel uygulamaları, yeri geldiğinde de sosyal gelişmeleri ve medyayı irdelemektedir. Eğitim dünyasında hem bugünün hem de geleceğin sorunları hakkında özgün tespitlerin sunulduğu Öncü Öğretmen, bir öğretmenin icra ettiği mesleği eleştirel bakış açısı ile tüm yönleriyle ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115987</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6626efc3-11d9-4943-8011-5aef7d12fa2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Tarihi-1 (1299-1774)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti altı yüz yıldan fazla bir süre üç kıtada egemen olan resmi yazışmalarda Türkçenin kullanıldığı, egemen kültürün Türk kültürü olduğu çok uluslu, çok kültürlü, çok milletli bir cihan devletiydi. Bunun yanında farklı anlayışlara, düşüncelere, kültürlere, dillere olabildiğince yaşam hakkı sunan bir devletti. Bu çalışma Osmanlı Tarihine toplu bir bakış olmanın yanı sıra Osmanlı Kültür ve Medeniyeti hakkında da bilgi içermektedir. 1299-1774 yıllarını kapsayan Osmanlı Tarihi 1, kuruluş döneminden Küçük Kaynarca Anlaşmasına kadar Osmanlı Devleti&apos;nin siyasi yapısını yedi bölüm halinde incelemektedir. Eserin ikinci kısımda ise yine kendi alanında uzman akademisyenler tarafından Osmanlı Kültür ve Medeniyet tarihi ele alınmıştır. Bu kısımda kuruluş ve yükselme dönemi devlet anlayışı, Osmanlı toplumu, Osmanlı mali yapısı, arazi ve tahrir sistemi, askeri yapısı ve donanma eğitim alanındaki gelişmeler kaleme alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115988</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bb747b2-c3d5-494b-a932-08cce05fc13b.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Tarihi-2 (1774-1922)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti altı yüz yıldan fazla bir süre üç kıtada egemen olan resmi yazışmalarda Türkçenin kullanıldığı, egemen kültürün Türk kültürü olduğu çok uluslu, çok kültürlü, çok milletli bir cihan devletiydi. Bunun yanında farklı anlayışlara, düşüncelere, kültürlere, dillere olabildiğince yaşam hakkı sunan bir devletti. Bu çalışma Osmanlı Tarihine toplu bir bakış olmanın yanı sıra Osmanlı Kültür ve Medeniyeti hakkında da bilgi içermektedir. İki cilt halinde sunulan eserin bu cildinde Küçük Kaynarca&apos;dan Osmanlı Devletinin tarih sahnesinden çekildiği döneme kadarki siyasi olaylar altı bölümde; İkinci kısımda ise Kültür ve Medeniyet ağırlıklı olarak Osmanlı taşra yapısı, Osmanlı&apos;da düşünce ve bilim, Osmanlı dönemi kültürel gelişmeler, mimari, gündelik hayat, sanat ve ıslahatlar olarak altı bölün de ele alınmıştır. Bu özelliği ile eser sadece muhtasar bir Osmanlı siyasi Tarihi ile Osmanlı Kültür ve Medeniyeti Tarihi olma özelliğine de sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115989</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3714cc42-c87f-4cbf-b3e5-329f60f23df0.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitim Bilimlerine Giriş</image:title>
            <image:caption>Eğitim, bir yönüyle kişinin kendini tanıma sürecidir. Son çeyrek yüzyılda eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanındaki temel ders kitapları sayısında artış görülmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Avcı tarafından hazırlanan bu çalışma, gerek özgün örnekler gerek ise kullanılan dil bakımından benzerlerinden ayrılmaktadır. Zengin kaynakçası, kapsamlı içeriği ile sadece ders kitabı olarak değil akademisyenler için bir referans ve toplumun birçok kesimi tarafından da rahatlıkla istifade edilebilecek bir eser olma özelliğini taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115990</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1429941e-3ea5-4871-afb7-b9895db00d2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu Şekillenirken</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki eser, Ortadoğu&apos;nun şekillenmesinde çok önemli bir dönem olan 1911-1918 yılları arasında İngiltere&apos;nin Arap Yarımadası&apos;nda Mekke Emiri Şerif Hüseyin ve Necid Emiri Abdülaziz İbn Suud ile olan ilişkileri temelinde gelişen olayları konu almaktadır.

İngilizler, Birinci Dünya Savaşı&apos;nda bir taraftan Osmanlı Devleti ile cephelerde mücadele ederken, diğer taraftan da Osmanlı Devleti&apos;ni içten çökertmek amacıyla Basra Körfezi ve Arabistan coğrafyasında uzun zamandan beri irtibat içerisinde olduğu Arap kabileleri ile ilişkilerini daha da sıklaştırmıştır. Bu ilişkilerde iki önemli figür ön plana çıkmıştır: Şerif Hüseyin ve İbn Suud. Bu ilişki ağının içerisinde bugüne kadar detaylandırılmamış birçok unsur burada mercek altına alınmıştır.

Basra Körfezi ve Arap Yarımadası, Birinci Dünya Savaşı öncesinden itibaren artan bir ilgiyle İngiltere için neden önemliydi?, Bu bölgedeki yerleşik Arap liderleri ve İngiltere arasında nasıl bir ilişki vardı? Diğer emperyalist devletlerin bölgeye inmemeleri için İngiltere, yerel kabileler üzerinde hangi baskıları kurma gereği duydu? Savaş yıllarında Şerif Hüseyin ve İbn Suud Ortadoğu&apos;nun şekillenmesinde ne derece rol oynadılar? İngiltere; onlara hangi rolü, nereye kadar uygun gördü? Savaş devam ederken, İngiltere birbirleriyle asla anlaşamayan Şerif Hüseyin ve İbn Suud&apos;u çatıştırmamak için nasıl bir diplomasi uyguladı? Siyasi irtibat subaylarını bu diplomaside nasıl kullandı? İngiltere, Arabistan&apos;ın şekillenmesine etki eden bu iki önemli liderin savaştan sonra başlayan amansız çatışmalarını neden engelleyemedi? gibi sorulara bölgede gelişen olaylar temelinde cevaplar aranarak eser, okuyucunun ilgisine sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115991</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/758e5cfc-2362-4312-92f3-8f0e15309a58.jpg</image:loc>
            <image:title>Köpükten Çiçekler</image:title>
            <image:caption>Kızılırmak&apos;ın sularına bakarken gördüler. Uzun, kirli saçları omuzlarını yalıyordu. Geriye köpükten çiçekler kaldı ellerimde. Tutulmayan, koklanmayan... Cılız bir nefesle dağılan...
 
Köpükten Çiçekler, herkesin kendi hayatından izler bulabileceği bir yaşam melodisi. Bu kitapta, ölüm karşısında insanın çaresizliğini, gelip geçen yılların bir türlü eskitemediği çocukluğumuzun arka bahçesini, savaşın vurduğu minik yürekleri, bazen de hiç kavuşulmamış aşklarla tutuşan insanları göreceksiniz.
 
Nurşah Karaca, öyküleriyle nakış nakış dokuyor hayatı. Şiirsel bir üslup ile hayat bulan öyküleri, aslında bizi birbirimize anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115992</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/296b68a8-14d6-480e-84e8-0c55531598c9.jpg</image:loc>
            <image:title>David Lloyd George&apos;un Hatıralarında Sevr Ve Lozan&apos;a Giden Süreç</image:title>
            <image:caption>Bu eser, 1916-1922 yılları arasında İngiltere’de başbakanlık görevini yürüten David Lloyd George’un Birinci Dünya Savaşı sonrası kaleme aldığı hatıralarının Türkiye’ye ait bölümlerini içermektedir.
D. Lloyd George, bu kapsamlı hatıralarının ilgili bölümlerinde Osmanlı Devleti’nin paylaşımına yer vererek Türklerle imzalanacak Sevr Barış Antlaşması sürecinin nasıl ilerlediğine, Lozan Barışı’na nasıl gelindiğine ve bu süreçte İngiltere’nin müttefikleri ile hangi noktalarda anlaşmazlığa düştüğüne değinmektedir. Savaştan sonra Arap topraklarının bölüşümünde Müttefikler hangi hatalara düştüler? Ortadoğu’yu bölen Sykes-Picot Antlaşması’nı neden “rezil bir belge” olarak niteledi? Asla uygulanmaması gereken bir belge olarak kabul ettiği bu antlaşma, savaştan sonra hangi politik ve askeri sıkıntılara sebebiyet verdi? Filistin’de bir İsrail Devleti’nin kurulmasına yönelik faaliyetlerde onun en büyük endişesi neydi? ABD, bu işin neresindeydi? Filistin, neden bölünmemeliydi? gibi sorulara D. Lloyd George, hatıralarında cevaplar vermektedir.
Ayrıca onun Türk Millî Mücadelesine bakış açısını da bu hatıralarda bulacaksınız. Ona göre, Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da Müttefik planlarını nasıl alt üst etti? Yunanlılar neden bozguna uğradı? Bu bozgun, önlenebilir miydi? Dahası, “Sırtımızdan yediğimiz ilk hançer olarak...” nitelediği Lozan Barış Antlaşması’nı Müttefikler açısından neden bir “felaket ve ihanet belgesi” olarak kabul etmektedir? gibi sorulara da hatıralarının ilgili bölümlerinde D. Lloyd George, detaylı bir şekilde cevaplar sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115993</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6ab2410-632d-4f91-b1aa-3ab707fa1a45.jpg</image:loc>
            <image:title>18. Yüzyıl Tekirdağ&apos;ında Bir Aile: Şabanzadeler</image:title>
            <image:caption>Şabanoğlu Tekirdağ&apos;da bir sokak adıdır... Bu sokağa varıp da sokakla aynı adı taşıyan bayırı çıktığınızda bir çeşme ile karşılaşırsınız. Şabanoğlu Çeşmesi ve hemen alt kısımda eğer taşınmamış olsaydı Şabanoğlu Mezarlığı, yıkılmamış olsaydı Câmisi ve Zâviyesi sizi karşılayacaktı... Peki, kimdi bu Şabanoğulları? Şabanoğlu Sokağı günümüzde şehrin sakinleri, misafirleri, gelen-geçenler için sıradan bir sokak ismi olabilir, ama gerçekte acaba öyle midir? İlk soru bu olmakla birlikte arkasından gelebilecek başka sorularında cevapları aranmalıydı elbette. Hele arkalarında uzun yıllar kullanılan câmi, zâviye ve çeşme bırakan bu önemli ve güçlü bir aileye mensup olan Mehmet Ağa ve oğlunun 18. yüzyılın ikinci yarısında Tekirdağ&apos;da zahire mübâşirliği yapmış olduğu biliniyorsa.
Bir ailenin geçmişini araştırmak, yaşadığı bölgenin hatta bir devletin tarihini de geçmişini de ortaya çıkarmaktır. Eser, Şabanzâdeler ailesi üzerinden bir dönem tarihi okumak ve anlamak gibi başka noktaları da ele almaktadır. Şabanoğlu&apos;nun bir sokak isminden daha fazlası olduğu ortaya konulmakla beraber iaşe meselesi konusunda kıyıda köşede kalmış zahire mübaşirliği bu iki kimlik üzerinden can bulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115994</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14fce203-e225-4d78-8e1b-cc5ba3085946.jpg</image:loc>
            <image:title>Avni</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti&apos;ni sınırlarını genişleterek cihan devleti yapan; Avrupalıların kıyamete kadar kimsenin alamayacağını iddia ettikleri İstanbul&apos;u fetheden; Hz. Peygamber (sav)&apos;in kutlu müjdesine mazhar olan büyük devlet adamı, büyük kumandan Sultan II. Mehmet (1451-1481) aynı zamanda bir şairdir. Avnî mahlasıyla şiirler yazmış ilk divan sahibi sultandır.
Elinizdeki bu kitap bir sultanın düşüncelerini, duygularını, aşkını, sevgisini, nefretini, acılarını, hayalini, ümidini, hedefini... ortaya koymada en önemli verilerden olan şiirlerinin ele alındığı bir çalışmadır. Sunulan çalışmada, Fatih Sultan Mehmet&apos;in yani Avnî&apos;nin Hayatı, Divanı, Edebî Kişiliği, Devrindeki Edebî Hayat ele alınmış ve Şiirlerinden Seçmeler nesre çevirileriyle birlikte verilmiştir. Çalışmanın sonuna “Motifler ve Terimler Sözlüğü” ile “Kaynakça” ilave edilmiştir.
Özellikle birinci el kaynak olan yazmalara dayanarak ve daha önce yapılmış çalışmalardan da istifade edilerek hazırlanan AVNÎ adlı bu kitap, şiirleri üzerinden Fatih Sultan Mehmet&apos;in duygu, düşünce, hayal ve hayat anlayışına ışık tutmakta, onu kendi dilinden tanıtmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115995</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce8e75bb-be42-4eb1-b275-620364f4dfe6.jpg</image:loc>
            <image:title>Adli</image:title>
            <image:caption>Osmanlı padişah ve şehzadeleri yorucu devlet görevlerinin yanında şiir ve edebiyatla da meşgul olmuştur. Şiir, onların gönül dünyalarına açılan gizli kapılardır. Bu kitapta 58 yıl devlet idareciliği yapmış, pek çok kargaşanın üstesinden gelmiş, 31 yıllık saltanatında birçok düzenleme yapmış dirayetli bir hükümdarın edebî yönünü ortaya koymaya, ceddimizin mirasını okuyucuyla buluşturmaya gayret ettik. Kitabımızın pek çok kesimden okuyucu tarafından anlaşılmasına özen gösterdik.
Elinizdeki kitapta Osmanlının 8. hükümdarı olan II. Bayezit&apos;in hayatı, edebî kişiliği ve şiirlerine yer verilmiştir. Divan tertip eden II. Bayezit, şiirlerinde Adlî mahlasını kullanmış, halk arasında Bayezit-i Velî, Sûfî lakapları ile anılmıştır. Kitapta Adlî&apos;nin 45 şiir ve 10 seçme beytine yer verilmiş, şiirler günümüz Türkçesine aktarılmış, şiirlerin genel değerlendirmesi yapılmıştır. Kitabın sonunda şiirlerin daha iyi anlaşılması için “Motifler ve Terimler Sözlüğü&apos;ne yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115996</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06c3f81f-74b5-4582-baa4-aed1f210822b.jpg</image:loc>
            <image:title>Cem</image:title>
            <image:caption>Cem Sultan, 36 yıllık ömrünün son on üç yılını Rodos&apos;ta ve Avrupa şehirlerinde sürgünde geçirmiş, Osmanlı hanedanının “garip” göçmüş simalarından biridir.
Onun sultanlık burcunda parlamayan yıldızı şiirin semalarında yükselmiş ve o sadece hanedan şairleri içinde değil bir bütün olarak klasik Türk şiirinde de mümtaz bir yere sahip olmuştur.
Elinizdeki kitapta Cem Sultan&apos;ın Türkçe divanından seçilen şiirler bir araya getirilmiş ve Cem&apos;in hayal dünyasının bugünün okuyucusu tarafından daha iyi anlaşılması için şiirlerin bugünün Türkçesiyle nesre çevirisi yapılmıştır. Elinizdeki çalışma, Cem&apos;in bir meşale gibi nesilden nesile devredilerek söz ışığının daima yanmasına bir nebze de olsa katkı sağlarsa amacına ulaşmış olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115997</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f7abdab-2da0-400a-a97e-5bb1e715e7df.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhibbi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti&apos;nin onuncu ve en uzun süre tahtta kalan padişahı olan Kanûnî Sultan Süleyman, uzun süren saltanat yıllarına zaferleri yanı sıra pek çok trajik olayı da sığdırır.
Şiiri saltanat işlerinin yorucu ve ağır baskısından kurtulmak için huzurlu ve eğlenceli bir sığınak olarak gören Kanûnî, Muhibbî mahlasıyla yazdığı şiirlerle en hacimli Türkçe divanlardan birini ortaya koyar ve ayrıca bir divançe oluşturacak kadar da Farsça şiir yazar. Osmanlı hanedanı içinde en fazla şiir yazan sultandır. Aynı zamanda dönemindeki şair ve sanatkârları da himaye eder.
Muhibbî&apos;nin şiirlerinden seçmeleri içeren ve onun daha çok şair yönünü ortaya çıkaran elinizdeki bu kitap, cihana hükmeden bir padişahın manevi dünyasına ve gönül âlemine ışık tutacak, onun bu kadar güçlü olmasının altında yatan psikolojik huzuru nasıl sağladığının anlaşılmasına vesile olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115998</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a91c3c8-62fc-46d6-837a-8323a4ae0482.jpg</image:loc>
            <image:title>Şahi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı hanedanı, siyasi alanda gösterdiği başarıyı edebiyat meydanına da taşıyabilmiş bir ailedir. Aşk ve bilgelik yüklü mısralara imza atmış padişahlar, aşk ve aşkın hallerinden bahseden şehzade ve hanım sultanlar vardır. İşte onlardan biri de Kanûnî&apos;nin oğullarından, Şâhî mahlasıyla şiirler kaleme almış Şehzade Bayezit&apos;tir. Olmak yahut ölmek arasındaki ince çizgide mücadele eden Şâhî, iç dünyasındaki fırtınaları biraz olsun dindirebilmek için şiiri seçmiştir.
Elinizdeki kitapta Şahî&apos;nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği incelenmiş, 40 şiiri ve 15 beyti günümüz Türkçesine aktarılmış, her şiirin genel değerlendirmesi yapılmıştır. Böylece son derece gözü pek ve bir o kadar da duygusal olan genç bir şehzadenin yaklaşık beş yüz yıl öncesinden seslenişi, bu sese kulak vermek isteyenlerin istifadesine sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115999</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79572e60-3188-4a1e-9ca9-0b6a08bd6aa9.jpg</image:loc>
            <image:title>Muradi</image:title>
            <image:caption>1574-1595 yıllan arasında hüküm süren III. Murat, Osmanlı Devleti&apos;nin en geniş sınırlarına ulaştığı bir dönemde bu muazzam devleti yönetmiştir. Murâd ve Murâdî mahlaslarıyla 1700&apos;den fazla şiir yazarak bunları Divan&apos;ında bir araya getiren Murat Han, Osmanlı gibi bir cihan devletinin sultanı olmasının yanında yazdığı şiirleriyle belagat ülkesinin de sultanı olmayı başarabilmiştir. III. Murat&apos;ın hayatı, edebî kişiliği ve şiirlerinin seçkisini içeren elinizdeki bu kitapla bir nebze olsun onun bu yönü gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Kitapta, onun edebî yönünü yansıttığı düşünülen 45 gazel ve 10 beytin günümüz Türkçesine aktarılmış şekline yer verilmiştir. Eserin sonuna “Motifler ve Terimler Sözlüğü” eklenerek Sultan Murat&apos;ın şiir estetiğini şekillendiren klasik Türk edebiyatının anlam dünyasına küçük bir pencere açmak hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116000</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60d5fd38-6249-4415-871b-78e100b15011.jpg</image:loc>
            <image:title>Bahti</image:title>
            <image:caption>Mülkün ve sözün sultanı olan Osmanlı padişahları, kalemi ve kâğıdı dost bilerek iç dünyalarını mısralara dökmüştür. Savaş meydanlarına ordu sevk eden, kıtalara dört nala atlarını süren sultanlar, kalemleriyle de söz mülkünü fethetmek için şiir meydanında mücadele vermişlerdir. Sultan I. Ahmet, manevî bir fetret devrinin ardından; Fatihler, Yavuzlar, Kanûnîler yetiştiren mübarek Osmanlı soyunun verdiği dedelerine yakışır bir meyvedir. Bu durum şiir vadisinde de kendini göstermiştir.
Elinizdeki kitapta, Osmanlının 14. hükümdarı olan ve 14 sene hüküm süren Sultan I. Ahmet&apos;in hayatı anlatıldıktan sonra edebî kişiliği ele alınmıştır. Divan&apos;ından seçilen 61 şiir günümüz Türkçesine aktarılmış, şiirlerin genel değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca bazı kelimelerin anlamları verilmiş, üzerinde durulması gereken kavramlar da Motifler ve Terimler Sözlüğü&apos;nde açıklanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116001</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/663f7edb-61de-4c03-a72e-ac561f42b925.jpg</image:loc>
            <image:title>Farisi</image:title>
            <image:caption>Osmanlıyı diğer hanedanlardan farklı kılan hususlardan biri de padişah ve şehzadelerin sanat ve edebiyata olan ilgileridir. Başta padişahlarla şehzadeler olmak üzere hanedan mensupları hem sanat ehlini desteklemişler hem de kendileri de şiir ve musiki ile alakadar olmuşlardır. Memleket meseleleri ve çekişmelerle yorulan ruhlarını sanatın gücü sayesinde dinçleştirmeyi amaçlamışlardır.
Bu kitapta umutlarla dolu hayatı trajedi ile sonlanan ve kısacık hayatında edebiyatımıza bir Divançe kazandıran II. Osman&apos;ın edebî yönü ele alınmıştır. Atları çok sevdiği için mahir süvari anlamına gelen Fârisî mahlasını kullanan padişahın, kısacık saltanatında hem şairlerin hamisi olduğu hem de kendisinin bu sanatta kalem oynattığının altı çizilmiştir. Sağlam bir gelenekten beslenmeyen sanatın payidar olması mümkün değildir. Bu yüzden çalışmamızda Genç Osman&apos;ın şiirlerinin günümüzün diline çevrilmesi hedeflenmiştir. Böylece talihsiz padişahın aziz hatırasının yaşatılması amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116002</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a3dd3ed-8987-4f1c-be50-c70d751fcf45.jpg</image:loc>
            <image:title>İlhami</image:title>
            <image:caption>Osmanlı hanedanı mensupları yüzyıllar boyunca Türk milletini yönetmiş bir sülale olarak yorucu devlet işleri yanında şiir ve edebiyatla da meşgul olmuştur. Başta padişahlar olmak üzere hanedan mensuplarının kaleme aldığı şiirler onların idareci kimliklerinden ziyade farklı yönlerinin de olduğunu göstermekte, adeta gönül dünyalarına kapı aralamaktadır.
Elinizdeki kitap Osmanlı Devleti&apos;nin 28. padişahı olarak İlhâmî mahlasıyla şiirler yazan III. Selim&apos;i bu yönüyle ele almaktadır. Divan sahibi bir padişah olarak III. Selim&apos;in hayatı, edebi kişiliği ve şiirlerinden seçkilerin yer aldığı çalışmada sultanın 42 şiir ile 7 seçme beytine yer verilmiş, şiirler günümüz Türkçesine aktarılarak genel değerlendirmeleri yapılmıştır. Çalışmamız özellikle şiir ve şarkılarıyla Türk kültür hayatına büyük katkılar sunmuş padişahımızı yeni nesillere tekraren hatırlatmayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116003</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3fb73f5-2cd9-46cc-b37d-29606b601c89.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca bütün güç merkezleri için önemli bir hedef olmuştur Ortadoğu. Uzun bir tarihi süreç incelendiğinde Batı medeniyetinin Binbir Gece Masallarıyla tanıdığı Ortadoğu&apos;da kan ve hüznün hiç eksik olmadığı görülmektedir. Atların ve kılıçların hakim olduğu zamanın ardından bu coğrafya, başta enerji kaynakları olmak üzere her alanda mücadele merkezine dönmüştür.
Eser, Ortadoğu tarihini günümüze kadar süreklilik içerisinde bugüne değin bu konuda yazılmış benzer eserlerden farklı yapıdadır. Eserde isimleri yer alan değerli bilim insanı yazarlarımız Ortadoğu&apos;da değişik dönemlerde bulunmuş ve yerel toplumlardan güç merkezlerine kadar planlanan gelişmeleri gözlemleyebilmiş olma özelliklerine sahiptir. Bu nedenle daha önce değinilmemiş bakış açıları ile okuyucuya Ortadoğu&apos;yu yepyeni bir perspektifle değerlendirme şansını sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116004</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/984b00bf-17b3-4241-8109-37292f054121.jpg</image:loc>
            <image:title>Osman Bey&apos;den Sultan Vahdettin&apos;e</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Hanedan Şairleri serisi, elinizdeki Osman Bey&apos;den Vahdettin&apos;e adlı eserle birlikte on kitaptan oluşan bir külliyattır. Külliyatın diğer kitapları Avnî, Adlî, Cem, Muhibbî, Şâhî, Murâdî, Bahtî, Fârisî ve İlhâmî&apos;dir. Bu kitabın Osmanlı hanedan mensuplarının şiirle münasebetini, edebî yönünü kronolojik olarak ortaya koyması bakımından önemli bir kaynak olacağı ümidindeyiz.
Dokuz yazar tarafından hazırlanan bu kitapta, külliyatın dokuz kitabının dışında kalan ve az ya da çok şiirle yolu kesişmiş 29 hanedan mensubu ele alınmıştır. Kitapta sultanların hayatları ve şairliklerinin yanında şiirlerine yer verilmiş, şiirler günümüz Türkçesine aktarılmış ve kitabın sonuna serinin diğer kitaplarında olduğu gibi Motifler ve Terimler Sözlüğü eklenmiştir.
Osmanlı hanedanına ithaf edilen ve sultanların gönül dünyalarına kapılar aralayan bu on kitapla ecdadımıza olan vefa borcumuzu az da olsa ödeyebilmiş olmayı ümit ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116005</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/748a46ad-f24c-4188-822c-03203b370bd1.jpg</image:loc>
            <image:title>Meğer Ben Neymişim</image:title>
            <image:caption>“Carl G. Jung&apos;un Bilişsel İşlevleri ve Myers&apos;ın 16 Türüne Farklı Bir Bakış”
Şimdiye kadar kendini anlamak, daha iyi ilişkilere sahip olmak, daha başarılı olmak, daha iyi işler yapmak için birçok yöntem denemiş olabilirsin. Sınırlarını aşmak ve kendini gerçekleştirmek sloganlarından ilham alarak defalarca harekete geçmiş olabilirsin.
Peki ne durdurdu seni?
Neden aşamadın sınırlarını?
Neden gerçekleştiremedin kendini?
Belki de hala kararsızsın, nereden başlaman gerektiğini bulamadın henüz.
Dünya değişiyor, teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Hayata bakış açıları, hayatı anlama biçimleri, iletişim ve iş yapış yöntemleri bambaşka bir hal alıyor. Bu değişim, senden aynı hızla adapte olmanı istiyor. Beklemek, hareketsiz kalmak, yanlış adımlar atmak için yeterli vakte sahip değilsin, hiçbirimiz değiliz. Şimdi başlangıç noktasına dönüp bakma zamanı. Sınırlarını aşmak için önce sınırlarının neler olduğunu bilmelisin, kendini gerçekleştirmek için kendim dediğin kişinin kim olduğunu öğrenmelisin, daha iyi ilişkiler için kendini ve diğer insanları tanımalısın, daha iyi, daha başarılı işler yapmak için yeteneklerinin ve tökezleme alanlarının farkında olmalısın.
Kendinin en iyi versiyonu olmak istiyorsan, buna ihtiyacın var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116006</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b32e1abf-2623-467a-aecf-738c2d42f876.jpg</image:loc>
            <image:title>Terörizm ve Göç</image:title>
            <image:caption>Terör, mazisi çok eskilere dayanan, herkes tarafından farklı şekillerde tartışılan fakat tam anlamıyla anlaşılamayan bir olgudur. Hangi ülkede yaşanırsa yaşansın yasal olmayan amaçlara ulaşabilmek adına yapılan terör eylemleri, aslında halka şiddet ve dökülen kan olarak geri dönmektedir. Ancak yaşanan şiddet suyun üzerinde oluşan halka gibi devletin gerek ekonomik gerek sosyolojik düzenini bozan bir diğer unsura neden olur: Göç. Bu nedenle devletler, şiddeti ve beraberinde gelen göçü durdurmak adına terör grupları ile siyasi bir zeminde uzlaşmaya çalışırlar.
Türkiye ve yıllardır eylemlerine devam eden PKK terör örgütü arasındaki müzakere süreci de Arap Baharı ve sonrasında Ortadoğu&apos;da yaşanan olaylar neticesinde sona eren olumsuz bir boyut kazanmıştır. Temmuz 2015 yılında müzakere sürecinin sona ermesi ile Hendek/Barikat eylemleri olarak adlandırılan iç çatışmalar yaşanmıştır.
Bu eser, PKK terör örgütünün ve uzantılarının Güneydoğu Anadolu bölgesinde özyönetim ilanında bulunarak güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşananlara karşı bakış açılarını öğrenmeyi amaçlayan bir araştırmadan yola çıkılarak hazırlanmıştır. Terörün neden olduğu göçün insan hayatına maddi manevi etkisini net biçimde gösteren nadir çalışmalardan biri olma özelliğini de taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116007</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad4bcee9-2e3a-444f-bf45-48471570fe89.jpg</image:loc>
            <image:title>Fırat&apos;tan Tuna&apos;ya 1 - Kut</image:title>
            <image:caption>Oğuz Kağan idareyi ele alır almaz bütün kavimlere elçiler göndererek, “Ben artık bütün dünyanın hakanıyım” dediği zaman veziri Uluğ-Türk de “Ey kağanım, Gök-Tanrı bütün dünyayı sana bağışlasın” diye hitap etmişti. Oğuz&apos;un torunu Tuğrul Bey&apos;e Halife, “doğunun ve batının hükümdarı” ünvanını vermişti. Tuğrul Bey&apos;in kardeşi Çağrı Bey&apos;in torunu kendini Melikü&apos;d-dünya ilan etmişti. Alâeddin Keykubat, Fırat&apos;a kadar her yeri zapt ederek Kayılara yol vermişti. Kayılar ise Fırat&apos;tan Tuna ötelerine kadar uzanmıştı. Sadece Tuna mı? Türkistan bozkırlarından başlayan bu yolculuğun şanı ve şöhreti önce Tuna, sonra Nil sınırlarını aşıp Vistül ve Neretva&apos;ya ulaşacaktı.
Fırat&apos;tan Tuna&apos;ya serisinin ilk eseri olan bu romanda, Kayıların Mahan&apos;dan başlayan zorlu, bir o kadar macera dolu bu yolculuğunun, Anadolu bozkırlarında nasıl bir cihan devletine dönüştüğünü okuyacaksınız...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116008</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28e0351e-467a-411b-960d-9e80128e60e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Saatliğine</image:title>
            <image:caption>Emirhan Yeniki, Tatar kültürünün kodlarını gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine görev addeden, tanık olduğu olaylar ile gerek insanları gerek yönetim politikalarını açıkça eleştirebilme cesareti gösteren ve üslubu ile kendisinden sonra gelen yazarlara dokuna- bilmeyi başaran modern Tatar edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Titizlik ile işlediği hikayeleri bildiğimiz ama hayatın ritmi içinde farkına varamadığımız insancıl duyguları yeniden canlandırmakla beraber toplumsal sorunları da işler. Satırlar arasında zaman, akrep ve yelkovan arasına sığdırılan bir süreden öte, mevsimler aracılığıyla insanı kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk atmosferine çeken bir güce; mekan ise karakterleri psikolojileriyle sınadığı algısal bir boyuta dönüşür.

Bir özyaşam öykücüsü olan yazarın İkinci Dünya Savaşı sırasında yazmış olduğu hikayeleri ilk kez bu kitapta bir araya getirildi. Top mermilerinin açtığı çukurda solmamaya direnen çiçeğin yanından geçen askere seslenişi, sadece bir saatliğine oğluyla hasret gidermeye çalışan annenin sessiz çığlığı, savaşın en dehşetli anında kayıp bir kız çocuğunu annesine kavuşturmak için çırpınan askerin kalp çarpıntısı Yeniki&apos;nin usta kaleminden savaşın fiziksel dehşetinin insanın ruhsal dünyasındaki tahribatını gösteren insanlığın hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116009</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36887740-45ce-45ed-a338-2999823faac9.jpg</image:loc>
            <image:title>Unutulmaz Dakikalar</image:title>
            <image:caption>Emirhan Yeniki, Tatar milletinin kültürel kodlarını gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine görev addeden, tanık olduğu olaylar ile gerek insanları gerek yönetim politikalarını açıkça eleştirebilme cesareti gösteren ve üslubu ile kendisinden sonra gelen yazarlara dokunabilmeyi başaran modern Tatar edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Titizlik ile işlediği hikâyeleri bildiğimiz ama hayatın ritmi içinde farkına varamadığımız insancıl duyguları yeniden canlandırmakla beraber toplumsal sorunları da işler. Satırlar arasında zaman, akrep ve yelkovan arasına sığdırılan bir süreden öte mevsimler aracılığıyla insanı kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk atmosferine çeken bir güce, mekan ise karakterleri psikolojileri ile sınadığı algısal bir boyuta dönüşür.
 
Bir özyaşam öykücüsü olan Emirhan Yeniki&apos;nin gözlemleri dış dünyanın koşullarına göre değişiklik gösterir. Bir Saatliğine ve Sistemin Kölesi kitaplarında yer alan hikâyelerinin aksine, bu kitapta bir araya getirilen hikâyelerinde aşk, sevgi, kıskançlık, yalnızlık, pişmanlık, özlem, korku başta olmak üzere bireysel temalar karşımıza çıkıyor. Aşkın farklı yansımaları, doğrunun arkasına saklanan yanlışı görmenin hissettirdiği hayal kırıklıkları, diyaloglara gizlenmiş sorgulamalar aracılığıyla insana hırsın, düşmanlığın ve bitmek tükenmek bilmeyen arzuların ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşündürtüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116010</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ea9005d-056c-4d58-8d15-b471f2f7e46f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sistemin Kölesi</image:title>
            <image:caption>Emirhan Yeniki, Tatar milletinin kültürel kodlarını gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine görev addeden, tanık olduğu olaylar ile gerek insanları gerek yönetim politikalarını açıkça eleştirebilme cesareti gösteren ve üslubu ile kendisinden sonra gelen yazarlara dokunabilmeyi başaran modern Tatar edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Titizlik ile işlediği hikâyeleri bildiğimiz ama hayatın ritmi içinde farkına varamadığımız insancıl duyguları yeniden canlandırmakla beraber toplumsal sorunları da işler. Satırlar arasında zaman, akrep ve yelkovan arasına sığdırılan bir süreden öte mevsimler aracılığıyla insanı kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk atmosferine çeken bir güce, mekan ise karakterleri psikolojileri ile sınadığı algısal bir boyuta dönüşür.

İkinci Dünya Savaşı&apos;ndan sonra yazdığı bu kitapta yer alan hikâyelerinde Emirhan Yeniki, Bir Saatliğine kitabının aksine, savaş konularından uzaklaşarak toplumsal, ekonomik ve dinî hayattaki aksaklıkları gündemine taşır. Kriz anlarını fırsata çevirmeye çalışan ya da yeni yönetimle iyi ilişkiler kurabilmek için olağanüstü gayret gösteren uyanık karakterler aracılığı ile yazar, ilişkilerin çıkar üzerine kurulduğuna işaret ederken öykülerindeki kurgu ve karakter çeşitliliği ile bu yönelişin kangren gibi toplumun kılcal damarlarına kadar yayıldığını da ima ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116011</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b99c727d-d91d-4985-b782-09d16477e520.jpg</image:loc>
            <image:title>Mikrop, Salgın ve Toplum</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihi yazılırken; siyasi, coğrafi, dini, sosyal ve ekonomik faktörler hep ön planda olmuş, jeolojik ve meteorolojik afetler ile salgın hastalıkların bu ana faktörleri doğrudan etkilediği hususu, çoğu zaman gerektiği kadar dikkate alınmamıştır. Oysa salgın hastalıklar insanlık tarihinin şekillenmesine belki de en çok tesiri olan faktörlerden birisidir.
Eskiçağlardan 19. yüzyılın sonuna kadar, salgın özelliği gösteren bulaşıcı hastalıklar hep gündemde olmuşlardır. Özellikle veba, sıtma, grip ve kolera salgınlarının dikkate değer sonuçlarının olduğunun altını çizmek gerekir. Savaşların, muhasaraların ve seferlerin kaybedilmesi veya kazanılmasının ağırlıklı sebebi salgın hastalıklar olmuş, Orta ve Yeniçağlarda insanlar korku ve çaresizlik içinde hastalıklara boyun eğmişlerdir. Psikolojileri bozulmuş, bedenen dirençsiz kalmışlar, yaşadıkları yerlerden göç etmişler, ailelerini terk etmişler hatta canlarına dahi kıyabilmişlerdir.
Bu kitap, Türkiye&apos;de bu konuda eser veren ilk akademisyenlerden birisi olan Prof. Dr. Orhan Kılıç&apos;ın yirmi yıla yakın bir süredir oluşturduğu bilgi birikiminin bir ürünüdür. Dünya ve özelde Osmanlı ülkesi ölçekli ele alınan salgınlar; siyasi, askeri, coğrafi, demografik, dini, edebi, kültürel ve sosyal bakımdan bütün yönleri ile değerlendirilmiştir. Tarihe salgın hastalıklar penceresinden bakan bu çalışma, okuyucunun tarihi olayları farklı bir perspektiften değerlendirmesini amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116012</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a202824b-a546-48ac-a92a-8b3d1a65dabe.jpg</image:loc>
            <image:title>Etkili Eğitimin Önündeki Engeller</image:title>
            <image:caption>Gençlerin, yaşları itibari ile kaygı, endişe vb olumsuz duygulardan uzak ya da bu duygulardan en az etkilenebilecek kesim oldukları düşünülür. Oysa geleceğe karamsarlıkla bakmalarına ve ileride yaşam standartlarını etkileyebilecek kadar yanlış kararlar vermelerine neden olabilecek birçok duygu ile mücadele etmektedirler. Bu çalışma üniversite öğrencileri ile yapılan sohbetler neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu sohbetlerin içeriğini, bazen olumsuz şartlara rağmen şartları nasıl zorlayarak üniversite kapısından içeri girdikleri, bazen zor koşullarda eğitimlerine nasıl devam ettikleri ve bu süreçte karşılaştıkları tüm zorluklarla birlikte yaşadıkları korkulardan, endişeler vb konular oluşturmuştur.
İnsan olarak her çağ ve dönemde sorunlarla karşılaşmış olmamıza rağmen kimi zaman yeni paradigmaların oluşumu kimi zaman da sadece değişim ile bu sorunlar bir şekilde aşıldı. Oysa her zaman en önemli şey sorunun aşılmasından öte sorunun tespiti ve kaynağına yönelik çözümler üretebilmektir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde görülen en yoğun duygular olan korku, öğrenilmiş çaresizlik, umutsuzluk, sinizm, sosyal destek arayışı ve boyun eğici davranışlar üzerinde durulmuş; oluşma nedenleri araştırılarak bu duygular çerçevesinde verilen kararların sonuçları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116013</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50a79dd3-f934-4cf7-969e-6243966814a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bozkırdan Şehre</image:title>
            <image:caption>Selçukluların teşkilatlanma ve devletleşme süreçleri aynı zamanda bir var olma mücadelesinin neticesidir. Türkistan bozkırlarında başlayan bu mücadele zamanla İran, Anadolu, Azerbaycan, Irak ve Suriye coğrafyasını kapsayacak kadar büyümüş ve elde edilen başarılar neticesinde Selçuklu devletlerinin kurulması mümkün olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti ile başlayan bu süreç daha sonraki tarihlerde Türkiye Selçuklu, Kirman Selçuklu, Suriye Selçuklu ve Irak Selçuklu devletlerinin kuruluşuyla devam etmiştir. Tarihteki diğer büyük devletler gibi Selçuklu devletlerinin kuruluşu da tarihe yön veren önemli kırılma noktalarındandır. Üstelik Selçukluların Türk, İslâm ve dünya tarihi açısından arz ettiği önem göz önüne alındığında bu kuruluş süreçlerinin ehemmiyeti artmaktadır.
Bozkırdan Şehre isimli bu çalışma Selçuklu devletlerinin kuruluşunu, bunlara imkân tanıyan mücadeleleri, devletleşmeye götüren sebepleri ve bunların neticelerini incelemekte ve nihayet Selçuklu devletlerinin köken ve oluşum süreçlerini bütüncül bir anlatıyla okuyucuya sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116014</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0608ac39-f170-47e9-b555-62e4522f3f20.jpg</image:loc>
            <image:title>Diplomasi Yazıları</image:title>
            <image:caption>Dış politika konuları, çoğunlukla son derece karmaşık faktörlerin bir araya geldiği, karar alma süreçlerinde çatışan pek çok farklı mülahazanın birlikte değerlendirildiği, alınan kararların sonuçlarının kısa, orta ve uzun dönemde farklılık gösterebileceği son derece zor bir alan.
Bu çerçevede düşünüldüğünde Yunanistan, Hindistan, Portekiz ve Avusturya gibi dört ayrı ülkede Türkiye&apos;yi büyükelçi olarak temsil eden, en kıdemli büyükelçi olarak 2018&apos;de emekli olan Haşan Göğüş, “Diplomasi Yazıları”nda dış politikadaki gelişme ve sorunları, yarım yüzyıla yakın deneyimi ve kendi tanıklığı üzerinden tartarak, tarihsel bir çerçeveye oturtuyor.
Geniş bir spektrumla ve yalın bir anlatımla kaleme alınan bu eser, okuyucusunu fikir egzersizlerine davet ederek ona yeni pencereler aralıyor.
Diplomasi Yazıları, topluma yansıyan gelişmelerin sağlam bir perspektife oturtulması, tarihsel bağlamı içinde doğru bir açıyla analiz edilmesi açısından da önem arz ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116015</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0919a41c-a04a-42ae-b7ab-8d2285dcbbc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Cihan Hakimi Kanuni Sultan Süleyman Han</image:title>
            <image:caption>Avrupalıların muhteşem ve büyük sıfatlarıyla andıkları yüce sultan.
Fetvalarıyla beraber gömülmesini vasiyet edecek kadar kanunları ve onlara bizzat kendisinin riayette gösterdiği hassasiyet üzerine Kanuni ünvanıyla yâd edilen koca hükümdar.
46 yıl gibi uzun bir süre Osmanlı tahtında kalan, bu süre zarfında karşısında düşmanlarının dizlerinin çözüldüğü İslam halifesi.
Saltanatında bizzat 13 sefere çıkan, cepheden cepheye koşan, bu seferlerde 10 yıl başşehir İstanbul&apos;dan ayrı kalan, kendine yakışır şekilde savaş meydanında şehiden vefat eden Kanuni Sultan Süleyman Han.
Bir kimseye söylenebilecek her türlü iltifatı yaşam biçimi, zaferleri ve hayratları ile sözden evvel kendisi gösteren Kanuni Sultan Süleyman Han, elinizdeki bu eserle öz bir şekilde tanıtılmaya çalışıldı. Hayatı kısa başlıklar altında sade bir dille anlatılırken, farklı yıllarda ve konulara ilişkin verdiği fermanlardan örneklerle dönemin daha iyi bilinmesi ve Kanuni Sultan Süleyman Han&apos;ın karakterinin ve düşünce tarzının daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116016</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2bd73b2-8ab9-4963-8f4e-65fef5ec3044.jpg</image:loc>
            <image:title>Zarif Türk</image:title>
            <image:caption>Uzun müddettir içimizde parçalanan bir küheylan yüreği gibi, mesafeleri aşıp şu âlemin can damarına ulaşma isteği var. Bir yandan millî amentümüzü yeniden hatırlamanın mücadelesini veriyor, diğer yandan da, Türklük şuurunun ağır yükünü tahrir ediyoruz.
İşte bu kitap, büyük atamız Oğuz Han’dan günümüze değin Türklüğün ne olduğunu, İslâm ile şerefyab olunduğunda ne gibi terakkiler kaydettiğini, Türkün İslâmsız, İslâm’ın da Türksüz olamayacağını tarihi hakikatler üzerinden anlatmak için kaleme alınmıştır.
Türk milletinin temel zeminini yerinden oynatmak için sürekli yanlış bilgilendirmelere inat, bazı hususlar kitabımızda bilerek ve ısrarla tekrar edilmiştir. Özellikle omurgası kırılmak istenilen Türklüğün muhafazası için İslâm ve törenin ehemmiyeti ile her hususun bu iki mefhuma bağlılık üzerinden yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116017</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d84d0581-ac63-4623-9ba5-38a3c7b80a7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Şansı</image:title>
            <image:caption>Aklına güvenen insan yanılır mı?Elbette!İnsan kendince planlar çizer ömür denen deftere.Ellerinde bir avuç umut, hep güzel günleri arzular.Oysa akıl bazen tepe taklak eder, harcar insanı.Ne yapsan ne etsen fayda vermez.Zira göklerden gelen bir karar vardır.Akıl; deve bir yere kaçmasın diye ayağa vurulan bağdır. Bu yüzdenbağlar, dizginler insanı. Gün olur yüreğini dağlar.Bir akıllının sakladığı ceset, bir delinin başına talih kuşu diye konar.Akıllı; kalem arar, kâğıt arar, adres sorar da mektup yazmaya, deli;gökteki kuşlarla haber salar. Akıl, kuş olup uçunca dost olur pencereler,kapılar… Ardından yırtılmış bir gömlek, dost olur.En iyisi gönlü akla yoldaş etmek, aşk ile de kardeş etmektir.Bu kitapta delilerle kendini akıllı sananlar, kaderin rüzgârıylasavrulanlar, gönlüne söz geçirip su gibi durulanlar anlatılır. O sudakimler yok ki?Kendi çocukluğuyla karşılaşan bir derviş, kaçıp gitmek isteyen bakırcıYunus, evlat hasretiyle tutuşan Zekeriya…Gönlü aşk ile çarpanlara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116018</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/461cef4e-0dcf-4952-a2df-5ff5346d51a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Değişime Hazır Mısın?</image:title>
            <image:caption>Hayatı hazır olanlar kazanır. Sahada olan kazanır. Sahada olabilmeniz için antrenmanlı olmalısınız, işte bu kitap antrenmanlı olmanız için yazılmıştır.
Günümüzde çoğu kişisel gelişim kitapları genellikle okuyucuları istenilen her şeyin elde edilebilmesinin, gerçekleşmesinin mümkün olduğu konusunda yoğunlaşırlar. Oysa herbirimizin hayatındaki gerçeklikler farklıdır. İlerlemek, yaşamı yeniden hissedebilmek için farklı bakış açılarına ihtiyaç duyarız. ‘Değişime Hazır mısın?’, hayatına yeni bir yön vermek isteyen her bireyin kendisini tanıyarak içsel gücünü ortaya koymasına yardımcı oluyor.
Hayatın basit gerçeklerini anlayarak değişimin ve gelişimin heyecanını yakalamanın bu eser ile aslında ne kadar kolay olduğunu fark edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116019</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96c46776-39cf-4e15-aa81-62fd471f1048.jpg</image:loc>
            <image:title>Şeref Hanım</image:title>
            <image:caption>Şeref Hanım, 19. yüzyılının üç büyük kadın şairinden biridir. Kadın şairler arasında en çok şiir yazan şairdir. Dedesi Halil Nuri Bey ve Babası Mehmet Nebil Bey de şair olan Şeref Hanım’ın şairliği aldığı eğitimin ve kendi kabiliyetinin yanında kalıtsal bir özellik de göstermektedir. Köklü bir aileye mensup olmasına rağmen oldukça mütevazı bir hayat süren şairin bu mütevazı tarzı şiirlerine de sinmiştir. Mütevekkil bir mümin kadın olan Şeref Hanım hacimli bir divan sahibidir. Bu kitaba Şeref Hanım’ın şiirlerinden 1’i na‘t 1’i Kerbela mersiyesi olmak üzere 2 kaside, kıta nazım şekli ile yazılmış 2 tarih manzumesi, 1 muhammes, 2 tahmis, 1 müseddes, 1 mersiye terkip-bent (bir bendi), 27 gazel, 3 şarkı, mesnevi nazım şekliyle yazılmış 1 lugaz ve şairin 12 seçme beytine yer verilmiştir. Şeref Hanım’ın hayatı ve edebi kişiliğinin dışında kitaba alınan şiirler günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Kitabın sonunda “Motifler ve Terimler Sözlüğü” yer almıştır.
 
Şeref Hanım bir şiirinde “Ey Şeref! İnsanın değeri yaşarken bilinmez zaten; senin de bir gün eserlerin (şiirlerin) elden ele gezecektir.” demiştir. Şeref Hanım’ın ruhu şad olsun...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116020</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76a616d5-195d-4048-8f3e-b60a164b5d38.jpg</image:loc>
            <image:title>Adile Sultan</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, Osmanlı hanedanı içinde mümtaz bir yere sahip olan Âdile Sultan’ın şiirlerinden bazıları seçilerek hazırlanmıştır. 2. Mahmud’un kızı olan Âdile Sultan, manevî hayatının zenginliği ve derinliği ile bilinmektedir. Bu durum şiirlerine de yansımıştır. Gayemiz; Âdile Sultan’ın şiir tarzını ve şairliğini ortaya koyacak bir seçme yapmak, şiirlerini daha anlaşılır kılmak ve her seviyedeki okuyucunun istifadesine sunabilmektir. Kitabın her aşamasında temel kaynaklara başvurulmuş, seçilen şiirler bu külliyatın diğer yazarlarıyla birlikte müzakere edilmiştir. Allah’tan niyazımız, Osmanlı kadın şairleri içinde önemli bir yere sahip olan Âdile Sultan’ın daha geniş okur kitlesine, doğru bir şekilde ulaşmasıdır. Müslümanlığın ve Türklüğün bayraktarlığını yapmış aziz Osmanoğullarının her bir ferdiyle birlikte Âdile Sultan üzerine bugüne kadar çalışma yapan, emek sarf eden herkesi minnet ve şükranla yâd ederiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116021</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c475d10-e240-42ba-9a43-9958f60b4de1.jpg</image:loc>
            <image:title>1835 Tarihli Nüfus Defterlerine Göre Tortum Kazası</image:title>
            <image:caption>Erzurum Vilayetinin ilçelerinden biri olan Tortum, geçmişten günü­müze tarihi öneme sahip olmuş önemli bir yerleşim alanıdır. Eskiçağ­larda Karaz kültür sahası içerisinde bulunmuş ve Bizans döneminde Theodosiopolis Theması&apos;nın kuzey kısmında yer almıştır. Bizans&apos;ın son valisi elinden alınarak sırasıyla Saltuklu, Selçuklu, Gürcülerin eline geçmiş, ardından Timur, Karakoyunlu ve Akkoyunlular yörede hüküm sürmüşlerdir. Evliya Çelebi&apos;nin anlatımına göre Fatih Sultan Mehmed tarafından Osmanlı egemenliğine dâhil edilmiş yörede esas Osmanlı hâkimiyeti ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde tesis edilmiştir. 1549&apos;da fetih sonrası yapılan idari düzenlemede Er­zurum Eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Bu durum imparatorlu­ğun sonuna kadar aynen sürmüştür.
Erzurum ve havalisi, Osmanlı-Rus harplerinin bir neticesi olarak, 1828 yılından itibaren üç defa işgale uğramıştır. Rus işgalleri ve ilhakları bölge halkını geçici veya kalıcı göçe sürüklemiş, ahalisi iç kısımlarda, yokluklar üstüne, yeni hayatlar kurmak için mücadele etmiştir. Bu sü­reçlerde ölüm, hastalık, yokluk gibi acıları yaşamış ve hafızasında bu acı hatıraları muhafaza etmiştir. Pek çok akademik çalışma acı ve kahramanlıklarla dolu geçmişimizi öğrenme gayretinde olan bizlerin yolunu aydınlatmaktadır. Erzurum&apos;da eksikliği en fazla hissedilen kaynaklardan birisi, bize çok kıymetli sosyal, idari ve iktisadi bilgiler sunan nüfus defterleridir. 1835 tarihinde Müslüman ve Gayrimüslim­lerin ayrı ayrı kaydedildiği nüfus defterlerini bir arada sunan bu eserin, Tortum&apos;un sosyo-ekonomik tarihi açısından önemli bir boşlu­ğu dolduracağına inanıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116022</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8178c0d3-671c-4db9-a789-b059dbe94b5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Avarlar</image:title>
            <image:caption>Anayurt Türkistan’dan başlayan yeni yurtlar, yeni otlaklar bulma gayesi ile birkaç yüzyıl boyunca batıya doğru devam eden göç hareketi, Karadeniz’in kuzeyi ile Orta ve Doğu Avrupa coğrafyasının kaderini derinden etkilemiş, yeniden şekillenmesini sağlamıştır.
IV. yüzyılın son çeyreğinde Hunlar ile başlayan ve tarihin en büyük adımlarından biri olan bu hareket Avrupa’ya doğru devam etmiş ve Avarlar ile zirveye ulaşmıştır. Avarların Avrupa’da bıraktıkları büyük izleri en çok arkeolojik bakiyelerden takip edebiliyoruz. Avarların Avrupa’nın sosyal ve ekonomik çehresinde yarattıkları değişim, buluntuların dilinden anlatıldığında büyük bir anlam kazanmaktadır. Avarların Türkistan’dan getirdikleri kadim kültürleri ve Avrupa coğrafyasındaki farklı kültürlere ait öğeler ile oluşturdukları kendilerine özgü sanat anlayışları, Doğu ve Batı’nın birleştiği muhteşem bir görsel şölenin oluşmasına neden olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116023</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a162e37-abc4-4dcf-a4a8-6e11a715a59f.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Roma&apos;yı Titreten Güç - Tuna Bulgar Kağanı Simeon ve Dönemi (863-927)</image:title>
            <image:caption>Türkistan’dan Orta Avrupa’ya kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada varlık gösteren ve tarihi milattan önceki yüzyıllara kadar uzanan Türk milletinin içerisinde kendisine özel bir yer edinen Bulgarlar, kurdukları güçlü Tuna Bulgar Kağanlığı ile dönemlerine damga vurmuşlardır. Nitekim Kafkasların ve Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlardan gelip Balkanlarda Doğu Roma’yı zor durumda bırakacak kadar büyük bir kağanlık kuran Bulgarlar, 450-950 yılları arasında Doğu Avrupa ve Doğu Roma tarihinde “Bulgar Çağı” adı da verilebilecek derecede önemli bir rol oynamışlardır. Bugüne kadar yapılan arkeolojik ve dil araştırmalarının ışığında bilim dünyasının kurucularının Türk oldukları konusunda şüphe duymadığı, Tuna Bulgar Kağanlığı veya Batılı tarihçilerin Birinci Bulgar İmparatorluğu adını verdikleri bu kağanlık, ilk başta sahip olduğu Türk karakterini, yıllar içinde Slavlarla karışarak kaybetmiştir.
Eser, Orta Çağ’da Doğu Avrupa’da büyük bir güç olan Birinci Bulgar Kağanlığı’na altın devrini yaşatan Büyük Kağan Simeon ve onun hükümdarlık dönemini (893-927) ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116024</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e6bde21-9e3d-426a-9476-2098336e7fd1.jpg</image:loc>
            <image:title>21. Yüzyılda Uzay Gücü ve Hava Hâkimiyeti</image:title>
            <image:caption>1957&apos;de Sovyetler Birliği tarafından Sputnik&apos;in fırlatılmasıyla başlayan Uzay Çağı, uluslararası ilişkiler için farklı bir dönemi başlatmıştır. Dünya savaşlarının enkazından henüz çıkan devletler, bir yandan çöküşün yaralarını sararken diğer yandan içine girdiği yeni düzene uyum sağlamaya çalışmışlardır. Uluslar arasında gerçekleşen uzay yarışında yapılan güç planlamaları, devletleri ileri taşımak için önemli olmakla beraber, göklerde kurulacak olan yeni sistemi anlamak, uzayı doğru tanımlamak ve gelecekte ortaya çıkacak olan çatışmalarda stratejik hamleleri oluşturmak için son derece gereklidir.
21. Yüzyılda Uzay Gücü ve Hava Hâkimiyeti, uzayın sadece askeri kullanımları hakkında cevap aramamakta ülkelerin dış politikada verdiği kararlar üzerindeki rolünü de incelemektedir. Hava ve uzayda konuşlandırılan ve kullanılan silahları sadece askeri olarak değil dış politikadaki kullanımları açısından da analiz etmektedir. Jeopolitik teoriler kapsamında uygulanan hava hâkimiyetlerinin uzaya taşınmasını ve ülkelerin yeni sistemde neler yaptıklarına da odaklanan eserde, &apos;Kara ve deniz savaşlarının kendine özel yöntemleri ile coğrafya şekillenirken, yeni jeopolitik tasarımda uzay, tüm bunları ortadan kaldırabilir mi?&apos;,&apos;Küçük adım, insanlık için büyük bir adım olabildi mi?&apos;, &apos;Büyük güçlerin uzaydaki jeopolitik planlamaları neler?&apos;, &apos;Hangi ülke hava hâkimiyeti konusunda daha önde?&apos;, &apos;Uzay çağında klasik jeopolitiklere ne olacak?&apos; gibi birçok güncel soruya da cevap aranmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116025</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9da2e5da-3616-4bfd-9990-3ce2317d5027.jpg</image:loc>
            <image:title>Halife ve Sultanlar Mücadelesi</image:title>
            <image:caption>Tuğrul Bey&apos;in 1055 yılında Bağdat&apos;a gelişiyle başlayan Abbâsî-Selçuklu münasebetleri uzun bir dönem İkincilerin baskın olduğu bir siyasî ortamda devam etmiştir. Çünkü Selçuklular muhataplarına hiçbir zaman yönetim erkini vermek niyetinde olmamışlardır. Bahsettiğimiz bu durum onların hilafet makamıyla ilgili en temel hareket tarzını ifade etmektedir. Mamafih Sultan Sencer&apos;in iktidar makamına geçtiği sırada ikili teşkilat anlayışı çerçevesinde devleti ikiye bölüp Irak Selçuklularını kurması Abbâsîler için bağımsızlık yolunda bir umut ışığı olmuştur. Zira yeni kurulan Irak Selçuklularının hikayesi tam anlamıyla bir karmaşanın tarihidir.
Bu süreçte Abbâsîler ise el-Müsterşid Billâh&apos;ın eliyle durumu kendi lehlerine çevirmek adına Selçuklularla mücadeleye girişmişlerdir. Elinizdeki kitap adı geçen halifenin liderliğindeki Abbâsîlerin, Selçuklulara karşı başlattıkları iktidar mücadelesi ile bunun sonuçları üzerine kaleme alınmış olup İslâm tarihinin önemli safhalarından birini teşkil etmektedir. Muhtevası itibarıyla da gerek dönemine gerekse sonrasındaki birçok gelişmeye ışık tutacak niteliktedir.
Prof. Dr. Aydın Usta</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116026</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0bc1d17-a6ab-4ec4-b0a7-da49c145f571.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeşitli Boyutları ile Okul Kütüphaneleri</image:title>
            <image:caption>Okul kütüphaneleri, bütçe, mekân, insan kaynakları, basılı ve/ya da dijital materyaller, teknoloji, kullanıcılar gibi bileşenlerinin sağlıklı bir entegrasyonu sağlandığında, okuma ve araştırma kültürünü geliştirmekte; bilgi ve teknoloji okuryazarı; demokrasi, insan hakları ve benzeri pek çok toplumsal değer ile ilkelere karşı duyarlı bireyler yetiştirmekte, söz konusu ve diğer pek çok katkıları ile hem bireysel hem de toplumsal gelişimin mihenk taşı niteliğini kazanmaktadır. Etkin bir okul kütüphanesi, çağın gerektirdiği donanım, teknoloji ve kaynakları ile yaşam boyu öğrenme, öğrenmeyi öğrenme, araştırma, eğlenme ve sosyalleşmenin merkezi olmayı başarabilmektedir.
Dileğimiz, her biri yoğun emek ile hazırlanmış toplam yedi makaleden oluşan bu çalışmanın, ilişkili konular ile sorunlar bağlamında alanımıza katkı sunması ve yeni araştırmalara ışık tutmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116027</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94469458-9bd1-44fe-be18-ef0d25617160.jpg</image:loc>
            <image:title>Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz</image:title>
            <image:caption>Yaratıcı, özgün Anadolu insanı Mustafa Güzelgöz&apos;ün yaşadığı dönemde bir masal, bir düş sayılabilecek düşüncelerini gerçekleştirme çabaları anılmaya değer niteliktedir. Küçücük çevrede kurulup gelişen büyük bir düşün, devleti yöneten en üst düzeydeki yetkililere nasıl ulaşıp gerçekleştiğini izlemek, Mustafa Güzelgöz&apos;ü biraz olsun tanımak anlamına gelebilir. Üstelik yaşadığı koşulları göz önünde tutarsak, yaptıklarının nedenli görkemli işler olduğunu daha iyi kavrarız.
Kitapta Mustafa Güzelgöz ile yapılan görüşme, çalışmaları, 1990 yılına dek üstüne yazılmış gazete ve dergilerdeki yazılar yer almaktadır. Ayrıca bu genişletilmiş baskıda Mustafa Güzelgöz&apos;ün kısa yaşamöyküsünün yanı sıra çalışmalarının genişçe değerlendirilmesine yer verildi. Bunlarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri&apos;nde yayımlanan Library Services on Ass başlıklı İngilizce makale ile yeni fotoğraflar da kitaba eklendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116028</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73f063e4-af97-4a26-916f-4c8a63a86929.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaşlar Döneminde Anadolu Şehirleri</image:title>
            <image:caption>İnsanlığın ortaya çıkışından itibaren siyasî, askerî ve idarî yapıların gücü, devletlerin varlığı ve etkinliği ile doğru orantılıdır. Bir devlet ne kadar âdil ve güçlü bir yapılanmaya sahip ise, o kadar etkili ve uzun ömürlü olmuştur. Ancak bu sistem içerisinde yaşanan herhangi bir aksaklığın bütünü de etkilediği dönemler olmuştur. Nitekim XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa devletlerine karşı yapılan uzun savaşlar, Osmanlı Devleti&apos;ni derinden sarsmış ve devletin temel yapısında çok önemli değişikliklere sebep olmuştur.
Geleneksel Osmanlı tarihçiliğinde, XVII. yüzyılın sonları, klasik Osmanlı düzeninin sona erdiği bir dönem olarak adlandırılır. 1683&apos;te Vezir-i Âzam Kara Mustafa Paşa&apos;nın inatçılığı ve jeostratejik hedefler doğrultusunda harekete geçilen İkinci Viyana Kuşatması bu dönemin kırılma noktasıdır. Ardından Kutsal Roma İmparatorluğu liderliğinde Rusya, Lehistan ve Venedik&apos;ten oluşan Kutsal İttifaka karşı yapılan uzun savaşlar, Osmanlı Devleti&apos;ni siyasî, askerî ve iktisadî açılardan oldukça zor durumda bırakmıştır.
Bu kitap, 1683-1718 yılları arasında yapılan uzun savaşların Anadolu&apos;nun farklı bölgelerinde bulunan Ayntab, Kayseri, Manisa ve Trabzon özelinde Osmanlı Devleti&apos;nin sosyal ve ekonomik açıdan nasıl etkilediğini tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Kitap boyunca, devletin birçok yerinde aynı anda yaşanan şiddet olayları ve arkasından gelen mali kriz; yaşanan buhran dönemini sonlandırmak için alınan yeni malî yükler ve sosyal düzenlemeler ile ilgili farklı olayların Anadolu şehirlerine olan etkisine dair bir panorama sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116029</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42f44952-57d6-4611-972c-51069b2a5d38.jpg</image:loc>
            <image:title>Prof. Dr. Zeki Arıkan Anısına Tarih Tasarımları</image:title>
            <image:caption>Akademi dünyasında Cumhuriyet’in ikinci kuşak tarihçisi olarak anılan Prof. Dr. Zeki Arıkan (1944-2021), klasik dönem Osmanlı tarihinden Cumhuriyet devrimlerine uzanan süreçteki pek çok konuda eser vermiş, önemli ve değerli bir bilim insanıdır. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ve üretkenlikle Osmanlı, Cumhuriyet ve yerel tarihçilik alanlarında kaleme aldığı eserleri birer başvuru kaynağıdır. Arşiv kaynakları kadar basın kaynaklarını da ustalıkla ve titizlikle kullanan merhum Prof. Dr. Zeki Arıkan Cumhuriyet Dönemi Türk tarihçiliğinin saygın araştırmacılarından biridir. Aydın sorumluluğu bağlamında üniversite öğretim üyeliğindeki titizliği ile tarih araştırmacılığındaki çalışkanlığının yeri doldurulamaz.
Prof. Dr. Zeki Arıkan’ın öne çıkan bir başka özelliği de ustalara gösterdiği saygıdır. O, bu anlamda Muhittin Birgen, Orhan Burian gibi Cumhuriyet’in önemli aydınlarına ait yazı, mektup ve anıları yetkin bir bilim adamı kimliğiyle keşfedip derlemiştir. Böylece onların geniş kitlelerce hatırlanmasını ve tanınmasını sağlamıştır.
2021 yılında ebediyete uğurlanan Prof. Dr. Zeki Arıkan anısına, öğrencileri ve meslektaşları tarafından hazırlanan bu kitap; kendisiyle ilgili anıları, Türk tarihçiliğine yapmış olduğu katkıları ve meslektaşlarının ona ithafen kaleme aldıkları çeşitli araştırma makalelerini içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116031</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fedab55-5f88-4016-bbd7-9e90a88030fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzisyenlikten Cellatlığa - Edebiyatta Çingene Meslekleri</image:title>
            <image:caption>“Ayıcı parsayı toplar, koltuğunda sopası, bir elinde tef, ötekinde zincir, ağır ezgi, fıstıkî makamla yürür.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar 
“Biz bakırcıyız, diyor, mahalleleri dolaşır, kalaylanacak bakır toplarız. Sonra harman vakti gelir, harmanlarda çalışırız. İlk soğukla beraber geçer gideriz Edirne taraflarına.”
Sait Faik Abasıyanık
Göçebe hayat tarzları, yaşayış biçimleri, bu hayat tarzlarından vazgeçemeyişleri, kimlikleri gibi pek çok farklı yönleriyle Çingeneler edebî eserlerde de kendilerinde yer bulmuşlardır. Müzisyenlikten Cellatlığa, kültür mozaiğimizin en renkli parçasını oluşturan Çingenelerin hayatının edebiyata yansımasını inceliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116032</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/132f7481-8644-4c27-a3ed-85bb758d995f.jpg</image:loc>
            <image:title>The Palestinian Issue and Regional Actors</image:title>
            <image:caption>This book examines the policies of regional actors towards the Palestinian issue in the Middle East. In the first part of the book, the past and present of the Palestinian issue is subjected to a comprehensive evaluation. In the following sections, the policies of regional actors in this vast region regarding the Palestinian issue are analyzed. Each chapter, written by academics who are experts in their fields, examines how the policies of regional actors towards the Palestinian issue have been shaped, taking in the account the past and current dynamics. Therefore, this book fills an important gap in the literature.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116033</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f42fe5f3-04cd-4432-ad74-8c75a5d2b5df.jpg</image:loc>
            <image:title>İki İmparatorluk Bir Eyalet Osmanlı Mısır&apos;ında İngiliz İdaresi (1882-1923)</image:title>
            <image:caption>19. yüzyılda Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın valiliği döneminde Mısır,Osmanlı Devleti idari sistemi içinde imtiyazlı bir statü elde etti. Mısır’ınimtiyazları zaman içinde fermanlarla daha da genişletildi. Özellikle Hidivİsmail Paşa döneminde bu imtiyazlar Mısır’ın geleceğinde önemli roloynayacak gelişmeleri de beraberinde getirdi. Sömürgecilik yarışınınhızlanmaya başladığı dönemde Mısır, doğu-batı ticaret rotası üzerindekikonumu, Doğu Akdeniz’de üs olabilecek limanları, pamuk mahsulü vekazançlı imtiyazları ile özellikle İngiltere ve Fransa için dikkat çekici birbölge haline geldi. Mısır’a dair Avrupalı ilgisi Hidiv İsmail Paşa’nın 16 yıllıkidaresi döneminde alınan dış borçlar ve modernleşme uğruna yapılan aşırıharcamalar ile daha da derinleşti.1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve 1878 Berlin Konferansı, Osmanlıidarecilerinin dikkatini imparatorluğun muhafazasına yoğunlaştırdığı bir andaAvrupalı güçleri de çıkarları yönünde hareket etmeye yönlendirdi. İngiltereözelinde Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra Mısır, imparatorluk ticaretrotasında hayatî bir konuma yerleşmişti. Bu nedenle 1876’da malî olarak iflaseden Mısır’da yaşanan milliyetçi gelişmeler göz ardı edilemezdi.Bu çalışmada Mısır’ın Temmuz 1882’de İngiltere tarafından “geçici” işgalininzamanla kalıcılığa evrilmesi, Mısır’da İngiliz dolaylı yönetiminin tesisi, Şubat1922’de Mısır’ın tek taraflı bağımsızlığı ile Lozan Antlaşması’yla birlikteMısır’daki Türk hakimiyetinin sonlandırılması etraflıca ele alınmıştır. Başkabir ifade ile Osmanlı Devleti’nin son döneminde Afrika kıtasındaki varlığınınderin ve kapsamlı olduğu tek yer olan Mısır’da Osmanlı Devleti’nin yaklaşıkdört asırlık hâkimiyetinin 40 yılı aşkın devam eden “geçici” İngiliz işgaldönemiyle sona ermesi bu kitabın ana konusunu teşkil etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116034</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f2b5e7e-6603-44a3-b47e-4ac09f34ff2b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arzuhallerin Söyledikleri</image:title>
            <image:caption>Bir devletin çağına ayak uydurması ve bekasını sürdürebilmesi noktasında en önemli şey adalettir. Bir hükümdar, devletteki hiyerarşik düzeni adalet temeline oturttuğu zaman döngüsel olarak devletteki tüm yapının işleyişini de düzenlemiş olmaktadır. Devletteki adalet zincirinin en önemli halkası ise şikâyet etme hakkıdır.
Bu çalışmada 1788-1789 tarihleri arasını kapsayan 11 adet Atik Şikâyet Defteri incelenerek Osmanlı halkının 18. yüzyılın son çeyreği ve 19. yüzyılın ilk çeyreğinde yşadığı problemler tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylelikle bu dönem aralığında Osmanlı Devleti’nin sosyo- ekonomik durumu, Osmanlı toplumunun o dönemde karşılaştıkları sorunlar ve yaşanan kargaşanın topluma yansıması ortaya konulmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116035</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f815c25-38a1-4547-85d5-9245b8b7ec1a.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devleti Tarihi (1299-1792)</image:title>
            <image:caption>Avrupalı tarihçi Herbert Adams Gibbons, Avrupa’da zulüm ve katliamların devam ettiği sırada Türklerin insani davranışını veciz şekilde ifade etmiştir:
“Osmanlıların müsamahaları ister siyaset ister halis insani bir davranıştan dolayı olmuş olsun, itiraz edilemez bir gerçektir ki Osmanlılar yeni zaman içinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet ilkesini temel taş olmak üzere kurmuş ilk millettir. Avrupa’da ardı arası kesilmeyen Yahudi zulmü ve engizisyon lekesinin taşındığı devirlerde, Müslümanlar ve Hristiyanlar Osmanlıların idaresi altında ahenk ve kardeşlik içerisinde yaşıyorlardı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116036</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11858f8f-0329-4f77-bc3a-843256d67420.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyetin 100. Yılında 100 İnci Kalem</image:title>
            <image:caption>Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk ilke ve inkılâplarına gönülden bağlıKadın Akademisyenler Derneği (TÜRKKAB), Cumhuriyetimizin 100.Yılında 1933 Üniversite Reformu’ndan sonra sosyal, beşerî, idarî,mühendislik, fen, sağlık, spor ve güzel sanatlar alanlarında gerek yurtdışındagerekse Türkiye’de eğitim alarak yetişen ve büyük çoğunluğu alanında ilkkadın akademisyen ve ilk kadın profesör ünvanını alan 109 bilim kadınımızısizlerle buluşturmak üzere bu eseri hazırlamıştır.Bu eserle sonsuz minnetimizi sunmak istediğimiz kişi hiç şüphesiz kiTürk kadınını tarihte sahip olduğu yerine ve haklarına yeniden kavuşturanCumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.Eserde yer alan yaşam öykülerinde Ata’mızın Cumhuriyetin ilk yıllarındaüniversitelere ve kadın akademisyenlere tanıdığı imkânlar ve bu imkânlarınakademisyenlerimizde yarattığı vefa ve motivasyon duyguları ile ulaştıklarıbaşarılardaki rolleri canlı bir şekilde görülmektedir. Yine bu yaşamöykülerinden hocalarımızın sadece alanlarında ilk olma özelliğitaşımadıklarını; toplumun aydınlanması, bilinçlenmesi için çeşitli sivil toplumkuruluşları kurduklarını, ülkemizde toplumsal duyarlılığı oluşturmak için vargüçleri ile çalıştıklarına da şahit oluyoruz. Nitekim bu özgeçmişlerin bizlerdebıraktığı iz güçlü toplum olabilmenin yolunun güçlü kadınlar yetiştirmektengeçtiğidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116037</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05096f57-3142-4913-a65a-c910d29d6f73.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyunlaştırma 101: Kütüphaneler İçin Oyunlaştırma Fikirleri</image:title>
            <image:caption>Kütüphaneler, tarih boyunca bilginin saklandığı, paylaşıldığı ve aktarıldığı yerler olarak karşımıza çıkar. Ancak dijital dönemin getirdiği hızlı değişimle, kütüphaneler de evrim geçirmeye ve kullanıcılarına daha etkileşimli deneyimler sunmaya başlamıştır. Peki bu etkileşimi en üst düzeye taşımanın yolu nedir? Cevap basit: Oyunlaştırma.
Bu eser, oyunlaştırmanın kütüphanecilikte nasıl uygulanabileceğini, kullanıcı deneyimini nasıl zenginleştirebileceğini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Oyunlaştırma modellerinden, farklı kütüphane türlerine özgü oyunlaştırma fikirlerine kadar geniş bir yelpazede konulara değinilmektedir. Kütüphanelerin dijital çağın getirdiği yenilikleri nasıl kucaklayabileceğini, kullanıcıları nasıl daha aktif ve motive edebileceğini bu kitapla keşfedin.
Üniversite kütüphanelerinden, halk kütüphanelerine, çocuk kütüphanelerinden yenilikçi teknolojilere kadar birçok farklı alanı ele alan bu kitap, kütüphanecilere oyunlaştırmanın potansiyelini gösteriyor. Pratik örnekler, uygulama rehberleri ve gerçek deneyimlerle zenginleştirilmiş bölümler sayesinde, kütüphanenizde oyunlaştırmayı nasıl başlatacağınıza dair net ve somut bilgilere ulaşabileceksiniz.
Oyunlaştırmanın sadece bir oyun olmadığını, aslında kullanıcı deneyimini ve katılımını artırmanın etkili bir yolu olduğunu bu kitapla anlayacaksınız. Hem kütüphanecilere hem de bilgiye susamış okuyuculara rehberlik etmesi dileğiyle... Kütüphanelerdeki bilgiye erişim deneyimini yeniden şekillendirin ve bu değişimin parçası olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116038</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4463e6db-c0b7-459b-a70c-3f5a9b47e4ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Grafik Tasarımda Tipografinin 40 Temel Kuralı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap bir ihtiyaçtan yola çıkarak, tipografi öğrenmeye çalışan kişiler ve öğrenciler için hazırlanmıştır. Türkçe literatürde var olan grafik tasarım ve tipografi kitaplarının günümüz grafik tasarım öğrencilerinin okuma alışkanlıklarına uyum sağlamaması ve beklentilerini karşılamaması sebebiyle, yeni bir metot içermektedir.
İlk bölümde tipografiye ait temel terimler kısaca açıklanmış ve örnek görseller ile desteklenmiştir.
Kitabın ana yapısını oluşturan ikinci bölümde ise, bir tipografi çalışmasında uyulması gereken kırk adet kural sıralanmıştır. Bu kurallar yap ve yapma şeklinde tasnif edilerek kitapta ardışık bir düzende yer almaktadır. Her kural yine örnek görsellerle desteklenmiştir. Bu örnek görsellerin bir kısmı yabancı literatürde veya internet kaynaklarında var olan görsellerin Türkçeleştirilmiş halleridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116039</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dfedd5c7-4a26-44d3-9d32-dbdeb6f4535c.jpg</image:loc>
            <image:title>The Poverty of Disadvantaged Groups in Turkey</image:title>
            <image:caption>Irrespective of their level of development, countries worldwide prioritize poverty in sustainable development strategies and develop inclusive and sustainable programs tailored to the needs and issues of disadvantaged groups in their poverty alleviation strategies. Ensuring disadvantaged groups’ access to basic rights such as quality education and dignified employment by lifting them out of poverty is a priority for the effective use of resources and a productive economy. This work contributes scientifically to the social policy literature concerning seven different disadvantaged groups within the conceptual, theoretical, statistical, policy analysis, and solution proposals axis of poverty. The book is comprised of eight chapters. In this book, a conceptual framework for poverty and each disadvantaged group (children, youth, the elderly, women, immigrants, disabled individuals, single-parent families) is presented. Subsequently, the theoretical section, which reveals the relationship between disadvantaged groups and poverty concerning the topic title, and poverty statistics related to the disadvantaged group, are discussed. Moreover, poverty prevention strategies, policies, programs, and/or action plans specific to the disadvantaged group are evaluated. However, due to limited statistics on poverty rates for migrants among the disadvantaged groups covered in the work, a different method was employed in the section on migrant poverty. An econometric study was conducted, referencing Turkey’s data, to examine the international migration-human poverty relationship.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116040</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88f8dfb6-53d7-494f-8cc9-6f3fd9318b31.jpg</image:loc>
            <image:title>Habere Yansıyan Savaş</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinde kritik bir dönemi teşkil eden XIX. yüzyılda, özellikle Yunan isyanına karşı Avrupa’da olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri kamuoyunda da büyük bir sempati oluşmuş, sonraki dönemde Amerika’da örgütlü bir yapı oluşturan Ermeni ve Rumlar da bu sempatiden fazlasıyla faydalanmıştır. Bu dönemde ABD’deki basın ve yayın organlarında bu unsurlara yönelik çok sayıda haber ve yoruma yer verilmiş, dolayısıyla hükümet ve kamuoyu Türklerin suçlandığı bu tek taraflı yayınların etkisi altında kalmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında okyanus ötesinde basın üzerinden Türklere karşı yürütülen bu örgütlü propagandanın yanında Müttefikler ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye yönelik politikasının ele alındığı bu çalışmada, Amerika’da yayımlanan çok sayıda gazete ve dergi başta olmak üzere arşiv kaynakları, Meclis Zabıtları ve bu dönemi konu alan araştırma eserlerinden yararlanılmıştır.
Bu çalışmanın amacı Mondros Mütarekesi’nin ardından 1918 ve 1922 yılları arasında Türkiye’de cereyan eden gelişmelerin Amerikan basınındaki yansımalarını ortaya çıkarmaktır. Bu süreçte ABD’nin bölgede üstlendiği rolle birlikte, Ermeniler başta olmak üzere Osmanlı coğrafyasındaki azınlık unsurların merkezinde yer aldığı olaylar, Amerikalı misyonerlerin tutumu ve Anadolu’nun işgaliyle Milli harekete yönelik Amerikan basınındaki yaklaşımlar ele alınmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116041</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c079040-fa5d-40cc-a176-d9dcb9df1020.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşil Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Modern taşıma sistemleri içinde lojistik en önemli unsurlardan biridir. Özellikle son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile birlikte yük ve yolcu taşımacılığının maliyeti, etkinliği ve güvenilirliği de artmaktadır. Son yıllarda lojistik sektöründe yaşanan hızlı büyüme hiç şüphesiz olumsuz etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu etkilerin en aza indirilebilmesi için lojistik sektörü ekonomik, çevresel ve sosyal hedeflerini sürdürülebilir yeşil lojistik anlayışı ile dengelemeye çalışmaktadır.

Eser lojistik faaliyetlerin çevreye etkileri, yeşil tedarik zincirinin yönetimi, çevreye duyarlı tedarikçinin seçimi vb. günümüz lojistiğinin elzem konularına odaklanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116042</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a6e3411-9078-40c0-9609-bdaf56a2b396.jpg</image:loc>
            <image:title>27 Mayıs&apos;tan 12 Mart&apos;a Türkiye&apos;nin Ortadoğu Politikası</image:title>
            <image:caption>1960’lar Türkiye’nin on yılı deviren dış politika anlayışını gözden geçirmesine yol açmıştır. Bağlantısızlar ve BM toplantılarındaki Kıbrıs’la ilgili görüşmelerde Türkiye’nin yalnız bırakılması, Johnson Mektubu’nun ABD’ye yönelik yarattığı hayal kırıklığı gibi gelişmeler Türkiye’nin Batı ittifakı ile ilişkilerini sorgulama dönemini başlatmıştır. Bu sorgulama Türkiye’nin bu ittifaktan kopması neticesini vermemiştir. 1960’lar, özellikle de ortasından itibaren, Türkiye’nin dış politikadaki hatalarını düzeltmeye ve telafi etmeye çabaladığı, Ortadoğu’ya yakın ilgi gösterdiği, bölgede hâkim olan “Batı’nın sözcüsü” imajını silmeye çalıştığı, Asya ve Afrika ülkelerinin bağımsızlık ve emperyalizmle mücadelelerine destek verdiği yıllar olacaktır. Dış politikadaki bütün bu değişimi dönemin hükümet programlarından takip etmek mümkündür.
Türkiye’nin iç siyasetindeki gelişmeler de Ortadoğu’ya açılması ve ilişkilerini tamir etmesini etkilemiş ve kolaylaştırmıştır. 1961 Anayasası’nın sağladığı hürriyet ortamı içinde özellikle sol/sosyalist hareketlerin Ortadoğu meselelerine yönelik ilgisi; 1965’te tek başına iktidara gelen Adalet Partisinin milli çıkarın yanında milli refahı -dolayısıyla dış politikanın ekonomik boyutunu- merkeze alan siyaseti, dinsel/İslamî kimliğin dış politikada dikkate alınmasının iç siyasette kendisine yarar getireceğine inanması bu çerçevede verilebilecek örneklerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116043</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb148252-48af-4592-a3da-e94e62e602c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Öngörülemeyen Krizler Çağında Yönetim</image:title>
            <image:caption>Dünyanın giderek kırılgan bir hale geldiği bir döneme doğru hızlıca yol aldığımız bugünlerde yaşadığımız krizler, örgütlerin acil cevap vermesini gerektiren ancak bu cevap için gerekli olan karar verme süresini kısıtlayan, karar birimlerini şaşırtabilen ve hatta kararsızlığa sürükleyebilen durumlara neden olmaktadır. Örgütler, güçlü yönleri ile kriz dönemlerini daha kolay atlatırken bütünsel düzenin parçası olarak devam ederler. Bazı örgütler olumsuz koşullar karşısında varlığını koruyabilmekte hatta bu olumsuz koşulları fırsata çevirerek daha da güçlenirken, kimi örgütler ise engelleri aşmak için yoğun çaba göstermelerine rağmen varlıklarını sürdürememektedirler.

Eser, günümüzde yöneticilerin örgütsel dayanıklılık kavramına nasıl yaklaştıklarına yönelik bir araştırmadan yola çıkarak yöneticilerin örgütleri krizler karşısında nasıl dayanıklı hale getirmeye çalıştıklarını ve bu dayanıklılığın geliştirilebilmesi için sahip oldukları bakış açılarını ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116044</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df02bd48-bf97-4a2f-9825-ad4067ebf643.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Ordusunda At (1856-1908)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Ordusunda At (1856-1908) kitabının kapsadığı dönemde Osmanlı Devleti&apos;nde bir at sorunundan bahsedilebilir. Atçılık konusunda örnek gösterilebilecek kurumlar teşkil eden; at sayısı ve çeşitliliği bakımından zengin bölgelere sahip Osmanlı Devleti&apos;nde, 19. yüzyılın ortalarından itibaren at varlığı gerek nitelik gerekse nicelik olarak gerilemişti. Atçılığın gerilediği bu süreçte gerilemenin önüne geçilmesi amacıyla bazı tedbirler alınmakla birlikte ordunun at ihtiyacının karşılanması kritik öneme sahipti. Osmanlı ordusunda istihdam edilen süvari ya da koşum atları yerel kaynaklardan temin edilmekteydi ancak artık ithalat kaçınılmazdı.
Osmanlı Devleti 1853-1856 Kırım Savaşı&apos;ndan sonra böylesine stratejik bir alanda ithalatçı, kısmen de dışa bağımlı bir devlet konumuna düşmüştür. Osmanlı ordusunda geçmişte istihdam edilen atik, dayanıklı, çevik Türkmen atların yerini artık Rus ve Macar atları alacaktır. Bu kitapta Osmanlı at varlığında gerilemenin boyutu, ithalat yöntemleri ve kaynakları, ithalatın ortaya çıkardığı zorluklar nedeniyle de değişen atçılık politikaları ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116045</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/060f8d51-50dc-4588-893a-b59fc49ebef1.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Avrupa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de Doğu Avrupa tarihi, kültürü ve coğrafyası ile ilgili bilimsel literatürün yetersiz olduğu maalesef Rusya-Ukrayna Savaşı ile daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere Doğu Avrupa’da Anadolu gibi yüzyıllar boyunca Türklere yurtluk yapmış bir coğrafyadır. “Doğu Avrupa Tarihi - Yeni Bulgular ve Yaklaşımlar” adlı eserimiz bu eksikliği gidermek üzere alanın uzmanları tarafından kaleme alınan makalelerden oluşmakta ve son yapılan araştırmaların ışığında elde edilen verileri Türk bilim dünyasının hizmetine sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116046</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1be055f5-e554-4c55-aa92-c43bab407389.jpg</image:loc>
            <image:title>Sinop Tarihinden Kesitler</image:title>
            <image:caption>Sinop gibi derinlikli bir maziye sahip kentlerin tarihine dair kitaplar, ancak o uçsuz bucaksız geçmiş içinden kesitler sunabilir. Bu noktadan hareketle elinizdeki kitabın adı Sinop Tarihinden Kesitler olarak tespit edildi. Kitabın adına uygun bir şekilde Sinop kent tarihi ile alakalı on bir makaleden oluşan eser, farklı dönemlere ait yansımalar içeriyor. Mevcut eserin, Sinop’un tarihi, coğrafyası, çevresiyle ilişkileri, nüfusu, kurumsal yapıları ve önemli şahsiyetleri hakkında birincil kaynaklara dayanan bilimsel düzeyi ile Sinop’a ilgi duyan okuyucunun ihtiyacına cevap vereceğini ümit ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116047</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81ba4287-a636-40de-aec4-7f23d8c47df0.jpg</image:loc>
            <image:title>Experiences Of Combating Epidemics in The Ottoman Empire</image:title>
            <image:caption>Beginning in the mid-17th century, the Ottoman Empire faced the devastating effects of epidemics originating from both Europe and India. Like in other nations, the Ottoman Empire experienced significant loss of life due to these outbreaks. While the government implemented various measures to combat these epidemics, they were unable to completely prevent them and fatalities persisted. This book offers valuable insights into the epidemics that occurred in the Ottoman Empire throughout different periods, as well as the government&apos;s response to them. By examining these events through a historical lens, the book seeks to provide a comprehensive understanding of the causes, consequences, and government interventions related to epidemics in the Ottoman Empire.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116048</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da7a1370-a69d-4d71-bbc6-1232982b7d05.jpg</image:loc>
            <image:title>Yitik Miras Zeus Sunağı</image:title>
            <image:caption>Osmanlı coğrafyasında bulunan eski eserlere Batılı devletlerin ilgisi, 18. yüzyıldan itibaren kurulmaya başlanan müzelerin de etkisiyle, gittikçe artan bir şekilde daha sistematik ve sömürgeci bir girişim haline geldi. 19. yüzyıldan itibaren Batılı ülkelerin hemen tümü, mümkün olduğunca çok eser toplayabilmek için adeta birbirleriyle yarıştılar. Osmanlı Devleti gittikçe artan ve yağmacılığa dönüşen bu faaliyetlere karşı Tanzimat Fermanı&apos;nın ilanından sonra gerekli yasal düzenlemeleri yaparak karşılık vermeye çalıştı. İlk olarak Müze-i Hümâyûn&apos;un işlevsel hale getirilmesi ile başlayan eski eser meselesindeki süreç, 1869, 1874, 1884 ve 1906 yıllarında yürürlüğe giren Âsâr- Atîka Nizamnâmeleri ile hukuki bir zemine, denetime ve yurt dışına çıkarılmasına yasak getirilmesi de dâhil, düzenli bir sisteme oturtulmaya çalışıldı. Ancak, yapılan tüm hukuki düzenlemelere rağmen paha biçilmez değerdeki buluntuların yurt dışına götürülmesi ve kaçakçılık engellenemedi ve Osmanlı Devleti&apos;ne uygulanan siyasi baskı ve şantaj yöntemiyle pek çok değerli eser yabancı müzelerin envanterine girdi.
Elinizdeki eser, Helenistik Dönem sanatının görkemli örneklerinden biri olarak kabul edilen Zeus Sunağı&apos;nın Almanya&apos;ya götürülmesi ile sonuçlanan süreci, arkeolojik ve hukuki yönleri ile ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116049</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/46163313-a7bf-435a-ac13-894009c78f3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yazgı (Uzun Öykü)</image:title>
            <image:caption>“Görüş bitene kadar ben konuştum o dinledi. Yüzündeki belli belirsiz kaygı, sıkıntıdan öldürecek beni. Keşke şu cam, demir parmaklıklar olmasa. Sımsıkı kucaklasam, bedeninin sıcaklığına bıraksam kendimi, saçlarını koklaya koklaya konuşsam, yüzü avuçlarımda gözlerine baksam, öpsem, konuşsam, öpsem...”
Sahici bir hikâyenin peşine düşüyor Özgür Soylu. Sanki annenizden ya da mahallenizdeki devrimci bir ağabeyden dinlediğiniz yarım kalmış bir hikâyenin peşine… Bir solukta sizi de içine alıveriyor. Kelimeler kâğıdın üzerinde akarken aynı hızla görüntüye dönüşüyor. İçerisi ve dışarısı arasındaki mesafe uzadıkça boşluklar çoğalıyor. Soylu, boşlukları mektuplarla ince ince dokuyor ve ustalıkla hikâyeyi nihayete erdiriyor. Ve tamamlanmış bu hikâye araftan kurtulup zamanın ruhunda demirliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116050</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd145844-bd15-4683-9c99-8fdb49c6de73.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk-Amerikan İlişkileri (1971-1984)</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşını takip eden süreçte ABD ile kurulan ittifak Türkiye siyasetinde merkezde konumlandırılmıştır. Soğuk Savaş yılları süresince Türkiye ABD&apos;nin yanında kararlı bir müttefik olarak yer almıştır. 1970&apos;li yılların ilk yarısında ABD ve SSCB&apos;nin Soğuk Savaştan “Soğuk Barışa” doğru yönelişi, Türkiye gibi ittifakın kanat ülkeleri tarafından hissedilebilmiştir. Türkiye&apos;de bir askeri muhtıranın başlangıcından bir darbenin sona erişine kadar olan dönemi ele alan bu kitap, Türk-Amerikan ilişkilerinin en iniş çıkışlı olduğu yılları değerlendirmeyi amaçlamıştır. Türkiye&apos;de yükselen Amerikan karşıtlığı, haşhaş sorunu, Kıbrıs krizi, silah ambargosu, Amerikan üslerinin kapatılması gibi ikili ilişkilere damgasını vuran sorunlar Amerikan belgeleri ışığında incelenmiştir. Bu sorunların çözüm sürecine yakından bakıldığında ise Türkiye&apos;de gerçekleşen askeri müdahalelerle Amerikan yönetiminin girift ilişkisi tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116051</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5c1041b-4623-4dec-a846-10e22f7e9cd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Boğazlarında Uluslararası Kontrol (1918-1936)</image:title>
            <image:caption>Mitolojik dönemde yaşanan Truva Savaşları&apos;ndan yakın tarihlerde patlayan Kırım olaylarına değin bölgesel ve uluslararası güçlerin hakimiyet mücadelerine sahne olan “Türk Boğazları” tarihi, coğrafi, siyasi, askeri, hukuki, iktisadi, ticari ve hatta sosyo-kültürel dinamikleri etkilemiş, sürekli ilgi odağı olmuştur. Günümüzde dahi Çanakkale yada İstanbul Boğazları&apos;na yönelik projeler gündeme geldiğinde hegemonik güçler Türkiye&apos;nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini tartışmaya açmak istiyorlar. Peki böyle bir hakkı nereden buluyorlar?
I.Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri, Türk Boğazlarını hangi gerekçelerle işgal etmişlerdi?
TBMM Boğazlarda hakimiyeti geri alabilmek amacıyla neler yaptı?
Lozan Konferası&apos;nda Türk Boğazlarının uluslar arası kontrole tabi tutulmasına neden müsaade edildi?
Türk Boğazlarının uluslar arası kontrol altında kaldığı dönemlerde neler yaşandı?
Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası kontrole nasıl son verildi?
Bu çalışma yerli ve yabancı arşiv belgelerine dayanarak bu soru ve tartışmalara cevap aramakta, Türk Boğazları ile ilgili spekülasyonları sorgulamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116052</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86da9ec9-5ab9-4485-8c61-ddd49074758b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sicill-i Ahval Defterlerine Göre Ordulu Devlet Adamları</image:title>
            <image:caption>Devletlerin herhangi bir biriminde hizmet eden devlet adamlarının hayat hikayelerinin kaleme alınması oldukça eskiye dayanmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde bu tür kayıtlara tercüme-i hal denilmiştir. Sultan II. Abdulhamid döneminde devlet memurlarının biyografilerinin resmi kayıt altına alınması için şer&apos;i ve askeri sınıflar dışındaki tüm memurlara tercüme-i hal varakası doldurulup ilgili nezarete gönderilme zorunluluğu getirilmiştir. 1879-1909 yılları arasında düzenlenen ve Sicill-i Ahval Defterleri denilen defterlere binlerce memurun biyografileri kaydedilmiştir.
Sicill-i Ahval defterleri, son dönemlerde yerel tarih çalışmalarına da kaynak oluşturmaya başlamıştır. Çalışmada, bu defterlere kayıtlı Ordu ili ve ilçelerinde doğan 95 memurun biyografileri incelenmiştir. Ordu&apos;nun tarihi şahsiyetlerinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz bu çalışmanın okuyucuların da ilgisini çekeceği kanaatindeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116053</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ee5506d-7355-479c-8c50-70e998297d03.jpg</image:loc>
            <image:title>Öyküler</image:title>
            <image:caption>Bir varmııış, bir yokmuş.Evvel zaman içinde,Zaman zaman içinde…Kim bilecek,Kim, hangi zaman içinde…
Eşek aslana akıl verir,Kral devin hazinesini aşırır.Bir de gizemli mağara var köyün az ilerisinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116054</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0669c317-a2f9-4bd4-81e3-0dbbf6ff5e80.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Topçuları</image:title>
            <image:caption>Ferik Ahmed Muhtar XIX. Yüzyılda batı tarzı okullarda yetişmiş bir Osmanlı aydınıdır. Yazarın esas mesleği askerliktir. Ancak daha dikkatle bakıldığında; Ferik Ahmed Muhtar&apos;ın iyi bir komutan olmanın yanı sıra, iyi bir eğitimci ve aynı zamanda iyi bir müzeci olduğu görülecektir. Ferik Ahmed Muhtar&apos;ın yazarlığı bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Yazar, Osmanlı toplumunun gelişmesi için tarihten coğrafyaya, ilahiyattan sağlığa ve top döküm teknolojisinden askerî lojistiğine kadar çeşitli alanlarda eserler vermiştir. Ferik Ahmed Muhtar&apos;ın Osmanlı Topçuları isimli bu eseri, Osmanlı top dökümü teknolojisinin ve XIX. Yüzyıldaki topçu ocağının İstanbul ve Taşradaki idarî hiyerarşisini ortaya koymaktadır. Bunların dışında Ferik Ahmed Muhtar, ocağın hem asker ve komutan sayılarını hem de mühimmat miktarlarını vermektedir. Son olarak eserinde, Osmanlı topçularının daha başarılı olması için atılması gereken adımları saymaktadır. Eser bu hâliyle, XIX. Yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topçularının batı tarzı silah ve mühimmatla nasıl şekillendirildiğini ortaya koyduğu gibi, -tavsiye niteliğinde de olsa- daha başka atılması gereken adımları da belirtmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116055</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e78a57a6-b75b-416f-aeba-1e4d96e8607f.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Sigorta Şirketi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti sigortacılık sistemiyle oldukça geç dönemde tanıştı. Sultan II. Abdülhamid zamanına kadar sigorta işlemleri, Batılı sigorta şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Ülke kaynaklarının yurt dışına akışını engellemek için bu dönemde yerli ve milli arayışlar başladı. Nihayetinde 1892&apos;de Osmanlı Sigorta Şirketi adıyla ilk yerli sigorta şirketi kuruldu. Osmanlı kanunlarına bağlı ve hükümet denetimine açık işlem yapmayı taahhüt eden şirketin genel merkezi İstanbul&apos;du. Sağladığı devlet desteğiyle kısa sürede piyasaya egemen oldu. I. Dünya Savaşı sonlarına kadar varlığını sorunsuz sürdürdü. 1918&apos;de işlemlerine son vererek tasfiye sürecine girdi. Aynı yıl Osmanlı Milli Umum Sigorta Şirketi&apos;ne katıldı. İki yıl sonra tüzük değişikliğiyle İstanbul Umum Sigorta Şirketi&apos;ne dönüştü. Elinizdeki kitap, söz konusu şirketin kuruluş serüvenini, teşkilat yapısını ve sigortacılık işlemlerini incelemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116056</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19485f0a-7e8c-4f6e-94bf-e68573139dd5.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devleti ve Diplomasi</image:title>
            <image:caption>Henry Kissinger “Diplomasi” isimli eserinde “XX. yüzyılda, uluslararası ilişkileri hiçbir ülke Birleşik Devletler kadar kesin, fakat aynı zamanda kararsız bir şekilde etkilememiştir. Hiçbir toplum, onun kadar başka devletlerin içişlerine karışmama ilkesinde ısrarlı veya kendi değerlerinin bütün dünyaca uygulanması düşüncesine onun kadar ateşli olmamıştır.” ifadelerini kullanır. Bu yaklaşım doğru olabilir veya tartışılabilir. Fakat kesin ve tartışmasız bir şey vardır ki, XV. ve XVI. yüzyılda hatta XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti&apos;nin dünya siyasetini yönlendirdiği kadar hiçbir devlet dünya siyasetine yön verememiştir. Bu yön verme Birleşik Devletlerin yaptığı şekilde kararsız da değildir. Kendi değerlerini diğer devletlere dayatma veya uygulatma konusunda da Birleşik Devletler kadar ısrarcı da olmamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116057</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91c54f13-3275-4a93-9243-464671f9e29b.jpg</image:loc>
            <image:title>On Sekizinci Asırda Mesele-i Şarkıyye ve Kaynarca Muahedesi</image:title>
            <image:caption>Herşeyden evvel Albert Sorel&apos;in bu çalışmasının bir Avrupa Tarihi eseri olduğunu belirtmek gerekir. Eser, Sorel&apos;in mukaddimesinde yer alan “Türkler Avrupa&apos;ya ayak bastığı günden beri Şark Meselesi zuhûr etti.” ifadesinin dışında günümüz tarihçileri tarafından pek de anılmaz. Hâlbuki Sorel kitabında, Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) somasında yaklaşık olarak bir asır boyunca Avrupa&apos;da sürecek olan konjonktürel yapının temel sütunlarının nasıl oluşturulduğunu ve bu yapı içerisinde Şark Meselesi&apos;nin Avıupalı büyük güçlerin çıkar-çatışma paradoksu ekseninde hangi şartlarda doğduğunu izah etmektedir. Müellif, Rusya&apos;nın düvel-i muazzama arasındaki çıkar çatışmalarından nasıl yararlandığını, bu esnada Fransa&apos;yı yalnızlığa mahkûm ederek ve Prusya ile Avusturya&apos;yı kendi yanına çekerek, Kıta Avrupa&apos;sında başat rol üstlenmeye başlamasını anlatır. Eserin en özgün taraflarından birisi, Avrupa politikasına yön veren ülke liderlerinin psikolojik analizlerine girişilmesidir. Öyle ki eser, bir yerde, Avrupalı liderlerin gayr-i ahlaki politik anlayışlarının rasyonalize edilmesinin hikâyesi olarak da görülebilir. Avrupa devletlerinin hem birbirleri hem de Osmanlı İmparatorluğu ile olan ilişkilerinde bir taraftan resmi, diğer taraftan gayr-ı resmi ya da gizli politikalarının ikiyüzlü özelliği, bu arada Voltaire gibi ünlü filozofların siyasetin çarpık ilişkilerinde kendilerine yer edinme çabası etkili ve hayret verici bir şekilde kurgulanmıştır. Eser, Avrupa devletlerinin politik çatışma arenasında Osmanlı İmparatorluğunu nasıl algıladıklarını ve Şark Meselesi&apos;nin Avrupa devletlerinin bir sorunu olarak nasıl ortaya çıktığını anlatır. Sorel&apos;in kurgusu, Avrupalı aktörlerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları giderme adına giriştikleri ahlaktan yoksun, faydacı olmaktan öte hırs ve ihtirasla yoğrulmuş politikalarının aslında yeni ve daha karmaşık bir takım problemleri de beraberinde getirdiğini göstermesi açısından son derece önemlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116058</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/283d9dbd-01dc-4419-a1ca-abac6a498ddd.jpg</image:loc>
            <image:title>Kodlama-Tabletim Nasıl Çalışır?</image:title>
            <image:caption>Temel Kodlama Eğitimi Serisi kitaplarından biri olan Tabletim Nasıl Çalışır?, 
çocuklara bilgisayarların içinde hangi parçaların bulunduğunu ve nasıl çalıştıklarını göstermek üzerine hazırlandı. 
Öğrenmeyi teşvik eden basit açıklamalar ve eğlenceli Yaz-Sil Alıştırmaları ile çocuğun hemen dikkatini çeken Tabletim Nasıl Çalışır? kitabı, donanım ve yazılım, işlemci ve hafıza,dokunmatik ekran nasıl çalışır? 
gibi başlıklar ile bilgisayar ve parçaları hakkında temel bir bilgi sunuyor. 
Serideki Diğer Başlıklar: 
- Dijital Beceriler 
- Mantık ve Veri 
- Algoritma ve Kodlama</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116059</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87f3cbe9-fde2-4ff0-b2b5-04d011ada841.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul&apos;un Sırları</image:title>
            <image:caption>Eseri de, hayatı da sırlarla doludur Evliya Çelebi&apos;nin… 17. asra şahitlik yapan ancak eseri için dünya edebiyatının en geniş ve en önemli seyahat kitabı, kendisi için de dünyanın en büyük ve en esrarlı seyyahı demek hiç de yanlış olmaz…
Evliya Çelebi Seyahatname&apos;sinde yer alan sırlarla dolu İstanbul&apos;u okumak, aynı zamanda 400 yıl öncesinin İstanbul&apos;unda ve daha öncesinde yolculuk yapmaktır… O devirlerde tılsımlı ve esrarlı mekânlar, eserler ve hadiselerin birçoğu günümüzde henüz bilinmemekteyken; birçoğu da zamanın acımasız rüzgârında savrulup gitmiştir. Ancak, bu değerler Seyahatname&apos;de yaşamaya hâlâ devam ediyor…
Umarız bu eser, Evliya Çelebi&apos;nin tanınmasında, daha da önemlisi onu anlatma ve tanıtma sevdasında bir adım olur…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116060</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4805ef8b-fd7e-4031-bdb9-a1f0b2a021c4.jpg</image:loc>
            <image:title>İngiltere Hariciye Nazırı Lord Palmerston&apos;un Parlemento Nutku (25 Haziran 1850)</image:title>
            <image:caption>Lord Palmerston, İngiltere&apos;nin 19. yüzyıl meşhur politikacılarıdandır. Uzun siyasi kariyeri boyunca takip ettiği politikalarında daima İngiliz İmparatorluk çıkarlarını korumayı temel prensip olarak kabul ettiğini savunmuştur. “Ben bir Roma vatandaşıyım” (Civis Romanus sum) ifadesini kullandığı meşhur söylevini 25 Haziran 1850 senesinde gerçekleştirmiştir. O, Londra&apos;yı Roma gibi dünya çapında önemli bir merkez yapmak, İngiltere&apos;yi Hindistan&apos;da olduğu gibi dünyanın diğer bölgelerine de hâkim kılmak ideali ile büyük hedeflere yönelmiş, dış politikasını bu esaslar üzerine temellen- dirmiştir. Yayımladığımız nutuk, Palmerston&apos;un, Hâriciye Nâzırlığı döneminde takip ettiği dış politikalarına getirilen eleştirilere karşı mecliste yaptığı bir savunudur. Onun bu savunusu kimliğini belirtmeyen bir Osmanlı aydını tarafından Osmanlıcaya tercüme edilmiştir. Polonya&apos;da, Wroclaw Üniversitesi Kütüphanesi&apos;nden temin ettiğimiz Elyazma, genelde 19. yüzyıl İngiltere&apos;sinin dış politikasına, bu bağlamda İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, Yunanistan ilişkilerine ve özelde aynı yüzyıl Osmanlı-İngiliz münasebetlerine kaynaklık edecek bir muhtevaya sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116061</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2aed1283-69cf-4721-9984-b9e9e962a56e.jpg</image:loc>
            <image:title>IV. Murad&apos;ın Bağdad Seferi Menzilnamesi</image:title>
            <image:caption>Sultan IV. Murad, 17. yüzyıl Osmanlı padişahlarının en ta- nınmış olanıdır. Onu ön plana çıkaran unsurlar ise fiziki gücü, koyduğu yasaklar, İran üzeine gerçekleştirdiği Revan ve Bağdat sefeiridir. Özellikle Bağdat Seferi Osmanlı tarihinin en ihtişamlı sefelerinden biridir. Bu sefer , bizzat Padişah&apos;ın maiyetinde yer alan fakat kim olduğu bilinmeyen bir şahıs tarafından günbegün, menzil menzil kaydedilmiştir. Çalışmamıza kaynaklık eden ve Berlin Staatsbibliothek (Devlet Kütüphanesi)&apos;ten temin edilen bu anonim elyazmasında IV. Murad, hem şahsi özellikleri hem de askeri yönü ile ayrıntılı bir şekilde yer almaktadir. Müellif Bağdat seferi boyunca Sultan IV. Murad&apos;ı her&apos; haliyle vermeye çalıştığı gibi Haseki Sultan&apos;dan da yer yer bahsetmiştir. Yaptığımız çalışma ile bu anonim elyazmasının 17. yüzyıl Osmanlı tarihine kaynaklık etmesi amaçlanmıştır.
Günümüzde Osmanlı tarihine kaynaklık edecek çok sayıda elyazmasının yurt dışında olduğu bilinmektedir. Olaylara dair tarihi değerlendirmelerin yeni bilgiler ile farklı bir boyut kazanabileceği göz önünde bulundurulacak olursa bu kaynaklarının tespitinin ve araştırılmasının önemi ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda Berlin&apos;den temin ettiğimiz IV. Murad dönemine ait bir menzilnâmeyi yayınlamayı dikkate değer bulduk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116062</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41df082b-2380-43e2-803f-0a84d36be1fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Dilsiz ve Ama Mektebi</image:title>
            <image:caption>Sultan II. Abdülhamid döneminin eğitim alanındaki yeniliklerinden birisi de Dilsiz ve Âmâlar Mektebidir. Dilsiz ve Âmâlar Mektebi de modern eğitimin diğer alanlarında olduğu gibi batı kaynaklıdır. İlk örnekleri XVIII. yüzyılda, Avrupa&apos;da kurulmuş olan sağır-dilsiz ve âmâların eğitimiyle ilgili okullar XIX. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Bu tür okullar, XX. yüzyıl başlarında özellikle Avrupa ve Amerika&apos;da önemli sayılara ulaşmıştır. Dünya ve Avrupa&apos;da ki gelişmelere rağmen bizde sağır-dilsiz ve âmâların eğitimine yönelik ilk okul olan Dilsiz ve Âmâlar Mektebi, ancak XIX yüzyılın sonunda kurulabilmiştir. Dilsiz ve Âmâlar Mektebinin kuruluşu, gelişimi, eğitim faaliyetleri, karşılaştığı problemler, öğrencileri ve onların istihdamı, dersleri ve okulda uygulanan öğretim yöntemleri, ülkemizde sağır-dilsiz ve âmâların eğitimi konusundaki gelişmelerin temellerini oluşturmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116063</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d6f17d4-aae1-4478-9c47-25b2871eaa5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Claude&apos;un İtirafları</image:title>
            <image:caption>“Biz, şair ve yazarlardan, ahlâk dersi vermemiz bekleniyor. Ben, cana can katmayı bilemem, ama kan ve gözyaşlarıyla dolu bir eserin sahibiydim, bana düşen bilgilendirmek ve teselli etmektir.
“Bu sayfaları topluma kazandırmadan önce uzun süre tereddüt ettim. Bir vücudun ve bir kalbin tüm çıplaklığını gözler önüne sermek gibi bir hak olduğundan emin değildim; bir itirafın gizliliğini açığa çıkarmama izin verilir mi diye kendimi sorguluyordum…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116064</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85f6ab6a-1e7e-4746-8a58-9fbd4fd0c013.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Misak-ı Milli Toprağı Menbic ve Tarihi</image:title>
            <image:caption>Coğrafi konumu itibariyle stratejik öneme sahip olan Menbic, Antep-Halep, Urfa-Rakka hattının tam ortasında olup bu şehirlerin buluşma noktasıdır. Tarih boyunca bu bölgeye hâkim olmak isteyen güçlerin ilk ele geçirmek istedikleri ve üs olarak kullandıkları yerlerin başında Menbic gelmiştir. Menbic, Türk-İslam medeniyeti ve idaresi ile bin yılı aşkın süre yönetilmiş bir yer olarak Türkiye ile bağları tarihin derinliklerinden gelen bir şehirdir. Mîsâk-ı Millî topraklarının bir parçası olan Menbic, Milli Mücadele döneminde Anadolu&apos;nun savunulması ve bölgenin düşman işgalinden kurtarılması noktasında üs olarak kullanılan önemli merkezlerden biri olmuştur. Kuvâ-yı Millîye birliklerinin 1920-1921 yılları arasında düşman işgalinden kurtardığı ve Türk idaresinin yeniden tesis edildiği bir şehir olarak Menbic, bu yönüyle Türk idaresinden ayrılıp vatan sınırları dışında kalmış bir toprak parçası olarak da büyük önem taşır. Bu bağlamda günümüzde Fırat Kalkanı Harekâtının icra edilmesinin stratejik altyapısı ve tarihsel arka planı da, dönemin resmi kaynakları ışığında bilimsel olarak bu eserde ele alınmıştır.
Fırat Kalkanı Şehitlerimizin Aziz Hatırasına…
Kitapta Cevaplarını Bulacağınız Bazı Sorular;
Menbic&apos;i Kendi İrademizle Neden ve Nasıl Terk ettik?
Menbic&apos;in Tarihi Önemi Nereden Geliyor?
Hangi Devletler Menbic&apos;i Askeri Üs ve Başkent olarak kullandı?
Menbic Ne Zaman Türkmen Yurdu Olmaya Başladı?
Sultan II. Abdülhamid Menbic&apos;e Neden Özel Önem Verdi?
Kitapta Yer Alan Bazı Olaylar;
Yavuz Sultan Selim, Menbic&apos;i Osmanlı Sınırlarına Katıyor.
Menbic Halkı Osmanlı Devleti&apos;ne Bağlılığını İlan Etmişti.
Mîsâk-ı Millî Toprağı Menbic.
Menbic Ahalisi, Fransız İşgaline Karşı Kuvâ-yı Milliye&apos;nin Emrinde.
Milli Mücadele Döneminde Kuvâ-yı Milliye, Menbic&apos;i Alıyor.
Menbic&apos;de Yeniden Türk İdaresinin Tesisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116065</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c2dc8f3-0ca9-45a1-862f-dcf86da3480d.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Hanedanında Doğum Günü Törenleri</image:title>
            <image:caption>Osmanlı hanedanında doğum günü kutlanır mıydı? sorusunun cevabı, bu kitabın yazılmasına vesile oldu. Cevabı bulmak adına yapılan araştırmaların anahtar kavramı ise taranan yüzlerce arşiv belgesinde rastlanılan ve sürekli tekrar edilen velâdet-i hümâyûn terimiydi. Klasik devirde şehzade ve sultanların dünyaya gelişlerini ifade etmek için kullanılan bu terim, modern dönemde, Batı tesiriyle icat edilen ve kısa sürede gelenekselleşen padişahların doğum günü kutlamalarında da kullanılmıştır. II. Mahmud&apos;un başlattığı yaş günü kutlama geleneği, Sultan Abdülaziz devrinde uluslararası statü kazandı. Sultan II. Abdülhamid devrinde ise yurt içinde birlik ve beraberliğin, yurt dışında ise dostluk ve müttefikliğin araçlarından biri haline getirildi.
Osmanlı Hanedanında Doğum Günü Törenleri isimli bu kitap, hem padişah çocuklarının dünyaya gelişlerinde yapılan törenleri hem de padişahların kendi doğum günü kutlamalarının tarihsel seyriyle bunun ulusal ve uluslararası yansımalarını incelemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116066</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3023cc8a-205a-4acb-9f01-d898b9942bce.jpg</image:loc>
            <image:title>Germany&apos;s Minority Policy in Romania</image:title>
            <image:caption>This book presents mainly the findings of Germany’s minority policy in Romania. In doing so, the research concentrates on the German minority and considers the extent to which this minority plays a role in German-Romanian relations. Regarding the German minority, the main aspect is on its bridge function between Germany and Romania. In addition, this book looks at which German companies, foundations and educational institutions are active. Furthermore, several concepts in the field of minority studies in international relations are used in this book as a theoretical basis and the concept of diaspora is discussed in detail in order to better understand the bridge function of the German minority in Romania. The outcome of this research shows that through its minority policy in Romania, Germany is able to establish close relations with the Romanian state. In this context, the activities of German foundations and institutions are important tools for Germany’s minority policy in order to build up a large network in Romania. Also, the preservation of German-Romanian culture is strongly supported by Germany from the post-communist period onwards. The political foundations play a particularly critical role in the education of potential politicians and academics who can take important positions in the Romanian politics in the long term.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116067</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f218ee70-f451-4e07-a866-e16cf797a0db.jpg</image:loc>
            <image:title>Dengeler Değişirken</image:title>
            <image:caption>Milli Mücadele yılları, tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Bu dönemin en belirgin özelliği, askeri alanda verilen mücadele ile siyasi alanda verilen mücadelenin iç içe geçmiş olmasıdır. Bu bakımdan dış ilişkiler, Milli Mücadele&apos;nin kaderini doğrudan etkilemiştir. İngiltere ile birlikte Osmanlı Devleti&apos;nin paylaşılmasında birincil rol oynayan Fransa, bu dönemin ana öznelerinden biri olmuştur. Bu sebeple Fransa&apos;nın politikalarını anlamak, Milli Mücadele yıllarını anlamak açısından büyük önem taşımaktadır.
Birinci Dünya Savaşı&apos;nda Osmanlı Devleti&apos;nin paylaşılmasına yönelik planlara imza atan Fransa&apos;nın bölgeye yönelik siyaseti İngiltere ile olan rekabet, Anadolu&apos;da ortaya çıkan direniş, İslam dünyasının tutumu, Bolşevizm tehlikesi ve doğuda kaybedilen Fransız nüfuzu gibi etkenler sebebiyle zaman içerisinde değişim geçirmeye başlamıştır. Bölgede değişen dengeleri erken bir tarihte görmeye başlayan Fransız yetkililer, Paris&apos;teki siyasileri Anadolu&apos;daki direniş ile ilgili olarak sıklıkla uyarmışlardır. Fransız basını da sahadaki gerçekliği kısa sürede kavrayarak hükümet üzerinde baskı kurmuştur. Fransız siyasilerin değişen dengeleri gözetmesi ise biraz zaman almıştır. Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki direnişin artık önlemeyecek bir hale gelmesi, Sevr Antlaşması&apos;na imza atan Fransız hükümetini kamuoyunun sesine kulak vermeye ve doğuya yönelik politikalarını gözden geçirmeye itmiştir. Elinizdeki kitap, Milli Mücadele döneminde değişen dengeler üzerinde temellenen Türk-Fransız ilişklerini yeni bilgi ve belgeler ışığında ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116068</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/258d654e-0908-4b9e-b5e4-8ed8ed142a97.jpg</image:loc>
            <image:title>Çoklu Evrenler</image:title>
            <image:caption>Kozmos ve Kuantum kitaplarının ardından bu kitapta insan aklı, bizleri başlangıcın ötesine götürüyor ve çoklu evrenlerle tanıştırıyor.
Oysa bir yüz yıl öncesine kadar yalnızca Güneş Sistemi içindeydik, sonra bir galaksiler havuzunda olduğumuzu öğrendik. Şimdi ise çoklu evrenlerden söz ediyoruz.
Evrenimiz gibi başka evrenler de var mıdır?
Bugün çok daha gelişmiş cihazlarla yeni sırların peşinde sorularımızın yanıtlarını yine gökyüzünde arıyoruz.
Şaşırtıcı kanıtlar olsa da gizemli şeyler çok daha fazla.
İnsan aklının bilinmeyene yolculuğu devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116069</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74a1026b-62d4-4dce-ba9f-f0adbb4c471a.jpg</image:loc>
            <image:title>Global Energy and Geopolitical Transformation</image:title>
            <image:caption>Humans have been in need of energy sources since they settled down, and the need for more energy has emerged with the industrial revolutions. These needs have brought with them wars and the order of exploitation. When we look at it in a global context, hegemony and energy have a direct connection with each other. States that want to be a global power must have limited energy resources for unlimited production. For this reason, &apos;energy&apos; has been among the main causes of wars throughout history. Meeting the energy needs that started with coal, and followed by oil and natural gas, new energy sources that have changed with the developing technology have emerged. Although a significant part of the world&apos;s electricity production (40%) is still carried out with coal today, convertible energy sources have also been added. Energy types such as water, solar, wind and nuclear (renewable energy resources) have taken their place in this transformation and new policies have been determined in the struggle against climate change. With the title of Global Energy And Geopolitical Transformation this book study aims to examine the transformation of energy and security concerns by focusing on regional and thematic issues within the contemporary world.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116070</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce6d57ab-9ca9-4891-81a4-d16d5a88273b.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlatıcının Sen/Siz Hali</image:title>
            <image:caption>Anlatıda “sen/siz diline dair neler biliyorsunuz?
Günümüzde basılı edebiyat eserlerine ilaveten çeşitli sosyal medya mecraları üzerinden paylaşılan dijital edebî ürünlerle bilgisayar oyunlarının metinleri ve “görsel roman” olarak nitelendirilen filmler sayesinde “sen/siz” dili farklılaşıp genişleyerek daha fazla önem kazanmaktadır. İkinci kişili anlatıcı ve bakış açısı olarak tanımlanan bu anlatı modunu, yenilikçi yazarlar deneysel ve özel bir biçimde kullanırlar. Bu bağlamda akademik çevreler tarafından da dünyanın çeşitli ülkelerinde konuyla ilgili birçok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bazı araştırmacıların “marjinal”, “yapay” ve “karmaşık” bularak küçümsemesine karşın ikinci kişi anlatımının sanat ve bilgi boyutunda 1980’lerin sonundan itibaren sürekli artan bir gelişme söz konusudur.
Türk edebiyatında ikinci kişili anlatıcı ve bakış açısıyla yazılmış hikâye ve romanların sayısı, her geçen gün çoğalmasına rağmen konunun teorik yönünü ele alan yayınlar yok denecek kadar azdır.
Anlatıcının Sen/Siz Hâli isimli bu eser, ikinci kişili anlatıcı ve bakış açısı (sen/siz anlatımı) hakkında teorik bilgiler vermenin yanı sıra Türk ve dünya edebiyatından seçilmiş örnek eserleri tahlil eden ilk bilimsel çalışmadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116071</loc>
        <lastmod>2026-09-06T00:41:32+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cbb611a7-aa68-428f-a9f4-6b653927a41e.jpg</image:loc>
            <image:title>Babalık işlevi</image:title>
            <image:caption>Sezai Halifeoğlu / Baba-nın-Adı
Alper Şahin / Baba Olmanın Ruhsal İşlevleri Üzerine
Funda Akkapulu / Analı Babalı Analiz
Şirin Çiftçi Yılmaz / Beşikten Topluma Baba İşlevi
Eda Yardımcı / Üstbenlik, Otorite ve Baba
Sevim Berrin İnci İzmir / Baba ve Kız İlişkileri
Pelinsu Bulut Özer / Ergenin Özerkleşme Sürecinde Babasal İşlev
Elif Erol / Ölümsü Baba
Bengü Berkmen / Baba Olmak Mı Babalık Etmek mi?
Eşmen Tatlıcalı / İncinmiş Babalar ve İncinmiş Oğullar: Babalık İşlevi
Kübra Koç-Elif Sever / Fibromiyalji Hastalarının Kliniğinde Babalık İşlevi: Ensestüel Söylemler
Neil Yılmaz-Neslihan Zabcı / Babasal İşlev ve Üstbenlik Gelişiminin Davranış Sorunlarına Etkisi
Gülçin Karadeniz / Çocuğun Üstbenlik Gelişiminde Baba ile Oyunun Rolü
Meltem Narter / Kültürel Bağlamda Baba Kavramı Üzerine Bir Değerlendirme
Deniz Aktan / Kültürel Kontekste Babalık Kavramı</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>