﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115695</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9428a8b-84ec-4ff3-808c-628708fa10bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyoloji</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, sosyolojiye yerli bir perspektiften bakarak sosyal olaylar çerçevesindeki sorulara verilen cevaplar ve sosyal hayatın temel konularıyla ilgili sosyolojik literatürün seçme bilgilerini bir araya getirmiştir. Kitapta Türkiyede sosyoloji, genel bir açıklama şeklinde kısa tarihçesi içerisinde anlatılmış ve sosyolojinin gelişimi ile yönelişi analizci bir mantık içerisinde incelenmiştir. Bununla beraber sosyolojinin tarih, toplum, aile, medeniyet ile ilişkisi de ele alınmıştır. Bu bakımdan sosyoloji öğrencileri ve sosyoloji bilgisini önemseyerek toplumsal olaylara açıklama getirmek isteyenlere; kendi coğrafî, kültürel ve fikrî birikimimizi kaynak alarak, orijinal yaklaşım ve konular çerçevesinde hazırlanan bir içerik sunulmuştur.
Birçok bölümlerinde de görülebileceği gibi eserde, yerli sosyoloji yaklaşımı benimsenmiştir. Böylece, sosyolojinin öncelikle kendi toplumumuza pratik bir yararının olması hedeflenmektedir. Bu sebeple, toplum yapımızın ve değerlerimizin ilmî, fakat gerçekçi bir açıklaması yapılmıştır. Böyle bir yaklaşımın, şimdiye kadar yapılabildiğini söylemek zordur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115696</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f2ae085-45bb-435b-a8ef-20d934fbcb52.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Hac Organizasyonunda Cidde Konsoloslukları (1840-1916)</image:title>
            <image:caption>Cidde şehri, geçmişte olduğu gibi bugün de hac merkezi olan Mekkenin dünyaya açılan kapısı durumundadır. Denize sahili bulunması yanında mikat ve harem sınırları nedeniyle Mekkede gerçekleştirilmesi mümkün olmayan çok sayıda zorunlu uygulama, Hulefâ-yı Râşidîn döneminden itibaren Ciddede icra edilmiştir. Bu vesileyle şehirde işlek bir liman açılması ve güvenlik için asker bulundurulmasının yanı sıra gemi ve kervan ticareti de bu merkez üzerinden yapılmıştır. Ayrıca Cidde gerek Osmanlı döneminde gerekse bugün, dünyanın çeşitli bölgelerinden erzak ve sair malzemenin gemilerle Mekkeye taşınmasında ana depo işlevi görmüş ve görmektedir.
Dünyanın dört bir tarafından farklı milletlere mensup Müslümanlar, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren hac ibadeti için önce deniz yoluyla Ciddeye ve buradan da kara yoluyla Mekke ve Medineye ulaşmaktaydı. Bu durum, birçok devletin öncelikleri ticaret olmak üzere sömürgelerindeki Müslümanlardan hacca gelenlerin işlerini kolaylaştırmak veya kontrol etmek maksadıyla Ciddede konsolosluk açmalarına neden oldu.
Bu çalışmada; İran, İngiltere, Fransa, Rusya, Hollanda, İtalya, İsveç-Norveç, Yunanistan ve Avusturya-Macaristan devletlerinin Cidde konsolosluklarının açılış süreçleri, konsolosların uğraştıkları diplomatik meseleler, protokol kuralları, atanma usulleri ve ayrıca konsolosların sebep oldukları 1858 ve 1895 Cidde olayları ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115697</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0ba5b11-8edb-4ea9-b330-fef421612c54.jpg</image:loc>
            <image:title>Sultan Kabus ve Umman</image:title>
            <image:caption>Umman Sultanlığı, 1970-2020 yılları arasında hüküm sürmüş olan Sultan Kâbus bin Saidin döneminde her alanda çok büyük gelişim ve değişimlere sahne olmuş ve yeniden inşa edilmiş ulusal kimliğiyle adeta yeniden ayağa kalkmıştır. Arap dünyasının en uzun süre görev yapmış lideri olan Sultan Kâbus, dış politikada tarafsız, kendine özgü ve arabulucu bir yol takip ederek ülkesini bölgesel çatışmalardan uzak tutmaya muvaffak olmuştur.
Umman, tarihi devamlılığıyla, stratejik olarak önemli bir konumda bulunmasıyla, mezhep olarak ayrı bir özelliğinin olmasıyla ve hoşgörüsüyle ve daha mütevazı petrol kaynaklarıyla diğer Arap Yarımadası ve Körfez ülkelerinden farklılıklar arz etmektedir. Bunlara ek olarak, Körfezin giriş bölgesinde dünya petrol taşımacılığının en önemli ve yoğun yollarından olan Hürmüz Boğazını kontrol eden konumuyla, dış ilişkilerinde dengeli olmaya özen göstermesiyle ve son elli yılı aşan bir sürede göstermiş olduğu gelişim performansıyla incelenmeye değer bir ülkedir.
Bugün Umman, birçok alanda refahı yakalamış bir ülke olup modernlik ile gelenekselliğin birbirleriyle başarılı bir şekilde nasıl dengelenebileceğine dair Orta Doğuda en açık örneklerdendir.
Bu çalışma ile aynı zamanda bir turizm ülkesi de olan ve bir zamanlar köklü bir medeniyete ev sahipliği yapmış büyük bir devlet olan Umman Sultanlığı hakkında detaylı bir bilgiye sahip olacak, Modern Ummanın kurucusu Sultan Kâbus bin Saidi daha yakından tanıyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115698</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1a9659b-0d65-4437-b93a-355ca826bab1.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Memleketleri Coğrafyası - 1</image:title>
            <image:caption>;Bu konulardan anlaşıldığı üzere Coğrafya; tüccarlık, gemicilik, mühendislik ve askeri için kıymetli ve çeşitli insanoğlu için dahi gayet faydalı bir ilimdir. Tarih ilminin de malzemesi ve neticesidir.”
;Ali Tevfik
Mufassal Memalik-i Osmaniye Coğrafyası ismi ile basılan bu eser, 1910’lu yıllardaki Osmanlı Memleketlerinin Coğrafyasını günümüze taşıyan bilgiler taşımaktadır. Orijinal nüshası 607 sayfalık tek bir kitap olan eser, günümüz Türkçesine 3 cilt halinde aktarılmıştır. Bu ciltte ülkenin sınırları, denizleri, kıyıları, dağları, nehirleri, gölleri, adaları, ulaşım yolları, nüfus özellikleri, madenleri, yetiştirilen tarım ürünleri hakkında bilgiler yer almaktadır. Geçmişin coğrafi özelliklerini merak edenlere, Osmanlı Devletinin son dönemini araştıran bilim insanlarına yararlı olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115699</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/146ec679-baa7-45a1-983f-01505bb433ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Salgın Hastalıklara Karşı Nasıl Mücadele Etmeli?</image:title>
            <image:caption>Hem hayatımızı hem de hayatı yaşama biçimimizi, tarihin akışını değiştiren önemli bir etkendir salgın hastalıklar. Tarihin erken dönemlerinde bir tür ceza olarak değerlendirilen salgın hastalıkların mikroplar nedeniyle oluştuğu ve yayıldığı ancak XIX. yüzyılda Semmelweis, Pasteur, Koch gibi isimlerin çalışmalarıyla anlaşılmıştır. Bu dönemden sonra salgınları önlemek için mikropların üremesini, çoğalmasını ve yayılmasını önlemeye yönelik tedbirlere öncelik verilmiştir.
Raşit Gündoğdu ile Ebul Faruk Önalın yayına hazırlamış olduğu bu kitap, dünyanın gördüğü en büyük salgınlardan biri olan 1918 yılındaki İspanyol Gribi salgınının hemen akabinde, Amerikalı hekimler tarafından bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelenin esaslarını ele almak üzere kaleme alınmıştır. Eser bir süre sonra İngilizce aslından Osmanlı Türkçesine çevrilmiştir. Osmanlı Türkçesinden günümüz yazı diline aktarılarak salgınların tarihiyle ilgilenen araştırmacılar için ulaşılır hale getirilmiştir. XIX. yüzyıldan itibaren değişen bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadelenin esas ve yöntemlerine ışık tutan bu eser, tıp tarihi araştırmacıları için yararlı bir kaynak olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115700</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05789333-7871-412d-9b34-c0ee25b3e199.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevirmen Öyküleri</image:title>
            <image:caption>Çeviribilimin araştırma alanlarından biri de, çeviri uygulamasıdır. Çeviriye, çeviribilimci olmayan ya da çeviri eğitimi almamış olan bir çevirmenden farklı bir açıdan bakabilen bir çeviribilimci, çeviride karşılaşılan sorunların çözümüne ilişkin kuramsal ve dizgesel bir yaklaşım getirebilir.
Dolayısıyla bir çeviribilimcinin uygulamada ne gibi kuramsal sorunların yaşanabileceğini, bunları nasıl çözümleyebileceğini ya da çeviride alınan farklı kararların gerekçelerini açıklayarak bir anlamda başka çevirmenlere yol gösterebilir. Bu açıdan bakıldığında, Çevirmen Öyküleri - Çevirmen Ne Yaşar Ne Yaşamaz adlı bu çalışmada, çeviri ile ilgilenen ve çevirinin salt dilsel ya da çevirmene bağlı bir olgu olmadığını, farklı etmenlerin çeviriyi ve çevirmeni biçimlendirdiğini dolaylı ve dolaysız biçimde 28 farklı çevirmenin/çeviribilimcinin deneyimlerinin okurlara aktarılması, çevirinin olgu ve süreç bağlamında ortaya konması bakımından alana önemli bir katkı sağlayacağı kanısındayım.
Prof. Dr. Faruk YÜCEL
 
Birçok rengiyle çeviri etkinliğini bizzat çevirmenin gözünden görmek, onun sesiyle dinlemek istiyorsan doğru kitaba bakıyorsun.
Çevirmen Öyküleri - Çevirmen Ne Yaşar Ne Yaşamaz kitabının bir araya getirdiği öyküler, çevirmen adayları için alınabilecek tüm derslerden daha değerli bilgiler paylaşıyor, çevirmenler için daha da zenginleştirici deneyimler aktarıyor, sadece çeviriyle ilgilenenler içinse eşsiz bir izlenim sağlıyor.
Çevirinin kelimeleri kuru kuru aktarmaktan, sadece iletişim sağlamaktan çok daha öteye giden bir etkinlik olduğunu adeta yaşatan bu kitap, çeviri etkinliğinin birkaç kuralla anlatılamayacak kadar çok boyutlu ve çeşitli bir etkinlik olduğunu resmediyor. Çevirmen ne yaşar ne yaşamaz... Görünürlükle görünmezlik eşiğinde gezinen çevirmen, gerçek hayattan esinlenilerek yazın sahnesine taşınıyor.
Doç. Dr. Emra BÜYÜKNİSAN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115701</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ca58569-96fd-4286-a627-63e1ceee7706.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Birliği Üzerine Tartışmalar</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, 6 Avrupa ülkesi arasında kömür ve çelik madenleri üzerinden başlatılan dar kapsamlı iş birliği, aradan geçen 70 yılın ardından genişleyerek ve derinleşerek bugün 27 üyenin yer aldığı çok-boyutlu ulus-üstü bir yapılanma haline geldi. Günümüzde hemen herkesin en az bir yönüyle aşina olduğu ve “Avrupa Birliği” olarak adlandırılan bu devasa yapılanma, ürettiği politikalar itibariyle geniş bir kitleye hitap ediyor. Bunun yanında günümüzde dış politikadan siber güvenliğe, yapay zekadan yasa-dışı göçe kadar birçok farklı alanda strateji üretebilen Avrupa Birliği, bu yönüyle kendine has bir özellik sergiliyor.
Avrupa Birliği’nin güncel dış politika ve güvenlik meselelerine ışık tutma amacıyla hazırlanan bu geniş kapsamlı derleme kitap, sahip olduğu özgün bölümlerle konuyla ilgili çalışan araştırmacılara önemli bir kaynak sunuyor. Kitap boyunca AB’nin büyük güçlerle ilişkileri, aday ülkelerle üyelik müzakereleri, küresel ve bölgesel meselelere yaklaşımı, terörle mücadele stratejisi, ortak ordu girişimleri ve göç politikası gibi güncel kritik meseleler analiz ediliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115702</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bc92fd55-72f1-43ee-9326-864a609c9711.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Birliği Üzerine Tartışmalar</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, 6 Avrupa ülkesi arasında kömür ve çelik madenleri üzerinden başlatılan dar kapsamlı iş birliği, aradan geçen 70 yılın ardından genişleyerek ve derinleşerek bugün 27 üyenin yer aldığı çok-boyutlu ulus-üstü bir yapılanma haline geldi. Günümüzde hemen herkesin en az bir yönüyle aşina olduğu ve “Avrupa Birliği” olarak adlandırılan bu devasa yapılanma, ürettiği politikalar itibariyle geniş bir kitleye hitap ediyor. Bunun yanında günümüzde dış politikadan siber güvenliğe, yapay zekadan yasa-dışı göçe kadar birçok farklı alanda strateji üretebilen Avrupa Birliği, bu yönüyle kendine has bir özellik sergiliyor.
Avrupa Birliği’nin güncel iç politik meselelerine ışık tutma amacıyla hazırlanan bu geniş kapsamlı derleme kitap, sahip olduğu özgün bölümlerle konuyla ilgili çalışan araştırmacılara önemli bir kaynak sunuyor. Kitap boyunca AB’nin genişleme ve derinleşme sancıları, demokrasi teşviki, Kovid-19 salgınıyla birlikte yaşadığı problemlerin yanı sıra Birlik nezdindeki demokrasi açığı tartışması, Almanya ve Fransa arasındaki liderlik savaşı, aşırı sağın yükselişi, İslamofobi tehdidi, üye ülkelerdeki ayrılıkçı hareketler ve AB’nin geleceğine dair senaryolar analiz ediliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115703</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a9dd667-4be0-4812-8dab-39b1f4eeff25.jpg</image:loc>
            <image:title>Memleket Hikayeleri ve Dublinliler</image:title>
            <image:caption>Kitapta, Türk Edebiyatı’ndan Refik Halid Karay’ın Memleket Hikâyeleri (1919) ve İngiliz Edebiyatı’ndan, aslen İrlandalı olan, James Joyce’un Dublinliler (1914) isimli hikâye kitapları, tematik bir inceleme yöntemi dâhilinde ele alınmakta ve her iki eserinde tespit edilen benzer ve farklı noktalar mukayeseli bir şekilde değerlendirilmektedir. Böylece, hem edebiyat severlere farklı dil ve kültürlerin yapıtlarını tanıma fırsatı oluşturma hem de Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi çalışmalarına küçükte olsa bir katkı sağlanması amaçlanmıştır. Adı geçen bu eserlerin konu edilme nedenini de kısaca açıklamak gerekirse; her iki yazarın da edebî tür olarak hikâyeyi seçmesi, her iki yazarın da eserlerini zaman dilimi olarak aynı dönemi seçmeleri, yine her iki yazarın bizzat kendi gözlemlerine dayalı olarak içinde yaşadıkları toplumlara ayna tutmaları ve aynı zamanda toplumsal sorunlara eleştirel yaklaşmalarıdır. Daha da önemlisi ise, her iki eserde de “milli edebiyat kavramı çerçevesinde”, Memleket Hikâyeleri’nde Anadolu köylüsünün, Dublinliler’de ise orta sınıf halka ait sosyal durum ve meseleler ilk kez bu kadar kapsamlı ve okuru sarsıcı bir şekilde ele alınmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115704</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f22842fc-47e1-407d-ac59-e092bdae0e9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Değerli Hissettiren Eğitim</image:title>
            <image:caption>İnsan olarak bizi biz yapan, topluluklar içerisinde yaşamımızı kolaylaştıran ve geleceğe dair bakış açımızı şekillendiren değerleri, dünyaya geldiğimiz andan itibaren öğrenmeye başlarız. Evet, değerler aynı zamanda öğrenme ürünüdürler. O halde değerleri kazandırmada bir öğretmen olarak bize de çok önemli sorumluluklar düşmektedir. Çünkü okullarda doğrudan muhatabımız olan öğrenci, zamanının büyük çoğunluğunu okul sıralarında geçirmektedir. Bu zaman dilimlerinde öğrencinin kazanması, keşfetmesi ve yaşaması gereken pek çok bilgi, beceri, değer ve tutum bulunmaktadır.
Bu mütevazi eser, değerler eğitiminde öğretmen rehber kitabı tarzında hazırlandı. Eserde değerlerin tanımı, değer tasnifleri, değerlerin işlevleri ile tarihsel süreçleri gibi kuramsal konularla birlikte, bir öğretmen olarak değer odaklı bir eğitim-öğretimin nasıl olması gerektiğine ilişkin pratik öneriler sunulmaktadır. Elbette ki günümüzde çocukların değerleri üzerinde büyük öneme sahip teknoloji de ayrıca ele alındı. Anlaşılır ve akıcı olmasına gayret edilen bu çalışmanın öğretmenlerimize, öğretmen adaylarına, anne-babalara faydalı olması umulmaktadır. Çalışmamızın; cemiyetimizin geleceği olan çocuklarımızın kendilerini değerli hisseden, değer kazanan, değer katan fertleri olarak yetiştirilmesine katkı sağlaması temennisiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115705</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5856941-9883-4428-bd99-3d039348b575.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Hakimiyetleri</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlu olarak bizler, aşılamaz denilen coğrafyaların ulaşılamayan topraklarına ayak basmakla kalmadık, bu coğrafyalarda oyunlar kurduk, savaşlar verdik, üstünlükler kurduk. Üstünlükler mücadelesinde geliştirdiğimiz politikaları sadece bölge ile sınırlı tutmadık ve daha geniş hâkimiyetler istedik. Daha geniş alanlar için daha üstün hâkimiyetlere ihtiyaç vardı ve bunu dünya yüzeyinin %80’ine hitap eden denizler ile kendimize hedef edindik. Barbaros Hayrettin Paşa’nın (1478-1546) “Denizlere hâkim olan cihana hâkim olur” ve Sir Walter Raleigh’ın (1554-1618) “Her kim denize hâkim olursa ticarete de hâkim olur, her kim ticarete hâkim olursa dünyanın zenginliklerine ve nihayetinde dünyaya hâkim olur” sözleri denizlerin önemini ortaya koymaktadır. Daha yakın tarihte Alfred T. Mahan’ın (1840-1914) “Deniz ticareti ve deniz üstünlüğü yoluyla denizin kontrol edilmesi, dünyada önemli bir etkiye sahip olmak demektir” sözü ile birlikte yaptığı çalışmalar dünya jeopolitiğine yön verir niteliktedir. Bu eser, “Deniz Hâkimiyet Teorisi” kapsamında ülkelerin denizlerdeki politikalarına ışık tutmakta ve Avrupa’dan Asya’ya denizlerdeki hâkimiyet mücadelesine geniş perspektifte yer vermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115706</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0cb4351-1d8a-4aad-90f4-77bfee314268.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı’dan Günümüze Çankırı İli Kurşunlu İlçesi Kapaklı Köyü</image:title>
            <image:caption>Kapaklı köyü Çankırı’ya 50, Kurşunluya 13 km uzaklıktadır. Kitapta anlatılanların çoğu Türkiye’deki bütün köyler için geçerlidir. Yurdumuzun her köyünden insanlar bu kitapta kendisini ilgilendiren yazılar bulacaktır. 
Osmanlı belgelerinde 16. Yüzyıldan itibaren Kapaklı köyü hakkında bilgilere rastlanmakta, Cami, Çeşme ve mezar taşlarındaki tarihler 400 yıl geriye kadar gitmektedir. Bugün yaşı 50’nin üzerinde olan kişiler şanslıdır. Binlerce yıldır kara sabanla, kağnılarla yapılan çiftçiliğe şahit olup, elektrik, televizyon, cep telefonu, internet vs olmadan yaşamayı gördüler. Her alanda günümüzdeki son teknolojik gelişmelere de yetişip, genç yaştaki insanlara masal gibi gelecek değişimlere de tanık oldular. Kapaklı köyü hakkında yazılanları okurken her alandaki gelişmeleri, değişmeleri de bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115707</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/59949e69-8133-41a5-a90d-972181405acd.jpg</image:loc>
            <image:title>Mardin</image:title>
            <image:caption>;Taşın Belleği adıyla anılan ve coğrafi konumu itibariyle tarih boyunca çeşitli kavimlerin mücadele sahası haline gelen kale - şehir Mardin...
Birçok din, dil ve kültürlerin bir arada yaşam alanı bulduğu Mardin, Anadolu ile Mezopotamya uygarlıklarının geçiş bölgesinde yer alması hasebiyle kültürel zenginliği açısından ön plânda bulunan bir şehirdir. Sosyal yapısı itibariyle kozmopolit bir yapıya sahip olan Mardinde Müslümanlarla birlikte ;Süryani, Ermeni, Keldani, Yahudi, Yezidi, Nesturi gibi birçok dini ve milli zümrelerin yaşıyor olması Mardinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Mezopotamyanın kuzey sınırını oluşturan Mardinde birçok toplumsal yapının var olması, bu bölgede bir kültür mozaiği oluşmasına zemin hazırladığı gibi tarihi süreci de bu yönde şekillendirmektedir.
Mardin, incelenen dönemde genel olarak Bağdat Eyaletine bağlı bir sancak konumunda bulunarak, eyalet valileri tarafından görevlendirilen voyvoda ve mütesellimler vasıtasıyla idare edilmekteydi. 1835 senesinde Diyarbakıra, 1839da ise Musula bağlanan Mardin, bu tarihlerde asayiş ve güvenlik sorunları yaşanması nedeniyle Diyarbakır ile Musul arasında el değiştirmiştir. Ancak bu tarihten kısa bir süre sonra yakınlığı göz önünde bulundurularak yeniden Diyarbakıra ilhak edilmiş ve bu bağlılığı Osmanlı Devletinin sonuna kadar devam etmiştir.
Mardin şehri; ;cami, mescit, medrese, han, hamam, bimarhane vs. gibi vakıf eserleri ile göz dolduran bir Osmanlı şehridir. İktisadi yapı içerisinde Mardin, birçok tarım ürününün yetiştiği verimli arazilere sahip bir şehirdir. Özellikle Mardinde yetiştirilen ve iccas adıyla meşhur olan erik her sene İstanbul saray kilerine gönderilmekteydi.
Eserde, tarih metodolojisine uygun bir disiplinle Mardin şehrinin Osmanlı döneminde idari, fiziki, iktisadi, sosyal ve demografik yapısı kaleme alınarak çeşitli yönleriyle tespit edilmeye çalışıldı. Bu yönüyle şehir monografi çalışmalarına bir değer daha kazandırmak amaçlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115708</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3f32cb3-f445-4699-911d-3c7967975f4f.jpg</image:loc>
            <image:title>Akademik Çeviri Eğitimi</image:title>
            <image:caption>;Akademik Çeviri Eğitimi: Temel Metinler başlıklı çeviri eğitiminin farklı alt alanlarındaki araştırmacıların yazılarının Türkçeye çevirilerini alanımıza kazandıran akademisyenleri candan kutlarım. Bu çalışmayı hem Türkiyedeki akademisyenleri bir konu etrafında toplayarak Türkiyede çeviri eğitimine katkıda bulunması açısından hem de ülkemizde çeviri eğitimini sorgulamamız açısından son derece anlamlı buluyor ve bu iş birliğinin güzel çalışmalarda sürmesini diliyorum.
Prof. Dr. Mine Yazıcı
 
İşte, çeviribilimde son yıllarda gündemi belirleyen önemli tartışmalara ışık tutan, alandaki saygın kaynaklardan özenle seçilmiş, ülkemizde bu alanda çalışanların sürdürdüğü çalışmalara eşlik edecek bir rehber.
Çeviride ve çeviribilimde teknoloji kullanımının önemi nasıl bir gelişme göstermiştir? Çeviri edincinin tanımı ve oluşma koşulları nelerdir? Hukuk çevirisi gibi özel alan çevirilerinin çeviri alanı içindeki yeri nedir?
Bunların ve benzeri birçok temel sorunun yanıtını veren bu yayın, alana emek veren çevirmen ve çeviri araştırmacılarının dilinden meraklı okuruna sesleniyor.
Prof. Dr. Ayşe Nihal Akbulut</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115709</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d620eb5-aa58-418a-81c3-b5edb0203b33.jpg</image:loc>
            <image:title>XVIII. Yüzyılda Çankırı Kazası</image:title>
            <image:caption>Devletlerin medeniyet seviyesini, ekonomi düzeyini, hatta aldığı kararların halka nasıl yansıdığını ya da halkın devlete hangi kararları aldırdığını şehir tarihi çalışmaları ile öğrenmek mümkün olur. Bu bakımdan şehir tarihçiliği multidisipliner bakış açısı ile bir beldenin tarihinden devletin tarihinin yazılmasına katkıda bulunmaktadır.
XVIII. Yüzyılda Çankırı Kazası isimli bu eserde Osmanlı Devleti taşra teşkilatı içerisinde yer alan ve Anadolu Eyâletine bağlı olan Çankırı Sancağının sosyal, ekonomik ve kültürel yapısı ele alınmaktadır. Şeriyye sicillerine dayalı olarak yapılan çalışma daha önce yapılan çalışmaları destekleyici mahiyette bir araştırma olup, belgelerin elverdiği ölçüde, konular arasında bütünlük ve bağlantı kurmak için hazırlandı. Şehrin tarihçesi ile başlayan eserde, Çankırının askerî ve idarî durumu, fizikî yapıları, ekonomik ve sosyal hayatı detaylı olarak İncelenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115710</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f71e9465-dd2e-4dd4-972c-3d10b6452639.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğlenirken Geliştirin</image:title>
            <image:caption>Oyun evrenseldir ve sandığımızdan çok evvel başlangıca sahiptir. Çocuk, henüz doğmamışken -sözüm ona hiçbir şeyden anlamazken- annesinin karnında göbek kordonuyla başlar oyununa. Doğduktan sonra kendi ve annesinin bedeni, sesi oyuncağı olur, dokunur, vurur, taklit eder... Yapılması ve yapılmaması gerekenleri bu oyun ilişkisi içinde öğrenir, sonra hayatına oyuncaklar, materyaller girer ve onlarla oynarken de dünyayı tecrübe eder. Kendi küçük dünyasının penceresinden dışarıdaki büyük dünyaya hazırlanır... Yani çocuğun iletişim dili de öğrenme dili de oyundan geçer.
Kitapta normal şartlar altında doğmuş ve gelişen 3-6 yaş çocuklarının çok boyutlu gelişimsel özellikleri ve bunları desteklemeye yönelik etkinlik önerileri yer almakta. Teknolojik oyun ve oyuncakların karmaşasından ve her türlü şiddetinden uzakta, ebeveyn-çocuk etkileşimini öğretme ve geliştirme hedefli bu eser tam da bu zamanda, çağının gerisinden ziyade çağının unuttuğu ve ihtiyaç duyduğu bir ara alana hizmet edebilir. Özellikle çocuğu ile oynamaktan sıkılan ya da malzeme bulamayan ebeveynler için hazır kaynak niteliğindeki eserle günbegün ebeveyn çocuk ilişkisini güçlendirebilir, çatışmaları azaltabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115711</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d6a2709-d6ee-4cbe-a72d-91a0f9682de2.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;dan Cumhuriyet&apos;e Türk Yerel Basını</image:title>
            <image:caption>1864 yılında yayınlanan Vilayet Nizamnamesiyle birlikte kurulan ve vilayet mektupçusu idaresinde faaliyetlerini yürüten vilayet matbaalarında, öncelikle kırtasiye işlerine ağırlık verilmiş, yine salnameler, takvimler, dini, edebi ve bilimsel kitaplar bu matbaalarda basılmıştır. Vilayet matbaalarının en önemli faaliyetlerinden biri de vilayet gazetelerinin çıkarılması olmuştur. Çoğunlukla resmi nitelikli haberlerin yer aldığı vilayet gazetelerinde, çok uluslu bir imparatorluk olan Osmanlı Devletinde artan ayrılıkçı faaliyetlere karşı da yayınlar yapılmıştır.
Milli Mücadele yıllarında, varlıklarını sürdürmeye çalışan vilayet gazetelerinin hemen hepsi, mücadeleye destek vermiş, vilayet matbaaları da Milli Mücadele yanlısı yayınlar yapan Anadolu gazete ve dergilerinin basım yeri olmuştur.
Vilayet gazetelerinin alt yapısından ve deneyimlerinden yararlanan Anadolu basını, Milli Mücadelenin zafere giden yolunda, her türlü zorluğa ve baskıya rağmen hep en ön saflarda yer almış, halkın mücadele ruhunu ve direnme gücünü arttıracak yayınlar yapmış, Ankara Hükümetinin almış olduğu kararların duyurulmasında ve yayılmasında, önemli bir rol üstlenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115712</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a6681d7-8d66-452d-8818-6943210c7a71.jpg</image:loc>
            <image:title>Çevirmen Adayları İşbaşında</image:title>
            <image:caption>Çevirmen Adayları İşbaşında - Adım Adım Çeviri Dünyasına isimli bu kitap, çeviribilim literatürüne ilişkin güncel meseleleri konu alan makalelerin özgün çevirilerinden oluşmaktadır. Kültür ve dilden psikolojiye, güncel çeviri ve dijital işleme yöntemlerinden Çin tarihi tercümelerine uzanan bu eserde yer alan makaleler çeviribilime ilişkin daha önce incelenmemiş birçok konuyu ele almaktadır. Bu eser hem alanla ilgili öğrencilerin, yaşıtlarının çevirileri hususunda bilgi almasını hem de farklı disiplinlere mensup akademisyenlerin güncel literatürü takip etmesinde kolaylık sağlayacak bir kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115713</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2da53c83-566e-4426-a35b-ca61f6792d07.jpg</image:loc>
            <image:title>1838-1840 (1254-1256 H.) Tarihli Ankara Şer‘iyye Sicili</image:title>
            <image:caption>Osmanlı devlet teşkilatında taşrada her kurumun bürosu, defteri ve kayıt sistemi bulunmuyordu. Örneğin beylerbeyi, sancakbeyi, dizdar, şehir kethüdası ve diğerlerinin kanunnâmelerle görev ve yetkileri tanımlanmış, yaptığı işlemlerin tescili kabul edilmiş yetkileri yoktu. Bütün ülkede bu iş Şer‘î Mahkemeye ve onun başındaki kadıya verilmiştir. Şer‘iyye sicilleri, kadı ya da nâibi tarafından tutulan farklı türlerdeki belgeleri kapsamakta olup devletin tanıdığı ve resmiyetini, tescilini kabul ettiği yegâne kaynaklardır. Bu bakımdan Osmanlı Devlet yapısının toplumsal, ekonomik ve hukuki yapısını anlamak ve dolayısıyla yerel tarih çalışması yapabilmek için en önemli kaynak olma özelliğini taşımaktadır.
Bu çalışma, Ankara Sicilinin kullanılabilirliğini sağlamak amacıyla belgelerinin tasnifi, özetleri, metnin çevriyazısı ve değerlendirme ile mukayeseyi kolaylaştırmak amacıyla asıl metnin suretinden oluşmaktadır. Asıl konusu Ankara’nın tarihi değil, Ankara tarihinin temel kaynaklarından olan bir sicilin yayımından ibarettir. Başka siciller veya kaynaklara yer vererek asıl konudan uzaklaşmak yerine metin içinde yeri ve zamanı gelince bu eserlere atıflar yapılmış, okuyucu bu kaynaklara yönlendirilmiş, ayrıca bu dönemin terimleri ve kurumları hakkında dipnotlarla özet izahlar yapılmış, yer yer yeni çalışmalara atıflar yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115714</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/024a8e23-671b-4612-b795-6f7a5a2c2d7d.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Akdeniz&apos;in Leviathan&apos;ı Türkiye</image:title>
            <image:caption>Ersin Elikoğlunun Doğu Akdenizin Leviathanı Türkiye başlıklı çalışması kendi alanında Türkiyede nadir yazılmış kitaplardan birisidir. Denizcileşme ve deniz güvenliği ilişkisini özellikle Soğuk Savaş ve bilhassa 11 Eylül sonrası ABD ve Atlantik Blok tarafından dayatılan GWOT (Terörle Küresel Savaş) paradigmasında güvenliğin savunmanın önüne geçtiği dönemin dinamiklerini göz önüne alarak incelemiştir.
Cem Gürdeniz
Bu çalışma, uluslararası denizlerde üstünlük, güvenlik ve enerji boyutlarını Türkiyenin egemenlik alanları üzerinden değerlendiren bir içeriğe sahiptir. İlerleyen gemicilik teknolojisi, daralan yaşam alanları ve ülkelerin hegemonya sürdürülebilirliğini kontrol altında tutması için gerekli güvenlik yaklaşımları, Türkiyenin uluslararası çıkarları kapsamında teorik ve pratik açıdan incelenmiştir.
Ferdi Güçyetmez</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115715</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06109e0b-c727-4a6a-b707-4314734a4a1b.jpg</image:loc>
            <image:title>R3 Numaralı Rusçuk Şer’iyye Sicili</image:title>
            <image:caption>Geçmişimiz bize çok şey söyler. Şahsi tarihimiz gibi toplumumuzun tarihi de konuşkandır. Önemli olan o geçmişin dilinden anlamaktır. Bu eser, geçmişi anlamaya yardımcı olma gayretinde, geçmişten gelen bir ses, bir renk ve kesit olarak kurgulanmıştır. Bu sebeple tarihi vesikalara müracaat edilmiştir. Eserde, Osmanlı Devletinin mahkeme kayıtları anlamına gelen şeriyye sicillerinden biri olan R3 Numaralı Rusçuk Şeriyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sicil çalışması, belirtildiği üzere XVII. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devletine bağlı bir bölge olan Rusçuka aittir. Böylelikle değerli bir tarihi vesikanın araştırmacıların kullanımına sunulması hedeflenmiştir. Bu bağlamda ilgili alanda çalışanlar için kaynak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115716</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20b4d8f1-3b35-405d-ab19-1fdbf0e4437a.jpg</image:loc>
            <image:title>İşgal Altında Bosna</image:title>
            <image:caption>1463 yılından itibaren Osmanlı hâkimiyeti altındayken 19. yüzyılın sonlarında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edilen Bosna-Hersek, modern çağın yeni siyasal aktörlerinin ve yeni mücadelelerinin en yakından gözlenebileceği eski bir Osmanlı vilayetidir.
İşgal Altında Bosna - Boşnakların Hürriyet Mücadelesi isimli bu çalışmada işgal edilmiş bir vatanın hürriyet özlemi, işgale karşı meşru bir direnişin onuru, nihayetinde özerklik çabaları ayrıntılarıyla ele alınmaktadır.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İşgal İdaresi ve Boşnak temsilciler arasında din, vakıf ve maarif özerkliği konusundaki uzun diplomatik uğraşları, bu diplomasinin sonuçları olan muhtıra ve dilekçelerin Türkçe çevirileriyle birlikte sunan bu çalışma, bir halkın kimlik kazanma süreçlerini incelemektedir.
İlk kez Türkçeye tercüme edilen dilekçe ve muhtıralar ile araştırmacılar için değerli bir kaynak niteliği taşıyan bu eser, aynı zamanda Balkanların yakın tarihine önemli bir pencere açıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115717</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cd8f94a-fad4-42f6-aa2a-ff508672be2e.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;da Kolera (1910-1911)</image:title>
            <image:caption>Salgın hastalıklar tarihi hakkında bugüne kadar pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunlar arasında  ve kolera gibi salgın hastalıklar hakkında yazılanlar daha büyük ölçüde dikkat çekmektedir. 19. yüzyıldan itibaren vebanın yerini alan kolera hastalığı, 20. yüzyıl başlarında da kendini göstermeye devam etmiş ve toplu ölümlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Toplum içinde büyük tahribat yaşanmasına neden olan bu hastalıkların önlenmesine yönelik olarak, Osmanlı döneminde de çeşitli layiha, risale, talimatname gibi eserler vücuda getirilmiş ve genel sağlığın korunması hususunda çalışmalar yapılmıştır.
Kitap, 1910-1911 tarihinde Osmanlı topraklarına sirayet eden kolera hakkında ;Meclis-i Tıbbiye-i Mülkiye ve Sıhhiye-i Umûmiye teşkilatı tarafından hazırlanan basma eserin tanıtımına ve değerlendirilmesine yöneliktir. Bu tür basma eserlerin çevirilerinin yapılarak, ilim dünyasının istifadesine sunulması önem arz etmektedir. Söz konusu eserin transkripti yapılmak suretiyle bir değerlendirmeye tabi tutularak bu alanda yapılan çalışmalara bir katkı sağlamak amaçlanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115718</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe295b7c-4ba9-4a20-8930-9180a6731248.jpg</image:loc>
            <image:title>Hace-i Lisan-ı Osmani</image:title>
            <image:caption>19. yüzyıl ve sonrasında hazırlanan gramer kitaplarından birisi de Manastırlı Mehmed Rif’at’in ;Hâce-i Lisân-ı Osmânî adlı eseridir. Osmanlı Türkçesinde yer alan Türkçe, Arapça ve Farsça gramer kurallarının ayrı kitaplar halinde ele alınması bu eserin önemli özelliklerinden birisidir. Üç dilin gramer kurallarının birlikte verilmesinin eserlerden yararlanmayı zorlaştırdığı düşüncesi yazarı böyle bir tercihe yönlendirmiştir. Bu çalışma Müfredât cildi içerisinde yer alan Sarf-ı Fârsî ve Tatbîkât-ı Müfredât; Mürekkebât cildi içerisinde yer alan Nahv-i Fârsî ve Tatbîkât-ı Mürekkebât bölümlerinin çevriyazısını içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115719</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f45ac5f-735b-4d5f-9f7e-2b4267736680.jpg</image:loc>
            <image:title>Charlie Chaplin&apos;den Tape Face&apos;e Yaratıcı Drama</image:title>
            <image:caption>Bugünün insanını kendisiyle buluşturabilmek için önce kendi bedeniyle sonra dünden bugüne insan”la tekrar tanıştırmak ve hafızasını havalandırmak gerekmektedir.
İletişimin kalitesinin artırılması, beden dilinin doğru kullanımı, etkin dinleme ve empati kavramlarının geliştirilebilmesi için yaratıcı drama yöntem ve teknikleri önem kazanmaktadır.
Yaratıcı drama, birçok eleştirel pedagoji kuramının pratik aracı olabilecek alternatif bir öğretim yöntemi, başlı başına bir disiplindir. Özellikle çocukluk çağında etkisi büyüktür çünkü yaratıcılık çocuğun; karşılaştığı problemlere farklı çözüm yolları bulmasını, farklı alternatif sonuçlara ulaşmasını, sorgulama yeteneğinin gelişmesini, özgün sentezlere ulaşmasını, çok yönlü düşünebilmesini, özgüveninin gelişmesini, gözlem yeteneğini, farklı alanlara ilgi duyup kendini keşfetmesini sağlar.
Charlie Chaplinden Tape Facee Yaratıcı Drama, sadece kişinin kendi beden dilini tanımasına yardımcı olmakla kalmıyor, önerdiği uygulama ve tekniklerle insanlar arası etkileşimde ihtiyaç duyduğumuz farkındalığı kazandırmayı amaçlayan nitelikte bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115720</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b10641fa-1784-49d8-abd7-a4254afba08b.jpg</image:loc>
            <image:title>Lisanımızda Elfaz-ı Müteşabihe</image:title>
            <image:caption>Lisânımızda Elfâz-ı Müteşâbihe, Meclis-i Kebîr-i Maârif eski üyelerinden Reşâd Ziyâ’nın dilbilim sahasında kaleme aldığı bir eserdir. Her biri 32 sayfa olan toplam altı formanın birleşmesiyle 192 sayfadan oluşan eser, Türkçe’nin o günkü ihtiyacını karşılamakla kalmamış; o zamana kadar hiç yazılmamış, hatta hiç düşünülmemiş olan homonimlerini bir araya getirmiştir. Reşâd Ziyâ, Lisânımızda Elfâz-ı Müteşâbihe’nin tertibinde her kelimeye bir numara vererek 1429 madde (kelime) sıralamıştır. Müellif bu maddeleri sıralarken Farsça’nın klasik sözlüklerinde kullanılan sistemi esas almaya çalışmıştır. Buna göre harfleri “harekât-ı selâse” denen fetha, kesre ve zamme sırasına göre sıralayıp aynı heceyle başlayan kelimeleri bir arada veımeyi amaçlamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115721</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d4da22c-82d9-44ca-bc29-58adbdc68589.jpg</image:loc>
            <image:title>Kültürel Çalışmalar - Çankırı Tarihi ve Kültürel Değerleri</image:title>
            <image:caption>Bu kitap kendini, kültürü uzaklarda değil kendi can suyunda bulması gereken arayış içinde olan nesillerle, kültürü her daim yaşayan ve yaşatan nesilleri bir araya getirmek özü buldurmak düşüncesiyle kaleme alınmıştır...
Zaman hangi zaman, insanlar nasıl insanlar olursa olsun her şeye rağmen olması gerektiği gibi davranan, özünden ödün vermeyen, insan olan ve insan kalma mücadelesi veren insanların sesi olmak için yazılmıştır...
En güzel öğretileri en güzel yaşantıları içeren aile kültürünün toplumsal kültüre sonrasında eğitim ve akademik kültürle bir araya geldiği medeniyet kültürüne katkı sunan bir halkalar birliğidir...
Yaşayan kültürün eğitime aktarılması yolunda, yazılı olmayan kültürün kalıcılığını sağlamaya yönelik bir girişimdir...
Okuyan nesille yaşayan tatbik eden yönlendiren neslin kültürle buluşma noktasıdır...
Duruşuyla, bakışıyla, tavrıyla kültürünü yansıtan, yaşayan ve kültürel değerlerinden ödün vermeyen isimsiz kültür elçilerine bir armağandır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115722</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ac4ce04-458f-425f-ae4a-da7bff146a39.jpg</image:loc>
            <image:title>Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye</image:title>
            <image:caption>Konvansiyonel kalkınmadan bilgi ve teknoloji temelli dijital kalkınmaya evrilen küresel gelişmeler karşısında Türkiye de kayıtsız kalmamış 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile Ulusal Yapay Zeka Stratejisi 2021-2025 başta olmak üzere BİT merkezli hedefler ile bu hedeflere yönelik politikalar ve eylemler belirlemiştir.
Küresel pandemi sürecinde doğrusal ekonomiden döngüsel ekonomiye geçmenin seçenek değil zorunluluk olduğunun daha iyi anlaşılması ile yeşil ekonomi ve dijital devrim gibi kavramların öncülüğünde iş ve sürdürülebilir kalkınma modeli hızla değişmektedir. Aynı zamanda küresel yeni standartlar demek olan bu dönüşüm rekabet endekslerini de kökten değiştirme potansiyeline sahiptir. Güç ve mülkiyet kavramının anlam ve değerini yeniden belirleyen dijital devrim odaklı bilgi ekonomileri, bugün ve geleceğin belirleyicisi olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115723</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01063d92-5937-4818-9a19-fa077f745836.jpg</image:loc>
            <image:title>İzmir&apos;de Mütareke Günleri</image:title>
            <image:caption>Tarihte Selanik, Balkan Savaşları ile özdeşleşirken İzmir de mütareke yıllarında Türk milletinin karşı karşıya kaldığı haksızlıkların ve yaşadığı acıların simgesi haline gelmiştir.
İzmir, nüfus ve ekonomik açıdan İstanbuldan sonra Anadolunun ikinci büyük şehri konumundaydı. Yunanistan ve İtalyanın ele geçirmek istediği yerlerin başında geliyordu. Mütareke başlangıcından itibaren Yunan Hükümeti Büyük Yunanistanı meydana getirmek üzere işgal planları çizerken Türk-Rum ilişkilerini kökünden değiştirecekti. İngiliz ve Fransız temsilcileri ise Türk ordusu ile Türk halkını teşkilatsız ve savunmasız bırakmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Dolayısıyla İzmir başta olmak üzere Batı Anadolunun tamamı fevkalade hassas bir durumdaydı.
Anadolu coğrafyası İtilaf devletlerinin siyasi ve askeri ihtiraslarına kurban edilirken İzmir, Yunan işgalinden ötürü büyük bedeller ödedi. Merkezi hükümetin yanı sıra yerel mülki ve askeri makamların yanlış kararları sonucu Türk ordusu ve Türk halkı tarihte eşi benzeri görülmemiş muamelelere maruz kaldı. Öyle ki, Türk kolordusu vatan topraklarında kendini savunamaz hale sokularak Mudanyaya sürgün edildi. Masum ve savunmasız binlerce insan Yunan ordusu ve Rum çeteleri tarafından katledilirken, on binlercesi iç bölgelere sığınmak zorunda kaldı. Bütün acı ve sıkıntıya rağmen İzmir, galiplerin yok etmeye çalıştığı bir milletin yeniden dirilişinin ve Türk vatanının bütünlüğünün timsali olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115724</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8468acfc-6a59-4c50-81b7-36fe52ea33ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Lehçe Sözcük Yapımı</image:title>
            <image:caption>Lehçe Sözcük Yapımı, dilin temel unsurlarından olan sözcüklerin ince­lenmesi sonucu oluşturulmuş bir açıklama kitabı niteliğinde hazırlan­mıştır. Çalışmanın yegâne amacı, insanın iletişim kurmaya yönelik ihti­yacı sonucu ortaya çıkmış olan dilin nasıl bir çeşitlilik içerebileceğine dair unsurları Lehçe sözcükler çerçevesinde gösterebilmektir. Örnek cümleler ve ilişkili sözcüklerle detaylı inceleme fırsatı sunularak başka çalışmalara öncülük yapması ayrıca amaçlanmaktadır. Sözcüklerin yanı sıra farklı anlamlar katan ekler detaylıca ele alınmıştır. Ekler anlatım usulüne ve kategorilerine göre farklı başlıklar altında incelenmiş olup farklı kullanım amaçları açıklanmıştır. Aynı zamanda Lehçe türetim ek­lerinin günümüz kullanım alanlarının dışında, geliştikleri süreç ise yer yer işlenmiştir.
Kitapta Lehçe sözcük yapımı birimlerine ek olarak dil bilimi çerçevesin­de ele alınan terimler ise Türkçe anlamları ile birlikte yer almaktadır. Ga­yemiz çalışmayı Lehçeyi öğrenen, öğrenmek isteyen ve araştıran okur­lara yardımcı kitap olarak sunmaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115725</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae225a0d-45fa-4198-840e-a0fd96ab8a65.jpg</image:loc>
            <image:title>Hikayeleriyle Gaziantep Yer Adları</image:title>
            <image:caption>Mekân-dil-bellek arasında aranacak herhangi bir ilişki için yer adlarının kültürel altyapısını incelemek, toplumların bellek oluşumunda mekâna verilen isimler ile temellendirilebilir. Toplumsal belleğin yaşayan ve her gün ve her gün birey ve topluma kendisini, yörenin kültürü içerisindeki değerini hatırlatan yer adları; hikâyeleri, efsaneleri, münhasır özellikleriyle soyut birer anıttan farksızdır.
Gaziantepin yer adlarının tarihî ve kültürel arka planıyla incelendiğinde bu çalışmada farklı yer adı tasnifleri derlenmiş, Gaziantepin kendine has yer adlarına en uygun tasnif tespit edilmiş ve kentin ismiyle müsemma mekânlarında âdeta zaman yolculuğuna çıkılıp hatırlanan mekânda yapılan toplumsal bellek arkeolojisi çalışmalarıyla yer adları katman katman gün yüzüne çıkarılmıştır.
Yaklaşımıyla gelecekteki yer adları çalışmalarına öncülük edecek bu eser, hem araştırmacılara hem de mekân-dil-bellek meraklısı amatörlere hitap ederek Anadolu’da keşfedilmeyi bekleyen yer adları hikâyelerinin ortaya çıkarılmasına önayak niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115726</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f29133b-cb23-4ce9-9f93-d90597db685f.jpg</image:loc>
            <image:title>Afrika Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Gineli bir kadınla evlenerek, Gana’ya yerleşmiş bir düşünür olan Dhoruba Mujaheed Bin-Wahad; ;“Dünya altın rezervlerinin %70’i Afrika topraklarındadır. Stratejik önemi olan 40 metalin 20’si Afrika topraklarında bulunuyor. Eti en lezzetli hayvanlar Afrika topraklarında yetişir. Nil Nehri, Volta Nehri, Gambiya Nehri; dünyanın en güzel suları Afrika topraklarında akar. Kıtanın her tarafından bereket fışkırıyor. Fakat sömürgecilerin alçakça tezgâhına geldiğimiz için bu bereketin hayrını göremiyoruz. Nijer’de zengin altın madenleri var, Fildişi Sahili dünyanın en büyük kakao üreticisi, Kongo ve Zimbabve elmas kaynıyor ama hayrını göremiyoruz. Sömürge döneminden kalma siyasi ve ekonomik düzenlemeler, ardı arkası kesilmeyen Batı komploları, Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası reçeteleri yüzünden hasta yatağından kalkamıyoruz. Komaya girdik, çıkamıyoruz. İnleye inleye can çekişiyoruz. Kabileleri birbirine düşürüyorlar, devletleri birbirine düşürüyorlar, Afrika’yı birbirine düşürüyorlar ve bu sayede neyimiz var, neyimiz yok, elimizden alıyorlar. Artık uyanmalıyız. ‘Afrika Afrikalılarındır’ sloganını hayata geçirmek için canla başla çalışmalıyız. Ulus devletle hesaplaşmalıyız.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115727</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25d7eb91-bef0-41f1-9ae3-d65c6bac2254.jpg</image:loc>
            <image:title>27 Mayıs Darbesine Doğru TBMM (1957-1960)</image:title>
            <image:caption>Türk demokrasi tarihinin gelişiminde 27 Mayıs 1960 Darbesi önemli bir yere sahiptir. Bu darbeyle demokrasinin gelişimi olumsuz etkilenmiş ve bir darbe geleneği başlatılmıştır. İlerleyen yıllarda askeri vesayet, sivil siyasetin üzerinde Demoklesin kılıcı gibi sallanacaktır. Bu kitapta 11. Dönem TBMMnin Zabıt Cerideleri ışığında 27 Mayıs Darbesine giden süreçte yaşanan gelişmeler incelenmiş ve 1957-1960 arası dönemde meydana gelen olayların mecliste nasıl ve ne şekilde tartışıldığı ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115728</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29891783-8023-4905-ac33-37bc66d46565.jpg</image:loc>
            <image:title>Afetler Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren devam eden afetler geçmişte volkanik patlamalar, depremler, seller ve fırtınalar gibi doğal olaylara bağlı iken günümüzde insan etkisine bağlı olarak sosyal ve teknolojik afetlerle çeşitlenerek daha kompleks hâle gelmiştir.
Özellikle Sanayi İnkılabı’ndan sonra afetlerin oluşumunda insan faaliyetleri etkin rol oynamış ve afetlerin oluş sıklığını ve çeşitliliği artırmıştır. 20. yüzyıl sonunda, 21. yüzyıl başında belirgin olarak artan afetlere bağlı olarak tabii ki can ve mal kaybında da büyük artış yaşanmıştır. Dünya’da kayda geçmiş ve yaklaşık bir asırlık afet istatistiklerine bakıldığında, 16 bine yakın afetin meydana geldiği, 40 milyon insanın hayatını kaybettiği, 100 milyon insanın yaralandığı, 200 milyon insanın evsiz kaldığı, 6 milyar insanın afetlerden etkilendiği ve 1 trilyon dolar maddi zarar olduğu hesaplanmıştır.
Eldeki bu eser üniversitelerimizin Coğrafya Öğretmenliği ve Coğrafya bölümlerinde olmak üzere “Afetler Coğrafyası” derslerinde öğrencilerimize yardımcı olmak için ders kitabı niteliğinde hazırlanmıştır. Ayrıca çalışmada afetlere yönelik önemli verilere, yönetimsel örgütlenme ve değerlendirmelere yer verilmiş, bu konuya ilgi duyan ve merak edenlerin de ihtiyaçlarını karşılamaya ve akademik çalışmalarda bilimsel bir kaynak niteliği taşımasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115729</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63240868-0025-4c8b-a929-143fa5d19592.jpg</image:loc>
            <image:title>Finansal Piyasalarda Yatırımcı Duyarlılığı</image:title>
            <image:caption>Günümüzde finansal varlığın getirisini hesaplamayabilmek için şirket, sektör, ülke analizi yapmak artık yeterli olmamaktadır. Finansal varlık, kendi dinamiklerinden ve ülke yapısından etkilenme boyutunu aşıp küresel dinamiklerden de etkilenir düzeye gelmiştir. Elbette bundaki en önemli etmen küreselleşme, internet kullanımının artması, kirli/temiz bilgi akışının hızlanmasıdır. Bir ülkede tek bir şirketin iflası (Lehman Brother çöküşü), ülkeler arası savaş haberleri (ABD-Afganistan Savaşı), devlet görevlilerinin ya da önemli şirket yöneticilerinin yapmış olduğu açıklamalar (Elon Musk ve Donald Trump’ın açıklamaları) ve vatandaşların kendi ülke veri tabanlarında arattıkları haberler artık piyasaları etkiler hale gelmiştir. Dolayısıyla yatırımcıların bu gelişmelere verdikleri tepkilerin finansal piyasaları etkileme durumu araştırılması gereken bir konudur. Finansal Piyasalarda Yatırımcı Duyarlılığı isimli bu çalışma, finans sektöründe yatırımcının davranışını ele almıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115730</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4703fd4b-e376-4a11-898b-da74eab185fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye Fiziki Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Türkiye, fiziki coğrafyası açısından pek çok çeşitliliği ve zıtlıkları bir arada barındıran dünyadaki nadir ülkelerden biridir. Türkiyenin yüksek kıyı dağlarında karlar bulunurken, denizlerinde yüzülebilir, nerdeyse tüm yıl yağışlı Karadeniz kıyısıyla, yağıştan ümidini kesmiş kurak Konya havzası, kıyı sahilinden beş bin metreye varan yüksek dağları, yazın susuz vadiler ile köpürerek akan ırmakları, 12 binden fazla bitki çeşitliliği, 80 binden fazla hayvan çeşitliliğini bir arada görmek sanırım ne kadar güzel doğal güzelliğe sahip bir ülke olduğunu anlatır.
Türkiyenin dört bir tarafını görmeden, gittiği yabancı ülkelerin doğal özelliklerinden bahsetmek Türkiyeye yapılacak en büyük haksızlıktır.
Eser, Coğrafya Öğretmenliği, Coğrafya Bölümleri, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği için ders kitabı sistematiğinde hazırlanmıştır. Ayrıca eser Türkiyenin doğal özelliklerini tanımada yardımcı olacak temel çalışmalardan birisidir. Bu nedenle, kitabın üniversite dışında önemli bir başvuru kaynağı olması da beklenmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115731</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f98b980-8bf4-4d73-b997-23d9916a7149.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Dünyası Coğrafyası</image:title>
            <image:caption>Yeryüzünde geniş bir alana yayılmış olan insanlar farklı dil, din ve kültüre sahiptirler. Aynı dil, din ve kültürü paylaşan insanlara millet denir. Milletlerin üzerinde yaşadıkları coğrafya ile kurulan ülkenin ve medeniyetlerin ömrü arasında sıkı bir ilişki vardır.
Dünyadaki sıralı milletlerden olan Türkler, tarihin çeşitli devirlerinde çok sayıda hanlıklar, beylikler, devletler ve yüce devletler kurmuşlar ve kurmaya da devam etmektedirler. Bazı bölgelerde ise devlet olmayan, sömürge ve azınlık durumunda olan Türkler de bulunmaktadır.
Eldeki eser üniversitelerimizin coğrafya, sosyal bilgiler, sınıf öğretmenliği ve diğer bölümlerinde okutulan “Türk Dünyası Coğrafyası, “Türk Kültür Coğrafyası başta olmak üzere öğrencilerimize yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır. Ayrıca çalışmada Türk Dünyasına yönelik son bilimsel veriler sistematik ve bütüncül olarak değerlendirmeler şeklinde verilerek, konuya ilgi duyan, merak edenlerin ihtiyaçlarının karşılanması ve akademik çalışmalarda bilimsel kaynak niteliği taşımasına özen gösterilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115732</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a714f9e3-e57a-4fc2-aae2-b78b93f7193e.jpg</image:loc>
            <image:title>Ovacık (Ulak ve Şehabeddin) - 1841 Tarihli Nüfus Kayıtları</image:title>
            <image:caption>Osmanlı nüfus kayıtları yerel tarih çalışmaları, şehir tarihçiliği ve sosyal tarihçilik açısından önemli verileri ortaya koymaktadırlar. Toplumun tarihi süreç içindeki oluşumu ve gelişimi ile demografik yapısı hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Osmanlı Devleti zamanında vatandaşların nüfus kayıtlarını ihtiva eden nüfus defterlerinde ve Cumhuriyetin kuruluşundan 1934 yılına kadar devam eden zaman diliminde soyadı kullanılmamış, kişiler baba adı ve sülale isimleriyle devlet kayıtlarında yerlerini almışlardır. 1934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu ile birlikte Osmanlı dönemi nüfus defterlerinde gördüğümüz birçok lakap, unvan, sülale ismi vesair aileyi tanımlayıcı bilgiler devlet kayıtlarında ortadan kalkmış, vatandaşlara geçmişteki ailesiyle bir bağ teşkil etmeyen soyadları verilmiştir. Bu durum kişilerin önceki nesiller ile aile ve soy bağlantılarını ciddi manada ortadan kaldırmış, aileler zamanla soylarıyla ilgili lakaplarını unutur hale gelmişlerdir.
Ovacık (Ulak ve Şehabeddin) - 1841 Tarihli Nüfus Kayıtları isimli bu eserde, 1841 tarihinde Ovacık kazasına bağlı bütün köylerde yaşayan erkek nüfusa ait kayıtların tamamı günümüz yazısına aktarılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115733</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c1de0c38-f8d3-4c22-aa2b-e3d0f14bf27c.jpg</image:loc>
            <image:title>XIX. Yüzyılın Ortalarında Oltu&apos;da Nüfus ve Yerleşme</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti kuruluş yıllarından itibaren belli aralıklarla nüfus ve arazi tahrirleri yaparak vergi mükellefi olan erkek nüfusu belirlemeye çalışmıştır. Yapılan bu sayımlar nüfusun tamamını kapsamadığı için nüfus çalışmalarında toplam nüfusu değerlendirme noktasında araştırmacıların yorum yapmasını zorlaştırmaktadır.
Osmanlı Devleti XIX. yüzyıla gelindiğinde başta askerî ve malî olmak üzere hemen hemen her alanda yenileşmeye ihtiyaç duymaktaydı. 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla birlikte askerî yapıyı yeniden düzenlemek adına ülke genelindeki nüfusun birtakım özelliklerini bilme ihtiyacı hissedildiğinden nüfus sayımı yapılması planlanmıştır. Bu çerçevede planlanan çalışmalar 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşından dolayı gecikmeli de olsa 1831 yılı itibariyle hayata geçirilmiştir. Her ne kadar sayımların önemli bir kısmı 1831 yılı içerisinde tamamlanmışsa da merkeze uzak olan Erzurum, Kars ve Çıldır gibi eyaletlerdeki sayımların 1835/1836 civarında tamamlandığı görülmektedir. Bu gecikmenin sebepleri arasında coğrafi uzaklık, yerleşim yerlerinin dağınık olması gibi nedenler sayılabilir. Nüfus sayımları, görevlendirilen memurların yerleşim yerlerini bizzat dolaşmalarıyla deftere kaydedilmiştir. 1831 nüfus sayımında sadece erkek nüfusun sayılmış olması toplam nüfusu belirleme noktasında araştırmacıları zora sokan en büyük eksikliktir. 1831 sayımın bir diğer zaafiyeti ise bazı yerlerde gayrimüslim ve konar-göçer aşiretlerin tahrirlerinin tam olarak yapılamamış olmasıdır.
Çıldır Eyaletine bağlı bir sancak olarak idare edilen Oltunun İdarî sınırları bugünkü sınırlarından biraz daha geniş bir alanı kapsamaktaydı. XIX. yüzyılın ilk yarısı itibariyle Oltu Sancağına bağlı olan köylerin bazıları bugün Erzurum ilinin Olur, Narman ve Şenkaya ilçeleri ile Artvin ilinin Yusufeli ilçesine bağlıdırlar. Bu eserde; Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde NFS. d. Fonunda 2772 Numarada kayıtlı bulunan ve Hicri 1251/Miladi 1835-1836 yıllarına ait olan Çıldır Eyaletine bağlı Oltu Sancağının Müslüman erkek nüfusunun kayıtlı olduğu nüfus defterinin ışığında Oltu ve ona bağlı olan mahalle ve köylerin demografik özelliklerini, sosyal ve kültürel yapısına ait verileri bulabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115734</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24bf2bb4-1dfe-4d95-a117-a59681fec98b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalemin Ahı</image:title>
            <image:caption>İdeal insan, şiirle tamam olur.
Kalem sadece hat ve hattatlar için olmazsa olmazlardan değildi elbette. Yazabilen, yazan, düşünen, mütefekkir, münevver, muallim ve daha eli kalem tutan her insan, her bilgin, her ressam için de bir elzem olan bir nesneydi kalem.
Kuran nasıl Mushaf olurdu kalemsiz?
Şair, gönül dilini nasıl dökerdi çağlara?
Devirden devire nasıl gelirdi mısralar?
Sultanlar, nasıl ferman buyururdu uzaklara?
Kadılar, hükümlerini ne ile yazardı kader denilen ömür defterine?
Hâkimler, idam kararından sonra neyi kırardı, kalem olmasaydı?
Bilginler, formüllerini nasıl ulaştırırdı bu günlere?
Âşıklar sevdalarını mektuplarla ulvileştirebilirler miydi ya da gurbet, sılada anlaşılabilir miydi kalemsiz?
Kalem, gönle, kalbe tercümandı.
Kalem, duygulara tercümandı.
Kalem, maziye, hâle tanıktı.
Kalem, geleceğe atıftı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115735</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3dcf4f95-0931-4306-b464-34caa7dbd248.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Memleketleri Coğrafyası - 3</image:title>
            <image:caption>;“Bu konulardan anlaşıldığı üzere Coğrafya; tüccarlık, gemicilik, mühendislik ve askeri için kıymetli ve çeşitli insanoğlu için dahi gayet faydalı bir ilimdir. Tarih ilminin de malzemesi ve neticesidir.”
Ali Tevfik
Mufassal Memalik-i Osmaniye Coğrafyası ismi ile basılan bu eser, 1910’lu yıllardaki Osmanlı Memleketlerinin Coğrafyasını günümüze taşıyan bilgiler taşımaktadır. Orijinal nüshası 607 sayfalık tek bir kitap olan eser, günümüz Türkçesine 3 cilt halinde aktarılmıştır. Bu ciltte “1910’larda Anadolu’nun Coğrafyası” başlığı ile Karadeniz’e kıyısı olan Trabzon Vilayeti, Canik Mutasarrıflığı, Kastamonu Vilayeti, Bolu Mutasarrıflığı, İzmit Mutasarrıflığı, Hüdâvendigâr Vilayeti, Karesi ve Biga Mutasarrıflıkları, Aydın Vilayeti, Akdeniz’e sahil olan vilayetler başlığı altında; Konya Vilayeti ve Adana Vilayeti ile Halep Vilayeti, Urfa ve Zor Mutasarrıflıkları, Doğu Anadolu’da yer alan Van Vilayeti ve Erzurum Vilayeti ile ortada yer alan vilayetler başlığı altında Bitlis Vilayeti, Diyarbakır Vilayeti, Ma’müratü’l-Aziz (Elazığ) Vilayeti, Sivas Vilayeti ve Ankara Vilayetlerinin 1900’lü yıllardaki durumları sırasıyla yüzölçümleri ve nüfus bilgileri, doğal şartları, tarım ürünleri ve sanayi, idari yapıları, meşhur beldelerinin durumları incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115736</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/427d3c94-32ef-4e2d-8416-8e0fbfe18239.jpg</image:loc>
            <image:title>Hipnoz</image:title>
            <image:caption>XIX. yüzyıl, günümüz modern tıbbının temellerini oluşturan birçok bilimsel gelişmenin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde Osmanlı Devleti de klasik tıptan modern tıbba geçmek üzere yeni adımlar atmıştır. Osmanlı tıbbının modernleşmesinde özellikle 1827 yılında açılan Tıbhâne-i Âmire’nin rolü büyüktür. Daha sonra adı Mekteb-i Tıbbiye olan bu kurumun hocaları ve öğrencileri yaptıkları yayınlarla modern tıp bilgisinin yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlamışlardır. Bu hususta, Tıbbiye’nin kadın hastalıkları ve doğum hocası olarak görev yapan Dr. Besim Ömer, yaptığı çok sayıdaki yayın dolayısıyla ayrı bir yere sahiptir.
Eser, bir tedavi yöntemi olarak XIX. yüzyılda sistemleşen hipnoz uygulamalarını Osmanlı hekimlerine tanıtmak üzere Dr. Besim Ömer tarafından kaleme alınan hipnoz risalesini günümüz Türkçesine kazandırmaktadır. Gerek Besim Ömer gibi bir Osmanlı aydınının tammrlığına katkı sağlaması, gerekse hipnoz hakkında tarihsel bir perspektif sunması bakımından, bu çalışma tıp tarihine katkıda bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115737</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c83227e-f8f7-41ff-952b-a7211bddd9ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Memleketleri Coğrafyası - 2</image:title>
            <image:caption>“Bu konulardan anlaşıldığı üzere Coğrafya; tüccarlık, gemicilik, mühendislik ve askeri için kıymetli ve çeşitli insanoğlu için dahi gayet faydalı bir ilimdir. Tarih ilminin de malzemesi ve neticesidir.”
Ali Tevfik
Mufassal Memalik-i Osmaniye Coğrafyası ismi ile basılan bu eser, 1910’lu yıllardaki Osmanlı Memleketlerinin Coğrafyasını günümüze taşıyan bilgiler taşımaktadır. Orijinal nüshası 607 sayfalık tek bir kitap olan eser, günümüz Türkçesine 3 cilt halinde aktarılmıştır. 1900 yıllarındaki İstanbul, Edirne, İşkodra, Kosova gibi Osmanlı Avrupa’sındaki toprakları, özellikle Rodos, Girit, Sakız ve Kıbrıs gibi Akdeniz adalarını; Mısır, Sudan, Trablusgarp ve Tunus gibi Osmanlı Afrika’sını; Suriye, Bağdat, Basra, Kudüs, Musul ve Arap yarımadasını içine alan Ortadoğu bölgesini ayrıntılı olarak ele alan bu ciltte bu topraklara ait sınırlar, ulaşım yolları, tarım ürünleri, sanayi, nüfus özellikleri gibi birçok özelliği bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115738</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71ff3bfd-439d-4ca6-b88a-0a28247e2a6d.jpg</image:loc>
            <image:title>Londra Merkezli Ermeni, Osmanlı ve Yahudi Kuruluşları (1871-1913)</image:title>
            <image:caption>Londra Merkezli Ermeni, Osmanlı ve Yahudi Kuruluşları (1871-1913) isimli bu eser, 19. yüzyılın son çeyreğinde dönemin süper gücü ve sermayenin merkezi konumunda olan İngilterede kurulmuş olan üç farklı cemiyeti ele alıyor. Yahudi, Ermeni ve Osmanlı taraftarı olan bu cemiyetler her ne kadar yapısal olarak farklı olsalar da her birinin dünya siyasetinin nabzının attığı Londrada kurulmuş olması en önemli benzer niteliğidir. Yahudiler daha çok dindaşlarını Rus baskısından kurtarıp yeni yerleşim sahası ararken, Ermeniler dönemin karışık havasından yararlanıp Osmanlı topraklarından pay istemişlerdir. Osmanlı cemiyeti ise aksülamel olarak mevcut topraklarının korunması yönünde çalışmalar yürütmüşlerdir. İşte bu kitapta üç farklı cemiyetin farklı sahalarda Londrayı merkez almak suretiyle yürüttükleri faaliyetler, İngiliz ve Osmanlı arşivleri ile birlikte pek çok yerli ve yabancı kaynaklardan yararlanmak suretiyle anlatılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115739</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab12db4d-3a1f-4dcb-9d7b-3412863c697f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ukrayna Halaskar Cemiyyet-i İttihadiyyesi Neşriyatından Ukrayna, Rusya Ve Türkiye</image:title>
            <image:caption>Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin 1991 tarihinde dağılmasını müteakip kurulan devletlerden biri de Ukrayna’dır. 1986 yılında gerçekleşen Çernobil faciasıyla adını bütün dünyaya duyuran Ukrayna, muhtelif vesilelerle dünya gündeminde yer almaya devam etmiştir.
Eser, Ukrayna, Rusya ve Türkiye (Makaleler Mecmûası) adıyla yayınlan çalışmanın günümüz harflerine aktarılmasından ibarettir. Doğu Avrupa coğrafyasının geçiş güzergâhında bulunan ve geniş verimli ovalara sahip olan Ukrayna’nın tarihi coğrafyasını ve komşu ülkeleriyle olan tarihi münasebetlerini kavramadan bugünü doğru değerlendirmek güç olacaktır. Bilhassa Ukrayna - Rusya ve Türkiye üçgenindeki tarihi bağları iyi bilmek ve iyi anlamak gereklidir. Bu eser de bu amaca hizmet etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115740</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60d29257-7a82-4ccc-b4ea-fc0afd0a56a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Bölgesel Aktörlerin Filistin Politikaları</image:title>
            <image:caption>13 bölümden oluşan bu kitap, Ortadoğu olarak adlandırılan geniş siyasi coğrafyadaki bölge ülkelerinin Filistin politikalarını inceliyor. Kitabın ilk bölümünde Filistin meselesinin dünü ve bugünü kapsamlı bir değerlendirmeye tutuluyor. Ardından takip eden bölümlerde Cezayirden İran’a, Irak’tan Libya’ya, Körfez ülkelerinden Türkiye’ye kadar bu geniş bölgede yer alan tüm ülkelerin Filistin meselesine dair izledikleri politikalar etraflıca analiz ediliyor. Alanındaki uzman akademisyenlerce kaleme alınan her bölümde mevzubahis ülkelerin Filistin politikalarının nasıl şekillendiği, geçmiş ve güncel dinamikler dikkate alınarak inceleniyor. Bu yönüyle alanında bir ilk olan çalışma literatürde önemli bir boşluğu dolduruyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115741</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ec98cfd-3e1b-4db2-9012-59411956b219.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Konsoloshane</image:title>
            <image:caption>Tarihçi için kimi zaman bir araştırmanın başlama hikayesi, tıpkı bu eserde olduğu gibi karşılaşılan bir satırlık cümle de olabilir. Kızıl Konsoloshane, TBMM ile Sovyet Rusya’nın gelişen ilişkilerine binaen 1921 yılında Kars’ta açılan Sovyet Rusya Konsolosluğunun faaliyetlerini aktarmaktadır. İkinci Dünya Savaşı öncesinde 1938 yılında kapatılan konsolosluk yerine faaliyetlerine 1970’li yıllara kadar devam eden Sovyet Ticaret Temsilciliği kurulmuştur.
Kızıl Konsoloshane, 1921-1938 yılları arasında Sovyet Rusya Kars Konsolosluğu’nun kuruluşu, çalışmaları ve daha sonra ticaret temsilciliği olarak verdiği hizmetleri ele alarak iki ülkenin o yıllardaki diplomatik ilişkilerine ışık tutmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115742</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4bf1e96f-410e-4537-89ad-38059bfd2246.jpg</image:loc>
            <image:title>Farmakognozi ve Fitoterapinin Temelleri</image:title>
            <image:caption>Farmakognozi, bitkilerden elde edilen farmasötiklerin ilaç kaynağı olarak kullanılmasını inceleyen bilimdir. İki yüzyılı aşkın süredir ‘farmasötik ismiyle bilim dünyasının araştırma alanlarından biri olarak kabul edilmekte olan bu bilim dalı aslında hayatımızı doğrudan etkilemektedir. Teknolojik gelişmeler sayesinde, bitkilerin kimyasal yapılarının daha iyi anlaşılması sağlık alanına yeni ilaçlar, bitkisel droglar (bitkisel ilaçlar), nutrasötikler ve diyet takviyeleri çeşitlerinin büyük oranda artması ile yansımıştır ki bu değişim de farmakognozinin son 20 yılda giderek daha fazla önem kazanmasına neden olmuştur.
Farmakognozi ve Fitoterapinin Temelleri isimli bu kitap, ilk kez Türk araştırmacılar ve okuyucular ile buluşuyor. Orijinal versiyonunda gözden geçirilmiş ve yeni konular ilave edilmiş üçüncü baskısının çevirisinin sunulduğu bu çalışma fitoterapi hakkında detaylı bilgi içeriğine sahiptir: Bitki bazlı ilaçların tarihi, biyolojisi ve kimyası; bitkilerden elde edilen farmasötikler ve nutrasötikler; tıbbi bitkilerin dünya çapındaki sağlık sistemlerindeki rolü, bitki bazlı ilaçların tedavi edici özelliklerinin vücut sistemlerine göre etkisi, tıbbi olmayan takviyeler vb başlıklarla bu alandaki en güncel bilgileri kapsamlı bir şekilde sunmaktadır.
Farmakognozi alanında zengin deneyim ve bilgi birikimine sahip araştırmacılar tarafından hazırlanan Farmakognozi ve Fitoterapinin Temelleri, sağlık sektörünün bütün konumlarına hitap eden bir referans kitabı niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115743</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8883beff-ac57-4dca-be55-6a0fb328c6a7.jpg</image:loc>
            <image:title>60 Yılın Ardından Türkiye-Almanya İlişkileri ve Almanya&apos;daki Türkler</image:title>
            <image:caption>13 bölümden oluşan bu çalışma, son 60 yılı önceleyerek Türkiye-Almanya ilişkilerini ve Almanya’daki Türklerin güncel durumunu kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutuyor.
Farklı disiplinlerden alanında uzman 16 araştırmacının katkısıyla hazırlanan kitapta öncelikle iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi boyutu inceleniyor. Daha sonra Türkiye ve Almanya arasında 1961’de imzalanan İşgücü Antlaşması temel alınarak Türkiye’den Almanya’ya yaşanan göçün 60 yıllık hikayesi değerlendiriliyor.
Devamında sırasıyla Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde Almanya’nın oynadığı rol, aşırı sağın Türkiye-Almanya ilişkilerine etkisi ile Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıflarının ikili ilişkileri nasıl yönlendirmeye çalıştığı irdeleniyor. Akabinde ikili ilişkilerde birer fırsat kapısı olarak ekonomi, enerji ve turizmin yeri tartışılıyor.
Bunların yanı sıra Almanya’daki Türkiye kökenli din görevlilerinin eğitimi ve istihdamı ile Almanya’da koruma altına alınan Türkiye kökenli çocukların durumu gibi iki mühim konuya temas ediliyor. Son olarak ikili ilişkilerdeki fırsatlar ve tehditler ile ilgili genel bir perspektif sunuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115744</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea8d98b8-73e5-42f6-9125-446de176ac3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Seçim Kılavuzu</image:title>
            <image:caption>Bir algı yönetimi olarak örnek projelerle siyasetçilere “Hizmet Kılavuzu” niteliğindeki bu çalışmayı “Seçim Kılavuzu” başlığıyla sunduk. İçerik itibarıyla özelde ‘iyi bir belediyecilik’ örneği sergilemesi gereken belediye başkan adayları ve başkanları, genelde ise herkesin istifade edebileceği mütevazı bir çalışmadır.
Her ne kadar bu çalışma, milletvekili adayları ve milletvekilleri üzerinden kurgulanmasa dahi onlar da bu çalışmadan azami derecede istifade edebileceklerdir.
Çalışmamızda yer alan örneklemelerde herhangi bir kurum veya kişiyi zemmetmek gibi bir hedef gözetilmemiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115745</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/adc7733d-25a6-41bb-a53b-d3355659b60b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkeolojik Çalışmaların Gölgesinde Almanya&apos;nın Doğu Politikası</image:title>
            <image:caption>20. yüzyılın sonlarından itibaren Alman İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler giderek yakınlaşmıştır. Bu yakınlaşmanın bir nedenini Alman İmparatoru II. Wilhelmin İngilizlerin Dünya hegemonyasına meydan okuma planları çerçevesinde Müslüman sömürgelerinde huzursuzluk ve isyan çıkarma isteği oluşturmuştur. Almanyanın bu bağlamda görevlendirdiği en yetenekli isimlerden birisi olan Max von Oppenheim hem sivil hem de devlet görevlisi olarak, 1883 yılından itibaren birçok kez Osmanlı topraklarına seyahatler düzenlemiş ve başta Mısır olmak üzere, Irak Suriye ve Arabistandaki yerel koşullar hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olmuştur.
1914 yılında Birinci Dünya Savaşının çıkması, Alman İmparatorluğunun uzun yıllardır hazırlığını yaptığı İngiltereye karşı Müslümanların ayaklandırması politikasını hayata geçirmesine neden olmuştur. 1915 yılında geldiği İstanbulda, Almanyanın savaşta müttefiki olan Osmanlı Devletinde, savaş propagandasını yürütmeye yönelik bir teşkilat kuran Oppenheim, Almanyanın hem kültürel hem de iktisadi propagandasını yürütmüştür. Arkeolojik Çalışmaların Gölgesinde Almanyanın Doğu Politikası isimli çalışmada Max von Oppenheimın görevleri değişiklik gösterse de Osmanlı Devletinde bulunduğu süre içerisindeki faaliyetlerinin asıl amacının, Almanyanın bu topraklardaki çıkarlarını geliştirmek, savunmak ve propagandasını yapmak olduğu ortaya koymaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115746</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e77c296-7bab-4aa1-99ba-967a67b4f796.jpg</image:loc>
            <image:title>KBRN Tehdidi ve Yönetimi</image:title>
            <image:caption>KBRN, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelimelerinin kısaltmasıdır. Bu tür ajanların herhangi birinin varlığı veya kullanımı ile bir tehdidin ortaya çıktığı durumları ifade etmek için kullanılır. Afetler; ani, çoğunlukla nerede ve ne zaman olacağı tahmin edilemeyen, çok sayıda insanın etkilendiği, ekonomik ve çevresel kayıplara, yıkıcı etkilere sebep olan olaylar olarak tanımlanabilir. KBRN süreçleri de bir afet olarak değerlendirileceğinden bu tür durumlar karşısında en temel yaklaşım; bu süreçleri tanımak, anlamak ve önlem alma yaklaşımlarını hayata geçirmektir.
Afetlere ve KBRN tehditlerine hazırlıklı olmanın en temel yolu hayatımızın her alanında olduğu gibi eğitimdir. KBRN ajanları dikkate alındığında diğer afetlere göre daha az bilinir olmaları nedeniyle bu ajanların yakından tanınması daha da fazla önem taşımaktadır. Bu amaçla bu kitapta KBRN ajanları konusu 5N1K sorularının cevapları şeklinde ortaya konulmaya çalışılacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115747</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb71fa72-ffc8-46a0-8ac7-3db7c49d23e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeviri Röportajları</image:title>
            <image:caption>Günlük hayatımızda hemen her alanda ihtiyaç duyduğumuz çeviri, dünyaya açılan bir pencere, farklı dillere, farklı kültürlere tutulan bir ışıktır.
Edebiyatı, sanatı ve teknolojisi çeviriyle beslenen ancak yine de çevirinin bir meslek, bir bilim dalı olarak görülmediği ülkemizde hâlâ dil bilen herkesin çeviri yapabileceği görüşü yaygın. Oysa çeviri disiplinlerarası bir bilim, çevirmenlik ise yabancı dil bilmenin yanında art alan bilgisini zorunlu kılan, sanat, edebiyat, mühendislik, tıp, hukuk gibi çok çeşitli alanları olan bir meslektir.
Elinizdeki bu kitapta çoğu filoloji ya da mütercim tercümanlık eğitimi almış, bir kısmı da başka meslekten ancak ya mesleğini tamamen bırakıp çeviriye yönelmiş ya da mesleğinin yanı sıra çeviri yapan ve belirli alanlarda uzmanlaşmış elliden fazla eğitimli ya da alaylı çevirmenle yapılan röportajlarda çevirinin geniş yelpazesine tanık olacak, aklınızı, bilginizi, deneyimlerinizi kullanarak yaptığınız çevirinin sürekli okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi teşvik ettiği için insanı geliştiren, zenginleştiren, ufkunu açan bir meslekten öte bir tutku, bir aşk olduğunu göreceksiniz.
Prof. Dr. Gülperi Sert</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115748</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1451b8e-1c31-4d49-99dd-d11183d46587.jpg</image:loc>
            <image:title>The Role of Intelligence in Counter Terrorism: The PKK Case</image:title>
            <image:caption>Türkiye has a long history of combatting terrorism. Through these terrorist acts, Türkiye has gone through a lot of tragedy. Moreover, all of these attacks were committed by a transnational network; thus, making Türkiye’s counter-terrorism experience unique.
Despite this experiences scope and uniqueness, Türkiye’s counter-terrorism efforts are under-researched. Due to Turkish efforts against PKK terrorism in the last four decades, counter-terrorism has become a specific area for securocrats. This situation has driven away scholarly interest in the topic. Another reason was the tactic adopted by PKK militants, which focused on exploiting freedom of speech in academia by using it for mere propaganda. Eventually, Turkish counter-terrorism stayed as an under-researched area.
This book is focusing on to say something on the issue in a scholarly fashion to advance the discussion on the topic. As it is explained; works on the topic are limited in Turkish academia; thus by publishing this study, it is expected to initiate a scholarly debate.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115749</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1828b16-13ad-4b41-81bf-f70225d5b3de.jpg</image:loc>
            <image:title>Trablusgarp Savaşı&apos;nda Osmanlı Esirleri</image:title>
            <image:caption>1911-1912 Türk-İtalyan Savaşı veya daha çok bilinen ismiyle Trablusgarp Savaşı, XX. yüzyıl Türk tarihinde gerçekleşen önemli bir gelişmedir. Savaşın bitiminde imzalanan Uşi Antlaşması ile Osmanlının Kuzey Afrikadaki hakimiyeti sona erdi. Ancak barış antlaşmaları kağıt üzerinde imzalar atılır atılmaz vaad ettiği barışı ve özgürlüğü ne yazık ki hemen savaş esirlerine sunmamaktadır. Oysaki bu imzaların altında hürriyetlerini arayan esirlerin durumu da barış antlaşmasının maddeleri kadar önemlidir.
Trablusgarp Savaşında Osmanlı Esirleri adlı bu eser, Türk-İtalyan Savaşı sürecindeki Osmanlı esirlerini merkeze almaktadır. 1911-1912 yılları arasında yaşanan savaş içi gelişmeler ile esaret hadiselerinin nasıl gerçekleştiği ele alınmakla beraber hem İtalyanlar tarafından esir alınan Osmanlıların esaret hayatları hem de barış antlaşması neticesinde serbest kalma, yani esaretin son bulması konusu İncelenmekte; ayrıca rehin olarak alıkonulan Osmanlı askerleri çerçevesinde iki taraf arasında yaşanan gelişmelere de değinilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115750</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55d6a053-6be8-42ab-a21b-b890ab8fc9db.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanoğulları ve Osmanlı İçin Ne Dediler?</image:title>
            <image:caption>Araştırmacı/Yazar Ahmet Öztürkün eserinde, Türklerin uzun tarihleri boyunca kurmuş oldukları devletler içerisinde en uzun ömürlüsü olan Osmanlı Devleti; Türklerin, kökleri Orta Asyaya dayanan evrensel devlet anlayışını zirveye taşıdıkları bir yapıyı temsil etmektedir. Osmanoğullarının eşsiz bir özelliği de 623 yıl süren hâkimiyetleri ile dünyada tek bir hanedan soyu tarafından yönetilen, tek evrensel devletin kurucu soyu olmalarıdır. Bu bilgilerin detaylarını eserde göreceksiniz.
Şehzade Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu
(Sultan II. Abdülhamid Hanın IV. kuşak torunu)
 
Yazar Ahmet Öztürk hazırlamış olduğu bu eserinde Osmanlı Devletinin dünya medeniyetine katkısı hakkında çok önemli ve yerinde tespitler yapmaktadır. Bu kitabı okuyarak Osmanlı Devletinin cihanşümul anlayışı hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaksınız.
Prof. Dr. Selim Hilmi Özkan
 
Dünyanın en uzun ömürlü hanedan ailesi olan Osmanoğulları, sadece Türk İslâm târihinde değil Batıda da müstesna bir rol oynamış belki de tek hânedandır. Araştırmacı-Yazar Ahmet Öztürkün yabancı ve yerli kaynaklarla uzun seneler üzerinde çalıştığı ve nihayet taba bürünen bu kıymetli eserinde garptan ve şarktan Osmanoğulları hakkında müspet ve menfi sözleri kaynaklarıyla bulabileceksiniz. Ahmet Öztürkün bu gibi daha nice kıymetli eserler ortaya koyacağından eminim. Kendilerini bu ilk eserinden ötürü tebrik eder, Cenâb-ı Haktan kalemine kuvvet ihsan etmesini niyaz ederim.
Nurullah Mısıroğlu / Araştırmacı-Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115751</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd86d247-88f1-4554-8323-e44410db99f7.jpg</image:loc>
            <image:title>Yoksullukla Mücadelede Mikro Kredi: Elazığ Örneği</image:title>
            <image:caption>Yoksulluk geçmişten günümüze kadar tüm toplulukları ilgilendiren küresel bir sorundur. Yoksulluk; insanların yaşamını idame ettirecek gelirden yoksun olma durumudur. Sadece gelişmemiş ülkeleri ilgilendiren bir sorun olmayıp gelişmiş ülkeleri de etkileyen bir sorundur. Yoksulluk ele alınırken çok boyutlu olarak değerlendirilip önlemek için politikalar geliştirilmelidir.
Yoksullukla mücadele kapsamında birçok uygulama faaliyete geçirilmiştir. Bu uygulamalardan biri de mikro kredidir. Elinizdeki eserde Elazığ ilinde bu alanda yapılan çalışmanın detaylı incelemesi sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115752</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aa86e434-bb62-4f6c-827d-f2cb2e3a6ce4.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanıda Laboratuvar Cilt 1</image:title>
            <image:caption>Laboratuvar, sağlık sektörünün tüm birimlerinin merkez noktasıdır. Hastalıkların teşhis edilmesinden uygulanan tedavinin etkinliğinin kontrolüne kadar uzanan sağlık aşamalarının ilk basamağıdır. İki cilt olarak hazırlanan Tanıda Laboratuvar kitabı, sağlık bilimleri alanında lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilerle klinisyenlerin ihtiyaç duyabileceği tüm detayları kapsamaktadır. Eserin birinci cildinde Biyokimyasal Verilerin Klinik Tıpta Kullanımı ile Laboratuvar Testlerine yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115753</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b63731da-6d54-49da-b812-bdf1dfe98ad6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tanıda Laboratuvar Cilt 2</image:title>
            <image:caption>Laboratuvar, sağlık sektörünün tüm birimlerinin merkez noktasıdır. Hastalıkların teşhis edilmesinden uygulanan tedavinin etkinliğinin kontrolüne kadar uzanan sağlık aşamalarının ilk basamağıdır. İki cilt olarak hazırlanan Tanıda Laboratuvar kitabı, sağlık bilimleri alanında lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilerle klinisyenlerin ihtiyaç duyabileceği tüm detayları kapsamaktadır. Eserin ikinci cildinde ise Laboratuvarın Kullanımı, İmmünolojik Testler, Hematoloji ve Koagulasyon Testleri, Vücut Sıvıları, Otomasyon, Kalite Yönetimi, Laboratuvar Testlerinin Analitik ve Klinik Değerlendirilmesi ile Referans Değerler konularını kapsamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115754</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/947c7f28-123c-4ab2-946c-adef2bede834.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeviri Tekniği</image:title>
            <image:caption>Yabancı dil sınavları, günümüzde sadece sorularla değil cevap şıklarında dahi adayın birçok karmaşık dil yeteneğini sınamaktadır. Çeviri Tekniği isimli bu eserde, İngilizce’den Türkçe’ye ve Türkçe’den İngilizce’ye tercüme yapmak isteyen üniversite öğrencilerinin ve öğretim elemanlarının KPDS, YDS, YÖKDİL gibi merkezi dil sınavlarına hazırlanmaları için ihtiyaçlarını karşılayacak temel bir İngilizce dilbilgisi özeti verilmektedir. Ayrıca, dilbilgisi konularının sunuluşu ve tercümeye yönelik bir tarzda ele alınışı itibariyle benimsenen özel anlatım stili ile kolaydan zora farklı seviyelerde soru örnekleri de sunulmaktadır. Her soruda en az bir İngilizce dilbilgisi kuralının gösterilmesine özen gösterilen çeviri çalışmaları, farklı konularda seçilmiş ve analiz edilerek açıklamalı tercümeleri yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115755</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e4252bb-53b0-4be1-a17e-fa7f2b68c8cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Zoographia Rosso-Asiatica - Türk ve Moğol Dillerine Ait Hayvan Adlarının İncelenmesi</image:title>
            <image:caption>18. yüzyılda Rus coğrafyasını keşfetmek üzere yola çıkan batılı araştırmacılardan biri olan Alman asıllı zoolog ve bitki bilimci Peter Simon Pallas gezileri sırasında karşılaştığı hayvan türlerini Zoographia Rosso-Asiatica isimli eserinde bir araya getirerek incelemiştir. Pallas’ın 875 farklı hayvan türüne yer verdiği bu eser, zooloji bilimine önemli katkılar sağlamaktadır. Eserde aynı zamanda hayvan türlerinin o dönem Rus coğrafyasında konuşulan pek çok dildeki karşılığına yer verilmiştir. Bu diller içerisinde Altay dil araştırmaları açısından önem arz eden Türk, Moğol, Tunguz, Kore, Japon dillerinin yanı sıra Hint-Avrupa, Ural, Çin, Samoyed gibi daha pek çok dil yer almaktadır.
Bu çalışmada ise Zoographia Rosso-Asiatica isimli eserde yer alan Türk ve Moğol dillerine ait hayvan adları tespit edilerek dilbilimsel açıdan incelenmiştir. Tüm hayvan türleri Türkiye Türkçesindeki biçimleri ile Latince karşılıkları belirtilmek suretiyle sıralanmıştır. Daha sonra Türk dillerinde tespit edilen adların, tarihi ve modern dillerdeki biçimleri ile Türkiye Türkçesi ağızlarındaki biçimleri belirtilmiş, ayrıca etimolojik açıklamalarına da yer verilmiştir. Moğolca hayvan adları ise Moğol dillerinde mevcut karşılıkları belirtilmek suretiyle Türk dilleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115756</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ef6c508-3167-4906-9fd6-48a8db38557a.jpg</image:loc>
            <image:title>Makine Çevirisi Araştırmaları</image:title>
            <image:caption>Makine çevirisi bilim, ekonomi, politika ve askeri faaliyetler gibi alanlarda kullanılmaya başladığı günden bu yana sürekli belirli başlı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Makine çevirisinin insan çevirmenin mesleğini elinden alıp alamayacağı, makine çevirisinin bir gün ideal çeviri çıktısını sunup sunamayacağı, farklı metin türlerinin çevrilmesinde makine çevirisinin tutarlı olup olamayacağı bu tartışmalardan sadece birkaçıdır.999
Bu tartışmalar bir yana, günümüzde artık kelime, cümle ve dosya düzeyinin üzerinde, işitsel ve görsel metinlerden çeviri yapabilen makine çevirisi programları kullanılmaktadır.
Makine Çevirisi Araştırmaları isimli bu çalışmada makaleleri ile yer alan yazarlar, gerek mesleki tecrübelerini gerekse farklı art alan bilgi ve becerilerini çeviribilim potasında eriterek bu çalışmadaki ilgili araştırma ve incelemelerini okuyucunun istifadesine sunmuşlardır. Makine çevirisi alanında kendini geliştirmek isteyen akademisyen, araştırmacı, öğrenci ve profesyonel çevirmenlere katkı sağlayacağı düşünülen bu çalışmada, alanın farklı yönleri mercek altına alınmıştır. Çalışma kapsamında, makine çevirisi olgusu hem betimleyici bir araştırma yöntemi benimsenerek metin düzeyinde çeviri uygulamaları ile hem de görgül bir araştırma yöntemi temel alınarak kullanıcı gözüyle irdelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115757</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dbbb67ea-21de-4fb5-8efa-87742faaad63.jpg</image:loc>
            <image:title>Yabancı Dil Öğretimi - Geliştirme ve Yenilemeye Yönelik Anlayışlar</image:title>
            <image:caption>شكل تعليمية اللغات الأجنبية حلقة مهمة في بنية المجتمعات المعاصرة لما تجمّع عندها من ثقافات ووسائل اتصال تفرض هذا التنوع التعليمي؛ إذ تتميز المجتمعات الحالية باستعمال لغات متعددة، ولا تشكل المؤسسات التعليمية استثناء من هذه القاعدة؛ حيث أصبحت قضية التعدد اللغوي مركزية في الاهتمامات الحالية للباحثين والمدرّسين من مجالات وحقول معرفية متعددة كاللسانيات واللسانيات الاجتماعية وتعليمية اللغات. كما لا يمكن لأحد أن ينكر أو يتجاهل أهمية تعليم اللغات في هذا العصر، فلقد عرفت تعليمية اللغات تطورا واسعا، واستطاعت أن تشكل مدونة معرفية ومنهجية مرتبطة بخصوصية اللغات وتعليمها، حيث أقبلت أعداد كبيرة من الأفراد في مختلف دول العالم على تعلم اللغات.
إنّ أعمال المؤتمر الدّوليّ الثّالث: تعليم اللغات الأجنبيّة: آفاق التطوير والتجديد تبسط النقاش فيما تقدّم كلّه، في سياق مدروس يجمع بين التنظير والتطبيق.
بمشاركة 35 عالما من 14 دولة، تم نشر أعمال المؤتمر بعد مراجعتها من قبل الحكام والمحررين ككتاب في دار نشر Aktif الدولية.
 
Yabancı dil eğitimi, bu eğitimi çeşitliliğini zorunlu kılan birçok kültür ve iletişim aracı nedeniyle çağdaş toplumların yapısında önemli bir halka oluşturmaktadır; Zira günümüz toplumları birden çok dilin kullanılmasıyla öne çıkmaktadır ve eğitim kurumları da bu kuralın istisnası değildir. Çok dillilik konusu, dilbilim, toplum dilbilim ve dil eğitimi gibi birden çok alan ve bilgi alanından araştırmacıların ve öğretmenlerin güncel ilgilerinin merkezi haline gelmiştir. Bu çağda hiç kimse dil eğitiminin önemini inkar edemeyeceği veya görmezden gelemeyeceği gibi, dil eğitimi büyük bir gelişme kaydetmiş, dillerin özellikleri ve eğitimi ile ilgili bir bilgi ve metodoloji blog’u oluşturmuştur.  Dünyanın çeşitli ülkelerinde çok sayıda insan dillerin öğrenimine yönelmiştir.
Üçüncü Uluslararası Konferans Bildirileri: Yabancı dil eğitimi: Geliştirme ve yenilik görüşleri teori ve pratiği birleştiren çalışılmış bir bağlamda yukarıdakilerin tamamındaki tartışmayı açıklamaktadır.
14 ülkeden 35 bilim insanının katılımıyla gerçekleşen konferansın bildirileri, hakemler ve editörler tarafından incelendikten sonra uluslararası Aktif Yayınevi tarafından kitap olarak yayınlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115758</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/586d17a9-62d9-419b-97f3-873416c37bc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Çankırı&apos;nın Geleneksel Kent Dokusu ve Konutları</image:title>
            <image:caption>Tarihten günümüze kadar insanlar barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için yaşam alanları oluşturmuştur. Bu yaşam alanları önceden doğanın sağladığı imkanlar dahilinde mağara gibi doğal alanlar iken, insanın üretme, inşa etme yeteneklerine ulaşması ve yerleşik hayata geçmesiyle birlikte kendi inşa ettiği yapılara dönüşmeye başlamıştır. Zaman içerisinde bu yaşam birimlerinin belli düzende bir araya gelmesiyle de geleneksel sokak dokuları, meydan ve mahalle gibi daha büyük yerleşim birimleri ortaya çıkmıştır.
Geleneksel Türk konutlarının genel özelliklerinin, tarihi süreç içerisinde süregelen bir kültür birikimiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Anadolu’nun coğrafi ve iklimsel özellikleri de konut yapımında her dönemde etkili faktörler olmuştur. Yapım tekniği, uygulama yöntemleri, kullanılan malzeme ve cephe şekillenişinde bölgenin coğrafi ve iklim özelliklerinin etkisi görülmektedir.
Geleneksel Türk konut mimarisinin özelliklerini yansıtan Çankırı kenti, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihi, kültürü ve sanatıyla önemli bir yerleşim yeridir. Çankırı’nın Geleneksel Kent Dokusu ve Konutları isimli bu eserde, Çankırı ili içerisinde yer alan konutların mimari ve bezeme özellikleri incelenerek, geleneksel Türk konut mimarisindeki yerini ve özgün değeri ortaya çıkartılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115759</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc34259c-ab50-492a-9945-0b5856280bb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Anayasa Tarihi ve Anayasaların Nitelikleri</image:title>
            <image:caption>Titiz bir inceleme ve araştırma sonucu ortaya çıkan; Türk Anayasa Tarihi ve Anayasaların Nitelikleri kitabı iki bölümden oluşmaktadır. “Türkiye’de Şer’i Hüccetten 1921 Anayasası’na Kadar Hazırlanan Anayasal Belgelerin Tarihsel Gelişim Süreçleri” başlıklı birinci kısımda ilk olarak Şer’i Hüccet ele alınmış ve daha sonra da sırasıyla Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Kanun-i Esasi konuları ayrıntılı olarak irdelenmiştir. “Türkiye’de 1921 Anayasası’ndan Günümüze Kadar Hazırlanan Anayasal Belgelerin Tarihsel Gelişim Süreçleri” başlıklı ikinci kısımda dört temel konu üzerinde durulmuştur. Bunlar sırasıyla 1921 Teşkilat-ı Esasiye, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası ve son olarak günümüzde mevcut olan 1982 Anayasası’dır. İçerikte, her bir anayasanın tarihsel ve hukuksal süreci aktarıldıktan sonra bu anayasaların genel özellikleri ve Türkiye’nin anayasal düzeninin gelişmesinde ve demokratikleşmesinde ne gibi etkiler bıraktığı hususu da ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115760</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5c19d88-15a0-4eeb-a70b-19c50414550d.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Topraklarında Kadın Olmak</image:title>
            <image:caption>Osmanlı kadınının mahrem sınırlar ölçüsündeki hayatı, asırlar boyunca geniş bir coğrafyada hüküm süren bir devletin, üzerinde en çok tartışılan ve fanteziler üretilen unsuru olmasına yol açmıştır. Oryantalist ve ideolojik bakış açısıyla ele alınan yerli ve yabancı kaynaklarda Osmanlı kadınına dair genel kanı, esaret altında ve çağdaşlarının çok gerisinde olduğu yönündedir. ‘Yardıma muhtaç baskı altındaki şarklı kadın’ algısı, çoğunlukla toplumsal hayatın perde arkasında kalan saray kadınları üzerinden yürütülen emperyalist bir misyondur. Oysa birçok ulusu ve sınıfı bünyesinde barındıran Osmanlı Devleti’nde tek tip bir kadın profili çizmek oldukça yüzeysel ve sığ bir yaklaşımdır.
Bu çalışmada saraylı, şehirli, köylü, Müslüman ve gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın Osmanlı kadınlarının toplumsal statüsü, hakları, sosyal hayattaki görünürlüğü ve ekonomik hayata katkısı değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra Osmanlı kadını ve Avrupa toplumlarındaki kadınlar karşılaştırılarak, kadınların mevcut hak ve özgürlüklerinin, sınırlılıklarının, ahlak ve namus kavramları ile kadına yüklenen misyonun Osmanlı toplumuna has bir durum olmadığını esasında kadınların hangi dine ve ırka mensup olursa olsun benzer seyirde bir hayat sürdüğü ortaya çıkarılmıştır. Dahası bilinenin aksine Osmanlı kadınının, hukuki ehliyet, miras, evlilik ve boşanma gibi birçok yönden çağdaşı Avrupa kadınlarından daha fazla hakka sahip olduğu görülmüştür. 
Bu kitap, Osmanlı tarihine kadınların penceresinden bakarak, Osmanlı kadını ile ilgili bilinmeyenleri objektif bir şekilde gözler önüne sererek okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkarmayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115761</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/febe0fea-9315-44ff-a532-4db50973104d.jpg</image:loc>
            <image:title>A Study on the History of Turkish Democracy</image:title>
            <image:caption>Turkey has nearly two hundred years of democratic experience. From the Tanzimat period to the present day, many important steps have been taken in the name of democratization in Turkey. Turkish democracy, which is thought to be still far behind the West by some intellectual circles, continues to progress despite some difficulties. It is obvious that democracy has been adversely affected, sometimes by the system, sometimes by legislation, and sometimes by anti-democratic interventions in this process. Therefore, while Turkish democracy has developed and has had a certain experience, it has not been able to bring the pace of development to an ideal level. There is a paradox at this point. To eliminate the problems experienced in Turkish democracy today, almost every event in the past of this experience should be investigated objectively within the framework of scientific methods, and the results of the research should be shared with the public. Similarly, to identify, analyze and interpret the difficulties faced by Turkish democracy today, almost every event in the past of the Turkish democratic experience should also be investigated based on same scientific criteria.
In academic terms, it is not a need but a necessity to analyze the history of this democratic experience to fully understand and interpret the causes of some of the fundamental problems experienced in Turkish democracy. At this point, there is a need for historians and historical researchers who will investigate the past of Turkish democracy in all its details, analyze the issues objectively and make robust interpretations. In this context, the research titled “A Study on the History of Turkish Democracy” has emerged to contribute to the history of Turkish democracy.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115762</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7e3373b-5223-4e4b-9287-b1f48d7b7161.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Milleti&apos;nin Milli Mücadelesi: Türk İstiklal Harbi</image:title>
            <image:caption>Eser, yakın çağ tarihini ele alan Osmanlı Tarihi Araştırmaları I-Nizam-ı Cedit’ten Meşrutiyet’e; Osmanlı Tarihi Araştırmaları II- II. Meşrutiyet adlı çalışmalarımızın devamı olarak çıkmıştır. Türk Milleti’nin Milli Mücadelesi: Türk İstiklal Harbi adlı eser, akademik olarak çalışan, alanında uzman bilim adamları tarafından ortaklaşa meydana getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin yakın çağlardan başlayarak Avrupa Devletleri karşısında var olma mücadelesinin ‘İstiklal Harbi’ ile geldiği son nokta incelenmiş, bu başarının öyküsü bilimsel açıdan ortaya konmaya çalışılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşından 1923’lü yıllara uzanan ‘kader mücadelesi’ değişik başlıklarla işlenmiştir. Anadolu’ya sıkışan-sıkıştırılan Türk Milletinin Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde verdiği örnek mücadele, sadece işgalcileri ve azınlıkları değil o günün tabiriyle ‘Düvel-i Muazzama’yı dize getirmesi konumuzu teşkil etmiştir. Özellikle yapılan Kurtuluş Savaşı’nın üç yıllık süreci, Türk Milleti gibi tarihin her devrinde devletiyle var olmuş bir millet için varlığının ;en uzun yıllarını meydana getirmiştir. Osmanlı ordusunun Birinci Dünya Savaşında yenilmesi-öyle var sayılması-sanki Anadolu’yu işgal eden düşmanları tarafından Türk milletinin de son bulacağı gibi bir algı meydana getirmişti. Bunun böyle olmadığı, milletin azim ve kararı ve devlet olma tecrübesiyle ortaya konulmuştur. Büyük Taarruz ve sonunda imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması ve Lozan Barışı, Türk milletine tarihi süreçte yola devam kararını tescil etmiştir.
Yukarıda kısaca değinilen tarihi süreç, ;Türk Milleti’nin Milli Mücadelesi: Türk İstiklal Harbi adlı eser ile her bir yazıda bilimsel olarak işlenmiş, değerlendirilmiş ve okuyucusuyla buluşturulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115763</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4f7a23d3-6e6b-4160-a723-4b3952047097.jpg</image:loc>
            <image:title>Güncel Türkçe Sözlük’te Sözlüksel Boşluk (Türkmen Türkçesi Temelinde)</image:title>
            <image:caption>Gerek bir dil içinde gerekse karşılaştırmalı diller arasında sözvarlığı ile ilgili çalışmalar “leksikoloji” dalı altında uzun yıllardanbu yana yapılmaktadır. Geleneksel dilbilgisi anlayışına dayanançalışmalardan farklı olarak Güncel Türkçe Sözlük’te SözlükselBoşluk (Türkmen Türkçesi Temelinde) adlı eser dilbilimsel biryaklaşımla hazırlanmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada, Güney-Batı (Oğuz) grubu dillerinden TürkiyeTürkçesi ve Türkmen Türkçesinin söz varlığı karşılaştırılmasıyapılmıştır. Bu bağlamda kaynak dilin sözlüğü olan “TürkmenDiliniň Düşündirişli Sözlügi”nden hareketle hedef dilin sözlüğüolan “Güncel Türkçe Elektronik Sözlük”te tespit edilen sözlükselboşluk işaretleyicileri belirlenmeye çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115764</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b45d67a8-7a11-4faa-badf-aba6d99e1d67.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeviri Eğitiminde Ürün ve Süreç Odaklı İzlenimler</image:title>
            <image:caption>Çeviriye olan ihtiyacın günden güne arttığı çağımızda gerek çevirileringerekse çevirmenlerin ve çevirmen adaylarının profesyonelbecerilerinin ürün ve süreç odaklı bir yaklaşımla ölçülüpdeğerlendirilmesi bir gereksinim haline gelmiştir. Bu çalışmada,mütercim ve tercümanlık bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin hemsüreç bağlamında öğrenme etkinliklerinin değerlendirmesi hem de ürünbağlamında çeviri projelerindeki çeviri çıktılarının değerlendirilmesimercek altına alınmaktadır.“Çeviri Eğitiminde Ürün ve Süreç Odaklı İzlenimler” adını taşıyan buçalışmada, “ürün” kavramı, çeviri eğitimi süresince ve sonrasındaortaya çıkan çevirmen adaylarının entelektüel profili ve onların ortayakoydukları çeviri çıktılarına işaret etmektedir. “Süreç” kavramı ise,çeviri eğitimini baştan sona kadar betimleyen ve lisans programısüresince öğrencilerin güdümlü, yarı-güdümlü ya da güdümsüz olarakşekillenen çeviri edinci düzeylerini ve onlarda zaman içerisinde oluşan(çevirmenlik mesleğine yönelik) istendik davranış değişikliklerinitasvir etmektedir. Bu bağlamda okumuş olduğunuz kitap, SakaryaÜniversitesi Çeviribilim Doktora Programına kayıtlı yazarların hemgenç birer akademisyen hem de Çeviribilim alanının öğrencileri olarakyürüttükleri “Çeviri Eğitiminde Ölçme ve Değerlendirme” adlı doktoradersinde gerçekleştirdikleri proje çalışmalarını içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115765</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7de97112-9cc2-4081-a2ec-48dbad001785.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğal ve Beşeri Bilimler Açısından Iğdır - III</image:title>
            <image:caption>Doğunun Çukurovası olarak bilinen Iğdır, verimli tarım alanları, uygun iklim koşulları ve Aras Nehri ile kollarının sağladığı sulama olanakları ile büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Üç farklı ülkeye (Azerbaycan, Ermenistan, İran) sınırının olması ilin ticaret ve turizm imkanlarını da arttırmaktadır. Iğdır İli, Modern İpekyolu olarak tanımlanan güzergâh üzerinde yer alır. İl, Ermenistan ile normalleşmenin sağlanmasıyla birlikte açılacak olan Alican Sınır Kapısı ve Zengezur Koridoru aracılığı ile Modern İpekyoluna entegre olabilecek ve mevcut tarım, sanayi, ticaret ve turizm potansiyelini de ekonomik bir şekilde kullanılabilecektir. 2022 yılından itibaren her altı ayda bir çıkarılan Doğal ve Beşeri Bilimler Açısından Iğdır kitapları, başta coğrafya olmak üzere Iğdır iline dair çeşitli konuları, birbirinden değerli akademisyenler tarafından işlemekte ve Iğdır ilinin gelişmesine bilimsel katkı sağlamayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115766</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5e6cf9cf-4d16-48c1-bc9f-88677a505ce9.jpg</image:loc>
            <image:title>Okulda Hayat Var</image:title>
            <image:caption>Eğitim, hayatımızın her alanında bizi etkileyen ve geliştiren bir süreçtir. Eğitim, sadece okullarda değil, her an her yerde karşımıza çıkar. Hayat bize her gün yeni şeyler öğretir ve biz de öğrendiklerimizi başkalarına aktarırız.
Peki, eğitimi nasıl daha yararlı, daha verimli ve daha keyifli hâle getirebiliriz? Eğitimin farklı boyutlarını nasıl ele alabilir ve geliştirebiliriz? Eğitimin paydaşları olarak rolümüz ve sorumluluklarımız nelerdir? Eğitimde süreklilik, sosyal gelişim, okuma kültürü, gerçek hayat ile eğitimin birlikte yol alması, her yaşta eğitim gibi konular neden önemlidir?
Bu kitapta, bu sorulara cevap arayan yazar, eğitimle ilgili deneyimlerini, gözlemlerini ve araştırmalarını sizinle paylaşıyor. Kitabın amacı, eğitimin önemine dikkat çekmek, eğitimin farklı yönlerini göstermek ve eğitimin geliştirilmesine katkı sağlamaktır.
Eğitimle ilgilenen herkese hitap eden bu eser ile hayatı öğrenmenin keyfini çıkaracak ve hayatın farklı yönlerini keşfetmenin yollarını bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115767</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ea86fdd-2494-460e-bd27-c05f8b9b64a9.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahlakın Evrimsel Gelişiminin İmkanı</image:title>
            <image:caption>Evrim teorisi, felsefî ve teolojik planda çok önemli sonuçlar doğurmuş ve insan hayatına dokunan her alanda önce fikri düzeyde daha sonra ise zamanla pratik hayata dair pek çok yeni yönelim ve bakış açılarının doğmasına sebep olmuştur. Bu değişikliklerin kendini gösterdiği birinci alan yaratılışa dair teorilerdir. Bununla birlikte en önemli ve fakat üzerinde yeterince durulmayan yönü ise ahlak alanıdır. Evrim teorisinden hareketle temellendirilmiş etik teorilerin Türkiye’de hemen hemen hiç ele alınmamış olması elinizdeki bu eserin ortaya çıkmasındaki en önemli sebeptir.
Evrim ile ahlak arasında nasıl bir ilişki olduğu yönündeki bir soru da bu kitabın varlık bulmasının sebepleri arasındadır. Buna bağlı olarak inandığımız ve hayata geçirdiğimiz ahlâki ilkelerin felsefî arka planının ortaya konulmasına yardımcı olmak için bu çalışmanın konusu Ahlakın Evrimsel Gelişiminin İmkânı olarak belirlenmiş, içeriğinde de öncelikle evrimci etiğin temel ilke, kavram ve problemleri ortaya konmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115768</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b62a6267-e649-4068-95ce-2fee2f8b4485.jpg</image:loc>
            <image:title>Dini Deliller Ve Mezhepler</image:title>
            <image:caption>Günümüzde teknolojideki hızlı gelişmeler, her alanda olduğu gibi bilgiye ulaşma alanında da insanlara birçok imkânlar sunmuştur. Herhangi bir konuda, doğru ya da yanlış bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmış, buna bağlı olarak haddinden fazla bilgi kirliliği oluşmuş ve doğru bilgiyi seçebilmek oldukça zorlaşmıştır.
 
Diğer taraftan temel ilmi kitaplara dayalı ilim tahsili büyük nispetle ortadan kalkmış; ilim öğrenme yerini televizyon, internet siteleri ve diğer iletişim araçları vasıtasıyla malumat edinmeye bırakmıştır. Fikri yapısı bozuk çevreler ise bu durumu çok iyi değerlendirerek, İslamiyet’in temel değerlerini ortadan kaldırmak, en azından değersizleştirmek için günümüzün iletişim araçlarını kapsamlı bir şekilde kullanarak, insanları yanıltıcı faaliyetlerine hızlı bir şekilde devam etmektedirler.
 
Bu kitapta, toplumun İslam dininin temel delilleri ve mezhepler hakkında doğru bilgi sahibi olarak, yanlış fikirlerini topluma aktarmaya çalışan kişi ya da kuruluşların etkisinden kurtarmak amaçlanmıştır. Kitapta yorumlara fazla yer verilmemiş, dini delillere ve mezheplerle ilgili her insanın bilmesi gereken temel kavramları kapsayan bilgiler, ilmi gerçekler ışığında anlatılırken eğitim ilkeleri de dikkate alınarak, toplumun tüm fertlerinin faydalanacağı bir düzeyde anlatılmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115769</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/353dfa62-60a6-4448-a803-51783cd6da14.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı İdaresinde Mısır Hazinesi</image:title>
            <image:caption>16. yüzyılın başlarında Kızıldeniz ve Hint Okyanus ticareti ile Haremeyn’in kontrolünü sağlamak amacıyla fethedilen Mısır’daki ekonomik istikrar ve düzeni sağlayan Mısır hazinesinin 16-18. yüzyılları süresince idaresi Osmanlı Devleti için temel problem oluşturmuştur.
16. yüzyılın başlarında Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethiyle bölgenin ekonomik kaynaklarını önce Mısır hazinesine, daha sonra Osmanlı merkez hazinesine kazandırmak amacıyla Memlükler döneminden kalan hazine defterleri çıkarılarak yeniden tahrir suretiyle Mısır’ın ekonomik kaynakları belirlenmeye çalışılmıştır. Ancak Osmanlı devlet merkezine oldukça uzak olmasının yanı sıra Osmanlı yönetim merkezine entegrasyonu oldukça zaman alacağından Mısır’ın siyasi, askeri ve iktisadi yönetimi eski Memlük idarecilerine bırakılmıştır. Fakat henüz erken dönemlerde Mısır valilerinin kötü yönetimi nedeniyle yeni kanunlar çıkarılarak Mısır valileri merkezden gönderilirken, Mısırlı askeri gruplar da Mısır dışındaki sefer göreviyle vazifeli kılınmıştır.
Osmanlı İdaresinde Mısır Hazinesi isimli bu eserde, Mısır’ın idaresinin işleyişi ile beraber buradaki ekonomik kaynakların planlı bir şekilde Mısır hazinesine aktarılması; Haremeyn, Mısır askeri ve merkezdeki kiler ve Matbah-ı Âmire’nin temel masraflarından sonra kalan paranın Mısır irsaliyesi olarak devlet hazinesine gönderilmesini ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115770</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87a85089-1c45-4cec-827b-f307ebe5f02e.jpg</image:loc>
            <image:title>Zor Yıllar</image:title>
            <image:caption>Tarihsel süreçte iç ve dış odaklı savaşlar ülkelerin varlıklarını sürdürüp sürdüremeyeceklerinin belirleyicisi olmuştur. Atatürk savaşın olumsuz etkilerinin farkında olduğu için ölümünden kısa bir süre önce çevresindekileri şu sözlerle uyarmıştı: “Bir dünya savaşı yakındır. Bu savaş neticesinden dünyanın vaziyeti ve muvazenesi baştan başa bozulacaktır. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip, en küçük bir hata yapmamız halinde, başımıza Mütareke senelerinden daha büyük felaketler gelecektir.” Bu doğrultuda Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da savaş yıllarında savaşa girmiş gibi bir ekonomik buhran içinde kalmıştır.
 
Bu kitapta 1939dan beri Türkiyeyi derinden etkileyen dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük savaşın yarattığı acı ve tahribat ele alınıyor. Yine bu kitapla İkinci Dünya Savaşının yıkıcı etkilerinin fedakarlıklarla örülü insan hikayeleri okuyucuyu derin bir duygusal yolculuğa davet ediyor. En önemlisi de savaşın gölgesinde bir ülkenin direncinin ve zor günlerinin keşfedilmesine olanak tanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115771</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/828cb635-f70c-4211-925c-60b2c06e0d99.jpg</image:loc>
            <image:title>Telefonla Sözlü Çeviri</image:title>
            <image:caption>1973 yılında Avustralya’da, göçmenlerin dil sorunlarını aşmak için bir kamu hizmeti olarak ortaya çıkan telefonla sözlü çeviri, günümüzde küresel sözlü çeviri şirketlerinin temel hizmet kollarından birini oluşturmakta (Ozolins, 2011) ve özellikle toplum çevirmenliği ortamlarında sözlü çevirmenlere erişim sağlanmasında anahtar bir rol oynamaktadır. Ancak, telefonla sözlü çevirinin küresel sözlü çeviri piyasasındaki yerine ve önemine rağmen, bu çeviri türüne literatürde ve lisans ve lisansüstü düzeyde çeviri eğitimi veren kurumların müfredatlarında pek önem verilmediği görülmektedir.
 
Bu eser, telefonun sadece sese dayalı ortamında, çevirmenlerin görsel öğelere erişim sağlamadan hem çeviri hem koordinasyon görevlerini nasıl yürüttüğünün literatür temelli bir araştırması olmakla beraber temel amacı telefonla sözlü çevirinin yerinde diyalog çevirisinden farklılıklarının vurgulanması ve bu alanın kendine özgü zorluklarının ortaya konulmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115772</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/012656ea-8d90-4a7f-9abe-7d2444facd99.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhtasar Sürmene Tarihi</image:title>
            <image:caption>Sürmene, Trabzon ve Rize illerinin tam ortasında, Karadeniz’in en iç bölgesinde yer alan kadim bir şehir. Önünde Karadeniz’in hırçın dalgaları, arkasında aşılmaz dağlar. Sırtını bu görkemli dağlara vermiş; sert, mert ve haşin coğrafyanın, yiğit insanların şehri. Kayıtlardaki en eski tarihleme üç bin yılı aşsa bile bölge tarihini bu tarihten birkaç bin yıl ötesine götürebiliriz.
 
Bu çalışma özelinde Sekbânzâde ailesini tanıtmakta olup kapsamı bakımından tüm Sürmene’yi, bu güzel beldeyi vatan kılan atalarımızın hayatlarında yaşadığı mücadeleleri de anlatmaktadır. Bir ailenin tarihinden sırasıyla belde, bölge ve bir ülkenin tarihine uzanan tarihi serüveni bu çalışmada bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115773</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca3d866e-5219-4df8-9857-a100ef0a0305.jpg</image:loc>
            <image:title>İşin İçinde İş Var</image:title>
            <image:caption>Başarılı bir eğitim hayatı, yabancı dil kursları, stajlar, okunan kitaplar, seminerler… Kariyer dünyasına hazırlık hayatımızın önemli bir bölümünü tutuyor. Üstelik anlatılanlara bakıldığında, kurallar göz önüne alındığında hedefteki işi yakalayabilmek gayet kolay. Aslında bu kariyer sahibi olmanın teorik yönü. Pratik tarafı ise bambaşka bir boyutta yaşanıyor. Mobbing, etik davranmayan çalışma arkadaşları, uygun olmayan iş politikaları vs. Sektörler değişse bile tanık olunan olaylar fazlasıyla benzer.
Dile getirilmeyen bu gerçekler, yaşanmış ofis hikayeleri olarak karşımıza çıkıyor İşin İçinde İş Var kitabında. Keyifli bir dilin hakim olduğu eser, kariyer yolculuğuna hazırlananlara kendisini nelerin beklediğini, hayal kırıklıklarının da yaşanabileceği süreçlerin nasıl aşabileceğini, şirketlerde kariyer mücadeleleri arasından nasıl sıyrılabileceğini aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115774</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5096fa05-1fcd-42c1-b669-227877f97ada.jpg</image:loc>
            <image:title>Sıra Sende</image:title>
            <image:caption>Kişisel gelişim kitaplarının oldukça ötesinde bir kitap Sıra Sende. Sırrı ise yazarın kendi tabirinde saklı: Bu kitap sadece kişisel gelişim kitabı değil, kişisel erişim kitabıdır. Sizi ulaşmak istediğiniz hedefe eriştirmek için kaleme alınmıştır.Alışkanlıkların değiştirilmesi ve kendini tanımanın bireyi hedefe ulaştıran en önemli araç olarak yorumlayan yazar, önce hayatın karmaşasında silinen hayallerimizi yeniden hatırlatıyor sonra da adım adım hedefe ulaşmak için izlenecek yolu gösteriyor. Sonuç mu? Bir şey imkansızsa imkan sizsiniz.İşte hayatınızın yeni motto’su.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115775</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7a1dd7f-4570-42b3-9bef-43307300efbe.jpg</image:loc>
            <image:title>Köy Enstitülü Öğretmenler</image:title>
            <image:caption>Sözlü tarih çalışması ile hazırlanan Köy Enstitülü Öğretmenler-Mesleki Deneyimleri ve Meşhurların Anlatıları isimli bu eserde, enstitülü öğretmenlerin anlatıları analiz edilip yorumlanmış ve bazı köy enstitülü meşhur öğretmenlerin anlatıları yine mesleki deneyimlerine vurgu yapılarak birebir verilmiştir. Mahmut Makal, Talip Apaydın, Cavit Binbaşıoğlu, Turgut Kavraal vb. tanıklar, hem mesleki deneyimlerini paylaşmışlar hem de tanıklıklarıyla bir dönemin toplumsal tarihine ışık tutarken köy enstitülerinin eğitim felsefesini yansıtmışlardır. Onların anlatıları, tanıklık veya yaşanmışlıkları belli bir zaman diliminden sonra tarih ve mesleki deneyimlerinin süzgecinden geçen seçmelerdir.
Köy enstitülü öğretmenlerin yansıttığı “yaparak yaşayarak öğrenme”, “kendi kendine öğrenme”, “gösterip yaptırarak öğrenme”, “deney ve gözlem yoluyla öğrenme”, “çocuktan hareket ederek öğrenme” gibi özellikler söylem olarak belki de bugünkü çağdaş eğitimin arzuladığı özelliklerdir. Köy enstitülü öğretmenlerin uygulamaya dönük bu örnek anlatıları genel okuyucu kitlesi içinde hem öğretmenler hem de öğretmen eğitimi gören adaylar için yararlanılabilecek nitelikteki tanıklıklardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115776</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed831900-7614-4083-994a-4e132275b1de.jpg</image:loc>
            <image:title>Düş Sevgilim</image:title>
            <image:caption>O, daha güzel yarınlar için
Gözlerime intihar eden
bir edayla bakan
Ve defalarca
Yüreğine vurularak öleceğim,
Benim en güzel düş sevgilimdi.

Hiç bilmediğin yollarda yürümektir hayat...
Belki de tekamülün gereğidir;
gülmek,
ağlamak,
Halden anlamayana yoldaş olmak,
yaşamak yüreğinin
Ta derinliklerinde sevgi ile hissettiklerine
Her an patlamaya
hazır bir nova gibi ışık olmak.
Belki ben, sen, biz...
Bizken biz olamamak.
Belki hasretin yüzlerce
kırıntısının birleşerek
Yıkılmaz bir dağa dönüştüğü bir anda
Kahve falına bakan o çingenenin
Oryantal gülüşünden çıkan
o sözleri ile o dağı
Yıkmaya çalıştığı dudak altı gülüşleridir hayat...
Belki sen, sen değilken
Belki ben, ben değilken
Belki sende ben, bende sen kalmışken...
Yarımken, yarken, birken
ve şimdi tekken.
Belki üşüyen bir hayaline gece yarısı
Sokak lambası ile dans eden yağmurlara ıslık çalarak
‘Olmuyor ne yapsam olmuyor&apos;
demektir hayat...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115777</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c53c7b01-8bab-4de5-891c-5299a9a037c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Dilimin Ucunda Kelimeler</image:title>
            <image:caption>Hayatın terasından gördüğünüz manzara, birlikte olduğunuz insanların, içinde bulunduğunuz durumların resmidir. Bu terasta derin bir nefes alabiliyorsanız şanslısınız.
Doğum ve ölüm arasında geçen hayatta; kaç doğuma ve ölüme şahit oluyoruz, kaç başlangıç ve bitiş yaşıyoruz? Mutluluk, sevinç, kaygı, üzüntü, korku, başarı, gurur... Hepsi bizim için. Hepsi hayatımızın parçası. Hiçbiri sonsuz değil, şekil değiştirip başkalaşıyorlar hayat yolculuğunda. Bugün senin, yarın benim, öbür gün bir başkasının hayatına misafir oluyor.
Herkese verilmiş sadece bir tek hayat var ve herkes kendi hayatının kahramanı.
Kendi içsel yolculuğunda, kalbinden ve zihninden çıkan sesleri kelimelere döküyor İlknur Tunç bu eserde. Herkesin kendinden, kendi hayatından bir şeyler bulabileceği sözcükler türetiyor. Hayatı dinlediğimiz anlarda ulaşabileceğimiz bir farkındalıkla, kendi gözlemlerinden ve hayatından derlediği tecrübeler ile herkesin hayatına dokunabilecek bir yol haritası sunuyor ‘Dilimin Ucunda Kelimeler’ ile.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115778</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e7e84dbf-bf25-4aef-9507-23c7cbdd20d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Gölgen Suya Düşünce</image:title>
            <image:caption>Kelimeler fısıldıyorum 
Yüreğimde zapt ettiğim sükûnete 
Kulaklarımı tıkıyorum 
Yüreğimde dalgalanan öfkeme 
Kendime gülümsüyorum bir aynada 
Bir başlangıç ya da bir dönüş noktasında 
Gökyüzüne bıraktığım uçurtmanın 
İplerini kim tutuyor 
Umutlarımı pervasızlığımı kime fısıldıyorum 
Yüreğinden güller kokladığım dost 
Sana da fısıltılarla geldim diye 
Duyuramadığım sesimle pişmanlık 
Yolculuğundayım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115779</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ae082de-bf53-45f6-8d08-9aeecb466984.jpg</image:loc>
            <image:title>Zerredeki Sır</image:title>
            <image:caption>&quot;Kendi zihnim ve olaylar arasındaki ilişkiyi, mümkün olaylar kümesindeki gözlemler üzerinden nasıl yorumlayabilirim?&quot;
Her mümkün olaylar kümesi, gerçekleşmesi belli olasılıklara sahip değişkenler topluluğu gibi düşünülürse, bunların birleşimi de fiziksel dünyayı açıklayabilecek bir anlama sahip olabilir mi?
&quot;Dış dünyayı kavrarken, öğrenebilme yeteneğimizden daha değerli, derinlemesine kavramayı sağlayacak olan şey nedir?”
&quot;Hayat nasıl okunmalıdır?&quot;
Mutluluğun; yaşam dinamizminin içindeki olaylarda gizli olan anlamlı işaretlerini yorumlayabilen özgür ve entelektüel zihinlerin kendi yönelişleriyle ortaya çıktığını hiç düşündünüz mü?
&quot;Zerredeki Sır&quot;la, mutluluğun zerre içinde saklı olduğunu keşfederek modern bilim ve tasavvufi yansımalarla sentezlenen felsefi bir yolculuğa hazır mısınız?
Zerrenin sonsuz derinliğinde saklı olan sır, gönüldür.
Mutluluk ancak orada hissedilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115780</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3913ff46-5a6b-44ff-922d-1bff4f61ac74.jpg</image:loc>
            <image:title>Halef Diyarı 1 - Kızıl Bostan</image:title>
            <image:caption>Nero, terk ettiği geçmişin hayaletlerini ardında bırakmak için söz verdiyse de tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Ancak bu yolculuk, onu yalnızca düşmanlarla değil, yeni bir dünyanın karmaşasıyla da karşı karşıya getirir. Yeni bir kıtanın keskin kılıçlar, entrikalar ve barut kokan sokaklarında, hayatta kalmak kadar doğru seçimleri yapmak da hayati hale gelir. 
İstenmeyen bir vazife olarak başlayan yolculuk, kısa sürede bir ölüm kalım mücadelesine dönüşür. Hırslı liderlerin komploları ve savaş meydanlarının kargaşasında, Nero yalnızca yoldaşlarına değil, zekasına ve kararlılığına da güvenmek zorunda kalır. 
Fakat bu bilinmez topraklar, sıradan bir vazifeden fazlasını sunar… Nero’nun içindeki macera tutkusunu canlandırır ve ona uzun süredir unuttuğu bir şey hatırlatır, kendi kaderinin demircisi olmanın ne demek olduğunu. 
Yeni bir kıta, yeni maceralar ve yeni seçimler. 
Ama bunun bedeli ne olacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115781</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/312b1024-b8e4-4f61-9ace-d697b638ad19.jpg</image:loc>
            <image:title>Dört Mevsime Hükümlü</image:title>
            <image:caption>“Bir Hekimin Kaleminden Şiirler”
 
Çiçekten kelepçe taktın elime
Baharı gönlüme ekip de gittin.
En ince perdeden vurdun telime
Bestenin başında çekip de gittin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115782</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fc034b7-703d-40d7-ae45-3cba8aeeba5d.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>1984, also published as Nineteen Eighty-Four, is a classic literary example of political and dystopian fiction. The story takes place in an imagined future in the year 1984, when much of the world is in perpetual war. Great Britain, now known as Airstrip One, has become a province of the totalitarian superstate Oceania, which is led by Big Brother, a dictatorial leader supported by an intense cult of personality manufactured by the Party&apos;s Thought Police. Through the Ministry of Truth, the Party engages in omnipresent government surveillance, historical negationism, and constant propaganda to persecute individuality and independent thinking.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115783</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98675499-9612-4478-b225-63db9cb84383.jpg</image:loc>
            <image:title>A Simple Soul</image:title>
            <image:caption>&quot;A Simple Heart&quot;, known also A Simple Soul, is a story about a servant girl named Felicité. Born as a member of the working class, Felicité is a character who does not give up on her masters no matter what happens to her. She willingly gives her master&apos;s, Madame Aubain, two children her love, mourns their sorrow and rejoices in their happiness. Felicite, a woman of simple mind and devoted heart, suffers tremendous loss but continues to her last breath to love unconditionally. Among all these emotional fluctuations, Felicité experiences trust against love, patience against tyranny, and virtue against betrayal.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115784</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8384879-526c-443a-bdb2-d5b32eaebca2.jpg</image:loc>
            <image:title>Animal Farm</image:title>
            <image:caption>“All animals are equal, but some animals are more equal than others.”
A farm is taken over by its overworked, mistreated animals. The oppressed animals of &apos;Manor Farm&apos; overthrow their cruel master, Mr Jones, in a bid to establish a just and equal society. But as the days progress, the naïve animals find themselves in the throes of a treacherous conspiracy that threatens to destroy everything they&apos;ve worked for.
Animal Farm is accepted like Orwell&apos;s searing political satire of the Russian Revolution, but nowaday it reflects not only a form of government but also the problems experienced in every society.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115785</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a7f5ba1-8101-42e1-9b47-44b25a232359.jpg</image:loc>
            <image:title>Down and Out in Paris and London</image:title>
            <image:caption>Down and Out in Paris and London, autobiographical work by George Orwell, published in 1933. Orwell&apos;s first published book, it contains essays in which actual events are recounted in a fictionalized form. This fictional memoir narrates often with humor the adventures of a penniless British writer among the down-and-outs of two great cities and, reflects the author&apos;s preoccupation with social inequality and the conditions that create homelessness. The book begins by describing the protagonist&apos;s stay in Paris, where he works as a dishwasher, before he moves back to England to explore life on the margins in London.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115786</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f3c14cb-92ba-46b1-8e2b-1f6d822464bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Heart of Darkness</image:title>
            <image:caption>Heart of Darkness is a novel about Marlow’s job as an ivory transporter down the Congo. Through his journey, Marlow develops an intense interest in investigating Kurtz, an ivory-procurement agent, and Marlow is shocked upon seeing what the European traders have done to the natives.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115787</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d3e9a07-397c-44b0-b94b-44ea6aaa3e4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Notes From Underground</image:title>
            <image:caption>“Every man has reminiscences which he would not tell to everyone, but only to his friends. He has other matters in his mind which he would not reveal even to his friends, but only to himself, and that in secret. But there are other things which a man is afraid to tell even to himself, and every decent man has a number of such things stored away in his mind. The more decent he is, the greater the number of such things in his mind. Anyway, I have only lately determined to remember some of my early adventures. Till now I have always avoided them, even with a certain uneasiness. Now, when I am not only recalling them, but have actually decided to write an account of them, I want to try the experiment whether one can, even with oneself, be perfectly open and not take fright at the whole truth. I will observe, in parenthesis, that Heine says that a true autobiography is almost an impossibility, and that man is bound to lie about himself.”
Notes from the Underground is a novel published by Dostoevsky in 1864. It remains as one of the most important works of existentialist literatüre and Russian nihilist idea.. In this work Dostoevsky attempts to justify the existence of individual freedom as a necessary part of humankind.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115788</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ab8c4297-6109-4ae1-b733-f43ee9e0b421.jpg</image:loc>
            <image:title>Metamorphosis</image:title>
            <image:caption>The Metamorphosis is the most famous of Kafka&apos;s works, along with The Trial and The Castle. 
The story begins when a salesman, Gregor Samsa, wakes up to find himself transformed into a giant insect and becomes an object of disgrace to his family, an outsider in his own home, a quintessentially alienated man. A harrowing meditation on human feelings of inadequecy, guilt, and isolation, &quot;The Metamorphosis&quot; has taken its place as one of the most widely read and influential works of twentieth-century fiction.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115789</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/256aba4f-5c9c-4585-8780-641fc34efaa1.jpg</image:loc>
            <image:title>Poor Folk</image:title>
            <image:caption>Written over the span of nine months from 1844 to 1845, Poor Folk is Fyodor Dostoevsky’s first novel. An epistolary novel, the narrative unfolds through letters between the two main characters, second cousins Makar Devushkin and Varvara Dobroselova. The novel depicts the lives of poor people and their relationship with the rich. Both of the cousins are poor, and through their correspondence, they develop a deep connection until they reach an impasse: Dobroselova loses her interest in literature and stops communicating with Devushkin after she is proposed to by a rich widower, Mr. Bykov. Devushkin maintains that he can live without money, but not without literature. The novel consists of the detailed communications between Devushkin and Dobroselova, as they complain of their terrible living conditions and their inability to escape the circumstances that poverty has brought upon them. Devushkin regularly uses what little money he has to buy gifts for Dobroselova, hoping to make her feel better about her life.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115790</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/428e9b5e-0fcf-4b35-bb09-0ccc1df8a9e0.jpg</image:loc>
            <image:title>The Great Gatsby</image:title>
            <image:caption>Nick Carraway, a young man from Minnesota, moves to New York in the summer of 1922 to learn about the bond business. He rents a house in the West Egg district of Long Island, a wealthy but unfashionable area populated by the new rich, a group who have made their fortunes too recently to have established social connections and who are prone to garish displays of wealth. Nick’s next-door neighbor in West Egg is a mysterious man named Jay Gatsby, who lives in a gigantic Gothic mansion and throws extravagant parties every Saturday night.
 
Set in the Jazz Age on Long Island, near New York City, The Great Gatsby depicts first-person narrator Nick Carraway&apos;s interactions with mysterious millionaire Jay Gatsby and Gatsby&apos;s obsession to reunite with his former lover, Daisy Buchanan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115791</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb7e43ec-45d8-4505-bd6b-7fe2e5c6807d.jpg</image:loc>
            <image:title>The Piazza Tales</image:title>
            <image:caption>The Piazza Tales is a collection of six short stories by American writer Herman Melville; The Piazza, Bartleby, the Scrivener, Benito Cereno, The Lightning-Rod Man, The Encantadas, or Enchanted Isles, The Bell-Tower. 
In &quot;The Piazza&quot;, specially written as an introductory story to the volume, the protagonist idealizes a radiant spot on the mountain he looks upon from his piazza. This spot is a house and one day he goes to the cottage, only to find the unhappy girl Marianna, who longs to see the lucky individual who lives in the white house she looks upon from her window. The narrator understands that he himself has been the object of a fantasy not unlike his own, and leaves thinking how all idealism is an illusion.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115792</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d7c34f6-cd9a-4388-84e2-adf0f2fec58e.jpg</image:loc>
            <image:title>The Picture of Dorian Gray</image:title>
            <image:caption>The Picture of Dorian Gray, as a philosophical novel revolves around a portrait of Dorian Gray painted by Basil Hallward, a friend of Dorian&apos;s and an artist infatuated with Dorian&apos;s beauty. Through Basil, Dorian meets Lord Henry Wotton and is soon enthralled by the aristocrat&apos;s hedonistic worldview: that beauty and sensual fulfillment are the only things worth pursuing in life. Newly understanding that his beauty will fade, Dorian expresses the desire to sell his soul, to ensure that the picture, rather than he, will age and fade. The wish is granted, and Dorian pursues a libertine life of varied amoral experiences while staying young and beautiful; all the while, his portrait ages and visually records every one of Dorian&apos;s sins.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115793</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ed5abe71-adb2-4e1a-b04f-253cd7963ffc.jpg</image:loc>
            <image:title>The Scarlet Plague</image:title>
            <image:caption>The Scarlet Plague is one of the science fiction books that brings the epidemic to literature. The story begins in 2073, sixty years after an uncontrollable epidemic called the Red Death. Sufferers would turn scarlet, particularly on the face, and become numb in their lower extremities. Victims usually died within 30 minutes of first seeing symptoms. Despite the public&apos;s trust in doctors and scientists, no cure is found, and those who attempted to do so were also killed by the disease. James Smith is one of the survivors of the era before the scarlet plague hit and is still left alive with his grandsons Edwin, Hoo-Hoo, and Hare-Lip. His grandsons are young and live as primeval hunter-gatherers in a heavily depopulated world. Their intellect is limited, as are their language abilities, therefore Smith telles them the old life before the pandemic when he was an English professor.
 
Smith worries that he is the last to remember the times before the plague. He reminisces about the quality of food, social classes, his job, and technology. As he realizes his time comes to end, he tries to impart the value of knowledge and wisdom to his grandsons. His efforts are in vain, however, as the children ridicule his recollections of the past, which sound totally unbelievable to them.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115794</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f07e1583-bfda-4766-aba9-83c1340edd62.jpg</image:loc>
            <image:title>The Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde</image:title>
            <image:caption>Based on the idea of the split personality, the story of the Robert Louis Stevenson’s short novel is about a respectable doctor Dr Jekyll and his horrifying double Edward Hyde. Trustworthy lawyer named Mr. Utterson hears a gruesome tale of assault. The tale describes a sinister figure named Mr. Hyde who tramples a young girl, disappears into a door on the street, and reemerges to pay off her relatives with a check signed by a respectable gentleman. Therefore one of Utterson’s clients and close friends, Dr. Jekyll, has written a will transferring all of his property to this same Mr. Hyde. Soon, Utterson begins having dreams in which a faceless figure stalks through a nightmarish version of London.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115795</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/45827091-2d54-45bb-b8bd-6e7d3ce93309.jpg</image:loc>
            <image:title>The War of the Worlds</image:title>
            <image:caption>H. G. Wells’ classic alien invasion tale, The War of the Worlds, is one of science fiction’s most important novels.
When massive, intelligent aliens from Mars touch down in England and threaten to destroy the civilized world, humanity’s vaunted knowledge proves to be of little use. Humans are unprepared when an armada of warring Martians land in southeast England, close to London. The Martians use huge three-legged fighting machines armed with deadly heat rays. Humans eventually mount a jumbled defense against what appears to be an implacable and unbeatable enemy.
The narrative opens by stating that as humans on Earth busied themselves with their own endeavours during the mid-1890s, aliens on Mars began plotting an invasion of Earth because their own resources are dwindling. The Narrator (who is unnamed throughout the novel) is invited to an astronomical observatory at Ottershaw where explosions are seen on the surface of the planet Mars, creating much interest in the scientific community</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115796</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77188be0-9055-4275-86b6-ee2b647a4473.jpg</image:loc>
            <image:title>Through The Looking-Glass</image:title>
            <image:caption>Through the Looking-Glass, and What Alice Found There (also known as Alice Through the Looking-Glass or simply Through the Looking-Glass) is a novel published on 1872 as the sequel to Alice&apos;s Adventures in Wonderland (1865). In this novel, Alice again enters a fantastical world, this time by climbing through a mirror into the world that she can see beyond it. There she finds that, just like a reflection, everything is reversed, including logic (for example, running helps one remain stationary, walking away from something brings one towards it, chessmen are alive, nursery rhyme characters exist, and so on).
Looking-glass land, a topsy-turvy world lurking just behind the mirror over Alice&apos;s mantel, is a fantastic realm of live chessmen, madcap kings and queens, strange mythological creatures, talking flowers and puddings, and rude insects.
Brooks and hedges divide the lush greenery of looking-glass land into a chessboard, where Alice becomes a pawn in a bizarre game of chess involving Humpty Dumpty, Tweedledum and Tweedledee, the Lion and the Unicorn, the White Knight, and other nursery-rhyme figures. Promised a crown when she reaches the eighth square, Alice perseveres through a surreal landscape of amusing characters that pelt her with riddles and humorous semantic quibbles and regale her with memorable poetry, including the oft-quoted &quot;Jabberwocky.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115797</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f9b6aea-0bc7-4327-8980-e57582998542.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadidja</image:title>
            <image:caption>Dünyanın yaşanmış en büyük aşklarından biri de Hz. Hatice ve Hz. Muhammed arasındaki aşktı. Hz. Hatice, peygambere inanan ilk Müslümandı. Onlar yaşadıkları sürece sevgi ve inançla birbirlerinin aynası olmuşlardı. Ama Hz. Hatice’nin de üstlendiği ilahi bir görev vardı. Bu görev ona peygambere yoldaş olması için verilmişti. Celâleddin Rumi’nin dediği gibi “Bütün aşklar ilahi aşka köprüdür. Henüz aşkı tatmamış olanlar ise bunu bilemez.“
Kadidja, aslında şiir formatında yazılmış denemelerden oluşan bir eser. Yazarın mana dünyasından gelen bu duygu yansımalarının ilahi teslimiyete ulaşmasını anlatan bu denemeler şiirin bilinen formatından oldukça uzakta şiirsel sözler olarak okuyucu ile buluşturmaktadır. Tüm bu gayenin ardında ise basit bir istek kendini gösteriyor: Dünyevi duyguların manevi alandaki izdüşümünü gönül gözü ile dışa vurmak.
 
L&apos;un des plus grands amours jamais vécus dans le monde a été l&apos;amour entre le prophète Khadija et le prophète Muhammad. Khadija a été la première musulmane à croire au prophète. Ils se sont devenus les miroirs de l&apos;un de l&apos;autre dans l&apos;amour et la foi aussi longtemps qu&apos;ils ont vécu. Mais Khadija avait aussi une mission divine. Cette mission lui a été confiée pour être un compagnon du Prophète. Comme le disait Djalâl ad-Dîn Rûmî, “Tout amour est un pont vers l&apos;amour divin. Ceux qui n&apos;ont pas encore goûté à l&apos;amour ne le connaissent pas.”
Kadidja est en fait un ouvrage d&apos;essais écrits sous forme de poésie. Ces essais, qui décrivent les réflexions émotionnelles de l&apos;auteur depuis le monde du sens jusqu&apos;à la soumission divine, rencontrent le lecteur comme des mots poétiques, assez loin du format connu de la poésie. Derrière tous ces objectifs se cache un désir simple: S’exprimer la projection des sentiments mondains dans la sphère spirituelle avec les yeux du cœur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115798</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c361fda1-5ee9-4be7-988e-91ce88af460d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimin Sesi</image:title>
            <image:caption>&quot;Hayat bir dönme dolaptır! Ne zaman binip ne zaman indiğimiz önemli. Zira bu iki zaman arası bizim yaşamımızdır.”
17 yaşındaki bir gencin isteyebileceği her şeye sahipti Matteo. Başarılı bir futbol takımının kaptanıydı, vakit geçirmeyi sevdiği bir aile ve dostlara sahipti. Ancak hayatın hiç beklenmedik anlarda yön değiştirmesi gibi bir huyu vardır. Matteo için de deniz kenarında başlayan bir gün hastanede sona ermiş, geriye yüzleşmesi gereken bir trajedi bırakmıştı. Kalbi onu terk ediyordu. Hayatı bir anda bambaşka bir gerçekliğe bürünmüştü. Hayata tutunabilmesi için kalp nakline ihtiyacı olduğunu, aksi takdirde az bir ömrünün kaldığını bilmek sanki onu her geçen gün renkleri solan bir dünyaya hapsetmişti. Matteo’dan kilometrelerce uzakta yaşayan bir aile de nesiller boyu süren farklı bir trajedi yaşıyordu. Ama her trajedinin içinde gizem de saklıdır.
Rüyalarla ortaya çıkan, tesadüflerle hızlanan iç içe yaşanan iki öykü... Birleştikleri an herkes için ikinci bir hayat başlamıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115799</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76e300c3-f3e5-4d48-93e1-34f4047a465b.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilişsel Kavramlar Üzerine Aforizmalar - Düşünsel Deyişler</image:title>
            <image:caption>&apos;Bilişsel Kavramlar Üzerine Aforizmalar&apos; isimli bu kitap, bir bilim insanının kırk beş yıllık akademik ve düşünsel hayatında ürettiği bilimsel ve felsefi bilgilerin bir anlamda özünü sunmaktadır.
Bilim, sanat, din, felsefe, evren ve yapay zekâ başlıklarında gruplanan özdeyişler, düşünsel derinlikten bilişsel dönüşüme uzanan bir yolculuk vaat ediyor. Her insanın kendine özgü bilişsel olgunluğa sahip olması ile bambaşka biçimlerde akacak olan bu düşünsel yolculuğun son noktasını ise okuyucuya ayrılan sayfalar ile yine okuyucunun kendisi belirleyecek. Böylece eser, düşüncenin kendisi gibi özgün ve yoğun bir bitişi, tamamlanışı da sunuyor.
Derin düşüncenin hoş hissedişlerini duyumsamanız dileğiyle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115800</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b764015c-ee8e-452b-a8d1-73556dfe9153.jpg</image:loc>
            <image:title>Candan Canan&apos;a</image:title>
            <image:caption>“Gönül, Candan Canan’a uzanan uzun ince bir köprüdür;
Bu köprüden geçmeden, Canan’a erişilemez.”
“Candan Canan’a”, şiirsel sözler şeklinde nitelendirilebilecek denemelerden oluşan bir çalışma olarak çıkıyor okuyucunun karşısına.
Bu şiirsel sözlerin her biri yazarın yaşam felsefesi ile gönülden hissedişlerinin yansıması olarak kağıda dökülüyor. Yunus Emre, Celalettin Rumi ve Horasan Erenlerinin kültürleri, yazarın kendine has kültürel/düşünsel süzgecinden geçerek duygu ve düşüncelerin sözel dışa vurumunu açığa çıkartıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115801</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d83101bb-b73d-4819-9000-3ed95c41d9a3.jpg</image:loc>
            <image:title>Arı - Doğadaki Mimar/Mühendis</image:title>
            <image:caption>Arı, küçük fiziksel yapısına karşın doğadaki işlevi bakımından
hayatın devamlılığının en güçlü canlısıdır. Doğanın bir parçası olarak mühendislere örnektir. Arıyı anlamak demek, bilimi ve onun uygulama alanı olan mühendisliği doğada görüp, onun işlevlerinden ve uygulamalarından bilgi edinmek demektir.
Bu kitabın genel kurgusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü kurumlarından biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve onun sembolü olan arının mühendislik açısından irdelenmesi üzerine kurulmuştur. Bu kurgudaki büyük resmi oluşturan yapı, devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Onun içinde yer alan izdüşümü ise kökleri imparatorluk dönemine kadar uzanan ve bir cumhuriyet kurumu olan İTÜ’dür. Bu anlamda İTÜ’nün sembolü arı da gerek doğadaki rolü, gerekse üniversitemizin simgesel anlamı ile bütünleşik, eşsiz bir ifade biçimi sunmaktadır yine bu yaklaşım içerisinde…
Bu kitabı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı ile beraber İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 250. yılını gururla kutladığımız 2023 yılına özel, modern Türkiye’nin genç arılarına hatıra olarak sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115802</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/086abb6d-7a64-4432-abc0-8de2911b4fb2.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimdeki Bazı Çığlıklar</image:title>
            <image:caption>Nefesim kesiliyor,
Kabuslarımı engelleyemiyorum.
Her şeyin güzelliği kayboluyor,
Kalbimdeki sonsuz ağrıyı karşılıyorum.
Hayatımın kayışını izliyor,
Çığlıklarımla yavaşça eriyorum. 
 
“Küçüklüğümden beri duygularımı ve düşüncelerimi ifade edebilmek için şiiri kullandım.
Kanserle bu denli yüz yüze geldikten sonra artık bu düşünceleri ve duyguları daha fazla ertelemeden paylaşmak istediğimi fark ettim.
Dahası, şiirlerimde yalnızca kendimin değil başka insanların da hissettiklerini yazıyormuş gibi düşündüğüm için bu kitapta herkesin
kendinden bir parça bulacağını tahmin ediyorum. Duygularımızı, düşüncelerimizi, hayallerimizi; kısacası kendimizi açıklamaktan korkmadığımız yarınlara…”
 
Ecem Badik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115803</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/04e5f12b-bc7a-418d-8b76-5c4c8456976e.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk Dönemi Dahiliye Vekaleti ile Mülki ve Mahalli İdareler (1923-1938)</image:title>
            <image:caption>Şafak BAŞA tarafından kaleme alınmış olan kitapta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&apos;ün Reisicumhur olarak devletin başında olduğu ve Atatürk Dönemi olarak adlandırılan 1923-1938 yılları arasında, Dahiliye Vekaleti ile mülki ve mahalli idarelerin gelişim ve kurumsallaşma süreçleri ile uygulanan dahiliye politikaları ve yapılan icraat üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Kitapta ilaveten, kolluk birimlerine yönelik gelişmelere de, mevzuat değişikliklerinin izi sürülerek değinilmeye çalışılmıştır.

Kitap, Cumhuriyet Dönemi İçişleri Bakanlığı ile mülki ve mahalli idareler tarihine bir giriş mahiyetindedir ve takip eden dönemlere sağlam bir zemin oluşturmayı amaçlamaktadır. Kitap, döneme ilişkin kaynak olma iddiasıyla yazılmış, çoğunlukla Cumhuriyet Arşivi belgeleri, Meclis Zabıtları ve Kavanin Mecmuaları gibi birincil kaynaklara dayanılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115804</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fea2600-00d7-4ae6-a172-d76c3d679cd2.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkçe ile Hesaplamalı Dil Bilimi</image:title>
            <image:caption>Dijital metinlerin otomatik çözümlenmesi ve çeşitli çıkarsamalarda kullanılması doğal dil işlemesi çalışmalarının ana amacıdır. Bu çalışmaların, diller arası otomatik çeviriden, adli bilişime kadar geniş bir yelpazede uygulamaları vardır. Bu kitapta, doğal dil çalışmalarının temelinde olması gereken alan bilgisi vurgulanmıştır. Alan bilgisi dillerle ilgili güncel kuramların bilgisi yanında, uğraşılan spesifik bir dille ilgili, o dile özgü yapı bilgisini de içerir. Tüm diller için aynı derecede geçerli kuram ve kurgular çok azdır. Pratik doğal dil uygulamalarında da, raftan alınıp eldeki dile uygulanmaya çalışılan algoritmalar, basit hesaplamalı deney alıştırmalarından çok öteye gidemez.

Dillerin ortak bilişsel alt yapıları üstünde, kendilerine özgü çözümleri ve kategorileri vardır. Bir dilin örgüsü çok nadiren diğer bir dile taşınabilir. Türkçe için de, Türkçeye özgü bakışın kurulması ve bu kurgunun genel dil bilimi kuramlarının içinde yerini alması gereklidir.

Bu kitap, dili, hesaplamalı yaklaşımların merkezine oturtmak ve bunu Türkçe ile, Türkçede yapmak amacıyla yazıldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115805</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b47125fe-440e-4a3e-86cc-18d112e38c23.jpg</image:loc>
            <image:title>İbn-i Sina</image:title>
            <image:caption>Heybeli Ada’dan başlayıp Tarihi Yarımada’ya uzanan sırlarla, şifrelerle dolu bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? 
Çocukluk arkadaşları Yiğit, Efe ve Bahar, Heybeliada’daki eski bir fırından buldukları gizemli not ile maceraya atılırlar. Bu yolda en büyük destekçileri büyük âlim İbn-i Sina’nın izinden giderek doktor olan babalarıdır. 
Kimi zaman kendinizi bir havuzda bulacak kimi zaman da sırlarla dolu kütüphanenin kapısını aralayacaksınız. 
Haydi, Yiğit ve dostlarının peşine takılıp siz de İbn-i Sina’ya ulaşın. 
Bakarsınız onlardan önce gerçek hazineyi bulursunuz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115806</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2c4eec6-a528-4957-aec1-165b40a1325e.jpg</image:loc>
            <image:title>Cezeri</image:title>
            <image:caption>Ahmet, gizemli bir e-posta alınca sürükleyici bir maceranın kendisini beklediğini anlar. Üstelik bu e-posta asırlar öncesinden Cezeri’den gelir. 
Ahmet, heyecan ve şaşkınlıkla e-postaya cevap verir. 
Her bir iletide yeni bir şifre ile yeni bir bilmeceyle karşılaşır. Ahmet’in bu macerada en büyük destekçisi ailesi ve arkadaşlarıdır. 
Şifreleri çözüp hedefe ulaşacaklar mı dersiniz? 
Kitabın kapağını aralayın ve ipuçlarını toplayarak bilgiye ulaşın. Kim bilir belki sizin de e-posta adresinizde asırlar öncesinden gelen bir ileti vardır… 
Açmadan önce göndereni kontrol etmeyi ve izleri takip etmeyi unutmayın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115807</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/999c1e60-95c4-4d22-b3b6-1006e940787e.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyin ve Öğrenme</image:title>
            <image:caption>İstatiksel verilere göre her bir milyon kişide bir dâhi, her yüz bin kişide bir üstün zekâlı insan dünyaya gelmektedir. Ancak bu beyinler, büyük oranda keşfedilip yetiştirilmeden zayi olup gitmektedir. 
Çağımızda toplumların kalkınmasında en etkin unsur eğitilmiş insan beynidir” gerçeğinden hareketle, on yıllara dayanan verimli ve deneyimli bir çalışmanın sonucu olan bu eser, Türkiye’nin yeni yüzyılına büyük emellerle başlayan milletimizin gözbebeği çocuklar ve gençler için hazırlandı. 
Öğrenciler, ebeveynler ve öğretmenler için çok faydalı bir eser hâlini aldı. 
Kitap doğru yöntem ve zaman yöntemiyle ders çalışmayı öğrenci için bezgin bir süreç olmaktan çıkarıp çalışma zamanını verimli ve eğlenceli hâle dönüştürmeyi amaçlar. 
Bu amaca ulaşmak için kitapta; beynin öğrenme yöntemini, bir metni tek seferde okuyup öğrenmeyi, başta matematik, fizik gibi temel dersler olmak üzere öğrenme ile ilgili her konuda çok değerli öğrenme yöntem ve deneyimleri yer alıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115808</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1edeac30-38f0-4df1-9e67-5357802e1569.jpg</image:loc>
            <image:title>Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi</image:title>
            <image:caption>“Kudüs, 
 yeni Selahaddinler bekliyordu ağlayarak, 
Kudüs yeni âşıklar bekliyordu.” 
 
O bir Sultan… 
Kul Sultan, garip Sultan… 
Ayaklarının altına tüm dünya nimetleri serilen, buna rağmen hak bildiği kutlu davasından başka hiçbir sevdaya dilbeste olmayan bir büyük âşık… 
“Kudüs işgal altındayken ben nasıl gülerim?” diyerek gülmeyi ve uykuyu kendine haram kılan, koca bir ömür sermayesini, Müslümanların bu ilk kıblesini haçlı zalimlerinden kurtarmaya harcayan yalnız yiğit, yaşayan şehit… 
Filistin’de yaşanan katliamları içleri yanarak izleyen milyonlarca mümin yürek, “Bebekler uyurken sessiz olunur, ölürken değil!” diyerek, acı bir isyanla “Gel, gel, gel…” diye haykırıyorlardı. Peki, gelecek miydi o beklenen kurtarıcı? Soracak mıydı bir gün zalimlerden tüm zulümlerin hesabını? Hem de hiç atlamadan, hiç affetmeden, mazlumların hukukunu yeniden ikame edebilecek miydi? Zamanın ve zulmün yaşlandırdığı küre-i arz, kıyametle içindeki tüm pislikleri mahşer meydanına kusmadan, son bir bahar şarkısı daha söyleyebilecek miydi acaba? 
Bu eser, sizi kalben ve ruhen sırlı bir yolculuğun kollarında asırlar öncesine taşıyacak ve günümüzün Kudüs sevdalılarına yepyeni ufuklar bahşedecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115809</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35817e07-b3c1-4a6f-95b4-44463978f7d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Diriliş Ertuğrul</image:title>
            <image:caption>TRT’DE YAYINLANAN VE MİLYONLARIN İLGİYLE İZLEDİĞİ 
REYTİNG REKORLARI KIRAN DİZİNİN KİTABI 
 
Orta Asya bozkırlarından yola çıkan ve atlarının üstünde önlerine gelen her yeri yakıp yıkan Moğollar; şimdilik vatan olan bu toprakların üstünde yalın kılıç cirit atıyorlar, obaları basıp canlara kıyıyorlardı. 
Selçuklu’nun toprağında kendilerine yer gösterilen ve burada yazlayan dört yüz çadırlı Kayı Obası, artan Moğol baskısından dolayı yeni yurt için büyük bir arayış içindeydi. Artık bıçak kemiğe dayanmış, yaz için geldikleri bu yaylak kendilerine mezar olmaya başlamıştı. 
Kayılar ne karar verecekti? Her yerden acı haberlerin geldiği bu ortamda bir çıkış yolu bulabilecekler miydi? Kendilerini, dahası çocuklarını, torunlarını nasıl bir gelecek bekliyordu? Bu geleceğin içinde daimi bir yurt var mıydı yoksa bu göçerlik kaderleri olup ilelebet sürecek miydi? 
İşte böyle bir zamanda kendilerine sadece bir yurt arayışında olan Kayılar, aslında yüzyıllar boyu devam edecek olan bir imparatorluğun temellerini de atıyorlardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115810</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6677e7bc-d3f4-4a3a-896b-7acd5124542c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yunus Emre</image:title>
            <image:caption>Okula, parka, kursa giderken yolunuz Sevgi Sokağı’ndan geçti mi? 
Sevgi Sokağı’nda renk renk uçurtmalar bulutlarda dolaşır, evlerin pencerelerinden çiçekler sarkar, mis kokular yayılır etrafa. 
Hadi, sen de mutluluk anahtarını bulmak için yolunu Sevgi Sokağı’na düşür. 
Yunus Emre’nin biz çocuklara söylediği çok söz var. İçindeki sevgiyi keşfetmek için yolunu Sevgi Sokağı’na düşüren Yunus ile bu sözleri keşfetmeye hazır mısınız? 
İşaretleri toplayıp Sevgi Sokağı’nı siz de bulabilirsiniz. Haydi, macera başlasın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115811</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34875543-dde5-43f0-b487-9174c0784c7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Hezarfen Ahmet Çelebi</image:title>
            <image:caption>Galata Kulesi’ne çıkan Hezarfen gökyüzüne uzunca bir müddet baktı. Aklı fikri hayali olan uçmaktaydı. Her şey hesapladığı gibi giderse muhakkak uçmayı başaracaktı. 
Tenini okşayarak süzülen latif rüzgârlar esiverdi. Martılar gözlerini ona dikti. Gözlerinin önünden kuşlar kanat açıp süzülmeye başladı. Hezarfen gözlerini kapadı ve kendini kuleden bırakıverdi. 
İnsanların çığlıkları lodosa karıştı. Hezarfen gökyüzünde birkaç kez çırpındı. Kuş kanatlarıyla kendini boşluğa bırakan Hezarfen keyifle süzüldü ve Üsküdar Doğancılar’a indi. 
Herkes nefesini tutmuştu. Kimsenin ihtimal vermediği tarihi uçuş herkesin gözü önünde gerçekleşmişti. 
Gökyüzü Hezarfen’in yüzünü okşamış onu kabul etmişti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115812</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/091f25b6-1d4a-4623-b68f-131e2ea9cd35.jpg</image:loc>
            <image:title>Osman Gazi</image:title>
            <image:caption>BEYLİKTEN İMPARATORLUĞA… 
Sanki doğuştan idareciydi Osman. 
  Yıllardır boy idare ediyor gibi tecrübeliydi. 
  Evet, gençti genç olmasına, daha 23 yaşındaydı ama çoğu meselede amcası Dündar’dan bile daha ağırbaşlı ve daha isabetli kararlar alabiliyordu. 
  Güçlü karakteri ve otoriter havasıyla herkese sözünü dinletiyor, Kayı Boyu’nda kimsecikler onun bir dediğini iki etmiyordu. 
  Küçük bir beyliğin koskoca bir imparatorluğa dönüşeceğini rüyasında görmüştü Osman. 
  “Göğsünde açılan boşluktan birdenbire bir ağaç filizlenmeye başladı. Osman’ın bağrında filizlenen bu ağaç hızla büyüyüp serpildi. Öyle ki, dallarını şarktan garba, cenuptan şimale her yana salan dev bir çınar hâline geldi. Öylesine büyüdü, öyle serpildi ki bu ağacın ne kadar büyük olduğunu, dallarının nerelere kadar erdiğini Osman bile göremedi. Koca çınar sanki tüm dünyayı kaplamış, tüm acunu kuşatmıştı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115813</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28e471ac-9f5c-43a5-b570-11d91dab9373.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuyucaklı Yusuf (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydının Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.
Kaza kaymakamı Salahattin Bey, Müddeiumumi ile doktoru yanına alarak ertesi günü tahkikata bizzat gitti. Candarma kumandanı izinli olduğu için yanlarında bir başçavuş ve üç candarma neferi vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115814</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2e01787-6a9f-4b4c-9ab8-9e2d45fcd5b6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kör Baykuş (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hayatta öyle dertler vardır ki, yalnızlık halinde ruhu cüzzam gibi sarar ve kemiriverirler. Bunlar öyle başkasına anlatılacak türden dertler değil. Çünkü genellikle herkes bu inanılmaz dertleri ender ve acayip olgular olarak görür. Eğer biri çıkıp da bu dertleri söyler veya yazarsa, insanlar, kendi mevcut inançları ekseninde bu söylenenleri yahut yazılanları kuşkucu ve aşağılayıcı bir gülümsemeyle telakki etmeye çalışırlar. Çünkü insan henüz bu dertlere bir çözüm, bir çare bulmuş değildir. Şimdilik onun yegâne çaresi, şarabın verdiği sarhoşluk, afyon ve çeşitli uyuşturucu maddelerinin sağladığı suni uykudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115815</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6e3894e-5ea1-47a0-8ba0-aeb320657bf0.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıl Çağı</image:title>
            <image:caption>Son birkaç yıldır din hakkındaki düşüncelerimi yayımlamaya niyet ediyordum. Konu ile alakalı zorlukların son derece farkındayım ve bu nedenle söz konusu niyetimi hayatımın daha ileri bir dönemine ertelemiştim. Bu ertelemenin amacı, tüm ulusların değerli vatandaşlarına sunmam gereken son çalışmamı, onu onaylamayanların dahi itiraz edemeyeceği hâle getirebilmekti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115816</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c84fa63-7a0a-4beb-b85d-cf3a1ba5a784.jpg</image:loc>
            <image:title>Alice Harikalar Diyarında (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ablası ile ağaçların altında otururlarken Alice&apos;in canı çok sıkılmaya başlamıştı. Ablası kitap okuyordu ama Alice&apos;in yapacak bir şeyi yoktu. Bir iki kez kız kardeşinin kitabına göz attı ama kitapta ne resim vardı, ne de konuşma. “Resimler ve konuşmalar olmadan” diye düşündü Alice, “bir kitap ne işe yarar ki?”

Yapacak bir şey düşünmeye çalıştı ancak pek fazla düşünemiyordu. Çok sıcak bir gündü. Papatyalardan bir taç yapmak, papatya toplamak
yorulmaya değer mi diye içinden geçiriyordu. Tam o sırada pembe gözlü bir Beyaz Tavşan birdenbire koşarak yanından geçti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115817</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39e66164-ddd0-41e6-a02d-949d9bb5d218.jpg</image:loc>
            <image:title>Kum ve Köpük (CEP BOY9</image:title>
            <image:caption>Sonsuza dek yürüyorum bu kıyılarda,
Kum ve köpüğün arasında
Met ayak izlerimi siler,
Ve rüzgâr köpüğü havaya uçurur.
Ancak deniz ve sahil kalacak.
Sonsuza dek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115818</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7de97dbc-be5d-4503-acf0-c24780a45eea.jpg</image:loc>
            <image:title>A’mak-ı Hayal (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>... Şehri, Osmanlı&apos;nın en büyük ve en güzel şehirlerinden biridir. Ben nice zamandır bu şehirde; şehrin ortasında bulunan bir mahallede, oturuyordum. Hükümet Konağıyla evim arasındaki yollarda, görüntüsüyle dikkat çeken pek çok şey vardı; köhne evler, her biri
birer sefalet ve yoksulluk yuvası olan bir düzine virane, yürünemeyecek haldeki sokaklar, pislik içindeki caddeler… Fakat tüm bunlar içinde hakikaten en dikkat çeken şey ise, evime çok yakın olan kabristandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115819</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d9fe9d1-07ff-4c02-9308-165f574eddc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Kumarbaz (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İki haftalık bir ayrılığın ardından döndüm nihayet. Bizimkiler iki günden beri Roulettenburg&apos;daydılar. Beni sabırsızlık içinde beklediklerini sanıyordum; yanılmışım!.. General bana soğuk bir ilgisizlikle baktıktan ve bir iki söz söyleme lütfunda bulunduktan sonra kız kardeşine gönderdi hemen. Bir yerden borç para bulmuş olmalıydılar. Ama General yüzüme bakınca biraz utandığını düşündüm. Maria Filippovna telaş içindeydi, benimle ayaküstü konuştu. Ama parayı aldı, dikkatle saydı, anlattıklarımı da sonuna dek dikkatle dinledi. O ufak tefek Fransız Mezentsov ile bir İngiliz&apos;i akşam yemeğine bekliyorlardı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115820</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/376fbf07-61c2-4f38-a40a-590ac9d8ab49.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bedriye hanım, bahçe üzerindeki küçük
odanın penceresinden bitişik komşunun tahta
kaplamasına yumruğuyla heyecanlı heyecanlı
vurarak haykırıyordu:

— Kardeşim Emine, nerdesin? Pencereye
gel, bak, sana ne söyleyeceğim!

Bir cevap alamayınca kendi kendine:

— Aman bu karı da ne miskindir! Kıyametler
kopsa o kuytu odadan dışarı çıkmaz. İçerde
haşrolur kalır.
Yumruklarının şiddetini iki kat artırarak:
— Emine Hanım, azıcık pencereye gel... Bak
neler olacakmış neler... Dünyaya yıldız çarpacakmış...
Merakımdan bir yerlerde duramıyorum...
A, bak karı ses bile vermiyor. (Yumruğu
daha şiddetle indirerek) Ölü müsün ayol?
Azıcık kıpırda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115821</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1828b56f-93f8-4442-9d9e-e6cdd70e4592.jpg</image:loc>
            <image:title>Amok Koşucusu (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>1912 yılının mart ayında, Napoli&apos;de büyük bir transatlantiğin boşaltılması esnasında, hakkında gazetelerde yalan yanlış haberlerin yayımlandığı bir kaza meydana geldi. Yolcuların çoğu gibi ben de olayı görmedim çünkü kömür yüklemesinin neden olduğu gürültüden ve verdiği rahatsızlıktan uzaklaşmak için akşamı geçirmek üzere karaya çıkmıştım. Ancak, meydana geldiği esnada gerçekte ne olduğunu bilecek ve nedenini açıklayacak bir durumdaydım. Olayın üzerinden bunca zaman geçtiğine göre şimdiye dek sürdürdüğüm suskunluğumu bozmamam için artık hiçbir neden yok.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115822</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f3e94de-86fc-4cc2-8e0e-6e593045351f.jpg</image:loc>
            <image:title>Araba Sevdası (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Malumdur ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi fıtratan inzivayı sevenler için ise okuma veya yazmadan iyi eğlence olamaz. Şu kadar ki bu türden uğraş ve hususuyla ciddi olunca yorgunluğuna dayanmak olası değildir. Bu hâlde yorgunluğu az, eğlencesi çok meşguliyetler aramak tabiidir. İşte şu ihtiyacın sevkiyledir ki ara sıra böyle şeyler tahririyle vakit öldürmeye mecbur oluyorum. İyi bilirim ki içimizde bu türlü uğraşları mesela satranç oynamaktan on kat daha abes, bahçe kazmaktan on kat faydasız addedenler az değildir. İhtimal ki bu hüküm doğrudur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115823</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50fe21ad-70af-4ec9-a367-13dff5edee62.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşkı-ı Memnu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Maun sandalla çarpışmayı andıran bu tesadüflere artık o kadar alışmıştılar ki bugün Kalender&apos;den dönerken gene onun âdeta çarparcasına yakından sıyırıp geçişini ayırt edememiş göründüler. Beyaz sandalın şık, zarif kaptanlarında küçük bir telaş işareti, bir ufak korku çığlığı bile uyandıramayarak geçen maun sandala her iki tarafı görebilmek üzere biraz yan oturan Peyker başını bile çevirmedi, arkasını sahile vererek Anadolu kıyısına dumanlarını serpen bir vapura dalmış gözleriyle Bihter&apos;in beyaz örtüsünün içinde ağırbaşlı ve endişe dolu çehresi tamamıyla kayıtsız kaldı; yalnız, anneleri, sarıya boyanmış saçlarının altında gözlerinin manasına derin bir belirsizlik veren geniş bir sürme çemberiyle çevrilmiş gözlerini çevirdi, ucunda gizli teşekkür manası titreyen bir sitem bakışıyla maun sandala büsbütün yabancı kalmadı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115824</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2748184d-d298-4c64-947e-7e44c6584f62.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Prens ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Altı yaşımdayken, ilk çağ ormanları hakkındaki “doğadan Gerçek Hikayeler” adlı bir kitapta muhteşem bir resim görmüştüm. Bir hayvanı yutmak üzere olan bir boa yılanının resmiydi. İşte, resmin bir kopyası yukarıda.
Kitapta şöyle yazıyordu: “Boa yılanları avlarını çiğnemeden, bütün olarak yutarlar. Sonra da hareket edemez hale gelir ve sindirebilmek için altı ay boyunca uyurlar.”
İşte o zaman, orman maceraları üzerine derin derin düşündüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115825</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/375d7ce4-cf27-442c-b1e9-4b71b26eac5c.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Şeyler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>O zamanlar bir alışkanlık haline getirmiştim. Babamın yüz kişiye ev olan konağında yapılan derslerimizi bitirdikten sonra, ekseriye akşam üzeri Taşkasap&apos;tan Beyazıt&apos;a kadar yaya gidip gelirdim. Bu hiç aksatmadan yapılan akşam gidiş dönüşlerinde, her zaman bir adama denk gelirdim ki kendisine bakmamasından ötürü uzamış saçları geniş alnının üzerine dökülerek, derin düşünceler içinde dalgın dalgın attığı adımlarıyla ikide bir sendeler ve düşmemek için hemen kendisini toplardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115826</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b36b540c-7d41-4cc3-b84b-4b6ebe4b5589.jpg</image:loc>
            <image:title>Ay Işığı Sokağı (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Fırtınalı hava yüzünden gemi gecikmişti ve bu yüzden ben Fransız sahilindeki o limana varamadan önce akşamın geç saatleri çoktan gelip çatmıştı.
Beni, yolculuğumda daha da ileri götürecek olan treni kaçırmış olduğumdan elimde harcanması gereken yirmi dört saatim vardı. Bu ıssız görünen sahil kasabasında mahsur kalmışken zamanımı en iyi nasıl geçirebilirdim? Görüyordum ki yapacak pek bir şey yoktu. Melankolinin yaylarını gererek çalındığı belli olan bir dans müziğinin geldiği, köhne görünümlü bir yer vardı. “Pek çekici değil.” Diye düşündüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115827</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3aad371-c2cf-420d-871f-3c91fd155b9e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kürk Mantolu Madonna (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle baş başa kalsam, Raif Efendi&apos;nin saf yüzü, biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek istiyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor. Hâlbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biri idi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115828</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52b4319c-90c6-4738-9818-eecac8e2440e.jpg</image:loc>
            <image:title>Aylak Köpek (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Veramın meydanı açlığı engelleyen ve hayatın temel ihtiyaçlarını karşılayan birkaç küçük fırın, kasap, attar, iki kahvehane ve bir kuaför salonundan oluşuyordu. Meydan ve insanları yakıcı güneş altında, yarı yarıya yanmış ve kızarmış bir halde gün batımının ilk esintisini ve gecenin serinliğini arzuluyorlardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115829</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/230d07ef-91f2-4715-beb3-26ed117a3561.jpg</image:loc>
            <image:title>Leporella (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Crescentia anna aloisia finkenhuber, 39 yaşındaydı ve Inssbruck&apos;ten çok da uzak olmayan bir dağ köyünde (evlilik dışı bir çocuk olarak) doğmuştu. Hizmetçi kimliğindeki “Karakteristik Özellikler” bölümünün karşısında “yoktur” anlamına gelen bir çizgi bulunuyordu ama bu tarz dokümanları dolduran memurlar buraya karakteristik detaylar eklemek zorunda kalsalardı, kimliğinde kesinlikle şöyle yazması gerekirdi: “Bitkin, zayıf, çökük.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115830</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d7c618d-fcff-44ac-b2d4-af53f62d2d63.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Diş (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Karanlık Ladin Ormanından geçen buz tutmuş nehre doğru kaşlarını çatmış bakıyordu. Az önce esen rüzgârın beyaz buzdan giysilerini çıkardığı ağaçlar, giderek azalan ışıkta, kara ve uğursuz biçimde birbirlerine doğru eğilmiş gibiydiler. Tüm diyarda derin bir sessizlik vardı. Her yerde donuk bir hava hâkimdi, cansız ve hareketsizdi; yerin ruhu o kadar yalnız, o kadar soğuktu ki, hüzünlü bile denemezdi. İçinde küçücük bir kahkaha kırıntısı vardı ama hüzünden daha kötü bir kahkahaydı bu; Sfenks&apos;in tebessümü gibi donuk, buz gibi soğuk, yanılmamanın verdiği sertlik ve acımasızlığı içeren bir kahkaha. Sonsuzluğun egemen ve ketum bilgeliği, hayatın nafile gayretine, hayatın anlamsızlığına kahkahalarla gülüyordu. Orası Issız Diyardı, yabandı; orası buz kalpli Kuzey topraklarıydı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115831</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/043a0214-58ec-4162-97a9-d83280443098.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla ile Mecnun (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Anadolu&apos;nun karlı dağlarından doğan Dicle ile Fırat, gürül gürül akan sularını ezopotamya&apos;ya bırakır. Bu akış, Basra Körfezi&apos;nde denize ulaşana dek sürer. Bu iki ırmak tarih boyunca geçtikleri yerleri berekete boğdu; bolluk, verimlilik, uygarlık kaynağı oldu. Komşu canlıları hep mutlu ve umutlu kıldı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115832</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/783806eb-b83f-4280-98ca-1fa1f1989ebf.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Geceler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sevgili okuyucum, o gece, benzerini ancak gençken yaşayabileceğiniz enfes bir geceydi. Gökyüzü o kadar parlak ve yıldızlarla doluydu ki, insan başını kaldırıp göğe bakınca huysuz ve kaprisli insanların böyle güzel bir gökyüzü altında yaşayabileceğine inanamıyordu. Bu da gençlik dolu bir sorudur sevgili okuyucum, Tanrı kalbinize bunu sık sık getirsin!.. Huysuz ve kaprisli insanlar demişken o günkü ruh halimi hatırlamadan edemiyorum. Sabahtan beri içimde garip bir sıkıntı vardı. Sanki herkes benden uzaklaşıp kaçıyormuşçasına yalnız hissediyordum. Şimdi bu “herkesin” kim olduğunu soracaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115833</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d949799a-ff5a-4e23-930e-0ac1a1581e6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Macbeth (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Açıklık bir yer.
Gök gürler, şimşek çakar. Üç cadı sahneye girer.
Birinci cadı:
“Üçümüz bir daha ne vakit buluşalım? Gökler
gürler, şimşekler çakarken mi? Yoksa yağmurlar
yağarken mi?”
İkinci cadı:
“Karışıklık sona erdiği vakit, çarpışma kaybedildi-
ği ya da kazanıldığı vakit.”
Üçüncü cadı:
“Bu iş, gün batmadan belli olur.”
Birinci cadı:
“Yer neresi olsun?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115834</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cde327fe-a23e-4085-b358-8c54821673c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Zambaklar Ülkesinde (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bundan 30-40 yıl önce Moskova&apos;daki Devlet Tiyatrosunun duvarlarında birdenbire büyük çatlaklar meydana geldiği görülmüş. Temelden çatıya kadar yükselen bu çatlaklar, bütün binanın ansızın yıkılıp içindekiler ile çevresindekileri ezme tehlikesini ortaya çıkarmış. Mühendisler gelip çatlakların sebeplerini araştırmaya başlamışlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115835</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/21e4bd3b-c351-4145-bbe2-c628a49efd68.jpg</image:loc>
            <image:title>Mai ve Siyah (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sofranın etrafında yedi kişiydiler.

Birgün, Mir&apos;at-ı Şuûn gazetesinin imtiyaz sahibi Hüseyin Baha Efendi, matbaaya çehresinde bir başka sevinç parıldayarak girdiği zaman dört nüshadan beri devam eden Dâhilî Sanatlar makalesinin altına, son kelimesini iri bir yazı şeklinde karalamakla meşgul olan başmuharrir Ali Şekip&apos;e demişti ki:

“Yarın değil öbür gün, Mir&apos;at-i Şuûn, onuncu senesinin üç yüz altmış beşinci gününü dolduruyor. Çarşamba günü için...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115836</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11c35d1f-29ae-4740-af00-c7ed42637741.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Şöhret nedir? İşte ben şöhretimi bu zavallı esere borçluyum. Görülebileceği gibi bana bir isim ve ödül kazandıran bu eser, iyinin kötüsüdür; dahası belirtmeliyim ki bu serinin de en kötüsüdür. Eğer bu kitap sadece hak ettiği kıymeti görmüş olsaydı yazarını, içinde bulunmaktan kaçındığı nice uçurumlardan kurtarmış olurdu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115837</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08b3ae93-418a-437d-9ee4-5f1edd566407.jpg</image:loc>
            <image:title>Martı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sorin&apos;in çiftliğinde bahçenin bir kısmı. İki tarafı ağaçlı geniş bir yol gerideki göle doğru uzanır. Bir amatör tiyatro gösterisi için yapıldığı belli derme çatma bir sahne, gölün görünmesine engel olmaktadır. Sahnenin sağında, solunda fundalıklar. Birkaç iskemle ve küçük masa.
Güneş biraz önce batmıştır. Amatör tiyatro gösterisi için hazırlanmış sahnenin inik perdesinin arkasında Yakov ve diğer işçiler çalışmakta, çekiç ve öksürük sesleri işitilmektedir. Parkta bir yürüyüşten dönen Mâşa ile Medvedenko soldan gelirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115838</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5edb251-d4aa-40ae-bb73-09bb16855f4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ünlü roman yazarı R., dağlardaki üç gün Süren rahatlatıcı bir geziden, viyana’ya dönüp Sabahın erken saatlerinde, tren garından bir Gazete aldığında, gözü tarihe kayar kaymaz o Günün doğum günü olduğunu hatırladı. Kırk Birinci doğum günüydü. Bunu düşündü ve bu Farkındalık onu ne mutlu ne de mutsuz etti. Gazetenin hışırdayan sayfalarına hızlıca bir Göz attı ve bir taksi çevirerek eve gitti. Uşağı, Yokken iki ziyaretçinin geldiğinin ve birkaç Defa telefonla arandığının haberini verdi, bir Tepsiyle de birikmiş mektupları getirdi. R., Onlara şöyle bir baktı, üzerindeki isimlerden ilgisini çeken birkaç zarfı açtı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115839</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b019803-62e6-499e-a284-d5402b031448.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir İdam Mahkumunun Son Günü (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Suçlu bir başsavcının ne olduğunu soğukkanlılıkla düşünmek çok zordur. O, başka insanları idam sehpasına göndermekle hayatını
kazanan bir insandır. O, Grève Meydanı&apos;nın asıl mimarıdır. Geri kalanı, üslup ve sözcükler hususunda iddialı olan bir beyefendi, iyi bir konuşmacı ya da öyle olduğunu zanneden, ölüme karar vermeden önce bir ya da iki Latince ayet okuyan, çevresini etkilemeye çalışan, kendi gururunu öne çıkaran bir beyefendidir, ah sefalet!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115840</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fe68b5ca-2a24-4376-bc09-02cb26b222a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kadının Yaşamından 24 Saat (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Savaştan on yıl önce, Riviera&apos;da, kaldığım küçük pansiyonda bir masaya oturmuştum.
Masamızda hararetli bir tartışma vardı. Bu, anlaşılmayan bir şekilde sertleşerek karşılıklı nefrete dönüşen bir tartışmaydı. Çoğu insanın kıyaslama gücü körelmiştir. Onlara doğrudan dokunmayan, herhangi bir zorlamayla duyularının en derinine kadar etki etmeyen şey, onların neredeyse hiçbir zaman harekete geçirmez ancak gözlerinin önünde olan şeyler, duygularına etki ederek bazen benliklerinde ölçüsüz bir tutkuyu ateşler; işte o zaman kayıtsızlıklarının yerini uygunsuz ve abartılı bir öfkenin aldığından söz edebiliriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115841</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/761d65df-db15-4e83-bf67-92bfaeab3a7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Masallar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ağustos böceği, şarkı söyleyerek geçirmişti bütün yazı. Kış kapıya dayandığında, kalmamıştı yiyecek tek lokması; ne bir solucan, ne bir sinek… Komşusu karıncanın kapısına giderek
“ -Açım!” diye haykırdı. Gelecek mevsime dek hayatta kalabilmek adına biraz tahıl ödünç vermesi için yalvardı.
“ - Hayvanlar üzerine yemin ederim, borcumu ağustosa kadar öderim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115842</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db3a236c-dd36-45e3-a919-36011c61dc4c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Seyahatin Notları (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir şehir caddesi gibi, her gün binlerce insanın üzerinde gidip geldiği şu Avrupa yolunda, okuyuculara anlatılacak harikulâde şeyler bulmak iddiasında değilim. Öyle olsaydı, şu kötü Avrupa&apos;ya değil, dünyanın daha az el değmemiş bir bölgesine gitmenin yolunu araştıracaktım.
Esasen, gidilecek yolları evvelden belli, görülecek şeyleri herkesçe malûm, çiğnenmiş, özü alınmış, posa haline gelmiş olan bu Avrupa seyahatine neye çıktığımı, vapur Galata rıhtımından hareket ederken bile pek iyi bilmiyordum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115843</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/61b61158-16cb-4e39-bfa7-348694c0f98f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mecburiyet (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kadın, güçlü nefesler alarak derin derin uyuyordu. Ağzı yarı aralıktı sanki gülümsemek üzere veya birden söze başlamak istermiş gibiydi. Genç, kubbeyi andıran göğsü battaniyenin altında huzurla kabarıp iniyordu. Pencerelerden günün ilk ışıkları sızıyordu. Ancak, kış sabahının ışıkları sönük ve zayıftı. Karanlıktan gün ışığına geçiş, uyuyan nesnelerin üzerinde kararsızca dalgalanırken onların bedenlerini sarıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115844</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5be6f9b-02e1-44a9-9483-9d362bb629da.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Yüreğin Ölümü (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Zaman zaman kader, kaba güç olmadan, sert darbeler kullanmadan da bir kalbi paramparça edebilir. İnsanın kumaşıyla oynamak için duyduğu kontrol edilemez arzusuyla, genellikle yıkıcı hedeflerini, önemsiz ve geçici olaylarla gerçekleştirmekten memnun olur. Bu nedenle etkisi ve görünürdeki sebebi arasındaki ayarsızlık karşısında şaşırma eğilimdeyizdir. Nasıl bir hastalık varlığı tespit edilmemişken de vücutta yayılmaktaysa, insanın kaderi de dışa vurulduğu an başlamaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115845</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84bef181-10a3-42da-9e9d-aa28f134e7d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Meczup (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Nasıl meczuba döndüğümü soruyorsunuz. Şöyle oldu: Bir gün, çoğu Tanrı doğmadan önce, derin bir uykudan uyandım ve tüm maskelerimin çalınmış olduğunu fark ettim— yedi hayatta aşındırmış olduğum yedi maske – kalabalık sokaklarda maskesiz bir şekilde koşarken bağırıyordum: “Hırsızlar, Hırsızlar, Kahrolası Hırsızlar!”
Erkek-kadın herkes bana güldü ve bazıları benden korkarak evlerine koştu. Ve pazar yerine vardığımda tepede duran bir genç, “Bu adam meczup!” diyerek bağırdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115846</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/014fe6a3-2393-49a7-9d31-b32066c84eba.jpg</image:loc>
            <image:title>Bize Göre (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir nevi ba&apos;sü ba&apos;d-el-mevte mazhar olan İkdam&apos;ın sanat ve edebiyat sütunlarına bakmak vazifesini üzerine almış olmaktan utanıyorum. Bu utanç edebiyatı yüz kızartıcı bir meşgale telâkki ettiğimden ileri gelmiyor. Zira bilirim ki İngiliz milleti, Hint mülkünden ziyade Shakespeare&apos;iyle mağrurdur; bilirim ki İran, zalim bir güneşin yaktığı kısır topraklar üzerinde mevcut olmaktan ziyade, Hâfız-ı Şîrazî&apos;nin nazmında, Behzad&apos;ın resimlerinde ve seccadelerin renkli bahçelerinde yaşıyor; bilirim ki İspanya ve Alphonse&apos;un ne de Primo de Rivera&apos;nındır, fakat kızıl karanfilli Carmen&apos;in vatanı, ancak Greco ve Cervantes&apos;indir. Hayır, edebiyattan değil karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucumdan utanıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115847</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/323b3666-4eee-4b26-a590-d5abe80b31da.jpg</image:loc>
            <image:title>Milena&apos;ya Mektuplar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Sevgili Bayan Milena,
Size Prag&apos;dan, sonra Meran&apos;dan da yazmıştım. Cevap yazmadınız. Gönderdiğim o notlara karşılık beklemem gereksiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi hâlde olmalısınız; bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız, böyle ise sevinmem gerekir. Bir şeyden
şüpheleniyorum yalnız -bu yazıyı bu sebeple yazıyorum- sakın kırmış olmayayım sizi? (Ne kaba bir elim olmalı ki, isteklerime böyle aykırı
davransın.)”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115848</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65d73815-5686-4755-b50b-757f2bd96ab3.jpg</image:loc>
            <image:title>Böyle Buyurdu Zerdüşt (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Zerdüşt otuz yaşında yurdunu ve yurdunun gölünü bırakıp dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının tadının çıkardı ve on yıl boyunca bundan bıkmadı. Ama sonunda gönlünde değişme oldu, ve bir sabah tanla kalktı, güneşin karşısına geçti ve ona şöyle dedi: “Ey ulu yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı, ne olurdu senin mutluluğun!” On yıldır mağaramın üstüne yükselir durursun: Işığından ve yolculuğundan bıkardın ben olsaydım, kartalım ve yılanım olmasaydı! Ama biz seni her sabah bekledik, senden fazlalığını aldık ve kutsadık seni bunun için.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115849</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0a21ecc0-5074-4b68-be68-b8c812c527bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Mutlu Prens ve Diğer Öyküler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Mutlu Prens&apos;in heykeli şehrin en görkemli tepesine dikilmişti. Tepeden tırnağa saf altınla kaplı olan bu muhteşem heykelin, parlak ve safirden yapılmış, ince varaklarla yaldızlanmış, ortasına kocaman bir yakut yerleştirilmiş muhteşem bir kılıcı vardı.
Herkes şehirdeki bu heykelin ne kadar büyüleyici ve ne kadar muhteşem olduğunu düşünüyordu. Şehrin yönetiminden sorumlu ve sanata olan düşkünlüğü ile tanınmak istenen saygın yaşlı meclis üyesi “O bir rüzgar gülü kadar güzel; fakat bir o kadar da” derdi. Çünkü insanların onun pratik olmadığını düşünmelerinden korkardı. Gerçekten de değildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115850</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03f09898-f49f-413c-bd8a-6a8b622582b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağlayanlar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bu kitabı sizi düşünerek, sizin için yazdım. Bela gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım. Ey Türk! Bu satırlarda mazinin destanlarını, bugünün ayrılık acılarını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi… Bu kemanı anavatanın sinesinden yonttum. Tellerini kalbinin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın ezgisini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun. Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır. Bu vatan ya senindir ya kimsenin…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115851</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8be7c78c-ee0b-4ba7-b6a2-9ac763fb8232.jpg</image:loc>
            <image:title>Mürebbiye (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>— J&apos;aime.

— Tu aimes.

— Il aime.

— Et mon frére vous aime.

Talebesi Nezahet Hanım&apos;ın tekil üçüncü şahsı, böyle ilaveli olarak hem de tümleç ile çekmesi Matmazel Anjel&apos;e garip gelmesinden çok kendisini memnun etti. Bu memnuniyeti talebesinin öyle bir asit bir çekimde zamir yerine bir isim kullanmak, una bir de tümleç ilave etmek gibi az vakitte Fransızca&apos;da gösterdiği ilerlemeden kaynaklanmıyordu. Matmazel&apos;in asıl sevindiği kısım, çocuk ağzıyla bir erkek tarafından kendisine şu suretle muhabbet ilan edilmesiydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115852</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03b2e877-942a-481d-9a6a-3d8337888a46.jpg</image:loc>
            <image:title>Dadı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İki kız, odalarında yalnızdı. Işık sönmüştü ve iki yataktan yansıyan hafif parıltı dışında her yer karanlıktı. O kadar sessiz nefes alıyorlardı ki uyuduklarını düşünürdünüz.“Diyorum ki…” diye inceden, tereddütlü bir ses geldi yatakların birinden. 12 yaşındaki kız konuşuyordu. “Ne?” dedi ablası, ondan bir yaş büyüktü. “Hala uyanık olmana çok sevindim. Sana anlatmam gereken bir şey var.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115853</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c599f84d-6716-40ef-9941-b83539866a3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Nasreddin Hoca&apos;dan Latifeler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hoca bir gün ırmak kenarında oturuyor iken on tane kör gelmiş. Kendilerini ırmaktan geçirmeleri karşılığında Hoca&apos;ya on pul vermek
için pazarlık etmişler…
Hoca körleri ırmaktan karşıya geçirir iken, körlerden birini su alıp götürmüş. Herkes feryada başlamış. Hoca gayet sakin: “Niçin feryat
ediyorsunuz, bir pul eksik verirsiniz” demiş.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115854</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a971e714-7c8d-4ab2-8b3c-e79a444f2789.jpg</image:loc>
            <image:title>Dava (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Birileri Josef K. Hakkında yalan söylemiş olmalıydı, yanlış bir şey yapmadığını biliyordu ancak bir sabah tutuklandı. Her gün sabah saat sekizde, Bayan Grubach&apos;ın aşçısı tarafından kahvaltısı getirilirdi -Bayan Grubach ev sahibesiydi- ama bugün gelmedi. Böyle bir durum daha önce hiç olmamıştı. K. bir süre bekledi, onu oldukça tuhaf bir şekilde izleyen karşısındaki yaşlı kadına, yastığından baktı ve sonunda hem aç hem de endişelenmiş bir halde zili çaldı. Kapı hemen açıldı ve içeri bir adam girdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115855</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bce70d3-9eaf-4829-ac0a-67431a5431a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Nietzsche (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Friedrich Nietzsche&apos;nin hayatının trajikliği, sahneye başka hiçbir oyuncunun girmediği, tek kişilik bir gösteri, bir monodram olmasındandı. Bu oyunun perdeleri gözlerimizin önünde çığ gibi çökerken yalnız savaşçı, kaderin somurtkan gökyüzünün altında tek başına durur; yanında imdadına yetişecek biri, atmosferin stresini her daim orada olan şefkatiyle dindirecek bir kadın olmadan. Yaşadığı her şey içinde meydana gelir ve yankılarını da sadece o hisseder. Başlangıçta, kişiliğinin gölgesinde sızan az sayıdaki şahıslar onun kahramanca atılımına aptala dönmüş şaşkınlık ve korku dolu mimiklerle eşlik ediyor; bir süre sonra süzülürcesine uzaklaşıyorlar ve bir tehlikeyle karşı karşıyaymış gibi korkup kayıplara karışıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115856</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac426f43-c4aa-4ca1-a542-860b2bf7e0f5.jpg</image:loc>
            <image:title>Dede Korkut Hikayeleri (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Allah demeyince işler yolunda gitmez. Kadir Tanrı vermeyince er zenginleşmez. Ezelde yazılmasa kul başına kaza gelmez. Ecel vade ermeyince kimse ölmez. Ölen adan dirilmez, çıkan can geri gelmez. Bir yiğidin kara dağ gibi malı olsa. Nasibinden fazlasını yiyemez. Çağlayıp sular taşsa deniz dolmaz. Kibir eyleyeni Tanrı sevmez.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115857</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47e004a7-ed8a-40f1-ab10-71da44306d82.jpg</image:loc>
            <image:title>Notre Dame&apos;ın Kamburu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“On beşinci yüzyılda sık sık görüldüğü üzere şehre abartılı elbiseleriyle, büyük bir elçilik heyeti de gelmiş değildi. Son elçilik heyeti geleli iki gün oluyordu. Bu heyet, kralın büyük oğluyla Marguerite de Flandre&apos;nin evlenme işini karara bağlayacaktı. Hatta Bourbon Kardinalinin de, sırf kralın hoşuna gitmek için bu kaba saba Flamanları ağırlamak yedirip, içirmek zorunda kalacağından dolayı canı sıkılmıştı. 6 Ocak&apos;ta bütün Paris halkını ayağa kaldıran olay farklı bir şeydi. Çok eski zamanlardan beri birlikte kutlanan Krallar Günü ile Deliler Günü Bayramı o güne denk gelmişti, çifte bayram kutlanıyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115858</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/126f1948-0ca2-4d47-8c5b-ffc43d33168b.jpg</image:loc>
            <image:title>Değirmen (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?..
Görülecek şeydir o... Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı... Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar... Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115859</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8bc633ad-94bf-40ba-a115-4af36e971082.jpg</image:loc>
            <image:title>Oku, Zira Onu Yazdım Safahat&apos;tan Seçmeler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Bana sor sevgili okuyucu, Sana ben söyleyeyim,
Ne hüviyyette şu karşında duran şiirlerim:
Bir yığın söz ki, samîmiyettir ancak hüneri;
Ne sanat bilirim, çünkü, ne sanatkârım.
Şiir için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin gözyaşlarıdır bence bütün eserlerim!
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, diyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım!
Oku, şâyet sana bir hisli yürek lâzımsa;
Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa.
Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim,
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115860</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48385516-57b4-423e-83a1-176ba8381ff7.jpg</image:loc>
            <image:title>Demir Ökçe (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Yumuşak yaz esintisi sekoyaların arasından geçerken hışırtılar çıkarır ve Yabani- Su deresi yosunlu taşların üzerinde tatlı kadansları dalgalandırır. Güneş ışığında kelebekler var ve her yerden arıların uykulu uğultusu duyuluyor. Çok sessiz ve huzurlu, burada oturuyorum ve düşünüyorum, ama aynı zamanda huzursuzum. Beni huzursuz eden, bu sessizlik.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115861</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e3d5f1a-1232-43fb-9d03-1ecfea452b46.jpg</image:loc>
            <image:title>Palto (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir Rus devlet dairesinde… fakat hangi devlet dairesi olduğunu söylememek daha iyi olur. Rusya&apos;da bir devlet dairesinden daha rahatsız edici bir yer yoktur, bakanlıklardaki memurlar, mühürdarlar, alaylar, kısacası tüm devlet görevlileri; içlerinden biri herhangi bir suçlamaya maruz kalsa, bunu sanki çalıştığı daireye yapılmış bir saldırı olarak algılar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115862</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4cb7ded9-7584-400d-8616-789a1b71c82a.jpg</image:loc>
            <image:title>Denemeler ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kendimde değer verdiğim tek şey, hiç kimsenin kendinde eksik görmediği bir güçtür. Aklımı beğenerek her insanın, her gün yaptığı şeyi yapmış oluyorum. Kim kendini akılsız sayar ki? Böyle bir şey mantık açısından da mümkün değildir. Öyle bir sakatlık ki bu, onu kendinde gören, kendini de görmüyor demektir. Öyle bir illet ki bu, devası yoktur; ama hasta gözü kendine çevirip de bu illeti gördü mü illet dağılıverir; güneşin sisleri dağıtması gibi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115863</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b7d76d1a-e83b-47c2-bdf8-8e378c59f313.jpg</image:loc>
            <image:title>Peter Schlemihl&apos;in Acayip Macerası (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kazasız belasız fakat benim için pek yorucu olan bir deniz yolculuğundan sonra nihayet limana geldik. Sandal karaya yanaşır yanaşmaz ufak tefek eşyamı bizzat yüklendim ve kaynaşan halkı yararak, önünde bir tabela asılı duran ve karşıma ilk çıkan mütevazı bir binaya girdim. Bir oda istedim. Otelin hizmetçisi beni bir bakışla süzdü ve tavan arasına götürdü. Taze su getirttim ve Bay Thomas John&apos;u bulabileceğim yeri güzelce tarif ettirdim: “Şimal kapısının önünde, soldaki ilk köşk; büyük, yeni bir bina, kırmızı ve beyaz mermerden birçok sütunları var!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115864</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1327b359-91e3-44df-9926-fa45a2eba6c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Deniz Feneri (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>“Yarın hava iyi olursa, tabii ki” dedi Bayan Ramsay. “Fakat sabah erkenden kalkman gerekiyor” diye ekledi.
Bu sözler oğluna, sanki gezi kesinleşmiş, yıllardır beklediği mucize, bir gecenin karanlığı ve bir günlük sandal yolculuğundan gerçekleşmiş gibi aşırı keyif verdi. Altı yaşından beri bir duygusunu diğerinden ayırt edemeyen, gelecekteki ihtimalleri üzüntüsü ve sevinciyle elindeki âna yansıtan o gruba dahil olmuştu, fakat bu tür insanlar çocukluklarının erken dönemlerinde bile kasvet ya da üzüntünün üzerine düştüğü ânı ayırt edip yansıtma kabiliyetine sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115865</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4410082-e60a-422d-895b-7c7b9c8d65b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Pinokyo (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Evvel zaman içinde, konuşan bir odun parçası vardı. Kışın sobalarımızda yaktığımız türden, hepinizin çok iyi bildiği meşe ağacının odunuydu bu... Bir gün bu odun parçası, ihtiyar Marangoz Antonyo Usta&apos;nın dükkânına geldi. Çevresindekiler Antonyo&apos;ya “Kiraz Usta” derlerdi. İhtiyar marangozun burnu, her zaman olgun bir kiraz gibi kıpkırmızı ve pırıl pırıl olduğu için ona böyle sesleniyorlardı. Dükkânın bir köşesindeki odunu görünce, Antonyo Usta gülümsedi, yüzünü bir sevinç dalgası kapladı. Ellerini ovuşturarak odun parçasına doğru yürüyor ve kendi kendine şöyle mırıldanıyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115866</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76f099fd-0386-4265-8312-1af07bf84ce1.jpg</image:loc>
            <image:title>Divan Şiiri&apos;nden Seçmeler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bir kadehle bizi sâki gaman âzâd eyledi
Şâd olsun gönlü anın gönlümü şâd eyledi
Bende idi bunca yıllar kaddine serv-i revân
Doğrulukla kulluk ettiğiyçün âzâd eyledi
Husrev-i hûbân eden sen dilber-i şîrîn-lebi
Bîsütûn-i aşk içinde beni Ferhâd eyledi
Od ile korkutma vâ&apos;iz bizi kim lâ&apos;l-i Nigâr
Cânımız bizüm oda yanmağa mu&apos;tâd eyledi
İster isen mülk-i hüsn âbâd ola dâd eyle kim
Pâdişehler dâd ile mülkini âbâd eyledi
Hoca Denhâni</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115867</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fcc20f12-7308-40bd-95b3-62eecd0c0a9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Piyale (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>-Dönsek mi bu aşkın şafağından?
Gitsek mi ekâlîm-i leyâla?
Bizden daha evvel erişenler,
Ağlar bugün evvelki hayale…

-Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek,
Düştüyse gönüller bu melâle?
Bu eldir ufuklardan uzanmış
Zulmet bizi çekmekte visâle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115868</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/82b2ef6e-631d-4e04-aade-694f84d95289.jpg</image:loc>
            <image:title>Diyet ve Diğer Hikayeler ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Cabi Efendi, öyle her ihtiyar gibi, sabahtan akşama kadar evinde pineklemezdi. Vakıa yine ciddi bir işe elini sürmez: “Yiyeceğim var, içeceğim var! İş benim neme gerek?” derdi. Ama her sabah güneş doğmadan kendini sokağa atardı.
Yegâne merakı “dünyanın ahvalini” tetkikti! “Okuryazar” güruhundandı. Fakat bu faziletini hiç kullanmıyordu. Kütüphanelerin önünden geçerken kendini tutamaz: “İşte nâdanların akıl ambarı!” diye gülümserdi.
Mermer Tezgâh hikayesinden...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115869</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3adec550-2047-4a10-b497-314bf08eb677.jpg</image:loc>
            <image:title>Mustafa Kemal</image:title>
            <image:caption>BİR ASKERİ DEHA 
Asırlar boyu dünyaya yön vermiş, çağlar açmış çağlar kapatmış, dünyaya adalet ve hoşgörüyle hükmetmiş olan Türk Milleti için; “Osmanlı artık bitti. Türk’ü dize getirdik, esir ettik.” diyordu zalimler. Oysa onu esir etmek isteyenler, ondan korkusuna setler yapmışlar, sağlam kalelerin arkasına saklanmışlardı. 
“Geldiler Paşam, geldiler.” dedi Salih Bey umutsuzca. 
Mustafa Kemal en ufak bir şüphe duymadan, “Geldikleri gibi giderler nasıl olsa. Geldikleri gibi giderler…” dedi. 
Gücünü imanından alan, komutanlığını da Mustafa Kemal’in yaptığı bu milletin ordusu en son 9 Eylül 1922’de zalimleri Akdeniz’in sularına gömdü. 
Ezelden beri hür yaşamış ve hür yaşayacak olan bu millete zincir vurmak isteyenlere Türk Milleti şöyle sesleniyordu: 
“Geldiğiniz gibi gidin çöplüğünüze. Biz sağ oldukça, sizin payınıza hep kaçmak düşecek.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115870</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75cb0572-b2b3-4cf5-9cf2-d14c30d27ca8.jpg</image:loc>
            <image:title>Prens (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İnsanları imparatorluklarının hâkimiyeti altında tutmuş olan ve tutan tüm yönetimler, ya cumhuriyettir ya prenslik. Prenslikler ya kalıtsaldır ya da yenidir. Kalıtsal olanlar, uzun zamandır prenslerin ailelerine ait olanlardır. Yeniler ise, ya Milano ve Francesco Sforza için olduğu gibi tamamıyla yenidir, ya da İspanya Kralı ve Napoli Krallığında olduğu gibi onları ele geçiren prensin kalıtsal devletine eklediği üyeler gibidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115871</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/acc641f8-cc95-4753-8a7d-84f92eb04450.jpg</image:loc>
            <image:title>Romeo ve Juliet (CEP BOY9</image:title>
            <image:caption>Birbirinden soylu iki ev halkı,
Bu güzel Verona&apos;da açıyoruz sahnemizi,
Eski bir nefretten gelen kin,
Vatandaşların kanı vatandaşların elini kirletir.
Ölümüne düşman bu iki ailenin yavruları olarak
Bedbaht bir çift aşık doğar
Acınası talihsizlikleriyle
Büyüklerinin arbedelerini gömer toprağa.
Ölümleriyle mühürlenen aşk geçidi
Ve büyüklerinin bitmeyen öfkesi,
Çocuklarının son verdiği fakat ortadan kaldıramadığı,
Sahnemizin iki saatlik akışını oluşturacaktır;
Dikkatle dinlerseniz söylenenleri,
Kaçırdıklarımızı da yakalarsınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115872</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fca28825-f79e-4182-af41-8256ff8ba008.jpg</image:loc>
            <image:title>Dönüşüm (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Gregor Samsa bir sabah sıkıntılı rüyalardan uyanırken, yatakta çok ürkütücü bir verminous böceğine dönüştüğünü fark etti. Zırh sertliğindeki sırtına yaslandı ve başını biraz yukarı kaldırınca kahverengi, kavisli ve sert karnının yay benzeri bölümlere ayrıldığını gördü. Bu yükseklikten bakıldığında, üzerindeki battaniye neredeyse tamamen kaymaya hazırdı, yerinde duramazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115873</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/634812ef-ac19-4946-96dd-c8ad5a97f591.jpg</image:loc>
            <image:title>Dr. Jekyll ve Mr. Hyde (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Noter Utterson, kırk yılda bir olsun gülümsemeyen, ters yüzlü, söyleşisi soğuk olduğu denli kıt, tutuk bir adamdı. Pek duygulu değildi; zayıf yapılı, uzun boylu, donuk yüzlüydü. Ama bezgin görünmesine karşın yine de sevimli bir görünüşü vardı. Eş dost toplantılarında, hele şarap da sevdiği şaraplardan olursa, gözlerinde iyilik pırıldardı; bu yönü hiçbir zaman sözlerinden anlaşılmaz, ama şölenin sonlarında yüzünden okunmakla kalmaz, davranışlarında da daha belirgin görünürdü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115874</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c86ad199-2524-4616-8930-6f22f1546a59.jpg</image:loc>
            <image:title>Sahaf Mendel (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ülkenin ücra bir köşesine yaptığım ziyaretten Viyana&apos;ya yeni dönmüştüm, istasyondan eve doğru yürüyordum ki birden şiddetli bir yağmura yakalandım; öylesine şiddetliydi ki yoldan gelip geçenler alelacele kapı girişlerinin altına sığınmak zorunda kalmıştı ve ben de bu şiddetli yağmurdan kaçmanın yerinde olacağını düşündüm. Neyse ki başkentin hemen her köşesinde bir kafe vardır. Ben de şapkamdan damlayarak omuzlarımı sırılsıklam eden yağmurdan kaçıp en yakındaki kafeye yöneldim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115875</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee140411-e6e1-4540-a2f5-cf99108bfd35.jpg</image:loc>
            <image:title>Duka ile Karısı ( CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bu, Berlin Güzel Sanatlar Akademisi&apos;nin 1816 yılı Eylül&apos;ünde açtığı sergide ki bir tablonun ismiydi. Akademi azasından kıymetli ve gayretli C. Kolbe&apos;nin eseri olan resim, herkesi öyle bir sihirle kendine bağlıyordu ki, önü hemen hemen hiç boş kalmıyordu. Zengin, muhteşem elbiseler giymiş bir Venedik Dukası, yanında aynı derece bol süslenmiş karısıyla beraber, parmaklıklı bir avlunun önüne doğru ilerliyordu; kendisi kır sakallı bir ihtiyardı, bazen kuvvet, bazen zaaf, bazen gurur ve kibir, bazen mülayimlik ifade eden esmer kırmızı çehresinini acayip şekilde birbirlerine karışmış hatları vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115876</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6dab9d2-07dd-4f33-913c-285dcb2c99f7.jpg</image:loc>
            <image:title>San Domingo&apos;da Bir Nişanlanma (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>San Domingo Adası&apos;nın Fransızlara ait olan kısmındaki Port au Prince civarında, bu yüzyılın (19. Yüzyıl) başlarında, siyahların beyazları öldürdükleri sırada, Monseieur Guillaume de Villeneuve&apos;ün fidanlıklarının bulunduğu çiftlikte Congo Hoango adında ihtiyar korkunç bir zenci yaşıyordu. Afrika&apos;nın Altın Sahili&apos;nden getirilmiş olan ve gençliğinde sadık, dürüst tabiatlı görünen bu adam, Küba&apos;ya giderlerken bir kere canını kurtardığı için efendisinden sonsuz iyilikler görmüştü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115877</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2d886dfd-1c79-4fd5-8ad4-26ccb7774752.jpg</image:loc>
            <image:title>Satranç (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Gece yarısı New York&apos;tan Buenos Aires&apos;e hareket etmeye hazırlanan büyük yolcu gemisine son saatin olağan hareketliliği hâkimdi. Soğukkanlılıkla güvertede gösterisini sergileyen orkestranın yanı sıra, karada arkadaşlarını yolcu etmek için biriken kalabalığın itişip kakışması, bekleme salonlarında bir o tarafa bir bu tarafa koşuşturarak yolcu isimlerini anons eden kasketli görevliler, çiçek buketleri, oradan oraya sürüklenen bavullar ve merdivenlerden merakla bir aşağı bir yukarı koşuşan çocuklar göze çarpıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115878</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1256934-1172-4726-bd47-007118054cc4.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermiş (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Seçilmiş ve sevilen, kendi gününün şafağı El-Mustafa, on iki yıl Orphalese şehrinde gemisini bekledi. Gemi ona geri dönecek ve kendisini doğduğu adaya geri götürecekti. On ikinci yılda, eylülün yedinci gününde, hasatın olduğu ay, kent surlarının dışındaki tepeye tırmandı ve denize doğru baktı… Ve sislerin arasında ilerleyen gemisini gördü.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115879</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/973c5894-b991-416e-a67a-7f24fb8effe3.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaş Sanatı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sun Tzu diyor ki: Savaş, devlet için hayati bir öneme sahiptir. Ölüm-kalım sahasıdır. Devletin muhafazası ve bekası savaşa bağlıdır. İyi bir şekilde hesaplanması gerekir. Savaş üzerine ciddi hesaplamalar yapmamak, devletin muhafazası ve bekası için kayıtsız kalmak demektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115880</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0203d64c-9a1e-4f4f-8b0b-b130b1131bba.jpg</image:loc>
            <image:title>Seksen Günde Dünya Turu (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1872 yılında, Burlington Gardens’ın Saville-row sokağındaki 7 numaralı evde – 1814’te Sheridan, bu evde ölmüştü- her ne kadar dikkat çekmek için hiçbir çaba göstermese bile, Londra Reform-Kulüp’ün en eşsiz ve en göze çarpan üyelerinden Phileas Fogg oturuyordu. İngiltere’yi şereflendiren en büyük hatiplerden birinin yaşadığı bu evde artık Phileas Fogg yaşamaktaydı. İngiliz yüksek sosyetesinin bu en yakışıklı beyefendisi, çok nazik bir olmasının yanında hakkında pek bir şey bilinmeyen esrarengiz bir adamdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115881</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67b22e71-00fe-4e5a-b062-2d51d03fc68d.jpg</image:loc>
            <image:title>Sergüzeşt (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Rusya kumpanyasının Batum&apos;dan gelen bir vapuru Tophane&apos;nin önüne yanaştığı zaman denizin üzerinde sabırsızlıkla bekleyen birkaç kişi, sandallardan vapurun içine doğru atılmışlardı. Bunlardan biri uzun boylu, geniş omuzlu, seyrek siyah bıyıklı, etekleri ayaklarına kadar uzun, beli oldukça dar bir Çerkez paltosu giymişti. Başında kendi milletinin kalpağı, elinde gümüşlü bir kırbacı olan Çerkez&apos;e, “Hoş geldiniz. Cariyeler nerede?” diye sordu.
“İşte burada…”
“Kaç tane?”
“Üç…”
“Güzel mi?”
Çerkez, esirlerden birini göstererek, “Şu mavi gözlere bak! Bir paşa buna hazine verir.” dedi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115882</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58adc63e-66ae-43e6-a3dc-dbd884f36ec0.jpg</image:loc>
            <image:title>Eylül (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Salonda, bahçedekilerin kahkahaları işitilebiliyordu. Süreyya canı sıkılanlara özgü bir tahammülsüzlükle, “Çılgın kız!” diye söylendi. Balkona açılan büyük kapıdan parmaklığa dayanmış, dışarıya baktığı görülen karısı dönüp, “Ama bu gece hava ne güzel!” dedi. Bu nisan gününün saat on birde başlayan yağmuru, yarım saat sonra dinmişti; nemli bir yeşilliğin üstünde şimdi altın gibi incileriyle lacivert gökyüzü titriyordu; topraktan, ağaçlardan yayılan nemli havada yoğun bir tesir vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115883</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b40310b6-9a40-4532-ae1d-d58f2bffd327.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Baskerville Tazısı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Sabaha dek uyumadığı o pek de seyrek rastlanmayan durumların haricinde daima geç kalkan Bay Sherlock Holmes, kahvaltı masasında oturuyordu. Bense şöminenin önündeki kilimin üzerinde dikilmiş, elimde dün geceki misafirimizin unuttuğu bastonu tutuyordum. Kaliteli, sağlam bir ağaçtan yapılmış, ampule benzer başlığı olan bir bastondu bu; savunma silahı olarak kullanılan türden bir baston. Başlığın hemen altında, neredeyse 2.5 santim kalınlığında gümüş bir şerit vardı. Üzerine, 1884 tarihiyle birlikte, “Cerrahlar Heyeti Üyesi James Mortimer&apos;a, C.C.H.&apos;daki dostlarından” yazısı kazınmıştı. Tam da eski moda aile”.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115884</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/930a9e11-4ec2-4ca4-909f-4ca3a16ea33e.jpg</image:loc>
            <image:title>Falaka (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Ben bu korkuyu yarım asır önce, şehirde yarı yarıya kaplamış yaygın bir durumda, görüp yaşadım. Çocuklar, hem gittikleri mektebin hocasından, hem de başka bir mektebin hocası olduğunu bildiği kişiden korkardı. Bana öyle geliyor ki her mektebin kalfasından, kapıcısından, amincibaşısından da... Annenin: Hafızından da korkarlardı. Çocuklar azıcık büyüyünce annelerin yakınması başlardı:
“Hiç olmazsa gündüzleri başımdan gitsin. Bıktım bu oğlanın elinden. Ne durmasını bilir ne de oturmasını!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115885</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c87df7d-f890-4231-be40-c8c286eb5e39.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Bohemya&apos;da Skandal (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Sherlock Holmes ona sadece “O kadın” diyor, onun hakkında başka da bir ifade kullanmıyordu. Holmes&apos;e göre, kadınlığını her yönüyle kullanan tam bir kadındı. Irene Adler, Holmes&apos;un ‘O kadın&apos; dediği kadındı ve Holmes ona karşı sevgi gibi bir duygu beslemiyordu.
Böyle bir duygu, Holmes&apos;un soğuk, herkesin mükemmel olmasını isteyen, hayranlık uyandıracak kadar dengeye sahip olan zihnine çok uzaktı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115886</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29ec73c4-7804-4603-ba87-a9abfc09f7f4.jpg</image:loc>
            <image:title>Frankfurt Seyahatnamesi (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Bu bir hastanın yol notları, rüzgârlı, karanlık bir sonbahar gecesiyle başlar.
İstanbul&apos;un denizini sinirli, ufuklarını mürekkep gibi siyah ve Üsküdar taraflarının göklerini uzak bir yangının hafif kırmızılıklarına boyanmış bıraktım. Onun için zifiri bir karanlıkta tren Sirkeci&apos;den ayrılırken sinirlerim iyi değildi. İnsan, geceleyin nasıl yola çıkmaya cesaret eder? Bunu, bir köşesinde büzülüp kaldığım kompartımanımda siyah siyah düşünmeye koyuldum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115887</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f4f7967b-c2ef-4895-87a7-6ddbe34ad401.jpg</image:loc>
            <image:title>Felatun Bey İle Rakım Efendi (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Felâtun Bey&apos;i tanır mısınız? Hani şu Mustafa Merakî Efendizâde Felâtun Bey! Galiba tanıyamadınız. Kendisi pek tanınacak biridir. Mustafa Merakî Efendi Tophane&apos;nin Beyoğlu&apos;na yakınca bir mahallesinde oturur. Oturduğu mahalleyi açıkça söylemek pek münasip olmaz, anladınız ya! Şimdilik bu kadarıyla kifayet ediniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115888</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20435d1c-f30a-4643-b531-1a1b5b755308.jpg</image:loc>
            <image:title>Gezgin (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Pelerinli, bastonlu ve yüzünde acı maskesi olan bu adamla kavşakta karşılaştım. Birbirimizle tanıştık, ben ona “Evime gel ve misafirim ol.” dedim. Geldi. Karım ve çocuklarım bizi eşikte karşıladı, adam onlara gülümsedi ve onlar da adamın gelişine memnun oldular.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115889</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbd11de9-f2f8-4ccd-81ae-ce61c6229efa.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Werther&apos;in Acıları (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Ne kadar mutluyum gitmekten bir bilsen! Aziz dostum, insan kalbi ne tuhaf bir şey! Öylesine çok sevdiğim ve hiç ayrılamadığım senden, şimdi ayrıldığıma sevinmek! Yaşadığım diğer bütün ilişkilerimin benimki gibi bir kalbi ürkütmesi kaderin bir cilvesi değil de nedir? Zavallı Leonore! Yine de benim bunda bir suçum yok. Kardeşinin cilveleri gönlümü hoş ederken onun bana bağlanmasına engel olabilir miydim? Ancak yine de tamamen suçsuz muyum? Ben de onun duygularına karşılık vermedim mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115890</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/933d43c4-850d-4801-a500-b5a8e8b0d688.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Dörtlerin Yemini (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Gördüklerim sinir bozucuydu. Sherlock Holmes, şöminenin rafının köşesinden şişesini ve küçük bavulundan deri altı şırıngasını aldı. Uzun, beyaz, asabi parmaklarıyla ince iğneyi yerine taktı ve sol kolunu didikledi. Kısa bir süre boyunca gözleri, düşünceli bir şekilde, her tarafı iğne izleriyle nokta nokta, çizik çizik olan sıvalı koluna takıldı. Nihayet, iğneyi damara batırdı, ince pistona bastırdı ve uzun bir oh çekerek kendini kadife kaplı koltuğa bıraktı. Bu gösteriye aylardır günde üç defa tanık oluyordum; yine de zihnim bir türlü bu duruma alışamamıştı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115891</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2af03330-4bc8-4b0a-abbe-ffd8179f0b29.jpg</image:loc>
            <image:title>Goriot Baba (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Madam vauquer, genç kızlığında da Coflens ismini taşıyan ve Paris&apos;te, Quartier-Latin ile Saint-Marcel arasındaki Yeni Saint-Genevieve Sokağı&apos;nda, orta tabakadan insanlara has bir pansiyonu kırk yıldır çalıştıran bir kadındır. Vauquer Evi adıyla anılan bu pansiyon, insanları genç, yaşlı ayırdetmeden kabul eder, ancak bu pansiyonun bu nedenle, ciddiyetine ve şerefine karşı tek bir kötü söz söylenmemiştir. Otuz yıldır burada genç biri görülmemiştir ve bir delikanlının burada oturması için ailesinin kendisine en az bir aylık vermesi yeterlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115892</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c65b454b-5ca7-4d4a-8384-fc9112e172b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Kızıl Dosya (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1878 yılında Londra Üniversitesi Tıp Fakültesi&apos;nden mezun oldum ve ordu cerrahlarına şart koşulan kurstan geçmek için Netley&apos;e gittim. Kursu tamamlayınca, vakit kaybetmeden Nort-humberland 5. Piyade Alayı&apos;na atandım. Alay o zamanlar Hindistan&apos;a konuşlandırılmıştı ve daha ben katılamadan Afgan savaşı patlak verdi. Mumbai&apos;ye indiğimde, birliğimin hâlihazırda askeri hatları geride bıraktığını ve düşman ülkesinin tam ortasında olduğumu öğrendim. Bununla birlikte, benimle aynı durumda olan birçok başka subayı takip edip alayımı bulduğum Kandahar&apos;a sağ salim ulaştım ve vakit kaybetmeden yeni görevime başladım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115893</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2b0bf75e-119f-4134-ac0a-0388806ae1d5.jpg</image:loc>
            <image:title>Gömülü Şamdan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>455 yılının güzel bir haziran günü Circus Maximus&apos;ta iki uzun Herul ile sürü hâlindeki Hyrkanyalı yaban domuzları arasındaki savaş kanlı bir sona ermiş, öğleden sonra saat üç civarı alandaki binlerce seyircide huzursuzluk baş göstermişti. İlk başta sadece imparatorun mevkiine yakın oturanlar fark etmişti bir şeyin eksik olduğunu. Uzun ve zahmetli bir yolculuk sonrası üstü kir pas içindeki bir süvari, iki tarafı heykellerle süslenmiş merdivenlerden inmiş ve çevresi saray memurlarıyla sarılmış İmparator Maximus&apos;un yanına sokulmuştu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115894</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90cd215e-f083-4cd0-b05c-763eb5bae603.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Korku Vadisi (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Bana öyle geliyor ki...” dediğim anda Sherlock Holmes, “Bunu yapmalıyım,” diyerek sözümü ağzıma tıkadı.
Holmes&apos;un genel tavrıydı bu, yine de sözümün bu şekilde kesilmesinden rahatsız oldum.
“Biliyor musun Holmes, bazen çok kabalaşıyorsun,” dedim kırgın bir sesle. Ama öylesine dalgındı ki, benim sitem dolu sözlerimi duymadı bile. Henüz başlamadığı kahvaltısı önünde, koluna yaslanmış bir şekilde, biraz önce zarftan çıkarttığı kâğıda bakıyordu. Sonra zarfı alarak ışığa doğru tuttu ve içini dışını dikkatlice inceledi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115895</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0836b4b-fa7f-4839-8b29-d693f8342ef8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Mahkumların Gemisi (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Burada bazı gazeteler var,” dedi dostum Sherlock Holmes, bir kış akşamı birlikte ateşin başında oturmuş konuşurken. “Sanırım ilgini çeker Watson. Bu sıra dışı Gloria Scott vakasıyla ilgili bazı belgelerden bahsediyor. Sulh Hâkimi Trevor&apos;ın okuyunca dehşete kapıldığı bir mesajı yayımlamışlar.”

Çekmeceden biraz yıpranmış bir rulo çıkararak bandını açtı ve gri kâğıda yazılı bir mesaj çıkartarak bana uzattı.

“Oyun için biletler bitti. Bildiğin gibi Hudson erken davranarak gereken her türlü şeyi bulup hizmetçiye anlatmış. Yine de çabuk olmak şart. Kaç keredir söylüyorum. Kurtul şu tembellikten.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115896</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39cf4bef-40e8-4390-86d8-1af367946a9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Gulyabani (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>“Bu saf, muhterem kadın, kınalı saçlarının üzerine kundakladığı çimeni tırtıl oyalı koyu şarabî renk yemenisiyle parlak dikişli lacivert lahuraki&apos;den geniş hırkasıyle etrafı kırmızı kaytan çevrili aba mestleriyle hala gözümün önündedir. Çocukluğumda, o zaman, yaşı altmışı geçkindi. Ama yuvarlaklıkları ortalarına doğru eğri büğrü olmuş porsuk kaslarının üzerine rastık şerbeti gezdirmek gerdanda, yanakta renksiz kalmış eski benlerini tazelemek, kirpiksiz göz kapaklarını sürmeyle gölgelendirmek alışkanlığını hoppalıktan emekliye ayrıldıktan sonra bile hala ayak diriyordu. “</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115897</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5942835e-7dc8-42b9-a832-517aa4b2dcd9.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Mavi Yakut (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Evleneli henüz birkaç ay olmuştu. Sıcak bir yaz akşamında şöminemin başında oturup günün son piposunun eşliğinde bir roman okumaya çalışıyordum. Çok yorucu bir gün geçirmiştim ve uyumamak için kendimi zor tutuyordum. Karım üst kata çıkmıştı bile. Hol kapısının kilitlendiğini duyduğumda hizmetçilerin de yataklarına çekildiklerini anlamıştım. Koltuğumdan kalkmış, pipomun küllerini boşaltıyordum ki birden kapının zili çaldı. Saate baktım. On ikiye çeyrek vardı. Bu kadar geç saatte gelen biri, misafir olamazdı. Herhalde bir hasta, belki de bütün geceyi ayakta geçirmemi gerektirecek bir yaralıdır diye düşündüm. Yorgun bir suratla hole çıkıp kapıyı açtım. Kapıda duran Sherlock Holmes&apos;ten başkası değildi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115898</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec909e4c-8a2e-452d-a893-bb7200225008.jpg</image:loc>
            <image:title>Gurebahane-i Laklakan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>On, on beş sene evvel, bir tatil haftasını geçirmek için Bursa&apos;ya gitmiştim. Üç dört saatlik hazin, kirli, eğlencesiz bir vapur seyahatinden sonra, ovalar içinde iri bir tırtıl ağırlığıyla sürüklenen ufak bir şimendifer, beni aynı günün akşamında, karanlık bir duvar gibi semalara kadar yükselen Keşiş&apos;in eteğindeki yeşil şehre bırakmıştı. O sırada İstanbul&apos;un okur-yazar gençler arasında “mimarî” bir milliyetperverlik hüküm sürüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115899</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a76468b-9e91-4b5f-95b0-77c0b5b8f05c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sherlock Holmes-Zümrüt Taç (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Evliliğimi takip eden temmuz ayı, üç ilginç olayın gerçekleşmesiyle akıllardan silinmeyecek bir hâl aldı. Bu dönem, Sherlock Holmes&apos;la beraber olma ve metotlarını inceleme fırsatı bulduğum bir zamana denk geliyordu. Meydana gelen bu olayları, ‘İkinci Leke&apos;, ‘Kayıp Antlaşma&apos; ve ‘Yorgun Kaptan&apos; başlıklarıyla kaydetmiştim. İçlerinden ilki, önemli hisseler ve Krallığın önde gelen aileleriyle o denli iç içe ki daha yıllar boyunca halka açıklanması mümkün olmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115900</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4aa52beb-c0b9-4c72-8302-4ae3398ce6b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülnihal (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Gülnihal - Güzel kızım! Tekrar söylüyorum: Muhtar Bey canını korusun. Korumazsa başına kötü şeyler gelir. Vallahi gelir. Billahi gelir! İsmet - Neler söylüyorsun kadın, yoksa çıldırdın mı? Ben, daha dün konaktaydım. Hanımefendi gayet iyiydi ve ferahlık yüzünden akıyordu. Dudakları tebessümle aydınlanıyordu. Gönlü ne hoştu. Görmedin mi, oğlu ne kadar rahatmış, ne kadar mutluymuş, hepsini bir bir anlatıyordu. Duymadın mı? Sense tutturmuşsun Muhtar&apos;ın canına kıyacaklar diyorsun. Cana kıymak isteyen bir kişinin suratı öyle güleç olur mu?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115901</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34c5e322-e4d2-434c-88ac-b6d0318a826a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sırça Köşk (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Vapur Doğu Akdeniz limanlarından birine yaklaştığı zaman ortalık kararmaya başlamıştı. Güneşin biraz evvel battığı, denizle bulutların birbirine karıştığı yerde katmer katmer turuncu yığınlar, bunun karşısında, Torosların üzerinde ise, karlı tepeleri saran al al tüller vardı. Vapur kısa, kaim bir şeydi. Kıçı pek suya batmış, burnu pek havaya kalkmış gibi yürüyordu. Elli beş yaşındaki makine, kendisiyle aynı yaşta olan tekneyi, sıtmaya tutulmuş gibi zangır zangır titretiyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115902</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c875356-6093-415d-bd66-337ea6d01812.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Ağa (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Hacı ağa her zamanki gibi bastonunu yere vura vura sofayı bir uçtan bir uca gezip keskin bakışlarıyla etrafındaki her şeyi iyice gözden geçirdi. Biraz söylendikten sonra ince devetüyü abasını sedirin üzerinden alıp, yalpalaya yalpalaya karanlık koridoru geçerek avluya girdi. Biraz yürüdü ve avlunun karşısında yer alan mindere oturdu. Gırtlağını iyice temizledi ve abasının eteğini dizlerine doğru çekti. Şalvarının paçası ile kirli meshleri arasındaki tombul ve kıllı ayak bilekleri kısa bir süreliğine abasının eteği içinde gözden kayboldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115904</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a3fa8d42-01fd-4564-a65b-a19f8a6fcf49.jpg</image:loc>
            <image:title>Hölderlin (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>On dokuzuncu yüzyılın başlarında, gençlik değerli görünmüyordu. Yeni ve ateşli bir nesil yükselmişti. Gelenekleri yerle bir olmuş Avrupa&apos;da, cesur ve gayretle, dört bir yandan daha önce benzeri görülmemiş bir özgürlüğün şafağına doğru yürüyorlardı. Devrimin borazanları onu uyandırmıştı ve baharda neşe ile dolup kuvvetli bir inançtan ilham almışlardı. Camille Desmoulins, otuz yaşına gelmeden önce kuvvetli bir hareket ile Bastille&apos;i yerle bir etmişti; ondan sadece bir ya da iki yaş büyük olan Arraslı avukat Robespierre, kanun hükmünde kararnamelerinin gücü ile kralların ve imparatorların titremesine neden olmuştu; ufak bir teğmen olan Korsikalı Bonaparte, kılıcı ile Avrupa&apos;nın sınırlarını kendi istediği gibi şekillendirmiş ve dünyanın en harika tacını ele geçirmişti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115905</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ea72d715-01fb-4b0e-9cbb-2659356f99e0.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimizdeki Şeytan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Öğleden evvel saat on birde Kadıköy&apos;ünden Köprü&apos;ye hareket eden vapurun güvertesinde iki genç yan yana oturmuş konuşuyorlardı. Deniz tarafında bulunanı şişmanca, açık kumral saçlı, beyaz yüzlü bir delikanlı idi. Bağa bir gözlüğün altında daima yarı kapalı gibi duran ve eşya üzerinde ağır ağır dolaşan kahverengi miyop gözlerini vakit vakit arkadaşına ve solda, güneşin ziyası altında uzanan denize çeviriyordu. Düz ve biraz uzunca saçları, arkaya atılmış olan şapkasının altından dökülerek sağ kaşını ve gözkapağının bir kısmını örtüyordu. Çok çabuk konuşuyor ve söz söylerken dudakları hafifçe büzülerek ağzı güzel bir şekil alıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115906</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0085d1b9-4301-4d6c-a33c-9ed6c5647a50.jpg</image:loc>
            <image:title>Taaşşük-ı Talat ve Fitnat (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Aksaray&apos;da, ufacık bir oda... Gösterişli değil ama pek temiz döşenmiş bir odada, yüzünde bir güzellik ve cazibenin harabeleri görülen elli elli beş yaşlarında bir kadın minder üstüne oturup bir şey dikiyordu. Gözü dikişte, eli iğnede, ama zihni başka yerde olup bir şey düşünüyor ve düşündükçe hüzünlenip kederlenir gibi görünüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115907</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26bf8aaf-3c00-416d-97f2-585d8fe13361.jpg</image:loc>
            <image:title>Şehir Mektupları (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Ne dersiniz? Baharın saadetli günleri, birbiri ardı sıra gelen yağmurlarla doğal tazeliğini kaybetmiş, sümbülleri perişan, ruhları solgun, ağlamış güzel bir bakireyi andırırdı. Her sabah gül dalında şebnem arayışıyla gizli manalar peşindeki şairlerimiz galiba erkenden sicim gibi düşen yağmura tutularak bu akla gelenleri yok eden kırbacın etkisiyle bütün bütün dilsiz oldular.
Bu sene çaresiz bülbülü dinleyemedim, taze bir gül koklayamadım diye üzüntülerini belirten şairin birine sonbaharı tavsiye ettim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115908</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec884feb-3051-400b-ba76-e90e1f140ef8.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsancıklar (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>Benim eşsiz varvara alekseyevna&apos;m! Dün çok mutlu oldum, daha fazla olunamayacak kadar çok mutlu oldum! İnatçı birisi olmanıza rağmen hayatınızda en azından bir kez olsun bana kulak vermişsiniz. Akşam sekizde uyandım (bilirsiniz, işten döndüğümde birkaç saat uyumayı severim), bir mum aldım, kâğıdımı ve kalemimi hazırladım; sonra aniden, bir tesadüf sonucu gözlerimi yukarı çevirdim. O an kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı! Ne istediğimi, kalbimden ne geçtiğini tamamen anlamışsınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115909</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96d843d8-0aa0-4156-bc9a-8ff55f581161.jpg</image:loc>
            <image:title>Tiryaki Sözleri (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Düşenlerin çevre, tabii düşmanıdır. Herkesi ancak ikbal devrinde görün!
“
Neleri bilmediğini bilen çoktur. Güçlük, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir.
“
Cahil halkın her kusurundan toplumu üst tabakası sorumludur!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115910</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/374faabc-fc7c-4269-9143-e8fc7bf6ebb5.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanlık Tarihinin Yıldızının Parladığı Anlar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hiçbir sanatçı, bir günün yirmi dört saati boyunca yaratıcı değildir; büyük ve kalıcı olacak işlerini yalnızca ilham gelen o nadir anlarda üretmeyi başarır. Tüm zamanların en iyi yazarı ve oyuncusu olarak takdir edebileceğimiz tarihin kendisi bile, kesinlikle her daim yaratıcı olmamıştır. Goethe&apos;nin büyük bir saygıyla “Tanrı&apos;nın gizemli atölyesi” olarak adlandırdığı tarih içinde de bile pek çok önemsiz ve sıradan olay mevcuttur. Hayatın ve sanatın her yerinde olduğu gibi, asla unutulmayacak olan olağanüstü anlar az sayıda ve seyrektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115911</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4348bedc-0a2d-4e87-bdb8-2f10af06bcf7.jpg</image:loc>
            <image:title>İntibah (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Bahar günleri, bu köhne dünyanın gençlik neşesinin sabahıdır. Ki bahar gelince toprağın her tarafı baştan aşağı tazelenerek “yuhyil arza ba‘de mevtihe” sırrı ortaya çıkar. O kuru kuru ağaçlar, mahşere tesadüf etmiş, dirilen insanlar gibi, yeniden hayat bulmaya başlar. O zaman tazeliklerine dikkat edilse, ibret bakışıyla vücutlarına yayılan hayatı görmek mümkündür. Öyle bir hâl ki, en küçük nebatın gelişmesine bakılsa dünyanın her zerresinde bir ruh peyda oluyor zannedilir. Kırlarda kendini gösteren ruhani zevk, neşenin vücut bulmuş hâlidir denilse abartı olmuş sayılmaz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115912</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1258f3e-e635-4676-b676-61087a219f61.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Damla Kan (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Dün Odamı Ayırdılar. Müdür yardımcısının söz verdiği gibi şimdi bütün tedavilerimi olursam, haftaya özgür kalacak mıyım? Hasta mıydım ki? Bir yıl boyunca ne kadar yalvarıp kâğıt ve kalem istediysem de kimse bu yalvarışlarıma kulak asmadı. Sürekli kendi kendime elime kâğıt kalem geçirirsem yazacak pek çok şeyimin olduğunu düşünüyordum.
Fakat dün, istemediğim halde bana kâğıt ve kalem getirdiler. Nihayet sahip olmayı çok istediğim ve onca zaman beklediğim şeye kavuştum!... Ama ne fayda! Dünden beri ne kadar düşünsem de yazacak bir şeyim yok. Sanki birisi elimi tutmuş veyahut kolum hissizleşmiş gibi. Şimdi bakıyorum da kağıtlara karaladığım onca karışık ve dağınık notların arasında, yalnız bir cümle okunabiliyor: Üç Damla Kan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115913</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cef86f25-5fa8-4095-a8d5-3a4ad32c21f1.jpg</image:loc>
            <image:title>Üç Romantik Hikaye (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Kazasız belasız fakat benim için pek yorucu olan bir deniz yolculuğundan sonra nihayet limana geldik. Sandal karaya yanaşır yanaşmaz ufak tefek eşyamı bizzat yüklendim ve kaynaşan halkı yararak, önünde bir tabela asılı duran ve karşıma ilk çıkan mütevazı bir binaya girdim. Bir oda istedim. Otelin hizmetçisi beni bir bakışla süzdü ve tavan arasına götürdü. Taze su getirttim ve Bay Thomas John&apos;u bulabileceğim yeri güzelce tarif ettirdim: “Şimal kapısının önünde, soldaki ilk köşk; büyük, yeni bir bina, kırmızı ve beyaz mermerden birçok sütunları var!”
Peter Schlemihl&apos;in Acayip Macerası&apos;ndan.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115914</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60baa4fb-3892-4c40-8125-33cb99d17615.jpg</image:loc>
            <image:title>İşitin Ey Yarenler Yunus Emre&apos;den Seçme Şiirler (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Aşktan dava kılan kişi hiç anmaya hırs u hevâ
Aşk evine girenlere ayruk ne meyl ü ne vefa
Gerçek âşık olan kişi anmaya dünya ahiret
Âşık değildir ol kişi yürüye izzeti kova</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115915</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1d90501-0b7d-49af-bdc0-efa42b61de8b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ütopya (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hükümdar olmak için gereken bütün özelliklerle donatılmış İngiltere kralı VIII. Henry ile saygıdeğer Kastilya prensi Charles arasında ufak tefek anlaşmazlıklar olmuştu, bu yüzden kralın elçisi vasfıyla aralarındaki meseleleri görüşmek ve çözmek için Flandra&apos;ya gönderilmiştim. Yanıma da refakatçi olarak kralın, herkesin alkışları eşliğinde temyiz mahkemesi başkanı tayin ettiği o eşsiz insan Cuthbert Tonstal vardı. Kişinin arkadaşının kendisini övmesi pek de güvenilir olmayacağından değil de, kendi iliminin ve erdemlerinin hakkını veremeyeceğim ölçüde beni aşmasından dolayı kendisi hakkında birşey söylemeyeceğim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115916</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d400faf0-5880-4593-9726-0425ca2689bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Karabibik (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Karabibik bugün erken kalkmış idi. Tarlasına harım çekmek için dün Matarlı tepelerinden kestiği pırnal fidanı dalları harman yerinde koca bir yığın halinde durmaktaydı. Sağ elinde ağzı çentikli bir tahra bulunmakta olup geçen seneden beri nataslı duran tarla içinde ağır ağır adımlarla bu yığına doğru yürümekteydi. Ayağındaki iri, kalın pençeli, sökük yemenileri büyük bir zahmetle sürüklemekte...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115917</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbe1933a-d22a-4abd-8125-06d5dfc929d8.jpg</image:loc>
            <image:title>Vadideki Zambak (Cep Boy)</image:title>
            <image:caption>“Söylediklerine boyun eğiyorum... Onun bizi sevdiğinden daha fazla bizim kendisini sevdiğimiz kadının bu özel konumu, mantığın kurallarını bize tamamen unutturmaktadır. Yüzünüzde küçücük bir çizginin bile oluşmasını önlemek için, küçücük bir reddedişten kaynaklanan acılı dudaklarınızdaki hüzün hâlini görmemek için her türlü mucizeleri yaratıp uzaklıkları aşar gelir, kanımızı akıtır ve geleceğimizi yok sayarız. Hemen geçmişimi öğrenmek istiyorsun, al işte geçmişim.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115918</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2c1c925-a7d0-41f6-8d6e-c6773f966b39.jpg</image:loc>
            <image:title>Katip Bartleby (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Yaşını Başını Almış Bir Adamım Ben. Son otuz yılda, yaptığım işin tabiatı gereği bir grup sıra dışı ve şahsına münhasır insanla sıradanın ötesinde bağlantım oldu. Bildiğim kadarıyla bu insanlar hakkında henüz hiçbir şey yazılıp çizilmedi: Hukuki metinleri yazıya geçirenlerden bahsediyorum yani kâtiplerden. Pek çoğuyla iş gereği veya özel olarak tanışıklığım oldu. Eğer istersem iyi tabiatlı bir beyefendiyi gülümsetecek veya narin, hassas yüreklileri ağlatacak hikâyeler anlatabilirim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115919</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08b27bdf-7b19-40ba-bf3b-3ef01f5c565e.jpg</image:loc>
            <image:title>Vatan Yahut Silistre (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Perde I
(Perde açılınca kenarı sokağa bakan bir oda görünür. Zekiye, Arnavutluk&apos;a özgü düzgün giysisiyle mindere uzanmış, elinde bir kitap, önünde bir mum. İslâm Bey de sokakta gezinir.)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115920</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac5f28b8-9ab8-4e9b-b339-8ebf65dd3009.jpg</image:loc>
            <image:title>Kelile ve Dimne (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>“Bundan uzun zaman önce, Çin&apos;de Hümayun Fal adında bir padişah hüküm sürüyormuş. Epey zengin bir halkı varmış. Saltanatında adaleti hakkıyla yerine getirdiği gibi, ilim ve irfan sahibi olduğundan, ilim ve basiret erbabıyla de sohbet etmeyi severmiş. Haceste Ray isminde bir veziri varmış. Büyük ya da küçük konularda verdiği emirler her zaman doğru ve isabetli çıktığından, Padişah, her konuda vezirinin düşüncesini sorarak karara varırmış. Böylece, Haceste Ray velinimetinin daha çok gözüne girer, övgüsünü kazanırmış.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115921</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dceb8fff-edec-45a6-86f0-9df5acc827c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakıcı Sır (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Lokomotifin düdüğü kısık kısık öttü; Semmering&apos;e varılmıştı. Kara vagonlar, tepelerin gümüşe çalan gölgelerinde bir dakika mola verirken birkaç insanı dışarı attı ve diğer birkaçını da yutuverdi. Sinirli sesler bir o tarafa bir bu tarafa gidip geldi, sonra tekrar makinenin ön kısmından düdüğün kısık sesi duyuldu. Kara vagon, zincirini tünelden aşağı takır tukur sesler çıkararak sürükledi. Gerilmiş gibi görünen ve arka plandan, ıslak rüzgârla pırıl pırıl serilmiş olan manzara, alabildiğine uzanıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115922</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98ea3c68-5019-4f04-ba53-c17015ab1049.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendileriyle Savaşanlar Hölderlin-Kleist-Nietzche (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Tıpkı bir önceki eserim Üç Usta&apos;da olduğu gibi, bu eser de hayal gücü kuvvetli üç yazarın düşünsel kardeşliklerini, bu önemli birliği gereksiz somutluktan uzak ya da mecazi bir benzetimin ötesine geçmeden sunuyor. Ben, manevi dünyaları sınırlayacak katı formüller aramıyor, bilakis ruhsal dünyada olup bitenleri açıklıyorum. Şayet kitaplarımda bu türden düşünce biçimlerini özenle bir araya getiriyorsam, bunu sadece tablosunu ışığın ve ters ışığın bu tarz analojileri öne çıkarması amacıyla tablosunu belli bir odaya asmayı seven bir ressam edasıyla yapıyorum. Benim için mukayese, her zaman besleyici, daha doğrusu biçimlendirici bir araç olarak görülmüştür ve herhangi bir kısıtlama olmadan uygulanabildiği için onu kullanmayı seviyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115923</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a9fcc41-e00f-4066-bb57-71143c9f6ce0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeni Dünya (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İstasyondan kalkıp vilayet merkezine giden kamyon, iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak halim yoktu. Çantamı yanıma koyarak, kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeğe başladım.
Asfalt Yol hikayesinden...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115924</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2ca3098b-4160-4798-9c05-51bbb3497d1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendine Ait Bir Oda (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Fakat diyebilirsiniz ki, biz sizden kadınlar ve kurgu üzerine konuşmanızı istemiştik, bunun herhangi birisinin odasıyla ne alakası var? Açıklamaya çalışacağım. Benden kadınlar ve kurgu üzerine konuşmamı istediğinizde bir nehrin kıyısına oturdum ve bu sözcüklerin ne anlama geldiğini merak etmeye başladım. Fanny Burney hakkında birkaç ifade, Jane Austen hakkında birkaç ifade, Bronte kardeşlere bir takdir, karlar altındaki Haworth papaz evinin bir taslağı, mümkünse Bayan Mitford hakkında bir kaç nükte, George Eliot&apos;a saygılı bir kinaye, Bayan Gaskell&apos;e bir ve bir kelimenin ifade edebileceği her şey olabilirdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115925</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41972fbe-e31e-4bb8-bc87-f58d893623a4.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeraltından Notlar (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Hasta bir adamım ben. Hınç dolu, çekici olmayan bir adamım. Karaciğerimden hastayım. Ne hastalığım hakkında birşey biliyorum ne de dermanımın neyde olduğunu. Tıbba ve doktorla saygı duymakla beraber hiç doktora başvurmadım bunun için. Ayrıca tıbba saygı duyacak kadar batıl inançlarım var (batıl inançlara itibar etmeyecek kadar iyi eğitimli olsam da yine de batıl inançlarım var). Hayır, garezimden dolayı bir doktora tedavi olmak istemiyorum. Bunu muhtemelen anlamayacaksınız. Ama ben anlıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115926</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/329dcfc7-d684-4b8e-8400-0a75b4710ae8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kerem ile Aslı (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>İran&apos;ın Isfahan şehrinde adaleti ile ün salmış, merhameti dillerde dolanan bir Şah yaşardı. Bu Şah&apos;ın en yakın arkadaşı Ermeni bir Keşiş&apos;ti. Her şeyi dört dörtlük olan bu Şah&apos;ın tek eksiği, bir çocuğu olmamasıydı. Ne yapıp ettiyse de bir çocuk sahibi olamamıştı. Bunun üzüntüsü her geçen gün onu yiyip bitiriyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115927</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30b6d220-df48-4c98-989f-a2742a2c96c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Yusuf ile Züleyha (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Mısır... Medeniyetlere ev sahipliği yapmış şehir. Bir köle pazarı. Dünyanın her yerinden farklı tende, farklı dilde insanlar. Bir çocuk. Güzelliği kıskandıracak kadar güzel bir çocuk. Yusuf. Babasından koparılıp getirilen bir çocuk. Kuyudan çıkartılıp getirilen bir çocuk.
Yusuf. Sesler duyulur etraftan:
- Varda.
- Destur!
- Açılın!
- Açılın! Mısır Azizi, Potifar geliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115928</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba8f2161-0699-4310-ab33-bed79481b4a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Kleist (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Evsiz bir göçebe olan Kleist&apos;ın Almanya&apos;da ayağını basmadığı yer kalmamıştı ve gezdiği şehirlerden hiçbirinde ikamet etmedi. Neredeyse hiç durmadan yer değiştiriyordu. Berlin&apos;den Dresden&apos;e gitti, Erzgebirge&apos;ye, Bayreuth&apos;a Chemnitz&apos;e; sonra tekrar Würzburg&apos;a geçti; sonrasında Napolyon seferlerinin tam tersi yönüne Paris&apos;e. Fransa&apos;nın başkentinde bir yıl geçirmeyi planlamıştı ama birkaç hafta sonra İsviçre&apos;ye yola çıktı; bir oraya bir buraya seken bir top gibi Bern&apos;den Thun&apos;a, Basel&apos;e, sonra yine Bern&apos;e gitti ve bir anda kendini Weimar yakınındaki Osmanstedt&apos;te Wieland&apos;ın evinde buldu. Orada kısa bir süre kaldıktan sonra aceleyle Milan&apos;a gitti, İtalyan göllerini ziyaret etti ve tekrardan Paris&apos;in yolunu tuttu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115929</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36f1b758-6316-49b4-923a-0b7dbcb225c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Zehra (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>1300 yılında haziran ve temmuz ayları çok güzeldi. Hava alışılmışın dışında. Mart tam ilkbahar hoşluğunda geçmişken nisan ve hatta mayıs aylarında sanki kış yaşanıyordu. İstanbul&apos;da haziran ve hele temmuz, diğer seneler yaz aylarından sayılsa da bu sene sanki bahar mevsimi bu iki aya atlamıştı. Havadaki tazelik ve hoşluk hiçbir mevsimle karşılaştırılmayacak kadar güzeldi. Özellikle bu mevsimde Boğaziçi&apos;nde güzelliğe doymak mümkün değildi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115930</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c7888452-70b9-49be-acd0-bb248c09d479.jpg</image:loc>
            <image:title>Korku (CEP BOY)</image:title>
            <image:caption>Irene, sevgilisinin evinden çıkıp merdivenlerden aşağı indi. Daha önce de birçok kez olduğu gibi tatsız bir korku çöktü içine. Gözleri titredi, dizleri gevşedi ve düşmemek için sağlam bir şekilde tırabzanlara tutunması gerekti. Bu duyguyu ne kadar da iyi biliyordu! Neredeyse sevgilisini görmeye gelme şansı yaratmak için yaptığı her başarılı girişimin sonunda, sevgilisinin yanından dönerken, bu sebepsiz korku nöbetlerine yenik düşüyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115931</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7009b1af-ea50-4cd8-9745-0a2094874112.jpg</image:loc>
            <image:title>1984</image:title>
            <image:caption>Aydınlık, soğuk bir nisan günüydü ve saat öğlen bire geliyordu. Buz gibi esen rüzgârdan korunmak için çenesini göğsüne kadar indirmiş olan Winston Smith, Zafer Konakları’nın cam kapılarından hızlıca geçmesine rağmen bir toz bulutunun kendisinden önce girmesini engelleyecek çabuklukta değildi. Binanın giriş koridoru haşlanmış kabak ve eskimiş hasır paspas kokuyordu. Koridorun en sonundaki duvara, içerisiyle orantısız büyüklükte bir poster asılmıştı. Posterde aşağı yukarı bir metreden daha geniş, kalın siyah bıyıklı, kırk beş yaşlarında, sağlıklı ve yakışıklı, devasa bir yüz vardı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115932</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81adbb31-eab2-4bd0-a9a6-f71aaf1f4aa5.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Dumrul</image:title>
            <image:caption>Bir zamanlar Oğuz kavmi içinde “Deli Dumrul” namında bir kahraman varmış. Çocukken dokuz vahşi boğayı öldürüp ve daha nice büyük işler yaptığından ona deli derlermiş.
Bu Deli Dumrul şimdi de kurumuş çayın üzerine köprü yapmış ve tüm kervanları ve yayaları bu köprüden geçmeye zorlamıştı. Her geçenden otuz akçe alıyor ve vazgeçip başka bir yoldan geçmek isteyeni ise bir güzel dövüyor, kırk akçesini alıp öyle geçiriyordu.
Deli Dumrul’un niçin böyle yaptığını hiç sormuyorsunuz?
O kendi kendine şöyle diyordu: “Şöyle güçlü bir pehlivan çıkıp, emrime karşı gelse de benimle savaşsa. Ben de onu alıp yere çalsam da namım tüm dünyaya yayılsa!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115933</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53ab3718-a174-437d-84db-2e105157bfdb.jpg</image:loc>
            <image:title>İtalyancada Düzensiz Fiiller ve Kullanım Şekilleri</image:title>
            <image:caption>Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Rumence ve Katalanca ile birlikte Roman dilleri arasında yer alan İtalyanca; İtalya dışında Vatikan, San Marino, İsviçre (Ticino Kantonu), Hırvatistan (Hırvat İstria Bölgesi) ve Slovenya’da (Sloven İstria Bölgesi) resmi dil olarak konuşulmaktadır.
İtalyanca konuşan nüfus çok fazla olmamakla birlikte moda, mimarlık ve sanat tarihi ile profesyonel anlamda ilgilenenler için bilinmesi gereken bir dildir. Çoğunlukla yazıldığı gibi okunan bir dil olan İtalyanca’nın biz Türkler açısından öğrenilmesini zor kılan kısmı, düzensiz fiillerden kaynaklanan, gramerindeki karmaşıklıktır. Ülkemizde İtalyanca düzensiz fiillerine ilişkin detaylı bir eserin bulunmayışı, hangi fiillerin düzensiz olduğunun bilinemeyişi durumu daha da karmaşık hâle getirmektedir.
Düzensiz fiillerin çekimleri 8 zaman kipinde görülmekte olup, en çok kullanılan fiillerin de düzensiz fiiller olduğu düşünüldüğünde bu fiillere hâkim olmadan İtalyancaya hâkim olunamayacağı apaçık ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde İtalyanca düzensiz fiiller üzerine yazılan ilk ve tek kaynak olan bu eserde, alfabetik sıraya göre ilerleyen düzensiz fiillerin 8 zaman kipindeki çekimlerinin yanında, benzer çekimli türev fiiller ve örnek cümleler de ayrıca belirtilmiştir. Örnek cümleler aracılığıyla söz konusu düzensiz fiillerin cümle içinde birlikte yer aldığı bağlaç ve edatlar da gösterilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115934</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70e62644-9ab6-4a57-aa08-18e1cabc2ac2.jpg</image:loc>
            <image:title>Fatih Sultan Mehmet</image:title>
            <image:caption>YENİ ÇAĞIN GÜNEŞİ Umudun Sultanı… İmkânsızın Fatihi… 
  Küçücük yaşında tuttuğu defterde bile fetih planları vardı Mehmet’in. 8-9 yaşındayken çizdiği haritalar, hayal ürünü ilginç silahlar ve bazı savaş tasvirleri, daha o yaşta neler düşündüğünü gösteriyordu. Defterin ilk sayfasına Fetih suresinin ilk ayetini yazmış, onun altına da meşhur hadisi eklemişti; “Konstantiniyye bir gün mutlaka fetholunacaktır…” 
  “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik.” diye haykırmıştı her seferinde. “Ya ben bu şehri alırım ya da bu şehir beni.” diyerek son sözünü söylemişti dehşetli harp meydanında. 
  “Fatih” diyeceklerdi artık ona. İmkânsızın fatihi… Kıyamete kadar böyle anılacaktı şanlı ismi. Herkes onu “Müjdelenen Yiğit” diye yâd edecekti asırlar boyu. Peygamber övgüsü almış Türk yiğidi ve askerleri… 
  Ne güzel kumandan ve ne güzel askerler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115935</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/56c16b30-7f18-42d0-8daf-a5c0847ab734.jpg</image:loc>
            <image:title>İlk Güzel Kelimelerim Kitabım</image:title>
            <image:caption>Zeynep de tıpkı senin gibi konuşmayı çoook seviyor. Evde büyükleriyle, sokakta arkadaşlarıyla ve parktaki hayvanlarla konuştukça konuşuyor.
Amaaaaa….
Konuşurken hep güzel kelimeler kullanıyor.
Özellikle de bazı “özel” güzel kelimeleri...
Merve Gülcemal’in sıcacık kaleminden çıkarak senin için bir araya gelen bu kelimelerin neler olduğunu merak ediyor musun? O hâlde bu hikâye kitabının kapağını usulca aç ve muhteşem kelimelerin kalbine girmesine izin ver.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115936</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d80efb8-77d8-4168-9ba9-27b12b02cda4.jpg</image:loc>
            <image:title>Güzel Kelimelerimi Seviyorum</image:title>
            <image:caption>“Biliyor musun?
Arkadaşlarım bana ‘Güzel Kelimeler Başkanı’ derler.
Neden mi? Kötü sözleri hiç sevmem de ondan...
Güzel kelimelereyse bayılırım. Özellikle de bazılarına...”
Peki sen de hikâyemizin kahramanı gibi bu güzel kelimeleri öğrenip arkadaşlarına öğretmek ister misin?
Merve Gülcemal’in sıcacık kaleminden çıkarak senin için bir araya gelen bu kelimelerle bambaşka bir maceraya adım atacaksın. Şimdi güzel kelimelerden oluşan hikâye kitabının kapağını usulca aç ve muhteşem kelimelerle maceraya başla!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115937</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b53267d1-4ccd-4595-91db-8f04c02e47c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Ertuğrul Gazi</image:title>
            <image:caption>OSMANLI’NIN ATASI 
Dirilişin yol göstericisi Ertuğrul Gazi. 
Kayı Boyu’nu Söğüt’e yerleştiren büyük kumandan. Kayı boyu, küllerinden doğdu Ertuğrul Bey’in izinde. Tüm ömrümü Kayı için feda etti. Kâh er meydanına koştu delice, kâh bey oldu. 
Sadece savaşarak değil diplomasi taktikleriyle de devlet kurulacağını öğretti oğlu Osman’a. 
Vefatından önce Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu oğlu Osman’a vasiyet etti: 
“Beylik, ateşten bir gömlektir oğul! 
Bey olursan sakın ola ki Hak yolundan, 
doğruluk yolundan ayrılma...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115938</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69c81107-b288-41bf-b0e4-631dbe1fb3c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Emir Timur</image:title>
            <image:caption>NİZAM GÜNEŞİ CİHANGİR 
Barlas Aşireti denilen o küçücük obayı, 
sınırları Hindistan’dan Anadolu’ya, 
Kafkasya’dan Şam’a kadar uzanan devasa bir imparatorluğa çeviren büyük kumandan Emir Timur. 
35 yıllık saltanatı boyunca nice savaşa at sürdü ve Hak Tealâ’nın izniyle neredeyse hiç yenilgi görmedi. 
Sultan Beyazıt’ı savaş meydanında yenen komutan Emir Timur. 
“Cihangir” dediler ardından. 
Fethettiği yerleri imar ederken ilim adamlarını da baş tacı kıldı. 
Nizam-ı âlem uğruna Çin üzerine at süren 
Emir Timur’un ardından nice eserler de kaleme alındı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115939</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc77c83b-6d5a-45d6-ae70-7ecd37dfdcf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Keşke Horoz Olsam</image:title>
            <image:caption>Kocaman bir gülümseme ve iyilik dolu bir kalp herkesi güzelleştirir.   Küçük kedi Miya, beyaz ve gri tüylerini pek sevmiyordu. Her sabah gür sesiyle öten Horoz Bey’i izliyor, onun renkli tüylerine ve dimdik yürüyüşüne hayran kalıyordu. Bir gün Horoz Bey’in kuyruğundan bir tüy düştü ve Miya, o tüyü buldu. Aklına şahane bir fikir gelmişti!
 
• Farklılıklar        • Aile sevgisi
• Kendine güven        • İyilik</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115940</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b428b6ea-1495-444b-82f0-0ff61a1de777.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kaşif İstanbul&apos;un Fethinde</image:title>
            <image:caption>Bahadır, İstanbul&apos;un fetih şenliklerine katılacağı için çok mutludur. Babasının diktirdiği yeniçeri elbisesi ile fetih etkinliklerinde o da sahnede rol alacaktır. Şenliğin olacağı gün babasıyla tören yerine gitmek için evlerinden ayrıldıktan bir süre sonra Bahadır tek başına yola devam etmek durumunda kalır. Babası onu metroya bindirir. Fakat metroda çok tuhaf, gizemli hadiselerle karşılaşır. Tren yavaş yavaş boşalmaya başlar. Kahramanımız az sonra vagonda tek başına kalacaktır. Önce trenin ışıkları söner ve uzunca bir süre karanlıkta yol alır. Durduğu duraksa diğer istasyonlara hiç benzememektedir. Buranın esrarengiz bir havası vardır. Etrafta yardım alabileceği hiç kimse de yoktur. Derin bir kuyuyu andıran duraktan çıktığında onu bir sürpriz beklemektedir. Kahramanımız acaba tekrar evine dönebilecek midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115941</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0168d932-b832-4fae-acfa-6eb8b4773eb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Uzaylı Mörfi</image:title>
            <image:caption>Ben, Elvis Riboldinin en ilginç macerası bu kitabın sayfalarında.
Bir uzay gemisi, kocaman evrende olabilecek en ilginç yere düşer: Elvis Riboldinin evinin bahçesine! Bu da yetmezmiş gibi Elvis ve Boris, uzay gemisinden çıkan kayıp uzaylıya Mörfi adını vererek arkadaş olurlar.
Elvis ve Boris, tüm İkarya sakinleri ile birlikte Mörfinin gezegenine geri dönmesine yardım etmeliler. Ama söz konusu Elvis olunca hiçbir şey bu kadar kolay olmuyor! Acaba referandum kelimesini de biliyor mu? Bilmiyorsa o zaman şimdi öğrenme zamanı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115942</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/194d9132-f6f3-43af-b564-4fca26c872ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Zaman Makinesi</image:title>
            <image:caption>Elvis, zamanda yolculuğa çıkıyor. Üstelik yanında bilgisayar oyunları ve internet olmadan. Hatta yanında cep telefonu bile yok!
Tavan arasında bulduğu bir mektup Elvisi Borisin zaman makinesi sayesinde 1977 yılına doğru bir zaman yolculuğuna çıkartır. Annesi ve babasının nasıl tanıştığını öğrenmeye çalışırken Profesör Pinkertonun akıl almaz şekilde benzediği babasından kaçmaları ve yaşadıkları yıldakine hiç benzemeyen teknolojiyle başa çıkmaya uğraşmaları arasında macera üstüne macera yaşatıyorlar. Acaba tablet, cep telefonu, CD hatta internetin bile olmadığı 70li yıllarda hayat nasıldı? En önemlisi geçmişi değiştirmeden annesi ve babasını bir araya getirebilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115943</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26f467fc-2532-46f0-aba5-e1f2939debc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilgisayar Oyununda 24 Saat</image:title>
            <image:caption>Terence, günün büyük kısmını çevrimiçi oyunlarda geçiriyordu. Tam oyunu bitirmeye yaklaşmışken hiç hesaba katmadığı bir şey gerçekleşti. Artık oyunu ekranın diğer tarafında tamamlamak zorundaydı. Üstelik bilgisayar oyunlarından anlamayan kız kardeşi ve ailesi ile birlikte!
Skorlar, şifreler ve mücadeleler arasında büyükler, oyun dünyasını öğrenmeye çalışırken küçük ‘gamerlar da gerçek hayatta neleri kaçırdıklarını fark ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115944</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d349716b-2588-42ef-9a8e-3e9e9bbadabf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ekranlar Olmadan 10 Gün</image:title>
            <image:caption>Tek bir ekran bile olmadan on gün! Öğretmen ve öğrenciler arasında yeni bir iddia: Televizyon yok, tablet yok, bilgisayar yok, cep telefonu yok, oyun konsolu yok, hatta psp bile yok… Peki bu iddiayı kim kazanacak? Ekransız on gün geçirebileceğini kabul edenler mi, yoksa etmeyenler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115945</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/857b4e56-5ef4-41db-b463-77bdada131d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kaşif Göbekli Tepe&apos;de</image:title>
            <image:caption>Bahadır, yaz tatilini geçirmek için ailesiyle beraber Urfaya gider. Gezdiği, dolaştığı tarihi mekânları kameraya alan Bahadır, tesadüfen çektiği bir kaydın, tüm dünya tarihini değiştirecek kayıp bir medeniyetin şifresi olduğunun farkında bile değildir. Çektiği videoları bilgisayarına aktarırken taş bir heykel dikkatini çeker. Önemli olacağını düşünerek müzeye teslim eder. Fakat ne yazık ki o kayıtlar müzeden çalınır. Müzeden çalınan bu kayıtlar tesadüfen bir arkeoloğun eline geçer. O heykelin nerede olduğu çok önemlidir. Arkeolog videoyu çekene ulaşmak için polisten de yardım isterken Bahadırın peşine uluslararası tarihi kaçakçılık çetesi de düşecektir. Bu kovalamanın, dünya tarihine yeni bir sayfa açacağından, kayıp bir medeniyetin bulunmasına sebep olacağından hiç kimsenin haberi yoktur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115946</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2737159-e011-457f-b740-f2a62b493269.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Kaşif Süleymaniye&apos;de</image:title>
            <image:caption>Bahadır okumaya meraklı bir çocuktur. Sahaftan aldığı bir kitap onun tüm dünyasını değiştirecektir. Aldığı kitabı incelerken içine gizlenmiş bazı kâğıtlar bulur. Bulduğu o kâğıtların eski yazıyla yazıldığını görür. Kağıtlarda şekiller, çizimler ve krokiler vardır. Araştırdıkça, İstanbul için dile getirilen bazı söylentilerin efsane değil gerçek olduğunu anlar. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman zamanında Süleymaniye Camisinin inşası sırasında caminin duvarlarında kullanılmak üzere kıymetli bir taş gönderilmiştir. Bu taş büyük bir sırrı da içinde saklamaktadır. İstanbula, Süleymaniye Cami için gönderilen bu taş, kaybolmuş ve nerede olduğu da bilinmemektedir. Bahadır ve arkadaşları bu sırrı çözmek, kayıp taşın izini sürmek için Süleymaniye Camisinin temellerine girecekler ve dehlizlerin içinde kaybolacaklardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115947</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1789e04e-9f41-402b-942a-a0c1ed5090b5.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyun Canavarı</image:title>
            <image:caption>Geleceğin Eğitimcileri Ödülleri 2019
“Yılın Okul Öncesi Çocuk Kitabı Yazarı“
 
Çocuklar için ekran kontrolü hakkında bir öykü…
 
Merhaba, benim adım Mert.
Seni sihirli parmaklarımla tanıştırmak için buradayım.
Biliyor musun, sadece benim değil senin de sihirli parmakların var ve onları zaman zaman dinlendirmen gerekiyor.
Neden mi?
Nedenini öğrenmek istersen hemen sayfaları çevirebilirsin.
Haydi, seni bekliyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115948</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/503182dc-04e9-435c-8a44-21d48acc2285.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Kaşifler - 1 Okyanustaki Gizem</image:title>
            <image:caption>“Neler oluyor?” diye mırıldandı Lisbeth, boğazı düğümlenmişti.
“Hiçbir şey bilmiyorum” diye cevap verdi Matt. O da ablası gibi donakalmıştı.
Kıyıya yaklaştılar. Lisbeth suyun üzerindeki kahverengi baloncukları görünce farkında olmadan kendini geri çekti. Suyun rengi sadece çamur gibi değildi, üstelik köpürüyordu da!
Okyanustaki Gizem’de Matt ve Lisbeth, alışılmadık bir renge bürünen ve kokusu oldukça kötüleşen okyanustaki gizemi çözmeye çalışıyorlar. Okyanusu bu hale getiren ne olabilir? Korkunç bir canavar mı, yoksa bir doğa olayı mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115949</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2acc628a-0007-42aa-bd5f-d69e0d27f68a.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Kaşifler - 3 Gökyüzündeki Esrarengiz Işık</image:title>
            <image:caption>İşte! Orada!”
“Orası neresi?” Lisbeth sinirlenmişti.
“Tam orada. Dikkatli bak.”
Lisbeth kardeşinin gösterdiği yöne bakmak için eğildi.
“Gördüm.” Hayal kırıklığına uğradığı belli oluyordu.
“Çok küçükmüş! Sıradan bir yıldız olmadığına emin misin?”
“Tabii ki eminim” diye cevapladı Matt. “Biraz daha izle, sen de göreceksin.”
 
Gökyüzündeki Esrarengiz Işık’ta Matt ve Lisbeth, yıldızların arasında tuhaf bir ışık görüyorlar. Bu da yetmezmiş gibi bahçelerinde
gizemli taşlar buluyorlar. Taşların ve ışığın birbiriyle bağlantısı var
mı? Nereden ve nasıl geldiler? Matt ve Lisbeth bu gizemi çözebilecekler mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115950</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7c08b24-7e33-4ee8-9ede-6dd2d6c0050d.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Kaşifler - 2 Taştaki Ayak İzleri</image:title>
            <image:caption>Orman gittikçe derinleşiyor, ölü ağaç dalları yolu tıkıyordu. Matt dalların üzerinden geçerek ilerledi. Artık nereye gittiğini bilmeden yürüyordu. Birden durdu ve başını yukarı kaldırdı. Diğerleri nerede olabilirdi? Ağaçların ötesine bakmak, bu sorusuna cevap veremiyordu. Yeniden yere baktı ve şaşkınlıkla gözlerini kırptı. Tam önünde, derinlere kazınmış ayak izleri duruyordu.
Taştaki Ayak İzleri’nde Matt ve Lisbeth, ailece daha önce hiç gitmedikleri bir yere, evlerinden kilometrelerce uzaklara giderler. Gezileri sakin başlasa da Matt’in ormanın derinliklerinde bulduğu ayak iziyle iki kardeşin tatili adeta bir maceraya dönüşür. Taştaki ayak izleri neye ait olabilir? Korkunç bir canavara mı, nesli tükenen bir hayvana mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115951</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79c9159a-4c34-49d5-9784-4ff20b29b321.jpg</image:loc>
            <image:title>İnternetsiz 15 Gün</image:title>
            <image:caption>İnternet olmadan bir tatil mi? Bilgisayar, oyun konsolu, cep telefonu da mı yok! Sosyal medya mesajlarını kontrol etmeden bir saat bile geçiremeyen Emilie, çevrimiçi oyunlardan uzak kalamayan Ambroise için sanal yaşamdan uzak bir tatil, adeta kabus demekti. Tweet atmayı, like’lamayı, bir şeyler post etmeyi, snap chat’i bırakmak onlar için en gerekli şeyleri atmak ile aynıydı. Peki internet olmadan 15 gün dayanabilecekler mi? Acaba düşündükleri kadar korkunç bir tatil mi onları bekliyor yoksa bizim bile tahmin edemediğimiz şekilde eğlenceli mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115952</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/acd6e6f6-24e3-4090-9a30-7e2546f7e762.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Çin Restoranı</image:title>
            <image:caption>Elvis’in arkadaşı olmak, sıradan bir günün olağanüstü bitmesini kabul etmek demektir. Elvis’e kalsa yeni açılan Çin restoranında yenilen bir akşam yemeğinin tahmin edilemeyecek olaylar yaşatabileceğini kim bilebilirdi! Bu tahmin edilemeyecek olaylar arasında bir dedektiflik macerası, bir ailenin sıradışı hayat hikâyesi ve elbette arkadaşlığın önemini vurgulayan yüksek dozda mizah var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115953</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e562fdde-5e23-47e1-b53d-fc8b46f83741.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi ve Sen, Emma Foster: Müzikal</image:title>
            <image:caption>Elvis ve arkadaşları bu maceralarında talihsiz bir olay yüzünden kapatılan okullarını kurtarmaya çalışıyorlar. Evet yanlış okumadınız, okulları kapandı. Elbette onlar da eğitimsiz bir hayatın kabul edilemez olduğuna inanıyorlardı. Ve okullarının yeniden açılması için bir araya gelerek hayatta görebileceğiniz en orijinal fikri buldular: bir müzikal hazırlayarak elde edilen geliri okula bağışlamak. Oyuncuların kim olduğunu ya da müzikalin konusunu merak ediyorsanız sizi Ben, Elvis Riboldi ve Sen, Emma Foster: Müzikal kitabının renkli sayfalarına davet ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115954</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ac446ebb-2c11-4ffe-b11c-f16e19b19bee.jpg</image:loc>
            <image:title>Barbaros Hayrettin Paşa</image:title>
            <image:caption>DENİZLERİN FATİHİ 
Barbaros Hayrettin Paşa… 
Nâm-ı diğer Kızıl Sakal Hızır Reis… 
Denizlerin fatihi Barbaros, mavilikler üzerine bıraktığı izlerle asırlar ötesine mührünü vurmuştu. 
İmkânsız sanılan nice savaşlardan galibiyetle dönen Barbaros, nice Türk bahadırına ilham vermeye devam ediyor. 
Zira Barbaros’un gözü karaydı. Her savaşta korkusuzca haykırırdı: 
“Gün bugündür leventlerim. 
Unutmayın! 
Destanlar sadece karada yazılmaz. 
Bazı destanlar vardır ki; su üzerine yazılsalar da kıyamete kadar unutulmaz.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115955</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28b0904c-dacb-4231-982b-2127c669c88b.jpg</image:loc>
            <image:title>Alparslan</image:title>
            <image:caption>ALP SULTAN, ALPARSLAN… 
Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun şanlı imparatoru. 
Türklere anayurdun, Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt’in komutanı o. 
Malazgirt’te sadece bir savaş kazanmadı. Tarihe geçen dönüm noktasıydı onun uyguladığı Turan taktiği. 
Anadolu’nun kapılarını açtıktan bir yıl sonra Karahanlı topraklarını kuşatmışken savaş meydanında bir hain tarafından hançerlenmişti. Çok değil dört gün sonra ise herkesle helalleşerek ayrıldı dünyadan. Şehit düştü Amuderya Nehri üzerindeki kalede. 
Ardından nice sultanlar onun savaş zekâsıyla büyük zaferlere imza attı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115957</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51168d4c-7ed7-4089-933a-4360cd8f1e23.jpg</image:loc>
            <image:title>The Public Library Services in Turkey And Bulgaria in The Transition Process To Information Society</image:title>
            <image:caption>Bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte dünyamız sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarda çok hızlı ve büyük bir değişimin içerisine girmiştir. Bu değişim ve dönüşüm süreci bütün toplumsal yapı ve kurumları etkilemektedir. Yaşanan değişim dalgasından etkilenen kurumlardan birisi de halk kütüphaneleridir. Halk kütüphaneleri her kesiminden insana hiçbir ayrım gözetmeksizin kültür, eğitim ve bilgi hizmeti sunan toplumsal kuruluşlardır. Toplumsal kuruluşlar hem içinde bulunduğu toplumda yaşanan değişimden etkilenen hem de bu değişimi etkileyen kurumlardır. Halk kütüphaneleri de bilgi toplumunda yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinden hem etkilenmişler hem de bu değişim ve dönüşüm sürecini etkilemişlerdir. Bilgi toplumuna geçiş süreciyle birlikte halk kütüphanelerinin temel hizmetleri olan kullanıcı hizmetleri, teknik hizmetler ve yönetsel hizmetlerde köklü değişimler yaşanmıştır. Aynı süreçte halk kütüphaneleri temel unsurları olan derme, kullanıcı, personel, bina ve bütçelerini de yeni bir bakış açısıyla, bilgi toplumunun ve bilgi teknolojilerinin getirdiği yenilikler doğrultusunda yeniden tanımlanmak, yapılandırmak zorunda kalmışlardır.
Bu çalışmada bilgi toplumuna geçiş sürecini yaşayan iki ülke olan Türkiye ve Bulgaristan&apos;daki halk kütüphaneleri, bilgi toplumu ekseninde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı, Türkiye ve Bulgaristan&apos;daki halk kütüphanelerinin mevcut durumlarını –bilgi toplumu ekseninde- tespit etmek, her iki ülkedeki kütüphane yöneticilerinin ve kütüphanecilerin bu konudaki görüşlerini belirlemek ve elde edilecek veriler ışığında Türkiye ve Bulgaristan&apos;daki halk kütüphanelerine yönelik yönlendirici öneriler sunmaktır. Bu kapsamda çalışmada her iki ülkedeki halk kütüphanelerinin bilgi toplumuna geçiş sürecinde temel unsur ve hizmetlerinde yaşanan değişim ve dönüşüm karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Çalışma da ayrıca bilgi toplumu olgusuyla birlikte genelde kütüphanelerin özelde ise halk kütüphanelerinin gündemine gelen yaşam boyu öğrenme, bilgi okuryazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojileri, otomasyon programları, dijitalizasyon vb. olgu ve kavramların iki ülkedeki halk kütüphanelerindeki iş süreçlerindeki etkilerinin belirlenmesi de amaçlanmaktadır. Çalışmanın bir diğer önemli amacı da; Türkiye&apos;deki ve Bulgaristan&apos;daki Halk kütüphanelerinde görev yapan yönetici ve kütüphanecilerin Bilgi toplumu olgusu hakkındaki ve bilgi toplumunun halk kütüphaneleri üzerindeki etkileri hakkındaki görüşlerini belirlemektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115958</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af15d2b5-a183-4630-97cb-ce3695a0eb37.jpg</image:loc>
            <image:title>Teoride ve Pratikte İşsizlik</image:title>
            <image:caption>Teknolojik gelişme gün geçtikçe hızlanıyor, ekonomik faaliyetlerde makineleşme kullanımı artıyor, ülkeler arasında ticari ilişkilerde etkileşim geliştikçe olumsuz ekonomik sonuçların boyutu büyüyor, ekonomik krizler bir öncekine göre daha derin ve kapsamlı bir etkiye sahip oluyor. Tecrübe edilen bu ve benzeri ekonomik gelişmelerin doğurduğu belki de en önemli sosyo-ekonomik problem olarak yüksek işsizlik karşımıza çıkıyor. Bugün, gerek bireysel gerekse toplumsal olarak yalnızca gelişmekle olan ülkelerin değil aynı zamanda gelişmiş ülkelerin de ortak sorunu yüksek işsizlik.
Özellikle son yıllarda üzerinde durulan konunun iktisadi açıdan ele alındığı çalışmalardan biri olan bu kitapta;
• İşsizlik türleri nelerdir?
• İşsizliğin oluşumunda hangi ekonomik ve sosyal dinamikler önemli katkıda bulunmaktadır?
• iktisadi görüşlerin işsizliğe bakışı nasıldır?
• İşgücü piyasasındaki düzenlemelerin işsizlik üzerinde etkileri nelerdir?
• Ekonomik dönüşümün başladığı 1980 döneminden beri Türkiye&apos;de işgücü piyasası ve işsizlik nasıl bir gelişme göstermiştir?
• Bu dönemde ortaya çıkan işsizliğin temel dinamikleri ve işsizlik üzerindeki etkileri ne yönde ve ölçüdedir?, sorularına cevap niteliği taşıyacak teorik ve Türkiye ölçeğinde elde edilen ampirik bilgiler okuyucularla paylaşılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115959</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5da3ef3b-bf18-42b8-921c-f05a4a2ebc4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih Öncesi ve İlk Çağ Mimarlığı</image:title>
            <image:caption>Mimarlık sanatının ilk dönemlerini herkes için anlaşılır bir şekilde okuyucuya sunan bu kitap, mimarlar ve mimarlık adayları için olduğu kadar, sanat tarihçi, arkeolog ve rehberlerin ören yerlerini tanıtırken de yararlanabilecekleri bir başvuru kitabı niteliğinde olması nedeniyle önemli bir boşluğu dolduracaktır.
Kitabın sonunda yer alan değerlendirme bölümünde ise İlk Çağ uygarlık, mimarlık, sanat ve inançları gibi birtakım konular alışılmışın dışında bir yaklaşımla ele alınmış, İlk Çağla ilgili bugüne kadar yapılmış olan değerlendirmelerin oldukça dışına çıkılmıştır. Roman akıcılığında yazılmış olan bu kitapta özellikle Türk okuyucu açısından önemli sayılabilecek bilgiler bulunmaktadır. İlk Çağ uygarlık, mimarlık ve sanatı ile ilgili soru ve sorunlar farklı bir bakış açısıyla göz önüne serilmiş, bu dönem konuları ile ilgili araştırma yapmak isteyen bilim insanlarına aynı zamanda geniş araştırma alanları sunulmuştur. “Tarih Öncesi ve İlk Çağ Mimarlığı” tarih gelecektir düşüncesiyle hazırlanmış, her Türk okuyucu ve araştırmacısının okuması gereken bir eserdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115960</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/500b0c79-66d8-4f39-839e-bcec51e745e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği</image:title>
            <image:caption>Bu kitabın amacı, Ziraat Fakültelerinde “Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği” dersini alan lisans öğrencilerine temel bilgiler vermektedir. Bununla birlikte; kitapta tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, çiftçiler, kısaca ekonomi biliminin temel ilke ve kavramlarını kullanarak tarımsal problemlere çözüm arayanlara yararlı olabilecek bilgiler de bulunmaktadır.
Kitapta yer verilen bilgilerin öğrencilere ve konuya ilgi duyanlara ışık tutacak nitelikte ve uygulamalı olmasına dikkat edilmiştir. Konuları daha iyi anlayabilmek ve kitaptan daha iyi yararlanabilmek için ekonominin temel ilke ve kavramlarını bilmek gerekir. Bu nedenle öğrencilerin bu derste önce “Ekonomi” dersini almaları iyi olur.
Kitapta işlenen başlıca konular; Tarım Ekonomisinin tanımı, kısa tarihi, tarımsal ekonomik problemlere yaklaşım yöntemleri, tarımsal üretim sektörünün özellikleri, tarımın Türkiye ekonomisine katkısı, tarımsal üretim ekonomisi, doğal kaynaklar ekonomisi ve değer biçme, tarım ve uluslar arası tarım politikası, tarımsal üretim faktörleri, tarımsal finansman ve sermaye, tarımsal işletme yönetimi ve analizi, tarımsal pazarlama ve tarımsal kooperatifçiliktir. Bu kitap 13 bölümden oluşmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115961</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5570e6a4-453b-44ac-91f3-aece5eb05efe.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortaçağ Tarihi</image:title>
            <image:caption>Toplumları canlı tutan unsurların başında geçmiş ile olan bağları gelir. Bunun için de tarihi süreç içerisinde her toplum nereden geldiğini sürekli sorgulamıştır. Bu sorgulamanın bir sonucu tarih ilmi her zaman ön planda olmuştur. Bu nedenle ele almış olduğumuz bu eser de zaman ve mekân sınırları içerisinde tarihin bir döneminin izlerini bulacaksınız. Okuyucu bu eseri incelediği zaman tarihin bu dönemi hakkında detaylı bilgi sahibi olacaktır.
Aydınlanma felsefesi ile birlikte dünya üzerindeki birçok maddi ve manevi olaylar üzerinde etkili olmaya başlayan Avrupa Medeniyeti, Tarihin tasnifi hususunda da baskın bir rol oynamıştır. Bunun için de tarihin tasnifinde Avrupa&apos;nın çok açık bir tesiri ortaya çıkar. Kaleme aldığımız ve tüm yönleri ile ortaya koymaya çalıştığımız Orta Çağ aslında İslam Kültür ve Medeniyeti ile Türk-islam Kültür ve Medeniyeti açısından tam anlamı ile aydınlık bir dönemi ifade eder. Eğer Orta Çağ, Avrupa Tarihinin geleneksel ve şematik olarak üç bölüme ayrılmasından hareketle ortada kalan çağa verilen isim ise diyecek bir sözümüz yok. Fakat kendi karanlık çağlarını örtmek adına Türk İslam Kültür ve Uygarlığını da kendi çuvallarının içine doldurmak için böyle bir tasnif yapmışlar ise burada yeniden çağları değerlendirmemizde büyük fayda vardır. Bunun için biz de eserimizi iki kısım halinde oluşturarak böyle bir yanlışlığın önüne geçmeye çalıştık.
Orta Çağ Avrupa&apos;nın Rönesans, Reform ve Aydınlanma öncesi karanlıklar içerisinde boğuştuğu dönemi ifade etmektedir. Eser içerisinde kaleme aldığımız Emevi, Abbasi, Memlûk, Selçuklu Medeniyetlerini Avrupa merkezli tasnif edilen Orta Çağ kavramı içerisinde değerlendirmek bu medeniyeti ortaya koyanlara haksızlık olur. Aynı şekilde Roma ve Bizans Medeniyetlerinin belli dönemlerini de Orta Çağ karanlığı içerisine sıkıştıramayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115962</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/62de7750-3ac2-4a26-9e7c-d0547ad46086.jpg</image:loc>
            <image:title>Müşteri - Benim Maaşımı Kim Ödüyor ?</image:title>
            <image:caption>Özellikle yaşanan global krizle ne kadar önemli olduğunu bir kez daha işletmelere hatırlatan:
Gerçekten BİZİM MAAŞIMIZI ÖDEYEN:
İstek, gereksinim, deneyimleriyle işletmeye FIRSATLAR PENCERESİ AÇAN:
Kendinin &apos;DEĞERLİ/ÖNEMLİ&apos; olduğunun hatırlanmasını:
VERİLEN SÖZLERİN tutulmasını, kazandırırken kazanmayı isteyen:
GÜCÜN GERÇEK SAHİBİ MÜŞTERİ...
Başarıya giden yolun temel taşı olan müşteriye bakış açısı aslında bir &apos;kültür&apos;dür. Bu kültürün yaratılması ve yaşaması işletmenin ilk günden başlayarak yaratacağı maddi ve manevi değerleri benimsemesi, yaygınlaştırması ve geleceğe taşımasıyla olasıdır. Müşteri Odaklılık/Merkezlilik; Müşterinin Öğrenilmesiyle ortaya konan davranış modelleridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115963</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e9cdcfd-435c-40fa-9315-30deac9ab463.jpg</image:loc>
            <image:title>AB Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemi</image:title>
            <image:caption>Dünya kaynaklarının artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamada yeterlilik düzeyinin azalması, bireylerin, işletmelerin ve ülkelerin tüm sektörlerde kaynakları daha etkin kullanmalarını zorunlu kılmaktadır. Diğer taraftan dünya genelinde tartışılan liberalleşme politikaları, işletmeleri küresel rekabetle karşı karşıya getirmektedir. İşletmelerin rekabet stratejilerinde 1980&apos;li yıllara kadar ucuz işçilik ve hammadde tedariği öncelikli iken, 1980&apos;li yıllardan sonra Ar-Ge&apos;ye dayalı rekabet stratejileri önem kazanmıştır. Nitekim çağımızın bilgi çağı olarak adlandırılmasının temelinde de bu yaklaşım yatmaktadır. Ar-Ge&apos;nin temelinde ise doğru verilere dayalı karar alma süreçleri yer almaktadır.
Doğru verilere dayalı karar alma modelleri ile işletmecilik kararlarının alınmasının kaynak kullanımında sağladığı etkinlik, bugün gelişmiş ülkelerde gerek işletme düzeyinde ve gerekse ülke düzeyinde veri sağlayacak kurumsal yapıların oluşturulmasını beraberinde getirmiştir. Bunun en önemli örneklerinden birisi AB “Çiftlik Muhasebe Veri Ağı” (ÇMVA)”sistemidir.
AB ortak tarım politikası kapsamında, tarım sektörüne tahsis edilen kaynakların amaçlar doğrultusunda etkin kullanımını sağlamak, uygulanan politikaların sonuçlarını değerlendirmek ve ileriye dönük politikaları belirlemek amacıyla, üye ülkelerde standart şekilde uygulanan muhasebe kayıtları ile elde edilen verilere olan gereksinim, 1965 yılında bu muhasebe sisteminin oluşturulmasını gündeme getirmiştir. 2009 yılından itibaren ülkemizde de pilot uygulamaları başlatılan bu muhasebe sistemi, bugün 54 ilde uygulanmaktadır. Diğer taraftan söz konusu muhasebe sistemi, ülkemizde üniversitelerde ders olarak okutulmaya da başlanmış bulunmaktadır. Ayrıca, ÇMVA muhasebe sistemine göre tarım işletmelerinden kayıt toplama ve veri analizi, yeni bir istihdam alanı olarak da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Fakat, farklı kayıt ve veri analiz yöntemine sahip olan bu muhasebe sistemi ile ilgili olarak, yeterli bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kitabın, başta araştırmacılar olmak üzere, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilgili personeline, öğrencilere, muhasebecilere ve çiftçilere faydalı olacağı kanaatindeyim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115964</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/902abf6c-b992-43d4-aef4-47edad1de966.jpg</image:loc>
            <image:title>Temel Tasarım</image:title>
            <image:caption>Ülkemizde sanat alanında öğretim veren fakülte ve yüksek okulların sayısı giderek artmaktadır. Söz konusu bu eğitim kurumlarında temel ders olarak değişik isimler altında temel tasarım bilgilerini vermeye yönelik dersler okutulmaktadır. Bu eğitim kurumlarında dersler uygulamalı olarak verilmekte ve öğrenciye tasarımın temelleri öğretilmeye çalışılmaktadır.
Ancak bu konuda görev yapan öğretim elemanları arkadaşlarımın kaynak sıkıntısı çektikleri de bir gerçektir. Tasarımın temel ilkelerini görselliğe ağırlık vererek, bol örneklerle destekleyerek anlatan yayın konusunda eksiklik bulunduğu da gözlenmektedir. Bu durum bir yandan, bu konuda görev yapan öğretim elemanlarımızın daha verimli olmalarını; diğeryandan ise öğrencilerimizin tasarımın ilkelerini anlayıp uygulamalarını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle öğrencilerimizin tasarımın ilkelerini kolaylıkla anlayıp uygulamalarını sağlamak amacı ile görselliğe ağırlık veren bol görsel örnekler ile konuları açıklayan bir kitabın yazılmasının yararlı olacağı düşüncesinden hareket ile bu kitap kaleme alınmıştır. Böylece üniversitelerimizin ve özellikle meslek yüksek okullarımızın ilgili bölümlerinde değişik isimler ile okutulmakta olan temel tasarım derslerinde yaşanan kaynak sıkıntısının giderilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.
Kitabın yazılış amacına ulaşması en büyük dileğimdir. Elbette kitabın amacına ulaşıp ulaşmadığını siz değerli okuyucuların kitaba olan ilgisi gösterecektir. Siz değerli okuyucuların yapacakları her türlü eleştiri, katkı, değerlendirme, yorum ve görüşler kitabın sonraki baskıları için en iyi yol gösterici ve geliştirici unsur olacak, kitaba değer katacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115965</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dde7f513-3fbb-4843-aa51-a4cc34ee1c9a.jpg</image:loc>
            <image:title>Lojistik Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri</image:title>
            <image:caption>Bugün satın aldığımız birçok ürünün tasarımı bir ülkede yapılmakta, üretim çoğunlukla işçilik maliyetlerinin düşük olduğu dünyanın başka bir ucunda gerçekleştirilmekte ve üretilen ürünler tüm dünyaya gönderilmektedir. Günümüzde lojistik faaliyetlerin doğru bir şekilde belirlenmesi ve analiz edilmesi, rekabet gücünün temel bileşeni olan maliyet üstünlüğünü (minimum maliyet) sağlamada önemli bir element haline gelmiştir. Minimum maliyetin sağlanmasında kullanılan efektif araçlardan birisi de lojistik bilgi sistem ve teknolojileridir. Lojistik sektöründe yetişmiş insan gücüne olan talep günden güne artarken, lojistik bilgi sistem ve teknolojileri alanında kendilerini yetiştirmek isteyen araştırmacıların başvurabileceği Türkçe kaynak sayısı kısıtlıdır. Bu boşluğu doldurmak adına; lojistik bilgi sistemleri ile farklı karar seviyelerinde kullanılan lojistik bilgi teknolojilerinin yer aldığı bu kitap kaleme alınmıştır. Eksikliği hissedilen bu alana katkı sağlamak amacıyla hazırlanan bu eserin gerek sektörde çalışan profesyonellere gerekse üniversitelerde eğitim gören öğrencilere faydalı olmasını ümit ediyoruz.
&lt;p class=xmsonormal style=text-align: center;&gt;“Düzen ve düzensizlik arasında yatan ince çizginin adı lojistiktir.”-Sun Tzu.-</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115966</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e33a18be-40dd-48e4-b0ae-3e7cc5660a0a.jpg</image:loc>
            <image:title>İç Kontrol ve Kurumsal Risk Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Gelişen, değişen ve karmaşıklaşan dünyada faaliyet gösteren her organizasyon için hayati öneme sahip iki kavramdır: Vizyon ve Aksiyon.
Kurumlar, vizyonlarını hayalin ötesine geçirmek istiyorlarsa, hayallerine uygun aksiyonlar planlamalı, doğru hamleleri, doğru zamanda, doğru şekilde yapmalıdırlar. Bununla birlikte planlanmamış ve doğru şekilde organize edilmemiş aksiyonlar daha çok kaynak-sermaye, insan kaynağı, zaman vb.
–karşılığında daha az başarı şansı demektir.
Gerek kamu gerekse özel sektördede faaliyet gösteren tüm kurumların, karar alıcıların ve çalışanların içinde bulunduğu yeni çalışma anlayışı, geleneksel yönetim yaklaşımlarından çok daha fazlasını gerektirmektedir. Başarı artık sadece, iş yapmak, hizmet sunmak, kar elde etmek değildir. Kurumlar için başarı, günümüzde; değer yaratma kapasiteleri, hizmet ve ürün kaliteleri, sürdürebilirlikleri, rekabet güçleri ile ölçülmektedir.
Bununla birlikte, kurumların, yeni nesil başarı kavramları ile mücadele ederken, en önemli güvenceleri; kurumsal varlık ve kaynaklarını korumak, kaynaklarını amaç ve hedefleri doğrultusunda etkin, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanmak, hatta usulsüzlük ve suistimalleri önlemek konusundaki yetkinlikleri olacaktır.
Bu kitapta, kurumsal amaç ve hedeflere ulaşma konusunda kurumlara önemli katkılar sağlayan “İç Kontrol ve Risk Yönetimi” ne ilişkin teorik bilgiler sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115967</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9fb8bed-16d7-406a-8736-f64cba44447e.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Metin Şerhi (14-16.) Yüzyıllar</image:title>
            <image:caption>Eski Türk Edebiyatı Metin Şerhi (14-16. Yüzyıllar) kitabı üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri, Eğitim Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ve Türkçe Bölümlerinde okutulan Eski Türk Edebiyatı, Klasik Türk Edebiyatı, Metin Şerhi dersleri için ders kitabı olarak düşünülmüştür. Ayrıca bu kitap İlahiyat Fakültelerinde okutulan Türk-İslam Edebiyatı ve DiniEdebi Metinler dersleri için de tavsiye edilebilir niteliktedir. Kitabın Klasik Türk Edebiyatı alanında lisansüstü eğitimlerde de kullanılabileceği öngörülmektedir. Yine kitap Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe Öğretmenliği adaylarının girdikleri Alan Bilgisi (ÖABT) sınavına yönelik olarak da öğrencilere önemli katkılar sağlayacaktır. 
14, 15 ve 16. yüzyıllardan seçilmiş 30 şair ve onların şiirlerinin konu edildiği kitaptaki bölümlerde; ele alınan şairin hayatı, şiir şerhleri, ödev metinleri yer alırken QR kod ile okuyucuya şairi ve şiiri daha iyi anlaması için görseller sunulmuştur. Her cildin sonuna da metinlerde geçen motifleri içeren motifler sözlüğü hazırlanmıştır. Metin şerhi çalışmalarının bir örneği olan ve alanda bir boşluğu dolduracağı düşünülen bu kitap, altı yazar tarafından iki yıllık yorucu bir çalışmanın sonunda hazırlanmış; kitaptaki yeni yaklaşım ve tekniklerle öğrencilerin kendilerini pek çok konuda yetiştirmeleri hedeflenmiştir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115968</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03d74ac3-975d-47c8-8819-9a010a44b4e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Baharzade Feride Hanım</image:title>
            <image:caption>Klasik Türk edebiyatının kışa yüz tutmuş hazânında çiçek açmaya çalışan bir fidan gibi Kastamonu yöresinde boy göstermiş bir kadın şair olan Bahârzâde Ferîde Hanım, Türk Yenilik edebiyatının bütün yayın organlarına sirayet ettiği ve Divan şiirinin son demlerini yaşadığı XIX. yüzyılda Divan şiirinin hemen bütün nazım şekillerinde eser vermeye çalışmış bir şairimizdir. Şiirlerinde Divan şiiri geleneğine sadık kalmaya özen gösterirken zaman zaman kadınsı duygularıyla farklı beyitlerin de mimarı olan Ferîde Hanım’ın pâyitahttan oldukça uzak bir diyarda yaşamış olmasına rağmen şöhretinin tâ Mısır Hidivlerinin saraylarına kadar uzanması, orada Cemîle Fâzıla Hanım’la (ö. 1896) birbirlerine yazdıkları manzum mektuplar, onun şairlik kudretinin bir göstergesidir. Yine bestekâr ve şair Leylâ Saz Hanım’la (ö. 1936) kurdukları samimiyetin can suyuna da bu şairânelikleri kaynaklık etmiştir.
 
Bahârzâde Ferîde Hanım’ın iç sesinin dışa vurumu olan şiirlerini daha iyi tanıma ve daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla hazırlanmış olan bu kitap, “Şairin Hayatı”, “Eseri”, “Edebî Kişiliği”, Şiirlerinden Seçmeler”, Motifler ve Terimler Sözlüğü” ile “Kaynakça” bölümlerinden oluşmaktadır. Ondan bize edebî miras olarak kalan Dîvân’ından seçilmiş ve onun edebî yönünü yansıttığı düşünülen 28 gazel, 1 müstezad, 1 müselles, 1 murabba, 1 tahmis, 1 müseddes, 1 nâ-tamâm gazel ve 11 de seçme beytin dil içi çevirisi yapılmış; Motifler ve Terimler Sözlüğü ile Ferîde Hanım’ın şiir estetiğine yön veren motif ve kavramlar okuyucuya aktarılmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115969</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c36d3cd1-96af-4ac3-be22-1d5dbba09909.jpg</image:loc>
            <image:title>Fıtnat Hanım</image:title>
            <image:caption>18. yüzyılda yaşayan Zübeyde Fıtnat Hanım, 212 manzume kaleme alarak bunları Divan’ında bir araya getirmiştir. Fıtnat Hanım duygulu söyleyişi, şiirinde yakaladığı şekil mükemmelliği, pürüzsüz ve akıcı diliyle öne çıkmış; bu sayede klasik Türk edebiyatının en maharetli kadın şairlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Fıtnat Hanım’ın hayatı, edebî kişiliği ve şiirlerinin seçkisini içeren bu eserde onun şiir zevki ve kabiliyeti gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Bu maksatla kitapta kendisinin edebî yönünü yansıttığı düşünülen 1 kaside, 2 tarih manzumesi, 33 gazel, 1 kıta, 1 nazm, 1 lugaz, 1 şarkı ve 10 beytin günümüz Türkçesine aktarılmış şekline yer verilmiştir.
 Eserin sonuna Motifler ve Terimler Sözlüğü eklenerek Fıtnat Hanım’ın şiir estetiğini şekillendiren motif ve kavramlara ilişkin okuyucunun fikir sahibi olması amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115970</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/99348d6f-da53-49d3-bc0e-21e1b3810d75.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla Hanım</image:title>
            <image:caption>Bu eserde, Türk milletinin geniş bir coğrafya ve uzun bir tarihî süreçte inanç, kültür ve yüksek bir medeniyet tecrübesiyle yoğurarak oluşturduğu klasik Türk edebiyatının güçlü kadın temsilcilerinden 19. yüzyıl şairi Leylâ Hanım tanıtılmaktadır.
 
Elinizdeki bu eseri okuduğunuzda, sıkıntılı ve bir o kadar da heyecanlı hayatı ve yer yer şûhane, bazen merdane, bazen de âşıkane ve ârifane şiirleriyle adını erkekler arasında edebiyat tarihine yazdırmayı başaran mücadeleci bir kadın şair olan Leylâ Hanım’ı tanıyacaksınız.
Leylâ Hanım’ın her çağa hitab edebilen, dönemine göre sade, anlaşılır ve duygu yüklü olan şiirleri hâlâ güzelliğini korumakta ve okuyanlara zevk vermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115971</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1df9a85-9b40-48e4-bea3-424f58da8ed2.jpg</image:loc>
            <image:title>Leyla Saz Hanım</image:title>
            <image:caption>Leylâ Saz Hanım, şair Mustafa Necati Karaer’in mısralarında dile getirdiği gibi bir kanadında “dün”ü Osmanlının son asrını; bir kanadında “yarın”ı genç Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarını idrak etmiş, saray görgüsü ve terbiyesi ile yetişmiş bestekar kadın şairlerimizdendir. Akdeniz Marşı olarak bilinen Yaslı Gittim Şen Geldim marşı ve sanat müziği parçalarından Mani Oluyor Halimi Takrîre Hicâbım  şarkısı en meşhur bestelerindendir. Harem’in İç Yüzü adıyla basılan saray hatıraları, babasının ve eşinin vazifesi dolayısıyla yaptığı seyahatlare dair notları, yaşadığı döneme birinci ağızdan ışık tutar.
 
Şiir ve musikiyle iç içe bir yaşam süren, ömrünün sonuna kadar “saz”sız bir günü geçmeyen Leylâ Saz Hanım özellikle şarkı formunda yazdığı şiirleriyle divan edebiyatımızda kendisi gibi zarif, içli ve samimi dizelere imza atmıştır.
Elinizdeki bu kitapta Leylâ Saz Hanım’ın hayatı ve eserlerine dair bir değerlendirme yapılmış; Solmuş Çiçekler isimli şiir kitabında bulunan şiirlerinden bir seçki günümüz okuyucusu tarafından daha iyi anlaşılsın diye nesre çevirileriyle birlikte sunulmuştur. Keyifle okumanız dileğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115972</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e283b8d-2cd9-4765-ae17-61baee780f94.jpg</image:loc>
            <image:title>Mihri Hatun</image:title>
            <image:caption>Bu eserde, klasik Türk edebiyatının sesini kadınca duyurmayı başaran 15. yüzyılda yetişmiş ilk kadın şairlerimizden Mihrî Hatun tanıtılmaktadır.
 
Elinizdeki bu eseri okuduğunuzda; güzel, kendinden emin, erkeklerden çekinmeyen, onlar arasında rahat hareket edebilen, hoş sohbet, hatta biraz şuh ama bir o kadar da iffetli ve iradeli, Âşık Çelebi’nin “gerçi zendür ammâ ol nâ-merd nice merd-i meydâna çifte-zendür” dediği, Evliya Çelebi’nin ise “aşkla oynayan kadın” olarak tarif ettiği Mihrî Hatun’u tanıyacak; aynı zamanda seven, sevdiğini söylemekten hatta sevdiğinin adını zikretmekten çekinmeyen bir kadın şairin duygu yüklü dünyasında cesurca tavırlarına şahit olacak; genellikle âşıkane, bazen şûhane, yer yer merdane, zaman zaman ârifane şiirleriyle adını edebiyat tarihine yazdırmayı başaran bir kadın şair olarak Mihrî Hatun’u tanıyacaksınız. Böylelikle bir kadın şair olarak erkek kalemiyle neşv ü nemâ bulmuş bir edebiyatın içinde nasıl kalem oynattığını, duygularını nasıl yansıttığını ve erkek şairlere nasıl meydan okuduğunu göreceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115973</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2ebf92e-c0e0-45b1-9dcd-d62ca076d103.jpg</image:loc>
            <image:title>Nakiyye Hanım</image:title>
            <image:caption>Nakiyye Hanım, 19. yüzyılın klasik Türk edebiyatı geleneğini devam ettiren kadın şairlerinden biridir. Tıp ve coğrafya konulu eserler yazan âlimlerden Müneccimbaşı Osman Saib Efendi’nin kızı olan Nakiyye Hanım’ın teyzesi de yüzyılın en önemli kadın şairlerinden olan Şeref Hanım’dır. Aldığı eğitim sonucu Farsça öğretmeni olan şair, eğitimci kimliği ile Lugat-i Fârisiyye adlı bir sözlük ile Divançe olarak addedebileceğimiz şiirlerini topladığı bir mecmua sahibidir. Şairin bu eserinin kendi hattı ile kaleme aldığı nüsha günümüze ulaşmıştır. Bu kitapda Nakiyye Hanım’ın 1 kaside, 27 gazel, 1 müstezad, 1 ninni, 1 tahmis, 2 şarkı ve 5 seçme beytine yer verilmiştir. Şairin şiirlerini genç nesillere tekraren hatırlatmayı amaçlayan çalışmada seçilen manzumelerin şairin edebî şahsiyetini en iyi yansıtacak şiirler olmasına dikkat edilmiş ve bu şiirler günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Kitabın sonuna eklenen “Motifler ve Terimler Sözlüğü” ile şiirde geçen mazmun, ıstılah ve bazı ibarelerin açıklaması yapılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115974</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5032b15-a548-4244-99f9-ed2dd1ec03e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Sırri Hanım</image:title>
            <image:caption>XV. asırdan itibaren klâsik tarzda şiir söyleyen kadınların varlığı dikkat çekmiş ve bu hususta hem yurt içinde hem de yurt dışında muhtelif çalışmalar yapılmıştır. Elinizdeki bu kitap ile XIX. yüzyılın edebiyat muhitlerinde dikkatleri üzerine çekmiş olan Diyarbekirli Sırrî Hanım’ın günümüz okuruna şiirlerinden seçmelerle tanıtılması amaçlanmıştır. Bu gayeyle şairenin hayatı ve şairlik yönü, mutasavvıf kişiliğinin şiirlerine nasıl yansıdığı anlatılmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte onun bir hanımefendi ve bir anne olmasının da üslup ve edasının şekillenmesinde etkili olduğu vurgulanmak istenmiştir. Sırrî Hanım’ın poetikasında kendisinden önce yetişen şairlerin etkisinin olduğu muhakkaktır. Modern şairlerimizin de Sırrî Hanım ve diğer kadim ozanlarımızdan beslendikleri takdirde daha sağlam ve ayağı yere basan bir edebî dil ve hayal dünyasına sahip olacakları konusunda şüphe duyulmaması gerektiği aşikârdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115975</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ffe28a5c-c2d0-45d2-99dc-8a5ebb790d45.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiirin Zarif Kalemleri</image:title>
            <image:caption>Klasik Türk Edebiyatında Kadın Şairler külliyatında, Anadolu sahasında klasik tarzda şiir yazan Türk kadın şairleri ele alınmıştır. 19. yüzyıla gelinceye kadar her yüzyılda bilinen şair sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, imparatorluğun en uzun yüzyılı olarak adlandırılan ve askerî, siyasî, toplumsal sahada birçok değişim rüzgârlarının yaşandığı bu yüzyılda matbaanın yaygınlaşması, gazete ve dergilerin yayın hayatına girmesi, öncü kadın şairlerin çıkması vb. etkenlerle kadın şairlerin sayısında önemli artış görülmüştür. Kadın şairlerimiz bu yüzyılda şiirlerinde divan şiiri geleneğinin klasik konuları yanında aile bağları, çocuk sevgisi ve terbiyesi, vatan ve millet sevgisi, askerlik, milli birlik gibi kavramları işlemişlerdir.
On kitaptan oluşan külliyatın elinizdeki birinci kitabında kadın şairlerin tamamı hakkında genel bir değerlendirme yapılarak, müstakil bir eser olarak değerlendirilemeyen kadın şairlerin tek tek kısa hayat hikâyeleri anlatılmış; açıklamalarıyla şiir örneklerine yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115976</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2052ee07-e9c6-47b4-be4a-6d06fa6559b5.jpg</image:loc>
            <image:title>“Son Söyleşim” Siyonizm Hapishanesinde İsyan</image:title>
            <image:caption>Mevcut dünya sisteminin bir parçası olmak yerine ‘yeni bir dünya’ idealini savunan ve yaptığı hizmetlerle bu idealin somut örneklerini gösteren bir liderdir Necmettin Erbakan. Bu özelliği ile de siyasete atıldığı 70’li yıllardan itibaren Türk siyasetinin sayısız isimleri arasından kalın bir çizgi ile ayrılır.
Kukla ile kuklacıyı ayırabilecek derin bir tarih şuuruna vakıf olan Erbakan’ın asıl düşmanı siyonizmdir. Siyonizmi insanlığın düşmanı olarak gören Erbakan Hoca, ömrünü bu ideolojiyi anlatmaya adamıştır.
Gümüş Motor’u kurduran, ağır sanayi hamlesi ile ülkeyi kısa sürede fabrikalarla donatan, Kıbrıs çıkartmasındaki rolü ile günümüzde bile takdir edilen bu çabanın kaynağı, Milli Görüş ideolojisidir.
İşte bu eserde, siyonizmin verdiği zararlarla siyasi kariyerinde nasıl mücadele ettiğini anlattığı söyleşi yer almaktadır.Erbakan Hoca bir tek cümlede meramını anlatmıştır.
 
“Tam kırk seneden beri size konuşuyorum. Ne olursunuz, bir defacık beni siyonizmden önce anlayın! Tebdirlerinizi alın ve gerçekçi olun!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115977</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/014011aa-cfc3-48a1-9529-0b2eece2c2e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben, Elvis Riboldi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Elvis Riboldi çok özel bir çocuk. Kimileri onun tam bir haylaz olduğunu söylüyor. Derslerde kahkahalara neden olan felaketleriyle Elvis ilk kitabında en sevdiği küçüklük anılarını hatırlıyor. Üç sayfa süren güzel anılarından sonra en sevmediği anıları başlıyor ve sizi her sayfada daha çok güldürüyor.
Elvis Riboldi karıncayı bile incitemeyen harika bir çocuk. Bu kitapta da hiçbir karıncaya zarar verilmemiştir. Zarar verilen şeyler şunlarla sınırlıdır:
-Bir evin tamamı
-Birkaç yüz araba
-82 motor
-16 pencere
-12 renkli kalem
-Okula ait 8 teçhizat ve makine
-5 yumurta
-1 adet pahalı saat
-1 yol levhası, alarm, gözlük ve doğum günü pastası gibi şeyler.
Abarttığımızı düşünüyorsan, Elvis&apos;i tanımıyorsun demektir.
Daha ne bekliyorsun?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115978</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01fd80a0-7508-4d8a-b2db-f5cc097aa49b.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklın Akıl İle Savaşı</image:title>
            <image:caption>Aklın Akıl ile Savaşı, otuz yılın üzerinde bir süre ile ülkemiz gündeminden düşmeyen, gerisinde kan ve gözyaşı bırakan teröre farklı bir bakış açısı getirmeye çalışıyor. İnsanı merkeze alan bu kitapta, askerlerin ve bölge insanın yaşadıkları zorluklar yaşanmış öykülerle anlatılıyor.
Farklı coğrafyalarda yürütülen ve halen yürütülmeye devam edilen aklın akılla mücadele ettiği bu sürecin duygusal boyutunu da bulabileceksiniz bu kitapta…
“Çalışmamda bölgenin ve bölge insanının ne kadar çaresiz bırakıldığını ve bu boşluğu askerlerin kendi görevleri olmamasına rağmen nasıl büyük bir özveri ile doldurmaya çalıştığını örneklerle gözler önüne sermeye çalıştım. Bölge imkanlarının kısıtlılığı konusunda ‘Ülkemizin diğer kesimlerinde de benzer yetersizlikler vardı, onlar yine bu tür hareketlere de benzer yetersizlikler vardı, onlar niye bu tür hareketlere başvurmadılar ?&apos; şeklinde çok dile getirilen bu tür düşünceler sizlerin de zihinlerinizden geçmiş olabilir. Kitabı okuduktan sonra bu konudaki kararı sizlerin vermesini bekliyorum.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115979</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6f16c86e-74b0-45de-ad7b-2d6994e827bc.jpg</image:loc>
            <image:title>24 Nisan 1915&apos;te Ne Oldu?</image:title>
            <image:caption>Günümüzde tarihi olaylar, belli bir sebep sonuç ilişkisi içinde değerlendirilmek ve kendi içinde tutarlılığı olan bir bütün olarak ele alınmak yerine, Ermenilerin işlerine gelen argümanları çekip çıkardıkları bir bilgi ambarı olarak kullanılmaktadır. Ermeni iddialarının objektif bilgi ve belgeden yoksun olması sebebiyle olay bilimsel ve tarihi temelden siyasi platformlara kaydırılmış, birçok ülke meclislerinde “Ermeni Soykırımı”nı tanıma kararı almışlardır.
Yapılan propagandalar sonucu bugün dünyada Ermeniler lehine suni bir tarih rüzgârı estirilmektedir. Hâlbuki tarihi konularda verilecek hükümlerin tarihin sessiz tanıkları olan arşivlere dayanılarak ortaya konulması gerekir. Aksi halde tarihin objektif kaynakları olan arşivlere dayanmayan subjektif yaklaşımlar milletler arasında küllenmiş düşmanlıkları canlandırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Elinizdeki bu eser, Ermeni meselesinin önemli yönlerini aydınlatan ve arşiv belgelerine dayanılarak hazırlanmış makalelerden oluşmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115980</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74e256a0-e936-4d62-a8a9-46d2ef82a3bb.jpg</image:loc>
            <image:title>1923 Mürettipler Grevi</image:title>
            <image:caption>İstanbul&apos;da Türkçe Yayımlanan gazetelerde çalışan mürettipler İkinci Meşrutiyet ve Milli Mücadele dönemlerinde birçok kez greve gitmiştir. Ancak en çok ses getiren grevlerini 1923 yılında yapmışlardır. Bu grev on beş gün sürmüştür. İstanbul&apos;da Türkçe yayımlanan gazetelerde çalışan mürettipler çalışma saatlerinden ve aldıkları ücretten memnun olmadıkları için gazete sahiplerine başvurmuşlar, taleplerine olumlu cevap alamayınca da 6 Eylül 1923 tarihinde iş bırakmışlardır. Bu durum karşısında İkdam, Akşam, İleri, Tercüman-ı Hakikat, Tevhid-i Efkar, Tanin, Vatan ve Vakit gazetelerinin sahipleri de yeni mürettipler temin ederek birlikte Müşterek Gazete adında bir gazate çıkarmışlardır. Gazete sahiplerinin bu tavrı karşısında Türk Mürettipler Cemiyeti önce el-Adl adlı bir gazeteyi yayımlamış, ancak bu gazeteyi sadece bir nüsha neşretmiştir. Daha sonra Haber adlı bir gazeteyi yayın organı haline getirmiştir. Cemiyet, grev süresince hatta grev sonrasında bu gazeteyi yayımlamıştır. On beş gün süren grev süresince Müşterek Gazete ve Haber kıyasına bir mücadelenin içine girmiştir. Neticede 20 Eylül 1923&apos;te anlaşma sağlanarak Müşterek Gazete&apos;nin yayımına son verilmiş ve yukarıda belirtilen sekiz gazete de yayın hayatlarına kaldıkları yerden devam etmişlerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115981</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb29cb13-00b0-470e-8114-80d3987b8ae9.jpg</image:loc>
            <image:title>Kastamonulu Aşık Kemali ve Divançesi</image:title>
            <image:caption>Yazılı belgelere göre 18. ve 19. yüzyıl, Kastamonu âşıklık geleneğinin en parlak dönemleridir. Kendi yöresine ait eski usta âşıklar ve halk şairleriyle Âşık Dertli ve Erzurumlu Emrah gibi 19. yüzyılın ve âşıklık geleneğinin önemli temsilcilerine ev sahipliği yapan Kastamonu, bu gelenek içerisindeki yerini daha da güçlü hâle getirmiştir. Belirli bir süre Kastamonu&apos;da kalan Erzurumlu Emrah ve Âşık Dertli, burada kendilerine bağlı bir âşık kolu oluşturarak kendi geleneklerine göre âşıklar/çıraklar (Âşık Fevzi, Âşık İhsan Ozanoğlu, Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş, Âşık Meydânı, Âşık Celâli vb.) yetiştirmiş ya da yetiştirilmesine vesile olup Kastamonu&apos;da âşıklık geleneğinin önemli ölçüde gelişmesine ve 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar güçlü bir şekilde devam etmesine hizmet etmişlerdir. 19. asırda Erzurumlu Emrah&apos;ın tesirinde kalan Kastamonulu âşıkların başında Âşık Kemâli gelmektedir. Bu eser, 19. yüzyılda yaşamış Kastamonulu Âşık Kemâlî&apos;nin hayatı, sanatı ve dîvânçesi üzerine yapılan bir çalışmadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115982</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/18e61df7-3c62-40e8-b214-e8d1818dc55c.jpg</image:loc>
            <image:title>Gelişim Psikolojisi</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki bu kitap eğitim bilimleri kapsamında GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE ilişkin terimler ve öğrenme kuramları kapsamında ele alınan konuları içermektedir. Buna göre kitap olabildiğince akademik içerikten uzak bir şekilde olabildiğince konuların sadeleştirilmesiyle kpss sınavı için temel teşkil edecek konu başlıklarının anlaşılır ve açık bir şekilde sunumuna dönük düzenlenmiştir. Kitabın içeriğinde gelişimin evreleri ve bu bağlamda bu dönemlere ilişkin konu başlıkları kuramsal yönleriyle ele alınmış sonrasında ise gelişimle ilgili temel kavramlar bileşeninde bilişsel, ahlaki, sosyal gelişme gibi kuramlar ışığında ele alınmıştır. Öğrenmenin verimliğiği kaygısıyla soyut konuların birbirine karıştırılmaması için tekrar ve pekiştirme amaçlı konulara kasıtlı olarak mükerrer şekilde yer verilmiştir. Bu şekilde öğrenmede ayırdediciliğe ve farkındalığa vurgu yapılması amaçlanmıştır. Bu nedenle her hangi bir yanlışlık söz konusu değildir. Farklı şekillerde ele alınan aynı başlıkların öğrencilerimizde kalıcılığı artırmak içinönemli bir olumlu transfer aracı olarak görülmüştürtür. Diğer taraftan her konu içerisinde konuyla ilgili daha önceden çıkmış sorulara yer vilerek kpss de nasıl soru tarzı olarak nasıl ele alındığı, ilgili kavramların nasıl soru içerisine yansıdığına vurgu yapılmıştır. Bununla beraber örnek soru tarzları hem konu içerisinde hemde konu sonlarında kendimizi deneyelim şeklinde öğrenmelerimize ilişkin ara değerlendirme düzey çalışmaları ve dönüt sağlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda kitabımız bir ders aracı olarak bilimsellikten ziyada öğretmen adayı arkadaşlarımıza KPSS mantığında konuları ele alarak hem mevcut başlıklara ilişkin kuramsal yaklaşımları teorik anlamda daha pratikleştirirken, diğer taraftanda öğrenciyi sıkmadan güncel örneklerle disipline dönük konular işlenmiştir. İşte bu nedenle gerek ders içi anlaşılırlığı maksimize etmesi gerekse sınav mantığıyla düzenlenmesinden dolayı bir bilimsel kitap olmayıp, ders içi notların pratik şekilde derlendiği bilgilerin birleştirldiği ders notu niteliğindedir. Kitabın ders içi ve KPSS sınavında başarı getirmesi dilegiyle tüm paylaşımcılara atfolunur...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115983</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19e53e04-cd1c-42d4-bc2a-ec48e74d746a.jpg</image:loc>
            <image:title>Fırka-i Islahiye</image:title>
            <image:caption>Ahmed Cevdet Paşa, Osmanlı Devleti&apos;nin son dönemlerinde yaşamış, önemli görevlerde bulunmuş ve birçok alanda eserler kaleme almıştır. Kendisi, önemli bir devlet adamı ve Osmanlı tarihçisi olarak tanınmaktadır.
Çalışmada, Ahmed Cevdet Paşa&apos;nın, kendisinin de görevli olarak başında bulunduğu Fırka-i Islâhiye&apos;nin 1864 - 1867 tarihleri arasında gerçekleştirdiği faaliyetleri hakkındaki lâyihasının tanıtımı ve değerlendirmesi yapılmıştır. Lâyihada Fırka-i Islâhiye&apos;nin, günümüz Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Adana il sınırları içerisinde yer alan, Kozan ve Gâvur Dağları bölgesinde yaptığı faaliyetlere dair bilgiler yer almaktadır. Şimdiye kadar varlığından bahsedilmeyen söz konusu lâyihanın tanıtımının yapılması yanında lâyihaya göre Fırka-i Islâhiye&apos;nin Kozan ve Gâvur Dağları bölgesinde yaptığı faaliyetler de kısaca ele alınmıştır.
Bu çalışma ile lâyihanın müellif nüshası incelenmiş, Ahmed Cevdet Paşa&apos;nın bir eseri ilk kez gün yüzüne çıkarılmış ve birinci elden tarihi bir kaynak bilim dünyasının hizmetine sunulmuştur. Kısacası, bu lâyihanın mahiyeti, tetkîki, tahlîli ve Osmanlı tarihi için önemi çalışmanın konusunu teşkil etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115984</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1e0e5d65-fd05-4395-b7fe-93f34c35a9f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermenilere Yönelik Ermeni Terörü</image:title>
            <image:caption>Komiteci Ermenilerin kendi milletinden olan Ermenileri öldürmeleri 1890&apos;lı yıllardan başlayarak günümüze kadar devam eden bir olgudur. Komiteciler, amaçlarına ulaşmak, kendilerine taraftar ve ekonomik kaynak sağlamak amacıyla, kendi dindaşlarına baskı yapmışlar, komitelere girmek istemeyenleri tehdit etmişler, bu tehditlere boyun eğmeyenleri öldürmüşler veya yaralamışlardır. Komiteciler, suikast yapacakları kişileri, genellikle Ermeni toplumu içinde belirli mevkiler edinmiş, Ermenilere yön verebilen, maddî birikimleri olup, devletle iyi ilişkileri bulunan kişiler arasından seçmişler, Ermeni toplumuna, kendilerinin aleyhine çalışan, konuşan, ihbarda bulunan herkesin cezalandırılacağı mesajını vermişlerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115985</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/542bd49d-5e6a-4424-9693-e3b6f1e2fe7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yönetici El Klitabı</image:title>
            <image:caption>Yönetim, örgütleyici eylemleri ve bu eylemleri yürüten araçları adlandırmak için kullanılır. Klasik anlamda yönetimin temel görevi insanları ortak amaç ve değerler etrafında birleştirerek performanslarını yükseltmek ve yeterli hale getirmektir. Yönetimin temel görevi bugünde aynıdır. Ancak bu görevin taşıdığı anlam değişmiştir. Yönetici için en temel sorun, daha önceden yapılanların nasıl daha verimli hale getirilebilceğinin yanı sıra yeni ne yapması gerektiğini bilmemektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115986</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78aa8ac3-aecd-4c9f-853a-31b88e3aa6d2.jpg</image:loc>
            <image:title>Öncü Öğretmen</image:title>
            <image:caption>Öğretmenlik, her şeyden önce bir hizmet, bir özveri, bir ideal mesleğidir. İdealist bir öğretmen her ortamda ve her şartta idealizmini koruyarak önüne çıkan engeller karşısında yılmamalı, mesleğine olan sevgisini yitirmemeli ve en önemlisi kendine olan güvenini zedelememelidir. Bu nedenle bu yolculuk süresince sadece içindeki dönüştürücü gücün değil mesleğinin sorumluluklarını yerine getirirken karşılaşacağı engellerin de farkında olmalıdır.
Öncü Öğretmen kitabı için yirmi beş yıllık öğretmenlik deneyiminin bir nevi özeti diyebiliriz. Bu özeti sunabilmek adına yazar, bazen öğretmeni, bazen okulları, bazen sistemi, bazen de toplumsal durumu sorgularken aynı zamanda çözüm arayışı içerisinde eğitimsel uygulamaları, yeri geldiğinde de sosyal gelişmeleri ve medyayı irdelemektedir. Eğitim dünyasında hem bugünün hem de geleceğin sorunları hakkında özgün tespitlerin sunulduğu Öncü Öğretmen, bir öğretmenin icra ettiği mesleği eleştirel bakış açısı ile tüm yönleriyle ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115987</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6626efc3-11d9-4943-8011-5aef7d12fa2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Tarihi-1 (1299-1774)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti altı yüz yıldan fazla bir süre üç kıtada egemen olan resmi yazışmalarda Türkçenin kullanıldığı, egemen kültürün Türk kültürü olduğu çok uluslu, çok kültürlü, çok milletli bir cihan devletiydi. Bunun yanında farklı anlayışlara, düşüncelere, kültürlere, dillere olabildiğince yaşam hakkı sunan bir devletti. Bu çalışma Osmanlı Tarihine toplu bir bakış olmanın yanı sıra Osmanlı Kültür ve Medeniyeti hakkında da bilgi içermektedir. 1299-1774 yıllarını kapsayan Osmanlı Tarihi 1, kuruluş döneminden Küçük Kaynarca Anlaşmasına kadar Osmanlı Devleti&apos;nin siyasi yapısını yedi bölüm halinde incelemektedir. Eserin ikinci kısımda ise yine kendi alanında uzman akademisyenler tarafından Osmanlı Kültür ve Medeniyet tarihi ele alınmıştır. Bu kısımda kuruluş ve yükselme dönemi devlet anlayışı, Osmanlı toplumu, Osmanlı mali yapısı, arazi ve tahrir sistemi, askeri yapısı ve donanma eğitim alanındaki gelişmeler kaleme alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115988</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bb747b2-c3d5-494b-a932-08cce05fc13b.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Tarihi-2 (1774-1922)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti altı yüz yıldan fazla bir süre üç kıtada egemen olan resmi yazışmalarda Türkçenin kullanıldığı, egemen kültürün Türk kültürü olduğu çok uluslu, çok kültürlü, çok milletli bir cihan devletiydi. Bunun yanında farklı anlayışlara, düşüncelere, kültürlere, dillere olabildiğince yaşam hakkı sunan bir devletti. Bu çalışma Osmanlı Tarihine toplu bir bakış olmanın yanı sıra Osmanlı Kültür ve Medeniyeti hakkında da bilgi içermektedir. İki cilt halinde sunulan eserin bu cildinde Küçük Kaynarca&apos;dan Osmanlı Devletinin tarih sahnesinden çekildiği döneme kadarki siyasi olaylar altı bölümde; İkinci kısımda ise Kültür ve Medeniyet ağırlıklı olarak Osmanlı taşra yapısı, Osmanlı&apos;da düşünce ve bilim, Osmanlı dönemi kültürel gelişmeler, mimari, gündelik hayat, sanat ve ıslahatlar olarak altı bölün de ele alınmıştır. Bu özelliği ile eser sadece muhtasar bir Osmanlı siyasi Tarihi ile Osmanlı Kültür ve Medeniyeti Tarihi olma özelliğine de sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115989</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3714cc42-c87f-4cbf-b3e5-329f60f23df0.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitim Bilimlerine Giriş</image:title>
            <image:caption>Eğitim, bir yönüyle kişinin kendini tanıma sürecidir. Son çeyrek yüzyılda eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanındaki temel ders kitapları sayısında artış görülmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Avcı tarafından hazırlanan bu çalışma, gerek özgün örnekler gerek ise kullanılan dil bakımından benzerlerinden ayrılmaktadır. Zengin kaynakçası, kapsamlı içeriği ile sadece ders kitabı olarak değil akademisyenler için bir referans ve toplumun birçok kesimi tarafından da rahatlıkla istifade edilebilecek bir eser olma özelliğini taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115990</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1429941e-3ea5-4871-afb7-b9895db00d2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu Şekillenirken</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki eser, Ortadoğu&apos;nun şekillenmesinde çok önemli bir dönem olan 1911-1918 yılları arasında İngiltere&apos;nin Arap Yarımadası&apos;nda Mekke Emiri Şerif Hüseyin ve Necid Emiri Abdülaziz İbn Suud ile olan ilişkileri temelinde gelişen olayları konu almaktadır.

İngilizler, Birinci Dünya Savaşı&apos;nda bir taraftan Osmanlı Devleti ile cephelerde mücadele ederken, diğer taraftan da Osmanlı Devleti&apos;ni içten çökertmek amacıyla Basra Körfezi ve Arabistan coğrafyasında uzun zamandan beri irtibat içerisinde olduğu Arap kabileleri ile ilişkilerini daha da sıklaştırmıştır. Bu ilişkilerde iki önemli figür ön plana çıkmıştır: Şerif Hüseyin ve İbn Suud. Bu ilişki ağının içerisinde bugüne kadar detaylandırılmamış birçok unsur burada mercek altına alınmıştır.

Basra Körfezi ve Arap Yarımadası, Birinci Dünya Savaşı öncesinden itibaren artan bir ilgiyle İngiltere için neden önemliydi?, Bu bölgedeki yerleşik Arap liderleri ve İngiltere arasında nasıl bir ilişki vardı? Diğer emperyalist devletlerin bölgeye inmemeleri için İngiltere, yerel kabileler üzerinde hangi baskıları kurma gereği duydu? Savaş yıllarında Şerif Hüseyin ve İbn Suud Ortadoğu&apos;nun şekillenmesinde ne derece rol oynadılar? İngiltere; onlara hangi rolü, nereye kadar uygun gördü? Savaş devam ederken, İngiltere birbirleriyle asla anlaşamayan Şerif Hüseyin ve İbn Suud&apos;u çatıştırmamak için nasıl bir diplomasi uyguladı? Siyasi irtibat subaylarını bu diplomaside nasıl kullandı? İngiltere, Arabistan&apos;ın şekillenmesine etki eden bu iki önemli liderin savaştan sonra başlayan amansız çatışmalarını neden engelleyemedi? gibi sorulara bölgede gelişen olaylar temelinde cevaplar aranarak eser, okuyucunun ilgisine sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115991</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/758e5cfc-2362-4312-92f3-8f0e15309a58.jpg</image:loc>
            <image:title>Köpükten Çiçekler</image:title>
            <image:caption>Kızılırmak&apos;ın sularına bakarken gördüler. Uzun, kirli saçları omuzlarını yalıyordu. Geriye köpükten çiçekler kaldı ellerimde. Tutulmayan, koklanmayan... Cılız bir nefesle dağılan...
 
Köpükten Çiçekler, herkesin kendi hayatından izler bulabileceği bir yaşam melodisi. Bu kitapta, ölüm karşısında insanın çaresizliğini, gelip geçen yılların bir türlü eskitemediği çocukluğumuzun arka bahçesini, savaşın vurduğu minik yürekleri, bazen de hiç kavuşulmamış aşklarla tutuşan insanları göreceksiniz.
 
Nurşah Karaca, öyküleriyle nakış nakış dokuyor hayatı. Şiirsel bir üslup ile hayat bulan öyküleri, aslında bizi birbirimize anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115992</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/296b68a8-14d6-480e-84e8-0c55531598c9.jpg</image:loc>
            <image:title>David Lloyd George&apos;un Hatıralarında Sevr Ve Lozan&apos;a Giden Süreç</image:title>
            <image:caption>Bu eser, 1916-1922 yılları arasında İngiltere’de başbakanlık görevini yürüten David Lloyd George’un Birinci Dünya Savaşı sonrası kaleme aldığı hatıralarının Türkiye’ye ait bölümlerini içermektedir.
D. Lloyd George, bu kapsamlı hatıralarının ilgili bölümlerinde Osmanlı Devleti’nin paylaşımına yer vererek Türklerle imzalanacak Sevr Barış Antlaşması sürecinin nasıl ilerlediğine, Lozan Barışı’na nasıl gelindiğine ve bu süreçte İngiltere’nin müttefikleri ile hangi noktalarda anlaşmazlığa düştüğüne değinmektedir. Savaştan sonra Arap topraklarının bölüşümünde Müttefikler hangi hatalara düştüler? Ortadoğu’yu bölen Sykes-Picot Antlaşması’nı neden “rezil bir belge” olarak niteledi? Asla uygulanmaması gereken bir belge olarak kabul ettiği bu antlaşma, savaştan sonra hangi politik ve askeri sıkıntılara sebebiyet verdi? Filistin’de bir İsrail Devleti’nin kurulmasına yönelik faaliyetlerde onun en büyük endişesi neydi? ABD, bu işin neresindeydi? Filistin, neden bölünmemeliydi? gibi sorulara D. Lloyd George, hatıralarında cevaplar vermektedir.
Ayrıca onun Türk Millî Mücadelesine bakış açısını da bu hatıralarda bulacaksınız. Ona göre, Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da Müttefik planlarını nasıl alt üst etti? Yunanlılar neden bozguna uğradı? Bu bozgun, önlenebilir miydi? Dahası, “Sırtımızdan yediğimiz ilk hançer olarak...” nitelediği Lozan Barış Antlaşması’nı Müttefikler açısından neden bir “felaket ve ihanet belgesi” olarak kabul etmektedir? gibi sorulara da hatıralarının ilgili bölümlerinde D. Lloyd George, detaylı bir şekilde cevaplar sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115993</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6ab2410-632d-4f91-b1aa-3ab707fa1a45.jpg</image:loc>
            <image:title>18. Yüzyıl Tekirdağ&apos;ında Bir Aile: Şabanzadeler</image:title>
            <image:caption>Şabanoğlu Tekirdağ&apos;da bir sokak adıdır... Bu sokağa varıp da sokakla aynı adı taşıyan bayırı çıktığınızda bir çeşme ile karşılaşırsınız. Şabanoğlu Çeşmesi ve hemen alt kısımda eğer taşınmamış olsaydı Şabanoğlu Mezarlığı, yıkılmamış olsaydı Câmisi ve Zâviyesi sizi karşılayacaktı... Peki, kimdi bu Şabanoğulları? Şabanoğlu Sokağı günümüzde şehrin sakinleri, misafirleri, gelen-geçenler için sıradan bir sokak ismi olabilir, ama gerçekte acaba öyle midir? İlk soru bu olmakla birlikte arkasından gelebilecek başka sorularında cevapları aranmalıydı elbette. Hele arkalarında uzun yıllar kullanılan câmi, zâviye ve çeşme bırakan bu önemli ve güçlü bir aileye mensup olan Mehmet Ağa ve oğlunun 18. yüzyılın ikinci yarısında Tekirdağ&apos;da zahire mübâşirliği yapmış olduğu biliniyorsa.
Bir ailenin geçmişini araştırmak, yaşadığı bölgenin hatta bir devletin tarihini de geçmişini de ortaya çıkarmaktır. Eser, Şabanzâdeler ailesi üzerinden bir dönem tarihi okumak ve anlamak gibi başka noktaları da ele almaktadır. Şabanoğlu&apos;nun bir sokak isminden daha fazlası olduğu ortaya konulmakla beraber iaşe meselesi konusunda kıyıda köşede kalmış zahire mübaşirliği bu iki kimlik üzerinden can bulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115994</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14fce203-e225-4d78-8e1b-cc5ba3085946.jpg</image:loc>
            <image:title>Avni</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti&apos;ni sınırlarını genişleterek cihan devleti yapan; Avrupalıların kıyamete kadar kimsenin alamayacağını iddia ettikleri İstanbul&apos;u fetheden; Hz. Peygamber (sav)&apos;in kutlu müjdesine mazhar olan büyük devlet adamı, büyük kumandan Sultan II. Mehmet (1451-1481) aynı zamanda bir şairdir. Avnî mahlasıyla şiirler yazmış ilk divan sahibi sultandır.
Elinizdeki bu kitap bir sultanın düşüncelerini, duygularını, aşkını, sevgisini, nefretini, acılarını, hayalini, ümidini, hedefini... ortaya koymada en önemli verilerden olan şiirlerinin ele alındığı bir çalışmadır. Sunulan çalışmada, Fatih Sultan Mehmet&apos;in yani Avnî&apos;nin Hayatı, Divanı, Edebî Kişiliği, Devrindeki Edebî Hayat ele alınmış ve Şiirlerinden Seçmeler nesre çevirileriyle birlikte verilmiştir. Çalışmanın sonuna “Motifler ve Terimler Sözlüğü” ile “Kaynakça” ilave edilmiştir.
Özellikle birinci el kaynak olan yazmalara dayanarak ve daha önce yapılmış çalışmalardan da istifade edilerek hazırlanan AVNÎ adlı bu kitap, şiirleri üzerinden Fatih Sultan Mehmet&apos;in duygu, düşünce, hayal ve hayat anlayışına ışık tutmakta, onu kendi dilinden tanıtmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115995</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce8e75bb-be42-4eb1-b275-620364f4dfe6.jpg</image:loc>
            <image:title>Adli</image:title>
            <image:caption>Osmanlı padişah ve şehzadeleri yorucu devlet görevlerinin yanında şiir ve edebiyatla da meşgul olmuştur. Şiir, onların gönül dünyalarına açılan gizli kapılardır. Bu kitapta 58 yıl devlet idareciliği yapmış, pek çok kargaşanın üstesinden gelmiş, 31 yıllık saltanatında birçok düzenleme yapmış dirayetli bir hükümdarın edebî yönünü ortaya koymaya, ceddimizin mirasını okuyucuyla buluşturmaya gayret ettik. Kitabımızın pek çok kesimden okuyucu tarafından anlaşılmasına özen gösterdik.
Elinizdeki kitapta Osmanlının 8. hükümdarı olan II. Bayezit&apos;in hayatı, edebî kişiliği ve şiirlerine yer verilmiştir. Divan tertip eden II. Bayezit, şiirlerinde Adlî mahlasını kullanmış, halk arasında Bayezit-i Velî, Sûfî lakapları ile anılmıştır. Kitapta Adlî&apos;nin 45 şiir ve 10 seçme beytine yer verilmiş, şiirler günümüz Türkçesine aktarılmış, şiirlerin genel değerlendirmesi yapılmıştır. Kitabın sonunda şiirlerin daha iyi anlaşılması için “Motifler ve Terimler Sözlüğü&apos;ne yer verilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115996</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06c3f81f-74b5-4582-baa4-aed1f210822b.jpg</image:loc>
            <image:title>Cem</image:title>
            <image:caption>Cem Sultan, 36 yıllık ömrünün son on üç yılını Rodos&apos;ta ve Avrupa şehirlerinde sürgünde geçirmiş, Osmanlı hanedanının “garip” göçmüş simalarından biridir.
Onun sultanlık burcunda parlamayan yıldızı şiirin semalarında yükselmiş ve o sadece hanedan şairleri içinde değil bir bütün olarak klasik Türk şiirinde de mümtaz bir yere sahip olmuştur.
Elinizdeki kitapta Cem Sultan&apos;ın Türkçe divanından seçilen şiirler bir araya getirilmiş ve Cem&apos;in hayal dünyasının bugünün okuyucusu tarafından daha iyi anlaşılması için şiirlerin bugünün Türkçesiyle nesre çevirisi yapılmıştır. Elinizdeki çalışma, Cem&apos;in bir meşale gibi nesilden nesile devredilerek söz ışığının daima yanmasına bir nebze de olsa katkı sağlarsa amacına ulaşmış olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115997</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f7abdab-2da0-400a-a97e-5bb1e715e7df.jpg</image:loc>
            <image:title>Muhibbi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti&apos;nin onuncu ve en uzun süre tahtta kalan padişahı olan Kanûnî Sultan Süleyman, uzun süren saltanat yıllarına zaferleri yanı sıra pek çok trajik olayı da sığdırır.
Şiiri saltanat işlerinin yorucu ve ağır baskısından kurtulmak için huzurlu ve eğlenceli bir sığınak olarak gören Kanûnî, Muhibbî mahlasıyla yazdığı şiirlerle en hacimli Türkçe divanlardan birini ortaya koyar ve ayrıca bir divançe oluşturacak kadar da Farsça şiir yazar. Osmanlı hanedanı içinde en fazla şiir yazan sultandır. Aynı zamanda dönemindeki şair ve sanatkârları da himaye eder.
Muhibbî&apos;nin şiirlerinden seçmeleri içeren ve onun daha çok şair yönünü ortaya çıkaran elinizdeki bu kitap, cihana hükmeden bir padişahın manevi dünyasına ve gönül âlemine ışık tutacak, onun bu kadar güçlü olmasının altında yatan psikolojik huzuru nasıl sağladığının anlaşılmasına vesile olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115998</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a91c3c8-62fc-46d6-837a-8323a4ae0482.jpg</image:loc>
            <image:title>Şahi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı hanedanı, siyasi alanda gösterdiği başarıyı edebiyat meydanına da taşıyabilmiş bir ailedir. Aşk ve bilgelik yüklü mısralara imza atmış padişahlar, aşk ve aşkın hallerinden bahseden şehzade ve hanım sultanlar vardır. İşte onlardan biri de Kanûnî&apos;nin oğullarından, Şâhî mahlasıyla şiirler kaleme almış Şehzade Bayezit&apos;tir. Olmak yahut ölmek arasındaki ince çizgide mücadele eden Şâhî, iç dünyasındaki fırtınaları biraz olsun dindirebilmek için şiiri seçmiştir.
Elinizdeki kitapta Şahî&apos;nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği incelenmiş, 40 şiiri ve 15 beyti günümüz Türkçesine aktarılmış, her şiirin genel değerlendirmesi yapılmıştır. Böylece son derece gözü pek ve bir o kadar da duygusal olan genç bir şehzadenin yaklaşık beş yüz yıl öncesinden seslenişi, bu sese kulak vermek isteyenlerin istifadesine sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=115999</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/79572e60-3188-4a1e-9ca9-0b6a08bd6aa9.jpg</image:loc>
            <image:title>Muradi</image:title>
            <image:caption>1574-1595 yıllan arasında hüküm süren III. Murat, Osmanlı Devleti&apos;nin en geniş sınırlarına ulaştığı bir dönemde bu muazzam devleti yönetmiştir. Murâd ve Murâdî mahlaslarıyla 1700&apos;den fazla şiir yazarak bunları Divan&apos;ında bir araya getiren Murat Han, Osmanlı gibi bir cihan devletinin sultanı olmasının yanında yazdığı şiirleriyle belagat ülkesinin de sultanı olmayı başarabilmiştir. III. Murat&apos;ın hayatı, edebî kişiliği ve şiirlerinin seçkisini içeren elinizdeki bu kitapla bir nebze olsun onun bu yönü gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Kitapta, onun edebî yönünü yansıttığı düşünülen 45 gazel ve 10 beytin günümüz Türkçesine aktarılmış şekline yer verilmiştir. Eserin sonuna “Motifler ve Terimler Sözlüğü” eklenerek Sultan Murat&apos;ın şiir estetiğini şekillendiren klasik Türk edebiyatının anlam dünyasına küçük bir pencere açmak hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116000</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60d5fd38-6249-4415-871b-78e100b15011.jpg</image:loc>
            <image:title>Bahti</image:title>
            <image:caption>Mülkün ve sözün sultanı olan Osmanlı padişahları, kalemi ve kâğıdı dost bilerek iç dünyalarını mısralara dökmüştür. Savaş meydanlarına ordu sevk eden, kıtalara dört nala atlarını süren sultanlar, kalemleriyle de söz mülkünü fethetmek için şiir meydanında mücadele vermişlerdir. Sultan I. Ahmet, manevî bir fetret devrinin ardından; Fatihler, Yavuzlar, Kanûnîler yetiştiren mübarek Osmanlı soyunun verdiği dedelerine yakışır bir meyvedir. Bu durum şiir vadisinde de kendini göstermiştir.
Elinizdeki kitapta, Osmanlının 14. hükümdarı olan ve 14 sene hüküm süren Sultan I. Ahmet&apos;in hayatı anlatıldıktan sonra edebî kişiliği ele alınmıştır. Divan&apos;ından seçilen 61 şiir günümüz Türkçesine aktarılmış, şiirlerin genel değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca bazı kelimelerin anlamları verilmiş, üzerinde durulması gereken kavramlar da Motifler ve Terimler Sözlüğü&apos;nde açıklanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116001</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/663f7edb-61de-4c03-a72e-ac561f42b925.jpg</image:loc>
            <image:title>Farisi</image:title>
            <image:caption>Osmanlıyı diğer hanedanlardan farklı kılan hususlardan biri de padişah ve şehzadelerin sanat ve edebiyata olan ilgileridir. Başta padişahlarla şehzadeler olmak üzere hanedan mensupları hem sanat ehlini desteklemişler hem de kendileri de şiir ve musiki ile alakadar olmuşlardır. Memleket meseleleri ve çekişmelerle yorulan ruhlarını sanatın gücü sayesinde dinçleştirmeyi amaçlamışlardır.
Bu kitapta umutlarla dolu hayatı trajedi ile sonlanan ve kısacık hayatında edebiyatımıza bir Divançe kazandıran II. Osman&apos;ın edebî yönü ele alınmıştır. Atları çok sevdiği için mahir süvari anlamına gelen Fârisî mahlasını kullanan padişahın, kısacık saltanatında hem şairlerin hamisi olduğu hem de kendisinin bu sanatta kalem oynattığının altı çizilmiştir. Sağlam bir gelenekten beslenmeyen sanatın payidar olması mümkün değildir. Bu yüzden çalışmamızda Genç Osman&apos;ın şiirlerinin günümüzün diline çevrilmesi hedeflenmiştir. Böylece talihsiz padişahın aziz hatırasının yaşatılması amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116002</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a3dd3ed-8987-4f1c-be50-c70d751fcf45.jpg</image:loc>
            <image:title>İlhami</image:title>
            <image:caption>Osmanlı hanedanı mensupları yüzyıllar boyunca Türk milletini yönetmiş bir sülale olarak yorucu devlet işleri yanında şiir ve edebiyatla da meşgul olmuştur. Başta padişahlar olmak üzere hanedan mensuplarının kaleme aldığı şiirler onların idareci kimliklerinden ziyade farklı yönlerinin de olduğunu göstermekte, adeta gönül dünyalarına kapı aralamaktadır.
Elinizdeki kitap Osmanlı Devleti&apos;nin 28. padişahı olarak İlhâmî mahlasıyla şiirler yazan III. Selim&apos;i bu yönüyle ele almaktadır. Divan sahibi bir padişah olarak III. Selim&apos;in hayatı, edebi kişiliği ve şiirlerinden seçkilerin yer aldığı çalışmada sultanın 42 şiir ile 7 seçme beytine yer verilmiş, şiirler günümüz Türkçesine aktarılarak genel değerlendirmeleri yapılmıştır. Çalışmamız özellikle şiir ve şarkılarıyla Türk kültür hayatına büyük katkılar sunmuş padişahımızı yeni nesillere tekraren hatırlatmayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116003</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3fb73f5-2cd9-46cc-b37d-29606b601c89.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca bütün güç merkezleri için önemli bir hedef olmuştur Ortadoğu. Uzun bir tarihi süreç incelendiğinde Batı medeniyetinin Binbir Gece Masallarıyla tanıdığı Ortadoğu&apos;da kan ve hüznün hiç eksik olmadığı görülmektedir. Atların ve kılıçların hakim olduğu zamanın ardından bu coğrafya, başta enerji kaynakları olmak üzere her alanda mücadele merkezine dönmüştür.
Eser, Ortadoğu tarihini günümüze kadar süreklilik içerisinde bugüne değin bu konuda yazılmış benzer eserlerden farklı yapıdadır. Eserde isimleri yer alan değerli bilim insanı yazarlarımız Ortadoğu&apos;da değişik dönemlerde bulunmuş ve yerel toplumlardan güç merkezlerine kadar planlanan gelişmeleri gözlemleyebilmiş olma özelliklerine sahiptir. Bu nedenle daha önce değinilmemiş bakış açıları ile okuyucuya Ortadoğu&apos;yu yepyeni bir perspektifle değerlendirme şansını sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116004</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/984b00bf-17b3-4241-8109-37292f054121.jpg</image:loc>
            <image:title>Osman Bey&apos;den Sultan Vahdettin&apos;e</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Hanedan Şairleri serisi, elinizdeki Osman Bey&apos;den Vahdettin&apos;e adlı eserle birlikte on kitaptan oluşan bir külliyattır. Külliyatın diğer kitapları Avnî, Adlî, Cem, Muhibbî, Şâhî, Murâdî, Bahtî, Fârisî ve İlhâmî&apos;dir. Bu kitabın Osmanlı hanedan mensuplarının şiirle münasebetini, edebî yönünü kronolojik olarak ortaya koyması bakımından önemli bir kaynak olacağı ümidindeyiz.
Dokuz yazar tarafından hazırlanan bu kitapta, külliyatın dokuz kitabının dışında kalan ve az ya da çok şiirle yolu kesişmiş 29 hanedan mensubu ele alınmıştır. Kitapta sultanların hayatları ve şairliklerinin yanında şiirlerine yer verilmiş, şiirler günümüz Türkçesine aktarılmış ve kitabın sonuna serinin diğer kitaplarında olduğu gibi Motifler ve Terimler Sözlüğü eklenmiştir.
Osmanlı hanedanına ithaf edilen ve sultanların gönül dünyalarına kapılar aralayan bu on kitapla ecdadımıza olan vefa borcumuzu az da olsa ödeyebilmiş olmayı ümit ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116005</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/748a46ad-f24c-4188-822c-03203b370bd1.jpg</image:loc>
            <image:title>Meğer Ben Neymişim</image:title>
            <image:caption>“Carl G. Jung&apos;un Bilişsel İşlevleri ve Myers&apos;ın 16 Türüne Farklı Bir Bakış”
Şimdiye kadar kendini anlamak, daha iyi ilişkilere sahip olmak, daha başarılı olmak, daha iyi işler yapmak için birçok yöntem denemiş olabilirsin. Sınırlarını aşmak ve kendini gerçekleştirmek sloganlarından ilham alarak defalarca harekete geçmiş olabilirsin.
Peki ne durdurdu seni?
Neden aşamadın sınırlarını?
Neden gerçekleştiremedin kendini?
Belki de hala kararsızsın, nereden başlaman gerektiğini bulamadın henüz.
Dünya değişiyor, teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Hayata bakış açıları, hayatı anlama biçimleri, iletişim ve iş yapış yöntemleri bambaşka bir hal alıyor. Bu değişim, senden aynı hızla adapte olmanı istiyor. Beklemek, hareketsiz kalmak, yanlış adımlar atmak için yeterli vakte sahip değilsin, hiçbirimiz değiliz. Şimdi başlangıç noktasına dönüp bakma zamanı. Sınırlarını aşmak için önce sınırlarının neler olduğunu bilmelisin, kendini gerçekleştirmek için kendim dediğin kişinin kim olduğunu öğrenmelisin, daha iyi ilişkiler için kendini ve diğer insanları tanımalısın, daha iyi, daha başarılı işler yapmak için yeteneklerinin ve tökezleme alanlarının farkında olmalısın.
Kendinin en iyi versiyonu olmak istiyorsan, buna ihtiyacın var!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116006</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b32e1abf-2623-467a-aecf-738c2d42f876.jpg</image:loc>
            <image:title>Terörizm ve Göç</image:title>
            <image:caption>Terör, mazisi çok eskilere dayanan, herkes tarafından farklı şekillerde tartışılan fakat tam anlamıyla anlaşılamayan bir olgudur. Hangi ülkede yaşanırsa yaşansın yasal olmayan amaçlara ulaşabilmek adına yapılan terör eylemleri, aslında halka şiddet ve dökülen kan olarak geri dönmektedir. Ancak yaşanan şiddet suyun üzerinde oluşan halka gibi devletin gerek ekonomik gerek sosyolojik düzenini bozan bir diğer unsura neden olur: Göç. Bu nedenle devletler, şiddeti ve beraberinde gelen göçü durdurmak adına terör grupları ile siyasi bir zeminde uzlaşmaya çalışırlar.
Türkiye ve yıllardır eylemlerine devam eden PKK terör örgütü arasındaki müzakere süreci de Arap Baharı ve sonrasında Ortadoğu&apos;da yaşanan olaylar neticesinde sona eren olumsuz bir boyut kazanmıştır. Temmuz 2015 yılında müzakere sürecinin sona ermesi ile Hendek/Barikat eylemleri olarak adlandırılan iç çatışmalar yaşanmıştır.
Bu eser, PKK terör örgütünün ve uzantılarının Güneydoğu Anadolu bölgesinde özyönetim ilanında bulunarak güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan insanların yaşananlara karşı bakış açılarını öğrenmeyi amaçlayan bir araştırmadan yola çıkılarak hazırlanmıştır. Terörün neden olduğu göçün insan hayatına maddi manevi etkisini net biçimde gösteren nadir çalışmalardan biri olma özelliğini de taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116007</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad4bcee9-2e3a-444f-bf45-48471570fe89.jpg</image:loc>
            <image:title>Fırat&apos;tan Tuna&apos;ya 1 - Kut</image:title>
            <image:caption>Oğuz Kağan idareyi ele alır almaz bütün kavimlere elçiler göndererek, “Ben artık bütün dünyanın hakanıyım” dediği zaman veziri Uluğ-Türk de “Ey kağanım, Gök-Tanrı bütün dünyayı sana bağışlasın” diye hitap etmişti. Oğuz&apos;un torunu Tuğrul Bey&apos;e Halife, “doğunun ve batının hükümdarı” ünvanını vermişti. Tuğrul Bey&apos;in kardeşi Çağrı Bey&apos;in torunu kendini Melikü&apos;d-dünya ilan etmişti. Alâeddin Keykubat, Fırat&apos;a kadar her yeri zapt ederek Kayılara yol vermişti. Kayılar ise Fırat&apos;tan Tuna ötelerine kadar uzanmıştı. Sadece Tuna mı? Türkistan bozkırlarından başlayan bu yolculuğun şanı ve şöhreti önce Tuna, sonra Nil sınırlarını aşıp Vistül ve Neretva&apos;ya ulaşacaktı.
Fırat&apos;tan Tuna&apos;ya serisinin ilk eseri olan bu romanda, Kayıların Mahan&apos;dan başlayan zorlu, bir o kadar macera dolu bu yolculuğunun, Anadolu bozkırlarında nasıl bir cihan devletine dönüştüğünü okuyacaksınız...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116008</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28e0351e-467a-411b-960d-9e80128e60e2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Saatliğine</image:title>
            <image:caption>Emirhan Yeniki, Tatar kültürünün kodlarını gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine görev addeden, tanık olduğu olaylar ile gerek insanları gerek yönetim politikalarını açıkça eleştirebilme cesareti gösteren ve üslubu ile kendisinden sonra gelen yazarlara dokuna- bilmeyi başaran modern Tatar edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Titizlik ile işlediği hikayeleri bildiğimiz ama hayatın ritmi içinde farkına varamadığımız insancıl duyguları yeniden canlandırmakla beraber toplumsal sorunları da işler. Satırlar arasında zaman, akrep ve yelkovan arasına sığdırılan bir süreden öte, mevsimler aracılığıyla insanı kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk atmosferine çeken bir güce; mekan ise karakterleri psikolojileriyle sınadığı algısal bir boyuta dönüşür.

Bir özyaşam öykücüsü olan yazarın İkinci Dünya Savaşı sırasında yazmış olduğu hikayeleri ilk kez bu kitapta bir araya getirildi. Top mermilerinin açtığı çukurda solmamaya direnen çiçeğin yanından geçen askere seslenişi, sadece bir saatliğine oğluyla hasret gidermeye çalışan annenin sessiz çığlığı, savaşın en dehşetli anında kayıp bir kız çocuğunu annesine kavuşturmak için çırpınan askerin kalp çarpıntısı Yeniki&apos;nin usta kaleminden savaşın fiziksel dehşetinin insanın ruhsal dünyasındaki tahribatını gösteren insanlığın hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116009</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36887740-45ce-45ed-a338-2999823faac9.jpg</image:loc>
            <image:title>Unutulmaz Dakikalar</image:title>
            <image:caption>Emirhan Yeniki, Tatar milletinin kültürel kodlarını gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine görev addeden, tanık olduğu olaylar ile gerek insanları gerek yönetim politikalarını açıkça eleştirebilme cesareti gösteren ve üslubu ile kendisinden sonra gelen yazarlara dokunabilmeyi başaran modern Tatar edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Titizlik ile işlediği hikâyeleri bildiğimiz ama hayatın ritmi içinde farkına varamadığımız insancıl duyguları yeniden canlandırmakla beraber toplumsal sorunları da işler. Satırlar arasında zaman, akrep ve yelkovan arasına sığdırılan bir süreden öte mevsimler aracılığıyla insanı kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk atmosferine çeken bir güce, mekan ise karakterleri psikolojileri ile sınadığı algısal bir boyuta dönüşür.
 
Bir özyaşam öykücüsü olan Emirhan Yeniki&apos;nin gözlemleri dış dünyanın koşullarına göre değişiklik gösterir. Bir Saatliğine ve Sistemin Kölesi kitaplarında yer alan hikâyelerinin aksine, bu kitapta bir araya getirilen hikâyelerinde aşk, sevgi, kıskançlık, yalnızlık, pişmanlık, özlem, korku başta olmak üzere bireysel temalar karşımıza çıkıyor. Aşkın farklı yansımaları, doğrunun arkasına saklanan yanlışı görmenin hissettirdiği hayal kırıklıkları, diyaloglara gizlenmiş sorgulamalar aracılığıyla insana hırsın, düşmanlığın ve bitmek tükenmek bilmeyen arzuların ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşündürtüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116010</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ea9005d-056c-4d58-8d15-b471f2f7e46f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sistemin Kölesi</image:title>
            <image:caption>Emirhan Yeniki, Tatar milletinin kültürel kodlarını gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine görev addeden, tanık olduğu olaylar ile gerek insanları gerek yönetim politikalarını açıkça eleştirebilme cesareti gösteren ve üslubu ile kendisinden sonra gelen yazarlara dokunabilmeyi başaran modern Tatar edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Titizlik ile işlediği hikâyeleri bildiğimiz ama hayatın ritmi içinde farkına varamadığımız insancıl duyguları yeniden canlandırmakla beraber toplumsal sorunları da işler. Satırlar arasında zaman, akrep ve yelkovan arasına sığdırılan bir süreden öte mevsimler aracılığıyla insanı kimi zaman hüzün kimi zaman mutluluk atmosferine çeken bir güce, mekan ise karakterleri psikolojileri ile sınadığı algısal bir boyuta dönüşür.

İkinci Dünya Savaşı&apos;ndan sonra yazdığı bu kitapta yer alan hikâyelerinde Emirhan Yeniki, Bir Saatliğine kitabının aksine, savaş konularından uzaklaşarak toplumsal, ekonomik ve dinî hayattaki aksaklıkları gündemine taşır. Kriz anlarını fırsata çevirmeye çalışan ya da yeni yönetimle iyi ilişkiler kurabilmek için olağanüstü gayret gösteren uyanık karakterler aracılığı ile yazar, ilişkilerin çıkar üzerine kurulduğuna işaret ederken öykülerindeki kurgu ve karakter çeşitliliği ile bu yönelişin kangren gibi toplumun kılcal damarlarına kadar yayıldığını da ima ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116011</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b99c727d-d91d-4985-b782-09d16477e520.jpg</image:loc>
            <image:title>Mikrop, Salgın ve Toplum</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihi yazılırken; siyasi, coğrafi, dini, sosyal ve ekonomik faktörler hep ön planda olmuş, jeolojik ve meteorolojik afetler ile salgın hastalıkların bu ana faktörleri doğrudan etkilediği hususu, çoğu zaman gerektiği kadar dikkate alınmamıştır. Oysa salgın hastalıklar insanlık tarihinin şekillenmesine belki de en çok tesiri olan faktörlerden birisidir.
Eskiçağlardan 19. yüzyılın sonuna kadar, salgın özelliği gösteren bulaşıcı hastalıklar hep gündemde olmuşlardır. Özellikle veba, sıtma, grip ve kolera salgınlarının dikkate değer sonuçlarının olduğunun altını çizmek gerekir. Savaşların, muhasaraların ve seferlerin kaybedilmesi veya kazanılmasının ağırlıklı sebebi salgın hastalıklar olmuş, Orta ve Yeniçağlarda insanlar korku ve çaresizlik içinde hastalıklara boyun eğmişlerdir. Psikolojileri bozulmuş, bedenen dirençsiz kalmışlar, yaşadıkları yerlerden göç etmişler, ailelerini terk etmişler hatta canlarına dahi kıyabilmişlerdir.
Bu kitap, Türkiye&apos;de bu konuda eser veren ilk akademisyenlerden birisi olan Prof. Dr. Orhan Kılıç&apos;ın yirmi yıla yakın bir süredir oluşturduğu bilgi birikiminin bir ürünüdür. Dünya ve özelde Osmanlı ülkesi ölçekli ele alınan salgınlar; siyasi, askeri, coğrafi, demografik, dini, edebi, kültürel ve sosyal bakımdan bütün yönleri ile değerlendirilmiştir. Tarihe salgın hastalıklar penceresinden bakan bu çalışma, okuyucunun tarihi olayları farklı bir perspektiften değerlendirmesini amaçlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116012</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a202824b-a546-48ac-a92a-8b3d1a65dabe.jpg</image:loc>
            <image:title>Etkili Eğitimin Önündeki Engeller</image:title>
            <image:caption>Gençlerin, yaşları itibari ile kaygı, endişe vb olumsuz duygulardan uzak ya da bu duygulardan en az etkilenebilecek kesim oldukları düşünülür. Oysa geleceğe karamsarlıkla bakmalarına ve ileride yaşam standartlarını etkileyebilecek kadar yanlış kararlar vermelerine neden olabilecek birçok duygu ile mücadele etmektedirler. Bu çalışma üniversite öğrencileri ile yapılan sohbetler neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu sohbetlerin içeriğini, bazen olumsuz şartlara rağmen şartları nasıl zorlayarak üniversite kapısından içeri girdikleri, bazen zor koşullarda eğitimlerine nasıl devam ettikleri ve bu süreçte karşılaştıkları tüm zorluklarla birlikte yaşadıkları korkulardan, endişeler vb konular oluşturmuştur.
İnsan olarak her çağ ve dönemde sorunlarla karşılaşmış olmamıza rağmen kimi zaman yeni paradigmaların oluşumu kimi zaman da sadece değişim ile bu sorunlar bir şekilde aşıldı. Oysa her zaman en önemli şey sorunun aşılmasından öte sorunun tespiti ve kaynağına yönelik çözümler üretebilmektir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde görülen en yoğun duygular olan korku, öğrenilmiş çaresizlik, umutsuzluk, sinizm, sosyal destek arayışı ve boyun eğici davranışlar üzerinde durulmuş; oluşma nedenleri araştırılarak bu duygular çerçevesinde verilen kararların sonuçları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116013</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50a79dd3-f934-4cf7-969e-6243966814a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bozkırdan Şehre</image:title>
            <image:caption>Selçukluların teşkilatlanma ve devletleşme süreçleri aynı zamanda bir var olma mücadelesinin neticesidir. Türkistan bozkırlarında başlayan bu mücadele zamanla İran, Anadolu, Azerbaycan, Irak ve Suriye coğrafyasını kapsayacak kadar büyümüş ve elde edilen başarılar neticesinde Selçuklu devletlerinin kurulması mümkün olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti ile başlayan bu süreç daha sonraki tarihlerde Türkiye Selçuklu, Kirman Selçuklu, Suriye Selçuklu ve Irak Selçuklu devletlerinin kuruluşuyla devam etmiştir. Tarihteki diğer büyük devletler gibi Selçuklu devletlerinin kuruluşu da tarihe yön veren önemli kırılma noktalarındandır. Üstelik Selçukluların Türk, İslâm ve dünya tarihi açısından arz ettiği önem göz önüne alındığında bu kuruluş süreçlerinin ehemmiyeti artmaktadır.
Bozkırdan Şehre isimli bu çalışma Selçuklu devletlerinin kuruluşunu, bunlara imkân tanıyan mücadeleleri, devletleşmeye götüren sebepleri ve bunların neticelerini incelemekte ve nihayet Selçuklu devletlerinin köken ve oluşum süreçlerini bütüncül bir anlatıyla okuyucuya sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116014</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0608ac39-f170-47e9-b555-62e4522f3f20.jpg</image:loc>
            <image:title>Diplomasi Yazıları</image:title>
            <image:caption>Dış politika konuları, çoğunlukla son derece karmaşık faktörlerin bir araya geldiği, karar alma süreçlerinde çatışan pek çok farklı mülahazanın birlikte değerlendirildiği, alınan kararların sonuçlarının kısa, orta ve uzun dönemde farklılık gösterebileceği son derece zor bir alan.
Bu çerçevede düşünüldüğünde Yunanistan, Hindistan, Portekiz ve Avusturya gibi dört ayrı ülkede Türkiye&apos;yi büyükelçi olarak temsil eden, en kıdemli büyükelçi olarak 2018&apos;de emekli olan Haşan Göğüş, “Diplomasi Yazıları”nda dış politikadaki gelişme ve sorunları, yarım yüzyıla yakın deneyimi ve kendi tanıklığı üzerinden tartarak, tarihsel bir çerçeveye oturtuyor.
Geniş bir spektrumla ve yalın bir anlatımla kaleme alınan bu eser, okuyucusunu fikir egzersizlerine davet ederek ona yeni pencereler aralıyor.
Diplomasi Yazıları, topluma yansıyan gelişmelerin sağlam bir perspektife oturtulması, tarihsel bağlamı içinde doğru bir açıyla analiz edilmesi açısından da önem arz ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116015</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0919a41c-a04a-42ae-b7ab-8d2285dcbbc8.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Cihan Hakimi Kanuni Sultan Süleyman Han</image:title>
            <image:caption>Avrupalıların muhteşem ve büyük sıfatlarıyla andıkları yüce sultan.
Fetvalarıyla beraber gömülmesini vasiyet edecek kadar kanunları ve onlara bizzat kendisinin riayette gösterdiği hassasiyet üzerine Kanuni ünvanıyla yâd edilen koca hükümdar.
46 yıl gibi uzun bir süre Osmanlı tahtında kalan, bu süre zarfında karşısında düşmanlarının dizlerinin çözüldüğü İslam halifesi.
Saltanatında bizzat 13 sefere çıkan, cepheden cepheye koşan, bu seferlerde 10 yıl başşehir İstanbul&apos;dan ayrı kalan, kendine yakışır şekilde savaş meydanında şehiden vefat eden Kanuni Sultan Süleyman Han.
Bir kimseye söylenebilecek her türlü iltifatı yaşam biçimi, zaferleri ve hayratları ile sözden evvel kendisi gösteren Kanuni Sultan Süleyman Han, elinizdeki bu eserle öz bir şekilde tanıtılmaya çalışıldı. Hayatı kısa başlıklar altında sade bir dille anlatılırken, farklı yıllarda ve konulara ilişkin verdiği fermanlardan örneklerle dönemin daha iyi bilinmesi ve Kanuni Sultan Süleyman Han&apos;ın karakterinin ve düşünce tarzının daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116016</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2bd73b2-8ab9-4963-8f4e-65fef5ec3044.jpg</image:loc>
            <image:title>Zarif Türk</image:title>
            <image:caption>Uzun müddettir içimizde parçalanan bir küheylan yüreği gibi, mesafeleri aşıp şu âlemin can damarına ulaşma isteği var. Bir yandan millî amentümüzü yeniden hatırlamanın mücadelesini veriyor, diğer yandan da, Türklük şuurunun ağır yükünü tahrir ediyoruz.
İşte bu kitap, büyük atamız Oğuz Han’dan günümüze değin Türklüğün ne olduğunu, İslâm ile şerefyab olunduğunda ne gibi terakkiler kaydettiğini, Türkün İslâmsız, İslâm’ın da Türksüz olamayacağını tarihi hakikatler üzerinden anlatmak için kaleme alınmıştır.
Türk milletinin temel zeminini yerinden oynatmak için sürekli yanlış bilgilendirmelere inat, bazı hususlar kitabımızda bilerek ve ısrarla tekrar edilmiştir. Özellikle omurgası kırılmak istenilen Türklüğün muhafazası için İslâm ve törenin ehemmiyeti ile her hususun bu iki mefhuma bağlılık üzerinden yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116017</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d84d0581-ac63-4623-9ba5-38a3c7b80a7f.jpg</image:loc>
            <image:title>Deli Şansı</image:title>
            <image:caption>Aklına güvenen insan yanılır mı?Elbette!İnsan kendince planlar çizer ömür denen deftere.Ellerinde bir avuç umut, hep güzel günleri arzular.Oysa akıl bazen tepe taklak eder, harcar insanı.Ne yapsan ne etsen fayda vermez.Zira göklerden gelen bir karar vardır.Akıl; deve bir yere kaçmasın diye ayağa vurulan bağdır. Bu yüzdenbağlar, dizginler insanı. Gün olur yüreğini dağlar.Bir akıllının sakladığı ceset, bir delinin başına talih kuşu diye konar.Akıllı; kalem arar, kâğıt arar, adres sorar da mektup yazmaya, deli;gökteki kuşlarla haber salar. Akıl, kuş olup uçunca dost olur pencereler,kapılar… Ardından yırtılmış bir gömlek, dost olur.En iyisi gönlü akla yoldaş etmek, aşk ile de kardeş etmektir.Bu kitapta delilerle kendini akıllı sananlar, kaderin rüzgârıylasavrulanlar, gönlüne söz geçirip su gibi durulanlar anlatılır. O sudakimler yok ki?Kendi çocukluğuyla karşılaşan bir derviş, kaçıp gitmek isteyen bakırcıYunus, evlat hasretiyle tutuşan Zekeriya…Gönlü aşk ile çarpanlara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116018</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/461cef4e-0dcf-4952-a2df-5ff5346d51a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Değişime Hazır Mısın?</image:title>
            <image:caption>Hayatı hazır olanlar kazanır. Sahada olan kazanır. Sahada olabilmeniz için antrenmanlı olmalısınız, işte bu kitap antrenmanlı olmanız için yazılmıştır.
Günümüzde çoğu kişisel gelişim kitapları genellikle okuyucuları istenilen her şeyin elde edilebilmesinin, gerçekleşmesinin mümkün olduğu konusunda yoğunlaşırlar. Oysa herbirimizin hayatındaki gerçeklikler farklıdır. İlerlemek, yaşamı yeniden hissedebilmek için farklı bakış açılarına ihtiyaç duyarız. ‘Değişime Hazır mısın?’, hayatına yeni bir yön vermek isteyen her bireyin kendisini tanıyarak içsel gücünü ortaya koymasına yardımcı oluyor.
Hayatın basit gerçeklerini anlayarak değişimin ve gelişimin heyecanını yakalamanın bu eser ile aslında ne kadar kolay olduğunu fark edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116019</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96c46776-39cf-4e15-aa81-62fd471f1048.jpg</image:loc>
            <image:title>Şeref Hanım</image:title>
            <image:caption>Şeref Hanım, 19. yüzyılının üç büyük kadın şairinden biridir. Kadın şairler arasında en çok şiir yazan şairdir. Dedesi Halil Nuri Bey ve Babası Mehmet Nebil Bey de şair olan Şeref Hanım’ın şairliği aldığı eğitimin ve kendi kabiliyetinin yanında kalıtsal bir özellik de göstermektedir. Köklü bir aileye mensup olmasına rağmen oldukça mütevazı bir hayat süren şairin bu mütevazı tarzı şiirlerine de sinmiştir. Mütevekkil bir mümin kadın olan Şeref Hanım hacimli bir divan sahibidir. Bu kitaba Şeref Hanım’ın şiirlerinden 1’i na‘t 1’i Kerbela mersiyesi olmak üzere 2 kaside, kıta nazım şekli ile yazılmış 2 tarih manzumesi, 1 muhammes, 2 tahmis, 1 müseddes, 1 mersiye terkip-bent (bir bendi), 27 gazel, 3 şarkı, mesnevi nazım şekliyle yazılmış 1 lugaz ve şairin 12 seçme beytine yer verilmiştir. Şeref Hanım’ın hayatı ve edebi kişiliğinin dışında kitaba alınan şiirler günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Kitabın sonunda “Motifler ve Terimler Sözlüğü” yer almıştır.
 
Şeref Hanım bir şiirinde “Ey Şeref! İnsanın değeri yaşarken bilinmez zaten; senin de bir gün eserlerin (şiirlerin) elden ele gezecektir.” demiştir. Şeref Hanım’ın ruhu şad olsun...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116020</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76a616d5-195d-4048-8f3e-b60a164b5d38.jpg</image:loc>
            <image:title>Adile Sultan</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, Osmanlı hanedanı içinde mümtaz bir yere sahip olan Âdile Sultan’ın şiirlerinden bazıları seçilerek hazırlanmıştır. 2. Mahmud’un kızı olan Âdile Sultan, manevî hayatının zenginliği ve derinliği ile bilinmektedir. Bu durum şiirlerine de yansımıştır. Gayemiz; Âdile Sultan’ın şiir tarzını ve şairliğini ortaya koyacak bir seçme yapmak, şiirlerini daha anlaşılır kılmak ve her seviyedeki okuyucunun istifadesine sunabilmektir. Kitabın her aşamasında temel kaynaklara başvurulmuş, seçilen şiirler bu külliyatın diğer yazarlarıyla birlikte müzakere edilmiştir. Allah’tan niyazımız, Osmanlı kadın şairleri içinde önemli bir yere sahip olan Âdile Sultan’ın daha geniş okur kitlesine, doğru bir şekilde ulaşmasıdır. Müslümanlığın ve Türklüğün bayraktarlığını yapmış aziz Osmanoğullarının her bir ferdiyle birlikte Âdile Sultan üzerine bugüne kadar çalışma yapan, emek sarf eden herkesi minnet ve şükranla yâd ederiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116021</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c475d10-e240-42ba-9a43-9958f60b4de1.jpg</image:loc>
            <image:title>1835 Tarihli Nüfus Defterlerine Göre Tortum Kazası</image:title>
            <image:caption>Erzurum Vilayetinin ilçelerinden biri olan Tortum, geçmişten günü­müze tarihi öneme sahip olmuş önemli bir yerleşim alanıdır. Eskiçağ­larda Karaz kültür sahası içerisinde bulunmuş ve Bizans döneminde Theodosiopolis Theması&apos;nın kuzey kısmında yer almıştır. Bizans&apos;ın son valisi elinden alınarak sırasıyla Saltuklu, Selçuklu, Gürcülerin eline geçmiş, ardından Timur, Karakoyunlu ve Akkoyunlular yörede hüküm sürmüşlerdir. Evliya Çelebi&apos;nin anlatımına göre Fatih Sultan Mehmed tarafından Osmanlı egemenliğine dâhil edilmiş yörede esas Osmanlı hâkimiyeti ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde tesis edilmiştir. 1549&apos;da fetih sonrası yapılan idari düzenlemede Er­zurum Eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Bu durum imparatorlu­ğun sonuna kadar aynen sürmüştür.
Erzurum ve havalisi, Osmanlı-Rus harplerinin bir neticesi olarak, 1828 yılından itibaren üç defa işgale uğramıştır. Rus işgalleri ve ilhakları bölge halkını geçici veya kalıcı göçe sürüklemiş, ahalisi iç kısımlarda, yokluklar üstüne, yeni hayatlar kurmak için mücadele etmiştir. Bu sü­reçlerde ölüm, hastalık, yokluk gibi acıları yaşamış ve hafızasında bu acı hatıraları muhafaza etmiştir. Pek çok akademik çalışma acı ve kahramanlıklarla dolu geçmişimizi öğrenme gayretinde olan bizlerin yolunu aydınlatmaktadır. Erzurum&apos;da eksikliği en fazla hissedilen kaynaklardan birisi, bize çok kıymetli sosyal, idari ve iktisadi bilgiler sunan nüfus defterleridir. 1835 tarihinde Müslüman ve Gayrimüslim­lerin ayrı ayrı kaydedildiği nüfus defterlerini bir arada sunan bu eserin, Tortum&apos;un sosyo-ekonomik tarihi açısından önemli bir boşlu­ğu dolduracağına inanıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116022</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8178c0d3-671c-4db9-a789-b059dbe94b5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Avarlar</image:title>
            <image:caption>Anayurt Türkistan’dan başlayan yeni yurtlar, yeni otlaklar bulma gayesi ile birkaç yüzyıl boyunca batıya doğru devam eden göç hareketi, Karadeniz’in kuzeyi ile Orta ve Doğu Avrupa coğrafyasının kaderini derinden etkilemiş, yeniden şekillenmesini sağlamıştır.
IV. yüzyılın son çeyreğinde Hunlar ile başlayan ve tarihin en büyük adımlarından biri olan bu hareket Avrupa’ya doğru devam etmiş ve Avarlar ile zirveye ulaşmıştır. Avarların Avrupa’da bıraktıkları büyük izleri en çok arkeolojik bakiyelerden takip edebiliyoruz. Avarların Avrupa’nın sosyal ve ekonomik çehresinde yarattıkları değişim, buluntuların dilinden anlatıldığında büyük bir anlam kazanmaktadır. Avarların Türkistan’dan getirdikleri kadim kültürleri ve Avrupa coğrafyasındaki farklı kültürlere ait öğeler ile oluşturdukları kendilerine özgü sanat anlayışları, Doğu ve Batı’nın birleştiği muhteşem bir görsel şölenin oluşmasına neden olmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116023</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a162e37-abc4-4dcf-a4a8-6e11a715a59f.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Roma&apos;yı Titreten Güç - Tuna Bulgar Kağanı Simeon ve Dönemi (863-927)</image:title>
            <image:caption>Türkistan’dan Orta Avrupa’ya kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada varlık gösteren ve tarihi milattan önceki yüzyıllara kadar uzanan Türk milletinin içerisinde kendisine özel bir yer edinen Bulgarlar, kurdukları güçlü Tuna Bulgar Kağanlığı ile dönemlerine damga vurmuşlardır. Nitekim Kafkasların ve Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlardan gelip Balkanlarda Doğu Roma’yı zor durumda bırakacak kadar büyük bir kağanlık kuran Bulgarlar, 450-950 yılları arasında Doğu Avrupa ve Doğu Roma tarihinde “Bulgar Çağı” adı da verilebilecek derecede önemli bir rol oynamışlardır. Bugüne kadar yapılan arkeolojik ve dil araştırmalarının ışığında bilim dünyasının kurucularının Türk oldukları konusunda şüphe duymadığı, Tuna Bulgar Kağanlığı veya Batılı tarihçilerin Birinci Bulgar İmparatorluğu adını verdikleri bu kağanlık, ilk başta sahip olduğu Türk karakterini, yıllar içinde Slavlarla karışarak kaybetmiştir.
Eser, Orta Çağ’da Doğu Avrupa’da büyük bir güç olan Birinci Bulgar Kağanlığı’na altın devrini yaşatan Büyük Kağan Simeon ve onun hükümdarlık dönemini (893-927) ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116024</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e6bde21-9e3d-426a-9476-2098336e7fd1.jpg</image:loc>
            <image:title>21. Yüzyılda Uzay Gücü ve Hava Hâkimiyeti</image:title>
            <image:caption>1957&apos;de Sovyetler Birliği tarafından Sputnik&apos;in fırlatılmasıyla başlayan Uzay Çağı, uluslararası ilişkiler için farklı bir dönemi başlatmıştır. Dünya savaşlarının enkazından henüz çıkan devletler, bir yandan çöküşün yaralarını sararken diğer yandan içine girdiği yeni düzene uyum sağlamaya çalışmışlardır. Uluslar arasında gerçekleşen uzay yarışında yapılan güç planlamaları, devletleri ileri taşımak için önemli olmakla beraber, göklerde kurulacak olan yeni sistemi anlamak, uzayı doğru tanımlamak ve gelecekte ortaya çıkacak olan çatışmalarda stratejik hamleleri oluşturmak için son derece gereklidir.
21. Yüzyılda Uzay Gücü ve Hava Hâkimiyeti, uzayın sadece askeri kullanımları hakkında cevap aramamakta ülkelerin dış politikada verdiği kararlar üzerindeki rolünü de incelemektedir. Hava ve uzayda konuşlandırılan ve kullanılan silahları sadece askeri olarak değil dış politikadaki kullanımları açısından da analiz etmektedir. Jeopolitik teoriler kapsamında uygulanan hava hâkimiyetlerinin uzaya taşınmasını ve ülkelerin yeni sistemde neler yaptıklarına da odaklanan eserde, &apos;Kara ve deniz savaşlarının kendine özel yöntemleri ile coğrafya şekillenirken, yeni jeopolitik tasarımda uzay, tüm bunları ortadan kaldırabilir mi?&apos;,&apos;Küçük adım, insanlık için büyük bir adım olabildi mi?&apos;, &apos;Büyük güçlerin uzaydaki jeopolitik planlamaları neler?&apos;, &apos;Hangi ülke hava hâkimiyeti konusunda daha önde?&apos;, &apos;Uzay çağında klasik jeopolitiklere ne olacak?&apos; gibi birçok güncel soruya da cevap aranmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116025</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9da2e5da-3616-4bfd-9990-3ce2317d5027.jpg</image:loc>
            <image:title>Halife ve Sultanlar Mücadelesi</image:title>
            <image:caption>Tuğrul Bey&apos;in 1055 yılında Bağdat&apos;a gelişiyle başlayan Abbâsî-Selçuklu münasebetleri uzun bir dönem İkincilerin baskın olduğu bir siyasî ortamda devam etmiştir. Çünkü Selçuklular muhataplarına hiçbir zaman yönetim erkini vermek niyetinde olmamışlardır. Bahsettiğimiz bu durum onların hilafet makamıyla ilgili en temel hareket tarzını ifade etmektedir. Mamafih Sultan Sencer&apos;in iktidar makamına geçtiği sırada ikili teşkilat anlayışı çerçevesinde devleti ikiye bölüp Irak Selçuklularını kurması Abbâsîler için bağımsızlık yolunda bir umut ışığı olmuştur. Zira yeni kurulan Irak Selçuklularının hikayesi tam anlamıyla bir karmaşanın tarihidir.
Bu süreçte Abbâsîler ise el-Müsterşid Billâh&apos;ın eliyle durumu kendi lehlerine çevirmek adına Selçuklularla mücadeleye girişmişlerdir. Elinizdeki kitap adı geçen halifenin liderliğindeki Abbâsîlerin, Selçuklulara karşı başlattıkları iktidar mücadelesi ile bunun sonuçları üzerine kaleme alınmış olup İslâm tarihinin önemli safhalarından birini teşkil etmektedir. Muhtevası itibarıyla da gerek dönemine gerekse sonrasındaki birçok gelişmeye ışık tutacak niteliktedir.
Prof. Dr. Aydın Usta</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116026</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0bc1d17-a6ab-4ec4-b0a7-da49c145f571.jpg</image:loc>
            <image:title>Çeşitli Boyutları ile Okul Kütüphaneleri</image:title>
            <image:caption>Okul kütüphaneleri, bütçe, mekân, insan kaynakları, basılı ve/ya da dijital materyaller, teknoloji, kullanıcılar gibi bileşenlerinin sağlıklı bir entegrasyonu sağlandığında, okuma ve araştırma kültürünü geliştirmekte; bilgi ve teknoloji okuryazarı; demokrasi, insan hakları ve benzeri pek çok toplumsal değer ile ilkelere karşı duyarlı bireyler yetiştirmekte, söz konusu ve diğer pek çok katkıları ile hem bireysel hem de toplumsal gelişimin mihenk taşı niteliğini kazanmaktadır. Etkin bir okul kütüphanesi, çağın gerektirdiği donanım, teknoloji ve kaynakları ile yaşam boyu öğrenme, öğrenmeyi öğrenme, araştırma, eğlenme ve sosyalleşmenin merkezi olmayı başarabilmektedir.
Dileğimiz, her biri yoğun emek ile hazırlanmış toplam yedi makaleden oluşan bu çalışmanın, ilişkili konular ile sorunlar bağlamında alanımıza katkı sunması ve yeni araştırmalara ışık tutmasıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116027</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94469458-9bd1-44fe-be18-ef0d25617160.jpg</image:loc>
            <image:title>Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz</image:title>
            <image:caption>Yaratıcı, özgün Anadolu insanı Mustafa Güzelgöz&apos;ün yaşadığı dönemde bir masal, bir düş sayılabilecek düşüncelerini gerçekleştirme çabaları anılmaya değer niteliktedir. Küçücük çevrede kurulup gelişen büyük bir düşün, devleti yöneten en üst düzeydeki yetkililere nasıl ulaşıp gerçekleştiğini izlemek, Mustafa Güzelgöz&apos;ü biraz olsun tanımak anlamına gelebilir. Üstelik yaşadığı koşulları göz önünde tutarsak, yaptıklarının nedenli görkemli işler olduğunu daha iyi kavrarız.
Kitapta Mustafa Güzelgöz ile yapılan görüşme, çalışmaları, 1990 yılına dek üstüne yazılmış gazete ve dergilerdeki yazılar yer almaktadır. Ayrıca bu genişletilmiş baskıda Mustafa Güzelgöz&apos;ün kısa yaşamöyküsünün yanı sıra çalışmalarının genişçe değerlendirilmesine yer verildi. Bunlarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri&apos;nde yayımlanan Library Services on Ass başlıklı İngilizce makale ile yeni fotoğraflar da kitaba eklendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116028</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/73f063e4-af97-4a26-916f-4c8a63a86929.jpg</image:loc>
            <image:title>Savaşlar Döneminde Anadolu Şehirleri</image:title>
            <image:caption>İnsanlığın ortaya çıkışından itibaren siyasî, askerî ve idarî yapıların gücü, devletlerin varlığı ve etkinliği ile doğru orantılıdır. Bir devlet ne kadar âdil ve güçlü bir yapılanmaya sahip ise, o kadar etkili ve uzun ömürlü olmuştur. Ancak bu sistem içerisinde yaşanan herhangi bir aksaklığın bütünü de etkilediği dönemler olmuştur. Nitekim XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa devletlerine karşı yapılan uzun savaşlar, Osmanlı Devleti&apos;ni derinden sarsmış ve devletin temel yapısında çok önemli değişikliklere sebep olmuştur.
Geleneksel Osmanlı tarihçiliğinde, XVII. yüzyılın sonları, klasik Osmanlı düzeninin sona erdiği bir dönem olarak adlandırılır. 1683&apos;te Vezir-i Âzam Kara Mustafa Paşa&apos;nın inatçılığı ve jeostratejik hedefler doğrultusunda harekete geçilen İkinci Viyana Kuşatması bu dönemin kırılma noktasıdır. Ardından Kutsal Roma İmparatorluğu liderliğinde Rusya, Lehistan ve Venedik&apos;ten oluşan Kutsal İttifaka karşı yapılan uzun savaşlar, Osmanlı Devleti&apos;ni siyasî, askerî ve iktisadî açılardan oldukça zor durumda bırakmıştır.
Bu kitap, 1683-1718 yılları arasında yapılan uzun savaşların Anadolu&apos;nun farklı bölgelerinde bulunan Ayntab, Kayseri, Manisa ve Trabzon özelinde Osmanlı Devleti&apos;nin sosyal ve ekonomik açıdan nasıl etkilediğini tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Kitap boyunca, devletin birçok yerinde aynı anda yaşanan şiddet olayları ve arkasından gelen mali kriz; yaşanan buhran dönemini sonlandırmak için alınan yeni malî yükler ve sosyal düzenlemeler ile ilgili farklı olayların Anadolu şehirlerine olan etkisine dair bir panorama sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116029</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/42f44952-57d6-4611-972c-51069b2a5d38.jpg</image:loc>
            <image:title>Prof. Dr. Zeki Arıkan Anısına Tarih Tasarımları</image:title>
            <image:caption>Akademi dünyasında Cumhuriyet’in ikinci kuşak tarihçisi olarak anılan Prof. Dr. Zeki Arıkan (1944-2021), klasik dönem Osmanlı tarihinden Cumhuriyet devrimlerine uzanan süreçteki pek çok konuda eser vermiş, önemli ve değerli bir bilim insanıdır. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ve üretkenlikle Osmanlı, Cumhuriyet ve yerel tarihçilik alanlarında kaleme aldığı eserleri birer başvuru kaynağıdır. Arşiv kaynakları kadar basın kaynaklarını da ustalıkla ve titizlikle kullanan merhum Prof. Dr. Zeki Arıkan Cumhuriyet Dönemi Türk tarihçiliğinin saygın araştırmacılarından biridir. Aydın sorumluluğu bağlamında üniversite öğretim üyeliğindeki titizliği ile tarih araştırmacılığındaki çalışkanlığının yeri doldurulamaz.
Prof. Dr. Zeki Arıkan’ın öne çıkan bir başka özelliği de ustalara gösterdiği saygıdır. O, bu anlamda Muhittin Birgen, Orhan Burian gibi Cumhuriyet’in önemli aydınlarına ait yazı, mektup ve anıları yetkin bir bilim adamı kimliğiyle keşfedip derlemiştir. Böylece onların geniş kitlelerce hatırlanmasını ve tanınmasını sağlamıştır.
2021 yılında ebediyete uğurlanan Prof. Dr. Zeki Arıkan anısına, öğrencileri ve meslektaşları tarafından hazırlanan bu kitap; kendisiyle ilgili anıları, Türk tarihçiliğine yapmış olduğu katkıları ve meslektaşlarının ona ithafen kaleme aldıkları çeşitli araştırma makalelerini içermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116030</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c811b865-551b-42d1-a1ab-e5fd2e739b31.jpg</image:loc>
            <image:title>Son İlhanlı Toga Timur Han ve Varisleri</image:title>
            <image:caption>İlhanlıların son kudretli hükümdarı Sultan Ebû Sa‘îd Bahadır Han’ın 1335 yılında ölümünden sonra başta İran olmak üzere tüm ülke büyük bir kargaşa ortamının içine düştü. Gücü kendinde gören herkes ülkeden pay alma yarışına girişti. Cengiz Han’ın kardeşi Cuci Kasar’ın soyundan gelen ve Mâzenderan’da yaşayan Toga Timur işte bu kargaşa ortamında iki defa İlhanlı hükümdarı olması için çağrıldı ancak her ikisinde de entrikalarla baş edemeyerek geri döndü. Üçüncü defa ise kardeşi Şeyh Ali Kâvûn’u gönderdiyse de o da başarılı olamayarak geri döndü.
İlhanlı başkentinde hükümdar olma mücadelesi devam ederken Horasan’ın doğusunda Serbedârîler bir güç olarak ortaya çıktılar. Şeyh Ali Kâvûn’un Atrek (Etrak) Nehri’nin kıyısında yapılan savaşta yenilerek Serbedârîler tarafından öldürülmesi ile İlhanlı başkentinde Toga Timur Han’ın hükümdarlığı başlar.
Savaşların, karışıklığın hakim olduğu bir dönemde İlhanlılar’ın gücünü korumaya çalışan Toga Timur Han ve varislerinin hayatı, Orta Çağ Anadolu topraklarından Orta Asya’ya uzanan topraklarda yaşananları anlamak bakımından önemlidir. Uzun ve detaylı araştırmalar sonucu hazırlanan Son İlhanlı Toga Timur Han ve Varisleri isimli bu eserde, bir devrin kapanışına tanık olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116031</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fedab55-5f88-4016-bbd7-9e90a88030fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Müzisyenlikten Cellatlığa - Edebiyatta Çingene Meslekleri</image:title>
            <image:caption>“Ayıcı parsayı toplar, koltuğunda sopası, bir elinde tef, ötekinde zincir, ağır ezgi, fıstıkî makamla yürür.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar 
“Biz bakırcıyız, diyor, mahalleleri dolaşır, kalaylanacak bakır toplarız. Sonra harman vakti gelir, harmanlarda çalışırız. İlk soğukla beraber geçer gideriz Edirne taraflarına.”
Sait Faik Abasıyanık
Göçebe hayat tarzları, yaşayış biçimleri, bu hayat tarzlarından vazgeçemeyişleri, kimlikleri gibi pek çok farklı yönleriyle Çingeneler edebî eserlerde de kendilerinde yer bulmuşlardır. Müzisyenlikten Cellatlığa, kültür mozaiğimizin en renkli parçasını oluşturan Çingenelerin hayatının edebiyata yansımasını inceliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116032</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/132f7481-8644-4c27-a3ed-85bb758d995f.jpg</image:loc>
            <image:title>The Palestinian Issue and Regional Actors</image:title>
            <image:caption>This book examines the policies of regional actors towards the Palestinian issue in the Middle East. In the first part of the book, the past and present of the Palestinian issue is subjected to a comprehensive evaluation. In the following sections, the policies of regional actors in this vast region regarding the Palestinian issue are analyzed. Each chapter, written by academics who are experts in their fields, examines how the policies of regional actors towards the Palestinian issue have been shaped, taking in the account the past and current dynamics. Therefore, this book fills an important gap in the literature.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116033</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f42fe5f3-04cd-4432-ad74-8c75a5d2b5df.jpg</image:loc>
            <image:title>İki İmparatorluk Bir Eyalet Osmanlı Mısır&apos;ında İngiliz İdaresi (1882-1923)</image:title>
            <image:caption>19. yüzyılda Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın valiliği döneminde Mısır,Osmanlı Devleti idari sistemi içinde imtiyazlı bir statü elde etti. Mısır’ınimtiyazları zaman içinde fermanlarla daha da genişletildi. Özellikle Hidivİsmail Paşa döneminde bu imtiyazlar Mısır’ın geleceğinde önemli roloynayacak gelişmeleri de beraberinde getirdi. Sömürgecilik yarışınınhızlanmaya başladığı dönemde Mısır, doğu-batı ticaret rotası üzerindekikonumu, Doğu Akdeniz’de üs olabilecek limanları, pamuk mahsulü vekazançlı imtiyazları ile özellikle İngiltere ve Fransa için dikkat çekici birbölge haline geldi. Mısır’a dair Avrupalı ilgisi Hidiv İsmail Paşa’nın 16 yıllıkidaresi döneminde alınan dış borçlar ve modernleşme uğruna yapılan aşırıharcamalar ile daha da derinleşti.1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve 1878 Berlin Konferansı, Osmanlıidarecilerinin dikkatini imparatorluğun muhafazasına yoğunlaştırdığı bir andaAvrupalı güçleri de çıkarları yönünde hareket etmeye yönlendirdi. İngiltereözelinde Süveyş Kanalı’nın açılmasından sonra Mısır, imparatorluk ticaretrotasında hayatî bir konuma yerleşmişti. Bu nedenle 1876’da malî olarak iflaseden Mısır’da yaşanan milliyetçi gelişmeler göz ardı edilemezdi.Bu çalışmada Mısır’ın Temmuz 1882’de İngiltere tarafından “geçici” işgalininzamanla kalıcılığa evrilmesi, Mısır’da İngiliz dolaylı yönetiminin tesisi, Şubat1922’de Mısır’ın tek taraflı bağımsızlığı ile Lozan Antlaşması’yla birlikteMısır’daki Türk hakimiyetinin sonlandırılması etraflıca ele alınmıştır. Başkabir ifade ile Osmanlı Devleti’nin son döneminde Afrika kıtasındaki varlığınınderin ve kapsamlı olduğu tek yer olan Mısır’da Osmanlı Devleti’nin yaklaşıkdört asırlık hâkimiyetinin 40 yılı aşkın devam eden “geçici” İngiliz işgaldönemiyle sona ermesi bu kitabın ana konusunu teşkil etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116034</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5f2b5e7e-6603-44a3-b47e-4ac09f34ff2b.jpg</image:loc>
            <image:title>Arzuhallerin Söyledikleri</image:title>
            <image:caption>Bir devletin çağına ayak uydurması ve bekasını sürdürebilmesi noktasında en önemli şey adalettir. Bir hükümdar, devletteki hiyerarşik düzeni adalet temeline oturttuğu zaman döngüsel olarak devletteki tüm yapının işleyişini de düzenlemiş olmaktadır. Devletteki adalet zincirinin en önemli halkası ise şikâyet etme hakkıdır.
Bu çalışmada 1788-1789 tarihleri arasını kapsayan 11 adet Atik Şikâyet Defteri incelenerek Osmanlı halkının 18. yüzyılın son çeyreği ve 19. yüzyılın ilk çeyreğinde yşadığı problemler tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylelikle bu dönem aralığında Osmanlı Devleti’nin sosyo- ekonomik durumu, Osmanlı toplumunun o dönemde karşılaştıkları sorunlar ve yaşanan kargaşanın topluma yansıması ortaya konulmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116035</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8f815c25-38a1-4547-85d5-9245b8b7ec1a.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devleti Tarihi (1299-1792)</image:title>
            <image:caption>Avrupalı tarihçi Herbert Adams Gibbons, Avrupa’da zulüm ve katliamların devam ettiği sırada Türklerin insani davranışını veciz şekilde ifade etmiştir:
“Osmanlıların müsamahaları ister siyaset ister halis insani bir davranıştan dolayı olmuş olsun, itiraz edilemez bir gerçektir ki Osmanlılar yeni zaman içinde milliyetlerini tesis ederken dinî hürriyet ilkesini temel taş olmak üzere kurmuş ilk millettir. Avrupa’da ardı arası kesilmeyen Yahudi zulmü ve engizisyon lekesinin taşındığı devirlerde, Müslümanlar ve Hristiyanlar Osmanlıların idaresi altında ahenk ve kardeşlik içerisinde yaşıyorlardı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116036</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/11858f8f-0329-4f77-bc3a-843256d67420.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyetin 100. Yılında 100 İnci Kalem</image:title>
            <image:caption>Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk ilke ve inkılâplarına gönülden bağlıKadın Akademisyenler Derneği (TÜRKKAB), Cumhuriyetimizin 100.Yılında 1933 Üniversite Reformu’ndan sonra sosyal, beşerî, idarî,mühendislik, fen, sağlık, spor ve güzel sanatlar alanlarında gerek yurtdışındagerekse Türkiye’de eğitim alarak yetişen ve büyük çoğunluğu alanında ilkkadın akademisyen ve ilk kadın profesör ünvanını alan 109 bilim kadınımızısizlerle buluşturmak üzere bu eseri hazırlamıştır.Bu eserle sonsuz minnetimizi sunmak istediğimiz kişi hiç şüphesiz kiTürk kadınını tarihte sahip olduğu yerine ve haklarına yeniden kavuşturanCumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.Eserde yer alan yaşam öykülerinde Ata’mızın Cumhuriyetin ilk yıllarındaüniversitelere ve kadın akademisyenlere tanıdığı imkânlar ve bu imkânlarınakademisyenlerimizde yarattığı vefa ve motivasyon duyguları ile ulaştıklarıbaşarılardaki rolleri canlı bir şekilde görülmektedir. Yine bu yaşamöykülerinden hocalarımızın sadece alanlarında ilk olma özelliğitaşımadıklarını; toplumun aydınlanması, bilinçlenmesi için çeşitli sivil toplumkuruluşları kurduklarını, ülkemizde toplumsal duyarlılığı oluşturmak için vargüçleri ile çalıştıklarına da şahit oluyoruz. Nitekim bu özgeçmişlerin bizlerdebıraktığı iz güçlü toplum olabilmenin yolunun güçlü kadınlar yetiştirmektengeçtiğidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116037</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05096f57-3142-4913-a65a-c910d29d6f73.jpg</image:loc>
            <image:title>Oyunlaştırma 101: Kütüphaneler İçin Oyunlaştırma Fikirleri</image:title>
            <image:caption>Kütüphaneler, tarih boyunca bilginin saklandığı, paylaşıldığı ve aktarıldığı yerler olarak karşımıza çıkar. Ancak dijital dönemin getirdiği hızlı değişimle, kütüphaneler de evrim geçirmeye ve kullanıcılarına daha etkileşimli deneyimler sunmaya başlamıştır. Peki bu etkileşimi en üst düzeye taşımanın yolu nedir? Cevap basit: Oyunlaştırma.
Bu eser, oyunlaştırmanın kütüphanecilikte nasıl uygulanabileceğini, kullanıcı deneyimini nasıl zenginleştirebileceğini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Oyunlaştırma modellerinden, farklı kütüphane türlerine özgü oyunlaştırma fikirlerine kadar geniş bir yelpazede konulara değinilmektedir. Kütüphanelerin dijital çağın getirdiği yenilikleri nasıl kucaklayabileceğini, kullanıcıları nasıl daha aktif ve motive edebileceğini bu kitapla keşfedin.
Üniversite kütüphanelerinden, halk kütüphanelerine, çocuk kütüphanelerinden yenilikçi teknolojilere kadar birçok farklı alanı ele alan bu kitap, kütüphanecilere oyunlaştırmanın potansiyelini gösteriyor. Pratik örnekler, uygulama rehberleri ve gerçek deneyimlerle zenginleştirilmiş bölümler sayesinde, kütüphanenizde oyunlaştırmayı nasıl başlatacağınıza dair net ve somut bilgilere ulaşabileceksiniz.
Oyunlaştırmanın sadece bir oyun olmadığını, aslında kullanıcı deneyimini ve katılımını artırmanın etkili bir yolu olduğunu bu kitapla anlayacaksınız. Hem kütüphanecilere hem de bilgiye susamış okuyuculara rehberlik etmesi dileğiyle... Kütüphanelerdeki bilgiye erişim deneyimini yeniden şekillendirin ve bu değişimin parçası olun!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116038</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4463e6db-c0b7-459b-a70c-3f5a9b47e4ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Grafik Tasarımda Tipografinin 40 Temel Kuralı</image:title>
            <image:caption>Bu kitap bir ihtiyaçtan yola çıkarak, tipografi öğrenmeye çalışan kişiler ve öğrenciler için hazırlanmıştır. Türkçe literatürde var olan grafik tasarım ve tipografi kitaplarının günümüz grafik tasarım öğrencilerinin okuma alışkanlıklarına uyum sağlamaması ve beklentilerini karşılamaması sebebiyle, yeni bir metot içermektedir.
İlk bölümde tipografiye ait temel terimler kısaca açıklanmış ve örnek görseller ile desteklenmiştir.
Kitabın ana yapısını oluşturan ikinci bölümde ise, bir tipografi çalışmasında uyulması gereken kırk adet kural sıralanmıştır. Bu kurallar yap ve yapma şeklinde tasnif edilerek kitapta ardışık bir düzende yer almaktadır. Her kural yine örnek görsellerle desteklenmiştir. Bu örnek görsellerin bir kısmı yabancı literatürde veya internet kaynaklarında var olan görsellerin Türkçeleştirilmiş halleridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116039</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dfedd5c7-4a26-44d3-9d32-dbdeb6f4535c.jpg</image:loc>
            <image:title>The Poverty of Disadvantaged Groups in Turkey</image:title>
            <image:caption>Irrespective of their level of development, countries worldwide prioritize poverty in sustainable development strategies and develop inclusive and sustainable programs tailored to the needs and issues of disadvantaged groups in their poverty alleviation strategies. Ensuring disadvantaged groups’ access to basic rights such as quality education and dignified employment by lifting them out of poverty is a priority for the effective use of resources and a productive economy. This work contributes scientifically to the social policy literature concerning seven different disadvantaged groups within the conceptual, theoretical, statistical, policy analysis, and solution proposals axis of poverty. The book is comprised of eight chapters. In this book, a conceptual framework for poverty and each disadvantaged group (children, youth, the elderly, women, immigrants, disabled individuals, single-parent families) is presented. Subsequently, the theoretical section, which reveals the relationship between disadvantaged groups and poverty concerning the topic title, and poverty statistics related to the disadvantaged group, are discussed. Moreover, poverty prevention strategies, policies, programs, and/or action plans specific to the disadvantaged group are evaluated. However, due to limited statistics on poverty rates for migrants among the disadvantaged groups covered in the work, a different method was employed in the section on migrant poverty. An econometric study was conducted, referencing Turkey’s data, to examine the international migration-human poverty relationship.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116040</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88f8dfb6-53d7-494f-8cc9-6f3fd9318b31.jpg</image:loc>
            <image:title>Habere Yansıyan Savaş</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinde kritik bir dönemi teşkil eden XIX. yüzyılda, özellikle Yunan isyanına karşı Avrupa’da olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri kamuoyunda da büyük bir sempati oluşmuş, sonraki dönemde Amerika’da örgütlü bir yapı oluşturan Ermeni ve Rumlar da bu sempatiden fazlasıyla faydalanmıştır. Bu dönemde ABD’deki basın ve yayın organlarında bu unsurlara yönelik çok sayıda haber ve yoruma yer verilmiş, dolayısıyla hükümet ve kamuoyu Türklerin suçlandığı bu tek taraflı yayınların etkisi altında kalmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında okyanus ötesinde basın üzerinden Türklere karşı yürütülen bu örgütlü propagandanın yanında Müttefikler ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye yönelik politikasının ele alındığı bu çalışmada, Amerika’da yayımlanan çok sayıda gazete ve dergi başta olmak üzere arşiv kaynakları, Meclis Zabıtları ve bu dönemi konu alan araştırma eserlerinden yararlanılmıştır.
Bu çalışmanın amacı Mondros Mütarekesi’nin ardından 1918 ve 1922 yılları arasında Türkiye’de cereyan eden gelişmelerin Amerikan basınındaki yansımalarını ortaya çıkarmaktır. Bu süreçte ABD’nin bölgede üstlendiği rolle birlikte, Ermeniler başta olmak üzere Osmanlı coğrafyasındaki azınlık unsurların merkezinde yer aldığı olaylar, Amerikalı misyonerlerin tutumu ve Anadolu’nun işgaliyle Milli harekete yönelik Amerikan basınındaki yaklaşımlar ele alınmaya çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116041</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5c079040-fa5d-40cc-a176-d9dcb9df1020.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşil Lojistik ve Tedarik Zinciri Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Modern taşıma sistemleri içinde lojistik en önemli unsurlardan biridir. Özellikle son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile birlikte yük ve yolcu taşımacılığının maliyeti, etkinliği ve güvenilirliği de artmaktadır. Son yıllarda lojistik sektöründe yaşanan hızlı büyüme hiç şüphesiz olumsuz etkileri de beraberinde getirmektedir. Bu etkilerin en aza indirilebilmesi için lojistik sektörü ekonomik, çevresel ve sosyal hedeflerini sürdürülebilir yeşil lojistik anlayışı ile dengelemeye çalışmaktadır.

Eser lojistik faaliyetlerin çevreye etkileri, yeşil tedarik zincirinin yönetimi, çevreye duyarlı tedarikçinin seçimi vb. günümüz lojistiğinin elzem konularına odaklanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116042</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a6e3411-9078-40c0-9609-bdaf56a2b396.jpg</image:loc>
            <image:title>27 Mayıs&apos;tan 12 Mart&apos;a Türkiye&apos;nin Ortadoğu Politikası</image:title>
            <image:caption>1960’lar Türkiye’nin on yılı deviren dış politika anlayışını gözden geçirmesine yol açmıştır. Bağlantısızlar ve BM toplantılarındaki Kıbrıs’la ilgili görüşmelerde Türkiye’nin yalnız bırakılması, Johnson Mektubu’nun ABD’ye yönelik yarattığı hayal kırıklığı gibi gelişmeler Türkiye’nin Batı ittifakı ile ilişkilerini sorgulama dönemini başlatmıştır. Bu sorgulama Türkiye’nin bu ittifaktan kopması neticesini vermemiştir. 1960’lar, özellikle de ortasından itibaren, Türkiye’nin dış politikadaki hatalarını düzeltmeye ve telafi etmeye çabaladığı, Ortadoğu’ya yakın ilgi gösterdiği, bölgede hâkim olan “Batı’nın sözcüsü” imajını silmeye çalıştığı, Asya ve Afrika ülkelerinin bağımsızlık ve emperyalizmle mücadelelerine destek verdiği yıllar olacaktır. Dış politikadaki bütün bu değişimi dönemin hükümet programlarından takip etmek mümkündür.
Türkiye’nin iç siyasetindeki gelişmeler de Ortadoğu’ya açılması ve ilişkilerini tamir etmesini etkilemiş ve kolaylaştırmıştır. 1961 Anayasası’nın sağladığı hürriyet ortamı içinde özellikle sol/sosyalist hareketlerin Ortadoğu meselelerine yönelik ilgisi; 1965’te tek başına iktidara gelen Adalet Partisinin milli çıkarın yanında milli refahı -dolayısıyla dış politikanın ekonomik boyutunu- merkeze alan siyaseti, dinsel/İslamî kimliğin dış politikada dikkate alınmasının iç siyasette kendisine yarar getireceğine inanması bu çerçevede verilebilecek örneklerdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116043</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fb148252-48af-4592-a3da-e94e62e602c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Öngörülemeyen Krizler Çağında Yönetim</image:title>
            <image:caption>Dünyanın giderek kırılgan bir hale geldiği bir döneme doğru hızlıca yol aldığımız bugünlerde yaşadığımız krizler, örgütlerin acil cevap vermesini gerektiren ancak bu cevap için gerekli olan karar verme süresini kısıtlayan, karar birimlerini şaşırtabilen ve hatta kararsızlığa sürükleyebilen durumlara neden olmaktadır. Örgütler, güçlü yönleri ile kriz dönemlerini daha kolay atlatırken bütünsel düzenin parçası olarak devam ederler. Bazı örgütler olumsuz koşullar karşısında varlığını koruyabilmekte hatta bu olumsuz koşulları fırsata çevirerek daha da güçlenirken, kimi örgütler ise engelleri aşmak için yoğun çaba göstermelerine rağmen varlıklarını sürdürememektedirler.

Eser, günümüzde yöneticilerin örgütsel dayanıklılık kavramına nasıl yaklaştıklarına yönelik bir araştırmadan yola çıkarak yöneticilerin örgütleri krizler karşısında nasıl dayanıklı hale getirmeye çalıştıklarını ve bu dayanıklılığın geliştirilebilmesi için sahip oldukları bakış açılarını ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116044</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df02bd48-bf97-4a2f-9825-ad4067ebf643.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Ordusunda At (1856-1908)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Ordusunda At (1856-1908) kitabının kapsadığı dönemde Osmanlı Devleti&apos;nde bir at sorunundan bahsedilebilir. Atçılık konusunda örnek gösterilebilecek kurumlar teşkil eden; at sayısı ve çeşitliliği bakımından zengin bölgelere sahip Osmanlı Devleti&apos;nde, 19. yüzyılın ortalarından itibaren at varlığı gerek nitelik gerekse nicelik olarak gerilemişti. Atçılığın gerilediği bu süreçte gerilemenin önüne geçilmesi amacıyla bazı tedbirler alınmakla birlikte ordunun at ihtiyacının karşılanması kritik öneme sahipti. Osmanlı ordusunda istihdam edilen süvari ya da koşum atları yerel kaynaklardan temin edilmekteydi ancak artık ithalat kaçınılmazdı.
Osmanlı Devleti 1853-1856 Kırım Savaşı&apos;ndan sonra böylesine stratejik bir alanda ithalatçı, kısmen de dışa bağımlı bir devlet konumuna düşmüştür. Osmanlı ordusunda geçmişte istihdam edilen atik, dayanıklı, çevik Türkmen atların yerini artık Rus ve Macar atları alacaktır. Bu kitapta Osmanlı at varlığında gerilemenin boyutu, ithalat yöntemleri ve kaynakları, ithalatın ortaya çıkardığı zorluklar nedeniyle de değişen atçılık politikaları ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116045</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/060f8d51-50dc-4588-893a-b59fc49ebef1.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğu Avrupa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Türkiye’de Doğu Avrupa tarihi, kültürü ve coğrafyası ile ilgili bilimsel literatürün yetersiz olduğu maalesef Rusya-Ukrayna Savaşı ile daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere Doğu Avrupa’da Anadolu gibi yüzyıllar boyunca Türklere yurtluk yapmış bir coğrafyadır. “Doğu Avrupa Tarihi - Yeni Bulgular ve Yaklaşımlar” adlı eserimiz bu eksikliği gidermek üzere alanın uzmanları tarafından kaleme alınan makalelerden oluşmakta ve son yapılan araştırmaların ışığında elde edilen verileri Türk bilim dünyasının hizmetine sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116046</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1be055f5-e554-4c55-aa92-c43bab407389.jpg</image:loc>
            <image:title>Sinop Tarihinden Kesitler</image:title>
            <image:caption>Sinop gibi derinlikli bir maziye sahip kentlerin tarihine dair kitaplar, ancak o uçsuz bucaksız geçmiş içinden kesitler sunabilir. Bu noktadan hareketle elinizdeki kitabın adı Sinop Tarihinden Kesitler olarak tespit edildi. Kitabın adına uygun bir şekilde Sinop kent tarihi ile alakalı on bir makaleden oluşan eser, farklı dönemlere ait yansımalar içeriyor. Mevcut eserin, Sinop’un tarihi, coğrafyası, çevresiyle ilişkileri, nüfusu, kurumsal yapıları ve önemli şahsiyetleri hakkında birincil kaynaklara dayanan bilimsel düzeyi ile Sinop’a ilgi duyan okuyucunun ihtiyacına cevap vereceğini ümit ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116047</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81ba4287-a636-40de-aec4-7f23d8c47df0.jpg</image:loc>
            <image:title>Experiences Of Combating Epidemics in The Ottoman Empire</image:title>
            <image:caption>Beginning in the mid-17th century, the Ottoman Empire faced the devastating effects of epidemics originating from both Europe and India. Like in other nations, the Ottoman Empire experienced significant loss of life due to these outbreaks. While the government implemented various measures to combat these epidemics, they were unable to completely prevent them and fatalities persisted. This book offers valuable insights into the epidemics that occurred in the Ottoman Empire throughout different periods, as well as the government&apos;s response to them. By examining these events through a historical lens, the book seeks to provide a comprehensive understanding of the causes, consequences, and government interventions related to epidemics in the Ottoman Empire.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116048</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da7a1370-a69d-4d71-bbc6-1232982b7d05.jpg</image:loc>
            <image:title>Yitik Miras Zeus Sunağı</image:title>
            <image:caption>Osmanlı coğrafyasında bulunan eski eserlere Batılı devletlerin ilgisi, 18. yüzyıldan itibaren kurulmaya başlanan müzelerin de etkisiyle, gittikçe artan bir şekilde daha sistematik ve sömürgeci bir girişim haline geldi. 19. yüzyıldan itibaren Batılı ülkelerin hemen tümü, mümkün olduğunca çok eser toplayabilmek için adeta birbirleriyle yarıştılar. Osmanlı Devleti gittikçe artan ve yağmacılığa dönüşen bu faaliyetlere karşı Tanzimat Fermanı&apos;nın ilanından sonra gerekli yasal düzenlemeleri yaparak karşılık vermeye çalıştı. İlk olarak Müze-i Hümâyûn&apos;un işlevsel hale getirilmesi ile başlayan eski eser meselesindeki süreç, 1869, 1874, 1884 ve 1906 yıllarında yürürlüğe giren Âsâr- Atîka Nizamnâmeleri ile hukuki bir zemine, denetime ve yurt dışına çıkarılmasına yasak getirilmesi de dâhil, düzenli bir sisteme oturtulmaya çalışıldı. Ancak, yapılan tüm hukuki düzenlemelere rağmen paha biçilmez değerdeki buluntuların yurt dışına götürülmesi ve kaçakçılık engellenemedi ve Osmanlı Devleti&apos;ne uygulanan siyasi baskı ve şantaj yöntemiyle pek çok değerli eser yabancı müzelerin envanterine girdi.
Elinizdeki eser, Helenistik Dönem sanatının görkemli örneklerinden biri olarak kabul edilen Zeus Sunağı&apos;nın Almanya&apos;ya götürülmesi ile sonuçlanan süreci, arkeolojik ve hukuki yönleri ile ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116049</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/46163313-a7bf-435a-ac13-894009c78f3f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yazgı (Uzun Öykü)</image:title>
            <image:caption>“Görüş bitene kadar ben konuştum o dinledi. Yüzündeki belli belirsiz kaygı, sıkıntıdan öldürecek beni. Keşke şu cam, demir parmaklıklar olmasa. Sımsıkı kucaklasam, bedeninin sıcaklığına bıraksam kendimi, saçlarını koklaya koklaya konuşsam, yüzü avuçlarımda gözlerine baksam, öpsem, konuşsam, öpsem...”
Sahici bir hikâyenin peşine düşüyor Özgür Soylu. Sanki annenizden ya da mahallenizdeki devrimci bir ağabeyden dinlediğiniz yarım kalmış bir hikâyenin peşine… Bir solukta sizi de içine alıveriyor. Kelimeler kâğıdın üzerinde akarken aynı hızla görüntüye dönüşüyor. İçerisi ve dışarısı arasındaki mesafe uzadıkça boşluklar çoğalıyor. Soylu, boşlukları mektuplarla ince ince dokuyor ve ustalıkla hikâyeyi nihayete erdiriyor. Ve tamamlanmış bu hikâye araftan kurtulup zamanın ruhunda demirliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116050</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dd145844-bd15-4683-9c99-8fdb49c6de73.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk-Amerikan İlişkileri (1971-1984)</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşını takip eden süreçte ABD ile kurulan ittifak Türkiye siyasetinde merkezde konumlandırılmıştır. Soğuk Savaş yılları süresince Türkiye ABD&apos;nin yanında kararlı bir müttefik olarak yer almıştır. 1970&apos;li yılların ilk yarısında ABD ve SSCB&apos;nin Soğuk Savaştan “Soğuk Barışa” doğru yönelişi, Türkiye gibi ittifakın kanat ülkeleri tarafından hissedilebilmiştir. Türkiye&apos;de bir askeri muhtıranın başlangıcından bir darbenin sona erişine kadar olan dönemi ele alan bu kitap, Türk-Amerikan ilişkilerinin en iniş çıkışlı olduğu yılları değerlendirmeyi amaçlamıştır. Türkiye&apos;de yükselen Amerikan karşıtlığı, haşhaş sorunu, Kıbrıs krizi, silah ambargosu, Amerikan üslerinin kapatılması gibi ikili ilişkilere damgasını vuran sorunlar Amerikan belgeleri ışığında incelenmiştir. Bu sorunların çözüm sürecine yakından bakıldığında ise Türkiye&apos;de gerçekleşen askeri müdahalelerle Amerikan yönetiminin girift ilişkisi tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116051</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a5c1041b-4623-4dec-a846-10e22f7e9cd6.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Boğazlarında Uluslararası Kontrol (1918-1936)</image:title>
            <image:caption>Mitolojik dönemde yaşanan Truva Savaşları&apos;ndan yakın tarihlerde patlayan Kırım olaylarına değin bölgesel ve uluslararası güçlerin hakimiyet mücadelerine sahne olan “Türk Boğazları” tarihi, coğrafi, siyasi, askeri, hukuki, iktisadi, ticari ve hatta sosyo-kültürel dinamikleri etkilemiş, sürekli ilgi odağı olmuştur. Günümüzde dahi Çanakkale yada İstanbul Boğazları&apos;na yönelik projeler gündeme geldiğinde hegemonik güçler Türkiye&apos;nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini tartışmaya açmak istiyorlar. Peki böyle bir hakkı nereden buluyorlar?
I.Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri, Türk Boğazlarını hangi gerekçelerle işgal etmişlerdi?
TBMM Boğazlarda hakimiyeti geri alabilmek amacıyla neler yaptı?
Lozan Konferası&apos;nda Türk Boğazlarının uluslar arası kontrole tabi tutulmasına neden müsaade edildi?
Türk Boğazlarının uluslar arası kontrol altında kaldığı dönemlerde neler yaşandı?
Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası kontrole nasıl son verildi?
Bu çalışma yerli ve yabancı arşiv belgelerine dayanarak bu soru ve tartışmalara cevap aramakta, Türk Boğazları ile ilgili spekülasyonları sorgulamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116052</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86da9ec9-5ab9-4485-8c61-ddd49074758b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sicill-i Ahval Defterlerine Göre Ordulu Devlet Adamları</image:title>
            <image:caption>Devletlerin herhangi bir biriminde hizmet eden devlet adamlarının hayat hikayelerinin kaleme alınması oldukça eskiye dayanmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde bu tür kayıtlara tercüme-i hal denilmiştir. Sultan II. Abdulhamid döneminde devlet memurlarının biyografilerinin resmi kayıt altına alınması için şer&apos;i ve askeri sınıflar dışındaki tüm memurlara tercüme-i hal varakası doldurulup ilgili nezarete gönderilme zorunluluğu getirilmiştir. 1879-1909 yılları arasında düzenlenen ve Sicill-i Ahval Defterleri denilen defterlere binlerce memurun biyografileri kaydedilmiştir.
Sicill-i Ahval defterleri, son dönemlerde yerel tarih çalışmalarına da kaynak oluşturmaya başlamıştır. Çalışmada, bu defterlere kayıtlı Ordu ili ve ilçelerinde doğan 95 memurun biyografileri incelenmiştir. Ordu&apos;nun tarihi şahsiyetlerinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz bu çalışmanın okuyucuların da ilgisini çekeceği kanaatindeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116053</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ee5506d-7355-479c-8c50-70e998297d03.jpg</image:loc>
            <image:title>Öyküler</image:title>
            <image:caption>Bir varmııış, bir yokmuş.Evvel zaman içinde,Zaman zaman içinde…Kim bilecek,Kim, hangi zaman içinde…
Eşek aslana akıl verir,Kral devin hazinesini aşırır.Bir de gizemli mağara var köyün az ilerisinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116054</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0669c317-a2f9-4bd4-81e3-0dbbf6ff5e80.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Topçuları</image:title>
            <image:caption>Ferik Ahmed Muhtar XIX. Yüzyılda batı tarzı okullarda yetişmiş bir Osmanlı aydınıdır. Yazarın esas mesleği askerliktir. Ancak daha dikkatle bakıldığında; Ferik Ahmed Muhtar&apos;ın iyi bir komutan olmanın yanı sıra, iyi bir eğitimci ve aynı zamanda iyi bir müzeci olduğu görülecektir. Ferik Ahmed Muhtar&apos;ın yazarlığı bunlara bağlı olarak gelişmiştir. Yazar, Osmanlı toplumunun gelişmesi için tarihten coğrafyaya, ilahiyattan sağlığa ve top döküm teknolojisinden askerî lojistiğine kadar çeşitli alanlarda eserler vermiştir. Ferik Ahmed Muhtar&apos;ın Osmanlı Topçuları isimli bu eseri, Osmanlı top dökümü teknolojisinin ve XIX. Yüzyıldaki topçu ocağının İstanbul ve Taşradaki idarî hiyerarşisini ortaya koymaktadır. Bunların dışında Ferik Ahmed Muhtar, ocağın hem asker ve komutan sayılarını hem de mühimmat miktarlarını vermektedir. Son olarak eserinde, Osmanlı topçularının daha başarılı olması için atılması gereken adımları saymaktadır. Eser bu hâliyle, XIX. Yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topçularının batı tarzı silah ve mühimmatla nasıl şekillendirildiğini ortaya koyduğu gibi, -tavsiye niteliğinde de olsa- daha başka atılması gereken adımları da belirtmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116055</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e78a57a6-b75b-416f-aeba-1e4d96e8607f.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Sigorta Şirketi</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti sigortacılık sistemiyle oldukça geç dönemde tanıştı. Sultan II. Abdülhamid zamanına kadar sigorta işlemleri, Batılı sigorta şirketleri tarafından yapılmaktaydı. Ülke kaynaklarının yurt dışına akışını engellemek için bu dönemde yerli ve milli arayışlar başladı. Nihayetinde 1892&apos;de Osmanlı Sigorta Şirketi adıyla ilk yerli sigorta şirketi kuruldu. Osmanlı kanunlarına bağlı ve hükümet denetimine açık işlem yapmayı taahhüt eden şirketin genel merkezi İstanbul&apos;du. Sağladığı devlet desteğiyle kısa sürede piyasaya egemen oldu. I. Dünya Savaşı sonlarına kadar varlığını sorunsuz sürdürdü. 1918&apos;de işlemlerine son vererek tasfiye sürecine girdi. Aynı yıl Osmanlı Milli Umum Sigorta Şirketi&apos;ne katıldı. İki yıl sonra tüzük değişikliğiyle İstanbul Umum Sigorta Şirketi&apos;ne dönüştü. Elinizdeki kitap, söz konusu şirketin kuruluş serüvenini, teşkilat yapısını ve sigortacılık işlemlerini incelemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116056</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/19485f0a-7e8c-4f6e-94bf-e68573139dd5.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devleti ve Diplomasi</image:title>
            <image:caption>Henry Kissinger “Diplomasi” isimli eserinde “XX. yüzyılda, uluslararası ilişkileri hiçbir ülke Birleşik Devletler kadar kesin, fakat aynı zamanda kararsız bir şekilde etkilememiştir. Hiçbir toplum, onun kadar başka devletlerin içişlerine karışmama ilkesinde ısrarlı veya kendi değerlerinin bütün dünyaca uygulanması düşüncesine onun kadar ateşli olmamıştır.” ifadelerini kullanır. Bu yaklaşım doğru olabilir veya tartışılabilir. Fakat kesin ve tartışmasız bir şey vardır ki, XV. ve XVI. yüzyılda hatta XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti&apos;nin dünya siyasetini yönlendirdiği kadar hiçbir devlet dünya siyasetine yön verememiştir. Bu yön verme Birleşik Devletlerin yaptığı şekilde kararsız da değildir. Kendi değerlerini diğer devletlere dayatma veya uygulatma konusunda da Birleşik Devletler kadar ısrarcı da olmamıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116057</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/91c54f13-3275-4a93-9243-464671f9e29b.jpg</image:loc>
            <image:title>On Sekizinci Asırda Mesele-i Şarkıyye ve Kaynarca Muahedesi</image:title>
            <image:caption>Herşeyden evvel Albert Sorel&apos;in bu çalışmasının bir Avrupa Tarihi eseri olduğunu belirtmek gerekir. Eser, Sorel&apos;in mukaddimesinde yer alan “Türkler Avrupa&apos;ya ayak bastığı günden beri Şark Meselesi zuhûr etti.” ifadesinin dışında günümüz tarihçileri tarafından pek de anılmaz. Hâlbuki Sorel kitabında, Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) somasında yaklaşık olarak bir asır boyunca Avrupa&apos;da sürecek olan konjonktürel yapının temel sütunlarının nasıl oluşturulduğunu ve bu yapı içerisinde Şark Meselesi&apos;nin Avıupalı büyük güçlerin çıkar-çatışma paradoksu ekseninde hangi şartlarda doğduğunu izah etmektedir. Müellif, Rusya&apos;nın düvel-i muazzama arasındaki çıkar çatışmalarından nasıl yararlandığını, bu esnada Fransa&apos;yı yalnızlığa mahkûm ederek ve Prusya ile Avusturya&apos;yı kendi yanına çekerek, Kıta Avrupa&apos;sında başat rol üstlenmeye başlamasını anlatır. Eserin en özgün taraflarından birisi, Avrupa politikasına yön veren ülke liderlerinin psikolojik analizlerine girişilmesidir. Öyle ki eser, bir yerde, Avrupalı liderlerin gayr-i ahlaki politik anlayışlarının rasyonalize edilmesinin hikâyesi olarak da görülebilir. Avrupa devletlerinin hem birbirleri hem de Osmanlı İmparatorluğu ile olan ilişkilerinde bir taraftan resmi, diğer taraftan gayr-ı resmi ya da gizli politikalarının ikiyüzlü özelliği, bu arada Voltaire gibi ünlü filozofların siyasetin çarpık ilişkilerinde kendilerine yer edinme çabası etkili ve hayret verici bir şekilde kurgulanmıştır. Eser, Avrupa devletlerinin politik çatışma arenasında Osmanlı İmparatorluğunu nasıl algıladıklarını ve Şark Meselesi&apos;nin Avrupa devletlerinin bir sorunu olarak nasıl ortaya çıktığını anlatır. Sorel&apos;in kurgusu, Avrupalı aktörlerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları giderme adına giriştikleri ahlaktan yoksun, faydacı olmaktan öte hırs ve ihtirasla yoğrulmuş politikalarının aslında yeni ve daha karmaşık bir takım problemleri de beraberinde getirdiğini göstermesi açısından son derece önemlidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116058</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/283d9dbd-01dc-4419-a1ca-abac6a498ddd.jpg</image:loc>
            <image:title>Kodlama-Tabletim Nasıl Çalışır?</image:title>
            <image:caption>Temel Kodlama Eğitimi Serisi kitaplarından biri olan Tabletim Nasıl Çalışır?, 
çocuklara bilgisayarların içinde hangi parçaların bulunduğunu ve nasıl çalıştıklarını göstermek üzerine hazırlandı. 
Öğrenmeyi teşvik eden basit açıklamalar ve eğlenceli Yaz-Sil Alıştırmaları ile çocuğun hemen dikkatini çeken Tabletim Nasıl Çalışır? kitabı, donanım ve yazılım, işlemci ve hafıza,dokunmatik ekran nasıl çalışır? 
gibi başlıklar ile bilgisayar ve parçaları hakkında temel bir bilgi sunuyor. 
Serideki Diğer Başlıklar: 
- Dijital Beceriler 
- Mantık ve Veri 
- Algoritma ve Kodlama</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116059</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87f3cbe9-fde2-4ff0-b2b5-04d011ada841.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul&apos;un Sırları</image:title>
            <image:caption>Eseri de, hayatı da sırlarla doludur Evliya Çelebi&apos;nin… 17. asra şahitlik yapan ancak eseri için dünya edebiyatının en geniş ve en önemli seyahat kitabı, kendisi için de dünyanın en büyük ve en esrarlı seyyahı demek hiç de yanlış olmaz…
Evliya Çelebi Seyahatname&apos;sinde yer alan sırlarla dolu İstanbul&apos;u okumak, aynı zamanda 400 yıl öncesinin İstanbul&apos;unda ve daha öncesinde yolculuk yapmaktır… O devirlerde tılsımlı ve esrarlı mekânlar, eserler ve hadiselerin birçoğu günümüzde henüz bilinmemekteyken; birçoğu da zamanın acımasız rüzgârında savrulup gitmiştir. Ancak, bu değerler Seyahatname&apos;de yaşamaya hâlâ devam ediyor…
Umarız bu eser, Evliya Çelebi&apos;nin tanınmasında, daha da önemlisi onu anlatma ve tanıtma sevdasında bir adım olur…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116060</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4805ef8b-fd7e-4031-bdb9-a1f0b2a021c4.jpg</image:loc>
            <image:title>İngiltere Hariciye Nazırı Lord Palmerston&apos;un Parlemento Nutku (25 Haziran 1850)</image:title>
            <image:caption>Lord Palmerston, İngiltere&apos;nin 19. yüzyıl meşhur politikacılarıdandır. Uzun siyasi kariyeri boyunca takip ettiği politikalarında daima İngiliz İmparatorluk çıkarlarını korumayı temel prensip olarak kabul ettiğini savunmuştur. “Ben bir Roma vatandaşıyım” (Civis Romanus sum) ifadesini kullandığı meşhur söylevini 25 Haziran 1850 senesinde gerçekleştirmiştir. O, Londra&apos;yı Roma gibi dünya çapında önemli bir merkez yapmak, İngiltere&apos;yi Hindistan&apos;da olduğu gibi dünyanın diğer bölgelerine de hâkim kılmak ideali ile büyük hedeflere yönelmiş, dış politikasını bu esaslar üzerine temellen- dirmiştir. Yayımladığımız nutuk, Palmerston&apos;un, Hâriciye Nâzırlığı döneminde takip ettiği dış politikalarına getirilen eleştirilere karşı mecliste yaptığı bir savunudur. Onun bu savunusu kimliğini belirtmeyen bir Osmanlı aydını tarafından Osmanlıcaya tercüme edilmiştir. Polonya&apos;da, Wroclaw Üniversitesi Kütüphanesi&apos;nden temin ettiğimiz Elyazma, genelde 19. yüzyıl İngiltere&apos;sinin dış politikasına, bu bağlamda İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, Yunanistan ilişkilerine ve özelde aynı yüzyıl Osmanlı-İngiliz münasebetlerine kaynaklık edecek bir muhtevaya sahiptir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116061</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2aed1283-69cf-4721-9984-b9e9e962a56e.jpg</image:loc>
            <image:title>IV. Murad&apos;ın Bağdad Seferi Menzilnamesi</image:title>
            <image:caption>Sultan IV. Murad, 17. yüzyıl Osmanlı padişahlarının en ta- nınmış olanıdır. Onu ön plana çıkaran unsurlar ise fiziki gücü, koyduğu yasaklar, İran üzeine gerçekleştirdiği Revan ve Bağdat sefeiridir. Özellikle Bağdat Seferi Osmanlı tarihinin en ihtişamlı sefelerinden biridir. Bu sefer , bizzat Padişah&apos;ın maiyetinde yer alan fakat kim olduğu bilinmeyen bir şahıs tarafından günbegün, menzil menzil kaydedilmiştir. Çalışmamıza kaynaklık eden ve Berlin Staatsbibliothek (Devlet Kütüphanesi)&apos;ten temin edilen bu anonim elyazmasında IV. Murad, hem şahsi özellikleri hem de askeri yönü ile ayrıntılı bir şekilde yer almaktadir. Müellif Bağdat seferi boyunca Sultan IV. Murad&apos;ı her&apos; haliyle vermeye çalıştığı gibi Haseki Sultan&apos;dan da yer yer bahsetmiştir. Yaptığımız çalışma ile bu anonim elyazmasının 17. yüzyıl Osmanlı tarihine kaynaklık etmesi amaçlanmıştır.
Günümüzde Osmanlı tarihine kaynaklık edecek çok sayıda elyazmasının yurt dışında olduğu bilinmektedir. Olaylara dair tarihi değerlendirmelerin yeni bilgiler ile farklı bir boyut kazanabileceği göz önünde bulundurulacak olursa bu kaynaklarının tespitinin ve araştırılmasının önemi ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda Berlin&apos;den temin ettiğimiz IV. Murad dönemine ait bir menzilnâmeyi yayınlamayı dikkate değer bulduk.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116062</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41df082b-2380-43e2-803f-0a84d36be1fe.jpg</image:loc>
            <image:title>Dilsiz ve Ama Mektebi</image:title>
            <image:caption>Sultan II. Abdülhamid döneminin eğitim alanındaki yeniliklerinden birisi de Dilsiz ve Âmâlar Mektebidir. Dilsiz ve Âmâlar Mektebi de modern eğitimin diğer alanlarında olduğu gibi batı kaynaklıdır. İlk örnekleri XVIII. yüzyılda, Avrupa&apos;da kurulmuş olan sağır-dilsiz ve âmâların eğitimiyle ilgili okullar XIX. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Bu tür okullar, XX. yüzyıl başlarında özellikle Avrupa ve Amerika&apos;da önemli sayılara ulaşmıştır. Dünya ve Avrupa&apos;da ki gelişmelere rağmen bizde sağır-dilsiz ve âmâların eğitimine yönelik ilk okul olan Dilsiz ve Âmâlar Mektebi, ancak XIX yüzyılın sonunda kurulabilmiştir. Dilsiz ve Âmâlar Mektebinin kuruluşu, gelişimi, eğitim faaliyetleri, karşılaştığı problemler, öğrencileri ve onların istihdamı, dersleri ve okulda uygulanan öğretim yöntemleri, ülkemizde sağır-dilsiz ve âmâların eğitimi konusundaki gelişmelerin temellerini oluşturmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116063</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d6f17d4-aae1-4478-9c47-25b2871eaa5a.jpg</image:loc>
            <image:title>Claude&apos;un İtirafları</image:title>
            <image:caption>“Biz, şair ve yazarlardan, ahlâk dersi vermemiz bekleniyor. Ben, cana can katmayı bilemem, ama kan ve gözyaşlarıyla dolu bir eserin sahibiydim, bana düşen bilgilendirmek ve teselli etmektir.
“Bu sayfaları topluma kazandırmadan önce uzun süre tereddüt ettim. Bir vücudun ve bir kalbin tüm çıplaklığını gözler önüne sermek gibi bir hak olduğundan emin değildim; bir itirafın gizliliğini açığa çıkarmama izin verilir mi diye kendimi sorguluyordum…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116064</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85f6ab6a-1e7e-4746-8a58-9fbd4fd0c013.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Misak-ı Milli Toprağı Menbic ve Tarihi</image:title>
            <image:caption>Coğrafi konumu itibariyle stratejik öneme sahip olan Menbic, Antep-Halep, Urfa-Rakka hattının tam ortasında olup bu şehirlerin buluşma noktasıdır. Tarih boyunca bu bölgeye hâkim olmak isteyen güçlerin ilk ele geçirmek istedikleri ve üs olarak kullandıkları yerlerin başında Menbic gelmiştir. Menbic, Türk-İslam medeniyeti ve idaresi ile bin yılı aşkın süre yönetilmiş bir yer olarak Türkiye ile bağları tarihin derinliklerinden gelen bir şehirdir. Mîsâk-ı Millî topraklarının bir parçası olan Menbic, Milli Mücadele döneminde Anadolu&apos;nun savunulması ve bölgenin düşman işgalinden kurtarılması noktasında üs olarak kullanılan önemli merkezlerden biri olmuştur. Kuvâ-yı Millîye birliklerinin 1920-1921 yılları arasında düşman işgalinden kurtardığı ve Türk idaresinin yeniden tesis edildiği bir şehir olarak Menbic, bu yönüyle Türk idaresinden ayrılıp vatan sınırları dışında kalmış bir toprak parçası olarak da büyük önem taşır. Bu bağlamda günümüzde Fırat Kalkanı Harekâtının icra edilmesinin stratejik altyapısı ve tarihsel arka planı da, dönemin resmi kaynakları ışığında bilimsel olarak bu eserde ele alınmıştır.
Fırat Kalkanı Şehitlerimizin Aziz Hatırasına…
Kitapta Cevaplarını Bulacağınız Bazı Sorular;
Menbic&apos;i Kendi İrademizle Neden ve Nasıl Terk ettik?
Menbic&apos;in Tarihi Önemi Nereden Geliyor?
Hangi Devletler Menbic&apos;i Askeri Üs ve Başkent olarak kullandı?
Menbic Ne Zaman Türkmen Yurdu Olmaya Başladı?
Sultan II. Abdülhamid Menbic&apos;e Neden Özel Önem Verdi?
Kitapta Yer Alan Bazı Olaylar;
Yavuz Sultan Selim, Menbic&apos;i Osmanlı Sınırlarına Katıyor.
Menbic Halkı Osmanlı Devleti&apos;ne Bağlılığını İlan Etmişti.
Mîsâk-ı Millî Toprağı Menbic.
Menbic Ahalisi, Fransız İşgaline Karşı Kuvâ-yı Milliye&apos;nin Emrinde.
Milli Mücadele Döneminde Kuvâ-yı Milliye, Menbic&apos;i Alıyor.
Menbic&apos;de Yeniden Türk İdaresinin Tesisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116065</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c2dc8f3-0ca9-45a1-862f-dcf86da3480d.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Hanedanında Doğum Günü Törenleri</image:title>
            <image:caption>Osmanlı hanedanında doğum günü kutlanır mıydı? sorusunun cevabı, bu kitabın yazılmasına vesile oldu. Cevabı bulmak adına yapılan araştırmaların anahtar kavramı ise taranan yüzlerce arşiv belgesinde rastlanılan ve sürekli tekrar edilen velâdet-i hümâyûn terimiydi. Klasik devirde şehzade ve sultanların dünyaya gelişlerini ifade etmek için kullanılan bu terim, modern dönemde, Batı tesiriyle icat edilen ve kısa sürede gelenekselleşen padişahların doğum günü kutlamalarında da kullanılmıştır. II. Mahmud&apos;un başlattığı yaş günü kutlama geleneği, Sultan Abdülaziz devrinde uluslararası statü kazandı. Sultan II. Abdülhamid devrinde ise yurt içinde birlik ve beraberliğin, yurt dışında ise dostluk ve müttefikliğin araçlarından biri haline getirildi.
Osmanlı Hanedanında Doğum Günü Törenleri isimli bu kitap, hem padişah çocuklarının dünyaya gelişlerinde yapılan törenleri hem de padişahların kendi doğum günü kutlamalarının tarihsel seyriyle bunun ulusal ve uluslararası yansımalarını incelemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116066</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3023cc8a-205a-4acb-9f01-d898b9942bce.jpg</image:loc>
            <image:title>Germany&apos;s Minority Policy in Romania</image:title>
            <image:caption>This book presents mainly the findings of Germany’s minority policy in Romania. In doing so, the research concentrates on the German minority and considers the extent to which this minority plays a role in German-Romanian relations. Regarding the German minority, the main aspect is on its bridge function between Germany and Romania. In addition, this book looks at which German companies, foundations and educational institutions are active. Furthermore, several concepts in the field of minority studies in international relations are used in this book as a theoretical basis and the concept of diaspora is discussed in detail in order to better understand the bridge function of the German minority in Romania. The outcome of this research shows that through its minority policy in Romania, Germany is able to establish close relations with the Romanian state. In this context, the activities of German foundations and institutions are important tools for Germany’s minority policy in order to build up a large network in Romania. Also, the preservation of German-Romanian culture is strongly supported by Germany from the post-communist period onwards. The political foundations play a particularly critical role in the education of potential politicians and academics who can take important positions in the Romanian politics in the long term.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116067</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f218ee70-f451-4e07-a866-e16cf797a0db.jpg</image:loc>
            <image:title>Dengeler Değişirken</image:title>
            <image:caption>Milli Mücadele yılları, tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Bu dönemin en belirgin özelliği, askeri alanda verilen mücadele ile siyasi alanda verilen mücadelenin iç içe geçmiş olmasıdır. Bu bakımdan dış ilişkiler, Milli Mücadele&apos;nin kaderini doğrudan etkilemiştir. İngiltere ile birlikte Osmanlı Devleti&apos;nin paylaşılmasında birincil rol oynayan Fransa, bu dönemin ana öznelerinden biri olmuştur. Bu sebeple Fransa&apos;nın politikalarını anlamak, Milli Mücadele yıllarını anlamak açısından büyük önem taşımaktadır.
Birinci Dünya Savaşı&apos;nda Osmanlı Devleti&apos;nin paylaşılmasına yönelik planlara imza atan Fransa&apos;nın bölgeye yönelik siyaseti İngiltere ile olan rekabet, Anadolu&apos;da ortaya çıkan direniş, İslam dünyasının tutumu, Bolşevizm tehlikesi ve doğuda kaybedilen Fransız nüfuzu gibi etkenler sebebiyle zaman içerisinde değişim geçirmeye başlamıştır. Bölgede değişen dengeleri erken bir tarihte görmeye başlayan Fransız yetkililer, Paris&apos;teki siyasileri Anadolu&apos;daki direniş ile ilgili olarak sıklıkla uyarmışlardır. Fransız basını da sahadaki gerçekliği kısa sürede kavrayarak hükümet üzerinde baskı kurmuştur. Fransız siyasilerin değişen dengeleri gözetmesi ise biraz zaman almıştır. Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki direnişin artık önlemeyecek bir hale gelmesi, Sevr Antlaşması&apos;na imza atan Fransız hükümetini kamuoyunun sesine kulak vermeye ve doğuya yönelik politikalarını gözden geçirmeye itmiştir. Elinizdeki kitap, Milli Mücadele döneminde değişen dengeler üzerinde temellenen Türk-Fransız ilişklerini yeni bilgi ve belgeler ışığında ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116068</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/258d654e-0908-4b9e-b5e4-8ed8ed142a97.jpg</image:loc>
            <image:title>Çoklu Evrenler</image:title>
            <image:caption>Kozmos ve Kuantum kitaplarının ardından bu kitapta insan aklı, bizleri başlangıcın ötesine götürüyor ve çoklu evrenlerle tanıştırıyor.
Oysa bir yüz yıl öncesine kadar yalnızca Güneş Sistemi içindeydik, sonra bir galaksiler havuzunda olduğumuzu öğrendik. Şimdi ise çoklu evrenlerden söz ediyoruz.
Evrenimiz gibi başka evrenler de var mıdır?
Bugün çok daha gelişmiş cihazlarla yeni sırların peşinde sorularımızın yanıtlarını yine gökyüzünde arıyoruz.
Şaşırtıcı kanıtlar olsa da gizemli şeyler çok daha fazla.
İnsan aklının bilinmeyene yolculuğu devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116069</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74a1026b-62d4-4dce-ba9f-f0adbb4c471a.jpg</image:loc>
            <image:title>Global Energy and Geopolitical Transformation</image:title>
            <image:caption>Humans have been in need of energy sources since they settled down, and the need for more energy has emerged with the industrial revolutions. These needs have brought with them wars and the order of exploitation. When we look at it in a global context, hegemony and energy have a direct connection with each other. States that want to be a global power must have limited energy resources for unlimited production. For this reason, &apos;energy&apos; has been among the main causes of wars throughout history. Meeting the energy needs that started with coal, and followed by oil and natural gas, new energy sources that have changed with the developing technology have emerged. Although a significant part of the world&apos;s electricity production (40%) is still carried out with coal today, convertible energy sources have also been added. Energy types such as water, solar, wind and nuclear (renewable energy resources) have taken their place in this transformation and new policies have been determined in the struggle against climate change. With the title of Global Energy And Geopolitical Transformation this book study aims to examine the transformation of energy and security concerns by focusing on regional and thematic issues within the contemporary world.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116070</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ce6d57ab-9ca9-4891-81a4-d16d5a88273b.jpg</image:loc>
            <image:title>Anlatıcının Sen/Siz Hali</image:title>
            <image:caption>Anlatıda “sen/siz diline dair neler biliyorsunuz?
Günümüzde basılı edebiyat eserlerine ilaveten çeşitli sosyal medya mecraları üzerinden paylaşılan dijital edebî ürünlerle bilgisayar oyunlarının metinleri ve “görsel roman” olarak nitelendirilen filmler sayesinde “sen/siz” dili farklılaşıp genişleyerek daha fazla önem kazanmaktadır. İkinci kişili anlatıcı ve bakış açısı olarak tanımlanan bu anlatı modunu, yenilikçi yazarlar deneysel ve özel bir biçimde kullanırlar. Bu bağlamda akademik çevreler tarafından da dünyanın çeşitli ülkelerinde konuyla ilgili birçok bilimsel çalışma yapılmaktadır. Bazı araştırmacıların “marjinal”, “yapay” ve “karmaşık” bularak küçümsemesine karşın ikinci kişi anlatımının sanat ve bilgi boyutunda 1980’lerin sonundan itibaren sürekli artan bir gelişme söz konusudur.
Türk edebiyatında ikinci kişili anlatıcı ve bakış açısıyla yazılmış hikâye ve romanların sayısı, her geçen gün çoğalmasına rağmen konunun teorik yönünü ele alan yayınlar yok denecek kadar azdır.
Anlatıcının Sen/Siz Hâli isimli bu eser, ikinci kişili anlatıcı ve bakış açısı (sen/siz anlatımı) hakkında teorik bilgiler vermenin yanı sıra Türk ve dünya edebiyatından seçilmiş örnek eserleri tahlil eden ilk bilimsel çalışmadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116071</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cbb611a7-aa68-428f-a9f4-6b653927a41e.jpg</image:loc>
            <image:title>Babalık işlevi</image:title>
            <image:caption>Sezai Halifeoğlu / Baba-nın-Adı
Alper Şahin / Baba Olmanın Ruhsal İşlevleri Üzerine
Funda Akkapulu / Analı Babalı Analiz
Şirin Çiftçi Yılmaz / Beşikten Topluma Baba İşlevi
Eda Yardımcı / Üstbenlik, Otorite ve Baba
Sevim Berrin İnci İzmir / Baba ve Kız İlişkileri
Pelinsu Bulut Özer / Ergenin Özerkleşme Sürecinde Babasal İşlev
Elif Erol / Ölümsü Baba
Bengü Berkmen / Baba Olmak Mı Babalık Etmek mi?
Eşmen Tatlıcalı / İncinmiş Babalar ve İncinmiş Oğullar: Babalık İşlevi
Kübra Koç-Elif Sever / Fibromiyalji Hastalarının Kliniğinde Babalık İşlevi: Ensestüel Söylemler
Neil Yılmaz-Neslihan Zabcı / Babasal İşlev ve Üstbenlik Gelişiminin Davranış Sorunlarına Etkisi
Gülçin Karadeniz / Çocuğun Üstbenlik Gelişiminde Baba ile Oyunun Rolü
Meltem Narter / Kültürel Bağlamda Baba Kavramı Üzerine Bir Değerlendirme
Deniz Aktan / Kültürel Kontekste Babalık Kavramı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116072</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8c4f77f6-9e3b-45fa-93c4-81ed2b5f0216.jpg</image:loc>
            <image:title>Dolabname</image:title>
            <image:caption>Türk edebiyatına mahsus olan dolabnâme türünün bilinen tek müstakil örneği Fakîrî&apos;nin Dolabnâme adlı mesnevisidir. Sultan II. Bayezid devri şairi olan Fakîrî&apos;nin bu eseri hem çok az bilgimiz olan dolabnâmelerin özelliklerine hem de çağının sosyal ve siyasal hayatına ışık tutmaktadır. Eserde Sultan II. Bayezid ile Cem Sultan arasındaki mücadeleden dolaylı olarak izler vardır. Fakîrî&apos;nin eserindeki kurgusunda sanavber ağacının kesilip türlü eziyetlerle su dolabına dönüşme süreci; Cem Sultan&apos;ın mutlu bir şehzade iken sürgün edilmesi ve nihayet trajik ölümüyle sonuçlanan kaderinin ve insanoğlunun ruhlar âleminden yeryüzüne inerek yaşadığı sergüzeştin temsilidir. Nitelikli ve detaylı bir incelemeye tâbi tutulan Fakîrî&apos;nin Dolabnâme&apos;sinin alegorik edebî tür tartışmalarına da katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116073</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b03ed6cf-47cf-467e-8b06-86f4e26658a6.jpg</image:loc>
            <image:title>Bizans&apos;ın Sürgün Yılları</image:title>
            <image:caption>“Bizans ile Haçlılar arasındaki sözde kardeşliğin dramatik bir şekilde sonlandığı 1204 yılı faciasının akabinde Büyük Roma imparatorluğu’nun geride kalan tek ve yaşlı varisinin yaşadığı şok kısa sürede atlatılmıştı. Latin işgalinden bağımsız bir şekilde kurulan Trabzon Komnenosları’nın dışında sürgündeki Epiros ve İznik hükümetleri, imparatorluk mirasını yeniden bütünlemek için Haçlılar ve Bulgarlarla olduğu kadar birbirleriyle de kıyasıya bir mücadeleye girişmişlerdi. Bütün bu varisler arasında iznik’e yerleşen Laskarisler konumları, faaliyetleri ve diplomatik maharetleriyle en şanslı aday olarak göze çarpıyordu. Bu eserde, adı geçen hanedanın, imparatorluk ve patriklik makamlarının restorasyonu başta olmak üzere Haçlıların eline düşen başkentlerini yeniden ele geçirmek adına ortaya koyduğu çabalar dönemin kaynakları ışığında incelenmiştir. Okuyucular burada Bizans’ın yeniden ihyasına giden süreci akıcı ve tafsilatlı şekilde bulacaklardır.”
Prof. Dr. Aydın Usta</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116074</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f61063f-2d68-4b72-b3bd-e1a9ea10be12.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı&apos;da Sıkıyönetim</image:title>
            <image:caption>Örfi İdare yönetimi ile Divân-ı Harb-i Örfîlerin uygulanmasında ön plana çıkan 31 Mart Vak&apos;ası, Anadolu ve Rumeli&apos;deki kalkışma ve eşkıyalık eylemleri ile Mahmut Şevket Paşa Suikastı gibi gelişmeler meydana geliş biçimleri ve sonuçları itibarıyla kamu düzenini bozmakla kalmamış, devletin birlik ve bütünlüğünü de tehdit etmiştir. Örfi İdare ile Divân-ı Harb-i Örfîler, bu tür tehditlerin sona erdirilmesinde ve olaylara karışanların cezalandırılmasında, merkezi hükümet tarafından kullanılan en etkili araçlardan biri olmuştur. Bununla birlikte bilhassa İttihatçıların denetimindeki hükümetler, Örfi İdare ile Divân-ı Harb-i Örfîleri hem güvenlik politikasının meşru bir aracı olarak hem de iktidara tutunabilmenin ve muhalif kesimleri susturmanın en kestirme yolu olarak görmüşlerdir.
Bu eserde, Örfi İdare rejiminin bir uzvu olarak kurulan Divân-ı Harb-i Örfîler, bağımsız ve tarafsız mahkemeler miydi?, 31 Mart Vak&apos;ası&apos;nın Örfi İdare ile Divân-ı Harb-i Örfîler açısından önemi neydi?, Örfi İdare ile Divân-ı Harb-i Örfîlerin iç ve dış güvenliğin sağlanmasındaki rolleri neydi?, Örfi İdare ile Divân-ı Harb-i Örfîler iktidar ve muhalefet ilişkilerini ne ölçüde etkilemişti?, İttihat ve Terakki Cemiyeti siyasetin dizayn edilmesinde bu yapıları kullandı mı?, Divân-ı Harb-i Örfîler suç faillerine hangi gerekçelerle ne gibi cezalar verdi?, İsyan, eşkıyalık gibi kamu düzenini bozan eylemlerin önlenmesinde Örfi İdare ile Divân-ı Harb-i Örfîler nasıl bir işlev üstlenmişlerdi? sorularına cevap aranmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116075</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ba75fc8e-e763-43bb-b5b7-152f00e014bb.jpg</image:loc>
            <image:title>Geçmişten Geleceğe Kocaeli Müze Çalışmaları</image:title>
            <image:caption>Kocaeli, sanayi kenti oluşunun dışında doğal güzellikleri ve modern kentin derinliklerinde bulunan zengin tarihi ile kadim bir şehir olarak bilinmektedir. Bu zengin coğrafya hakkında son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar ve müze çalışmaları sonucu Kocaeli&apos;ne dair birçok yeni bilgiye sahibiz. Kocaeli Arkeolojisi ve Etnografyasının güncel bilgilerini yansıtan bu kitap Kocaeli kültür hayatına farklı bir kesit sunuyor. Bu özel çalışma sayesinde Kocaeli&apos;nde yapılan araştırmaları, Kocaeli müzelerini ve müze koleksiyonlarını yakından tanıyarak geçmişin gelecekle buluştuğuna şahit olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116076</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9b86a7a-9d72-4656-97e2-3044c61e5aa9.jpg</image:loc>
            <image:title>Population Exchange</image:title>
            <image:caption>There is no doubt that the wind of change and freedom brought about by the French Revolution in a process in which empires were destroyed and nation-states were established also spread to the land of Ottoman State, especially the Balkans.
This process also paved the way for the elements living under the identity of Ottoman non-Muslim subjects and the Muslims who remained in the lands lost by the empire to pursue the right to determine their own future in their own ethnic identity and territory, and to fight against the other.
The population change, which came to the fore with the proposal of the League of Nations, caused social and cultural wounds in both societies. The population exchange led to similar pains, longings and social problems in different tones in both sides. People were forced to immigrate from the land they had lived for nearly 500 years and they adopted as their homeland, due to war, security concerns and the policies that were pursued.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116077</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ab8dc0f-0a8a-44c6-855f-108498b82ec7.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihte İz Bırakan Kadınlarımız</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca her millet kendi bakış açıları üzerinden kadına bir değer biçmiştir. Türkler de tarih sahnesine çıktıkları ilk andan itibaren yaşadıkları coğrafyanın zor ve çetin koşullarının şekillendirdiği yaşam biçimlerini töre adı verilen kurallara göre düzenleyip güçlendirmişler; toplumun kadını ve erkeği cinsiyet ayırmadan aynı gören bir anlayışa sahip olmasını sağlamışlardır.
Kadını önce insan sonra erkeğin yoldaşı, âilenin birleştirici gücü ve devletin yapı taşı olarak gören Türk töresi ve anlayışı; geçmişten günümüze hayatın her aşamasında görev alıp sorumluluk üstlenen kadınlarımızın ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. Nitekim Tomris Hatun, Boğarık Hatun, Terken Hatun, Raziye Begüm Sultan gibi kadınlarımız yönetimleri ile tarihimize; Ayşe Sultan, Fatma Aliye, Halide Edib Adıvar gibi kadınlarımız kalemleri ile edebiyatımıza; Zeynep Mido Çavuş, Kara Fatma, Şerife Bacı gibi kadınlarımız cesaretli yürekleri ile vatan savunmamıza, Remziye Hisar, Dilhan Eryurt, Asuman Baytop gibi fikirleri ile bilime katkı sunan ve geleceğe yön veren kadınlarımıza tarihimiz her daim şahitlik etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116078</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/be74dbe7-01a9-40b7-8585-713a4a462621.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Diplomatikasında Mülknameler</image:title>
            <image:caption>Osmanlı bürokrasisinin üretmiş olduğu belge türleri içerisinde mülknameler önemli bir yer tutmaktadır. Bu belgeler, Osmanlı mülk topraklarının tarihsel süreç içerisinde nasıl bir gelişme gösterdiğini anlamak bakımından oldukça değerli ve önemlidir. Tahrir defterlerine esas teşkil eden kayıtlar olarak mülknameler, mülkiyetin belgelenmesini de sağlayan ispat vasıtalarıdır.
Osmanlı mülknameleri üzerine yapılmış araştırmalar makalelerle sınırlı kalmıştır. Elinizdeki çalışma öncelikle literatürdeki çalışmaları tespit ederek değerlendirmekte ve XIV. yüzyıldan itibaren arşivlerde ve literatürde yer alan belgeleri kronolojik bir düzen içerisinde ele alarak incelemektedir. Dolayısıyla çalışma XIV. yüzyıldan itibaren Osmanlı sultanlarının temlik adını verdiğimiz faaliyetlerinin kronolojik bir dökümünü de yapmaktadır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu araştırmanın kitaplaştırılması Osmanlı belge türlerini konu alan bu tür çalışmaların çok sınırlı olması dikkate alındığında alanında önemli bir boşluğu dolduracaktır. Osmanlı diplomatik çalışmalarının son zamanlarda ihmal edildiğini düşündüğümüz zaman bu türden çalışmalara olan ihtiyacın çok daha açık ve net bir şekilde var olduğunu söyleyebiliriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116079</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c21edb06-f0d4-4dc2-ae95-a323c054b01c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıbrıs&apos;ta Türk Varlığı</image:title>
            <image:caption>Osmanlıların imparatorluk siyaseti içinde Doğu Akdeniz&apos;in önemi büyüktür. Karadeniz gibi Akdeniz&apos;i bütünüyle kontrol altına alma hedef ve düşüncesi özellikle Mısır, Suriye ve Filistin kıyılarının ele geçirilmesinin ardından yeni stratejilerin devreye girmesini icap ettirmiş görünmektedir. Doğu Akdeniz&apos;in neredeyse bütün kıyı hattına hakim olan Osmanlılar için Kıbrıs adasının jeopolitik ehemmiyeti giderek artmaya başlamıştır. Bilhassa Mısır&apos;ın (1517) ve Rodos adasının (1522) fethinden sonra stratejik açıdan önemli bir hedef olma hali daha da açık hale gelen ve Venediklilerin idaresi altında olan Kıbrıs, sonunda Kanuni Sultan Süleyman&apos;ın oğlu II. Selim döneminde 1571&apos;de yılında fethedilmiş, 1878 yılına kadar da Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlılar fetihten sonra adanın stratejik ve sosyal özelliklerine dikkat ederek onu kara bağlantılarıyla birlikte düşünüp beylerbeyilik yahut bir eyalet haline getirdiği gibi Anadolu&apos;dan gerçekleştirilen nüfus nakilleriyle yeni bir sosyal nizamı da bugüne ulaşacak derecelerde tesis etmiştir. Bu yeni idare tarzı, Venediklilerin baskısı altındaki yerli Rum halkı için de tam bir rahatlamaya yol açmıştır. Bu dönemde Ada, her bakımdan büyük gelişme göstererek Osmanlı hakimiyeti altında o devrin şartları muvacehesinde en huzurlu dönemini yaşamıştır denilebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116080</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44e4db95-102d-4698-8fa0-ef4afce178c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Basra Donanması</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti 1534&apos;te Bağdat&apos;ın, 1546 yılında da Basra&apos;nın fethiyle Basra Körfezi&apos;ne hâkim olarak Hint Denizi&apos;nde Portekizlere ve Basra&apos;da ise Safaviler ve Portekiz ile ittifak halinde bulunan asi Arap kabilelerine karşı bölgede gücünü Basra ve Birecik tersanelerinde inşa edilen büyük gemiler ve ince donanma gemileriyle korumaya çalışmıştır. Basra donanması ile XVI. yüzyılın ikinci yarısından XVII. yüzyılın başlarına kadar Portekizlerle mücadelede başarı sağlanırken, XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti&apos;nin Hint Okyanusu&apos;ndan çekilmesiyle donanma daha çok Basra ve çevresini Safaviler ve Arap kabilelerine karşı koruyan Şat donanmasına dönüşmüştür.
XVII. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Portekiz&apos;in Basra Körfezi&apos;nden çekilmesiyle bölgenin siyasi ve ticari kontrolünü İngilizler sağlamaya çalışmışlardır. Bu çalışmada XVI-XVIII. yüzyıllar arasını kapsayan geniş bir zaman diliminde, Hint Okyanusu&apos;nun başlangıç noktasındaki Basra Körfezi&apos;nde, Portekiz&apos;e karşı verilen mücadele ve sonrasında İngiliz etkisiyle oluşan Safavî yayılmacılığına karşı önemli bir güç unsuru olarak kullanılan Basra donanmasının rol ve fonksiyonu ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116081</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3e1ab89-3535-497c-926a-b37966d80f30.jpg</image:loc>
            <image:title>The Kemerbaşı in The Ottoman Medreses and The Consiliarius in The Italian Universities</image:title>
            <image:caption>In this book, the concepts of kemerbaşı and consiliarius, both being student organisation/unions, one in the Ottoman medreses and the other one at the Italian universities, will be discussed. Both concepts include an approach to student management in the Ottoman and the Italian higher education. In the study, first of ali, the concepts of kemerbaşı and consiliarius will be discussed and the reasons for their emergence will be emphasized. The qualifications and quantities of each student institution will be pointed out, and their position, authority, and duties in the Ottoman and Italian higher education will be discussed. The result obtained, it is aimed to reveal a position in the Ottoman medrese system that has not been discussed much, and to öpen new subdivisions in the field of the Ottoman education history. In the study, both inductive and deductive methods will be used to discuss the subject, and it can be stated that the study is qualitative. While making these definitions, the use of analogy will also be applied to understand the scales and forms. The sources and data needed for the discussed topic were primarily obtained from Ottoman archival documents. In this respect, Ottoman archive sources were scanned, and the Ottoman chronicles were added to this scan. Secondary sources and research records will then be used to explain each institution and the position of the Ottoman kemerbaşı and the Italian consiliarius.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116082</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b86c9aec-b99b-423d-8805-be2bf6d87718.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Ara Nesil Portresi Alişanzade İsmail Hakkı</image:title>
            <image:caption>Alişanzâde İsmail Hakkı (Eldem) şiir, biyografi, roman, hikâye, tenkit, inceleme türlerinde eserler vermiş ve poetik metinlerle anlayışını ortaya koymuştur. Şiirlerinde ve poetik metinlerinde Ara Nesil Dönemi’ndeki eğilimlere, elbette Recaizade Ekrem’in poetikasına paralel bir yol takip etmiştir. Bununla birlikte topluluk kurulmadan hemen önce (1891-1894) Servet-i Fünûn sanatçılarına Mektep dergisinde kucak açan Alişanzâde, farklı noktalama işaretlerinin (virgüllü nokta gibi) yazın dünyasında yerleşmesi için de çabalamıştır.
Voltaire, Charles Paul de Kock, Jules Emile Richebour, Paul Bourget ve Jean Lorrain gibi isimlerin mütercimi olarak tanınmış, Sonnet, Triolet gibi yeni nazım şekillerini de Türk edebiyatıyla tanıştırmıştır. Ancak 1927 yılında Charles Baudelaire’den yaptığı Les Fleurs du Mal (Elem Çiçekleri) çevirisi onun edebiyat tarihindeki konumunu ve tercüme konusundaki ustalığını gösteren en mühim çalışmasıdır. Çevirisi bugün de nitelikli Baudelaire çevirileri arasında gösterilmektedir.
Kitap, İsmail Hakkı Eldem’in (Alişanzâde) edebî birikimini ‘ne’liği ve ‘nasıl’lığı ile ortaya çıkarmaya; sanatçı kimliğini, edebiyat tarihindeki konumunu; şair-yazar olarak dönemi içinde bir farklılık yaratıp yaratmadığını; hangi sınırlılıklar çerçevesinde “önemsenmesi” gerektiğini nesnel nedensellik ışığında ortaya koymaya çalışmaktadır.
Macit Balık ve Özge Özbay Kara, bu çalışmayla İsmail Hakkı Eldem hakkında bilinmeyen yönleri, yanlış bilinen bazı küçük noktaları doğrusuyla ortaya çıkarıp onun hayatı, edebi kişiliği üzerine yoğunlaşıyor ve edebiyat tarihindeki konumunu tartışıyorlar. Bir şiir kitabı, iki hikâye, bir tamamlanmamış romanın yanı sıra dergilerde kalmış müstakil şiir ve hikâyelerini de Latin harflerine aktararak Ara Nesil literatürüne yeni bir portre ve güncel okura yönelik eserler kazandırıyorlar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116083</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d3133394-8225-4329-ab52-dd330774bd63.jpg</image:loc>
            <image:title>İmparatorluk Çözülürken Umuda Yolculuk</image:title>
            <image:caption>“Oğlum, sokakta fıstık satmanız gerekse umurumda değil, kendiniz için çalışıyorsunuz. Başka bir adamı zengin yapmayın.”
James G. Thomas Jr.
Suriye ve Lübnan çevresinden Amerika Birleşik Devletleri veya Amerika kıtasına ilk defa kimin göç ettiği veya göçün hangi tarihte başladığı konusunda elimizde net bir bilgi olmamakla beraber Lübnan&apos;dan ilk göçlerin 1850&apos;lilerin başında başladığı tahmin edilmektedir. ABD göç kayıtlarına göre Doğu Lübnan&apos;daki Salima köyünün bir vatandaşı olan Antonio Bishallany, Amerika Birleşik Devletleri&apos;ne göç eden ilk Marûnî olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 300 $ bir para ile 22 Ağustos 1854 tarihinde Lübnan&apos;dan ayrılan Antonio Bishallany, uzun bir yolculuktan sonra New York&apos;a vardı. Buradan trenle Boston&apos;a geçti. İngilizce bilgisi olmadan sadece elindeki adres bilgileri ile gitmek istediği yere ulaştı. Antonio Bishallany büyük hayaller ile geldiği ABD&apos;ye yerleşmesinden iki yıl sonra 34 yaşında öldü. Antonio Bishallany&apos;nin büyük umutla başlayan yolculuğu böylece büyük bir trajedi ile son bulmuş oldu.
Cebel-i Lübnan ve Suriyelilerin 19. yüzyılın ortalarından itibaren Suriye ve Lübnan&apos;dan başlayan yolculukları kıtalar arası, karmaşık ve riskli bir şekilde bazen Avrupa&apos;da bazen de Amerika kıtasında son buldu. Göçlerin nedenleri kadar nasıl yapıldığı da önemli bir konudur. Göç etmek için neden bulanları yollarda bekleyen birçok tehlike beklemekteydi. Göçe başlayanları kaçakçılar, rüşvetler, göçü engellemek için bekleyen görevli memurlar, konaklama gibi daha birçok bilinmez karşılamaktaydı. Günümüzde sıradan bir olay gibi görünse de göç sonuçları itibari ile son derece zor ve zor olduğu kadar tarihi açıdan karmaşık ve önemli bir olaydır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116084</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7efd10bd-a6ea-4e19-ba91-eeacabf353fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Toplumunda Kadının Moda Öyküsü</image:title>
            <image:caption>19. yüzyılda Osmanlı toplumlunda gerçekleşen yenileşme hareketlerinin etkisi ile birlikte, basın-yayın hayatının gelişmesine paralel olarak Avrupa ve dünyadaki moda akımlarından Osmanlı Devleti doğrudan etkilendi. Kısa süre içerisinde moda algısı Osmanlı toplumunu derinden etkiledi. Moda ve değişim yalnızca kıyafetle sınırlı kalmadı. Ayakkabılardan şemsiyelere, yelpazeden mendile, şapkadan eldivene, kumaştan takıya kadar birçok alanda kadınların dönüşümünü mümkün kıldı.
Modadaki bu dönüşümü yakalamak çoğu zaman mümkün olmuyordu. Şüphesiz bu değişim merkezden taşraya doğru gerçekleşmiştir. Dönemin münevverlerinin her biri moda rüzgarına farklı pencereden yaklaştılar. Kimisi bunu israf olarak görürken kimisi de bir gereklilik, milli ekonomiye bir katkı olarak görüyordu.
Osmanlı Toplumunda Kadının Moda Öyküsü, yenileşme hareketleri ile gelişmeye başlayan farklı bir moda anlayışının izlerini sürmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116085</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a6b3a41-d3d9-466e-9438-26bb62912b2f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ötekinin Tarihi</image:title>
            <image:caption>Sosyal bir olgu olarak kimlik, her şeyden önce aidiyet bildiren bir ifadedir. Kişinin kendini tanımlama biçiminin yansımasıdır. Bireyler, içinde yer aldıkları kimlikler ile bir yönüyle kim olduklarının yanıtını verirlerken bir yönüyle de ötekini tanımlamış olmaktadırlar.
Buna karşın ötekileştirme, ferdin aidiyet hissettiği ve mensubu bulunduğu kimliği (ben ya da biz) merkeze alarak, yabancı addettiği diğer kimlik ya da kimlikleri yok sayıp dairenin dışında kabul etmesi, bunun neticesinde de kendisini ondan ayrı ve bazen de üstün tutmasıdır; farklı olana olumsuz bir anlam yükleme, onu değersizleştirme çabasıdır.
Unutulmamalıdır ki, her insan içinde bir benlik hissiyatı ile var olur. Ancak toplumsal ilişkilerimizde benmerkezciliği esas kabul etmek daima problemlere yol açacaktır. Çünkü başkasının da içinde taşıdığı ben ile yollar kesiştiğinde çatışma kaçınılmaz bir hal alır. Toplumsal barış için bireylerin sağlıklı bir öz denetim mekanizması geliştirmeleri elzemdir. Bu da ben ile sen arasındaki münasebette ötekileştirici tavrı terk etmekle sağlanacaktır. Böylece insan zamanla, içindeki öz beni yok etmeden de birbirini anlama tecrübesi geliştirecek ve buradan farklılığın zenginlik olduğu bilincine ulaşacaktır. Zira öteki, her zaman kötü veyahut düşman olan demek değildir. Bazen de hakiki beni idrak edebilmenin, biz olabilmenin yegâne yoludur.
Tarihte öteki veya ötekinin tarihi hakkında düşünmek, aynı minval üzere objektif ve duygusallıktan uzak bilimsel çalışmalar ortaya koymak ise yekdiğerini anlamak bakımından önemlidir. Bu kavrama çabası ötekileştirmenin de önüne geçecek ilk adımdır</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116086</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ffdc15c-e45a-44df-a384-ce43b3caeca9.jpg</image:loc>
            <image:title>Nükleer Kabus</image:title>
            <image:caption>Geçtiğimiz yüzyılda atom bombası peşinde koşan bilim insanlarının tümü, yalnızca kendi ülkelerinin bombayı doğru amaçlar doğrultusunda kullanacağına inanıyordu; ancak zaman onlara yanıldıklarını gösterdi.
Bilim tarihinde, bilimin bu denli savaşın hizmetinde olduğu bir başka dönem herhalde yaşanmamıştır.
İlk savaşın ne zaman olduğunu bilmiyor olsak da, tarih bize bu savaşlarla birlikte insan topluluklarının güç peşinde koşmaya başladığını söylüyor.
Şimdi, hiçbir gücü yeterli bulmayan insanların dünyasında yaşıyoruz.
Hastalığın adı güç zehirlenmesi ve bir pandemiye dönüşmüş görünüyor.
Bu kitapta, ilk atom bombası testi Trinity ile Çernobil faciası arası, gücün esareti altında kalmış bir dönemin özet hikayesini bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116087</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34b94460-c3a7-4a64-bb3c-b0079b9f4bbb.jpg</image:loc>
            <image:title>Teorik Çerçevesiyle Değerler ve Değerler Eğitimi</image:title>
            <image:caption>İki şey var ki ruhumu hep yeni,hep artan bir hayranlık ve müthiş bir saygıyla dolduruyor:Üzerimdeki yıldızlı gök, içimdeki ahlâk yasası...
Immanuel Kant
Hepimizde nasıl oluştuğunu ya da nasıl öğrendiğimizi bilmediğimiz bir değeryargısı sistemi var. Önceliklerimiz farklı olsa da değerlerimizi &apos;an&apos;ı geldiğindeeyleme dönüştürebiliyoruz. Ama bu değerleri nasıl kazandık? Değerlerinönceliği ne demek? Bu kavramı gerçekten biliyor muyuz? Peki gelecek neslebu kavramları nasıl taşıyabiliriz? İşte bu soruların ve daha fazlasının cevabınayönelik hazırlanan bu eserde, değerlerin tanımından değerler eğitiminintarihçesine kadar pek çok konuda ayrıntılı bilgiler sunulmakta.
İnanıyoruz ki bu eser, öğretmenlerin dolaylı ya da doğrudan kazandırmasıgereken değerleri hangi bakış açısıyla kazandırmak isteyeceklerine kararvermesine katkı sağlayacak. Öğretmen adaylarına mesleklerinebaşladıklarında ihtiyaç duyacakları bilgileri önceden edinmelerine fırsatoluşturacak. Değerler ve değerler eğitimi üzerine farklı disiplinler üzerineyoğunlaşan araştırmacılara bir başvuru kaynağı olacak. İnanıyoruz kideğerlerin teorik çerçevesini ayrıntılarıyla sunan bu eser, okuyan herkese,değerlerin pratiğe dönüştürülmesinde yol gösterici olacak. Ve yine inanıyoruzki milli ve manevi değerleri içselleştirmiş bir nesil için hep beraber çalışacağız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116088</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/549afc9a-9def-4a7a-8862-0a1dcd2868c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Devlet İdaresinde Surre-i Hümayun</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devlet İdaresinde Surre-i Hümâyun isimli bu çalışmada Yavuz SultanSelim&apos;in 1517 yılında Mısır&apos;ı fethinden sonra Osmanlı Devleti idaresine girenHaremeyn bölgesindeki görevli ve ihtiyaç sahibi ahaliye dağıtılmak üzere‘surre&apos; denilen para ve zahirenin devletin kendi oluşturduğu sistemaracılığıyla nasıl temin edildiği incelenmektedir. Osmanlı Devleti, Haremeynahalisinin ihtiyacını gidermeyi başlıca bir vazife olarak gördüğünden 16.yüzyılda kurmuş olduğu düzene, yeni kaynak ve stratejiler eklemek suretiyle17. ve 18. yüzyılda daha işlevsel bir boyut kazandırmıştır.
Haremeyn ahalisinin para ve zahîre ihtiyaçlarının giderilmesi, eldekikaynakların kullanımını ve bu anlamda kurumsal bir yapının oluşmasını daberaberinde getirmiştir. Bu bakımdan eser, surre alayı hazırlıkları, surreakçesinin temini ve hak sahiplerine dağıtılması ile beraber hac yolundaulaşım, güvenlik, bedevi kabilelerle mücadele, güzergah üzerindeki imar vetamir çalışmalarını da inceleyerek bu kurumsal yapının işleyişini bütüncül birbakış açısıyla ele almaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116089</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aea14b31-019b-4a1e-b136-920b891b2d0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kent İçi Metro Tünelciliği</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlunun son bir asırdır karşı karşıya kaldığı en büyük salgınhastalık, COVID-19 ile kent içinde ulaşım hizmeti veren toplu taşımaaraçları bir anda dünyanın en güvensiz alanı haline geldi. Dünyanınbirçok ülkesinde kent içi toplu taşıma ulaşımı neredeyse hizmetverememe durumuna gelmiş, bunun yanında insanların özel araçlarayönelmesi sonucunda da kent içi trafik sıkışıklığı, hayatı durdurmanoktasına getirmiştir.
Geniş istasyon alanlarına, vagon sayıları arttırılmış hızlı tren taşıtları ileson derece modern ve teknolojik donanımlı kent içi metro ağına sahipülkelerde, bir takım kısıtlamalar olsa bile ulaştırma hizmetinin aralıksızdevam edebilmiş olması kent içi metroların önemini bir kez dahagözler önüne sermiştir.
Metro tünelciliği, mühendislikten mimariye, kültürden sanata birçokbilgi ve tekniği kapsayan bir alandır. Doğru tekniğin seçimindenuygulanmasına, metro hattının oluşturulmasından yolcuyurahatlatacak bir mimari tasarım ile tamamlanmasına uzanan birçoköğeyi barındırır içinde. Gerçekten yerin altında bilinmeyen bir yoldaadım adım ilerlemek macera dolu bir yolculuktur. Tünel yapımısırasında zemin içerisinde boşluk açarak ilerlerken ortaya çıkan, yerinaltında ve yeryüzünde değişkenlik gösteren, birçok durumla karşıkarşıya kalınmaktadır. Bu değişken veriler altında sürekli olarakyenilenen mühendislik tasarımları ve hesaplamaları doğrultusundatünel inşaatına devam edilmesi gerekmektedir.
Eser, her biri adeta yaşayan proje olarak tanımlanabilecek metro tüneliyapımının yer altındaki kazı safhasını dünyadan örneklerleincelemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116090</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/875eb864-11d7-4ad1-867c-0757f8000fe3.jpg</image:loc>
            <image:title>Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Metin Şerhi (17-19.) Yüzyıllar</image:title>
            <image:caption>Eski Türk Edebiyatı Metin Şerhi (17-19. yüzyıllar) kitabı, üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri, Eğitim Fakültelerinin Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ve Türkçe Bölümlerinde okutulan Eski Türk Edebiyatı, Klasik Türk Edebiyatı, Metin Şerhi dersleri için ders kitabı olarak düşünülmüştür. Ayrıca İlahiyat Fakültelerinde okutulan Türk-İslam Edebiyatı ve Dini-Edebi Metinler dersleri için de tavsiye edilebilir niteliktedir. Kitabın Klasik Türk Edebiyatı alanında lisansüstü eğitimlerde de kullanılabileceği öngörülmektedir. Yine kitap Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe Öğretmenliği adaylarının girdikleri Alan Bilgisi (ÖABT) sınavına yönelik olarak da öğrencilere önemli katkılar sağlayacaktır. 17, 18 ve 19. yüzyıllardan seçilmiş 26 şair ve onların şiirlerine yer verilen kitaptaki bölümlerde; ele alınan şairin hayatı, şiir şerhleri, ödev metinleri yer alırken QR kod ile okuyucuya şairi ve şiiri daha iyi anlaması için görseller sunulmuştur. Her cildin sonuna da metinlerde geçen motifleri içeren motifler sözlüğü hazırlanmıştır. Metin şerhi çalışmalarının bir örneği olan ve alanda bir boşluğu dolduracağı umulan bu kitap, altı yazar tarafından iki yıllık yorucu bir çalışmanın sonunda hazırlanmış; kitaptaki yeni yaklaşım ve tekniklerle öğrencilerin kendilerini pek çok konuda yetiştirmeleri hedeflenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116091</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3edce926-f659-419a-9519-4654bc55eedf.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası</image:title>
            <image:caption>İttihat ve Terakki iktidarında başlayan yerli ve millî sermayedar, burjuva sınıfı oluşturma çabaları geleneksel imalathanelerde üretim yapan esnafın kooperatifleşme yoluyla bir araya gelmesi ve şirketleşmesi üzerinden planlanmıştır. Ancak tarım ve hayvancılığa dayalı bu sanayileşme ve üreticinin girişimciye dönüşme planının en önemli yanı olan finans kısmı eksik kalmıştır. Osmanlı İtibar-i Milli Bankası ile başlayan finans sorununu çözmek ve burjuva sınıfının oluşturma çabası erken Cumhuriyet döneminde Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası ile sürdürülmüştür. Özel sermayenin gelişmesi niyetiyle başlatılan süreç, devlet tarafından işletilen veya ödenemeyen borçlar yüzünden bankaya daha doğrusu devlete devredilen iktisadi kuruluşların doğması ile sonuçlanmıştır. Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası, bankacılık faaliyetleriyle yerli ve milli sermayedar sınıfının oluşması yolunda şirketlere yeterince destek olamamış ise de devletten devraldığı fabrikaları işleterek Kamu İktisadi Teşekküllerinin doğmasında öncü olmuştur. Bu çalışmada, Türk burjuva sınıfının oluşturulma çabasının, İsmet İnönü&apos;nün ...
Biz iktisadiyatta hakikaten mutedil devletçiyiz. Bizi bu istikamete sevk eden bu memleketin ihtiyacı ve bu milletin fıtrî temayülüdür. Memleketin ihtiyaçları için herkes ve her yer hazineden çare arar..... 
sözüyle başka bir yöne savrulan, hikayesi Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası&apos;nın tarihçesi üzerinden değerlendirilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116092</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e39b8af3-34c4-455d-8d3f-61d543b48a3c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanatın Yolculuğunda Bir Durak</image:title>
            <image:caption>Köklü bir geçmişe sahip olan Bitlis Kalesi, bölgenin tarihi, kültürü ve sosyo-ekonomik yaşamını yansıtması bakımından oldukça önem arz etmektedir. Kalenin barındırdığı zengin geçmişin açığa çıkarılması için 2004 yılında ilk defa başlayan arkeolojik kazılar günümüze kadar sürdürülmüştür.
2018-2020 yılları arasında yapılan arkeolojik çalışmalarda mimari kalıntıların yanı sıra kemik, cam, metal ve sikke gibi birçok eser de ortaya çıkarılmıştır. Bu eserler tasnif edilip ayrıntılı bir şekilde tanıtılmış ve çevre kültürler ile olan etkileşimleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ve ortaya Bizans Döneminden başlayıp, Anadolu Selçuklu ile Beylikler Dönemi, Klasik Osmanlı ve Geç Osmanlı Dönemini kapsayan panaromik bir tarihsel kültür kendini göstermiştir. Bu eserleri araştırmacılar ve tarih okuyucularına detaylıca tanıtmakla beraber objelerin ait olduğu dönemlerin siyasi tarihi hakkında da bilgi vermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116094</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72e13ef9-c180-4453-a55f-726336e93456.jpg</image:loc>
            <image:title>Silah ve İnsan</image:title>
            <image:caption>İnsanlık tarihi, bireylerin ve toplumların çeşitli unsurlara karşı verdiği mücadelenin bir bileşkesi olarak tanımlanabilir. Bu mücadelenin değişmeyen sabitlerinden biri ise hiç kuşkusuz silahlardır. Bütün toplumlar sahip oldukları teknolojinin en üst merhalesini daha iyi silahlar üretmek için kullanmış, bu silahları kültürlerinin bir parçası hâline getirmişlerdir. Bu sebeple silahlar üzerine yapılan çalışmalar sadece maddî kültür unsurlarının listelendiği, askerî zaferlere ve mağlubiyetlere ilişkin sayısal verilerinin aktarıldığı, sınırlı sayıdaki entelektüelin ilgisine hizmet eden denemeler şeklinde değerlendirilmemelidir. Çünkü bu çalışmalar doğaları gereği çok disiplinli bir bakış açısı ihtiva etmekte; farklı coğrafyalarda yaşamış toplulukların birbirleriyle olan ilişkilerini, fauna ve floranın bu topluluklara olan etkilerini, maddî unsurlar ile kültürel bellek arasındaki bağları, yer altı ve yer üstü zenginliklerin ekonomik parametrelerde nasıl hayat bulduğunu ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.
Recep Efe Çoban&apos;ın Silah ve İnsan başlıklı eseri bu bağlamda neşredilmiş bir eser olup savaş, silah, okçuluk çerçevesinde bileşik yayın ortaya çıkışını ele almaktadır. Yazar, çalışmasının ilk iki bölümünde sadece maddî kültür buluntuları ve yazılı kaynaklardaki verileri listelemekle kalmamış; savaş ve silah kavramları üzerine kendinden önceki araştırmacıların görüşlerini felsefî bir bakış açısıyla sorgulayarak insanlık tarihinde mühim bir gelişim olarak tanımlanan okçuluğun ortaya çıkışı ile ilgili hipotezleri ve hipotezlerin dayandığı kanıtların güvenirliğini bir bütün hâlinde sunmaya gayret etmiştir. Eserin üçüncü bölümünde bu çalışmanın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan “Bileşik yay ilk kez hangi coğrafyada ortaya çıkmıştır?” sorusuna cevap aramış, bu husustaki farklı iddiaları ayrıntılı şekilde değerlendirerek öncüllerinden ayrılan bir hipotezi ortaya atmıştır. Kitabın son bölümü, okçuluk araştırmalarında özgün bir yöntem denemesi olarak mühendislik simülasyon yazılımlarının kullanılmasını önermekte, çalışmada yer alan farklı yay tasarımlarının stres analizi sonuçlarını ihtiva etmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116095</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef0be132-031b-4313-a3cc-a5546324e7b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yetişkin Psikoterapileri</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, yetişkin psikoterapisinde en yaygın kullanılan terapi yaklaşımları ve terapi tekniklerini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Kitapta yaklaşımların kuramsal altyapısı ve uygulama esasları ayrıntılı olarak sunulmakta ve klinik pratikten örnekler verilmektedir. Yetişkin Psikoterapileri Temel Yaklaşımlar ve Teknikler kitabının, yetişkinlerle yürütülen klinik çalışmalarda uygulanan tekniklerin, tarihsel gelişim ve kuramsal çerçevelerinin ötesinde, klinik uygulama örneklerini de içermesi yönünden ruh sağlığı alanına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Bölüm Yazarları:
Adile Uyar
Ayşenur Bay Aytekin
Bahar Köse Karaca
Çiğdem Kudiaki
Deniz Altınay
Deniz Özdemir
Dilek Çavaş Özer
Emre Konuk
Halis Özerk
Kuntay Arcan
Mert Aytaç
Murat Artıran
Neslihan Zabcı
Pelin Buruk
Şencan Çınar
Zümra Atalay</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116096</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a65e7db-7dfd-45a4-a1c5-1d22fb5b545f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ergenliğin Terapisi</image:title>
            <image:caption>Ergenlik döneminin özellikleri nelerdir?
Ergenliğin yaşam için anlamı nedir?
Ergenlerle sağlıklı iletişim kurma teknikleri neler olabilir?
Riskli davranışlar ve öfke kontrolü ile nasıl baş edilebilir?
Ergenlik, gencin olduğu kadar ebeveynler ve eğitimciler için de cevapları havada kalan soru işaretleri ile dolu bir dönemdir. Kısa bir süre öncesine kadar oldukça uyumlu bir ilişkiniz olan çocuğunuz bir anda öfke patlamaları, çatışmalar içerisinde bambaşka birine dönüşebilir. Başka bir deyişle çocuğunuz yetişkinliğine doğru ilk adımını atmış ve ‘ergenlik dönemi&apos; sizin de kapınızı çalmıştır.
Asıl mesleği psikolog olan yazarın, 33 yıllık meslek yaşamında danışanlarının dile getirdiği temel sorunlarda ve bir anne olarak karşılaştığı olaylarda deneyerek olumlu sonuçlar aldığı yaklaşımlarından yola çıkarak hazırlanan eserde, ergenlik hakkında her ebeveyn ve eğitimcinin bilmesi gereken detaylar net bir şekilde ele alınıyor.
Eserde ayrıca ebeveyn ve eğitimciler, kendilerine ve ergenlere nasıl destek verebileceklerine ilişkin adeta hazır ve pratik reçetelerin yanı sıra ergenle iletişim içerisinde olan kişilerin izlemeleri gereken doğru psikolojik yaklaşımlara ilişkin çözüm yollarını da bulacaklar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116097</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8e277112-f2de-4ff1-8f5f-f122eaf0236e.jpg</image:loc>
            <image:title>Turkey&apos;s Middle East Policy</image:title>
            <image:caption>Since the beginning of the Arab Spring, whether or not the Turkish Model will be the best democratic model for the countries in the Middle East has become one of the crucial discussion issues. However, it has caused misperceptions because of the misinterpretation of the model. The study claims that the full application of the “Turkish Model to the Middle Eastern countries is not possible due to cultural and political differences; however, despite these differences, the “Turkish Model is a good alternative for several areas such as the state-religion relations, economic development and advanced democracy.
This book focuses on the global and regional effects of the Arab Spring in Egypt and particularly in Syria examining both advantages and disadvantages of the Arab Spring for Turkey&apos;s Middle East Policy. This book, thus, is an intellectual effort to comprehend Turkish foreign policy in the Middle East in recent times. The events in the Middle East are moving so quickly as usual. It is also quite difficult thinking about a focus that would not be different in a few months in the region. I hope that this book will serve as guide in understanding Turkey&apos;s foreign policy in the Middle East during the Arab Spring.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116098</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bd1f04b6-56cd-488d-9e8b-a6aa81f2256d.jpg</image:loc>
            <image:title>Eğitim Sosyolojisi</image:title>
            <image:caption>Sanayileşme sonrasında Avrupa toplumlarının bunalımlarını anlamak için doğan sosyolojinin bir alt alanı olarak 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan eğitim sosyolojisi, bireyi hemen her bakımdan sarıp sarmalayan toplumsal yapı ve kurumlar ile eğitim sisteminin kesiştiği noktada bireye nerede durduğuna dair bir anlam dünyası sunar. Eğitim sosyolojisinin bu gerçekliği, son yüzyılın önemli pedagojik farkındalıklarından biri olmuş, bu bilim alanı önemli derslerden ve araştırma sahalarından biri haline gelmiştir. Bu bakımdan sadece öğretmen yetişecek kişilerin değil, eğitimle ilgili ayakları yere sağlam basan açıklamalarda bulunacakların ve eğitim politikası üreticilerinin ciddi biçimde eğitim sosyolojisinden faydalanmaları gerekir.
Eğitim Fakültelerindeki Eğitim Sosyolojisi dersi için bir rehber ve kaynak metin olması amacıyla hazırlanan bu eser, mevcut toplumsal sorunları eğitimle ilişkilendirerek, en yeni bilgiler ve canlı örneklerle sunmaktadır. Toplumsal sorunların sonsuzluğu malumdur. Ancak bunlar arasında en belirgin olan başlıklar 24 konu şeklinde Eğitim Sosyolojisi dersinde öğretim yılı boyunca izlenilen programa uygun biçimde ele alınmış, gerekli kavramsal bilgiler verilmiştir. Her konunun girişine derse başlamadan önce araştırma soruları eklenmiş, ders bittikten sonra da konularla ilgili ileri okuma yapmak isteyenler için de kaynak önerilmiştir. Tüm bu özellikler çerçevesinde eğitim Sosyolojisi kitabı başta eğitimciler ve öğretmen adayları olmak üzere tüm okuyuculara hitap eden bir başvuru kaynağı niteliğini taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116101</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7241ea4-d17f-4279-8ccc-2d0aa2363018.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Taşrasının İdari Taksimatı ve Yöneticileri (2 Cilt Kutulu Set)</image:title>
            <image:caption>Osmanlı Devleti kuruluşunu tamamladıktan sonraki süreçte askeri başarılarına bağlı olarak sınırlarını üç kıtaya yayacak oranda genişletmiş, bu bağlamda merkez ve taşrada devrin şartlarına bağlı olarak sürekli gelişim ve değişim gösteren bir idari yapılanma içerisinde olmuştur. Devletin taşradaki mülki idari yapılanmasının temel iki unsuru, sancaklar ve kazalardır. Fonksiyonları itibariyle bu iki temel idari ünite birbirinden ayrılmaktadır. Bu bakımdan Osmanlı taşrasını sancak ve kaza idaresi şeklinde iki başlı değerlendirmek gerekir. Bu idari üniteler, vilayet veya eyalet denilen üst idari taksimat ünitelerinin bünyesinde yer alıyorlardı.
Elinizdeki kitap, alanın Türkiye&apos;deki en yetkin isimlerinden olan Prof. Dr. Orhan Kılıç&apos;ın Osmanlı Devleti&apos;nin eyalet ve sancak eksenli olarak taşra idari taksimatı ve yöneticileri ile ilgili yaklaşık yirmi beş yıllık süreçte yaptığı bilimsel çalışmaların yeniden gözden geçirilerek güncelleştirilmiş ve seçilmiş 52 makalesinden oluşmaktadır.
İki cilt halinde hazırlanan eser; Osmanlı Devleti&apos;nin Eyalet/Sancak Taksimatı ve Teşkilatı, Anadolu, Orta ve Doğu Avrupa, Kafkaslar ve Azerbaycan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile Akdeniz ve Adalar Denizi adlı altı bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde, Osmanlı idari taksimatının nasıl şekillendiği ve yöneticilerinin kimler olduğunu içeren yazılar yer almaktadır.
Makalelerin birçoğunda arşiv kaynaklarından elde edilen bilgiler sistematik bir anlayışla sunulmuş ve Osmanlı taşra idaresinin şifreleri çözülmeye çalışılmıştır. Osmanlı merkezi yönetiminin taşradaki idari tercihlerinin devletin güçlenmesi veya zayıflamasına nasıl etki ettiğinin cevaplarına çeşitli bölgelerdeki farklı uygulamalara bakarak ulaşmak mümkündür. Bu sistematik bilgiler araştırmacılar tarafından farklı bakış açıları ile değerlendirilebilir. Kitap; idari ve mülki tarih, tarihi coğrafya ve ekonomik tarih bakımından da önemli veriler içermektedir. Bu özelliklerinden dolayı Osmanlı taşrası ile ilgili araştırma yapan veya bilgi sahibi olmak isteyen herkesin istifade edebileceği bir başvuru eseri niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116102</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b93079a3-0c04-40c9-9e90-d7391b39170d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yetişkinle Klinik Görüşmeler</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, Yetişkinle Klinik Görüşmeler kapsamında ruh sağlığı uzmanlarının pratikte ihtiyaç duydukları bilgiler ele alınmaktadır. Psikoterapide etik ve çerçeve, klinik görüşme tekniklerinin farklı yaklaşımlarda kullanımı ve çeşitli psikolojik değerlendirme uygulamalarının (objektif ve projektif testler, nöropsikolojik testler) yanı sıra klinik değerlendirme raporları ve ruh sağlığı uzmanının süpervizyon sürecinin çerçevesine değinilmektedir. Klinik uygulamadaki tüm bu temel aşamaları bütüncül bir yaklaşımla ele alan kitap, yetişkinlerle klinik alanda çalışan ruh sağlığı uzmanlarına yönelik olarak hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116104</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/782e7d15-16e7-4765-83e2-fd50771cd297.jpg</image:loc>
            <image:title>Muş Tarihi</image:title>
            <image:caption>Yukarı Fırat Havzası’nda yer alan Muş, tarih nehrinin kıyısında yaşamını günümüze ulaştıran bahtiyar kentlerdendir. Muş şehri otantik kimliğini muhafaza edebilmiş ve yağmalanmadan kalabilmiş, saklı güzelliğini asırlar boyunca yalnızca taliplerine sunmuş asude bir yerdir.
Genellikle televizyon ekranlarının altyazılarında geçen kara kış haberleri ile anılan Muş, Türkiye’mizin en güzel şehirlerindendir. Tarihî kaleden ülkemizin üçüncü büyük düzlüğüne, kıvrılan akarsuların etrafını oluşturduğu bereketli Muş Ovası’na doğru baş eğer gibi ağır ağır alçalan Muş’u, kış mevsiminde aylar boyunca bembeyaz kalan bu hülyalar denizini, yazın ise yemyeşil bir bereket okyanusunu andıran bu güzel şehri sevmek, eşsiz bir şiire şiir yazmak gibidir.
Muş’u sevmek biraz da Muş gibi kendi halinde, mahcup ve suskun olmaktır. Dinlemek, kulak vermektir. Aralık ayında zamanı yavaşlatarak insanı dünyanın bütün dağdağasından uzaklaştıran bembeyaz kar deryasının ıssızlığına; Şubat ayında ovaya çökerek insanı kendi içine bakmak zorunda bırakan ve ona acziyetini iliklerine dek hissettirip içini tarifsiz bir huzurla dolduran sis denizine; Mayıs ayında ise yeşilin onlarca tonunu, cennet kisvesi ile dünyada görünür kılınmış güzellikleri doyasıya yaşama fırsatı sunar.
Eski çağlardan günümüze kadar Muş tarihini konu edinen bu kitap, hemen hepsinin yolu bir vakit Muş’a düşen ya da halen Muş’ta olma bahtiyarlığını yaşayan müellifler tarafından kaleme alınan metinlerden oluşturuldu. Kuşkusuz satırlar sadırlarda olanı aktarabilecek kuvvete sahip değildir, fakat bazıları için sadırlara giden yolda satırların edebileceği rehberlik de hafife alınamaz.     
Kitap, sizi Muş’un binlerce yıllık geçmişine götürerek şehrin tarihine iz bırakmış medeniyetleri, kişileri ve yapıları tanımaya davet etmektedir…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116105</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d48b5ad-02bb-43e7-8061-dc0979cb07c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihin Peşinde Hayatın İçinde Selahaddin Önder&apos;e Armağan</image:title>
            <image:caption>Geçmişi konu alan tarih aslında hayatın ta kendisidir. Kişiler, olaylar, kurumlar ve daha birçok unsur üzerinden değerlendirmeler yapılırken bugüne ve geleceğe dair de ipuçlarına ulaşılmaktadır.
Kitapda İlkçağ&apos;dan Cumhuriyet dönemine kadar farklı konularda yazılmış akademik çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmaları bir araya getirmemize vesile olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tarih Bölümü&apos;nün kurucu başkanı olan kıymetli hocamız Selahaddin Önder&apos;dir. Kendisi birleştirici ve kuşatıcı kişiliği ile bölümün temellerini atarken yüzlerce öğrencinin de hayatına dokunmuştur.
Tarihçiliğinin yanı sıra güzel hasletleriyle &apos;Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol&apos; düsturunu yaşayarak gösteren, emekliliğe uğurladığımız hocamız bizlere &apos;Baki kalan bu kubbede hoş bir sada&apos; bırakmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116106</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/533f8ae8-c84c-4b5d-a344-85cadcd64f80.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih ve Diğer Bilimler</image:title>
            <image:caption>Tarihin tanımı, yöntemi ve incelediği konular dünden bugüne bir hayli değişti. Bu minvalde, tarihçinin soruları ve bu soruları cevaplama tarzı da farklılaştı ve zenginleşti. Günümüzde, siyasi hadiseleri büyük yapılar ve kahramanlar etrafında kronolojik bir dizgeye oturtmanın ötesinde bir tarihçilik yapılıyor. Bunu, sosyal bilimlerin genelindeki değişimin bir cüzü olarak görmek yerinde olur. Zira sosyal bilimlerdeki perspektifler, araştırma olanakları ve araçları da büyük ölçüde yenilendi. Bu durum, tarihi amacından yöntemine kadar her konuda diğer bilimlerle işbirliğine sevk etti.
Bu kitap, tüm dünyada ama özellikle de Türkiye’de insan ve toplum çalışmalarının sert disiplin ayrımı yerine disiplinlerin işbirliğiyle daha verimli olacağı inancıyla kaleme alındı.
Kitabı kaleme alırken merak edilen ve cevabı aranan en temel soru tarihle diğer bilimler arasında geçmişten bugüne nasıl bir ilişki ve etkileşim olduğuydu. Tarih ve ilgili bilim dalı arasında disiplinlerarası çalışmanın olanakları ve sınırlılıkları ise bir diğer önemli temaydı. Bu temel sorulara cevap ararken doğal olarak her bir bilim dalının tarihle etkileşimi bağlamında tanımı, kapsamı, tarihsel gelişimi, kaynakları, kavramları ve metodolojisi değerlendirildi.
Tarihin edebiyat, felsefe, sosyoloji, antropoloji, mimarlık, biyoloji, siyaset bilimi, coğrafya, dilbilim, doğa bilimleri ve psikoloji ile etkileşiminin ele alındığı bu çalışmada, özgün sorular, başlıklar ve önerilerle, okuyucuya tarih ve diğer bilimler üzerine yeniden düşünme ve tartışma imkanı veren disiplinlerarası bir perspektif sunuluyor.
Bölüm Yazarları: 
Milay Köktürk, Mehmet Tayfun Amman, Adem Bölükbaşı, Mehmet Yaşar Ertaş, Yılmaz Daşcıoğlu, İbrahim Şirin, Süleyman İnan, Yasemin Beyazıt, Mustafa Beyazıt, Yunus Uğur, Oya Şenyurt, Necmettin Alkan, A. Teyfur Erdoğdu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116107</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b42f5d73-c7ce-430d-a0bc-503df90d5772.jpg</image:loc>
            <image:title>Medrese Eğitimi</image:title>
            <image:caption>İslâm dünyasında ilim ve eğitim 8-13. asırlarda zirveye çıkmış, İslâmî ilimlerin her alanında birbiri ile sürekli yarışan yüksek nitelikli eserler kaleme alındığı gibi Doğu ve Batı dünyalarından alınan felsefe, tıp, matematik, astronomi gibi tabii ilimler de zirveye taşınmıştır. Müslüman âlimler, Aristo mantığını geliştirmiş ve fersah fersah geçmişlerdir.
Böylece ilmi araştırmalar metodolojisi sağlam bir şekilde oluşturulmuş; Müslüman âlimler tarafından tecrübecilik icat edilerek hem akli hem de nakli ilimler araştırma yöntemleri daha somut veriler üzerine oturtulmuştur.
Medrese, İslâmî eğitim sisteminde temel eğitimden sonraki orta, yüksek ve lisansüstü eğitimi kapsayan bütün eğitim sürecinin genel ismi olarak kullanılmaktadır. Medrese Eğitimi isimli bu çalışmada eğitim kurumu vazifesini gören medrese, iki bölüm ile ele alınmaktadır. Birinci bölümde İslam medeniyetinde medrese eğitiminin ortaya çıkışı ve gelişimi, medrese mekanlarının işlevi, medreselerde okutulan ders ve kadınların eğitimi tüm yönleriyle aktarılırken, ikinci bölümde Osmanlı medrese eğitimi üzerinde durulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116108</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad46bdbf-51ce-42af-84d1-2fc5c968d21c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu Yıllığı 2018</image:title>
            <image:caption>Ortadoğu&apos;da var olan askeri, siyasi ve insani krizler ve bu krizler bağlamında bölgesel/küresel aktörlerin davranışları hakkında akademik bilinç/hafıza oluşturmak amacıyla kaleme alınan Ortadoğu Yıllığı on beşinci kitabına ulaştı. Bu yıllığı yayımlayarak Ortadoğu alanında başta akademisyen ve araştırmacılar ile konuya ilgi duyan kamuoyuna nitelikli bilgi verme amacımıza büyük ölçüde ulaştığımıza inanıyoruz. Bu amacı gerçekleştirirken kitaptaki ülkeler ve konular üzerine uzmanlaşmış yazarlarımız araştırmalarında hem objektif bir yaklaşım sergilemeye özen göstermekte hem de birincil kaynaklar kullanarak hedeflenen okuyucu kitlesini doğrudan sahayla buluşturmaktadır. Böylece bu yıllık Türkiye&apos;de Ortadoğu&apos;ya dair literatürün gelişmesine katkıda bulunan ve bu bölgeyle ilgili araştırmalar yapacak olan gelecek nesil araştırmacılara yardımcı olacak bir kaynak haline gelmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116109</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df50abfe-cca6-4b15-8ab7-ffbb362c8408.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu Yıllığı - 2019</image:title>
            <image:caption>Ortadoğu bölgesi, her yıl bir öncekinden daha farklı krizlere savrulmaktadır. Bu sebeple bölgeyi doğru okumanın ve analiz etmenin önemi her geçen gün daha çok anlaşılmaktadır. Doğru analizin ilk şartı olan doğru bilgi ise, özellikle bölgesel çalışmalar söz konusu olduğunda, ancak birincil ve anadilde kaynaklardan elde edilebilmektedir. Üstelik doğru bilgi de tek başına yeterli olmamakta, ayrıca bilimsel bilginin sine qua non&apos;u olan teorik yaklaşıma da ihtiyaç duyulmaktadır. Saydığımız bu iki özelliği de bünyesinde barındıran ve ülkemizde bir benzeri olmayan Ortadoğu Yıllığı, diğer almanak türü eserlerden farklı bir noktada konumlanmaktadır. Birbiri ardına sıralanan gelişmelerin anlamlı ve tutarlı bir çerçevede sunulması, eserin temel kaygıları arasında yer almaktadır. 2005 yılından itibaren her yıl kesintisiz olarak yayımlanan yıllık, elinizdeki kopya ile birlikte 15. sayısına ulaşmıştır. Bölgenin ve dünyanın daha iyi anlaşılmasına olan katkısı tartışmasız olan eserin, geçen 15 yıl içerisinde alanının temel referanslarından biri haline geldiği söylenebilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116110</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1958fdc2-7ef3-4952-86c9-cf546affe818.jpg</image:loc>
            <image:title>Yeşil Ve Tersine Lojistikte Geri Dönüşüm Davranışı</image:title>
            <image:caption>Doğaya verilen tahribatı yavaşlatmak adına sektörler ve ülkeler bir takım önlemler almaya çalışmaktadırlar. Çevresel kirliliği minimum seviyeye indirmeyi amaçlayan geri dönüşüm politikaları bu kapsamda her ülkenin kendi halkını bu sürece dahil ettiği en önemli uygulamalardandır. Günümüzde, küresel boyuttaki lojistik faaliyetlerin negatif etkilerini ortadan kaldırmak için, ürünler ömrünü tamamladığında tekrardan toplanarak geri kazandırılma sürecinde Tersine Lojistik kavramı karşımıza çıkmaktadır. Bu faaliyetler aynı zamanda Geri Dönüşüm konusunda insan davranışlarının incelenmesi, hassasiyetlerinin geliştirilmesi gibi çalışmaları da gerektirmektedir.
Elinizdeki eserde, ülkemiz tüketicilerinin, geri dönüşüme bakışı, davranışı, yerel yönetimlerin geri dönüşüme sağladıkları katkılarla, konu tam bir bakış açısı ile incelenmiş ve saha çalışmaları ile örneklendirilerek ele alınmıştır. Bu alanda çalışanların başvuru yapabilecekleri yerli kaynak sayısının fazla olmadığı göz önüne alındığında, eserin hem sektör çalışanlarını hem de akademik çalışma yapan araştırmacılar için faydalı bir kaynak olma özelliği taşımasını umut ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116111</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34817abf-9f8a-4a6a-a864-3249bf0da6d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk ve Ergen Odaklı Klinik Görüşme</image:title>
            <image:caption>Çocuk ve Ergen Odaklı Klinik Görüşme, bir terapistin çocukluk ve ergenlik dönemini yaşayan hastasına yaklaşımında ihtiyaç duyabileceği başlıkları bir araya getiriyor. Anne-bebek ilişkilerinin dinamiğini, nörobiyolojisini, doğum, bebeklik, ergenlik gibi kritik dönemlerdeki sancıların ruhsallığa yansımalarını ele alan çalışma, çocukla klinik çalışmalarında kullanılan yöntem ve kuramlar ile en yaygın kullanılan test ve ölçeklere de yer vermektedir. Sade, net ve anlaşılır bir dilin hakim olduğu Çocuk ve Ergen Odaklı Klinik Görüşme kitabı gerek terapist adaylarının gerek ise terapistin alan ile ilgili olarak her daim başvurabileceği bir çalışma olma özelliğini taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116112</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/369c3ebd-dad8-499b-8ad6-9b19dcd51f0f.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyümeden Önce Yapılacaklar Listesi</image:title>
            <image:caption>İyi ki doğdun Gülce! Yarın Gülce&apos;nin büyük bir çocuk olarak ilk günü olacaktı. 
Artık yetişkin biri gibi davranacak, çocukça hareketleri 7 yaşıyla birlikte geride bırakacaktı. 
Bugünü de çocukken sevdiği şeyleri son kez yapma günü ilan etmişti. 
Bunun için “Büyümeden Önce Yapılacaklar Listesi” hazırdı!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116113</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/84761f9a-4af1-4ebf-b6cc-4bfb17c4428c.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacılar ve Sultanlar</image:title>
            <image:caption>Mekke&apos;ye yapılan hac ziyareti İslam dininin en önemli unsurlarından biridir, ancak bu ziyaretin tarihine ya da İslam dünyasının uzak bölgelerinden binlerce hacının Arap yarımadasının kalbine hangi koşullar altında seyahat ettiğine dair çok az şey yazılmıştır. Bu öncü kitap, Mekke&apos;nin Osmanlı sultanları tarafından yönetildiği on altıncı ve on yedinci yüzyıllardaki hac yolculuğuna odaklanmaktadır. İnananların çoğunluğu için yolculuğun uzun, zorlu ve tehlikelerle dolu olduğu bir dönemde, hacılara yiyecek, su, barınak ve koruma sağlanması, geniş Osmanlı İmparatorluğu&apos;nun taşra valileri için büyük bir zorluk teşkil ediyordu. Suraiya Faroqhi, Osmanlı yöneticilerinin bıraktığı zengin belgelere ve hacıların anlatılarına dayanarak, hacca gidenlerin gündelik hayatlarında yaşadıkları zorluklara ve deneyimlere yeni bir ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116114</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0bde715a-a224-4627-bf99-6495991ccd4c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbinin Rotasındaki Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Türkiye&apos;nin ilk dublaj sanatçılarından Adalet Cimcoz, dramını neşesiyle örten Adile Naşit, &quot;Ben modayı taklit etmem, yaratırım,&quot; diyen Alev Ebuzziya, ilk kadın parti genel başkanı Behice Boran, hastaneler kuran Bezm-i Âlem Sultan, rehberi &quot;Küçük Prens&quot; olan filozof İoanna Kuçuradi ve diğerleri… 
Türkiye&apos;nin farklı dönemlerinden, toplumun farklı katmanlarından gelseler de kendilerine dayatılanları 
değil, kalplerinin sesini dinlemeyi tercih eden kırk bir kadının çarpıcı hayat öyküleri ülkenin yakın 
tarihine ışık tutarken kendi yolunda ilerlemek isteyenlere ilham oluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116115</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2b5be15-9a80-4332-8a3a-da70ad821f0e.jpg</image:loc>
            <image:title>Hesap Günü</image:title>
            <image:caption>Zengin Yunanlılar vergi ödemiyor, yoksul Yunan halkı ise buna ya öfkeleniyor ya da içinde bulundukları durumlardan dolayı umutsuzluğa kapılıyordu. Ancak meçhul bir adam ikisini de yapmayı reddedip harekete geçmişti: devlet adına tehdit mektupları, baldıran zehri ve oklarla. 
Krizle sarsılan Atina’da her şey altüst olmuştu. İşlerin sakin ilerlediği tek yer cinayet masasıydı. Kilometrelerce ötede bile tek bir cinayet vakası yoktu, cinayet masasındakiler sadece sıkıcı evrak işleriyle uğraşıyordu. Antik Kerameikos mezarlığında bir ceset bulunduğunda Komiser Haritos neredeyse rahat bir nefes almıştı. Ancak bu durum kısa sürmüştü. Baskı altındaydı. Patronu onu terfi olasılığı konusunda uyarmıştı, bu yüzden yanlış bir hamle yapmaktan ya da birinin ayağına dolanmaktan kaçınmalıydı. Ancak Haritos ne kadar denese de bazı rahatsız edici sorulardan kaçamıyordu. Ölen adam, ülkenin sağlık sisteminin kötü yönetiminden çıkar sağlayan tanınmış bir cerrahtı. Bunu herkes biliyordu: son zamanlarda vergi kaçıranlara şantaj yapan ve gerekirse eski cinayet yöntemlerine başvuran isimsiz vergi tahsildarı bile.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116116</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6d9dd747-83d9-41fc-940d-429f9ec08016.jpg</image:loc>
            <image:title>Vahşi Köpekler Bile</image:title>
            <image:caption>Edinburgh’da eski kraliyet savcısı evinde ölü bulunur, adamın evi araştırıldığında ölümünden önce kendisine bir not gönderildiği ortaya çıkar: “Yaptığın şey için seni öldüreceğim.” Cinayet bürodan emekli olan Rebus’tan bu davayla ilgili yardım istenince bir dakika bile düşünmez. Ne de olsa polis olmak onun kanında vardır. Rebus’ın ezeli düşmanı Cafferty de bir gece evine saldırılıp aynı notu alınca Rebus’tan yardım ister. İki hafta önce öldürülen bir piyango talihlisine de aynı nottan gelmiştir. Kurbanlar arasındaki bağlantı, Rebus’ı, suça bulaşmış gençlerin kaldığı bir ıslahevine yönlendirir. O evde neler yaşanmıştır? Kim, ne için intikam alma peşindedir? 
“Suç edebiyatı ustasından keyifli, incelikle örülmüş bir roman.” –Daily Mail 
“Ustalıkla anlatılmış, karmaşık, dolambaçlı bir hikâye.” –Evening Standard 
“Rankin olağanüstü bir yazar ... baştan sona sürükleyici.” –Spectator</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116117</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02b01cd2-5bdf-47d4-aec4-7dcb92145b79.jpg</image:loc>
            <image:title>Günler Çözüldükçe</image:title>
            <image:caption>Günler Çözüldükçe, açıktan ve açıkça Sezai Karakoç’u Türk şiirinin yaratıcı bağlamı içinde ve modernizmin imkanlarını kullanarak, yüceltme veya hüküm verme amacı taşımadan insan oluşumuzun ve bir hayatın içinden safça geçişimizin içinden görmektir. Bir biyografi olmadığı gibi yazanın hatıralarının bir kısmı da değildir yazdığım. Anekdotlar, konuyu açmak ve genişletmek için seçilmiştir. Pek çok deftere yayılmış, dağınık Karakoç günlükleri belki bir gün gün yüzüne çıkar. Her cümlesi duyularak, düşünülerek yazılmıştır. Öze yaklaşıp zamana kristalize olmuş yorumlar bırakabilmişse aydınlığa bir adım daha varılmış sayılır. 
 
Ömer Erdem geçmiş günlerinin en vazgeçilmez ve etkili şahsiyeti olarak nitelendirdiği Sezai Karakoç’un yanında geçen günlerini birer birer çözüyor, çözümlüyor… Şairle olan anılarını, onun şahsiyeti üzerine gözlemlerini ve şiiri  hakkındaki değerlendirmelerini iç içe geçirerek çok katmanlı bir Sezai Karakoç’u gözler önüne seriyor. 
Şiirden hayata açıktan dalışlar…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116118</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2b0100a-ac1c-47e0-af74-7dec886819c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Sonsuzlukta Sıkılmayacağım</image:title>
            <image:caption>Roma tarihinin en önemli uzmanlarından kabul edilen Paul Veyne, Sonsuzlukta Sıkılmayacağım adlı biyografik eserinde hayatının kah mutlu kah üzücü, kah rahat kah zor anlarını tüm çıplaklığıyla anlatıyor; yirminci yüzyılın siyasi ve sosyal hayatından kesitler sunuyor; yaşam ve yaşamanın tüm yönleri üzerine düşüncelerini paylaşıyor. 
 
Veyne, okuru antikçağ tutkusunun nasıl başladığından kariyerinin tüm basamaklarına uzanan, Komünist Parti üyeliğinden üç kez yaşadığı evlilik hayatına kadar anlatan bir yolculuğa çıkarıyor. Aynı zamanda eşlerine, oğluna, Réne Char ve Michel Foucault gibi sevdiği kişilere bir aşk mektubu yazıyor adeta. Entelektüel açlık duyan, kalbinde yer aldığı akademik dünyadan bir şekilde kendini soyutlamayı başarabilmiş, Ventoux Dağının eteklerinde çılgın kalabalıktan uzakta yaşayan Veyne, geçmiş anılarını mesafe ve ironiyle ele alıyor, asla sıkılmayacağını iddia ettiği sonsuzluğu sabırla beklediğini söylüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116119</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d0c2b9c-13eb-4c37-af15-f2d135b4f631.jpg</image:loc>
            <image:title>Kapan</image:title>
            <image:caption>Anlatabilmeliydim. Şimdi neye yarar. Duyamayacaksın. Senin 
adına söyleyebileceğim: “Yaz. Kalacak mı sorusunu sorma. 
Kalmayacak orası kesin. Kim, ne kalmış ki!” Sağım hâlâ. Kendim 
için öyle mi? Avunamayacakmışım, olsun mu? Okunamayacaksın 
bir gün. Ansiklopedilerde üç beş sözcük ayrılır sana da belki. Yüz 
yılları aşabilen yazın dehaları bile unutulmaya hükümlüdür 
sonuçta. Sen necisin a zevzek dost. Ama yaşanmadı mı? 
Yaşandığına inanarak ölüm beklenebilir, dayanmanın sınırları 
zorlanabilir aldatıcılığı. 
Kapan, Vüs’at O. Bener’in kaleminden öykü, anı ve deneme arasın- 
da kendi bayrağını taşıyan bir biçemin resmigeçidi. Ölümün yak- 
laşmakta olduğunu bilen ve kendini kapana kısılmış hisseden bir 
yazarın, mizahı elden bırakmadan kaleme aldığı son kitap. Bener’in 
aynı dönemde yazdığı, ancak hiçbir kitabında yayımlanmamış son 
öykülerinden biri “Trombosit”i de bu ciltte sunmaktan mutluluk 
duyuyoruz. 
“Vüs’at O. Bener’i okumayı öğrenmek, karanlığa gözü alıştırmalarla 
birdir. (…) Yazma uğraşının en tehlikeli girdaplarına dalmış Vüs’at O. 
Bener’in yapıtı, bize tehlikeli okuma girdapları vaat etmeyi sürdürüyor.” –Enis Batur</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116120</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71994fda-eb8e-464f-8906-8c8d51040e0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Mızıkalı Yürüyüş</image:title>
            <image:caption>Yolcular karşılandı. Boşalan terminalde bir ben tek başınayım. 
Hüzne tutuklandım hemen. Yalnızlığını seçen katlanmalı. 
Seçtiğimi de nereden çıkarıyorum? Öyle, kendiliğinden oluştu. 
 
Mızıkalı Yürüyüş, Vüs’at O. Bener’in gerçeklikle kurmaca arasındaki 
salıncağa özenle yerleştirdiği öyküler toplamı; alabildiğine mütevazı 
bir gövde gösterisi. Yazar, bu kitapta “kendi gibi” bir yazarı anlatıcı 
olarak seçmiştir. Otobiyografik öğeleri özenle işleyen anlatım tek- 
nikleri ve farklı zaman kullanımıyla dikkat çeken öyküler, alaysı bir 
ciddiyetle kaleme alınmış. 
 
“Mızıkalı Yürüyüş, öykü. Yalnız bu öyküler birbirine ilmeklenerek 
bir roman bütünlüğü de kazanıyor. ‘Öykü’ desene o zaman... Ola- 
maz, bir yanı anı... Ama, kişiler ve mekânlar gerçek de olsa, anı diye 
yazılmamış... Mızıkalı Yürüyüş’ü bir roman saymak daha doğru, ki- 
şileri ayrıntılardan yaratılacak bir roman.”  -Sennur Sezer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116121</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eac77225-b6f5-4511-a306-3fdd852dd600.jpg</image:loc>
            <image:title>Pip Zilver Amerika’da (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Pip ve Zilver kardeşler Americka’ya taşınacaklarını öğrenince sevinçten havaya uçarlar. Fakat gidince bir de ne görseler beğenirsiniz: Americka, hamburgerleri ve film yıldızları ile ünlü olan ülke değil de küçücük bir köy çıkmasın mı! Üstelik tuhaf tuhaf işler dönmektedir burada: Mesela yeni evlerinin bir katı aniden çöküp yok olur. Anneleri toplu taşımada takılıp kalır. Yetmiyormuş gibi bahçelerinde de yabancı bir adam beliriverir. Ayrıca herkes onlara evde tuhaf bir şey bulup bulmadıklarını sorup durmaktadır. Neden? Neler oluyor? Nasıl bir yer bu Americka? 
 
Pip &amp; Zilver Americka’da, ikizler Pip ve Zilver’in maceralarını anlatan yeni serinin şamatalı ilk kitabı. Iris Boter’ın neşeli çizimleriyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116122</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd8dd54d-34b6-4760-b6e5-64f15c5d9d30.jpg</image:loc>
            <image:title>Nabokov</image:title>
            <image:caption>Andrea Pitzer, Vladimir Nabokov&apos;un benzersiz yazım tarzının ve özgün bakış açısının zaman içinde nasıl oluştuğunu, aile hikâyesinden başlayarak anlatıyor. Yazarın kitaplarındaki gizemli izleri takip ederek, onun dünya çapında bıraktığı etkiyi ve edebiyat tarihinde edindiği konumu keşfediyoruz. 
 
Bu biyografi sadece bir yazarın yaşamını değil, dönemin kültürel ve tarihsel bağlamını da çarpıcı şekilde yansıtıyor. Nabokov&apos;un yaratıcı dehası, çalkantılı hayatı ve edebi mirası, Pitzer&apos;in ustaca kurgulanmış anlatımıyla aktarılıyor. 
&quot;[Pitzer], birincil kaynaklar üzerinden örnek niteliğinde bir araştırma yapmış. Bu kitap bizi, Lolita’nın ve Solgun Ateş’in sunduğu birtakım büyüleyici açmazlar üzerinde düşünmeye zorluyor.&quot; 
–The New York Review of Books 
&quot;Titiz bir araştırmanın ve akademik çalışmanın ürünü, çığır açıcı bir eser.&quot; 
–Midwest Book Review 
“Şüphesiz ki, 20. yüzyılın dehşetleri her zaman Nabokov&apos;un romanlarının yüzeyinin altında gizliydi.” 
–Minneapolis Star Tribune</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116123</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b027c6c7-1658-462e-a925-b996cd99e855.jpg</image:loc>
            <image:title>Adaşım</image:title>
            <image:caption>Adaşım, Müfide Güzin Anadol’un ilk romanı olup, Vatan gazetesinde tefrika olarak yayımlanmış, daha sonra herhangi bir yerde kitap olarak basılmamıştır. Araştırmacı Yazar İbrahim Tığ tarafından bu kitabın varlığı anlaşıldıktan sonra, İ. Tığ uzun ve yoğun bir araştırma sürecine girmiş ardından kitabın bütün parçaları birleştirilmeyi başarmıştır. Kitap Myrina Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Okumak için Devrek’ten İstanbul’a giden bir kızın, İstanbul gözlemleri, dönemin eğitim hayatı, dedikodular kimi zaman yerel bir dille kimi zaman son derece akıcı, etkileyici, duru bir dille anlatılmıştır. Ülkemizin önemli yazarlarından biri olan M. G. Anadol’un bu ilk romanını herkese tavsiye ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116124</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5ea2bf7-8d81-49ba-8796-bfe08a3a3932.jpg</image:loc>
            <image:title>Zonguldak - Devrek Türküleri</image:title>
            <image:caption>İbrahim Tığ tarafından hazırlanan “Zonguldak-Devrek Türküleri” adlı bu kitapta, daha önce repertuvarda olan türkülerin yanında, Tığ tarafından derlenen yeni türküler de bulunmaktadır. Kitapta, türkülerinin sözleriyle birlikte notaları da yer almaktadır. Kitapta, türküler hakkında konunun uzmanlı tarafında yazılmış makaleler de bulunur.  Türkilere ek olarak, yerel kelimeler, bölgeye özgü adetler kitabı zenginleştirmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116125</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d937c353-45b3-42a6-9936-5ccd6c410a5e.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupa Birliği Sürecince Türk Dil Politikası</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca Avrupa kıtasının siyasi ve kültürel bir parçası olan Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri, tam üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde resmî olarak başlatılmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Bu aşamada Türkiye, Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda siyasi, hukuki, kültürel ve ekonomik reformların gerçekleştirildiği bir süreç içerisine girmiştir. “Farklılık İçinde Birlik” ilkesini benimseyerek dilsel ve kültürel çeşitliliğe çok önem veren Avrupa Birliği, farklı dilleri ve kimlikleri bir arada yaşatarak ortak bir Avrupa kimliği yaratmayı hedeflemiştir. Avrupa Birliği’nin bu hedefi gerçekleştirme yolunda hayata geçirdiği en önemli politikalar dil ve kültür politikaları olmuştur. Dil politikası olarak çok dillilik politikasını belirleyen Avrupa Birliği’nin bu alanda yapmış olduğu çalışmaları incelemek, Türkiye’nin bütünleşme sürecinde dil konusunda gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmek zorunda olduğu istekleri belirlemek ve Avrupa Birliği sürecinde uygulanması gereken dil politikası konusunda öneriler sunmak çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Çalışma sonucunda, konuyla ilgili yapılan çalışmalara bir halka daha eklemek, konu hakkındaki sınırlı kaynakları çoğaltmak, konu üzerine dikkati çekerek yeni çalışmaların yapılmasını teşvik etmek de hedeflenmiştir.
Çalışmanın giriş bölümünde dilin tanımı yapılmış, ardından dilin; kültür, millet ve düşünceyle ilgili ilişkileri açıklanmıştır. Giriş bölümünden sonra çalışma üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde tarihî süreç içerisinde Türk dilinde yaşanan gelişmeler Cumhuriyet’ten önce ve Cumhuriyet’ten sonra alt başlıklarıyla incelenmiştir. İkinci bölümde Avrupa Birliği kısaca tanıtılmış, Avrupa Birliğinin dil politikası ve bu politikayla gerçekleştirmek istediği amaçlar resmî belgeler ışığında incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise dünden bugüne Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkileri anlatılmış, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den dil ve kültür konularındaki istekleri İlerleme Raporları ve Katılım Ortaklığı Belgeleri doğrultusunda ele alınmış ve bu istekler karşısında Türkiye’nin yaptığı yasal düzenlemeler 2008 yılı ile sınırlı olmak kaydıyla irdelenmiştir. Sonuç ve öneriler kısmında ise Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde dil politikası konusunda yapması gerekenler ile ilgili olarak önerilerde bulunulmuştur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116126</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e175d7eb-3633-4f69-99dc-49a5f85ee333.jpg</image:loc>
            <image:title>Rıza Bahçesi (Riyazü’r-Rıza)</image:title>
            <image:caption>Nasihatnâme/pendnâme türünün İslam coğrafyasındaki en bilinen ve tanınan örneği, şüphesiz ki Feridüddin Attar’ın Pendnâme’sidir. Kendi kültür coğrafyasının, Fars edebiyatının yanı sıra Türk edebiyatında da derin izler bırakan bu eserin farklı müellifler tarafından muhtelif zamanlarda birçok kez Türkçeye tercüme edildiği ve şerhlerinin yapıldığı bilinmektedir. Pendnâme-i Attar, Türk edebiyatında en fazla tercümesi ve şerhi yapılan ahlakî eserlerden biridir. Attar’ın eseri, Türk edebiyatında yazılan pendnâmelere de öncülük ederek bir nevi örnek olmuştur. 
Pendnâme-i Attar odağında gerçekleştirilen tercüme ve şerh faaliyetleri, asırlar boyunca devam ederek bir geleneğin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Adet ve hacim itibarıyla büyük bir yekûn oluşturan mevcut tercüme ve şerhlerin her biri, kültür ve edebiyat tarihimiz açısından şüphesiz ki önemli bir yere sahiptir. Bu eser, Attar’ın Pendnâme’sinin XIX. yüzyılda yapılan tercümelerinden biri olan Seyyid Ali Rıza’nın Riyâzü’r-rızâ adlı eserini konu edinmektedir. Pendnâme-i Attar’ın Türkçe manzum tercümelerinin bir halkası olan Seyyid Ali Rızâ’nın Riyâzü’r-rızâ adlı eseri, bu çalışma ile ilim âlemine tanıtılmaya gayret edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116127</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cc78a073-e34c-4d9e-9cd2-88f3f656843c.jpg</image:loc>
            <image:title>Sığınmacı Çocuklar - Küçük Bedenler Büyük Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Suriye iç savaşı küresel ölçekte bir mülteci krizine dönüşerek bir insanlık sınavı haline gelmiştir. Bu krizde Türkiye, milyonlarca Suriyeliye kapısını açmıştır. Suriyeli sığınmacıların yaşadığı trafik durumlar ve karşı karşıya kaldıkları sorunlar durumlarının daha da dezavantajlı bir hale getirmiştir. Özellikle de bu süreçte en kırılgan gruplardan biri olarak sığınmacı çocukların geldikleri nokta konunun ne kadar hassas ve önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu açıdan çalışmada Suriyeli çocukların bugünkü durumları, sorunları, gündelik yaşam pratikleri, yaşadıkları değişim ve dönüşümler ile bunların etkilerinin göç ve sığınmacı olma kimliği altında nasıl deneyimlendiğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Hem savaşa tanıklık etmenin hem de zorunlu olarak göç etmenin neden olduğu etkiler çocukları birçok açıdan zorlamaktadır. Sığınmacı çocuklar yeni ama yabancı oldukları mekânlarda pek çok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların en başında da eğitimden mahrumiyet, dil sorunu, düşük ekonomik koşullar, çocuk işçiliği ve entegrasyon problemi gibi sorunlar gelmektedir. Bu açıdan çalışma kapsamında Suriyeli çocukların zorunlu göç deneyimleri ve sonrasında hayatlarında ne gibi değişim ve dönüşümlerin olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116128</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d4c54a0-2ac4-44b5-a4b8-fa94a1a78814.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Dönemi Çocuklarına Yönelik Stem Etkinlikleri</image:title>
            <image:caption>Bir çok disiplini bir arada kullanılmasını temel alan STEAM yaklaşımı 21. yy becerilerini temel alan bir yaklaşımdır. Bu alanda yayınlanmış eserler içeresinde erken çocukluk dönemini temel alan ve öğretmenlere yol gösterici nitelikte nadir eserlerden biridir. Kitapta yer alan STEAM ve kodlama eğitimleri siz öğretmenlerimize bu konuda temel bilgileri veren 25 etkinlik içermektedir. Hazırlanan her etkinlik bir yaşam olgusunu temel almaktadır. Bu sayede bu öğrendiğim  gerçek hayatta ne işime yarayacak? sorusuna cevap veren okulöncesi çocuklarının bilimsel düşünme becerileri ve yaratıcılıklarını geliştirici etkinlikler içeren bir eserdir. Kıymetli öğretmenim bu kitap size STEAM ve kodlamayı öğretirken sınıfta eğlenceli ve aktif katılım olduğu bir ortam sunacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116129</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c5d1ddd7-0658-4e28-b1d7-d1233740ae92.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Çocukluk Döneminde Değerler Eğitimi Etkinlikleri</image:title>
            <image:caption>Toplumun kültürel yapısını o toplumun sahip olduğu değerler oluşturmaktadır. Bu kitabın evrensel ve toplumsal değerlere yönelik farkındalık oluşturmada önemli bir araç olduğunu düşünmekteyiz. Kıymetli öğretmenim kitap içerisinde yer alan her etkinlik bir değere yönelik hazırlanmıştır.  Size değerler eğitimi konusunda destekleyici bir eser sunulması amaçlanmıştır. Eğitim sürecinizde size faydalı olması dileğiyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116130</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ca4d7941-46cf-427b-8e94-a39bda7d27aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Yazma Eğitimi Açısından Türkçe Münşeatlar</image:title>
            <image:caption>Osmanlı klâsik edebiyatının nesir yazılarını oluşturan ve edebî, tarihî, didaktik (bilgi verici) olmak üzere farklı tarzlarda sınıflandırılan münşeatlar; yazışma kuralları, estetik değeri yüksek, kusursuz ve güzel nesir yazma sanatının (inşâ) kaideleri, mükemmel yazarlığın şartları hakkında bilgi vermek amacıyla kaleme alınmıştır. Yazma eğitiminin yazılı kaynakları olarak nitelenebilecek bu eserlerin, kendi dönemleri için yazma eğitimi kitabı işlevinde oldukları söylenebilir. Özellikle Tanzimat’tan sonra yazılanların bir kısmı okullarda ders kitabı olarak okutulmuş, bazıları özellikle ders kitabı olarak hazırlanmıştır. Bu kitap, günümüz Türkçe yazma eğitiminin, 14-20. yüzyıllar arasında yazma/yazışma kuralları ile ilgili bilgi verme gayesiyle kaleme alınmış münşeatlardaki resmini ortaya koymaktadır.
Bu resim, modern yazma eğitiminin kuramsal temellerinin münşeatlara dayandığını çarpıcı bir şekilde yansıtmaktadır. Zira bugün konuyla ilgili olarak sunulan Batı kaynaklı pek çok temel kavram ve kuramın yüzyıllar öncesinden münşeatlarda vurgulandığı görülmektedir. Bu noktada çalışma; Türkçe öğretiminde, öğrencilerin yazma beceri alanlarının geliştirilmesini sağlamak için kendi kaynaklarımızdan faydalanılarak oluşturulmuş bir literatür hazırlamaya örnek olma, dolayısıyla Türkçe eğitimine yeni bir bakış açısı kazandırma temel gayesini gütmektedir.
Bu maksatla incelenen bilim ve kültür mirası ürünlerinde yazma eğitimi alanındaki çalışmaların, tarih boyunca nasıl bir  yol, yöntem, süreç izlediği ve bu alanın, münşeatlardaki yansımaları ortaya konmuş, genelde yabancı kaynaklardan çeviri yoluyla alınan ana dili öğretimi literatürü dışında, kendi öz kaynaklarımızın da bulunduğu ispatlanmıştır. Bu alanın bir ilim dalı olarak gelişip kuramsallaşması, hatta bu anlamda servet denebilecek bir birikimin ortaya konması; bilimsel, kültürel ve edebî geçmişimizde konuya verilen önemin göstergesi, bir yönüyle de dünya bilim mirasına sunulan katkılar olarak algılanabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116131</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7aa0414-0834-4cbe-bb55-f5af08d72b41.jpg</image:loc>
            <image:title>Manzum Sözlüklerimizden Sübha-i Sıbyan Şerhi Hediyyetü&apos;l-İhvan (2. Cilt Dizin-Tıpkıbasım)</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki bu eser, 1652-53 yılında Ebu’l-Fazl Muhammed b. Ahmed er-Rûmî Bosnavî tarafından kaleme alınmış 460 beyit hacmindeki Sübha-i Sıbyân isimli manzum sözlüğe, Mehmed Necîb&apos;in “Hediyyetü’l-İhvân fî Şerhi Sübhati’s-Sıbyân” adını verdiği hacimli şerhidir.
60’tan fazla yazma nüshası bulunan Sübha-i Sıbyân, Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi 4026 numaralı nüshaya göre 48 bahire ayrılmıştır. Eserin sözlük kısmı 420 beyit civarında olmalıdır, bahir başlıkları çoğu sözlükte olduğu gibi Arapça&apos;dır. Sözlük kısmında 2100 civarında Arapça, 250 civarında Farsça ve bunlara karşılık gelmek üzere de 1150 kadar da Türkçe kelimenin bulunduğunu söyleyebiliriz. Verilen Arapça kelimelerin önemli bir kısmının Kur’ân-ı Kerîm’de geçen isim, sıfat ve bir kısım fiil çekimlerinden oluştuğunu söylemek mümkündür.
Günümüze kadar Sübha-i Sıbyân için yazılmış dört şerh tespit edilebilmiştir. Bunlar Mehmed Necîb tarafından yazılan Hediyyetü’l-İhvân fî Şerhi Sübhati’s-Sıbyân; Seyyid Efendi tarafından yazılan Seheletü’l-Beyân Şerhü Sübhati’s-Sıbyân; Râsim Fodlâcî-zâde Ahmed tarafından yazılan Şerh-i Sübha-i Sıbyân ve Hâcî İsmâ&apos;îl Zühdî b. &apos;Ömer tarafından yazılan Şerh-i Sübha-i Sıbyân’dır.
Hediyyetü’l-İhvân şârihi Mehmed Necîb Efendi hakkında şimdilik elimizde bilgi bulunmamaktadır. Şârihin ismi, şerhin sebeb-i telif kısmında geçmektedir. Eser, 1840-1903 yılları arasında 6 kez basılmıştır. Geleneksel şerhlerde şârih önce metni verir, ardından metinle ilgili gramer bilgilerini sıralar, bu konu ile alâkalı söyleyebileceği başka türlü ne var ise onları ekler. Bir kısım şerhler neredeyse tercüme veya aktarma gibi karşımıza çıkarken, bir kısmında da okuyucuyu fazlasıyla doyuracak mâlûmatla karşılaşırız. Şârih Mehmed Necîb Efendi de doyurucu bir şerh ile karşımıza çıkmaktadır.
Bu çalışmada, ana hatlarıyla önce manzum sözlükler, daha sonra bunların şerhleri hakkında bilgiler özetlenmiş, ardından Hediyyetü&apos;l-İhvân&apos;ın transkripsiyonlu metni verilmiş, son olarak, araştırmacı ve okuyucuların istifâde edebilmesi için etraflı, kapsamlı bir dizin hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116132</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6931cb11-4dcd-4c0f-b339-a9157e3aa053.jpg</image:loc>
            <image:title>Manzum Sözlüklerimizden Sübha-i Sıbyan Şerhi Hediyyetü&apos;l-İhvan (1. Cilt İnceleme-Metin)</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki bu eser, 1652-53 yılında Ebu’l-Fazl Muhammed b. Ahmed er-Rûmî Bosnavî tarafından kaleme alınmış 460 beyit hacmindeki Sübha-i Sıbyân isimli manzum sözlüğe, Mehmed Necîb&apos;in “Hediyyetü’l-İhvân fî Şerhi Sübhati’s-Sıbyân” adını verdiği hacimli şerhidir.
60’tan fazla yazma nüshası bulunan Sübha-i Sıbyân, Mevlânâ Müzesi Kütüphanesi 4026 numaralı nüshaya göre 48 bahire ayrılmıştır. Eserin sözlük kısmı 420 beyit civarında olmalıdır, bahir başlıkları çoğu sözlükte olduğu gibi Arapça&apos;dır. Sözlük kısmında 2100 civarında Arapça, 250 civarında Farsça ve bunlara karşılık gelmek üzere de 1150 kadar da Türkçe kelimenin bulunduğunu söyleyebiliriz. Verilen Arapça kelimelerin önemli bir kısmının Kur’ân-ı Kerîm’de geçen isim, sıfat ve bir kısım fiil çekimlerinden oluştuğunu söylemek mümkündür.
Günümüze kadar Sübha-i Sıbyân için yazılmış dört şerh tespit edilebilmiştir. Bunlar Mehmed Necîb tarafından yazılan Hediyyetü’l-İhvân fî Şerhi Sübhati’s-Sıbyân; Seyyid Efendi tarafından yazılan Seheletü’l-Beyân Şerhü Sübhati’s-Sıbyân; Râsim Fodlâcî-zâde Ahmed tarafından yazılan Şerh-i Sübha-i Sıbyân ve Hâcî İsmâ&apos;îl Zühdî b. &apos;Ömer tarafından yazılan Şerh-i Sübha-i Sıbyân’dır.
Hediyyetü’l-İhvân şârihi Mehmed Necîb Efendi hakkında şimdilik elimizde bilgi bulunmamaktadır. Şârihin ismi, şerhin sebeb-i telif kısmında geçmektedir. Eser, 1840-1903 yılları arasında 6 kez basılmıştır. Geleneksel şerhlerde şârih önce metni verir, ardından metinle ilgili gramer bilgilerini sıralar, bu konu ile alâkalı söyleyebileceği başka türlü ne var ise onları ekler. Bir kısım şerhler neredeyse tercüme veya aktarma gibi karşımıza çıkarken, bir kısmında da okuyucuyu fazlasıyla doyuracak mâlûmatla karşılaşırız. Şârih Mehmed Necîb Efendi de doyurucu bir şerh ile karşımıza çıkmaktadır.
Bu çalışmada, ana hatlarıyla önce manzum sözlükler, daha sonra bunların şerhleri hakkında bilgiler özetlenmiş, ardından Hediyyetü&apos;l-İhvân&apos;ın transkripsiyonlu metni verilmiş, son olarak, araştırmacı ve okuyucuların istifâde edebilmesi için etraflı, kapsamlı bir dizin hazırlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116133</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a0ea908-9771-4920-a0f3-a0549b437b21.jpg</image:loc>
            <image:title>Reşat Feyzi Yüzüncü</image:title>
            <image:caption>Erken Cumhuriyet Döneminin önemli gazetecilerinden ve fıkra yazarlarından olan Reşat Feyzi, pek çok farklı süreli yayında ve edebî türde kalem oynatmasına karşın adı bilinen, anılan bir yazar değildir. Dinçer Apaydın tarafından hazırlanan bu çalışma, yazarın biyografisine önemli katkılar sunmakta, Servet-i Fünûn: Uyanış, Milliyet, Büyük Gazete, Açıksöz, Tan, Son Telgraf gibi süreli yayınlardaki faaliyetlerini bir araya getirerek değerlendirmektedir. Bununla birlikte Reşat Feyzi’nin özellikle geri planda kalmış şairliği, öykücülüğü ve romancılığına odaklanan çalışma, Türk kültür hayatına iz bırakmış bir gazeteciyi edebî kişiliğiyle birlikte unutulmaktan kurtarmayı amaçlamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116134</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8404e7cb-129e-449e-a96a-574169aa0e88.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşık Eşref Tonbuloğlu (2 Cilt Takım)</image:title>
            <image:caption>Âşık Eşref Tonbuloğlu (Hayatı, Sanatı ve Eserleri) isimli iki ciltten oluşan bu eserde, halk şiiri geleneğinin yaşayan önemli temsilcilerinden Âşık Eşref Tonbuloğlu (1945- ...) bütün yönleriyle ele alınmıştır. “Başındaki Yazmayı Sarıya mı Boyadın”, “Harmandan Gel Harmandan” gibi şöhreti sınırlar aşmış eserler yanında 150 kadar türkünün, 20 binden fazla şiirin, 21 bin kadar maninin sahibi olan Tonbuloğlu, bu özellikleriyle Türk ve Dünya edebiyatının bilinen en üretken şairlerinden biri olma niteliğini de üzerinde taşımaktadır. Âşık Eşref, hemen her konuda yazılmış binlerce şiiri olmasına rağmen özellikle aşk temalı şiirlerindeki söyleyiş zenginliğinden ötürü “Tokat’ın Karacaoğlan’ı” olarak değerlendirilmektedir. Klasik monografi çalışmalarına göre oldukça hacimli olan ve yenilikçi metotlarla hazırlanan bu kitap, Türk Halk Edebiyatı literatürüne ve Türk kültürüne önemli katkılar sunmakla kalmayacak;  büyük bir kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması bağlamında da etkin rol oynayacaktır. Okuyucu bu eserde, kültür ve sanat adına önemli izler bırakmış bir halk şairini bütün yönleriyle tanıma imkânı bulurken; aynı zamanda Eşref Tonbuloğlu’nun şiir dünyasından hareketle eşsiz bir duygu yolculuğuna çıkacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116135</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/255ef455-c715-46eb-8fb8-4279c26667c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağdaş Türk Şiiri Üzerine Yazılar</image:title>
            <image:caption>Şiirin Rüyasını Görmek: Çağdaş Türk Şiiri Üzerine Yazılar, Tanzimat’tan günümüze kadar şairlerimizin yazdığı çeşitli şiirler, bazı şairlerimizin şiir anlayışları ve şiirlerindeki temalar hakkındaki yazılardan oluşuyor. Kitapta; Mehmet Akif Ersoy’dan Necip Fazıl Kısakürek’e, Orhan Veli Kanık’tan Cahit Sıtkı Tarancı’ya, Mehmet Emin Yurdakul’dan Faruk Nafiz Çamlıbel’e, Ziya Osman Saba’dan Ömer Faruk Toprak’a, Sabri Altınel’den Ayhan Kırdar’a, Bekir Büyükarkın’dan Nebih Nafile’ye şair ve yazarlarımızın şiirleri ve şiir anlayışları farklı bakış açıları ile değerlendiriliyor. Ayrıca kitabın ilk yazısı olan ‘Türk Şiirinde Redif ve Batı Şiirindeki Karşılığı’ yazısı ile redifin Batı şiirindeki karşılıkları üzerine mukayeseli bir incelemeye yer veriliyor. Kitapta yer alan yazılar ile çağdaş Türk şiirinin önemli şairlerinin şiirleri; zaman, deniz, ütopya, özlem, aşk, kahramanlık, hürriyet, vatan sevgisi, umut, ölüm, yaşama sevinci, yalnızlık vb. izlekler ile kavramlar etrafında ele alınıyor ve şairlerimizin şiir ufuklarına bir yolculuk yapılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116136</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5880b2c7-1ca1-4350-aae7-9d4bc272a4d1.jpg</image:loc>
            <image:title>Çankırı Halk İnanışları</image:title>
            <image:caption>Çankırı kültürel zenginliklerini geleneksel töre, tören ve uygulamalarla, günümüze kadar taşıyan örnek şehirlerden biridir. Çankırı halkı eski Türk geleneklerinden günümüze gelen bu adet, inanma ve bunlara bağlı pratikleri tüm canlılığıyla korumuş bu inanış biçimlerini âdet adı altında yaşatmıştır. Örneğin halk inanışlarında yer alan alkarası, albastı efsanesi, uzun ömürlü olması için çocuklara Yaşar, Durmuş, Satılmış, Satı vb. isimlerin verilmesi, türbelere ve kutlu ağaçlara, çalılara bez bağlanması, çocuğun ve annenin kırklanması kötü ruhlardan korunma maksadıyla değişik adetlerin yapılması bu düşüncelerdendir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116137</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6769cc67-ea39-4189-ae4a-b2f2ab565776.jpg</image:loc>
            <image:title>Kitabhane‐i Sudi’nin Edebi Hikayelerinden Genç ve Güzel</image:title>
            <image:caption>Genç ve Güzel Orhan Midhat’ın en beğenilen romanlarından biridir. Altı bölümden ve yüz yirmi beş sayfadan oluşan roman, aşk ve evlilik konusu üzerine kuruludur. Romanın başkişisi Saime Hanım, görücü usulüyle evlendiği Tayyar Bey’i bir türlü sevemez. Saime Hanım’ın yaptığı nazlara katlanamayan Tayyar Bey ise bir gün onu bırakıp gider. Saime Hanım, “genç ve güzel” nitelediği Recai Bey’le ikinci evliliğini yapar. Âşık olduğu kocasından beklediği ilgiyi göremeyen Saime Hanım, çapkın bir erkek olan Recai Bey tarafından da terk edilir.
1918 yılında yazılan Genç ve Güzel romanı ilk defa yeni harflerle okuyucu karşısına çıkmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116138</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec1273c7-dadb-4fee-a744-fa7f7fb56b7b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yılmaz Gürbüz&apos;ün Romanları ve Romancılığı</image:title>
            <image:caption>Tarihi millî bilincin kaynağı olarak gören Yılmaz Gürbüz, romanlarında Türk tarihinin çeşitli devirlerini konu almıştır. Romanlarının siyasi arka planında II. Göktürk Devleti’nden Büyük Selçuklu Devleti’ne; Anadolu Selçuklu Devleti’nden Eyyûbî Devleti’ne; Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar geniş bir tarih aralığı mevcuttur. Romanlarında ele aldığı tarihî devrin sosyal ve siyasi olaylarını romanlarının arka planına titizlikle yansıtmıştır.
Romanlarının sonuna “Yararlanılan Kaynaklar” bölümünü eklemesi, eserlerini tarihin yazılı kaynaklarını dikkate alarak yazdığını göstermektedir. Ayrıca birçok romanına dâhil ettiği eserini yazma zamanına ilişkin bilgileri okuyucuyla paylaşması da yazdıklarında yazılı kaynaklarca sabit tarihî verilere sıkı sıkıya bağlı olduğunu kanıtlar niteliktedir. Yılmaz Gürbüz’ün bir yazar olarak öne çıkan yönü, yazılı kaynaklara dayanan tarihî veriler ışığında romanlarını kurgulaması ve anlattığı olay zamanından sapmadan olayları tarihî gerçeklere bağlı kalarak kaleme almasıdır. Yılmaz Gürbüz’ün romanlarıbu yorumlar ışığında dikkate değer bir nitelik taşımaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116139</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5737b7c4-65f2-4df5-97f1-1dfd34d33250.jpg</image:loc>
            <image:title>Cengiz Aytmatov&apos;un Eserlerinde Ütopya ve Distopya</image:title>
            <image:caption>Eserlerini, daha iyi bir varoluş biçimine dayalı olarak kaleme alanAytmatov, tarihin ve ütopyanın sonunun ilan edildiği bir çağda, umuda herzamankinden daha çok ihtiyacımız olduğunu anımsatır. Bu bakımdan onuneserleri, düşten kaynaklanan, yarı insan, yarı hayvan ütopik beden tasarılarıile devam eden, umudun ve ütopyacı taleplerin hiç eksilmediği metinlerdir.Aytmatov, eserlerinde, sıradan yaşamın aynasından istek resimlerisunarken bir taraftan da “insanların olmasından korktukları şeyi” dillendirir.Eserlerindeki insanlık hâllerine ait tüm parçaların, ütopik istekgörünümlerinin, eserlerinde işlenen temaların bir şey söylediğini, hepsinin“daha büyük bir hakikatin parçası olduğunu” bilir ve okuruna daha büyükhakikatleri göstermek ister.
Onun eserlerinde ütopya, biraz da onu görmesini bilenler, içinde umutarzusunu taşıyanlar içindir, tıpkı Beyaz Gemi’deki küçük çocuğun bilincinin vekalbinin derinliklerinde kalan Maral Ana’yı istemsizce çağırması, onu düşdünyasının ütopik imgelemi yapması gibi yazarın metinlerindeki çoğumesajda ütopya, onu çağıranlar ve görmesini bilenler içindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116140</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f9f48f3-b2f3-4651-93b9-1887cf9f82b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Şibani-Name’nin Budapeşte Nüshası</image:title>
            <image:caption>Kitabın konusunu Şibanî-nâme’nin Budapeşte nüshası teşkil etmektedir. Şiban Han’ın hayatı ve savaşları etrafında şekillenen bir vekayinâme niteliği taşıyan eser üzerine bugüne kadar yapılmış çalışmalarda, Avusturya Millî Kütüphanesi’ndeki yazmanın tek nüsha olduğu düşünülmekteydi. Ancak tespit edilerek yayıma hazırlanan bu yeni nüsha yalnızca imlâ ve dil özellikleri bakımından değil; işlediği olaylar bakımından da bazı farklı özellikler taşımaktadır. Eserin bu yönleriyle Çağatay Türkçesi ve dönem tarihi araştırmalarına katkı sunmasını umut ediyorum.
Arife Ece EVİRGEN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116141</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f58cd5ff-e6f8-4d5a-b98d-254ce37adfe5.jpg</image:loc>
            <image:title>S. Sami İlker Armağanı</image:title>
            <image:caption>1956 yılında Manisa’nın Gördes ilçesinde dünyaya gelen Prof. Dr. Süleyman Sami İlker; iş disiplini ve çalışkanlığı ile Tıp camiasında mümtaz bir yere sahip olmuştur.  Hocamız; Türk diline, Türk kültürüne ve Türk tarihine olan içten bağlılığı ile de gönülleri fethetmiştir. Alçak gönüllü, yardımsever, iyi niyetli ve her zaman yapıcı bir karaktere sahip olan İlker, geride silinmez bir iz bırakmıştır. Edebiyata ve güzel sanatların hemen her alanına olan ilgisi onun kalemini güçlendirmiş ve düşünce dünyasını alabildiğine genişletmiştir. Geleneklerine kökten bağlı olan S.Sami İlker, insanı eğit ki toplum düzelsin şiarından hareketle yazılar yazmış, konferanslar vermiş ve kitaplar çıkarmıştır. İnsan sağlığının her şeyden önce geldiğini, çevreye ve doğaya sahip çıkmanın insana sahip çıkmak olduğunu her vesile ile dile getiren İlker, sağlıklı beslenme üzerine orta dereceli okullarda, üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarında konferanslar vermiş bir modern zaman yol başçısıdır. Türk insanına olan inancı, öğrencilerine olan sevgisi ve dostlarına olan vefası onu bir bakıma modern zaman “aksakalı” mertebesine yükseltmiştir dense yerinde olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116142</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58b3226f-1412-436f-8896-ed7713d665d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Tekerleği</image:title>
            <image:caption>Dünya Tekerleği, Tatar şair, tercüman, gazeteci, radyo programcısı Elfiya Sitdıykova’nın povest türünde yazdığı ilk eseridir. Daha önce Tatar edebiyatında ele alınmamış KAMAZ (Kama Otomobil Fabrikası) konusu, ilk kez onun ellerinden çıkan bu povestle okurun dikkatine sunulur. Elfiya Sitdıykova’nın Türkiye Türkçesine aktarılan elinizdeki povesti, iş ve çalışma hayatının doğrudan veya dolaylı yoldan bir parçası olan eğitim, insan ilişkileri, yalnızlık, aşk/sevgi, evlilik, kıskançlık ve hastalık temalarını merkezine alır. Tataristan’ın dünya çapında bilinen otomobil fabrikası KAMAZ’da Elfiya Sitdıykova’nın da forklift sürücüsü olarak çalışmış olması, dönemin siyasi ve sosyal koşullarının gerçekçi bir atmosfer içerisinde yansıtılmasını sağlar. Povestte, Elfiya Sitdıykova’nın hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verildikten sonra yapı ve içerik kısmına geçilmiş, kurgu, içerik, kişiler, mekân, zaman ve anlatım teknikleri başlıkları altında eser incelemeye tâbi tutulmuştur. Dünya Tekerleği’nin Türkiye Türkçesine aktarılmış hâli ise incelemenin sonuna eklenmiştir.
Dr. Alp Eren DEMİRKAYA</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116143</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cf6b765-ccd0-4f8f-a696-a71d19ef6d39.jpg</image:loc>
            <image:title>Divançe-i Erşed</image:title>
            <image:caption>Eser, Medine Arif Hikmet Kütüphanesi 117/811 numarada “Dîvân” olarak kayıtlı olmasıyla birlikte Erşed’in bazı şiirlerinde kendi eserini “dîvânçe” olarak nitelemesi sebebiyle, kitabımıza “Dîvânçe-i Erşed” adını vermeyi uygun gördük. Araştırmalarımız neticesinde başka bir nüshası tespit edilemeyen eserin müellif hattı olması kuvvetle muhtemeldir. Şiirlerinden; abisiyle birlikte Hicaz’a gittiği, babasının vefatından sonra çok sıkıntılar çektiği, kendisine düşmanlık besleyen insanların bulunduğu anlaşılan Erşed, eserini 21 yaşında tamamlamış ve 29 yaşında vefat etmiştir. Bu erken ölüme telmihte bulunmak için kitabımızın kapağına kırık gül figürü koymayı tercih ettik. Şair eserinin ön sözünde unutulmak istemediğini bu nedenle birçok şiir yazdığını söylemekte, eserini okuyan kişilerden de kendisine hayır dua etmelerini istemektedir...
Ne diyelim, Allah Erşed’e rahmetler eylesin...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116144</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02aa828e-9dd7-4110-aeb6-f70d9b24ab2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hasan Basri Çantay</image:title>
            <image:caption>Hasan Basri Çantay (doğ. 18 Kasım 1887-öl. 3 Aralık 1964), 20. yy. Türk kültür ve edebiyatında iz bırakmış çok yönlü bir şahsiyettir. Dil, edebiyat, tarih, hukuk vb. sosyal ve kültürel alanlarda önemli sayıda eser ve yazı neşreden Çantay, aynı zamanda bir Kuvâ-yı Milliye kahramanı ve Cumhuriyet Dönemi siyaset adamıdır. Çantay’ın kanaat önderliği ve gazeteciliği şahsiyetinin diğer yönlerini oluşturur.
II. Meşrûtiyet Dönemi’nde başlayan Çantay’ın yazı faaliyeti, hayatının sonuna kadar devam etmiştir. Çantay; Yıldırım, Nasihat, Karesi, Doğru Söz, Ses, İzmir’e Doğru, Zafer-i Millî, Türk Dili, Balıkesir Postası, Balıkesir Adalet gibi Balıkesir’de çıkan gazetelerde gerek yöneticilik gerekse de yazarlık faaliyeti ile Türk kültür ve edebiyatında iz bırakmış bir isimdir. Çantay’ın siyasî hayatını şekillendiren ve onu Kuvâ-yı Milliye kahramanı yapan olaylar Mütâreke Dönemi’nde gerçekleşir. Ayrıca Balıkesir kökenli Irmak, Gençler Yolu, Kaynak gibi dergilerin yanında Sırât-ı Müstakîm, Sebilürreşat, Tanrıdağ, İslâm ve İslâm’ın Nuru gibi mecmualarda da yazı ve şiirler neşretmiştir. Çantay’ın önemli sayıda basılmış ve basılamamış telif ve tercüme eseri bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116145</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9593b9c-c2f3-45bc-8fb1-3c28579bc023.jpg</image:loc>
            <image:title>İncili Çavuş Fıkralarında Eğitici Değerler</image:title>
            <image:caption>İncili Çavuş fıkralarındaki değer zenginliğini gün yüzüne çıkarmak bu çalışma için önemlidir. Fıkra kahramanı İncili Çavuş vaktiyle Osmanlı sarayında bulunmuş, ince bir nükte ve derin bir mizah ustasıdır. Öyle ki, bazen sayfalarca kelime yüküyle anlatılabilecek eğitsel bir iletiyi İncili Çavuş fıkralarında yalnızca birkaç cümleyle, öz, mizahî ve etkili şekilde bulmak mümkündür.
Çalışmada konu edilen İncili Çavuş fıkralarından bir kısmı, içinden çıkılması zor durumlardan hazırcevaplıkla bir çırpıda kurtulmayı anlatır; bazıları gösteriş düşkünlerinin, kibirli insanların yaşadıkları olaylar neticesinde nasıl pişman olduklarına değinir; bazılarında ise özü sözü bir, merhametli, cesur insanlar övülür, yüceltilir. Kısacası söz konusu fıkralar tek bir konu etrafında şekillenmez. Farklı konular çeşitli bakış açılarıyla ele alınır; sosyal ve dinî birçok değer ilgi çekici küçük kıssalar etrafında âdetâ somutlaştırılır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116146</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a89f2f59-3569-4e02-87ad-a880c50feeb6.jpg</image:loc>
            <image:title>Menasik-i Hacc</image:title>
            <image:caption>Düşünme, mantık ve konuşma ile birlikte ve aynı zamanda bu hasletlerin bir sonucu olarak din; yalnızca insana has kılınmış, bu konudaki sorumluluk insanla beraber var olmuştur. Semavî olsun olmasın tüm dinlerde de insana çeşitli sorumluluklar yüklenmiş, ideal insan tipinin çerçevesi dinî hükümlerle sabitlenerek çeşitli kural ve kaidelere bağlanmıştır. Bu kural ve kaidelerdeki maksat, insanı yaratacısına yaklaştırmak, insan ile yaratıcısı arasında bir köprü kurmaktır. Semavî olmayan dinlerde dahi gözlemlenebilen kutsal mekân ziyareti, insanın yaratıcısına yaklaşma vesilesidir. Diğer dinlere kıyasla hac ibadeti, kutsal mekân ziyaretinden ziyade tam tekmil bir ibadet hükmündedir. Bu hükümleri bildiren pek çok eser gerek Arapça ve Farsça gerekse Türkçe kaleme alınmıştır. Türklerin İslâmiyete intibaklarının neticesinde ilk yıllardan itibaren başta satır altı Kur’ân tercümeleri olmak üzere dinî içerikli pek çok eser kaleme alınmış ve hatta din dışı eserlerde dahi dinî referanslar verilmiş, tevhid, na’t gibi bölümler bu eserlerin ilk sayfalarında yer tutmuştur. Çalışmamıza konu olan Menâsik-i Hacc isimli eser, menâsik tarzda kaleme alınmış nadide bir eserdir. Çalışmamızda bu eserin transkirpsiyonlu metnine ve dil incelemesine yer verilmiştir. Bu çalışmanın hac edebiyatı ve Türk dili çalışmalarına ufak da olsa bir katkı sağlayacağı temennisindeyiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116147</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/77e48f4c-a74c-45f2-a49d-65593143817c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhi Naci Sağdıç</image:title>
            <image:caption>Ruhi Naci Sağdıç (doğ.1895- öl.1958), “Edremitli Ruhi Naci” adıyla edebî faaliyetine başlamış Cumhuriyet dönemi şair ve kültür adamıdır. Şairliği yanında Edremit ve çevresinde Millî Mücadele’deki başarılı hizmetleriyle tanınmış bir Kuvâ-yı Milliyecidir.  Dönemin bölgesel ve ulusal yayın organlarında yazı faaliyetinde bulunan Ruhi Naci’nin, Sadâ-yı Hak gibi İzmir gazetelerinin yanında Karesi, İzmir’e Doğru gibi Balıkesir gazetelerinde de eserleri mevcuttur. Ruhi Naci, Cumhuriyet Dönemi’nden sonra yayına başlayan Balıkesir’in uzun soluklu gazetelerinden Türk Dili’nde neşrettiği şiir ve nesirleri ile dikkati çekmiştir. Edebiyat tarihimizin önemli yayın mecralarından Dilek, Çağlayan, Irmak gibi edebiyat dergilerinin kurucularından olan Ruhi Naci, Sebilürreşat dergisinde de yazmıştır. Vakit ve Yeni Sabah gazetelerinde muhabirlik ve köşe yazarlığı yapmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116148</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/86ff73d5-dc1a-4445-85ba-d930c5c31d2d.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağdaş Lilith Gülseli İnal</image:title>
            <image:caption>“Bir süre sonra Gülseli İnal’ın şiirleri yayınlanmaya başladı. Neresinden alırsanız değişik, güzel şiirlerdi bunlar…”
CEMAL SÜREYA
 
“Gülseli İnal’ın şiiri ilginç olmayı sürdürüyor. İlginç çünkü günümüzde yazılan şiirin oldukça dışında seyrediyor… Bereketli bir kaynaktan kalkarak imkânlı bir şiir geliştirmiş İnal. Gelecek kitaplarında bunun daha da güzel örneklerini okuyacağımızı düşünüyorum. Çünkü çok renkli, çarpıcı, şaşırtıcı imgeler ve sonsuz çağrışımların oluşturduğu bu mozaikten yeni sürprizler beklenebilir.”
HAYDAR ERGÜLEN
 
“İnal, sezgiler dünyasında, şiir dilinin olgunluğunda, apayrı bir ince duyarlılıkla gezinen ve bizleri gezdiren yeni bir kişiliğin eşiğine varmış bir şairdir… İnal’ın şiiri yeryüzünden kopup yıldızlara uzanan bir düş gerçeğine sıkı sıkıya bağlıdır…”
VEDAT GÜNYOL
 
“Açın kapağı ve sayfaların rüzgârından sonra korkmadan bırakın kendinizi okyanusun bağrına. Güvenin dibe yaklaşırken hayatta kalacağınıza.”
TARIK GÜNERSEL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116149</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d17cbd1-6903-420f-9eee-8a681d6d4704.jpg</image:loc>
            <image:title>Nikati Divanı</image:title>
            <image:caption>Klasik Türk şiirinin en verimli dönemlerinden biri olarak kabul edilen on yedinci yüzyıl Sebk-i Hindi üslubunun etkisini gösterdiği; Nabi, Nefi, Neşatî, Şeyhülislam Yahya, Bahayî gibi kudretli şairlerin şöhret sahibi olduğu bir dönemdir. Tezkirelerde kimi bu dönem edebiyatının gelişimine katkı sağlayan kimi ise özgünlükten uzak, büyük şairleri taklit etmekten öteye gidememiş taklitçi veya bir muakkip olarak değerlendirilmesi gereken şairlerden de bahsedilmiştir. Kanaatimize göre bu ikinci sınıfa dâhil edilebilecek şairlerden biri de on sekizinci yüzyılın başında vefat eden Nikatî’dir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116150</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1a764e5-9655-42c5-bb39-967bd03406ef.jpg</image:loc>
            <image:title>Promethe&apos;nin Sesi İskender Fikret Akdora</image:title>
            <image:caption>“İskender Fikret Akdora’nın ilk şiir kitabı ‘Hatıralar Şehri’nde Haşim’le Orhan Veli arasında bir şairi bulmaktayız. Baudelaire telakki ve duyuşundan Souppault telakki ve duyuşuna bir atlayışla artistik başarıyı elde ettiğini görüyoruz.”
Cavit Yamaç 
 
“Ozanların en zengini, zenginlerin en ozanı” 
Vâlâ Nurettin
 
Modern Türk şiirinin yönelimlerini şiirinde yansıtan İskender Fikret Akdora’nın şiir, roman, tiyatro türlerinde eserleri bulunmaktadır. Süreli yayınlarda inceleme ve yazıları olan şair, dergicilik, gazetecilik faaliyetlerinde de aktif olarak yer almıştır. Dönemin edebiyat mahfillerinin aranan simalarından olmasına rağmen, şairin eserleri ve edebî kimliği hakkında günümüze kadar bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışma, şairin sanat anlayışını, şiirinin kaynaklarını ve şiirlerinin yapı-içerik unsurları bakımından analizini ele almaktadır. Böylece Türk edebiyatına eserleriyle, yazılarıyla katkıda bulunan şairin tanıtılması amaçlanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116151</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4799cfe-3e03-4198-a13e-2b017323ebc1.jpg</image:loc>
            <image:title>Axtıılar (Hatıralar)</image:title>
            <image:caption>“Төлөбүрэ суоx ас үөл арай Саxаҕа баар. Манна Саxа үтүө сүрэҕэ күлүгэ суоx көстөр. Саxа балаҕаныгар киир: кини туоx аhа баарынан эйигин күндүүлүөҕэ; уон да xонукка олор, биир да ый олор: мэлдьи тот буолуоҥ бэйэҥ даҕаны атыҥ даҕаны.”
 
“Tölöbüre suox as üöl aray Saxağa baar. Manna Saxa ütüö süreğe külüge suox köstör. Saxa balağanıgar kiir: kini tuox asa baarınan eyigin kündüülüöğe; uon da xonukka olor, biir da ıy olor: melci tot buoluoñ beyeñ dağanı atıñ dağanı.”
 
“Karşılıksız yiyecek içecek yalnız Sahalarda olur. Sahaların gönül zenginliği burada kendini apaçık gösterir. Bir Saha’nın balağanına (evine) gir: Seni ağırlamak için tüm yemeğini çıkarır; ister on gün kal ister bir ay kal: Hem senin hem de atının karnı her zaman doyar.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116152</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b40db273-7d33-4ec7-8c4a-29168f5b0cd3.jpg</image:loc>
            <image:title>15. Yüzyıl Şairlerinden Şemsi’nin Yusuf u Züleyha Mesnevisi 1. Cilt (İnceleme-Metin)</image:title>
            <image:caption>Şemsî’nin Yûsuf u Züleyhâ adlı mesnevîsi, 15. yüzyılın sonlarında Doğu Türkçesi ile kaleme alınmış, Türkçenin değişik evrelerinden dil özellikleri gösteren bir eserdir. Çalışmanın amacı, mesnevî şeklinde kaleme alınmış olan bu eseri araştırmacıların ve ilgilenenlerin dikkatine ve istifadesine sunmaktır.
Çalışmanın ikinci cildi, mesnevînin tenkitli metninin hazırlanmasında esas aldığımız dört nüshanın tıpkıbasımını barındırmaktadır. Tenkitli metin hazırlanırken her dört nüshadan da yararlanılmasından dolayı mevcut nüshaların tamamının yer almasını daha uygun gördük.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116153</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ebaa6cb-4b63-48ca-845c-e6ab53bde958.jpg</image:loc>
            <image:title>15. Yüzyıl Şairlerinden Şemsi’nin Yusuf u Züleyha Mesnevisi 2. Cilt (Tıpkıbasım)</image:title>
            <image:caption>Şemsî’nin Yûsuf u Züleyhâ adlı mesnevîsi, 15. yüzyılın sonlarında Doğu Türkçesi ile kaleme alınmış, Türkçenin değişik evrelerinden dil özellikleri gösteren bir eserdir. Çalışmanın amacı, mesnevî şeklinde kaleme alınmış olan bu eseri araştırmacıların ve ilgilenenlerin dikkatine ve istifadesine sunmaktır.
Çalışmanın ikinci cildi, mesnevînin tenkitli metninin hazırlanmasında esas aldığımız dört nüshanın tıpkıbasımını barındırmaktadır. Tenkitli metin hazırlanırken her dört nüshadan da yararlanılmasından dolayı mevcut nüshaların tamamının yer almasını daha uygun gördük.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116154</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7a649d6-93e9-43ac-9a62-86dfe8fbd41c.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiire ve Mücadeleye Adanmış Bir Hayat - Müştak Erenus</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı üzerine değerlendirmeler yapılırken şairler ve yazarlar bağlı bulundukları sanat görüşüne göre sınıflandırılır. Böylece yapılacak incelemelerin kapsamı da baştan belirlenmiş olur. Ancak 1923’ten günümüze çok fazla sanatçının eser vermiş olması bazı isimlerin geri planda kalmasına ve sadece ismen edebiyat tarihlerinde yer almalarına neden olur. Doğru bir değerlendirme yapabilmek adına bu isimlerin çalışmaları gün ışığına çıkarılmalı ve incelenmelidir. Edebiyat tarihlerinde sadece ismi ve biyografik bazı bilgiler verilerek üzerinde durulmayan bu şairlerden biri de Müştak Erenus’tur. 1940’lı yıllardan itibaren edebiyatla meşgul olmasına hatta güzel sanatların pek çok dalına ilgi duymasına rağmen eserleri üzerinde yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116155</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4f924ff-d4ec-41a3-80ca-424b867ca788.jpg</image:loc>
            <image:title>Bedr-i Münir</image:title>
            <image:caption>İslam Peygamberinin hayatını bir bütün olarak anlatmak veya O’nun mücadelelerinden, gazâlarından bahsetmek, ilk dönemlerde tarihçilerin ve râvîlerin müslümanları bilgilendirmek amacıyla uğraştıkları bir disiplin şeklinde algılanmıştır. Fakat ilerleyen zamanlarda Hz. Peygamber’in hayatı ve mücadeleleri, sanatsal ve estetik kaygılar da göz önünde bulundurularak edebiyatçıların da üzerinde kalem oynattıkları önemli bir konu haline gelmiştir. XVIII. yüzyıl şairlerinden Hayrî tarafından yazılan “Bedr-i Münîr” adlı eser de bu minvalde kaleme alınmıştır. Muhteva olarak siyer türü başlığı altında değerlendirebileceğimiz Bedr-i Münîr, Bedir Savaşı’nın edebi bir dille anlatıldığı bir mesnevi hüviyetindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116156</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9937f587-8ae3-4afc-a671-7c6bc154bd5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Gregoryen Kıpçak Türkçesi İle Yazılmış Töre Bitigi&apos;nde Hukuk Terimleri</image:title>
            <image:caption>16-17. yüzyıl Hristiyan Kıpçaklarının toplumsal hayatına şekil veren Töre Bitigi, Ukrayna’da yaşayan Gregoryen Kıpçaklarının bir kanunlar bütünüdür.
Töre Bitigi’nden günümüze ulaşan malzemelerde Gregoryen Kıpçaklarına ait hukukî belgelerin yanı sıra dönemin Kıpçaklarının sosyal, ekonomik, dinî ve aile hayatını yorumlayabilecek düzeyde dil malzemesi sunması bakımından eser Türk dili için oldukça değerlidir.
Özellikle hukuk diliyle ilgili dil malzemesi ülkemizdeki hukuk terminolojisinin Türkçeleşmesine örnek teşkil edebilir. Gregoryen Kıpçaklarının hukuk terimleri Türkçe kökenli; Türkçe ve diğer dillerden oluşmuş birleşik sözcüklerden türetilmiş hukuk terimleri olmak üzere iki biçimde oluşmuştur. Gregoryen Kıpçaklarının hukuk dili incelendiğinde terimlerin çoğunluğunun Türkçe kökenli sözcüklerden oluştuğu görülmektedir.
Günümüz Türk hukuk dili ağırlıklı olarak yabancı kökenli kelimelerin kullanıldığı bir alan konumundadır. Yapılan bu ve benzeri çalışmalar sayesinde geçmişte Gregoryen Kıpçakların başarıyla uyguladıkları gibi hem Töre Bitigi hem de diğer hukuk belgeleri ve mahkeme tutanaklarının incelenmesi ile elde edilen Türkçe hukuk terimleri neticesinde günümüzdeki mevcut/kullanılan Türkçe hukuk terimlerinin sayısının artabileceği ve Türk dilinin zengin bir hukuk sözlüğü oluşturulabileceği düşünülmektedir.
Dr. Emine GÜVEN</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116157</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abc1263f-2350-41fa-aa33-b26beb7fc0f9.jpg</image:loc>
            <image:title>Emin Bülent Serdaroğlu</image:title>
            <image:caption>Emin Bülend Serdaroğlu’nun Galatasaray Lisesi’nde okuduğu yıllarda başlayan şiir merakı onun hayatının diğer safhalarında da etkisini hissettirir. Fecr-i Âti grubu içerisinde önemli bir yere sahip olan Emin Bülend, bu dönemde ve daha sonraki dönemlerde çeşitli edebiyat mecmualarında şiirler neşreder. Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra futbolcu ve memur kimliği ile karşımıza çıkan Emin Bülend Serdaroğlu, ölümüne kısa bir süre kalıncaya kadar memuriyet hayatına devam eder. Memuriyet yıllarında edebiyat hayatına küserek kendi içine çekilir; fakat şiirden vazgeçmeyerek yayımlamasa da şiirler yazmayı sürdürür.
 
Emin Bülend, millî konuları işleyen şiirler kaleme alır ve bu dönemin kendine has duyuş tarzını ve marazi hassasiyetlerini yansıtan aruz vezni ile şiirler yazar. Bu çalışmanın temelini şairin hayatı, şiirlerindeki ferdî ve sosyal temaların dikkatleri sunulması ve şiirlerinin vezin ve şekil bakımından incelenmesi oluşturmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116158</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/732fedf7-7992-40b6-8b1c-e64f041ee6e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Müellifi Bilinmeyen Manzum Bir Hz. Ali Cenknamesi</image:title>
            <image:caption>İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türk edebiyatında görülmeye başlanan dinî-kahramanlık hikâyelerinin önemli bir kısmı da Hz. Ali başkahramanlığında şekillenen cenknâmelerdir. Tercüme, telif veya uyarlama yoluyla edebiyatımıza giren bu eserlerde ana tema İslamiyet’in yayılması, usul ve esaslarının öğretilmesidir. Bununla birlikte ahlakî değerleri haiz, cesaret ve kahramanlık vasıflarıyla donanmış örnek insan tipinin idealize edildiği epik-didaktik nitelikteki eserler olarak sözlü ve yazılı geleneğin içerisinde yüzyıllarca varlık göstermişlerdir. Söz konusu ana eksen etrafında tarihî gerçekliğin ve olağanüstü unsurların yardımıyla zenginleştirilen, çok çeşitli içerik ve başlıklara sahip olan cenknâmelerin pek çoğunun müellifi bilinmemektedir.
 
Elinizdeki kitap başı ve sonu eksik olduğu için içerisinde müellif bilgisi, eser adı veya başlığı gibi bilgileri içermeyen, mesnevi tarzında yazılmış bir Hz. Ali cenknâmesidir. Giriş, Eserin Şekil ve Muhteva Özellikleri, Eserin İmla ve Dil Özellikleri, Sonuç, Metin ve Dizin bölümlerinden oluşan bu çalışmada cenknâmenin çeviri yazılı metni ve gramatikal dizini hazırlanarak, dönem metinlerinde seyrek rastlanılan veya sadece bu metne özgü imla ve dil özellikleri incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116159</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f930ca09-8b8e-428d-a566-197a5e65e031.jpg</image:loc>
            <image:title>Mensusr Bir Kırk Hadis Kitabı</image:title>
            <image:caption>İslâm’ın temel kaynaklarından biri olan hadisler, peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) sözleri, davranışları ve yaşamı hakkında bilgiler içerir. Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte İslam’ın doğru anlaşılmasına rehberlik eden bu metinler, Müslümanlar için ahlâkî, dinî ve hukukî konularda birer kaynak olarak kabul edilir. Bu kaynaklar, İslâm toplumlarının yaşam biçimini düzenlerken aynı zamanda bireylerin kişisel gelişimine ve manevî yolculuğuna rehberlik eder. İslâm medeniyeti içerisinde, kırk hadis tercümelerine en fazla ilgi gösteren toplum kuşkusuz Türkler olmuştur.
 
Bu çalışma da müellifi bilinmeyen mensur bir kırk hadis metnini konu edinmektedir. Çalışmanın giriş kısmında kırk hadislerin yazılış nedenleri, şekil özellikleri, mahiyetleri hakkında bilgi verildikten sonra bu türün ortaya çıkışında en önemli faktörlerden biri olan kırk sayısının Türk kültüründeki yerinden bahsedilmiş ve İslâmî Türk edebiyatında kırk hadis geleneği üzerinde durulmuştur. Daha sonra metnin dil ve üslûp incelemesi yapılmış, eserin mahiyeti hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak çeviri yazılı metnin verildiği çalışmaya gramatikal indeks ve tıpkıbasım eklenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116160</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2df603b4-70e6-4996-a5ef-360b981e0318.jpg</image:loc>
            <image:title>Depreme Maruz Kalan Erken Çocukluk Dönemi Çocuklarına Yönelik Etkinlikler</image:title>
            <image:caption>Erken Çocukluk dönemi ve çocukların hızlı gelişimini vurgulayarak, çevre­leriyle etkileşim içinde oldukları, deneyimler ve iletişim yoluyla öğrendikleri üzerinde duruyor. Bu çalışma doğal afetlerin insanlar üzerindeki etkilerini, özellikle çocuklar üzerindeki ruhsal ve fiziksel sonuçlarını ele alıyor. Bu bağ­lamda, afetlerin sık yaşandığı bölgelerde çocuklara afet bilinci oluşturmanın önemi ve okulöncesi dönem çocukları için yapılabilecek bilgilendirici etkin­liklerin etkisi vurgulanıyor. Bu kitabın, afetlere maruz kalmış çocuklarda ruhsal etkileri azaltacak etkinliklerin sunulması ve çocuklarda afet bilincinin oluşturulmasına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116161</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/273b9bfe-c3e5-41e6-9494-bea3d74a0028.jpg</image:loc>
            <image:title>Orhon Murat Arıburnu</image:title>
            <image:caption>Arıburnu, 1940’lardan 1980’lere kadar yazdığı şiirleriyle Türk şiirinde kendi sentezini yapmayı başarmış nadir şairlerdendir. Birbirine zıt olarak düşünülebilecek olan Garip ve Toplumcu Gerçekçi şiir anlayışlarını birleştirme başarısını gösterir. 1940’larda yazdığı şiirlerinde Garip şiirindeki kısa, çarpıcı ve ironisi yüksek şiirleriyle dikkatleri çeker. Daha sonra dikkatini bir başka sanat olan sinemaya yönlendirir. Bu durum onun şiirlerinde değişiklik yapmasına zemin hazırlar. Hayatın içinde yer aldıkça toplumcu düşüncenin izlerini yansıtmak gerektiğine de inanır. 1960’lardan itibaren şiirlerine bu düşünce yön verir. Ancak Arıburnu’nun şiirlerindeki toplumculuk Nâzım Hikmet’le beraber ortaya çıkan ve ideolojinin tesirindeki bir anlayış değildir. O, kuvayimilliye ruhuna ve halkın sahip olduğu sonsuz güce inanır. Halkın yanında olan, kendine en önemli kaynak olarak halkı gören bir yapıya sahiptir. Şiirlerinde ideolojik düşünce yok denecek kadar azdır. Bu nedenle iki farklı şiir anlayışı arasında köprü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Şairin derdi küçük insanların hayatın her alanındaki mücadelesini, varlık ve yoklukla savaşını, zenginliğini ve gücünü anlatabilmektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116162</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7e7d387e-70a8-4395-9448-f658a3d9ce09.jpg</image:loc>
            <image:title>Hikaye’den Roman’a</image:title>
            <image:caption>Hikâye’den Roman’a: Anlatma Esasına Bağlı Metinler Üzerine İnceleme­ler adlı bu kitap, Servet-i Fünûn döneminden günümüze kadar bazı yazarlarımızın roman ve hikâyelerinin incelemelerinden oluşuyor. Çalışmanın ‘Hikâye’den’ adlı ilk bölümünde; Halit Ziya Uşaklıgil’den Halide Edip Adıvar’a, Reşat Nuri Gün­tekin’den Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na, Refik Halit Karay’dan Sait Faik Aba­sıyanık’a, Necip Fazıl Kısakürek’ten Sezai Karakoç’a, Yaşar Kemal’den Mustafa Çiftçi’ye kadar birçok ismin hikâyeleri üzerine değerlendirmeler yapılıyor. Ayrıca Osman Zeki Özturanlı ve Necati Güngör’ün hikâyeciliğine de geniş olarak bakı­lıyor. ‘Roman’a’ adını taşıyan ikinci bölümünde ise Peyami Safa’dan Orhan Ke­mal’e, Suat Derviş’ten Oktay Akbal’a, Enver Behnan Şapolyo’dan Burhan Günel’e farklı yazarlarımızın bazı romanları çeşitli bakış açıları ile ele alınıyor. Ayrıca Bekir Büyükarkın’ın romanları genel olarak değerlendirilirken İsmail Bilgin’in romanları da şahıslar kadrosu etrafında inceleniyor. Kitapta yer alan yazılar ile çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarının roman ve hikâyeleri, farklı unsurlar etrafında ele alınıp yorumlanmakta böylece roman ve hikâye yazarlarımızın anlatım ufuklarına bir yolculuk yapılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116164</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bd61451f-dac2-4cae-8a5c-b8708cbcac14.jpg</image:loc>
            <image:title>“Manisa Ağızları” Çalışma Günlüğü</image:title>
            <image:caption>Projenin tamamlanma öncesi, metinlerin sıralanması, numaralandırma, metin kutularının düzenlenmesi, karşıma çıkan meselelerle ilgili görüşlerim; bilgisayar karşısındaki teknik zayıflığım, deşifre sırasındaki yorucu zamanlar; metinlerin fontlarla işaretlenmesi ve kontrol sürecinde ses kayıtlarını defalarca dinlemeler. Ve kitabın ayrıntılı bir gramer olabilmesi için bütün metinleri kelime kelime, satır satır, paragraf paragraf fişlemeye başladığım ve kutsal bir işe başlar gibi giyindiğim azim ve kararlılık giysileri. Tanrıyla konuşmalarım; ona elimi uzatışım…  Bütün bunların o andaki kayıtları ve kısaca pek çok konu üzerinde düşünce ve duygularım var bu günlükte. Kendi gündelik ve özel yaşantım, mesleki çalışmalarım, okul, dersler, evim ve işlerim.
 
Sizi bir bilimsel eserin çalışma günlüğü ile baş başa bırakıyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116165</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dec0bc3f-569d-44b2-aa33-2e35e1ec1a0a.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Şiirinin Ses Bayrağı Arif Nihat Asya</image:title>
            <image:caption>Edebiyatımızda Bayrak şairi olarak anılan Arif Nihat Asya, Bayrak şiiriyle Türk ede­biyatındaki en güzel bayrak şiirlerinden birine imza atar. Asya, ayrıca mazi ile bugü­nü buluşturduğu, Türk tarihinin en önemli olaylarından biri olan İstanbul’un fethini anlattığı Fetih Marşı ve tasavvufun etkisiyle Hz. Muhammed’e duyduğu büyük hay­ranlığın sonucunda kaleme aldığı Naat şiiriyle günümüzde hâlâ adından söz ettiren sanatçılardandır.
 Asya, yalnızca bir şair değildir. O aynı zamanda öğretmen, gazeteci ve milletvekilli­dir. Onun bu çok yönlü tarafı sanatına da yansır. Sanatçı, yazmış olduğu mensur şiir­leriyle, özellikle iç ve dış siyaseti konu alan fıkralarıyla, sosyal tenkitin bolca yer aldığı gazete yazılarıyla, mektupları, vecize, nükte ve hiciv özelliği taşıyan kısa nesirleriyle aynı zamanda bir fikir ve kültür adamıdır. Sanatı, hayatının bir parçası hâline getiren şair, 1920’li yıllardan vefatına kadar geçen elli beş yıllık süreçte şiirden ve nesirden hiç kopmaz. Öyle ki günümüzde de Türk şiirinin ses bayrağını hâlâ aynı ihtişamla dalgalandırmaya devam eder.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116166</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/43b6ce11-295b-4463-9355-a748cd37f06d.jpg</image:loc>
            <image:title>Müfide Güzin Anadol: Bütün Şiirleri</image:title>
            <image:caption>Şair ve yazar Müfide Güzin Anadol 12 Ocak 1925 tarihinde Arapsun’da doğdu. Aslen Devreklidir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türkoloji Bölümü’nü bitirdi. Anadol’un ilk şiirleri Kaynak dergisinde yayınlandı. Şiir ve öykülerinde öğretmen olarak görev yaptığı Devrek’in, meyve ağaçları ile dolu bahçeli tahta evleri, yemyeşil dokusu, ünlü ırmağı ile küçük kasaba yaşamından çizgiler bulunur. Öykülerinde, birbirinin sırtına yaslanan tahta evlerden çok, evlerin içindeki haleti ruhiyeyi ve bu evlere tutunarak yaşayan insanları anlatır. Çünkü yazara göre bu evler canlıdır, yaşarlar ve ölürler. Müfide Güzin Anadol, 13 Şubat 2005 günü seksen yaşında aramızdan ayrıldı. 
Bu şiir kitabından daha önce yayımlanmış olan şiirleriyle, Araştırmacı Yazar İbrahim Tığ tarafından tespit edilen yayımlanmış 39 yeni şiiri bulunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116167</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a2a98a1-ae11-4754-9480-681cc71e86dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Farkına Varanlar</image:title>
            <image:caption>Yelda Türkoğlu bu romanıyla, bizim hep hayal ettiğimiz ama hiçbir zaman yapamadığımız/yaşayamadığımız bir dünyaya gönderiyor. Burası kentlerde yaşayan, modern insan diye tabir ettiğimiz insanlardan oluşan bir köy. Gerçek Yaşam Köyü. Kent hayatının keşmekeşliğinden, samimiyetsizliğinden, hızından ve mutsuz insan yığınlarından kurtulmak, doğa ile iç içe, huzurlu, kaliteli, bir yaşam kurmak isteyenlerin oluşturduğu yeni bir yaşam tarzı. Mutluluk arayışının son bulduğu yer. 
İnsan değişti mi, özüne döndü mü tüm dünya değişir. Ruhlar huzur bulur, mutluluk arayışı nihayete erer. Bu insan eliyle kirletilmiş doğa bile kendine gelir. Yeter ki biz önce kendimize bakalım, kendimizi görelim ama bir kişi değil, hepimiz, dünyadaki herkes. Yanlışlarımızı görelim ve bu yanlışları düzeltmek için neler yapabileceğimize bakalım. İşte, Gerçek Yaşam Köyü, bunu gerçekleştirebilen insanlar tarafından kurulmuştur. Nasıl mı?…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116168</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d6d48d5f-5ef6-4f30-9663-4da06bff9f1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Dost</image:title>
            <image:caption>Annem, bugün onu bir temiz dövdü. Tabii döver. Misafir 
odamızdaki güzelim halımızı kesmiş. Deli mi ne? Annem: 
“Kız niye kestin halıyı?” dedi. O: “Kuş var halının içinde,” 
dedi. “Beyaz kuş. Onu çıkartacaktım.” 
Bizi 50 kuşağının öncülerinden ve modern edebiyatımızın kült ya- 
zarlarından Vüs’at O. Bener’le yani “Vüs’atî bir ekol”le tanıştıran 
ilk öyküler Dost’ta. Kardeşi Erhan Bener, arkadaş grubundaki genç 
yazarların haşin eleştirmeni olan ağabeyinin eline kalem tutuşturup 
“Çok eleştirdin, biraz da yaz!” komutuyla onu adeta eve hapseder. 
Oradan elinde “Dost” öyküsüyle çıkar Vüs’at O. Bener. Hemen ar- 
dından yazarın ilk öyküleri Dost adıyla kitaplaşır. Yalın, anlaşılır, akıcı 
diyaloglar ve iç sesler aracılığıyla karakterlerin ruh hallerini yansıtan 
Bener, “Havva” ve “Kömür” gibi en çok ses getiren öykülerinin de 
yer aldığı bu ilk kitabında biçem farkını ortaya koymuş, edebiyatımı- 
zın sıradışı yazarlarından olacağına dair ilk sinyalleri vermiştir. 
“Vüs’at O. Bener’in kendine özgülüğü kuşkusuz yalnızca dilinden 
ötürü değildir; bir de anlatım biçimi, konuları, kişileri, kişileri can- 
landırma biçimi, öyküye öykü olarak kazandırdıkları, olağanüstü ay- 
rıntıcılığı, kılı kırk yararcasına gösterdiği titizlik, sağlam öykü yapısı 
ve bütün bunlardan sonra edindiği etkileyici öykü dünyası var.” –Semih Gümüş</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116169</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ce50602-f307-4ab0-abe7-0eb25b90560d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bahar</image:title>
            <image:caption>İbrahim Tığ’ın son öykü kitabı olan “Bahar” adlı eserinde 23 öykü bulunmaktadır. 
İbrahim Tığ’ın öykü karakterleri gerçek hayattan devşirilmiş, yöresel bir tavırla ele alınmış bu da onu öykücülük de başarılı kılmıştır. Öyküde bu otantik ifadeleri ve bakış açıları orijinalinden kopmadan güçlü betimlemelerle bize yansıtan Tığ, tam da burada usta bir yazarın tasvir gücünü hissettirmektedir. Özellikle aşkı dillendiren ifadeler enfes tarif edilmiştir. Öykülerinde Anadolu’daki insanların geri kalmışlığını, cehaletini resmeden Tığ, toplumsal olarak Anadolu insanının beyninde akıl ve bilim dışında gelenek ve hurafelerin ne kadar yer ettiğini güzel bir biçimde ifade etmiştir. Yazar gerçekçi tasvir üslubunun yanı sıra özellikle sosyolojik meseleleri kinayeli bir dilde yerli yerinde kullanarak bizlere mesaj vermektedir. 
Zonguldak’lı olan Tığ, bölgenin kültürel bakış vizyonudur, tıpkı Kırgızların “batıya açılan penceresi” Cengiz Aytmatov gibi Zonguldak’ın “evrensele açılan yüzü” olmuştur ve esasında bu bölge için çok önemli bir kazançtır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116170</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a020937e-9f01-483e-a23a-430988169569.jpg</image:loc>
            <image:title>Siyah Kapaklı Defter</image:title>
            <image:caption>Siyah Kapaklı Defter’de, birbirinden çok ayrı olduğunu düşündüğünüz şeylerin aslında ne kadar aynı olduğunu göreceksiniz “En zayıf taraflarımız belki de en güçlü tarafımızdır.” İnsanı var eden çelişkisini, bir suçmuş gibi sırtımıza yük edişimize, Siyah Kapaklı Defter oyuna çevirdiği arayışıyla farklı bir yerden bakıyor. 
Peki ne yapmalı? Bu çelişkiden bir düşmanmış gibi kaçmak mı? Yoksa onunla dost olup yaşamak mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116171</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1422dcb6-c46e-4d39-86e5-d5ddf4f6b85f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendimden Kendime</image:title>
            <image:caption>Kendimden Kendime, Işınsu&apos;nun son yazısı. Bir iç dökme.
Bazı yazarlar “bu son kitabımdır” diye yazmışlardır ve sonrabir daha, bir daha yazmışlardır; fakat bu Emine Işınsu&apos;nunkesinlikle son kitabıdır. Kendisi de bunun farkındaydı. KendimdenKendime, aslında iki genç edebiyatçının, Gökçe NurŞafak ve Nebahat Akbaş&apos;ın Işınsu projesinin teşvikiyle yazıldı.Bundan on yıl önce, bu iki genç, hemen her gün bizegelip Işınsu&apos;ya röportaj sorularını sordular. Konuşmalarıbaştan sona video kamera ile kaydettiler. Hakkında yazılanmakaleleri, köşe yazılarını topladılar. Ben de fotoğraflarımızı.Işınsu da bu kitapta yer alacak diye planlanan KendimdenKendime&apos;yi yazdı.
Başını bana çevirip imdat ister bir bakışla, “Güzel kelimelerimibulamıyorum” deyişi hâlâ gözlerime yaş doldurur.
Bu kitapta onun son güzel kelimeleri var.
İskender ÖKSÜZ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116172</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/de20e6c7-c7f1-4cc8-baa7-f8eea46b370d.jpg</image:loc>
            <image:title>Emine Işınsu Armağanı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Emine Işınsu Armağanı kitabının tohumları 2018 yılı sonlarında atıldı. Yayın hayatında 12 yılı geride bırakan IHLAMUR dergimizde, yaşayan ustalarımıza saygı ve vefa gayesiyle dosyalar, özel sayılar hazırlamak artık bir gelenek halini aldı. 2019 yılı dosya planlamasını yaparken Mart ayında “Emine Işınsu” dosyası hazırlamaya karar verdik. Daha hazırlık aşamasındayken gördüğümüz ilgiyle dosya; önce özel sayıya şimdi de elinizde tuttuğunuz bu armağan kitaba dönüştü.
Yazarlarımızdan, akademisyenlerimizden, Emine Işınsu&apos;nun dostlarından; arşivlik fotoğraflar, dokümanlar, el yazısı ile yazılmış notlar, mektuplar dergimize ulaştırıldı. Dergimizde yerimiz sınırlı olduğu için pek çok malzemeden yararlanamadık. Bu sebeple gelen tüm kaynakları kitap halinde sunmaya karar kıldık.
Ihlamur, Ayşe, Töre, Türk Edebiyatı, Türk Yurdu, Ülkü Ocakları, Hisar, Edebdağ, Mecmua vb. dergilerinin; Devlet, Yeni Şafak vb. gazetelerinin Emine Işınsu özel sayılarını, dosyalarını ve edinebildiğimiz sayılarında Işınsu&apos;ya dair yazıları derledik. Emine Işınsu hakkında hazırlanmış tezleri taradık. Dergimiz özel sayısında yer veremediğimiz ve sonrasında bu kitap için yeni yazılan yazıları derledik. Bizden 10 yıl kadar önce Nebahat Akbaş ve Gökçe Nur Şafak bu çalışmaya başlayıp epeyce yol almıştı. Çeşitli sebeplerle kitaplaştırılamayan çalışmalarını bizlerle paylaşıp dört başı mamur bir eser olmasına vesile olan Nebahat Akbaş&apos;a teşekkür ediyoruz.
Bizden sonra Emine Işınsu hakkında çalışma yapacak olanlara kolaylık sağlamak adına kitabımıza katkı sağlayanların kısa biyografilerine ve e-posta adreslerine yer verdik. Ayrıca tadımlık da olsa bir Emine Işınsu Albümü koyarak zamana tanıklık etmiş hatıraları tarihe not düşmüş olduk.
Halide Nusret Zorlutuna&apos;nın Fuzulî, Şeyh Galip, Mehmet Akif şiirleriyle büyüttüğü ve Azap Toprakları, Sancı, Çiçekler Büyür başta olmak üzere onlarca kitabıyla bir nesle yön veren Emine Işınsu&apos;ya karşı vefa borcumuzu ödeyebildiysek mutlu olacağız. Yazarları zihinlerde yaşatalım ki eserleri de yaşasın!
Hakan SARI – Yusuf KOŞAR</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116173</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3ec2b728-2159-4776-9a08-89766d33d5ba.jpg</image:loc>
            <image:title>Eksi 45&apos;lerde Yandık</image:title>
            <image:caption>Kar denizine gittik biz
beyazdır diye...
Temizdik, lekesizdik...
Çok yakışacağına inandık
beyazın beyaza.
Derviş sabrıyla katlandık,
çetin kışa,
fırtınaya,
ayaza...
Eksi 45&apos;lerde yandık!

Kan toplayan ellerimiz yumruklarken ayazı;
Kaynadı kar denizi, buhar bastı beyazı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116174</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cb8afb27-61b7-4f9a-83ab-77eb3bcdc07d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hal Durakları 1</image:title>
            <image:caption>“Hâl Durakları” serisine “Hissediliş” kitabımızla başlıyoruz. Kitapta yer alan yazılarda daha çok yazarın hislerini bulacaksınız. Günümüz insanının her dem özlem duyduğu, arzuladığı dünyadan kesitler sunan yazar okuyucuyu yeni bir ruh iklimine çağırıyor. Sayfalar boyunca kendinizi bulacağınız satırlardan bir kesit…
“Sokaklarda başı önde giden ve geceleri yavaş yavaş yürüyen dalgın insanlar, sabah alacasında seferden dönen balıkçılar, kayıklarda yapılan sohbetler, bir varilin içinde yanan ateşin etrafında ellerindeki yiyeceği birbirleriyle bölüşenler, sıcakta ve soğukta sokaklarda kuytuları mesken edinip kimi zaman onu dahî paylaşanlar, tarihî olduğu her hâlinden belli fakat kenarda köşede saklanır gibi kalmış ıssız ibadethâneler, lâleler ve karanfiller, açılınca leylâklar kapanınca akşamsefaları, sadaka misali verilen mangırlara göz ucuyla dahî bakmayan ve almayan gönlü tok, ancak kendi aç onurlu insanlar, Kanuni, Neyzen ve mızraplı tambur üstatları… Merkez Efendi Kabristanı, Beyazıt, Çemberlitaş, Salacak, Üsküdar ve Adalar, günün son seferini yapan tren ve vapurlardaki yorgun sessizlik, sokaklarda yalnız dolaşırken, ışıkları pencerelerden yansıyan kapalı perdelerin arkasında hayâl ettiği aile hayatları ve kâmil gönüllerin kâmil dillerinde hayat bulan olgun sohbetler ve belki aklıma getiremediğim niceleri…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116175</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30a268eb-77cc-4e6a-8f75-2c1f125ed795.jpg</image:loc>
            <image:title>Yunus Emre&apos;nin İzinde</image:title>
            <image:caption>Türkiye, Azerbaycan, Kafkaslar, Türkistan, Balkanlar ve Suriye coğrafyalarına kadar etkileri görülen Yunus Emre düşüncesinin izini süren Naci YENGİN Yunus Emre&apos;nin yaşadığı dönemde Selçuklu Moğol mücadelesi, Moğolların Anadolu&apos;ya doğru sürdüğü Türk beylik ve boylarının Anadolu&apos;daki durumu, Horasan Erenlerinin Batı Anadolu&apos;daki faaliyetlerinin yanında Tapduk Emre ve Yunus Emre&apos;nin yaşadığı dönem, bölge, mezar, makam ve türbelerinin bulunduğu mekânlar üzerine yoğunlaşıyor.
“XIII ve XIV. Yüzyılda Anadolu
Tapduk Emre ve Yunus Emre İlişkisi
Tapduk Emre&apos;nin Eşiğinde Yatan Yunus Emre
Tapduk Emre ve Yunus Emre Türbesi
Tapduk Emre ve Yunus Emre&apos;nin Mezarı Nerede?
Yunus Emre&apos;nin Kula Emre Köyü&apos;ndeki Mezarı İle İlgili Değerlendirmeler ve Belgeler...”
“Yunus Emre&apos;nin İzinde” kitabı Yunus Emre&apos;nin izini sürmekte ve Tapduk Emre&apos;nin dizinin dibine gömülmeyi vasiyet ettiği türbede sona ermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116177</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81583157-7ded-4918-b7d4-8af42e0ccc1a.jpg</image:loc>
            <image:title>Malazgirt Destanı</image:title>
            <image:caption>Malazgirt ve Anadolu&apos;nun fethi, Türk Destanı içindeki asıl yerini, ileride elbette alacaktır. Ancak, büyük zaferin 900. yıldönümü münasebetiyle, bu konuda yazdığım parçaları biraraya getirerek yayınlamayı gerekli buldum.
Bu kitabı meydana getiren parçalar, daha çok, kahramanlar tarafından veya kahramanlar için söylenmiş tiratlardır. Bu bakımdan, bütün olarak bir destan niteliği göstermezler. Fakat, yukarıda da belirttiğim gibi, ileride, olayların ve olayları yaratanların zamanımıza kadar gelen yankılarını değerlendirerek bir destan yapmak ve Türk Destanı&apos;ndaki yerine koymak mümkün olabilecektir.
N.Y.G.
Destan, insanın bir anlık duygulanması ile yazılabilecek bir şiir türü değildir. Geçmişe ait oldukları için araştırma gerektirir. Geniş bir dil ve tarih kültürü icap ettirir. Sabırlı ve çileli bir çalışma gerektirir. Bunlar Destan yazmayı zor bir hale getiriyor. Bu yüzden, şairlerimiz, başlangıçta şiir yazmaya hevesleniyor fakat işin zorluğunu anlayınca bırakıyorlar.” diyen Gençosmanoğlu, büyük bir zorluğu başararak tarihe kalmış ve Türk okurlarını kendi tarihlerine katmıştır. Bu bakımdan Malazgirt Zaferi&apos;nin 950. yılında destan şairinin Malazgirt Destanı adlı bu kitabının (ilk yayınlanışından 50 yıl sonra) yeniden Türk okurları ile buluşturulması son derece önemli ve tarihi bir iş olarak değerlendirilmelidir. Anadolu topraklarını yurt tutmamızı sağlayan Sultan Alp Arslan&apos;ın ve tarihî tüm ervahın ruhlarını tebcil eden Malazgirt Destanı&apos;nın yeniden yayınlanması, Türk okurlarının tarihsel varlık alanları ile estetik düzeyde temas kurmasına katkı sunacaktır.
Mehmet Akif Ersoy&apos;un yazıp milletine armağan ettiği İstiklal Marşı olmadan nasıl bayrak töreni yapılmazsa, N. Y. Gençosmanoğlu&apos;nun Malazgirt Destanı kitabında yer alan Malazgirt Marşı adlı şiiri olmadan da Malazgirt Zaferi töreni yapılamaz. Malazgirt, bir yer adı olmaktan daha çok tarihsel Türk ruhunun somutlanmasıdır. Türk ruhunun şiir metinleri aracılığı ile gelecek kuşaklara aktarılmasına öncülük eden Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu başta olmak üzere, kitabın yeniden yayınlanmasında gayretlerini gördüğüm Hakan Sarı Beyefendi ve tüm Ihlamur Yayınları çalışanlarına soylu selam ve saygılar ile şahsım ve ulusum adına teşekkür ediyorum.
Prof. Dr. Mitat DURMUŞ</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116178</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b87fb4ea-0dca-449a-b635-ac964761c51d.jpg</image:loc>
            <image:title>Malazgirt Zaferi ve Sultan Alp Arslan (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki kitap Malazgirt Savaşı ve etkilerini farklı bilim dalları bünyesinde incelemeyi hedeflemiştir. Bu çerçevede tarih alanında sekiz makale yer almış, Malazgirt Savaşı farklı boyutlarıyla ele alınmaya çalışılmıştır. Savaşa taraf olan devletler, her iki taraftaki komutanlar, savaşın gelişimi, Haçlı Seferlerine, ekonomiye ve Anadolu&apos;nun Türkleşme sürecine etkisi gibi konular, çalışmaya dâhil edilerek okuyucuya farklı bakış açıları sunmak hedeflenmiştir. Diğer bir ifadeyle savaşın sadece mücadele kısmı değil, her alandaki etkileriyle de ele alınmıştır. Bu kitap konu hakkındaki bildiklerinizi yeniden gözden geçirmenize, bazı ezber bilgilerinizi de düzeltmenize yardımcı olacak türden bir çalışmadır.
Edebiyat dergisi mahiyetinde olan Ihlamur Dergisi&apos;nin Malazgirt Zaferi ile ilgili bir hatıra yayını yapıyor olması da bir diğer farklılıktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi farklı ana bilim dallarındaki makalelerin bir araya getirilmiş olması kitabı daha renkli ve kapsamlı kılar mahiyettedir. Çalışmanın renkli ve kapsamlı oluşu, hem biz yazarlar hem de okuyucuları farklı bilgilere ulaştıracağı için önemini daha artırmaktadır. Bu vesileyle Malazgirt Zaferi&apos;nin 950. yıldönümündeki anlamlı çalışmamıza katkı veren herkese şükranlarımı sunar, özelde Malazgirt Savaşı genelde de Büyük Selçuklular tarihine katkı sağlamasını temenni ederim.
Prof. Dr. Cihan Piyadeoğlu</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116179</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44551754-5447-495e-8a79-7679051e2811.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Dünyası Edebiyatı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>2021 yılı Türkiye&apos;de Yunus Emre ve Türkçe, Kazakistan&apos;da da Jambıl Jabayulı yılı ilan edildi. İçinde bulunduğumuz ve sonlarına yaklaştığımız bu yıl aynı zamanda Sovyet Birliği&apos;nin 1991&apos;de dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşan beş Türk cumhuriyetinin bağımsızlıklarının da 30. yılıdır. Bu vesileyle “Ses Bayrağımız Türkçe&apos;nin” medeniyet dili kimliğini dünyaya duyurmak amacıyla Türk Dünyası Edebiyatı Kitabı, Türkiye Dışındaki Modern Türk Edebiyatı adıyla bir armağan kitap hazırlandı ve bağımsızlıklarının 30. Yılını kutlayan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan Cumhuriyetlerinin bağımsız birer devlet olmalarının 30. yılına armağan edildi.
Elinizdeki bu çalışmada Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları alanının duayen ismi Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ile yapılan söyleşiden en genç araştırmacıların kaleminden çıkan incelemelere kadar pek çok yazıyı bulacak, pek çok yazar, şair ve dram yazarı ile tanışacaksınız. Türk dünyası edebiyatının son 150 yılı ile sınırlı bu çalışma ile sadece 1991&apos;de bağımsız olan beş Türk cumhuriyetinin değil tüm sahaları ile Türkiye dışındaki Türk edebiyatının tamamı ile ilgili çalışmaların kitabın kapsamına dâhil edildiğini göreceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116180</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f0a85f67-bcf9-419a-8f08-b737c74d649c.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Bektaş-ı Veli (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>İkinci Dünya Savaşından sonra dünya barışını tesis etmek ve korumak için kurulan UNESCO, sevgi ve barışı anlatabilmenin yolunu Hacı Bektaş-ı Velî&apos;nin bu ve bunun gibi menkıbelerini insanlığa aktarma gayretiyle Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı&apos;na Hacı Bektaş-ı Velî&apos;yi almakla isabetli bir iş yapmıştır. Hacı Bektaş-ı Velî&apos;nin bu programa alınması için gayretlerinden dolayı UNESCO Türkiye Millî Komisyonu adına Prof. Dr. Öcal Oğuz&apos;a, kitabımıza katkı sunan 36 akademisyen ve yazarımıza, çalışmamızda bizi destekleyen danışma kurulumuzdaki hocalarımız sayın Prof. Dr. Atabey Kılıç, Prof. Dr. Gıyasettin Aytaş, Prof. Dr. Hayrettin İvgin ve Prof. Dr. İsmail Erdoğan&apos;a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrıca başta Hacı Bektaş-ı Velî olmak üzere erenlerin ruhuna değecek “Gülbang”ı terennüm eden üstat Hüseyin Dedekargınoğlu&apos;na şükranlarımızı sunarız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116181</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/32e561ed-4b4f-47ef-9fa8-4c2e9b37c09f.jpg</image:loc>
            <image:title>Klasik Hikaye Külliyatlarımızdan el-Ferec Ba&apos;de&apos;ş-Şidde Tıpkıbasım Cilt 2</image:title>
            <image:caption>Yüzyılların dil, kültür mirası olan klasik yazma eserlerimizin ilgililerin istifadesine sunulması herkesin faydalanabileceği şekilde yayımlanabilmesinin önemi dil, edebiyat ve tarih alanında çalışan araştırmacıların malumudur.
Kültürel mirasımızın paylaşılması genç nesillere, araştırmacılara tanıtılması düşüncesinden hareketle birinci cildini iki nüshayı esas alarak karşılaştırmalı çeviriyazı olarak yayımladığımız Klasik Hikâye Külliyatlarımızdan El-Ferec Ba&apos;de&apos;ş-Şidde&apos;nin bu ikinci cildinde metnin tıpkıbasımını verdik.
Bu ciltte, çeviriyazı metnimizde esas aldığımız ve H rumuzuyla kısaltmasını verdiğimiz nüsha, Süleymaniye Kütüphanesi, Hamidiye Kitaplığı 1173 numarada kayıtlı olan yazmadır. 898/1492 yılında istinsah edilen kitabın, Sultan Mustafa Han oğlu Sultan Mahmud Han tarafından vakfedildiği 1a varağında talik hattıyla yazılmış bir Arapça kayıttan anlaşılmaktadır. 42 hikâyeyi içeren eser 400 sayfadan ibarettir. Eser harekeli ve okunaklı bir nesihle yazılmıştır. Her sayfada bulunan satır sayısı 23&apos;tür. Bildiğimiz mevcut nüshaların en eskisi ve en güzel yazıya sahip olanıdır.
Bu nüshayı akademik çalışmalara esas olmak üzere konunun uzmanlarının istifadesine sunmayı lüzumlu bulduk. İstifadeye medar olması dileğiyle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116182</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6e3729a-e4d4-4886-8d5d-8e9fc12965ab.jpg</image:loc>
            <image:title>Klasik Hikaye Külliyatlarımızdan el-Ferec Ba&apos;de&apos;ş-Şidde Karşılaştırmalı Çeviriyazı Metin Cilt 1</image:title>
            <image:caption>Eserin çeviriyazısını hazırlarken Süleymaniye-Hamidiye 1173 (H) ile Süleymaniye-Fatih 3719 (F) nüshalarını, en eski istinsah tarihli, imlâsı ve harekeleriyle en güvenilir oluşları itibariyle esas aldık. Nüsha karşılaştırması yapılırken sayfa ve satır düzeni bakımından H nüshası dikkate alınmış, metin H nüshasının varak düzenine göre bölümlere ayrılarak varak numaraları bu bölümlerin başında verilmiştir. F nüshasının varak numaralarını ise satır içinde vermeyi uygun gördük. Satır numaralarını her satırın başında verdik. Nüsha farkları için ayrı rakamlar vererek farklılıkları dipnotta belirttik. Nüsha farkları verilirken bir nüshaya bağlı kalınmamış, yazıldığı dönem ve muhteva dikkate alınarak tercih edilen ifadeler esas metne, diğer farklılıklar dipnota çekilmiştir.
Bu çalışmanın ikinci cildi, eserin çeviriyazısında esas aldığımız Süleymaniye-Hamidiye 1173 numaralı (H) nüshasının tıpkıbasımını ihtiva etmektedir. Tıpkıbasımın hazırlanmasında değerli katkıları olan Prof. Dr. Ahmet İÇLİ&apos;ye teşekkürü bir borç biliriz.
Metnin çeviriyazısında yeterince titizlik gösterildiyse de gözden kaçan birtakım eksikliklerin ve yanlışlıkların olabileceği kaçınılmazdır. Hoşgörüyle karşılanması ve çalışmamızdaki hikâyelerin, film, çizgi film ve animasyon senaryosuna dönüştürülerek gelecek kuşakların kültürel teşekkülüne, edebiyat, sanat ve kültür dünyamıza küçük de olsa bir katkı sağlaması, en büyük temennimizdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116183</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1d86aa7-5336-48a1-b37d-971dfbf37626.jpg</image:loc>
            <image:title>Kemal Tahir (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Edebi eserlerini bir mesele etrafında kaleme alan yazar, bu meseleyi analiz etmeye çalışmakta böylece de doğal olarak öğretici olmaktadır. Onun metinleri Picasso&apos;nun balık resmi gibi gerçekliğin sanata, edebi esere yansımasıdır. Dolayısıyla onun eserlerine bakarken bir taraftan bütünüyle gerçekliği aramamak diğer taraftan eserleri gerçekliğin bir yansıması olarak görmek gerekmektedir. Onun da belirttiği gibi “kitap olmayınca aktan kara, eğriden doğru ayrılmaz.” Kemal Tahir&apos;in yazdıkları bu bağlamda tarihsel ve toplumsal gerçeklerimizi anlayabilmek için her kesim tarafından, bunların edebi metin olduğu unutulmadan, okunması gereken önemli eserler olarak Türk edebiyatındaki yerini almaktadır.
Değerliliği ve kalıcılığı sağlayan temel unsur şahsiyetin kendisi olmakla birlikte bu şahsiyetler üzerine yapılan çalışmalar belirtilen hususların daim olmasına katkıda bulunur. Bu doğrultuda Kemal Tahir için Ihlamur Kitap Anma ve Armağan Kitaplar Dizisi içerisinde yayınlanan eserde yer alan değerli araştırmacıların 32 farklı çalışması önemlidir. Başta Kemal Tahir&apos;in romancılığının ön plana çıktığı bu yazılarda bunun yanında hikâyeciliği, şairliği, mektupları, katkıda bulunduğu kişiler, dil özellikleri, edebi çevresi; hayata, topluma ve Batı&apos;ya bakışı gibi farklı hususlarda değerlendirmeler mevcuttur. Bu yazıların okurunun bol olması; Kemal Tahir üzerine yapılan çalışmalara katkı sağlaması, yol göstermesi dileğiyle…
Prof. Dr. Hasan YÜREK</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116184</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abfccbca-7185-44bc-9ba9-6f1c238a15eb.jpg</image:loc>
            <image:title>Edebiyatta Ütopya/Distopya</image:title>
            <image:caption>Aydınlama çağı ile başlayan akılcılık ve aklın gelişim aşamalarını ütopya ve karşı-ütopya kurgularında görmek mümkündür. Aklın yüceltilmesi ve bireyin yükselişi ile başlayan süreç aklın karşı konulamaz bir noktaya gelmesi ve öznenin yitimi noktasına ulaşmıştır. Bu süreç, ütopyadan karşı-ütopyaya uzanan uzun bir maceranın anlatımı ile karşımıza çıkmaktadır.
Dolayısıyla Ihlamur Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin Edebiyatta Ütopya ve Distopya kitabını tüm olarak takip eden bir okur iki şeye şahit olacaktır. İlk olarak, bir tür ve felsefî bir düşünce biçimi olan ütopya ve karşı-ütopya kurgularının Türk ve Dünya edebiyatlarındaki gelişimine; ikinci olarak insan aklının ve bireyin, aydınlanma felsefesinden başlayarak postmodern evreye kadarki gelişimine.
Prof. Dr. S. Dilek YALÇIN ÇELİK</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116185</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2895b667-cfc7-4ffa-a6df-1dcef89e895d.jpg</image:loc>
            <image:title>100. Yılında Milli Mücadele Edebiyatı</image:title>
            <image:caption>2022 yılı Millî Mücadele’nin başarıya ulaşmasının 100. yılıdır. Elinizdeki kitap, Türk milletinin tarih sahnesinden çekilmemek adına Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde topyekûn verdiği silahlı mücadelenin şiir, roman, hikâye, tiyatro, anı, hitabet, mektup, süreli yayın gibi farklı türlerdeki edebî eserlere nasıl yansıdığını, Millî Mücadele ile ilgili birinci derecedeki bazı tarihî belgelerin edebiyattaki yerlerini ortaya koymayı hedeflemektedir.
Estetik kaygıyı önceleyen edebiyatın, milletin tarihî hafızasını oluşturma görevini de yerine getirmek adına Türk milleti için hayatî bir dönemeç olan Millî Mücadele’yi hangi açılardan işlediğini tespit etmek üzere hazırlanan bu kapsamlı çalışma Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Recep Duymaz, Prof. Dr. Zeynep Kerman gibi Yeni Türk Edebiyatı sahasının kıdemli hocalarının da yer aldığı otuz dört akademisyenin katkılarıyla meydana gelmiştir.
 
Prof. Dr. Alev SINAR UĞURLU</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116186</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c6189dde-04ca-4b55-ac7c-1514259239f9.jpg</image:loc>
            <image:title>Emine Işınsu</image:title>
            <image:caption>Edebiyatın pek çok türünde eserler veren Emine Işınsu, insanoğlunun yaşamı anlamlandırma arzusunu sözün büyülü ikliminde yarınlara bırakarak fizikî varlığını 5 Mayıs 2021’de tamamlayıp aramızdan ayrılmıştır. Ancak, o, insanlık hâllerimizi, dün ile kurduğumuz irtibatı, içinde yaşanılan zamanı anlama uğraşımızı, toplumsal ve kültürel varlığımızın temellendiği değerleri, insan olarak kalabilme imkânlarımızı söze dönüştürerek sürekli hayatın içinde kalmaya devam edecektir.
Işınsu’nun ölümünden bir yıl önce Hakan Sarı ve Yusuf Koşar tarafından hazırlanan ve Ihlamur Yayınlarınca okurlarına ulaştırılan Emine Işınsu Armağanı’nın üzerinden henüz iki yıl geçmeden yine Ihlamur Yayınlarınca -hatıralara duyulan bir saygı örneği olarak- yayınlanan elinizdeki bu kitap, Işınsu’nun her dem hayatımızın içinde olmaya devam edeceğini gösteren güzel bir örnektir.
Prof. Dr. Mitat Durmuş</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116187</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68cfb301-0071-457b-8501-0fd90de7efa7.jpg</image:loc>
            <image:title>Geniş Kayseri Tarihi (2 Cilt Takım) (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Kayseri tarihi başlığı ile bir tarih yazılırken dikkate alınması gereken husus, binlerce yıldan beri bu topraklardan gelip geçen kavimlerin tarihi mi anlatılmalı, yoksa sadece Malazgirt’ten başlatılan Türk- İslâm hâkimiyetinin bu bölgedeki hikâyesi mi sunulmalıydı?
Biz her ikisinin de önemli olduğu kanaati ile önce tarihin ilk dönemlerinden îtîbâren bu topraklardaki yaşanan ve bilinen süreçleri kronolojik bir sıra içinde kaleme aldık ve “Kappadokia Krallığı, Roma ve Bizans Dönemleri” adıyla kitaplaştırdık.
Elinizde tuttuğunuz iki cilt hacmindeki bu eserimizle de Kayseri ve civarının Türk- İslâm dönemlerindeki tarihini dile getirmeye çalıştık.
Bu çalışmamızda Anadolu yerine Kayseri coğrafyasını koyarak bu bölgenin siyâsî ve sosyolojik tarihini kronolojik bir plân dâhilinde sunmaya çalıştık. Türk-İslâm hâkimiyetinden önceki dönemler başka bir çalışmamızla kitaplaştırıldığı için elinizdeki bu kitapla bölgemizdeki siyâsî hareketliliği, hânedân hâkimiyetleri olarak kabul edip, Selçuklular Dönemi, Dânişmendliler Dönemi, Beylikler Dönemi, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi veya Cumhuriyet Dönemi gibi isimlerle Türk-İslâm döneminin cüzleri olarak inceleme altına aldık.
Yakın çağ anlatımlarını fotoğraflarla desteklemeye çalıştık. Son elli-altmış yılda olan olaylara ve yer verdiğimiz önemli kişilere ait fazla yorumda bulunmamaya gayret gösterdik. Uzun yılların birikim ve çalışması olan bu eserimizin daha önceki baskılarına yapılan tenkit ve teşvikleri dikkate alarak amacına ulaştığını büyük bir memnuniyetle gördük.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116188</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a42551e5-adfd-4b3e-9ea8-80177408963c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaşar Kemal</image:title>
            <image:caption>Şair, hikâyeci, romancı, derlemeci, denemeci, araştırmacı, röportajcı gibi farklı yönleri olan sanatçı aynı zamanda siyasetle de uğraşmış, kendi fikirleri çerçevesinde ülkesinin daha iyi bir konuma gelmesi için gayret göstermiştir.
Bu çalışmada Yaşar Kemal üzerine yazılmış 35 yazı bulunmaktadır. Dileğimiz buradaki yazıların Yaşar Kemal’i değerlendirmede ve yeni eserler ortaya koymada bir katkısı olmasıdır. Çalışmayı hazırlarken kapsayıcı olması açısından sanatçının hayatından sanatçılığına, romancılığından şairliğine, hikâyecili­ğinden denemeci ve röportajcılığına kadar farklı yönlerini içermesine gayret ettik. Öncelikle eserleriyle bu çalışmayı hazırlamamıza vesile olan usta yazar Yaşar Kemal’e minnettarlığımı belirtmek isterim. Nurlar içinde uyusun…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116189</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5cf3bbd6-d7aa-434d-b5e6-884f1a856947.jpg</image:loc>
            <image:title>100. Yılında Mübadele (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Edebiyatımızda doksanlı yıllardan sonra mübadele konulu romanların ve öykülerin sayısının arttığı görülmektedir. Aile büyüklerinden bu göç hikâyelerini dinleyen evlatlar ve torunlar bu hatıralardan yola çıkarak romanlar ve hikâyeler yazmışlardır. Bu yıllardan sonra ülkemizdeki mübadil vakıflarının sayısının artması, son dönemlerde göç ve edebiyat olgusunun daha önem kazanması, bu konularda yapılan akademik tezlerin ve bilimsel çalışmaların çoğalması, kitapların neşredilmesi, sempozyum ve panellerin düzenlenmesi gibi olguların mübadele konulu eserlerin sayısının artışında bir rolünün olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Toplumlar geçmişlerine yüz çevirdiklerinde geleceklerine yön veremezler. İşte bu bilinçle yola çıkılarak hazırlanan kitap, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olmasının yanında mübadelenin de yüzüncü olması sebebiyle neşredilmiştir. Mübadelenin tarihî, psikolojik, sosyolojik bir olgu olmasının yanında edebî metinlere yansıyan yönleri kitaptaki incelemeler vasıtasıyla aktarılarak mübadillerin bu süreçte ve sonrasında neler yaşadıkları gösterilmeye çalışılmıştır. Birçok akademisyenin yazılarının yer aldığı bu kitapta tarihimize ve zorunlu bir göçü yaşamak zorunda kalan insanımıza sahip çıkma ve onları anlayabilme bilinci ile hareket edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116190</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f38f501a-4f94-4a35-a64b-4438a823bab0.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşık Veysel (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Âşık Veysel, 1894’te dağların arasında Sivas’ın Emlek yöresinde sakin bir köy olan Sivrialan’da, bir sonbahar gününde Gülizar ana koyun sağmadan dönerken dünyaya gelmiştir. Çocukluğu çiçek salgını yüzünden trajik geçmiş; bir gözünü çiçek hastalığından, diğerini ahırda kaza sonucu kaybetmiştir. Bu trajik hadiseden sonra babası Karaca Ahmet’in teşvikiyle istidadı ortaya çıkmıştır. Babasının tekkeden getirdiği saz ömür boyu yol arkadaşı olmuştur. Çevre köylerde tanınan Veysel’in ülke çapında tanınmaya başlaması ise ta ki 37 yaşında katıldığı âşıklar bayramından sonra olmuştur.
Âşık Veysel Şatıroğlu, 20. yüzyılın bilge ozanıdır. İrfan sahibi, sözü dinlenen bir ozandır. Bu yönüyle Dede Korkut’a; Türkçeyi ilmek ilmek dokumasıyla Yunus Emre’ye; tekkelerde şiirinin olgunlaşmasıyla Abdalân-ı Rum’a; köy köy, şehir şehir gezmesiyle Karacaoğlan’a benzer. Yani Türk âşıklık geleneğini besleyen çoğu kanallar, Veysel’i de beslemiş; ortaya cumhuriyet terkibi yeni bir şahsiyet çıkmıştır ve bu şahsiyet Türk şiirini, müziğini ve âşıklık geleneğini yeni yüzyıla taşımıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116191</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8b63e435-3f87-451a-b1af-ee34bbf060e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Necip Fazıl Kısakürek (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta Necip Fazıl Kısakürek bütün yönleriyle ala alınmaya çalışıldı. Bu çerçevede Kısakürek’in hayatı, dil ve üslûbu, şiirleri, hikâyeleri, tiyatroları, romanı, poetikası, polemikçi yapısı, fikir dünyası irdelendi. Bu yazılarda Kısakürek’in varlığa ve zamana genel olarak metafizik boyuttan yaklaştığı tespit edildi. Bu bağlamda şairdeki trajik ve ıstıraplı bir ruh hâlinin, onun “fikir çilesi” bağlamında örüldüğü ifade edildi. Necip Fazıl’ın mânâ-madde tezadında mânânın tarafında olduğu, Allah’ın varlığını ve kâinatın gizemini algılamada aklın yetersiz kaldığını algılamasıyla madde ile büyük bir mücadeleye girdiği tespit edildi.
Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 40. yılı dolayısıyla hazırlanan bu kitapta otuz araştırmacının özgün yazısı mevcuttur. Hakkında birçok çalışma yazılmış olsa da hâlâ yeni ve orijinal yazıların kaleme alınabilmesi, onun ne kadar önemli bir sanatçı olduğunu gösterir. Necip Fazıl’ı bu kitap vesilesiyle yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktan büyük kıvanç duyuyoruz. Ruhu şad olsun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116192</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/da17c695-8c30-4fbb-a352-9761dd6494ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Gümüşler Kasabası (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Doğup büyüdüğüm eşsiz, şirin ve Niğde’nin en güzel beldelerinden biri olan Gümüşler’in yazılıp araştırılması ve insanlara tanıtılması gereken tarihi ve kültürel yaşamın ve birikimin olduğunu gösterdi. Gümüşler beldesini büyüdükçe meraklı, ilgili, bilinçli ve anlamlı bir gözle görmeye başladım. Var olan birikimimle ve sosyolog olmamın verdiği donanımla bu süreci daha da etkin kılmak için yola çıktım. Çocukluğumun elma bahçelerinde geçtiği, her akşam manastırın efsaneli öykülerini dinleyerek büyüdüğüm, bahar mevsiminde yeşilin benzersiz tonlarının göz kamaştırdığı, çiçeklerin birer renk cümbüşüne benzediği bu mekânı, Gümüşler beldesini, araştırıp yazmayı ve insanlara tanıtmayı kendime borç bildim. Bunların yanında yaşadığım yerin farkına vararak buranın dinamiklerini, geçmişini, şimdisini bilerek yaşamanın daha anlamlı olduğunu görmeye başladım. Şehir ve beldelerin dinamiklerinin hızla değişip geliştiği günümüzde bu araştırmalarımın ve derlemelerimin benim gibi tüm meraklı okurların bilmesi ve en önemlisi gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşünüyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116193</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3b0245ea-593c-41a0-a114-23ca20479b43.jpg</image:loc>
            <image:title>Merhaba Canım Dünya!</image:title>
            <image:caption>Dünyayı ve insanı coşkun bir “Merhaba!” ile kucaklayan Suat Taşer’in şiirlerinde geniş bir gözlem gücü ve insan perspektifi dikkat çeker. Attilâ İlhan’ın Fedailer Mangası tanımıyla şiirlerinin reaksiyoner yönünü vurguladığı 1940 kuşağı içerisinde yer alan Suat Taşer, şiirlerinde bireyden hareket ederek canlı bir toplum panoraması sunarken barış, özgürlük ve yaşama sevgisini önceler. İdeolojik söyleme mesafeli duran dizelerinde toplumu ve toplumsal sorunları gerçekçi bir üslupla aktarmayı amaçlar.
 
Bu çalışma, çok yönlü bir sanatkâr olan Suat Taşer’in şiir dünyasının kapılarını aralayarak disiplinlerarası bakış açısıyla Taşer’in şiirlerini irdelemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116194</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9edf4e99-c9be-4fee-9fc8-de0f10f4c0be.jpg</image:loc>
            <image:title>“2. Yerel Yönetim Anlayışında Yeni Yaklaşımlar” Sempozyumu 11 Nisan 2013</image:title>
            <image:caption>Sempozyum öncesinde çalışmalarına başlayan atölye grupları, Belediye Başkanları, Belediye Meclis Üyeleri, Akedemisyenler, Teknik Başkan Yardımcıları, Sivil Toplum Örgütleri ve Meslek Odaları temsilcilerinden oluşmuştur. Amaç; kentle ilgili sorunları farklı aktörlerin bakış açıları ile tartışmak ve yeni fikirlerin üretilmesini sağlamak olmuştur. Bu konuların güncel ve öncelikli olanları; kentsel dönüşüm, katılımcılık, sosyal belediyecilik, alt yapı ve ulaşım sorunları ile kent estetiğidir. Deprem riski altındaki Ülkemizde İstanbul başta olmak üzere kentlerimizde yeniden yapılanırken, eski kaçak yapı ve gecekondulaşmanın yerine daha modern araçlarla fakat yine sağlıksız ve kontrolsüz “Modern Gecekondu” ekseninde bir yapılaşmaya gidildiği dikkate alındığında, kentsel dönüşüm uygulama sürecinin kritik olarak incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116195</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8588f831-6d34-484c-a579-5d27505e31c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Adli Muhasebe</image:title>
            <image:caption>Adli Muhasebe kitabı, dünyada önemli bir yere sahip olan ancak ülkemizde henüz gerekli değeri ve önemi kazanamamış olan adli muhasebenin ekonomik ve teknolojik gelişmeler ışığında ayrıntılı olarak inceleyerek konunun ilgili makamlar için daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmaktır.
Ekonomik gelişmelerin ülke sınırlarını aşan ticaret, serbest dolaşım bölgeleri işletme yapılarını önemli ölçüde etkileeyerek değiştirmesi beraberinde
firmaların denetimini zorlaştırmıştır. Alınan önlemlere rağmen, dolandırıcılık ve hile sorunları nedeni ile dünya çapında üretimin önemli bir bölümü kaybolmaktadır. Dolayısıyla birçok bağımsız kurum bu kayıpları önlemek için yeni denetim teknikleri kullanmaktadır.
Adli Muhasebe kitabı adli muhasebe mesleğini tanıtmak ile beraber bu mesleğin kapsamına giren hileli işlemlerin tespiti ve sonrasında uygulanan prosedürü aktarmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116196</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/702e6d8b-233d-448b-ae1c-cb28c6b97897.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıllı Ulaştırma Teknolojileri Çalıştayı</image:title>
            <image:caption>Ulaşım Teknolojileri ve Akıllı Otomotiv Sistemleri çok geniş bir araştırma alanını kapsamaktadır. UTAS ilgili alanlara yönelik stratejik plan ve teknoloji yol haritası çalışmalarının her iki yılda bir tekrarlıcak ve en önemli gelişim potansiyelini ve sanayimizin ve ülkemizin ihtiyaçlarını tespit ederek araştırmalarını bu konular üzerinde yoğunlaştıracaktır. Bu amaca yönelik ilk çalıştay, 9 Aralık 2011 Günü Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım&apos;ın da katılımıyla Okan Üniversitesi&apos;nde gerçekleştirilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116197</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74101cd7-3448-48b4-bd59-60730e5d1916.jpg</image:loc>
            <image:title>Amasya Tamimi ve Protokolü</image:title>
            <image:caption>Asırlardır zamanın şahitliğini yapmış, medeniyetlerin geçiş sahnesi olmuş Amasya, geçmişinden aldığı bilim, sanat ve kültür mirasının doğal güzelliklerle kucaklaştığı bir şehir olarak her devirde yazarlara, şair ve sanatçılara ilham kaynağı olurken, Milli mücadelede de tarihten getirdiği inanç, azim ve şuurla çok önemli bir vazife üstlenmiştir. Kurtuluş Savaşı&apos;na giden yolda Erzurum ve Sivas Kongreleri için atılan ilk adım olan &apos;Amasya Tamimi&quot; tüm dünyaya buradan ilan edilmiştir.
Amasya Tamimi, ulusal egemenliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması yolundaki ilkyazdı, hukuki metindir. Vatan ve milletin içinde bulunduğu ağır şartların yazılı olarak ilk defa bu metinde dile getirilmesi, Türk milletini &quot;Ya istiklâl, ya ölüm&quot; sloganında birleştirmiştir.
Vatanın bütünlüğünün, milletin istiklâlinin tehlikede olduğu bir ortamda Amasya Tamimi&apos;nde ifade edilen &quot;Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. &quot; düsturu, milletin kurtuluş reçetesi olarak ulusumuza ve bütün dünyaya Amasya’dan duyurulmuş; bu parola, kurtuluş mücadelesinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilanıyla sonuçlanan sürecin çıkış noktası olmuştur.
Amasya Protokolü&apos;nde geçen &quot;Türk vilayetleri düşmana terk olunmayacak, hiç bir biçimde manda ve himaye kabul edilmeyecek, Türk vatanının bütünlüğü ve bağımsızlığı korunacak.&quot; maddesi, milletin, özgür bir ülkede bağımsız yaşama ülküsünün Amasya’dan haykırılmasıdır.
Bu toprakların vatan haline geliş sürecinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ve milli iradenin gerçekleşmesi yolunda önemli bir rol üstlenmiş olan Amasya &apos;nın, milli mücadele tarihindeki yerinin genç kuşaklara tanıtılması, aktarılması ve o dönemin yüksek mücadele ruhunun aşılanması, geleceğimiz için bir görev, geçmişimiz için vefa ve minnet borcudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi&apos;nin &quot;Milli Egemenliğe Doğru 90. Yıl Kutlamaları&quot; vesilesiyle, bu vefa ve minnet borcumuzu dile getirirken, &quot;Amasya Tamimi ve Protokolü &quot; adlı eseri halkımıza ve öğrencilerin istifadesine sunulmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116198</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a509e9de-39e9-4e4f-9018-c9678bfac739.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet&apos;in Kuruluşu ve Bir Milletin Aydınlanması</image:title>
            <image:caption>Hazırlanan bu kitap ile Türk Ulusu&apos;nun 1919-1938 yılları arasıdaki yaşamı içerinde Atatürkçü düşünceyi olaylara bağlı olarak değerlendirip, ondan sonuçlar çıkarmak ve gençliği, yaşanılan yüzyılda, dünyada meydana gelen gelişim ve değişimlere karşı tarih şuuru ile bilinçli kılmak hedeflenmiştir.
Bugün üzülerek söylemek gerekirse, toplumumuz tarihi konulara yeterince ilgi duymamaktadır. Bunu nedeni, Mustafa Kemal Paşa&apos;nın Samsum&apos;dan Anadolu&apos;ya ayak bastığı andan ölümüne kadar, o inanılması güç ve büyük işleri gerçekleştirirken, önüne çıkan bütün engelleri çok rahat geçtiği, her şeyin üstesinden kolayca geldiği, destansı ve kronolojik olarak sunulduğu içindir. Halkbuki cumhuriyete giden yol, çok sayıda ve çok çeşitli engellerin ve keskin virajların birer birer olanaksızlıklara rağmen yok edilmesiyle kat edilmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116199</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af7947b8-e534-47e0-9b98-8e1a87e41267.jpg</image:loc>
            <image:title>Enerji Kaynakları</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta işlediğim yaklaşımın, yıllar sonra yeni bir yerçekimi kuramıma temel teşkil edebileceği, doğrusu, aklıma hiç gelmemişti. Bu çerçevede, kitabın sırf, daha sonra, geliştirdiğim özgün yaklaşımın ilk filizlerini taşıyor olması dolayısıyla, tekrar ele alınmasının, uygun olacağı, düşüncesi, çağrıştı.
Kitaptaki yaklaşım, esas itibariyle Massachusetts Institute of Technology&apos;nin (Cambridge, ABD), Nükleer Mühendislik Bölümü &apos;nde doktoramı yaptığım yıllarda (1968-1972) geliştirmeye başladığım düşünce üzerine, oturuyor. Bu düşünceden, işte ne güzel ki, yeni bir yer çekimi kuramı doğmuş bulunuyor. Düşünce gerçekte, atoma ve gökyüzüne bakışımızı, ilk kez, aynı bir kavramlar demeti ve aynı bir matematiksel kurgu zemini üzerine, inşa ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116200</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/519797de-7b30-47de-a3e3-7b7e27a15de5.jpg</image:loc>
            <image:title>Halkla İlişkiler: Pazarlama Yönlü Bir Yaklaşım</image:title>
            <image:caption>Günümüzde, televizyonlar radyolar ve diğer basın araçlarının gücü, özellikle, reklam aracılığı ile kitleleri etkileme hızı iyi bilinmektedir. Bununla beraber, piyasalarda rekabet avantajı sağlamak için reklama ek olarak yeni bir takım müşterilere ulaşma yöntemleri ön plana çıkmaya başlamıştır.
Bazılarına göre, halkla ilişkiler sanki ucuz yollu böyle bir tanıtım ek gücüdür. Yani tanıtımdan arda kalan parasal olanaklarla yapılan, eğlenceli bir iş gibi.
Bir çok kişi ve kurum tarafından sanki reklamın ve tanıtımın yardımcı elemanları olarak düşünülen halkla ilişkilerciler, akademik yaşamda ise daha çok iletişimle ilişkilendirilerek, sadece o kapsamda ele alınan bir faaliyet alanı çalışanlarıdır.
Bir çok kitap ve benzeri yayında, halkla ilişkiler; medya kanalı doğru olarak seçildikten sonra, hedef kitlenin düşüncelerini ve tercihini etkilemek için kullanılan bir iletişim ve etkileme yönü güçlü kişilerce yapılan bir çalışma tarzı olarak ele alınmıştır.
Genellikle iş dünyasında halkla ilişkiler ise, sadece etkili ve sevimli bir iletişim yeteneği olan veya şirketleri tanıtan bir veya birkaç kişini yapabileceği, güler yüzlü tatlı dilli olmakla başarılabilen, şirin ve moda bir uğraşı alanıdır. Daha çok yakışıklı erkek ve güzel kadınların doğal olarak tercih edildiği sanılan; gösterişli, zevkli, bir meslek olarak, insanlar tarafından konuşulan ve hakkında hemen herkesin bir fikri olduğu işin adıdır halkla ilişkiler.
Bu çalışmamızda halkla ilişkiler; onun evrensel gelişimi ve günümüzdeki yansımalarıyla beraber; iletişim, hedef Pazar, pazarlama iletişimi ve sürekli müşteri tatmini gibi unsurlarla bütünleştirilerek ele alınmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116201</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/23ff0904-a9a3-47a4-9d5e-5e2f575681f3.jpg</image:loc>
            <image:title>Hidroelektrik Santrallerin Tasarım ve Hesap Esasları</image:title>
            <image:caption>Hidroelektrik Santraller risk taşımayan, hava kirliliği oluşturmayan, iklim değişikliğine neden olmayan ve doğal çevreyi bozmayan güç üreticileridir. Aynı zamanda çevreyle uyumlu, temiz, yenilenebilir, yakıt gideri olmayan, uzun ömürlü (200 yıl), yatırımı geri dönme süresi kısa, (5-10 yıl) işletme gideri (0,2 cent/kWh), dışa bağımlı olmayan elektrik üreticileridir.
Ülkemiz hızla kalkınmaya başladığı için enerji gereksinmesi de aynı hızla artmaktadır. 2020 yılına kadar 550 milyar kWh (% 22 si hidroelektrik) enerji gereksinmesi olacağı hesaplanmaktadır. Ülkemizin DSİ verilerine göre teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilen 140 milyar Kwh hidrolektrik potansiyeli vardır. 2023 yılına kadar bu kapasitenin kullanıma sunulması için 1738 adet HES projesinin devreye sokulması planlanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=116202</loc>
        <lastmod>2026-06-03T07:05:19+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e0eea8d2-7a6a-4565-8e1e-100adfc78c6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Irditech 2018 Uluslararası Ar-Ge İnovasyon Ve Teknoloji Yönetimi Kongresi Bildiriler Kitabı</image:title>
            <image:caption>Uluslararası Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi kongresinin ilki, 18 Mayıs 2018 tarihinde Okan Üniversitesinde gerçekleşmiştir. Bu kongre ile ülkemizde Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını desteklemek amacıyla açılmış, Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin ve üniversitelerin akademik çalışmalarının ortak bir platfomda toplanması hedeflenmiştir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge ve tasarım merkezlerimiz, yüksek teknoloji ürün gamımızın arttırılabilmesi için hayati misyonlar üstlenmişlerdir. Küresel rekabette avantajlı olabilmek ve ihracat hacimlerimizi kalıcı bir şekilde arttırabilmemiz Ar-Ge tabanlı yapısal dönüşüm ile mümkün gözükmektedir. Bu bağlamda atılan yerinde ve hızlı adımlar Ar-Ge potansiyelimizi ciddi bir şekilde arttırmış arttırmaya devam edecektir diye değerlendirilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>