﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><urlset xmlns="http://www.sitemaps.org/schemas/sitemap/0.9"
      xmlns:image="http://www.google.com/schemas/sitemap-image/1.1">     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117977</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/69ecca7c-0bc8-454f-a109-8adf110e79ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Dahilerin Yok Artık Dedirtecek Yönleri</image:title>
            <image:caption>Bunca yıldır dâhi olarak bildiğimiz insanlar aslında şansları yaver giden normal insanlar mı? 
 
Katie Spalding bu kitabında güvercine âşık Tesla, iş güvenliğini hiçe sayan Marie Curie, salonu kafasına göre terk eden Mozart, paranoyak ajan Hemingway, kokain bağımlısı Freud ve aşk faresi Einstein gibi bir sürü büyük zekânın kirli çamaşırlarını ortaya döküyor. 
 
“Katie Spalding sinir bozucu derecede yetenekli bir yazar. Komik ve absürt bilgilerle dolu olan Dâhilerin ‘Yok Artık!’ Dedirtecek Yönleri, herkesin aslında göründüğünden çok daha aptal olduğunu anlatan bir kitap. Kendinizi Einstein’dan daha az salak olduğunuzu hissettiren bu kitaptan daha fazla ne isteyebilirsiniz ki?” 
–James Felton 
 
“Son derece keyifli. Leonardo da Vinci ile ilgili kısım beni gülmekten öldürdü ve Karl Marx kısmındaki anekdot bu zamana kadar okuduklarım arasında en iyi versiyonuydu. Zeki ve komik olup sevilmeyen ne var ki?” –Otto English 
 
“Dâhilerin ‘Yok Artık!’ Dedirtecek Yönleri, tarihi araştırma ve komedinin ustaca birleştirilmiş hali. Neredeyse her sayfada kahkahalarla güldüm. Dâhilerin aptallıklarını okumak gerçekten ilham verici. Katie, bu dâhileri birkaç basamak aşağı indirdiğin ve geri kalanlarımızınsa daha zeki hissetmesini sağladığın için teşekkür ederim.”  
–Justin Gregg</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117978</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/96ff5868-01d3-4213-82a6-8f96006f29db.jpg</image:loc>
            <image:title>Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 2 Krallar ve Soytarıları - Ciltli (Su)</image:title>
            <image:caption>Korku seni güçlü kılacak! 
 
Tanrıçaların fısıltısı ile taşların peşine düşen Nova kolyesini geri almak için Ateş Lordu’na 
tuzak kurarak Ateş Krallığı’na gider. Su Krallığı’nın yükselişinden tedirgin olan Toprak Vârisi diyarı bir kez daha lordların yönetimine bırakmamaya kararlıdır. Krallık sıralamalarıyla ilgili gerçeği öğrendikten sonra hiçbir şeyin kendisini durdurmasına izin vermeyecektir. Nova büyük kozları ile geri döner. Hava Lordu ile dengeleri değiştirecek bir anlaşma yaptığı sırada krallık saldırıya uğrar. Su Lordu ile yüzleşmesi gerçekte ne istediğini anlamasını sağlar. 
Aralarındaki çekim katlanılmaz hale gelen Ateş Lordu ile ikiz alev olduğunu öğrenmek aklını ve kalbini bulandırır. Geride bıraktıklarını kurtarmak ve halkını uyandırmak için bir kez daha iş başa düşer ama Tanrıçaların onun için bambaşka planları vardır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117979</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2101b79e-b883-49d0-a9f4-66d4fee06247.jpg</image:loc>
            <image:title>Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 2.5 Ejderha ve Yıldız - Ciltli</image:title>
            <image:caption>YILDIZLARA YAZILI 
KALBİNİN DENGİ. 
 
Daren ve Nova diyardaki zorlu karşılaşmanın ardından insanların arasına karışmıştır. Nova için çok tanıdık olsa da artık eski dünyasında hiç kimse onu hatırlamıyor. 
Nova geride bıraktığı krallığına dair endişe içindeyken Daren, Nova’nın eski yaşamının her ânını öğrenmek için heveslidir. 
İnsanların arasında geçirecekleri sürede yaptıkları anlaşma onları daha çok yakınlaştırırken suçlu hissetmemek mümkün değil. İnsan kaç kez Ateş Lordu ile sinemaya ve konsere gidebilir? Nova bu kadar eğlenceli olacağını hesaba katmamıştı ve dönüş zamanı yaklaşıyordu. 
 
Nova ve Daren’in ilişkilerini anlatan Ejderha ve Yıldız’ın, serinin ikinci kitabı Krallar ve Soytarıları’ndan sonra, üçüncü kitabı Deliler ve Cellatlar’dan önce okunması tavsiye edilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117980</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee2b2e4c-9212-46f8-868a-7b6684ae819b.jpg</image:loc>
            <image:title>Empusyon</image:title>
            <image:caption>Eylül 1913. Birinci Dünya Savaşı arifesinde tüberkülozdan mustarip Mieczysław Wojnicz tedavi amaçlı Görbersdorf kasabasındaki bir sağlık merkezine, Avrupa’nın dört bir yanından hastaları ağırlayan Beyler Konukevi’ne gelir. Her gün hastalarla yemek salonunda toplanıp dönemin büyük meselelerini tartışırlar: Savaş çıkacak mıdır? Monarşi mi yoksa demokrasi mi daha iyidir? Şeytanlar var mıdır? Kadınlar doğuştan aşağı varlıklar mıdır? Bu sırada konukevinde ve çevresinde tuhaf şeyler ardı ardına yaşanmaktadır. Birileri ―ya da bir şey― onları izliyor, bu kapalı dünyaya sızmaya çalışıyordur. Erkekler konukevinin çevresinde yaşanmış tuhaf olayları dinledikçe günbegün korkularına yenik düşerler. Wojnicz hem kendi gerçeklerini hem de dört yanını kuşatan uğursuz güçlerin gizemini çözmeye çalışırken onların bir sonraki hedeflerini çoktan seçtiklerini fark etmez.
Olga Tokarczuk okurunu ilk sayfasından itibaren yükselen ritmi ve gerilimiyle merak uyandırıcı, büyülü ―yer yer rüya gibi― bir yolculuğa çıkarırken insan varoluşunun temel sorunlarını ve toplumsal cinsiyet rollerini masaya yatırıyor. Büyülü Dağ’ın yayımlanmasından bir asır sonra Olga Tokarczuk, Thomas Mann’ın topraklarını yeniden ziyaret ediyor ve doğa-insan, yaşam-ölüm gibi izlekleri felsefesiyle harmanlayarak bu topraklara sahip çıkıyor.
Empusyon, Olga Tokarczuk’un Nobel Ödülü’nden sonra merakla beklenen ilk romanı…
 
“Muhteşem bir yazar.” ―Svetlana Alexievich
“Tokarczuk ile birlikte, Nobel sadece bir kadın yazarı seçmedi, yüzyılının sesini seçti. Olga Tokarczuk, şiirsel üslubu ve akılda kalan hikâyeciliğiyle dönemine iz bırakan bir yazar.” ―Didier Jacob, L’Obs
“Empusyon, sadece kadın şovenizminin bir eleştirisi olarak değil, aynı zamanda modern toplumlarda dayatılan toplumsal cinsiyet rolleri aracılığıyla insanları hâlâ damgalayan baskı biçimlerinin bir eleştirisi olarak da okunabilir. Bu roman, okuru kendini güvende hissetmeye alışkın olduğu alanların çok ötesine taşıyan bir hayal dünyasına davettir.” ―Onet Kultura</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117981</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/577f6620-61c3-4475-8105-be319a5da882.jpg</image:loc>
            <image:title>Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 3 Deliler ve Cellatlar - Ciltli (Beyaz Şömiz)</image:title>
            <image:caption>Yakmaya başlayana dek yanacaksIn! 
 
Tanrıçaların uyanışından sonra Nova ve Daren aylar sonra diyara döner. Cehennem kraliçesini geri getirmek hiç de sandığı gibi olmaz. Artık tüm lordlar ve vârisler tehdit altındadır. Karanlık maddeyi kullanmak diyarın dört bir yanından orduların kapıya dayanmasına neden olur. Toprak Vârisi yeni kurduğu müttefiklerle kaybettiği gücünü kazanırken, Ateş Krallığı taht mücadelesine dahil olur.  Hava Krallığı’nın birleşme partisi, Su Vârisi’nin takdimi ve Ateş Krallığı merasimi Nova’yı zorlu kararlar almak zorunda bırakır. Beşinci element ile yüzleşen Nova krallığını kurtarmak için Atlantis’in peşine düşerken, Ateş Lordu’na kaybettiklerini geri vermeye kararlıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117982</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02a8d709-51f5-4eb1-8605-3aefde911940.jpg</image:loc>
            <image:title>Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 3 Deliler ve Cellatlar - Ciltli (Kutulu)</image:title>
            <image:caption>KUTU İÇERİĞİ 
Ciltli Kitap 
Poster 
Ayraç 
2 Adet Karakter Kartı 
Kırmızı Şömiz 
Beyaz Şömiz 
 
 
Yakmaya başlayana dek yanacaksIn! 
 
Tanrıçaların uyanışından sonra Nova ve Daren aylar sonra diyara döner. Cehennem kraliçesini geri getirmek hiç de sandığı gibi olmaz. Artık tüm lordlar ve vârisler tehdit altındadır. Karanlık maddeyi kullanmak diyarın dört bir yanından orduların kapıya dayanmasına neden olur. Toprak Vârisi yeni kurduğu müttefiklerle kaybettiği gücünü kazanırken, Ateş Krallığı taht mücadelesine dahil olur.  Hava Krallığı’nın birleşme partisi, Su Vârisi’nin takdimi ve Ateş Krallığı merasimi Nova’yı zorlu kararlar almak zorunda bırakır. Beşinci element ile yüzleşen Nova krallığını kurtarmak için Atlantis’in peşine düşerken, Ateş Lordu’na kaybettiklerini geri vermeye kararlıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117983</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6682d43c-51a2-4ad2-86b4-ed3047e9cff5.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayı Dönüyor</image:title>
            <image:caption>Ayı, yavaşça yana çekildi. Ve orada, mağaranın görünmeyen derinliklerinden dört dengesiz pençe üzerinde sallanan küçük bir kutup ayısı yavrusu çıktı. 
April, Ayı Adası’ndan döneli bir yıldan fazla olsa da, Ayı hakkında düşünmeyi hâlâ sürdürüyordu.
Svalbard’da bir ayının vurulup yaralandığını duyduğu zaman, o ayının kendi ayısı olduğundan emindi. Yapması gerekenin ne olduğunu biliyordu: Babasını ikna etmeli ve kutuplarda Ayı’yı aramaya çıkmalıydı. Bütün engellere rağmen bunu başarınca, April kendisini yine buz gibi bir maceranın içinde buldu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117984</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e527c640-9a91-475c-b0c9-741c2a0b79f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Madalyonun İçi</image:title>
            <image:caption>Bazen sahne sanatçısı gibi hissederim kendimi. Seyircilerin huzuruna çıkan bir sanatçı sahneye nasıl hazırlanıyorsa, ben de aynı titizlikle hazırlanır ve öyle çıkarım hastalarımın karşısına. O nedenle haftanın belli günlerinde çalışmam. Her gün bu yoğunlukta çalışırsam hem performansım düşer hem de kendime ayıracak hiç zamanım kalmadığından hastalara ilgim azalır. O masaya oturduğum andan itibaren kendi dünyamla ve sorunlarımla ilişkim kesilir. Hasta olmaya bile hakkım yoktur artık. Sabah on birde girdiğim o odadan, akşam geç saatlere kadar çıkamam. İnsanların biri girer, biri çıkar. Heyecanlı, ilginç, çoğu zaman da hüzünlü bir film seyrediyor gibi hissederim kendimi. 
 
Çöp Apartman’da yaşayan üç kız kardeş… Acaba biriktirdikleri çöpler, bilinçaltlarında birikenlerin yansıması mı? Birbirleriyle “şiddet” aracılığıyla ilişki kuran Jale ve Kemal, bir gün gerçek duygularını paylaşabilecekler mi? Kendini İsa Peygamber zanneden Doktor Yiğit, kapandığı otel odasından çıkıp yeniden hayata dönebilecek mi? Pembe, hayatında ilk kez hissettiği birbirinden güzel heyecanların yarattığı suçluluk duygusu yüzünden kocasından yediği dayaklarla kendini cezalandırmaya devam edecek mi? Genç bir kıza tutulan Garip, terk edilmenin zihninde yarattığı öfkeyle başa çıkabilecek mi? Madalyonun dışı ne gösterirse göstersin, Madalyonun İçi’nde insanın en gerçek, en çıplak hali vardır. Gülseren Budayıcıoğlu, artık bir klasik haline gelmiş bu kitabında, gündelik hayatın içinde saklanan sırları gösteriyor bize.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117985</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1a65578-d227-4dfb-958c-0cd8fd6f199b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral Şakir Devler Uyandı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Ünlü bir teknoloji firmasının sahibi olan Harun Bey, elektronik cihazların mobil hale gelip yapay zekâ ile hareket edebildikleri bir sistem geliştirmiştir. Bu nedenle Şakir ve ailesi de Harun Bey&apos;e ve icatlarına hayranlık duymaktadırlar. Ancak tarihler öncesine ait olan kırmızı bir taş ortaya çıkar ve her şey bir anda tersine döner. Bu taşın gücü Harun Bey&apos;in teknolojik aletleriyle birleşince, amacı Dünya’yı ele geçirmek olan bir ordu ortaya çıkmıştır ve bu orduyu durdurabilmenin tek yolu, Şakirlerin Adıyaman şehrinde bulunan Nemrut Dağı’na gitmeleridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117986</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af90f63a-db19-463b-b696-30bd140a70d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Crime and Punishment</image:title>
            <image:caption>Crime and Punishment is one of the greatest and most readable novels ever written. From the beginning we are locked into the frenzied consciousness of Raskolnikov who, against his better instincts, is inexorably drawn to commit a brutal double murder. From that moment on, we share his conflicting feelings of self-loathing and pride, of contempt for and need of others, and of terrible despair and hope of redemption: and, in a remarkable transformation of the detective novel, we follow his agonised efforts to probe and confront both his own motives for, and the consequences of, his crime. The result is a tragic novel built out of a series of supremely dramatic scenes that illuminate the eternal conflicts at the heart of human existence: most especially our desire for self-expression and self-fulfilment, as against the constraints of morality and human laws; and our agonised awareness of the world’s harsh injustices and of our own mortality, as against the mysteries of divine justice and immortality.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117987</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc035c59-161c-4c7f-ab64-9953e1e43052.jpg</image:loc>
            <image:title>Pride and Prejudice</image:title>
            <image:caption>Pride and Prejudice, which opens with one of the most famous sentences in English Literature, is an ironic novel of manners. In it the garrulous and empty-headed Mrs Bennet has only one aim – that of finding a good match for each of her five daughters. In this she is mocked by her cynical and indolent husband. With its wit, its social precision and, above all, its irresistible heroine, Pride and Prejudice has proved one of the most enduringly popular novels in the English language.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117988</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/27a0e150-d7cf-4bf5-98a5-ae27af5256c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Tevafuk</image:title>
            <image:caption>Günümüz yazarlarından Yunus Emre ALBAYRAK 14 Nisan 1966 tarihinde Ankara’da babası Rüstem bey ile annesi Saniye Hanım’ın altı çocuğundan dördüncüsü olarak dünyaya geldi. Aslen memleketi Bolu ilinin Gerede ilçesine bağlı Aşağı Ovacık ( namı diğer Küçük İstanbul ) köyüdür. 
Öğrenim hayatını Abidinpaşa İlkokulu, 29 Ekim Ortaokulu, Beypazarı İmam Hatip Lisesi ( 1 yıl ) ve Abidinpaşa Lisesi’nde tamamladı. Üniversite öğrenimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İş idaresi bölümünde tamamlayacak iken ticarete atılma isteği üzerine yarıda bıraktı. 
Askerden geldikten sonra Nezihe hanımla evlendi. Bu evlilikten Hilal adında bir kızı, Rüstem ve Mehmet Akif adında iki oğlu oldu. 
Ticari hayatında bir çok iş yaptıktan sonra emekli oldu. Emekli olduktan sonra ‘’ Boş duranı Allah sevmez !’’ dedi ve Ankara Altındağ ilçesindeki Karapürçek Mahallesi’nde çiğköfte dükkanı açtı. 
Anılarını başkaları ile paylaşmak istedi ve yazdığı altı adet kitapla kendini anlattı. 
Yazarın ‘’ Kabus ‘’ ve ‘’ Meryem oğlu İsa – Sır ‘’ isimli iki romanı ile 
‘’ Lavaş Arası Hikayeler ‘’, ‘’ Dolandırıcılığın Seksen Türü ‘’, ‘’ Tevafuk ‘’, ‘’ Sözün Özü‘’ isimli anı-hikaye türü kitapları yayınlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117989</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/76efbe54-c8cb-418b-bf9c-20ed5fd83ed6.jpg</image:loc>
            <image:title>Sözün Özü</image:title>
            <image:caption>Günümüz yazarlarından Yunus Emre ALBAYRAK 14 Nisan 1966 tarihinde Ankara’da babası Rüstem bey ile annesi Saniye Hanım’ın altı çocuğundan dördüncüsü olarak dünyaya geldi. Aslen memleketi Bolu ilinin Gerede ilçesine bağlı Aşağı Ovacık ( namı diğer Küçük İstanbul ) köyüdür. 
Öğrenim hayatını Abidinpaşa İlkokulu, 29 Ekim Ortaokulu, Beypazarı İmam Hatip Lisesi ( 1 yıl ) ve Abidinpaşa Lisesi’nde tamamladı. Üniversite öğrenimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İş idaresi bölümünde tamamlayacak iken ticarete atılma isteği üzerine yarıda bıraktı. 
Askerden geldikten sonra Nezihe hanımla evlendi. Bu evlilikten Hilal adında bir kızı, Rüstem ve Mehmet Akif adında iki oğlu oldu. 
Ticari hayatında bir çok iş yaptıktan sonra emekli oldu. Emekli olduktan sonra ‘’ Boş duranı Allah sevmez !’’ dedi ve Ankara Altındağ ilçesindeki Karapürçek Mahallesi’nde çiğköfte dükkanı açtı. 
Anılarını başkaları ile paylaşmak istedi ve yazdığı altı adet kitapla kendini anlattı. 
Yazarın ‘’ Kabus ‘’ ve ‘’ Meryem oğlu İsa – Sır ‘’ isimli iki romanı ile 
‘’ Lavaş Arası Hikayeler ‘’, ‘’ Dolandırıcılığın Seksen Türü ‘’, ‘’ Tevafuk ‘’, ‘’ Sözün Özü‘’ isimli anı-hikaye türü kitapları yayınlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117990</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03a2f566-6da4-44d7-8186-72a4a3feea80.jpg</image:loc>
            <image:title>Gümrükten Geçen Anılar</image:title>
            <image:caption>Ayşe Topçu der ki; 
Anı yazmak kendimize, yaşadıklarımıza, çevremize dışarıdan bakabilmektir. İçinde yaşarken fark etmediğimiz durumu, araya zaman girip de olaylardan uzaklaşınca daha net ve bütüncül görme şansımız oluyor. Çünkü olayın aktörü değil, seyircisiyiz. 
 
Bu nedenle anı yazmak, yaşadıklarımızı bir tanık gibi anlatmak ve geleceğe taşımak anlamına geliyor. Anı yazmak içimizde biriken tortuları arıtmamıza yardım ediyor. İç dünyamızda bir müsvedde gibi yer almış, olaylar, durumlar ve kişiler edebiyatın imbiğinden geçerek güzelleşiyor. Bu güzelliği diğer insanlarla paylaşmak hem bizi rahatlatmakta hem de mutlu etmektedir. 
 
İş hayatı sadece ekonomik bir eylem değildir. Aynı zamanda sosyal bağların, güzel ilişkilerin, acının ve sevincin paylaşıldığı bir yaşam alanıdır. 
 
Gümrük kurumunda fedakârca çalışan insanlar, her türlü zorluklara karşı kader birliği yaşamış ve bu süreç içinde unutulmaz anlar biriktirmişlerdir. Anıları yazmanın insanı onarıcı ve iyileştirici gücü olduğu gibi hayatı anlamlandırmada, insanın varoluşunu kalıcı kılma duygusunda büyük rolü vardır. 
 
İşte bu düşüncelerden hareketle, gümrükte çalışanlardan anılarını gönderenleri bu kitapta bir araya getirdik. Anılar yaşanmışlıkların müzesi gibidir. Kitabın sayfaları arasında anılara yolculuğun çok zevkli ve ilginç geleceğini umuyorum. Ben anılarımı yazarken ve anıları toplarken çok zevk aldım. 
 
Gümrükçü olan ve olmayan herkesin de kitabı zevkle okuyacağını ümit ediyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117991</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c0684070-67a5-447c-b44f-6aa5862f761a.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Modern Avrupa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Avrupa’nın modernliğe giden uzun yolculuğunda, dinler ve kiliseler de büyük değişimler yaşadı. Ortaçağların baskın Katolik Kilisesi önce siyasî gücünü, sonra da evrensel dinî otoritesini kaybederken, yeni mezhepler, kiliseler ve din yorumları bütün Avrupa’yı sardı ve sarstı. Bununla birlikte 16. yüzyılın sonunda kurumsallaşan Katolik Reformu, ortaya çıkan yeni kilse ve din yorumları toplumları bölen, savaşları başlatan ve bitiren esas unsurlar hâlini aldı. Hızla çoğalan Katolik tarikatlar, Protestan ve Kalvinist kiliseler erken modern zihniyet değişimlerinin kâh öncüsü, kâh neticesi oldu. Öte yandan Avrupa’nın diğer din ve kiliseleri, İslâm, Yahudilik ve Doğu Kiliseleri de kendi içlerinde çeşitli değişimler yaşadı. Tüm bunları erken modernite çerçevesinde ele alan, alanının uzmanlarını bir araya getiren Erken Modern Avrupa Tarihi, Kiliseler, İnançlar ve Mezhepler, VakıfBank Kültür Yayınları’nın Erken Modern Avrupa Tarihi serisinin üçüncü kitabı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117992</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf131759-f595-4fe8-8680-a0d029b414b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Canibi Ali Paşa</image:title>
            <image:caption>…Ardından her ne kadar şehre girmeye ve kayzere efendisinin dostluk mesajını taşımaya istekli olsa da, teşrifat konusunda “olağandışı” isteklerini sıralamaktaydı. Ali Paşa, alayın ilerleyişi sırasında yanında herhangi birinin at sürmesini asla kabul edemeyeceğini, hele etrafında Prens Auersperg ve vekilharç Linderl gibi Hıristiyan zatların bulunmasına “Muhammedî dininin” müsaade vermediğini, çevresinde yalnızca Türklerin olması gerektiğini ve atının yanında da Türklerin yürüyeceğini ifade etmişti. 1739’da Osmanlılar 21 sene önce kaybettikleri Belgrad’ı Habsburgların elinden almayı başarmıştı. Bu önemli zaferin ardından iki imparatorluk arasında barış için karar kılındı. Müzakereler neticesinde kararlaştırılan barışın akdi için taraflar büyük elçilerini tayin etti. Elinizdeki kitap Habsburg Viyanası’na gönderilen büyük sıfatlı son elçimiz Cânibî Ali Paşa’nın macerasını ele alıyor. 1806 yılında Kutsal Roma Alman İmparatorluğu tarihe karışana kadar birkaç Osmanlı elçisi daha Viyana’ya gitmiş olsa da bunlar orta elçi ya da fevkalade elçi olarak gönderilmiş, Cânibî Ali Paşa gibi göz kamaştıran, şaşaalı, neredeyse bin kişilik bir maiyet sahibi olmamışlardı. Günümüze ulaşan bir sefaretnamesi olmasa da Cânibî Ali Paşa ve elçiliği hakkında çoğu ilk defa gün yüzüne çıkan Avusturya ve Osmanlı arşiv belgelerinden yapılmış bu çalışma, erken modern Osmanlı diplomasi tarihçiliğinde yeni bir ufuk açacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117993</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/772a6b72-f0d0-42e3-a6b0-fef4ad2d8174.jpg</image:loc>
            <image:title>Amerika Birleşik Devletleri Tarihi</image:title>
            <image:caption>Amerikan deneyi, Thomas Jefferson’ın “Bu gerçekler” dediği üç farklı siyasi fikre dayanıyordu: Politik eşitlik, doğal haklar ve halkın egemenliği. Jefferson, 1776 senesinde, Bağımsızlık Bildirgesi’nin bir taslağında, “Biz bu gerçekleri kutsal ve yadsınamaz kabul ediyoruz” diye yazmıştı … Bu fikirlerin kökleri Aristoteles kadar antik, Genesis kadar eski ve dalları bir meşenin dalları kadar uzundu. Bunlar bu ulusun kuruluş ilkeleridir; bunlar ilan edilerek ulus oluşmuştur. Takip eden asırlarda bu ilkeler el üstünde tutulmuş, yerilmiş, bunlara karşı çıkılmış, onlar için ve onlara karşı mücadeleler verilmiştir.  Jill Lepore’un, Amerika Birleşik Devletleri Tarihi kitabı, Amerika’nın başlangıcından günümüze kadar uzanan mücadeleler ve çelişkilerle dolu tarihine yönelik kapsamlı bir inceleme yürütüyor. Bu uzun tarihi, “Fikir” (1492-1799), “Halk” (1800-1865), “Devlet” (1866-1945) ve “Makine” (1946-2016) şeklinde dört temel konu ve başlık altında tartışıyor. Lepore’un bu kapsamlı incelemesi, Amerikan ulusunun ideolojik temellerini ve tarih boyunca bu temellerin nasıl tezahür ettiğini, yalnızca siyasi liderlere ya da önemli olaylara değil, aynı zamanda dönemin toplumsal olaylarına, ekonomik değişimlere ve kültürel gelişmelere de değinerek ortaya koyuyor. Birleşik Devletler’in, temel idealleri olarak gördüğü özgürlük, eşitlik ve halkın egemenliği gibi kurucu ilkeleri sorgulayarak, bu idealleri, kölelik, ırkçılık, kadın hakları ve göçmenlik vb. konulardaki mücadelelerle iç içe geçirerek ele alıyor. Bu doğrultuda Amerikan demokrasisinin zayıflıklarını ve sınırlarını tartışan Lepore, bir yandan da ulusal kimlik ve demokrasi kavramlarının dönüşümü bağlamında Amerikan toplumunun çeşitli kesimlerinin bu süreçteki rollerini ve birbirleriyle olan etkileşimlerini göstermeye çalışıyor. VakıfBank Kültür Yayınları olarak okurla buluşturduğumuz Lepore’un bu eseri, Amerikan tarihini anlamak bakımından temel bir kaynak olmasının yanı sıra, Amerikan toplumunun güncel meselelerini ve istikbaldeki yerini anlamak için bir kılavuzdur.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117994</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fca9d569-173f-47af-992f-74e551560a40.jpg</image:loc>
            <image:title>Alfabesiz Kuşlar - Çocuklar İçin Şiirler</image:title>
            <image:caption>Ne dersin
İ harfi
Büyüyünce
Serçe parmağında
Uyusun ister misin
Göçmen kuşların kalbi?
İ Harfinin Rüyası
Sen bilirsin
G harfi
Acemi yağmur
Eğri mi yağar?
Acemi Yağmur
Şair Gökhan Akçiçek çocukları, gençleri ve tüm şiir severleri kelimeler ve seslerin dünyasında bir yolcuğa çıkmaya davet ediyor. Kitap şairin üç ayrı başlık altında bir araya getirdiği çocuk şiirlerinden oluşuyor:
Her Harfin Bir Şiiri Var, Alfabesiz Kuşlar ve Kelebek Sevinci.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117995</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f976aad3-56c1-4d03-87d5-1218b0dbced3.jpg</image:loc>
            <image:title>Çöpten Toprağa Bir Kompost Hikayesi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>ÇÖPLERİMİZİ DÖNÜŞTÜRÜYORUZ! “Şehir hayatında çöplerimizle ne yapacağız?” sorusuna Kokopelli Şehirde ekibi ile verecek bir cevabımız var: KOMPOST! Çağlar öncesine dayanan bir uygulama olan kompostun  temel mantığı, yaşamın ve toprağın işleyişini anlamaktan  ve onu taklit etmekten geçiyor.  Bu kitabı rehber edinip işe başlayabilirsiniz.  Göreceksiniz, çöpten kompost yapmak aslında çok basit. Toprağı onarmak ve sağlıklı beslenmek için: YAŞASIN KOMPOST! Çöpten Toprağa Bir Kompost Hikâyesi okullarda  ve evlerimizde, kendine yeten bahçeler kurmak için  farklı yöntemlere yer veren ve çocukların yetişkinlerle birlikte kompost yapmayı öğrendiği dopdolu bir kitap!  Yazar Hakkında: Yasemin Kırkağaçlıoğlu Koç Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan yazar, 10 yıla yakın süreyle danışmanlık ve strateji yönetimi alanında çalıştı. Can ve Ela’nın doğumuyla birlikte sağlıklı gıdaya erişim konularına daha fazla kafa yormaya başladı ve bu sırada permakültürle tanıştı. 2017’de Permakültür Tasarım Sertifikası’nı aldı. Aynı yıl, Elif Çatıkkaş’la birlikte şehirde ekolojik yaşam ve gıda yetiştiriciliği üzerine birey, okul ve şirketler için eğitim, tasarım ve uygulama danışmanlığı sunan Kokopelli Şehirde’yi kurdu. 2019’da “Permakültür Tasarım Sertifikası Eğitmen Eğitimi”, “Çocuklar Permakültürün İçinde” ve İsveç “Ridgedale Permaculture” çiftliğinde küçük çiftçilik eğitimlerini aldı. Attığımız bireysel adımların kurduğumuz bağlarla birlikte bir değişim başlatabileceğine inanıyor ve bunun için çalışmalar yürütüyor. Yaşam İçin Toprak Derneği kurucu üyesi olarak okullarda, kendine yeten bahçeler kurulması için çocuklarla ve öğretmenlerle birlikte yolculuğuna devam ediyor. Elif Çatıkkaş 2006 yılında Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan yazar, 10 yıldan fazla bankacılık sektöründe bilgi teknolojileri alanında çalıştı. 2016 yılında bir yuvanın bahçesine yaptığı kerpiç fırından ilham alarak, doğal yapılar konusunu araştırmaya başladı. 2018 yılında Permakültür Tasarım Sertifikası’nı aldıktan sonra Savory Network’te “Bütüncül Yönetim” eğitimini tamamladı. Aynı yıl, İstanbul Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi “Uygulamalı Bahçıvanlık” sertifika programını bitirdi. “Permakültür Tasarım Sertifikası Eğitmen Eğitimi” ve “Çocuklar Permakültürün İçinde” eğitimlerini tamamladı. Kırsalda ekolojik mimari ve doğal yapılar üzerinde araştırmalarını deneyimleme imkânı buldu. Gelenekle geleceği birleştirme fikrini, babaannesinin el yordamıyla uyguladığı sürdürülebilirlik ilkelerinin ilhamıyla geliştirdi. Bilgi Üniversitesi’nde kültürel incelemeler alanında tamamladığı yüksek lisans eğitimiyle pratik bilgileriyle teorik altyapısını harmanlama fırsatı buldu. Kerem’in annesi, Kokopelli Şehirde’nin eş kurucusu, Yaşam İçin Toprak Derneği’nin de kurucu üyesidir. Ayşe Soylu Delier Yıldız Teknik Üniversitesi, Fransızca Mütercim-Tercümanlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nden Pedagojik Formasyon Sertifikası’nı aldı ve Fransızca öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Çalışmaları sırasında alternatif pedagojilere olan ilgisi giderek arttı. Özellikle demokratik okullar, doğa pedagojisi ve Reggio Emilia Modeli’nden ilham alan eğitimlere yöneldi ve çocuklarla yürüttüğü çalışmalarında bu yöntemleri uygulamaya başladı. Yeni alanları keşfetmesini sağlayan çalışmaları sayesinde permakültürle tanıştı. Çocukların doğaya ve gezegenimize olan bitmeyen meraklarının peşinden onlarla birlikte gitmek ve araştırmalar yapmak için eğitim alanındaki deneyimlerini permakültür alanına yöneltmeye karar verdi. Bu amaçla 2020 yılından beri Kokopelli Şehirde ekibiyle birlikte çalışmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117996</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/351c5d7d-6a04-4aed-bb82-3efee83427c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Fenike Miti ve Fenikecilik</image:title>
            <image:caption>“Fransız Şarkiyatçılar ağırlıkta olmak üzere, 18. yüzyıl sonu ve uzun 19. yüzyıl boyunca bir grup Avrupalı yazarın çalışmaları vasıtasıyla kurulan söylem, “istisnai” bir temsil olarak Grand Liban’ı ve modern anlamda bir Lübnan devletini mümkün kılmış, dahası bu temsilden doğan milliyetçi söylem alanı içerisinde Fenikeci hareketi doğurmuştur. Oluşan bu Lübnan temsili, Lübnan’ı Said’in incelediği şekliyle kurulan Şark temsilinden bağımsız, istisnai bir imaj olarak içerir ve Lübnanlıları Fenikelilerin torunu olarak kodlayarak Lübnan’ı “Şark içerisindeki Garp” formunda (yeniden) okur. Modern Lübnan’ı mümkün kılan, Fransız himayesi altında bir Hristiyan yurdu olarak kurumsallaştıran ve Akdeniz üzerinden Avrupa medeniyetinin bir küçük üyesi haline getiren bu söylem; çevresinden yalıtılmış, Arap değil Fenikeli, Müslüman değil Hristiyan ve Ortadoğulu değil Akdenizli bir kültürel yapı öngörür.” Lübnan’ı; Arap ve Doğulu niteliklerinden soyutlanmış, Akdenizli antik bir medeniyetin varisi, “kozmopolit” ama “Hıristiyan karakterli” bir istisna olarak sunma girişimi, uğruna “şiir yazılabilecek” bir ülke inşa edilmesinin önünü açıyordu. 19. yüzyılda Fransız Şarkiyatçılar, gezginler ve düşünürler Lübnan’ı antik Fenike’nin mirasçısı, Şark içinde korunmuş bir Garp adacığı olarak gördüler ve Lübnanlılara Fransa tarafından “bahşedilecek” bir ülkenin, kadim Fenike geleneğini yeniden yaşatmak anlamına geleceğini düşündüler.  Bu kitap, modern Lübnan fikrini mümkün kılan söylemsel bir geleneğin ve bu geleneğin ürettiği kurucu-mitin detaylı bir analizini sunuyor. Antik Yunan’dan itibaren Batı’nın Fenikelileri ya da Lübnanlıları algılayış ve temsil etme biçimleri üzerinde durarak bunun 19. yüzyıl Şarkiyatçılığı içerisinde belirli yönde bir düşünce pratiğini ürettiğini iddia ediyor. Elinizdeki çalışma; Lamartine, Nerval, Flaubert gibi Şark seyyahlarının eserlerinden Ernest Renan’ın Mission de Phénicie’sine ve Victor Bérard’ın Les Phéniciens et l’Odyssée’sine dek Fransız yazınında Lübnan’ı Fenike’ye eşleştiren söylem biçiminin izini sürüyor. Bu, aynı zamanda Lübnanlı Mârûnîlerle Fransızlar arasındaki, kökenleri Haçlı Seferleri’ne dayanan siyaset-üstü ilişkiyi de önemli hale getiriyor. 20. yüzyılın hemen başında kendilerine “Genç Fenikeliler” diyen bir grup Lübnanlı Hıristiyan’ın edebî ve kültürel faaliyetleri, modern Lübnan’ın çokkültürlü, Batılı, “Fransız” bir siyasal birim olarak teşekkülünü mümkün kılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117997</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ef943726-dd69-4698-9ecf-daecde3e8d7e.jpg</image:loc>
            <image:title>Yapay Zeka Çiftliği</image:title>
            <image:caption>Yapay zekâ bir insanın hayatını kurtarabilir mi? Hayvanlar, insanlar yapay zekâya sahip olabilir mi? 
Salih Görür genetik uzmanı bir bilim adamı, torunu Göz’ün hayatını kurtarır. 
Bunun için bazı hayvanlar üzerinde deneyler yapar ve ortaya YAPAY ZEKÂ ÇİFTLİĞİ çıkar. Böyle bir çiftlikte neler neler yaşanır? 
Bu sır, kötü güçlerin eline geçerse ne olur? 
Yapay zekâ mı insanı kontrol ediyor, insan mı yapay zekâyı? 
İçinde yaşanan maceralarla okuyucuları heyecanlı bir yolculuğa çıkaran YAPAY ZEKÂ ÇİFTLİĞİ’nin kapıları tüm ziyaretçilere açıktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117998</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8358b88-5040-454a-a9af-ba02beeaf1a7.jpg</image:loc>
            <image:title>Terk Edilmiş Köpek Kakasının Gizemi - Coscorron Kardeşler Dediktiflik Ajansı</image:title>
            <image:caption>Ascensión, Carmen ve Rosalía sıradan büyükanneler değil. Marcelo yani Ascensión’un toru- nuyla birlikte yaşıyorlar ve ilginç bir hobi ediniyorlar: Gizemli durumları çözmek. Dedektif Nine- ler, komşuları Margarita’nın kapısının önüne her gün kakasını bırakan köpeğin gizemini çözmeye çalışırken banka soyguncularının planlarını bozacaklar. Soyguncular, başlarına neler geleceğini bilmiyorlar. Örgü şişleri, terlikler ve anestezik parfümler gibi büyük güçlere sahip olan nineler, hırsızları alt edip yakalamak için her şeyi yapmaya hazır. Mizah, kovalamaca ve kurnazlıkla dolu hızlı tempolu bir macera...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=117999</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1567bc1-4acb-4fcf-bd13-860541850e8d.jpg</image:loc>
            <image:title>Levreğin Gizemi - Coscorron Kardeşler Dediktiflik Ajansı</image:title>
            <image:caption>İlk davaları olan terk edilmiş köpek kakası olayını başarıyla çözen Coscorrón kardeşlerin araştırma ajansı artık bir gerçektir. Açılıştan bir gün sonra Carmen, Rosalía ve Ascensión, semt pazarının yöneticisi Borja Pijirilis tarafından ziyaret edilir. Zavallı adam çaresizdir. Çünkü son birkaç gündür pazar tezgâhlarında sıra sayıları tekrarlandığından büyük bir yaygara kopmak- tadır. Coscorrónlar davayı üstlenirler ve çok geçmeden bu basit ve zararsız görünen gizemin ardında daha karmaşık ve tehlikeli bir gizemin yattığından şüphelenirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118000</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15c291f6-61b7-4a2d-a336-ec0dd25d3ffc.jpg</image:loc>
            <image:title>Uçan Tuvalet Kâğıtlarının Gizemi - Coscorron Kardeşler Dediktiflik Ajansı</image:title>
            <image:caption>Coscorrón kardeşler için yeni bir olay! Bu sefer dedektif büyükannelerin dünyadaki en önem- li etkinliği olan Uluslararası Dedektif Büyükkanneler Konferansı’nın düzenlendiği New York’a gitmeleri gerekiyor. Plaza Otel ünlülerle dolu: İtalya’dan Tiatrappo kardeşler, Japonya’dan Akí Mekedo, hatta bizzat Donald Trompazo. Ancak tüm bu kargaşanın ortasında bir gizem vardır: Otelin tuvalet kâğıtları hiçbir açıklama yapılmadan ortadan kaybolmaktadır. Coscorrónlar, Mar- celo ve yeni arkadaşları Max suçluların izini sürüyor. Suçlular kim ya da kimler mi? Okuyunca bulacağız...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118001</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4431bb03-7da2-4c4a-a03a-b70437e5b8ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Profesör Astro Kedi İle Uzayın Sınırları</image:title>
            <image:caption>Uzayda yaşamak nasıl bir şey?
Başka gezegenlerde hayat var mı?
Kara delik tam olarak nedir?
Profesör Astro Kedi ve arkadaşlarıyla uzayda seyahat ederken galaksimiz, Güneş Sistemimiz ve evren hakkında bilinmesi gereken her şeyi öğrenebilirsiniz. Asteroitlerden uzaylı yaşamına, roketlerden keşif araçlarına kadar Profesör Astro Kedi ile Uzayın Sınırları’nda keşfedilecek çok şey var! MACERA BAŞLASIN!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118002</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fabf0256-bb2d-4457-9c25-88c957473a9d.jpg</image:loc>
            <image:title>Futbol Kulübü Felaketinin Gizemi - Coscorron Kardeşler Dediktiflik Ajansı</image:title>
            <image:caption>Coscorrón kardeşlerin dördüncü olayı burada! Bu kez tuttukları futbol takımına yardım et- mek zorundalar. Katastrófiko Futbol Kulübü onlarca yıldır gol atamıyor ve bu şekilde devam ederlerse onuncu lige düşecekler. Ama futbol sahasında görülen gölge kimin gölgesi? Futbol sa- hası mı? Ve ne oluyor da şiddetli bir rüzgâr patlıyor? Coscorrón kardeşler bu gizemi de çözecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118003</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e035e2c9-2e66-44cd-a24c-053114a23da2.jpg</image:loc>
            <image:title>Zeytingöz</image:title>
            <image:caption>“Bu yol uzundur / Menzili çoktur / Derin sular var.” 
“Gübreye inip kalkan kargalar / Has bahçede gül kadrini ne bilir?” 
Yunus Emre 
 
Hayvanlar âleminin gözünden anlatılan, iyilik ve kötülüğün savaşını konu edinen kitapta insan, bir yol gösterici olarak yer alıyor. “Akıl başka bir akılla birleşirse ortaya yol çıkar,” diyen Yunus Emre&apos;nin rehberliğinde yollara düşen kahramanlarımız, birçok sabır sınavından geçecekler, Emin Belde&apos;ye ulaşmak için Sırlı Cümle&apos;yi bulmaya çalışacaklardır.  İlginç bir bakış açısıyla yazılan kitap, insanı kendi içinde bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118004</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ddcd83ff-54ad-40f1-bcc9-f38ecc85f621.jpg</image:loc>
            <image:title>Kısas</image:title>
            <image:caption>Her kitabın bir hikâyesi vardır. Bu kitabın hikâyesi Yazar’ın Hamburg’ta başlayan serüveniyle doğuyor. Oradaki acı tatlı hatıralarını içten bir üslupla okurlarıyla paylaşan Turgay Hekimoğlu, bir yandan da dönemin toplumsal olaylarını sosyolojik ve siyasi bir bakış açısıyla ele alıyor. Aynı zamanda, Almanya’ya “misafir işçi” olarak giden Türklerin, ülkenin tüm güzelliklerinin yanında orada çektikleri sıkıntıları ve karşılaştıkları zorlukları okurlarına aktarıyor. Böylece Almanya’nın Türkler için bir yönüyle “acı vatan” olduğu mesajını veriyor. 
Kısas adını; ülkesinden uzakta, vatan millet sevgisini her daim yüreğinde canlı tutan bir grup Türk gencinin, Hamburg’ta Türklere ve farklı milletten insanlara yönelik ırkçılık faaliyetleri yürüten Nazi çetesine verdiği dersten alıyor. Hekimoğlu, kişisel tecrübelerini okurlarına anlatmanın yanı sıra, geçmişin izlerini günümüze taşıyarak bir anlamda toplumun aynası oluyor. Kısas sizi, toplumsal dinamikler ve göçmenlik üzerine düşünmeye sevk edecek...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118005</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/908fb724-ebe7-46f7-8fdf-c33fd96a2bc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Az Bilinen Türk Masalları</image:title>
            <image:caption>Develer tellal iken, 
Pireler berber iken, 
Biz annelerimizin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, 
…gizli hikâyelerin ve unutulmuş masalların büyülü dünyası vardı… 
&quot;Az Bilinen Türk Masalları&quot; Türk kültürünün zengin masal mirasını keşfetmek için bir davet niteliğinde. Bu kitap, çocuklarımıza ve büyüklerimize Türk halk masallarının muhteşem dünyasını sunuyor. 
İçerisinde yer alan masallar, yıllar içinde nesilden nesle aktarılan, farklı bölgelerin ve halkların renkli anlatılarıdır. Hemen hepsi büyülü yaratıklar, sihirli objeler ve sıra dışı maceralarla dolu. 
Kadim Türk kültürünün güzelliklerini keşfederken, &quot;Az Bilinen Türk Masalları&quot; sizi eski zamanların büyülü atmosferine taşıyacak. Bu kitap, masal sevgisini yeniden canlandırmak ve masal anlatma geleneğini sürdürmek isteyenler için eşsiz bir kaynak olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118006</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5110299e-8f50-4a0b-b1d6-4236b5e94db3.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyadan Halk Masalları</image:title>
            <image:caption>Geçmişin tozlu sayfalarından, dünyanın dört bir yanından gelen sesleri dinleyin... 
&quot;Dünyadan Halk Masalları&quot; zamansız hikâyeleri ve unutulmaz karakterleriyle sizleri büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Bu eşsiz koleksiyon fabl ve masal türlerinde farklı kültürlerin zenginliğini ve evrenselliklerini kutlayan bir mozaik sunuyor. Her biri, insan doğasının çeşitli yönlerini ve yaşamın temel gerçeklerini, hayvanlar ve fantastik varlıklar aracılığıyla eğlenceli ve öğretici bir dille anlatıyor. 
Elinizdeki bu kitap, çocuklar ve yetişkinler için eşit derecede büyüleyici, dünyanın farklı köşelerinden toplanmış masalları barındırıyor. Okurken, bir yandan gülümseyecek diğer yandan düşüneceksiniz; kahramanlarımızın maceraları üzerinden kendi hayatınızı sorgulayacak, onların akıllıca çözümleri ve cesur kararları karşısında hayranlık duyacaksınız. 
&quot;Dünyadan Halk Masalları&quot; dostluk, cesaret, adalet ve sevgi gibi evrensel değerler etrafında dönen hikâyeleriyle, okuyucularını hem eğlendiriyor hem de aydınlatıyor. 
Hayal gücünüzü serbest bırakın ve &quot;Dünyadan Halk Masalları&quot; ile kendinizi yeniden keşfedin. Bu masallar, sizi gülümsetecek, düşündürecek ve belki de en önemlisi, kalbinizi ısıtacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118007</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ef40014-6262-40ba-83ce-36d6f5fd40c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Rastlantı</image:title>
            <image:caption>Bizim karşılaşmamız en garibiydi. Kim savaşa gelip divane çıkardı ki?.. Kim ölümde dirilişi bulurdu?.. Kim umutsuzluğun içinde umudunu bulurdu?.. Kim kimsesizken kimsesini bulurdu?.. Hangi insan tek kalmışken çiftini bulurdu?.. 
 
Geçmiş yalnızca adında geçmişti. Geçmiş nereye geçmişti? Geçmişin geçtiği falan yoktu. Geçmiş bugün kadar tazeydi. Bugün kadar yoğun, bugün kadar hisli… 
 
Hayat sonsuz sayıda olasılığa gebe. Hiç umulmadık olan, hiç umulmadık bir yerde ve zamanda karşımıza çıkabiliyor. Bazen bütün ümitlerin tükendiği ve ölümün arzulandığı vahşi bir savaşta bile hiç beklenmedik bir umut filizi yeşerebiliyor. 
 
Bu kitapta bu mucizelerden birine şahitlik edeceksiniz. Acı, umut, dostluk ve aşk… Bütün bu kavramların ilginç hikâyeler üzerinden anlatıldığı sürükleyici bir roman. Bir çırpıda okuyup acılardan yükselen büyük aşkın mutlu sonunu görmek isteyeceksiniz.  
 
Bu çalışma; tüm ailesinin savaşta acımazsıca katledilmesine tanık olan bir genç kızın, çok uzaklardan gelen bir dost eliyle dipsiz karanlıktan aydınlığa çıkmasının öyküsü. 
  Yaşamın nasıl güzelliklerle bize gülebileceğini müjdeleyen Rastlantı, hayat ağacının mucizevi meyvelerini önünüze serecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118008</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20db95d5-852b-4ba4-b85b-2536bd3fede3.jpg</image:loc>
            <image:title>Iğırcık Vakti</image:title>
            <image:caption>1980 Türkiye’si… 
İdealist, heyecanlı stajyer bir öğretmenin, Urfa’nın Suruç ilçesindeki bir mezraya atanması ile başlayan hikâyesi. 
Tek amacı bilimin ışığında insanları eğitmek olan ancak hiç istemese de kendini “Şıh” olarak bulan muallim, bu durumdan kurtulabilecek mi? 
  İçime biraz sevinç biraz da hüzün çökmüştü. Buralardan gideceğim hissi sarmıştı benliğimi. Ruhumun derinliklerine yeni bir hüzün daha yerleşti. Fakat bu insanlara da çok alışmıştım. Ayrılık zor olsa da zorunluluk da olmuştu. Yüreğimde öksüz bir şekilde büyüttüğüm aşk elbette benimle gelecekti. İslim “Tenler ölür, canlar ölümlü değil, aşkımız ölümsüz,” dememiş miydi? Yağız ve Yoldaş benim yârenlerim. Onlar da ayrı bir sızı olarak duracaktı sinemde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118009</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/457e2bd2-e589-4bbb-9eeb-55c1fb3538d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuhafara’da Bir Gün</image:title>
            <image:caption>Tuhafara’yı gördün mü? 
O mavi gök geyiğini 
Yer bakarsan ağaçtır 
Geyik ki yürüyen bir ağaç değil mi? 
Tuhafara her şeyin başladığı 
O aykırı ayrılık ormanı değil mi? 
Ve ceviz ağaçları suyun kaydedicileri 
Ah toprak annelerin annesi 
Taşıyıp da tekrardan mürekkep, 
Bunca kaba yükü, 
Atıp durur o diri yürek yine de inceliğe 
İşte bunlar Tuhafara’da başladı 
Hep Tuhafara’da bitti aynı anda belki de  
Zaman yanılsamasında 
Yeşil, mavi ve kara burada birleşti 
Yaşamak orda denizde su içmek, 
Akşam hüznü tenine, 
Bir damla gözyaşına banmak zorun ekmeğini, 
Tuhaftır, kimse görmez birbirini bu kalabalıkta, 
Kimsesizdir herkes, 
Bu avuntu sokağında, 
Lal şehirlerde lafaza, Körler çarşısında fenerdir...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118010</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a590754b-e477-46cd-bc4d-38fd8ab22249.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuşlar Fısıldadı</image:title>
            <image:caption>Düşlerin sınırlarının ötesine geçerek gerçeği yeniden şekillendiren, sıra dışı bir yolculuğa hazır mısınız? Kuşlar Fısıldadı,  sizi altı farklı dünyaya davet ediyor. Sürrealist dokunuşlarla örülü bu kitap, bilimkurgu ve gerçeklik arasında ince bir çizgi üzerinde geziniyor. 
 
Birbirinden farklı karakterlerin çevresinde gezinen altı öykü, felsefi altyapısıyla okuru varlık kavramından ahlak kavramına kadar sorgulamaya yöneltiyor, aynı zamanda onları insan deneyimlerinin derinliklerine götürüyor. 
  Ebru Deniz, Türk öykücülüğüne takdimimizdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118011</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/799f44d0-4002-4d3b-9b43-a76d9a6d0d2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Neyin Sesi</image:title>
            <image:caption>Hangi meslek olursa olsun sevdiğin ve keyif aldığın, yetenekli olduğun bir işi yapmaktı önemli olan. 
Sahnede ışık saçan bir müzisyen olabilirsin, atölyede harikalar yaratan bir marangoz olabilirsin, 
rengârenk kumaşlarla oynayan bir terzi, çocukların hayatlarına dokunan, genç beyinleri şekillendiren 
bir öğretmen olabilirsin... 
Önemli olan, seni neyin mutlu ettiği. Zorla seçilen bir meslek değil, her gün aşkla yapacağın, çevrene ışık saçacağın, seni sen yapan bir mesleğin 
olmasıydı önemli olan. 
Hayat, yanlış tercihlerin bedellerini 
ödeyecek kadar uzun değil.  
 
Şimdi… 
Tüm alkışlar senin için. HAREKETE GEÇ!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118012</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c189064a-8c27-4e8c-a3c3-68a7e8d886ce.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiirde Flanörlük</image:title>
            <image:caption>İlhan Berk, Ankara’ya; Ahmet Oktay﻿, İstanbul’a; Güven Turan﻿, Samsun’a; Nihat Özdal﻿, Urfa/Göbekli Tepe’ye; Attilâ İlhan﻿ ve Enis Batur,﻿ Paris’e Flanör-şair olarak nasıl bakıyor, ne görüyor? Bu sorunun yanıtını elinizdeki kitapta bulacağınızı umut ediyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118013</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3db96ca9-c660-4e80-8be5-eb27c23716b7.jpg</image:loc>
            <image:title>CIA Dünya’nın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?</image:title>
            <image:caption>CIA&apos;in Soğuk Savaş sırasında kültürel propaganda yapmak için edebiyat dergileriyle iş birliği yapması, çözülememiş bir tartışmaya yol açmıştı. Peter Matthiessen, George Plimpton ve Richard Wright gibi Amerika&apos;nın en sevilen edebiyatçılarından bazılarının itibarları, istihbarat teşkilatı için yaptıkları çalışmalar gün ışığına çıktıkça zedelendi. 
CIA&apos;in iki farklı kolu vardı; bunlardan biri Amerikalı ve Avrupalı yazarları ve kültürel özgürlüğü teşvik etmek için edebiyat dergileri çıkarırken diğeri hükümetleri devirmek için suikast ve sansür gibi taktikler kullanıyordu. &apos;Kültürel&apos; CIA&apos;i savunan argümanlara rağmen her iki şube de aynı gizli hedefleri paylaşıyor ve aldatma, kurnazlık ve gözdağı gibi benzer yöntemler kullanıyordu. CIA&apos;in hedeflerine çeşitli yollarla ulaşabilen güçlü ve etkili bir örgüt olduğu açıktı. 
Kültürel Soğuk Savaşçılar, çeşitli siyasi inançlara sahip bireyleri izlemek için sürekli olarak anti-komünizmi kullanıp ABD demokrasisini Sovyet modeline benzer bir gözetim devletine benzetmeye yaklaştırdılar. 
Whitney, bu eserinde söz konusu inşa sürecinde CIA’in “Kültürel Özgürlük Kongresi”nin hikâyesini arşivler ve kişisel tanıklıklardan hareketle CIA&apos;in propaganda ve edebiyat arasındaki çizgiyi nasıl bulanıklaştırdığının hikâyesini anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118014</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bac9a51c-4215-47b3-9d0f-ea5d39b86030.jpg</image:loc>
            <image:title>Ses, Söz, Sevgili</image:title>
            <image:caption>Sesi sesiniz, sözü sözünüz, sevgilisi sevgiliniz olacak! 
Kim bilir? Belki “Merhaba” diyeceksiniz o satırlarda rastladığınız size… 
“Merhaba ey nûr-i aynî merhaba!” 
 
Ahmet Özhan’ın sesiyle, sözüyle yarım asırdan fazla bir zamandır “En Sevgili”ye nezrettiği düşünce ve gönül dünyasından yansımalar bulacaksınız bu kitapta. 
 
Aynı zamanda yazıların kaleme alındığı ve yayımlandığı 90’lı yıllar Türkiye’sinin edebi, siyasi ve sosyolojik çehresini de göreceksiniz. Okuyacağınız satırlarda 17 yaşında şöhretin zirvesine oturmuş bir “derviş” sanatçının sahne ve meydan arasındaki o zorlu seyr ü sülûkünün tereddütsüz, cesur, kararlı adımlarına şahitlik edeceksiniz. 
 
Ses, Söz, Sevgili’de tasavvuf dünyamızın temel konuları tertemiz bir Türkçeyle anlatılıyor. Kavramlara hatıralar eşlik ediyor. 
Hz. Yunus Emre’nin yeller gibi estiği yolları arşınlarken, feyizli teravihlerle eşsiz Ramazanlar yaşıyoruz. “Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız” düsturunca Özhan bizi insana ve hayata dair farklı makamlar arasında dolaştırıp tevhidin sırrını anlamaya çağırıyor.  
 
Bu kitapta tasavvuf musikisinin günümüz insanı üzerindeki etkisi de var, Hz. Mevlana’nın aşkı da... 
Katreden denize dönüşebilmek ümidi de… Güftelere ve bestelere şeyhler, halifeler, dervişler, âşıklar katılıyor. Kesrette vahdet aranıyor, Merkez Efendi’nin kıssasına Itri’nin tekbiri eşlik ediyor. Her şey eninde sonunda üç harflik bir “hiç”e varıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118015</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e311293-42b4-4320-ba06-afd01de3b2ab.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar</image:title>
            <image:caption>Bu kitap, tarihe ışık tutuyor. İnsanlık tarihinin dönüm noktaları olan 14 olay... Sultan II. Mehmed’in 21 yaşında Bizans’ı fethederek dünya tarihini değiştirmesi, Napolyon’un Waterloo’daki yenilgisiyle Avrupa’nın kaderini etkileyişi, Dostoyevski’nin kurşuna dizilmeye götürülürken yaşadığı duygular, Güney Kutbu’nu keşfetme yarışı, Lenin’in, XX. yüzyıl tarihini etkileyen Ekim Devrimi’ni başlatması, Cicero’nun diktatörlüğe direnişi ve cumhuriyeti savunuşu, ABD Başkanı Woodrow Wilson’un savaşsız bir dünya kurma çabaları... Stefan Zweig, dünyada büyük beğeni kazanan İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar’da, geniş kapsamlı bir bakış açısıyla ele aldığı insanlık tarihinin seyrini değiştiren on dört dönüm noktasını hikâye ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118016</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c44b07b-311e-47c5-b180-03939d33557b.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyet ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>Ahmet Refik 1929 yılında İstanbul Hilmi Kitaphanesinin yayımladığı Çocuklara Türk İstiklâl Harbi ders kitabında, Cumhuriyet’in ilanından önceki ve sonraki süreçleri anlattıktan sonra çocuk okurlara şöyle seslenir: “Şimdi siz, artık hür ve şanlı bir toprağın avlâdısınız. Bunun için ne kadar öğünseniz haklısınız. Fakat, kazandığınız bu büyük saadetlerden dolayı daha kimlere şükr etmelisiniz? Babalarınıza, ağabeylerinize, mert ve aslan yürekli askerlerimize… İşte şimdi, sizin de onlara karşı yapacağınız işler var: Bütün kalbinizle, bütün vücudunuzla Cümhuriyetin yükselmesine çalışacaksınız. İyi bilin ki Cümhuriyet ancak ilimle yaşar, san’atle yaşar, ahlâkla ileri gider. Bundan sonra her millet ilimde, san’atte, ahlâkta hep ileri gitmeye çalışacak, birbirini geçmeye uğraşacak. İşte siz de onlardan geri kalmıyacaksınız. Babalarınızın kan dökerek kurtardıkları memleketi siz de böyle çalışıp muhafaza edeceksiniz.” Harf İnkılabından 1 yıl sonra, dönemin yazım imlasıyla, ilkokul tarih derslerinde çocuk okurlara verilen bu misyon günümüzde de Cumhuriyet’in çocuklarının omuzlarına yüklenen önemli görevlerden biri. Cumhuriyet ve Çocuk: 100. Yılında Çocuk Çalışmalarına Disiplinler Arası Bir Bakış ders kitaplarından mimari eserlere, banka reklamlarından Karagöz seyirlik oyunlarına değin Cumhuriyet’in 100 yılı boyunca yayımlanan temsillerde çocuk kahramanların görünüm biçimlerine ve çocukluk politikalarına odaklanıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118017</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64f28026-8b08-4da9-a09b-daebdba3d237.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Mumyanın Gizemi - Coscorron Kardeşler Dediktiflik Ajansı</image:title>
            <image:caption>Dedektiflik Ajansının çok iyi çalışmala- rını kutlamak için Coscorrón Kardeşler ve Marcelo, kendilerine Mısır’da bir tatil ısmarlamaya karar verirler. Tura çıktıkları gemide araştırılması gereken tuhaflıklar yaşanana kadar iyi bir tatil umutları vardır. Ancak her zaman olduğu gibi, bir şeyi araştırırken daha önemli bir şey ortaya çıkar: Uluslararası bir suç örgütü, Firavun IV.Aes- condidas’ın mezarını yağ- malama niyetindedir. Coscorrón Kardeşler için zorlukla- rın sınırı yok, dolayısıyla tatilleri pek de bekledikleri gibi geçmiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118018</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/49f503a9-633b-4ee7-817e-b44978447da6.jpg</image:loc>
            <image:title>Ters Şemsiye</image:title>
            <image:caption>Yaşamı ve doğayı sevmek yetmez. Bu sevgiyi davranışlarımızla da göstermeliyiz. Yaşama saygı duymalı, doğayı korumalıyız. 
Nehir, yaşamı ve tabii ki doğayı çok seviyor, bir de amuda kalkıp dünyaya tersten bakmayı... 
Doğayı korumak için ailesiyle sürekli yeni projeler üretiyor. 
Bu seferki proje, “SU” hakkında... “ TERS ŞEMSİYE” 
Nehir, gelecekteki kuraklık tehlikesine karşı önlem almak istiyor ve her zaman yanında olan rol modeli Rüzgâr abisi yine yanında... 
Biliyoruz siz de doğayı korumak için başka başka şeyler düşünüyorsunuz, haydi Nehir’e katı- lın, beraber düşünelim. Çünkü... 
YAŞAM HEPİMİZİN!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118019</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3d9259d5-0b59-4bf0-aa32-8c6b18aa8ba0.jpg</image:loc>
            <image:title>Karakter - Edebiyat Çalışmalarında Üç Soruşturma</image:title>
            <image:caption>“Birçoğumuz bir roman ya da filmdeki bir karakterle aramızda bir bağ hissetmişizdir: ya ona bir yakınlık duyarız ya da onunla aynı tepkiyi veririz. Bu bağı, onunla özdeşleştiğimizi söyleyerek açıklarız. Peki ama tam olarak nasıl bağlanıyoruz? Ne tür bağlar kuruluyor? Eleştirmenler, genellikle özdeşleşmeden bahsederken bir umursamazlık söz konusudur: Bu deneyim, tam olarak görülmeden hemen yargılanır. Genellikle utanç verici görünür ve –diğer insanların (yani naif, eğitimsiz ve duygusal insanların) yaptığı bir şey olarak algılanır. Hâlbuki özdeşleşme, bir seçenek olmaktan ziyade varsayılan bir durumdur: bir özelliktir, hata değil.”  

Toril Moi, Rita Felski ve Amanda Anderson’ın edebi karakteri yeniden ve kapsamlı biçimde ele aldıkları Karakter kitabı, üç temel makaleden oluşuyor. Her biri keskin bir bakış açısı sunan üç bölüm boyunca, alanında uzman akademisyenler, edebi çalışmaların manzarasını yeniden şekillendiren dinamik bir diyalog oluştururlar. Moi, karakter eleştirisinin marjinalleştirilmesine yol açan teorik temelleri cesurca sorgular, onların içsel kusurlarını açığa çıkarır. Felski, özdeşleşme kavramının karmaşık dokusuna dalıp, akademik tartışmalardaki çok yönlü doğasını ve kalıcı önemini irdeler. Anderson, karakter analizi, ahlaki soruşturma ve edebi yapı dinamikleri arasındaki simbiyotik ilişkiyi aydınlatarak karakter ve form arasındaki etkileşim üzerinde durur.  Bu çalışma, kurgusal karakterlerin doğası hakkında yeni bakış açıları sunarak sadece alanı canlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda okuyucuları edebiyatta karakterlerin rolü ve önemi hakkındaki varsayımlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118020</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8b4424e-8477-42ba-897a-ef8a834d8231.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzay Çöplüğü</image:title>
            <image:caption>Evinizin yakınındaki bir nükleer santral sızıntısından uzaya kadar kaçtığınızı düşünün Ve orada, bu kez de “Uzay Çöplüğü” karşılıyor sizi... 
“Uzayda da çöplük olur mu?” demeyin. Bu çöplük nasıl oluşmuş ve bu çöpler ne olacak? Hem uzayı temizlemeli hem de sağlıklı bir biçimde dünyaya dönmelisiniz. Bu tehlikeli ve heyecanlı maceranın kahramanları Neppi’ye ve Enk’e katılıp dünyamızı korumak için çalışmaya ne dersiniz?..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118021</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4283d7c3-7ba9-4527-b83f-b3aafcfa1804.jpg</image:loc>
            <image:title>Vamana Purana</image:title>
            <image:caption>Güçlü dinî meditasyon, dans, enstrümantal müzik, oruç, tanrıça bilgisi Gandharvaların dininin özellikleridir. Bilginin en iyisine sahip olma, eşsiz dünya deneyimi, kahramanlık inancı, Bhavānī’ye adanma Vidhyādharaların dininin özellikleridir. Bilim, müzik sanatı, Sūrya’ya adanma, çeşitli sanat becerilerine sahip olmak, dinin kurallarına uymak, Rīshilerin dininin gereklilikleri olarak bilinir. Vedaları ezberden okumak, hayırseverlik, ibadet, iyilik, şiddetten uzak durma, affedici olmak, duyguları kontrol etmek, Şankara’ya ibadet etmek, sinirli olmamak Yaksaların dininin göstergesidir.

Klasik Hint-Sanskrit Edebiyatı’nı, belirli bir sınır içerisinde sunmaya çalışmak neredeyse olanaksızdır. Sanskrit diline dayanan bu edebiyatın uçsuz bucaksız derinliğinde insanoğlu, kendi tarihinin bütün deneyimlerini, tatlarını ve renklerini bulabilir. Hindistan’ın önemli kültür kaynakları arasında yer alan Purānalar, Vishnu ve Şiva inançlarını yayan Klasik Hint Edebiyatı’nın mühim eserleri arasında yer almaktadır. Vāmana Purāna, Hindu tanrı üçlemesini oluşturan tanrı Brahma, Vishnu ve Şiva’yı anlatan ya da öven efsanelerden oluşmaktadır. Ayrıca dinsel olgunluğa ulaşmak ya da söz konusu tanrıların merhametini kazanabilmek, lütuflarına sahip olabilmek için yapılması gerekenlerin anlatıldığı, görece anlaşılması güç bir eserdir. Eserde; dinsel kavramlar, cehennem betimlemeleri, krallar ya da hanedan üyelerinin hikâyeleri, öğüt verici bir üslupla anlatılmıştır. Tarihi yüzlerce yıl öncesine giden Vāmana Purāna, değindiği konular ve büyüleyici efsaneleriyle Hint halkının kültürel hareketliliği ve Hindu inancın geleneklerini ve öğretilerini yansıtan, keyifle okuyacağınız bir klasik.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118022</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7635f3a0-9b53-42d6-a1c6-4f172fdd8f53.jpg</image:loc>
            <image:title>Neşeli Çocuklar - Renkli Kalem Boyama</image:title>
            <image:caption>Çocukların ince motor kas gelişimi yanında, görsel zekâ gelişimine de katkı sağlar. Çocuk görselleri ile duygu ve düşünce yorumlama yetisi de gelişir. 
Hem eğlence hem öğrenmece bir arada!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118023</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d301c8b8-3969-4814-a0e7-10085ed44de8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sebzeler ve Meyveler - Renkli Kalem Boyama</image:title>
            <image:caption>Çocukların ince motor kas gelişimi yanında, görsel zekâ gelişimine de katkı sağlar. Sebze ve meyve görselleri ile ayrıntılı gözlem yeteneği yanında sebze ve meyve arasındaki farkı ayırt eder. 
Hem eğlence hem öğrenmece bir arada!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118024</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/249f6fc0-d6a0-4abd-8ec4-5d5addf50bd1.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvanlar - Renkli Kalem Boyama</image:title>
            <image:caption>Çocukların ince motor kas gelişimi yanında, görsel zekâ gelişimine de katkı sağlar. Hayvan görselleri ile ayrıntılı gözlem yeteneği yanında hayvanların özelliklerini ve evcil, vahşi hayvanları ayırt eder. 
Hem eğlence hem öğrenmece bir arada!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118025</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63b799a8-0004-4258-823e-bd00c04dd8ee.jpg</image:loc>
            <image:title>Alfabemiz - Renkli Kalem Boyama</image:title>
            <image:caption>Çocukların ince motor kas gelişimi yanında, görsel zekâ gelişimine de katkı sağlar. Harf gör- selleri ile okuma yazma öncesi hazırlık yapmış olur. 
Hem eğlence hem öğrenmece bir arada!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118026</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9d63888-1160-4225-a1e8-1562ee836f25.jpg</image:loc>
            <image:title>The Answers Lie Within</image:title>
            <image:caption>The Answer Lie Within, Feyyaz Ünal 
 I like business books in which people narrate their own stories. I’m more impressed with the sharing of real-life experiences rather than the general narratives of “how to do strategic planning” because this practical information is of great use in business life. Of course, I mean those that remain within a plausible framework and certain logic. I have been taking notes since I joined our company. Publishing my notes as a book after gaining enough experience and sharing them with others has always been one of my great aspirations. 
…However, it is very important for people to read a book on a subject of their interest and take notes when they have time. Books are ideal for easy access to experience with no limitation of time and space. I benefited a lot from reading books about other people’s experiences. So, hoping that others might benefit from my own experiences, I started writing this book. 
In this book, you will read the story of a young businessman invited to the manager training program in his family business after working professionally for two years in different institutions. You will witness how he transformed and improved the family business and its culture. 
Elma Publishing and The Answers Lie Within...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118027</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/215ecbae-3426-42f3-a29e-4790117d597f.jpg</image:loc>
            <image:title>Geçmiş Günler</image:title>
            <image:caption>“Ev boşaldı, bu kedi de sokakta kaldı. Olan bitenin farkında mıdır dersiniz? Acıdır. Duvar üstünde ne düşünüyor? Sürünecek! Bir yağmurlu gecede, tren yolu boyundaki bir hendeğin içine düşüp ölebilir. Sonra yağmurlar hendeği doldurur. Soğuklar gelir, sular buz olur. Kedi kaskatı kalır. Ancak gelecek yaza çürümeye başlar, toprağa karışır.”  “Kedi”/ Memduh Şevket Esendal   

Memduh Şevket Esendal’ın öykülerinden meydana gelen bu seçkide yaşamın anlamını sorgulayan karakterlerin hikâyelerine tanıklık edeceksiniz. Gündelik yaşamın en sade, en sıradan anlarının Esendal’ın kelimeleriyle nasıl derinleştiğini fark edeceksiniz. Esendal’ın “haylaz” kalemi okurlarını kimi zaman güldürürken kimi zaman da acı ama sessiz bir gerçeklikle düşünmeye davet ediyor.  İnsan ilişkilerinin karmaşıklığını, insan duygularındaki dağılma ve çözülmenin fotoğrafını çeken bu öyküler VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle sizlerle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118028</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/085d02dd-e621-41a0-9992-e2cdcea70166.jpg</image:loc>
            <image:title>Lavrentiyev Kroniği 1.Cilt</image:title>
            <image:caption>“Bir halkın tarihi, onun Yaradan’ı ararken kat ettiği yolun tarihidir. Bu yol, öyle bir yoldur ki halklar, bu süreçte pek çok imtihandan geçer: yabancı kabilelerin istilaları, esaret, vadedilmiş toprakların peşinde oradan oraya sürgün hayatı, türlü türlü günahlar, yoldan çıkmalar, adaletsiz ve sapkın hükümdarlardan çekilen eziyet ve cefa… Fakat nihayetinde bu halk eğer salih bir halk ise o zaman, Yaratıcı ile konuşabileceği kendine münhasır dilini, kendisine ‘vadedilmiş toprak’larını teslim almak ve Yaratıcı ile yeni bir ‘ahit’ yapmak şerefine nail olabilecektir.” 

Elinizdeki kitap, Kiev’de 1110’lu yıllarda meydana getirildiği çağa kadarki Rus yurdunun tüm tarihini ve Doğu Avrupa’da “Rus” kavminin ve Rus Devleti’nin ne zaman ve tam olarak nasıl meydana çıktığını yıllık kayıtlar biçiminde ortaya koyan ilk sistematik kroniktir. Lavrentiyev Kroniği’nin yazarı eserini, yukarıda alıntıladığımız Kitâb-ı Mukaddes’te gördüğü taslağı taklit ederek inşa etmiştir. Şöyle ki eserde, Slavların, Nuh Peygamber’in oğlu Yafes’ten türedikleri ilan edilmiştir. Putperest olduklarından, kader yolculuklarında çeşit çeşit musibetler gelmiştir başlarına: Yabancı kavimler-kabileler tarafından istila edilmişlerdir. Çoğu zaman günah içinde bir yaşam sürmüşlerdir. Ayaklanmalar ve iç kargaşa ortamından ötürü huzur yüzü görmemişlerdir… Fakat Slavlar, sonrasında havarilere denk görecekleri Kirill ve Methodius’un sayesinde, Yaratıcı ile konuşabilecekleri kendilerine has dillerini edinebilmişlerdir. Geriye ise “vadedilmiş toprak”mışçasına Rus yurdunun sahibi olmak, onu baştan aşağı fethetmek ve yeryüzünde yayılmış olan kavimlerin en yüce gayesi olan “Yaratıcı’nın kavmi olmak” mefkuresine erişmek kalmıştır. İşte tüm bu hikâyeyi ihtiva eden ve ilk Rus kroniği olarak nitelendirebileceğimiz bu eser olmaksızın, Rus tarihini kavramak için verilen her uğraş eksik kalacak ve en nihayetinde “Rus yurdunun tarihi nereden başlamıştır?” sualinin peşine düşemeyecek ve dahası, bu suale bir cevap veremeyecektik.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118029</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a320e2d-9b13-4c27-88c1-c596955f5cbc.jpg</image:loc>
            <image:title>Şah Abbas</image:title>
            <image:caption>Safevî İmparatorluğunun altın çağını yaşatan hükümdar Şah Abbas olsa gerek. Büyük dedesi Şah İsmail’in temellerini attığı devleti, erken modern dönemin büyük bir imparatorluğu haline getiren Şah Abbas’ın hayatı, 16 ve 17. yüzyıllar İran tarihinin adeta bir özü gibi. Cihanın Yarısı kabul edilen Isfahan’ın baştan inşası, yeni ve korunaklı bir başkent haline getirilmesi, Şah’ın Noktavî dervişleri ile ilişkisi, On iki İmam Şiiliğinin resmî din haline getirilmesi gibi birçok farklı tema bu küçük cilde ustalıkla sığdırılmış. Erdebil’de bir tarikat şeyhinin soyundan gelen Şah Abbas’ın Isfahan’dan Meşhed’e yalın ayak yürümesi, müneccimbaşısının tavsiyelerine uyması gibi ayrıntılar, onun hayatını renklendiren unsurlar arasında. Batı’da Osmanlı cephesinden, doğuda Özbek cephesine, Babür şahları ile dostluktan, Avrupalı misyonerlerle din tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede Şah Abbas’ın sürükleyici hayatını bir solukta okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118030</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/601ee1eb-d56f-4df3-88b8-5896d4b7ee7b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kartal Pençesi - Ebruli</image:title>
            <image:caption>Efruz… Efruz… 
İçindeki bir ses yankı buldu. Hissediyordu. 
Bırakma beni Efruz… Hisset beni. Elimi tut. Dar bir yerdeyim. Bul beni! 
Bulunduğu dar alanda tek düşündüğü güzel karısıydı. Kendini asla düşünmüyordu ama oradan kurtulamazsa Efruze’nin başına neler geleceğini düşünmek bile istemiyordu. 
Efruze, Kartal’ı kurtarmak için tüm gücünü kuşanmıştı. Artık çok daha farklı bir kadındı. Kartal’ın bıraktığı o güvensiz Efruze değildi. Taşlar yerinden oynarken deprem etkisi bırakacaktı, Efruze altından sağ çıkmalıydı. 
“Ellerinde çiller göreceğim günler olacak. Ölünceye kadar da elin bu kalbin üzerinde duracak.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118031</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2fc3965d-b70b-48c6-a1c8-fca46d85049a.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Tarihinde Savaş Esirleri</image:title>
            <image:caption>Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler, yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır. Giyim, yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir, tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir. Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir. Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü’deki Nargin Adası, yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir. “Yılanlı Ada” olarak da anılan Nargin Adası, susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği, camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır.

Savaşlar ve çatışmalar, istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir. Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler, şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler, çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler, az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar. Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir. Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar. Siyasi-askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından, sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret, tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır.

“Esir kimdir?” sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir. Şöyle ki esirler, esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren, savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır. Esaret, basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir. Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları, hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari, sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir. Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Esir/esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır. Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada, Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler/uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118032</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/24c44f95-307a-46c5-a3d2-934e82ab22ff.jpg</image:loc>
            <image:title>el-letaifu’l-Gıyasiyye</image:title>
            <image:caption>Anadolu’nun İslami kültürü ve manevi yapısını biçimlendiren en önemli isimlerden, Ahîlik Teşkilatı’nın kurucusu Ahî Evren el-Letâifu’l-Gıyâsiyye adlı eserinin elinizdeki tercümesiyle ilk kez Türkçede.

Anadolu’nun İslami kültürü ve manevi yapısını biçimlendiren en önemli isimlerden Ahî Evren’in el-Letâifu’l-Gıyâsiyye adlı eserinin tercümesini sunuyoruz. Yaşamı ve eserleriyle İslam mirasına büyük katkılarda bulunmuş, ahlak, kültür ve ekonomi alanlarında derin izler bırakmış olan Ahî Evren, el-Letâifu’l-Gıyâsiyye adlı kitabında İslam düşünce yapısını iman, amel ve ahlak bütünlüğü içinde ele alır. Aslında dört ciltten oluşan ancak günümüze yalnız elinizdeki kısmının ulaştığı eser, temelde usul ilmi olarak adlandırdığı akaid alanını incelemektedir. Ayrıca, el-Letâifu’l-Gıyâsiyye’nin yapısı, kaleme alındığı dönemde İslami ilimlerin nasıl tasnif edildiği ve anlaşıldığına da ışık tutar.  

Bu kitap, Ahî Evren’in zengin mirasını keşfetmek, tarihsel bakımdan bu denli önemli bir figürün ilmî yönüyle tanışmak ve Anadolu’da İslam düşüncesinin gelişimini anlamak isteyen okurlar için temel bir kaynak olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118033</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0276178-9ab1-46c4-8397-760916b27f61.jpg</image:loc>
            <image:title>Aydınlanma Rüyası: Modern Felsefenin Yükselişi</image:title>
            <image:caption>Britanyalı fikir tarihçisi Anthony Gottlieb, yayınlandığında büyük ilgi gören bu kitapta, Batı düşüncesinin Rönesanstan sonraki ikinci büyük entelektüel patlaması olan Aydınlanma Çağını ele alıyor. Aydınlanma Rüyası, Galileocu bilimsel devrimin ve kanlı din savaşlarının ardından Descartes, Hobbes, Spinoza, Locke ve Leibniz’in felsefi sorgulamalarıyla temelleri atılan Aydınlanmanın, sonraki yüzyılda Hume, Voltaire ve Rousseau gibi filozofların tartışmalarıyla Avrupa’nın kültürel coğrafyasında nasıl büyük bir zihin devrimine yol açtığını inceliyor. Otuz Yıl Savaşlarından Fransız Devrimine uzanan süreçte yaklaşık yüz elli yıllık bir döneme tekabül eden canlı tartışma ortamını ayrıntılarıyla ele alan Aydınlanma Rüyası: Modern Felsefenin Yükselişi, Aydınlanmacıların dinsel düşünceden seküler düşünceye, ahlâk felsefesinden toplumsal düzen arayışlarına yönelişini takip etmek adına önemli bir başvuru kaynağı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118034</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8aea7939-0ebc-4a6f-8e44-ed9ecf527929.jpg</image:loc>
            <image:title>Metafor</image:title>
            <image:caption>Metafor dediğimiz şey nedir? Bu kitapta sunmaya çalıştığım iddialar ve verdiğim örnekler, “metafor”un tek, evrensel, tarihdışı bir tanımının olmayacağı gerçeğine işaret eder. Metafor, çeşitli zamanlarda ve çeşitli kültürlerde metaforun ne şekilde algılanmış olduğudur sadece. Bununla beraber, herhalde bu kavramı bu denli kifayetsiz bir vaziyette de bırakacak değiliz. “Metafor” ifadesinin, genellikle dilin bir hususiyetini veya belki de doğasında olan bir niteliğini simgelemek için kullanılmış olduğunu söyleyebiliriz. Bu, sürekli olarak kendisini aşan veya yayılıp serpilen bir niteliktir. En basit kelimeler bile (“kafa”, “ev”, “hayvan” gibi) bir ölçüde bağlama göre seçilebilecek olan ve kolay kolay reddedilemeyen veya kaçınılamayan alt anlamlara sahiptirler. Metafor, belki de kelimelerin bir başlarına bırakılamayacaklarını gösteren başlıca işarettir…  

David Punter’ın Metafor kitabı, metafor kavramının edebiyat, dil, kültür ve düşünce üzerindeki etkisini derinlemesine inceliyor. Kitap, metaforun tarihsel kökenlerini ve farklı kültürlerdeki rolünü ele alırken; edebî teori, felsefe, psikanaliz ve postkolonyal çalışmalarla olan ilişkisini inceliyor ve bu incelemelerini hem Batı hem de Doğu edebiyatından örneklerle zenginleştiriyor. Eserde, metaforun sadece dilbilimsel bir öge olmakla kalmayıp, aynı zamanda kültürel ve siyasi anlatıları şekillendirmedeki rolüne de dikkat çekiliyor. Akademik derinliği ve kapsamlı analizi ile Metafor; dil, edebiyat ve kültürel çalışmalar alanında önemli bir başvuru kaynağıdır. Bu çalışma, metaforun dilimizdeki ve düşünce yapımızdaki yerini yeniden değerlendirirken, okuyucuya zengin teorik perspektifler sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118035</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fcf5c180-b5fc-4a97-a690-541560ed3a38.jpg</image:loc>
            <image:title>Musiki Yazıları</image:title>
            <image:caption>Âlemde her şeyi tevlîd eden ihtiyaçtır. Zamanın, mekânın, muhitin, ahvalin icâbâtı her ne ise vakayinin de ona göre tahaddüsü bir emr-i tabiidir. –Ali Rifat Çağatay
Ali Rifat Çağatay, Türk müziğinin sancılı dönüşüm sürecinde öne çıkan simalardan biri… Gelenekle modernin, Doğu ile Batı’nın sürekli çarpıştırıldığı bir dönemde, Türk müzik yaşantısına vâkıf bir yenileşme taraftarı olarak hem geleneği muhafaza, hem de müzik hayatını modernleştirme gibi iki yönlü bir sorumluluk üstlenen az sayıdaki müzik insanlarından… Türk müziğine yönelik yeni anlayışıyla arkasında bir ekol bırakan Ali Rifat Çağatay’ın yayınlarını bir araya getiren bu kitapla, çalışmaları dar bir camiada rivayetler halinde anlatılagelen bir müzik insanının görüşleri kendi kaleminden okuyuculara sunuluyor. Besteci ve ûdi kimliğinin yanı sıra çeşitli müzik kuruluşlarındaki teşkilatçı pozisyonuyla dikkat çeken Ali Rifat Çağatay’ın hayatını ve yazılarını ele alan kapsamlı bir inceleme de kitapta yer alıyor. Türk müziğinin her yönüyle uğraşmış olan Ali Rifat Çağatay, onlarca yıl sonra kendi kelimeleriyle yeniden, Türk müzik yaşantısı ile ilgilenenlerin karşısında…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118036</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52e9f986-24b7-47b6-8ae4-347561ff581a.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Şeyler</image:title>
            <image:caption>Sadece küçük, küçücük bir şeydi
Nereden bilsin ki çocuk
Yaptığı ufacık şeyin etkisi,
Tahmin edebileceğinden çok büyük!
Küçük bir çocuk, tek bir çöp parçasını
yerden alıp çöpe atarsa ne olur?
Farkında değildir, ama bu ufak hareket
aslında büyük sonuçlar doğurur.
Küçük şeyler, minik bir çöp parçasından yola çıkıp yaşadığımız bu geniş evreni kucaklıyor. Yaptığımız şeylerin dalga etkisini ve doğadaki unsurların aslında birbirine nasıl da bağlı olduklarını hatırlatıyor. Bir çocuğun sergilediği iyi bir davranışın nasıl katlanarak büyüdüğünü, yaptığımız ufak bir hareketle doğada meydana gelebilecek büyük değişiklikleri adım adım gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118037</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/553eb775-7356-4430-aa7e-4058dfb93469.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Akrabalık Terminolojilerinin Tipolojisi</image:title>
            <image:caption>Akrabalık terminolojilerindeki değişimlerin incelenmesi, dilin sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarla olan etkileşimini anlamak için önemlidir. Akrabalık terminolojisi, bir toplumun sosyal yapısını, kültürel değerlerini ve tarihsel gelişimini yansıtır. Modern araştırmalar, bu terminolojilerin yalnızca sosyal yapılarla değil, aynı zamanda ekonomik, siyasi ve kültürel faktörlerle de sıkı bir ilişki içinde olduğunu göstermiştir. 

Coğrafî olarak Asya’dan Avrupa’ya, kronolojik olarak yüzlerce yıla yayılmış Türk dillerindeki akrabalık terimleri, Türkçenin ve Türk kültürünün birleştirici kültürel mirasını okumak için kuvvetli bir araçtır. Türk akrabalık terminolojileri, içinde bulundukları kültürel coğrafyanın etkilerini yansıtır ve sosyo-ekonomik değişikliklere rağmen geleneksel özelliklerini büyük ölçüde koruyarak göçebe yaşamın izlerini taşımaya devam etmiştir. Bu bağlamda, akrabalık terminolojisinin değişimi, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapılarla ilişkili olsa da bu yapılarla eş zamanlı değişmediğini ve aralarında gecikmeli bir ilişki olduğunu söylemek mümkündür. Türk Akrabalık Terminolojilerinin Tipolojisi, dil ve kültür etkileşimi, Türk antropolojisi ve dilbilimi için yeni düşünce ufukları açan titiz bir araştırma eseri.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118038</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5712ac5a-f2a0-4bd6-b2fc-ab7fa7a52d21.jpg</image:loc>
            <image:title>Erzurum Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>“İlham peşinde koşmak deyimi bana hep gülünç ve anlamsız bir tuhaflık barındırıyor gibi gelmiştir. Çünkü ilham aranmaz, o kendisi çıkar gelir ve şairi bulur. Müstakbel başarılara ve kahramanlara övgüler düzmek üzere kalkıp savaşa katılmak benim için bir yandan fazlasıyla bencilce, diğer yandan yine fazlasıyla uygunsuz bir davranış olurdu. Ben askerî kararlara ve değerlendirmelere karışmam. Bu benim işim değil.”
Erzurum Yolculuğu Aleksandr Puşkin’in 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kafkasya üzerinden Osmanlı İmparatorluğu’na yaptığı yolculuğu konu alır. Kafkasya’daki Rus karargâh şehrine vardığında, sürgün döneminde tanıştığı asker arkadaşlarının Erzurum’u istila etmek üzere sefere çıktığını öğrenen şair, izni olmadığı hâlde Osmanlı sınırlarını aşar, Erzurum’a kadar gelir. Yolculuğu boyunca birtakım eskizler çizer, notlar alır: karşılaştığı Türk askerleri, Erzurum Komutanı Salih Paşa ve eşi, Tatarlar, Tellak Hasan ve Paşa’nın konağı… Gözlemlerini yalın bir dille paylaşan Puşkin, Rusların başarısını yeterince övmediği için eleştirilecek ve Erzurum’a yaptığı bu izinsiz yolculuk, Çar I. Nikola’nın Puşkin’i ev hapsiyle tehdit etmesiyle sonuçlanacaktır.
1830’da kısmen yayımlanan Erzurum Yolculuğu, yeniden düzenlenerek 1836’da Puşkin’in Sovremennik adlı dergisinde yayımlanır. 1937’de Sovyet dönemi Rusyası’nda filme uyarlanan Erzurum Yolculuğu, bir savaş çağının arifesinde, bu coğrafyadaki yolların, askerlerin ve halkın, şair ve yolcu Puşkin’in kaleminden yansıyan görüntüsüdür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118039</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ffe6427-61d3-4cd6-8504-d6064aae0507.jpg</image:loc>
            <image:title>Adaletsizliğin Veçheleri</image:title>
            <image:caption>“Başkalarının başına gelenleri adaletsizlikten ziyade bir talihsizlik olarak görmek her zaman daha kolay olacaktır. Bir tek mağdurlar bu tutumu bazen benimsemezler. Ancak hepimizin potansiyel mağdurlar olduğunu hatırlarsak o zaman meselenin ciddiyetini kavrar ve sadece adalet konusunu değil, alışılageldik bir girişim olmasa bile, adaletsizlik konusunu derinlemesine incelemeye karar verebiliriz.”
Adaletsizliğin Veçheleri, felsefe ve politik teori alanında 20. yüzyılın ikinci yarısında önemli bir yere sahip olan Judith Shklar’ın en önemli eserleri arasında sayılmaktadır. Metin, tarihte adalet hakkında ortaya konan görüşlere karşı edebiyattan politik teoriye, felsefeden görsel sanatlara kadar birçok alanı kullanarak bir resim ortaya koyuyor. Adaletsizliğin doğası hakkında gerçek bir anlatı üretebilmenin yeni bir adalet teorisi inşasına girişerek değil, bizzat adaletsizliğin veçheleri ile ilgilenmekle mümkün olabileceğini iddia ediyor. Yazar, dolaysız, derin ve ayrıntılı bir perspektifle adaletsizlik tecrübelerinin gerçekte neyi içerdiğini göstererek bizi tüm düşünce tarihini işgal eden adalet sorunu üzerine özgün bir biçimde düşünmeye sevk ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118040</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/535ba57a-d252-4003-9b78-61a5b9369ca4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kayıp Hikayenin Peşinde</image:title>
            <image:caption>Ahmed Rifat’ın gizemli romanı Kayıp Hikâyenin Peşinde: Tesadüf-i Acibe ve Hikâye-i Garibe zamanın ve coğrafyanın sınırlarını aşarak gömülü anlatıları ve kesişen kaderleri etkileyici bir dokuyla işler. Anonim bir yazarlık hikâyesini de barındıran bu eser, eski bir Arapça el yazmasını gün ışığına çıkararak okurları, Halep’ten Hindistan’a uzanan 17. yüzyıl manzaralarında benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor. 

Eski bir bodrumda keşfedilen gizemli kitap, Bedreddin, Gülnaz ve Şemseddin’in maceralarını konu edinir. Romanda aşk, ticaret ve insan arzularının iç içe geçtiği hareketli şehirler ve ticaret rotaları da yaşamın karmaşıklığını canlı bir şekilde yansıtır. 

Kalabalık pazarlardan köle ticaretine ve insan duygularının labirentine uzanan Tesadüf-i Acibe ve Hikâye-i Garibe, gerçeklikle kurmacanın sınırlarını bulanıklaştırarak insanın arayış yolculuğunu hikâye eder. Ahmed Rifat’ın bu eseri, okurları gömülü gerçeklerin gün yüzüne çıktığı ve varoluşun özünü ustalıkla takip edebilecekleri sürükleyici bir yolculuğa davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118041</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/20969966-e12c-4f7e-9e37-edc693d5909c.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kutu Bulursan</image:title>
            <image:caption>Her şey, Bilge’nin bir KUTU bulması ile başladı aslında.
Sonra neler mi oldu?
Neler olup bittiğini kitabın arka kapağında anlatamam ama birkaç ipucu verebilirim: araba, büyüteç, uzay gemisi, kaykay...
Bunlar ne anlama geliyor dersen, sayfalar arasında bir gezintiye çık ve keşfet.
Hadi, iki arkadaş Bilge ve Güneş’in sınır tanımaz hayal gücü ile tanış ve yaşadıkları maceralara sen de katıl!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118042</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3be2ac99-1705-4804-b3ad-f792779da3b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Apukhtin&apos;den Hikayeler</image:title>
            <image:caption>İnsan en çok bilmesi gereken şeyleri hiç bilmiyor. Neden doğduğunu, neden yaşadığını, neden öleceğini bilmiyor. Daha önceki var oluşlarını unutuyor, geleceği tahmin bile edemiyor. Arka arkaya var oluşların amacını anlamıyor, kendisine kavranamaz gelen hayat ritüelini karanlığın ve türlü acıların içinde yerine getiriyor. Bu karanlığı yırtmayı nasıl istiyor, nasıl anlamaya çabalıyor, nasıl hayatını düzenleyip güzelleştirmeye gayret ediyor; bu zavallı, bu kısıtlı aklını nasıl zorluyor! Ve tüm çabaları boşa gidiyor, tüm keşifleri –ki genellikle dâhicedir– sorunlardan hiçbirini çözmüyor. İnsan tüm özlemlerinde aşamayacağı bir sınırla karşılaşıyor.
On dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatında şiirleriyle tanınan Apukhtin’in ancak ölümünden sonra fark edilebilmiş üç dikkat çekici öyküsü vardır: Kontes D…’nin Arşivi (1891), Pavlik Dolski’nin Güncesi (1892) ve daha çok kısa roman tarzında kaleme aldığı Ölümden Yaşama (1893). Bir tür reenkarnasyon anlatısı olan Ölümden Yaşama’da Apukhtin, ölümle yaşam arasındaki incelikleri kendine has bir duyuşla kaleme alıyor. Elli dört mektuptan oluşan Kontes D…’nin Arşivi’nde, Rus sosyetesi hakkında yer yer ironik bir üslûpla dile getirilen gözlemleriyle Rus toplumunun izini sürüyor. Hasta bir anlatıcının iç dünyasına tanık olduğumuz Pavlik Dolski’nin Güncesi’nde ise Apukhtin, gençlik, yaşlılık, arkadaşlık ve aşk kavramlarını da sorgulayarak okuru neşeyle melankoli arasında gidip gelen doyumsuz bir yolculuğa çıkarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118043</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b47e601-a237-45ac-b7f8-1ff405f2c120.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Adım Selma</image:title>
            <image:caption>&quot;Benim adım Selma
Pılımı pırtımı toplayıp çıktım yola
Evim yok sanmayın benim
Evim, üzerine bindiğim şu bisikletim&quot;

Selma, evinden ayrılıp yola çıkmak zorunda kalan bir göçebe. Yola çıkmak, yolda olmak ve belki de bütün bunların yalnızca hayalini kurmak üzerine, kalplere dokunan bir hikâye.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118044</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47fcec5e-17a8-4281-86ec-929c5f656296.jpg</image:loc>
            <image:title>Ada&apos;nın Kumlu Kitabı</image:title>
            <image:caption>Dünya ile kaç farklı şekilde konuşabiliriz?
Ada, okuduğu kitaplar ve uçsuz bucaksız hayal gücü sayesinde dünyayı her gün farklı bir yönüyle tanıyor. Farklı bir dil konuşuyor ve türlü maceralar yaşıyor. Bu macerasında, hikâyenin akışını değiştiren kumlar ve küçük bir sincap ona eşlik ediyor.
“Ada’nın Kumlu Kitabı”, olağanüstü bir olay ve Türk işaret dili parmak alfabesi ile çocuklara, birbirimizle iletişim kurmanın ve anlaşmanın çeşitli yolları olduğunu gösteren rengârenk bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118045</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c16d523-8f14-484a-aed4-05f8c77a05ac.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Olmak - Zuluflu Fındık</image:title>
            <image:caption>İyi olmak bazen çok kolay bazen çok zor gelir insana. Ne zaman ne yaptığımızda iyi oluruz mesela? Kesin bir cevap verebilir myiz bu soruya? ...Hayde düsünelim. İyi olmak-Zuluflu Fındık çocuklara soru sormak ve bir düşünce zinciri oluşturarak cevabı aramakla ilgili hayatın içinden, keyifli hikâyeler sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118046</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c31ede0-c844-4c6b-9245-d99d16fd2750.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Said Paşa</image:title>
            <image:caption>II. Abdülhamid dönemi yok olmakla karşı karşıya gelmiş olan devletin yeniden canlandırılması için üstün gayretlere sahne oldu. Bir taraftan geçmişten beri biriken problemler, öte yandan Devlet’in güçsüzlüğünden istifade etmeye çalışan batılı devletlerin yarattığı yeni meseleler yüzünden sultan ve ricali Tanzimatın prensipleriyle devleti ayakta tutmak için sürekli yeni reçeteler peşinde koştular. 

Sultan Abdülaziz döneminde Osmanlı bürokrasisine intisap edip dönemin tecrübeli birçok devlet adamının yanında yetişen Said Paşa’nın siyasi hayatı II. Abdülhamid’in tahta geçtiği gün başladı. Daha çocuk yaşta girdiği kalemde, devlet işlerinde tecrübe kazanan bir yandan da Ayasofya Medresesine devam eden Paşa kendi kendine öğrendiği Fransızca ile Avrupa’daki gelişmeleri de yakından takip etme imkânı buldu. Said Paşa, düşünceleri ve yaşayışıyla muhafazakâr bir reformcuydu. Bazı konularda gelenekçi, Türkçü ve İslamcı gibi davranan Said Paşa, gelişen dünya şartları karşısında sergilediği tavırları ve uygulamalarıyla bir reformcu olarak da karşımıza çıkar. Bu özellikleriyle II. Abdülhamid’in bir gölgesi gibi çalışan Said Paşa medenî yaşamanın temelinde eğitimin yaygınlaştırılması ve adaletin eşit bir şekilde dağıtılmasını görmüştü. Aldığı görevlerde ihdas ettiği pek çok müessese Cumhuriyet Türkiye’si kurumlarının da esasını teşkil etmiştir. Saltanatı devlet olarak telakki ederken, sultanın yetkilerinin de sınırlandırılmasının gerekliliğine inanan Paşa’nın anayasacılığı hep tartışmalı oldu. Dönemin kapalı kapılar ardındaki “konstitüsyon” mu “isntitüsyon” mu tartışmalarında o, tıpkı II. Abdülhamid gibi ikincisinden yana olmuştur. 

Tarihin kendisini yargılamasından korkarak, pek çok önemli meselede sorumluluk almaktan kaçınan veya çeşitli alternatifler ileri sürerek işin içinden sıyrılmanın yollarını arayan Said Paşa, Sultan ile zaman zaman ihtilafa düşmüş ve en verimli olabileceği dönemlerde iş başından uzaklaştırılmıştır. Türk siyasi hayatının bu büyük ismi hakkında Prof. Dr. Zekeriya Kurşun’un başta Osmanlı arşiv kaynakları olmak üzere yüzlerce vesikaya dayandırarak kaleme aldığı, incelikle kurgulanmış bu eser II. Abdülhamid devrine Küçük Said Paşa’nın biyografisinden bakıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118047</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/641c3f25-1df3-4f4a-a892-f16599e1ad10.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüreğine Sor Beni</image:title>
            <image:caption>İlk karşılaştığımız yeri, 
Ağaçlara oyduğumuz kalpleri, 
Yazdığımız hikâyeyi, 
Yaşadığımız güzel günleri 
Zamanla her şeyi 
Bir gün gelir, 
Unuturmuş insan. 
 
Bir bayram sabahı hatırlar, 
Ziyaret etmek istersen, 
Adresimi unutmuşsan, 
Arar da bulamazsan, 
Bil ki uzaklarda değilimdir. 
Yüreğine sor beni. 
 
Ben canımdan çok 
Sevmiştim seni, 
Yüreğime nakış nakış, 
İşlemiştim sevgini, 
Sen de çok sevdiysen beni, 
Yüreğinden sor beni. 
 
Kalpten kalbe yol vardır derler, 
Orada görürsün, 
Hâlâ senin için çarpan yüreği, 
Seni canından çok 
Seven Aygen&apos;iyi, 
Ruhuna bir dua etmeyi, 
Unutma emi! 
 
O mübarek günde 
Semalarda dolaşan ruhum, 
Takip ediyordur, 
Görür seni, 
Gelir cennette 
Verir bana müjdeni.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118048</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a23a29a3-7be3-440c-8e18-8a4bfb92662d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kürt Tarihi ve Kesikköprü Köyü</image:title>
            <image:caption>Kurtçe’nin tekili Kurd, çoğulu Kurdândır. “Kürt” isminin etmolojik kaynağı, tarihi olarak çok eskilere M.Ö.300’lere dayanmaktadır. Bazı araştırmacılara göre göre “Kürt” teriminin temelinde “Kur” kelimesi yatmakta olup Sümer kökenlidir. Sümerlerde “kur” dağ demektir, “-ki” eki aidiyeti ifade eder. “Kurti” kelimesi dağın halkı anlamına gelmektedir. Bu coğrafyada yaşayan milletler Kürtlere bu adı vermişlerdir. Bazı kürdologlara göre “Kürd” ismi “Gord” yani kahraman isminden gelmiştir. Şerefhan da “Şerefname” adlı eserinde buna benzer bir rivayetten bahsetmektedir. Kürtlerin bu adla anılmaları cesaretleri ve savaşçılıklarındandır. Ayrıca “Kürd” kelimesinin Farsça “Gord” kelimesinden türediği kabul edilirse, “Gord” kelimesinin mahallî “Gordu” veya “Qordu” gibi bir ismin İranîleştirilmiş bir formu gibi görülmesi de mümkündür. 
 
Ziya Gökalp, “Kürt Aşiretleri Hakkında Soyolojik Tetkikler” adlı eserinde Kürtleri edebi eserlerinin tetkikiyle beş kavme ayırmıştır. Bunlar; 1. Kurmancı 2. Zaza 3. Soran 4. Güran 5. Lur. Bu Kürt kavimleri birbirlerine başka isimler verirler. Mesela; Kurmancılar kendilerine Kürt demezler, biz Kurmancız derler. Kürtlerin en büyük bölümünü bu Kurmancılar teşkil eder. Zazalar başka lisanları çabuk öğrenirler, Kurmanclar daha geç öğrenirler. Zazaların halk edebiyatı fakirdir, Kurmancların ise çok zengindir. Kürdistan diyarında olan Lisan-ı Kürd, Hazreti Nuh ümmetinden Melik Kürdım’dan kalmıştır. Mustafa Reşit Paşa 1847 yılında Kürdistan eyaletini kurar. Bu eyaletin merkezi, 13 Aralık 2847 tarihli Takvim-i Vekayi’ye göre Ahlat’tır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118049</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6946efe3-18a5-457e-89d1-dfaee817d83b.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Kalemlerden Öyküler</image:title>
            <image:caption>Çocuklarımızın hayal gücü ve potansiyeli sınırsızdır. Bizler okullarda çocuklarımızın eğitim- öğretimi ile ilgilenirken geleceğe de hazırlamaya çalışırız. Yazar olma yolunda ilk adımlarını atan ‘Geleceğin Yazarları’ olabilecek olan çocuklarımıza hayatlarında başarılar diliyorum. Önemli olan ilk adımı atmaktır. Sizler de yazarlık yolculuğuna ilk adımınızı atarak başladınız. Kaleminiz sizleri serüvenden serüvene başarı, sağlık, huzur ve mutluluk ile götürsün. Hayal kurun, hayallerinizi gerçekleştirin, karşınıza çıkabilecek engeller olabilir, sakın vazgeçmeyin. İnternet çağında okumaktan uzaklaşan olmayın, kitaplar iyi birer dosttur. Sevgili çocuklar, düş kurunuz, düş kurmak gerçek yaşamın sınırlılıklarından bizleri kurtarır. Merak etmek, keşfetmek ve düş kurmak akademik yönden de sizleri başarılı kılacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118050</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/70487411-3c9e-4923-a72f-62f527d1eb0d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yok Böyle Sevda</image:title>
            <image:caption>Sen beni hep şiirlerimle hatırla 
Bir de seni sevdiğimi unutma 
Yaz mektubunu ver postaya 
Ulaşır bana 
Bazen de 
Güvercinin ayağına bağla 
Süzülerek gökyüzünde 
Sonsuz mavileri 
 
Beyaz bulutları da takarak kanatlarına 
 
Getirirler bana. 
Çünkü biz eski zaman çocuklarıyız 
Kalmadı böyle bir aşk 
Yok böyle sevda!..</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118051</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/367d5b10-08c1-4f15-8408-b59d9f9c824c.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Tarihinde İz Bırakan Kadınlar</image:title>
            <image:caption>“Kadın, insanın yeryüzünde varoluşundan bu yana nesilleri devam ettiren ana unsurlardan biri olmuştur. Kadın sevgiyi, terbiyeyi, dili, dini ve bütün kültürü nesillere aktaran ilk öğretmendir. Kadının statüsü ve değeri her toplumun kendi inançları, değerleri, normları, kültürü ve hayat biçimi doğrultusunda farklı biçimde şekillenmiştir. Bütün bu algılar toplumların mitolojisine, destanlarına, efsanelerine, yazılı kaynaklarına, diline, müziğine, yapıtlarına, tutum ve davranışlarına yansımıştır. Her toplumun dilinde; kadınlarla ilgili ad, sıfat, hitap şekli, deyim ve atasözleri, çoğunlukla diğerlerinden farklıdır. Toplumun kız çocuklarına ve kadınlara karşı kullanmış olduğu dil, o toplumun bilinçaltıyla birlikte, kadın ve erkek algısını göstermesi açısından oldukça etkili bir veridir.” 

Kadınların tarih sahnesindeki yerini yeniden değerlendiren bu çalışma, Türk tarihindeki kadınların etkisini ve önemini, kapsamlı bir perspektifle ele alıyor. Türk tarihinin farklı dönemlerinde yaşamış ve zamanın akışını sessizce yönlendirmiş kadınların hayat hikâyelerini, hem sosyo-kültürel hem de tarihsel bağlamda inceliyor. Her bir sayfasında; tarih sahnesinde yer alan kadınların, sadece birer figüran olmadıklarını, aksine tarihin akışını etkileyen, dönüştüren ve şekillendiren güçlü karakterler olduklarını gösteriyor. Elinizdeki bu kitap, okuyucularını Anadolu’nun kadim topraklarından Orta Asya’nın sonsuz bozkırlarına, Osmanlı’nın görkemli saraylarından Cumhuriyet’in aydınlık yıllarına uzanan bir zaman yolculuğuna davet ediyor. Bu yolculuk, İslâm öncesi Türk tarihi ve töresinde kadının sosyal statüsünden Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasına katkı sağlayan Bâciyân-ı Rûm’a, Türk tarihinde kadın velîlerden modernleşme sürecinde Osmanlı kadınına değin uzanıyor. Kitapta; Türk-İslâm tarihi boyunca anne ve kızlarımızın adlarını taşıyarak şerefyâb oldukları Hz. Hatice’den Hz. Fâtıma’ya; Osmanlı tarihinin en güçlü ve en etkili kadınlarından olan Hürrem Sultan’dan Osmanlı hânedanı mensupları arasında yetişen tek kadın şair Âdile Sultan’a; maarifperver bir Türk kadını olan Hanife Hanım Melikova’dan Rusya Türkleri arasındaki kadın hareketinin önderi Şefika Gaspıralı’ya; Aziziye Kahramanı Nene Hatun’dan II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli temsilcilerinden Halide Edib Adıvar’a kadar Türk tarihinde iz bırakan kadınlar, her biri alanında uzman akademisyenler tarafından inceleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118052</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0c23f831-b05b-4237-bdb2-5b36267d9b8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Akıl Oyunlarına Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Akıl oyunları; doğru karar vermeyi, dikkat etmeyi ama acele etmemeyi bize hatırlatır. 
Kitaptaki her soru seni bir yolculuğa çıkaracak. Bazen düşündürecek, araştırma yapmanı sağlayacak. Soruları bir günde ve bir oturuşta çözmen gerekmiyor. Soruların bir kısmını şıp diye çözerken bir kısmını ailenle, arkadaşlarınla ya da öğretmeninle birlikte çözebilir, kafa yorabi- lirsin. 
Şimdi başlama zamanı, bakalım ne kadar yol alacaksın?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118053</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/60fe7fb9-cdfb-4b3a-923c-c12c0ceea28f.jpg</image:loc>
            <image:title>Soğdlar ve Türkler</image:title>
            <image:caption>İslam dünyasından Doğu Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada ticarî, dinî, sosyal ve kültürel etkileşimlerin pek çoğu İpek Yolu sayesinde gerçekleşmiştir. Bu ticaret güzergâhının kadim halklarından biri de Soğdlardır. Orta Asya’nın verimli vadileri çevresinde, Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasında, Zerefşan Vadisi boyunca mukim olmuş Soğdlar; dilleri, kültürleri, toplumsal özellikleri ve âdeta “homo economicus” olarak nitelendirilebilecek ticarî kabiliyetleriyle MÖ 6. yüzyıldan MS 10. yüzyıla kadar bölgenin ticaretle maruf olan halkları arasında yer aldılar. Uzun mesafe ticareti yapmaları dolayısıyla Soğdlar, Sâsânilerden Çinlilere, Bizans’tan Müslüman Araplara çok farklı kültürlerin tarihî kayıtlarında boy gösterdiler. 

4. yüzyıldan itibaren Hunların idaresi altında şehir yapısının, ticarî düzenin ve sosyal dokunun güçlendiği bir istikrar dönemine giren Soğdlar, Türk Kağanlığı (Göktürkler) hâkimiyetinde İpek Yolu’nun efendilerine dönüştüler. 6. yüzyılda Türk Kağanlığı’nın sınırlarını Çin’den Bizans’ın doğu sınırına kadar genişletmesi Soğdlara büyük bir pazar alanı açtı. Bu süreçte onlar köklü tarihsel bağlarıyla Türk fatihlere ve hâkimlere hizmet ederek imparatorluğa diplomatik, siyasî ve ticarî bilgileriyle katkı sundular. Gerek İpek Yolu ve Orta Asya tarihinde gerekse eski Türk tarihinde oynadıkları bu sıra dışı role karşın ülkemizde Soğdlar üzerine yapılmış akademik çerçevede müstakil bir çalışma yoktur. Soğdlar ve Türkler: İpek Yolu’nun Tüccarları ve Hâkimleri bu boşluğu dolduruyor ve okurunu İpek Yolu’nda bir seyahate çıkartıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118054</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd1ab661-aa06-498c-8b4e-f2ae1810e3c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Güvercinim Süt Beyaz</image:title>
            <image:caption>Aslında ben daha önce de 
Güvercinlere 
Gülümsemiştim. 
Hatırlıyorum şimdi 
Bir yanımda nar ağacı 
Vardı 
Diğerinde zeytin. 
Küçücük elleri vardı hem 
Annemin 
Ve daha o günden 
Alfabesi Öğretiyordu dilini 
Sevginin. 

Güvercinim Süt Beyaz şiirinden… 

Şair Gökhan Akçiçek, çocukları, gençleri ve tüm şiir severleri kelimeler ve seslerin dünyasında bir yolcuğa çıkmaya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118055</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5db5fbfb-f926-4992-b7cb-f1906dfc4ef7.jpg</image:loc>
            <image:title>Öksüz Kaptan</image:title>
            <image:caption>Öksüz: “Tiyatroyu methederdiniz. Hakikat methe seza imiş. Çünkü eğlenilecek ve hem oyunundan mevzuundan insan istifade edebilecek.”

Jocetyn: “Evet efendim… Tiyatronun icadı asıl bu maksada mebnidir. Tiyatrolar istifade ve tahsil-i edep için icat olunmuş bir eğlence mahallidir. Fakat bu istifade aktris seçmek veya aktörlerin yalnız vaziyetine dikkat ile vakit geçirmekle kabil değildir. Eğer icra edilen lubiyat hakikat istifade niyetiyle temaşa olunursa pek müfit ve aksi hâlinde gayet muzırdır.”

Edebiyatımızın unutulmuş romanlarından biri olan Öksüz Kaptan, İzmirli öksüz bir çocuk olan Süleyman’ın hikâyesine odaklanırken aynı zamanda bizleri 1845 yılının İzmir ve Londra’sına yolculuğa çıkarıyor. Her iki şehrin gündelik hayatının ayrıntılarıyla anlatıldığı bu metinde hem yerel hem de küresel veçheleri olan bir dünyayla karşılaşıyoruz. Felaketlere ve kötülüklere maruz kalan bir kişinin usta bir kaptana dönüşme serüveni, 1840’ların ticari, hukuki ve sosyal şartlarıyla kesişerek gözler önüne seriliyor. Homeros ve Süleyman Bey arasında kurulan bağlantıların yanında edebiyatımızın operaya dair ilk temsillerinden biriyle de Öksüz Kaptan’da karşılaşıyoruz. Elinizdeki roman, yerelliğin, milliğin, küreselliğin ve kozmopolitliğin özgül bir terkibi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118056</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/98d16a07-838d-4b85-9683-f4f07643fd57.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye&apos;de Askeri Yenilik</image:title>
            <image:caption>Türk askerî yeniliği nedir ve hangi şartlarda gerçekleştirilmiştir? Sonuçları ve askerî alanın ötesine taşan etkileri nelerdir? Türkiye’de Askerî Yenilik bu sorulara cevap bulmak amacıyla başlatılan bir projenin sonuçlarını aktarıyor. 

Ambargolarla mücadele etmek durumunda kalan ülkemizde üretilen sistemler, ordunun teşkilat yapısından doktrine, uluslararası etkinlikten toplumsal değerlere kadar birçok alanda değişimi tetikleyen bütüncül bir yenilik ortaya çıkardı. Elinizdeki esere göre bu başarıda temel belirleyici etken, alana kendini adayan sivil ve asker uzmanların oluşturduğu uyumlu sosyal ağlar olmuştur. Kitapta bu iddia, konuyla ilgili düşünen ve araştırma yapan akademisyenlerin kaleme aldığı makalelerle temellendiriliyor ve askerî yeniliğin Türkiye’deki tarihinden olumlu-olumsuz örneklerle somutlaştırılıyor. Barış Ateş’in editörlüğünde hazırlanan ve ilk olarak İngilizce’de yayımlanan eser VakıfBank Kültür Yayınları aracılığıyla Türk okuruyla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118057</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7343f017-591b-493f-afe1-6001af51cdcd.jpg</image:loc>
            <image:title>Lezzetli Dünya Tarihi</image:title>
            <image:caption>Yemek, hayatta kalmak için gerekli olmanın ötesinde, kadim tarihin ve kültürün bir yansımasıdır; dolayısıyla her yemeğin ardında bir gelenek yatar ve her lezzet, insanlığın eşsiz bir ânını temsil eder. Bu yüzden popüler bilim yazarı J. M. Mulet tarihi yemeklerle anlatmayı tercih ediyor ve ortaya çok lezzetli bir dünya tarihi çıkıyor. Fakat bu kitabı aynı zamanda “yemeğin tarihi” olarak okumak da mümkün. 
Kitap insanın yiyecekle olan ilişkisini itinayla inceliyor, binlerce yıldan bu yana dünya halklarının kendi yemek kültürlerini nasıl geliştirdiklerini gösteriyor. Lezzetli Dünya Tarihi varoluş ve yemek yeme arasındaki ilişkiye tartışmalı ve tamamen yenilikçi bir bakış açısıyla yaklaşan meşhur İspanyol yazar Mulet’in en iddialı projesi; mamut iliğinden fast food’a kadar her yemeğin anlattığı hikâyeyi ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118058</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bbd620ed-681c-4144-a530-21dd1d4d6536.jpg</image:loc>
            <image:title>Modern Mimarlık</image:title>
            <image:caption>1910’la 1970 arasında bir yerlerde mimarlık değişti; ve bir sanat formu olarak mimari, geleceğin geçmişten kurtuluşunu simgeledi. Bu kitapta modern mimarinin gerçekleşmesi için kültürel ve entelektüel fırsatların önünü açan teknik yenilikleri araştıran Adam Sharr, çelik ve betonarmenin icadının binaları şekillendirme olanaklarını nasıl kökten değiştirdiğini, mimarların hayal edebileceklerini nasıl dönüştürdüğünü, iklimlendirme ve aydınlatma için yeni sistemlerin nasıl kullanıldığını gösteriyor. Daha büyük kültürel fikirleri de sembolize eden modern binalardan bir seçkiye odaklanan Sharr, modern mimarinin nasıl olduğunu, neden böyle olduğunu ve nasıl hayal edildiğini tartışıyor. Modern mimarinin şekillenmesine yardımcı olan bazı tarihçi ve eleştirmenlerin çalışmalarını da göz önünde bulundurarak, bu alanın binaları kadar hikâyecilerine de ne kadar çok şey borçlu olduğunu gösteriyor. Mimarlık tarihinde bir dönüm noktası olan modern mimariye kapsamlı bir giriş için değerli bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118059</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f2498fd3-51f1-4513-9bdf-5fe83c361f56.jpg</image:loc>
            <image:title>Medhal-i İlm-i Hukuk</image:title>
            <image:caption>Münif Paşa faaliyet ve eserleriyle, Tanzimat dönemi devlet adamları arasında medeniyet, ilerleme, bilim, yeni eğitim, siyasi-hukuki dönüşüm gibi ana yönelişleri tek başına temsil edebilecek nadir şahsiyetlerden. 1880’den itibaren Mekteb-i Hukuk’ta okuttuğu Hukuka Giriş dersi için hazırladığı Medhal-i İlm-i Hukuk ise Türkçede bu alanda kaleme alınan ilk kitap olma özelliğine sahip. Tercüme-uyarlama yoğunluklu yazı faaliyetinin hukuka odaklanan veçhesinin mahsullerinden olan bu eserde Münif Paşa, Belçikalı hukukçu Parfait-Joseph Namur’un Hukuka Giriş kitabını esas alıyor. Modern Batı düşüncesinin ürünü olan bir hukuk metniyle nasıl ilişki kurulabileceğini, model alma ve uyarlama konusunda takip edilebilecek yöntemleri kendi zaviyesinden gösteriyor. Önümüze getirdiği meseleler bakımından güncelliğini koruyan eser, ilk karşılaşmanın barındırdığı temel çelişkileri ve uzlaştırma çabalarını görmek için elverişli bir imkân, çağdaş Türk düşüncesinin hukuka dair tartışmalarını başlangıç noktasında kavramak isteyenler için önemli bir kaynak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118060</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/07fd3289-66ad-4caa-9fd8-d731c67b0e6f.jpg</image:loc>
            <image:title>Ya Bir Ayıyla Karşılaşırsam?</image:title>
            <image:caption>Umarım hiçbir zaman bir ayıyla karşılaşmam.
Çünkü karşılaşırsam...
Ne yaparım gerçekten bilmiyorum!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118061</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ebdae00-e4f5-4701-adef-bacea92d0e0c.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayasofya’da Bir Çığlık</image:title>
            <image:caption>Çığlıklar sahipsiz mi kalacak?
25 Şubat 1943… Üçüncü Reich&apos;ın özel treni, üstünde gamalı haçlarla sabah yedi sularında Sirkeci Garı&apos;na vardı. İttihat ve Terakki&apos;nin efsane liderlerinden Talat Paşa&apos;nın kemiklerini Naziler büyük bir özen ve saygıyla anayurduna getirmişlerdi. Osmanlı İmparatorluğu&apos;nun son dönemlerine damgasını vurmuş görkemli sadrazamın naaşını heyecanla bekleyen İstanbullular diğer yandan da ülke sınırlarının dışında devam eden İkinci Dünya Savaşı&apos;nın vahşetini korkuyla izliyorlardı. Naaşın toprağa verilmesinden bir gün sonra Ayasofya&apos;da yaşanan gizemli olaylar kadim şehri sarsmaya başladı.
Ayasofya asırların ardından yine yazgıları belirlemeye ve hayatları sonlandırmaya mı hazırlanmaktaydı?
Türklerin, Almanların, İngilizlerin ve Rusların gerçekleri ve düşleri aynı kaygılarda mı buluşacaktı?
Üç semavi dinin elem ve korkuda birleşmeye zorlandığı; üzüntüleri, hayal kırıklıklarını ve sevinçleri birlikte yaşadığı sırlarla dolu bir hikâye. Sultanahmet Camisi&apos;nin hocası, Aya Yorgi Kilisesi&apos;nin papazı ve bir Karay Türk&apos;ünün hayat çizgilerine dehşet içinde tanık olacağınız, sizi 1943 senesi İstanbul&apos;una götürecek çok da uzaklarda kalmamış bir eski zamanlar romanı.
Bireylerin ve devletlerin aynı sahneyi, Ayasofya&apos;yı paylaştığı bir dram!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118062</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d65595cd-86d8-460d-bc4b-870c41691c12.jpg</image:loc>
            <image:title>Dijital Beşeri Bilimler ve Osmanlı Çalışmaları</image:title>
            <image:caption>Son otuz yılda beşerî bilimlerin neredeyse tüm dalları hızla gelişen bilişim teknolojilerinden yararlanmaya başladı. Hatta birçok araştırma sahasında bu teknolojiler yöntemleri şekillendirir hâle geldi. Bilgisayar ve internetin gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu bir dünyada tarihçiler de kendi sahalarında kullanılabilecek bilişim teknolojileri üzerinde düşünmeye ve onları araştırmaya çoktandır başlamış durumdalar.  

Sahalarında uzman tarihçilerin bu kitapta sunulan on farklı makalesi; Osmanlıca metinlerin yapay zekâ yazılımları ile günümüz harflerine çevrilmesini sağlayan projelerden, kültürel mirasın tespiti, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için geliştirilen dijital yöntemlere ve çeşitli arşiv kaynaklarından edinilen büyük verilerin tarihçilerin yorumlamasına izin verecek analiz tasarımlarına; tarihî verilerin dinamik görselleştirilmesinden Coğrafî Bilgi Sistemleri’nin kullanımına kadar geniş bir yelpazede, dijital beşerî bilimler ve Osmanlı tarihçiliğinin kesiştiği noktalara ışık tutuyor. Son yıllarda tarih bölümlerinin lisans üstü ve hatta lisans programlarında yer almaya başlayan bu yöntem ve yaklaşımlar hakkında yayımlanmış en kapsamlı eserlerden biri olan bu derleme, tarih araştırmasını yeniden şekillendiren öncü teknikleri sergiliyor. Açık kaynaklı veri tabanlarının ve yazılımların Osmanlı tarihçileri için etkin kullanımını ortaya koyan bu eser, arşivlerde geleneksel yöntemlerle gözden kaçan bilgileri gün yüzüne çıkarma ve yeni argümanlar oluşturma için eşsiz bir rehber olacaktır.  

VakıfBank Kültür Yayınları’nın Türk tarihçiliğindeki yeni eğilim, yöntem ve bakış açılarını bir araya getiren Çalıştay serisinin üçüncü kitabı Dijital Beşerî Bilimler ve Osmanlı Çalışmaları sadece Osmanlı tarihine yeni pencereler açmakla kalmıyor, aynı zamanda geleneksel yöntemleri yenilikçi yaklaşımlarla birleştirerek gelecek keşiflere öncülük ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118063</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89738706-1ffc-44a5-8f91-25b6e8688c4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Gönül Davası (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Hayata pembe gözlükleriyle bakan ve her istediğini elde eden bir kızdı Gülfem Leyla Gökalp. O gözlüklerle gördüğü masalsı hayatın bir nevi prensesiydi. Ta ki beklenmedik bir olay sonucunda hiç bilmediği bir mahalleye yolu düşene kadar… Gözlük düşmüş ve pembeler kaybolmuştu, hayatın renkleri daha farklıydı artık. Daha acımasızdı. 
Çünkü kalbini hiç olmaması gereken birine kaptırmıştı. Karadeniz&apos;in hoyrat suları kadar hırçın bir adamın sevdasına bile isteye esir düşmüştü. 
Kadir Agâh Varol, namı diğer Maçkalı Agâh... Küçük mahallesinde kendi halinde yaşayan tamirci bir adam görüntüsünün ardında sakladığı gerçekler bambaşkaydı. Kaçtığı bir geçmiş ve arkasında bıraktığı bir kimlik vardı. Karanlık dünyasına bir ışık gibi doğan Gülfem’e kadar onun için her şey gayet düz ve netti. Gülfem’den sonra ise bildiği her şeyin cevabı birer birer değişmiş, karmakarışık bir hale bürünmüştü. Ortaya çıkan sırlara ve tüm olmazlara inat bir araya geldiklerinde ise kaderin ikisi için planladığı şeyler kaçınılmazdı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118064</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fdb1076c-5296-4b25-80f0-ec43f7e081b4.jpg</image:loc>
            <image:title>Rahip</image:title>
            <image:caption>Bir rahibin çiğneyemeyeceği kurallar vardır. Rahipler evlenemezler, Hıristiyan cemaatini terk edemezler ve Tanrılarını yüzüstü bırakamazlardı.
Kurallara uyma konusunda her zaman iyiydim. Ta ki o gelene kadar. Onun ardından yeni kurallar öğrendim.
Benim adım Tyler Anselm Bell. Yirmi dokuz yaşındayım. Altı ay önce kilisemin sunağında bekâret yeminimi bozdum ve Tanrı yardımcım olsun ki bunu tekrar yapmaktan çekinmeyeceğimi de biliyordum.
Ben bir rahibim ve bu benim itirafım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118065</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0a4c4635-60d1-4612-964c-6491807a76ac.jpg</image:loc>
            <image:title>Edebiyat ve Cumhuriyet</image:title>
            <image:caption>Çağdaş bir devlet ve toplum inşası Cumhuriyet’in en önemli hedeflerinden biridir. Bu inşa sürecinde sanatın ve edebiyatın nasıl araçsallaştırıldığı, Cumhuriyet kanonu oluşturulurken hangi fikir ve temaların öne çıkıp hangilerinin gölgede kaldığı eserlerde, yazarlarda ve temalarda kendisini belirgin bir biçimde gösterir. Cumhuriyet’in “terakki” ülküsü, sanat ve edebiyatla tecessüm etmiş, hararet ve hayatiyetini de sanatla var etmiştir. 

Cumhuriyet’i anlamak, bir yönüyle onun edebiyat ve sanatla olan ilişkisini de anlamak demektir. Elinizde tuttuğunuz kitap, bu anlama çabasından yola çıkarak bu geniş alana mütevazı bir katkıda bulunmayı hedefliyor. Cumhuriyet’e edebiyatın ve sanatın perspektifinden bakmayı amaç edinen bu kitap, alanında uzman araştırmacı ve akademisyenlerin makalelerinden oluşuyor. Okurunu Halid Ziya’nın romanlarını sadeleştirme gayretinin arkasında yatan motivasyonlardan Kemal Tahir’in romancılığını da kuşatan Cumhuriyet algısına, dönemin hâkim yayıncılık anlayışından saklı kalmış popüler romanların işlevine değin pek çok farklı konu üzerine düşünmeye sevk ederken Anadolu’nun Cumhuriyet’le kazandığı anlama dikkat çekerek onun farklı yerlerinde mevcut olan Atatürk anıtlarının hikâyesine de kulak vermeye çağırıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. Yılında VakıfBank Kültür Yayınları, Atelye serisinin Edebiyat ve Cumhuriyet odaklı kitabıyla bu asırlık hikâyeyi 100. yılın tanıklarına çeşitli açılardan aktarırken Cumhuriyet’in katmanlı yapısına da vurgu yapıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118066</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/92642725-f747-4669-9209-0f13719ca7a8.jpg</image:loc>
            <image:title>Çürüksu ve Batum Notları</image:title>
            <image:caption>“Batum’da buluşma yerleri kahvehanelerdir. Minyatür kahve fincanlarının başında oturan Batumlu siyasetçiler bütün önemli sorunlarını konuşup karara bağlıyorlar. Bu arada bir hayli ilginç bir toplantıya denk geldim. Bejanidze Konağı’nın önünde, yolun ortasına küçücük, alçacık hasır tabureler atılmış, bu taburelere gayet kerli ferli insanlar oturmuş, tabure bulamayanlar ise bunu dert etmeyerek doğrudan yere bağdaş kurmuşlardı… Batum’un bu kalburüstü şahsiyetleri muhtemelen baba ocaklarında kalmakla Türklerin peşinden gidip gitmemeyi tartışıyorlardı.” 

Çürüksu-Batum Notları, on dokuzuncu yüzyılda A. Frenkel’in kaleme aldığı seyahat notlarından oluşur. Bu notlar, son derece kişisel bir tanıklığı imlediği gibi tarihsel olarak Batum’un Osmanlılar tarafından Ruslara nasıl bırakıldığını aktaran bir metindir. Kobuletlerin İslam’ı benimsemesi üzerine yaşanan değişimlere de odaklanan bu metin, okurlara on dokuzuncu yüzyıl Çürüksu ve Batum Bölgesi’nden bir kesit sunar. Yer yer savruk bir anlatının hâkim olduğu bu metin, resmî tarih anlatılarına da alternatif oluşturur. Batum ve Çürüksu’daki yönetim biçiminden yemek ve kıyafet kültürüne, yöre halkıyla Türklerin ilişkilerine, Kobuletlerin yaşam pratiklerine ve dillerine, eğitim hayatına ve alınan vergilere kadar, gündelik hayatın pek çok katmanına değinen bu seyahat notları hem kişisel hem de toplumsal hafızayı besleyen bir kaynak olarak karşımıza çıkar. Rusçadan Türkçeye ilk kez çevrilen bu notları VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okur ve araştırmacıların dikkatlerine sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118067</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a1cd65db-4db1-4578-ac67-ff8831103fbb.jpg</image:loc>
            <image:title>Enstitü Bize Ne Söyler?</image:title>
            <image:caption>Kişisel bir anlatı olarak oldukça konuşkan bir eser olan, muhtevasındaki sorunsallaştırmaların ve göndermelerin hâlâ güncelliğini koruduğu, ülkenin modernleşme serencamının kilit noktalarına dokunan Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı, edebiyat kamusu dışındaki alanlarla karşılaşsa, acaba metin hakkında neler duyarız? Tanpınar veya Saatleri Ayarlama Enstitüsü hakkında bugüne kadar yazılanlar okunmadan bu roman yorumlanamaz mı? Yahut edebiyat birikimi içinden gelen bazı araştırmacılar, romana yeniden baksalar neler görürler? Tanpınar’ın edebî kimliğine, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün ne’liğine ilişkin ortaya konan literatürün hilafına yorumlar mümkün olamaz mı? Bu yorumların bizzat kendileri yoruma tabi tutulamaz mı? Bu kitap, bu sorulara cevap bulma arayışının bir sonucu olarak doğdu. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü, kendi sahasının birikimi ve farkındalıkları ile okuyabilecek, edebiyat eleştirmenlerinin yorumlarından görece uzak, farklı alanlardan da akademisyen ve araştırmacılar yorumluyor. Farklı disiplinlerin birikimlerinin, kurgu üzerine düşünmeleri hâlinde, alışılmışın dışında pratikler ortaya çıkıyor ve sahaya yeni kavramlar hediye ediliyor. Bu kitaptaki yazılar, sadece Saatleri Ayarlama Enstitüsü literatürüne değil genel olarak Türk romanına dair yeni perspektiflerin gelişmesine, yeni yorum imkânlarına ve ufuk arayışlarına ön ayak olacak. Romanı disiplinler arası bir okuma zeminine açan bu çalışmada, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne ilişkin bugüne kadar söylenmeyenleri duyabileceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118068</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a2a640cb-74d1-4cc2-b4d7-7619229d7300.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye’nin Mesleki Eğitimle İmtihanı</image:title>
            <image:caption>Mesleki eğitim, uzun yıllardır ülkelerin en önemli zenginliği olan “beşeri sermayeleri”ni geliştirerek sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için çok önemli katkı sağlıyor. Nitekim mesleki eğitimin bu önemli rolünün farkında olan ülkeler, uzun süredir mesleki eğitim sistemlerini daha erişilebilir ve nitelikli kılmak amacıyla önemli adımlar atıyorlar. Dolayısıyla mesleki eğitim hakkındaki küresel tartışmalar ve mesleki eğitimi güçlendirmek için yapılan çağrılar pek yeni sayılmaz, ülkemizde de Kalkınma Planları başta olmak üzere birçok üst politika belgesinde mesleki eğitimin önemine vurgu yapılırken atılması gereken adımlara dair öneriler dile getiriliyor. Yeni olan ise mesleki eğitimin özellikle 2000’li yıllarda yaşanan teknolojik ve toplumsal dönüşümle birlikte daha da önemli hâle gelmesidir. 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik daralma, teknolojik dönüşümlerin ve eğitimin evrenselleşmesinin neticesinde artan genç işsizliği ve “ne eğitimde ne istihdamda olan” genç gruplarındaki artış, tüm dünyanın etkilendiği sorunlardan sadece birkaçı.  Mahmut Özer, Türkiye’nin Mesleki Eğitimle İmtihanı adlı bu eserinde uzun yıllardır dile getirilen önerilerin temellerini, mesleki eğitimin Türkiye’de bugüne kadar istenen düzeye gelememesinin gerekçelerini, dünyanın karşılaştığı sorunların çözümünde mesleki eğitimin nasıl bir rol oynadığını ve en önemlisi, Bakanlığı döneminde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından atılan adımları detaylı şekilde değerlendiriyor. Son yıllarda yayımladığı mesleki eğitim üzerine bilimsel çalışmalar, makaleler ve gazete yazılarını içeren bu çalışma mesleki eğitimin günümüze kadar yaşadığı sorunların temeline ışık tutarken geleceğe dair önemli çıkarımlar sağlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118069</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/315d91f6-6711-46c6-8dff-adc73d1d926f.jpg</image:loc>
            <image:title>Raşomon ve Diğer Öyküler</image:title>
            <image:caption>Hırsız olmak veya açlıktan ölmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalan yoksul bir adam, yağmurdan korunmak için toplu mezara dönüşmüş bir harabeye, Raşomon Kapısı’na sığınır. Orada, alacakaranlıkta, cesetlerin saçlarını yolan ihtiyar bir kadınla karşılaşır... 
 
Kurosawa’nın muhteşem filmine esin kaynağı olmuş “Raşomon” ve “Koruda” öykülerinin yanı sıra “Örümceğin İpi”, “Cehennem Tablosu” ve “Burun” öykülerinden oluşan, Ryunosuke Akutagava’nın insani ihtiyaçları ve kusurları ustalıkla ortaya koyduğu bu derleme, okuru cadılar, haydutlar ve rahatsız edici olduğu kadar şaşırtıcı karakterlerle dolu efsanevi bir Japonya’nın karanlığına sürüklüyor. 
 
“İnsan onun en iyi eserlerini tekrar tekrar okumaktan asla bıkmıyor. Zarif ve sade üslubu gerçekten ürpertici bir görkeme sahip.” 
 Haruki Murakami</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118070</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4ec8c418-21f0-4619-9770-eb04f3e60eb6.jpg</image:loc>
            <image:title>Erkeksiz Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Tahran’ın eteklerindeki yemyeşil bir bahçede birlikte yaşamak için farklı hayatlardan gelen; aralarında orta yaşlı varlıklı bir ev kadını, bir fahişe ve bir öğretmenin de bulunduğu beş kadın ve iç içe geçen kaderleri… 
 
Kadın özgürlüğünü tasvir ettiği için İran’da yayımlandıktan kısa bir süre sonra yasaklanan Erkeksiz Kadınlar, çağdaş İran’daki yaşamın güçlü bir alegorisi. Yakın İran tarihinden izler taşıyan bu unutulmaz roman okurları toplumsal cinsiyet, ahlak, ölümlülük, şiddet ve ilişkiler üzerine düşünmeye davet ederek aile ve toplumun dar sınırlarından kaçan kadınları betimliyor ve erkeklerin olmadığı bir dünyada yaşayacakları bir gelecek hayal ediyor. 
 
 
“Parsipur cesur, yetenekli bir kadın ve hepsinden önemlisi büyük bir yazar.” 
Marjane Satrapi 
 
“Parsipur, bu büyüleyici, güçlü kısa romanda hem fabl hem de tartışma tekniklerini kullanarak geleneksel İran cinsiyet ilişkilerine karşı protestosunu sürdürüyor.” 
Publishers Weekly</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118071</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29ee4903-1fdf-44d5-a568-3fb91ecbb251.jpg</image:loc>
            <image:title>Ecinniler</image:title>
            <image:caption>Elif Batuman, Amerika’da “2010’un En İyi Kitapları” listelerinde yer alan ilk kitabı Ecinniler’de, özyaşamöyküsü, gezi günlüğü, deneme, eleştiri ve inceleme biçimlerini incelikle iç içe geçirerek sadece entelektüel birikimini değil, aynı zamanda “Rus edebiyatı ve okurlarıyla maceralar”ını aktarıyor. 
 
Yeri geliyor Tolstoy’un atalarının malikânesindeki olası bir cinayeti araştırmasını izliyoruz, yeri geliyor Stanford, İsviçre ve St. Petersburg’a doğru yol alıyor, Puşkin’in Kafkasya’daki gezintilerinin izini sürüyor; Eski Özbekçede neden ağlamak fiili için yüzlerce farklı kelime bulunduğunu öğreniyor ya da Neva Nehri’nin üzerine inşa edilen 18. yüzyıldan kalma bir buz sarayını görüyoruz. 
 
Aşk ve roman, tarihte birey, yüksek lisans öğrencisinin varoluşsal krizleri: Hepsi Ecinniler’de yerini buluyor. Puşkin’den Platonov’a kadar en sevdiği yazarların izinden giden Batuman, büyük edebiyatçıların eserlerinden yaptığı okumaları onların hayatlarının hüzünlü ve komik hikâyeleriyle ustaca birleştirerek hayata dair mühim soruların yanıtlarını arıyor. 
 
 
“Ecinniler, Rus edebiyatı ya da yüksek lisans üzerine yazılmış en komik kitap olabilir. Sayfaları bir bir okurken bazen öyle eğleniyorsunuz ki Batuman’ın doğal kalemi ve zekâsına imrenmeyi bile unutuyorsunuz. Kuşağının en iyi yazarlarından biri olduğunu belirtmeye gerek bile yok.” 
Benjamin Kunkel</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118072</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/12b8f329-6748-46c8-9d6e-8f4aae47d886.jpg</image:loc>
            <image:title>Notre-Dame&apos;ın Kamburu - Çocuk Klasikleri Kısaltılmış Metin</image:title>
            <image:caption>Notre-Dame’ın Kamburu, dansçı Esmeralda, katedral çanlarının koruyucusu Quasimodo ve Prens Phoebus arasındaki karmaşık ilişkileri merkezine alıyor. Notre-Dame Katedrali, bu karakterlerin hayatlarını ve Paris’in sokaklarını birleştiren bir arka plan rolü oynuyor. Bu büyülü şehir ve katedral, gizli duyguları ve yolları aydınlatırken aynı zamanda karanlık sırların saklandığı bir yer haline geliyor. 
 Victor Hugo, klasik eseri Notre-Dame’ın Kamburu’nda, karakterlerin sırlarla dolu yaşamlarını ve Paris’in büyülü atmosferini bir araya getiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118073</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6edf63de-61c0-4bd3-9ded-bc00d92fc53a.jpg</image:loc>
            <image:title>Paniğe Mahal Yok</image:title>
            <image:caption>Bir Şey Olduğu Yok&apos;un Yazarından 
“Onun kitaplarıyla tanışın. Eşi benzeri olmayan dünyaların kapılarının açıldığını göreceksiniz.&quot; — THE ATLANTIC 
Time, Esquire, USA Today, Entertainment Weekly, Vogue, Millons ve Kirkus&apos;un &quot;Yılın En İyi Kitabı&quot; seçkilerinde. 
Frankie Budge on altısında, yazar olmaya hevesli, okula mesafeli, sıradışı bir genç kız. Oldukça yalnız. 1996 yazının akıllara ziyan sıcağını atlatmaya çabalarken, büyükannesinin evine yeni taşınan en az onun kadar egzantrik Zeke ile tanışır. İkilinin arasında hem romantik hem de yaratıcı kıvılcımlar uçuşmaya başlar. Küçük kasabayı birlikte tasarladıkları imzasız afişler ve göreni afallatan şifreli metinlerle donatırlar: Kenar, altın arayıcılarıyla dolu bir gecekondu mahallesi. Biz kaçağız, kanunsa bize aç, bize susamış. 
Afişler yayıldıkça, işin arkasında kimlerin olduğu sorusu yerel halk arasında koca bir paniğe neden olur; kasabanın sınırlarını aşıp trajik sonuçlara yol açacak bir panik. 
Sene 2016. Frances Eleanor Budge’ın özenle kurduğu hayatı yirmi yıl sonra gelen bir telefonla altüst olmak üzere. 1996 Coalfield Paniği olarak bilinen ve bunca yıldır üstünü örtmek için uğraştığı şeyin sorumluluğunu alma zamanı geldi. 
Kevin Wilson&apos;ın benzersiz zihni gençlik aşkı, kimlik ve sanatın kestirilemez gücü üzerine alışılmadık bir yolculuğa çıkarıyor bu kez bizleri. Paniğe Mahal Yok peşimizi bırakmayan sırlar ve gerçeğin özgür bırakabilecekleri hakkında cesur bir büyüme hikâyesi. 
“Wilson o kadar eğlenceli, zeki ve ‘zahmetsizce gerçeküstü’ hikâyeler anlatıyor ki okumaktan çok, tatlı bela yeni bir arkadaşla tanışmak gibi geliyor.” — ENTERTAINMENT WEEKLY 
“Wilson bizlere bir kez daha oyununun zirvesinde olduğunu gösteriyor. Cesur bir hikâyeyi kendine has anlatımı, sanatın gücü ve yitip giden gençliğin getirdiği belirsizliklerle süslüyor.” — CHICAGO REVIEW OF BOOKS</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118074</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05ebd2de-6170-47ad-9643-ac2ab1b0147f.jpg</image:loc>
            <image:title>Mit Gerçeği</image:title>
            <image:caption>Gerçek, doğumdan ölüme kadar bu hayattaki 
tek hakiki pusulamızdır. 
 
Türkiye karşıtı Ezoterik casusluk örgütü nasıl çökertildi? 
Dövüş Kulübü’ndeki gibi testten geçilerek girilen gizli örgüt hangisi? 
MİT, ABD’nin ‘üç harflisi’ CIA’e nasıl bakıyor? 
MİT’in; PKK, FETÖ, DEAŞ ve El Kaide raporlarında neler var? 
23. Başkan Hakan Fidan’ın Anglosakson uzmanlığı nereden geliyor? 
MİT’te Mason kardeş, Mason localarında MİT’çi birader var mı? 
CIA’in istihbarat kursundaki çarpıcı ayrıntı: Burç operasyonu… 
Süperman’in istihbarat yetenekleri, MİT’in istihbarat yetkileri… 
Tarsus’taki esrarengiz kazının şifreleri… 
Hakan Fidan’ın entelektüel sırları… 
MİT’e girmek isteyen Y ve Z kuşağına tavsiyeler… 
 
Serinin birinci cildi MİT Efsanesi’nin izinden giden bu kitap; Türk istihbarat teşkilatının 21. yüzyıldaki gayriresmî gerçeklerini, zamana dirençli bir üslupla gelecek nesillere aktarıyor ve yaşanmış hakikatlerin sır perdesini aralıyor. 
 
Gazeteci ve romancı Ferhat Ünlü, MİT’in son 23 yılının kilometre taşlarını; belgeyle, bilgiyle ve -kendi şahit oldukları da dâhil- yaşanmışlıklarla okura sunuyor. 
 
Elinizdeki kitabı okurken ‘Gerçek olaylardan esinlenmiş’ bir istihbarat filmini izliyormuş hissine kapılacaksınız. 
  MİT Gerçeği; tüm nesilleri, büyülü bir istihbarat şölenine davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118075</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15ba64bc-8ad0-42ec-9244-abc221c27aba.jpg</image:loc>
            <image:title>Selim Hacısalihzade Kitap Seti</image:title>
            <image:caption>Selim Hacısalihzade Kitap Seti</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118076</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2e820b5-0598-4a3b-bb0d-8b44fd680e73.jpg</image:loc>
            <image:title>Platon ve Sokratik Diyalog</image:title>
            <image:caption>Erken diyaloglardan Devlet’e doğru ilerleyen anlamlı bir tasarıma dair en makul açıklama yazarın niyeti ile ilgili hipotezdir. Çünkü bana kalırsa hepimiz örtülü bir biçimde böyle bir tasarım ve niyeti fark ediyoruz, konuşanın Platon olduğunu ve Devlet’in merkezî kitaplarında yalnızca Sokrates’in diyalog personasının konuşmadığını biliyoruz. Bizim için Platon diyalogların yazarıdır. Diyalogları birbirine bağlayan ve Devlet’te her biri bir araya gelen tematik hatlar ağının oluşturduğu birlik örüntüsü şunu söylememize müsaade eder: yazarın kastı işte bu. 

Literatürde tartışılmaz bir yere sahip olan, geçtiğimiz yüzyılın en önemli felsefe tarihçilerinden Charles H. Kahn Platon ve Sokratik Diyalog’da, Platon yorumculuğunda hâkim olan paradigmaya karşı ciddi bir eleştiri ve ikna edici bir alternatif sunuyor. Platon’un erken dönem eserlerinin, onun olgun felsefesinin açıklanması için bilinçli bir hazırlık olarak okunduğu kitapta, diyaloglar arasındaki farklılıklar filozofun düşüncesindeki aşamalar değil, gerçekliğe dair yeni ve alışılmadık bir görüşün sunulmasındaki farklı yön ve anlar olarak değerlendiriliyor. Kahn’a göre Sokratik diyaloğun kurgusal karakteri bir kez kabul edildiğinde, Platon’un erken dönem diyaloglarının tarihsel Sokrates’in felsefesini temsil ettiğini düşünmek için hiçbir neden kalmaz ve Devlet ile Phaidros’a kadarki tüm diyaloglar bütünleşik bir biçimde yorumlanabilir. 
 
Platon ve Sokratik Diyalog, Platon felsefesi ve literatürüne girmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118077</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd358843-c453-4de9-aca6-b78a329f1711.jpg</image:loc>
            <image:title>Murat Yarım Kitapları Seti</image:title>
            <image:caption>Murat Yarım Kitapları Seti</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118078</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bdc254d0-7033-43a4-b062-e4304888b0f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Gözlerin Mitralyöz</image:title>
            <image:caption>Aşkın çölünde dolaşan yitik ruh 
Sevdaya gömülmüş 
İçsel bunalımın tuhaf duvarlarında 
Gönlünün labirentlerinde kaybolmuş 
Aşkın ağına takılmış 
Umutları birer birer solan çiçekler gibi 
Sevdayla yoğrulmuş 
İçsel çatışmanın gölgesinde 
Sonsuz özlemle yanmış 
Aşkın kıyısında savrulan bir gemi gibi 
Kalbinde fırtınalar koparan 
Tutkulu bir yolcu 
Aşkın doruklarında 
Kendi yankısında kaybolan bir âşık</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118079</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2a372a03-59da-4cf5-94de-04f4bf6848af.jpg</image:loc>
            <image:title>Çizgi Klasikler Dizisi (4 Kitap Kutulu)</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatından ünlü dört klasik yapıt bir arada...
Ve %40 oranında daha avantajlı fiyat...
Dünya klasiklerinin ünlü dört yapıtı çizgi roman dizisi olarak kutu içinde bir arada… Özgün tam metinlere uzanan yolculuğun başlangıcı olacak bu dizi, renkli bir anlatımla meraklıları ve özellikle genç okurları klasikler dünyasıyla tanıştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118080</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53b8b376-d5e1-4c13-998f-a0b226589d5f.jpg</image:loc>
            <image:title>Şekercik Kitap</image:title>
            <image:caption>Akşam bütün aile toplanıyor. Yemekler yenecek. Çaylar içilecek. Dedeler, nineler, torunlarıyla hasret giderecekler. Anneler ve babalar akşamüzeri gelecekler. Ama Elfin ve Elif okuldan çıkar çıkmaz koşup geldiler. Dedelerinden masal dinlemek en sevdikleri şey.   Bir dede, bir nine, Elfin ve Elif… Abdullah Harmancı’nın kaleminden yeri gelince ormanlara, yeri gelince denizlere dalıp türlü maceralara şahit olan iki kardeş. Bir fil, bir tilki, bir ahtapot, bir çoban, bir kedi ve bir devekuşu hikâyenin diğer kahramanları. Onlar dışında çok özel biri daha var bu kitapta, uzak diyarlardan gelen bir misafir: Hanne! Her bir hikâye zengin kelime dağarcığıyla, Türkçenin incelikli kullanımı ve güzel ifadelerle dolu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118081</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e710447-f7e6-4c05-a113-0b375acc925f.jpg</image:loc>
            <image:title>Şiddet ve Politika - Felsefede Temel Tartışmalar ve Konumlar</image:title>
            <image:caption>Şiddet ne ölçüde kavramsallaştırılabilir? Kavram ile gerçeklik arasındaki bir etkinlik olarak felsefe, şiddeti hangi zeminlerde düşünülebilir kılar? Gündelik dilde “şiddet” denilince zihnimizde çok sayıda “şiddet sahnesi” ve “görüntüsü” canlanır ancak söz konusu, kavramla iş gören felsefede şiddeti tartışmak olunca, şiddetin dolayımsızlığı ve aniliği onu kavramayı güçleştirir. Ama gerçekten de şiddet bütünüyle dolayımsız mıdır? Elinizdeki eser yöntem olarak çok biçimli ve çok boyutlu bu konuyu onun kavranmasına yönelik çoklu bir strateji izleyerek ele alıyor. Bu yöntem öncelikli olarak politik felsefe tartışmaları açısından şiddet konularını ele almayı içeriyor. Filozof odaklı bir yaklaşım yerine, filozofların savunduğu konumları ve özellikle onların arasındaki tematik ve kavramsal farklılıkları öne çıkaran bir yaklaşım izliyor. Dolayısıyla kitapta bir filozofun şiddet bahislerini ilgilendiren tüm konulardan ziyade o konuların bir bakiyesi olarak şiddeti nasıl tartıştığı görülmeye çalışılıyor. Politik felsefe alanındaki çalışmalarıyla tanınan felsefeci M. Ertan Kardeş Şiddet ve Politika: Felsefede Temel Tartışmalar ve Konumlar’da filozofların şiddet kavrayışlarını ve farklı tezlerini bir deneme çerçevesinde ele alıyor, temel tartışmaların birbirlerine mesafesini ortaya koyan bir yaklaşım üretiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118082</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f55f7eb-e078-43ee-895c-5f4ed64aedcb.jpg</image:loc>
            <image:title>Sinan</image:title>
            <image:caption>Her güzel, asıl Güzel’den payına düşeni alır. Böylelikle ömrü yettiğince güzel olarak kalır.
Prömiyeri Atatürk Kültür Merkezi’nin yeniden açılışında yapılan Sinan operası, tarihimizden bir kesiti Batı medeniyetinin en yüksek anlatımını bulduğu opera formunun estetiği içinde ele almayı başarıyor. Bunu yaparken; “kendimize dışarıdan, beynelmilel zenginliklere ise yabancı gözle bakmamak” düşüncesini bir hareket noktası olarak değerlendiren Bertan Rona, medeniyetimizin temelinde yer alan “tevhid” kavramını, eserinin kurucu ilkesi olarak tanımlıyor.
Süleymaniye Camii inşasının yedi yıl sürmesi sebebiyle saray çevresinde oluşan beklenti ve tereddütün yarattığı gerilim etrafında örülen libretto, dönemin ruhuna, ölümsüz bir sanatçı olarak resmettiği Mimar Sinan’ın gözünden bakıyor.
Mozart ve Wagner librettolarından sonra opera serimizin dördüncü kitabı olarak yayımlanan Sinan, günümüz Türk operasının seçkin bir metni olarak okurla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118083</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d15d762-3370-4bf7-b0a7-bff81eaf44ea.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Sineması</image:title>
            <image:caption>Eleştirmenler eskiden elde fener örnek Türk filmi ararken şimdilerde artık her yeni filmi, yepyeni yönetmenlerin, genç Türk sinemasının harikalar yaratan yönetmenlerinin başyapıtları olarak görüyorlar. Eleştirmenler her üç-beş senede bir yarattıkları yepyeni yönetmenler kuşağının ürünlerine toz kondurmayıp başyapıt yaftasını yapıştırıyorlar. Neredeyse her film harikalar yaratıyor ve yeni, yepyeni, çok yeni, en yeni yönetmenler nefes nefese birbiri üzerine başyapıtlar üretiyor. Türk sinema eleştirisinde bu iki sürecin farklı şekilde değerlendirilme çelişkisi Türk sinemasının alametifarikasını oluşturuyor. Belki gün gelir eleştirmenler bu çelişkinin farkına varır.
Kurtuluş Kayalı bu kitabında Türk sineması üzerine eleştirel değerlendirmelerine devam ediyor. Türk sinemasının, Metin Erksan; Lütfi Akad; Yılmaz Güney; Şerif Gören ve Zeki Ökten gibi sıra dışı yönetmenlerinin yanı sıra tipik yönetmenlerini de içerecek şekilde, sosyolojik bir manzarasını çiziyor. Kayalı’nın Türk sinemasına dair yerleşik yargıları sarsan perspektifi sayesinde kitap bu alanda gelecekte yapılacak incelemeler için sağlam bir zemin vadediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118084</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff0b19bd-d756-4caa-9179-4c10e27c6f3a.jpg</image:loc>
            <image:title>Usulden Yönteme - Mehmed Fuad Köprülü&apos;nün Edebiyat Tarihçiliği</image:title>
            <image:caption>Mehmed Fuad Köprülü’nün “Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl” makalesi, yayımlandığı tarihten itibaren Türk edebiyatı çalışmaları için vazgeçilmez kaynaklardan biri olmuştur. Türk edebiyatının kurucu metinlerinden biri olan bu makale, edebiyat tarihi yazımında usûl fikrinin neye tekabül ettiğini sistematikleştirerek ele alması yönüyle öne çıkar. Bu kitapta yer alan metinler Türk edebiyatı araştırmacıları için kolektif bir tartışma zemini sağlayarak ulus, dil ve edebiyat ilişkisini, metinlerarasılığın yarattığı imkânları ve açmazları, edebiyat tarihinde usûlü belirleyen ölçütlerin neler olduğunu değerlendirme fırsatı sunuyor. Edebî eserle usûl arasındaki ilişkilerin daha görünür olmasını sağlarken müstakil bir bilim dalı olarak edebiyatın ölçütlerini konumlandırmayı ve bunu yaparken de Köprülü’nün beslendiği kaynakları daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bir asır önce yazılmış bir makalenin etrafında dolaşan, güncel izleklerin ve tartışmaların da yer aldığı bu kitap; makalenin orijinalini ve çeviriyazısını, 1913’teki eski harfli Türkçe basımı ile 1966’daki Latin harfli Türkçe basımı arasındaki farkları ve makalenin günümüz okurları için sadeleştirilmiş bir versiyonunu da içeriyor. Türkoloji çalışmalarındaki yeri ve önemi birçok kez vurgulanmış olsa da “Usûl” makalesi, günümüz okur ve araştırmacıları için yeni perspektifler sunmasının yanı sıra sağladığı olanaklar ve taşıdığı sınırlılıkları da ortaya koyarak tarihsel ve eleştirel bir tartışma imkânını kolaylaştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118085</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2f152372-cc1f-405a-ab4e-a349697214c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Shackleton&apos;ın Serüveni - Güney Kutbu Keşif Seferi</image:title>
            <image:caption>8 Ağustos 1914’te, Ernest Shackleton ve cesur mürettebatı Güney Kutbu’nun geniş kara parçasını, Antarktika’yı aşmak üzere yola çıktı. Shackleton’ın çıktığı bu destansı yolculuk, 1888-1914 arası dönemde Antarktika’ya yapılan keşif seferlerinin sonuncusu olacaktı. Onun hikâyesi akla gelmeyen tehlikelerin, macera dolu günlerin ve her şeyden önce sabrın ve dayanıklılığın hikâyesidir.
 
2015 Kate Greenaway Madalyası, Çocuk Edebiyatı Çizer Ödülü Sahibi
The New York Times 2014’ün En İyi Resimli Kitabı
2014’ün En İyi Çocuk Kitabı, Brain Pickings</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118086</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0f7f87f2-87a4-432e-a272-3859cf89067d.jpg</image:loc>
            <image:title>Safevi İranı: Pers İmparatorluğu&apos;nun Yeniden Doğuşu</image:title>
            <image:caption>1979 İran Devrimi’nin ardından dünya kamuoyu gözlerini İran topraklarında On İki İmam Şiiliğini ilk defa resmî mezhep olarak kabul eden Safevîlere çevirdi. Safevî tarihine duyulan bu merak, söz konusu döneme ilişkin akademik çalışmalara yeni bir soluk getirdi. Fakat bu çalışmalar bir dizi problemi de beraberinde getirdi: Safevî tarihi Avrupa-merkezci bir perspektife sıkıştı; Osmanlı tarihine reva görülen ilerleme-gerileme gibi indirgemeci yaklaşımlar bu önemli erken modern dönem devletinin tarihini anlaşılmaz bir hâle getirdi.
Edinburgh Üniversitesi profesörlerinden Andrew J. Newman’ın Safevî İranı: Pers İmparatorluğu’nun Yeniden Doğuşu başlıklı çalışması günümüz Safevî tarihi çalışmalarında önemli bir merhaleyi temsil etmektedir. Bu eser, E. Brown, V. Minorsky ve L. Lockhart ve onların çalışmalarının bir özetini sunan, hemen Devrim sonrasında yayınlanmış Roger Savory’nin eserlerinden farklı bir perspektif sunuyor ve yeni sorular soruyor. Safevî öncesi İran kültürü ve bu yeni hanedanın söz konusu kültürle nasıl bir ilişki kurduğu; Safevî hanedanının nasıl bu kadar uzun ömürlü olabildiği, Şiiliğin bu hikâyedeki konumu ve önemi, Türkmen kabilelerinin siyasi ve sosyal pozisyonları kitap boyunca çeşitli açılardan ele alınıyor. Safevîlerin “çoklu söylemi”, “birleştirici hükümdar” idealleri ve “kapsayıcılıkları” Newman’ın bu devleti tanımlarken kullandığı kavramlar olarak öne çıkıyor. Farsça başta olmak üzere birçok dilde birincil kaynaklar kullanılarak titiz bir araştırmayla yazılmış bu eser, Türkçe Safevî tarihi çalışmalarında önemli bir konuma sahip olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118087</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/744453d4-ed70-4713-99bd-3d616eef5ede.jpg</image:loc>
            <image:title>Çat! Pat! Bam!</image:title>
            <image:caption>Dünyanın en gürültücü ekibiyle tanışın: 
ÇAT! PAT! ve BAM! Bağır, çağır, çığlık at! Bildikleri tek şey buydu. Derken bir gün… 
FISILTI, MIRILTI ve SUSPUS ile tanıştılar. Tam anlamıyla neye uğradıklarını şaşırdılar! Sakinleşmeyi öğrendikten sonra… 
bazen gürültülü bazen de sessiz sakin oyunlarla hep birlikte eğlencenin tadına vardılar!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118088</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1cf23e66-6250-48d2-b916-4d641febc687.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Liranın Başından Geçenler</image:title>
            <image:caption>“Şöyle etrafınıza göz gezdirdiğiniz zaman bir lira için birbirine darılan, bir liranın hatırı için mürailik eden, yalan söyleyen, boyun eğen, nice küçüklüklere katlanan, gene o lira için başkalarının rahatını kaçıran, kuyusunu kazan kaç bin kişiye rasgelirsiniz?  Hep o, bir tek lira için birbirini bıçaklayan insanlar, bir tek lira için kardeşini boğan, babasını boğazlayan mahlûklar bile görülmüştür.  Bir tek liranın etrafında bazen ne büyük esrar kümeleniyor; bir tek lira bazen ne karışık esrarı çözebiliyor!  Bu, bir tek lira bendim işte... Fakat bütün bu saltanatı bu gece kaybettim!”  Kemal Ragıb Enson’un 1932’de tefrika ettiği ve ilk defa kitaplaşan Bir Liranın Başından Geçenler edebiyatımızda daha önce benzeri görülmemiş bir fikrin etrafında kurulmuştur: 1930’ların İstanbul’undaki olaylar, hâller, arzular, ihtiyaçlar o dönem dolaşımda olan en küçük kâğıt para olan 1 liranın gözünden ve sesinden anlatılır. Farklı sosyal katmanlardan, sınıflardan, cinsiyetlerden insanları bir araya getiren para, bu romanın esas öznesidir. 1 lira, sokakları, dükkânları, evleri, meydanları, tramvayları, metruk yapıları, kumarhaneleri, batakhaneleri, muayenehaneleri, şantiyeleri dolaşırken hikâyeler, insanlar, arzular ve hırslar da birbirine dolaşır. Paranın tedavüle girişinin ve tedavülden çıkışının bu benzersiz anlatısı aracılığıyla okurlar, dönemin insan ilişkilerini, kültürel gerilimlerini ve ekonomik vaziyetini takip edebilirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118089</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/677e95c0-e762-4959-81fb-7e091ef72c18.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Genç Efendinin Defterinden</image:title>
            <image:caption>“Tahsil bitince ben çalışmaya başlayacağım. Oysa ben çalışmak istemiyorum. Ben evde oturmaktan hoşlanırım. Ufak bir bahçe, alçak bir duvar, boş bir sokak! Benim elimde bir dikiş ara sıra bu boş sokağa bakmak, küçük evimin sessizliğini dinlemek için ölüyorum.” 
                                                                                  “Sayı mı, Yazı mı?”/ Memduh Şevket Esendal 
Cahit Külebi, Memduh Şevket’ten bahseden bir yazısında şöyle diyor: “Hikâyelerindeki kişilerden konuşurken sanki vaktiyle tanıyormuş da öylece yazmış sanılırdı. Halbuki hiçbirini tanımadığını, hikâyecinin gördüğü kişileri değil, ele aldığı kişilikleri yazmaya çalışması gerektiğini, kendisinin sanatçı olmadığını eklemeyi de unutmayarak söylerdi. Bir dostundan söz açmış gibi gülerek, muhabbetle onlardan konuşurdu.” Bir Genç Efendinin Defterinden kitabında bir araya gelen öykülerinde Memduh Şevket, karakterleriyle dostluğunu sürdürüyor. “Ben aynaya, insana benziyor muyum diye bakarım” diyen yazarın hikâyelerinde sesleri, yüzleri, aydınlık ve karanlık taraflarıyla kendi aynalarına dönüp bakan insanları seyretmeye devam ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118090</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f636ed6f-7da5-4857-8e6c-970f19d234c9.jpg</image:loc>
            <image:title>Akis Dergisi Nazik İhtilal (1960) (3. Cilt)</image:title>
            <image:caption>Akis Dergisi serisinin üçüncü cildi, derginin 27 Mayıs’ı takip eden altı ayda yayınlanan sayılarını inceliyor. Cemil Koçak bu ciltte Türk demokrasi tarihinin üzerinde vurguyla durulması gereken bu askerî darbenin zihniyet dünyasını, dönemin belki de en muhkem yayın organı üzerinden okuyor. Yassıada yargılamalarını anbean takip eden Akis’in ayrıntılı tasvirleri yakın tarihin söz konusu kritik meselesi için yeni bir başvuru eseri.  Menderes ve Demokrat Parti döneminin son aylarında kapatılan dergi, 27 Mayıs’tan birkaç gün sonra -elbette intikam hırsıyla- tekrar yayına başlamış ve ilk sayısında okurlarını ihtilalin nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirildiği ve hangi amaca hizmet ettiği hususunda bilgilendirmiştir. Bu açıdan Akis kamuoyunda bu “nazik ihtilali” anlatan ve onun meşruiyet zeminini oluşturan en önemli unsurlardan biriydi. Derginin, ihtilalin üzerinden henüz birkaç gün geçmeden ve ancak ihtilali planlayanların bilebileceği ayrıntılara vâkıf olması epey düşündürücüdür ve tesadüfle izahı zordur.  Bu dönemde Akis artık muhalefetin değil, iktidarın sesidir. İhtilal sonrasında yüz elli binlere ulaşan tirajıyla halkın ve siyasetçilerin hadiselere bakışını kendi pozisyonuna göre şekillendiren dergi, tarih kitaplarında DP iktidarının kaleminin kırıldığı Yassıada sürecinin ele alınışındaki iticiliğin ve hafifliğin de müsebbidir. Öyle ki Yassıada literatürünün başlıkları, temel meseleleri, kavramları ve en önemlisi de o nahoş üslubu Akis’in yazılarıyla inşa edilmiştir.  27 Mayıs sürecinin âdeta röntgenini çeken, Cumhuriyet devrinin siyaset, toplum ve düşünce iklimini incelikleriyle resmeden Akis Dergisi, “Nazik İhtilal”, Yassıada’da gerçekte ne olduğunu sorgulayan, Türk siyasetinin ve demokrasisinin tarihini derin bir perspektifle okumak isteyen herkes için eşsiz bir başvuru kaynağı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118091</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3cd83720-3c05-4dad-a2ba-64361ee3f638.jpg</image:loc>
            <image:title>Yukarı Bak - Resimli Teleskop Rehberi</image:title>
            <image:caption>Gökyüzünün birçok harikası sadece gece yukarıya bakarak görülebilir. Ancak evrenimizin gerçek gizemlerini anlamak için devasa teleskopların ve gözlemevlerinin güçlü merceklerinden milyonlarca ışık yılı öteye bakmanız gerekecek.
Karadelikleri, patlayan süpernovaları ve zamanın başlangıcından beri süzülen ışığı görmek için bu kitapla çölden yıldızlara resimli bir yolculuğa çıkın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118092</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd30e232-4f20-4411-b212-5e96940cd375.jpg</image:loc>
            <image:title>Aristoteles’in Dönüşümü</image:title>
            <image:caption>“Şârihlerin önemi, bir yönüyle Aristotelesçi ve Yeni-Platoncu okulların düşüncelerini ve tedrisatını temsil etmelerinde, diğer yönüyle kayıp felsefi eserlerden birçok orijinal alıntıyı koruyarak Antik Yunan felsefesinin 1100 senelik panoramasını sunmalarında yatmaktadır. Daha da önemlisi şârihler, kendilerinden sonraki dönemde İslam ve Avrupa felsefesi üzerinde derin etkiler oluşturmuşlardır. Bu, kısmen Orta Çağ ve Rönesans bilimine ilham veren Aristoteles karşıtı malzemeyi korumalarından, ama daha çok Aristoteles’i Hristiyan Kilisesi tarafından kabul edilebilir hâle gelecek şekilde dönüştürülmüş bir surette sunmalarından kaynaklanıyordu. Daha sonraki düşünürlerin görüşlerinin arka planını, sadece orijinal Aristoteles değil, dönüştürülmüş ve şârihlerin felsefesine gömülü olan bu Aristoteles oluşturmaktadır.” İlk kez Türk okuruyla buluşan Aristoteles’in Dönüşümü, Aristoteles’in eserlerine şerh yazan antik dönem şârihlerinin öyküsünü kitap ölçeğinde ve bütünlüklü bir şekilde anlatan ilk eserdir. Richard Sorabji’nin editörlüğünde bir araya getirilen ve Aristoteles’in antik şârihler eliyle nasıl bir dönüşümden geçtiğini ve şerh geleneğinin arka planını gözler önüne seren makalelerin her biri, bu dönüşümde katkısı olan isimler ve metinlere ilişkin kapsamlı bir inceleme yürütmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118093</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02b06039-08b4-47ee-b2e6-20d09ca918d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Ağalar: Konya Aladağ&apos;da Ayan Bir Türkmen Ailesinin Tarihi 1680-1880</image:title>
            <image:caption>“İhtişamlı bir mazi” idealinin ulaştırdığı köken arayışı ve ataların “büyüleyici” hikâyesine duyulan merak, kâh ailevî bağların tetiklediği, kâh hayatın zamanla tesis ettiği tabii ve insanî bir temayül. Böyle bir teşvikin mahsulü olan bu kitap okurunu, Osmanlı “âyanlar çağı”nın tipik bir Anadolu ailesi olan Ağalar’ın ilginçhikâyesiyle buluşturuyor. Âyanlık ve derebeylik gibi Anadolu Türklüğünün karakteristik hususiyetlerinin yanı sıra, merkezî devlet ölçeğinde çok da büyük sayılmayacak yerel teşekkül ve ilişkiler ağını arşiv vesikaları ışığında gün yüzüne çıkaran bu çalışma Osmanlı toplumsal tarihinin karanlıkta kalan sayfalarını aralıyor.
Osmanlı döneminde Konya sancağına bağlı bir kaza olan Aladağ’da meskûn Ağalar’ın kökleri, 1680’lerde ilmiye mensubu olduğu tahmin edilen Hacı Mehmed-oğlu Abdülahad Efendi’ye uzanır. 18. yüzyılda Abdülahad Ağa ve Kurd Osman kardeşler aileyi büyüterek mahallî ölçekte bir “hânedana” dönüştürdüler. Onların nesillerinden, devletin inkıraz devrine şahit olmuş son Ağalar’a kadar bu hânedanın yükseliş, güçleniş ve dağılış aşamaları “âyanlar çağı”nı şaşırtıcı veçheleriyle aydınlatan ayrıntılar barındırmakta. Feodal sayılabilecek toplumsal bağların güçlü olduğu bu Türkmen ailesinin zamanın ruhuna boyanmış serüveni, sahanın uzmanları kadar tarih meraklılarının da dikkatini hak ediyor.
Ağalar, Konya Aladağ’da Âyan Bir Türkmen Ailesinin Tarihi, yerel seçkinlerin taltiften cinayete, stratejik ittifak ve servet birikiminden yargılama ve idama uzanan inişli çıkışlı hikâyesi, Osmanlı taşrasında sosyal hayatın titizlikle işlenmiş bir anatomisi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118094</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9791f36e-8e06-4a7d-a607-62ea97ff5c94.jpg</image:loc>
            <image:title>Vassaf Bey</image:title>
            <image:caption>“Kızım, size yolladığım birkaç parça eşya bana anamdan kaldı. Benim bir kız kardeşim olmadığı gibi bir kızım da yoktur. Tanıdığım birçok kız, kadın içinde de sizden açık yürekli, daha doğru olup da benim evlat sayabileceğim, kendi yüreğinin temizliğine inanarak sevebileceğim kimsem olmadı. Düşündüm, ana kokusu taşıyan bu şeyleri size bırakırsam rahat öleceğim. Sizi çok beğenmiş bir adamın hatırası olarak bunları alacağınıza, saklayacağınıza inanarak iyi günler görmenizi candan dilerim.” 
Vassaf Bey, Memduh Şevket Esendal’ın taslak hâlinde kalmış son romanıdır. Yazar, bir mektubunda üzerinde çalıştığı bu romanın herhangi bir tezi olmayan, sade bir hikâye olacağını belirtse de roman 1930’ların Türkiye’sinde devam eden Ankara-İstanbul ikiliğini, toplumsal kategorileri, kadınların kamusal rolleriyle ev içi rollerinin çatıştığı alanları ve ailenin yeni toplum için önemini vurgulayan belli tezlerden kendisini soyutlayamamıştır. 
Romanın adı Vassaf Bey olsa da belirleyici karakter bir kadındır. Mustafa Şerif Onaran bir yazısında bunun altını şu cümlelerle çizer: “Esendal, yeni bir yapılanmaya geçilen Cumhuriyet döneminde, kadına düşen sorumluluk üzerinde duruyor. Ona göre yeni toplumun en önemli yapı taşı kadındır. Vassaf Bey işte böyle bir kadının, Perihan’ın romanıdır.” Öyküleriyle olduğu kadar romanlarıyla da Türkçenin sesi olmaya devam eden Memduh Şevket Esendal’ın Vassaf Bey romanı VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurlarını bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118095</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/57054df5-a2ee-4998-b168-6bde946064d6.jpg</image:loc>
            <image:title>Erken Modern Avrupa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Modern Avrupa’nın teşekkül ettiği tarihsel süreci ele alan serinin bu ikinci kitabı, Ortaçağ’ın sonlarından 19. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’nın toplumsal ve iktisadi tarihine odaklanıyor. Hamish Scott’ın editörlüğünde alanlarında uzman tarihçilerin kaleme aldığı on makaleden oluşan bu cilt modern tarihçilerin model ve tezlerini değerlendirirken, güncel araştırmaların neticelerini de olgun ve veciz bir şekilde sunuyor. Demografik değişimler, şehirlerin ve kırsalın dönüşümü, Avrupa’daki sosyal düzen ve yapıların farklılaşması, aile ve hanelerin toplumsal rolleri, bireysel kimlik, benlik ve faillik gibi modernliği tanımlayan kavramların erken modern kökleri bu cildin konularından. Modern dünyanın tüketim alışkanlıkları ve maddi yaşam şartları, tarım toplumunun feodal yapılardan evrilmesi- kapitalistleşmesi ya da modernleşmesi- şehirlerin sosyolojik açıdan geçirdikleri değişimler ve imalatın toplumsal ve iktisadi yaşamda giderek daha fazla merkeze gelmesi de bu ciltte birçok açıdan işleniyor. Kıtanın dört bir tarafındaki iktisadi eğilim ve döngüler, pazarların hem kıta içinde hem de küresel çapta bütünleşmesi ve Avrupa’daki ticaret ve sanayinin ilkel tiplerindeki genişlemenin etkileri gibi olgular modern öncesi Avrupa’da kapitalist bir ekonominin ön koşullarının varlığını veya yokluğunu kanıtlamak için araştırılmıştı. Süreci modern öncesinden başlayıp modern toplum ve ekonomilere giden süreç araştırması olarak inceleyen toplum ve iktisat tarihçileri amaçları açısından son derece elverişli görünen erken modern tabirini sahiplendiler. Çağdaş tarihyazımının bu dikkat çekici yaklaşımı VakıfBank Kültür Yayınları’nın Türk tarihçiliğinin hizmetine sunduğu Erken Modern Avrupa Tarihi, Toplumlar ve Ekonomiler Türkçe literatürde bir köşe taşı olacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118096</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2d249eb-c6cf-4467-8b8d-5f1030b62ff7.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilmecelerle Topkapı Sarayı</image:title>
            <image:caption>Topkapı Sarayı’nda sıradan bir gün... 1924’ten beri  Müze olarak kullanılan Saray’ın bahçesinde, yüzlerce turist bu tarihî mekânı görmek için bekliyor.  Kaan ve Aslan da içeri girmek için sırada. Topkapı Sarayı’nı görmek için heyecanlılar! Ancak heyecanla bekleyen sadece onlar değil. Saray’ın bahçesinde Osmanlı Devleti’nin 600, Türkiye’nin 100 yıllık tarihine tanık olmuş yaşlı bir ağaç, onları bekliyor. Yaşlı ağacın Kaan ve Aslan’ı maceradan maceraya sürükleyecek bilmeceleri de hazır!  İki arkadaş Topkapı Sarayı’nda keşfedilmeyi bekleyen sırları bulabilecek mi?  MACERA BAŞLASIN!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118097</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/676a61d7-ca23-44c9-9eee-9be8229a5d4a.jpg</image:loc>
            <image:title>Ağaç Kasidesi</image:title>
            <image:caption>“Neyim şu yepyeni yüzyılda? Şair eskisiyim! 
O, devrim oğlu, o bir bay, ya ben ne? Dünkü beyim! 
Şu dünkü bey, hani malûm, yani bir pısırık! 
Bugünkü Türkçeyi bilmez, lisanı bin yıllık!” 
Halil Nihad Boztepe /Ağaç Kasidesi’nden 
Halil Nihad Boztepe’nin Ağaç Kasidesi Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en önemli hiciv metinleri arasında yer alır. Himaye-i Eşcar Cemiyeti’nin isteği üzerine kaleme alınan bu kaside, ilk baskısını 1931 yılında yapar. 1947 yılında genişletilmiş baskısıyla toplumsal eleştirinin dozunu arttırır. Aruz vezniyle yazılan Ağaç Kasidesi, Cumhuriyet’in Dil Devrimi’nin yanında kültür politikalarını da eleştiren bir metindir. Bu metin özellikle 1947 baskısından sonra dönemin süreli yayınlarında pek çok tartışmayı da tetikleyerek hem edebiyatın hem de siyasetin gündeminde yerini almıştır. Halide Edib’ten Vâlâ Nurettin’e, Peyami Safa’dan Hakkı Süha Gezgin’e kadar pek çok ismin hakkında kalem oynattığı bu metin, hem 1931 hem 1947 baskısını ihtiva ederken dönemin süreli yayınlarında çıkan bazı yazıları da okurlarla buluşturuyor. 
Ağaç Kasidesi’nde, Boztepe’nin ağaç ile dil arasında kurduğu eşsiz bağlantıyı izlerken bu metnin kök ve gelenekle dilin tekamülü arasındaki çizgiyi göz ardı etmememiz noktasında ciddi bir ihtar metni olduğunu fark edeceksiniz. Dil ve edebiyat tarihimiz açısından döneminde pek çok tartışma yaratan bu metni VakıfBank Kültür Yayınları olarak araştırmacı ve okurların dikkatlerine sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118098</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f9ad2363-8e8e-4458-9e00-731e8bd81f94.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Zihin</image:title>
            <image:caption>Bilişsel becerilerin çocukluktan itibaren nasıl geliştiği ve bu gelişimin hangi faktörlere bağlı olduğu uzun yıllardır farklı disiplinlerden araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu konuyu gelişim psikolojisi ve sosyal psikoloji alanında yapılan araştırmaların bulguları üzerinden ele alan Sosyal Zihin, Bilişsel Gelişimde Sosyal Etkileşimin Rolü, sosyal yapılandırmacı görüşün argümanlarını temel alıyor ve çocuğun bilişsel gelişiminin yaşadığı sosyal ve kültürel atmosfer içinde, sosyal ilişkilerin desteğiyle gerçekleştiğini iddia ediyor. Özdüzenleme becerisinden ana ve ikinci dil edinimine, ahlak kurallarını öğrenmeden zihinselleştirmeye kadar pek çok bilişsel becerinin gelişimsel sürecine ışık tutan bu kitap, çocukların ebeveynleriyle, akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurdukları ilişkilerin ve bu ilişkilerin yaşandığı sosyal ve kültürel ortamın erken yaştan itibaren bilişsel becerilere nasıl katkıda bulunduğunu açıklıyor. Alanlarında uzman akademisyen ve araştırmacıların Türkiye’de ve uluslararası yazında bilişsel gelişim konularını derlediği Sosyal Zihin, Bilişsel Gelişimde Sosyal Etkileşimin Rolü, çocukların bilişsel becerilerinin yalnızca biyolojik ve nörolojik olgunlaşmanın etkisiyle değil, sosyal ilişkilerin ve sosyo-kültürel çevrenin etkisiyle serpildiğini anlamak isteyen başta psikoloji olmak üzere bilişsel gelişimi merak eden tüm okurların ilgisini çekecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118099</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f4b9c54-96e6-46ab-9243-f3623bedd73a.jpg</image:loc>
            <image:title>Fakültelerin Kavgası</image:title>
            <image:caption>Kant Fakültelerin Kavgası’nı, Prusya Kralı Wilhelm Friedrich’in ağzından kendisine hitaben yazılan ve dinî konulara ilişkin yayın yasağıyla sonuçlanan krallık emirnamesine tepki olarak kaleme almıştır. 1798 yılında, ölümünden 6 yıl önce yayımlanan bu çalışma, yalnızca filozof hayattayken yayımlanan son eseri ve dolayısıyla bir anlamda onun felsefi vasiyeti değil, aynı zamanda Aydınlanma fikrinin son anıtsal metnidir.
Kitap, akademik özgürlüğü sine qua non bir koşul olarak varsayan üniversite fikriyle ilgili bir projeye dayanıyor fakat onu Yalın Aklın Sınırları İçinde Din adlı kitabının devamı olarak görmek de mümkün: Kant hem orada ortaya koyduğu görüşleri daha açık hâle getiriyor hem de bu kitap dolayısıyla kendisine yaşatılan zorluklardan dolayı birtakım isimlerle hesaplaşmaya gidiyor. Bu nedenle eser, her ne kadar işin içine tıp ve hukuk fakültelerini dahil etse de aslında felsefe ve ilahiyat fakültelerinin kavgasına odaklanıyor. Diğer yandan kitabı, Vorländer gibi, Kant’ın hayatındaki “değişmeyen tek aşkı” felsefeye adanmış bir metin olarak okumak da mümkün. Bu kitapla o, hiyerarşinin en altında görülen felsefenin, kıstas özgürlük olduğunda en üstte olduğunu göstermeye çalışıyor. Bu anlamda elinizdeki eser onun özel olarak felsefeye, genel olarak üniversiteye bir vasiyetidir. Fakat tüm bunlara ek olarak ayrıca vurgulanması gereken bir başka nokta da kitabın neredeyse baştan sona bir hiciv yazısı olduğudur.
VakıfBank Kültür Yayınları, Fakültelerin Kavgası’nı; Erol Özbek’in çevirisi, Nebil Reyhani’nin editörlüğü ve sunuş yazısıyla, Almanca aslı ve Türkçe çevirisi karşılıklı olarak okuyucuya sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118100</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/203b7c3d-312d-42be-9785-a5259bde412d.jpg</image:loc>
            <image:title>Örnek Uygulamalarla Kredi Derecelendirme</image:title>
            <image:caption>“Günümüzde, kredi derecelendirme kuruluşları, küreselleşen finansal sistemin önemli bir parçasıdır ve dolayısıyla küresel ekonomiyi etkilemektedir. Görevleri, özel sektör ve kamudaki potansiyel yatırımcılar için borç veren kuruluşların kredi değerlilik düzeyi ile ilgili güvenilir ve bağımsız bir görüş sunmaktır.”
Kredi derecelendirmenin yatırımcı, kreditör, ihraççı ve düzenleyici gibi paydaşlar için faydaları çok çeşitlidir. Örneğin, yatırımcılar için derecelendirmeler, yatırım yapacakları enstrümanı (hükümet, şirket veya finansal araç) daha iyi anlamalarına ve yönetmelerine olanak tanır. Kredi verenler için derecelendirmeler, kredi verdikleri şirketlerin ve hükümetlerin geri ödeme risklerini daha iyi değerlendirmelerine olanak tanır. İhraççılar için derecelendirmeler, kredi değerleri iyi olan araçların ve şirketlerin daha iyi fiyatlandırma imkânlarına sahip olmalarına olanak sağlar. Düzenleyiciler için derecelendirmeler, finansal piyasalardaki risklerin daha iyi anlaşılmasına ve yönetilmesine katkı sunar. Derecelendirme kuruluşları, derecelendirme yaparken genellikle finansal araçların, şirketlerin ve hükümetlerin finansal durumlarını, operasyonel performanslarını, pazar koşullarını ve diğer faktörleri dikkate alır. Elinizdeki bu kitap; kredi derecelendirme kuruluşlarının çalışma prensiplerini, derecelendirme türlerini ve derecelendirme sürecini ayrıntılı bir şekilde ele alarak okuyucular tarafından kredi derecelendirme kuruluşlarının faaliyetleri, derecelendirme türleri, derecelendirmenin paydaşlara faydaları ve derecelendirme metodolojileri gibi konuların örnek derecelendirme vaka çalışmaları ile somut olarak anlaşılmasını hedeflemektedir. Eserde; derecelendirmenin yatırımcılar, kredi verenler, ihraççılar ve düzenleyiciler gibi paydaşlar için nasıl faydalı olabileceği uygulamalı olarak örnekler ile anlatılmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118101</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1eaeec36-0c55-472e-9dcc-ee4f7b0a2e82.jpg</image:loc>
            <image:title>Cumhuriyetin 100. Yılında Türk Ordusu ve Millî Savunma</image:title>
            <image:caption>100. yılını tamamlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin en köklü ve kurumsal yapılarından Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihi Türk milletinin tarihiyle özdeşleşmiştir. VakıfBank Kültür Yayınları’nın tarih sahasındaki uzmanların en güncel araştırmalarını bir araya getiren serisi Çalıştay’ın bu cildi, bir asırlık Cumhuriyet’in öncü kurumunu tarihî kaynak ve belgelerle değerlendiriyor. Alanlarında uzman, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli birimlerinde kariyerlerinin bir döneminde çalışmış ve çalışmaya devam eden ya da onun eğitim kurumlarında tahsil görmüş 26 uzman araştırmacının makaleleri bu kitapta üç bölüm hâlinde derlendi. Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ordusu olarak teşekkül eden, bir milletin varlık mücadelesini zaferle neticelendiren ordudan Türkiye Cumhuriyet’i ordusuna; Soğuk Savaş’ın sıcak cephelerinde çarpışan, çağdaş silahlarla donanmış bir orduya; 21. yüzyılda değişen dünya dengeleri ve siyasetinde gerek motivasyon gerek teknoloji açısından kendini her daim yeni ve diri tutan Türk ordusuna; kurumsal bir macerayı anlatıyor bu kitap. Bir yüzyılda ordunun oluşan ve değişen birimlerine, kara, hava, deniz ve jandarma komutanlıklarına, askerî teknoloji ve eğitimin, muharebelerin ve ordunun sosyal ve psikolojik değişimlerine ayrıntılı ve bilimsel bir dille yaklaşan Cumhuriyetin 100. Yılında Türk Ordusu ve Millî Savunma, Cumhuriyet dönemi askerî tarihçiliği için bir rehber niteliğinde.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118102</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2eae0d2a-3df9-42c8-97fc-cf6aa5db577f.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul’da Mantar Avı</image:title>
            <image:caption>Emre ve Ezgi, Belgrad Ormanı’nın yanı başında yaşayan dedelerini ziyaret etmeye gider ve ormanda bir yürüyüşe çıkarlar. Sonbaharın renklerine bürünen ormanda, onlarla tanışmayı bekleyen canlılar var. Onlar ne hayvan ne de bitki: MANTARLAR! Ülkemizdeki bitki örtüsünün ve toprağımızın en önemli zenginliklerinden mantarları tanıyalım mı? Kitapta Mantar Amca olarak karşımıza çıkan  Mikolog (mantar bilimci) Jilber Barutçiyan eşliğinde mantarların dünyasında bir yolculuğa çıkalım ve yanı başımızda yaşayan bu canlıları yakından tanıyalım.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118103</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/31308a24-428f-4b32-9ffe-a07f7babeda6.jpg</image:loc>
            <image:title>Kardeş Yağmurlar</image:title>
            <image:caption>Kedilere, mevsimlere, oyuncaklara ve daha nice güzelliğe dair şiirlere harika resimlerin eşlik ettiği Kardeş Yağmurlar, çocukları şiirin muhteşem dünyasıyla tanıştıracak. 
                                           Baba 
                            Aydede niçin yaşlanmaz 
                                            Dedemin 
                                            Senin 
                                            Benim 
                           Çocukluğumuzu gördü de. 
                                             Baba, 
                           Her şey değişiyor derdin hani 
                                    Oysa aynı duruyor 
                                            Aydede.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118104</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3c604556-82e6-4e80-9a4b-f3b592b12278.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Macera Dolu Adam</image:title>
            <image:caption>Burası benim adam Her köşesinde ayrı bir macera Ve ben canımın istediğini yaparım burada. Cup diye batar çıkarım çamurlara Tırmanırım önüme çıkan her ağaca. Sallanırım dalların arasında Uçarım kuş gibi havalarda. Sonra bir bakarım Baş aşağı dalmışım koca bir çamur yığınına! 
Macera adanız her şeyin gerçekleşebileceği harika bir yer… Tabii biraz hayal gücüyle.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118105</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e197947c-0d8d-480c-bde9-cbe06a64cb52.jpg</image:loc>
            <image:title>Suhodol Köyü (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Köy durağanlığın, zamanın acımasız akışına direnmenin simgesi ise Suhodol Köyü bu değişmezlik içinde değişimi izleyebilen ender yapıtlardandır. İvan Bunin’in 1912 yılında yayımladığı Suhodol Köyü Rus edebiyat geleneği içinde köylülüğün ve kırsal yaşamın idealleştirilmesine Çehov’la birlikte meydan okuyan yeni bir anlayışı temsil eder. Yazar, Hruşçov ailesi ve hizmetlileri aracılığıyla savaşlar ve kuşaklar içinde köy denen mikrokozmosun nasıl içten içe değiştiğini, sosyal hiyerarşilerin nasıl esnediğini, sıradan köylünün buradaki eşitsizlikleri duygusal dünyasına nasıl tercüme ettiğini ustalıkla anlatır. Suhodol Köyü’nün özgünlüğü, yitip gitmekte olana hüzünle veda ederken, bunun kaçınılmazlığını soğukkanlılıkla saptayabilmesindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118106</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e24d4f73-6ace-46da-b7e2-812f26a2a93b.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahmet Ferit’e Mektuplar</image:title>
            <image:caption>“Üç Tarz-ı Siyâset’i iyi bulmamışsın da ‘Üç Siyâset’ demişsin, pekâlâ! Daha selis fakat dediğin gibi biraz prentieux (iddialı). Sen üç siyasetten yalnız birincisi kabil diyorsun. Ben de bilahare görmüş olacağın gibi yalnız birincisi gayr-i kabildir diyorum. Ne kadar taban tabana zıt efkâr. Lakin birinci kısım makalem sırf tarih idi, ma-vaka‘ayı hikâye idi. Tabii bence doğrusu zannolunan bir nokta-i nazardan bakılarak. Lakin asıl kabil-i tatbik olur olan üçüncü makaledir ki onu şimdi artık okumuşsundur ve ancak onu okuduktan sonra öyle bahsedebileceğiz, şimdilik kesiyorum. Eğer karşılık makale yazarsan elbet hoş olur… Acele ediyorum değil mi? Belki benimkini de derç etmeyecekler. Amma ne beis var; yaşasın Şûrâ-yı Ümmet!” [25 Mart 1904]
Türk düşünce tarihinin önemli isimlerinden Yusuf Akçura ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk İçişleri Bakanı Ahmet Ferit Tek, Kuleli Askeri Lisesi’nde başlayan samimiyetlerini, Akçura’nın vefatına dek sürdürmüş iki yakın dosttur. Birlikte Fizan’a sürgün edilmişler ve yine birlikte Paris’e geçerek Ecole Libre des Sciences Politiques’ten mezun olmuşlardır. Yusuf Akçura’nın 1903’te Fransa’dan Rusya’ya dönüşüyle yoğunlaşmaya başlayan mektuplaşmaları Akçura’nın vefat ettiği 1935’e kadar devam etmiştir. Hemen her hafta karşılıklı yazıldığı anlaşılan mektuplar gösteriyor ki birbirlerini bu derece seven, saygı duyan iki dost herhâlde Türk siyaset ve kültür hayatında enderdir. Bu mektuplar Yusuf Akçura ve Ahmet Ferit Tek’in hayatlarının karanlıkta kalan bazı noktalarının aydınlatılması açısından önemli olduğu kadar, Rusya Türkleri’nin 1905 İhtilali sonrası giriştikleri siyasi mücadelenin tarihinin yazılmasına da mühim katkı yapacak niteliktedir. Belki de en önemlisi, neşredildiği günden beri gündemimizi işgal eden Üç Tarz-ı Siyaset’in yazılış serüveni, Jön Türkler’in muhaceretteki mücadeleleri, birbirleriyle olan ilişkileri hakkında da mektuplar sayesinde yeni bilgiler edineceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118107</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09fcdbdb-a6db-4627-afb3-6a1f19944e3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kaybolan Yavru Geyikler</image:title>
            <image:caption>İkiz geyik yavruları Gümüş ile Işıltı, o kış ilk defa karla tanıştılar. Beyaz örtüyle kaplanan dünyada, sevimli ikizler kar taneleriyle oynamanın tadını çıkardılar. Ancak, kar kısa sürede etrafı örtünce her yer birbirine benzemeye başladı ve ikizler evin yolunu kaybettiklerini anladılar... 
Karlar altındaki bu serüven, eve dönüş yolunu bulma hakkında okurların kalplerini ısıtacak sevgi dolu bir öykü anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118108</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d921686a-8717-48cf-9023-ebe67351bb90.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyolojiyi Kurmak</image:title>
            <image:caption>Sosyolojinin kurucu isimlerinin önemli bir kısmı, canlı bir organizma olarak telakki ettikleri toplumun belirli evrensel yasalara tabi olduğunu iddia etmekteydiler. Onlara göre sosyolojinin birincil misyonu bu kanunları keşfetmekti. Toplumsal kanunlar bir kez keşfedildiğinde, toplumun hayatiyet ve işleyişine vakıf olunacak, gidişatı öngörülebilecek yani geleceğe dair spekülatif kestirimlerin ötesinde bilimsel hükümlere varmak mümkün olacaktı.
“Tarihi bilinmedikçe, bir bilim tam olarak anlaşılamaz.” Comte’un bu lakonik ifadesi belki de en fazla, bizzat kurduğu ve “sosyoloji” adını verdiği bilim için geçerlidir. İsim babası tarafından bilimler hiyerarşisinin zirvesine yerleştirilen bu yeni bilim Fransa’da doğar, kurumsallaşır ve yirminci yüzyıl başlarında bilimsel meşruiyet ve özerklik kazanarak akademik bir disipline dönüşür. Elinizdeki bu kitapta, Durkheim’ın ifadesiyle “bir Fransız bilimi” olarak on dokuzuncu yüzyılda inkişaf eden sosyolojinin erken dönem tarihi, dört kurucu düşünürden hareketle incelenmektedir. Sosyolojinin doğuş ve kurumsallaşma sürecine damgalarını vuran Montesquieu, Tocqueville, Comte ve Durkheim; entelektüel biyografileri, düşünsel kaynakları, siyasal pozisyonları, toplumsal çözümlemeleri, kuram ve yöntemleri itibarıyla ele alınmaktadır. Sosyolojinin önde gelen dört Fransız kurucusunun orijinal metinlerini merkeze alan bu sentetik çalışma, onların bilim ve toplum anlayışlarındaki farklılıkları göstermeyi amaçlamakla birlikte aralarındaki benzerliklerin, düşünsel ilişki ve sürekliliğin altını çizmeyi de ihmal etmemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118109</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e332774b-6bd5-4bb1-af0f-1d5738d80f88.jpg</image:loc>
            <image:title>Şimdi Al Sonra Öde</image:title>
            <image:caption>İster fiziksel isterse sanal bir mağazada olsun sepetinizi doldurup da ödeme aşamasına geçtiğinizde borçla satın alma bir seçenek olarak karşınıza çıkar. Bu, eski zamanların veresiye kültüründen taksitli satışlara ve günümüzün kredi kartıyla ödemelerine dek devam etmiş ve çoğu zaman da bir zorunluluk hâlinin sevk ettiği kadim bir seçenektir. Borçla satın almanın farklı görünümlerinin, farklı toplumsal vasatlarda ortaya çıkıp yaygınlaşması, kültürel, siyasî, hukukî, dinî ve ekonomik birçok gerilim ve özgünlüğe işaret eden birer hikâyedir.  Elinizdeki kitap ABD, Britanya ve Fransa gibi finansallaşma sürecine erken dönemlerde dâhil olmuş ülkelerle bu sürece görece geç bir zamanda girmiş Türkiye’de veresiye, taksitli ve kredi kartıyla alışveriş ilişkilerini ele almaktadır. Tarihsel sosyolojinin imkânları ile biyografik metinlerden reklamlara, yasal düzenlemelerden mektuplara uzanan bir malzemenin ışığında borçla satın almanın karşılaştırmalı tarihsel sosyolojisi yapılmakta, ilginç özgünlüklere ve şaşırtıcı benzerliklere dikkat çekilmektedir.  Weimar Almanya’sındaki hiper enflasyonun, tıpkı Türkiye’de 1970’lerdeki enflasyon gibi tüketici kredilerinin doğuşunu nasıl geciktirdiğini, Britanya’da posta yoluyla ve kiralamayla satın alma örüntülerinin tüketici ile birincil ilişkiler geliştiren mümessiller eliyle örgütlenmesinin, Türkiye’de beyaz eşya bayileri üzerinden taksitli alışverişlerin yaygınlaşmasıyla şaşırtıcı benzerliklere sahip olduğunu göreceksiniz. Şimdi Al Sonra Öde Borçla Satın Almanın Tarihsel Sosyolojisi okuru, borçla satın almanın gündelik hayatın rutini hâline geldiği bir devirde bu rutinin tarihine bir yolculuğa çıkartıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118110</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/edbd138e-00a7-4797-ab75-81ddcdf81142.jpg</image:loc>
            <image:title>Pastayı Kim Yedi?</image:title>
            <image:caption>Bir şeyler kaybolmaya devam ediyor ve herkes zavallı Bobi’yi suçluyor. 
Peki Bobi GERÇEKTEN hepsini yedi mi: 
Annenin örgülerini VE babanın nergislerini VE büyükannenin çay takımını VE Alp’in büyük doğumgünü pastasını? 
Yoksa sinir bozucu bir pelikan hakkında bazı sırlar mı var? 
Şanssız bir köpek hakkında komik ve eğlenceli bir öykü!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118111</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b6c9c73-f1f9-4df4-b111-feee849dfe4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvan Dostlarımız İçin İlkyardım Rehberi</image:title>
            <image:caption>Yaşadığımız evler, mahalleler, şehirler, ülkeler hatta kıtalar farklı olabilir. Ama hepimiz aslında aynı yerde yaşıyoruz:  EVİMİZ, DÜNYA!  Dünya bizim evimiz ve sadece biz insanlardan dolayı değil, yaşayan her bir canlı türünün varlığından dolayı eşsiz. İşte bu yüzden yaralı, hasta ve zor durumda olan hayvan dostlarımıza yardım etmemiz gereken durumlar için bir ilkyardım rehberi hazırladık!  Hadi başlayalım!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118112</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5032c8f6-e447-447f-8c9a-bf862bda32b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Aygır Fatma</image:title>
            <image:caption>“Osman Cemal bir halk yazarıdır. Yani bir yazara verilebilecek en güzel, en temiz, en değerli sıfatlardan birini halk ona vermiştir. O, bilhassa esnaf, zanaatkâr zümrelerinin yazıcısıdır. Fakat aynı zamanda şehir lümpenlerinin fotoğrafçısı da olabilmiştir. Cemal, sanat bakımından ifadesi olduğu muhiti çok iyi bilir.” 
                                                                               Orhan Selim [Nazım Hikmet], Akşam, 1936 
Otobiyografik izler taşıyan Aygır Fatma, İstanbul’dan Anadolu’da bir kasabaya kadar uzanan, maceralarla dolu, trajik bir aşk anlatısıdır. Hasan ve çocukluk aşkı Mediha’nın yolları yıllar sonra tekrar kesişir. Hasan, Mediha ile evlilik hazırlıkları yaparken bir kavgaya karışır ve hapse düşer. Bir süre sonra II. Meşrutiyet ilan edilir ve çıkan afla tahliye olur. Mediha’nın Dağıstanlı yaşlı bir tüccarla evlendirildiğini öğrenen Hasan zor günler geçirir. Bu esnada tiyatrocu bir arkadaşının teklifiyle hayatını oyunlaştırır. Aygır Fatma adındaki bu oyun, Anadolu’da bir kasabada sahnelenirken ilginç gelişmeler yaşanır. 
Osman Cemal Kaygılı (1890-1945) İstanbul’da doğan Osman Cemal Kaygılı, iptidâî mektep ve rüştiyeden sonra Menşe-i Küttâb-ı Askerî’den (Askeri Kâtip Yetiştirme Okulu) mezun oldu. 1906’da Erkânıharbiye’de memurluğa başladı. 1912’de Tepebaşı Tiyatrosu’ndaki bir gösteri sırasında taşkınlık yapması ve Mahmut Şevket Paşa suikastına adının karışması dolayısıyla Refik Halit ve Refi Cevat gibi isimlerle birlikte Sinop’a sürüldü. Sürgünden sonra memuriyete geri döndü. I. Dünya Savaşı’nda seferberlik ilan edilince seyyar tümenlerde kâtiplik yapmaya başladı. Bir süre sonra sağlığı bozuldu ve malulen emekli oldu. Geçinebilmek için tiyatroculuk, sütçülük, pazarcılık, vapurlarda biletçilik gibi çeşitli işler yaptı. 1925’te başladığı Türkçe öğretmenliğine 1944 yılına kadar devam etti. İlk yazıları 1910 yılında Eşek ve Karagöz dergilerinde çıktı. 1921’de Ayine adında bir mizah dergisi çıkardı. Yazılarında Anber, Kanber ve Cımbız takma adlarını da kullanan Osman Cemal Kaygılı’nın Alay, Güleryüz, Aydede, Akbaba, Kurun, Zümrüd-i Anka, Şebab, Yıldız, Papağan,Yenigün, Haber, Son Telgraf gibi çeşitli süreli yayınlarda fıkra, hikâye, roman, mizah, anı, sohbet, araştırma, sözlük ve röportaj türünde yazıları ve eserleri yayımlandı. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118113</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9d2d959-0b26-4328-8f83-03ddd7564800.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarihçinin Zanaatı</image:title>
            <image:caption>Ekim 1827’de Leopold von Ranke, Viyana’daki bir devlet dairesine okumak istediği resmî evrakın künyelerinin bulunduğu bir kâğıdı sunarak başvuruda bulundu. O zaman için bu talep abes karşılanmıştı, zira memurlar gizli notları, şifreli belgeleri ve diplomatik yazışmaları ziyarete gelen “tarihçilerin” işine yarasın diye saklamamışlardı. Ranke’nin arkasında Başbakan Klemens von Metternich de dâhil nüfuzlu devlet ricali olması önce Viyana’daki, sonra da Venedik’teki arşivlerin kapılarını açtı. Ranke’nin arşivlerde gördükleri onu hayrete düşürmüş, zira 17. yüzyıla ait orijinal belgeleri okuyunca mevcut iki yüz yıllık anlatılarla çelişen yeni bir hikâye görmüştü.  Modern tarihçiler iki yüzyılı aşkın bir süredir Ranke’nin zanaatının izinden mesleklerini şekillendirdi. Son iki asır içinde tarihyazmı, tarih felsefesi ve kuramı üzerinde yoğun tartışmalar, değişen eğilimler gözlendi. Her geçen gün tarihçilerin kaynakları çeşitlendi. Gazete ve dergiler, kütüphaneler, açık erişim görsel ve yazılı kaynaklar, hususi arşivler, müzeler, büyük veriler, istatistik kayıtları, dijital kataloglar, ben anlatıları ve diğer birçok kaynak günümüz tarihçilerinin masasında. Bunları okumak, notlandırmak, fişlemek ve en önemlisi bir kitap, makale ya da tez hâline getirmek tarihçinin meşakkatli zanaatını teşkil ediyor. George Mason Üniversitesi tarih bölümü hocalarından Zachary M. Schrag’ın Tarihçinin Zanaatı Tarih Araştırması için Bir Rehber’i başta lisans ve lisans üstü eğitimine devam eden tarih talebeleri olmak üzere, masasına tarih yazmak için oturan herkesin elinden düşürmeyeceği bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118114</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e05ddafe-ebbd-4472-9e67-e2f4e3b3c58a.jpg</image:loc>
            <image:title>Japon Edebiyatının Zevki</image:title>
            <image:caption>“Belki de kiraz çiçeklerinin en büyük cazibesi, kendilerine has güzellikleri değil, çabuk bozulabilmeleridir…”  Japonlar neden bir çiçeğin rengarenk açtığı en güzel anına değil de henüz açmamış tomurcuklara ya da dökülme anlarına hayranlık beslemiştir? Neden ışıl ışıl parladığı zaman değil de bulutların arkasına saklandığında dolunaya şiirler yazılmıştır? Bu soruları yanıtlamak için yola çıkan Amerikalı Japon Bilimci Donald Keene, The Pleasures of Japanese Literature isimli bu eserinde Japon estetik idealini dört ana özellik üzerinden (ima, düzensizlik, basitlik ve bozulabilirlik) okuyor ve Batı’daki estetik anlayışıyla radikal farklılıklarını ortaya koyuyor. Kimi zaman birkaç fırça darbesiyle yetinen Japon resminde, kimi zaman sevgiliye kavuşmayı göz ardı eden Japon şiirinde tam olarak ifade edilmekten kaçınılan duyguların bilerek yarım bırakılan özel bir beğeni anlayışından kaynaklandığını ifade ediyor.  Yazarın 1986-87 yıllarında gerçekleştirdiği konferanslarından derlenen Japon Edebiyatının Zevki, Japon kültürü ve edebiyatına merak duyan herkesin mutlaka okuması gereken bir eser. Japon Edebiyatı çalışmalarının duayeni Donald Keene’i, ilk kez Türk okuruyla buluşturuyoruz. Yazar Hakkında: Donald L. Keene 1922, Amerika doğumlu Donald Keene; akademisyen, tarihçi, yazar ve Japon edebiyatı çevirmeni. 50 yılı aşkın bir süre boyunca Columbia Üniversitesi Japon Edebiyatı Bölümü’nde ders verdi. İngilizce ve Japoncada yazdığı 60’a yakın eserle Japon Kültürü çalışmalarının en önde gelen ismi olan Keene, 2011 yılında emekli olduktan sonra Japonya’ya taşınıp Japon vatandaşlığına geçti. 2019 yılında Tokyo’da hayata veda etti. Başlıca eserleri; Modern Japanese Literature: An Anthology, 1956, Travelers of a Hundred Ages: The Japanese As Revealed Through 1,000 Years of Diaries, 1989, Seeds in the Heart: Japanese Literature from Earliest Times to the Late Sixteenth Century, 1993.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118115</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/88878646-6aeb-40dc-8c0d-39bbc9ddf5f8.jpg</image:loc>
            <image:title>Churchill</image:title>
            <image:caption>Kelimelerin kuvvetini erken yaşlarda keşfeden İngiliz devlet adamı Sir Winston Churchill (1874-1965), kendisine Nobel Edebiyat Ödülü kazandıran yazı hayatında ve iki başbakanlık göreviyle zirvesine ulaşan elli beş yılık uzun siyasi yaşamında bu güçten gayet etkili biçimde yararlanmıştır. Hitler’in neden olabileceği yıkımı en başından itibaren öngörmüş ve dünyanın ona karşı birleşip sonunda zafere ulaşan büyük bir mücadeleye girmesi için bütün azmini ve kararlılığını kullanmıştır. 
Churchill, dünya savaş tarihine de katkılar sağlamıştır. Havacılığın ilk gelişiminde rol oynamış, bir savaş aracı olarak tankın bugünlere gelmesini sağlayan kişiler arasında yer almıştır. Uçaksavar savunma sisteminin geliştirilmesine ve hava savaşının evrimine öncülük etmiştir. 
Eğitimde fırsat eşitliğini, hapishane reformunu, işsizlik sigortasını, çalışma saatlerinin kısaltılmasını, ulusal bir sağlık sistemi kurulmasını, işyerlerinde çalışma koşullarının düzeltilmesini savunduğu siyasi hayatında büyük iniş çıkışlar yaşayan Churchill, belki de en büyük yenilgisini, 1915’te Çanakkale’de direnişini kıramadığı Türk Ordusu karşısında almış ve bu yüzden bakanlıktan düşmüştür. 
Ancak Churchill azimli, ileri görüşlü, mücadeleci, bağımsız ve atılgan kişiliğine dayanarak yeniden ayağa kalkmayı ve 20. yüzyılda ülkesinin kaderine damgasını vuran lider olmayı başarmış, özellikle II. Dünya Savaşı sırasında purosu ve zafer işaretiyle dünyanın ortak hafızasına kazınmıştır. Görkemli cenaze töreni öncesinde kızı Mary, halkın duygularına tercüman olarak ona şöyle seslenmiştir: “Bir kızın, sevgi dolu, cömert bir babaya karşı hissettiği tüm duyguların yanı sıra, erkek, kadın ve çocuk her İngiliz’in borçlu olduğu şeyi, özgürlüğü borçluyum sana.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118116</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a426be0-8aff-4559-a671-2be9ee254ba6.jpg</image:loc>
            <image:title>Resim Sanatı (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Yaşantının her parçasına sanatçı gözüyle bakmak ve o anı içinden taşan yaratıcılıkla tuvalde görselleştirerek saptamak. Doğaya duyulan hayranlığı, doğanın küçücük dönemeçlerini, beklenmedik değişimlerini, yalın görünümlü derinliklerini resmetme sanatının ustalara sunduğu o özgün sezgiyle ifade etmek. Şeref Bigalı’yı böyle betimleyebiliriz. Resim sanatımız erken kuşaklara çok şey borçludur. Onlar etkileri halka halka genişleyecek yapıtlar ortaya koymuşlardır, sınırları zorlayarak, çeşitli güçlüklere karşı koyarak, sanatlarını uygulamakta ve yaygınlaştırmakta kararlılık örneği vererek... 1925 doğumlu Şeref Bigalı Bergama’dan; Antikitenin parlak mimari ve heykeltıraşlık eserlerinin yanı sıra Osmanlı’nın anıtsal yapılarıyla donanmış bu topraklardan çıkarak İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne gelmiş ve Cemal Tollu (1899-1968) atölyesinden mezun olmuştur. Resim öğretmenliği yapan, İzmir’de yolu “Yenilik sanatın öz sorunudur” diyen ressam Abidin Elderoğlu (1901-1974) ile kesişince yıllar boyu sürecek bir sanatsal esin alışverişiyle zenginleşen, 1960’lı yılların başında Paris’te Henri Goetz’den (1909-1989) eğitim aldığı sırada duygularını resme yükleyişindeki ustalığı Goetz tarafından övülen sanatçı, 1976’da sanat anlayışını ve resim tekniği bilgilerini bir araya getirdiği Resim Sanatı adlı kitapla sanat dünyasına katkıda bulunmuştur. Şeref Bigalı yaşamın görkemli yanlarından çok, sade, yapmacıksız, kolay anlaşılır, aynı zamanda da dimağa etkin iletiler yollayan capcanlı sahnelerinden ve ayrıntılarından alır esinlerini. Tekrar tekrar bakmaya değer, keşfedilmeyi bekleyen ayrıntılardır onlar. Öte yandan tuvallerinde öylesine zengin bir anlatım egemendir ki, kıvraklığıyla, geçişleriyle, renksel anlamlarıyla şaşırtır. Örneğin yağmurlu bir günde bir meydandan geçen kalabalık abartısız bir geometrinin ritmiyle, rengârenk şemsiyeleriyle, çoluk çocuk, etrafta koşuşan, sıçrayan kedilerle, uçuşan güvercinlerle, her bir figürün kendi yaşantısının uzantısı olan kaygısı ya da acelesiyle tam bir şehir senfonisi oluşturur tuvalde. Sanatçı kompozisyona belirli ölçüde bir ince espri katmayı da ihmal etmez. Ya da bir horoz kendine özgü duruşuyla, göz alıcı renklerini gururla sergileyerek, hatta o renklerin enerjisini çevresine yayarak yaşam buluverir ressamın fırçasında ve adeta taşındığı yüzeyde var olmanın tadını çıkarır, Bigalı’nın keskin gözlem yeteneğinin uzantısı olarak... Resmin önemine gönülden inanan ve bu inancı hep taptaze bir hevesle yansıtan sanatçının her yapıtı imgelemimizde yeni katmanlar açacaktır. 
                                                                                                                                                    Prof.Dr. Gül İrepoğlu                                                                                                                                                                                                                                                             2024</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118117</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8926fbf6-a071-4516-baec-14f2d6f533e3.jpg</image:loc>
            <image:title>Cesur Kız ve Yavru Tilki</image:title>
            <image:caption>Cesur Kız bembeyaz ve buzlu vatanında, sıcak İnuit evinin rahatını terk edip sonu belirsiz bir maceraya atılıyor. Gün geceye dönerken beklenmedik tehlikeler, yeni keşifler, muhteşem doğa ve sımsıcak bir dostluk onu bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118118</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/134eef64-6fef-4bec-8814-681021710da8.jpg</image:loc>
            <image:title>Suhodol Köyü</image:title>
            <image:caption>Köy durağanlığın, zamanın acımasız akışına direnmenin simgesi ise Suhodol Köyü bu değişmezlik içinde değişimi izleyebilen ender yapıtlardandır. İvan Bunin’in 1912 yılında yayımladığı Suhodol Köyü Rus edebiyat geleneği içinde köylülüğün ve kırsal yaşamın idealleştirilmesine Çehov’la birlikte meydan okuyan yeni bir anlayışı temsil eder. Yazar, Hruşçov ailesi ve hizmetlileri aracılığıyla savaşlar ve kuşaklar içinde köy denen mikrokozmosun nasıl içten içe değiştiğini, sosyal hiyerarşilerin nasıl esnediğini, sıradan köylünün buradaki eşitsizlikleri duygusal dünyasına nasıl tercüme ettiğini ustalıkla anlatır. Suhodol Köyü’nün özgünlüğü, yitip gitmekte olana hüzünle veda ederken, bunun kaçınılmazlığını soğukkanlılıkla saptayabilmesindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118119</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4bf52cd0-0f19-4f6f-865d-e57576b2ead8.jpg</image:loc>
            <image:title>Temmuz Bildirisi</image:title>
            <image:caption>[…] 
yani her şeyi yerli yerine koymak 
öfkeyi yerli yerine 
aşkı yerli yerine 
yönleri yerli yerine koymak 
dirileri çiçeklere denizlere ve gökyüzüne çoğaltmak 
yoksa çok ölürsünüz yalvaçça noktalıyorum çok ölürsünüz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118120</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd0dd08e-db0a-4b2e-81d8-39d9ec0bc8cd.jpg</image:loc>
            <image:title>Eskimeyen Eskiler</image:title>
            <image:caption>Şiir, aşkı, sevdayı, hasreti, gurbeti, âşık ile mâşuku anlattığı gibi, toplumdaki mevcut hastalıkları da söylemelidir. 
En elzem konular berheva, ziyan edilmemelidir. 
 
Hayat tozpembe olmadığı gibi, vahşetgah da değildir. 
Lakin bu gerçeklikler edebî bir şekilde dile getirilmeli ve bütün teferruatlarıyla topluma sunulmalıdır. 
 
Şairin gönlünde ve hayalinde mücerretleşen, soyutlaşan, gözünde müşahhas hale gelip canlanan ve kaleminde de hayat bulan bu mısralar, her zaman hakikati ifade etmelidir. 
 
Yeni yeni pencereler açarak, her ferdin fikrini genişletecek bakış zaviyesine, açısına münasip fikirler sunmalı ve medeni düşünceler inşa edebilmelidir. 
 
Bir sevda gemisine ayak bastığı gibi, gerçeğin can yakıcı hakikatini de bütün gerçekliğiyle seslendirebilmelidir. 
 
Bu cesareti gösterdiği vakit üzerine düşen vazifeyi yerine getirmiş olacaktır...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118121</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71ecd246-53cb-445d-b2bb-c711a3398561.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayal Mavisi</image:title>
            <image:caption>Kelebek etkisine inanır mısınız? 
 
İnsanların karşısına çıkan her ufak şey çok daha büyük şeylere dönüşebilir. Benim hayatıma dokunan kelebekler gibi şiirlerim de sizlerin hayatına dokunsun isterim. 
Keyifli okumalar. 
 
Kelebek gibi olmalı insan, 
Baharlara uçmalı. 
O kısacık ömründe, 
Çok çiçekler görmeli...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118122</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/233f234e-8b90-4871-824b-c79b378e0a88.jpg</image:loc>
            <image:title>Medusa’nın Ölü Kumları 1 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>YEDİ KLAN 
BİR OYUN BOZAN 
 
YARALASAR VE ÖTANAZİ OKULU&apos;NUN YAZARINDAN MEDUSA&apos;NIN ÖLÜ KUMLARI EFSANESİ 
 
Elzem, bir çarşamba gecesinde korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağ’ın korkunç hiyerarşisinin içinde hapsolmuşken eve dönmek hiç de mümkün görünmemektedir. Kendi dünyasında bir konağın saygın bir hanımı ve başarılı bir öğretmenken Ölümsüzler’in dünyasındaki rolü bir akademide hizmetçi olmaktır. Sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleştiğinde sadece onlar hakkında değil, kendi hakkında da birçok gizemi çözmeye başlar. En alt sınıfa düşmüşken ya tüm basamakları tek tek çıkacak ya da düştüğü yerde kalacaktır. 
 
BİR KRALİÇEYİ TAHTTAN İNDİREBİLİRSİNİZ AMA ONDAN SIRADAN BİRİ OLMASINI BEKLEYEMEZSİNİZ.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118123</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ed9dda2-f719-4887-a647-85133403c1fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Medusa’nın Ölü Kumları 1 (Ciltli-Özel Baskı)</image:title>
            <image:caption>YEDİ KLAN 
BİR OYUN BOZAN 
 
YARALASAR VE ÖTANAZİ OKULU&apos;NUN YAZARINDAN MEDUSA&apos;NIN ÖLÜ KUMLARI EFSANESİ 
 
Elzem, bir çarşamba gecesinde korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağ’ın korkunç hiyerarşisinin içinde hapsolmuşken eve dönmek hiç de mümkün görünmemektedir. Kendi dünyasında bir konağın saygın bir hanımı ve başarılı bir öğretmenken Ölümsüzler’in dünyasındaki rolü bir akademide hizmetçi olmaktır. Sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleştiğinde sadece onlar hakkında değil, kendi hakkında da birçok gizemi çözmeye başlar. En alt sınıfa düşmüşken ya tüm basamakları tek tek çıkacak ya da düştüğü yerde kalacaktır. 
 
BİR KRALİÇEYİ TAHTTAN İNDİREBİLİRSİNİZ AMA ONDAN SIRADAN BİRİ OLMASINI BEKLEYEMEZSİNİZ.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118124</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/44625f25-3c6c-43d2-a9d8-42b4793a4cc3.jpg</image:loc>
            <image:title>Ölü Yiyiciler</image:title>
            <image:caption>…Bu kitaptaki canavarların ve tarih boyunca görülen yamyamlık vakalarının da ortaya koyduğu üzere, bizler de besin zincirinin bir parçasıyız. Parçalara ayrılıp yenebileceğimiz, sindirilebileceğimiz ve dışkılanabileceğimiz gerçeğinden rahatsız oluyor ve bunu korkutucu buluyoruz. Böylece bunu wendigoların, hortlakların, aswangların ve diğer şeytani yaratıkların yaptığını hayal ediyor, onları kendimizden uzaklaştırıyor, bu durumu daha az gerçek kılıyor (ya da en azından başkasının başına geldiğini hayal ediyoruz, kendimizin değil) ve aynı anda da yamyam katilleri ünlü konumuna yüceltiyoruz (kendimizden uzaklaştırıyoruz). Yamyamlığın nadir olduğunu, hortlakların, aswangların ve wendigoların artık var olmadığını düşünerek rahatlıyoruz. Ancak diğer tüm ceset yiyiciler gibi, onlar da gölgelerde saklanıyor, geri dönmek ve korkularımızı körüklemek için fırsat kolluyorlar. 
Dünya üzerindeki her kültürde, insan yiyen canavarlara dair anlatılara tanık oluruz. Grendel’den ortaçağda bir yamyam olan Sawney Bean’e; antik İran’daki gulyabanilerden Teksas Katliamı’na kadar, bu varlıkların insanları yediği her hikâye, evrensel ve bir o kadar da korkutucu nitelikler taşır. Bu kitapta Kevin J. Wetmore Jr., hortlaklar, yamyamlar, wendigolar ve insan etiyle ziyafet çekmeyi seven diğer varlıklar da dahil olmak üzere ölü yiyen canavarların tamamına yer veriyor. 
Mitolojiden başlayarak tarihe ve çağdaş popüler kültüre yönelen Wetmore, antik Yunan tanrılarının insanlarla beslenme hikâyelerinden, Tibet’teki gökyüzü cenazelerine; Zerdüştlükten modern toplumlardaki gerçek yamyamlık vakalarına kadar görünüşte insanlık dışı olan bu eylemleri inceleyerek Ölü Yiyiciler’de, ceset yiyenlerin bizlere insan doğası ve en derin korkularımıza dair pek çok şey öğretebileceğini ortaya koyuyor. 
“Wetmore, temel bir geri dönüşüm niteliğinde olan yamyamlığın etkileyici hikayesini kaleme almış. Bir canlının kendi türünü yemesinin tabu olan bu tarihi, görmezden gelinemeyecek ya da hafızalardan silinemeyecek bir enkaz niteliğinde. Eser iki boyutlu; yalnızca bizlerde kalıtsal olarak bulunan yenme korkusunu değil, aynı zamanda kendimizin de birer yamyam olma potansiyeline dair kaygımızı da irdeliyor. Yenip yutulması gereken bir tiksinti ziyafeti, huzursuzluk yaratan bir söylev.” Del Howison, ödüllü editör, Dark Delicacies’in sahibi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118125</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/53df03bb-5a57-496f-b7d2-0c4da97ae19d.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvan Mitosları</image:title>
            <image:caption>Hay­van­lar ya­şa­mın or­ta­ya çı­kı­şın­dan bu yana sa­yı­sız forma bü­rü­ne­rek dün­ya­ya ha­re­ket ka­tar­. Su­lar­dan ka­ra­la­ra çı­kış­ta, geç­tik­le­ri yer­le­re yu­va­lar kurar, göz­ler açar­lar. Böy­le­ce soluk alan yer­yü­zü­nü tüy­ler, zar­lar, ka­buk­lar ve di­ken­ler­le do­na­tır­lar. Vakti yü­rü­ten de on­lar­dır, ik­lim­le­ri ta­şı­yan da. 
Mi­to­lo­ji­de hay­van­lar ev­re­nin ya­ra­tı­lı­şın­da biz­zat yer alır. İlk bal­çı­ğı onlar bulup ge­ti­rir, gök­yü­zü­nü ha­va­ya kal­dı­rır ve boş­lu­ğa yer açar­lar. 
Dün­ya­yı hay­van­lar taşır. 
Tu­fa­nı haber verip ya­şa­mı devam et­ti­ren hay­van­lar, fır­tı­na­la­rı da önden du­yu­rur­. Kent­le­rin ne­re­ye ku­ru­la­ca­ğı hay­van­lar­dan so­ru­lur. Çünkü her hay­van bir kâ­hin­dir; ge­lecek, hay­va­nın için­den oku­nur. Hay­van­lar, tan­rı­lar­la ölü­ler ve tan­rı­lar­la ya­şa­yan­lar ara­sın­da çe­vir­men­dir. Şa­man­lar bir hay­va­na bü­rü­ne­rek yer de­ğiş­ti­rir. Hay­van­lar in­sa­na in­san­lar hay­va­na dö­nü­şür. Bazen de her ikisi bir be­den­de bu­lu­şur. Ölü­mün bil­gi­si hay­van­da­dır, ölüm­süz­lü­ğün sırrı da. İnsan öl­me­yi hay­van­lar­dan öğ­re­nir. Hay­van Mi­tos­la­rı, eski çağ­lar­dan ve fark­lı coğ­raf­ya­lar­dan ge­çe­rek hay­va­nın me­ta­fo­rik iz­le­ri­ni mi­tos­lar ara­cı­lı­ğıy­la sü­rü­yor. Arı­lar­dan kuş­la­ra, ba­lık­lar­dan sü­rün­gen­le­re hay­van­la­rı konu eden bu ça­lış­ma, kül­tü­rün “ye­ni­den ya­rat­tı­ğı” hay­van­la­rın bü­yü­lü ve de­vin­gen dün­ya­sı­na kap­sam­lı bir bakış içe­ri­yor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118126</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c280e1a6-a2b5-4ba2-8b22-0ffc58d14e47.jpg</image:loc>
            <image:title>Harfiyat Kamyonları</image:title>
            <image:caption>Biliyorum, saatler var daha sabaha, 
Geceler uzun çünkü gölgeler gaddar. 
Hiçbir şey bana hayatımda 
Koymadı bu yaşa girmek kadar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118127</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aef93f6d-e5ab-4b47-bb62-c5c85fa9920e.jpg</image:loc>
            <image:title>Uygur-Moğol Harfli Moğol Dili Yadigarları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Uygur harfli Moğolca, 13. yüzyılda Çinggis (Cengiz) Kağan’ın kurduğu Büyük Moğol İmparatorluğundan, başlayarak resmî yazı dili halini almıştır. Elbette öncesine ait Moğolca belgeler de vardı. Moğollar yazı türü olarak Soğud yazısından geliştirilen Turfan Uygurlarının yazısını kabullenmişlerdir. Moğollar Uygurlardan yalnızca yazıyı değil Budizme ait çok sayıda teknik terimi de ödünçlemişlerdir. Zamanla Uygurlar da (özellikle 13. ve 14. yüzyıl metinlerinde) ticarete, yönetime ait çoğu sözü (kimisi Arapça, kimisi Farsça) Moğolcadan ödünçlemişlerdir. Elinizdeki çalışma çeşitli yazıtların, Moğol hakanlarının mektuplarının, Budist metinlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. İlk kez Tayvan’da basılan çalışmanın Türkçesine  bir de sözlük ekledik. Türkiye’de ilk kez bu kadar hacimli Moğolca metin bir arada yayımlanmaktadır. Çalışmayı Moğolistan’ın yaşayan en ünlü dilcisi Prof. Tömörtogoo DOMİY ile Dr. Tsetsegdari GURRAGÇAA birlikte hazırlamışlardır. 
möngke tngri-yi:n 
küčündür yeke Mongγol 
ulus-un dalai-i:n 
qanu jrlγ il bulγa 
irgen-dür kürbe:sü 
büširetügei ayutuγai bengi göğün 
gücüyle büyük Moğol 
ulusunun Dalay (cihangir) 
Han’ın buyruğu, tâbi olan veya olmayan
halka ulaşırsa
saygı duysun, korksun</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118128</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9f6d26b-a39c-46a1-b978-6368c5ea13d3.jpg</image:loc>
            <image:title>Zeynep Uyumak İstiyor</image:title>
            <image:caption>Bazen uykuya dalmak o kadar da kolay olmuyor! Harika bir öykü işe yarar belki… O akşam Zeynep çok yorgundu. Çok uzun ve hareketli bir gün geçirmişti – anaokulu, kızarmış ekmek, spor etkinliği, peynirli makarna, oyun alanı, büyükanneyle yürüyüş, pasta, alışveriş, patlıcan soymak, oyuncak bebek doktorunu ziyaret etmek, köpeği için yastık aramak, elektrik süpürgesi ve biraz daha makarna (köfteyle)… 
Uyku saati gelince annesiyle babası Zeynep’i yatağına yatırdılar. Her şey mükemmel görünüyor ama işler beklendiği gibi gitmedi. Çok yorgun olmasına rağmen Zeynep bir türlü uyuyamadı. En sevdiği pijamayı giymiş ve en eğlenceli öyküyü dinlemişti, ama bir türlü uyku tutmuyordu. Acaba farkı bir yerde uyuyabilir miydi? Acaba Zeynep uyumak için en uygun yeri bulabilecek mi? Daniela Kunkel’in harika çizimleriyle kardeş sevgisini anlatan sıcacık bir uykudan önce öyküsü…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118129</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c5762d3-3f89-44fb-82f9-87359a6ef6e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Psikoterapide Bağlanma</image:title>
            <image:caption>David J. Wallin, bağlanma teorisi ile psikoterapinin dinamik dünyasını birleştirdiği bu eserinde çocukluktan yetişkinliğe bizi şekillendiren bağlantıların tekâmül etmede nasıl kullanılabileceğini araştırıyor. Travma araştırmaları, ilişkisel psikoterapi, nörobiyoloji ve mindfulness alanlarından elde edilen güncel bulguları bir araya getirerek, dönüşümün kilit noktasının ilişkiler olduğunu öngördüğü bir tedavi modeli sunuyor. Çocukluğunda sağlıklı bir bağlanma becerisi geliştirememiş danışanlara karşı terapistler neler yapabilir, bu noksanlığı takviye edecek terapötik yaklaşımlar nasıl geliştirilebilir sorularını soruyor ve cevabı gerçek vakalar üzerinden adım adım keşfediyor.
Psikoterapide Bağlanma, terapi odasında kurulan iletişimin niteliğinin iyileşmenin katalizörlerinden biri olduğunun güçlü bir delili niteliğinde. Pür akademik bir çabadan fazlası, hem divana hem sandalyeye hitap edebilen samimi bir çağrı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118130</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e5d88d2-2c2d-497a-ab47-7092b8c51baf.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Olma Cesareti</image:title>
            <image:caption>Daniel. Dışta başarılı bir bilim insanı, içteyse duygulardan nasibini almamış bir sarmaşık yuvası. İstismar ve ihmalle büyümüş bir çocuk, birini sevmeyi yahut arzulamayı hiç deneyimlememiş bir yetişkin. Kendi aleminin pürüzsüz kıyılarında yaşamaya alışmışken otuz beşinde psikoterapist Michael Shoshani-Rosenbaum’un divanında buluyor kendini. Rosenbaum’un ustalıklı dokunuşu ona iyi geliyor. Bu sayede terapi ve analizin imkanları kitap boyunca sergilenirken, okur da kendi korkularıyla yüzleşmeye, bağlanma ihtiyacını kucaklamaya davet ediliyor.
 
İnsan Olma Cesareti, insanı insan yapan kırılganlıkların cesurca kucaklandığı bir hikâye. Tümüyle çarpıcı, tümüyle gerçek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118132</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/67ef3a24-6bc2-4c6b-975e-ff7a96845acc.jpg</image:loc>
            <image:title>Düşüncelerinizi Değiştirin Hayatınız Değişsin</image:title>
            <image:caption>Çalışmaları dünya çapında milyonlara ilham kaynağı olan Louise Hay, hayatınızı iyileştirme gücünün kendi içinizde olduğunu hatırlatıyor ve size sevgi dolu güçlü bir rehberlik sunuyor. Hay&apos;in en ilham verici öğretilerinin yer aldığı bu kitaptaki 365 olumlama ve teknikle onun bilgeliğini her gün yanınızda hissederek yaşamın akışına güveneceksiniz. Hay&apos;in de dediği gibi: 
 
&quot;Ne verirsek onu geri aldığımıza inanıyorum; hepimiz hayatımızda meydana gelen olaylardan sorumluyuz. Söylediğimiz sözlere ve düşündüklerimize dayanarak deneyimlerimizi biz yaratırız. Zihnimizde huzur ve uyum yarattığımızda ve olumlu düşündüğümüzde, olumlu deneyimleri ve benzer düşünen insanları kendimize çekeriz. Esasında söylemek istediğim şey şu: Kendimiz ve yaşam hakkında neye inanırsak, bizim için o gerçek olur.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118133</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/279e0032-0b12-4500-9b40-4e1493aac675.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Kitap Nasıl Yenir?</image:title>
            <image:caption>Tüm bildiklerinizi alt üst edecek gerçeküstü bir okuma deneyimine hazır mısınız?
 
Bir kitabı okumaktan daha heyecan verici bir şey herhalde onu büyük bir iştahla yiyebilmek olurdu. O zaman sevdiğimiz hikaye kahramanları, oradaki büyülü dünyaları hep içimizde taşıyabiliridik, hem de hiç kopmamak üzere… Peki ya kitap bizi yeseydi ve bir lokmada, metinlerin içinden süzülerek cildinin içine indiriverseydi, biz de onun içinde bir kahramana dönüşerek bilinmeyen bir yoculuğun içine düşseydik ? Neler neler olurdu kim bilir…
Alyanak ailesi için de hayatta kitap sevgisinden daha büyük bir şey daha var: kitapları yeme arzusu… Alin ve Alican kardeşler ve kuzenleri Leyla işte tam da böyle bir maceranın içine düşüyorlar. Çok sevdikleri kitaplarını yemek isterken, kitaplar tarafından yutuluyorlar. Böylelikle daha önce hiç deneyimlemedikleri sıradışı bir deneyimin parçası oluyorlar. Kitabın içinde düşerken, yükselirken, uçarken, salınırken veya yuvarlanırken bildikleri tüm kalıpların dışına çıkıyorlar ve merak ettikleri her şeye bambaşka boyutlardan bakma fırsatı yakalıyorlar. 
 
Bir kitap nasıl Yenir? çocukları, gerçeküstü edebiyat türüyle tanıştırıyor. Onları alıştıkları okuma deneyimlerinin dışına çıkararak, farklı bakış açılarının düşüncelerimizi ne denli zenginleştireceğini model oluyor. Yaratıcılığın gelişimi için bazen alışılmış olanın dışına çıkmanın önemini vurgularken, kalıpların dışına çıkmak için kuralları yıkmaya cesaret edebilmekonusunda da meraklı okuyucularını harekete geçiriyor. Ve en önemlisi hayatta aradığımız cevapların tek bir kaynakta gizli olmadığını, hayalgücünün bize sonsuz olasılık sunduğu bir bakış açısıyla hepimizi tanıştırıyor. 
Sınırların ötesini keşfetmeyi seven çocuklar ve yetişkinler için, iştah kabartıcı bir kitap.
 
Psk. Dr. Petek Halman Kara
 
Temalar: 
Yaratıcılık, hayalgücü, eleştirel düşünme, gerçeküstücülük</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118134</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63b720f2-506d-4fbc-8c4e-922d1187887a.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüksek Deniz Ülkesinde</image:title>
            <image:caption>Zeynep, Afyonkarahisar’da hiç hayal etmediği bir tatil, hiç beklemediği heyecanlı bir macera yaşadıktan sonra başka başka şehirlere gitmek artık onun çok cazip hâle gelmiştir. Bu kez babasının depreme dayanıklı konutlar tasarlamak için Van’a gitmesi gerekir. Zeynep de bu seyahatte babasına eşlik etmek ister, yoğun ısrarlara dayamayan babasını sonunda ikna eder. Zeynep, Van’a ayağını basar basmaz Hoşap Kalesi’ne gider. Kalede karşılaştığı Evliya Çelebi, Zeynep’e bir kil tablet uzatır. Kil tablet aynaya dönüşür, üzerinde Zeynep’in Van’daki görevi Urartuca yazmaktadır fakat ne yazık ki ayna kırılır. Zeynep’in Van’daki görevi acaba nedir? Van’da tarihî yapılarda art arda aslan kabartmaları kaybolmaya başlar, yıllardır yapılan kilimlerin renkleri karışır, motifleri bozulur. Kötülüğü yaymak isteyenler, şehrin geçmişten gelen güzelliklerini, kültürünü, değerlerini yok etmeye çalışmaktadır. Zeynep, Halil ve Mesut abi Seyahatname kılavuzluğunda onlara karşı amansız bir mücadeleye koyulurlar. Çok az zamanları vardır. İki gün içinde şehri kötülükten kurtarabilecekler mi?  Çocuklar, heyecanlı bir maceranın içinde Van’ın tarihî mekânları, yapıları, kültürel ve coğrafi özellikleri hakkında farkındalık kazanmanın yanında evrensel bir değer olarak iyiliğin bir parçası olmanın bilincine sahip olacaklar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118135</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a9d6c12-4c21-4ca4-bf72-c44f64638465.jpg</image:loc>
            <image:title>Cabir B. Hayyan</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta; kimya başta olmak üzere tıp, eczacılık, astronomi, felsefe, fizik gibi birçok ilim dalına katkıda bulunan ve Kimyanın Babası olarak tanınan Ebû Mûsâ Câbir b. Hayyân’ın hayatını okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118136</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/94b95d92-e278-42f3-a44f-598605aa99a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Gökada Ekspresi</image:title>
            <image:caption>“Merhaba uzaylı dostlarım. Barış için geldik!”  Bunu söyleyenler Andromeda Galaksisi’nden gelen, bacak yerine ahtapotlarınkine benzeyen dokunaçları olan Şporetlilerdi. Deneysel bir solucan deliği atlayışı sonucunda Samanyolu’na gelmişlerdi.  Dünyalılarla kafa kafaya verip egzotik madde kullanarak sabit bir solucan deliği yaptılar. Halkın da faydalanması için gerekli olan şey bir metroydu. Bunun için Mihriban adında bir tren tasarlandı. Mihriban, komşu galaksiye toplantıya gidip akşam yemeğine eve dönebilenler çağını başlatmış oldu. Bu kitapta, Mihriban’la solucan deliğinde galaksiler arası yolculuk yapacak; Zeki Semaî, Pertev Bitevî, Firarî, Usta ile papağan, kedi, zopi ve köpekten oluşan evcil ekibin galaksiler arası yolcu taşıyan Gökada Ekspresi Mihriban’ı ele geçirmek isteyen Glut Hiçdoymaz ve yeğeni Haris’le mücadelelerine tanık olacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118137</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/099b72af-3ad7-418d-9d43-6543cb388636.jpg</image:loc>
            <image:title>YouTuber Sertaç Abi’yle Sorudan Soruya</image:title>
            <image:caption>Dijital dünyanın güvenilir ismi Sertaç Abi, çocuklardan gelen bir dünya soruya level level cevap veriyor. Hangi oyunları oynayalım? Dijital dünyadan kaçmalı mıyız? Güvenli bir şekilde internet kullanmanın yolu nedir? Dünyanın her yerinden arkadaşımız olsa ne olur? Bilgisayarın başına her oturduğumuzda endişeyle yüzümüze bakan annemize ne demeliyiz? Ülkemizin dört bir yanından sorular gönderen her arkadaşımıza “Sıra bende” diyen Sertaç Abi de kendi sorularını fanlarına yöneltiyor. Çok eğlenceli, koşturmalı, atışmalı, kapışmalı bu özel sohbeti bırakıp yeni oyuna başlayamayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118138</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/29f6f9de-1a78-4e14-a345-c44066bfe87f.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyin</image:title>
            <image:caption>Günlük hayattaki konuşmalarımızda “Kafam dağınık.”, “Kafam bozuk.”, “Kafam rahatladı.” gibi ifadeleri sık sık kullanıyoruz. Vücudumuzu yöneten beynimiz kafamızın içinde olduğundan bu tür göndermeler yapıyoruz. Sabah uyanıp kahvaltı yapmak, okula gitmek, ders çalışmak, müzik dinlemek, oyun oynamak gibi gün içinde yaptığımız her aktiviteyi beynimiz sayesinde yapıyoruz. Peki, ama tüm bunları beynimiz nasıl yapıyor? Pek çok meraklı çocuğun kafasında bu soruların dönüp durduğunu biliyoruz. Bu kitap, bilime ve öğrenmeye meraklı çocukların heyecanını paylaşmak için hazırlandı. Bu kitapta, beynin yapısı, beynin diğer organlarla nasıl iletişim kurduğu, beyin hasar aldığında neler olduğu, beyin sağlı için neler yapmak gerektiği, insan gibi düşünebilen makinelerin yapılıp yapılamayacağı gibi birçok ilgi çekici içeriğe yer verildi. Bu kitapta beyin hakkındaki bilimsel gerçekler çocukların anlayabileceği sadelikte derlendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118139</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9524131-ee6a-4099-87de-604c6e3b4732.jpg</image:loc>
            <image:title>Kral Robotik&apos;in Yumurtası</image:title>
            <image:caption>Robotik gezegeninin metal talaşı ve pas önleyici sıvıdan oluşan kahvaltısına, aniden bir yumurta ekleniyor. Metal ve köşeli ellerde incelenen soluk beyaz, ılık, pürüzsüz yabancıyı robotların dünyasında kimse tanımıyor. Kısa sürede ona karşı olanlar ile korumaya çalışanlar arasında bir gerilim başlıyor. Yumurta, ona karşı olanlara ne yapmış olabilir? Kırılgan ve korumasız hâli neden rahatsızlık veriyor? Kral Robotik ve muhafızı Elektrika, herkese iyi gelecek çözümü hemen bulmalı. Pek çok kitabı ödül almış Polonyalı yazar Zofia Stanecka, birlikte yaşama kültürü, paylaşma, farklılıklara saygı ve kendini tanıma konusunda unutulmaz bir macerayla karşımızda.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118140</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b342004b-d3ae-494a-98da-9a1a1ac33fa8.jpg</image:loc>
            <image:title>Gazze’nin Arıları ve Samaar</image:title>
            <image:caption>Çocukların doğru ve iyi rol modellere ihtiyacı var. Bu anlayışla ülkemizde ve kültürümüzde başarısıyla, kahramanlığıyla, girişimiyle ya da tavır ve duruşuyla öncü olmuş kadın karakterleri çocuklarımıza tanıtmak istedik. Samaar Elba, Gazze’de yaşanan zorluklara rağmen yaşadığı yerde çiçekler açtırmayı başaran bir kahraman. Samaar ve babası arıcılık yaparken arılarla bereketlenmiş, balla tatlanmış, çiçeklerle süslenmiş bir dünya hayal ederler. Bulundukları bölgenin şartları çok zordur, bahçeleri, arıları kovanları defalarca tarumar edilir ama Samaar yılmaz. Yeniden başlamaktan korkmaz ve babasıyla birlikte kurduğu hayali yalnız da olsa gerçekleştirmeye çalışır.  Her şartta hayallerin çiçek açabileceğini gösterir çocuklara. Samaar’ın hikâyesi dört yaş ve üzeri çocuklar için hazırlandı; tüm çocuklara ilham olsun, tüm çocukların hayalleri çiçek açsın diye...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118141</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bf77a21c-1a01-423c-b0ee-034ca44038f9.jpg</image:loc>
            <image:title>Yuvamı İstiyorum</image:title>
            <image:caption>Okul öncesi yaş grubu için savaş, işgal ve mücadele gibi zor konuları anlatma üslubu özellikle önemli. Yaş grubunun gelişimini ve psikolojisini gözeten eserler bulmak da oldukça zor. YUVAMI İSTİYORUM, İsrail işgalini ve Filistin’in neredeyse bir asırdır verdiği büyük mücadeleyi, pedagojik değerler çerçevesinde anlatan örnek bir kitap. İşgal tanımının tam karşılığını, yaş grubuna uygun, sağlam bir kurgu ve özenle seçilmiş kelimelerle anlatan YUVAMI İSTİYORUM, konu hakkında önemli bir açığı kapatıyor. Ayrıca konu hakkında çocuklarla diyalog kuran tüm eğitimciler ve ebeveynler için muhteşem bir sohbet zemini oluşturuyor.  4 yaş ve üzeri çocuklara hitap eden kitapla, minik okurlar Filistin’in neden mücadele ettiğini, tarihsel gerçekliğiyle öğreniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118142</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d9231e21-6e8a-4c51-9763-2990702d9f0b.jpg</image:loc>
            <image:title>100. Yıl Cumhuriyet’e Mektuplar</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet Türkiye’dir, Türkiye sevdalısı olmaktır. 
— Aydın Doğan, Doğan Holding Onursal Başkanı 
 
Sen var oldukça biz, biz var oldukça sen hep var olacaksın! 
— Ayşe Kulin, Yazar 
 
İkinci yüzyıla ilerlerken değerlerimizi güçlendirerek  Atatürk’ün mirasını yaşatacağımıza ve ortak hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için çalışacağımıza yürekten inanıyorum. 
— Begüm Doğan Faralyalı, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı 
 
Cumhuriyet’in kıymetini bilelim. Onu yaşatmak, koruyup gözetmek, ona sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur... 
— Dr. Gülseren Budayıcıoğlu, Psikiyatrist 
 
Hiç şüphesiz laiklik kavramı, Atatürk’ün ulusa en büyük hediyesidir. 
— Muazzez İlmiye Çığ, Sümerolog 
 
Son olarak vurgulamak isterim ki, Atatürk’ün Türkiye için çizdiği yol hâlâ tek geçerli yoldur; çünkü aklın ve bilimin yoludur. 
— Ömer Koç, İş İnsanı 
Doğan Kitap Cumhuriyet’in 100. Yılında “Ulus Cumhuriyet’ine sesleniyor” şiarıyla Cumhuriyet’e Mektuplar Projesi’ni başlattı. Türkiye’nin her yerinden, her yaştan, her meslekten yüzlerce insan kaleme sarıldı. Cumhuriyet’in kolektif bir coşku, sivil bir irade olduğunu göstermek, tarihe vefa borcunu ödemek, geleceğe bir mirası emanet etmek için. 
 
Nice 100 yıllara, coşkuyla!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118143</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b23853bf-db92-4568-860b-05721f0ec849.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Aura</image:title>
            <image:caption>“Görüntülerden anlayacağınız gibi bütün bölgede sadece güvenlik görevlileri var. Bu dakikaya kadar yüz on dokuz ceset tespit edildiğini öğrenebildik. Bu cesetler yanmış, nasıl yandıkları konusunda hiçbir açıklama yapılmadı. Ancak görgü tanıkları, insanların birden yere yığıldıklarını, sonra da yandıklarını, yanarken arkalarında dayanılmaz bir koku ve kül yığını bıraktıklarını söylüyorlar. Bu yüzden gerçek ölü sayısını yetkililer de açıklayamıyor. Kaldırımlar, sokaklar siyah kül öbekleriyle dolu. Terör saldırısının niteliğini ve kayıpların tam sayısını öğrenmek sanırım zaman alacak.” 
 
Sanat tutkunu ve bilgisayar programcısı Osiris ve gözü kara anti kapitalist Lili… İkisinin de dünyadan alacakları bir intikam var. İyilerin yöneteceği bir dünya ütopyası kuruyorlar. Osiris’in, insanların aurasını ölçen ve İyi’yi Kötü’yü ayırt eden programıyla ütopyalarını gerçekleştireceklerini düşünüyorlar ama… 
 
Her şey yine o umutsuz başlangıç noktasına dönüyor; aşk nefrete, ütopya ise distopyaya dönüşüyor. Soner Gedik Kızıl Aura’da nefes kesici bir macera eşliğinde kötülük, iyilik, ütopya kavramlarını tartışıyor ve okuru her ütopyanın distopyaya dönüştüğü o kadersel ana götürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118144</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d64d70c5-d745-480d-ad2f-91e91b338854.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Basınında Atatürk - Kasım 1938</image:title>
            <image:caption>“Kasım ayının onuncu perşembe günü, sabah saat dokuzu beş geçe her Türk’ün evinde, her Türk’ün mukaddes tanıdığı bir insan hayata gözlerini kapadı. Ölen, her Türk’ün kendi öz babasıdır. Tarih, böyle azim ve muhteşem bir matem levhası ne gördü, ne görecek.” 
— Hasan Âli Yücel 
 
Yayıncılık dünyamızın duayenlerinden Nuri M. Çolakoğlu ve tarihçi-yazar Aytaç Demirci’den, büyük Atamızın ölümünün 85’inci, kurduğu Cumhuriyetin 100’üncü yılında belgesel niteliğinde bir armağan kitap. 
 
Atatürk’ün vefat ettiği 10 Kasım’dan naaşının geçici kabri Etnografya Müzesi’ne kaldırıldığı 21 Kasım’a kadar geçen zamanı dönemin gazetelerinden derlenen haber ve yazılarla izleyen Türk Basınında Atatürk Kasım 1938, özel arşivlerde saklanmış gazete koleksiyonları ile nadir fotoğrafları bir araya getiriyor. 
 
Tarihte “Milli Yas Günleri” olarak adlandırılan bu 11 günün hikâyesini bir sergide gezer gibi izleme imkânı veren kitapta gazete sayfalarından örnekler, gazete haberleri ve dönemin önde gelen kalemlerinin etkileyici yazılarına özel arşiv fotoğrafları eşlik ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118145</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bec7ae0-b989-48b0-a467-952ba3674ad1.jpg</image:loc>
            <image:title>Gassal</image:title>
            <image:caption>“Bulduğun cevapları benimle paylaşmayacak mısın?” 
“Bunlar benim sorumun cevapları. Herkes kendi sorularının cevaplarını aramalı. Ama önce doğru soruları sormalısın. Mesela önceden ne farklıydı da artık bir sebebin olmadığını düşünüyorsun. Sana daha öncesinde yaşaman gerektiğini düşündüren sebep neydi?” 
Bu seferki cevabını çok iyi bildiğim bir soruydu fakat bu konuyu konuşmaya hiç cesaretim yoktu. Anlamsızca, düşünmeden kadının bacaklarını silmeye devam ediyordum. Yaptığım temizlik bir terapi gibi beni daha fazla düşünmekten alıkoyuyordu. Diğer yandan kadın benden gerçekten bir cevap bekliyor mu yoksa bu soruyu örnek teşkil etmesi açısından mı sormuştu emin değildim. Sessiz kalmayı tercih ettim. 
  Funda Usta, bir gassalın gözünden sade ve güçlü bir anlatımla yaşamı ve ölümü sorgulatıyor. Okurlara da; bir kenara çekilip buruk bir şekilde izlemek kalıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118146</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfe11ec2-aa91-4597-b72d-967513946e8d.jpg</image:loc>
            <image:title>Tek Materyal Çok Oyun</image:title>
            <image:caption>Bu kitap aile/ebeveyn-çocuk ilişkisini desteklemek, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte vakit geçirmelerini kolaylaştırmak amacıyla yazılmıştır. Aile, çocukların ilk sosyalleştiği yer olduğundan, birçok beceri de aile ile öğrenilir. Böylece, çocuğun okul süreci de desteklenmiş olur. 
*** 
“Yaratıcılık, disiplin ve çocuksu bir ruhun birleşiminden oluşur,” der Robert Greene. Kitapta bulunan ve yaratıcılığı destekleyen etkinlikleri her hafta sonu çalışarak kuracağınız disipline, bir zamanlar deneyimlemiş olduğunuz çocukluk hislerinizi ekleyerek, güzel çocuklarınıza eşlik edebilirsiniz. 
*** Bir yıl boyunca her hafta sonu için bir öneri, toplam elli iki materyal ve her materyal için en az üç oyun önerisini bu kitapta bulabilirsiniz. Oyun önerileri daha kolay ya da zor seviyelere dönüşebilecek yapıdadır ve böylece geniş bir yaş grubunu ve farklı gelişimsel özellikler gösteren çocukları kapsayıcı niteliktedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118147</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/baea14ca-1c85-4610-90fb-4fa07933820a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kendinden Kaçamayanın Öyküsü</image:title>
            <image:caption>Hans Fallada&apos;nın talihsizlikler, buhranlar ve psikolojik sorunlarla örülü gençliğinin dip noktasından günümüze seslenen Kendinden Kaçamayanın Öyküsü başlıklı öykü seçkisi, yazarın dünya çapında üne kavuşana ve çağdaş Alman edebiyatının önde gelen kalemleri arasında anılana dek atlattığı büyük bir badireyle ortaya çıkan tesadüfi bir keşiftir.


Fallada alkol ve morfin bağımlılığının yarattığı ekonomik krizi aşmak adına zimmetine para geçirir. Bu suçtan yargılandığı sırada dava dosyasına o dönem kaleme alınmış beş öyküsünü ekleyen adli tıp uzmanı Ernst Ziemke ise, Fallada&apos;nın edebiyat tarihinde edineceği yeri her şeyden habersiz tümden değiştirir.


Kalıpları yıkan, başkaldıran ve toplumun dışına itilen ana karakterleri öykülerinin başköşesine yerleştiren Fallada, edebiyata atıldığı ilk günlerden bu yana ilgilendiği, Weimar Almanyası&apos;nda tabu sayılan psikolojik ve erotik güdülerin ortak yanlarını, kadın-erkek ilişkilerindeki netameli çelişkileri cesurca işler. Çalkantılı yaşamından aktardığı kesitler ve romanlarına verdiği referanslarla zenginleşen ve yazarın ölümünden yaklaşık 70 yıl sonra açığa çıkan Kendinden Kaçamayanın Öyküsü ilk kez Türkçede...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118148</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/154e47dd-b3f1-4d77-a0d0-4b8c4a24b5f0.jpg</image:loc>
            <image:title>Öteki Hayvanlar</image:title>
            <image:caption>Kalemini sesten çok sessizlikten yana kullanan, fazlalıklardan arınmış diliyle boşlukları da anlatının bir parçası kılarak kısa öykülerinde zor konuları beceriyle işleyen Derya Sönmez, yine ilişkilerin ve insan ruhunun karanlığına bakıyor. Aradan ormanlar, dağlar, öteki hayvanlar görünüyor.


Beğeniyle karşılanan ilk kitabı Sırça Kanatlar&apos;la adından söz ettiren, 6. Antalya Edebiyat Günleri En İyi İlk Öykü Kitabı ile 2022 yılı Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü&apos;ne layık görülen Derya Sönmez, Öteki Hayvanlar&apos;la yeniden okur karşısında.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118149</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/988dd31a-8343-4f94-b18b-756994f9f9c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınıf-ötesi Bireyler ya da Yeniden-üretmezlik</image:title>
            <image:caption>Chantal Jaquet, içine doğduğu sınıfın toplumsal çevresinden çıkarak öteki sınıfa geçen bireyin istisnai vakasını felsefi olarak anlamak üzere yepyeni bir kavram ve yöntem geliştiriyor: Toplumsal yeniden-üretimin işlemediği durumlarda etkin olan siyasal, ekonomik, ailevi ve tekil nedenleri, keza bunların sınıf değiştiren bireyin yapısı üzerindeki etkilerini inceleyen filozof, kolektif tarih ile mahrem hikâyenin kesiştiği noktada konumlanarak, bireyin yeni sınıfı içindeki yeri ile bu değişimde cinsel ve ırksal farklılıkların rolünü de belirlemeye yöneliyor.


Disipliner bir çalışmanın yalıtılmışlığına son veren Chantal Jaquet, okuru söz konusu tekilliği felsefe, sosyoloji, sosyal psikoloji ve edebiyatın kavşağında karşılamaya davet ederken, Spinoza, Bourdieu, Éribon ve Hoggart gibi düşünürler kadar Stendhal, Jack London, Annie Ernaux, John Howard Griffin, John Edgar Wideman, Richard Wright gibi yazarların yaşamöykülerinden ve anlatılarından da yola çıkarak toplumsal ve kişisel kimlik kavramlarını yapıbozuma uğratıyor ve öteki sınıfa geçen &quot;sınıf-ötesi birey&quot; figürü üzerinden tüm insanlık haline yeni bir bakış açısı kazandırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118150</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0ea66c29-34a9-456c-be32-f3e455fdca6e.jpg</image:loc>
            <image:title>Acemi Yazarlar İçin Bir Kılavuz</image:title>
            <image:caption>Acemi yazarlara kendileri olmayı tembihleyen, onları itaatsizliğe davet eden ve yönelimlerini sindirmeye kalkışan her şeye: kariyerizme, yaltakçılığa, tanınma isteğine, narsisizme karşı ikaz eden Prévost; virajlardan, yokuşlardan ve rampalardan müteşekkil zorlu bir yolun haritasını çıkarıyor. Daima güncelliğini koruyan &quot;pratik tavsiyeler&quot; verirken salon entelektüellerine karşı da sözünü sakınmıyor.


Geriye yoldan geri dönmeme inadını kuşanmak kalıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118151</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a66ae60-24b6-43c7-ad72-c9327e0df950.jpg</image:loc>
            <image:title>Tuhaf Alan</image:title>
            <image:caption>Tuhaf Alan edebiyat, felsefe, iletişim alanına sessizlik ile bakar; sessizliği değil; sessizliğe yazar. Tuhaf olan, bu metnin edebiyat, felsefe veya iletişim alanlarına ilgi duyan okurları, &quot;edebiyat, felsefe veya iletişim metni değil&quot; diye karşılayacak olmasıdır. Metnin karşılamadığı alanlar herbirinin ilgili literatürüne değinse de bu literatürlerden bildiğimiz anlamda geçmeden yazılmışlardır. Metin ne başlamıştır ne sürer ne de sona erer. Tuhaf Alan, Blanchot&apos;nun sessizlikte dönüşen felaket&apos;i; Deleuze&apos;ün benzersiz yersizyurtsuzluğu; Derrida&apos;nın bir başka türlü karar verilemezliği; Foucault&apos;nun şimdiki zamana teşhis koyan felsefesi ve daha nice düşünceyi sessizlikle ve sessizlikte ele alırken düşünürlerin söylemediklerini ve yazmadıklarını da &quot;sessizliğe yazmaya&quot; çevirmek üzere felsefeden sanata, edebiyattan iletişime geniş bir düzlemde derinlikli okumalarla kurgulanmış bir sahneleme denemesidir... &quot;Sessizlik anlamaya gelmez&quot; diyen Tuhaf Alan&apos;a okur neler diyecek? Bekleyip görelim...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118152</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2750828-5515-456a-a09f-681c595fd8c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Şirinler İle Büyümek - 5 Kızgın Şirin Herkesi Haksız Buluyor</image:title>
            <image:caption>Şirinler Köyü sessiz sakin. Herkes huzurlu… Hiçbir şeyden memnun 
olmayan Kızgın Şirin dışında! Her şey kendi istediği gibi olsun istiyor ama arkadaşları onunla aynı fikirde değil. Kızgın Şirin’e göre bu 
haksızlık! Neden istediği şeyleri yapamıyor?! Her konuda canının 
istediği gibi karar veremeyeceğini öğrenmesi için diğer Şirinler ona 
öyle bir oyun oynuyor ki… 
ELİNDEKI KİTAP KORKULARINLA YÜZLEŞMEN VE ONLARDAN KURTULMAN İÇİN VAR! 
  Çocukluk dönemi sorunları konusunda uzman psikolog ve psikanalist Diane Drory tarafından yazılmış ve çocuklarla diyalog kurmaya yardımcı, eğitici bilgilerle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118153</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58da7b63-8093-4333-ac5c-96f055c5d1c6.jpg</image:loc>
            <image:title>Define Adası</image:title>
            <image:caption>Sessiz sakin bir yaşam süren Jim Hawkins&apos;in hayatı, işlettikleri hana Billy Bones adlı bir kaptanın gel- mesiyle alt üst olur. Ünlü acımasız Kaptan Flint&apos;in ikinci kaptanı olan Billy Bones, Flint&apos;in yıllar önce gömdüğü hazinenin haritasını sandığında saklamaktadır ve bu hazinenin peşinde olan başkaları da vardır: Tek bacaklı John Silver. Kaptan Bones&apos;un ölmesiyle birlikte haritayı bulan Jim, Doktor Livesey, Bay Trelawney, onun iki adamı, John Siluer&apos;la birlikte yirmi altı adamla hazine peşine düşerler. Daha Defi- ne Adası&apos;na ulaşmadan Siluer ve adamları isyan eder ve gemiyi ele geçirirler. Peki, hazine kimin olacak; Joh Silver ve adamlarının mı, yoksa Jim Hawkins ve dostlarının mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118154</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/067e1213-f292-4fff-83c7-314d57056d49.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Diş</image:title>
            <image:caption>Beyaz Diş, kurt köpeği… 
Küçücük bir yavruyken başlayan zorlu hayatı sevgi, sabır ve anlayışla, büyürken yaşadığı acılardan ve kötülüklerden arınabilecek mi? 
Beyaz Diş insanların içinde barındırdıkları sevgiyi de, nefreti de yakından tanıyacak ama hangisini seçecek okuyup göreceğiz. 
İyiyle kötünün; sevgi ve nefretin savaşından kim galip çıkacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118155</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0af2e84e-c84e-4541-a5bb-dba0bfcfce2a.jpg</image:loc>
            <image:title>Şirinler İle Büyümek - 6 Masalcı Şirin Dürüst Olmayı Öğreniyor</image:title>
            <image:caption>Şirinler Köyü sessiz sakin. Herkes huzurlu… Hiçbir şeyden memnun 
olmayan Kızgın Şirin dışında! Her şey kendi istediği gibi olsun istiyor ama arkadaşları onunla aynı fikirde değil. Kızgın Şirin’e göre bu 
haksızlık! Neden istediği şeyleri yapamıyor?! Her konuda canının 
istediği gibi karar veremeyeceğini öğrenmesi için diğer Şirinler ona 
öyle bir oyun oynuyor ki… 
ELİNDEKI KİTAP KORKULARINLA YÜZLEŞMEN VE ONLARDAN KURTULMAN İÇİN VAR! 
  Çocukluk dönemi sorunları konusunda uzman psikolog ve psikanalist Diane Drory tarafından yazılmış ve çocuklarla diyalog kurmaya yardımcı, eğitici bilgilerle...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118156</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f5c8f26d-f7fb-4182-b9cc-278bc3577874.jpg</image:loc>
            <image:title>Gizli Bahçe</image:title>
            <image:caption>Ailesiyle birlikte Hindistan&apos;da yaşayan Mary Lennox, çevresindekiler tarafından sevilmeyen, anne ve babasının ilgilenmediği, yalnız, huysuz ve mutsuz bir çocuktur. Anne ve babasını kolera salgınında kaybedince bir akrabasıyla yaşamak için İngiltere&apos;ye gider. Hayatta, sevgi dışında her şeye sahip olmuş bu küçük kız aradığı sevgi ve ilgiyi bu büyük malikânede de bulacağını düşünmez. Mary yeni yaşantısına uyum sağlamaya çalışırken evde yaşanan ilginç olaylardan ve onu kendisine çeken gizli bahçeye olan merakından da vazgeçmez. Mary&apos;nin öncelikle kendisini, sonra da çevresindekileri sevmesinin yolunu açan Gizli Bahçe belki de hepimizin kalbinin bir köşesinde saklıdır! 
Mary&apos;nin Hindistan&apos;da başlayıp Gizli Bahçe&apos;ye uzanan yolculuğundan çok keyif alacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118157</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae34ae14-5c44-48ed-b2b7-d21db0e3d99d.jpg</image:loc>
            <image:title>Milena&apos;ya Mektuplar</image:title>
            <image:caption>“Seni sevip sevmediğimi soruyorsun durmadan. Çok zor bunun karşılığını vermek, Milena, mektupla hiç verilemez hele. Bu yakınlarda yüz yüze gelirsek söylerim (nefessiz kalmazsam). Yalnız ne olursun, çağırma beni Viyana’ya, yazma bu konuda; gelmeyeceğim ama bu konuda ettiğin her söz, etime batan kızgın bir şiş sanki; yakıyor, geçmiyor acısı, gün geçtikçe daha da yakıyor. Bu istediğin olamaz. 
Demek çiçek gönderdiler sana? Üzüldüm, üzüntümden ne çiçeği olduğunu anlayamadım yazından. Odanda duruyor, öyle mi? Dediğim gibi odandaki dolap olsaydım güpegündüz, birdenbire çıkıverirdim odandan. O çiçekler soluncaya kadar dışarıda dururdum hiç değilse. Hoşuma gitmedi. 
Her şey o kadar uzak ki... Yine de kapının tokmağını elle tutacak kadar yakın görüyorum, karşımdaki mürekkebi gördüğüm gibi.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118158</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d4d248e2-95fe-4752-b794-a05749e14019.jpg</image:loc>
            <image:title>Genç Yönetmenin El Kitabı</image:title>
            <image:caption>Bir film çekmek için nereden başlayacağınızı biliyor musunuz? Hayaliniz, günün birinde film yönetmeni olmak mı? O zaman, doğru kitabı elinizde tutuyorsunuz. Biraz sinema tarihi; sinopsis, tretman, kamera açıları gibi belli başlı temel kavramlar, ünlü yönetmen Turgut Yasalar tarafından sizin için yazıldı. Yasalar deneyimlerini, filmlerini yönetirken kullandığı kısa yolları bu kitaba aktardı. Deniz Avcıer&apos;in çizimleri de, onun anlattıklarını görselleştirdi. Gerisi, sizin yaratıcılığınıza ve hayal dünyanıza kalıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118159</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/21a97dc1-36fb-447d-801a-416b14f0ef03.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüzyıllara Yayılan Uygarlık Adımları - İnsanlığı Yücelten Buluşlar</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlu binlerce yıllık bir bilgi birikiminin sonunda günümüzde kullanılan buluşları ortaya çıkarabilmiştir. Günlük yaşamımızı kolaylaştıran araç-gereçlerin arkasında yüzlerce çalışma, deney ve uzun süreli gözlemler bulunmaktadır. Bir buluş, bir sonrakini tetiklemekte ve yeni buluşların kapısını aralamaktadır.
Astronomiden kimyaya, elektronikten sağlık alanına dek onlarca buluşun öyküsü bu kitapta toplandı. Üstelik elinizdeki kitap yalnızca çocuk yaştaki okuyucularımıza insanlığın ilerlemesine katkı sağlayan buluşlarla ilgili ayrıntılı bilgi vermekle yetinmiyor; hem bilgilerini tazelemek, hem de yeni bilgilerle dağarcıklarını genişletmek isteyen yetişkinler için de eğlenceli bir başvuru kaynağı işlevi görüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118160</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2c8d001-580a-46fd-ac12-4d144c5a4889.jpg</image:loc>
            <image:title>Altın Kafesin Esiri</image:title>
            <image:caption>Kiva Meridan bir hayatta kalandır. 
 
Sadece Zalindov Hapishanesinden değil, ölümcül Hüküm İmtihanı’ndan da sağ çıkmıştır. Geçtiğimiz on yıl boyunca Kiva’nın tek isteği ailesiyle yeniden bir araya gelmek ve hayatlarını mahveden insanlardan intikam almaktır. Ancak şimdi Zalindov&apos;dan kaçmış, bu da görevini her zamankinden daha karmaşık hâle getirmiştir. 
 
Kiva başkentteki yeni hayatına alışmaya çalışırken, Zalindov&apos;dayken acı çeken tek kişinin kendisi olmadığını; kardeşlerinin ve onların inançlarının da değiştiğini fark eder. Zamanla sadece düşmanlarından değil, ailesinden de sır saklamaya başlar. 
 
Şehrin surlarının dışında, Kuzey Krallıkları&apos;ndan gelen tehdidin fısıltılarıyla birlikte asiler arasında da gerginlikler yaşanmaktadır. Kiva&apos;nın bağlılık duyduğu taraf fazlasıyla önemliyken, Kiva sadakatinin hangi tarafta olduğunu sorgulamaya başlar. Bu kez hayatta kalmak için savaşın her iki tarafı da ona dönmeden ve 
her şeyini kaybetmeden önce, karmaşık bir yalanlar ağında yolunu bulmak zorunda kalacaktır. “Lynette Noni usta bir hikaye anlatıcısı. Herhangi bir fantastik kurgusever için mutlaka okunması gereken bir kitap!” - Sarah J. Maas, #1 Numaralı New York Times Çok Satan Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118161</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4c110898-b7d5-4c06-98a2-126f352f6e6a.jpg</image:loc>
            <image:title>Umudun Rengi Mavi - Bir Terapistin Not Defteri</image:title>
            <image:caption>Yıllarca eşinden psikolojik şiddet gören, özgüveni zedelenen, kendini çocuklarına adayıp kendi hayatını unutan, ama artık “kurban” psikolojisinden çıkıp yeni bir hayat kurmak isteyen Songül Hanım… 
 
Kendini hep bir terk ediliş, bir yalnızlık içinde bulan, üst üste yaşadığı travmalar yüzünden hep kendini suçlayan, iç dünyasında fırtınalar esen Esra Hanım… 
 
Çocukluğunda yaşadığı tacizin ve annesinin duygusal baskısının altında ezilip hayatına yön veremeyen, çok yetenekli bir müzisyen olmasına rağmen sürekli kendini eleştiren Meral Hanım… 
 
Ve, danışanlarına nezaketle, şefkatle yaşama sevinci aşılamak isterken hayatının kontrolünü kaybetmeye başlayan psikolog Özden… 
 
Umudun Rengi Mavi, Londra’da yaşayan psikolog Özden Bayraktar Annibali’nin hem hayali günlüğü hem de yıllar içinde, seanslarda danışanlarıyla edindiği çeşitli deneyimleri harmanladığı bir not defteri. Zorlukla yaşayan bir ruhun, tırtıl misali zamanla kelebeğe dönüşebileceğini; sonsuzluğun, neşenin, sevginin, en güzeli de umudun ve yepyeni bir yaşam olasılığının çok da uzakta olmadığını fısıldıyor bize…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118162</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97b9c5e6-2ae2-462c-bce2-d3c39cfc060d.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyada Bir Başına</image:title>
            <image:caption>“Öyle uzun zamandır insanların arasındayım ki onların ruhunu okumada psikologları yaya bırakır, yazarların hep varmak istediği noktada yıllardır durmanın keyfini yaşarım. Ben, insan ruhunun röntgenini çekerim.” 
 
İstanbul’un orta yerinde özel bir lise olarak kullanılan tarihî köşkte yaşayan hayalet Firuz, öğrencilerin arasında dolaşıyor, onların dünyalarını keşfediyor. Kerem’in kuralcılığı, Ela’nın abartılı anlayışlı olma hâli, Nergis’in dedikoduculuğu ile karışan işleri yoluna koyabilmek için bir hayaletin yapabileceği pek fazla şey yok. Ama bir gün okula hayalet Firuz’a tıpatıp benzeyen bir genç geliyor. Bu gencin peşinden getirdiği gizemler, her şeyin yoluna girmesini sağlayacak mı?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118163</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d4d92ba-ca9f-4c8e-8458-c2a2fa5edaf3.jpg</image:loc>
            <image:title>Minnie Çıkartma Hediyeli Boyama Albümü</image:title>
            <image:caption>Şirin, neşeli ve eğlenceli! Minnie ve dostlarının muhteşem resimlerini boya kalemlerinle renklendir, sayfaları çıkartmalarla süsle, yaratıcılığını göster.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118164</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fdf34267-63e7-4df9-bc81-3f1d02d98c2c.jpg</image:loc>
            <image:title>Oz Büyücüsü - Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatının sevilen klasiklerinden Oz Büyücüsü, rengârenk çizimler eşliğinde çizgi roman sayfalarında hayat buluyor.
Bir kasırgaya kapılan Dorothy ve köpeği Toto, kendilerini büyülü Oz Ülkesi’nde bulur. Dorothy, evine dönebilmek için birbirinden zorlu görevleri başarmak zorundadır. Eve dönüş yolunda heyecan dolu maceralar ve üç yeni dost Dorothy’i beklemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118165</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa873d8e-b89d-4654-9744-ba5cd0ee6af1.jpg</image:loc>
            <image:title>80 Günde Dünya Turu - Çizgi Roman</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyatının sevilen klasiklerinden 80 Günde Dünya Turu, rengârenk çizimler eşliğinde çizgi roman sayfalarında hayat buluyor.
Bir İngiliz beyefendisi olan Phileas Fogg, dünyayı 80 günde dolaşacağına dair arkadaşlarıyla bahse girer. Fogg bu bahis için tüm servetini ortaya koyar ve uşağı Passepartout’yu da yanına alarak heyecan dolu bir yolculuğa çıkar. Bu macerasında ona eşlik etmeye ne dersiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118166</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4df7b772-66c4-4912-b799-c88a7425eab1.jpg</image:loc>
            <image:title>Nerden Düştük Bu Aşka!</image:title>
            <image:caption>“Sevildiğinden emin olunca, insan
ne kadar da cüretkâr oluyor.”
-Sigmund Freud   Nerden Düştük Bu Aşka! kitabında ilişkilerin olumsuz
taraflarına bakmaya, kendimizin ve karşımızdaki insanın
negatif yönlerini anlamaya çalışacağız.
 
Konu komşu, akraba işe karışıyor derken tökezleyen ilişkileri,
aslında hiç istemediği halde kendini bir anda kıyaslanan gelin
ya da damat olarak bulan o kırgın kişileri, özgüvensizlik
sarmalına yakalanmışken davranışlarını kıskançlıkla örtenleri
ve belki de o kişi tam da benim diyeceğiniz bir vaka örneğini
bulacağınız bir kaynak eser okuyacaksınız.
Onsuz yapamam diyenler; karşılıksız sevenler ya da farkında
bile olmadan toksik bir ilişkinin içine düşenler için
farkındalık, borderline ya da narsisist bir insanla karşı karşıya
olduğunu bilmeyenler için bir uyanış, ölüm ya da terk
edilmeyle sonuçlanan bir ilişkinin yası için derin bir kabulleniş
sizleri bekliyor.
 
Nerden Düştük Bu Aşka! konusunun uzmanları tarafından
kaleme alındı. İlişkilerin karanlık yüzüne bakarken aydınlığa
yönünüzü çevirmeniz umuluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118167</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/956de810-cd55-4ee4-8888-eed0400aebfa.jpg</image:loc>
            <image:title>Köy Enstitülerine Saldırılar Tarihi</image:title>
            <image:caption>Cumhuriyet Devriminin en özgün atılımlarından olan Köy Enstitüleri, doğayı ve toplumu değiştirirken kendisi de kültürel açıdan değişen bir toplumu hedeflemiştir. Köy Enstitüleri, sömürü düzenini ortadan kaldırmayı amaçlayan, değişimi ve özgürleşmeyi önüne erek koyan bilinçli yurttaşlar yetiştirmiştir. Kapatılmalarının üzerinden 70 yıl geçmiş olsa da bu kurumaların aşılamamış olmalarının sırrı da buradadır. 
1940’ta kurulan, altı yıl boyunca özgün ilkeleriyle eğitim yapan bu ışıklı kurumlara 1946’dan sonra yoğun bir saldırı başlar. Bu saldırının nasıl olduğu, hangi yöntemler kullanıldığı, bu infazda kimlerin görev aldığı bu kitabın ana konusudur. Bu kitabı okurken bugünü, yarını ve geleceği düşünecek, yapılan hataların bugün de sürdürüldüğünü göreceksiniz. Bugün de ilerlemeye karşı olanların aynı yol ve yöntemleri kullanarak saldırılarını sürdürdüğüne şaşkınlıkla tanık olacaksınız. 
Her türkü saldırıya karşı dik duran; Yücel, Tonguç ve çevresindeki bir avuç dav adamının direnişlerine, boyun eğmemelerine tanık olacaksınız ve onlara bir kez daha hayranlık duyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118168</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b28e58f-f642-4c52-bb56-78d1acd4c128.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Olalım</image:title>
            <image:caption>İyi Olalım, çocuklarımıza iyi ve nazik bir insan olmanın yollarını eğlenceli resimler ve kısa metinlerle anlatıyor. Nazik olmanın binbir çeşit yolu vardır. Yaptığın her şeyi nazikçe yapabilirsin. Gündelik ev işlerine sana söylenmeden, kendiliğinden yardım edebilirsin mesela. Bu kitapta bugün ve her gün cömert, sevecen ve düşünceli bir insan olmak için yapılabileceklerinin yüzden fazla örneği var. Tabii ki sen kendini bunlarla sınırlama. Nazik davranışların en iyi tarafı, nezaketi çoğaltmasıdır. 
Hadi bakalım göreyim seni! Nezaketi; başkalarına saygıyla, sevgiyle, kibar davranmayı alışkanlık edin. Bu, hiçbir zaman kaybetmek istemeyeceğin bir alışkanlık olacak! Çocuğunuza harika bir yaşam rehberi olacak bu kitabı kaçırmayın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118169</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/203a1007-f054-4580-a453-40b861105766.jpg</image:loc>
            <image:title>Su</image:title>
            <image:caption>Çok eskiden, milyonlarca yıl önce, Dünya üzerinde yaşam başladı. İlk mikroskobik canlılar, o zaman gezegenimizin neredeyse tüm yüzeyini kaplayan okyanusta ortaya çıktı. Sonra atmosfere yayıldılar. Sudan karaya ilk çıkan mantarlar oldu. Onları bitkiler ve hayvanlar izledi. O çok eski zamanlardan beri su hayatlarımızın bir parçası. İçiyoruz, yıkanıyoruz, dişlerimizi fırçalıyoruz, kıyafetlerimizi yıkıyoruz… 
İster bitki isterse hayvan ya da insan olsun hiçbir canlı su olmadan yaşayamaz. Öyleyse gezegenimizdeki en değerli şey su değil midir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118170</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/64b97d19-9343-4f48-99a6-f2ce0754296a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kuzey</image:title>
            <image:caption>Kar ve buzun hüküm sürdüğü Kuzey’de yaşayan hayvanlar yaşam maceralarını anlatıyor. Tundrada yiyecek peşinde binlerce kilometre yürüyen Ren geyikleri, av peşindeki kurtlar, atalarının kazdığı yüzlerce yıllık tünellerde yaşayan tilkiler, Kuzey Kutbu’yla Güney Kutbu arasında mekik dokuyan sumrular, göklerin hakimleri kartallar, denizden hiç çıkmayan samurlar ve diğer kutup sakinleriyle tanış. 
Büyüleyici resimler ve ilgili çekici metinlerle muhteşem Kuzey’e eğlenceli bir geziye ne dersin? Kuzey’in iklimi çok sert, ona göre giyinmeyi unutma!...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118171</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e36ac77e-cf07-464e-88bb-7b537430e21f.jpg</image:loc>
            <image:title>Faili Meçhul Cinayetler</image:title>
            <image:caption>“Faili Meçhul Cinayetler’&apos;e daldığınızda uykunuzun kaçmasına hazır olun… Ürkütücü bir gerilim romanı.”
-Popsugar
Oregon’un Claire Lake kasabası 1977 yılında Katil Hanım Cinayetleri ile sarsılır. İki adam, farklı zamanlarda aynı silahla öldürülürken yanlarında benzer biçimde tuhaf notlar bulunmuştur. Suç mahallinden kaçarken görülen genç, güzel, varlıklı ve aykırı Beth Greer, kusursuz bir şüpheli olarak mahkemeye çıkar. Tantanalı bir yargı süreci sonrası aldığı beraat kararıyla malikânesinde inzivaya çekilir.
Küçükken yaşadığı kaçırılma tehlikesi sonrası suç hikâyelerine merak salan ve boş zamanlarında Faili Meçhul Cinayetler Kitabı adlı bir blog tutan Shea Collins, 2017’de işyerinde tesadüfen karşılaştığı Beth Greer’a röportaj teklifinde bulunur. Prestijli gazetecileri bile yanına yaklaştırmayan kadın, beklenmedik bir hareketle Shea’in isteğini kabul edip sessizliğini bozma kararı alır.
İki kadın, geçmişin sır perdesini aralamak üzere sık sık Greer Malikânesi’nde buluşur. Shea bu koca evde ters giden bir şeyler olduğunu hisseder. Bakmadığında yer değiştiren eşyalar, ses kayıtlarındaki tuhaf konuşmalar ve pencerede gördüğünü sandığı bir kız onu korkutsa da gerçekleri öğrenmenin cazibesi, işin peşini bırakmasına engel olur.
Bir yanda gizemli davranışlarıyla, hakkındaki şüpheleri sürdüren Beth, diğer yanda kırk yıllık bir esrarı çözmeye çalışan meraklı Shea… Bu ikili arkadaş mı olacak yoksa daha büyük bir tehlikeyle mi yüzleşecek?
Yılın En Beğenilen Kitaplarından
-Popsugar, Goodreads, Crime Reads
Amazon Editör Seçkisi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118172</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d112affd-a5a3-47f9-9f21-35201df5d1b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Barbie Çok Boya Çıkartmalı Dev Boyama Kitabı</image:title>
            <image:caption>Burada Eğlence Bitmez! 
Çok Sayfa, Çok Boyama 
Havalı Arkadaşlar 
Süper Çıkartmalar 
Kocaman Resimler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118173</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01153923-d89e-48cc-9c8f-e832133188ac.jpg</image:loc>
            <image:title>Pjmask Çok Boya! Çıkartmalı Dev Boyama Kitabı</image:title>
            <image:caption>Burada Eğlence Bitmez! 
Çok Sayfa, Çok Boyama 
Havalı Arkadaşlar 
Süper Çıkartmalar 
Kocaman Resimler</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118174</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b5510ff5-8e7f-4efb-915c-bf44c91ef55f.jpg</image:loc>
            <image:title>Gül Kuyusu 1</image:title>
            <image:caption>·         KARTPOSTAL HEDİYELİ 
 
Gülçehre, çiçekleriyle ilgilenmeyi seven, manga okuyup sürekli k-drama izleyen 
ve aynı zamanda üniversite sınavına hazırlanan normal bir kızdır. Bir gün hayatına hiç beklemediği 
bir şekilde, okuduğu mangalar ve izlediği k-dramalardaki başrol erkek karakterleri aratmayan 
bir adam girer. Bu esrarengiz adamın gelişiyle, Gülçehre birdenbire sıradan hayatının 
başrolüne dönüşür. 
 
Salıncağın üzerinde duruyordum, salıncağın 
halatlarını daha sıkı tuttu. 
“Senin için buradayım, Gül Kuyusu.” 
Yeşil gözlerine baktım. 
“Özgürüm,” diye fısıldadım yağmur damlaları yüzümden 
gözyaşları gibi kayarken. 
“Özgürsün,” dedi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118175</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c70c4b84-4c0a-45cc-a681-2845506dbd81.jpg</image:loc>
            <image:title>Ayrıntı Dergi Bahar 2024 (45. Sayı)</image:title>
            <image:caption>Bu sayımızın dosya konusunda, sol siyasetin kadim teorik meselelerini güncel siyasal gelişmeler, imkânlar ve sınırlılıklar doğrultusunda irdeliyoruz. Günümüz siyasal bağlamında sol değerlerin taşıdığı önemi vurgulayarak, mevcut tartışmaları ve teorik gelişmeleri incelemeyi hedefliyoruz. Özellikle 2023 yılı Mayıs ayında gerçekleşen seçimlerin ardından Türkiye’de siyasal alanın seçimlerin yasal ve kurumsal yapısı içine hapsedilmişliği bir kez daha acı bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Mevcut rejimin otoriter karakterinin yanı sıra, muhalif güçlerin rızası siyasal alanın toplumsal itiraz anlarını, hak mücadelelerini ve sokak protestolarını dışlayacak ve hatta kriminalleştirecek şekilde yeniden biçimlenmesine neden oldu. Seçimlerde AKP’nin iktidarının sürdürecek sonuçları alması bu durumun hem taktik hem stratejik olarak yeniden sorgulanması için bir fırsat sundu. Sol Teori ve Pratik I ve II sayıları aracılığıyla, bu sorgulamayı sol fikrini tartışmaya açan genel bir yeniden değerlendirme olarak yapmayı ve bu doğrultuda siyasal olarak mümkün olana dair tahayyülü genişletecek bir müdahalede bulunmayı amaçladık.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118176</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/150baabf-45da-4cf6-8578-cf7aaa82a349.jpg</image:loc>
            <image:title>Oku Yaz Anlat</image:title>
            <image:caption>Yazmak, birikim işidir. Biriktirmeden harcama olmaz değil mi? Okuduklarımızı, dinlediklerimizi, yaşadıklarımızı düşünüp onlardan öğrendiklerimizi ve çıkardığımız anlamları birikim olarak hafızamızda depolarız. Ancak insan unutan bir varlık. Bu eksikliğinin farkına varan insan yazıyı bulmuş. “Zaman vurmadan silgiyi, yazıyla bağla bilgiyi!” demişler ve biriktirdiklerini yazıya geçermişler. Onun için yazı bizler için öğrenmenin temelidir. 
... 
Genç arkadaşım, yazı illa yazar olmak için başvurulan bir araç değildir. Yazı insanın kendisi içindir öncelikle. Yazmak akılda tutmaktır, öğrendiklerimizin silinip gitmesine engel olmaktır. Yazmak insanın kendisiyle, iç dünyasıyla hesaplaşması, dertleşmesidir aynı zamanda. Yazarak insan kendini tedavi eder. Yazma arzusu arttıkça insanın öğrenme ve okuma merakı da artar. Yazma alışma işidir. Kalemi bırakırsan kalem de seni bırakır. “İşlerin en değerli olanı az da olsa devamlı olanıdır.” denmiştir. Bir eylemde önemli olan, sürekliliktir. Yazma arzusu olanlar için söyleyeceğimiz şudur: Yazmaya hemen başla, ihmal etme, sürekli yaz. Yazı ihmale gelmez, tembelliği sevmez. Kalemi elinden bırakma. Kalem elinde olursa yazmak istersin. Yazmak isteyince de daha çok okuyup öğrenmek istersin. Böylece kendini geliştirir, yazar olma yolunda ilerlersin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118177</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9bd6946-4ac8-4ae4-82fe-c68cf97c96b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Deadendia – Paranormal Park 1</image:title>
            <image:caption>“DeadEndia, renkli sanatı, benzersiz ortamı ve komik şakalarıyla hemen cezp ediyor ama özellikle karakterlerin karmaşık duygusal kıvrımlarını ve her şeyin altında yatan tuhaf, ürkütücü büyüyü sevdim!” -Molly Knox Ostertah, The With Boy’un yaratıcısı 
 
“Kalp yarıcı, yürek parçalayıcı, yürek çarpıtıcı ve yürekten!” -Marika McCoola, New York Times’ın en çok satan Baba Yaga’nın Asistanı kitabının yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118178</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b9c4e050-c9fb-4c7f-af04-6c8d5881d091.jpg</image:loc>
            <image:title>Köşedeki Yaşlı Adam</image:title>
            <image:caption>“Edebiyattaki ilk ve de en iyi masa başı dedektifini kesinlikle Orczy yarattı.” –Ellery Queen  
 
Barones Orczy’nin sık sık Sherlock Holmes’le kıyaslanan ve Çayevi Dedektifi olarak ünlenen isimsiz dedektifin çözdüğü vakaları anlattığı polisiye öyküleri klasik polisiye edebiyatının en önemli örneklerinden. İngiltere’de bir çayevinde “oturduğu yerden” birçok vakayı çözüme kavuşturan “köşedeki yaşlı adam” ise edebiyattaki en sıradışı figürlerden biri.  
 
Londra&apos;nın sisle kaplı sokaklarında gaz lambalarının karanlıkta titreştiği ve bu sokaklarda işlenen korkunç suçların ayrıntılarının günlük gazetelerin sayfalarına sıçradığı zamanlar… İsimsiz, yaşlı bir adam ise rahat bir çayevinde çayını yudumlayarak çözülmesi güç vakaları açıklığa kavuşturuyor. Bu eksantrik, kendine güvenen hafiye yalnızca tümdengelim yöntemlerini kullanarak korkunç cinayetlerden akıl almaz hırsızlıklara, zekâ dolu aldatmacalardan kötücül şantaj planlarına kadar çeşitli suçların sır perdesini aralıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118179</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e9568bb9-524e-471a-89a0-b557db3312dd.jpg</image:loc>
            <image:title>Asena: Mağaranın Sırrı</image:title>
            <image:caption>“Mağaraya sanrılarınızla girerseniz Tanrılarınızla çıkarsınız.” 
Hüseyin Güngör 
Katıldıkları seminerde, Spil Dağı’nda özel bir mağara turuna davet alan Asena ile Zeynep, ünlü yazar ve ezoterizm uzmanı Erhan Taç, Rus matematik dehası Grigori Perelman, eski diplomat ve UFO araştırmacısı Erman Sezer’le hem yer hem zaman mefhumunun kaybolduğu bir yolculuğa çıkarlar. Peşi sıra esrarengiz olayların yaşandığı turda karşılaştıkları kişiler ve gördükleri şeyler, iki arkadaşın ve ekipteki herkesin sonsuza dek hayatını değiştirecektir. 
Yazar Ayhan Özden, çoksatan Havass romanının ardından yine macera ve gizem dolu bir romanla okuyucularına heyecanlı ve sarsıcı bir yolculuk vadediyor. Bu mağaraya bir kez girdiğinizde, sizin için de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118180</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/371b80e3-6a18-492c-9b58-4f38ddd975a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Yaratılış</image:title>
            <image:caption>İnsanoğlu çocukluk evresini bitirdikten sonra, “Neden, niçin yaratıldım?” diye kendine sormaya başlar. Bu merak ve arayış, içini tırmalayıp durur. İlk önce ebeveyninden, sonra öğretmeninden ve zaman ilerledikçe çevresinden bilgi almaya yönelir. 
 
İnsanoğlu yaratılış itibarıyla öğrenmeye, sorgulamaya, araştırmaya meyillidir. Eğer ki doğru kaynaklardan ve doğru insanlardan istifade edemezse kalbinde bir takıntı kalacaktır. İnsanın yaratılışının; hayvanların, bitkilerin, Dünya’nın, Güneş Sistemi’nin ve evrenin nasıl ve neden var olduğu sorusu insanın kafasında ve kalbinde her zaman kendine yer bulacaktır. Hayatta çözülemeyen sorular ve takıntılar da insanları isyanlara ve kaosa sürükler. 
 
Ben âciz de, insanın merak ve arayışının surlarında küçük de olsa bir gedik açmak istedim. Kalemimin döndüğü kadarıyla kalplere ve zihinlere ilaç olmak için, yaratılış ile ilgili merak edilen konuları tek bir kitap hâlinde topladım. -Mehmet Özer</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118181</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c3db9ee5-f663-4ea1-97db-33a5d460d716.jpg</image:loc>
            <image:title>Atam ve Hayat</image:title>
            <image:caption>Türk milletinin her bir ferdinin geçmişten geleceğe her anına iz bırakan Atamıza saygı ve özlemle…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118182</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6a03983d-6019-43c7-97d1-5335a19b7223.jpg</image:loc>
            <image:title>Mevsimler</image:title>
            <image:caption>Mevsimler neden var? İnsanlar neden ilkbaharda daha mutlu? Göçmen kuşlar yaz bitince ne yapar? Dünyanın her yerinde aynı anda kış yaşanır mı?
Bu kitapta, mevsimler hakkında merak edilen en temel soruların cevapları yer alıyor. Yumuşacık ve açıklayıcı çizimleri, her mevsim yapılacak en iyi işler listesi, yanlara açılan geniş sayfaları ve soru-cevaplarıyla meraklı çocukların ufkunu genişletiyor.
Hava durumu ve mevsimler üzerine eğlenceli ve bilgilendirici bir resimli kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118183</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8bf9991d-8167-4e8b-8f46-be7f3ca71e73.jpg</image:loc>
            <image:title>Mobuko’nun Aşkı 7</image:title>
            <image:caption>Seninle aramızdaki tüm mesafeler kapanıyor.
 
O andan itibaren birbirimizi öpmeyi aklımızdan çıkaramıyoruz...
 
Heyecana veya şaşkınlığa yenik düşerek hata yapıp üzüldüğümüz de oluyor.
 
Birini seviyorsan, her zaman olduğun halinle kalamazsın.
 
Yine de...
 
Seni daha çok hissetmek istiyorum.
 
Hislerimiz büyüdükçe o özel an ikimiz için de yaklaşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118184</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0745a97f-7bf1-4183-912d-938fc452b70c.jpg</image:loc>
            <image:title>Görevimiz Permakültür</image:title>
            <image:caption>Ekolojik ayak izinize dikkat edin!

Farkında olsak da olmasak da doğanın ayrılmaz bir parçasıyız. Dünya&apos;daki varlığımızı sürdürebilmek içinse doğayla dost kalmaya mecburuz. Peki, geleceğimiz doğanın cömert ellerine teslimken çevreyi kirletip doğal kaynakları tüketmek niye?

İnsan türü kendisini gezegenin mutlak hâkimi sanıp yarınlar yokmuş gibi tüm kaynakları tüketme alışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. Doğanın dengesi bozuldukça da Dünyamız kırmızı alarma geçiyor. 

Belki de değişime önce kendimizden başlamalıyız! 

Hayat tarzımızı yeniden şekillendirerek, çevremizdeki canlılarla uyum içinde yaşamanın yollarını arayarak ve permakültürü yaşamın her alanına uygulayarak mavi gezegenin iyileşmesine yardımcı olabiliriz.









Şehirde arabayla ulaşımın yarısının, üç kilometreden daha kısa mesafeler için yapıldığını biliyor muydunuz? Yahut giysi için kullanılan pamuğun doğal olsa bile üretiminin fazla miktarda su gerektirdiğini?

Gezegenimizi koruyup kollayıp, kaynaklarını sürdürülebilir kılmayı ilke edinen &apos;&apos;permakültür&apos;&apos; kavramını odağına alan Görevimiz Permakültür; enerji tüketimimizi olabildiğince azaltmak ve onun ekosisteme verdiği zararın önüne geçmek için sadece tarımda değil, hayatın hemen her alanında farklı çözüm önerileri getirilmesi gerektiğini ileri sürüyor. 

Çevre bilinci kazandırmak amacıyla hazırlanan &apos;&apos;Gezegenimizi Koruyalım!&apos;&apos; dizisinin &apos;&apos;Alışkanlıklarımızı değiştirelim, seçimlerimizi yapalım!&apos;&apos; demeyi öğreten bu halkası, eğlenceli oyunlar ve resimler eşliğinde, permakültüre dair A&apos;dan Z&apos;ye  bilgi veriyor; uygulaması kolay çeşitli yöntemler ve ipuçları paylaşarak okurları iyi birer permakültür oyuncusu olmaya teşvik ediyor.

Eylemlerimizin sorumluluğunu üstlenmenin ve diğer insanlara, canlılara ve gelecek nesillere zarar vermemek için seçimlerimizin nelere yol açabileceğini göz önünde bulundurmanın önemine vurgu yapan bu yapıcı kitap; doğadan öğrenecek çok şeyimiz olduğunu hatırlatıyor. 

Gelin, bir an önce güçlerimizi birleştirip örnek &apos;&apos;perma&apos;&apos; vatandaşlara dönüşelim.
Ne de olsa Dünyamızı iyileştirmek adına atacağımız hiçbir adım için geç kalmış sayılmayız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118185</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1230348b-5e4d-45bc-8e56-16053f866ace.jpg</image:loc>
            <image:title>Dayanışmanın Zincirlerini Çözmek</image:title>
            <image:caption>“Dayanışmayı, karşılıklı yardımlaşmayı ve anarşizmi düşünmek, nasıl birlikte yaşayabileceğimiz ve yaşadığımızla bunu nasıl farklı yapabileceğimizi düşünmektir. Karşılıklı yardımlaşma Peter Kropotkin’in meşhur ifadesinde evrimsel bir etmendir ama aynı zamanda eylemcilerin kriz zamanlarında giriştikleri bilinçli bir politik stratejidir. Biyoloji ve politikayı birleştiren bu tutum, ihtilaflara ve hatta mahcubiyete kaynaklık etse de yakın dönemin gelişmeleri yeniden düşünmeyi gerektirmektedir. Bu cilde katkıda bulunan yazılar, karşılıklı yardımlaşma fikrine duyulan ilgiyi yenilemeyi ve biyolojik iddiaların nasıl özcü kısıtlamalar gibi görünmeden politik projelere dahil edilebileceğini düşünmeyi hedeflemektedir. Dolayısıyla dayanışmanın ve karşılıklı yardımlaşmanın toplumsal yaşamımız için taşıdığı gerekliliğe işaret ederken onları sık sık içinde bulduğumuz biyolojik ve sembolik zincirlerden kurtarmayı amaçlamaktadır.” 
 
Özgürlükçü düşünce tarihinin en etkili düşünürlerinden anarşist komünizmin kuramcısı Peter Kropotkin’in Karşılıklı Yardımlaşma kitabı, dayanışma ve yardımlaşma ahlakının doğadaki ve insan öncesi türlerdeki kökenlerinin izini süren klasikleşmiş bir çalışmadır. Geliştirdiği noröplastisite kavramı üzerinden nörobilim alanına önemli katkılarda bulunan ve Derrida’nın öğrencisi olmuş çağdaş filozof Catherine Malabou’nun geç dönem çalışmaları da giderek anarşizm üzerine yoğunlaşmaktadır. Böylece çağdaş Fransız felsefesi ile klasik Rus anarşizmi arasında karşılıklı yardımlaşmaya dayalı, özgür bir temas doğmuş olur. Fakat bu ciltte bir araya gelen metinler iki büyük düşünsel kaynağı daha bir araya getirirler: Fen bilimleri ve sosyal bilimler arasında özellikle insan doğası tartışmaları konusundaki kutuplaşmaları aşacak köprüler kuran bir felsefi-politik tartışma zemini kitabın yazarları tarafından yine aynı doğrultuda kurulur. Darwin, Kropotkin, Proudhon, Stirner, Foucault, Simondon, Dawkins, Malabou gibi düşünürler etrafında gelişen bir dizi tartışmadan yola çıkarak; ırkçılık karşıtı hareketler, Siyah hareketi, Polonya Dayanışma Hareketi, feminist hareket, LGBTİ+ hareketler, müşterekler mücadelesi gibi toplumsal hareketlere odaklanan bu eser, insan öznelliği ile dayanışmacı direniş biçimleri arasındaki bağlantılara dikkat çeker. Tam da Kropotkin’in yaptığı gibi, insan öncesi biyolojik kökenlerden en kapsamlı dayanışmacı mücadelelere uzanan ortak çizgileri, Malabou’nun nöroplastisite kavramı etrafından dönen olağanüstü zengin tartışmaların ışığında belirginleştirir. Dayanışmanın Zincirlerini Çözmek bugün felsefe, bilim ve politikanın bambaşka bir kesişimine işaret ederek politikayı biyolojinin yardımıyla düşünmenin zorunlu olarak bir fiyaskoyla sonuçlanmaya mahkûm olmadığını gösterir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118186</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dcc7017d-fe72-4a93-84c1-77997edf0a48.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Doğası ve Toplumun Evrimi</image:title>
            <image:caption>Evrim, insan türünü fiziksel olarak değiştirmiştir. Peki, evrim insan davranışlarını da etkilemiş midir? Bu soruyu cevaplamak üzere yola çıkan İnsan Doğası ve Toplumun Evrimi, evrimsel psikoloji, sosyobiyoloji ve insan davranışı ekolojisinden yararlanarak sosyal yaşamın altında yatan evrimsel dinamiklerin izini sürüyor. İnsan davranışları ve yaşantılarının tarih boyunca aldığı farklı şekillere dair kapsamlı bir giriş niteliği taşıyan bu kitapta, sosyolog Stephen K. Sanderson, antropolojiden de ilham alıyor. Gündelik hayatı sürdürme, yemek yeme, cinsellik, evlilik, ebeveynlik, toplumsal cinsiyet, statü ve servet edinme, iktidar, siyaset, şiddet, ırk, etnik köken, din ve sanat konularında insan davranışlarının tarihi ve evrimsel boyutları üzerinde duruyor. İnsan Doğası ve Toplumun Evrimi, hem sanayi öncesi hem de sanayi sonrasında pek çok topluluğa ilişkin örnek ve araştırmaları bir araya getiriyor. Bölüm özetleri ve tartışma sorularıyla bir ders kitabı olarak da kullanılabilecek olan bu eser, evrimsel bir perspektife dayanan geniş kapsamlı ve bütünlüklü bir değerlendirme. Evrim ve toplumların ilerleyişi üzerine düşünmek isteyen ve davranışlarımızın kökenlerini merak eden tüm okurlar için.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118187</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03f7f2b9-16ad-4bf0-8aa2-43b66eee5f9b.jpg</image:loc>
            <image:title>Özgür Düşüncenin Kısa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Düşünce ve ifade özgürlüğü, sorgulayan beyinler için yaşamsal önemdedir. Ancak tarihte (ve ne yazık ki günümüzde de) geleneksel ya da dinsel kabullerin dışında kalan bağımsız düşüncelerin aforoz edildiğini ve büyük baskılara maruz kaldığını görüyoruz. Doğanın ve toplumun akla ve bilime dayalı bir eleştirel anlayışla ele alınması, insan zihninin dogmaların prangalarından kurtulması ancak Aydınlanma Çağı’yla birlikte hız kazanmış, bu uğurda çaba harcayan insanların çoğu kez hayatlarını tehlikeye atarak verdikleri mücadeleler yüzyıllar sürmüştür. 
J.B. Bury, elinizdeki kitapta, antik çağlardan 20. yüzyılın başlarına kadar, aklın hakikat arayışını özlü bir şekilde anlatıyor. Okuru eski Yunan’da felsefi sorgulamanın şaşırtıcı parlaklığından Ortaçağ’da dini otoritenin özgür düşünceye nefes aldırmamasına, oradan Rönesans’ta Yunan ve Roma felsefesinin yeniden keşfine ve son olarak Aydınlanma ve bilimsel devrim çağlarında akılcılığın ilerlemesine götürüyor. Ayrıca, bağımsız düşünceyi savunan ve çağdaş Batı kültürünün temelini atan birçok önemli kişinin eserlerinin anlam ve önemini küçük değinilerle ortaya koyuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118188</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c981d360-f16c-4a87-8f6d-d21c86018436.jpg</image:loc>
            <image:title>Kahraman Doktor İhtiyar Acuzeye Karşı</image:title>
            <image:caption>On dokuzuncu yüzyıl tarihçiliği nitelik ve nicelik açısından son derece gelişmiş olmakla birlikte bu dönemin, kadınlar ve toplumsal cinsiyet açısından hâlâ araştırılıp tartışılacak pek çok yönü var. Geç on dokuzuncu yüzyıl, politik bir alan olarak kadın bedeni söz konusu olduğunda nasıl bir bakış açısıyla okunabilir? Kahraman Doktor İhtiyar Acuzeye Karşı, dönemin, toplumsal cinsiyet hiyerarşileri açısından yeniden okunması için bir aracı niteliği taşıyor. Gülhan Erkaya Balsoy, bu çalışmada feminizm ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının kavram dağarcığından ve analitik yaklaşımından hareketle, Osmanlı doğum politikalarını üç ana damar üzerinden inceliyor: doğumun tıbbileştirilerek ebeliğin profesyonelleşmesi; kürtajın yasaklanması ve hamileliğin tıbbileştirilip kadın bedeninin disipline edilmesi. Bu doğrultuda yazar, ebelik mesleğinin dönüşümü, kürtajın yasaklanması, doğum pratiklerindeki değişim, hamilelik ve kısırlık konularını ele alırken Osmanlı doğum politikalarının tıbbi, yasal ve söylemsel düzeylerde ne şekilde kurgulandığını inceliyor. Bu bakımdan eser, tıp tarihi ile nüfus politikaları tarihinin kesiştiği bir alana denk düşerken daha geniş anlamda geç Osmanlı toplumsal cinsiyet tarihine ışık tutuyor. Kahraman Doktor İhtiyar Acuzeye Karşı, özel alanın politik olduğunu geç on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı toplumu üzerinden bir kez daha gözler önüne seriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118189</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/21b60c92-0a74-40ce-b4b5-eb828154bbcd.jpg</image:loc>
            <image:title>Edebiyatçı Gözüyle Sözün İzinde</image:title>
            <image:caption>Kamber de kim ola ki onsuz düğün olmuyor?
Paye ve ahtapot sözcükleri arasında nasıl bir ilişki var?
Başına kuş pisleyen neden piyango bileti almak ister?
Hunharca gülenlerden neden korkmalıyız?
Hıyar neden kaba bir sözcük kabul edilmeye başlandı?
“Ant” neden yenmez de içilir?
Eğlenceli, bilgilendirici ve ilham verici hikâyelerle dolu Edebiyatçı Gözüyle Sözün İzinde, dilin inceliklerini bir edebiyatçının bakış açısıyla ele alırken deyimlerin arka planındaki tarihi olayları inceleyip geçmişin dil üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor...
Doğru sandığımız, yanlış kullandığımız ifadeleri; birbiriyle ilgisiz sandığımız sözcüklerin arasındaki şaşırtıcı anlam ilişkilerini ve sözcüklerin kökenlerini öğrenirken her kelime kendi öyküsü, her deyim kendi kültürünün izleriyle inceleniyor.
Etimoloji meraklıları için, kelimelerin zaman içinde nasıl evrildiğini anlatırken tarihi ve kültürel bağlarını da ortaya koyarak okuyucuları dilin gizemli labirentlerinde gezdiriyor
Kitabınız elinizde, yastığınız belinizde, Edebiyatçı Gözüyle Sözün İzinde bir yolculuğa var mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118190</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/774406e8-8072-4458-bcd4-dc79e3bcef66.jpg</image:loc>
            <image:title>Dervişin Yolu- 5: Kur’an’la Konuşmalar</image:title>
            <image:caption>İnsanın kendine sakladığı seslere “sır” der Kur’ân. İnsanın kendisinden de sakladığı sesleri “ahfâ” diye ad koyar. Yetimdir o sesler. Sahipsizdir. Mahpustur. Dilsizdir. İçinin içinde, uzakta bir nehir uğultusu, sürpriz bir yaprak hışırtısı, aniden yükselen bir kuş cıvıltısı, hiç sebepsiz vuran bir kalp çarpıntısı olup dayanır kalbine. Kapıyı vurur ahfâlar. Yıllar önce kaybolmuş bir çocuk gibi nazlanırlar. İsterler ki dile gelsinler. Umarlar ki fark edilsinler. Dr. Senai Demirci, Kur’ân’la Konuşmalar’da, insanın içinde devinen ahfâ seslerini dile getiriyor. Bir psikoterapist olarak “mukabele” geleneğini izleyerek ‘anlam’a “anlama’yla karşılık veriyor. Kur’ân’ın insanın gizli sancılarını, saklı arzularını, dilsiz hasretlerini bilince taşıyan Kur’ân sesleri üzerinden psikolojik bir yürüyüş yapıyor. Yaraları göz göz olmuş herkesle göz göze, söz söze, öz öze bir sohbet başlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118191</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3816391e-504f-4284-8b4b-3bc6c6f1c3b5.jpg</image:loc>
            <image:title>Aziz İnsanlık</image:title>
            <image:caption>“Herkes hayat dediğimiz, sonraları tarih olan bir süzgeçten geçiyor. Kuşaklar arasında süzgeç farkı var. Acaba yazarın metinleri, tarihsel akışın neresine denk düşüyor, nasıl etkileniyor, düşünüş ve ifade biçimi nerelerden süzülüyor?”
Aziz İnsanlık&apos;ta İlhami Algör&apos;ün kitaplardan yola çıkıp bir metnin diğer metinlerle, yazarlarla ve okurlarla kurduğu ilişki üzerine düşünen yazıları bir araya geliyor. Bu yazılar, politikadan gündelik hayata, sinemadan tarihe geniş bir alana da uzanıyor sıklıkla. Kitapların temas ettiği her şeyle bir ilişki kuruyor. Böylece, düşünceyle gündelik hayat arasındaki alışverişin sanılanın aksine daha kuvvetli olduğunu gösteriyor: Üstelik sıkıcı olmadan, hayatın dışına, teoriye taşmadan, bir ayağını hep sokağın içinde tutarak...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118192</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e4447db9-baf4-46e3-b230-fa3544cd4e5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Kara Kedi Dehşet - Sen de Oku</image:title>
            <image:caption>Kedilerle farelerin savaşında son perde! Ustaların ustası Michael Rosen&apos;ın SEN de OKU için kaleme aldığı Kara Kedi Dehşet, ezeli ve ebedi düşmanları ateşkes yolunda uzlaştıran, ibretlik bir masal! Zulme zekâyla karşılık vermenin gücüne vurgu yapan bu ezber bozan macera, iflah olmaz bir zorbanın işinin nasıl zora sokulduğunu kahkahalar eşliğinde gösteriyor.   Sürpriz sonuyla okuru ters köşeye yatıran kitap, Nicole O&apos;Byrne&apos;ın ironi ve mizahla harmanladığı karakteristik çizimleriyle klasikleşmiş kedi-fare anlatılarına yeni bir soluk getiriyor.   “Bundan sonra hiçbir fareyi yakalamaya çalışmayacağım. Yeminle!” Eğer bu yemini bir kedi ettiyse, hele ki tüm farelerin kendisinden delice kaçtığı numaracı bir kedi ettiyse, durup yeniden düşünmekte fayda var. Dehşet, adının hakkını veren; kapkara, çok fena, dehşetli bir kedidir. Dehşet kelimesi âdeta onu tanıyanların önerisiyle sözlüğe girmiştir. Böylesine dehşetengiz bir kedinin her alanda başarılı olması işten bile değildir. 
Ne var ki kahramanımız, fareleri kapana kıstırma konusunda azıcık (eh, belki de biraz fazlası!) şanssızdır. Oysa onun gibi kedilerin fare yakalaması ŞARTTIR! Neyse ki Dehşet&apos;in leziz mi leziz bir planı vardır... Kedilerle farelerin bitimsiz savaşında akıllara zarar bir ateşkes molası veren bu eğlenceli fabl, “Birlikten kuvvet doğar” atasözünü doğrular nitelikteki anlatısıyla her yaştan okuru doyumsuz bir kovalamacanın içine çekiyor.   Kara Kedi Dehşet&apos;le tanışanları acayip derecede komik, bir o kadar da düşündürücü bir serüven bekliyor. Kesinkes. Yeminle!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118193</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5e60ea5-8b53-471e-87f8-3ee34e8d941b.jpg</image:loc>
            <image:title>Romantik Kıskançlık - Kendi Kendine Terapi Serisi</image:title>
            <image:caption>“Kıskançlık asla tekil, sürekli ve bölünmez bir tutku değildir. Her biri geçici olan, birbirini izleyen sonsuz sayıda farklı kıskançlıktan oluşur.” 
– Marcel Proust 
Aşkın olduğu yerde kuşku, kuşkunun olduğu yerde kaygı ve tüm bunların olduğu yerde kıskançlık vardır. Kıskandığınız şeyin ne olduğunu anlamak içinse daha önce başınıza ne geldiğini bulmanız gerekir. Duygularınızın nereden geldiğini bilmek, ilişkinizde neyin düzeltilmesi gerektiğini ve bunun nasıl yapılacağını anlamak için sahip olduğunuz tek umuttur. 
Psikiyatr Cengiz Arca’nın teorik bilgi ve klinik deneyimi bir araya getirdiği bu kitap, kıskançlık nedeniyle zorluk yaşayan ve romantik ilişkilerinde başını belaya sokan kişiler için yazıldı. 
Bu etkili rehberde kıskançlığın neye benzediğini, nasıl deneyimlendiğini, bazı ilginç çeşitlerini, normal kıskançlıktan hastalıklı kıskançlığa nasıl değişim gösterdiğini ve kıskançlıkla baş edebilmek için işe yarar çözüm önerilerini bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118194</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8653b453-84d4-433c-bad2-504b0ad5eee9.jpg</image:loc>
            <image:title>Invincible 2</image:title>
            <image:caption>KIZLAR 
SİVİLCELER 
ÖDEVLER 
SÜPER KÖTÜLER 
 
Ergenken yenilmez olmak çok işe yarar. Mark Grayson, namı diğer Invincible’ın yani dünyanın en güçlü adamı Omni-Man’in oğlunun ve ailesinin maceraları devam ediyor. Kolejler, akran baskıları, okul sonrası gidilen işler ve değerlendirme sınavları... Mark, ara sıra bu ergenliğin yarattığı baskılardan bunalıyor ve azıcık nefes alıp dünyayı kurtarması gerektiğini düşünüyor</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118195</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8ed374cc-66bd-43ac-a11b-2d5ea302fde4.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbimde Olan</image:title>
            <image:caption>Kalbimizde olan,
Varlığımızı saran,
Bizi biz yapan Aşk...
İstinat duvarıdır alemin... 
-- ANJELİKA AKBAR</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118196</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e4404db-2bee-480c-af2e-b9c059da5a02.jpg</image:loc>
            <image:title>Suriye Dosyası</image:title>
            <image:caption>“GELECEĞİ ÖNGÖREBİLMEK ANCAK GEÇMİŞİN AYRINTILARINI BİLMEKLE MÜMKÜNDÜR.” 
 
Suriye’de çatışmalar sonlanmamakla birlikte Esad rejiminin içsavaşı askeri anlamda kazandığı, 2024 yılı itibariyle ülkenin yaklaşık üçte ikisini kontrol altına aldığı, dikkatini öncelikle İdlib ve SDG/PYD denetimindeki Fırat’ın doğusuna yoğunlaştırmaya başladığı günümüzde, çeşitli nedenlerle ertelenen başkaca sorunlar yüzeye yansımaya başlamış bulunmaktadır. 
 
Suriye’de sahadaki doğrudan aktör devletler (Rusya, Türkiye, İran, ABD) arasında var olan öncelik, amaç ve vizyon farklılıkları ortak bir paydada buluşulmasını zorlaştırmakta, Suriye’nin yeniden yapılandırılması ve geleceğinin şekillendirilmesine yönelik ciddi görüş farklılıkları ile rekabet, yeni anlaşmazlıklar yaratmaya aday görünmektedir. 
 
Sınırlarımıza bitişik bir coğrafyada süregelen ve Türkiye’mizi gerek ulusal güvenliğimiz gerekse alınan göçler nedeniyle sosyoekonomik, sosyokültürel ve sosyopolitik açılardan doğrudan ilgilendiren bu konu hakkında istedik ki bir bilgi penceresi açılsın. 
 
Okurlara sunulan ve Suriye krizini başlangıcından itibaren ayrıntılandıran çalışma, her ne şekilde sonlanırsa sonlansın, yaşanan ve yaşanması süregelen bir döneme ışık tutmak için tasarlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118197</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0b4fda8b-1201-446d-9414-9f823e359bda.jpg</image:loc>
            <image:title>Toprak</image:title>
            <image:caption>Toprağa yaptığımızı aslında kendimize de yaparız. 
Uzun yıllardır yeni keşifler için bakışlarımızı yıldızlara çevirdik, Ay’a ve diğer gezegenlere meydan okuduk, okyanusların derinliklerine ulaştık ama ayaklarımızın altındaki mucizevi örtüye incelikle bakmadık. 
Karadaki yaşamın anahtarı, ekosistemimizin ayrılmaz parçası toprak hayatla aramızdaki bağlantımızdır. Buzul çağından bugüne tüm medeniyetlerin oluşmasının ve düşmesinin destanında onun görünmez rolü vardır. 
Açlıktan hastalıklara, gastronomiden savaşlara dek uygarlığın inşasının değeri bilinmemiş kahramanıdır. Bir çay kaşığı dolusu toprakta, dünyadaki insan sayısından daha fazla canlı vardır. Toprak, büyüleyici bir yaşam döngüsü barındırır. Nispeten araştırılmamış olmasına rağmen, dünya üzerindeki tüm çokhücreli canlıların yüzde 70’inden fazlası toprakta yaşar. 
 
 
Çiftçi ve yazar Matthew Evans, soluksuz okuyacağınız bu kitapta, sadece ihmal edilmemiş aynı zamanda kirletilmiş, aşırı işlenmiş ve hor kullanılmış bu armağanın hikâyesini anlatırken, bizi, onsuz var olamayacağımız eşsiz bir canlılığı kalbinde saklayan ve koynunda büyüten toprağın şarkısına kulak vermek için umut dolu bir yolculuğa sürüklüyor. 
 
Ayaklarımızın altındaki zemine çöp muamelesi yapmayı bırakmanın zamanı gelmedi mi?okuyacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118198</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad35de5d-1121-4284-8c2c-bd8c22db694b.jpg</image:loc>
            <image:title>Çılgın Cadının Sıra Dışı Aile Hayatı 1</image:title>
            <image:caption>Ormanda yaşayan cadı Alyssa, bir gün bir insan yavrusu bulur. Kafası allak bullak da olsa bebeğe &quot;Viola&quot; adını vererek onu büyütmeye karar verir. 
 
On altı yıl sonra Viola, Alyssa&apos;yı çok seven bir anne canavarına dönüşmüştür. Ayrıca hayal edebileceğinizden daha çok büyümüştür. Ama bu kadar büyümek de fazla! 
 
Görünüşleri birbirinin tam tersi olan cadı ve kızının içinizi ısıtacak komedisi birinci cildiyle karşınızda!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118199</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68dfb594-abfc-429c-b19c-e9972a228481.jpg</image:loc>
            <image:title>Sefalet Çağı</image:title>
            <image:caption>SADECE ÖNLEM ALANLAR HAYATTA KALABİLECEK! 
 
Yeni bir çağa girmek üzereyiz! Bu, Sefalet Çağı olacak. 
 
Son yüzyılın getirdiği bütün zenginlikleri toplumlar yavaş yavaş terk ediyor. Türkiye ve dünya ekonomisinde taşlar yeniden diziliyor. Her şeyin daha kıt, daha az ulaşılabilir olduğu bu yeni dönemde sadece ayrıcalıklı bir kesim zenginliğini artırırken geniş kitleler sefalete sürükleniyor. Bunu, servetin belirli bir zümreye aktarılışından da anlıyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz de bu değişimden payını alıyor. Hatta bazı konularda öndeyiz! Birey olarak yapabileceklerimiz sınırlı da olsa mevcut. 
 
Bu kitap bir döneme tanıklık etmenin yanı sıra geniş kitleler için uyarı niteliğindedir. 
 
Yeni bir çağ geliyor! Farkında mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118200</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01048be9-23eb-4fd2-9a9e-56950d6062e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Hoyrat</image:title>
            <image:caption>Hayat ağaç gibi, şehir gibi madde değildi, zamanın içindeydi. Hayatın ağaç gibi, şehir gibi çift dikişi yoktu çünkü insan ölümlüydü. Hayatın beni beklediği yoktu. Umuru bile değildim. Hayat zamanın içine yerleşmiş, ayaklarını uzatmış, oluyordu da oluyordu. Zaman ise işini yapıyor, kendini hoyrat kullananı kale almıyor, kendini hoyrat kullanıp da ibadetini aksatana tahammülü de, müsamahası da olmadığını kıyamet gibi bildiriyordu. Hayatı zamanın istediğinden gayrı yaşamak günahtı. 
 
Sepin Sinanlıoğlu’dan edebiyata parlak bir giriş. Hoyrat, sadece yeni bir kitabın değil, iyi bir yazarın da habercisi. -Kemal Varol 
 
Belleğin kuytusundan sızan, unutuşun sisini aralayan bir ezgi. -Defne Suman 
 
Sepin Sinanlıoğlu, eski yaralara yeni bir anlatı kurarak yaklaşıyor, ağacın sesini dinleyerek suyun yatağını izliyor. -Mahir Ünsal Eriş 
 
Aile yadigârı piyanonun peşinden geçmişi, aşkı ve aidiyeti bulmak için İstanbul’dan Bitlis’e bir yolculuk… Miran ile Leyla’nın büyük aşkının hikâyesi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118201</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2de8d0b9-e2e1-4669-befa-cab8c9bf3dfb.jpg</image:loc>
            <image:title>Minecraft Zor Seçim</image:title>
            <image:caption>KARANLIKTA KORKUNÇ 
BİR TEHLİKE SAKLANIYOR… 
PEKİ BU TAVŞANLAR DA 
NEREDEN ÇIKTI? 
  Po ve arkadaşları Uyandırıcı Kral’ın bir başka ürkütücü parçasıyla yüzleşmek için yer altının derinliklerine gidiyor. Bu parça, Minecraft’taki her yaratığı onlara düşman edebilir. Ama bu işin kolay kısmı çünkü gerçek dünyada Po, okul başkanlığına aday oldu! Üstelik Po’ya oy vermek, krize davetiye çıkarmak demek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118202</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/343e4a40-4f5a-4a3c-acd6-767d5d6ef5bc.jpg</image:loc>
            <image:title>Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 2.5 - Ejderha ve Yıldız</image:title>
            <image:caption>YILDIZLARA YAZILI 
KALBİNİN DENGİ. 
 
Daren ve Nova diyardaki zorlu karşılaşmanın ardından insanların arasına karışmıştır. Nova için çok tanıdık olsa da artık eski dünyasında hiç kimse onu hatırlamıyor. 
Nova geride bıraktığı krallığına dair endişe içindeyken Daren, Nova’nın eski yaşamının her ânını öğrenmek için heveslidir. 
İnsanların arasında geçirecekleri sürede yaptıkları anlaşma onları daha çok yakınlaştırırken suçlu hissetmemek mümkün değil. İnsan kaç kez Ateş Lordu ile sinemaya ve konsere gidebilir? Nova bu kadar eğlenceli olacağını hesaba katmamıştı ve dönüş zamanı yaklaşıyordu. 
 
Nova ve Daren’in ilişkilerini anlatan Ejderha ve Yıldız’ın, serinin ikinci kitabı Krallar ve Soytarıları’ndan sonra, üçüncü kitabı Deliler ve Cellatlar’dan önce okunması tavsiye edilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118203</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0d832638-9aa9-47d2-81ee-fafefc1e69cf.jpg</image:loc>
            <image:title>Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 3 - Deliler ve Cellatlar</image:title>
            <image:caption>Yakmaya başlayana dek yanacaksın! 
 
Tanrıçaların uyanışından sonra Nova ve Daren aylar sonra diyara döner. Cehennem kraliçesini geri getirmek hiç de sandığı gibi olmaz. Artık tüm lordlar ve vârisler tehdit altındadır. Karanlık maddeyi kullanmak diyarın dört bir yanından orduların kapıya dayanmasına neden olur. Toprak Vârisi yeni kurduğu müttefiklerle kaybettiği gücünü kazanırken, Ateş Krallığı taht mücadelesine dahil olur.  Hava Krallığı’nın birleşme partisi, Su Vârisi’nin takdimi ve Ateş Krallığı merasimi Nova’yı zorlu kararlar almak zorunda bırakır. Beşinci element ile yüzleşen Nova krallığını kurtarmak için Atlantis’in peşine düşerken, Ateş Lordu’na kaybettiklerini geri vermeye kararlıdır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118204</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d3f85c5-f1ce-4f9a-a539-7369b377b234.jpg</image:loc>
            <image:title>Sahnede Yaşamak - Rutkay Aziz ile Söyleşi</image:title>
            <image:caption>Sahnede yaşamak dedikleri bu olsa gerek!

Yazar Barış İnce&apos;nin yayıma hazırladığı Sahnede Yaşamak, modern Türk tiyatrosunun dev çınarı Rutkay Aziz&apos;le tiyatro, sanat ve hayat üzerine, gençlere ilham veren bir söyleşi kitabı.

Ömrünü sahneye adamış Aziz&apos;in anılarına yer vererek yarım asrı aşan sanat yaşamına odaklanan bu arşivlik çalışma; aile albümlerinden çıkan çok özel fotoğraflar, basında iz bırakan gazete-dergi kupürleri ve koleksiyon değeri taşıyan afiş ve program kitapçıklarıyla renklenerek ülkemizin yakın tarihine ayna tutuyor. 

Farklı kuşaklara seslenmeyi başarmış büyük bir oyuncunun sanat görüşünü anlamamızı ve anlamlandırmamızı sağlayan eser ayrıca, okurları edebiyatla gazetecilik arasında bir yerde duran, Yaşar Kemal&apos;in “Bal gibi edebiyattır!” şeklinde tanımladığı söyleşi türünün incelikleri ile de buluşturuyor.   
Atatürk&apos;ü oynama onuruna erişmiş, onlarca oyun sahnelemiş, nice ödüller almış, binlerce kez sahneye çıkmış bir usta var karşımızda!
Aziz Ünal Rutkay, yani hepimizin bildiği adıyla Rutkay Aziz.

İlk kez ne zaman sahne tozunu yuttu? Hocaların hocası Muhsin Ertuğrul ve Ayla Algan tiyatroya bakışını hangi yönde şekillendirdi? Kariyerindeki kırılma noktası ne oldu? Kızı Doğa&apos;nın dünyaya gelişi hayat anlayışını nasıl etkiledi? Çekimser yaklaştığı beyaz perdeye kimlerin zoruyla “itildi”? Can Yücel, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Zülfü Livaneli gibi üstatlarla yolları ilk nerede kesişti? Can dostu Tarık Akan&apos;ın hayatındaki yeri ve anlamı ne? Atatürk rolü kendisine teklif edildiğinde neden çekindi? 

Barış İnce sordu, “Tiyatro ölümsüzdür çünkü tiyatro duygularla yaşar,” diyen Rutkay Aziz yanıtladı. 

Sanatla geçen bunca yılda “İyi ki böyle yaşadım,” diyen şanslı azınlıktan olan Aziz&apos;e karşı beslediğimiz sevgi, saygı ve hayranlığı katlayarak çoğaltan Sahnede Yaşamak, gençlere usta bir oyuncuyu daha yakından tanıtmakla kalmıyor aynı zamanda tiyatroya ilgileri veya yetenekleri olup olmadığını keşfetmeleri için kılavuzluk da ediyor. 

Duyarlı kişiliği, mükemmel oyunculuğu ve halktan yana duruşuyla örnek bir sanatçı olan Rutkay Aziz&apos;in anlattıklarına kayıtsız kalamayacaksınız.

Doğa&apos;ya “Baban ne iş yapıyor?” diye sorduklarında, “Babam tiyatroda bekçi,” diyormuş. Sabah akşam oradayız ya...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118205</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/48ab2246-c27b-4e1d-a8d4-e3d9fa5da714.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Mimarlık</image:title>
            <image:caption>Bir tasarım zihinden pratiğe geçerken birçok sapağa uğrar ve nihayetinde “şey” olur. Sözgelimi bir bina veya bir tablo olarak göz önüne çıkar. Peki, bu “şey”e ne zaman sanat veya mimarlık etiketi ile bakabiliriz? Bu sorudan bir adım geriye, en başa dönersek sanatı ve mimarlığı birlikte tanımlamak veya ikisini birbirinden ayrıştırmak mümkün müdür? 
Bu kitapta siyasi, ekonomik ve toplumsal koşullardan üreyen sanat ve mimarlığın birbirine bakışı, kesişim alanları ve sınır ihlalleri bu temel sorular etrafında farklı şekillerde yanıtlanıyor. 
Celal Abdi Güzer&apos;in derlediği bu eserde, Sanayi Devrimi&apos;nden yapay zekâ tartışmalarına kadar uzanan bir zaman diliminde sanat ve mimarlığın dönüşümleri ele alınıyor. Her dönemde sanat ve mimarlığın hegemonya ve sermayeyle ilişkisini nasıl konumlandırdığı, “kurulmuş gerçeklik çağı”nda nasıl hayata karıştığı detaylı bir şekilde irdeleniyor. 
Kitaptaki metinleri teori ve pratiği harmanlayan yazarlar kaleme aldı. Kitapta sadece sanat ve mimarlığın karmaşık ilişkisini değil, aynı zamanda gündelik hayata karıştıkça unutulan incelikleri de bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118206</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4e5d0fe4-b48e-4cb7-9aa2-84c973b5fd76.jpg</image:loc>
            <image:title>Kazandıran Hamleler, Kaybettiren Hatalar</image:title>
            <image:caption>Oyun teorisi uzun zamandır sosyal bilimcilerin ve meraklıların ilgisini çekiyor. Kimileri tarafından, gün geçtikçe karmaşıklaşan insan dünyasını anlamanın anahtarı ve sosyal bilimlerin kutsal kâsesi sayılırken, başkaları onu dünyayı zorla matematiğe sığdırmanın gösterişli bir yolu olarak görüyor. Rekabeti, çatışmayı, işbirliğini anlamak ve bu anlayışı kendi avantajına dönüştürmek herkese cazip geliyor ama oyun teorisinin ufak bir “kusuru” var: Ardında yatan mantık ve matematiği anlamak zaman zaman güç olabiliyor ve bu durum onu bir gizem perdesinin ardında, uzman olmayanlardan uzak tutuyor. 
Ig Nobel Ödülü sahibi fizikçi ve yazar Len Fisher’a göreyse bu böyle olmak zorunda değil çünkü hayat oyun teorisinin ta kendisi! Kardeşlerin bir keki aralarında paylaşmalarından, ev işlerinin bölüşülmesine, çiftlerin birbirini “idare etmesinden”, kaldırımda yol verme kavgasına, savaş çıkarmaktan barış antlaşmaları imzalamaya kadar neredeyse her yerde yalın ve büyüleyici bir mantık işbaşında ve bu mantığı öğrenmek aslında çok kolay. Bu kitap oyun teorisinin ne olduğunu, temel kavramlarını, amacını ve onu hayatımızı iyileştirmek için nasıl kullanabileceğimizi, Fisher’ın kendi hayatından da bazen gülünç, bazen şaşırtıcı örneklerle sade, mizahi ve eğlenceli bir dille anlatıyor. Bilimsel bir bakışla hayatınızın dizginlerini elinize almanıza izin verecek ipuçları sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118207</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d8059845-45c3-4b80-8bbf-6aa36469026f.jpg</image:loc>
            <image:title>Yirmi Beş Keşifte Evrimin Öyküsü</image:title>
            <image:caption>“Anlatılan senin hikâyen.” 
 
Evrim teorisi modern bilimin ve özellikle de biyolojinin en görkemli başarılarından biri. Yeryüzünün geçmişinde yolları birbiriyle kesişen sayısız öyküden görkemli ve gür bir aile ağacı oluşturup canlıların geçmişini, bugününü ve geleceğini birbirine bağlıyor. Dünyaya ve dünya içindeki yerimize ilişkin bakışımızı derinleştirmekle kalmayıp evrenin boyutları ve hayatın zenginliği karşısında bizi daha mütevazı olmaya da teşvik ediyor. Yine de etrafındaki tartışmalar bitmek bilmiyor, hatta gittikçe daha da karmaşıklaşıyor ve evrimi anlamak isteyenlerin gözünü en başından korkutabiliyor. Evrime dair kanıtlar her geçen gün artarken ve yepyeni yöntemler ile tekniklerin kullanılmasıyla şaşırtıcı sonuçlara ulaşılırken evrimi ve evrim teorisini nasıl anlayabiliriz ve anlatabiliriz? 
• Evrim nedir, evrim teorisi nedir? 
• Evrim “sadece bir teori” midir? 
• Canlıların vücut yapıları kusursuz mu? 
• Geçiş fosilleri var mı, yok mu? 
• Evrim tamamlandı mı, yoksa devam ediyor mu? 
• Gözün hikmeti var mı? 
• İnsanlar nereden geldiler? 
Bu kitapta, tanınmış paleontolog Donald R. Prothero, yanıtı merak edilen bu ve benzeri sorulara güncel bilgilerin ve bulguların ışığında bir yanıt veriyor. Biyoloji biliminin ve evrim teorisinin çehresini değiştiren yirmi beş keşfin ve bu keşifleri yapanların öyküleri üzerinden evrim hakkında doğru ve yanlış bilinenleri, halk efsaneleri ile bilimsel gerçekleri her yaştan okurun kolaylıkla anlayabileceği berrak bir dille ortaya koyuyor. Evrimin ve canlıların geçmişine, insanlığın öyküsüne ilgi duyan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir “evrimi anlama kılavuzu” sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118208</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fa45d94b-7f99-4107-88a0-81d26fac8250.jpg</image:loc>
            <image:title>Ortadoğu’da Uluslararası İlişkiler</image:title>
            <image:caption>Ortadoğu&apos;yu jeopolitik bir satranç tahtası olarak görüp, buna göre siyasetini ve teorisini üretenlerin aksine bu çalışma, bölgenin kendi tarihsel katmanlarını analiz ediyor. Mısır&apos;dan Türkiye&apos;ye kadar uzanan coğrafyada dış politika dinamiklerinin merceğinden ulusal ve uluslararası arenada yaşanan güç oyunlarının ardındaki gerçekleri açığa çıkarıyor. Savaşlar ve ittifaklar arasında kaynayan bu bölgede siyasetin iki temel stratejisini de gözler önüne seriyor: rekabetçi destek arayışı ve ideolojik dışsallaştırma. Ewan Stein, tüm bunları anlamak için bölgedeki güçlerin hegemonya stratejilerine bakma gerekliliğini vurgularken başka coğrafyaların bölgesel siyasetine dair de önemli ipuçları veriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118209</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ebad64e-b73b-4682-8ba0-31af9fd48fbd.jpg</image:loc>
            <image:title>Rommel</image:title>
            <image:caption>“Onun sihirli kelimesi hız, cesaret ise en önemli özelliği. Düşmanı şoke eder, gafil avlar, gerisine sarkar, çembere alır, dehasını ve sahip olduğu her şeyi kullanır; geceye, sise, nehre ve engellere aldırmaz. Böylece tankları, bir cerrahın neşteri gibi Avrupa haritasında uzun ve kanlı izler bırakır.” 
 
Alman ordusunun basın masasında çalışan bir subay, 7’nci Panzer Tümeni’yle Fransa’da kazandığı başarıların ardından Erwin Rommel’i bu sözlerle tanımlıyordu. Geleceğin Çöl Tilkisi maharetlerini ustalıkla sergiliyor ve piyade kökenli olmasına rağmen tank harekâtına ne derece hâkim olduğunu gözler önüne seriyordu. Peki Fransız ovalarını alt üst eden ve çöl kumlarına hükmedecek olan Erwin Rommel kimdi? 
 
Birinci Dünya Savaşı’nda Fransız, Rumen ve İtalyan dağlarında çarpışan bir avcı subayı, iki savaş arası dönemde tabur komutanı ve piyade eğitmeni, İkinci Dünya Savaşı’nda ise sırasıyla Führer Karârgah Taburu, 7’nci Panzer Tümeni, Alman Afrika Kolordusu, Afrika Panzer Ordusu, Afrika Ordu Grubu komutanı ve son olarak Batı Savunmaları Genel Müfettişi. Yarım asırlık yaşamına bunca mevki ve başarıyı nasıl sığdırmıştı? 
 
Alman İmparatorluğu’nun en yüksek nişanı Pour le Mérite’i nasıl aldı? 
Rommel ailesinin yolu Osmanlı İmparatorluğu’yla nasıl kesişti? 
Hitler’i gerçekten destekledi mi? 
Adanmış bir Nazi miydi? 
Afrika’yı nasıl alt üst etmişti? 
Savaşın kaybedildiğini ne zaman anladı? 
20 Temmuz suikastının arkasında gerçekten Rommel de var mıydı? Selçuk Uygur, arşiv belgeleri ve güncel monografilerden yararlanarak kaleme aldığı bu çalışmasında, 20. yüzyılın büyük komutanlarından biri olan Rommel’i dünya savaşlarındaki askeri kariyeriyle olduğu kadar, ailesi ve çevresiyle olan ilişkileri, siyasi düşünceleri ve insani yönüyle de ele alıyor. Namı diğer Çöl Tilkisi’nin hikâyesini bir roman akıcılığıyla anlatan bu çalışma, Türkçedeki en güncel ve detaylı Rommel biyografisi olma özelliğini taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118210</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d96d9abb-95d7-491a-9e85-44a09a170b82.jpg</image:loc>
            <image:title>İstanbul Tarihi</image:title>
            <image:caption>İmparatorluklar Başkentinin 2500 Yıllık Tarihi 
Tarih boyunca seyahatnamelere, araştırmalara, romanlara, filmlere konu olmuş, yeryüzünün en eski şehirlerinden biri olan İstanbul&apos;un 2500 yıllık tarihi... 
İstanbul, 2500 yıllık tarihi boyunca defalarca harap edilmiş, yağmalanmış, görmezden gelinmiş, türlü afetler, sayısız badireler atlatmıştır. Ancak her defasında küllerinden yeniden doğmayı bilmiş, topraklarının üzerinde egemenlik kuranların, gönlünde taht kurmayı başarmıştır. 
Şehre hâkim olanlar, ellerinde tuttukları eşsiz güzelliğin bilinciyle ona Nea Roma, Ebedi Kent, Dersaadet gibi unvanlar verirken, kenti arzulayanlar da el-Mahrusa (korunan) ve Çarigrad (imparatorlar kenti) gibi yakıştırmalar yapmışlardır. 
Şehir yaklaşık 1000 yıl boyunca Hristiyan dünyasının en önemli kentlerinden biri olma vasfını korumuş, 1453’te Osmanlıların fethiyle birlikte kısa sürede İslam dünyasının sayılı merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Konstantin, Justinyanus, Fatih, II. Bayezid, Kanuni, III. Mustafa gibi hükümdarların koruyup, ihya ettikleri kent, 193’te Romalılar, 1204’te Haçlılar ve 1918’de İtilaf devletlerince tahribata uğratılmıştır. İstanbul Tarihi sizi 20. yüzyılda büyük göçlere ve bilinçsiz imar politikalarına direnmeye çalışan İstanbul’un 2500 yıllık tarihine gravürler, fotoğraflar ve resimler eşliğinde bir göz atmaya çağırıyor. Bunu yaparken de yer yer isyanlara, “küçük kıyamet” diye anılan depremlere, şehir içinde bina edilen saraylara, hanlara, kilise ve camilere kronolojik bir silsile ve sistemli bir bütünlük içinde yer vermeyi hedefliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118211</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52f5888d-16b2-446e-a6a6-bd501bffb1c3.jpg</image:loc>
            <image:title>Şarlman</image:title>
            <image:caption>Orta Çağ Avrupası’nın İlk İmparatoru, Avrupa’nın Babası Şarlman... 
 
Şarlman, akla gelebilecek her alanda Orta Çağ Avrupası’nın en önemli hükümdarlarındandır. Ülkesinde adalet ve istikrarı tesis etmiş, kültür ve medeniyeti canlandırmıştır. Karolenj Rönesansı adı verilen, kelimeler arasına boşluk koyma, küçük harflerle yazma, noktadan sonra büyük harfle başlama gibi bugün kullandığımız pek çok yazım kuralını getiren kültürel uyanış, bizzat onun çabalarıyla başlamıştır. 
 
Şarlman’ın yakın arkadaşlarından olan Einhard, imparatorun hizmetinde geçirdiği yıllarda, pek çok şeye tanık olmuş, resmî belgelere ulaşmış, olayların kahramanlarıyla görüşmüştür. Şarlman’ın hayatını kaleme almayı görev edinerek Büyük Karolus’un Hayatı (Vita Karoli Magni) adlı eseri yazmıştır. Bu eser Avrupa tarihinde din adamı olmayan biri tarafından yazılmış ilk biyografi olmasının yanı sıra Orta Çağ edebiyatının en ünlü eserlerindendir. Dönemin tarih yazımını derinden etkileyen eser, XVI. yüzyıldan itibaren yayımlanmaya başlanmış, ulus dillere tercüme edilmiş ve sayısız kez yorumlanarak en çok okunan tarihi biyografilerden biri olmuştur. Birleşik Avrupa/Avrupa Birliği fikrinin babası Şarlman’ın siyasi başarıları, askerî stratejisi, dış ve iç politikaları, dostları, düşmanları, kişisel alışkanlıkları ve özel hayatı hakkında başka yerde bulunmayan dikkat çekici bilgiler sunan eser, destansı bir özellik de taşımaktadır. 
  Özlem Genç’in Latince aslından yaptığı çevirisine ek olarak açıklamalar ve değerlendirmelerle zenginleştirdiği Şarlman: Avrupa’nın Büyük Hükümdarı (Vita Karoli Magni), Kronik Klasikler Serisi’nin yeni kitabı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118212</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7a7259e0-3990-472d-9bb9-996f49235b16.jpg</image:loc>
            <image:title>Milyar Dolarlık Hikayeler</image:title>
            <image:caption>George Soros bir günde nasıl 1,5 milyar dolar kazandı? Bir traderın para hırsı 10 bin kişiyi nasıl işinden etti? Nobel ödüllü ekonomistlerin kurduğu fon nasıl battı? Londra’da balinanın ne işi var? Tek bir kişi dünyadaki bakır fiyatlarını belirleyebilir mi? Kraliçenin bankasını kim batırdı? Bir hisse senedinin değeri günler içinde yüz kat artabilir mi? 
Milyar Dolarlık Hikâyeler’de; hisse senedi, döviz, faiz, emtia ve türev piyasalarında yaşanan 10 başlıkta toplanmış 14 farklı hikâye bulacaksınız. Kumarbazları, hilekârları, kötü risk yöneticilerini, ünlü traderları ve başarılı yatırımcıları tanıyacaksınız. 
Hayali olayları değil; büyük yatırımcıların, hazinecilerin, tanınmış trader ve portföy yöneticilerin gerçek hayattaki, gerçek işlemlerini okuyacaksınız. 
S. Cem Çiloğlu, yatırım dünyasında karmaşık görünen 300’ün üzerinde finansal kavramın basit açıklamalarını 50’ye yakın örnek ve 30’dan fazla görselle birlikte anlatıyor. Finans sektöründe tanık olduğu olaylardan ve tecrübelerinden yola çıkarak “Ben kariyerimin başında hangi kavramları bilsem daha iyi olurdu?”, “Neler bana ilk başta söylenseydi, işime daha çok yarardı?” gibi soruların cevabını yanıtlıyor. Milyar Dolarlık Hikâyeler, sizleri finans tarihinde dönüm noktası olmuş ilginç olaylara ve buralarda geçen temel yatırım kavramlarına farklı bir gözle bakmaya davet eden bir kaynak kitap olma özelliği taşıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118213</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4c5e870-66c1-4326-9127-e75309297bc9.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınırdaki Düşman</image:title>
            <image:caption>ASKERÎ İSTİHBARAT SERVİSLERİ NASIL BİR YARIŞ İÇERİSİNDEYDİ? 
Osmanlı İmparatorluğu ile eski bir Osmanlı özerk vilayeti olan Sırbistan arasındaki ilişkiler, 1878&apos;den sonra, yeni bir imparatorluk düzeni içinde, hâlâ geçmiş savaşların mirası tarafından kuşatılmış durumdaydı. Sırplar yeni bir zorlukla karşı karşıya kalmışlardı: Eski egemenleri yeni olası düşmanları Osmanlı’ya karşı nasıl direneceklerdi? Benzer bir mesele de Osmanlı için geçerliydi: Eski tebaaları yeni sınır komşuları Sırplar bundan sonra ne yapacaktı? Bu sorunlar iki devleti de birbirlerinden istihbarat toplamaya, bu askerî istihbaratlar üzerinden birbirlerine karşı politikalar geliştirmeye yöneltti. En sonunda Balkan Savaşlarına varacak olan süreç böylece başlamış oluyordu. 
Sınırdaki Düşman, bu iki devletin olası bir harpte savaş planlarını nasıl kavramsallaştırdıklarını, bu bilgileri kimin ve hangi biçimde topladığını irdeliyor. Osmanlı ve Sırp devlet adamlarının muhtemel düşmanını tanıma süreci, iki ülkenin askerî istihbarat servislerinin arkasında kimlerin olduğu, ordunun ve askerin durumu, iki devlet arasında olası bir savaşın gerçekleşeceği bölgelerde altyapı, insan ve kaynakların durumunu irdeleyen bu kitap Balkanlara dair istihbarat çalışmalarına yeni bir ışık tutuyor. 
Sırp ve Osmanlı devlet arşivlerinden ilk kez gün yüzüne çıkartılan belgelerin kullanıldığı bu çalışma bir yönüyle Birinci Balkan Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yaşadığı hezimetin de arka planını gösteriyor. Jovo Miladinović, Sırbistan gibi küçük bir devletin, olası bir savaş için gerekli askerî bilgileri edinme konusunda nasıl kendisinden daha büyük bir oyuncu olan Osmanlı karşısında üstünlük sağlayabildiğini hem kurumlar hem de operasyonlar temelinde ele alıyor. 
Sınırdaki Düşman: Osmanlı-Sırp Karşılıklı Askerî İstihbarat Faaliyetleri (1880-1912) İstanbul ve Belgrad’ın askerî istihbarat peşinde birbirleriyle kıyasıya yarışını, ilk kez bu denli ayrıntılı inceleyen bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118214</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb5dbb1d-7f64-4660-8be5-d2c824617ea2.jpg</image:loc>
            <image:title>Askeri Stratejinin Temelleri</image:title>
            <image:caption>Askerî Stratejinin Temelleri 
 
Günümüz uluslararası ortamında, siyasi krizlerin derinleştiği, bölgesel savaş ve çatışmaların arttığı ve küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, askerî stratejinin temel prensiplerini anlamak ve analiz etmek giderek daha büyük bir önem kazanıyor. Rusya Federasyonu&apos;nun Ukrayna&apos;daki müdahalesi, İsrail’in Gazze’de insan haklarını hiçe sayarak yürüttüğü askerî operasyonlar ve Çin Halk Cumhuriyeti&apos;nin uluslararası alandaki yükselişi, askerî güç kullanımı ve stratejik planlamanın tartışılmasını zorunlu kılmaktadır. 
 
Bu bağlamda elinizdeki kitap, askerî stratejinin ontolojik ve epistemolojik temellerini detaylı bir şekilde ele alarak, stratejik düşünceyi şekillendiren farklı akımları ve bu akımların temel teorisyenlerini incelemektedir. Geleneksel Çin stratejisinin ustası Sun Tzu&apos;dan Clausewitz’e, nükleer stratejinin önemli ismi Bernard Brodie’den askerî değişim konusuna odaklanan Andrew Krepinevich&apos;e kadar uzanan bir yelpazede, askerî stratejinin kökenlerini ve evrimini kapsamlı bir şekilde ele alırken, günümüzdeki uluslararası güvenlik ortamını nasıl etkilediğini anlamamıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Ayrıca kitabın, askerî strateji konusunda hem teorik hem de pratik deneyime sahip asker-akademisyenler tarafından kaleme alınmış olması da yaşanan terminolojik sorunların giderilmesine önemli katkı sağlamaktadır. 
 
Askerî Stratejinin Temelleri: Kuramcılar, strateji konusundaki bilgi birikimini artırmak isteyen herkes için önemli bir başvuru kaynağıdır. Güncel uluslararası olaylar ve siyasi gelişmelerle bağlantılı olarak stratejik düşünceyi analiz etmek isteyen okuyucular için vazgeçilmez bir kaynaktır. SUN TZU - THUCYDIDES - KAUTILYA - MACHIAVELLI - GUSTAVUS ADOLPHUS - VAUBAN - MONTECUCCOLI - GUIBERT - DE SAXE - CLAUSEWITZ - JOMINI - MACKINDER - MAHAN - CORBETT - DOUHET - LIDDELL HART - KENNAN - LAWRENCE - GALULA - THOMPSON - BRzEZINSKI - BRODIE - NYE - KREPINEVICH - OGARKOV - MARSHALL</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118215</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4118838b-4e79-498f-bdae-b7559e50e421.jpg</image:loc>
            <image:title>Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?</image:title>
            <image:caption>600 YILLIK BİR İMPARATORLUĞUN TARİHİ NASIL İNCELENİR? 
 
Tarih yazıcılığı nedir? Tarihî bilginin sınırları var mıdır? Tarihî kaynaklar nelerdir ve bu kaynaklar nasıl kullanılır? Politika, biyografi, ekonomi, toplum ve zihniyet ekseninde tarih biliminden nasıl yararlanılır? Araştırmacılar Osmanlı arşivlerinde neler bulabilir? Osmanlı coğrafyası nerede başlar nerede biter? Marksist Osmanlı tarihçiliğinin Türkiye’deki seyri nasıl gelişmiştir? Osmanlı tarihine dair hangi ülkelerde ne tarz belgeler bulunur? Osmanlı padişahlarının tebaası doğal çevresiyle ne gibi bir etkileşime girmiştir? İmparatorluğu oluşturan toplumlarda erkek ve kadın tebaanın rolü ne olmuştur?... 
 
Yeni bölümler ve kaynaklarla güncellenen Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?, genişletilmiş baskısıyla bir kez daha Türk okuyucusunun karşısına çıkıyor. 
 
20. yüzyıla kadar varlığını sürdüren Osmanlılar, arkalarında devasa bir kültürel miras bırakmış; arşiv belgeleri, kronikler, mimari yapılar hem Türkiye’den hem de yurt dışından birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Peki ama bu araştırmalar nasıl yapılmalıdır? Osmanlı medeniyeti araştırmaları konusunda uzun süre çalışmış olan Suraiya Faroqhi, bu alandaki tecrübesiyle araştırmacılara yol gösteriyor. Bu kitapta bilgi yığınları yerine bilgilere nasıl ulaşacağınızı ve onları nasıl kullanacağınızı bulacaksınız. 
 
Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?’de Suraiya Faroqhi, Osmanlı tarihin yorumlanmasında birincil ve ikincil kaynakların nasıl kullanılabileceğini örneklerle okurlara sunuyor. Arşiv belgelerinin yanında anlatısal ve görsel kaynakları inceleyerek, bu materyallerin ortaya çıkış amaçlarını açıklıyor ve okuyucuları ellerindeki kaynaklara eleştirel bir bakış açısı kazanmaları konusunda yönlendiriyor. Osmanlı tarihine çeşitli perspektiflerle yaklaşarak, metodolojik açıdan en ilginç olanları vurgulayıp; Avrupa, Hindistan ve hatta Japonya ve Çin tarihi üzerinde yapılan çalışmaların Osmanlı tarihçileri için nasıl bir esin kaynağı olabileceği konusunda önerilerde bulunuyor. 
  Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?, Osmanlı tarihinin zengin ve karmaşık kaynaklarına yeni adım için bir rehber olacak; deneyimli uzmanlar içinse yeni bakış açıları, kaynaklar ve yorumlar sunacak. Suraiya Faroqhi bu titizlikle inşa ettiği kitabında, tarihçilerin en çok tercih ettiği kelimelerin neden “acaba?” ve “belki” olması gerektiğini detaylı biçimde gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118217</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/39c76b1e-26b5-481e-9c1b-be27e739e776.jpg</image:loc>
            <image:title>Bağımlılık ve Bağımlılıklarla Mücadele</image:title>
            <image:caption>BAĞIMLILIKLARI TÜM YÖNLERİYLE
ANLAMAK ve ANLATMAK 
Bağımlılık, sanılanın aksine yaşamımızın fazlasıyla içinde, dört bir yanımızı sarmış ve artık ciddi şekilde mücadele edilmesi gereken bir hadise... Her ne kadar ilk anda aklımıza madde kullanımı veya kumar bağımlılığı gibi daha uç örnekler gelse de bağımlılığın çok daha masum görünen fakat gündelik yaşamı oldukça ciddi şekilde etkileyebilen birçok türü bulunuyor. 
“Ne var yani birkaç saat telefona baktıysam?”, “Televizyonun karşısında tüm gün oturmaktan keyif alıyorum.”, “Oyuna girmezsem tüm kazandıklarım heba olacak.”, “Bir sigara keyfimiz var, olmasın mı?” gibi serzenişleri duymayanımız herhâlde yoktur. 
Eğer yapmaktan çok keyif aldığınız bir eylemi bir türlü durduramıyorsanız veya bir işe çok önemli olmasına rağmen sırf keyif aldığınız etkinliği bırakamadığınız için başlayamıyorsanız çanlar sizin için çalıyor olabilir. 
Tütün bağımlılığı, madde bağımlılığı, kumar bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı, yeme bağımlılığı, oyun bağımlılığı, akıllı telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı. 
Peki, sizin bağımlılık türünüz hangisi? 
Kendinizde ya da çocuğunuzda hangi bağımlılığın olabileceğinden şüphe duyuyorsunuz?
Her kesimden insanı hedef alan bağımlılık sorununu ne yaratıyor olabilir? 
Bu alana yıllarını vermiş kıymetli bilim insanlarıyla kaleme alınan Bağımlılık ve Bağımlılıklarla Mücadele; farklı bağımlılık türleri, nedenleri ve bu bağımlılıklara ilişkin çözüm önerilerini içeren bir başvuru kaynağı… Bu kitapta giderek yaygınlaşan davranışsal bağımlılıklar ve geçmişten günümüze tehdit olmayı sürdüren madde bağımlılıklarına ilişkin bilim dünyasında yürütülen araştırmaları ve uzmanların bakış açılarını bulacaksınız. 
Hem profesyoneller hem de bağımlılıklar konusunda bilgi sahibi olmak isteyen amatör araştırmacılar için etkili ve öğretici bir kılavuz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118218</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a6456dbb-1bbb-4b5f-a472-056cd3334045.jpg</image:loc>
            <image:title>Frida’nın Çiçekleri</image:title>
            <image:caption>Kronik Çocuk’tan umudu kaybetmemenin önemini anlatan sıcacık bir hikâye: Frida’nın Çiçekleri. 
 
Hayata ve insanlara dair samimi ve yaratıcı hikâyeleriyle okurlarına hiçbir zaman yalnız olmadıklarını hissettiren Zeynep Alpaslan’ın yeni kitabı Frida’nın Çiçekleri Kronik Çocuk etiketiyle raflarda! Frida Kahlo’nun yaşamöyküsü, Mavisu Demirağ’ın rengârenk Kahlo portreleriyle hayat buluyor. 
 
Frida’nın Çiçekleri; azmin, umudun ve direnişin sembolü hâline gelmiş Frida Kahlo’nun hayat hikâyesini konu ediniyor. Zeynep Alpaslan; Kahlo’nun ilham veren hikâyesini anlatırken aynı zamanda büyümenin, kök salmanın ve kendini sevmenin önemini de vurguluyor. Okurlarına bir nevi yaşamla mücadele kılavuzu sunan Alpaslan, etrafınız iskeletlerle ve zorluklarla çevriliyken bile korkuya kapılmadan çiçek açmanın yollarını gösteriyor; karanlığa bir ışık tutuyor. 
 
Bu kitabı okurken hem Kahlo’nun hayat yolculuğuna eşlik edecek hem de onun çiçeklerinden aldığınız ilhamla her koşulda yeşermeyi, rengârenk çiçekler açmayı öğreneceksiniz. 
 
Hayat; umut dolu, kesintisiz ve muhteşem bir mücadeledir! 
 
MÜFREDAT TEMALARI: 
KİŞİSEL GELİŞİM, ÇOCUK DÜNYASI, DOĞA SEVGİSİ, ÖZŞEFKAT, SANAT 

***
 
Zeynep Alpaslan’ın yaratıcı ve güçlü̈ kaleminden kılavuz niteliğinde yepyeni bir eser: Frida’nın Çiçekleri. 
 
Büyümek çok zor, bir o kadar da büyüleyici bir süreç: Tıpkı bir çiçeğin toprağı yarışı, ilk nefes alışı, güneşe ilk sarılışı gibi. Hayat dediğin koskoca bir bahçe, senin ilgine muhtaç. Ne ektiğine dikkat etmen gerek bahçene, hayaller yağdırmalısın yağmur niyetine. Kök salmalısın kendini sevmeye. Çaresizlik ve umutsuzluk sardığında etrafını, çiçekleri izle. Sana yol gösterecekler, merak etme. 
 
Frida’nın Çiçekleri, Frida Kahlo’nun mücadeleyi ve azmi odağına alan yaşamöyküsünün eşliğinde çocuklara büyürken karşılaşabilecekleri zorlukları sımsıcak bir mesafeden anlatıyor. Üstelik alışılmış bir yaşamöyküsü kitabından çok daha fazlası: Mavisu Demirağ’ın fırçasından dökülen büyülü Kahlo portrelerinin eşlik ettiği sayfalarda Frida’nın yaşamına bambaşka bir yerden, bu kez çiçeklerin, yaşam döngüsünün sihirli çerçevesinden bakacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118219</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a412c67c-fca5-4b14-818d-8d526be4620e.jpg</image:loc>
            <image:title>Rob ile Çiziyorum 2 Muhteşem Hayvanlar</image:title>
            <image:caption>Rob Biddulph’un 3 kitaplık Rob ile Çiziyorum serisi, Esra Kökkılıç çevirisiyle küçük sanatçılarla buluşuyor. 
 
Kronik Çocuk, rengarenk bir seriyle yola devam ediyor: Rob ile Çiziyorum. Pandemiyle birlikte Youtube’da yayınladığı videolarla çocukların ve ebeveynlerin evde eğlenceli vakit geçirmesini sağlayan Rob Biddulph kısa sürede fenomen oldu. Herkesin çizim yapabileceğine inanan Biddulp, oldukça basit ve anlaşılır yönlendirmelerle seni içindeki sanatçıyı keşfetmeye çağırıyor! 
 
Serinin ikinci kitabı Muhteşem Hayvanlar’da daha önce hiç görmediğin, hatta belki adını bile duymadığın egzotik hayvanlarla keyifli bir macera seni bekliyor. Hayvanlar âlemindeki bu yolculukta farklı kıtalara yolculuk edecek, birbirinden ilginç türleri tanıyacak, Rob Biddulph’un rehberliğiyle içindeki sanatçıyı ortaya çıkaracaksın. Üstelik çeşit çeşit oyunlarla keyifli zamanlar geçireceksin. 
 
Muhteşem Hayvanlar’ın macera ve eğlence dolu dünyasına hazır mısın?  
 
 
Müfredat temaları: 
KİŞİSEL GELİŞİM, HAYVANLAR ÂLEMİ, KEŞİF, VAHŞİ DOĞA, SANAT 
  ***
Kronik Çocuk’un Rob ile Çiziyorum serisi Muhteşem Hayvanlar’la devam ediyor! 
 
2020 yılında YouTube kanalındaki videolarıyla fenomen hâline gelen Rob Biddulph, kolay alıştırmalar ve anlaşılır yönlendirmelerle büyük küçük herkesin çizim yapmasına yardımcı oluyor. Eğitimler almanıza, doğuştan yetenekli olmanıza gerek yok! Yalnızca bir kaleme, silgiye, kalemtıraşa ve bolca renge ihtiyacınız var. 
 
Ödüllü yazar ve çizer Rob Biddulph, Muhteşem Hayvanlar’da bu kez rotamızı vahşi dünyalara ve farklı türlerin yaşadığı heyecan dolu hayvanlar âlemine çeviriyor. Bu yolculukta bize kimler eşlik ediyor dersin? Orangutanlar, tukanlar, dev kalamarlar, kangurular, örümcekler, şeker planörler ve daha niceleri! 
 
Muhteşem Hayvanlar’da hem gizli yeteneklerinizi keşfedecek hem de birbirinden farklı diyarlara yolculuk yapacaksınız. Hadi iş başına!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118220</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3a47bcb-06e6-4210-8ba6-8585baa5647a.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye Seyahatnamesi</image:title>
            <image:caption>“Anadolu, en soğuk ülkelerin olduğu kadar, en mutedil iklimli ülkelerin ürünlerini de toprakları üzerinde toplamış. Deniz kıyılarında ve civarda ılık ve sıcak, iç taraflarda soğuk ve ormanlık dağlar; geniş, mümbit ve sulak ovalarla kaplı olan Anadolu, belki de dünyanın en güzel, en değişik ve çeşitli ülkesi olarak büyük bir nüfusu en ziyade kolaylıkla besleyebilecek bir görünüştedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde burada olduğu kadar girintili çıkıntılı sahiller, bu kadar çok sayıda, bu kadar emin ve geniş tabii limanlar mevcut değildir…” 
Guillaume Antoine Olivier 
 
 
Fransız doğa bilimci, bitki ve böcek uzmanı Guillaume Antoine Olivier 1756’da Fransa’da doğdu. Doğa bilimlerine meraklıydı, tıp okuyup bir süre doktorluk yapsa da çok geçmeden asli merakına eğildi ve Hollanda, İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu gibi farklı ülkelere böcek araştırma, derleme göreviyle gitti. 1792 yılında Akdeniz ülkelerinde araştırma yapmakla görevlendirilen Olivier, altı sene boyunca Anadolu, İran, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs’ı dolaştı. 1801 yılında yayımladığı seyahatnamesinde Osmanlı İmparatorluğu’nu detaylı şekilde inceledi, seyahat ettiği yerlerin yalnızca coğrafyası, ticareti, tıbbı ve ziraatı gibi konularla değil, aynı zamanda toplumları, kültürleri, adetleri ve hukuklarıyla da ilgilendi. 
 
Bir bilimadamı olarak Guillaume Antoine Olivier, hem İstanbul’u hem de Türkiye dedikleri Anadolu’yu karış karış gezdi, ilginç olaylar yaşadı ve hiç alışık olmadığı bir hayat tarzının içine düştü. Şaşkınlığını, sevincini ve üzüntüsünü canlı bir şekilde kaleme aldı ve 18. yüzyılın Türkiye’sini bir fotoğraf edasıyla yansıttı. 
 
Olivier’nin Türkiye Seyahatnamesi’yle kendinizi 18. Asır Payitahtında bulacak, Fatih’in, Galata’nın ve Pera’nın sokaklarını adımlayacak ve şehrin kozmopolit yapısına tanık olacaksınız. Ege adalarını karış karış gezerken, yolunuz bir Batı Anadolu’ya, bir Doğu Anadolu’ya düşecek; Bursa, İznik, İzmir, Mardin ve Urfa gibi Türkiye’nin önemli şehirlerinde dolaşacaksınız. Fransızca aslından dilimize kazandırılan Türkiye Seyahatnamesi, 18. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun eşsiz bir panoramasını sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118221</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34a1d214-f77c-474a-850c-5a14c6617d67.jpg</image:loc>
            <image:title>Dakikalar İçinde Kuantum Fiziği</image:title>
            <image:caption>Bilimlerin En Temeli 
En Şaşırtıcı Olanı Kuantum Fiziği 
 
Maddenin gözle görülmeyen dünyasında neler oluyor? Aynı anda hem ölü hem de diri kediler nasıl var olur? Işınlanmalar nasıl mümkün olmaktadır? Paralel evrenler gerçek midir? Lazerler nasıl ortaya çıkmıştır? MRI tıbbı taramalarında kuantum, kendi vücudunuzda mekanizmaları nasıl harekete geçirir? Kuantum fiziği temelli bilgisayarlar klasik bilgisayarlardan neden daha hızlıdır? Büyük patlama nasıl olmuştur? Nanobilimin temeli nedir? 
 
Atomun içi, Higgs bozonu, Heisenberg&apos;in belirsizlik ilkesi, Schrödinger&apos;in kedisi, görelilik, karanlık enerji ve madde, kara delikler, zar atan Tanrı, Her Şeyin Teorisi, Evrenin doğuşu ve kaderi, sicim teorisi, kuantum hesaplama, süperiletkenlik, kuantum biyolojisi, bilinç, bilgisayar ve telefonlarımızdaki elektroniklerin çalışma prensibi, Einstein, Schrödinger, Heisenberg, Planck, Dirac gibi fizikçiler ve daha fazlası Dakikalar İçinde Kuantum Fiziği kitabında… 
  200 basit çizimin aydınlattığı bu anlaşılır ve özet kitap herkesin atomaltı dünyanın acayip ve güzel yanlarını, dolayısıyla da gerçekliğin doğasını anlamasını mümkün kılıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118222</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e5956cd-2d75-49ac-8141-a38f33e5337a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sirkadiyen Beslenme</image:title>
            <image:caption>SAĞLIK ve GENÇLİK İÇİN
BİYOLOJİK İÇ SAATİNİ KUR! 
 
Yüzyıllardan bu yana tüm canlıların güneşe ve dünyanın ritmine adaptasyonu söz konusuydu. Avcı-toplayıcı atalarımız güneşle beraber uyanır, beslenir ve güneşin batışıyla köşelerine çekilirlerdi. 
Bizlerse bu bolluk-kıtlık dönemlerini yaşamadan daima bolluk içinde, sürekli beslenme hâlindeyiz. Her saatte her çeşit yemeğe ulaşabiliyoruz. 
Mütemadiyen aydınlattığımız evlerimizde ise gündüz-gece algımız tamamen şaştı. Üstüne bir de “mavi ışık” dediğimiz ekran ışıklarına 7/24 maruz kalmaya devam ediyoruz. 
Tıp gelişiyor ancak eskiye nazaran tüm dünyada başta obezite olmak üzere pek çok hastalık çoğaldı. 
Elbette milyonlarca yıldır güneşin döngüsü ile çalışan bu sistemlerimizi bozduğu için ampulü bulan Edison’ı suçlayamayız. Sonuçta geceleri uzun saatler uyanık kalmamızın, olmadık saatlerde yemek yememizin biyolojik yaradılış saatimize uymayan davranışlar olduğunu kestirmek zor değil. Suçlu sadece Edison olamaz! 
İşte şimdi bu konuda bilinçlenmenin tam zamanı! Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun kalemiyle, günün saatlerine uygun beslenme ve yaşam şeklini anlatan Sirkadiyen tıp bilimine hoş geldiniz! 
Sağlıklı beslenmede ne yiyeceğimiz meselesine yeterince vurgu yapıldı. Oysa ne kadar yiyeceğimizden daha önemli olan, “NE ZAMAN YİYECEĞİZ?” sorusudur. 
Cevabı: Sirkadiyen ritme göre beslenmektir! 
Vücudumuzdaki tüm hücrelerde biyolojik saat reseptörleri vardır. 
Neden yeriz? 
Ne kadar yemeliyiz? 
Ne zaman yemeliyiz? 
Nasıl yemeliyiz? 
Ne yemeliyiz? 
İşte bu soruların cevabı biyolojik iç saatimizi ayarlamaktan geçer. Kilo almak da kilo vermek de gerçekten bir “zaman” meselesidir. 
Sıkı durun; Sirkadiyen Beslenme’yle önümüzdeki on yıllık dış zamanı iç zamanınıza nasıl beş yıl olarak yansıtacağınızı öğreneceksiniz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118223</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/567f417d-338d-4887-8917-de79b4272a05.jpg</image:loc>
            <image:title>Enkaz 2 - Altındakiler (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>&quot;Hayatta bazı şeyler vardır, izi kalır...&quot; 
 
Belki de biz farklı renklerdik, aynı küpün farklı yanlarında olmak bizim tek kaderimizdi.  
 
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak. Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?” 
 
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut serinin ikinci kitabında şimdi bir kez daha yerin altında ve bir kez daha kameraların karşısında. Üstelik bu sefer onları gerçek bir yarışma, gerçek bir mücadele beklemektedir fakat hayal kırıklıkları peşlerini asla bırakmaz. Peki bu sefer o kapıdan çıkmayı ve evlerine dönmeyi başarabilecekler mi?  
 
&quot;Bir defter hayal ettim zihnimde. Önce sağ elimle acılarımı yazdım, sonra sol elimle tesellilerimi yazdım. Sağımla acı çektim, solumla teselli ettim kendimi.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118224</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/563f808d-0ada-4b7c-a0fc-1b188ba79c41.jpg</image:loc>
            <image:title>Enkaz 2 - Altındakiler</image:title>
            <image:caption>&quot;Hayatta bazı şeyler vardır, izi kalır...&quot; 
 
Belki de biz farklı renklerdik, aynı küpün farklı yanlarında olmak bizim tek kaderimizdi.  
 
“Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altında. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir platonun içinde. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evleri bulmak. Tüm yarışmacılar evleri bulduğu an kazanan belirlenmiş olacak. Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?” 
 
Kumru, Uraz, Nisan, Eren ve Bulut serinin ikinci kitabında şimdi bir kez daha yerin altında ve bir kez daha kameraların karşısında. Üstelik bu sefer onları gerçek bir yarışma, gerçek bir mücadele beklemektedir fakat hayal kırıklıkları peşlerini asla bırakmaz. Peki bu sefer o kapıdan çıkmayı ve evlerine dönmeyi başarabilecekler mi?  
 
&quot;Bir defter hayal ettim zihnimde. Önce sağ elimle acılarımı yazdım, sonra sol elimle tesellilerimi yazdım. Sağımla acı çektim, solumla teselli ettim kendimi.&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118225</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee92872a-527e-4e60-8726-748055cbd95a.jpg</image:loc>
            <image:title>Telepatya Uygarlığı</image:title>
            <image:caption>Ses: “Çok iyi; Şimdi sana bir şey daha göstereceğim.” Ses bunları söyledikten sonra Timuçin’in gözleri tekrar karardı ve kendini başka bir yerde buldu. 
 Şimdi bir laboratuvarın içinde görünüyordu. 
 Laboratuvarda bir sürü bilim insanı vardı, hepsi de heyecanlı görünüyordu. 
 Bir de ortada büyük bir kapsül vardı ve kapsülün içinde bir çocuk yatıyordu. 
Gözlerine inanamadı bu çocuk kendisiydi 
*** 
Zihnimdeki sesi duyduğumda, gözlerimi açtım. Saat sabahın beşiydi. 
 Yatağımdan kalkıp, pencereye yürüdüm. 
 Dışarıda, fantastik evrenin ışıltılı manzarası karşıladı beni. 
 Uzaklarda, devasa ağaçların arasında, kristal kuleler parlıyordu. 
 Yakınımda, renkli kuşların, kelebeklerin ve ejderhaların kanat çırpışları duyuluyordu. 
Hava, tatlı bir bahar kokusuyla doluydu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118226</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d52c7522-d747-43f0-ace0-71a238e49eed.jpg</image:loc>
            <image:title>Düştük Hasretin Kalbine</image:title>
            <image:caption>SEN DÖKÜLDÜN 
Aldım kalemi elime 
Sen döküldün kağıtlara 
Yazamadım bir kelime 
Sen döküldün kağıtlara 
Bir an daldım hayallere 
Gözyaşım döndü sellere 
Diyemedim yâd ellere 
Sen döküldün kağıtlara 
Başımı kaldırıp baktım 
Coşkun seller gibi aktım 
Duvarda resmine çattım 
Sen döküldün kağıtlara 
Yutkundum acıyı yuttum 
Hasretinle derde battım 
Şu gönlümü zor avuttum 
Sen döküldün kağıtlara 
Neden bırakıpta gittin 
Yalnızlığa mahkûm ettin 
Latife der cana yettin 
Sen döküldün kağıtlara</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118227</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/26834a50-fd41-44e4-825f-22891997968b.jpg</image:loc>
            <image:title>Mobuko’nun Aşkı 8</image:title>
            <image:caption>Sevgilimin evime ilk defa geldiği gün.
Sevgili olarak geçirecekleri ilk Noel.
Bu özel günü Tanaka-san’ın evinde geçirmeye karar veriyorlar.
Nobuko, sevgilisini ilk defa evine davet ediyor.
İrie de heyecanını yenerek ilk defa sevgilisinin evine gidiyor.
“İkinci kez öpüşebilir miyiz?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118228</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e11fc161-0508-41d7-9a86-766760f16469.jpg</image:loc>
            <image:title>Turna Kuşu Misali</image:title>
            <image:caption>“…Göksun Ortaokulu’ndan sınıf arkadaşım Ali Karaçoban, benim kuşağımın, Cumhuriyetimizin Kurucusu Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” hedefini bir “hayat tarzı” olarak benimseyen vefakâr bir temsilcisidir. 
            Maraş Lisesi’nden sonra onun hayatı İstanbul’da Hava Harp Okulu’nda, İzmir’de Hava Eğitim Komutanlığı’nda, Konya’da, Diyarbakır’da hava üslerinde, Ankara’da Hava Kuvvetleri Karargâhında savaş pilotu olarak geçti. Bütün ordu, emniyet, eğitim, yargı ve sağlık görevlileri gibi o da sevgili ailesiyle yıllarca şehirden şehre “yarı göçebe” bir hayat sürdü. 
            Emekli kurmay subay olarak sivil havacılık sektöründe pilotluk, yöneticilik ve öğretmenlik yaptı. Yurdun dört köşesinde kendisine verilen bütün görevleri başardı; gün geldi şehit arkadaşlarının ay yıldızlı bayrağa sarılan tabutlarına selam durdu; acılarını yüreğinde tuttu, ailelerine dayanak oldu. 
           Elinizdeki kitap, Torosların Binboğa Dağları’nın mert ve dayanıklı çocuğu Ali Karaçoban’ın hayatı ve deneyimleri olmak yanında Türkmen ozanı Dadaloğlu gibi yaşanan bir ömrün kesiştiği dostlukların, yaşanan şehirlerin bir roman tadında anlatımıdır…” 
                                                                                                                                     Prof. Dr. Hikmet Özdemir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118229</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e74cb1c-3cff-41b2-b218-a6d66451567f.jpg</image:loc>
            <image:title>Su</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, suyun insanlar için önemi ve nasıl kullanılabileceğine dair birçok bilgi var.
Suyun farklı hallerini, döngüsünü, hayvanların ve insanların onu nasıl kullandığını ve çok daha fazlasını bu kitaptan öğrenmek mümkün.
Yumuşacık ve açıklayıcı çizimleri, yanlara açılan geniş sayfaları ve soru-cevaplarıyla meraklı çocuklara ışık tutuyor.
Su ve onun hayatımızdaki yeri üzerine eğlenceli ve bilgilendirici bir resimli kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118230</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/09618f31-fdc7-4902-b2fa-1623d0518619.jpg</image:loc>
            <image:title>Powerless (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Ilya krallığı sadece sıra dısı olanların yurdu… 
 
Seçkinler,on yıllardır Veba’nın onlara bahşettiği güçlere sahip.Sıradan doğanlar ise adı üstünde sıradan olan,Ilya krallığından sürülen ve toplumdan dışlanan bireyler. 
 
Bunu kimse,Seçkinler’in arasında karışmak için Psişik rolü yapan Paedyn Gray’den iyi bilemez. 
Ilya prenslerinden biri olan Kai Azer’I farkında omadan kurtardığında,Paedyen kendini Seçkinler’in güçlerini sergiledikleri acımasız yarışma Arınma Sınavlarında buluyor. 
 
Sınavlar ve rakipler Paedyn’I öldürmezse bunu aşık olmamak için savaştığı Prens yapacak. Tabi onun ne olduğunu öğrenirse… Tamamen Sıradan. 
 
Tüm dünyada fırtına gibi esen destansı ve tutku dolu fantastic üçlemenin ilk kitabı,ayaklarınızı yerden kesecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118231</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/63733a3f-3311-41d6-851c-7e13a38c0fa7.jpg</image:loc>
            <image:title>Powerless</image:title>
            <image:caption>Ilya krallığı sadece sıra dısı olanların yurdu… 
 
Seçkinler,on yıllardır Veba’nın onlara bahşettiği güçlere sahip.Sıradan doğanlar ise adı üstünde sıradan olan,Ilya krallığından sürülen ve toplumdan dışlanan bireyler. 
 
Bunu kimse,Seçkinler’in arasında karışmak için Psişik rolü yapan Paedyn Gray’den iyi bilemez. 
Ilya prenslerinden biri olan Kai Azer’I farkında omadan kurtardığında,Paedyen kendini Seçkinler’in güçlerini sergiledikleri acımasız yarışma Arınma Sınavlarında buluyor. 
 
Sınavlar ve rakipler Paedyn’I öldürmezse bunu aşık olmamak için savaştığı Prens yapacak. Tabi onun ne olduğunu öğrenirse… Tamamen Sıradan. 
 
Tüm dünyada fırtına gibi esen destansı ve tutku dolu fantastic üçlemenin ilk kitabı,ayaklarınızı yerden kesecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118232</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b00b957d-a578-411c-a27f-2fb260d6173e.jpg</image:loc>
            <image:title>Cehaletten Kurtulma Sanatı - Kim Kimdir?</image:title>
            <image:caption>Tarihte kanunlar veya kurallar değil, kişiler ve onların şahsî dehâları önemlidir. Tarihin doğal kanunları olduğunu zannedenler hep hüsrana uğramışlardır. Onun için bu kitapta okuyucularıma, birkaç büyük insanın çarpıcı bulduğum yönlerini anlatmak istedim. Bu ve benzeri insanlar hayatta bana kılavuz oldu. Jeolojiyle uğraşmadığımda, zamanımı genellikle bu tür büyük adamların biyografilerini okumaya ayırmışımdır. Fakat bu biyografilerde kişilerin sosyal çevresinden ziyade fikirleriyle ve onları nasıl geliştirdikleriyle ilgilendim. Okuyucularımdan da burada hayatından kesitler okuyacakları kişilerin fikirlerine odaklanmalarını rica edeceğim. Hangi kıvılcım bu fikirlerin oluşmasına sebep olmuştur, hangi yöntem veya yöntemler bu fikirlerin gelişmesini sağlamıştır, bu fikirler arasında başarısız olanlar olmuş mudur, olmuşsa niçin olmuştur? Bunlara dikkat edilmesini bilhassa istirham edeceğim.

Nasıl okunursa okunsun, insanlık tarihi esasında sürekli bir gelişim ve evrim tarihidir. Artık mağaralarda yaşamıyoruz. Yeni teknoloji dünyamızı ve dolayısıyla bizleri, onun üzerinde yaşayan diğer hayvan ve bitkileri tehlikeye atmaktadır. Ancak şuna dikkat çekmek isterim, bu tehlikeyi fark eden de buna karşı tedbirler üreten de düşünen ve bilgili insanlardır.

Büyük Atatürk, milletinin makûs talihini ancak bilim ve hür sanat sayesinde yenebileceğini görmüş ve bunu milletine empoze etmeye çalışmıştır. Bugün onun yolundan ayrılmaya çalışan bazı bedbahtlar cehaletin ürünleridir. Bu sebepledir ki bu küçük kitabı, çeşitli alanlarda cehaletle savaşmayı kendilerine hayat düsturu edinmiş insanların hikâyesini anlatmak ve bu hikâyeye ortak olmak maksadıyla siz okuyucularıma sunuyorum. 
Celal Şengör</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118233</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1b5298ef-278d-43ee-b2cd-6b281f2c0ba4.jpg</image:loc>
            <image:title>Söğüt - Türk Edebiyatı Dergisi Sayı 26 / Mart - Nisan 2024</image:title>
            <image:caption>Söğüt, Ahmed Midhat Efendi dosyasıyla 26. kez okuyucu karşısına çıktı. Bu sayının dosya söyleşisini Bahtiyar Aslan, Fazıl Gökçek ile gerçekleştirdi. Dosyaya katkı sağlayan diğer isimler ise Salim Çonoğlu, H. Harika Durgun, Rana Senanur Doğan, Özlem Nemutlu, İlteriş H. Kutlu, Tahsin Yıldırım ve Asuman Demir. Yazılarda Ahmed Midhat Efendi’nin hikâye ve romanlarını, Rodos sürgününü, kütüphanesini, Türklüğe dair görüşlerini ve Jean Baptis’te Lamark’ın etkisini okumak mümkün
*
Meddahlıktan Öyküye, Anlatıdan Kurguya Hikâyemiz adlı tema bölümünde ise İlknur Tatar Kırılmış, Recep Yılmaz, Uğur Kılınç, Ahmet Melih Karauğuz ve Feyza Ay’ın yazıları yer alıyor. Tema bölümü Merve Sevde Selvi’nin Prof. Dr. Hasan Boynukara ile Türk hikâyesine dair yaptığı söyleşi ile başlıyor. Devamında ise öykü ve dil bilgisi, hikâyede “ses”, Türk edebiyatında “Gotik” hikâye anlatıcılığı, yeraltı edebiyatı ve Türk halk anlatıları gibi konular üzerine yazılardan oluşuyor.
*
26. sayıda şiirleri Ali Günvar’ın W. Shakespeare çevirisi ile başlamakta. Ardından Özkan Kaya, Nazım Payam, Sevda Altınkaya, Eren Koçdemir, Ayşe Adem, Muhammet Durmuş, Serdar Aydın, Selim Faruk Tokgöz, Ömer Berkay Ayla, Emrullah Selim Köseoğlu, Yakup Diker, Süreyya Altunkara, İbrahim Daş, Oğuz Ertürk, Necip Fazıl Kızılkaya, Murat Çetin gibi isimlere rastlamak mümkün.
*
Mete Almalı, Fatih Selvi, Ahsen Dalca Korkutan, Hikmet Şimşek, Ubeydullah Öz, Günay Uysal, Dilek Altundağ, İsmail Uluöz, Elmas Tunç, Mehmet Gül, Fatih Çeliksoy, Güzel Zeynep Tunçok gibi isimler günümüz hikâyesinden birbirinden değerli örnekler sunuyor.
 
*
Denemelerde Tahir Günay, Namık Kemal üzerine bir yazı kaleme alırken Orçun Üçer Eleştiri Günlüğü serisine devam ediyor. Yine bu sayıda Cansu Sole, Halit Selim Dönmez, Sinan Terzi, Mustafa Sarı ve Ali Ertuğrul Kocatürk’ün denemelerini okumak mümkün.
*
İnceleme bölümünde Oğuzhan Alın Recep yılmaz’ın Çerçici kitabı üzerine yazı kaleme alırken İbrahim Ay, Yıldırım Türk’ün Ayrı Düşmüş Zamanlar’ı, Fatih Selvi ise Mülksüzler ve Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi adlı kitapları ele almaktadır.
*
Söyleşi bölümünde ise Asuman Demir’in Sinan Terzi ile Pencereden Kuş Uçtu kitabı üzerine yaptığı söyleşi yer almakta.
Devamında Söğüt editörlerinin yine Pencereden Kuş Uçtu kitabı üzerine aldıkları notlarla 26. Sayı sonlanıyor.
 
Ötüken yurdunda Söğüt gölgesinde iyi okumalar dileriz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118234</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3bca28a0-7603-46d8-94f3-3bca8c89f1d4.jpg</image:loc>
            <image:title>Geçmişten Günümüze Didaktik Şiirler</image:title>
            <image:caption>Bu şiir kitabını yazarken Orhan Veli Kanık gibi denizlere daldım... T.S. Eliot gibi edebiyatın zenginliğinden faydalandım... Sylvia Plath gibi eserlerimi resim sevinciyle meydana getirdim... En önemlisi Hesiodos&apos;un izinden giderek düşündüren onlarca didaktik şiirlerimi siz değerli okurlarıma sunuyorum. Ayrıca birer bilimsel makale, dua, şarkı, marş ve bir kaç proje de bu kitapta yer alıyor. İyi okumalar. Geçmişten günümüze didaktik şiirler. 
While creating this collection of poetry, I delved into the same depth of seas as Orhan Veli Kanık... Like T.S. Eliot. I also benefited from the wealth of literary works. Like Sylvia Plath, I created my works purely for sheer delight. Above all, I present dozens of gripping didactic poems to you, my esteemed readers, following in the footsteps of Hesiod. This book also includes a scientific article, prayer, song, anthem and a few projects. I wish you a happy reading. Historical and contemporary didactic poetry</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118235</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ceb2b4a1-93dd-4b54-a302-f1447a71a131.jpg</image:loc>
            <image:title>Tagarama’dan Sihirli Kalem 2</image:title>
            <image:caption>Descartes’in dediği gibi &quot;düşünüyorum o halde varım&quot; sözünden yola çıkarak bir sosyolog bir felsefeci gibi yine, yeni, yeniden karşınızda olmaktan dolayı övünç duyuyorum. Bu kitapta yine birbirinden bağımsız 16 kısa senaryo ile özdeşleşeceksiniz. İyi Okumalar. Tagarama&apos;dan Sihirli Kalem 2 
 
As Descartes once stated, &quot;I think, therefore I am,&quot; I&apos;m honored to stand before you once again, like a philosopher or sociologist. This book contains 16 independent and short scenarios that you will be able to relate to. I wish you enjoy the book. Magical Stories from Tagarama 2</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118236</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/15808307-8c57-4120-a064-799726b18922.jpg</image:loc>
            <image:title>Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıpta Arı Ürünlerı</image:title>
            <image:caption>Arılar dünyanın en çalışkan canlıları arasındadır. Küçücük kanatlarına rağmen büyük bedenlere sahip olan bu canlılar, vücutlarını taşıyabilmek için dakikada 11.400 kez kanat çırpacak kadar enerjiktirler. Bilim adamlarına göre biz yokken bile arılar yeryüzündeydi. Dünyada bilinen ilk arı fosili yaklaşık 100 milyon yaşında iken, biz insanlara ait olan ilk fosil ise yaklaşık 300 bin yaşındaydı. Bu canlıların 6 bacağı, 5 gözü, 2 çift kanadı ve yarım kilo bal karşılığında 2 milyon çiçeğe “merhaba” diyen 170 koku alıcısı vardır. Bu canlıların doğadan ve süreçten topladıkları her şey sağlığın korunması ve tedavisinde kullanılmaktadır. Bu kitap, üzerinde en fazla bilimsel araştırma yapılan propolis başta olmak üzere arı ürünlerinin bazı hastalıkların tedavisinde nasıl başarıyla kullanıldığını en son bilimsel kanıtlarla göstermektedir. Ülkemizde yürürlüğe giren “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Hakkında Yönetmelik” sonrasında arı ürünlerinin gıda ve sağlıkta kullanımına olan ilginin artacağını düşünüyoruz. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, tüm arı ürünlerini işleyebilmek ve özellikle sağlık alanında kullanılabilmesi için öncelikle yetkin, sonra bilgili arıcılara ihtiyacımız var. “Arıcılar İçin Tıbbi Arıcılık “ adlı AB projesi kapsamında sade ve anlaşılır bir üslupla yazılan bu kitabın, okumayı ve araştırmayı sevenlere faydalı olmasını diliyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118237</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c0df370-199c-4d7d-8135-f68bc982bd97.jpg</image:loc>
            <image:title>Medicinal Beekeeping for Beekeepers (Medı-Beeb) Bee Products for Traditional and Complementary Medicine c</image:title>
            <image:caption>This book shows with the latest scientific evidence how the bee products, particularly propolis, on which the most scientific research has been done, are successfully used in the treatment of some diseases. After the “Regulation on the Traditional and Complementary Medicine Practices” enacted in our country, we think that the interest in the use of bee products in food and health will increase. However, it should be remembered that to process all bee products and especially to be used in the field of health, first we need competent then knowledgeable beekeepers. I hope that this book, written in a simple and understandable style under the content of an EU project related with Apitherapy will be useful to those who love to read and to search.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118238</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/df1e51d6-9911-44e1-abcc-42c6e01cdc8b.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Hakları</image:title>
            <image:caption>İnsan hakları müzakere edilemez.

Suriye, Rusya, Çin, Katar gibi dünyanın pek çok yerinde insan hakları vahim durumda. Gerhart Baum, bu kitaptaki tutkulu çağrısında odak noktalarını vurguluyor ve kararlılığın neden her zamankinden daha gerekli olduğunu gözler önüne seriyor.

Hayatı boyunca insan hakları için mücadele eden Baum; Güney Afrika’dan Sudan’a, Belarus’tan Rusya’ya kadar birçok yerde insan hakları ihlalleriyle yakından ilgilendi. Bu kitapta, kişisel deneyimlerini dünya siyasetiyle birleştirerek, siyasi düşünce ve eylem için önemli ipuçları sunuyor: Otoriter rejimlerle nasıl başa çıkabiliriz? Otoriter rejimlerden hangi politik sonuçları çıkarmalıyız? Ve bu tarz rejimlerle mücadele için her bireyin yapabileceği şey nedir?

“Özgür dünya, Putin diktatörlüğü gibi zorbalıklara karşı gelirken, güçlü olanın hukukuna dayalı bir yaklaşımla değil, insan hakları ve hukukun üstünlüğü yoluyla mücadele etmesi gerekiyor. Bu, barış ve özgürlük düzenimizi savunmanın bir ifadesidir – bu çağrı da bunu yansıtıyor!”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118239</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f26cedbc-24d4-4704-b3c8-43918672e800.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Bitti Yapı Paydos</image:title>
            <image:caption>Medeniyetimizin yapı taşı “aşk”tır ve aşksız kaldıkça gerek birbirimizle gerek eşya ile ilişkilerimiz bozulmaktadır. Bu ilişkileri ayakta tutan temel ölçüt kaybolduktan sonra gün yüzüne çıkan “sorunlar” ise aslında birer semptomdan ibarettir. Kök mesele çözülmedikçe, meseleler zamanın ruhuna göre yeni kılıklara bürünerek karşımıza çıkacak ve toplumsal inşa sürecimiz akamete uğramaya devam edecektir. 
 
Fatmanur Altun, Aşk Bitti Yapı Paydos’ta günümüz dünyasında karşı karşıya kaldığımız toplumsal problemlerin kaynağına ışık tutuyor. “Aşk yoksunluğu” olarak da ifade edebileceğimiz başlangıç noktasından yola çıkan yazar, insan ilişkilerini bir sevgi, bağlılık ve destek ağı olmak­tan çıkarıp şikâyet ve eleştiri kaynağına dönüştüren gelişmeleri konu ediniyor. Yaşam koşulları, geçim sıkıntısı, gündelik hayatın meşgalesi, sürekli pompalanan tüketim çılgınlığı, durup düşünmeye fırsat bırak­mayan medya araçları derken kaybettiğimiz ufuk çizgisini yeniden bul­maya çalışıyor. Fertlerin iç dünyasından başlayarak kadın-erkek ilişkile­rine ardından yuvaya, aileye ve çocuklara, en nihayetinde modern ha­yatın işleyişine ve insanın bu kurgu içinde var olma çabasına odaklanı­yor. Bunu yaparken de ezberden konuşmuyor, “Eski günler ne güzeldi!” kolaycılığına kaçmıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118240</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bfb76153-a85f-4e9e-813c-838b3c49eef1.jpg</image:loc>
            <image:title>Karpatlar Şatosu</image:title>
            <image:caption>“Bu fantastik değil, yalnızca romanesk bir öykü. İnanılmaz oluşu göz önüne alındığında, bu hikâyenin ger çek olmadığı sonucuna mı varılmalı? Açıkçası bu bir hata olurdu. Her şeyin mümkün olabileceği bir zaman dayız – neredeyse her şeyin çoktan mümkün olduğunu bile söylemeye hakkımız var. Öykümüzde bugün gerçek bir nokta yokmuş gibi görünse de, geleceğin ödülü olan bilimsel kaynaklar sayesinde öykümüz yarın gerçek olarak algılanabilir ve böylece kimse bu öyküyü bir efsane gibi düşünmez.” 
 
Transilvanya’daki Werst Köyü’nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaş maktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla’nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst’e gelir. Şato’nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz’a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır. 
 
Jules Verne’in tekinsiz bir diyara yaklaştığı Karpatlar Şatosu, aynı zamanda gotik edebiyatın gizemini bilimselleştirme deneyi. Balkanlar’ın efsanelerle bezeli tarihinden süzülme bir perili şato serüveni.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118241</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7f28167d-b67d-47ed-9703-9e6f1a7c76a5.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Peregrine&apos;nin Tuhaf Çocukları - Gölge Şehir</image:title>
            <image:caption>3 EYLÜL 1940 



ON TUHAF ÇOCUK, ÖLÜMCÜL CANAVARLARDAN OLUŞAN BIR ORDUDAN KAÇIYOR. 



VE ONLARA YARDIM EDEBILECEK TEK KIŞI VAR, O DA BIR KUŞUN BEDENINE HAPSOLMUŞ DURUMDA. 



Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları’nda başlayan olağanüstü yolculuk, Jacob Portman ve arkadaşlarının, dünyanın tuhaf başkenti olan Londra’ya yaptıkları yolculukla devam ediyor. Orada, müdireleri Bayan Peregrine’e yardım etmenin bir yolunu arayan tuhaf çocukları, savaş yüzünden yaralanmış bu şehrin karanlık köşelerinde korkutucu sürprizler bekliyor. 



Serinin ikinci kitabı Gölge Şehir de merak uyandıran eski fotoğraflarla heyecan verici bir hikâyeyi bir araya getiren, eşsiz bir kitap. 



Gölge Şehir’e yapılacak bu yolculukta siz de yerinizi ayırın! 



“Gergin, duygusal ve tuhaf mı tuhaf. Fotoğraflar ve metin birbirini tamamlayarak unutulmaz bir hikâye yaratıyor.” —John Green, Aynı Yıldızın Altında’nın çoksatan yazarı 



“Tuhafın tadını almışları heyecanlandıracak bir macera...”—Kirkus Reviews 



“İlk kitabın hayranları, bu kitabın içindeki ganimetlere bayılacak.” —School Library Journal</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118242</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3015fca-0c7f-4f41-af28-9e56aca11c5b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayali</image:title>
            <image:caption>Rudger, Amanda Shuffleup’ın en iyi arkadaşıdır; en iyi ama hayali arkadaşı... Onu Amanda’dan başka kimse göremez, ta ki kötü niyetli Bay Kirazkuşu kapıyı çalana kadar… 
Bir gün Rudger, Amanda’sından ayrı düştüğünde, hayali hayatını korumak, silinmekten ya da yutulmaktan kurtulmak için tek başına mücadele etmek zorundadır. Ama gerçek olmayan bir çocuk, onu hayal edecek arkadaşı yokken nasıl hayatta kalır? 
 
Gerçekle hayali benzersiz bir kurguyla ve kusursuz illüstrasyonlarla birleştiren, uzun süre etkisinde kalacağınız bir hikâye…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118243</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ee949a1e-504d-424a-a28e-8568ec61490a.jpg</image:loc>
            <image:title>Hamur Abi</image:title>
            <image:caption>Ekmek Mahallesi’nde büyüdü HAMUR ABİ. 
&quot;Hamur Yapma Makinesinde&quot; sıra ona gelince bazı aksaklıklarla karşılaştı. 
 
Önce yanlış boyutta üretildi. Yetmedi, 
makinenin fırçasının tüyü hamuruna düştü. 
 
Sonuç: HATALI ÜRETİM! 
 
Üstelik Atıklar Diyarı da kabul etmedi onu. 
Neden: KULLANICI KAYNAKLI HATA! 
 
Ve karşınızda farklı olduğu için sürekli dışlanan, kabul görmeyen, sevilmeyen 
hatta zorbalığa uğrayan HAMUR ABİ! 
 
&quot;HATALI EKMEK!&quot; 
&quot;BIYIKLI!&quot; &quot;FARKLI!&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118244</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/06d193ce-717e-4c13-9709-275c525778bf.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Sonnur, Ben Saime</image:title>
            <image:caption>HERKESİN BİR SIRRI VARDIR. TEK FARK, ORTAYA ÇIKTIĞINDA YARATACAĞI HASARDIR. 
 
On beş yaşına girdiği gün yaşanan talihsiz kaza, Sonnur’u on yıl boyunca hayallerini ve umutlarını kilitli kapılar ardına saklamak zorunda bırakmıştı. Yaşanan onca şeye rağmen hayatta kalmayı başaran genç kız, travmaları, korkuları ve sırlarıyla ortaya çıktığında ona başka bir kadın daha eşlik ediyordu. Ondan daha güzel, daha hayat dolu, daha hırslı ve çok daha yetenekli olan bu kadın, Sonnur’un her şeyini elinden almadan durmayacaktı. 
 
Ayşe, hiç kimsenin bugüne dek yüzünü görmediği çoksatan yazar Saime Sayın’la röportaj yapması için evine davet edildiğinde hayatının fırsatını yakaladığını düşünmüştü. Bu şansın neden deneyimli bir gazeteciye değil de hâlâ bir asistan olan Ayşe’ye sunulduğu, verilmesi gereken cevaplardan yalnızca biriydi. Genç kadın, kariyerinin dönüm noktasına doğru yola çıkarken Saime Sayın’la birlikte kendisinin de gerçekte kim olduğunu öğreneceğinden habersizdi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118245</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c46a4400-56e5-4ff8-8830-24c97a937be8.jpg</image:loc>
            <image:title>Uzaydan Gelen Yolcu</image:title>
            <image:caption>Duygular da parmak izlerimiz gibi sadece bize özeldir. 
Kahramanımız Kuzeyhan, Meraklı Fikir’le çıktığı yolculukta, karşılaştığı canlıların duygularını sorularla öğreniyor ve arkadaşlarına öğrendiği duygulardan hediyeler taşıyor. 
 
Sormanın, dinlemenin, öğrenmenin, hissetmenin, 
derin ve dopdolu yolculuğuna katılmaya var mısınız? 
 
 
“Korkunun seni durdurmasına izin verme. Büyümen için sana getirdiği fırsatı yakala.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118246</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c2f8a351-a5b9-4de1-af29-390d293842b0.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğa’nın Muhteşem İcatları</image:title>
            <image:caption>İnanılmaz hayaller kuran bir çocuk DOĞA ÖZEN… 
Hayallerini gerçekleştirmeye cesaret edemeyen 
çocuklara ilham olmak istiyor. 
Henüz 8 yaşında. 
Birbirinden yaratıcı icatlar bulup önce yazdı, 
ardından resimledi onları minik yazar. 
Ve ortaya eğlence dolu bir kitap çıktı! 
Güneş enerjisiyle çalışan mekanizmalar, 
sivrisineklere meydan okuyan Sineksavar, 
tarımın devamlılığı için gerekli olan hava istikrarını sağlayan Mevsim Çarkı, patilere göre analiz yapıp onlara uygun mamayı sunan Hayvan Besleme Makinesi… 
Ve daha fazlası… Çok daha fazlası…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118247</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/02c7d6c9-77a9-470b-831a-04f3a49ab12f.jpg</image:loc>
            <image:title>Dört Boyutlu Adam</image:title>
            <image:caption>“Şu an yaşadığımız gezegenin ne zaman yok olacağını kim bilebilir ki? Gökbilimcilerin tahminlerine göre bu gezegenin sonu, başka bir gezegenle çarpıştığı ve her şeyin duman gibi boşluğa dağıldığı o ân olacak. Gökbilimciler, mevzubahis olayın milyarlarca yıl sonra gerçekleşeceğini söylüyorlar. Bu düpedüz bir yalan. Yaşadığımız dünyanın sonu çok yakın; sadece on dakika sonra! Bunu tüm ciddiyetimle söylüyorum...”  
 
Japon bilimkurgusunun öncüsü kabul edilen Cuza Unno yazarlık kariyerine 1928’de başladı. Başta Jules Verne olmak üzere Batılı yazarlardan esinlenen Unno, kendisinden önce Japon edebiyatında örneği görülmeyen robotlar, çok boyutlu varlıklar, görüntülü konuşma, uzay seyahatleri gibi konulara hikâyelerinde yer verdi.  
 
Zaman zaman görünmez olan bir adam, yaşadığı gezegenin sonunun geldiğini bilen ve son sözlerini evrene duyurmak isteyen bir fizik profesörü, gerçek ile rüya arasında bir hayat, gezegen kolonizasyonu hakkında bir tartışma ve bin yıl sonraki dünyaya sıradışı bir yolculuk bu özgün derlemede kendine yer buluyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118248</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2483c462-30f2-441b-b306-ceb41c3308c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın Bekleme Salonu ya da Bulanık</image:title>
            <image:caption>“Şimdi arkasından gelen ani bir rüzgâr esintisiyle istemsizce arkasına dönmüştü ve karşısında, gecenin karanlığının hükmedemediği tek nokta olan ışığın altına denk gelen merdivenin ilk basamağında, onu gördü. Karşısında, capcanlı, rengârenk ve apaydınlık bir şekilde parlayan onu… Kendisini… Evet, bu kadın kendisiydi. Yani kendisi gibi görünen bir başka kendisiydi çünkü aslında aynı da değillerdi. Belki aynı kişiydiler ama aynı değildiler. Bu, kendisi olan diğer kadın, garip, ürpertici bir enerji yayıyordu etrafına… Ya da ona… Sanki ondan daha aydınlıktı, saklanmaya ihtiyaç duymazdı. Kendisi ise şu anda da olduğu gibi her zaman gölgelerde saklanırdı, gölgelerde yaşardı, gölge gibi yaşardı, hatta onun kendisi gölgeydi.” 
 
  Ece Yumuşakkaya, öykülerinin sınırlarını gerçekliğin ardına sarkıtarak, seçtiği kahramanların gerçekçi bir tasvirini yapıyor. İnsanın duygu dünyasının derinlerine inip zaman zaman kendi varlığını sorgulatıyor okura. Onları, gerçek mi yoksa sanrı mı olduğundan emin olunamayacak olaylar ve benlik algısında sapmalar, travmalar ve hatta kişilik bozuklukları çevresinde dolanan karakterleriyle alternatif bir dünyaya davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118249</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/65e46ec5-e2b1-4c9b-aa26-38ca429812b6.jpg</image:loc>
            <image:title>Yüksekten Bakan Züzü</image:title>
            <image:caption>Züzü, kendini çok seven ve boyu uzun olduğu için 
diğer hayvanlardan daha güzel olduğunu düşünen bir zürafayken, birinin dış görünüşüne bakarak onun yetenekleri hakkında fikir sahibi olunamayacağını 
ve herkesin kendi yeteneğine göre 
güzellikler içerdiğini, deneyimleriyle öğrenir.  
Yazar, çocukların yetenek ve dış görünüş arasındaki bağlantıyı sorgulamasını sağlarken aynı zamanda akıcı bir dille öğretici bilgiler veriyor. 
 
Gökçem Elif YOLCU Psikolojik Danışman - Oyun Terapisti</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118250</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/30653a04-31d2-4cf3-b0d7-71834c5c9269.jpg</image:loc>
            <image:title>Azade Prometheus (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Azade Prometheus (Prometheus Unbound), İngiliz Romantik şiirinin en önemli temsilcilerinden kabul edilen Percy Bysshe Shelley’nin 1820’de yayımlanan dört perdelik lirik dramasıdır ve birçok eleştirmene göre onun başyapıtıdır. Konusunu, Klasik Yunan mitolojik kahramanı Prometheus’un tanrılara meydan okuyup insanlığa ateşi getirmesi sonucu Zeus’un kendisini ebedî cezaya çarptırmasından alır. Shelley oyunu yazarken Aeschylus’a ait klasik oyun üçlemesi Prometheia’dan esinlenmiştir. Shelley’nin oyunu da Prometheus’un esaretten kurtuluşuyla ilgilidir, ancak Aeschylus’un versiyonundan farklı olarak bu oyunun sonunda Prometheus ile Jüpiter (Zeus) arasında bir uzlaşma olmaz. Bunun yerine Jüpiter tahtından alaşağı edilir, Prometheus bu şekilde serbest kalır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118251</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/325de548-b393-4ae1-be1e-b9693b534337.jpg</image:loc>
            <image:title>Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları</image:title>
            <image:caption>Gizemli bir ada

Terk edilmiş bir yetimhane

Tuhaf fotoğraflar



Yaşadığı korkunç aile trajedisi yüzünden Galler kıyılarındaki, dünyadan uzakta kalmış bir adaya yolculuk eden on altı yaşındaki Jacob, burada Bayan Peregrine&apos;in Tuhaf Çocuklar Yetimhanesi&apos;nin yıkıntılarını keşfetmekle kalmayıp, Bayan Peregrine&apos;in çocuklarının sadece tuhaf olmaktan çok daha fazlası olduğunun farkına varır. 



New York Times bestseller listesinden 108 haftadır inmeyen, aklınızdan çıkmayacak eski fotoğraflar eşliğinde okuyacağınız Bayan Peregrine&apos;in Tuhaf Çocukları, gölgelerde geçen bir macera arayan her yaştan okuyucuyu içine çekecek eşsiz bir roman. 



“Gergin, duygusal ve tuhaf mı tuhaf bir ilk roman. Fotoğraflar ve metin birbirini tamamlayarak unutulmaz bir

hikâye yaratıyor.” –John Green, Kâğıttan Kentler ve Aynı Yıldızın Altında kitaplarının çoksatan yazarı 



“Bu, hipsterlar için yazılmış bir Harry Potter kitabı. Geçtiği dünyaya ve verdiği hisse bayıldım.” –Felicia Day 



“Fotoğraflar olmasa bile hikâye kendi başına yetermiş fakat fotoğraflar hikâyeye karşı konulmaz bir gizem ekliyor. Birinci gözden anlatı samimi, komik ve etkili. Serideki bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum.” –Rick Riordan, Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118252</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c3b1584-e4fd-46d3-a6a6-4a7020298346.jpg</image:loc>
            <image:title>İçimdeki Kurbağa</image:title>
            <image:caption>İçinizdeki kurbağanın sesine kulak verin! Dilge Güney&apos;in kaleme aldığı İçimdeki Kurbağa, büyüme çağındaki çocukların duygularını tanımaları, anlamaları ve doğru yönetmeleri üzerine kıpır kıpır bir macera! Turna adında bir ufaklığın midesine “kazara” yerleşen kurbağadan kurtulmak için verdiği mücadeleyi konu edinen bu neşeli roman, akıllara zarar deney fikirleriyle okurların hayal gücünü esnetiyor.   Çizer Gül Sarı&apos;nın her duyguyu boya paletindeki başka bir renkle ilişkilendirdiği karikatür tadındaki resimleriyle anlatısını güçlendiren kitap, karar alma sürecinde duyguların rolü ve etkileri hakkında uzun uzun düşündürüyor. Abisinin yaptığı tatsız şakadan bu yana Turna&apos;nın içinde acayip şeyler dönüyor. Kimi zaman hoplayıp zıplayan, kimi zaman midesine oturan, kimi zamansa kalbine sarılıp yemek borusuna tırmanan davetsiz bir misafirle uğraşmak zorunda! Turna, evcil hayvanını içinde büyütüyor! Evet, yanlış duymadınız, Turna&apos;nın içinde günden güne büyüyen bir kurbağa var: Kıpırdak! “İnsan içinde hop edip duran bir canlıyla yaşar mı hiç?” demeyin sakın. Eğer mecbur kalırsa neden olmasın? Gerçi Turna&apos;nın can dostu Sinan ne yapıp edip bu kurbağadan kurtulmaları gerektiğini düşünüyor. Üstelik bunun için de harika deney planları var. Hımm, acaba önce hangisini hayata geçirse? Karabiber deneyi başarılı olacak sanki... Peki, işin sonunda Turna içinde dört dönen Kıpırdak&apos;tan kurtulabilecek mi dersiniz? Kâh içimizde uçuşan kelebeklerle kâh nefesimizi sıkıştıran bir taşla bize işaret veren duygularımıza tercümanlık eden İçimdeki Kurbağa, önce kendimizle, sonrasında hayatın getirdikleri ve götürdükleriyle yüzleşmenin önemine vurgu yapıyor. Hem zaten ne demişler: “Hiçbir şey mideden kurbağa çıkarmak kadar zor değildir. Özellikle de içinde...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118253</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8987e6af-c434-4f26-af81-54d0b78c5ceb.jpg</image:loc>
            <image:title>Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin ÖZÜR DİLERİM</image:title>
            <image:caption>Bazı başarılı kadınların arkasında onlara bilgiçlik taslayan adamlar vardır. 
 
Bazı başarılı kadınların arkasında ahlakçı ve ikiyüzlü bir toplum vardır.  
 
Bazı başarılı kadınların arkasında ona bakıp kendini öven bir narsist vardır.  
 
Bazı başarılı kadınların arkasında nefesi o yola yetmeyen bir ödlek vardır. 
 
Bazı başarılı kadınların arkasında “Onun elinden ben tuttum,” diyen bir zevzek vardır. 
 
Her başarılı kadının arkasında düpedüz, yüzde yüz kendisi vardır.  
 
Evrim Kuran, yıllardır araştırmalar yürüten, elde ettiği bulgularla toplumu analiz eden, anlamak ve anlatmak için emek harcayan bir araştırmacı. Ancak bu kitabı için araştırma yaparken görüştüğü binlerce isme ek olarak, listede bir isim daha var: Kendisi. 
 
Eğitim seviyesi, kariyeri, kültürü, başarısı arttıkça “yetersiz biri olduğu”na daha çok ikna olan ve her an “foyası ortaya çıkacakmış” gibi hisseden insanları tanımlamak için kullanılıyor impostor olgusu. Üstelik bu çağda, gittikçe daha fazla eğitimli, nitelikli insan kendini yetersiz hissediyor çünkü hayatın hızı ve bizden talep ettikleri de giderek artıyor. 
 
Fakat Türkiye’de ne oluyor da, bir impostor araştırması için yapılan çağrıya 3000 kadın başvururken aynı çağrıya yalnızca 300 erkek dönüş yapıyor? Başka bir deyişle, Türkiye’de neden kadınlar kendini yetersiz bulmaya daha meyilli? Kadınların çocukken ailede, sonra toplumda, işyerlerinde yaşadığı hangi deneyimler onları bu noktaya getiriyor?  
 
Evrim Kuran, Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür Dilerim’de işte bu sorunun peşine düşüyor. Büyük bir cesaretle, kendi impostor sendromunu da yansıtarak, tüm şeffaflığıyla yaşadıklarını satırlara aktararak bize kendimizi anlamamız yolunda yoldaşlık ediyor. 
 
Kendi kendisini var eden, etmiş, edecek tüm kadınlara…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118254</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cdb8c68f-01fe-4f74-acc5-6eb397a472b2.jpg</image:loc>
            <image:title>Bozkurtların Ölümü</image:title>
            <image:caption>Bozkurtların Ölümü yayımlanışından yaklaşık 80 yıl sonra bu defa çizgi roman okurlarının beğenisine sunuluyor.
Sonsuz bozkırda Göktürk egemenliğinin ilk devresi bütün ihtişamıyla sürüyor fakat bir gaflet çağına girildiğinin ilk alametleri de belirdi. Tanrı Türklere kızgın mı? Çuluk Kağan’ı ağulayan bir Çinli katun bu cinayetine rağmen, maktul kağanın inisi ve Kara Kağan adıyla tahta çıkan Bağatur Şad’ın yanı başında aşina tahtındaki mevkisini korumayı sürdürüyor. Göktürklerin geleceğinde büyük rolü olacak ilk isimler de beliriyor: Çuluk Kağan’ın büyük oğlu Yaşar Şad, Tulu Han adıyla Tunguz ve Tatarların üstüne han olarak gönderildi; küçük oğlu Şu Tegin ise Kür Şad adıyla rütbe aldı. Yıkılış, esaret ve özgürlük odunun çevrelediği sahne kuruluyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118255</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58dd18ba-1868-43d5-a3cd-fd1798c2557d.jpg</image:loc>
            <image:title>İsimsiz Oğullar ve Tanrı Kuşları</image:title>
            <image:caption>Şimdi Sana Hangi Yüksek Sesle Bağırayım Ey Kalan Günlerim
Ey Ne Kadar Kaldığını Bilmediğim Çocuk Ömrüm Bana Söyle
Bana Söyle Ben Nerede Yanlış Yaptım
Hem Bozkıra Hem Denize Âşık Olmadım Mı
Sevmedim Mi Kendimi Paralayıp
Yanmadım Mı Aşktan
Kavgaya İştahla Girmedim Mi
Toprağa Suya Ağaca Çiçeklere Sarılmadım Mı
Şimdi Sen Söyle Hangi Ananın Memesinde Kaldı Muradım
beni kim yıkadı ki çıkmadı avuçlarımdaki çamur&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118256</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3e2ec21d-e968-4241-8ed4-a28113bcc84e.jpg</image:loc>
            <image:title>7 Tanrıça 7 Rüya Kadın Bilincini Şifanlandırma Yolculuğu</image:title>
            <image:caption>7 Rüya, 7 Tanrıça&quot; kitabı, &quot;7 Çakra 7 Rüya&quot; kitabının devamı niteliğini taşımaktadır. Bu kitap, Maya&apos;nın 7 rüyasını 7 tanrıça enerjisiyle birleştirerek, sizi mitolojik bir masalın içine davet ediyor. Kadın bilincine dokunarak derin keşifler sunuyor ve tanrıça enerjilerinin yolculuğunu sizinle paylaşıyor. Kendinizden pek çok şey bulacak, dişil gücünüzü keşfedecek ve dişil enerjinizin şifasına doğru adım atacaksınız. Bu kitabın size ilham vermesini ve kadın bilincine önemli bir katkı sağlamasını diliyorum.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118257</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c4aec17-0c25-40f5-9012-d0d6b4c51fe1.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Klasikleri: Alice Harikalar Diyarında (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Bir gün beyaz bir tavşanın peşine takılıp tavşan deliğinden aşağı yuvarlanan küçük Alice kendini bir anda Harikalar Diyarında bulur. Bir büyüyüp bir küçülen, kendi gözyaşlarında yüzüp flamingolarla kroket oynayan Alice’i bu tuhaf diyarda daha nice ilginç olay beklemektedir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118258</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f88ea70-1ce5-4ec5-9f60-41576d9c26c0.jpg</image:loc>
            <image:title>Yarın Eylül</image:title>
            <image:caption>“…Gözlerin yeryüzünün kalbi şimdi, 
Bütün kuşlar gözlerinde kanat çırpar 
Ve bir meleğin kanadında hayat bulur sevdân 
Sevdân ki bulutlara yazılır, yağmur gibi düştüğünde tenime 
Öyle eşsizsin ki... 
Gözlerin dünyanın bütün coğrafyaları şimdi, 
Bir ırmak çağıldar yüreğimin orta yerinde 
Ve gözyaşımla bilenir mevsimler 
Kirpiklerinde asılı yıldızlarım aydınlatır evreni Öyle bir sevdasın ki...”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118259</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36970062-f023-4ae1-b3de-8a92ea26bd24.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Klasikleri: Dünyanın Merkezine Yolculuk (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Jeoloji profesörü Lidenbrock ile yeğeni Axel, bir gün eski bir kitabın arasında bir parşömen bulur. Bu gizemli parşömen onları dünyanın merkezine doğru tehlikelerle dolu bir yolculuğa sürükleyecektir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118260</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/918ef04a-5a4f-4461-8d06-a35c6b1a9421.jpg</image:loc>
            <image:title>Geldi ve Geçti</image:title>
            <image:caption>Dünyanın en büyük edebiyatçılardan biri olan ünlü Rus yazar Dostoyevski “ En büyük pişmanlıklarım yaşadıklarım değil, yaşayamadıklarım oldu” diye irdeliyor. 
“ Keşke sözcüğünü ise şöyle tanımlıyor; “ Yaşanması mümkünken yaşayamadığımız mutluluklar” bunu bir anlamda “ Yaşanmaması gerekirken, yaşadığımız mutluluklar” diye de okuyabiliriz. 
70’li yılların ikinci yarısında 4 sene Cumhuriyet Gazetesi’nde spor yazarlığı yapan, Türk sinemasında 54’ü başrol olmak üzere 118 filme, 15 televizyon dizisine ve 3 müzikale oyuncu olarak imzasını atan Bülent Bilgiç “Geldi – Geçti” adlı bu kitapta yaşamak istediklerini, hayallerini, yaşayamadıklarını değil yaşanmışlıklarının tortularını tüm içtenliği ve samimiyeti ile dile getiriyor... 
Riyasız, yalansız ve abartısız… Bilgiç’in anıları bazen keyif verip gülümsetiyor. Bazen de düşündürüp hüzün veriyor ama okudukça tüm öykülerde yaşanmışlıklar ve gerçekleri en derinden hissediyorsunuz…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118261</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fbb9b774-da23-4e64-9638-9c56b038d3fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Demet Tebessüm</image:title>
            <image:caption>Yaratılışı itibariyle insanın temel içgüdüsel yaşam felsefesi; düşünebilmesi, hayal kurması, kurduğu hayallerinin peşinden gitmesi ve onu hayata geçirmesi, merak etmesi, okuyup araştırması, okuduğunu anlaması ve bundan ders çıkarması, nihayetinde bunları yaşamında uygulamasıdır. 
 Ayrıca insanın bilmesi yetmez, onu istemesi de gerekir. Bunun anahtarı da sevgidir. İnsanı insan yapan temel unsur sevginin ta kendisidir. Sevgi tabiattaki yaşama dair bütün güzellikleri içinde saklar. Sevginin olduğu yerde o güzellikler kendiliğinden ortaya saçılır. 
Tarih boyunca yıkılan medeniyetlerin ortak noktası cehalet ve bağnazlıktır. 
Hangi millet cahil kalmışsa bağnazlık bataklığında boğulmuş, nihayet yok olmuş ve yerine yeni bir medeniyet kurulmuştur. 
Sevgiyle yaşayın, hakvaki olduğunda sevgi bırakın.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118262</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05b70271-208e-4989-83ba-ca963601465d.jpg</image:loc>
            <image:title>Heidi (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Küçük Heidi için her yeni gün yeni bir macera demek. Dağlardaki evinde, büyükbabasıyla, keçileriyle ve arkadaşı Peter’le öyle mutlu ki oradan bir gün bile ayrılmak istemiyor. Ama Heidi bir gün Klara adındaki bir kız çocuğuyla arkadaşlık etmesi için şehre götürülüyor. Sevgi dolu evinden ve o çok sevdiği dağlardan uzakta çok mutsuz olan Heidi acaba evine ve büyükbabasına kavuşabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118263</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b369d234-1830-4fac-b91b-fd8dc27b59e5.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Klasikleri: Oz Büyücüsü (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Küçük Dorothy bir kasırgayla büyülü Oz Diyarı’na savrulur. Evine dönebilmesi için ona yardım edebilecek bir tek kişi vardır: Oz Büyücüsü. Dorothy, Oz Büyücüsü’nü bulmak için bir korkuluk, bir teneke adam ve bir aslan ile çıktığı bu yolculukta birbirinden ilginç maceralar yaşayacak, sevginin ve dostluğun gücü sayesinde neler başarılabileceğini keşfedecektir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118264</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25d7f8d5-13a1-44a8-9825-65665ba15ea3.jpg</image:loc>
            <image:title>Peter Pan (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Büyümeyi reddeden ve hep çocuk kalan Peter Pan bir gece Wendy ve iki erkek kardeşine uçmayı öğretip onları yanında Düşler Ülkesi’ne götürür. Orada Kızılderililerle, kayıp çocuklarla, korsanlarla ve uğursuz Kaptan Kanca ile karşılaşan çocukları türlü türlü maceralar beklemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118265</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f37ffe23-2f9d-4668-9a2d-a532cb19ea44.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Klasikleri: Pinokyo (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Babası Geppetto Usta’nın öğütlerine kulak asmayan tahta kukla Pinokyo, gerçek bir çocuk olma hayalinin peşinde maceradan maceraya koşuyor. Acaba Pinokyo bir gün bu hayaline kavuşabilecek mi?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118266</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/74f7969c-181b-4280-9987-1d914d5bef06.jpg</image:loc>
            <image:title>Çocuk Klasikleri: Seksen Günde Devrialem (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Tepeden tırnağa tam bir beyefendi olan Phileas Fogg, dünyayı seksen günde dolaşacağına dair arkadaşlarıyla servetinin yarısı üzerine bahse girer. O güne dek sessiz sakin bir yaşam süren bu titiz beyefendiyi ve uşağını, seksen gün sürecek olan heyecan dolu bir yolculuk beklemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118267</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b538ff2d-d7f3-4d6c-b76a-4e0d5fdd2429.jpg</image:loc>
            <image:title>Tom Sawyer’ın Maceraları (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Tom Sawyer her gün türlü türlü yaramazlıklar ve yepyeni maceralar peşinde koşan, ele avuca sığmaz bir çocuk. Gün oluyor arkadaşı Huckleberry Finn ile korsan olup hazine avına çıkıyor, gün oluyor ıssız bir adada dilediği gibi yaşıyor. Macera merakı yüzünden başına türlü dertler açılsa da o hayal kurmaktan ve yeni maceralar aramaktan asla vazgeçmiyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118268</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ff64e1e8-2d8d-432e-8fb9-f67e2adf109a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Nasıl Timsah ?</image:title>
            <image:caption>Metrodan inerken ayak sesleri duydu. Dönüp baktığında ne görsün? Peşinde kocaman bir timsah! Timsahlara hiç güven olmaz derlermiş. Onlarda her türlü haydutluk varmış. 
Yoksa... yanılıyor muydu? 
 
Çocuk edebiyatımızın usta ressamı Huban Korman’ın yazıp resimlediği bu eser, okurları esprili bir öykü ile önyargılar üzerine düşündürüyor. Dış görünüşe göre verilen hükümlerin nasıl yanıltıcı olabileceğini, zengin resimler ve yalın bir öykü ile bizlere anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118269</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0380889e-4098-431c-9a02-641a500c9ffc.jpg</image:loc>
            <image:title>Uygarlığın Ayak İzleri - Batı Resmin Sanatında Korku Şeytanlar ve Cadılar</image:title>
            <image:caption>Yaptığımız kötülüklerin bir sebebi olabileceğine dair inancımızdı Şeytan... En güçlü kavramlardan biri olan vicdanın panzehriydi. Ve insanların birbirilerinin yüzüne bakabilmesi için ona ihtiyacı vardı.
 
Bu kitabın ilk bölümü, sizi Şeytan’la yüz yüze getirerek insanlığın içindeki grotesk dışavurumları görmenizde rehber olma amacıyla yazıldı. Bu anlatının nesilden nesle, mitolojiden dine nasıl evrildiğini, içimize attığımız bütün çirkin arzuların Rönesans, Barok ve daha nice dönemle akıma nasıl yansıdığını anlatabilmek için.
 
İkinci bölümdeyse dini kaygılarla yaratılmış bir başka savaşa, cadılığa yakından bakacağız; doğayla bir bütün hâlinde yaşayan insanların, kötüler ve sapkınlar tarafından nasıl avlandığının hikâyesine.
 
Özellikle Barok ve Rönesans resminde sanatçıların bu tip konuları nasıl ele aldığını veya nasıl hicvettiklerini birlikte araştıracak, insanlık tarihinin en karanlık uygulamalarından biri olan Engizisyon Mahkemeleri’ni de yine birlikte inceleyeceğiz.
 
 
Bu hayatta korkmamız gereken
“asıl” şeyin ne olduğunu hiçbir
zaman unutmamak için…
 
Ve katledilen tüm “cadılar” için…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118270</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/342ac39c-5ca9-4a1c-bceb-91f665836219.jpg</image:loc>
            <image:title>Kabenin Oğlu Ali - 3</image:title>
            <image:caption>Yıl, 657 
Yer, Sıffin… 
Dünya sahnesinin son perdesinde saflar yeniden belirlendi… 
Rahman ordusunun komutanı akıl… 
İblis ordusunun komutanı heves ve hevaydı… 
Ve Fırat’ın iki yanında bin yılların kaderi yazıldı… 
Adalet ve zulmün… 
Onur ve hilenin… 
İnanç ve küfrün… 
İtaat ve sadakatin… 
Aydınlık ve karanlığın kadim savaşıydı… 
Ve geleceğin duvarlarını yalanlarla örüp, İslam’ı ikiye böldüler… 
Hakkı öldürüp batılı dirilttiler… 
Oysa en büyük cihad nefisle olandı…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118271</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ca1f5eb-5168-430d-a4ef-cc8f5f2c877a.jpg</image:loc>
            <image:title>Atatürk’ün Hatıra Mülakatları-2- Vahdettin ve Birinci Dünya Savaşı ile İlgili</image:title>
            <image:caption>Atatürk’ün Hayatı’nın, Cumhuriyet tarihimiz ile kesiştiği bir gerçek. Bu itibarla onun anlatıp, yazdıkları, bizim için, hem kendi hayatı, hem de Cumhuriyet tarihimiz açısından, birincil nitelikte bir kaynak teşkil ediyor. Atatürk’ün titiz çalışma üslubu ve yazıp, anlattıklarını belgeleriyle ortaya koyması ise tarihi açıdan da bunları ayrıca değerli kılıyor. 
 Mülakatlar da bu vasıfta. Atatürk, bu mülakatlarda tarihimizin önemli olaylarına ışık tutup, muğlak hususları aydınlatıyor ve merak edilen hususları açıklıyor; bu elbette bizim için çok değerli. 1926 yılında, Siirt Mebusu Mahmut ve Falih Rıfkı’nın, Ankara&apos;da çıkan &quot;Hâkimiyeti Milliye&quot; ile İstanbul&apos;daki &quot;Milliyet&quot; gazeteleri için Atatürk’ün hatıraları ile ilgili yapmış oldukları mülakat ve Ahmet Emin’in “Vakit Gazetesi” için 1922 yılında Atatürk’ün hayatı ile ilgili yapmış olduğu mülakat da bu nitelikte. Bu iki önemli mülakat, ilk kez bu kitapta bir arada sunuluyor okuyucuya. 
Daha önce yayınevimiz tarafından, “Matruşka Kitaplar: Bir Kitap İki Eser” serisinin ilk kitabı olarak yayımlanan, “Atatürk’ün Hatıra Defterleri-Birinci Dünya Savaşı’ndaki Hatıra Defteri-Karlsbad Hatıraları” ile bu konudaki kaynaklara okuyucunun bir arada ve daha kolay ulaşması için ilk adımı atmıştık. 
Yine aynı serinin üçüncü kitabı olarak “Atatürk’ün Hatıra Mülakatları-Çanakkale Savaşı Hatıraları-19 Mayıs’a Doğru” adını verdiğimiz kitabımızı yayımlamıştık. 
Bu serinin beşinci kitabı olarak yayımladığımız ve “Atatürk’ün Hatıra Mülakatları-2-Vahdettin ve Birinci Dünya Savaşı ile İlgili Hatıralar-Atatürk’ün Kendi Anlatımıyla Tarihçe-i Hayatı” adını verdiğimiz, elinizdeki bu kitap ile yakın tarihimize dair müphem noktaları, birinci tanığı olan Büyük Önder Atatürk’ün anlatımıyla aydınlatıyor ve iki kaynağı daha, kolay erişilir kılarak ve okuyucularımızla birlikte çıktığımız, doğru rota ile yeni ufuklara yolculuğumuza devam ediyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118272</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/669dcf9d-97a5-47d5-9e99-61037490296a.jpg</image:loc>
            <image:title>Dedemin Bastonundaki Sır</image:title>
            <image:caption>On bir yaşındaki Mete, tepelerle çevrili bir kasabada annesi, babası, ninesi ve hayvanlarıyla yaşamaktadır. Çok sevdigi ninesi hasta yatarken önceki yıl vefat eden dedesinin bastonunu elde etmek isteyen bir cadı, Mete’yi gökyüzündeki evine kaçırıyor. 
Mete&apos;ye anlam bilgisi kurallarının oyunlarla sorulduğu gökyüzünde heyecanlı bir macera başlıyor. Mete, sorulara doğru cevaplar verip evine dönebilecek mi? Ninesinin anlattığı Keloğlan masalı mutlu sona ulaşacak mı? 
Müfredata göre hazırlanan kitapta kullanılan ikilemeler, deyim ve atasözleri de çocuklarımızın dilini zenginleştirmeyi amaçliyor. 5, 6, 7. sınıf öğrencilerinin &quot;ikileme, somut-soyut, gerçek-mecaz, eş-zıt anlamlı, eş sesli sözcükleri, deyim ve atasözleri”ni tanımlarıyla beraber, Mete’yle bir maceraya atılarak masal tadında kavrayacakları bir kitap, Dedemin Bastonundaki Sır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118273</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/55ba49e9-3118-4ae6-ab89-8dc25d17d476.jpg</image:loc>
            <image:title>Hayvanlarla Piyano Maceraları -Piyano için 12 Parça</image:title>
            <image:caption>12 piyano parçasından oluşan hayvan temalı bu kitap, çocuklara müzikle hayvanların dünyasını kendi hayal güçleriyle keşfetme ve öğrenme olanağı sunmaktadır. Her parçada, piyanonun temel çalma prensipleri kullanılarak, hayvanların yaşamsal dinamiklerini ön plana çıkaran temsili yazı tekniklerine yer verilmiştir. Her bir parça bir hayvanı temsil etmektedir. Bu hayvanlar, tavşan, kanarya, lama, kuğu, maymun, kedi, kaplumbağa, köpekbalığı, arı, salyangoz, kelebek, fil ve sincaptır. Örneğin; “Ağaçtaki İki Maymun” adlı parçada, müzik yazısında yer verilen onaltılık nota değeri ve üçlü aralık yazı tekniği, maymunun doğasında olan daldan dala atlama hareketleri temsil edilmiştir. Bunun yanı sıra, hayvanların kendi doğasını ön planda tutan nüans, tempo ve piyano yazım teknikleri, her bir hayvanı olduğu haliyle yansıtabilmek için özenle seçilmiştir. 
Kitabın minik sanatçılara sunduğu en önemli özellik, her parça için belirlenen hayvanın müzikle paralel olarak, kendilerinin yaratacağı HİKÂYE oluşturma bölümüdür. Bu bölüm, her çocuğun kendi yaratım gücünü geliştiren ve her hayvanla kuracağı ilişkiye bağlı olarak, kendi hayal dünyasından çıkan hikâyeleri yazma fırsatı sunmaktadır. Bunun önemi, minik sanatçıların, piyano yazısından ve teknik çalış biçimlerinden öte, eğlenerek öğrenme ve kendi kişisel yorumlarını ortaya koyma özgürlüğünü yakalayabilmeleridir. Hikâye oluşturma bölümü tamamen özgür yaratım alanıdır. Parça görselinde kısa kısa yönelimler verilmiştir. Kitabın görsel kısmımın altında yer alan bu yönelimler, hem hikâyesini kendi yazdığı hem de parçada göstereceği kişisel yorumculuğunu, dolayısıyla sanatçı olma yolunda atacağı en önemli adımları oluşturmaktadır. 
Kitaptaki eserlerin Youtube video kayıtlarına Müzik Eğitimi Yayınları Youtube kanalından ulaşabilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118274</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f62b78be-1074-4713-afc3-6a16d838aee0.jpg</image:loc>
            <image:title>Fırat’tan Ege’ye Hikayeler</image:title>
            <image:caption>Bu kitapta, Fırat kıyılarından Ege kıyılarına kadar uzanan coğrafyada insanların yaşadıkları ve çektikleri acılar anlatıldı. 
 
Fırat’tan Ege’ye anlatılan hikâyelerde Türkler, Kürtler, Ermeniler ve Rumlar anlatıldı. 
 
Bunun yanında 1970’li yıllarda ülkemiz devrimcilerinin gizli, yarım kalmış ve itiraf edilmeye cesaret edilememiş hikâyeleri de anlatılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118275</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bee36f79-2230-40e5-8330-3c714db9567c.jpg</image:loc>
            <image:title>Yol (Enel Hakk)</image:title>
            <image:caption>Pir Mansur’dum Hakk’a erip 
nice sırra ayan oldum 
Nesimi’ydim dile düşüp 
nice cana beyan oldum 
 
Yunus’tum üryan gezinip 
ummandan ummana daldım 
Yusuf olup aşk uğruna 
nice yıl zındanda kaldım 
 
Süleyman’dım saraylarda 
mülk etmiştim tüm cihanı 
Nebi olup ben yazmıştım 
dört kitabı, her beyanı 
 
 
Kandilden kandile tozup 
can taşıdım ten içinde 
Sığmaz iken kâinata 
sırlandım bir gen içinde 
 
Varlığım manada yüklü 
zahir gözde ayan bendim 
Deruni’ydim Hakk söyletti 
cümle cana beyan bendim</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118276</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97415276-0e87-4da0-aa03-5428eff6f439.jpg</image:loc>
            <image:title>Kilikia Arkeolojisi Serisi 4</image:title>
            <image:caption>Bu yayının amacı, Kilikia Bölgesi’nde uzun yıllar yapılan 
arkeolojik çalışmaların sonuçlarını bilim dünyası ile olduğu 
kadar bölgeye ve Arkeoloji bilim dalına ilgi duyanlar ile 
paylaşmaktır. Bu kitap yazarın uzun yıllar bölgede yaptığı ve 
yayınladığı çalışmaların bir ürünüdür. Kitap içerisinde 
birbirleriyle bağlantılı olarak yapılmış kaleler-kuleler ile 
onları yapanların anakaya üzerine işlenmiş görsel 
yansımaları yani kabartmalar, dönemlerindeki tarihsel 
gelişim içinde birlikte ele alınmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118277</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dc73e316-d1c3-4239-a42e-7ba60a7b7a96.jpg</image:loc>
            <image:title>Kilikia Arkeolojisi Serisi 3</image:title>
            <image:caption>Dağlık Kilikia’nın doğusunda (Mersin ili Silifke ve Erdemli 
ilçeleri arası) iyi korunmuş çok sayıda antik yerleşim 
bulunur. Bu yerleşimler Hellenistik Dönem’den gelen ve 
Roma ve Geç Antik Dönem’de de devam eden bir sürekliliğe 
sahiptirler. Silifke’nin 13 km kuzeyindeki Karaböcülü, bu 
yerleşimler arasında öne çıkar. Yerleşimin sahip olduğu 
kalıntılar, Hellenistik Dönem’den itibaren iskan gördüğüne; 
Roma ve Geç Antik Dönem’de büyük bir kırsal yerleşim 
olduğuna dair kanıtlar sunar. Bu çalışma, Karaböcülü’yü 
sahip olduğu kalıntılarıyla bir bütün olarak ele alıp 
incelenmeyi hedeflemektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118278</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d27edabc-26be-4222-8381-87049c202cef.jpg</image:loc>
            <image:title>Kilikia Arkeolojisi Serisi 1</image:title>
            <image:caption>Karakabaklı ve Işıkkale antik yerleşimleri Mersin iline bağlı 
Silifke ilçesi sınırları içerisindeki Susanoğlu sahil kasabasının 
yaklaşık 8 km. kuzey batısında yer alır. Bu kitapta, her iki 
yerleşimin sahip olduğu iyi korunmuş arkeolojik buluntuların 
bir araya getirilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. 
Bu iki yerleşimin sahip olduğu kırsal karakter, yerleşimlerin 
kentlerle olan ilişkilerini de tartışmayı zorunlu kılar. Ayrıca, 
Karakabaklı ve Işıkkale’de antik cadde, anıtsal kapılar, 
kiliseler gibi çok sayıda kentsel mimari özellik gösteren 
yapının varlığı nedeniyle bölgedeki kırsal yerleşimlerde 
görülen kentsel mimarinin sebepleri üzerine 
değerlendirmeler de yapılacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118279</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d4f0793-bc57-496c-8d0b-4b701bd52ad8.jpg</image:loc>
            <image:title>Kilikia Arkeolojisi Serisi 2</image:title>
            <image:caption>Dağlık Kilikia bölgesinin, Strabon’un nitelediği “hiçbir yere 
benzemeyen” ünlü kıyı kenti Seleukeia Kalykadnos, var 
olduğu günden bu yana adından söz ettirmiş; önemli bir 
merkez olmuştur. Bugün Modern Silifke kentinin altında 
kalmış olan kent tüm ihtişamı ve sırları ile toprak altında 
bekleyişini sürdürmektedir. Seleukeia Kalykadnos kenti 
üzerine araştırmalar yok denecek kadar azdır. Bu nadide 
kent, bu kitapta mercek altına alınmıştır. Bu sebeple, bu 
çalışma antik Seleukeia Kalykadnos kenti üzerine neşredilmiş 
kaynaklar üzerinden yapılan detaylı bir çalışma olma 
özelliğini taşır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118280</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f1223e8-555e-407d-97ca-9b37a174d08f.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Ayı ile Bilimsel Deneyler Yapıyoruz</image:title>
            <image:caption>Hem eğlenceli, hem de öğretici bir kitap! 
İlk laboratuvar dersinin vakti geldi ama öğrenciler yapacakları ilk deneyin ne olacağına karar veremiyorlar. Ancak Ayı oradayken ve onlara yardım edecekken neden sadece deney yapsınlar? Ayı’nın yardımıyla bir ders süresinde tamı tamına dört tane deney yapıyorlar. Bu deneylerin ne olduğunu öğrenmek ister misiniz?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118281</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb264255-6e3f-4016-86ef-fd277742ebcb.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Ayı İle Matematik Öğreniyoruz</image:title>
            <image:caption>Hem eğlenceli, hem de öğretici bir kitap! 
Sınıfta herkes birbiriyle eşleşiyor ama İrem’in eş olacağı kimse kalmıyor… Ancak bu konu onun için sorun değil, matematik konusunda çok yetenekli olan Ayı’ya sonuna kadar güveniyor! İrem eğer öğretmenini Ayı’nın mükemmel bir matematik arkadaşı olduğuna dair ikna edebilrse, her şey yoluna girecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118282</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/57514ced-35f6-4709-9190-26101c6dcb9e.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Ayı ile Okuyoruz</image:title>
            <image:caption>Hem eğlenceli, hem de öğretici bir kitap! 
İrem, Ayı’nın en iyi okuma arkadaşı olduğunu düşünüyor ve bu konuda öğretmenini ikna etmeye çalışıyor. İrem’in neden böyle düşündüğünü merak ediyor musunuz? Okuyun ve Ayı’nın eşsiz özelliklerini keşfedin!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118283</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/89fe34ae-805c-48b5-9ffa-5c118c7f3737.jpg</image:loc>
            <image:title>Arkadaşım Ayı ile Yazı Yazıyoruz</image:title>
            <image:caption>Hem eğlenceli, hem de öğretici bir kitap! 
İrem yazı yazmayı çok seviyor, Ayı da öyle. Ancak Can, yazı yazmayı hiç mi hiç sevmiyor. Neyse ki Ayı ile İrem bir araya gelerek öğretmenleri dahil olmak üzere tüm sınıfa ayıların en iyi yazı yazma arkadaşları olduğunu ikna etmeye hazırlar. Bu kitabı okuduktan sonra, yazı yazmaktan hiç hoşlanmasanız bile kendi hikayenizi kağıda dökmek için heyecanlanacaksınız!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118284</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/72cc6748-7041-4c64-a1b0-59d1754ee268.jpg</image:loc>
            <image:title>Dağınık Arkadaşım</image:title>
            <image:caption>Ömer ağabey oldu ve kendi odasına taşındı ancak odasında zaten birinin olduğunu fark etti! Sabahtan akşama kadar her yeri karıştıran Dağınık Arkadaş odaya yerleşmişti! Her yerde oyun küpleri, arabalar ve oyuncuklar vardı… Bu durumla nasıl başa çıkabileceğini bilemeyen Ömer, anne ve babasından yardım almaya karar verdi. Babasıyla birlikte odasını toparladılar ve Ömer oraya nasıl böyle düzenli tutabileceğine dair ipuçlarını öğrendi. Bu öğrendiklerini Dağınık Arkadaş’a öğretmesi gerekiyor! Peki görünmez olan birine tüm bunları nasıl öğretebilir?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118285</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/542b30dd-f65d-4d7d-8154-32e0e45c0e57.jpg</image:loc>
            <image:title>Verda</image:title>
            <image:caption>Cinayet sarmalı ve bir dönemin çalkantıları içinde kader ağlarını aşk için örüyor...
VERDÂ
Ailesi Amerika’ya yerleşene dek, Yeşilköy’deki bir köşkte dedesi ve babaannesiyle birlikte yaşayan, çocukluğunun mutlu günlerini dedesinin Şarköy civarındaki bağlarında geçiren bir genç kadın…
CAN
Küçük yaştan itibaren Avrupa’da eğitim görmüş, babası öldürülünce Fransa’da yaşadığı tatlı hayata ara verip Türkiye’ye, onu bekleyen aile işine dönmek zorunda kalan bir genç adam…
Can’ın babası Suphi Korkut’u öldürmekle suçlanan Osman Aktuğ, Verdâ’nın dedesidir… Ve Can Korkut, Aktuğ’lardan nefret etmektedir.
Kader ağlarını örüp onları ilk kez karşı karşıya getirdiğinde, Verdâ ve Can kendilerini büyük ve bir o kadar da fırtınalı bir aşkın içinde bulacaklarından habersizdirler.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118286</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4a461cd2-ea0f-46c8-9ae7-2ef0861b685e.jpg</image:loc>
            <image:title>Demir John</image:title>
            <image:caption>Şair ve çevirmen Robert Bly, bu derinlikli kitabında erkek olmanın ne olduğuna dair yeni bir ufuk sunar. Bly’ın fikirleri, erkeklerle yürüttüğü çalışmalara ve kendi hayatından izlenimlere dayanır. 
 
Eski hikâye ve efsanelerden zengin anlamlar çıkaran Bly, “Demir John” adlı bir Grimm masalını işler; bu masalda anlatıcı ya da “Vahşi Adam”, genç bir adama erkeklik gelişiminin sekiz aşamasında rehberlik eder, böylece bize çoktan unutulmuş arketipleri ve güçlü erkeklik imgelerini hatırlatır. 
 
62 hafta boyunca New York Times Çok Satanlar listesinde kalan Demir John, mitin yüceliğiyle pratik yaşamı bir araya getirdiği ve buna bir de kendi tarihimizden acı dolu dersler eklediği için önümüzdeki dönemde de hem erkeklere hem kadınlara rehberlik edip ilham verecek kült bir eser.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118287</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d87035cc-41e0-456e-8981-5ddab019e2cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Sedef Parmaklık</image:title>
            <image:caption>Karşı kıyı ne kadar da yakındı, 
arada sedef parmaklık olmasaydı…
 
 
     Ege’nin lacivert suları savaşla çalkalanırken dalgalar iki kıyıyı da vurmuş, “yerli” insanlar yerlerinden edilmişti. 
 
     Hep karşıdan baktıkları toprakları yurt edinmek zorunda bırakılanlardan biriydi İzzet de. Kucağında küçücük oğluyla başladığı yeni hayatını sil baştan inşa ederken pes etmeyecek, yılmayacak, çalışacaktı.
 
     Bir gece vakti gizlice geçtiği karanlık sulardan, altmış yıl sonra yeniden geçti İzzet. Bu en büyük arzusunu gerçekleştirirken tek torunu da yanındaydı, dedesinden devraldığı şirketleri holdinge çevirmeyi öneriyor ve cebinde onun hayatını değiştirecek bir mektup taşıyordu. Önce kolundaki saate baktı yaşlı adam, sonra yıllardır aşamadığı sedef parmaklıkların olduğu yere… Karanlık sular maviye, aradaki engeller ışığa dönmüş ve bir ömür geçmişti; kaybedilenler ve ağır bedeller karşılığında kazanılanlarla…
 
 
Yakından şahit olduğu bir hayattan aldığı ilham ve
neredeyse yüz yıllık tarihi detaylar ile kurguladığı bu hikâye,
Ahmet Mert Yılmaz’ın ilk romanı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118288</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4cb06b8d-8d10-44ce-bcb5-110e83a55a13.jpg</image:loc>
            <image:title>Filozofun Uçuşu (Bristol Kapak)</image:title>
            <image:caption>İçerisine sihir katılmış, eğlenceli ve akıcı bir gençlik hikâyesi.
-Kirkus Reviews        Tom Miller’ın ilk romanı Filozofun Uçuşu, sizi 19. ve 20. Yüzyılın Amerika’sına, gerçeküstü olayların ve teknolojinin iç içe geçtiği büyüleyici bir dünyaya götürüyor.
 
     Eleştirmenlerden tam not alan bu fantastik romanı okurken duygudan duyguya geçeceksiniz. Aşkın ve dostluğun en saf hâline şahit olurken ırkçılığın, cinsiyet eşitsizliğinin ve savaşın vahşeti ile yüzleşeceksiniz. Her şeye rağmen dimdik ayakta durup Robert’ı umut etmeye ve iyilik için savaşmaya teşvik eden güçlü ve ilham verici kadınlarla tanışacaksınız.
 
     1750’lerde mühürcülük hayatın her alanında yaygın olarak kullanılıyordu. Bazı insanlar tarafından ampirik filozoflar cadı olarak nitelendirilseler de kadınlar bu alanda erkeklerden çok daha iyi işler başarabiliyordu. Kadınların egemen oldukları bu çevrede Robert da ablası ve annesinden öğrendiklerini uygulayarak kontrollü uçmayı öğrenmek ve de diğer insanlara yardım edebilmek amacıyla mühürlerini kullanmak için âdeta yanıp tutuşuyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde, bir erkek olarak istenmediği bir ortamda tüm şartları zorlayarak kızlarla aynı okula gitmeye ve yeteneklerini sergileyip kendisini otorite konumundaki kadınlara kabul ettirmeye çalışıyordu. Ta ki bir gün aşk denen o duyguyla tanışana kadar…
 
     Keskin bir sosyal eleştiriye de yer verilen bu sürükleyici macerayı okumaya başladığınızda sayfaları çevirmekten kendinizi alamayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118289</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/165aa2d8-844e-40b5-9292-9676c15eec3d.jpg</image:loc>
            <image:title>Yazar Olmadan Önce: Ünlü Yazarların Çocuklukları (Fleksi Kapak)</image:title>
            <image:caption>MAYA ANGELOU gençken topluluk önünde konuşmaktan çok korkardı. C. S. LEWIS bir inşaat ustası olmak istiyordu, ancak başparmaklarındaki yapısal bir kusur nedeniyle kalem dışında herhangi bir aleti tutması oldukça zordu. GENE LUEN YANG süper kahramanlara takıntılıydı. J. K. ROWLING ise okuldaki günlerini kendi zihninde yarattığı hikâyeler hakkında hayal kurarak geçiriyordu.
 
Olağanüstü çizimlerle renklendirilmiş bu kolektif biyografi, sevilen yazarları çocukluk trajedileri, başarıları ve başarısızlıklarıyla tanıyarak gerçek hayat hikâyelerini öğrenmemizi sağlıyor. Yazarlık bilgeliği ve ilk elden alıntılarla dolu bu kitap, okuyucuları geleceğin yazarları olup olamayacaklarını düşünmeye de davet ediyor.
 
Bir yazarı yazar yapan nedir? Onlara ne ilham verir? Hikâyeleri nereden geliyor? Eğer bu soruların yanıtını merak ediyorsanız elinizde duran bu kitap tam size göre!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118290</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c622a1d6-8947-42f4-9ec7-47a792d5e882.jpg</image:loc>
            <image:title>Siren</image:title>
            <image:caption>Bizim kimseye anlatamayacağımız türden bir tanışma hikâyemiz vardı. 
 
İtalyan mafya üyesi Karmen Russo, kendi çıkarları uğruna sınırların dışına 
çıkıp Deren Ateş’in küçük kızını kaçırır. Suikastçı bir korumanın kızını kaçırdığını anladığındaysa, kendini kolay olacağını sandığı bir ateş çemberinin içinde bulur. 
O çember, kızını arayan Deren ile Karmen’i her saniye içine hapsedip birbirine yaklaştırır. Dünyası bir sebepten ayaklarının altına alınan Karmen’in bu oyunu onu, telafisi olmayan sonuçlara sürükler. Kalbini dinleyen kimsenin sağ çıkamayacağı bu hikâye, Deren ile Karmen’i aşk ve nefret sonsuzluğuna kapatır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118291</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2cb3a6a3-910d-4c22-b6c9-4b7846ab4d75.jpg</image:loc>
            <image:title>Siren (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Bizim kimseye anlatamayacağımız türden bir tanışma hikâyemiz vardı. 
 
İtalyan mafya üyesi Karmen Russo, kendi çıkarları uğruna sınırların dışına 
çıkıp Deren Ateş’in küçük kızını kaçırır. Suikastçı bir korumanın kızını kaçırdığını anladığındaysa, kendini kolay olacağını sandığı bir ateş çemberinin içinde bulur. 
O çember, kızını arayan Deren ile Karmen’i her saniye içine hapsedip birbirine yaklaştırır. Dünyası bir sebepten ayaklarının altına alınan Karmen’in bu oyunu onu, telafisi olmayan sonuçlara sürükler. Kalbini dinleyen kimsenin sağ çıkamayacağı bu hikâye, Deren ile Karmen’i aşk ve nefret sonsuzluğuna kapatır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118292</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3345b2ff-3ac9-4a7f-bab7-f03151b7be88.jpg</image:loc>
            <image:title>Tarih Meraklıları ( Fleksi Kapak)</image:title>
            <image:caption>Eski Mısır, Antik Yunan ve Roma hakkında merak ettiğiniz her şey…
 
·         Eski Mısır’da çocukların dünyası nasıldı?
 
·         Eski Mısır halkı için ölüm ne demekti?
 
·         Antik Yunan’da Olimpiyat Oyunları nasıl başladı?
 
·         Antik Yunanlar için edebiyat ne kadar önemliydi?
 
·         Roma’da insanlar ne yiyip ne içerlerdi?
 
·         Roma’da bir gladyatörün günü nasıl geçiyordu?
 
 
Zamanda binlerce yıl geriye giderek Eski Mısırlıların, Antik
Yunanların ve Romalıların dünyasına adım atın. Arkeologların bu eski insanların büyüleyici dünyasını bir araya getirmek için kalıntıları, çanak çömlekleri, sikkeleri ve diğer eserleri nasıl ortaya çıkardıklarını ve analiz ettiklerini keşfedin. Savaşlardan eğlencelere, mimariden felsefeye, tarımdan aile hayatına kadar birçok alanda şaşırtıcı bilgileri öğrenmeye hazır olun.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118293</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cd25e5ad-ef82-48c5-9aa3-3abd13f651c5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırmızı Köşk’ün Esrarı</image:title>
            <image:caption>“Kırmızı Köşk’ün Esrarı, akıllara hayret verecek derecede harikulade vakalar, dünyada misli görülmemiş inceliklerle dolu, şeytani  zekâların bütün kuvvetleriyle birbiriyle çarpıştığı cinayetlere sahne bir millî romandır.”
 
Kafka Kitap, “Babil Ekspres” dizisiyle dünyanın seslerine kulak kabartmaya devam ediyor, bizim topraklarımızdan çıkan, zamanı için yepyeni, bugünse hâlâ taze olma özelliğini sürdüren eserleri tarihe terk edilmekten alıkoyarak okuruyla buluşturuyor!
 
Pertev Şevket imzasıyla yayımlanan Kırmızı Köşk’ün Esrarı, kurgusu oldukça hareketli ve değişken, kahramanları bölümden bölüme farklılaşan, son derece hızlı ve akıcı bir polisiye roman. Polisiye yazınımızın çocukluk çağlarına rastlayan Kırmızı Köşk’ün Esrarı, daha sonraları klişeler arasına girecek birçoktema ve motifin ilk kez denendiği metinlerden biri. İstanbul’da başlayarak İzmir’e sıçrayan, otomobillerin ve uçakların dahil olduğu nefes kesici kovalamaca sahneleriyle tempoyu yükselten ve sürpriz konuğu Sherlock Holmes ile okuru heyecanlara sürükleyen bir macera. Kalabalık kadrosu, geniş bir coğrafyaya yayılan katmanlı yapısı ve neredeyse hiç müdahalesiz, kolaylıkla takip edilebilen diliyle Kırmızı Köşk’ün Esrarı, gerçek bir polisiye edebiyat şöleni.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118294</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e205b2d4-fa54-449b-9b8a-261071fc82e7.jpg</image:loc>
            <image:title>Yankesiciler Kraliçesi</image:title>
            <image:caption>“Yankesiciler Kraliçesi, İstanbul’un
ücra mahallelerinden birinde yetişip yüksek
sınıf arasına karışarak esrarlı, muammalı
vakalar yaratan harikulade güzel bir genç kızın
macerasıdır.”
 
Kafka Kitap, “Babil Ekspres” dizisiyle dünyanın
seslerine kulak kabartmaya devam ediyor, bizim topraklarımızdan çıkan, zamanı için yepyeni, bugünse hâlâ taze olma özelliğini sürdüren eserleri tarihe terk edilmekten alıkoyarak okuruyla buluşturuyor!
 
Kırmızı Köşk’ün Esrarı’nın yazarı Pertev Şevket’in ikinci polisiyesi Yankesiciler Kraliçesi, birkaç açıdan oldukça önemli bir kitaptır. Haftalık Mecmua dergisinde tefrika olarak sunulan bu roman, bir kadın anti-kahramanın yer aldığı ilk polisiyemetinlerimizden biridir. Mazisini bir türlü öğrenemediğimiz Bedia, bir nedenden “yankesiciliğe” başlamış ancak zaman içerisinde bu işteki mahareti ve vahşi zekâsı sayesinde bir hırsızlar krallığının kraliçesi olmayı becermiştir. Üstelik bu öyle bir kraliçedir ki bir türlü ele geçirilemez. Dahası, düştüğü yerden yeniden kalkmayı başaran, oldukça dirençli de bir kadındır Bedia. İşte Yankesiciler Kraliçesi, bu ele geçirilemeyişin, mağlup edilemeyişin sürükleyici hikâyesidir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118295</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/58876d1b-325c-4547-9a3c-e6bf1286f90c.jpg</image:loc>
            <image:title>Mia&apos;nın Maceraları - Çılgın</image:title>
            <image:caption>Mia&apos;nın Maceraları - Çılgın</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118296</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e316e71b-dd37-43b0-8ae7-d8f692ba66b1.jpg</image:loc>
            <image:title>Araftaki Kendine Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Biliyorum, herkesin kendini anlattığı ve bunun talep gördüğü bir devirde “ben” ile başlayan cümleler kursam çok daha ilgi çekici olabilirdi. Oysa sizinle “ben”den daha önemli bir şey konuşmak istiyorum. Sizi… Sadece sizi… 
Belki de şimdiye kadar kendinizi hep başkalarında aradınız. Harika hayatlar keşfettiniz ama sadece izleyicisi oldunuz. Unutmayın ki, siz kendi toprağınızı kazdığınızda, tohum olarak yine kendinizi bulursunuz. Başkalarının toprağını kazdığınızda kendinize ait bir şeyler bulma şansınız yok. Ömür sermayenizi, başkalarının size “hakikat” olarak sunduğu hayatları izlemekle geçirmeyin. 
Şimdi, başkasına sormak istediğiniz bütün sorularınızı kendinize sorma vakti. Gelin, kendinizi keşif yolculuğuna beraber çıkalım. Çünkü kendinizi bilmeye hakkınız var.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118297</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/82b7f43b-f326-4f89-b662-4797c1fd8fd5.jpg</image:loc>
            <image:title>Minik Dostum</image:title>
            <image:caption>Gök mavisi mi, süt beyazı mı?  Sen olsan hangisini seçerdin? 
Ama Aybüke’nin seçme şansı olmadı. Gök mavisi oğlağı kucağında buldu. 
Sahi, Gök bir kucağa sığar mıydı? 
Aybüke sığdırdı işte. Nasıl sığdırdığını merak ediyor musun? 
Hadi o zaman, Aybüke ve minik dostunun hikâyesine sen de katıl.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118298</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f7273d79-1f8f-4a52-83f2-2af87e0a689b.jpg</image:loc>
            <image:title>Sınıfta Sınır Koyma</image:title>
            <image:caption>Şiddete yatkınlık, yaramazlıklar, motivasyon eksikliği, DEB/DEHB… Öğretmenlerin baş etmesi gereken pek çok sorun var. “Sınıfta Sınır Koyma” kitabı ise tam da bununla ilgili bir rehber… Bir öğretmen olarak sizi yıpratan ve hiçbir yere götürmeyen geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek cezalandırma ve aşırı hoşgörünün yerine kullanabileceğiniz yöntemlere hazır mısınız? “Sınıfta Sınır Koyma”dan neler öğreneceksiniz? • Zor öğrencileri daha kolay yönlendirebilmeyi ve aksaklıklarla hızla başa çıkmayı, • Öğrenme süreci için etkili bir ortam oluşturmayı, • Kurallarınızı desteklemek için doğal ve mantıksal sonuçları kullanmayı, • Proaktif, odaklanmış veli toplantıları düzenlemeyi, • Özel ihtiyaçları olan çocukların desteklenmesine yönelik yeni araştırma ve tekniklerden bazılarını, • Sınıfta işinizi kolaylaştırabilecek daha pek çok yöntemi öğreneceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118299</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/78513121-d653-4e8c-8209-7e0b4190a045.jpg</image:loc>
            <image:title>Uçan Kaplumbağa Tokito</image:title>
            <image:caption>Küçük bir çocukken kendisine verilen yavru kaplumbağa ile Alper’in arasında oluşan bağ. Bu küçük kaplumbağanın, Alper’i takip etmek ve onu “Kaplumbağa Diyarı”na yapacağı gizemli yolculuğa hazırlamak üzere görevlendirilmesi… 
Boyutlar arası geçiş yolu kullanılarak “Kaplumbağa Diyarı”na yapılan seyahat… 
Alper’in, o gizemli diyarda en büyük teknolojik icadı gerçekleştiren ekip ile tanışması… 
Kaplumbağa dostlarının; birbirlerine gülümseyerek selam vermeleri, ihtiyacı olanın yardımına koşmaları, birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaları, uzay teknolojisi alanındaki başarıları ve galaksiler arası seyahat edebiliyor olmaları Alper’i şaşırttığı gibi sizi de şaşırtacak. 
Gizem dolu bu fantastik seyahatte Alper’le birlikte yolculuğa hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118300</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e830a07c-eac6-4355-b1d6-8727df038723.jpg</image:loc>
            <image:title>Gülmenin Cevheri Üzerine</image:title>
            <image:caption>Yaşamının hastalıklar ve yoksullukla başa çıkmaya çalıştığı zorlu yıllarında yazdığı bu felsefi metinde Baudelaire, mutluluk göstergesi olarak değerlendirilen gülme tepkisini bambaşka bir açıdan, insanın şeytani yanını açık eden bir gözlemcilikle ele alır. 
 
Bir gülme teorisi ya da bir komedi felsefesi olarak da tanımlayabileceğimiz denemede Baudelaire, çarpıcı ancak tanıdık bir örnekle gülmeyi masum bir kahkahadan şeytani bir kıkırtıya dönüştürür. Tökezleyip düşen bir adam sokakta bir grup insanı kahkahalara boğar. Bu kahkahalar insana dair ne söyler? Tanrı, hayvanlar ve bitkiler gülmezken, gülen tek varlık insanın gülümsemesinin ardında bin bir türlü duygu gizlidir; bunların doğasıysa her zaman bir gülücük kadar masum olmayabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118301</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1f30a51c-308a-498b-8542-b6f08976453d.jpg</image:loc>
            <image:title>Margaret Teyzemin Aynası</image:title>
            <image:caption>Sir Walter Scott, bu derlemedeki iki öyküsünü 1828 yılının sonunda hazırlanan, katkıda bulunan yazarlar arasında Mary Shelley, Thomas Moore, William Wordsworth gibi isimlerin olduğu bir almanak için kaleme alır. 
  “Margaret Teyzemin Aynası” ve “Goblenli Oda veya Ceketli Kadın” öykülerinin bir araya geldiği derleme, Scott’ın İskoç kültürü, değerleri, inançları üzerine ince gözlemlerinin ürpertici temalarla buluştuğu, her sayfada merak uyandırmaya devam eden bir okuma deneyimi sunuyor okura. Her ikisini de yazarın giriş notuyla sunduğumuz öyküler, defalarca okumaktan sıkılmayacağınız birer korku klasiği</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118302</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e09a0c4-e152-4c25-b502-a410cad3e6c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Doğum Lekesi</image:title>
            <image:caption>Derin ve rahatsız edici psikolojik temalarıyla ünlü, karanlık romantizmin ustalarından Nathaniel Hawthorne’un farklı yıllarda yayımlanmış en tekinsiz öykülerinden “Genç Beyefendi Brown”, “Dr. Heidegger’in Deneyi”, “Doğum Lekesi”, “Roger Malvin’in Cenazesi”, “Güzelliğin Sanatçısı” ve “Akrabam Binbaşı Molineux” bu derlemede bir araya geliyor. 
 
Tuhaf gece yarısı ayinleri, çılgın biliminsanları, saplantılı sanatçılar, iç kemiren karanlık sırlar ve bir o kadar ürpertici tema ve karakterler, Hawthorne’un cüretkâr psikolojik gözlemleriyle, tekinsiz olduğu kadar heyecan verici bir okuma deneyimi sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118303</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d7fbd57b-830e-40a5-bc8d-7b94368cb3aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Felatun Bey ve Rakım Efendi (Açıklamalı Orijinal Metin)</image:title>
            <image:caption>Felatun Bey’in kıyafetini sorarsanız tariften izhar-ı acz ederiz. Şu kadar diyelim ki hani ya Beyoğlu’nda elbiseci ve terzi dükkânlarında modaları göstermek için mukavvalar üzerinde birçok resimler vardır ya? İşte bunlardan birkaç yüz tanesi Felatun Bey’de mevcut olup elinde resim, endam aynasının karşısına geçer ve kendisini resme benzetinceye kadar mutlaka çalışırdı. Binaenaleyh kendisini iki gün bir kıyafette gören olmazdı ki, “Felatun Bey’in kıyafeti şudur,” demek mümkün olsun. 
 
“Ahmet Mithat’ın Felatun ve Rakım’la somutlaştırdığı ikili yapı fikri, sonraki dönemlerde başka yazarların da tezlerini okura aktarırken kullanacağı bir formüle dönüşür. Şıpsevdi’nin Meftun’u, Araba Sevdası’nın Bihruz’u, Şık’ın Şöhret’i gibi erken örneklerin yanı sıra, Cumhuriyet döneminde de Peyami Safa, Yakup Kadri, Halide Edib gibi önde gelen ve etkili yazarların romanlarında Felatun’dan izler taşıyan karakterler yarattıklarını görürüz.” 
 
Erkan Irmak 
 
İlk kez 1875’te okurla buluşan ve modern edebiyatımızın güzergâhını çizen temel metinlerden biri olan Felatun Bey ile Rakım Efendi’yi, yazıldığı günkü gibi, orijinal metniyle ve açıklamalı notlarıyla yayımlıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118304</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1855d26d-76d4-4a18-b046-0c382c87c99a.jpg</image:loc>
            <image:title>Felatun Bey ve Rakım Efendi (Günümüz Türkçesiyle)</image:title>
            <image:caption>Felatun Bey’in kıyafetini sorarsanız tarif etmekten âciz olduğumuzu bildiririz. Şu kadar diyelim ki hani ya Beyoğlu’nda elbiseci ve terzi dükkânlarında modaları göstermek için mukavvalar üzerinde birçok resimler vardır ya? İşte bunlardan birkaç yüz tanesi Felatun Bey’de mevcut olup elinde resim, boy aynasının karşısına geçer ve kendisini resme benzetinceye kadar mutlaka çalışırdı. Bundan dolayı kendisini iki gün bir kıyafette gören olmazdı ki, “Felatun Bey’in kıyafeti şudur,” demek mümkün olsun. 
 
 “Ahmet Mithat’ın Felatun ve Rakım’la somutlaştırdığı ikili yapı fikri, sonraki dönemlerde başka yazarların da tezlerini okura aktarırken kullanacağı bir formüle dönüşür. Şıpsevdi’nin Meftun’u, Araba Sevdası’nın Bihruz’u, Şık’ın Şöhret’i gibi erken örneklerin yanı sıra, Cumhuriyet döneminde de Peyami Safa, Yakup Kadri, Halide Edib gibi önde gelen ve etkili yazarların romanlarında Felatun’dan izler taşıyan karakterler yarattıklarını görürüz.” 
 
Erkan Irmak 
 
İlk kez 1875’te okurla buluşan ve modern edebiyatımızın güzergâhını çizen temel metinlerden biri olan Felatun Bey ile Rakım Efendi’yi, yazarın üslubuna dokunmadan, günümüz Türkçesine uyarlanmış olarak yayımlıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118305</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3febd711-90bb-4404-b075-2a08c67a4451.jpg</image:loc>
            <image:title>Benim Babam İyi Örnek</image:title>
            <image:caption>Ailedeki diğer erkekler hep “kötü örnek” diyor babam için. Biri akrobat olduğunu söylüyor, diğeri bukalemun... Kimisi çok iyi bir koşucu olduğu için küçümsüyor onu, kimisi ise bir mutfak sihirbazına dönüşebildiği için... Babam ne yapsa yanlış onlara göre! Bilirim, bütün babalar gibi değildir babam. Ama bilemem, kötülük bunun neresinde? 
Her yaştan okurda iz bırakan yazar Aslı Tohumcu, bu öyküsünde hem çocuğun gözünden aileye bakıyor, hem de kalıplaşmış aile içi rolleri çocuğun dilinden sorguluyor. Mavisu Demirağ’ın özgün desenleriyle canlanan öykü, çocuklarla büyükleri aynı satırlarda, hayata dair ortak sorularda buluşturuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118306</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5ed95320-df44-4e5d-beab-5aea1ced64b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Göldeki Kadın</image:title>
            <image:caption>“Dünya ona, erkeklerin hüküm sürüp toplumun dışladığı kadınların ortadan kaybolduğu eski düzene aldırmamasını, başını başka bir yöne çevirmesini söyleyip duruyordu.”


1966 yılında Baltimore herkesin bildiği ama kimsenin dile getirmeye cesaret edemediği sırlarla dolu bir şehirdir; Madeline Schwartz hariç herkesin… Madeline hayatından son derece memnun bir ev hanımıdır. Ama yaşadığı bir olay, hayatını sorgulamasına ve evliliğini geride bırakıp hayallerinin peşinden koşmasına neden olur.
Madeline önemli biri olmak, hızla değişen dünyaya kendinden bir iz bırakmak ister. Kaderin cilvesi, öldürülen bir kızı bulmaları için Baltimore polisine yardım edince, yerel bir gazetede çalışma fırsatı yakalar. Bu sayede adını daha çok duyuracağı için sevinen Madeline kendini ansızın gölden çıkarılan bir kadın cesedinin ardındaki sır perdesini aralamaya çalışırken bulur.
Madeline araştırmaları sırasında pek çok insanla temasa geçer; bir kuyumcu, bir garson, Baltimore Orioles takımında yükselen bir yıldız, bir devriye polisi, sert bir kadın muhabir, sinemadaki yalnız bir adam. Fakat bencil ihtiraslarına kapılan Maddie başkalarının ihtiyaçlarını görmezden gelince, gönlünü kaptırdığı polis memuru Ferdie de dahil olmak üzere pek çok insanın hayatını altüst edecek adımlar atmaya başlar.
New York Times çok satan yazarı Laura Lippman&apos;ın gerçek bir hayat öyküsünden esinlenerek kaleme aldığı Göldeki Kadın, soluk soluğa okunacak, ezberbozan bir polisiye.


&quot;Bu kitabı özel, hatta olağanüstü kılan, gizem unsurunun yanı sıra, 60&apos;lar Amerika&apos;sında kadınlardan beklenenlerle onların olmak istedikleri arasındaki uçurumu çarpıcı bir şekilde yansıtması.&quot; 
– Stephen King</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118307</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c84fa82e-52a9-4a86-88ee-541e19ffbc73.jpg</image:loc>
            <image:title>Güven ve İhanet - Çıtır Çıtır Felsefe</image:title>
            <image:caption>Güvenme ihtiyacı mı
ihanet korkusu mu daha güçlü?
 
Küçük büyük herkesin hayatı sorgulama rehberi, tüm dünyanın okuduğu &quot;Çıtır Çıtır Felsefe&quot; dizisinin Türkçe&apos;deki 34. kitabı &quot;güven&quot; ve &quot;ihanet&quot; kavramlarını ele alıyor. Dizinin yaratıcısı Brigitte Labbé, tercihlerimizi belirleyen ve birbirini etkileyen
bu iki zor kavramı, yine günlük yaşamdan örneklerle düşündürüyor. Bazen geleceğimizi belirleyecek bir kararda bazen de küçük ama önemli ayrıntılarda beliren güvenme ihtiyacının ve ihanet korkusunun belirleyici anlamını doğru soruları sorarak çokboyutlu irdeliyor.

Jacques Azam&apos;ın zengin mizah anlayışını yansıttığı desenleriyle renklenen dizinin her kitabında, farklı bir felsefi kavram ya da temel bir konu ele alınıyor. Kavramlar, minik öyküler, kısa kısa örnek durumlar, diyaloglar ya da sorular sayesinde, çocukların kolayca anlayabileceği sadelikte aktarılıyor. Dizi, çocuklar ve felsefe üzerine yapılan birçok çalışmaya da ilham veriyor.
 
Çok az insana ve sadece iyi tanıdıklarımıza güvendiğimizi sanırız, ama aslında hayır: Toplumsal yaşamda çok sayıda yabancıya güveniriz. İlacımızı veren doktora, kombiyi denetleyen tamirciye, paramızı emanet ettiğimiz bankacıya, yemeğimizi hazırlayan aşçılara… güveniriz. Güven, kapılarını kocaman açan bir dünya kurar. Ancak ihanet, bu kapıları kapatır, kendimize güvenimizi kırar.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118308</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f42db346-997f-4357-a99f-36f4dd34079a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sürünün İçinde: Dijital Dünyaya Bakışlar</image:title>
            <image:caption>Dijital iletişim ve sosyal medya hayatımızı ele geçirdi. Byung-Chul Han, dijitalleştirilmiş hayat karşıtı bu çalışmasında, dijital iletişimin aslında topluluğun ve kamusal alanın parçalanmasından sorumlu olduğunu ve gerçek politik eylem ve anlamlı söylem olasılığını yavaş yavaş erozyona uğrattığını öne sürerek Twitter devrimlerinin ve Facebook aktivizminin amigolarına karşı çıkıyor. Sürünün İçinde, dijital devrimin doğası ve sonuçları üzerine, son derece özgün ve çarpıcı bir kitap. 
 
“Elektronik ortamların kullanımındaki hızlı artış karşısında medya teorisyeni Marshall MacLuhan 1964’te şöyle demişti: ‘Elektronik teknoloji tam ortamızda duruyor ve bizler onun Guttenberg teknolojisiyle çarpışması karşısında kör, sağır, dilsiz, ele geçirilmiş haldeyiz.’  Bugün dijital ortamda da benzer bir durum söz konusu. Bu radikal paradigma değişimini tam kavrayamadan bu yeni ortam tarafından yeniden programlanıyoruz. Bilinçli kararlarımızın altındaki davranışlarımızı, algımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi, birlikte yaşama biçimimizi belirleyici bir şekilde değiştiren dijital ortamın gerisinde kalıyoruz. Bugün, bu uyuşmanın sonuçlarını tahmin bile edemeden, dijital ortamda uyuşuyoruz. Bu körlük ve eş zamanlı sersemlik hali, günümüzün krizini oluşturmaktadır.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118309</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/160bb44d-23c9-4db8-9381-d4cc70eac477.jpg</image:loc>
            <image:title>Nesnelerin Gizli Işığı</image:title>
            <image:caption>&quot;Eski, yok olmuş bir dünyaya duyduğu şefkat ve modern Orta Doğu&apos;nun örselenmiş manzarasını yakalayan benzersiz bakışı ile Al-Nakib, heyecan verici yeni bir edebi ses olarak kutlanmalı.&quot; 
The National 
Ortadoğu Kitaplığı serimizin ilk kitabı Nesnelerin Gizli Işığı’nda Mai Al-Nakib savaşın gölgesinde kalan insanların, aşkın, özlemin ve umudun peşinden koşarken nasıl hayatta kalmaya çalıştıklarını gözler önüne seriyor. Bir lamba, bir mektup, bir fotoğraf gibi günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız ama genellikle göz ardı ettiğimiz nesnelerin, sahipleriyle ve geçmişleriyle nasıl derin bağlar kurduğunu keşfediyor. 
Al-Nakib, küçük ama güçlü nesneler etrafında örülen hikâyelerle savaşın ve barışın, ayrılığın ve buluşmanın, kaybın ve umudun portrelerini çizerken bireylerin yaşamlarını ve Ortadoğu&apos;nun geniş coğrafyasını şekillendiren tarihi ve sosyal koşulları da kat ediyor. Her bir nesne, bir zamanlar sevilen bir kişiyi, unutulmuş bir anıyı veya kırılgan bir hayali temsil ediyor. Bu nesneler, sadece kendi hikâyelerini değil, aynı zamanda bölgenin ve insanlığın ortak hikâyesini de anlatıyor. 
Al-Nakib bu öyküler toplamıyla evrensel temalar üzerinden ilerleyerek bireysel yaşamların nasıl büyük tarihsel ve toplumsal olaylarla iç içe geçebileceğini ustaca ortaya koyarken, şiirsel dili ve keskin gerçekçiliğiyle bölgesel çatışmalar ve kişisel trajediler arasında dolaşarak insan ruhunun direncine ve iyileşme gücüne ışık tutuyor. 
2014 yılında, Edinburgh Kitap Festivali kapsamında verilen İlk Kitap Ödülü’ne layık görülen Nesnelerin Gizli Işığı’nı okurken, nesnelerin yalnızca somut varlıklar değil, aynı zamanda bizimle birlikte yaşayan, nefes alan birer hikâye olduğunu keşfedeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118310</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9145d633-d8d9-428e-9f1b-2d830a3ac54d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Aile Trajedisi</image:title>
            <image:caption>Eşinin ölümünden sonra küçük kızıyla yalnız başına kalan Bill, mali durumunun dibe vurmasıyla zor dönemler geçirmektedir. 
İstismarcı annesinin gölgesinde kurtulmak isteyen Karla, yeni ve başarılı bir hayata adım atmak için önemli kararlar alır. 
Otuz yaş krizinde olan Jennica ise uzun zamandır hayal kırıklığı yaşadığı aşk hayatında bir şeyleri değiştirmenin zamanının geldiğini düşünmektedir. 
 
Bill, Karla ve Jennica’yı birbirine bağlayan bir çifte cinayet, şüphelerin odağını bu üç gence çevirir. 
 
Bir Aile Trajedisi etkileyici bir kayıp, zor bir çocukluk ve aşk özleminin yanı sıra dürtüsel eylemlerin ve talihsiz ttesadüflerin de öyküsüdür. 
&quot;Edvardsson’ın kahramanlarının psikolojik tasvirleri eşsiz. Karakterlerin çaresizliğinden doğan, yarattığı ve suçla doruğa ulaşan atmosfer, kendinizi kitaptan koparmanıza izin vermeyecek.&quot; – PRO Dergisi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118311</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6c9889b7-0cf4-401b-841e-e9e4484ff255.jpg</image:loc>
            <image:title>Türk Edebiyatının Kardeleni - Halide Edip Adıvar&apos;ın Hikayeciliği</image:title>
            <image:caption>İmparatorluktan Cumhuriyet’e geçiş yıllarında yaşayan bir kadınla birlikte bir dönemi, bir yaşamı, birçok zorluğuyla birlikte toplumdaki kadın sorunlarını görmek. Bir kadının yaşadıklarını yazdıklarından okumak, bir toplumun savaşlarla geçen o en zor yıllarını hikâyelerde bulmak, kısacık tanışıklıklarla irkilmek, üzülmek… Yine kadınlar üzerinden acıyı, yokluğu, çaresizliği, namusu, analığı, vatan ve bayrak sevgisini okumak, kimsesizliğin içinden çıkan yeni bireyi ve yeni toplumu bulmak…  
 
Yalnızlığın, çaresizliğin, evinin içinde kadere boyun eğip ölümü bekleyen, hastalıklı kadınlardan; ağası, atası, çocuğu çoluğu öldürülen, aç kalan, açıkta kalan, ırzına namusuna el uzatılan, yanan yakılan yok edilen evlerinde yeninden yeşeren, yeşerten, üreten, var eden, savaşan, yılmayan güçlü Türk kadınlarının hikâyesine. Millî edebiyatımızın ünlü kadın yazarlarından Halide Edip Adıvar’ın romantik bir anlayıştan realist bir çizgiye evrilen hikâyeleri ve hikâyeciliği vasıtası ile hayatı herkes için meşhur bir hikâye olan yazarı, kendi yazdığı hikâyelerden okumak… 
 
 Türk Edebiyatının Kardeleni Halide Edip Adıvar’ın Hikâyeciliği adlı bu çalışmada, hayatın zorluklarına karşı pes etmeyen ruhu ile yaşadığı 1882-1964 yılları arasına pek çok roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri, pek çok yazı, anı, inceleme, çeviri sığdıran; bu yönü ile Meşrutiyet ile Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Halide Edip Adıvar’ın Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt, İzmir’den Bursa’ya ve Kubbede Kalan Hoş Sada adlı hikâye kitaplarında yer alan hikâyeleri yapı, tema, dil ve üslûp bakımından değerlendirilmeye çalışıldı. Şu ana kadar bir bütün olarak üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olan hikâye kitapları incelendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118312</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3ae8573-b8f3-4c58-b617-bcb2230aa5af.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşıklık Geleneğinde Kurumsallaşma</image:title>
            <image:caption>Âşıklık geleneği köklendiği, ortaya çıktığı ve geliştiği süreç boyunca sistem ve yapılanmalar tarafından korunmuştur. Han, hakan ve beylerin yanı sıra çeşitli kurumlar tarafından görülen destek, geleneğin şekillenmesine ve yaşamasına katkı sunmuştur. 19. yüzyılın sonları itibarıyla anayasal düzenlemelerle güvence altına alınmaya başlanan ve 1961 anayasasının sunduğu özgürlükçü ortamın etkisiyle sayıları artış gösteren dernekler toplumun ihtiyaç ve hedeflerine yanıt vermek amacıyla kurulmuştur. Bu bağlamda, âşıklık geleneğinin korunması ve sürdürülmesi sürecinde patronlar, tekkeler, kahvehaneler ve çeşitli cemiyetlerin ardından, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren âşık dernekleri, geleneğin yaşatılmasında önemli bir rol üstlenmiştir 
 
Bu kitapta, âşıklık geleneğinin kurumsal destekçisi yapılanmalarla beraber, günümüzde faaliyette olan âşık/ozan dernekleri ele alınarak bu kurumların geleneğin korunması ve gelecek nesillere aktarılmasındaki etkisi değerlendirilmiştir. Ayrıca âşıklık geleneğinin dernekler aracılığıyla örgütlenme sürecine örnek teşkil eden ve yerel düzeyde dernek etkinliklerinde rol alan Halk Şairi Giryanî, sanatı ve şiirleri üzerinden incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118313</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/25b59ec2-f074-400f-b7ce-0de2cea8ec9f.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırk Vezir Hikayeleri’nde Eğitici Değerler ve Söz Varlığı</image:title>
            <image:caption>Mensur hikâyecilik edebiyatımızın en eski dönemlerine kadar uzanan bir tarihî geçmişe sahiptir. Bu araştırmanın amacı 15. yüzyılda Osmanlı Devleti sahasında mensur hikâye tarzında ve Şeyh-zâde Ahmet Mısrî tarafından kaleme alınan Kırk Vezir Hikâyeleri’ndeki eğitici değerleri ve bu değerlerin nasıl aktarıldığını tespit etmektir. Ayrıca eserin içerdiği söz varlığını belirleyerek Türkçe öğretimine katkılarını, seçilen bir hikâyede kullanılan isim ve fiileri çıkararak eserin bütününde Türkçenin nasıl kullanıldığını ortaya koymaktır. Nitel/betimsel araştırma modeline göre hazırlanan çalışmada ilk olarak Kırk Vezir Hikâyeleri’nde yer alan öyküler özetlenmiş, daha sonra epizotlarına ayrılmış ve metinlerde aktarılmak istenen iletiler belirlenmiştir. Belirlenen iletiler sınıflandırılarak genel başlıklar altında irdelenmiştir. Bulgular, metne bağlı kalınmak suretiyle yorumlanmış, değerlerin uygulanması veya uygulanmamasının çarpıcı sonuçları gözler önüne serilerek betimsel bir analiz tekniği kullanılmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118314</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9acf657d-9345-43c8-ad86-397374a4054d.jpg</image:loc>
            <image:title>Anadolu Efsaneleri Taş Mercimek Tarlası</image:title>
            <image:caption>Milletlere kimliklerini kazandıran, onların öz benliğini oluşturan, maddî ve manevî değerlerin bütünü olan olgu, halk kültürüdür. 
 
Halk kültürünün önemli unsurlarından biri de efsanelerdir ve kültürümüzde önemli yeri olan bu efsaneleri yurdumuzun her yöresinde bulmak mümkündür. 
 
Manevî inançla dolu, tarihî ve millî unsurlarla hayli yüklü olan efsanelerimizin büyük bir bölümünün yazıya geçirilmediği de bilinen bir gerçektir. 
 
Yazıya geçirilenlerin önemli bir bölümü ise dergi sayfalarında kalıp kitap bütünlüğünde okuyucunun hizmetine sunulmamıştır. 
 
Bu gerçekten hareketle arşivimizdeki sözlü kaynaktan derlenmiş ve yazıya geçirilmemiş bir kısım efsaneyi yayın alanına sokmak, dergi sayfalarında kalan kimi efsaneleri de bir kitap çatısı altında toplamak istedik. Bunun yanında yayımlanmış bazı kitaplarda yer alan efsanelerden seçtiklerimizle sunmak istediğimiz efsaneler demetini biraz daha zenginleştirdik.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118315</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/367d4a83-3fab-4daf-a4ad-fd2959a3a5c1.jpg</image:loc>
            <image:title>Karaçay’ın İki Yanı</image:title>
            <image:caption>Nakala köyünden çıkan yüz yetmiş sekiz kişi çift sıra hâlinde üç saattir Türkiye sınırına doğru yürüyordu. Her şey planlandığı gibiydi. Sınıra çok az kalmıştı. Kafilenin iki aksakalı en öndeydi. Kimse tek kelime etmiyordu. Bir ara karanlıkta yolu şaşıracak oldular. Dar yol ikiye ayrılıyordu. Celil Ağa sağdan diyordu: “Keşif yaptığımız yol bu!” Yusuf Dayı aksini söylüyordu. Kafilenin duraksamasını istemiyorlar ama yola da bir türlü karar veremiyorlardı. Hiç istemeseler de duraksadılar. Birbirine çarpanlar ve korkanlar uğultu çıkardılar. İşte o esnada Feride kucağında taşıdığı, kafilenin en küçüğü Senem’le birlikte öndeki kaynanası Hüsne Kadın’a çarptı. Senem gözünü açar açmaz ağlamaya başladı...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118316</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/50077b09-b829-42c7-96ae-10e6158c757e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dönüştüren Zihin</image:title>
            <image:caption>Şimdiye kadar olduğunuzdan
daha güçlüsünüz!   Kim olduğunuz konusunda bazı katı sınırlara inandırılarak
yetiştirildiniz. Ama daha büyük bir gerçek ve daha büyük bir
SEN var. Düşünceni Değiştir Hayatın Değişsin eserinin çığır
açan yazarı Joseph Murphy, Dönüştüren Zihin kitabında size,
yeteneklerinizi nasıl yepyeni bir şekilde gösterebileceğinizi
öğretiyor. Unutmayın ki düşünceleriniz dışında hiçbir
sınırınız, sizi sınırlandıran hiçbir engel yok. Yeni fikirler,
varlığınızı yeniden şekillendiren dönüştürücü güçlerdir.
Kronik ve başıboş düşünceler tarafından kısıtlanmak yerine,
düşüncelerinizi yaratım vasıtaları olarak dizginlemenin ve
kullanmanın yüce bir yolu var. Zihninizin arındırılmasına ve
kullanılmayı bekleyen güçlerinizin ortaya konmasına izin
verin. Çünkü değişime duyduğunuz açlık, kendinizi
keşfetmenizi harekete geçiren şeydir.
 
“Arzu, ihtiyaç, açlık... Şu anda bunları hissediyor musunuz?
Bu kitabı aldıysanız cevabınız evet olmalı. İşte bunlar, süper
güçlerinizi bir an evvel kullanmanız için çağıran dürtülerdir.”
 
-Mitch Horowitz</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118317</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9b49f46a-f5b8-4d66-a2af-0feece0ddb1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Acı Portakal</image:title>
            <image:caption>Köprüye ulaştığımda balyozun sapını en ucundan iki elimle kavradım, kaldırıp taşa doğru salladım. Ne kadar hasar verdiğimi bilmiyorum fakat istediğim gibi, her şeyin göle düşmesi için yeterli değildi. Balyozu bir kez daha kaldıramayınca orada bıraktım; eve, sütunlu girişin altına, yolun karşısına doğru, iki yanı ağaçlarla kaplı geniş yol boyunca kiliseye yürüdüm.
Hatırlamıyorum ama bana, Victor’ın beni kanlı ellerimle burada bulduğu söylendi.
 
Frances Jellico, Bay Liebermann’ın satın aldığı Lyntons mâlikanesinin mimarisiyle ilgili rapor yazmak üzere, 1969 yazında bir İngiliz kasabası olan Lyntons’a gelir. Kasvetli ve harap olduğu kadar büyüleyici bir atmosfere de sahip kır evinin çatı katındaki banyosunda bir gözetleme deliği olduğunu keşfeden Frances, alt katta yaşayan Cara ve Peter’ı gözetlemeye başlar, fakat onun için asıl sürpriz, bu çiftin kendisini tanımak istemesi olur. Hayatında ilk kez bir evi ve arkadaşları olduğunu düşünen Frances, Cara ve Peter’la unutulmaz bir yaz geçirecektir. Ancak zamanla, bir şeylerin yolunda gitmediğini; gerçek ile yalanın, doğru ile yanlışın sınırlarının bulanık olduğunu fark eder: Cara’nın anlattığı hikâyelerin ne kadarı doğrudur? Peter’ın bu hikâyelerdeki yeri nedir? Frances’in Cara’nın hayatındaki rolü nedir? Ve en nihayetinde gerçekler gün yüzüne çıkacak mıdır?
 
Her şey gitgide karmaşık bir hâl alırken, küçük yalanlara korkunç bir suç da eklenir; hepsinin hayatını derinden etkileyecek, dehşet verici bir günah… Acı Portakal, harap bir kır evinde tanıştığı çifti saplantılı bir merakla izleyip hayatlarında yer edinen Frances Jellico’nun tuhaf ve karanlık hikâyesini modern zamanların gizemli masallarından biri hâline getirerek aktarıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118318</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/608bbbf6-33ec-4ad4-a6d2-0ba910b9a00b.jpg</image:loc>
            <image:title>Hormon Yönetimi</image:title>
            <image:caption>Kirazlar sayesinde daha iyi uyuyun. 
Beyin sisini iyi yağlarla düzeltin. 
Brezilya fıstığı ile metabolizmanızı geliştirin. 
 
Hormonlar hakkında konuştuğumuzda, genellikle onları bir ’’kadın sorunu’’ olarak değerlendiririz. Ancak hormonlarımız uykumuzdan yemek yeme şeklimize, strese verdiğimiz tepkiden ruh halimize kadar hayati vücut fonksiyonlarımızı düzenler. Girişimci ve biohacking öncüsü Davinia Taylor, Hormon Yönetimi kitabında tüm hormonlarımızı en doğru şekilde nasıl optimize edebileceğimizi bize anlatıyor. 
 
Davinia, yaşam tarzı değişiklikleri ve takviyelerin kortizol, adrenalin, dopamin ve daha fazla hormonu nasıl dengeleyebileceği konusunda bize uzman doktorların onayladığı önemli tavsiyeler veriyor. Ve çözümler mutfak dolaplarınız kadar yakınınızda olabilir. 
 
Bu çığır açan yeni kitap, kendinizi sadece daha iyi değil, aynı zamanda harika hissetmenizi sağlayacak basit ve erişilebilir yöntemlerle dolu. 
 
‘&apos;Harika bir kitap.&apos;’ 
Dr. Chris van Tulleken, Sunday Times çoksatan yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118319</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/52af8af8-f552-4ba5-a097-123bd3a48bc0.jpg</image:loc>
            <image:title>Havuç Kız Turşu Atölyesi</image:title>
            <image:caption>Havuç rengi saçları ve çilleriyle sevimli mi sevimli, meraklı mı meraklı minik arkadaşınız Havuç Kız, bu kez yaz tatilinde anneannesinin Datça’daki evine gidiyor. Ama o da ne? 
Denize girmeyi hayal ederken kendini bir anda rengârenk 
sebzelerin ve turşu kavanozlarının içinde bulmasın mı? 
Bakalım Havuç Kız bu macerasında neler öğrenecek. 
Bu rengârenk dünyada yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118320</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f58976b-b385-4531-858f-52a59bdd2eb3.jpg</image:loc>
            <image:title>Mağara Vardır</image:title>
            <image:caption>patikayı izleyerek, bir işaret bekledik sazlıklardan sana 
göl suyuna dinginlik, sana yosun ferahlığı 
ver elini, seni eksik uzvun tesellisi, ağrıyan kemiğin. 
kan birikiyor, ilk günümüz, kaçıncı ayımız 
takvime bak, bugün doğmayanlar için isim önerileri 
her gelene bir aziz, 
her düne sırt çevirme 
sana yaşayacak ne kalıyor geriye 
et et üstüne insan 
öpüp yanımıza aldık 
öpüp ardımızda bıraktık ver elini, seni, yolumuzu bulmayı, buraya daha önce geldin mi, evine?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118321</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/abf5ab5f-87b8-462b-8164-e202aaa4d2de.jpg</image:loc>
            <image:title>Cappadocia (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Land of beautiful horses, land of stones, fairy chimneys, rock-cut houses, cave churches... 
From the Hittites to the Byzantines, from the Seljuks to the present day… Cappadocia. 
 
A standard reference book in its field, Cappadocia has been completely revised and enriched with hundreds of colour illustrations for this new edition. 
 
“One of the best books on Cappadocia is the one written by the novelist Gürsel Korat. In his book, not only does Korat explore the symbols and metaphors of Byzantine iconography with passion and competence, he also gives those who have never visited the region the necessary keys to understand Christian architecture and visual art.” 
–Paul Dumont</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118322</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d122ee1f-18a0-4820-bbaf-76801972018c.jpg</image:loc>
            <image:title>Trak</image:title>
            <image:caption>“Geçmiş, arkamızdan ihtiyar bir at gibi yavaş yavaş gelir.” 
Henüz anne karnındayken katil olabilir mi insan? Yeni anılar biriktirdikçe eskilerini silebilir miyiz hafızamızdan? Peki, ya heybemizdeki hikâyeler? Nereye gidersek gidelim, aslında aynı hikâyeleri mi anlatırız? Şiirleri, öyküleri ve düzenlediği edebiyat programlarıyla hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Serkan Türk, 2020 yılında yayımlanan ilk romanı Ausgang’dan sonra, ikinci romanıyla okur karşısında. İkiz kardeşinin ölümüyle, tek bedende iki kişi yaşamaya başlamış, nine halasının hikâyeleriyle büyümüş, yalnızlığı bir gömlek gibi üzerine giymiş isimsiz anlatıcısının, kazandığı burs programıyla memleketinden çok uzağa –ama hayran olduğu yazarın da yanı başına– düşüşünü konu ediyor Trak. Yazar, okuduklarının yanında “dinlediklerini” 
de aktararak, yazı kadar sözün de kaldığını hatırlatıyor unutmuşlara. 
Bir matruşka gibi iç içe geçirilmiş yaşamlar bizimkisi. Her hatırlama, dünyayı yeniden gezip dolaşmak gibidir. Yosunun sardığı taş, yumrusunu toprakta büyüten bitki, yumurtasını çatlatan kuş, yükselen ayın ışığında dönen dünya. Bir böcek bile insanın içindeki insanlığı diriltebilir. Göz ruhun dürbünüdür de, aklı olana ne demeli. Pencerenin dışında vızıldayan sineğin ve geç kalınmış bir sabahın hatırlattığı bunca görüntüyü not almasam olmazdı. İnsan bir dile, bir inanca, bir ülkeye, bir kalbe saplanıp kaldıktan sonra nasıl bulabilir ki çıkışı, o sonlu yolu? 
Bay Ferrante’yi tekrar görme fırsatı bulursam bu hikâyeyi ona anlatmaya karar verdim.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118323</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dee37b6a-7ede-4a80-a409-c829c9014618.jpg</image:loc>
            <image:title>Tırmanan Faşizmin Kitle Psikolojisi</image:title>
            <image:caption>Dünyanın farklı coğrafyalarında otoriter sağın ve faşist hareketlerin güçlenmesine tanıklık ediyoruz. Günümüz dünyası faşist bir irrasyonalizm kasırgasının etkisi altında. Dinmek bilmeyen bu kasırga otoriterlik, milliyetçilik, ırkçılık, kadın düşmanlığı, homofobi, narsisizm, komplo teorileri ve hakikatin önemini yitirmesi türünden belirtilerle dışavuruyor kendini. 
Ünlü Marksist tarihçi Neil Faulkner bu kısa ve özlü kitabında, Marksist-Freudyen teoriden yararlanarak faşizmin kitle psikolojisinin güncel bir analizini sunuyor. Faulkner, Marksizmi psikanalizle yoğururken ikisinin de sınırlarını genişleten; ancak bunu teorik bir cambazlık arzusuyla değil, günümüzün yaygın narsisistik-otoriter kişiliğini geçer akçe kılan özgürlük korkusu ve psikotik öfkenin sebeplerini kavrama maksadıyla yapıyor. Faşizm ile otoriterliğin insanların zihinleri ve ruhlarına zoraki istikamet iddiasıyla çıkardığı bu celbin, esasen demokrasinin başını ezmeye çalışan neoliberal sömürü ve baskı sistemine hizmet ettiğini gözler önüne seriyor. “Umut sınıf mücadelesindedir. Kapitalizm evreninde yaşanan zihinsel ıstırabı sona erdirmek, yani narsisizme, otoriterliğe ve faşizmin kitle psikolojisine yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırmak için müşterekleri yeniden halka vererek, iktisadi ve toplumsal yaşam üzerinde demokratik bir denetim kurarak, doğa ile toplum arasındaki metabolik kopuşu tedavi ederek yabancılaşmanın üstesinden gelmek zorundayız. Sevgi ile emeğin -işbirliği, dayanışma ve özgürlüğe dayanan- yeni topluluklarda çiçek açabileceği bir dünya yaratmak zorundayız.” Neil Faulkner</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118324</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb098b7f-364f-4b82-8d23-166d5149265f.jpg</image:loc>
            <image:title>Geçmişim ve Düşüncelerim</image:title>
            <image:caption>Aleksandr Herzen’in anıtsal otobiyografisi Geçmişim ve Düşüncelerim, sadece bir hatırat değil, aynı zamanda 19. yüzyılın büyük Rus romanlarına denk bir edebiyat şaheseridir. Yazarın şiirsel ve akıcı dili, yüksek belagati, ince hicvi eserin her satırında hissedilir. Kitapta hatırat tarzı yanında roman, deneme, komedi, gazetecilik, portre gibi pek çok edebiyat tarzını harmanlamış olan Herzen, çağının canlı bir panoramasını çizer. Rus sosyalizminin ve Narodnik hareketin kurucularından, Rus düşünce tarihinin köşetaşlarından olan Herzen, kendini halkına adamış bir soyluydu. Zamanının en önemli devrimci ve entelektüel figürlerinden biri olarak yaşadı. Öncü fikirlerinin birkaç kuşak üzerinde ne denli etkili olduğunu hatırlatan Lenin tarafından, ölümünden elli yıl sonra onurlandırıldı. 
Geçmişim ve Düşüncelerim, Rusya’da ve Avrupa’da yazılmış en kapsamlı otobiyografilerden biri ve Herzen’in olağanüstü yaşamının benzersiz bir kaydıdır. Dört ciltlik bu dev eserin ilk cildi Herzen’in çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, üniversite ve sürgün yaşamını kapsıyor.
Nuri Yıldırım’ın Rusça aslından çevirisiyle ilk kez Türkçede!
“Hayatımda göz kamaştırıcı parlaklığın ve derinliğin böylesine az rastlanır bir birleşimini başka hiç kimsede görmedim.” Lev Tolstoy
“Sizin hatıralarınız onurun, inancın, yüksek zekânın ve erdemin vakayinamesi niteliğinde! Siz insanların despotizmden nefret etmesini sağlıyor, canavarların yok edilmesine yardımcı oluyorsunuz.” Victor Hugo
“Herzen ilk Rus düşünürüdür, ondan önce hiç kimse Rus hayatına böylesine çok yönlü ve derinlemesine bakmamıştı. Zekâsı güçlülük bakımından eşsizdir, tıpkı dilinin güzelliği ve göz kamaştırıcılığı gibi!” Maksim Gorki</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118325</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/af74f10f-5469-46ec-b365-90af1807abb0.jpg</image:loc>
            <image:title>Altın Adam</image:title>
            <image:caption>Tuna Nehri kıyısında küçük bir kasaba olan Komarom’lu bir gemi reisidir Mihaly Timar. Bu kez öncekilerden farklı olarak gemisinde tahıl yükünün yanı sıra iki misafiri, peşinde de bir Türk kadırgası vardır. Ve şimdilik haberi olmasa da bu kovalamaca Timar’ın hayatını sonsuza dek değiştirecektir. Sonunda eski gemi reisi büyük bir ticaret adamı haline gelecek, güzel bir eşe, görkemli bir köşke sahip olacaktır. Peki ya mutluluk? Mutluluk erişilmesi imkânsız bir ütopya mıdır? Yoksa mutluluğun, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürdüğü “sahipsiz ada” ütopya olamayacak kadar gerçektir ve yalnızca keşfedilmeyi mi beklemektedir? 
Altın Adam, tasvir ettiği yerlerle âdeta bir seyahat rehberi, 19. yüzyılda Türk, Sırp, Macar dünyalarına ve kapitalizmin işleyişine dair aktardıklarıyla bir tarihî belge, kent yaşamına has boğuculuğun karşısına koyduğu doğaya kaçış motifiyle bir modernizm eleştirisi, başkahramanının inişli çıkışlı aşk hayatıyla sürükleyici bir aşk öyküsü, yine onun akılalmaz maceralarıyla bir halk masalı ve elini attığı her işte başarıya ulaşmasıyla modern bir Midas anlatısıdır. Bütün bunlar birleşince ortaya romantik edebiyatın en güzel örneklerinden olan büyüleyici bir roman çıkmıştır. Hakikaten bu roman, Macar edebiyatının usta yazarı Jokai’nin, kendisi de dâhil olmak üzere herkesçe en sevilen ve en çok dile çevrilen eseridir. 
Destansı dili, su gibi çevirisi, muhteşem tabiat manzaraları ve romantik hikâyesiyle Altın Adam, okuyucularını Tuna boylarına doğru hülyalı bir yolculuğa davet ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118326</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/08eb9053-0a2e-4fd1-baad-78104ec81bd7.jpg</image:loc>
            <image:title>Uygarlık Paradigmasını Değiştirmek</image:title>
            <image:caption>Fikret Başkaya’nın ele aldığı pek çok olgu, küresel kapitalizmin artık sadece insani yabancılaşmalar, toplumsal kötülükler, doğa tahribatı yaratmakla kalmadığını, tüm canlıların varlığını doğrudan tehdit ettiğini gösteriyor. Uygarlık Paradigmasını Değiştirmek çöküş durumundan çıkmak için, insanlığın ve uygarlığın geleceğini kurtarmak için zihinsel yenilenmenin perspektiflerini tartışıyor. Yeni bir uygarlığa giden yolun aralanması ancak yeni fikirlerle, radikal bir entelektüel kopuşla mümkün olacak. Aksi halde, belirli bir eşik aşıldığında geriye kurtarılacak bir şey kalmayabilir.  
Şeylerin seyrini değiştirmek için yönetenleri değil, sistemi değiştirmek gerektiğini hatırlatıyor Fikret Başkaya… Kapitalizme ekonomik, sosyal, ekolojik, etik bir alternatif olarak gördüğü eko-sosyalizm üzerinde düşünmeye çağırıyor. İnsanın insanla, toplumun doğayla, kadının erkekle uyumlu olduğu bir dünya mümkün. Yeter ki “bunak kapitalizm”in çözdüğünden daha çok sorun yarattığı bilince çıkarılsın. Radikal dönüşümlere acilen ihtiyaç duyulurken Uygarlık Paradigmasını Değiştirmek de sonuçta “yeryüzünün lanetlileri”ne düşüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118327</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5d8577d2-61f4-416f-9600-d097389a164b.jpg</image:loc>
            <image:title>Büyük Uzay Yarışı</image:title>
            <image:caption>Gerçek hayattan, tarihe kazınan 
15 uzay görevini keşfe çıkmaya hazır mısın? 
Uzaya çıkan ilk insan kimdi? 
Ay’a ilk kim ayak bastı? 
Yaşayabileceğimiz başka bir gezegen var mı? 
Uzay araçları, ilham veren astronotlar ve uzaya dair birçok konu bu kitapta! Belki de geleceğin astronotu sensindir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118328</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71a312b4-1531-43e9-a535-ff713a1a0d06.jpg</image:loc>
            <image:title>Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum Seti</image:title>
            <image:caption>Fransa’da pozitif ebeveynlik yönteminde öncü psikoterapist Isabelle Filliozat tarafından kaleme alınan ve yayımlandığı günden bu yana pek çok ülkede çoksatanlar listelerinde bulunan Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum&apos;un tüm kitapları şimdi 5 kitaplık setiyle karşınızda. 
 
 
EBEVEYN KİTAPÇIĞI, 50&apos;DEN FAZLA ETKİNLİK VE ÇIKARTMAYLA BİRLİKTE! 
 
5 YAŞ VE ÜZERİ 
 
 
 
Set içerisindeki kitaplar:
Duygularım (Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum)
Öfke İle Başa Çıkma Yolları (Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum)
Özgüven (Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum)
Korkularım: Dost mu Düşman mı? (Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum)
Arkadaşlık: Nasıl Kurulur ve Nasıl Korunur? (Oynuyorum ve Kendimi Tanıyorum)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118329</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c8a15b4f-d786-4b97-b497-43ebaf24e410.jpg</image:loc>
            <image:title>Önyargılarından Öptüm Aganin Bakış Açına Selam Söyle</image:title>
            <image:caption>Ah önyargılar! Başbelası önyargılar. Bi bitmediler! 
İnsanların hayatları önyargılar yüzünden mahvoluyor. 
Önyargılı herkes. “Değilim” diyen bile önyargılı. Ben bile. 
 Farketmeden onca önyargımız var ki, insanları hayata 
bile küstürebiliriz. Farkında değiliz... 
 
*Bir önyargıyı yok etmek, atomu parçalamaktan 
daha zordur. Albert Einstein 
*Empati yapın. Başkalarının açtığı önyargı yolundan gitmek 
zorunda olmadığınızı bilin. Atoma bile hükmetmekten 
bahseden insan, önyargılarına neden hükmedemesin ki?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118330</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6ad26618-5a4f-4605-adbd-0ded15befb93.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalp Kadrajım</image:title>
            <image:caption>Adana’da dünyaya gelmiş olan Şair yazar gazeteci tv programcısı ve sunucusu Serap Okçu bugüne kadar yazdığı şiirlerle ve güftelerle birlikte iki kitap çıkarmıştır. Birçok projede yer alarak adından söz ettirmiştir yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği tv programları yapmış. Adana’da tanınmış bir ailenin ve memur bir babanın altı çocuğundan biridir. Aynı zamanda baba tarafından Orhan Kemal ile akrabalığı vardır yazdığı BABAM şiiri ile gündemde adından söz ettirmiştir bir çok yerel gazetelerde köşe yazarlığı yapmış olup on parmağında on marifet olan ilkokul sıralarında sahne ortamı ile tanışarak sunuculuğa başlamıştır okul yıllarında da sahne tozu ile iç içe olup bu yıllara kadar devam etmiştir yazarlık yılları da okul sıralarında küçük hikayelerle olmuştur daha sonra şiir ile kitabına imza atmıştır. İki çocuk annesi olan yazarımız küçük yaşta yaptığı ve kötü geçen evliliğinin ardından kendini tamamen sanata adamış olup hayatın bütün zorluklarına rağmen ayakta kalıp şimdi de kendi hayat hikayesini romanda birleştirmeye karar vermiştir acı ve sıkıntılarla dolu bir hayat hikayesi bütün kadınların sesi olacaktır. Bundan eminiz kitabının büyük bir kitleye ulaşacağını ümit ederek gerçek bir yaşam hikayesinde okuyan herkesin kendini bulacağını söylemektedir. Uzun bir hayat hikayesinde verdiği mücadelelerle nasıl başettiğini romanı bitince okuyup birebir yaşayacaksınız. 
 
Çıkardığı kitaplar AŞKIN GÖZYAŞI SESSİZ ÇIĞLIKLARIM ve KALBİMİN SESİ bunun yanında EVRENİN ŞİİR BAHÇESİ antolojisi de ona aittir basıma hazır bir şekilde üç kitaplık şiirleri de beklemektedir. 
 
Kendi doğruları ile yıkılmadım ayaktayım diyen ve mücadeleyi bırakmayıp hayata yenik düşmeyen güçlü ve özverili bir Adanalı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118331</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/93a9471b-d193-4711-bb53-6c7a536dd3a1.jpg</image:loc>
            <image:title>Kıymetlim ve Değerlim</image:title>
            <image:caption>Anne… 
Bu roman, o dört harfi yazdıktan sonra ne söyleyeceğini bilemeyen herkes içindir. Hiçbir sözcüğün annelerimize karşı hissettiklerimizin derinliğini ve büyüklüğünü tarif edemeyeceğini sezdiğimizde, sanırım bu roman tam da aranılan cevabı sunuyor. Annelerimiz aklımıza geldiğinde, kalbimizde kendiliğinden ortaya çıkan sevgi ve nefret, minnettarlık ve kalp kırıklığı, özlem ve şefkat gibi birbirine zıt olan duygularla baş etmeye çalışırken, bu roman annelerimize söylememiz gereken, söylemezsek pişman olacağımız o tek kelimeyi ortaya çıkarmaya çalışıyor. Böylece Baik Sou Linne, “Seni seviyorum” itirafıyla tam olarak aktaramayacağı duygularını “kıymetlim, değerlim” sözcükleriyle ifade etmeye karar veriyor ve bu romanı okuduktan sonra, bu sözcüklerin annelerimize verilmek için özel olarak tasarlanmış eşsiz sözcükler olduğuna emin oluyoruz. Shin Saet Byeol 
 
Kıymetlim ve Değerlim, üç kuşak boyunca bir anne ve kızın hikâyesi ama ben bu hikâyenin sadece bu şekilde okunmasını istemiyorum. Bu kısa öykünün kadınlara dair bir öykü olarak okunmasını fakat aynı zamanda bir yaşam ve ölüm, acı ve bağışlama ve nihayetinde tatlı, savunmasız insanları hayatta tutan sevginin öyküsü olarak da okunmasını istiyorum. Baik Sou Linne</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118332</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/35289e0f-76e0-4e5e-a4c0-1e1d9e99a539.jpg</image:loc>
            <image:title>İslam Ülkelerinde Kadın ve Çocuk</image:title>
            <image:caption>Kadınları bir köle olarak gören birçok İslam ülkesinde, makamına mevkiine, gücüne dayalı olarak kadınlara ve çocuklara hayat hakkı tanımayan,  Devleti yönetenlere seslenen aydın insanlar şöyle diyor: Kafdağı kadar yüksek olsan da kefene sığacak kadar küçüleceksin. Unutma, her şeyin bir hesabı vardır. Üzdüğün kadar üzüleceksin. Zevkli bir kadın zevkinizi, Bilgili bir kadın bilginizi, zeki bir kadın zekânızı geliştirir. Hayat kadın ve çocuklarla birlikte güzeldir. Allah kimseleri, yanlışı savunacak cahil, doğruyu inkâr edecek kadar nankör yapmasın. Ülkelerin geleceği kadınlara ve çocuklara verilen değerle ölçülür. 
 
Alihan İren 
Milli Eğitim Bakanlığı Emekli Başmüfettiş, Yazar</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118333</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fdfeeb4-cf8e-40f7-9053-27ab8516d063.jpg</image:loc>
            <image:title>Ömr-i Edebi 2</image:title>
            <image:caption>parça yaptığından vapura biner binmez yukarıya çıktım. Dört beş saatten beri beynimi yoran gazete sütunları yerine başka manzaralar seyretmeye karar verdim. Fakat kabil mi? Gazete müvezzinin [dağıtıcı] biri elime bir ‘Piti Jurnal’ sıkıştırdı. Resimlerine baktım, şu konuyu okuyayım derken Haydarpaşa önüne geldik. Artık elimden bıraktım. Köy, yığın yığın haneleri, rıhtımı ile manzur oluyordu. Takarrüp ettikçe [yaklaştıkça] seviniyordum.” 
On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı matbuat dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan Ahmet Rasim’in Ömr-i Edebî adlı eseri, Latin harfleriyle ilk kez okurla buluşuyor. Ömr-i Edebî’nin üçüncü ve dördüncü ciltlerini bir araya getiren bu kitap, modernleşen Osmanlı toplumunun gündelik yaşamını detaylı bir şekilde ele alıyor. 
Yazarın gençlik hatıralarının yanında, İstanbul’un manzaraları ve semtleriyle edebî bir coğrafya olarak yer aldığı bu eser, gündelik hayatın dönüşüm süreçlerini, bunun kişilere ve kurumlara nasıl etki ettiğini okuyucularına gösterirken, karakterlerin değil duyguların derinlemesine işlendiği bir anlatı sunuyor. Aşkın ve melankolinin Osmanlı yazınındaki yansımalarına dikkatle eğilen kitap, edebiyatseverlere zengin bir deneyim vaat ediyor. Dönemin ruhunu ve toplumsal dokusunu anlamak isteyen her okura bir pencere açan Ömr-i Edebî 2, Osmanlı yazınındaki türsel çeşitliliğin önemli bir örneği olarak VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle okurlarını bekliyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118334</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/85d9455b-4ad2-461e-b56e-90c9b96793d7.jpg</image:loc>
            <image:title>Mahrem Macera</image:title>
            <image:caption>“Bir sabah büyük bir gürültüyle uyanan tek ülke değildi Diallobe ülkesi. Tüm siyah kıta gürültülü sabahı yaşamıştı bir bir. 
Garip bir şafaktı! Batı’nın sabahı, siyah Afrika’da kahkahalarla, top sesleri ve parlak incik boncuklarla benek benek süslenmişti. Hiçbir tarihsel geçmişi olmayanlarla dünyayı omuzlarında taşıdıklarını sananlar karşılaşıyordu. Yeni bir sabahtı bu. Dünyamız kan ve çamur içinde doğan yeni bir durumu daha yaşıyordu. 
Şaşkınlıktan bazıları savaşamadılar. Geçmişleri olmadığı gibi gelecekleri de yoktu. Bu toprağa ayak basanlar beyazlardı, çılgın gibiydiler. Eşi benzeri görülmemişti. Üstelik olaylar, insanlar daha olup bitenin ne olduğunu anlayamadan sona ermişti.” 
Afrika romanının klasiklerinden Mahrem Macera, medrese usulü bir öğrenimden sonra Fransa’da felsefe okuyan Senegalli yazar Cheich Hamidou Kane’ın başyapıtı. Yazarın yaşamından izler taşıyan roman, iki farklı kültür, iki zihniyet, iki eğitim sistemi arasında kalan Samba Diallo’nun ruh hâlini resmediyor. Eser, sömürgeciliğin Afrika’daki sonuçları ve farklı dünyalar arasındaki çatışma alanına işaret etmekle kalmıyor, aynı zamanda felsefi bir modernlik ve Batı eleştirisi içeriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118335</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/915e1713-e569-46c6-a81b-83c976ad8e11.jpg</image:loc>
            <image:title>Deleuze’den Sonra Sinema</image:title>
            <image:caption>Filmler daha ziyade kendi felsefeleriyle gelir, onlar kendinde felsefidir. Bana göre bu, yani filmlerin kendilerini incelemek, Deleuze’ün Sinema kitaplarının temel amaçlarındandır ve kuşkusuz bu kitabın da başlıca amacıdır. Dolayısıyla şunu doğru anlayalım: Deleuze, sayesinde sinemayı izah edeceğimiz bir felsefe icat etmez. Aksine sinema bize kendi felsefelerini sunar, Deleuze de Sinema kitaplarında bizzat bunu izah etmeye çalışır. 
Deleuze’den Sonra Sinema, Deleuze’ün sinemaya dair yazdıklarına açık ve anlaşılır bir giriş sunuyor. Deleuze’ün çığır açıcı iki sinema kitabında karşımıza çıkan çok sayıda kategoriyi ve sınıflandırmayı açıklayan eser, John Ford, Sergey Ayzenştayn, Alfred Hitchcock, Michelangelo Antonioni, Alain Resnais gibi yönetmenlerin filmleri de dâhil olmak üzere pek çok yapımı değerlendirmeye tabi tutuyor. Steven Spielberg, Lars von Trier, Martin Scorsese ve Wong Kar-wai gibi çağdaş yönetmenleri de Deleuze’ün teorileri ışığında ele alarak onun sinema üzerine yazdıklarına güncel bir bakış kazandırıyor. Deleuze’den Sonra Sinema, Deleuze’ün neden bugün haklı olarak sinemanın en büyük filozoflarından biri kabul edildiğini gösteriyor bize. Felsefe ve film çalışmaları meraklıları için temel bir okuma...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118336</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cab015e6-2063-4bd8-9130-b870cd134c76.jpg</image:loc>
            <image:title>Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları</image:title>
            <image:caption>Çağdaş Felsefe Tartışmaları dizisi, okuru güncel felsefeyle tanıştırmayı ve akademik çalışmalarda çerçeve sunacak bir başvuru kaynağı olmayı amaçlıyor. Dizideki her bir kitap, ilgili alanın güncel sorunlarını tanıtmasının yanı sıra belirli bir konu bağlamında yazarının kendine özgü problematiğini de ortaya koyuyor. Bu bakımdan dizi, bütünlüklü bir bakış sunan özgün eserlerden oluşuyor. 
Özgüç Güven Çağdaş Zihin Felsefesi Tartışmaları’nda son elli yılda zihne ilişkin öne çıkan tartışmaları ele alıyor. Kitapta kapsamlı bir içerik ve özlü bir anlatımla, konu edilen her bir düşünür öne çıkan temel tartışması üzerinden değerlendiriliyor. Düşünürlerin kavramları, temel öncülleri ve ulaştıkları sonuçlar kendilerine özgü konumunu ayırt edecek biçimde açıklanıyor. Ele alınan kuramların eleştirilerine de yer veren eser, zihin üzerine Türkçe düşünmek isteyenler için önemli bir başvuru kaynağı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118337</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/077e17f4-55a8-41b8-8ceb-6fea8d0e1073.jpg</image:loc>
            <image:title>Avrupalı Nedir?</image:title>
            <image:caption>Güçlü bir cazibeye sahip olan “Avrupa” kelimesi birçok insan için düşünce ve din özgürlüğü, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ile özgürce gelişen bir kültür umudunu temsil ediyor. İkinci Dünya Savaşı ve Holokost’tan sadece birkaç on yıl sonra varılan bu nokta, şaşırtıcı derecede olumludur. Ama aynı zamanda, Avrupa’ya olan bağlılık hissinin başta Avrupalılar olmak üzere pek çok insanda zayıf olduğu da şikâyet konusudur. Bu nedenle, “Avrupa” ifadesini, onu oluşturan ve bir arada tutan şeyleri tanımlayan fikirler, değerler ve kültürel geleneklerle doldurmaya yönelik pek çok girişim olmuştur. Avrupalı Nedir?, yazarının açık uçlu bir Avrupa kavramını teşvik etmesiyle diğer girişimlerden farklı bir yerde duruyor. Avrupa hakkında konuşmayı sömürgecilikten kurtaran ve romantiklikten arındıran iki yönlü bir değişime çağırıyor. Bu şekilde düşünmenin, Avrupa kavramının tarihindeki iki dönemden -1700’lerdeki Aydınlanma ve sömürgeci dönem ile 1800’lerdeki Romantik dönem- kaynaklanan düşünce biçimlerinin üstesinden gelmeyi mümkün kılacağını iddia ediyor. 
Felsefe tarihçisi ve oryantalist Dag Nicolaus Hasse’nin Avrupalı Nedir? kitabı yapay Avrupa fikirlerinin bir eleştirisini sunuyor ve gerçekçi bir Avrupa kavramı geliştiriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118338</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/aeb012d7-04de-407d-9583-82be65697f7a.jpg</image:loc>
            <image:title>Her Şeyin Hikayesi</image:title>
            <image:caption>2019 PULITZER KURGU ÖDÜLÜ KAZANANI 
 
Amerikan edebiyatının son yıllardaki popüler isimlerinden Richard Powers, romanlarında yüzlerce yıllık bilim veya coğrafya tarihlerini, edebi karakterlerinin kaderiyle birleştirerek, devasa konuları müthiş kurgusal yetenekleriyle ele alıyor. Bugüne kadar Pen, Ulusal Kitap, Ulusal Kitap Eleştirmenleri gibi çeşitli ödüllere layık görülen çok sayıda roman yazan Powers’ın on ikinci kitabı Her Şeyin Hikâyesi de 2019’da Pulitzer Ödülü’nü kazanmakla kalmayarak New York Times, Washington Post, Time, Newsweek, Kirkus Review ve Amazon tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterildi. 
 
Ağaçlara yönelik büyük bir saygı duruşu olan Her Şeyin Hikâyesi, doğayı, insanları, uygarlığı birbirine bağlayan ağları tüm azametiyle göstermeye çalışıyor: Dünyanın farklı yerlerinden gelmiş insanların Amerika’ya köklerini salarken yanı başlarında her yere uzanmış ağaçların imkânlarından yararlandıklarını; buna karşılık kendi uygarlıklarını kurarken hayat veren ağaçların soyunu nasıl tükettiklerini anlatıyor. Çok farklı karakterde insanların birleşerek ağaçları kurtarmak için nasıl çırpındıklarını, kimi zaman heba olsalar da attıkları tohumların ne kadar etkili olacağını zarafetle işliyor. 
 
Sanattan bilime, çocukluktan aşka, doğadan sanal âleme, aile öykülerinden çevre mücadelelerine ağaçların dünyayı nasıl yaratıp etkilediğine dair modern bir şaheser. Tüketen insani hırsların karşısında ağaçların şefkatinden yana olanların hikâyesi. 
 
“Ağaçlar hakkında yazılmış en iyi roman ve aslında tüm zamanların en iyi romanlarından da, nokta.” —ANN PATCHETT</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118339</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/320bbf30-6a31-4a12-aac6-c733f427b874.jpg</image:loc>
            <image:title>Ara İstasyon</image:title>
            <image:caption>1963 HUGO EN İYİ ROMAN 
 
“GALAKSİ, HERHANGİ BİR CANLININ ÇIRILÇIPLAK, YAPAYALNIZ KALMASI İÇİN ÖYLE BÜYÜK Kİ.” 
 
Onu diğer birçok bilimkurgu yazarından ayıran pastoral, nazik bir üsluba sahip olan Clifford D. Simak, bilimkurgunun altın çağının ürettiği ilk üstatlardan biri. Simak’ın en ünlü eseri Ara İstasyon ise insanlığın galaksideki yerine dair çarpıcı bir anlatı. 
 
Enoch Wallace yaşlanmayan bir münzeviydi, yüz yılı aşkın süredir aynı eski evde yaşıyordu ve hâlâ Amerikan İç Savaşı’nda kullandığı silahı taşıyordu. Dışarıdan alelade bir yapı gibi görünen evi ise Galaktik Merkez’in işlettiği yıldızlararası bir ara istasyondu. 
 
Yüz yıldan daha uzun bir süre önce, Ulysses adında bir uzaylı Enoch’u Dünya’nın tek galaktik transfer istasyonunun bekçisi olarak işe almıştı. Enoch’un görevi yaptığı işi gizli tutmak ve galaksinin bir ucundan ötekine yolculuk eden uzaylı gezginleri evinde ağırlamaktı. 
 
CIA bu gizemli adamın hayatına yakından bakmaya karar verince Enoch Wallace’ın sakin hayatı altüst olacak, bunun sonucunda Galaktik Merkez de Dünya istasyonunu kapatmayı tartışacaktı. Dünya gezegeni hem eli kulağında bir nükleer savaşla hem de galaksideki diğer uygarlıklar tarafından dışlanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Enoch’un ise Dünya adına çok önemli bir seçim yapması gerekecekti.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118340</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/47c0c29e-f9e9-4ecb-9a57-80c9ac58a760.jpg</image:loc>
            <image:title>Kripto Savaşları: Sahte Ölümler, Kayıp Mi̇lyar Dolarlar ve Sektördeki̇ Bozulmalar</image:title>
            <image:caption>Kripto, büyük bir olay. Halihazırda kullanıcısı olabilirsiniz ya da çevrenizde kripto sayesinde kısa yoldan zengin olma vaatlerinde bulunan insanlar olabilir; ancak her ne olursa olsun kripto savaşlarında zirveye yükselmek için “magazin” değeri olan şeylerden de haberdar olmanız şart. 
 
Kendini “Kripto Kraliçe” olarak adlandıran Ruja Ignatova, yarattığı yeni kripto para birimi OneCoin ile Bitcoin’i tahtından edeceğini söyleyerek yatırımcıların milyarlarca dolar kaybetmesine sebep oldu ve sırra kadem bastı. Çok değil, birkaç yıl önce oldu bu. Hâl böyleyken paranızın güvende olduğunu size düşündüren nedir? Hem de dolandırıcılık örnekleri yalnızca OneCoin ile sınırlı değilken. 
 
Kripto uzmanı Erica Stanford’un kaleme aldığı Kripto Savaşları, dini liderlerden ünlülere pek çok ismin dahil olduğu en şok edici kripto dolandırıcılıkları sürükleyici bir dille anlatıyor. Bu kimi zaman üzücü kimi zaman eğlenceli “Vahşi Batı” hikâyelerinde, piyasa çapında milyonlarca insanı etkileyen manipülasyon planları, yanlış anlaşılan ya da bilinçli olarak çarpıtılan yeni para teknolojileri ve Ponzi sisteminin kılık değiştirmeleri gözler önüne seriliyor. 
 
 
“Kripto paralara yatırım yapmayı düşünüyorsanız önce bu kitabı okumalısınız!” —Jamie Bartlett, BBC’nin The Missing Cryptoqueen podcast’inin sunucusu, yazar, sunucu ve gazeteci 
 
“Kriptonun, yatırımcıların küçük yatırımlarla kısa yoldan zengin olmalarını mümkün kıldığını biliyoruz. Ne yazık ki kısa yoldan zengin olmayı uman insanları dolandırmak çok kolay. Sektörde sürekli olarak yatırımcıları ağına düşürmeyi planlayan yeni dolandırıcılık projelerinin çıkmasının sebeplerinden biri bu. Erica Stanford’un kaleminden çıkan bu sürükleyici kitap ile bir yandan olanlara üzülürken diğer yandan neler olduğunu öğrenmek için heyecan duyacaksınız.” 
—Dominic Frisby, komedyen, aktör, Moneyweek’te köşe yazarı ve Daylight Robbery kitabının yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118341</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1186772-2246-4d51-8b19-31208463033f.jpg</image:loc>
            <image:title>Gizemli Orhun Yazıtları</image:title>
            <image:caption>“Biz geçmişi unutabiliriz ama bu yaşanmadığı anlamına gelmez.”  
Betül, Heves ve Batuhan, Okan Öğretmen’le beraber Ötüken bölgesinde bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta yeni arkadaşlar edinirken ilk Türk devletlerini yakından tanıma fırsatı da buluyorlar. Hem de çok yakından... Çünkü Orhun Yazıtları, onları 717 yılına gönderiyor! Kendilerini bambaşka bir evrende bulan kahramanlarımız bir yandan otağda yaşama ayak uydurmaya çalışırken bir yandan da eve dönmenin yollarını araştırıyor.
 
Siz de bu maceranın bir parçası olup ilk Türk devletlerini
keşfedebilirsiniz!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118342</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/425aad30-8bae-448d-ae90-7cb128a134fd.jpg</image:loc>
            <image:title>Gözyaşlarım İftiharla Sunar</image:title>
            <image:caption>Tedaviye gülüp geçen yaralarım var benim. En sevdiklerimin
ellerinden nakış nakış bakışlarıma işlenmiş habersizce.
Kalabalıklar arasında neden kaybolduğumu sormayın bana,
aslında tek isteğim insan selinin içinde kendimi unutturmak.
Anlasana! Takatim yok bir daha kendimi elevermeye, el
üstünde tuttuklarımdan el muamelesi görmeye. Etrafım hep
benden bir parça. Bak mesela karşımda dağ gibi dikilen şu
hayal kırıklıklarını görüyor musun? İşte onlar bana uykusuz
gecelerimden hediye. Hangi birini def edebilirim, hangi birini
silip atabilirim? Yapamam! Keşkelerimle defalarca yüzleşmem
gerek benim, yıkılan hayallerimi karşıma alıp af dilemeliyim.
Neden mi? Ruhumu enkaz altında bırakanla göz göze gelirse bu
yürek, dayanamaz teslim olur, bilirim...
 
Zaafın varsa cellatına, kurbanlığın hakkını verir insan. Belki bizi
de özleyen biri vardır bir yerlerde. Tek sorun henüz tanışmamış
olmamızdır. Artık kimse benden bir fedakârlık daha beklemesin,
ne bıraktılar ki benden geriye? Elimden gelen tek şey bu satırlar.
Vicdanın nasıl rahat bilmem ama gözyaşlarım iftiharla sunar...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118343</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b8767898-ff84-4a58-a7cd-fa50d79c54c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Mumyanın Uyanışı: Antik Mısır Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>İnsanların hepsi yapraklı ağacın gölgesine sığınır ama kış gelip de kuraklık ve soğuk ağacı çırılçıplak bıraktığında aynı insanlar onu gözünü kırpmadan terk eder. 
 
Mezarında rahatsız edilen bir mumyanın 20. yüzyıla öfke içinde uyanışı, oğlu ve yakınları tarafından ihanete uğrayan bir firavun, sürgün edilen erdemler, açgözlülük, hırs… Arap edebiyatının en saygın romancılarından, Nobel Ödüllü Necib Mahfuz tarihî şahsiyetlere, kadim metinlere ve şiirlere dayanarak Antik Mısır dünyasını günümüzle bir araya getiren büyüleyici ilk dönem öyküleriyle ülkesinin görkemli geçmişine uzanıyor. 
 
“Kutsanan Kötülük”, “Firavun Userkaf’ın Affı”, “Mumyanın Uyanışı”, “Sinuhe’nin Dönüşü” ve “Öteki Dünyadan Bir Ses” adlı beş öyküden oluşan bu derlemeyi Mehmet Hakkı Suçin’in incelikli çevirisiyle sunuyoruz. 
 
 
“Mahfuz’un yazınındaki olağanüstü çeşitlilik gözlerimizi kamaştırmaya devam ediyor.” 
The Washington Post 
 
“Mahfuz, modern Arap edebiyatının en önemli yazarı.” 
Newsday</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118344</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1d4574af-6e7a-4387-84fe-13f8f4d83df1.jpg</image:loc>
            <image:title>Bu Kitabı Yasaklayın</image:title>
            <image:caption>Her şey, Amy Anne’in en sevdiği kitabı okul kütüphanesinden almaya gittiği gün başlar. Kütüphaneci Bayan Jones ona kötü haberi verir: Amy Anne’in en sevdiği kitap yasaklanmıştır! Bunun nedeni ise sınıf arkadaşlarından birinin annesinin bu kitabın çocuklar için uygun olmadığını düşünmesidir. 
 
Çok geçmeden, Amy Anne ve arkadaşları kendilerini kitap yasağı, sansür ve neyi okuyup neyi okumayacaklarına kimin karar verebileceği konusunda beklenmedik bir mücadelenin içinde bulurlar. 
 
Bu Kitabı Yasaklayın, en sevdiği kitap okul kütüphanesinde yasaklandığında sesini yükseltme ve karşı koyma cesaretini bulan bir öğrencinin hikâyesini anlatan ilham verici bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118345</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/841838a5-07fa-4845-b7cb-6f62460838c4.jpg</image:loc>
            <image:title>Cinsel Politika</image:title>
            <image:caption>İlk yayımlandığında büyük tartışma yaratan Cinsel Politika’da D.H. Lawrence, Henry Miller, Norman Mailer ve Jean Genet’nin eserleri üzerinden edebiyatın ataerkil mitlerini irdeleyen Kate Millett, edebiyat ve sanatta kadınların boyunduruk altına alınmasını belgelemekle kalmıyor, bunların psikoloji, felsefe ve siyasetteki uzantılarına da işaret ediyor. 
 
Doğalmış gibi görünen eşitsizlikleri fark etmemizi sağlayan, aynı zamanda hayatın her alanında feminist eleştirinin değerini de kanıtlayan Cinsel Politika, gözden geçirilmiş çevirisiyle okurlarla buluşuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118346</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/80160f05-decc-4141-8c65-09442a555fb9.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilgisiyarlar Nasıl Düşünür?</image:title>
            <image:caption>Bilgisiyarlar Nasıl Düşünür?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118347</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68a01869-b85d-42ac-9e64-964798a73532.jpg</image:loc>
            <image:title>Meme</image:title>
            <image:caption>“Çaresizlik içinde her aklıma gelene dört elle sarılıyorum. Kendi kendime dedim ki, Bu illete ‘edebiyat’ yüzünden tutuldum. Ders olarak okuttuğum kitaplar beni bu duruma getirdi – bu saplantıya o yüzden düştüm. Avrupa edebiyatı derslerimden söz ediyorum. Yani, diyorum ki, her yıl üst üste Gogol’ü ve Kafka’yı anlatmak – yani her yıl Burun’u, Dönüşüm’ü okutmak.” 
 
Üniversitede edebiyat dersleri veren David Kepesh, bedeninde bazı fiziksel değişimler fark edince kendini gözlemlemeye başlar. Kasığında bir ağrıyla başlayıp hislerine ve hazlarına etki eden bu sürecin sonunda da, Gregor Samsa misali, kocaman bir memeye dönüşür. Olan biteni anlamakta zorlanan yalnızca kendisi değildir. Bir meme olarak günlerini hastane odasında doktorların ve hemşirelerin bakımı, terapisti Dr. Klinger’ın kontrolü altında geçirir. Bedensel arzularla kıvranıp zihinsel kuruntuların içinde kaybolurken çıldırdığını kabullenmeye hazırdır. Ancak çevresindekiler ondan makul olmasını ve yeni doğasını kabul etmesini ister. Fakat hayatına yetmiş kiloluk bir meme olarak devam edeceğini nasıl kabul edebilir ki? 
 
Meme sıklıkla Kafka’nın Dönüşüm’üyle anılan Roth’un erken dönem eserlerinden biri. 
 
“Kültürel açıdan kalıcı olacak bir şey okuduğunda insan bunu anlıyor.” 
Cynthia Ozick</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118348</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f75d99a9-b335-4ef8-93e1-e19c79b8b3e9.jpg</image:loc>
            <image:title>Yağmurdan Sonra Avrupa</image:title>
            <image:caption>İsimsiz bir anlatıcının dolaştığı Avrupa toprakları harap haldedir; hem coğrafi hem de ahlaki açıdan çarpıklaşmış, biçimsizleşmiştir. Anlatıcı mesafeli bir ilgiyle, asla umutsuzluğa ya da sinizme kapılmadan korkunç sahnelere tanık olur. 
 
1967’de ilk yayımlandığında 20. yüzyılın “kolektif bilinçaltı”nı ortaya koyduğu öne sürülen eserde, ilk bakışta İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa betimleniyormuş gibi görünse de aslında bitmek bilmeyen bir işgalin, sona ermemiş bir savaşın, bir türlü tam anlamıyla başlamayan bir yeniden inşa sürecinin karmaşası hüküm sürer. 
 
İsmini Max Ernst’in gerçeküstü tablosundan alan Yağmurdan Sonra Avrupa, insanın yalnızca yıkımı kabullenmeye çalışmakla kalmayıp ruhunun dayanma gücüyle zulme karşı geldiğini de gösteriyor. 
 
 
“Deneysel edebiyata ilgi duyan herkes Yağmurdan Sonra Avrupa&apos;yı okumalı. Eşsiz bir kitap.” 
Financial Times</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118350</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/adf0e007-6235-4759-a857-49d67e0535b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Psikolog Olmayanlar İçin Psikoloji</image:title>
            <image:caption>Erich Fromm hayatını insan varoluşunun temel sorularını yanıtlamaya çalışarak geçirdi. Onun için “insan kimdir?” sorusu doğrudan yaşamanın özüne götürüyordu. Bu kitapta yer alan yazılar, Fromm’un psikolojik ve toplumsal sorunlara ilişkin temel düşüncelerini aktaran ve ilk kez yetmişli yıllarda Güney Almanya Radyosu’nda yayınlanan konuşmalarına dayanmaktadır. Fromm, saldırganlığın kökenlerinin yanı sıra savaşın ruhsal ve politik koşullarını da araştırıyor, toplumumuzdaki bolluk ve bıkkınlığı inceliyor ve psikolojinin işlevlerini psikolog olmayanlar için açıklıyor. Fromm’un özgün anlatımı ve incelikli dili, insanlara karşı ne kadar derin bir anlayış ve sevgiyle dolu olduğunu gösteriyor. 
*** 
Her insan yaşamına uygun olan psikolojiyi uyguluyor ve uygulamalıdır. İnsan başkalarının neler yaşadığını bilmek, onları anlamaya çalışmak zorundadır. Hatta başkalarının nasıl davranacağını tahmin etmek zorundadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118351</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3f19dc88-8218-49c1-8e37-3eee2df6aa29.jpg</image:loc>
            <image:title>Roma Tarihi - Cilt 4</image:title>
            <image:caption>Klasik tarihçi Theodor Mommsen 1854-1856 yılları arasında Roma Tarihi isimli eserini yayınladı. Çalışmaları bilim camiası ve okuyucular tarafından büyük beğeni toplayan Mommsen 1902 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü ve “tarihsel yazma sanatının yaşayan en büyük ustası” olarak onurlandırıldı. 
Roma’yı yücelten Aydınlanma yaklaşımını reddeden Mommsen bunun yerine yeni ve titiz bir kaynak eleştirisinin rehberliğinde Roma tarihinin mitolojiden arındırılmasını sağladı. Canlı ve ilgi çekici bir tarzda, klasik fikirleri ifade etmek için modern terimleri kullanan Mommsen 19. yüzyıl ile Antik Roma arasında paralellikler ortaya koymayı başardı. 
Gracchus kardeşlerin reform girişimlerinin anlatılmasıyla başlayan dördüncü cilt İç Savaş, Sulla Anayasası ve Terentius ile Plautus gibi yazarların eserlerinin kapsamlı şekilde incelendiği bölümleriyle MÖ 1. yüzyıl Roma tarihi ve edebiyatına canlı bir ışık tutuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118352</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3343f0c9-75ac-4079-80b8-ad1ebbe53def.jpg</image:loc>
            <image:title>Baldan Tatlı Öyküler -1</image:title>
            <image:caption>Cüneyd Suavi, yarım asırdan bu yana herkes için yazdığı sıcacık öykülerini, elinizde tuttuğunuz ‘Baldan Tatlı Öyküler’de bu sefer çocuklar için yazıyor. Ve şu dünyaya çocukların gözüyle bakıp, kardeşliği, paylaşmayı, iyilik ve doğruluğu, duanın gücünü anlatıyor onlara. Bize ait değerleri yine sıcak bir üslupla peş peşe sıralayıp, ‘küçükleri büyüten’ gerçekleri gösteriyor. Böylelikle çocukların gönül dünyalarına seslenirken, ‘gerçek insan’ olmanın formüllerini veriyor. Büyüklere gelince: Eminiz ki onlar da bu öyküleri okuyunca, çocukluk yıllarındaki birçok güzelliği tekrar yaşayacaklar. Bazen bir cennet deresi yanında piknik yapıp, dedeleriyle birlikte tuttukları balıkları pişirecekler. Bazen de yakındaki bir tepeye çıkıp, oradan bir sepet çilek toplayacaklar. ‘Baldan Tatlı Öyküler’de şimdi ancak rüyalarda görülecek manzaralar bulacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118353</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a7ee165f-2fa5-4b48-9ae2-445e6cbf81ef.jpg</image:loc>
            <image:title>Başarı Davetiyeniz</image:title>
            <image:caption>Sadece hayal edin. Yıllar sonra… İyi bir kariyeriniz var. İstediğiniz imkânlara sahipsiniz. Mutlusunuz. Gözlerinizin içi parlıyor. Tatildesiniz… Akşamın kızıllığında gözlerinizin engin maviliklere daldığı o an, yaşadığınız tüm zorlukları hatırlıyorsunuz. Gayretleriniz, uykusuz kalışlarınız, öfke nöbetleriniz, kendinizle inatlaşmalarınız… Hepsi bir bir gözünüzün önünden geçiyor. İşte, tam o sırada masanızın üzerinde bir not fark ediyorsunuz: “Hepsi bugün içindi. Tebrikler… Sen başardın.” *** Sevgili Dost! En güzel gününde mutluluğunu paylaşmak istemez misin? Yarınki zaferlerin için kendine bir davetiye yollamak istemez misin? “Başarı dolu günler geledursun. Dostlara çağrı olsun. Bizim umut dolu yarınlarımız var. Mazeretin kabuğunu kıranlar buyursun.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118354</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75ec3219-3e00-460f-b525-5bcce010c2a0.jpg</image:loc>
            <image:title>Dürüst Kervancı</image:title>
            <image:caption>Badegül Nine’nin torunu için ettiği dua… Küçük Emin’in çocuk yaşta anne ve babasının vefatı… Minik Hafız Eslem Arya’nın mimar olma yolunda yaşadığı serüven… Nurtaş köyünde doğan Münevver’in avukat olması… Dürüst antikacı Adem’in çok değerli bir yüzüğü kaybetmesi… Dürüst tüccar Numan’ın dürüst çocukları Zakir ile Şakir… Dürüst kervancı Ömer Faruk’un eşkiyaları yola getirmesi… Padişah Tahir’in oğlu Zübeyir’in gönüller padişahı olması… Van’ın Tuşba ilçesinde büyüyen Hamza’nın ünlü bir bilim adamı olması… Tarihten bugüne yaşanmış öyküler…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118355</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6b3c6b64-4fbd-4e7f-97b0-f128d1b4921c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kader Kadar 0 Kadar</image:title>
            <image:caption>Düşüncenin engin ufuklarında, denizlerinde yapılan bir yolculuk… 
Zaman zaman maneviyat denizlerinde…
Zaman zaman insanın iç dünyasında… 
Ama hep doğru istikameti bulmak için. Bir bakmışsın, sert dalgalar, fırtınalar… 
Bir bakmışsın, çok uzaklarda bir deniz feneri… 
Halid Emre Aslan, tefekkür gemisinin kaptanı olmuş. Gözü ufuklarda… 
Kendinden emin ve ümitli…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118356</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/01eb4354-bae1-4627-929c-b50fa3b5453e.jpg</image:loc>
            <image:title>Kainatın Tılsım-ı Muğlakı</image:title>
            <image:caption>Kâinat bir muamma... İnsan, kâinatın özü ve özeti... Dünya, okunması gereken bir kitap... Modern zamanlar, şimdilerde arayışta... Modern insan arayışta... Çok değerli sorular var: Ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum? Hayatın anlamı ne, bu hayata hangi anlamı katıyorum? İnsanın yeryüzü serüveninin hedefi ne? Bu kitap, buna benzer pek çok soruya cevap veriyor. Anlam arayışında olanlara... Anlam kaybına son vermek isteyenlere... Bir buket tefekkür.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118357</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1261f968-560c-4efe-a5af-42a4bd22867a.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevda Karası</image:title>
            <image:caption>Kör gibiyim dolanıyorum artık 
Kapattı gözlerimi yar sevdası. 
Bindiğim gemi de sanırım batık 
Çırpınıyorum yok sevda karası. 
 
Gönül denizinde batarsan eğer 
Orda yaşarken ölünürmüş meğer 
Adını da koymuşlar yazgı kader 
Çıldırtıyor beni sevda belası. 
 
Seviniyorum aldığım nefese 
Nasıl girmişim ki ben bu kafese 
Sende böyle kapılırsan hevese 
Geceye sığdırmaz sevda rüyası. 
 
Şarkılı türkülü olsaydı hayat 
Şiir mi yazılırdı rahat, rahat 
Aşk yolunda şayet olmazsa cihat 
Kabul olmaz bence sevda duası. 
 
Tanınmayan şair hatırlanacak 
Bir tek şey sevgi akılda kalacak 
Onca yaşadığın rüya olacak 
Silinmeyecek hiç sevda anısı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118358</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e3ab025-7c2a-439d-bd81-75000670ede9.jpg</image:loc>
            <image:title>Ufkumdaki Dokuz Tuğ</image:title>
            <image:caption>Eşref-i Mahlûkat adıyla müsemma, yâdı Eşref, soyadı Türk, miadı Eroğlu er olan kalemşor Eşref Azğın Türkeri, edebi ilimde seçkin biridir. Âlime ölü, cahile diri biridir. Hamasi, hiciv, güzelleme şiirleri etkin, dostlarının gönlünde yetkin biridir. Hep böyle ulvi kalması dileğiyle… 
Mansur EKMEKÇİ 
Arş. Yazar, Halk Şairi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118359</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2c4cd3a9-9434-42bf-9046-65bbba27234c.jpg</image:loc>
            <image:title>Kutsal Kısır Döngü</image:title>
            <image:caption>Merdan Yanardağ’dan İçtihad Kapısı kitabından sonra, yine sarsıcı bir yapıt, Kutsal Kısır Döngü. 
Bu kitapta Yanardağ, İslam dünyasının geri kalmışlığının nedenlerini araştırıyor ve önümüze çarpıcı bir tablo koyuyor. Bugüne kadar, “İslam dünyası neden geri kaldı?” sorusuna âlimler, ulema ve siyasal islamcılar tarafından verilen yanıtın, nasıl bir kısır döngü yarattığını ortaya çıkarıyor. Geri kalmışlığın nedenine ilişkin soruya yanıt olarak verilen, “İslam’dan uzaklaşma” gerekçesini ve çözüm olarak daha fazla dine sarılmayı öneren yaklaşımı sorguluyor. Söz konusu yanıtın aslında geri kalmışlığı nasıl yeniden ürettiğini gösteriyor. 
Bu yönüyle elinizdeki kitap, İslam dünyasının geri kalmışlığına ilişkin, bugüne kadar ileri sürülen dış dinamiklerin (Batı, sömürgecilik, emperyalizm vb.) sorunu açıklamakta yetersiz kaldığını da kanıtlıyor. İslam dünyasının geri kalmışlığının nedeni olarak iç dinamiklere; teolojik, ideolojik, sosyolojik ve tarihsel boyuta dikkat çekiyor. Müslüman aklının mühürlenmesi ve bilim kapısının kapatılmasının yıkıcı sonuçlarını gösteriyor. İnsanlık tarihinde örneği bulunmayan büyük entelektüel intihar ile geri kalmışlık arasındaki neden-sonuç ilişkisini kuruyor. 
İlahiyatçılar, akademisyenler, sosyolog ve tarihçilerle yapılan görüşmelerle zenginleşen çalışma, yazarın İçtihad Kapısı adlı kitabının hem bir devamı, hem de ondan bağımsız ayrı bir yapıt özelliği taşıyor. Böylece yazar, yine alanında bir ilk olan İslamo-Faşizm kitabıyla birlikte, entelektüel ortamı derinden etkileyecek üçlemeyi de tamamlıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118360</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/434ae63f-aa75-4608-986d-94415dc3afe3.jpg</image:loc>
            <image:title>Artakalan Sözlerden Bı̇rı̇kenler</image:title>
            <image:caption>Kavga; 
Paylaşmaktır içinden gelenleri, 
İşine geldiği gibi. 
 
Şiir geriye kalan sözlerdir kavgadan. 
Kendini tutmaktır. 
Öğrenmek ve öğretmektir yaşamı. 
 
Yaşam bir büyük kavgadır. 
En güzeli bir şiire sığandır. 
 
 
 
*İrfan Aslan düşünce şiiri yazıyor. 
Sanki yaşantılarını, gözlemlerini not etmiş, sonra bunları tek tek, üzerlerinde bir kez daha düşünerek şiirleştirmiş. 
Şiire geniş ufuk açan bir yöntem. 
 
İrfan Aslan&apos;ın şiirleri dikkatle okunmayı, üzerlerinde dikkatle düşünülmeyi hak ediyor… 
 
Ataol BEHRAMOĞLU 
 
Yaşamın kalbinden bir gönül sarayı çıkıyor şiirlerinden. O gönül sarayında sevgiye en büyük görev veriliyor bu şiirlerde. O sarayın sultanı yapılıyor sevgi. Yalın ve özgün bir bakış açısıyla hayatı nasıl duyumsadığımız var bu şiirlerde. 
İrfan Aslan günlük yaşamı tüm samimiyetiyle dizelere sığdırmış. Hasreti, sevgiyi, gurbeti, acıyı, sevinci, doğayı motif motif işleyerek… 
 
Serhan ASKER</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118361</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b20f4ed-a177-473c-b594-465a6462894d.jpg</image:loc>
            <image:title>Güneşin Gece Hayatı</image:title>
            <image:caption>Yine birkaç satır karalarken aklıma geldi birden. 
Gündüzleri peşimizde bir gölge gibi dolaşan güneş ne yapar ortadan kaybolunca? 
 
Hiç merak etmediniz mi güneşin gece hayatını? 
 
Soru çok basit aslında. Cevabı da… 
 
Yine bir yerlere doğup, bir yerlerde batmakla meşguldür herhâlde. 
 
Peki siz hangi kalplerde doğup hangi kalplerde batıyorsunuz hiç düşündünüz mü? 
 
Ben senin kalbinde ne zaman doğdum ne zaman battım bilmiyorum ama sen bende bir doğdun… Batıramadım güneşini… 
 
Güneşten çok da bir farkımız yok aslında. 
 
Ve şunu anladım… 
  Bir insanın içini ısıtmakla, canını yakmak arasında çok ince bir çizgi var…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118362</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/41c7324a-8751-4640-b0a1-2b9c3a595ab5.jpg</image:loc>
            <image:title>Kırık Tel</image:title>
            <image:caption>Hayatı keşkesiz yaşamak zor, ama azaltabiliriz. İstersek... 
 
Sibel, gerçekten bir şeyleri değiştirebilir miydi? Her seferinde yelkenleri suya indirirken bir anda kendinden şüphe etmeye başlıyordu. Neydi onu bu kadar savunmasız bırakan? Yaşadığı tüm zorluklara rağmen iyimser olmaya ve umut etmeye devam edebilir miydi? Peki, zayıf olduğunda ezildiği, güçlü olduğunda vicdan azabı duyduğu çetrefilli bir aşk hikâyesinin kurtarıcısı mıydı yoksa kurbanı mı? 
 
Çiğdem Turgay&apos;ın ikinci romanı Kırık Tel&apos;de kapanmayan çocukluk yaralarının esiri olan Tanzer ve ona pansuman olabileceğine gönülden inanan Sibel&apos;in hikâyesine tanıklık edeceksiniz. Esrarengiz biçimde ortadan kaybolan İrem&apos;in izini sürerken, zaman zaman gerilim dolu anlar yaşayacak ve son ana kadar heyecan dolu bu serüvene eşlik edeceksiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118363</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f05d9ace-e73c-4f07-8310-14a2c42392d9.jpg</image:loc>
            <image:title>Roza Dorea ve Sedna’nın İntikam Ateşi</image:title>
            <image:caption>“Her acının üzeri örtülmez. 
 
Geçen zaman bazı acıların ateşini derinleştirerek 
intikam ateşine evriltir. 
 
İntikam ateşiyle yanmak bir körlük halidir. 
 
Bu ateş çoğu zaman değdiği herkesi ve her şeyi küle çevirir.” 
 
*** 
  Harpy&apos;lerin maceraları kaldığı yerden devam ediyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118364</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/977dd84a-9846-4b60-9dd2-052cd19f9560.jpg</image:loc>
            <image:title>Sperodea 3</image:title>
            <image:caption>Sperodea roman dizisinin 3. devam serisiyle karşınızdayız. 
Mistik varlıklar arası fantastik bir maceranın akıcı bir anlatımla sözcüklere döküldüğü bu sürükleyici romanı elinizden bırakamayacaksınız. İlk sayfasından son sayfasına macera yüklü bu fantastik romanı bir solukta okuyacak, tekrar tekrar okumak isteyeceksiniz. 
 
Büyü boyutunda esir tutulan Büyü Soyunun Kudretli Kraliçesi Sperodea&apos;nın büyü boyutundan kurtarılmasının ardından kahramanlarımızla olan ilişkisi ve diğer soyların kendi soy liderlerini esir tutulduğu boyuttan kurtarma çabalarını ve yaşanan hikayelerin olay örgüsünü akıcı bir dille okuyuculara yansıtan bu fantastik romanı okurken zaman mekân kavramını yitirecek, kendinizi karakterlerin yerine koyarak hikâyeyi bizzat yaşayacaksınız. Yerel halk ile mistik varlıkların etkileşimini ruhunuzda hissedecek, yaşanan savaşların vahşet dolu çığlığını duyacaksınız. Her soy kendi soyunu yüceltmeye çalışırken iyilik ve kötülük kavramlarının bakış acınıza göre değiştiğini fark edeceksiniz. Her soy kendi kutsal hedefine ulaşmaya çalışırken kesişen yollarda çatışan çıkarların duygu ve dram yüklü yolculuğuna eşlik edeceksiniz. 
  Mistik varlıklar arası yaşanan çatışma ve kurulan ittifakları anlatan bu duygu yüklü fantastik roman, hatıralarınızda çok önemli bir yer kaplayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118365</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0a298716-1c23-4817-a4f5-96b7443a570c.jpg</image:loc>
            <image:title>Okulda Bir Korsan Gemisi ve Diğer Empati Hikayeleri</image:title>
            <image:caption>Marina, Jorge, Naim, Toni ve Liz... Her biri, başkalarının duygularını anlamak için gerekli olan empati ile örülü, on üç ayrı hikâyenin başkahramanı. Ders arasında Liz, ışıldayan gözlerle gülümseyerek Anais’e bir teklifte bulundu: “Korsancılık oynayalım mı?” Birlikte hayali bir korsan gemisine bindiler ve gemiyi, o anda tehlikeli bir okyanusa dönüşen okul bahçesine doğru sürdüler...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118366</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b3619066-6d1f-4676-8136-d705e05d12b9.jpg</image:loc>
            <image:title>Yollar ve Yıllar</image:title>
            <image:caption>Umut Çetin, yatılı okuldan mezun olduktan sonra, Şanlıurfa’da 17 yaşında memur olarak başlıyor maceralı yolculuğuna… Konya’da hukuk fakültesini bitirip, büyük umutlarla Ankara’ya gidiyor. Artık bir avukattır ve her şey önüne serilecektir. Fakat olmuyor, hayatın zorluğu ve karmaşası, yeni mezun “serbest meslek” sahibi bir avukatın iş bulma süreci, sofradaki kurtlar… Her şey bir macera… Ankara’daki “serbest meslek” girişimi çok başarılı olmasa da tecrübe kazandırıyor. Bu tecrübesi, onun “taşı topağı altın” olan İstanbul’a gitmesine yol açıyor. Herkesin ekmek kavgası içinde olduğu büyük şehirde hayat daha zor ve acımazsız. U. Çetin bu zorlu hayat mücadelesinde kendine yer bulmaya çalışırken zorlanıyor, zorlandıkça atılıyor hayatın içine içine giriyor, öğreniyor… yaşıyor… büyüyor… 
U. Çetin, 17 yaşında genç ve tecrübesiz bir memurken, 50 yaşında olgun ve tecrübeli bir avukat oluşunun yolculuğuna çıkarıyor bizi. Bu yolculuktaki hayat mücadelesinde kimi zaman içimiz burkulurken kimi zaman içten bir kahkaha atıyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118367</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/2e1e186a-6d7b-42e4-8ecc-a306cd5e2afd.jpg</image:loc>
            <image:title>Yolculuk</image:title>
            <image:caption>Burcu Çancı Günal, ilk şiir kitabı Rengârenk’ten sonra yazdığı ikinci kitabı “Yolculuk” ile bizi de adeta bir yolculuğa çıkarıyor. Toplam 117 şiirin bulunduğu kitapta; açık ve duru bir dille yazılmış yazılmış olan şiirler, okuyucuyu yormadan duyguları ortaya koyuyor, bizi bir anda içine çekiyor. Tam da şiirden beklediğimiz gibi…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118368</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d941ebe6-15da-4963-aebb-e00522a7901d.jpg</image:loc>
            <image:title>Epistemolojik Cinayetler</image:title>
            <image:caption>- Neden yazmak istiyorsun? 
-Çünkü kelimeler asla ölmüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118369</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8a42db3d-809b-4756-ae35-9ad329665ab7.jpg</image:loc>
            <image:title>Çiçekleri Sevmek Gerek</image:title>
            <image:caption>NEW YORK TIMES ÇOKSATANLAR LİSTESİNİN
VAZGEÇİLMEZ İSMİ DEBBIE MACOMBER’DAN EN
UMUTSUZ ANLARINDA BİRBİRLERİNE GÜÇ VEREN İKİ
KADININ DOSTLUĞUNUN MUHTEŞEM HİKÂYESİ.   Joan, böyle bir hayat yaşayacağını hiç ummuyordu. Kocası öleli dört yıl olmuştu, çocukları çoktan kendi hayatlarını kurmuştu, o ise gitgide içine kapanmıştı. Evi hem sığınağı hem hapishanesi olmuştu. Bir doğum gününü daha tek başına geçirdikten sonra, dünyayla yeniden iletişim kurması gerektiğini anladı.  Kardeşi Emmie’nin teşvikiyle, önce harabeye dönmüş bahçesini elden geçirmek için birini tutmaya, sonra hiç istemese de yas destek grubuna katılmaya ve hatta bir üniversite öğrencisine oda kiralamaya karar verdi.
 
 Maggie, sabahları aceleci müşterilere hizmet veren bir barista olarak çalışıyor, ardından hemşirelik derslerine yetişiyordu. Alkolik babasıyla yaşıyor ve faturalarını ödemekte zorlanıyordu. Ancak Joan’un evinde bir oda kiralamasıyla hayatı için bir umut ışığı doğdu.
 
Çiçekleri Sevmek Gerek, büyük kayıpların ardından hayata yeniden başlamak için cesaret bulmaya çalışan iki kadının attıkları küçük adımların getirdiği büyük sürprizlerle dolu, bir Debbie Macomber kitabından beklediğiniz tüm güzellikleri size sunacak sıcacık bir roman.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118370</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4d551d07-9281-4503-a1b8-f08a7fe04e40.jpg</image:loc>
            <image:title>Sana Ölmek</image:title>
            <image:caption>Yazarak bir şeylerin yolunun açılacağı kesin ve yazmadan açılacak gibi durmuyor. Başka yolu var mı? Yok! Daha başka ne olabilir? Neler olmaz ki düşüncen ile yaza yaza açılacağını biliyorum. Düşünceden daha hızlı ne var? İnan hiçbir şey yok! Nevi şahsına münhasır rahiyasından kurulan cümle iyotlu deniz kıyılarına yazıları, çünkü okuyunca birbirimizin kayıp kıtalarıyız diyeceksiniz. Yazılarına kapılmışlığıma kapıldığım gün vuslatın rahlesinde yüzüme okunacaktı duymak istediklerim. Evet, okundu ve duydum. Yazılar bir rüyada mı geçiyor bilmiyorum lâkin her okudukça muhteşem açıyor çiçekler. Bu yüzden rüyalar görme vakti geldiyse Ashaf-ı Kehf uykusuna devam. Bütün çağların en kötüsünü yaşasan ve dahi kötünün kötüsünü de bu kitapta geçen güzel yazıları ve hikayeleri her çağda severim. Bu yazıların hayranıyım ve biraz daha zaman desem nisan yağmurları başlar. Yazıları sevmek tüm zamanların toplamı ve toplamından ezeli ebedi bir izah. Okuyunca kendime sormadan edemiyorum edebi bir dil mi bu kullandığı? Başka ne olabilir kelimenin tam anlamıyla böyle, evet ebedi bir dil. Başka ne diyebilirim düşlere uzanan mânâlı yazıları var. Bir insan düşün bir de ne yazdığını, sonra mı sonrası da var öncesinde olduğu gibi de okudukça her dem kelime oyununda buluyorum kendimi. 
Fikriye Üren</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118371</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/14567e1b-c335-45fb-8b7d-2ed43214b1ed.jpg</image:loc>
            <image:title>Beyaz Piramitler</image:title>
            <image:caption>Bir at beklenirken, iki tane at gelir çift kartalın eşliğinde! Bu; iki gencin birliğine, birlikte savaşmalarına ve iki bedende tek yürek olmaya doğru çıkacakları yolun bir işareti gibidir! Öyle ya; boşuna ses vermemiştir Tengri Dağları’ndan Tuna boylarına, toynakları çamur dörtnala deli taylar! Ve tesadüfi değildir, bir at beklenirken, bir çift atın gelişi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118372</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b6c4e53-6c85-4172-80ec-c843bc9c9b8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Zaman Arsızı</image:title>
            <image:caption>“Hangi sese irkildin başın iki elin arasında çığlık çığlığa? Dağlar denizlere paralel ve zirveleri gri duman kaplı, çağırsa mavi düşlerin, için içine sığmayacak! “Haydi, başlasana bir yerden gelmeye!” desen, mevsim kış! Olur da bir gün, “Sen gelme, ben uğrayacağım ayaküstü,” demeni çok bekledim... Ne sen geldin ne ben beklemekten vazgeçtim. Buraya kadar tamam gelinmez veya gidilmez günlerdeyiz. Hiç mi bunun yolu yordamı yok? Anlaşılsın hiç yok, en azından şimdilik... Peki, ne kadar zamanımız var? Biraz zamanımız var, beklemeye! Taşlar yerine bir bir oturacak, oturmayanların üzerinden atlayıp geçeceğiz. Evet, yolların zorluğu bizi ürkütmez, gideceğimiz yolu bildikten sonra!&quot;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118373</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9a7b5da6-9bad-4b50-b6b9-ad8de837fec9.jpg</image:loc>
            <image:title>Neden Meditasyon Yaparız?</image:title>
            <image:caption>Çoksatan Duygusal Zekâ kitabının yazarı Daniel Goleman ve ünlü meditasyon eğitmeni Tsoknyi Rinpoche ile heyecan verici bir keşif yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?
 
 
Yüzyılların bilgeliğini ve modern bilimin ışığını bir araya getiren Neden Meditasyon Yaparız? zihninizi, bedeninizi ve ruhunuzu dönüştürme gücüne sahip bir eser. Daniel Goleman ve Tsoknyi Rinpoche’un rehberliğinde, içsel huzurun ve sınırsız mutluluğun kapılarını aralayın.
 
Stresin pençesindeki modern insan için bir can simidi olan bu kitap, kalbinizdeki merhametin ve zihninize hükmetmenin sırlarını açığa çıkarıyor. Sadece birkaç sayfa içinde, hayatınızı kökten değiştirecek meditasyon teknikleriyle tanışacak, zihinsel berraklığın ve duygusal dinginliğin anahtarını elde edeceksiniz.
 
Neden Meditasyon Yaparız? her sayfasında sizi daha aydınlık bir benliğe, daha mutlu bir yaşama davet ediyor. Şimdi, bu yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118374</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5490bde-8ef1-4ef9-8269-2998b3b670e4.jpg</image:loc>
            <image:title>Bazı Türk Peygamberler ve Din Kurucuları</image:title>
            <image:caption>Yeryüzünde varlığını sürdüren, taraftarı bulunan ve mensuplarınca “kutsal” kabul edilen dinler, ya bir peygambere ya da bir “kurucu”ya atfedilmektedir. Bu peygamberlerin veya din kurucularının hemen hemen hepsi bir kavimle/milletle ilişkilendirilmektedir.  
İslâmî anlayışa göre insanoğlu için vazgeçilmez ve doğuştan gelen/fıtrî bir olgu olan dinin başlangıcı ilahîdir ve Hz. Adem&apos;e dayanmaktadır. Hz. Âdem&apos;den Hz. Muhammed&apos;e kadar, hemen her kavme/millete, onları Allah&apos;a “kul” olmaya çağıran bir peygamber (nebi, resûl) gönderilmiştir. 
Kuran&apos;da adı geçen Hz.Adem&apos;in, Hz.Nuh&apos;un, Hz.Yafes&apos;in, Hz. İbrahim&apos;in, Hz. Zülkarneyn&apos;in(Oğuz Han), Hz. İsmail&apos;in ve Hz. Muhammed&apos;in “Türk Soylu” peygamberlerden olduğu üzerinde durulurken, Hz. Muhammed&apos;i; özüyle, sözüyle, yüksek faziletleriyle, fizikî özellikleriyle, yaptıklarıyla / uygulamalarıyla, gelenekleriyle/ görenekleriyle, atalarıyla Hz. İbrahim soyundan, Sümer Türkleri&apos;nden bir Türk ve “Türk Peygamber” olarak görmek gerektiği gibi dünyada “din” olarak kabul edilmiş Konfüçyüscülüğün kurucusu Konfüçyüs&apos;ün, Zerdüştîliğin kurucusu Zerdüşt&apos;ün, Buddizm&apos;in kurucusu Budda&apos;nın da Türklüğü savunulmuş, bunların dışında da Türkler arasından çıktığı ileri sürülen “24 Peygamber” ismi de kaynaklarda zikredilmiştir/ zikredilmektedir. 
Türklerin İslâm&apos;ı kabul edişlerinde; İslâm&apos;ın özgün mesajlarının, sunuluş tarzının, anlatılış yöntemlerinin yerinin ve öneminin etkisinin olduğu kadar, Türkler arasından çıkmış “peygamberler”in, “din kurucuları”nın, dinî ve siyasî liderlerin de etkisi olduğunu vurgulamak bir hakkın teslimi olacaktır. 
Tevrat&apos;ta, İncil&apos;de ve Kuran&apos;da adı geçen Peygamberler&apos;in Mezopotamya-Ortadoğu-Anadolu/Asya bölgesinden ve bölgeye özgü olduğu ile Kutsal Kitaplar&apos;daki kıssaların, olayların, bilgilerin ve anlatıların doğru anlaşılması için pergelin sivri ucunun Türkiye&apos;ye konulması gerektiği, Türkiye ve Urfa&apos;da varlığı 12 bin yıl öncelere ulaştığı belirtilen Göbeklitepe merkezli Asya-Mezopotamya-Ortadoğu bölgesinde yapılacak yeni çalışmaların hem Türkiye Dinler Tarihi hem Dünya Dinler Tarihi hem de dünya bilim çalışmalarına yeni ufuk açabileceği unutulmamalıdır. 
 
Elinizdeki Bazı Türk Peygamberler ve DinKurucuları isimli bu kitap; ön araştırmalarıma göre, hem isimler hem muhtevalar/içerikler hem öngörüler hem öneriler hem de iddialar bakımından Türkiye&apos;de olduğu gibi dünyada da bir ilk olma özelliğine sahiptir. Bu kitabın hem isminin hem de muhtevasının; “madalyonun diğer yüzü”nün de olabileceğine, diğer yüzünden de bakılabileceğine, günümüze kadar gelen anlayışa yeni bir bakış açısı sunacağına ve bilimsel yeni çalışmalara kapı aralayacağına vesile olması samimî dileğimdir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118375</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/90257677-ea2f-4ee0-bfd2-b226989295ec.jpg</image:loc>
            <image:title>Toplum Sözleşmesi</image:title>
            <image:caption>Cenevreli filozof Jean-Jacques Rousseau’nun 1762 yılında yayımladığı Toplum Sözleşmesi, bireysel özgürlükle uyumlu bir politik toplulukta meşru otoritenin nasıl kurulacağı hakkında teoriler ortaya koymaktadır. 
Toplum Sözleşmesi Avrupa’da, özellikle de Fransa’da politika alanında reformlara ve devrimlere ilham kaynağı olmuştur. Rousseau, hükümdarların yasama konusunda ilahi bir yetkiye sahip olduğu fikrine karşı çıkar ve yalnızca halkın genel iradesinin yasama hakkına sahip olduğunu ileri sürer; buna göre halkın kendisine itaat etmesi ve dolayısıyla özgür olması yalnızca genel irade altında mümkündür. Bunun en iyi ifadesi de toplum çıkarları doğrultusunda tüm bireylerin özgür iradesiyle kabul ettiği bir toplum sözleşmesidir. Rousseau’ya göre kişinin özgürlük hakkı devredilemez olduğundan, insanlar kendilerinden başka hiç kimseye itaat etmeye mecbur bırakılamazlar. Hakların bir otoriteye devredilmesi ise bireysel özgürlükten feragat etmeyi içerir ve insanların doğuştan gelen eşitliğini bir tabiiyete dönüştürür. Dolayısıyla tek meşru toplumsal sözleşme, bizzat halkı yönetici olarak atayan sözleşmedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118376</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ec6e50a4-99ac-412e-9bca-0ac5e915df1d.jpg</image:loc>
            <image:title>İyinin ve Kötünün Ötesinde</image:title>
            <image:caption>İyinin ve Kötünün Ötesinde, Friedrich Nietzsche’nin 1886 yılında yayımladığı, Böyle Buyurdu Zerdüşt’teki fikirleri daha eleştirel bir yaklaşımla ele aldığı eseridir. Nietzsche bu kitapta salt siyah ve beyaz ahlak anlayışının ötesine geçme girişiminde bulunmuştur. 
Nietzsche, eski filozofları eleştirel yaklaşımdan uzak olmakla ve ahlak konusunda dogmatik öncülleri körü körüne benimsemekle suçlar. Ona göre bu filozofların kurduğu büyük metafizik sistemlerdeki gibi iyi insanın tam zıddı olarak bir kötü insan yoktur; daha ziyade, aynı temel dürtüler bu ikisinde farklı ifadeler bulmaktadır. Bu kitapta Nietzsche, bilginin bakış açısına göre değişen doğasıyla ve modern insanın içinde bulunduğu tehlikeli durumla korkusuzca yüzleşmesini sağlayan “evetleyici” bir yaklaşım benimsemiş ve onun aracılığıyla yıkıcı bir eleştiriye tabi tuttuğu geleneksel ahlakı geride bırakarak, “iyinin ve kötünün ötesine” ilerlemiştir. Kitabın birçok yerinde Nietzsche geleceğin felsefesinin nelerle ilgilenmesi gerektiğine dair ipuçları vermiş ve hatta açık ifadeler kullanmıştır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118377</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ae87b7ed-cc1c-480d-ab32-1198b5f49761.jpg</image:loc>
            <image:title>Platon Felsefesi ve Aristoteles Felsefesi</image:title>
            <image:caption>Kazakistan’ın Farab şehrinde doğan Farabi (872-950), İslam’ın altın çağı olarak nitelendirilen bir dönemde yaşamış filozof, bilim insanı, gökbilimci, mantıkçı ve müzisyendir. Siyaset felsefesini İslam’la birleştirmeye çalışan ilk isim olmuştur. Ayrıca felsefe ve mantık çalışmaları sayesinde Aristoteles’ten sonraki en büyük felsefi otorite olarak kabul edilmiş ve “İkinci Üstat” olarak anılmıştır. 
Farabi, Aristoteles ve Platon’un klasik siyaset geleneğini yeniden canlandırabilmesi ve onu İslam’ın dinî ilkeleriyle aynı bağlama yerleştirebilmesi bakımından önemlidir. Aristoteles’in evren ve ruh görüşünü Yeni Platoncu metafizikle ve Platoncu siyasetle birleştirmiş, İslam düşüncesine eşsiz bir katkıda bulunmuştur. Platon Felsefesi ve Aristoteles Felsefesi, bu büyük felsefi düşünceler henüz Batı’nın skolastik felsefesine dâhil edilmeden önce, bu iki filozofun temel fikirlerinin İslami sınırlar içinde nasıl kabul edildiği, nasıl anlaşıldığı ve nasıl geliştirildiğine dair değerli bir anlatım sunmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118378</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/82b3da0a-ab9f-45e4-a76d-cbbe0e96c3fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Aklını İyi Yönetmek ve Bilimlerde Hakikati Aramak İçin - Yöntem Üzerine Konuşma</image:title>
            <image:caption>René Descartes (1596-1650), modern felsefenin ve bilimin ortaya çıkışına öncü olmuş figürlerden biri olarak kabul edilen Fransız filozof, bilim insanı ve matematikçidir. Araştırma yönteminin merkezine matematiği koymuş, daha önceleri ayrı olan geometri ve cebiri analitik geometriye bağlamıştır. 
Yöntem Üzerine Konuşma, Descartes’ın 1637’de yayımladığı felsefi ve otobiyografik bir incelemedir. Descartes burada daha önce diğer filozoflar tarafından incelenen şüphecilik sorununu ele alır ve dünyayı her tür önyargıdan uzak, yeni bir perspektiften değerlendirmek için her şeyden şüphe ederek akıl yürütmeye başlar. Bu akıl yürütmeyle, ünlü “Düşünüyorum, öyleyse varım” sonucuna ulaşır. Yöntem Üzerine Konuşma, filozofun çeşitli fizyolojik gözlemlerine, ahlaki yorumlarına, Tanrı’nın varlığına dair kanıtlamalarına, ruh ve beden ikiliğine dair görüşlerine, “zihnin kavrayabileceği her şeyin bilgisine ulaşmanın en doğru yöntemine” dair arayışına ve doğa bilimlerinde gelinen aşamanın ötesine geçebilmek için gerekli gördüğü şeylere yer vermektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118379</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/34b9c8ef-963e-4714-84dd-445ff42c6e11.jpg</image:loc>
            <image:title>Ruhun Haritası</image:title>
            <image:caption>Ruhun Haritası</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118380</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/617589df-e1a2-4193-9b49-aaaf0a9cf034.jpg</image:loc>
            <image:title>Sanat ve Görsel Algı</image:title>
            <image:caption>Sanat ve Görsel Algı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118381</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/75e7b306-be64-4407-b98d-5fd0d4f6ca19.jpg</image:loc>
            <image:title>Ermeni Basınında Lozan Barış Antlaşması</image:title>
            <image:caption>Türkiye Cumhuriyeti&apos;nin sınırlarını belirleyen, kapitülasyonların kaldırılmasının yanısıra boğazlar, Osmanlı borçları vb sorunlara çözüm getiren Lozan Barış Antlaşması bu anlamda, Cumhuriyetimizin dünyada bağımsız bir devlet olarak kabul edilmesinin temellerini sağlamlaştıran bir kuruluş belgesi olarak da tanımlanabilir. 
Geçtiğimiz yıl yüzüncü yılını dolduran bu antlaşma, imzalandığı günden itibaren değişik çevreler tarafından günümüze kadar uzanan ve farklı argümanlar öne sürülerek tartışılagelen bir belge olmuştur. 
Lozan Barış Konferansı&apos;na, aralarında ll. Meşrutiyet&apos;ten sonra değişik Osmanlı kabinelerinde hariciye nazırlığı yapan G. Noradunkyan Efendi ile Leon Paşalıyan, Ahoranyan gibi önemli isimlerin olduğu &apos;Ermeni Heyeti&apos;, isteklerini duyurmuş; bunlar başta Britanya temsilcisi Lord Curzon olmak üzere kimi temsilci tarafından konferansta dile getirilmiştir. 
Haçadur Nersesoğlu Ermeni Basınında Lozan Barış Antlaşması adlı çalışmasında, Ermeni basınından örnekler vererek dikkate değer yorumlar yapıyor. Nersesoğlu, Ermenilerin süreç içinde Müttefik Devletler&apos;e olan güvenlerinin azaldığını, ABD&apos;den beklenti içinde olduklarını, konferansın başında tarafsız olduğu halde Ermenilerin haklarını savunan ABD&apos;nin daha sonra çıkarları gereği bundan vazgeçtiğini vurguluyor. Konferansta sadece azınlıklar bölümünde görüşülen Ermeni konusu da Ermeni Heyet&apos;ini tatmin etmeyince dağılan heyet, konferansa verilen aradan sonraki toplantıya tekrar gitmiyor. 
İşte Haçadur Nersesoğlu bu kitabında; Mudanya Mütarekesi&apos;nden başlayarak Lozan Barış Konferansı öncesini, konferans süreci ve sonrasını dönemin Ermeni basınının öndegelen yayın organlarını tarayarak çok önemli bir çalışmaya imza atıyor. Zor bulunan ve çoğu Ermeni arşivlerinden elde edilen karikatür, çizim ve görsel malzemeler de kitaba ayrı bir değer katıyor. 
İçindekiler; 
Lozan Barış Konferansı Öncesinde Ermeni Basını, Lozan Barış Konferansı Sürecinde Ermeni Basını 
Lozan Barış Antlaşması ve Ermeni Basını</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118382</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b4a0579c-ec72-4572-b13a-25e28b04e64d.jpg</image:loc>
            <image:title>İpek Halıya Ters Binen Kedi</image:title>
            <image:caption>Müzik eleştirmenliği ve müzik yazılarıyla tanıdığımız Ahmet Say öyküleri, romanı, dergiciliği, gazete ve dergilere yazdığı yazılarıyla da hayatımızda yer etti. Kocakurt romanı ve Bingöl Hikâyeleri adlı öykü kitabıyla çeşitli ödüllere değer görüldü. Türk Solu dergisinde uzun yıllar yazı işleri müdürlüğü görevini sürdürdü ve bir dönem aynı derginin imtiyaz sahipliğini üstlendi. Türkiye Yazıları dergisini uzun yıllar çıkardı, yayıncılık yaptı ve hayatı boyunca yazmayı sürdürdü. İpek Halıya Ters Binen Kedi kitabında bir epik hikâyeyle karşıladı bizi Ahmet Say. İlk basımı 1982’de yapılan eser 1985 yılında Almancaya çevrildi. Bir masal anlatıcısı olarak Ahmet Say, kalabalıktaki insan çeşitliğine davet ediyor okuru. Çok özel, hünerli, ilkeli, kendinden emin bir kediden bahsediyor. İşsizlikten “kâtip”liğe evrilen hayatında iş bitiren kedi güvenilir, tuttuğunu koparan bir “tüccar” olarak var ediyor kendini. Cıvıl cıvıl bir gülmeceyle karşılıyor bizi İpek Halıya Ters Binen Kedi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118383</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1a6c55a8-f78d-4981-b2d8-1a15695df55a.jpg</image:loc>
            <image:title>Dil ve Politika</image:title>
            <image:caption>“Ragıp Gelencik&apos;in  [Öner Ünalan] dil yazılarındaki çözümsel gücü ondaki iç içe geçmiş birkaç oluşuma bağlıyorum ben; edebiyatçıdır, eskiden öyküler yazardı (Cumhuriyet gazetesinin öykü ödülünü almıştı), bir iki yabancı dili çok iyi biliyor; çevirmen olarak büyük bir deneyi var; mesleki oluşumunu da eklemek gerek bunlara; öğrenimini doğa bilimleri dalında yapmıştır; öğretmenliği bürokratik deneyi vardır. Ama asıl önemlisi deneylerini, bilgilerini, yeteneğini dil sorunlarında bütünleyebilmesi. Sanıyorum Ragıp Gelencik&apos;in önemi gün günden daha iyi anlaşılacak. Bilmem, biliyor musunuz, Ragıp Gelencik onun dil yazılarında kullandığı takma adıdır.” (Cemal Süreya)</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118384</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d5100d6b-de0a-4eef-8d3f-0d3273f7643e.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkolmak</image:title>
            <image:caption>türkolmak Kutay Onaylı’nın ilk şiir kitabı. 
 
yani türkolmak 
bir gece vakti / çığlık çığlığa / savaş arabasında priam 
oradan oraya koşan / haykıran ağlayan 
oğlunun cesedi için / oğlunun katiline  / yalvarmayı öğrenen</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118385</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c4bf5f4f-a638-4d11-91ab-c3ddd0a5b487.jpg</image:loc>
            <image:title>Sappho’nun Peşinde</image:title>
            <image:caption>Bu kitap muhteşem: Hınzır, öfkeli, derin, cesur. . . Bravo! Ördekler, Newburyport yazarı Lucy Ellmann Sappho’nun Peşinde’de, Selby Wynn Schwartz 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında yaşamları üzerinde kontrol sahibi olmak, özgürleşmek ve adalet için mücadele eden bir grup feminist sanatçı ve yazarın hayatlarını capcanlı fragmanlarla kâğıt üzerinde yeniden inşa ediyor. Sarah Bernhard - Colette - Eleanora Duse - Lina Poletti - Josephine Baker - Virginia Woolf... Bu ışıltılı ve sert romanın sayfalarını paylaşan kadınlardan sadece birkaçı. Arzuların, hayallerin ve mücadelenin eşsiz bir portresini çizen Schwartz, aynı zamanda roman boyunca kadınların toplumdaki yerini ve sanat üzerindeki etkisini sorguluyor. 2022 yılında Booker Ödülü uzun listeye seçilen, 2023 yılındaysa James Tait Black Edebiyat Ödülü ile Orwell Politik Kurmaca Ödülü’nde kısa listeye kalan Sappho’nun Peşinde, kadınların tarih boyunca karşılaştıkları zorluklara ışık tutarken, günümüz dünyasında hâlâ devam eden eşitsizlik ve adaletsizliklerle mücadeleye ilham veriyor. “Neydi istediğimiz? Başlangıç olarak nüfusun yarısının yalnızca doğarak elde ettiklerini istiyorduk, sonrasında da durumun o hâle geliş biçimini değiştirmek. Bizi laudanuma, akıl hastanelerine, lohusa hummasına götürmeyecek hayatlar istiyorduk. Sibilla Aleramo’nun makalesinde yazdığı gibi, kadınların insan olabilmesini istiyorduk: Bugüne kadar nasıl zapt edilmiş, baskıya maruz bırakılmış ve sessizliğe zorlanmışsak nihayette o denli özgür, egemen ve bütünüyle hayatta olmayı istiyorduk.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118386</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b570fad-ec9f-4da5-be5f-73cd0ae2dc0b.jpg</image:loc>
            <image:title>Yara İzi</image:title>
            <image:caption>“Yazarken, tüm dünyaya egemen olan ve kolektif bilinçdışımızı kaplayan o ‘eril dil’denfarklı bir ses aradık hep. Bazen bu toprakların bin yıllık kadim sesi bu, bazen nida bazen haykırış bazen de ah! Çoğu zaman dişil bir ses oldu, giderek kimliksiz ve cinsiyetsiz bir ses. Kimi bedenlerimizin çığlığı, kimi de hafızalarımıza kazınan derin bir yara izi…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118387</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/c963c42c-78bf-4702-9809-8558d3ee0598.jpg</image:loc>
            <image:title>Cürm-ü Azam</image:title>
            <image:caption>Aram Andonyan tarafından kaleme alınan ve Ermeni soykırımı hakkındaki, özellikle de 1916’da Suriye çöllerinde yaşananlar konusundaki en önemli kaynaklardan biri olan Cürm-ü Âzam Halep Muhacirin Müdüriyeti Başkâtibi Naim Bey’in Tanıklığında Ermeni Soykırımı, Naim Bey’in Andonyan’a teslim ettiği el yazması notları ve Andonyan’ın derlediği bilgileri, telgrafları, resmî Osmanlı belgelerini ve birinci dereceden şahitlerin tanıklıklarını içeriyor. Andonyan’ın sözleriyle, “Ermeni şehadet yazımında eksik olan kurbanların sesini” duyuran kitap, tehcirin ve katliamların üzerinden henüz birkaç yıl geçmişken tanıklıkların toplanmış olması bakımından da ayrı bir önem ve değer taşıyor</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118388</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6fe94ad6-d827-4dbe-9cbe-3d693b19bccc.jpg</image:loc>
            <image:title>Budapeşte’de Bir Osmanlı Şehzadesi</image:title>
            <image:caption>Sultan Abdülhamid’in şehzadelerinden Mehmed Abdülkadir Efendi, 1924 yılında Osmanlı hanedanının yurtdışına sürülmesiyle hayatı altüst olan hanedan mensup­larının en ilginçlerindendi. Saltanat devrinde isyankâr tavırları sonucu babasının hışmına uğrayan Mehmed Abdülkadir Efendi, sürgünden sonra ailesiyle birlikte yer­leştiği Macaristan’da renkli gece hayatı ve Şark usulü çokeşli aile yapısı ile Macar bası­nının ilgi odağı olmuştu. İki eşinden ayrıldıktan sonra üçüncü eşiyle Macaristan’dan Bulgaristan’a geçen şehzade, son eşi tarafından da terk edilip İkinci Dünya Savaşı esnasında Sofya’da vuku bulan bir hava saldırısında hayatını kaybetmişti. 

Budapeşte’de Bir Osmanlı Şehzadesi aldığı Batı kültürü ve görgüsüne rağmenözünde mensup olduğu despotik Doğu geleneğinden sıyrılamamış ve belli bir yaşa kadar da geçim sıkıntısı gibi dertlerden bihaber bir insanın sefalete düşüşünün ibret verici hikâyesini sunarken yirminci yüzyılın başlarında bir Orta Avrupa ülkesinde Türklere ne gözle bakıldığını da gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118389</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e2f48119-3e9e-4488-b677-644a3fa859ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Yavaş Seyahat</image:title>
            <image:caption>“Bu kitap, umudunu ve merakını kendisine kalkan yaparak şartlar ne olursa olsun yoluna devam etme cesaretini göstermiş olan gezginler, dijital göçebeler ve içinden taşanı akıtmak için kendine bir ‘Paris’ bulamayanlara yazıldı.” 
 
Gökhan Kutluer, okuyucuyu bir uçağın küçük penceresinden Alp Dağları’nı görmenin sevincine ortak ediyor, ellerinden tutup şehirlerde gezdiriyor ve yürümenin olağan güzelliğine eşlik eden olağan dışı karşılaşmalara, kendiliğinden kurulan bağlara davet ediyor. 
 
“Yavaş Seyahat”, kentleri turist telaşı ile gezmenin değil, dünyayı eliyle koymuş gibi bulmak isteyenlerin öyküsü. Yalnız ama asla tek başına yürümeyenlerin serüveni. 
 
Kitabı okumaya başlamadan önce kendinize bir soru sorun: Tek bir yerde kök salmak yerine her yerde çiçek açabilmek mümkün mü? 
 
Ve Gökhan Kutluer’in verdiği “Evet!” cevabına inanın. - İlkay Yıldız</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118390</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8677db1d-0537-42c8-b9f2-8826b38ac6ae.jpg</image:loc>
            <image:title>Aynadan Yansıyan Hatıralar</image:title>
            <image:caption>Ben düzenli olarak yeni yayımlanan öykü kitaplarını okurum. Kanımca öykü, sinema 
sanatına romandan daha yatkındır. Roman sayıyla, öykü ise nakavtla kazanır. 
Türk sinemasında kendine özgü bir yere sahip olan ve Hakkâri’de Bir Mevsim, Bereketli Topraklar Üzerinde, Yolda gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Erden Kıral’dan hatıralar geçidi. Yılmaz Güney’le çalkantılı ilişkisinden Sıkıyönetim zamanlarında film çekmenin zorluklarına, Gérard Depardieu ile yapacağı sinema çalışmasından yurtdışında yaşadığı ilginç olaylara varıncaya dek, zor ama dolu dolu geçen yıllar. 
 Aynadan Yansıyan Hatıralar, Erden Kıral’ın hayatından yaşam perdesine yansıyanlar. 
 
“Dünyanın da ülkenin de bir dönüşüm geçirdiği, siyasi çalkantıların sokağa indiği, devrim beklentilerinin yükseldiği, entelektüellerin ve sanatçıların fikir lideri olduğu bir dönemin izdüşümü... 
 
Erden Kıral’ın Aynadan Yansıyan Hatıralar’ında bunların hepsi var. Ayna tuttuğu her şey, her yer ve herkes ‘Benim Güzel Günlüğüm’ diye adlandırdığı bu anı kitabının parçası oldu.” 
Alin Taşçıyan</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118391</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/71172ee8-6a0f-4a2b-a1a2-e13f4dd0c618.jpg</image:loc>
            <image:title>Kutup Yazı</image:title>
            <image:caption>Hasan Fehmi Nemli çevirisi,
Necdet Dümelli’nin önsözü,
Yazar ve dönem kronolojisi,
Kitaba dair görsellerle.
Kutup Yazı 20. yüzyılın ilk yıllarında dünyaya farklı açılardan bakan iki karakterin çelişkilerle dolu hayatına odaklanıyor.
Eşi ve kayınvalidesiyle İtalya’ya gitmek üzere yola çıkan Martin, yolculuğun başında büyük bir ölüm tehlikesi atlatır: Basel Garı’nda, demiryolunun kenarında ayağı kayar ve trenin altında kalmaktan Clesant tarafından kurtarılır. Pek mühim olmayan bu kaza, birbirinin tam karşıtı bu iki karakterin hayatını derinden etkileyecek olayların başlangıcı olur. O günlerin ardından yolları ayrılan zıt kutuplar İngiltere’de tekrar bir araya gelecek ve bu kez yardıma ihtiyaç duyan taraf Clesant olacaktır. E.M. Forster bu tamamlanmamış kitabında dahi, mükemmel biçimde birbirine bağladığı fragmanlarıyla ne kadar usta bir yazar olduğunu gösteriyor.
“Forster tekrar tekrar okunabilen ve her okunuşunun ardından, roman okumaya başladığımız ilk günleri saymazsak, bize çok az yazarın verebileceği bir şeyi, bir şeyler öğrenme hissini veren bir romancıdır.”
LIONEL TRILLING</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118392</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/318d7232-1677-491b-95be-1b00575a1838.jpg</image:loc>
            <image:title>Evdeki Hesaplar</image:title>
            <image:caption>Evdeki Hesaplar’da yazarın çekmecesinde kalmış ve ancak 1983’ten sonra kitaplarına alınmış öyküleri okuyacaksınız. Bu tarihsiz öyküler bir araya getirilirken yazım ve anlatım biçimleri dikkate alındı, tematik ilişkilerine göre sıralandı. Kitabın adı “Adnan’la Karısı” öyküsüne üst başlık olarak konan “Evimizin Hikâyeleri” olabilirdi ancak Evdeki Hesaplar denilerek Esendal’ın gönül ilişkileri ve çalışma hayatındaki hesaplı kitapları işleri konu eden öykülerinin çokluğuna işaret edildi. Zira Esendal’ın hemen hemen tüm öyküleri temelde “hayata atılma” ve “ev kurma” üstünedir; gençliğin sevgi ve mutluluk arayışı üstünedir. 

“Böyledir. ‘Gönül kaçanı kovalar!’ demişler. Doğru söylemişler. Gençlikle çocukluk   arasındayken bir hanımı sevdik. Bize yar olur mu, olmaz mı? Elbet düşünmedik. Güzel bir kızdı ve güya o da bizi seviyordu. Ne bilirsin? Seviyor gibi görünüyordu. Sevgi öyle bir şeydir ki bilmek olmaz! Öyle haller, öyle şeyler oluyordu ki, zannedersem seviyordu. Âşık mâşuk gibiydik. O beni takip ediyor, görünce de kızarıyordu. Ben ona tesadüf için dolaşıyor, o benim şaşırdığımın elbette farkına varıyordu. Gün geçtikçe de güya birbirimizi daha ziyade seviyorduk. Lakin günün birinde bu hanım, tanımadığı bir adamın izdivaç teklifi karşısında bulundu ve tereddütsüz bu adama vardı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118393</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17afe3df-238c-473d-a97e-b92ab36d11a2.jpg</image:loc>
            <image:title>Yanımda Kal</image:title>
            <image:caption>Yürüyüşe çıkmış gibi değil de belli bir yere ulaşmaya çalışır gibi hızla yürüdüğümü fark ediyorum. Demirciler Çarşısı’na yaklaşmışım. Bir an durup bunun ne anlama gelebileceğini düşünüyorum. Ayaklarım neden beni buraya sürükledi? Yıkılan ve yerine yenilerinin yapıldığı evlerle yıkılmayı bekleyen evlerin bir arada bulunduğu sokağın başında duruyorum. Yıkılmayı bekleyen evlerin harap duruşu geçmişten geleceğe uzatılmış sızlayan ince bir damar gibi. Duvar dibinden yürümek bizim ailenin adım atmaya başlayan çocuklarına öğrettiği ilk kuraldır. Duvar dibinden yürüyerek çarşıya giriyorum. 

Eylem Ata Güleç’in üçüncü öykü kitabı Yanımda Kal, okuru etkisi ömür boyu süren bağların kurduğu bir saklambaç oyununa davet ediyor. Oyun, kendini dünyaya, yaralanmaya açanların uyumsuz bir ritimde tökezlemelerini, düşmelerini ve birbirlerine   sarılarak yeniden kalkmalarını takip ediyor. Eylem Ata Güleç’in yazını duvar aralarından kısık gözlerle bakan kertenkelelerde, içine saklanılan aynalı dolaplarda, iğde ağaçlarının altında bulduklarıyla güçleniyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118394</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/37e1577d-c69f-4ece-9285-796ad66e22fb.jpg</image:loc>
            <image:title>Tütünler Islak</image:title>
            <image:caption>Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri Yarım kalmışlardı. 

Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. 

Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. 

Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular 

Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler, 

iğnelerine iplik geçirip beklediler;</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118395</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d627f391-57ac-4008-b289-072adb9bf2cc.jpg</image:loc>
            <image:title>Unutulan Yurttaş</image:title>
            <image:caption>Zehra Tırıl, Odalarda Annem Yok, Pembe Gecelikli Kız, Kapıların Kışında adlı öykü kitaplarına Unutulan Yurttaş ile bir yenisini ekliyor. 

Unutulan Yurttaş’taki on öykü yaşadığımız günlerin izleriyle dolu: Salgın ve HES dönemi, politik gelişmeler, hayatımıza giren kare kodlar, evlilik süreçleri, geçim sıkıntıları, yaşlılık ve hastalık kederleri, geleneksel inanış ve davranışlarla sarılıp sarmalanmış yaşam biçimleri, hayatın boşluklarını dolduran şeylerin saçmalığı, geçen zamanın dalgalanmaları, dostluklar, yalnızlıklar, savruluşlar ve kaçışlar. 
 
Bardaktaki suyu içti. Işığı söndürdü. Televizyonu kapattı. Pencerenin kalın perdesini açtı. Tül perdeden süzülen ışık halıya pencerenin demir parmaklıklı gölgesini düşürdü. Halıdaki demir parmaklıklarda rastgele adımlar attı. Gölgesi donuk ışıkta eğiliyor, bükülüyordu; kâh kolsuz kâh ayaksız kâh başsız. Ansızın sanki pencereden üstüne, gölgesine, evine yasaklar, günahlar yağdı. Kolunun tek hareketiyle ışık sızmamacasına kalın perdeyi kapattı; uçlarını bastırdı. Dizlerinin üstüne düştü. Hıçkırıyordu.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118396</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4b9c5868-5806-4455-b653-33082d753ae2.jpg</image:loc>
            <image:title>Göçmen Balık</image:title>
            <image:caption>“Bu dalga nereye gider?” diye seslendi balık. 
Cevabı beklemeden atladı dalganın sırtına. 
Sorusunu duyacak kimse de yoktu ya! 
Bir nehir elbette akacaktı daha büyük bir suya. 
Bizimki bıraktı kendini suyun akışına. 
 
Bir dalganın sırtında beklenmedik bir maceraya atılan 
bu meraklı balık yolda kimlerle karşılaşacak dersiniz? 
Gizem Darendelioğlu&apos;nun yazdığı ve resimlediği 
Göçmen Balık rengârenk, çok sesli, macera ve 
hayat dolu bir yolculuk hikâyesi...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118397</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9bb487cc-de12-442b-9250-5bd55d65a91e.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyanın Düzleşmesi</image:title>
            <image:caption>Psikolojik destek almak için uçağa tavuskuşunuzla ya da tasmalı bir timsahla binmeyi düşünür müydünüz? Yirmi-otuz yıl önce aklımızdan bile geçmeyecek bu tür davranışlar bugün yaşanmakla kalmıyor, bunlara ilişkin düzenleme ve açıklamaların yapılması zorunlu hale geliyor. Peki neden? 
Olivier Roy bu soruya yanıt ararken, davranışların zımni kabullerle belirlenmesi anlamına gelen kültürün aşılması ihtiyacına işaret ediyor. Dünyanın pek çok yerinde geleneksel anlamıyla kültür aşınır; edebiyatı, sanatı, düşünceyi kapsayan “yüksek kültür” de değerini kaybederken, kültür kelimesinin kullanım alanı genişliyor ve “iptal kültürü” gibi ifadelere rastlıyoruz. Giderek daha çok davranış apaçık ifade edilen normlarla düzenlenmeye çalışılıyor; genç kuşaklar woke denen, “duyarlılık yanlısı” bir tavırla yeni doğruları ve yanlışları gündeme getirmeye ve belirlemeye yöneliyor. Yazara göre eşzamanlı sayılabilecek dört hareketin bir sonucu bu da: 68’le birlikte başlamış kültür eleştirisi, internet teknolojisinin dünyanın büyük kısmını birbiriyle iletişime sokmuş olması, neoliberalizmle birlikte her türlü ilişkinin metalaşması ve ürünlerin, ilişkilerin yurtsuzlaşması, bu arada kitleselleşen göçler. 
Kültürün krizi aynı zamanda insanın doğa içindeki ve gezegen üzerindeki yeriyle ilgili bir kriz. Dünyanın Düzleşmesi, yaşadığımız dönemi ve içinden geçtiğimiz dönüşümü anlamak ve yorumlamak isteyenlere kapsamlı bir çerçeve sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118398</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/05d45f65-ff4e-4527-953a-5538ecf2bbdc.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Çarpım Tablosu</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli.

10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin.

Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118399</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a8ea6192-deea-4726-a106-b7cecba01b42.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Problem Çözümü</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli.

10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin.

Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118400</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2a2942c-ae86-45b3-8af3-43ae96eeee1e.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Sayı Sayma</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli.

10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin.

Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118401</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e03a880f-a3c5-4642-8a9a-a56bcf43ede0.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Sayılar 1-10</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli.

10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin.

Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği   keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118402</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/43a803a8-75d3-40a5-a2a9-d1bb4ff9d62b.jpg</image:loc>
            <image:title>Psikoloji ve Din</image:title>
            <image:caption>Jung’un çeşitli bağlamlarda kaleme alınmış 16 makalesinden oluşturulan Psikoloji ve Din, toplu eserlerinin 11.’sidir. Muhtemelen de Jung’un içeriği en yüklü eserlerinden birini teşkil etmektedir. Hinduizm, Taoizm, Hristiyanlık, Budizm gibi büyük dinler üzerine yaptığı eser ve fikir incelemelerinden oluşur. Dinin insan psişesindeki işlevi nedir? – Bu kitabın altında yatan tema budur. Öyleyse din gerçekten nedir? Nitekim burada psikanaliz ve arketipler kuramı yöntem olarak kullanıldığına göre, din de bilinçdışı bir “dürtü” olarak ele alınabilir mi? Jung’a ve analitik psikolojiye aşina olanlar bilecektir ki, Jung’a göre dinlerin ya da Tanrı fikrinin metafizik bir soruşturması hiçbir anlam ifade etmez çünkü bunlar iç dünyaya ait olgulardır. 
Fakat işin içine bir de dinin kültürelliği dahil olduğunda, şimdi de halkların inanç ve tanrılarını ne gibi bir zihin durumuyla yarattığı sorusu doğuyor. Doğu’nun üst bilinç ya da yüksek bilinç diye adlandırdığı şeye Batı bilinçdışı diyor. Beriki için korkunç bir karanlık olan şey, ilki için en nihai aydınlanma oluyor. 
“İçimizdeki Tanrıyı bulmak” – Jungcu psikanalizi pratik ve terapötik anlamda muhtemelen en temel biçimde böyle özetleyebiliriz. “ ‘Tanrı’ dediğimizde, zaman içinde birçok değişim geçirmiş bir imge ya da sözel kavrama ifade vermiş oluruz. Fakat, bu değişimlerin yalnızca imgeleri ve kavramları mı yoksa Betimlenemez’in bizzat kendisini mi etkilediğini herhangi bir kesinlikte -inanç dışında- belirleyemeyiz. […] Hiç şüphe yok ki, bu imgelerin ardında bilinci aşan ve görüşlerin sınırsızca ya da kaotik olarak değişiklik göstermeyip hepsinin açık bir şekilde birkaç temel ilke ya da arketiplerle ilişkili olacağı şekilde işleyen bir şey vardır. Bunlar psişenin kendisi ya da madde gibi kendi bilinir değildirler. Yapabileceğimiz tek şey, yetersiz olduğunu bildiğimiz modellerini kurgulamaktır” (par. 555).</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118403</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/959710f3-6e8c-41f0-96aa-e2c8cb9ccab4.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Saat Kaç?</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli. 
 
10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin. 
 
Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118404</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a8621da-e977-4c72-a95e-713fd3b348fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Eşitlikler</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli. 
 
10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin. 
 
Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118405</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ee5d940-3899-4f07-9ec4-7bfd15d353da.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Toplama ve Çıkarma</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli. 
 
10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin. 
 
Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118406</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/81a0139d-d80c-4bb0-88f0-216b7b240a35.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Sayılar 11-20</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli. 
 
10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin. 
 
Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118407</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/28b9ae0d-8418-4179-b6f0-cbde905764fc.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Kesirler</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli. 
 
10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin. 
 
Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118408</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d0cef3ee-a63e-431a-b422-f85a2eb237af.jpg</image:loc>
            <image:title>Matematik - Şekiller</image:title>
            <image:caption>Matematiğin eğlenceli dünyasını masal kahramanlarıyla keşfetmek daha keyifli. 
 
10 kitaptan oluşan Eğlenceli Matematik serisi miniklerin sayıları öğrenmekle başlayıp, problem çözmeye ve kesirlere kadar olan macerasına eşlik etmek için hazırlanmıştır. Sayılarla ilgili temel konular sevilen bir masal eşliğinde anlatıldığında daha kolay anlaşılır. Çocuğunuz yaşına göre seçeceğiniz başlıklardaki basit alıştırmalarla saymayı, sayı çiftlerini, çarpma bölme yapmayı, şekilleri ve çok daha fazlasını öğrensin. 
 
Eğlenceli Matematik serisini hazırlayan danışman Caroline Clissold matematik eğitiminde standartlar oluşturmak için tutkuyla çalışan deneyimli bir ilkokul öğretmenidir. İngiltere&apos;de Ulusal Matematik Eğitimi Mükemmellik Merkezi’nin eski danışmanlarından ve koordinatörlerinden olan Clissold, matematik eğitiminde uzmanlaşmış bir yayınevinde hizmet içi eğitimler vermekte, okullarda matematik eğitimi ve öğrenimi çalışmaları yapmakta ve Londra’daki bazı üniversitelerde dersler vermektedir. Amacı, çocukların matematiği keyifle ve niye öğrendiklerini bilerek öğrenmeleridir. Matematik bilgi ve becerilerinin anlamlı bir bağlamda kullanılabileceği yaratıcı eğitime gönülden inanmaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118409</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e144d63f-2892-4bb2-a0e8-d2dbad1fdf3e.jpg</image:loc>
            <image:title>Gurur ve Önyargı - Klasik Kadınlar</image:title>
            <image:caption>Dünya edebiyat tarihinin en sevilen romanları arasında yer alan Gurur ve Önyargı, yayımlandığı ilk günden bu yana kapsamlı karakter betimlemeleri ve barındırdığı zekâ parıltısıyla eleştirmenlerin takdirini topladı. Austen sayısız uyarlaması yapılan bu en bilinen romanında İngiliz soylularını ve değer yargılarını eleştirirken, döneminin kadınlarına zengin birer eş bulma heveslerinin beyhudeliğini ve bunun bir statü göstergesi olamayacağını ispat etmeye çalışır. 

Taşralı beyefendi Bay Bennet’in evlenmeyi bekleyen beş kızından Elizabeth Bennet ve Bay Darcy’nin aşkı, iki gencin gururları ve önyargıları arasında filizlenmeye çalışırken; âşıklar da “iyi bir evlilik” hedefleri ve duyguları arasında bocalayacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118410</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e61561b4-1d4f-450f-91a5-b4e2131df6c7.jpg</image:loc>
            <image:title>Anadolu&apos;nun Doğa Tarihi - Sürüngenlerden İnsanlara</image:title>
            <image:caption>Anadolu; stratejik coğrafî konumu, eşsiz tabiî güzellikleri, sahip olduğu yer altı ve yer üstü kaynakları ile, dünyanın, herkesin ilgisini çeken ve hayranlığını kazanan güzide bölgelerinden birisidir. Anadolu, jeolojik hareketler ile kara kütlelerinin su üstüne çıkması ile beraber zaman içerisinde birçok canlıya ev sahipliği yapmış ve hâlen de yapmaya devam etmektedir. Bu kitap, Anadolu’da yapılmış çalışmalarda bulunan omurgalı fosilleri üzerinden, Anadolu’nun fosil geçmişini anlatmaya çalışmaktadır. Böylece, okuyucular, yaşadıkları toprakların barındırdığı diğer bir zenginliği de rahatça anlayabileceklerdir. Kitap içerisinde, Anadolu’nun fosil geçmişi dışında; doğa tarihi çalışmaları kronolojisi, müzecilik ve doğa tarihi müzeciliği, fosil kavramı, paleontoloji kavramı, dünya yaşam tarihi gibi konulara da değinilmiştir. Kitap, genel okuyucu kitlesine hitap eden bilgileri içerdiği gibi, paleontolojik veriler ve kaynakçası ile, bilim insanları ve öğrenciler için de bir kaynak kitap niteliğindedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118411</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e5cdbecc-1bfa-4e4e-bcde-d416710412af.jpg</image:loc>
            <image:title>Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Felsefesi, Tasarımı, Yürütülmesi ve Raporlaması</image:title>
            <image:caption>İçindekiler : 
 
     1. Nitel Araştırma Yaklaşımları ve Felsefi Gelenekleri 
 
     2. Nitel Araştırmalarda Araştırma Paradigması 
 
     3. Nitel Araştırmalarda Örneklem 
 
     4. Nitel Araştırmalarda Geçerlik ve Güvenirlik 
 
     5. Nitel Araştırmalarda Analiz 
 
     6. Nitel Araştırmaların Raporlaması</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118412</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/97de222b-5c94-401c-815f-41b94bc4e3f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Zerrede Ummanı Gördüm</image:title>
            <image:caption>Hangi nesneye baktıysam 
Zerrede ummanı gördüm 
Ne yana ışık yaktıysam 
Zerrede ummanı gördüm. 
 
Tek varlıkken emr-i “Kün”de 
Kılı yardık biri binde 
Atomik damla içinde 
Zerrede ummanı gördüm. 
 
Evren Big Bang kıyım ile 
Milyarca yıl sayım ile 
Nice devr-i daim ile 
Zerrede ummanı gördüm 
 
 
Oksijeni hidrojeni 
Buldum kromozom geni 
Sevgiyle büyüttüm ceni 
Zerrede ummanı gördüm 
 
Döngü oldum dövgü ile 
Çok yol aldım övgü ile 
 Öze vardım sevgi ile 
Zerrede ummanı gördüm 
 
Ben beni kaybettim binde 
Çok aradım Hind ü Çin’de 
İmam, bir yürek içinde 
Zerrede ummanı gördüm.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118413</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb7083a2-4278-4bd3-b5ac-a3b77f6a7a1d.jpg</image:loc>
            <image:title>Bedenin Sırları - Hayatımızı Değiştirecek Yeni Bir İnsan Biyolojisi</image:title>
            <image:caption>Bedenin Sırları insan biyolojisinin son yıllarda gelişen teknoloji ve artan bilgi birikimi sayesinde öne çıkan ve büyük tartışmalar yaratan genetik düzenleme, mikrobiyom, beynin işleyişi gibi alanlarını, hücre düzeyinde bir araya getiriyor. Bu gelişmeleri mümkün kılan bilim insanlarının za­man zaman eğlenceli olabilen hikâyelerine de yer veren kitap bilimsel düşüncenin gelişimine dair benzersiz bir okuma deneyimi sunuyor. “Ya­kın gelecekte hayatlarımızı en çok kendi kendine giden arabalar veya robotlar değil, yeni insan biyolojisi etkileyecek” diyen Davis’in heyecanı­nı paylaşınca kendinize de başkalarına da eskisi gibi bakamayacaksınız. 
 
“Medikal biyolojinin sınır bölgelerine yapılan hızlı ve yoğun bir tur. Aynı zamanda da bilimin ilerleyişinin sürükleyici bir anlatımı.” 
Wall Street Journal 
 
“İnsan biyolojisindeki hayret verici yeni keşiflerin harika bir aktarımı. Bu keşifler bedenlerimizin nasıl işlediği ve geleceğin neler getireceği­ne ilişkin anlayışımızı kökten değiştiriyor.” 
Brian Cox 
 
“İnsan bedeni hakkında bugün bildiklerimiz, yalnızca yüz yıl önce yaşamış insanlara büyü gibi gelirdi. Davis bizi, günümüz kavrayışına nasıl ulaştığımızı gösteren güzel bir yolculuğa çıkartıyor; yol boyunca şaşır­tıcı keşif hikâyeleri insan hikâyeleriyle iç içe geçiyor. Yer yer bir polisiye kadar sürükleyici olan bu kitaptan biyoloji meraklılarının öğreneceği çok şey var.” 
Venki Ramakrishnan, Nobel kimya ödülü sahibi ve Gen Makinesi’nin yazarı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118414</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3204fdd8-b085-4193-9793-9cb029d86bf2.jpg</image:loc>
            <image:title>Ben Akıllıyım</image:title>
            <image:caption>Yaşamın ilk yıllarında çocuklar için ilgi çekici konulardan birisi de hayvanlardır. Çocuklar hayvan karakterlere, özellikle de kendisi gibi küçük olanlara ilgi gösterir. Alya, kendisi gibi öğrenmeyi seven ama her şeyi bilmeyen hayvanlarla, vücut bölümleri üzerinden eğlenceli bir karşılaştırma yapıyor. Ancak Alya’nın bir üstünlüğü var, o kitap okumayı seviyor. 

Kitabımızın iyi düzenlenmiş resim programı sayesinde, siz çocuğunuza hikâyeyi okurken o da görsel okuma gerçekleştirebilecektir. 

Şimdi Alya ile tanışın lütfen...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118415</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b1ee1ea9-b445-4f45-8bf1-5f6e9bba27fa.jpg</image:loc>
            <image:title>Malzeme Bilimi ve Mühendisliğinin Temelleri</image:title>
            <image:caption>Malzeme Bilimi ve Mühendisliğinin Temelleri</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118416</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/cf7f3e86-7558-4f6a-ab65-2044f405cb49.jpg</image:loc>
            <image:title>Frigyalı Suna</image:title>
            <image:caption>Henüz tam olarak çözülemeyen dilleri Frigce, diğer Anadolu dilleri; Hititce, Likce ve Luvice gibi Hint-Avrupa kökenli bir dildir, günümüzde en çok konuşulan Hint-Avrupa dili olan İngilizce o zamanlar tam olarak ortaya çıkmamış, Hıristiyanlık Anadolu’daki dil ve inanışları unutturuncaya kadar kırsal kesimlerde, dağ köylerinde Frigce kullanılmaya devam etmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118417</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a0b1273d-ab63-4bf8-8554-367994957f5d.jpg</image:loc>
            <image:title>Teknoloji Felsefesi ve Eğitim</image:title>
            <image:caption>Yüzyıllar boyu eklemlenerek gelişen ve dinamik olan modern teknolojinin gelişiminde Türk kültürünün katkısı bazı düşünürlerin çalışma alanını oluşturmuştur. Elinizdeki kitap teknoloji ve bilim kavramlarını sistematik olarak inceleyen ve eserler yayınlayan Cumhuriyet dönemi çağdaş Türk düşünürlerini öncelikli olarak ele almaktadır. Cumhuriyet öncesi Türk-İslam bilim ve teknoloji anlayışını analiz eden Fuat Sezgin, genç cumhuriyetin ilk yıllarında ve Türk kültüründe teknoloji- bilim kavramlarını ele alan Aydın Sayılı ve Çağdaş Türk filozofu olan Nermi Uygur&apos;un teknolojiye dair düşünsel yapısı bu kitabın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bu çerçevede düşünürlerin eserlerinde ortaya koydukları fikirler ve teknolojiye dair yaklaşımları detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu sayede Türk düşünce geleneğinde bilim ve teknoloji algısı derinlemesine anlaşılmaya çalışılmaktadır. 
 
Ayrıca gelişen dünyanın ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen, teknolojilerin tasarımından üretimine kadar her aşamasında etkin rol alabilen, olası problemlere yaratıcı ve doğru çözümler üretebilen bireyler yetiştirilirken Türk düşüncesinin ve eğitim sisteminin teknolojiye dair felsefesinin varlığı ve nasıllığı bu kitabın diğer bir problemidir. Bu amaçla örgün temel eğitim kurumlarında MEB’in (Millî Eğitim Bakanlığı) teknoloji düşüncesinde hangi unsurların yer aldığı, politikalar ve eğitim planlama toplantıları dikkate alınarak incelenmiştir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118418</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d59ab46-8ea4-4b89-857b-55bee9e72649.jpg</image:loc>
            <image:title>Tevhid ve Münacaatlar</image:title>
            <image:caption>İbrahim SAĞIR 
 
1936 yılında Balıkesir, Gönen İlçesi Paşa Çiftlik Köyü’nde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Bandırma’da bitirdi 1955 de Hv. Asb. Tek. Okulu’na girdi. 1957 de Türk Hava Kuvvetleri’nde göreve başladı. İzmir, Eskişehir, Malatya, olmak üzere toplam 27 yıl hizmet ettikten sonra 1984 yılında emekliye ayrıldı. 

1992 yılında, sonraları “ŞİİR AKADEMİSİ” diye bahsedilen Eskişehir Şairler Derneği’ni altı arkadaşı ile birlikte kurdu. 1993 yılından beri bu derneğin başkanlığını yürütüyor. 

Yalnızlık, umut ayrılık, umutsuzluk, sevgi, özlem ve tasavvuf alanındaki duygularını büyük bir ustalıkla dile getiren İbrahim SAĞIR dilimizdeki kelimelere, cümlelere öyle anlamlar yükledi ki hayran olmamak mümkün değil. Bazen bir kıtaya bir kitapta anlatılamayacak acıyı, kederi, sevgiyi ya da özlemi sığdırdı. Her sözcüğü büyük bir titizlikle yerli yerine oturttu. Üstelikte bütün bu güzellikleri, Halk Şiirinin özellikleri olan belli ölçüler içerisinde, belli kurallara uyarak yaptı. 

İbrahim SAĞIR sadece şiir yazmadı, aynı zamanda şiir yazmaya çalışanlara büyük yardım ve katkıları oldu. Sağır’ın yazdığı şiirler Türkiye genelinde ve yurt dışında olmak üzere 20. Asır, İnsanlığa Çağırı, Türk Edebiyatı, Çağrı, Defne, Bayatı gibi yüzü aşkın değişik dergide, çeşitli kitaplarda, antoloji ve gazetelerde yayınlandı. Azerbaycan ve Türkmenistan Türkçesine çevrildi. 2000 yılında DUYGU KERVANI, 2006 yılında da BİR KAPIDAN BİR KAPIYA isimli şiir kitapları okuyucuyla buluştu. 1997 yılında Atatürk Üniversitesi, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Nasır TEKİN tarafından “İbrahim Sağır’ın Hayatı ve Şiirlerinin Tasnifi” adı altında, 2001 yılında da Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat fakültesi öğrencisi Hasan KILIÇ tarafından “İbrahim Sağır ve Duygu Kervanı Adlı Şiir Kitabının İncelenmesi” adı altında bitirme tezi hazırlandı. 2007 Yine Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğrencisi Banu ÜNLÜ Tarafından “Şair İbrahim SAĞIR’IN Hayatı, Edebi Kişiliği ve BİR KAPIDAN BİR KAPIYA İsimli şiir kitabının İncelenmesi” adı altında bitirme tezi yapılmış ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Halil BUTTANRI tarafından kabul edilmiştir. İhsan Işık’ın yayınladığı “Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi” de Arslan Tekin’in yayımladığı “EDEBİYATIMIZDA İSİMLER” Antolojisinde, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı’nca yayınlanan “TÜRK DÜNYASI EDEBİYATÇILARI Ansiklopedisinde ve “Türkiye’de Kim Kimdir? Antoloji” sinde biyografileri yayınlandı.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118419</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/ad09b9bd-e195-498f-b3c0-af149a556158.jpg</image:loc>
            <image:title>Aşk Doktoru</image:title>
            <image:caption>&quot;Aşk Doktoru: Sor-Çöz Yöntemiyle İlişki Sorunları ve Çözümleri&quot; kitabı, ilişkilerde karşılaşılan sorunlara pratik ve yenilikçi çözümler sunan bir rehber olarak öne çıkıyor. Psikoloji, pedagoji, iletişim, aşk ve ilişki konularında yılların tecrübesiyle uzman bir yazar, Aşk Doktoru Ekrem Çulfa tarafından kaleme alınan bu eser, ilişkilerde sıkça rastlanan problemleri derinlemesine ele alarak okuyuculara bu sorunları aşmaları için etkili yöntemler önermektedir. Kitap, herkesin kendi ilişkisinde uygulayabileceği basit ama uygulamalı ve güçlü tekniklerle doludur. 

Kitabın temelini oluşturan &quot;Sor Çöz Yöntemi,” okuyucuların kendi ilişkilerinde karşılaştıkları spesifik sorunları tanımlamalarına ve bu sorunlara uygun çözüm yollarını bulmalarına imkan tanır. Bu sayede, okuyucular hem kendilerini hem de partnerlerini daha iyi anlama fırsatı bulacaklar. Kitap ayrıca, anlaşmazlıklar, güven sorunları, iletişim eksiklikleri gibi konuları irdelerken; partnerler arasındaki bağın güçlenmesine yardımcı olacak önerilerde de bulunur. 

&quot;Aşk Doktoru&quot;, çiftlerin birbirleriyle daha sağlıklı iletişim kurmalarını sağlayacak pratik egzersizler sunar ve gerçek hayat örnekleri ile uygulamalı tavsiyeler vererek okuyucuların ilişkilerini daha mutlu ve tatmin edici bir hale getirmelerine yardımcı olur. Kitap; evli çiftlerden yeni tanışanlara, uzun süreli ilişkisi olanlardan ayrılığı düşünenlere kadar geniş bir yelpazedeki insanlara hitap ediyor ve her türlü ilişki durumunda karşılaşılabilecek zorlukların üstesinden gelmek için gerekli bilgi ve becerileri sunmayı amaçlıyor. 

Bu eserle ilgili olarak; eğer siz de ilişkinizde karşılaştığınız sorunların üstesinden gelmek, partnerinizle daha derin bir bağ kurmak ya da sadece mutlu ve sağlıklı bir ilişki için ipuçları arıyorsanız, &quot;Aşk Doktoru: Sor Çöz Yöntemiyle İlişki Sorunları ve Çözümleri&quot; kitabının size çok şey katacağına emin olabilirsiniz. 

Son söz olarak; ilişkilerinde kaliteyi arttırmak isteyen, aşkın ömrünü uzatmayı hedefleyen ve sorun yaşayan tüm çiftlere “Aşk Doktoru Kitabı”nı en değerli hediye olarak verebilirsiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118420</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/eb38e577-d077-4da1-98c6-e62e9d6d0481.jpg</image:loc>
            <image:title>Lyon’da Düğün</image:title>
            <image:caption>Elinizdeki kitap, 20. yüzyılda tiranlıktan kaçan entelektüellerin simgesi haline gelen Stefan Zweig’ın alameti farikasını ortaya koyan iki öyküden oluşuyor.  “Lyon’da Düğün”de (1927), Fransız Devrimi esnasında yaşanan bir aşk hikâyesi anlatılıyor. Kurşuna dizilmeyi bekleyen tutuklular arasından bir çift, yıllar sonra birbirleriyle karşılaşırlar. Hapishane duvarlarını tırmalayan bir çığlık kısa süre sonra, son günlerini yaşayan insanların ölüm yokmuşçasına “umut”la tebessüm etmelerini sağlayacaktır. “Wondrak”ta  (1914-1916) ise toplum tarafından dışlanmış Ruzena’nın biricik oğlu için verdiği mücadeleyi anlatır Zweig. İnsana dair en derin hisleri küçücük anlara sığdırdığı öykülerinde usta yazar, insanların sebep olduğu karanlığın başka insanların hayatına nasıl tesir ettiğini anlatıyor. 
“Bu acıklı manzarayı her gün görmeye alışkın olan insanlar bu sefer bu tuhaf grubun geçişini şaşkınlıkla izlediler, çünkü en önde yürüyen o iki insan, genç bir subay ve başında çiçeklerden yapılmış gelin tacıyla bir kadın, öyle alışılmamış bir neşe ve neredeyse uhrevi bir mutluluk yayıyordu ki en duygusuz insanlar bile bunda çok gizli bir sırrın olduğunu hissedip derin bir saygı duyuyorlardı.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118421</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bce3c608-55b5-4f8d-8859-ac100e530366.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Ağa</image:title>
            <image:caption>İranlı yazar Sâdık Hidâyet’in hem nalına hem mıhına vurduğu bir novella Hacı Ağa. Kahramanımız Hacı Ağa, bu topraklarda da binlerce benzerini görebileceğimiz “her devrin” adamlarından.Kimilerine isim sembolizasyonlarıyla özel adlar verdiği yan karakterler ise her devrin “kullanışlı” bireyleri. 1940’ların İran’ında çizdiği panorama sadece o dönemin İran’ının değil, son bir asırdan fazladır bütün bölgenin hikâyesini anlatıyor adeta. Sermayenin ve sermayenin maşalarının dini çıkarlarına nasıl alet ettiklerini, kendi çıkarları uğruna her yolu mubah sayanları, hepimizin çok iyi tanıdığı yüzsüz, zübük politikacıları ve onların yardakçılarını hikâye ediyor. Kalemin kılıçtan keskin olduğunu bir kere daha gösteriyor. 
“Çünkü Hacı, hayatın sahtekârlık, yalan, dalavere, şarlatanlık ve üçkâğıtçılıktan ibaret olduğuna inanıyordu. İçinde yaşadığı toplum bu temeller üzerine kurulmuştu, dolayısıyla böyle bir toplumda herkes birbirini daha iyi kazıklayabilir, ağız değiştirebilir ve yakasını sıyırabilirdi. Kendi varlığını başkalarınınki gibi günahkâr görüyor ve aklanmak için hiçbir entrikadan, dalkavukluk ve hokkabazlıktan geri durmuyordu. Dilin her tarafa dönebilen bir et parçası olduğunu düşünüyordu ve bu yüzden rüşvet, ihanet, casusluk, yağcılık, kandırma gibi işler onun karakterinin bir parçası olmuştu. Devir böyleydi! O da kendi devrinin seçkinlerinden biriydi…”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118422</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/efb5c9b8-15f2-47e3-89f5-458d46c5a90a.jpg</image:loc>
            <image:title>En Paytak Gösteri</image:title>
            <image:caption>EN PAYTAK GÖSTERİ 

Pay pay pay tak tak taK PAYTAK... 

Aç gözlerini, bak karşıya, 

Selam ver seni izleyen kutup dostlarına. 

En Paytak Gösteri’ye ortak olmak için sen de sayfaları arala.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118423</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/36885616-a639-450e-bcfa-ae1359090bfd.jpg</image:loc>
            <image:title>Türkiye Üzerine Tezler 4 Bütün Eserleri</image:title>
            <image:caption>“Türkiye Üzerine Tezler” serisinin ilk üç cildinde birbirinden sarsıcı tezler öne süren Yalçın Küçük, dördüncü ciltte Türkiye’nin ekonomi-politiğine odaklanıyor ve Eylül 1980 öncesi ve sonrasının röntgenini çekiyor. 
Dönemin Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarının ana omurgayı oluşturduğu kitabında, 70’lerin başından 80’lerin sonuna kadarki süreçte Türkiye’deki sermaye-işçi, devlet-işçi ikililerini değerlendiriyor ve CHP’den ANAP’a uzanan serüveninde ülkenin “iş bilmez” idareciler tarafından gün geçtikçe nasıl yönetilemez hale geldiğini anlatıp yapılan hataları dile getiriyor. Beş bölümden oluşan kitapta, Küçük’ün kendi ifadesiyle belirtmek gerekirse, “tekelciliği kapitalizmden öne çıkaran ve bazı temel yönleriyle karşısına koyan ilk formülasyonu” kaleme alıyor. Dolayısıyla toplumsal kategorilerin kapitalizmin incelenmesinden değil, tekelcilikten çıkarılması gerektiğine ilk kez parmak basmış oluyor. Teşhisini de en baştan yapıyor: Özal ve onu var eden iklim! 
Yalçın Küçük Türkiye Üzerine Tezler 4’te zihin açmaya devam ederken, Türkiye’nin tarihini de yeniden yazıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118424</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d901e55d-7a78-4e36-9a0f-43950ccf4e1b.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçük Dünya Büyük Nokta</image:title>
            <image:caption>Nokta, kitabın her sayfasında yepyeni şeyler gördü. Gördükçe daha çok düşündü, düşündükçe... 

Resimleyen: Ümit Öğmel - Ülkü Ovat</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118425</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0e7aada8-4566-4d1d-ab5f-57114517f7b7.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Bill Gates</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118426</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3a3493cb-2905-47c3-8d88-87e12b19b3af.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Steve Jobs</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118427</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b2ae48e2-6292-49c0-a188-b05f4e1ca1c2.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Mark Zuckerberg</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118428</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a35d5341-c8d9-4c55-b0f1-cb448fd57377.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Jack Ma</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118429</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6e016949-787a-45c8-b773-9e125eb74115.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Jeff Bezos</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118430</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8168ff35-bc98-4fec-ae76-07c29996f855.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Jan Koum</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118431</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1ebc10fb-dd8f-4650-82f2-cb1391e123cb.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Larry Page</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118432</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/51b5f735-1fac-4484-b06f-fed449876c65.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar - Kevin Systrom</image:title>
            <image:caption>‘Dünyayı Değiştiren Muhteşem İnsanlar’ ın yaşamı sizlere ilham olacak. Koyulan hedefe giden yolda vazgeçmeden çok çalışmanın kendi yaşamlarına etkisi ve dünyanın değişimi, gelişimine katkısı ne büyük bir mucize! Ama bu mucizeler, gerçek yaşam hikâyeleri… 

Hem bu mucizelere tanıklık edeceksiniz hem de yaşamınızdaki mucizeler için ilham alacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118433</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e1d02622-0599-4681-9df9-a52db0a125aa.jpg</image:loc>
            <image:title>Ambrosia</image:title>
            <image:caption>“SENİN İÇİN KRALLIĞIMI YERLE BİR EDERDİM.”   Seelie Kralı Torin beni az kalsın dondurarak öldürecekken,
sihirli bir geçien geçerek gerçek evime gönderilmiştim. Ama
görünen o ki gerçek evim, Istırap Sarayı olarak bilinen vahşi
Unseelie Krallığı’ydı. Torin beni takip ederek boynuzlarımı
gördüğünde müstakbel gelininin krallığının düşmanlarından biri
olduğunu anlamıştı. Benim türümden olanlara “iblis” diyordu!
 
Ne var ki bir Unseelie’nin boynuzlarına sahip olmama rağmen
burada da hoş karşılanmamıştım. Kraliçe Mab ve korkunç
askerleri beni bir hain olmakla suçlarken bize işkence etmekten
büyük keyif alıyorlardı. Istırap Sarayı’ndan canlı çıkmak için
tek umudumuz birbirimize olabildiğince yakın kalmaktı; bu at
üstünde birlikte kaçmak ve aynı yatağı paylaşmak anlamına
gelse bile. Torin sevdiği her kadını öldürmekle lanetlendiği için
buradaki her anımız son anımız olabilirdi ve bu yüzden her bir
saniyemiz hüzünlü ve bir o kadar büyüleyiciydi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118434</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/03581a24-209d-4797-8da0-5a703a25c428.jpg</image:loc>
            <image:title>İrade İçgüdüsü</image:title>
            <image:caption>Hissettiğiniz şeyi hissedin ama düşündüğünüz her şeye inanmayın.   Psikoloji, ekonomi, sinirbilim ve tıp alanındaki en güncel araştırmaları bir araya getiren İrade İçgüdüsü, kilo vermekten daha sabırlı bir ebeveyn olmaya, daha az ertelemeye, daha sağlıklı ve verimli olmaya kadar çeşitli hedefleri gerçekleştirmenizde hayatınızı değiştirecek tavsiyeleri okurla buluşturuyor.
 
Stanford Üniversitesi’nden Kelly McGonigal’ın son derece rağbet gören İrade Bilimi dersine dayanan bu kitabını okurken özdenetimden nasıl yararlanacağınızı aşama aşama öğrenecek, toksik alışkanlıklarınızdan kurtulup özgürleşeceksiniz.
 
“Bu kitap, irade gücünün sınırlarının farkına varmak, hedeflerine etkili bir şekilde ulaşmayı öğrenmek isteyen herkes için muazzam önem taşıyor.”
—Jeffrey M. Schwartz, MD</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118435</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/8d6071a6-2803-4f30-be80-6f89ca61ebbb.jpg</image:loc>
            <image:title>Lilith</image:title>
            <image:caption>Havva’dan önce Lilith vardı. 
 
Lilith ve Âdem, Cennet Bahçesi’nde eşit ve mutludurlar. Ta ki Âdem, Lilith’in kendi iradesine boyun eğip onun altına yatması gerektiğine karar verene kadar. Lilith bunu reddeder ve sonsuza dek cennetten kovulur. 
 
Şeytanlaştırılan ve kenara itilen Lilith, Tanrı’nın kendisine boyun eğmeyi kabul eden Havva’yı yaratmasını öfkeyle izler. Ancak Lilith’in bir sırrı vardır: Bilgi Ağacı’nın meyvesini çoktan tatmıştır. Bilgelikle donanmış olan Lilith, Tanrı’nın eşi ve dengi, Cennetin Kraliçesi Aşera’nın neden kayıp olduğunu bilmektedir. Lilith’in bir planı vardır: Havva’yı kurtaracak, Aşera’yı bulacak, dünyaya dengeyi geri getirecek ve Cennet’teki hak ettiği yeri yeniden kazanacaktır. Lilith’in adalet arayışı onu Antik Sümer’in zigguratlarından İsrail Kraliçesi İzebel’in sarayına ve Roma Yahudiyesi’ndeki radikal bir vaizin yanına kadar tarih boyunca yönlendirir. Nuh’un karısı Norea, İzebel ve Mecdelli Meryem, Lilith’in aydınlanmasına yardımcı olurlar. 
 
Modern çağda, eşitsizlik üzerine kurulu bir dünyanın feci sonuçlarını gözlemlerken, Lilith nihayet zamanın başlangıcında kadınlara ve tüm insanlığa yapılan yanlışı düzeltmek için ne yapılması gerektiğini anlar. 
 
“Aydınlatıcı, büyüleyici ve saygın; feminist mit yeniden anlatılarına güçlü ve değerli bir katkı.” 
– Jennifer Saint Ariadne’nin yazarı 
 
“Madeline Miller ve Jenny Saint hayranları bu etkileyici feminist yeniden anlatıma bayılacaklar.” 
– Rosie Andrews, Leviathan’ın yazarı</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118436</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/496cc0eb-9b48-4cd0-aca3-c98f8faf0e10.jpg</image:loc>
            <image:title>Robin Hood 3 - Jet Ski’ler, Bataklıklar ve Kaçakçılar</image:title>
            <image:caption>Robin ve Marion, uluslararası çoksatar Robert Muchamore’un aksiyon dolu üçüncü macerasında yine yetkililerle karşı karşıya geliyor. 
Başına ödül konan ve peşinde özel kuvvetler askerleri olan Robin, Doğu Deltası’nda saklanmaya başlar. Ama bela onu bir şekilde yeniden bulur. Gümrük Göçmenlik yetkililerinden gizlenerek mültecilerin kurtarılmasına yardım ederken, Marion ile birlikte bir insan kaçakçılığı operasyonunu keşfederler. 
Çaresiz insanlar ucuz mallar üretmek için köle gibi çalıştırılmak üzere ülkeye getirilmektedir. İkisinin bu işin arkasında kimin olduğunu bulmaya çalışması an meselesidir. 
Robin zengin ve güçlülere yaptığı muhteşem baskınlarla yine manşetlere ismini yazdırır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118437</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f1888166-38f3-46d6-b4af-a8fac4a85f15.jpg</image:loc>
            <image:title>İnsan Düşünüşünün Doğal Tarihi</image:title>
            <image:caption>Michael Tomasello (1950, Florida) gelişimsel psikoloji, karşılaştırmalı psikoloji ve dilbilim alanın­da çalışmalar yapmaktadır. Şu an Duke Üniversitesi’nde profesör olarak psikoloji alanında eğitim vermektedir. Aynı zamanda da Max Planck Enstitüsü, Evrimsel Antropoloji bölümü yöneticilerin­dendir. Çalışmaları nedeniyle birçok ödüle değer görülen Tomasello gelişimsel ve karşılaştırmalı psikoloji alanındaki en yetkin isimlerden biridir. 
Eserlerinden bazıları: The Cultural Origins of Human Cognition (1999), Constructing a Language: A Usage-Based Theory of Language Acquisition (2003), Origins of Human Communication (2008, İnsan İletişiminin Kökenleri, Metis Yayınları, 2019), Why We Cooperate (2009, Neden Ortaklıklar Kurarız, Alfa Yayınları 2014), A Natural History of Human Thinking (2014), A Natural History of Human Morality (2016, İnsan Ahlakının Doğal Tarihi, Koç Üniversitesi Yayınları, 2018). 
 
Tomasello, insan öncesi atalarımızın, günümüzün büyük maymunları gibi, sorunları düşünerek çözebilen sosyal varlıklar olduğunu savunuyor. Gelgelelim ekolojik değişiklikler sadece kendi bireysel hedefleri peşinde koşan bu rekabetçi canlıları daha işbirlikçi bir yaşam formuna zorladı. Böylece ilk insanlar eylemlerini koordine etmek ve düşüncelerini işbirliği kurdukları ortaklarına iletmek zorunda kaldılar. Tomasello’nun “ortak maksatlılık hipotezi”, sosyal açıdan giderek karmaşıklaşan bu yaşam formunun nasıl olup da kavramsal açıdan karmaşıklaşan düşünme biçimlerine yol açtığını or­taya koyuyor. Hayatta kalabilmek için insanların dünyayı çeşitli sosyal perspektiflerden görmeyi, sosyal olarak yinelenen çıkarımlar yapmayı ve grubun normatif standartları aracılığıyla kendi düşüncelerini denetlemeyi öğrenmesi gerekiyordu. Dil ve kültür bile öteden beri süregelen birlikte çalışma ihtiyacından doğdu. Tomasello, bizi diğer büyük maymunlardan en çok ayıran şeyin, işbirliğine ve iletişime dayalı yeni etkileşim biçim­lerimizin ortaya çıkardığı yeni düşünme tarzları olduğunu gösteriyor. 
İnsan Düşünüşünün Doğal Tarihi, insanın toplumsallığı ile biliş arasındaki bağlantı hakkında bugüne değin yapılmış en ayrıntılı bilimsel analizi sunuyor. 
 
“İnsan düşünüşünü eşsiz kılan şey nedir? Michael Tomasello’nun maymunlar ve çocuklarla yaptığı deneysel çalışmalardan yola çıktığı ufuk açıcı yeni kitabı, insan bilişinin evrimsel kökenlerine dair önemli yeni görüşler ileri sürüyor.” 
Dan Sperber, Centre National de la Recherche Scientifique, Paris</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118438</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9306a93c-4e52-4630-b246-bcc725a2961b.jpg</image:loc>
            <image:title>Paylaşmak</image:title>
            <image:caption>Yusuke Yonezu yaratıcılığını kullanarak önemli değerleri 

miniklerle paylaşıyor. Hayata yeni başlayan çocuklara paylaşmak 

kavramını eğlenceli bir şekilde anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118439</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9f9466bf-1635-4da0-a1f8-111d0caab4b8.jpg</image:loc>
            <image:title>Zihnini Yeniden Yapılandır</image:title>
            <image:caption>İnsan tepkileri içinde en belirgini, gerçeği reddetmektir. 
 Matrix 
 
İllüzyonu fark edebildiğinde, hakikati deneyimleyeceksin. 
Zihin hareketlerini gözlemlediğinde, düşüncelerin yönetilebileceğini öğreneceksin. 
Oyunu kurallarına göre oynadığında, hayatının nasıl değiştiğini göreceksin.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118440</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f8130081-70ac-413e-9e1f-af76143d68ad.jpg</image:loc>
            <image:title>Kızıl Milyarder: Giangiacomo Feltrinelli</image:title>
            <image:caption>Aristokrat bir ailede doğan Feltrinelli, olağanüstü bir entelektüel yetenek ve tutkuya sahipti. Genç yaşta edebiyat ve politikanın büyüleyici dünyasına adım attı. 
Giangiacomo Feltrinelli, 20. yüzyılın en ilginç ve tartışmalı figürlerinden biriydi. Entelektüel cesareti ve devrimci ruhuyla tanınan Feltrinelli, ünlü bir yayıncı ve aktivist olarak yazın tarihine damgasını vurdu. Ancak onun hikayesi sadece kitapların sayfalarında değil, aynı zamanda devrimin ve değişimin sokaklarında yazıldı. 
Feltrinelli&apos;nin politik angajmanları, dünya çapında radikal hareketlerle yakın ilişkiler kurmasına ve kitaplar aracılığıyla düşüncelerini yaymasına olanak tanıdı. Yayıncılık kariyeri boyunca yasaklı kitapları yayınlamak gibi cesur adımlar atmaktan çekinmedi ve geniş kitlelere ilham verdi. 
Bu etkileyici biyografi, Feltrinelli&apos;nin hayatını ve etkileyici mirasını ele alıyor. Yayıncılık dünyasının ve politikanın merkezindeki bu olağanüstü figürün hikayesi, gelecek nesillerin de ilgisini çekmeye devam edecek.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118441</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4a3818b-c781-4db7-a8d6-8eb5cd7fe7cb.jpg</image:loc>
            <image:title>İddiayla Başlayan Veda Aşkı 1</image:title>
            <image:caption>&quot;SEN YAPARSIN! BUZLARIN DEMİR LEYDİSİNİ TAVLA!&quot; 
 
Soğuk ve işini ciddiyetle yapan Nao Yoshinaga işyerinde &quot;Buzların Demir Leydisi&quot; olarak bilinmektedir. Bir gün Nao, platonik aşkı Satomura&apos;nın zorla kendisiyle ilgili bir iddiaya dahil olduğuna tanıklık eder! 
 
&quot;Ama bu benim için bir şans değil mi?&quot; 
 
İkilinin bir iddiayla başlayan aşkında neler olacak?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118443</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd1a6159-6691-48a3-8c06-6a13d41dbc46.jpg</image:loc>
            <image:title>NLP-Bırak Sihir Dokunsun Hayatına</image:title>
            <image:caption>NLP Kişisel Mükemmelliğin Sanatı ve Bilimi 
 
 
Gerçek potansiyelinizi açığa çıkarmak, hayatınızı dönüştürmek için NLP teorilerinin ve tekniklerinin basit ama ilgi çekici bir şekilde açıklandığı bu kitapta, sizi geride tutan sorunların üstesinden gelecek teori ve araçları bulacak, fobileriniz, depresyon, istemediğiniz alışkanlıklarınız, stres, anksiyete veya öğrenme bozukluklarınızı iyileştirme yollarını keşfedeceksiniz. 
 
Bu kazanımın ardından da davranışların stratejisini ve yeniden çerçeveleme tekniğini uygulayarak sigarayı bırakma, obezite, takıntılar, erteleme alışkanlığı gibi olumsuz davranışlarınızı değiştirebilecek, özgüven kazanma, sınav başarısını artırma, topluluk önünde konuşma cesareti kazanma gibi pozitif  davranışlar ve alışkanlıklar geliştirebileceksiniz. 
 
Son olarak, NLP’nin eşsiz motivasyon ve stratejik hedef belirleme tekniklerini kullanarak iş hayatında, takımların performansını artıracak, liderlik ve yönetim becerilerinizi güçlendirecek, kurumsal ve bireysel hedeflerinize kolayca ulaşacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118445</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7c3d9de7-65d7-45bd-b6c4-f056b9c8ec26.jpg</image:loc>
            <image:title>İyi Olacaksın</image:title>
            <image:caption>“İNSANIN KENDİNİ FETHETMESİ ZAFERLERİN EN BÜYÜĞÜDÜR.” – PLATON 
 
“Vincit qui se vincit” Latince bir deyimdir ve Türkçeye “Kendini yenen, galip gelir” ya da “Kendini yenen yenilmezdir” şeklinde çevrilebilir. Hal böyle olunca zafer ne demektir? 
 
Verdiğin tüm içsel mücadelenin sonucu zaferdir. Sen kendini aşarsan, sınırlarını zorlarsan o zafer senindir. Şimdi soruyorum sana ruhu ay kalbi güneş olanım: Girdiğimiz her mücadeleden daha da güçlenerek çıkmadık mı? Güçlendikçe yenilmezliğimizin tadına varmadık mı? Yara aldığımız her yerden Mevlana’nın dediği gibi şifayı da yaşamadık mı? Zafere ulaşmak için kendinle savaşma, mücadeleni asla pes etmeden ver, içindeki ateşi söndürmeden, engelleri aşmanın ve zirveye çıkacak yolun ışığını bulmanın keyfini yaşa. O yol senden sana, o yol seninle... 
 
Çıkmaz sandığımız o yollardan çıkabilir, sayısız uyuyan ihtimali uyandırabiliriz. Ve hep tekrarladığım gibi tüm güç ve potansiyel sende. 
 
Benim kahramanım, ışığım, ruhu ay kalbi güneş olanım. Zaferin kutlu olsun. 
 
Bu andan tezi yok biliyorum: Sen kendine doğacak, kendine umut olacaksın ve sana söz veriyorum iyi olacaksın...</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118446</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4354c313-c308-4da9-af42-f2b41531d7af.jpg</image:loc>
            <image:title>Balıklar Nerede?</image:title>
            <image:caption>“MİNİKLER İÇİN MACERA YAĞMURU BAŞLIYOR!” 
       Yazarımız Serpil BADEMCİ&apos;nin çok sevilen kitabı “MACERA YAĞMURU”, minik okuyucular için yeni bir seri hâlinde...  
        Kahramanımız Poyraz; teknolojiden uzak ve köyde, kuzenleriyle harika maceralar yaşıyor. Mısır patlatan bir anneanne, masal anlatan dede, teyzeler, kuzenler; doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve eğlenceli bir tatil sizi bekliyor. “Haydi, macera başlıyor!” 
        “Balıklar nerede, Poyraz’la bulmaya ne dersiniz?”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118447</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b6cb53f5-5e78-4610-8261-139cb0ad7093.jpg</image:loc>
            <image:title>101 İğrenç Gerçek 1. Kitap</image:title>
            <image:caption>Bu kitap harika şekilde iğrenç! 
Her gün bir fincan sümük yuttuğunu, kulak kirinin çatlamış dudaklara çok iyi geldiğini, penguenlerin yiyecekleri yavrularının ağzına kustuğunu, Kore’de canlı ahtapot parçalarını yerken vantuzlarının ağzına yapıştığını biliyor musun? 
İşte 101 İğrenç Gerçek 1. Kitap, 4 başlık altında bunlar gibi tam 40 iğrenç ama gerçek bilgiyi içeriyor. Okurken yüzün biraz buruşabilir ama kesinlikle çok farklı bilgiler öğreneceğine emin olabilirsin. 
3 kitaptan oluşan 101 İğrenç Gerçek, Belçikalı yazar Mathilda Masters tarafından yazıldı ve Madeleine van der Raad tarafından resimlendi. Çevirisi Ela Serdaroğlu tarafından Felemenkçe aslından yapılan kitabın editörlüğünü Semra Gültekin üstlendi.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118448</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5b475972-9213-44d5-81a1-8df1039ed3c8.jpg</image:loc>
            <image:title>Sapiens Sapiens’e Karşı</image:title>
            <image:caption>Türümüz Homo sapiens, son 40 yılda kazandığı başarıların ve son yarım yüzyılda yaşadığı müthiş nüfus artışının baş döndürücü sonuçlarına uyum sağlayabilecek mi? Çok uzun zaman önce, birkaç insan türü Dünya’yı paylaşıyor, teknik ve gen alışverişinde bulunuyordu. Daha sonra, Afrika’da ortaya çıkan daha yeni Sapiens popülasyonları (bizim türümüz), Avrupalı Neandertalleri, Asyalı Denisovaları ve başka birkaç türü mağlup etmeden önce, hem yaya olarak hem de teknelerle Avustralya ve Amerika’ya kadar ulaşıp tüm Dünya’yı fethettiler. 
Sapiens Sapiens’e Karşı işte bu muhteşem macerayı anlatıyor. Ancak, değişen iklim koşullarına uyum sağlama yeteneğimiz, kentleşmiş, anında iletişim olanağına kavuşmuş, kirlenmiş, ekosistemleri harap olmuş ve felaketlerin tehdidine daha açık hale gelmiş bir dünyaya uyum sağlamamıza hizmet edebilecek mi? Çünkü evrim devam ediyor. 
Ünlü Fransız popüler bilim yazarı Pascal Picq’in kaleminden, İnsanın Evrimi hakkında bilgi edinmek isteyenler için çok uygun bir kitap.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118449</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/f6e5b43e-af95-4c71-9d7a-c245a6a67500.jpg</image:loc>
            <image:title>Dünya Kendi Tarihini Anlatıyor</image:title>
            <image:caption>Bir Afrika atasözü der ki, “Aslanlar kendi yazarlarını çıkarıncaya dek kitaplar avcıları övmeye devam edecektir.” Bir gezegen aslanlardan önce davrandı. Adı Dünya. Bu kitapta evrenin, kendisinin ve insanın öyküsünü anlattı. 
“Kendini benim efendim sanıyorsun. Ama değilsin. Benim üzerimde bakteriler kadar bile hükmün yok. Zaten evrenin de benim de varoluş amacımız sen değilsin. Aslında seni umursamıyoruz bile. Sonsuzlukta kaybolmuş, yüz milyarlarca galaksi ve trilyonlarca yıldızla bezenmiş kozmik bir okyanusta dönüp dolaşan küçücük bir gezegen üzerinde yaşayan bir canlı türüsün. Yaşama şansını bir sürü rastlantı sonucu elde ettin. Yıldız külünden yapıldın. Kökenin tesadüflerle oluşan kozmik olgulara dayanıyor. Kozmos, önünde açık duran kocaman bir kitap. Onu oku, kendini keşfet.” 
Dünya Kendi Tarihini Anlatıyor evrenin, dünyanın ve insanın öyküsünü bir nefeste okumak isteyenler için.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118450</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7feb1c25-a230-414a-a046-54f132cd7950.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçüklere Labirent Kitabı</image:title>
            <image:caption>Birbirinden güzel labirent bulmacalarıyla keyifli bir etkinlik zamanı! 
 
Her sayfaya yayılan farklı ve keyifli labirentlerin, ilgi çekici görsellerle desteklendiği bu kitap sayesinde çocuklar çok eğlenecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118451</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/6bacb23b-c570-4211-8c05-5b9d5ebbeb65.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçüklere Eğlenceli Etkinlikler</image:title>
            <image:caption>Eğlenceyi keşfet: Kes, Yırt, Yapıştır! 
 
Küçük çocuklar bu ilgi çekici kitabın sayfalarındaki etkinlikleri yapmak için hayal güçlerini kullanarak diledikleri şekilleri kağıtlardan kesip, yırtıp yapıştıracak. 
 
Dikkat, el-göz koordinasyonu, görsel algı ve motor becerilerin gelişimine katkı sağlayacak olan bu kitabı, çocuklar ellerinden düşürmeyecek! 
  Etkinliklerde kullanılacak desenli kağıtlar kitabın sonunda sizi bekliyor!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118452</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9699a26b-1f1c-42a5-bd1b-5763e5ff0dea.jpg</image:loc>
            <image:title>Küçüklere Bahar Etkinlik Kitabı</image:title>
            <image:caption>Çocuklar için eğlence zamanı! 
Küçüklere Bahar Etkinlik Kitabı, bir sürü bulmaca, labirent, farklılıkları bulma, boyama, sayı sayma ve noktaları birleştirme etkinliği içeriyor. 
Evde, dışarıda, tatilde… Hatta yolculuk yaparken! Nerede, ne zaman canı sıkılırsa… 
Çok sayıda eğlenceli etkinlikle dolu bu kitap, çocuğunuzun dikkat, el-göz koordinasyonu, görsel algı ve motor becerilerinin gelişimine katkı sağlayacak, çocuklar bu kitabı ellerinden düşürmeyecek!</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118453</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a4a3c983-9ce0-4a5f-ba71-17da4bc75aff.jpg</image:loc>
            <image:title>Ucuz Romantik</image:title>
            <image:caption>Bazen adı yakın olan yakınlarımızla ne kadar uzağız… 
Bu kitap gençlik yıllarının başında kazara çocuk sahibi olmuş Buket ile, çocuğunun olduğundan haberi olmayan Fuat arasında geçiyor. Birbirlerini doğru dürüst tanımayan bu kişiler, maalesef yanlış yaklaşımlar yüzünden birçok sıkıntıyı ve acıyı yaşamak zorunda kalıyorlar. Yaşanan olaylara karakter farklılığı da eklenince durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. 
Özgür müyüz, veya ne kadar özgürüz bakmak lazım. Özgürlük adına toplumda kabul görmüş birçok şeyi bir kenara atan Fuat, tam özgür mü? 
  Cemalettin Özen, Ucuz Romantik eserinde, yalnız bir hayat sürdürmeyi tercih eden bir erkekle, kızına kendi başına yetmeye çalışan bir kadının yıllar sonra çocukları vesilesiyle bir araya gelmelerini ve karakter dönüşümlerini okuyucuya büyük bir incelikle sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118454</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5313f1af-cbe1-4680-a394-bcaee7b7f741.jpg</image:loc>
            <image:title>Sangria</image:title>
            <image:caption>“...arkamdan bir kadın çığlığı duyuldu &quot;Atlıyor! Bir şey yapın ne olur!&quot; 
Gözlerimi kapadım, son bir nefesi ciğerlerime çektim. İçime çektiğim her nefes işkenceydi bana. Kendimi tamamıyla boşluğa bıraktım. Ancak hiçbir şey hissetmedim. Ne bir yere çakıldım ne de rüzgâr bir yerlerime çarpıp beni hızlandırdı. Hissettiğim tek şey belime dolanan eller ve arkamda delice ağlayan bir genç adamın sesiydi. Kafamdaki sesse susmuştu…” 
 
“İçeriyi aydınlatan hiçbir şey yoktu lakin dış kapının üst kısmında kalan camlardan az biraz bir ışık yüzlerimizi aydınlatıyordu. Günahkâr yüzümün ve ruhumun yaralarını bastıracak kadar parlak bir ışık değildi. Şayet öyle bir ışık, cehennemin ardına kadar açık kapısından dışarı çıkmak için can atan ateşlerden çıkabilirdi ancak.” 
 
“Sıkılan her bir silah, koca bir kasabayı gül kokulu bir mezarlığa çeviriyordu. Atılan her kurşun, bizi sona yaklaştırıyordu.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118455</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/140aa657-39bf-4482-add2-99fe3c1bed47.jpg</image:loc>
            <image:title>Geciken Sabahlar</image:title>
            <image:caption>Deniz ve Selen, umudunu her ne olursa olsun koruyan iki kadın. Sabahlar onlar için gecikse de her doğan günün peşinden koşmayı bilen kadınlar. 
 
Hayat; etrafı çevrilmiş taş yığını. Denizin mavisinden, kokusundan uzak… Parmak uçlarıma basıyorum yükselmek için, yükselip taş yığınlarından ötesini görebilmek için. Bir deniz arıyorum ötelerde, var, biliyorum. Ama bu aralar parmak uçlarım çok ağrıyor. 
 
Gidenler, değişenler ve gelişenler... 
  Geride kalanlar hep aynı kalanlara.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118456</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/d2662b53-fe29-4d05-9b85-254c4ebe2738.jpg</image:loc>
            <image:title>Allah Uğruna Savaş - Avrupa’nın Sosyoekonomik Evriminde Osmanlı’nın Rolü</image:title>
            <image:caption>Murat İyigün geniş bir tarih yelpazesinde din, ekonomik büyüme ve çatışmalar arasındaki bağlantılar üzerine büyüleyici ve ayrıntılarla zenginleşmiş bir kitap kaleme aldı. Allah Uğruna Savaş, Barış ve Refah, tarih, ekonomi politik, dinî çatışmalar da dâhil olmak üzere çeşitli alanlardaki araştırmacıların ilgisini çekmesinin yanı sıra bugünün kalkınma düzeylerinde görülen farklılıkların tarihsel kökenleriyle ilgilenen daha geniş bir kamuoyunun da ilgisini çekecektir.” 
 Jacob N. Shapiro, Princeton Üniversitesi 
 
“İnsanlık tarihine ilişkin önde gelen teorilere meydan okuyan bu büyüleyici kitap, dünyanın monoteist dinleri arasındaki rekabetin, içlerindeki rekabetten çok daha güçlü bir gelişmişlik düzeyinin itici gücü olduğunu gösteriyor. İkna edici bir şekilde tartışan, ferasetli ve baştan sonra keyifli olan bu kitap, İslam ile Hıristiyanlık arasındaki mücadelelerin Müslümanların hâkimiyetindeki toprakların yanı sıra Avrupa’da da çok önemli dönüşümlere yol açtığını gösteriyor.” 
Timur Kuran, Duke Üniversitesi 
 
Üç büyük dinin arasındaki farklılıklar ölümcül çatışmalara sebep oldu, olmaya da devam ediyor. Fakat dinler arasındaki farklılıklar ve çatışmalar nasıl bu denli siyasetin konusu olmaya başladı? Dahası, bu çatışmalar toplumların gelişimlerini nasıl etkiledi? Yahudilik, İslam ve Hıristiyanlık’ın diğer dinlere nazaran uzun ömürlü olmasının nedenlerinin ve bu dinlerin sosyopolitik avantajlarının izlerini süren Murat İyigün, farklıların üç büyük din arasında çatışmadan ziyade bağlılık oluşturduğunu ileri sürüyor. Tüm bu konuları ele alırken Avrupa ve Ortadoğu’nun toplumsal yapılarını analiz ederek bugünkü siyasete de perspektif sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118457</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/fd45cdfc-29fd-4876-abb1-9b761accbbab.jpg</image:loc>
            <image:title>Küfrün Kısa Tarihi</image:title>
            <image:caption>Tarih boyunca kutsal değerlere hakaret veya daha iyi bilinen adıyla küfür, en büyük günahlardan ve suçlardan biri sayılageldi. Eski Yunanistan’da filozof Sokrates tanrıları aşağıladığı, gençleri doğru yoldan saptırdığı gerekçesiyle idama mahkûm edildi. Ortaçağda yerleşik Hıristiyanlık geleneği sayısız tarikatı sapkın ilan etti, Engizisyon küfür suçlamasıyla insanları cezalandırdı. Reform Avrupası’nda mezhep savaşları karşılıklı küfür suçlamalarıyla alevlendi. Günümüzde ise bu konuda yaşanan tartışmalar uzun ve zorlu bir süreçte kazanılmış ifade özgürlüğünün nerede başlayıp nerede bittiği ve modern dünyada böyle bir suçlamanın yerinin olup olmadığı etrafında gelişiyor. 
Bu kitapta David Nash, Batı’da uygarlığın şafağından bu yana küfür eylemlerinin ve küfre karşı verilen mücadelenin kolay anlaşılır bir tarihini ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanından zengin ve çarpıcı örneklerle küfür suçlamasının toplumları düzene sokmak, asayişi sağlamak için nasıl kullandığının, modern devletin ortaya çıkışıyla yabancıyı yerliden ayırmak için kullanılan bir araca dönüştüğünün ve nasıl modern hukuk sistemlerinin parçası hâline geldiğinin izini sürüyor. Aydınlanma idealleriyle bireyin düşünce ve ifade özgürlüğüne açılan alanın çağdaş dünyada küfür yasalarının yerini nefret suçu yasalarına bırakmasıyla yeniden tehdit altına girdiğini, inancın kimlik unsuru hâline gelmesiyle eski defterlerin nasıl yeni bir kılıkta açılabildiğini ve gerilimin neden yeniden arttığını gösteriyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118458</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17015d8e-57e7-4a90-bf30-c0f0a35dcc66.jpg</image:loc>
            <image:title>Ne Münasebet !</image:title>
            <image:caption>Fatih Altınöz, Ne Münasebet! romanında “ilişkilerimiz”e baba, oğul, sevgili ekseninden bakıyor. Hızlı, hınzır bir dil, alışılmadık bir kurgu ve bir cerrahın neşter tutan eline saplanmış bir bıçak… 
 
“Ne zaman teşrif eder acaba ekselansları? Artık gelebilir. Yeterince bekletti bizi. Onu karşıma oturtacağım. Görmem lazım bütün bakışlarını. Gelip oturana kadar en az üç-dört garsona el ense çekecek, halini hatırlarını soracak. Garsonların eşleri, dostları, çocukları, ana-babaları, kaynana ve kayınbabalarının sağlık durumlarını irdeleyecek hemen ayaküstü. O anda dükkânda olmayan patronu nasıl ameliyat ettiğini ve adamın ömrünü nasıl uzattığını bir punduna getirip mutlaka araya sıkıştıracak. Aysun bil ki bütün bunlar, bütün bu gösteri senin için tatlım.”</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118459</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/bb075e09-f782-4963-802b-528edce5fc97.jpg</image:loc>
            <image:title>Valentina</image:title>
            <image:caption>Valentina, kasabanın sonunda mezarlığa bakan bir evde annesiyle birlikte yaşıyor. Yanında hayalet kedisi Pandora, elinde en sevdiği kitap Kötülük Çiçekleri olsa da kendini çoğu zaman yalnız hissediyor. Bir de annesi, on üçüncü yaş gününü unutunca işler sarpa sarıyor. Zeynep Alpaslan ve Gözde Başkent’ten her şeye rağmen sevebilmek üzerine gotik romantik bir çizgi roman. Valentina’yla tanıştığınıza hiç ama hiç pişman olmayacaksınız.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118460</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e3cb2463-04c7-44c7-a7f9-2119c305f46d.jpg</image:loc>
            <image:title>Kalbe Saplanan Ok 1 (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Henüz yedi yaşındayken karşı karşıya kaldığı korkunç bir olay yüzünden umutsuzluk içinde savrulup duran Gece Yalçın uzun seneler sonra aslında her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrenir. Yaşadığı ihanetin acısı ve hayal kırıklığıyla kendini bir tren yolculuğunda bulur ve o yolculukta tanıştığı esrarengiz bir adam tüm hayatını değiştirir. 
 
Bir yanda Gece’nin yapayalnız ve terk edilmiş hissetme sebebi olan insanlar, bir yanda onun yanında olmayı amaç edinmiş SERTER GÜÇLÜ... 
 
Gece ve Serter tüm zorluklara rağmen bir arada kalmayı başarabilecekler mi? 
 
Kalplerine saplanan ok onları hayata mı döndürecek yoksa karanlığın içine mi hapsedecek? 
 
AŞK, HİÇ BU KADAR ZOR VE ENGEL TANIMAZ OLMAMIŞTI.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118461</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1949db82-6f78-462c-9326-ef18be57a7ac.jpg</image:loc>
            <image:title>Evrimsel Psikiyatri ve Psikosomatik Tıp</image:title>
            <image:caption>İngiliz doğabilimci ve biyolog Charles R. Darwin’in, ‘evrim kuramı’ adıyla bilinen ve tüm yaşam türlerinin ortak bir atadan türediğine ilişkin önermesi, günümüzde çeşitli bilim dallarında temel bir kavram olarak kabul edilir. İnsanın bellek, algı ve dil gibi psikolojik özelliklerini evrimsel bir bakış açısıyla ele alan ve Darwin’in ‘doğal seçilim’ ve ‘cinsel seçilim’ kuramlarına dayanan ‘evrimsel psikoloji’ ise, insan zihninin de tüm canlıların morfolojik özellikleriyle aynı biyolojik yasalara göre evrimleştiğini öne sürer. Evrimsel psikoloji ve hastalıkların nedenlerini araştıran etoloji, sosyo-biyoloji ile davranışsal ekoloji gibi ilişkili disiplinler, insan zihninin nasıl çalıştığıyla ilgili birçok yanlış varsayımın çürütülmesine katkı sağlamıştır. 
Alman nöro-psikiyatrist ve evrimsel tıp uzman› Prof. Dr. Martin Brüne, çok kapsamlı bir araştırmasının sonucu olan bu kitabında; evrim kuramının ışığında, otizmden kişilik bozukluklarına, depresif bozukluklardan beslenme ve yeme bozukluklarına, cinsel işlev bozukluklarından kaygı bozukluklarına ya da madde bağımlılığına kadar 
çağdaş psikolojinin tedavi alanına giren en temel ruhsal sorunların binlerce yıl öncesine uzanan tarihsel kökenlerini ve bugünkü sonuçlarını ortaya koyuyor. 
Prof. Brüne, günümüzde milyonlarca insanın yaşamını çıkmaza sokan ruhsal hastalıkların tedavisinde çağdaş psikolojinin tan› sistemlerinin tıkandığı ve kendini aşamadığı noktaları da gözler önüne sererek, psikiyatrinin ve psikosomatik tıbbın 
niçin ‘evrim’e gereksindiğine ilişkin ilerici bir bakış açısı sunuyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118462</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/a45cf99b-fee3-465a-956e-84372ab2abc5.jpg</image:loc>
            <image:title>Öğrenme Güçlüğü, Disleksi, Dikkat Eksikliği</image:title>
            <image:caption>Öğrenme güçlükleri, zekâ düzeyi normal olan çocukların okul çağında ciddi sorunlar yaşamalarına yol açmaktadır.  Her 10 kişiden birini etkileyen öğrenme güçlükleri, okul çağı çocuklarındaki önemli akademik sorunlar yaşamasına yol açarlar. Okuma-yazma ve matematik öğrenmede güçlük, ders notlarının düşük olması, LGS, TYT, AYT gibi sınavlarda istenilen başarıların elde edilememesi öğrenme güçlükleri nedeniyle yaşanabilen akademik sorunlardır. Öğrenme güçlükleri akademik sorunların yanında psiko-sosyal sorunların yaşanmasına da yol açabilirler. 
 
 
·         Niçin bazı çocuklar öğrenme güçlükleri yaşarlar? 
·         Öğrenme güçlükleri nasıl fark edilebilir? 
·         Disleksi, diskalkuli ve diğer öğrenme güçlüklerinin tanısı nasıl koyulabilir? 
·         Öğrenme güçlüğü olan çocuklarımıza nasıl yardımcı olabiliriz? 
·         Öğrenme güçlüklerinin aşılmasında ne tür yöntemler kullanılır? 
·         Eğitim planlamaları nasıl olmalıdır?</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118463</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/e95558b0-c87c-450f-a3be-19998615c589.jpg</image:loc>
            <image:title>Ahıska Diye Diye</image:title>
            <image:caption>14 Kasım 1944 tarihinde Türkistan ülkelerine sürgün edilen Ahıskalı Türkler 1960’lı yıllardan itibaren vatan Ahıska’ya dönüş mücadelesi başlattılar. Kısa zamanda teşkilatlanan halk 1962 yılında Özbekistan’ın Taşkent Vilayeti Buka ilçesinde bir araya gelerek Geçici Kurtuluş Organizasyon Komitesini kurdu. Komite, Enver ODABAŞOV, Ellez İZZETOV, Muhlis NİYAZOV, Reşit SEYFATOV, Yusuf SARVAROV, Süleyman BARBAKADZE ve Fuad PEPİNOV gibi önemli şahsiyetlerin rehberliği ile faaliyetlerini güçlendirdi. Kuruluşundan günümüze faaliyette olan Komite/Ahıska Vatan Cemiyeti bugün de vatana dönüş sorununun (Ahıska’ya dönüşün) muhataplarıyla (Tiflis, Moskova ve Avrupa Konseyi) görüşmelerini devam ettirmektedir. Eser, cemiyet üyelerinden biri olan Fuad PEPİNOV’UN kaleminden Ahıskalı Türklerin mücadelesini anlatmaktadır. Sürgünün 80. yılında halen çözüm bekleyen siyasi, hukuki ve sosyal sorunlara ışık tutmaktadır. Rusçadan çevrilen AHISKA DİYE DİYE kitabı konuyla ilgili bilgi notları, mektupları ve tavsiyeleri kapsamaktadır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118464</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0586275e-6ef4-4190-8a52-ce3d4279071b.jpg</image:loc>
            <image:title>Nan Ba: Dünyada Bir Başına</image:title>
            <image:caption>Dünyanın içine, tam ortasına doğmuş bir Nan Ba. Elleriyle, gözleriyle ve tüm bedeniyle dünyayı kavramaya çalışan bir varlık. İçinde, kavrama çabasıyla el ele giden bir nefes, bir arkadaş bulma isteği… 
 
Ama nasıl da güzel bir istek! 
 
Nan Ba’nın yeryüzünün çeşitli coğrafyalarında sürdürdüğü bu arayış size de tanıdık geldi mi? Kimi zaman canının yandığı, kimi zaman keyiften kendinden geçtiği anlar size bir şeyler hatırlattı mı? 
 
Cevaplamak için Nan Ba’nın yolculuğuna davetlisiniz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118465</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9336b30c-7e3a-4fa4-a7a0-2f55e675c24f.jpg</image:loc>
            <image:title>Sevgili Süper Villains</image:title>
            <image:caption>KÖTÜLER İÇİN İHBAR HATTI AÇILDI! 
SADECE. KÖTÜLER. KABUL EDİLİR. 
 
Sevgili DC Super Villains’te DC’nin kötü şöhretli asilerinin hayatlarına bir giriş yapıyorsunuz. Bu kitapta çocuklar acımasız suçlulara yazıyor ve karanlık tarafta hayatın nasıl olduğunu soruyorlar. 
Satır aralarını okursanız kötülerimizin büyük işler çevirdiğini fark edebilirsiniz! Justice League zamanında gelip onları durdurabilecek mi? 
 
Alo Kötülük Hattı’na yazıp öğrenebilirsiniz!! 
 
Sevgili Justice League’in arkasındaki şeytani dehalardan New York Times’ın çok satan yazarı Michael Northrop ve sanatçı Gustavo Duarte sizi kötülükte oldukça iyi olan bu karakterlerin aynı 
zamanda kargaşa dolu hikâyeleriyle tanıştırıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118466</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7cd655eb-56bc-4134-9897-6f841c7215dc.jpg</image:loc>
            <image:title>Afet Psikolojisi</image:title>
            <image:caption>“Afetler coğrafi sınırlarının çok ötesine uzanan derin bir bozulma yaratabilir. Psikolojik ve davranışsal tepkiler, bir afetin ardından en önemli halk sağlığı yükünü oluşturur. Müdahaleler kanıta dayalı olmalı, toplumun ihtiyaçlarına göre uyarlanmalı ve güvenliği, sakinleştirmeyi, toplumsal etkinliği, sosyal bağlılığı, umut ve iyimserliği geliştirmeye hizmet etmelidir.” 

Afetler, aniden meydana gelen, yıkıcı ve etkilenenlerin müdahale imkânının yetersiz kaldığı doğal olaylardır. Ekolojik ve ekonomik sonuçları daha çok gündem edilse de toplumların işlevlerini bozmaları, başa çıkma mekanizmalarını tahrip etmeleri bakımından afetlerin öncelikle psikolojik ve psikososyolojik sonuçları vardır. Afet Psikolojisi: Doğal Afetlerde Psikososyal Destek ve Müdahaleler kitabı, psikoloji ve psikiyatri alanlarında uzman olan isimlerin katkısıyla, afet sırasında ve sonrasında ortaya çıkan psikolojik etkilere dair kapsamlı bir inceleme yürütüyor. Afet psikolojisi alanındaki temel kavramları, teorik çerçeveleri ve araştırma bulgularını ele alarak afetlerin psikolojik etkilerini anlamaya yönelik bir temel çerçeve sunuyor. Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada çeşitli doğal afetlerden etkilenen insanların psikolojik durumlarının anlaşılmasına ve afetzedeler için uygun psikososyal desteğin ve tedavinin sağlanmasına katkı sunma amacında olan kitap, akademisyenler, psikiyatristler, sosyal hizmet uzmanları, klinik psikologlar ve konuya ilgi duyan herkes için bir başvuru kaynağı olacaktır.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118467</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68b2ab01-6db6-420c-a9ea-23fe481e438d.jpg</image:loc>
            <image:title>Divan (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Benüm bunda karârum yok ben bunda gitmege geldüm
Bâzirgânam metâ‘um çok alana satmaga geldüm
Ben gelmedüm da‘vî-y-içün benüm işüm sevi-y-içün
Dostun evi gönüllerdür gönüller yapmaga geldüm
Dost esrigi deliligüm âşıklar bilür neligüm
Degşüriben ikiligüm birlige bitmege geldüm
O hocamdur ben kulıyam dost bagçesi bülbüliyem
Ol hocamun bagçesine şâd olup ötmege geldüm
Bunda biliş olan cânlar anda bilişürler-imiş
Bilişüben hocam-ıla hâlüm arz itmege geldüm
Yûnus Emre âşık olmış ma‘şûka derdinden ölmiş
Girçek erün kapusında hâlüm arz itmege geldüm</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118468</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/9c9be3cb-ac7b-4088-a2b0-32d7c79b8b94.jpg</image:loc>
            <image:title>Ömr-i Edebi 1</image:title>
            <image:caption>Ömr-i Edebî 1’de ‘gerçeğin tüm katmanlarını tetkike çalışan’ Ahmet Rasim’in on iki yıllık hakikat ve hayal yazılarına tanıklık ediyoruz. Yazarın daha önce Malumat ve Hazine-i Fünun gibi süreli yayınlardaki fıkralarından seçtiği ve 1897-1900 yılları arasında dört cilt hâlinde yayımladığı bu eserin ilk iki cildi bir araya getirilmiş ve Latin harfleriyle ilk kez kitaplaşmıştır. Eserde yer alan yazılar tür ve konu bakımından çeşitlilik gösterir. Yazarın mukaddimede “Ömr-i Edebî’de intizam aramam” dediği, aralarında konu bütünlüğü bulunmayan bu yazıların ortak noktası onun eşsiz üslubudur. Fıkradan biyografiye, hatıradan makaleye, hikâyeden mensur şiire, denemeden mektuba adeta bir “tür karnavalı” olan bu eserde Ahmet Rasim’in eşsiz üslubuyla birlikte edebî konulardaki özel dikkatini VakıfBank Kültür Yayınları etiketiyle araştırmacı ve okurlara sunuyoruz.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118469</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/4667bb9b-c7bc-4e5c-8263-4118a3920f8a.jpg</image:loc>
            <image:title>Kant Çalışmaları Dergisi Sayı 2</image:title>
            <image:caption>Ayrı Dünyalar: “Tasarım Savaşları’nın Kantçı Kökleri Worlds Apart: The Kantian roots of the “Representation Wars” Adam Rostowski 

Kant’ın Pratik Felsefesinde Özgürlük ve Kadın Bedeni Bükem Özçeri 

Üçüncü Kritiğin Işığında Kant’ın Dünya Yurttaşçılığı Anlayışı: Çok Kültürlü Bir Dünyada İdeal Ahlaki Dünyayı Gerçekleştirmek Kant’s Account of Cosmopolitanism in Light of the Third Critique: Realizing the Ideal Moral World in a Multicultural WorldT Turhan Yalçın 

Immanuel Kant’ın Fakülteler Çatışması ve Almanya’da Üniversite İdesinin Doğuşu Yusuf Örnek 

Fakülteler Çatışması Immanuel Kant</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118470</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b0e55851-a949-4939-9a47-6b83a9daaac8.jpg</image:loc>
            <image:title>Yönetimin Kuralları – Başarılı Bir Yönetici Olmanın Yolları</image:title>
            <image:caption>Başarılı bir yönetici olmak için bilmeniz gereken her şey! 
Bazı insanlar için yönetmek çok kolaydır. Bu kişiler, söz konusu politika, insan ilişkileri ve hedefler olduğunda doğuştan liderlerdir. 
Onların bilip de bizim bilmediğimiz bir şey mi var? Bunlar, hepimizin öğrenebileceği şeyler mi? Duymayan kalmasın, evet!  Onlar, Yönetimin Kurallarını biliyorlar. 
Bu kurallar, doğru kararı alabilmenizi, doğru şeyi söyleyebilmenizi, her durumla içgüdüsel olarak başa çıkabilmenizi ve sonuca ulaşmak için ekibinize nasıl ilham verebileceğinizi gösteren kılavuz niteliğinde ilkelerdir. 
Richard Templar’ın uluslararası çok satan kitabı Yönetimin Kuralları, yönetim işinin inceliklerini anlamanıza ve başarınızı artırmanıza yardımcı olacak. Yeni bir iş teklifi aldığınızda ya da terfi ettiğinizde artık kimse şaşırmayacak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118471</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/7ebe1b95-93dd-42d9-a289-258aa227a331.jpg</image:loc>
            <image:title>Kadınlar,Ambarlar ve Sermayeler</image:title>
            <image:caption>Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler kitabını antropoloji ve iktisadın kesişiminde önemli kılan nedir? Hiç kuşkusuz, teorik ve ampirik ayakları güçlü bir çifte köprü kurması: bir yandan, kendi kendine yeterli tarımsal topluluklar özelinde üretim ve üreme ilişkileri arasında (Birinci Bölüm), diğer yandan da bu topluluklarda üretilen/yeniden üretilen emek gücünün ve artı emeğin mevsimlik göçler yoluyla capitalist system tarafından hem artı değer hem de emek rantı biçiminde sömürülmesi ve modern kölelik formları arasında (İkinci Bölüm). 
Geçimlik besin üretimi ve üreticilerin yeniden üretimi gibi, insan faaliyetinin en belirleyici yönlerinden hareket eden ve nu manada diyalektik materyalizmin en yaratıcı örneklerinden birini sunan C. Meillassoux, çalışmasında Lévi Strauss’un yapısalcılığının keskin bir eleştirisine de girer. Kadın, yapısalcı antropoloji dâhilinde sadece ittifak temelli mübadelelerin konusu olarak ele alınırken, burada bir üretim ilişkisine dönüşmüş üreme ilişkilerinin, babayanlı soy ilişkilerinin tesisinde üreme fonksiyonu gereğince aranan, el konulan, boyun eğdirilen bir figür; eril bir kolektif siyasal girişimin nesnesi olarak karşımıza çıkar. 
Bu açıdan bakıldığında, Kadınlar, Ambarlar, Sermayeler, Marksizm ile uzlaşılabilecek bir feminism ve feminism ile uzlaşabilecek bir Marksizm için, tıpkı toplumsalın ve sömürünün karmaşık kıvrımları hususunda naif olmaması gereken bir teorinin yapması gibi, iyi tasarlanmış bir başlangıç noktası teşkil eder.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118472</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/1fb6c5b7-d303-4b09-b5ba-34e22ed3867a.jpg</image:loc>
            <image:title>Bilge Nathan (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Gotthold Ephraim Lessing (1729-1781): Alman yazar, şair, filozof ve eleştirmen. Edebiyata ve dine eleştirel bakışı, insanlar arasında eşitliği ve özgür iradenin gücünü savunan fikirleriyle Alman Aydınlanmasının en önemli figürlerinden biridir. Sanatın ve özellikle de tiyatronun eğitici fonksiyonuna büyük önem veren Lessing’in felsefi oyunu Bilge Nathan ilk kez yazarın ölümünden sonra 1783’te sahnelenmiştir. Oyun, Sultan Selahattin tarafından fethedildikten sonra Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların bir arada yaşadığı Kudüs’te geçer. Bilge Yahudi Nathan’ın, Sultan Selahattin’e anlattığı ünlü “üç yüzük meseli” temelinde dinler arası hoşgörünün ustalıkla vurgulandığı Bilge Nathan, Lessing’in döneminin katı ahlakçılığına karşı insanların eşitliği ve özellikle de düşünce özgürlüğünün her insan için vazgeçilmezliğini savunduğu eserlerinin başında gelir</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118473</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/b385708a-f348-40e6-a630-c6d6c8dd9eac.jpg</image:loc>
            <image:title>Thirukkural (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Thiruvalluvar: Yaşamına dair kesin bir bilgi yoktur. Hindistan’ın güney ucundaki Kanyakumari’de yaşadığı kabul edilir. Buradaki bir adada Thiruvalluvar adına devasa bir anıt dikilmiştir. MS 2. Yüzyıl ile MS 6. Yüzyıl arasında yazıldığı tahmin edilen ve “Tamil Veda”, “Güneyin İncili” gibi adlarla tanınan Thirukkural, sosyal, siyasi, dinî, ekonomik, felsefi, cinsel konular da içeren, hiçbir tanrının anılmadığı bir tür kutsal kitaptır. “Kural kelimesi” çok kısa şiirsel cümle anlamına gelir. Thiruvalluvar eserinde 1330 kuralı erdem, zenginlik ve aşk ana başlıkları altında toplamıştır. Bu cümleler insani değerleri öne çıkarmaları, iyilik ve merhameti överken şiddeti reddetmeleriyle çarpıcı bir evrensellik taşır. 1700’lü yıllarda başta Latince olmak üzere pek çok dile çevrilen Thirukkural, genel olarak kusursuz bir didaktik şiir olarak tanımlanabilir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118474</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/0cb13c19-8a95-4544-b169-cc475ce71a4d.jpg</image:loc>
            <image:title>Mirasçılar (Ciltli)</image:title>
            <image:caption>Mirasçılar Neandertal insanının Homo sapiens’le karşılaşmasının ardından uğradığı yıkımın öyküsüdür. William Golding 1955 tarihli romanında, bilinmeyen “öteki”ne karşı duyulan korkuyu, Neandertallerin dünyada son günlerini yaşadığı tarihöncesi döneme yerleştirir. Golding’in Neandertal insanı dönemin bilimsel bulgularıyla tam bir uyum içinde değildir. Öldürmenin “kötülüğüne” inandığından doğada bulduğu yiyeceklerle yetinir. Golding ona bir din ve telepati yeteneği de atfeder. Son dönemde İspanya ve Fransa’da Neandertaller tarafından yapıldığı tespit edilen mağara resimlerinin, erken modern insandan ayırt edilemeyecek bir bilişsel kapasiteye işaret ettiği göz önünde bulundurulursa, bu konudaki bilimsel bulguların her geçen gün güncellenmeye devam edeceği ortada. Zaten Golding de bilimsel gerçeklerle uyumlu bir yapıt ortaya koymayı değil, insanı insana anlatan alternatif bir tarih sunmayı hedeflemiş; uyguladığı şiddetle ve iktidar mücadeleleriyle modern insanın atası olan Homo sapiens’in değil, dış dünyada varoluşunu sürdürmek için gerekli donanımdan ve algılarını tutarlı düşünce dizilerine dönüştürme yeteneğinden yoksun Neandertallerin yanında yer almıştı. Mirasçılar’ın büyüklüğü, yaratıcısının benzersiz hayal gücünde, her şeyi Neandertal bakış açısından aktarmak için muazzam bir dil becerisiyle yarattığı müthiş üslupta yatar. Arthur Koestler’in “İngiliz romanının taş kesilmiş ormanlarında bir deprem” olarak nitelediği Mirasçılar, insan doğasının barındırdığı şiddeti ve yozlaşmayı gözler önüne seren en çarpıcı yapıtlardan biridir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118475</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/db7b3b4b-1526-4d8f-86da-06907adb3f29.jpg</image:loc>
            <image:title>Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim - Cilt 1: 1888-1918</image:title>
            <image:caption>“Bu kitapta son yetmiş yıl içinde memlekette ve dünyada olup bitenlerin hikâyesini, hepsinin yakından görgü şahidi olan bir gazetecinin ağzından dinleyeceksiniz. Gördüklerimi ve geçirdiklerimi bu şekilde anlatabilmiş olmayı uzun ve velveleli gazetecilik hayatım için iyi bir son sayarım.” Ahmet Emin Yalman’ın, yaşamının son yıllarında kaleme aldığı anılarının bu ilk cildinde, yazarın çocukluk yıllarından Mondros Mütarekesi’ne kadarki dönem aktarılıyor. 
Yalman, Osmanlı İmparatorluğu’nda hürriyet seslerinin yükseldiği bir ortamda, çok istediği gazetecilik mesleğine başlar. İkinci Meşrutiyet’in ilanı, 31 Mart vakası ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi, Trablusgarp ve Balkan savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi gibi art arda gelişen siyasal ve toplumsal olayların yakından tanığı olur. İmparatorluğun son günlerinde gazetecilik yapmanın zorluklarının anlatıldığı bu ilk cildin ardından, Yalman, sonraki ciltlerde, 1970’lere kadar ülkemizde yaşanan siyasi ve toplumsal olayları yine kendine özgü kalemiyle aktaracak.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118476</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/68656877-611a-4033-a494-4c8478e39133.jpg</image:loc>
            <image:title>Bir Ada Hikayesi</image:title>
            <image:caption>Edebiyatımızın önde gelen isimlerinden Sait Faik Abasıyanık’ın
“Sinağrit Baba” öyküsünden esinle yazılmış sevimli bir dostluk hikâyesi…
Denizlerin en kıvrak zekâlı balıklarından Sinağrit Baba ile küçük bir çocuğun
dostluğuna sizler de dâhil olmak ister misiniz?
Üstelik bu masalsı kitap, renkli sayfalarında Sait Faik’in müzesinin de bulunduğu
Burgazada’nın tarihi dokusunu saklıyor.
Özgür Özgülgün’den sizi hüzünlendirirken bir yandan da gülümsetecek bir
Burgazada öyküsü…</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118477</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/3df37977-f849-427d-af02-decd9d71e10e.jpg</image:loc>
            <image:title>Folklor Tadqiqot Va Ekspeditsiya Metodi Hamda Texnikaları Ma’lumotnoması</image:title>
            <image:caption>Bu kitap folklor araştırmaları ve derlemelerine ilişkin bir metod kitabıdır. Ayrıca araştırma ve derlemelerinin tekniklerini ortaya koyan bilgilendirme dokümanıdır. Ardahan Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak ile aynı üniversitenin öğretim elemanı Şahsenem Dokuzluoğlu’nun birlikte hazırladıkları kitap ,Lâtin harfleriyle Özbek türkçesi olarak kaleme alınmıştır. 
Folklor araştırması yapan bilim adamları, araştırmacılar, derlemeciler için Özbek halk külütründen yarralanılarak hazırlanan bu kitap,  özellikle üniversitelerimizin Çağdaş Türk Edebiyatı ve  Lehçeleri Bölümlerinde okuyan öğrencileri, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri, Halk Bilim Bölümü öğrencileri için bir başvuru kitabıdır. 
Kitapta ; folklor araştırma metodları ve bu metodlara ilişkin nazariyeler ; özel konulu tez, araştırma, derleme, yazma gibi ekspeditsiyaların metod ve teknikleri ; folklorun antropoloji, coğrafya, edebiyat, ekonomi, felsefe, moda, musikî, filoloji, siyaset bilimi, sosyoloji, tarih gibi bilim dallarıyla ilgili alâkaları, folklorun alt dalları ile olan örneklerine metodik yaklaşım verilmektedir.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118478</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/87c5b6a2-5b51-4184-9391-c42ba85ba94d.jpg</image:loc>
            <image:title>Semerkant Katarı</image:title>
            <image:caption>Bolşevik İhtilali’nden altı yıl sonra, Ekim 1923. Rusya İç Savaşı’nın 
son yıllarında, korkunç bir kuraklığın, acımasız bir kıtlığın musallat olduğu Kazan sokaklarında kaos hüküm sürmektedir. Harap olan 
köyler, parçalanan aileler, bir parça ekmek umuduyla şehre akın eden 
milyonlar, sokaklarda yaşayan aç çocuklar… Hükümet, savaşta aile- 
sini kaybetmiş, evsiz çocukların çoğunlukta olduğu yaklaşık yüz elli 
bin çocuğu hızla, gıdanın, sıcak havanın ve yaşama ihtimalinin daha 
çok olduğu coğrafyalara trenle tahliye etmeye başlar. Guzel Yahina, 
Semerkant Katarı’nda bizi bu atmosferde, başlarında genç, şefkatli 
katar komutanı Deyev ve ilkeli, sert mizaçlı çocuk komiseri Belaya 
ile Kazan’dan Semerkant’a götürülen beş yüz çocuğun yolculuğuna 
ortak ediyor: Volga kıyısındaki ormanlardan, Kazak bozkırlarından, 
Kızılkum Çölü’nden Türkistan dağlarına uzanan; her dakikası açlıkla, 
susuzlukla, hastalıklarla, ölüm tehlikesiyle sınanan bir yolculuk bu. 
 
Okuru acımasızlık, zulüm, direniş, inat, umut, kardeşlik ve fedakârlık kavramlarının gerçek anlamları üzerine yeniden düşünmeye zorlayan Semerkant Katarı ile Guzel Yahina büyük romancıların edebi mirasçısı olduğunu ve hikâye anlatıcılığındaki ustalığını bir kez daha ispat ediyor. Semerkant Katarı’yla yazar; Züleyha Gözlerini Açıyor ile başladığı, Çocuklarım ile devam ettiği destansı anlatıyı bir adım daha 
ileri götürüyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118479</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/17be25b3-7e0e-488e-9026-51425e3665e6.jpg</image:loc>
            <image:title>Rüyanın Ortasında</image:title>
            <image:caption>Buradaydım. 
Dünyada. 
İstanbul’da. 
Şimdide ve hafızamda. 
Kendimde ve onda. 
Asılı kalmıştım ben 
-herkes gibi- 
bir rüyanın oltasında… 
Nisan Erdem ikinci öykü kitabı Rüyanın Oltasında ile düşüncenin kıyısına çarpan bir taşı elinde yuvarlıyor. Ölümü duymanın soğukkanlı bilgisini sırtında taşıyor. Oltasında çırpınan balığı anlamak için rüyasında debeleniyor. Bakkala giderken Tanrı’yla karşılaşıyor. 
 
Rüya gören bir ağacı kıskanıyor. Gılgamış’la ölüm üzerine sohbet ediyor. Kırmızı bir trafik lambasıyken beklemekten ve bekletmekten sıkılıyor. Muzu üç, pozu iki liraya satıyor. Rüyanın Oltasında; hikâyenin peşinden koşan âşıkları, yazının ortaya çıktığı yırtılmaları, suyun köpüğünde, yaz gecelerinin kokusunda, geçmişin karanfilinde, bir rüyanın içinde ve İstanbul’un yarısıyla anlatıyor.</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118480</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/dde07739-9292-4fb6-bac3-8ec04b08e888.jpg</image:loc>
            <image:title>İhtida ve Fetih -IV. Mehmet Döneminde Osmanlı Avrupa’sında</image:title>
            <image:caption>İhtida ve Fetih, Osmanlı İslamlaşmasını din değiştirenlerin güdüleri açısından açıklamak yerine, din değiştirmenin faillerine, yani Osmanlı sultanının bizzat kendisine odaklanıyor. IV. Mehmed (1648-87), etkisiz yönetimiyle Viyana kuşatmasının felaketle sonuçlanmasına neden olan soğuk bir hükümdar olarak hatırlanır. Baer, daha önce incelenmemiş Osmanlı arşiv ve edebî metinlerinin bütüncül bir okumasını yaparak, ıv. Mehmed&apos;in bir hükümdar olarak başarısızlıklarını, sultanın İslamı yayma konusundaki gayretinin altını çizerek yeniden inceliyor. 
&quot;Baer&apos;in Osmanlı vakayinamelerini yenilikçi bir şekilde okuması ve din değiştirmenin kendi dini içindeki nüanslarına odaklanması, bu metni paha biçilmez bir hale getiriyor.&quot; –Ethel Wolper, New Hampshire Üniversitesi 
&quot;Marc Baer din değiştirmenin, özellikle de Osmanlı döneminde İslama geçişin yenilikçi bir yorumunu sunuyor. Bu özgün çalışma sadece Osmanlı uzmanlarının değil, İslam ve din değiştirmeyle ilgilenenlerin de büyük ilgisini çekecektir.&quot; –R.M.Eaton, Arizona Üniversitesi</image:caption>
        </image:image>
    </url>     <url>
        <loc>https://www.bookz.tr/detay.php?id=118481</loc>
        <lastmod>2026-04-12T00:00:02+00:00</lastmod>
        <changefreq>daily</changefreq>
        <priority>1.00</priority>
        <image:image>
            <image:loc>https://bookz.tr/admin/uploads/5a2e6095-061c-437b-bd24-4affa1fea9f6.jpg</image:loc>
            <image:title>Hacı Ağa</image:title>
            <image:caption>Her gün avlusunda oturup misafirlerini ağırlayan, ricacıları dinleyen, gerçek bir “şark kurnazı” ve her dönemin adamı olan Hacı Ağa, çıkarları için her yolu mubah gören mizahi bir karakterdir. Keskin, gerçekçi bir gözlemin ürünü olan Hacı Ağa, toplumsal hiciv niteliğinde, sosyo-politik özelliğiyle öne çıkan bir romandır. 
 
Sadık Hidayet bu büyük romanda okuru İkinci Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği yıllarda İran toplumunun ve siyasetinin gerçek dünyasına götürür; İran siyasetinin ve gündelik hayatının panoramasını çizer. Dönemin “Şark dünyasına” ironik bir üslupla yaklaşan Hidayet siyasilerin ve ileri gelenlerin nasıl bir bataklığa gömülüp, halkı nereye doğru çektiklerini gözler önüne serer.</image:caption>
        </image:image>
    </url></urlset>